258 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Cengiz İLHAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 259
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
3499‘DAN 1136’YA
Av. Cengiz İLHAN*
* İzmir Barosu üyesi, İzmir Barosu önceki başkanlarından, TBB önceki yönetim kurulu
üyelerinden
1. Kişilerin sadece davacı ve davalı olarak iddia ve savunma haklarına
sahip olmalarının yetersizliği anlaşılmış, buna bir de 2001 Anayasa değişik-
liği ile “adil yargılanma hakkı” eklenmiştir: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve
savunma ile adil yargılanma haklarına sahiptir” (An. 36/1). Soru şudur; bu
nasıl olacak, nasıl hayata geçecek, ki şiler temel haklarından olan iddia ve
savunma ile adil yargılanma haklarını nasıl kullanabileceklerdir, Bu soru-
nun cevabı “savunma mesleği”ndedir. Günümüzün karmaşık toplum yapısı
ve ilişkileri, bir o kadar karmaşık yasal düzenlemeler kişilerin günlük yaşam
içersinde giderek daha çok idare ile kamu görevlileri ile yüz yüze gelmesi,
bir başka deyişle modern toplum yaşamında idarenin toplum yaşamının
kaçınılmaz bir parçası, bir unsuru haline dönüşmesi, her zamandan daha
fazla olarak savunma hakkını, savunma hakkının örgütlenmesini zorunlu
kılmıştır. Kişilerin, Anayasal adil yargılanma haklarını örgütlü bir savunma
mesleği olmadan yeterince kullandıklarını varsaymak mümkün değildir.
Savunma mesleğinin “kamu görevi” niteliği, artık, hiçbir şekilde tartışılamaz.
İkinci soru şudur; devlet neden,savunma hakkının kullanılmasını kendi
görevleri arasında görmemiş, bir kamu görevi olarak örgütlememiştir? Daha
açık bir ifadeyle hakimler ve savcılar gibi avukatlık hizmetlerinin de maaş
karşılığı görülen bir devlet memuriyeti biçiminde örgütlenmemesinin sebe-
bi nedir? Konu, eski 3499 sayılı Avukatlık Kanunu’nun -kavram, sistematik
ve düzenlemeleri ile günümüz Avukatlık yasasının temelidir- Mart/1938
tarihli “Hükümet Gerekçesi”nde etraflıca tartışılmıştır:
“Avukatlığın bir devlet memuriyeti haline ifrağı ve avukatların vazifelerini
hakimler gibi maaş mukabilinde (karşılığında) görmeleri muhtelif yerlerde tecrübe
edilmiş bir sistemdir. Baronun yaptığı suiistimaller Prusya Kralı ikinci Fredrik’i
avukatlık mesleğinin ilgasına sevk etmişti. Bir kararname ile ücretli avukat istihda-
258 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Cengiz İLHAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 259
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
1
Yürürlükten kaldırılmış, 3499 sayılı Avukatlık Yasası Hükümet gerekçesinden.
(7.3.1938)
“Türkiye’de Savunma Mesleğinin Gelişmesi” Cilt. 1. T. Barolar Birliği Yayınları. S.117
mını menetmiş bunun yerine maaş mukabilinde vazife gören ve taraflara meccanen
(ücretsiz) hizmet etmekle mükellef (yükümlü) bulunan kanuni müşavirler ikame
eylemişti. Kralın bu memurları, vazifeleri devam ettikçe mafevklerine (bağlı olduğu
üstlerine) bir asker disiplini ile bağlı bulunuyorlardı. Aynı tarihlerde avukatlar
İspanya’da kral, Avusturya’da imparator tarafından tayin edilirdi. Birinci Nikola
‘Ben Çar oldukça Rusya’da avukata ihtiyaç olmayacaktır’ diyordu. Sovyet Rusya
30.Teşrinievvel (ekim).1914 tarihinde avukatlığın tamamen serbest olarak icrası
sisteminden, onun tam zıddı olan devletin aylıklı memuru sistemine geçmişti. Bu
usulün esas gayesi, hiç şüphesiz, avukatların davayı uzatmaktaki menfaatlarını
kaldırmak, her türlü tavik(geri bırakma,geciktirme) ve tehir (erteleme,sonra bı-
rakma) yollarını kapamaktı. Fakat bu maksat hiçbir yerde fiilen tahakkuk etmedi
(gerçekleşmedi). Hükümetten aylık alan bir avukat, tarafların seçmiş olduğu avu-
katın gösterdiği gayret ve maharetle çalışmıyordu; bilhassa davacı işini muayyen
bir avukata tevdi mecburiyetinde kaldığından, kendisinin itimadını kazanmış her
hangi bir şahsa müracaat imkanını bulamıyordu. Bu usul en son tatbik edildiği
Sovyet Rusya’da geniş suiistimallere yol açtı;müdafilerin büyük ekseriyeti irtikâp
ve ihtilâstan maznun (sanık) olarak mahkemeye sevk edildiler. Bunlardan bir kısmı
idam diğerleri hapis cezasına mahkum oldular. Bunun üzerine bu sistem 1920
senesinde ilga edilerek adliyede müdafaa vazifesi meslek, kültür veyahut şahsi
vasıfları bu vazifeyi icraya müsait olanlar tarafından ifa edilen bir amme hizmeti
haline ifrağ edildi. Bu suretle avukatlık vazifesi mahiyet ve icabının memurlukla
telif kabul etmediği bir defa daha teeyyüt etmiş(doğru çıkmış) oldu.”
1
Avukatlık vazifesinin,”memurlukla telif kabul etmemesinin” temel nedeni,
kanımca kişi ile toplum düzeni arasındaki çelişki ve çekişmedir. Toplum
düzeni, kişilere yasalarla, yasaların uygulanmasından doğan düzenlemeler
ile bir faaliyet alanı belirlemiştir. Tabiatı gereği bu faaliyet alanını kişiler
genişletmek, yönetimler daraltmak ister. Kişilerin hareket alanları ne ka-
dar dar tutulursa yönetimin işi o kadar kolaylaşacak,iktidarlar o kadar
güçlenecek, pekişecektir. Kişilerin mutluluğu ise bu alanının genişliğine
bağlıdır. Yargılayan toplum düzenidir. Toplum düzeninin hem yargıç hem
de yargılanan kişi olması beklenemez. Bu yargılanan kişinin temsilcisinin,
davacı veya davalı, toplum düzeninin değil kişinin temsilcisi olmasını
gerekli kılar.Bir başka deyişle, toplum düzeninin hem yargılayan hem de
savunan kişi olması yargılamaya güveni yok eder. Yargı diyalektiğinin
gereği budur. Sorunun asıl cevabı, savunmanın bağımsızlığı ilkesindedir.
2. Savunmanın örgütlenmesi, savunmanın bağımsızlığı fikrinin gereği
ve sonucudur. Elbette savunma mesleğinin, kendi içersinde örgütlenme-
260 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Cengiz İLHAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 261
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
2
Namık Kemal Yalçın. “İngiliz Hukuku” 1981. S.151
si fikrini de içerir, hatta onu ifade eder. Savunma mesleği, bir savunma
örgütü olan barolardan ayrı düşünülemez. Bir başka deyişle savunma
mesleği avukatlığın bağımsızlığı ile savunma örgütü olan baroların da
bağımsızlığını gerekli kılar, birisini kabul edip diğerini kabul etmeme gibi
bir durum söz konusu olamaz. Bu nasıl olacaktır? Bir kamu görevi olduğu
halde bağımsız olarak yürütülmesi zorunlu olarak kabul edilen savunma-
nın aynı mantığın sonucu gereği bağımsız olarak örgütlenmesinin kabul
edilmesi gerekmez mi?
Ama bir de şu var: Yasalar, uygulama ile anlam kazanır, uygulamaya
anlam veren, uygulamayı yönlendiren etkenlerin başında ise savunma mes-
leği mensupları gelir. Kamu düzenini temsil ettiğini ileri süren yöneticilerin
temel korkusu da budur; yasaların hukukun temel ilkeleri, evrensel kural-
ları çerçevesinde yorumlanması çoğu ülkede, hele bizim gibi yasalardan
çok yönetmeliklerle, genelgelerle yönetilen bürokratik ülkelerde savunma
mesleği korkulan ve sınırlandırılması,hareket alanı mümkün olduğunca
daraltılması gereken bir meslektir.
3. Savunmanın örgütlenmesinde iki durum söz konusu olabilir:
a. Avukatların, genel hükümlere göre, örgütlenmesi bir başka deyişle
savunmanın statüsünün, avukatlık mesleğine kabul ve mesleğin yürütülüş
kurallarının, bir savunma örgütü olan baroların hak ve yetkilerinin baro-
ların üyeleri tarafından düzenlenmesi, uygulamaların keza baro organları
tarafından yerine getirilmesi. İngiliz Baroları buna bir örnektir:
“Her Barister (savunma avukatı) Baro’ya benzeyen mesleki bir kurum olan
ve kökü X. yüzyıla kadar uzanan bir INN’in üyesi olmak zorundadır. Tamamen
devletten bağımsız,dernek statüsünde ,yazılı ilkelere dayanmayan ve yalnızca
geleneklerle yürütülen INN’lerden günümüzde dört tane kalmıştır. Hepsi de
Londra’da bulunan bu dört INN birleşerek (İnns Of Court) adı altında Barolar
Birliğini oluşturmaktadırlar.”
2
Böyle bir girişim, aşağıda Birlik kuruluş çalışmaları kısmında da ay-
rıca belirteceğim üzere, ülkemizde 5 Nisan 1958 tarihinde İzmir’de Baro
temsilcilerinin katıldığı bir toplantıda yapılmış, barolar tarafından “Medeni
Kanun ve Cemiyetler Kanunu’na” müsteniden ve “Türkiye Barolar Birliği”
unvanı ile bir dernek kurulması kararlaştırılmıştır. Adalet Bakanlığı’nın
izin vermemesi üzerine bu girişim tamamlanamamıştır.
b. Diğeri, statünün, savunma örgütünün, baroların hak ve yetkilerin
devletçe yasa ile belirtilmesidir. Bunu da kendi içinde ikiye ayırmak müm-
kündür: Birisi statünün belirlenmesi kadar uygulanmasının da yürütme
260 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Cengiz İLHAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 261
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
organına bağlayan, idarenin tam bir şekilde denetimi altına alan sistemdir.
Diğeri; yasa ile düzenlenmiş statünün, hak ve yetkilerinin, yorum ve uy-
gulamalarının, yine yasa ile kurulmuş savunma örgütü barolara ve Barolar
Birliği’ne bırakılmasıdır. Birinci ile ikincisi arasındaki fark yorum ve uygu-
lamalarda savunma örgütünün göreceli de olsa bağımsız hale gelmesidir.
Yargı denetimi tam bir şekilde devam etmekle birlikte idari denetim bir
hayli hafiflemiştir.
Birinci duruma örnek; 3499 sayılı Avukatlık Kanunu’dur (1 Aralık
1938–7 Temmuz 1969). Avukatlık, avukatların hak ve yükümlülükleri
barolar vb. konularında etraflı düzenlemeler getirmiş bulunan, bu yasaya
göre aldığım 4 Mart 1952 tarihli ruhsatımda dönemin Adalet Bakanı’nın ve
Bakanlık Hukuk İşleri Müdürü’nün imzası var. Ruhsatımı, İzmir Barosu
Başkanı’ndan değil, İzmir Müddeiumumisi’nden (savcı) almıştım, avukat-
lık yeminimi o verdirmişti. Bu örnek, sanırım, ayrıca açıklamalara gerek
bırakmayacak şekilde durumu açıklamaktadır.
İkinci duruma örnek; halen yürürlükte bulunan 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu’dur. Yukarıda, 3499 sayılı yasanın gerekçesinden, yaptığım alın-
tının devamı şöyle; “...(Her baro listesine hakimdir düsturu) artık önceden bu
sistemi kabul etmiş olan yerlerde bile mahalli tatbik bulunmamaktadır.” Anahtar
bir cümledir bu. 1136’dan bu yana Barolarımız, listelerine yazılmasına karar
verdikleri yeni üyelerinin, ruhsatlarını başkanlarının imzasıyla vermekte-
dirler. Bu belki şimdi fark edilmiyor ama, önemli bir aşamadır, simgesel
de olsa (her baronun listesine hakimdir) ilkesini, en azından hakim olması
gerektiğini ifade etmektedir. Bu, bizim kuşağın uzun, zorlu ve ısrarlı ça-
lışmaları ile varılmış bir aşamadır. Barolar bir Adalet Bakanlığı kuruluşu
olmaktan çıkarılmaya çalışılmış, bu da güçte olsa başarılmıştır. Son 2001
değişiklikleri varılan aşamayı daha ileri götürmüştür. Yorumlama, uygula-
ma ve denetleme artık baroların elindedir. Barolar kuralları koymasa bile,
kuralları yorumlama ve uygulamakta bir ölçüde de olsa bağımsızdırlar.
Bu hiç de kolay olmamıştır, başlangıcı ilk fikir, ilk çıkış noktası 1934 İzmir
Toplantısı’ndan alırsanız, 1136 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 1969’a
kadar otuz beş, 1957 Zonguldak Barosu’nun çağrısı olarak alırsanız on iki,
1958 İzmir Toplantısı’ndan alırsanız on bir 1963 Ankara Toplantısı’ndan
alırsanız altı yıl süren ısrarlı ortak bir çaba. Bu gün Barolarımızın, Baro-
lar Birliği’nin, sadece bir meslek örgütü olarak değil, bir hukuk, bir fikir
kurumu, bir baskı gurubu olarak etkin ve saygın konumundaki derinlik,
hiç şüphesiz, geçmişteki bu uzun, ısrarlı, bilgili ve bilinçli, ödünsüz çalış-
malardan gelmektedir.
262 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Cengiz İLHAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 263
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
3
Aynıi eser. s.151.Dip not. 80
Son durak; elbette statünün de barolar tarafından belirlenmesi, barola-
rın meslek kuralları kadar, yönetim kurallarını da kendilerinin koyabilmesi,
kendi üyelerini kendilerinin yetiştirmesidir.
Lincolns’in, The İnner Temple, The Middle Temple ve Grays İnn ad-
larını taşıyan Londra’daki bu dört kurum (baro) bizim eski medreselerin
havasını da biraz andıran, hem bir okul, hem bir dernek hem de öğrencilerin
ders görmelerinin yanı sıra yatıp kalktıkları ve yemek yedikleri birer yurt
havasını taşımaktadırlar. Mesleki öğretim ve eğitimin doruk noktasında
gerçekleştirildiği bu kurumlarda çeşitli yazılı sınavların ağırlığı ve başarı
oranının hiçbir zaman %30’u geçmemesi bir öğünme nedeni olarak kabul
edilir ve Hukuk Diploması elde etmenin çok kolay olması sonucu Hukuk
Fakültesi mezunları pratikte mesleki görev alamamalarının yanı sıra ku-
rumsal olarak da genelde hukukçu kabul edilmezler.”
3
Ayrıca; “Avukatlığa kabul Şartları”na (md. 3) getirilen “İstisnalar”ın, (md.
4) tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmasa bile en aza indirilmesi
sağlanmalıdır. Çeşitli nedenlerle Adli veya idari veya akademik görev-
lerden ayrılmış veya sürdürmekte olan kişiler için barolar ya bir sığınma
ya bir emeklilik uğraşı yeri ya da “ek iş” gibi görülmektedir ve baroların
kapısı her zaman açık tutulmak istenmektedir. Bu gibi kişilerden bazıları
avukat kimliğinden çok bu kimliğin altında eski veya sürmekte olan görev
ve kimlikleri ile baro çatısı altında rahatça çalışabilmek istemektedirler. Ba-
roların, yasaların belirlediği şartlara göre kabul etmek zorunda kaldıkları,
avukatlık formasyonu almamış bu gibi üyeleri üzerinde meslek disiplini
kurmaları hiç de kolay değildir.
4. Birliğin web sitesinde birkaç satırla geçiştirilmiş tarihçeden etkilene-
rek, 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın ve Türkiye Barolar Birliği’nin kuruluş
çalışmalarının kısa bir özetini vermek istiyorum.
Barolar Birliği’nin web sitesindeki kısa açıklamanın başlangıcı doğ-
rudur: “Ocak 934 yılında İzmir’de toplanan Türkiye Avukatlar Kongresi’ne
katılan çeşitli baro temsilcilerinin 5 gün süren toplantı sonunda almış oldukları
kararlardan en önemlilerden birini ‘Türkiye Avukatlar Birliği’nin kurulması
teşkil ediyordu. Buna rağmen 27 Haziran 1938 tarihinde kabul edilen 1 Aralık
1938 tarihinde yürürlüğe giren ve o zamanın şartlarına göre bir çok ileri ve yeni
hükümler getiren 3499 sayılı Avukatlık Kanunu’nda maalesef Barolar Birliğine
verilmemiştir.” Arkası şöyledir:
Daha sonra; 1957 yılında Zonguldak Barosu, bütün barolara bir yazı
göndererek girişimde bulunmuş, bu girişim sonucu önce 18 Nisan 1957
262 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Cengiz İLHAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 263
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Ankara’da sonra 28 Ağostos 1957 tarihinde İstanbul’da olmak üzere iki
toplantı yapılmıştır. Bu toplantıları 5 Nisan 1958 tarihinde İzmir Toplantısı
takip etmiştir. İzmir Ticaret Odası salonlarında gerçekleşen kapsamlı ve
geniş katılımlı bu toplantıda, Barolar tarafından “Medeni Kanun ve Cemiyetler
Kanunu”na müsteniden ve “Türkiye Barolar Birliği” unvanı ile bir dernek
kurulması kararlaştırılmış, derneğin esas nizamnamesi, maddeleri ayrı ayrı
müzakere edilmek ve oylanmak suretiyle kabul edilmiştir. 6 Nisan 1958
tarihinde sona eren toplantıda ayrıca, bu geniş kapsamlı toplantı ve kabul
edilen Birlik nizamnamesi onuruna, “5 Nisan gününün Avukatlar Günü olarak
kabulüne” karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığı, kanunda değişiklik yapılmadıkça, yasal bir kuruluş
olan baroların, Cemiyetler Kanunu’na göre de olsa birlik kuramayacaklarını
barolara bildirmesi üzerine girişim tamamlanamamıştır.
Sonraki toplantı, Ankara Barosu’nun çağrısı üzerine, beş yıl sonra, 21-
22 Nisan 1963 günleri, Ankara’da yapılmıştır. Çalışmalar, birisi “Avukatlık
Kanunu,Barolar ve Barolar Birliği” diğeri “Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma”
konusunda olmak üzere kurulan iki komisyon halinde sürdürülmüştür. Ba-
rolar ve Barolar Birliği Komisyonu, avukatlık kanunun ilkelerini müzakere
etmiş, o ilke tespit ederek, önermiştir. O günlerin koşullarını ve fikirlerini
yansıtmasının yanında günümüz fikir ve çalışmalarının değerlendirilmesi
bakımından da önemli gördüğüm bu ilkeleri (Ek.1)de sunuyorum. SSK
alternatif teklifini kabul etmeyen Sosyal Güvenlik Komisyonu’nun öne-
risi ise, kurulacak barolar arası bir yardımlaşma sandığı olmuştur. Genel
kurul, her iki komisyon raporunu kabul etmiş, bu ilkelere göre tasarının
hazırlanması ve yasalaştırılması konusunda, müştereken, Ankara, İstan-
bul, İzmir Baroları’na görev vermiştir. Yasa ve birlik kuruluş çalışmaları,
1969 tarihinde Birliğin kurulmasına kadar bu üç baro tarafından ortaklaşa
yürütülmüş ve gerçekleştirilmiştir.
Türkiye Barolar Birliği’nin kurulmasını ön gören ilk taslak Eylül/1963
tarihlidir ve Ankara Toplantısı kararları doğrultusunda üç baro temsil-
cilerinin İstanbul’da yapılan çalışmalarıyla hazırlanmıştır. İkinci taslak
14.1.1966 tarihinde İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları temsilcilerinin,
İzmir’de yaptıkları toplantılar sonucunda oluşmuştur. 1136 sayılı Yasa’ya
esas olan metin bu taslaktır.
Aradan geçen bunca zamandan sonra bütün isimleri tek tek hatırlama-
ma imkan yok. Birliğin 1969 Ağustos ilk genel kuruluna kadar İstanbul’dan
Avukatlar Orhan Arsal, Ferruh Dereli, Emin Baltaoğlu, Ahmet Hamdi Sa-
yar, Sabih Atlı, Ankara’dan Asım Ruacan, Mehmet Nomer, Saffet Nezihi,
Oktay Çubukgil, Rahmi Magat, İzmir’den, Hulusi Selek, Necdet Öklem,
Enver Aslanalp ve ben Cengiz İlhan, Antalya’dan Zeki Şeremet Bursa’dan
264 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Cengiz İLHAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 265
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Zeki Yücel ilk aklıma gelenler. Kuruluştan sonra ise, bu isimlere Anka-
ra’dan Faruk Erem, Atila Sav, Erdoğan Bigat, Fehmi Özçelik, İlhan Kutay
İstanbul’dan Osman Kuntman, Tacettin Sırmalı, Necla Fertan, İzmir’den
İskender Özturanlı, Hasan Basri Güder, Eskişer’den Hikmet Tuncay, Ay-
dın’dan Hilmi Becerik, Samsun’dan İhsan Saraçlar, Konya’dan İhsan Onar
ve Mehmet Kavaklar Balıkesir’den Vedat Burcuoğlu, Gaziantep’ten Orhan
Barlas, Adana’dan Saadettin Tokbey ve Ziya Bilge katılmışlardır. Hepsini
şükran ve saygı ile anıyor, vefat etmiş olanlara rahmet diliyorum.
İlk yılların günlerle süren genel kurulları, yönetim kurullarını, heye-
canlı, ateşli tartışmalarını, hiç unutmadım. Nostalji mi? Hayır, sanmıyorum,
konuya bir derinlik sorunu olarak bakıyor, genç kuşaklara “iyi örnekler”
sunmak için yazıyorum. Camiasıyla birliktelik kuramamış, kendisini ca-
miasından soyutlamış kurumların sorunların çözümünde başarı şansı hiç
de fazla değildir. Birliğimiz kuruluş çalışmalarını bu ilkeyi benimseyerek
yürüttü, kısa zamanda kendisini toplumumuza kabul ettirip, saygın ve etkili
bir kurum olabilmişse sebebi başka yerde aramamalıdır. Başta zihniyet
olmak üzere, genç kuşakların önünde savunmanın, savunma mesleğinin
çözülmesi gereken daha bir çok sorunu vardır. Savunma, bu mesleğe
inananların, bu meslek için çaba harcayanların, savunmadan heyecan du-
yanların işidir. İnsanların buna ihtiyacı var. Biz buna inanıyorduk. Daha
önce de söylemiştim: Halkımızın son sığınağı avukatlar, avukatların son
sığınağı da barolardır.
Cengiz İLHAN
21-22. Nisan/1963 Ankara Toplantısı’nda “Avukatlık Kanunu, Barolar ve
Barolar Komisyonu’nca” saptanan ve genel kurulca kabul edilen ilkeler.
(Sayın Av. Enver Aslanalp arşivinden alınmıştır)
EK. 1
264 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Cengiz İLHAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 265
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Türkiye Barolar Birliği Yüksek Divan Yüksek Başkanlığı’na
Avukatlık Kanunu’nun, Barolar ve Barolar Birliği konusunda ça-
lışmak üzere yüksek kurulunuzca seçilmiş bulunan komisyonumuz
bu konudaki çalışmalarında prensip meselelerini görüşmek ve tespit
etmek fakat bir kanun tasarısı metni hazırlamamak hususunda karar
almış bulunduğundan, kurulumuzca tespit edilen genel prensipler
aşağıda tasvibinize sunulmuştur.
1. Avukat ve avukatlık müessesesi amme hizmeti mahiyetinde,
serbest ve müstakil bir organdır.
2. Avukat olabilmek için mutlaka Hukuk Fakültesi mezunu olmak
şarttır.
3. Staj iki yıl olmalıdır. Sonunda Barolar Birliği bir imtihan yapma-
lıdır. Stajyerlere yardım yapılmalıdır. Stajın şekil ve şartlarını ve staj-
yerlere yapılacak yardımları Türkiye Barolar Birliği’nce hazırlanacak
yönetmelik düzenler.
4. Avukat olmak isteyenler ağır suçlardan dolayı mahkum olmuş-
larsa af veya mennu hakların iadesine mazhar olsalar dahi avukat
olamazlar.
5. Avukatlığa kabul edilenler barolarda tespit edilecek şekilde
yemin ederler.
6. Baroların avukatlığa kabul veya ademi kabul kararlarına karşı
Türkiye Barolar Birliği’ne itiraz olunur. Türkiye Barolar Birliği kararı
hakkında Danıştay’a başvurulur. Danıştay kararı kesindir.
7. Avukatlık unvanı meslek terk edilmiş olduğu takdirde ve çok
tahditli olmak kaydıyla ve yönetim kurulu kararı ile onere şekilde
kullanılabilir.
8. Avukatların yapabileceği işler genişletilmelidir. Bütün dünyada
olduğu gibi avukatlıktan gayri; anonim, limited ve kooperatif şirket
gibi sermaye şirketlerinde ortaklık, idare meclisi reis veya üyeliği, ko-
mandit şirketlerde komanditer ortaklık gibi avukatlığa engel olmayan
yeni alanlarda çalışabilmelidirler. Mesela mesleki veya hukuki gazete,
dergi sahipliği veya bunlarda yayın müdürlüğü yapabilmelidir. Yü-
rürlükte bulunan haklar saklı tutulmuştur.
9. Avukatlar çekişmesiz (nizasız) işleri de takip etmelidir.
266 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Cengiz İLHAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 267
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
10. Hazırlık tahkikatının her safhasında müvekkilinin yanında hazır
bulunabilir ve onun imzaladığı tutanakları birlikte imzalamalıdır.
11. Avukat vekâletname ibraz etmeden dosyaları inceleyebil-
meli,harç vermeden suret alabilmeli ve masrafını vererek fotokopi
çıkartabilmeli.
12. Avukatlar mesleki kıdemlerine göre iş takip edebilecekleri
mahkemeye girebilmek için bir kademeye tabi tutulmalıdır.
13. Avukat, müvekkilinin rızası bulunsa bile kendisine tevdi edilen
veya vazifesi dolayısıyla öğrendiği bir sırrı ifşaya ve şahadete zorla-
namaz.
14. “Avukat yolsuz ve haksız gördüğü veya sonradan yolsuz veya haksız
olduğu kanaatına vardığı sebebiyle işi reddetmeğe mecbur olmalıdır” kaidesi
kaldırılmalıdır.
15. Avukatlar vekâletname ibraz ettikleri dosyaları imzaları mu-
kabilinde yazıhanelerinde tetkik edebilmelidir.
16. Avukatlar noterlerce düzenlenecek bakı mukavele ve vesi-
kaları evvelâ imzalamaya, sonra tasdik etmeye yetkili olmalı, buna
riayet edilmeden yapılan işlemler muteber olmamalıdır. A miktar ve
mahiyeti itibariyle bazı davaların, idari ve mali ihtilâfların takip ve
mercilerinde murafaası avukat vasıtasıyla yapılır. Mali kudreti müsait
olmayanlara Adli Müzaheret Bürosu’ndan avukat tayın olunur.
17. Avukat duruşmada tevkif olunamaz ve disiplin mahiyetinde
para ve hafif ceza verilemez, duruşmalarda bulunmaktan alıkonula-
maz.
18. Avukat, kötü niyetle temyiz ve tashihi karar yaptığı iddiasıyla
cezalandırılamaz.
19. Avukatlara karşı işlenen suçlar, yargıçlara karşı işlenen suçlar
hakkındaki hükümlere tâbidir.
20. Avukatlara ait salahiyetlerin başkaları tarafından her ne su-
retle olursa olsun kullanılması yasaktır. Bu yasağın ağır müeyyidesi
olmalıdır.
21. Barolar kuruluşlarını Barolar Birliği’ne bildirmekle kişilik ka-
zanırlar.
22. Barolarda bir denetleme kurulu kurulup kurulmamasına Baro
Genel Kurulu karar verir.
266 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Cengiz İLHAN dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 267
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
23. Baro Başkanı veya yönetim kurulu üyesi olabilmek için muayyen
süra avukatlık yapmış olmak prensibi kabul edilmeli, ancak muayyen
sayıdan az üyesi olan barolarda bu prensip uygulanmamalıdır.
24. Baro Başkanı veya yönetim kurulu üyesi seçilecek olanların
disiplin takibatı altında bulunmaları, seçilmelerine engel olmamalı-
dır. Tasrih edilecek ve kesinleşmiş disiplin cezası alanların başkan ve
üye olmaları kabil bulunmamalı ve seçilmiş bulunanların bu sıfatları
düşmelidir.
25. Baro genel Kurul Toplantılarını, genel kurulda seçilecek baş-
kanlık divanı yönetir.
26. Yönetim kurulundan ayrı olarak disiplin cezası vermek yetkisin-
de bulunan müstakil bir disiplin kurulu kurulmalı ve bunun üyelerini
de genel kurul seçmeli, başkan kurul üyelerinden seçilmelidir.
27. Bütün baroların katılmaya mecbur olduğu bir Türkiye Barolar
Birliği kurulmalıdır. Merkezi Ankara olmalıdır.
28. Türkiye Barolar Birliği kamu tüzel kişiliğini (amme hükmi
şahsiyetini) haiz federatif teşekkül olmalıdır.
29. Türkiye Barolar Birliği kanunların avukatlara tanıdığı hakların
gerçekleşmesine ve yüklediği vazifelerin tam ve şerefli bir şekilde ye-
rine getirilmesine çalışmak, avukatların haklarına karşı vuku bulacak
müdahaleleri ve muhtemel tahditleri önlemek için gerekli tedbirleri
almak, avukatların ve baroların tümünü ilgilendiren hususlarda top-
luca hareket etmek yetkisine sahip olmalıdır.
30. Türkiye Barolar Birliği’nin organları, genel kurul, yönetim ku-
rulu, başkan, yüksek disiplin kurulu ve denetleme kuruludur.
31. Bu organlarda görev alıp da görevleri sebebiyle başka illerden
merkeze gelenlere ancak yol ve zaruri masraflar Türkiye Barolar Birliği
tarafından, delegelerin masrafları da baroları tarafından ödenir.
32. Türkiye Barolar Birliği genel kuruluna, iki yüz üyeye kadar
mevcudu olan barolar için iki, sonra ki her iki yüz üye için de bir
delege seçilir.
33. Birlik yönetim kurulu iki sene içindir. İlk sene kura ile yarısı
değiştirilir. Birlik başkanını genel kurul seçer.
34. Delege olabilmek ve birlik organlarında görev alabilmek için
muayyen süre avukatlık yapmış olmak lâzımdır.
35. Disiplin cezalarını baro disiplin kuruları verir. Bu kararlara
268 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Cengiz İLHAN dosya
karşı Birlik Yüksek Disiplin Kuruluna itiraz edilebilir. Birlik Yüksek
Disiplin Kurulu’nun kararına karşı Danıştay’a başvurulabilir. Danış-
tay’ın kararı kesindir.
36. Disiplin takibatları için masraf avansları alınabilmelidir.
37. Tedbir mahiyetinde verilen işten men kararı verildiği tarihte
infaz edilmeli ve itirazı kabul olmalıdır.
38. Avukatlık ücret sözleşmesi serbestçe tanzim edilebilmeli ve bir
takyide tabi tutulmamalıdır. Ücretten doğan ihtilâflar prensip olarak
hakem yoluyla hal edilebilmelidir.
39. Avukatlık ücreti dolayısıyla, avukatın ihtiyati tedbir ve haciz
istemek hakkı olmalıdır ve teminata tabi tutulmamalıdır.
40. Avukatlık ücret tarifesini her baro kendisi hazırlamalı ve bun-
lar Türkiye Barolar Birliği tarafından tasdik edilmeli, Türkiye Barolar
Birliği tarifeleri birleştirerek bölge tarifeleri kabul edilmelidir.
41. Mahkemeler ve icralarca takdir olunan vekalet ücretleri avukatın
hakkı olduğu ücretten ayrı olarak kendisine ait olmalıdır.
42. Avukatlık ücret tarifesi bütün yargı organlarında uygulanma-
lıdır.
43. Adli yardım konusunda yeni hükümlere lüzum görülmüştür.
Saygılarımızla.
KOMİSYON
Başkan Sekreter Raportör Üye
Bursa Barosu Ordu Barosu İstanbul Barosu Ankara Barosu
Zeki Yücel Çiğdem Vural A. Hamdi Sayar Asım Ruacan
Üye Üye Üye Üye
Ankara Barosu Zonguldak Barosu İstanbul Barosu Gaziantep Barosu
Rahmi Magat Cahit Gökçen Emin Baltaoğlu Selim Kahraman
Üye Üye Üye
Mersin Barosu Kayseri Barosu İzmir Barosu
Şinasi Develi Ömer Gözübüyük Enver Aslanalp