TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 303
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
“Baroların Bağımsızlığı” konusunu sadece Baro’nun bağımsızlığı ola-
rak ele almamak gerektiği görüşündeyim. Sorun, “bağımsız yargı” içinde
“bağımsız savunma” sorunudur. Biraz daha ileri götürürsek, “hukuk devle-
ti” içinde “bağımsız yargı”, “eksiksiz demokrasi” içinde “gerçek hukuk devleti”
sorunudur.
Bu nedenle ülkemizde bağımsız savunma ile eksiksiz demokrasi
arasındaki çizgi ne kadar kısalırsa baroların bağımsızlığı anlamındaki
sorunlarımızı da bu oranda çözeriz.
I. BAĞIMSIZ SAVUNMA
Savunma yargının kurucu unsurudur. Adalete ulaşıp gerçek hak sa-
hibini belirleyebilmek sağlıklı işleyen, bağımsız yargıyı oluşturmaya bağ-
lıdır. Bunun koşulu da “bağımsız” ve “kurum” niteliğini almış savunmayı
gerçekleştirmektir.
“Savunma, hak arama özgürlüğünün doğal sonucudur. Farklı bir anlatımla
savunma hakkı, hak arama özgürlüğünün somutlaşmasıdır. Bu bağlamda temel
bir hak olduğu kadar aynı zamanda bir özgürlük biçimidir. Savunma’nın varlığı
bir hukuk düzenine bağlı olduğu kadar özgürlükler düzenine de bağlıdır. Savunma
özgürlüğü olmadan hiçbir biçimde gerçek anlamıyla bir savunmadan söz edilemez,
yeterli bir savunma yapılamaz.”(1)
Bu nedenle bağımsız savunmanın gerçekleşebilmesi ülkedeki özgürlük
ortamına, bütün temel hak ve özgürlüklerin gerçekleştirilip güvence altına
alınmış olmasına bağlıdır. Gerçek demokrasi sürecindeki eksikler oranında
yargı bağımsızlığı ve bunun içinde savunmanın bağımsızlığı da eksiktir.
BAROLARIN BAĞIMSIZLIĞI
Av. Güneş GÜRSELER*
* Tekirdağ Barosu Başkanı
304 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 305
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Havana Kuralları’nın 24. maddesine göre; “Avukatlar kendi menfaatlerini
temsil etmek süreklilik taşıyan mesleki eğitim ve öğretimlerini geliştirmek ve meslek
haysiyetlerini yaşamak için bağımsız meslek örgütleri kurma ve bunlara katılma
hakkına sahiptir. Meslek örgütlerinin yönetim organları üyeleri tarafından seçilir
ve bu organlar dış müdahaleye maruz kalmadan görevlerini yaparlar.”
Bağımsız Savunma İçinde Avukatın Konumu
Bağımsız savunmanın somut göstergesi avukatın bağımsızlığıdır.
Bağımsızlık avukatlığın genel karakteridir.
“Savunma hakkı bir güvence, avukat ise bu hakkın bekçisidir.”
“Savunma hakkının kutsallığı ve temel hakların başında yer alışı, bu hakları
birey adına kullanacak avukatın tam anlamıyla bağımsız olmasını gerektirmektedir.
Avukatlık mesleğinde bağımsızlık, insan haklarının korunması ve geliştirilmesin-
de temel garantör olduğu gibi, adli hizmetlerin etkinlik ve yeterliği açısından da
önemlidir
BAROLARIN BAĞIMSIZLIĞI
SAVUNMANIN DOKUNULMAZLIĞI
SEMPOZYUMU
(DİYARBAKIR/06.12.2003)
I. OTURUM
Oturum Başkanı: Ben ilk sözü Sayın Paul Nemo’ya veriyorum.
Kendisi Fransızca konuşacak, ancak simültane çeviri İngilizce yapıla-
cağı için çeviri konusunda Sayın Yücel Sayman bize yardımcı olacaktır.
Şimdiden bu emeği için teşekkür ediyorum.
Paul Nemo: Başkan Bey, beni buraya çağırdığınız için çok mut-
luyum ve gurur duyuyorum. Ne yazık ki Türkçe konuşamayacağım.
Sayın Yücel Sayman çevirecek, umarım sadık kalır ve kendisine göre
çevirmez. Hemen şunu söyleyeyim; girerken gördüm ki önümüzdeki
dönem seçilmiş başkanı olarak Uluslararası Avukatlar Birliği’nin ku-
ruluş tarihi ile Diyarbakır Barosu’nun kuruluş tarihinin aynı olduğunu
fark ettim. Bunu uzun süreli birlikte olmak için iyi bir işaret olduğunu
kabul ediyorum. Uzun yıllar yaşasın Uluslararası Avukatlar Birliği,
yaşasın Diyarbakır Barosu!
A
304 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 305
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Bağımsızlık, avukatlara görevleri sırasında doğrudan doğruya ya da dolaylı
bir kısıtlama, baskı ya da müdahale getirmeksizin, bağımsızlığını garanti eden,
eşitliğe dayalı, adli, idari, hukuki ilkelerin konulması ve korunması demektir.
Buradaki bağımsızlık avukatın işi almasında, işi takipte ve işi sonuçlandırmadaki
bağımsızlığıdır.
Bağımsızlık iş sahibine karşı olduğu gibi, meslek örgütüne, devlete ve hatta
topluma karşı da bağımsız olmayı gerektirmektedir.”(2)
Uluslararası Barolar Birliği’nce 1990 yılında belirlenen meslek kuralla-
rının özellikle 6. maddesi; “Avukatlar, meslek kurallarına, ahlakına ve standart-
lara uygun olarak müvekkillerinin yasal işlemlerini gerçekleştirirken tam bağımsız
olacak, hiçbir kişi ya da kurumun baskı ve yasaklarına maruz kalmayacaktır.”
düzenlemesini getirmiştir. Ayrıca Havana Kuralları’nda ve Avrupa Konseyi
Prensipleri’nde bu yolda düzenlemeler vardır.
Ülkemizde geçerli olan Kara Avrupa’sı anlayışına göre avukatlık bir
kamu hizmetidir. Fakat hizmetin bu niteliği avukatı devletin bir görevlisi
konumuna getirmez. Avukat devlete karşı da bağımsızdır. Bu bağımsızlık
Bana gönderilen yazıda başlık olarak “Baroların, Bağımsızlığı
ve Savunmanın Dokunulmazlığı” konuları yazıyordu ama özellikle
konuşmanın Fransız Baroları ve Ulusal Konseyi üzerine olması rica
edildi. Ben de bunun üzerine konuşacağım. Dünyanın her ülkesinde
baroların hem siyasi iktidara karşı hem de yasamaya karşı statüsünün
ne olacağı bir sorun olarak ortaya çıkar. Aynı zamanda bir avukatın
baroyla ilişkisi, baro karşısındaki statüsü söz konusu olur. Acaba zo-
runlu olarak baroya mutlaka üye olalım mı yoksa onun iradesine mi
bırakalım? Ama ikisi birbirine bağlıdır, güçlü avukat ancak güçlü bir
baro varsa vardır. Dün Diyarbakır’da iki davaya girdim ve gördüm ki
bu davalar söylediğimi bir kere daha kanıtlıyordu. Güçlü bir baronun
olması durumunda gerçekten de güçlü bir savunması yapılabiliyor-
du. Avukatlar böyle bir güç alıyorlardı. Dünyanın değişik ülkelerinde
baroların örgütlenmesi birbirlerinden farklıdır. Çeşitli örgütlenme bi-
çimleri var. Bazı ülkelerde baro yok. Bazı ülkelerde ise baro var ama
avukatların avukatlık yapabilmeleri için baroya kayıt olmaları zorunlu
değil. Bazı ülkelerde mesela Fransa ve Türkiye’de olduğu gibi mahalli
ya da ulusal düzeyde barolar var. Ancak avukatlık yapabilmek için
mutlaka ister ulusal düzeyde olsun ister mahalli barolar olsun onlara
kaydolmak zorunludur. Mesela Afrika ülkelerinin çoğunda barolar
ulusal düzeydedir, orada ulusal barolar vardır. Bunun nedeni de ba-
A
306 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 307
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
mesleğe kabulden başlayarak avukatlıktan veya baro organlarındaki gö-
revlerinden doğan ya da görev sırasında işledikleri suçların soruşturulması
şekline kadar çeşitli boyutlarda kendini gösterir.
Avukatın Meslek Örgütüne Karşı Bağımsızlığı
Avukatın bağımsızlığı’nın ilk sınırı bir baroya kayıtlı olma zorunlu-
luğudur.
Avukatın bağımsızlığı tanımlanırken bunun “meslek kurallarına, ahlakına
ve standartlarına” uygun davranışları içerdiği belirtilmektedir. Bir kurum
meslek kurallarını, ahlakını, standartlarını belirleyecek, avukat da belirlenen
bu kurallar içinde bağımsız olarak mesleğini uygulayacaktır.
ğımsızlıklarını kazandıklarında ulusal barolarını kurmuş olmalarıdır,
ikinci bir gerekçesi de siyasi iktidarın ulusal düzeyde bir baro kurarak
onu kendi denetiminde tutmak istemesidir. Başka bir örnek de Rus-
ya’dan; şimdi oradan geliyorum. Orada yeniden bir örgütlenme var.
Adeta 1917 öncesindeki baroların canlandırılması isteniliyor. Önce
hiyerarşik, piramit biçimi örgütlenme var. Ulusal bir baro, sonra baro
odaları, yani alt kısımları bulunmaktadır. Amerika’da bütün Amerika
için ulusal düzeyde bir baro söz konusudur. Ancak avukatlık yap-
mak için baroya kayıt yaptırmak zorunlu değildir. Görüldüğü gibi
dünyada çok farklı örgütlenmeler var. Mesleğin ifası bakımından,-
yerine getirilmesi bakımından çok değişik sistemler var. Ancak her
biri kendi geleneklerine ve anlayışlarına bağlı, mesleğin amaçlarına
yönelik örgütlenmeler var. Görülüyor ki avukatlık mesleğinin en iyi
korunma biçimi, bütün avukatların zorunlu olarak güçlü barolara
kaydolmaları ile sağlanabiliyor. Kendi ülkem Fransa’dan bahsetmek
gerekiyorsa; bizde bağımsız barolar 13. ve 14. yüzyıllarından beri var.
Bunlar kendiliğinden kurulmuş barolardır ve hiçbir iç yönetmelikleri
yoktur, sadece kendilerinin geliştirdikleri zamanla giderek kurallaşan
uygulama biçimleri, örf ve adetleri, teamülleri vardır. Sonra bunlar
giderek uygulamada yerleşik kural haline gelmiştir. Ancak bunlar
bağımsız barolardır.
Paul Nemo: Fransa’da barolar yargının örgütlenmesine göre ör-
gütlenmişlerdir. Her birinci derece asliye mahkemesinin bulunduğu
yerde baro kurulabilir. Fransa’da 183 adet birinci derecede asliye mah-
kemesi bulunduğu için 183 tane de baro vardır. 1971 tarihli Yasa Avu-
A
306 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 307
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Bu nedenle, avukatın barodan da bağımsız olabileceği gibi değerlendir-
melerin kavram karışıklığına yol açtığı kanısındayım. Örneğin, “Avukatın
bağımsızlığı ne, kime karşı, ne kadar, nasıl? Öncelikle devlete, kamu kurumlarına,
özel kurumlara, topluma karşı hatta ve hatta baroya karşı bağımsızlığı birinci
planda.”(3)
Avukatın kayıtlı olduğu baroya ve Türkiye Barolar Birliği’ne karşı
bağımsızlığı iş sahibi ile vekillik ilişkisine girme, davayı ya da sorunu üst-
lenme özgürlüğü ile sınırlıdır. Özellikle mesleğin kamu hizmeti niteliğinin
ağır bastığı ülkemizde avukatın özgürce kabul ettiği işi özgürce savunması
temel koşuldur. Ancak bu özgürlük, yasalara, meslek kurallarına ve mes -
leğin özelliklerine göre ve meslek örgütünün denetiminde kullanılacaktır.
Avukatın bağımsızlığı, özgürce kabul ettiği işini yaparken başına buyruk
davranması demek değildir.
katlığın Statüsü Yasası’dır. ilk defa bu yasa avukatların bağımsızlığını
ve özerkliklerini düzenledi, kabul etti ve garanti altına aldı. Fransa’da
-ki merkeziyetçiliğin adeta babasıdır- hiçbir zaman ve hiçbir şekilde
ulusal düzeydeki baroların merkezileştirilmesi fikri ileri sürülmedi.
183 baro var, 183 baro başkanı var ve 183 baro yönetimi var. Ulusal
düzeyde temsil hiçbir zaman gündeme getirilmedi. Kamu kuruluşları
ve otoriteleriyle olan ilişkilerde avukatları Paris Barosu temsil ediyor-
du. Çünkü avukatların yarısından fazlası Paris Barosu’na kayıtlıdır.
Sonra bir ara resmi olmayan, yasal olmayan bir örgütlenmeyle -ki
bunun adı Baro Başkanları Konferansı’dır-kendiliğinden gelişen ve
resmi olmayan bu gelişmeyle kamu kuruluşları nezdinde temsili, iki
organ yapmaya başladı. Bir tanesi bu resmi olmayan Baro Başkanları
Konferansı, öbürü de Paris Barosu’dur. Sonra mesleki yani avukatlık
sendikalarının çabaları ve baskıları sonucunda 1990 yılında ulusal bir
örgütlenmeye gidildi. Ulusal düzeydeki bu örgütlenmenin adı Barılar
Ulusal Konseyi oldu. Bu tartışmalar sırasında bütün barolar başka bir
deyişle 183 baronun tamamı böyle bir konseyin kurulmasına karşıy-
dılar. Ancak bu m esleki sendikaların baskısı, özellikle sol görüşlü
sendikaların büyük baskısı vardı. Onların baskısı sonucu o günkü
hükümet olan sosyalist iktidar, Barolar Ulusal Konseyi’nin yasal bir
şekilde kurulmasını sağladı. Ben Paris Barosu Yönetim Kurulu Üyesi
olarak o tarihlerdeki tartışmalara katıldım. Sonuçta bir uzlaşma sağ-
landı. Baro yönetimlerinin yetkilerinden hiçbir tanesi kaldırılmadı.
Ulusal Konsey eklenmiş oldu. Ancak ifade ettiğim gibi baroların
yetkileri kaldırılmadı.
A
308 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 309
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Prof. Dr. Faruk Erem, Meslek Kuralları’nın avukatın bağımsızlığını
düzenleyen 2. maddesinin şerhinde; “Baro Yönetim Kurulu, mesleki ödevler
hususunda baro mensuplarına yol göstermek ve onlara bilgi vermek ve mesleki
görevlerin yapılıp yapılmadığını denetlemek ile görevlidir. Bu hüküm, avukatlığın
bir kamu hizmeti olmasının gereğidir. Bu bakımdan “bağımsızlık” kavramının,
Baro’nun denetim görevi ile çeliştiğini düşünmek olanaksızdır.” görüşünü be-
lirtmiştir.
“Savunma mesleğinin disiplin altına alınması bağımsız, yönlendirilmesi
mümkün olmayan, tüzel kişiliğe sahip bir meslek örgütünce yapılmalıdır.” “Mesleki
bağımsızlığa zarar vermeden, mesleki ilkeleri koymak, uygulamaya güncel değerleri
katarak yön vermek, geleceği görüp önlem almak ve uygulamak ancak avukatların
bir araya gelmeleriyle oluşan, ayrı bir kişiliği olan barolarla yapılabilir.”(4) “Güçlü
avukat ancak güçlü bir baro varsa vardır.”(5)
Barolar Ulusal Konseyi 80 üyeden oluşuyor. Bunun yarısı olan 40
kişi bütün baroların yönetim kurulları arasında yapılan bir seçimle
belirleniyor. Bu tartışmalar sonucunda o günün Adalet Bakanı resmi
olarak açıkladı: “Bu kurulan konsey hiçbir şekilde ulusal bir baro niteliğinde
değildir ve mevcut baroların yetkilerini ortadan kaldıramaz.” Bu sadece
avukatların ulusal düzeyde temsilini sağlayacak kuruluştur. Zaten
kurulan bu yeni örgütün adında da bir konsey sözcüğü kullanıldı,
yönetim kurulu adı kullanılmadı, sadece Ulusal Konsey denildi. So-
nuçta bütün baroların şiddetle karşı çıkmalarına rağmen 1990 yılın-
da bu Barolar Ulusal Konseyi kuruldu. Fazla ayrıntıya girmeden bu
Barolar Ulusal Konseyi’nin nasıl kurulduğunu ve yetkilerinin neler
olduğunu sizlere kısaca aktaracağım. Önce seçim usulü; üyeler farklı
iki seçmen kategorisi tarafından belirleniyor. Birinci seçmen kategorisi,
tüm baroların yönetim kurulları ve baro başkanlarıdır. Burada sadece
baro yönetim kurulu üyeleri ve başkanları oy kullanabilir. Başka hiç
kimse oy kullanamaz, işte bu Ulusal Konseyi’nin yarısı bu grup tara-
fından seçilir. Demek ki en azından konseyin yarısı baroların yönetim
kurulları tarafından seçiliyor, denetleniyor ve onların istediği kişiler
belirleniyor. İlk 40 kişi doğrudan doğruya baroların yönetim kurulları
tarafından seçiliyor, ikinci seçmen kategorisi diğer 40 kişiyi seçecek.
Bu kategori ise Fransa’da barolara kayıtlı tüm avukatlardan oluşuyor.
Buradaki sistemde seçilecek diğer 40 kişiyi sendikalar kendi listelerin-
de belirliyorlar ve Fransa’da-ki tüm avukatlar o listelere göre seçim
yapıyorlar. Sonuç olarak alınan oy itibariyle, dolayısıyla sendikaların
aldıkları oy oranına göre o 40 kişinin dağılımı yapılıyor. Bu şekilde üç
A
308 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 309
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Bütün bu nedenlerle avukatın ya da baroların bağımsızlığı, bunların tek
tek ve birbirinden bağımsızlığı değil tümüyle savunmanın bağımsızlığıdır.
Savunmayı gerçekleştiren avukatlar ve onların meslek örgütü barolar ve
Türkiye Barolar Birliği savunmanın örgütünü oluştururlar. Önemli olan da
bu bütünün yani savunma örgütünün gücü ve bağımsızlığıdır. Bu bağım-
sızlık kurumlaşmayı sağlayacak, kurumlaşan savunma Anayasa’nın yargı
bölümünde yer alacak, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda temsil
edilecek, Anayasa Mahkemesi’nde dava açabilecektir.
II. BAROLARIN BAĞIMSIZLIĞI
Barolar savunmanın örgütü olarak yargının içindedirler ve bu nedenle
de bağımsız olmaları gerekir.
sene için seçim yapılıyor. Bu süre sonunda yeniden seçime gidiliyor.
Bu konseyin yetkilerinden kısaca bahsedeceğim. Konsey yetkilerini
kullanmak için avukatları vergilendiriyor. Bütün avukatlardan alı-
nan bir aidat var. Bu aidat baroya verilen aidatlara ek bir aidattır.
Böylelikle konsey daha baştan kendisini sevimsiz bir hale sokmuş
oluyor. Bu Ulusal Konseyi’nin işlevini dört noktada toplayabiliriz.
Kamu kuruluşları nezdinde avukatlık mesleğini temsil etmek birinci
işlevidir. Ancak bu uygulamada çıkan durum şudur; Adalet Bakanı bu
Ulusal Konseyi’nin Başkanı ile görüşmektense Paris Barosu Başkanı ve
Baro Başkanları Konferansı Başkanı ile konuşmayı tercih ediyor. Ama
yasal durum şu; avukatlık mesleğini kamu otoriteleri karşısında ve
uluslararası düzeyde temsil etme yetkisi konseye aittir, ikinci yetkisi
meslek ilke ve kurallarını ülke çapında uyumlu hale getirmektir. Bu
konseyin sahip olduğu tek normatif yetki kural koyabilme yetkisi olup,
ancak bu yetkiyi kullandığı takdirde bütün baroların ayrı ayrı kendi
iç yönetmeliklerinde meslek ile ilgili ilke ve kurallarını yeknesaklaş-
tırma imkânına sahip olmuş oluyor. Mesela konsey bütün barolar
için yeknesaklaştırılmış ve uyumlu iç yönetmelik taslağı hazırladı.
Bu düzenleme şu konuları içeriyordu; Avukatlık deontoloji kuralları,
avukatın reklâm veya kendini tanıtım kuralları, avukatlar arasındaki
yazışmaların sır niteliği ve el sürülmezliği, menfaat çatışmaları ve
birlikte çalışan avukatın statüsü. Ama şunu hemen belirtmek isterim
ki her baro kendi yönetmeliğini yapmakta bağımsızdır, özgürdür.
Ancak sadece anılan bu uyumlaştırılmış dört kuralı yönetmeliklerine
koymak zorundalar. Konseyin üçüncü yetkisi ise avukatların eğitimi
A
310 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 311
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Savunmanın bağımsızlığı içinde baroların bağımsızlığı savunma mes-
leğinin gelişimi ve kurumlaşmasının temel koşuludur. Baroların görevleri
sadece mesleğin güçlenmesi ve saygınlaşması ile sınırlı değildir. Barolar,
savunma hakkının, hak arama özgürlüğünün, demokrasinin, laik hukuk
devletinin ve evrensel nitelikli genel hukuk kurallarının etkin biçimde
uygulanmasının en büyük güvencesidir.
Meslek Kuralları’nın 1. maddesi de, “Türk avukatları baroların ve Türkiye
Barolar Birliği’nin bağımsızlığı gereğine inanmışlar ve bu konuda kendilerine
gerek kişi, gerek kuruluş olarak düşen görevleri başarma kararına varmışlardır.”
hükmünü içermekte ve yukarıda belirttiğimiz, avukat, baro ve Türkiye
Barolar Birliği bütününün bağımsızlığından söz etmektedir. Bu bütünü
oluşturan üç unsurun birbiri ile olan ilişkisini birbirine karşı bağımsızlık
olarak algılarsak ulaşacağımız yorum; “Özgürlük ve bağımsızlık, avukatların
da karakteridir ve asla bir üst otorite, bir denetim, emredici bir ilişki ya da denet-
ve stajı ile ilgilidir. Bölgesel staj ve eğitim merkezlerindeki eğitim
programlarını uyumlu hale getirme ve tabii en önemlisi devletin
fonlardan verdiği paraları bütün bölgesel eğitim merkezleri arasında
paylaştırmaz yetkisine sahip olmasıdır. Bölgesel staj/eğitim merkezleri
dediğimiz zaman, esas itibariyle staj eğitimi konusu var. Ancak şimdi
yeni bir tasarı var, eğer bu tasarı kabul edilirse avukatların sürekli
eğitimi ortaya çıkacak ve bunu da bu konsey üstlenecektir. Konseyin
dördüncü yetkisi ise Fransa’daki yabancı avukatlarla ilgilidir, ister
Avrupa Birliği üyesi ülkelerden geliyor olsun, ister başka yerden ge-
liyor olsun, bu konuda yetki konseye verilmiş. Bunun asıl amacı da
örneğin güneydeki bir baro ile kuzeydeki bir baro arasında farklı bir
uygulama, içtihat çıkmasını önlemektir. Size sonuçta Ulusal Konsey’in
nasıl oluştuğunu ve yetkilerinin neler olduğunu anlatmaya çalıştım.
Sonuç olarak bir-iki noktaya dikkat çekmek istiyorum. Gördüğünüz
gibi yeni bir kuruluş olan Konsey yaklaşık 13 yıldır var. Paris Barosu
ile diğer taşra baroları arasında bir anlaşma yapılmış oldu, bir uzlaşma
noktası bulunmuş oldu. Bu uzlaşma ile konseyin başkanı bir dönem
eski bir Paris Barosu Başkanı, sonra diğer barolardan birisi oluyor ve
değişimli olarak devam ediyor. Dolayısıyla bir sıralama söz konusu
oluyor. Yani bugün artık diyebiliriz ki mesleğini temsil ediyor, an-
cak sadece konsey temsil etmiyor ve bütün yetkiler de onda değil.
Cumhurbaşkanı Chirac hiçbir zaman bu konseyin toplantılarının
açılışına gelmedi, ama Baro Başkanları 100. Yıl Toplantısı’na geldi
ve resmi olarak Paris Baro Başkanı’nı ve Yönetim Kurulu üyelerini
A
310 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 311
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
lemeyi avukatlar ve avukatlık mesleği kabul edemez.....Bu anlamda avukat da,
barolar da asla bir üst otorite ve tabiiyet ilişkisini kabul etmemek durumundadır; bu
mesleğin özünde vardır.” (6) şeklinde olacaktır ki bu da savunma örgütünün
kurumlaşmasını engeller.
Baroların Adalet Bakanlığı’na / Yürütme Organına Karşı Bağımsızlığı
Ülkemizde savunma mesleğinin gerçek kurucusu olarak andığım Prof.
Dr. Faruk Erem, Meslek Kuralları Şerhi’nde birinci maddenin açıklamasını
yaparken Klecatsky’nin “hukuk üstünlüğü” makalesinde belirttiği hukuk
üstünlüğü kavramının altı unsurunu saymıştır. Bu altı unsurdan biri; “Hu-
kuk üstünlüğü kavramını savunmaya kendisini hasretmiş, yürütme karşısında
bağımsız baronun mevcudiyeti.”dir. Baroların bağımsızlığı yürütme organı
karşısındaki bağımsızlığıdır.
Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti. Sonuç olarak diyebiliriz ki
yeni bir kuruluş var, ama esas ağırlık, mesleğin esas ağırlığı ve gücü
barolar üzerindedir. Bu konseyin kurulmasıyla baroların yetkileri
ortadan kaldırılmadı. Bir örnek vermek gerekirse, kimlerin baroya
kaydolacağı kararı sadece ilgili baro tarafından verilir ve bu konuda
konseyin hiçbir yetkisi yoktur. Baroların 1971’de düzenlenmiş olan
yetkileri değişmedi ve ortadan kaldırılmadı. Denilebilir ki Ulusal
Konseyi’nin çok dar bir yetki alanı var, uygulamaları da baroların
yetkilerini, bağımsızlığını ortadan kaldırmadı ve haklarına ihlal söz
konusu olmadı. Aslında Fransa’da avukatlar için tehlike bu Ulusal
Konsey’den gelmiyor, tersine Avrupa Birliği’nden geliyor. Şimdi niye
olduğunu kısaca söyleyeceğim. Avrupa Birliği konusunda Komiser
Monti avukatlık tekelinin kaldırılmasını ve belki de Avrupa düzeyinde
baro yönetimlerinin sahip olduğu yetkilerin kaldırılmasını iler sürdü
ve şimdi de bu tartışılmaktadır. Dolayısıyla tehlike bu yöndendir.
Avrupa’da, divan önünde Romanyalı avukatlar tarafından açılmış
bir dava var. Onlar şunu iddia ediyorlar; bizler avukatız, ama bir
baroya kaydolmak istemiyoruz. Onlar bir baroya kayıtlı değiller ve
bunu hak olarak almak için bu davayı açtılar. Şimdi bu davanın sonucu
bekleniyor. Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
Baroların Bağımsızlığı
Savunmanın Dokunulmazlığı Sempozyumu,
Diyarbakır Barosu Yayınları, Şubat 2004
312 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 313
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Bağımsızlık, baro organlarının oluşumunda, seçiminde, çalışmasın-
da ve denetiminde kendisini gösterir. 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nda
2.5.2001 tarihli 4667 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler bütün bu konular-
da baroların yürütme organından bağımsızlığını oldukça ileri noktalara
götürmüştür. Adalet Bakanlığı vesayeti daraltılmış, son sözü söyleyen
makam olmaktan çıkarılmıştır.(7) Bu değişikliği yeterli bulmayanlar da
vardır. Vesayetin Bakanlık’tan alınıp daha da arttırılarak Türkiye Barolar
Birliği’ne verildiği bunun da sonuçta “avukatın bağımsızlığı ve dokunulmaz-
lığı” kavramına ayıkırı olduğu ileri sürülmektedir. Örneğin, Av. Dr. Yücel
Sayman; “2.5.2001 değişikliğinin TBB’ye sağladığı büyük ekonomik güç de dik-
kate alındığında, güçlerini ve yetkilerini kaybeden baroların geldikleri noktanın
avukatın bağımsızlığı ve dokunulmazlığı açısından değerlendirilmesi gerekmiyor
mu?” sorusunu sormaktadır.(8)
Belirli durumlarda Adalet Bakanlığı’nın vesayeti devam etmektedir.
Örneğin;
Avukatlık Yasası gereğince çıkarılan tüm yönetmelikler ve asgari ücret
tarifesi Adalet Bakanlığı’nın onayından geçmektedir. Baroların kuruluşu
aşamasında Adalet Bakanlığı’nın “kurucu” yetkisi yoktur. Kuruluşu tamam-
lama ve tüzel kişilik kazandırma tümüyle baronun ve Barolar Birliğinin
yetkisindedir. Ancak, kuruluş aşamasında yetkisi olmayan Adalet Bakanlığı
göreve son vermede yetkilidir. Avukatlık Yasası’nın 77. maddesindeki,
“amaç dışı faaliyet” durumunda Türkiye Barolar Birliği ve baroların sorumlu
organlarının görevine son verilmesinde Adalet Bakanlığı ya da bulunduk-
ları yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın istemi üzerine, o yerdeki asliye hukuk
mahkemesinin yetkili olması ile milli güvenliğin, kamu düzeninin, suç iş-
lenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği
hallerde gecikmede sakınca bulunması durumunda vali tarafından faali-
yetten men edilebilme düzenlemeleri tartışılması gereken konulardır.
Avukatlık Yasası’nın Baro Yönetim Kurulu’nun görevlerini düzenle-
yen 95. maddesinin 16. bendi barolara Adalet Bakanlığı kararlarını “yerine
getirmek” görevini vermiştir. Bu görev kapsamında, Adalet Bakanlığı’nın
baro organlarının işlemleri hakkında onay mercii olarak verdiği kararları
aynen yerine getirmeyen baro organlarının görevden alınacağı 77. mad-
denin 7. fıkrasında düzenlenmiştir. 95. maddenin 16. bendinde sözü edilen
kararların hangi kararlar olduğu açık değildir. Bu kararların sadece 77.
maddede söz edildiği şekilde, baro organlarının işlemleri hakkında onay
mercii olarak verdiği kararlar olduğu kabul edilirse, 4667 sayılı yasadan
sonra Adalet Bakanlığı’nın hemen tüm konularda son onay mercii olmaktan
çıkarılmasıyla maddenin uygulama alanı kalmadığı düşünülebilir. 4667
sayılı yasa tasarısının hazırlanırken gözden kaçırıldığına inandığım bu
maddenin ilk fırsatta değiştirilmesi gerekir.
312 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 313
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Baro levhasına yazılma isteminin kabulü ya da reddine ilişkin karar-
ların Avukatlık Yasası’nın 8. maddesine göre Adalet Bakanlığı onayına
sunulması gerekir. Ancak bu onay yetkisi aşağıdaki diğer onay gerektiren
uygulamalarda olduğu gibi mutlak değildir. Son sözü üçte iki çoğunlukla
Türkiye Barolar Birliği söylemektedir.
Avukatlık Kanunu’nun 20. maddesi gereğince de, adayın staj listesine
yazılması isteğinin reddine ilişkin kararların da Bakanlık onayından geçmesi
gerekmektedir. Ancak burada da son söz Türkiye Barolar Birliği’nindir.
Avukatlık Yasası’nın 142. maddesi, Cumhuriyet Savcısı’na, Baro Yö-
netim Kurulu’nun disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına ilişkin
kararına Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’na itiraz yetkisi vermiştir.
Bu itirazın Türkiye Barolar Birliği tarafından reddedilmesi durumunda ret
kararının kesinleşmesi Adalet Bakanlığı’nın onayına bağlıdır. Adalet Ba-
kanlığı’nın bir kez daha görüşülmesi isteğiyle geri göndermesi durumunda
Birlik Yönetim Kurulu üçte iki çoğunlukla eski kararında ısrar edebilir.
Avukatlık Yasası’nın 157. maddesi, Cumhuriyet Savcısı’na disiplin
kurulu kararlarına karşı Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’na itiraz
yetkisi vermiştir.
Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun itiraz üzerine verdiği işten
çıkarmaya ve meslekten çıkarmaya ilişkin kararların kesinleşmesi Avukatlık
Yasası’nın 157/7 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’nın onayına bağlı-
dır. Ancak diğerlerinde de olduğu gibi bu onay koşulu da “olumlu onay”
niteliğindedir. İki ay içinde karar verilmez ise ya da onay bildirilirse karar
kesinleşir. Adalet Bakanlığı’nın uygun bulmayıp bir daha görüşülmek üzere
geri gönderdiği kararlarda son söz Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuru-
lu’nundur. Kurul üçte iki çoğunlukla kararında ısrar ederek kesinleşmeye
gerçekleştirebilir.
Avukatlık Yasası’nın 71. maddesi kapsamında, Baro Yönetim Kurulu
tarafından levhadan silme ve avukatlık ortaklığı sicilinden silme kararına
yapılan itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının
kesinleşmesi de Adalet Bakanlığı’nın onayına bağlanmıştır. Bakanlığın
kararın bir kez daha görüşülmesini istemesi durumunda Birlik Yönetim
Kurulunun üçte iki çoğunlukla eski kararında ısrarı mümkündür. Aynı
durum 74. maddede düzenlenen bir daha yazılmamak üzere levhadan
silinme kararları için de geçerlidir.
Ayrıca, ücret tarifesinin hazırlanmasını düzenleyen 168. madde kap-
samında baroların önerilerini alarak Türkiye Barolar Birliği tarafından
hazırlanan tarife Adalet Bakanlığı’na gönderilmektedir. Bakanlığın bir
daha görüşülmesini istemesi durumunda Birlik Yönetim Kurulu’nun üçte
iki çoğunlukla aynen kabul ederek tarifeye yürürlük kazandırması müm-
314 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 315
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
kündür. Aynı düzenleme 182. madde gereğince Türkiye Barolar Birliği
tarafından hazırlanacak yönetmelikler için de geçerlidir.
Ek 2. maddeye göre, avukatlar, Türkiye Barolar Birliği’ni veya baroları
temsil etmek üzere uluslararası toplantı ve kongrelere Adalet Bakanlığı’na
bilgi vermek suretiyle katılabilirler.
Bütün bunlar sınırlı da olsa Adalet Bakanlığı vesayetinin barolar üze-
rinde sürdüğünü göstermektedir. Uygulamada işleri geciktirmekten başka
bir etkisi olmayan bu düzenlemelerin de demokrasi anlayışımızın gelişimi
sürecinde kaldırılacağına inanıyorum.
Vesayetinin sürdüğünü gösteren bir diğer uygulama da diğer kamu
kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının denetiminde olduğu gibi
baroların idari ve mali denetiminin Adalet Bakanlığı tarafından yapılma-
sıdır. CMUK ve adli yardım ödeneklerinin devlet hazinesinden alınması
en azından bu yönüyle bir denetimin olmasını gerektirmektedir. Ancak
bu denetimin yürütme organının elemanları tarafından değil de devlet
adına denetleme yapan organlar tarafından gerçekleştirilmesi daha yakışır
olacaktır.(9)
Baroların Türkiye Barolar Birliği’ne Karşı Bağımsızlığı
Ya da Böyle Bir Başlığın Anlamsızlığı
Avukatlık Yasası’nın 109. maddesi, Türkiye Barolar Birliği’ni “bü-
tün baroların katılmasıyla oluşan bir kuruluş” olarak tanımlamıştır. Birliğin
görevlerini düzenleyen 110. madde değerlendirildiğinde burada sayılan
görevlerin genel olarak barolar arasında eşgüdüm ve uygulamada birlik
sağlamaya yönelik görevler ile hukukun üstünlüğünün ve insan haklarının
savunulmasına yönelik ve barolar üzerinde hiyerarşik anlamda bir “üstlük”
sağlamayan görevler olduğu görülmektedir.
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun görevlerini düzenleyen
121. madde biraz daha ayrıntıya girerek avukatların ve baroların çalışma-
larıyla ilgili bir kısım yetkiyi düzenlemiştir.
Türkiye Barolar Birliği’ni barolar üzerinde birçok alanda yetkili kılan
hükümler 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın çeşitli maddelerinde düzen-
lenmiştir. Bu yasada 4667 ve 5043 sayılı yasalar ile yapılan değişiklikler
TBB ile barolar arasındaki ilişkide (9. maddede ve 121. maddenin sekizinci
fıkrasında avukatlık ruhsatnameleri ve avukat kimliklerinin tek tip olarak
Birlik tarafından düzenlenip bastırılması ve ruhsatnamelerin Birlik Başka-
nı tarafından da imzalanması dışında) yeni düzenleme getirmemiş, genel
olarak Birliği Adalet Bakanlığı karşısında daha etkin kılmıştır.
Avukatlık Yasası’nın TBB’yi barolar üzerinde yetkili kılan maddeleri
şunlardır:
314 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 315
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Madde 8, Birlik, avukat adayının levhaya yazılması hakkındaki Baro
Yönetim Kurulu kararını uygun bulma veya bulmama yetkisine sahiptir.
Avukatlığa kabul isteminin reddine ya da kovuşturma sonuna kadar bek-
letilmesine ilişkin Baro Yönetim Kurulu kararına karşı Türkiye Barolar
Birliği’ne itiraz edilebilmektedir.
Madde 9, avukatlık ruhsatname ve kimlikleri tek tip olarak Birlik ta-
rafından bastırılıp düzenlenmekte, ruhsatnameler baro başkanı ile birlikte
Birlik Başkanı tarafında da imzalanmakta avukatlığa kabul edilenler TBB’ye
bildirilmektedir.
Madde 10, avukatlığa kabul isteğinin reddine ya da kovuşturma sonu-
na kadar bekletilmesine ilişkin 8. maddeye göre verilen karar kesinleşince
TBB’ye bildirilmektedir.
Madde 17, staj başvuru dilekçesine eklenen belgelerin birer örneği
TBB’ye gönderilmektedir.
Madde 20, stajyer listesine yazılıp yazılmama kararına TBB nezdinde
itiraz edilebilmekte, TBB’nin kararının Adalet Bakanlığı’nca geri gönderil-
mesi durumunda üçte iki çoğunluklu son söz Türkiye Barolar Birliği’nin
olmaktadır.
Madde 27, staj süresince stajyerlere Türkiye Barolar Birliği’nce kredi
verilmekte, bu kredinin kaynağı olan vekalet pullarının basımı, dağıtımı,
bedellerinin toplanması, kredi ödemelerinden sonra kalan miktarın barolara
dağıtımı da TBB’ce yapılmaktadır
Madde 27/a, Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu, Birlik nezdinde kurul-
muştur ve bu fondan yapılacak harcamalara ilişkin yönetmelik de Türkiye
Barolar Birliği tarafından hazırlanacaktır.
Madde 28, 29, 30, 31, avukatlık sınavı Türkiye Barolar Birliği’nce ya-
pılmaktadır.
Madde 34, meslek kuralları Türkiye Barolar Birliği’nce belirlenmektedir.
Madde 38/f, mesleki dayanışma ve düzen gerekleri Türkiye Barolar
Birliği tarafından tespit edilmektedir.
Madde 44, avukatlık ortaklığı ana sözleşmesinin bir örneği Türkiye
Barolar Birliği’ne gönderilmektedir.
Madde 49, avukatların resmi kılığı TBB’ce belirtilmektedir.
Madde 54, avukat sicil cüzdanı birliğin gönderdiği örneğe göre dü-
zenlenmektedir.
Madde 56, vekaletnamelerin biçim ve içeriği Türkiye Barolar Birliği
ile Noterler Birliği tarafından belirlenmektedir.
Madde 69, 70, nakil isteğinin kabulü Türkiye Barolar Birliği’ne bildi-
rilmekte, reddine de Birlik nezdinde itiraz edilmektedir.
316 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 317
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Madde 71, 74, levhadan ve avukatlık ortaklığı sicilinden silme ve bir
daha yazılmamak üzere silme kararlarına Türkiye Barolar Birliği’nde itiraz
edilebilmekte, TBB’nin kararının Adalet Bakanlığı’nca geri gönderilmesi
durumunda üçte iki çoğunlukla son söz Türkiye Barolar Birliği’nin olmak-
tadır.
Madde 75, avukatlar listesinin düzenlenme şekli TBB’ce tespit edil-
mektedir.
Madde 77, baro kurulmayan yerlerin en yakın baroya bağlanmasına
veya bunların birleştirilerek bir baro kurulmasına ve merkezlerinin belir-
lenmesine karar vermek, yeni kurulacak baronun levhasını düzenlemek ve
en kıdemli avukatı baroyu kurmakla görevlendirmek, kuruluşunu tamam-
layanlara tüzel kişilik kazandırmak Türkiye Barolar Birliği’nin görevidir.
Madde 83, Türkiye Barolar Birliği Baro Genel Kurulu’nu olağanüstü
toplantıya çağırabilir.
Madde 87, Baro Genel Kurul Tutanağı TBB’ye gönderilir.
Madde 94, devamsızlık nedeni ile Baro Yönetim Kurulu üyeliğinin
düşürülmesi kararına Türkiye Barolar Birliği’nde itiraz olunabilir.
Madde 95/16, baro yönetim kurulları Türkiye Barolar Birliği kararlarını
yerine getirmekle görevlidir.
Madde 97/7, Baro Başkanı her yıl çalışmalar hakkında TBB’ye yazılı
rapor vermekle görevlidir.
Madde 121, Birlik Yönetim Kurulu’nun, avukatların, aynı büroda bir-
likte çalışanların ve avukatlık ortaklıklarının kayıtlarını tutmak, avukatlık
ortaklığı tip ana sözleşmesini hazırlamak, avukatlık ruhsatnamelerini,
kimlik belgelerini ve avukatlık ortaklığı yetki belgelerini düzenlemek ve
bastırmak görevidir.
Madde 142, Baro Yönetim Kurulu’nun disiplin kovuşturmasına yer
olmadığına dair kararına karşı Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’na
itiraz olunabilir. İtirazın kabulü ile kovuşturma açılmasına karar verilme-
si durumunda bu karar kesindir. İtirazın reddine ilişkin karar ise Adalet
Bakanlığı’na gönderilmekte Bakanlığın bir kez daha görüşülmek üzere
geri göndermesi durumunda TBB üçte iki çoğunlukla son sözü söylemek-
tedir.
Madde 168, Avukatlık Ücret Tarifesi Baro Yönetim Kurulları’nın öneri-
leri göz önüne alınarak Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanır. Adalet
Bakanlığı’nın bir kez daha görüşülmek üzere geri göndermesi durumunda
da TBB Yönetim Kurulu üçte iki çoğunlukla son sözü söylemektedir.
Madde 180, 181, adli yardım ödeneğinin barolar arasında dağıtımı TBB
tarafından yapılmakta ve Adli Yardım Bürosu Yıllık Çalışma Raporu da
TBB’ye gönderilmektedir.
316 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 317
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Madde 182, Avukatlık Yasası’nda düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılan
hususlar ile Yasa’nın uygulanabilmesi için yönetmelikte yer alması gereken
diğer konuları kapsayan yönetmelikler Türkiye Barolar Birliği tarafından
hazırlanmaktadır. Onay için gönderilen Adalet Bakanlığı’nın bir daha görü-
şülmek üzere geri göndermesi durumunda TBB Yönetim Kurulu’nun üçte
iki çoğunlukla aynen kabul edilmesi durumunda yönetmelik yürürlüğe
girmektedir.
Madde 191, Sosyal Sigortalar Kurumu ile barolar arasında yapılacak
topluluk sigortasına esas oluşturacak tip sözleşme Çalışma Bakanlığı, Tür-
kiye Barolar Birliği ve Sosyal Sigortalar Kurumu ile yapılacak görüşmelerle
tespit edilir.
Geçici Madde 13, dava vekilleri listesine yazılmaya ilişkin talebin red-
dine ilişkin karara karşı Türkiye Barolar Birliği’nde itiraz edilebilir. İtiraz
üzerine verilen kararı Adalet Bakanlığı’nın bir daha görüşülmek üzere geri
göndermesi durumunda Birlik Yönetim Kurulu üçte iki çoğunlukla alacağı
kararla son sözü söylemektedir.
Avukatlık Yasası’nın toplam otuz beş maddesindeki bu hükümlerden
başka Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 146. maddesi bu Yasa kap-
samında ödenecek müdafi ücretlerine ilişkin ödeneğin Maliye Bakanlığı
tarafından Türkiye Barolar Birliği’ne aktarılacağını, Birliğin bir yönetmelik
hazırlayarak buna göre barolara dağıtım yapacağını düzenlemektedir.
Türkiye Barolar Birliği’nin bu görev ve yetkileri bütün olarak ele
alındığında baroların TBB ile olan ilişkisinin bağımlılık ya da bağımsızlık
ölçütleri ile değerlendirilemeyeceği ortaya çıkmaktadır. Avukatlık Yasa-
sı’nın yukarıda saydığımız hükümleri karşısında baroların Türkiye Barolar
Birliği’nden bağımsız olmaları mümkün değildir. Ayrıca bu ilişkinin bir
bağımlılık, vesayet ya da astlık üstlük ilişkisi olarak değerlendirilmesi de
yanlıştır. Avukatlar, barolar ve Türkiye Barolar Birliği hep birlikte bağımsız
savunmayı oluşturmaktadır. Bu oluşum örgüt olarak bir bütündür ve bir-
birini tamamlamaktadır. Yasanın üst kuruluş olarak niteleyip nitelememesi
çok önemli değildir, verdiği yetkiler fiilen üst kuruluş haline getirmektedir.
Birliğin bu yetkilerle donatılmaması durumunda aynı yetkilerin Adalet
Bakanlığı tarafından kullanılması söz konusu olacaktır. İlk itiraz yeri TBB
olmaz ise doğrudan yargı yoluna başvurulması gerekecek bu da sonuç
almayı geciktirecektir.
Türkiye Barolar Birliği’nin bu yetkileri kaldırılır ise örneğin;
Yeni baroları kim kuracaktır?
Yönetmelikleri, ücret tarifesini kim hazırlayacaktır?
Her baro ayrı bir tarifeyi mi uygulayacaktır?
Avukatlar’ın resmi kılığını kim belirleyecektir?
318 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 319
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Her baro farklı avukatlık kimliği mi verecektir?
Adli yardım ve CMUK ödenekleri doğrudan baroları mı gönderile-
cektir?
Vekalet pulunu her baro kendisi mi basıp satacaktır?
Bir baronun pulu bütün yargı çevrelerinde geçerli olabilecek midir?
Bu soruları çoğaltmak mümkündür.
“Üst Kuruluş” tartışmaları sonunda, Birliğin kuruluş ve niteliklerini
düzenleyen 109. madde, 4667 sayılı Yasa ile “Türkiye Barolar Birliği bütün
baroların katılmasıyla oluşan bir kuruluştur.” şeklinde yeniden düzenlenmiş
ve “üst kuruluş” vurgulaması yapılmamıştır. Ancak bugün TBB, Avukatlık
Yasası’ndaki düzenlemelerin doğal sonucu olarak fiilen üst kuruluş du-
rumundadır. Başka türlü olması da olanaksızdır. Nitekim, Danıştay İdari
Dava Daireleri Genel Kurulu 4.5.2001 tarih 2001/315-420 sayılı kararında
Türkiye Barolar Birliği’ni, “yargılama faaliyetinin savunma ayağını oluşturan
avukatların üst meslek kuruluşu” olarak tanımlamıştır.
Avukatlık Kimliğini Türkiye Barolar Birliği’nin Düzenlenmesi ve
Avukatlık Ruhsatnamesini Birlik Başkanının İmzalaması Üzerine
Tartışmalar:
Bu tartışma geçen dönem bir kısım baronun ısrarla gündeme getirdiği,
avukatlık kimliğinin TBB tarafından düzenlenmemesi, avukatlık ruhsatna-
mesinin TBB Başkanı tarafından imzalanmaması istekleri ile başlatılmış-
tır. Bütün bunlar baroların bağımsızlığına aykırı görülmüş(10) ve tartışma
Barolar Birliği’nin gerekip gerekmediği hatta baroların disiplin cezası
verme yetkisini avukat üzerinde vesayet sayılacağı boyutuna getirilmeğe
çalışılmıştır.(11)
Üzerinde durulması gereken 9. maddeye 4667 ve 5043 sayılı yasalarla;
“Ruhsatnameler ve avukat kimlikleri, Türkiye Barolar Birliği tarafından tek tip
olarak bastırılır ve düzenlenir. 8. maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen şekilde
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nca uygun bulma kararı verildiğinde
ruhsatnameler TBB Başkanı ve ilgili Baro Başkanı tarafından imzalanır. Avukat
kimlikleri, tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilecek resmi kimlik
hükmündedir.” fıkrasının neden eklendiğidir. Asıl amaç avukatlık kimlik
belgesinin uygulamada “resmi belge” olarak tanınmasını sağlamaktır, bu-
nun için de tek tip olması gerekmektedir. Ruhsatnameler zaten öteden
beri tek tip olarak Türkiye Barolar Birliği tarafından “düzenlenip” bastırıl-
makta, mesleğe kabul edilip yemin eden avukata barosu tarafından teslim
edilmekte/verilmektedir.
318 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 319
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Bu uygulama herhangi bir tartışma yaratmadan sürerken Avukatlık
Yasası Yönetmeliği’nin yenilenmesi sırasında ruhsatname metnine TBB‘ce
uygun görüldüğünü belirten bir ibarenin eklenmesi ve TBB Başkanı’nın da
ruhsatnameyi imzalaması bu düzenlemelerin bağımsızlığa aykırı olduğu
eleştirilerine yol açmıştır. Bu eleştirileri sona erdirmek üzere de 24.1.2004
tarihinde yürürlüğe giren 5043 sayılı yasa ile 9. maddeye son şekli veril-
miştir.
Öncelikle belirtmek istediğimiz, ruhsatnamede bu düzenlemeler ya-
pılmasa da olurdu. Eski durumun sakıncası yoktu.
Ancak bu düzenlemenin bağımsızlığa aykırı olduğu ve bu amaçla ya-
pıldığını söylemek de yanlıştır çünkü yönetmelik bütün baroların katılım
ve tartışmasına açık şekilde hazırlanmıştır. Düzenlemenin yasaya aykırı
olmadığını Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu İstanbul Barosu
tarafından açılan Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin iptali davasında ve-
rilen yürütmenin durdurulması kararına itiraz üzerine verdiği 10.7.2003
tarih 2003/954 sayılı kararında;
“1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın avukatlığa kabul ve avukatlık ruhsatları-
nın verilmesini düzenleyen 7. ve 8. maddelerinde şartları taşıyan adayların Baro
meslek levhasına yazılacağı, Baro tarafından verilen “meslek levhasına yazılma”
kararlarının Türkiye Barolar Birliği’nin uygun bulma kararı ile yürürlüğe gireceği
ve ilgiliye ruhsatın Baro tarafından verileceğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Yasa’nın 8. maddesi ve avukatlık ruhsatlarının Türkiye Barolar Birliği tara-
fından tek tip düzenlenip bastırılacağı hükmünü içeren 121. maddesinin birlikte
değerlendirilmesinden; mesleğe kabulün ilk adımını oluşturan levhaya yazılma
aşamasında Barolar tarafından alınan kararların “uygun” bulunması ve avukatlık
ruhsatlarının “düzenlenip bastırılması” konusunda yasayla Türkiye Barolar Birli-
ği’ne tanınan yetkinin varlığı karşısında, yönetmeliğin yasaya aykırı bir düzenleme
getirmediğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.” şeklinde açıklamıştır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun bu kararından söz
etmişken İstanbul Barosu’nun önceki yönetimi tarafından Türkiye Barolar
Birliği aleyhine açılan Avukatlık Yasası Yönetmeliği’nin iptali davasına de-
ğinmemiz gerekmektedir. Bir baronun TBB aleyhine idari dava açabilmesi
de herhalde barolarla TBB arasındaki ilişkinin nitelendirilmesi açısından
incelenmesi gereken bir olaydır. Ancak burada altını çizmek istediğimiz;
4667 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesinden sonra çıkarılması gereken
yönetmeliklerin TBB ve baroların katılımıyla hazırlandığıdır. (12) Katkı
koymayanların ya da katkıları benimsenmeyenlerin yönetmelikleri idari
dava konusu yapmaları bizce “siyasete” uygun değildir. Bir bütün oldu-
ğuna inandığımız “savunma örgütü” olarak uygulamasında sakıncalarını
gördüğümüz yönetmelikleri her zaman değiştirebiliriz.
320 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 321
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Avukatlık mesleğine kabulü TBB ve Adalet Bakanlığı incelemesinden
de geçerek uygun görülmüş avukata, barosu, TBB Yönetim Kurulu’nun
Avukatlık Yasası’nın 121. maddesinin sekizinci fıkrasının verdiği görev
gereği düzenleyip tek tip olarak bastırdığı ruhsatnameyi verecektir. Avu-
katlık Yasası adayın ruhsatını alırken içeceği andın metnini düzenlemiş,
ruhsatname içeriğinden söz etmemiştir. Tek tip ruhsatnameyi, düzenleyip
bastırmakla görevli TBB yönetim kurulu, metnini de hazırlayacaktır. Metin-
de, Birlikçe uygun görüldüğü yolunda bir ibarenin bulunması da Avukatlık
Yasası’nın 8. maddesinin dördüncü fıkrasının vurgulanmasıdır. Türkiye
Barolar Birliği’nin şekil ve metnini belirleyip bastırdığı ruhsatnamede TBB
Başkan’ının imzasının bulunmasını engelleyen bir hüküm yoktur.
Soruna bu şekilde yaklaşınca Mayıs ayında Trabzon’da toplanan TBB
Mali Genel Kurulu’nda bu konu tartışılırken ortaya konulan bağımsızlık
anlayışının ne kadar farklı olduğu görülmektedir. Bir kısım delege baro-
ların bağımsızlığını sadece yürütme organına karşı değil aynı zamanda
Türkiye Barolar Birliği’ne karşı bağımsızlık olarak anlamaktadır. Bu an-
layıştan hareketle TBB’nin hazırlayıp yürürlüğe koyduğu yönetmeliklerle
“baroların bağımsız niteliklerinin” “tamamen ortadan kaldırılmış” olduğu ileri
sürülebilmekte,(13) uygun bulma ibaresinin kullanılması “son derecede ya-
kışıksız” bulunmakta,(14) “ek imza” nitelemesi yapılabilmekte, ortaya çıkan
durumun “savunma mesleğinin tarihi açısından da vahim bir ironi oluşturduğu”
iddia edilebilmektedir.(15)
AKP Artvin milletvekili Orhan Yıldız ve üç arkadaşı tarafından 2003
yılı Temmuz ayında verilen ve 20.1.2004 tarihinde 5043 sayı ile yasalaşan,
Avukatlık Yasası’nın bazı maddelerinin değiştirilmesine ilişkin Yasa Teklifi
tartışmaların boyutunu daha da genişletmiştir. Yasa teklifi, vekalet pulu
değerinin belirlenmesi, sosyal yardım ve dayanışma fonu kurulması, üc-
ret sözleşmesinin bulunmadığı durumlar ve birden fazla hakem kurulu
kurulabilmesine olanak tanıyan düzenlemeler de içerdiği halde, kimlik
ve ruhsatname maddeleri öne çıkarılmış, bu düzenlemelerin baroların
bağımsızlığına aykırı olduğu ve Birliğin barolar üzerinde “idari vesayeti”
olarak anlaşılması gerektiği iddia edilmiştir. Hatta, Diyarbakır Barosu
Başkanlığı’nın 29.7.2003 tarih 2003/1477 sayılı yazısında; “Türkiye Barolar
Birliği, mesleğimizin güncel sorunlarının arkasına sığınarak fiilen hukuka aykırı bir
biçimde oluşturmaya çalıştığı vesayet ilişkisini, şimdi de bu kanun teklifi ile yasal
hale getirmeğe çalışmaktadır.” suçlamasında bulunulmuştur. Bursa Barosu
Başkanlığı’nın aynı tarihte tüm baro başkanlarına gönderdiği yazısındaki
yaklaşımı da; “Barolar kendi meslek kuruluşu bile olsa hiçbir kurumun vesaye-
tini kabul etmezler. Üyeleri doğrudan doğruya bağımsız avukatlar olan Barolar;
katılımlarıyla oluşan TBB’nin şubesi değildir.” şeklinde olmuştur. İzmir Barosu
Başkanlığı Yasa teklifini eleştirdiği 24.10.2003 tarih 072/8029 sayılı yazı-
sında; “avukatın Türkiye Barolar Birliği’nin değil, kayıtlı olduğu baronun üyesi
olduğu”nu anımsatma gereğini duymuştur.
320 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 321
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
6 Aralık 2003 tarihinde; Adıyaman, Ağrı, Antalya, Batman, Bingöl, Bur-
sa, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, İzmir, Kars, Malatya, Mardin, Şanlıurfa,
Tunceli ve Van Barolarının katılımı ile Diyarbakır’da düzenlenen “Baroların
Bağımsızlığı ve Savunma Dokunulmazlığı” konulu uluslararası sempozyum
sonunda yapılan ortak açıklama da; “Baroların sürekli gündeminde olan ve
kavram olarak idari vesayet olarak nitelendirilen düzenlemelerin getirdiği yetkilerin,
Adalet Bakanlığı’ndan alınarak Türkiye Barolar Birliği’ne geçtiği, bu düzenleme
biçiminin baroların bağımsızlığı yönünde engel oluşturduğu ortak görüşüne va-
rılmıştır. Savunma mesleğinin örgütü olan Baroların, yargı içindeki etkinliği ve
varlığının baroların bağımsızlığı ile yeniden gerçekleşebileceğini, bu sorunun Tür-
kiye’deki tüm baroların gündemine taşınarak tartışılması ve idari vesayete ilişkin
düzenlemelerin Avukatlık Yasası’ndan ve yönetmeliklerden çıkarılması gerektiği
konusunda ortak görüş oluşturmuşlardır.”(16) şeklindedir.
Bütün bu değerlendirmeler bazı barolarımızın yönetimlerinin “baroların
bağımsızlığı” kavramını sadece yürütme organına karşı bağımsızlık olarak
algılamadıklarını, bu kavramın Türkiye Barolar Birliği’ne karşısında bağım-
sızlığı da içerdiğini kabul ettiklerini göstermektedir. Avukatlık Yasası’nın
böyle bir değerlendirmeye imkan tanımadığı ve bu tür bir bağımsızlık
anlayışının savunma örgütünün kurumlaşmasını engelleyeceği görüşü-
mü tekrarlıyorum. Bu noktada Sayın Av. Dr. Yücel Sayman’ın yukarıda
yer verdiğim sorusunu da değerlendirmek istiyorum. Sayın Sayman daha
sonraki bir makalesinde de aynı konu üzerinde durmuştur.(17) (18) Başka
bir model istenmektedir. İstenilen modelde, “bağımsız ve dokunulmaz” avu-
katlar, uygulamaları bir diğerinden farklı olabilecek barolar vardır. Barolar
Birliği ise ya yoktur ya da “tüm baroların sürekli birlikte olup, idari denetime
tabi olmaksızın bağımsız karar alabildikleri bir çalışma tarzının kurumsallaşması”
şeklinde vardır. Bu kolay anlaşılabilecek bir model değildir, belirsizlikler
içermektedir, çok daha ayrıntılı açıklanması gerekir. Örneğin;
Avukatın “bağımsızlığı ve dokunulmazlığı” üyesi bulunduğu baroya mı
yoksa yürütme organına ve müvekkiline karşı mıdır?
Bu “bağımsızlık ve dokunulmazlık”, meslek kuralları ve baroların disiplin
yetkisi ile ne kadar bağdaşır.
Baroların disiplin yetki ve görevi olacak ise tüm baroların uygulama-
larının uyumlu olması gerekmez mi?
Önerilen bu modelin yürürlükteki Avukatlık Yasası karşısında güncel
bir anlamı yoktur.
Yeni bir modele gereksinim duyanlar bu tartışmayı bilimsel düzeyde
yapabilirler, yapmalıdırlar.
Tartışmanın yürürlükte olan yasa ve organları ile yapılmaması gere-
322 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 323
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
kir. Yeni bir savunma örgütlenmesi modeli için birbirimizi ikna etmeğe
çalışabiliriz. Ancak bunu yaparken yürürlükteki yasaya uymak durumun-
dayız ve “bağımsız yargı içinde bağımsız savunma” çabamızın ülkemizde
demokratikleşme sürecinin temel koşulu olduğunu, bunun da bugünkü
“savunma örgütü” yapımızın kurumlaşmasına bağlı olduğunu unutmamak
zorundayız.
SONUÇ
“Yargı organının özelliklerinden biri, yasaların uygulanmasındaki birliği
sağlamaktır. Bu üst yargı organlarını da zaruri kılan bir haldir. Nitekim, Yargı-
tay ve Danıştay’ın varlığı yerel, adli ve idari yargı organlarının bağımsızlığını
zedelemeden uygulama birliğini sağlamak suretiyle yargı organlarının kuvvet ve
etkinliğini sağlamaktadır.
Bunun gibi bağımsız baroların bir üst kurulda birleşmeleri; katılımları ile
oluşan bu kurula, özellikle uygulama birliğini sağlamak üzere belirli bir üstünlük
tanımaları doğal ve hatta zaruridir.
Bu baroların bağımsızlıklarından feragat ettikleri anlamına gelmez. Avukatlık
mesleğinin birlik ve düzen içerisinde ve daha kuvvetli şekilde ifasını sağlar.
Bu nedenledir ki; Türkiye Barolar Birliği, tüm avukatların birliğini sağlayan
ve savunmayı güçlendiren, sorunların hallinde en etkin olabilecek bir üst kuruluş
olarak benimsenmeli, yıpratılmasına izin verilmemeli, buna yol açacak soyut hu-
kuksal düşünceler bilimsel düzeyde ifade edilse bile TBB’ye zarar verecek davranış-
lardan kaçınmalı, aksine Barolar Birliği’nin etkin bir anayasal kurum olarak devlet
organları arasında sayılması ve devletin üst kurumlarında temsilinin sağlanması
için çaba sarf edilmelidir.”(19)
Üst kısmında “Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ruhsatnamesi” yazan
avukatlık ruhsatnamesini Baro Başkanı ile birlikte TBB Başkanı’nın da
imzalamasının ne sakıncası vardır? 1974 yılında aldığım avukatlık ruh-
satnamemde Tekirdağ Barosu Başkanı ile birlikte Prof. Faruk Erem’in de
imzası bulunsa idi duyacağım onur, bugün Tekirdağ Barosu Başkanı olarak,
Sayın Özdemir Özok ile aynı ruhsatnameyi imzalamaktan duyduğum onur
kadar olurdu.
322 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Güneş GÜRSELER dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 323
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
KAYNAKLAR
(1) GÜNER, Av. Semih, “Avukatlık Hukuku” Eylül 2003, Ankara Barosu Yayını
sayfa: 9
(2) GÜNER, Av. Semih, age. sayfa: 79
(3) ACAR, Bahattin Özcan, İzmir Barosu Başkanı, “Baroların Bağımsızlığı Sa-
vunmanın Dokunulmazlığı”, Diyarbakır Barosu Yayını, Diyarbakır 2004,
sayfa: 38
(4) GÜNER, Av. Semih, “Savunma Hakkı ve Baroların Bağımsızlığı” Hukuk Ku-
rultayı 2000, Cilt: 4 Ankara Barosu Yayını, sayfa: 204-205
(5) NEMO, Paul, Uluslar arası Avukatlar Birliği Başkan Yardımcısı, Paris Baro-
su Üyesi, “Baroların Bağımsızlığı Savunmanın Dokunulmazlığı”, Diyarbakır
Barosu Yayını, Diyarbakır 2004, sayfa: 5
(6) ŞENOL, Av. Asude, TBB 27. Olağan Genel Kurul Tutanağı, Trabzon 2003,
sayfa: 190
(7) ÖZOK, Av. Özdemir, “Bağımsızlık, Vesayet, Birliktelik”, Türkiye Barolar Birliği
Dergisi Sayı: 48, Eylül/Ekim 2003, sayfa: 23
(8) SAYMAN, Av. Dr. Yücel, “Türkiye Barolar Birliği Üzerine”, Günışığı Dergisi
Sayı:Mayıs 2003, sayfa:10-11
(9) GÜNER, Av: Semih, “Avukatlık Hukuku” sayfa: 506
(10) GÜNER, Av. Semih, “Avukatlık Hukuku” sayfa: 181
(11) SAYMAN, Av. Yücel, “Savunma Hakkı ve Baroların Bağımsızlığı” Hukuk
Kurultayı 2000, Cilt: 4 Ankara Barosu Yayını, sayfa: 236
(12) ÖZOK, Av. Özdemir, adı geçen makale, sayfa: 24
(13) TANRIKULU, Av. Sezgin, 27. Olağan Genel Kurul Tutanağı, Trabzon
2003, sayfa: 92
(14) GÜNER, Av. Semih, 27. Olağan Genel Kurul Tutanağı sayfa: 111
(15) AYDIN, Av. Zekeriya, Olağan Genel Kurul Tutanağı sayfa: 142 ve Batman
Barosu Başkanlığı’ın 27.2.2003 tarih 2003/75 sayılı yazısı.
(16) Diyarbakır Barosu Başkanlığı’nın 8.12.2003 tarih ve 2003/2067 sayılı ya-
zısı.
(17) SAYMAN, Av. Dr. Yücel; “Vesayet; Gerçek mi Söylenti mi?”, Günışığı Dergisi,
Sayı: Kasım 2003, sayfa: 26-29
(18) SAYMAN, Av. Yücel, “Baroların Bağımsızlığı Savunmanın Dokunulmazlığı”,
Diyarbakır Barosu Yayını, Diyarbakır 2004, sayfa: 17
(19) ÜLGEN, Av. Muvaffak, İstanbul Avukatlar Forumu (4.2.2001), İstanbul Barosu
Yayını, sayfa:48