TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 221
makaleler Mustafa ALBAYRAK
KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE KANUNU’NDA
DÜZENLENEN
ZORALIM HÜKÜMLERİ ÜZERİNE
BİR İNCELEME
Mustafa ALBAYRAK
*
*
Yargıtay Tetkik Hâkimi
1
Örneklerden biri için bkz., Markaların Korunması Hakkında KHK de Müsadere, Mustafa
Albayrak Ankara Barosu Fikri Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Dergisi (FMR), Yıl 3, cilt
3, sayı 2, s.13 , Fikir ve Sanat Eserleri ile Markalar Aleyhine İşlenen Suçlar ve ilgili Mevzuat,
Mustafa Albayrak, Ankara 2003
Giriş
Yıllardır değişmesi gerektiği vurgulanan 1918 sayılı Kaçakçılığın
Men ve Takibine Dair Kanun nihayet TBMM’nin 10.07.2003 tarihinde
kabul ettiği ve 19.07.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürür-
lüğe giren 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile yürürlükten
kaldırılmıştır.
Yeni kanun eski kanundan tamamen farklı, ekonomik gelişmeye
paralel birçok yeni hüküm içermekte ve olayların mahkemeye inti-
kalini de en aza indirmeyi amaçlamaktadır. Bu yazımızda 4926 sayılı
Kanun’da öngörülen müsadere konusu Yargıtay’ın önceki kanunla ilgili
uygulamaları ile de karşılaştırılarak farklılıklar ve yeni düzenlemeler
incelenecektir.
Kaçakçılık kanunlarının konusu her zaman bir mal-meta olmuştur.
Uygulama, gerek suç konusu eşya gerekse nakil araçları bakımından
önem arz etmektedir.
Genel müsadere maddesi Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesidir.
Bunun yanında özel kanunların bir kısmı da müsadereyi kendi içinde
düzenlemekte, bir kısmı da bu maddeye atıfta bulunmaktadır.
1
Özel
kanunlar bu düzenlemeyi yaparken, bazen müsadereyi daraltmakta,
222 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 223
makaleler Mustafa ALBAYRAK
bazen de genişletmektedir. Genişletmenin en önemli örneği de TCK’nın
36. maddesinin kabul ettiği müsadere için, suç eşyasının “fiilde methali
olmayan kimselere ait olmamak” şartını aradığı halde; özel kanunların bir
kısmı bu kurala aykırı olarak da hükümler içermektedir.
2
Kaçakçılıkla
Mücadele Kanunu özellik arz eden bu özel kanunlardan birisidir. Kanun,
genel kabul gören zoralım terimini kullandığından biz de bu yazımızda
bu şekilde adlandıracağız.
I. Genel Olarak Zoralım
Çeşitli tanımlar yapılmakla beraber zoralım; “yasak bir şeyin kanuna
uygun olarak alınması, bir kimsenin taşınır ve taşınmaz bir malının kendi isteği
dışında devlet güçleri tarafından elinden alınması, sahibinin mülkiyetinden
devletin mülkiyetine geçmesi” olarak tanımlanmaktadır.
3
Zoralım ceza değil, ceza mahkûmiyetinin sonucu bir tedbirdir.
4
Ko-
nuyu düzenleyen genel zoralım hükmü olan TCK’nın 36. maddesidir.
Hem Türk Ceza Kanunu hem de özel kanunlardaki zoralımlar genellikle
bu maddeye göre yapılmaktadır.
TCK’nın 36. maddesinin 1. fıkrası
Maddenin bu fıkrasına göre “mahkûmiyet halinde cürüm veya kabahatte
kullanılan veya kullanılmak üzere hazırlanan veya fiilin irtikabından husule
gelen eşya fiilde methali olmayan kimselere ait olmamak şartıyla mahkemece
zapt ve müsadere olunur.” hükmü mevcuttur.
Yasanın bu maddesine göre;
1. Eşya suçta kullanılmış, kullanılmak üzere hazırlanmış veya suçtan
meydana gelmiş olmalı.
2. Sanığın mahkûmiyetine karar verilmeli.
2
6831 sayılı Orman Kanunu’nun 108. maddesi örnek olarak gösterilebilir.
3
Müsadere hakkında daha geniş bilgi için, Kunter –Yenisey, Muhakeme Hukuku Dalı
olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 2000; Erdener Yurtcan, Ceza Yargılaması
Hukuku, İstanbul 1986; Sedat Bakıcı, Olaydan Kesin Hükme Kadar Ceza Yargılaması ve
Ceza Kanunu Genel Hükümler, Ankara 2000; Zekeriya Yılmaz, Teori ve Uygulamada
Müsadere, Ankara 2004.
4
YCGK, 14.6.1982, 129/279.
222 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 223
makaleler Mustafa ALBAYRAK
3. Özel kanunlardaki istisnalar hariç eşyanın suça yabancı, suça iş-
tiraki olmayan kimselere ait olmamalı. (Zoralıma tabi tutulacak eşyanın
fiili işleyene ait olduğunun sübutuna ihtiyaç yoktur. Eşyanın yabancıya
ait olduğunun sabit olmaması yeterlidir.)
5
4. Eşya devlete veya resmi kurumlara ait olmamalı.
5. Zoralımına karar verilecek eşyaya el konulmalı.
6
TCK’nın 36. maddesinin 2. fıkrası
Maddenin bu fıkrasında da “kullanılması, yapılması, taşınması, bulun-
durulması ve satılması cürüm veya kabahat teşkil eden eşya bir ceza mahkumiye-
ti olmasa ve faile ait bulunmasa bile mutlaka zapt ve müsadere olunur.” hükmü
mevcuttur. Bu fıkra suç teşkil eden eşyaların zoralımını öngörmektedir.
Bunların başlıcaları yasak silahlar ile uyuşturucu maddelerdir.
TCK’nın 36. maddesinin 3. fıkrası
Yasa’nın üçüncü fıkrasında “taşınması memnu olmayan silahların ruh-
satsız taşınması halinde zapt ve müsaderesine hükmolunur.” denilmektedir.
Maddenin bu hükmü, 15.07.1953 tarihli 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun ile 15.09.1981 tarihli Avda
ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının
Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanun’un yürürlüğe
girmesiyle hükümsüz hale gelmiştir.
II. 1918 Sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun’da
Zoralım
Bu kanun 12.01.1932 tarihinde yürürlüğe girmiş ve 4926 sayılı
Kanun’un yürürlüğe girdiği 19.07.2003 tarihine kadar yürürlükte kal-
mıştır. Uygulamada olmadığı için bu Kanun’daki zoralıma çok kısa
değinilecektir.
5
Nejat Öztürk, Türk Ceza Kanunu Şerhi ve Tatbikatı, Ankara 1966, s. 245.
6
Farklı görüş için bkz, Sedat Bakıcı, Ceza Yargılaması ve Ceza Kanunu Genel Hükümler,
Ankara 2000, s. 1052.
224 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 225
makaleler Mustafa ALBAYRAK
1. Kaçak eşya ve maddenin zoralımı
Bu Kanun’da zoralım; belirtilen suçların cezai müeyyidelerinin ar-
dından hemen hemen her suç için öngörülmekte idi ki toplam olarak
20’ye yakın madde-fıkrada düzenlenmişti. Eşyanın kaçakçılığa konu
olması halinde bir iki istisna dışında her halükarda zoralımına karar
veriliyordu.
2. Nakil vasıtalarının zoralımı
1918 sayılı Kanun, nakil vasıtalarının zoralımını 47. maddesinde
düzenlemişti. Bu maddenin 1. fıkrası “kaçak eşya ve madde naklinde bilerek
kullanılan veya buna teşebbüs edilen her türlü nakil vasıtalarının zoralımına
hükmolunur.” şeklinde idi.
Yargıtay kararları ile de bu maddenin uygulaması şu şekilde oluş-
muştu:
Kaçakçılık suçunun işlenmesi veya buna teşebbüs edilmesi halinde;
1. Kaçakçılık suçunda kullanılan vasıtanın 3. kişilere ait olması ha-
linde de zoralımına hükmediliyordu. (Araç sahibi iradesi dışında aracın
elinden çıktığını ispatlarsa aracın iadesini sağlayabiliyordu.)
2. Dava konusu kaçak eşyanın hacmi, ağırlığı ve gidilen mesafe
bakımından aracın gerekli olması aranıyordu.
3. Araçta gizli bölme yapılarak (zula) vasıtanın kaçak eşya nakline
tahsis edilmesi zoralım için yeterli idi.
4. Aracın zoralımına karar verilebilmesi için aracın zapt edilip
idareye teslim edilmiş veya teminatla sahibine verilmiş olması gere-
kiyordu.
III. 4926 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda Zoralım
1. Kaçakçılık Suçlarına Konu Eşyanın Zoralımı
4926 Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, 1918 sayılı Kanun’dan farklı
olarak, zoralım edilecek suça konu eşyanın hangileri olduğunu her suç
tipinin ardından değil bir tek maddede düzenlenmiştir.
224 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 225
makaleler Mustafa ALBAYRAK
Kanun’un 4/3-2. maddesi “3. maddenin a, b, c ve d bentlerinde sayılan
suçlara konu eşyanın ayrıca zoralımına da hükmolunur.”şeklindedir. Kanun,
15 çeşit suç tipini öngörmesine rağmen bunlardan sadece bu maddede
belirtilen suçlara konu eşyanın zoralımını kabul etmiştir.
7
Zoralım öngören kaçakçılık suçlarını başlıklar halinde kısaca be-
lirtirsek, bunlar:
a. Gümrük Kapılarından Geçirmeksizin Eşya İthali (3/a-1)
8
Herhangi bir eşyayı belirlenen gümrük kapılarından geçirmeksizin
Türkiye’ye ithal veya buna teşebbüs etmek.
b. Gümrük İşlemine Tabi Tutmaksızın Eşya İthali ( 3/a-2)
9
Herhangi bir eşyayı gümrük işlemine tâbi tutmaksızın Türkiye’ye
ithal veya buna teşebbüs etmek.
c. Transit Eşya Kaçakçılığı (3/a-3)
10
Transit rejimi çerçevesinde taşınan serbest dolaşımda bulunmayan
eşyayı, rejim hükümlerine aykırı olarak gümrük bölgesinde bırakmak
veya buna teşebbüs etmek.
d. Kaçak Eşyada İkinci Suçlar (3/a-4)
11
Yukarıdaki alt bentlerde belirtilen eşyayı bilerek taşımak, satmak,
satın almak, saklamak, satışa arz etmek yada alınıp satılmasına aracılık
etmek.
7
Kanunun müsadere öngörmediği diğer suçlar: 1. 3/e maddesinde “Muaf İthal Eşyasında
Kaçakçılık” (Müeyyide 4/e), 2. 3/f maddesinde “Geçici İthal Eşyasında Kaçakçılık”
(Müeyyide 4/f), 3. 3/g maddesinde, “Gümrük Kontrolü Altında İşleme Rejiminde
Kaçakçılık” (Müeyyide 4/g), 4. 3/h maddesinde “Antrepo veya Geçici Depolama Yerlerinde
Kaçakçılık” (Müeyyide4/h), 5. 3/ı-1 maddesinde “İhraç Eşyasında Beyan Farklılığı”
(Müeyyide 4/ı-1 Gümrük komisyonları görevli), 6. 3/ı-2 maddesinde “Hayali İhracat”
(Müeyyide 4/ı-2), 7. 3/ı-3 maddesinde “İhracı Lisansa, İzne veya Kısıntıya Tabi Eşyada
Kaçakçılık” (Müeyyide (4/ı-3).
8
Ceza maddesi, 4-a/1.
9
Ceza maddesi, 4-a/2.
10
Ceza maddesi, 4-a/2.
11
Ceza maddesi, 4-a/2.
12
Ceza maddesi, 4/b.
226 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 227
makaleler Mustafa ALBAYRAK
e. Yasak Eşya İthal veya İhraç Etmek (3/b)
12
Kanunlara veya Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası antlaşma veya
sözleşmelere göre ithali veya ihracı yasak olan herhangi bir eşyayı it-
hal veya ihraç etmek veya bunlara teşebbüs etmek; ithali yasak eşyayı
bulundurmak, satmak, satın almak, saklamak, satışa arz etmek, alınıp
satılmasına aracılık etmek veya bilerek taşımak.
f. İthal Eşyasından Vergi Kaçırmak ( 3/c)
13
Gerçeğe aykırı belge ile gümrük idaresini yanıltarak, vergilerini hiç
ödememek veya eksik ödemek, vergileri ödenmeksizin ödenmiş veya
işlemleri yaptırılmış gibi göstermek, vergiye tâbi olduğu halde muafi-
yete tâbiymiş gibi göstermek suretiyle eşya ithal veya ithale teşebbüs
etmek.
g. İthali Lisansa, Şarta ve Kısıntıya Tabi Eşya İthali (3/d-1)
14
İthali; lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği
uygunluk veya yeterlilik belgesine tâbi olan eşyayı gerçeğe aykırı her
türlü beyanname ve belge ile gümrük idaresini yanıltarak işlemini yap-
tırmak suretiyle ithal etmek veya bunlara teşebbüs etmek.
h. Standarda Tabi Eşya Kaçakçılığı (3/d-2)
15
İthali, insan sağlığı ve güvenliği, hayvan ve bitki varlığı ve sağlığı,
çevrenin korunması, tüketicinin doğru bilgilendirilmesi ve ticarî kalite
yönlerinden standardizasyon kontrolüne tâbi olan eşyayı; standarda
uygun olmadığı halde, gerçeğe aykırı her türlü beyanname ve belge
ile gümrük idaresini yanıltarak standarda uygun yada standart dışı
göstermek suretiyle ithal etmek.
Sayılan bu suçların işlenmesi halinde suça konu eşyaların müsa-
deresine karar verilecek; diğer suçlar bakımından ise kanun zoralım
öngörmediğinden, zoralım kararı verilemeyecektir.
13
Ceza maddesi, 4/c.
14
Ceza maddesi, 4-d/1.
15
Ceza maddesi, 4-d/2.
226 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 227
makaleler Mustafa ALBAYRAK
2. Taşıma Araçlarının Zoralımı
Nakil araçlarının zor alımı Kanun’un 20. maddesinde düzenlen-
miştir. Madde başlığı, “kaçak eşya naklinde kullanılan taşıt” olarak belir-
tilmiştir. Madde metnine göz atacak olursak;
“Bu Kanun’da zoralımı öngörülen kaçak eşya taşımasında bilerek kullanı-
lan veya kullanılmaya teşebbüs edilen her türlü taşıma aracının;
a. Kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya
çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde
saklanmış veya taşınmış olması,
b. Kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından
tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması veya eşyanın o taşıma aracıyla
taşınmayı gerekli kılacak olması,
c. Taşıma aracındaki kaçak eşyanın, Türkiye’ye girmesi veya Türkiye’den
çıkması yasak veya toplum veya çevre sağlığı açısından zararlı maddelerden
olması, hallerinden herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda zoralımına
hükmolunur.”
Bu maddeye göre, zoralım için öncelikle yukarıda sekiz başlık altın-
da belirttiğimiz kaçakçılık suçlarından birinin işlenmesi ve bu suçlara
konu eşyanın nakil aracı ile nakledilmesi gerekir.
Sözü edilen suçların sübuta ermesinden sonra taşıma araçlarının
zoralımı için araçlarla ve kaçak eşyalarla ilgili bir kısım şartların ve
özelliklerin de bulunması gerekir.
Birinci ve öncelikli olarak, araç kaçak eşya naklinde bilerek kullanı-
lacak veya kullanılmaya teşebbüs edilmiş olacak. Bundan sonra araç ve
eşya için aranan bazı özelliklerin bulunması halinde aracın zoralımına
karar verilebilecektir.
Dava konusu eşya ve araca ilişkin olarak;
a. Kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin orta-
ya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat
içerisinde saklanmış veya taşınmış olması.
Burada kastedilen, kaçağa konu eşya için özel olarak hazırlanmış
gizli tertibatlar yapılmış olmalı. Yani normal kontrol ve aramada fark
edilmeyecek gizli bölmeler yapılması halinde zoralım kararı verilecektir.
Kaçağa konu eşyanın miktarı ve hacmi önemli değildir. Bir kilo altın
228 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 229
makaleler Mustafa ALBAYRAK
için koltukların içinde veya yakıt deposunda gizli bölme yapılması
öneklerinde olduğu gibi.
16
b. Kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim ba-
kımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması veya eşyanın
o taşıma aracıyla taşınmayı gerekli kılacak olması.
Bu fıkranın birinci cümlesi bakımından gümrüğe getirilen araçtaki
yükün miktar veya hacim bakımından tamamının veya ağırlıklı bölü-
münün kaçak olması halinde aracın zoralımına hükmedilecektir. Ülke
içindeki nakliyelerde bu maddenin uygulanmaması gerektiğini düşünü-
yorum. Çünkü Kanun’un öngördüğü 15 adet suçtan 13 adedi ön ödeme
(bu Kanun’a özgü ödeme, madde 31) kapsamında olan suçlarda nakil
araçlarının ödeme üzerine iade edileceği öngörülmüştür. Bu durumda
bu fıkranın uygulaması sadece 3/a-1 maddesindeki “gümrük kapılarından
geçirilmeksizin eşya ithali” suçunda oluşabilir düşüncesindeyim.
Maddenin son cümlesindeki “kaçak eşyanın o taşıma aracıyla taşınmayı
gerekli kılacak olması” aranacaktır. Öyle bir eşyanın kaçakçılığı yapılmış
olacak ki bu eşya belirli araçlar dışında taşınması mümkün olmayacaktır.
Örnek olarak şöyle düşünebiliriz: Yurt dışından ithal edilecek etlerin
veyahut bir kısım gıda ürünlerinin soğutucularla getirilmesi zorunlu.
Yani eşyanın o tip taşıma aracıyla taşınması gerekir. Burada naklin;
araçla zorunlu olması bakımından ağırlık ve mesafenin nazara alınma-
ması gerektiğini düşünüyorum. Bu gibi araçlara, bu araçlarla taşınması
gereken eşyanın kaçak olarak ele geçirilmesinde eşyanın miktar veya
hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması
aranmayacak, aracın müsaderesine karar verilecektir. Bu madde yurt
dışından ithalatlarda belirli taşıma araçlarıyla ithalat zorunluluğu ge-
tirilen araçlar için uygulanacaktır.
17
16
Nâzım Bilican, Cahit Gökçelik ve Gülsen Topçuoğlu Açıklamalı 4926 sayılı Kaçakçılıkla
Mücadele Kanunu, Ankara 2003, s. 107
17
Bu cümleyi nakledilen mesafe ve eşyanın ağırlığına göre araçla taşınmasının zorunlu
olması haline mahsus olduğu görüşü için bakınız Nâzım Bilican ve arkadaşlarının
yukarıda zikredilen eseri sayfa 107. Savunulan bu görüşün “Kaçak eşyanın, taşıma
aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü
oluşturması ...,” hükmü ile de çeliştiğini düşünüyorum. Bir taraftan bir tır dolusu
eşyanın yarısının kaçak olması halinde zoralımın öngörmeyeceksin, diğer yandan,
bir televizyon elde taşınmaz eşya, nakil aracı ile nakli zorunlu olduğundan zoralımını
kabul etmek. Bu bir tezat oluşturmaktadır ki yeni Kanun’un çıkış amacıylada uyumlu
olmadığını düşünüyorum.
228 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 229
makaleler Mustafa ALBAYRAK
c. Taşıma aracındaki kaçak eşyanın, Türkiye’ye girmesi veya Türki-
ye’den çıkması yasak veya toplum veya çevre sağlığı açısından zararlı
maddelerden olması.
Bu maddeye konu eşyanın, Türkiye’ye girmesi veya yurt dışı edil-
mesi kanun veya uluslararası sözleşmelerle yasaklanan eşyalardan ol-
ması halinde zoralım söz konusudur. Yasaklama konusu, eşyanın bilerek
taşınması halinde nakil aracının müsaderesine hükmedilecektir.
18
IV. Bazı Durumlarda Eşya ve Araçların Zoralımı
1. Sanığın Ölümü
Yargılama devam ederken sanığın ölümü halinde, üzerine atılı suçu
işlediği sübuta ermediğinden, bulundurulması ve taşınması yasaklan-
mayan eşyanın zoralımına karar verilmez. Ancak kaçak eşyanın zoralımı
öngörüldüğünden, yukarıda açıkladığımız 4926 sayılı Kanun’un 3/a,
b, c ve d bentlerinde söz konusu olan suçlara konu eşyanın bulunması
halinde, eşyanın zoralımına karar verilecektir. Nitekim Kanun’un 31/4.
maddesinin amir hükmü de budur.
Kaçağa konu eşyayı nakilde kullanılan taşıma aracının ise aynı
maddeye göre iadesine karar verilecektir. Aracın kendisi de bizzat
kaçağa konu değilse.
2. Zamanaşımı
Suçun zaman aşımına uğraması halinde Kanun’un 3/a, b, c ve d
bentlerindeki söz konusu olan suçlara konu eşyanın bulunması halinde
zoralım kararı verilecektir.
Burada da Kanun’un 31/4 maddesi gereğince nakil aracı kaçak
olmadığından iadesine karar verilecektir.
3. Ön Ödeme Nedeniyle Ortadan Kaldırma
Ön ödeme TCK’nın 119. maddesinde düzenlenmiştir. Ön ödeme
nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılmamakta veya mahkeme
18
A.g.e., s. 107.
230 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 231
makaleler Mustafa ALBAYRAK
aşamasındaki ödemeden dolayı ortadan kaldırma kararı verilmektedir.
Burada mahkumiyet yoktur. Dolayısıyla zoralım kararı da verilmemesi
gerekir. Ancak TCK’nın 119/8. maddesinde “bu madde gereğince kamu
davasının açılmaması veya ortadan kaldırılması zoralıma ilişkin hükümleri
etkilemez.” hükmü mevcut olduğundan takipsizlik kararı verilmesi veya
açılan kamu davansının ön ödeme nedeniyle ortadan kaldırılmasına
karar verilmesi zoralım uygulamasına engel oluşturmamaktadır.
4926 sayılı Kaçakçılık Kanunu’nda TCK’nın 119. maddesi anla-
mında ön ödeme bulunmamaktır. Kanun’un 34. maddesindeki ödeme
ise bu kanuna özgü bir uygulama olup; Cumhuriyet Savcısı’na tanınan
yetki olup; ödeme yapılmaması halinde, kamu davası açılması sonucunu
doğurmaktadır. Yargılama sonunda sabit olan suça öngörülen ceza, yarı
oranında artırılmamaktadır. Cumhuriyet Savcısı’na tanınan bu yetki,
sonunda ödeme yapılmış olması halinde takipsizlik kararı verilecektir.
Yine yukarıda zikrettiğimiz Kanun’un 3/a, b, c ve d bentlerindeki suç-
lara konu kaçak malların zoralımına karar verilmesi, CMUK’un 392.
maddesine göre mahkemeden istenerek zoralımları sağlanacaktır.
Burada, yani Cumhuriyet Savcısı’na ödemede bulunacağını beyan
eden kişinin otuz gün içinde belirtilen miktarı merciine ödediği takdirde,
nakil araçların zoralımına karar verilmesi istenemeyecektir. Çünkü 31/4
maddesi “suç konusu olmayan eşyanın iadesini” öngörmektedir. Araçlar
suça konu eşya değil suç konusu eşyanın naklinde kullanılan araçtır.
19
19
Burada şunu da açıklamada fayda olduğunu düşünüyorum. Kanun’un 34.
maddesi ön ödeme ihtaratı yapma yetkisini Cumhuriyet Savcısı’na vermiş olması,
Cumhuriyet Savcısı’nın bu kapsamdaki bir suç için ödeme ihtaratı yapıp kişinin
beyanını almaması halinde, mahkemece usulü işlemlerin durdurularak dosyanın
Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilmesi gerekir. Çünkü bu hakkın kullanılması
sonucu 31/4 maddesi uyarınca suç konusu olmayan eşyanın (nakil araçlarının)
iadesine karar verilmesi gündeme gelecektir. Aynı durumun şu anda yargılamaları
devam eden veya Yargıtay bozmasından gelen dosyalar içinde kullanılabileceğini
düşünüyorum. Aksi durumda olabilir ki bu durumda mahkeme sanığın bu maddeye
göre ödeme ihtaratı prosedürünü uygulayacak, ödeme halinde suç konusu eşyanın
müsaderesine, suç konusu olmayan araçların ise iadesine karar verecektir. Mahkeme
burada nakil vasıtasının zoralım şartların araştırmayacaktır. Çünkü bunlar suç konusu
olmayan eşyalardır. Kanun bunların iadesini öngörüyor. Ödeme olmaması halinde
ise 20. maddedeki şartlar araştırılacak ve gerekirse araçların da müsaderesine karar
verilecektir.
230 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 231
makaleler Mustafa ALBAYRAK
4. Ceza Tayinine Yer Olmadığına Karar Verilmesi
2253 sayılı Yasa’nın 12. maddesine göre, suç tarihinde 11 yaşını
doldurup 15 yaşını bitirmemiş sanıklar hakkında aynı Yasa’nın 20.
maddesine göre uzman doktor raporu ile işledikleri suçun bedeni, akli
ve ruhi durumu yönünden anlam ve sonuçlarını kavrayamadıklarında
ceza tertibine yer olmadığına kara verilecektir. Küçüklerin bu yargıla-
malarında deliller toplanmakta ve küçüğün üzerine atılı suçu işleyip
işlemediği tartışıldıktan sonra sanığın suçunun sübuta ermediğinin an-
laşılması halinde beraatına, aksinde ise ceza tertibine yer olmadığına
karar verilecektir. Bu gibi durumlarda, yani ceza tertibine yer olmadı-
ğına karar verilmesi halinde, zoralım kararı verilebilecektir.
20
Çünkü
suçu işlediği sübuta eren sanık, kanunun emredici hükmü karşısında
cezalandırılmamaktadır.
Bu gibi durumlarda da yukarıda sözü edilen suçlara konu kaçak
eşyanın zoralımına karar verilecek ve aynı şekilde araçların zoralımı
zoralım şartları araştırılarak bir karar verilecektir.
5. Taşıma Aracının Başkasına Ait Olması
Daha önce yürürlükte bulunan 1918 sayılı Kanun’un 47. maddesinin
uygulamasında, Kanun’da bulunmamasına rağmen Yargıtay İçtihadı
Birleştirme Kararı’na
21
binaen, aracın başkasına ait olması halinde de
kaçakçılık suçlarında kullanılması durumunda zoralım kararı veriliyor-
du. Araç sahibi, aracını kendi iradesi dışında ve kaçakta kullanıldığını
ispat etmesi hallerinde zoralımdan aracını kurtarabilmekte idi.
4926 sayılı Kanun’da ise, bu konuda açık bir hüküm bulunmamak-
tadır. Kanaatimce burada TCK’nın 36. maddesinde öngörülen suçta
kullanılan eşyanın zoralımı için aradığı “kullanılan ... eşya fiilde methali
olmayan kimselere ait olmamalı” şartının aranması gerekir. Kanun koyu-
cunun bu konuyu bilerek bu şekilde bir düzenleme yaptığını düşünüyo-
rum. Çünkü 12.01.1932 tarihinde yürürlüğe giren 1918 sayılı Kanun’un
20
YCGK, 14.6.1982 tarih 129/279 ve 4.12.1689 tarih 330/386 sayılı kararları
21
“....47. maddenin sarahati dairesinde müsaderesi için kâfi olup, mal sahibinin bu
hususta rıza ve muvafakatinin inzimam etmesi icap etmeyeceğine, ilk oturumda
üçte iki çoğunluk olmadığından, ikinci oturumda mutlak çoğunlukla karar verildi.”
(İç.B.B.G.K. 5.4.1950 T. 21 E. 7 K)
232 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 233
makaleler Mustafa ALBAYRAK
47. maddesinde, bu düzenleme yapılmamış ve bu boşluk ihtiyaca binaen
yukarıda zikrettiğimiz 1950 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı’yla doldu-
rulmuş idi. Bunun farkına varan yasa koyucu da 31.08.1956 tarihinde
kabul ettiği 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 108. maddesinde bu konuya
önem verdiğinden “kaçak orman mallarının taşınmasında kullanılan canlı ve
cansız bütün nakil vasıtaları kime ait olursa olsun idarece zapt ve mahkemelerce
müsaderesine hükmolunur.” açık hükmünü kanuna koymuştur.
Kaldı ki aynı günlerde (01.07.2003) TBMM’de görüşülüp kabul
edilen 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nda aksine düzenleme kabul
edilmiştir.
22
Yani suç aletleri başkasına ait olsa bile zoralımını öngör-
müştür. Yasa koyucunun abesle iştigali düşünülmeyeceğinden bu
hükmün Kanun’a bilinçli olarak konmadığını düşünüyorum.
23
Aksine
1950 yılında Yargıtay’ın salt çoğunlukla alınan bir kararına dayanılarak
yeni Kanun’da bu yönde uygulama yapılmasının uygun olmayacağını
düşünüyorum. Suçta ve cezada Kanunilik İlkesi’nin de bunu gerektir-
diği kanaatindeyim.
24
6. Taşıma Vasıtasının Hayvan Olması
Maddenin başlığının taşıt araçlarının zoralımı şeklinde yazılmasının
bilinçli bir seçim olduğunu düşünüyorum. Bu, şu demektir; yürürlük-
ten kaldırılan 1918 sayılı Kanun’un 47. maddesinde öngörülen “nakil
vasıtası”nın zoralımından farklı olarak her türlü kara, deniz ve hava
taşıtlarının zoralımına karar verilecek, bunun yanında nakilde kulla-
nılan hayvanların ise zoralımına karar verilemeyecektir. Her ne kadar
maddenin birinci cümlesinde, “her türlü taşıma aracı” dense bile, bunun-
la kastedilen mekanik olan motorlu veya motorsuz araçlardır. Bunun
sonucu olarak nakilde kullanılan at, katır, deve ve benzeri hayvanların
nakilde kullanılması halinde zoralımına karar verilmeyecektir. Ancak
22
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu madde 28. Bu kanunda yasak edilen fiilleri işleyenler
derhal men edilir. Bunların bizatihi av suçunda kullandıkları suç vasıtaları, suç aletleri
kime ait olursa olsun idarece zapt ve yetkili sulh ceza mahkemesince müsadere
edilir.
23
Aynı görüş için bakınız Zekeriya Yılmaz, Teori ve Uygulamada Müsadere, Ankara 2003,
s. 175
24
Yukarıda adını ve eserin zikrettiğimiz komisyon üyelerinin maddeyi açıklamalarının
(Nâzım Bilican ve arkadaşları) eski kanunun uygulamalarından etkilenme olarak şahsi
yorumları olduğunu, kanun koyucunun amacını yansıtmadığını düşünüyorum.
232 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 233
makaleler Mustafa ALBAYRAK
bu hayvanlardan birinin çektiği aracın (at arabası gibi) zoralımına ka-
rar verilecektir. Bu görüşümüzü doğrulayan da maddenin sonundaki
“el konulan taşıma araçları soruşturma sırasında en yakın gümrük idaresine
teslim edilir.” hükmüdür. Hayvanlar nakil, taşıma vasıtalarıdırlar. An-
cak taşıma aracı değildirler. Yapılanmada da el konulan hayvanların
muhafazası öngörülmemiştir.
Nitekim savunduğum bu düşünceyi 2918 sayılı Karayolları Trafik
Kanunu da doğrulamaktadır.
25
7. Taşıma Araçlarına El Konulamaması
Taşıma araçlarının zoralımını düzenleyen 20. maddenin son cümlesi
“El konulan taşıma araçları soruşturma sırasında en yakın gümrük idaresine
teslim edilir.” hükmüne göre, Kanun’un zoralımını öngördüğü kaçak eşya
naklinde kullanılan aracın zoralımına karar verilebilmesi için zapt edilip
idareye veya ilgili kişilere teminat karşılığı teslim edilmesi gerekir.
8. Sahibi Belli Olmayan Eşya ve Aracın Bulunması
Kanun’un 30. maddesinin 3. fıkrasına göre “zoralıma tâbi olan kaçak
eşya veya taşıma aracına el konulup da;
a. Sanığın kim olduğu belirlenememişse,
b. Duruşmanın geçici olarak durdurulmasına karar verilmiş ve bu durum
altı ay devam etmiş ise,
eşyanın zoralımına karar verilir.”
Kanun’un buradaki açık hükmüne göre, zoralıma konu kaçak
eşyanın zoralımına karar verilecek. Burada da taşıma aracının müsa-
dere edileceğine dair hüküm içermediğinden, mahkemenin yapacağı
yargılamada, 20. maddedeki, araçların zoralımı için aranan şartların
25
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, madde 3’de tanımalar başlığı altında Araç;
Karayolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz ve özel amaçlı taşıtlar ile iş makinaları
ve lastik tekerlekli traktörlerin genel adı, Taşıt ise; karayolunda insan, hayvan ve
yük taşımaya yarayan araçlardır.Bunlardan makine gücü ile yürütülenlere “motorlu
taşıt”, insan ve hayvan gücü ile yürütülenlere “motorsuz taşıt” olarak tarif edilmiştir.
Görüldüğü gibi hayvanlar araç olarak kabul edilmediği gibi motorsuz taşıt olarak
da kabul edilmemişlerdir.
234 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 235
makaleler Mustafa ALBAYRAK
oluşup oluşmadığını araştırarak, sahibi bulunduğunda, zoralım veya
iade kararı verecektir.
V. Zoralım Yargılaması
Zoralımın tarifini yaparken, Kanun’un öngördüğü durumlarda bir
malın, sahibinin rızası dışında devlet mülkiyetine geçirilmesi olarak
belirttik.
Zoralıma hakim karar verir. İnceleme konumuzla ilgili olarak zora-
lımın nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği üzerinde duracak olursak:
1. Asıl ceza davası ile birlikte zoralım
2. Ayrı bir zoralım davası açılması
1. Asıl Ceza Davası İle Birlikte Zoralım
Devam etmekte olan ceza davası sonunda, suçta kullanılan veya
suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesi hakkında esas olayı çözümle-
yen mahkemenin bir karar vermesi gerektiği CMUK’un 392. maddesinin
amir hükmüdür.
4926 sayılı Kanun’a muhalefetten açılan davalarda, mahkeme yar-
gılama sonunda esas ceza davası ile birlikte Kanun’un 4/3. maddesinde
işlenen suçlar bakımından suçlara konu eşyanın ve 20. maddesindeki
şartların oluşmasında da eşya naklinde kullanılan taşıtların zoralımı
hakkında bir karar verecektir. Mahkemenin suçlara konu eşyanın ve ka-
çak eşya naklinde kullanılan aracın zoralımı hakkında karar vermemesi
bir noksanlık olmakla beraber, Yargıtay’ın bozma sebepleri arasında
değildir. Bu konuda karar verilmesi için ayrıca mahkemeden bir dava
ile zoralım veya iade istenebilir.
Asıl ceza davalarında da eşya ve taşıt sahipleri müdahil olabilirler.
Bu kişiler CMUK’un öngördüğü manada müdahil olmasalar bile (ma-
len sorumlu kişiler de olmadıkları), eşya sahibi olarak kabul edilmele -
ri uygun olmalıdır. Ancak, bu sıfat müsadereye konu eşya sahibinin
amacıyla sınırlıdır.
26
26
Doğan Gedik,Türk Ceza Hukuku’nda Müsadere, Ankara 2001 s. 111
234 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 235
makaleler Mustafa ALBAYRAK
Bu başlık altında şunu da söyleyebiliriz ki; yukarıda açıkladığımız
gibi, yeni Kanun, Cumhuriyet Savcısı’na kamu davasından önce sanı-
ğa ödeme ihtaratını yapmasını zorunlu kılmaktadır. Eğer bu hakkının
kullanılmaması TCK, 119. madde benzeri bir uygulamadan esinlenile-
rek, mahkeme tarafından kullanılırsa ve sanık da ödemede bulunursa,
ödeme nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilir.
Bu halde suça konu kaçak eşyaların zoralımına, ancak taşıt araçlarının
ise iadesine hükmedilmeli. Burada Kanun’un 31/4. maddesi gereğince
nakil taşıtlarının zoralımına karar verilemeyecektir.
2. Ayrı Bir Zoralım Davası Açılması
4926 sayılı Kanun’un 31/4. maddesi “Ölüm, af, 34. maddeye göre
ödeme veya zamanaşımı sebebiyle, sanık hakkındaki ceza soruşturma veya
kovuşturmasının devamına olanak kalmayan hallerde; Cumhuriyet Savcısı
veya ilgili idare, dava konusu eşyanın zoralımını görevli mahkemeden talep
eder. Görevli mahkemece, suç konusu olduğu belirlenen eşyanın zoralımına,
suç konusu olmayan eşyanın iadesine Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun
392. ve sonraki maddelerinde öngörülen usul dairesinde karar verilir.” hük-
münü içermektedir.
Bu maddede belirtilen hallerin mevcut olması halinde;
1. Cumhuriyet Savcısı,
2. İlgili gümrük idaresi,
3. Dava konusu eşya ve araçların hak sahipleri (şahsi davacı),
ilgili mahkemeden zoralım konusunda bir karar verilmesini talep
etmeleri gerekir. Burada şahsi davacı, sadece dava konusu eşyanın
iadesini isteyebilecektir.
Ayrı zoralım davası şu hallerde açılabilecektir:
1. Ölüm, af, 34. maddeye göre ödeme veya zamanaşımı sebebiyle
sanık hakkında ceza soruşturmasına ve kovuşturmasına imkan olmayan
hallerde takipsizlik kararı verilmesi,
2. Esas hakkında, dava ile birlikte dava konusu eşyalar ve nakil
araçları hakkında karar verilmemesi.
27
27
CMUK’nun 392. ve devamı maddeleri uyarınca esasla birlikte kara verilmeyen hallerde
236 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 237
makaleler Mustafa ALBAYRAK
Mahkeme yargılamayı duruşmalı yapacaktır. Duruşmaya dava
konusu eşya veya araçlar üzerinde hakkı olanlar mümkün oldukça
çağrılacaktır (CMUK 393/2).
28
Müsadereye konu eşyalarla ilgili daha
önce yargılama yapılmışsa, davanın tarafları, varsa ayrıca hak iddia
edenler davet olunmalıdır. Gelmemeleri yargılamaya engel değildir.
Mahkemenin, delilleri toplayıp iade veya zoralım kararı vermesi gerekir
(CMUK 393/son).
29,
30
VI. Sonuç
Kanun; gerek suç konusu eşya gerekse nakil araçları bakımından
zoralımı çok aza indirmiştir. Bilhassa nakil vasıtaları bakımından zo-
ralımı çok kısıtladığını düşünüyorum. Bu görüşümüzü destekleyen
de Adalet Komisyonu ve Meclis Görüşmeleri Tutanakları olduğu gibi
Kanun’un çıkması için büyük çaba sarf eden sayın Bakan’ın şu sözleri
de teyit etmektedir: “Burada getirdiğimiz ana değişiklik, ekonomik suça
ekonomik ceza; yani artık, her hangi bir şekilde ekonomik değeri olan araçların
suç eşyasının müsaderesi veya imhası veyahut kullanımdan kaldırılması karalarının
duruşma açılarak değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde evrak üzerinde yapılan
inceleme ile müsadere kararı verilmesi (Yargıtay 2. CD 24.9.1997/8902-11960)
28
Ayrı bir müsadere davasında hükmün temyiz edilebilirlik durumu HUMK’un 427.
maddesine göre yapıldığından mahkemenin zoralım konusu eşya hakkında değer
tespiti yaptırması gerekir. Kaçakçılık davlarında hükmün temyiz kapsamında olup
olmadığı CMUK’un 305. maddesinde yer alan miktarlara göre belirlenir. Mahkumiyette
2.000.0000 liraya kadar olan kısım (iki milyon dahil), beraatte ise 10.000.000 lirayı
geçmeyen para cezası gerektiren suçların temyiz kabiliyetleri yoktur. HUMK, 427.
maddesine göre zoralım konusu eşyanın temyiz edilebilme sınırı davanın açıldığı
tarihteki değerine göre belirlenmektedir. 23.06.1996-31.12.1997 tarihleri arasında on
milyondan fazla, 01.01.1998-31.12.1998 tarihleri arasında 20.000.000 liradan fazla,
1.1.2000- tarihinden itibaren ise 40.000.000 liradan fazla olması halinde kararlar
temyiz edilebilir.
29
Vefat eden sanık S.’nin mirasçılarının CMUK’un 393. maddesi uyarınca davet edilmesi
ile duruşmaya devam olunup.....sonucuna göre zoralımın gerekip gerekmediğinin
değerlendirilmemesi, (Yargıtay 3. CD 26.3.1996/1546-2684)
30
1. Ceza Kanunu bakımından ceza ile birlikte bahis konusu olduğu yerlerde ceza
hükümlülüğünün yasal sonuçlarından olan zoralım hususu, esas davadan ayrı ve
bağımsız bir dava halinde, esası incelmeğe görevli olan mahkemelerde kayıtsız şartsız
olarak inceleme konusu olabilir.
2. Aynı şekilde Yargıtay’da da incelenebilir
3. Temyiz edilebilme sınırının tespitinde HUMK esas alınır. (İçt. Bir. K. 04.06.1936
8012/14)
236 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
Mustafa ALBAYRAK makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 237
makaleler Mustafa ALBAYRAK
kelepçelenmesi, tutulması ortadan kalkacak, suçu yapan ceza görecek, suç işle-
nen araç bundan sonra ekonomik değer olarak Türkiye ekonomisine katkısına
devam edecektir.”
31
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız gibi, yeni yürürlüğe giren Ka-
nun’un uygulamasının nasıl olması gerektiğini Yüksek Mahkeme’nin
vereceği kararlar belirleyecektir.
Kaynaklar
Bakıcı, Sedat; Ceza Yargılaması ve Ceza Kanunu Genel Hükümler, Ankara 2000
Bilican, Nâzım; Cahit Gökçelik ve Gülsen Topçuoğlu Açıklamalı 4926 sayılı Kaçakçılıkla
Mücadele Kanunu, Ankara 2003
Gedik, Doğan; Türk Ceza Hukuku’nda Müsadere, Ankara 2001
Kunter-Yenisey; Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul
2000
Öztürk, Nejat; Türk Ceza Kanunu Şerhi ve Tatbikatı, Ankara 1966
Öztekin, Tosun; Türk Suç Muhakeme Hukuku, Cilt 1, İstanbul 1989
Yılmaz, Zekeriya; Teori ve Uygulamada Müsadere, Ankara 2004
Yurtcan, Erdener; Ceza Yargılaması Hukuku, İstanbul 1986
31
4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kununu’nun kanunlaşması üzerine Devlet Bakanı
Kürşat Tüzmen’in TBMM de yaptığı teşekkür konuşmasından.