326 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
AVUKATLARIN SOSYAL GÜVENLİK SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 327
dosya AVUKATLARIN SOSYAL GÜVENLİK SORUNLARI
GİRİŞ
Bu yazı esas itibariyle Ankara Barosu’nun 2004 Ocak ayında düzenlemiş
bulunduğu Hukuk Kurultay’ında sosyal güvenlikle ilgili olarak sunduğum
bir metinden alıntıdır. Ancak geçen zaman içerisinde, özellikle Avukatlık
Yasası’nda yapılan değişiklik nedeniyle bazı konuları yeniden değerlen-
dirmek gerekmiştir.
Ayrıca ifade etmek gerekir ki; burada ileri sürdüğüm düşünceler Ba-
rolar Birliği’ni bağlayıcı özellikte değildir.
Bu ön açıklama çerçevesinde konuyla ilgili düşüncelerim, aşağıda
olabildiğince özet olarak ifade edilmiş bulunmaktadır.
Savunma mesleğinin en temel sorunları şu üç başlıkta toplanabilir;
A. Savunmanın “Yargı Erki” içinde hak ettiği saygın yeri alabilmesi
B. Avukatın insanca yaşamaya yeterli bir yaşam standardına ulaşması
C. Mesleğin onuruna yakışır bir sosyal güvenceye sahip olabilmesi
Hemen belirtmek istiyorum ki; Avukatların “sosyal güvenlik sorunu”
yaşadığımız şu günlerde mesleğimizin en önemli sorunu haline gelmiştir.
Diğer iki konuda bu güne kadar bir takım değişmeler, hatta gelişmeler
yaşanmıştır. Ama rahatlıkla denilebilir ki, sosyal güvenlik konusunda 506
sayılı Yasa sistemine dahil olduğumuz günden beri, ciddiye alınabilecek
herhangi bir gelişme olmamıştır.
AVUKATLARIN
SOSYAL GÜVENLİK SORUNUNUN
ÇÖZÜMÜNE BİR YAKLAŞIM
Av. Osman GÜVEN *
* TBB Yönetim Kurulu üyesi.
326 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
AVUKATLARIN SOSYAL GÜVENLİK SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 327
dosya AVUKATLARIN SOSYAL GÜVENLİK SORUNLARI
TARİHSEL BAKIŞ
İçinde bulunduğumuz durumu doğru değerlendirmek için ve belki
bugünkü çözüm arayışlarına da yardımcı olur düşüncesiyle; avukatların
sosyal güvenliğine ne gibi çözüm arayışları olmuştur, kısaca bakmak ge-
rekir.
A. YURTDIŞINDA: Anlaşılan odur ki; sadece ülkemizde değil başka
ülkelerde de avukatların sosyal güvenliğinin sağlanması çok önemli prob-
lem teşkil etmiş ve uluslar arası platformlarda da konu tartışılmıştır.
Bu konudaki en önemli doküman 1933 Mayıs ve 1934 Mart aylarında
İstanbul Barosu Dergisi’nde yayınlanmış olan Balkan ülkelerindeki geliş-
meleri derleyen bilgilerdir. İstanbul Barosu o tarihlerde Balkan ülkelerine
yaptığı gezilerde konuyu araştırmış ve o ülkelerin elinde bulunan bilgi,
belge ve yasa çalışmalarını derleyip tercüme ettirerek yayımlatmıştır. Bu
uzun metinleri uzun uzadıya tartışmak için yerimiz yeterli değil. Ama
bunlardan şu özeti çıkarmak mümkündür:
—Avukatın sosyal güvenliğinin saplanması; avukatın savunma öz-
gürlüğü ve bağımsızlığının temel şartı sayılmıştır.
— Avukat olabilmek için sosyal güvenlik amacıyla oluşturulan san-
dıklara zorunlu üyelik öngörülmüştür.
Bu konular 1930’lu yıllar öncesinden beri “Uluslararası Avukatlar Bir-
liği’nin” toplantılarında da tartışılmış ve giderek bu düşünceler yasalarda
yer almıştır. Bu konuda önemli örnek olarak 1930’lu yılların başlarında
Romanya, Bulgaristan ve Yugoslavya’nın kabul ettiği “emeklilik” ve “yar-
dımlaşma sandıkları” üzerinde durmaya değer bulunmaktadır. Birbirinden
farklılıkları olmakla birlikte bu yardımlaşma sandıkları:
a. Barolar Birliği nezdinde oluşturulan “emeklilik sandıkları”
b. Her baro nezdinde oluşturulan “yardımlaşma sandıkları”ndan oluş-
maktadır.
Bu sandıkların gelir kaynakları ise ;
a. Baroların, aldıkları aidatlardan aldıkları pay
b. Başvurma pullarından elde edilen gelir
c. Duruşma pullarından elde edilen gelir
d. Baroların tahsil ettikleri cezalardan elde edilen gelir
e. Sair gelirlerden (hibe, faiz vb.) oluşmaktadır.
328 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
AVUKATLARIN SOSYAL GÜVENLİK SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 329
dosya AVUKATLARIN SOSYAL GÜVENLİK SORUNLARI
Doğal olarak, o tarihlerde kurulan ve başarılı olduğu konusunda da
olumlu eleştiriler bulunan bu sosyal güvenlik sistemleri; 2. Dünya Sava-
şı’nın yarattığı yıkımlar ve savaşla gelen rejim değişiklikleri nedeniyle
tahribata uğrasa da; bugün dahi güncelliğini korumakta, yaşadığımız şu
günlerdeki çözüm arayışlarına ışık tutabilmektedir. Eleştirilecek yanları ol-
makla birlikte, yararlanılacak taraflarını göz önünde tutmak zorundayız.
B. YURT İÇİNDE: Ülkemizde, bu konuda geçmiş yıllarda İstanbul
Barosu’nun sözü edilen araştırma çalışmaları dışında önemli bir araştırma
veya çözüm önerisine rastlanılamamaktadır. Daha sonraki yıllarda Barola-
rın münferit çalışmaları olmuş ve bunun sonucu olarak Ankara Barosu’nun
“ABAYS” ve Antalya Barosu’nun “ANTBAYS” gibi yardımlaşma sandıkları
kurulmuştur. Konuyla ilgili en önemli yasal düzenlemeler 6207 sayılı ve
506 sayılı Yasalardır.
6207 SAYILI YASA: Bu yasa 1933 tarih ve 6207 sayılı “Avukatların
Yardımlaşma Yasası”dır. Yasa’nın, esas itibariyle daha önce sözünü ettiğimiz
Balkan ülkelerindeki yasalardan etkilendiği anlaşılmaktadır. Söz konusu
Yasa’nın 1. maddesindeki hükme göre, sandıkların kurulmasındaki amaç;
muhtaç oldukları Baro Yönetim Kurulları’nca kabul edilen veya yönet-
meliklerde gösterilecek süre ile üye olup da ihtiyarlığı, hastalığı veyahut
maluliyeti gibi sebepler yüzünden, çalışamayacak hale gelerek barolarla
ilgisini kesen avukatlar ile avukatlık yaparken ölenlerin daha önce göster-
dikleri kişilere yardımların sağlanmasını düzenlemektedir.
Görülüyor ki Yasa’nın öngördüğü yardım şemsiyesi son derece dardır.
Temel prensip olarak avukatın ölümünden sonra, atanmış veya yönetme-
liklerde belirlenecek kişilere yapılacak yardımlar esas alınmaktadır. Ayrıca
bu sandıklara üye olmak da ihtiyaridir. Koruma şemsiyesinin darlığı ve
ihtiyarilik esası nedeniyle yasa uygulanma alanı bulamamıştır.
506 SAYILI YASA: Bilindiği gibi avukatlar şu anda 506 sayılı Yasa’nın
koruması altındadır. Ancak hiç tartışma yoktur ki, bu koruma yetersizdir.
Sistem, avukatların emekliliklerine kadar gereği kadar korumadığı gibi,
emekli olduktan sonra da sağladığı koruma yetersiz bulunmaktadır.
Bu yetersizlikler şu anda içinde bulunduğumuz çözüm arayışlarının
başlıca nedenidir. Yıllardır süregelen çözüm tartışmaları hükümetin çıkar-
mayı planladığı yasa nedeniyle de yoğunlaşmış bulunmaktadır. Ancak ne
yazık ki barolar ve Barolar Birliği olarak alternatif bir nihai çözüm oluştu-
ramadığımızdan, sosyal güvenlik konusunda şu anda tarihi bir kavşakta
sıkışıp kalmış bulunmaktayız.
328 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
AVUKATLARIN SOSYAL GÜVENLİK SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 329
dosya AVUKATLARIN SOSYAL GÜVENLİK SORUNLARI
ÇÖZÜM ARAYIŞLARI
Avukatların sosyal güvenliği konusu çeşitli toplantılarda, birlik genel
kurullarında, çeşitli yazı ve makalelerde tartışılagelmektedir. Doğrusu bu
tartışmalar genellikle bilimsel temeli olan bir hazırlık ürünü olmadığından
sonuç getirici olmamışlardır.
İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Aydın gibi kimi barolarımızın ken-
di görüşlerini içeren raporlar bulunmaktadır. Bu raporlarda ileri sürülen
düşünceler; henüz bir bütünü tümüyle kucaklayabilecek ya da sorunu
kökünden çözebilecek kadar olgunlaşmış değildir. Hepsinde varolan
doğruların belli bir sistematik içerisinde hamur edilip bir sonuca ulaşıl-
ması gerekmektedir.
Bu amaçla Barolar Birliği’nce oluşturulan bir çalışma grubu Sayın Av.
Hürrem Şahinci başkanlığında çalışmalar yapmıştır. Av. Mehmet Cengiz,
Av. Vahdet Üfler, Av. Mine Gine, Av. Çetin Doğan Çimen’den oluşan bu
kurul çalışmalarının sonucu olarak; 12.07.2002 tarihli raporu TBB’ye sun-
muştur. Sosyal güvenlik Konusunda çözüm arayışları açısından önemli
bulduğum bu rapora da kısaca değinmek istiyorum.
12.07.2003 tarihli TBB’ye sunulan raporda özü itibariyle;
a. Mevcut 506 sayılı Yasa kapsamından çıkmak gerektiği
b. 506 sayılı Yasa kapsamından çıkmak mümkün olmadığı takdirde;
mevcut “Türkiye Avukatları Sosyal Yardımlaşma Vakfı”nın değerlendirilip,
güçlendirilmesi çözümleri üzerinde durulmuştur.
Bu olasılıklardan birincisi; yani 506 sayılı Yasa kapsamından çıkmak
alternatifi üzerinde durmak ve bir değerlendirme yapmak yararlı olacak-
tır.
Bu görüşe göre; 506 sayılı Yasa’nın geçici 20. maddesinde yapılacak
değişiklikle, bu maddede sözü edilen “bankalar, sigortalar ve reasürans şir-
ketleri, ticaret odaları, sanayi odaları ve borsalar” gibi kurum ve kuruluşların
kendi mensupları için oluşturulmuş sandıklar gibi bir sandık oluşturmak
için yasal zemin hazırlanmalı ve Barolar Birliği nezdinde tüm avukatları
kapsayan bir sosyal güvenlik kurumu kurulmalıdır.
Kaynak olarak:
a. Avukatların ödeyeceği primler
b. Barolar Birliği’nce toplanan pul paralarından ayrılacak bir meblağ
öngörülmektedir.
330 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
AVUKATLARIN SOSYAL GÜVENLİK SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 331
dosya AVUKATLARIN SOSYAL GÜVENLİK SORUNLARI
Prim ya da aidatların toplanmasındaki güçlükler için öngörülen çö-
züm için etkin faiz ve Avukatlık Yasası’nın 72/f maddesinin işletilmesi
düşünülmüştür.
Rapordaki temel düşüncelerden diğeri ise kurulacak bu sisteme yeni
katılacak 5 ya da 10 yıllık avukatların dahil edilmesi diğerlerinin eski sis-
temde bırakılmasıdır.
Sistemin düşünüldüğü gibi işlememsi halinde SSK sistemine geri
dönülebileceği; buna da 506 sayılı Yasa’ya 3279 sayılı Yasa ile eklenen 32.
madde hükmü olanak sağladığı ifade edilmektedir.
Yeni Sosyal Güvenlik Yasa Taslağı: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ba-
kanlığı’nca 20.08.2003 tarihinde TBB’ye gönderilen yasa taslağına göre; mev-
cut hükümet, bütün sosyal güvenlik kurumlarını (Emekli Sandığı, Bağ-Kur,
SSK) tek bir kurum olarak birleştirmek istemekte ve bu arada bazı kurum
ve kuruluşlara ait sandıklar niteliğindeki sosyal güvenlik kuruluşlarını da
sisteme dahil etmektedir. Bunun doğal sonucu olarak da sözü edilen kurum-
ları düzenleyen yasaları iptal etmektedir. Bu arada bizim de kapsamında
bulunduğumuz 506 sayılı SSK Yasası ortadan kalkmış olacaktır.
ÇÖZÜM NE OLMALI?
Şu ana kadar açıklamalardan da görüleceği üzere; hiçbir kişi veya kuru-
luşun konuya ilişkin olgunlaşmış, netleşmiş düşünceleri yoktur. Arayışlar
bu güne değin bizi çözüme götürememiştir. Bu durum bir ölçüde, bizlerin
kesin çözüme yeterince odaklanmamış olmamızdan kaynaklanmış olabilir.
Kabul etmek gerekir ki, konu gerçekten zor ve iç içe geçmiş girift soruları
içermektedir. Fakat bu böyledir diye çözümden uzak durmanın bir anla-
mı bulunmamaktadır. Meseleye %100 mükemmel bir çözüm anlayışı ile
yaklaşırsak bundaki güçlükler ürkütücü olabilir. Ama bugün için doğru
olanları belirleyip, bazı çözümsüzlükleri de ilke olarak sonraki aşamalara
bırakmayı benimsemekle daha rasyonel bir tutum içerisine girmiş oluruz
ve çözüme yaklaşabiliriz diye düşünüyorum.
O halde öncelikle mevcut sistemden yakınmalarımız ile isteklerimizi
ortaya koymalıyız.
AVUKATLIK YASASI’NDAKİ DEĞİŞİKLİK
Ancak geçen zaman içerisinde Avukatlık Yasası’nda yapılan değişiklik
olaya yeni bir boyut kazandırmıştır.
330 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
AVUKATLARIN SOSYAL GÜVENLİK SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 331
dosya AVUKATLARIN SOSYAL GÜVENLİK SORUNLARI
Bu yasal düzenleme ile sosyal yardımlaşma fonu oluşturulmuş ve ve-
kaletname pulu %50 oranında arttırılarak puldan toplanan tüm meblağın
yarısı sosyal yardımlaşma fonuna hasredilmiştir. Ayrıca yasa değişikliği ile
fonun kuruluş ve işleyişine ilişkin yönetmelik TBB’ce hazırlanacaktır.
Yasa’nın kabulünden epeyce bir zaman geçmiş olmasına rağmen bu
yönetmelik henüz çıkmamıştır. Ancak bu gecikme bir ölçüde konunun enine
boyuna tartışılmasına fırsat hazırlamış, konu biraz daha olgunlaşmıştır.
Bununla birlikte kanımca artık yönetmeliğin çıkarılmasında yarar vardır.
Bugün 506 sayılı Yasa’yla getirilmiş olan mevcut düzenlemeden avu-
katların yakınma nedenlerinin başlıcaları;
a. Emekli oluncaya kadar prim ödenip bu dönem içerisinde sağlık
hizmetlerinden yararlanamamak,
b. Emekli olduktan sonra verilen sağlık hizmetinin yeterli olmaması,
c. Emekli oluncaya kadar geçen dönemde veya sonra olası yangın,
deprem, sel felaketi, sürekli iş görememezlik gibi hallerde bir güvencele-
rinin bulunmaması,
d. Emeklilikten sonra elimize geçen emekli aylığının son derece yetersiz
bulunması olarak ifade edilebilir.
Eğer istersek sosyal güvence gerektiren alanların kapsamını daha da
genişletebiliriz. Ama bugün içinde bulunduğumuz durum itibariyle en
azından belirli bir düzen ve sıra dahilinde sorunlara aradığımız çözümleri
netleştirmeliyiz.
Çünkü hükümetin tartışmaya açtığı bir yasa taslağından anlaşılacağı
üzere, bütün sosyal güvenlik sistemleri bir şemsiye altında toplanmak
istenmektedir. Bu veya benzeri bir taslak yasalaşmadan, avukatların bu
sorunlarına bir çözüm üretmeleri şarttır.
SONUÇ: Artık bu noktada TBB’yi bağlamaksızın konuyla ilgili kişi-
sel çözüm önerilerimi aşağıdaki başlıklar altında sunmayı gerekli görü-
yorum.
KURUMSAL YAPI
Avukatların sosyal güvenliği konusu kendi yasaları içerisinde çözüm-
lenmeli, başka yasalardaki hükümler buna göre gözden geçirilmelidir.
Bu arada, kısa vadede güç olmakla birlikte, uzun vadede 506 sayılı
Yasa sisteminden kendi sistemimize geçiş düzenlemeli, kazanılmış haklar
korunarak yeni düzene geçişin şekli belirlenmelidir.
332 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
AVUKATLARIN SOSYAL GÜVENLİK SORUNLARI dosya
Avukatların sosyal güvenliğinin bir çatı altında toplanmasının doğal
sonucu olarak merkezi bir sosyal güvenlik fonu oluşturulmalı; barolar
ve avukatlarla, sosyal güvenlik çerçevesinde bu kurum aracılığı ile ilişki
kurulmalıdır.
Bu fon, kaynaklardan paranın toplanması, bunların değerlendirilme-
si, sosyal güvencelerin biçim ve kapsamlarının belirlenmesi uygulamanın
izlenmesi konusu da yetkili ve sorumlu olmaktır.
SERMAYE YAPISI
Sermayenin temeli esas itibariyle avukatların kendi ödedikleri primler
olmalıdır. Ancak bugün itibariyle birdenbire 506 sayılı Yasa sisteminden
çıkıp, kendi sistemimize geçmenin fiziki güçlükleri ortadadır. Bunun için
bir geçiş sürecine ihtiyaç vardır. Halen pul parasını da ödemekte olan avu-
katlara ikinci ve ağır bir yükü yüklemek hem haksızlık olur hem de yükü
kaldırma olasılıkları zayıftır.
Bu nedenle, şu aşamada “Avukatlık Yasası’nda” değişiklik yapılmasına
ilişkin 20 Ocak 2004 tarih 23352 sayılı Yasa’yla kurulan sosyal yardımlaşma
fonunda toplanmaya başlayan para en önemli kaynak olmaktadır.
Bu kaynakta toplanacak olan paranın tahmini tutarının bugünkü ra-
kamlarla 7-8 trilyon arasında tutacağı tahmin edilmektedir.
Bu kaynağın avukatların tüm sosyal güvenlik sorunlarını çözmesi
beklenemez. O halde kanımca bazı önlemler alınmalıdır.
• Kaynağı arttırıcı önlem olarak akla gelen önlemler halen toplanmak-
ta olan ölüm yardımı keseneklerinin fona aktarılması, barolarca toplanan
aidatların bir kısmının fona aktarılması, barolarca tahsil edilen para cezası
vs. gelirlerinin fona aktarılması düşünülebilir.
• Fonda biriken paranın isabetli ve kaynağa uygun harcanması ama-
cıyla sağlık yardımının şimdilik sadece avukatların kendi olanaklarıyla
üstesinden gelemeyecekleri ciddi hastalıklar için üstlenilmesi,
• Aşamalı olarak barolar nezdinde kurulmuş yardım sandıkları veya
fonların birleştirilmesi çözüm olarak düşünülebilir
Sonuç olarak avukatlığın çağdaş bir kimliğe kavuşturulması, sosyal
güvenlik konusunun yepyeni bir anlayışla sistemin baştan aşağı yeniden
gözden geçirilmesine bağlı görünmektedir