162 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Esra Emine ÖZEREN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 163
makaleler Esra Emine ÖZEREN
İŞ HUKUKUNDA ÇALIŞAN ÇOCUK
Av. Esra Emine ÖZEREN*
Çalışan Çocuk ve Çocuk İşçiliği Kavramları
Çalışan çocuklar konusu, üzerinde pek çok çalışma ve tartışmanın
yapıldığı bir alandır. Genellikle bu konu, çocuk sömürüsü ve istismarı ile
birlikte anılmaktadır.
1
Türkiye’nin imzaladığı Birleşmiş Milletler’in Çocuk Haklarına Dair
Sözleşmesi’nin 1. maddesi, 18 yaşından küçük herkesi “çocuk” olarak ta-
nımlamaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ise, 15-24 yaş grubunu
genç işçi kabul ederken, 15 yaşın altında aile bütçesine katkıda bulunmakya
da yaşamını kazanmak amacıyla çalışanları “çocuk işçi” veya “çalışan ço-
cuklar” olarak adlandırmaktadır.
2
Bir başka tanıma göre;sosyal, ekonomik
nedenlerle sanayi iş kolunda, esnaf ve sanatkarlar yanında, tarım sektörün-
de marjinal çalışma alanlarında, evde, sokakta maddi kazanç elde etmek
amacıylaemeğini arz ederekçalışan 18 yaşından küçükleri çalışan çocuk
olarak tanımlayabiliriz.
3
Alec Fyfe, “çocuk çalışması” ile “çocuk işçiliği”nin birbirinden ayrılması
gerektiğini savunmaktadır. Bu iki kavramı eş anlamlı olarak kullanma
eğilimi yaygınolmakla beraber, gerçekte çocuk işçiliği, çocuk çalışmasının
bir alt durumudur.
4
Çocuğun eğitimini engellemeyen, çocuğun fiziksel,
duygusal, ahlaksal, sosyal gelişimini olumsuz yönde etkilemeyen çalışma
*
Bilgi Üniversitesi Yüksek Lisans öğrencisi.
1
DİKMEN Aylin, Çocuklar Çalışmalı Mı? Çalışan Çocukların Görüşleri, 1. İstanbul
Çocuk Kurultayı Bildiriler Kitabı , İstanbul Çocuk Vakfı Yayınları, 2000, s. 468
2
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Sanayi Bölgelerinde Çalışan Çocukların
Sorunları, s. 7
3
Çocuk Kurultayı Araştırmalar Kitabı s. 504(araştır)
4
Bildiriler Kitabı s. 468
162 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Esra Emine ÖZEREN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 163
makaleler Esra Emine ÖZEREN
çocuğun çalışmasıdır.
5
Çocuk çalışması, onun sağlığı ve gelişimi için teh-
likeli olduğunda çocuk işçiliği kapsamına girmekte ve çocuk sömürüsü
anlamına gelmektedir. Oysa çalışmak çocuk için olumlu bir deneyim
olabilir. Uygun koşullardaki çalışma, çocuğa aile üyesi ve vatandaş olarak
yükselen bir toplumsal statü kazandırabilir. Çocuklar bu yolla akrabalarının
ve çevrelerinin becerilerini öğrenebilirler.
6
Dünya Ve Türkiye ÖlçeğindeÇalışan Çocuklara İlişkin Veriler
ILO tahminlerine göre gelişmekte olan ülkelerde çalışan 5-14 yaş
grubundaki çocuk sayısı 250 milyondur. Bu çocukların 120 milyonu tam,
130 milyonu da yarım süreli işlerde çalışmaktadır. Bu 250 milyon çocuğun
%61 kadarı, yani hemen hemen 153 milyonu Asya’da; %32’si (80 milyon)
Afrika’da; ve % 7’si, (17,5 milyon) Latin Amerika’dadır. Çocuk işçiliği sa-
nayileşmiş ülkelerin birçoğunda da görülmektedir. İtalya, Avrupa’da belki
de en fazla çocuk işçi olan ülkedir. ABD’nin de hayli kalabalık çocuk işçi
nüfusu vardır. Bu çocuk işçilerin çoğunluğu tarım kesiminde çalışmaktadır
ve aralarında önemli bir bölümü göçmen ailelerin çocuklarıdır.
7
1995 tarihli
Avrupa Konseyi Raporu’na göre, sanayileşmiş ülkelerde çalışan çocuk sa-
yısının artmasının nedenlerinden biri, yoksulluktan öte pazar ekonomisi
tarafından körüklenen aşırı tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasıdır.
Devlet İstatistik Enstitüsü,(DİE), ilki 1994, ikincisi 1999 tarihlerinde
olmak üzere Türkiye genelinde iki kez “Çocukİşgücü Anketi” gerçekleştir-
miştir. 1994 yılı verilerine göre, 6-14 yaş grubuna mensup olan yaklaşık 12
milyon çocuğun %32’si çalışmaktadır. Kentlerde %28 olan bu oran kırsal
kesim için yaklaşık %37’dir. 1999 yılısonuçlarına göre, toplam nüfusun
%25. 4’ünü oluşturan 6-17 yaş grubundaki 16,088,000 çocuğun %10. 2’si
(1. 635. 000) ekonomik bir etkinlikte bulunmaktadır. 6-17 yaş grubundaki
çalışan çocukların %33. 8’i kentsel, %66. 2’si kırsal bölgelerde bulunmakta-
dır. Ekonomik açıdan etkin olan çocukların %61. 8’ini erkekler, %38. 2’sini
ise kızlar oluşturmaktadır. Çalışan çocukların sektörlere göre dağılımı ise
şöyledir: %57. 6 tarım,%21. 8 sanayi, %10. 2 ticaret, %10. 4 hizmet sektörü-
dür. İş yaşamındaki statüleri ise şöyledir: %58. 7 ücretsiz aile işçisi, %39.
4 ücretli ya da yevmiyeli,%1. 9 kendi hesabına çalışan ya da işverendir.
8
5
Kahramanoğlu Ertan (Yayına hazırlayan), Türkiye’de Çalışan Çocuklar Sorunu ve
Çözüm Yolları, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulu ve Friedrich-
Naumann-Vakfı, Ankara, 1996, s. 7, 8.
6
Bildiriler Kitabı s. 468.
7
ILO Uluslararası Eğitim Merkezi, Çocuk İşçiliği Bilgilendirme Materyali, Ünite 1
Sorun, s. 2.
8
Kuklın Susan, Iqbal Masıh ve Çocuk Köleliğine Karşı Savaşanlar, (çev: Nafiz Güder)
Dharma yayınları, İstanbul, 2002, S. 190-192.
164 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Esra Emine ÖZEREN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 165
makaleler Esra Emine ÖZEREN
Bu veriler, çalışan çocuk sayısının küçümsenmeyecek boyutta olduğunu
göstermektedir.
Endüstri Devrimi ve Çocukların Çalışma Yaşamına Katılması
(Bugünkü İş Mevzuatımızın Ortaya Çıkışı)
En eski dönemlerden beri çocuklar, yapabildikleri her türlü işte aile-
lerinin yanında çalışarak, ailenin ekonomik yaşantısında bir rol oynamış-
lardır. On altıncı yüzyılın sonlarında ailelerinin ölümü veya yoksulluğu
nedeniyle öksüz kalan çocuklar, içinde yaşadıkları cemaatin sorumluluğuna
geçerler ve yerel zanaatkarların yanına çırak olarak verilirlerdi ya da bir
zanaat öğrenebilecekleri özel atölyelere yerleştirilirlerdi. Sanayi devriminin
gelmesiyle birlikte bu cemaat atölyeleri fabrikalara dönüştü ve çocukların
emeğinin “köle emeği” olarak kullanılması yaygınlaştı.
9
Bu dönemde, “bırakınız yapsınlar, bırakınız gitsinler” felsefesi ortaya
çıktı ve yaygınlaştı. Bu felsefeye göre çalışma özgürlüğü, iktisadi ve sana-
yi faaliyette bulunma ve sözleşme yapma özgürlüğü anlamına geliyordu.
İşveren ile işçi arasında kurulan hizmet sözleşmesinde, yaş ve cinsiyet de
dahil olmak üzere işverene yönelik hiçbir sınırlama getirilmemişti. Serbest
sözleşme özgürlüğü içinde insanlar işsizlik nedeniyle, aç kalma korkusuyla
sürekli kendi aleyhinde sözleşme yapma mecburiyetinde kalıyordu.
10
İşçi
ile işveren arasında hizmet sözleşmesi kurulurken işveren işçiye ödeyeceği
ücreti ve işçinin çalışma koşullarını belirlerken tamamenserbest, işçi ise iş-
verence belirlenen her şeyi kabullenmek zorundaydı. Yani serbest sözleşme
özgürlüğü tek taraflıydı.
Büyük sanayi devrimiveimalat sanayisinin başından itibaren çocuklar,
başta İngiltere olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde fabrikalarda yoğun-
çalıştırılmıştır;daha sonra genişletilen makinelerin ilkin küçük boyutlarda
oluşu,
11
makinenin adale gücünü vazgeçilmez bir öğe olmaktan çıkarıp,a-
daleleri zayıf, vücut gelişmesi eksik ama eklem ve organları kıvrakişçileri
çalıştıran bir araç olması,
12
yetişkinlerin boğaz tokluğuna çalıştırılması ve
9
Lennan, Emma, Çalışma Hayatında Çocuk Hakları, Franklin, Bob(Derleyen), Çocuk
Hakları, Çev: Alev Türker, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 1993, s. 143
10
Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu Çalışan Çocuklar Bürosu (Hazırlayan),
Çalışan Çocuklar ve Genç İşçilerin Sorunları Çözüm Yolları Ulusal Sempozyumu, 16-17-18
Mayıs 1995, s. 19, 20.
11
Engels, Friedrich, İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu, Sol Yayınları, Ankara, 1997, s.
204.
12
Marx, Karl, Kapital, 1.cilt, Sol Yayınları, 1993, s. 408.
164 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Esra Emine ÖZEREN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 165
makaleler Esra Emine ÖZEREN
çocuklarına bakacak kadar para kazanamayışları,
13
çocukların çalıştırılması-
nın özgül nedenleridir. Bu çocuklar aynı yerde kalır, birlikte yemek yerlerdi,
kuşkusuz patronun kölesiydiler. İngiltere’de, daha 1796’da bu isyan ettirici
sisteme halkın itirazı, Dr. Percival’ın ve sir Robert Peel’in (pamuk imalatçısı
bakan Peel’in babası) güçlü çıkışlarında öylesine ifadesini bulmuştu ki, par-
lamento 1802’de bir Çıraklık yasası kabul etti.
14
Çırakların Sağlığı ve Ahlakı
Hakkında Yasa, çocuk çırakların çalışma süresini on iki saatle sınırladı ve
gece çalışmalarını yasakladı. Çocukların okuma yazma öğrenmesi için ço-
cuklara okula devam zorunluluğu getirildi. . Bu yasa yalnız pamuk ve yün
sanayileri için geçerliydi; fabrika müfettişlerinin denetimini öngörmüyordu
ve imalatçılar tarafından hemen tümüyle gözardı edildi.
15
Sismondi,
16
“kuşakların kesintiye uğratıldığından” söz ediyordu. Çeşitli
araştırmacılar (hekimler), çocukların, kadınların ve toplumun çalışan ke-
siminin içinde bulunduğu yaşama ve çalışma koşullarını tüm çıplaklığıyla
ortaya koyuyorlardı.
17
1817’ye doğru, o sıralarda İskoçya’da New Lanark’ta bir imalatçı olan,
daha sonra İngiliz sosyalizminin kurucusu olan Robert Owen da işçilerin
ve özellikle çocukların sağlığı açısından yasama güvencelerine gerek oldu-
ğuna, muhtıralar ve dilekçelerle hükümetin dikkatini çekmeye başladı. Sir
Robert Peel ve öteki insan severler onunla birleştiler ve yavaş yavaş 1819,
1825 ve 1831 tarihli fabrika yasalarının çıkarılmasını sağladılar.
18
1831 tarihli
yasa, bütün tekstil fabrikalarında dokuz yaşın altında çocuk çalıştırılmasını
ve 16 yaşına kadar gece işini yasakladı. 1878 Fabrika ve Atölyeler Yasası,
1833 Yasasını bütün fabrikalar için geçerli hale getirmiş, asgari çalışma
yaşını ona çıkarmış ve on dört yaşın altındaki çocukların çalışma saatlerini
normal çalışmagününün yarısı ile sınırlamıştır. 1920 yılında tam gün asgari
çalışma yaşı, çocuklar için 14 yaşına çekilmiştir.
19
Hızla sanayileşen Avrupa ve Amerika çocukların iş hayatında istih-
damında o kadar ileri gitmişti ki, sonunda 1919 yılında Versailles Barış
13
TİSK Çalışan Çocuklar Bürosu, s. 20
14
Engels, Friedrich , s. 204
15
A.g.e. s. 409
16
Erken sosyalistlerden, Jean-Baptiste Say’inve Fransız Liberal Okulunun büyük ra-
kiplerinden Fransız tarihçidir.Simonde de Sismondi, yoksulların çıkarlarına aykırı
bulduğu yükselmekte olan kapitalist endüstri sisteminin yandaşı değildi. http://
cepa.newschool.edu/het/profiles.sismondi.htm
17
Fişek, Gürhan, Sanayide Çalışan Çocuklar, Çocuk Emeği, http://www.fisek.org.tr/
018.php, ziyaret tarihi: 31/12/2003.
18
Engels, s. 236.
19
Franklin, Bob, Çocuk Hakları, a.g.e. s. 146, 147.
166 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Esra Emine ÖZEREN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 167
makaleler Esra Emine ÖZEREN
Andlaşması’nın gereği olarak ILO
20
kuruldu. ILO’nun ilk genel müdürü
olan Albert Thomas, “toplumsal yaşamla ilgili ciddi mevzuat çalışmalarının,
daima çocukların korunması ile başlatılması” gerekliliği üzerinde durmuştur.
ILO, ilk etkinlikleri arasında, çocukların sanayide çalıştırılmasında en az
yaş sınırlaması getiren ve 14 yaşından küçüklerin çalışmasını yasaklayan 5
No.lu Sözleşme’yi kabul etmiştir.
21
Bu arada 1959 yılında BM Çocuk Hakları
Bildirgesi’nin ve 1989 yılında BM Çocuk Hakları Sözleşmesi kabul edilmiş-
tir.
22
ILO, 1973 yılında 138 sayılı Asgari Yaş Sözleşmesi’ni benimsemiştir. Bu
Sözleşme’nin, ekonomik faaliyetin belirli sektörlerine yönelen diğer asgari
yaş sözleşmelerinden farkı, işin ve çalışmanın türüne göre çeşitli asgari
yaşlardan söz etmesidir. Türkiye, bu sözleşmeyi ve BM Çocuk Hakları
Sözleşmesi’ni imzalayarak yasal norm haline getirmiştir.
Türk İş Hukukunda Çocukları Koruyucu Hükümler ve Tarihi
Türkiye’de çocukların çalıştırılması ile ilgili kurallar önce Ahi birlik-
leri, daha sonra Gedikler yani Loncalar dediğimiz teşkilatlarda başlıyor.
Zirai ekonominin hakim olduğu Osmanlı Devletinde, çocuklar dahil hane
halkının tamamı tarlada, bahçede ve hayvan yetiştirmede emeğini ortaya
koyuyordu. Bu çocuklar haricinde şehirlerde yaşayan çocuklar, meslek
öğrenmeleri amacıyla bir usta yanına verilirlerdi. Çocuklar, loncalarda2
yıl boyunca yamak olarakdüzenli ve ücretsiz çalıştıktan sonra çıraklığa
yükseliyorlardı. . Yamaklığa çocukların veriliş yaşı ondu. Çocuklar,belirli
bir süre usta yanında çalıştıktan sonra kalfalığa yükseliyorlardı. “Eti senin
kemiği benim” sözü bu döneme aittir. Çocukların ahlaki gelişiminden ustalar
sorumlu oluyordu.
23
1825 yılında, Sultan II. Mahmut fermanında çocukların
temel eğitimlerini tamamlamadan sanata verilmelerini yasaklamıştır. Fakir
ailelerin daha okuma yazmayı öğrenmemiş 6-7 yaşındaki çocuklarını sanata
vermelerini önlemek için Osmanlı hükümeti tedbir almıştır.
24
Tanzimat’la
birlikte Gedikler kaldırılmıştır.
20
Bir ILO üyesi herhangi bir Sözleşmeyi onayladığında uluslararası hukuk açısından
Sözleşmenin hükümlerini yaşama geçirmek, ve Sözleşmenin uygulanmasında kay-
dedilen gelişmeyle ilgili olarak UÇÖ’nün denetici organlarına düzenlikli aralıklarla
rapor vermek zorundadır.
21
Uluslararası Çalışma Bürosu, Cenevre, Daha Alınacak Çok Yol Var Günümüz Dünyasında
Çocuk İşgücü, önsöz.
22
Sanayide Çalışan Çocuklar Raporu, HAK-İŞ Çalışan Çocuklar Bürosu, 2000, s. 61, 62.
23
Türkiyeİşçi Sendikaları KonfederasyonuÇalışan Çocuklar Bürosu(Hazırlayan), Çalışan
Çocuklar ve Genç İşçilerin Sorunları Çözüm Yolları Ulusal Sempozyumu, 16-17-18 Mayıs
1995 s. 22
24
Sanayide Çalışan Çocuklar Raporu, HAK-İŞ Çalışan Çocuklar Bürosu, 2000, s. 62.
166 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Esra Emine ÖZEREN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 167
makaleler Esra Emine ÖZEREN
1921, TBMM’nin ilk kurulduğu yılda 18 yaşından küçüklerin maden-
lerde çalıştırılmasını yasaklayan 151 sayılı yasa yürürlüğe girmiştir. 3008
sayılı 1936 tarihli ilk İş Kanunu’yla, 16 yaşından küçüklerin 8 saatten fazla
çalışamayacakları hükme bağlanmış; çocukların ve gençlerin yer altında
ve gece çalıştırılması yasaklanmıştır. Ancak bu yasa, günde en az 10 işçi
çalıştırmayı gerektiren işlerde uygulanabiliyordu. Bu dönemde 7-16 yaş
arasındaki çocuk sayısı 3 milyon 714 bin olmasına rağmen sadece 37 bin
çocuk bu yasa kapsamına girmekte ve korunabilmekteydi. 1940 yılında II.
Dünya Savaşı’na girerken, Milli Korunma Kanunu’nda 1942 yılında hükü-
met kararnameleriyle yapılan değişikliklerle, 12 yaşından büyük çocukların
sanayi işlerinde ve 16 yaşından büyük erkeklerin de maden ocaklarında
çalışabileceklerine karar verilmiştir. Bu, o zamana kadar yapılan yasal
düzenlemelerde geriye doğru gidiş anlamı taşıyordu…
Yeni iş yasamızdaki düzenlemeye geçmeden önce ilgili anayasa mad-
desine değinilecektir.
1982 tarihli Anayasa’nın 50. maddesi gereğince; kimse yaşına, cinsiyetine
ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar özel olarak
korunurlar. Anayasa’nın bu amir hükmüne rağmen 4 milyon olduğu ifade
edilen çalışan çocuklar bu anayasal güvencenin dışındadır. Bu anayasal
güvence yalnızca kağıt üzerinde verilmiş bir hak olarak kalmış ve pratikte
uygulanmamaktadır. 10. 06. 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 Sayılı İş Ya-
sası’nın 71. maddesi gereğince; 15 yaşını doldurmamış çocukların çalışması
yasaktır. Bu yasanın yürürlükteki uygulamasının kimler tarafından takip
edileceğini geniş zeminlerde tartışmaya açmak gerekmektedir. Herhangi
bir lokantaya giderseniz, size hizmet veren çocukların çalışma şartlarını,
ücretlerini, çalışma sürelerini sorarsanız, problemi yakından görürsünüz.
İş Yasası’nın 73. maddesi gereğince,sanayiye ait işlerde on sekiz yaşını
doldurmamış çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılması yasaktır. Tekstil
ve ayakkabı sektörü başta olmak üzere, özellikle 18 yaşın altındakikız ve
erkek çocuklar işe alınırken tamamen ucuz işgücü faktörü olarak yasal hak
iddia edemeyecek üreticiler olarak işe alınmaktadır. Zaten hiçbir alternatifi
olmayan, pazarlık gücü olmayan çocuk işçi ne sigorta hakkı, ne sendika
hakkı, ne sağlık kontrolü isteyemediği için işverenin keyfi uygulamaları ile
çalıştırılmakta, işverenin dilediği saatte gelmekte, dilediği saatte gitmekte,
hatta işverenden dayak yemektedir.
25
İlgili yasal düzenlemelere uymayan
işveren veya işveren vekiline,104. madde gereğince beş yüz milyon lira para
cezası verilir. Bu yaptırımın caydırıcılığı olmadığı anlaşılmaktadır. Serbest
sözleşme özgürlüğünün tek yanlılığı, 19. yüzyıla aittarihi bir özellik olarak
kalmamıştır.
25
Sanayide Çalışan Çocuklar Raporu, HAK-İŞ Çalışan Çocuklar Bürosu, 2000, s. 48-50.
168 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Esra Emine ÖZEREN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 169
makaleler Esra Emine ÖZEREN
Türkiye’de Çocuk Emeğine Yönelik İzlenen Strateji ve
Çocuk İşçiliğin Kaldırılmasında Yapılan Çalışmalar
Bugün çocuk emeğine yönelik iki aşamalı bir strateji benimsenmiş
görünmektedir. İlkinde, “kısa erimli” program hedeflerinden söz edilmekte
ve çalışan çocukların çalışma koşullarının düzeltilmesi, sağlık hizmetlerinin
ulaştırılması, boş zaman etkinlikleri ve eğitim olanaklarının geliştirilmesi he-
deflenmektedir. İkincisi ise, temel hedeftir: Çocukların çalışma yaşamından
uzaklaştırılması. Ancak bu “uzun erimde”, sosyal politikalarla desteklenerek,
yoksulluğun, işsizliğin, sosyal güvencesizliğin üstesinden gelinerek gerçek-
leştirilebilir. Kamuoyunun duyarlılaştırılması, konunun tüm boyutlarıyla
ortaya konulması ve çocukların çaresizliklerinin vurgulanması, bu hedefe
ulaştırılmasında ilk adımlardır. Kısa erimli program hedefleri, aynı zamanda
çocuklara eylem içinde haklarını tanıtarak, insan hakları belgelerinin kendile-
rine sunduğu çağdaş yaşam olanaklarını tanımalarını da sağlamaktadır.
26
Çocuk işçiliğini ortadan kaldırmak için Türkiye’deki çalışmaların
önemli bir bölümü, Uluslararası Çalışma Örgütünün(ILO) 1992’de başlat-
tığı ve halen27 ülkede uygulanan “Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslar
arası Programı”(International Program For Eliminating Child Labour-IPEC)
çerçevesinde yürütülmektedir. IPEC çerçevesinde, bugüne kadar 11 tane-
si sürmekte olan toplam 101 proje gerçekleştirilmiştir. Resmi kuruluşlar,
sendika ve meslek kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin
katılımıyla yürütülen bu program, çalışan çocuk sorunu ile ilgili farklı
kesimleri harekete geçirmiştir.
Bu program çerçevesinde ulaşılan bazı önemli sonuçlar arasında,
zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarılması; 15 yaşın altında çocuk çalıştırıl-
masını yasaklayan 138 sayılı ILO sözleşmesinin kabul edilmesi; sokakta
çalışan çocuklar için bakım merkezlerinin açılması ve meslek edindirme
kurslarının düzenlenmesi; sanayi sektöründe çalışan çocuklar için sağlık
hizmetleri; ilkokulu bitiren çocukların çıraklık sisteminden yararlanması;
küçük işyerlerini hedefleyen İşyeri Danışma ve Denetleme Grubunun
oluşturulması sayılabilir. (ILO 2002)
27
Günümüzde Yasal Düzenlemelere Rağmen
Çalışan Çocuk Gerçeğine Bir Örnek
Çocuk emeğinin maden ocaklarında kullanılması tarihin derinlikle-
rinde anılmak istenmeyen bir geçmiş olarak ne yazık kikalmamıştır; 4857
26
Fişek, Gürhan, Türkiye’de Çocuk Emeği Çalışmalarına Genel Bir Bakış, http://
www.fisek.org.tr/019.php, ziyaret tarihi: 20/12/2003
27
Kuklin, Susan, s. 203
168 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Esra Emine ÖZEREN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 169
makaleler Esra Emine ÖZEREN
Sayılı İş Yasası’nın 72. maddesine göre yasaklanmış olmasına rağmen, Ra-
dikal Gazetesi’nin 23 Nisan 2002 tarihli haberine
28
göre, Zonguldak merkeze
bağlı Gelik beldesinin Esen ve Ayiçi mahallelerinde yaşayan onlarca çocuk,
hayatını, aile bütçesine katkı için yetişkinlerin bile giremediği kaçak kömür
ocaklarında geçiriyor. Çocuklar, ya ailelerinin açtığı kaçak ocaklarda ya da
başkalarına ait ocaklarda çalışıyor. Halkın yüzde 95’i geçimini kömürden
sağlıyor. Bölge insanı maden ocaklarında, sosyal güvence ve iş güvenliği
olmaksızın, kaçak olarak çalışıyor.
Gelik 100’üncü Yıl İlköğretim Okulu öğrencilerinin birçoğu, maden
ocaklarında çalışmak zorunda kaldığı için ya okulu bırakıyor ya da devam-
sızlıktan sınıfta kalıyor. Erkek çocuğu olmayan babalar ise kız çocukları ya
da eşleri ile birlikte ocağa iniyor. 40 yaşındaki madenci baba Bekir Caymaz
ise yedi kez kaçak kömür ocağı açmaktan dolayı hapse girdiğini ve eko-
nomik imkansızlıklar nedeniyle ölümü göze alarak çocuklarıyla birlikte
çalışmak zorunda olduğunu ifade ediyor.
Çalışan Çocukların Geleceği
İnsanın çocukluk döneminde kazanacağı bilgi ve becerilerin, ilerideki
yaşam kalitesini doğrudan etkileyeceği aşikardır. Dünya Sağlık Örgütü
(WHO) çalışan çocukların bedensel, ruhsal ve toplumsal olmak üzere üç
yönden mağdur durumda kaldıklarını saptamıştır.
Küçük yaşta çalışmak zorunda kalan çocuklar, eğitim ve gelişim olanak-
larından yoksun kaldıkları ve çocukluklarını yaşayamadıkları gibi, ileriki
yaşlarda eğitim eksikliğinden kaynaklanan sorunlar yaşayacak, ekonomik
açıdan daha üretken bir birey olma fırsatını da kaçırmış olacaktır. Daha
da önemlisi, içinde bulundukları döngüden kurtulamayıp, kendilerinden
sonraki kuşakların da aynı biçimde yaşamasına yol açacaklardır, (TESK)
Çocuğun kendini yetiştirme olanağından yoksun kalması, yalnızca bireysel
ölçekte bir kayıp değildir, ülke ekonomisinin geleceği açısından da bir ka-
yıp oluşturmaktadır. (Fişek Vakfı) Çocukluğunda eğitimden yoksun kalan
insanların gelecekte oluşturacağı çalışma ortamı, eğitimsiz, niteliksiz ve
verimsiz küçük işyerlerinin egemenliği altında olacaktır.
29
28
Özdemir, Mustafa, “Kömür Ocağında Bayram”, Radikal Internet Baskısı, 23/04/2002
tarihli haber, http://wwwradikal.com.tr/haber.php?haberno=35624&tarih=23/04/
2002, ziyaret tarihi: 02/02/2004.
29
Kuklın, Susan, s. 197.
170 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Esra Emine ÖZEREN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 171
makaleler Esra Emine ÖZEREN
Öneriler
Çalışan çocuklar konusundasağlıklı politikalar üretebilmek, kurumlar
arasındaeşgüdümü sağlayabilmek için sürekli bir izleme komitesinin ku-
rulması gerekmektedir.
30
Mevzuatımıza baktığımızda mevzuatın çok dağınık olduğunu görüyo-
ruz. Çalışan çocuklar ile ilgili hükümler çok değişik kanunlarda yer alıyor.
İş Kanunu’nda, Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nda, Çıraklık ve Meslek Eğitimi
Kanunu’nda, Milli Eğitim Kanunu’nda bir takım hükümler bulunmaktadır.
Çalışmaya başlama yaşı açısından bu kanunlar birbirinden farklı düzen-
lemeler getirmiştir. Çalışan çocukların büyük bir kısmı, tarımda çalışan
çocuklarla sokakta çalışan çocuklar bu yasaların kapsamına alınmamıştır.
Bu konuda yasal bir boşluk bulunmaktadır. Dolayısıyla bu hükümler tek bir
metinde toparlanmalı
31
ve tarımda ve sokakta çalışan çocukları da kapsayan
bağımsız bir Çocuk ve Genç İş Yasası düzenlenmelidir.
Denetim sistemindeki boşluklar giderilmelidir. Çocuk çalıştırma eğili-
minin en fazla olduğu ”3 ve daha az kişinin çalıştığı küçük esnaf ve sanatkarlara
ait işyerleri”, “bir ailenin üyeleri veya hısımlar arasında dışarıdan başka biri ka-
tılmayarak evlerde ve el sanatlarının yapıldığı işler” ve “tarım işkolundaki işler”
4857 Sayılı İş Kanunu kapsamına girmemektedir. Bu işyerlerinde çalışan
çocuklar, İş Kanunun koruyucu hükümlerinden yararlanamamaktadır. İş
müfettişleri sadece İş Kanunu’na tabi işyerlerini denetlemektedir. Bu ne-
denle iş müfettişleri tarafından İş Kanunu’na tabi olmayan işyerlerinin de
denetlenmesi ve yetkilerinin genişletilmesi gerekmektedir.
32
Çocuk çalışması bir yandan belki istihdama ve aileye katkı gibi gö-
zükürken diğer yandan yetişkinlerin istihdamını engellemekte daha da
ötesindeişverenlere yasal olmayan yollarla işgücü istihdamında giderek
artan oranlarda olanak sunmaktadır. O nedenle çocuk çalıştırmanın yasak-
lanması yasal düzenlemelerdeağır para ve hapis cezaları ile karşılık bulup
bunların ötesinde iş müfettişleri ile işçi sağlığıve iş güvenliği konusunda
denetim sıklığı ve yetkileri arttırılmalıdır.
33
30
Türkiye’de Çalışan Çocuklar ve Çözüm Yolları, s. 22.
31
Kahramanoğlu, Ertan (Yayına hazırlayan), Türkiye’de Çalışan Çocuklar Sorunu ve Çözüm
Yolları, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulu ve Friedrich-Naumann-
Vakfı, Ankara, 1996, s. 8
32
T.C. Başbakanlık, IPEC, Çalışan Çocuklar Projesi Raporu, s. 3.
33
Gürçay, Cemile - Kumaş, Handan, Dünya’da ve Türkiye’de Çalışan Çocukların Profili,
Türkiye’de Çalışan Çocuklar Semineri, 29-31 Mayıs 2001, T.C. Başbakanlık, DİE, ILO s.
45.
170 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Esra Emine ÖZEREN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 171
makaleler Esra Emine ÖZEREN
KAYNAKLAR
1. İstanbul Çocuk Kurultayı Bildiriler Kitabı, İstanbul Çocuk Vakfı Yayınları,
2000.
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Sanayi Bölgelerinde Çalışan Ço-
cukların Sorunları.
1. İstanbul Çocuk Kurultayı Araştırmalar Kitabı , İstanbul Çocuk Vakfı Ya-
yınları, 2000.
Kahramanoğlu, Ertan (Yayına hazırlayan), Türkiye’de Çalışan Çocuklar Sorunu
ve Çözüm Yolları, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulu
ve Friedrich-Naumann-Vakfı,Ankara,1996.
ILO Uluslararası Eğitim Merkezi, Çocuk İşçiliği Bilgilendirme Materyali, Ünite
1 Sorun.
Lennan, Emma Mac, Çalışma Hayatında Çocuk Hakları; Franklin, Bob(Derleyen),
Çocuk Hakları, Çev: Alev Türker, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 1993.
Türkiyeİşçi Sendikaları Konfederasyonu Çalışan Çocuklar Bürosu(Hazırlayan),
Çalışan Çocuklar ve Genç İşçilerin Sorunları Çözüm Yolları Ulusal Sempozyumu,
16-17-18 Mayıs 1995.
Engels ,Friedrich, İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu, Sol Yayınları, Ankara,
1997.
Fişek,Gürhan, Sanayide Çalışan Çocuklar, Çocuk Emeği, http://www.fisek.org.tr/
018.php
Fişek, Gürhan, Türkiye’de Çocuk Emeği Çalışmalarına Genel Bir Bakış, http://
www.fisek.org.tr/019.php
Marx, Karl, Kapital, 1. cilt, Sol Yayınları, 1993.
Sanayide Çalışan Çocuklar Raporu, HAK-İŞ Çalışan Çocuklar Bürosu, 2000
Özdemir, Mustafa, “Kömür Ocağında Bayram”,Radikal Internet Baskısı,23/04/
2002 http://www. radikal. com. tr/haber. php?haberno=35624&tarih=23/
04/2002.
Kuklin, Susan, Iqbal Masıh ve Çocuk Köleliğine Karşı Savaşanlar,(çev:Nafiz
Güder), Dharma Yayınları, İstanbul, 2002.
Gürçay, Cemile - Kumaş, Handan, Dünya’da ve Türkiye’de Çalışan Çocukların
Profili, Türkiye’de Çalışan Çocuklar Semineri 29-31 Mayıs 2001, T. C. Başba-
kanlık, DİE, ILO.