TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 275
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
SERBEST MESLEK KAZANÇLARINDA
ELDE ETME VE KDV
Ahmet ELBAŞI *
03.06.1949 Tarihinde 5421 sayılı Kanun ile Kazanç Vergisi yerine kabul
edilen Gelir Vergisi Kanunu’nun 51. maddesinde, serbest meslek kazancının
belirlenmesi ile ilgili hükümler öngörülmüştür.
Madde hükmü: “madde 51- Serbest meslek erbabı mesleki kazançlarını Vergi
Usul Kanunu’nun hükümlerine göre tutacakları (serbest meslek kazanç defteri)
üzerinden tespit ederler. (53. madde hükmü saklıdır.)
Serbest meslek kazancı, bir hesap devresi içinde mesleki faaliyet mukabili tahsil
olunan para ve ayınlarla ödenen masraflar arasındaki müspet farktır.
Serbest meslek erbabının namlarına bankaya veya notere yatırılmak suretiyle
emirlerine giren paralarla alacağın temliki veya borçla takası suretiyle alınanlar,
ıttıla hasıl etmeleri kaydıyla, tahsil edilmiş hükmündedir.” şeklinde belirtilmiş-
tir.
Maddenin konuluş gerekçesi de: “...Şu kadar ki, tabiatıyla serbest meslek
erbabı kazançlarını bazı kayıtlar üzerinde hesaplayacaklardır. Serbest meslek faa-
liyetinin hususiyetlerini göz önünde tutan tasarı, serbest meslek kazancını tama-
men maddi esaslara dayandırmıştır. Vergicilikte tahsil edilmiş hasılat ile ödenmiş
masraflar esası denilen bu usul, serbest meslek kazançlarına mahiyet itibariyle en
iyi intibak eden bir usul olarak bugün genellikle kabul edilmiş bulunmakta, bu
suretle gerek mükelleflerin gerekse idarenin olaya göre değişen içtihatlarla hareket
etmelerine imkan bırakılmamaktadır. Yine bu suretle safi kazancın hiçbir karışık-
lığa imkân bırakmayacak şekilde hesaplanması mümkün olmaktadır.” şeklinde
öngörülmüştür.
Maddeyle ilgili önce, 31.12.1960 tarihinde kabul edilen 193 sayılı Ka-
nun’la serbest meslek hasılatına dahil olan unsurlar genişletilmiş ve arızi
*
Mali müşavir.
276 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 277
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
olarak serbest meslek faaliyetinde bulunanların durumlarına açıklık geti-
rilerek, maddenin numarası 67 olarak değiştirilmiştir.
Daha sonra 19.02.1963 tarihinde kabul edilen 202 sayılı Kanun’la arızi
serbest meslek kazançları maddeden çıkartılarak 82. maddedeki arızi ka-
zançlar bölümüne kaydedilmiş, biletle girilen yerlerde faaliyet gösteren
dar mükelleflere serbest meslek kazançlarını belirlemede ikinci seçenek
hakkı tanınmıştır.
En son 24.12.1980 tarihinde kabul edilen 2361 sayılı Kanun ile serbest
meslek erbabının daha önce amortismana tabi tuttuğu iktisadi kıymetleri
satması halinde, oluşacak müspet farkın serbest meslek kazancı sayılması
hükmü eklenerek, konuya açıklık getirilmiştir.
Bu kronolojik açıklamalar neticesinde, serbest meslek kazancının be-
lirlenmesinde, ne maddenin ilk şeklinde ve ne de ilk konuluş amacında
hiç bir değişme olmadığı görülmektedir. Gerek maddenin lafzi ifadesinde,
gerekse gerekçesinde, serbest meslek kazancının elde edilmesi, tam anlamı
ile tahsil esasına (fiili tasarrufa) bağlanmış olduğu açıkça belirtilmiştir.
Serbest meslek erbabında, kazancın elde edilmesinin tahsilata bağlan-
mış olmasında, bugüne kadar ki uygulamada bir duraksama olmamıştır.
Bu konuda ortaya çıkan bazı anlaşmazlıklarda Yargının “tahsilât esası”nı
benimsemesiyle çözümlenmiştir.
Serbest meslek kazançlarıyla ilgili Gelir Vergisi Kanunu hükümlerinin
bu denli açık olmasına karşın, Katma Değer Vergisi Kanunu hükümlerine
göre serbest meslek erbabının mesleki hizmeti neticesinde, hizmet bedeli-
ni tahsil edememesi halinde nasıl bir işlem yapılacağı hususunda açıklık
bulunmamaktadır.
Serbest meslek faaliyeti 193 sayılı Kanun’un 65. maddesinde aşağıdaki
şekilde tanımlanmıştır:
“Serbest meslek faaliyeti; sermayeden çok şahsi mesaiye, bilimsel veya mesleki
bilgiye ve uzmanlığa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi
olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”
“Serbest meslek faaliyetinin temel özellikleri, bilimsel veya mesleki bilgiye ve
uzmanlığa dayanan çalışmanın kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”
Bu tanımlamayla serbest meslek faaliyeti, KDVK’nin 1. maddesiyle
verginin konusuna giren faaliyetlerden biri olarak belirlenmiştir. Kanun’un
10. maddesinde de, hizmetin yapılması KDV yönünden vergiyi doğuran
olay olarak kabul edilmiştir. Hizmetin yapılması ise, hizmet işinin anlaş-
maya uygun olarak tamamlanmasını ifade etmektedir.
276 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 277
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
Hizmet faaliyeti tamamlandığı zaman, hizmeti yapan açısından vergiyi
doğuran olay gerçekleşmiş ve KDV borcu doğmuş olmaktadır.
Gerek vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesinde hizmet bedelinin, ge-
rekse öncesinde avans olarak tahsilatın yapılması halinde, VUK’nin 236.
maddesi gereği serbest meslek makbuzu düzenlenmesi zorunludur.
Buraya kadar ki bölümde sorun yoktur. Sorun, hizmeti veren yönünden
vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesine rağmen, hizmet bedelinin tahsil
edilememesi halinde ortaya çıkmaktadır. Bu sorunun giderilmesinde de-
ğişik görüşler ileri sürülmektedir.
Bunlardan en uygunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Katma Değer Vergisi
Kanunu arasındaki çelişkiden kaynaklanan bu durumun giderilmesi için,
KDVK’nin 10. maddesine “Serbest meslek hizmetinde, ücretin tahsili“ şeklinde
yeni bir bent veya maddenin (c) bendinin sonuna parantez içersinde aynı
ifadenin eklenmesi görüşüdür.
Bunun yapılmaması, vergi idaresi ile serbest meslek mensupları arasın-
da sürtüşmelere neden olmaya devam edecek ve idare ile mükellefin işlem
yükleri artacak, idari yargıdaki dava sayısının artması nedeniyle de karar
verme süreci uzayacak ve geciken adalet hukukumuzu zedeleyecektir.
Kanun maddesinin değiştirilmesi dışındaki görüşlere katılmak müm-
kün değildir.
Bunun nedeni ise, KDV’nin şelale tipi vergi olmasıdır. Vergi mükel-
lefi olmayan tüketiciler dışındaki gerçek ve tüzel kişilere mal ve hizmetin
tesliminde vergiyi doğuran olay meydana gelmekte, bir tarafça tahsil KDV
tahakkuk ettirilirken, diğer tarafça mutlak indirilecek KDV tahakkuk etti-
rilmesi gerekmektedir.
Hizmetin yapılması sonucunda serbest meslek mensubunun belgesiz
olarak serbest meslek kazanç defterine tahsil KDV’yi tahakkuk ettirip beyanı
halinde, hizmeti alanın bu KDV’yi indirim konusu yapmaması nedeniyle
indirim müessesesi zedelenmiş olacaktır. Bu ise KDVK’nin hem lafzına,
hem de ruhuna aykırıdır.
Hizmetin yapılması sonucunda vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi
nedeniyle, serbest meslek mensubunun hizmet bedelini tahsil edememesine
rağmen, sadece KDV yönünden serbest meslek makbuzu düzenleyebilmesi
de mümkün değildir. Çünkü KDV’yi düzenleyeceği belgede hesap etmesi ve
ayrıca gösterebilmesi için, öncelikle KDV’nin matrahının olması gerekmek-
tedir. Serbest meslek makbuzunun hizmet bedelini de içeren KDV matrahlı
düzenlenmesi halinde de, VUK’nin 237. maddesinde belirtilen makbuzda
278 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
bulunması gereken tüm bilgileri içeren serbest meslek makbuzu, hukuken
tamamlanmış olmaktadır.
Bu makbuz üzerine düşülecek her türlü şerhin hukuki yönden hiçbir
geçerliliği bulunmadığı için, meslek mensubu tahsil etmediği bir hizmet
bedelinin belgesini düzenleyerek alacağını riske etmiş, hem KDV ve hem
de gelir vergisi yönünden haksız bir yükümlülüğe girmiş olacaktır.
Ayrıca, sadece KDV yönünden belge düzenlenebileceği hakkında vergi
hukukumuzda hiçbir hüküm bulunmamaktadır.
En doğru hukuki çözüm, KDVK’nin 10. maddesinde değişiklik yapı-
larak, olayın tüm taraflar için açıklığa kavuşturulmasıdır.
KAYNAKÇA
Özbalcı, Yılmaz, “Gelir Vergisi Kanunu Yorum ve Açıklamaları”, Oluş Yayıncılık
AŞ, Ocak 2004.
Çelik, Galip “Servet ve Harcama Vergileri” Ankara, 1995.
Maç, Mehmet, “KDV Uygulaması”, TÜRMOB Yay., S. 196, Sirküler Rapor:
2002/12, İstanbul 1998.
Vergi Dünyası Dergisi, Sayılar: 95, 220, 238, 242, 256, 268.
Mükellefin Dergisi, S. 91, s.80.
Yaklaşım Dergisi, Sayılar: 30, 35, 111, 120, 122, 132..