TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 279
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
YARGILAMA GİDERLERİNDEN
VEKALET ÜCRETİNE KDV UYGULANMASI
MESELESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Av. Mehmet AĞAR
*
Av. Serkan AĞAR
**
I. GİRİŞ
Yargı organları tarafından, davada haksız çıkan karşı taraf aleyhine
yargılama gideri olarak vekalet ücretine karar verilmekte, miktarı ise “Avu-
katlık Asgari Ücret Tarifesi”
1
ne göre belirlenmektedir. Uygulamada bu şekilde
saptanan vekalet ücretine ayrıca KDV eklenmesi, ilgi çeken bir tartışma
sahası yaratmıştır. Dava sonunda hesaplanan ve yargılama giderlerinden
olan vekalet ücretine ayrıca KDV uygulanıp uygulanmayacağı meselesi, son
zamanlarda özellikle Yargıtay’ın kararları ışığında bir ölçüde çözümlenmiş
görünse de hukuki bakımdan tartışma hala devam ettiğinden, irdelenmeye
gereksinim duymaktadır. Bu çalışmada anılan sorun, avukatlık hizmetinin
serbest meslek vasfı ve dava sonunda hükmolunan vekalet ücretinin hukuki
niteliği çerçevesinde, özellikle 3065 sayılı KDV Kanunu perspektifinden
incelenmeye çalışılacaktır.
II. AVUKATLIK HİZMETİ ve ÜCRETLENDİRİLMESİ
Avukatlık mesleği,
2
1136 sayılı Avukatlık Kanunu
3
m. 1’e göre bir
serbest meslek faaliyetidir ve dolayısıyla bu mesleğin/hizmetin ifası
karşılığında alınan avukatlık ücreti, serbest meslek kazancı olarak kabul
edilmektedir. Serbest meslek faaliyeti, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu
4
m.
*
Ankara Barosu üyesi.
**
Ankara Barosu üyesi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Vergi Hukuku
yüksek lisans öğrencisi.
1
Yürürlükteki tarife ile ilgili olarak bkz. infra.
2
Avukatlık hizmeti, esasen, vekalet ilişki ve sözleşmesine göre yerine getirilmektedir;
söz konusu bu hizmet, kimi zaman, hizmet akdi ile de gerçekleştirilebilmektedir.
3
RG, 07.04.1969, 13168.
4
RG, 06.01.1961, 10700.
280 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 281
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
65’te; “sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa
dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorum-
luluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” biçiminde tanımlanmıştır.
Aynı maddeye göre serbest meslek kazancı ise, “her türlü serbest meslek
faaliyetinden doğan kazançlar”dır.
Avukatlık ücreti, 1136 sayılı Kanun m. 164 – 166’da düzenlenmekte-
dir. Anılan kanunun 4667 sayılı Kanun
5
m. 77 ile değişik 164. maddesine
göre avukatlık ücreti, “avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağ ya da
değer”dir.
1136 sayılı Kanun avukatlık ücretini, ikili bir ayrıma tabi tutmaktadır.
Buna göre avukatlık ücreti, avukatlık sözleşmesine bağlı olarak iş sahibin-
den sağlanan avukatlık ücreti ile dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak
(haksız çıkan) karşı tarafa yüklenen (yargılama gideri olan) vekalet ücreti
olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
6
Avukatlık ücreti, avukatın bordrolu, sözleşmeli olmasına ya da bağım-
sız olarak çalışmasına göre, “ücret” yahut “serbest meslek kazancı” olarak
vergiye tabi bulunmaktadır.
Bir serbest meslek faaliyeti niteliğinde olan avukatlık hizmeti, iş sahibi
(vekil eden, müvekkil) ile avukat arasında serbestçe düzenlenen “avukat-
lık sözleşmesi”
7
ne göre yürütülmektedir. Avukatlık sözleşmesi, 1136 sayılı
Kanun’un on birinci kısmında düzenlenmektedir. Anılan kanun m. 163’e
göre, taraflar arasında serbestçe düzenlenen avukatlık sözleşmesinin, belli
bir hukuki yardımı ve meblağı/değeri kapsaması gerekmektedir.
8
Görül-
düğü üzere ücret, avukatlık sözleşmesinin zorunlu bir unsuru olarak be-
lirlenmiştir. Taraflarca serbestçe kararlaştırılan ve avukatlık sözleşmesine
dercedilen avukatlık ücretinin alt sınırı “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”
9
,
üst sınırı ise 1136 sayılı Kanun’da belirlenen tavandır.
10
5
RG, 10.05.2001, 24398.
6
Bundan sonra, iş sahibi ile avukat arasında kararlaştırılan ücrete “avukatlık ücreti”,
kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenen (yargılama gideri olan) ücrete ise
“vekalet ücreti” denilecektir.
7
Avukatlık sözleşmesinin yazılı olması, yasal bir koşul değildir; yazılı olmayan sözleş-
meler, genel hükümlere göre ispat edilecektir.
8
Ancak avukatlık sözleşmesinde, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir
kısmının aynen avukata ait olacağına ilişkin bir hüküm bulunamaz (hasılı davaya
iştirak yasağı).
9
“Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”nden kısaca, “Tarife” olarak bahsedilecektir.
10
Avukatlık ücreti olarak, davanın ya da hükmolunacak şeyin değeri veya paranın belli
bir yüzdesinin kararlaştırıldığı hallerde bu oran % 25’i aşıyor ise, bu oranı aşan kısım
geçersiz kabul edilmektedir.
280 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 281
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
1136 sayılı Kanun m. 173’e göre, avukatlık sözleşmesinde aksine bir
hüküm yoksa, kararlaştırılan avukatlık ücreti yalnızca avukatın üzerine
almış olduğu işin karşılığı olup, karşılık dava, bağlantı ve ilişki bulunsa
bile başka dava ve icra kovuşturmaları ya da her türlü hukuki yardımlar
ayrı bir ücrete tabi bulunmaktadır.
Son olarak bu konu ile ilgili olarak, yakın bir tarihte gerçekleşen deği-
şikliğe değinmek yerinde olacaktır. 1136 sayılı Kanun’un “Avukatlık Ücreti”
başlıklı 164. maddesinin dördüncü fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlesi,
5043 sayılı Kanun
11
m. 5 ile değiştirilmiştir. Söz konusu bu değişikliğe göre,
avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu, taraflar arasında yazılı ücret
sözleşmesinin bulunmadığı, ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya
tartışmalı olduğu, ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz
sayıldığı durumlarda, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari
ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye
yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine
göre ilamın kesinleştiği tarihteki dava konusunun değerinin % 10’u ile %
20’si arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenecek, değeri para
ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise Tarife hükümleri uygulanacaktır.
III. YARGILAMA GİDERLERİNDEN VEKALET ÜCRETİ ve KDV
A. VEKALET ÜCRETİ
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu
12
(HUMK) m. 413’e
göre, dava açmak isteyenler, öncelikle gerekli yargılama giderlerini peşin
olarak ödemek zorundadırlar. HUMK m. 416’ya göre, anılan giderler, dava-
cının davasında haklı çıkması durumunda, karşı tarafa yüklenerek tazmin
edilmektedir. Yargılama giderlerinin
13
(masarifi muhakemenin) nelerden
ibaret bulunduğu HUMK m. 423’te sayma yolu ile belirtilmiştir. Anılan
maddenin 6. bendine göre vekalet ücreti de, yargılama giderlerindendir
14
11
RG, 20.01.2004, 25352.
12
RG, 2,3,4.07.1927, 616.
13
Yargılama giderleri şu unsurlardan oluşmaktadır: Tarife gereğince mahkeme kalemi
vasıtasıyla yapılan giderler (örn. tebligat giderleri) ile duruşma, keşif, haciz, ihtiyati
tedbir ve delil tespiti giderleri; tanıkların seyahat ve ikamet gideri ile yevmiyesi ve
bilirkişinin ücret ve giderleri; resmi dairelerden istenen belgelerin asıl ve suretlerinin
onama pulu ve harçları; mahkemede bizzat hazır bulunan tarafların (taraf vekillerinin
değil) bulundukları günlere ait seyahat ve ikamet giderleri.
14
“Vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olması, davada tarafların (özellikle davayı
kısmen ya da tamamen kazanan ve bu nedenle lehine yargılama gideri hükmedilecek
olan tarafın) davayı vekil vasıtasıyla takip etmiş olmaları durumu içindir. Bir taraf
davasını bizzat takip etmiş ve davasını kazanmış ise, (karşı taraf davayı bir vekil
282 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 283
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
ve HUMK m. 417’ye göre, yargılama giderleri, davada haksız çıkan tarafa
yüklenmektedir.
15
Davada haklı çıkan taraf, davayı bir avukat aracılığıyla takip etmiş
ise, avukatına, avukatlık sözleşmesine göre kararlaştırılan bir avukatlık
ücreti ödemek zorundadır ve bu ücret de davanın gerektirdiği bir gider
hükmündedir. Ancak, yargılama gideri olarak haksız çıkan (karşı) tarafa
yüklenen vekalet ücreti, haklı çıkan tarafın avukatı ile kararlaştırmış olduğu
avukatlık ücreti olmayıp, Tarife’ye göre hesaplanan bir vekalet ücretidir.
Özetle, avukat ile iş sahibi arasında kararlaştırılan avukatlık ücreti sübjektif
bir nitelik taşırken, yargılama gideri olarak hükmolunan vekalet ücreti
objektif karakterlidir.
Yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücreti, HUMK ve 1136 sayılı
Kanun hükümlerine dayanılarak (yasal olarak) mahkeme kararı ile hesap-
lanmakta ve ödenmektedir. HUMK m. 423 gereği söz konusu vekalet
ücreti, özel hukuka ilişkin olarak mahkeme kararı ile saptanmış bir alacak
niteliğinde değildir, aksine davaya konu alacağa bağlı bir yargılama gideri
hükmündedir.
16
Dava sonunda yargılama giderlerinden olan vekalet ücreti hesapla-
nırken, iş sahibi ile avukat arasında sözleşme ile kararlaştırılmış bulunan
avukatlık ücretinin değil, Tarife hükümlerinin uygulanacağı yukarıda
vasıtasıyla takip etmiş olsa bile) davayı kazanan taraf lehine yargılama gideri olarak
vekalet ücretine hükmedilemez.”; Kuru, B., Arslan, R., Yılmaz, E., Medeni Usul Hukuku,
Genişletilmiş 12. Baskı, Ankara, 2000, s. 840.
15
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (RG, 20.01.1982, 17580) m. 31’de HUMK’na
yapılan gönderme nedeni ile, idari yargıda da dava sonunda hükmolunan vekalet
ücreti yargılama giderlerinden sayılmakta ve karşı tarafa yüklenmektedir. Bu konu-
da bkz Danıştay 7. Dairesi’nin 22.09.1998 tarih ve E. 1997/4113, K. 1998/2954 sayılı
kararı ile Danıştay 4. Dairesi’nin 20.01.1998 tarih ve E. 1997/4257, K. 1998/168 sayılı
kararı.
16
Yargıtay’ın bu konudaki kararı, günümüz Türkçesi ile şu şekildedir: “Vekalet ücreti,
HUMK’nun 423/6. maddesinin açıkça belirttiği üzere, yargılama giderlerinden biri-
dir. Mahkeme giderleri ve bu arada karşı tarafa yükletilmesi gereken vekalet ücreti,
bağımsız bir varlığı olmayacak derecede ait olduğu davanın konusunu oluşturan
hak ve alacağa sıkı bir biçimde bağlı ikincil haklardandır, ikincil hakların sonucu
asıl hakların sonucuna bağlıdır. Bağlı olan şeye, ayrıca hüküm verilemez. Mahkeme
giderleri ve bu arada karşı tarafa yükletilmesi gereken vekalet ücretinin hüküm altına
alınabilmesi için ayrıca bir isteme gerek yoktur. HUMK’nun hükümleri mahkeme
giderlerinin ve bu arada karşı tarafa yükletilecek vekalet ücretinin ait olduğu hakka
pek sıkı bir biçimde bağlı ve bağımsız bir varlığı olmayan ikincil bir hak niteliğinde
olduğunu açık bir biçimde göstermektedir.”; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kuru-
lu’nun 29.05.1957 tarih ve 1957/4-16 sayılı kararı, in Yargıtay İçtihatları Birleştirme
Kararları Dergisi, Hukuk Bölümü, C. 5, s. 40 – 42; RG, 04.09.1957, 9697.
282 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 283
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
belirtilmişti. Ancak kimi durumlarda, iş sahibi ile avukat arasında karar-
laştırılmış bulunan avukatlık ücreti, yargılama giderlerinden olan vekalet
ücretinin hesaplanmasında kullanılabilmektedir. HUMK m. 421’e göre
mahkeme, kötü niyetli davalıyı ya da hiçbir hakkı olmadığı halde dava
açan davacıyı, diğer yasal yargılama harç ve giderlerinin yanında, karşı
tarafın avukatı ile arasında kararlaştırdığı avukatlık ücretinin tamamı ya
da bir kısmı ile mahkum edebilmektedir.
Yargı mercileri tarafından karşı tarafa yükletilen avukatlık ücretinin alt
sınırı Tarife’de belirlenen miktar, üst sınırı ise bu miktarın üç katıdır (1136
sayılı K. m. 169). Bu ücretin takdirinde avukatın emeği, çabası, işin önemi,
niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulmaktadır.
B. VEKALET ÜCRETİNE KDV UYGULANMASI MESELESİ
Katma değer vergisi (KDV), harcamalar üzerinden alınan vergilerin
en gelişmiş ve modern türüdür.
17
KDV’de üretim, dağıtım ve hizmet sek-
törleri her el değiştirme aşamasında vergilendirilmekte, işletme girdileri
için yüklenilen vergiler hazineye borçlanılan vergilerden indirilmektedir;
KDV’nin vergi indirimi hakkı nedeni ile yarattığı çıkar çatışması, bir yan-
dan bu verginin kendi içinde bir otokontrol (özdenetim) sağlamakta, diğer
yandan da verginin belge ve kayıt düzenine dayanması dolayısıyla gelir
vergisi ile kurumlar vergisinin hasılatlarını artırdığından Türk vergi sistemi
içinde bir özdenetim yaratmaktadır.
18
KDV’nin konusu, Türkiye’de ticari, sınai ve zirai faaliyetler ile serbest
meslek faaliyetleri çerçevesinde yapılan mal teslimi, hizmet ifası ile her türlü
mal ve hizmet ithalidir.
19
Arızi olarak yapılan ticari, sınai ve zırai faaliyetler
çerçevesinde yapılan satışlar KDV’nin konusuna girmemektedir.
KDV’nin konusuna giren ticari, sınai ve zırai faaliyetler ile serbest mes-
lek faaliyetlerinin kapsamı, niteliği ve devamlılığı 193 sayılı Gelir Vergisi
Kanunu hükümlerine göre ya da orada açıklık bulunmayan durumlarda
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu
20
ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre
saptanmaktadır.
21
17
Öncel, M., Kumrulu, A., Çağan, N., Vergi Hukuku, Gözden Geçirilmiş ve Yenilenmiş
11. Bası, Ankara, 2003, s. 401; “Bu vergide harcamalar üzerinden alınan vergilerin
diğer türlerinde görülen vergi piramidinin bulunmaması ve üretim-tüketim zincirinde
satıcılarla alıcılar arasında hazine yararına sonuçlanan çıkar çatışmasının olması, bu
vergiyi üstün kılan başlıca özellikleridir”.
18
Ibid.
19
Bu konuda bkz 1 seri numaralı KDV Genel Tebliği, RG, 30.11.1984.
20
RG, 09.07.1956, 9353.
21
Öncel, Kumrulu, Çağan, op. cit., s. 405.
284 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 285
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
Konu ile yakından bağlantılı olması nedeni ile “hizmet” ve “hizmet ifası”
kavramlarının tanımlanması gerekmektedir. 3065 sayılı KDV Kanunu
22
m.
4/1’e göre hizmet; teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında
kalan işlemlerdir.
23
Bu işlemler bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getir-
mek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, değerlendirmek,
kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi biçimlerde gerçekleşe-
bilmektedir.
24
3065 sayılı Kanun m. 1/1, serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan
teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğunu belirtmektedir.
Anılan Kanun m. 20/1’e göre teslim ve hizmet işlemlerinde matrah, bu iş-
lemlerin karşılığını oluşturan bedeldir ve m. 24/2’ye göre vergi, resim, harç,
pay ve fon karşılığı gibi unsurlar bu bedel kapsamında bulunmaktadır.
3065 sayılı Kanun m. 27/5, hizmetin bedelinin, serbest meslek faaliyet-
leri için ilgili meslek teşekküllerince belirlenmiş bir tarife varsa, bu tarifede
belirlenen ücretten düşük olamayacağını ifade etmektedir. Anılan Kanun
m. 29/1’de ise yükümlülerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden
hesaplanan KDV’den, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan tes-
lim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri
vesikalarda gösterilen KDV’yi indirebilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda sayılan yasal hükümler doğrultusunda, avukatların serbest
meslek faaliyeti sonucunda elde ettikleri gelir, serbest meslek kazancı olarak
değerlendirilmekte ve KDV’ye tabi tutulmaktadır.
Ancak, yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretine ayrıca KDV
uygulanması meselesi, bugüne gelinceye değin çok tartışılan bir konu
olmuştur. Bu meselenin incelenmesinde öncelikle, Türkiye Barolar Birliği
(TBB) tarafından hazırlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”nin ve konu ile
ilgili hükümlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (Tarife), 1136 sayılı Avukatlık Kanu-
nu’nu köklü biçimde değiştiren 4667 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden
önce, iki yılda bir Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanmakta idi. 4667 sayılı
Kanun ile birlikte avukatlık asgari ücret tarifeleri artık her yıl hazırlanmaya
22
RG, 02.11.1984, 18563.
23
3065 sayılı Kanun, hizmet kavramını doğrudan tanımlamamış ve bunun yerine
dolaylı bir tanımlama yöntemi benimsemiştir. Oysa anılan kanunda teslim, bir mal
üzerindeki tasarruf hakkının malik ya da onun adına hareket edenlerce, alıcıya ya da
adına hareket edenlere devredilmesi biçiminde doğrudan tanımlanmıştır.
24
3065 sayılı Kanun m. 4/2’ye göre, bir hizmetin karşılığının bir mal teslimi ya da diğer
bir hizmet olması durumunda bunların her biri ayrı bir işlem olup, hizmet ya da
teslim hükümlerine göre ayrı ayrı vergilendirilmektedir.
284 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 285
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
başlanmış ve TBB
25
’nin bu konudaki yetki alanı genişletilmiştir. Bugün,
TBB’nin görevlerinden biri de, avukatlık ücret tarifelerini hazırlayarak
Adalet Bakanlığı’nın onayına sunmaktır.
26
Bütün hukuki yardımlarda avukat ile iş sahipleri arasında yazılı ücret
sözleşmesi yapılmamış olan
27
ya da avukatlık ücretinin kanun gereği karşı
tarafa yükletilmesi gereken durumlarda, 1136 sayılı Kanun ile Tarife hü-
kümleri uygulanmakta ve Tarife’de belirlenen ücretlerin altında avukatlık
ücreti kararlaştırılamamakta, aksine yapılan sözleşmelerin ücrete ilişkin
hükümleri geçersiz kabul edilmektedir.
Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı ya da
dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife hükümleri
esas alınmaktadır
28
(1136 sayılı K. m. 168/3). “Dava sonunda, kararla tarifeye
dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş
sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez (1136
sayılı K. m. 164/son
29
)”.
25
Türkiye Barolar Birliği (TBB), 1982 Anayasası m. 135 muvacehesinde, bütün barola-
rın katılımı ile oluşan kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşudur. TBB’nin
kuruluş ve nitelikleri, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun dokuzuncu kısmında (m.
109 – 133) düzenlenmiştir.
26
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin hazırlanması süreci, TBB ile Adalet Bakanlığı
arasında paylaştırılmış ve 4667 sayılı Kanun ile TBB’nin bu konuda Adalet Bakanlığı
karşısındaki özerkliği, eski düzenlemeye kıyasla, sağlamlaştırılmıştır. Avukatlık As-
gari Ücret Tarifesi, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun TBB’nin kuruluş ve niteliklerini
belirleyen dokuzuncu kısmında değil, avukatlık sözleşmesi ve ücretine ilişkin on
birinci kısmında yer alan m. 168’de yer almıştır Buna göre, baro yönetim kurulları,
her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemleri ile diğer işlemlerden alına-
cak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak TBB’ne
göndermektedirler. TBB Yönetim Kurulu tarafından, baro yönetim kurullarının
teklifleri gözönünde bulundurularak, uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna
kadar hazırlanmakta ve Adalet Bakanlığı’na gönderilmektedir. Bu tarife, Adalet
Bakanlığı’na ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde karar verilmediği ya da tarife
onaylandığı takdirde kesinleşmektedir. Adalet Bakanlığı, uygun bulmadığı tarifeyi,
bir daha görüşülmek üzere, gerekçeli olarak TBB’ye geri gönderebilmektedir. Geri
gönderilen tarife, TBB Yönetim Kurulu tarafından üçte iki çoğunlukla aynen kabul
edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılmaktadır. Bu şekilde
yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifelerinin, genel düzenleyici bir işlem olmaları
bakımından idari yargı denetimine tabi olacakları aşikardır.
27
“Avukatla müvekkil arasında yazılı ücret sözleşmesi yoksa, ... Asgari Ücret Tarifesi
uygulanır, ücret tespitinde esas müddeabihtir, kazanılan miktar kıstas olamaz”;
TBB’nin 03.04.1971 tarih ve 181/24 sayılı ilke kararı.
28
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 06.06.2002 tarih ve 2002/5149-6974 sayılı kararı ile
14.10.2003 tarih ve 2003/1801-11701 sayılı kararları.
29
“Mahkemece, dava sonunda davacı yararına takdir olunan vekalet ücretinin Avukatlık
Yasası’nın 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek dava-
286 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 287
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
Tarife’de yazılı vekalet ücreti kesin hüküm elde edilinceye kadar olan
dava, iş ve işlemlerin karşılığıdır. Davada haklı çıkan taraf lehine vekalet
ücretine hükmedilebilmesi için, o tarafın davanın başından sonuna kadar
avukat tarafından temsil edilmiş olması gerekmemektedir. Hangi aşamada
olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukat, Tarife hükümleri ile
belirlenen vekalet ücretinin tamamına hak kazanmaktadır. Avukat tarafın-
dan takip edilen dava ya da işle ilgili olarak düzenlenen dilekçe ve yapılan
diğer işlemler ise ayrı bir ücreti gerektirmemekte, hükümlerin tavzihine
(açıklanmasına) ilişkin istemlerin ret ya da kabulü durumunda da vekalet
ücretine hükmedilememektedir.
30
Dava sonunda yargılama gideri olarak karşı tarafa yüklenen vekalet
ücreti, ya mahkemece düzenlenen makbuzun imzalanması yolu ile ya da
bizzat aleyhine karar verilen (borçlu) tarafça nakden yahut banka havalesi
ile veya mahkemece davayı kazanan tarafa yargılama giderleri ile birlikte
herhangi bir biçimde verilmekte ve ardından söz konusu tarafça vekiline
(avukatına) ödenebilmektedir.
28.11.2002 tarih ve 24950 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Avukatlık
Asgari Ücret Tarifesi m. 21’de, “Bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı Yasa
hükümleri gereği Katma Değer Vergisi ayrıca ilave edilir” ifadesine yer veril-
miştir. Halen yürürlükte bulunan 04.12.2003 tarih ve 25306 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan Tarife’de bu tür bir hüküm yer almamaktadır.
28.11.2002 tarihli Tarife’de, değinilen biçimde bir düzenlemeye gidilme-
sinin, uygulamada yaşanan sorunların ve tereddütlerin giderilmesi amacını
taşıdığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Maliye Bakanlığı’nın bu konudaki görüşleri,
söz konusu hüküm doğrultusundadır.
31
Ancak anılan hükmün, Yargıtay’ın
son kararlarında
32
da biçimlendiği üzere, 1982 Anayasası
33
m. 73/3’e uygun
cı yerine doğrudan avukata ödenmesi yolunda hüküm kurulması doğru değildir”;
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 23.06.2003 tarih ve 2003/3755-5372 sayılı kararı (in
YKD, C. 29, S. 9, Eylül 2003, s. 1410-1412).
30
Ancak icra takipleri ile Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay ve Sayıştay’da temyizen
ve bölge idare mahkemelerinde itirazen görülen işlerin duruşmaları ayrı bir ücreti
gerektirmektedir.
31
Örn. 16.04.2003 tarih ve B.07.0.GEL.0.42/4204-166/016440 ile 18.09.2003 tarih ve
B.07.0.GEL.0.53/5301-2994/038276 sayılı muktezalar.
32
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 25.02.2003 tarih ve 2003/889-1122 sayılı kararı (in YKD,
C. 29, S. 7, Temmuz 2003, s. 1073-1075); Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 13.03.2003 tarih
ve 2003/729-1973 sayılı kararı (yayınlanmamıştır); Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin
18.03.2003 tarih ve 2003/1300-2154 sayılı kararı (in YKD, C. 29, S. 5, Mayıs 2003, s. 768-
769); Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 23.06.2003 tarih ve 2003/3755-5372 sayılı kararı
(in YKD, C. 29, S. 9, Eylül 2003, s. 1410-1412); Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 17.09.2003
tarih ve 2003/4051-10170 sayılı kararı (in YKD, C. 30, S. 1, Ocak 2004, s. 47-48).
286 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 287
dosya AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI
olmadığı ve uygulamadaki duraksamaları artırdığı gözlemlenmiş, sonuçta
yürürlükteki Tarife’ye bu yönde bir hüküm konulmamıştır.
04.12.2004 tarihine kadar uygulanacak yürürlükteki Tarife’deki üc-
retlere bundan sonra ayrıca KDV eklenmemesi ve KDV’nin Tarife ücreti
üzerinden iç yüzde yöntemiyle bulunması doğru bir uygulama olacaktır.
Ancak böyle bile olsa, 3065 sayılı Kanun m. 20/4; “Belli bir tarifeye göre
fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedeli
katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal
ettirilmez” hükmünü amirdir. 1982 Anayasası m. 73/3 gereğince, vergi, re-
sim, harç ve benzeri yükümlülükler kanunla konulmakta, değiştirilmekte
ya da kaldırılmaktadır. 1982 Anayasası’nın ve 3065 sayılı Kanun’un deği-
nilen hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, belli bir tarifeye göre fiyat
belirlenmesi durumunda tarifede yer alan bedel içerisinde KDV’nin de
bulunması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Belli bir tarifeye göre fiyat
saptanan işlerde, normlar hiyerarşisi çerçevesinde öncelikle Anayasa hük-
münün dikkate alınması gerektiği izahtan varestedir. Buna göre, değinilen
Anayasa hükmüne dayanılarak yayımlanan 3065 sayılı Kanun m. 20/4 ile,
Tarife’de öngörülen miktarın içinde KDV’nin de yer aldığı, yani KDV’nin
Tarife’de belirlenen miktara zaten dahil olduğu belirlenmiş bulunmaktadır.
Özetle, Tarife’deki ücrete ayrıca KDV’nin eklenmemesi gerekmektedir.
Ayrıca, 1136 sayılı Kanun m. 168’de, yargı yerlerindeki işlemler ile
diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari haddini gösteren
Tarife’nin hazırlanacağı öngörülmüş, ancak Tarife’ye göre hesaplanan
ücrete, avukatlık ücretinin dışında kalan KDV’nin uygulanacağına ilişkin
herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Davada haksız çıkan tarafça, haklı çıkan tarafa ödenmesine karar ve-
rilen yargılama giderlerinden vekalet ücretinin KDV’ye tabi bulunduğuna
ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Yukarıda açıklan-
dığı üzere, davada haklı çıkan tarafa ödenmesi gereken vekalet ücretinin
haksız çıkan tarafça tazmini yargılama giderlerindendir ve bu durumda
KDV doğmamaktadır. Yargılama giderlerinden olması nedeni ile, verilen
bir hizmetin karşılığı değildir; söz konusu durumda 3065 sayılı Kanun
kapsamında bir hizmet ifası bulunmamaktadır. Hükmolunan vekalet üc-
retinin aidiyeti avukata aittir, ancak alacaklısı davada lehine karar verilen
taraftır. Ancak, söz konusu vekalet ücretinin, iş sahibi tarafından avukata
yapılan bir ödeme olarak kabulüne de olanak bulunmamaktadır. Davanın
tarafları, birbirleri ile hiçbir ticari, sınai, zirai ve serbest meslek ilişkisi
33
2709 sayılı Kanun; RG, 09.11.1982, 17863.
288 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
AVUKATLARIN VERGİ SORUNLARI dosya
içerisinde bulunmadıkları gibi, aralarında herhangi bir hizmet alışverişi
de yoktur, dolayısıyla davanın tarafları arasındaki ilişkinin KDV’ye tabi
bir işlem niteliğinde olmadığı açıktır. Sonuç olarak, mahkeme tarafından
yargılama gideri olarak hükmolunan vekalet ücreti KDV’nin konusunu
oluşturmamaktadır.
Dava sonunda yargılama gideri olarak karşı tarafa yüklenen vekalet
ücretini de kapsar bir biçimde geniş anlamı ile avukatlık ücreti, avukatın
hukuki yardımının karşılığıdır (1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 164/1).
Davada haksız çıkan tarafın, karşı tarafın avukatından herhangi bir şekilde
hukuki yardım aldığı iddia edilemeyeceğinden, ortada KDV’nin konusunu
oluşturan bir hizmet ifasının varlığından da söz edilememesi gerekmekte-
dir. Tarife’ye göre hesaplanarak hükmolunan vekalet ücreti, brüt bir ücreti
ifade etmektedir ve KDV zaten bu miktarın içerisindedir (3065 sayılı KDV
Kanunu m. 20/4).
IV. SONUÇ
1982 Anayasası m. 73/3, vergi resim, harç ve benzeri mali yükümlü-
lüklerin kanunla konulup değiştirileceğini ve kaldırılacağını hükme bağla-
mıştır. Öğreti ve uygulamada “verginin yasallığı ilkesi”
34
olarak adlandırılan
bu ilke vergi, kesin ve benzeri kamusal erke dayalı tüm yükümlülüklerin
yasayla düzenleme zorunluluğunu öngörmektedir. Vergi yükümlülüğünün
konusu, yükümlüsü, matrahı ve oranı gibi unsurların yanında vergiden do-
ğan ödev ve usul ilişkilerinin yasayla düzenlenmesi anılan hükmün zorunlu
bir sonucudur. 04.12.2002 tarihli Tarife m. 21 ile getirilen düzenleme kanuni
bir metin olmadığından, verginin yasallığı ilkesine aykırı bir biçimde, takdir
edilen vekalet ücretine KDV uygulanması sonucunu doğurmaktadır.
Sonuç olarak, yargılama giderlerinden olan vekalet ücreti, yukarıda
sayılan yasal ve hukuki gerekçeler ışığında, elde eden avukat bakımından
bir serbest meslek kazancı niteliğindedir, ancak bir hizmet ifası sonucunda
hizmet karşılığı olarak elde edilmediği ve ayrıca hizmetin muhatabı olan ki-
şiden (iş sahibinden) alınmadığı için, KDV’nin konusuna girmemektedir.
34
Bu konuda ayrıntılı bir çalışma için bkz Güneş, G., Verginin Yasallığı İlkesi, İstanbul,
1998.