Dr. Ö�r. Üyesi AH Murat SEVi
lstanbul Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Ticaret Hukuku Anablllm Dalı
•
ANONiM ORTAKLIKTA
•
PAVIN DEVRi
Gözden Geçirilmiş ve Güncellenmiş
4. Baskı
SEÇKİN I Hukuk
Dördüncü Basıya Önsöz
Anonim Ortaklıkta Payın Devri başlıklı kitabımızın 2014'te yayımlanan
üçüncü basısı yaklaşık iki yıl önce tükenmişti. Diğer akademik çalışmalarıma
yoğunlaştığım bir dönemde, ilk basısı 2004 yılında yapılan ve temeli yüksek
lisans tezime dayanan bir eserin kapağını tekrar açarak onu gözden geçirmek ve
güncellemek için vakit ayırmak bana ilk başlarda her ne kadar güç gelse de, bu
kitap hakkında güzel ve övgü dolu düşüncelerini benimle paylaşmaktan çekin-
meyen çok kıymetli hocalarımın ve uygulamadaki değerli meslektaşlarımın
bana bu yöndeki telkinlerinin sağladığı motivasyon ile, kitabımızın elinizde
tuttuğunuz yeni basısını büyük bir memnuniyet ile tamamladım. Bu basıda ön-
celikle aradan geçen dört yıl içerisinde mevzuatta meydana gelen değişikliklerin
işlenmesi ve önceki basılarda gözden kaçmış bazı eksikliklerin giderilmesi he-
deflenmiştir. Bunun yanında özellikle 2012 yılında yürürlüğe giren TTK ve
SPKan. hükümlerinin yorumlanması ve uygulanması hususunda zaman içeri-
sinde ortaya konulmuş olan bilimsel görüşler ve yargısal içtihatlardan da müm-
kün olduğunca istifade edilmeye çalışılmıştır. Kitabımızın bu basısı, bu önsözün
yazıldığı güne kadar yayınlanmış mevzuat hükümleri doğrultusunda hazırlan-
mıştır. Çalışmamızın hukuk camiasının saygıdeğer mensuplarına fayda sağla-
masını tüm kalbimle dilerim.
Dr. Ali Murat Sevi
Yenifoça, 17 Ağustos 2018
Üçüncü Basıya Önsöz
Anonim Ortaklıkta Payın Devri başlıklı kitabımızın 2012 senesinde yayım-
lanan ikinci basısının tükenmesi vesilesiyle, çalışmamızı tekrar gözden geçirme
ve güncelleme fırsatı bulduk. Bu basıda iki yıl içerisinde ilgili mevzuatta ger-
çekleşen değişiklikler metne işlenmiş, ayrıca daha önceki basılarda incelenme-
miş bazı konular da çalışma kapsamına dahil edilmiştir. Bu çerçevede özellikle
30.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun,
kitabımızın konusu ile ilgili getirmiş olduğu yenilikler ve değişiklikler ele alın-
mış; başta halka açık anonim ortaklıklarda satma hakkı, önemli nitelikteki iş-
lemlere muhalif kalan pay sahibinin ayrılma hakkı ve hakim pay sahibinin azın-
lığı ortaklıktan çıkarma hakkı olmak üzere getirilen yeni düzenlemeler, çalış-
mamız dahilinde incelenmiştir. Bunların dışında bildirim, tescil ve ilan yüküm-
lülüğü ile uygulamada pay sahipleri anlaşmaları ve bu doğrultuda ortaklık ana
sözleşmelerinde sıklıkla rastlanan, payın devrine ilişkin çeşitli sözleşmesel dü-
zenlemelerin türleri ve hukuki geçerlilikleri gibi konular bu basıda daha geniş
bir biçimde ele alınmıştır. Kitabımızın bu basısı, 23 Ocak 2014 tarihine kadar
yayınlanmış mevzuat hükümleri doğrultusunda hazırlanmıştır. Çalışmamızın
hukuk camiasının saygıdeğer mensuplarına fayda sağlaması dileğiyle.
Dr. Ali Murat Sevi
Gümüşsuyu, 23 Ocak 2014
İkinci Basıya Önsöz
Yüksek lisans tezi olarak hazırladığım Anonim Ortaklıkta Payın Devri baş-
lıklı çalışmanın kitap haline geldiği 2004 senesinden bu yana, gerek temel ka-
nunlarda gerekse yan mevzuatta meydana gelen pek çok değişiklik, çalışmanın
güncelleştirilmesi ihtiyacının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Gerçekten de,
geneli itibariyle 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6102 sayılı
Türk Ticaret Kanunu, birçok alanda olduğu gibi, çalışmamız kapsamına giren
anonim ortaklık paylarının devrine hakim olan esaslarda da önemli değişiklikler
yapmıştır. Anonim ortaklığın kendi paylarını devralmasının, Kanunda tespit
edilen koşullar dahilinde hukuka uygun bir işlem olarak kabul edilmesi, ayın
karşılığı çıkarılan paylar bakımından uygulanan iki yıllık devir yasağının terk
edilmesi ve nama yazılı payların devirlerinin sınırlandırılmasında, eski sistem-
den tamamen farklı, yeni düzenlemelerin benimsenmesi, söz konusu değişiklik-
lerin en önemlilerindendir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe gir-
mesine az bir zaman kala, gerek hukukçular gerekse ortaklık yöneticileri ve pay
sahipleri tarafından, anonim ortaklıkların işleyişi dahilinde en sık karşı karşıya
kalınan konulardan birisi olan payın devrine uygulanacak bu yeni düzenlemeler
hakkında bilgi sahibi olunmasının büyük bir ihtiyaç teşkil ettiği aşikardır. Bu
çerçevede, çalışmamız ile ilgili hocalarımdan ve meslektaşlarımdan aldığım
olumlu eleştiriler, beni kitabın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine
göre güncelleştirilmiş ikinci basısını hazırlamaya yöneltmiştir.
Kitabımızın ikinci basısının ortaya çıkmasındaki katkı ve desteklerinden
ötürü; görüşleri ve düşünceleri ile yaptığım tüm çalışmalarda bana her zaman
ışık tutan, bir bilim adamı ve hukukçu olarak örnek almaya gayret ettiğim çok
kıymetli hocam Prof. Dr. Mahmut Tevfık Birsel'e, değerli bilgi ve tecrübelerini
benimle paylaşma lütfunda bulunan Av. Begüm Durukan Özaydın, Sabahattin
Erişir, Av. Serkan Pamukkale, Av. Fulya Kazbay ve Av. Çağnur Alp'e, yakın
zamanda tamamlamış olduğum doktora tezimin hazırlanması esnasında bana bir
akademisyenin sahip olması gereken bilimsel bakış açısını kazandırmaya çalı-
şan ve çalışmalarından her daim feyzaldığım Doktora Babam Prof. Dr. Oruç
Hami Şener'e, ilgi ve desteklerinden dolayı Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dekanım Prof. Dr. Mustafa Koçak'a ve öğretim üyesi arkadaşlarıma, destek ve
varlıklarını hep yanımda hissettiğim sevgili annem Sevgi Sevi ve babam Av.
Mustafa Sevi'ye, canım kardeşlerim Sevinç Tok, Onur Tok ve N. Hamdi
Mortan'a, pek kıymetli dostum ve meslektaşım Dr. Evrim Erişir'e ve Seçkin
Yayıncılık yetkililerine teşekkür etmeyi bir borç bilirim.
Kendisi de bir doktora tez öğrencisi olarak akademik hayatın içinde bulu-
nan sevgili eşim Oya Mortan Sevi'nin, çalışmalarım esnasında bana gösterdiği
yakın ilgi, destek ve teşvikleri olmasa, hayatımın hem akademik hem de mesle-
- ,
12
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
ki anlamda belki de en yoğun günlerini yaşadığım bu dönemde, yedi yıl �nce
tamamlamış olduğum bu çalışmaya geri dönerek, önemli bir kısmını yenıd� n
yazmak suretiyle yenilenmesi ve güncellenmesi çalışmalarını tamamlayabıl-
mem mümkün olamazdı. Kendisine bu vesile ile, bir kez daha sonsuz teşekkür-
lerimi sunuyor ve hem hukuk, hem de klinik psikoloji alanında daha nice bili�-
sel çalışmaların ortaya çıkışına şahitlik edecek birlikte, mutlu ve sağlıklı bır 1
ömür diliyorum.
Dr. Ali Murat Sevi
Gümüşsuyu, 20 Eylül 2011
1
Birinci Basıya Önsöz
Çağdaş dünyanın en önemli iktisadi varlık.lan olarak anonim ortaklıklar,
yürüttükleri çeşitli faaliyetler sonucunda günümüzde küresel ve bölgesel eko-
nomilere şekil vermekle kalmayıp, milyonlarca kişiye sağladıkları istihdam
olanakları ve çıkardıkları menkul değerler sayesinde yarattıkları yatırım im.kan-
lan ile sosyal gelişime de katkıda bulunmaktadırlar. Anonim ortaklıklar, iktisadi
ve sosyal yaşam dahilinde sahip oldukları bu önemli konuma, büyük ölçüde
taşıdıkları hukuki özellikler sayesinde ulaşmışlardır. Anonim ortaklıkların
özünde yer alan tüzel kişilik, sınırlı sorumluluk ve payın serbestçe devredilebi-
lirliği gibi hayati unsurları; onları küçük tasarruf sahiplerinin gözünde, sahip
oldukları birikimleri güvenli ve verimli bir biçimde işletebilmeleri açısından
cazip bir yatırım imkanı haline getirmiştir. Bu suretle, küçük tasarruf sahipleri-
nin birikimlerinin, anonim ortaklıkların çıkardıkları menkul değerler vasıtasıyla
bir araya gelmesiyle hatırı sayılır meblağlara ulaşılmış ve toplanan bu sermaye
kullanılarak anonim ortaklıklar tarafından yapılan yatırımlar sayesinde ülke
ekonomileri kalkınmış ve başta anonim ortaklık pay sahipleri olmak üzere he-
men herkes yürütülen ticari ve sınai faaliyetler sonucunda elde edilen kazançtan
paylarına düşeni almışlardır.
Tilin bu sonuçların doğmasında, anonim ortaklıkların en önemli unsurların-
dan birisi olarak kabul edilen payın, devredilebilir nitelik taşımasının da büyük
etkisi vardır. Payın devredilebilir oluşu ve güvenli ve kolay bir biçimde tedavül
edebilmesi, bu paylara piyasalarda duyulan talebin temel sebeplerinden birisini
oluşturmaktadır. Eğer anonim ortaklık payları serbestçe devredilebilir nitelikte
olmasaydı, kanun.koyucu tarafından anonim ortaklıklara yüklenen iktisadi ve
sosyal fonksiyonların tam anlamıyla yerine getirilmesi de söz konusu olamazdı.
Hazırladığımız çalışmanın konusunu, yukarıda Anonim Ortaklıklar Hukuku
dahilinde sahip olduğu önemi açıklamaya çalıştığımız, payın devri teşkil etmek-
tedir. Bu kapsamda çalışmamızın ana başlıklarını payın serbestçe devredilebilir-
liği ilkesinin esasları ve istisnaları ile payın devir prosedürü oluşturmaktadır.
Konumuz hem hukuk sistemimize SPKan. m.l
O/A hükmü ile birlikte giren his-
se senetlerinin kaydileştirilmesi gibi yeni ve güncel; hem de ortaklığın kendi
paylarını devralması yasağı gibi neredeyse anonim ortaklık tipinin ortaya çıkışı
kadar eski bir tarihe sahip olan çeşitli başlıkları içermektedir.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri başlıklı çalışmamız, D.E.Ü. Sosyal Bilimler
Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalında yüksek lisans tezi olarak hazırlanmış-
tır. Tez 7.8.2002 tarihinde,
Prof. Dr. Huriye Kubilay, Doç. Dr. Ayşe Havutçu
ve Yrd. Doç. Dr. Hanife Dirikkan'dan oluşan jüri önünde savunularak oybir-
liği ile başarılı bulunmuştur. Tezin kabul edilmesinden bu yana mevzuatta mey-
14
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
dana gelen değişiklikler ve faydalanılan bazı eserlerin yeni basılan ayrıca iş-
lenmiş olmakla birlikte, çalışmanın özüne dokunulmamıştır.
Bu kitabın hazırlanmasında; konunun seçimi anından başlayarak çalışmala-
rım esnasında benden yardımını esirgemeyen Tez Danışmanım Sayın
Yrd. Doç.
Dr. Hanife Dirikkan'a,
değerli jüri üyeleri Prof. Dr. Huriye Kubilay ve Doç.
Dr. Ayşe Havutçu'ya
teşekkür etmeyi bir borç bilirim.
Ali Murat Sevi
Karşıyaka, 9 Kasım 2003
İçindekiler
Dördüncü Basıya Önsöz ......................................................................... ••••••••••••••• •••• 7
U
.•
ç
.
u
.
nc
.
u
.B
asıya O
..
nso
..
z ....................................................................... ••••••••••••••••••••••••
9
İkinci Basıya Önsöz ............................................................................................. •••••••••••• 11
Birinci Basıya Önsöz ................................ ................................... ............•• •••••••••••• 13
Kısaltmalar........................................................... ....................................••.••••••••••• 27
GiRiŞ
§1. PAY KAVRAMI VE PAYIN ÇEŞİTLİ ANLAMLAR!..............................................••.• •• 29
ı.Pay Kavramı ................................................................................................. ••••••••••••••• 29
il. Payın Çeşitli Anlamları ................................................................................ ..................... 31
A. Sermayenin Bir Parçası Olarak Pay .................................................................................. 31
B. Pay Sahipliği Mevkii Olarak Pay ........................................................................................ 33
C. Hakların ve Borçların Kaynağı Olarak Pay ........................................................................ 34
D. Pay (Hisse) Senedi ile Eş Anlamlı Pay ............................................................................... 36
§2. PAYIN KAZANILMASI....................................................................................................... 38
ı. Aslen Kazanma Kavramı ve Türleri ................................................................................... 38
il. Devren Kazanma ............................................................................................................... 39
A. Devren Kazanma Kavramı ................................................................................................. 39
B. Devren Kazanma Türleri ..................................................................................................... 41
ı. Payın Sözleşme ile Kazanılması ....................................................................................... 41
a. Devrin Tarafları ............................................................................................................. 42
b. Devir Türleri. .................................................................................................................. 43
2. Cebri icra Yolu ile Kazanma ............................................................................................. 44
3. Pay Sahibinin Temerrüt Nedeni ile ıskatı Sonucunda Kazanma ..................................... 46
4. Külli Halefiyet Yolları ile Kazanma .................................................................................. 49
a. Miras Yolu ile Kazanma ................................................................................................. 49
b. Ticaret Ortaklıklarının Birleşmesi veya Bölünmesi yahut Ticari İşletmenin Devri
Neticesinde Kazanma .................................................................................................. 51
5. Mahkeme Kararı ile Kazanma ......................................................................................... 52
6. Eşler Arasındaki Mal Rejimi Hükümleri ile Kazanma ...................................................... 53
16 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
Birinci Bölüm
PAYIN DEVREDILEBILIRLIĞI iLKESi VE
DEVREN KAZANMA iLE iLGiLi ÖNGÖRÜLEN SINIRLAMALAR
§3. PAYIN DEVREDiLEBİLiRLi �İ iLKESİ ......................................................................... SS
1. ilkenin Tarifi ve Ortaklık Türleri Bakımından Geçerliliği ............................................... SS
11. ilkenin Anonim Ortaklıklar Bakımından Önemi ............................................................ S6
§4. DEVREN KAZANMA İLE İLGİLİ ÖNGÖRÜLEN İRADİ VE KANUNİ SINIRLAMALAR
VE YÜKÜMLÜLÜKLER ............................................................................................ S7
1.
Kavram ve Genel Bilgiler .................................................................................................. S7
11. Devren Kazanma ile İlgili Öngörülen iradiSınırlamalar ................................................. S9
A. Ana Sözleşmede Yer Alan Bağlam Hükümleri Vasıtasıyla Sınırlama ................................ 59
B. Pay Sahipleri veya Üçüncü Kişiler Lehine Sözleşme ile Tanınan ve Paylar
Üzerinde Satım İlişkisi Doğuran Haklar ............................................................................... 59
1. Genel Olarak....................................................................................... .............••••..•••.• ..... 59
2. Uygulamada Sıklıkla Rastlanan Çeşitli Sözleşmese! Düzenlemeler .................................... 60
a. Pay Satın Alma Hakkı (Cali Option) - Pay Satma Hakkı (Put Option) .................................. 61
b. Satın Almada Öncelik Hakkı [Right of First Refusal (ROFR) / Right of First Offer
(ROFO)]...................................... .........................................................................•..•••.. ••• 62
c. Birlikte Satma Hakkı/ Birlikte Satmaya Zorlama Hakkı (Tag Along Right / Drag
Along Right).......... ................................ ....................................... .............. ............••••• ......... 64
3. Üçüncü Kişilere veya Ortaklığa Karşı İleri Sürülebilme ....................................................... 65
111. Devren Kazanma ile İlgili Kanuni Sınırlamalar ............................................................... 69
A. Payın Devredilmesini Engelleyen veya Kısıtlama Getiren Düzenlemeler ......................... 69
1. Anonim Ortaklığın Kendi Payını Devralması ........................................................................ 69
a. Düzenlemenin Kaynağı ........................................................................................................ 70
b. Düzenlemenin Amacı Hakkında Değerlendirmeler ................................................................ 71
aa. Ortaklık Malvarlığının ve Alacaklılarının Korunması Düşüncesi. .......................................... 71
bb. Pay Sahiplerinin Eşit İşleme Tabi Tutulmaları ..................................................................... 72
cc. Borsa Spekülasyonlarının Önlenmesi .................................................................................. 73
dd. Diğer Amaçlar ................................................................................................................... 74
c. Düzenlemenin Kapsamı ve Kanuna Karşı Hile ........................................................................ 75
aa. Düzenlemenin Bağlı Ortaklık İlişkisi Dahilinde Uygulama Alanı ve Karşılıklı iştirak
Kavramı .............................................................................................................................. 75
bb. Kanuna Karşı Hile (TTK m.380) ............................................................................................ 76
aaa.Genel Olarak ................................................................................................................. 76
bbb. Hükmün Kapsamı ......................................................................................................... 77
aaaa. Anonim Ortaklığın Kendi Payının Devralınması için Finansal Destek Sağlaması ........ 77
bbbb. Anonim Ortaklığın Kendi Paylarını Dolaylı Temsil Yoluyla Devralması ...................... 78
d. Anonim Ortaklığın Kendi Paylarını Devralması nın Esasları ................................................... 79
aa. Genel Kurulun Yönetim Kurulunu Yetkilendirmesi ............................................................... 79
aaa. Kural ............................................................................................................................. 79
17
içindekiler
bbb. istisna: Yönetim Kurulunun Genel Kurulun Yetkilendirmesi Olmaksızın
Ortaklığın Kendi Paylarını Devralması lmk�nı ......................................................... ••••••• ••
81
bb. Devralınan Payların Toplam Tutarının Esas Sermayenin veya Çıkarılmış Sermayenin
Onda Birini Aşmaması .............................................................................. ••••••••••••••••• •••••••• 83
cc. Devir işlemi Nedeniyle Ortaklığın Bağlı Malvarlığının Azalmaması ............ ••••••••••• ••••••••••••••
84
aaa. Koşulun Amacı ve Malvarlığının Korunması ilkesi ıle Bağlantısı ................•.•••••••••••••••••••••••
84
bbb. Bağlı Malvarlığının Kapsamı. ......................................................... •••••••••••••••••••••••••••••••
85
aaaa. Kanunen Bağlı Malvarlığı.........................................................••.•••••••••••••••••••••••••••85
bbbb. Ana Sözleşme ile Bağlı Malvarlığı ............................................................................
55
dd.
Devir Bedeli Tutarında Yedek Akçe Ayrılması ........................................................................
87
ee. Sadece Bedeli Tamamen Ödenmiş Payların Devre Konu Teşkil Etmesi .................................
8
8
ff. Devralma Sonucunda Ortaklığın En Az Bir Pay Sahibinin Mevcut Bulunması ......................... 89
e. Düzenlemenin istisnaları ............................................................................................................. 89
aa.
Genel Olarak .............................................................................................................................. 89
bb. Payların, Ortaklığın Esas veya Çıkarılmış Sermayesinin Azaltılmasına İlişkinB irGenel
Kurul Kararı Gereğince Devralınması ....................................................................................... 89
aaa. Sermayenin Azaltılmasının Sebepleri ve Anonim Ortaklığın Kendi Paylarını
Devralması ile Bağlantısı .................................................................................................... 90
bbb. Anonim Ortaklığın Kendi Paylarını Devralması Yöntemi ile Sermaye
Azaltmasının Esasları ......................................................................................................... 91
cc.
Payların Devralınmasının Külli Halefiyet Kuralının Gereği Olması .......................................... 93
dd.
Payların Devralınmasının,Bir Kanuni Satın A lma Yükümü Gereği Olması ............................. 95
ee. Payların, Ortaklığın Pay Sahibinden Bir Alacağın ın Tahsil Edilmesi Amacıyla
Devralınması .............................................................................................................................. 95
aaa. istisnanın Uygulanma Koşulları ........................................................................................... 95
aaaa. Ortaklığın Devreden Pay Sahibinden Bir Alacağının Bulunması .................................. 95
aaaaa. Genel Prensip .......................................................................... ••••••••••••••••••95
bbbbb. Söz Konusu A lacağın Sermaye Taahhüdü Dışında Bir Sebeple Doğmuş
Olması .......................................................................................................... 96
bbbb. Ortaklığın Kendi Payını Devralmasının, Pay Sahibinden Söz Konusu Alacağının
Tahsili Amacına Yönel miş Olması .............................................................................. 96
cccc. Devre Konu Olan Payların Bedelinin Tümün ün Ödenmiş Olması ................................ 97
dddd. Devrin Cebri' icra Yolu ile Gerçekleşmesi................................................................... 97
bbb. istisnanın Tasfiye Halindeki Anonim Ortaklıklarda Uygulanma Kabiliyeti ............................. 98
ff. Kendi Paylarını Devralan Ortaklığın Menkul Kıymetler Ortaklığı Olması ................................. 99
gg. Edinmenin ivazsız Olması ........................................................................................................ 100
f. Anonim Ortaklığın Devraldığı Paylara Bağlı Pay Sahipse! Hakların Durumu ........................ 101
g. Anonim Ortaklığın Kendi Paylarını Devralmasına İlişkin Hükümlerin ihlali ve
Sonuçları
...................................................................................................................................... 103
aa.
Kanunun Yaklaşımı .................................................................................................................. 103
bb. Kesin Hükümsüzlük ...................................................................................................................
103
cc.
Elden Çıkartma veya Yok Etme Yükümlülüğü ......................................................................... 105
aaa. Genel Esaslar ..................................................................................................................... 105
bbb. Elden Çıkarma veya Yok Etme işleminin Gerçekleştirilmesi ................................................ 105
aaaa. Payların Elden Çıkarma Esasları .............................................................................. 105
bbbb. Payların Sermayenin Azaltılması Yolu ile Yok Edilmesinin Esasları ......................... 106
dd.
Yönetim Kurulunun Sorumluluğu ............................................................................................ 107
h. Halka Açık Ortaklıkların Kendi Paylarını Devralmasına Uygulan acak Özel
Düzenlemeler .............................................................................................................................. 108
aa. Genel Bakış ............................................................................................................................... 108
Anonim Ortaklıkta Payın Devn
bb. SPK'nın Basın Açıklamaları ile Uygulamaya Konulan Sistem ............................................... 109
2. Kuruluşun veya Sermaye Artırımının Tescilinden önce Yapılan Devirler ......................... 111
3. Karşılığı Tamamen İfa Edilmemiş Olan Payın Devri ............................................................. 111
B. Pay Devralma Yükümlülüğü Doğuran Düzenlemeler ............................................................ 113
1. Zorunlu Pay Alım Teklifi Yoluyla Ortaklık Paylarının Toplanması (SPKan. m.26) ............ 113
a. Genel Açıklamalar ................................................................................................................. 113
b. Pay Alım Teklifinde Bulunma Zorunluluğunun Ortaya Çıkışı .............................................. 116
aa. Yönetim Kontrolünün Elde Edilmesi .................................................................................. 116
aaa. Pay Sahipliğinde Değişiklik Vasıtasıyla ............................................................................. 116
bbb. Pay Sahipleri Arasında Özel Anlaşmalar Vasıtasıyla ......................................................... 117
bb. SPKan.'da Öngörülen Bazı Ayrık Hallerin Gerçekleşmesi ..................................................... 118
cc. Pay Alım Teklifinde Bulunma Yükümlülüğünün Doğmadığı Haller ve Pay Alım
Teklifinde Bulunma Zorunluluğundan Muafiyet Halleri ...................................................... 119
aaa. Pay Alım Teklifinde Bulunma Yükümlülüğünün Doğmadığı Haller ...................................... 119
bbb. Pay Alım Teklifinde Bulunma ZorunluluğundanMuafiyet Halleri ...................................... 121
c. Zorunlu Pay Alım Teklifine İlişkin Prosedür .......................................................................... 122
d. Zorunlu Pay Alım Teklifi Fiyatı .............................................................................................. 123
aa. Temel Düşünce ................................................................................................................ 123
bb. Yönetim Kontrolünün Doğrudan Değişikliğe Uğraması Halinde ......................................... 124
cc. Yönetim Kontrolünün Dolaylı Değişikliğe Uğraması Halinde ............................................... 124
dd.Ortaklıkta Birden Fazla Pay Grubunun Bulunması Halinde Zorunlu Pay Alım Teklifi
Fiyatının Tespitine İlişkin Esaslar ....................................................................................... 125
ee. Zorunlu Pay Alım Teklifi Fiyatına İlişkin Sair Hususlar ........................................................ 126
e. Zorunlu Pay Alım Tekifine İlişkin Düzenlemelere Aykırılığın Çeşitli Hukuk'i
Sonuçları ............................................................................................................................... 126
f. Önemli Nitelikteki İşlemler Nedeniyle Yapılacak Zorunlu Pay Alım Teklifinin
Özellikleri ............................................................................................................................... 127
2. Halka Açık Anonim Ortaklıklarda Pay Sahibinin Satma Hakkı (SPKan. m.27 f.2) ............ 127
3. Hakim Ortaklığın Hakimiyetini Hukuka Aykırı Kullanması Halinde Doğabilecek
Bağlı Ortaklık Pay Sahiplerinin Paylarını Devralma Yükümlülüğü
(TTK m.202 f.1, f.2) ................................................................................................................... 129
a. Hakim Ortaklığın Pay Devralma Yükümlülüğünün Koşulları ................................................. 129
aa.
TTK m.202 f.1 Hükmü Bakımından Özel Koşullar ................................................................. 129
aaa.Hakim Ortaklığın Bağlı Şirketin Kaybına Sebep Olması ....................................................... 129
bbb. Kayba Yol Açan işlemin Özen Borcuna Aykırı Olması ......................................................... 131
ece. Kaybın Hakim Ortaklık Tarafından Denkleştirilmemiş Olması ............................................. 131
ddd. Bağlı Ortaklık Pay Sahiplerinin Hakim Pay Sahibine Tazminat Davası Açması. .................... 132
bb.
TTK m.202 f.2 Hükmü Bakımından Özel Koşullar ................................................................. 133
aaa. Karşı Çıkılan işlemin Açıkça Anlaşılabilir Haklı Bir Sebebinin Bulunmaması. ......................... 133
bbb. Bağlı Ortaklık Pay Sahiplerinin itirazlarını Kanunda Öngörülen Şekilde ileri
Sürmeleri ...................................................................................................................... 134
ece. Bağlı Ortaklık Pay Sahiplerinin Paylarının Devralınmasını Mahkeme Aracılığı ile
Talep ve Dava Etmeleri .................................................................................................... 134
b. Payları Devralma Bedeli ........................................................................................................... 136
4. Önemli Nitelikteki İşlemlere Muhalif Kalan Pay Sahibinin Ayrılma Hakkı (SPKan.
m.24) ................................................................................................................................. 136
içindekiler 19
a. Halka Açık Anonim Ortaklıklarda Önemli Nitelikteki işlemlerin Tabi Oldukları
Hukuksal Rejime Genel Bakış ......................................................................................... 136
b. Ayrılma Hakkının Düzenlenişi ........................................................................................... 139
aa. Genel Esaslar ................................................................................................................ 139
bb. Hakkın Kullanılması ve Bedelin Tespiti ........................................................................... 139
cc. Ayrılma Hakkının Doğmadığı Durumlar ........................................................................... 140
c. Pay Devretme Yükümlülüğü Doğuran Düzenlemeler ....................................................... 141
1. Genel Bilgiler ........................................................................................................................ 141
2. Hakim Ortaklığın Azınlığı Ortaklıktan Çıkarma Hakkı (TTK m.208)...................,... .......... 142
a. Genel Bilgiler ............................................. .............................................. ................. .......... 142
b. Hakkın Kullanılmasının Koşulları....................................................................................... 143
aa. Doğrudan veya Dolaylı Olarak Ortaklık Paylarının ve Oy Haklarının Yüzde Doksanına
Sahip Olmak ................................................................................................................... 143
aaa. Sahip Olunan Payların Hesaplanması na ilişkinEsaslar ................................................... 143
bbb. Sahip Olunan ve Kullanılabilen Oy Haklarının Hesaplanmasına ilişkin Esaslar ................. 143
ece. Ortaklığın İktisap Ettiği Kendi Paylarının HesaplamaÜzerindeki Etkisi ............................. 144
ddd. Dolaylı Olarak Sahip Olunan Paylar ve Oy Hakları ........................................................ 144
bb. Azınlığın Ortaklığın Çalışmasını Engellemesi, Dürüstlük Kuralına Aykırı Davranması,
Fark Edilir Sıkıntı Yaratması veya Pervasızca Hareket Etmesi ............................................ 145
c. Hakkın Kullanılması Usulü ve Payları Devralma Bedeli ..................................................... 146
4. Halka Açık Anonim Ortaklıklarda Hakim Pay Sahibinin Azınlığı Ortaklıktan Çıkarma
Hakkı (SPKan. m.27 f.1) ....................................................................................................... 147
a. Genel Bilgiler ...................................................................................................................... 147
b. Hakkın Doğumu .................................................................................................................
148
c. Hakkın Kullanımı ................................................................................................................ 149
3. Birleşme Halinde Pay Sahibinin Ortaklıktan Ayrılma Hakkı veya Çıkarılması (Sell
Out / Squeeze Out Merger) (TTK m.140) ......................................................................... 151
a. Genel Bilgiler ...................................................................................................................... 151
b. Hüküm ve Koşulları ............................................................................................................ 151
aa. Ortaklıktan Çıkma Hakkı Bakımından ............................................................................ 151
bb. Ortaklıktan Çıkarma İmkanı Bakımından ....................................................................... 154
c. Ortaklıktan Çıkma veya Çıkarılma Karşılığında Ödenecek Ayrılma Akçesi ....................... 155
aa. Ayrılma Akçesinin Cinsi ................................................................................................. 155
bb. Ayrılma Akçesinin Miktarı .............................................................................................. 156
D. Payın Devrinin Resmi İzine Bağlanmış Olduğu Haller ...................................................... 156
1. Payın Devrinin Sermaye Piyasası Kurulunun İznine Tabi Olduğu Haller ......................... 156
a. izine Tabi Olan Ortaklıklar .................................................................................................. 156
aa. Aracı Kurumlar .............................................................................................................. 156
bb. Portföy Yönetim Ortaklıkları ......................................................................................... 157
cc. Yatırım Ortaklıkları ........................................................................................................ 157
dd. Borsalar ve Merkezi Kayıt Kuruluşları ............................................................................ 158
ee. Konut ve Varlık Finansmanı ile ipotek Finansmanı Kuruluşları ........................................ 158
ff. Pay Sahibi Konumundaki Ortaklıklar ................................................................................ 158
b. İzne Tabi Olan Devirler ..................................................................................................... 158
aa. Aracı Kurumlar Bakımından .......................................................................................... 1 58
20
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
o·· ı ·
aaa Borsada işlem Görmeyen Payların Devri. ....................................................................... 158
bbb. Borsada işlem Gören Payların Devri ............................................................................. 159
ece.AracıKurumda Pay Sahibi Olan Tüzel Kişilerin KendilerineAit Payların Devri ................... 160
ddd.AracıKurumların Pay Devirlerinde Uygulama Alanı Bulacak Ortak Prensipler ................. 161
bb.PortföyYön etim Ortak lıkları Bakımından .........................................................................
162
••••••••••••••••••••••••·····••••••• ••••••••••••
cc.YatırımOrtaklıkları Bakımından ....................................................................................... 162
dd.BorsalarveMerkezi Kayıt Kuruluşları Bakımından ........................................................... 164
ee. Konut ve Varlık Finansmanı ile
I
PO
t
e
k F
ı
.
nansmanı Kuruluşları Bakımın
d
an ......................
164
c. izninKaps amıveNiteliği ........................................................................................................ 165
d. izinAlınmamas ına Bağlanan Hukuki Ya
p
t
ırım ......................................................................
166
aa.z
1
neTabi Olan Ortaklıklar Bakımından .............................................................................. 166
bb. İzn�Ta�i Olan Ortaklıkların Tüzel Kişi ��·�·���;�;��;�;�·����;;��.i��·�·i�·�lan Pay
Devırl erı Bakımından 16
•••••••••••••• ••••••••••••••• •••••••••••••••••••••••••• ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• •••••••• 6
2. Payın
�
Devrinin Bankacılık
uzen eme ve Denetleme Kurulunun lznıne
T�
a
b
ı
·
01
duguHaller................................. ...................................................................................... 167
a. GenelBak�
••••••••••••••• •••••••••·······•··•••••••••••••••••••
167
b. BankacılıkK������� ·�··Ö�g··���·u····g�·u··_-·. ·z·: n···..y:··.k·.·:...l.:." ·::�·::····························.·.::::······ .................... l68
. 1 1 u umu1ugu...........................
aa. izne Tabi Olan Devirler.... ................................................................................................. 168
•••••••••••••••••••••••••··································••••••••••••••••
aaa. BankaPay Devirleri Bakımından ................................................................................... 168
�bb. Bankanın Tüzel Kişi Pay Sahiplerinin Kendi Pay Devirleri Bakımından .............................. 169
bb.izninKaps amı ve Niteliği .................................................................................................. 170
cc. İzinAlınmamas ına Bağlanan Hukuk, Yaptırım .................................................................... 172
c. Finansal Ki ralama, Faktöring ve Finansman Şirketleri Kanununun Öngördüğü İzin
Yükümlülüğü ............ ................ ........................ ..................................................
172
aa. İzne Tabi Olan Devirler ..................................................................................................... 172
bb. İznin Kapsamı ve İzin Alınmamasına Bağlanan Hukuk, Yaptırım ......................................... 174
d. Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik
Para Kuruluşları Hakkında Kanunun Öngördüğü İzin Yükümlülüğü .................................. 175
e. ��rlık Yöneti.m Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Y önetmel iğin
Ongördüğü izin Yükümlülüğü .............................................................................................. 176
3. Payın Devrinin Rekabet Kurulunun İznine Tabi Olduğu Haller ........................................... 178
a. İzin Alma Yükümlülüğün ün Ortaya Çıkması ......................................................................... 179
aa. Kontrolde Kalıcı Değişi klik Meydana Getirecek Şekilde bir Birleşm e veya Devralmanın
Gerçekleşmesi ...................................................................................................................... 179
aaa. Kontrol Kavramı ve Kontrol Değişikliği ............................................................................
179
bbb. Kontrol Değişikliğ inin Kalıcı Olması. ............................................................................... 181
ece. Birleşme ve Devralma Sayılmayan v e Bu Çerçevede izne Tabi Olmayan Haller ..................
182
aaaa. Grup içi Birleşmeler ............................................................................................. 182
bbbb. Mirasile iktisap ................................................................................................... 183
eccc. Kamu Kurum ve Kuruluşları Tarafında n İktisap ....................................................... 183
bb. İşlem Taraflarının Ciroları Kıstası ........................................................................................ 183
aaa. Tebliğ'de Belirtilen Eşikler ..............................................................................................
183
bbb. Etkilenen B ir Pazarın Varlığı Koşulu ................................................................................ 184
b. İzne Tabi Olan Devirlerin Değerlendirilme Esasları .............................................................. 184
c. 1
•
z
•
ın
Y
u
••k
u
• •
m
l
u
" 1
u
• •
g
".
u
.
ne
A
y
k
ırı
1
ıg
"
ın
Y
aptırım
1
arı ................................................................................
185
4. Payın Devrinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunu n İznine Tabi Kılındığı Haller ......... 186
a. Elektrik Piyas asında Lisans Sahibi Anonim Ortaklıkların izne Bağlı Pay Devirleri. .............. 186
içindekiler 21
b. Doğal Gaz Piyasasında Lisans Sahibi Anonim ortaklıkların izne Bağlı Pay Devirlerl. ......... 189
5. Payın Devrinin Hazine Müsteşarlığının iznine Tabi Olduğu Haller ................................ 190
6. Payın Devrinin Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumunun iznine Tabi Olduğu Haller .... 192
a. Elektronik Haberleşme Sektörü işletmecilerinin Pay Devirleri Bakımından ................... 192
b. Posta Sektörü Hizmet Sağlayıcısılarının Pay Devirleri Bakımından ................................. 193
7. Payın Devrinin Resmi İzne Bağlanmış Olduğu Diğer Çeşitli Haller ................................ 194
iV. Payın Devri ile İlgili TTK'da Öngörülen Bildirim, Tescil ve ilan Yükümlülükleri ..... 195
A. Genel Bilgi ........................................................................................................................ 195
B. Kapsam ve Uygulanma Şekli .......................................................................................... 196
1. Yükümlülüğe Tabi Olanlar ............................................................................................ 196
a.
Pay Edinen Teşebbüs .................................................................................................. 196
b. Teşebbüs ve Sermaye Şirketinin Yönetim Kurulu Üyeleri ve Yöneticileri ....................... 197
2. Bildirimin Şekli ve Süresi .............................................................................................. 198
C. Yükümlülüğün Yerine Getirilmemesinin Hukuki Sonuçları .......................................... 199
İkinci Bölüm
PAYIN DEViR PROSEDÜRÜ VE
PAYIN DEVRiNiN HUKUKi
SONUÇLARI
§5. PAY SENEDİNE BAĞLI PAYIN DEVİR PROSEDÜRÜ ................................................. 201
ı. Genel Olarak ......................................................................................................... 201
il. Pay Senetlerinin Devrine İlişkin Müşterek Esaslar ................................................ 201
A. Pay Senetlerinin Devrinde Borçlandırıcı İşlem -Tasarruf İşlemi Ayırımı. ................... 201
ı. Borçlandırıcı İşlem.......................................................................................................... 201
2. Tasarruf İşlemi ................................................................................................................ 202
8. Pay Senetlerinin İllıliği (Sebebe Bağlılığı) ...................................................................... 202
111. Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Devri ................................................................... 205
A. Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Önemi ve Çıkarılma Şartları ...................................... 205
ı. Önemi ............................................................................................................................ 205
2. Çıkarılma Şartları ............................................................................................................ 206
a. Ortaklık Ana sözleşmesinde Hüküm Bulunmas ı ........................................................... 206
b. Pay Bedelinin Tamamen Ödenmiş Olması ................................................................... 206
3. Çıkarılma Şartlarına Aykırılığın Sonuçları ....................................................................... 207
4. Çıkarılma Zorunluluğu ..................................................................................................... 208
8. Devir Prosedürü ................................................................................................................ 208
1. Temel Kural .................................................................................................................... 208
a. Senet Zilyetliğinin Devri ............................................................................................... 208
aa. Senet Zilyetliğinin Teslim Yolu ile Devri ...................................................................... 210
bb. Senet Zilyetliğinin Teslimsiz Devri. ............................................................................ 211
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 22
aaa. Kısa Elden Teslim ......................................................................................................... 211
bbb. Hükmen Teslim .......................................................................................................... 212
ece. Zilyetliğin Havalesi ....................................................................................................... 214
b. Mülkiyeti Geçirmek Amacı ............. .................................................................................... 217
•••••••••••••••• •••·•••••••••••••••••••••
c. Zilyetliği Devredenin Mülkiyeti Devretmeye Yetkili Olması ............................................... 217
2. istisnai Devir Şekilleri ............................................................................................................. 219
C. Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Serbestçe Devir Edilebilirliği .......................................... 221
1. Anlamı...................................................................................................................................... 221
2. Hamiline Yazılı Pay Senedinin Nama Yazılı Pay Senedine Dönüştürülmesi Sorunu ....... 222
a. Genel Olarak ........................................................................................................................ 222
b. Pay Senedinin Türü Üzerindeki Hakkın Niteliği. .................................................................. 222
iV. Nama Yazılı Pay Senetlerinin Devri .......................................................................223
A. Nama Yazılı Pay Senetlerinin Hukuki Niteliği Sorunu ......................................................... 223
1. Genel Olarak ........................................................................................................................... 223
2. Konunun Mukayeseli Olarak incelenmesi ........................................................................... 224
3. Türk Hukukundaki Durum ..................................................................................................... 226
a. Tarihsel Süreç İçerisindeki Gelişim ...................................................................................... 226
aa. Cumhuriyet Öncesi Dönem .............................................................................................. 226
bb. Cumhuriyet Dönemi ........................................................................................................ 227
aaa. 865 Sayılı Ticaret Kanunu ............................................................................................ 227
bbb. 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ................................................................................... 228
ece. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu .................................................................................... 228
b. Doktrindeki Görüşler ........................................................................................................... 229
aa. TTK. m.490'da Öngörülen "Ciro"nun, Pay Senetlerinin Nama Yazılı Olma Niteliğini
Değiştirmediği Yönündeki Görüş ...................................................................................... 229
bb. TTK m.490'da Öngörülen "Ciro"nun Nama Yazılı Kıymetli Evrak Niteliğini Taşıyan Pay
Senetlerine Tanınan İstisnai Bir Devir Şekli Olduğu Görüşü ........................................... 231
cc. TTK m.490'da Öngörülen "Ciro"nun Pay Senetlerini Kanunen Emre Yazılı Hale
Getirdiği Yönündeki Görüş ............................................................................................... 232
c. Yargıtay'ın Konuya Yaklaşımı ............................................................................................... 234
4. Değerlendirmemiz ................................................................................................................... 235
B. Devir Prosedürü ......................................................................................................................... 240
1. Ciro ve Zilyetliğin Devri ........................................................................................................... 240
a. Senedin Ciro Edilmesi ............................................................................................................ 240
aa. Cironun Niteliği ve Özellikleri............................................................................................. 240
bb. Cironun Türleri .................................................................................................................. 242
cc. Cironun Şekli .....................................................................................................................
244
aaa. Tam Ciro ile Devir ........................................................................................................ 244
bbb. Beyaz Ciro ile Devir ...................................................................................................... 244
dd. Cironun Fonksiyonları ....................................................................................................... 245
aaa. Temlik Fonksiyonu ........................................................................................................ 246
bbb. Teşhis Fonksiyonu ........................................................................................................ 249
b. Senet Zilyetliğinin Devri ......................................................................................................... 251
c. Devralana Karşı İleri Sürülebilecek Defiler ............................................................................ 251
içindekiler 23
aa. Geçersizlik Def ileri ......................................................................................................... 251
bb. Senet Metninden Anlaşılan Defiler ................................................................................ 253
cc.
Şahsi Def'iler .................................................................................................................. 254
2. Nama Yazılı Pay Senetlerinin Alacağın Temliki Yolu ile Devri ........................................... 255
a. Mukayeseli Hukuktaki Durum ........................................................................................... 255
b. Türk Hukukundaki Durum ................................................................................................. 256
C. Değerlendirmemiz ••••••••••••••••••••••••••••••·•·•···················· ........................................... 257
c. Pay Sahibi Sıfatının Kazanılması Açısından Pay Defterine Kayıt Sorunu .......................... 258
1. Genel Olarak Pay Defterine Kayıt Kuralı ............................................................................. 259
a. Pay Defteri ve Hukuki Niteliği ............................................................................................. 259
b. Kayıt Bildirimi ...................................................................................................................... 260
c. Ortaklık Tarafından Yapılacak İnceleme ve Kayıttan Kaçınılabilecek Haller ...................... 262
2. Pay Defterine Kaydın Hukuki Niteliği. .................................................................................. 264
3. Kaydın Reddi Halinde Başvurulabilecek Hukuk Yolu ......................................................... 266
4. Kanuna veya Ana sözleşmeye Aykırı Kayıt Halinde Başvurulabilecek Hukuk Yolu ......... 267
s. Pay Defterinden Kaydın Silinmesi. ..................................................................................... 267
v. Bağlı Nama Yazılı Pay Senetlerinin Devri ................................................................. 269
A. Genel Olarak..............•.......••• .................................................................................................. 269
ı. Bağlı Nama Yazılı Pay Senedi Kavramı ................................................................................ 269
2. Bağlı Nama Yazılı Pay Senedinin Hukuki Niteliği................................................................. 271
3. Bağlam Kavramı......• ............................................................................................................. 272
a. Bağlamın Amaçları ............................................................................................................. 272
aa. Anonim Ortaklığın Özgün Yapısını Korumak ................................................................... 272
bb. Yabancılaşmanın Önlenmesi ......................................................................................... 274
cc. Ekonomik Gücün Merkezileştirilmesi............................................................................... 275
b. Bağlama Konu Edilebilen Anonim Ortaklık Payları ........................................................... 276
4. Bağlamın Öngörülmesi ve Kaldırılması ................................................................................ 277
a. Asli Bağlam ......................................................................................................................... 277
b. Bağlamın Sonradan Öngörülmesi ....................................................................................... 278
c. Bağlamın Kaldırılması ......................................................................................................... 278
B. Bağlı Nama Yazılı Pay Senetlerinin Devrinin Hüküm ve Koşulları ................................... 279
1. Ciro ve Zilyetliğin Geçirilmesi ............................................................................................... 279
2. Ortaklığın Onayı ve Pay Defterine Kayıt............................................................................. 280
3. Borsaya Kote Edilmemiş Bağlı Nama Yazılı Pay Senetleri Bakımından, Ortaklığın
Onay Vermekten Kaçınabileceği Haller ............................................................................. 282
a. Konu Hakkında 6102 Sayılı TTK ile Getirilen Bazı Önemli Değişiklikler .............................. 282
b. Ana Sözleşmede Yer Alan Önemli Sebeplere Dayanarak Onaydan Kaçınılması. .............. 284
aa. Önemli Sebeplerin Ana Sözleşmede Somut ve Açık Bir Biçimde Gösterilmesi Koşulu ....... 284
bb. Ortaklığın Devre Onay Vermekten Kaçınırken Dayanabileceği Önemli Sebepler .............. 285
aaa. Ortaklığın işletme Konusunun Gerçekleştirilmesi Amacına Yönelik Olarak
Dayanılabilecek Önemli Sebepler .............................................................................. 285
aaaa. Rakiplerin Ortaklığa Girmesinin Engellenmesi .................................................... 286
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 24
bbbb. Pay Sahlplerinln Bazı Kişisel Niteliklere Sahip Olmaları Koşulu .............................. 287
cccc. Yabancılara Yönelik Getirilebilecek Sınırlamalar ..................................................... 289
bbb. Ortaklığın Ekonomik Bağımsızlığının Muhafaza Edilmesi Amacına Yönelik
Olarak Dayanılabilecek Önemli Sebepler ...................................................................... 290
aaaa. Rakiplerin Ortaklığa Girmesinin Engellenmesi ..................................................... 290
bbbb. Pay Devirlerine Getirilecek Yüzdelik ve Sayısal Sınırlamalar ...................................291
cccc.Bir Ortaklıklar Topluluğuna Dahil Olunmasına Karşı Korunma ................................ 293
c. Ortaklığın Devir Konusu Payları Kendi Hesabına veya Bir Pay Sahibi yahut Üçüncü
Bir Kişi Hesabına Satın Almayı Önermesi.. ............................................... .......... .. .................. 294
aa. GenelBilgiler••••••••••••••••• ............................................................................................ 294
bb. Kullanım Şartları •••••••••••• ................................................................................................295
aaa. Borsaya Kote Edilmemiş Bağlı Nama Yazılı Payların Devre Konu Olması ........................... 295
bbb. Ortaklık Tarafından Satın Alma Teklifinde Bulunulması. .................................................296
ece. Payların Satın Alınması ................................................................................................ 297
aaaa. Payların KiminHesabına Satın Alınabi leceği ··············································· 297
aaaaa. Payların Ortaklığın Kendi Hesabına Satın Alınması ...................................... 297
bbbbb. Payların Başka Bir Pay Sahibi Yahut Üçüncü Bir Kişi Hesabına Satın
Alınması ............................................................................................... 298
bbbb. Payları Satın Alma Bedeli .................................................................................. 299
d. Devralanın Payları Kendi Adı ve Hesabına Devralmış Olduğunu Beyan Etmemesi ............ 300
4. TTK Uyarınca Borsaya Kote Edilmiş Bağlı Nama Yazılı Paylar Bakımından,
Ortaklığın Onay Vermekten Kaçınabileceği Haller ............................................................. 301
a. Uygulanabilirlik Sorunu ........................................................................................................ 301
••••••••••••••••••••••••••••······························•••••••••••••••••••
b. Genel Bilgiler ••.• .................................................................................................................... 302
c. Ana Sözleşmede Öngörülmüş Olan Yüzdelik üst Sınırının Aşılması .................................... 303
aa. Düzenlemenin Kapsamı ve Amacı ..................................................................................... 303
bb. Yüzdelik Sınırın Ana Sözleşmede öngörülmesi ve Uygulanmasına İlişkin Esaslar ............. 303
d. Devralanın Payları Kendi Adı ve Hesabına Devralmış Olduğunu Beyan Etmemesi • ········ 30S
5. Onay Verilmemesinin Hukuki Sonuçları ............................................................................... 305
a. Genel Bilgiler ve Konu ile İlgili Öğretide İleri Sürülmüş Olan Teoriler .................................. 305
aa. Bölünme Teorisi ................................................................................................................. 306
bb. Birlik Teorisi ...................................................................................................................... 307
b. Borsaya Kate Ed ilmemiş Nama Yazılı Paylar Bakımından ...................................................... 308
c. Borsaya Kate Edilmiş Nama Yazılı Paylar Bakımından ........................................................... 309
6. Bağlı Nama Yazılı Payların Devrinde Pay Sahipliğinden Doğan Hakların Geçişi .............. 311
a. Borsaya Kote Edilmemiş Nama Yazılı Paylar Bakımından ...................................................... 311
b. Borsaya Kote Edilmiş Nama Yazılı Paylar Bakımından............................................................313
7. Bağlamın Etkisini Kaybetmesi .................................................................................................. 314
a. Kavram ....................................................................................................................................... 314
b. Bağlamın Etkisini Kaybettiği Haller ......................................................................................... 314
aa. Pay Sahibinin Ortaklığın işletme Konusunun Değişmesi veya imtiyazlı Pay
Oluşturulmasına İlişkin Genel Kurul Kararına Olumsuz Oy Vermesi ..................................... 314
bb. Ortaklığın Tasfiyeye Girmiş Olması ....................................................................................... 316
cc. Payların Miras, Mirasın Paylaşımı, Eşler Arasındaki Mal Rejimi Hükümleri veya Cebri
İcra Gereği İktisap Edilmiş Olmaları ....................................................................................... 316
aaa. Genel Bilgiler .................................................................................................................... 316
bbb.
Bağlamın Etkisiz Hale Geldiği iktisap Halleri.......................................................................317
.!x_!ndekller 25
aaaa. Kanunda Sayılan iktisap Hallerinin Sınırlı Sayıda Olmadığı ..................................... 317
bbbb. Miras veya Mirasın Paylaştırılması Yolu ile iktisap ................................................. 318
cccc. Eşler Arasındaki Mal Rejimi Hükümleri Doğrultusunda iktisap ................................ 319
dddd. Cebri icra Yolu ile iktisap ...................................................................................... 319
ece. Borsaya Kote Edilmiş Olmayan Bağlı Nama Yazılı Paylar Bakımından Ortaklık
Lehine Tanınan Satın Alma Hakkı.................................................................................... 320
aaaa. Satın Alma Hakkının Amacı ................................................................................... 320
bbbb. Satın Alma Hakkına Sahip Olanlar ..........................................................................321
cccc. Satın Alma Değeri ve Satın Alma Hakkının Tııbi Olduğu Süre ....................................
3
21
dddd. Bağlamın Etkisini Kaybettiği Durumlarda Pay Sahipliğine Bağlı Haklarının Geçişi ... 321
vı.Kaydi Pay Senetlerinin Devri ............................................................................... 322
A. Genel Ol
arak
••••••••••••••••••••••••••••••································•••••••••••••••••••••••••
.
• ....
322
B. Pay Senetlerinin Kaydileştirilme Aşamaları .................................................................. 324
ı. Pay Senetlerinin Toplu Saklanması ............................................................................... 324
. ...................... 326
••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• ••••••••••••••••••• •••••••••••
3.
Kayd·ı Kıymetı· ı Evrak
••••••••••••••••••••··•·•····••··•··••••••••••••••• ••••••••••••••••••••••••••
.
• ...
327
C. Türk Hukukunda Pay Senetlerinin Kaydileştirmesi. ....................................................... 328
1. 558 Sayılı KHK ve SPK Seri: iV N.22 Tebliği ile Getirilen Düzenleme ............................. 328
2. 4487 Sayılı Kanun ile 2499 sayılı önceki SPKan.'a Eklenen m.10/A Düzenlemesi. ........ 330
3. SPK Seri: iV No: 28 Tebliği ile Getirilen Düzenleme ve 6362 sayılı SPKan.
Çerçevesindeki Mevcut Durum ..................................................................................... 331
D. KaydıSistemin Esasları .................................................................................................... 332
1. Merkezi Kayıt Kuruluşu .................................................................................................. 332
2. Kayıtlar ............................................................................................................................ 334
a. Kaydileştirilebilecek Menkul Kıymetler ........................................................................ 334
b. Kaydi Sisteme Tabi Olan Anonim Ortaklıklar ................................................................ 334
c. Kaydi Sistemin İşleyişine ilişkin Temel Bilgiler ............................................................... 335
3. Kaydileştirilmiş Anonim Ortaklık Paylarının Devir Prosedürü ....................................... 336
a. Alım Satım İşlemlerinin Kaydı ...................................................................................... 336
b Kaydın Hukuki Niteliği .................................................................................................... 337
c. TTK m.499'un Uygulanması.......................................................................................... 338
4. Kaydileştirilmiş Anonim Ortaklık Paylarının KülliHalefiyet ve Cebri İcra Yolu ile
Kazanılması Prosedürü ................................................................................................... 339
§6. ILMÜHABERE BAĞLI PAYIN DEViR PROSEOÜRÜ ................................................. 340
1. İlmühaber Kavramı ve Yasal Düzenlemenin incelenmesi ................................................ 340
il. Pay Senetlerinin Yerini Tutmak Üzere Çıkarılan İlmühaberlerin Devri ......................... 342
§7. SENEDE BAĞLANMAMIŞ ÇIPLAK PAYIN DEViR PROSEDÜRÜ ................................ 343
1. Senede Bağlanmamış Payın Devredilebilirliği .....................................................................343
il. Bedelinin Tamamı Ödenmiş Çıplak Payın Devri ..............................................................344
111. Bedeli Tam Olarak Ödenmemiş Çıplak Payın Devri ...................................................... 344
2.
Toplu (Global) Senet
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 26
Sonuç.................. ..................... ....................................... ..·.···.·...... ••••••••• · 349
Kaynaklar ....................................................................... ·..·..···.....•••••••••••••••••• • .... 353
Kavramlar Dizini ............................................................................................................ 365
ABD
AD.
AG
AMEX
Ank. Ba. D.
Art,
ATF
AÜHFD
b.
BanK.
BATİDER
BIST
BDDK
BGH
Bkz.
BTK
c.
C.Com.
Çev.
D.
Dan.
Do.
E.
EAÜİİBFD
ECR
EPDK
ETK
f.
HD.
HMK
İBD.
İBK
ÜD
iiı(
iKiD
İkt.Mal.
İMK
Kısaltmalar
Amerika Birleşik Devletleri
Adalet Dergisi
Die Aktiengesellschaft, Zeitschrift für das gesamte Aktienwesen
American Exchange
Ankara Barosu Dergisi
Article
Recueil Officiel des Arrets du Tribuoal Federal
Ankara Ünive rsitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
Bent
Bankalar Kanunu
Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi
Borsa İstanbul
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu
Bundesgerichtshof
Bakınız
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu
Cilt
Code de Commerce
Çeviren
Daire
Danıştay
Dipnot
Esas
Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Dergisi
European Court Reports
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu
Eski Ticaret Kanunu
Fıkra
Hukuk Dairesi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu
İstanbul Barosu Dergisi
İsviçre Borçlar Kanunu
İcra İflas Dairesi
İcra İflas Kanunu
İlmi ve K.azai İçtihatlar Dergisi
İktisat ve Maliye Dergisi
İsviçre Medeni Kanunu
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 28
IMKB
IÜHFM
K.
KHK
m.
MKK
MPIGM
N.
NYSE
p.
PSCA
RG
RK
RKD
RKHK
s.
s.
SEGA
SICOVAM
SHGM
SPK
SPKan.
SPV
T.
T.İçt. Kül.
TBK
TCK
TCMB
TD.
THYKS
TL.
TMK
TSY
TTK
vd.
Yar.
Yay. Haz.
YKD
YTM
yy.
1stanbul Menkul Kıymetler Borsası
İstanbul Ü niversitesi Hukuk Fakü ltesi Mecmuası
Karar
Kanun Hükmünde Kararname
Madde
Merkezi Kayıt Kuruluşu
Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü
Numara
New York Stock Exchange
Paragraf
Norveç Kamu Ortaklıkları Kanunu
Resmi Gazete
Rekabet Kurulu
Resmi Kararlar Dergisi
Rekabetin K orunması Hakkında Kanun
Sayı
Sayfa
Societe Suisse Pour le Virement de Titres Societe Anonyme
Societe Interprofessionelle Pour Compensation des Valeurs Mobilieres
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü
Sermaye Piyasası Kurulu
Sermaye Piyasası Kanunu
Özel amaçlı işletme (Special Purpose Vebicle)
Tarih
Türk İçtihatlar Külliyatı
Türk Borçlar Kanunu
Türk Ceza Kanunu
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Anoni m Şirketi
Ticaret Dairesi
Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararlan Sempozyumu
Türk Lirası
Türk Medeni Kanunu
Ticaret Sicili Yönetmeliği
Türk Ticaret Kanunu
Ve devamı
Yargıtay
Yayına Hazırlayan
Yargıtay Kararlan Dergisi
Yatırımcı Tazmin Merkezi
Yüzyıl
GİRİŞ
§1. PAY KAVRAMI VE PAYIN ÇEŞİTLİ ANLAMLAR!
ı.Pay Kavramı
Pay1, Anonim Ortaklıklar Hukukunun temelini oluşturan ve anonim ortak-
lıklara has birçok özelliğin ve ilkenin kaynağını teşkil eden teknik bir kavram-
dır. Anonim Ortaklıklar Hukukunda pay kavramına ilk olarak kanuni tanım
içerisinde yer verilmiş ve
"anonim şirket ... sermayesi ...paylara bölünmüş olan
...şirkettir. " denilmek suretiyle söz konusu kavramın konumu belirlenmiştir
(TTK m.329).
TIK m.329'dan da anlaşılacağı üzere, pay esas sermayenin belirli sayıda birim
değere bölünmüş olan bir parçasını ifade eder2. Bu aynı zamanda pay kavramının
aşağıda inceleyeceğimiz ilk anlamını teşkil etmektedir. Bu hali ile pay, kollektif,
komandit ve limited ortaklıklardaki pay ve pay kavramlarından farklıdır1. öncelikle
anılan diğer ortaklıklarda sermaye, anonim ortaklıklarda olduğu gibi paylara ayrıl -
1
Pay kavramının Fransızca karşılığı "Action" (bkz. lsv.BK. m.620; Fransız Ticaret Kanunu m. L.
225-1), Almanca karşılığı
"Aktie" (bkz. Alm.POK. §1 f.2), lngilizce karşılığı ise "Share"'dır {bkz.
lngiliz Ortaklıklar Kanunu 2006 m.540 vd.).
2
ESCARRA, Jean/ESCARRA, Edouard/RAULT, Jean: Traite Theorique Et Pratique De Droit
Commercial, Les Societes Commerciales, C.11I Societes Par Actions, Paris 1955, s.1 vd.; von
STEIGER, Frltz (Çev. Tahir Çağa): lsviçrede Anonim Şirketler Hukuku, lstanbul 1968, s.10;
SUNGUR, Halis: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.11, lstanbul 1959, s.267, Yazar pay yerine pay
senedi kavramını kullanmıştır (Bu husustaki açıklamalarımız için bkz. aşağıda s.38 dn.40);
POROY, Reha/ TEKiNALP, Ünal/ ÇAMOĞLU, Ersin (TEKiNALP, Ünal): Ortaklıklar ve Koo-
peratif Hukuku, 12. Bası, lstanbul 2010, p. 758 s.403; HOUIN, Roger/RODIERE, Rene: Dro it
Commercial, 6. Bası, Paris 1978, s.182; RODIERE, Rene/OPPETIT, Bruno: Droit Commercial
- Groupements Commerciaux, 10. Bası, Paris 1980, s.298; ANSAY, Tuğrul: Anonim Şirketler
Hukuku, 6. Bası, Ankara 1982, s.225; DOMANiÇ, Hayri: Anonim Şirketler Hukuku
ve Uygula-
ması, lstanbul 1988, s.1054; IMREGÜN, Oğuz: Anonim Ortaklıklar, lstanbul 1989, s.273; TE-
KiL, Fahlman: Anonim Şirketler Hukuku, lstanbul 1993, s.274; ÇEViK, Orhan Nuri: Anonim
Şirketler, 3. Bası, Ankara 1988, s.757; COURET, Alaln/BARBIERI, Jean -Jacques: Droit
Commercial, 13. Bası, Paris 1996, s.185; LEMEUNIER, Francls: Societe Anonyme, 18. Bası,
Paris 2001, s.74; PULAŞLI, Hasan: Bağlı Nama Yazılı Hisse Senetleri (Anılış: Bağlı), Ankara
1992, s.4; ERiŞ, Gönen: Anonim Şirketler Hukuku, Ankara 1995, s.576; KARAHAN, Sami:
Anonim Ortaklıklarda imtiyazlı Paylar ve imtiyazların Korunması, lstanbul 1991, s.2; ERDEM,
Ercüment: Anonim Şirketlerin Çıkardığı Senetler
ve Sermaye Piyasası Hukukuna Giriş, Ankara
1995, s.6; DEFFERRARD, Franclne: Le Transfert des Actions Nomi natives Liees non Cotees,
Fribourg 1999, s.3; TANÖR, Reha: Türk Sermaye Piyasası, C.11Halka Arz, lstanbul 2000, s.84;
GÖKSOY, Can: Anonim Ortaklıkta Payın Rehni, Ankara 2001, s .33.
3
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.758 s.403; PULAŞLI, Bağlı, s.3 dn.9; GÖKSOY, s.33, dn.2.
TTK m.564 hükmü uyarınca, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket türünde de, anonim or-
taklıkta olduğu gibi sermaye paylara bölünmüş haldedir. Söz konusu ortaklıkta sermaye paylara
bölünmeksizin sermayesi sadece birden çok komanditerin sermayeye katılma oranlarını göster-
mek amacıyla kısımlara ayrılmış bulunuyorsa, komandit ortaklık hükümleri uygulanır.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 30
ımş değildir. Söz konusu ortaklıklann aksine, anonim ortaklıkta sermaye her biri bir
adet pay sahipliği mevkiini oluşturan paylara bölünmüştür. Anonim ortaklık payı-
nın sahip olduğu diğer farklılıklar ise, kıymetli evrak niteliğini haiz senetlere bağla-
nabilmesi
4
(TIK m.484), itibari değere sahip olması ve prensip olarak serbestçe
devredilebilmesi konulannda kendisini gösterir. Anonim ortaklık payının kendisine
has nitelikleri de, işte bu farklılıklardan doğmaktadır.
Payın serbestçe devredilebilirliği, aşağıda payın devredilebilirliği ilkesi
başlığı altında ayrıntıları ile inceleneceği üzere, sermaye ortaklığı tipinin en
önemli temsilcisi konumundaki anonim ortaklığın temelinde yatan unsurlardan
birisidir
5
•
Bu unsur 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesine kadar tamamen
anonim ortaklıklara özgü olmakla birlikte, TTK m.595 f.2 hükmü ile birlikte
limited ortaklık esas sermaye payı da, ana sözleşmede bu yönde bir kayıt olması
kaydıyla, serbestçe devredilebilir nitelik kazanmıştır. Kollektif ve komandit
ortaklıklarda ve ana sözleşmede aksi yönde bir düzenleme bulunmaması kay-
dıyla limited ortaklıklarda payın devri için ortakların onayı gerekirken, anonim
ortaklıklarda böyle bir durum prensip olarak söz konusu değildir
6
• Aynca kanun
koyucu anonim ortaklığın iktisadi ve sosyal fonksiyonu doğrultusunda, payın
kıymetli evrak niteliğine sahip olan çeşitli pay senetlerine bağlanması imkanını
getirmiş ve böylece payın devredilebilirlik öze lliğini pekiştirmiştir.
Anonim ortaklık payının kendine özgü niteliklerinden birisi de bölünmezli-
ğidir
7
• TIK m.477 anonim ortaklık payının ortaklığa karşı bölünemeyeceğini ve
bir payın birden fazla sahibi bulunduğu takdirde bu kişilerin ortaklığa karşı sahip
oldukları haklan ancak ortak bir temsilci aracılığıyla kullanabileceklerini öngör-
müştür. Bu kuralın pratikteki sonuçlan bilhassa, bağlı nama yazılı pay senetleri-
nin devrinde kendisini gösterir'. Anonim ortaklıkta payın bölünmezliği ilkesi
hakim konumdayken, limited ortaklıklarda payın devir için bölünebilmesi söz
4
Paylı komandit ortaklılarda da anonim ortaklıkta olduğu gibi paylar senetlere bağlanabilmekte-
dir. Diğer ortaklıklarda da ortaklara senet verilebilir, fakat bu senetler anonim ortaklık pay senet-
lerinin aksine kıymetli evrak niteliği taşımazlar.
5
TTK m.595 f.2 hükmü, ortaklık ana sözleşmesinde aksi belirtilmemişse, esas sermaye payının
devri için, ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğu hükmünü öngörmektedir. 6762 sayılı
TTK m.520 f.2 hükmü ise, devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en
az dörtte üçOnün devre onay vermesi ve bunların esas sermayenin en az dörtte 0ç0ne sahip
olmasını şart koşmaktaydı. Öğretide oybirliği ile kabul edildiği 0zere, söz konusu h0k0m emre-
dici nitelikte olup, ana sözleşme ile diğer ortakların
vereceği onayın bertaraf edilmesi veya ka-
nuni nisabın hafifletilebilmesi mümkün sayılmamaktaydı (bkz.
POROY / TEKiNALP /
ÇAMOĞLU,
p.1663, 1663b, s.888).
6
Bu kuralın istisnası için bkz. aşağıda s.277 vd.
7
von STEIGER, s.10; ARSLANLI, Halil: Anonim Şirkette Pay ve Pay Sahipliği (Anılış: Pay),
IÜHFM, 1958 C.23 S.3-4, s.250; SUNGUR, s.268;
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.771
s.411; RODIERE /
OPPETIT. s.302 - 303; ANSAY, s.226; IMREGÜN, s.273; COURET /
BARBIERI, s.187; ÇEViK, s.759; ERDEM, s.7; DEFFERRARD, s.7; TANÖR, s.85.
8
Bkz. s.280 vd.
Giriş 31
1
konusudur. 6762 sayılı TTK m.524'ün aksine yeni TTK'da bu konuda açık bir
düzenleme bulunmasa da, limited ortaklıkta bir payın devir amacıyla bölünmesi
ve bölünmüş payların devri mümkündür. Ancak anonim ortaklıklarda TTK
m.477 hükmü sebebiyle, payın devir için dahi bölünebilmesi mümkün değildir.
Anonim ortaklıklarda payların sayısı sabittir, pay sahiplerinin sayısının payla-
rın sayısı kadar olması zorunluluğu yoktur
10
.
Bir pay sahibinin birçok payı olabile-
ceği gibi, bir payın da birçok sahibi olabilir. Ancak bir payın birçok sahibi olması
halinde payın bölünmezliği ilkesi önem kazanmakta ve payın sahiplerinin paydan
doğan hakları kendi aralarında paylaştıkları ortaklığa karşı ileri sürülememektedir.
Bir pay sahibinin birden fazla payı olması halinde ise, kollektif, komandit ve limited
ortaklıklardaki düzenlemeden farklı olarak, bu paylar birleşik ve "tek" kabul edil-
mez
1
Her pay bağımsızlığını korur ve bağımsız bir biçimde hak bahşedip, borç
yükler; diğerlerinden bağımsız olarak başkalarına devredilebilir.
Anonim ortaklık payı, anonim ortaklığın kuruluşunun veya sennaye artırı-
mının tescili ile oluşur
12
.
Bu ilkenin bir sonucu olarak aşağıda inceleyeceğimiz
üzere, anonim ortaklık pay taahhüdünün tescilden önce devri anonim ortaklığa
karşı geçersizdir (TTK m.352). Payın yok olması, yani sona ennesi ise itfa iş-
lemi ile gerçekleşir (TTK m.475).
il. Payın Çeşitli Anlamları
A. Sermayenin Bir Parçası Olarak Pay
Yukarıda da belirttiğimiz üzere, pay deyimi öncelikle, ortaklık sermayesi-
nin belirli sayıda birim değere bölünmüş parçasını ifade etmek üzere kullanılır.
Payın söz konusu anlamı kaynağını TTK m.329'da bulur. Anılan hüküm ano-
nim ortaklığın sermayesinin paylara bölünmüş olduğunu öngörerek anonim
ortaklığın bu temel kavramını ortaya çıkarmıştır.
Ortaklık sermayesinin bir parçası olarak payı, nakit karşılığı pay ve ayın
karşılığı pay olarak iki gruba ayırabilmemiz mümkündür
13
. Payın bu şekilde
sınıflandırılmasında esas teşkil eden kriter, pay karşılığında taahhüt edilen
9
Bu hususta bkz. TTK m.583 f.1 madde gerekçesi.
10
von STEIGER, s.1O - 11; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.771 s.411; DEFFERRARD,
s.4.
11
ARSLANLI , Pay, s.253; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.771 s.411.
12
ARSLANLI, Pay, s.248; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.764 s.405; ÇEViK, s.758.
13
ARSLANLI, Halli: Anonim Şirketler Hukuku, 1. Umumi Hükümler, 3. Bası, lstanbul 1960, s.102;
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.773 s.414; HOUIN/RODIERE, s.182; RODIERE /
OPPETIT, s.299; ÇEViK, s.760; COURET / BARBIERI, s.186 - 187; MERLE, Phlllppe: Droit
Commerclal - Societes Commerciales, 5. Bası, Paris 1996, s.288; LE GALL, Jean-Plerre: Les
Groupements Commerciaux Socletes Commerciales, G.I.E. et G.E.I.E. Marches D'instruments
Financiers (Bourses de Valeurs ), Paris 1998, s.113; ERDEM , s.11; TANÖR, s.86.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 32
değerin nakdi veya ayni nitelikte olmasıdır. Eğer kuruluşta veya esas serma-
ye artırımmda pay karşılığında para ödeneceği taahhüt edilmiş ise, bu pay
nakit karşılığı; TTK m.342'de ifade edilen değerlerden birisi taahhüt edilmiş
ise bu pay ayın karşılığı kabul edilir
14
.
Nakit karşılığı ve ayın karşılığı pay
aynmı, yeni TTK'nın yürürlüğe girmesi ile birlikte çalışmamızın konusunu
teşkil eden payın devri açısından sahip olduğu eski önemi yitirmiştir. Şöyle
ki, 6762 sayılı TTK m.404 uyarınca ayın karşılığı payın ortaklığın kuruluşu-
nun veya sermaye artırımı kararının tescilinden itibaren iki yıl içerisinde
başkasına devredilmesi yasaklanmıştı. Ayni sermaye karşılığı çıkarılan pay-
lara ilişkin öğretide yoğun olarak eleştirilen söz konusu devir yasağı, 6102
syl. TTK kapsamına alınmamak suretiyle terk edilmiştir
15
•
Bu doğrultuda,
nakdi sermaye karşılığı çıkarılan paylar ile ayni sermaye karşılığı çıkarıla_n
paylar arasında, devredilebilirlikleri bakımından prensip itibariyle hukuki bır
farklılık bulunmamaktadır.
Türk Huk �ku açısından anonim ortaklıkta her payın bir itibari (nominal)
değeri vardır. Itibari değeri olmayan pay yoktur,s. TTK m.476 payların itibari
ı4 Nakdi serm� yeve_ayni sermaye ayrımı ile ilgili yeni TTK' da açık bir düzenleme bulunma� _adı:.
Buna göre, üzerle� nde sı�ırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değertendınlebı:
len vedevrolunabılen, fıkrı mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dahil, malvarlığı unsurları ayn�
sermay� olarak konulabilir. Buna karşın, hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesı
gelmemış alacaklar sermaye olamaz. Bu hükümden çıkarılacak sonuç, ayni sermaye �apsamı-
na: para ?ışında kalan ve anonim ortaklığa sermaye olarak konulabilecek tüm ekonomık değer-
lenn dahıl olduğ�dur. Buna karşılık nakdi sermaye dahiline sadece para girer
DAVRAN, Bü-
lent: Sermaye Şırketlerinde Ayni Apor Meseleleri, il. Ticaret ve Banka Hukuku Haftası, Ankara
1
962,s.7 - 8; ÖÇAL_, Akar: Sermaye Olarak "Şahsi Emek" (Anılış: Şahsi Emek), E.ITIAD. 1968
C.IV, S.1, s. 307; GÖLE, Celal: Anonim Ortaklıklarda Nakdi Sermaye Koyma Borcu v_eBu Bor-
cu ifada Temerrüt, Ankara 1976, s.27; DELGA, Jacques: Le Droit des Societes, Parıs 1998,
s.72; ARICI, Mehmet Fatih: Anonim Ortaklıkta Nakit Dışı Sermaye Taahhüdünün imkansızlığı-
nın Hükümleri, Prof. Dr. Özer Seliçi' ye Armağan, Ankara 2006, s .103.
Aynı yönde, ARICI, Mehmet Fatih: Alacak Hakkının Anonim Ortaklığa Sermaye Olarak Taah-
hüdü, lstanbul 2003, s.14 vd.; Karş.
GÖLE, s.28.
F
6102 syl. TTK kapsamında yer almayan 6162 sayılı TTK m .404 hükmünün kaynağını ransı�
hukuku teşkil etmekteydi. Anılan yasağın 1893 yılında Fransız Ticaret Kanunu' na eklenmesı
aşamasında başlayan tartışmalar, 1988'de yürürlükten kaldırılmasına kadar geçen 95 yıllık uy-
gulama süresinc e devam etmiştir. Bu tartışmalar çerçevesinde yürürlükte bulunduğu dönemde
6762 sayılı TTK m.404 hükmü de bazı açılardan eleştirilmiştir. Bu hususta ileri sürül�üş ?lan en
önemli eleştiri, ayın karşılığı payların değe rinin olduğundan fazla takdir edilmesi tehlık�sın�.ka_r-
şı olarak yeterli miktarda koruyucu önlemin bulunması sebebiyle ayrıca payların devrıne ılışkın
bir kısıtlamaya ihtiyaç duyulmadığı yönünde olmuştur. Bunun yanında, 6762 sayılı
"f:K �-��4
hükmünün ayni sermaye karşılığı paylar ile nakdi sermaye karşılığı paylar arasında bır eşıtsız_lık
halinin oluşmasına yol açtığı ve sermayesinin önemli bir kısmını ayınların oluşturduğu anonım
ortaklıklar açısından üçüncü kişiler nezdinde olumsuz bir intibanın oluşmasına sebep olduğu da
savunulmuştur (Bkz. DOMANiÇ, s.1110; KARAYALÇ IN, Yaşar, özel Hukukta Meseleler ve
Görüşler «Hukuki MütalAalar» (1988- 1991) iV, Ankara 1992, s.136-137). Netice olarak, Avrup�
ülkeleri arasında sadece Türk Hukukunda rastlanan söz konusu yasak, yeni TTK ile sona erdı-
rilmiştir.
16
von STEIGER, s.11; ARSLANLI, Pay, s.251; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.777 s.417;
RODIERE / OPPETIT, s.300; IMREGÜN, s.273; DOMANiÇ, s.1054; COURET / BARBIERI,
s.186; ÇEViK, s.761; LE GALL, s.113; MERLE, s.276; ERDEM, s.7 - 8.
ıs
Glrl
33
değerinin en az bir kuruş olacağını hükme bağlamıştır
17
•
Tüm payların itibari
değerinin toplamı esas veya çıkarılmış sermaye tutarını verir
18
. Yani beheri on
kunış itibari değere sahip toplam beşyüzbin adet payı olan bir anonim ortaklı-
gm semıayesi ellibin TL.dir. Kural olarak bir anonim ortaklığın sermayesini
oluşturan her payın itibari değeri eşittir. Ancak bu kural mutlak değildir. Ano-
nim ortaklık payları çeşitli pay grupları altında çıkarılmışsa, bu durumda her
pay grubu altındaki payların itibari değerleri birbirinden farklı olabilir. Yani
pay gruplarının bulunması halinde eşitlik aynı pay grubu içerisinde yer alan
paylar açısından aranır
19
.
B. Pay Sahipliği Mevkii Olarak Pay
Anonim Ortaklıklar Hukukunda pay terimi ikinci olarak pay sahipliği
mevkiini ifade etmek amacıyla kullanılır2°. Kişi ortaklıklarının tersine, bir
sermaye ortaklığı olan anonim ortaklıkta pay sahipliği hakları ve borçları,
pay sahibinin şahsına değil paya bağlıdır2
1
• Bu haliyle pay sahipliği mevkii
anlamında kullanılan pay, pay sahipliğine bağlanmış olan hakların ve borçla-
rın bütünüdür.
Anonim ortaklıklarda paylar sabit, bu payların sahipleri değişkendiı-22. Bu-
radan anonim ortaklıkta sermayeyi oluşturan pay sayısı kadar pay sahipliği
mevkii bulunduğu sonucuna ulaşılır2
3
. Yani bir anonim ortaklıkta teorik olarak
pay sayısı kadar pay sahibi olabilir. Ancak uygulamada çoğunlukla sermaye,
itibari değeri düşük çok sayıda paya bölünmekte ve dolayısıyla bir pay sahibi
birden fazla paya sahip olmaktadır. Payın ortaklığa karşı bölünemeyeceğini
öngören TTK m.477 f.l hükmü çerçevesinde; bir payın birden fazla sahibi ol-
duğu durumlarda ise bunların ortaklığa karşı haklarını ancak bir temsilci aracı-
lığı ile kullanmaları mümkün olabilecek, bir payın birden fazla pay sahipliği
mevkii yaratabilmesi söz konusu olmayacaktır.
Payı aslen veya devren kazanan kişi, pay sahibi mevkiini kazanır. Payı dev-
reden kişi ise pay sahipliği mevkiini devralana terk eder. Devir ile payın eski
17
itibari d�erin ülke parası ile gösterilmesi gerekir. Bkz. ARSLANLI, s.146; GÖKSOY, s.35,
dn.13.
18
ANSAY, s.35; IMREGÜN, s.27; ÇEViK, s.758; KARAHAN, s.3; GÖKSOY, s.34.
18
ARSLANLI, Pay, s.251; ÇEViK, s.758.
20
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.760 s.403; IMREGÜN, s.273; KARAHAN, s.3; ÇEViK, s.758.
21
ARSLANLI, Pay, s.248; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.760 s.403; IMREGÜN, s.273;
ÇEViK, s.758; GÖKSOY, s.34- 35.
22
PULAŞLI, bu açıdan anonim ortaklık paylarını otobüs koltuklarına benzetmiştir. •Kim bu koltuğa
oturursa, oturduğu sürece o mevklin (koltuğun) sahibidir."
PULAŞLI, Hasan: Şirketler Hukuku,
3. Bası, lstanbul 2001, s.519.
23
ARSLANLI, Pay, s.250.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 34
sahibi nrtık paydan doğan haklardan faydalanamayacağı gibi, kural olarak borç-
lardan da so rumlu tutul amaz; payı devralan eski pay sahibinin yerine geçerek
paydan doğan hakların ve borçların sahibi olur.
C. Haklarınve Borçların Kaynağı Olarak Pay
Anonim Ortaklıklar Hukukunda pay terimi, kendisine bağlanan haklar ve
borçların yerine de kullanılmaktadır2
4
•
Yani pay sadece sermayenin bütününü
oluşturan parçalarından biri anlamına gelmemektedir. Hakların ve borçların
kaynağı anlamıyla pay, aynı zamanda anonim ortaklık ile ilgili haklar ve borçlar
bütününün parçalarından birisi olarak da kullanılmaktadır2
5
•
Dolayısıyla her bir
pay diğerlerinden bağımsız olarak haklar bahşetmekte ve borçlar yüklemekte-
dir2
6
• Yukarıda belirttiğimiz üzere, paya sahip olan kişi bu hakları kullanmaya
yetkili ve borçları yerine getirmeden de sorumludur.
Paya bağlanan haklan sınıflandınnak için çeşitli kriterler kullanılmaktadır. Bun-
ların içerisinde en sık karşılaşılanı, hakların konusuna göre sınıflandınlmasıdır2
7
• Bu-
na göre paya bağlı haklar ınalvarlıksal ve yönetim haklan olarak ikiye aynlır2
5
•
Kar payı (TTK m.507), tasfiye payı (TTK m.507), yeni payları edinmede
öncelik (TTK m.461), bedelsiz payları edinme (TTK m.462 f.3) ve hazırlık
dönemi faizi hakkı (TTK m.51
O) şeklinde ortaya çıkan malvarlıksal haklar para
ile ölçülebilen bir değere sahip olan haklardır. Bu özelliklerinden ötürü, anonim
ortaklık malvarlığına dayanmakla birlikte, bu tip haklar pay sahibine ortaklık
malvarlığı üzerinde herhangi bir hakimiyet ve tasarruf hakkı verıhezler2
9
• Zira
malvarlığı pay sahiplerine değil ortaklık tüzel kişiliğine aittir.
Para ile ölçülebilen bir değere sahip olmayan, pay sahibinin ortaklığa ka-
tılmasından doğan ve malvarlıksal hakları teminat altına almak üzere kullanılan
24
von STEIGER, s.11 -12; TEKiNALP (POROY I ÇAMOĞLU), p.761 s.404; ANSAY, s.225; De
BERCEGOL, Philippe
I DUQUENNE, Andre I LEMAITRE, Patrick, Le Droit et L'entrprise,
I.Droit Civil - Droit Des Societes, Paris 1995, s.189; DEFFERRARD, s.4; GÖKSOY, s.37.
25
TEKiNALP (POROY I ÇAMOĞLU) , p.761 s.404; ANSAY, s.226; DOMANiÇ, s.1054.
26
TEKiNALP (POROY I ÇAMOĞLU), p.761 s.404; ANSAY, s.226.
27
Paya bağlanan hakları sınıflandırmak için kullanılan diğer kriterler; pay sahibinin rızası olmadan
değiştirilememe, vazgeçilememe, imtiyazlı paylardan doğma ve tanındıkl arı yerdir. Bkz.
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.865 s.448.
28
Doktrinde genel olarak paydan doğan hakları konularına göre sınıflandırma kriteri benimsen-
mekle birlikte, kullanılan kavramlar arasında birlik yoktur. ARSLANLI ve DOMANiÇ, konularına
göre paya bağlı hakları "mali ve şahsi" olarak ayırır (Bkz.
ARSLANLI, s.212, 227 / DOMANi Ç,
s.1021); ANSAY, aynı ayrımı "mali ve idari" olarak ifade eder (ANSAY, s.225); TEKiNALP ve
TANÔR, dörtlü bir ayrıma giderek hakları konularına göre "malvarlıksal, katılma, aydınlatıcı ve
koruyucu haklar" olarak sınıflandırırlar
(TEKiNALP (POROY I ÇAMOĞLU), p.873 vd. s.456 -
457 /
TANÖR, s.94 vd.).
29
TEKiNALP (POROY I ÇAMOĞLU), p.874 s.456; ANSAY, s.225; PULAŞLI, Bağlı, s.7;
DEFFERRARD, s.5.
Giriş 35
haklar ise yönetim hakları olarak anıJır
30
• Bu haklar pay sahibine ortaklığın yö-
netimi, işlerinin denetlenmesi ve işleyişi ile ilgili bilgi alınmasına yönelik çeşitli
imkanlar sağlar. Ancak her ne kadar söz konusu haklar anonim ortaklığın yöne-
timine ilişkin olsalar da, pay sahibinin bu haklar vasıtasıyla yönetimde doğru-
dan söz sahibi olabilmesine imkan yoktur
1
. Zira kişi ortaklıklarının tersine ano-
nim ortaklıklarda özden organ ilkesi geçerli değildir. Ortaklığın yönetimi ve
temsili, prensip itibariyle bu iş ile görevlendirilmiş olan yönetim kuruluna aittir.
Pay sahibi ancak genel kurula katılarak, oy kullanarak, tartışmalara katılarak,
yönetim kuruluna seçilerek yönetim hususunda dolaylı bir etki yaratabilir
2
•
Keza, denetim hususunda da denetime tabi anonim ortaklıklarda bu iş için ata-
nan bağımsız denetçiler bulunduğundan, pay sahibinin esasen anonim ortaklığı
denetlemek, yazışmaları ve diğer evrakı incelemek hakkı yoktur33. Ancak pay
sahibine, genel kurul toplantısında ortaklığın işleri veya denetçilerden denetimin
yapılma şekli ve sonuçları hususunda sormuş olduğu soru ile sınırlı olmak kay-
dıyla, genel kurulun izni veya yönetim kurulunun karan ile ortaklık ticari def-
terleriyle yazışmalarını, bizzat yahut izin almak şartıyla bir uzman aracılığıyla
inceleme imkanı tanınmıştır (TTK m.437 f.2, f.4) .
Yönetim haklarını da; bizzat yahut temsilci vasıtasıyla genel kurula katılına
(TTK m.407), oy kullanma (TTK m.434), bilgi alma (TTK m.437 f.l) ve yuka-
rıda kısaca belirttiğimiz inceleme ve denetleme (TTK m.437 f.2, f.4) haklan
olarak saymamız mümkündür.
Paya bağlı haklar ile ilgili olarak karşımıza çıkan bir diğer kavram da,
imtiyazlı pay kavramıdır. Aynı grup içerisindeki payların itibari değerlerinin
birbirine eşit olması şartı bir yana koyulacak olursa, anonim ortaklık payla-
rının sahibine sağladığı haklar ve menfaatler açısından eşit olmaları yönünde
bir kural mevcut değildir. Bu doğrultuda ana sözleşmede öngörülmek sure-
tiyle bazı paylara diğerlerinden daha fazla hak ve menfaat veya borç bağ-
lanması mümkündür. Bu şekildeki paylara imtiyazlı paylar denir
34
•
Ancak
imtiyazın merkez kavramı hakların ve borçların kaynağı anlamıyla paydır.
Yoksa kişiye, makama veya sıfata bağlanan çeşitli menfaatler, kural olarak
teknik anlamda imtiyaz olarak adlandırılmazlar
35
.
TTK m.478 uyarınca ana
30
PULAŞLI, Bağlı, s.7.
31
DEFFERRARD, s.5.
32
Bununla birlikte, bir pay sahibi anonim ortaklık paylarının ve dolayısıyla oy haklarının çoğunlu-
ğuna sahipse, kural olarak söz konusu ortaklığın kontrolünü elinde bulundurur (TTK m.195 f.1).
33
ARSLANLI, s.230; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1014 s.526; TEKiL, s.165; PULAŞLI,
s.505- 506.
34
ARSLANLI, Pay, s.255; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.781 s.418 vd.; ANS�Y. s.252;
DOMANiÇ, s.1059 vd.; ÇEViK, s.762; PULAŞLI, s.532 vd.; KARAHAN, s.2 vd.; TANÖR, s.87.
35
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.786 s.420; KARAHAN, s.20 vd.
36 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
sözleşme ile bazı paylara kar payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı gibi hak-
larda imtiyaz tanınabilir
38
•
Anonim ortaklıklarda paya bağlanan tek borç, taahhüt edilen sermaye bor-
cunun ifasıdır
1
•
Buna göre anonim ortaklığın kuruluşu esnasında veya sermaye
artırımı suretiyle payın oluşumunda, pay sahibi taahhüt ettiği pay bedelini ifa
etmekle mükelleftir. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, ana sözleşmeyle pay
sahibine, pay bedelini veya payın itibari değerini aşan primli ifa dışında borç
yüklenemez (TTK m.480 f.1)
38
•
Anonim ortaklıklarda geçerli olan tek borç ilke-
sinin kanuni istisnası ise TTK m.480 f.4'te düzenlenen ikincil yükümlülükler-
dir
39
•
Buna göre, payın devrinin anonim ortaklığın onayına bağlanmış olduğu
hallerde, ana sözleşme ile pay sahiplerine sermaye koyma borcunun dışında,
konusu para olmayan, dönemsel nitelikte edimleri yerine getirmek zorunluluğu
getirilebilir.
D. Pay (Hisse) Senedi ile Eş Anlamlı Pay
Anonim Ortaklıklar Hukukund a pay teriminin pay senedi yerine de kulla-
nıldığı görülmektedir. Bu hali ile pay, pay senedi ile aynı anlama gelerek onun
yerine kullanılır
40
• Anonim ort aklıkların iktisadi ve sosyal fonksiyonlarının ye-
rine getirilmesine yönelik olarak, kolayca tedavül edebilmesi ve tedavül güven-
cesine sahip olabilmesi için pay, pay senedine bağlanabilir. Böylece karşımıza
pay senedine bağlanmamış çıplak pay ve pay senedine bağlanmış pay olmak
üzere
iki kavram çıkar.
Halka açık olmayan anonim ortaklıklar bakımından kural olarak payın pay
senedine bağlanması zorunlu değildir
41
.
Bununla birlikte, TTK m.486 f.2 hükmü
36
imtiyaz tanınabilecek diğer konulara örnek olarak oy hakkı, yönetim hakkı, yeni pay �ima hakkı,
hazırlık devresi faizi talep hakkı, tahvil talep hakkı, intifa senedi talep hakkı, ortaklık ımkanların-
dan yarar lanma hakkını gösterebiliriz. Bkz. KARAHAN, s.54 - 138;
37
ARSLANLI, s.191; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1019 s.529 vd.; TEKiL, s.302; DO-
MANiÇ, s.1116; PULAŞLI, s.649; DEFFERRARD, s.6; Yar. HGK 1.3.1967T. 1966/T-1511E.
133K. (ERiŞ, s.629).
38
TTK m.421 f.1 a uyarınca, bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük
koyan kararlar ancak sermayenin tümünü oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin oy -
birliği ile alınır.
39
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1020 s.530; TEKiL, s.303; DOMANiÇ, 1264 vd.; ANSAY,
s.227, s.231; PULAŞLI, s.666 vd.
40
von STEIGER, s.14; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.762 s.404; MERLE, s.275;
PULAŞLI, s.520; DEFFERRARD, s.9; KARAHAN, s.3; GÖKSOY, s.39.
6762 sayılı TTK'da, mehaz lsv.BK.'da her iki kavram için de aynı kelimenin kullanılmış olması-
nın yarattığı karışıklık sebebiyle, anonim ortaklıklar ile ilgili birçok madde hükmünde pay ve pa�
senedi kavramlarını birbirine karıştırmış ve pay yerine pay senedi kavramı kullanılmıştır. Yenı
TTK'da ise söz konusu karışıklık giderilerek, pay senedi kavramı, sadece payın senede bağ-
lanmış olduğu durumları kapsayacak şekilde kullanılmıştır.
41
von STEIGER, s.14; ARSLANLI, s.170; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.762 s.404;
ANSAY, s.258; DOMANiÇ, s.1325; ÇEViK, s.855 vd.; PULAŞLI, Bağlı, s.4; GÖKSOY, s.39;
Giriş 37
ile hamiline yazılı paylar bakımından pay senedi çıkarma zorunluluğu getiril-
miştir. Buna göre, ana sözleşmede payların hamiline yazılı olduğu öngörülmüş
ise, yönetim kurulu pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay
içinde hamiline yazılı pay senetlerini bastırıp hamillerine dağıtmakla yükümlü
lalınmıştır. Payların serbestçe ve sınırsız bir biçimde tedavül edebilmesi temel
amacını taşıyan hamiline yazılı pay senetlerinin, söz konusu amaç paralelinde,
koşullarının oluşmasına rağmen (TTK m.484 f.2) pay sahiplerinin menfaatleri
aleyhine olarak bastınlmamasının veya bastırılmasının yönetim kurulu tarafın-
dan geciktirilmesinin önüne geçilmesi, şüphesiz yerinde bir düzenleme olmuş-
tur. Aynı şekilde, TTK m.484 f.3 de, yönetim kurulundan nama yazılı pay se-
netlerinin bastırılmasını talep etme konulu olumlu bir azlık hakkı öngörmüş ve
azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senedi bastırılıp, sadece talepte bulu-
nanlar değil, tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılacağı kuralını getir-
miştir.
Anonim ortaklık payı, pay senedine bağlanmış olmasa da, her türlü hukuki
işleme konu olabilir. Söz konusu ilkenin kaynağını, anonim pay sahipliğinin ve
paya bağlı olan hakların anonim ortaklığın kuruluşunun veya sermaye artırımının
tescili ile birlikte doğması kuralı teşkil eder. Bu sebepten ötürü, paydan doğan
hakların doğumu açısından pay senedinin çıkarılması, kambiyo senetlerinden
farklı olarak, kurucu (ihdası) değil, açıklayıcı (izharı) niteliktedir
42
.
Anonim ortaklığın çıkarabilecekleri pay senetleri kıymetli evrak niteliğinde
senetlerdir (TTK m.661 f.l). Bu senetler kıymetli evrak niteliği taşıyan diğer
senetlerin sahip oldukları temel özelliklere sahiptir
43
•
Öncelikle pay senedinde
mündemiç olan hak, yani paya bağlı haklar, tedavül kabiliyetine sahiptir. Pay
senetleri özellikli şekil şartlarına tabi kılınmıştır (TTK m.487). Bunun yanında
pay eğer pay senedine bağlanırsa, pay senedi ile pay arasında sıkı bir bağ olu-
şur. Şöyle ki artık pay, pay senedinden ayrı olarak devredilemez ve ileri sürü-
lemez.
Bununla birlikte SPKan. m.13 f.1 uyarınca sermaye piyasası araçlarının senede bağlanmaksızın
elektronik ortamda kayden ihracı esastır. Bu çerçevede halka açık anonim ortaklığın pay senet-
leri de fiziksel olarak basılmaksızın, MKK nezdinde kayden izlenir. Bu husus ve bu payların dev-
ri usulü ileride müstakil bir başlık altında ayrıntıları ile incelenmektedir (bkz. aşağıda s.335 vd.) .
42
Bkz. POROY, Reha / TEKiNALP, Ünal: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 14. Bası, lstanbul
1999, s.52; PULAŞLI , s.520; Aynı yönde ANSAY, s.258; ÖZTAN, s.172; KARAHAN, s.3; CAN,
Halil/ GÜNER, Semih: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1999, s.22; GÖKSOY, s.40.
43
ARSLANLI , Pay, s.272; POROY /TEKiNALP, s.51; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1095
s.560 vd.; TARIKAHYA, Ethem: Türk Ticaret Kanunu' na Göre H isse Senetlerinin Çeşitleri,
111.
Ticaret ve Banka Hukuku Haftası, Ankara 1964, s.239; IMREGÜN, s.274; DOMANi Ç, s.1057;
ÖZTAN, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, Ankara 1997, s.169; ANSAY, Tuğrul: Bankacı-
lar için Şirketler Hukuku Bilgi si, 18. Bası, Ankara 2000, s.94; KINACI OĞLU, Naci: Kıymetli Ev-
rak Hukuku, 5. Bası, Ankara 1999, s.13; RODIERE / OPPET IT, s.308; LE GALL, s.111;
COURET / BARBI ERI, s.185; MERLE, s.275; DiDER, Paul: Le droit Commercial, Paris 1998,
s.85; PULAŞLI, s.520; ERDEM, s.7; CAN/ GÜNER, s.19; TANÖR, s.112.
38 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
§2. PAYIN KAZANILMASI
ı. Aslen Kazanma Kavramı ve Türleri
Payın aslen kazanılması, payın oluşumunun ardından doğrudan doğruya or-
taklıktan kazanılması anlamına gelmektedir
44
•
Başka bir deyişle aslen kazanılan
payın daha önceden başka bir sahibi bulunmamaktadır. Bu doğrultuda aslen
kazanma halinin ilk görünümü anonim ortaklık payının kuruluşta veya sermaye
artırımında taahhüdü veya halka açık anonim ortaklıklarda ihraç edilen kaydı
payların satın alınması şeklinde ortaya çıkar
45
.
TTK m.335 f.1 uyarınca anonim ortaklığın kuruluşu, kurucuların kanuna
uygun olarak düzenlenmiş bulunan, sermayenin tamamını ödemeyi şartsız taah-
hüt etti�eri _vei�alarının noterce onaylandığı ana sözleşmede, anonim orta �ık
kurma ıradelennı açıklamalarıyla kurulur. Kuruluşun tescili sonucunda anonım
ortaklığın tüzel kişilik kazanması ile birlikte kurucular ortaklığın tüm paylarını
kendi aralarında aslen kazanmış olurlar
46
.
Payın aslen kaz.anılması sermaye artırımı yoluyla da gerçekleş ebilir. Esas serma-
ye sisteminde ana sözleşme değişikliği sonucunu doğuran genel kurul kararının tescili
sonucunda pay aslen kazanılmış olur (TTK m.459)
47
.
Kayıtlı sermaye sistemini be-
nimsemiş olan anonim ortaklıklarda, yönetim kurulu ana sözleşmede öngörülen tava-
na kadar, kendi uygun gördüğü tarihlerde, gereksinimini duyduğu miktarda pay ihraç
etmeye, yani çıkanlmış sermayeyi artırmaya yetkilidir
48
•
Yönetim kurulunun sermaye
artınmı ile ilgili
kararı neticesinde ortaya çıkan paylan iktisap eden pay sahipleri de
payı aslen kazanmış sayılırlar. Şarta bağlı sermaye artınmında ise TIK m.468 uyarın-
ca değiştirme veya alım hakkının kullanılması ve sermaye taahhüdünün ifası netice-
sinde pay aslen kavıoıhr. Bunun dışında sermaye artırımı sonucunda oluşan yeni
payların halka arzı da mümkündür. Bu halde sermaye artırımı ile oluşan yeni paylar,
44
von STEIGER, s.157; PULAŞLI, s.571.
45
von STEIGER, s.157; TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.827 s.433; ANSAY, s.262;
İMREGÜN, s.274; TEKİL, s.275; PULAŞLI, s.572; TANÖR, s.89 - 90.
46
TTK m.346'da düzenlenmiş olan halka arzedilecek paylara ilişkin hükmün, SPKan. m.12 f.6
uyarınca halka açık ve halka açılmak üzere Kurula başvuran ortaklıklara uygulanmayacağı ön-
görülmüştür. Bu nedenle TTK m.346'da düzenlenmiş olan kuruluşta halka arzedilecek payların
mevcudiyeti halinde, sermaye piyasası mevzuatına göre halka arzedilen pay senetlerini satın
alan pay sahiplerinin payları aslen mi, yoksa kuruculardan devren mi kazanmış sayılacakları so-
rusu tartışma konusu olmaktan çıkmıştır.
47
Geniş bilgi için bkz. MOROĞLU, Erdoğan: Anonim Ortaklıkta Esas Sermaye Artırımı. 2. Bası,
lstanbul 2003, s.100.
48
TTK m.460; SPKan. m.18; TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1388b s .666; HELVACI,
Mehmet, Kayıtlı Sermaye Sisteminde Sermaye Artırımı Usulü ve Bu Sisteme Tabi Anonim Or-
taklıklarda Hisse Senetlerinin Çıkarılma Zamanı, BATIDER, 1995 C.18, S.1- 2, s.158 - 159;
BAHTiYAR, Mehmet: Anonim Ortaklıkta Kayıtlı Sermaye Sistemi ve Sermaye Artırımı, lstanbul
1996, s.106.
Giriş 39
kurul kaydına alınmasının ardından halka satılıt
9
.
Satın alan kişiler anonim ortaklık
paylarını aslen kazanmış ohırlar° .
Diğer bir ticaret ortaklığının
tür değiştirme yolu ile anonim ortaklığa dönüşmesi
halinde de anonim ortaklığın paylarının aslen kazanıldığı kabul edilir (T[K m.180
vd.)51. Zira, tür değiştirme sonucunda ortaya çıkan anonim ortaklık, süje tekliği ilkesi
doğrultusunda tür değiştiren ortaklığın hukuken devamı sayılsa da, pay terimi yukarı-
da belirttiğimiz üzere anonim ortaklıklara özgü bir kavram olduğundan ve bu hali ile
tür değiştirme işlemi sonucunda ilk defa ortaya çıktığından, aslen kaz.anılmış sayılır.
İki anonim ortaklığın birleşmesinde de, yeni kuruluş ve katılma yöntemle-
rinden hangisi uygulanırsa uygulansın, payın kazanılması aslen kazanma şek-
linde gerçekleşir
52
• Çünkü yeni kuruluş yolu ile birleşmede, birleşen ortaklıklar
infisah ederler ve yeni bir anonim ortaklık oluştururlar5
3
. Bu yeni ortaklığın
kuruluşu ile birlikte paylar kurucular tarafından aslen kazanılır. Aynı şekilde
devralma yolu ile birleşmede de, devralınan ortaklık infisah ederek devralan
ortaklığa katılır
54
• Devralan ortaklık, katılan ortaklığın paylarının hazır olması
için sermaye artırımı yoluna gider ve bu paylar birleşme işlemi ile birlikte katı-
lan ortaklığın pay sahipleri tarafından aslen kazanılırlar.
Anonim ortaklık payının aslen kazanılması, taahhüt edilen pay bedelinin öden-
mesi açısından önem taşır. Kural olarak, bedeli tam olarak ödenmemiş bir payın
üçüncü bir kişiye devredilmesi halinde, pay bedelinin ödenmemiş bakiye kısmı artık
devredenden talep edilemez. Bununla birlikte, bedeli
tam olarak ödenmemiş payı
devreden kişi payı yukarıda açıkladığımız şekillerde aslen kazanmış ise, kuruluştan
veya esas sermayenin artırılması kararının tescilinden itibaren iki yıl içerisinde ortak-
lığın iflas etmesi ve pay senedini kazanan kişinin ıskat edilmesi koşuluyla, bakiye
kısım için TTK m.501 f.2 hükmü uyarınca kendisine başvurulabilir5
5
.
il. Devren Kazanma
A. Devren Kazanma Kavramı
Aslen kazanma türleri dışında bir yolla kazanılan pay devren kazanılmış-
tır>. Yani payın aslen kazanılması ile devren kazanılması ayrımının esası, payın
49
Bu konuda bkz. SPK Pay Tebliği (Vll-128.1) m.12 vd.
50
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1388b - 1388c s.666 - 667; PULAŞLI, s.571.
51
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.827 s.433; PULAŞLI, s.572; TANÖR, s.90.
52
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.827 s.433; PULAŞLI, s.572; TANÖR, s.90.
53
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.148 s.96; PULAŞLI. s.87 vd.
54
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.151a s.97; PULAŞLI, s.87 vd.
55
Bkz. aşağıda s.360.
56
von STEIGER, s.157 -158; ARSLANLI, s.144-145; ANSAY, s.262.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
40
önceden bir sahibi olup olmadığına dayanmaktadır. Eğer pay daha önce başka
bir kişi tarafından aslen kazanılmışsa, artık aynı payı hangi surette olursa olsun
sonradan kazanan kişiler payı devren kazanmış sayılırlar
1
•
Ancak bazı yazarlar devren kazanına başlığı altında sadece payın hukuki işlem
vasıtasıyla devrini
ve miras halini saymaktadırlar58. Bu tarz bir yaklaşım payın cebri
icra, TIK m.483 hükmü doğrultusunda ıskat edilen pay sahibinin payının satın
alınması, mahkeme kararı ve eşler arasındaki mal rejimi hilkümleri doğrultusunda
kazanılması hallerinin ne çeşit bir kazanma olduğunu açıklamak için yetersizdir.
Payın as len kazanma halinin yalnızca pay taahhüdünde bulunma suretiyle
gerçekleşebileceği hususunda doktrinde herhangi bir görüş ayrılığı bulunmamak-
tadır
9
•
Kanun da payın bu şekilde kazanılması haline bir hukuki sonuç bağlamak
suretiyle diğer kazanma hallerinden ayn tutmuş ve yukarıda da belirttiğimiz üze-
re, TTK m.501 f.2 uyarınca payı bu şekilde kazanan kişileri paylarını devretseler
de bazı hallerde ödenmeyen pay bedelinden sorumlu kılmıştır6°. Ancak payın
sermaye taahhüdü dışındaki kazanılma halleri arasında kamında herhangi bir ayı-
rım yer almamaktadır
61
.
Aslen kazanma dışındaki tüm bu hallerin temel hukuki
sonucu, daha önceden başkasına ait olan pay sahipliğinden doğan hakların ve pay
sahipliği sıfatının diğer bir kişiye geçirilmesidir. Bu sebepten ötürü, yukarıda
açıklanan payın aslen kazanma dışındaki
tüm kazanma hallerini devren kazanma
olarak kabul ederek, bu şekilde incelemek gereklidir.
Pa yın devren kazanılması senede bağlanmamış çıplak payın veya pay sene-
dine yahut ilmühabere bağlı payın devrini kendisine konu alır. Payın devren
kazanılması sonucunda pay sahipliği mevkii ve paya bağlı haklar ve borçlar el
değiştirerek, devralana geçer. Bu hali ile payın devren kazanılmasını geniş ve
dar anlamda olmak üzere ikiye ayırabilmemiz mümkündür. Payın geniş anlam-
da devren kazanılması
62
, payın başka bir kişiden kazanıldığı tüm halleri, yani
57
Aynı yönde bkz. von STEIGER, s.158; ANSAY, s.262; DOMANiÇ, s.1301; von STEIGER,
devren kazanmayı "Devir eski paydarın haiz bulunduğu üyeliğin yenisine intikalidir.· şeklinde
açıklamıştır; ayrıca bkz.
OĞUZMAN, M. Kemal / SELlÇI, Özer, Eşya Hukuku, lstanbul 1997,
s.549;
ERTAŞ, Şeref, Eşya Hukuku, 3. Bası, lzmir 1997, s.63; NERAD, Hasan, Hukuka Giriş,
6. Bası, lzmlr 2003, s.84.
58
IMREGÜN, s.274; TEKiL, s.277; TANÖR, s.90.
59
Yukarıda incelediQlmlz tür deQiştirme ve iki anonim ortaklıQın birleşmesi gibi durumlarda payın
aslen kazanılması da esasen pay taahhüdünde bulunma halinin özel görünüm şekillerini teşkil
ederler.
60
Bu konuda bkz. aşaQıda s.360.
61
Sadece TTK m.418 f.4 hükmünde baQlı nama yazılı pay senetlerinin devirleri ile ilgili olarak
miras, cebri icra ve eşler arasındaki mal rejimi hükümleri ile kazanma halinde baQlam h0k0mle-
rlnln etklsizleşeceQI öngörülmüştür. Ancak bu hal sadece baQlam hükümlerinin amaçlarıyla ilgili
olup önemli bir farklılık teşkil etmemektedir.
62
Geniş anlamda payın devren kazanılması doktrinde bazı yazarlar tarafından -ıntıkal" olarak
isimlendirilir. Bkz. von STEIGER, s.158;
DOMANiÇ, burada farklı bir ayırıma gitmiş ve devren
Giriş 41
aslen kazanılması dışındaki bütün kazanma şekillerini içerisine alır. Bu anla-
mıyla payın devren kazanılması; payın, aslen kazanan kişilerden veya onlardan
devren kazanan kişilerden; devir sözleşmesi, miras, cebri icra,
TTK m.483
hükmü doğrultusunda, mahkeme kararı veya eşler arasındaki mal rejimi hüküm-
leri ile kazanılması gibi hallerin tamamını kapsar. Zira bu hallerin tamamında
payın önceden bir sahibi bulunmaktadır. Pay bu kişilerden kazanılmış olduğun-
dan, devren kazanılmış sayılır.
Dar anlamda devren kazanma ise, payın önceki sahibinden bir hukuki işlem
çerçevesinde kazanılmasıdır. Payın önceki sahibi, yani devreden ile payın yeni
sahibi, yani devralan arasında yapılan payın devredilmesi hususundaki sözleşme
ile, pay sahipliği mevkii ve paya bağlı hakların el değiştirmesi sonucu doğar. Bu
niteliğinden ötürü dar anlamda devren kazanma, doktrinde payın devri veya iradi
devir hali olarak isimlendirilir
63
• Zira burada tarafların iradelerine dayanan bir
devir işlemi ile payın kazanılması hali mevcuttur. TTK m.490
f 1 hükmünde na-
ma yazılı pay senetlerinin hukuki işlemle devrinin ciro edilmiş senedin zilyetliği-
nin devralana geçirilerek yapılacağını belirtmekle, kanun koyucu da söz konusu
ayrımı benimsemiştir. Aşağıda devren kazanma türleri üzerinde durulacaktır.
B. Devren Kazanma Türleri
1. Payın Sözleşme ile Kazanılması
Payın sözleşme ile kazanılması, devren kazanma türleri içerisinde en önem-
li olanı ve en sık karşımıza çıkanıdır. Sahip olduğu önem doğrultusunda çalış-
mamızın esas konusunu da, payın devrinin yani dar anlamda devren kazanma
halinin incelenmesi oluşturmaktadır
64
•
Payın devri iki aşamalı bir hukuki işlemdir. Payın devrinin ilk aşaması de-
vir işleminin hukuki sonucunu teşkil eden mülkiyeti devir amacı taşıyan satım,
trampa, bağış veya ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin akdedilmesi ile ger-
çekleşir6
5
.
Bunun dışında anonim ortaklık payın ın satış vaadine konu edilmesi
de mümkündür. Bu sözleşmelere binaen, devreden sahip olduğu pay sahibi
mevkiini ve paya bağlı olan haklan ve borçlan devretme hususunda bir taahhüt-
te bulunu
�.
kazanma hallerini iradi devir ve kanuni devir olmak üzere iki başlık altında inceleme yolunu
seçmiştir (Bkz.
DOMANiÇ, s.1301) . Bizim yapmış oldu� umuz ayırım esasına göre, geniş an-
lamda payın devren kazanılması iradT ve kanuni devir şekillerinin tOmOnO içine alır.
63
Bkz. DOMANiÇ, s.1301.
64
Çalışmamızın bundan sonraki kısımlarında, doktrindeki isimlendinneye uygun olarak payın
sözleşme yoluyla kazanılması ·payın devri· olarak anılacaktır.
65
von STEIGER, s.158; ARSLANLI, s.180.
66
ARSLANLI , s.180.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
Borçlandırıcı işlem mahiyetindeki söz konusu sözleşmelerin yapılmasının
ardmdan ikinci aşama olan payın devredilmesi prosedürüne geçilir. Bu aşamada
pay sahipliği mevkiinin ve paya bağlı hakların ve borçların devralana geçirile-
bilmesi için yapılması gerekli olan işlemler yer alır. Payın devri prose dürüne
bağlı işlemler. payın senede bağlanmamış olması veya pay senedine yahut il-
milhabere bağlanmış olması ihtimaline göre farklılık gösterir. Aşağıda payın
devri prosedürü bölümünde ayrıntıları ile inceleyeceğimiz söz konusu tasarruf
işlemlerinin yerine getirilmesi ile birlikte devir tamamlanmış olur.
a. Devrin Taraflan
Payın devrinde devreden taraf pay sahibi veya onun yetkili temsilcisidir.
Devreden pay sahibi, payı aslen veya önceki sahibinden devren kazanmış olabilir.
Bazı hallerde pay sahibi veya payı devretmeye yetkili olmayan kişilerden pa yın
kazanılabilmesi de mümkündür. Payın hamiline yazılı pay senedine bağlanmış
olduğu durumlarda, senet pay sahibinin elinden rızası dışında çıkmış olsa dahi, bu
durum senedi iyiniyetli olarak kazanmış olan kişiye karşı ileri sürülemez (TfK
m.659 f.3). Benzer şekilde nama yazılı pay senedine bağlı payın devrinde de,
TTK m.686 f.2 hükmü çerçevesinde şeklen yetkili hamil görülen kişiden kötü
niyeti veya ağır kusuru bulunmaksızın devralan kişinin senedi iade etmekle
yü-
kümlü olmayacağı kuralı getirilmiştir. Devralanı koruyucu nitelikteki bu kuralla-
rın öngörülüş sebebi, kıymetli evrakın, bu kapsamda da anonim ortaklık pay se-
netlerinin tedavül güvenliğinin sağlanmasıdır.
Anonim ortaklık payını devralan kişi ise, herhangi bir üçüncü kişi olabilir.
Bu çerçeved e payın bir gerçek veya tüzel kişiye, bu arada başka bir pay sahibi-
ne, herhangi bir ticaret ortaklığına veya bir kamu tüzel kişisine devredilebilmesi
mümkündür. TTK m.379 vd. uyarınca, anonim ortaklığın sermayesinin yüzde
onuna kadar miktarda kendi pa ylarını devralabilmesi imkanının tanınması ile
birlikte, artık anonim ortaklık tüzel kişiliğinin kendisinin de devralan sıfatı ta-
şıması hukukumuz bakımından mümkün kılınmıştır
67
•
Payın devri bir hukuki işlem niteliğinde olduğundan, işlemin taraflarının
hukuki işlem ehliyetine sahip olmaları gereklidir. Sınırlı ehliyetsizler TMK'da
yer alan hükümler doğrultusunda kanuni temsilcilerinin onayıyla pay devralabi-
lirler (TMK m.16)
68
•
Pay sahibi olabilme ve bu kapsamda anonim ortaklık payını devralabilme
serbestisi TTK açısından mutlaktır. Bazı kanunlarda birtakım meslek ve sanat
sahipleri ya da hukuki durumları değişik kişiler için getirilen sınırlamalar veya
67
Bu husustaki geniş açıklamalar için bkz. aşa� ıda s.71 vd.
68
Sınırlı ehliyetli grubunda bulunan, kendisine yasal danışman atanan kişiler de TMK m.429 f .1
b.3 uyarınca yasal danışmanlarının görüşünü alarak pay devralabilirler.
Giriş 43
yasaklar
59
bu serbestiyi kısıtlayamaz; sadece o kanunlardaki yaptınmların uygu-
lanmasına yol açar
70
•
Ana sözleşmede yer alan bağlam hükümleri ile de bazı kişilerin bazı ortak-
lıkların paylarını devralarak pay sahibi sıfatını kazanmaları engellenebilir.
ör-
neğin ana sözleşmesinde sadece endüstri mühendislerinin pay sahibi olabilecek-
leri yönünde bağlam hükmü bulunan bir anonim ortaklık açısından, avukat olan
bir kişinin pay devralma suretiyle pay sahibi sıfatını kazanması mümkün olma-
yabilir
11
.
b. Devir Türleri
Payın mülkiyeti ve dolayısıyla pay sahipliği mevkii ile paydan doğan hak-
lan ve borçları devralana geçirmek amacıyla yapılan devir tam devirdir
12
•
Esa-
sen payın devri denildiğinde anlaşılan tür de budur. Payın bu
tür devrinde taraf-
ların iradesi pay sahipliği ve paydan doğan tüm hak ve borçların geçirilmesidir.
Devrin gerçekleşmesi ile birlikte bu sonuca ulaşılır.
Ancak bazı hallerde tarafların iradesi yukarıda ifade edilenden farklı olabi-
lir. Devredenin senet mülkiyeti ve pay sahibi sıfatını devretmeksizin, devralana
meşru hamil sıfatını kazandırmak ve bu vesile ile onun paya bağlı olan bazı
haklan kullanmasını sağlamak için devir işlemini gerçekleştirmek istemesi ve
bu hususta devralanla anlaşmaları halinde durum bu şekildedir. Devredenin bu
iradesi çeşitli saiklere dayanıyor olabilir. Örneğin, devreden pay sahibi genel
kurulda bizzat veya açık temsilcisi aracılığı ile bulunmak istemeyebilir
73
• Bu
sebepten ötürü, devreden sahip olduğu hamiline yazılı pay senetlerini devralana
geçirecek olursa, dış ilişkide devralan anılan pay senetlerinin sahibi gibi gözü-
kecek ve genel kurulda paya bağlı olan oy hakkını da kendi adına kullanacaktır.
Ancak dikkat edilmesi gerekir ki, devrin tarafları arasındaki iç ilişki, belirttiği-
miz dış ilişkiden farklıdır: Pay senetleri devralana pay sahipliği mevkiinin ve
paydan doğan hakların ve borçların geçirilmesi amacıyla değil, yalnızca dış
ilişkide anonim ortaklığa karşı meşru hamil görüntüsü sağlamak amacıyla dev-
redilmiştir. Dolayısıyla, gerçekte payın (pay senedinin) mülkiyet durumunda
herhangi bir değişiklik yoktur; maddi hukuk açısından payların ve paydan do-
ğan hakların gerçek sahibi yine devredendir
74
.
Devralan, devredenin temsilcisi
ve hamiline yazılı pay senetlerinin zilyedi konumundadır. Bu sebepten ötürü,
69
örneğin SpKan. m.121 f.1 uyarınca SPK başkan ve üyeleri SPK'nın düzenlemek ve denetle-
mekle yetkili olduğu ortaklıklarda ve kuruluşlarda pay sahibi olamaz.
70
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.813 s.430.
71
Bkz. aşağıda s .298 vd.
72
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.772c s.412.
73
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.772d s.412 - 413.
74
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.772d s.412 -413; GÖKSOY, s.52- 53.
Anonim Ortaklıkta Payın Devrı
devredenin talimatlarına uygun hareket etmek zorundadır. İşte bu amaçla yapı-
lan devir. meşru hamil göıilntilsü sağlayan devir olarak anılır
75
•
Meşru hamil
göıilntüsü sağlayan devir ile pay senedini devralan kişi, paydan doğan hakları
kullanmaya yetkilidir. Zira, dış ilişkide payın meşru hamili konumundadır. Bu.
nunla birlikte, aşağıda inceleneceği üzere, bağlı nama yazılı paylar bakımından
TTK m.493 f.3, devralan kişinin payları kendi adına ve hesabına devraldığını
açıkça beyan etmemesi halinde ortaklığın devri onaylamaktan kaçınabileceğini
öngörmektedir.
Bir diğer devir
tfuü ise inançlı devirdir. İnançlı devir inanç anlaşmasına da-
yanan bir devir tüıüdür. İnanç anlaşması, inananla inanılan arasında yapılan, onla-
rın hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredi-
len hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme; inanana (devredene) geri
verme şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir
76
. Bu şekilde, inanılan (devralan)
inanç anlaşması hükümleri çerçevesinde inanana (devredene) iade etmek koşulu
ile, devredilen hak üzerinde tam bir mülkiyet hakkı kazanır
77
. Yani inanan, inanç
konusu üzerinde, mülkiyete dahil bulunan
tüm hakları kaybeder
78
•
Anonim ortak-
lık payının devri açısından düşünüldüğünde, payı devreden, payın mülkiyeti ve bu
doğrultuda pay sahipliği mevkii ile paydan doğan
tilin hakları ve borçlan, devra-
lan ile aralarında yapmış oldukları inanç anlaşması hükümleri doğrultusunda ken-
disine tekrar iade edilmek üzere devralana geçirir
79
.
Bu süre zarfında payın (pay
senetlerinin) maliki devralandır. Ancak aralarındaki inanç anlaşması doğrultusun-
da inananın (devredenin) talimatlarına uygun hareket etmek zorundadır. Tarafla-
rın inanç anlaşmasında belirledikleri süre sona erdiğinde ise inanılan (devralan)
payı inanana (devredene) iade etmekle yükümlüdür. Yargıtay içtihatları çerçeve-
sinde inanç anlaşmasının ve bu çerçevede iade yükümlülüğünün ispatı ancak ya-
zılı delille mümkün olabilir
80
.
2. Cebri İcra Yolu ile Kazanma
Anonim ortaklık payının devren kazanılma hallerinden bir tanesi de, cebri
icra yolu ile kazanmadır. İcra hukukunun konusu ve amacını ilamların
icra
75
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.772d s.412; GÖKSOY, s.52 - 53.
76
ÖZSUNAY, Ergun: Türk Hukukunda ve Mukayeseli Hukukta inançlı Muameleler, lstanbul 1968,
s.120 vd.; TEKiNAY, Selahattin Sulhi/ AKMAN, Sermet / BURCUOĞLU, Hal0k / ALTOP,
Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku, 7. Bası, lstanbul 1993, s.561; EREN, Fikret: Borçlar Hukuku,
Genel Hükümler, C.1, 5. Bası, lstanbul 1994, s.444; REISOĞLU, Safa, Borçlar Hukuku Genel
Hükümler, 10. Bası, lstanbul 1995, s.83.
n Bkz. TEKiNAY /AKMAN/ BURCUOĞLU / ALTOP, s.561; EREN, C.I, s.444.
78 Ô
ZSUNAY, s.117.
79
ÖZSUNAY, s.54-55; GÖKSOY, s.53.
80
Yar. HGK 2013/11-376E. 2014/49K. 29.1.2014T., Yar. HGK 2014/11- 801E. 2014/891K.
12.11.2014T. (http://www. kazanci.com); Ayrıca bkz. ÖZSUNAY, s.146 - 147.
i
Giriş 45
edilmesi suretiyle hak sahiplerinin haklarını sağlamak ile, para borcunun öden-
mesi ve teminat verilmesi için ilamsız takip yolu vasıtasıyla, borcun fiilen
ödenmesini sağlamak suretiyle alacaklının korunması oluşturmaktadır8
1
•
Bu
doğrultuda, borçlu eğer borcunu ifa etmeyecek olursa, icra hukuku hükümleri
çerçevesinde alacaklıya karşı -İİK m.82 - 83 ayrık kalmak üzere- bütün malvar-
lığı ile; yani paraya dönüştürülebilecek, piyasa değeri olan bütün taşınır , taşın-
maz malları ve hakları ile sorumludur8
2
.
Borçlunun bu sorumluluğu kapsamına
malvarlığına dahil bir değer niteliğinde olan, sahip olduğu anonim ortaklık payı
da girer. Yani eğer borçlu borcunu ödemeyecek olursa, malvarlığındaki anonim
ortaklık payları da haczedilebilir.
Yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda haczedilmiş (İİK m.88 - 89); bu-
mın yanında hapis hakkına (TMK m.953) veya rehin hakkına (TMK m.946)
konu teşkil etmiş yahut mirasın taksimi amacıyla satışına karar verilmiş (TMK
m.651 f.3) pay veya pay senetleri cebrı icra yolu ile satılır83. Bu satışın sonunda
anonim ortaklık payının mülkiyeti ve bu doğrultuda pay sahipliği mevkii ile
paydan doğan
tüm haklar ve borçlar, payı satın alan kişiye geçer.
Anonim ortaklık payı eğer pay senedine veya ilmühabere bağlanmış ise,
payın cebrı icra yolu ile satışı hakkında uygulanacak olan hükümler İİK m.112
vd. hükümleridir
84
. Zira pay senetleri ve ilmühaberler menkul eşya hükmündedir
(TMK m.762). Bu doğrultuda pay senedinin veya ilmühaberin satışı kural ola-
rak İİK m.l 14 f.1 uyarınca açık artırma yolu ile yapılır
85
. Bu şekilde satılan pay
senetleri veya ilmühaberlerin satın alana geçişi, satış tarihinden itibaren geçerli
olmak üzere, satış kararının kesinleşmesiyle söz konusu olur86. Satışın ardından
TTK hükümleri çerçevesinde devir için gerekli ve bildirici nitelikte olan zilyet-
liğin devri, ciro gibi işlemlerle devralanın pay defterine kaydedilmesi için ge-
rekli olan bildirimin yapılması ve kayıtların temin edilmesi, satışa nezaret eden
icra memuru tarafından yapılır.
Senede ba ğlanmamış çıplak payın, haczedilip cebri icra yolu ile satılabilirliği
konusunda ise; 1996 senesinde Yargıtay 12. HD'nin vermiş olduğu bir kararla
senede bağlanmamış çıplak payın cebri icra yolu ile satılabilme imkanını reddet-
81
KARAYALÇIN, Yaşar: Anonim Şirketlerde Çıplak Payın Haczedilmesi ve Paraya Çevrilmesi
(Anılış: Çıplak Pay), THYKS 16, Ankara 1999, s.160.
82
KURU, Baki: icra ve iflas Hukuku, C.I, 3. Bası, lstanbul 1988, s.778 vd; POSTACIOĞLU, ilhan:
icra Hukuku Esas ları, 4. Bası, lstanbul 1982, s.330 vd.; ÜSTÜNDAĞ, Saim: icra Hukukunun
Esasları, 7. Bası, lstanbul 2000, s.208 vd.; KARAYALÇIN, Çıplak Pay, s.160-161.
83
DOMANiÇ, s.1328.
84
Yar. 11D. 21.4.1967T. 3796E. 3854K. (RKD 1967/ 7 - 10 s.245 - 246); KURU, C.I, s.665;
ÜSTÜNDAĞ, s.301.
85
KURU, Baki: icra ve iflas Hukuku, C.11, 3. Bası, lstanbul 1990, s.1197; POSTACIOĞLU, s.470;
ÜSTÜNDAĞ, s.303.
86
KURU, C.11, s.1217; POSTACIOĞLU, s.472; ÜSTÜNDAĞ, s.308; DOMANiÇ, s.1328.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
mesi sebebiyle doktrin ile uygulama arasında göıüş ayrılığı oluşmuştur8
7
•
12.
HO·nin karannda
88
� senede bağlanmamış çıplak pay bakımından, pay sahibinin
şahsi alacakhsının alacağını ancak o ortağa düşecek kar payı ile tasfiye payından
tahsil edebileceği hükmünü öngören 6762 sayılı TTK m.145
f.l 'in uygulama
alanı bulacağı gerekçesine dayanılmış tır. Esasen 6762 sayılı TIK'nin yürürlükte
bulunduğu dön em dahilinde de katılabilme olanağı bulunmayan söz konusu kara-
nn
119
,
pay sahiplerinin kişisel alacaklılarına senede bağlanmamış çıplak payın
haczedilebilmesi imkanını açıkça tanıyan TIK m.133 f.2 hükmünün yürürlüğe
girmesi ile birlikte , emsal teşkil edebilme olanağı ortadan kalkmıştır°.
3. Pay Sahibinin Temerrüt Nedeni ile lskatı Sonucunda Kazanma
Kural olarak anonim ortaklık pay sahibinin asli borcu, taahhüt ettiği payla-
nn karşılıklarını ifadır. Bu borcun kaynağını prensip olarak sermaye taahhüdü
oluşturur. Bu doğrultuda, kuruluş ta veya sermay e artırımında pay bedelini taah-
hüt eden kişi sermaye borcunu üstlenir. Payın devren kazanılması vasıtasıyla da
sermaye borcunu yüklenmek söz konusu olabilir. Eğer pay, bedeli henüz tam
olarak ödenmeden başka bir kişiye devredilirse, pay bedelini ödeme borcu da
TTK m.501 f.l uyarınca devredenden devralana geçer. Bununla birlikte, TIK
m.501 f.2'de öngörülen durumda payını devreden kişinin de sermaye borcundan
sorumlu olması söz konusudur
91
.
Sermaye ortaklıklarının tipik örneğini teşkil eden anonim ortaklıklarda, ta-
ahhüt edilen pay bedelinin ödenmesi borcunun yerine getirilmesi oldukça önem-
lidir. Bunun en önemli sebebi, anonim ortaklığın en temel özelliklerinden biri-
87
Çıplak payın cebri icra yolu ile satılabilece�i yönünde bkz. TEKİNALP (POROY / ÇAMOĞLU),
p.767 s.405 -406;
KARAYALÇIN, Çıplak Pay, s.171.
88
Bkz. Yar. 12. HD. 4.6.1996T. 567E. 7691K. (BATIDER, 1997 C.19, S.1, s.179 vd.); Bu kararın
incelemesi için bkz.
KARAYALÇIN, Çıplak Pay, s.153 vd.
89
6762 sayılı TTK m.145 f.2; sermayesi paylara bölünmüş komandit ortaklık ile anonim ortaklık-
larda alacaklıların, borçlulara ait bulunan hisse senetlerini haczettirebilecekleri hükmünü ön-
görmekteydi. Ancak fıkra hükmünde "hisse senedi" ibaresinin kullanılmış olması, Yargıtay 12.
HD. tarafından senede bağlanmamış çıplak payın bu yolla haczedilemeyeceği şeklinde yorum-
lanmış olacağından, kararda m.145 f.2'nin olaya uygulanamayacağı, uygulanacak hükmün
m.145 f.1 olduğu belirtilmiştir. Oysa ki, anılan hükmün amaca uygun yorumu sonucunda varıl-
ması gereken sonuç, m.145 f.2'de geçen hisse senedi ibaresinin geniş anlamda pay şeklinde
anlaşılması gerektiğidir. Aksi halde senede ba�lanmış pay ile bağlanmamış pay arasında eşit-
sizlik söz konusu olur. Oysa ki, senede bağlanmak payda bir değişiklik yaratmaz. Bu hususta
daha geniş açıklamalar için bkz.
KARAYALÇIN, Çıplak Pay, s.153 vd.; ayrıca bkz. bu kitabın 1.
Basısı s.35 vd.da yer alan açıklamalar.
90
TTK m.133 f.2 hükmü anonim ortaklık çıplak payının IIK'nın taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca
haczedilebileceğini öngörmektedir. Bu şekilde, senede ba� lanmış paylar ile çıplak paylar ara-
sında uygulanacak cebriicra prosedürü bakımından da eşitlik sağlanmıştır.
91
Bkz. aşağıda s.360; Söz konusu halde devredenin sorumluluğu ortaya çıkmakla birlikte bu
sorumluluk tali niteliktedir. Zira, bakiye sermaye borcunun asıl borçlusu payı devralan kişidir.
Devreden bakiye sermaye borcuna karşılık ortaklı�a bir ödeme yapmış olsa dahi, yapmış oldu-
ğu ödemeden dolayı devralana rücu etme hakkına sahiptir.
Giriş 47
sini teşkil eden; ortaklığın borçlarından ötürü malvarlığı ile sorumlu olması
kuralıdır (TTK m.329). Sahip olduğu bu özellikten
ötürü, anonim ortaklıkta esas
teşkil eden malvarlığının korunması ilkesi doğrultusunda TTK'da yer alan bir-
çok kural Anonim Ortaklıklar Hukukunu biçimlendirmekte ve ona kendisine
özgü yapısını kazandırmaktadır.
Malvarlığının korunması ilkesi kapsamında anonim ortaklık sermayesinin fii-
len oluşturulmasına hizmet eden kuralların en önemlilerinden birisi TIK m.482
hükmüdür. Zira, söz konusu düzenleme taahhüt edilen sermaye borcunun ödenmesi
ile ilgili olduğundan, doğrudan doğruya anonim ortaklık sermayesinin ve bu doğrul-
tuda malvarlığının tam olarak oluşmasını sağlamaya yöneliktir. TIK m.482 hükmü,
bahsedilen pay bedelinin ödenmesi borcunda temerrüdün hükümlerini düzenlemek-
tedir. Buna göre, pay bedelinin ifası borcunu zamanında yerine getirmeyen pay
sahibi, ihtara gerek olmaksızın temerrüt faizi ödemekle yükümlü kılınmıştır
2
•
Pay bedelinin ifası borcunu zamanında yerine getirmeme durumunda öngö-
rülen bir başka yaptırım da pay sahibinin ıskatıdır93. Iskatı, TTK m.482 f.2
hükmü doğrultusunda mütemerrit pay sahibinin yaptığı kısmı ödemelerden ve
payın sağladığı haklardan da yoksun bırakılarak yerine başka bir pay sahibi
alınması şeklinde tanımlamamız mümkündür94. Doğurduğu hukuki sonuç dikka-
te alındığında, ıskatın anonim ortaklılarda pay sahipleri açısından söz konusu
olabilecek en ağır yaptırım niteliğinde olduğu ve bu sebepten ötürü de, pay be-
delinin ifası borcunun yerine getirilmemesi dışında, agionun ödenmemesi, tali
yükümlülüklerin yerine getirilmemesi gibi durumlarda uygulanamayacağı sonu-
cuna varılması gerekir
95
.
Iskatın çalışmamızın konusu ile ilgili sahip olduğu önem ise, ıskat edilen
pay sahibinin yerine başka bir pay sahibinin alınması noktasında kendisini gös-
termektedir. Şöyle ki, TTK m.483'te gösterilen ıskat prosedürünün uygulanması
sonucunda, anonim ortaklık payı başka bir kişi tarafından devren kazanılır. TIK
m.379 f.4 sadece bedellerinin tümü ödenmiş olan payların devralınacağını ön-
gördüğünden, anonim ortaklığın kendisinin, ıskat edilen ortağın payını devral-
masına esasen imkan bulunmamaktadır. Zira ıskata konu olan payların bedeli-
nin ödenmiş olması söz konusu olamayacağından, TTK m.379 f.4 koşulunun da
karşılanmasına imkan bulunmamaktadır.
92
Bkz. Yar. TD. 10.10.1968T. 905E. 5185K. (ERiŞ, s.634 N.3); "Dava tarihinde, pay sahipliği sıfatı
kalkmış olan davalının bir başkasına devir ettiği pay senedine ilişkin olarak ve TTK'nın 40711
maddesi hükmü uyarınca (temerrüt faizi) ile yükümlü tutulması ve bu faizin tahsili cihetine gidil-
mesi olanaksızdır." Yar. 11. HD. 23.11.1978T. 4631E. 5252K.
(ERiŞ, s.635 N.8).
93
ARSLANLI, s.195 vd.
94
Bkz. ARSLANLI, s.195; ANSAY, s.230; IMREGÜN, Oğuz, Kara Ticaret Hukuku Dersleri, 11.
Bası, lstanbul 1996, s.380;
PULAŞLI, s.664.
95
ARSLANLI. s.195.
'
1(
48
Anonim Ortaklıkta Payın D.ı,.
l
Pay sahibinin temenüt nedeni ile ı skatına karar verecek o lan organ, eğer
sözleşme ile farklı bir düzenleme getirilmemişse, ortaklık yönetim kurulu;
�cak y?netim � lu ıskat k�r�. vermeden ön�e 1!K. �.483 uyarınc..
t
mutememt pay sahıbıne pay bedelinin ıfası borcunu bır ay ıçensınde yerine getir.
mesi için bir çağrı yapmak zorundadır. Söz konusu çağrı, Türkiye Ticaret Sici!ı
Gazetesi'nde ve ana sözleşmenin öngördüğü şekilde, aynca TIK m.1524 uyanııca
İnternet sitesi yükümlülüğüne tabi ortaklıklar bakımından İnternet sitesinde de
Ya.
yınlanacak şekilde yapılır9
7
. Nama yazılı pay senetleri sahiplerine yönelik olarak
ise, gazete vasıtasıyla çağrı yapılmasına gerek yoktur. TIK m.483 f.2 namaYazılı
pay senetleri sahiplerine çağrının taahhütlü mektup ile ve İnternet sitesi mesajı
ara.
cılığı ile yapılacağını öngönnüştür. Kanunda yer alan çağrı prosedüıiinün Yerine
getirilmemesi, yapılacak ıskatın geçersizliği sonucunu doğunı.r
8
•
Çağrı prosedürünün yerine getirilmesi ve yönetim kurulu tarafından verile.
cek ıskat karan sonucunda pay sahibi temerrüde düştüğü paylarla ilgili olarak
bu
sıfatını kaybeder
99
. Ancak pay sahibinin bu sıfatını kaybetmesi payların var.
lığını etkilemez. Anonim ortaklık eksik kalan sermaye payının tamamlanabil-
mesi için boşalan payı başka birisine satar. Satış işlemi ortaklığı yönetim
ve
temsil yetkisine binaen yönetim kurulu tarafından yapılır
100
• Satış açık artırma
veya elden yapılabilir
101
. Yönetim kurulunun hem payların kısa bir süre içerisin-
de satılmasını, hem de sermayenin eksiksiz oluşmasını sağlayacak bir devir
bedeli tespit ederek satışı gerçekleştirmesi gerekir
102
• Eğer paylar itibari değeri
üzerinden veya daha yüksek bir bedelle satılabilirse, ortaklık sermayesi
tamam-
lanmış olacaktır. Bu durumda mütemerrit eski pay sahibinin yapmış olduğu
ödemeler ve itibari değerin üzerindeki miktar, kanuni yedek akçe olarak ortaklık
aktiflerinde yer alır
103
. Satış bedelinin itibari değerden düşük olması halinde, bu
96
ARSLANLI, s.196; İMREGÜN, s.380; PULAŞLI, s.664; Yar. 11. HD. 27.12.1983T. 5531E.
5921K. (ERiŞ, Gönen, Açıklamalı - içtihatlı - Türk Ticaret Kanunu, Ticari işletme ve Ticaret
Şirketleri C .I, 2. Bası, Ankara 1992, 953 vd.).
97
Yargıtay bu çağrının TTK m.37'de yer alan gazete ile yapılması şartını kanuni gereklilik olarak
yorumlamaktadır. Bu doğrultuda yerel bir gazete ile yapılan çağrıyı yeterli görmemiş ve bu
çağ-
rıya dayanan ıskatı geçersiz bulmuştur; Yar. 11. HD. 10.5.1991T. 1307E. 3033K. (ERiŞ,
s.1280); bu konuda ayrıca bkz. BATTAL, Ahmet, Anonim Şirketlerde Ortağın lskat Prosedürü
ile ilgili Yargıtay Uygulaması, Ticaret Hukuku
ve Yargıtay Kararları Sempozyumu XVII, Bildiriler
- Tartışmalar, Ankara 2000, s.55, 59.
98
Yar. 11. HD. 17.12.1981T. 5383E. 5479K. (ERiŞ, s.643, N.3); Yar. 11. HD. 3.6.1982T. 2121E
2676K. (ERiŞ, s.643 - 644, N.4); Yar. 11. HD. 27.1.1992T. 5237E. 344K. (ERiŞ, s.647, N.8).
99
ARSLANLI, s.197; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1068 s.549; PULAŞLI, s.664.
100
TEK
1
NALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1068 s.549; Ancak ana sözleşme ile farklı bir düzenleme
101
getirilebilir.
Bkz.
ARSLANLI, s.198 dn.32.
102 1
Bkz. SEV , Ali Murat, Anonim Ortaklıkta Sermayenin Oluşturulması ve Pay Sahiplerine iade
Edilmesi Yasağı, Ankara 2013. s.352
vd.
103
ARSLANLI, s.198; DOMANiÇ, s.1329; IMREGÜN, s.380.
•
Giriş
bedelin kendisi veya mütemerrit pay sahibinin yapmış olduğu ödemelerle top-
lamı, taahhüt edilen pay bedelini karşılam1yorsa, ortaklığın eksik kalan kısım
için mütemerrit pay sahibine başvurma hakkı bulunmaktadır (TTK m.483 f.3).
Payı devralan yeni pay sahibinin eksik kalan kısımdan kaynaklanan herhangi bir
sorumluluğu bulunmamaktadır.
Mütemerrit pay sahibine sahip olduğu paylar için pay senedi veya ilmüha-
ber verilmişse, ıskat kararının ardından bu senetlerin ortaklığa iadesi gerek1i-
dir
104
. Eğer mütemerrit ortak bu senetleri ortaklığa iade etmezse, yönetim kurulu
TIK m.482 uyarınca iade edilmeyen senetlerin iptaline karar vererek, karan
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ve aynca ana sözleşmenin öngördüğü şekil-
de yayınlatır. Mütemerrit ortak tarafından ortaklığa iade edilmesi gereken pay
senetleri, iade edilmeyip başka bir kişiye devredilirse, bu senetleri devralan
kişi
pay sahibi sıfatını veya paydan doğan haklan kazanamaz. Ortaklık bu pay se-
netlerini devralan kişiye karşı, senetlerin iptal edilmiş olduğuna dair geçersizlik
defi ileri sürebilir. Ancak pay senetlerinin iptali kararının ardından, bu kararın
TTK m.482 uyarınca ilan edilmesi gerekirken, ortaklık tarafından ilan yapıl-
mamış veya haksız yere geciktirilmişse, pay senetlerini iyiniyetle devralan kişi-
nin bu sebeple uğrayacağı zararı ortaklık tazmin etmekle yükümlüdür
105
•
Iskat edilen pay sahibinin pay sahipliğinden doğan tüm haklan, payın satın
alan kişiye geçer. Mütemerrit pay sahibinin ıskatı ile payın satışı arasında geçen
zaman içerisinde paydan doğan haklar donar
106
•
Payın satışı ile birlikte paydan
doğan hakların devralana geçebilmesi için ortaklık tarafından Kanunda öngörü-
len devir işlemlerinin yerine getirilmesi gereklidir
107
• Bunun yanında mütemerrit
pay sahibinin ismi ortaklık tarafından pay defterinden silinerek, yerine paylan
devralan kişinin ismi yazılır. Mütemerrit ortak tarafından ortaklığa iade edilen
senetler veya iptal edilen senetler yerlerine çıkarılan yenileri, yeni pay sahibine
verilir.
4. Külli Halefiyet Yolları ile Kazanma
a. Miras Yolu ile Kazanma
Anonim ortaklık payının miras yolu ile kazanmaya da konu olması müm-
kündür. Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun
gereğince kazanırlar (TMK m.599 f.1). Mirasçılar mirasbırakanın aynı hakları-
nı, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki
104
ARSLANLI, s.197; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1068 s .549; IMREGÜN, s.380.
105
OOMAN
1
Ç, s.1334.
106
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1070 s.550; Bu hususta anonim ortaklığın kendi paylarını
devralması halinde paya bağlı hakların durumu ile ilgili aşağıda yapacağı mız açıklamalar kıya-
sen uygulanabilir.
107
DOMANiÇ, s.1334, bkz. Bölüm il.
.
50 Anonim Ortaklıkta PayınDeıır
zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar (TMK m.599 f.2). Bu doğrultuda
mirasbırakanın malvarlığında bulunan anonim ortaklık paylan da ölümle birlik.
te kanunen mirasçılar tarafından kazanılır. Mirasçıların anonim ortaklık payın,
bu yoJla kazanmaları, bir devren kazanma halidir
108
.
Mirasçıların anonim ortaklık payını kaza nmaları açısından kanunda yer
alan ciro, alacağın temliki ve sene t zilyetliğinin devri gibi işlemler kurucu bır
rol oynamaz. Zira TMK m.599' da belirtildiği üzere mirasçıların mirası kazan.
malan kanun gereğince olur
109
Yanlan bu sonucun mantıklı bir sebebi de, ano-
nim ortaklık paylarının sahibi mirasbırakanın, ölümünden sonra bu paylan devir
için gereken ciro ve zilyetliğin geçirilmesi gibi işlemleri yapma imkanının, pek
tabii ki bulunmamasıdır. Bu sebepten ötürü, miras bırakanın sahip olduğu pay.
tar, mirası ret (TMK m.605), resmi defter tutma talebi (TMK m.6 l 9), resmi
tasfiye isteği (TMK m.632) halleri hariç, ölümle birlikte mirasçılara geçer
110
.
Ayrıca, payın miras yolu ile kazanılması halinde de, hamiline yazılı pay senetle-
rinin dışında, devir işlemi pay defterine kaydedilir.
Mirasçıların mirası ve bu doğrultuda tereke içerisinde bulunan anonim or-
taklık paylarını kazanma anının mirasbırakanın ölüm anı olduğunu yukarıda
belirtmiştik (TMK m.5 99 f.1). Bu durum senede bağlanmamış çıplak paylar,
hamiline ve nama yazılı pay senetlerine veya bunların yerlerine çıkarılmış olan
nama yazılı ilmühaberlere bağlanmış paylar için mutlaktır. Zira anonim ortaklık
paylarında kural olarak serbestçe devredilebilirlik ilkesi geçerlidir. İleride ayrın-
tıları ile inceleyeceğimiz üzere bilhassa hamiline yazılı ve nama yazılı pay se-
netlerinde devir oldukça basittir ve devralan pay sahibi sıfatını zilyetliğin geçi-
rilmesi veya ciro işlemlerinin tamamlanması ile birlikte kazanır. Ancak serbest-
çe devredilebilirlik ilkesinin geçerli olmadığı bağlı nama yazılı pay senetleri
açısından durum farklılık gösterir. Bağlı nama yazılı pay senetlerinin devri, ana
sözleşmede yer alan bağlam hükümleri çerçevesinde anonim ortaklığın onayına
tabidir. Yani devri sınırlandırılmamış nama yazılı pay senetlerinin aksine, bu tür
pay senetlerinin devrinde ciro ve zilyetliğin geçirilmesi pay sahibi sıfatının ka-
zanılması açısından tek başına yeterli değildir. Bu sıfatın ve paya bağlı hakların
ve borçların devralan tarafından kazanılması için ayrıca anonim ortaklığın onayı
gereklidir. Ancak TTK m.493 f.4 hükmü ile payın miras, mirasın paylaşımı,
eşler
arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra gereğince kazanılması
108
TEKiNALP (P0R0Y / ÇAM0ĞLU), p.832a s.433; TEKiL, s.275; TANÖR, s.9O.
109 1
B RSEN, Kemaleddin, Miras Hukuku, lstanbul 1963, s.186; OĞUZMAN, M. Kemal , Miras
Hukuku, 6. Bası, lstanbul 1995, s.283; IMRE, Zahit, Türk Miras Hukuku, 4. Bası, lstanbul 1978,
s.453;
AYITER, NOşln, Miras Hukuku, 4. Bası, Ankara 1978, 173 - 175; BERKi, Şakir, Miras
Huk�ku, Ankara 1975, s.11O vd.; Bununla birlikte, pay senedinin miras şirketi tarafından yapılan
taksım sonucunda herhangi bir mirasçıya devri (TMK m.646 vd. ), hukuki işlem niteliğin dedir;
bu
nedenle de TTK m.559'a tabTdir (ÖZTAN, s.165).
110 1
B RSEN,s.263; DOMANiÇ, s.1329; IMRE, s.479 - 480; AYITER, s.181; BERKi, 116.
Giriş 51
açısından bağlam hükümlerine bir istisna tanınmış ve bu durumlarda anonim
ortaklığın devri pay defterine kayıttan kaçınamayacağı öngörülmüştür. Bununla
birlikte bağlam hükümlerinin tamamen etkisini yitirmesinin getireceği olumsuz-
lu.klan düşünerek, kanun koyucu miras, cebri icra ve eşler arasındaki mal rejimi
hükümleri çerçevesinde kazanılan payları gerçek değeri üzerinden satın alma
hakkını ortaklığın kendisine tanınmıştır. Bu durumda bağlı nama yazılı pay
senetlerinin mirasa konu olmaları halinde mirasçıların pay sahibi sıfatın1 ve
paydan doğan hakları ne zaman kazanacakları sorunu ortaya çıkmıştır. Çünkü,
ortaklığın bu pay senetleri mirasçılardan satın alma hakkı vardrr. Bu sorun ile
ilgili daha ayrıntılı açıklamalar ve değerlendirmemiz, konu bütünlüğü açısından
bağlı nama yazılı pay senetleri başlığı altında aşağıda yer almak:tadır
111
.
b. Ticaret Ortaklıklarının Birleşmesi veya Bölünmesi yahut Ticari İşletmenin Devri
Neticesinde Kazanma
Ticaret ortaklıklarının gerek devralma gerekse yeni kuruluş şeklinde bir-
leşmeleri sonucunda, TTK m.153 f.1 uyarınca devredenin tüm aktif ve pasifi
kendiliğinden devralan şirkete geçer. Benzer şekilde TTK m.179 f.4 uyarınca
gerek tam gerekse kısmi bölünmede, devredenin envanterinde yer alan bütün
aktifler ve pasifler devralan şirketlere geçer. Ticaret ortaklıklarının birleşmesi
veya bölünmesi durumunda malvarlığının devralan şirket tarafından kanun uya-
rınca kazanılması külli halefıyet yolu ile gerçekleşir. Bu çerçevede devreden
şirketin malvarlığında anonim ortaklık paylan bulunuyorsa ve bu paylar birleş-
me veya bölünme sözleşmesi hükümleri uyarınca işlemin dışında bırakJlmamış-
larsa, birleşme veya bölünme işleminin ticaret siciline tescili neticesinde söz
konusu anonim ortaklık paylarının devralan şirket tarafından kazanılması bir
devren kazanma hali niteliği taşır. Ticaret siciline tescil, diğer malvarlığı unsur-
ları yanında payların devren kazanılması bakımınan kurucu nitelik taşımakta-
dır112.
TTK m. 11 f.3 uyarınca, ticari işletme içerdiği malvarlığı unsurlarının devri
için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir
bütün halinde devredilebilir ve aksi öngörülmemişse devir sözleşmesinin sürekli
olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarının tümünü içerdiği kabul edilir.
Anılan hüküm çerçevesinde bir ticari işletmenin içerdiği malvarlığı unsurları
içerisinde anonim ortaklık paylarının da bulunması durumunda, söz konusu
ticari işletmenin devri kural olarak anonim ortaklık paylarının da külli halefiyet
yolu ile devralan tarafından kazanılması sonucunu doğurur. Burada payın devri
sonucunu doğuran tasarruf işlemi TTK m.11 f.3 uyarınca yapılacak yazılı söz-
leşmedir. Payların devralan tarafından külli halefıyet yolu ile kazanılması bakı -
111
Bkz. aşaQıda s.330 vd.
112
IPEKEL KAYALI, Ferna: Türk Ticaret Kanunu' na Göre Birleşmeler, lstanbul 2014, s.203.
52 Anonim Ortaklıkta Payın Devr;
mından kurucu nitelik taşıyan işlem ise devir sözleşmesinin ticaret siciline tesci.
lidir
113
.
Devren kazanmanın ticaret ortaklıklarının birleşmesi veya bölünmesi yahut
ticari işletmenin devri neticesinde gerçekleşmesi durumunda, payların kazanıı.
ması bakınundan kurucu nitelik taşıyan işlem ticaret siciline tescil oluğundan,
hamiline yazılı pay senetleri bakımından senet zilyetliğinin devri, nama yazılı
pay senetleri bakımından ciro ve senet zilyetliğinin devri, senede bağlanmamış
paylar bakımından ise yazılı temlik beyanı açıklayıcı nitelik taşıyacaktır.
Bu
bakımdan böyle bir durumda ciro yahut yazılı temlik beyanı hiç yapılmadan da,
devrin hukuki sebebi (birleşme veya bölünme yahut ticari işletmenin devri)
açıkça ve tescil tarihini de içerecek şeki lde detaylarıyla yazılmak suretiyle pay
defterine kayıt yapılabilmesi mümkünd ür.
Anonim ortaklık paylarının yukarıda belirtilen yollarla devren kazanılmas ı
hakkında TTK'da özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte, aşa.
ğıda daha ayrıntılı üzerinde durulacağı üzere, bağlı nama yazılı paylarda bağla.
mın
etkisini kaybedeceği durumları düzenleyen TTK m.491 f. l, 493 f.4 ve
m.495 f.3 hükümlerinin kıyasen yukarıdaki külli halefıyet ile kazanma hallerine
de uygulanması gerekir.
5. Mahkeme Kararı ile Kazanma
Payın mahkeme karan ile kavmılması da devren kazanma hallerinden biridir.
Örneğin, İİK m.97 çer çevesinde açılan istihkak davaları; mirasta istihkak iddialan
(TMK m.637 -
639); miras paylanrun mahkemece teşkili (TMK m.650); pay senet•
!erinin iptallerinin istenmesi (TIK m.661 - m.576) halleri sonucunda pay sahipliği•
nin kazanılması mahkemenin vereceği karar sonucunda gerçekleşir
114
•
Anonim ortaklık pay senetlerinin mülkiyetini geçirme borcunu doğuran bir
hukuki ilişkide, zilyetliği devretme borcunu yerine getirmeyen pay sahibine
karşı eda davası açılabilir ve bu davanın sonucunda alınacak edaya mahkumiyet
karan sonucunda mülkiyet cebri icra yolu ile kazanılabilir (İİK m.24)
115
.
Gayrimenkul mülkiyetini nakil borcu doğuran bir ilişkide malikin borcunu
ifa etmemesi halinde ona karşı alacaklının açacağı eda davasında Kanun bir
yenilik doğuran hüküm verilmesi ve mülkiyetin mahkeme ilamının kesinleşmesi
ile intikal etmesi esasını kabul etmiş olduğu halde (TMK m.705, 716), menkul
mülkiyetinin devri borcunu doğuran bir ilişkide borcunu ifa etmeyen malike
113
114
115
POROY, Reha/ YASAMAN, Hamdi: Ticari işletme Hukuku, 16. Bası, lstanbul 2017, s.43-45;
A_R�N, Sabih: Ticari işletme Hukuku, 15. Bası, Ankara 2011, s.42 - 43; ŞENER, Oruç Hami:
Tıcan işletme Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2016, s.20 - 21.
DOMAN
1
Ç, s.1328.
AYTAÇ, Z0ht0: Sermaye Piyasası Hukuku ve Hisse Senetleri, Ankara 1988, s.113.
Giriş
karşı alacaklı benzer bir imkana sahip değildir
118
. Dolayısıyla pay senetlerini
devretme borcunu ifa etmeyen pay sahibine karşı dava açılması halinde, alacakJı
ancak cebri icra yolu ile gerekli işlemler yapılınca mülkiyeti kazanır. Pay senedi
üzerinde yapılacak işlemler ve zilyetliğin devri ile pay defterine kayıt için gere-
ken bildirim icra memuru tarafından yapılır.
6. Eşler Arasındaki Mal Rejimi Hükümleri ile Kazanma
Anonim ortaklık paylarının kazanılması eşler arasındaki mal rejimi hüküm-
leri çerçevesinde de gerçekleşebilir. Bu tarz bir kazanma eşlerin mal rejimi söz-
leşmesi ile mal ortaklığı rejimini kabul etmeleri durumunda (TMK m.256 vd.)
söz konusu olabilir. Mal rejiminin sona ermesi; eşlerden birinin ölümü, diğer bir
mal rejiminin kabul edilmesi veya eşlerden biri hakkında iflasın açılması ile son
bulur. Bunun yanında, mahkemece evliliğin iptal veya boşanma seb�biyle sona
erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde, mal
rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.271). Tüm bu
durumlarda, uygulanacak paylaştırma hükümleri doğrultusunda anonim ortaklık
payının eşlerden birisi tarafından kazanılması, eşler arasındaki mal rejimi hü-
kümleri ile kazanma halini oluşturur.
Anonim ortaklığın paylarının, 4721 sayılı Kanun ile Türk Hukukuna dahil
olan, edinilmiş mallara katılma (TMK m.218 vd.) ve paylaşmalı mal ayrılığı
(TMK m.244 vd.) rejimleri hükümleri doğrultusunda da eşlerden biri tarafından
kazanılması mümkündür. Bunun için, anonim ortaklık payının, evlilik sürerken
eşlerin paylı mülkiyetine girmiş olması gerekir. Mal rejiminin sona ermesi ha-
linde, eşlerden biri daha üstün bir yaran olduğunu ispat etmek ve diğer eşin
payını ödemek sureti ile anonim ortaklık payının kendisine verilmesini isteyebi-
lir
117
.
Hangi eşin paylı mülkiyet konusu anonim ortaklık payına tek başına malik
olma yolunda üstün yarar sahibi olduğu hususunun tespitinde; payı satın almak
isteyen eşin satış bedelini ödeme olanağına sahip olup olmadığı, payı satın al-
mak isteyen eşin meslek ve sanatı, işletmesinin bunu gerektirmesi gibi çeşitli
kıstaslar değerlendirilir
118
. Bunun yanında üstün yaran olduğunu ispat eden eşin,
diğer eşe sahip olduğu payın ödeme günündeki karşılığmı (TMK m.248 f.2)
vermesi gereklidir
119
.
Kanunda sayılan şartların yerine getirilmesi ile birlikte,
eşlerin paylı mülkiyetinde bulunan anonim ortaklık payının bağımsız mülkiyeti,
eşlerden biri tarafından mal rejimi hükümleri doğrultusunda kazanılmış olur.
116
OĞUZMAN/SELIÇI, s.554.
117
Bkz. edinilmiş mallara katılma rejimi için TMK m.226 f.2; mal ayrılığı ve paylaşmalı mal ayr ılığı
rejimi için TMK m.248 f.2.
118
KILIÇOĞLU, Ahmet M., Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi, 2. Bası. Ankara 2002, s.73 - 74.
119
Bkz. KILIÇO
Ğ LU, s.74.
Birinci Bölüm
PAYIN DEVREDİLEBİLİRLİĞİ İLKESİ VE DEVREN
KAZANMA İLE İLGİLİ ÖNGÖRÜLEN S INIRLAMALAR
§3. PAYIN DEVREDİLEBİLİRLİĞİ İLKESİ
1. İlkenin Tarifi ve Ortaklık Türleri Bakımından Geçerliliğ i
Sermaye ortaklığı tipinin başta gelen temsilcisi olan anonim ortaklığın
en önemli özelliklerinden biri, hiç şüphesiz temel kavramını teşkil eden
payın serbestçe devredilebilir olmasıdır. Payın devredilebilirliği ilkesini;
payın devrinin herhangi bir ortaklık organının veya pay sahiplerinin yahut
üçüncü bir kişi ya da kurumun iznine veya onayına tabi kılınmamış olması
şeklinde ifade edebilmemiz mümkündür
1
.
6762 sayılı TTK döneminde sa-
dece anonim ortaklıklara özgü olan söz konusu ilke, TTK'nın yürürlüğ e
girmesi ile birlikte, anonim ortaklıklarda bakımından esas, limited ortak-
lıklar bakımından ise istisna niteliği taşımak suretiyle, sermaye ortaklıkla-
rında geçerli hale gelmiştir
2
• Gerçekten de, kişi ortaklıkları sayılan
kollektif ve adı komandit ortaklıklarda payın devri bir ana sözleşme deği-
şikliği niteliğindedir; dolayısıyla ana sözleşmede farklı bir düzenleme yer
almıyorsa, tüm ortaklar devre onay vermediği sürece bir ortak sahip olduğu
payı başkasına devredemez
3
•
Buna karşın anonim ortaklıkta pay, istisnai
nitelik taşıyan kanuni ve ana sözleşmede yer alan iradi kısıtlama halleri
haricinde serbestçe devredilebilir nitelik taşımaktadır. Öyle ki, aşağıda
ilgili kısımlarda ayrıntıları ile inceleneceği üzere, nama yazılı paylar ba-
kımından 6762 sayılı TTK döneminde geçerli olan, devrin ana sözleşme ile
tamamen yasaklanması veya yönetim kurulunun devri onaylayıp onayla-
mamak konusunda serbes t bırakılması imkanları, TTK m.492 vd. hükümle-
ri ile ortadan kaldırılmış, serbestçe devredilebilirlik ilkesi anonim ortaklık-
lar bakımından daha da kuvvetlendirilmiştir.
1
Bu konuda bkz. von STEIGER , s.157 - 158; ARSLANLI, s.149; HOUIN, Roger / RODIERE,
Rene: Droit Commerclal, 6. Bası, Paris 1978, s.183; RODIERE, Rene/ OPETIT, Bruno: Droit
Commercial Groupements Commerciaux, 10 Bası, Paris 1980, s.308 vd.; ANSAY, s.252;
DIDIER, s.87; LE GALL, s.114; TANÖR, s.85 - 86.
2
Paylı komandit ortaklıklarda da komanditer ortakların ortaklıktan çıkmaları husus unda anonim
ortaklık hükümleri uygulama alanı bulur.
3
Bkz. von STEIGER, s.158; KARAYALÇIN, Yaşar , Ticaret Hukuku Dersleri, Şirketler Hukuku,
A) Giriş - Şahıs Şirketleri, Ankara 1965, s.190 vd.; IMREGÜN, Kara Ticareti, s.207; DOMANiÇ,
Hayri, Adi -
Kollektif ve Komandit Şirketler, 4. Bası, lstanbul 1988, s.368 vd.; PULAŞLI, s.150.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 56
il. İlkenin AnonimOrtaklıklarBakımından Önemi
Payın devredilebilirliği ilkesinin anonim ortaklıklar için sahip olduğu öne-
min ve gerekliliğinin kavranabilmesi için, anonim ortaklığın iktisadi ve sosyal
fonksiyonlarının incelenmesi ve bu açıdan diğer ortaklık türleriyle mukayeseli
olarak ele alınması lazımdır. Söz gelimi, kişi ortaklıklarının en önemli temsilcisi
olan kollektif ortaklıklarda payın serbestçe devredilebilirliğinden bahsetmek
mümkün olmadığı gibi, kollektif ortaklıklar açısından bu özelliğin herhangi bir
önemi de bulunmamaktadır. Kollektif ortaklık çoğunlukla aile bireyleri veya
yakın ilişki içerisinde bulunan az sayıdaki kişi toplulukları tarafından sınırlı bir
sermaye miktarı bir araya getirilerek, söz konusu sermaye miktarı ile orantılı
büyüklükteki ticari işletmeleri işletmek amacıyla kurul urlar. Bu ortaklıkta,
TIK
m.218 ve m.233'e dayanarak ana sözleşme ile kendi aralarından yönetim ve
temsile yetkili bir veya birkaç kişi belirlemedikleri müddetçe, ortakların hepsi
yönetim ve temsile yetkili ve ortaklığın işleyişine doğrudan etki edebilme
im-
kanına sahiptirler. Kişi ortaklıklarında, ortakların kişisel yetenekleri ve kendi
işlerini izlemekte gösterdikleri titizlik ve özen ön plandadır. Bu tip ortaklıklarda
hakim olan sınırsız sorumluluk ilkesi ve bahsettiğimiz diğer özellikler, ortaklar
arasında bir güven ilişkisinin varlığını şart kılmakta ve bu da ortaklar arası deği-
şimleri neredeyse imkansız hale getirmektedir.
Anonim ortaklıklara bakıldığında ise, isminde yer alan anonim kelimesi tara-
fından da vurgulandığı üzere, pay sahibinin kişiliğinin değil ortaklığa getirmiş
olduğu sermaye miktarının önemli olduğu görülmektedir. Zira kanun koyucunun
anonim ortaklık tipi ile gerçekleştirmek istediği, küçük tasarruf sahiplerinin biri-
kimlerini bir araya getirerek toplanacak ol an kayda değer miktarda sermaye ile
büyük yatırımların yapılabilmesinin yolunu açmaktır
4
• Bu açıdan, kişi ortaklıkları
ile kıyaslığında bilhassa pay sahiplerinin sayısı binlerle ifade edilen halka açık
anonim ortaklıklarda, münferit bir pay sahibinin hem ortaklık açısından öneminin,
hem de ortaklık yönetimine etkisinin çok küçük olduğu anlaşılmaktadır. Zira ano-
nim ortaklığı yönetim ve temsil yetkisi, kişi ortaklıklarındaki gibi her ortağa değil,
konusunda uzman olan kişilerden oluşan bir organ olan yönetim kuruluna aittir
(TIK m.365). Pay sahibi sadece paya bağlı olan; genel kurula katılına, oy kul-
lanma gibi yönetimsel haklan kullanma�suretiyle, taahhüt ettiği sermaye ve sa-
hip olduğu pay oranında ortaklık yönetimine dolaylı olarak etki edebilme imkanı -
na sahiptir. Anonim ortaklıkların taşıdığı söz konusu özellikler sebebiyle;
kollektif ortaklıkla kıyaslandığında, anonim ortaklıkta pay sahibi olmanın daha
ziyade bir yatırım niteliğinde olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
4
Bkz. von STEIGER,. s.158; ARSLANLI, s.3 vd.; POROY (TEKiNALP / ÇAMOĞLU), p.441
s.214 - 215;
IMREGÜN, s.248.
5
Bununla birlikte, anonim ortaklıklarda da küçük pay sahiplerinin yönetime etkilerini artırabilmek
için azınlık hakları gibi çeşitli müesseseler öngörülmüştür.
ı.Bölüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma ile lıgılı Öngörülen Sınırlamalar 57
Anonim ortaklıklar vasıtasıyla hedeflenen iktisadi ve sosyal fonksiyonlann
gerçekleşmesi, ancak anonim ortaklık payının tasarruf sahipleri için güvenli bır
yatının aracı niteliği taşıması ile mümkün olabilir. Çünkü tasarruf sahıplennı
anonim ortaklığa çekecek faktörlerden en önemlisi, pay sahibi olmanın güvenlı
bir yatırım mahiyetinde olmasıdır. Kanun koyucu bunu sağlamak içın, sınırlı
sorumluluk başta olmak üzere birçok ilkeyi Anonim Ortaklıklar Hukukuna ha-
kim kılmıştır (TTK m.329 f.2). Sınırlı sorumluluk ilkesi kadar önemli bir diğer
nitelik de, pay sahiplerinin ellerindeki payı istedikleri zaman başka birisine
devretmek suretiyle elden çıkartabilme imkanına sahip olmalarıdır. Zira, ortak-
lık payının tasarruf sahipleri açısından cazip bir yatırım yolu olarak görülebil-
mesi; bu payların serbestçe, kolay ve hukuki olarak güvenli sayılacak bir biçim-
de tedavül edebilmeleri ve dolayı sıyla kolay paraya çevrilebilir nitelikte olmala-
rına bağlıdır. Tedavülün kolay ve güvenli gerçekleşebilmesi için anonim ortak-
lık paylarının hamiline veya nama yazılı pay senetlerine bağlanabilmeleri düşü-
nülmüştür (TTK m.484). Aşağıda ayrıntıları ile inceleyeceğimiz üzere, bu se-
netler kolaylıkla devredilebildiklerinden, yüksek tedavül yeteneğine ve içerdik-
leri hak, hukuk düzeni tarafından korunduğundan, tedavül güvenliğine sahiptir-
ler. Bu sebeple payın pay senedine bağlanabilmesinin de payın devredilebilirliği
ilkesinin önemli bir unsuru olduğu göze çarpmaktadır
6
.
§4. DEVREN KAZANMA İLE İLGİLİ ÖNGÖRÜLEN İRADİ VE KANUNİ
SINIRLAMALAR
VE YÜKÜMLÜLÜKLER
1.Kavram ve Genel Bilgiler
Payın devredilebilirliği ilkesi anonim ortaklıklar hukukunda hakim olmakla
birlikte, bütünüyle mutlak değildir7. Başka bir deyişle, payın devredilebilirliği
ilkesinin de gerek iradi gerekse kamını olarak sınırlandırılabilmesi mümkündür.
Aşağıda bağlı nama yazılı pay senetleri konusunda ayrıntıları ile inceleyeceği-
miz üzere, bazı tip anonim ortaklıklarda, çok sayıda yatırımcının anonim ortak-
lığa katılmaları ve bu sayede toplanacak sermaye ile büyük yatırımların yapıl-
ması asıl amaç değildir. Kişi ortaklıklarıyla benzer özellikler taşıyan bu tip ano-
nim ortaklıklarda, payın devredilebilirliği bir imkandan ziyade bir tehlike teşkil
etmektedir. İşte bu gibi durumlarda anonim ortaklık ana sözleşmesine koyulan
6
Bkz. ARSLANLI, s.149.
7
Bunla birlikte, payları borsada işlem gören ortaklıklar için söz konusu serbestlik dığer türlerden
daha mutlak hale getirilmiş ve aşağıda inceleneceği üzere TTK m.495 vd. ile borsada işlem gö-
ren nama yazılı payları devri farklı esaslara bağlanmıştır Ayrıca Borsa lstanbul A Ş Borsacılık
Faaliyetlerine ilişkin Esaslar Yönetmeliği (RG 19.10.2014T 29150S) uyarınca 2015 yılınca çı-
karılmış olan Borsa lstanbul A.Ş. Kotasyon Yönergesi m.8 hükmü ile payları borsa kotuna alın-
ması için başvuruda bulunan anonim ortaklıkların payları Ozerinde, pay sahibi nin haklarını kul-
lanmasına engel olacak kayıtlar bulunmaması ve esas sözleşmenin borsada işlem görecek pay-
ların devir ve tedavülünü kısıtlayıcı hükümler içermemesı gerektiği öngörülmüştür
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
58
bağlam hükümleri ile payın serbestçe devredilebilirliği ilkesinin iradi olarak
kısıtlanması hali söz konusu olmak:tadır8.
Payın devredilebilirliği ilkesine getirilen kanuni sınırlamaları ise, olumlu ve
olumsuz sınırlamalar olmak üzere iki başlık altında ele alabilmek mümkündür.
Kanun tarafından devren kazanma ile ilgili öngörülen olumlu sınırlamalar, bazı
koşulların gerçekleşmesi halinde ortaya çıkan payın devralınması hakkına veya
yükümlülüğüne ilişkindir. TTK m.208'de düzenlenen hakim ortaklığın azlığın
paylarını devralma hakkı
(squeeze out), SPKan. m.24 'te düzenlenen ayrılma
hakkı ile SPKan. m.26'da öngörülen pay alım teklifi zorunluluğu, devren ka-
zanma ile ilgili getirilen olumlu sınırlamalar kapsamında sayılabilir.
Devren kazanılma ile ilgili kanunen getirilen olumsuz sınırlamalar ise, payı
devralan taraf veya pay bedelinin tamamen ödenmiş olup olmadığı gibi konula-
ra bağlı olarak, payın devredilemeyeceği durumlara ilişkindir. Söz konusu sınır-
lamaların öngörülmesi, temelde payın devredilebilirliği ilkesinin sınırsız olarak
uygulanmasının anonim ortaklıklar açısından yaratabileceği bazı tehlikelerin
önlenebilmesi amacına dayanmaktadır. Bu kapsa ma, anonim ortaklığın kendi
payını devralması, kuruluş ve sermaye artırımının tescilinden önce yapılan de-
virler ve bedeli tam olarak ödenmemiş payın devri girmektedir. 6762 sayılı
TTK döneminde, pay sahiplerinin çeşitli haklardan ve imkanlardan faydalana-
bilmeleri için veya anonim ortaklığa teminat sağlamak amacıyla, bazı hallerde
pay senetlerini ortaklığa tevdi etmeleri zorunluluğu getirilmişti
9
• TIK'nın yü-
ıiirlüğe girmesi ile birlikte bu zorunJuluk ortadan kalktığından, tevdi yükümlü-
lüğünün anonim ortaklık payının devredilebilirliği üzerindeki etkileri konusu
çalışmamızın sonraki basılannın kapsamına alınmamıştır.
8
Buna karşın anonim ortaklıkta pay, istisnai nitelik taşıyan kanuni ve ana söz leşmede yer alan
kısıtlama halleri haricinde serbestçe devredilebilir nitelik taşımaktadır. Öyle ki, nama yazılıpay-
lar bakımından 6762 sayılı TTK döneminde geçerli olan, devrin ana sözleşme ile tamamen ya -
saklanabilecajine ilişkin serbesti TTK m.492 vd. hükümleri ile ortadan kaldırılmış, serbestçe
devredilebilirlik ilkesi anonim ortaklıklar bakımından daha da kuwetlendirilmiştir. öncelikle be-
lirtmek gerekir ki, kıymetli evrak olarak sahip olduğu özellikler doQrultusunda, hamiline yazılı pay
senedini n devrinin sınırlandırılması her halükarda söz konusu değildir. Bu prensibin �ışın.d�,
nama yazılı paylar bakımından TTK ile bir yenilik getirilmiş ve nama yazılı payların devırtennın
sınırlanması hususu, payların borsaya kote edilmiş olup olmadığına göre iki ihtimale göredü-
zenlenmiştir. Aşağıda ilgili kısımlarda ayrıntılı olarak inceleneceği üzere, borsaya kote edilme-
miş nama yazılı paylar bakımından ortaklık ancak ana sözleşmede öngörülmüş önemli bir se-
bebi ileri sürerek veya devredene, paylarını başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veyadi -
ğerpay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek devir işlemine onay vermeyi
reddedebilir (TTK m.493 f.1). Borsaya kote edilmiş nama yazılı paylar bakımından ise, ortaklık
ana sözleşmede iktisap edilebilecek nama yazılı paylar ile ilgili olarak esas sermayeye oranla
bir Ost sınır öngörOlmOş olması durumunda, söz konusu sınırın aşılması koşuluyla onay vermeyi
reddedebilecektir (TTK m.495 f.1). Bkz. aşağıda s.293 vd.
9
Bu durumlar 6762 sayılı TTK m.313'te düzenlenen yönetim kurulu üyelerinin hisse senedi tevdt
zorunluluğu, m.360 f.3'te düzenlenen pay sahiplerinin genel kurula katılabilmek için sahip olduk-
ları hamiline yazılı hisse senetlerini tevdi zorunluluğu ve m.341 f.2, m.348 f.2, m.356 f.3, m.367
hükümlerinde öngörülen azınlıkların haklarını kullanabilmeleri için tevdT zorunluluğudur.
1.Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma ile ilgili ôngörülen Sınır1amalar 59
Devrenkazanma ile ilgili öngörülen sınırlamalar başlığı altında son olarak
ele alınacak konu ise, payın devrinin resmi izne bağlanmış olduğu hallerdir.
11. Devren Kazanma ile İlgili Öngörülen İradi Sınırlamalar
A. Ana Sözleşmede Yer Alan Bağlam Hükümleri Vasıtasıyta Sınırlama
Anonim Ortaklıklar Hukukunda hakim olan payın devredilebilirliği ilkesi-
nin istisnaları ve sınırlamaları kanun hükümlerinden doğabileceği gibi, anonim
ortaklık ana sözleşmesinde devri k.Jsıtlayan hükümler öngörmek suretiyle iradi
olarak da ortaya çıkartılabilir. Ana sözleşmede yer alan ve devir işleminin ge-
çerliliğini anonim ortaklık yetkili organının onayına tabi k.Jlan söz konusu hü-
kümler aşağıda inceleneceği üzere bağlam olarak isimlendirilir
10
.
Bağlam hü-
kümleri ile borsaya kote edilmiş olmayan nama yazılı payın devrine anonim
ortaklığın vereceği onay; ortaklık işletme konusunun gerçekleş tirilmesi yahut
ekonomik bağımsızlığının korunmasına yönelik ana sözleşmede belirtilen
önemli sebeplere bağlı kılınabileceği gibi; anonim ortaklığa tanınan devir konu-
su paylan kendisi, diğer pay sahipleri yahut üçüncü kişiler hesabına satın alma
hakkı kullanılarak devrin onaylanmaması
da mümkündür. Anonim ortaklığ m
devri onaylamayıp, devralanı pay defterine kayıttan kaçınması halinde payı
devralan, borsaya kote edilmiş olmayan nama yazılı paylar bakımından, pay
sahibi sıfatını kazanamaz. Payın devredilirliği ilkesinin bağlam hükümleri vası-
tasıyla iradi olarak kısıtlanması hali, aşağıda bağlı nama yazılı pay senetlerinin
devri konusunda ayrıntılı olarak incelenecektir
11
•
B. Pay Sahipleri veya Üçüncü Kişiler Lehine Sözleşme ile Tanınan ve Paylar
Üzerinde Satım İlişkisi Doğuran Haklar
1. Genel Olarak
Yukarıda belirtilen bağlam hükümle ri, kaynağını teşkil eden normların hu-
kuki niteliğinden ötürü mutlak etkiye sahiptir. Başka bir deyişle, bu kuraldan
haberi olsun veya olmasın ilgili olan tüm pay sahiplerine uygulanma kabiliyeti-
ne sahiptir. Böylesine mutlak bir etkiye sahip olmaksızın, taraflar kendi arala-
rında sözleşme özgürlüğü genel prensibine dayanan (T BK m.26) bir sözleşme
yapmak suretiyle payların devrinin çeşitli kısıtlamalara tabi olacağını kararlaştı-
rabilirler
12
.
Bir satım sözleşmesine konu olabilen her şey gibi, senede bağlanmış olsun
veya olmasın, anonim ortaklık paylarının da devir ile ilgili bu çeşit sözleşmesel
10
Bkz. aşa!'.)ıda s.283.
11
Bkz. aşa!'.)ıda s.280 vd.
12
DEFFERRARD, s.15.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 60
1
haklara konu olabileceği kabul edilir
13
.
Bu konuda akla ilk olarak, TBK m.237
vd. da taşınmaz satışına ilişkin düzenlenen ve satım ilişkisi doğuran önalım,
alım ve geri alım haklan gelmektedir. Sözleşmese} bu hakların anonim ortaklık
paylan bakımından da tanınabileceği uygulamada ve öğretide kabul edilmekte-
dir. Önalım hakkı, bağlananın hakkın konusu olan şeyi bir üçüncü şahsa satması
halinde, hak sahibine tek taraflı bir irade beyanıyla satılan şeyin mülkiyetinin
kararlaştırılan bedel karşılığında öncelikle kendisine devrini talep yetkisi veren
inşai bir haktır
14
•
Önalırn hakkı sahibi üçüncü kişinin vereceği bedeli ödeyecek-
se, sınırlı önalım hakkı, önceden kararlaştırılan bedeli ödeyecekse sınırsız öna-
lım hakkı söz konusu olur
15
. Alım hakkı ise, hak sahibine dilediği zamanda bir
şeyin malikinden o şeyin mülkiyetinin kendisine kararlaştırılan bedel karşılığın-
da devrini tek taraflı bir irade beyanıyl a talep yetkisini veren inşai bir haktır
16
•
Geriye alım hakkı ise, hak sahibine sattığı şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan
bedel karşılığında tekrar kendisine devrini tek taraflı bir irade beyanıyla talep
yetkisi veren inşai bir haktır
17
•
Tarafların anonim ortaklık payını bu tarz haklara konu etmeye iten sebep,
aşağıda inceleyeceğimiz bağlam hükümlerinin amaçl an ile paralel olarak, ya-
bancılaşmayı önlemek ve anonim ortaklı ğın kendine özgü yapısının korunması-
dır
8
Bu amaçla çoğunlukla aile tipi ve kapalı anonim ortaklıklarda pay sahiple-
rinin kendi aralarında, ortaklık paylarının üçüncü kişilere satılması durumunda
diğer pay sahiplerine çeşitli haklar tanınması hususunda sözleşmeler yaptıkları
görülür.
2. Uygulamada Sıklıkla Rastlanan Çeşitli Sözleşmese/ Düzenlemeler
Özellikle gerek yeni kurulmakta olan, gerekse pay devri ve/veya sermaye
artırımı neticesinde ortaya çıkan ortak girişim (joint venture) niteliğindeki ano-
nim ortaklıklarda, pay sahiplerine ortaklık yapısında söz konusu olabilecek de-
ğişimlere karşı koruma yahut ortak girişimdeki pay m iktarlarını belli bir zaman
dilimi içerisinde ya da bazı şartların ortaya çıkması durumunda artırma veya
13
Bkz. TEKiNALP, Ünal: Anonim Ortaklık Payının Alım, ônalım, Geriyealım ve Benzer Haklara Konu
Olması Sorunu, Medeni Kanun 50. Yıl Sempozyumu, 1. Tebliğler, lstanbul 1978, s.345;
BAHTIYAR,
Mehmet,
Anonim Ortaklıkta Payların Üçüncü Kişilere Satılması Durumunda Diğer Ortaklara ônalım
Hakkı Tanıyan Anasözleşme Hükümleri ve Etkileri, BATIDER, 2001 C.21, S.2, s.83.
14
TANDOĞAN, Hal0k, Borçlar Hukuku, Özel Borç ilişkileri, C.1/1, 6. Bası, lstanbul 1990, s.274;
Bkz.
OĞUZMAN/ SELIÇI, s.410; ŞIPKA, Şükran laman, Türk Hukukunda Kanuni ônalım
(Şufa) Hakkı, lstanbul 1992, s.2 - 4;
TUNABOYLU, Müslim, Açıklamalı - içtihatlı Şufa Vefa -
iştira Davaları, Ankara 1996, s.29 - 30; Daha kapsamlı bir tanım için bkz.
FEYZIOĞLU, Feyzi
Necmeddln,
Şufa Hakkı, lstanbul 1959, s.5.
15
TANDOĞAN, s.274; OĞUZMAN/SE LIÇI, s.412; TUNABOYLU, s.34.
16
FEYZIOĞLU, s.20; TANDOĞAN, s.274; OĞUZMAN/ SELIÇI, s.406; TUNABOYLU, s.681.
17
FEYZIOĞLU, s.23; TANDOĞAN, s.274; OĞUZMAN/ SELIÇI, s.408; TUNABOYLU, s.693.
18
Bkz. TEKiNALP, Haklar, s.345; BAHTiYAR, Haklar, s.85.
1. Bölüm: Payın Devredilebllirliği ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili öngörülen Sınırlamalar 61
aza�t�-a�mkanının sağlanabilmesi bakımından uygulamada sıklıkla karşılaşılan
çeşıtlı sozleşmesel düzenlemeler mevcuttur. Bu düzenlemeler ile çoğunlukla
pay sahipleri arasında aktedilen pay sahipleri anlaşması (shareholders
agreement - SHA) dahilinde karşılaşılsa da kimi zaman müstakil anlaşmalara
da konu olabilmektedirler. Bu tarz düzenle
�elerin ana sözleşmede öngörülme-
leri yahut pay senetlerinin üzerine yazılması konusu takip eden kısımda incele-
necektir. Aşağıda öncelikle söz konusu düzenlemeler ve tanıdıkları haklar üze-
rinde daha ayrıntılı olarak durulacaktır.
a. Pay Satın Alma Hakkı (Call Option) - Pay Satma Hakkı (Put Option)
Pay satın alma hakkı, bir pay sahibine (call holder) belli miktarda pay1, bel-
li bir süre içerisinde ve önceden belirlenen veya bir fonnül doğrultusunda belir-
lenebilir olan bir fiyat üzerinden satın alma imkanı tanır
19
•
Pay satın alma hakkı
sahibi, bu hakkını kullanıp kullanmama konus unda kural olarak serbesttir. An-
cak bu hakkını kullanması halinde, diğer pay sahipleri hakkın konusu nu teşkil
eden paylan hak sahibine satma mecburiyeti altına girer. Bu düzenlemeye uygu-
lamada çoğu zaman ortaklığa yeni bir pay sahibinin girmesi hali ile bağlantılı
olarak; söz konusu pay sahibinin ortaklıktan beklediği karlılığın zaman içerisin-
de gerçekleşmesi veya çeşitli risklerin bertaraf edilmesi durumunda, ortaklıktaki
pay oranını daha da artırma olanağını sağlayabilmek amacıyla başvurulur. An-
cak ortaklığın işleri iyi gitmezse, pay satın alma hakkı sahibi bu hakkını kul-
lanmayarak ortaklığa giriş zamanındaki pay miktarını muhafaza etıne im.kanına
sahiptir. Böylece yatırımcının ortak girişime dahil olması aşamas ında üstlendiği
ticari ve ekonomik riskin miktarı belli bir seviyede tutulmuş olur. Pay satın
alına hakkının ortak girişim yönetiminde bir kilitlenme (deadlock) durumu ile
bağlantılı olarak öngörülmesi de mümkündür.
Pay satın alma hakkı bir alım hakkı niteliği taşır. Hak sahibinin mevcut
payları dış ındaki ortaklık paylarının tümü veya bir kısmı üzerinde kurulabilir.
Pay satın alma hakkının kullanılması için sözleşme ile belli bir tarih belirlene-
bileceği gibi, kullanılabileceği belli bir zaman aralığının tespit edilmesi de
mümkündür. Bu süre içerisinde kullanılmazsa hakkın sona ereceği öngörülür.
Kullanımı hak sahibinin, anlaşmada belirlenen süre içerisinde yükümlü pay
sahiplerine göndereceği bir yazılı bildirim yolu ile söz konusu olur. Bu bildi-
rimi almasından itibaren sözleşme ile belirlenen belli bir süre içerisinde, bildi-
rimi alan pay sahibinin önceden belirlenen veya belirlenebilir olan bedel üze-
rinden paylarını hak sahibine satma ve bu doğ rultuda payların mülkiyetini
geçirmek için gerekli tasarruf işlemini yerine getirme yükümlülükleri ortaya
çıkar.
19
PENNINGTON, Robert R.: Company Law, 8. Bası, Bath 2001, s.227.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 62
Pay satma hakkı, bir pay sahibine (put holder) sahip olduğu payların çoğun-
lukla tamamını, belli bir süre içerisinde ve önceden belirlenen veya bir formül
doğrultusunda belirlenebilir olan bir fiyat üzerinden diğer pay sahiplerine satma
imkanı tanır2°. Pay satma hakkı sahibi, bu hakkını kullanıp kullanmamaya ken-
disi karar verir. Ancak pay satma hakkını kullanması halinde, diğer pay sahiple-
ri hakkın konusunu teşkil eden paylan hak sahibinden satın alına mecburiyeti
altına sözleşmese}olarak girer. Bu şekilde pay satma hakkı sahibine ortaklıktan
aynlına olanağı sağlanmış olur. Uygulamada pay satın alına hakkı ile pay satma
hakkının bir arada öngörülmesine rastlanabilmektedir. Bu doğrultuda ortak giri-
şime dahil olan yatırımcı pay sahibine yukarıda belirttiğimiz şekilde bir pay
satın alma hakkı tanınırken, geri kalan pay sahiplerine de pay satma hakkı ta-
nınması söz konusu olabilir. Ortaklığın işlerinin iyi gitmemesi veya satım bede-
linin payların piyasa değerinden fazla olması gibi durumlarda, pay satma hakkı
sahibi bu hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılma imkanına sözleşmese! olarak
kavuşabilecektir.
Pay satma hakkının kullanımı da, pay satın alına hakkında olduğu gibi, hak
sahibinin, anlaşmada belirlenen süre içerisinde yükümlü pay sahiplerine gönde-
receği bir yazılı bildirim yolu ile söz konusu olur. Bu bildirimi alan pay sahiple-
ri, belirlenmesinin ardından sahş bedelini hak sahibine ödemekle yüküm lü olup,
bak sahibi de payların mülkiyetini geçirmek için gerekli tasarruf işlemini yerine
getirir.
Hem pay satın alma hakkı, hem de pay satma hakkında sözleşmenin tarafı
olan pay sahipleri aynı zamanda kendileri tarafından aday gösterilen yönetim
kurulu üyelerinin ilgili pay devir işlemlerinin onaylanmasına ilişkin yapıl an
oylamada devrin onaylanması yönünde oy kullanmalarını da taahhüt ederler.
b. Satın Almada Öncelik Hakkı [Right of first Refusal (ROFR) / Right of first Offer
(ROFO)]
Sahn almada öncelik hakkı, ana sözleşmede yer alan ve devri kısıtlayan
bağlam kuralları ile aynı amaca sahip olmakla birlikte, söz konusu hak payın
devrinin engellenmesi ile değil, payı devralacak kişinin tespiti ile alakalıdır.
Gerçekten de, satın almada öncelik hakkı tıpkı temel olarak bağlamda olduğu
gibi payın istenmeyen kişilerin eline geçmesinin önüne geçilmesi suretiyle pay
sahipleri çevresinin korunması amacına yönelik olarak tanınır. Bu amaca eriş-
mek için ise, yukarıda değindiğimiz önalım hakkına benzer şekilde, pay devre-
dilmek istendiğinde öncelikle hak sahibi olan diğer pay sahiplerine satın alma
hakkı tanınması esasına dayanır. Önalım hakkından en önemli farkı ise, pay
sahibinin payların satımı ile ilgili üçüncü bir kişi ile sözleşme yapmadan önce
hak sahibine başvurmakla yükümlü olması noktasında ortaya çıkmaktadır.
20
PENNINGTON, s.227.
ı •Bölüm: PayınDevredilebilirli{ıi ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili ôngôrülen Sınırlamalar 63
Satınalmad �?ncel!� hakkının, takip edilen prosedüre bağlı olarak uygula-
madarastlanan ıkı değ1ş1k şekli vardır. Daha sık karşılaşılan ve right of first
refusal (ROFR) adı ile anılan türde, payını satmak isteyen pay sahibi olası bir
üçüncü kişi alıcıdan payların satımı konusunda bir teklif almasının ardından,
hak
�ahibi pay sahibine yazılı bir bildirim gönderir. Yazılı bildirimde paylar için
önerılen s
�tım bedelinin miktarı, teklifi veren üçüncü kişinin kim olduğu ve
alınan teklıf uyarınca satımın tabi olması öngörülen hüküm ve koşullara yer
verilir. Hak sahibi bu yazılı bildirimi almasından itibaren sözleşmede kararlaştı-
rılan belli bir sü re içerisinde, satın almada öncelik hakkını kullanmak istediğini
paylarını satmak isteyen pay sahibine bildirmelidir. Bu durumda, satın almada
öncelik hakkı sahibi, paylarını satmak isteyen pay sahibi tarafından kendisine
gönderilen yazılı bildirimde belirtilen satım bedeli ve satım koşullan üzerinden
satıma konu olan payları, yine sözleşmede kararlaştırılan belli bir süre içerisinde
satın almakla, payları satmak isteyen pay sahibi ise bunun karşılığında payların
mülkiyetini geçirmek için gerekli tasarruf işlemini yerine getirmekle yükümlü
olur. Buna karşın satın almada öncelik hakkı sahibi, paylarını satmak isteyen
pay sahibine hakkını kullanmaktan feragat ettiğini bildirecek olursa veya söz-
leşmede tespit edilen süre içerisinde bir cevap vermekten imtina ederse, payla-
rını satmak isteyen pay sahibi, yazılı bildirimde belirtilen satım bedelinden daha
az ve koşullardan daha elverişli olmamak kaydıyla, paylarını kendisine teklifte
bulunan üçüncü kişiye satma konusunda serbest olacaktır. Böyle bir durumda
sözleşmede belirtilen süre içerisinde paylar üçüncü kişiye satılmazsa veya satış
bedeli veya koşullarının alıcı lehine daha elverişli hale gelmesi söz konusu olur-
sa, pay sahibinin satın almada öncelik hakkı yeniden ortaya çıkar.
Uygulamada daha nadir karşılaşılan, satın almada öncelik hakkının diğer
bir düzenleniş şeklini teşkil eden right of fırst offer (ROFO)'da ise, payını dev-
retmek isteyen pay sahibi, henüz üçüncü bir kişiden herhangi bir teklif almadan
veya bu şekilde alabileceği olası bir tekliften bağımsız olarak, satın almada ön-
celik hakkına sahip olan pay sahibine yazılı bir bildirim gönderir. Paylarını sat-
mak isteyen pay sahibi paylar için önerdiği satım bedelinin miktarını ve satımın
tabi olmasını öngördüğü hüküm ve koşul1arı yazılı bildirimde belirtir. Hak sahi-
bi bu yazılı bildirimi almasından itibaren sözleşmede kararlaştırılan belli bir
süre içerisinde, satın almada öncelik hakkını kullanmak istediğini paylarını sat-
mak isteyen pay sahibine bildirmelidir. Bu durumda, taraflar ROFR'da olduğu
gibi, payların satışını bildirimde öngörülen bedel ve koşullar altında yerine ge-
tirmekle yükümlü olurlar. Buna karşın satın almada öncelik hakkı sahibi, payla-
rını satmak isteyen pay sahibine hakkını kullanmaktan feragat ettiğini bildirecek
olursa veya sözleşmede tespit edilen süre içerisinde bir cevap vermekten imtina
ederse, paylarını satmak isteyen pay sahibi, yazılı bildirimde belirtilen satım
bedelinden daha az ve koşullardan daha elverişli olmamak kaydıyla, paylarını
herhangi bir üçüncü kişiye devretmekte serbest olur. Diğer türde olduğu gibi,
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 64
sözleşmede belirtilen süre içerisinde paylar üçüncü bir kişiye satılamazsa veya
satış bedeli veya koşullarının alıcı lehine daha elverişli hale gelmesi söz konusu
olursa. pay sahibinin satın almada öncelik hakkı yeniden ortaya çıkar.
Pay sahipleri ortak girişimin özellikleri ve kendi ekonomik ve hukuki ter-
cihleri çerçevesinde satın almada öncelik hakkını ROFR veya ROFO şeklinde
düzenleyebilirler. Bununla birlikte ROFR'ın payını satmak isteyen pay sahibi
lehine daha elverişli bir usul öngördüğü söylenebilir. Uygulamada sözleşmeye
satın almada öncelik hakkını kullanacağını bildiren pay sahibinin, satım bedeli
üzerinden tespit edilecek belli bir miktarı depozito olarak yatırması yükümlülü-
ğü yahut paylan satın almada temerrüde düşmesi halinde gelecekteki satım iş-
lemleri için öncelik hakkını tümüyle yitireceği gibi çeşitli düzenlemelerin ek-
lenmesine de rastlanmaktadır.
c. Birlikte Satma Hak kı/ Birlikte SatmayaZorlama Hakkı (Tag Along Right / Drag Along
Right)
Birlikte satma hakkı, özellikle ortaklıktaki pay sahiplerini korumaya yöne-
lik bir haktır. Buna göre bir pay sahibi ortaklıktaki paylarının tümünü üçüncü
bir kişiye satarak ortaklıktan ayrılma aşamasında iken, söz konusu pay sahibine,
birlikte satma hakkına sahip olan pay sahiplerini de yapılan anlaşmaya dahil
etme ve onlara aynı hüküm ve şartlar üzerinden paylarını devralan üçüncü kişi-
ye satma imkanını sağlama yükümlülüğü getirir. Buna göre, pay sahibine payla-
rını satın alma konusunda bir teklif geldiğinde veya pay sahibinin kendisi payla-
rını satma konusunda bir teklifte bulunduğund a, satış koşullarının tespit edilme-
sinin ardından birlikte satma hakkı olan pay sahibine yazılı bir bildirim gönde-
rerek, hak sahibinin paylarının tümü için önerilen satım bedelini, satın alacak
üçüncü kişinin
kim olduğunu ve satımın tabi olması öngörülen hüküm ve koşul-
ları bildirir. Hak sahibi bu yazılı bildirimi almasından itibaren sözleşmede ka-
rarlaştırılan belli bir süre içerisinde, birlikte satma hakkını kullanmak istediğini
paylarını satmak isteyen pay sahibine bildirmelidir. Elbette paylan satın almak
isteyen üçüncü kişinin de, birlikte satma hakkına sahip olan pay sahiplerinin
paylarını da satın almayı kabul etmiş olması gerekmektedir. Hak sahibi belirle-
nen süre içerisinde bu teklife olumlu yanıt verecek olursa, kendisine bildirimde
bulunan pay sahibi ile prensip olarak aynı satım ücreti ve koşullar çerçevesinde
paylarını ilgili üçüncü kişiye devredebilecektir. Eğer hak sahibi herhangi bir
yanıt vermezse, yahut teklifi kabul etmeyecek olursa, bildirimde bulunan pay
sahibi, daha uygun koşullarda olmamak kaydıyla, paylarını söz konusu üçüncü
kişiye devretmekte serbesttir.
Birlikte satma hakkı, sözleşmese! bir hak olması itibariyle, sadece bu hak-
kın tanındığı sözleşmenin tarafı olan devreden pay sahibine karşı ileri sürülebi-
lir. Sözleşmeye taraf olmayan bir pay sahibine veyahut devralan üçüncü kişiye
karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Birlikte satma hakkı özellikle azınlık pay
41
1.Bölüm:PayınDe vredilebilirliği ilkesi ve DevrenKazanm a ite ilgili ôngörülen Sınırlamalar 65
�ahip�erine, kendilerini beklemedikleri yeni bir hakim pay sahibi ile ortaklık
ıçen
s
mde bulmalarını
önlemek amacı ile tanınır. Böylece azınlık pay sahipleri-
ne de ortaklıktan ayrılabilme hakkı ve kontrol priminden yararlanabilme imkanı
sağlanmış olur.
Uygulamada çoğunlukla birlikte satma hakkı ile eşzamanlı ve bağlantılı
0
131:a��nınan birlikte satmaya zorlama hakkı ise, diğerinin aksine, hakim pay
sahıbının menfaatlerini korumaya yöneliktir. Bu hak, sahibine paylarının tümü-
nü üçüncü bir kişiye satarak ortaklıktan ayrılırken, diğer pay sahiplerini de aynı
alıcıya aynı satım bedeli ve koşullarına tabi olarak paylarının tümünü satmaya
zorlama imkanı tanır. Bu şekilde birlikte satmaya zorlama hakkı sahibi, payları-
nı satmak istediğinde, ortaklığın tüm paylarını satın almak isteyen alıcılarla da
anlaşabilmek suretiyle hareket serbestisi tanır. Birlikte satmaya zorlama hakkı,
sahibine diğer pay sahiplerinin paylan üzerinde borçlandırıcı veya tasarruf iş-
leminde bulunma hakkı tanımaz; ancak sözleşmese! olarak diğer pay sahiplerine
hak sahibinin bu yönde bir talebi ile karşı karşıya kaldıklarında, paylarını ilgili
üçüncü kişiye belirlenen satım ücreti ve koşullan çerçevesinde satma yükümlü-
lüğü getirir.
3. Üçüncü Kişilere veya Ortaklığa Karşı İleri Sürülebilme
Tarafların kendi aralarında yaptıkları sözleşmelerle tanımış oldukları yuka-
rıda incelediğimiz türden hakların üçüncü kişilere ileri sürülebilirliği hususu
tereddütlüdüı-2
1
.
Gerçekten de, taraflardan birisinin sözleşme hükümlerine aykırı olarak pa-
yını üçüncü bir kişiye devretmesi durumunda, pay sahibi sıfatı ve varsa pay
senedi mülkiyeti üçüncü kişiye geçmekte; bununla birlikte sözleşme uyarınca
hak sahibi olan taraf mülkiyeti talep edememekte, ancak sözleşmenin diğer
tarafından tazminat ve varsa ceza koşulu ödenmesi isteminde bulunabilmekte-
dir22. Bu açıdan tarafların kendi aralarında yapmış oldukları bu
tür sözleşmeler
bağlam hükümlerinin aksine mutlak değil, nisbi bir etkiye sahiptir. Yargıtay'ın
vermiş olduğu bir kararda da, söz konusu sözleşmenin, tarafı bulunmayan dev-
ralanları bağlayıcı değer taşımadığı açık bir biçimde belirtilmiştir2
3
.
Doktrinde söz konusu hakları tanıyan sözleşme hükümlerinin üçüncü kişi-
lere karşı da ileri sürülebilmesi için çeşitli çözüm önerileri ortaya konulmuştur.
Bu önerilerden birincisi, önalım ve benzeri hakların varlığının ve hak sahibinin
senet metni üzerine açıkça yazılmasıdır2
4
•
Ancak söz konusu öneri senet metni
21
Bkz. TEKiNALP, Haklar, s.356; DEFFERRARD, s.15 - 16.
22
TEKiNALP, Haklar, s.356.
23
Yar. 11. HD. 7.11.2000T. 2000/6279E. 2000/8691K. (YKD, 2001 C.27. S.8, s.1203).
24
TEKiNALP, Haklar, s.356; BAHTiYAR. Haklar, s.115.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 66
üzerine bu tarz bir kayıt koyulması vasıtasıyla hakkın üçüncü kişilere karşı ileri
sütiilebilmesinin mümkün olmayacağı ve bu çözüm yolunun senede bağlanma-
mış çıplak payları kapsamı dahiline almadığı gerekçeleri ile reddedilir2
5
•
İkinci öneri, pay senetlerinin bir bankaya veya güvenilir bir kişi yahut yere
tevdi edilmesi ve her satımda bu durumu hak sahibine bildirme zorunluluğunun
öngötiilmesi yönündedir26. Fakat bu öneri de, senede bağlanmamış paylan kap-
samına almadığından ve her halükarda tevdi edilmiş olan pay senetleri, hamiline
yazılı ise zilyetliğin havalesi yöntemi ile, nama yazılı ise, zilyetlik havalesi ya-
nında alacağın temliki yöntemi ile üçüncü bir kişiye devredilebilir olduğundan,
kabul edilemez.
İleri sürülen üçüncü öneri, sözleşme hükümlerinin paralelinde ana sözleş-
mede öngörülecek bağlam hükümleri vasıtasıyla, ortaklığa söz konusu hüküm-
lere aykırı olarak yapılacak devir işlemlerini pay defterine kayıttan kaçınma
yükümlülüğünün getirilmesi yönündedir2
7
. Bu önerinin özellikle TIK m.493 f.7
hükmü ve TTK m.480 f.1 'de düzenlenen tek borç ilkesi bakımından irdelenmesi
gerekir. Ana sözleşmenin nama yazılı payların devredilebilirlik şartlarını ağır-
. laştıramayacağmı öngören TTK m.493 f.7 hükmü, sözleşmesel devir şartlarının
ana sözleşmeye konulabilmesi bakımından bir ölçüt niteliği taşımaktadır.
TIK
m.493 f.7 ile hedeflenen amaç, bu kısım içerisinde üzerinde durduğumuz payın
devredilebilirliği ilkesi doğrultusunda, pay sahibinin payını devredebilmesini
güvence altına almaktır. Buna göre payların devri konusunda düzenlemeler
getiren sözleşmese} haklar doğrultusunda ana sözleşmede bağlam hükümlerine
yer verilmesi, söz konusu sözleşmese! düzenlemelerin TTK m.493
f.7 doğrultu-
sunda payın devredilebilirlik şartlarını ağırlaştırıcı bir nitelik taşımamasına bağ-
lıdır. Bu anlayış çerçevesinde yukarıda üzerinde durduğumuz sözleşmesel
hak-
lar incelendiğinde, bunların çoğunlukla payın devredilebilirlik şartlarını ağırlaş-
tırmaktan ziyade, devralanın kim olacağını tayin etmeye yönelik oldukları görü-
lür. Bununla birlikte, birlikte satma hakkında payını devretmek isteyen bir pay
sahibi, hak sahibi olan diğer pay sahiplerine de aynı hüküm ve şartlar altında
paylarını devredebilme imkanını sağlama yönünde ekonomik bir yükümlülük
altına sokulduğundan, payın devrini zorlaştıracak bu şekilde bir düzenlemenin
TTK m.493 f.7'ye aykırı olduğu söylenebilir.
Konuya TTK m.480 f. l 'de öngörülen tek borç ilkesi açısından yaklaşıldı-
ğında ise, ana sözleşmeye dahil edilmesi söz konusu olan düzenlemeler netice-
sinde pay sahiplerine herhangi bir borç yüklenip yüklenmediğinin incelenmesi
gerekir. Yukarıda üzerinde durduğu muz sözleşmese) haklar bu kapsamda ele
25
TEKiNALP, Haklar, s.356; BAHTiYAR, Haklar, s.115.
26
TEKiNALP, Haklar, s.356; BAHTiYAR, Haklar, s.115; DEFFERRARD, s.15.
27
TEKiNALP, Haklar, s.356; BAHTiYAR, Haklar, s.116.
1. Bölüm: Payın Devredileb
1T
ır
l
ı
'ğ
ı
• •
1lkes
•
ı ve Devren Kazanma ile ilgili
O
-
ngôrülen Sınırlamalar
67
alındığında
'
.
pay
.
sat
ın a
l
ma ve b'
ırl
·
ıkte satmaya zorlama haklarının mu
h
ata
b
ı
olan paysah. �p��rıne paylarını satma yükümlülüğü, pay satma hak.kının ise pay
satın alma yukümlülüğü getirdiği görülür. Birlikte satma hakkı ise, karşı tarafa
her ne kada
� ilgili paylan bizzat satın alma borcu yüklemese de, birlikte satma
hakkın_
��-ahıp olan pay sahiplerini de yapılan anlaşmaya dahil etme ve onlara
aynı hukum ve şartlar üzerinden paylarını devralan üçüncü kişiye satma imka-
nınvısağlama
yükümlülüğü getirdiğinden , ekonomik olarak benzer bir sonuç
�og��r. Dol�y_ısıyla, söz konusu sözleşmesel düzenlemelerin ana sözleşmede
on.go.
�lmelennın, pay sahibine pay bedelini veya payın itibari değerini aşan
pn!11ı ıfa dışında borç yükletilemeyeceği temel prens ibini öngören TIK
m.480
f. l e aykırı olduğu sonucuna varılması gerekir2
8
.
Yukarıdaki değerlendirmeden farklı olarak satın almada öncelik hakkında
ise, pay sahipleri her ne kadar pay devri için belli bir prosedürü takip etmeye
mecbur ve paylarını devralanın kim olacağını serbestçe tayin etmekten mahrum
konumda olsalar da, pay sahiplerinin bu nedenle TTK m.480 f. l 'e aykırı düşe-
cek bir yükümlülük altma girdiklerini savunmak, tek borç ilkesinin sınırlarını
zorlayacak bir yorum niteliği taşır. Bu bakımdan ana sözleşmede satın almada
öncelik hakkı (ROFR / ROFO) kapsammda hükümler öngörülmesinin TIK
m.480
f.l 'e aykırı olmadığı sonucuna varılmalıdır2
9
.
Netice olarak, ana sözleşmeye satın almada öncelik hakkı dışındaki söz-
leşmes el düzenlemelere paralel hükümler eklenmesi, hukuken ve pratik olarak
mümkün görülmemektedir°. Ancak yukarıda da incelendiği üzere TIK
m.480
f.1 hükmüne aykırı düşecek unsurlar içermemek kaydıyla, ana sözleşmede satın
almada öncelik hakkı (ROFR / ROFO) dahilinde hükümler eklenebilir. Bu tak-
dirde söz konusu düzenlemeler anonim ortaklık ile onun yö netim kurulunu bağ-
layıcı nitelik kazanırlar ve bu doğrul tuda söz konusu ana sözleşme hükümlerine
aykın olarak yapılan işlemlerin geçersizliği ileri sürülebilir
1
ve bu sebeple uğ-
28
Bkz. POROY, Reha I TEKiNALP, Ünal I ÇAMOĞLU, Ersin (TEKiNALP, Ünal): Ortaklıklar
Hukuku 1, 13. Bası, lstanbul 2014, p.859 - 860, s.607.
29
Bkz. TEKiNALP (POROY I ÇAMOĞLU), Ortaklıklar 1, p.859 - 860, s.607. Tekinalp, bu tür
hükümlerin geçerliliğini •Pay sahipleri çevresinin bi/eşlmi"nin korunması esasına dayandırmak-
tadır.
30
Uygulamada da, ticaret sicili mOdOrlOkleri kuruluşta ya da ana sözleşme değişıkliği kapsamında
anonim ortaklık ana sözleşmesine pay satın alma, pay satma, birlikte satma ve birlikte satmaya
zorlama haklarının dahil edilmesi yönündeki tescil başvurularını TTK m.480 f.1 kaps amında
reddetmektedirler. Buna karşın ana sözleşmede yer al acak satın almada öncelik haklarına
(ROFR / ROFO) ilişkin hükümlerin tescilinde herhangi bir engel bulunmamaktadır.
31
#Mahkemece, devirlerin geçerli olması için ana sôzleşme hükmüne gôre pay devrinin ôncelık/e
şirket ortaklarına teklif edilmesi gerektiği, bu hus usun davalı tarafça ispat edilmesi gerektığı,
dosya kapsamından davacıya teklif yapıldığına dair delil ibraz edilmediği, bu sebeple devrin ge-
çersiz olduğu... " Yar. 11. HD.11.9.2014T. 201418324E. 2014/13581K. (
www. kazanci.co m).
Bununla birlikte Yargıtay 11. HD. verdiği daha yeni tarihli bir kararda ana sözleşmede belirtilen
teklif yükünün ortaklığı bağlamayacağına ve buna aykırı işlemin geçersizlik sonucunu d�urma-
Anonim Ortaklıkta PayınDevn
68
ranılan zararlardan ötürü yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluklarına da
gidilebilir.
Bunun la birlikte Yargıtay yakın tarihte vermiş olduğu bir kar arda, ana
sözleşmeye bu yönde eklenmiş olan hükümde "yönetim kurul unun bu düzen.
lemeye ay/..ırı devirleri kabul etmek zorunda olmadığının" belirtilmesinin,
düzenlemeye aykırı olarak yapılan işlemin geçersizliğinin ileri sürülmesini
engelleyeceği yönünde karar vermiştir3
2
.
Dolayısıyla ana sözleşmedeki satın
almada öncelik hakkında öng örülen prosedüre uymadan, ya da buna aykın
olarak yapılan işlemin geçersizliğinin ileri sürülebilmesi için, Yargıtay'ın söz
konusu kararı dikkate alındığınd a herhangi bir tereddüte mahal vermemek
açısından, yönetim kurulu tarafından ana sözleşmedeki hükme aykırı devirle-
rin reddedileceği yönünde açık ve bağlayıcı bir düzenlemenin ana s özleşmede
yer almasında fayda vardır.
Bunların dışında, esasen kanun koyucu TTK m.493 f.1 hükmünd e borsaya
kote edilmiş olmayan bağlı nama yazılı paylar ile ilgili, anonim ortaklık lehine
kanuni bir satın alına hakkı tanımıştır. Aşağıda ayrıntıları ile inceleyeceğimiz
söz konusu hak doğrultusunda anonim ortaklık, devrin onaylanması için kendi-
sine başvuran devredene, devir konusu paylan kendisi, başka bir pay sahibi
yahut üçüncü kişi hesabına satın almayı önererek devri reddedebilir. Bu
hak
ortaklığa kanunen tanınmış olmak.la, kullanılabilmesi için ana sözleşmede ayn-
ca bu yönde bir hüküm bulunması gerekmemektedir. Ancak anonim ortaklık
tarafından bu hakkın kullanılması; devir konusu payların borsaya kote edilmiş
olmaması, devirleri ana söz leşmeye konulan hükümle r vasıtasıyla halihazırda
sınırlandırılmak suretiyle bağlı nama yazılı bale getirilmiş olması, satış bedeli-
nin payların başvurma tarihindeki gerçek değerlerinin altında olmaması ve pay
sahipleri arasında eşit işlem yapma yükümlülüğüne uygun davranılması koşulla-
yacağına hükmetmi ştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedi r: "... davalı şirketin esas sôzleşmesinin
7. maddes inde payın devri halinde teklif etme yükünün belirli bir pay grubuna değil esas sôz-
leşmede ismen sayılmış pay sahiplerine tanındığı, esas sôzJeşmenin 813 maddesine g6re dev-
reden hissedarın kemer hissedarlarından biri olması halinde devri ilk olarak diğer kemer hisse-
darlarına teklif etmekle y ükümlü oldukları, bu maddeni n tüzel kişi/iğe dair bir hOkOm olmayıp
doğrudan 7 maddede sayılan pay sahi plerinin şahıslarına tanınmış borçlar hukuku nltellf)ine sa-
hip bir sözleşme olduğu, esas sôzleşmenin 8.3 maddesinde düzenlenen teklifte bulunma yO-
k0m/0/0ğüne aykırı olarak gerçekleştirilen pay devrinin yaptırımının geçersizlik olmadığı, bu •
beple yapılan pay devirlerinin geçerli olduğu..."
Yar. 11. HD. 21.3.2017T. 2016/3020E.
2��7/1692K. (www. kazanci.com). Kanımızca teklif yOküml0I0Q0 ana sözJeşmede OııgörOlmelde
bırfıkte ortaklıQı ve onun organlarını bağlayıcı nitelik kazanır ve dolayısıyla yapılan işlemin ge-
çersizliği ileri sürOlebilmelidir. Bu bakımdan Yargıtay'ın ilgili kararına katılmıyoruz.
32
"_·:e· sas mukav e �enin 9. maddesi uyarınca payını devretmek isteyen paydaşın devretmek'-:
diğı payları yönetim kurulu aracılığıyla şirketin diğer paydaşlarına gerçek değeri Ozerlnden
ted
etme zorunluluğu getirdiği, ancak bu zorunluluğun bir teklif y0k0mOgetirip, teklif yapılmaınaaı-
nın devir işlemlerinin geçersi z/iği sonucunu doğurmayacağı, zira maddenin
devamında �
kurulunun bu düzenlemeye aykırı devirleri kabul etmek zorunda olmadığını bellrtmeai suretJyle.
bu şekilde yapılan devirlerin kabul edilebileceğinin de anlaşıldığını • Yar. 11. HD. 24.5.2016T.
2015/11944E. 2016/5634K . (www.kazanci.com).
1
•Bölüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma lıe ilgili Öngörülen Sınırlamalar 69
!:�
nna bağlıdır. Bu çerçevede, payın devrini düzenleyen sözleşmesel hükümlerin,
m.493 f. l 'de öngörülen satın alma hak.kının ne şekilde kullanılabileceğine
ılışkin o larak ana sözleşmeye konulması da mümkündür33.
111.Devren Kazanma ile İlgili Kanuni Sınırlamalar
A. Payın Devredilmesini Engelleyen veya Kısıtlama Getiren Düzenlemeler
1. AnonimOrtaklığın Kendi Payını Devralması
Anonim ortaklık payı, yukarıda çeşitli vesilelerle belirtildiği üzere, ku-
ral olarak herhangi bir yasal sınırlama olmaksızın devredilebilir. Bununla
birlikte, kanun koyucu söz konusu kurala payı devralacak taraf ile ilgili ola-
rak bir sınır koymuştur. Buna göre anonim ortaklık kendi paylarını ancak
kanunda yer alan koşul ve sınırlara uymak şartıyla devralabilir. TTK m.379
f.1 bu hususta bir ortaklığın kendi paylarını, hükümde yer alan diğer sınır-
lamaların yanında, esas veya çıkarılmış sermayesinin onda birini aşan veya
bir işlem sonucunda aşacak olan miktarda ivazlı olarak iktisap edemeyece-
ğini öngörmektedir. Burada "kendi payı" ile kastedilen, anonim ortaklığın
kendi sermayes inin bir bölümünü teşkil eden ve halihazırda bir sahibi bulu-
nan paydır
34
•
Bu çerçevede anonim ortaklığın kendi payını devralması, söz
konusu pay sahibinden belli bir bedel karşılığında, pay senedine bağlanmış
35
olsun veya olmasın, paylarının mülkiyetini devren kazanması işlemidir •
TTK m.383 uyarınca ortaklığın bedelinin tamamı ödenmiş olan kendi payla-
rını ivazsız olarak devralması ise, elden çıkarma yükümlülüğü dışında, pren-
sip olarak herhangi bir kısıtlamaya tabi değildir.
6762 sayılı TTK döneminde anonim ortaklığın kendi payını devralması, sa-
hip olduğu çeşitli riskler nedeniyle kanun koyucu tarafından yasaklanmış, yasa-
ğa aykırılığın müeyyidesi ise hükümsüzlük olarak düzenlenmiş idi. TTK'nın
yürürlüğe girmesi ile birlikte yasak, AB ve İsviçre Hukuklarındaki düzenleme-
lerle paralel olarak kaldırılarak, anonim ortaklığın kendi payını devralması bazı
koşullara ve sınırlamalara uyulması kaydıyla geçerli bir hukuki işlem olarak
kabul edilmiştir. Bunun başlıca sebepleri, söz konusu hukuki imkana sahip ol-
manın, ortaklığa başta finansal alanda olmak ü zere yadsınamayacak bazı avan-
tajlar sağlaması ile kendi payını devralmanın risklerinin, çeşitli önlemlerle ria-
yet edilmesi suretiyle ortadan kaldırılmasının mümkün olmasıdır. Aşağıda bu
konular üzerinde ayrıntılı olarak durulacaktır.
33
KLAY, Hanspeter: Ole Vinkulierung, FaM 1997, s.487.
34
ine. ÇELIKTAŞ, lıyas: Anonim Ortaklığın Kendi Paylarını iktisabı, lstanbul 2006, s.31.
35
Payın anonim ortaklık tarafından aslen kazanılması farklı bir durum olup, söz konusu işlem TTK
m.388 hükmünde "Kendi Paylarını taahhüt yasağı" başlığı altında müstakil olarak düzenlenerek
kanun koyucu tarafından tamamen yasaklanmıştır.
Anonim Ortaklıkta PayınDevn
70
a. Düzenlemenin Kaynağı
Anonim ortaklığın kendi payını devralması hususundaki kısıtlayıcı d üzen_
lemeler İngiliz Hukuku kaynaklıdır. 19. yy. sonlarında konu ile ilgili bir
dava
sonucunda İngiliz Lordlar Kamarasının vermiş olduğu karar; takip eden yıllarda
diğer Avrupa ülkelerinde ve sonralan ülkemizdeki düzenlemelerin de kaynağını
teşkil etmiştir36. Bununla birlikte Amerikan Hukuku'na bakıldığında, anoninı
ortaklıkların kendi paylarını devralmalarının, yatıruncılan korumaya yönelik
birkaç hüküm dışında serbest olduğu görülür
7
•
Türk Hukuku' na anonim ortaklıkların kendi paylarını devralmaları ile ilgili
olarak ilk düzenleme 865 sayılı Ticaret Kanunu ile girmiştir . Anılan Kamımın
m.346 hükmü, genel kurula, tahakkuk eden kar payından ayıracağı paralarla
anonim ortaklığın kendi paylarının satın alınmasına karar verebilme yetkisi
tanımıştır. Bununla birlikte, anonim ortaklığın anılan hükmüne aykırı olarak,
paylarının devrini esas sermayesinden finanse etmesi halinde bu iktisabın geçer-
li olduğu, fakat yönetim kurulu üyelerinin bu iktisap sebebi ile ortaklığa ve or-
taklık alacaklılarına karşı sorumlu oldukları kabul edilmekteydi
38
•
1957 yılında yürürlüğe giren 6762 sayılı TIK ile anonim ortaklıkların kendi
paylarını devralmaları, çeşitli istisnalar dışında tamamen yasaklanmıştır. Bu dü-
zenleme ile, devralma işleminin finansmanı hangi kaynaktan karşılanırsa karşı -
lansın -istisnalar dışında- anonim ortaklığın kendi paylannı devralmaları sonucu-
nu doğuran sözleşmeler hükümsüz sayılmıştır. Benimsenen katı yasak,
zaman
içerisinde hukuk öğretisi tarafından eleştirilmiş ve bilhassa 1977 yılında çıkan II.
Konsey Yönergesi ile benimsenen esaslar ve 1991 yılında mehaz İsv.BK.'da ya-
pılan değişiklikler, anılan hükmün mukayeseli hukukta kabul gören esaslar çerçe-
vesinde gözden geçirilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.
Bu ihtiyaç doğrultusunda, TTK m.379 vd.'da konu yeniden düzenlenmiş ve
yasak ortadan kaldırılarak, Kanunda düzenlenen kısıtlamalara uyulması koşu-
luyla anonim ortaklıklar kendi paylarını devralmak konusunda prensip itibariyle
serbest bırakılmıştır. Söz konusu serbesti tanınırken, bilhassa malvarlığının
36
Trevor v. Whitworth Davası, (1887) 12 AC 409 (Bkz. PETTET, Ben, Share Buy-backs, The
Corporate Dimension Edited by Barry A.K. Rider, Bristol 1998, s.244 - 245).
37
�onim ortaklığın kendi payını devralması konusunun mukayeseli hukuktaki düzenleme tarzı
ıçın bkz.
SEVi, Ali Murat, Anonim Ortaklığın Kendi Payını Devralması üzerine Bir inceleme,
BATl� ER, 2003, C.22, S.1, s.256 vd.;
HERSCHSOHN, Helnrlch (Çev.lrfan BAŞTUĞ): Bir
Anonım Ortaklığın Kendi Hisse Senedini Satın Alması, Ank. Ba. D., 1971 S.1, s. 47; ABD'de
anonim ortakl_ıkların kendi pay senetlerini devralmaları alışılagelmiş bir işlemdir ve ortaklıklar gi-
derek artan bır oranda bu yola başvurmaktadırlar. 1996 yılında ABD'de gerçekleşen anonim or·
takların kendi paylarını satın alma işlemlerinin toplam hacmi 14 milyar doları bulmuştur
(Financial Times , 22.03.1997).
38
HIRSCH, s.281; BARTU, Nihat, Anonim Şirketlerin Kendi Hisse Senetlerini Satın Almaları,
IBD., 1947, S.8, s.347.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma lıe İlgili Öngörülen Sınırlamalar 71
korunması ilkesi ile bu çerçevede ortaklık alacaklılarının korunması ihtiyacına
yönelik çeşitli koşullar ve sınırlamalar da beraberinde getirilmiştir. Eski kanuni
düzenlemeden farklı olarak TTK m.379 vd. hükümlerine aykırılığın müeyyidesi
hükümsüzlük değil, kurala aykırı bir şekilde iktisap edilen payların altı ay içeri-
sinde devir yoluyla elden çıkarılması yahut sermayenin azaltılması yöntemiyle
yok edilmesi olarak belirlenmiştir .
b. Düzenlemenin Amacı Hakkında Değerlendirmeler
aa. Ortaklık Malvarlığınınve Alacaklılarının Korunması Düşüncesi
Anonim ortaklığın kendi paylarını devralmas ına ilişkin kısıtlayıcı düzenle-
menin amacı ile ilgili doktrinde ileri sürü len görüşlerden ilki, ortaklık alacaklı-
larının korunmasıdır. Buna göre, ortaklık kendi payını,
bedeli esas veya çıka-
rılmış sermayesi nden karşılanmak suretiyle
devralacak olursa, sermaye TTK
m.473 vd. hükümlerine riayet edilmeden azaltılmış sayılacağından, işlemin
ortaklık alacaklıları bakımından riskli bir durumun ortaya çıkmasına neden ola-
cağı kuşkusuzdur
9
. Aynca bu işlem, pay sahiplerinin sermaye olarak ortaklığa
verdiklerini geri isteyemeyeceklerini öngören TTK m.480 f.3 hükmüne de aykı-
rı sayılacaktır
40
.
Devralma işleminin usulüne göre tahakkuk etmiş olan kar payından veya
serbest yedek akçelerden karşılanması halinde ise yukarıda belirttiğimizden
farklı bir sonuca ulaşmak gerekir. Zira tahakkuk eden kar payı ve serbest yedek
akçeler, üzerinde ortaklığın kural olarak serbestçe tasarrufta bulunabileceği
değerlerdir. Her ne kadar karşılığın bu değerlerden finanse edilmesi durumunda
ortaklığın malvarlığında bir azalma gerçekleşiyorsa da, söz konusu azalma or-
taklığın üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabileceği bir meblağdan gerçekleşti-
ğinden, bu durumun malvarlığının korunması ilkesi veya alacaklıların korunma-
sı amacı kapsamında değerlendirilmemesi gerekir
41
.
Kaldı ki, ortakhk sözü ge-
çen öz kaynaklarını kar payı olarak ortaklarına dağıtmak suretiyle tamamen de
gözden çıkarabilir
42
.
Bu doğrultuda TTK m.379 f.3, anonim ortaklığın kendi
payını devralabilmesinin koşullarından bir tanesi olarak, devir konusu payların
bedelleri düşüldükten sonra, kalan ortaklık net aktifinin, en az esas veya çıka-
rılmış sermayesi ile kanun ve esas söz leşme uyarınca dağıtılmasına izin veril-
meyen yedek akçelerinin toplamı kadar olması gereğini öngörmüştür. Bu şekil-
de, malvarlığının korunması ilkesin in ihlal edilmesi neticesinde başta ortaklık
alacaklıları olmak üzere pay sahipleri ile ortaklığın kendisinin zarar görmeleri-
39
SEV
1
, s.242.
40
ARSLANLI, s.133; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.834 s.434; TEKiL, s.277
41
Bu konuda detaylı açıklamalar için bkz. SEVi. s.243 - 246.
42
Kar daQıtımı ile ilgili olarak bkz. BiRSEL, Mahmut Tevfik, Anonim Şirketler Hukukunda Kar
Kavramı, C.
1, lzmir 1973, s.135 vd.
Anonim Ortaklıkta Payın Devrı 72
nin önüne geçilm esi amacı yla, anonim ortaklığın kendi payını devralması sonu.
cunda ödeyeceği bedelin pay sahiplerine dağıtılması yasaklanmış olan sennaye
ile kanun veya ana sözleşme hükümleriyle dağıtılmasına izin verilmeyen
yedek
akçelerinin karşılığından müteşekkil bağlı malvarlığı dışındaki serbest malvarlı.
ğından karşılanması şart koşulmuştur. Sonuç olarak, TTK m.379 vd. hükümleri
tarafından öngörülen kısıtlama salt ortaklık malvarlığının ve alacaklılarının
korunması ilkeleri ile açıklanamaz
43
•
bb. Pay Sahiplerinin Eşit İşleme Tabi Tutulmaları
Anonim ortaklığın kendi payını devralmasını engelleyen yasak, pay sahip-
lerinin eşit işleme tabi tutulmaları ilkesiyle de ilgilidir. Eşit işlem
ilkesi, aynı
şartlar altında, bir pay sahibinin diğer pay sahibi veya pay sahipleri gibi
işleme
tabi tutulması anlamını taşır. Burada kastedilen tüın pay sahiplerinin istisnasız
aynı işleme tabi tutulmaları değil, eşit şartların varlığı halinde hiçbir pay sahibi-
nin diğerinden daha kötü şartlar altındaki bir işleme muhatap olmaması zorunlu-
luğudur�. Bu doğrultuda, TIK m.357 hükmü ile ortaklık organlan eşit şartların
varlığı halinde pay sahiplerine eşit iş lem yapmak ile yükümlü kılınmışlardır.
Anonim ortaklığın kendi paylarını devralması ile eşit işlem ilkesi arasında-
ki bağlantıya gelinecek olursa; ortaklık tarafından sadece bir veya birkaç pay
sahibine ait olan payların devralınması işlemi, söz konusu pay sahiplerine koy-
muş oldukları sermaye paylarının iade edilmesi ve böylece üzerlerinden ortaklı-
ğın işletilmesinden doğan riskin alınması sonucunu doğuracağından, bu ortaklar
paylan ortaklıkça devralınmış olmayan diğer ortaklara göre daha iyi bir konuma
ulaşacak ve neticede eşit işlem ilkesi ihlal edilmiş sayılacaktır. Gerçekten de,
işleri bozulan bir ortaklığın feshedilmesi halinde, mevcut pay sahipleri ortak.lığa
koymuş oldukları sermayeyi kaybedecekler, fakat payları ortaklık tarafından
devralınmış olan eski pay sahipleri sermayelerini önceden geri almış bulunacak-
lardır
45
• Bu ihtimalin yanında, anonim ortaklığın kendi paylarından bazılannı
gerçek değerinin üzerinde bir bedelle satın alması durumunda da eşit işlem ilke-
sinin ihlal edildiğinden bahsedilebilir
46
.
Ancak, anonim ortaklığın eşit işlem ilkesini ihlal etmeden kendi pa ylarını
devralabilme imkanı da elbette mevcuttur. Burada dikkat edilmesi gereken
bir
başka ilke, haklardan yararlanmada sermayeye katılma oranının belirleyici ola-
43
Aynı yönde bkz. ARSLANLI, s. 130; BARTU, s. 347; TEKiNALP (POROY/ÇAMOĞLU), p.834
s.434; SEVi, s.246; Aksi fikir, TEOMAN, Ömer: Anonim Ortaklıkta Pa y Sahibinin Oy Hakkından
YoksunluOu, Ankar a 1983, s. 56;
PULAŞLI, s. 576.
«
YILOIZ, Ş0kr0: Anonim Ortaklıkta Pay Sahipleri Açısından Eşit işlem ilkesi, Ankara 2004, s.68:
ayrıca bkz. NOMER, Füsun: Anonim Ortaklıkta Eşit Davranma (Eşit işlem) ilkesi (Eşit işlem),
Prof.Dr. OOuz lmregOn'e ArmaOan, lstanbul 1998, s.469.
45
ANSAY, s. 267.
_.
6 ÖZOAMAR, s.82; ÇELIKTAŞ, s.141.
1.Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma ile İlgili Öngörülen Sınırlamalar 73
cağını öngören oransallık ilkesidir'". Zira, sahip olduğu katılma payının miktarı-
na bakılmaksızın her pay sahibinden eşit miktarda pay satın alınması halinde
belki pay sahipleri arasında mutlak bir eşitlik sağlanacak; fakat bu sefer de,
haklardan yararlanmada sermayeye katılma oranının belirleyici olacağını öngö-
ren oransallık ilkesine aykırı bir işlem gerçekleştirilmiş olacaktır. Bu sebeple,
kendi paylarını devralmak isteyen bir anonim ortaklığın, tüm ortaklardan ser-
mayeye katılma oranlan esas alınmak suretiyle pay satın alması durumunda
hem pay sahiplerinin eşit işleme tabi tutulmaları ilkesi, hem de oransallık ilkesi
korunmuş olacaktır
48
•
TTK m.357 hükmü ile eşit işlem yapma yükümlülüğü kanunen öngörüldü-
ğünden, anonim ortaklığın TTK m.379 uyarınca kendi payını devralırken anılan
hükme uygun olarak işlem yapması gerekmektedir. Eşit iş lem ilkesine aykırılı-
ğın hukuki sonucu TTK m.391 hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre, eşit işlem
ilkesine aykın olan yönetim kurulu kararı batıldır. Devralmanın temelini teşkil
eden yönetim kurulu kararının geçersiz sayılması, ortaklığın kendi payını dev-
ralmasına ilişkin sözleşmenin ve devrin geçersizliğini ne şekilde etkileyecektir?
Bu halde, menkul mülkiyetinin devrinin illi bir işlem olup olmadığı tartışmasına
girilmeksizin, TTK m.357 ve 391 hükümleri ile kanun koyucu tarafından güdü-
len amaçtan yola çıkmak suretiyle, devir işleminin geçersiz olduğu sonucuna
varmak kanımızca uygun olacaktır.
cc. Borsa Spekülasyonlarının Önlenmesi
Öğretide anonim ortaklığın kendi payını devralmas ına ilişkin kısıtlamanın
amaçlarından bir tanesi de, borsa spekülas yonlarının önlenmesi olarak belir-
tilmektedir"
9
. Gerçekten de, yönetim kurulunun işlerin bozuk gittiği zamanlar-
da, ortaklık parası ile ortaklığın kendi pay senetlerini satın alıp yapay bir de-
ğer artışı meydana getirmesi veya elinde tuttuğu pay senetlerini blok halinde
satması yatırımcıların zarara uğraması sonucunu doğurabilir°. Ancak, payla-
rını devralacak ortaklığın, bu işlemi gerçekleştirmeden belirli bir süre önceden
piyasaya bilgi vermesi sonucunda bu konudaki sakıncaların önüne geçilmes i
mümkündür
1
.
Bu doğrultuda, SPKan. m.22'ye dayalı olarak SPK tarafından
47
Bkz. TEKiNALP (POROY/ÇAMOĞLU) , p.878 s.457; TEKiL, s. 20; PULAŞLI, s. 236 vd.
48
SEV
1
, s.248.
49
BARTU, s. 348; SCHMITTHOFF, Cilve M./ THOMPSON, James H.: Palmer's Company Law,
21. Bası, Londra 1968, s. 445; HERSCHSOHN, s. 48; MERLE, Phlllppe: Droit Commercıal -
Societes Commerciales, 5. Bası, Paris 1996, s. 280 Bkz. PETTET, s. 244; SEVi. s.246; Aksi fi-
kir,
PULAŞLI, s. 576.
50
ANSAY, s. 267.
51
Amerikan Hukukunda, konu 1934 tarihli Menkul Kıymetler ve Borsa Kanunu (SEA) ile düzen-
lenmiştir. Söz konusu Kanunun 13. kısmının e-1 bendi gereği nce, paylarını devralmak isteyen
ortaklıklar bu işlemin gerekçelerini, hangi kaynak kullanılarak gerçekleştirileceğini, devralı nacak
payların sayısını, bu paylar karşılığında ödenecek olan bedeli, devralma yöntemini ve kamu ya-
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 74
çıkarılan Geri Alınan Paylar Tebliği (II-22. l) m.12'de payları borsada işlern
gören ortaklıkların geri alım işlemlerine ilişkin kamuyu aydınlatma
yükümlü-
lükleri düzenlenmiştir. Aynca söz konusu Tebliğ'de hüküm bulunmayan hal-
lerde SPK'nın özel durumlara ilişkin düzenlemeleri uygulanır. Anılan
hüküm.
ler, yukarıda belirttiğimiz spekülasyon riskinin azaltılmasına yöneliktir.
dd. Diğer Amaçlar
Anonim ortak.lığın kendi paylarını devralmasına ilişkin kısıtlamanın birdi-
ğer amacı, ortaklık üzerinde hakimiyet kurulmasının engellenmesidir. İleride
inceleneceği üzere, ortaklık tarafından devralınan paylar üzerindeki oy hakkı,
kural olarak bu paylar ortaklık elinde bulunduğu süre boyunca kullanılamaya.
cağından (TTK m.389), genel kurul toplantısında geçerli olacak karar nisaplan
bu işlem sonucunda değişecektir. Bu doğrultuda, yönetim kurulunun ortaklığın
maddi olanaklarını kullanmasıyla bazı pay sahiplerini sahip olduk.lan paylan
ortaklığa devretmeye yöneltmeleri ile birlikte, ortaklık içerisindeki bir grup,
genel kurul toplantısında avantajlı duruma getirilebilir
2
•
Bunun yanında, payların gerçek değerinin üstünde bir bedelle devralınması
halinde anonim ortaklığın zarara uğratılmış olacağı hususu da bir tehlike olarak
ifade edilmiştir53. Gerçekten de anonim ortak yöneticileri, paylan devralacakları
pay sahibi ile anlaşarak, paylan gerçek değerinin üstünde bir fiyatla satın almaya
karar vererek, devreden ortak veya kendi lehlerine yarar elde edebilirle�.
Bunun-
la birlikte, TTK m.379 f.2 hükmü doğrultusunda payların anonim ortaklık tarafın-
dan devralınabilmesi için genel kurulun yönetim kuruluna vereceği yetkide paylar
karşılığında ortaklık tarafından ödenecek bedelin alt ve üst sınınnın da gösteril-
mesi gerektiğinden yöneticilerin kendi inisiyatifleri ile ortaklığı zarara uğratacak
derecede yüksek bir bedel ö deme riskleri ortadan kaldırılmıştır. Bununla birlikte,
paylarının tümü tek bir kişiye yahut bir aileye ait olan anonim ortaklıklarda genel
kurulun bu yolla yönetim üzerinde sağlayacağı
denetimin etkisi de zayıflamış
rarı ile yatırımcıların korunması açısından uygun ve gerekli görülecek diğer bilgileri de içerenbir
açıklama yapmakla yükümlü kılınabilirler.
Fransız Hukuku açısından, anonim ortaklıkların öngörülen istisnalar dahilinde kendi
paylarını
devralmaları halinde benzer bir yükümlülük Ticaret Kanunu (C. Com.) (21.9.2000) m. L. 225-
212; C. Com. (24.7.1966) m. 217-5 hükmü ile getirilmiştir. Burada, borsada işlem gören
pay se-
netleri açısından, ortaklığın kendi paylarını devralacağı önceden borsa komisyonuna bildirilme-
lidir.
Norveç Kamu Ortaklıkları Kanunu (PSCA), §9-4 (4) uyarınca, kendi paylarını devralma
lşlenn
gerçekleşebilmesi için öncelikle ortaklığın devralma işlemine yetki veren genel kurul karannı Ti-
cari işletmeler Sicilinde ilan etmesi gereklidir.
52
SE
1
V, s.248.
53
SEV 1 , s.249.
54
Bkz. GOWER, L.C.B./CRONIN, J.B./EASSON, A.J.: Gower's Principles of Modem Company
Law, 4. Bası, Londra 1979, s. 225;
HERSCHSOHN , s. 48; TEKiNALP, Ünal: Holdlng'ln Pıy
Senetleri Yavru Ortaklık Tarafından Satın Alınabilir Mi?, 1kt. Mal.
1969, c. 15, s.10, s. 417. --
ı
1.Bölüm: Payın Devredilebilirli ği ilkesi ve Devren Kazanma he ilgili Öngörülen Sınırlamalar 75
olacağından, anılan risk baki kalmaya devam edecektir . Bu durumda, yönetim
kurulunun sorumluluğu yoluna başvurulması mümkün olduğu kadar, örtülü ka-
zanç dağıtımına ilişkin hükümlerin uygulanması yahut koşullarının oluşması ha-
linde sermayenin iade edilmesine dayalı olarak TIK m.480 f .3 hükmüne aykırılık
nedeniyle işlemin geçersizliğinin ileri sürülmesi de söz konusu olabilir.
c. Düzenlemenin Kapsamı ve Kanuna Karşı Hile
Anonim ortaklığın kendi payını devralmasına ilişkin kanuni düzenlemenin
kapsamı ve uygulama alanı, TTK m.379 f.5 ve m.380'de tespit edilmiştir. Söz
konusu hükümlere bakıldığında, anonim ortaklığın kendi paylarını doğrudan
doğruya devralması halinin dışında aynca değerlendirilmesi gereken iki farklı
boyutunun daha bulunduğu dikkat çekmektedir. Bunlardan bir tanesi, bağlı or-
taklık ilişkisi içerisinde TTK m.379 vd. hükümlerin uygulanmasını gerektiren
işlemler, bir diğeri ise TTK m.379 vd. hükümlerini bertaraf etmek amacıyla
yapılan işlemlerdir.
aa. Düzenlemenin Bağlı Ortaklık İlişkisi Dahilinde Uygulama Alanı ve Karşılıklı İştirak Kavramı
Bir ortaklığın diğer bir ortaklığın paylarını devralarak onun pay sahibi sıfa-
tına sahip olması, iştirak olarak nitelendirilir. İştirak, belirttiğimiz şekilde tek
taraflı olabileceği gibi, karşılıklı da olabilir. Bu çerçevede, iki ortaklığın karşı-
lıklı olarak birbirlerinin paylarına sahip olmaları halinde, karşılıklı iştirak olarak
adlandırılan durum ortaya çıkar
55
. Karşılıklı iştirak halinin birbirlerinin paylan-
na sahip olan ortaklıklar ve onların pay sahipleri ile alacaklıları bakımından bazı
sakıncaları mevcuttur. Bunlardan en önemlisi, iştirake konu olan sermaye mik -
tarının iki defa kullanılması sebebiyle, doktrinde adlandırıldığı şekliyle
köpük
sermaye yaratılmasıdır. Bu durumda karşılıklı katılmaya konu olan sermaye
tutarının ikinci kez kullanılması sebebiyle; kağıt üstünde var olmakla birlikte,
ortaklığa gerçek bir sermaye girişi esasen söz konusu olmamaktadır. Bu doğrul-
tuda, karşılıklı katılma dahilindeki ortaklığın finansal durumunun zayıflaması
sebebiyle, pay sahipleri ve alacaklıların menfaatleri riske girmektedir.
Belirttiğimiz risk sebebiyle 6762 sayılı TTK döneminde, karşılıklı katılma
halinde anonim ortaklığın kendi paylarını devralmasını yasaklayan m.329 hük-
münün kıyasen uygulanarak işlemin geçersiz sayılması gerektiği görüşü savu-
nulmuştur>. 6102 sayılı TTK ile birlikte ise, artık karşılıklı iştirak konusu hu-
55
Bkz. OKUTAN NILSSON, Gül: Türk Ticaret Kanunu Tasarısı'na Göre Şirketler Topluluğu Hu-
kuku (Anılış: Şirketler Topluluğu), lstanbul 2009, s.161:
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU),
p.843a s.438.
56
POROY, Holding'ler, s.441 - 442; Ayrıca Bkz. TEKiNALP, Holding, s.418 ve 419 'da anıl an
yazarlar. Bir diğer görüş ise, bu işlemin ancak kanuna karşı hile amacıyla gerçekleştirilmesi ve-
ya hakkın kötüye kullanılması niteliğini taşıması halinde hükümsüz sayılması yönündedir, bkz.
WEISS, G., Semer Kommentar, Band VII. Obligationenrecht, 2. Abteilung: Das Aktienrecht, 1.
Lieferung (Einleitung). Bem 1956, N.347;
SIEGWART, A., Komm. Zum ZGB, Bd. V. Das
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 76
kukumuz bakımından özel hükümler vasıtasıyla düzenlenerek geçerli kabul
edilmiş ve söz konusu duruma bazı hüküm ve sonuçlar bağlanmıştır. Öncelikle
belirtmek gerekir ki, kanunen bir karşılıklı iştirak durumunun doğması ve buna
bağlanan hüküm ve sonuçların ortaya çıkabilmesi için, TTK
m.197 uyarınca ilci
ortaklığın birbirlerinin paylarının en az dörtte birine sahip olmaları gerekli kı-
hnmıştır. Kanunda belirtilen oran dahilinde ortaya çıkan karşılıklı iştirak halin-
de doğan en önemli hukuki sonuç, TIK m.201 uyarınca iştirak konusu olan
paylardan doğan toplam oylarıyla diğer pay sahipliği haklarının sadece dörtte
birinin kullanılabilmesidir. TTK m.197'de öngörülen dörtte birlik oranın altında
gerçekleşen karşılıklı katılma hallerinde ise, hakların donmasına ilişkin söz
konusu hüküm uygulama alanı bulmayacaktır.
Bağlı ortaklık ilişkisi içerisinde yavru ortaklığın, ana ortaklığın paylarını
devralması durumunda, iki anonim ortaklığın birbirlerinin pay sahibi olmaları
anlamına gelen nitelikli karşılıklı iştirak hali, ortaya çıkar. Bu halde ana ortaklık
paylan bir üçüncü kişi tarafından devralınmakla birlikte, devir onun kontrolü
altında bulunan bir yavru ortaklık tarafından gerçekleştirildiğinden, sanki ortak-
lık bizzat kendi paylarını devralmış gibi bir sonuç doğmaktadır5
7
•
Bununla bir-
likte, ana ortaklık fiilen kendi paylarını devralmış olmadığı için sadece karşılıklı
katılmaya ilişkin yukarıda anılan hükümlerin uygulama alanı bulması halinde,
anonim ortaklığın kendi paylarını devralması halinde uygulanacak TTK m.379
vd. yer alan kısıtlayıcı bazı düzenlemelerin dolanılması yolu açılmış olacaktır.
Bu durumun önüne geçebilmek amacıyla, nitelikli karşılıklı iştirak halinde,
anonim ortaklığın kendi paylarını devralmasına ilişkin hükümlerin uygulama
alanı bulacağı kanun koyucu tarafından TTK m.379 f.5'te açık bir biçimde ön-
görülmüştür. TTK m.379 f.5'teki genel düzenlemenin dışında, TTK m.201 ve
389 hükümlerinde anonim ortaklığın kendi devraldığı kendi paylarına ilişkin
pay sahipliği haklarının tamaıruyle donacağına ilişkin kuralın, nitelikli karşılıklı
iştirak halinde de geçerli olacağı belirtilmiştir.
bb. Kanuna Karşı Hile (TTK m.380)
aaa. Genel Olarak
Kanun koyucu anonim ortaklığın kendi payını devralmasına ilişkin kısıtla-
maları bertaraf etmek amacıyla yapılacak hukuki işlemlere uygulanacak yaptı-
rımı, Kanuna Karşı Hile başlığını taşıyan TTK m.380 hükmünde özel olarak
düzenlemiştir. Anılan hüküm kapsamında ilk olarak anonim ortaklığın kendi
payının devralınması için finansal destek sağlaması, ardından da ortaklığın do-
laylı temsil yoluyla üçüncü bir kişinin kendi paylarını devralması amaçlarıyla
Obligationenrecht, 5. Teil: Die Aktiengesellschaft, Zürich 1945, Einl. 178 (Bkz. TEKiNALP, Hol-
ding, s.419 NAKLEN).
57
OKUTAN NILSSON, Şirketler Toplulu� u. s.182.
1.Bölüm: Payın Devredilebilirliai ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar n
yapılacak sözleşmelerinin hukuki akıbeti ele alınmıştır. Aşağıda bu durumlar
üzerinde daha ayrıntılı olarak durulacaktır.
bbb. Hükmün Kapsamı
aaaa. Anonim Ortaklığın Kendi Payının Devralınması lçın Fınansal Destek Sağlaması
TTK m.380 f.l, kendi paylarının devralınması amacıyla, ortaklığın başka bir
kişiyle yaptığı, konusu avans, ödünç veya teminat verilmesi olan hukuki işlemle-
rin batıl sayılacaklarını öngörmektedir. Bu şekilde, ortaklığın kendi payının dev-
ralınması için üçüncü kişilere finansal destek sağlamak amacı güden hukuki iş-
lemler kanun tarafından geçersiz sayılmıştır. Uygulama alanı üzerinde durulma-
dan önce anılan düzenleme ile ilgili olarak dikkat çekilmesi gereken husus, kanun
koyucunun TIK m.379 vd. hükümlerini dolanmak amacıyla yapılan işlemi, dola-
nılmak istenen hükme aykırılık halinde uygulanacak olandan daha ağır bir yaptı-
rıma bağlamış olduğudur. Gerçekten de, anonim ortaklığın TTK m.379'da yer
alan sınırlamalara uygun olarak kendi paylarını devralması hukuken geçerli bir
işlem olarak kabul edilmektedir. TTK m.379 vd. hükümlerinin ihlal edilmesi
halinde ise, devralma işlemi yine de geçerli sayılacak, fakat m.385 ve 386 uyarın-
ca kanuna aykın bir biçimde devralınan paylar en geç altı ay içerisinde elden
çıkarılacak, elden çıkarılamayan paylar ise sermayenin azaltılması yolu ile yok
edilecektir. Buna karşın ortaklığın TTK m.379 hükmündeki sınırlamaları dolan-
mak için kendi payının devralınması amacıyla üçüncü bir kişiye finansal destek
sağlaması halinde ise yapılan işlem geçersiz sayılacaktır. Buradaki geçersizlik
TBK m.27 uyarınca kesin hükümsüzlüktür. Kanun koyucunun bu şekilde bir dü-
zenleme yapmasının sebebi, ortaklığı TTK m.379'da yer alan sınırlamalara uy-
mak suretiyle kendi paylarını devralmaya yöneltmek olmalıdır.
Düzenlemenin kapsamına gelecek olursak, konu bakımından yaklaşıldığın-
da, hükümde belirtilen avans, ödünç veya teminat verilmesi konulu hukuki iş-
lemlerin geniş olarak yorumlanarak, ortaklığın kendi paylarının devralınması
işlemini doğrudan veya dolaylı olarak finanse etmek için yaptığı
tüm işlemlerin
TTK m.380 kapsamında değerlendirilmesi gerekir. İşlemin tarafları açısından
ise, anonim ortaklığın finansal destek sağladığı üçüncü kişi, başta pay sahipleri
ve yönetim kademesinde bulunanlar olmak üzere, her türlü üçüncü kişiler şek-
linde anlaşılmalıdır. Bununla birlikte anılan hüküm kredi vermenin olağan ticari
faaliyetleri arasında sayıldığı bankalar gibi kredi ve finans kurumlan açısından
özel önem taşımaktadır
58
. Zira, TTK m.380 f.l 'deki kural geniş yorumlanacak
olursa, söz gelimi bir bankadan kredi alan kimsenin daha sonra o bankanın pay-
larını devralamayacağı gibi bir sonuca varılması muhtemeldir. Kanun koyucu
bu sebeple, TTK m.380 f. l 'in, kredi ve finans kurumlarının işletme konulan
58
DAVIES, Paul L. (Çev. Ayşe YÜRÜK), lngiliz Hukukunda Ortaklı�ın Kendi Pay Senetlerinin
Satınalınması Amacıyla Mali Yardımda Bulunması: Slater Davası (1), EAOIIBFD, 1983, C 1,
S.1, s.248 - 249.
Anonim Ortaklıkta Payın Devrı 78
içine giren işlemler bakımından uygulanmayacağını açık bir biçimde belirtmiş-
tir. Bununla birlikte kredi ve finans kurumu niteliğindeki anonim ortaklığın,
TTK m.379'u dolanarak kendi paylarının devralınmasını finanse etmek için
kredi sağlaması halinde, işlemin m.380 hükmünün amacı doğrultusunda yine de
geçersiz sayılması gereklidir
59
.
Aynı şekilde, ortaklığın paylarını devralabilmeleri için ortaklığın veya onun
bağlı ortaklıklannın çalışanlarına avans, ödünç veya teminat verilmesine ilişkin
hukuki işlemler de, TTK m.380 f.1 hükmünün kapsamı dışında bırakılmıştır.
Zira ortaklığın, çalışanlarına kendi paylarını devralabilmeleri için yahut serma-
ye artırımına iştirak edebilmeleri için finansal destek sağlaması ile hedeflenen
amaç, çalışanlara aynı zamanda pay sahibi sıfatı tanınarak onlara kar payı getiri-
si olan bir yatının imkanı sağl anması suretiyle maddi anlamda destek verilme-
sidir. Bu sebeple münhasıran söz konusu amaç doğrultusunda sağlanan finansal
destek hukuken geçerlidir.
Gerek kredi ve finans kuruluşlarının pay sahiplerine, gerekse ortaklığın ça-
lışanlarına sağladıkları finansal desteğin TTK m.380 hükmünün kapsamı dışın-
da sayılabilmesi için, yapılan işlem sonucunda kanun ve ana sözleşme ile bağlı
malvarlığınm miktarının azalmaması, kanun koyucu tarafından genel bir koşul
olarak öngörülmüştür. Buna göre, ortaklığın, kanun ve ana sözleşmesine göre
ayırmak zorunda bulunduğu yedek akçeleri azaltan veya kanuni yedek akçelerin
harcanmasına ilişkin kanun hükümlerini ihlal eden ve ortaklığın devraldığı ken-
di paylan için öngörülen yedek akçeyi ayırmasına engel olan istisnai işlemler
TTK m.380 f.1'de belirtilen genel kural uyarınca geçersiz sayılacaklardır. Or-
taklığın sermayesinin karşılığını azaltan işlemler de, TTK m.480 f.3'te yer alan
genel prensip çerçevesinde her hal ükarda geçersizdir.
bbbb. Anonim Ortaklığın Kendi Paylannı Dolaylı Temsil Yoluyla Devralması
TTK m.380 hükmünde düzenlenen kanuna karşı hile hallerinden diğeri, or-
taklığın kendi paylarını dolaylı temsil yolu ile devralmasıdır. Anılan düzenleme
6762 sayılı TIK m.329 hükmünde de "...
ve hatta bu yasağı dolayısıyla berta-
raf etmeyi hedef tutan akitlerin de... "
denilmek suretiyle yer almaktaydı. TTK
çok daha açık ve ayrıntılı bir düzenleme yapmak suretiyle m.380 f.2'de, ortaklık
ile üçüncü kişi arasında yapılmış bulunan ve bu kişiye, ortaklığın kendi payları-
nı, ortaklığın, ortaklığa bağlı bir ortaklığın veya ortaklığın paylarının çoğunlu-
ğuna sahip olduğu ortaklığın hesabına alma hakkı tanıyan veya bu şekilde bir
yükümlülüğü öngören bir sözleşme hükmü; eğer bu paylar doğrudan doğruya
ortaklığın kendisi tarafından devralınmış olsaydı işlem TTK m.379'daki sınır-
lamalara aykırı olacak idiyse, geçersiz sayılacağı hükmü öngörülmüştür.
59
Bkz. DAVIES, s.248 - 249; SEVi, s.253.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar 79
Söz konusu düzenleme bi rkaç açıdan ele alınmalıdır. İlk olarak işlemin ge-
çersiz sayılması için, kendi adına ve ortaklık hesabına hareket eden bir temsilci
vasıtasıyla yapılmış olması gereklidir6°. İkinci olarak, devralınacak paylar ortak-
lığın kendisine ait olabileceği gibi, bağlı bir ortaklığa yahut hakimiyet altmdaki
bir ortaklığa da ait olması mümkündür. Son olarak işlemjn geçersiz sayılması,
TTK m.380 f. l 'de düzenlenen durumdan farklı olarak, işlemin TTK m.379'da
yer alan sınırlamaları ihlal etmesi koşuluna bağlanmıştır. Başka bir deyişle or-
taklığın dolaylı temsil yolu ile kendi payını devralması ancak TIK m.379'da
belirtilen kanuni sınırlamaların ihlal edilmesi kaydıyla geçersiz sayılacaktır.
Hükümsüzlük hem taahhüt işlemini hem tasarruf işlemini kapsar
61
.
d. Anonim Ortaklığın Kendi Paylarını Devralmasının Esasları
aa. Genel Kurulun Yönetim Kurulunu Yetkilendirmesi
aaa. Kural
Anonim ortaklığm kendi paylarını devralması kural olarak genel kurulun
söz konusu işlemin gerçekleştirilmesi ile ilgili olarak yönetim kuruluna yetki
verilmesi yönünde bir karar alması koşuluna bağlı tutulmuştur (TTK m.379 f.2).
Buna göre, ortaklığın kendi paylarını devralabilmesi için, genel kurulun yöne-
tim kurulunu en çok beş yıl için geçerli olmak üzere, devralınacak payların ayn
ayn itibari değerleri ve itibari değerlerinin toplamı ile ödenmesi söz konusu
devir bedellerinin alt ve üst sınırlarını da içerecek şekilde yetkilendirmesi ge-
rekmektedir. Kanun tarafından benimsenen söz konusu koşulun kaynağını II.
Konsey Yönergesi teşkil etmektedir
62
. Söz konusu hüküm şüphesiz yapılan iş-
lemin kanunda öngörülen şartlara uygunluğunun genel kurulun bilgisine sunul-
ması işlevine sahiptir
63
. Böylece pay sahlpleri işlem sonucunda ortaklığın her-
hangi bir zarara uğratılmayacağını yahut devir işleminin eşit işlem yapma ilke-
sine aykırı bir şekilde gerçekleştirilmeyeceğini kontrol edebilme imkanına sahip
olacaktır. Yönetim kurulu, her izin talebinde gerekli kanuni şartların karşılanmış
olduğu ve özellikle payların bedellerinin karşılanacağı serbest malvarlığmın
mevcudiyeti ve işlem sonucunda ortaklığın bağlı malvarlığının azalmayacağı
yönünde beyanda bulunmakla ayrıca yükümlü kılınmıştır.
Bununla birlikte, genel kurul tarafından yönetim kuruluna yetki verilmesi
anonim ortaklığın kendi payını devralması bakımından kurucu ve zorunlu bir şart
60
LEFEBVRE, Francls, Memento Pratique, Societes Commerciales 1996, Paris 1995, s.883.
61
SEV
1
, s.250.
62
Konu ile ilgili lsv.BK. m.659 düzenlemesinde genel kurul tarafından yönetim kuruluna yetki
verilmesi koşulu bulunmamaktadır, bkz. BÖCKLI, Peter: Schweizer Aktienrecht, 3. Bası, Z0rich
- Basel - Genf 2004, p.235 s.473.
63
HABE RSACK, Mathlas: Europaisches Gesellschaftsrecht, 2. Bası, M0nchen 2003, p.184
s.132.
Anonim Ortaklıkta Payırıo� 80
niteliği taşım amaktadır. Zira yönetim kurulunun söz konusu yetkinin yoklutunda
yapacağı devralma işlemi geçersiz s ayılmaz, bu şekilde devralınan payların�
m.385 ve 386 hükümle ri uyarınca devralınmaları tarihinden itibaren en geç altı
ay
içinde elden çıkarılmaları, elden çıkanlamay anların ise sermayenin azaltılınas
1
yöntemi ile derhal y ok edilmeleri gerekir
64
. Yukarıda açıklanan sebeplerle, &enet
kurulun de vir işlemi gerçekleştirildikten sonra verece ği bir onay kararı da, kanı.
mızca söz konusu koşulun gerçekleşmiş sayılması için yeterlidir. Zira yapılan
işlem ile ilgili pa y sahiplerinin olumlu iradesini ortaya koyan bir genel kurul kata.
rının mevcut bulunmas ına rağmen, salt söz konusu onay kararının işlemden
sonra
alınmış olmasına dayalı olarak TIK m.385 ve 386 hükümlerinin uygulanmasında
ısrar etmenin herhangi bir hukuki yaran bulunmamaktadır.
Anılan 11. Konsey Yönergesi'nin yerine geçen 2012/30/EU sayılı Konsey
Yönerges i'ni
65
yürürlükten kaldıran (EU) 2017/1132 sayılı Yönerge'nin
66
m.60
hükmünde, üye devletlerin anonim ortaklıkların kendi paylarını devralmalarına
hukuken imkan tanımaları halinde, bu işlemin gerçekleştirilmesine ilişkin yetki.
nin genel kurul tarafından verilmesi ve genel kurul tarafından verilecek yetkide
devralınacak payların azami sayısının, beş yılı geçmemek kaydıyla yetkinin ne
kadar süre için verildiğinin ve devir bedelinin alt ve üst sınırının belirtilmesi ge-
rektiği öngörülmüştür
67
. AB Hukukundaki geçerli prensip doğrultusunda, TIK
m.379 f.2 düzenlemesinde kabul edilen beş yıllık sınır, yönetim kuruluna ortaklık
paylarının devralınması konusunda büyük bir hareket serbestisi tanımaktadır.
Gerçekten de, genel kurulun devralınacak payların
miktarı ve devir bedeli bakı-
mından geniş bir yetkiyi beş yılda bir yenilemek suretiyle, diğer kanuni ve karar-
da gösterilen şartlara uygun olmak kaydıyla yönetim kurulunu anonim ortaklığın
kendi paylarını devralabilmesi konusunda serbest bırakabilecektir.
Bu şartın yerine getirilmiş sayılabilmesi için, genel kurulun vereceği karar
ile yönetim kurulunu ortaklık paylarının devralınması konusunda açıkça yetkili
kılması gereklidir. Bu karar genel kurulun olağan veya olağanüstü toplantısında,
eğer ortaklık ana sözleşmesinde farklı bir düz enleme bulunmuyorsa, normal
toplantı ve karar yetersayılan ile verilebilir
68
. Kararda aynca yönetim kurulu
64
Kaldı ki, aşağıda da inceleneceği üzere yönetim kuruluna bazı durumlarda genel kurul tarafın-
dan yetkilendirilmediği halde kendi paylarını devralabilme imkanı tanınmıştır.
65
OJL315, 14.11.2012s.74-97.
66
Avrupa Parlamentosu ve Konseyi'nin Ortaklıklar Hukukunun Çeşitli Hususlarına ilişkin 14 Tem-
muz 2017 (EU) 2017/1132 Yönergesi, OJ L 169, 30.6.2017, s. 46-127.
67
SCHWARZ, GOnter Chrlstlan: Europfüsches Gesellschaftsrecht, Baden Baden 2000, p.603
s.3B2 - 383; HABERSACK, p.184 s.132; GRUNDMANN, Stefan: Europai sches
Gesellschaftsrecht, Heidelberg 2004, p.348 s.156.
68
GO.ETTE, Wulf / HABERSACK, Mathlas (OECHSLER, Jürgen): Münchener Kommentar zum
Ak�engesetz (Anılış: Münchener Kommentar), C.I, 3.
Bası, M0nchen 2008 (http://beck·
��ınehbec k .d e ),( §
71
p.193;
HÜFFER, Uwe: Aktiengesetz (Anılış: Aktiengesetz), 8. Bası,
ne e
2
n
0
0 8 http://beck-online.beck.de), p.19d.
•
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar 81
tarafından gerçekleş tirilecek devralma işlemine ilişkin ayrıntılara da yer verıl-
ınesi gerekmektedir. Devralma işlemi ile ilgili kararda belirtilecek ayrıntılar.
kanun tarafından, yetkinin ne kadar süre ile verildiği, devralınacak payların tek
tek itibari değerleri, devralınacak payların toplam itibari değerleri ile devir
kar-
şılığı ödenecek bedelin alt ve üst sınırlan olarak belirlenmiştir. Bu hususları
içermeyen bir genel kurul kararının TTK m.379 f.2'deki koşulu karşıladığından
bahsedilemez. Ancak bu eksikliklerin sonradan alınacak bir genel kurul karan
ile tamamlanabilmesi pekala mümkündür.
Buna karşın, kanunen şart olmamakla birlikte, genel kurul kararında devre-
den pay sahibinin kimliği, kesin devralma bedeli, devralınan kendi paylarının ne
zaman ve kime devredileceği gibi hususlar da kararda belirtilebilir
69
•
Kararda.
yönetim kurulunun hareket serbestisini sınırlayıcı kanunda belirtilmeyen ek bir
takım kayıtlara yer verilmesi halinde yönetim kurulunun bunlara uymamas ı ka-
nımızca TTK m.385 ve 386 hükümlerinin uygulamasını gerektirmez. Zira her ne
kadar genel kurul tarafından yetkilendirilmesi şartı Kanun tarafından aranmış olsa
da, TTK m.3 65 uyarınca yönetim kurulu söz konusu işlemin gerçekleştirilmesi
balamından tek yetkili organ konumundadır. Bu sebeple genel kurul kararında
yönetim kurulunun söz konusu kanuni yetkisini kısıtlayacak kanun veya ana söz-
leşme tarafından öngörülmeyen ek kayıtların bağlayıcılığı bulunmaz.
bbb. İstisna: Yönetim Kurulunun Genel Kurulun Yetkilendirmesi OlmaksızınOrtaklığın Kendi
Paylarını Devralması İmkanı
Kanun koyucu yönetim kuruluna, genel kurul tarafından verilen bir ye tki
bulunmamasına rağmen, iki yıl içerisinde elden çıkarma veya itfa etme zorunlu-
luğu olmaksızın, ortaklığın kendi paylarını devralabilmesi imkanı da tanımıştır.
Buna göre, yönetim kurulu ortaklığın karşı karşıya olduğu yakın ve ciddi bir
kayıptan kaçınmak için gerekli olduğu takdirde, kendi pay larını genel kurulun
yetkilendirmeye ilişkin karan olmadan da iktisap edebilir (TIK m.381). Bu
takdirde, yönetim kurulu ilk genel kurula iktisabın sebep ve amacı, iktisap edi-
len payların sayılan, itibarı değerlerinin toplamı ve sermayenin ne kadarını tem-
sil ettiği ile bedeli ve ödeme şartları hakkında yazılı bilgi vermekle yükümlüdür.
Bu koşulun yerine getirilmesi durumunda, ortaklığın devraldığı kendi paylan
hakkında TTK m.385 ve 386 hükümleri uygulama alanı bulmayacaktır.
Kanun koyucu TTK m.381 hükmünün uygulanabilmesi için, iktisabın ortaklı-
ğın yakın ve ciddi bir kayıptan kaçınması için gerekli olması koşulunu getirmiştir.
Hükümde kullanılan kayıptan kaçınma kavramı ile ortaklığın zarara uğramasının
önüne geçilmesi kastedilmektedir. Zarar kavramına sadece ortaklığın uğradığı pozi-
tif zarar değil, yoksun kaldığı kar da dahildir. Bununla birlikte kendi paylan üzerin-
69
OECHSLER, München er Kommentar, § 71 p.208.
Anonim Ortaklıkta Payın Devr 82
den elde edeceği spekülasyon kazancı elbette bu kapsamda değerlendirilm�
Karşı karşıya kalınan ı.arann yakın zamanda gerçekleşecek olması ve ciddi oimas
1
da aynca şart koşulmuştur. Buna göre, anonim ortaklığın kendi payını devralması
ortaklığın finansal durumunun korunması bakımından zorunlu nitelik arz ediyorsa
ve bunun için TTK m.379 hükmü doğrultusunda genel kurul tarafından verilecek
bir yetki için beklenme si, ortaklığın finan sal anlamda ciddi bir biçimde zarara
uğ-
raması sonucunu doğuracaksa, yönetim kurulunun işlemi yetkilendirme olmaksızın
yapabileceği kabul edilmelidir
71
. Bununla birlikte, TIK m.381 hükmünde açık hır
biçimde ortaklığın zarara uğraması ihtimalinden bahsedildiği için, pay sahiplerinin
şahsen zarara uğramalarının önüne geçilmesi amacı, söz konusu istisnanın uygu.
lanması bakımından geçerli sayılamaz
72
.
Bahsedilen koşulların oluşup oluşmadığı her bir iktisap için ayrı ayn değer-
lendirilmelidir. TTK m.381'de belirtilen istisnanın uygulanması, şüphesiz Ka-
nun tarafından tacirlere yüklenen basiretli bir iş adamı gibi hareket etme
yü-
kümlülüğü çerçevesinde ele alınmalıdır (TTK m.I 8 f.2).
Her ne kadar TTK m.381 hükmünde düzenlenmiş olmasa da, anonim ortak-
lığın nama yazılı payların devrine onay vermekten kaçınmak için TTK m.493
uyarınca devir konus u paylan devralmayı teklif etmesi halinde, kendi paylarını
devralma hakkı doğrudan doğruya kanundan doğduğundan ve bu gibi hallerde
genel kurulun toplanarak yönetim kurulunu yetkilendirmesi çok zaman alaca-
ğından, yönetim kurulunun yetkilendirmeye gerek olmaksızın kendi paylarını
devralabileceğini kabul etmek gerekir.
Yönetim kurulunun ortaklığın kendi paylarını yukarıda belirttiğimiz esaslar
dahilinde yetkilendirme karan olmaksızın devralması halinde, TIK m.381 f.2
hükmü ile genel kurulu bilgilendinne yükümlülüğü getirilmiştir. Karnımın lafzın-
dan da anlaşıl dığı üzere, burada genel kurulun yapılmış olan işleme onay vermesi
gibi bir durum mevcut değildir. Yönetim kurulu gerçekleşecek ilk olağan veya
olağanüstü genel kurul toplantısının gündemine bu hususun eklenmesi neticesinde
gerekli bilgileri verecektir. Bununla birlikte, eğer yönet im kurulu TIK m.381' de
öngörülen is tisnanın koşullan oluşmamasına rağmen genel kurulun yetkilendir-
mesi bulunmaksızın ortaklığın kendi payl arını devralırsa, yapılan işlem aykırı
iktisap say ılacak ve TTK m.385 ve 386 hükümleri uygulama alanı bulacaktu.
70 Ö
Z LLNER, Wolfgang (LUTTER, Marcus): Kölner Kommentar zum Aktiengesetz (Anılış: Kölner
Kommentar), C.I, 2. Bası, Köln - Berlin - Bonn - München, 1988, §
71 p.22; DOĞAN, Beşir
Fatih:
Der Erwerb eigener Aktien im deutschen und türkischen Recht im Hinblick auf
euroupaisc hes Recht, Hamburg 2004, s.125.
71
Bkz. GEBLER, Ernst / HEFERMEHL, Wolfgang / ECKARD, Ulrlch / KROPFF, Bruno
(HEFERMEHL , Wolfgang / BUNG EROTH, Erhard): Aktiengesetz (Anılış: Aktiengesetz). C.I,
München 1984, § 71 p.42;
DOĞAN, s.125-126.
72
_LUTTER, Kölner Kommentar, § 71 p.22; BENCKENDORFF, Andreas: Erwerb eigener Aktien
ımdeutschen und US-amerlkanischen Rech t, Baden- Baden 1998, s.2 12; DOĞAN, s.125.
-
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma ile ilgili ôngörülen Sınırlamalar 83
bb. Devralınan Payların Toplam Tutarının Esas Sermayenın veya Çıkanlmış Sennayenın Onda
Birini Aşmaması
Anonim ortaklığın kendi payını devralması konusundaki bir diğer koşul.
devralınacak payların toplam miktarı ile ilgilidir. Buna göre, TTK m.379 f.l
uyarınca anonim ortaklık kendi paylarını, esas veya çıkarılmış sermayesinin
onda birini aşan veya bir işlem sonucunda aşacak olan miktarda, ivazlı olarak
iktisap edemez
73
. Hükmün hemen devamında, üçüncü kişilerin kendi adlarına.
ancak ortaklık hesabına iktisap ettikleri payların da, onda birlik oranın hesap-
lanmasında dikkate alınması gerektiğinin altı çizilmektedir.
Kıta Avrupası hukukunda genel olarak uygulama alanı bulan yüzde on-
luk sınır esasen Alman Hukuku kaynaklıdır
7
4.Bu şekilde anonim ortaklığın
kendi paylarını devralmasının yukarıda izah ettiğimiz çeşitli sakıncalarının
ve risklerinin kontrol altında tutulması hedeflenmektedir
75
• Kaldı ki, bu ko-
nuda bir sınırlama getirilmemesi anonim ortaklığın tüm paylarını devrala-
bilmesine ve devamlı olarak elinde tutmasına hukuken imkan tanınması an-
lamına gelir ki, bu durum kişi unsurundan yoksun bir ortaklık kavramının
ortaya çıkması sonucunu doğurur
76
• Bununla birlikte, ortaklığın kendi payla-
rının yüzde onundan fazlasını devralmaya yetecek miktarda serbest malvar-
lığı bulunsa da, sınırlayıcı hüküm aynen uygulanacaktırn. Devralınan kendi
paylarının bedelinin serbest malvarlığına dahil aktiflerinden karşılanması
şart
koşulduğundan, getirilen yüzde onluk sınırlamanın anonim ortaklığın
finansal durumu ve bu çerçevede malvarlığının ve ortaklık alacaklılarının
korunması gayeleri ile doğrudan bir ilişkisi bulunmamaktadır. Bu doğrultu-
da, bilhassa sermaye miktarı düşük, fakat birikmiş yedek akçeleri fazla olan
anonim ortaklıklar bakımından yaklaşıldığında, kendi paylarını devralma
işleminin, devralınan payların miktarı ne olursa olsun ortaklığı ödeme güç-
lüğü içerisine sokması kural olarak beklenemez
78
•
Kanun sınır olarak iki kavramı esas aldığı görülmektedir. Bunlardan bir tane-
si, ortaklık ana sözleşmesinde yazılı olan ve bilançosunun pasif kısmında yer alan
esas sermaye tutan, diğeri de kayıtlı sermaye sistemini benimseyen ortaklıklar
73
Bkz. OECHSLER, M0nchener Kommentar. § 71 p.308: BENCKENDORFF , s 228 vd: DOĞAN.
s.149; HONSELL, Helnrlch / VOGT, Nedim Peter / WATTER, Rolf (von PLANTA / LENZ):
Basler Kommentar zum Schwelzerischen Privatrecht (Anılış: Basler Kommentar). 2 Bası. Basel
- Genf - München 2002, Art.659 p.1 s.456; BÖCKLI, p 231 s.472; GIGER, Ernst: Der Erwerb
eigener Aktlen aus aktlenrechtllcher und steuerrechtlicher Sicht, Bern 1995, s.77
74
OECHSLER, M0nchener Kommentar, § 71 p.308.
75
BENCKENDORFF , s.228; DOĞAN, s.149; ayrıca bkz. LUTTER, Kölner Kommentar, § 71 P 52.
76
Ayrıca TTK m.338 f.3, ortaklığın tek pay sahibi olacak şekilde kendi paylarını devralamayacağı -
nı açıkça öngörmektedir.
77
BENCKENDORFF , s.228.
78
Karş. DO
;
u
ı.
AN, s.149.
84 Anonim Ortaklıkta Payın Devr;
bakımından çıkarılmış sennaye tutandır
79
• TTK m.463 vd. hükümleri uyarınca
gerçekleştirilen şarta bağlı sermaye artınmlannda, TIK m.470 çerçevesinde
gün.
cellenen ana sözleşme hükmünde gösterilen esas sermaye tutan dikkate alınmalı.
dır. TTK m.379 f.l 'de öngörülen sının hesaplarken, sermayenin karşılığının
ta-
mamen ödenmiş olup olmadığının bir önemi bulunmamaktadır. Yapılan devralma
işleminin yüzde onluk sınırı aşıp aşmadığı tespit edilirken, devir bedeli değil,
devralınan payların nominal değerlerinin dikkate alınması gerekJidir. Sınırın aşıl-
mamış olması kaydıyla birden fazla sayıda devralma işlemi yapılabilir.
TTK m.379 f.1 hükmünün getirdiği yüzde onluk sınırın aşılması, 6762 sa-
yılı TTK m. 329 hükmünün aksine, geçersizlik sonucunu doğurmamaktadır.
Gerçekten de, TTK m.385 ve 386 yapılan işlemin geçersiz sayılması yerine,
yüzde onluk sının aşan kısmın, devralınmaları tarihinden itibaren en geç altı ay
içinde elden çıkarılması, elden çıkarıl amayan payların ise sermayenin azaltılma-
sı yöntemi
ile derhal yok edilmeleri şartını getirmiştir. Bu doğrultuda, TIK
m.379 f.1 hükmünün, ortaklığın esas yahut çıkarılmış sermayesinin yüzde onluk
kısmını aşan miktarda kendi paylarını devralmasını değil, devraldığı aşkın kısmı
sürekli olarak elinde bulundurmasını yasakladığı sonucuna varmak da müm-
kündür8°.
Yukarıda belirtilen doğrultuda, anonim ortakJığın TTK m.493 uyarınca
nama yazılı payların devrine onay vermekten kaçınmak için kendi adına dev-
ralmayı teklif ettiği payların toplam miktarı sermayenin onda birini aşıyor olsa
dahi, ortaklık söz konusu devralmayı gerçekleştirebilmelidir. Bununla birlikte,
yüzde onu aşan kısmın TTK m.385 uyarınca en geç altı ay içerisinde elden çıka-
rılması, elden çıkarılamayan payların ise TTK m.386 uyarınca sermayenin azal-
tılması yolu ile yok edilmesi gereklidir.
cc. Devir İşlemi Nedeniyle Ortaklığın Bağlı Malvarlığının Azalmaması
aaa. Koşulun Amacı veMalvarlığının Korunması İlkesi ile Bağlantısı
TTK m.379 f.3 hükmünde, yukarıda incelediğimiz şartlara ek olarak, iktisap
edilecek payların bedelleri düşüldükten sonra, kalan ortaklık net aktifınin, en
az
esas veya çıkarılmış sermaye ile kanun ve ana sözleşme uyarınca dağıtılmasına
izin verilmeyen yedek akçelerin toplamı kadar olması gerektiği aynca bir koşul
olarak öngörülmüştür. Kaleme alınış şekli ilk bakışta karışık görülse de, Kanun
tarafından esasen kastedilen, kendi paylarını devralırken ödediği bedelin ortaklı-
ğın kanunen yahut ana sözleşme hükümleri ile bağlı malvarlığından karşılanma-
mış olmasıdır. Söz konusu hüküm anonim ortaklığın kendi paylarını devralması
işlemi ile sermayenin muhafazası ilkesi ve ortaklık alacaklılarının korunması
79
von PLANTA / LENZ, Basler Kommentar, Art.659 p.1 s.456; BÖCKLt, p.231 s.472; GIGER, s.78.
80
LUTTER, Kölner Kommentar, § 71p.53;HEFERMEHL / BUNGEROTH, Aktiengesetz, § 71 p.53.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar 85
amacı arasındaki bağlantıyı kurmaktadır. Zira söz konusu hükmün ihlal edilmesi,
ortaklığın esas yahut çıkarılmış sermayesinin karşılığını pay sahiplerine dağıtması
sonucunu doğurabilecektir ki, bu malvarlığının korunması çatısı altındaki serma-
yenin muhafazası ilkesine
(die Kapitalerhaltung) ve bu sebeple ortaklık alacaklı-
larının korunması amacına aykırı olacaktır. Bu sebeple ortaklığın kendi paylarını
devralması işleminin, anonim ortaklıklar hukukunun temel prensipleri niteliğin-
deki söz konusu ilkelere uygun olması şarttıf
1
.
TTK m.379 f.3, devir bedelinin ortaklığın hangi varlıkları kullanılmak su-
retiyle karşılandığının tespit edilmesine ilişkin esasları da ortaya koymuştur.
Buna göre, toplam devir bedeli düşüldükten sonra kalan ortaklık net aktifi,
ortaklığın bağlı malvarlığı tutarından, yani esas veya çıkarılmış sermaye ile
kanun ve ana sözleşme uyarınca dağıtılmasına izin verilmeyen yedek akçele-
rin toplamından az ise, devir bedeli tamamen veya kısmen ortaklık bağlı mal-
varlığından karşılanmış sayılacak ve işlem TTK m.379 f.3 hükmünü ihlal et-
miş olacaktır. Buna karşın devir bedeli düşüldükten sonra kalan ortaklık net
aktifi, bağlı malvarlığı toplamına eşit veya ondan yüksek ise, devir bedeli
ortaklığın serbest malvarlığından karşılanmış sayılarak işlem hukuka uygun
kabul edilecektir.
bbb. Bağlı Malvarlığının Kapsamı
aaaa. Kanunen Bağlı Malvarlığı
TTK m.379 f.3'te düzenlenen koşul ile ilgili olarak ilk incelenmesi gereken
kavram, ortaklığın kanunen bağlı malvarlığıdır. Sermayenin karşılığı ile birlikte
kanuru yedek akçelerin sermayenin yarısına kadar olan kısmı, bir arada ortaklı-
ğm kanunen bağlı malvarlığını
(gesetzlich gebundene Vermögen) teşkil ederler8
2
Kanunen bağlı malvarlığı içerisindeki en önemli özvarlık kalemi olan (esas)
sermaye, ortaklık bilançosunun pasif kısmında yer alan itibari bir değerden iba-
rettir83. Pasif kısmındaki itibari değerin karşılığı olarak aktif kısımda pay sahip-
lerinin sermaye taahhütleri doğrultusunda ortaklığa getirmiş oldukları nakdi ve
ayni sermaye yer almaktadır. Söz konusu varltklar zaman içerisinde ortaklık
tarafından yenileriyle değiştirilseler dahi, muhasebe ilkeleri bakımından serma-
yeye bağlı kalarak onun karşılığını teşkil ederler
84
. Aynı esaslar çıkarılmış ser-
maye tutarı bakımından da geçerlidir. Payın nominal değerin üzerindeki primli
81
von PLANTA / LENZ, Basler Kommentar, Art.659 p.6 s.458; B
Ö
CKLI, p.227 s.471; GIGER,
s.93.
82
KURER, Basler Kommentar, Art.680 p.21 s.616.
83
BALLANTINE, Henry, W. / HILLS, George S.: Corporate Capital and Restrictions Upon
Dividends Under Modern Corporation Laws, California Law Review, C.23 1935, S.3. s.232.
84
DAVIES, Paul L.: Gower and Davies' Principles of Modern Company Law (Anılış: Modem
Company Law), 8. Bası, Londra 2008, s.258 - 259;
PENNINGTON, s.159; LUTTER, Kölner
Kommentar,
§ 57 p.2.
Anonim Ortaklıkta Payın Devrı 86
r ?�•
kısmını ifade eden agio da, pay sahiplerine karşı korunmasına hakim olan ilke-
ler bakımından esas sermayenin bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Bu kap-
samda her ne kadar muhasebesel olarak kanuni yedek akçeler kalemine dahil
olsa da, oluşturulması bakımından sermaye ile aynı kurallara tabi olan agionun
muhafazasının da sermaye ile eşit seviyede olması gerekeceğinden, TTK m.379
f.3 hükmü bakımından değerlendirme yapılırken, eğer varsa agionun da serma-
ye kalemine eklenmesi
TIK m.480 f.3 hükmünün amacına uygun olacaktır.
Ortaklığın kanunen bağlı malvarlığına dahil bir diğer özvarlık kalemi, genel
kanuni yedek akçelerin esas veya çıkarılmış sermayenin yansına kadar olan kısmı-
dır. TTK m.5 l9 f.3, genel kanuni yedek akçelerin esas veya çıkarılmış sermayenin
yansını geçmedikçe sadece zararın kapatılması ve işlerin kötü gittiği zamanlarda
işletmenin idamesine, işsizliğin önüne geçilmesine veya etkilerinin azaltılmasına
elverişli önlemler alınması için harcanabileceğini öngörmek suretiyle, bunların
kamında öngörülmeyen şekilde harcanmasının önüne geçmiştir. Bu kapsamda ka-
nın1i yedek akçelerin sermayenin yansına kadar olan kısmının özellikle pay sahiple-
rine kar payı olarak ve sair surette iade edilmesine engel olunmaktadıt"'
5
•
Anonim
ortaklığın kendi paylarını devralması TIK m.519 f.3 hükmünde sayılan haller kap-
samında değerlendirilemeyeceğinden, genel kanuni yedek akçelerin söz konusu
kısmının bu işlem için kullanılabilmesi hukuken mümkün değildir8
6
•
bbbb. Ana Sözleşme ile Bağlı Malvarlığı
TIK m.379 f.3 uyarınca ortaklı ğın kendi paylarını devralmak için kullana-
mayacağı bir diğer özvarlık kalemi, ana sözleşme hükmü uyarınca bağlı olan
kendi isteği ile ayırdığı yedek akçeleridir. TTK m.521 ve m.523 f.2 uyarınca
anonim ortaklıklar ana sözleşmelerinde öngörmek suretiyle veya genel kurul
kararı ile kanuni yedek akçe dışında kendi istekleriyle yedek akçeler ayırabilir-
ler. Bu yedekler eğer herhangi bir amaca özgülenmemiş ise, serbest yedek vas-
fını taşırlar. Buna karşın, ortaklığın kendi isteği ile ayırdığı yedek akçeler,
TTK
m.52 l kapsamında ana sözleşme hükmü doğrultusunda belli bir amaçla kulla-
nılmak üzere ayrılmışlar ise bunlar ana sözleşme ile bağlı yedek akçeler sıfatına
ARSLANLI, c.ıv, s.112 dn.93; FORSTMOSER , Peter / MEIER - HAYOZ Arthur / NOBEL,
Peter:
Schweizerisches Aktienrecht, Bern 1996, p. 25 s.649; NEUHAUS / SCHÖNBACHLER ,
�ı��erKommentar, Art.671 p.2�vd. �.570 .- 571; BÖCKLI, p.271 s.828. Bununla birlikte, Ka-
. n. lafzından da anlaşıldığı üzere, ıadesı yasaklanan miktarı aşan kanuni yedek akçe tutarı
0
;g�n:;M ortaklık yararına olmak kaydıyla istenildiği şekilde tasarrufta bulunulabi lir
(
,. .
0
SER/ MEIER - HAYOZ / NOBEL, s.650); Y. 11. HD. 22.01.1982 E.55 K.158
•••Kanun, ye
�ek akçenin ayrılması ve muhafazası (6762 sayılı) TTK 466 maddes i gereğidir."
www.kazancı.com). • •
86
Bkz.BÜR�I, Zürcher Kommentar, Art.680 p.34; FORSTMOSER / MEIER- HAYOZ / NOBEL,
2
�
6
BÖCK�I,Peter: Aktienrechtliches Sondervermögen und Darlehen an Aktionare,
�s sc � Frank �ıscher: Zürich 1983, s.534 dn.47;
BINDER, Peter M.: Das Verbot der
�--
:ıo'. ınc. AYDIN, Alihan: Anonim Ortaklığın Kendi Paylarını Edinmesi, lstanbul 2008,
Eı�bage�����ewahr ım Aktıenrecht, Bern 1981, s.30 - 31;
KURER, Basler Kommentar, Art.680
18
(
8
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma lıe ilgili Öngörülen Sınırlamalar 87
sahiptir8
1
. Ortaklığın kendi payını devralması için ödenecek devir bedelinin söz
konusu ana sözleşme ile bağlı yedek akçelerden karşılanması da TIK m.379 f.3
hükmü ile engellenmiştir.
dd. Devir Bedeli Tutarında Yedek Akçe Ayrılması
TTK m.520 f.l, ortaklığı devraldığı kendi paylan için devir değerini karşı-
layan tutarda yedek akçe ayırmakla yükümlü kılmıştır88. Anılan yükümlülük,
yukarıda incelediğimiz devir işleminin ortaklığın bağlı malvarlığını, bilhassa
sermayenin karşılığını azaltmaması koşulunda olduğu gibi, esasen sermayenin
muhafazası ilkesine dayanmaktadır. Şöyle ki; ortaklık devraldığı kendi payını
bilançosunun aktif kısmında özel bir kalem altına kaydedecektir89. TIK
m.520
f. l uyarınca ayrılacak yedek akçeler ise bilançonun pasif kısmında yer almak
suretiyle, aktifleştirilen paylan bilançoda nötr hale getirecek ve sonuç olarak
ortaklığın devir bedeli tutarındaki özvarlığırıı pay sahiplerine dağıtmaması ga-
ranti altına alınacaktır. Bu haliyle, kanunda öngörülen ortaklığın devraldığı
kendi payları için ayrılan yedek akçenin temel fonksiyonunun, bir dağıtım enge-
li
(Ausschüttungssperre) oluşturmak suretiyle belli miktarda özvarlığın ortaklık
malvarlığı dahilinde tutulmasını sağlamak olduğunu söylemek mümkündür°.
Anonim ortaklığın devraldığı kendi paylarının mülkiyetini kazanması ile bir-
likte söz konusu yedek akçelerin ayrılması yükümlülüğü ortaya çıkacaktır. Hü-
kümde açıkça belirtildiği üzere, yedek akçelerin miktarı ortaklığın devir karşılığı
ödediği bedel tutarındadır. Anonim ortaklığın devraldığı kendi paylan için ayır-
makla yükümlü kılındığı yedek akçeler, payların ortaklığın mülkiyetinde bulun-
duğu süre boyunca muhafaza edilirler; ancak anılan payların elden çıkanlrnalan
veya yok edilmeleri halinde iktisap değerlerini karşılayan tutarda çözülebilirler.
Anonim ortaklığın devraldığı kendi paylan için ayıracağı yedek akçelerin ay-
rılmalarını öngören kaynak kanundur. Bu sebeple, ortaklığın söz konusu yüküm-
lülüğü yerine getirmemesi kanuna aykırılık oluşturur ve bilançonun onaylanması-
na ilişkin genel kurul kararının hükümsüz lüğünü ve yönetim kurulunun sorumlu-
luğunu doğurabilir. TTK m.523 hükmü çerçevesinde, söz konusu yedek akçeler
ayrılmadan dağıtılan kar, haksız kar sayılarak TTK m.512 hükmüne tabi olur.
87
BÖCKLI, s.829; BlNDER, s.14; MÜLLER, Thomas Frledrtch: Der Schutz der
Aktiengesellschaft vor unzuıasslgen Kapitalentnahmen (Anılış: unzuıassıgen
Kapitalentnahmen), Bern 1997, s.19.
88
Madde başlığında şirketin iktisap ettiği kendi pay senetleri için ayrılan yedek akçe ıfadesi yer
almakla birlikte, madde metninde başlıkta yer al an söz konusu ifade düzeltilerek, pay senedine
bağlı olsun veya olmasın devral ınan tüm payların bu hüküm dahilinde değer1endınl�ı açıklı-
ğa kavuşturulmuştur.
89
BÖCKLI, p.238 s.819; von PLANTA / LENZ, Basler Kommentar, Art.659a p.4 s 470; GIGER,
s.71.
90
Bkz. FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ/ NOBEL, s.651; BÖCKLI, p.236 s.474; NEUHAUS /
SCÖNBACHER, Baslar Kommentar, Art.671b p.2 s.578, GIGER, s.93.
Anonim Ortaklıkta Payın Devr, 88
•
ee. Sadece Bedeli Tamamen Ödenmiş PaylarınDevreKonu Teşkil Etmesi
Malvarlığının korunması ilkesi doğrul tusunda sermaye ortaklıklarında pay
sahibini sermaye borcundan kurtaracak şekilde borcun ibra, sulh, feragat yolu
ile sona erdirilmesi veya borcu hafifle tecek şekilde ertelenmesi hukuken müm-
kün değildir. TTK'da anonim ortaklıkl ar bakımından bu hususta açık bir hüküm
bulunmamakla birlikte, limited ortaklıklarla ilgili m.601 hükmünde ortakların
sermaye koyma borcundan ibra olunamayacaklan belirtilmek suretiyle Türk
hukuku bakımından söz konusu prensibin kanunı dayanağı ortaya konulmuştur.
Hükmün amacı doğrultusunda, pay sahibinin sermaye borcundan kurtarılması
sonucunu dolaylı olarak doğuran her türlü işlem de yasak kapsamı içerisinde
kabul edilerek geçersiz sayılır
91
.
TTK m.379 f.4 hükmü yukarıda ifade edilen prensibin bir gereği olarak,
anonim ortaklığın ancak bedellerinin tümü ödenmiş bul unan paylarını devrala-
bileceğini öngörmüştür. Zira, anonim ortaklık tarafından devralınan kendi payı-
nın taahhüt bedelinin tam olarak ödenmemiş olması halinde, pay sahibi TTK
m.501 f.3 hükmü uyarınca kural ol arak sermaye koyma borcundan kurtulmuş
sayılacağından, bu durum sermayenin eksiksiz oluşturulması ilkesine aykırılık
teşkil edecektir
92
Aynca, pay sahibine ortaklık tarafından devir bedeli olarak
ödenen miktar ile pay sahibinin sermaye borcuna karş ılık olarak yapmış olduğu
ödeme miktarı arasındaki tutarın kendisine iade edilmiş sayılacağı da kabul
edilebilir. TTK m.379 f.4 hükmü ve ana kamını normunu teşkil eden, ortağın
sermaye borcundan kurtarılamayacağını öngören TTK m.601 hükmü emredici
nitelik taşıdığından, kanımızca yasağa aykırı olarak yapılan işlemlerin butlanla
sakat olduğunun kabul edilmesi gereklidir. Bu doğrultuda, anonim ortaklığın
bedeli tam olarak öderırrıemiş olan kendi payını devralması halinde uygulanacak
yaptırım TTK m.384 -
385 hükümleri değil, payın devri işleminin TBK m.27
f. 1 uyarınca kesin hükümsüz sayılmasıdır. Devir konusu payl arla ilgili sermaye
koyma borcunun ifa edilmiş sayılmadığı hallerde ortaklığın kendi payını dev-
ralmasının geçerli sayılması, sermayenin fiilen oluşturul ması prensibi ve genel
olarak malvarlığının korunması ilkesi çerçevesinde mümkün olmaz.
Anonim ortaklığın nama yazılı payların devrine onay vermekten kaçınmak
için TTK m.493 uyarınca devir konusu paylan devralmayı teklif edebilmesi
için, yukarıda belirttiğimiz açıklamalar doğrultusunda, söz konusu payların
bedellerinin tümünün ödenmiş ol ması gereklidir. Bedelleri tam olarak ödenme-
miş ise, ortaklık söz konusu payları TTK m.493 kapsamında kendi adına dev-
ralmayı teklif edemez. Aksi takdirde
TTK m.493 hükmü pay sahiplerinin ser-
91
LUTTER, Kölner Kommentar, § 66 p.5 s.793; HEFERMEHL / BUNGEROTH, Aktiengesetz, § 66
p.13s.290; BAYER, Münchener Kommentar, § 66 p.1O; HÜFFER, Aktiengesetz, § 66 p.3 - 4.
92
BINDER, s.25; GIGER, s.122.
-
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma İle ilgili Öngörülen Sınırlamalar 89
maye koyma borcundan kurtarılmasını yasaklayan genel prensibin dolanılması
için bir yol teşkil edecektir.
ff. Devralma Sonucunda Ortaklığın En Az.Bir Pay Sahıbinin Mevcut Bulunması
TIK m.338 uyarınca bir anonim ortaklığın kurulabilmesi için pay sahibi
olan en az bir kurucunun varlığı şarttır. En az bir pay sahibinin varlığı anonim
ortaklığın hukuki varlığının devamı süresince de kanuni bir gerekliliktir. Pay
sahibi sayısının birden de aşağı düşmesi, başka bir deyişle kendisinden başka
pay sahibi bulunmayan anonim ortaklık, ancak tüm payların ortaklığın kendisi
tarafından devralınması sonucunda gerçekleşebilir. Bu duruma kanun koyucu
tarafından imkan tanınmamıştır. TTK m.338 f.3 uyarınca ortaklık, tek pay sahi-
bi kendisi olacak şekilde kendi paylarını devralamaz. Bu sebeple, daha sonra
elden çıkarmak koşulu ile geçici bir süre için söz konusu olsa dahi, paylarının
tümünün ortaklığın kendisi tarafından devralınması işlemi hukukumuz bakı-
mından geçersizdir.
e. Düzenlemenin İstisnaları
aa. Genel Olarak
Anonim ortaklığın, kendi paylarını devralmasını çeşitli koşullara bağlamak
suretiyle kısıtlayan TIK m.379 vd. hükümlerine tabi olmaksızın, paylarını devra-
labileceği istisnaı haller TIK m.382'de düzenlenmiştir. Söz konusu istisnalar,
esasen yukarıda incelediğimiz devralma yasağı ile korunmak istenen menfaatlere
herhangi bir zarar vermesi mümkün olmayan hallerdir. Bu istisnai hallerin varlı-
ğında, anonim ortaklık genel kurulun yönetim kurulunu yetkilendirmesi, devralı-
nacak payların miktarı gibi koşulların varlığı aranmaksızın paylarını devralabile-
cektir. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, istisnai hallerin mevcut olduğu durum-
larda dahi anonim ortaklığın kendi paylarını devralması işleminin sermayenin
muhafazası ilkesi gibi emredici nitelikteki prensip ve kurallara aykırılığı, ilgili
hukuki müeyyidelerin uygulanmasını gerektirir
3
. Aynı şekilde istisnai olarak
devralınan payların TIK m.379'da belirtilen yüzde onluk sının aşan kısmı, m.384
uyarınca ortaklık için herhangi bir kayba yol açmadan devirleri mümkün olur
olmaz ve her halde iktisaplarından itibaren üç yıl içinde elden çıkarılır.
bb. Payların, Ortaklığın Esas veya Çıkarılmış Sermayesinin Aı.altılmasına İlişkin Bir Genel
Kurul Kararı Gereğince Devralınması
Anonim ortaklığın kendi paylarını devralmasını kısıtlayan düzenlemenin
amaçları incelenirken görüldüğü üzere; ortaklığın kendi paylarını devralırken
ödediği bedelin esas veya çıkarılmış sermayesinin karşılığından yapması, başka
bir deyişle söz konusu işlem sonucunda ortaklığın sermayesinin karşılığını teş-
93 1
ne.
AYDIN. s.323- 324.
Anonim Ortaklıkta Payın De-.,, 90
kil eden malvarlığının azalması halinde, sermaye TTK m.480 f.3 hükmüne ayla.
n olarak devreden pay sahibine iade edilmiş sayılacak ve aynı zamanda alacak.
lıların korunmasını sağlayan prosedür uygulanmaksızın sermayenin azaltılması
sonucu elde edilmiş olacaktır. Bu noktadan hareketle, eğer paylar sermayenin
azaltılmasına ilişkin bir karara dayanarak, başka bir deyişle ortaklık genel
kuru-
lu tarafından alınan sermayenin azaltılması kararına hizmet etmek amacıyla
devralınmış ise, alacaklıların korunması için öngörülen koruyucu prosedürün
uygulanmış olması koşuluyla, işlem geçerli olarak kabul edilebilecektir. Senna-
yenin azaltılması sonucunda, azaltılan meblağa karşılık gelen miktarda paylar
itfa edilmek üzere anonim ortaklık tarafından pay sahiplerinden devralınır. İtfa
işlemine kadar geçecek kısa süre içerisinde söz konusu paylar anonim ortaklık
mülkiyetine geçeceği için bu istisnanın tanınması teknik bakımdan zorunludur'.
aaa. Sermayenin Azaltılmasının Sebepleri ve Anonim Ortaklığın Kendi Paylarını Devralması ile
Bağlantısı
Sermayenin azaltılması, ana sözleşmede miktarı belirtilen ve bilançodaki
itibari bir değer olarak gösterilen esas veya çıkarılmış sermaye tutarının düşü-
rülmesi işlemdir. Sermayenin artırılması işleminin aksine, ödenmiş olup olma-
ması önemli değildir
5
. Bir anonim ortaklığı sermaye azaltmaya yönelten sebep-
ler çok çeşitli olabilir. Bu sebeplerden ilki, ortaklığın ticari olarak işletilmesi
sonucunda zarara uğraması ve bu zarar sebebiyle malvarlığının sermayenin
altına düşmesi halidir. Bu amaçla yapılan sermaye azaltılması sonucunda hedef-
lenen, anonim ortaklığın daha sağlıklı bir finansal yapıya kavuşmasıdır
96
• Ayrı-
ca, TTK.509 f.2'den çıkan sonuç uyarınca, bilançoda mevcut geçmiş yıllar
za-
rarlarının kapatılmasından önce kar dağıtılamayacağı kabul edilmektedir
97
•
Da-
ha açık bir deyimle, eğer bir anonim ortaklık zarar edecek olursa, daha sonraki
yıllarda kar elde etse bile, söz konusu zararı kapatmadan pay sahiplerine
kar
payı dağıtamayacaktır. Maruz kalınacak zararın miktarı göz önünde tutulduğun-
da, anılan kural sebebiyle anonim ortaklığın birkaç yıl boyunca kar payı dağı-
tamaması dahi mümkündür. Yıllar boyu kar elde etmesine rağmen kar payı da-
ğıtılamamasının ise ortaklığı zor duruma düşüreceği muhakkaktır. İşte bu kötü
durumu sona erdirmek amacıyla yapılan sermaye azaltma işlemi
açıklayıcı ser-
94
Doktrinde bazı yazar1ar bu işlemin TTK m.379'un istisnaları arasında sayılamayacağını, zira budu-
rumda payların anonim ortaklık mülkiyetine girmediğini iddia etmektedirler. Bkz. ARSLANLI, s.135.
Buna karşın çoğunluğu teşkil eden yazar1ar, yukarıda belirttiğimiz görüş uyarınca, anonim ortaklığın
�ısa bir süre için de olsa devralınan payların mülkiyetini kazanacağı, bu sebepten ötürü de anılan ha-
lın TTK m.379'un istisnalarından birisi olduğunu savunurlar. TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU),
p.837 s.435-436; TEKiL, s.278; PATRY, s.191; IMREGÜN, s.276; PULAŞLI , s.577.
95
PULAŞLI, s. 912.
96
HEMARD, Jean I TERRE, Françols / MABILAT, Plerre, Societes Commerciales, C: il, Paris
1974, s.559; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), s. 723; IMREGÜN, s.458; Bkz. DIDIER, Paul,
Droit Commercial, C: il Les Entreprises en Societe, Paris 1993, s.299.
97
TEKiNALP (POROY I ÇAMOĞLU), p.902 s.466.
ll
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle ilgili Öngörülen Sınırlamalar 91
maye azaltılmas ı olarak anılır8. Çünkü yapılan azaltma sadece fiilen var olan,
yani anonim ortaklığın işletilmesi sonucunda maruz kalınan zararları karşıla-
maktadır. Bu tarz bir sermaye azaltılması sonucunda, ortaklık sermayesini uğra-
nılan zarar miktarında azaltma yoluna gider ve böylece sonraki yıllarda elde
edilen kar, zarara mahsup edilmeksizin pay sahiplerine dağıtılabilir. Yapılan
işlem sonucunda ortaklık malvarlığında herhangi bir azalma söz konusu olma-
dığından ötürü, anonim ortaklık açıklayıcı sermaye azaltılmasını, pay sahipleri-
ne sermayenin iade edilmesi sonucunu doğuran kendi paylarının devralınması
yöntemini uygulayarak gerçekleştiremez
99
.
Anonim ortaklığı sermaye azaltma işlemine iten tek sebep maruz kalınan
zararlar değildir. Bir anonim ortaklığın sermayesi iştigal konusuna giren ticari
işlerin gerçekleştirilmesi için yeterli olan miktardan fazla olabilir. Bu durumda
ortaklığın bir kısım sermayesi atıl kalmakta ve pay sahiplerinin ellerine geçen
kar payı oranı düşük olmaktadır. Buna karşı, anonim ortaklık sermayesini
azaltmak suretiyle ihtiyacı olmayan fazlalığı sermayeden atma yoluna gidebi-
lir
100
.
Bu tarz bir sermaye azaltması ise, itfa edilen pay bedellerinin pay sahiple-
rine geri verilmesi vasıtasıyla sermayenin fiilen azaltılması sonucunu doğurdu-
ğu için
ana tür veya sermayeyi yeniden kuran sermaye azaltması olarak anı-
1ır101.
Sermayenin fiilen azalması durumu sadece ana tür sermaye artırımında söz
konusu olduğu için, TTK m.382 f.1/a'da düzenlenen anonim ortaklığın kendi
paylarını devralması suretiyle sermaye azaltması yöntemi ancak bu türde uygu-
lama alanı bulabilecektir.
bbb. Anonim Ortaklığın Kendi Paylannı Devralması Yöntemi ile Sermaye Azaltmasının Esaslan
Anonim ortaklığın sermayesinin azaltılması ile ilgili tasan yönetim kurulu
tarafından hazırlansa da, sermaye azaltılması işleminin hangi yolla yapıla cağı-
na; bu doğrultuda sermaye azaltmasının ortaklığın kendi paylarının devralınma-
sı yöntemi ile yapılmasına ve ne miktarda payın bu şekilde devralınacağına
98
SCHMID, Werner: Das feste Grundkapital der Aktiengesellschaft, Zürich, 1948, s.143;
FORSTMOSER / MEIER- HAYOZ / NOBEL, p.16 s.779; KÜNG, Basler Kommentar, Art.732-
735, p.8 s.1025; BÖCKLI, p.331 s .252; BINDER, s.17; HEINZMANN, Michel: Die
Herabsetzung des Aktienkapitals, Zürich- Basel -
Genf 2004, p.18 s.12; TEKiNALP (POROY /
ÇAMOĞLU), p.1419 s .683; PATRY, s.187; LEFEBVRE, s.667.
PULAŞLI, bu tOr sennaye azal-
tılmasını " zararın kapatılması amacıyla sermaye azaltılması· olarak isimlendirmektedir.
PULAŞLI, s.915.
99
PATRY, s.190.
100
HEMARDfTERRE/MABILAT , s.559; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1419 s.683;
IMREGÜN, s.458; PATRY, s .187; DIDIER, s .299.
101
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1419 s.683; PATRY, bu tür sermaye azaltmasına "kurucu
azaltma· (la reduction constitutive) demektedir, PATRY, s.187 vd.;
PULAŞLI, bu tor sermaye
azaltılmasını "bir kısım sermayenin ortaklara iadesi şartıyla sermaye azaltılması· olarak isimlen-
dirmektedir. PULAŞLI, s.917.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 92
karar verecek olan organ genel kunıldur
102
. Genel kurulun, yönetim kurulunun
tasarısı üzerinde yaptığı müzakereler sonucunda, sermayenin ortaklığın kendi
paylannı
devralması yöntemi ile azaltılmasına karar vermesi halinde, TTK
m.382 f.1/a'da öngörülen istisna uygulama alanı bulur.
Genel kurul, sermaye azaltmasının ortaklığın kendi paylarını devralması
yöntemi uygulanarak yapılmasına karar verirken hangi payların bu yolla devra-
lınarak iptal edileceğini de tespit eder. Genel kurul devralınacak paylan tespit
ederken, Anonim Ortaklıklar Hukukunda hakim olan pay sahiplerinin eşit işle-
me tabi tutulmaları ilkesine (TTK m.357) uygun hareket etmekle yükümlüdür
103
.
Zira, payların devralınması yöntemi ile sermaye azaltılması durumunda, genel
kurul tarafından verilecek karar doğrultusunda, devralınan paylar ve buna bağlı
olarak da bu paylara ait olan pay sahipliği mevkiinin yok edilmesi ile bağlantılı
olarak, pay sahipleri açısından azınlık haklarının ortadan kalkması veya ortak-
lıkla ilişkinin kesilmesine varacak kadar ciddı birtakım sonuçlar ortaya çıkabi-
leceğinden ötürü, devralınacak olan payların tespitinde dürüstlük kuralına ve
eşit işlem ilkesine uygun bir çözüm benimsenmelidir
104
.
Uygulamada genel ku-
rulun devralınacak olan payların tespitinde çeşitli yöntemlerle başvurduğu gö-
rülmektedir. Bu yöntemlerden bazıları; devralınacak paylan seçecek tarafsız bir
kişinin tayin edilmesi, bu payların kura ile tespit edilmesi veya sadece belirli bir
grup payların yok edilmesidir. Ancak, bu yöntemlerin dürüstlük kuralına ve pay
sahiplerinin eşit işleme tabi tutulmaları ilkesine ne derecede uygun sonuçlar
doğurabileceği şüphelidir
105
.
Kanaatimizce, ortaklık bünyesinde sahip olduğu payların tamamını veya bir
kısmını devretmek hususunda istekli ol an pay sahipleri bulunmakta ise öncelikle
sermayenin azaltılması kuralının uygulanması amacıyla, söz konusu pay sahiple-
rinin paylan devralınmalıdır. Eğer bu şekilde, yani pay sahibinin veya pay sahip-
102
LEMEUNIER, s.81; Anonim ortaklığın esas sermayesini azaltırken başka yöntemlere de baş-
vurması mümkündür. Bu yöntemlerden birincisi payların itibari değerinin düşürülmesidir. Bu
yöntem doğrultusunda tüm payların itibari değerleri aynı oranda düşürülür, sonuç olarak payla-
rın itibari değerlerinden yapılan indirimin toplamı oranında esas sermaye azaltılmış olur (Bkz.
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1420 s.683; PATRY , s.188; LEFEBVRE, s.682). Ancak
burada dikkat edilmesi gereken husus; TTK m.476 uyarınca, anonim ortaklığın paylarının itibari
değerinin bir kuruştan aşağıya indirilemeyeceğidir.
Payların itibari değerinin düşürülmesi yanında başvurulabilecek diğer bir yöntem payların birleş-
tirilmesidir. Payların birleştirilmesi metodu uygulanmak suretiyle birden fazla pay aynı itibari de-
ğerde bir payda toplanırlar. Böylece payların sayısının azalmasına bağlı olarak, ortaklığın
esas
sermayesi de azalmış olur. Ancak TTK m.477 f.2 uyarınca, eğer ana sözleşmede hüküm yoksa,
birleşme yolu ile azaltma ancak pay sahibinin onayı ile gerçekleşebilir (Bkz.
TEKiNALP
(POROY
/ ÇAMOĞLU), p.1422 s.684; PATRY, s.188).
103
HEMARD/TE RRE/MABILAT. s.571.
104
Bkz. TEKiNALP, Ünal: Anonim Ortaklıklarda Esas Sermayenin Azaltılması Yöntemleri ve Pay
Sahiplerinin Hakları, 1kt. Mal. C.18, S.11, s.430.
105
TEKiNALP, Esas Sermayenin Azaltılması, s.431.
-
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma lıe ilgili ÔngôrCılen Sınırlamalar 93
terinin rızaları ile devrettikleri paylar sermayeden azaltılması kararlaştırılan mık-
tara eşit ise işlem tamamlanmış olacaktır. Ancak, bu yolla devralınan paylar ihti-
yacı karşılamaz ise, geri kalan miktarı tamamlamak üzere eşit işlem ilkesine uy-
gun olarak benimsenebilecek olan yöntem, yukarıda da belirttiğimiz üzere, tilin
ortaklardan sermayeye katılma oranlan esas alınmak suretiyle pay devralınması
halidir. Bu şekilde hem eşit işlem ilkesi korunmuş olacaktır, hem de Anonim
Ortaklıklar Hukukuna hakim diğer bir ilke olan oransallık ilkesine de uygun bir
çözüm benimsenmiş olacaktır. Aynı şekilde, eğer paylarını devretmeye gönüllü
pay sahiplerinin devretmek istedikleri paylarının toplamı sermayeden azaltılacak
olan miktardan fazla ise, bu sefer de söz konusu gönüllü pay sahiplerinden ser-
mayeye katılma oranlan nispetinde pay devralınması ile, yine eşit işlem ve oran-
sallık ilkesi göz önünde bulundurularak çözüme ulaşılmış olacaktır.
Pay sahipleri haksız bir şekilde yapılan işleme karşı TIK m.445'de öngörü-
len iptal davasını açabilirler
106
. Ancak bu davayı açacak olan pay sahibinin TIK
m.446' da belirtilen şartla rı karşılıyor olması gereklidir. Bunun yanında, eşit işlem
ilkesine aykırı olarak yapılan devralma işleminin -her ne kadar TIK m.447 hük-
münde açıkça zikredilmiş olmasa da, TIK
m.391'den yola çıkmak suretiyle--
batıl olduğunun tespiti için dava açılabilir. Eğer sermayenin azaltılmasına ilişkin
kararın ardından, işlemlerin ne şekilde yapılacağına yönetim kurulu karar vermiş
ise, yönetim kurulu bu işlemlerden TIK m.553 uyarınca sorumludur
107
•
Genel kurulun, sermayenin anonim ortaklığın kendi paylarını devralması
yöntemi ile azaltılması yönünde verdiği karar uyarınca devralınacak payların
toplam miktarının ve hangi payların devralınacağı hususunun te spiti sonucunda,
alacaklıların korunması ile ilgili prosedürün de yerine getirilmesinin ardından
işlem gerçekleştirilir.
Üzerinde durduğwnuz istisnai hüküm uyarınca anonim ortaklık tarafından devra-
lınan paylar, sermayenin azaltılmasının tescili ile ortadan kalkar. Eğer paylar için pay
senetleri çıkartılmış ise, pay sahiplerinden söz konusu senetleri ortaklığa iade etmeleri
istenir ve iade edilen senetler imha edilir. Senetlerin pay sahipleri tarafından ortaklığa
iade edilmemesi durumunda, bu senetler hakkında iptal karan verilir. İptal kararı pay
senetlerini devralan i yiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sfuülebilir
108
•
cc. Payların Devralınmasının Külli Halefiyet Kuralının Gereği Olması
Kanunda öngörülen bir diğer istisna, anonim ortaklığın kendi paylarının,
külli halefıyet kuralının gereği olarak devralınması halidir (TIK m.382 f. l/b).
106
TEKiNALP Esas Sermayenin Azaltılması, s.431; IMREGÜN, s. 460 - 461.
107
Bkz. ÇAMOĞLU, Ersin, Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Soruml ulu�u. Anka-
ra 1972, s.62.
108
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.837b s.436.
94
Anonim Ortaklıkta Payın Devn
Bu istisna kapsamında bir malvarlığı veya işletme ile birlikte anonim ortaklığın
kendi paylarının devralınması; miras ve birleşme gibi külli halefiyet hallerine
veya bir malvarlığımn yahut mevcut işletmenin devralınması ile ilgili olarak
TTK m.127 f.1/g ile TBK m.202 hükümlerine dayanabilir
109
•
Bir anonim ortaklık ticari hayat içerisinde herhangi bir işletmeyi devralabi -
lir, başka bir ortaklıkla birleşebilir veya bir gerçek kişinin mirasçısı olabilir
11
G.
Tüm bu hallerde, ortaklığın aktiflerine yeni bir takım değerlerin eklenmesi du-
rumu mevcuttur. İşte devralınan işletme, birleşilen ortaklık veya mirasçısı olu-
nan gerçek kişinin malvarlığında ortaklığın kendi payları da varsa, diğer unsur-
larla birlikte bu payların da ortaklık tarafından devralınması TTK m.382
f.l/b
uyarınca caizdir
111
.
Çünkü kanun koyucu, devralınan malvarlığı veya işletme
içinde o anonim ortaklığa ait payların bulunması halinde , bunları ayırma gere-
ğini duymamıştır
112
.
Zira bu paylan devrin dışında tutmak tarafların gayesine
hizmet etmeyeceği gibi, karışıklığa da yol açabilir
113
•
Bu istisna, devralınan malvarlığı veya işletme bünyesinde, ortaklığın
kendi paylarının makul bir miktarda bulunması ihtimali esas alınarak öngö-
rülmüştür. Dolayısıyla, devralınan malvarlığı veya işletme içerisinde ortak-
lığın kendi paylarının büyük bir kısmı bulunursa TTK m.382 f.1/b hükmünü
uygulamanın imkanı yoktur
11
4.Zira bu halde, kanun koyucunun bahsi geçen
istisnai hüküm ile amaçladığı sonuç istismar edilmiş olacak ve ortaklığın
kendi paylarını devralması ile ilgili genel hüküm niteliğindeki TTK m.379
esas alınacaktır.
109
von STEIGER, s.179; ARSLANLI, s.136; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.838 s.436;
PATRY, s. 191; İMREGÜN, s.277; TEKiL, s.279;
110
Bilindiği gibi, gerçek kişiler gibi tüzel kişiler de bir gerçek kişinin mirasçısı olabilirler. Ancak
ticaret ortaklıkları sadece iradi mirasçı olabilir1er , yani mirasçı sıfatını kazanabilmeleri ancak mi-
ras bırakanın ölüme bağlı bir tasarrufu vasıtasıyla mümkün olabilir. Tüzel kişilerden sadece
Devlet için kanuni mirasçılık hali söz konusudur. Bkz. BiRSEN, s.191; OĞUZMAN, s.263-264:
IMRE, s.460; AYITER, s.165.
111
Ancak TTK m.382 f.1/b kapsamında öngörülen söz konusu istisnai hükmün uygulamasında TTK
m.356'.d� düzenlenen kuruluştan sonra devralma (kanuna karşı hile) halini de hesaba katmak
gereklıdır. TTK m.356 uyarınca bir işletme veya aynın esas sennayenin onda birini aşan bir
be-
del karşılığında ortaklık tarafından devralınmasına veya kiralanmasına dair ortaklığın (veya
esas sermayenin artırılması kararının) tescilinden itibaren iki yıl içinde yapılacak sözleşmeler
genel kurulca onaytanıp, ticaret siciline tescil edilmedikçe geçerli olmaz. Demek ki, içinde devra-
!an o�klığın paytarı bulunan işletmenin değeri esas sennayenin onda birini aşıyorsa ve devir
ışl��ı ortaklığın kuruluşunun veya esas sennayenin artırılması kararının tescilinden itibaren
iki
yıl ıçın�e yap!lmışsa, TTK m.382 f.1/b uygulamasına esas teşkil edecek devir TTK m.356 hQ.
kümlenne tabı olacak ve geçertiliği için genel kurulun onayı ve ticaret siciline tescil gerekecektir.
112
TEK
1
NALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.839 s.437; TEKiL. s.279.
113
IMREGÜN, s.277.
114
ARS�LI, s.136; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), s. p.839 s.437; IMREGÜN, s.277-278;
l11REGUN, devralınan işletme veya malvar1ıOı içerisinde anonim ortaklığın kendi paytarının çok
mıktarda bulunması durumuna OlçO olarak, devralınan işletme veya malvar1ığının anonim ortak-
lığın genel kurulunda çoOunluOu sa�layacak oranda paya sahip olması örneğini venniştir.
95
1.Bölüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar
dd. Payların Devralınmasının, Bir Kanuni Satın Alma Yükümü Gereği Olması
Anonim ortaklığın kendi payını devralması kanunda yer alan bir satın alma
yükümlülüğünden doğuyorsa, bu takdirde
TfK m.379 hükmünde yer alan kısıt-
layıcı
düzenlemeler uygulanmayacaktır. Kanun koyucu bu hususu TTK
m.382'de açıkça düzenlemek suretiyle, böyle durumlarda TIK m.37? h��-
nün uygulanma kabiliyeti ile ilgili doğabilecek tereddütleri gidermek ıstemıştı �.
Kanundan doğan satın alma yükümlülüğünü özelleştirme mevzuatından do
�abı-
lir
115
•
Bu gibi hallerde ortaklık, TIK m.379'da yer alan kısıtlamalara tabı ol-
maksızın kendi paylarını devralabilecektir.
ee. Payların, OrtaklığınPay Sahibinden Bir Alacağının Tahsil Edilmesi Amacıyla Devralınması
aaa. İstisnanın Uygulanma Koşulları
aaaa. Ortaklığın Devreden Pay Sahibinden Bır Alacağının Bulunması
88888. Genel Prensip
Anonim ortaklığın kendi pay sahiplerinden bağımsız bir hukuki kişiliği
olduğu düşünülecek olursa, kendi pay sahipleri ile gerek hukuki işlem, gerek
haksız fiil, gerekse de sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak borç
ilişkileri içerisinde bulunması ve bu borç ilişkileri sebebiyle ortaklık ve pay
sahibinin birbirlerine karşı alacaklı ve borçlu konumda olmaları prensip
olarak mümkündür. Ancak, kanun koyucu söz konusu esası hukuki işlemler
bakımından iki noktada sınırlandınruştu. Bunlardan ilki, TTK m.395
hük-
münde düzenlenen yönetim kurulu üyelerinin ortaklıkla işlem yapma yasa-
ğıdır. Yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi sıfatı taşımalarının zorunlu ol-
duğu 6762 sayılı TTK döneminde, pay sahipleri ile ortaklık arasında işlem
yapma yasağının hukuki dayanağını teşkil etmekte olan söz konusu hüküm,
yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmaları yükümlülüğünü kaldıran
TTK'nın yürürlüğe girmesi ile birlikte söz konusu niteliğini yitirmiştir. Bu-
nunla birlikte, TTK m.395 hükmü, aynı zamanda pay sahibi sıfatı taşısın
veya taşımasın, yönetim kurulu üyeleri bakımından genel bir işlem yapma
yasağı getirmektedir.
Anonim ortaklık ile pay sahibi arasında kurulabilecek borç ilişkilerini
sınırlandırıcı genel nitelikte bir hüküm, pay sahiplerinin ortaklığa borçlanma
yasağını düzenleyen TTK m.358'de öngörülmektedir. Anılan hüküm uyarın-
ca pay sahiplerinin ortaklığa karşı borçlanmaları, ancak sermaye taahhüdün-
den doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmiş olmaları ve ortaklığın serbest
yedek akçelerle birlikte karının, geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde
olması koşulları
ile mümkündür. Yukarıda anılan koşulların mevcudiyeti
115
TEKiNALP, Ünal / ÇAMOĞLU, Ersin: Açıklamalı, Notlu ve Karşılaştırmalı 6102 Sayılı Yeni
Türk Ticaret Kanunu ve Ticarl Mevzuat, 13. Bası, lstanbul 2011, TTK m.382 altındaki not, s.178.
Anonim Ortaklıkta Payın Devn 96
halinde, prensip olarak pay sahibi hukuki işleme dayanan bir borç ilişkisi
neticesinde, anonim ortaklığa karşı sermaye koyma borcu haricinde borçlu
sıfatını taşıyabilir.
bbbbb Söz KonusuAlacağın Sennaye Taahhüdü Dışında Bir Sebeple Doğmuş Olması
TTK m.382 f.1/d'de yer alan inceleme konusu istisnanın 6762 sayılı
TfK 'daki karşılığını m.329 f.l b.2 hükmü teşkil etmektedir. Anılan eski düzen.
Jemede, alacağın kuruluşta veya sermaye artınmında gerçekleşen sermaye taah-
hüdünden başka bir sebeple doğmuş olması şartı, açık bir biçimde öngörülmek .
teydi. Buna karşın TIK m.382 f.1/d hükmünde bu ifadeye yer verilmemiş, sa.
dece devralınacak paylann bedellerinin tümünün ödenmiş olması ile birazdan
inceleyeceğimiz cebri icra kanalı ile devralınması koşulları belirtilmiştir.
Ka.
nundan alacağın sermaye taahhüdü dışında bir sebeple doğmuş olması koşulu.
nun çıkartılması, ihtiyatlı bir biçimde yorumlanmalıdır. Zira bu işlemin
pay
sahibinin sermaye koyma borcundan kurtarılmasına ilişkin yasağı dolanmak
amacıyla kullanılması söz konusu olabilir. Ortaklığın sermaye koyma alacağını,
paraya çevrilme kabiliyeti sınırlı olan kendi payına ödeyeceği devralma bede-
linden mahsup etmesi, sermayenin tam olarak oluşturulamaması tehlikesini
bünyesinde barındırır. Bu sebeple prensip olarak, anonim ortaklığın tahsil konu-
su alacağının sermaye taahhüdünden doğmamış olmasının bir koşul olarak
mevcudiyetini sürdürdüğünü kabul etmek, malvarlığının korunması il.kesi ba-
kımından gereklidir. Bununla birlikte, esasen söz konusu risk ortaklığın devral-
dığı kendi payını tekrar paraya çevirme, başka bir deyişle devredebilme kabili-
yeti ile ilişkidir. Bu sebeple, ortaklığın sermaye taahhüdünden doğan alacağının
tahsili amacıyla pay sahibinden borsada işlem gören kendi paylarını icra yolu ile
devralması halinde söz konusu riskin mevcut olmadığı savunulabilir
116
•
bbbb. Ortaklığın Kendi Payını Devralmasının, Pay Sahibinden Söz Konusu Alacağının Tahsili Amacına
Yönelmi ş Olması
Anonim ortaklık, pay sahibinden sermaye taahhüdü dışında bir sebeple yu-
karıda belirttiğimiz esaslar çerçevesinde doğan alacağı karşılığında, kendi pay-
lannı devralacak olursa, yapılan bu işlem TTK m.382 f.1/d'de öngörülen istisna
kapsamında bulunduğundan, hükümde öngörülen diğer koşulların da karşılan-
ması koşulu ile prensip olarak geçerli sayılacaktır. Zira, burada anonim ortaklı-
ğın kendi paylarını devralması sonucunda ne ortaklık alacakları ne de pay sahip-
leri açısından oluşabilecek bir sakınca genel olarak bulunmamakta, aksine ano-
nim ortaklığa alacağını elde etmek için her türlü kaynak ve araçtan yararlanma
116
8 ahs ed"ıIe n.hı t•ımalde, devreden pay sahibinin oraklıkta iki ayrı gruba dahil payları mevcuttur.
Ortaklığın sermaye taahhOdOnden kaynaklanan alacağı, pay sahibinin halka arz edilmeyen gru-
ba dahil olan, dolayısıyla peşin ve nakden ödeme yükümlülüğüne (Ser.PK. m.7 f.3) tabi olma•
yan paylarına ilişkin olup; alacağın tahsili amacıyla devralınan ortaklığın kendi payları ise halka
arz edilmiş
ve halen borsada işlem gören paylarıdır.
-
1. Bölüm: Payın Devredilebllirli�l ilkesi ve Devren Kazanma ile llglli ôngôrOlen Sınırlamalar 97
imkam sağlanmaktadır. İstisna kapsamındaki devir gerçekleştikten sonra, ortak-
lık devraldığı kendi paylarını TTK m.384 uyarınca elden çıkarmakla yUktımlU
olduğundan, bu payların elden çıkarılması neticesinde elde edeceği gelir de
malvarlığına eklenecektir.
Anonim ortaklığın, pay sahibinden olan alacağını tahsil etmek amacıyla
kendi paylarını devralmasına karar verecek olan organ prensip olarak yönetim
kuruludur. Ancak ortaklığın kendi paylarını devralması hususunda karar verme
yetkisi, ana sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunması şartı ile, genel kurula
devredilebilir
111
. Bu takdirde, anonim ortaklığın, pay sahibinden bir alacağını
tahsil etmek amacı ile kendi paylarını devralması hususundaki karar genel kurul
tarafından verilir. Bununla birlikte, ortaklığın TTK m.382 f.1/d uyarınca kendi
paylarını devralabilmesi için karşılanması gereken çeşitli başka koşullar da
mevcuttur.
cccc. Devre Konu Olan Payların Bedelinin Tümünün Ödenmiş Olması
Kanundaki söz konusu istisna kapsamına sadece ortaklığın bedelleri tama-
men ödenmiş olan kendi paylarının devralınması girmektedir. Zira bedeli tam
olarak ödenmemiş payların devralınması yukarıda ayrıntıları ile incelendiği
üzere, borçlu pay sahibinin sermaye koyma borcundan kurtarılması anlamını
taşımaktadır. Bu ise, sermayenin eksiksiz oluşturulması ilkesine aykırıdır. Bu
sebeple TTK m. 379 f.4'te öngörülen genel kural ile paralel olarak, anonim
ortaklığın söz konusu istisnai hükümden faydalanabilmesi için devralacağı pay-
larının bedellerinin tümünün ödenmiş olması şarttır.
dddd. Devrin Cebri İcra Yolu ile Gerçekleşmesi
Ortaklığın bir alacağını tahsil etme amacıyla kendi payını devralmasına
ilişkin Kanunda öngörülen istisna, ancak söz konusu iktisabın cebri icra kana-
lıyla gerçekleşmesi halinde uygulama alanı bulabilir. Payın devralınma şekline
ilişkin getirilen bu ek şartın amacı, malvarlığının korunması ilkesi kapsamında
ortaklık için ek bir güvence sağlanmasıdır. Zira, ortaklık ile pay sahibi arasın-
daki pay devir anlaşmasında, devre konu olan payların değerlerinin olduğundan
yüksek tespit edilmesi neticesinde ortaklığın alacağının karşılığını tam olarak
tahsil edememesi riski mevcuttur. Buna karşın cebri icra suretiyle iktisaplar,
kural olarak İİK m.114 uyarınca icra müdürlüğünün nezaretinde açık artırma
yolu ile gerçekleşir
118
• Bu şekilde ortaklığın alacağını mahsup edeceği kendi
paylarmın devir bedelini ödeme borcunun miktarı göreceli olarak güvenilir bir
şekilde tespit edildiği kabul edilebilecektir. Anılan sebeple, kanun koyucu 6762
117
Bkz. ÇAMOĞLU (POROY / TEKiNALP), p.524 s.266.
118
POSTACIOĞLU, ilhan E. / ALTAY, Sümer: icra Hukuku Esasları, 5. Bası, lstanbul 2010, p.422
s.558 vd.; PEKCANITEZ, Hakan/ ATALAY, Oğuz/ ÖZKAN, Meral Sungurtekin/ ÖZEKES,
Muhammet:
icra ve iflas Hukuku, 4. Bası, Ankara 2006, s.237.
98
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
sayılt TTK m.329 f.1 b.2 hükmünden farklı olarak, TTK m.382 f.1/d ile istisna-
dan faydalanmak için anılan ek koşulu getirmiştir.
bbb. İstisnanın Tasfiye Halindeki Anonim Ortaklıklarda Uygulanma Kabiliyeti
Yargıtay'm 1964 yılında vermiş olduğu bir karar, tasfiye halindeki anonim
ortaklıklarda kanunen tanınmış söz konusu istisnanın uygulanabilir olup olma-
dığı soıusunu gündeme getirmiştir
119
_
Yargıtay'ın hükmüne konu teşkil eden
olayda, tasfiye halindeki anonim ortaklığın pay sahiplerinden birisi, sahip oldu-
ğu pay senetlerini sermaye taahhüdü dışında bir sebepten doğan borcu karşılı-
ğında ortaklığa devredilmiştir. Davaya bakan ilk derece mahkemesi , ilgili istis-
nayı göz önünde bulundurmaksızın 6762 sayılı TTK m.329'da düzenlenen or-
taklığın kendi payını devralmasına ilişkin yasağa dayanarak davayı reddetmiş,
Yargıtay ise anonim ortaklığın pay senetlerinin üç yıldan beri borsada işlem
görmediğinden ötürü piyasa değerlerinin saptanmasının ve dolayısıyla ortaklığa
olan borcun ödenmesi amacıyla kullanılmasının mümkün olmayacağı gerekçe-
siyle devri geçersiz saymıştır.
Yargıtay verdiği kararda, tasfiye halindeki ortaklığın pay senetlerinin bor-
sada alınıp satılmaması sebebiyle, pay senetlerinin piyasa değerinin saptanma-
sının mümkün olmadığını belirtmiştir. Buradan pay senetleri borsada işlem
görmeyen bir anonim ortaklığın kendi paylarını devir alamayacağı sonucuna
varılması gerekir ki, bu yönde bir yorum Kanunda düzenlenen istisnanın uygu-
lama alanını oldukça daraltacağından ötürü, kanun koyucunun amacıyla bağdaş-
tırılmaz. Oysa ki, ister tasfiye halinde olsun, ister pay senetleri borsada işlem
görmesin, bir anonim ortaklığın pay senetlerinin, varsa değeri tespit edilebilir.
Pay senedine bağlanmış olan payların değerinin tespitinde dikkate alınacak olan
tek ölçü, borsa değeri değildir. Rayiç veya gerçek değer gibi haksız olmayan bir
bedel, pay senetlerinin değerlerinin saptanmasında kullanılabilir. Ancak, değeri
saptamaya yetkili organ olan yönetim kumlu
120
,
pay senetlerini sahip olduğun-
dan daha fazla bir değerle devir alırsa, mahkeme kararı ile payın gerçek değeri-
nin saptanması ve yönetim kurulu tarafından esas alınan değeri aşan miktar için
yöneticilerin sorumlulukları yoluna gidilmesi düşünülebilir
121
.
Sonuç olarak
119
Yar. TD. 06.01.1964T. 1963/2851E. 1964/ 93K. (ANSAY, Tuğrul, Anonim Şi rketler ve Tatbikat,
BATIDER, 1968, C.4, S.3, s. 517-518).
120
Anonim ortaklığın TTK m.379'da öngörülen koşullara tanınan istisnalar arasındaki payların
anonim ortaklığın esas sermayesinin azaltılmasına ilişkin bir karara dayanarak alınmış olması
halinde, payların değerini tespit edecek olan organ genel kuruldur. Çünkü, sermayenin azaltıl-
masına ve ne miktarda azaltılacağına karar verme hususunda kanunen genel kurul yetkili kılın-
mıştır. Buna bağlı olarak, hangi payların ne miktarda devralınac ağına, bu payların devir işlemine
esas alınacak olan değerlerine karar verecek olan da yine genel kuruldur. Ancak diğer istisnai
hallerde devralınacak payların değerini tespit, ortaklığın yönetimi ve temsili hususlarında yetkili
kılınmış olan yönetim kurulunun yetki alanına girmektedir.
121
IMREGÜN, s.277, dn.10.
ı. Bölüm: Payın Devredilebilirliği lıkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 99
yukarıda üzerinde durduğumuz hususlar dolayısıyla Yargıtay'ın vermiş olduğu
kararın gerekçesine katılmıyoruz.
Doktrinde bazı yazarlar Yargıtay'ın devir işlemini geçersiz sayma yönün-
deki kararına katılmakta; fakat kararın gerekçesinde Yargıtay'dan ayrılarak.
işlemin tasfiye gayesi ile bağdaşmayacağı nedeniyle geçersiz sayılması gereke-
ceği fikrini savunmaktadırlar
122
. Bir ortaklık tasfiye haline girdiğinde, amacı
olan kar paylaşma yerini tasfiyeye, yani ortaklık malvarlığını paraya çevirme,
borçlan ödeme ve bakiyeyi pay sahiplerine dağıtma gayesine bırakır
123
• Ortaklı-
ğın malvarlığını paraya çevirme amacı çerçevesinde, ortaklık mallarının paraya
çevrilmesi ve alacaklarının tahsili işlemleri yapılır. Alacaklarının tahsili işlemle-
ri bünyesinde TTK m.382 f.1/d' de düzenlenen istisnai halin uygulanarak ano-
nim ortaklığa, borçlu pay sahibinden sahip olduğu alacağı nakden olmasa da
paylan karşılığında tahsil etme, daha sonra bu paylan başka bir kişiye devret-
mek suretiyle paraya çevirebilme imkanının tanınması düşünülebilir. Ancak,
tasfiye haline girmiş olan bir ortaklığın paylarının, satın alacak kişiler açısından
cazip bir yatının aracı olmadığı da açıktır. Gerçekten de, bir ortaklığın tasfiyesi
sonucunda pay sahiplerinin yük.sek miktarda tasfiye payı almaları, hatta pay
bedellerini dahi geriye alabilmeleri pek sık rastlanan bir durum değildir. Zira,
tasfiye payı dağıtımına TTK m.543 uyarınca, ortaklık alacaklıları usulünce çağı-
nlıp, ortaklığın
tilin borçlan ödenip, varsa ana sözleşmede öngörülen gerekli
ödemeler de gerçekleştirildikten sonra başlanabilecektir. Dolayısıyla, tasfiye
halindeki ortaklığın paylarına ya alıcı çıkmayacağı, ya da değerinden çok daha
düşük bir fiyatla satılacağından, TTK m.382 f.1/d'nin tasfiye halindeki ortaklık-
larda uygulanmasının, ortaklığın zararına sonuçlar doğurması kuvvetle muhte-
meldir. Bu sebeplerden ötürü kanımızca da, TTK m.382 f.1/d'nin tasfiyeye gir-
miş ortaklıklarda uygulanamayacağını ve ortaklığın pay sahibinden olan alaca-
ğını
İİK. hükümleri çerçevesinde cebri icra vasıtasıyla tahsil etmesinin ortaklık
için daha uygun olduğunu kabul etmek gereklidir.
ff. Kendi Paylarını Devralan Ortaklığın Menkul Kıymetler OrtaklığıOlması
TTK m.382 f.1/e uyarınca menkul kıymetler ortaklıkları, kendi paylarını
devralmak konusunda kural olarak serbest bırakılmışlardır. Anılan hüküm, or-
taklığın kendi payını devralmasının ana sözleşmesine göre ortaklık konusuna
girmesi halini istisna olarak kabul eden 6762 sayılı TIK m.329 f.1 b.4'ün, daha
açık bir biçimde ifade edilmiş halidir. Böylece söz konusu düzenlemenin, her
türlü anonim ortaklığın ana sözleşmesine hüküm koymak suretiyle kendi payla-
rını devralabilecekleri şeklinde yanlış yorumlanması ihtimalinin önüne geçil-
miş, istisnanın münhasıran ticari faaliyetleri gereği pay ve sair menkul kıymet-
122
Bkz. TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.838 s.436; IMREGÜN, s.277, dn.10; ÇEViK, s.955.
123
IMREGÜN, Kara Ticareti, s.476; ÇEViK, s.1297.
100 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
lerin alım satım işi ile iştigal eden menkul kıy metler ortaklıklarını kapsadığının
altı çizilmiştir
124
.
Anonim ortaklığın kendi payını devralmasına ilişkin getirilen kanuni sınır-
lamaya bu şekilde bir istisna tanınmasının sebebi, menkul kıymetler ortaklıkla-
rının sürdürdüğü faaliyetlerin niteliğinin, bazı hallerde kendi paylarının da dev-
ralınmasını gerektirir mahiyette olmasıdır. Bu ortaklıklar payları devamlı yatı-
nın (iştirak) gayesi ile değil, ticaret amacıyla devralırlar. Kanun koyucu da, söz
edilen anonim ortaklıkların ticari faaliyetlerini eksiksiz olarak sürdürebilmeleri-
ni temin edebilmek amacıyla bu istisnayı öngörmüştür. Ancak TTK m.382
f.1/e'de öngörülen söz konusu istisnanın uygulanması koşulu, ortaklığın menkul
kıymet ortaklığı niteliği taşımasıdır.
Menkul kıymet ortaklığı, hukukumuzda tam olarak
tanım veya tarif edilmiş bir
tip değildir
125
• Bununla birlikte TIK m.382 f. 1/e'de kastedilen ortaklık tipinin,
SPKan. m.48 vd. maddelerinde, ayrıca ilgili SPK Tebliğlerinde düzenlenen yatırım
ortaklıklarına dahil olduğunu söylemek mümkündür. Uygulamada bahsettiğimiz
türde anonim ortaklıkların, kendi paylarını kendi adına fakat başkası hesabına satın
almasına, yani bir satın alma komisyonculuğu haline sıkça rastlanır
126
• Ortaklık
kendisine bu görevi veren kişiden, satın alma bedelini talep etmek hakkına sahip
olduğundan ötürü, sermaye açısından bir tehlike mevcut değildir
127
• Ancak burada
dikkat edilmesi gereken nokta, payların ticaret amacıyla değil de, devamlı yatırım
niteliğinde devralınmasının, yani iştirak meydana getirilmesinin bu istisnanın dışın-
da olduğudur. Payların iştirak meydana getirilmesi amacıyla devralınması hali kap-
samına holdinglerin kendi paylarını devralmaları girmektedir
128
•
gg. Edinmenin İvazsız Olması
Kanun, anonim ortaklığın kendi paylarını ivazsız olarak devralmalarını ge-
çerli saymıştır (TTK m.383 f.l). Bunun sebebi, payların ortaklıkça ivazsız dev-
ralınması halinde, başka bir deyişle payların pay sahibi tarafından ortaklığa
bağışlanması veya muayyen mal vasiyeti yolu ile geçmesi sonucunda, devralma
sınırlaması ile önlenmesi amaçlanan sakıncaların bulunmamasıdır. Ancak ortak-
lıkça devr alınan payların bedellerinin tam olarak ödenmemiş olması halinde
durum farklılık kazanır. Zira, pay sahibinin sermaye borcunun ödenmesi yü-
kümlülüğünden kaçmak için bu tür bir yola başvurmuş olması tehlikesi mevcut
olabilir
129
• Bu sebeple kanun koyucu ancak bedeli tam olarak ödenmiş payların
124
Bkz. von STEIGER, s.179; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.840 s.437; PATRY, s.191.
125
AYDIN, s.325.
126
von STEIGER, s.179-180; TEKiL, s.279.
127
von STEIGER, s.180.
128
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.840 s.437.
129
DOMANiÇ, s.585.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirli()i ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Ôngôrülen Sınırlamalar 101
ortaklık tarafından bedelsiz olarak devralmabilmesine olanak tanımıştır. Ano-
nim ortaklığın bedeli tam olarak ödenmemiş olan kendi payını, bedelsiz olarak
dahi devralabilmesi mümkün değildir. Bu kurala aykırı olarak yapılan devirle-
rin, pay sahibinin sermaye koyma borcundan kurtarılmasına yasağına aykırı
olmaları nedeniyle geçersiz sayılması gerekir
130
.
Burada devir işlemi niteliği gereği bir edimin ifasını gerektirmekte olan
herhangi bir şart veya yükümlülüğe bağlı kılınmış ise, artık ivazsız olma duru-
mu ortadan kalkacağından ötüıii kanımızca TTK m.383 f.1 hükmü uygulana-
mayacaktır
131
•
f. Anonim Ortaklığın Devraldığı Paylara Bağlı Pay Sahipse! Hakların Durumu
Anonim ortaklığın TTK m.379 vd. hükümleri uyarınca devraldığı kendi
payına bağlı olan malvarlıksal ve yönetimsel hakların durumu m.389'da düzen-
lenmiştir. Buna göre, genel bir kural olarak, bedelsiz paylan kazanma hakkı
haricinde anonim ortaklığın devraldığı kendi paylarına ait, malvarlıksal ve yö-
netimsel, tüm haklar donacaktır
132
. Kanun, genel kurula katılma ve oy hakkı ile
ilgili olarak özel bir düzenleme yapmak suretiyle, ortaklığın devraldığı kendi
payları ile yavru ortaklık tarafından devralınan ana ortaklık paylarının, genel
kurul toplantı nisabının hesaplanmasında dikkate alınmayacağını açık bir bi-
çimde düzenlemiştir. TTK m.389 hükmü ile kanun koyucunun hedeflediği ama-
cın gerçekleşebilmesi için bu payların karar yetersayılannın hesaplanmasında
da dikkate alınmamaları gereklidir
133
. Aksi takdirde, yönetim kurulu ağırlaştı-
rılmış bir yetersayının varlığını zorunlu kılan bir kararın alınmasının önüne
geçebilir
134
.
Bu doğrultuda toplantı ve karar yetersayılarının, yalnızca diğer or-
takların mülkiyetinde bulunan paylar dikkate alınarak hesaplanması gerekli-
dir
135
. Anonim ortaklığın vekaletname düzenlenmesi sonucunda, üçüncü kişi
vasıtasıyla dahi bu hakların kullanması mümkün değildir
136
. Aynı şekilde ortak-
130
ARSLANLI, s.137; TEKiNALP (POROY I ÇAMOĞLU), p.842 s.437.
131
ARSLANLI, s.137.
132
TEOMAN, Ömer, "Şirketçe Devralınan Payların Umumi Heyette Temsili Caiz Değildir" Kuralının
(TK. M.329, f.3, c.2) Anlamı, 1kt. Mal. 1976, C.23, S.9, s.375; TTK m.389'daki düzenleme ile ilgili
olarak, iptal davası ve azınlık hakları bakımından, muhatap zaten anonim ortaklık olduğundan
ve bu hakların kullanılması durumunda davacı ile davalı sıfatı birleşeceğinden, bu hakların or-
taklık tarafından kullanılması her halükarda mümkün değildir, bkz.
SEVi, s.255.
133
von STEIGER, s.178 (Yazar bu görüşün tartışmalı oldu�unu belirtmektedir); TEKiNALP
(POROY
I ÇAMOĞLU), p.844 s.439; PATRY, s.193; IMREGÜN, s.279; DOMANiÇ, s.586; TE-
OMAN, Payların Temsili, 377; LEMEUNIER, s.82; LEFEBVRE, s.887; Ayrıca bkz. C. Com.
(21.9.2000) art. L. 225-210 al. 5.
134
TEOMAN, Payların Temsili, s. 377.
135
von STEIGER, s.178 - 179; IMREGÜN, s.279; DOMANiÇ, s.586.
136
TEOMAN, Payların Temsili, s. 377; Ayrıca, "Oy hakkının kul/anılmasına ilişkin sınırlamaları
dolanmak veya herhangi bir şekilde etkisiz bırakmak amacıyla, payların veya pay senetlerinin
102 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
lık hamiline yazılı hisse senedine bağlı kendi paylarını inançlı bir işlem ile dev-
redip kendisini genel kurulda temsil ettiremez.
Malvarlıksal haklar bakımından yaklaşıldığında, Kanunun bedelsiz payları
iktisap etme hakkı dışındaki tüm malvarlıksal hakların da donacağını hükme
bağladığı görülmektedir. Buna göre, malvarlıksal hakların en önemlisi olan kar
payı hakkı açısından, ortaklığın mülkiyetinde bulunan paylara ilişkin kar payı-
nın, yedek akçe hesabına alınarak ortaklık malvarlığına dahil olacağı kabul
edilmelidir
137
• Ancak ana sözleşme ile veya genel kurul tarafından bunun aksi-
nin kararlaştırılarak, ortaklık tarafından devralınan paylara ilişkin kar payının
yedek akçelere ayrılmayarak, payın gelecekteki sahibine ödenmek üzere ayn bir
hesapta saklanması da kararlaştırılabilir. Aynı şekilde, söz konusu paylara ait
kar payının dağıtımda hesaba katılmayarak, dağıtılacak miktar diğer pay sahip-
lerinin elinde bulunan paylara göre de belirlenebilmesi de, ana sözleşme veya
genel kurul karan ile kararlaştınlabilmelidir
138
.
Anonim ortaklık da elinde bulundurduğu paylardan doğan bedelsiz paylan
edinme hakkından yararlanacaktır
139
. Zira burada bir devren kazanma değil, aslen
kazanma söz konusu olacağından, üstelik anonim ortaklık bu paylar için herhangi
bir bedel ödemeyeceğinden, kanun koyucu buna imkan tanımıştır. Buna karşın
aynı yorumu sermaye artırımında yeni payları edinmede öncelik hakkı açısından
yapabilmek mümkün değildir
140
. Çünkü, sermaye artırımlarında anonim ortaklığın
kendi paylan için sermaye taahhüdünde bulunması mümkün değildir (TTK
m.388)
141
• Dolayısıyla anonim ortaklık devraldığı kendi paylarına ilişkin rüçhan
hakkından faydalanamayacaktır. Aynca ilave etmek gerekir ki, anonim ortaklığın
devralmış olduğu kendi paylarından kaynaklanan bedelsiz paylan iktisap etme
hakkı neticesinde sahip olduğu yeni paylara ait olan haklar da, TTK m.389'da
incelediğimiz genel kural çerçevesinde kullanılamayacaktır.
Bir diğer malvarlıksal hak olan tasfiye payı bakımından yaklaşıldığında ise,
tasfiye halinde olan bir anonim ortaklık sona ermekte olduğundan, sahip olduğu
paylara ilişkin tasfiye payı hakkından yararlanamayacağı ve tasfiye bakiyesinin
diğer paylar arasında bölüştürüleceği sonucuna ulaşılır
142
.
devri ya da pay senetlerinin başkasına verilmesi geçersizdir.• hükmünü öngören TTK m.433 f.1
uyarınca da bu sonuca varabilmek mümkündür.
137
ARSLANLI, s.138; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.844 s.439; IMREGÜN, s.279.
138
ARSLANLI, s.138; SEVi, s.253 - 254.
139
SEV
1
, s.254.
140
LEFEBVRE, s. 887; Ayrıca bkz. C. Com. (21.9.2000) art. L. 225-21 O al. 6; Aksi fikirde,
ARSLANLI, s.137.
141
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.844 s.439; aksi fikir, YILDIZ, Şükrü: Anonim Ortaklıkta
Yeni Pay Alma Hakkı, lstanbul 1996, s .186, bu konuda ayrıca bkz.
SEVi, s.254, dn.63.
142
IMREGÜN, s.279.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma ile İlgili Öngörülen Sınırlamalar 103
g. Anonim Ortaklığın Kendi Paylarını Devralmasına İlişkin Hükümlerin İhlili ve Sonuçlan
aa. Kanunun Yaklaşımı
Konu ile ilgili giriş kısmında belirttiğimiz üzere, 6762 sayılı TTK döne-
minde anonim ortaklığın kendi paylarını devralması, kanunda yer alan sınırlı
istisnalar dışında, yasak olarak kabul edilmiş ve m.329 hükmüne aykırı olarak
yapılan devir işlemlerinin hükümsüz sayılacağı açık bir biçimde öngörülmüş
• TTK m.379 ise , anonim ortaklığın kendi paylannı devralmasına, kanunda
öngörülen sınırlamalara uygun olması koşulu ile izin vermiş, bununla birlikte
sınırlamaları ihlal eden işlemler için uygulanacak yaptırım hakkında herhangi
bir düzenlemeye yer vermemiştir. Gerçekten de, konu ile ilgili TTK m.385
hükmü Kamına aykırı bir biçimde devralınan payların, devralınmaları tarihinden
itibaren en geç altı ay içinde elden çıkarılacaklarını belirtmekle yetinmiş, uygu-
lanacak yaptırım hakkında ise sessiz kalmıştır. Kanunun söz konusu suskunlu-
ğundan, belirtilen süre içerisinde elden çıkarılmaları koşulu ile TTK m.379
hükmüne aykırı olarak yapılan devir işleminin geçerli sayılacağının mı, yoksa
bazı durumlarda emredici hükme aykırılık nedeniyle geçersiz mi kabul edilece-
ğinin üzerinde durulması gerekmektedir.
bb. Kesin Hükümsüzlük
Bilindiği üzere sözleşme serbestisinin sınırlarından bir tanesini emredici
hükümler oluşturmaktadır. Başka bir deyişle taraflar sözleşmenin içeriğini ka-
nunda yer alan bu tür hükümlere uygun olarak tespit etmekle yükümlüdürler.
Bu doğrultuda TBK m.27, emredici hükümlerine aykırı olan sözleşmelerin ke-
sin olarak hükümsüz sayılacağını öngörmüştür. Bir hükmün emredici nitelik
taşıyıp taşımadığı ise, kanun maddesinin metninden, yazılış şeklinden veya
izlediği amaçtan, yani yorumundan anlaşılır
144
•
Öncelikle TTK m.379'un metni
incelenecek olursa, kanun koyucunun hükümde yer alan koşullara aykırı olarak
yapılacak devir işlemlerini açık bir biçimde engellenmiş olduğu gözükür. Bu
bakımdan TTK m.379'un, 6762 sayılı TTK m.329 hükmünün devamı niteliği
taşıdığı kabul edilerek, hükme aykırı o larak yapılan devir işlemlerinin, TBK
m.27 uyarınca kesin hükümsüz sayılacağı sonucuna varılması söz konusu olabi-
lir. Bununla birlikte kanun koyucu bu konuda farklı bir yol izlemiş ve TTK
m.379 ila 381 hükümlerine aykırılığın yaptırımlarını TTK m.385 ile özel olarak
düzenleyerek, aykırı bir şekilde devralınan payların en geç altı ay içinde elden
çıkarılacağını öngörmüştür. Böylece anonim ortaklığın kendi paylarını devral-
masına ilişkin hükümlerin ihlali halinde hükümsüzlük yaptırımı uygulanmaya-
143
lsviçre Federal Mahkemesine g öre bu bir düzen kuralıdır (disposition d'ordre). Bkz. ATF 43 il
295; ATF 60 il 313; ATF 88 il 98; von PLANTA / LENZ, Basler Kommentar, Art.659, p.11
s.461; GIGER, s.131. Yargıtay da 6762 sayılı TTK m.329 f.1 hükmünün emredici olduğunu be-
lirtmiştir. Bkz. Yar. TO. 6.1.1964T. 2851E. 93K. (ERiŞ, Ticaret Şirketleri, s.935).
144
EREN, s.287.
idi
143
'
104 Anonim Ortaklıkta Payın De,,..
cak. sadece kanuna aykın olarak devralınan payların elden çıkarılması, elden
çıkarılamaması halinde ise TIK m.386 uyarınca se rmayenin azaltılması yoluyla
derhal yok edilmesi söz konusu olacaktır
145
.
TTK m.385 ile kanımızca, TTK m.379 vd. hükümlerinin etkisi bizzat ka.
nun koyucunun kendisi tarafından zayıflatılmıştır. Zira bu şekilde yönetim ku.
rulu, altı ay içerisinde elden çıkarmak veya yok etmek kaydı ile genel kuruJuıı
iznini almaksızın ve yüzde on sınırını aşacak şekilde kendi paylarını devraıa.
bilmek ve aykırı bir biçimde devralınan paylan altı aya kadar ortaklık bünye.
sinde tutmak konusunda serbest olacaktır. Hatta payların TTK m.385 ve
386
hükümleri de ihlal edilerek, altı aydan sonra da ortaklığın bünyesinde bulundu.
rulmaya devam edilmesi halinde ortaya çıkacak hukuki sonuçlar hakkında
da
kanun koyucu sessiz kalmıştır. Yönetim kurulunun TTK m.379 vd. hükümlerine
aykırı olan bir devralma işlemi sebebiyle sorumluluğu bulunsa da, sonuçlan
ortaklık bakımından önemli sayılabilecek böyle bir durumun salt yönetim
kuru.
!unun sorumluluğu ile çözümlenebilmesi güçtür.
Bununla birlikte, unutulmaması gerekir ki TTK m.385 hükmünün sının.
nı, diğer emredici hukuk kuralları çizmektedir. Bilhassa ortaklığın devir
bedelini serbest malvarlığından ödemesine ilişkin hükme aykırılık aynı za.
manda sermayenin muhafazasına ilişkin emredici nitelikteki hukuk kuralla-
rının da ihlal edilmesi sonucunu doğurabilir. Burada özellikle TTK m.480
f.3'te düzenlenen sermayenin pay sahiplerine iade edilmesi yasağı vurgu.
lanmalıdır. Bilindiği üzere, kanun koyucu ortaklığın sermayesinin karşılığını
teşkil eden malvarlığından pay sahiplerine herhangi bir şekilde dağıtım ya-
pılmasını, anonim ortaklığın temel bir prensibi ol arak anılan hükümle yasak-
lamıştır. Bu doğrultuda kendi payını devralması neticesinde ödediği devir
bedeli
ortaklığın sermayesinin karşılığını azaltıyor ise, işlemin TBK m.27
f.1 uyarınca kesin hükümsüz sayılması TTK m.48O f.2 'nin gereğidir 1
46
• Ben-
zer şekilde, ortaklığın TTK m.379 f.4' e aykırı olarak bedelleri tam olarak
ödenmemiş paylarını devralması halinde, söz konusu işlem pay sahibinin
sermaye koyma borcundan kur tarılması anlamı taşıyacağından, ortaklığın
kendi payını devralması işlemi geçersiz sayılmalıdır. Yine, ortaklığın tek
pay sahibi kendisi olacak şekilde kendi paylarını devralmasını yasaklayan
TTK m.338 f.3 ve pay sahipleri arasında eşit işlem yapılması prensibini ön-
gören TTK m.357 hükümlerine aykırı bir biçimde gerçekleştirilen devir iş-
lemleri de, yukarıda belirttiğimiz kural doğrultusunda geçersizdir.
145
Bkz.
1
TEK NALP / ÇAMOĞLU, TTK m.379 altındaki not, s.176. Ayrıca bkz. Von P LANTA /
LENZ,
Basler Kommentar, Art.659 p.11 s.461; GIGER, s.134 - 138.
146
von PLANTA / LENZ, Basler Kommentar , Art.659 p.12 s.461; BINOER, s.92; GIGER, s.91.
Geçersizli�in sadece iki tarafın da bilinçli olarak kötüniyetli hareket ettiği durumlarla
(collusion)
sınırlandırılması yönünde, bkz. Bkz. BOCKLI, p.288 s.491 - 492.
ı. Bölüm: Payın Devredilebilirliai ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili ôngörülen Sınırlamalar 105
cc. Elden Çıkartma veya Yok Etme Yükümlülüğü
aaa. Genel Esaslar
TTK m.385, m.379 ila 381 hükümlerini ihlal etmek suretiyle devralınan or-
taklığın paylarının, devralınmaları tarihinden itibaren en geç altı ay içinde elden
çıkarılması; TTK m.386 ise elden çıkarılamayan payların sermayenin azaltılma-
sı yoluyla derhal yok edilmeleri şartını getirmiştir. Burada öncelikle belirtilmesi
gereken, Kanunun açık bir biçimde ifade ettiği üzere, elden çıkarma yükümlü-
lüğünün münhasıran Kanunu ihlal eden devir işlemleri için söz konusu olduğu-
dur. Devir işlemi kanuna kısmen aykırı ise, elden çıkarma ve yok etme yüküm-
lülüklerinin de sadece bu kısım için geçerli olduğunu kabul etmek uygun ola-
caktır. Bu doğrultuda, örneğin yüzde otuz oranında kendi payını devralan bir
anonim ortaklık, aşkın olan yüzde yinnilik kısmı TTK m.385 ve 386 uyarınca
altı ay içerisinde elden çıkarmak veyahut derhal yok etmekle yükümlü kılınmış-
tır. Başka bir deyişle, devralma işlemi değerleri ortaklığın sennayesinin yüzde
onunun üzerinde bir miktarda payları konu almış olsa dahi, ortaklık toplam ola-
rak sermayesinin yüzde onu tutarındaki paylarını herhangi bir süre ile sınırlı
olmaksızın elinde tutmaya devam edebilecektir
147
•
Benzer şekilde, genel kurul
onayı alınmaksızın yapılan devir işleminde genel kurulun sonradan işlemi onay-
laması halinde, elden çıkarma veya yok etme yükümlülüğünün de ortadan kalk-
tığı sonucuna ulaşılabilir.
Bunun yanında, yukarıda da belirtildiği üzere, elden çıkartma veya yok et-
me yükümlülüğüne ilişkin TTK m.385 - 386 hükümlerinin uygulanabilmesi
için, işlemin sadece TTK m.379'da öngörülen kısıtlamalara aykırı olması, em-
redici hukuk kurallarını ise ihlal etmemesi gereklidir. Bu doğrultuda, bedelleri
tam olarak ödenmemiş payların devralınması, devir bedelinin ortaklığın serbest
malvarlığından karşılanması koşullarına ve bilhassa TTK m.480 f.3 hükmüne ve
yukarıda açıkladığımız üzere m.338 f.3 ve m.357 hükümlerine aykırılık, devir
işleminin tamamıyla geçersiz olması sonucunu doğurur.
bbb. Elden Çıkarma veya Yok Etme İşleminin Gerçekleştirilmesi
aaaa. Payların Elden Çıkarma Esasları
TTK m.385 uyarınca m.379 ila m.381 hükümlerine aykırı olarak devralınan
paylan elden çıkarma yükümlülüğü, yukarıda kapsamını belirttiğimiz payların
yönetim kurulu tarafından üçüncü kişilere satılması suretiyle yerine getirilir.
Burada payı devralacak üçüncü kişi yönetim kurulu üyesi, pay sahibi, ortaklık
çalışanı yahut ortaklıkla herhangi bir ilgisi bulunmayan bir gerçek veya tüzel
kişi olabilir. Yönetim kurulunun ortaklığın kendi paylarını mevcut pay sahiple-
rine satacak olması halinde, eşit işlem yapma yükümlülüğü doğrultusunda dav-
147
GIGER, s.145.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 106
ranması gerek1idir
148
. Bu kapsamda hem payı satın alacak pay sahiplerinin belir-
lenmesi, hem de pay sahiplerine satılacak payların fiyatlarının tespit edilmesi
a�ama]arında, yönetim kurulu TTK m.357 hükmüne uygun işlem yapmakla
yükümlüdür.
Bununla birlikte, payların ortaklığın hakimiyeti altındaki bir yavru ortaklık ta-
rafından satın alınması halinde bunun TTK m.385'e uygun bir elden çıkarma sayı-
lacağı şüphelidir. Zira TTK m.379 f.5 hüküm dahilindeki sınırlamaların ana ortaklı-
ğın paylarının yavru ortaklık tarafından devralınması halinde de uygulama alanı
bulacağını öngörmüştür. Benzer şekilde, anonim ortaklığın payını TIK m .385
hükmü uyarınca üçüncü kişiye devretmekle birlikte, bu işlem için devralana fınan-
sal destek sağlaması halinde işlemin TTK m.380 uyarınca kesin hükümsüz sayılma-
sı gereklidir. İnançlı devir işlemleri de bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Payların hangi devir bedeli üzerinden elden çıkarılacağı konusunda bir hü-
küm TTK m.385'te yer almamaktadır. Bu bakımdan devir bedelini belirlemek
konusunda yönetim kurulunun TTK m.374 uyarınca yetkili olduğu sonucuna
ulaşılabilir. Bununla birlikte, devir bedelini belirlerken TTK m.369 f.1'de belir-
tilen ortaklığın menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlü-
lüğü doğrultusunda yönetim kurulunun ortaklığın payı gerçek değerinin altında
bir bedelle devretmemeye özen göstermek le sorumlu olduklarını söylemek
mümkündür
149
• Kaldı ki, payların gerçek değerlerinin çok altında bir bedelle
üçüncü kişiye devredilmesi, anonim ortaklığın paylarının devralınması için
finansal destek sağlamasını yasaklayan TTK m.380 hükmü kapsamında değer-
lendirilebilir.
bbbb. Payların SermayeninAzaltılması Yolu ile Yok Edilmesinin Esasları
Yönetim kurulu, anonim ortaklığın TTK m.379 vd. hükümlerine ay kın ola-
rak devraldığı kendi paylarını m.385 gereğince altı ay içerisinde elden çıkara-
madıysa, bu durumda söz konusu payların m.386 uyarınca sermayenin azaltıl-
ması işlemi uygulanarak yok edilmesi gerektiği öngörülmüştür. Burada tekrar
etmek gerekir ki, yok edilecek paylar anonim ortaklığın halihazırda mülkiyetin-
de bulunan tüm paylan değil, TTK m.379 vd. hükümlerine aykırı olarak devra-
lınmış olanlardır. Bu bakımdan hukuka aykırılık salt yüzde onluk kanuni sınırın
aşılmasına dayanıyorsa, anonim ortaklık yüzde onluk sınıra kadarki paylarını
TTK m.385 uyarınca elden çıkarmak veya m.386 uyarınca yok etmekle yüküm-
lü deği ldir.
Sermayenin azaltılması işlemi bilindiği ü zere kural olarak bir ana sözleşme
değişikliği niteliği taşır ve bu yönde genel kurulun ağırlaştırılmış yeter sayılarla
148
von PLANTA/ LENZ, Baslar Kommantar, Art.659 p.7a s.458; GIGER, s.146-147.
149
von PLANTA/ LENZ, Baslar Kommantar, Art.659 p.9 s.460; GIGER, s.146.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma İle ilgili Öngörülen Sınırlamalar 107
alacağı bir kararın varlığına ihtiyaç gösterir. Bu noktada çeşitli ihtimallerin de-
ğerlendirilmesi gereklidir. Öncelikle eğer azaltılan kısmı karşılayan miktarda
bedelleri tamamen ödenecek yeni paylar çıkarılıyorsa ana sözleşmenin değişti-
rilmesine gerek yoktur (TIK m.473)
150
•
Bu doğrultuda anonim ortaklık serma-
yenin azaltılması yolu ile yok edilecek kendi paylarının değerine eşit miktarda,
bedelleri tamamen ödenecek şekilde yeni paylar çıkarıyorsa bu halde ana söz-
leşme değişikliğine gerek yoktur. Bu ihtimalde yeni payların bedeli, ortaklığın
bu işlem için kullanılabilecek yedek akçelerinden karşılanarak ortaya çıkacak
paylar bedelsiz olarak mevcut pay sahiplerine dağıtılabileceği gibi, pay sahipleri
yahut üçüncü kişiler tarafından sermaye taahhüdünde bulunulması da mümkün-
dür. Ancak son halde TIK m.473
f.l uyarınca bedellerin peşin ödenmesi gerek-
lidir. Aksi halde sermayenin azaltılmasına ilişkin bir genel kurul kararının varlı-
ğı aranır.
TIK m.473 f.l 'de belirtildiği şekilde azaltılan kısmın yerine bedelleri tama-
men ödenecek yeni payların çıkarılmaması durumunda ise, kurucu sermaye azal-
tılmasına ilişkin prosedüıiin uygulanması gereklidir. Zira bu durumda sermayenin
azaltılmasının zarar sonucunda bilançoda oluşan bir açığı kapatmak amacıyla
yapılması durumu söz konusu değildir. Bu nedenle ortaklığın TIK m.386 uyarın-
ca kendi paylarını yok etmek amacıyla yaptığı sermayenin azaltılması işleminde,
yönetim kurulunca alacaklıların çağırılması ve bunların haklarının ödenmesi veya
teminat altına alınması prosedürü de uygulanmalıdır.
Ortaklığın paylarının TTK m.386 kapsamında yok edilmesi aşamasında
dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, m.473 f.5 uyarınca sermayenin hiçbir
şekilde kanunda belirlenen en az tutardan aşağıya indirilemeyeceği kuralıdır.
Kuralın emredici niteliği sebebiyle, ortaklığın TIK m.379 vd. hükümlerine
aykırı olarak devraldığı paylarının yukarıda belirttiğimiz esaslar doğrultusunda
yok edilmesi sonucunda sermaye miktarı, esas sermaye veya kayıtlı sermaye
sistemine tabi ortaklıklar bakımından TTK m.332'de belirtilen asgari tutarların
altına iniyorsa, ortaklığın derhal sermaye artırımı yaparak, sermayeyi en az söz
konusu asgari tutarlar seviyesine çıkarması şarttır.
dd. Yönetim Kurulunun Sorumluluğu
Anonim ortaklığın kendi paylarını TTK m.379 ila 381 hükümlerine aykırı
bir biçimde devralması, her ne kadar kanunun emredici hükümlerine aykırılık
teşkil etmemesi kaydıyla geçerli bir hukuki işlem olarak kabul edilse de, bu
ihlal nedeniyle ortaklığın kendisi veya pay sahipleri ya da ortaklığın alacaklıları
zarara uğramış ise, yönetim kurulu üyelerinin TIK m.553 f.l uyarınca hukuki
sorumlulukları söz konusu olacaktır
151
.
150
TEKiNALP / ÇAMOĞLU, TTK m.473 altındaki not, s.227.
151
Bkz. BOCKLI, p.286 s.490; GIGER, s.142-144.
108 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
h. Halka Açık Ortaklıkların Kendi Paylarını Devralmasına Uygulanacak Özel
Düzenlemeler
aa. Genel Bakış
SPKan. m.22 uyarınca, HAAO' Iar, kendi paylarını, SPK tarafından belirlenen
şartlar çerçevesinde satın alabilir ve rehin olarak kabul edebilirler. HAAO'lann
paylarının, söz konusu ortaklığın konsolide bilançosuna dahil edilen ortaklıklar
tarafından satın alınması da SPKan. m.22 hükmüne tabidir. SPK, HMO'lann ken-
di paylarını satın ve rehin almasına ilişkin şartlan, işlem sınırlarını, geri alınan pay-
ların elden çıkarılması veya itfası ve bu hususların kamuya açıklanmasına ilişkin
usul ve esaslan, Geri Alınan Paylar Tebliği (II-22.I) ile tespit etmiştir
152
SPK II-22.1 Tebliği'nin TTK'daki genel hükümlerden ayrıldığı noktalara
bakıldığında, ilk göze çarpan genel kurulun yetkilendirme kararının TTK m.379
f.2 hükmünden farklı olarak, paylan borsada işlem gören HAAO'lar bakımın-
dan en fazla üç yıl, paylan borsada işlem görmeyen HAAO'lar bakımından ise en
fazla bir yıl için verilebileceğine ilişkin düzenlemedir (m.7). SPK bu şekilde
HAAO'lar bakımından geri alım programına ilişkin yetkilendirme kararının
süre sınırını azaltarak pay sahiplerinin ortaklığın kendi payın devralması işlemi
üzerindeki kontrolünü zaman yönünden artırmıştır.
Yine aynı konuda dikkat çeken bir başka düzenleme, genel kurulun payların geri
alınmasına ilişkin vereceği yetkilendirme kararının kapsamını teşkil eden geri alım
programına ilişkin hükümlerdir. TTK m.379 f.2'de, yukarıda da incelediğimiz üzere,
yetki kararının iktisap edilecek payların itibari değer sayılan belirtilerek toplam itibari
değerleriyle, söz konusu paylara ödenebilecek bedelin alt ve üst sınırının gösterileceği
öngörülmektedir. SPK II-22.1 Tebliği ise, genel kurulun onayına sunulacak söz konu-
su işlem W1Surlarının kapsamını HAAO' lar bakımından geri alım programı kavramı
altında genişletmiştir. Tebliğ' in m.8 hükmünde genel kurulun onayına sunulacak söz
konusu geri alım programının unsurları ayrıntıları ile belirtilmiştir.
HAAO paylarının bağlı ortaklıkları tarafından geri alımının yapılabilmesi için,
HAAO genel kurulunda geri alım programının onaylarıması ve bağlı ortaklığın
yönetim kurulunun da söz konusu program çerçevesinde geri alım yapacağına iliş-
kin bir karar alınası şarttır. Bağlı ortaklığın da bir HAAO olması durumunda; söz
konusu bağlı ortaklığın ana ortağı olan HAAO'nun paylarını alabilmesi için, geri
alım programının bağlı ortaklık genel kurulunca da onaylanması zorunludur.
Bunun dışına, TTK m.381' den farklı olarak, yakın ve ciddi bir kayıptan ka-
çınmak amacıyla genel kurulun yetkilendirme karan olmadan, yönetim kurulu kara-
152
RG. 03.01.2014T. 28871S.; Söz konusu Tebliğ ile bu konuda daha önceden uygulama alanı
bulan, Payları IMKB'de işlem Gören Şirketlerin Kendi Paylarını Satın Almaları Sırasında Uya-
cakları ilke ve Esaslara ilişkin 19.08.2011 tarih ve 26/ 767 sayılı SPK Kararı da geç erliliğini yitir-
miştir.
•
1. Bölüm: Payın Devredilebilirli�i ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Ôngôr0len Sınırlamalar 109
nyla ortaklığın kendi paylanm devralması, paylan borsada işlem görmeyen
HAAO'lar bakımından mümkün değildir. Aynı şekilde HAAO'lann bağlı ortaklık-
ları da, ana ortaklığın paylannda geri alım yapabilmek için bu istisnadan yararla-
namazlar. Paylan borsada işlem gören HAAO'lar ise ancak kural olarak işlem ön-
cesinde SPK'nın izni ile ve kamuyu aydınlatmaya ilişkin yükümlülüklere uymak
şartıyla yakın ve ciddi bir kayıptan kaçınmak amacıyla genel kurulun yetkilendirme
kararı olmadan, yönetim kurulu kararıyla kendi paylarını devralabilirler. Bununla
birlikte, ortaklık paylarının günlük ağırlıklı ortalama fiyatının yönetim kurulu karar
tarihinden önceki son bir ayda nominal değerinin altında seyretmesi veya yüzde
yinninin üzerinde değer kaybetmesi şeklinde tezahür eden yakın ve ciddi kayıbın
mevcudiyeti durumlarında, yönetim kurulu SPK iznine gerek olmaksızın
HAAO'nun kendi paylarını devralmasına karar verebilir.
Paylan borsada işlem gören ortaklıklar tarafından geri alınacak payların
BIST'de işlem gören nitelikte olması ve alımlar ile geri alınan payların elden çıka-
rılmasının yalnızca BIST'de gerçekleştirilmesi gereklidir. SPK 11-22. l Tebliği
HAAO'lann kendi paylarını devralması ile ilişkili kamuyu aydınlatma yükümlülük-
lerini oldukça ayrıntılı bir biçimde düzenlemiş, işlemin bilgi suistimali veya piyasa
dolandırıcılığı sayılmaması için uyulması gereken şartlan da tespit etmiştir.
SPK 11-22.1 Tebliği aynı zamanda HAAO'ların kendi paylarını devralma-
sına ilişkin kimi sınırlayıcı kuralların uygulama alanı bulmayacağı istisnaları da
düzenlemiştir. Tebliğ m.16 hükmüde düzenlenen istisnalar, TTK m.382 ve
383'te yer alan düzenlemeler ile genelde paralel olmakla birlikte; azınlık hakla-
rının korunmasına yönelik olarak alınmış bir SPK veya mahkeme karan veya
ayrılma yahut ortaklıktan çıkarma ile satma hakkının kullandırılması neticesin-
de yapılan geri alımlar da anılan düzenlemelerde sayılan hallere ek olarak istis -
nalar çerçevesinde değerlendirmiştir.
Tebliğ hükümlerine uygun olarak devralınmış HAAO'lann kendi paylan, bu
hususta TTK'da tespit edilen ilkelere uygun olarak, süresiz olarak elde tutulabilir.
Tebliğ hükümlerine aykırı olarak geri alınan paylar ise, geri alım tarihinden itibaren
en geç bir yıl içinde elden çıkarılmalıdır (m.19 f.2). Bu hükümde ise, TTK m.385
ile tespit edilen altı aylık sürenin, HAAO'lar bakımından bir yıla çıkanlmış olduğu
göze çaıpmaktadır. İstisna kapsamında geri alınan payların elden çıkanlması konu-
sunda ise Tebliğ ile TTK m.384 hükmüne paralel bir düzenleme benimsenmiştir.
bb. SPK'nın Basın Açıklamaları ile Uygulamaya Konulan Sistem
Üzerinde durulması gereken bir diğer önemli konu, SPK'nın 21.07.2016 ve
25.07.2016 tarihli basın duyuruları ile uygulamaya konulan sistemdir
153
. Söz
153
21.07.2016 tarihli SPK duyurusuna http://www.spk.gov.tr/Duyuru/Goster/20160721/0 adresin-
den, 25.07.2016 tarihli Geri Alınan Paylara ilişkin Basın Duyurusu Hakkında Ek Açıklama· ya ise
1
ııo Anonim Ortaklıkta Payın Devri
konusu basın duyurulan vasıtasıyla, yatırımcıların ko_ru �ası _ama �ıyla
HAAO' lann borsada işlem gören kendi paylarını herhangı bır yetkılendırme
koşulu veya miktarsal sınır söz konusu olmaksızın devralabilmelerine geçıcı
olarak imkan tanınmıştır. Buna göre, SPK II-22. ı Tebliği m.5'te düzenlenen
genel kurulun yetkilendirme şartı, m.9'da düzenlenen devralınan payların no-
minal değerinin ödenmiş veya çıkanlmış sermayenin yüzde onunu aşamayaca-
ğına ilişkin sınır ile m.15 f.1-c'de düzenlenen bir günde geri alımı yapılabilecek
toplam pay miktarının, payların işlem gününden önceki 20 günlük işlem miktarı
ortalamasının yüzde yirmi beşini geçemeyeceğine ilişkin esas, HAAO'lann
borsadan yapacaklan geri alımlar bakımından SPK'nın ikinci bir duyurusuna
kadar uygulanmayacaktır. Yukarıda izah edilen imkandan halihazırda bir geri
alma programı yürüten veya böyle bir program yürütmeyen tüm HAAO'lar
faydalanabilmektedir. Bu kapsamdaki geri alım işlemleri, bilgi suistimali veya
piyasa dolandırıcılığı kapsamında değerlendirilmeyecektir.
HAAO'lann bu çerçevede yapacakları geri alımlar için, asgari olarak ilgili
geri alımın amacını, geri alıma konu edilebilecek azami pay sayısını ve bu iş
için ayrılabilecek azami fon tutarını tespit eden bir yönetim kurulu karan alma-
ları ve bu bilgileri içeren bir özel durum açıklaması yapmaları şart koşulmuş-
tur
54
Duyuru çerçevesinde geri alınan paylar duyuru tarihinden itibaren 30
günlük süre boyunca satılamayacaktır. 30 günlük sürenin hesaplanmasında "ilk
giren ilk çıkar" yöntemi uygulanacaktır. Söz konusu süre sona erdikten sonra
ilgili paylar azami üç yıl içinde elden çıkarılır veya SPK 11-22.1 Tebliği'ndeki
sınırlamalara uymak kaydıyla süresiz olarak elde tutulabilir. Geri alınan payla-
rın elden çıkarılması durumunda SPK 11-22.1 Tebliği m.12 f.6 uyarınca gerekli
özel durum açıklamaları da yapılacaktır.
SPK'nın basın duyurulan vasıtasıyla 21.07.2016 tarihi itibariyle geçici olarak
uygulamaya koyduğu sistem, yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılabileceği üzere,
HAAO'ların borsada işlem gören kendi paylarını devralmaları için gereken genel
kurul yetkilendirmesi şartını ve aynca işlem limitlerini de kaldırmak suretiyle,
HAAO yönetim kuruluna gerekli esnekliği sağlayabilmek adına geniş ve önemli
bir takdir yetkisi tanımıştır
155
.
Söz konusu takdir yetkisinin şüphesiz amacına uy-
http://www.spk.gov.tr/Duyuru/Goster /20160725/0 adresinden ulaşılabilmektedir (01.08.2018 ta-
rihinde kontrol edilmiştir).
154
SPK duyurusu çerçevesinde gerçekleştirilecek pay geri alımlarında SPK 11-22.1 Tebliği m.12'nin
ilk dört fıkrası uygulanmayacaktır. Ayrıca m.12 f.8 (a) be ndindeki iki iş günlük süreni n beklen-
mesine de gerek bulunmamaktadır .
155
25.07.2016 tarihli ek açıklamada, duyurunun yapıldığı 21.07.2016 tarihi ile ek açıklama aras ın-
daki dört gün içerisinde, 35'i aşkın HAAO'nun duyuru kaps amında geri alım yapacak larına ilişkin
özel durum açıklaması yaptıkları bilgisi verilmiştir. HAAO'lar günümüzde de bu imk�nı kullan-
maya devam etmektedirler. KAP'ta yapılan duyurular içerisinde yaptığımız tarama neticesinde,
2018'in ilk altı ayı içerisinde yaklaşık 10 HAAO'nun SPK'nın ilgili basın duyuları çerçevesinde
geri alım yapmak üzere özel durum açıklaması yapmış oldukları görülmektedir. Kitabımızın 4.
•
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma ile İlgili Öngörülen Sınırlamalar 111
gun olarak, yani sermaye piyasalarında yaşanan veya yaşanabilecek olumsuz
gelişmeler neticesinde ortaklığın pay değerindeki dalgalanmalara karşı yatınmcı-
ların mümkün mertebe korunabilmesi ile sınırlı olarak anlaşılması ve uygulanma-
sı gerekmektedir
156
•
Buna ilaveten, pay geri alımlan yapılırken -duyuru kapsamına
alınmamış diğer düzenlemeler ile birlikte- mutlaka emredici nitelikteki TTK
m.480 f.3 hükmü ve bu doğrultuda SPK II-22.1 Tebliği m.9 f.3 düzenlemesi
dikkate alınmalıdır. Aksi takdirde yapılan işlemin geçersizliği ve/veya diğer
yaptırımların uygulanması söz konusu ol abilecektir.
2. Kuruluşun veya Sermaye Artırımının Tescilinden Önce Yapılan Devirler
TTK anonim ortaklığın tescilinden önce yapılan pay taahhüdü devirlerinin
anonim ortaklığa karşı hükümsüz olacağını öngörmüştür (TTK m.352). Bu kural-
la uyumlu ol arak TTK m.486 ile ortaklığın tescilinden önce çıkarılan pay senetle-
rinin hükümsüz sayılacağı ve bu pay senetlerini çıkaran kişinin doğan zararlardan
sorumlu olacağı; m.486 ile de ortaklığın ve sermayenin artınlması kararının tesci-
linden önce çıkarılan payl arın geçersiz olacağı hükme bağlanmıştır.
Kuruluşun ve aynı esaslara tabi olduğu için sermaye artırımının tescilinden ön-
ce yapılan devirlerin ortaklığa karşı ileri sürülemeyeceği kuralı doğrudan doğruya,
TTK'da hakim ol an payın kurul uşun veya sermaye artırımının tescili ile oluşacağı
ilkesine bağlıdır. Anonim ortaklık tüzel kişilik kazanmadan veya sermaye
artırımı
tescil edilerek kesinlik kazanmadan henüz pay da oluşmuş sayılmayacağından ötü-
rü, bunun devri de anonim ortaklığa karşı ileri sürülemeyecek, fakat taraflar arasın-
da geçerli olacaktır
157
. Buradan, salt TTK hükümlerine tabi olan anonim ortaklıklar-
da payın en erken ortaklığın kuruluşunun veya sermaye artınmının tescili anından
itibaren devredilebilir olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
3. Karşılığı Tamamen İfa Edilmemiş Olan Payın Devri
Aşağıda ayrıntıları ile inceleneceği üzere, TTK m.484 f.2 uyarınca taahhüt
edilen sermaye karşılığının tamamı ifa edilmeden, payları temsilen hamiline
yazılı pay senedi çıkartılamaz
158
. Ancak Kanun nama yazılı pay senetleri veya
ilmühaberler için bu şekilde bir şart aramamıştır. Başka bir deyişle bedeli tam
olarak ödenmemiş payları temsilen nama yazılı pay senedi veya ilmühaber çıka-
rılabilir. Sermaye taahhüdünde bulunan kişinin, henüz taahhüt ettiği bedelin
basısı yayıma hazırlanırken 21.07.2016 tarihli basın açıklaması ile getirilen sistemin ne zaman
son bulacaQına ilişkin SPK tarafından kamuyla paylaşılmış herhangi bir öngörü bulunmamakta-
dır.
156
KAP'ta HMO'lar tarafından bu konuda yapılan özel durum açıklamalarında geri alım sebebi
olarak çajunlukla fiyat dalgalanmaları karşısında (başta) küçük hissedarların menfaatlerinin ko-
runması ve saQlıklı fiyat oluşumuna katkıda bulunulması gösterilmektedir.
157
ARSLANLI, s.210; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU). p.764 s.405; IMREGÜN, s.352; DO-
MANiÇ,
s.1289.
158
Bkz. aşaQıda s.215 vd.
112 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
tamamını ödemeden, sahip olduğu nama yazılı pay senedini veya ilmühaberi
yahut senede bağlanmamış çıplak payı başka bir kişiye devretmesi durumunda,
geriye kalan pay bedelini ödeme konusunda artık kural olarak payı devralan kişi
sorumlu olacaktır. İşte bu noktada ortaklığı bir tehlike beklemektedir. Zira, payı
devralan kişinin mali durumu bakiye bedeli ödem eye müsait olmayabilir. Eğer
devralan kişi pay bedelini tamamen ödeyemezse, bu sebepten ötürü anonim
ortaklık sennayesi tam olarak oluşmayacak ve bu durum hem ortaklığın hem de
alacaklılarının aleyhine olacaktır.
Söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek üzere kamın koyucu TIK m.491 ile ortak-
lığa bir imkan tanımıştır. Bu hüküm uyarınca, karşılığı tam olarak ifa edilmemiş
payın devrinde, ortaklık devralanın ödeme yeterliliği şüpheli ise ve ortaklıkça iste -
nen teminat verilmemişse devralanı pay defterine kayıttan kaçınabilir. Böylece malı
gücü zayıf olan kişilerin ortaklığa katılmaları ve bakiye pay bedelinin ödenmemesi
sonucunda ortaklık sermayesinin eksik oluşması önlenmiş olur
159
.
TTK m.491 ile getirilen kanuni kısıtlamanın amacı da, TTK m.484 f.2' de
olduğu gibi ortaklık malvarlığının korunmasıdır
160
.
Kural olarak, ortaklığın ona-
yıyla devreden, devredilen paylardan doğan bakiye borcundan ötürü sorumlu-
luktan kurtulur; bu borcu ödeme sorumluluğu devralana geçer (TTK m.501
161
f.1) • Burada ortaklığa devir işlemine onay verme hakkı tanınmasının dayandı-
ğı sebep, TBK m.196 hükmünde düzenlenen borcun dış üstlenme sözleşmesi
müessesesinde, alacaklının yapılan üstlenme işlemine onay vermesi ile aynıdır.
İstenen teminat devralan veya onun adına üçüncü bir kişi tarafından gösteril-
mezse, ortaklık devralanı pay defterine kayıttan kaçınabilir. İstenilen teminatın
payın değeri ile uyumlu olması, devri kasten engellemek niyeti ile talep edil-
memesi gerekir (TMK m.2)
162
. Ayrıca, karşılığı tamamen ifa edilmemiş payın
devrinde devralandan teminat isteme ve istenen teminat gösterilmediği takdirde
devirden kaçınma konusunda ortaklık yönetim kurulu serbest olmakla beraber;
bu şekilde bir devrin tanınmasının ardından bakiye sermaye borcunun ödenme-
mesi sonucunda ortaklığın uğrayabileceği zararlardan ötürü de yönetim kurulu
sorumludur (TTK m.553)
163
.
159
Bkz. DOMANiÇ, s.1348; ÇEViK, s.888; PULAŞLI, Bağlı, s.115.
160
DOMANiÇ, s.1304; PULAŞLI, Bağlı, s.121.
161
• ... Bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı pay senedini devralan kims e, pay defterine kayde-
dilmekle geri kalan bedeli ödemek ve varsa tali borçları yerine getirmekle yükümlü olur." Yar.
TD. 27.2.1968T. 1966/ 2607E. 1968/1191K . (BATIDER 1969, C.5, S.1, s.104); Aynı yönde, Yar.
TD. 17.5.1968T. 1966/2015E . 1968/3018K . (BATIDER 1969, C.5, S.2, s.313); Yar. TD.
3.2.1969T. 1968/ 2924E. 1969/ 537K. (BATIDER
1970, S.3, s.617); Yar. HGK 5.3.1976T.
1974/11-259E. 1976/ 1083K. (IKID, 1976 S.187 s.4709); Yar. 11. HD 23.11.1978T. 1978/4631 E.
1978/5252K. (BATIDER, 1979, S.1, s.248).
162
AYTAÇ, s.107.
163
DOMANiÇ, s.1305.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirli�i ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili ôngôrülen Sınırlamalar 113
TTK m.491 ile getirilen kanuni sınırlama payın miras, mirasın paylaşımı,
eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra dışındaki yollarla devre-
dilmesi halinde geçerlidir. Başka bir deyişle, payın bir önceki cümlede belirtilen
şekillerde devri hallerinde ortaklık, TTK m.491 hükmüne dayanarak teminat
isteme ve gösterilmediği halde devri onaylamama hakkına sahip değildir. Aynı
şekilde, eğer devir pay defterine kaydedilmek suretiyle, payı devralan
kişi or-
taklık tarafından pay sahibi olarak kabul edilmişse, artık pay bedelinin ödenme-
yen kısmı için pay sahibinden teminat istenebilmesi söz konusu değildir. Böyle
bir durumda teminat ancak ana sözleşmede bu yönde bir hükmün mevcut bu-
lunması kaydı ile pay sahibinden istenebilir
164
•
Aynca aşağıda inceleyeceğimiz üzere, bedeli tam olarak ödenmemiş çıplak
payın devri TBK m.195 uyarınca gerçekleşir. Yani devir halinde alacakJı ko-
numunda bulunan anonim ortaklığın devre onay vermesi gerekir. Dolay1sıyla
bedeli
tam olarak ödenmemiş çıplak payın devrinde uygulanan TBK m.195 vd.
hükümlerini de, payın serbestçe devredilebilirliği ilkesine getirilen kanuni bir
kısıtlama hali olarak kabul etmek mümkündür.
B. Pay Devralma Yükümlülüğü Doğuran Düzenlemeler
1. Zorunlu Pay Alım Teklifi Yoluyla Ortaklık Paylarının Toplanması (SPKan. m.26)
a. Genel Açıklamalar
Pay sahibinin payını serbestçe devredebilmesine ilişkin kanuru kısıtlamalar,
sadece pay sahibi payını devretmek isterken devir işlemine mani olan veya onu
bazı koşullara bağlı kılmak suretiyle kısıtlayan olumsuz hükümlerden ibaret
değildir. Bazen pay sahibi pay devralma iradesine sahip olsun veya olmasın,
zorunlu olarak başka pay devralmasına yönelik olumlu bir düzenleme ile de
payın devren kazanılmasına ilişkin serbesti sınırlandırılabilir.
Bu çerçevede SPKan. m.26 hükmü HAAO' larda yönetim kontrolünü sağ-
layan oy haklarının iktisap edilmesi halinde, diğer ortakların paylarını satın
almak üzere teklif yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Zorunlu pay alım teklifi
olarak anılan söz konusu yükümlülük il e ilgili olarak usul ve esaslar, SPK tara-
fından Pay Alım TekJifi (II-26.1) ile tespit edilmiştir
165
. Pay Alım Teklifi Tebli-
ği m.11 uyarınca, gönüllü olarak yapılan kısmi pay alım teklifi, blok veya mün-
ferit alımlar ya da diğer herhangi bir yöntemle, tek başına veya birlikte hareket
ettikleri kişilerle beraber, doğrudan veya dolaylı olarak bir ortaklığın yönetim
kontrolünü sağlayan paylarını veya oy haklarını iktisap edenler, diğer ortaklara
ait paylan satın almak üzere pay alım teklifinde bulunmak zorundadır. Hüküm-
16-4
PULAŞLI, Bağlı, s.121.
165
Bkz. RG 23.01.2014T. 28891S.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 114
den de anlaşıldığı üzere, bu durumda yönetim kontrolünü sağlayan payları ikti-
sap eden pay sahipleri, bu yönde bir iradeleri olmasa da, diğer ortakların talebi
halinde, onlara ait payları da satın almak durumundadır lar.
Bu şekilde bir zorunlu pay alım teklifi ve devralma yükümlülüğünün öngö-
rülmesinin en önemli sebebi, şüphesiz başta azınlık olmak üzere, kontrolü el
değiştiren hedef ortaklığın tüm pay sahiplerinin korunmasıdır. Gerçekten de, bir
ortaklıkta yönetimin el değiştirmesi, diğer pay sahiplerinin menfaatleri ile uyum
içerisinde olmayabilir. Bu durumda azınlık niteliğinde olsun veya olmasın diğer
tüm pay sahiplerine, paylarını adil fiyat üzerinden satarak ortaklıktan çıkma ya
da ortaklıkta kalarak yeni yönetime tabi olma konusunda bir seçim yapma im-
kanı tanınmak istenmiştir
166
•
Zira anonim ortaklıklarda diğer ortaklık tiplerinden
farklı olarak pay sahiplerine kendiliğinden ortaklıktan çıkma hakkı tanınmış
olmadığından, yönetimi değişen bir ortaklıkta kalmak mecburiyeti pay sahiple-
rinin menfaatlerine zarar verici bir nitelik taşıyabilir. Zorunlu pay alım teklifi
yükümlülüğünün bir diğer sebebi de, yönetimin el değiştirmesine yol açan pay-
lan devreden pay sahipleri ile diğer pay sahipleri arasında fırsat eşitliğinin yara-
tılmasıdır. Böylece ortaklıkta kalan pay sahipleri de, paylarını kontrolü ele geçi-
ren kişiye devreden pay sahipleri ile benzer koşul ve fiyatla paylarını devrede-
bilme imkanına kavuşabileceklerdir
167
.
Aksi takdirde, yönetim kontrolü değişen
ortaklığın pay sahipleri, ortaklık yönetimini elde edenler tarafından paylarını
gerçek değerinden düşük bir bedel ile elden çıkarmaları yönünde baskıya maruz
kalabileceklerdir.
Zorunlu pay alım teklifi ile gönüllü pay alım teklifi bu bakımdan birbirle-
rinden ayrılmaktadır. Yukarıda izah edilen pay alım teklifinde bulunma yüküm-
lülüğünün aksine, ortaklık paylarının tamamı ya da bir kısmı için gönüllü olarak
yapılan pay alım teklifinde, teklifte bul unan pay sahipleri ya da üçüncü şahıslar
böyle bir teklifi tamamen kendi iradeleri ile yapmaktadır. Başka bir deyişle,
zorunlu pay alım teklifinden farklı olarak gönüllü pay alım teklifinde, bir teklif-
te bulunma yükümlülüğü mevcut değildir. Bu sebeple gönüllü olarak yapılan
teklifi, payın devren kazanılmasına ilişkin olumlu bir kanuni kısıtlama olarak
kabul etmek mümkün değildir.
Pay alım teklifi zorunluluğuna ilişkin düzenlemeler hukukumuzda münha-
sıran HAAO'lar bakımından ve bu doğrultuda sermaye piyasası mevzuatı dahi-
linde yer almaktadır. Pay Alım Teklifi Tebliği {Il-26.
l) yürürlüğe girmeden
166
WOOLDRIDGE, Frank: The Recent Directive on Takeover-Bids, EBLR, 2004/15 s.15;
YEŞILTEPE, Salih Önder: AB ve Türk Hukukunda Ça�rı Yoluyla Ortaklık Paylarının Toplan-
ması, lstanbul 2011, s.62;
KOLCUOĞLU, Umut: Sermaye Piyasası Hukukunda Zorunlu Çağrı,
lstanbul 2009, s.8;
KENDiGELEN, Abuzer: Çağrıda Bulunma Y0k0ml0I0ğ0n0n ihlalinde Aktif
Husumet Ehliyeti, Makalelerim, C.11, lstanbul 2006, s.279;
MANAVGAT, Çağlar: Hukuki Bakım-
dan Halka Açık Anonim Ortaklıklar ve Halka Arz, Ankara 2016, s.355 - 356.
167
KOLCUOĞLU, s.9-10; YEŞILTEPE, s.63.
1. BOiüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma he ilgili Öngörülen Sınırlamalar 115
1
önce eski SPKan. döneminde konu Çağn Yoluyla Ortaklık Paylarının Toplan-
masına İlişkin Esaslar Tebliği'nde (Seri: IV, No: 44) düzenlenmekteydi. Pay
Alım Teklifi Tebliği (11- 26.1), konu hakkındaki AB Konsey Yönergesi
6ll hü-
ldimleri ile paralel düzenlemeler getiren eski SPK Seri: iV No: 44 Tebliği ile
temelde aynı esaslan benimsemektedir. Bununla birlikte, zorunlu pay alım tekli-
fine ilişkin prosedür kapsamında getirilen bir takım küçük değişiklikler, pay
alım teklifinde bulunma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi veya sürelere
uyulmaması halinde ortaya çıkacak hukuki sonuçlar ile ilgili getirilen açık hü-
kümler ile konu daha da ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir.
Aşağıda inceleyeceğimiz koşullar altında, pay alım teklifinde bulunma zo-
runluluğunun ortaya çıkması neticesinde, zorunlu teklifin tüm pay sahiplerini
kapsayacak şekilde yapılması şarttır. Başka bir deyişle, gönüllü olarak yapılan
pay alım teklifinden farklı olarak, zorunlu pay alım teklifinin ilgili ortaklığın
pay sahiplerinin sadece bir kısmına yönelik olarak yapılması mümkün değildir.
Aksi takdirde, zorunlu pay alım teklifi müessesesi ile hedeflenen amacın ger-
çekleştirilmesi mümkün olamayacağı gibi, pay sahipleri arasındaki eşitlik de
bozulmuş olacaktır
169
.
İsviçre Finansal Piyasa Altyapısı Kanunu (FMIA)17° m.125 f.3 uyarınca, or-
taklıklar paylarının borsaya kote edilmesind en önce ana sözleşmelerine koya-
cakları bir hükümle, kontrolü ele geçiren pay sahibinin zorunlu pay alım tekli-
finde bulunmakla yükümlü olmayacağını öngörebilirler. Hatta FMJA m.125 f.4
uyarınca, ana sözleşmeye bu yönde bir hüküm, İBK m.706 anlamında pay sa-
hiplerinin menfaatlerine zarar vermemesi kaydıyla, her zaman eklenebilir. Bu
çerçevede, pay alım teklifi yükümlülüğünü tetikleyen oransal eşikler ana söz-
leşmeye bu yönde konulacak hüküm ile yükseltilebileceği gibi (opting up), pay
alım teklifi yükümlülüğü tamamiyle de ortadan kaldınlabilecektir {opting
out)
171
.
Bununla birlikte, hukukumuzda FMIA m.125 f.3-4 hükmü doğrultusun-
da herhangi bir düzenleme bulunmadığından, zorunlu pay alım teklifine ilişkin
bükümJerin emredici nitelik taşıdığının kabul edilmesi gereklidir
172
•
Başka bir
deyişle, bir HAAO'nun ana sözleşmesine koyacağı hükümle, yönetim kontrolü
bakımından kabul edilen yüzde elliden fazlası eşiğini yükseltme si yahut pay
alım teklifi
yükümlülüğünü bütünüyle ortadan kaldırması hukuken mümkün
168
21 Nisan 2004 tarih 2004/ 25/EC Sayılı, Pay Alım Teklifi Yoluyla Ortaklık Paylarını n Toplanma-
sına ilişkin Avrupa Parlamentosu ve Konsey Yönergesi (Oirective 2004/ 25/EC of the European
Parliament and the Council of 21 April 2004 on Takeover Bl ds); OJ 20.05 2004, L42.
169
Bkz. WACKERBARTH , MOnchener Kommentar, C.9a, WpÜG §32, p.2.
17° Finansal Piyasa Altyapı ları ve Menkul Kıymetler ve TOrev Araçlar TicaretindePi yasa Yönetimi
Hakkında Federal Kanun (Finansal Piyasa Altyapı sı Kanunu, FMIA)
171
BÖCKLI, p.252 vd s 744 - 745; ayrıca bkz. KOLCUOĞLU, s.51.
172
KOLCUOĞLU, s.51
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 116
değildir. Bu yönde bir ana sözleşme hükmü yahut ana sözleşmenin değiştirilme-
sine yönelik genel kurul karan, yukarıda belirttiğimiz gerekçe ile geçersiz sa-
yılmalıdır. Esasen SPK'nın bu tür bir ana sözleşme hükmünün mevcudiyetine
izin vermesi, SPKan. m. 26 ve Pay Alım Teklifi Tebliği uyarınca her halükarda
mümkün görülmemektedir.
b. Pay Alım Teklifinde Bulunma Zorunluluğunun Ortaya Çıkışı
aa. YönetimKontrolünün Elde Edilmesi
aaa. Pay Sahipliğinde Değişiklik Vasıtasıyla
Pay Alım Teklifi Tebliği m.11 hükmünden de açıkça anlaşıldığı üzere, pay
alım teklifi yükümlülüğünün doğması bakımından "yönetim kontrolü" kavramı
temel teşkil etmektedir
173
• Yönetim kontrolü kavramı SPKan. m.26 f2 hükmünde
tanımlanmıştır. Buna göre, HAAO'nun oy haklannın yüzde ellisinden fazlasına tek
başına veya birlikte hareket ettikleri kişilerle beraber, doğrudan veya dolaylı olarak
sahip olunması veya söz konusu orana bağlı olmaksızın yönetim kurulu üye sayısı-
nın salt çoğunluğunu seçme veya genel kurulda söz konusu sayıdaki üyelikler için
aday gösterme hakkını veren imtiyazlı paylara sahip olunması, yönetim kontrolü-
nün elde edilmesi olarak kabul edilir
17
4.Ancak, imtiyazlı payların mevcudiyeti ne-
deniyle yönetim kontrolünün elde edilemediği haller bu madde kapsamında değer-
lendirilmez. Başka bir deyişle yüzde elliden fazla oy hakkına sahip olmakla birlikte,
oyda imtiyazlı yahut TTK m.360 anlamında yönetim kuruluna aday gösterme hak-
kına sahip payların bulunması nedeniyle yönetim kontrolü elde edilemiyor ise, pay
alım teklifinde bulunma zorunluluğu da ortaya çıkmayacaktır.
Pay Alım Teklifi Tebliği, çalışmamızın ilerleyen bölümlerinde payın devri-
nin resmi izne bağlı tutulduğu haller kapsamında inceleyeceğimiz, ilgili serma-
ye piyasası, rekabet ve banka hukuku mevzuatlarındaki düzenlemelerle paralel
olarak, yönetim kontrolü kavramını ortaklık oy haklarının çoğunluğunu sağla-
yan paylara ve/veya yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunu seçme yahut aday
gösterebilme hak.kını veren imtiyazlı paylara doğrudan veya dolaylı olarak sahip
173
Bkz. KOLCUO
Ğ
LU, s.91; YEŞ
1
LTEPE, s.155.
174
Burada oy hakları bakımından belirtilen yüzde ellilik oran, ortaklıi:)ın genel kurulunda temsil
edilen paylara değil, ortaklıi:)ın toplam oy haklarına ba{ılı olarak hesaplanacaktır
(WACKERBARTH , M0nchener Kommentar, C.9a, WpÜG §29, p.43). Bu arada, yüzde elli ora�
nındaki eşi{ıin, karşılaştırmalı hukukta daha düşük belirlendiği görülmektedir. Söz konusu
eşik,
söz gelimi Alman Hukukunda toplam oy haklarının asgar i yüzde otuzu (bkz. Kıymetli Evrak ikti-
sabı ve Devralınmasına ilişkin Kanun (WpÜG) §29 p. 2; ayrıca bkz. BEINERT, Dleter /
BURMEISTER, Frank / TRIES, Hermann-Josef: Mergers and Acquisitions in Germany,
München 2009, s.68), lsviçre Hukukunda ise çeşitll koşullar altında ana sözleşmeye konulacak
bir hükümle yüzde kırkdokuza kadar artırılabilmek kaydıyla, toplam oy haklarının yüzde otuzüç
tam onda üçüdür(bkz. Finansal Piyasa Altyapısı Kanunu (FMIA) m.135 f.1). Ortaklıktaki pay da-
ğılımına ba�lı olarak yüzde elli oranının altında bir oransal güçle de yönetim kontrolünün ele ge-
çirilebileceği düşünüldüğünda, asgari yüzde elli or anının aranmasının pay sahiplerini korumasız
bırakacaktır (bkz. MANAVGAT, Halka Arz, s.359).
ı.BOiüm: Payın Devredilebilirli�i ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar 117
olmak ile açıklamaktadır. Bu çerçevede anılan paylan devir yoluyla yahut diğer
şekillerde iktisa p etmek, pay alım teklifinde bulunma zorunluluğunun ortaya
çıkmasına yol açacaktır. Bununla birlikte pay alım teklifinde bulunma zorunlu-
luğunun ortaya çıkması bakımından ilgili ortaklığın yönetim kontrolünü sağla-
yan pay veya py haklarının ne şekilde elde edildiğinin herhangi bir önemi bu-
lunmamaktadır. Bu doğrultuda, yukarıda belirtilen anlamda doğrudan veya do-
laylı olarak yönetim kontrolünde değişikliğe yol açan pay devri, birleşme veya
devralma gibi her türlü işlem pay alım teklifinde bulunma zorunluluğunun
doğmasına sebep olabilir.
Pay Alım Teklifi Tebliği, mülga SPK Seri: IV No: 44 Tebliği 'nden farklı
olarak, hakim ortaklığın yönetim kontrolünün elde edilmesi neticesinde doğan
pay alım teklifi zorunluluğuna ilişkin açık bir düzenleme içermemektedir
175
•
Ancak Pay Alım Teklifi Tebliği'nde açık bir hüküm bulunmasa da, ana ortaklı-
ğın yahut onun ana ortaklığının yönetim kontrolünün elde edilmesi durumunda,
neticede HAAO niteliği taşıyan ilgili yavru ortaklığın da yönetim kontrolünün
elde edileceği kabul edilerek, yavru ortaklık seviyesinde bir pay alım teklifinde
bulunma zorunluluğunun ortaya çıktığı sonucuna varmak gerekir
116
•
bbb. Pay Sahipleri Arasında Özel Anlaşmalar Vasıtasıyla
Pay Alım Teklifi Tebliği m.11 f.2 uyarınca, ortaklığın pay sahipliği yapı-
sında yönetim kontrolünün elde edilmesi sonucunu doğuracak herhangi bir de-
ğişiklik olmasa bile, pay sahiplerinin kendi aralarında yapacakları özel yazılı
anlaşmalarla yönetim kontrolünü ele geçirmeleri sonucunda da pay alım tekli-
finde bulunma zorunluluğu ortaya çıkar
177
. Söz konusu hüküm ile Pay Alım
Teklifi Tebliği, pay sahipleri arasında akdedilen pay sahipleri anlaşması yahut
oy anlaşması gibi bir takım özel anl aşmalarla HAAO' da yönetim kontrolünün
elde edilmesi halinde de zorunlu pay alım teklifinin söz konusu olacağını açık-
lığa kavuşturmuştur. Kanımızca bu hüküm, ana ortaklığın pay sahipleri arasında
yapılan özel anlaşmalarla yavru ortaklığın yönetim kontrolünün elde edilmesi
halinde de uygulama alanı bulur.
Bununla birlikte HAAO'nun yönetim kontrolünün yukarıda belirttiğimiz şe-
kilde özel anlaşmalar vasıtasıyla elde edilmesi ile ilgili olarak, Pay Alım Teklifi
175
Mülga SPK Seri: iV No: 44 TebliQI m.5 f.2 uyarınca, dolaylı pay sahlpllQI sebebiyle yönetim
kontrolünün tespitinde, çaQrı zorunluluQuna konu HAAO'nun yönetim kontrolüne sahip hAkim
tüzel klşiliQln ve varsa hAkim tüzel kişiliQin yönetim kontrolüne sahip diQer tüzel kişilerin yönetim
kontrolünün deQişlp deQişmediQi hususu dikkate alınır. Söz konusu tüzel kişi veya kişilerin her-
hangi birisi vasıtasıyla, iktisap edilen pay oranından baQımsız olarak, HAAO'nun yönetim kurulu
üye sayısının salt çe>OunluQunu seçme gücünü elde etmek, yönetim kontrolünün deQlşmesl ola-
rak kabul edilir (m.5 f.2).
176
Bkz. BEINERT / BURMEISTER / TRIES, s.69.
m Özel anlaşmalar, yani iradi bir birlik olmadan, fiili birlikteliklerin mevcudiyeti bir pay alım telifi
zorunluluQu dQurmayacaktır (bkz.
MANAVGAT, Halka An, s.357).
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
118
Tebliği m.14 f.1-b hükmü, SPKan. m.26 f.3 doğrultusunda önemli bir düzenleme
içennelctcdir. Buna göre, pay iktisabı olmaksızın özel yazılı anlaşmalarla yönetim
kontrolünün ele geçirilmesinde, bu anlaşmaların genel kurul tarafından onaylan-
ması ve genel kurul toplantısına katılarak olumsuz oy kullanıp muhalefet şerhini
toplantı tutanağına işleten pay sahiplerine SPK'nın ilgili düzenlemeleri uyarınca
aynlına hakkı verilmesi halinde pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğü doğ-
maz. Bu hususa aşağıda ilgili başlık altında değinilecektir.
bb. SPKan.'daÖngörülen Bazı Ayrık Hallerin Gerçekleşmesi
Yukarıda incelediğimiz yönetim kontrolünün elde edilmesi halinden başka,
SPKan. m.26 f.4 ve f.5, pay alım teklifi zorunluluğu getirilebilecek iki özellikli
durumu daha düzenlemiştir. Buna göre, faaliyet konusu kamu hizmeti vermek
üzere kamu kurum ve kuruluşları tarafından süreli veya süresiz olarak imtiyaz
verilen bir işi görmek olup da bu imtiyazı kaldırılan veya BanK. uyarınca faali-
yet izni kaldırılan veya temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen HAAO'ların pay sahiplerinin
korunması amacıyla, imtiyazın geri alınmasına veya Bank K. ilgili hükümleri-
nin uygulanmasına neden olduktan tespit edilen yönetim kontrolüne sahip ger-
çek ve tüzel kişiler aleyhine SPK pay alım teklifinde bulunma zorunluluğu geti-
rebilir (SPKan. m.26 f.4).
Dikkat edileceği üzere, yukarıdaki hükümde ve bu doğrultuda öngörülen
Pay Alım Teklifi Tebliği m.11 f.3'te üç farklı hal düzenlenmektedir. Bunlardan
ilki, faaliyet konusu kamu hizmeti vermek üzere kamu kurum ve kuruluşları
tarafından süreli veya süresiz olarak imtiyaz verilen bir işi görmek olan
HAAO'nun söz konusu imtiyazının kaldırılmasıdır. imtiyazın kaldırılması ile
kastedilen, HAAO'ya yüklenebilecek bir sebeple imtiyaz anlaşması hükümleri
çerçevesinde söz konusu imtiyazın ilgili kamu kurum veya kuruluşu tarafından
tek taraflı olarak sona erdirilmesidir. İkinci hal, münhasıran HAAO niteliği
taşıyan bankalar bakımından BanK. m.12 uyarınca faaliyet izninin iptal edilme-
si durumudur. Üçüncü ve son hal ise, BanK. hükümleri çerçevesinde
HAAO'nun temettü hariç ortaklık haklan ile yönetim ve denetiminin Tasarruf
Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesidir. Yukarıda belirttiğimiz üç halden bir
tanesinin ortaya çıkması durumunda, bu sonucun doğmasına neden olduk.lan
tespit edilen yönetim kontrolüne sahip gerçek ve tüzel kişiler aleyhine SPK
tarafından, diğer tüm pay sahiplerini kapsayacak şekilde bir pay alım teklifinde
bulunma zorunluluğunun getirilmesi söz konusudur. SPK burada ilgili
HAAO'nun pay sahiplerinin korunması bakımından böy le bir önlem alınması
gerektiği sonucuna varacak olursa, zorunlu pay alım teklifinde bulunulması
karan verebilir.
Bunun haricinde, SPKan. m.26 f.5 hükmü uyarınca yatının ortaklıklarının
yatırım ortaklığı niteliklerinin değiştirilmesine veya yitirilmesine neden olacak
1. BOiüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma ile İlgili Öngörülen Sınırlamalar 119
ana sözleşme değişikliklerine izin verilebilmesi için SPK tarafından pay alım
teklifi zorunluluğu getirilebileceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen iki ayrık halde de , yönetim kontrolünün elde edilmesin-
den farklı olarak, yönetim kontrolünü e lde eden pay sahiplerinin yapacaktan
bildirim neticesinde değil, doğrudan SPK tarafından verilen bir kara ra istinaden
ortaya çıkan önlem niteliği taşıyan bir pay alım te klifi zorunluluğu mevcuttur.
cc. Pay Alım Teklifinde Bulunma YükümlülüğününDoğmadığı Haller ve Pay Alım Teklifınde
Bulunma Zorunluluğundan Muafiyet Halleri
aaa. Pay Alım Teklifinde Bulunma Yükümlülüğü nün Doğmadığı Haller
Yukarıda incelediğimiz bağlamda yönetim kontrolünde bir değişiklik orta-
ya çıkmasına rağmen, Pay Alım Teklifi Tebliği hükümleri uyarınca bazı haller-
de pay alım teklifi zorunluluğu ortaya çıkmamaktadır. Tebliğ m.14 hükmünde
sayılan haller incelendiğinde söz konusu hallerde, zorunlu pay a lım teklifi mü-
essesesinin pay sahiplerinin korunması ve pay sahipleri arasında eşit işlem ya-
pılması yönündeki amaçlan bakımından yaklaşıldığında, esasen pay alım tekli-
finde bulunulması yönünde bir ihtiyacın ortaya çıkmadığı görülmektedir. Buna
göre söz konusu haller aş ağıdaki gibidir
178
;
• Yönetim kontrolünün, Tebliğ hükümlerine uygun olarak tüm pay sahipleri-
ne ellerinde bulundurdukları payların tamamı için yapılan gönüllü bir pay
alım teklifini takiben elde edilmesi. Burada pay s ahiplerine halihazırda ya-
pılmış olan bir pay alım teklifi bulunduğundan, bunu müteakip zorunlu ola-
rak ikinci bir teklifın yapılmasının herhangi bir anlamı bulunmayacaktır
179
•
• Pay iktisabı olmaksızın özel yazılı anlaşmalarla yönetim kontrolünün ele
geçirilmesinde, bu anlaşmaların genel kurul tarafından onaylanması ve ge-
nel kurul toplantısına katılarak olumsuz oy kullanıp muhalefet şerhini top-
lantı tutanağına işleten pay sahlplerine, SPK'nın ilg ili düzenlemeleri uya-
rınca ayrılma hakkı verilmesi. Genel hükümler uyarınca pay sahipleri ara-
sındaki bu tarz özel sözleşmelerin genel kurul onayına sunulması gibi bir
178
Mülga SPK Seri: iV No: 44 TebliQI m.6 f.2 uyarınca, pay devrinden önce yönetim kontrolüne
sahip olunan bir ortaklıkta, pay devri ile yönetim kontrolünün daha önce ortaklıkta yönetim kont-
rolüne sahip olanlar ile eşit olarak paylaşılması da pay alım teklifinde bulunma zorunluluQunun
ortaya çıkmadıQı haller arasında sayılmaktaydı. Bu halde, halihazırda ortaklıQın yönetim kontro-
lünü elinde bulunduran pay sahibi, yönetim kontrolünü t amamen bırakmaksızın paylarının bir
kısmını üçüncü bir kişiye yahut başka bir pay sahibine devrettiQi ve bu şekilde ortaklık üzerinde
ortak bir yönetim kontrolü ortaya çıktıQı durumda pay alım teklifi zorunluluQunun doQmadıQı ka-
bul edilmekteydi. Bununla birlikte söz konusu hüküm Pay Alım Teklifi TebliQi' nln konu ile ilgili
m.14 hükmüne dahil edilmemiştir. Bunun dışında, imtiyazlı paylarla yönetim kontrolüne sahip
olan ortak veya birlikte hareket ettiQI kişiler tarafından gerçekleştirilen pay alımları ile ortaklık
sermayesinin veya oy haklarının yüzde elli veya daha fazlasına sahip olunması hali de Pay Alım
Teklifi TebliQi m.14 hükmünde sayılmamıştır. Esasen ortaklıQın yönetim kontrolünde fiilen bi r
deQişiklik yaratmayan bu halin ayrıca belirtilmesine gerek görülmemiş olması muhtemeldir.
179
Bkz. BEINERT / BURMEISTER I TRIES, s.68.
-
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 120
koşul söz konusu değildir. Ancak konuya önemli Nitelikteki İşlemlere İliş-
kin Ortak Esaslar ve Ayrılma Hakkı Tebliği (11-23.1)
180
ışığında yaklaşıldı-
ğında, önemli nitelikteki işlemlerin m.7 çerçevesinde genel kurul onayı�a
tabi kılındıkları göıiilmektedir. Her ne kadar pay sahipleri arasında yönetım
kontrolünün elde edilmesi sonucunu doğuran özel anlaşmaların yapılması,
II-23.1 Tebliği'nde önemli nitelikte bir işlem olarak anılmış olmasa da,
SPK'nın Pay Alım Teklifi Tebliği m.14 f.1-b hükmü ile hedeflediği amaç
bu yöndedir. Esasen SPKan. m.26 f.3'te, m.23 f.1 ve m.29 f.6 hükümlerine
atıf yapılmasından da bu anlaşılmaktadır. Netice itibariyle, 11-23.1 Tebliği
çerçevesinde ayrılma hakkının sunulması halinde, pay alını teklifinde bu-
lunma yükümlülüğü ortaya çıkmayacaktır. Ancak burada zorunlu pay alım
teklifi fiyatı değil, ayrılma hakkı kullanım fiyatının esas alınması söz konu-
su olacaktır.
• Yönetim kontrolüne sahip olan ortağın, ortaklıktaki oy hakkının yüzde elli-
nin altına düşmesinden sonra yönetim kontrolü üçüncü kişilere geçmeden,
yapacağı pay alınılan ile ortaklık oy haklarının yüzde elliden fazlasına tek-
rar sahip olması halinde. Yönetim kontrolünün geçici olarak kaybedilip,
sonra geri kazanılması halinde de pay alım teklifi zorunluluğunu doğuracak
bir yön bulunmamaktadır.
• Yönetim kontrolünü sağlayan oy haklarının, aynı gerçek veya tüzel kişi
tarafından kontrol edilen grup içerisinde yapılan devir işlemleri sebebiyle
elde edilmesi durumunda. Bu halde ise yönetim kontrolü hukuken el de-
ğiştirmekle birlikte, aynı grubun içerisinde kaldığından yönetim kontrolü-
nün asıl sahibi bakımından herhangi bir değişiklik bulunmamaktadır. Bu
ise pay alım teklifınde bulunulması ihtiyacını ortaya çıkarmamaktadır.
• Ortaklığın yönetim kontrolüne sahip ortaklarından paylarının bir kısmının
satın alınması sonucunda, satın alanın; ortaklığın oy haklarının yüzde elli-
si veya daha azına sahip olması koşuluyla, bir yazılı sözleşme çerçevesin-
de pay devri öncesinde yönetim kontrolüne sahip ortak ile ortaklığın yö-
netim kontrolünü eşit veya daha az bir oranla paylaşması halinde. Bu son
durumda, devralma neticesinde bir ortak girişim tesis edilip yönetim kont-
rolünün paylaşılması şartıyla, pay alım teklif zorunluluğunun ortaya çık-
mayacağı öngörülmüştür. Ancak satın aldığı paylarla yönetim kontrolünü
kısmen elde eden ortağın kontrol oranının en fazla yönetim kontrolüne
halihazırda sahip ortak ile eşit seviyede olması gereklidir. Başka bir de-
yişle, satın alan ortağa yönetim kurulunda çoğunluğu teşkil eden üyeleri
aday gösterme hakkının tanınması durumunda, artık bu bent hükmünün
uygulanması mümkün olmayacaktır.
180
RG 24.12.2013T. S. 28861.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar 121
bbb. Pay Alım Teklifinde Bulunma Zorunluluğundan Muafiyet Halleri
Pay Alım Teklifi Tebliği'nde düzenlenen bazı hallerde ise, pay alım tekli-
finde bulunma zorunluluğu esasen ortaya çıkmakla birlikte, Tebliğ m.18'de
sayılan durumların varlığında SPK, yükümJünün başvurusu üzerine pay alım
teklifinde bulunma zorunluluğundan muafiyet karan verebilir. SPK aşağıdaki
hallerin varlığında, ilgililerin başvurusu üzerine pay alım teklifinde bulunma
zorunluluğundan muafiyet getirebilir:
• Ortaklık paylarının veya oy haklarının iktisabının, finansal güçlük içinde
bulunan ortaklığın mali yapısının güçlendirilmesi bakımından zorunlu olan
bir sermaye yapısı değişikliği gereğince gerçekleştirilmesi. SPK bu takdir-
de yeni bir fon girişinin bulunup bulunmadığını veya sermaye yapısı deği-
şikliğinin zorunlu olup olmadığını inceler.
• Herhangi bir genel kurul toplantısında kullanılmamış olması veya ortaklık
yönetim kurulunda herhangi bir değişiklik yapılmaması şartıyla, HAAO
sermayesinde sahip olunan paylardan pay alını teklifi yapma zorunluluğunu
gerektiren kısmın elden çıkarılması veya SPK tarafından uygun görülecek
bir sürede elden çıkarılacağının yazılı olarak taahhüt edilmesi.
• Ana ortaklıktaki yönetim kontrolü değişikliğinin, ana ortağın paylarına sa-
hip olduğu HAAO'daki yönetim kontrolünün elde edilmesi amacını taşı-
maması. Bu şartın varlığının tespitinde HAAO'daki iştirakinin son bilanço
aktif toplamının yüzde onunu aşmaması, faaliyet hacmi içinde önemli bir
yer taşımaması ve benzeri gerekçeler SPK tarafından dikkate alınır.
• Özelleştirme kapsamındaki ortaklıklarda kamu paylarının satışı.
• Halka açılma nedeniyle düzenlenen izahnamede belirtilen esas ve usuller
çerçevesinde, birleşme işleminin gerçekleşmesinden önce bu işlemin onay-
landığı genel kurul toplantısında olumsuz oy kullanan pay sahiplerine ait
payların geri alınması şartıyla, birleşme amaçlı ortaklığın devralan sıfatıyla
taraf olduğu birleşme işleminden kaynaklanan yönetim kontrolü değişikliği.
• Banka kredilerinin geri ödenmemesi durumunda bankaya kredinin teminatı
olarak verilmiş payların SPKan. m.47 f.4 uyarınca bankanın mülkiyetine
geçmesi, bu payların bankanın da kurucu olduğu özel amaçlı işletmeye
(SPV) devredilmesi ile bu payların mülkiyetinin bankaya veya özel amaçlı
işletmeye geçmesinden sonra üçüncü kişilerce bankadan veya özel amaçlı
işletmeden satın alınması. Pay Alım Teklifi Tebliği'nde yapılan değişiklik
ile eklenen bu bent hükmü uyarınca
181
,
çeşitli durumlar muafiyet kapsamına
sokulmaktadır. Bunlardan ilki olan bankaya kredinin teminatı olarak veril-
181
Bkz. Pay Alım Teklifi Tebliği (11-26.1}'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (11-26.1.b) m.2 (RG
5.6.2018T. 30442S.).
-
/
,22 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
miş payların SPKan. m.47 f.4 uyarınca bankanın mülkiyetine geçmesi ha-
linde bankanın HAAO'nun doğrudan veya dolaylı olarak yönetim kontro-
lünü elde etmesi halinde , banka pay alım teklifinde bulunma zorunluluğun-
dan muaf olacaktır. Benzer şekilde, teminat konusu payların bankanın de-
ğil, fakat bankanın da kurucu olduğu bir özel amaçlı işletmeye (SPV) geç-
mesi halinde, HAAO'nun doğrudan veya dolaylı olarak yönetim kontrolü-
nü elde eden özel amaçlı işletme muafiyet başvurusunda bulunabilecektir.
Son olarak teminat konusu paylan doğrudan bankadan yahut özel amaçlı iş-
letmeden satın alan üçüncü kişilerin bu suretle HAAO' nun doğrudan veya
dolaylı olarak yönetim kontrolünü elde etmesi halinde, satın alan üçüncü
kişiler de pay alım teklifinde bulunma zorunluluğundan muaf tutulmuşlar-
dır. Hükmün genel amacının, özellikle pay alım teklifinde bulunma zorun-
luluğundan muafiyet tanınabilmesi neticesinde teminat konusu paylann
banka tarafından elden çıkanlmasının kolaylaştınlması yoluyla teminat
alan konumundaki bankalann korunması olduğu anlaşılmaktadır.
• Pay sahipliğinin niteliğini belirleyen bir mevzuat hükmünün yerine getiril-
mesi amacıyla payların devredilmesi. Hükmün lafzından, kapsamı net ola-
rak anlaşılamamakla birlikte, yönetim kontrolünün elde edilmesini sağlayan
pay devri eğer "pay sahipliğinin niteliğini belirleyen" bir mevzuat hükmüne
dayanıyorsa, yönetim kontrolünü bu şekilde elde eden pay sahipleri SPK'ya
muafiyet başvurusunda bulunabilecektir.
Yukanda belirtilen hallerin en az birinin mevcudiyeti halinde, Pay Alım
Teklifi Tebliği m.18 uyannca teklifte bulunmakla yükümlü olanlann, pay alım
teklifinde bulunma zorunluluğunun doğmasını izleyen altı iş günü içerisinde
SPK'ya başvurmaları gereklidir. Daha önce de belirtildiği üzere, SPK kendisine
yapılan başvuru neticesinde yapacağı incelemeler ve talep edeceği bilgi ve bel-
geleri değerlendirmesinin ardından, muafiyet koşullarının gerçekleştiği sonucu-
na varması halinde muafiyet kararı verebilir.
SPK eğer pay alım teklifi zorunluluğundan muafiyet başvurusunu uygun gör-
mezse, bu yönde vereceği karar tarihinden itibaren altı iş günü içerisinde ilgililerin
pay alım teklifi yapılmak üzere gerekli bilgi ve belgelerle birlikte SPK'ya başvu-
rulması gerekir. Bu durumda iki ay olarak öngörülen fiili pay alım teklifine başlama
süresi, SPK'nın muafiyet başvurusunu uygun görmeme kararından itibaren bir ay
olarak uygulanır. Pay Alım Teklifi Tebliği m.19 f.l hükmünde öngördüğü bu yeni
düzenleme ile SPK, pay alım teklifine ilişkin prosedürün uygulamasında reddedilen
muafiyet başvurusu nedeniyle oluşan gecikmeyi telafi etmeyi amaçlamıştır.
c. Zorunlu Pay Alım Teklifine İlişkin Prosedür
Yukarıda incelenen hükümler doğrultusunda pay alım teklifinde bulunma
yükümlülüğünün ortaya çıkmasının
ardından altı iş günü içerisinde, teklifte
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar 123
bulunacak olan pay sahibi Tebliğ'de belirtilen bilgi ve belgelerle birlikte
SPK'ya başvurur. Pay alım teklifi işlemi ile ortaklığın diğer pay sahiplerine ait
payları satın alma işlemi, yapılan başvurunun SPK tarafından onaylanmasından
itibaren en çok altı iş günü, pay alım teklifi zorunluluğunun doğmasmdan itiba-
ren ise iki ay içerisinde başlaması gereklidir. Satın alına işlemlerinin gerçekle-
şeceği fiili pay alım teklifi süresi on iş gününden az, yirmi iş gününden fazla
olamaz. Pay alım teklifinde, ortaklığın aynı gruba dahil tüm paylan eşit muame-
leye tabi tutulur. Herhangi bir kişi veya birlikte hareket ettiği kişiler tarafından,
bir ortaklığın yönetim kontrolünün belli bir grup payların iktisabı ile elde edil-
mesi halinde, ortaklığın diğer grup veya gruplarına dahil tüm pay sahiplerinin
haklarını koruyacak şekilde pay alım teklifinin yapılması zorunludur (m.5 f.1).
Pay Alını Teklifi Tebliği uyarınca, zorunlu pay alım teklifi neticesinde ger-
çekleşecek pay satın alımlarının bir yatırım kuruluş u vasıtasıyla gerçekleştiril-
mesi, bu sebeple de zorunlu pay alım teklifinde bulunacak taraf ile ilgili yatırım
kuruluşu arasında bir aracılık sözleşmesinin akdedilmesi mecburi kılınmıştır
(m.9 f.1)1
82
. Bununla birlikte, payları borsada işlem görmeyen ortaklıkların pay-
larının zorunlu pay alım teklifine konu olması halinde, yatının kuruluşu kul-
lanma zorunluluğuna SPK tarafından muafiyet verilebilir. Pay alım teklifıne
karşılık veren pay sahipleri satmaya karar verdikleri payları, teklifte bulunanlar
adına satın alma işlemlerini gerçekleştiren bir yatının kuruluşu aracılığıyla bilgi
formunda ilan edilen yöntem çerçevesinde gerçekleştirilir (m.5 f.3).
Payları zorunlu pay alım teklifine konu teşkil eden ortaklıkların HAAO ni-
teliğini taşınıaları sebebiyle, zorunlu pay alım teklifine ilişkin bazı hususların
özel durumların kamuya açıklanmasına ilişkin esaslar çerçevesinde kamuya
açıklanması gerekmektedir (m.1O). Bu çerçevede, pay alım teklifinde bulunma
yükümlülüğünün ortaya çıkışı ile birlikte Pay Alım Teklifi Tebliği m.1
O hük-
münde belirtilen bilgiler Özel Durumlar Tebliği (II-15.1) hükümleri doğrultu-
sunda kamuya açıklanmalıdır
183
. Bunun yanında, pay alım teklifi yoluyla pay
toplanması amacıyla yapılacak her türlü ilan, reklam ve duyurular bilgi formun-
da yer verilen bilgilerle tutarlı bir içerikte hazırlanır.
d. Zorunlu Pay Alım Teklifi Fiyatı
aa. Temel Düşünce
Pay Alım Teklifi Tebliği, mülga Seri: IV No: 44 Tebliği'nde yer alanlara ben-
zer esaslar çerçevesinde, zorunlu pay alım teklifi fiyatı ile ilgili olarak oldukça ay-
182
Bkz. YEŞILTEPE, s.187; Pay Alım Teklifi Tebli� i m.4 f.1-o'da yatırım kuruluşları, aracı kurumlar
ile yatırım hizmeti ve faaliyetinde bulunmak üzere kuruluş ve faaliyet esasları SPK tarafından
belirlenen di�er sermaye piyasası kurumları ve bankalar olarak tanımlanmıştır.
183
Bkz. RG 23.01.2014T. 28891S.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
124
nntılı düzenlemeler getirmiştir. Aynntılı düzenlemenin sebebi, yukarıda zorunlu
pay alım teklifi müessesesinin amacı ile ilgili üzerinde durduğumuz üzere, pay sa-
hiplerine paylarını yeni yönetim kontrolü sahibine devrederek ortaklıktan çıkma
hakkının tanınması kadar, payların hangi fiyat üzerinden devralınacağı hususunun
sahip olduğu önemdir. Zira yönetim kontrolünün değişmesinin menfaatlerine aykırı
olduğunu düşünerek ortaklıktan çıkmak isteyen münferit bir pay sahibi, bu amacına
ulaşabilmek için, paylarını devralmak isteyen bir üçüncü kişi bulunmuyorsa, payını
ekonomik olarak daha güçlü bir konumda olan teklifte bulunana gerçek değerinin
altında bir bedelle satmak zorunda kalarak zarara uğrayabilir. Aynı şekilde, budu-
rumdan faydalanacak teklifte bulunan, münferit pay sahipleri ve azınlık pay sahip-
lerinin paylarını gerçek değerinden düşük bir fiyatla toplama imkanına sahip olabi-
lir. Bu durum münferit pay sahipleri ve azınlığın maddi olarak zarara uğramalarının
yanında, yönetim kontrol ünü sağlayan paylarını yüksek fiyattan devreden pay sa-
hipleri ile bunların dışında kalan söz konusu azınlık pay sahipleri arasında bir eşit-
sizliğin ortaya çıkmasına yol açar. Bu sebeple fiyatta eşitlik ve adil fiyat prensipleri
zorunlu pay alını teklifi müessesesi bakımından önem kazanmaktadır
184
.
bb. Yönetim Kontrolünün Doğrudan Değişikliğe Uğraması Halinde
Bu çerçevede Pay Alım Teklifi Tebliği m.15 f.1 hükmü, pay sahiplerine öneri-
lecek zorunlu pay alını teklifi fiyatının, hedef ortaklık paylannın borsada işlem
görmesi durumunda, payların satışına ilişkin anlaşmanın yapıldığının kamuya du-
yurulduğu tarihten önceki altı aylık dönem içinde oluşan günlük düzeltilmiş ağırlık-
lı ortalama borsa fiyatlarının aritmetik ortalaması ile teklifte bulunan veya birlikte
hareket ettiği kişilerce pay alım teklifini doğuran pay alımlan da dahil olmak üzere
tekliften önceki altı ay içinde hedef ortaklığın aynı grup paylarına ödediği en yük-
sek fiyattan düşük olamayacağını öngörmüştür. Buna ilaveten pay alım teklifini
doğuran payların alım fiyatında, fiyat ayarlama mekanizmaları, ilave ödeme opsi-
yonları ve benzeri unsurlara dayanarak artış olması halinde, söz konusu ilave unsur-
lar da pay alım teklifi fiyatının hesaplanmasında dikkate alınacaktır.
cc. Yönetim Kontrolünün Dolaylı Değişikliğe Uğraması Halinde
Yönetim kontrolünde dolaylı bir değişiklik olduğu takdirde zorunlu pay
alım teklifi fiyatının tespitine ilişkin esaslar Tebliğin m.15 f.2 hükmünde belir-
lenmiştir. Bu durumda, pay alım teklifi yükümlülüğünün söz konusu olduğu
ortaklığın paylarının değeri öncelikle üç farklı yöntemle tespit edilecek, ardın-
dan bu yöntemlerden en yüksek olanı zorunlu pay alım teklifi fiyatı olarak ka-
bul edilerek, pay sahiplerine bundan daha az bir fiyat teklif edilemeyecektir
185
.
Bu düzenlemeye göre pay alım teklifi fiyatı;
HM Bkz. YEŞILTEPE, s.167; KOLCUOĞLU, s.227.
185
Bkz. YEŞILTEPE, s.172 -173.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 125
• Pay grupları arasındaki imtiyaz farklılık.lan dikkate alınarak, SPK' nın de-
ğerlemeye ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde hazırlanan değerleme rapo-
runda belirtilen fiyatın
186
;
• Pay alım teklifinde bulunan veya birlikte hareket ettiği kişilerin, varsa he-
def ortaklıkta yönetim kontrolünün dolaylı değişikliğine sebep olan pay
devrine ilişkin anlaşmanın yapı ldığının kamuya duyurulduğu tarihten önce-
ki altı aylık dönem içinde, hedef ortaklık paylarında yaptıkları alımlarda
ödedikleri en yüksek fiyatın;
• Hedef ortaklığın paylarının borsada işlem görmesi durumunda, payların sa-
tışına ilişkin anlaşmanın yapıldığının kamuya duyurulduğu tarihten önceki
altı aylık dönem içinde oluşan günlük düzeltilmiş ağırlıklı ortalama borsa
fiyatlarının aritmetik ortalamasının yüksek olanından düşük olmayacak şe-
kilde belirlenir.
dd. Ortaklıkta Birden Fazla Pay Grubunun Bulunması HalindeZorunlu Pay Alım Teklifı Fiyatının
Tespitine İlişkin Esaslar
Zorunlu pay alım teklifıne konu olan ortaklığın sermayesini temsil eden
birden fazla pay grubunun bulunması durumunda, pay alım teklifınde bulunma
zorunluluğunu doğuran pay devrine konu olmayan diğer grup veya gruplara
dahil olan paylar için ödenecek pay alım teklifi fiyatı;
• Pay grupları arasındaki imtiyaz farklılıkları dikkate alınarak SPK'nın de-
ğerlemeye ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde hazırlanan değerleme rapo-
runda belirtilen fiyatın,
• Pay alım teklifınde bulunan veya birlikte hareket ettiği kişilerin, teklifte bu-
lunan veya birlikte hareket ettiği kişilerce pay alım teklifini doğuran pay
alımlan
da dahil olmak üzere, varsa hedef ortaklık paylannın satışına iliş-
kin anlaşmanın yapıldığının kamuya duyurulduğu tarihten önceki altı aylık
dönem içinde, pay alım teklifinde bulunma zorunluluğunu doğuran pay
devrine konu olmayan grup veya gruplara dahil olan paylarda yaptıkları
alımlarda ödedikleri en yüksek fiyatın,
• Pay alım teklifinde bulunma zorunluluğunu doğuran pay devrine konu ol-
mayan grup veya gruplara dahil olan payların borsada işlem görmesi duru-
munda, varsa hedef ortaklık paylarının satışına ilişkin anlaşma yapıldığının
186
ilgili hükümde (m.15 f.2-a) 2015 yılında değişiklik yapılarak [bkz. Pay Alım Teklifi Tebliği (11-
26.1
)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (11-26.1.a) m.3 (RG 27.2.2015T. 29280S. )] değer-
leme
raporu hazırlanırken ana ortaklık payları için ödenen tutarın dikkate alınacağına ilişkin ifa-
de metinden çıkarılmıştır.
Bununla birlikte, özellikle yönetim kontrolünün dolaylı de�işkliğe uğ-
raması halinde, ana o rtaklık paylarının satın
alınmasında ödenen bedelin de dikkate alınması
yapılacak deOerleme işleminin sağlıklı sonuç verebilmesi ve hedef ortaklık konumundaki HMO
yatırımcılarının korunması bakımından önem taşımaktadır.
►
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 126
kamuya duyurulduğu tarihten önceki altı aylık dönem içinde oluşan payın
günlük düzeltilmiş ağırlıklı ortalama borsa fiyatlarının aritmetik ortalama-
sının yüksek olanından düşük olmayacak şekilde belirlenir.
ee. Zorunlu Pay Alım Teklifi Fiyatına İlişkin Sair Hususlar
Pay Alım Teklifi Tebliği m.16 hükmü uyarınca, hedef ortaklık paylarının satı-
şına ilişkin anlaşmanın yapıldığının kamuya duyurulduğu tarih ile fiili pay alım
teklifi süresi sona erme tarihi arasındaki dönemde, pay alım teklifinde bulunan veya
birlikte hareket ettiği kişiler tarafından pay alım teklifi fiyatından daha yüksek bir
fiyattan hedef ortaklık paylarının satın alınması halinde; pay alım teklifi fiyatı, satın
alınan paylar için ödenen en yüksek fiyattan aşağı olmayacak şekilde yeniden belir-
lenir. Söz konusu durumun pay alım teklifi sürecinin tamamlanmasından sonraki
bir yıl içerisinde ortaya çıkması halinde pay alım teklifi işlemi, faizi ile hesaplana-
cak yeni pay alım teklifi fiyatı ile tekrarlanır ve daha önce teklife katılarak paylarını
satmış olan eski pay sahiplerine aradaki fark faizi ile ödenir.
Ödemelerin Türk Lirası cinsinden tam ve nakden yapılması esastır. Ancak
pay sahibinin yazılı onayının bulunması halinde zorunlu pay alım teklifi fiyatı
menkul kıymet veya kısmen nakit kısmen menkul kıymet olarak belirlenebilir.
Pay alım teklifi bedelinin tamamen veya kısmen menkul kıymet cinsinden belir-
lenmesi durumunda menkul kıymetin borsada işlem görmesi zorunludur. Öde-
meye konu menkul kıymet için esas alınan birim fiyat veya değişim oranı ve bu
fiyatın veya değişim oranının tespitinde kullanılan yöntem bilgi formunda açık-
lanır (m.5 f.2). Fiyatın belirlenmesinde kur ve faize ilişkin esaslar Pay Alım
Teklifi Tebliği' nin 17. maddesinde ayrıca tespit edilmiştir.
e. Zorunlu Pay Alım Teklifine İlişkin Düzenlemelere Aykırılığın Çeşitli Hukuki Sonuçları
SPK.an. m.I03 f.3 hükmü, zorunlu pay alım teklifi ile ilgili özel bir yaptı-
rım öngörmektedir. Buna göre yukarıda belirttiğimiz süreler içerisinde ve gere-
kirse SPK tarafından verilebilecek ek süre zarfında pay alım teklifi zorunlulu-
ğunu yerine getirmeyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında, SPK tarafından pay
alım teklifıne konu payların toplam bedeline kadar idari para cezası verilir.
SPK.an.'da yer alan söz konusu cezai yaptırımın yanında; Pay Alım Teklifi
Tebliği m.13 f.4 uyarınca yukarıda "Zorunlu Pay Alım Teklifıne İlişkin Prose-
dür" başlığı altında belirtilen sürelere uyulmaması halinde pay alım teklifinde
bulunma zorunluluğu doğan gerçek ve tüzel kişiler ile bunlarla birlikte hareket
edenlerin sahip olduğu oy hakları, söz konusu ihlalin gerçekleştiği tarih itibarıy-
la SPK tarafından başka bir işlem yapılmasına gerek bulunmaksızın kendiliğin-
den donar. Pay Alım Teklifi Tebliği m.19 f.l 'de öngörülen süre de bu hükme
tabi olmalıdır. Söz konusu paylar, genel kurul toplantı nisabında dikkate alın-
maz. Başka bir deyişle, genel kurul toplantı nisabı, donan paylar yokmuşçasına,
hariç bırakılarak hesaplanır. Donmuş olan oy haklan; donmaya sebep olan bu
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 127
maddede belirtilen durumlara bağlı olmaksızın, SPK'nın aksi yönde vereceği
kararlar saklı kalmak üzere, zorunlu pay alım teklifi işleminin tamamlanmasını
takip eden ilk gün SPK tarafından başka bir işlem yapılmasına gerek bulunmak-
sızın kendiliğinden çözülür.
Donan oy haklarının, Pay Alım Teklifi Tebliği m.13 f.4 hükmüne aykırı bir
biçimde genel kurul toplantı nisabının hesaplanmasında ve karar nisabında esas
alınması durumunda, ilgili genel kurul kararı TTK m.445 vd. hükümleri uyarın-
ca iptal davasına konu teşkil eder.
f. Önemli Nitelikteki İşlemler Nedeniyle Yapılacak Zorunlu Pay Alım Teklifinin Özellikleri
Aşağıda ayn bir başlık altında incelenecek olan HAAO'lardaki önemli nite-
likteki işlemlerle ilgili olarak, SPK II-23.1 No.lu Tebliğ m.11 hükmü özel bir
zorunlu pay alım teklifi hali öngörmüştür. Buna göre, önemli nitelikteki işlem-
ler arasında sayılan, imtiyaz öngörmesi veya mevcut imtiyazların kapsam veya
konusunu değiştirmesi ve borsa kotundan çıkma kararı alması işlemleri bakı-
mından, bu işlemlerden yararlanacak olan gerçek veya tüzel kişiler tarafından
pay alım teklifinde bulunulması zorunlu kılınmıştır. Buna göre lehine imtiyaz
tesis edilen yahut mevcut imtiyazının konusu veya kapsamı değiştirilen pay
sahibi ile borsa kotundan çıkma durumunda hakim pay sahibi, bu kapsamda
akla gelen çevrelerdir. Bunun yanında yine önemli nitelikteki işlemlerden bir-
leşme, bölünme işlemlerine taraf olması,
tür değiştirme veya sona erme karan
alınası bakımından ise, devrolunan ve payları borsada işlem gören ortaklığın,
paylan borsada işlem görmeyen ve birleşmeye esas olan finansal tabloları itiba-
riyle aktif toplamı daha büyük olan bir ortaklık ile birleşmesinde, devralan or-
taklıkta birleşme işlemi öncesi hakim ortak konumunda olanlar ile bunlarla bir-
likte hareket edenler tarafından pay alım teklifinde bulunulması zorunludur.
Önemli nitelikteki işlemler nedeniyle pay alım teklifi zorunluluğu getirilen
durumlarda; işlemin niteliği, pay alım teklifi fiyatı ve pay alım teklifi süreci gibi
hususların, önemli nitelikteki işlemin görüşüleceği genel kurul toplantısı gün-
deminde yer verilmesi gerekmektedir. Bu durumda, pay alım teklifi bilgi for-
munun aynca düzenlenmesi ve onay için SPK'ya ayrıca başvurulması gerekme-
yecektir. Fiili pay alım teklifi sürecine, önemli nitelikteki işlemin görüşüleceği
genel kurul topl antısını izleyen altı işgünü içerisinde başlanması zorunludur.
İlgili Tebliğ'de yer alan özel düzenlemeler haricinde, önemli nitelikteki iş-
lemler nedeniyle yapılacak zorunlu pay alım teklifine, yukarıda incelediğimiz
genel hükümler uygulama alanı bulacaktır.
2. Halka Açık Anonim Ortaklıklarda Pay Sahibinin Satma Hakkı (SPKan. m.27 f.2)
Aşağıda pay devretme yükümlülüğü doğuran düzenlemeler kısmında aynca
inceleneceği üzere, SPKan. m.27 hükmü HAAO'larda SP K tarafından belirlenen
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 128
%98 oy hakkına ulaşan hakim pay sahibine diğer pay sahiplerini çıkarma yetkisi
tammaktadır
187
• Söz konusu çıkarma hakkının doğduğu durumlarda, SPKan. m.27
f.2 uyarınca, azınlıkta kalan pay sahipleri açısından da paylarını hakim pay sahibine
satma hakkı ortaya çıkar. Buna göre azınlıkta kalan pay sahipleri paylarının adil bir
bedel karşılığında satın alınmasını hakim pay sahibinden talep edebilirler.
Satma hakkı, ortaklıktan çıkarma hakkı ile birlikte, Ortaklıktan Çıkarma ve Sat-
ma Haklan Tebliği (II-27.2) m.4 vd.'da düzenlenmiştir
188
. Buna göre doğrudan ve
dolaylı olarak sahip olunan paylara ilişkin -imtiyazlar hariç olmak üzere- oy hakları-
nın, ortaklığın oy haklarının %98'ine ulaşması veya bu konumda iken ek pay alınması
durumunda, hakim ortak açısından diğer pay sahiplerinin tamamını ortaklıktan çı-
karma hakkı, diğer ortaklar açısından da paylarını hakim ortağa satma hakkı doğar.
Yüıiirlükten kalkan SPK II-27.1 Tebliği hükümlerinden farklı olarak, satma hakkı
ortaklıktan çıkarma hakkından önce doğar. Bu şekilde önce hakim ortak dışında kalan
pay sahipleri dilerlerse satma haklarını kullanabilecekler; hakim ortak ise çıkına hak-
kını kullanmamış pay sahiplerine karşı ortaklıktan çıkarma hakkını kullanabilecektir.
Buna göre, söz konusu hakların doğumuna yol açan oy oranına ulaşılması
ile birlikte hakim ortak tarafından kamuya açıklama yapılır. Söz konusu açıkla-
mayı takip eden üç aylık hak düşürücü süre içerisinde satma hakkını kullanmak
isteyen pay sahipleri satma hakkını kullanım taleplerini HAAO'ya yazılı olarak
iletir. Satma hakkı kullanılmak istendiğinde, imtiyazlı paylar da dahil olmak
üzere, sahip olunan tüm paylar için kullanılmalıdır. Üç aylık süre içerisinde
hakim ortağın oy oranının %98'in altına düşmesi halinde, sürenin bitimine ka-
dar satma hakkının kullandırılmasına devam edilir.
HAAO, satma hakkı kullanım talebinde bulunan pay sahiplerinin ortaklık sıfa-
tını araştırır ve ilk satma hakkı kullanım talebinin kendisine ulaşmasını takiben bir
ay içinde pay değerlerinin tespiti amacıyla ilgili SPK düzenlemeleri uyarınca bir
değerleme raporu hazırlatır. HAAO, pay sahiplerinin taleplerini, talebin kendisine
ulaşmasını izleyen en geç bir ay içinde ve her halükarda değerleme raporu sonuçla-
rının kamuya açıklanmasını takip eden en geç üç iş günü içinde iadeli taahhütlü
mektupla veya noter aracılığı ile hakim ortağa bildirir. Hakim ortağın, satma hakkı
kullanım talebinin kendisine ulaşmasını izleyen en geç üç iş günü içinde pay bedel-
lerini HAAO banka hesabına yatırması gerekir. Satma hakkını kullanmak isteyen
ortakların sahip oldukları payların bedeli, pay bedellerinin hakim ortak tarafından
HAAO banka hesabına yatırılmasını takip eden en geç ikinci iş günü HAAO tara-
fından ödenir ve ödeme ile birlikte pay devir işlemleri sonuçlandırılır. Satma hakkı
yatının kuruluşu vasıtasıyla kullandırılabilir.
187
Bkz. bu konuda aşağıda s.153 vd.
188
Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği (11- 27.1) (RG 2.1.2014T. 28870S.), Ortaklıktan
Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği (11- 27.2) (RG 21.11.2014T. 29173S.) tarafından RG'de ya-
yımlandığı tarih itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 130
Z
tarif etmek mümkündür. Bağlı ortaklığın kaybı, iradesine ve karar oluşturma
sürecine hakimiyetin kullanılması vasıtasıyla etki edilmesi suretiyle, giriştiği bir
işlem, aldığı veya almaktan kaçındığı bir önlem sonucunda gerçekleşmiş olabi-
lir. TTK m.202 f.1-a hükmünde, hükmün uygulama alanına ışık tutmak maksa-
dıyla, bağlı ortaklığın kaybına yol açabilecek türden çeşitli işlemler saymıştır.
Buna göre hakiın ortaklığın yöneltmesi neticesinde bağlı ortaklığın iş, varlık,
fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemlere girişmesi, karını
azaltması ya da aktarması, malvarlığını aynı veya kişisel nitelikte haklarla sınır-
landırması; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmesi;
ödemelerde bulunması; haklı bir sebep olmaksızın tesislerini yenilememesi,
yatırımlarını kısıtlaması, durdurması gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz
etkileyen kararlar veya önlemler alması yahut gelişmesini sağlayacak önlemleri
almaktan kaçınması, bağlı ortak.lığın kaybının muhtemel gerçekleşme şekilleri
arasında sayılmıştır.
TTK m.202 f. l uyarınca hukuki sorumluluğun ortaya çıkması ve buna bağlı
olarak açılabilecek tazminat davasında hakim ortaklığın pay devralma yükümlü-
lüğünün hükme bağlanması bakımından, bağlı ortak.lığın kayba yol açan işleme
hakim ortaklık tarafından yöneltilmiş olması gerekir. TIK m.202 gerekçesinde
belirtildiği üzere madde metninde kullanılan yöneltme ibaresi, kayba yol açan
işlem ve olguların tasarlanması, planlanması veya gerçekleştirilebilmesi için
bağlı şirketin alması gerekli kararlarda hakim ortaklığın oy gücü ile etkili olma-
sı yahut bunların alınması için baskı uygulaması gibi durumları kapsayacak
genişliktedir. Bağlı şirketi yöneltici eylemin mutlaka bağlı şirketin pay sahibi
konumundaki hakim şirketin kendisi tarafından gerçekleştirilmesi şart değildir.
Şirketler topluluğunun en tepesindeki hakim şirketin bağlı şirketi doğrudan
yöneltmesi söz konusu olabileceği gibi, varsa onunla bağlı şirket arasındaki
seviyelerde bulunan diğer hakim şirketlerin yöneltmeleri de TIK m.202 f.1
kapsamında değerlendirilir. Bu bakımdan hakim şirkete atfedilebilecek ve bağlı
şirket tarafından yöneltme olarak nitelendirilebilecek bir davranış veya işlemin
gerçekleştirilmesi , hakimiyetin kullanılmış olması bakımından yeterlidir
189
.
Yö-
neltmenin muhatabı da bağlı şirketin yöneticileri, müdürleri, yönetim kurulu
üyeleri ya da çalışanları olabilir
190
•
189
Ô
Bkz. LLNER, W. / NOACK, U. (KOPPENSTEINER, H.): Kölner Kommentar
Aktiengesetz, C.6, 2. Bası, Köln, Berlin, München 2003, §311, p.17; EMMERICH, Volker. /
HABERSACK, Mathlas / SCHÜRNBRAND , Jan (HABERSACK, Mathlas): Aktien- und GmbH-
Konzemrecht, 8. Bası, M0nchen 2016, §311, p.25; OKUTAN NILSSON, Şirketler TopluluQu,
s.332; AKIN , irfan: Şirketler TopluluQu Hukuku, Ankara 2014, s .189, 190.
190
Bkz. HABERSACK, Aktien-/GmbH-KonzernR, §311, p.27; KOPPENSTEINER , Kölner Komm
AktG, §311, p.21; GOETTE, Wulf / HABERSACK, Mathlas / KALSS, Susanne /
ALTMEPPEN, Holger (ALTMEPPEN, Holger): M0nchener Kommentar zum Aktiengesetz, C.5,
4. Bası, München 2015, §311, p.83; OKUTAN NILSSON, Şirketler TopluluQu, s.272; AKIN,
s.191; GÖKTÜRK, Kürşat: Şirketler Toplulu�unda Sorumluluk Esasları, Ankara 2015, s.81 vd.
zum
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle ilgili Öngörülen Sınırlamalar 131
bbb. Kayba Yol Açan İşlemin Özen Borcuna Aykırı Olması
Kaybın ortaya çıktığı her durumda denkleştirme yükümlülüğünün doğdu-
ğundan ve hakiın ortaklık ile yöneticilerinin hukuki sorumluluğundan bahsedi-
lemez. Buna göre, TTK m.202 f.1-d hükmünden hareketle hakim ortaklık tara-
fından yöneltildiği bir işlem neticesinde bağlı ortaklık bir kayba uğramış olsa
dahi, kayba sebebiyet veren işlemin, aynı veya benzer koşullar altında, ortaklık
menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun olarak gözeten ve tedbirli bir yöneticinin
özeniyle hareket eden, bağımsız bir ortaklığın yönetim kurulu üyeleri tarafından
da yapılabileceği veya yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatı halinde tazmi-
nata hükmedilemez. Zira hakim şirket tarafından yöneltilen işlem ve fiiller bağlı
şirketi kayba uğratmış olsa da, eğer bu işlemlerin ve fiillerin gerçekleştirilmesi
özen ilkesinin gereği olarak ortaya çıkmışsa, hakimiyetin hukuka aykırı bir bi-
çimde kullanıldığından söz edilemez
191
. TTK m.202 f.1-d hükmü, bir bağlı şir-
keti kayba uğratan işlemin gerçekleştirilmesinde bağlı şirket yöneticilerinin
özen yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadıklarının tespit edilmesi esasına
dayanmaktadır. Bu bakımdan, kayba yol açan işlemin özen borcuna aykırı sa-
yılması da, TTK m.202 f.1 uyarınca hukuki sorumluluğun ortaya çıkması ve
dolayısıyla konumuzu teşkil eden pay devralma yükümlülüğünün doğabilmesi
bakımından bir koşul niteliği taşımaktadır.
ece. Kaybın Hakim Ortaklık Tarafından DenkleştirilmemişOlması
TIK m.202 f.1 ortaklıklar topluluğunda hakim ortaklığın hakimiyetini bağ-
lı ortaklığı kayba uğratacak şekilde hukuka aykırı kullanmasını prensip olarak
yasaklamakla birlikte, bakim ortaklık tarafından bağlı ortaklığın uğramış olduğu
kayıp, o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilirse veya kaybın nasıl ve ne zaman
denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, bağlı
ortaklığa denk değerde bir istem hakkı tanınırsa, hakimiyetin kullanılmasındaki
hukuka aykırılık ve dolayısıyla hakim ortaklık ve onun kayba yol açan yönetici-
lerinin potansiyel hukuki sorumlulukları da ortadan kalkar. Hukuki sorumlulu-
ğun ortadan kalktığı durumlarda ise hak.un ortaklığın pay devralma yükümlülü-
ğünün doğması da söz konusu değildir.
Denkleştirme, fiilen denkleştirme veya denkleştirmeye yönelik bir talep
hakkı tanınması metodlarıyla gerçekleştirilebilir. Buna göre hakim ortaklık bağ-
lı ortaklığın uğramış olduğu kaybı fiilen denkleştirme yolunu seçebileceği gibi,
kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle bağlı ortaklığa
denk değerde bir talep hakkı tanıyabilecektir. Fiilen denkleştirme, kaybın etkile-
rini tamamen gidermeye yönelik faydanın aynı faaliyet yılı içerisinde bağlı or-
191
Bkz. HABERSACK, Aktien-/GmbH-KonzemR, §311, p.40; KOPPENSTEINER , Kölner Komm
AktG, §311, p.36;
OKUTAN NILSSON, Şirketler TopluluQu, s.261; AKIN, s.185 - 186; GÖK-
TÜRK,
s.142.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 132
taklığa sağlanmasıdır. Buradaki hedef kaybın etkilerinin giderilerek, bağlı or-
taklığı finansal yönden kayıp doğmadan önceki haline getirmektedir
192
•
Bağlı
ortaklığın kaybının, gerçekleşmiş olduğu faaliyet yılı içerisinde fiilen denkleşti-
rilmemiş olması halinde, bağlı ortaklığa kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirile-
ceği belirtilmek suretiyle denk değerde bir talep hakkı tanınmış olması da, TIK
m.202 f 1-a uyarınca hakimiyetin kullanılmasındaki hukuka aykırılığı giderecek
nitelik taşır.
Fiilen denkleştirmenin yahut denkleştirmeye yönelik bir talep hakkı tanınması-
nın en geç bağlı ortaklığın kayba uğradığı faaliyet yılının sonuna kadar gerçekleş-
mesi gerekir. Aksi takdirde TIK m.202 f.1-b'de düzenlenen hukuki sorumluluğun
ortaya çıkması ve bu kapsamda mahkeme tarafından hakim şirketin davacı pay
sahiplerin.in paylarını devralmasına karar verilmesi söz konusu olabilecektir.
ddd. Bağlı Ortaklık Pay Sahiplerinin Hakim Pay Sahibine Tazminat Davası Açması
Yukarıda incelediğimiz koşulların bir arada bulunması neticesinde bağlı or-
taklığın pay sahipleri ve alacaklıları tarafından hakim ortaklık ve onun kayba
sebep olan yöneticileri aleyhinde bağlı ortaklığın uğramış olduğu zararların
tazmini talebiyle dava açılabilir. TIK m.202 f.1-b tazminat davasında, mahke-
menin istem üzerine veya resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse,
tazminat yerine TIK
m.202 f.2 hükmüne göre, davacı pay sahiplerinin payları-
nın hakim ortaklık tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen ve
kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebileceğini öngörmüştür. Tazminat
dışında bir çözüme karar verilmesi davacının istemine veya resen mahkemenin
takdirine bağlıdır. Dolayısıyla hakim ortaklık ve/veya onun kayba sebep olan
yöneticileri aleyhinde açılan bir tazminat davasında mahkeme hakimiyetin hu-
kuka aykırı kullanıldığı kanaatine varırsa, somut olayda tazminat dışında bir
karara hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olup olmadığını araştırmalıdır. Bu
doğrultuda, mahkeme davacı pay sahiplerinin paylarının hakim ortaklık tarafın-
dan devralınması suretiyle davacıların bağlı ortaklıktan ayrılmalarının tazminat
ödenmesine nazaran hakkaniyete uygun olduğu sonucuna varacak olursa, bu
yönde hüküm tesis etmesi uygun olacaktır. Benzer şekilde, davacı pay sahipleri
tarafından tazminat yerine paylarının hakim ortaklık tarafından devralınması
talep edilecek olursa, mahkeme söz konusu talebin hakkaniyete uygun olması
halinde payların devralınmasına karar verebilecektir.
Kıyasen uygulanacak TTK m.560 uyarınca tazminat isteme hakkı, davacı-
nın zararı ve sorumluyu öğrendiği andan itibaren iki ve her halde zararı doğuran
fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zaman aşımına uğraya-
192
Bkz. HASERSACK, Aktien-/GmbH-KonzemR, §311, p.68; KOPPENSTEINER, Kölner Komm
AktG, §311, p.98; ALTMEPPEN, M0KoAktG, §311, p.377; OKUT AN NILSSON, Şirke�er Toplu-
luğu, s.281; GÜRBÜZ USLUER, Aslı Ellf: Şirketler Toplulu{ıunda Denkleştirme, MUHF-HAD,
2012 C.18, S.1, s.3O3;
AKIN, s.235.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle ilgili Öngörülen Sınırlamalar 133
caktır. Söz konusu zamanaşımı süreleri, hakim ortaklığın pay devralma yüküm-
lülüğü bakımından da uygulama alanı bulur.
bb. TTK m.202 f.2 Hükmü Bakımından Özel Koşullar
aaa. Karşı Çıkılan İşlemin Açıkça Anlaşılabilir Haklı Bir Sebebinin Bulunmaması
Hakinı teşebbüsün bağlı ortaklık pay sahiplerinin paylarını devralma yü-
kümlülüğünün ortaya çıkmasının ilk koşulu, hakimiyetin uygulanması sonucun-
da gerçekleştirilen işlemlerin, bağlı ortaklık bakımından açıkça anlaşılabilir,
haklı bir sebebinin bulunmamasıdır. Bununla kastedilen esasen, işlemlerin ta-
mamen hakim teşebbüsün menfaatleri doğrultusunda yapılması ve hakimiyet
altında bulunmasaydı, bağlı ortaklığın söz konusu işlemleri gerçekleştirmeyecek
olmasıdır. Kamın koyucu söz konusu işlemlerin neler olabileceğini TIK m.202
f.2'de örnekleyici bir şekilde saymıştır . Buna göre, bağlı ortaklığın genel kurulu
tarafından alınacak birleşme, bölünme,
tür değiştirme, fesih, menkul kıymet
çıkarılması ve -sermayenin artırılması veya azaltılması, ortaklığın iştigal konu-
sunun değiştirilmesi gibi- önemli ana sözleşme değişiklikleri veyahut yönetim
kurulu tarafından TTK m.460 uyarınca ortaklığın çıkarılmış sermaye miktarının
artırılması ve bu kapsamda yeni pay alma haklarının sınırlandırılması anılan
işlemlere örnek teşkil etmektedir. Ortaklığın sermaye yapısını, türünü, mali
durumunu veya mevcudiyetini etkileyecek önemdeki işlemlerin bu kapsamda
değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır
193
.
Bununla birlikte, bağlı ortaklık için
miktar veya nitelik bakımından objektif olarak bakıldığında önem taşımayan
işlemlerin TTK m.202 f.2 doğrultusunda bir devralma yükümlülüğüne neden
olmayacağı sonucuna ulaşılmalıdır
194
.
TTK m.202 f.2'de öngörüldüğü üzere, yukarıda sayılan türden işlemlerin
bağlı şirket tarafından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebinin bulunmaması ge-
reklidir. Bu ise ilgili işlemin öncelikle ortaklık menfaatlerine olup olmadığının
değerlendirilmesi suretiyle tespit edilebilir. Bununla birlikte, söz konusu hüküm
vasıtasıyla korunmakta olan menfaat hakim ortak dışındaki pay sahiplerinin
menfaatleri olduğundan, işlemin itiraz eden pay sahiplerinin menfaatlerine dü-
rüstlük kuralına aykırı olarak zedelemesi ve/veya ortaklıkla olan hukuki ilişkile-
rinin devamını çekilmez hale getirmesi de aynca aranmalıdır
195
.
Pay devralma yükümlülüğünün doğması bakımından, Kanun koyucu haklı
bir sebebin bulunmamasını yeterli görmemiş, aynca bunun açıkça anlaşılabilir
olmasını da aramıştır. Burada açıkça anlaşılabilir olmaktan kasıt, söz konusu iş-
193
Bkz. OKUTAN NILSSON, Şirketler Topluluğu, s.299 - 305.
194
TEKiNALP, TTK m.202 f.2 h0km0 ile ilgili olarak , hakimiyetin açıkça anlaşılabilir haklı sebebi
olmayan yapısal deQişiklikler için kullanılması açıklamasını yapmıştır (bkz. TEKiNALP
/
ÇAMOĞLU, TTK m.202 altındaki not, s.103).
195
OKUTAN NILSSON, Şirketler TopluluQu, s.310- 311.
134 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
lemin, bağlı ortaklığın ve işleme itiraz eden pay sahiplerinin menfaatlerine aykın-
hğının ciddi nitelik taşıdığının bariz olmasıdır. Bağlı ortaklığın yahut pay sahiple-
rinin bu işlemler sonucunda ayrıca zarara uğramış olması şart değildir. Ancak
zarara uğramışsa, bağlı ortaklık pay sahipleri paylarının devralınması yerine, za-
rarlarının hakim teşebbüs tarafından tazınin edilmesini talep edebilirler.
bbb. Bağlı Ortaklık Pay Sahiplerinin İtirazlarınıKanunda Öngörülen Şekilde İleri Sürmeleri
Paylarının devralınmasını hakim teşebbüsten talep edebilmek için, bağlı or-
taklık pay sahiplerinin aynca söz konusu işlemin genel kurulun mu yönetim
kurulunun mu yetkisine girdiğine bağlı olarak, ilgili genel kurul kararına red
oyu verip tutanağa geçirtmeleri veya yönetim kurulunun kararlarına yazılı ola-
rak itiraz etmiş olmaları gereklidir. Buna göre genel kurul tarafından karara
bağlanan, birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih veya ana sözleşme değişik-
likleri bakımından, bağlı ortaklık pay sahibi öncelikle genel kurul toplantısına
asaleten veya vekaleten katılarak, olumsuz oyunu tutanağa geçirtmiş olmalıdır.
Pay sahibinin toplantıda oy kullanmasına yahut muhalefetini tutanağa kaydet-
mesine engel olunması yahut genel kurul toplantısına ilişkin çağrının usulüne
uygun olarak yapılmaması hallerinde, pay sahibi ilgili genel kurul kararının
iptal edilmesi için TIK m.446 uyarınca mahkemeye başvurabilir
196
.
Eğer itiraz edilen işlemin yönetim kurulunun verdiği bir karar neticesinde
gerçekleşmesi söz konusu ise, Kanun bu takdirde de bağlı ortaklık pay sahibini,
paylarının devralınmasını talep edebilmek için, ilgili yönetim kurulu kararına
yazılı olarak itiraz etmekle yükümlü kılmıştır. Bu noktada konuyu ikiye ayırmak
lazımdır. Bağlı ortaklık pay sahibi, aynı zamanda bağlı ortaklıkta yönetim kurulu
üyesi sıfatını taşıyorsa, ilgili işlem aleyhinde oy kullanması ve bu oyunu tutanağa
geçirmesi şarttır. Şayet bağlı ortaklık pay sahibi yönetim kurulu üyesi sıfatını
taşımıyorsa, bu takdirde yönetim kurulu toplantılarına katılma ve oy kullanma
hakkına doğal olarak sahip değildir. Bu ihtimalde ise, bağlı ortaklık pay sahibinin
söz konusu karardan veya işlemden haberdar olması neticesinde, bu husustaki
itirazını yönetim kuruluna yazılı olarak iletmesi gereklidir. Kanun söz konusu
yazılı itirazın içeriği ile ilgili herhangi bir hüküm öngörmemiş olmakla birlikte;
gerekçeleri ile birlikte işleme neden karşı çıkıldığı, bu çerçevede işlemin açıkça
anlaşılabilir bir haklı sebebinin bulunmadığı hus usları itirazda belirtilmelidir.
ece. Bağlı Ortaklık Pay Sahi plerinin Paylarının Devralınmasını Mahkeme Aracılığı ile Talep ve Dava
Etmeleri
Yukarıdaki şartlan karşılayan bağlı ortaklık pay sahibi, ortaklığın merkezinin
bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurarak, paylarının hakim teşeb-
büs tarafından devralınmasını talep ve dava edebilir. Söz konusu dava hakim teşeb-
196
Söz konus u pay sahiplenne de TTK m.202 f.2 kapsamı nda dava hakkı tanınması yönünde bkz.
OKUTAN NILSSON, Şirketler Toplulu�u. s.394 - 395.
ı. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle ilgili Öngörülen Sınırlamalar 135
büs aleyhine açılacaktır. Davada davac ı pay sahibi TIK m.202 f.2'deki koşulların
oluştuğunu ispatlamakla mükelleftir. Buna hem olumsuz oy kullanmak veya yazılı
itiraz etmiş olmak gibi şekli koşullar, hem de ilgili işlemin açıkça anlaşılabilir haklı
bir sebebinin bulunmamas ı koşulu dahildir. Hakim gerekirse, söz konusu işlemin
bağlı ortaklık bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebinin bulunup bulunma-
dığını bilirkişi aracılığı ile tetkik ettirebilir. Davada aynca davalının bağlı ortaklıkta
hakim teşebbüs konumunda olduğu da belgeleri ile gösterilmelidir. TIK m.202
f.2'de öngörülen dava, hakim teşebbüs niteliği taşımayan pay sahipleri aleyhine
açılamaz. Bir
pay sahibinin hakim teşeb büs niteliği taşıyıp taşımadığı ise TTK
m.195 ve m.196 belirtilen esaslara göre tespit edilir.
TTK m.202 f.3 hükmü davacı pay sahipleri lehine koruyucu bir hüküm
sevk etmiş ve yukarıda belirttiğimiz davanın açılması halinde mahkemenin da-
vacıların paylarının satın alına değerini karşılayan tutardaki paranın teminat
olarak, mahkemece belirlenecek bir bankaya mahkeme adına yatırılmasına karar
vereceğini öngörmüştür. Teminatın yatırılması, ilgili genel kurul ve yön etim
kurulu kararının icrası bakımından bir ön koşul niteliği taşımaktadır. Teminat
yatırılmadığı sürece genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin hiçbir
işlem yapılamaz. Eğer ilgili genel kurul veya yönetim kurulu kararının icrasına
başlanmışsa, teminat yatırılıncaya kadar icrasının durdurulması gereklidir. Bu
hükme aykırı olarak yapılan işlemler geçersiz sayılır.
Kanun koyucu yukarıda öngördüğü, bağlı ortaklık pay sahiplerini koruyucu
hükme karşılık, kötüniyetli uygulamalardan ortaklığın ve hakim pay sahibinin zarar
gönnelerini engellemek amacıyla, başka bir tedbir öngörmüştür. Buna göre, söz
konusu davanın kötüniyetle açılması halinde davalı, uğradığı zararın müteselsilen
tazmin edilmesini ve mahkemeye teminat yatırılmasını davacılardan isteyebilir.
Anılan hükümde iki durum düzenlenmiştir. İlk durumda, davacı pay sahiplerinin
iddia ve taleplerinin yerinde görülmemesi neticesinde mahkemenin davayı reddet-
mesi halinde, davalı hakim teşebbüs dava nedeni ile uğradığı zararların tazminini
kötüniyetli davacıdan veya davacılardan müteselsilen talep edebilecektir. Bu kap-
samda davalı, yatırdığı teminatın faizi başta olmak üzere her türlü maddi ve manevi
zararlarının tazmin edilmesini isteyebilir. Diğer durumda ise, dava henüz sonuç-
lanmadan, davalının uğrayabileceği zararlara karşı teminat yatırılmasını talep etme-
si söz konusudur. Dava hakkının kötüniyetli olarak kullanılmasına engel olmak
amacıyla öngörülen söz konusu düzenleme neticesinde hakim, eğer bu yönde bir
kanaate ulaşacak olursa, uygun miktarda bir t eminatın davacı tarafından yatınlma-
sına karar verebilir. Söz konusu teminat, davalının TIK m.202 f.3 c. 1 uyarınca
yükümlü olduğu teminatın yatırılmasına engel olmaz.
Bağlı ortaklık pay sahibinin TTK m.202 f.2'de öngörülen davayı açma
hakkı, genel kurul kararının verildiği veya yön etim kurulu kararının ilan edildiği
tarihten başlayarak iki yıl içerisinde zamanaşımına uğrar.
136 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
b. Paylan Devralma Bedeli
TTK m.202 f.2, payların hakim teşebbüs tarafından hangi bedelle satın
alınacağını da açık ve emredici bir biçimde öngörmüştür
197
.
Buna göre, bağlı
ortaklık pay sahiplerinin payları, varsa en az borsa değeriyle, böyle bir değer
bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa, gerçek de-
ğerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle satın
alınacaktır.
Anılan düzenleme doğrultusunda, eğer bağlı ortaklık bir HAAO niteliği
ta-
şıyorsa ve satışa konu paylar söz konusu ortaklığın borsada işlem gören paylan
ise, satış bedeli öncelikle mahkemenin karar tarihindeki borsa değeri üzerinden
tespit edilir. Bununla birlikte, payların borsa değeri ancak hakkaniyete uygun
düşmesi koşulu ile satışa esas teşkil edebilecektir. Başka bir anlatımla, eğer
borsa değeri satış
anı itibariyle payların gerçek değerini yansıtmıyorsa, örneğin
satış borsanın süratle ve spekülatif nedenlerle düştüğü bir döneme rastladıysa,
borsa değerinin esas alınması bağlı ortaklık pay sahiplerinin zarara uğramasına
yol açabilir. Bu nedenle kanun koyucu isabetli bir biçimde, borsa değeri
yukarı-
da belirttiğimiz şekilde hakkaniyete uygun düşmüyorsa, yahut paylar borsada
işlem görmüyorsa satış bedelinin gerçek değerle veya genel kabul gören bir
yönteme göre belirlenecek değer üzerinden satın alınacağını öngörmüştür.
Satı-
şa konu payların gerçek değeri, aktiflerin muhtemel satış değerleri esas alınarak
belirlenen bilanço değeri üzerinden hesaplanır
198
•
Söz konusu değere good-will
(peştemaliye)'nin de eklenmesi gerekir
199
.
4. Önemli Nitelikteki İşlemlere Muhalif Kalan Pay Sahibinin Ayrılma Hakkı
(SPKan. m.24)
a. Halka Açık Anonim Ortaklıklarda Önemli Nitelikteki İşlemlerin Tabi Oldukları
Hukuksal Rejime Genel Bakış
TTK m.365'te yer alan genel prensip uyarınca, anonim ortaklığın yönetim
ve temsiline ilişkin hususlarda yetkili olan organ yönetim kuruludur. Bununla
birlikte HAAO'larda yönetim ile ilgili bazı işlemler, ortaklık ve menfaat çevre-
leri açısından sahip olduğu öneme binaen, özel hükümlere tabi kılınmak suretiy-
le, kural olarak genel kurul onayına bağlanmıştır. Bu şekilde önemli nitelik
taşıyan işlemlerde HAAO pay sahiplerinin de işlemin gerçekleştirilmesine iliş-
kin onayı kanun koyucu tarafından aranmıştır. SPKan. m.23 f.1 hükmü,
197
Bkz. TEKiNALP / ÇAMOĞLU, TTK m.202 altındaki not, s.103.
198
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1185 s.602; bu konuda geniş açıklama için bkz.
DEFFERRARD, s.158 vd.
199
Gerçek d80erin tespiti ile ilgili olarak bkz . ATF 110 il 293 (http://www. bger.ch; özeti için bkz.
TERCIER, Plerre (Çev. Akar ôçal), Şirketler Hukuku Sahasında Yayımlanan Kararların Özetleri
(1984 - 1986), Eskişehir 1987); ATF 120 11259 {http://www. bger.ch}.
ı.Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 137
HAAO'lar bakımından önemli nitelikteki işlemleri örnekleyici olarak aşağıdaki
şekilde tespit etmiştir:
- Birleşme veya bölünme işlemlerine taraf olunması, tür değiştirme veya so-
na erme karan alınması;
- Malvarlığının tümünün veya önemli bir bölümünün devredilmesi veya üze-
rinde bir ayni hak tesis edilmesi veya kiralanması;
- Faaliyet konusunun tümüyle veya önemli ölçüde değiştirilmesi;
- İmtiyaz öngörülmesi veya mevcut imtiyazların kapsam veya konusunun
değiştirilmesi;
- Borsa kotundan çıkılması.
SPKan. m.23 f.1 önemli nitelikteki işlemlerin neler olduğunu örnek vermek
yoluyla tespit etmiş olmakla birlikte, söz konusu işlemleri, önemlilik ölçüsü de
dahil olmak üzere belirleme yetkisi aynı hüküm tarafından SPK'ya bırakılmış-
tır. SPK, çıkarmış olduğu II-23.1 Tebliği ile hem önemli nitelikteki işlemler
hem de buna bağlı olarak pay sahiplerinin ayrılma hakkına ilişkin ayrıntılı dü-
zenlemeler getirmiştir. SPK, 11-23.1 no.lu Tebliğin m.5 f.1 hükmünde öncelikle,
SPKan. m.23 f.1'de örnekleyici olarak sayılan önemli nitelikteki işlemlere ek
olarak, HAAO'nun;
- İlişkili taraflarından önemli ölçüde malvarlığı edinmesini veya kiralaması-
nı;
- yapmayı planladığı bedelli sermaye artırımlarında, sermaye artırımından
elde edilecek fonun ortaklığın mevcut sermayesini aşması ve ilişkili tarafla-
ra olan ve ortaklığa nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklanan borç-
ların kısmen veya tamamen ödenmesinde kullanılacak olmasını da önemli
nitelikteki işlemlerden saymıştır.
Bunların dışında, bütüncül olarak ele alındığında ortaklığın faaliyetleri
ve/veya ticari hayatında önemli ölçüde değişiklik meydana getirebilecek iş ve
işlemler de SPK tarafından önemli nitelikteki işlem olarak değerlendirilebile-
cektir. SPK aynca yukarıda belirtilen işlemler bakımından önemlilik kriterini de
Tebliğ m.6 hükmü ile tespit etmiştir.
HAAO'lann önemli nitelikteki işlemleri için yönetim kurulu karan kural
olarak yeterli değildir; bu işlemler için genel kurul onayı aranır. Ancak aşağıda
incelenecek olan ayrılma hakkının doğmadığı hallerde, eğer ilgili işlem genel
kurul kararına tabi değil ise, başka bir deyişle esasen yönetim kurulunun yetki
alanına giren bir işlem söz konusu ise, böyle bir durumda yönetim kurulu karan
yeterli olur; aynca genel kurul karan gerekli değildir. Bununla birlikte belirtil-
mesi gerekir ki, kolaylaştırılmış usulde olmayan birleşme, bölünme,
tür değiş-
Anonim Ortaklıkta Payın Devr, 138
tinne, sona enne işlemleri ile ana sözleşme değişikliği niteliği taşıyan faaliyet
konusunun tümüyle veya önemli ölçüde değiştirilmesi ve imtiyaz öngörillmesı
veya mevcut imtiyazların kapsam veya konusunun değiştirilmesi işlemleri nite-
likleri itibariyle her halükarda genel kurul kararına tabidir.
SPKan. m.29 f.6 önemli nitelikteki işlemlerin onaylanacağı genel kurul top-
lantılarında aranacak karar nisaplannı ve oylamaya katılma hakkı bulunmayan
pay sahiplerini düzenlemektedir. Buna göre, genel kurulun onayına sunulan
önemli nitelikteki işlem, ortaklık ile pay sahibinin kendisi, eşi, alt ve üstsoyu
veya bunların ortağı oldukları şahıs ortaklıkları ya da hakimiyetleri altındaki
sermaye ortaklıkları arasında ise, ilgili pay sahibi genel kurulda oy kullanmak-
tan
yoksun olacaktır. Kanımızca TTK m.436' da açıkça belirtilmiş olmasa da,
pay sahibinin hakimiyeti altındaki sermaye ortaklıkları kavramının, amaca uy-
gun bir biçimde geniş olarak yorumlanarak, ortak hakimiyet altında bulunulan
ortaklık.lan da kapsayabileceği ileri sürülebilir. Bunun yanında Tebliğ m.7
f.2
hükmü nihai kontrol eden pay sahibi statüsündeki yukarıda sayılan gerçek kişi-
ler veya bunların yönetim kontrolüne sahip olduğu ortaklık.lann, önemli nitelik-
teki işlemlerin gerçek kişilerin kendileri için doğrudan kişisel nitelikte sonuç
doğurması halinde, bu işlemlerin onaylanacağı genel kurul toplantılarında oy
kullanamayacaklarını da belirtmiştir. Ancak birleşme, bölürırne işlemlerine taraf
olma, tür değiştirme veya sona erme karan alınması, faaliyet konusunun tümü y-
le veya önemli ölçüde değiştirilmesi ve borsa kotundan çıkma kararının alınma-
sının, bu kapsamda kişisel nitelikte sonuç doğurmadığı kabul edilir.
Yukarıda belirtilen çerçevede olmak kaydıyla, önemli nitelikteki işlemlere
ilişkin kararların genel kurulca kabul edilebilmesi için, HAAO'nun ana sözleş-
mesinde açıkça oran belirtilmek suretiyle daha ağır nisaplar öngörülmediği
tak-
dirde, toplantı nisabı aranmaksızın, genel kuruluna katılan oy hakkını haiz pay-
ların üçte ikisinin olumlu oy vermesi şartı aranır. Kanun koyucunun bir toplantı
nisabı aramamasının sebeplerinden birisi, çoğunluk (hakim) pay sahibinin yuka-
rıda belirtilen hüküm doğrultusunda genel kurul toplantısında oydan yoksun
konumda bulunması halinde dahi, azlık pay sahiplerinin geçerli olarak toplana-
rak önemli nitelikteki işlem ile ilgili bir karar alabilmelerini mümkün kılmaktır.
Bununla birlikte, toplantıda sermayeyi temsil eden oy hakkını haiz payların en
az yarısının hazır bulunması halinde, ana sözleşmede açıkça daha ağır nisaplar
öngörülmedikçe, toplantıya katılan oy hakkını haiz payların çoğunluğu ile karar
alınacaktır. Karar nisabının azaltılmasına ilişkin öngörülen alternatif hükmün
getirilişi ise, pay sahiplerinin çoğunluğunun genel kurulda temsil edilmeleri
durumunda, onay kararının alınmasını kolaylaştırmak amacı ile izah edilebilir.
Son olarak belirtilmesi gerekir ki, SPKan. m.29 f.3 hükmü, nisaplara ilişkin f.6
hükmünü saklı tuttuğundan, ana sözleşme değişikliği niteliğindeki önemli nite-
likteki işlemlerin oylanmasında da, yukarıda incelediğimiz SPKan. m.29 f.6
hükmü uygulama alanı bulacaktır.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle ilgili Öngörülen Sınırlamalar 139
SPK, yukarıda belirtilen kurallara uyulmaksızın gerçekleştirilen işlemlerin
ortadan kaldırılmasına yönelik SPK kararının tebliği tarihinden itibaren otuz
gün içinde, işlem öncesi durumun aynen sağlanmaması halinde idari para cezası
verebilir ve bu işlemlerin iptali için TTK'nın genel kurul kararlarının iptaline
ilişkin hükümleri çerçevesinde dava açabilir (SPKan. m.23 f.2).
b. Aynlma Hakkının Düzenlenişi
aa. Genel Esaslar
Yukarıda belirtilen şekilde önemli nitelikteki bir işlemin onaylanmasına iliş-
kin toplanmış bir genel kurula katılıp da olumsuz oy kullanan ve muhalefet şerhi-
ni toplantı tutanağına işleten pay sahipleri, paylarını HAAO'ya satarak ayrılma
hakkına sahip kılınmıştır (SPKan. m.24
f 1). Pay sahibinin genel kurul toplantısı-
na katılmasına haksız bir biçimde engel olunması, genel kurul toplantısına usulü-
ne uygun davet yapılmaması veya gündemin usulüne uygun bir biçimde ilan
edilmemesi hallerinde, genel kurul kararlarına muhalif kalma ve muhalefet şerhini
tutanağa kaydettirme şartı aranmaksızın ayrılma hakkı kullanılabilir. Kanunda
açıkça belirtilmiş olmasa da, ayrılma hakkının kullanılması için genel kurulun
önemli nitelikteki işlemi onaylamış olması gerekmektedir. Başka bir deyişle
önemli nitelikteki işlem zaten genel kurul tarafından reddedilmiş ise, ayrılma
hakkının kullanılabilmesi hükmün amacı doğrultusunda mümkün değildir.
Pay sahibinin ayrılma hakkım kullanabilmesi bakımından, önemli nitelikte-
ki işlemin onaylanacağı genel kurul toplantısı ile ilgili SPKan.'da bazı koşullar
öngörülmüştür. Buna göre, toplantı gündeminde, bu kararlara muhalefet oyu
kullanacak pay sahiplerinin ortaklıktan ayrılma hakkının bulunduğu hususu ile
bu hakkın kullanılması durumunda payların ortaklık tarafından satın alınacağı
bedelin yer alması şarttır (SPKan. m.24 f.3).
Ayrılma hakkının kullanılması sonucunda geri alınan paylar, ortaklıkların kendi
paylarını geri almasına ilişkin SPK düzenlemelerine tabidir; ancak ilgili düzenleme-
deki geri alma sınırına ilişkin mevcut %10'luk oran, ayrılma hakkının kullanılması
halinde uygulanmaz. Başka bir deyişle bu durumda ayrılma hakkını kullanan pay
sahiplerinin menfaatlerinin korunması amacıyla, ortaklığın söz konusu sınırın üzerin-
de payları geri satın alınası hukuken mümkündür. Ancak bu payları ortaklığın ilgili
düzenlemelerde öngöıiilen süre içerisinde elden çıkannası gereklidir.
bb. Hakkın Kullanılması ve Bedelin Tespiti
Ayrılma hakkını ancak pay sahibi kullanabilir; söz konusu hakkın intifa
hakkı tarafından kullanılması mümkün değildir. Ayrılma hakkının kullandırıl-
ması genel kurul tarihinden itibaren en çok altı iş günü içinde başlar. Ayrılma
hakkını kullanmak isteyen pay sahipleri, bu hakkı grup ayrımına bakılmaksızın
sahip oldukları payların tamamı için kullanmak zorundadır. Ayrılma hakkının
140 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
kullanım süresi on iş gününden az yirmi iş gününden fazla olamaz. Ayrılma
hakkının prensip olarak aracı
kurum vasıtasıyla kullandırılması zorunludur.
Ancak paylan borsada işlem görmeyen ortaklıkların aracı kurum kullanma zo-
runluluğuna talep üzerine SPK tarafından muafiyet tanınabilir. Ayrılma hakkını
kullanacak pay sahipleri ayrılma hakkına konu payları, ortaklık adına alım iş-
lemlerini gerçekleştiren aracı kuruma, kamuya açıklanan ayrılma hak.kının kul-
lanım sürecine ilişkin ilan edilen çerçevede ve genel hükümler doğrultusunda
teslim ederek satışı gerçekleştirir (SPK II-23.1 no.lu Tebliğ m.9 f.7).
Bedelin tespit edilmesi ile ilgili olarak SPK II-23.1 no.lu Tebliği m.I0'da
paylan borsada işlem gören ve payları borsada işlem görmeyen HAAO'lar ba-
kımından ayn hükümlere yer verilmektedir. Payları borsada işlem gören
HAAO'lann borsada işlem gören pay grupları için ayrılma hakkı kullanım fiya-
tı, SPKan.m.24 f.1 çerçevesinde, işlemin ilk defa kamuya açıklandığı tarihten
önceki, açıklanan tarih hariç olmak üzere, otuz gün içinde borsada oluşan düzel-
tilmiş ağırlıklı ortalama fiyatların ortalaması olarak belirlenmiştir. Payları bor-
sada işlem görmeyen HAAO'lann payları için ayrılma hakkı kullanım fiyatı ise,
işleme ilişkin yönetim kurulu kararının kamuya açıklandığı tarih itibariyle, bu
fiyatın adil ve makul olduğunun tespiti amacıyla SPK'nın ilgili düzenlemelerine
göre hazırlanacak değerleme raporuna göre tespit edilen değerden düşük olma-
yacak şekilde tespit edilir. Söz konusu değerleme raporu, önemli nitelikteki
işlemin görüşüleceği genel kurul toplantısı gündemi ile birlikte açıklanır. Ay -
rılma hakkını kullanmak için aracı kuruma başvuran pay sahiplerine pay bedel-
leri en geç satışı takip eden işgünü ödenir. Ayrılma hakkının bedelinin tam ve
nakden ödenmesi zorunludur.
cc. Ayrılma Hakkının Doğmadığı Durumlar
SPK II-23.1 no.lu Tebliği m.12 hükmü ayrılma hakkının doğmadığı durum-
ları düzenlemektedir. Bu hallerden başlıcaları şunlardır:
- HAAO'ların tabi olduğu diğer ilgili mevzuat uyarınca yapılması zorunlu
olan işlemler;
- Yönetim kontrolünün bir kamu kurumunda olduğu HAAO'larca yapılan
işlemler;
- HAAO'lann mevcut imtiyazlarının tüın pay sahipleri için tamamen ve bedelsiz
olarak kaldırılması, konu veya kapsam bakımından daraltılması işlemleri;
- Önemli nitelikteki işlem sonucunda pay alım teklifi zorunluluğu getirilen
veya gönüllü olarak pay alım teklifi yapılması SPK tarafından uygun görü-
len işlemler;
- Bölünen ortaklığın ortaklık yapısının korunluğu yeni ortaklık kurulması suretiyle
bölünme işlemleri, kolaylaştırılmış usulde birleşme ve bölünme işlemleri;
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 141
- Ortaklıkların kendi tüzel kişilikleri adına ve finansal tablolarında tam kon-
solidasyona dahil ettikleri ortaklıklar lehine mal varlığı üzerinde ayni hak
tesis etmesi.
Tebliğ'de ayrılma hakkının doğmadığı hallerde, eğer işlem genel kurul ka-
rarına tabi ise, toplantı gündemine ayrılma hakkı doğmadığına ilişkin yönetim
kurulu beyanının ekleneceği öngörülmüştür. Aynca her durumda, söz konusu
işlemlere ilişkin olarak gerekçeli yönetim kurulu kararı, ilgili bilgi ve belgelerle
birlikte kamuya açıklanır.
C. Pay Devretme Yükümlülüğü Doğuran Düzenlemeler
1. Genel Bilgiler
Bilindiği üzere, diğer ortaklık türlerinin aksine anonim ortaklıklarda pay
sahibi ile ortaklık arasındaki pay sahipliğinden kaynaklanan hukuki bağın, pay
sahibinin iradesi olmaksızın tek taraflı olarak ortadan kaldırılması prensip ola-
rak söz konusu değildir. Başka bir deyişle, ortaklıktan çıkarılma klasik anonim
ortaklıklar hukukuna yabancı bir müessesedir. Bunun sınırlı bir uygulaması
ancak oransallık ilkesine uygun olarak gerçekleştirilen, payların itfası yolu ile
sermayenin azaltılması halinde söz konusu olabiliı-2°°. Pay sahibinin taahhüt
ettiği sermaye borcunu ödemekte temerrüde düşmesi halinde söz konusu olabi-
lecek ıskat ise, bu durumun bir istisnası olmaktan ziyade, sermaye borcunda
temerrüdün hukuki sonucu niteliği taşımaktadır. Bununla birlikte, belirttiğimiz
durumlarda pay sahibinin paylarını devretme gibi bir yükümlülüğü her halükar-
da bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, TTK bahsettiğimiz prensibe çeşitli istisnalar getirerek,
bazı hallerde pay sahibini, paylarını hakim ortağa devretmek yahut sahip olduğu
paylar karşılığında bir tazminat almak suretiyle ortaklıktaki pay sahipliğini sona
erdirmek zorunda kalmasının önünü açmıştır. Aşağıda ayrıntıları ile inceleyece-
ğimiz söz konusu hallere bakıldığında, bunların anonim ortaklıklar hukukundaki
çoğunluk ilkesinin birer yansıması olduğunu görebilmek mümkündür. Anonim
ortaklıkta hakimiyetin neredeyse mutlak boyuta ulaştığı durumlarda ve/veya
azınlık pay sahiplerinin kanun koyucunun kendilerine tanımış olduğu haklan
dürüstlük kuralına aykırı kullanmaları halinde, kanun koyucu çoğunluk pay
sahiplerinin menfaatlerini ön planda tutarak, azınlığı ortaklıktan çıkarabilme
imkanı tanımıştır. Öğretide bu yönde bir düzenlemenin öngörülmesinin temel
sebebi, emredici nitelikteki azınlığı koruyucu hükümlere uyulması mecburiyeti-
nin ekonomik anlamda yaklaşıldığında ortaklık bakımından oldukça önemli bir
masraf kapısı niteliği taşıması ile izah edilmektedir. Gerçekten de, uygulamada
görülmektedir ki, küçük miktarlardaki paylar, azınlık pay sahiplerince çoğu
200
Bkz. TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1423 s.684.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
142
zaman yönetimi engellemek ve onu mali anlamda taviz vermeye itmek amacıyla
kötüye kullanılabilmektedir2°
1
.
Bu çerçevede ilk olarak azınlık pay sahiplerinin, paylarını hakim pay sahi-
bine devretmekle yükümlü olması durumu incelenecektir. Halka açık olmayan
anonim ortaklıklarda, TTK m.208'de belirtilen koşulların varlığı halinde, pay
sahibi payını hakim pay sahibine devretmek iradesi bulunmasa da kanunen dev-
retmekle yükümlü kılındığı için, bu halin devren kazanmaya getirilen olumlu
kanuni sınırlamalar içerisinde değerlendirilmesi mümkündür.
İkinci düzenlemede ise, teknik anlamda bir pay devri bulunmamakla birlik-
te, sistematik olarak bu başlık altında incelenmesi, konu bütünlüğü bakımından
uygun görülmüştür. Birleşme halinde pay sahibinin ortaklıktan çıkarılması
(squeeze out merger) olarak anılan bu düzenlemede, iki anonim ortaklığın bir-
leşmesi halinde, devralınan ortaklıktaki azınlığın yeni kurulan ya da devralan
ortaklıkta sahip olacağı payların karşılığında ayrılma akçesi verilerek ortaklık-
tan çıkarılması söz konusudur.
Üçüncü düzenleme ise, SPKan.'da bulunmakta olup; bir HAAO'da sahip
olunan oy haklarının SPK tarafından belirlenen miktarı aşması durumunda,
paylara sahip olan bu kişiler açısından azınlıkta kalan pay sahiplerini ortaklıktan
çıkarma hakkına ilişkindir. Söz konusu oy oranına ulaşan pay sahipleri SPK'dan
azınlıkta kalan ortakların paylarının iptalini ve bunlar karşılığı çıkarılacak yeni
payların kendilerine satılmasını ortaklıktan talep edebileceklerdir.
2. Hakim Ortaklığın Azınlığı Ortaklıktan Çıkarma Hakkı (TTK m.208)
a. Genel Bilgiler
TTK m.208 hükmü, mukayeseli hukukta squeeze out olarak anılan, çoğun-
luk pay sahibinin, azınlığı sahip olduğu payları çoğunluk pay sahibine satmaya
zorlama hakkını düzenleyerek, söz konusu müesseseyi hukukumuza takdim
etmiştir. TTK m.208'de düzenlenen tam hakimiyet halinde ortaklıktan çıkarma
hakkının iki temel unsuru mevcuttur. Bunlardan bir tanesi en az yüzde doksan
oranında pay ve oy hakkı ile ortaklıkta hakimiyete sahip olmaktır. Çıkarma
hakkının temel unsurunu teşkil eden söz konusu şart, eşik oranındaki bazı fark-
lar dışında mukayeseli hukukta da mevcuttuı-2°
2
• Bunun yanında TTK m.208
mukayeseli hukuktaki birçok düzenlemenin de ötesine geçerek, çıkarma hakkı-
nın kullanılması için azınlığın ortaklığın çalışmasını engellemesini, dürüstlük
201
Bkz. HABERSACK, Aktien-/GmbH-KonzernR, §327a, p.4; ANGERER, Lutz: Der Squeeze- out,
BKE 2002, S.260, s.261.
202
VAN DER ELST, Chrlstoph / VAN DEN STEEN, Llentje: Balancing the lnterests of Minority
and Majority Shareholders: A Comparative Analysis of Squeeze-out and Sell-out Rights, ECFR
2009 S.2 s.404 vd.
ı.Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 143
kuralına aykırı davranmasını, fark edilir sıkıntı yaratmasını veya pervasızca
hareket etmesini de ayrıca şart koşmuştur. Başka bir deyişle, ortaklıkta yüzde
doksan oranında paya sahip olmak, azınlığın ortaklıktan çıkarılması için, TTK
m.208 hükmü uyarınca tek başına yeterli değildir. Hemen belirtilmesi gerekir
ki, SPKan. m.27 f.3 hükmü uyarınca, tam hakimiyet halinde azınlığı ortaklıktan
çıkarma hakkına ilişkin TTK m.208 hükmü, HAAO'lar bakımından uygulan-
maz. Bu ortaklıklar bakımından, aşağıda inceleyeceğimiz HAAO' larda ortaklık-
tan çıkarma hakkı uygulama alanı bulacaktır.
Aşağıda tam hakimiyet halinde azınlığın paylarını devralarak onları ortak-
lıktan çıkarma hakkının kullanılmasının koşulları üzerinde daha ayrıntılı olarak
durulacaktır.
b. Hakkın Kullanılmasının Koşulları
aa. Doğrudan veya Dolaylı Olarak Ortaklık Paylarının ve Oy Haklarının Yüzde Doksanına Sahip
Olmak
TTK m.208 uyarınca azınlık pay sahiplerini ortaklıktan çıkarmanın ilk ko-
şulu, ortaklık paylarının ve oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde
doksanına sahip olmaktır. Söz konusu şarta bakıldığında, Kanunun hem ortak-
lıktaki payların hem de oy haklarının yüzde doksanına sahip olmayı aramış
olduğu ve söz konusu oranın hakim pay sahibinin doğrudan ve dolaylı olarak
sahip olduğu tüm paylar ve oy haklan göz önünde bulundurularak hesaplanaca-
ğıgöze çarpmaktadır.
aaa. Sahip Olunan Payların Hesaplanmasına İlişkin Esaslar
Pay ve oy oranlarının hesaplanmasına ilişkin prensipler TTK m.196'da ön-
görülmüştür. Buna göre, hakim pay sahibinin ortaklıkta sahip olduğu pay oranı,
ortaklıktaki paylarının itibarı değerleri toplamının, ortaklık sermayesine oran-
mmasıyla bulunur (TTK m.196 f. l ). Ortaklığın sermayesi, esas sermaye siste-
mini benimsemiş ortaklıklar bakımından ana sözleşmede belirtilen itibari değe-
re, kayıtlı sermaye sistemine dahil ortaklıklar bakımından ise çıkarılmış serma-
yemiktarına göre tespit edilir. Sermayenin tamamının ödenmiş olup olmaması-
nın bu bakımdan herhangi bir önemi bulunmamaktadır2°
3
•
bbb. Sahip Olunan ve Kullanılabilen Oy Haklarının Hesaplanmasına İlişkin Esaslar
Hakim pay sahibinin oy hakkının oranı da, benzer bir şekilde, ortaklıkta sa-
hip bulunduğu paylardan doğan kullanılabilen oy haklarının toplamının, ortak-
lıktaki kullanılabilir tüm oy haklarının toplamına oranlanmasıyla bulunur (TTK
m.196 f.2). Bu çerçevede hakim pay sahibinin bazı payları üzerinde rehin, hapis
203
Bkz. EMMERICH, Aktien-/GmbH-KonzernR, §16, p.10; BAYER, Münchener Kommentar, §16
p.30; HÜFFER, Aktiengesetz, §16 p.8.
144
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
hakkı gibi sınırlamaların olması halinde, söz konusu sınırlamalar oy hakkı sahi-
bini etkilemeyeceğinden, bu paylara bağlı oy hakları da hesaba dahil edilecek-
04
tir2 • Bununla birlikte, payların üzerinde intifa hakkı bulunması halinde TTK
m.432 f.2 uyarınca oy hakkı aksi kararlaştırılmamışsa intifa hakkı sahibine ait
olacağından, bu durumda kural olarak intifa hakkı ile takyit edilmiş payların oy
hakkının hesaplanmasına dahil edilmemesi gerekir. Bunun yanında, Kanun
açıkça kullanılabilen oy haklarının hesaba katılacağllll belirttiğinden, oy hakkı
üzerinde TTK m.198 f.2'de olduğu gibi kanuni kısıtlamalar bulunması halinde,
bu oy haklan da hesaba dahil edilınez2°
5
. Hakim pay sahibinin oy sözleşmeleri
ve benzer nitelikte anlaşmalar vasıtasıyla tasarrufu altında bulundurduğu oy
haklarının, sahip olunan paylardan doğan oy hakkı kavramı dahilinde değerlen-
dirilip değerlendirilmeyeceği ise tartışmalı olmakla birlikte, hakim görüş, TIK
m.196 f.3 hükmü çerçevesinde bunların da hakim pay sahibinin sahip olduğu oy
haklan arasında değerlendirilmesi yönündedif206.
ece. Ortaklığın İktisap Ettiği Kendi Paylarının Hesaplama Üzerindeki Etkisi
Hem sahip olunan paylar hem de oy hakları hesap edilirken; ortaklığın bizzat
devralmış olduğu yahut üçüncü kişiler tarafından ortaklık adına devralınmış olan
kendi payları ve kendi paylarına bağlı olan oy hakları --Ortaklığın kendi paylarını
devralmasına ilişkin TTK m.379 vd. hükümlerine uygun olarak iktisap edilmiş olup
olmadıklarına bakılmaksızın- TTK m.196 f.l ve f.2 uyarınca hesaptan düşülür°
7
.
Söz konusu kural, anonim ortaklığın devraldığı kendi paylarına ilişkin hakların
donacağı ve genel kurul toplantı nisabının hesaplanmasında dikkate alınmayacağını
öngören TTK m.389 hükmü ile uyumludur. Aynca ortaklık topluluğuna dahil bulu-
nan iki sermaye ortaklığı birbirlerinin paylarının en az dörtte birine sahip olarak
bilerek karşılıklı iştirak haline gelmeleri durumunda, iştirak konusu olan paylardan
doğan toplam oylarla diğer pay sahipliği haklarının sadece dörtte biri kullanılabilir;
bedelsiz payları edinme hakkı hariç, diğer tüm pay sahipliği hakları donar (TIK
m.201). Söz konusu kullanılmayan kısım da hesaptan düşülecektir.
ddd. Dolaylı Olarak Sahip Olunan Paylar ve Oy Hakları
TTK m.208 uyarınca, yüzde doksan oranındaki pay ve oy hakkının bulunup
bulunmadığı tespit edilirken, hakim pay sahibinin dolaylı olarak sahip olduğu
paylar ve oy hakları da dikkate alınacaktır. Bu çerçevede, hakim pay sahibine
bağlı olan ortaklıkların sahip oldukları veya onun hesabına alınmış olup üçüncü
204
EMMERICH, Aktlen-/GmbH-KonzernR, §16 p.14, 23.
205
Bkz. EMMERICH, Aktien-/GmbH-KonzernR. §16, p.24; karş. BAYER, M0nchener Kommentar,
§16 p.40.
206
Bkz. BAYER, M0nchener Kommentar, §16 p.41; EMMERICH, Aktien-/GmbH-KonzernR, §16,
p.25; karş. KOPPENSTEINER , Kölner Kommentar, §16 p.31.
207
Bkz. BAYER, M0nc hener Kommentar, §16 p.32, 38; EMMERICH, Aktien-/GmbH-KonzernR,
§16, p.15.
ı. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 145
kişilerin elindeki paylar da hesaba katılır (TTK m.196 f.3). Hakim pay sahibi-
nin, azınlığı ortaklıktan çıkarma hakkını kullanabilmek için, bu şekilde üçüncü
kişilerin mülkiyetinde bulunan paylann esasen kendi hesabına iktisap edilmiş
olduğunu ispatlayabilmesi gereklidir.
bb. Azınlığın Ortaklığın Çalışmasını Engellemesi, Dürüstlük Kuralına Aykırı Davranması, Fark
Edilir Sıkıntı Yaratması veya Pervasızca Hareket Etmesi
Kamın koyucu yukarıda belirttiğimiz amaç ve nedenler doğrultusunda, ortak-
lıkta mutlak hakimiyete sahip olan pay sahibine azınlığı ortaklıktan çıkarma hakkı
tammış olmakla birlikte, Mukayeseli Hukuktaki düzenlemelerden farklı olarak, söz
konusu hakkın kullanılmasını, azınlığın ortaklıktaki paylarından kaynaklanan bakla-
nın kötüye kullanması şartına açık bir biçimde bağlamıştır2
08
. Gerçekten de, söz
gelimi Alman Hukukunda Alm.POK. §327a hükmü, azınlığın sermayenin yüzde
doksanbeşini elinde bulunduran hakim pay sahibinin talebiyle genel kurulun vere-
ceği bir kararla, uygun bir miktar aynlma akçesi ödenmek suretiyle ortaklıktan
çıkanlabileceğini öngörmektedir
09
• TTK m.208'in madde gerekçesinde belirtildiği
üzere, hukukumuz bakımından söz konusu olan ekstra koşul, ortaklıklar topluluğu-
na ilişkin Forum Europeum'un önerisinden esinlenerek getirilmiştir.
TIK m .208'de sayılan haller, neredeyse azınlığın hakkını kötüye kullanabi-
leceği her türlü durumu kapsayacak kadar geniş olmakla birlikte, yine de sınır-
layıcı nitelikte değildir. Kanun koyucu bu çerçevede, azınlığın ortaklığın çalış-
masını engellemesini, dürüstlük kuralına aykırı davranmasını, fark edilir sıkıntı
yaratmasını veya pervasızca hareket etmesini örnekleyici bir şekilde saymak
suretiyle azınlığın hakkını ne şekilde kötüye kullanabileceğini belirtmek iste-
miştir. En sık karşılaşılabilecek örnek, azınlık pay sahiplerinin Kamın tarafından
kendisine tanınan azınlık haklarını, ortaklığın menfaatlerine aykırı olarak, yöne-
timi engellemek ve onu mali anlamda taviz vermeye yöneltmek amacıyla kul-
lanmasıdır. Bilindiği üzere 6762 sayılı TTK döneminde, azınlık haklarının kul-
lanılması, azınlığın paylarını m.356 f.3 doğrultusunda ortaklığın muhtemel za-
rarlarına karşılık teminat olarak muteber bir bankaya rehin olarak yatınnası
şartına bağlanmış idi. 6102 sayılı TTK'nın isabetli olarak söz konusu önşartı
kaldırmış olması da, azınlığın söz konusu haklarını daha cesur bir biçimde kul-
lanmasına yol açabilir. Doğrudan azınlık haklan üzerinden olmasa dahi, azınlık
pay sahiplerinin ortaklığın ticari itibarına zarar verici hareketlerde bulunması,
ortaklıkla ilgili vakıf olduğu bazı bilgileri ortaklığın rakipleri ile paylaşması
yahut sahip olduğu imtiyazları ortaklığın işleyişine engel olmak amacıyla kul-
208
# ••• ortaklıktan çıkartılması istenen ve %2 paya sahip davalının ise şirket faaliyet/erini engelleye-
cek durumda olmadığı, ortaklıktan çıkartılmak istenen davalının şirket faaliyetlerini engellediği-
nin ileri sürülmediği, ... bu suretle, azınlık pay sahibi olan davalının ortaklıktan çıkartılması için
kanunda ôn gôrülen dava şartlarının oluşmadığı ..." Yar. 11. HO. 12.3.2014T. 2013/ 12683E.
2014/4738K. (www.kazanci.com)
209
Bkz. ANGERER, s.263 vd.; VAN DER ELST / VAN DEN STEEN, s.398.
Anonim Ortaklıkta Payın Devrı
146
!anması da, aynı kapsamda ele alınmalıdır. Bununla birlikte, TTK m.208 hük-
münde sayılan haller doğrultusunda azınlığın TMK m.2 f.2 uyarınca hakkın
kötüye kullanıl ması yasağına aykırı davranıp davranmadığının, her olayda ayrı
ayn değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gereklidir.
c. Hakkın Kullanılması Usulü ve Payları Devralma Bedeli
TTK m.208 metninde, azınlığın paylarını devralabilmek için hakim pay sa-
hibinin mahkemeye başvurması şartı açık bir biçimde yer almamaktadır. Buna
karşın TTK Tasarısının 2005 senesinde TBMM'ye sunulan ilk halinde, hakim
pay sahibinin yukarıda belirtilen koşulların varlığında, paylan satın almak için
mahkemeye başvurması gerekliliği sarih olarak öngörülmekte idi
210
• TTK Tasa-
rısı m.208 hükmünün Adalet Alt Komisyonu 'nda kabul edilen metninde ise,
payların satuna konu fiyatları belirlenirken mahkemenin karar tarihine en yakın
tarihteki ortaklık değerinin esas alınmasının sağlanması amacıyla TIK m.202
f.2 hükmüne atıfta bulunul muş, ancak atıf yapılırken "mahkemeye başvurabilir"
ifadesi metinden çıkanlmıştır2
11
. Sonuç olarak, ITK'nın kanunlaşan metnindeki
m.208 hükmünde, hakim pay sahibinin azınlığın paylarını mahkeme karan so-
nucunda devralacağı lafzi olarak yer almamakla birlikte , m.202 f.2'ye yapılan
atıftan kanun koyucunun iradesi doğrul tusunda
212
, hakim pay sahibinin azınlık
pay sahiplerinin paylarını satın alabilme hakkını, ancak bu taleple mahkemeye
başvurması suretiyle kullanabileceği sonucuna ulaşmak gereklidir.
Buna göre, hakim pay sahibi yukarıda incelediğimiz üzere ortaklıktaki pay ve
oy haklannın yüzde doksanına sahipse ve azınlık da hükümde belirtildiği şekilde
dürüstlük kuralına aykın davranışlar içerisinde ise, halka açık olmayan ortaklığın
ha.kim pay sahibi TIK m.208'de düzenlenen azınlığın paylarını satın alına hakkını
kullanabilmek amacıyla mahkemeye başvuracaktır. Yetkili mahkeme ortaklığın
merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir (HMK m.14 f.2). Dava
payları satın alınmak istenen pay sahipleri hasım gösterilerek açılır. Mahkeme ön-
celikle TIK m.208 hükmünün öngördüğü koşulların mevcut olup olmadığını tespit
eder. Bu kapsamda, hakim pay sahibinin kanunun aradığı miktarda paya ve oy hak-
210
TTK Tasarısının TBMM' ye sunulan halinde m.208 hükmünün metni şu şekildedir; ·sir şirket doğru•
dan veya dolaylı olarak diQer bir şirketin paylarının ve oy haklarının en az yüzde doksanbeşine sa-
hipse, geri kalan paysahipleri karşı oyları ve açtıQı davalarla bir kararın alınmasını veya yürütülme-
sini önlüyor veya davranışlarıyla şirkete zarar veriyorlarsa, Mkim ortak bu payları varsa borsa,
yoksa gerçek bilAnço dajeri ile satın almak için mahkemeye başvurabılir:.
211
TTK Tasarısının Adalet Alt Komisyonu'nda kabul edilen metninde, m.208 hükmünde yapılan
değişikliQin gerekçesi şu şekildedir: "Tasarının 208 inci maddesinde, diğer birçok maddede ol-
duğu gibi payların fiyatları belirlenirken mahkemenin karar tarihine en yakın tarihteki şirket de•
ğerinin esas alınmasının uygun olacaQı kabul edilmiş, bu sebeple 202 nci maddenin ikinci fıkra-
sına göndermede bulunulmuştur:.
212
TTK m 208 hükmünün madde gerekçesinde yer alan, •.. Kötüye kullanmalara ve özellikle pay
bedelinin ödenmemesi tehlikesine engel olmak amacı ile karar mahkemeye bırakılmış(tır)..." ifa•
desınden de, kanun koyucunun iradesinin bu yönde olduğu anlaşılmaktadır
ı. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 147
lanna sahip olduğunu gösteren belgeleri delil olarak sunması gereklidir. Aynı şekil-
de azınlığın TMK m.2 hükmüne aykırı davranışlarının nelerden ibaret olduğu da
belirtilerek, bunların varlığı ispat edilınelidiı2
13
. Mahkeme söz konusu koşulların
mevcudiyetine kanaat getirirse, söz konusu payların hakiın pay sahibi tarafından
satın alınmasına karar verir. Söz konusu karar inşai bir nitelik taşımadığından, azın-
lık mahkeme kararının ardından paylarını devretmek istemezse, hakim pay sahibi-
nin devrin gerçekleştirilmesi için icra yoluna başvurması gereklidir. Payların pay
senedine bağlı olup olmadığına bağlı olarak icra edilecek tasarruf işleminin ardın-
dan ortaklık pay defterinde gerekli değişiklik yapılır.
TTK m.208 payların hangi fiyat üzerinden devralınacağını açık bir biçimde
düzenlemiştir. Buna göre devre konu paylar, bir HAAO'nun borsada işlem gö-
ren payları ise, devir paylann mahkeme kararının verildiği tarihteki borsa değer-
leri üzerinden gerçekleştirilir. Eğer paylar borsa da işlem görmüyorsa, bu takdir-
de devir bedeli TTK m.202 f.2'de öngörülen esaslar çerçevesinde tespit edile-
cektir. Bu konu yukarıda, Hakim Teşebbüsün Hakimiyetini Hukuka Aykın Kul-
lanması Halinde Doğabilecek Bağlı Ortaklık Pay Sahiplerinin Paylarını Dev-
ralma Yükümlülüğü (TTK m.202 f.2) başlığı altında özel olarak incelendiğin-
den, burada ilgili kısma atıfta bulunmakla yetiniyoruz2
1
'. Bununla birlikte, bu
noktada tartışılması gereken husus; TTK m.202 f.2'de düzenlendiği şekliyle,
borsa değerinin hakkaniyete uygun düşmemesi halinde payların gerçek değerle-
riyle veya genel kabul gören bir yönetme göre belirlenecek bir değerle satın
alınacağına ilişkin hükmün, TTK m.208'in payların öncelikle borsa değerleri
üzerinden devralınacağını açıkça öngörmesi karşısında, burada uygulama alanı
bulup bulmayacağıdır. TTK m.208'de her ne kadar payların varsa borsa değeri,
yoksa m.202'de belirlenen usule göre tespit edilecek değer üzerinden satın alı-
nacağı belirtilmiş olsa dahi; eğer paylann borsa değeri hakkaniyete uygun dü ş-
müyorsa, kanun koyucunun m.202 f.2'de açıkça ortaya koyduğu irade doğrultu-
sunda, azınlığa ödenecek devir bedelinin tespitinde esas alınmaması ve payların
gerçek değeri yahut genel kabul gören bir yönetme göre belirlenecek bir değer
üzerinden devralınması, menfaatler dengesine en uygun çözümdür.
4. Halka Açık Anonim Ortaklıklarda Hakim Pay Sahibinin Azınlığı Ortaklıktan
Çıkarma Hakkı (SPKan. m.27 f.1)
a. Genel Bilgiler
Kanun koyucu yukarıda incelediğimiz TTK m.208'de yer alan hakim ortak-
lığın azınlığ ı ortaklıktan çıkarma hakkına ilişkin düzenlemenin HAAO'lar ba-
kımından uygulanmayacağını öngörmüş ve konuyu SPKan. m.27 hükmü ve bu
213
Bkz. Yar. 11. HD. 12.3.2014T. 2013/ 12683E. 2014/4738K. (www.kazanci.com).
214
Bkz. yukarıda s.141 vd.
148 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
hükme dayanarak SPK tarafından çıkarılan Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hak-
lan Tebliği'nde (II-27.2)
215
HAAO'lar bakımından özel olarak düzenlemiştir.
Konu pek çok ülkede ve 2004/ 25/EC sayılı Yönerge' nin m.15 hükmü ile AB
Hukukunda pay alım teklifinin bir uzantısı şeklinde ele alınmaktadır. Bu şekilde
belirli bir pay oranına ulaşan kişi ya da grubun, ortaklığın yapısını değiştirme,
halka açıklık statüsünden çıkma gibi niyetlerini, küçük yatırımcının haklarını da
koruyacak şekilde hayata geçirmesi amaçlanmaktadır. SPKan. m.27 hükmünde
ise, pay alım teklifi sonucunda veya birlikte hareket etmek de dahil olmak üzere
başka bir şekilde sahip olunan payların vermiş olduğu oy haklarının SPK tara-
fından belirlenen orana veya daha fazlasına ulaşması durumunda, paya sahip
olan bu kişiler açısından azınlıkta kalan pay sahiplerini ortaklıktan çıkarma
hakkının doğacağını öngörmüştür. Kanundaki düzenlemeden de açıkça anlaşıl-
dığı üzere, HAAO' lar bakımından öngörülen söz konusu çıkarma hakkının kul-
lanılmasının koşulu, SPK tarafından asgari sının belirlenen miktarda oy hakla-
rına sahip olmaktır. Başka bir deyişle, 2004/25/EC sayılı Yönerge' den farklı
olarak SPKan. m.27 hükmü bakımından, gerekli oy miktarını sağlayan payların
ne şekilde iktisap edilmiş olduğunun herhangi bir önemi bulunmamaktadır.
Bu noktada ifade etmek gerekir ki, çıkarma haklarının kullanımı teknik ba-
kımdan bir pay devri yoluyla değil, hakim ortak dışındaki pay sahiplerinin pay-
larının iptali ve iptal edilen paylar yerine yeni paylar ihraç edilerek bunların
hakinı ortak hesabına aktarılması neticesinde gerçekleşir. Bununla birlikte neti-
cede ortaya çıkan durum pay devrinden farklı olmadığından, çıkarma hakkı da
bu bölüm dahilinde incelenmektedir.
b. Hakkın Doğumu
SPKan. m.27'de SPK tarafından belirleneceği öngörülen asgari oran, SPK II-
27.2 Tebliği m.4 hükmü ile %98 olarak tespit edilmiştir
16
.
Anılan hüküm uyarın-
ca, pay alım teklifi sonucunda veya birlikte hareket etmek de dahil olmak üzere
herhangi bir şekilde sahip olunan paylara ilişkin oy haklarının, ortaklığın oy hak-
larının %98'ine ulaşması veya bu konumda iken ek pay alınması durumunda,
hakinı ortak açısından sahip oldukları payların imtiyazlı olup olmadığı dikkate
alınmaksızın diğer pay sahiplerinin tamamını ortaklıktan çıkarma hakkı doğ ar.
Yukarıda da ifade edildiği üzere, %98 oy hakkını temin eden payların ne
şekilde iktisap edildiğinin, ortaklıktan çıkarma hakkının doğumu üzerinde her-
hangi bir etkisi bulunmamaktadır. Öyle ki, birden fazla pay sahibinin birlikte
215
Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği (11-27.2) RG. 12.11. 2014T. 29173S. nüshasında
yayımlanarak yürürl üğe girmiş ve 01. 07.2014 tarihinden itibaren yürürlükte olan Ortaklıktan Çı-
karma v e Satm a Hakları Tebliği'ni (11-27.1) yürürlükten kal dırmıştır.
216
SPK 11-27.2 Tebliği Geçici Madde 3 uyarınca %98'Iik oy hakkı oranı, 31.12.2014 tarihine kadar
d�muş olan ve d�acak hakların kullanımında %95, 31.12.2017 tarihine kadar doğacak hakla-
rın kullanımında ise %97 olarak dikkate alınır.
r
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 149
hareket etmek suretiyle HAAO'nun kontrolünü elde etmeleri ve oy haklanrun
%98'e ulaşması durumunda, söz konusu birden fazla pay sahibinin hakim ortak
sıfatıyla ortaklıktan çıkarma hakkını birlikte kullanabilmeleri Tebliğ ile müm-
kün kılınmıştır. Birlikte hareket eden kişiler, SPK 11-27.2 Tebliği m.3 f.1.a ile
çok geniş bir biçimde tanımlanmış ve ortaklığın yönetim kontrolüne sahip ol-
mak amacıyla açık ya da zımni, sözlü ya da yazılı bir anlaşmaya dayanarak
işbirliği yapan gerçek veya tüzel kişiler olarak tespit edilmişlerdir. SPK II- 27.2
Tebliği açıkça yönetim kontrolüne sahip olunması için (şekle tabi olmasa da) bir
anlaşmanın varlığını aradığından, salt azınlığı ortaklıktan çıkarmak için anlaş-
mış olan pay sahipleri arasında Tebliğ'de öngörülen biçimde bir birlikte hareket
etme ilişkisinin var olduğunu söylemek kanımızca mümkün olmamalıdır.
SPK II-27.2 Tebliği m.4 f.2 uyarınca %98'lik oy oranı hesaplanırken, hakim pay
sahibinin doğrudan ve dolaylı olarak sahip oldukları paylar da dikkate alınır. Oy hak-
kında imtiyazlar ve intifa hakkı veya alım hakkı sahiplerinin pay üzerinde kullandık-
ları oy hakları ise hesaplamada dikkate alınmaz. Kanımızca oy hakkının hesaplanma-
sında TTK m.196'da tespit edilen esasların kıyasen uygulanması isabetli olacaktır2
11
.
c. Hakkın Kullanımı
Hakim ortak tarafından %98 oy oranının kazanılması veya bu konumda iken
ek pay alınması durumunda kamuya açıklama yapılır (SPK II-27.2, m.5 f.l). Yuka-
rıda HAAO'larda pay sahibinin satma hakkı başlığı altında incelendiği üzere
218
,
bakinı ortak dışındaki diğer ortaklar söz konusu açıklamayı takip eden üç aylık hak
düşürücü süre içerisinde Tebliğ' de belirlenen esaslar çerçevesinde satma haklarını
kullanabilirler. Satma hakkının kullanımına ilişkin üç aylık hak düşürücü sürenin
sona ermesini takiben en geç üç işgünü içinde bu kez ortaklıktan çıkarma hakkını
kullanmak isteyen hakim ortak HAAO'ya başvurabilir. Çıkarma hakkının, üç aylık
süre içerisinde satma haklarını kullanmamış mevcut pay sahiplerinin tümüne yöne-
lik olarak kullanılmas ı söz konusudur. Çıkarma hakkı, yukarıda incelediğimiz sat-
ma hakkının tabi olduğu ve Tebliğ m.6 f.2 çerçevesinde hazırlanan değerleme rapo-
runda belirlenen fiyat üzerinden kullanılır. Çıkarma hakkının kullanılabilmesi için
HAAO' ya yapılacak başvuruda, toplam satım bedeline ilişkin teminat mektubuna
yer verilmesi veya ortaklıktan çıkarma hakkı için kullanılacak fonun özel bir hesap-
ta bloke edilmesi gerekir.
Hakkın kullanımı SPK onayına tabidir. SPK'ya onay için başvuru HAAO tara-
fından yapılır. Yapılacak başvuru, SPK'nın paylara ilişkin düzenlemeleri çerçeve-
sinde tahsisli sermaye artırımı esaslarına göre sonuçlandırılır. Başka bir deyişle,
esasen çıkarma hakkının kullanımı bakımından teknik anlamda söz konusu olan bir
217
Bu hususta bkz. yukarıda s.148 vd.
218
Bkz. yukarıda s.132 vd.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
150
pay devri değil, hakim ortak dışındaki pay sahiplerinin paylarının iptali ve iptal
edilen paylar yerine yeni paylar ihraç edilerek bunların hakim ortak hesabına akta-
rılması işlemidir. SPKan m.27
f. l ve SPK II-27.2 Tebliği'ndeki düzenlemeye ve
kullanılan kavramlara bakıldığında, payların iptalinin ve yeni çıkarılacak payların
hakim ortağa satışının sermaye azaltılması ve artırılması işlemlerinin gerçekleşti-
rilmesini gerektirdiği görülür. Bununla birlikte, SPK Il-27.2 Tebliği m.5 f.7'de
payların iptali ile söz konusu paylar karşılığında çıkarılacak yeni payların ihracı
kararlarının yönetim kurulu tarafından alınacağı belirtilirken; SPKan. m.27 f.1
hükmünde bu yönde bir açıklık bulunmamaktadır. Halbuki, TTK m.408 f.2-a hük-
mü uyarınca sermayenin azaltılması ve esas sermaye sistemini benimsemiş ortak-
lıklar bakımından sermayenin artırılması kararlarının alınması genel kurulun mün-
hasır yetkileri arasındadır. Bu bakımdan SPK II-27.2 Tebliği m.5 f.7'nin
TfK
m.408 f.2-a'ya aykırı olduğu sonucuna ulaşılabiliı2
19
. SPKan. m.27 f.1'de öngörülen
payların iptali ve bunlar karşılığı çıkarılacak yeni payların satılması yönündeki
hükme dayanarak yapılacak düzenlemenin, payların itfası ile sermaye artırururu -
dolayısıyla bunlar için alınacak genel kurul kararlarını- gerektirecek şekilde değil,
ıskata ilişkin TTK m.482 f.2'de olduğu gibi, bir yönetim kurulu kararına bağlı ola-
rak gerçekleştirilebilecek daha pratik bir usulü öngörmesi kanımızca yerinde olur.
Hakim ortak, diğer pay sahiplerini HAAO'dan çıkarmaya ilişkin toplam
bedeli SPK onayını takip eden üç iş günü içinde HAAO'nun banka hesabına
yatını. Paylan borsada işlem gören HAAO'lar, hakim ortağın parayı ortaklık
hesabına yatırmasını takip eden iş günü bu bedelin hakim ortak dışındaki ortak-
ların hesabına aktarılması, söz konusu ortakların paylarının iptali ve yeni ihraç
edilecek payların hakim ortak hesabına aktarılması talebi ile MKK'ya başvurur.
MKK sisteminde kayden izlenen paylara ilişkin tutarlar, MKK tarafından hakim
ortak dışındaki hak sahipleri hesaplarına aktarılmak üzere ilgili yatırım kuruluş-
ları hesaplarına transfer edilir.
Paylan borsada işlem görmeyen HAAO'lar; hakim ortağın çıkarma hakkını
kullanacağını, ortaklıktan çıkarma hakkının kullanılması sebebi ile payların iptal
edileceğini ve pay sahibi olan ortakların satım bedeli karşılığında sahip oldukları
pay senetlerinin imhası için ortaklığa başvurmaları gerektiğini kamuya açıklar ve
ilan eder. Teslim olunan pay senetlerinin bedelleri aynı
gün içerisinde tam ve nak-
den ödenir. Pay senetleri ilgili kuponlarla birlikte noter huzurunda fiziken iptal ve
imha edilir ve bu durum noter tarafından düzenlenecek bir tutanakla tespit ettirilir.
Ortaklıktan çıkarma ve satma haklarının kullanımına ilişkin süreçte bedel
Türk Lirası olarak tam ve nakden ödenecektir. Hakim pay sahibi tarafından
ortaklıktan çıkarma hakkının kullanıldığı ortaklıklar SPK tarafından resen
SPK.an. kapsamından çıkarılır.
219
Bu konudaki geniş açıklama ve deOerlendirmeler için bkz. MANAVGAT, Halka Arz., s.80 vd.
r
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 151
3. Birleşme Halinde Pay Sahibinin Ortaklıktan Ayrılma Hakkı veya Çıkarılması (Sel/
Dut/ Squeeze Dut Merger) (TTK m.140)
a. Genel Bilgiler
Birleşme ve devralmalarda, üyeliğin (pay sahipliğinin) devam etmesi ilkesi ha-
kimdir. Bu ilke uyarınca, devralınan ortaklığın ortakları, devralınan malvarlığının
karşılığı olarak devralan ortaklıkta hesaplama sonunda belirlenen bir değiş-tokuş
ölçüsüne göre
ipso iure ortaklık payı kaz.anarak, devralan ortaklığın ortağı olurlar,
böylelikle ortaklı.klan sona ermeyip, devralan veya yeni kurulan ortaklıkta sürer (ITK
m.140
f 1)
220
•
Bununla birlikte, yukarıda da değinildiği üzere, başka bir ortaklıkla
birleşme, devralınan ortaklığın bazı pay sahipleri bakımından kendi menfaatlerine
uygun görülmeyerek, tercih edilmeyebilir. Bu durumda, yukarıda belirtilen ilkeyi
gerekçe göstererek, birleşmeye katılmak istemeyen, birleşmeyi kendi menfaatine
aykın gören devredilen ortaklığın pay sahiplerini zorla devralan ortaklıkta tutmak
doğru değildir. Bu nedenle devralınan ortaklığın pay sahipleri, TIK m.141
f l 'in
tanıdığı yenilik doğurucu seçim hakkını kullanmak suretiyle, pay sahibi olına durum-
larını ilice gereği devralan veya yeni kurulan ortaklıkta devam ettirmek yerine, ister-
lerse birleşme sözleşmesinde öngörülen ayrılma akçesini alarak ortaklıktan ayrılırlar.
TIK m.141 f.2 ise, birinci fıkrada tanınan yenilik doğurucu seçimlik hakkın korudu-
ğu menfaat çevresinden tamamen farklı olarak, bu kez ortaklık kontrolünü ellerinde
bulunduran çoğunluk pay sahiplerinin lehine bir hak tanıyarak, birleşme sözleşmesin-
de öngörülmüş alınası koşuluyla, devralınan ortaklığın pay sahiplerini, paylan karşılı-
ğında ayrılma akçesi ödeyerek ortaklıktan çıkarma imkanını getirmiştir.
TTK m.141 f. l 'de düzenlenen ortaklıktan çıkma hakkında veya TTK
m.141 f.2' de öngörülen ortaklıktan çıkarma imkanında, ilgili pay sahiplerinin
paylarının devri hali söz konusu değildir. Gerçekten de iki durumda da pay sa-
hibinin ortaklıktan aldı ğı ayrılma akçesi karşılığında sahip olduğu paylar bir
başka kişiye yahut ortaklığın kendisine devredilmiş sayılmamakta, ilgili paylar
ortadan kalkmaktadır. Bu bakımdan buradaki durumu payın devrinden ziyade,
sermayenin azaltılmasına benzetmek mümkündür. Bununla birlikte yukarıda da
belirttiğimiz üzere, söz konusu iki düzenleme, çalışmamızın konusu ile olan
yakın ilgilerine binaen bu başlık altında incelenmektedir.
b. Hüküm ve Koşulları
aa. Ortaklıktan Çıkma Hakkı Bakımından
TTK m. 141 f.1 hükmü, birleşmeye katılan ortaklıkların birleşme sözleşme-
sinde bu yönde bir hükme yer vermeleri kaydıyla, pay sahiplerine devralan veya
220
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU) , p.144 s.91; PETER, Henry / TRIGO TRINDADE, Rlta
(TRIGO TRINDADE, Rlta): Commentaire LFus, Zurich 2005, Art.7 p.6 s.93; BURCKHARDT ,
Sebastlan: Zürcher Kommentar zum Fusiongesetz (Anılış : Zürcher Kommentar zum
Fusiongesetz), Zurich 2004, Art.7 p.1 s.90.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 152
yeni kurulan ortaklıkta pay ve ortaklık haklan ile bir ayrılma akçesi arasında
seçim yapma hakkının tanınabileceğini öngörmektedir. Bu hüküm çerçevesinde
devralınan ortaklığın pay sahipleri, birleşme kapsamında ortaklıktan çıkma im-
kanına sahip olmaktadırlar. Kanuni düzenlemede açıkça belirtilmiş olmasa da,
söz konusu seçim hakkı münhasıran devralınan ortaklığın pay sahiplerine ta-
nınmıştır22
1
.
Ortaklıktan çıkma yahut ayrılma akçesi alma arasında seçim yapma hakkı-
nın ilk koşulu, bu konuda birleşme sözleşmesinde bir hüküm bul unmasıdır.
Normal şartlar altında, seçim hakkına sahip olacak pay sahipleri çevresinin kap-
samının dar tutulması, ödenecek topl am ayrılma akçesi miktarını azaltmak ba-
kımından, devralan ortaklığın menfaatlerine daha uygun olmakla birlikte, söz-
leşmede pay sahiplerinin haklarını sınırlandıracak ve eşit işlem yapma yüküm-
lülüğüne de aykırı olacak şekilde, bu haktan faydalanabilecek pay sahipleri
çevresinin sınırlarını daraltmanın mümkün olmaması gereklidir2
22
•
Bir diğer koşul, ayrılma akçesini öngören birleşme sözleşmesinin, genel
kurulda onaylanmasıdır. Her ne kadar TTK m.151 f.5 hükmü yeteri kadar açık
bir biçimde kaleme alınmış olmasa da, anılan hükümde düzenlenen yüzde dok-
sanlık nisap sadece birleşme sözleşmesinde ayrılma akçesinin zorunlu olarak
düzenlenmesi suretiyle, pay sahibinin ortaklıktan çıkartılması imkanının tanın-
ması halinde (TTK m.141 f.2) aranacaktır. Yani TTK m.141 f.1'de düzenlenen
ortaklıktan çıkma seçim hakkını içeren birleşme sözleşmesinin, genel kurulun
TTK m.151 f.l 'de öngörülen nisapla onaylaması yeterlidir2
23
. Zira burada dev-
rolunan ortaklığın pay sahiplerinin, kendi talepleri doğrultusunda üyeliklerinin
devam etmesi korunmaktadır.
Öğretide ve ilgili madde gerekçesinde kabul edildiği üzere, devralınan or-
taklığın pay sahiplerinin seçim hakkından faydalanabilmeleri için birleşmeye
ilişkin genel kurul kararında birleşme aleyhine oy kullanmış olmaları şart değil-
dir. Başka bir deyişle, genel kurulda birleşme lehine oy kullanan pay sahipleri-
nin de, ayrılma akçesini seçerek ortaklıktan çıkabileceği kabul olunmaktadır2
24
.
Alınan Hukukunda ise bu hususta daha farklı bir yaklaşım benimsenmiş ve Al-
man Ortaklık Türünün Değiştirilmesine İlişkin Kanun'un (Umwandlungsgesetz
- UmwG) §29 f.l hükmünde, ortaklıktan çıkma hakkı sadece birleşmeye ilişkin
221
TRIGO TRINDADE, Art.8, p.21 s.132; GLANZMANN, Lukas: Fusiongesetz, Bern 2003, Art.8,
p.7 s.52; BURCK HARDT, Zürcher Kommentar zum Fusiongesetz, Art.8, p.5 s.110; TEKiNALP
/ ÇAMOĞLU, TTK m.141 altındaki not, s.71.
222
BURCKHARDT , Zürcher Kommentar zum Fusiongesetz, Art.8, p.5 s.11 O; karş. GLANZ MANN,
Art.8, p.8 s.52 - 53.
223
Bkz. GELZER, Thomas, Zürcher Kommentar zum Fusiongesetz, Art.18, p.35 s .204;
GLANZMANN, Art.8, p.9 s.53.
224
Bkz. TRIGO TRINDADE, Art.8, p.22 s.132; GLANZMANN, Art.8, p.13 s.54.
-
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 153
genel kurul kararı aleyhine oy kullanan pay sahiplerine tanmmıştıı-22
5
•
Alman
Hukukundaki anılan düzenleme ile kıyaslandığında, İsviçre - Türk Hukukların-
daki hüküm, salt devrolunan ortaklığın azınlık pay sahiplerini koruyucu bir
düzenleme niteliği taşımamaktadır. Bu çerçevede ortaklıktan çıkma hakkı -
cazip bir çıkma hakkından faydalanabilmek arzusu ile birleşme sözleşmesi lehi-
ne oy kullananlar da dahil olmak üzere- devrolunan ortaklığın tilin pay sahiple-
rine tanınmıştu-22
6
.
Bununla birlikte söz konusu durum, başlangıçta öngörülen-
den daha fazla pay sahibinin ayrılma akçesi almak üzere başvurması halinde,
birleşmenin gerçekleşmemesine kadar varacak bir takım beklenmeyen sonuçla-
rın doğmasına sebep olabilir.
TTK m.141 f.1 uyarınca kendisine tanınan çıkma hakkını kullanabilmesi
için, devrolunan ortaklığın pay sahibinin seçim hakkını bu yönde kullanması
gerekmektedir. Seçim hakkının kullanılması bu yönde bir irade açıklaması ile
gerçekleşir. Kamın koyucu söz konusu irade açıklamasının ne şekli, ne de ne
kadar zaman içerisinde kullanılması gerektiği ile ilgili herhangi bir hüküm
içermemektedir. Şekle ilişkin olarak, her ne kadar geçerlilik şartı niteliği taşı-
masa da, söz konusu açıklamanın yazılı bir biçimde yapılması uygunduı- 22
7
• Süre
açısından ise, İsviçre Hukukunda mehaz Kanunun derneklerin birleşmesi halin-
de üyelerin çıkına hakkını düzenleyen m.19 f. l hükmünün kıyasen uygulanması
yolu ile, ortaklıktan çıkma hakkının iki aylık bir süre içerisinde kullanılması
gereği ileri sürülınüştür
28
•
Hukukumuz bakımından bu şekilde kıyasen uygula-
nabilecek bir hüküm bulunmamakla birlikte, ayrılma yönündeki beyanın genel
kurul karannın ilanından itibaren her halükarda makul bir süre içerisinde yapıl-
ması gereklidir. Pay sahiplerinin hakkını sınırlamayacak nitelikte olmak kaydıy-
la, genel kurul kararıyla bir süre tespit edilmesi de mümkündür.
TTK m.141 f.l, devrolunan ortaklığın pay sahiplerine devralan ortaklıkta
pay sahibi olmak ile paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi
arasında seçim yapmak hakkını öngörmektedir. Buradan çıkan sonuç, birleşen
ortaklıklann serbest malvarlıklarının, ortaklıktan çıkına hakkını kullanmak iste-
yen pay sahiplerine ödenmesi gereken ayrılma akçesinin toplamını karşılamaya
yetecek miktarda olması zorunluluğudur
29
. Gerçekten de, TTK m.480 f.3 uya-
225
Bu hususta bkz. SCHMITT, Joachlm / HÖRTNAGL, Robert / STRATZ, Rolf-Chrlstlan:
Umwandlungsgesetz Umwandlungssteuergesetz, M0nchen 2009, §29, p.9; STENGEL, Arndt /
SEMLER, Johannes: Umwandlungsgesetz mit Spruchverfahrensgesetz, 2. Bası, München
2007, §29, p.7.
226
GLANZMANN, Art.8, p.13 s.54.
'l27 Bkz. GLANZMANN, Art.8, p.11 s.53; BURCKHARDT , Zürcher Kommentar zum Fusiongesetz,
Art.8, p.9 s.111.
228
Bkz. GLANZMANN, Art.8, p.11 s.53; ayrıca bkz. TRIGO TRINOADE, Art.8, p.16 s.130 -131.
229
Bkz. BURCKHAROT , Zürcher Kommentar zum Fusiongesetz, Art.8, p.4 s.110; GLANZMANN,
Art.8, p.6 s.52.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 154
nnca sem1ayenin karşılığının pay sahiplerine iade edilmesi kesin bir biçimde
yasaklanmıştır. Kanunen ve ana sözleşme ile bağlı yedek akçelerin de, kanunda
yahut ana sözleşmede belirtilen tahsis amaçlan dışında kullanılarak pay sahiple-
rine ayrılma akçesi ödenmek üzere kullanılması hukuka aykırıdır. Bu nedenle,
eğer birleşen ortaklıkların serbest malvarlığının miktarı, ayrılma akçelerini
ödemeye yetmiyorsa bu takdirde birleşme sözleşmesinde bu yönde bir hükmün
öngötiilmemesi yerinde olacaktır.
bb. Ortaklıktan Çıkarma İmkanı Bakımından
TTK m.141 f.2 hükmü, yukarıda incelenen ortaklıktan çıkma hakkından
farklı olarak, bu kez birleşme sözleşmesinin taraflarını teşkil eden ortaklıklara,
devrolunan ortaklığın pay sahiplerini ayrılma akçelerini ödemek suretiyle pay
sahipliğinden mahrum ederek ortaklıktan çıkarma imkanını tanımaktadır2
30
. Bu
anlamıyla TTK m.141 f. 2 hükmü, TTK m.140 f.1'de düzenlenen ortaklığın (pay
sahipliğinin) devam etme ilkesinin tam bir istisnasını teşkil etmektedir.
TTK m.141 f.2'de tanınan söz konusu ortaklıktan çıkarma imkanından fay-
dalanabilme koşullan, yukarıdaki başlık altında incelenen aynı maddenin ilk
fıkrasında düzenlenen çıkma hakkı ile paraleldir. Gerçekten de m.141 f.1'de
olduğu gibi, devrolunan ortaklığın pay sahiplerini ortaklıktan çıkarma imkanı-
nın kullanılabilmesi için, birleşme sözleşmesinde mutlaka bu yönde bir hükmün
bulunması şarttır2
31
•
Başka bir deyişle, birleşmede ortaklıktan çıkarma imkanı,
ilgili ortaklıklara kanunen tanınan bir hak niteliği taşımamakta, kullanılabilmesi
için mutlaka taraflarca sözleşme ile açık bir biçimde kararlaştırılmış olması
gerekmektedir. Yine çıkma hakkında olduğu gibi, söz konusu çıkarma imkanı
da, münhasıran devrolunan ortaklığın pay sahipleri açısından söz konusudur2
32
.
Faydalanma koşulları bakımından TTK m.141 f. l ile f.2 hükümleri arasın-
daki en büyük farklılık, birleşme halinde ortaklıktan çıkarmaya ilişkin hükmü
içeren birleşme sözleşmesinin TTK m.151 f.5 hükmü uyarınca devrolunan or-
taklığın genel kurulunda yüzde doksan oyla kabul edilmesi şartıdır2
33
. TTK
m.l 51 f.5 hükmünün açık lafzı doğrultusunda, yüzde doksan nisabın devrolunan
ortaklığın mevcut oy haklan dikkate alınarak hesaplanması
gereklidir. Bu he-
230
Bkz. GLANZMANN, Art.8, p.14 s.54; BURCKHARDT , Zürcher Kommentar zum Fusiongesetz,
Art.8, p.11 s.112; GLANZMANN, Art.8, p.14 s.54.
231
TRIGO TRINDADE, Art.8, p.70 s.141; GLANZMANN, Art.8, p.14 s.54.
232
TRIGO TRINDADE, Art.8, p.72 s.142; BURCKHARDT , Zürcher Kommentar zum Fusiongesetz,
Art.8, p.11 s.112; GLANZMANN, Art.8, p.14 s.54. Bu sonucu, birleşme sözleşmesi bir ayrılma
akçesini öngörüyorsa bunun, devreden (devrolunan) sermaye ortaklı�ında mevcut oy haklarının
yüzde doksanının olumlu oylarıyla onaylanmasını şart koşan TTK m.151 f.5 hükmünden de çı-
karmak mümkündür.
233
Bkz. GLANZMANN, Art.8, p.16 s.54; TRIGO TRINDADE, Art.8, p.90 s.146; BURCKHARDT ,
Zürcher Kommentar zum Fusiongesetz, Art.8, p.11 s.112. TTK m.151 f.5 hükmünde devrolunan
ortaklık yerine, aynı anlama gelecek şekilde devreden ortaklık kavramı sehven kullanılmıştır.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 155
sapta ortaklığın kendi paylarına yahut bağlı ortaklıklarınca sahip olunan paylara
bağlı olan oy haklan dikkate alınmaz. Oldukça ağır bir nisapla alınacak bir ge-
nel kurul karan ile birleşme sözleşmesinin onaylanması şartının getirilmesinin
sebebi, devrolunan ortaklığın pay sahiplerinin bu sıfatlarının devralan ortaklıkta
devam etmesinin sağlanmayacak oluşudur2
34
•
TTK m.141 f.2 uyarınca prensip olarak devrol unan ortaklığın tüm pay sa-
hipleri ortaklıktan çıkarılabilir. Kanun bu hususta sadece ayrılma akçesinin ve-
rilmesinin öngörülebileceğini belirtmiş, bunun haricinde herhangi bir sınırlama
getirmemiştir. Yine bundan hareketle, birleşme taraflarının devrolunan ortaklı-
ğın pay sahiplerinin kısmen ortaklıktan çı karılacaklarını kararlaştırabilmelerinin
de mümkün olması gerekir. Bu şekilde kısmi bir çıkarına kararının en önemli
şartı, TTK m.357 hükmünde düzenlenen pay sahipleri arasında eşit işlem yapma
yükümlülüğüne uyulmasıdır2
35
• TTK m.141 f.2 gerekçesinde, bu nisapla alınan
bir karara çıkarılmaları birleşme sözleşmesinde ismen belirtilmiş bulunan ortak-
ların itiraz edemeyecekleri belirtilmiştir. Kanımızca bu ifade prensip olarak
doğru olmakla birlikte, eksiktir. Genel kurulun yüzde doksan çoğunlukla bir-
leşme sözleşmesini onaylaması, eşit işlem yapma yükümlülüğünün ortadan
kalkmasına sebep olmaz. Eşit koşullarda bulunan pay sahiplerinin bazılarına
haklı bir sebebi olmaksızın ayrılma akçesi ödenmesi, bazılarına ise devralan
ortaklıkta pay verilmesi eşit işlem yapma yükümlülüğüne aykırı olup, geçersiz
sayılmalıdır (TTK m.447). Buna karşın kanun koyucunun amacı doğrultusunda,
devralan ortaklık tarafından istenmeyen, ortaklığın çalışmalarını engelleyen
azınlık pay sahipleri, TTK m.141 f.2 uyarınca ortaklıktan her halükarda çıkarı-
labiliı236.
Ortaklıktan çıkma hakkında ol duğu gibi, ortaklıktan çıkarma halinde de bir-
leşen ortaklıkların serbest malvarlıklarının çıkarma karşılığında ödenecek ay-
rılma akçelerini karşılamaya yetecek miktarda olması gereklidir. Ayrılma akçe-
lerinin ortaklığın sermayesi karşılığından ödenmesi, TTK m.480 f.3 hükmüne
aykırı olup, işlemin geçersiz olması son ucunu doğurur.
c. Ortaklıktan Çıkma veya Çıkarılma Karşılığında Ödenecek Ayrılma Akçesi
aa. Ayrılma Akçesinin Cinsi
Ödenecek ayrılma akçesinin cinsi konusunda Kanun herhangi bir hüküm
içermemektedir. Buna göre, prensip olarak ayrılma
akçesinin para cinsinden
234
Bkz. GELZER, Zürcher Kommentar zum Fusiongesetz, Art.18, p.33 - 33a, s.203; ayrıca bkz.
BURCKHARDT , Zürcher Kommentar zum Fusiongesetz, Art.8, p.21 s.115.
235
Bkz. TRIGO TRINDADE, Art.8, p.79 s.143; GLANZMANN, Art.8, p.17 s.54; TEKiNALP /
ÇAMOĞLU, TTK m.141 altındaki not, s.72.
236
BURCKHARDT, Zürcher Kommentar zum Fusiongesetz, Art.8, p.19 s.114; T RIGO TRINDADE,
Art.8, p.75 s.142; GLANZMANN, Art.8, p.17 s.54.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 156
olması şart olmayıp, kıymetli evrak gibi başka bir karşılık niteliğinde olması de
müınkündür2
37
• Bu bağlamda, başka bir ortaklıktaki paya bağlı ortaklıktaki pay-
lar yahut değiştirilebilir tahvil, ayrılma akçesi olarak devralınan ortaklık pay
sahiplerine ödenebilir. Bu takdirde uygulamada üç köşeli birleşme olarak anılan
birleşme
türü ortaya çıkmış olur. TTK m.141 f.2 hükmünün mahiyeti icabı,
devralan ortaklığın paylarının ayrılma akçesi olarak ödenmesi ise mümkün de-
ğildir2
38
•
bb. Ayrılma AkçesininMiktarı
İsviçre Hukukunda mehaz Kanun m.8 hükmünün aksine, TTK m.141 ay-
rılma akçesinin miktarı ile ilgili sessiz kalmamış ve ayrılma akçesinin, payların
gerçek değerine denk gelmesi şartını açık bir biçimde öngörülmüştür. Madde
gerekçesinde, mehaz Kanundaki konu ile ilgili belirsiz ifadenin hukuk güvenliği
bakımından tehlikeli bulunduğu ifade edilmektedir. Bununla birlikte, hükümde
gerçek değer kavramı tanımlanmaktan kaçınılmış, gerçek değerin tespitine iliş-
kin esaslar uygulamaya bırakılmıştır. Gerekçede, gerçek değerin hesaplanma-
sında "yaşayan bir ortaklığın" esas alınmasının, ratio legis gereği olduğu vurgu-
lanmaktadır. Burada, gerçek değerin tespitine ilişkin yukarıda yapmış olduğu-
muz açıklamalara atıfta bulunmakla yetiniyoruz.
D. Payın DevrininResmi İzine Bağlanmış Olduğu Haller
1. Payın Devrinin Sermaye Piyasası Kurulunun İznine Tabi Olduğu Haller
a. İzine Tabi Olan Ortaklıklar
SPKan. ve ilgili SPK tebliğleri ile getirilen düzenlemeler doğrultusunda,
anonim ortaklık payının devri bazı sermaye piyasası kurumları için SPK'nın
iznine tabi kılınmıştır. Buna göre, SPKan.'ın yatının kuruluşları başlıklı üçüncü
bölümünde yer alan m.44 f.3 hükmü uyarınca, aracı kurumların pay devirlerinde
SPK'dan izin alınması zorunludur. Aracı kurumlar dışında portföy yönetim
ortaklıkları, yatırım ortaklıkları, değişken sermayeli yatırım ortaklıkları, merke-
zi kayıt kuruluşları ile borsaların pay devirleri de SPK'nın iznine tabidir. Aşağı-
da izne tabi olan ortaklıklar daha yakından incelenecektir.
aa. Aracı Kurumlar
Aracı kurumlar, sermaye piyasası araçlarıyla ilgili emirlerin alınması ve ile-
tilmesi, müşteri adına ve hesabına veya kendi adına ve müşteri hesabına gerçek-
leştirilmesi, sermaye piyasası araçlarının kendi hesabından alım ve satımı, halka
237
Bkz. GLANZMANN, Art.8, p.3 s.51; BURCKHARDT , Zürcher Kommentar zum Fusiongesetz,
Art.8, p.13 s.112; TRIGO TRINDADE, Art.8, p.25 s.133.
238
Bkz. GLANZMANN, Art.8, p.3 s.51; TRIGO TRINDADE, Art.8, p.25 s.133.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 157
•
arzında yüklenimde bulunularak veya bulunmaksızın satışa aracılık edilmesi
faaliyetlerini münhasıran yapmak üzere SPK tarafından yetkilendirilen yatırım
kuruluşlandır2
39
.
SPK'dan pay devrine ilişkin alınması gereken izne tabi olan aracı kurumlar;
ana sözleşmeleri SPKan. hükümlerine uygun, pay senetleri nakit karşılığı çıkarı-
lan ve nama yazılı olan, ortaklık yapıları şeffaf ve açık olan sermayeleri SPK
tarafından belirlenen miktardan az olmayan ve kurucuları SPKan. ve ilgili dü-
zenlemelerde belirtilen şartları taşıyan anonim ortaklıklardır (SPKan. m.43). Bu
ortaklıkların sermaye piyasası faaliyetlerini gerçekleştirmeleri için SPK'dan
faaliyet izni almaları gerekir.
Her ne kadar SPKan. m.39 f.9 uyarınca, aracı kuruluşlar tarafından
yürütü-
len çeşitli faaliyetlerin faaliyet izni almaları kaydıyla bankalar tarafından da
gerçekleştirilmesi mümkün olsa da, hem SPKan. m.44 hükmünün amacından,
hem de aşağıda inceleyeceğimiz, alınacak izin ile ilgili esasları düzenleyen SPK
ill-39.1 Tebliği
240
m.34 f.5 hükmünün açık düzenlemesinden anlaşıldığı üzere,
bankalar SPK' dan alınacak olan iznin kapsamına dahil değillerdir.
bb. Portföy Yönetim Ortaklıkları
Aracı kurumların yanında, SPK'dan alınacak izne tabi olan bir diğer ano-
nim ortaklık
türü ise, portföy yönetim ortaklıklarıdır. Portföy yönetim ortaklık.-
lan ana faaliyet konusu fonların kurulması ve yönetimi olan ve anonim ortaklık
şeklinde kurulan sermaye piyasası kurumudur. Portföy yönetim şirketlerinin
kuruluş ve faaliyet şartları ve izinleri ile işleyişlerinin esaslan, SPKan. m.55'te
ve SPK III-55.1 Tebliğinde tespit edilmiştİı-2
41
Bu ortaklık.lan düzenleyen SPK
ill-55.1 Tebliği'nin m.24 hükmü ile portföy yönetim ortaklıklarının ortaklık
yapısındaki değişiklikler kapsamında aşağıda incelenecek pay devirleri,
SPK'nm iznine tabi kılınmıştır.
cc. Yatırım Ortaklıkları
Çeşitli yatırım ortaklıklarının pay devirleri de düzenlendikleri ilgili tebliğ-
lerde öngörülen hükümler doğrultusunda SPK'nın onayına tabi kılınmıştır. Söz
konusu ortaklıklar, gayrimenkul yatırım ortaklıkları (SPK 111-48.1 Tebliği
239
Bkz., MANAVGAT, Çağlar, Sermaye Piyasasında Aracı Kurumlar, Ankara 1991, s.19 vd.;
lstanbul Menkul Kıymetler Borsası, Sermaye Piyasası ve Borsa Temel Bilgiler Kılavuzu, 16.
Bası, lstanbul 2001, s .60; GÜNAL, Vural, HukukT Açıdan Sermaye Piyasası Faaliyetleri (Araçlar
- Kurumlar), lstanbul 1997, s.268; CEYLAN, Ali/KORKMAZ, Turhan, Sermaye Piyasası ve
Menkul Değer Analizi, Bursa 2000, s .88.
240
Bkz. Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında TebliQ 111- 39.1, (RG
17.12.2013T. 28854S.).
241
Bkz. Portföy Yönetim Şirketleri ve Bu Şirketlerin Faaliyetlerine ilişkin Esaslar Tebliği 111- 55.1,
(RG 02.07 .2013T. 28695S.).
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 158
m.15)2''2, menkul kıymet yatırım ortaklıkları (SPK 111-48.5 Tebliği m.14)
243
ve
girişim sennayesi yatırım ortaklıklarıdır (SPK 111-48.3 m.16)
244
.
dd. Borsalar ve Merkezi Kayıt Kuruluşları
SPKan. m.65 f.2 uyarınca anonim ortaklık olarak kurulmaları zorunlu olan
borsaların pay devirleri de aynı maddenin 7. fıkrası hükmü doğrultusunda ve
Borsalar ve Piyasa İşleticilerinin Kuruluş, Faaliyet, Çalışma ve Denetim Esasla-
n Hakkında Yönetmelik
245
m.9 uyarınca SPK'nın iznine bağlanmıştır. Aynca,
Merkezi Takas Kuruluşunun Kuruluş, Faaliyet, Çalışma ve Denetim Esaslan
Hakkında Yönetmelik2
46
m.7 hükmü ile merkezi takas kuruluşunun pay devirleri
de aynı şekilde SPK iznine tabidir.
ee. Konut ve Varlık Finansmanı ile İpotek Finansmanı Kuruluşları
İpotek fınansmanı kuruluşları ve varlık kiralama ortaklıklarının pay devirle-
ri, İpotek Finansmanı Kuruluşlarına İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (III-60.1)
247
m.9 hükmü ve Kira Sertifıkalan Tebliği (IIl- 61.1)
248
m.12 hükümleri uyarınca
SPK'nın iznine tabi kılınmıştır.
ff. Pay Sahibi Konumundaki Ortaklıklar
Aynca aşağıda inceleyeceğimiz üzere, bazı hallerde aracı kurumların ve
portföy yönetim ortaklıklarının pay sahibi durumundaki ortaklıkların kendi pay
devirleri ile ilgili de, SPK'dan izin alınması koşulu öngörülmüştür. Bu hallerde
izin şartına aykırılık ve izin verilmemesi halinde ortaya çıkabilecek hukuki so-
nuçlar üzerinde aynca durulmaktadır.
b. İzne Tabi Olan Devirler
aa. Aracı Kurumlar Bakımından
aaa. Borsada İşlem Görmeyen Payların Devri
SPK.an. m.44 f.3'te öngörülen izin yükümlülüğü ile ilgili esaslar SPK tara-
fından belirlenerek, SPK IIl-39.l Tebliği'nde düzenlenmiştir. SPK III-39.1 Teb-
liği m.34 hükmü ile getirilen düzenleme, izne tabi olacak devirler için dereceli
242
243
244
Bkz. Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarına ilişkin Esaslar Tebli!}i 111-48.1, (RG 28.05.2013T.
28660S.).
Bkz. Menkul Kıymet Yatırım Ortaklıklarına ilişkin Esaslar Tebll!}i 111-48.5, (RG 27.05. 2015T.
29368S.).
Bkz. Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıklarına ilişkin Esaslar Tebliı'.)i 111- 48.3, (RG 09.10 .2013T.
28790S.).
245
Bkz. RG. 19.07.2013T. 28712S.
246
Bkz. RG. 07.08.2014T. 29081S.
247
Bkz. RG. 17.07.2014T. 29063S.
248
Bkz. RG. 07.06.2013T. 28670S.
.......
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 159
bir önem kıstası benimsemiştir. Buna göre; bir kişinin aracı kurum sermayesinin
yüzde onu veya daha fazlasını temsil eden, borsada işlem görmeyen payları
edinmek suretiyle aracı kurum ortağı olması veya bir ortağa ait payların aracı
kurum sermayesinin yüzde on, yüzde yirmi, yüzde otuzüç veya yüzde ellisini
aşması sonucunu veren pay edinimleri ile bir ortağa ait payların yukarıdaki
oranların altına düşmesi sonucunu veren pay devirleri SPK'nın iznine tabidir.
Söz konusu düzenlemeyi iki kısımda incelememiz mümkündür. İlk kısım-
da, aracı kurumda daha önce pay sahibi olmayan bir kişinin, sermayeyi temsil
eden payların en az yüzde onunu devralmak suretiyle pay sahibi sıfatını kazan-
dığı devir işlemleri açısından SPK izni şart koşulmuştur. İkinci kısım ise, aracı
kurumun mevcut pay sahiplerinin yeni pay devralmaları suretiyle, ortaklık içeri-
sindeki konumlarını güçlendirmeleri hususunu düzenlemektedir. Sermayenin
yüzde onundan azını temsil eden paylara sahip ortakların, paylarını yüzde on
seviyesine çıkartmalarını; sermayenin yüzde onundan fazlasına tekabül eden
paylara sahip ortakların, paylarını yüzde yirmi seviyesine çıkartmalarını; aynı
şekilde bu oranın yüzde yirmilerden yüzde otuzüçün üzerine ve yüzde otuzüç
seviyesinden yüzde elli seviyesine çıkmasını sağlayan devirler SPK'nın iznine
tabi kılınmıştır. Buradan anlaşılan, söz konusu oranların altında kalan devir
işlemlerinin SPK izninden muaf olduklarıdır. Böylece, her türlü devir işleminin
geçerliliğinin SPK iznine bağlanmasının yaratacağı olumsuzlukların önüne ge-
çilmiştir. Bunların yanında, bir pay sahibine ait payların aracı kurum sermaye-
sinin yüzde onunun yahut yüzde yirminin, yüzde otuzüçün yahut yüzde ellinin
altına düşmesi sonucunu verecek pay satışı durumunda da, satış yapılmadan
önce SPK'dan izin alınması zorunlu kılınmıştır. Bir kişinin, doğrudan veya do-
laylı olarak, aracı kurum sermayesinin yukarıdaki oranlara ulaşmayan veya bu
oranlar arasında kalan pay devirlerinde ise devri izleyen 1O iş günü içinde
SPK'ya bildirimde bulunulur (m.34 f.4).
Yukarıda incelediğimiz devralınan pay miktarına dayalı dereceli önem kıs-
tasının dışında, bazı devir işlemleri sahip oldukları özel önemden ötürü hangi
miktarda olursa olsun doğrudan SPK iznine bağlanmıştır. Bu doğrultuda, yöne-
tim imtiyazı veren veya intifa hakkı taşıyan payların devri herhangi bir orana
bakılmaksızın SPK iznine tabi kılınmıştır.
bbb. Borsada İşlem Gören Payların Devri
Tebliğ'in m.35 hükmü uyarınca, aracı kurumların borsada işlem gören pay-
larının devri açısından da, yukarıda incelediğimiz dereceli önem kıstası doğrul-
tusunda SPK onayı aranmaktadır. Bu çerçevede aracı kurumların borsada işlem
gören paylarından, aracı kurum sermayesinin yüzde onu veya daha fazlasını
temsil eden payların edinilmesi yahut bir pay sahibine ait payların aracı kurum
sermayesinin yüzde on, yüzde yirmi, yüzde otuzüç veya yüzde ellisini aşması
sonucunu veren pay edinimleri SPK onayına tabi kılınmıştır. Bununla birlikte
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
160
söz konusu onay, bu payların mülkiyetini ve pay sahipliği sıfatını kazanmak
bakımından değil, bu paylara bağlı kar payı hariç olmak üzere pay sahipliği
haklarının kullanılabilmesi bakımından gereklidir. Başka bir deyişle, onaya tabi
borsada işlem gören pay devirleri bakımından izin alınmamasının yaptırımı, bu
paylardan kaynaklanan, başta oy hakkı olmak üzere, kar payı hariç diğer hakla-
rın kullanılamamasıdır. SPK III-39.1 Tebliği m.35 ile getirilen söz konusu yeni
düzenleme, aşağıda inceleyeceğimiz TTK m.495 vd. hükümleri ile uyum sağ-
lanması amacına yöneliktir.
Tebliğ m.35 hükmünde anılan pay oranlarının, aracı kurumların borsa dı-
şından elde edilen paylan da dahil olmak üzere borsada işlem gören payların
edinilmesi ile gerçekleşmesi halinde de m.35 f. l hükmünün uygulanacağı öngö-
rülmüştür. Bu doğrultuda, yüzdelik eşiklerin aşılması sonucunu doğuran pay
devirlerinin kısmen borsada işlem gören paylardan, kısmen de borsada işlem
görmeyen paylardan oluşması durumunda, borsada işlem gören paylar bakımın-
dan SPK'dan alınacak izin payların mülkiyetinin kazanılması değil, kar payı
hariç diğer pay sahipliği haklarının kullanılması bakımından gerekli olacaktır.
Yukarıdaki oranlan aşmayan pay devirleri açısından, yukarıda borsada iş-
lem görmeyen paylar bakımından incelediğimiz esaslar çerçevesinde, SPK'ya
1
O iş günü içerisinde bildirim yapılması yeterli olacaktır.
ece. Aracı Kurumda Pay Sahibi Olan Tüzel Kişilerin Kendilerine Aft Payların Devri
Tebliğ'de sadece aracı kurumların paylarını konu alan devir işlemleri değil,
aynca tüzel kişi pay sahiplerinin kendi içlerindeki pay devirleri ve yapısal deği-
şiklikler de, çeşitli koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak SPK'nın iznine bağlı
kılınmıştır (m.34 f.3)
249
• Hükmün Tebliğ'de yer alan şekli şöyledir: "Aracı ku-
rumda pay sahibi bulunan tüzel kişilerin kendilerine ait pay devirleri, bu pay
devirlerinin aracı kurumdaki pay sahipliğini doğrudan veya dolaylı olarak %1O,
%20, %33 veya %50 oranlarında değiştirmesi halinde, ayrıca tüzel kişinin aracı
kurumla ilgili olarak yönetim imtiyazına sahip bulunduğu hallerde tüzel kişinin
%1O, %20, %33 veya %50 oranlarındaki ortaklık yapısı değişiklikleri veya imti-
yazlı paylarının devrini içeren ortaklık yapısı değişiklikleri aracı kurumların faa-
liyet şartları bakımından Kurulun onayına tabidir. Aracı kurumların %1O undan
fazlasına sahip tüzel kişilerin yönetim imtiyazına sahip paylarının devri de aracı
kurumların faaliyet şartları bakımından Kurulun onayına tabidir. "
Oldukça karışık bir biçimde kaleme alınan söz konusu hükümden anlaşıldı-
ğı kadarıyla, tüzel kişi pay sahiplerinin kendi içlerindeki pay devirlerinin SPK
iznine tabi olduğu üç durumdan bahsedilmiştir. Bunlardan birincisi, Tebliğ'de
aracı kurum pay sahibi tüzel kişilerin kendilerine ait pay devirlerinin, aracı ku-
249
Aracı kurumda pay sahibi olan tüzel kişilerin kendilerine ait payların devrinde SPK izni alınma-
masının hukuki sonucu hakkında aşağıda ayrıca durulmaktadır. Bkz. aşağıda s.173.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar 161
rumdaki pay sahipliğini doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on, yüzde yirmi,
yüzde otuzüç veya yüzde elli oranlarında değiştirmesi şeklinde ifade olunan
haldir. Örneğin X aracı kurumunun paylarının yüzde yirmisi A Anonim Ortak-
lığına, yüzde onbeşi B Anonim Ortaklığına, yüzde yirmisi C isimli kişiye, yüz-
de beşi D Anonim Ortaklığına ait olup, geriye kalan %40'lık kısmı borsada
işlem görmektedir. A Anonim Ortaklığı, B Anonim Ortaklığının çoğunluk pay-
larını satın alarak, B Anonim Ortaklığının yönetimini elde edecek olursa, X
Aracı Kurumunun içerisinde, A Anonim Ortaklığının pay oranı dolaylı olarak
%35'e çıkacaktır. Bu durum da, X Aracı Kurumunda A Anonim Ortaklığının
dolaylı pay sahipliği oranını %20'den %33'ün üzerine çıkaracağından, söz ko-
nusu pay devri SPK'nın iznine bağlı olacaktır.
İkinci durum, aracı kurumda yönetimsel imtiyaza sahip bulunan tüzel kişi pay
sahibinin ortaklık yapısında meydana gelecek değişikliklerdir. Yani bir tüzel kişi
pay sahibi, aracı kurum dahilinde örneğin yönetim kuruluna üye aday göstermeye
ilişkin bir imtiyaz hakkına sahipse, sermayenin yüzde onundan fazla pay edinimleri
ile sermayenin yüzde onundan fazlasına tekabül eden paylara sahip ortakların, pay-
larını yüzde yirmi seviyesine çıkartmalarını; aynı şekilde bu oranın yüzde yirmiler-
den yüzde otuzüçün üzerine ve yüzde otuzüç seviyesinden yüzde elli seviyesine
çıkmasını sağlayan devirler ve aynca ilgili pay sahibi tüzel kişinin her türlü imtiyaz-
lı paylarının devirleri için de SPK'dan onay almak gerekecektir.
Aynı hükmün son cümlesinde belirtilen üçüncü bal ise, aracı kurumların
paylarının yüzde onundan fazlasına sahip tüzel kişilerin, yönetimsel imtiyaza
sahip paylannın devrini kendisine konu almaktadır. Burada, izin alma yükümü-
nün oluşması için iki koşulun bir arada buhınması gereklidir. İlk koşul tüzel kişi
ortağın sahip olduğu pay miktarının aracı kurumun sermayesinin yüzde onun-
dan fazla olmasıdır. İkinci koşul da, bu tüzel kişi ortağın imtiyaza sahip payları-
nın dev re konu teşkil etmesidir. Bu koş ulların bir arada bulunduğu devir işlemi
için SPK'dan izin almak gereklidir.
ddd. Aracı Kurumların Pay DevirlerindeUygulama Alanı Bulacak Ortak Prensipler
Yukarıda belirttiğimiz, devir halinde alınacak izin ile ilgili hükümlerin uy-
gulanmasında, hileli ve muvazaalı işlemlerin önüne geçebilmek için de bazı
önlemler öngörülmüştür. Buna göre; Tebliğ m.36 hükmü uyarınca bir gerçek
kişi ile eş ve velayeti altındaki çocuklarına, bunların sınırsız sorumlulukla katıl-
dıkları veya yönetim kurulu başkanı, üyesi, genel müdür, genel müdür yardım-
cısı oldukları ortaklıklara ait paylar ; kamu tüzel kişileri hariç olmak üzere bir
tüzel kişinin veya yukarıda sayılanların, sermayelerinin doğrudan veya dolaylı
olarak %25 veya daha fazlasına iştirak ettikleri ortaklıklara ait paylar ve SPK
tarafından aralarında istihdam ilişkisi, akdi ilişki ya da sair nedenlerle birlikte
hareket ettiği belirlenenlere ait p ayların bir kişiye ait olduğu kabul edilir ve
buna göre işlem yapılır.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
162
bb. Portföy Yönetim Ortaklıkları Bakımından
Porföy yönetim ortaklıklarının pay devirlerinde uygulanacak esaslar SPK
III-55.1 Tebliği m.24'te düzenlenmektedir. Buna göre, bir gerçek veya tüzel
kişinin, portföy yönetim ortaklığı sermayesinin yüzde onu veya daha fazlasını
temsil eden payları edinmek suretiyle pay sahibi sıfatını kazanması veya bir pay
sahibine ait payların, sermayenin yüzde onunu, yüzde yirmisini, yüzde
otuzüçünü veya yüzde ellisini aşması sonucunu veren pay devirleri ile bir pay
sahibine ait payların belirtilen oranların altına düşmesi sonucunu veren pay
devirleri SPK iznine bağlanmıştır. Yönetime katılma haklarında imtiyaz veren
veya üzerinde intifa hakkı tanınan payların devri ise herhangi bir orana bakıl-
maksızın SPK iznine tabidir2
50
. Yukarıda belirtilen oranları aşmayan pay devir-
leri ise on iş günü içerisinde yeni pay sahibine ilişkin bilgi ve belgelerle birlikte
SPK'ya bildirilir. Görüldüğü üzere portföy yönetim ortaklıkları ile ilgili SPK
III-55.1 Tebliği m.24'te belirlenen esaslar, yukarıda incelediğimiz aracı kurum-
lar ile ilgili kurallara paraleldir.
Yine aracı kurumlar ile ilgili incelenen esaslara benzer olarak, ortaklıkta pay
sahibi olan tüzel kişilerin kendilerine ait pay devirleri de SPK'nın iznine bağlan-
mıştır. Buna göre, pay sahibi tüzel kişilerin kendilerine ait pay devirleri, bu pay
devirlerinin devralan tüzel kişi ortağının portföy yönetim ortaklığında sahip oldu-
ğu sermaye veya oy haklarının dolaylı olarak yüzde on, yüzde yirmi, yüzde
otuzüç veya yüzde elli oranlarını aşması veya bu oranların altına düşürmesi sonu-
cunu doğurması halleri SPK'nın onayına tabidir. Bununla birlikte burada SPK'nın
onay vermemesi pay devrinin geçerliliği bakımından değil, portföy yönetim or-
taklığının faaliyet izni bakımından etki doğurur2
51
.
cc. Yatırım Ortaklıkları Bakımından
Kollektif yatırım kuruluşları arasındaki gayrimenkul yatırım ortaklıkları,
menkul kıymet yatırım ortaklıkları ve girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının
pay devirlerinde uygulanacak esaslar, yukarıda belirttiğimiz SPK III-48.1, III-
48.5 ve III-48.3 Tebliğleri ile, birbirine benzer şekilde düzenlenmiştir. Buna
göre gayrimenkul yatırım ortaklıkları, girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ile
sabit sermayeli menkul kıymet yatırım ortaklıklarının paylarının halka arz edil-
mesinden önceki dönemde veya girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ile gay-
rimenkul yatırım ortaklıkları bakımından payların nitelikli yatırımcıya devrin-
den önce ortaklık sermayesinin yüzde on ve daha fazlasını temsil eden payları-
nın devirleri ile herhangi bir orana bakılmaksızın imtiyazlı payların devirleri
250
Bununla birlikte, yönetime katılma haklarında imtiyaz veren veya üzerinde intifa hakkı tanınan
payların çoğunluğuna halihazırda sahip olan mevcut pay sahipleri tarafından, üzerinde imtiyaz
bulunan yahut intifa hakkı tanınan daha fazla pay edinilmesi izne değil, SPK'ya bildirime tabidir.
251
Bu hususta ayrıca bkz. aşağıda s.173'teki açıklamalar.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 163
SPK iznine bağlı kılınınıştır2
52
. Bu ortaklıklarda yüzde ondan az orandaki pay
edinimlerinde, pay devralarak ortaklığa giren yeni pay sahipleri Tebliğ'in ön-
gördüğü çeşitli şartları taşıdıklarını tevsik edici belgeleri pay devrini takip eden
on iş günü içinde SPK'ya iletmekle yükümlü kılınmışlardır.
Payların halka arzını ve gayrimenkul yatının ortaklıkları ile girişim serma-
yesi yatının ortaklıkları bakımından halka arz veya nitelikli yatırımcıya devrini
takip eden dönemde ise, yönetim kontrolünü sağlayan imtiyazlı payların devri
SPK'nın onayına tabi kılınmıştır. Buradaki imtiyazın niteliği Tebliğlerde açıkça
belirtilmemiş olmak.la birlikte, burada belirtilen imtiyazın, yönetimsel haklarda
imtiyaz olduğundan şüphe yoktur. Yönetim kontrolünün imtiyazsız payların
edinilmesi suretiyle elde edilmesi halinde bir izin yükümlülüğü öngörülmemek-
le birlikte, paylan devralan pay sahiplerinin Tebliğlerde öngörülen şartlan sağ-
ladıklarını tevsik edici belgeleri pay edinimini takip eden on iş günü içinde
SPK'ya iletmeleri zorunlu kılınmıştır. Devralan pay sahiplerinin ilgili şartlan
sağlayamamaları halinde, söz konusu tarihten itibaren en geç üç ay içerisinde
yönetim kontrolü veren paylan elden çıkarmaları zorunlu tutulmuştur.
Bunlardan başka, sabit sermayeli menkul kıymet yatırım ortaklıkları ve girişim
sermayesi yatının ortaklıklarında, lider sermayedarın sahip olduğu paylar bakımın-
dan süreli bir devir yasağı öngörülmektedir2
53
• Buna göre, sabit sermayeli menkul
kıymet yatının ortaklıklarında lider sermayedarın yüzde yirmibeş olarak tespit
edilmiş olan asgari sermaye oranını temsil eden paylarını, asgari halka açıklık ora-
nını temsil eden payların halka arz suretiyle satış süresinin bitimini takip eden iki yıl
boyunca bir başkasına devretmesi yasaklanmıştır (SPK III-48.5 Tebliği m.14 f.7).
Girişim sermayesi yatının ortaklıklarında ise, lider sermayedarın ortaklıkta imtiyaz-
lı pay bulunmaması halinde ortaklıkta yönetim kontrolünü sağlayan paylan; ortak-
lıkta imtiyazlı pay bulunması halinde ise yönetim kontrolü sağlayan imtiyazlı payla-
rın çoğunluğu da dahil olmak üzere, sermayenin asgari yüzde yirmibeşi oranındaki
payları, asgari halka açıklık oranını temsil eden payların halka arz suretiyle satış
süresinin bitimini takip eden iki yıl boyunca bir başkasına devretmesi yasaklanmış-
tır (SPK ill-48.3 Tebliği m.16 f.7).
SPK III-48.5 Tebliği sabit sermayeli menkul kıymet yatırım ortaklıklarının
yanında, SPKan. m.50 hükmü ile hukukumuza yeni giren bir kavram olan de -
ğişken sermayeli menkul kıymet yatırım ortaklıklarını da düzenlemektedir. De-
ğişken sermayeli yatının ortaklıkları, yatırımcı paylan ile kurucu paylarından
252
Bkz. SPK 111-48.1 Tebliği m.15, SPK 111-48.3 Tebliği m.16 ve SPK 111-48.5 Tebliği m.14 hükümleri.
253
Lider sermayedar, SPK 111-48.5 Tebliği m.8 hükmünde mankul kıymet yatırım ortaklıkları bakı-
mından, halka arz sonrasındaki pay edinimleri hariç olmak üzere, sabit sermayeli ortaklıkta tek
başına veya bir araya gelmek suretiyle sermayenin asgari yirmibeşi oranındaki paylara sahip
olan ortak ya da ortaklar olarak tanımlanmıştır. SPK 111-48.3 Tebliği m.7 hükmünde ise girişim
sermayesi yatırım ortaklıkları bakımından benzer bir tanım verilmiştir.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
164
müteşekkil paylarının itibari değeri bulunmayan ve sermayesi her zaman net
aktif değerine eşit olan yatının ortaklıklandır. SPKan. m.50 f.2 uyarınca nama
yazılı olan kurucu paylarının devri SPK tarafından belirlenen esaslar çerçeve-
sinde SPK iznine tabidir. SPK onayı alınmaksızın gerçekleştirilen kurucu pay
devirleri pay defterine kaydolunmaz ve bu hükme aykırı olarak pay defterine
yapılan kayıtlar hükümsüzdür. Bu doğnıluda ayrıntılı düzenlemeler getiren SPK
III-48.5 Tebliği m.54 uyarınca, yatırımcı paylarının ihracından önce kurucu
paylarının devri herhangi bir orana bakılmaksızın SPK iznine tabidir. Yatırımcı
paylarının ihracından sonraki dönemde ise, yönetim kontrolünün elde edilmesi-
ni sağlayan miktardaki kurucu payların devri SPK iznine tabidir. Yönetim kont-
rolü sağlayan paylara sahip olan ortakların, Tebliğ'de belirlenen şartlan sağla-
yamamaları halinde; yönetim kontrolü sağlayan paylarını, şartlan sağlayama-
dıkları tarihten itibaren en geç üç ay içerisinde elden çıkarmaları zorunludur.
dd. Borsalar ve Merkezi Kayıt Kuruluşları Bakımından
Borsaların pay devirlerinde aranacak SPK onayına ilişkin SPK düzenlemesi,
Borsalar ve Piyasa İşleticilerinin Kuruluş, Faaliyet, Çalışma ve Denetim Esaslan
Hakkında Yönetmelik m.9 hükmünde yer almaktadır. Buna göre borsaların ve piya-
sa işleticilerinin, ilgili hükümde tespit edilen diğer işlemlerinin yanında pay devirle-
ri SPK'nın iznine tabi kılınmıştır. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin usfil ve esasla-
n tespit etme yetkisi SPK'ya verilmiştir. Borsa İstanbul Anonını Şirketi esas söz-
leşmesi m.7' de bu doğrultuda ayrıntılı hükümler mevcuttur.
Pay devirlerinde SPK'nın izni aranan bir diğer sermaye piyasası kurumu ise
merkezi takas kuruluşlarıdır. Merkezi Takas Kuruluşunun Kuruluş, Faaliyet,
Çalışma ve Denetim Esasları Hakkında Yönetmelik m.7 hükmü uyarınca, doğ-
rudan veya yüzde beş ve üzeri devir sonucu doğuracak dolaylı pay devirleri
SPK iznine tabi kılınmıştır. Söz konusu hüküm uyarınca MKK'da gerçekleşe-
cek doğrudan pay devirleri SPK iznine bağlıdır.
ee. Konut ve Varlık Finansmanı ile İpotek Finansmanı Kuruluşları Bakımından
İpotek fınansmanı kuruluşları ve varlık kiralama ortaklıklarının pay devirle-
ri, İpotek Finansmanı Kuruluşlarına İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (IIl-60.1)
m.9 hükmü ve Kira Sertifikaları Tebliği (111-61.1) m.12 hükümleri uyarınca
SPK'nın iznine tabi kılınmıştır. Pay devirleri SPK'nın iznine tabi kılınmış yuka-
rıda incelediğimiz diğer sermaye piyasası kurumlarından farklı olarak, ipotek
finansman kuruluşlarının ve varlık kiralama ortaklıklarının pay devirlerinin
SPK tarafından düzenlenmesi ile ilgili herhangi bir yetki, söz konusu ortaklıkla-
ra ilişkin kanuni hükümlerin yer aldığı SPKan. m.60 ve m.61' de yer almamak-
tadır. SPK.an. m.128'de de bu konuda açık bir düzenleme yer almadığından,
SPK'nın belirtilen sermaye piyasası kurumlarının pay devirlerini düzenleme
yetkisinin kanuni dayanağı belirsizdir.
ı.Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar 165
İpotek finansman kuruluşları bakımından SPK III-60.1 Tebliği m.9 hükmü,
ortaklar ile önemli etkiye sahip ortakların değişmesi sonucunda ipotek finans-
man kuruluşunun doğrudan veya dolaylı ortaklık yapısında meydana gelecek
değişikliklerde SPK izninin alınmasını zorunlu kılmaktadır. Ortakların değiş-
mesi neticesinde doğrudan veya dolaylı ortaklık yapısında meydana gelecek
değişiklikler izne tabi kılındığından, Tebliğ'de yer alan düzenleme dışarıya
yapılan
tüm pay devirlerinin pratikte SPK iznine konu olacağı şeklinde bir yo-
ruma imkan tanımaktadır. SPK III-60.1 Tebliği m.9 f.5'te aynca bu maddeye
aykırı olarak gerçekleştirilen devirlerin pay defterine kaydolunamayacağı ve bu
maddeye aykırı olarak pay defterine yapılan kayıtların hükümsüz olacağı belir-
tilmiştir. Bu yönde bir hükmün salt Tebliğ metninde değil, SPKan. m.60'da yer
almasının yetki konusunda ortaya çıkabilecek olası tartışmaların önüne geçmek
bakımından daha isabetli olacağı kanısındayız.
Varlık kiralama şirketleri bakımından ise SPK 111-61.1 Tebliği m.12 f.3
hükmü, bir gerçek veya tüzel kişinin varlık kiralama şirketinin sermayesinin
doğrudan veya dolaylı olarak yüzde onu veya daha fazlasını temsil eden paylan
edinmek suretiyle varlık kiralama şirketi ortağı olmasını veya bir ortağa ait pay-
ların varlık kiralama şirketi sermayesinin yüzde on, yüzde yirmi, yüzde otuzüç
veya yüzde ellisini aşması sonucunu veren pay edinimleri ile bir ortağa ait pay-
ların bu oranların altına düşmesi sonucunu veren pay devirlerini ve herhangi bir
orana bakılmaksızın yönetimsel veya oy imtiyazı veren payların devrini
SPK'nın iznine tabi kılmıştır. Bu oranlara ulaşmayan veya bu oranların arasında
kalan her türlü pay edinimleri ise devri izleyen 15
gün içerisinde SPK'ya bildi-
rilir. Görüldüğü üzere benimsemiş olduğu dereceli önem kıstasına dayalı izin
yükümlülüğü ile SPK 111-61.1 Tebliği m.12 hükmü yukarıda incelemiş olduğu-
muz benzer düzenlemeler ile paralellik arz etmektedir.
c. İznin Kapsamı ve Niteliği
SPK'dan alınacak iznin kapsamı ile ilgili ne SPKan.'da ne de SPK Tebliğ-
lerinde herhangi bir düzenlemeye rastlanmamaktadır. Başka bir deyişle iznin
sadece dar anlamda devren kazanma hali için
mi öngörülmüş olduğu, yoksa
geniş anlamda devren kazanına hallerini de mi içine aldığı hususunda bir hüküm
bulunmamaktadır. Payın miras, mirasın paylaşılması, eşler arasındaki mal rejimi
hükümleri veya mahkeme kararı sonucunda devren kazanılması gibi hallerde,
tarafların karşılıklı iradesine dayalı bir kazanına durumu söz konusu olmadığın-
dan, SPK izninin payın ve paydan doğan hakların bu yollarla kazanılması du-
rumunda sahip olacağı etkinin ayrıca incelenınesi gereklidir. Kanımızca burada
genel nitelikteki TTK m.494 f.2 hükmü kıyasen uygulanınak suretiyle buluna-
cak çözüm, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun olacaktır. Buna göre,
payları söz konusu hallerle iktisap eden kişinin, payların mülkiyeti ve bunlardan
kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklan derhal, genel kurula katılma haklarıyla
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
166
oy haklannı ise ancak SPK'nın onayından sonra kazanabileceği kabul edilmeli-
dir. Aşağıda belirteceğimiz kriterleri karşılamaması nedeniyle, SPK tarafından
onay verilmemesi halinde ise, iktisap eden kişinin payları ilgili kriterleri karşı-
layan bir başka kişiye devretmesine kadar, genel kurula katılına, oy hakkı ve
bunlara bağlı diğer haklan kullanmaktan yoksun kalacağı sonucuna ulaşılabilir.
SPK'nın yukarıda belirtilen izne tabi devirlerde hangi kriterlere göre inceleme
yapacağı ve kararını neye göre vereceği hususu da, her ortaklık tipi için kendi teb-
liğlerinde, devralanın sahip olması gereken kıstaslar şeklinde düzenlenmiştir.
d. İzin Alınmamasına Bağlanan Hukuki Yaptırım
aa. İzne Tabi Olan Ortaklıklar Bakımından
İzin yükümlülüğünü öngören hükümlerde, izin alınmadan yapılan devirle-
rin pay defterine kaydolunmayacağı ve söz konusu hükümlere aykırı olarak pay
defterine yapılan kayıtların da hükümsüz olacağı öngörülmüştür. Bundan anlaşı-
lan, izin alınmadan yapılmış olan devirlerin pay defterine kaydolunmayacağı;
bu sebepten ötürü de devralanın TTK m.499 f.4 uyarınca aracı kuruma karşı pay
sahibi sıfatı kazanamayacağıdır. Aşağıda nama yazılı pay senetlerinin devri
konusunda ayrıntıları ile inceleneceği üzere, ortaklığa karşı ancak pay defterin-
de kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını taşır.
Devri sınırlandırılmamış nama yazılı pay senetlerinde pay sahibi sıfatının
kazanılma anı gerek doktrin, gerekse yargı kararları tarafından kabul edildiği
üzere, devrin taraflar arasında gerçekleştiği andır. Yani, pay defterine kayıt
nama yazılı pay senetlerinin devrinde pay sahibi sıfatının kazanılması açısından
kurucu niteliğe sahip olan işlem pay defterine kayıt değil, taraflar arasında TTK
m.490 f.2 uyarınca gerçekleşecek ciro ve senet zilyetliğinin geçirilmesidir. An-
cak ilgili hükümler doğrultusunda devir işlemi SPK'nın vereceği izne bağlı
kılındığından, tarafların kendi aralarında gerçekleştirdikleri ciro ve senet zilyet-
liğinin geçirilmesi işlemleri kendi başına pay sahipliği sıfatını geçirmeye yet-
mez. Pay sahibi sıfatının devralana geçebilmesi için SPK'nın devre izin vermesi
gereklidir. Ancak SPK'nın verdiği izin üzerine, devralan aracı kurum pay sahibi
olarak paydan doğan haklan kullanmaya mezun olur.
Eğer SPK devre izin vermezse, aşağıda inceleyeceğimiz üzere devralan pay
sahibi sıfatı kazanamaz ve paydan doğan haklan kullanamaz. Bu sonucu devir için
gerekli olan onay verilmediği sürece, paylann mülkiyeti ve paylara bağlı
tilin hakla-
rın devredende kalacağını öngören TTK m.494 hükmü de doğrulamaktadır.
bb. İzne Tabi Olan Ortaklıkların Tüzel Kişi Pay Sahiplerinin Kendilerine Ait Olan Pay Devirleri
Bakımından
Yukarıda incelediğimiz çeşitli sermaye piyasası kurumlarının pay devirle-
rinde aranan SPK iznine ilişkin düzenlemelerin kanuni dayanağını teşkil eden
..il
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma ile İlgili Öngörülen Sınırlamalar 167
SPKan. hükümlerine bakıldığında, SPK'ya bu konuda tanınan yetkinin ilgili
sennaye piyasası kurumlarının paylarının devrini kapsadığı görülür. Başka bir
deyişle ilgili sermaye piyasası kurumları dışında, bunların SPKan. kapsamında
olmayan kendi tüzel kişi pay sahiplerinin pay devirlerinin SPK'nın iznine bağlı
olacağına ilişkin herhangi bir kanuni düzenl emeye rastlanmamaktadır. Bu ba-
kundan getirilen izin yükümlül üğünün SPK'nın yetki alanına girmeyen ortak-
lıklar üzerinde doğrudan etki doğurması söz konusu olmamalıdır. Bu sebeple
ilgili sermaye piyasası kurumlarının tüzel kişi pay sahiplerinin pay devirleri
açısından SPK izin yükümlülüğüne aykırı işlemlerin yahut SPK'nın bu devirlere
izin vermemesinin hukuki sonucu, kanımızca söz konusu pay devrinin geçersiz-
liği şeklinde değil, SPK'nın ilgili sermaye piyasası kurumu hakkında yapacağı
idari tasarruflar vasıtasıyla ortaya çıkmalıdır.
Gerçekten de, aracı kurumlar için SPK 111-39.1 Tebliği m.34 f.3, portföy
yönetim ortaklıkları için ise SPK 111-55.1 Tebliği m.24 f.2-c hükümleri, tüzel kişi
pay sahiplerinin kendilerine ait pay devirleri için getirilen SPK onay şartının
aracı kurumlar ve portföy yönetim ortaklı klarının faaliyet şartlan bakımından
geçerli olduğunun altını çizmektedir. Dolayısıyla, izin yükümlülüğüne aykırılık
yahut izin verilmemesi halinde ortaya çıkacak hukuki sonuç, tüzel kişi pay sa-
hiplerinin kendilerine ait pay devirlerinin geçersizliği yahut pay defterine kayıt
edilmemesi değil; SPK III-39.1 Tebliği m.17 veya SPK III-55.1 Tebliği m.8
uyarınca ilgili aracı kurum veya portföy yönetim ortaklığının faaliyetleri ile
ilgili SPK'nın takdiri doğrultusunda alacağı önlemler olacaktır.
2. Payın Devrinin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun İznine Tabi
Olduğu Haller
a. Genel Bakış
5411 sayılı Ban.K. hükümleri uyarınca mevduat bankası, katılım bankası
veya kalkınma ve yatırım bankası olarak kurulmuş anonim ortaklıkların payla-
rının devri, bazı hallerde BDDK'nın iznine tabi kılınınıştır
54
•
Gerçekten de,
banka anonim ortaklığının ekonomik yaşam dahilinde sahip olduğu önem, kuru-
luşta kurucularının kanunda belirtilen şartlara, işleyiş esnasında ise belli bir
miktarda pay devralan kişilerin banka ortağı olma yeterliliğine sahip olup olma-
dıklarının denetlenmesini gerektirmektedir
55
• Bu doğrultuda Ban.K. m.18, izin
alınmasını gerektiren hallerde izin alınmadan pay defterine yapılmış olan kayıt-
ların hükümsüz olacaklarını öngörmüştür.
254
Bu hususta bkz. TEKiNALP, Ünal: Ünal Tekinalp'in Banka Hukukunun Esasları (Anılış: Banka
Hukuku), 2. Bası, lstanbul 2009, s.152 vd;
REISOĞLU, Seza: Bankacılık Kanunu Şerhi (Anılış:
Banka Hukuku), Genel Bölüm ve Madde 1 - 27, C.I, Ankara 2007, s.315 vd.;
BATTAL, Ahmet:
Bankacılık Kanunu Şerhi (Anılış: Banka Hukuku), Ankara 2006, s.129 vd.
255
Bkz. BATTAL, Banka Hukuku, s.129.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
168
Bankalar dışında, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri ve fi-
nansman şirketlerinin pay devirleri de bazı koşullarla 6361 sayılı Finansal Kira-
lama, Faktöring ve Finansman Şirketleri Kanunu hükümleri ile yine BDDK'nın
iznine bağlanmıştır. Ayrıca 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat
Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun
hükümleri de bazı koşullar altında ödeme sistemi ve menkul kıymet mutabakat
sistemi sistem iş leticisi pay devirlerini TCMB'nin, ödeme ve elektronik para
kuruluşlarının pay devirlerini ise BDDK'nın iznine tabi kılmıştır. Varlık yöne-
tim şirketleri bakımından ise ilgili Yönetmelik dahilinde izin yükümlülüğü geti-
rilmiştir. Aşağıda söz konusu izin yükümlülükleri üzerinde durulacaktır.
b. Bankacılık Kanununun Öngördüğüİzin Yükümlülüğü
aa. İzne Tabi OlanDevirler
aaa. BankaPay Devirleri Bakımından
İzne tabi olan devirler açısından BanK. m.18 ile getirilen düzenleme, ikili
bir ayrım öngörmektedir. Buna göre ilk olarak, banka yönetim kuruluna veya
denetim komitesine üye belirleme imtiyazı veren payların devri, sahip olduğu
özel önemden dolayı bütünüyle BDDK'nın iznine tabi kılınmıştır. Üye belirle-
me imtiyazı ile kastedilen, bu komitelerin üyelerini seçecek organda, organı
bağlayacak şekilde aday gösterme hakkıdır2
56
. Bu hakkı veren payların devrinde,
dereceli önem kıstası aranmaz. Devir hangi oranda olursa olsun, BDDK'nın izni
olmadıkça geçerli sayılmaz (BanK. m.18 f.1). BanK. m.18 f.8' de verilen yetki
çerçevesinde BDDK tarafından çıkarılan Bankaların İzne Tabi İşlemleri ile
Dolaylı Pay Sahipliğin İlişkin Yönetmelik m.11/ A hükmü doğrultusunda, söz
konusu payların borsadan edinilmesi halinde de BDDK'nın onayı şarttır.
İzne tabi olan ikinci grup pay devirleri ise, oransal olarak dereceli bir önem
kıstasına bağlı kılınmış olup, yukarıda incelediğimiz devri SPK'nın iznine tabi
kılan düzenleme ile hemen hemen aynı esaslara dayanmaktadır. İlgili SPK teb-
liğlerindek.i uygulama ile paralel olarak, BanK. m.18 hükmü de, bir kişinin,
doğrudan veya dolaylı olarak banka sermayesinin yüzde onunu ve daha fazlası-
nı temsil eden paylan edinmesini veya bir ortağa ait payların banka sermayesi-
nin yüzde on, yüzde yirmi, yüzde otuzüç veya yüzde ellisini aşması sonucunu
veren pay edinimleri ile bir ortağa ait payların yukarıdaki oranların altına düş-
mesi sonucunu veren pay devirlerini BDDK'nın iznine tabi kılmıştır.
Görüldüğü gibi burada da, anonim ortaklıkta ilk defa pay sahibi olacak kişiler
ve mevcut pay sahipleri için farklı esaslar belirlenmiştir. İlk defa pay sahibi olacak
kişilerin, sermayeyi temsil eden pay ların en az yüzde onunu devralmak suretiyle
pay sahibi sıfatını kazandığı devir işlemleri açısından BDDK izni şart koşulmuştur.
256
TEK
1
NALP, Banka Hukuku, s.153.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 169
Mevcut pay sahiplerinin yeni pay devralmaları suretiyle, sermayenin yüzde onun-
dan az olan paylarını yüzde on seviyesine, yüzde onlarda olan paylarını yüzde yinni
seviyesine, yüzde yirmilerde olan paylarını yüzde otuzüç seviyesine ve nihayet
yüzde elli seviyesine çıkarmalarını sağlayan devirler BDDK'nın iznine tabi kılın-
mıştır. Buradan anlaşılan, söz konusu oranların altında kalan devir işlemlerinin
geçerliliğinin BDDK iznine bağlı olmadığıdır.
Pay oranlan ve dereceli önem kıstası dahilindeki artışlar ve azalmalar, BanK.
m.5'te düzenlenen dolaylı pay sahipliğine ilişkin hüküm dikkate alınarak hesap-
lanmalıdır. Buna göre, gerçek kişilere ait dolaylı pay sahipliğinin belirlenmesinde,
bir gerçek kişi ile eş ve çocuklarına ve bunların sınırsız sorumlulukla katıldıkları
ortaklıklara veya bu kişi veya ortaklıkların ayn ayn veya birlikte kontrol ettikleri
ortaklıklara ait paylar birlikte dikkate alınır. Tüzel kişilere ait dolaylı pay sahipli-
ğinin belirlenmesinde, bunlara ait paylar ile bunların kontrol ettikleri ortaklıklara
ait paylar birlikte hesaplanır. Aksi takdirde izin yükümlülüğünün, dolaylı kontrol
edilen paylar aracılığı ile dolanılması mümkündür2
57
.
Bankaların İzne Tabi İşlemleri ile Dolaylı Pay Sahipliğin İlişkin Yönetme-
lik m.11/A uyarınca yukarıda belirttiğimiz oranlarda payların kısmen veya ta-
mamen borsadan satın alınması durumunda ise, payın devri değil fakat devralı-
nan paylara bağlı kar payı dışındaki pay sahipliğinden doğan diğer hakların
kullanılabilmesi için BDDK' dan izin alınması gereklidir.
bbb. Bankanın Tüzel Kişi Pay Sahiplerinin Kendi Pay Devirleri Bakımından
Bazı durumlarda sadece bankalar değil, bu ortaklıkların tüzel kişi ortakları-
nın kendi içlerinde meydana gelen pay sahibi değişiklikleri de BDDK' nın izni-
ne bağlı kılınmıştır (BanK. m.18 f.6). Banka sermayesinin doğrudan doğruya
yüzde on veya daha fazlasına sahip olan tüzel kişilerin sermayesinin doğrudan
veya dolaylı olarak yukarıda belirlenen oranlar veya esaslar dahilinde el değiş-
tirmesi BDDK'nın iznine tabidir. Anılan hüküm uyarınca, banka pay sahibi
tüzel kişinin paylarını bu şekilde devralan kişinin de kurucularda aranan nitelik-
leri taşıması şarttır. Ayrıca Bankaların İzne Tabi İşlemleri ile Dolaylı Pay Sa-
hipliğin İlişkin Yönetmelik m.11/A f.4 uyarınca paylan borsada işlem gören ve
bir bankanın sermayesinin yüzde on veya daha fazlasına sahip bir tüzel kişinin
borsada işlem gören paylarının hakim ortağın değişmesine yol açacak oranlar
dahilinde borsadan edinilmesi halinde ilgili bankanın bu paylara tekabül eden
paylarına ait kar payı hariç pay sahipliğinden kaynaklanan haklarının kullanıla-
bilmesi için BDDK' dan izin alınması zorunludur.
Bununla birlikte BanK. m.18 f.6 hükmünün amaçlarını yerine getirebilmesi
bakımından, banka paylarının yüzde on ve daha fazlasına sahip anonim ortaklığın
257
Bkz. BATTAL, Banka Hukuku, s.130.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 170
kendi paylarının da nama yazılı olması büyük önem taşımaktadır. Esasen BanK.
m.8 f.1-g hükmü de, tüzel kişi pay sahiplerinin ortaklık yapılarının şeffaf ve açık
olması şartını öngörmektedir. Gerçekten de, aşağıda ayrıntıları ile inceleneceği
üzere, hamiline yazılı hisse senetleri devri hiçbir şekilde sınırlandırılamayan bir
kıymetli evrak türüdür ve zilyetliğinin nakli suretiyle üçüncü kişilere devredilebi-
lir. Bu bakımdan banka pay sahibi anonim ortaklığın paylarının tamamen veya
kısmen hamiline yazılı hisse senetlerine bağlanmış olması durumunda, pay sahip -
liği yapısının kesin olarak tespit edilebilmesi de mümkün olamayacağından,
BanK. m.18 f.6 hükmü de uygulanabilme kabiliyetini yitirecektir
58
.
bb. İznin Kapsamı ve Niteliği
BanK.'da BDDK'dan alınacak iznin hangi tür devir işlemlerini kapsadığı
konusunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak BanK. m.18 f.1 met-
ninde açık bir biçimde edinme ve devir kavramları kullanıldığından, iradi devrin
yanında paylarının miras, icra yolu ile ve mahkeme kararı sonucunda edinilmesi
gibi, geniş anlamdaki devren kazanma hallerinde de izin yükümlülüğünün kap-
samı dahilinde bulunduğunu kabul etmek gerekmektedir
59
. Aynca BanK. m.18
f.8'de, payların icra yolu ile devralınması halinde izne ilişkin prosedürün uygu-
lama esaslarının BDDK tarafından belirleneceğinin öngörülmesinden, payın
geniş anlamda devren kazanma hallerinin de izin yükümlülüğü kapsamında
bulunduğu sonucu çıkarılabilir. Bu doğrultuda Bankaların İzne Tabi İşlemleri
ile Dolaylı Pay Sahipliğin İlişkin Yönetmelik m.11 f.4, bir bankanın paylarının
İİK hükümlerine göre icra dairesinden satın alınması durumunda pay devrine
ilişkin hükümlerin uygulanacağını öngörmektedir.
BanK. m.18 f.5 hükmü nitelikli pay sahiplerinin, yani sermayenin doğrudan
veya dolaylı olarak yüzde on ve daha fazlasına veya bu oranın altında olsa dahi
yönetim veya denetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren pay senetlerine
sahip olan ortakların kurucularda aranan nitelikleri taşımasının şart olduğu ön-
görülmüştür2
60
.
Bu hüküm doğrultusunda, izin için başvuran kişilerin BanK.
m.8'de belirlenen nitelikleri taşımamaları halinde pay devri BDDK tarafından
reddedilecektir. Buna göre, banka paylarını devir alacak gerçek ve tüzel kişile-
rin, öncelikle banka ortağı olmanın gerektirdiği mali güce ve itibara sahip olma-
ları gerektiğinin altı çizilmiştir (BanK. m.8 f.1-e). Devralanın yeterli mali güce
sahip olup olmadığı takdir edilirken göz önünde bulundurulacak kıstaslar; dev-
258
Banka pay sahibi anonim ortaklığın paylarının hamiline yazılı hisse senedine bağlanmış olduğu
durun:,da bankanın ilgili anonim ortaklığın pay sahipliği yapısını tespit edebilmek için başvurabi-
leceğı tek yol, genel kurula katılan veya kAr payı alan pay sahiplerinin belirlenmesidir, bkz.
REISOĞLU, Banka Hukuku, s.331. Yazar, banka pay sahibi anonim ortaklığın paylarının sonra-
dan hamiline yazılı hisse senetlerine bağlanması durumunda, söz konusu pay sahibinin kurucu-
larda aranan nitelikleri kaybettiği sonuc una ulaşılması gerektiğini belirtmektedir.
259
Bkz. RE
1
SO
Ğ
LU, Banka Hukuku, s.331; bu yönde BATTAL, Banka Hukuku, s.131.
260
Bkz. REISOĞLU, Banka Hukuku, s.327, dn.5.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 171
ralma için gerekli kaynağın yasal ticari, sınai ve sair faaliyetlerden sağlanması
ve mali gücü oluşturan değerlerin kayıt dı şı yollardan edinilmemiş olmasıdıı-26
1
.
İtibar bakımından ise, BDDK tarafından devral an gerçek kişilerin ve tüzel kişi-
lerin gerçek kişi ortaklarının; ahlaklı ve erdem sahibi, şaibeli işlere karışmamış,
yükümlülüklerini yerine getirmede ahlaki zaafiyet göstermemiş olmaları ve
muteber bir geçmişe sahip olmalarına dikkat edilir2
62
•
Gerekli mali güç ve itibarın yanında, payı devralacak gerçek ve tüzel kişi-
nin bankacılık işinin gerektirdiği dürüstlüğe ve yeterliliğe de sahip olması
aranmıştır (BanK. m.8 f.1-f). Burada da, payı devralacak kişinin gerekli niteliği
taşıyıp taşımadığı BDDK'nın takdir hakkı çerçevesinde belirlenecektir. İlgili
kişiler söz konusu koşullan taşıdıklarını BDDK tarafından istenecek bilgi ve
belgelerle ortaya koyacak durumda olmalılardır2
63
.
Payı devralacak kişinin tüzel kişi olması halinde, risk grubu ile birlikte or-
taklık yapısının şeffaf ve açık olması gereklidir (BanK. m.8 f.1-g). Anonim
ortaklıklar bakımından ortaklık yapısının şeffaf ve açık olmasının ön koşulu,
hisse senetlerinin nama yazılı olmasıdır. Zira zilyetliğin nakli ile el değiştirebi-
len ve bu nitelikleriyle anonimlik özelliğini tam olarak yansıtan hamiline yazılı
hisse senetlerinin sahipleri ortaklığın pay defterinde kaydedilmediğinden, ortak-
lık yapısının tam olarak bilinemeyebilir2
64
•
Banka anonim ortaklığının paylarının
nama yazılı olma zorunluluğu (BanK. m.7 f.1-b) da esasen bu sebeple öngörül-
müştür. Bu nedenle, paylan büyük oranda hamiline yazılı hisse senetlerine bağlı
pay sahipleri bakımından söz konusu koşulun sağlanamadığı gerekçesi ile onay
talebinin reddedilmesi söz konusu olabilir.
Son olarak, devralanın müflis olmaması veya konkordato ilan etmiş bulun-
maması, uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma başvurusunun tasdik edilmiş
olmaması ya da hakkında iflasın ertelenmesi karan verilmiş olmaması (BanK.
m.8 f.1-a); kapsamı BanK. m.8 f.l b ve c bentlerinde sayılan kuruluşlarda nite-
likli paya sahip olmaması ya da kontrolü elinde bulundurmaması; BanK. m.8
f.1-d'de sayılan suçlarından veya bu suçlara iştirakten dolayı hükümlü bulun-
maması, gerekmektedir.
Devre BDDK tarafından izin verilmesi için, devralanın taşıması gereken yukarı-
da sayılan
tüm niteliklerin yanında, Ban.K. m.18 f.3 uyarınca aynca, devralanın devir
konusu payların nominal değerinin yüzde biri oranında devir payını Tasarruf Mevdu-
atı Sigorta Fonu'na yatırması şart koşulmuştur. Buna göre ilgili devir payı, payın
261
Konu ile ilgili bir BDDK kararı için bkz. RG 05.11.2000T. 24221S. (Karar tarihi ve sayısı belirtil-
memiştir).
262
RE
1
SO
Ğ
LU, Banka Hukuku, s.229.
263
RE
1
SO
Ğ
LU, Banka Hukuku, s.229.
264
Bkz. REISOĞLU, Banka Hukuku, s.230.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 172
devir veya borsa değeri üzerinden değil, nominal değeri üzerinden hesaplanacaktır.
İradi devirlerde olduğu kadar, cebri icra veya miras yolu ile gerçekleşen devirlerde de
BDDK'dan alınacak izin için ilgili devir payının ödenmesi gereklidir
65
.
cc. İzin Alınmamasına Bağlanan Hukuki Yaptırım
İzne tabi olan devirlerde BDDK'dan izin alınmaması durumunda, pay def-
terine kayıt yapılmaz. BanK. m.18 f.4 uyarınca, izin olmadan pay defterine ya-
pılan kaydın hukuki yaptırımı ise bu doğrultuda hükümsüzlük olarak belirlen-
miştir. İzin alınmadan pay defterine yapılan kaydın hükümsüz olduğunu belirten
söz konusu hükmün, TTK m.417 f.4 ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda,
devir için izin alınmaması halinde devralanın pay sahibi sıfatını kazanamayaca-
ğı hükmüne varılır. Zira, TTK m.417 f.4 uyarınca, ortaklığa karşı ancak pay
defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını taşır.
Aşağıda
inceleneceği üzere, TIK'da yer alan genel hüküm niteliğindeki
m.494 f.1'e dayanarak, BanK.. m.18 f.4'te yer alan düzenleme doğrultusunda
devralanın pay sahibi sıfatını kazanamaması sebebiyle, paydan doğan hiçbir hak-
tan da faydalanamayacağı sonucuna ulaşılması gerekli�. Ancak BanK. m.18
f.7 bu hususta TIK'da yer alan genel esaslardan uzaklaşmış ve BanK. m.18 f.4'te
yer alan düzenleme ile çelişkili olarak, pay defterindeki hükümsüz kayda dayanan
yahut pay defterine kaydedilmemiş olan devralanın, paydan doğan kar payı hak-
kından faydalanabileceğini belirtmiştir. Böylece izin alınmadan veya izin veril-
memesine rağmen pay defterine kaydı yapılan devralan, devraldığı paylardan
doğan kar payı hakkından faydalanabilecek ve paydan doğan oy hakkı ile diğer
haklar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılacaktır.
BanK. m.18 f7 doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kulla-
nılacak haklar, genel kurula katılma, öneride bulunma, oy kullanma, iptal davası aç-
ma, inceleme, genel kurulda soru sorma gibi yönetime ilişkin haklardır. Rüçhan hak-
kının bu kapsamda düşünülmes� Kanunun amacını aşan bir sonuca varılmasına sebep
olur. Bununla birlikte, kanun kar payı hakkından faydalanılacağını öngördüğünden,
bedelsiz payları devralma hakkının da devralan tarafından kullanılabilmesi gereki.r2
67
•
c. Finansal l(jralama, Faktöring ve Finansman Şirketleri Kanununun Öngördüğü İzin
Yükümlülüğü
aa. İzne Tabi Olan Devirler
Türkiye'de kurulu fınansal kiralama ortaklıkları, faktoring ortaklıkları ve fi-
nansman ortaklıklarının kuruluş ve çalışma esasları 6361 sayılı Finansal Kiralama,
265
Bkz. REISOĞLU, Banka Hukuku, s.323.
266
Bkz. aşa� ıda s.321 - 322.
267
Bkz. TEKiNALP, Banka Hukuku, s.153.
...
ı.Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 173
Faktöring ve Finansman Şirketleri Kanunu tarafından düzenJenmektedir. Anılan
kamın kapsamında finansal kiralama ortaklıkları, faktoring ortaklıkları ve finans-
man ortaklıklannın ve bunların tüzel kişi pay sahiplerinin pay devirleri bazı durum-
larda BDDK'nın iznine tabi kılınmıştır. Buna göre 6361 sayılı Kanun m.11 f.l ve
f.2 hükümleri uyarınca, yönetim kuruluna üye belirleme imtiyazı veren payların
devri ve ortaklık kontrolünün el değiştirmesi sonucunu doğuran pay devirleri,
önemleri sebebiyle herhangi bir oran şartı olmaksızın her halükarda BDDK'nın
iznine tabi kılınmıştır. Bu iki hale yakından bakıldığında, ilk olarak 1TK m.360
anlamında yönetim kuruluna üye belirleme imtiyazı veren payların devri için
BDDK izninin zorunlu kılındığı görülür. Söz konusu imtiyazın ana sözleşme ile bir
pay grubuna tanınmış olması halinde, o pay grubunun çoğunluk paylarının devri
halinde izin yükümlülüğü ortaya çıkar. Burada asgari bir üye sayısı belirlenmedi-
ğinde� bir yönetim kurulu üyeliği için aday gösterme hakkı tanıyan payların devri,
izin yükümlülüğünün ortaya çıkması bakımından yeterlidir.
Diğer hal olan ortaklık kontrolünün el değiştirmesi sonucunu doğuran pay
devirlerinde ise, merkez kavram olan kontrol kavramı bir tüzel kişinin; serma-
yesinin, asgari yüzde elli birine sahip olma şartı aranmaksızın, çoğunluğuna
doğrudan sahip olunması veya bu çoğunluğa sahip olunmamakla birlikte imti-
yazlı payların elde bulundurulması veya diğer pay sahipleriyle yapılan anlaşma-
lara istinaden oy hakkının çoğunluğu üzerinde tasarrufta bulunulması suretiyle
veya herhangi bir suretle yönetim kurulu üyelerinin karara esas çoğunluğunu
atayabilme ya da görevden alma gücünün elde bulundurulması olarak tanım-
lanmıştır (6361 sayılı Kanun m.3 f.1-f). Dolayısıyla bu tanımda belirtilen ortak-
lık kontrol gücünün başka bir kişiye geçmesine neden olan pay devirleri için
BDDK'dan izin alınması gerekir. Kanunda düzenlenen kontrol kavramının un-
surları incelenecek olursa, ilk durum asgari yüzde elli bir şart ı bulunmaksızın,
sermayenin çoğunluğuna doğrudan sahip olunması olarak düzenlenmiştir.
Hükmün lafzından, dolaylı olarak sahip olunan payların bu hesaplamada dikka-
te alınmayacağı anlaşılmaktadır. İkinci durum, yönetim kurulu üyelerinin karara
esas çoğunluğunu atayabilme ya da görevden alma gücünün elde bulundurulma-
sı olarak belirlenmiştir. Bu güce imtiyazlı paylara sahip olunması, diğer pay
sahipleri ile yapılacak oy sözleşmeleri veya diğer herhangi bir şekilde sahip
olunabileceği öngörülmüştür. Yönetim kurulu üyelerini atama ve görevden alma
yetkisi TIK m.408 uyarınca genel kurula aittir. Bu bakımdan, anılan hükümde
kastedilen durumun, genel kurulda kullanılacak oy hakları ile yönetim kurulu
üyelerinin çoğunluğunu belirleyebilme veya görevden alabilme olarak anlaşıl-
ması gerektiğinden şüphe yoktur. Yönetim kurulu üyelerinin karara esas çoğun-
luğunun tespitinde, TIK veya ortaklık ana sözleşmesi uyarınca uygulanacak
karar yeter sayısı esas alınacaktır. Bu hüküm uyarınca pay devrinin BDDK iz-
nine tabi olabilmesi için kontrol değişikliğinin arızi değil, devamlı nitelik taşı-
ması gerekir.
-
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 174
6361 sayılı Kanun m.11 f. l hükmü, aynca ortaklık sermayesinin yüzde onunu
veya daha fazlasını temsil eden paylan edinilmesini BDDK iznine bağlamıştlr. Bu
durumda devir konusu payların ortaklık esas veya çıkarılmış sermayesine oranı
yüzde onun altındaysa, bu durumda izin yükümlülüğü ortaya çıkmayacaktır. Ancak
gerek yüzde on veya daha yüksek bir oranla ortaklığa yeni pay sahibi olarak gir-
mek, gerekse mevcut pay sahibinin oy oranının yeni devralınan paylar neticesinde
yüzde ona ulaşması durumunda BDDK izni gerekli olacaktır.
6361 sayılı Kanun m.11 f.3 ise ortaklık sermayesinde yüzde on ve üzeri pa-
ya sahip olan tüzel kişilerin kontrolünün el değiştirmesi sonucunu doğuran pay
devirlerinin de BDDK'nın iznine tabi olacağını öngönnektedir. Burada hangi
pay devirlerinin tüzel kişi pay sahibinin kendi kontrolünün el değiştirmesi sonu-
cunu doğuracağını tespit edebilmek için, 6361 sayılı Kanun m.3 f.1-f hükmünde
verilen yukarıda incelemiş olduğumuz kontrol kavramının unsurlarının esas
alınması gerekir. Yine hükmün lafzından, sermayede doğrudan sahip olunan
pay oranının yüzde on ve üzeri olmasının aranacağı, başka bir deyişle dolaylı
pay sahipliğinin dikkate alınmayacağı anlaşılmaktadır. 6361 sayılı Kanun m.11
f.3 hükmünün uygulanabilmesi için tüzel kişi pay sahiplerinin ortaklık yapıları-
nın Kanunun öngördüğü şekilde şeffaf ve açık olması; başka bir deyişle anonim
ortaklıklar bakımından payların nama yazılı nitelik taşıması gerekir.
İzin yükümlülüğüne tabi devirler bakımından, payı devralacakların Kanu-
nun 6. maddesinde tespit edilen kurucularda aranan nitelikleri taşımaları şart
kılınmıştır.
bb. İznin Kapsamı ve İzin Alınmamasına Bağlanan Hukuki Yaptırım
İznin kapsamı, yani izin yükümlülüğünün payın devri dışındaki diğer dev-
ren kazanma hallerini kapsayıp kapsamadığı konusunda Kanunda bir açıklık
bulunmamaktadır. Bununla birlikte yukarıda incelediğimiz Bank K m.18 hük-
münde olduğu gibi, payların miras, icra ve mahkeme kararı sonucunda edinil-
mesi gibi, geniş anlamdaki devren kazanma hallerinde de izin yükümlülüğünün
doğacağını kabul etmek, kanımızca düzenlemenin amacı bakımından uygun
olacaktır.
6361 sayılı Kanun m.11 f.5, izne tabi olup izin alınmadan yapılan pay de-
virlerinin pay defterine kaydolunamayacağını ve bu hükme aykırı olarak pay
defterine yapılan kayıtların hükümsüz olacağını açıkça öngörmüştür. Söz konu-
su kanun yaptırım hem finansal kiralama ortaklıkları, faktoring ortaklıkları ve
finansman ortaklıklarının pay devirlerini, hem de bunların sermayesinde yüzde
on ve üzeri paya sahip olan tüzel kişilerin kontrolünün el değiştirmesi sonucunu
doğuran pay devirleri bakımından geçerlidir. Dolayısıyla izin yükümlülüğüne
tabi tüm pay devirlerinde devir pay defterine işlenmeden önce BDDK'ya izin
için başvurulması şarttır.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar 175
d. Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik
Para Kuruluşları Hakkında Kanunun Öngördüğüİzin Yükümlülüğü
6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hiz-
metleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun, kapsamındaki sistem
işleticileri, ödeme kuruluşları ile elektronik para kuruluşları bakımından özel
hükümler içermektedir. 6493 sayılı Kanun uyarınca anonim ortaklık olarak ku-
rulması şart olan bu kuruluşların üstlendikleri ekonomik işlevlerinin önemine
binaen, paylarının devri bazı durumlarda izne tabi kılınmıştır. Kanunun pay
edinim ve devirlerini düzenleyen 25. maddesi, iznin alınmasını gerektiren devir
türleri bakımından BanK rn.18'e oldukça benzer ve söz konusu hükme paralel
şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, yönetim kuruluna veya denetim komitesine
üye belirleme imtiyazı veren payların devri, sahip olduğu önemden dolayı her-
hangi bir oransal sınıra bakılmaksızın doğrudan izne bağlanmıştır. Bunun dışın-
da bir kişinin, doğrudan veya dolaylı olarak ortaklık sermayesinin yüzde onunu
ve daha fazlasını temsil eden payları edinmesi veya bir ortağa ait payların ortak-
lık sermayesinin yüzde on, yüzde yirmi, yüzde otuzüç veya yüzde ellisini aşma-
sı sonucunu veren pay edinimleri ile bir ortağa ait payların yukarıdaki oranların
altına düşmesi sonucunu veren pay devirleri için izin alınması zorunlu kılınmış-
tır. Söz konusu devir halleri bakımından, yukarıda BanK m.18 altında yaptığı-
mız açık.lamalara atıf yapıyoruz2
68
•
6493 sayılı Kanunun 25. maddesinin BanK. m.18'den ayrıldığı noktalardan
bir tanesi sistem işleticileri, ödeme kuruluşları ile elektronik para kuruluşlarının
tüzel kişi pay sahiplerinin kendi pay devirlerine ilişkindir. Buna göre, 6493
sayılı Kanun, ortaklıkların tüzel kişi pay sahipleri bakımından dereceli önem
kıstası yerine kontrol değişikliği şartını öngörmüş ve ortaklığın sermayesinde
yüzde on ve üzeri paya sahip olan tüzel kişilerin kontrolünün el değiştirmesi
sonucunu doğuran pay devirlerinin izne tabi olacağını belirtmiş tir. 6493 sayılı
Kanunun m.3 f.1-h bendinde tanımlanan kontrol kavramının, yukarıda inceledi-
ğimiz 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktöring ve Finansman Şirketleri Kanu-
nu'ndaki düzenlemeden farkı, sermayenin çoğunluğuna sahip olma kıstası ba-
kımından dolaylı sahip olunan payların da dikkate alınacak olmasıdır. Bu ayrık
nokta dışında, yukarıda ilgili başlık altında yapılan açıklamalara atıfta bulun-
makla yetiniyoruz
269
.
6493 sayılı Kanunun 25. maddesi ile Ban.K. m.18 arasındaki bir diğer fark-
lılık, izin verecek makama ilişkindir. 6493 sayılı Kanunun 25. maddesi uyarınca
ödeme kuruluşu ve elektronik para kuruluşu paylarının devrinde BDDK izni
aranırken, sistem işleticisinin paylarının devrinde ise TCMB izni aranmaktadır.
268
Bkz. yukarıda s.174 vd.
269
Bkz. yukarıda s.179 vd.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
176
Kanunda bu konuda bir açıklık bulunmamakla birlikte, yukarıda bankalar,
finansal kiralama, faktoring ve finansman ortaklıkları bakımından vurguladığı-
mız üzere, izin yükümlülüğünün payın devri dışındaki diğer devren kazanma
hallerini de kapsadığını kabul etmek, düzenlemenin amacı bakımından daha
uygundur. İİK hükümlerine göre icra dairesinden satın alınan paylar bakımın-
dan izin yükümlülüğünün söz konusu olduğunu öngören, BDDK tarafından
çıkarılan Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Kuruluşları ve
Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmelik m.9 f.3 hükmü de bu yorumu
destekler niteliktedir.
6493 sayılı Kanun m.25 f.5, izne tabi olup izin alınmadan yapılan pay de-
virlerinin pay defterine kaydolunamayacağını ve bu hükme aykırı olarak pay
defterine yapılan kayıtların hükümsüz olacağını öngörmüştür. Anılan hüküm-
den, yapılan izin başvurusunun BDDK veya TCMB tarafından reddedilmesi
halinde devralanın pay defterine kaydedilemeyeceği sonucu da doğal olarak
çıkmaktadır. Görüldüğü üzere, izin verilmemesi halinde kar payı hakkının dev-
ralan tarafından kullanılabileceğine ilişkin bir düzenleme BanK aksine 6493
sayılı Kanunda yer almamaktadır. 6493 sayılı Kanun m.25 f.5, bu bakımdan
TTK m.417 f.4'de öngörülen temel prensibe uygundur. Diğer yandan, BDDK
tarafından çıkarılan Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme
Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmelik m.9 f.4 ve f.6
hükümleri, ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşlarının paylarının 6493
sayılı Kanun m.25 f.1'de belirlenen oranlar dahilinde borsadan edinilmesi ve bu
kuruluşlardaki tüzel kişi pay sahibinin kendi pay devrinin BDDK onayına tabi
olduğu durumlarda söz konusu pay devrinin borsadan gerçekleştirilmiş olması
halinde, ilgili kuruluşun devir konusu paylarına tekabül eden kar payı hariç pay
sahipliğinden kaynaklanan haklarının kullanılabilmesi için BDDK'dan izin
alınmasının zorunlu olduğunu belirtmektedir. Başka bir deyişle ödeme kuruluş-
lan ve elektronik para kuruluşlarında borsadan gerçekleşen devralmalar bakı-
mından izin yükümlülüğüne aykırılığın yaptırımı, devrin geçersizliği değil, kar
payı dışındaki diğer hakların kullanılamamasıdır. Buna karşın sistem işleticileri
açısından TCMB tarafından çıkarılan Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat
Sistemlerinin Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik m.27 hükmü, bu yönde bir
düzenleme içermemektedir. Kanımızca BDDK'nın ilgili yönetmeliğinin m.9 f.4
ve f.6 hükümlerinde yer alan düzenlemenin, daha genel bir yaklaşımla 6493
sayılı Kanunun 25. maddesi dahilinde yer alması, söz konusu düzenlemenin
kanuni dayanağının teşkili bakımından daha isabetli olur.
e. V�rlık Yöneti� Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin
Ongördüğü izin Yükümlülüğü
Varlık yönetim şirketleri TMSF, bankalar ve diğer mali kurumların alacak-
ları ile diğer varlıklarının satın alınması, tahsili, yeniden yapılandırılması ve
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle İlgili Öngörülen Sınırlamalar ın
satılması amacına yönelik olarak faaliyet göstermek üzere anonim ortaklık ola-
rak kurulurlar. Varlık yönetim şirketlerine ilişkin genel kanuni esaslar BanK
m.143'te düzenlenmiştir. Bununla birlikte, anılan hükümde varlık yönetim şir-
ketleri ile ilgili herhangi bir pay devir yükümlülüğü öngörülmemiştir. Ancak
BanK m.143 f.1'de varlık yönetim şirketlerinin kuruluş ve faaliyet esaslarının
BDDK tarafından belirleneceği belirtilmiş; bu hükme dayalı olarak çıkarılan
Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esaslan Hakkında Yönetme-
lik m.7 hükmü ile pay devirlerinde izin yükümlülüğü BDDK tarafından düzen-
lenmiştir. Esasen izne tabi olan devirlerin kapsamı ve izin alınmamasına bağla-
nan yaptırım gibi, varlık yönetim şirketleri bakımından TTK'daki sistemden
ayrık bir yapı öngörülen düzenlemenin temel esaslarına BanK dahilinde yer
verilmesi yerinde olurdu. Bunun yerine kanun koyucu varlık yönetim şirketleri-
nin kuruluş ve faaliyet esaslan kavramı dahilinde BDDK'ya düzenleyici işlem
yapma yetkisi tanımış, BDDK da bu doğrultuda pay devrine ilişkin sınırlamayı
düzenleyici bir işlem olarak getirmiştir.
Yönetmelik m.7 uyarınca varlık yönetim şirketlerinin yönetim veya dene-
tim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren payların devri, herhangi bir oransal
sınırlamaya bağlı olmaksızın BDDK'nın iznine bağlanmıştır. Bu halin dışında,
varlık yönetim şirketi sermayesinin yüzde ellisini ve daha fazlasını temsil eden
payların edinilmesi ya da şirket kontrolünün el değiştirmesi BDDK'nın iznine
tabidir. Burada geçen kontrol terimi hakkında, Yönetmelik tarafından BanK.
m.3'te verilen tanıma atıf yapılmıştır. Bu tanım ise yukarıda 6493 sayılı Ödeme
ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para
Kuruluşları Hakkında Kanun'da verilen tanım ile aynıdır. Bu bakımdan kontro-
lün el değiştirmesi sonucunu doğurabilecek pay devirleri hususunda ilgili kı-
sımdaki açıklamalarımız, varlık yönetim şirketleri açısından da geçerlidir.
İzin yükümlülüğünü getiren Yönetmelik m.7 f.2'de, izin alınmadan yapılan
pay devirlerinin pay defterine kaydolunmayacağı ve bu hükme aykırı olarak pay
defterine yapılan kayıtların hükümsüz olacağı belirtilmiştir.
Yönetmelik m.7 f.4'te, varlık yönetim şirketi sermayesinin yüzde elli veya
daha fazlasına sahip olan tüzel kişilerin sermayesinin yukarıda belirtilen oran
veya esaslar dahilinde el değiştirmesi de BDDK' nın iznine bağlanmıştır. Bu
hüküm tüzel kişi ortağın yönetim ve denetimini belirleyen sermaye paylarının
bir başka tüzel kişiye ait olması halinde gerçek kişi ortak ya da ortaklara ulaşı-
lıncaya kadar uygulanır. Yani Yönetmelik m.7 f.4 uyarınca sadece varlık yöne-
tim şirketinin kendi tüzel kişi pay sahiplerinde değil, onların üst seviyelerinde
bulunan hakim ortak niteliğindeki tüzel kişi pay sahiplerinde meydana gelen
pay devirleri de belirtilen oran ve koşullarda BDDK' nın iznine bağlanmıştır.
Bununla birlikte, kanımızca tüzel kişi pay sahiplerinin kendi pay devirleri ba-
kımından, izin yükümlülüğüne aykırı hareket edilmesinin yaptırımı, Yönetmelik
---
1
178 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
m.7 f.2'de belirtilen hükümsüzlük olmaması gerekir. Zira BanK. m.143 ile
BDDK 'ya verilen düzenleme yapma yetkisi salt varlık yönetim şirketlerini kap.
8amaktadtr. BanK. kapsamında olmayan ve varlık yönetim şirketi de sayılma.
yan anonim oı1akhklar bakımından, Yönetmelik m.7 f.4 ile getirilen ytikümlu.
litğe aykırılığ ın bunlar üze rinde doğrudan etki doğurmas ı verilen yetkinin kap.
8Rmını aşar. Bu sebeple izin yükümlülüğüne
aykırılık yahut i zin verilmemesi
hı:ılinde ortaya çıkacak hukuki sonuç, tüzel kişi pay sahiplerinin kendilerine ait
pay devirlerinin geçersizliği yahut pay defterine kayıt edilmemesi değil; ilgili
varlık yönetim şirketinin faaliyetleri ile ilgili BDDK'nın takdiri doğrultus unda
alacağı önlemler olmalıdır.
3. Payın Devrinin Rekabet Kurulunun İznine Tabi Olduğu Haller
RKHK'nin amacı, m.1 hükmünde mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti
engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya
hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek,
bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını
sağlamak olarak açıklanmıştır. Birleşme ve devralmalar da tekelleşme ve kartel-
leşme yoluyla rekabet ortamının zedelenmesine neden olabilir2
70
•
Aynı piyasada
yer alan rakip bir veya birkaç işletmenin paylarını satın alarak söz konusu iş-
letmelerin kontrolünü ele geçiren kişi veya teşebbüs, o piyasadaki belirleyici
gücünü artırmak suretiyle fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik
parametreleri bağımsız bir biçimde ve tamamen kendi çıkarlarını gözeterek
saptayabilme imkanına kavuşabilecektir. Bu durum da, sağlıklı işleyen bir piya-
sanın dengelerini bozabilecek ve rekabeti engelleyebilecek niteliktedir. Bu se-
bepten, bir ya da birden fazla teşebbüsün hakim durum yaratmaya veya hakim
durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir
kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde
azaltılması sonucunu doğuracak şekilde diğer bir ortaklığın paylarının
tümünü
veya bir kısmını devralması hukuka aykırı kabul edilmiştir (RKHK m.7 f.1).
Aynı doğrultuda, bazı devir işlemlerinin hukuken geçerlilik kazanabilmesi,
RK'den izin alınmasına bağlı kılınmıştır.
Her türlü birleşme veya devralma rekabet düzenini bozar nitelikte sayılmai
11
.
Bu nedenle, aynı mal veya hizmet piyasasında faaliyet gösteren ortaklıkların birbir-
lerinin paylarını devralmaları her halde RK' nin iznine bağlı değildir. Hangi devirle-
rin izne tabi olacağı hususunda objektif bir ölçü belirlenerek, bu ölçüye göre karar
verilmesi gerekir2
72
.
RKHK bu objektif ölçüyü belirleme yetkisini RK'ye vermiştir
270
ERDEM, Ercüment, Türk ve AT Rekabet Hukukunda Birleşme ve Devralmalar, lstanbul 2003,
s.32 vd.
271
ERDEM, Birleşme ve Devralmalar, s.32.
272
ASLAN, Yılmaz, Rekabet Hukuku, 2. Bası, Bursa 2001, s.250.
r
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma İle ilgili Öngörülen Sınırlamalar 179
(RKHK ın.7 f.2). RK'de sahip olduğu bu yetki ile hangi tür devirlerin izne tabi
olduğunu belirlemek üzere ilk olarak l997 yılında bir Tebliğ yayınlamışt1r. Bununla
birlikte ilgili 1997/l sayılı Tebliğ, uygulamada RK'nın birleşme ve devralma baş-
vurularını ayrıntılı olarak inceleyebilmesi bakımından yeterince verimli olamamış,
bunun sonucunda RK bu hususta karar verirken l 997/1 sayılı Tebliğjn kapsamını
defacto uygulamalar ile zaman içerisinde genişletmiştiı.2
73
• Ancak söz konusu uygu-
lamaların ilgili mevzuat kapsamında bir dayanağı bulunmadığından, 1997/1 sayılı
Tebliği yürürlükten kaldıran ve halen güncel düzenleme niteliği taşıyan
Rekabet
Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında 2010/4
sayılı Tebliğ 2011 yılında yürürlüğe girmiştiJ-2
74
•
Aşağıda RKHK ve 2010/4 no.lu Tebliğ hükümleri doğrultusunda izin yü-
kümlülüğünün kapsamı, hukuki niteliği ve izin alınmaması halinde karşılaşıla-
cak olan hukuki ve cezai yaptırımlar incelenecektir.
a. İzin Alma Yükümlülüğünün Ortaya Çıkması
Anonim ortaklık biçiminde örgütlenmiş bir teşebbüsün paylarının devri iş-
leminin RK iznine tabi olabilmesi için, devir işleminin söz konusu teşebbüste
kalıcı bir kontrol değişikliğine yol açması ve teşebbüslerin ciroları ile ilgili ola-
rak Tebliğ'de öngörülen eşiklerin aşılmış olması gereklidir. Aşağıda devrin
kalıcı kontrol değişikliğine yol açmış sayılabileceği haller ile Tebliğ'de belirti-
len ciro eşikleri ayrıntılı olarak incelenecektir.
aa. Kontrolde Kalıcı Değişiklik Meydana Getirecek Şekilde bir Birleşme veya Devralmanın
Gerçekleşmesi
2010/4 Tebliği m.5 hükmü uyarınca, bir birleşme veya devralmanın izne tabi
olınası için, kontrolde kalıcı değişiklik meydana getirecek şekilde
iki veya daha fazla
teşebbüsün birleşmesi ya da bir veya daha fazla teşebbüsün tamamının ya da bir
kısmının doğrudan veya dolaylı kontrolünün, hisse ya da mal varlığının satın alınma-
sıyla, sözleşmeyle veya diğer bir yolla bir ya da daha fazla teşebbüs veya halihazırda
en az bir teşebbüsü kontrol eden bir ya da daha fazla kişi tarafından devralınması
yahut bağımsız bir iktisadi varlığın
tüm işlevlerini kalıcı olarak yerine getirecek bir
ortak girişimin oluşturulınası durumlarının meydana gelınesi gereklidir.
aaa. Kontrol Kavramı ve Kontrol Değişikliği
İzin yükümlülüğünün söz konusu olabilmesi için, paylan devralınan ortak-
lığın kontrolünün devir işlemi sonucunda devralana geçmesi gereklidir. Kontrol
273
ALP, Çağnur / DiRi, Nazan: New Age for M&A Authorizations, Legal Developments and
Challenging Legal lssue s, Birsel Law Offices Legal Newsletter Turkey, C.I, S.1, s.5.
274
Rekabet Kurulundan izin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ
N.2010/4, RG.07.10.2010T. 27722S.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 180
kavrnmm, genel olarak birbirinden bağımsız teşebbüslerden birisinin, diğerinin
ticari r,olitikAlanm kendi menfaatleri doğrultusunda etkileyebilme kapasitesinin
bulunması şeklinde ifade edebilmek ınüınkündür2
75
• 20 l 0/4 sayılı Tebliğ'de
kontrolün elde edilme yollan ve kimler tarafından elde edilebileceği de ayrıca
nynntıh olarak belirtilmiştir. Buna göre söz konusu Tebliğ bakımından kontrol,
ayn
ayn ya da birlikte, fiilen ya da hukuken bir teşebbüs üzerinde belirleyici
etJd uygulama olanağını sağlayan haklar, sözleşmeler gibi hukuki ve fıilı araçlar
Yasıtasıyla meydana getirilebilir2
76
. Bu araçlar özellikle bir teşebbüsün malvarlı-
ğmın tamamı ya da bir kısmı üzerinde mülkiyet veya işletilmeye müsait bir
kullanma hakkı, bir teşebbüsün organlarının oluşumunda ya da kararlan üzerin-
de belirleyici etki sağlayan haklar veya sözleşmelerdir.
Tebliğ tarafından kontrolün değişmesine yol açabilecek araçlar arasında
ör-
nek olarak sayılan ilk hal, bir teşebbüsün malvarlığının tamamı ya da bir kısmı
üzerinde mülkiyet veya işletilmeye müsait bir kullanma hakkı kazanılmasıdır.
Teşebbüsün ticari faaliyetlerini yerine getirebilmesi bakımından önem taşıyan
malvarlığı unsurlarının mülkiyetinin yahut bunlar üzerindeki işletilmeye müsait
kullanım hakkının münhasır ve geri dönülmez şekilde üçüncü bir kişiye devri,
devreden teşebbüs üzerinde Tebliğ hükümleri anlamında kontrolün devralan
tarafından elde edilmesi sonucunu doğurur2
77
.
Bir diğer hal, teşebbüsün organlarının oluşumunda ya da kararlan üzerinde
belirleyici etki sağlayan haklar veya sözleşmelerdir. Bu çerçevede yönetim ve
denetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren pay senetlerinin devralınması
ile teşebbüsün kontrolünün sağlanması mümkün olabilir. Bazı hallerde azınlık
hakkı veren payların devri dahi teşebbüsün kontrolünün sağlanması açısından
yeterli sayılabilir2
78
. Ortaklığın kontrolü hususunda herhangi bir etkisi bulunma-
yan pay devirleri içinse prensip olarak RK' den izin alınmasına gerek yoktur
279
•
Bununla birlikte bazı hallerde azınlık paylarının devri RK'ye bildirilmiş ve
RK' de "izne tabi olmadığına" değil, "izin verilmesine" karar vermişti.r2
80
•
RKHK m.7 ve 2010/ 4 sayılı Tebliğ hükümleri doğrultusunda sadece ano-
nim ortaklıkların kendi aralarında yapmış olduk.lan pay devirleri değil, bu ortak-
275
ERDEM, Birleşme ve Devralmalar, s.53 - 54.
276
SANLI, Kerem Can, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'da Öngörülen Yasaklayıcı Hü-
kümler ve Bu Hükümlere Aykırı Sözleşme ve Teşebbüs Birliği Kararlarının Geçersizliği, Ankara
2000, s.328;
ERDEM, Birleşme ve Devralmalar, s.54.
ın
Bkz. K.N. 10-73/1526- 584 25.11.2010, (http://www. rekabet.gov.tr/dosyala r/kararl ar/karar3797.pdf).
278
SANLI, s.328; ERDEM, Birleşme ve Devralmalar, s.56 vd.
279
280
ASLAN, s.260, Yazar ortaklık üzerinde kontrol sağlanması için yeterli olmayan paylar için azınlık
kavramını kullanmaktadır. Burada azınlık kavramı TTK anlamında anonim ortaklık paylannın
yüzde
on veya daha fazlasına sahip olan pay sahiplerini belirtmek amacı ile kullanılmamakta, sadece ortak-
lıkta kontrolü sağlamaya yetmeyen her orandaki payların sahibi olarak kullanılmaktadır.
K.N. 59/439- 60 26.03.1998T. - RG. 17.12.1998T. 23556S.
r
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar 181
lıklardan birinin pay sahiplerinin diğer ortaklığın paylarını devralması da, çeşitli
ihtimaller dahilinde izin yükUmlUIUğUne tabi olabilir. Bir ortaklığın kontrolUnU
elinde bulunduran pay sahibi, diğer bir ortaklığın kendisine yönetiminde söz
sahibi olmasını sağlayacak paylarını devralması halinde; iki ortaklık arasında
doğrudan bir pay devri gerçekleşmese de, yine aynı sonuca varılacağından bu
devir işlemi için de RK'den izin alınması gerekir.
Aynı şekilde bir ortaklık içerisinde azınlık paylan elinde bulunduran küçük
ortak niteliğindeki pay sahibinin, çoğunluk paylan devralarak ortaklığın kontro-
lünü ele geçirmesi hali de çeşitli ihtimaller dahilinde izin yükümlülüğüne olabi-
lir2
81
• Öncelikle, bu şekildeki bir pay devri ile küçük ortak konumundan büyük
ortak konumuna çıkan pay sahibinin eğer sahip olduğu veya ortak konumunda
olduğu rakip başka hiçbir teşebbüs bulunmuyorsa, pay devrinin herhangi bir
izne tabi olmaması gereklidi.r2
82
• Zira bu durumda pazar yapısında hiçbir deği-
şiklik olmamaktadır2
83
. Ancak eğer küçük ortak konumundan büyük ortak ko-
numuna çıkan pay sahibinin sahip veya ortak olduğu rakip başka bir teşebbüs
mevcutsa, devir RKHK m.7'nin amacı doğrultusunda RK iznine tabi olmalıdır.
2010/4 sayılı Tebliğ m.5 f.4 hükmü ayrıca, şarta bağlanan ya da kısa bir
zaman dilimi içerisinde menkul kıymetlerle seri bir şekilde gerçekleşen yakın
ilişkili işlemlerin, izin yükümlülüğü açısından tek bir işlem olarak kabul edile-
ceğini öngörmüştüı-2
84
. Bu çerçevede, aynı veya bağlantılı sözleşmelere dayana-
rak, yakın zamanlı olarak gerçekleşecek birden fazla pay devrinin her biri için
ayrı bir izin yükümlülüğü değil, tüm devir işlemlerini kapsayacak tek bir izin
yükümlülüğü ortaya çıkacaktır2
85
•
bbb. Kontrol Değişikliğinin Kalıcı Olması
2010/4 sayılı Tebliğ m.5 f.1 uyarınca, yukarıda belirttiğimiz şekilde ortaya
çıkan kontrol değişikliğinin kalıcı olması şartı da getirilmiştir. Bu hükümden
kasıt, teşebbüsün kontrolünün geçici bir süreliğine ele geçirilmesini sağlayan
birleşme ve devralmaların, bu kapsamda pay devirlerinin RK iznine tabi olma-
dığıdır. Tebliğ aynca geçici kontrol değişikliği ile ilgili özel bir hüküm öngör-
müş ve olağan faaliyetleri kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymetlerle
281
ASLAN, s.262.
282
ASLAN, s.262.
283
RK buna rağmen bu tarz devir işlemlerini de izin yükümlülüğünün kapsamı içerisinde değerlen-
dirmektedir. Bkz. K. N. 99-6/51-20. - RG. 8.9.1999T. 23810S.
284
Bkz. ALP / DiRi, s.5.
285
"... Bu iki işlemin birbirini takiben yapılacak olmaları, Ege Sağlık'ın %39,95 oranındaki hisse
satışına ilişkin bedelin ADM, IFC ve PGGM tarafından sağlanan sennaye fonu ile karşılanacak
olması nedenleriyle, bu işlemlerin 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan izin Alınması Gereken Bir-
leşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ'in 5. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, tek biri işlem olarak
değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.• K.N. 11 - 22/382- 119 07.04.201H.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 182
işlem yapmak olan teşebbüslerin, yeniden satış amacıyla satın aldıkları menkul
kıymetleri. bu menkul kıymetlerden doğan oy haklarının menkul kıymetleri
çıkaran teşebbüsün rekabet politikalarını etkileyecek şekilde kullanmamaları
kaydı la geçici olarak ellerinde bulundunnalarını iz in alma yükümlülüğtinUn
dışında bırakmıştır (m.6 f.1-b).
ece. Birleşme ve Devralma Sayılmayan ve Bu Çerçevede İzne Tabi Olmayan Haller
8888. Grup İçi Bir1eşmeler
RKHK m.7'den çıkan anlam ve bu doğrultuda getirilen 2010/4 sayılı Teb-
liğ m.6 f.1/a hükmü doğrultusunda, grup içi birleşmelerin de RK iznine tabi
olmadığı sonucuna varılması gereklidir2
86
. Zira bir birleşme veya devirden söz
edebilmek için ortada birbirinden bağımsız olan iki teşebbüsün olması gerekli-
dir. Aynı grup içerisinde yer alan anonim ortaklıklar birbirlerinden yönetim
açısından zaten bağımsız olmadıklarından ötürü
287
, bu iki ortaklık arasında ger-
çekleşecek pay devir işlemleri de RK'nin iznine tabi değildir.
Hangi ortaklıkların yukarıdaki paragrafta belirttiğimiz anlamda bağlantılı
teşebbüs sayılabileceği hususuna RK'nin çıkartmış olduğu tebliğlerde de deği-
nilmiştir. 2008/2 sayılı Teknoloji Transferi Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafi-
yeti Tebliği
288
uyarınca, bağlantılı teşebbüs kavramı, anlaşmaya taraf bir teşeb-
büsün, doğrudan veya dolaylı olarak oy haklarının yarısından fazlasını kullan-
maya yetkili olduğu ya da denetim kurulu, yönetim kurulu veya teşebbüsü hu-
kuken temsil eden organların üyelerinin yansından fazlasını atamaya yetkili
olduğu ya da işlerini idare etme hakkına sahip olduğu teşebbüsleri ve Tebliğ'de
belirtilen esaslar doğrultusunda ilişki içerisinde bulundukları diğer teşebbüsleri
ifade etmektedir. Buna göre bu
tür bir bağlantı içerisinde bulunan ortaklıkların
birbirlerinin paylarını devralmaları, RK'nin iznine tabi olmayacaktır2
89
•
RK 1997 yılında vermiş olduğu bir kararda yukarıda belirtmiş olduğumuz
hususlara katılmamış ve ekonomik bağımsızlık yerine hukukı bağımsızlığı esas
alarak aynı grup içerisinde bulunan anonim ortaklıkların birbirlerinin paylarını
devralmalarını
da izin yükümlülüğü kapsamında değerlendirmiştir2
90
• Fakat
286
ASLAN, s.257; ERDEM, Birleşme ve Devralmalar, s.53.
287
"...Teşebbüs tanımında yer alan diğer kriter ise bağımsız karar vermedir. Bağımsız karar verme,
teşebbüsün aldığı kararların kendi dışında bir organın onayına tabi o/mamasıdır. Bu anlamda
hukuki değil, ekonomik bağımsızlık esas alınmalıdır .... Bir işletmenin ekonomik bakımdan ba-
ğımsız sayılabilmesi için, .... kısaca başka bir işletmenin ekonomik egemenliği altında bulun-
maması gerekmektedir.nK. N. 01-12/114- 29 13.03.2001T. - RG. 04.01.2002T. 24630S.; Bkz.
ASLAN, s.257; ERDEM, Birleşme ve Devralmalar, s.16.
288
RG. 23.1.2008T. 26765S.
289
ASLAN, s.259; Bu konuda ayrıca bkz. Avrupa Topluluğu Adalet Divanının 21. 02.1973 tarihli
Europemballage Corporation and Continental Can Company ine. V. Commission, kararı, (1973]
ECR s.215 {http://www. europa.eu.int/eur- lex/en/search/search_case. html).
290
K. N. 42/278- 2310.12 .1997T. - RG. 17.11.1998T. 23526S.
r
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği İlkesi ve Devren Kazanma ile ilgili ÔngôrCılen Sınırlamalar 183
daha sonraki tarihlerde vermiş olduğu kararlarında bu görllşünü değjştirerek
ekonomik bağımsızlık kriteri doğrultusunda ayrı tüzel kişiliklere sahip olsalar
da aynı grubun içerisinde yer alan, dolayısıyla ekonomik olarak bağımsız olma-
yan anonim ortaklıklar arasında gerçekleşen pay devirlerini izin yükümlülüğü
kapsamı dışında değerlendinniştir2
91
.
bbbb. Miras ile İktisap
RKHK ve 2010/4 sayılı Tebliğ, RK'den alınacak iznin, devren kazanmanın
hangi türleri için uygulama alanı bulacağı ile ilgili olarak sımrlayıcı hükümler
barındırmaktadır. Buna göre, anonim ortaklık paylarının miras yolu ile kazanıl-
ması hem RKHK m.7 f.1, hem de Tebliğin m.6/ç hükmü ile serbest kabul edil-
miş ve izin yükümlülüğünün kapsamı dışında bırakılmıştır. Bunun sebebi, miras
halinde devralanın hakim durum yaratmak veya hakim durumu güçlendirmek
yolu ile rekabeti önemli ölçüde azaltmak sonucunu doğurma iradesi ve isteği
bulunmaması olarak kabul edilebilir2
92
• Ancak R.KHK veya 2010/4 sayılı Teb-
liğde aksi öngörülmediğinden ötürü, ortaklık paylarının diğer geniş anlamda
devren kazanına halleri için aksi sonuca varmak ve izin yükümlülüğünün söz
konusu olduğunu kabul etmek gerekir.
cccc. Kamu Kurum ve Kuruluşları Tarafından İktisap
Yukarıda saydığımız haller dışında 2010/4 no.lu Tebliğ m.6 f.1-c hükmü,
payların tasfiye, infisah, ödeme güçlüğü, ödemelerin tatil edilmesi, konkordato,
özelleştirme yapılması amacıyla veya benzeri bir nedenle ve Kanun gereği bir
kamu kurum ve kuruluşu tarafından elde edilmesi hallerini izin yükümlülüğü
dışında kabul etmiştir. Demek ki, anonim ortaklık paylarının, yukarıda inceledi-
ğimiz izin yükümlülüğü kapsamı dahilinde bulunan hallerde dahi, bir kamu
kurum veya kuruluşu tarafından Tebliğ m.6 f.1-c'de sayılan nedenlere dayalı
olarak kazanılması halinde, RK'den izin alınması söz konusu olmayacaktır.
bb. İşlem Taraflarının Ciroları Kıstası
aaa. Tebliğ'de Belirtilen Eşikler
2010/4 sayılı Tebliğ birleşme ve devralmalarda doğan RK izni yükümlülüğü
ile ilgili olarak, mülga 1997/l sayılı Tebliğ'deki ilgili
ürün piyasasındaki toplam
pazar paylan ölçütünü kaldırmış
293
, onun yerine işlem taraflarının ciroları üzerin-
den bir önem kıstasını benimsemiştir. Buna göre, işlem taraflarının Türkiye ciro-
291
K. N. 89/705- 147 05. 11.1998T. - RG. 30.4.2000T . 24035S.; K. N. 99-12/93- 35 03. 03.1999T. -
RG. 10.9.1999T. 23812S.
292
ERDEM, Birleşme ve Devralmalar, s.91.
293
Mülga 1997/1 sayılı Tebliğ m.4 hükmünde, payları devir işlemine konu teşkil eden teşebbüsle-
rin, devir sonucunda ülkenin tamamında veya bir bölümünde ilgili ürün piyasasında toplam pa-
zar paylarının, piyasanın %2beşini aşması halinde RK'den izin almalarının zorunlu olduğu öngö-
rülmekteydi. Bu hususta bkz. ALP/ DiRi, s.6.
"f
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
lan toplamının yüz milyon TL'yi ve işlem taraflarından en az ikisinin Türkiye
cirolannın ayn ayn otuz milyon TL'yi veya devralma işlemlerinde devre konu
varlık ya da faaliyetin, birleşme işlemlerinde ise işlem taraflarından en az birinin
Türkiye cirosunun otuz milyon TL'yi ve diğer işlem taraflarından en az birinin
dünya cirosunun beş
yüz milyon TL'yi aşması halinde söz konusu işlemin hukuki
geçerlilik kazanabilmesi için RK izni zorunludur2
94
. Dikkat edileceği üzere, Teb-
liğ ciro eşikleri olarak ikili bir aynına gitmiş ve ilgili teşebbüslerin Türkiye cirola-
n ile dünya ciroları bakımından ayn ayn değerler getirmiştir.
İlgili teşebbüslerin cirolannın tespit edilmesınde kullanılacak esaslar yine
Tebliğ'de belirtilmiştir (m.8 - 9). Buna göre, cironun saptanmasında gerçek de-
ğerlere ulaşılabilmesi için paylan devre konu teşkil eden ortaklıkların kendilerinin
ve de m.8 f.1'in bentlerinde belirtilen esaslar dahilinde, doğrudan veya dolaylı
olarak kontrolünü elinde bulundurdukları teşebbüsler ve bu teşebbüsler üzerinde
belirtilen hak ve yetkilere sahip olan teşebbüslerin pazar paylarının toplamı dikka-
te alınır. Bunun yanında, mali kurumlarda cironun hesaplanmasına ilişkin esaslar
Tebliğ'de ayn bir hüküm içerisinde ayrıntılı olarak gösterilmiştir.
bbb. Etkilenen Bir Pazarın Varlığı Koşulu
RK tarafından tespit edilen, yukarıda belirttiğimiz ciro eşikleri aşılsa dahi,
her hangi bir etkilenen pazarın bulunmadığı işlemler için kural olarak izin
yü-
kümlülüğü doğmaz (2010/4 sayılı Tebliğ m.7 f.2). 2010/4 sayılı Tebliğ'e ek
birleşme ve devralmalar hakkında bildirim formunda, etkilenen pazarın tanımı
yapılmıştır. Buna göre, birleşme veya devralmadan etkilenme ihtimali olan ve
taraflardan iki veya daha fazlasının aynı ürün pazarında ticari faaliyette bulun-
duğu (yatay ilişki) veya taraflardan en az bir tanesinin bir diğerinin faaliyet
gösterdiği herhangi bir ürün pazarının alt ya da üst pazarında ticari faaliyette
bulunduğu (dikey ilişki) ilgili ürün pazarları, etkilenen pazarları oluşturmakta-
dır. Bu doğrultuda, söz gelimi gıda sektöründe herhangi bir faaliyeti olmayan
bir çimento firmasının, bisküvi üretimi yapan bir ortaklığın paylarını devralması
halinde, etkilenen bir pazar bulunmayacağından ötürü, söz konusu pay devri
için RK'dan izin alınması yükümlülüğü ortaya çıkmayacaktır. Bununla birlikte
Tebliğ, etkilenen herhangi bir pazar bulunmasa dahi ortak girişimler için izin
yükümlülüğünün her halükarda ortaya çıkacağını öngörmüştür.
b. İzne Tabi Olan Devirlerin Değerlendirilme Esasları
İzne tabi olan devirlerin RK tarafından ne şekilde değerlendirileceği hususu
2010/4 sayılı Tebliğin m.13 hükmünde belirtilmiştir. Söz konusu hükme göre
RK'nin devral.malan değerlendirirken göz önünde bulunduracağı kıstaslar; ilgili
294
2010/4 sayılı TebliQ m.7 f.2 hükmünde, söz konusu eşiklerin iki yılda bir RK tarafından yeniden
belirleneceQi öngörülmektedir.
1. Bölüm: Payın Devredilebilirliği llkesl ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar 185
pazarın yapısı, ülke içinde veya dışında yerleşmiş olan teşebbüslerin fiili ve potan-
siyel rekabeti, teşebbüslerin pazardaki durumu, ekonomik ve mali güçleri,
sağlay1C1
ve müşteri bulabilme alternatifleri, arz kaynaklarına ulaşabilme imkanı, pazarlara
giriş engelleri, arz ve talep eğilimleri, tüketicilerin menfaatleri, tüketici yararına
olan etkinlikler ve diğer hususlardır. RK değerlendirme aşamasında RKHK m.14
doğrultusunda gerekli gördüğü hallerde, devir işleminin taraflarının yarusıra, dev-
ralma ile ilgili diğer kişilerden ve tarafların müşterileri, rakipleri ve sağlayıcıları gibi
üçüncü kişilerden bilgi isteyebilir, bu kişileri sözlü savunma toplantısına davet ede-
bilir29
5
• Aynı kişiler meşru menfaatleri olduğunu göstermek suretiyle sözlü savunma
toplantılarına katılmayı kendileri RK'den talep edebilirler296.
Yukarıda belirtilen kıstaslar uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda,
eğer bir devir işleminin tek başına ya da birlikte hakim durum yaratmay a veya
hakim durumu daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir
kısmında rekabeti önemli ölçüde azalttığı kanısına varılacak olursa bu devrin
RKHK m .7 hükmüne aykırı olduğu kabul edilir ve RK tarafından izin verilmez.
Ancak hakim durum yaratmayan veya bir hakim durumu güçlendirmeyen ve
bunun sonucu olarak ülkede veya bir bölümünde etkin rekabeti önemli ölçüde
engellemeyen birleşme veya devralmalara izin verilir. RK, bildirilen birleşme
veya devralmaya, gerekli gördüğü diğer tedbirlerin alınması ve bazı yükümlü-
lüklere uyulması koşuluyla izin verebilir.
Devir hususunda bir bildirimi alan RK, izin verilmesine veya verilmemesi-
ne ilişkin yukarıda belirtildiği şekilde açık bir karar vermeyebilir. RK bazen
açık bir kararla, bazen de otuz
gün içerisinde itiraz etmeyerek zımnen onay
verebilir2
97
. Rekabete aykırı bulursa da, usule ilişkin hükümlere göre soruşturma
açıp yasaklama karan verir.
c. İzin Yükümlülüğüne Aykırılığın Yaptırımları
İzin yükümlülüğüne tabi olduğu halde, RK'ye izin başvurusu yapılmaksızın
gerçekleştirilmiş olan devirlerin tarafları bu davranışlarından sorumludurlar.
Söz konusu durum RKHK m.11'de düzenlenmiştir. Buna göre, yukarıda açıkla-
dığımız esaslar doğrultusunda bildirilmesi zorunlu olan devir işlemlerinin
RK'ye bildirilmemiş olduğu hallerde, RK herhangi bir şekilde işlemden haber-
dar olduğu zaman, kendiliğinden devir işlemini incelemeye alır. İnceleme sonu-
cunda, devir işleminin RKHK m.7 f.l hükmüne aykırı olmadığı sonucuna varı-
lacak olursa, devir işlemine RK tarafından izin verilir. Ancak ilgililere devir
işlemini RK'ye bildirmedikleri için para cezası verir.
295
ASLAN, s.275.
296
ASLAN, s.275.
297
ASLAN, s.274.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 186
nevir işleminin RKHK m.7 f.1 kapsamında yasaklanan türden olduğu so-
nucuna vanlacak olursa. yukarıda belirttiğimiz para cezasının yanında, devral-
mo işleminin sona erdirilmesine, hukuka aykırı olarak gerçekleştirilmiş olan
tüm fiili dunmılann ortadan kaldırılmasına, şartlan ve süresi RK tarafından
belirlenecek şekilde, ele geçirilen her türlü payın veya malvarlığmın eğer müm-
künse eski maliklerine iadesine, bu mümkün olmadığı takdirde üçüncü kişilere
temlikine ve devrine, bunların eski malik veya üçüncü kişilere temlik edilmesi-
ne kadar geçen süre içerisinde devralan kişilerin devralınan teşebbüslerin yöne-
timine hiçbir şekilde katılamayacağına ve gerekli gördüğü diğer tedbirlerin
a Iınmasına RK'ce karar verilir (RKHK m.11 f.1-b).
Görüldüğü gibi, izin için RK'ya bildirimde bulunulmuş olsun veya olma-
sın, devre izin verilmediği takdirde devir tüm hüküm ve sonuçlan ile birlikte
ortadan kalkmaktadır. Devirleri iptal edilen payların eski maliklerine iade edil-
melerinin mümkün olmadığı hallerde, bu payların üçüncü kişilere satışı, RKHK
m.7 f.1'deki esaslara aykırı olmamak kaydıyla RK tarafından yapılır. Bu şekilde
paylan RK' dan satın alan kişiler pay sahibi sıfatı kazanırlar.
4. Payın Devrinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun İznine Tabi Kılındığı Haller
4628 sayılı Kanun ile Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu adı altında ku-
rulmuş olup, 4646 sayılı Kanun ile bugünkü ismini alan Enerji Piyasası Düzen-
leme Kurumu, enerjinin yeterli, kaliteli, sürekli, ekonomik ve çevreyle uyumlu
bir şekilde tüketiciye sunulması için düzenleme ve denetleme yapmakla görev-
lendirilmiş kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip bir kurum-
dur. Kurum elektrik, doğal gaz, petrol ve LPG piyasaları ile ilgili çıkarılan Ka-
nunlar ve ikincil mevzuat çerçevesinde kendisine verilen görevleri yerine getir-
mekte ve yetkileri kullanmaktadır.
Kurumun enerji piyasaları üzerinde sahip olduğu düzenleme ve denetleme
görevleri kapsamında, elektrik piyasasında ve doğal gaz piyasasında lisans sa-
hibi anonim ortaklıkların bazı pay devirleri EPDK'nın iznine bağlanmıştır.
Aşağıda bu pay devirleri ve tabi oldukları hükümler üzerinde durulacaktır.
a. Elektrik Piyasasında Lisans Sahibi Anonim Ortaklıkların İzne Bağlı Pay Devirleri
Yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tü-
keticilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümle-
rine göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elekt-
rik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve
denetimin sağlanması amacıyla çıkarılan 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanu-
nu'nun
298
m.5 f.3 hükmü, piyasada faaliyet gösteren tüzel kişilerin ortaklık yapı-
298
RG. 30.03.2013T., 28603S.
.......
r
1. Bölüm: Payın DevredllebillrliQi ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Ôngörülen Sınırlamalar 187
Jarında herhangi bir nedenle gerçekleşecek yüzde on veya daha fazla, halka açık
şirketlerde ise yüzde beş veya daha fazla bir sermaye payı EPDK'nın ıznine
bağlı kılmıştır.
Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği
299
ise pay devirlerinde alınacak izin
ile ilgili esasları belirlemiştir. EPDK'dan alınacak izin ile ilgili Kanundaki dü-
zenlemede, piyasada faaliyet gösteren tüzel kişiler kavramı kullanılmıştır .
Elektrik piyasasında faaliyet gösterecek tüzel kişilerin ancak limited veya ano-
nim ortaklık olarak kurulabilecekleri Kanunun m.4 f.3 hükmünde öngörülmüş-
tür. Faaliyet alanları ise, üretim, iletim, dağıtım, toptan satış, perakende satış.
piyasa işletim, ithalat ve ihracat olarak gösterilmiştir. Dolayısıyla söz konusu
faaliyetleri gerçekleştirmek amacıyla lisans alan anonim ortaklıklar inceleme
konumuz dahiline girmektedir.
6446 sayılı Kanuna uygun olarak, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin
57. maddesi uyarınca, lisans sahibi halka açık olmayan anonim ortaklıklar açı-
sından sermayenin en az yüzde onu, HAAO'lar bakımından ise en az yüzde beşi
oranında payın, doğrudan veya dolaylı olarak bir gerçek veya tüzel kişi tarafın-
dan edinilmesi yahut yukarıda belirlenen pay edinimlerinden bağımsız olarak
lisans sahibi anonim ortaklığın ortaklık yapısında kontrolün değişmesi sonucu-
nu veren devir işlemleri izne bağlı kılınmıştır. Buna ilaveten piyasa işletim li-
sansı sahibi tüzel kişilerin ortaklık yapılarında, yukarıda belirtilen sermaye payı
değişikliklerinden bağımsız olarak, aynca, her türlü doğrudan pay değişiklikleri
de izne tabidir.
Buna göre, bir gerçek veya tüzel kişinin halka açık olmayan bir anonim
ortaklığın sermayesinin en az yüzde onu, HAAO'nun ise en az yüzde beşi
oranında payları devralarak, söz konusu ortaklıkta doğrudan pay sahibi sıfatını
kazanması hali izne tabidir. Bahsedilen oranların altında kalan devirler ise
onay yükümlülüğünün dışında tutulmuştur. Bununla birlikte halihazırda yüzde
on (HAAO'larda yüzde beş) veya fazlası paya sahip olan bir pay sahibinin pay
miktarındaki ilave artışlar için aynca izin yükümlülüğü doğmaz. Bunun ya-
nında lisans sahibi anonim ortaklıkta, yukarıdaki oranlarda payların dolaylı
olarak devren kazanılması da izne bağlıdır. Yani lisans sahibi anonim ortaklı-
ğın yukarıda belirtilen oranda paylarının dolaylı olarak kazanılmasına yol
açan, tüzel kişi pay sahiplerinin kendi pay devirleri ve onların hakim ortaklık-
lan seviyesinde gerçekleşen pay devirleri için de izin alınması gereklidir°°.
299
RG. 02.11.2013T., 28809S.
300
Bununla birlikte Yönetmelik m.57 f.8 uyarınca, tarifesi düzenlemeye tabi faaliyet yürOten lisans
sahibi tüzel kişiler hariç olmak üzere, lisans sahibi bir tüzel kişinin yurtdışında yerleşik tüzel kişi
ortağının ortaklık yapısındaki değişikliklerden kaynaklanan dolaylı ortaklık yapısı değişikliği ile
söz konusu yurtdışında yerleşik tüzel kişi vasıtasıyla ilgili lisans sahi bi tüzel kişinin ortaklık yapı-
sında kontrolün değişikliğine neden olan veya bu sonucu doğuran işlemler izin yükümlülüğünün
dışında tutulmuş ve bunlar için en geç bir yıl içerisinde Kuruma bilgi verilmesi ve bu değişiklikler
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 188
Ayrıca yukarıda belirlenen pay edinimlerinden bağımsız olarak lisans sahibi
anonim ortaklığın ortaklık yapısında kontrolUn değişmesi sonucunu veren pay
edinimleri ile piyasa işletim lisansı sahibi tüzel kişilerin her türlü doğrudan
pay devirleri her halOkarda izne Hibi olacaktır. Yönetmelik m.57 f.2 uyarınca
bu hükümdeki iz in yükümlülüğü borsadan devralınan paylar bakımından
uy-
gulama alanı bulmayacaktır.
Onayın, tarifesi düzenlemeye tabi faaliyet yürüten lisans sahibi tüzel kişi-
ler için EPDK, diğerleri için ilgili ana hizmet birimi tarafından verileceği ön-
görülmüştür.
Yukarıda belirtilen onaya bağlanmış devirler dışında, Elektrik Piyasası Li-
sans Yönetmeliği m.57 f.1 hükmü, lisans alıncaya kadar veraset ve iflas neden-
leri dışında önlisans sahibi ortaklığın ortaklık yapısının doğrudan veya dolaylı
olarak değişmesini ve paylarının devri veya payların devri sonucunu doğuracak
iş ve işlemlerin yapılmasını prensip olarak yasaklamıştır. Bununla birlikte,
HAAO'lann borsada işlem gören paylarının el değiştirmesi, uluslararası anlaş-
malar kapsamında kurulması öngörülen tesisler için önlisans verilen ortaklıklar
ve önlisans sahibi ortaklığın
yurt dışında kurulmuş olan ortaklarının ortaklık
yapılarında oluşan değişiklikler sebebiyle gerçekleşen dolaylı pay sahipliği de-
ğişiklikleri gibi Yönetmeliğin m.51 f.1 hükmünde sayılan haller söz konusu
yasağın kapsamı dışında tutulmuştur.
Kuruldan alınacak izin ile ilgili olarak 6446 sayılı Kanunun m.5 f.3 hük-
münde piyasada faaliyet göstermekte olan ortaklıkların paylarının el değiştirme-
sinden söz edilmektedir. Yönetmelikte de, herhangi bir sınırlama getirilmeksi-
zin Kurul izninin pay edinimleri bakımından aranacağı öngörülmüş olduğundan,
geniş anlamda payın devren kazanılması hallerini de kapsadığı sonucuna ulaşı-
labilir. Bu sebeple, Kanundaki ifade ve Yönetmelikte bu konuda herhangi bir
sınırlama getirilmemesi nedeniyle, payın miras ve mahkeme karan sonucunda
devren kazanılması gibi hallerin de Kurul onayının kapsamı içerisinde olduğu
sonucuna varılması gereklidir.
Yönetmelik m.57 f.3 uyarınca, ilgili devir işlemleri sonucunda EPDK ona-
yı, payı devralan gerçek veya tüzel kişinin, lisans başvurusu sırasında tüzel kişi-
nin ortakları için aranan şartları taşıması kaydıyla verilir. İzin verildiği tarihten
itibaren altı ay içerisinde, pay devri tamamlanmadığı takdirde, verilen izin ge-
çersiz olur. EPDK'nın izin vermemesi durumunda pay defterine kayıt işleminin
yapılmaması gereklidir. EPDK izni olmadan yahut izin vermemesine rağmen
lisans sahibi anonim ortaklık bünyesinde yapılan pay devir işlemleri geçersiz
sayılmalıdır. Ancak lisans sahibi anonim ortaklığın kendisinin değil, tüzel kişi
için gerekmesi halinde bilgi verildiği tarihten itibaren altı ay içerisinde lisans tadil talebinde bulu-
nulması zorunlu kılınmıştır.
1. BöfOm: Payın Devredlleblllrll()I lıkesl ve Devren Kazanma ite lıg111 ôngörCılen Sınırlamalar 189
pny sahiplerinin pny devirleri ve onların hfikim ortaklıkları seviyesinde ger-
çekleşen pay devirlerinin izin yOkUmlUllğUne aykırı olması durumunda, ka-
nıınızca pay devrinin geçersizliği değil, EPDK tarafından anonim ortaklığın
lisansı ve faaliyetleri üzerinde bir yaptırım uygulanması söz konusu olmalıdır.
b. Doğal Gaz Piyasasında Lisans Sahibi Anonim Ortaklıkların izne BaOlı Pay Devfrteri
Elektrik Piyasası Kanunu ile Doğal Gaz Piyasası Kanunu' na dayanarak çıkan-
lan Doğal Gaz Piyasası Lisans Yönetmeliği m.42, lisans sahibi tüzel kişilerin EPDK
iznine tabi olan pay devirlerini düzenlemektedir. Söz konusu düzenleme uyarınca,
lisans sahibi bir tüzel kişinin sennayesinin yüzde on ve HAAO'larda yüzde beş
veya daha fazlasını temsil eden payların, doğrudan veya dolaylı olarak bir gerçek
veya tüzel kişi tarafından edinilmesi ile bir ortağa ait payların tüzel kişilik sennaye-
sinin yüzde onunu aşması sonucunu veren pay edinimleri ve/veya bir ortağa ait
payların yukarıdaki oranların altına düşmesi sonucunu veren pay devirleri her defa-
sında EPDK onayına tabidir. Ancak, doğal gaz depolama lisansı sahibi tüzel kişile-
rin ortaklık yapısında herhangi bir nedenle meydana gelecek yüzde on
(HAAO'larda yüzde beş) veya daha fazla orandaki her türlü sennaye payı değişimi,
bir ortağa ait payların tüzel kişilik sennayesinin yüzde onunu aşması veya bu oranın
altına düşmesi sonucunu vennese dahi EPDK onayına tabidir. Aynca imtiyazlı
payların devrine ilişkin de özel hükümler öngörülmüştür.
Buna göre, izne tabi olan devirler bakımından konuyu doğal gaz depolama li-
sansı sahibi tüzel kişiler ile diğer lisans türlerine sahip tüzel kişiler bakımından ve
devir konusu payların imtiyazlı paylar olup olmadığı açılarından ayn ayn ele al-
mak gerekmektedir. Depolama lisansı dışındaki lisans türlerine sahip tüzel kişiler
bakımından, yüzde on (HAAO'larda yüzde beş) değeri bir sınır olarak kabul edile-
rek, bir pay sahibinin sahip olduğu payların oranının lisans sahibi anonim ortaklık
sermayesinin yüzde onunu aşması veya bu oranın altına düşmesi sonucunu doğu-
ran pay devir işlemleri için EPDK'dan izin alınması gerekecektir. Ancak haliha-
zırda yüzde on (HAAO'larda yüzde beş) veya fazlası paya sahip olan bir pay sahi-
binin pay miktarındaki ilave artışlar için aynca izin yükümlülüğü doğmaz.
Doğal gaz depolama lisansına sahip anonim ortaklıklar bakımından ise, hali-
hazırdaki pay sahiplerinin pay miktarlarındaki artış veya azalışın sermayenin
yüzde onu (HAAO'larda yüzde beşi) oranını aştığı her durumda EPDK'dan izin
alınması gerekecektir. Böyle bir durumda, örneğin yüzde yirmi oranında paya
sahip bir pay sahibinin pay miktarı yeni kazanmalar neticesinde yüzde otuz oranı-
na ulaşacak olursa, doğal gaz depolama lisansına sahip anonim ortaklıklar bakı-
mından EPDK'dan izin alma yükümlülüğü ortaya çıkacaktır.
Bunun yanında lisans sahibi anonim ortaklıkta, yukarıdaki oranlarda payların do-
laylı olarak devren kazanılması da izne bağlıdır. Yani lisans sahibi anonim ortaklığın
yukarıda
belirtilen oranda paylarının dolaylı olarak kazanılmasına yol açan, tüzel kişi
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 190
pay sahiplerinin kendi pay devirleri ve onların hakim ortaklıkları seviyesinde ger çek-
leşen pay devirleri için de izin alınması gereklictir
01
.
Yönetmelik m.42 f.4-b uyarınca,
tüzel kişi pay sahiplerinin kendi imtiyazlı pay devirleri, ancak yukarıda belirtilen
oranlarda pa yların devir konusu yapılması halinde EPDK iznini gerektirecektir.
Yönetmelik m.42
f 4, imtiyazlı payların devir konusu olması halinde yukarıdaki-
lerden farklı özel hükümler içermektedir. Buna göre lisans sahibi tüzel kişiliğin doğ-
rudan ortaklık yapısında mevcut imtiyazlı payların devri, herhangi bir oransal sınıra
bakılmaksızın EPDK iznine bağlı kılınmıştır. Bununla birlikte, lisans sahibi ortaklık-
talci imtiyazlı paylara doğrudan sahip pay sahiplerinin, söz konusu paylarını ortaklık-
talci mevcut imtiyazlı paylara sahip başka pay sahiplerine devretmesi halinde, devir
konusu imtiyazlı payların oranı ne olursa olsun izin yükümlülüğü ortaya çıkmaz.
İzin yükümlülüğünün kapsamına giren devren kazanına türleri konusunda
Yönetmelik m.42 f.9 hükmü bir sınırlama öngörmektedir. Buna göre lisans sa-
hibi anonim ortaklık payının veya onun pay sahiplerinin paylarının miras yolu
ile kazanımı EPDK onayına tabi değildir. Bununla birlikte, söz konusu sınırla-
ma payın diğer devren kazanma türlerini kapsamadığından, yukarıda belirttiği-
miz oranlardaki payın, söz gelimi İİK hükümleri uyarınca kazanılması duru-
munda, EPDK izninin gerekli olacağı sonucuna yorum yolu ile ulaşılabilir.
Yönetmelik m.42 f.IO uyarınca yukarıda incelediğimiz izin yükümlülüğü doğu-
ran durumlar, borsadan devralınan paylar bakımından uygulama alanı bulmayacaktır.
4646 sayılı Kanun veya Doğal Gaz Piyasası Lisans Yönetmeliği, izin yü-
kümlülüğüne aykırılığın hukukı sonuçlan hakkında herhangi bir hüküm içer-
memektedir. Kanımızca, yukarıda elektrik piyasasındaki izin yükümlülüğü pa-
ralelinde, EPDK izni olmadan yahut izin vermemesine rağmen lisans sahibi
anonim ortaklık bünyesinde yapılan pay devir işlemleri geçersiz sayılmalıdır.
Ancak lisans sahibi anonim ortaklığın kendisinin değil, tüzel kişi pay sahipleri-
nin pay devirleri ve onların hakim ortaklıkları seviyesinde gerçekleşen pay de-
virlerinin izin yükümlülüğüne aykırı olması durumunda, pay devrinin geçersiz-
liği değil, EPDK tarafından anonim ortaklığın lisansı ve faaliyetleri üzerinde bir
yaptırım uygulanması söz konusu olmalıdır.
5. Payın Devrinin Hazine Müsteşarlığının İznine Tabi Olduğu Haller
4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatının Sistemi Kanunu
302
hü-
kümlerine bağlı
olarak kurulan bireysel emeklilik ortaklıklarının paylarının
301
Bununla bir1ikte Yönetmelik m.42 f.2 uyarınca, lisans sahibi tüzel kişide dolaylı pay sahibi tüzel
kişinin sermaye artırımı işlemleri sonucunda meydana gelen sermaye payı değişimlerinde izin
yükümlülüğüne ilişkin hükümler uygulanmaz. Lisans sahibi bu değişimleri Kuruma bildirmekle
yükümlüdür.
302
RG. 07.04.2001T. 24366S.
_!_·Bölüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar 191
devralınması, devir işleminin Kanunda yer alan özellikleri taşıması kaydıyla,
Hazine Müsteşarlığı 'nın iznine tabi kılınmıştır.
4632 s?yılı Kamın ile getirilen Hazine Müsteşarlığı iznine tabi olan anonim or-
taklıklar, bıreysel emeklilik ortaklıklandır. Emeklilik ortaklıkları, anılan kanuna
göre kurulan ve bireysel emeklilik sisteminde faaliyet göstermek üzere bu kanun ile
ihdas edilen emeklilik branşında ruhsat almış anonim ortaklıklardır (m.8).
İzne tabi devirler ile ilgili düzenleme 4632 sayılı Kanunun 13. maddesinde
yapılmıştır. Buna göre, bir gerçek veya tüzel kişinin, ortaklığın sermayesinin
doğrudan veya dolaylı olarak yüzde
ıo veya fazlasını temsil eden paylan edin-
mesi ile bir ortağa ait payların ortaklık sermayesinin yüzde onunu, yüzde yirmi-
sini, yüzde otuzüçünü ya da yüzde ellisini aşması sonucunu doğuran pay edi-
nimleri ile bir ortağa ait payların söz konusu oranların altına düşmesi sonucunu
doğuran pay devirleri Hazine Müsteşarlığı'nın iznine tabidir. Bunun yanında,
ortaklık sermayesinin yüzde on ve daha fazlasına sahip olan tüzel kişilerin ser-
mayesinin doğrudan veya dolaylı olarak bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen
oranlar veya esaslar dahilinde el değiştirmesi de Hazine Müsteşarlığı 'nın iznine
tabi kılınmıştır. Söz konusu hüküm, tüzel kişi ortağın yönetim ve denetimini
belirleyen sermaye paylarının bir başka tüzel kişiye ait olması halinde, gerçek
kişi ortak ya da ortaklara ulaşıncaya kadar uygulanır (m.13 f.4). Yönetim ve
denetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren pay senetlerinin devri veya bu
paylar üzerinde intifa hakkı tesisi, yukarıdaki oransal sınırlara bakılmaksızın her
halükarda Hazine Müsteşarlığı 'nın iznine tabidir (m.13 f.2)
303
•
Emeklilik ortaklıklarının paylarının devrinde getirilen dereceli önem kısta-
sına bağlı izin kuralı, yukarıda incelediğimiz SPK ve BDDK'dan alınacak izin-
lerle ilgili düzenlemelerle hemen hemen aynı esaslan içermektedir.
İzin devralan ortağın kurucularda aranan şartları taşıması kaydıyla verilebi-
lir (m.13 f.4). Kurucularda aranan şartlar Kanunun m.8 f.4 hükmünde belirtil-
miştir. Kanun hükmünde bir açıklık bulunmamakla birlikte, daha önceki kısım-
larda da belirttiğimiz üzere, izin koşulunun ancak payın sözleşme ile devri ha-
linde uygulanabileceğini, başka bir deyişle payın geniş anlamda devir çeşitle-
rinde izin alma yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna varılması gerekir.
İzin yükümlülüğüne aykırı olarak yapılan tescil işlemlerinin hükümsüz ola-
cağı Kanunun m.13 f.5 hükmünde öngörülmüştür. Bununla birlikte ilgili Yö-
netmeliğin 14. maddesinde, Kanunun söz konusu hükmünün tekrar edilmesinin
ardından, Hazine Müsteşarlığı 'nın iznini almadan pay veya pay üzerinde intifa
hakkı edinen ortakların temettü dışındaki ortaklık haklarından yararlanamaya-
cağı belirtilmiştir (f.3). Söz konusu Yönetmelik maddesinin yorumlanması ile
303
Ayrıca bkz. Emeklilik Şirketleri Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik, m.14 (RG.
08.01.2008T . 26750S. ).
-
192 Anonim Ortaklıkta Payın�
ilgili olarak. yukanda SPK ve BDDK 'dan alınacak izinlerle ilgili yaptığını,
orıklamalnra atıfta bulunmakla yetiniyoruz.
1
6. Payın DevrininBilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumunun iznine Tlbi Olduju
H11ller
e. Elektronik Haberleıme Sektörü işletmecilerinin Pay Devirleri Bakımından
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu hükümleri uyarınca, elektronık
haberleşme hizmetlerinin sunulması veya elektronik haberleşme şebeke kurut.
ması. prensip olarak bu konuda yetkilendirilmiş ortaklıklar tarafından gerçekleş.
tirilir. Bu çerçevede yetkilendirme işlemi, 5809 sayılı Kanun m.3 uyannca
Elektronik haberleşme hizmetlerinin sunulması ve/veya elektronik haberleşme
şebekesi sağlanmasını teminen şirketlerin, BTK nezdinde kayıtlanmasını veya
kayıtlanrnasıyla birlikte bu şirketlere elektronik haberleşme hizmetlerine özel,
belirli hak ve yükümlülükler verilmesini ifade eder. Elektronik haberleşme hiz.
met, şebeke ve altyapılarına ilişkin yetkilendirmeye yönelik usul ve esaslan
belirlemek amacıyla çıkarılan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetki.
lendirme Yönetmeliği uyarınca yetkilendirme çerçevesinde elektronik haber-
leşme hizmeti sunan ve/veya elektronik haberleşme şebekesi sağlayan ve altya.
pısını işleten şirketler işletmeci olarak tanımlanmıştır. Yönetmelik m.7 f.1-a
hükmü gereğince anonim veya limited ortaklık olarak kurulabilecek işletmecile-
rin beJli orandaki pay devirlerinin m.19 f.5-c uyarınca BTK 'nın iznine tabi ola-
cağını öngörmüştür.
Yönetmelik m.19 f.5-c hükmü, işletmecilerin yüzde on ve üzeri pay devir, edi-
nim ve hareketleri işlemlerinden önce BTK'dan izin almak zorunda olduklarını
belirtmektedir. Hükmün devamında yer alan bilgilendirme yükümlülüğünün
kap-
samından, işletmecilerin tüzel kişi pay sahiplerinin kendi pay devirlerinin herhan�
şekilde izin veya bilgilendirme yükümlülüğüne tabi olmadığı anlaşılmaktadır.
İzin
yükümlülüğünün payın devri dışındaki miras gibi diğer devren kazanma hallerini
kapsayıp kapsamaclığı konusunda Yönetmelikte herhangi bir açıklık bulunmamakla
birlikte, kanımızca hükmün amacından payın iradi devir dışındaki diğer devren
kazanma halleri vasıtasıyla el değiştirmesi halinde de izin yükümlülüğünün ortaya
çıktığı sonucuna ulaşılabilir. Yönetmelik izin yükümlülüğüne aykırı işlemlerin
hu-
kuki sonuçları hakkında da açıklık içermemektedir. Ancak birleşme ve devralma
işlemleri i le ilgili olarak m.19 f.5-ç'de, Yönetmelikte belirtilen usuJlere uyulmaksı-
zın işletmecinin başka bir ortaklığa devrolması veya başka bir şirketle birleşmesi
halinde; BTK'nın idari para cezası ve diğer idari müeyyide ve tedbirleri uygulama
hakkı saklı kalmak kaydıyla, devralan veya bünyesinde birleşilen ortaklığın,
ilgili
mevzuatta yer alan şartlan BTK'ca belirlenen süre içerisinde sağlaması halinde yeni
ortaklık adına kullanım hakkı yetki belgesi düzenleneceği veya yeni ortaklık bildi-
rim kapsamında kayıtlanacağı, aksi halde söz konusu yetkilendirme iptal edileceği
öngörülmüştür. Bu hükümden kıyas yoluyla, işletmecinin paylarının izin yükümlü-
....
ı.Bölüm: Payın Devredilebillrliği ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar 193
IUğüne aykırı olarak devredilmesi halinde payın devrinin geçersizliğinin söz konusu
olmayacağı; gerekli koşullar sağlanmazsa yetkilendirmenin iptal edileceği sonucu
çıkartılabilir.
Yönetmelik Geçici Madde 4 f.2- c hükmü ise, görev ve imtiyaz sözleşmesi
sahibi işletmecilerin pay devrini aynca düzenlemektedir. Buna göre, görev ve
imtiyaz sözleşmesi sahibi işletmeciler bakımından kontrol unsurunun el değiş-
tirmesine yol açan pay devir, edinim ve hareketleri, BTK'nın yazılı izni ile ger-
çekleştirilir. Söz konusu pay devrinin izin yükümlülüğüne aykırı olarak gerçek-
leştirilmesi halinde, BTK'nın idari para cezası ve diğer idari müeyyide ve ted-
birleri uygulama hakkı saklı kalmak kaydıyla, anılan devrin BTK' ca uygun
bulunmaması ve belirlenen süre içerisinde uygun hale getirilmemesi halinde ,
yetkilendirmenin BTK tarafından iptal edileceği öngörülmüştür.
b. Posta Sektörü Hizmet Sağlayıcılarının Pay Devirleri Bakımından
Elektronik haberleşme sektöründe olduğu gibi, posta sektöründe de 6475
sayılı Posta Hizmetleri Kanunu hükümleri uyarınca posta hizmetleri verilmesi
veya bunun için gerekli altyapının kurulup işletilmesi konusunda faaliyet göste-
recek ortaklıkların BTK tarafından yetkilendirilmiş olması gerekmektedir. Posta
Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği hükümleri uyarınca hizmet sayla-
yıcısı olarak tanımlanmış yetkilendirilmiş ortaklıkların sermaye ortaklığı olarak
kurulmuş olma mecburiyeti vardır. Anonim ortaklık olarak kurulmuş hizmet
saylayıcılannın pay devrine ilişkin düzenlemeler konumuza girmektedir.
Posta Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği m.15 hükmü uyarınca,
halka açık olmayan hizmet sağlayıcısı anonim ortaklıkların sermayenin yüzde
onu veya daha fazlasına tekabül eden pay devirleri ile HAAO olan hizmet sağ-
layıcıların doğrudan veya dolaylı yönetim hakimiyeti değişikliğine yol açan pay
devirleri için BTK'dan izin alınması gerekmektedir. HAAO'larda dolaylı yöne-
tim hakimiyeti değişikliği de hükmün kapsamında sayıldığından, tüzel kişi pay
sahibinin kendi hakim ortaklığı seviyesinde gerçekleşecek hakimiyet devri so-
nucunu doğuran pay devirleri için de izin alınması söz konusudur. İzin yüküm-
lülüğünün payın devri dışındaki miras gibi diğer devren kazanma hallerini kap-
sayıp kapsamadığı konusunda Yönetmelikte herhangi bir açıklık bulunmamakla
birlikte, hükmün amacı doğrultusunda izin yükümlülüğünün payın iradi devir
dışındaki diğer devren kazanma halleri vasıtasıyla el değiştirmesi hallerini de
kapsadığı sonucuna varılması bizce isabetli olur.
Devre izin verilmemesi veya izin yükümlülüğüne aykırılık halinde, Yönetme-
lik m.15 f.5 uyarınca, uygulanabilecek idari yaptırımlar saklı kalmak üzere, Yönet-
melik m.6'da belirlenen BTK'nın aradığı şartların belirlenen süre içerisinde sağ-
lanmaması halinde yetkilendirmenin iptali söz konusu olur. Dolayısıyla izin yü-
kümlülüğüne aykırılığın payın devri işlemi üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
194
1. p
11yınDevrinin Resmf ime Bağlanmış Olduğu Diğer Çeşitli Haller
Yukanda incelediğimiz paym devrinin belli başlı düzenleyici ve denetleyici
kunımlann iznine bağlanmtş olduğu haller yanmda, benzer prensiplere tabi
olmak kaydıyla. bazı sektörlerde faaliyet gösteren veya yetkilendirilmiş anonim
ortaklıkların paylannın devri bazt kurum ve kuruluşların iznine tabi kılınmıştır.
Bu kapsamda payın SHGM ve MPIGM onayına bağlanmış olduğu hallere kısa-
ca değineceğiz.
Sivil Havacılık sektöründe bazı alanlarda faaliyet gösteren anonim ortaklık-
lann pay devirleri, ilgili sektöre} yönetmelik hükümleri doğrultusunda
SHGM'nin iznine bağlanmıştır. Bu çerçevede, Havalimanları Yer Hizmetleri
Yönetmeliği (SHY-22) m.7 f.1-g uyarınca havalimanları yer hizmetleri vermek
üzere A ve C grubu çalışma ruhsatına sahip yer hizmeti kuruluşlarının pay de-
virleri ile Ticari Hava Taşıma İşletmeleri Yönetmeliği (SHY-6A) m.1
O f.1 uya-
rınca ticari hava taşımacılığı faaliyetlerinde bulunmak üzere ön izin alan veya
işletme ruhsatına sahip işletmelerin pay devirleri SHGM'nin iznine bağlanmış-
tır. İzin alınmaması halinde devrin geçersizliği değil alınan izin veya çalışma
ruhsatının iptali söz konusu olur.
Şans Oyunları Lisansının Verilmesi, Lisansa Konu Faaliyetlerin Düzen-
lenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik m.7 f.5 uyarınca, şans oyunla-
rını planlamak, tertip ve çekilişini düzenlemek üzere lisans almış olan anonim
ortaklıkların bazı pay devirleri MPIGM'nin iznine bağlanmıştır. Buna göre li-
sans sahibi, lisans sözleşmesi süresince MPIGM'nin izni olmaksızın ortaklık
yapısını değiştiremez. Bu çerçevede doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on
veya üzerindeki pay edinimleri ve devirleri ile söz konusu oranın altında kalsa
bile toplamda bu oranın aşılması veya ortaklık kontrolünün el değiştirmesi so-
nucunu doğuran pay edinimleri ve devirlerinde, devralacak ortağın Yönetmelik-
te belirlenen nitelikleri taşıması şarttır. Yukarıdaki hüküm uyarınca, dolaylı pay
edinimleri de izin kapsamı dahilinde tutulduğundan, lisans sahibi anonim ortak-
lığın tüzel kişi pay sahiplerinin ve onların hakim ortağı konumunda bulunan pay
sahiplerinin yukarıdaki oranlar dahilinde kalan ve linsans sahibi ortaklığın kont-
rolünün el değiştirmesi sonucunu doğuran kendi pay devirlerinde de izin alın-
ması gerekecektir. MPIGM'den izin alınmadan yapılan pay edinimleri ile devir-
leri pay defterine kaydolunmaz. Yukarıda resmi izne tabi olan pay devirleri
bakımından da ifade ettiğimiz kanaatimiz çerçevesinde, payın iradı devir dışın-
daki diğer devren kazanma hallerinde de izin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı
sonucuna vannak hükmün amacına uygundur. İzin sonrasında yapılacak tespit-
ler de dahil olmak üzere, bu hükme aykırı olarak pay defterine yapılan kayıtlar
hükümsüzdür. Ancak, yine yukarıda diğer ha ller için de ifade ettiğimiz üzere,
ilgili kurumun yetki alanına ginneyen tüzel kişi pay sahiplerinin veya onların
üst seviyesinde gerçekleşecek pay devirlerinde, izin alınmamasının yaptırımının
-
►
1. 8010m: Payın DevredilebllirliOi ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili ôngôrülen Sınırlamalar 195
payın devrinin geçersizliği değil, lisansın iptali veya faaliyetlerin durdurulması
şeklinde gerçekleşmesi gerekir.
iV. Payın Devri ile İlgili TTK'da ÖngörülenBildirim, Tescil ve İlan Yükümlülükleri
A. Genel Bilgi
TTK m.198 hükmü ortaklıklar toplulukları bakımından, anonim ortaklık
paylarının devrinde de uygulama alanı bulabilecek bir bildirim ile tescil ve ilan
yükümlülüğü getirmektedir. Bu yükümlülük doğrultusunda öncelikle bir serma-
ye ortaklığının paylarının edinilmesi veya elden çıkarılması, yukarıda payın
devrinin resmi izne bağlanmış olduğu haller kısmından aşina olduğumuz, devra-
lınan pay miktarına dayalı dereceli önem kıstası doğrultusunda, bildirim, tescil
ve ilan yükümlülüğüne tabi kılınmıştır. Buna ek olarak, böyle bir durumda pay
edinen teşebbüs ve paylan devir konusu olan sennaye ortaklığının yönetim ku-
rulu üyeleriyle yöneticileri de, kendilerinin, eşlerinin, velayetleri altındaki ço-
cukların ve bunların, sermayelerinin en az yüzde yirmisine sahip bulundukları
ticaret ortaklıklarının, paylan devir konus u senneye ortaklığında sahip oldukları
paylan ile ilgili olarak aynı yükümlülüğe bağlanmıştır.
Söz konusu yükümlülüğün amacı, pay sahiplerinin, alacaklıların ve kamu-
nun, gerçekleşen hakimiyet ilişkilerinden daha etkin bir biçimde haberdar ola-
bilmelerini ve ortaklık içerisindeki pek çok durumda kendiliğinden anlaşılabilir
olmayan yönetimsel güç ilişkilerinin açıkça ortaya konulmasını sağlamak şek-
linde izah edilmektedir3
04
• Madde gerekçesinde de söz konusu amaç, katılma
ilişkilerinin, özellikle karşılıklı katılmaların açıklanması, bu yolla kamunun
aydınlatılması, sermaye piyasasında şeffaflığın sağlanması ve sorumluluk hü-
kümlerinin uygulanması yönünden ağırlık kazanır, şeklinde ifade edilmiştir.
Bununla birlikte öngörülen amacın gerçekleştirilebilmesi bakımından, kazanılan
paylar yanında, oy haklarının kazanılmasının da bildirim yükümlülüğü bakı-
mından dikkate alınması daha isabetli sayılabilirdi. Böylece pay oranı bakımın-
dan değil fakat tanınan imtiyazlar nedeniyle oy haklan bakımından ilgili eşikleri
aşan pay edinim işlemleri de yükümlülüğe tabi kılınabilirdi.
TIK m.198 hükmü, devirden değil, daha geniş bir kavram olan sahip ol-
maktan ve kazanmaktan bahsettiğinden ve esasen ilgili hükmün amacı da göz
önünde bulundurulduğunda, payın tüm aslen ve devren kazanıldığı hallerde
yükümlülüğün söz konusu olabileceğini kabul etmek yerinde olacaktır. Bu çer-
çevede payın devir, miras veya cebri icra yolu ile devren yahut sermaye artırımı
yolu ile aslen kazanılması hallerinde, aşağıda inceleyeceğimiz diğer koşullar
gerçekleştiyse, bildirim, tescil ve ilan yükümlülüğü de ortaya çıkacaktır.
304
ine. KOPPENSTEINER , Kölner Kommentar, § 20 p.1.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
196
TTK ın.198'de öngörülen yükümlülük, çalışmanın aşağıdaki ikinci bölü-
münde incelenen payın devri prosedürünün bir parçası değildir. Başka bir deyiş-
le, yükümlülüğün yerine getirilmesi veya getirilmemiş olmasının, devir konusu
payların mülkiyetinin kazanılması bakımından herhangi bir etkisi bulunmamak-
tadır. Esasen bildirim yükümlülüğünün ortaya çıkışı da, işlemlerin yani payın
devir prosedüıilnün tamamlanmış olmasına bağlanmıştır.
B. Kapsam ve Uygulanma Şekli
1. YükOmlOIOğe Tabi Olanlar
a. Pay Edinen Teıebbüs
TTK m.198 uyarınca, bir teşebbüsün, bir sermaye ortaklığının sennayesi-
nin, doğrudan :�Y� dolaylı olarak, yüzde beşini, onunu, yirmisini, yinnibeşini,
otuzüçünü, e!lısını, altmışyedisini veya yüzde yüzünü temsil eden miktarda
paylarına sahıp olması veya paylarının bu oranların altına düşmesi durumunda,
devralan teşebbüs, durumu söz konusu işlemlerin tamamlanmasını takip eden
on gün içinde payları devir konusu olan sermaye ortaklığına, aynca TTK ve
�iğer K�n.�larda �elirtilen yetkili makamlara yazılı bir şekilde bildirilir, aynca
tıcaret sıcılıne tescıl ve Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan olunur.
Daha_açıkç � belirtmek gerekirse, ilk defa pay sahibi olacak teşebbüsün,
se
��yeyı temsıl eden payların en az yüzde beşine sahip olmak suretiyle pay
sahıbı sıfatını kazanması; mevcut pay sahibi teşebbüsün ise yeni paylar edinmek
suretiyle, yüzde beşten az olan paylarını yüzde beş seviyesine, yüzde beş ve
üzerinde olan paylarını yüzde on seviyesine, yüzde on ve üzerinde olan payları-
nı yüzde yirmi seviyesine, yüzde yirmi ve üzerinde olan paylarını yüzde
yirınibeş seviyesine, yüzde yirmibeş ve üzerinde olan paylarını yüzde otuzüç
seviyesine, yüzde otuzüç ve üzerinde olan paylarını yüzde elli seviyesine, yüzde
elli ve üzerinde olan paylarını yüzde altmışyedi seviyesine ve nihayet yüzde yüz
seviyesine çıkarması durumlarında, söz konusu yükümlülük edinen teşebbüs
bakımından ortaya çıkacaktır.
Bunun yanında bir pay sahibi teşebbüsün ortaklıkta sahip olduğu payların yu-
karıda belirttiğimiz oranların altına düşmesi halinde de, bildirim yükümlülüğü,
paylan elden çıkaran teşebbüs açısından mevcuttur. Elden çıkarma neticesinde
sahip olunan payların miktannda fiilen bir azalma olmasa da; söz gelimi, yapılan bir
sermaye artınmında rüçhan hakkının kullanılmaması suretiyle payların oranının
yukarıdaki eşiklerin altına düşmesi durumunda da, hükmün amacı doğrultusunda,
bildirim yükümlülüğünün ortaya çıkacağı sonucuna kanımızca varılabilir.
Kanun payların doğrudan ve dolaylı olarak elde edilmesi hallerini yüküm-
lülük konusu kabul ettiğinden, dolaylı iştiraklerin de bildirilmesi gereklidir.
TSY m.l 07 f.3 uyarınca dolaylı iştiraklerin bildiriminin söz konusu olması du-
ı.Bölüm: Payın Devredllebillrll!}l ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Ôngörülen Sınırlamalar 197
rumunda, dolaylı yoldan eşikleri aşan veya eşiklerin altına düşen tüm teşebbüs-
ler için bildirimin, bunlardan herhangi birisi tarafından, tümü için yapılabileceği
öngörülmü ştür. Aynı şekilde eşiklerin aşılıp aşılmadığı hesaplanırken, bir te-
şebbüsün ortaklıkta doğrudan ve dolaylı olarak sahip olduğu payların toplamı-
nın dikkate alınması gereklidir.
TIK m.198 hükmünde kullanılan teşebbüs kavramı, gerçek kişileri, özel veya
kamu hukuku tüzel kişilerini ve tüzel kişiliği bulunmayan oluşwnlan kapsamakta-
dır1°
5
•
Ancak anonim ortaklık payını yukarıda belirtilen eşikleri aşmak suretiyle edi-
nen yahut payları bu eşiklerin altına düşen her türlü teşebbüs, TTK m.198'de belirle-
nen yükümlülüğe tabi olmayabilir. TSY m.107 f.2 hükmü, söz konusu yükümlülüğün
ortaklıklar topluluğu ile ilişkisini daha açıkça kurarak, ancak paylan iktisap eden veya
elden çıkaran teşebbüsün, bir ortaklıklar topluluğuna dahil olması halinde doğacağını
açıklığa kavuşturmuştur. TSY m.105'te ise TTK m.195 f4 doğrultusunda ortaklıklar
topluluğu tarif edilmiştir. Buna göre bir ortaklıklar topluluğu, bir ticaret ortaklığı ile
buna doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan en az iki başka ticaret ortaklığından
meydana gelir. Ticaret ortaklığı niteliği taşımayan bir teşebbüse, doğrudan veya do-
laylı olarak bağlı bulunan ticaret ortaklıkları sayısının ikiyi aştığı durumlarda da bir
ortaklıklar topluluğu meydana gelir. Burada bağlı ortaklık sayısını tespit ederken,
varsa yurt dışında bulunan bağlı ortaklıkların sayısı da dikkate alınmalıdır. Dolayısıy-
la TSY m.105 uyarınca tespit edilecek bir ortaklar topluluğuna dahil olmayan bir
devralan teşebbüs yahut devreden teşebbüs bakımından, TTK m.198' de belirtilen
eşikler aşılmış olsa dahi, bildirim yükümlülüğü ortaya çıkmayacaktır.
TTK m. 195 f.5 uyannca, payları edinen veya elden çıkaran teşebbüsün
bağlı olduğu ortaklıklar topluluğunun hakimi yurtdışında olan bir teşebbüs ol-
ması halinde dahi, TTK m.198 hükmü uygulama alanı bulacaktır.
b. Teşebbüs ve Sermaye ŞirketininYönetim Kurulu Üyeleri ve Yöneticileri
TTK m.198 hükmü, bildirim yükümlülüğünün kapsamını oldukça geniş-
letmiş ve edinen teşebbüsün ve payları işleme konu olan sermaye ortaklığının,
yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerinin kendilerinin, eşlerinin velayetleri al-
tındaki çocuklarının ve bunların, sermayelerinin en az yüzde yirmisine sahip
oldukları ticaret ortaklıklarının, payları işleme konu olan sermaye ortaklığında
sahip oldukları payları ile ilgili bildirimde bulunmaları yükümlülüğü getirmiştir.
Bildirimde bulunma yükümlülüğü, edinen teşebbüsün ve payları söz konu-
su işleme konu olan sermaye ortaklığının yönetim kurulu üyeleri ve yöneticileri
için getirilmiştir. Bunlar bakımından bir bildirim yükümlülüğünün ortaya çık-
ması için, öncelikle yukarıdaki başlık altında belirtilen kapsama giren bir işle-
minin gerçekleşmesi gerekmektedir.
305
Bkz. OKUTAN NILSSON, Şirketler TopluluQu, s.71 vd.
Anonim Ortaklıkta Payın Dev,j 198
TIK m.l95 f.6 uyarınca ortaklıklar topluluğuna ilişkin hOkümlerin uygu.
lnnmaı-ında "yönetim kumlu" terimi limited ortaklıklarda müdürleri, sermayesi
pnylarn bölünmüş komandit şirketler ile şahıs şirketlerinde yöneticileri, diğer
tüzel kişilerde yönetim organını ve gerçek kişilerde gerçek kişinin kendisini
ifade eder. TTK m.198 hükmünün de bu kapsamda yorumlanması gerekir. Bu
çerçevede örneğin devralan teşebbüs bir gerçek kişi niteliğinde ise, devralan
gerçek kişinin. eşinin ve çocuklarının ayrıca kendisi, eş ve çocuklarının serma-
yelerinin en
az yüzde yim1isine sahip oldukları ticaret ortaklıklarının, paylan
devir konusu olan sermaye ortaklığında sahip oldukları paylan ile ilgili bildi-
rimde bulunması gerekecektir. TTK m.198'de kullanılan yönetici kavramının
ise. TTK m.367 anlamında, kendisine yönetim yetkisi devredilmiş olan kişiler
olarak anlaşılması, hükmün sınırlarının daha açık bir biçimde çizilebilmesi ba-
kımından, daha uygundur
306
.
TTK m.198'de yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve bunların eşleri ile ço-
cuklarının, sermayelerinin en az yüzde yirmisine sahip oldukları ticaret ortaklık-
lan bakımından yüzde yirmi oranının hesaplanmasında, ilgili yönetim kurulu
üyesi yahut yönetici ve bunun eşi ve çocuklarının, işlem konusu ortaklıkta pay
sahibi olan ticaret ortaklığında sahip oldukları toplam pay oranı dikkate alınma-
lıdır. Söz gelimi pay edinen teşebbüsün veya payları edinme işleminin konusu-
nu teşkil eden ticaret ortaklığının yönetim kurulu üyesi A, X limited ortaklığın-
da yüzde on pay sahibi iken, A'nın eşi B ve çocuğu C, X limited ortaklığında
yüzde beş'er pay sahibi ise; A'nın, X limited ortaklığının paylan edinme işle-
minin konusunu teşkil eden ticaret ortaklığında varsa sahip olduğu paylan ile
ilgili bildirimde bulunması gerekınektedir
307
.
2. Bildirimin Şekli ve Süresi
Bildirimin ilgili işlemin tamamlanmasını takip eden on gün içerisinde yazılı
olarak paylan işleme konu olan ortaklığa yapılması gerekmektedir. Bildirim
bütün payları kapsar, yoksa sadece eşiği aşan paylara özgülenemez
308
• Bildiri-
min yapılacağı on günlük süre, payların mülkiyetinin ilgili teşebbüs tarafından
kazanıldığı andan itibaren işlemeye başlar. Paylan işleme konu olan ortaklığın
bir anonim ortaklık olması ihtimalinde, payların mülkiyetinin devir işlemi neti-
cesinde ne zaman kazanıldığı konusu; payların pay senedine bağlı olup olmadı-
ğı, pay senedine bağlı paylar bakımından ise, pay senedinin hamiline veya nama
yazılı olması, nama yazılı paylar bakımından devrin ana sözleşmede yer alan
bağlam hükümleri ile yönetim kurulunun iznine tabi kılınmış olup olmadığı
hususlarına bağlı olarak, çalışmamızın takip eden ikinci bölümünde ayrıntıları
306
Bkz. OKUTAN NILSSON, Şirketler Toplulu� u. s.75.
307
Bkz. OKUTAN NILSSON, Şirketler Toplulu�u. s.76.
308
Bkz. TTK m.198 madde gerekçesi.
►
ı • Bölüm: Payın Devredilebilirliği ilkesi ve Devren Kazanma ile ilgili Öngörülen Sınırlamalar 199
ile ele alınmaktadır. Burada öncelikle belirtilmesi gereken husus, anonim ortak-
lık nama yazılı payının mülkiyetinin kazanılması bakımından pay defterine
kayıdın kurucu etkiye sahip olmadığıdır3°9. Dolayısıyla bildirim yükümlülüğü-
nün pay defterine kayıt değil, mülkiyetin devri sonucunu doğuran tasarruf işle-
minin yapıldığı anda ortaya çıktığı kabul edilmelidir.
TTK m.198'de bildirim yükümlülüğünün aynı zamanda TTK ve diğer ka-
nunlarda gösterilen yetkili makamlara karşı da yerine getirilmesi gerektiği belir-
tilmiştir. Bu minvalde ilk akla gelen makamlar, düzenleyici ve denetleyici ku-
rum niteliği taşıyan SPK, RK, BDDK'dır. Yukarıda ayn ayrı ve ayrıntıları ile
incelendiği üzere, bu kurumlar ilgili ortaklıkların paylarının devrinin geçerli
olabilmesi için izin alınması gereken makamlardır. Bu çerçevede çeşitli serma-
ye piyasası kurumları, bankalar, emeklilik ortaklıkları gibi ortaklıkların payları-
nın devrinin geçerli olabilmesi için, ilgili mevzuatları uyarınca söz konusu ma-
kamlara izin başvurusu yapılması söz konusudur. İzin başvurusu yapılmasının
gerektiği durumlarda, izin makamına karşı TTK m.198'de düzenlenen bildirim
yükümlülüğünün, devralan teşebbüs bakımından aynca yerine getirilmesine
gerek yoktur. Ancak izin yükümlülüğünün doğmadığı durumlarda, söz gelimi
bir bankanın paylarının yüzde beşi devralınarak pay sahibi sıfatı kazanıldığı
durumda, BanK. m.18 uyarınca bir izin başvurusu yapılmasına gerek olmasa da,
TTK m.198 uyarınca BDDK'ya bildirim yükümlülüğü ortaya çıkacaktır. Bu-
nunla birlikte, ilgili düzenleyici ve denetleyici kurumun tabi olduğu mevzuatta
da, TTK m.198 hükmü paralelinde düzenlemeler yapılması, bildirim yükümlü-
lüğünün işleyişinin sağlanması bakımından yararlı olacaktır.
Yukarıda belirttiğimiz yazılı bildirimlerin yanında; bildirim yükümlüsünün,
paylan işleme konu olan ortaklığın kayıtlı olduğu ticaret sicili müdürlüğüne
başvurarak bildirim konusu hususları on gün içerisinde aynca tescil ettirmesi ve
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 'nde ilan ettirmesi de gerekmektedir.
C. Yükümlülüğün Yerine Getirilmemesinin Hukuki Sonuçları
Bildirim yükümlülüğü, payların mülkiyetinin geçişi ile ilgili bir mesele ol-
madığından, yerine getirilmemesi durumunda ortaya çıkacak olan hukuki sonuç
da, payın devrinin resmi izine bağlanmış olduğu bazı hallerden farklı olarak,
payın mülkiyetinin kazanılamaması değildir. TTK m.198 f .2 hükmü uyarınca bu
durumda ortaya çıkacak olan hukuki sonuç, hakkında bildirim, tescil ve ilan
yükümlülüğü yerine getirilmemiş olan paylara bağlı olan tüm pay sahipliğinden
doğan hakların donması olarak tespit edilmiştir. Bu kapsama tüm malvarlıksal
ve yönetsel haklar dahildir. TTK m.198 f.2'in lafzı ve hükmün amacı dikkate
alındığında, hakların donması onuncu günü takiben değil, payın edinilmesinden
309
Bkz. aşağıda s.275 vd.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 200
itibaren söz konusu olacak, bildirim, tescil ve ilan yükümlülüğünün yerine geti-
rilmesini müteakip donmuş olan haklar kullanılabilir hale gelecektir
10
.
Yukarıda belirttiğimiz hükmün bir neticesi olarak paylann mülkiyetinin mi-
ras yolu ile kazanılması ile bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiği tarih
arasında bir genel kurul toplantısı yapılması halinde, mirasçılar bu genel
kurul
toplantısına katılıp oy kullanma hakkından mahrum kalacaklardır. Bu paylar
genel kurul toplantı nisabının hesabında da dikkate alınmaz. Konuya malvarlık-
sal hakların en önemlisi olan kar payı hakkı açısından yaklaşıldığında ise, kar
payı dağıtımı kararının alındığı genel kurul toplantısı itibariyle, TIK m.198 f.2
uyarınca hakları donmuş olan pay sahibine, bu paylara karşılık gelen kar payı-
nın ödenmeyeceği sonucuna varılması gerekir
311
.
Bu durumda dağıtılacak kar,
haklan donmuş olmayan, kara katılma hakkı olan paylar arasında dağıtılacaktır.
Buradaki donma pay bazında olduğundan, bir pay sahibi TIK m.198'e tabi
olmayan halihazırda sahip olduğu paylarına ilişkin haklan
kullanmaya devam
edecektir.
310
Bkz. OKUTAN NILSSON, Şirketler Toplulu�u. s.82.
311
Bkz. OKUTAN NILSSON, Şirketler Toplulu�u. s.83.
İkinci Bölüm
PAYIN DEVİR PROSEDÜRÜ VE
PAYIN DEVRİNİN HUKUKİ SONUÇLARI
§5. PAY SENEDİNE BAĞLI PAYIN DEVİR PROSEDÜRÜ
1. Genel Olarak
TTK m.484 anonim ortaklık payının hamiline ve nama yazılı pay senetleri-
ne bağlanabileceğini öngörmüştür. Anonim ortaklığın iktisadi ve sosyal fonksi-
yonu doğrultusunda payın pay senedine bağlanması asıl olduğundan, TTK'nın
m.489 - 50l arasındaki hükümleri pay senedine bağlı payın devrini ayrıntılı
olarak düzenlemiştir
1
.
Aşağıda pay senetlerinin devirlerinin tabi oldukları müşterek esaslar ile
Anonim Ortaklıklar Hukuku tarafından pay senedinin türüne bağlı olarak öngö-
rülen özel hükümler ayn başlıklar altında incelenecektir. Bu kapsamda pay se-
netlerinin devrine ilişkin müşterek esaslar başlığı altında, pay senetlerinin dev-
rinde borçlandırıcı işlem ve tasarruf işlemi aynını ile, pay senetlerinin illiliği
konulan üzerinde durulacaktır.
il. Pay Senetlerinin Devrine İlişkin Müşterek Esaslar
A. Pay Senetlerinin Devrinde Borçlandırıcı İşlem - Tasarruf İşlemi Ayırımı
1. Borçlandırıcı İşlem
En basit tanımla; işlemi yapan kimsenin malvarlığının pasif kısmını artıran
işlemlere borçlandırıcı işlemler, aktif kısmını azaltan işlemlere ise tasarruf iş-
lemleri denir. Tasarruf işlemi, genellikle borçlandırıcı işlemlerden doğan borcu
yerine getiren, ifa eden bir işlemdir. Borçlandırıcı işlem, tasarruf işlemine atıl-
mış ilk adımdır; bu sebeple, borçlandırıcı işlem tasarruf işleminden önce yapı-
lır2. Kıymetli evrak bakımından borçlandırıcı işlem, senedin mülkiyetini ka-
zanma hususunda bir hukuki sebep teşkil eder3. Senedin devrine esas teşkil eden
borçlandırıcı işlem mülkiyeti devir amacı taşıyan satım, trampa, bağış veya
ölünceye kadar bakma sözleşmesi olabilir. Anılan sözleşmelerden birisinin ta-
raflar arasında akdedilmesi ile birlikte borçlandırıcı işlem yapılmış olur.
Bununla birlikte, payın pay senedine bağlanma zorunluluğunun bulunmadığı hususuna yukarıda
değinilmiştir.
2
EREN, C.I, s.229, 231.
3
KINACIOĞLU, s.23; Pay senetler inin devrinin mücerretliği için bkz. aşağıda s.211 - 213 vd.
202 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
TTK'da pay senetlerinin devrinde borçlandırıcı işlem ile ilgili herhangi bir
hüküm yer almamaktadır. Bu sebepten ötürü pay senetlerinin devrinde borçlan -
dırıcı işleminin özellikleri için genel hükümlere başvurulması gereklidir. Bu
kapsamda borçlandırıcı işleme şekil açısından yaklaşacak olursak karşımıza ilk
olarak TBK m.l 2'de düzenlenen ve genel ilke niteliği taşıyan şekil serbestisi
ilkesi çıkar. Buna göre, sözleşmenin geçerliliği kanunda açıklık olmadıkça hiç-
bir şekle tabi değildir. Ancak kanunda yer alan şekil şartına uymamanın hukuki
müeyyidesi de butlandır4. Ayıba karşı ve zapta karşı tekeffül ile ilgili kurallar da
niteliğine uygun düştüğü nispette pay senedinin devrine ilişkin sözleşme açısın-
dan uygulama alanı bulacaktır
5
•
Sadece borçlandırıcı işlem, pay senedinin mülkiyetinin devralana geçmesi-
ne yol açmaz. Borçlandırıcı işlem ile senedin maliki senedin mülkiyetini karşı
tarafa geçirme hususunda borç altına girer
6
•
Senedin karşı tarafa devredilebil-
mesi için tasarruf işleminin de yapılması gerekir.
2. Tasarruf İşlemi
Pay senedinin mülkiyetinin devralana geçebilmesi için borçlandırıcı işle-
min ardından mutlaka tasarruf işleminin gelmesi gereklidir. Tasarruf işleminin
ne şekilde yapılacağı pay senedinin türüne göre değişiklik gösterir. TTK
m.647'deki genel hükme uygun olarak hamiline yazılı pay senetleri açısından
tasarruf işlemi senet zilyetliğinin devri (TTK m.489), nama yazılı pay senetleri
için ise ciro i le senet zilyetliğinin devri (TTK m.490 f.2) olarak belirlenmiştir.
Bu tasarruf işlemleri ile ilgili açıklamalara hamiline yazılı ve nama yazılı pay
senetleri konularını incelerken yer vereceğiz.
8. Pay Senetlerinin İlliliği (Sebebe Bağlılığı)
Kıymetli evrak niteliği taşıyan senetler, doktrinde düzenlenmelerine sebep
olan hukuki işlem ile ilgisi bakımından illı (sebebe bağlı) ve mücerret (soyut)
olmak üzere ikiye ayrılır7.
im kıymetli evrakta, senedin düzenlenmesine sebep
olan hukukı işlem senet üzerindeki etkilerini devam ettirir
8
. Bu durumun yarat-
tığı en önemli sonuç ise, temeldeki işlemin geçersizliği halinde, senedin de ge-
4
TEKiNAY /AKMAN/ BURCUOĞLU / ALTOP, s.102; EREN, C.I, s.355 vd.; REISOĞLU, Borç-
lar, s.61; Bu konu ile ilgili olarak bkz. TBK m.237, 289, 288 f.1
5
Bu hususta bkz. TBK m.214 vd., 219 vd., 284.
6
KINACIOĞLU, s.23. EQer bu borç yerine getirilmez ise, TBK m.112 uyarınca dava açma hakkı
doQar.
7
POROY / TEKiNALP, s.38; KARAYALÇIN, Yaşar, Ticaret Hukuku, C.3, Ticari Senetler, 4.
Bası, Ankara 1970, s.20- 21;
ÖZTAN, s.172; IMREGÜN, Oğuz, Kıymetli Evrak Hukuku, lstan-
bul 1998, s.7;
ERTEKiN, Erol/KARATAŞ, izzet, Uygulamada Ticari Senetler, 3. Bası, Ankara
1998, s.11.
8
ÖZTAN, s.172.
-
2. Bölüm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukuki Sonuçları 203
çersiz sayılmasıdır. Mücerret kıymetli evrakta da, senedin düzenlenmesine se-
bep olan bir hukuki işlem bulunmakla birlikte, senette mündemiç olan hak söz
konusu hukuki işlemden tamamen bağımsızdır. Bu bağımsızlık dolayısıyla,
temeldeki işlemde bulunan bozukluklar senetteki hakkın geçerliliğini etkile-
mez
9
.
İlli veya mücerret olmalarına göre kıymetli evrak niteliği taşıyan senetlere
bakıldığında, kambiyo senetlerinin mücerret kıymetli evrak türünün en tipik
örneğini teşkil ettiği görülmektedir
10
.
Gerçekten de, bir satım sözleşmesinde
borçlu, borcuna karşılık alacaklıya bir bono düzenlemesi halinde; temeldeki
satım sözleşmesinin geçersizliği durumunda bile bono geçerliliğini korur. Zira,
mücerret kıymetli evraktan sayılan bono, kendisinin düzenlenmesine sebep olan
hukuki işlemden bağımsızdır. Bununla birlikte, konşimento, taşıma senedi,
makbuz senedi ve varant illi kıymetli evrak kategorisine dahil sayılırlar
11
•
Bu tip
senetleri kazanan kişiler, senette bulunan talep haklarının kanunun o konularda
koyduğu hükümlerle sınırlı olduğunu, bundan daha fazlasını talep edemeyecek-
lerini bilirler
12
.
Anonim ortaklıkların çıkardıkları pay senetleri de, düzenlenmelerine sebep
olan hukuki işlem ile ilgileri bakımından illi kıymetli evrak sayılırlar
13
•
Zira,
yukarıda da ifade edildiği üzere, kural olarak pay, anonim ortaklığın kuruluşu-
nun veya sermaye artırımının tescili ile oluşur. Pay senedine bağlanmış olsun
veya olmasın, söz konusu kural anonim ortaklık paylan açısından genel ilke
niteliğindedir. Yani payı temsilen pay senedi düzenlenmesinin, payın oluşumu
üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Bu sebepten ötürü, paydan doğan
hakların doğumu açısından pay senedinin çıkarılması, kambiyo senetlerinden
farklı olarak, kurucu değil, açıklayıcı niteliktedir
14
•
Bu durumun doğal sonucu
olarak da, ileride inceleyeceğimiz üzere, pay senedinin düzenlenmesine sebep
olan hukuki işlemdeki sakatlıklara ilişkin defiler senedin hamillerine karşı ileri
sürülebilir.
Pay senetlerinin, devrine sebep olan hukuki işlem ile olan ilişkisi bakımın-
dan illi veya mücerret olup olmadığı hususunun ise, yukarıda yapılan açıklama-
lardan bağımsız olarak ele alınarak incelenmesi gerekir.
9
POROY / TEKiNALP, s.39; ÖZTAN, s.171; IMREGÜN, Kıymetli Evrak, s.7; CAN/ GÜNER,
s.13
10
POROY / TEKiNALP, s.39; ÖZTAN, s.172.
11
POROY /TEKiNALP, s.39; ÖZTAN, s.172; ERTEKiN/KARATAŞ , s.11.
12 Ö
ZTAN,
s.172.
13
POROY /TEKiNALP, s.38-39; ÖZTAN, s.173; ERTEKiN/KARATAŞ , s.11; GÖKSOY, s.40.
14
Bkz. POROY, Reha/TEKiNALP, Ünal: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 14. Bası, lstanbul 1999,
s.52; PULAŞLI, s.520; Aynı yönde ANSAY, s.258; ÖZTAN, s.172; KARAHAN, s.3; CAN /
GÜNER, s.22; GÖKSOY, s.40.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
Bu hususta, menkul mülkiyetinin devrinin mücerretliği ile ilgili olarak eşya
hukuku alanında birbirine zıt iki görüş mevcut bulunmaktadır. Doktrinde ço-
ğunluğ u oluşturan görüş uyannca, menkul mülkiyetinin devir işlemi illidir
15
_
Yani, mülkiyetin devrinde tasarruf işlemi geçerli bir iktisap sebebine dayanmı-
yorsa. devri yapan hala malik olarak kalmaya devam edecek ve malın zilyedine
karşı istihkak davası açma imkanına sahip olacaktır. İsviçre Federal Mahkeme-
si, 1929 yılına kadar menkul mülkiyetinin mücerretliği prensibini kabul etmekle
birlikte
16
,
bu tarihte vermiş olduğu bir kararla, gayrimenkul mülkiyetinde oldu-
ğu gibi, menkul mülkiyetinin devrinde de illilik prensibinin geçerli olduğu yö-
nündeki güncel fikrini oluşturmuştur
17
•
Diğer görüş ise menkul mülkiyetini nakil işleminin mücerret olduğunu kabul
etmekte; nakil işlemi geçerli bir sebebe dayanmasa bile mülkiyetin müktesibe geçe-
ceğini, ancak müktesibin bu iktisabının bir sebepsiz zenginleşme teşkil edeceğini
savurunaktadır1
11
•
Bu iki görüşün pratikteki farklılığı; malike tanınan dava hakkı
hususunda bulunmaktadır. Zira, illilik prensibinin kabul edilmesi halinde malik
müktesibe karşı istihkak davası, mücerretlik prensibinin kabul edilmesi halinde ise
ancak sebepsiz zenginle şme davası açabilecektir. Bilindiği gibi, istihkak davası aynı
bir dava olup, bir zamanaşımına tabi değilken, sebepsiz zenginleşme davası bir
şahsi dava olup, TBK m.82' de yer alan zamanaşımına tabidir
19
.
TEKiNALP 'in de haklı olarak belirttiği üzere, menkul mülkiyetinin devri-
nin mücerretliği hususunda hangi görüş kabul edilirse edil sin, pay senetlerinin
devrinin mücerret olduğu sonucuna varılması gereklidir2°. Çünkü, pay senetleri
menkul eşya vasfına sahip olmakla birlikte, öncelikl e kıymetli evrak sayılmakta
ve bu yönleriyle kendilerine has birtakım özellikler taşımaktadırlar. Bu sebeple
kanun koyucu, bu çeşit senetleri salt eşya hukuku kuralları ile açıklamak yerine,
özel hükümlere tabi kılmıştır2
1
.
Nitekim, TTK m.684 f.2 hükmü uyarınca ciro
15
TUOR/SCHNYDER/JAGGI, Das Schweizerische Zivilgesetzbuch, 9. Bası, Zurich 1977, s.585;
MEIER - HAYOZ, Bemer Kommentar , Band iV, Sachenrecht, Systematischer Teil, Bem 1966,
N.42; OFTINGER, Kart, Von Der Eigentumsübertr agung an Fahrnis, Bern, 1933, s.105; YUNG,
W., La Theorie de l'Obligation Abstraite et la Reconnaissance de Dette non Cause Suisse,
Geneve 1930, s.153; SCHWARZ, Andreas B. (Çev. DAVRAN), Borçlar Hukuku Dersleri, lstan-
bul 1948, s.283; TEKiNAY, Sefahattin Sulhl: Eşya Hukuku, 3. Bası, C.I, lstanbul 1978, s.283;
AKiPEK, Jale G .: Türtc Eşya Hukuku, 2. Kitap Mülkiyet, Ankara 1971, s.252
(OĞUZMAN/ SELIÇI, s.552 NAKLEN).
16
ATF 5411304.
17
ATF 55 il 302.
18
ARSLANLI, Halli: Ticari Bey, 4. Bası, lstanbul 1955, s.69 vd; POROY / TEKiNALP, s.88;
OĞUZMAN / SELIÇ), s.553; HATEMI, Hüseyin / SEROZAN, Rona / ARPACI, Abdülkadlr:
Eşya Hukuku, lstanbul 1991, s.311
vd.
19
OĞUZMAN/SELIÇI, s.553.
20
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1113 s.574; PULAŞLI, s.693.
21
:��/öndebkz . EREN, Fikret, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, C.111, 4. Bası, lstanbul 1994,
205 2. Bölüm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukuki Sonuçları
işleminin mücerret olduğu kabul edilmektedir. Zira, kıymetli evrakta mündemiç
olan hak, devir kabiliyeti olan bir haktır ve kanun koyucu mücerretlik ve kamu
güvenliğini haiz kıymetli evrak kavramlarını ortaya atarak söz konusu senetlerin
tedavül güvenliğini sağlamak suretiyle devirlerini kolaylaştırmak amacı güt-
müştür. Kıymetli evrak niteliğini haiz senetlerin anılan özelliğinden ötürü, ano-
nim ortaklıkların iktisadi ve sosyal fonksiyonları da göz önünde bulundurulmak
suretiyle, hamiline ve nama yazılı pay senetlerinin devir işleminin mücerret
olduğu kabul edilmelidir.
111.Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Devri
A. Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Önemi ve Çıkarılma Şartları
1. Önemi
Kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulabi-
len anonim ortaklıklar; tüzel kişilik ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin sağladığı
avantajların da etkisiyle, ortak sıfatından ziyade birer yatırımcı gibi hareket
eden çok sayıda küçük tasarruf sahibinin gösterdikleri ilginin sonucunda günü-
müzde giderek yaygınlaşmakta ve modern ekonominin temel taşlarından bir
tanesi olarak gelişimini sürdürmektedirler. Anonim ortaklıkların bu kadar çok
rağbet görmesinde, ortak olanların sadece katılım paylarını riske atmaları ve bu
faktörün yarattığı etki sayesinde büyük meblağlar toplanarak yapılacak olan
yatırımlara daha çok kaynak aktarılabilmesi ile bilhassa halka açık anonim or-
taklıklarda tasarrufların menkul kıymetlere yatırılmasıyla birlikte mülkiyetin bir
bakıma işler hale getirilmesinde büyük etkisi vardır2
2
. Söz konusu özellikleri ile
anonim ortaklıklar ve çıkarmış oldukları pay senetleri, intifa senetleri ve tahvil-
ler, halkın elindeki tasarrufların menkul kıymetler vasıtasıyla yatının alanlarına
akmasını sağlayan sermaye piyasalarının temel unsurlarını teşkil etmektedirler.
Anonim ortaklıkların modern ekonomik hayat dahilinde üstlendiği bu önemli
konumda hamiline yazılı pay senetlerinin rolü büyüktür. Hamiline yazılı payların
anonim ortaklıkların gelişmesinde oynadıkları rol ve sağladığı yararların çoğunluğu
bu senetlerin anonimlik özelliğinden (/
'anonymat) kaynaklanır. Hamiline yazılı pay
senetlerinin temel niteliklerinden birisi olan anonimlik, doğrudan TIK m.658'den
doğmaktadır. Hamiline yazılı senetler, metninden veya şeklinden, hamili kim ise o
kimsenin hak sahibi sayılacağı anlaşılan kıymetli evraklardır. Pay senedinin devri,
ortaklığa herhangi bir ihbarda bulunmaksızın, senet zilyetliğinin devri ile yapılır.
Sonuç olarak; kar payını almak, genel kurula katılmak ve oy kullanmak gibi pay
sahipliğinden doğan haklarını kullanmak için ortaklığa müracaat etmesi gereken
22
Bkz. IMREGÜN, s.248; Yazar, kendi başlarına üretime elverişli olmayan küçük tasarrufları
toplayarak büyük se rmayelerin oluşması ve bunların üretim alanlarına aktarılmasındaki büyük
rolü dolayısıyla anonim ortaklıkları barajlara, regülatörlere benzetmektedir.
206
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
hallerin dışında
23
, hamiline yazılı pay senedinin hamili anonim kalmakta, ortaklık
tarafindan tanınmamaktadır2". Söz konusu temel özellik, doğurduğu sonuçlar itiba-
nyle anonim ortakJığın önemli unsurlarından bir tanesidir. Her ne kadar, payın pay
senedine, daha da özele inilecek olunursa, hamiline yazılı pay senedine bağlanması
mecburi olmasa da; günümüzde anonim ortaklıkların üstlendikleri en önemli iktisa-
di fonksiyon olan küçük tasamıflan bir araya getirerek büyük sermaye birikimleri-
nin oluşturulması ve bu birikimlerin yatınmlara aktanlınası hedefinin gerçekJeşti-
rilmesinde, muazzam bir tedavül kabiliyetine sahip olan ve anonimlik özelliği saye-
sinde pay sahibinden ziyade birer yatırımcı sıfatıyla hareket eden tasarruf sahipleri-
ni bir araya toparlayan hamiline yazılı pay senetlerinin rolü büyüktür. Gerçekten de
hamiline yazılı pay senetlerinin bu özelliği, kazanç elde etme amacı yanında, elinde
bulunan menkul kıymeti kolaylıkla elden çıkarma imkanına da sahip olmak isteyen
menkul kıymet yatırımcısı açısından büyük bir avantaj teşkil etmektedir2
5
•
2. Çıkarılma Şartları
Anonim ortaklıkların, TTK m.329'da yer alan kamını tanımında da açıkça belir-
tildiği üzere, borçlarından dolayı sorumluluğu malvarlığıyla sınırlıdır. Kamında kul-
lanılan malvarlığı kavramı; değişmez, itibari bir kıymet olan (esas) sermayeden fark-
lı olarak ortaklığın bilançosunun aktif kısmındaki değerler anlamında kullanılmış-
tır26. Anonim ortaklıkların bu özelliğinden ötürü, kanun çeşitli hükümler öngönnek
suretiyle malvarlıklan altında bulunan değerleri koruma altına almak istemiştir. Bu
doğrultuda, hamiline yazılı pay senetlerinin çıkarılması ve nama yazılı pay senetleri-
nin hamiline yazılı hale getirilmesi de bir takım şartlara tabi tutulmuştur.
a. Ortaklık Ana sözleşmesinde Hüküm Bulunması
Hamiline yazılı pay senetlerinin çıkarılabilmesi veya nama yazılı pay senetleri-
nin hamiline yazılı pay senetlerine çevrilebilmesi için öncelikle ortaklık ana sözl eş-
mesinde bu yönde bir hüküm bulunması gereklidir. Ana sözleşmede bu yönde bir
hüküm bulunmuyor ise, pay senetleri ancak nama yazılı olabilir2
7
. Söz konusu hü-
kilin kuruluştan itibaren ana sözleşmede yer alabileceği gibi, ana sözleşme değişikli-
ği ile (TIK m.452 vd.) yeni bir hüküm eklemek suretiyle sonradan da öngörülebilir.
b. Pay Bedelinin Tamamen Ödenmiş Olması
TTK m.484 f.2 ve m.485 f.2 uyarınca, hamiline yazılı pay senetlerinin çı-
kartılabilmesi veya nama yazılı pay senetlerinin hamiline yazılı pay senetlerine
23
Bu hAllerde bile pay sahibinin temsilci kullanarak anonimli�lni koruma şansı olabilir.
24
PATRY, s.113.
26
GÜNAL, s.449; POROY (TEKiNALP / ÇAMOĞLU), p.441 s.214 - 215.
26
Bkz. POROY (TEKiNALP / ÇAMOĞLU), p.432 s.211; PULAŞLI, s.230; Esas sermaye ile ortak-
lık malvartı�ı arasındaki ilişki hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. ARSLANLI, s.92-99.
27
ARSLANLI, Pay, s.278.
207 2. Bölüm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukuki Sonuçları
çevrilebilmesi için aynca pay bedelinin de tamamen ödenmiş olması gereklidir.
Anonimlik özelliğini tam anlamıyla sağlayan hamiline yazılı pay senetlerinin
kimde olduğunun bilinmesine imkan olmaması sebebiyle ortaklığın sermaye
borcunu yerine getirecek kimseyi bulamaması ihtimalini bertaraf etmek amacıy-
la, söz konusu pay senetlerin çıkartılabilmesi için bu kural konulmuştur.
Başka
bir deyişle, anılan hüküm ile kanun koyucu alacaklılara ve pay sahiplerine or-
taklık sermayesinin tamamen ödenmesini garanti altına almak istemiştir2
9
•
Kanun, m.484 f.2 dahilindeki düzenleme ile bedeli tamamen ödenmemiş
paylar için hamiline yazılı pay senedi çıkarılmasını menetmiştir. İtibari değeri
ile taahhüt edilmiş olan bir pay için, ödenmesi gereken miktar payın itibari de-
ğeridir. Ancak itibari değerinin üzerinden taahhüt edilmek üzere çıkarılan agiolu
(primli) paylarda durum ne olacaktır?
Bu konuda, nama yazılı pay senetlerinin hamiline yazılı pay senetlerine çev-
rilmesini düzenleyen 865 sayılı TK m.402 kapsamında; nama yazılı pay senetleri-
nin, ihraç değeri itibari değerinin üzerinde olan hamiline yazılı pay senetlerine
çevrilebilmeleri için aradaki farkın da ödenmiş olması gerekeceği yönünde bir
hüküm mevcut idi. Fakat söz konusu hüküm herhangi bir gerekçe gösterilmeksi-
zin 6762 sayılı ITK'ya ve ardından yeni Ticaret Kanunu'na alınmamıştır.
Yuka-
rıda da açıkladığımız üzere, TIK m.484 f.2'deki kuralın öngörülme sebebi ortak-
lık borçlarının karşılığını oluşturan malvarlığının korunması amacıyla ortaklığın
sermayesinin ödenmesini alacaklılara ve ortaklara garanti etmek olduğuna göre;
aynı ihtiyaç itibari değerin üzerinde çıkartılan senetlerde de mevcut bulunduğun-
dan, kanımızca agiolu payların tahvili ve bu türden paylar için hamiline yazılı pay
senedi çıkarılabilmesi için itibari değer üzerinde kalan miktarın da ödenmesi ge-
reklidir2
9
• Tersinin kabul edilmesi, anonim ortaklıklara hakim olan malvarlığının
korunması ilkesine aykırılık teşkil edebilir.
Bedelleri tam ödenmemiş paylar mevcutken, TTK m.484 f.2'de öngörül-
müş olan şartı karşılayan paylar için hamiline yazılı pay senedi çıkarılabilir.
Aynı grup içerisinde yer alsalar dahi, ödenmemiş payların mevcut olması, bede-
li ödenmiş paylar için hamiline yazılı pay senedi çıkarılmasına engel teşkil et-
mez
30
•
3. Çıkarılma Şartlarına Aykırılığın Sonuçları
Hamiline yazılı pay senetlerinin çıkartılması hususunda TTK m.484 f.2'de
öngörülen kurala aykırı olarak çıkarılan senetler geçersizdir. Böyle bir senedi
28
ATF 86 il 89-JdT 1961 1 2; Bkz. ARSLANLI, Pay, s.279.
29
Bkz. ARSLANLI, Pay, s.279; Aksi yönde, TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1116 s.576;
ÇEViK, s. 974.
30
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1116 s.576.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 208
devir alan kimse pay sahipliğini kazanamaz, sadece zararlarının giderilmesini
isteyebilir (ITK m.484 f.2 c.3). Söz konusu hüküm uyarınca geçersiz sayılan
senedi devralan iyiniyetli üçüncü kişi anonim ortaklığa ve/veya yönetim kuru-
luna (ITK m.553) yahut devredene karşı tazminat davası açabilir
31
•
Bedelleri tam ödenmeden çıkarılan hamiline yazılı pay senetleri TrK
m.484 f.2 uyarınca geçersiz sayılacaklarından, pay sahibi sıfatı da, bakiye ser-
maye borcundan sorumluluk da, ortaklık ile aralarındaki ilişki çerçevesinde
geçersiz senedi devredene ait olarak kalacaktır
32
•
4. Çıkanlma Zorunluluğu
TTK m.486 f.2 hükmü ile hamiline yazılı paylar bakımından pay senedi çı-
karma zorunluluğu getirilmiştir. Buna göre, ana sözleşmede payların hamiline
yazılı olduğu öngörülm üş ise, yönetim kurulu pay bedelinin tamamının öden-
mesi tarihinden itibaren üç ay içinde hamiline yazılı pay senetlerini bastırıp
hamillerine dağıtmakla yükümlü kılınmıştır.
Payların serbestçe ve sınırsız bir biçimde tedavül edebilmesi temel amacını ta-
şıyan hamiline yazılı pay senetlerinin, söz konusu amaç paralelinde, koşullarının
oluşmasına rağmen (TTK m.484 f.2) pay sahiplerinin menfaatleri aleyhine olarak
bastınlmamasının veya bastırılmasının yönetim kurulu tarafından geciktirilmesinin
önüne geçilmesi, yukarıda da belirtildiği üzere yerinde bir düzenleme olmuştur. Bu
hükme muhalefet ederek koşullan oluştuğu halde hamiline yazılı pay senedi bastıra-
rak pay sahiplerine dağıtmayan ortaklık aleyhine dava açılarak pay senetlerinin
bastırılması talep edilebilir. Kusurlu yönetim kurulu üyelerinin pay sahiplerinin bu
sebeple uğradıkları zarardan hukuki sorumluluğu saklıdır.
B. Devir Prosedürü
1. Temel Kural
a. Senet Zilyetliğinin Devri
Yukarıda da belirtildiği üzere, kıymetli evrakın devrini düzenleyen TTK
m.647'nin birinci fıkrasında;
"kıymetli evrakın devri için, her halde senet üze-
rindeki zilyetliğin devri şarttır."
hükmü yer almaktadır. Metin içerisinde geçen
"her halde" ibaresi ile, hangi çeşit olursa olsun, kıymetli evrak niteliğini taşıyan
31
TEKiNALP (POROY / ÇAMO�LU), p.1117 s.576; Bir hakkı kazanmasına engel olan nedeni
bilen kimse o hakkı kazanamaz. Bu noktadan harekete, iylniyetli olmayan üçüncü kişilerin, ge-
çersiz olduQunu bildikleri hamiline yazılı pay senetlerini devralmaları dolayısıyla ortaklıQa karşı
dava açamayacakl arını kabul etmek gereklidir. (Bkz. EDIS, Seyfullah, Medeni Hukuku Giriş ve
B�şlangıç Hükümleri, 4. Bası, Ankara 1993, s.263;
ZEVKLiLER, Aydın/ ACABEY, M. Betlr /
GOKYAYLA, K. Emre,
Zevkliler Medeni Hukuk, 6. Bası, Ankara 2000, s.119 vd.)
32
Bkz. AYTAÇ, s.113; Ancak aşaQıda lnceleneceQI üzere, eQer devralan senedi deQII de, bedeli
tam ödenmemiş çıplak payı temlik beyanı ve anonim ortaklıQın onayının alınması yol u ile iktisap
etmişsepay sahipliQI sıfatını kazanır ve bakiye sermaye borcundan dolayı da sorumlu olur.
2
_Bölüm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukukı Sonuçları
209
bütün senetlerin devrinde istisnasız uygulanacağı anlaşılan bu hüküm, hak ile
senet arasındaki kuvvetli bağın bir sonucu olarak ortaya çık.maktadır. Zira, hak
sahibi açısından olaya yaklaşılacak olunursa, kıymetli evrakta geçerli olan, hak-
ka sahip olmak için senet üzerindeki zilyetlik zorunludur ilkesi uyarınca, hakkın
kullanılması için sendin ibrazı ve devri için de herhalde zilyetliğinin devri ge-
reklidir. Anonim Ortaklıklar Hukukunda da, TTK m.4 l5 f.3'te olduğu gibi, pay
sahipliğinden doğan birtakım hakların kullanılabilmesi için pay senedinin ibraz
edilmesi zorunludur. Bu sebepten ötürü, senedin ve senette mündemiç olan
hakkın devredilebilmesi için, devralanm senedin aslı zilyetliğini kazanması
gereklidir
33
•
TIK m.647 f. l kıymetli evrak niteliğini haiz senetlerin devri için uyulması
gereken senet üzerindeki zilyetliğin devri yönündeki prensibin altını çizerken;
esasen hamiline veya nama yazılı olarak düzenlenebilecek anonim ortaklık pay
senetlerinin devrine ilişkin kurallar öngören TIK m.489 ve m.490'da ise, nama
yazılı pay senetlerinin devrinde ek olarak aranan cironun yanında, hamilirıe
yazılı pay senetlerinin ancak zilyetliğin geçirilmesi ile devredilebileceği öngö-
ıiilmüştür (TTK m.489)3'
1
•
TTK m.489'da öngörülen devir şekli, TBK m.12 f.2
anlamında sıhhat şartı olup, senetsiz ve senedin zilyetliği geçirilmeksizin yapı-
lan pay senedi devir işlemleri taraflar arasında dahi geçerli değildir35. Bu sonuç
bilhassa TIK m.489'un lafzından ol dukça açık bir biçimde çık.maktadır . Dola-
yısıyla pay senetlerine bağlanmış olan paylan senetsiz iktisap ettiğini iddia eden
kimsenin bu iddiası dinlenmez (TTK m.645)
36
.
33
"Davacı, pay senetlerinin bedelini ôdemiş ve fakat seneUer davalı ortaklık tarafından teslım
edilmemişse, bu senetlerin teslimi için davalı ortaklık aleyhine aynen teslim davası açılabilir...
Yar. 11. HD. 19.2.1986T. 7272E. 804K. {ERiŞ, s.578, N.3).
34
TTK m.489'un 6762 sayılı TTK'daki karşılığı olan m.415, hamiline yazılı pay senetlerinin ancak
teslim ile devredilebileceği hükmünü öngörmekteydi. Bu nedenle de öğretide, anonim ortaklıkla-
rın çıkartmış oldukları pay senetleri açısından anılan kavramın "fiilen teslim" anlamına geldiği,
yani pay senedinin devredilebilmesi için mutlaka fiilen el değiştirmesi gerektiği yönünde bir gö-
rüş mevcut idi (bkz.
ARSLANLI, Pay, s.282). Ancak öğretinin çoğunluğu ve Yargıtay, m.415 ve
m.559'd _�kullanılan kav�a�lardan, eşya hukuku kapsamındaki zilyetliğin devrinin anlaşılması
gerektiğını savunmakta tdı (bkz.
TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), s.596; ÖZTAN, s.149;
DOMANiÇ, s.1309; IMREGÜN, Kıymetli Evrak, s.16; KINACIOĞLU, s.24; PULAŞLI, Bağlı, s.31
vd; ERDEM, s.18; GÖKSOY, s.47 - 49; POROY / TEKiNALP, s.86; ayrıca bkz.• uyuşmazlık
konusu pay senetlerinin devri sırasında A.Bank'ta rehinli oldukları anlaşılmaktadır
MK'nın
89211 (979) maddesinde "bir üçüncü şahıs veya temlik eden hususi bir sebebe binaen zilyed
olmakta devam ederse zilyedlik teslim olmaksızın iktisap olunabilir.· (hükmü ôngôrOlmOştür).
Senetlerde de bu hükmün uygulanmasına bir engel yoktur ve öğretide kabul edilmektedir.·
Yar.
11. HD. 4.12.1981 4965E. 5248K. (ERiŞ, TTK 1. Bası, s.1240). TTK m.489 ve 490 f.2 ise, tes-
lim yerine zilyetliğin devri kavramını kullanarak tartışmaya son noktayı koymuştur.
l5 Bkz. Yar. 11. HD. 7.5.1993T. 2006E. 3255K. (ERiŞ, s.671 N.18); DOMANiÇ, s.1322;
Kaydneştirme ile ilgili istisna için bkz. aşağıda s.335 vd.
36
TMK m.980 uyarınca, varant ve makbuz senedini teslim almak suretiyle hak sahibi olan şahıs-
larla, bu belgelere bağlanmış olan malların senetsiz zilyetliklerini iktisap eden kişileri� karşılaş-
ması durumunda mala fiilen zilyet olan kimse korunmaktadır. Söz konusu hüküm emtiasen_ e�e-
rine münhasır bir istisnai kural oldu{ıundan öt0rO, pay senetlerine bağlanmış payları senetsız ık-
,
210 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
Bir kimse, ya başka bir kişinin onayı söz konusu olmaksızın, sadece kendi
zilyetlik iradesi ile bir eşya üzerinde fiili hakimiyeti ele geçirerek zilyet olur veya
bu kimse zilyetliği eşyanın daha önceki zilyedinin onayı sonucunda kazanır
1
.
İlk
hal zilyetliğin aslen iktisabına, ikinci hal ise senedin devren iktisabına örnek teşkil
eder. Eğer zilyetliği kazanan kişinin zilyetliği, önceki zilyedin rızasına dayanıyor-
sa, zilyetliğin devren iktisabı söz konusudur38. Eşyanın zilyetliğinin devren iktisa-
bı iki şekilde gerçekleşebilir: Buna göre, zilyetlik ya fiili teslim, ya da teslimsiz
devir şekillerinden birisi vasıtasıyla devredilebilir
39
. Kural olarak, mevcut zilyet
ile müstakbel zilyet, söz konusu devir şekillerinden herhangi bir tanesi seçme
hususunda serbesttirler. Mevcut zilyetlik durumu ve bu zilyetliği müstakbel şekli
hususunda tarafların mutabakatı, zilyetliğin devir şeklini tayin eder. Anonim or-
taklıkların çıkartmış oldukları pay senetlerinin devri hususunda da, yukarıda ince-
lediğimiz üzere, aynı esaslar geçerlidir. Pay senedi; fiili teslim veya zilyetliğin
teslimsiz devir şekillerinden kısa elden teslim, hükmen teslim yahut zilyetliğin
havalesi yollarından bir tanesi kullanılarak devredilebilir
40
.
aa. Senet Zilyetliğinin Teslim Yolu ile Devri
Zilyetliğin devrinin en açık şekli hiç kuşkusuz vasıtasız zilyetliğin kaza-
nılması, yani malın teslimi ile söz konusu olur. Zilyetliğin teslim yolu ile dev-
rini düzenleyen TMK m.977, iki yöntem öngörmüştür. Buna göre zilyetlik, se-
nedin bizzat kendisinin teslimi suretiyle devredilebileceği gibi, senet üzerinde
tisap ettiQini iddia eden kimsenin bu iddiası dinlenmez (TTK m. 645), paylar pay senedini devra-
lan kimseye ait olur (DOMANiÇ, s.1322).
37
ZilyetliQin aslen kazanılması, devren kazanmanın aksine tek taraflı bir fiil ile gerçekleşir. Bkz.
SAYMEN, F.H. / ELBIR, H.K.: Türk Eşya Hukuku Der sleri, lstanbul 1963, s.52;
OĞUZMAN/ SELIÇI, s.61; TEKiNAY, s.66; AKiPEK, Jale G.: Türk Eşya Hukuku, 1. Kitap Zilyet-
lik ve Tapu Sicili, 2. Bası, Ankara 1972, s.185 - 187; REISOĞLU, Safa: Türk Eşya Hukuku, C.I,
7. Bası, Ankara 1984, s.55 - 56; GÜRSOY, Kemal T./EREN, Fikret/CANSEL, Erol: Türk Eşya
Hukuku, Ankara 1978, s.96 - 97; ÜNAL, Mehmet: Şekli Eşya Hukuku, 2. Bası, Ankara 1994,
s.113; ERTAŞ, s.38; ESENER, Turhan: Eşya Hukuku, Ankara 1985, s.17 - 18; AYAN, Meh-
met: Eşya Hukuku, C.I, Konya 1992, s .55.
38
SAYMEN/ELBIR, s.52 - 54; OĞUZMAN/ SELIÇI, s.62; TEKiNAY, s.56; AKiPEK, s.186;
REISOĞLU, s.56; GÜRSOY/EREN/CANSEL, s.97; ÜNAL, s.116; ERTAŞ, s.38; ESENER,
s.18; HATEMI/SEROZAN/ ARPACI, s.255; AYAN, s.57.
39
TEKiNAY, s.67; AKiPEK, s.191, Yazar zilyetliQin teslimsiz devrini "Zilyetlik hakkının devri"
olarak ifade etmiştir; ERTAŞ, s.38; ÜNAL, s.119; AYAN, s.57; Bunun yanında bazı yazarlar zil-
yetliğin devren kazanılmasının halleri konusunda farklı ayrımlar yapmıştır: SAYMEN/ELBIR,
s.54, ESENER, s.23, Yazarlar bu halleri üçe ayırmış ve teslim ile teslimsiz kazanılma hallerinin
yanına emtiayı temsil eden senetlerin teslimi ile kazanılmayı da eklemiştir; OĞUZMAN/ SELIÇI,
s.64, Yazar yeni zilyedin vasıtasız (doQrudan doQruya) ve vasıtalı (dolayısıyla) zilyed kılınması
şeklinde ikili bir ayrıma gitmiştir.; REISOĞLU, s.56, Yazar, dörtlü bir ayırıma giderek, teslim ile
ve teslimsiz kazanmanın yanına emtiayı temsil eden senetlerin teslimi ile ve miras yoluyla kaza-
nılmayı da eklemiştir; GÜRSOY/EREN/CANSEL, s.97 vd., Yazarlar da dörtlü bir ayrıma gitmiş-
ler ve zilyetliQin fiilen teslimi suretiyle, zilyetllk mukavelesiyle , temsilci aracılıQı ile ve teslimsiz
kazanılması hallerini incelemişlerdir.
40
ÖZTAN, s.149; DOMANiÇ, s.1309; IMREGÜN, Kıymetli Evrak, s.16; KINACIOĞLU, s.24;
PULAŞLI, BaQlı, s.31 vd; ERDEM, s.18; GÖKSOY, s.47 -49; POROY / TEKiNALP, s.86.
2. BOiüm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukuki Sonuçları 211
fiili hakimiyeti mümkiln kılan araçların yeni zilyedin iktidarına bırakılması
suretiyle de devredilebilir
41
•
İkinci metoda örnek olarak, pay senedinin içinde
bulunduğu kasanın anahtarının devralana verilmesi gösterilebilir.
Senet zilyetliğinin teslim yolu ile devrim, teslimsiz devir şekillerinden ayı-
ran nokta; senet üzerindeki
.fiilf hakimiyetin zilyetliği iktisap edene geçmesidir.
Bilhassa araçların teslimi suretiyle zilyetliğin devrinde dikkat edilmesi gereken,
senet üzerindeki fiili hakimiyetin zilyetliği iktisap edene geçmesi hususunu;
müktesibin senet üzerinde dilediği şekilde tasarrufta bulunabilme hakkına sahip
olması şeklinde açıklamak mümkündüt
42
•
Bu işlem hazırlar arasında veya bir
temsilci kullanılarak, senedin yahut aracın devren gönderilmesi suretiyle gaipler
arasında da gerçekleşebilir
43
.
bb. Senet Zilyetliğinin TeslimsizDevri
Bazı durumlarda senedin fiilen teslimi veya üzerinde fiili hakimiyet kur-
maya yarayan araçların yeni zilyede verilmesi söz konusu olmaksızın zilyetliğin
devri gerçekleşebilmektedir
44
•
Zilyetliğin teslimsiz devri durumlarında, teslim
işlemi gerçekleşmeden, senedin eski zilyedinin zilyetlikten vazgeçmek ve yeni
zilyedinin de zilyetliği iktisap etmek yönündeki iradelerinin açık veya zımni bir
biçimde beyan edilmesi s uretiyle zilyetlik devredilmiş sayılmaktadır
45
•
Senet
zilyetliğinin teslimsiz devri, daha ziyade
"mevsuf yer değişikliği" durumunun
aranmayacağı veya gereksiz olduğu durumlarda görülür
46
•
Aşağıda senet zilyet-
liğinin teslimsiz devir halleri incelenecektir.
aaa. Kısa Elden Teslim
Kısa elden teslim yolu ile zilyetliğin devri, bir eşyanın asli zilyedi olmayan
vasıtasız zilyedinin veya zilyet yardımcısının bir hukuki işlem ile zilyetlik sebe-
binin değişmesi yahut eşyaya zilyet olması şeklinde tanımlanabilir
47
•
Bu halde;
eşya vasıtasız zilyedin veya zilyet yardımcısının elinde bulunmakta iken bir
41
SAYMEN/ELBIR, s.52 - 54; OĞUZMAN/SELIÇI, s.65; TEKiNAY, s.67 - 68; AKiPEK, s.187;
REISOĞLU, s.56 - 57; ÖZTAN, s.18 - 19; GÜRSOY/EREN/CANSEL, s.97; ÜNAL, s.119;
ERTAŞ, s.39; ESENER, s.18; AYAN, s.57.
42
SAYMEN/ELBIR, s.55; OĞUZMAN/SELIÇI, s.66; GÜRSOY/EREN/CANSEL, s.97 ÜNAL, s.121
-122.
43
SAYMEN/ELBIR, s.58; OĞUZMAN/SELIÇI, s.67 - 68; AKiPEK, s.190 - 191; REISOĞLU, s.58;
GÜRSOY/EREN/C ANSEL, s.98 - 99; ÜNAL, s.125 - 127; ERTAŞ, s.40; ESENER, s.20;
AYAN, s.60-61.
44
SAYMEN/ELBIR, s.59; TEKiNAY, s.71 - 72; AKiPEK, s.191; REISOĞLU, s.59; ÜNAL, s.125;
ERTAŞ, s.41; ESENER, s.20; AYAN, s.61.
45
SAYMEN/ELBIR, s.59; TEKiNAY, s.71 - 72; AKiPEK, s.191; REISOĞLU, s.59; ÜNAL, s.125;
ERTAŞ, s.41; ESENER, s.20; AYAN, s.61.
46
ÖZTAN, s.152.
47
SAYMEN/ELBIR, s.60 vd .; TEKiNAY, s.70; AKiPEK, s.205; REISOĞLU, s.59;
GÜRSOY/EREN/CANSEL , s.100; ÜNAL, s.122; ERTAŞ, s.41; ESENER, s.21; AYAN, s.61.
212 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
hukuki işlem sonucunda vasıtasız zilyedin zilyetlik sebebi değişmekte, zilyet
yardımcısı ise zilyet haline gelmektedir. Kısa elden teslim yolu ile zilyetliğin
devrinin öngörülmesinin sebebi, hukuki işlem sonucunda gereksiz yere önce
maim vasıtasız zilyetten veya zilyet yardımcısından alınarak, sonra tekrar teslim
edilmesini önlemektir
49
•
Gerçekten de, kısa elden teslim yolu ile zilyetliğin dev-
rinde malı elinde bulunduran kişinin mal üzerindeki fiili hakimiyeti kesintiye
uğramamakta, zilyetlik durumu sadece irade beyanı ile değişmiş sayılmaktadır.
Kısa elden teslim ile zilyetliğin devri konusunda TMK'da hüküm bulun-
mamaktadır. Ancak hüküm konulmamasının sebebi bu yol ile zilyetliğin teslim-
siz devrinin hukukumuzda kabul edilmemesi değil, aksine ayrıca bir hüküm
konulmayacak kadar doğal karşılanmasıdır
49
.
Pay senetlerinin devrinde de, kısa elden teslim yolunun kullanılması müm-
kündür. Örneğin, pay senedini intifa hakkına dayanarak elinde bulunduran kişi
daha sonra pay senedinin mülkiyetini kazanırsa zilyetlik kısa elden teslim yolu
ile devredilmiş sayılır. Dikkat edilecek olunursa, intifa hakkı sahibi pay senedi-
ni malik sıfatı ile elinde bulundurmadığı için asli zilyedi değil, fakat vasıtasız
zilyedidir. Zira intifa hakkı pay senedinin hak sahibine teslimini gerektirir
(TMK m.795 f.1). Sonuç olarak pay senedi mülkiyetinin devri işlemi senet ha-
miline yazılı ise sadece irade beyanı ile, nama yazılı ise mülkiyeti devir amacını
taşıyan ciro işleminin yapılması ile tamamlanmış olacaktır°. Çünkü, pay sene-
dinin önce intifa hakkı sahibince pay sahibine geri verilmesine ve sonra mülki-
yetin devri için tekrar geri alınmasına gerek yoktur. Ancak bu halde pay senedi-
ni devralanın aradaki zilyetlik sözleşmesinin varlığını ispat etmek için gerekli
önlemleri alması icap eder
51
.
bbb. Hükmen Teslim
Hükmen teslim yolu ile zilyetliğin devrinde, eşyanın asli zilyetliğini devre-
den kişi bir hukuki işleme dayanarak fer'i ve vasıtasız zilyet olmaya devam
eder
2
. Zilyetliğin bu şekilde devrinin gerçekleşmesi için taraflar arasında iki
ayrı hukuki işlem yapılması gereklidir. İlk hukuki işlem, eşya üzerindeki asli
zilyetliğin
devrini, yani eşyanın temlikini sağlayan satım veya bağışlama gibi
48
SAYMEN/ELBIR, s.60 vd.; TEKiNAY, s.70; REISOĞLU, s.59; GÜRSOY/EREN/CANSEL ,
s.100; ÜNAL, s.122; ERTAŞ, s.41; HATEMI/SEROZAN/ARPACI , s.257.
49
OĞUZMAN/SELIÇI, s.64; ÜNAL, s.124.
50
Kanımızca eski pay sahibi m0lklyetln devredilmesi için ciro işlemini yaparken senet üzerindeki
vasıtasız zllyetll�I kazanamaz. Dolayısıyla ciro işleminin yapılması esnasında senedin el de�iş-
tlrmesi, kısa elden teslim işlemine engel teşkil etmez .
61
ÖZTAN, 153.
62
SAYMEN/ELBIR, s.62; OĞUZMAN/SELIÇI, s.68; TEKiNAY, s.81; AKiPEK, s.165; REISOĞLU,
s.60; GÜRSOY/EREN/CANSEL , s.100; ÜNAL, s.127; ERTAŞ, s.41; ESENER, s.21; AYAN,
s.62.
2. Bölüm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukuki Sonuçları 213
bir sözleşmedir
53
. Diğer hukuki işlem ise; TMK m.979 f.l 'de, "...özel bir hukuki
ilişkiye dayanarak zilyet olmakta devam ederse..." şeklinde ifade edilen ve eş-
yanın asli zilyetliğini devreden ilk hukuki işlemle ilgisi olmayan; ya kira, ariyet,
istisna veya vedia gibi şahsi hak sağlayan bir sözleşme, ya da intifa yahut sükna
gibi sınırlı bir ayni hak tesisi olabilir. Böylece eşyanın asli zilyetliğini devreden
kişi, şahsi bir hakka veya sınırlı bir ayni hakka dayanarak eşya üzerindeki vası-
tasız zilyetliğini sürdürmekte, yeni asli zilyet ise taraflar arasındaki özel hukuki
işlem sebebiyle eşyayı fiilen teslim almadan vasıtalı zilyetliği elde etmektedir".
Hükmen teslim yolu ile zilyetliğin devri, anonim ortaklıkların çıkardık.lan pay
senetlerinin devrinde de kullanılan bir yöntemdir. Pay senetlerinin devrini sağlayan
hukuki işlemin yanında, taraflar devreden kişinin özel bir hukuki ilişkiye dayanarak
senetlere zilyet olarak kalmaya devam edeceğim öngönnüşlerse, bu durumda hük-
men teslim yolu ile zilyetliğin devri söz konusu olur. Örneğin, bir bankadan pay
senedi devralan kişinin, vedia sözleşmesi çerçevesinde bankadan devre konu teşkil
eden pay senedini bir süreliğine muhafaza etmesini istemesi halinde durum böyle-
dir
5
•
Burada hükmen teslim yolu ile zilyetliğin devrini sağlayan özel hukuki sebep
vedia sözleşmesidir. Ayru şekilde, bir kişi pay senetlerinin mülkiyetini devretmekle
birlikte, söz konusu pay senetlerinin intifa hakkını elinde bulundurursa zilyetliğin
hükmen teslim yolu ile devri vardır. Zira, pay senetleri üzerinde intifa hakkı kurul-
ması, senetlerin hak sahibine teslimini gerektirir. Görüldüğü gibi intifa hakkı sınırlı
bir aynı hak doğurmakta ve asli zilyetliği devreden kişi pay senetlerine bu hakka
dayanarak fer'i zilyet olarak kalmaya devam etmektedir.
Kamın koyucu, TMK m.766 ve m.939'da öngördüğü hükümler doğrultu-
sunda, rehinde teslim şartını arayan kuralı etkisiz hale getirmek veya alacaklıla-
rın icra takibinden kurtulmak amacıyla kullanılan zilyetliğin hükmen teslim
yoluyla devrini geçersiz kılmış tır. Dolayısıyla, pay senetleri üzerinde, fiilen
teslim dışında bir zilyetlik devri yöntemi ile rehin hakkı kurulamaz
56
. Aynı şe-
kilde, hükmen teslim yolu ile zilyetliğin devri devredenin alacaklılarına zarar
53
Bağışlama sözleşmesinde, hükmen teslim yolu ile bağışlanan eşyanın zilyetliğinin, sonuç olarak
da mülkiyetinin devredilip devredilemeyeceği hususunda doktrinde yer alan tereddüt günümüz-
de yerini hükmen teslimin bağışlama sözleşmesi için de geçerli bir zilyetliğin devri yolu olduğu
hakim fikrine bırakmıştır. Bkz.
OĞUZMAN/SELIÇI, s.69; TEKiNAY, s.82 - 83; AKiPEK, s.197;
REISOĞLU, s.61; Bu konuda Yargıtay da hükmen teslim yolu ile zilyetliğin devrinin bağışlama
sözleşmesi için geçer li olduğu yolunda karar vermiştir. Yar. 7. HD. 25.10.1976T. 9792E.
12151K. (YKD 1978 S.2, s.208). lsviçre Federal Mahkemesi'nin içtihadı da bu yöndedir: Bkz.
ATF 63
il 395; ATF 70 il 199.
54
SAYMEN/ELBIR, s.62; OĞUZMAN/SELIÇI, s.68; TEKiNAY, s.81; AKiPEK, s.195; REisOĞLU,
s.60; GÜRSOY/EREN/CANSEL , s.100; ÜNAL, s.127; ERTAŞ, s.41; ESENER, s.21; AYAN, s.62.
55
ÖZTAN, s.154; ESENER, s.21.
56
SAYMEN/ELBIR, s.65; OĞUZMAN/SELIÇI, s.69; TEKiNAY, s.85; AKiPEK, s.196; REISOĞLU,
s.60; GÜRSOY/EREN/CANSEL , s.100; ÜNAL, s.130 vd.; ERTAŞ, s.42; ESENER, s.22;
HATEMI/SEROZAN/ARPACI , s.258- 259; AYAN, s.62; GÖKSOY, s.103.
214 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
vermek amacıyla yapılmış ise; ömeğin, borcundan ötürü icra takibine uğrayaca-
ğını bilen borçlu, hamiline yazılı pay senetlerini bir akrabasına devretmiş, fakat
yine kendi evinde ariyet olarak muhafa za etmeye devam etmiş ise, artık icra
takibi yapan ve hamiline yazılı senetleri haczettirmek isteyen alacaklıya karşı
söz konusu senetlerin mülkiyetinin hükmen teslim yolu ile başkasına geçmiş
olduğu ileri sürillemez
57
.
ece. Zilyetliğin Havalesi
Zilyetliğin teslimsiz devri hallerinden üçüncüs ü olan zilyetliğin havalesin-
de, kısa elden teslim ve hükmen teslim yollarından farklı olarak üç taraf vardır
ve senet devir esnasında özel bir hukuki sebebe binaen devreden ve devralan
sıfatına sahip olmayan üçüncü bir kişinin hakimiyeti altında bulunmaktadır58.
Bu türden bir teslimsiz zilyetlik devri hali öngörülmesinin sebebi malikin eşya
üzerindeki tasarruf hakkını korumaktır5
9
.
Bilindiği gibi mülkiyet hakkı, sahibine
konusunu teşkil ettiği eşyayı hukuki işlemlere konu yapma yetkisi tanır. Bir pay
senedi üzerinde başka bir kişi lehine intifa hakkı tanınarak senedin o kişiye ve-
rildiği düşünülürse, intifa hakkı süresince malik - vasıtalı zilyet, hak.kın sahibi
ise vasıtasız zilyet olacaktır. Bu durumda, intifa hakkı süresince pay senedi hak
sahibinden geri alınamayacağına göre, malik mülkiyeti altında bulunan pay
senedini fiili teslim mümkün olmadığı için bir başkasına devretme imkanından,
yani hukuki işlemlere konu etme hakkından yoksun kalacaktır. Dolayısıyla
Kanunkoyucu, malikin pay senedini üçüncü kişini n elinden almasına gerek
kalmaksızın, devralan ile yapacağı bir anlaşma suretiyle zilyetliği teslimsiz dev-
retmesine, böylece mülkiyetin de devral ana geçmesine imkan tanımıştır
60
•
Zilyetliğin havale suretiyle devrinin gerçekleşebilmesi için çeşitli şartların
var olması gereklidir. Öncelikle devre konu teşkil eden pay senedi, devir anında
özel bir hukuki sebebe binaen üçüncü bir kişinin elinde bulunmalıdır. Bu özel
hukuki sebep, hükmen teslim yolu ile zilyetliğin devrinde olduğu gibi; kira,
ariyet, istisna veya vedia gibi şahsı hak sağlayan bir sözleşme, ya da intifa gibi
sınırlı bir aynı hak yahut rehin hakkı tesisi olabilir. Söz konusu hukuki işlem
vasıtasıyla üçüncü kişi pay senedini vasıtasız fer'ı zilyet olarak elinde bul un-
durmalıdır.
57
Bkz. bu doğrultuda; SAYMEN/ELBIR, s.65; OĞUZMAN/SELIÇI, s.69; TEKiNAY, s.88;
AKiPEK, s.196; REISOĞLU, s.60; GÜRSOY/EREN/CANSEL, s.100; ÜNAL, s.131; ERTAŞ,
s.42; ESENER , s.22; AYAN, s.62.
58
SAYMEN/ELBIR, s.67 vd.; OĞUZMAN/SELIÇI, s.70; TEKiNAY, s.72; AKİPEK, s.197;
REISOĞLU, s.61; GÜRSOY/ EREN/CANSEL, s.99; ÜNAL, s.132 vd.; ERTAŞ, s.42; ESENER,
s.22; AYAN , s.63.
59 Ü
NAL, s.132-133.
60
SAYMEN/ELBIR, s.69; OĞUZMAN/SELIÇI, s.71; TEKiNAY, s.73; AKiPEK, s.199; REISOĞLU,
s.61; GÜRSOY/EREN/CANSEL, s.99; ÜNAL, s.132 vd.; ERTAŞ, s.42; ESENER, s.22; AYAN,
s.63.
2. Bölüm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukuki Sonuçları 215
İkinci olarak malik ile pay senedini devralmak isteyen arasında zilyetliğin
havalesine ilişkin bir sözleşme yapılmalıdır. Sözleşmenin konusu zilyetlik hak-
kının devrine ve üçüncü şahsın vasıtasız zilyet olarak kalacağına dair olmalı-
dır
61
•
Pay senedinin vasıtasız zilyetliğini elinde bulunduran üçüncü kişinin bu
sözleşmeye katılmasına veya onun onayının alınmasına ihtiyaç yoktur82 . Söz
konusu sözleşmenin yapılışı herhangi bir şekil şartına bağlı olmayıp, uygulama-
da çoğu zaman zımni olarak yapılmaktadır.
TMK m.956 uyarınca hamiline yazılı senetler ancak rehin alacaklısına tes-
lim edilmek suretiyle rehin edilir. Hamiline yazılı kıymetli evrak niteliğini haiz
hamiline yazılı pay senetlerinde de bu kural uygulanır ve TIK m.647'nin de
ayrıca öngördüğü üzere, rehin hakkı ancak senet üzerindeki zilyetliğin devri
vasıtasıyla kurulabilir. Aynı şekilde, hamiline yazılı pay senetleri üzerinde intifa
hakkı kurabilmek için de senetlerin vasıtasız zilyetliğinin intifa hakkı sahibine
geçirilmesi gereklidir (TTK m.647). Bu iki halde söz konusu senetlerin devir
işlemi TMK m.979 uyarınca, zilyetlik havalesi hükümleri çerçevesinde gerçek-
leşebilir
63
•
Ancak bu halde yapılacak olan işlemin intifa hakkı veya rehin hakkı
sahibinin haklarını zedelememesi şarttır
64
•
Hamiline yazılı pay senedinin, vasıtasız zilyedi konumunda bulunan rehin
alacaklısı veya intifa hakkı sahibi tarafından iyiniyetli üçüncü kişiye devredil-
mesi halinde, pay senetlerinin sahibi TMK m.988 hükmü sebebiyle mülkiyet
hakkını iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri süremez. Ancak hamiline yazılı pay
senetleri üzerine bunların bir ayni hakla takyit edildiği yönünde bir kayıt düşü-
lürse, senetleri iktisap eden kişi iyiniyetli olduğunu iddia edemez
65
•
Pay senedinin, İİK hükümleri doğrultusunda vasıtasız zilyedi konumunda bu-
lunabilecek bir diğer kurum da bankadır. Gerçekten de, borçlu pay sahibinin pay
senetleri haczedilecek olursa, icra dairesi söz konusu pay senetlerini kendisi mu-
61
SAYMENIELBIR, s.69; OĞUZMANISELIÇI, s.71; TEKiNAY, s.73; AKiPEK, s.199; REISOĞLU,
s.61; GÜRSOY/EREN/CANSEL, s.99; ÜNAL, s.132 vd.; ERTAŞ, s.42; ESENER, s.22; AYAN,
s.63.
62
SAYME�/ELBIR, s.69; OĞUZMANISELIÇI, s.71; TEKiNAY, s.75; AKiPEK, s.200; REISOĞLU,
s.62; GÜRSOYIEREN/CANSEL, s.99; ÜNAL, s.134; ERTAŞ, s.42; ESENER, s.22; AYAN,
s.63.
63
• ...
Uyuşmazlık konusu pay senetlerinin devri sırasında A.Bank'da rehinli olduğu anlaşılmakta-
dır.
O halde, TTK'nın 559 ve 416. Madde/erindeki senedin zilyedliğinin devri nasıl olacaktır?
Kanunkoyucu bu hususu da düzenlemiştir. Gerçekten, MK. un 892//. Maddesinde •Bir üçüncü
şahıs veya temlik eden hususi bir sebebe binaen zilyet olmakta devam ederse, zilyedlik teslim
olmaksızın iktisap olunabilir." Pay senetlerinde de bu hükmün uygulanmasına bir engel yoktur
ve ôğretide de kabul edilmekted ir. Olayda da üçüncü şahıs durumundaki A.Bank rehin hakkına
(hususi sebebe) dayanarak zilyed olmakta devam etmekte olduğundan, bu durumda zilyedlik
teslim olmaksızın ôZENLER'e geçmiş ve bôylece de devir işlemi tamamlanmış olmaktadır.. •.
Yar. 11. HD 04.12.198T. 4965E. 5248K.
64
OĞUZMANI SELIÇI, s.639.
65
TEKiNALP (POROY I ÇAMOĞLU), p.1122 s.578.
,
216
Anonim Ortaklıkta Payın Devri
hnfozn etmez. Bu pay senetleri bnnknyn tevdi edilir ve dolayısıyla banka pay se-
netlerinin vasıtasız zilyedi konumuna geçer
80
.
Ancak senetlerin şahsi veya sınırlı
bir nyni hak sebebiyle üçüncü bir kişinin elinde bulunması ile haciz dolayısıyla
icra dnircsi tarafından bankaya tevdt edilmiş olması arasında, bu senetler üzerinde
pay sahibinin tasanufta bulunabilmesi açısından fark vardır. Zira, senetler şahsi
veya sınırlı bir aynı hakka dayanan üçüncü kişinin vasıtasız zilyetliği altındayken,
pay sahibinin senetler üzerinde tasanuf edebilme hakkında herhangi bir değişiklik
meydana gelmez. Ancak senetler haciz sebebiyle icra dairesi tarafından bankaya
tevdt edilmiş iken, artık borçlu pay sahibi, iiK m.86 sebebiyle alacaklının onayı
ve icra dairesinin izni olmaksızın pay senetleri üzerinde tasarrufta bulunamaz
87
.
Borçlu pay sahibinin tasarruf yetkisi üzerindeki söz konusu kısıtlamaya aykırı
olarak pay senetlerini devretmesi hem hukuki hem de cezai yaptırımlara bağlan-
68
�11ştır • Fakat yaptırımlara karşın borçlu pay sahibi pay senetlerini devretmişse,
IiK m.86 f.2 uyarınca haczedilmiş olan pay senetleri üzerinde üçüncü kişinin
zilyetlik hükümlerine dayanarak iyi niyetle kazandığı haklar saklıdır. Bunun için
senet ilzerinde hak kazanan kişinin, senetlerin hacizli olduğunu bilmemesi ve
bilmesinin de gerekmemesi aranır (TMK m.3). Dolayısıyla, pay sahibinin bor-
cundan ötürü haczedilerek icra dairesi tarafından bankaya tevdi edilmiş olan, yani
bankanın vasıtasız zilyetliği altında bulunan pay senetleri üzerinde, zilyetliğin
havalesi.7öntemi ile mülkiyet hakkı kazanan iyiniyetli üçüncü kişilerin bu kaza-
nımları IIK m.86 f.2 doğrultusunda korunacaktır
69
.
Yukarıda belirttiğimiz üzere, zilyetlik havalesinin geçerliliği pay senedini
elinde bulunduran üçüncü kişinin onayına bağlı bulunmamakla birlikte; TMK
m.979 f.2 uyarınca, zilyetliğin devrinin üçüncü kişiye karşı hüküm ifade etmesi,
devir işleminin ona bildirilmesine bağlıdır
70
. Bu hükmün sonucu olarak; örneğin
bir kimse bankaya vedia verdiği pay senetlerini başka bir kimseye zilyetlik ha-
valesi ile devredecek olup da, bu devir işlemi bankaya haber verilmezse, banka
vedia süresi dolduğunda senetleri eski malikine iade etmesinden ötürü sorumlu
tutulamaz. Ayrıca aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, üçüncü şahıs, devre-
dene karşı ne gibi sebeplerden dolayı teslimden kaçınabiliyorsa, aynı sebepler-
den dolayı iktisap edene karşı da teslimden kaçınabilir. Buradan anlaşılması
gereken, üçüncü şahsın rehin gibi ayni bir hakka dayanarak eşyayı elinde bu-
66
KURU, c.ı,s.636; POSTACIOĞLU, s.305; ÜSTÜNDAĞ, s.188 vd.
67
Aynı yönde bir sonuca pay senetlerinin iflas idaresinde bulunduğu durumlar açısından da varıl-
ması gerekir. Zira iflas eden pay sahibinin tasarruf yetkisi bulunmadığından pay senedini zilyet-
liğin havalesi yolu ile devretmesine imkan bulunmamaktadır.
68
Bkz. KURU, c.ı,s.644 vd.; POSTACIOĞLU, s.313; ÜSTÜNDAĞ, s.198.
69
Ayrıca bkz. TMK m.990.
70
SAYMEN/ELBIR, s.69; OĞUZMAN/SELIÇI, s.71; TEKiNAY, s.75; AKiPEK, s.200; REISOĞLU,
s.62; GÜRSOY/EREN/CANSEL, s.99; ÜNAL, s.134; ERTAŞ, s.42; ESENER, s.22;
HATEMIJSEROZAN/ARPACI, s.260; AYAN, s.63.
2. BOiüm: Payın Devir Prosed0r0 ve Payın Devrinin Hukuki Sonuçları 217
lundunnası halinde, bu hakkına dayanarak eşyayı iktisap edene tecılim etmekten
kaçınabileceğidir. Ancak üçüncü kişinin eşyayı elinde bulundurmasına
!lebcp
teşkil eden hukuki işlem ona kira veya ariyet gibi şahsi bir hak tanımakta ıse,
artık bu hakka dayanarak eşyayı iktisap edene teslim etmekten kaçınamaz. Zıra
mülkiyet hakkı aynı bir haktır ve herkese karşı ileri sürülebilir. ÜçUncO
kişi
sadece eşyanın eski maliki ile aralarında bulunan hukuki ilişkiye dayanarak.
ondan tazminat is teyebilir
71
.
Zilyetlik havalesinin, hamiline yazılı pay senetlerinin devirlerinde en sık
kullanıldığı durum, bankaya veya notere tevdi edilen hamiline yazılı pay senet-
lerinin devridir.
b. Mülkiyeti Geçirmek Amacı
Hamiline yazılı senedin devredilebilmesi için zilyetliğin devrinin yanında,
bu işlemin devir alana mülkiyeti geçirmek amacı ile yapılması gereklidir
72
• Söz
konusu şart TTK m.647'de "Mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak kurulması ama-
cıyla kıymetli evrakın devri..." denilmek suretiyle açıkça öngörülmüştür. Zilyet-
liğin mülkiyeti geçirmek amacı ile devredilmesi, tarafların iradelerinin mülkiye-
ti geçirme yönünde birleşmesi ile gerçekleşir. Bu anlaşma kural olarak her de-
virde gerçekleşmiş kabul edilir. Başka bir deyişle, hamil tarafından senedin
başka bir kişiye teslimi, kural olarak mülkiyetin devri amacıyla yapılmış sayılır.
Bu sebepten ötürü, pay senedinin mülkiyetin devri dışında bir amaçla yapıldığı-
nı iddia eden kişinin, bu iddiasını ispat etmesi gereklidir
73
•
c. Zilyetliği Devredenin Mülkiyeti Devretmeye Yetkili Olması
Hamiline yazılı pay senetlerinin devri için aranan diğer bir şart ise; zilyetli-
ği devredenin, hak sahipliğini devretmeye yetkili olmasıdır. Kural olarak, bu
yetkiye sahip bulunmayanlar mülkiyeti başkasına geçiremezler. Ancak bu kural
her zaman mutlak bir etkiye sahip değildir. Şöyle ki, senedi iktisap eden
iyiniyetli ise ve zilyetliğe ilişkin kurallar onun iktisabını koruyorsa, devir yetki-
sine sahip olmayan kişiden de mülkiyet kazanılabilir (TTK m.659 f.3).
TMK m.990 uyarınca, s ahibinin elinden rızası dışında çıkmış olsa da, para
ve hamiline yazılı senetler iyiniye tle kazanılabilirle r. Böylece, ana kuralın aksi-
ne; mülkiyeti devretmeye y etkili olmayan bir kişiden, örneğin bir hırsızdan,
hamiline yazılı pay senedi devralan kişinin bu iktisabı, iyiniyetli olması şartı ile
71
SAYMEN/ELBIR, s.72; OĞUZMAN/SELIÇI, s.72; AKiPEK, s.201; RElsOĞLU, s.63;
GÜRSOY/EREN/CANSEL , s.99; ÜNAL, s.135; ESENER, s.23;
AYAN, s.65; Bununla birlikte
TEK/NA Yve ERTAŞ hakim fikrin aksine vasıtasız zilyedin devredene karşı sahip olduQu gerek şahsi
gerekse aynT bütün defilen ileri s0rebllece� ini savunmaktadırlar . Bkz. TEKiNAY, s.77, ERTAŞ, s.43.
72
TEKiNALP (POROY/ÇAMOĞLU), p.1113 s.574; DOMANiÇ, s.1322; AYTAÇ, s.112; ERDEM, s.18.
73
DOMANiÇ, s.1322; AYTAÇ, s.112; Burada uyuşmazlık konus u pay senetlerinin de�eri HMK
m.200'de belirtilen miktarı aşıyorsa, ispatın da yazılı delille olması gerekir.
218 Anonim Ortaklıkta Payın Dl!'ıtl
korunmAkt adır. Objektif iyiniyct kuralını düzenleyen TMK m.3, bünyesinde bır
tnmm i,cnııcmeklc birlikte, doktrinde bu kural; "Bir hakkın ya da hukuk, ,onu
c,m do,itma.m,a engel olan hi,· durumun varlığmı bilmeme ve hilme.vi de gereA-
m nu edilen pay senedi türünün nama yazılı pay senetleri olduğu-
nu belirtirken; pay senetlerinin yerini tutmak üzere çıkarılan ve devirleri husu-
suna aşağıda değineceğimiz, nama yazılı ilmühaberlere bağlı payların da bağ-
lam hükümlerine konu olmaları açısından incelenmesi gerekmektedir.
341
Bkz. KRAFFT, s.157; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1158 s.595; TEOMAN, Bağlı, s.27;
ÇEViK, s.888; AYTAÇ, s.105; PULAŞLI, Bağlı, s.120.
342
PULAŞLI, Bağlı, s.145.
343
Bkz. yukarda s .157.
344
PULAŞLI, Bağlı, s. 123 ve 145.
►
2. BölOm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukuki Sonuç ları m
TTK m.486 f.2 uyarınca pay senetlerinin yerini tutmak üzere çıkarıla n il-
m0haberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygula-
nır3-4
5
•
Bu sebepten ötilrO, pay senetlerinin yerini tutmak üzere çıkarılan ilmüha-
berler, ciro ve temlik yolu ile devredilirler. İlmühaberler devir açısından da
nama yazılı pay senetleri ile aynı hükümlere tabi kılındıklarından ötürü, bunla-
rın da bağlam hükümlerine konu edilebilecekleri kabul edilir34
9
•
Bilindiği gibi Anonim Ortaklıklar Hukukunda hakim olan, pay senedine bağ-
lanmamış çıplak payın her türlü işleme konu olabileceği yönündeki ilke doğrultu-
sunda, paylar için pay senetleri çıkannak zorunlu olmadığı gibi, senede bağlanma-
mış çıplak paylar da, aynı hamiline ve nama yazılı pay senet1eri gibi devredilebilme
özelliğine sahiptir34
7
. Bu paylar alacağın temliki yolu ile devredilirler ve pay sahip-
leri pay defterine kaydedilir'34
8
•
Dolayısıyla, çıplak payların bağlam hükümlerine
konu olabileceği, yani bağlam ile devirlerinin sınırlandırılabileceği kabul edilir'34
9
•
4. Bağlamın Öngörülmesi ve Kaldırılması
Sözleşmesel bağlam, anonim ortaklığın ana sözleşmesine konulan hüküm-
lerle öngörülür3
50
• Bu kural TTK m.490 f.l ve m.492 f.1 hükümlerine dayan-
maktadır. Gerçekten de Kanun anılan maddelerde, nama yazılı payların devrine
getirilebilecek sınırlamaların münhasıran kanun veya ana sözleşme hükümleri
ile söz konusu olabileceğini açık bir biçimde belirtmiştir. Buradan çıkan sonuç
uyarınca, başka bir yazılı belgeye, pay defterine veya özellikle pay senetlerinin
üzerine çeşitli kısıtlayıcı hükümler yazılmak suretiyle bağlam oluşturulamaz
351
•
Bunun yanında, bağlam öngörülmesi ancak anonim ortaklığın paylarının ve çıkart-
tığı pay senetlerinin
nama yazılı olması halinde mümkündür
52
.
Eğer tüm paylar hamili-
ne yazılı paysenetlerine bağlı ise, bağlamın etkisini göstermesi söz konusu olamaz3
53
•
a. AsliBağlam
Bağlam hükümleri genellikle anonim ortaklığın kuruluşu esnasında, TIK
m.339 f.2-d çerçevesinde, kurucuların imzaladık.lan ilk ana sözleşme kapsamında
düzenlenmektedirler. Bu şekilde düzenlenen bağlama asli bağlam adı verilmekte-
3-4
5
Bkz. aşağıda s.354.
346
Bkz. ÇEV
1
K, s.887; PULAŞLI, Bağlı, s.144.
347
Bu konuda geniş açıklama için bkz. aşağıda s .357.
3-48
Bkz. PULAŞLI, Bağlı, s.146.
349
Bkz. ÇEV
j
K, s.887; PULAŞLI, Bağlı, s.146.
350
von STEIGER, s.184; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1156 s .595; ÇEViK, s.887; AY-
TAÇ,
s.106; PULAŞLI, Bağlı, s.156.
351
von STEIGER, s.184; TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1155 s .594; AYTAÇ, s.106.
352
Bkz. PULAŞLI, Bağlı, s.122; Yukarıda belirttiğimiz üzere, nama yazılı pay senetlerini temsilen
çıkarılan ilmühaberlere de bağlam uygulanabilir.
353
Bkz. bu konuda yukarıda yapılan açıklamalar, s.229.
,,
Anonim Ortaklıkta Payın Devr;
dir',;, A�li bağlam hükOmlcrine. yukarıda incelediğimiz aile tipi veya kapalı anoni m
ortaklıklard a rastlanır. Asli bağlam hükümlerini içeren anonim ortaklık ana sözleş.
mesi. kurucu ortakların tümü tarafından imzalanır (TIK m.339) ve anonim ortaklı-
ğtn tüz.c1kişi1ik kazanmas ı ile birlikte yürürlüğe girer. Bu şekilde, anonim ortaklık
Jrurucu1annm oybir1iği kabul edilen asli bağlam hüküm1eri, tüm pay sahipleri ve
gelecekte payı devren kazanacak kişiler açısından bağlayıcı nitelik taş�
55
•
b. Bağlamın Sonradan Öngörülmesi
Anonim ortaklığın kuruluşu esnasında bağlam hükümleri doğrultusunda
nama yazılı pay senetlerinin devrinin kısıtlanması ihtiyacı söz konusu değil
iken, daha sonradan bu yönde bir ihtiyaç ortaya çıkmış olabilir. Bu ihtiyaç daha
ziyade anonim ortaklığın iç ve dış yabancılaşma tehlikesinden doğabiliı-356. Hal
böyle olunca, nama yazılı pay senetlerinin tamamının veya bir grubunun bağlı
nama yazılı hale getirilmesi gerekebilir. İşte bu noktada pay sahiplerinin kuruluş
ana sözleşmesinde bağlamla sınırlandırılmamış olan nama yazılı pay senetleri
üzerindeki haklarının müktesep hak niteliğinde olup olmadığı hususu 6762 sayı-
lı TTK döneminde öğretide tartışılmıştır
357
.
Bununla birlikte 6102 sayılı TTK
m.421 f.3-c hükmü, nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin ana
sözleşme değişikliği kararının sermayenin en az yüzde yetrnişbeşini oluşturan
payların sahiplerinin veya temsilcilerinin oyu ile alınacağını öngörmek suretiy-
le, söz konusu tartışmayı sona erdirmiştir. Buna göre, genel kurul sermayenin
en az yüzde yetmişbeşini temsil eden payların olumlu oyu ile ana sözleşme de-
ğişikliğine giderek nama yazılı payları bağlı nama yazılı hale getirebilecektir.
Kuruluşta ortaklık ana sözleşmesinde nama yazılı payların devirlerinin sınır-
landınlamayacağı şeklinde bir hüküm konulması, kanımızca TTK m.340 karşısında
geçerli sayılmaz. Bununla birlikte, payların hamiline yazılı pay senetlerine bağlan-
ması ve ana sözleşmede
TIK m.485 uyarınca payların türünün değiştirilemeyece-
ğinin öngörülmesi ile, söz konusu amaç dolaylı olarak gerçekleştirilebilir.
c. Bağlamın Kaldırılması
Bağlam hükümlerinin hangi amaçlarla ve hangi hallerde kullanım alanı
bulduğu yukarıda incelenmişti. Bazı ortaklıkl ar için söz konusu amaçlar başlan-
gıçta veya belirli bir süre bulunmakl a birlikte, zaman içerisinde ortadan kalkabi -
lirler veya etkilerini yitirebilirler. Örneğin, ortaklığın kendine özgü yapısının
devamında hiçbir fayda kalmamış yahut yabancılaşma tehlikesi ortadan kalkmış
olabilir. Bunun dışında, anonim ortaklığın amacı ortak sayısını artınnak ve ser-
354
PULAŞLI, Bağlı, s.148.
355
ARSLANLI, s.184; PULAŞLI, Bağlı, s.148.
356
Bu konuda bkz. yukarıda s.284.
357
Bkz. TEKiNALP (POROY / ÇAMOĞLU), p.1171 s.598; PULAŞLI, Bağlı, s.150.
279
2. BôlOm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukuki Sonuçları
maye artırımını kolaylaştırmak isteyebilir
58
•
İşte bu gibi hallerde anonim ortak-
lık, ana sözleşmesinde yer alan bağlam hükümlerini kaldırmak ve nama yazılı
pay senetlerini serbestçe devredilebilir hale getirmek isteyebilir.
Bağlamın kaldırılması ile ilgili herhangi bir yasal düzenleme bulunmamasına
karşılık, genel hükümler doğrultusunda başvurulabilecek çeşitli yöntemler söz ko-
nusudur. Bu yöntemlerden akla ilk geleni, ana sözleşme değişikliği ile bağlam hü-
kümlerinin kaldınlmasıdır
59
. Gerçekten de, bağlam ana sözleşmeye konulan hü-
kümler vasıtasıyla etkisini gösterdiğine göre, bu hükümlerin kaldırılması ile bağlam
da etkisini yitirmiş olacaktır. Ana sözleşmede yer alan bu hükümlerin kaldırılması
ile ilgili hangi nisabın uygulanacağı hususu açık değildir. Dolayısıyla eğer ana söz-
leşme dahilinde bağlam hükümlerinin kaldırılması kararının tabi olacağı nisap gös-
terilmiş ise, öncelikle bu nisaba uyulmalıdır. Ancak bu yönde ana sözleşmede her-
hangi bir kural bulunmamakta ise, bu durumda bağlamın kaldırılmasına ilişkin
karar, TIK m.421 f.1'de belirtilen nisap uygulanarak alınmalıdır.
Bağlamın kaldırılması hususunda başvurulabilecek ikinci yöntem, sermaye-
nin azaltılması veya azaltmaya başvurmaksızın bağlı nama yazılı pay senetlerinin
amortizasyonudur. Anonim ortaklığın kendi paylarını devralması konusu incele-
nirken üzerinde durulduğu gibi, sermayenin azaltılması yöntemlerinden birisi de,
payların itfasıdır
60
• Bu şekilde itfa edilen paylara ilişkin pay sahipliği ortadan
kalkar ve paylar yok edilir. Sermayenin bu yolla azaltılması sonucunda itfa edilen
paylar bağlı nama yazılı pay senetleri çıkarılmış olan paylar ise, bağlamın kaldı-
rılması sonucu doğmuş olur. Bunun gibi bağlı nama yazılı pay senetlerinin
amortizasyonu ile de bağlam kaldırılmış olur. Bununla birlikte anonim ortaklığın
bu kararların alınması ile ilgili olarak pay sahipleri arasında eşit işlem yapma
yükümlülüğü altında olduğu unutulmamalıdır (TIK m.357).
Bağlamın kaldırılmasında bir diğer yöntem, bedellerinin tümü ödenmiş olması
kaydıyla bağlı nama yazılı pay senetlerinin tipinin değiştirilerek, hamiline yazılı
hale getirilmesidir3
61
. Böylece devri kısıtlayan hükümler hamiline yazılı pay senetle-
ri için uygulanamayacağından ötürü, bağl am da ortadan kalkmış olacaktır.
B. Bağlı Nama Yazılı Pay Senetlerinin Devrinin Hüküm ve Koşulları
1. Ciro ve Zilyetliğin Geçirilmesi
Mülkiyetin devrini sağlayan işlem açısından bağlı nama yazılı pay senetleri
ile devri sınırlandırıl mamış nama yazılı pay senetleri farklı kurallara tabidir.
358
PULAŞLI, Bağlı, s.155.
359
PULAŞLI, Bağlı, s.156.
360
Bkz. yukarıda s.93 vd.
361
Bu hususta bkz. yukarıda s.286 vd.
280 Anonim Ortaklıkta Payın Devri
.
Bağlı nama yazılı pay senetlerinde, senet mülkiyetinin geçebilmesi için TTK
m.490 f. 2 uyarınca, ciro ve zilyetliğin geçirilmesinin yanında ortaklığın devre
onay vennesi de gerekir. Yukarıda üzerinde durduğumuz üzere, ciro yerine bir
temlik beyanı da kullanılabilir36
2
.
Borsaya kote edilmiş olmayan bağlı nama yazılı pay senetlerinin devrinde, senet
mülkiyeti gibi pay sahibi sıfatı da ancak ortaklığın
onay vennesi ile kazanılır. Bunun
sebebi de, bağlı nama yazılı pay senetlerinin ana sözleşme uyarınca bağlama tabi
olması ve ortaklığın söz konusu bağlam hükmü doğrultusunda devralanı pay defterine
kaydedip etmeme hususunda kanuna dayanan bir yetkisinin
bulunmasıdır. Bağlı na-
ma yazılı pay senedinde ciro ve zilyetliğin
devri işlemi ile devralan pay sahibi sıfatına
değil fakat, bunu talep etmek üzere ortaklığa başvunna
hakkına ve pay sahipliği husu-
sunda da bir beklentiye kavuşur. Aşağıda üzerinde duracağımız
bu fark dışında, mül-
kiyetin devrini sağlayan işlem ile ilgili olarak nama yazılı pay senedi incelenirken
yapmış olduğumuz açıklamalara atıfta bulunmakla yetiniyoruz3
63
2. Ortaklığın Onayı ve Pay Deherine Kayıt
Ciro ve zilyetliğin geçirilmesi işleminin ardından, devralan veya yukarıda
nama yazılı pay senedi konusunu incelerken gördüğümüz üzere senedi devreden
tarafından, devir işleminin onaylanması ve pay defterine kayıt yapılması için
ortaklığa başvuru yapılır
364
•
TTK m.493 ve m.495 hükümleri bu hususta ortaklığın onay istemini redde-
debileceğini belirtmekle yetinmiş, hangi organın bu konuda yetkili olacağını
açıkça belirtmemiştir. Bilindiği üzere TTK m.365'te öngörülen genel prensip
çerçevesinde, anonim ortaklık yönetim kurulu tarafından yönetilir. TIK m.374
bu hususta, kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisinde bırakıl-
mış bulunanlar dışında, yönetim kurulunun ortaklığın yönetimine ilişkin
tüm
işler hakkında karar alma yetkisine sahip olduğunu öngörmüştür. Bu çerçevede,
TIK m.493 ve 495 hükümlerinde herhangi bir açık görevlendirme yer almadı-
ğına göre, bağlı nama yazılı pay senedinin devrine, bağlam hükümleri çerçeve-
sinde onay verilmesi hususunda yönetim kurulu yetkilidir3
65
•
Bununla birlikte
bağlı nama yazılı pay senetlerinin devrinde onay verilmesi, TIK m.375'te sayı-
lan yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri arasında sayıl-
madığından, ana sözleşme ile bu yetki genel kurula veya murahhaslara verilebi-
leceği gibi, birden fazla organın ortak kararına da bırakılabilir
366
.
362
Bkz. yukarıda s .262 vd.
363
Bkz. yukarıda s .247 vd.
364
Bkz. yukarıda s .267.
365
366
TEKiNALP (POROY / ÇAMO ĞLU), p.1170 s .598; AYTAÇ, s.110; PULAŞLI, Bağlı, s.140.
TEKiNALP (POROY / Ç AMOĞLU), p.1170 s .598; ÇEViK, s.890; AYTAÇ, s.11O; PULAŞLI,
Bağlı, s.140.
28t 2. Bölüm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukuki Sonuçları
Eğer ana sözleşme ile farklı bir görevlendirme yapılmamış ise yönetim ku-
rulu, kendisine yapılan başvuruyu incelemek ve bir karara bağlamakla yilk0m-
lüdür
367
. Yönetim kumlunun vereceği karar hem taraflar arasında gerçekleşen
devir işleminin kabul veya reddini yahut borsada işlem gören nama yazılı paylar
bakımından devralanın pay sahibi olarak tanınıp tanınmayacağını, hem de bu
doğrultuda devir işleminin ve yine borsada işlem gören nama yazılı paylar ba-
kımından, devralanın tam pay sahibi olarak TTK m.499 f. l uyarınca pay defte-
rine kaydının yapılıp yapılmayacağı konularını kapsamaktadır. Yönetim kurulu.
devrin ana sözleşmede yer alan bağlam hükümlerine uygun olup olmadığını
incelerken, işlemin TTK m.490 f.2 hükmüne uygun yapılıp yapılmadığını da
kontrol etmekle yükümlüdür (TTK m.499 f.2). Yani senet hamilinin, şeklen
yetkili hamil olup olmadığını TTK m.686 hükmü çerçevesinde incelemelidir.
Yönetim kurulu yapmış olduğu inceleme sonucunda, taraflar arasında ger-
çekleşen devir işleminin ana sözleşmede yer alan bağlam hükümlerine aykırı
olmadığına ve bunun yanında hamilin düzgün bir ciro silsilesine dayanması
sebebiyle şeklen yetkili hamil konumunda olduğu kanısına ulaşacak olursa,
devir işlemine onay verir
366
. Yönetim kurulu tarafından verilen onay sonucunda
bağlı nama yazılı pay senedinin hamili pay sahibi sıfatını ve bu sıfata bağlı olan
tilin haklan ve yükümlülükleri de kazanmış olur.
Yönetim kurulu yapılmış olan devrin ana sözleşmedeki bağlam hükümleri-
ne aykırı olduğunu saptarsa veya hamilin TTK m.686'ya uygun olarak şeklen
yetkili hamil olmadığı sonucuna varacak olursa devir işlemine onay vermez ve
devralan pay sahibi sıfatını kazanamaz. Yönetim kurulunun vermiş olduğu karar
doğrultusunda devir işlemi pay defterine kaydedilmez ve devrin ortaklığa karşı
ileri sürülmesi imkanı ortadan kalkar
369
. Aşağıda inceleyeceğimiz üzere, borsada
işlem gören bağlı nama yazılı paylar bakımından kanun koyucunun TTK m.497
hükmü ile yaptığı ayrık düzenleme uyarınca, söz konusu payların devrinde yö-
netim kurulu devrin bağlam hükmüne aykırı olduğu sonucuna ulaşacak olursa,
devralanı pay sahibi olarak tanımamak ve oy hakkından yoksun pay sahibi ola-
rak pay defterine kaydetmek yönünde bir karar alacaktır
370
.
Bazı yazarlar tarafından, ortaklığın bağlı nama yazılı pay senedinin devrine
vereceği izin ile pay defterine kayıt işlemi arasında, ortada tek bir işlem varmış-
367
uAnonim ortaklık adına devir işlemine onay vermeye eğer ana sözleşmede farklı bir düzenleme
bulunmuyorsa yönetim kurulu yetkilidir." Yar. 11. HD. 3.11.2014T. 2014/6567E. 2014/16638K.
(www.kazanci.com).
368
Yönetim kurulu kararının tabi olacağı nisaplar hususunda TTK m.390, eğer devir konusu paylar
yönetim kurulu üyelerinden birisine aitse TTK m.393 hükmü uygulama alanı bulur.
369
u ... anasözleşme(de) ... öngörülen pay devri ile ilgili izin ve onay işlemleri yerine getirilmeden
yazılı sözleşmeyle pay devrinin yapılması şirkete karşı geçerlilik kazanmayacağı gibi, ...
"Yar.
11. HD. 7.11.2000 2000/6279E. 2000/8691K. (YKD. C.27 S.8 s.1203).
370
Bkz. aşağıda s.322 vd. Bu hükmün uygulanabilirlik sorunu bakımından ayrıca bkz. s.309.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 282
.
çasma. herhangi bir aymm yapılmadığı için; pay sahipliğinin kazanılması açı-
�;ından pay defterine kayıt işlemine, devri sınırlandırılmamış nama yazılı pay
senetlerinin aksine, kurucu bir anlam verildiği görülmektedir
371
• Oysa ki, pay
defterine kayıt işleminin hukukı mahiyeti açısından, nama yazılı pay senetleri
ile bağlı nama yazılı pay senetleri arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.
Yukarıda incelediğimiz üzere, devri kısıtlanmamış nama yazılı pay senetlerinin
devrinde pay sahibi sıfatı, taraflar arasında gerçekleşen mülkiyetin devrini sağ-
layan işlem ile birlikte devralana geçer. Bağlı nama yazılı pay senetlerinin dev-
rinde ise pay sahipliğinin kazanılması açısından kurucu olan işlem, kural olarak,
ortaklık tarafından verilen onaydır. Bu onayın ardından yapılan pay defterine
kayıt işlemi ise açıklayıcı bir nitelik taşımakta ve devrin ortaklığa karşı ileri
sürülebilmesi hususunda gerekli olmaktadır
372
. Kaydın reddi halinde ve kamına
veya ana sözleşmeye aykırı kayıt halinde başvurulabilecek hukuk yolu ile ilgili,
nama yazılı pay senetlerinin devri kısmında yapmış olduğumuz açıklamalar,
bağlı nama yazılı pay senetleri açısından da geçerlidir
373
.
Kanun koyucu ortaklık adına devir işlemine onay vermeye yetkili organın
bu husustaki kararını ne kadar süre içerisinde vermesi gerektiğini de hükme
bağlamıştır. Buna göre, borsaya kote edilmemiş payların devrinde ortaklık,
onaylamaya ilişkin talebi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içerisinde red-
detmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılacaktır (TTK m.494 f.3)
374
•
Borsaya kote edilmiş pay senetleri bakımından ise, söz konu su süre daha da kısa
tutulmuş ve ortaklık devralanın pay sahibi olarak tanınması talebini, talebi aldı-
ğı tarihten itibaren yirmi gün içinde reddetmezse, devralanın pay sahibi olarak
tanınmış sayılacağı öngörülmüştür (TTK m.498)
375
3. Borsaya Kate Edilmemiş Bağlı Nama Yazılı Pay Senetleri Bakımından, Ortaklığın
Onay Vermekten Kaçınabileceği Haller
a. Konu Hakkında 6102 Sayılı TTK ile Getirilen Bazı Önemli Değişiklikler
6102 sayılı TIK ile birlikte, bağlı nama yazılı pay senetlerinin devrine iliş-
kin 6762 sayılı TTK'dan ol dukça farklı, yeni bir sistem benimsenmiştir. Ka-
nundaki bu yeni düzenl emenin kaynağını, İsv.BK.'da 1992 yılında yapılan de-
ğişikliklerle yürürlüğe giren m.685a - m.685g hükümleri teşkil etmektedir. Bu
çerçevede ortaklığın devre onay vermekten kaçınabileceği haller, payın borsaya
371
Bu konuda bkz. PULAŞLI, Bağlı, s.90 ve dn.196'da anılan yazarlar.
372
Bkz. OERTLE / DU PASQUIER, Basler Kommentar, Art.685a, p.5 s.633; KRAFFT, s.147 -
149; PULAŞLI, Bağlı, s.79 - 82; ATF 90 il 235 (http://www. bger.ch/); Bkz. Yar. 11. HD.
7.11.2000 2000/6279E. 2000/8691K . (YKD. C.27 S.8 s.1203).
373
Bkz. yukarıda s.274 vd.
374
Bkz. FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ / NOBEL, p.117 s.581 - 582; KLAY, s.200.
m
Bkz. FORSTMOSER / MEIER- HAYOZ / NOBEL, p.223 s.588; K
.
L
�
A Y, s.287.
2.Bölüm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukuki Sonuçları
283
kote edilmiş olup olmadığına göre iki farklı grupta düzenlenmiştir
78
•
Bunun
dışında, anonim ortaklığın bağlı nama yazılı pay senetlerinin devrini yasaklaya-
bilme ile devri herhangi bir sebep göstermeksizin reddetme imkanlan da orta -
dan kaldırılmıştır. Bu doğrultuda, 6762 sayılı TTK döneminden kalan bağlı
nama yazılı pay senetlerinin devredilmelerinin yasak olduğunu yahut ortaklığın
devri herhangi bir sebep göstermeksizin reddedebileceğini öngören ana sözleş-
mesel düzenlemelerin, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun Yürürlüğü ve Uy-
gulama Şekli Hakkında Kanun m.28 f.7 uyarınca TIK'nın yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren bir yıl içinde ana sözleşme değişikliği yoluyla TIK m.492 -
498 hükümlerine uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Eğer gerekli ana söz-
leşme değişikliği süresi içerisinde yapılmamışsa, bağlı nama yazılı payların
devir sınırlamalarının ortadan kalkması ve söz konusu paylann devri sınırlandı-
rılmamış nama yazılı pay haline gelmesi söz konusudurn.
TIK m.493 hükmü uyarınca o� ana sözleşmede öngörülmüş önemli bir
sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle,
kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay
istemini reddedebilir. 6762 sayılı ITK.'nin konu ile ilgili m.418 f.1 hükmü ile kıyas-
landığında, TIK m.493 hükmünde göze ilk çarpan değişiklik, ortaklığa devir konusu
payı gerçek değeri ile ortaklığın kendisi, pay sahipleri yahut üçüncü kişiler adına
devralmak suretiyle payın devrine onay vermekten kaçınmak imkanının sağlanmış
olmasıdır. Sağlanan bu imkana karşılık, ortaklığın sebep gösterilmeksizin dahi devri
onaylamaktan kaçınabileceği yönündeki kuralın ana sözleşmeye konulabilmesini
öngören 6762 sayılı TIK m.418 f.2 hükmü, 6102 sayılı TfK. tarafından kabul edil-
memiş, aksine devrin onaylanmamasında dayanılabilecek önemli sebeplerin hangi
amaçlara yönelik olabileceği, m.493 f.2 hükmünde sınırlayıcı bir biçimde tespit edil-
ı:rtiştir.
TfK m.493 f.7 hükmü ise ana sözleşmenin devredilebilirlik şartlarını ağırlaştı-
ramayacağının açık bir biçimde altını çizı:rtiştir.
Aşağıda TIK m.493 f.2 hükmü uyarınca devrin reddedilmesine dayanılabile-
cek önemli sebepler kapsamında incelenen örnekler ise sınırlayıcı nitelik taşıma-
376
Bkz. OERTLE / DU PASQUIER, Baslar Kommentar, Art.685a, p.4 s.633.
m M6103 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2817
maddesi uyarınca, 6762 Sayılı TTK dôneminde hazırlanan ana sôzleşmelerdekl pay devrine da-
ir sınırlandırmalardan 6102 Sayılı TTK'ya uyum sağlamayan hükümlerin geçls sOresinin ardın-
dan geçersiz hale geleceği ôngôrO/müştor. Mahkemece, 6102 Sayılı TTK'nın
490-493. ve 6103
Sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlünü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun 'nun 28/'l. mad-
desi hüküml eri nazara alınmaksızın, salt ana sôzleşme gereğince şirket hisse devrinin yônetim_
kurulunun onayına bağlı o/dunu ve yônetim kurulunca bu yônde bir karar alınmadıgı gerekçesı
ile davanın reddi doğru olmamış, anılan kanun hOkümlerl çerçevesinde bir inceleme yapıla'f!k
kanunda açıklanan koşulların somut olay bakımından gerçekleşip gerçekleşmedlgl dBgerlendirl-
lerek sonucuna gôre bir karar verilmek üzere davacı vekillnln temyiz itirazlarının kabu/Oyle hük-
mün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.• Yar. 11. HD. 12.01.2017
2015/12044E. 2017/234K. (www.kazanci.com). Aynı yönde bkz. Yar. 11. HD. 26.12.2016T.
2016/6289E. 2016/9804K. (www. kazanci.com).
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 284
maktadır. Gerçekten de, 1TK m.493 f.2 hükmü ana sözleşmede yer alan pay sahip-
leri çevresinin bileşimine ilişkin devri sınırlandırıcı hükümlerin, ortaklığın işletme
konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gös-
tennesi kaydıyla geçerli olduklarını öngörmektedir. Bu bakımdan, aşağıda incele-
necek olan devrin reddedilmesine dayanak teşkil edebilecek gerekçelerin haricinde
başka sebeplerin de ortaklığın işletme konusunun gerçekleştirilmesi veya işletmenin
ekonomik bağımsızlığının korunması amacına hizmet etmesi kaydıyla, TTK m.493
f.2 anlamında bir önemli sebep olarak kabul edilmesi mümkündür.
b. Ana Sözleşmede Yer Alan Önemli Sebeplere Dayanarak Onaydan Kaçınılması
aa. Önemli Sebeplerin Ana Sözleşmede Somut ve Açık Bir Biçimde Gösterilmesi Koşulu
TTK m.493 f.1, ortaklığın ana sözleşmede öngöıiilmüş önemli bir sebebi ileri
sürerek onay işlemini reddedebileceğini belirtmektedir. Bu doğrultuda, devir işle-
minin onaylanmasından kaçınılmasına dayanak teşkil edecek önemli sebeplerin
nelerden ibaret olduğunun mutlaka ana sözleşmede belirlenmiş olması gerekınekte-
dir3
78
. Bu noktada, bağlı nama yazılı pay senetlerinin devrinin reddinde ortaklığın
dayanabileceği önemli sebeplerin ana sözleşmede ne kadar somut olarak belirtilme-
leri gerektiği sorusu ortaya çıkmaktadır. TTK m.493 hükmü ile kanun koyucunun
hedeflediği amaçlardan bir tanesi, bağlı nama yazılı payların devrinde karşılaşılabi-
len keyfi ve kötüniyetli uygulamaların ortadan kaldırılması ve nama yazılı payların
devrinin sınırlandırılmasında şeffaflığın hakim kılınmasıdır3
79
•
Bu doğrultuda, ana
sözleşmede TIK m.339 f.2-d ve m.493 f.1 uyarınca yer alacak pay devrinin sınır-
landırılmasına ilişkin hükmün, payın devri işleminin taraflarının söz konusu pay
devrinin ana sözleşmede belirtilen bir red sebebine aykırı olup olmadığını anlamala-
rına imkan sağlayacak şekilde kaleme alınmış olması gerekmektedir. Bu nedenle,
önemli sebeplerin ana sözleşmede açık, belirli ve kesin bir şekilde belirtilmiş olma-
ları şarttır38°. Üstü kapalı, ayrıntıya girilmeksizin genel olarak ifade edilmiş hüküm-
ler geçersiz sayılır. TIK m.493 hükmünün gerekçesinde de, haklı (önemli) sebep,
kanundaki haklı sebeplere (TIK m.493 f.2) uygun bir biçimde somutlaştırılmalıdır,
denilmiştir8
1
.
Yukarıda izah ettiğimiz, devrin ortaklık tarafından reddedilmesine dayanak
teşkil edecek önemli sebebin ana sözleşmede somut ve açık bir biçimde ifade edil-
miş olması koşulu çerçevesinde; devrin reddedilmesi sebebi olarak, ana sözleşmede
salt TIK m.493 f.2 hükmüne atıfta bulunulması veya söz konusu hükmün ana söz-
378
Bkz. FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ / NOBEL, p.137 s.575; BÖCKLI, p.247 s.641;
OERTLE / DU PASQUIER, Basler Kommentar, Art.685b, p.2 s.638; KLAY , s.142.
379
Bkz. KLA
..
Y, s.142.
380
FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ / NOBEL, p.137 s.575; BÖCKLI, p.254 s.643; OERTLE /
DU PASQUIER, Basler Kommentar, Art.685b, p.2 s.638; KLAY, s.143.
381
Bkz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Gerekçesi, m.493, s.232 - 233.
2. Bölüm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukuki Sonuçlan 285
leşmede aynen tekrar edilmesi yahut devrin önemli sebeplere binaen yönetim kuru-
lu tarafından onaylanmayabileceği şeklinde genel bir ifadenin kullanılması, geçersiz
sayılacaktır
82
• Aynı doğrultuda, önemli sebepleri somutlaştırarak devralanın hangi
sebeple pay sahibi olarak kabul edilemeyeceğini anlaşılır kılmayan, bunun yerine
Kanundaki genel prensibin tekrarından ibaret olan
tilin genel ifadeler, devri engel-
leyebilme kabiliyetinden yoksun kabul edilecektir.
Ortaklık ana sözleşmede açık ve somut bir biçimde gösterilmiş olmayan
önemli sebeplere dayanarak devir işlemini onaylamaktan kaçınamaz. Böyle bir
red karan, TTK m.494 f.3 uyarınca haksız sayılacak ve ortaklık devre onay
vermiş sayılacaktır.
bb. Ortaklığın Devre Onay Vermekten Kaçınırken Dayanabileceği Önemli Sebepler
TIK m.493 hükmünde ortaklığın ana sözleşmede öngörülmüş önemli bir se-
bebi ileri sürerek onay işlemini reddedebileceği belirtilmiş, hemen akabinde de, pay
sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin ana sözleşme hükümlerinin, ortaklığın işletme
konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gös-
termesi kaydıyla, önemli sebep oluşturabileceği öngörülmüştür. TTK m.493 f.2
hükmünden ilk anlaşılması gereken, salt pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin
ana sözleşme hükümlerinin kendisinin bir önemli sebep niteliği taşımadığıdır38
3
.
Gerçekten de, pay sahipleri çevresinin bileşimi, pay devrini onaylamamak için tek
başına önemli bir sebep sayılsaydı, bu takdirde pratik olarak herhangi bir sebep
devrin engellenmesi bakımından yeterli sayılabilecekti
384
. Bu nedenle pay sahipleri
bileşimine ilişkin ana sözleşme hükümlerinin, yani pratik olarak ifade etmek gere-
kirse bağlam hükümlerinin, önemli sebep teşkil etmesi için mutlaka ortaklık amacı-
nın gerçekleştirilmesi amacına yahut ortaklığın ekonomik bağımsızlığının korun-
ması amacına hizmet etmesi gerekmektedir38
5
. Söz konusu iki amaca hizmet etme-
yen bağlam hükümlerinin, TIK m.493
f 2 uyarınca devrin reddedilmesi için önemli
sebep olarak değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir.
aaa. Ortaklığın İşletme Konusunun Gerçekleştirilmesi Amacına Yönelik Olarak Dayanılabilecek
Önemli Sebepler
Bazı hallerde pay sahipleri çevresinin kimlerden oluştuğu, başka bir deyişle
pay sahiplerinin alınış olduk.lan eğitim, sahip oldukları meslek ve mensup olduk-
382
BÖ
CKLI, p.247 s.641 - 642; KLA
••
Y, s.144 -145.
�
Bkz. FORSTMOSER / MEIER- HAYOZ / NOBEL, p.140 s.576; B
ö
CKLI, p.254 s.643; K
.
L
�
> Y,
s.146. Buna karşın TTK m.493 f.2'nin gerekçesinde, pay sahipleri çevresinin bileşimi de, ortak-
lığın konusu ve işletmenin bağımsızlığının yanında müstakil bir haklı sebep olarak belirtilmi ştir.
Söz konusu ifade, anılan hükmün kaynak lsviçre Hukuku' ndaki yorumlanış ve uygulanış şeklin-
den tamamen farklı olup, kanımızca hükmün amacını tam olarak yansıtmamaktadır.
384
FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ/ NOBEL, p.140 s.576.
385 ••
Bkz. FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ / NOBEL, p.140 s.576; BOCKLI, p.244 s.641;
OERTLE / DU PASQUIER, Basler Kommentar, Art.685b, p.3 s.638; KLAY, s.146.
Anonim Ortaklıkta Payın Devrı 286
lan aile gibi bazı kişisel nitelikleıi, ortaklığın amacının gerçekleştirilmesi bakı.
mından önem taşıyabilir. Gerçekten de, örneğin konusu denetim olan veya klinik
işleten bir anonim ortaklık bakımından bazı pay sahiplerinin mesleki bir yeterlili.
ğe sahip olmaları, ortaklığın faaliyetlerini yürütmesi için lüzumlu sayılabil� .
Benzer şekilde, rakip bir firmanın borsaya kote edilmiş olmayan ortaklık payların,
devralarak pay sahibi sıfatını kazanması, ortaklığın işletme konusunun gerçekleş.
tirilebilmesi bakımından, kuşkusuz uygun bir durum sayılamaZ
387
•
Verdiğimiz
örnekler çerçevesinde, eğer devralan kişinin pay sahibi olarak kabul edilmesi
ortaklığın işletme konusunun gerçekleştirilmesini imkansız hale getirecek yahut
önemli
bir biçimde zorlaştıracaksa, ana sözleşmede yer alan red sebebi TIK
m.493 f.2 bakımından önemli sebep olarak kabul edilmelidir
88
•
Öğretide devrin reddedilmesine dayanak teşkil edebilecek, ortaklığın işlet-
me konusunun gerçekleştirilmesi amacına yönelik, belli başlı iki önemli sebep
sayılmaktadır. Bunlar rakiplerin ortaklıkta pay sahibi olmalarının engellenmesi
ve ortaklığın amacının gerçekleştirilmesi bakımından pay sahiplerinin bazı kişi-
sel niteliklere sahip olmalandır
389
.
aaaa. Rakiplerin Ortaklığa Girmesinin Engellenmesi
Ortaklık paylarının belli bir kısmının rakiplerin eline geçmesinin, ortaklık
işletme konusunun gerçekleştirilmesi bakımından zararlı sonuçlan olabilir. Bu-
radaki rakip kavramı, işletmenin ekonomik anlamdaki rakipleri ile sınırlı değil-
dir. Söz gelimi, büyük bir otoyol veya baraj yapım işini üstlenen bir anonim
ortaklığın önemli bir pay diliminin, projenin gerçekleştirilmesine karşı çıkan
çevreci bir grubun eline geçmesi hali de bu kapsamda değerlendirilebili.r39°.
Rakiplerin pay sahibi olarak kabul edilmeyecekleri yönündeki bir hüküm, TIK
m.493 f.2 anlamında ortaklık işletme konusunun gerçekleştirilmesinin yanında,
aşağıda aynca inceleneceği üzere, ekonomik bağımsızlığının muhafazası önemli
sebebi dahilinde de görülebilir
91
. Bu doğrultuda, ortaklığın ana sözleşmesine
ortaklığın rakiplerinin veya onlara yakın kişilerin, ortaklık paylarını devralama-
yacaklan yönünde bir hüküm konulması mümkündür
392
• Bununla birlikte, ana
sözleşmede yer alan bu yöndeki bir hükmün, devrin onaylanmaması bakımın-
dan geçerli bir sebep teşkil edebilmesi için, ortaklık bakımından önemli miktar-
386
Bkz. B
ÖC
KLI, p.257 s.645.
387
Bkz. OERTLE / DU PASQUIER, Basler Kommentar, Art.685b, p.4s.638.
388
OERTLE / DU PASQUIER, Basler Kommentar, Art.685b, p.3 s.638; KLAY, s.147.
389
Bkz. FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ / NOBEL, p.141 - 144 s.576; BÖCKLI, p.257 vd.
s.644 - 646; OERTLE / DU PASQUIER, Basler Komrnentar, Art.685b, p.4 s.638; KLAY, s.147.
390
B
Ö
CKLI, p.258 s.645.
391 , X
KUY, s.161; OERTLE/ DU PASQUIER, Basler Kommentar, Art.685b, p.4 s.638.
392
FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ / NOBEL, p.146 s.576; BÖCKLI, p.259 s.645; OERTLE /
DU PASQUIER, Basler Kommentar,
Art.685b, p.4 s.638; KLAY, s.161.
7
2. Bölüm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukuki Sonuçları
287
da payın devir konusu olması gerektiği kabul edilmektedir. Dolayısıyla küçük
miktarlarda payın rakipler tarafından devralınması halinde, kural olarak ortaklı-
ğın devri onaylamaktan kaçınması için haklı ve geçerli bir sebep bulunmamak-
tadır
393
. Öğretide bu hususta azınlık pay sahiplerine tanınan haklardan fayda-
lanmak için gereken yüzde onluk oranın esas alınması gerektiği vurgulanmakta-
dır394.
bbbb. Pay Sahiplerinin Bazı Kişisel NiteliklereSahip Olmalan Koşulu
TTK m.493 f.2 kapsamında, ortaklığın işletme konusunun gerçekleştirilme-
si amacına yönelik önemli sebeplerden bir tanesi de, pay sahiplerinin bazı kişi-
sel niteliklere sahip olmaları şartıdır. Bu doğrultuda ana sözleşmede payın an-
cak ortaklığın faaliyet alanı ile ilişkili olan belirli kişisel nitelikleri yahut yete-
nekleri taşıyan kişiler tarafından devralınabileceğinin öngörülmesi mümkün-
dür
95
. Bu yönde bir hükme dayanarak pay devrinin ortaklık tarafından redde-
dilmesinin geçerliliği, payı devralan kişinin pay sahibi sıfatını kazanmasının,
ortaklık amacının gerçekleştirilmesini zorlaştıracak olmasına bağlıdır. Yukarıda
incelediğimiz doğrultuda, ilgili pay sahiplerinin sahip olmaları gereken kişisel
niteliklerin, ana sözleşmede yeterli somutluk ve açıklıkta gösterilmesi gerekir;
genel ifadeler devrin reddedilmesi için önemli sebep teşkil etmez
396
.
Ortaklığın devri onaylamaktan kaçınmasına dayanak teşkil edecek ana sözleş-
mede somut bir biçimde belirtilen kişisel özellikler, çok çeşitli şekillerde ortaya
çıkabilir. Mehaz İsviçre hukuku öğretisinde, söz konusu önemli sebebin en yoğun
kullanımının,
belli bir eğilime sahip işletmelerde (Tendenzbe trieben) görüldüğü
ifade edilmektedir3
97
. Bu kapsamda, söz gelimi belli bir politik, felsefik veya dini
eğilimi olan pay sahiplerinden müteşekkil ortaklıklarda, payı devralacak kişilerin de
aynı ideolojik doğrultuda olmalarının ana sözleşme ile öngörülebileceği savunul-
maktadır3
98
. Bununla birlikte, konuya Türk hukuku bakımından yaklaşıldığında, ana
sözleşmede bu yönde bir hükmün öngörülmesinin bir takım cezai sonuçların ortaya
çıkmasına neden olabileceği görülmektedir. Zira, TCK m.122 hükmü, kişiler ara-
sında dil, ırk, renk, cinsiyet, özürlülük, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve
benzeri sebeplerle ayırım yaparak bir taşınır malın devrini veya kişinin olağan bir
393
Bununla birlikte daha az sermayeye sahip, kapalı aile ortaklıkları göz önünde bulundurulduğun-
da. küçük oranlardaki pay devirlerinde bile önemli sebebin oluştuğu sonucuna varılabilir (bkz.
FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ / NOBEL, p.146 s.576 - 577; BÖCKLI, p.259 s.645).
394
Bkz. FORSTMOSER / MEIER- HAYOZ / NOBEL, p.146 s.576 - 577; KLAY, s.163; BÖCKLI,
p.259 s.645, HAAO'lar için yüzde beş oranı dikkate alınabilir.
395 Bkz. KL
1
A
ı.:
Y, s.157.
396 ..
Bkz. KLAY, s.157.
397
Bkz. K
1
LA
ı.:
Y, s.157 -158.
398
Bkz. FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ / NOBEL, p.147 s.576; OERTLE / DU PASQUIER,
Baslar Kommentar, Art.685b, p.4 s.638; KLAY, s.158; BÖCKLI, p.257 s.644- 645.
Anonim Ortaklıkta Payın Dew.
288
ekonomik etkinlikte bulunınasım engelleyenlerin, ayınmcıhk suçunu işlemiş sayıla.
caklannı bclirtmektedir
99
. Konuya söz konusu kanuni düzenleme çerçevesinde
yaklaşıldığmda. ana sözleşmede payı devraJacak kişinin yukarıdasaydığımız şekjJ.
de mutlaka belli bir politik götilşiln, felsefik veya dini inancın mensubu olması
yönünde getirilecek şartın, TCK m.122'de belirtilen ayırımcılık suçunun işlenmesi-
ne sebep olabilece ği görülmektedir. Gerçekten de, nama yazılı payındevredilmesi-
nin ana sözleşme hükmü ile belirtilen sebeplere dayanılarak engellenmesi, suçun
maddi unsurları arasında sayılan, taşınır veya taşınmaz malın satılması veya devri.
nin engellenmesi yahut kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engel-
lemek kapsamında değerlendirilebilir
400
. Bu sebeple, hukukumuz açısından TfK
m.493 f.2 hükmünün, İsviçre öğretisi tarafından yorumlandığı şekliyleuygulanınas 1
mümkün gözükmemektedir.
Payı devralan kişinin sahip olması gereken kişisel özellikler kapsamında,
belli bir mesleğe mensup olmak veya belli bir konuda eğitim görmüş olmak gibi
koşullar ise, ortaklığın işletme konusunun gerçekleştirilmesine yönelik olması
kaydı ile, payın devrinin reddi bakımından önemli sebep teşkil edebilir.Yukarı-
da verdiğimiz örnekte olduğu gibi, klinik işleten bir anonim ortaklıkbakımın-
dan bazı borsaya kote edilmiş olmayan nama yazılı payların sahiplerinin
tıp
eğitimi almış olmaları, ortaklığın faaliyetlerini yürütmesi için l ilzUmlugörülebi -
lir
401
.
Yine yukarıda belirttiğimiz üzere, diş protez labor atuvarı açmak ve işlet-
mek isteyen ortaklığın pay sahiplerinin tamamının diş hekimi ve/veya dişprotez
teknisyeni olması şarttır.
Keza TTK m.480 f.4 uyarınca ana sözleşmede ikirıcil yükümlül ük öngö-
rülmesi halinde de, payı devralan kişinin söz konusu yükümlülüğü yerine geti-
rebilme imkanına sahip olması gerekir. Örneğin, işletme konusu un fabrikası
işletmek olan bir ortaklığın zirai alanda faaliyet gösteren pay sahiplerine, ana
sözleşme ile her yıl belirli tarihlerde ve belirli miktarlarda buğday vermeleri
şeklinde bir ikincil yükümlülük öngörülmesi halinde, payı devralacak kişinin de
söz konusu yükümlülüğü yerine getirebilecek durumda olmasının, ortaklığın
amacının gerçekleştirilmesi bakımından önem taşıması muhtemeldir.
Öğretide ayrıca, ortaklığın işletme konusu bakımından payı devralacak ki-
şinin belli bir aileye mensup olması yönünde bir koşulun, ana sözleşme ile ön-
399
Bkz. ARTUK, Mehmet Emin/GÖKÇEN, Ahmet/YENiDÜNYA, Ahmet Caner: Ceza Hukuku
Özel Hükümler, 10. Bası, Ankara 2010, s. 361 vd.;
PARLAR, AII/HATIPOĞLU, Muzaffer: Açık-
lamalı-Xeni içtihatlarla 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Yorumu, c.11, Ankara 2010, s. 1927 vd.;
YENiDÜNYA, Ahmet Caner : 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda Ayırımcılık Suçu, Çalışma ve
Toplum, 2006, S .4 s.98 vd.
400
Bu hususta bkz. YENiDÜNYA, s.107 vd.; ARTUK/GÖKÇENNENIDÜNYA, s. 361-365;
PARLAR/HATIPOĞLU, s. 1929- 1391.
401
Bkz. B
ÔC
KU, p.257 s.6:45, p.295 s .111; aynı yönde, OERTLE / DU PASQUIER, Basler Kommentar ,
Art.685b, p.4 s.638; KLAY , s.159; FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ/ NOBEL, p.147 s.576.
7
2. Bölüm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukuki Sonuçları 289
göıillebileceği dile getirilmektedir
402
.
Ortaklığın işletme konusu ile pay sahibi-
nin mensup olduğu aile arasında bir ilişki kurmak her ne kadar ilk bakışta güç
gelebilse de, kapalı ve aile tipi anonim ortaklıkların kendilerine özgü nitelikleri
göz önünde bulundurulduğunda, aile dışından bir kişinin pay sahibi sıfatı kaza-
narak ortaklığa girmesinin, çoğu zaman ortaklığın işleyişini olumsuz yönde
etkileyecek bir nitelik taşıdığı görülür. Bu sebeple, paylarının büyük çoğunluğu
belli bir aileye mensup ortaklıklar bakımından, önemli sayılabilecek bir miktar-
da payı devralacak kişinin de aynı aileye dahil olması yönünde bir koşulun,
TTK m.493 f.2 anlamında önemli bir sebep sayılacağını kabul etmek gerekir
403
.
cccc. Yabancılara Yönelik Getirilebilecek Sınırlamalar
İsviçre öğretisinde, ortaklığın işletme konusunun gerçekleştirilmesi amacı-
na yönelik önemli sebepler arasında, sınırlı uygulama alanına sahip olmakla
birlikte, ortaklığa İsviçre vatandaşı olmayan kişilerin kabul edilmemesi de sa-
yılmaktadır
404
• Bu doğrultuda, payı devralacak kişilerin İsviçre uyrukluğuna
sahip olması yönündeki ana sözleşme hükümleri, ancak kanunen getirilen sınır-
lamalar doğrultusunda ortaklığın İsviçre vatandaşlan kontrolünde olduğunun
ispatlanamaması halinde, faaliyet alanı ile ilgili hak kayıplarına uğrayabileceği
durumlarda geçerli kabul edilebilecektir
405
.
Türk Hukukunda pay sahiplerinin tamamen veya kısmen Türk vatandaşlı-
ğına sahip olmalarını öngören genel bir kanuni düzenleme bulunmamaktadır.
Bununla birlikte bazı durumlarda yabancı sermaye içeren ortaklıklar bakımın-
dan kanunen birtakım sınırlamaların getirilmiş olduğu görülmektedir. Bu sınır-
lamalardan bir tanesi Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri
Hakkında Kanun m.19 f.1-f hükmünde yer almaktadır. Buna göre, bir medya
hizmet sağlayıcı kuruluşta doğrudan toplam yabancı sermaye payı, ödenmiş
sermayenin yüzde ellisini geçemez. Benzer şekilde, Ticari Hava Taşıma İşlet-
meleri Yönetmeliği m.8 hükmü uyarınca ticari hava taşıma işletmeciliği yapa-
cak ortaklıkların paylarının çoğunluğunun Türk vatandaşlığına sahip ortaklarda
bulunması zorunlu kılınmıştır. Bunların yanında, Tapu Kanunu m.36 hükmü
uyarınca, yabancı sermayeli ortaklıkların askeri yasak bölgeler, güvenlik bölge-
leri ve stratejik bölgelerde taşınmaz edinimleri izne tabidir. İştigal konusu çer-
çevesinde bu tarz bölgelerde taşınmaz mal alım satımı ile uğraşan anonim ortak-
402 ..
OERTLE / DU PASQUIER, Basler Kommentar, Art.685b, p.4 s.638; KLAY, s.173, Yazar bu
yönde bir kaydın geçerli olmasını, ortaklıi:)ın işletme konusu ile aile arasında bir iç ilişkinin mev-
cudiyeti koşuluna bağlamaktadır.
403
Burada kapalı ortaklıklar bakımından azınlık pay sahiplerine tanınan haklardan yararlanmak için
öngörülen kanuni sınır olan yüzde on oranı esas kabul edilebilir, bkz. bu yönde FORSTMOSER
/ MEIER - HAYOZ/ NOBEL, p.146 s.576 - 577; KLAY, s.163; BÖCKLI, p.259 s.645.
404
FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ/ NOBEL, p.145 s .576; KLAY, s.170 - 171; BÖCKLI, p.263
s.646.
405 ..
Bkz. KLAY, s.171.
Anonim Ortaklıkta Pay,0 o..�
hklnt hakımından pay �ahip1erinin Türk vatandaşı olması, ortaklık amacınırı
gcf"t-ldcştirilmc� i bakımından önem taşıyabi1ir
406
.
Yukandakilcrle benzer şekilde, ITK m.46 f.3 uyarınca, "Türk", "Türkiye"
"Cumhuriyet'' ve
"Milli" kelimeleri bir ticaret unvanına ancak Bakanlar Kuruı�
kamnyla konulabilir. Bakanlar kurulunun bu konuda hangi kriterlere dayalı olat'ak
karar vereceği kanunen belirlenmiş olmasa da, sermayesinin büyük çoğunluğu
Türk vatandaşlanna ait olmayan bir ortaklığın unvanında söz konusu kelimelen
taşıması. yahut paylarının büyük çoğunluğunun yabancılara devredilmesi halinde
ortaklığın unvanında bu kelimeleri taşımaya devam etmesi, Bakanlar Kurulu
tara.
findan uygun görülmeyebilir. Bu noktada, ortaklığın ticaret unvanı ile ilgili Ytıka.
nda belirtilen ihtimalin, ortaklığın işletme konusunun gerçekleştirilmesi bakımın.
dan zorluk yaratabileceği durumlarda, payların devri bakımından ana sözleşmede
benzer şekilde bir kaydın konulabileceği ileri sürülebilir.
bbb. Ortaklığın Ekonomik Bağımsızlığının Muhafaza Edilmesi Amacına Yönelik Olarak
Dayanılabilecek Önemli Sebepler
TTK m.493 f.2 hükmü uyarınca, ortaklığın ekonomik bağımsızlığının muhafa.
za edilmesi amacı, borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylann devrine onay ver.
mekten kaçınılması bakımından, dayanılabilecek bir önemli sebep olarak kabul
edilmiştir. Ortaklığın ekonomik bağımsızlığını, başka bir teşebbüsün veya toplulu-
ğun hakimiyeti altında bulunmamak şeklinde tarif etmek mümkündür
407
•
Ekonomik
olarak bağımsız olan bir ortaklık, kural olarak başka bir teşebbüsün menfaatlerini
gözetmek durumunda olmaksızın, işletme konusunu tamamen kendisinin yararına
olarak gerçekleştirme kabiliyetine sahip bir ortaklıktır. Bu doğrultuda, ortaklık diğer
teşebbüslere karşı halihazırda mevcut olan bağımsızlığını sürdürebilmek amacıyla,
ana sözleşmesine devri kısıtlayan hükümler koyabilecektir.
aaaa. Rakiplerin Ortaklığa Girmesinin Engellenmesi
Bu kapsama giren red sebepleri arasında ilk olarak, ortaklık işletme konusunun
gerçekleştirilmesi başlığı altında da incelediğimiz, rakiplerin ortaklıkta pay sahibi
olmalarının engellenmesi yer almaktadır
408
. Rakiplerin ortaklıkta belli bir ağırlıkta
paya sahip olmaları, yukarıda üzerinde durulduğu üzere, ortaklık amacının gerçek-
leştirilmesi bakımından zararlı sonuçlar doğurabilecek olmanın yanında, ortaklığın
ekonomik bağımsızlığı açısından da kural olarak sakıncalıdır. Ortaklığın ekonomik
bağımsızlığının muhafaza edilmesi çerçevesinde yaklaşıldığında, işletme konusu-
406
Yukarıda sayılanların dışında mevzuatımızda yabanların anonim ortaklıklarda pay sahibi olma-
larına ilişkin çeşitli sınırlamalar içeren bazı düzenlemeler şu şekildedir: 6326 sayılı Petrol Kanu-
nu m.12; Havaalanları Yer Hizmetleri Yönetmeliği m.7.
407 1
ne. B
ö
408
CKLI, p.268 s.647.
Bkz.
FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ / NOBEL, p.149 s.577; OERTLE / OU PASQUIER,
Basler Kommentar, Art.685b, p.4 s.638; KLAY, s.161; BÖCKLI, p.267 s.647.
2. Bölüm: Payın Devir Prosedürü ve Payın Devrinin Hukuki Sonuçları 291
mın gerçekleştirilmesi durumundan farklı olarak buradaki rakip kavramı, münhası-
ran ortaklıkla ekonomik anlamda rekabet içerisinde bulunan teşebbüsleri
kapsamak-
tadır. Söz konusu rakipler, ortaklıkta pay sahibi olmak suretiyle ortaklığın, mensup
olduk.lan teşebbüs veya topluluk hakimiyetine girmesine yönelik birtakım girişim-
lerde bulunabilirler. Ortaklığın ekonomik bağımsızlığına z.arar verebilecek bu tarz
girişimlerde bulunabilmeleri için, rakiplerin biç şüphesiz ortaklıkta belli bir miktar-
da paya sahip olmaları gereklidir. En şiddetli rakibin elinde bulunan tek bir pay bile
rahatsızlık verici sayılsa da, sahip olunan tek payın ortaklığın ekonomik bağımsızlı-
ğı bakımından bir tehlike teşkil ettiği ileri süıülemez
409
. Bu sebeple, yukarıda da
belirtildiği üzere, öğretide ortaklığın devri bu önemli sebebe dayanarak onaylamak-
tan kaçınabilmesi için, devir sonucunda payı devralan rakibin ortaklıkta en az azın-
lık haklarını kullanmaya yetecek oranda pay sahibi olması gerektiği ifade edilmek-
tedir
410
• Ortaklıkta halihazırda az miktarda paya sahip olan rakibin, yeni pay devra-
larak azınlık statüsüne girecek olması halinde de söz konusu önemli sebebe dayanı-
labilir.
bbbb. Pay Devirlerine Getirilecek Yüzdelik ve Sayısal Sınırlamalar
Aşağıda inceleyeceğimiz üzere, TTK m.495 f.1 hükmü borsada kote edil-
miş nama yazılı pay senetleri bakımından, ortaklığın sermayesini esas alan ve
yüzde ile ifade edilen bir iktisap üst sınırının ana sözleşmede öngörülebileceğini
belirtmektedir. Bu şekilde söz konusu iktisap sınırını aşan pay devirlerinde,
devralan ortaklık tarafından tanınmayabilecelctir. Kanunun borsaya kote edilmiş
nama yazılı pay senetleri bakımından getirdiği söz konusu imkanın, ortaklığın
ekonomik bağımsızlığının muhafaza edilmesi önemli sebebi kapsamında, kote
edilmemiş nama yazılı pay senetleri bakımından da kıyasen benimsenebileceği
kabul edilmektedir. Bu çerçevede, ekonomik bağımsızlığın muhafaza edilmesi
amacı doğrultusunda, sermayenin belli bir oranını veya belli bir pay sayısını
aşan devirlerin ortaklık tarafından reddedileceği yönünde bir hükmün ana söz-
leşmeye konulması, kural olarak mümkündür
411
.
Yüzdelik oran veya pay sayısı temeline dayanan sınırlamaların ana sözleş-
mede öngörülmesi esnasında dikkat edilmesi gereken husus, bunların devrin
reddedilmesi bakımından haklı bir gerekçe teşkil etmesidir. Bu bakımdan söz
konusu oransal veya sayısal sınırların, ortaklığın ekonomik bağımsızlığını ko-
rumak için gerekli olandan daha düşük olarak tespit edilmemesi gerekir
412
. Zira,
borsaya kote edilmiş nama yazılı pay senetlerinden farklı olarak, borsaya kote
409
BÖCKLI, p.267 s.647.
410
Bkz. FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ / NOBEL, p.146 s.576 - 577; KLAY, s.163; BÖCKLI,
p.267 s.647.
411
Bkz. FORSTMOSER / MEIER - HAYOZ / NOBEL, p.151 s.577; KL.AY, s.164; BÖCKLI, p.271
s.648; OERTLE / DU PASQUIER, Basler Kommentar, Art.685b, p.6 s.639.
412
Bkz. KLA
-
Y, s.164.
Anonim Ortaklıkta Payın Devri 292
1 ıc
.
1 ıc
edilmemiş nama yazılı paylar bakımından Kanunun bu şekilde bir oransal sınır-
lamayı açıkça öngörmüş olmaması nedeniyle, böyle bir hüküm ancak TTK
m.493 f.2'de belirtilen ekonomik bağımsızlığın muhafaza edilmesi önemli se-
bebi kapsamında ana sözleşmeye konularak geçerlilik kazanabilir.
Ana sözleşmede yer alan oransal sınırlamanın ekonomik bağımsızlığın muhafaza
edilmesi amacına hizmet edip etmediğinin tespit edilebilmesi bakımından dikkate
alınacak en önemli kriter, söz konusu oranın miktarıdır. Öğretide söz konusu oranın,
durumun öz.ellikleri çerçevesinde sermayenin yüzde beşi ile otuzüçü (sermayenin üçte
biri) arasında kararlaştınlabileceği çoğunlukla kabul edilmektedir
413
. Bununla birlikte,
mevcut bir ortaklık bakımından ana sözleşmede belirtilmiş olan yüzdelik oran, söz
konusu ortaklığın ekonomik bağımsızlığının korunması için gerekli olandan daha
düşük tespit edilmiş ise, bunun geçerli bir kaçınma sebebi olarak kabul edilmesi müm-
kün değildir"
14
• Söz gelimi, objektif olarak yaklaşıldığında piyasa ve rekabet şartlan
itibariyle ekonomik bağımsızlığı yoğun bir tehdit altında olmayan bir ortaklığın ana
sözleşmesinde yüzde beş gibi düşük bir oran tespit ederek, söz konusu oranın
üz.erin-
deki borsaya kote edilmemiş nama yazılı pay devirlerinin geçersiz olacağını öngörmesi
TI1