powered by

powered by

MEDENİUSÜLHUKUKU Ders Kitabı Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ Prof. Dr. Oğuz ATALAY - Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES onikilevha llll 11111111111111111111111111 Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz ATALAY İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra iflas Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra iflas Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi MEDENİUSÔLHUKUKU Ders Kitabı il.Bası onikilevha llll 11111111111111111111111111 11. BASIYA ÖNSÖZ Medeni Usul Hukuku kitabı, ayrı bir başvuru kitabı ile ders kitabı olarak iki şekilde basılmaktadır. Ders kitabı ihtiyacını karşılamak, öğrenciye hitap edecek hacını ve kapsamda bilgiyi vermek amacıyla hazırlanan Medeni Usul Hukuku Ders K.itabı'nın onuncu basısının tükenmesi üzerine on birinci bası yayına hazırlanmıştır. Bu basıda geçen basıdan bugüne kadar mevzuatta yapılan değişiklikler kitaba yansıtılmış, geçen basıda gözden kaçan hususlar düzeltilmiştir. Ancak şu da belirtilmelidir ki, ülkemizde son yıllarda gide- rek artan bir biçinıde diğer kanunlarda olduğu gibi Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda da yürürlüğünden hemen sonra değişiklikler yapılmaya başlan- mıştır. Elbette bir kanunun zaman içinde bazı maddeleri, hatta tümü değiş- tirilebilir. Ancak kabulünden kısa bir süre sonra ve durum ve koşullarda çok önemli bir değişiklik olmadan bu kadar değişiklik yapılmasını haklı kılacak hiçbir sebebin olmadığını düşünüyoruz. Ayrıca bu değişiklikler ilgili kişi ve kurumlarla paylaşılmadan, tartışılmadan kabul edilmiş ve hemen yürürlüğe konulmuştur. Daha önceki usul kanunumuz olan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yaklaşık doksan yıl içinde otuz defa değişiklik yapıldığı söyle- nerek bu değişikliklerin çokluğundan söz edilirken, yeni Kanunumuzla ilgili 2011 yılından bu yana, yani on iki yıl içinde on sekiz kez değişiklik yapılmış- tır. Bu değişiklikler, doksan yılda yapılan değişikliklerin yarısını geçmiştir. Kanun yaparken olduğu gibi değiştirilirken de yeteri kadar düşünül- meli, değerlendirilmeli ve tartışılmalıdır. Son yıllarda oldukça yaygın olarak kullanılan ve kanun yapma tekniğine uygun olmayan "torba kanun"larla değişiklik yapılmasından vazgeçilmelidir. Henüz on iki yıl gibi bir süre geçmesine rağmen sürekli yapılan değişiklikler sonunda Hukuk Muhake- meleri Kanunu'nun sistematiği bozulmuş ve bu kanunla kabul edilen pek çok önemli ilke zedelenmiştir. Bu değişikliklerin olumsuz bir sonucu da iç- tihatların oluşması, boşlukların doldurulması gibi uygulamanın gelişmesine izin vermemesidir. V Dokuzuııcu Basıya Ôıısöz Anayasa ile teminat altına alınan ilkelerden birisi de hukuki güvenlik ilkesidir. Bu ilke, mevcut hukuka güvenerek açmış olduğunuz bir dava süreci içinde sürekli kanun değişikliklerine maruz kalarak hak kaybına uğramama- yı güvence altına alır. Sürekli değişen mevzuat, sürekli değişen parasal sınır- lar ve süreler hukuki güvenlik ilkesini zedelemekte, hak ihlallerine neden olmaktadır. Kitabın gözden geçirilmesinde Doç. Dr. Cemil Sirnil; tashihinde ve kavram fihristinin hazırlanmasında Dr. Öğr. Üy. Mehmet Emin Alpaslan yardımcı olmuşlardır. Kendilerine titiz çalışmaları ve emekleri için teşek- kür ediyoruz. Kitabın basımını üstlenen ve titiz bir çalışmayla bunu kısa zamanda gerçekleştiren başta Erol Öz olmak üzere On İki Levha Yayıncılık çalışanlarına teşekkür ediyoruz. 28 Temmuz 2023 Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes VI • VII İÇİNDEKİLER 11. BASIYA ÖNSÖZ ......................................................................................... V İÇİNI)EKİLER ............................................................................................ VII KISALTMALAR ..................................................................................... XXXV GENEL BİBLİYOGRAFYA ................................................................ XXXIX § I. MEDENİ USÜL HUKUKUNA İLİŞKİN GENEL BİLGİLER ......... ! I. UYUŞMAZLIĞIN ORTAYA ÇIKIŞI VE ÇÖZÜM YOLLARI .... l II. HAKARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ-HUKUKİ KORUMA TALEBİ VE ADALETE (YARGIYA) ERİŞİM ............................... 2 III. MEDENİ USÜL HUKUKUNUN ANLAMI. ................................ 6 IY. MEDENİ USÜL HUKUKUNUN AMACI .................................... 7 V. MEDENİ USÜL HUKUKUNDA TEMEL KAVRAMLAR ...... 11 A. Medeni Usul Hukuku Kavramı ............................................... 11 B. Medeni Usul Hukukunda Kullanılan Temel Kavramlar .......... 12 VI. MEDENİ USÜL HUKUKUNUN HUKUK DALLARI ARASINDAKİ YERİ .................................................................... 14 VII. MEDENİ USÜL HUKUKUNUN YER VE ZAMAN İTİBARİYLE UYGULANMASI ................................................... 15 A. Yer İtibariyle Uygulanması ....................................................... 16 B. Zaman İtibariyle Uygulanması ................................................. 17 VIII. MEDENİ USÜL HUKUKUNUN KAYNAKLARI .................. 20 IX. MEDENİ USÜL HUKUKU KURALLARININ YORUMU ..... 22 VIII İçindekiler § 2. YARGI ......................................................................................................... 25 I. YARGI KAVRAMI ............................................................................. 25 II. YARGI ÇEŞİTLERİ ............................................................................ 25 A. Anayasa Yargısı ............................................................................. 26 B. İdari Yargı ..................................................................................... 28 C. Adli Yargı ....................................................................................... 29 1. Ceza Yargısı ............................................................................ 30 2. Medeni Yargı ........................................................................... 31 a. Çekişmeli Yargı ............................................................... 32 b. Çekişmesiz Yargı ............................................................. 32 aa. Genel Olarak .............................................................. 32 bb. Uyuşmazlığın Bulunmaması. .................................... 33 cc. Sübjektif Hakkın Yokluğu ........................................ 35 dd. Uygulanacak Usul Hükümleri. ...................................35 § 3. MAHKEMELER .................................................................................. 37 I. GENEL OLARAK .............................................................................. 37 II. İLK DERECE MAHKEMELERİ ....................................................... 38 A. Genel Mahkeme .............................................................................. 38 1. Genel Olarak ............................................................................. 38 2. Asliye Hukuk Mahkemeleri ................................................... 39 B. Özel Mahkemeler ............................................................................ 39 1. Sulh Hukuk Mahkemeleri ..................................................... 39 2. Asliye Ticaret Mahkemeleri ................................................... 40 3. Kadastro Mahkemeleri ........................................................... 43 4. İş Mahkemeleri .......................................................................... 44 5. İcra Mahkemeleri ....................................................................... 45 6. Tüketici Mahkemeleri ............................................................. 46 7. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri.......................... 49 8. Aile Mahkemeleri .................................................................... 50 III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ .................................................. 51 A. Genel Olarak .......................................................................... 51 B. Görevleri ................................................................................. 53 içindekiler IX C. Teşkilat ........................................................................................... 54 1. Genel Olarak ........................................................................... 54 2. Hukuk Daireleri ...................................................................... 55 iV. YARGITAY .......................................................................................... 55 A. Genel Olarak ................................................................................. 55 B. Yargıtay'ın Görevleri ..................................................................... 56 C. Yargıtay Teşkilatı ........................................................................... 56 1. Hukuk Daireleri ..................................................................... 57 2. Genel Kurullar ........................................................................ 59 a. Hukuk ve Ceza Genel Kurulları ..................................... 59 b. Yargıtay Büyük Genel Kurulu ......................................... 59 V. MAHKEMELERARASINDAHUKUKİYARDIM (İSTİNABE) ........................................................................................ 60 VI. GO REV ................................................................................................. 62 A. Genel Olarak .................................................................................. 62 B. Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevli Olduğu Davalar ....... 64 1. Konusu Para Olan ya da Para ile Değerlendirilebilen (Malvarlığına İlişkin) Davalar ............................................. 64 2. Şahıs Varlığına İlişkin Davalar ............................................. 65 C. Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görevli Olduğu Davalar .......... 66 1. Kira Sözleşmesine Dayanan Davalar ................................... 66 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevine Giren Diğer Dava ve İşler ............................................................................ 67 D. Görev Kurallarının Niteliği. ....................................................... 68 E. Görev Kurallarına Aykırılık ve Sonuçları ................................... 68 1. Genel Olarak .......,. ............................................................. 68 2. Görevsizlik Kararı Üzerine Yapılacak İşlemler ................... 69 F. Adli Yargıda Açılması Gereken Bir Davanın İdari Yargıda Açılması Halinde Yapılacak İşlemler ............................ 71 G. İdari Yargıda Açılması Gereken Bir Davanın Adli Yargıda Açılması Halinde Yapılacak İşlemler ............................ 72 VII. YETKI .................................................................................................. 72 X lçiııdekiler . . A. Genel Olarak ................................................................................. 72 B. Kesin Olmayan Yetki Kuralları .................................................... 73 1. Genel Yetki Kuralı .................................................................. 73 2. Özel Yetki Kuralları. ............................................................... 76 C. Kesin Yetki Kuralları .................................................................... 78 D. Yetki Sözleşmesi ............................................................................ 80 1. Genel Olarak .......................................................................... 80 2. Yetki Sözleşmesinin Şartları .................................................. 81 a. Sözleşmenin Tarafları Tacir veya Kamu Tüzel Kişisi Olmalıdır ................................................................ 81 b. Kesin Yetkinin Bulunduğu Durumlarda Yetki Sözleşmesi Yapılamaz ...................................................... 82 c. Yetki Sözleşmesi Yazılı Şekilde Olmalıdır ...................... 82 d. Uyuşmazlık ve Mahkeme Belirli Olmalıdır .................. 83 E. Yetki Kurallarına Aykırılık ve Sonuçları ..................................... 84 VIII. İŞ BÖLÜMÜ ....................................................................................... 86 IX. YARGI YERİ BELİRLENMESİ (MERCİ TAYİNİ) ..................... 87 A. Yargı Yeri Belirlenmesini (Merci Tayini) Gerektiren Haller ... 87 B. Yargı Yeri Belirlenmesi Usulü ....................................................... 88 .. § 4. YARGI GOREVLILERI ..................................................................... 90 I. HAKİM ................................................................................................ 90 A. Genel Olarak ................................................................................. 90 B. Hakimlik Mesleğine Giriş ........................................................... 91 C. Hakimlerin Seçimi ve Atanması ................................................. 95 1. Genel Olarak Sistemler ........................................................... 95 2. Ülkemizdeki Durum .............................................................. 96 D. Ha.kimlerin Bağımsızlığı .............................................................. 97 1. Genel Olarak ............................................................................ 97 2. Ha.kimlerin Bağımsızlığı ........................................................ 99 E. Hakimlere Tanınan Teminatlar ................................................. 101 F. Ha.kimlerin Sorumluluğu ........................................................... 102 1. Genel Olarak ......................,, ............................................. 102 lçi,ıdekiler XI 2. Hukuki Sorumluluk ............................................................ 102 a. Genel Olarak ................................................................. 102 b. Sorumluluk Halleri. ..................................................... 103 c. Sorumluluk Davasında Görevli ve Yetkili Mahkemel04 d. Sorumluluk Davası ve Yargılama Usulü ...................... 105 e. Hakimin Hukuki Sorumluluğu................................... 106 3. Disiplin Sorumluluğu .......................................................... 106 4. Cezai Sorumluluk ................................................................ 107 G. Hakimin Davaya Bakmasının Yasak Olması ve Reddi .......... 107 1. Genel Olarak ........................................................................ 107 2. Hakimin Davaya Bakmasının Yasak Olması ..................... 108 a. Hakimin Davaya Bakmasının Yasak Olduğu Haller 108 b. Hakimin Çekinmesi Usulü ......................................... 109 3. Hakimin Reddi. ................................................................. 11O a. Ret Sebepleri .................................................................. 110 b. Hakimin Reddi Usulü ................................................. 112 aa. Taraflardan Birisinin Hakimi Reddetmesi ......... 112 bb. Hakimin Kendisini Reddetmesi ............................ 114 c. Hakimin Reddedilmesinin Sonuçları ........................ 115 II. SAVCILAR. ...................................................................................... 116 III. ADLİYE MEMURLARI .................................................................. 117 A. Yazı İşleri Müdürleri. .................................................................. 117 B. Zabıt Katipleri ............................................................................ 118 C. Mübaşirler ............................................................................. 118 IV. AVUKATLAR ..................................................................................119 V. NOTERLER .................................................................................. 122 § 5. USÜL İŞLEMLERİ ............................................................................. 125 I. TARAF USÜL İŞLEMLERİ. ......................................................... 125 A. Genel Olarak ......................................................................... 125 B. Taraf Usul İşlemlerinin Özellikleri ......................................... 126 C. Taraf Usul İşlemlerinin Çeşitleri ............................................. 128 D. Usul İşlemlerinde Şekle Uymak Zorunluluğu ve Sonuçları.129 XII lçindekiler . II. MAHKEME USÜL İŞLEMLERİ ................................................. 130 III. SÜRELER ...................................................................................... 132 A. Sürelerin Çeşitleri .................................................................... 132 1. Kanunun Belirlediği Süreler .............................................. 132 2. Hakimin Belirlediği Süreler ............................................... 133 B. Sürelerin Hesaplanması. ............................................................ 133 C. Adli Tatil .................................................................................... 134 IV. ESKİ HALE GETİRME .................................................................. 136 A. Eski Hale Getirmenin Şartları .................................................. 136 1. Süre Elde Olmayan Bir Sebeple Kaçırılmış Olmalıdır ...... 137 2. Başka Kanuni Yola Başvurma İmkanı Kalmamış O!malıdır ............................................................................. 138 B. Eski Hale Getirme Usulü .......................................................... 138 V. TEBLİGAT ...................................................................................... 139 A. Tebligat ve Davetiye Kavramı ................................................... 139 1. Tebligatı Çıkartacak Merciler ............................................. 140 2. Tebligatı Yapacak Merciler .................................................. 141 B. Tebligat Yapılabilecek Kişiler.................................................... 142 C. Tebligatın Yapılabileceği Yer ve Zaman .................................... 143 D. Tebligat Giderleri ....................................................................... 144 E. Tebligatın Yapılması ................................................................. 145 1. Genel Olarak ........................................................................ 145 2. Muhatabın Adreste Bulunmaması veya Tebellüğden İmtina Etmesi .......................................................................145 3. Elektronik Tebligat .............................................................. 146 4. ilanen Tebligat ..................................................................... 147 F. Usôlsüz Tebligat ........................................................................ 147 G. Tebligat Suçları .......................................................................... 147 § 6. TARAFLAR .......................................................................................... 149 I. TARAF KAVRAMI VE TARAFIN BELİRLENMESİ .............. 149 . . II. TARAF EHLiYETi ......................................................................... 151 . ili. DAVA EHLiYETi ........................................................................... 153 lçindekiler XIII IV. DAVA TAKİP YETKİSİ ················································ 154 V. TARAF SIFATI .............................................................................. 156 VI. TARAF DEĞİŞİKLİĞİ ................................................................... 157 A. Kanuni Taraf Değişikliği .......................................................... 158 B. İradi Taraf Değişikliği ............................................................... 159 1. Genel Olarak ....................................................................... 159 2. İradi Taraf Değişikliğinin Yapılması. ............................... 160 3. İradi Taraf Değişikliğinin Hukuki Niteliği ve Sonuçları 161 4. İradi Taraf Değişikliğinde Yargılama Giderleri. ................164 VII. TARAFLARIN TEMSİLİ. ............................................................ 165 A. Kanuni Temsil........................................................................... 165 B. İradi Temsil (Vekalet)............................................................... 166 VIII. DAVAARKADAŞLIĞl ................................................................... 168 A. Genel Olarak ............................................................................. 168 B. İhtiyari Dava Arkadaşlığı .......................................................... 168 1. Anlamı ve Doğumu ............................................................. 168 2. İhtiyari Dava Arkadaşlığının Hükümleri. ......................... 169 C. Mecburi Dava Arkadaşlığı ........................................................ 170 1. Anlamı ve Doğumu............................................................. 170 2. Mecburi Dava Arkadaşlığının Hükümleri. ........................ 172 § 7. DAVAYAMUDAHALE ......................................................................174 I. GENEL OLARAK ......................................................................... 174 il. FER'İ MÜDAHALE ........................................................................174 A. Genel Olarak ........................................................................ 174 B. Hukuki Niteliği ..................................................................... 175 C. Fer'i Müdahalenin Koşulları .................................................... 175 D. Fer'i Müdahale Usftlü............................................................... 177 E. Fer'i Müdahalenin Hükümleri. ................................................. 177 F. Müdahalenin Etkisi ............................................................... 179 ili. DAVA.NIN iHBARI ................................................................... 180 A. Anlamı .................................................................................. 180 XIV içindekiler .. . B. İhbarın Koşulları ........................................................................ 181 C. Davanın İhbarı Usulü ................................................................ 182 D. İhbar Üzerine Üçüncü Kişinin Tutumu .................................... 182 E. İhbarın Sonuçları ........................................................................ 183 IV. ASLİ MÜDAHALE ......................................................................... 184 A. Anlamı ........................................................................................ 184 B. Asli Müdahalenin Koşulları ....................................................... 185 C. Asli Müdahale Usulü .................................................................. 186 D. Asli Müdahale Davasının İncelenmesi ve Karar ...................... 186 § 8. MEDENİ USÜL HUKUKUNA HAKİM OLAN İLKELER ........ 188 I. GENEL OLARAK ............................................................................ 188 II. TASARRUF İLKESİ ........................................................................ 189 A. Anlamı ......................................................................................... 189 B. Tasarruf İlkesinin Sonuçları ...................................................... 190 C. Tasarruf İlkesinin İstisnaları ..................................................... 191 III. TARAFLARCA GETİRİLME (HAZIRLAMA) İLKESİ ......... 191 A. Anlamı .......................................................................................... 191 B. Taraflarca Getirilme İlkesinin Sonuçları ................................. 192 C. Taraflarca Getirilme İlkesinin İstisnaları ................................. 193 IV. TEKSİF İLKESİ ............................................................................... 193 V. YARGILAMANIN HAKİM TARAFINDAN .. .. YURUTULMESI ................................................................................194 VI. DAVAYI AYDINLATMA ÖDEVİ .................................................. 195 VII. DOĞRUDANLIK İLKESİ .............................................................. 197 VIII. HAKİMİN DELİLLERİ DEĞERLENDİRMESİ ......................... 198 IX. ADİL (DOĞRU) YARGILANMA HAKKI .................................. 199 A. Genel Olarak.................� ······································· 199 B. Adil Yargılanma Hakkının Unsurları ...................................... 199 1. Kanuni, Bağımsız ve Tarafsız Bir Mahkeme Tarafından Yargılanma .................................................. 199 2. Makul Süre İçinde Yargılanma ............................................ 200 3. Aleni Surette Yargılanma ...................................................... 201 lçi,ıdckilcr XV 4. Hakkaniyete Uygun Olarak (Adil) Yargılanma .............. 201 X. HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI ............................................ 201 A. Genel Olarak ........................................................................... 201 B. Hukuki Dinlenilme Hakkının Unsurları .............................. 202 1. Bilgilenme Hakkı .............................................................. 202 2. Açıklama ve İspat Hakkı ................................................... 203 3. Dikkate Alınma Hakkı ..................................................... 203 XI. USÜL EKONOMİSİ İLKESİ (YARGILAMANIN BASİT, ÇABUK, UCUZ YÜRÜTÜLMESİ) ........................................... 204 XII. ALENİLİK İLKESİ ...................................................................... 204 XIII. SÖZLÜLÜK-YAZILILIK İLKESİ ............................................. 206 XIV. MAHKEMELERDE KULLANILAN DİL ............................... 207 XV. TARAFLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ .................................... 207 A. Dürüst Davranma Yükümlülüğü ........................................... 208 B. Doğruyu Söyleme Ödevi. ....................................................... 209 § 9. DAVA HAKKINDA GENEL BİLGİLER........................................ 211 I. DAVAKAVRAMl .......................................................................... 211 il. DAVA ŞARTLARI ......................................................................... 211 A. Kavram ..................................................................................... 211 B. Dava Şartlarının Çeşitleri ....................................................... 212 1. Genel Dava Şartları ............................................................ 212 a. Mahkemeye İlişkin Dava Şartları ............................... 212 aa. Yargı Yetkisi (m.114/1-a)....................................... 212 bb. Yargı Yolu (m.114/1-b) .......................................... 213 cc. Görev (m. 114/1-c) ................................................ 213 dd. Kesin Yetki (m. 114/1-ç) ....................................... 213 b. Taraflara İlişkin Dava Şartları..................................... 213 aa. İki Tarafın Bulunması. ......................................... 213 bb. Taraf Ehliyeti (m. 114/1-d) ................................... 213 cc. Dava Ehliyeti (m. 114/1-d) ................................... 213 dd. Davaya Vekalet Ehliyeti ve Geçerli Vekaletname (m. 114/1-f) ........................................................... 214 ee. Davayı Takip Yetkisi (m. 114/1-e) ........................ 214 c. Dava Konusu Şeye İlişkin Dava Şartları ....................... 214 aa. Davacı Tarafından Gider Avansı Yatırılması (m. 114/1-g) .................................................................. 214 içindekiler XVI bb. Teminat Gösterilmesine İlişkin Kararın Yerine Getirilmesi (m. 114/1-ğ) .......................................215 cc. Hukuki Yarar (m. 114/1-h) ..................................... 216 dd. Davanın Derdest Olmaması (m. 114/1-ı) ............. 217 ee. Kesin Hüküm Bulunmaması (m. 114/1-i) ............ 217 2. Özel Dava Şartları. ............................................................... 217 C. Dava Şartlarının İncelenmesi (m. 115) ....................................218 111. DAVA ÇEŞİTLERİ .......................................................................... 220 A. Talep Edilen Hukuki Korumaya Göre Dava Çeşitleri ........... 221 1. Eda Davaları ....................................................................... 221 2. Tespit Davaları. ................................................................... 221 3. İnşai (Yenilik Doğuran) Davalar ...................................... 224 B. Talep Sonucuna Göre Dava Çeşitleri ....................................... 225 1. Genel Olarak ....................................................................... 225 2. Kısmi Dava .......................................................................... 226 3. Belirsiz Alacak Davası ........................................................ 228 a. Genel Olarak ................................................................. 228 b. Belirsiz Alacak Davasının Amacı ................................ 228 c. Belirsiz Alacak Davasının Dava Çeşitleri İçindeki Yeri .................................................................. 229 d. Belirsiz Alacak Davasının Koşulları ........................... 229 aa. Talep Sonucunun Miktarının Belirlenmesinin İmkansız veya Davacıdan Beklenemeyecek Olması ......................................................................... 229 bb. Dava Dilekçesinde Geçici Talep Sonucunun Belir·tilmesi ............................................................... 230 cc. Belirsiz Alacak Davası Açan Davacı, Talep Sonucunu Dayandırdığı Tüm Vakıaları Eksiksiz Olarak Bildirmelidir ............................................... 231 e. Talep Sonucunun Belirlenmesi ve Davalının Buna Karşı Koyabilmesi....................................... ······· 231 4. Terditli (Kademeli) Davalar ............................................... 233 5. Seçimlik Davalar .................................................................. 234 6. Davaların Yığılması (Objel.�DavaBirleşmesi) ................ 235 7. ıfütelahik (Yanşan Haklara Dayalı) Davalar ................... 237 C. Topluluk Davası 23 ......................................................................... 7 lçi,ıdckilcr XVII § 10.. DAV.AN"IN' AÇILM._.J..SI ................................................................ 240 L DA '.A..HA.KKI........·-··········· ........................................................... 240 II. DA� DİLEKÇESİ ••·-·••·•• ·············································· 240 A. Dava Dilekçesinin Unsurları ..................................................... 241 1. Mahkemenin Adı ................................................................ 241 2. Tarafların Ad ve Soyad.lan ile Adresleri ............................ 241 3. Davaanm Türltiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası ........ 242 4. Tarafların Kanuni Temsilcilerinin ve Davacı Veltilinin Adı, Soyadı veAdresleri ...................................... 242 S. Dava Konusu (Müddeahih) .................................................. 242 6. Davanın Dayandığı Vakıalar (Dava Sebebi) .................... 243 . Dayanılan Deliller.-....- ....................................................... 243 8. Hukuki Sebepler ...................................................................244 9. Talep SonuCU-................................................................... 245 10. İmza. --- .............................................................. 245 B. Dava Dilekçesinin Unsurlarında Noksanlık Bulunması ........ 246 fil DAVA DİLEKÇESİNİN MAHKEMEYE VERİLMESİ. ............ 247 N. DAVANIN" A� ZAMANI .................................................. 249 V. DAVAAÇILMASININ SONUÇLARI .......................................... 251 B. Maddi Hukuk Bakımından--·-·-·-·..··· ...................... 251 L Zamanaşımının Kesilmesi ve Hak Düşürücü Süren.in Korooroas1---·----·-·--·· ............................. 251 2. Şahsa Bağlı Hakların Malvarlığı Hakkına Dönüşmesi ..... 252 3. İyi.niyetin Ortadan Kalk:m::ısı .......................................... 252 4. Davalının Temerrüde Düşmesi ......................................... 252 C. Us:ôl Hııkuku Bakımından -�----·--···..·· ......................... 253 1. Mahkemenin Davayı İnceleme Zorunluluğu ..................... 253 2. Derdestlik .............................................................................. 253 3. Davanın Açıldığı Tarihe Göre Dava Şartlarının İncelenmesi ve Hüküm Kurulması ...................................... 253 4. İhtiyati Tedbirin ve İhtiyati Haczin Korunması ............... 254 5. Davayı Geri Alma Yasağı. .................................................... 254 VI. TEMİNAT GÖSTERİLMESİ ........................................................ 255 A. Teminat Göstermekle Yükümlü Olanlar .................................. 255 içindekiler XVIII B. Teminat Hakkında Mahkemenin İncelemesi .......................... 257 C. Teminatın Niteliği ve Kapsamı .................................................. 258 § 11. DAVAYA CEVAP ................................................................................. 260 I. SAVUNMA HAKKI.., ..................................................................... 260 II. SAVUNMANIN ŞEKLİ .................................................................. 261 A. Davanın Kabul Edilmesi ............................................................. 261 B. Cevap Dilekçesi Verilmemesi ..................................................... 261 C. Cevap Dilekçesi Verilmesi .......................................................... 262 III. SAVUNMA SEBEPLERİ ................................................................. 262 A. Maddi Hukuka İlişkin Savunma Sebepleri. ............................ 262 1. İtirazlar ...................................................................................263 2. Def'iler ...................................................................................263 3. Takasın Özel Durumu ..........................................................263 B. Usul Hukukuna İlişkin Savunma Sebepleri ............................ 265 1. Dava Şartları ........................................................................... 265 2. İlk İtirazlar (Dava Engelleri) ................................................266 a. ilk İtiraz Halleri .............................................................. 266 aa. Yetki İtirazı ............................................................... 267 bb. Tahkim İtirazı .......................................................... 267 b. ilk İtirazların İleri Sürülmesi, İncelenmesi ve İlk İtirazlar Hak.kında Verilecek Kararlar ......................... 267 3. Karşı Dava Açılması .............................................................. 268 a. Genel Olarak ........................................................... 268 b. Karşı Davanın Şartları ................................................... 269 lçindekiler aa. Asıl Dava Derdest Olmalıdır ................................. 269 bb. Asıl Dava ile Karşı Dava Arasında Bağlantı Bulunmalıdır ........................................................... 269 cc. Asıl Dava ile Karşı Dava Aynı Yargı Yoluna Tabi Oimalıdır ................................................................ 269 c. Karşı Dava Açma Süresi .............................................. 270 d. Karşı Davanın Açılması ve İncelenmesi ..................... 270 IV. CEVAP DİLEKÇESİ ...................................................................... 271 A. Cevap Dilekçesinin Unsurları .................................................. 271 1. Mahkemenin Adı ............................................................... 271 2. Tarafların Ad ve Soyadları ile Adresleri ........................... 271 lçi,ıdckilcr XIX 3. Davalının Türkiye CumhuriyetiKimlikNumarası ............ 272 4. Kanuni Temsilci ve Vekilin Adı Soyadı veAdresi. ........... 272 5. Savunmanın Dayanağı Olan Vakıalar .............................. 272 6. Dayanılan Deliller .............................................................. 273 7. Hukuki Sebepler ................................................................. 273 8. Talep Sonucu ....................................................................... 274 9. İmza ..................................................................................... 274 B. Cevap Dilekçesinin Unsurlarında Noksanlık Bulunması ..... 274 V. CEVAP DİLEKÇESİNİN MAHKEMEYE VERİLMESİ. ........ 274 VI. CEVAP SÜRESİ •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••·••••• · 2 7 5 A. Kural .................................................................................... 275 B. Cevap Süresinin Uzatılması ..................................................... 275 VII. CEVAP DİLEKÇESİ VERMENİN SONUÇLARI ..................... 276 VIII. CEVABA CEVAP VE İKİNCİ CEVAP DİLEKÇELERİ ............ 276 IX. İDDİA VE SAVUNMANIN GENİŞLETİLMESİ VEYA DEĞİŞTİRİLMESİ YASAĞI ....................................................... 277 A. Davayı Genişletme veya Değiştirme Yasağı ........................... 277 1. Genel Olarak ................................................................ 277 2. Davayı Genişletme veya Değiştirme Yasağına Tabi Olan Durumlar ............................................................. 278 a. Dava Sebebinin (Vakıaların) Genişletilmesi veya Değiştirilmesi ................................................................ 278 b. Talep Sonucunun Genişletilmesi veya Değiştirilmesi ................................................................ 278 3. Davayı Genişletme veya Değiştirme Yasağının İstisnaları ............................................................................. 279 a. Davalının Açık Rızası ................................................... 279 b. Islah ............................................................................... 280 c. Dava Konusunun Devri ................................................ 280 B. Savunmayı Genişletme veya Değiştirme Yasağı .................... 280 1. Genel Olarak ....................................................................... 280 2. Savunmayı Genişletme veya Değiştirme Yasağına Tabi Olan Durumlar ............................................................ 281 3. Savunmayı Genişletme veya Değiştirme Yasağının İstisnaları ............................................................................. 282 C. İddia ve Savunmayı Genişletme veya Değiştirme Yasağı içindekiler XX Bakımından Davada Dikkate Alınan Aşamalar ve Sonuçları .................................................................................... 282 § 12. ON iNCELEME .............................................................................. 284 I. GENEL OLARAK .......................................................................... 284 II. ÖN İNCELEMENİN KAPSAMI ................................................. 286 A. Ön İncelemede Doğrudan Yapılacak İşlemler........................ 286 B. Ön İncelemeyle Bağlantılı İşlemler ......................................... 287 III. ÖNİNCELEMENİN YAPILIŞ ŞEKLİ ........................................ 289 A. Duruşmasız Ön İnceleme (m. 138) .......................................... 289 B. Duruşmalı Ön İnceleme (m. 139-140)..................................... 289 ı. Tarafların Ön İnceleme Duruşmasına Davet Edilmesi (m. 139) ................................................................ 289 2. Ön İnceleme Duruşması (m. 140) ..................................... 290 C. Ön İncelemede Cevaplanacak Sorular ve Buna Göre Yapılacak İşlemler ....................................................................... 294 § 13. TAHKİKAT·········--··--·····--·······..•••••••••••••• ..................................... 296 I. TAHKİKATIN YAPILMASI ........................................................ 296 lçirıdckiler A. Genel Olarak .............................................................................. 296 B. Tahkikat Yapılmasına Gerek Bulunmaması. ........................... 297 C. Davanın Hükün1 İçin Yeterince Aydınlannıamış Olması (Tahkikatın Yapılması) ............................................................ 298 II. DURUŞMALAR ............................................................................. 299 A. Genel Olarak .............................................................................. 299 B. Duruşn1aların Yeri ve Zamanı .................................................. 302 C. Duruşn1aların Disiplini ............................................................. 302 D. e-Duruşmalar .............................................................................. 304 1. Genel Olarak ........................................................................ 304 2. e-Duruşmaların Yeri ........................................................... 305 3. e-Duruşmaya Katılanların Kimlik Tespitinin Yapılması ............................................................................. 306 4. e-Duruşmaların Yapılması ................................................. 306 5. e-Duruşmaların Disiplini ve Kaydı ................................... 307 6. e-Duruşma Masrafları ........................................................ 308 III. MAHKEME KAYITLARI, DOSYA VE TUTANAKLAR ........ 308 lçi,ıdckilcr XXI A. Mahkeme Kayıtları .................................................................... 308 B. Dosyalar ...................................................................................... 310 C. Tutanaklar ................................................................................... 31O IV. İSTİCVAP ........................................................................................ 312 A. Genel Olarak .............................................................................. 312 B. İsticvap Usulü ............................................................................. 313 V. ÖN SORUN-BEKLETİCİ SORUN ............................................. 314 A. On Sorun..................................................................................................................,._ ....... 314 B. Bekletic·i Sorun ..................................................................... 315 VI. DOSYANIN İŞLEMDEN KALDIRILMASI ............................... 318 A. Dosyanın İşlemden Kaldırılmasını Gerektiren Durumlar ..... 318 B. Dosyanın İşlemden Kaldırılması Kararı ve Sonuçları ............ 319 ı. Dosyanın İşlemden Kaldırılması ve Yenilenmesi ............ 319 2. Davanın Açılmamış Sayılması .......................................... 320 VII. ISLAH·•-••-• ·································································321 1 lçirıdekiler A. Genel Olarak ............................................................................ 321 B. Islahın Yapılması ..................................................................... 323 C. Islahın Etkisi ............................................................................ 327 VIII. DAVA KONUSUNUN DEVRİ ..................................................... 328 A. Genel Olarak ............................................................................ 328 B. Temellük Eden Üçüncü Kişiye Karşı Davaya Devam Edilmesi .................................................................................... 330 C. Davanın Temlik Eden Davalıya Karşı Tazminat Davasına Dönüştürülmesi ......................................................... 330 IX. DAVALARIN AYRILMASI VE BİRLEŞTİRİLMESİ. ................ 331 A. Davaların Birleştirilmesi .......................................................... 331 1. Davaların Birleştirilmesi Şartları ....................................... 331 2. Davaların Birleştirilmesi Usulü ......................................... 331 B. Davaların Ayrılması ................................................................. 333 1. Davaların Ayrılması Şartları .............................................. 333 2. Davaların Ayrılması Usulü ................................................ 334 X. TAHKİKATIN SONA ERMESİ VE SÖZLÜ YARGILAMA 334 içindekiler XXII § 14. iSPAT ................................................................................................ 337 I. GENEL OLARAK ........................................................................ 337 II. İSPATIN KONUSU ....................................................................... 338 A. Vakıalar (Olaylar)..................................................................... 338 1. Genel Olarak ...................................................................... 338 2. Koşul (Soyut) Vakıalar - Somut Vakıalar .......................... 339 3. Müspet (Olumlu) Vakıalar-Menfi (Olumsuz) Vakıalar 341 B. Yabancı Kanun Hükümleri. ...................................................... 342 III. İSPATIN GEREKLİ OLMADIĞI HALLER ............................. 343 A. İkrar ..................................................................................... 343 1. Genel Olarak .................................................................. 343 2. İkrar Çeşitleri ................................................................. 345 a. Basit lkrar ................................................................. 345 b. Vasıflı İkrar (Gerekçeli İnkar) ..................................... 345 c. Bileşik Ikrar .............................................................. 346 3. İkrarın Bölünmesi. ............................................................. 346 4. İkrardan Dönme (Geri Alınması) ...................................... 348 B. Çekişmesiz Vakıalar ................................................................. 348 C. Herkesçe Bilinen Vakıalar ........................................................ 349 D. Karineler .................................................................................... 350 1. Kavram ................................................................................ 350 2. Fiili Karineler ...................................................................... 351 3. Kanuni Karineler ................................................................ 351 4. Karinelerle Varsayımların Farkı ........................................ 352 IV. İDDİA (SAVUNMA) VE SOMUTLAŞTIRMA YÜKÜ ........... 354 V. İSPAT YÜKÜ .................................................................................. 356 A. Genel Olarak İspat Yükü Kavramı ........................................... 356 B. İspat Yükü Kuralı ...................................................................... 358 C. İspat Yüküne İlişkin Özel Durumlar ........................................ 359 VI. DELİL İKAME (GÖSTERME) YÜKÜ ...................................... 360 VII. İSPATKONUSUNDAKİYÜKLERİNİSPAT FAALİYETİNE ETKİSİ ............................................................... 362 VIII. İSPAT ÖLÇÜSÜ ........................................................................... 364 A. Genel Olarak ........................................................................... 364 lçi,ıdckilcr XXIII B. Tam İspat (Kesin İspat) ........................................................... 365 C. Yaklaşık İspat (Gerçeğe Yakın İspat) ...................................... 366 IX. İSPAT TÜRLERİ ........................................................................... 366 A. Asıl İspat-Karşı İspat-Aksini İspat ........................................... 366 B. Doğrudan İspat-Dolaylı İspat .................................................. 368 1. Genel Olarak ................................................................. 368 2. Dolaylı İspatla İlgili Kavramlar ......................................... 369 a. Emare (Emare İspatı) .................................................. 369 b. ilk Görünüş İspatı ...................................................... 371 X. İSPAT ARAÇLARI (DELİLLER) ................................................ 372 XI. DELİL GÖSTERİLMESİ .............................................................. 372 XII. HUKUKA AYKIRI YOLLARDAN ELDE EDİLEN DELILLER ............................................................................... 374 § 15. DELİLLER ........................................................................................... 378 I. GENEL OLARAK .......................................................................... 378 A. Delil Türleri. .............................................................................. 378 1. Delil Sistemleri .................................................................... 378 2. Kesin Deliller ...................................................................... 379 3. TakdiriDeliller ..................................................................... 380 B. Delil Sözleşmesi ........................................................................ 381 1. Genel Olarak ....................................................................... 381 2. Delil Sözleşmesinin Şekli (Yapılışı) ................................... 381 3. Delil Sözleşmesinin Türleri. ............................................... 383 a. Münhasır Delil Sözleşmesi ........................................... 383 b. Münhasır Olmayan Delil Sözleşmesi. ......................... 384 II. SENET ............................................................................................. 384 A. Kavram ...................................................................................... 384 1. Belge ve Senet ...................................................................... 384 2. Senet Hakkında Genel Bilgiler .......................................... 385 3. Senedin Unsurları ................................................................ 386 B. Senet Çeşitleri ............................................................................ 389 1. Resmi Senetler ..................................................................... 389 a. Noter Senetleri. ............................................................. 390 b. Yabancı Ülkelerde Düzenlenen Senetler ..................... 390 c. Resmi Makam ve Mercilerce Düzenlenen Diğer XXIV .. içindekiler XXIV Belgeler ................................................................... 391 d. Resmi Senetlerin İspat Gücü ........................................ 391 e. Resmi Senetlerin Sahteliği. ........................................... 391 2. Adi Senetler...................................................................... 392 a. Adi Senetlerin İspat Gücü ............................................. 392 b. Adi Senetler Hakkında Sahtelik İddiası ....................... 393 c. Adi Senetlerde Sahtelik İddiasının İncelenmesi. ......... 394 d. Adi Senetlerde Sahtelik İddiasının Sonuçları .............. 395 C. Belgelerin Mahkemeye Verilmesi (İbrazı) Zorunluluğu .......... 399 içindekiler XXV D. Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması ................................ 402 E. Senetle İspat Zorunluluğu ........................................................ 403 1. Kural ................................................................................... 403 2. Senetle İspat Kuralının İstisnaları ..................................... 404 a. Delil Başlangıcı .......................................................... 404 b. Maddi ve Manevi İmkansızlık Halleri ........................ 407 3. Senede Karşı Tanıkla İspat Yasağı (Senede Karşı Senetle İspat Kuralı) ........................................................... 408 4. Senede Karşı Senetle İspat Zorunluluğunun İstisnaları.409 ili. YEMİN .......................................................................................... 410 A. Genel Olarak ............................................................................. 410 B. Yemin Usulü ............................................................................. 411 iV. TANIK ............................................................................................. 414 A. Genel Olarak ............................................................................. 414 B. Tanık Gösterilmesi .................................................................. 415 C. Tanıklık Yapma Mecburiyeti ................................................... 416 D. Tanıklıktan Çekinme Hakkı .................................................. 417 E. Tanıklıktan Çekinme Hakkının İstisnaları ........................... 419 F. Tanıkların Dinlenmesi ............................................................ 420 G. Tanığın İfadesinin Değerlendirilmesi ..................................... 422 V. BİLİRKİŞİ ...................................................................................... 423 A. Niteliği ..................................................................................... 423 B. Bilirkişiye Başvurulacak Haller .............................................. 424 C. Bilirkişi Atanması ve Bilirkişilik Yapma ................................ 426 D. Bilirkişinin Yasaklılık Halleri ve Reddi. ................................ 428 E. Bilirkişi İncelemesi ve Rapor .................................................. 429 1. Bilirkişi Görüşünün Alınması Hakkındaki Ara Kararı 429 2. Bilirkişinin İncelemesi Sırasında Uyulacak Kurallar ...... 431 3. Bilirkişi Raporu ve Rapora İtiraz ...................................... 431 F. Bilirkişi Raporlarının Delil Olarak Değeri ............................ 433 G. Bilirkişinin Sorumluluğu ........................................................ 434 İçindekiler XXVI VI. KEŞİF ............................................................................................. 436 A. Keşif Kararı ve Keşfin Konusu ................................................. 436 B. Keşfin Yapılması ....................................................................... 436 C. Keşfe Katlanma Zorunluluğu .................................................... 437 VII. UZMAN GÖRÜŞÜ ........................................................................ 438 § 16. KARAR VE HUKUM ....................................................................... 440 I. KARAR KAVRAMI VE ÇEŞİTLERİ ........................................... 440 II. KARARIN İÇERİĞİ VE BİLDİRİLMESİ. ................................... 444 A. Kararın İçeriği ........................................................................... 444 B. Kararın Bildirilmesi ................................................................... 446 III. HÜKMÜN ETKİLERİ ................................................................... 447 IV. HÜKMÜN TAMAMLANMASI VE AÇIKLANMASI (TAVZİHİ) ································································ 448 V. HÜKÜM VERİLMEKSİZİN DAVANIN SONAERMESİ. ........ 450 A. Hüküm Yerine Geçen Tarafİşlemleri ........................................ 450 1. Davadan Feragat .................................................................. 450 2. Davayı Kabul ....................................................................... 452 3. Sulh ....................................................................................... 454 a. Genel Olarak .................................................................. 454 b. Avukatlık Kanunu Gereğince Avukatlara Tanınan Uzlaşma Yetkisi. ............................................. 455 B. Davanın Konusuz Kalması ........................................................ 456 C. Diğer Sona Erme Nedenleri ....................................................... 457 VI. YOK VE ETKİSİZ HÜKÜMLER ................................................... 458 A. Genel Olarak Hüküm Sakatlıkları ............................................. 458 B. Yok (Görünüşte) Hüküm ............................................................ 458 C. Etkisiz Hüküm ................................................................ 459 VII. KESİN HÜKÜM ··································� ····················· 461 A. Genel Olarak ................................................................... 461 B. Şekli Anlamda Kesin Hüküm .................................................... 461 C. Maddi Anlamda Kesin Hüküm ................................................ 462 1. Genel Olarak ............................................................. 462 lçindekiler XXVII . 2. Kesin Hükmün Unsurları .................................................. 465 a. Tarafların Aynı Olması ................................................ 465 b. Dava Sebebinin Aynı Olması ....................................... 466 c. Dava Konusunun Aynı Olması .................................... 467 3. Kesin Hükmün Etkisi ........................................................ 467 4. Kesin Hükmün Hukuk ve Ceza Davalarındaki Etkisi ...... 470 a. Genel Olarak ................................................................. 470 b. Hukuk Mahkemesi Kararlarının Ceza Mahkemesi Bakımından Etkisi ................................... 470 c. Ceza Mahkemesi Kararlarının Hukuk Mahkemesi Bakımından Etkisi ................................... 471 5. Maddi Anlamda Kesin Hükmün Sona Ermesi ................. 472 a. Genel Olarak ................................................................ 472 b. Yargılamanın İadesi ...................................................... 472 c. Değişiklik Davası ......................................................... 473 ... .. § 17. BASiT YARGILAMA USULU............................................................ 474 I. GENEL OLARAK .......................................................................... 474 il. UYGULAMA ALANI .................................................................... 475 111. BASİT YARGILAMA USÜLÜNÜN ÖZELLİKLERİ ................ 476 A. Davanın Açılması ve Davaya Cevap ......................................... 476 B. Ön İnceleme ve Tahkikat .......................................................... 477 C. Hüküm ......................................................................................478 § 18. KANUN YOLLARI ............................................................................ 480 I. GENEL OLARAK ........................................................................ 480 il. KANUN YOLLARININ SINIFLANDIRILMASI .................... 482 111. KANUN YOLUNDAN FERAGAT ..............................................484 IV. ALEYHE KARAR VERME VE ALEYHE BOZMA YASAĞl.485 V. KANUN YOLUNUN KONUSU ................................................ 487 VI. KANUN YOLUNUN AMACI .................................................... 487 . . VII. iSTiNAF ........................................................................................ 488 A. Genel Olarak ........................................................................ 488 B. istinaf Yoluna Başvurulabilecek Kararlar ............................... 488 lçiııdekiler XXVIII C. İstinaf Sebepleri. ....................................................................... 491 D. İstinaf Yoluna Başvurabilecek Kişiler ...................................... 491 E. Yetkili Bölge Adliye Mahkemesi ............................................... 492 F. İstinaf Başvurusu ...................................................................... 493 1. İstinafa Başvuru ve Başvuruya Cevap Süresi .................... 493 2. İstinaf Dilekçesi .................................................................. 493 a. Dilekçenin İçeriği ......................................................... 493 b. Dilekçenin Verilmesi ve Yapılması Gereken İşlemler ......................................................................... 495 3. Başvurunun Sonuçları ve Etkisi ......................................... 496 G. İstinaf İncelemesi ...................................................................... 496 1. On Inceleme ....................................................................... 496 2. Asıl İnceleme ....................................................................... 497 a. Genel Olarak ................................................................. 497 b. Duruşma Yapılmasına Gerek Olmayan Haller .......... 499 aa. Usule İlişkin Hususlarda Duruşma Yapılmasına Gerek Olmayan Haller ........................................... 499 bb. Esasa İlişkin Hususlarda Duruşma Yapılmasına Gerek Olmayan Haller ...........................................500 c. Duruşma Yapılması ...................................................... 501 H. İstinaf İncelemesi Sonunda Verilen Karar ............................... 502 ı. Kararın Veriliş Şekli ve Tebliği. ......................................... 502 2. Hüküm Fıkrası ve Karar Türleri. ........................................ 503 a. Genel Olarak .................................................................. 503 b. istinaf Başvurusunun Haksız Olması ve Reddi. ........ 504 c. istinaf Başvurusunun Haklı Olması ve Kabulü ......... 504 aa. ilk Derece Mahkemesi Kararının Kaldırılarak Gönderme Kararı Verilmesi ................................... 504 bb. ilk Derece Mahkemesi Kararının Kaldırılarak Davanın Kısmen ya da Tamamen Kabulü Kararı Verilmesi ........................................................ 505 cc. İlk Derece Mahkemesi Kararının Kaldırılarak Davanın Reddine Karar Verilmesi. ..................... 505 lçindekiler XXIX VIII. TEMYİZ .......................................................................................... 505 A. GenelOlarak ............................................................................. 505 B. Temyiz Edilebilen Kararlar ...................................................... 506 C. Temyiz Sebepleri ....................................................................... 507 D. Temyiz Yoluna Başvurabilecek Kişiler .................................... 509 E. Temyize Başvuru ........................................................................ 510 1. Temyize Başvuru ve Cevap Süresi. .................................... 510 2. Temyiz Dilekçesi .................................................................. 510 F. Temyiz İncelemesi ...................................................................... 511 G. Temyiz İncelemesi Sonunda Verilen Karar .............................. 513 1. Bozma Kararı........................................................................ 513 a. Genel O!arak ................................................................. 513 b. Bozma Kararına Uyulması ............................................ 513 c. Bozma Kararına Karşı Direnilmesi .............................. 518 2. Onama Kararı ...................................................................... 518 3. Düzelterek Onama Kararı .................................................. 519 IX. KANUN YARARINA TEMYİZ ................................................. 520 X. YARGILAMANIN İADESİ .......................................................... 522 A. Kavram ....................................................................................... 522 B. Yargılamanın İadesi Sebepleri .................................................. 522 C. Yargılamanın İadesi Usulü ........................................................ 527 1. Genel Olarak ....................................................................... 527 2. Yargılamanın İadesini İsteme Süresi. ................................ 527 3. Yargılamanın İadesi Talebinin İncelenmesi ...................... 528 § ISA. 1086 SAYILI HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUN . U HÜK . ÜMLERİNE GÖRE (ESKİ) KANUN YOLU SiSTEMi ................................................................................ 530 I. GENEL OLARAK ......................................................................... 530 il. KANUN YOLUNDAN FERAGAT .............................................. 532 ili. ALEYHE BOZMA YASAĞI ........................................................ 533 IV. KANUN YARARINA TEMYİZ ................................................... 534 V. KANUN YOLUNUN KONUSU .................................................. 536 içindekiler XXX VI. TEMYİZ ............................................................................................ 536 A. Genel Olarak ............................................................................... 536 B. Temyiz Edilebilen Kararlar ......................................................... 537 C. Temyiz Sebepleri ......................................................................... 538 1. Maddi Hukuka İlişkin Temyiz Sebepleri............................. 539 2. Usul Hukukuna İlişkin Temyiz Sebepleri. ......................... 540 D. Temyiz Yoluna Başvurabilecek Kişiler ....................................... 541 E. Temyiz Süresi. .............................................................................. 542 F. Temyiz Talebi. ............................................................................. 543 G. Temyiz İncelemesi ........................................................................ 545 H. Temyiz İncelemesi Sonunda Verilen Karar ................................ 547 1. Bozma Kararı 54 ....................................................................... 7 a. Genel Olarak 54 ................................................................. 7 b. Mahkemenin Bozma Kararına Uyması. ....................... 548 c. Mahkemenin Bozma Kararına Karşı Direnmesi. ....... 551 2. Onama Kararı ....................................................................... 552 3. Düzelterek Onama Kararı .................................................... 553 VII. KARARDÜZELTME ........................................................................ 554 A. Genel Olarak ............................................................................... 554 B. Karar Düzeltme Yoluna Başvurulabilecek Kararlar ................ 555 C. Karar Düzeltme Sebepleri ........................................................... 559 D. Karar Düzeltme Yoluna Başvuru Usulü .................................... 561 E. Karar Düzeltme İncelemesi ........................................................ 562 § 19. YARGILAMAGİDERLERİVEADLIYARDIM ......................... 564 I. YARGILAMA GİDERLERİ .................................................. 564 A. Genel Olarak ....................................................................... 564 B. Harçlar ............................................................................... 565 C. Masraflar ............................................................................ 566 D. Vekalet Ücreti ··············································· 566 ı. Sözleşmeye Dayanan Vekalet Ücreti .................................... 567 2. Yargılama Gideri Olan Vekilet Ücreti ................................. 568 içindekiler XXXI E. Yargılama Giderleri Avansı - Delil Avansı. ............................ 570 F. Yargılama Giderlerinden Sorumluluk. .................................... 571 il. ADLİ YARDIM ............................................................................. 573 A. Genel Olarak ............................................................................ 573 B. Adli Yardımdan Yararlanabilecek Kişiler ............................... 574 C. Yararlanabilme Koşulları ......................................................... 575 1. Yoksulluk Koşulu (Maddi Sıkıntıya Düşme Tehlikesi) ... 575 2. Haklılık Koşulu ................................................................. 576 D. Adli Yardım Usulü ................................................................... 576 1. Görev ve Yetki ................................................................... 576 2. Talep ve İnceleme Usulü ................................................... 577 E. Adli Yardım Kararı ve Etkileri. ................................................ 578 F. Avukatlık Kanunu'ndaAdli Yardım ........................................ 581 § 20. GEÇİCİ HUKUKİ KORUMA ....................................................... 583 I. GENEL OLARAK ......................................................................... 583 il. İHTİYATİ TEDBİR .................................................................... 586 A. ihtiyati Tedbir Kavramı, Amacı ve Uygulama Alanı .............. 586 1. İhtiyati Tedbir Kavramı..................................................... 586 2. İhtiyati Tedbirin Amacı ..................................................... 587 3. İhtiyati Tedbirin Uygulama Alanı ve Şartları ................... 588 a. İhtiyati Tedbirin Uygulama Alanı ............................. 588 b. ihtiyati Tedbirin Şartları ............................................ 588 aa. ihtiyati Tedbire Esas Olan Hak ............................. 588 bb. ihtiyati Tedbir Sebebi ............................................ 589 B. İhtiyati Tedbir Yargılaması ve Karar ....................................... 590 1. İhtiyati Tedbir Talebi ve Yargılaması ................................ 590 a. ihtiyati Tedbir Talebi .................................................. 590 b. İhtiyati Tedbir Yargılamasının Gösterdiği Ozellikler .............................................................. 591 aa. Karşı Taraf Dinlenmeden de Karar Verilebilmesi ................................................... 591 bb. Yaklaşık İspatın Yeterli Görülmesi ........................592 XXXII • lçindckiler 2. İhtiyati Tedbir Talebi Hakkında Karar .............................. 593 a. İhtiyati Tedbir Talebinin Reddi Kararı ........................ 593 b. İhtiyati Tedbir Talebinin Kabulü Kararı ...................... 594 c. Tedbir Talebinin Kabulü Halinde Karar Verilebilecek Tedbirler .................................................. 595 C. Asıl Davanın Açılması Zorunluluğu (ihtiyati Tedbiri Tamamlayan İşlemler) .............................................................. 596 D. İhtiyati Tedbir Kararının Uygulanması .................................... 597 E. İhtiyati Tedbir Kararına Karşı Konulması ................................ 599 1. Yokluğunda Tedbir Kararı Verilenin Karara İtirazı. ......... 599 2. Durum ve Şartların Değişmesi Sebebiyle İhtiyati Tedbire İtiraz ....................................................................... 601 3. Teminat Karşılığı Tedbirin Değiştirilmesi veya Kaldırılması Talebi ............................................................. 603 III. İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan Tazminat Davası ....................... 604 1. Genel Olarak ....................................................................... 604 2. Tazminat Davasının Şartları ............................................... 605 3. Yargılama ve Karar .............................................................. 606 A. İhtiyati Tedbirle İhtiyati Haczin Karşılaştırması ve Aralarındaki Farklar ................................................................. 607 IV. DELİL TESPİTİ .............................................................................. 609 A. Kavram ..................................................................................... 609 B. Delil Tespiti Şartları .................................................................. 610 C. Delil Tespiti Usulü .................................................................... 610 ı. Talep .................................................................................... 610 2. Mahkemenin İncelemesi .................................................... 611 3. Delil Tespitinin Yapılması ................................................. 612 § 21. TAHKİM··············· ........................................................................ 613 I. TAHKİM KAVRAMI VE ANLAMI ....................................... 613 A. Tahkim Kavramı ...................................................................... 613 B. Hukuki Niteliği .................................................................... 614 C. Tahkimin Olumlu ve Olumsuz Yönleri. ................................. 615 lçiııdckilcr XXXIII II. TAHKİMİN KONUSU ................................................................. 616 III. HAKEM SÖZLEŞMESİ ................................................................ 617 IV. HAKEM-BİLİRKİŞİNİN HAKEMDEN FARKI. ..................... 618 V. TAHKİM SÖZLEŞMESİ ............................................................... 618 VI. TAHKİM SÖZLEŞMESİNİN ETKİSİ ........................................ 620 VII. YARGILAMA USÜLÜ .................................................................. 621 A. Hakemlerin Seçimi ................................................................... 621 B. Hakemlerin Çekinmesi veya Reddi ......................................... 622 C. Tahkim Yargısında Geçerli Usul İlkeleri ................................. 623 D. Dava Açılması ve Yargılama ..................................................... 625 E. Tahkimde Geçici Hukuki Koruma Kararlarının Verilmesi. 627 VIII. TAHKİM YARGILAMASININ SONAERMESİVE HAKEM KARARI ........................................................................ 628 A. Tahkim Yargılamasının Sona Ermesi ...................................... 628 B. Hakem Kararları ....................................................................... 628 C. Tahkimde Yargılama Giderleri ve Yargılama Giderlerinden Sorumluluk ........................................................ 630 IX. HAKEM KARARINA KARŞI KANUN YOLLARI ................ 630 § 22. ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YOLLARI ................. 636 I. GENEL OLARAK ......................................................................... 636 II. ARABULUCULUKTATEMELANLAYIŞVE YARGILAMA İLE ELDE EDİLEN ÇÖZÜME GÖRE YARARLARI ................................................................................. 6 39 III. ARABULUCULUĞUNYARGILAMA SİSTEMİMİZ İÇİNDE YERİ VE UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YÖNTEMİ OLARAK UYGULAMASI ........................................................... 641 A. Arabuluculuk Konusunda Hukuki Altyapı ............................ 641 B. Arabuluculuk Faaliyeti ve Süreci ..............................................645 1. Genel Olarak ...................................................................... 645 2. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa Göre Arabuluculuk Faaliyeti ............................................ 646 C. Arabuluculuk Sonucu Varılan Anlaşma ve Bu Anlaşmanın Etkisi ................................................................... 649 XXXIV İçindekiler § 23. BiREYSEL BAŞVURU ....................................................................... 653 1. ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU .............. 653 A. Genel Olarak ................................................................................ 653 B. Bireysel Başvuru Usulü ............................................................... 655 il. İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU ......................................................................................... 658 A. Genel Olarak ................................................................................ 658 B. İlgili Organlar ............................................................................... 659 C. Bireysel Başvuru Usulü ............................................................... 660 1. Başvurunun Yapılması ......................................................... 660 2. Mahkemenin İncelemesi ve Karar ...................................... 661 KAVRAM FİHRİSTİ ......................................................................................... 663 XXXV AMK AMKK KISALTMALAR . Anayasa Mahkemesi Kararı . Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun AMKYUHK Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun Aşa. AvK .. Aşağı .. Avukatlık Kanunu AY . Anayasa AYM Anayasa Mahkemesi b. BilK . bent ... Bilirkişilik Kanunu Bkz. Bakınız C. Cilt c. .. cümle CMK . Ceza Muhakemesi Kanunu e-Duruşma .. Hukuk Muhakemelerinde Ses ve Görüntü Yön. Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası Hakkında Yönetmelik EİK Elektronik İmza Kanunu E. TebY Elektronik Tebligat Yonetmeliği HarçK HD Harçlar Kanunu . Yargıtay Hukuk Dairesi HGK Yargıtay Hukuk Genel Kurulu HMK Hukuk Muhakemeleri Kanunu . XXXVI MÖHUK Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kı_çaltmalar HSK .. Hakimler ve Savcılar Kanunu HSKK .. Hakimler Savcılar Kurulu Kanunu HUAK .. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu HUMK . Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu İBK İçtihadı Birleştirme Kararı İHAS İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ÜK İcra ve İflas Kanunu İşMK İş Mahkemeleri Kanunu İşK .. İş Kanunu K Kanun KadK .. Kadastro Kanunu KamK Kamulaştırma Kanunu m. Madde . Hakkında Kanun . MTK Milletlerarası Tahkim Kanunu NK Noterlik Kanunu RG . Resmi Gazete s. . Sayfa s. .. Sayı s. K. .. Sayılı Kanun Söz. T. TBK TCK TebK TebYôn . Sözleşme . Tarih . Türk Borçlar Kanunu . Türk Ceza Kanunu Tebligat Kanunu . Tebligat Kanunu Yönetmeliği TKHK .• Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun TMK . Türk Medeni Kanunu TIK .• Türk Ticaret Kanunu XXXVII . Kısaltmalar UMK Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun vd. ve devamı VUK Y. YarK Vergi Usul Kanunu . Yıl . Yargıtay Kanunu YarYön .. Yargıtay İç Yönetmeliği YD Yargıtay Dergisi YİBBGKK .. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Yönetmelik Kararı . Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik Yuk. .. Yukarı . XXXIX GENEL BİBLİYOGRAFYA* GENEL ESERLER: • Alangoya Y./Yıldırım K./Deren Yıldırım N., Medeni Usul Huku- ku Esasları 1 8. Bası 1 İstanbul 2011. • Ansay S. Ş., Hukuk Yargılama Usulleri 1 7. Baskı 1 Ankara 1960. • Arslan R./Yılmaz E./ Ayvaz Taşpınar S./Hanağası E., Medeni Usul Hukuku 1 8. Baskı 1 Ankara 2022. • Atalı M./Ermenek İ./Erdoğan E., Medeni Usul Hukuku Ders Ki- tabı 1 5. Baskı 1 Ankara 2022. • Belgesay M. R., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Şerhi 1 C. I 1 İstanbul 1939. • Belgesay M. R., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Şerhi 1 C. II 1 İstanbul 1939. • Belgesay M. R., Teorik ve Pratik Adliye Hukuku 1 C.I 1 İstanbul 1944. • Belgesay M. R., Teorik ve Pratik Adliye Hukuku 1 C. II 1 İstanbul 1945. • Belgesay M. R., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 1 Rasyonel Tefsiri 1 Bir Proje 1 İstanbul 1947. • Belgesay M. R./ Onar S. S., Adliye Hukukunun Umumi Esasları, İstanbul 1944. • BerkiŞ., Hukuk Muhakemeleri Usulü,Ankara 1959. • Berkin N. M., Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul 1969. . Berkin N. M., Tatbikatçılara Medeni Usul Hukuku Rehberi, İstan- bul (Tarihsiz). . Bilge N./Önen E., Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 3. Baskı, Ankara 1978. . BudakA.C./KaraaslanV., Medeni Usul Hukuku, 6. Baskı, İstanbul 2022. • Burada sadece genel bibliyografya verilmiştir. İhtiyaç duyulduğunda her konu ile ilgili ayrın- tılı bibliyografya için bkz. Pekcanıtez Usul Medeni Uril Hukuku, 15. Bası, İstanbul 2017. Genel Bibliyografya • Ercan i., Uygulamacılar İçin Medeni Usul Hukuku El Kitabı, 4. Bas- kı, Ankara 2019. • Görgün L. Ş./Börü L./Kodakoğlu M., Medeni Usul Hukuku, 10. Baskı, Ankara 2022. • Karafakih i. H., Hukuk Muhakemeleri Usulü Esasları, Ankara 1952. • KarslıA., Medeni Muhakeme Hukuku, S. Bası, İstanbul 2020. • Kiraz T. Ö., 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Getirilen Yenilikler, Ankara 2012. • Kuru B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. 1-VI, 6. Baskı, İstanbul 2001. • Kuru B., Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2015. • Kuru B., İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İs- tanbul 2016. • Kuru B./ Arslan R./Yılmaz E., Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 24. Baskı, Ankara 2013. • Kuru B./ Aydın B., İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 7. Bası, Ankara 2022. • Kuru B./ Aydın B., Medeni Usul Hukuku El Kitabı, 2. Bası, C. 1-II, Ankara 2021. • Muşul T., Medeni Usul Hukuku, 3. Bası, Ankara 2012. • Önen E., Medeni Yargılama Hukuku, Ankara 1979. • Özekes M. (Editör), 7101 Sayılı Kanunla Konkordato ve Elektro- nik Tebligat Konularında Getirilen Yenilikler, İstanbul 2018. • Özekes M. (Editör), Medeni Usul ve İcra İflas Hukukunun Güncel Sorunları II, İstanbul 2020. • Özekes M. (Editör), COVID-19 Salgınının Hukuki Boyutu, 2. Bası, İstanbul 2021. • Pekcanıtez H./ Atalay O./ Özekes M., Medeni Usul Hukuku Temel Bilgiler, 17. Bası, İstanbul 2023. • Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, C. I-III, 15. Bası, İstanbul 2017. • Postacıoğlu i. E., Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6. Bası, İstanbul 1975. • Postacıoğlu i. E./ Altay S., Medeni Usul Hukuku Dersleri, 7. Baskı, İstanbul 2015. XL lıııı XLI Gcııel Bibliyografya • Sungurtekin Özkan M., Türk Medeni Yargılama Hukuku, İzmir 2013. • Tanrıver S., Medeni Usul Hukuku, C. I, 4. Bası, Ankara 2021. • Tanrıver S., Medeni Usul Hukuku, C. II, 2. Bası, Ankara 2022. • Ulukapı ö., Medeni Usul Hukuku, 3. Baskı, Konya 2015. • Üstündağ S., Medeni Yargılama Hukuku, C. 1-II, 6. Bası, İstanbul 2000. ŞERHLER: • Atasayan T., Hukuk Muhakemeleri Usulü İçtihatlar Külliyatı, 1954. • Ayan Ş./Doğruer T., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve Seçil- miş İçtihatlar, Ankara 1954. • Çatalkaya C./Tarıkoğulları A./ Özcan M. H., Yeni İçtihatlı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Ankara 1965. • Demirhan H. O./Tazebay i., Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu, Usulle İlgili Kanun ve İçtihatlar, C.1-II, Ankara 1965. • Dinçer S./Kazancı S., Haşiyeli Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanu- nu, İstanbul 1954. • Erdemir i., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Şerhi, İstanbul 1986. • Erdemir i., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Şerh- Kararlar-İlgili Mevzuat, C.1-II, Ankara 1998. • Erdoğan C., Açıklamalı ve İçtihatlı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Ankara 1973. • Ergün Z., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2005. • Gençcan Ö. U., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yorumu, Ankara 2013. • İnal N., Açıklamalı Hukuk Yargılama Usulü Yasası, İstanbul 2003. • İnan A., Notlu ve İzahlı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve İlgili İçtihatlar, Ankara 1969. . Karahacıoğlu A. H./Parlar A., 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Ankara 2014. . Karaok H., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Buna Ait İçtihat- lar, Alakalı Kanunlar, Tamimler ve Tebliğler, 2. Baskı, 1957. . Kılıç H., 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (Açıklamalı- İçtihatlı), Ankara 2011. Genel Bibliyografya • Kılıçoğlu M., 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu El Şerhi, İstanbul 2012. • Parlar A./Karahacıoğlu A. H., 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2014. • Olgaç S., Emsal İçtihatlarla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Ankara 1977. • Öktem i., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve İçtihatları, 2. Baskı, Ankara 1943. • Öztek E./Kazancı S., Nazari ve Tatbiki İçtihatlı Hukuk Usulü Mu- hakemeleri Kanunu, Ankara 1957. • Öztek S., Türk Medeni Yargılama Hukukunda İstinaf ve Temyiz (6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunum. 341-m. 373 Şerhi), Ankara 2021. • Sınmaz B./Karataş I., İçtihatlarla Hukuk Usulü Muhakemeleri Ka- nunu, Ankara 1987. • Tutumlu M. A., Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları Işığında Hu- kuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve ilgili Mevzuat, Ankara 2005. • Umar B., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Ankara 2014. • Üstündağ S./Tuluay M., İlıni ve Kazai İçtihatlarla Açıklamalı Hu- hık Usulü Muhakemeleri Kanunu, İstanbul 1969. • Yılmaz E., Sadeleştirilmiş Metinleriyle, Notlu Hukuk Usulü Muha- kemeleri Kanunu ve ilgili Mevzuat, Ankara 1975-197 6. • Yılmaz E., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, C. 1-IY, 4. Baskı, Ankara 2021. • Yılmaz z.,6100 Sayılı HMK ve Getirdiği Yeni Hükümler (Açıkla malı-İçtihatlı), Ankara 2012. XLII § 1. MEDENİ USÜL HUKUKUNA İLİŞKİN GENEL BİLGİLER I. UYUŞMAZLIĞIN ORTAYA ÇIKIŞI VE ÇÖZÜM YOLLARI Medeni usul hukukunun anlamını ve uygulama alanını ortaya koymak 1 için, hukukun en temel iki kavramından hareket etmek yeterlidir: Hak ve hukuk. "Hak", hukuk düzenince korunan menfaat veya tanınan yetkidir. "Hukuk", insanların birbirleriyle veya oluşturdukları topluluklarla ilişkisini düzenleyen ve yaptırımı olan kurallar bütünüdür. Medeni usul hukukunun uygulama alanı bulması için, hukuk düzenince korunan bir hakkın ihlal edilmesi ya da ihlal tehlikesinin bulunması ve bunun sonucunda bir uyuş- mazlığın ortaya çıkması gereklidir. Uyuşmazlık, "hak" olarak hukuk düze- nince korunan, mevcut bir menfaatin ihlali veya hukuk düzenince kurulmuş menfaat dengesinin bozulması ile ortaya çıkar. Her anlaşmazlık, uyuşmazlık değildir. Aralarında menfaat karşıtlığı bulunan kişiler arasında, bu menfaat- lerin tam olarak tatmin edilememesi (ya da öyle düşünülmesi) sebebiyle, bir uyumsuzluk ya da çatışma durumunun bulunması "anlaşmazlık" anlamına gelir. Kişi, bu uyumsuzluğu dışa yansıtmamış, fiilen hissedilebilir duruma getirmemiş veya karşı taraf taleplerini kabul etmiş, ona karşı çıkmamışsa uyumsuzluk anlaşmazlık ya da anlaşmazlık başlangıcı olarak kalır; ancak uyuşmazlık doğmaz. Bir anlaşmazlık, dışa yansımaya başlar ve devam eder- se (örneğin, karşı tarafla talepler arasında tartışma başlar, ihtar çekilir vs.), anlaşmazlık bir "uyuşmazlığa" dönüşmüş demektir. Hakkın ihlal edilmesi veya hukuk düzenince kurulan menfaat dengesinin bozulması sonucunu doğuracak uyuşmazlık halinde, toplum düzeninin ayakta kalabilmesi, sosyal barışın korunabilmesi için bu dengenin yeniden kurulması gereklidir. Bu denge, değişik uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle yeniden kurulmaya çalışılır. Uyuşmazlığı ortadan kaldırmak için öncelikle düşünülen uyuşmazlık çözüm yöntemi mahkemeye başvurmak ise de bu, tek yöntem olmadığı gibi, aslında en son düşünülmesi gereken yoldur. Yukarıda bahsedilen dengenin yeniden kurulması, uyuşmazlığın gi- 2 derilmesi için gerek hukukçular gerekse halk arasında ilk akla gelen çözüm yolu yargı organlarına başvurmaktır. Oysa yargı organlarına başvurmak şek- 1 lı Pekcaıırtez/ Atalay/ Ôzckes Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı tindeki uyuşmazlık çözüm yolunun, sosyal, psikolojik, ekonomik gibi birçok yönden oluşturduğu külfetleri vardır. Zira yargı organlarına başvurulması ile birlikte, uyuşmazlık sadece taraflar arasında bir sorun olmaktan çıkıp yargı organlarını da içine alan üçlü bir ilişkiye dönüşmektedir. Yargı organlarına tarafların başvurusundan sonra, tarafların karşılıklı mücadelesi başlayacak, sıkı şekilde düzenlenmiş yargılama kuralları devreye girecek ve ortaya çıka- cak karar da, kural olarak yargı organının tasarrufunda olacaktır. Bu şekilde, bir mücadele içine giren tarafların deyim yerindeyse, derin bir soluğa engin bir sabra ihtiyacı vardır. Sürekli çekişme halinde olan taraflar arasındaki iliş- kilerin, tekrar onarılmayacak şekilde bozulması söz konusudur. Gerek genel anlayış sonucu gerekse mevcut hukukçu yapısı, bir uyuşmazlık çıktığında, yukarıda kısaca özetlenen yargı organları önünde çözüm aranmasını tavsiye etmekte, hatta adeta alternatifsiz şekilde bu yollar işletilmektedir. Bu yönde davranmakta, sosyal yapı ve alışkanlıklar önemli bir rol oynadığı gibi, temel eğitimden başlayarak, hukuk eğitimindeki anlayış da etken olmaktadır. Oysa çok yaygın bir hukuki özdeyiş olarak "bir uyuşmazlığın çözümünde, en kötü sulh en iyi davadan daha iyidir". Zira bir uyuşmazlığı tarafların anlaşa- rak çözmesi, süreci ve sonucu tam kestirilemeyen yargısal çözümden daha tatminkardır. Bu sebeple, birçok ülkede "alternatif uyuşmazlık çözüm yolları" gelişmiştir. Bir uyuşmazlık çıktığında, bu uyuşmazlığın önce uzlaşarak ve anlaşarak çözümünün benimsenmesi, bu arayışın öne çekilmesi gerekir. Ta- raflar, doğrudan görüşerek uyuşmazlığı çözemedikleri hallerde, arabulucu veya uzlaştırı,cı olarak nitelendirilen üçüncü bir kişinin yardımıyla, ancak yine kendi inisiyatifleri çerçevesinde sorunu çözebilirler (Ayrıntılı bilgi için bkz. aşa. § 22). Il. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ -HUKUKİ KORUMA TALEBİ VE ADALETE (YARGIYA) ERİŞİM 3 Devlet, toplumsal yaşamı düzenleyen kurallar koyması çerçevesinde, toplumsal barışın ve hukuk barışının korunması görevini de üzerine almış- tır. Bu görev doğrultusunda devlet, sadece genel ve soyut kurallar koyma yükümlülüğü altında bulunmamakta, bunların uygulanmasını, kurulan dengenin bozulmamasını, hukuk düzeninin ve hukuk barışının devamını da yüklenmektedir. Bunu hem hukuki alt yapıyı oluşturarak hem de fiili olarak yerine getirmekle yükümlüdür. Bu çerçevede bireylerin devlete karşı yargı hakkı bulunmaktadır. Bu hak Anayasa ile güvence altına alındığı gibi, çeşitli uluslararası belge ve sözleşmelerde de vurgulanmış, artık insan haklarının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. 2 Jı § 1. Mcdcııi Usı'ıl H"kukuııa llişkiıı Gcııcl Bilgiler Aralarındaki hukuki uyuşmazlıkları çözmek ve hak aramak için, fert- 4 lerin kendiliğinden kuvvet kullanmaları yasaklanmış ve buna aykırı davra- nanların cezalandırılacağı öngörülmüştür.Ancak meşru müdafaa, ıztırar hali gibi sınırlı olarak izin verilen durumlarda, kanunun imkan verdiği ölçüde ve kapsamda bu yola başvurmak mümkündür. Devletin hak dağıtma ve hak dağıtımına ilişkin kuralları düzenleme 5 görevini üzerine alması sebebiyle, hakkı ihlal edilenler veya ihlal edilmesi tehlikesi bulunanlar, kanunların çizdiği sınırlar ve verdiği yetkiler çerçeve- sinde, bu konuda yetkili kılınan ilgili kişi ya da mercilerden yardım talep etmelidirler. Devletin de gerek dava gerek takip yoluyla veya diğer yollarla kendisine yöneltilen talepleri karşılaması ve bağımsız olan mahkemeler önünde yargılama yapılarak, karar verilmesini ve bu kararların da hukuk devleti çerçevesinde uygulanmasını sağlaması gerekir. Yani fertlerin hak arama konusundaki talepleri hukuki olarak kabul görmeli ve fiili olarak ger- çekleştirilmelidir. Kendiliğinden hak alma yasağının ve hukuk devletinin bir sonucu 6 olarak, fertlerin devlete karşı hakkın dağıtılmasını talep ve yargı hakları bu- lunmaktadır. Devlet de kendisine yöneltilen bu talebi yerine getirmekten, hakkın dağıtımından kaçınamaz. Medeni yargılamanın amacı maddi hukuktan kaynaklanan sübjektif 7 hakların korunmasıdır. Bir yandan hukuk düzeninin maddi hukuk içerisinde kişilere haklar tanıması, diğer yandan da bizzat hak elde edilmesini yasakla- masısonucu, bu konuda gerekli tedbirleri almakdevletin görevi olarak ortaya çıkmış ve bu da yargılama ve takip hukuku yoluyla gerçekleştirilmiştir. Süb- jektif hakkın korunması, objektif olarak tanınan hakların gerçekleşmesine hizmet edecektir. Aksi halde, maddi hukuk çerçevesinde hakları düzenleyip objektif bazı kurallar koymanın anlamı kalmayacaktır. Sübjektif hakkı ihlal edilen ve tehlikeye düşen kimse, uyuşmazlığın da 8 niteliğine bağlı olarak ortaya çıkan bu uyuşmazlığı çözmek için, yukarıda açıklanan çözüm yollarından birçoğunu ayrı ayrı, kademeli veya birlikte kullanma imkanına sahiptir. Ancak, uyuşmazlık doğrudan ya da üçüncü kişi aracılığıyla anlaşarak çözülemiyorsa, devletin yetkili yargı organlarına baş- vurarak hukuki korunma talep edilmesi gerekecektir. Bunun sonucu olarak kişilerin devletten hukuki koruma talep etme (ve hakkın gerçekleşmesini isteme) hakkı bulunmaktadır. Devletin kendisine yöneltilen bu talebi yerine getirmekten, hakkın dağıtımından kaçınması mümkün değildir. Bu görev, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti olmanın bir gereği, yine 3 lııııı. ...._ Pekcaıııtez/ Atalay/Ôzekes Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 4 Anayasa'nın 5. maddesinde belirtilen devletin temel amaç ve görevlerinin bir sonucudur. Ayrıca, Anayasa'nın 36. maddesinde de herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanarak, yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak yer alarak, iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş, mahkemelerin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı vurgulanmıştır. Keza Anayasa'nın 40. maddesinde ise, çok daha genel bir düzenleme yapılarak yargı organlarına da başvuru dahil olmak üzere, hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin yetkili makamlara geciktirilmedenbaşvuru hakkı bulunduğu belirtilmiştir. 9 Devlet, kişiler arasında özel hukuk alanında çıkan uyuşmazlığı, kural olarak onların talebi üzerine, yargı organları aracılığıyla çözer. Özellikle çekişmesiz yargıdaki bazı istisnai durumlar dışında, yargı organlarının özel hukuktan kaynaklanan uyuşmazlıklara kendiliğinden el koyması ve bu uyuşmazlıkları çözmesi söz konusu olmaz (m. 24). Hukuki koruma ihtiyacı içinde olan kimse, bu konuda talepte bulunmalıdır. 10 Günümüzde hukuk devletiyle bağlantılı olarak, şeklen bir hukuki ko- ruma sağlanması yeterli görülmemekte, "etkili veya etkin bir hukukf koruma" gerekliliği kabul edilmektedir. Bunun sonucu olarak, etkin bir hukuki koru- ma için gerekli hukuki düzenlemeler yapılmalı, bu konudaki engeller kaldı- rılmalı ve yargılamada da buna uygun davranılmalıdır. Etkin hukuki koruma ilkesine, yargı organına başvuru anından başlayıp, yargılama devam ettiği sürece ve hatta kararın icrası aşamasında da uyulmalıdır. Hak arama hür- riyetinin sonucu olarak, devlete etkili bir koruma mekanizması oluşturma yolunda olumlu bir edim yükümü getirilmektedir. Kişilerin hak aramasını zorlaştıran hukuki ve fiili engellerin kaldırılması da hak arama hürriyetinin, gerçek ve etkili bir hukuki korumanın gereğidir. Şüphesiz hak aramak bakı- mından da makul sınırlamalar getirilebilir.Ancak bu, hukuk devleti ve temel hukuk ilkelerine aykırı olmamalıdır. 11 Hukuki koruma denildiğinde, ikili bir ayrım yapmak mümkündür. Hukuki koruma ile sonuçta asıl ulaşılmak istenen, kalıcı olan nihai hukuki korumadır. Nihai hukuki koruma ile yargı organına başvuruda amaçlanan asıl korumaya ulaşılmış ve ihlal edilen hakkın yerine getirilmesi tam olarak sağlanmış olacaktır. Bununla birlikte asıl hukuki koruma sağlanıncaya kadar geçici olarak hakkın yerine getirilmesi ihtiyacı ortaya çıkabilir. Asıl koruma sağlanıncaya kadar geçici olarak hakkın korunmasını sağlamak hem genel anlamda hukuki koruma hem de etkin hukuki korumanın bir gereğidir. Nihai hukuki koruma içerisinde en önemli bölümü, değişik türleri ile dava 5 r 1 1� 1. Medeni Usul Hukukuııa ilişkin Geııel Bilgiler oluşturmaktadır. Bunun dışında ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi geçici hukuki korwnalar söz konusudur. f Hak arama özgürlüğünün ve Anayasa ile insan haklarının bu konudaki 12 � güvencesinin bir uzantısı olarak son yıllarda özellikle adalete erişim kavramı da çokça tartışılan bir konudur. Adalete erişim konusunda farklı yaklaşımlar mevcut olmakla birlikte, bu kavramı kısaca şu şekilde ortaya koymak müm- kündür: Öncelikle adalete erişimle, hak arama konusundaki tüm yolların açık ve kullanılabilir olması anlaşılmalıdır. Hak arama özgürlüğü ve talebi, yukarıda da açıklandığı üzere, hukuk devletinin bir gereğidir. Ancak, hu- kuk devleti kavramı, bu konuda tek başına düşünülmemeli, demokratik ve sosyal bir hukuk devletinin gerekleri de hak arama da yerine getirilmelidir. Buna göre, herkesin somut olarak adalete ve adalet mekanizmasına gerçek anlamda ulaşabilme, bu konudaki haklarını etkin şekilde kullanabilme şansına ve imkanına sahip olması gerekli ve zorunludur. Devlet gerek kendi oluşturduğu yargı organları gerekse yargı dışı uyuşmazlık çözüm yollarını kişilerin hizmetine sunmalı, bunları etkin şekilde kullanacak tedbirleri de al- malıdır. Yani, adalete erişim kağıt üstünde kalmamalıdır. Bu konuda alınacak tedbirler, her ülkenin kaynaklarına, imkanlarına ve organizasyonuna bağlı olarak farklılık gösterebilir. Ancak, sosyal ve ekonomik yönden zayıf kişileri de adalet aramada tamamen yalnız bırakmamak, onların da hak aramasını mümkün kılacak tedbirleri almak gereklidir. Şüphesiz bu, herkese sonsuz bir imkan tanınması anlamına gelmeyip, gerçekten haklı olma ihtimali olan kişilerin, sırf sosyal ve ekonomik güçsüzlükleri sebebiyle, hak aramaktan mahrum olmamaları olarak anlaşılmalıdır. Adalete erişimle ilgili gelişmeler dikkate alındığında, şu temel noktaları ortaya koymak mümkündür: ► Adalete erişim çerçevesinde, uyuşmazlıklar mümkün olduğunca büyümeden ve dava konusu yapılmadan çözülecek tedbirler alınma- lıdır. ► Adalet mekanizması, belirgin ve ihtiyaçlara cevap verebilir olmalıdır. ► Adalet mekanizması (gerek yargı içi gerek yargı dışı) kişiler için anla- şılabilir, basit ve kolay olmalı; karmaşık yapılardan kaçınılmalıdır. ► Adalet mekanizması, usul ekonomisinin de gereği olarak, ucuz ve süratli işlemelidir. Bunun sonucu olarak, etkin, çabuk ve mali yönden en az giderle çalışan bir yapı kurulmalıdır. ► Adalet mekanizmasını sosyal ve mali yönden zayıf kişiler de rahatlık- la kullanabilmelidir. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pc.kcarııtcz/ Atalay/Ôzekes 6 ► Adalet mekanizması içinde yer alan kişilerin (örneğin, hakim, savcı, avukat, noter, arabulucu vs.) de bu görevi yerine getirecek kişisel, mesleki donanıma sahip olmaları sağlanmalı; bu kişiler gerekli eği- timlerden geçirilmelidir. ► Adalet mekanizmasının tıkandığı noktaların tespiti ve bu çerçevede düzeltilmesi için gerekli sistem oluşturulmalıdır. ► Yargılama usulleri adil yargılanmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı, adil bir kararın ortaya çıkmasına hizmet etmelidir. 13 Görüldüğü üzere, aslında adalete erişime bağlı yapılan tespitler, öteden beri, adaletin daha iyi ve etkin çalışması için ortaya konan düşüncelerin bir toplamı ve yeni bir kavram altında birleştirilmesidir. m. MEDENİ USUL HUKUKUNUN ANLAMI 14 Hukuk, yukarıda da ifade edildiği üzere insanların birbirleriyle veya oluşturdukları topluluklarla ilişkisini düzenleyen ve yaptırımı olan kurallar bütünüdür. Hukuk kuralları, kişilerin hareket özgürlüğünün sınırlarını be- lirlemekte ve bu sınırların aşılması halinde bunlara birer yaptırım öngör- mektedir. Bu sınırlar içinde kişiler diledikleri gibi davranmak özgürlüğüne sahiptirler. Ancak, bu sınırların aşılması halinde hukuk kuralları, diğer kural- lardan farklı olarak, zorlayıcı nitelik taşıdığından yaptırım öngörmektedir. Bu yaptırım, ceza hukukunda hapis cezası şeklinde olabileceği gibi, özel hukukta bir tazminat ödenmesi, bir şeyin geri verilmesi, bir şeyin yapılması veya yapılmaması şeklinde olabilir. Zaman zaman kişiler arasında bu sınır- ların aşılıp aşılmadığı veya aşıldığının açık olması halinde, uygulanacak yap- tırımın şekli veya ağırlığı uyuşmazlık konusu olacaktır. Taraflar, uyuşmazlığı kendi aralarında anlaşarak çözdükleri takdirde, bu uyuşmazlık dışa yansıma- dığından, belirli kuralları içermesi de gerekmemektedir. Ancak, taraflar, ara- larında uzlaşamazlarsa, bizzat hak almaları da yasak olduğundan, yukarıda belirtilen çözüm yöntemlerinden birine ve en son çare olarak mahkemeye başvuracaklardır. Çünkü devlet yargı fonksiyonunu kendisi üstlenmiş ve bazı istisnalar dışında (Örneğin, TMK m. 981; TBK m. 63) kendiliğinden hak almayı da yasaklamıştır. Taraflar doğrudan ya da üçüncü kişiler aracı- lığıyla uzlaşamıyorlarsa, uyuşmazlık tahkim yoluyla da çözülmeyecekse ya da tahkime elverişli bir konu değilse, mahkemeye başvurmaktan başka çare yoktur. ıs Yargı fonksiyonunu üstlenmiş olan devlet, medeni yargı içinde özel hukuka ilişkin uyuşmazlıklarda, tarafın başvurusu üzerine hukuki korumayı § 1. Medetıf Usıll Hukukuna nişkiıı Geııel Bilgiler 7 garanti etmiştir. Herkes bu hakka sahip olduğu gibi, yargı organları da bu görevi yerine getirmekten kaçınamaz (AY m. 36). Hukuki koruma hakkı, kanunlara uygun olarak mahkemenin görevini yapması, yani talep veya dava dilekçelerini kabul etmesi, karşı tarafa tebliğ etmesi ve cevap süresi içinde cevap dilekçesini alması, tarafların delillerini sunmalarına imkan tanıması ve sonunda toplanan delillere göre tarafların iddia ve savunmaları hakkında yargılama yaparak bir hüküm vermesini kapsar. Mahkemelere başvurulduğunda, mahkemenin, bu uyuşmazlığı nasıl 16 çözümleyeceği, ne tür bir yöntem uygulayacağı usul hukukunun konusunu oluşturur. Medeni usul hukuku, hukuk mahkemeleri önünde, özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların yargılamasıyla ilgili, yazılı veya yazılı olmayan tüm kuralları kapsamaktadır. Medeni usul hukuku, uyuşmazlık çözüm yöntemlerini ve bu konuda en 17 klasik çözüm yöntemi olan mahkemelerin işleyişi ile mahkeme ve taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen hukuk dalıdır. Ödevi, tarafların ve mahkeme- nin yargılamaya etkisini belirlemektir. Bu belirleme kanunda kabul edilen ilkeler doğrultusunda farklı olabilir. Uyuşmazlıkların, kanunla belirlenmiş olan şekil ve usullere uygun ola- 18 rak çözülmesi, öncelikle taraflara eşit davranılmasını mümkün kılmakta ve adil bir yargılama sonunda gerçeğin tespit edilmesini kolaylaştırmaktadır. Bunun yanında önceden belirlenmiş kurallara uygun olarak uyuşmazlığın çözümü toplumun yargıya inancını kuvvetlendirmekte, keyfiliğin de önüne geçmektedir. Iv. MEDENİ USÜL HUKUKUNUN AMACI Medeni usul hukukunun önemini kavrayabilmek, bu hukuk dalını 19 daha iyi anlayabilmek için amacını bilmek gerekir. Bu amacın belirlenmesi, medeni usul hukukuyla ilgili kuralları yorumlayabilmek veya mevcut hü- kümler hakkında değişiklik önerebilmek için de önemlidir. Çünkü medeni usul hukukunun bütün kuralları, belirlenen amacı gerçekleştirmeye yarayan kurallardır. Bu konuda yapılacak öneriler de .medeni usul hukukunun ama- cına aykırı olmamalıdır. Medeni usul hukukunun amaçları zaman içinde değişmekte ve bu ne- 20 denle sık sık tartışılmaktadır. Liberal bir etkiyle hazırlanan kanun ile sosyal usul anlayışı ile hazırlanan kanun arasında, amaç bakımından farklar olabile- ceği gibi, zamanla amaçlarda değişiklikler de olabilir. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcarııtcz/ Atalay/Ôzekcs 8 21 Özel hukuk, kişilere bazı haklar tanımakta, buna karşılık yükümlülükler de getirmektedir. Bu yükümlülüklerin taraflarca kendiliğinden yerine geti- rilmesi beklenir. Ancak, yükümlülükler yerine getirilmediği takdirde veya taraflar arasında yükümlülüklerin yerine getirilmesiyle ilgili zaman, şekil, miktar gibi konularda uyuşmazlık çıktığında, hak sahibi ya bu hakkını bizzat elde etmeye çalışacak ya da devletin yardımını isteyecektir. 22 Hiçbir hukuk düzeninde sadece hakların düzenlenmesiyle yetinil- memiştir. Hakların maddi hukuk tarafından belirlenmiş olması yetmez, bunların ihlali söz konusu olduğunda da korunması gerekir; aksi takdirde, sübjektif hakların tanınmasının bir anlamı olmayacaktır. Hukuk devleti, hakların ihlali halinde korunmasını, hak sahibine teslimini veya tespitini de düzenlemelidir. Bu amaçla kanun koyucu, somut olayda belirlenen hakların gerçekleşmesini ve tespitini de düzenlemiştir. Ancak bu nasıl olmalıdır? Hakkın tespitini kim, nasıl yapmalıdır? 23 Bu konuda en eski ve en ilkel korunma yöntemi, hakkın bizzat elde edilmesidir. Geçmişte hakkı ihlal edilen kişi, bazen tek başına, bazen de ailesi, yakınları veya içinde bulunduğu topluluğun yardımıyla ve gerekirse zorla, kuvvet kullanarak hakkını koruyabilmekte ya da elde edebilmekte idi. Gerçekte hak sahibi olanın, hakkını elde edebilmesinin gerçek bir garantisi yoktu. Çoğunlukla, gerçekte haklı olan değil, kuvvetli olan bu mücadelede üstün çıkmaktaydı. Bu sonuç ise, toplumda huzursuzlukların doğmasına, toplumsal barışın ortadan kalkmasına yol açmıştır. Bu sonuçları ortadan kal- dırmakiçin, insanlığın ve hukuk devleti anlayışının gelişimine paralel olarak, hakkın bizzat elde edilmesi yasaklanmış, hakkın yerine getirilmesi ve tespiti ödevini devlet üstlenmiştir. Bu konuda yaşanan uzun bir süreçten sonra, toplumlarda hakkın yerine getirilmesi için doğru ve adil yolun ya tarafların uzlaşması veya yargılama olduğu bilinci yerleşmiştir. 24 Medeni usul hukuku, yargılama hukuku içinde yer alan bir hukuk dalı- dır. Genel yargılama faaliyeti yanında, medeni usul hukukunun neye hizmet ettiği objektif maddi hukukun düzenlenmesine bağlıdır. 25 Medeni usul hukukunun başta gelen amacı, sübjektif hakların korun- ması ve gerçekleşmesini sağlamaktır. Devlet bizzat hak elde etmeyi yasak- ladığı için, sübjektif hakların yerine getirilmesi, ancak medeni usul huku- kunun yardımıyla mümkün olmaktadır. İddia edilen hak veya hukuki ilişki konusundaki uyuşmazlığın, tarafların doğrudan ya da arabulucu yardımıyla uzlaşması söz konusu olmazsa, mahkeme tarafından kesin olarak çözüm- lenmesi amaçlanır. Bunun bazı önemli usun sonuçları vardır. Yargılamaya § 1. Medcııf Usıll Hııkukuııa llişkiıı Geııcl Bilgiler 9 başlanması sadece tarafların elindedir ve yine dava malzemelerinin (davaya esas teşkil eden vakıalar ve bu vakıaların delillerinin) davaya getirilmesinin sorumluluğu da taraflara bırakılmıştır. Görüldüğü üzere, özel hukuktaki ira- de serbestisinin bir devamı olarak, taraflar uyuşmazlık çıktığında bunu nasıl çözümleyeceklerini belirleyecekleri gibi, şayet yargı yoluyla uyuşmazlık çözümlenecekse, mahkemeye başvurup başvurmamak tarafların tasarrufun- da olup (tasarruf ilkesi), başvurulduğunda da dava malzemesini getirmek (taraflarca getirilme ilkesi) tarafların ödevidir. Medeni usul hukuku, tarafların haklarının temini ve gerçekleşmesini 26 sağlarken aynı zamanda objektif hukukun gerçekleşmesini de sağlar. Bu faa- liyet mahkemenin verdiği hükmün kesin hüküm halini almasıyla sonuçlanır. Kesin hüküm, bozulan hukuki barışın yeniden temini ile bozulan menfaat dengesinin yeniden tesisidir. Medeni usul hukuku, tarafların somut özel hukuka ilişkin ilişkileri hakkında karar verilmesi ve bunların açıklanmasını amaçlar. Yargılama sonunda haklın, verdiği karar ile kimin haklı olduğunu kesin olarak çözer. İstisnai olarak medeni usul hukuku, sübjektif hakların gerçekleşmesini 27 amaçlamaz. Bazen bir kişi davacı tarafta yer almasına ve dava açmasına rağ- men, kendine ilişkin bir hakkı ileri sürmez ve korunmasını istemez. Örneğin, iki kez evlilik yapmış bir kişinin ikinci evliliğinin iptali için dava açılmasında durum böyledir. Burada davacı, genel hukuk düzenini koruyan kişi olarak rol oynar. Aynı davayı savcı da açabilir (TMK m. 146). Bu tür istisnai hallerde medeni usul hukuku sübjektif hakkın gerçekleşmesine hizmet etmez, objek- tif hukukun belli bir kısmının gerçekleşmesine hizmet eder. Örnekteki tek evlilik müessesesinin korunması gibi. Benzer durum bazı çekişmesiz yargı işlerinde de söz konusudur. Sübjektif özel hakların korunması vegerçekleşmesi ilehukuki müessese- 28 nin korunması ayrı yargılamayı gerektirir. Bu nedenle yargılamada sübjektif hakların ve hukuki müessesenin aynı zamanda korunması ve gerçekleşmesi mümkün olmaz. Buna karşılık sübjektif hakların korunmasıyla hukuki barış da korunmuş olmaktadır ve objektifhukuk gerçekleşmektedir. Bu amaç tabii ki geneldir ve bunun içeriği her usul düzenlemesinde yer almaktadır. Medeni usul hukukunun diğer bir amacı, hukuki barışın korunmasıdır. 29 Medeni usul hukukunun bu farklı amacı, diğer amacı ile yan yana ve birlikte- dir. Sübjektif hakların korunması ve gerçekleşmesinin bir sonucu da hukuki barışın korunmasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın kesin biçimde çö- zülmesi aynı zamanda hukuki barışın da teminini sağlar. Bu konuda hukuki Medeni Usı'H Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııtez/ Atalay/Ôzekes 10 barışın sağlanmasının, medeni usul hukukunun yegane amacı olup olmadığı veya hukuki barışın medeni usul hukukunun amaçları içinde hangi sırada yer aldığı biçimindeki teorik tartışmaların pratik bir sonucu yoktur. 30 Tüm yargılama hukuklarının amacı, maddi gerçeği tespittir. Bir uyuş- mazlıkla ilgili olarak, henüz yargılama yapılmadan var olan maddi gerçek, yargılama sonunda bir mahkeme kararı şeklinde ortaya çıkan adli gerçekle örtüştüğü ölçüde adalet gerçekleşmiş olacaktır. Kural olarak, adli gerçeğin maddi gerçeği yansıttığı kabul edilir veya en azından öyle olması gerekir. Buna paralel olarak, medeni usul hukukunda da maddi gerçeğin tespit edil- mesi amaçlanır. Zaman zaman ceza yargılamasında maddi gerçeğin, medeni yargıda şekli gerçeğin arandığı söylenebilmektedir. Buna gerekçe olarak da, ceza yargılamasında mahkemenin re'sen araştırma yaptığı, delil serbestisinin söz konusu olduğu; medeni yargıda ise, kural olarak tasarruf ve taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu, deliller konusunda da bazı sınırlamalar bulunduğu, bu çerçevede medeni usul hukukunda maddi gerçeğin aranma- sından vazgeçildiği ileri sürülmektedir. Bu düşünce tamamen yanlıştır. Zira, yargılama hukuklarının tümünde temel amaç, dış alemde gerçekleşen maddi gerçeği bulmak ve o doğrultuda gerekli kararı vermek, adaleti sağlamaktır. Maddi gerçekle, mahkeme kararında ortaya çıkan adli gerçek örtüştüğü ölçüde adalet de sağlanmış olacaktır. Ne tür bir yargılama yapılırsa yapılsın, maddi gerçekle adli gerçek örtüşmediğinde adalet zedelenmiş olacaktır. 31 Devletin yargı fonksiyonu bakımından tekel hakkı mutlak değildir. Gü- nümüzde mahkemelerin iş yükünün çok ağır olması ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle medeni usul hukukuna alternatif yollar aranmaktadır. Bu alternatif yollar, uyuşmazlığın mahkeme önünde dava açılarak çözümlenme- sine nazaran daha çabuk, daha ucuz ve daha basit çözümler getirmektedir. Özellikle son yıllarda bazı uyuşmazlıkların arabuluculuk sayesinde çözümü konusunda çok önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Pek çok ülkede ve buna paralel olarak bizim ülkemizde de bu konuda yeni düzerılemeler yapılmakta; bu düzerılemeler topluma tanıtılmakta ve belli uyuşmazlıkların bu şekilde çözümlenmesi özendirilmektedir. Bunun dışında, taraflar, aralarındaki uyuş- mazlığı tahkim yoluna başvurarak da çözebilirler. Medeni usul hukukunun amacını etkilemeksizin tarafların aralarındaki uyuşmazlığı mahkemeye baş- vurmadan çözmeleri her zaman mümkündür. Bu durumda taraflar arasında varılan sulh, hukuka ve maddi gerçeğe uygun karar verilmesinin yerini alır. Özel hukuka ilişkin bazı uyuşmazlıkların çözümünde tahkim başvurulan asıl yol olarak benimsenmiştir. § 1. Mcdcııi Usııl Hııkııkıma llişkiıı Gcııcl Bilgiler 11 V. MEDENİ USUL HUKUKUNDA TEMEL KAVRAMLAR A. Medetıi Usul Hukuku Kavramı Medeni usul hukuku, kanuna ve belli kurallara dayanan özel hakların 32 bir mahkeme kararıyla korunması ve temini yoluyla hukuki barışa hizmet etmektedir. Medeni usul hukuku ya da medeni yargılama hukuku denildiğinde, 33 "medeni" terimiyle medeni hukuktaki gibi kamu ya da kamusal olmayan, ku- ral olarak kişiler arasındaki özel ilişkiler ifade edilmek istenmektedir."Usul" ise, Arapça'da aslın çoğulu olmakla birlikte, tarz, metod, yöntem anlamına gelmektedir. Medeni usul hukuku, özel hukuka hizmet eden bir hukuk dalıdır. Bu 34 hizmet, özel hukuka ilişkin hakların gerçekleşmesini sağlamaktadır. Medeni usul hukuku, özel hukukun korunmasına hizmet eder; fakat kamu hukuku karakteri ağır bastığından medeni hukuktan ayrılır. Çünkü, medeni hukuk, süjeleri olan gerçek ve tüzel kişilerin hak ve yükümlülüklerini belirler, fakat bu hakların korunmasını sağlamaz. Bu görevi medeni usul hukuku üstlenir. Bu nedenle medeni usul hukuku bir taraftan medeni hukuktan ayrılır, diğer taraftan medeni hukukla ve tüm özel hukukla yakın ilişki içindedir. Medeni usul hukukunun konusu olan uyuşmazlıklar, özel hukuka ait uyuşmazlıklar- dır. Bir uyuşmazlık taraflar arasından çıkıp yargı organlarının önüne gelince, artık devreye yargılama kuralları girecek, taraflar dışında yargı organını da içine alan üçlü bir ilişki ortaya çıkacaktır. Yargılama kuralları, tarafları ve mahkemeyi bağlamaktadır. Bu sebeple, temelinde özel hukuk ilişkileri bu- lunan medeni usul hukuku, kuralları bakımından kamu hukuku karakteri taşımaktadır. Bu hukuk dalı, hukuk terminolojisinde hukuk muhakemeleri usulü, 35 hukuk yargılama usulü, medeni usul hukuku, medeni yargılama hukuku ve medeni muhakeme hukuku biçiminde anılmaktadır. Medeni usul hukuku, şekli bir hukuk dalıdır. Başka bir ifade ile medeni 36 usul hukuku sıkı şekil kurallarına bağlı bir hukuktur. Taraflar yargılama sü- resince, belirli süreler ve belirli kurallar içinde iddia ve savunmalarını ileri sürebilirler. Özellikle kanunda öngörülen süre ve usul içinde yapılmayan bir işlemin, daha sonra tamamlanabilmesi mümkün değildir. Medeni usul J hukukunun bu tür sıkı şekil kurallarına tabi olması, bu hukuk dalının şekli t hukuk olarak isimlendirilmesine neden olmuştur. Bu şekil kurallarının r amacı, maddi hukukun icrasını sağlamaya yönelik olup, önleyici değildir. ı 1 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôzekes 12 Maddi hukukun icrasının, şekli kurallar nedeniyle engellenmesini önlemek için medeni usul hukukunda birçok yol öngörülmüştür. Bunlardan birincisi, medeni usul hukukunda da dürüstlük kuralının geçerli olarak kabul edilme- sidir. Bu sayede dürüstlük kuralına aykırı ve fakat şekli hukuka uygun gibi görünen işlemler önlenmeye çalışılmıştır. Yine, tarafların doğruyu söyleme ödevi, hakimin davayı aydınlatma ödevi ve sürenin tarafın elinde olmayan sebeplerle kaçırılması halinde, eski hale getirme imkanı düzenlenerek maddi hukukun tam olarak gerçekleşmesi ve icrası sağlanmak istenmiştir. 37 Şekil kuralları, tarafların belli işlemleri belli şekilde ve belli süreler içinde yapmasını gerektirir. Buna uyulmaması, uymayan tarafın aleyhine sonuçlar doğurur. Özellikle süresi içinde yapılmayan işlemler, sonradan tek- rar edilemez. Bu şekil kuralları olmaksızın adil bir yargılama düşünülemez. Şekil kuralları hakimin keyfi davranışlarını önleyen, taraflara eşit ve tarafsız davranılmasını sağlayan kurallardır. Ünlü hukukçu Jhering'in haklı olarak belirttiği gibi, "Şekil özgürlüğün ikiz kardeşi, keyfiliğin ise düşmanıdır". Keza Montesquieu, şekil kurallarının özgürlüğün zorunlu unsuru olduğunu söyle- miştir. Ancak, şekil kuralları aşırı bir şekilcilik biçiminde olmamalı, aksine çabuk, adil ve doğru karar verilmesine hizmet etmelidir. Çünkü şeklin amacı da, doğru karar verilmesini sağlamaktır. 38 Bir usul kanunu, yargılamaya katılan kişilerin hak ve yükümlülüklerini tanı olarak belirlemeli, bunun yanında özellikle usuli imkanların dürüstlük kuralına aykırı biçimde kullanılmasını önlemelidir. Bu konuda koruyucu düzenlemeler getirilmelidir. Gerek hakim gerekse taraflar ve vekillerin yar- gılamada dürüstlük kuralına aykırı şekilde davranabilecekleri düşünülerek koruyucu hükümler getirilmelidir. Bu, yargıya güvenin korunması açısından da son derece önemlidir. B. Medeni Usul Hukukunda Kullanılan Temel Kavramlar 39 Her konuda yeri geldikçe o konuyla ilgili kavram ve terimlere değinile- cektir. Ancak, bazı temel kavram ve terimlere başlangıçta yer vermek yararlı olacaktır. Zira bazı kavram ve terimlerin, özellikle uygulamada yanlış ya da diğerinin yerine de kullanıldığı görülmektedir. 4-0 Medeni usul hukuku, yargı alanında yer almakta ve yargılama faaliyeti- ni ifade etmektedir. "Yargı", devletin üstlendiği bu alandaki görevi ve temel bir fonksiyonunu ifade ederken, "yargılama" bu görevin yerine getirilmesi faaliyetini ve tüm süreci anlatmaktadır. Yargı organlarından istenen hukuki �� 1. McdcıırUsı'll Hııkııkııııa llişkiıı Gcııcl Bilgiler koruma üzerine, yargı organı, devletin yargı görevinin bir gereği olarak bir yargılan1a faaliyeti sonunda karar verir. Medeni usul hukuku içinde, tarafların uyuşmazlık içinde oldukları, süb- 41 jektifhakkı ihlal edilen ya da ihlal tehlikesine maruz kalanın hukuki koruma istediği 11 çekişmeli yargı"ile her zaman uyuşmazlığın ve sübjektif hak ihlalinin olmadığı, hukukun uygulanması gerekliliği sebebiyle ortaya çıkmış (bir kıs- mı gerçek anlamda yargılama faaliyetini de gerektirmeyen) 11 çekişmesiz yargı" şeklinde temel iki kol bulunmaktadır. Çekişmeli yargının örneği "dava"dır. Dava "iki taraf sistemi" üzerine kurulmuştur. Davada iki taraf yer aldığından, dava açana "davacı", kendisine karşı dava açılana ise ''davalı" denilmekte- dir. Çekişmesiz yargıda ise dava söz konusu olmayıp, bu alandaki faaliyet 11 çekişmesiz yargı işi" olarak adlandırılmaktadır. Çekişmesiz yargıda iki taraf bulunmadığından, bu yargı işinde yer alan veya hukuken bağlantısı bulunan herkes 11 ilgili" olarak ifade edilmektedir. Bu sebeple, çekişmesiz yargıya dava, bu yargı faaliyetinde yer alanlara da davacı veya davalı demek yanlış bir ifa- dedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununda davadan ayırt edilebilmesi için çe- kişmesiz yargı için "çekişmesiz yargı işi" veya kısaca "iş" terimi kullanılmıştır (Örneğin, m. 362/1-ç, 382,384). Çekişmeli veya çekişmesiz yargı, bir uyuşmazlık veya işin görülüp 42 karara bağlanmasını amaçlamaktadır. Ancak, bu yargılamalar kısa ve kolay değildir; zaman alıp belirli ve uzun bir sürece ihtiyaç duymaktadır. Asıl karar verilinceye kadar, bazen hak kaybolabilir. Bunun önüne geçmek için asıl karar verilinceye kadar geçici nitelikte bir yargılama yaparak geçici bir karar verilmesi gerekecektir. Bu tür yargılamalar, "geçici hukuki koruma" yargıla- malarıdır. İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti en tipik geçici hukuki korumalardır. Geçici hukuki koruma, asıl yargılamanın içinde talep edile- bileceği gibi, asıl yargılamadan önce de talep edilebilir. Böyle bir koruma isteyen kişiye, davacı ya da davalı değil, "talepte bulunan" denilmelidir. Zira geçici hukuki koruma bir dava değildir; geçici nitelikli bir taleptir. Bu terim ve kavramların birbiri yerine kullanılması yanlış olduğu gibi, 43 farkına vanlmadığında yanlış yargılamalar yapılmasına, yanlış kararlar veril- mesine ve hak kaybına sebep olacaktır. Her bir konuya yeri geldiğinde ayrıca değinilecektir. 13 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııtez/ Atalay/Ôzckes 14 VI. MEDENİ USUL HUKUKUNUN HUKUK DALLARI ARASINDAKİ YERİ 44 Roma hukukundan günümüze kadar, hukuk için kamu hukuku ve özel hukuk ayrımı yapılmaktadır. Kamu hukuku, tarafların iradelerini nazara almayan, tersine uyulması zorunlu kurallar koyan hukuk dalıdır. Kişiler bu kuralların aksine sözleşme yapamazlar, bu kurallara uymak zorundadırlar. Buna karşılık özel hukukta esas olan, kişilerin özgürlüğüdür. Kişiler özgürce sözleşme yapabilirler, aralarındaki ilişkileri kural olarak serbestçe düzenle- yebilirler. 45 Medeni usul hukukunun özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların çözümü ile ilgili olması nedeniyle özel hukuka ait olduğu düşünülebilir. Özel hukukta kişilerin hak ve borçları belirlenmiş iken, bu hakların kamu gücü kullanılarak yerine getirilmesi medeni usul hukuku sayesinde sağlanmaktadır. Özellikle tarafların dava açıp açmamakta serbest olması, yine açılan davaya devam edebilmeleri gibi, bu davayı takipsiz bırakabilmeleri ya da davadan feragat edebilmeleri, medeni usul hukukunun özel hukuka ilişkin yönüdür. Buna karşılık medeni usul hukukunda, devletin yargı organı olarak mahkeme ile tarafların ilişkileri ve hakim tarafından yürütülen yargılamada tarafların hak ve yükümlülükleridüzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla tarafların birbirleriy- le ve mahkemeyle aralarında kamu hukukuna dayanan bir usuli ilişki doğar. Bu da medeni usul hukukunun kamu hukukuna ait bir hukuk dalı olması sonucunu doğurur. Usul kanunları, kural olarak emredici hükümler içerir. Bu kurallara taraflar ve hakim uymak zorundadır. 46 Yargı teşkilatını düzenleyen hükümler, mahkemelerin görevi, kanun yolları ve kesin hüküm de, kamu düzeniyle ilgili hükümler olup, bu hukuk dalının kamu hukukuna ait olduğunun göstergesidir. Medeni usul hukukun- daki hükümlerin genellikle emredici nitelikte ve taraflarca aksi kararlaştırı- lamayan hükümler olduğunu söyleyebiliriz. Yine medeni usul hukukunda, taraflar eşit konumda olsa da, mahkeme ile taraflar arasındaki ilişkide aynı şekilde bir eşitlikten söz edilemez. Taraflar mahkemenin insafına terk edil- memiş olmakla birlikte, yargılamanın sağlıklı ve amacına uygun yürütülebil- mesi için mahkemelere yetkiler verilmiştir. Ancak, medeni usul hukukunun emredici hükümleri yanında taraf iradesine yer veren hükümleri sebebiyle özel hukukla da birçok ilgisi vardır. Örneğin, feragat ve kabul, medeni usul hukukunda özel hukuka ilişkin kurumlardır. Bu konudaki düzenlemeler medeni ustil hukukunun özel hukukla da ilgili olduğunu göstermektedir. § 1. Mcdcııi Usııl Hııkııkuııa llişkiıı Gcııel Bilgiler Medeni usul hukukunun konusunu özel hukuk ilişkilerinin oluşturması 47 sebebiyle, özel hukuk; yargılama kurallarının emredici ve kamusal karakte- rinin ağır basması sebebiyle kamu hukuku dalı olduğu ileri sürülmektedir. Ancak, yukarıda açıklanan sebepler ve her iki hukuk dalına ilişkin özellikleri de taşıması sebebiyle, bu hukuk dalının kendine özgü (sui generis) bir hu- kuk dalı olduğu görüşü de ileri sürülmüştür. Bütün bu tartışmaların teorik tartışma olması dışında, pratik sonuçları yoktur. Medeni usul hukukunun kamu hukukuyla ilgili hükümleri ağır basmakla beraber, özel hukuka ilişkin hükümleri de bulunmaktadır. Devlet, kamu hukuku ve usul hukuku bakımından yargı görevini yeri- 48 ne getirmek zorunda olup, buna karşılık taraflar yargıdan talepte bulunma hakkına sahiptirler. Bu talep, yargı gücünü taşıyan devlete karşı yöneltilir ki, devlet de bu görevi mahkemeleri aracılığıyla yerine getirir ve taraflara karşı bunu yerine getirmekle mükelleftir. Yargı talebi, özel hukuk alanında da tam bir hukuki koruma garanti etmektedir. Bunun içeriğine göre, taraflar mah- kemelere başvurarak, dava açarak talepte bulunmak, mahkemeler de bu işin esasına girerek, bu talebin maddi ve hukuki yönünü inceleyerek bir hükümle bu konuda cevap vermek zorundadır. Mahkemeler, hukuki koruma talebiyle açılan dava dilekçesini alarak, karşı tarafa tebliğ etmek, cevap süresini bek- lemek ve tarafları duruşmaya davet etmek suretiyle kanuna uygun hareket edeceklerdir. Eğer haklın bu görevini hiç ya da gereği gibi yerine getirmez, savsaklar 49 veya geciktirir ise, bu davranışları, duruma göre hakimin sorumluluğunu oluşturur ve suç teşkil eder. Bu sorumluluk, hukuk devleti ilkesinin bir sonu- cudur. Yargı görevini üstlenen devlet bu görevi gereği gibi yerine getirmek zorundadır. Zira adaletin sağlanamamasının iş yükü gibi, gelişmekte olan bir ülke olmak gibi mazereti yoktur. Bu sebepledir ki, adalet mülkün temelidir. VII. MEDENİ USUL HUKUKUNUN YER VE ZAMAN İTİBARİYLE UYGULANMASI Davanın taraflarının yabancı ülke vatandaşı olmaları veya sözleşmenin so yabancı ülkede yapılmış olması halinde, davaya bakan hakimin bu davada hangi hukukun uygulanacağı sorununu öncelikle çözmesi gerekir. Yine, usul kanunlarında değişiklikler yapılması durumunda, hangi usul hükmünün uygulanacağı sorunu ortaya çıkacaktır. Bu sorunlardan ilki, medeni usul hu- kukunun yer yönünden; diğeri ise zaman yönünden uygulanması ile ilgilidir. 15 L Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/ôzekes 16 A. Yer İtibariyle Uygulanması 51 Önüne gelen bir uyuşmazlıkta tarafların her ikisinin ya da en azından birinin yabancı ülke vatandaşı olması veya sözleşmenin yabancı ülkede ya- pılmış olması halinde, mahkeme acaba hangi hukuku uygulayacaktır? 52 Maddi hukuk bakımından bu sorunun cevabı, devletler özel hukukuna aittir. Örneğin maddi hukuka ilişkin haklar bakımından, hakkın doğduğu yer hukuku (lex causae) uygulanabilir. Bu konuda değişik bağlama kural- lan belirlenmiştir. Usul kurallarının uygulanmasında ise geçerli olan ilke hakimin hukuku (lex fori) ilkesidir. Buna göre, uyuşmazlığa haklın yabancı hukuk kurallarını uygulayacak olsa bile, uyuşmazlığın çözümünde kendi usul hukuku kurallarını uygulayacaktır. Yani, haklın kendi tabi olduğu yar- gılama kurallarını esas alarak yargılamayı yürütüp karar verecek, ancak işin esası bakımından duruma göre yabancı hukuku da uygulayabilecektir. Bu ilke çerçevesinde, hakim, uyuşmazlığın taraflarının veya konusunun yabancı olup olmadığına bakmaksızın yargılamada kendi ülkesindeki usul kurallarını esas alacaktır. Örneğin, davanın açılması, cevap dilekçesi, yetkili ve görevli mahkeme, süreler, verilen kararın kanun yolu hakkında haklın kendi usul kanununu uygulayacaktır. 53 İspat kuralları da yargılama kurallarının bir parçası olmakla birlikte, bu konu niteliği gereği bazı özellikler gösterir. Bu çerçevede, hak nerede ve hangi ülkenin maddi kanunlarına göre doğmuşsa, bu konuda ispatın ve bunun yerine getirilmesi için gösterilecek delillerin işlemin yapıldığı yer kanununa tabi olması gerekir. Buna "locus regit actum kuralı" denilmektedir. İspat hukuku alanında getirilen istisna, aslında oldukça önem taşır. Çünkü, hukukumuzda kesin delille ispat esas alınmışken, bazı ülkelerde serbest delil sistemi geçerlidir. Bir hukuki işlemin ispatında kesin delil ile ispat ile serbest delille ispat farklıdır. Bu işlemi yaparken taraflar ileride uyuşmazlık çıktığında, uyuşmazlığın çözümleneceği ülkeyi değil de, bulundukları yeri esas alacaklarından bu istisna kabul edilmiştir. Örneğin, kanunda belirtilen miktan geçen hukuki işlemler, hukukumuzda senetle ispat edilmelidir, ta- nıkla ispat edilemezler (m. 200). Fakat bu sözleşme Almanya'da yapılmışsa, Alman Medeni Usul Kanunu'na göre senetle ispat zorunlu olmadığından tanıkla ispat edilebilir. Söz konusu Kanuna göre, belli bir miktarın üzerin- deki hukuki işlemlerin mutlaka senetle ispat edilmesi gerekmez. Hakim iddiasını ispat etmek isteyen tarafa, huku1? işlemin yapıldığı yerdeki usul kurallarına göre ispat imkanı tanıyacaktır. ispat bakımından, ispat yükü de özellik göstermektedir. İspat yükünün temelinde, olaya uygulanacak maddi hukuk kuralı yatmaktadır. İspat yükü bakımından kural olarak, maddi hu- i� 1. .Mc-dtur UsıHHuJ..11kımıı 1lişkiıı Gcııd Bilgiler 17 kuka ilişkin lıul.,ık kuralına göre, bir vakıadan lehine hak çıkartan taraf ispat w altında olacaktır. İspatyülii, nıaddi hulı.ıkla bağlantısı sebebiyle maddi hukul"Ulı u rgulanacağı hul.'1.Jka tabi olacaktır. & Zaınaıı İtibariyle Uygıdarıması Usul kurallarının zaınan itibariyle uygulannıası, yeni yürürlüğe giren 54 hüküınlerin nıeYcut uyuşmazlıklara uygulanıp uygulanmayacağı sorusuna cevap vermel."tedir. Yeni yürürlüğe giren kanını, hüliiınlerinin ne zanıan yürürlüğe gire- 55 cegini açıkça düzenlenıişse, yani zaman itibariyle hükiimlerin uygulanması hakkında bir hülrüın içeriyorsa, ayrıca bir incelenıe yapılmaz; bu hükme göre yeni hükiinılerin uygulanması belirlenir. Örneğin, 7035 sayılı Kanun'la Hul-ukMuhaken1eleri Kanınıu'nını 361. maddesinde kabul edilen bir aylık temyiz süresi, iki haftaya düşürülmüştür. 7035 sayılı Kanını'ını geçici birinci maddesine göre bu değişiklik, Kanını'ını yürürlüğe girdiği tarihte ve sonra- sında verilen kararlar hakkında uygulanır. Buna göre, Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.08.2017 tarihinden önce verilen kararlara karşı temyiz süresi bir ayolarak uygulanmaya devam etmiştir. Ancak 05.08.2017 tarihinde ve son- rasında verilen kararlara karşı temyiz süresi iki hafta olmuştur. Yeni kanun, yeni hükümlerin ne zaman yürürlüğe gireceği konusınıda 56 bir hüküm içermiyorsa, bu durumda zaman itibariyle uygulama sorınıu or- taya çıkacak-tır. Hul.-ıık Muhakemeleri Kanunu'nda yeni hükiimlerin zaman itibariyle uygulaması hakkındaki 448. maddede şu şekilde bir hüküm yer al- maktadır: ı3u Kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derlıaJ uygulanır 11 • Bu hükme göre, yeni kanını hükümlerinin kanunda aksine bir düzenle- 57 me getirilmediği takdirde, tamamlanmış usul işlemlerine bir etkisi olmaya- cak, önceki kanuna göre yapılmış ve tamamlanmış olan işlemler geçerliliğini muhafaza edecektir. Buna karşılık tamamlanmamış usul işlemleri yem Ka- nun hükümlerine tabi olacaktır. Bir işlem tamamlanmış ise artık bu işlem yeni Kanun'a göre yemden 58 yapılmaz; aksini düşünmek gereksiz yere bu işlemin bozularak tekrarlan- ması yanında zaman ve emek kaybına neden olacakbr. Yine gereksiz yere masraf yapılmış olacaktır. Örneğin, yazılı yargılama usftlünde cevap verme süresi, yeni düzenleme ile on günden, ilci haftaya çıkarılmıştır (HUMK m. 195; HMKm. 127). Davalı taraf yem kanunun yürürlüğe girmesinden önce cevap vermiş ve on günlük süre dolmuşsa, yeni kanuna göre cevap süresi Medeııi Usul Hukuku Ders Kitabı Pckcamtez/ Atalay/Ôzckes 18 uzamayacaktır. Fakat henüz on günlük süre dolmadan yeni kanun yürürlüğe girmiş ise, davalı için cevap süresi iki hafta olacaktır. Burada önemli olan işle- nıin tamamlanmış olup olmaması, eski kanuna göre sürenin sona ermiş olup olmamasıdır. Eski Kanun'a göre dava açılmış olsa bile, yeni yapılacak olan işlemler yeni Kanun hükümlerine göre yapılmak zorundadır. Çünkü yeni Kanun hükümleri derhal uygulanır. Henüz tamamlanmamış veya yapılma- mış usul işlemleri yeni Kanun'a göre yapılacak, yeni Kanun'a tabi olacaktır. 59 Buna göre usul kurallarının zaman itibariyle uygulanmasında iki temel husus dikkate alınır. Öncelikle bir dava, yeni bir usul hükmünün yürürlü- ğe girmesinden sonra açılırsa, bu davaya (aksine hüküm yoksa) yeni usul kuralları uygulanacaktır; dava konusu işlemin daha önce yapıldığı ileri sürü- lerek o sırada geçerli usul kurallarının uygulanması istenemez. Buna "derhal uygulanırlık" kuralı denilmektedir. Temel olarak yargılama hukukunda bu ilke geçerlidir. Yani bir dava, davanın temeli olan uyuşmazlık konusu olayın meydana geldiği değil, uyuşmazlığın yargı önüne getirildiği tarihteki yargı- lama kurallarına tabidir. Keza, yargılama sırasında yargılama kuralları deği- şirse, o noktadan itibaren kural olarak yeni kurallar uygulanacaktır. Ancak, yeni usul hükümlerinin ne zaman yürürlüğe gireceği kanunda açık olarak düzerılenmişse, bu düzerılemeye göre yeni usul kuralları zaman bakımından uygulanacaktır. Örneğin, yeni kuralın kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılacak davalarda uygulanacağı belirtilmişse, bu yeni kural daha önce açılmış davalarda geçerli olmayacaktır. 60 Usul kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanır- lık kuralı ile birlikte dikkate alınması gereken diğer husus da, yeni usul kuralı yürürlüğe girdiğinde, ilgili "usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı"dır. Dava, dava dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayan ve bir kararla sonuçlanıncaya kadar devam eden çeşitli usul işlemlerinden ve aşamaların- dan oluşmaktadır. Her usul işlemi, ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bir davayı tilin olarak değerlendirip bu konuda yeni kanunun etkili olup olmayacağı söylenemez. Dava içinde yapılan usul işlemi ve kesiti tamamlanmış ise, artık yeni kanun o usul işlemi hakkında etkili olmayacaktır. Eğer bir usul işlemi tamamlandıktansonra, yeni kural yürürlüğe girerse, söz konusu işlem geçer- li olarak kalır. Başka bir ifade ile tamamlanmış usul işlemleri yeni yürürlüğe giren kuraldan etkilenmez. Buna karşılık bir usul işlemi henüz tamamlanma- mış veya başlamamış ise, yeni kanun hemen uygulanacaktır. Çünkü kanunlar genel olarak hemen etkili olur ve uygulanırlar. 61 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile senetle ispat (m. 200), istinaf (m. 341-360) ve temyiz (m. 361-373) ile temyizde duruş- i� 1. Mcdcııf Usı'llHııkııkuııa llişkiıı Gcııcl Bilgiler 19 ma (ın. 369) yapılınasına ilişkin parasal sınırların her yıl yeniden değerleme oranında arttırılması sisten1i terk edilmişti. Ancak 2 Aralık 2016 tarihli Resnıi Gazetede yayımlanan 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'a eklenen "ek madde 1" ile eski sisteme tekrar geri dönülınüş ve parasal sınırların her yıl yeniden değerleme oranında arttırılınası kabul edilmiştir. Böylece 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndaki eski yanlış ve hukuki güvenliğe, hukuki istikrara aykırı uygulamaya geri dö- nülmüştür. Kolaylıkla, tartışılınadan kanun değiştirmekten vazgeçilmediği takdirde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun sistemi ve ilkelerinin ihlali sür- dürülecektir. Çünkü her yıl bu rakamların hem de akılda kalması ve istikrar kazanması zor sayılarla güncellenmesi, zaman içinde aynı dava içinde farklı rakamlarla sınırların belirlenmesi gibi garip bir durum ortaya çıkarmakta, aynı yargı sistemi içinde aynı davadaki kararların haklı ve hukuki bir sebep yokken değişmesine yol açmakta, Anayasa'da teminat altına alınan hukuki güvenlik ilkesini ve istikrarı zedeleyerek bu tür sınırların bilinirliğini ortadan kaldırmakta, ayrıca günlük hukuk uygulamasında da kişiler, avukatlar, mah- kemeler nezdinde karışıklık ve hak kaybına yol açacak sonuçlar doğurmak- tadır. Örneğin 2023 yılı için senetle ispat zorunluluğuna ilişkin parasal sınır 14.800 liraya çıkmıştır. Böyle bir rakamın akılda kalması bir yana, karışıklığa neden olmasının mazur görüleceği makul bir sebebi de bulunmamaktadır. Ayrıca 2023 yılı için istinaf sınırı 17.830 lira; temyiz sınırı 238.730 lira; temyizde duruşma sınırı ise 358.150 lira olarak belirlenmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na göre başvurulacak temyiz sınırı ise 12.950 lira; karar düzeltme sınırı ise 79.870 lira olmuştur. Temyizde duruşma sınırı ise 133.640 lira olarak artmıştır. Bu parasal sınırlar 2024 yılında yeniden değer- leme oranına göre yeniden artacaktır. Parasal sınırlardaki artışın zaman itibariyle uygulanması değerlendiril- 62 diğinde, kanun yollarına başvuru bakımından dikkate alınması gereken para- sal sınır, hükmün verildiği tarihtir. Hükmün verildiği tarihte bu hükme karşı kanun yoluna başvurulabiliyorsa, bundan sonraki değişiklikler hükme karşı kanun yoluna başvuruda etkili olmayacaktır. Çünkü kanun yoluna başvuru sınırı, davanın açıldığı tarihe göre değil, kanun yoluna başvurma hakkının kazanıldığı, yani hükmün verildiği tarihteki kurala göre belirlenecektir. Senetle ispat bakımından geçerli olan sınır ise işlemin yapıldığı tarihe 63 göre belirlenmektedir (m. 200). İşlemin yapıldığı tarihten sonra gerçekleşen artışlar, söz konusu işlem bakımından senetle ispat sınırını değiştirmeyecek- tir. Medenf Usııl Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııte:.IAtalay/Ôukes 20 VIII. MEDENİ USUL HUKUKUNUN KAYNAKLARI 64 Hukukun kaynaklan denilince, bu kaynakların, yazılı hukuk kaynakları, örf adet kaynağı, içtihat kaynağı ve doktrin kaynağı olduğu bilinmektedir. Medeni usul hukuku açısından yazılı kaynak olarak öncelikle Hukuk Mu- hakemeleri Kanunu gelmektedir. Eski hukukumuzda ceza ve medeni yargı- lama usulü farkı olmaksızın tek bir yargılama usulü mevcuttu. Daha sonra Mecelle-i Ahkamı Adliye, usul hukukuna ilişkin hükümler içermiştir. Bu ko- nuda Avrupa hukukunun eski hukukumuza ilkyansıması, 1862 tarihli Usulü Muhakeme-i Ticariye Nizamnamesi ile 1879 tarihli Usulü Muhakemat-ı Hukukiye Kanunu'dur. Her iki düzenleme de Fransız Usul Kanunu esas alı- narak hazırlanmıştır. 1926 yılında Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilme- sinden sonra yeni bir usul kanununun hazırlanması gerekliliği ortaya çıkmış ve bunun üzerine Türk Medeni Kanunu'nun alındığı İsviçre'den bir usul kanununun alınması kararlaştırılmıştır. Ancak o sırada İsviçre'de Medeni Usul Kanunu federal olmayıp, her kantonun ayrı ayrı usul kanunu bulundu- ğundan, kantonlar arasında bir karşılaştırma yapabilmek için yeterli zama- nın da olmayışından, İsviçre'nin Nöşatel (Neuchatel-Neuenburg) Kantonu Usul Kanunu esas alınarak Usul Kanunumuz hazırlanmıştır. Nöşatel Usul Kanunu'nun örnek olarak alınmasının nedeni, o sırada hukukçuların genel- lilde Fransızca bilmeleri ile Nöşatel Kanunu'nun yeni kanun oluşu ve belki de 1 en yeni kanun en iyi kanundur" düşüncesidir. İspat vasıtaları ve senetlerle ilgili hükümler ise Fransız Medeni Kanunu'ndan alınmıştır. Bunun yanında Alman Medeni Usul Kanunu'ndan da bazı hükümler Hukuk Usulü Muhake- meleri Kanunu'nda yer almıştı. 65 Aslı Nöşatel Usul Kanunu (Code de procedure civile) olan 1086 sa- yılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuz 2, 3, 4 Temmuz tarihlerinde yayımlanıp 05.10.1927 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Nöşatel Kantonu'nda 01.04.1992 tarihinde yeni bir Usul Kanunu kabul edilerek yürürlüğe konul- muş ve bizim Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzun kaynağını oluştu- ran Kanun uygulamadan kaldınlmıştır. 66 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuz yerine yeni bir Usul Kanunu Tasarısı hazırlanmak üzere 27.01.2004 tarihinde Adalet Bakanının oluru ile bir komisyon oluşturulmuş ve komisyonun 2006 yılında hazırladığı Taslak, çeşitli kuruluş ve kişilerin görüşüne sunulmuş, bu görüşler üzerine yapılan değişikliklerden sonra 2008 yılında Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gönderilmiştir. Adalet Komisyo- nunda dokuz tam gün çalışma yöntemi uygulanarak müzakere edilen Tasarı ile ilgili çalışma 15.04.2009 tarihinde tamamlanmış ve Türkiye Büyük Millet § 1. Medeııf Usôl Hukukuııa flişki,ı Gcııel Bilgiler 21 Meclisi Genel Kurulu'na gönderilmiştir. Mecliste grubu bulunan partilerin uzlaşması sonucu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 12.01.2011 tarihinde kabul edilmiştir. İsviçre hukukunda kantona! usul kanunları yerine hazırlanan Federal 67 Usul Kanunu O1 .O1.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bir tesadüf sonucu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 12.01.2011 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilerek 01.10.2011 tarihinde, yani aynı yıl, yürürlüğe girmiştir (m. 451). 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, tüm ek ve değişiklikleri ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmesiyle yürürlükten kalkmıştır (m. 450. Aynca bkz. Geçici madde 3). Hukuk Muhakemeleri Kanunu 450 madde1, bir ek madde, dört geçici 68 madde ile bir yürürlük ve bir de yürütme maddesinden oluşmaktadır. Medeni usul hukukunda Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz dışındaki 69 en önemli kaynak Anayasa'dır. Nitekim Anayasamızın birçok maddesinde medeni yargıyı ilgilendiren hükümler vardır. Örneğin, 36. maddedeki, "Hak arama hürriyeti", 37. maddedeki "Kanuni hakim güvencesi", 141. maddedeki "Duruşmaların aleni yapılması ve davaların en az giderle ve mümkün olan sürat- le sonuçlandırılması" medeni yargıyı da doğrudan ilgilendiren maddelerdir. Anayasa dışında uluslararası sözleşmeler de medeni usul hukukunun 70 kaynaklarını oluşturmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve özellikle bu sözleşme ile garanti altına alınan 'adil yargılanma hakkı' 1 (İHAS m. 6) medeni yargıyı da ilgilendirmektedir. Nitekim bu hak, doğrudan Anayasa- mıza girmiştir (AY m. 36). Hukuk Muhakemeleri Kanunu dışındaki birçok kanunda medeni usul 71 hukukuna ilişkin hükümler mevcuttur. Örneğin, ispat yükünün dağılımı ile ilgili Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi, resmi sicil ve senetlerle ilgili Türk Medeni Kanunu'nun 7. maddesi, boşanma ile ilgili usul kuralları gibi Türk Medeni Kanunu'nun birçok hükmü usul hukuku ile ilgili kurallardan bazılarıdır. Bunun dışında mahkeme teşkilatına ilişkin Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun, Kadastro Kanunu, Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu, Yargıtay Kanunu, Noterlik Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Tebligat Kanunu, Harçlar Kanunu, Avukatlık Kanunu, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulu- culuk Kanunu, İş Mahkemeleri Kanunu, Bilirkişilik Kanunu, Milletlerarası 1 Kanun'un 3. maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından 16.02.2012 tarihinde iptal edilmiş ve iptal gerekçesi 19.05.2012 tarihli 28297 sayılı Resmi Gaıete'de yayımlanmıştır. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcaıııtcz/ Atalay/ôzekes 22 Tahkim Kanunu ile Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu'nda da usul hukukuyla ilgili pek çok hüküm yer almaktadır. Kanunlar dışında medeni yargılama hu- kukunu ilgilendiren yönetmelikler de mevcuttur. Bölge A?liye ve Adli ?7argı ilk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları Idari ve Yazı Işleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik (RG, 06.08.2015, S. 29437) önemli bir kaynaktır. Bu yönetmelik ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 449. maddesi gereğince çıkarılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetme- liği (RG, 03.04.2012, S. 28253) yürürlükten kaldırılmıştır (Yön. m. 262). Bunun dışında Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik (RG, 25.01.2012, S. 28184), Elektronik Tebligat Yönetmeliği (RG, 06.12.2018, S. 30617), Hukuk Muhakemelerinde Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası Hakkında Yönetmelik (RG, 30.06.2021, S. 31527) önemli kaynaklar olarak sayılabilir. 72 Medeni usul hukukundaki diğer önemli kaynak 1927 yılından bugü- ne kadar verilmiş olan Yargıtay kararlarıdır. Yargıtay kararlarına Yargıtay Kararları Dergisi dışında birçok dergi ve son yıllarda internet aracılığıyla ulaşılabilmektedir. Öteden beri bu kararların tümüne ve mümkün olduğu kadar ucuz, hatta parasız ulaşılabilmesi sağlanması gerektiğini; tüm kararla- rın yayınlanmasının gereksiz davaların açılmasına engel olacağını, davaların daha kısa sürede bitmesini de sağlayacağını ve bu olanağın çelişik kararların verilmesini de önleyebileceğini ifade etmiştik. Nihayet Yargıtay sekiz mil- yona yakın kararını internet sayfasında paylaşarak bu görevini yerine getir- meye başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlaması ile istinaf incelemesi neticesinde verilen kararlar da medeni usul hukukunun önemli bir kaynağı olmuştur. Yargıtay kararlarının yayınlanması hakkında ifade et- tiğimiz düşünceler, bölge adliye mahkemelerinin kararlarının yayınlanması bakımından da geçerlidir. 73 Medeni usul hukukunun bir diğer kaynağı olarak doktrinde yazılmış eserleri, bu çerçevede bilimsel görüşleri sayabiliriz. IX. MEDENİ USUL HUKUKU KURALLARININ YORUMU 74 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan hüküm açık ise, bu hük- mün uygulanmasında bir sorun ortaya çıkmayacaktır. Çünkü usul kuralları açıksa, kanun koyucunun gerçekleştirmek istediği amaç da belli demektir. 75 Usul kanunlarının kuralları bazen eksik, kapalı ya da çelişik olabilir. Kanun koyucunun amacı bu nedenle anlaşılmayabilir. Bu anlaşılmayan hükümleri yorum yolu ile düzelterek kanun boşluklarının doldurulması i� 1. Mc,frııı' u.�MHııkııkıııın llişkiıı Gcııd Bilgiler 23 h,kimin görevidir. Çünkü Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. mad- d )sin göre, kural olarak Türk hukukunu kendiliğinden uygulayan hakim uyuşmazlığı çözebiln1ek için son1ut olaya kanun hükümlerini kendiliğinden uygulayacaktır. Usul hükümlerinin yorumunda da genel yorum kuralları uygulanacak- 76 tır. U ul hukuku bakıınından özel bir yorum kuralı bulunmamaktadır.Ancak, ustil huk"Uk"Unun şekli bir alan oln1ası ve bir prosedürü düzenlemesi sebebiy- le, birçok hüküm yoruma ihtiyaç duymayacak kadar açıktır ya da yorum yo- luyla çözün1 üretınek n1ümkün değildir. Örneğin, Anayasa'nın 142. maddesi gereğince mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri ile yargılama usulleri kanwıla düzenlenebilir. Bir ihtiyaç var diye, kanuni düzenleme olmadan bir mahken1e oluşturulamaz, mahkemenin görev ve yetkisi değiştirilemez, yeni bir yargılama usulü ihdas edilemez. Ancak, bu temel ilkeler ışığında yoruma elverişli konularda genel yorum kurallarına başvurulacaktır. Türk Medeni Kanun'un başlangıç hükümlerinde yer alan kurallar, 77 medeni usul hükümlerinin uygulanmasında da geçerlidir. Medeni Kanun'un 2. maddesinde yer alan "dürüst davranma" hükmü, Hukuk Muhakeme- leri Kanunu'nun uygulanmasında da geçerlidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 29. maddesinde dürüst davranma ve doğruyu söyleme yüküm- lülüğü yargılamaya hakim olan ilkeler arasında sayılmıştır. Bunun gibi iyini- yet (TMK m. 3) kuralı da medeni usul hukukunda geçerlidir. Nitekim Türk Medeni Kanun'un S. maddesine göre, "Bu Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikteki hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır". Medeni usul hukukunun hükümlerinin ağırlıklı olarak kamu hul'llk:una tabi olması, özel hukukun tabi olduğu yonım kurallarına göre yorum yapılmasına engel değildir. Yorum konusunda öncelikle lafzi yorum uygulanacaktır. Lafzi yorum ile kanun koyucunun kullandığı kelimeler esas alınarak yorum yapılır. Bu şekilde hükümlerin anlamları tespit edilmeye çalışılır. Ancak, kanunun kullandığı kelimelerden açık bir anlam çıkarılamı- yorsa ya da bu amaca aykırı bir sonuç veriyorsa, diğer yorum kurallarının nygn1aoması gerekir. Sadece kanunun kullandığı kelimelere bakılarak amaca ve işin niteliğine uygun düşmeyen yorum usulü artık terkedilmiştir. Medeni usul hukukunun şekli bir hukuk olması, yorum gerektiren ko- 78 mılarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin dar yorumlanmasını gerektirmez. Aksine yorum yapılırken, geniş bir yorumun yapılması lazım- dır. Çünkü ancak bu yolla amaca uygun doğru yorum yapılabilir. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııtez/ Atalay/Öuhs 24 79 Hukuki yorumu yapacak olan hakimdir. Ancak, taraflar da yargısal iç- tihatlar, doktrin ve hukuki mütalaalarla yorum konusunda hakime yardımcı olabilirler. so Usul hükümlerinin yorumunda tarihi nedenler çok önemlidir. Çünkü, usul hükümleri çoksık değişmektedir. Pek çok usul kurumu değiştirilmekte, kaldınlmakta ya da yeniden düzenlenmektedir. Bütün bu değişiklikler bir önceki uygulamanın olumsuz yönlerini kaldırmaya yöneliktir. Işte yorumda bu olumsuz yönlerin neler olduğu bilinirse, yorum daha doğru olarak yapı- lacaktır. Eski uygulamanın olumsuzluklarınınbilinmesi, bu olumsuzlukların tekrarlanmamasını sağlayacaktır. sı Yorum konusunda, kanun hükümlerinin kabul edilmesindeki amaç ve kanun koyucunun o kuralı koyarken güttüğü amaç çok önemlidir. Kanun koyucunun gerekçesi, yorumda çok önemli ve dikkate alınması zorunlu olmakla birlikte, yorumda mutlak olarak bağlayıcı değildir. Diğer yorum yöntemleriyle, bu yorum çelişiyorsa, kabul edilmeyebilir. 82 Usulhükümleri yorumlanırken,Anayasa'nın hükümlerine ve oradaki te- mel ilkelere uygun yorum yapılmalıdır. Bazı ilkeler Anayasa'da teminat altına alınmış, adil bir yargılama için asgari koşullar emredici olarak düzenlenmiş olabilir. Anayasada doğrudan usul hükümleri çok az sayıda düzenlenmiştir. Ancak yorum yapılırken bu ilkeler ve asgari koşulların göz önünde tutulması gerekecektir. Omeğin Anayasada teminat altına alınmış olan insan onuru, eşitlik, mahkemelerin tarafsızlığı veya bağımsızlığı, sosyal hukuk devleti gibi ilkeler medeni usul hukuku kurallarının yorumunda da esas alınmalıdır. Bu temel ölçülere aykırı yorum yapılmamalıdır. 83 Medeni usul hukukunun kendine özgü bağımsız bir amacı olmayıp, maddi hukukun gerçekleşmesi amaçlanır. Dolayısıyla usul hukukunun maddi hukukta düzenlenen hakların gerçekleşmesine hizmet ettiği unutul- mamalıdır. Usul hukuku, makul bir süre içinde, amaca uygun, doğru ve adil bir karar verilmesini amaçlar. 84 Yorum konusunda esas alınacak diğer kriterler, medeni usul hukukuna haklın olan ilkelerdir. Bu ilkeler Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24-33. maddeleri arasında düzenlenmiştir.İleride incelenecek olan adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenme hakkı gibi ilkeler, yorum konusunda mutlaka göz önünde tutulmalıdır. ss Son olarak, mantık kuralları ile genel hukuk düşüncesinin yorum konusundaki prensipleri, bu konuda değerlendirilmelidir. Taraflara eşit davranılması, hakkaniyet, güvenin korunması, usul ekonomisi, etkin hukuki koruma, masraf ve iş gücünden tasarruf, yorum konusunda korunması gere- ken prensiplerdir. 25 § 2. YARGI I. YARGI KAVRAMI Yargı, genel anlamda devletin hukuk düzeninin devam etmesi ve kişi- 86 !erin sübjektif haklarının korunması amacını güden faaliyetidir. Bu faaliyet, devlet için hem bir hak hem de yükümlülüktür. Bilindiği gibi yargı, yasama ve yürütmenin yanında devletin üçüncü fonksiyonudur. Yargıyı şekli ve maddi anlamda olmak üzere iki şekilde anlayabiliriz. 87 Şekli anlamda yargı, mahkemelerin yaptıkları ve kanunla verilen tüm işleri kapsar. Mahkemelerin kuruluşu, faaliyetleri, hakimlerin tayin ve terfileri ile tüm özlük işleri şekli anlamda yargının içindedir. Maddi anlamda yargı, sa- dece hakimlere bırakılmış olan, başka hiçbir kimseye devredilemeyen fonk- siyonu ifade eder ve bu yetki hakimden de alınamaz. Maddi anlamda yargı, tarafsız bir mahkeme ve hakim tarafından, yargılama faaliyeti sonunda haklı olan taraf lehine verilen karardır (hükümdür). Bu karar kesinleşince, kesin hüküm niteliği kazanır. Görüldüğü üzere maddi anlamda yargı, geniş anlam- da yargılama fonksiyonu ve faaliyeti yanında, bu faaliyet sonunda ulaşılan kararı da kapsamaktadır. Bu karar, taraflara eşit davranılması için önceden düzenlenmiş birtakım usul kurallarına uyularak verilmiş ise, bu faaliyet bir yargılama işlemidir. Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemeler tara- 88 fından kullanılır (AY m. 9). Yargı ve yargılama birbirinden farklı kavramlardır. Yargılama, yukarıda 89 açıklanan yargı kavramı dışında, bir faaliyeti ifade eder. il. YARGI ÇEŞİTLERİ Yargı faaliyeti esasen bir bütün oluşturmakla birlikte, bu faaliyetin daha 90 iyi yerine getirilebilmesi için birtakım kollara aynlmıştır. Yargı kolları aynı derecede ve eşittir, yani birbirlerine bir altlık üstlük ilişkisi ile bağlı değildir. Hiçbir yargı çeşidindeki mahkeme, diğer yargı çeşidine bağlı değildir. Her Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcaıııtez/ Atalay/Ôzekes yargı çeşidinde ayrı yargılama usulleri uygulayan ayrı mahkemeler görev yapmaktadır. 91 Türk yargısı temel üç bölüme ayrılmıştır. Bunlar, anayasa yargısı, idari yargı ve adli yargıdır. Anayasa'da değişiklik yapan 6771 sayılı Kanun'un 16.04.2017 tarihinde halk oylaması neticesinde onaylanmasıyla yürürlüğe girdiği 27.04.2017 tarihi itibariyle Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Askeri Mahkemeler kaldırılmıştır.Anayasa'da açıkça disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkemelerin kurulamayacağı öngörülmüş; ancak savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askeri mahkemeler kurulabileceği kabul edil- miştir. Bu nedenle 2017 yılı itibariyle askeri yargı, Türk yargı sisteminden çıkarılmıştır. Bununla birlikte genel askeri ceza yargısının ve disiplin ceza yargısının sadece savaş zamanı işlerlik kazanacağı kabul edilmiştir (Anayasa m. 142, il; 6413 s. K. m. 32-35). Seçim yargısına ve hesap yargısına ilişkin doktrindeki ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarındaki tartışmalar, ders kitabı- nın sınırlarını aştığı için inceleme konusu dışında bırakılmıştır. 92 Asıl inceleme konumuz olan medeni yargı, bu yargı bölümlerinden adli yargı içinde yer alır. Medeni yargının diğer yargı kollarıyla farkının ve sınırlarının belirlenmesi gerekir. Çünkü bir yargı koluna giren uyuşmazlık, diğer yargı koluna giren mahkemece incelenip karara bağlanamaz. Örneğin, anayasa yargısına giren bir uyuşmazlık hakkında, medeni yargıda yer alan mahkemeler kendi yargılama usullerine göre inceleme yapıp karar veremez- ler. A. Anayasa Yargısı 93 Anayasa hukuku, hukukun tüm alanlarını ilgilendirdiği gibi, usul huku- ku ile de yakın bir ilişki içindedir. Zira Anayasa'da usul hukukuna ilişkin bazı temel ilkeler yer almaktadır. Örneğin, mahkemelerin bağımsızlığı (AY m. 138), hakimlik ve savcılık teminatı (AY m. 139), hakimlik ve savcılık mesleği (AY m. 140), duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması (AY m. 141), mahkemelerin kuruluşu (AY m. 142), adalet hizmetlerinin denetimi (AY m. 144), AnayasaMahkemesi'ne bireysel başvuru (AY m.148 ve 149), Yargıtay (AY m. 154), Hakimler ve Savcılar Kurulu (AY m. 159), hak arama hürriyeti (AY m. 36), kanuni hakim güvencesi (AY m. 37) medeni usul hukukunu da doğrudan ilgilendiren hükümlerdir. Ancak, anayasa yargısı medeni yargıdan tamamen farklıdır. 26 Jı 27 1 ii 2. Ycıı:gı 5982 sayılı Türkiye Cumhw·iyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde 94 Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru imkanı getirilmiştir (AY m.148/3). Anayasa Mahkemesi medeni yargıda verilmiş ve kesinleşmiş olan hükümleri, yargılama sırasında temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediği açısından inceleyecektir. Birey- sel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenecektir (AY m.148/S). Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvurunun usul ve esasları 6216 sa- 95 yılı Kanunla düzenlenmiştir. Bu Kanun'un 23.09.2012 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra medeni yargıda verilen ve kesinleşmiş hükümlere karşı bireysel başvuru yoluna başvurulmasıyla anayasa yargısının medeni yargı ile diğer bir ilişkisi ortaya çıkmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kap- samındaki haklardan herhangi birinin, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapılabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (AY m. 148/3). Anayasa Mahkemesi hukuk mahkemesi kararının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'yle teminat altına alınan temel hak ve özgürlükler ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği sonucuna varırsa, bu sonuç kural olarak hukuk mahkemesinde yeniden yargılama sebebi oluşturur. Anayasa yargısı, Anayasa'nın 146 ve devamı maddelerinde düzenlen- 96 miştir. Anayasa yargısında tek mahkeme Anayasa Mahkemesi'dir. Anayasa Mahkemesi'nin iki önemli görevi vardır. Birinci görevi, kanunların, Cumhur- başkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün, Anayasa'ya, şekil ve esas bakımından uygunluğunun denetlenmesidir. Ana- yasa Mahkemesi anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler (AY m. 148/1). Anayasa Mahkemesi'nin diğer bir görevi ise, Ytice Divan sıfatıyla baktığı işlerdir. Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hakimler ve Savcılar Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Ytlce Divan sıfatıyla yargılar (AY m. 148/6). Anayasa'nın 148. maddesinde yapılan de- ğişikliğe göre, Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Ko- mutanları da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Ytlce Divanda yargılanırlar (AY m. 148/7). Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilir. Bu incelemeyi Genel Kurul yapar ve Genel Kurulun inceleme sonunda verdiği kararlar kesindir (AY m. 148/9). Genel Kurul, Mahkeme Başkanının veya Başkanın belirleyeceği başkanvekilinin başkanlığında en az on üye ile toplanır (AY m. 149). 28 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pek.canıtez/Atalay/Ôzeke.s 97 Anayasa Mahkemesi, "6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun" ile düzenlenmiştir.Anayasa Mahkeme- si ile medeni yargıda görev yapan hukuk mahkemeleri arasında yargı yolu uyuşmazlığı çıkarsa, bu konuda Anayasa Mahkemesi'nin kararı esas alınır (AY m. 158/3). 98 Hukuk mahkemelerinin Anayasa Mahkemesi ile ilişkisi, anayasaya aykırılık iddiası halinde söz konusu olabilir. Hukuk mahkemesinde taraf- lardan birisi, o davaya uygulanacak olan kanun hükmünün Anayasaya ay- kırılığını ileri sürerse, mahkeme bu iddiayı kendisi çözümleyemez, bunun çözümü için Anayasa Mahkemesi'ne başvurması gerekir. Ancak mahkeme 1 tarafların her anayasaya aykırılık iddiasını Anayasa Mahkemesi'ne götür- mek zorunda değildir; bu iddianın ciddi olduğu kanısına varması gerekir. Hukuk mahkemesi Anayasa Mahkemesi'ne başvurursa, bu konuda Anayasa Mahkemesi'nin karar vermesine kadar davayı geri bırakır (AY m. 152/1). Mahkeme, Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, kanun yolu incelemesinde esas hükümle birlikte karara bağlanır. 99 Anayasa Mahkemesi işin kendisine gelmesinden itibaren beş ay için- de kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse, mahkeme da- vayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin karan, esas hakkında karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır (AYm.152/3). lOO Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararları kesindir ve bu kararlar aleyhine başka bir merde başvurulamaz (AY m. 153/1). Anayasa Mahke- mesi kararlan devletin yasama, yürütme organlarını ve idari makamları da bağlar. Bunun dışında Anayasa Mahkemesi ile hukuk mahkemeleri arasında doğrudan bir ilişki söz konusu değildir. B. İdari Yargı lOl İdari yargı, devlet, belediye, köy gibi idari makamların idari faaliyetleri sebebiyle ortaya çıkan uyuşmazlıklarıçözümleyen yargı koludur.Anayasa'nın 125. maddesine göre, "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır". İdare aleyhine açılan davalar idari yargının görev alanına girmekte- dir. Ancak idarenin aleyhine açılan tüm davalar idari yargıya tabi değildir. İdari yargı, idarenin işlem ve eylemlerinden ve genel olarak kamu hukukuna ait faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıkların çözümlendiği yargı koludur. Bir hukuki işlem veya eylem, idare tarafından yapılmış olmasına rağmen, kamu hukuku alanında etkili değilse, aksine özel hukuk alanına giriyorsa veya bu i1; 2. Yıırgı 29 konuda özel hüküınler varsa, bu gibi uyuşmazlıkların çözüm yeri adli yargı- dır. Örneğin, idarenin kendisine ait binaları özel hukuk hükümlerine göre kiraya veınıesi ve kiracı ile arasında kira akdine ilişkin bir uyuşmazlığın çık- ması halinde, uyuşınazlığın çözüm yeri idari yargı değil, adli yargıdır. Çünkü, burada idare hukukuna değil, özel hukuka ilişkin uyuşmazlık söz konusudur. Ayrıca, idare tarafından açılan davalar, kural olarak idari yargıda değil, adli yargıda görülür. İdari yargı ile medeni yargı arasında ayrım yapılabilmesi, yukarıda 102 açıklanan kurallar çerçevesinde, bazı uyuşmazlıklar bakımından son dere- ce kolay olmasına rağmen, bu konuda her zaman kolaylıkla ayrım yapmak mümkün değildir. Hatta aslında idari yargının görev alanına giren bir uyuş- mazlığın çözümü, bazen açık bir kanun hükmü ile medeni yargıya bırakılmış olabilir. Bu durumda, aslında idari yargı alanına giren bu uyuşmazlık, açık kanun hükmü sebebiyle medeni yargıda çözümlenecektir. Örneğin, Kamu- laştırma Kanunu ile kamulaştırma bedeline itiraz davaları medeni yargı içine sokulmuştur. Benzer şekilde icra ve iflas dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları da idareye karşı açılmasına rağmen, medeni yargıda görülür (İİK m. s). İdari yargı ile medeni yargı arasındaki ilişki özellikle bu yargı kolların- 103 dan biri içinde yer alan uyuşmazlıkta ortaya çıkan ön sorunların çözümü ile ilgili olabilir. Bir ön sorun diğer yargı koluna giriyorsa, mahkeme acaba bu sorun hakkında da karar verebilecek midir? Bu konuda genel bir düzenle- me yoktur. Hukuk mahkemesi, bu sorunu kendisi takdir edecek ve dilerse kendisi çözümleyecek, dilerse bu ön sorunu bekletici sorun sayıp, bunun çözümünü idari yargıdan bekleyecektir. Ancak, medeni yargı ile idari yargı- da mahkemeler birbirinden bağımsız olduklarından,kendi önlerine gelen ve uyuşmazlıkla ilgili olan diğer yargı koluna ait ön sorunları da kural olarak çö- zümleyebilirler. Bu nedenle, kural olarak medeni yargıda mahkemeler, idari yargıya ilişkin ön sorunları, örneğin bir idari işlemin geçerli olup olmadığını o konuyla sınırlı şekilde inceleyip karar verebilirler. C. Adli Yargı Adli yargı için, diğer yargı kollarına göre, genel yargı koludur demek 104 yanlış olmayacaktır. Kural olarak, diğer yargı kollarına girmeyen uyuşmaz- lıklar hakkında karar veren yargı kolu adli yargıdır. Ayrıca, öteden beri mev- cut olan mahkemeler hukuk ve ceza mahkemeleridir; yargı kolları içinde de en eskisi bu ayrıma dayanmaktadır.Denilebilir ki, diğer yargı kollan bu yargı kolunun içinden çıkmıştır. Hatta bazı ülkelerde tüm mahkemeler adli yargı 30 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııtez/ Atalay/Özckes içinde düşünülmektedir. Ülkemizde adli yargı da, ceza yargısı ve medeni yargı olarak iki koldan oluşmaktadır. 105 106 107 1. Ceza Yargısı Ceza yargısı, ceza kanunlarına göre suç sayılan fiiller hakkında devletin sahip olduğu cezalandırma yetkisini kullandığı ve buna ilişkin yargılama- nın yapıldığı yargıdır. Buna karşılık medeni yargı, hukuk mahkemelerinin özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkları çözümlediği yargıdır. Medeni yargı, özel hukuka ilişkin hakların tespitini ve gerçekleşmesini amaç edinir. Ceza mah- kemelerinin hukuk mahkemelerine ilişkin bir uyuşmazlık hakkında verdik- leri kararlar batıl değil, iptal edilebilir kararlardır. Bu iki yargıyı birbirinden ayırmak bu açıdan son derece kolaydır. Çünkü ceza yargısının konusunu suç teşkil eden fiiller oluşturur. Buna karşılık medeni yargıda, özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların çözümü söz konusudur. Ancak, bir fiil aynı zamanda hem ceza yargısının hem de medeni yargının konusunu oluşturabilir. Ör- neğin, bir kimsenin eylemi hem bir suç teşkil ettiği için ceza yargısını, aynı zamanda haksız fiil oluşturması nedeniyle medeni yargıyı ilgilendirebilir. Medeni yargı ve ceza yargısı birbirinden birçok açıdan ayrılır. Bu iki yargı kolu konusu, kaynağı, uygulanan ilkeler ve yargılama usulü bakımın- dan birbirinden ayrılır. Ceza mahkemesinde hakim, ceza yargısına ilişkin ilkelere göre davayı inceler ve karar verir. Hukuk hakimi de hukuk mah- kemelerinde geçerli ilkelere göre inceleme yapar ve karar verir. Bu ilkeler dava konusu uyuşmazlığın mahkemeye getirilmesinden, ileri sürülen iddia ve savunmaların ispatı, bununla ilgili delillerin kimin tarafından getirileceği, araştırılacağıve hakimin bu konuda tarafların talebiyle ne kadar bağlı olacağı ile ilgilidir. Bu konuda çarpıcı bir örnek olarak, ceza yargısında "şüpheden sanığın yararlanacağı"yönünde bir ilkenin oluşu gösterilebilir. Bu ilke gere- ğince mahkeme şüphe halinde sanık lehine karar verecektir; oysa, medeni yargıda şüpheli durumdan bir tarafın yararlanması şeklinde baştan bir kural konulması söz konusu değildir; bu durumda ispat yükü ve delil ikame yükü kurallarına göre karar verilecektir. Belirsizlik ve ispatsızlık halinde ispat yü- künü taşıyan taraf, bu belirsizliğin riskine katlanacaktır. Medeni yargının ve ceza yargısının konusu birbirinden göz önünde tutulan yarar bakımından da ayrılır. Nitekim medeni yargıda özel yarar ön planda tutulurken, ceza yargısında kural olarak kamu yararı ön plandadır. Bu nedenle iki yargıya uygulanan ilkeler de farklıdır. Kamu yararı sebebiyle ceza mahkemelerinde hakimin kendiliğinden araştırma ilkesi söz konusu- dur. Hukuk davalarında ise, hakim kural olarak uyuşmazlıkla ilgili vakıa ve �'i 2. Yargı 31 delillerin toplanınasını kendiliğinden yapmaz, bu konuda tarafların mahke- meye getirdiği ile yetinir. Buna taraflarca getirilme veya hazırlama ilkesi de- nir. Yine hukuk n1ahkemelerinde, mahkeme tarafların talebiyle bağlı olduğu halde, ceza mahkemelerinde hakimin böyle bir bağlılığı yoktur. Yukarıda da belirtildiği gibi bu iki yargı kolu, bazı hallerde birbiri ile ke- 108 sişebilir. Örneğin bir trafik kazası sonucu hem suç oluşturan eylem sebebiyle cezai yaptırımın, hem de bu eylem nedeniyle tazminat talebinin söz konusu olması sebebiyle, iki yargıda verilecek kararlar birbirini ilgilendirebilecektir. Acaba böyle bir durumda, her iki yargı yolunda ayrı ayrı yargılama mı ya- pılmalıdır, yoksa hem kişisel talep için hem de ceza için tek yargı kolunda yargılama yapılarak karar verilebilir mi? Böyle durumlarda ceza yargısı ve medeni yargı özellikle bitişik yargılama nedeniyle birbiriyle ilgilidir. Bitişik yargılama, suç oluşturan bir fiil sebebiyle tazminat talebinin de bulunması durumunda söz konusu olur. Bu durumda ceza yargılaması medeni yargı içinde yürütülmez, ancak bu iki yargılama birbiriyle tamamen ilgisiz de değildir. Her yargı kolunda diğer bir yargı koluna ait ön sorunlar hakkında karar 109 verilebilir. Medeni yargıda ceza yargısına ilişkin bir ön sorun ortaya çıkarsa, medeni yargıdaki hakim bu sorunu kendisi çözümleyebilir. Örneğin, hukuk mahkemesi bir senedin sahteliği hakkında ileri sürülen sahtelik iddiasını ön sorun olarak kendisi inceleyebilir. Yine, Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesine göre, tazminat davalarında zamanaşımı süresi, ceza hukuku bakımından daha uzun bir süre öngörül- memişse iki yıldır. Hakim, fiilin cezai yönü olup olmadığına ilişkin sorunu ve dolayısıyla zamanaşımı süresini inceleyebilir. Bu sebeple, hakim, ceza yargısına ilişkin bir konuda medeni yargıya ilişkin sorunlar hakkında karar vermekte serbesttir. Bu konuda ceza yargısında verilecek kararı beklemek rorunluluğu yoktur. Ancak hukuk hakimi, bazı ön sorunları bekletici sorun sayabilir. Diğer bir ifadeyle ceza mahkemesindeki bir sorunun çözümünü bekleyebilir. Ancak hukuk hakimi için ceza mahkemesindeki bir sorunu bekletici sorun sayma zorunlu değil, ihtiyaridir. Özellikle çelişik kararların verilmesinin önüne geçilmesi bakımından, mümkün ve uygun olan hallerde ve kararların birbirini etkilediği ölçüde bekletici mesele yapılması yerinde olacaktır. 2. Medeni Yargı Medeni yargı, Roma hukukundan bu yana çekişmeli ve çekişmesiz 11O yargı olarak temel iki kola ayrılmaktadır. Bu iki yargı, özel hukuk alanına 32 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/Ôzekes ilişkin olsa da birbirinden oldukça farklılık gösterir. Birçok ülkede çekişmeli yargı ve çekişmesiz yargı ayrı usul kanunları ile düzenlenmiştir ya da aynı kanun içinde farklı düzenlemelere yer verilmiştir. Örneğin, Almanya ve Avusturya'da çekişmesiz yargıya ilişkin ayrı usul kanunları vardır. Hukuku- muzda ise, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun kabulüne kadar çekişmesiz yargı ile ilgili bir düzenleme bulunmayıp, çekişmesiz yargıyla ilgili bazı usul hükümlerine Türk Medeni Kanunu'nda veya diğer bazı kanunlarda yer ve- rilmişti. 111 Çekişmesiz yargıya ilişkin usul hükümleri, İsviçre Federal Usul Ka- nunundaki gibi, Hukuk Muhakemeleri Kanununda, Dokuzuncu Kısmında 382-388. maddelerde ilk kez düzenlenmiştir. a. Çekişmeli Yargı 112 Medeni usul hukukunun asıl inceleme konusu çekişmeli yargıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda çekişmesiz yargı 382 ila 388. maddeler arasında düzenlenmiştir. Bu nedenle bundan sonra çekişmeli yargı anlatıla- caktır. Ancak, yeri geldiğinde çekişmesiz yargıya ilişkin özellikler üzerinde de durulacaktır. b. Çekişmesiz Yargı 113 114 aa. Genel Olarak Çekişmesiz yargı da bir yargılama faaliyetidir, çünkü çekişmesiz yargıya ilişkin işler de mahkemelerde görülmektedir. Bununla birlikte, çekişmesiz yargı ile çekişmeli yargı arasında önemli farklar vardır ve yürütülen yargı faaliyeti çekişmeli yargıyla aynı nitelikte değildir. Ancak bu farkı belirlemek için, tek bir ayırıcı kıstas bulunmamaktadır; bu iki yargıyı birbirinden ayırt etmek için birkaç kıstas birlikte uygulanmaktadır. Çekişmesiz yargı terimi de zaman zaman yanıltıcı olmaktadır. Zira sırf "çekişmesiz" terimi esas alınarak çekişmesiz yargı anlaşılmak istendiğinde, zaman zaman ilgililerin daveti ve itirazları bu yargının da çekişmeli gibi algı- lanmasına neden olmaktadır. Bu açıdan sadece çekişme terimi esas alınarak çekişmesiz yargı değerlendirilmemelidir. Çekişmesiz yargı medeni yargının bir alt türünü ifade etmekle birlikte, mutlak anlamda bir çekişmesizlik her zaman söz konusu olmayabilir. Nitekim yabancı hukuklarda bu yargı kolu çekişmesiz yargı şeklinde değil, farklı terimlerle de ifade edilebilmektedir. Aslında çekişmesiz yargı teriminin, bu yargı kolunu tam olarak karşıladığı 33 1 1 i� 2. Yaı;gı da söyleneınez. Uyuşınazlığın bulunmaması, çekişmesiz yargıyı belirleyen ölçütlerden sadece bir tanesidir. Çekişmesiz yargı demek, yargılamada yer alan ilgililer arasında hiçbir 115 uyuşmazlık bulunmadığı, her konuda uyuştukları anlamına gelmez. Aşağı- da açıklanacağı üzere, çekişmesiz yargıda taraf değil, ilgili kavramı esastır ve birçok ilgili bulunabilir. Bu ilgililerin tümü, farklı iddia ve taleplerde bulunabileceği gibi, tamamı aynı konuda görüş ve talep birliği içinde de olabilirler. Bir uyuşmazlık (çekişme) olduğunda, bu ilgililerden birinin ya da birkaçının doğrudan bir sübjektif hakkına yönelik olmayacağı gibi, gö- rüş birliğinde olmaları da hakimi bağlamayacaktır. Eğer teknik anlamda ve çekişmeli yargıdaki gibi bir çekişmeden veya çekişmesizlikten söz edilseydi, o zaman ilgililerin uzlaşmaları-anlaşmaları halinde, bu çekişmenin ortadan kalktığından söz edilerek talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerekirdi. Zira haklın, ilgililerin taleplerinden bağımsız olarak re'sen araştırma yapıp, belirli bir tarafın hakkını hüküm altına alacak şekilde değil, işin niteliğine uygun ilgililer hakkında bir karar vermek durumundadır. Buradaki çekişme- sizlik, çekişmelilik durumuna göre, onun aksini değil, farklı bir yargılama kolunu ifade etmek üzere kullanılmaktadır. Esasen çekişmeli yargıda da, bu alanı ifade eden en önemli terim ve kavram "dava''dır. Çekişmesiz yargı işleri uygulamada tam olarak bilinmediğinden ve 116 zaman zaman bazı çekişmesiz yargı işleri dava gibi yürütüldüğünden, çekiş- mesiz yargıya giren işler 382. maddede tek tek sayılmıştır. Böylelikle uygu- lamada çekişmesiz yargıya ait olan işler hakkındaki tereddütler giderilmek istenmiştir. Ancak, bu sayma sınırlı değildir. 382. maddede sayılmayan ve fakat çekişmesiz yargının ölçütlerinden birine veya birkaçına giren işler de çekişmesiz yargı işi olarak kabul edilmelidir. O halde, 382. maddede sayıl- mayan bir iş bu ölçütlerden birisine giriyorsa, çekişmesiz yargı işi olarak ka- bul edilerek değerlendirilmelidir. Bu ölçütlerden birincisi, ilgililer arasında uyuşmazlığın bulunmamasıdır. İkincisi ilgililerin ileri sürebileceği herhangi bir hakkının bulunmamasıdır. Üçüncü ölçüt ise hakimin re'sen harekete geçtiği hallerdir. Ancak, hakimin re'sen harekete geçtiği haller başkaca bir inceleme yapılmadan çekişmesiz yargı sayılamaz. Mutlaka diğer ölçütlerin de somut işte bulunması gerekir. Bu ölçütlerden uyuşmazlık bulunmaması ile sübjektif hakkın bulunmamasını şu şekilde açıklayabiliriz: bb. Uyuşmazlığın Bulunmaması Çekişmesiz yargıyı çekişmeli yargıdan ayıran birinci özellik, uyuşmazlı- 117 ğın bulunmamasıdır. Bu kıstasa göre, çekişmesiz yargıda, teknik anlamda bir 34 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııtez/ Atalcıy/Ôzekes uyuşmazlık söz konusu değildir. Çekişmesiz yargıda mahkemeden talepte bulunan kişi ile uyuşmazlık içinde bulunan gerçek bir karşı taraf yoktur. Bu kıstasa, "hasım yokluğu" veya "niza yokluğu" kıstası da denilmektedir. Örneğin, Türk Medeni Kanunu'nun 132, 550, 925, 926 ve Türk Ticaret Kanunu'nun 651, 659 ve 759. maddelerindeki düzenlemeler, çekişmesiz yargıya ilişkin işlerdir, bu işlerde gerçekte karşı taraf yoktur. Çekişmesiz yar- gı içinde yer alan ilgililer farklı konumda bulunup farklı talepler iletse de, bu onların belirli bir hak üzerinde uyuşmazlığı anlamına gelmez. 118 Ancak, ihtilaf yokluğu kıstası her çekişmesiz yargı işini çekişmeli yargıdan ayırt etmeye yetmemektedir. Buna örnek olarak, Türk Medeni Kanunu'nun 190, 191, 195 ve 197. maddelerindeki işler gösterilebilir. 119 Çekişmeli yargıda iki taraf vardır ve bizim medeni usul hukuku sistemi- mizde çekişmeli yargı iki taraf sistemi üzerine kurulmuştur. İki taraf yoksa çekişmeli yargıdan söz edilemeyeceği gibi, çekişmeli yargıda ikiden fazla, ör- neğin üç taraflı bir yargılama da olamaz. Çekişmeli yargıda bir tarafta davacı, diğer tarafta da davalı yer almaktadır. Buna karşılık çekişmesiz yargıda karşı taraf bulunmamaktadır.Bunun nedeni, iki taraf arasında teknik anlamda bir uyuşmazlığın olmamasıdır. Bu nedenle Kanun'da çekişmesiz yargı "iş" olarak ifade edilmiştir. 120 Çekişmeli yargıdaki gibi karşılıklı bir uyuşmazlıktan söz edilemediğin- den çekişmesiz yargıda taraf yerine, "ilgili" kavramından söz edilir. Ancak, uygulamada, çekişmesiz yargı işlerini çekişmeli yargıya benzetebilmek için yanlış bir şekilde bu yargı türüne ' 1 hasımsız dava" denildiği gibi, zaman zaman şekli taraflar oluşturularak, çekişmesiz yargı işleri yapay bir davaya da dönüştürülmektedir. Oysa çekişmesiz yargı bir dava değildir ve davaya ilişkin kavramlar da burada tam bir anlam taşımaz. 121 Çekişmesiz yargıdaki "ilgili'1 kavramı, bizzat usul işlemlerini yapan şekli ilgiliden çok, çekişmesiz yargı sonunda verilen kararla hukuki durumları etkilenen "maddi ilgili" olarak anlaşılmalıdır. Çünkü çekişmesiz yargı, çekiş- meli yargıda, özellikle davada olduğu gibi iki tarafın oluşturduğu bir yargıla- ma türü değildir. Çekişmeli yargıda maddi taraf değil, şekli taraf esas alınır; yani dava açan davacıdır, kendisine karşı dava açılan ise davalıdır. Ancak, davanın tarafları veya davada müdahil olarak yer alanlar, yargılama içinde yer alıp hukuki imkanları kullanabilirler. Çekişmesiz yargıda ise, maddi ilgili kavramı esas olduğundan, bir çekişmesiz yargı işinde şeklen yer almasa dahi, o çekişmesiz yargı işi ile hukuki bağlantısı olan veya doğrudan etkilenen kimse, maddi ilgili sayılacaktır. Hatta çekişmesiz yargı işindeki şekli ilgili her § 2. Yargı zan1an maddi ilgili de olmayabilir, o sadece çekişmesiz yargıya başvuran kişi konumundadır. Bu sebeple, mahkeme şeklen yargılamada yer almasa dahi, maddi ilgilileri çağırıp dinleyebilir, bu kişiler gelip yargılamada haklarını kullanabilirler, hatta bu kişiler yargılamada yer almasalar dahi kanun yoluna başvurabilme imkanına sahip olacaklardır. cc. Sübjektif Hakkın Yokluğu Çekişmeli yargı ile çekişmesiz yargıyı birbirinden ayıran ikinci kıstas 122 sübjektif hakkın yokluğu kıstasıdır. Buna göre, çekişmesiz yargıya ait işlerde talepte bulunan kişinin, her zaman sübjektif bir hakkı bulunmamaktadır. Örneğin, vasinin azlinde (TMK m. 483), talepte bulunanın vasinin azlini is- temekte bir sübjektif hakkı yoktur. Çünkü vasinin azli gerçekleştiğinde bunu talep edene bir hak intikali olmayacak ya da talep edenin hakkı ihlal edildiği için bu talepte bulunmamaktadır. Buna karşılık çekişmeli yargıda davacının talep ettiği, korunmasını istediği sübjektif bir hakkı vardır. Çekişmeli yargıda talepte bulunan kişi, bir başkası tarafından ihlal edi- 123 len veya tehlikeye maruz bırakılan hakkının bu kişiye karşı korunması için talepte bulunur; mahkeme aracılığıyla sübjektif hakkını korumaya çalışır. Yani, çekişmeli yargıda, bir tarafın diğer taraftan bir hak talebi söz konusu- dur. Çekişmesiz yargıda ise, kural olarak çekişmeli yargıdaki gibi, doğrudan başkası tarafından ihlal edilmiş sübjektif hak ve yine ona karşı bir koruma talebi bulunmamaktadır. Bu sebeple de şeklen ilgili olan herkes maddi ilgili değildir. dd. Uygulanacak Usul Hükümleri Çekişmesiz yargıya ilişkin kıstaslar belirtildikten sonra çekişmesiz 124 yargıya ilişkin usul hükümlerini inceleyebiliriz. 382. maddede çekişmesiz yargı işleri kategorilere ayrılarak tek tek sayılmıştır. Bu sayma kanun yapma tekniği bakımından eleştirilebilir. Ancak, geçmişte çekişmesiz yargı işleri ile çekişmeli yargı işleri uygulamada da birbirine karıştırıldığından, bundan 1 sonra uygulamadaki tereddütleri ortadan kaldırmak amacıyla belli başlı çe- kişmesiz yargı işlerini sayma yoluna gidilmiştir. 1 İki yargı çeşidine uygulanacak usul hükümleri bakımından da önemli 125 farklar ortaya çıkmaktadır. Bunlardan biri, yukarıda açıklanan, çekişmesiz yargıda yer alacaklara ilişkin olan husustur. Yani, çekişmesiz yargıda maddi ı ilgili kavramının hakim olmasıdır. Bu durum, yargılamayla ilgili birçok ko- nuyu etkilemektedir. 35 liıııı. .._ Pckcamtc.z/ Atcılay/ôu:kcs Medeııi Usul Hukuku Ders Kitabı 36 126 Çekişmesiz yargıda hakim, kendiliğinden harekete geçebilirken, çekiş- meli yargıda hakimin kendiliğinden harekete geçmesi kural olarak söz ko- nusu olmamaktadır. Ayrıca, çekişmesiz yargıda hakimin kendiliğinden araş- tırma ilkesi geçerlidir. Buna karşılık çekişmeli yargıda kural olarak hakimin kendiliğinden araştırması söz konusu değildir. 127 Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir (m. 383). Bütün çekişmesiz yargı işlerinde sulh hukuk mahkemesi görevli kılınmıştır. Ancak, kanunda açıkça belli bir mahkeme görevli olarak kabul edilmişse, çekişmesiz yargı işinin o mahkemeden talep edilmesi gerekir. Örneğin, konkordato prosedü- ründe asliye ticaret mahkemesi görevli olduğu için konkordatonun tasdiki kararını da asliye ticaret mahkemesi verir (İİK m. 285/3). Yine doğrudan doğruya iflas talepleri hakkında (İİK m. 177, 178, 179) asliye ticaret mah- kemesi görevlidir. 128 Çekişmesiz yargıda, yetki kuralları kamu düzenine ilişkin kabul edil- mektedir. 384. maddeye göre, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, çekişmesiz yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir. Dikkat edilirse yetkili mahkeme için ilgililerden birisinin oturduğu yer yeterli kabul edilmiş, ayrıca yerleşim yeri aranmamıştır. Buna karşılık çekişmeli yargıda yetki kuralları kural olarak kamu düzenine ilişkin değildir. Çekişmesiz yargıda verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmezler (m. 388). Karar haksız veya hatalı gö- rülürse, daha sorıra değiştirilebilir. Yine kararın verilmesinden sonra ortaya çıkan yeni vakıalara göre yeniden talepte bulunulabilir ve karar değiştirilebi- lir. Buna karşılık çekişmeli yargıda verilen kararlar kesin hüküm teşkil eder ve kural olarak, daha sorıra değiştirilemez. 129 Çekişmesiz yargı işlerinde niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargı- lama usulü uygulanır (m. 385). 130 Çekişmesiz yargıda verilen kararlara karşı hukuki yararı bulunan ilgili- ler, özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilirler (m. 387). Ayrıca, bazı çekişme- siz yargı işleri için bazı durumlarda, "itiraz" yolu öngörülmüştür (Örneğin, bkz. TMK m. 294, 422, 461, 488). İtiraz yolu bir kanun yolu olmamakla birlikte, hukukı çare olarak nitelendirilebilir. 37 § 3. MAHKEMELER I. GENEL OLARAK Mahkemeler, uyuşmazlık konusu somut bir olayda, hukuka uygun 131 olarak yargılama yaptıktan sonra haklı olan kişi lehine karar veren, devletin bağımsız yargı organlarıdır. Medeni usul hukuku alanında yer alan mahke- meler, özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkları çözmekle görevlidirler. Özel huku- ka ilişkin uyuşmazlıklarda devletin mutlak bir tekel hakkı bulunmamaktadır. Taraflar dilerse, bazı uyuşmazlıkları mahkemeye götürmek yerine, doğru- dan anlaşarak, bir üçüncü kişiyi arabulucu seçip onun yardımıyla uzlaşarak ya da hakeme başvurup tahkim yolu ile de uyuşmazlığın çözümlenmesini sağlayabilirler. Mahkemelerin asıl görevi, yargılama olmakla birlikte, bazı idari işleri 132 de vardır. Örneğin, mahkeme kaleminin işleri veya burada çalışanların özlük işleri idari nitelikte işlerdir. Mahkemeler, devletin yargı görevini yerine getirmek üzere kurduğu 133 mercilerdir. Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahke- melerce kullanılır. Hakimler maddi ve kişisel anlamda bağımsız ve sadece kanunlara bağlı olmalıdır. Mahkemelerin kuruluşu kanunla düzenlenir (AY m. 142). Mahkeme- 134 lerin kuruluşuyla ilgili ilk kanun, 8 Nisan 1924 gün ve 469 sayılı "Mehakim-i Şer'iyenin ngasına ve Mehakim Teşkilatına Ait Ahkamı Muaddil Kanun" idi. Ancak bu Kanun, 5235 sayılı (RG, 07.10.2004, S. 25606), Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 54 ve 55. maddeleri gereği, O1.06.2005 tari- hinde yürürlükten kalkmıştır. Bu tarihte yürürlüğe giren 5235 sayılı Kanun ile ülkemizde, bölge adliye (istinaf) mahkemelerinin kurulması da öngörül- müştür. Adli yargıda ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri aynı 135 Kanun'la kurulmuşken, temyiz mahkemesi olan Yargıtay ayrı bir Kanun'la kurulmuş ve teşkilatlanmıştır.Bunun dışında, ilk derece mahkemesi olmakla birlikte özel mahkemeler de ayrı kanunlarla kurulmuştur. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pckcarııtcz/ Atalay/Ôzekes 136 Bölge adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde göreve başlaması ile hukukumuzda iki dereceli (ilk derece ve temyiz) mahkeme sistemi yerine üçlü mahkeme sistemi (ilk derece-istinaf-temyiz) uygulanmaya başlanmış- tır. il. İLK DERECE MAHKEMELERİ 137 İlk derece mahkemeleri bir uyuşmazlığın çözümü için ilk olarak baş- vurulması gereken ve bu uyuşmazlığın incelenerek karara bağlandığı mah- kemelerdir. İlk derece mahkemeleri genel mahkeme ve özel mahkemeler olarak ikiye ayrılır. A. Genel Mahkeme 1. Genel Olarak 138 Genel mahkeme, çözümledikleri uyuşmazlıklar belirli kişi veya kişi gruplarıyla ya da belirli işlerle sınırlandırılmamış olan mahkemelerdir. Bu mahkemeler, özel mahkemelerin görevleri dışında kalan özel hukuka ilişkin tüm uyuşmazlıkları çözmekle görevlidirler. Günümüzde genel mahkeme olarak sadece asliye hukuk mahkemesi görev yapmaktadır. 139 Genel mahkeme, özel mahkemelerin kurulamadığı yerlerde aynı za- manda, özel mahkeme sıfatıyla da görev yapar. Böyle bir durumda genel mahkeme, davaya özel mahkeme sıfatıyla bakacak (ayrıca bunu da yargıla- mada ve kararında belirtecektir) ve ona göre de yargılama usulü uygulaya- caktır. Örneğin, ülkemizde birçok yerde henüz ayrı bir özel mahkeme olan iş mahkemesi kurulamamıştır. Ayrı bir iş mahkemesi kurulamayan yerlerde asliye hukuk mahkemeleri, iş mahkemesi sıfatıyla da görev yapar ve bu ko- nudaki yargılama usullerini uygularlar. 140 5235 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince hukuk J?.lahkemeleri her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutu- larak belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığı'nca kurulur. Mahkemeler bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır. Örneğin, İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi gibi. İş duru- munun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Hukuk mahkemeleri arasında iş dağılımı yapılması ve buna ilişkin esaslar Hakimler ve Savcılar Kurulu'nca belirlenir.Asliye hukuk mahkemeleri tek haki.mildir. Özel mahkeme olan as- 38 J i� 3. Mcılıkcıııclcr 39 liye ticaret n1ahkemeleri ise bazı dava ve işlere toplu mahkeme olarak bakar (Bkz. 5235 s. K. ın.5/3). 2. Asliye Hukuk Mahkemeleri Asliye hukuk mahkemeleri 5235 sayılı Kanun'a göre, her il merkezi 141 ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak be- lirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığı'nca kurulur (5235 s. Km. 5). Yürürlükten kaldırılan 469 sayılı Kanun'da, asliye mahkemelerinin bir başkan ve iki üyeden oluşan toplu mahkeme olarak kurulması öngörülmüş ve 469 sayılı Kanun'un ge- çici maddesine dayanılarak hakim açığı sebebiyle bu mahkemeler sürekli tek hakimli olarak çalışmışlardır. 5235 sayılı Kanun ile birlikte asliye hukuk mahkemeleri tek hakimli mahkemeler haline gelmişlerdir. İşin yoğun olduğu ilçelerde birden fazla asliye hukuk mahkemesi ku- 142 rulabilir. Bu yerler genellikle büyük şehirlerdir. Örneğin, büyük ilçelerde veya şehirlerde birden fazla asliye hukuk mahkemesi vardır. Bu mahkemeler, aynı asliye hukuk mahkemesinin daireleri şeklindedir ve bir numara alarak o yerin adıyla anılırlar. Örneğin, İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi gibi. Dava açarken, o yerdeki asliye hukuk mahkemelerinden birini seçme 143 imkanı yoktur; dilekçe genel olarak o yer asliye hukuk mahkemesine hitaben yazılır. Bu dilekçeler, daha sonra mahkemeler arasında iş yüküne göre dağıtı- lır. Bu dağılımın nasıl yapılacağına ilişkin esasların belirlenmesi görevi, 5235 sayılı Kanun'un S. maddesinde Hakimler ve Savcılar Kurulu'na verilmiştir. Özel mahkemelerin görevlerine giren işler dışında kalan tüm işler as- 144 liye hukuk mahkemelerince görülür. Bu açıdan bakıldığında asliye hukuk mahkemeleri asıl mahkemelerdir. B. Özel Mahkemeler Belirli uyuşmazlıkları çözümlemek üzere özel kanunlarla kurulmuş 145 mahkemelerdir.Medeni yargı alanında kurulmuş olan özel mahkemeler, sulh hukuk mahkemeleri, asliye ticaret mahkemeleri, kadastro mahkemeleri, iş mahkemeleri, icra ve iflas işlerinde görevli icra mahkemeleri, tüketici mah- kemeleri, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri ve aile mahkemeleridir. 1. Sulh Hukuk Mahkemeleri Sulh hukuk mahkemeleri, asliye hukuk mahkemeleri gibi 5235 sayılı 146 Kanun'la düzenlendiği için asliye hukuk mahkemeleriyle birlikte genel mah- Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtcz/ Atalay/ôzekcs 40 kemeler olarak kabul edilmekteydi. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile birlikte dava konusunun miktarına ve değerine bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile şahıs varlığına ilişkin davalarda kural olarak asliye hukuk mahkemeleri görevli mahkeme olarak kabul edilmiştir. Sulh hukuk mahkemeleri ise görev kısmında açıklanacağı üzere (Bkz. aşa. § 3. VI, C) sadece belirli uyuşmazlıklara bakan mahkemeler olarak karşımıza çıkmak- tadır. Bu çerçevede doktrinde genel kabul gören ayrıma ve kanundaki dü- zenlenişine göre sulh hukuk mahkemeleri genel mahkeme gibi düşünülse de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki içeriği bakımından fonksiyonel olarak bu mahkemeleri de özel mahkeme olarak kabul etmek daha doğrudur. 147 5235 sayılı Kanun'a göre, sulh hukuk mahkemeleri, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirle- nen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun olumlu görüşü alınarak Ada- let Bakanlığı'nca kurulur. Daha önce her ilçede kurulması öngörülen sulh hukuk mahkemelerinin, iş yoğunluğu göz önünde tutularak kurulmasının sebebi, bazı ilçelerin birbirine çok yakın ve buna karşılık iş yoğunluğunun çok az oluşudur. Bu gibi yerlerde, iki ilçe yargı çevresi bakımından birleşti- rilerek, tek bir sulh hukuk mahkemesi kurulur. Bu mahkeme her iki ilçenin sınırlan içinde kalan uyuşmazlıkları çözecektir. 148 Uyuşmazlıkların yoğun olduğu yerlerde, örneğin büyük şehirlerde, birden fazla sulh hukuk mahkemesi kurulmuştur. Bunların hepsi sulh hukuk mahkemelerinin daireleri olup, sulh hukuk mahkemesinin görevine giren işler bu mahkemeler arasında dağıtılır. 149 Sulh hukuk mahkemesinin görevleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (5235 s. Km. 6/1; HMKm. 4,383) ve bazı kanunlarda göste- rilmiştir (örneğin 1219 s. K, TMK). 150 Sulh hukuk mahkemeleri, tek hakimli mahkemelerdir. Sulh hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır (m. 316/1, b. a). 2. Asliye Ticaret Mahkemeleri ı 51 Asliye ticaret mahkemeleri, dava konusunun miktar ve değerine ilişkin herhangi bir sınır olmaksızın ticari davaların çözümlendiği özel mahkeme- lerdir. 152 Ticari davalar kendi içinde mutlak ve nispi ticari dava olarak ayrılır. Türk Ticaret Kanunu'nda veya özel kanunlarda, açıkça ticari dava oldukları ve ticaret mahkemesinde bakılacakları öngörülmüş olan davalar (TTK m. 5/2), "mutlak ticart dava" sayılırlar. Mutlak ticari davalarda, tarafların tacir § 3. Malıkcıııcler 41 olup olmadıkları veya yapılan işin ticari iş olup olmadığı önemli değildir. Çünkü, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan kaynaklanan davalar ticari dava sayılırlar (TTK m. 4/ 1). Örneğin, kıymetli evraka ilişkin davalar, bunu düzenleyenlerin tacir olmalarına veya ticari bir işletmeyle ilgili düzenlenmelerine bakılmaksızın ticari davalardır. Benzer şekilde iflas dava- ları da İcra ve İflas Kanunu'ndaki özel hüküm sebebiyle (İİKm. 154/3) tica- ret mahkemesinde görülen mutlak ticari davadır. Türk Medeni Kanunu'nun, rehin karşılığı ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969. madde- lerinde düzenlenen uyuşmazlıklar ticari dava sayılır (TTK m. 4/ 1-b). Aynı şekilde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ila 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon söz- leşmesine ilişkin 532 ila 546, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde düzenlenen dava ve işler de ticari dava ve iş sayılır (TTK m. 4/lc). Bunun yanında fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta (TTK m. 4/1-d), borsa, sergi, panayır ile antrepo ve ticarete özgü yerlere ilişkin özel hükümlerde (TTK m. 4 / 1-e), bankalara, diğer kredi kurumlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde (TTK m. 4/ 1-f) öngörü- len hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve iş sayılır. Mutlak ticari davalar dışında, esasen hukuk davası olan bazı davalar, 153 ticari işletmeyi ilgilendiriyor ve uyuşmazlığın iki tarafı da tacirse ticari dava sayılırlar. Bu sebeple bu tür ticari davalara "nispi ticarı davalar" denir. Bir davanın nispi ticari dava sayılması için iki şart gereklidir. Bunlar, davanın her ilci tarafının tacir olması ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafının da ticari işletmesiyle ilgili bulunmasıdır (TTKm. 4/1, ilk cümle). Burada Türk Ticaret Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrası uygulama alanı bulmaz, yani taraflardan biri için ticari iş sayılan sözleşmeler, diğeri için de ticari iş sayılır hükmü uygulanmaz. Bir iş, her iki taraf tacir değil ve her ikisi için de ticari iş değilse ticari dava sayılmaz. Yani her ticari iş, şartlarını taşımıyorsa aynı zamanda ticari dava sayılmaz. Bir işin ticari iş olması, ticaret hukuku hükümlerinin uygulanması ile ticari dava olması ayrı şeylerdir. Ticari iş olan ancak ticari dava olmayan bir uyuşmazlık, asliye ticaret mahkemesinin göre- vine girmemektedir. Bir iş ticari iş olmakla birlikte, ticari dava değilse, görev bakımından asliye hukuk mahkemesinde görülecektir, ancak asliye hukuk mahkemesi böyle bir durumda ticari işe ilişkin hükümleri uygulamalıdır. Mcdcııi Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtcz/ At,ılay/Ôzckcs 42 154 155 156 157 Nispi ticari davaya ilişkin bu genel kural yanında, Türk Borçlar Kanunu'na göre, havale ve vedia ile telif hakkından doğan davalar, ancak ta- raflardan birinin ticari işletmesi ile ilgili ise, ticari dava sayılırlar, taraflardan birinin ticari işletmesi ile ilgili değilse ticari dava sayılmazlar (TTK m. 4/1, son cümle). 7155 sayılı Kanun'la Türk Ticaret Kanunu'na eklenen SA maddesi gereğince, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurul- muş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. 7445 sayılı Kanunla da itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilerek, söz konusu maddenin kapsamı genişletilmiştir. Bu nedenle, ticari uyuşmazlıklarda söz konusu hallerde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Asliye ticaret mahkemeleri, sadece büyük şehirlerde veya ilçelerde ku- rulabilmiştir. Ayrı bir asliye ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerlerde, o yerdeki asliye hukuk mahkemesi, asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla da karar vermektedir (TTK m. 5). Bir yerde birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından bir veya birkaçı sadece deniz ticaret ve deniz sigorta işlerine bak- makla da görevlendirilebilir (TTK m. 5/2). Türk Ticaret Kanunu'nun bu hükmüyle, özel mahkeme olan denizcilik ihtisas mahkemeleri de kaldırılmış bulunmaktadır. Toplu mahkeme olan asliye ticaret mahkemeleri, 611 O sayılı Kanun'la tek hakimli mahkemeler haline getirilmişti. 6545 sayılı Torba Kanun'un (RG, 28.06.2014, S. 29044) 45. maddesiyle 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Ku- ruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrası değiştirilmiş ve asliye ticaret mahkemeleri konusu parayla ölçülebilen, yani malvarlığını ilgilendiren bir milyon liranın 2 üzerindeki davalarda üç hakimli, toplu mahkeme haline getirilmiştir. Bu değişiklikten yaklaşık dört yıl önce tüm uyuşmazlıklar bakımından toplu mahkeme iken tek hakimli hale geti- rilen asliye ticaret mahkemelerinin, daha sonra, üstelik istinaf mahkeme- lerinin göreve başlaması öncesinde tekrar toplu mahkeme olarak çalışması öngörülmüştür. İstinaf mahkemelerinin göreve başlamasıyla birlikte bazı 2 Sözkonusu parasalsınır, her yıl yeniden değerleme oranına göre yeniden belirlenecektir.Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz (5235 s. K. m.5/3; HMKekm.1). i� J. Malıkcıııclcl' 43 uyuşmazlıklar hen1 ilk derece ınahkemesinde hem de istinaf incelemesinde üç hakinlin görev aldığı mahkeınece incelenmektedir. Hakim açığı bulunan ülkemiz bakın1ından bu düzenlemenin isabeti tartışılır hale gelmiştir. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri bir milyon 158 liranın üzerinde olan dava ve işler yanında dava değerine bakılmaksızın; 1. İflas, iflasın kaldırılması, iflasın kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan davalara, 2. Türk Ticaret Kanunu'nda hakimin kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara, 3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organla- rın azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara, 4. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na ve Milletlerarası Tahkim Kanunu'na göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara, ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Bu iş ve davalarda mahkeme başkanı belirli bazı tahkikat işlemlerini yapmak üzere üyelerden birini naip hakim olarak görevlendirebilir. Heyet halinde bakılacak davalarla ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep edilen ihtiyati ha- ciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından incelenir ve karara bağlanır. Söz konusu dava ve işler dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hakimlerinden biri tarafından görülür ve karara bağlanır. Başkan ve üye hakimler arasında dağılıma ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı tarafından önceden tespit edilir. 3. Kadastro Mahkemeleri Kadastro mahkemeleri 3402sayılı Kadastro Kanunu ile kurulmuş mah- 159 kemelerdir. Kadastro Kanunu'nun 24. maddesine göre, genel mahkemelere ait olup da bu Kanun'un uygulanması ile ilgili dava ve işlere, belirlenen usul ve esaslara göre bakmak üzere her kadastro bölgesinde tek hakimli ve asliye mahkemesi sıfatını haiz yeterli sayıda kadastro mahkemesi kurulur. Kadast- ro mahkemesinin görevleri Kadastro Kanunu'nun 25. maddesinde sayıl- mıştır. Genel olarak belirtmek gerekirse, kadastro mahkemeleri kadastroyla Mederıı Usul Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııtez/ Atalay/Ôzekes 44 ilgili uyuşmazlıkları çözümleyen mahkemelerdir. Kadastro mahkemeleri tek hakimli olup, asliye hukuk mahkemesi niteliğindedir (KadK m. 24). Ayrıbir kadastro mahkemesi kurulmayan yerlerde, kadastro mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklar, o yerde bulunan asliye hukuk mahkemesi tara- fından sonuçlandırılır. 160 Kadastro mahkemelerinde genel mahkemelerden farklı bir usul uygu- lanır. Bu usul kuralları Kadastro Kanunu'nun 28 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kadastro Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde basit yargılama usulü uygulanır (KadK m. 29/3 ). 4. İş Mahkemeleri 161 İş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulü 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nda düzenlenmiştir. İş mahkemeleri, tek hakimli ve asliye hukuk mahkemesi derecesinde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenir. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde iş mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir.Aynı yerde birden fazla iş mahkemesinin kurulması halinde, bu mahkemeler arasında bir görev ayrımı ilişkisi değil, iş dağılımı ilişkisi vardır. İhtisaslaşmanın sağlanması amacıyla gelen işlerin yo- ğunluğu ve niteliği dikkate alınarak aynı yerdeki birden fazla iş mahkemesi arasındaki iş dağılımı, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmi Gazete'de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bak- mak zorundadır (İşMK m. 2/2). İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerde ise bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye hukuk mahkemesi tarafından, İş Mahkemeleri Kanunu'ndaki usul ve esaslara göre bakılır. 162 İş mahkemeleri, 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemi adamları, 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ikinci kısmının altıncı bölümünde düzenlenen hizmet sözleş- melerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nede- niyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, idari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4'üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumu'nun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatın- dan kaynaklanan uyuşmazlıklara ve diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakar. § 3. Malıkcınclcr 45 İş Mahkenıeleri Kanunu'nun 3. maddesi gereğince, iş kazası veya mes- 163 lek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları dışında İş Kanunu'na, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade tale- biyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 7445 s. Kanun ile üçüncü maddeye bir cümle eklenerek; itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının da ilk cümle çerçevesinde zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu kabul edilmiştir. Yine, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 4. maddesi gereğince, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynak- lanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvurulması zorunlu hale getirilmiştir. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedil- miş sayılması şarttır. Bu nedenle İş Mahkemeleri Kanunu'nun üçüncü mad- desinde belirtilen hallerde, dava açılmadan önce arabulucuya; dördüncü maddesinde belirtilen hallerde ise dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvurulması zorunludur. İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. Hukuk Muhake- 164 meleri Kanunu'nun kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır (İşMK m. 7). 5. İcra Mahkemeleri İcra mahkemeleri, başta icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı yapı- 165 lan itiraz (İİKm. 68-68a, 147, 150a, 269c, 275) ve şikayetler (İİKm. 16-18) olmak üzere, icra ve iflas hukukuna ilişkin uyuşmazlıkları çözmek amacıyla ilk olarak icra tetkik mercii adı altında kurulmuş mahkemelerdir (İİK m. 4). 21 Şubat 2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5092 sayılı İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla "icra tetkik mercii" ibaresi "icra mahkemesi" olarak değiştirilmiştir. İcra mahkemesi tek hakimli bir mahkemedir. İcra mahkemeleri, özel nitelikte mahkemelerdir. Her asliye mahkemesi- 166 nin yargı çevresi içinde bir icra mahkemesi kurulur. Ayrı bir icra mahkemesi bulunmayan yerlerde o yerin asliye hukuk mahkemesi icra mahkemesi ola- rak görev yapar. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Kumlu'nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı'nca icra mahkemesinin bir- den fazla dairesi kurulabilir. Bu durumda icra mahkemeleri numaralandırılır. Bu mahkemeler arasındaki iş dağılımı ve buna ilişkin esaslar, Hakimler ve 46 ■ Pckcaıııtez/ Atalay/Ôzekcs Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Savcılar Kurulu'nca belirlenir. Her icra mahkemesi hakimi, kendisine Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığı'nca dönüşümlü olarak bağlan�n icra dairelerinin işlemlerine yönelik şikayet ve itirazları inceler. Bu daırelerin gözetim ve denetimini yapar; idari işlerine bakar (İİK m. 4). 167 İcra mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır_ ve icra mahke- mesinin baktığı işler ivedi işlerden sayılır (İİK m. 18/ 1). Icra mahkemesi kararları, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Bunun sonucu olarak, icra mahkemesinde karara bağlanan bir husus, takip hukuku bakımından sınırlı bir kesinliğe sahip olup daha sonra genel mahkemelerde tekrar dava konusu yapılabilir. İcra mahkemesi kararları sadece o takip hak- kında, takip hukukuna özgü bir etkiye sahiptir. 6. Tüketici Mahkemeleri 168 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile bu Kanun'un uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü uyuşmazlığın çözümlenmesi amacıyla tüketici mahkemeleri kurulması öngörülmüştü (TKHK m. 23/1). Bu Kanunun yerini 27.04.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tü- keticinin Korunması Hakkında Kanun almıştır. Yeni Kanunda da tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevli kılınmıştır (TKHK m.73). 169 7251 sayılı Kanun'la Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a ekle- nen 73A maddesi gereğince, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmaz· lıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Ancak, tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar, tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar, 73. maddenin 6. fıkrası ile 74. maddede belirtilen davalar ve tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuğun kapsanu dışında bırakılmıştır. Aynı Kanun'la Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a getirilen geçici ikinci madde gereğince, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibari ile ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay'da görül- mekte olan davalara uygulanmayacağı kabul edilmiştir. Bu değişiklikten sonra tüketici uyuşmazlıkları bakımından dikkat edilmesi gereken nokta, hangi uyuşmazlıkların tüketici hakem heyetinin görev alanında, hangisinin mahkemenin görev alanında olduğunu tespit yanında; ayrıca mahkemede dava açmadan önce de hangi uyuşmazlıkların zorunlu arabuluculuk kap- samında olduğudur. Bu değişiklik sonucu, görev alanı ve başvurulacak yer konusu sorunlu hale gelmiştir. 47 &� J. M,ı/ıJ.:cıııder Tüketi inin Korunınası Hakkında Kanun'un 3. maddesinde tüketici, 170 ti'arl ,. ya ınesleki olınayan aınaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi; tüketici işleınleri ise, n1al veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olnıak üzere ticari veya ınesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler ara- :ında l-urulan, eser, taşınıa, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri s"zleşnıeler de dahil oln1ak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanınılannuştır. Tüketici işleınleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan ve belli 171 parasal sınırı aşn1ayan uyuşınazlıklar için tüketici mahkemelerinde doğru- dan dava açılamaz. Parasal sınır, 2023 yılı için 66.000 liradır. Söz konusu parasal sınırın altında bulunan uyuşmazlıklarda il veya ilçe tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Ayrıca bu tutarın üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz; tüketici mahkemele- rinde dava açılması gerekir (TKHK m. 68). Burada belirtilen parasal sınır her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere, o yıl için tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu artışların hesa- bında bin Türk lirasının küsuru dikkate alınmaz. İl tüketici hakem heyetleri il sınırları içinde, ilçe tüketici hakem he- 172 yetleri ise ilçe sınırları içinde yetkilidir. Tüketici hakem heyeti kurulmayan ilçelerde, Ticaret Bakanlığı'nca o ilçe için belirlenen tüketici hakem heyeti yetkilidir. Başvurular, tüketicinirı yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. Tüketici ha- kem heyeti kurulmamış ilçelerde, başvurular, ilçe kaymakamlıklarına yapıla- bilir ve bu durumda başvurular, kaymakamlıklarca Tüketici Bilgi Sistemine kaydedilerek bakanlıkça belirlenen yetkili tüketici hakem heyetine iletilir. Tüketici hakem heyeti kararları tarafları bağlar ve bu kararlar, İcra ve 173 İflas Kanunu'nun ilamların icrası hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar, tüketici hakem heyetinin kararlarına karşı tüketici mah- kemesine itiraz edebilirler. İtiraz süresi, kararın tebliği tarihinden itibaren on beş gündür. Yetkili mahkeme, tüketici hakem heyetinin veya tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesidir. İtiraz, tüketici hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak talep edilmesi şartıyla hakim, tüketici hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir (TKHKnL 71). Tüketici hakem heyetlerinin başkanlığını illerde ticaret il müdürü, il- 174 çelerde ise kaymakam veya bunların görevlendireceği bir memur yürütür. 48 Medeni Usül Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııta/ Atalay/Öukes 175 176 177 178 179 Tüketici hakem heyeti; belediye başkanının konunun uzmanı belediye personeli arasından görevlendireceği bir üye, baronun mensupları arasın- dan görevlendireceği bir üye, satıcının tacir olduğu uyuşmazlıklarda ticaret ve sanayi odasının ya da bunların ayrı ayrı örgütlendiği yerlerde ticaret odasının, satıcının esnaf ve sanatkar olduğu uyuşmazlıklarda, illerde esnaf ve sanatkarlar odaları birliğinin, ilçelerde ise en fazla üyeye sahip esnaf ve sanatkarlar odasının görevlendireceği bir üye, tüketici örgütlerinin kendi aralarından seçecekleri bir üye olmak üzere başkan dahil beş üyeden oluşur. Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgüt- leri tarafından açılan davalar Harçlar Kanunu'nda düzenlenen harçlardan muaftır. Ayrıca zorunlu arabuluculuk kapsamındaki tüketici uyuşmazlık- larında, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'nun 18A madde- sinin 11. fıkrası gereğince geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılınmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesine sebebiyet veren taraf aleyhine yargılama giderleri bakımından doğan sonuçlar, tüketici aleyhine uygulanmaz (TKHK m.73A/2). Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları halinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Ancak belirtilen hallerde arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Ücret Tarifesi'nin bi- rinci kısmına göre, iki saatlik ücret tutarını geçemez (TKHK m.73A/3). Tüketici örgütleri üst kuruluşlarınca açılacak davalarda bilirkişi ücreti ve davanın davacı aleyhine sonuçlanması durumunda, hükmedilen vekalet ücreti Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması duru- munda, bilirkişi ücreti Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir. Tüketici mahkemelerinde de basit yargılama usulü uygulanır (TKHK m. 73/4). Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlık; haksız ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hallerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdu- rulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilir (TKHKm. 73/6). Genel olarak tüketicileri ilgilendiren davalarda davacı, verilen kararların yayımlanmasını talep edebilir. Talebin mahkemece kabul edilmesi halinde 49 -· ' §3. Malıkcıııclcr bu karar, masrafları davalıdan alınmak üzere ülke düzeyinde yayımlanan gazetelerden en az üçünde derhal ilan edilir (TKHKm. 73/7). Tüketici mahkemelerince verilen kesinleşmiş kararlar, Ulusal Yargı Ağı 180 Bilişim Sistemi üzerinden Bakanlığa iletilir. Tüketici hakem heyetleri ka- rarlarına karşı yapılan itiraz sonucu verilen kararlar, kararı veren mahkeme tarafından ilgili tüketici hakem heyetine gönderilir (TKHK m. 73/ 8). Tüketici mahkemelerinin tek hakimli olarak kurulması öngörülmüştür. 181 7. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 76'ncı maddesinde, söz konusu 182 Kanun'un düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işlerde görevli mahkemenin, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156'ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen mahkeme olduğu kabul edilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156'ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre bu mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Kumlu'nun olumlu görüşü alına- rak, Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir. Buna göre 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile ilgili ihtilaflarla 183 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'na göre marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin ihtilaflarda fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi görevlidir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri tek hakimli ve asliye hukuk 184 mahkemesi derecesinde mahkemelerdir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahke- mesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, asliye hukuk mahkemesince bakılır. Bu dava ve işlere bakacak asliye hukuk mahkemeleri ile bu mahkemelerin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığı'nın önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir. Hakimler ve Savcılar Kurulu, bu düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önceki tarihli bir kararı ile yukarıda anılan mev- zuattan kaynaklanan hukuk davalarına, ayrı bir fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulamayan ve sadece bir asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde bu mahkeme tarafından; iki asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde bir numaralı asliye hukuk mahkemesi tarafından; ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde ise üç numaralı asliye hukuk mahke- mesi tarafından bakılacağını öngörmüştür (24.03.2005 günlü ve 188 sayılı Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/Ôzckes 50 Hakimler ve Savcılar Kurulu Kararı). Yargıtay kararlarında da Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen asliye hukuk mahkemesi dışındaki bir mahkemede fikri ve sınai haklarla ilgili davanın açılmış olması durumunda, davanın açıldığı mahkeme tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. 8. Aile Mahkemeleri 185 09.01.2003 tarih ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun 18 Ocak 2003 tarihli Resmi �azete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Kanun'un ilk maddesinde Kanun'un amacının aile hukukundan doğan dava ve işlere bakılması olduğu belirtilmiştir (AMKKm. 1/2). 186 Kanun'un 4. maddesinde ise aile mahkemelerinin özel mahkeme olarak hangi uyuşmazlıklar konusunda görevli olduğu açıklanmıştır. Söz konusu düzenlemeye göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitabının Birinci Kısmında düzenlenen nişanlanma, evlenme, boşanma ve mal rejimleriyle ilgili uyuşmazlıklar; İkinci Kısmında düzenlenen soy bağına ilişkin uyuşmazlıklar (babalık davası, tanıma, evlat edinme) ile aile ile ilgili uyuşmazlıklar (nafaka, aile malları) aile mahkemelerinin görevi kapsamında değerlendirilecektir (AMKK m. 4/1-1). Ayrıca Türk Medeni Kanunu'nun Yôrürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a göre de aile hukukundan doğan uyuşmazlıklar aile mahkemelerinin görevi kapsamındadır. Milletle- rarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'a göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi (AMKK m. 4/1-2) ve kanunlarla verilen diğer görevler de aile mahkemesinin görevi içindedir (AMKKm. 4/1-3). 187 Her aile mahkemesi, 1. Davanın esasına girilmeden önce veya davanın görülmesi sırasında, mahkemece istenen konular hakkında taraflar arasındaki uyuşmazlık nedenlerine ilişkin araştırma ve inceleme yapmak ve sonucunu bil- dirmek, 2. Mahkemenin gerekli gördüğü hallerde duruşmada hazır bulunmak, istenilen konularla ilgili çalışmalar yapmak ve görüş bildirmek, 3. Mahkemece verilecek diğer görevleri yapmak üzere Adalet Bakanlığı'nca adliyelerde görevlendirilen, tercihen; evli ve çocuksahibi, otuz yaşını doldurmuş ve aile sorunları alanında lisansüstü eği- § 3. Malıkcmelcr 51 tim yapmış olanlar arasından, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanılır. Bu görevlilerin bulunmaması, iş durumlarının müsait olmaması veya 188 görevin bunlar tarafından yapılmasında hukuki veya fiili herhangi bir engel bulunması ya da başka bir uzmanlık dalına ihtiyaç duyulması hallerinde, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar veya serbest meslek icra edenlerden yararlanılır. Aile mahkemeleri her il ve nüfusu yüzbinin üzerinde olan her ilçede 189 kurulan ve tek hakimden oluşan asliye mahkemesi derecesinde mahkeme- lerdir. m. BÖLGEADLİYEMAHKEMELERİ A. Genel Olarak 5235 sayılı Kanun ile ilk derece ve temyiz arasında, "adli yargı ikinci 190 derece" mahkemeleri sıfatıyla yer almak üzere, bölge adliye mahkemelerinin kurulması öngörülmüştür. 5235 sayılı Kanunun geçici 2. maddesine göre, Kanunun yürürlük 191 tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde bölge adliye mahkemelerinin kurul- ması gerekmekteydi. Bu durumda, 1 Haziran 2007 tarihi itibariyle bu mah- kemeler Adalet Bakanlığı'nca hukuken kurulmak ve Resmi Gazete'de ilan edilmek zorundaydı. Kanun'da öngörülen süre uzatılmadığından veya yeni bir kanunla ertelenmediğinden, bu hukuki zorunluluğu yerine getirmek üzere Adalet Bakanlığı tarafından, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Samsun, Konya, Adana, Erzurum, Diyarbakır olmak üzere dokuz yerde bölge adliye mahkemelerinin kurulacağı ve bu bölge adliye mahkemelerinin yargı çev- resi ile daire sayıları, 22.05.2007 tarihinde belirlenmiştir. Adalet Bakanlığı 13.06.2011 tarihinde, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun olumlu görüşü ile, Antalya, Gaziantep, Kayseri, Sakarya, Trabzon ve Van olmak üzere altı yerde daha bölge adliye mahkemelerinin kurulmasına kadar vermiştir. Böylelikle bölge adliye mahkemesi sayısı onbeşe çıkarılmıştır. 5235 sayılı Kanun'un geçici 2 ve 3. maddeleri gereğince, Adalet Bakan- 192 lığı ve Hakimler ve Savcılar Kurulu da Resmi Gazete ile gerekli ilanı yapmış- tır (RG, 05.06.2007, S. 26543). Bu ilanlarda, bölge adliye mahkemelerinin nerelerde kurulacağı ve yargı çevreleri ile daire sayıları belirtilmekle birlikte, Türkiye genelinde görev yapan hakim, Cumhuriyet Savcısı ve yardımcı personel sayısının, hem ilk derece adliye mahkemelerinin hem de bölge ad- Medeni Usıll Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez,/Atalay/ôukcs 52 liye mahkemelerinin ihtiyacına cevap veremeyeceğinin anlaşılması ve 5235 sayılı Kanunın geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen ve bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak en geç iki yıl içinde bölge adliye mahkemeleri için tamamlanması zorunlu olan bina, araç ve gereçlerin halen daha sağlanamamış olması nedeniyle, bölge adliye mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihin belirlenmesi hususunun 5235 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinde öngörülen koşulların tamamlanmasından sonra değerlendirilmesine karar verilmiştir. 2011 tarihine kadar Bölge Adli- ye Mahkemelerine yapılması gereken Cumhuriyet Savcısı ve haklın ataması yapılmamıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girerken bölge adliye mahkemelerinin aynı zamanda göreve başlayacağı düşünüldüğünden Kanun'un düzenlemesi buna uygun olarak yapılmıştır. Hakimler ve Savcı- lar Kurulu on beş bölge adliye mahkemesinin Cumhuriyet Başsavcılarını atamış ise de hakimler atanamadığı için 2004 yılında kabul edilen Kanunla ilci yıl içinde kurulması gereken (Bkz. 5235 s. K geçici m. 3) bölge adliye mahkemeleri kağıt üzerinde kurularak on yıldır göreve başlayamamıştı. 193 Geçen sürede başkaca önemli bir gelişme olmamış, ancak 07.11.2015 tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de Adalet Bakanlığı ile Hakimler ve Sav- cılar Kurulu kararları yayınlanmıştır. Bu kararlarda, bölge adliye mahkeme- lerinin yargı çevreleri yeniden belirlenirken; ayrıca bölge adliye mahkemele- rinin 20.07.2016'da tüm yurtta göreve başlayacağı belirtilmiştir. Bu kararlar ile birlikte on beş farklı ilde bölge adliye mahkemelerinin göreve başlaması beklenirken, 01.03.2016 tarihli ve 29640 sayılı Resmi Gazete'de, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 29.02.2016 tarih ve 53 karar numaralı kararı ile 20.07.2016 tarihinde göreve başlayacak bölge adliye mahkemelerinin sayısı yediye düşürülmüştür.Söz konusu karara göre, bölge adliye mahkemelerinin ilketapta yedi merkezde faaliyete geçirilerek her bir bölge için daire sayısının artırılması suretiyle ihtisas daireleri oluşturularak uygulama birliğinin temin edileceği ve bu şekilde içtihat farklılığının azaltılarak ihtisaslaşmada etkinlik ve verimliliğin sağlanabileceği gerekçesiyle bazı bölge adliye mahkemeleri- nin yargı alanlarının yeniden belirlenmesinin uygun olacağı düşünülmüştür. Bu kararda ayrıca, Antalya, Ankara, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir ve Samsun bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri de bildirilmiştir. 194 Bölge adliye mahkemeleri, bölgelerin coğrafi durumları veiş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen yerlerde, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığı'nca kurulur. 195 Bölge adliye mahkemelerinin yargı çevrelerinin belirlenmesine, de- ğiştirilmesine veya bu mahkemelerin kaldırılmasına Adalet Bakanlığı'nın � 3. Malıkcmclcr 53 önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu'nca karar verilir (5235 s. Km. 25). Yukarıda da açıklandığı üzere, öncelikle yedi yerde bölge adliye mah- kemesinin kuruluşu ve yargı çevreleri ilan edilmiştir. Ancak, bu sayıda ve yargı çevrelerinde değişiklik olmuştur. Zira bu kadar az sayıda bölge adliye mahkemesi ile istinaf mahkemelerinin görevlerini yapabilmesi mümkün değildi. Nitekim Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun önce 03.08.2017 tarih ve 703 karar numaralı kararı ile (RG, 05.08.2017, S. 30145) 05.09.2017 tarihi itibariyle Adana ve Bursa bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlaması; daha sonra da 06.06.2018 tarih ve 217 karar numaralı kararı ile (RG, 08.06.2018, S. 30445) 03.09.2018 tarihi itibariyle Konya ve Sakarya bölge adliye mahkemelerinin daha sonra da 26.06.2019 tarih ve 230 karar numaralı kararı ile (RG, 28.06.2019, S. 30815) 02.09.2019 tarihi itibariyle Diyarbakır, Kayseri, Trabzon ve Van bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlaması öngörülmüştür. Son olarak Denizli, Malatya ve Tekirdağ bölge ad- liye mahkemeleri kurulmuş (RG, 10.06.2022, S. 31862); ancak söz konusu bölge adliye mahkemeleri henüz faaliyete başlamamışlardır. Böylelikle bölge adliye mahkemesi sayısı on sekize çıkarılmıştır. Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlaması ile Yargıtay'ın incele- 196 mekte olduğu dosyalar bölge adliye mahkemelerine devredilmediği için, bu mahkemelerin göreve başlar başlamaz büyük bir iş yükü ile karşı karşıya kal- maları söz konusu olmamıştır. Çünkü Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre, ancak bu mahkemelerin göreve başladığı tarihten sonra verilen kararlara karşı yapılacak kanun yolu başvuruları bölge adliye mahkemelerine gidecektir. Bundan önce verilen kararlara karşı ise yapılacak başvurular ile mevcut başvurular ise hüküm kesinleşinceye kadar eski ka- mın (1086 sayılı HUMK) hükümlerine tabi olacaktır. Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bqlge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici birinci maddesinde de bu yönde hüküm vardır. Nitekim bu maddeye göre, bölge adliye mahkemeleriyle ilgili Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan dava ve işlerde mahkemelerin gö- revinde bir değişikliğin söz konusu olduğu hallerde, üst görevli mahkemeler yargılamaya devam ederler. B. Görevleri Bölge adliye mahkemelerinin görevleri 5235 sayılı Kanunun 33. mad- 197 desinde düzenlenmiştir. Buna göre, bölge adliye mahkemelerinin görevleri: 1. Adli yargı ilk derece mahkemelerinceverilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamak, Medeni Ustll Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/ôzekes 54 2. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmaktır. C. Teşkilat ı. Genel Olarak ı 98 Bölge adliye mahkemeleri, başkanlık, ceza daireleri başkanlar kurulu, hukuk daireleri başkanlar kurulu, daireler, bölge adliye mahkemesi Cumhu- riyet başsavcılığı, bölge adliye mahkemesi adalet komisyonu ve müdürlük- lerden oluşur (5235 s. Km. 26). 199 Her bölge adliye mahkemesinde bir başkan bulunur. Başkanlık, başkan ile yazı işleri müdürlüğünden oluşur (5235 s. Km. 27). 200 Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri başkanlar kurulu ve hukuk dai- releri başkanlar kurulu, bölge adliye mahkemesi başkanı ve ilgili dairelerin başkanlarından oluşur. Bölge adliye mahkemesi başkanının bulunmadığı hallerde kurulun başkanlığını ilgili daire başkanlarından kıdemli olanı yerine getirir. Daire başkanının mazereti halinde, o dairenin kıdemli üyesi kurula katılır (5235 s. Km. 28). 201 Her bölge adliye mahkemesinde bir Cumhuriyet başsavcılığı bulunur. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, Cumhuriyet başsavcısı ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısından oluşur. En kıdemli Cumhuriyet savcısı, Cumhuriyet başsavcı vekili olarak görev yapar (5235 s. Km. 30). 202 Her bölge adliye mahkemesinde bir bölge adliye mahkemesi adalet ko- misyonu bulunur. Komisyon, bölge adliye mahkemesi başkanının başkanlı- ğında, Hakimler veSavcılar Kurulu'nca daire başkanları arasından belirlenen bir asıl üye ile bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcısından oluşur. Hakimler ve Savcılar Kurulu ayrıca, daire başkan veya üyeleri arasından bir yedek üye belirler. Başkanın yokluğunda en kıdemli daire başkanı, Cum- huriyet başsavcısının yokluğunda Cumhuriyet başsavcıvekili ve asıl üyenin yokluğunda yedek üye komisyona katılır. Komisyon eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir (5235 s. Km. 31). 203 Bölge adliye mahkemesi başkanlığında, dairelerinde, Cumhuriyet baş- savcılığında ve adalet komisyonunda birer yazı işleri müdürlüğü, Cumhuri- yet başsavcılığında ayrıca bir idari işler müdürlüğü ile ihtiyaç duyulan diğer müdürlükler kurulur. Her müdürlükte bir müdür ile yeterli sayıda memur bulunur. Müdürlüklerde çalışanların atama, disiplin ve diğer özlük işlerinde adli yargı ilk derece mahkemelerinde görevli personelin tabi oldukları hü- kümler uygulanır (5235 s. Km. 32). § 3. Mahkemeler 55 2. Hukuk Daireleri Bölge adliye mahkemeleri, hukuk ve ceza dairelerinden oluşur. Her 204 bölge adliye mahkemesinde en az üç hukuk ve en az iki ceza dairesi bulu- nur. Gerekli hallerde dairelerin sayısı, Adalet Bakanlığı'nın önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu'nca artırılıp azaltılabilir. Dairelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur (5235 s. Km. 29). Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin görevleri şunlardır (5235 205 s. Km. 36): 1. Adli yargı ilk derece hukuk mahkemelerinden verilen ve kesin ol- mayan hüküm ve kararlara karşı yapılan başvuruları inceleyip karara bağlamak, 2. Yargı çevresi içerisinde bulunan adli yargı ilk derece hukuk mahke- meleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek, 3. Yargı çevresindeki yetkili adli yargı ilk derece hukuk mahkemesinin bir davaya bakmasına fi.ili veya hukuki bir engel çıktığı veya iki mah- kemenin yargı sınırları kapsamının belirlenmesinde tereddüt edildiği takdirde, o davanın bölge adliye mahkemesi yargı çevresi içerisinde başka bir hukuk mahkemesine nakline veya yetkili mahkemenin ta- yinine karar vermek, 4. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak. IV. YARGITAY A. Genel Olarak Medeni yargıda bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı başvu- 206 rulan üst derece veya kontrol mahkemesi Yargıtay'dır. Yargıtay'ın kuruluşu ve işleyişi 2797 sayılı Yargıtay Kanunu ile belirlenmiştir. Bu Kanunun 1. maddesine göre, "Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merci olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile bu Kanun ve diğer kanunların hükümlerine göre görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir". Yargıtay, Kanun'la göste- rilen belli davalara ilk ve son derece mahkeı;nesi olarak bakar (AY m. 154). Yargıtay, Birinci Başkanlık, daireler, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 207 bürolar ve idari birimlerden oluşur (YarK m. 2). Mede,ıt Ustll Hukuku Ders Kitabı Pckcanıta./A.talay/ôukes 56 B. Yargıtay'ın Görevleri 208 Yargıtay'ın genel olarak görevleri Yargıtay Kanunu'nun 13. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre Yargıtay'ın görevleri: ı. Adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümleri ilk ve son merci olarak inceleyip karara bağlamak, 2. Yargıtay Başkan ve üyeleri ile Yargıtay Başsavcısı ve vekili ile özel kanunlarda gösterilen kimseler aleyhine açılacak davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakmak, 3. Kanunla verilen diğer işleri görmektir. 209 Yargıtay'ın adliye mahkemelerinden verilen hükümleri ilk ve son mer- ci olarak inceleyip karara bağlamak görevi, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından sonra, ilk derece mahkemelerinden verilen kararlar yerine, kural olarak bölge adliye mahkemelerindenverilen kararlar biçimin- de anlaşılmalıdır. Yargıtay daireleri ile genel kurullarının görevleri aşağıda aynca açıklanacaktır. C. Yargıtay Teşkilatı 210 Yargıtay, Cumhuriyet Başsavcılığı, bürolar ve idari birimler dışında, Yargıtay'ın karar organları Yargıtay Kanunu'nun 3. maddesinde gösterilmiş- tir. Bu maddeye göre karar organları, Daireler, Hukuk Genel Kurulu, Ceza Genel Kurulu, Büyük Genel Kurul, Başkanlar Kurulları, Birinci Başkanlık Kurulu, Yüksek Disiplin Kurulu, Yönetim Kurulu'dur. 211 Yargıtay Kanunu'nun 30. maddesinin birinci fıkrasına göre, Yargıtay Bi- rinci Başkanı seçilebilmek için en az altı yıl, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Birinci Başkanvekili ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili seçilebilmek için en az beş yıl, daire başkanı seçilebilmek için en az üç yıl süreyle Yargı- tay üyeliği yapmış olmak zorunludur. Bu süreler Yargıtay üyeliğine başlama tarihinden hesaplanır. 212 6545 sayılı Kanunla 2797 sayılı Kanuna 30. maddesinden sonra gel- mek üzere 30/A maddesi eklenmiştir. Bu madde de 6723 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değiştirilmiştir. Buna göre Genel Sekreter, Yargıtay üyeleri arasından Birinci Başkan tarafından seçilir. 213 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç gün içinde bu Kanunda yapılan değişikliğe uygun olarak Genel Sekreter ve genel sekre- ter yardımcıları yeniden belirlenmiştir. § 3. Malıkemeler 57 Genel Sekreterin görev süresi iki yıldır. Ancak bu süre sona ermeden 214 Birinci Başkanın karan üzerine veya Birinci Başkanın görevinin sona ermesi halinde Genel Sekreterin görevi sona erer. Görevi sona eren Genel Sekreter bir kere daha seçilebilir. Yargıtay'da yirmi üç hukuk, on beş ceza dairesi bulunmaktaydı. 6545 215 sayılı Kanunla 04.02.1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 5'inci maddesinde yer alan "yirmi üç hukuk, on beş ceza dairesi" ibaresi 11 otuz sekiz daire"şeklinde değiştirilmişti.6572 sayılı Kanunun 21. maddesi ile bu mad- de"Yargıtay'da yirmi üç hukuk, yirmi üç ceza dairesi ve her dairede bir daire baş- kanı ile yeteri kadar üye bulunur. 11 şeklinde değiştirilmişti. Son olarak, 6723 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile yapılan değişildik sonucunda söz konusu madde, 11 Yargıtay'da on iki hukuk, on iki ceza dairesi ve her dairede bir daire başkanı ile yeteri kadar üye bulunur. 11 şeklini almıştır3. Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme kararın- 216 daki nitelendirme de gözetilerek, temyizin kapsamı esas alınır. 1. Hukuk Daireleri Yargıtay hukuk daireleri arasında iş bölümü ilişkisi bulunur. İş durumu 217 dikkate alınarak daireler arasındaki iş bölümü her yıl yeniden belirlenir ve buna ilişkin karar Resmi Gazete'de yayımlanır. Yargıtay Büyük Genel Ku- rulunun 25.01.2023 tarihli ve 2023/1 sayılı karan ile 2023 yılına ilişkin iş bölümüne dair karar yayımlanmıştır (Bkz. RG, 27.01.2023, S. 32086). 3 6723 s. K:Ia 2797s. YarK'na eklenen geçici m. lS'e göre, Birinci Başkanlık Kurulunun, iş du- rumunu ve ihtiyaçları dikkate alarak 6723 s. K:nun yürürlüğe girdiği 23.07.2016 tarihinden itibaren en geç altıyıl içinde daire sayısını kanunda ifade edilen sayıya indireceği kabul edil- miştir. Nitekim Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu 22.12.2016 tarihinde 6, 7 ve 18. Hukuk Daireleri ile 23. Ceza Dairesinin O1.01.2017; 21. Ceza Dairesinin ise 13.04.2017 tarihinden geçerli olmak üzerine kapatılmasına karar vermiştir (RG, 30.12.2016, S.29934). YargıtayBi- rinci Başkanlık Kurulu 26.07.2016 tarih ve 263sayılı kararı ile de 22. Ceza Dairesinin kapa- tılmasına karar vermiştir. Daha sonra Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 07.07.2020 tarih ve 173 sayılı karan ile 13, 19, 20, 21 ve 22. Hukuk; 17, 18 ve 20. Ceza Daireleri; 03.11.2020 tarih ve 245 sayılı karan ile de 17 ve 23. Hukuk, 3 ve 13. Ceza Dairelerinin; 22.06.2021 �- rih ve 196 sayılı karan uyarınca 16. Hukuk, 14., 15. ve 19. Ceza Dairelerinin kapatılmasına karar verilmiştir. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca yapılan daire kapatma ve birleştirme işlemleri sonucu bazı numaraların açığa çıkması nedeniyle mevcut dairelerin birbirini takip eden bir sıra halinde tertibi amacıyla; 16. Ceza Dairesi numarası 3. Ceza Dairesi olarak, 15. Hula.ık Dairesi numarası 6. Hukuk Dairesi olarak, 14. Hukuk Dairesi numarası 7. Hukuk Dairesi olarak değiştirilmiştir. Kapatılan son dairelerden sonra Yargıtay'da on ilci hukuk ve on ilci ceza dairesi bulunmaktadır. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôukes 58 218 İş bölümünün belirlenmesine ilişkin karar ile Yargıtay Hukuk Daireleri ''Medeni Hukuk Daireleri", "Gayrimenkul Hukuku Daireleri", "Borçlar ve Tica- ret Hukuku Daireleri", "İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Daireleri" olmak üzere dört 11 ihtisasalanı"altında toplanmıştır. Her Hukuk Dairesi, kural olarak yal- nızca bir ihtisas alanı ile ilgili dava veya işler için ilgilendirilmiştir. Zaruret bulunması halinde bir hukuk dairesi, iki ihtisas alanı altında yer alabilir. 219 Daireler heyet halinde çalışır, heyet bir başkan ve dört üyenin katılına- sıyla toplanır. Üye sayısının yeterli olınası halinde birden fazla heyet oluş- turulabilir. Yeni seçilen üyelerle ulaşılan sayı her dairede birden fazla heyet oluşmasını sağlayacaktır. Bu durumda, oluşturulan diğer heyetlere, heyette yer alan en kıdemli üye başkanlık eder. Heyetler işi müzakere eder ve salt çoğunlukla karar verirler. Müzakereler gizli cereyan eder (YarK m. 40 / 1). 220 Yargıtay üyeleri birinci sınıfa ayrılmış adli yargı haklın ve cumhuri- yet savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hakimler ve Savcılar Kurulu'nca üye tam sayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir (AY m. 154). 221 Her dairede ayrıca tetkik hakimi bulunur. Tetkik hakimleri, daire başkanları tarafından kendilerine verilen dosyaları inceler, bu incelemeleri sonunda bir rapor düzenleyerek bunu kurula sunarlar ve gerekli açıklamayı yaparlar (YarYôn m. 58). 222 Daireye gelen dosyalar öncelikle, görev, iş bölümü, temyiz kabiliyetinin bulunup bulunmadığı, temyiz isteminin süresi içinde yapılıp yapılmadığı, usul eksiklikleri açısından ön incelemeye tabi tutulur (YarK m. 40/3). Ön inceleme sırasında temyiz incelemesinin başka bir daireye ait olduğu, temyiz kabiliyetinin bulunmadığı, temyiz isteminin süresi içinde olmadığı, temyiz şartının yerine getirilınediği veya diğer usul eksiklikleri bulunduğu saptanan dosyalar dairede öncelikle incelenip karara bağlanır (YarK m. 40/4). Yargı- tay daireleri arasında bir iş dağılımı ilişkisi bulunur. Eğer Yargıtay dairesinde incelenecek bir dosya başka bir daireye gönderilirse, o daire bu takdirde dosyayı ilk derece mahkemesine değil, iş dağılımı bakımından uygun olan daireye gönderir. Gönderme kararı üzerine dosya kendisine gelen daire, iki hafta içinde yapacağı ön inceleme neticesinde görevli olmadığı kanaatindey- se, dosyayı Hukuk İş bölümü İnceleme Kuruluna gönderir. Kurulun ortaya çıkan bu olumsuz iş dağılımı uyuşmazlığı hakkında vereceği karar kesindir. § 3. Malıkcıııeler 59 2. Genel Kurullar a. Hukuk ve Ceza Genel Kurulları Genel kurullar Hukuk ve Ceza Genel Kurulu olmak üzere ikiye ayrıl- 223 maktadır. Her iki kurulun görevleri Yargıtay Kanunu'nun 15. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre, Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının görevleri şun- lanhr: 1. Yargıtay dairelerinin bozma kararlarına karşı mahkemelerce verilen direnme kararlarını inceleyerek karar vermek, 2. a. Hukuk daireleri arasında veya ceza daireleri arasında içtihat uyuş- mazlıkları bulunursa, b. Yargıtay dairelerinden biri; yerleşmiş içtihadından dönmek isterse, benzer olaylarda birbirine uymayan kararlar vermiş bulunursa, bun- ları içtihatların birleştirilmesi yoluyla kesin olarak karara bağlamak, 3. İlk derece mahkemesi olarak ilgili dairelerce verilen hükümlerin tem- yiz yoluyla incelemesini yapmak, 4. Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek. Hukuk ve Ceza Genel Kurullarına katılmak zorunda olan başkan ve 224 üyelerin belirlenmesine ilişkin esaslar, görüşmelerin gündemi, yönetimi, �ma gün ve saatleri, oylama ve karar, ön sorun ve öncelikle karara bağ- lanacak hususlar, kararın çıkmış sayılması, kanun hükümleri çerçevesinde Yargıtay İç Yönetmeliği ile düzenlenir. b. Yargıtay Büyük Genel Kurulu Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun görevleri de Yargıtay Kanunu'nun 225 16. maddesinde gösterilmiştir. Bu maddeye göre Yargıtay Büyük Genel Kumlu'nun görevleri şunlardır: 1. Birinci Başkanı, birinci başkanvekillerini daire başkanlarını ve bu Kanun'da gösterilen kurulların üyelerini seçmek, 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı vekili adaylarını belirlemek, 3. Özel kanunların Yargıtay üyelerinin katılmasını öngördüğü kurullara üye seçmek veya üye adayı belirlemek, 4. Yargıtay İç Yönetmeliğini yapmak ve gerektiğinde değiştirmek, 5. Hukuk Genel Kurulunun benzer olaylarda birbirine aykırı biçimde verdiği kararları ile Ceza Genel Kurulunun yine benzer olaylarda Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pdccanıtu/ At.alay/ôuhs 60 birbirine aykırı olarak verdiği kararları veya Hukuk Genel Kurulu ile Ceza Genel Kurulu; Hukuk Genel Kurulu ile bir hukuk dairesi; Hukuk Genel Kurulu ile bir ceza dairesi veya Ceza Genel Kurulu ile bir ceza dairesi; Ceza Genel Kurulu ile bir hukuk dairesi veya bir hukuk dairesi ile bir ceza dairesi arasındaki içtihat uyuşmazlıklarını gidermek ve içtihatları birleştirmek, 6. Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek. 226 Yargıtay Büyük Genel Kurulu görevlerin yapılmasında, içinden seçtiği bir komisyona hazırlık çalışması yaptırabilir. 227 Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun kararları kesin olup, bu kararlar aley- hine başka bir yargı merciine başvurulamaz. V. MAHKEMELERARASINDAHUKUKİYARDIM (İSTİNABE) 228 Her mahkemenin bir yargı çevresi vardır. Bu yargı çevresi mahkemenin bulunduğu ilçenin idari sınırları ile belirlenir. Mahkemeler çözümledikleri uyuşmazlıklarda yargı çevreleri içinde kalan usul işlemlerini yapabilirler. Bir mahkeme kendi yargı sınırları dışında bir iş yapmak zorunda ise, kendi yargı sınırları dışına çıkamayacağından, o işlemin yapılacağı mahkemeden hukuki yardım ister. Örneğin, davaya bakan mahkeme kendi yargı sınırları dışında keşif yapmak ya da tanık dinlemek zorunda ise bunu bizzat yapamayacağın- dan keşif yapılacak yerdeki ya da tanığın bulunduğu yerdeki mahkemeden keşfi yapması ya da tanığı dinlemesi için hukuki yardım talep edecektir. Kendisinden hukuki yardım talep edilen mahkemeye, hukuki yardım talep edilen (istinabe edilen) mahkeme veya haklın denir. Hukuki yardım veya istinabe, belli iş veya işlemlerin davaya bakan mahkemece değil de başka bir mahkeme tarafından yapılmasıdır. 2 29 Hukuki yardım, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda genel çerçevesi ile düzenlenmeyip bazı maddelerde yer almıştır. Bu hükümlere göre, isticvap (m. 172/1), delillerin incelenmesi (m. 197), yemin (m. 236), keşif (m. 289/1), ön inceleme (m. 320/3), bölge adliye mahkemesinde inceleme (m. 354) hukuki yardım yolu ile yapılmaktadır. Ancak e-Duruşma yoluyla tanı- ğın, bilirkişinin, uzmanın ve diğer ilgililerin dinlenilmeleri mümkün olduğu gibi isticvap olunacak veya yemin edecek taraf, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve mahkemeye bizzat gelemiyor ise öncelikle e-Duruşma Sistemi yoluyla isticvap olunur veya yemin ettirilir (e-Duruşma Yon. m. 6, 10/3). � 3. Malıkemeler Hukuki yardım yerine uygulamada talimat denilmekte ise de bu ifade 230 doğru değildir ve haklı olarak eleştirilmektedir. Çünkü, hiç kimse mahke- melere emir ve talimat veremez (AY m. 138/2). Her ne kadar istinabe anla- mındaki talimattan kasıt sadece başka bir mahkemeden yardım istemek olsa da yine de hukuken yanlış bir ifadedir. Doğru olan, hukuki yardım istemi ya da talebidir. Kendisinden hukuki yardım talep edilen mahkeme, bu istemi yerine getirmek zorundadır. Ancak, bunun için yardım isteminin yazılı ola- rak hangi işlemin yapılacağı hususunu da açıkça içerecek şekilde iletilmesi gerekir. Bunun yanında hukuki yardım talep edilen işlemi, yardım talep edilen mahkemenin yargı çevresi içinde yapabileceği bir işlem olmalıdır. Bu koşulların bulunmaması halinde, hukuki yardım talep edilen mahkeme, bu istemi yardım talep eden mahkemeye iade eder. Koşulların varlığına rağmen, hukuki yardım konusu işlemi yapmaması, hakimin sorumluluğunu gerektirir. Hukuki yardım konusu işlemin yapılması bir gideri gerektiriyorsa, hukuki yardım talep eden mahkeme bu gideri de göndermelidir (HarçK m. 35).Aksi takdirde bu gider gönderilinceye kadar hukuki yardım talep edilen mahkemenin bu işlemi yapma zorunluluğu yoktur. Kendisinden hukuki yardım talep edilen mahkemenin sadece talep 231 doğrultusunda işlem yapması gerekir. Bu talep dışında işlem yapma ve karar verme konusunda ne zorunluluğu ne de bir yetkisi vardır. Hukuki yardım, medeni usul hukukundaki doğrudanlık ilkesinden 232 uzaklaşılan bir durumdur. Çünkü, mahkemenin özellikle tanıkları doğrudan dinlemesi ve bir aracı olmaksızın diğer delilleri incelemesi yerine, hukuki yardım talep edilen mahkemenin dinlediği tanık veya yaptığı keşfe ve bunla- ra ilişkin zabta göre karar verilmesi söz konusu olmaktadır. Bu nedenle, bazı davaların özellikle delillere daha çabuk ulaşılması ve doğrudanlık ilkesinin sağlanması için belli yerlerde görülmesi düzenlenmiştir. Örneğin, taşınma- zın aynına ilişkin davalar, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır (m.12). Hukuki yardım, Türk mahkemeleri arasında olabileceği gibi, yabancı 233 ülke mahkemeleri arasında da olabilir. Örneğin, yabancı ülkede oturan bir tanığın dinlenmesi için, o kişinin oturduğu yerdeki mahkemeden hukuki yardım talep edilebilir. Yabancı bir ülke mahkemesi ile Türk mahkemeleri arasında hukuki yardım için bir anlaşmanın varlığı ya da en azından fiili kar- şılıklılığın bulunması gerekir. Hukuki yardım konusunda en önemli anlaşma 1.3.1954 tarihli Lahey Sözleşmesidir. Bu sözleşmenin 8-16. maddelerinde hukuki yardımın nasıl yapılacağı düzenlenmiştir. Türkiye bu anlaşmayı, 1972 yılında 1574 sayılı Kanunla (RG, 23.03.1972, S. 14137) onaylamışbr. 61 ı..,_ Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/ôzekes 62 Bu sözleşmeye katılmış ülkelerle Türkiye arasında bu sözleşme hükümleri- ne göre hukuki yardım uygulanacaktır. Ayrıca, ikili adli yardım sözleşmeleri çerçevesinde, hukuki yardım gerçekleştirilmektedir. 234 İstinabe ile naip tayini aynı şey değildir. Bu iki kavram, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda da birbiriyle karıştırılmıştı (Bkz. HUMK m. 104, 364). Naip tayini, toplu mahkemelerde, belli bir üyenin belli bir işin ya- pılması için görevlendirilmesidir (m. 183A/3). Örneğin, bütün hakimlerin birlikte keşif yapması yerine, içlerinden birisinin keşif yapmak üzere görev- lendirilmesi naip hakim tayin edilmesiyle gerçekleşir. Naip hakim, bulundu- ğu mahkemenin yargı çevresi içinde görevlendirilebilir. Mahkemenin yargı çevresi dışında kalan işler, ancak hukuki yardım yolu ile yaptırılabilir. VI. GÖREV A. Genel Olarak 235 Yargı teşkilatı içinde tüm uyuşmazlıklar aynı yargı içinde çözülmeyip, bunun için farklı yargı kolları düzenlenmiştir. Her uyuşmazlık kendisine ait yargı koluna giren yargı yerinde çözümlenmeli ve bir karara bağlanmalıdır. Bir dava, ait olduğu yargı kolundan başka bir yargı koluna ait mahkemede açılırsa, bu aykırılığı hakim kendiliğinden nazara alabileceği gibi, taraflar da buna itiraz edebilir. Bu itiraz, yargı yolu itirazıdır ve görev itirazından farklı- dır. Medeni yargıda yer alan bir mahkemede bir uyuşmazlığın çözümü için, öncelikle bu uyuşmazlığın adli yargı koluna dahil olması ve bu yargı kolu içinde de medeni yargıyı ilgilendirmesi gerekir. 2 36 Bir uyuşmazlığın medeni yargı içinde çözümlenmesi gerektiğini tespit ettikten sonra, bu uyuşmazlığın medeni yargı içindeki hangi mahkeme ta- rafından, daha sonra da hangi yerdeki mahkeme tarafından çözümlenmesi gerektiği sorusuna cevap vermek gerekir. Birinci sorunun cevabı görev ku- rallarını, ikinci sorunun cevabı ise yetki kurallarım ilgilendirmektedir. 2 37 Medeni yargı içinde görevli mahkeme tespit edilirken, bu mahkemenin genel mahkeme mi, yoksa özel mahkeme mi olacağı hususu öncelikle belir- lenmelidir. Genel olarak bir yargı kolu içinde hangi mahkemenin uyuşmaz- lıkkonusunun niteliğine göre davaya bakabileceğini görev kuralları belirler. 238 Görev kuralları belirlenirken, öncelikle alışılmış olduğu üzere sulh hukuk mahkemesi ile asliye hukuk mahkemeleri arasındaki görev ayrımı incelenecektir. Bunun dışında, asliye hukuk mahkemesi ile diğer özel mah- kemeler arasındaki veya iki özel mahkeme arasındaki ilişki de görev ayrımını § 3. Malıkeıneler ilgilendirir. Örneğin asliye hukuk mahkemesi ile aile mahkemesi, sulh hukuk mahkemesi ile icra mahkemesi arasındaki ilişki de görev ilişkisidir. Buradaki görev kuralları, Türk mahkemelerinin ulusal nitelikteki göre- 239 viyle ilgilidir. Uluslararası görev kuralları devletler özel hukukunun inceleme konusunu oluşturmaktadır ve o kurallara göre tespit edilmelidir. Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir (m.1). Sulh ve asliye hukuk 240 mahkemelerinin görevi de 5235 sayılı Kanun ile belirlenmiştir (m. 6). Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme olmadıkça, asliye hukuk mahkemesi olarak düzenlenmiştir (m. 2/1). Kanun, dava konusu, malvarlığına ilişkinse, yani para veya para ile de- 241 ğerlendirilebiliyorsa, bu konuda asliye mahkemelerini miktar veya değere bakılmaksızın görevli kabul etmiştir. Dava konusunun para ile değerlendi- rilememesi halinde, yani şahıs varlığına ilişkin davalarda da asliye hukuk mahkemesi asıl mahkeme olarak kabul edilmiştir. Aksine bir hüküm yoksa şahıs varlığına ilişkin davalarda da asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Kanaatimizce malvarlığını ilgilendiren davalarda dava konusunun 242 değer ve miktarına bakılmaksızın asliye hukuk mahkemelerinin görevli ola- cağına ilişkin düzenleme pek çok açıdan isabetli olmamıştır. Bu düzenleme her şeyden önce asliye hukuk mahkemelerinin iş yükünde önemli bir artışa neden olmuştur. Ayrıca bu değişiklik belli bir miktarın altındaki uyuşmaz- lıkların yazılı yargılama usulü gibi daha uzun ve daha masraflı bir yargılama usulüne tabi olmasını gerektirmiştir. Nitekim küçük bir alacak için dava dilekçesi, cevap dilekçesi ardından cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilebilecektir. Halbuki basit uyuşmazlıkların daha basit bir usulle çözümü isabetli olurdu. Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde yapılan değişiklik ile miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanırken, asliye hukuk mahkemesinin görevine giren miktar veya değeri iki Türk lirası olan davada dahi kural olarak yazılı yargılama usulü uygulanmaktadır. 63 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôukes B. Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevli Olduğu Davalar ı. Konusu Para Olan ya da Para ile Değerlendirilebilen (Malvarlığına İlişkin) Davalar 243 Malvarlığına ilişkin davalarda, dava konusu mal veya hakkın değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesi görevlidir (m. 2). Örneğin dava konusu 2.000 lira da olsa, 2.000.000 lira da olsa, görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yıne dava konusu para ile değerlendirilebiliyor ise, bu konuda da dava konusunun değeri önem taşımamakta, her halde görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olarak kabul edilmektedir. 244 Konusu para ile değerlendirilebilen davalarda, davacı dava açarken, dava konusunun değerini dilekçesinde göstermek zorundadır. Ancak bu zorunluluk artık görevli mahkemenin belirlenmesi için değil, sadece dava konusu üzerinden harç alınabilmesi içindir (HarçK m. 16/3). Değer belir- tilmemiş ise, hakimin harcın hesaplanabilmesi için davacıya süre vermesi gerekir. Bu süre içinde değer gösterilmez ise, dava dilekçesi işleme konmaz. Dava konusunun değeri eksik gösterilmiş ise, davalı itiraz etmemiş olsa da hakimin bunu kendiliğinden dikkate alarak, eksik yatırılan harcı davacıya tamamlatması gerekir. Bu belirlemeyi haklın kendisi yapabileceği gibi, bilir- kişiye de yaptırabilir (HarçK m. 30). 245 Dava açılırken o zamana kadar işlemiş olan faiz, icra tazminatı ve gider- ler görevbakımından hiçbir önem taşımayacaktır. Zira, artık görevli mahke- menin belirlenmesi bakımından miktara göre bir ayrım söz konusu değildir. 246 Aynı şekilde, dava açıldıktan sonra dava konusunun değerinde kendi- liğinden meydana gelen değişiklik, yani artma ve azalmalar mahkemenin görevini değiştirmez. Bu durum dava konusunun para (ülke parası) değil de, para ile değerlendirilebilir nitelikte olması halinde de söz konusu olur. 247 Seçimlik dava, seçim hakkının borçluda olması halinde söz konusu olur. Çünkü seçim hakkının alacaklıda olması halinde alacaklı seçim hakkını kullanıp bu davayı açacağından görevli mahkeme bu seçilen dava konusu- na göre belirlenecektir. Seçim hakkının borçluda olması halinde, seçimlik borçlar para ise ya da para ile değerlendirilebiliyorsa, bu durumda da görevli mahkemenin özel olarak düzenlenmesine gerek olmadığından, bu konudaki özel görev kuralı yeni Kanunda yer almamıştır. Zira seçimlik borç para veya para ile değerlendirilebiliyorsa, miktar veya değeri ne olursa olsun görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olacaktır. 64 ..... § 3. Mahkemeler Kısmi dava bakımından da özel görev kuralı yeni Kanun'da yer alına- 248 mışbr. Kısmi dava para veya para ile değerlendirilebilir nitelikte ise, geri kalan kısmı ister taraflar arasında uyuşmazlık konusu olsun, ister olmasın, her halde görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Belirsiz alacak davasında davacı geçici talep sonucunu ne miktarda 249 gösterirse göstersin, kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevli olacaktır. Dava sırasında talep sonucunun belirlenmesi mahkemenin görevinde bir değişikliğe neden olmayacaktır. Karşı dava, açılmış olan bir davada, davalı tarafın da aynı mahkeme- 250 de davacıya karşı dava açmasıdır. Böylelikle asıl dava ve karşı dava birlikte görülür. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki gibi istisnai bir düzenleme olmadıkça, görev kural- ları açısından, aynı mahkemenin asıl dava ve karşı dava bakımından görevli olması gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu dışındaki kanunlarda da davanın değe- 251 rine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiştir. Örneğin, Kamulaştırma Kanunu'nda adli yargının görevli kılındığı uyuş- mazlıklarda, asliye hukuk mahkemesi görevlidir (KamK m. 37). Diğer bir örnek için bkz. MÖHUKm. 51/1. 2. Şahıs Varlığına İlişkin Davalar Şahıs varlığı hakları, maddi bir değere sahip değildir ve bu haklardan 252 kaynaklanan davalar da şahıs varlığına ilişkin davalardır. Örneğin, boşanma davası, babalık davası veya neseple ilgili davalar şahıs varlığına ilişkin dava- lardır. Şahıs varlığına ilişkin davalarda asıl görevli mahkeme, asliye hukuk 253 mahkemesidir. Bu nedenle, şahıs varlığına ilişkin davalarda sulh hukuk mahkemesinin görevi istisnadır ve sulh hukuk mahkemesinin görevi ka- nunda açıkça belirtilmelidir. Ayrıca, şahıs varlığına ilişkin olmakla birlikte, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'a göre aile mahkemesinin görevine giren davalar bakımından da asliye hukuk mahkemesi değil, aile mahkemesi görevli olacaktır. Bu sebeple, sulh hukuk mahkemesinin ve aile mahkemesinin görevine girmeyen ve özel hükümlerle başka bir mahkemenin de görevlendirilmediği davalar bakımın- dan asliye hukuk mahkemesi görevlidir demek, doğru olacaktır. Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme aksine düzenleme olma- 254 dıkça sulh hukuk mahkemesidir (m. 383). Bazı çekişmesiz yargı işlerinin ise 65 ..._ Pekcamta/ Atalay/ôuke.s Medc,ıi Usal Hukuku Ders Kitabı asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiği açıkça belirtilmiştir. Kanunlar- da bu şekilde açıklık bulunmayan, sadece mahkeme (Örneğin, TMK m. 32, 33, 35, 44,131,387,390,395; TBKm. 44,187,542) ya da hakim (Örneğin, TMK m. 45, 183) teriminin kullanıldığı hallerde de, görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi olarak anlaşılmalıdır. C. Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görevli Olduğu Davalar 255 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda, asliye hukuk mahkemeleri gerek malvarlığını gerekse şahıs varlığını ilgilendiren davalar bakımından asıl mah- keme olarak kabul edilmiştir. 256 Hangi davaların miktar veya değerine bakılmaksızın sulh hukuk mah- kemesinin görevine girdiği 4. maddede gösterilmiştir. Buna göre: 1. Kira Sözleşmesine Dayanan Davalar 257 Kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız tahliyesine ilişkin hükümler ayrık kalmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda sulh hukuk mahkemesi görevlidir (m. 4/1-a). Ancak, 7445 sayılı Kanun'la Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na 18B maddesi eklenmiş ve 01.09.2023 tarihinden itibaren kira ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar da dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Bu nedenle, söz konusu tarihten sonra kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklardan dolayı, sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur. 2 58 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4. maddesinde kira ilişkisinden doğan davalar bakımından hiçbir sınırlama olmaksızın tüm davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine dahil edilmiştir. Diğer bir ifadeyle bir kira ilişkisinden doğmak şartıyla tüm uyuşmazlıklar için sulh hukuk mahkemesi görevli kılınmıştır. O halde kira ilişkisinden doğan tüm alacak davaları mik- tar veya değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinin görevine girmek- tedir. Kira ilişkisinden doğan alacak davasının mutlaka tahliye, akdin feshi ya da kira bedelinin tespiti davasıyla birlikte açılması gerekli değildir. Eski Kanundaki bu sınırlama artık kaldırılmıştır. Yine eski Kanun'da sadece kira bedelinin tespitine ilişkin davalar miktar veya değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinin görevine girmekte idi. Yeni Kanun'da kira ilişkisinden doğan her türlü tespit davası sulh hukuk mahkemesinin görevine girecektir. Bunun gibi sulh hukuk mahkemesinde açılan davalara karşı açılacak davala- ra da sulh hukuk mahkemesinde bakılır. 66 l § 3. Mahkemeler 67 ı ı Bu davaların sulh hukuk mahkemesinde açılabilmesi için bir kira söz- 259 }eşmesine dayanması gerekir. Kira sözleşmesinin yazılı veya sözlü yapılmış olması fark etmez.. Ancak kira sözleşmesi geçersiz ise veya taraflar arasında bir kira sözleşmesi yoksa, açılacak olan davada görevli mahkeme asliye hu- bıkmahkemesi olacaktır. Buradaki madde kapsamına, sadece kira bedelinin tespiti değil, kira 260 ilişkisinden doğan tüm tespit davaları dahildir. 2. Sulh Hukuk.Mahkemesinin Görevine Giren Diğer Dava ve İşler Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, dava konusunun miktar veya 261 değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinin görevine giren diğer da- valar şunlardır: > Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaşbnlmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalar (m. 4/ 1-b), > Taşınır ve taşınmaz mallarda sadece zilyetliğin korunması ile ilgili davalar {m. 4/1-c), > Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve diğer Kanunların sulh hukuk mah- kemesini görevlendirdiği davalar (m. 4/1-ç). 7445 sayılı Kanunla Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk 262 Kanununa eklenen 18B maddesi gereğince, taşınır ve taşınmazların paylaş- bnlmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar ile komşuluk hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar ve Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kay- naklanan uyuşmazlıklar da dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece, 263 1 görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir (m. 383). Bu hükme göre sulh 1 hukuk mahkemeleri çekişmesiz yargı işlerinde asıl mahkeme olarak kabul edilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu dışında da bu konuda özel hüküm bulu- 264 nanhallerde, sulh hukuk mahkemesi görevli olabilir. Örneğin, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun ek 1. maddesinde, söz konusu Kanun'dan doğacak hertürlü uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde görüleceği kabul edilmiş- tir. ı Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/Ôukes D. Görev Kurallannın Niteliği 265 Görev kuralları, kamu düzenine ilişkindir (m. 1). Aslında görev bakı- mından söz konusu olan bu sonuçlar, medeni usul hukukunda kamu düze- nine ilişkin kuralların tümü için geçerlidir. Medeni usul hukukunda kamu düzenine ilişkin bir kurala somut olayda aykırılığın bulunup bulunmadığını mahkeme kendiliğinden araştırır. Bu nedenle hakim, davanın her safhasında görevli olup olmadığını kendiliğinden, taraflarca itiraz edilmese de araştır- malıdır. Görev kurallarına aykırılık, ilk derece mahkemesinde fark edilmese bile, daha sonra kanun yolu aşamasında da kendiliğinden incelenir. 266 Taraflar, mahkemenin görevsiz olduğunu davanın her safhasında ileri sürebilirler. 267 Hüküm, görevsiz bir mahkemeden verilmiş olmasına rağmen, kesinleş- miş ise, kesin olan bu hükme karşı artık olağanüstü kanun yolu olan yargıla- manın iadesi yoluna gidilemez. Görevsiz mahkeme tarafından verilen kesin hüküm batıl sayılmaz. 268 Görev kuralları kamu düzenini ilgilendirdiğinden, tarafların görev kuralları hakkında sözleşme yapmaları mümkün değildir. Örneğin, taraflar kanunda sulh hukuk mahkemesinin bakacağı düzenlenmiş olan bir davanın (m. 4), asliye hukuk mahkemesinde görülmesine ilişkin bir sözleşme yapa- mazlar. Yıne tarafların belli bir süre içinde görev itirazında bulunmaması görevsiz mahkemenin görevli hale gelmesine neden olmaz. E. Görev KurallannaAykırılık ve Sonuçları 1. Genel Olarak 26 9 Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemenin gö- revsiz olduğunu taraflar her aşamada ileri sürebilecekleri gibi, mahkeme de görevli olup olmadığını her zaman kendiliğinden inceleyebilir. Taraflardan birisi, mahkemenin görevsiz olduğunu ileri sürerse, mahkeme bu itirazı in- celeyip bir karar verir. Görev dava şartı olduğu için, diğer dava şartları gibi ön inceleme aşamasında ve tahkikata geçmeden önce incelenir. Mahkeme görev hakkında dosya üzerinden karar verir. Ancak gerekirse, tarafları ön inceleme duruşmasına davet ederek gereken kararını verir (m. 138). Mahke- me, görevli olduğu sonucuna varırsa, göreve ilişkin itirazı reddederek davaya devam edecektir. Buna karşılık mahkeme görevsiz olduğu sonucuna varırsa görevsizlik kararı verecektir. Görev itirazının reddine ilişkin karar, bir ara kararıdır; hakim bu kararı verdikten sonra davadan el çekmemekte, davaya 68 j 69 § 3. Malıkeıneler devam etmektedir. Hukukumuzda ara kararlarına karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilir. Tarafların ara karara karşı daha önce başvurabilecekleri bir yol yoktur. Görevsizlik kararı, usuli nihai bir karardır; çünkü, görevsizlik kararın- 270 dan sonra haklın, davadan el çeker ve artık davaya devam edemez. Nihai bir karar olduğu için, görevsizlik kararına karşı·kanun yoluna başvurulabilir. Görevsizlik kararına karşı istinaf yoluna başvurabilmek için malvarlığına iliş- kin davalarda, görevsizlik kararı verilen dava konusunun miktar ve değerinin 17.830 liradan fazla olması gerekir. Çünkü istinaf yoluna başvurma sınırı albndaki nihai kararlara karşı istinaf yoluna gidilemez (m. 341/2). Alacağın bir kısmı dava edilmiş ise, 17.830 liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir (m. 341/3). İlk derece mahkemelerinin göreve ilişkin karar- lan haklonda bölge adliye mahkemesinin verdiği karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz (m. 362/1-c). Mahkeme, görevsizlik kararında görevli mahkemeyi de belirleyip, dos- 271 yanın bu mahkemeye gönderilmesine karar vermelidir. Ancak, bu durumda görevsizlik kararı veren mahkeme, sadece gönderme kararı verir, yoksa dos- yayı da kendiliğinden görevli mahkemeye göndermez. Görevsizlik kararı veren mahkeme yargılama giderlerine hükmetmeye- 272 cektir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331. maddesine göre görevsizlik kararından sonra davaya görevli mahkemede devam edilirse, yargılama giderlerine görevli mahkeme karar verecektir (m. 331/2). Bu hüküm yetki- sizlik kararı için de geçerlidir. 2. Görevsizlik Kararı Üzerine Yapılacak İşlemler Görevsizlik kararından sonra, davaya görevli mahkemede devam edi- 273 lebilir. Bunun için, taraflardan birinin görevsizlik kararı verildiği anda kesin ise, bu kararın tebliği tarihinden; görevsizlik kararı, kanun yoluna başvurul- mayarak kesinleşmişse, kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa hu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gereklidir. Dosya kendisine gönderilen mahke- me kendiliğinden taraflara davetiye gönderir (m. 20). Görevli mahkemeye başvuru için 20. maddede düzenlenen iki haftalık 274 süreye uyulup uyulmadığını mahkeme kendiliğinden inceler. Davacı süresi içinde görevli mahkemeye başvurursa, bu dava görevsiz mahkemede açı- lan davanın devamıdır. Bu nedenle görevsiz mahkemede dava açılmasıyla 70 Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Ptkcanıtu/ Atalay/ôukes meydana gelen sonuçlar korunmuş olur. Davacının görevli mahkemeye başvururken yeniden harç ödemesi gerekmez. Görevsiz mahkemede dava açılmasıyla kesilen zamanaşımı, hak düşürücü süre korunmuş olur. Buna karşılık davacı iki haftalık süre içinde görevsizlik kararı veren mahkemeye başvurmazsa, görevsiz mahkemede açılmış olan dava hiç açılmamış sayılır ve görevsizlik kararı veren mahkemece bu konuda re'sen karar verilir (m. 20). Dava açılmasıyla meydana gelen bütün sonuçlar ortadan kalkar. Ancak davacı yeniden harç ödeyerek dava açabilir. Bu arada zamanaşımı süresi veya hak düşürücü süre dolmuş ise, davacı Türk Borçlar Kanunu'nun 158. maddesindeki altmış günlük ek süreden yararlanabilir. İki haftalık görevli mahkemeye başvuru süresinin sona erdiği tarihten itibaren altmış gün için- de davacı ek süreden yararlanarak dava açabilir ve bu takdirde davalı zama- naşımı savunmasını başarı ile ileri süremez. 275 Süresi içinde görevli mahkemeye davacı başvurabileceği gibi davalı da başvurabilir. 276 Süresi içinde görevli mahkemeye başvurulmuşsa, görevsiz mahkemede tarafların yapmış oldukları işlemler görevli mahkemede de geçerlidir. Örne- ğin, tarafların verdiği dilekçeler, iddia ve savunmalar görevli mahkemede de geçerlidir. Yine tarafların ikrarı ve görevsiz mahkemede ettikleri yemin, fe- ragat, sulh ve kabul görevli mahkemede de geçerlidir. Buna karşılık görevsiz mahkemede, mahkeme tarafından yapılan işlemler görevli mahkemede ku- ral olarak geçersizdir; bu işlemlerin kural olarak görevli mahkemede tekrar tapılması gerekir, bu işlemler görevli mahkemeyi mutlak anlamda bağlamaz. Omeğin, mahkemenin yaptığı keşif görevli mahkemede geçerli değildir. Ancak görevli mahkeme bu işlemin tekrarlanmasını gereksiz görüyorsa, bu işlemi kararına esas alabilir. Usul ekonomisi bakımından tekrarında fayda olmayan ve görevli mahkemenin yanlış olmadığını düşündüğü işlemlerin tekrar edilmemesi uygun olur. Ancak, yukarıda verilen örnekte, keşif sıra- sında daha önce eksik bırakılan veya dikkate alınmayan hususlar varsa, aynı keşfin tekrarı zorunlu olacaktır. 277 Süresi içinde görevsizlik kararı veren mahkemeye başvurulmamışsa, dava açılmamış sayılır ve görevsizlik kararı veren mahkeme bu konuda ken- diliğinden karar verir. Davalı taraf da görevsizlik kararı veren mahkemeye başvurarak, davanın açılmamış sayılması kararı ile birlikte lehine yargılama giderlerine hükmedilmesini talep edebilir. Mahkeme süresi içinde görevli mahkemede davaya devam edilmediğini tespit ederse, davanın açılmamış sa- yılmasına ve davalı lehine yargılama giderlerine hükmetmelidir (m. 331/2). § 3. Malıkcmelcr 71 Görevsizlik kararı üzerine kendisine başvurulan görevli mahkeme, bu 278 görevsizlik kararıyla bağlı olacak mıdır, yoksa kendisi de görevsizlik kararı verebilir mi? Bu konuda bir ayrım yapmak gerekir: Şayet görevsizlik kararı kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşmişse, başvurulan mahkeme gö- revsizlik kararı ile bağlıdır (m. 21/ 1-c); görevsizlik kararı kanun yolu deneti- minden geçmeden kesinleşmişse, başvurulan mahkeme de görevsizlik kararı verebilir. Bu ikinci durumda da görevsizlik kararı kanun yoluna başvurulma- dan kesinleşirse olumsuz görev uyuşmazlığı çıkar ve yargı yeri belirlenmesi (merci tayini) yoluna gidilir (m. 21). F. Adli Yargıda Açılması Gereken Bir Davanın İdari Yargıda Açılması Halinde Yapılacak İşlemler Adli yargı ve idari yargı arasında yargı yolu ilişkisi bulunmaktadır.Yargı 279 yolu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda bir dava şartı olarak düzenlendi- ğinden (m. 114/ 1-b) taraflarca her aşamada ileri sürülebileceği gibi, mahke- me tarafından da re'sen dikkate alınır (m. 115/1). Yargı yolu, kamu düzeni ile ilgili olduğundan tarafların bu konuda anlaşma yapmaları da mümkün değildir. Yargı yolları arasında bir davaya hangi yargı yoluna giren mahke- menin bakacağı konusunda uyuşmazlık çıkarsa Uyuşmazlık Mahkemesi bu konuda kesin olarak karar verir (AY m. 158). Uyuşmazlık Mahkemesi, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili biryüksekmahkemedir (AY m.158; 2247 s. K. m.1). Yargı yolu bakımından adli yargının görevli olduğu durumlarda, 280 hukuk mahkemelerinde açılması gereken bir dava, idare mahkemesinde açılmışsa davanın açıldığı idare mahkemesi tarafından İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre, 14. maddeye göre yapılan ilk inceleme sonucunda 14. maddenin üçüncü fılc- rasının (a) bendi çerçevesinde (görev yönünden inceleme) adli yargının görevli olduğu konularda açılan "davanın reddine"karar verilmesi gerekir. Bu karardan sonra, adli yargıda davaya nasıl ve ne şekilde devam edileceği yö- nünde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda bir düzenleme yer almamaktadır. Kanaatimizce bu durumda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi kıyasen uygulanmalıdır. Buna göre, idare mahkemesi davanın reddine karar verdikten sonra bu karara karşı kanun yoluna başvurulamıyorsa bu kararın tebliği tarihinden; süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvuru- nun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkemeye başvurularak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin 72 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/Ôzekes talep edilmesi gerekir. Bu süreye uygun şekilde hareket edildiğinde, hukuk mahkemesine gönderilen dava, idare mahkemesinde açılan davanın devamı sayılmalıdır. Bu durumda, davanın açılma tarihi, idare mahkemesinde dava- nın açıldığı tarih kabul edilecektir. 281 Eğer Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesindeki süreye uyulmazsa yargı yolu bakımından hatalı olarak idare mahkemesinde açılmış olan dava açılmamış sayılacağından, dava açılmasının tüm sonuçları ortadan kalkacak ve özellikle hak düşürücü süre korunmamış, zamanaşımı kesilme- miş olacaktır. Böyle bir ihtimalde de Türk Borçlar Kanunu'nun 158. madde- sinin uygulanması ve davacının hukuk mahkemesinde yeni bir dava açması durumunda altmış günlük eksüreden yararlanması mümkündür. G. İdari Yargıda Açılması Gereken Bir Davanın Adli Yargıda Açılması Halinde Yapılacak İşlemler 282 Yargı yolu bakımından idari yargının görevli olduğu durumlarda, idare mahkemesinde açılması gereken bir davanın, hukuk mahkemesinde açılmış olması ihtimalini de kısaca değerlendirmekte fayda vardır. Bu durumda, davanın açıldığı hukuk mahkemesi tarafından "görevsizlik kararı" değil, "dava şartı yokluğu nedeniyle usulden davanın reddine"karar verilmesi gerekir. Bu karardan sonra, ne yapılması gerektiği hakkında İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 9. maddesinde ayrı bir düzenleme bulunduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesinde yer alan düzenleme idari yargı açısından uygulanmayacaktır. Söz konusu düzenlemeye göre, yargı yolu ba- kımından idari yargının görevli olduğu durumlarda, hukuk mahkemesinde davanın açılmış olması durumunda, davanın usulden reddi üzerine, otuz gün içinde yeniden idare mahkemesinde dava açılması gerekmektedir. Bu yeni dava, hukuk mahkemesinde açılmış olan ilk davanın devamı sayılmaz. Ancak hukuk mahkemesine başvurma tarihi, idare mahkemesine başvurma tarihi olarak kabul edilir. VII. YETKİ A. Genel Olarak 283 Yetki bir davaya hangi yerdeki görevli mahkeme tarafından bakılacağını belirler. Görevli mahkemeyi, sulh, asliye veya özel bir mahkeme olarak belir- ledikten sonra, davanın hangi yerdeki görevli mahkemede açılacağını tespit etmek gerekir. Bu tespit ise yetki kurallarına göre yapılabilecektir. § 3. Malıkemeler 73 Mahkemelerin yargı yetkisi, dava konusuna bağlı bir sınırlama yanında, 284 yer itibariyle de sınırlandırılmıştır. Mahkemeler, bulundukları ilçenin idari sınırları içinde yargı yetkisine sahiptirler. Bu sebeple davacı davasını, dilediği yerdeki görevli mahkemede açabilmek hakkına sahip değildir. Mahkemele- rin kendi yargı çevresi içindeki davalara bakabilme iktidarı, yetki kurallarına göre belirlenir. Yetki konusunda getirilen kurallar, bazı hallerde tarafların yani davacı 285 veya davalının (çekişmesiz yargıda ilgililerin) durumuna ya da dava konu- sunun niteliğine göre belirlenmiştir. Yetki meselesi, görevden farklı olarak hukukumuzda kural olarak kamu düzenine ilişkin görülmemiştir.Buna bağlı olarak çoğunlukla tek mahkeme yetkili olarak kabul edilmemiştir. Davacının davasını açabilmesi için, genel yetki kuralı yanında, ona seçim hakkı tanıyan özel yetki kuralları da düzenlenmiştir. Fakat bazı hallerde mahkemenin yet- kisi kamu düzeniyle ilişkili kabul edilerek kesin yetki kuralları getirilmiştir. İlk önce yetkinin kesin olmadığı halleri, daha sonra da kesin yetki kurallarını inceleyeceğiz. B. Kesin Olmayan Yetki Kuralları I. Genel Yetki Kuralı Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hü- 286 kümler saklı kalmak üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na tabidir (m. 5).Maddi hukuka ilişkin kanunlarımızda bu anlamda usul kanunumuzdaki yetki hükümlerinin gereksiz yere tekrarlandığını görmekteyiz. Genel yetkili mahkeme, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her davanın açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri (ikametgahı) sayılan yer mahkemesidir (m. 6). Yerleşim yeri, Türk Medeni Kanunu'na göre belirlenir (m. 6/2). Genel yetkili mahkeme olarak davalının yerleşim yerinin kabul edil- 287 mesinin nedeni mahkemeden hukuki koruma, yani kendi lehine bir karar verilmesini talep eden davacının, davalının yerleşim yerine giderek davayı açmasının uygun olmasıdır. Zira, davacının talebi henüz bir iddiadan ibaret olup, haklı olduğu kesin değildir. Yani bu konuda külfeti davacı üstlenmeli- ı dir. ! ı Gerçek kişilerin yerleşim yeri, Türk Medeni Kanunu'na göre belirlenir. 288 r Türk Medeni Kanunu'na göre, bir kimsenin yerleşmek niyetiyle oturduğu yer, onun yerleşim yeri sayılır (TMKm.19).2006yılındakabul edilen 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu çerçevesinde, adres kayıt sistemine geçil- miş ve adres bilgilerinin sağlıklı tutulması, güncellenmesi ve gerektiğinde 1 74 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtcz/ Atalay/ôukes kullanılması amacıyla yeni düzenlemeler yapılmıştır (5490 s. Km. 48-53). Bu çerçevede ilgili kişilerle, kurumlara bir takım görevler de yüklenmiş, bildirim yükümlülüğü getirilmiştir (5490 s. K m. 50). Buna bağlı olarak da °Kurumlar,yürütecekleri iş ve işlemlerde Genel Müdürlükte tutulan adres bilgi- lerini esas alırlar." (5490 s. Km. 52/3) şeklinde bir düzenleme de yapılmıştır. Her ne kadar burada yargı organlarından söz edilmese de, Nüfus ve Vatan- daşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün tuttuğu kayıtların resmi kayıt olduğu düşünülürse, davalının gerçek yerleşim yeri tespit edilemediğinde, nüfus müdürlüklerindeki adres kayıtlarının yetkinin tespitinde de esas alınması gerekir. Ancak, bunun aksinin ispatı, Türk Medeni Kanunu'nun 7. maddesi gereğince mümkündür. 289 Tüzel kişilere karşı açılacak davalarda yetkili mahkeme, tüzel kişinin yerleşim yerinin, yani merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. 290 Dava açılırken davalının yerleşim yeri esas alınır. Davalı dava açıldıktan sonra yerleşim yerini değiştirirse, bu mahkemenin yetkisini etkilemez. An- cak, bundan sonra tebligatlar davalının yeni yerleşim yerine yapılır. 291 Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında genel yetkili mah- keme olarak Türkiye'deki mutad meskeni yetkili kabul edilmiştir (m. 9). Ancak, diğer özel yetki kurallarına göre yetkili olabilen mahkeme varsa, onların yetkisi devam etmek kaydıyla, belirli bir malvarlığına ilişkin dava, o malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde de açılabilecektir. 292 Türkiye'de yerleşim yeri olmayan Türklere ve yabancılara ilişkin da- valardaki yetki kuralları milletlerarası usul hukuku kurallarına göre tespit edilecektir (MÖHUK m. 40 vd.). 2 93 Davalı birden fazla ise dava, davalılardan birisinin yerleşim yeri mah- kemesinde açılabilir (m. 7/1). Ancak, davacı sırf davalılardan birisini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla dava açmışsa ve bu durum belirtiler veya başka delillerle anlaşılırsa, ilgili davalının itirazı üzerine, mahkeme onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir (m. 7 /2). Bu, dürüstlük kuralına aykırılığın, medeni usul hukukunda da ko- runmadığını göstermektedir. Çünkü davacı, aslında davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açması gerekirken, onu başka bir yere getirmek amacıy- la, davayla ilgisi olmayan bir kişiyi de davalı olarak gösterip onun yerleşim yerinde dava açmaktadır; yani dürüstlük kuralına aykırı davranmaktadır. Bu durum, davalı tarafından ileri sürülmese bile mahkeme tarafından dikkate , alınmalıdır. Zira hakim dürüstlük kuralına aykırılığı kendiliğinden dikkate alır. f 3..Mııhhmdo- 75 ı ı:-+aıda dna sebebine göredavalılann tamamı hakkında ortak yetkiyi 294 ca,alıirDPhvmr belli edı1ımş ise, davaya ortak yetkili mahkemede bala- k (ta. /1).� bu dmıauda daYalılardan birisinin yerleşim yerinde dava 3'. n Ortak re••m mahkeme varsa bu mahkemenin yetkisi kesindir ve d• dnalı1mlan birisinin yedqim yerinde açılması mümkün değildir. Oı■ rı, fıakqz fiile sebebiyet vermiş davalılann her birinin yedqim yeri fallı a, dan hepsi için ortak yetkili mahkeme olan, haksız fiilin vuku 1 11 jıı ya:oıabeıneciode açılır Kesin yetki bıra1ma aybnhğı davalı ileri ,- - .. l,ile hakim keodı1iğioden naz.ıra alır.. Şııl,eııin iflernleriodeodolayı,davada tarafolarak şubenin bağlı olduğu 295 lglilip{meıkez) davalı gösteri1melde birlikte, şubenin bulunduğu yerde dan açılabilir {m. 14) .. Ancak, bunun istisnaları da yine aynı maddede ••••fliı Şubeuiıı bulunduğu yerde dava açılınası, davanın da şubeye lap aphcaığ, aobrnına gelıne-L Zira 14c madde sadece bir yetki kuralı koy- * ıftw,,taıafebliyetiode�yoktuı;tarafehliyetişubeninbağlıolduğu �Yeptüzel) kişiye aittir: Ancak, özellikle vıroan :zaman uygulamada, -. bııl•uıdnğıı yenle de dava açılabilmesi sebebiyle doğrudan şubeye bqı iar.ıaçılabıleaği diişünülerek 1 sadece şube taraf gôst:erilebilmekteAir - ,aıı1ıftıı: Bopıma ve aynbk (aynca fiil( nL160 gereğince evliliğin feshi) da- 296 daı•ıdayedwi mahkeme, Y-uıkMeJeniKanumı'nnn168. maddesinde dü- � tehanfan kaçınmak amacıyla aynca HubıkMııhakeıneleri AasııortadadirzeoJeıımemişr.. Bopıma davaJamıda, davadan önce eşlerin son defa altı aydan beri 297 ��ınyerma1ıbmesi yetkili mahkeme olarak kabul edilmiştir (TMK � .. Buııam .ebebi, eflerin bopnma veya ayrılık davasından önce son &6otsM&nyecdedavaaçmalanMlinde, delillerindahakolayınahkeme- ,rıM:oı,bl,,1me,ive davanın daha kolay ve basit çözülebı1mesidir.. Boşanma � .. yetb1i mahkeme 11 eılerden birinin yerleıim yeri" (TMK m "-ak iade ediJmjştir.. Tıirk MeJeni Kanunu'na göre boşanma davası .twaa,hemkendi hem de eşinin yerleşim yerinde dava açabilecektir. Hane kadar1'.anunda •adece bu iki yetkili mahkeme belirtildiğinden, 298 ,wmalıkemeleriııd dava açılamaması gerekse de bugün uygulamada, �na NfjrtiJen mahkemeler d!fında dava açılır ve karşı taraf itiraz et- � Wbm budurumu kendiliğinden dikkate almamakta ve dava o yerde ,ı;n�e.-. devam etmektedir. 76 Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/ôukes 2. Özel Yetki Kuralları 299 Genel yetki kuralları dışında, genel yetkiyi kaldırmayan özel yetkili mahkemeler kabul edilmiştir. Kural olarak, özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmamaktadır.Yani davacı, dilerse genel yetkili mahkemede dilerse özel yetkili mahkemede dava açabilmektedir. Başka bir ifade ile özel yetki kural- ları, davacıya alternatif yetkili mahkeme sunmaktadır. 300 Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve diğer kanunlarda düzenlenmiş olan özel yetkili mahkemeler şunlardır: ► Memur, işçi, asker, öğrenci gibi bir yerde geçici olarak oturan ve o yerde oturmaları uzunca bir zaman devam eden kişilere karşı, alacak ve taşınır mal davaları, geçici olarak oturulan yer mahkemesinde açılabilir (m. 8). Bu yetki kuralı kesin yetki kuralı değildir. Buna geçici olarak oturulan yer mahkemesinin yetkisi denilmektedir. Dikkat edilirse burada sadece alacak ve taşınır mal davaları geçici olarak oturulan yer mahkemesinde açılabilmektedir. Buna karşılık bu kişilere karşı açılacak diğer davalar, örneğin taşınmaz davaları ya da şahıs varlığını ilgilendiren davalar genel ya da özel hükümlere tabi olacaktır. ► Sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin ifa yeri mahkemesi yetkili mahkeme olarak kabul edilmiştir (m. 1O). Buna karşılık daha önce yetkili kabul edilen sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinin yetkisi yeni düzenlemede yer almamıştır (Bkz. HUMK m. 10). Zira, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinde dava açılabilmesi için, ay- rıca davalı veya vekilinin dava açıldığı sırada orada bulunuyor olması aranmakta idi. Bu durumu dava açarken davacı tarafın tespit etmesi oldukça zor olduğundan ve sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinin yetkisine dayanarak dava açılması yönünde uygulama bulunmadı- ğından, bu yetkiye yer verilmemiştir. Buradaki sözleşme borçlar hukukundan doğan sözleşmelerdir. Nişan sözleşmesi, miras sözleşmesi bu hükme tabi değildir. Sözleşmenin geçerli olup olmadığına ilişkin davalar da 10. maddeye göre yetkili mahkemede açılabilir. Sözleşmenin ifa yeri, davacının sözleşmeye dayanarak talep ettiği şeye göre belirlenir. Başka bir deyişle, ifa yeri belirlenirken ifası istenen şey esas alınır. Sözleşmede her iki taraf da ifada bulunacak ise davacının ifasını istediği şeye göre yetkili mah- keme tespit edilir. İfa yerini, taraflar aralarında kararlaştırmış iseler, davanın kararlaştırılan ifa yerinde de açılması mümkündür. Taraflar ifa yerini kararlaştırmamış iseler, ifa yeri, Türk Borçlar Kanunu'nun § 3. Malıkcmclcr 77 89. maddesine göre belirlenir. Zira bu madde, tarafların sözleşme ile ifa yerini kararlaştırmadıkları hillerde uygulanan hukuk kuralıdır. Öyleyse, dava konusu sözleşmeden doğan bir para alacağı ise ve taraflar ifa yerini kararlaştırmamışlarsa, Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesine göre para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden (TBK m. 89/ 1), yetkili mahkeme alacaklının yerleşim yeri mahkemesidir. Parça borçları için, sözleş- menin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde dava açı- labilir (TBK m. 89/2). Bunların dışındaki bütün borçlar doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir (TBK m. 89/3 ). Sözleşmenin feshi halinde artık 10. maddeye dayanılarak dava açı- lamaz. Çünkü 10. madde geçerli sözleşmeler bakımından uygulanır. Sözleşme feshedilmişse, artık geçerli bir sözleşme varmış gibi 10. maddeye dayanılarak sözleşmenin ifa yerinde dava açılamaz. ► Haksız fiilden kaynaklanan davalar, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yerinde açılabilir (m. 16). Haksız fiilin işlendiği yer, haksız fiilin işlendiği veya haksız fiilin tamamlandığı yerdir. Eğer haksız fiil, bir televizyon kanalı aracılığıyla işlenmişse, bu televizyon kanalının yayınlarının ulaştığı her yerde bu hükme dayanılarak dava açılabilir. Özellikle yabancı hukuk sistemlerindekigelişmelere uygun olarak muhtemel zarar yeri mahkemesi de yetkili kılınmış ve zarar meydana gelmeden zararı önleme amacı ile açılacak davalar için yet- kili mahkeme açıkça gösterilmiştir. Haksız fiilin işlendiği yer ile zarar farklı bir yerde gerçekleşmişse, zararın gerçekleştiği yerde de dava açılabileceği kabul edilmiştir. Henüz bir zarar meydana gelmese bile, zararı önlemek amacıyla açı- lacak davalar için, zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili kılınmıştır. Haksız fiilin işlendiği yer Türkiye dışında ise, bu yetki kuralı özellikle önem arz edecektir. Haksız fiilden doğan davalarda birden fazla mahkeme yetkili olarak kabul edildiğinden davacı bu mahkemelerden birisini seçmekte ser- besttir. Haksız fiil birden fazla kişi tarafından işlenmiş ise, bu kişilere karşı haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesi ortak yetkili yer mahke- mesidir. Dolayısıyla dava ortak yetkili mahkeme olan haksız fıilin vuku bulduğu yer mahkemesinde açılır. 78 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/Ôukes Kişilik haklarına tecavüz nedeniyle açılacak davalarda davacı kendi yerleşim yerinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde de dava açabilir (TMK m. 25/ 5). Bu durumda, hem haksız fiilin işlendiği yer hem de davacının yerleşim yeri özel yetkili mahkemelerdirj genel yetki yanında birinde veya ötekinde dava açılabilir. ► Mirastan doğan davalarda yetkili mahkeme 11. maddede düzenlen- miştir. Bu maddenin birinci fıkrasında kesin yetkili mahkeme belir- tilmiş, ikinci ve üçüncü fıkralarda ise kesin olmayan yetkili mahke- meler düzenlenmiştir. Terekedeki bir mal hakkında açılacak istihkak davası, terekenin yazımı ve tespiti zamanında malın bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir (m. 11/2). Ayrıca mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, mirasçı- ların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkili kabul edilmiştir (m. 11/3). ► Sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan tazminat davalarında yetki 15. maddede düzenlenmiştir. Zarar sigortalarından doğan davalar, sigorta, bir taşınmaza veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması gereken yahut şart kılınan bir taşınıra ilişkinse, malın bulunduğu yerdej bir yerde sabit bulunması gerekmeyen veya şart kılınmayan bir taşınıra ilişkinse, rizikonun gerçekleştiği yerde de açılabilir (m. 15 / 1). Bu yetki kuralları kesin değildir. Bu hükümler deniz sigortala- rından doğan davalar için uygulanmaz (m. 15/3). ► Karayolları Trafik Kanunu'nda düzenlenen mali mesuliyet sigorta- sında yetkili mahkemeler, kazanın meydana geldiği yer, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemeleridir (Karayolları Trafik Kanunum. 11O). 301 Yukarıda belirtilen belli başlı özel yetkili mahkemeler dışında değişik kanunlarda da özel yetkiye ilişkin hükümler bulunmaktadır. Örneğin, TMK m. 25/son, TMKm.177j İİKm. 69/2, 72/8, 89/3, 142/lj TKHKm. 73/5 gibi. C. Kesin Yetki Kuralları 302 Kanun bazı hallerde kesin yetki kuralları öngörmüştür. Bu durumda, dava sadece kanunda öngörülen mahkeme veya mahkemelerde açılabilir, başka bir yerde açılamaz. Kanunun ifadesinden, kanunda belirtilen yer veya yerler dışında başka bir yerde açılamayacağı anlaşılan davalarda yetki kural- ları kesin yetki kurallarıdır. Kesin yetki olarak tek bir mahkeme öngörülmüş � 3. Malıkcmelcr 79 olabileceği gibi birden fazla mahkeme de öngörülmüş olabilir. Önemli olan belirtilen yer veya yerler dışında davanın açılamamasıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen kesin yetki kuralları 303 şunlardır: ► Kesin yetki kurallarının başında taşınmazın aynından doğan davalar gelir. Taşınmazın aynına ilişkin davalar, taşınmazın bulunduğu yerde açılır (m. 12). Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya aynı hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetli- ğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulundu- ğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin dava doğrudan doğruya taşınmaz üzerindeki bir ayni hakka, örneğin istihkak davasında olduğu gibi, mülkiyet hakkına ilişkin olabileceği gibi, şahsi bir talep hakkı doğuran sözleşmeye dayanarak taşınmaz üzerinde bir ayni hak değişikliği veya ayni hak sahipliğinde bir değişiklik meydana getiriyorsa, böyle bir taleple açılacak dava, ta- şınmazın aynına ilişkin olarak kabul edilecektir. Buna karşılık, taşın- maza ilişkin olmakla birlikte taşınmaz üzerinde ayni hakka değil de şahsi bir hakka ilişkin dava, taşınmazın aynına ilişkin olmadığından bu madde kapsamında değerlendirilmeyecektir. Bu durumda yetkili mahkeme diğer yetki kurallarına göre belirlenecektir. İstihkak davaları, tescil davaları, yolsuz tescilin silinmesi ve değiştiril- mesi davaları, irtifak hakkına ilişkin davalar, taksim ve şüyuun gide- rilmesi davaları, şufa davaları, taşınmazın aynına ilişkin olduğundan taşınmazın bulunduğu yerde açılır. Taşınmazın zilyetliğine veya alı- koyma hakkına ilişkin davalar da taşınmazın bulunduğu yerde açılır. İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan ta- şınniazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır (m. 12/2). Bu yetki kuralı da kesindir. Yukarıda sayılan ve taşınmazın bulunduğu yerde açılması gereken davalarda birden fazla taşınmaz söz konusu ise, taşınmazlardan biri- nin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılır (m. 12/3). Taşınmaz üzerindeki şahsi haklara ilişkin davalar kesin yetki kapsa- mında değildir. Örneğin, kira bedeline ilişkin davalar, taşınmazın aynına ilişkin olmadığından taşınmazın bulunduğu yerde açılması zorunlu değildir. > Şirket, dernek ve vakıflar gibi özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya 80 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıt.ez/Atalay/Ôukes üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılır. Bu davalar için merkezin bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi kesindir (m. 14/2). ► Terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersiz- liğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetimin- den kaynaklanan davalar, ölenin son yerleşim yerinde açılmalıdır (m. 11 / 1-a). Yıne terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar ölen kimsenin son yerleşim yerinde açılır (m. 11/1-b). Bu davalarda da ölenin son yerleşim yeri kesin yetkilidir. Bunların dışında, yukarıda da belirtildiği gibi terekeye veya verasete ilişkin davalarda yetki, özel yetki olmakla birlikte kesin yetki değildir (m. 11/2, 3). ► Can sigortalarında ise sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın leh veya aleyhine açılacak davalarda orıların yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (m. 15/2). 304 Yukarıda belirtilerıler dışında, kanurılarda kesin yetki olduğu arılaşılan hallerde de başka yerde dava açılamaz. Yetkinin kesin yetki olduğu bazen açıkça bazen de maddenin düzerıleme şeklinden arılaşılabilir. D. Yetki Sözleşmesi 1. Genel Olarak 305 Taraflar, belirli bir uyuşmazlık hakkında aslında yetkili olmayan mah- kemeyi yetkili kılmak için sözleşme yapabilirler. Bu tür sözleşmelere yetki sözleşmeleri denir. Yetki sözleşmesi ile taraflar aslında yetkisiz bir mahke- meyi yetkili hale getirebilirler. Yetki sözleşmesinin şartları yerine getirilirse, yabancı ülke mahkemeleri de yetkili kılınabilir (MÖHUK m. 47). 306 Yetki sözleşmesinin hukuki niteliğinin belirlenmesi için sözleşmenin asli ve doğrudan etkisini meydana getirdiği alan esas alınmalıdır. Bu açıdan değerlendirildiğinde yetki sözleşmeleri ile usul hukuku alanında asıl sonuç doğar ve aslında yetkisiz bir mahkeme bu sayede yetkili hale gelir. Yazılı şekilde yapılması gereken yetki sözleşmelerinin yapılması ve geçerliliği bakımından maddi hukuka tabi olması, hiçbir şekilde maddi hukuk sözleş- mesi olduğunu göstermez. Sözleşmenin etkisini doğurduğu alan tespit edil- meden hukuki niteliğini tespit etmek yanıltıcı olacaktır. Hatta hem maddi hukuk hem de usul hukuku alanında sonuçlarını meydana getirse bile, hangi § 3. Malıkemclcr 81 alanda asıl etkisini gösterdiğini belirlemek gerekir. Sözleşmenin asıl etkisi dısında kalan yan etkileri hukuki niteliğin belirlenmesinde ölçüt olarak esas alınanıaz. Bu açıdan yetki sözleşmeleri asıl ve doğrudan etkisini usôl hukuku alanında meydana getirir ve bu nedenle geçerlilik şartları usôl hükümlerine göre belirlenmelidir. Yetki sözleşmesi ile usul hukuku bakımından yetkisiz bir mahkeme yet- 307 kilihale getirilmek istenilmektedir.Sözleşmenin etkisi usul hukuku alanında doğduğundan usul sözleşmesinden söz etmek doğru olacaktır. Bu sebeple, yabancıbir ülkede Türk mahkemelerini yetkili kılmak için yapılan yetki söz- leşmesinin geçerliliği Türk usul hukuku kurallarına bağlıdır. 1. Yetki Sözleşmesinin Şartları Yetki sözleşmesinin geçerli olması bazı şartlara bağlıdır. Bu şartlar şun- 308 lardır: a. Sözleşmenin Taraftan Tacir veya Kamu Tüzel Kişisi Olmalıdır Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile sadece tacir veya kamu tüzel kişi- 309 lerinin yetki sözleşmesi yapabilmesine izin verilmiştir. Başka bir ifade ile tacir veya kamu tüzel kişisi olmayan kişiler arasında yapılan yetki sözleşmesi geçersizdir. Yetki sözleşmesinin özünde yetkisiz bir mahkemenin yetkili kılınması 310 vardır.Bu da genellikle güçlü olan tarafın, güçsüz olan tarafa yetkisiz bir mah- kemeyi yetkili olarak kabul ettirmesi şeklinde tecelli etmektedir. Örneğin, bir banka ile kredi ilişkisine giren taraf, kendisine uzatılan kredi sözleşmesini imzalamakla çoğu zaman farkında olmadan yetkisiz bir mahkemeyi yetkili kılmaktadır. Bankanın ileride dava açmak istemesi halinde, kredi kullananın yerleşim yerinde dava açmakyerine, kendi istediği ve yetki sözleşmesiyle ka- rarlaşbnlan yerde dava açması mümkün olabilecektir. Bu gibi hallerde daha uyıf durumda olan tarafı güçlü tarafa karşı korumak amacıyla, 17. maddede yetki sözleşmesi yapabilecek olan kişiler sadece tacirler ve kamu tüzel kişile- ri olarak sınırlandırılmıştır. Bu hükümle birlikte, satıcı veya hizmet sunucu kişiler tüketicilere sundukları sözleşmeyi imzalatarak yetki sözleşmesi yapa- mayacaklardır. Buna rağmen yapılan yetki sözleşmeleri geçersizdir. Tacirler ise kendi aralarında yetki sözleşmesi yapabileceklerdir. Çünkü 311 tacir kendisini koruyabilen ya da koruması gereken kişidir. Keza kamu tüzel kişilerinin de kendisini koruyabilecek durumda olduğu kabul edilmiştir. 82 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtu/ Atalay/Ôukes Bundan böyle sadece tacirler ya da kamu tüzel kişileri kendi aralarında yetki sözleşmesi yapabileceklerdir. 312 Acaba Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce tacir olmayan kişiler arasında ya da tacir olmayan kişi ile bir tacir arasında ya- pılanyetki sözleşmeleri kanunun yürürlüğe girmesinden sonra geçerli olacak mıdır? Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Zaman Bakımından Uygulanma" başlığını taşıyan 448. maddesine göre, "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır". Yetki sözleşmeleri usul hu- kuku sözleşmesi olup etkisini usul hukuku alanında gösterir. Sözleşmenin kuruluşu ve geçerliliği maddi hukuka ait olmakla beraber, hükümleri usul hukukuna tabidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile O1.1O.2011 tarihinden itibaren sadece tacirler ya da kamu tüzel kişileri arasında yetki sözleşmesi yapılabileceği kabul edildiğinden, bu tarihten sonra tacir ya da kamu tüzel kişileri arasında yapılmamış olan yetki sözleşmeleri geçerli olmayacaktır. Örneğin tacir olmayan bir kişi ile 01.10.2011 tarihinden önce yapılmış ve geçerli bir yetki sözleşmesine dayanılarak, O1.10.2011 tarihinden sonra yetki sözleşmesinde yetkili kılınan mahkemede dava açılmak istenirse, bu yetki sözleşmesi tacir ya da tüzel kişiler arasında yapılmadığından geçersiz olacaktır. Bu konuda herhangi bir kazanılmış haktan ya da tamamlanmış bir , işlemden söz edilemez. 313 314 315 b. Kesin Yetkinin Bulunduğu Durumlarda Yetki Sözleşmesi Yapılamaz Yetki sözleşmeleri kesin yetkinin söz konusu olduğu durumlar dışında ve kanunda açıkça başka bir mahkemenin yetkisinin kararlaştırılmasının yasaklanmadığı hallerde yapılabilir (m. 18/1). Örneğin iş mahkemelerinin yetkisi kesin yetki olarak kabul edildiğinden yetki sözleşmesinin yapılama- yacağı kabul edilmektedir. Kanaatimizce işçi, tacir olmadığından imzalamış olsa bile yetki sözleşmesi geçerli değildir. c. Yetki Sözleşmesi Yazılı Şekilde Olmalıdır Yetki sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalıdır (m. 18/2). Bu şekil, geçerli- lik şartıdır. Ancak, yazılı olmak şartıyla, ayrı bir sözleşme olarak mahkeme- nin yetkisi düzenlenebilir veya uygulamada sıklıkla yapıldığı gibi, asıl sözleş- menin bir maddesi şeklinde de, yani yetki şartı olarak da kararlaştırılabilir. Daha önce taraflar herhangi bir şekilde yetki sözleşmesi yapmamış olsalar bile, davalı, yetkisiz mahkemede açılan davaya süresinde ilk itiraz ola- § 3. Malıkemcler 83 rak yetki itirazında bulunmazsa, yetkisiz mahkemenin yetkisini kabul etmiş olur (m. 19/2). d. Uyuşınazlık ve Mahkeme Belirli Olmalıdır Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, uyuşmazlığın ve yetkili 316 mahkemenin belirli olması gerekir. Uyuşmazlığın belirli olmadığı "Taraflar arasında ortaya çıkacak tüm uyuşmazlıklar için" kararlaştırılan yetki sözleş- mesi geçersiz olduğu gibi, yetkili mahkemenin tam anlaşılamadığı "Türkiye Mahkemeleri yetkilidir" veya "Ege bölgesindeki mahkemeler yetkilidir" şeklin- deki kayıtlar da geçersizdir. O halde, yetki sözleşmesi yapılan uyuşmazlık belli olmalı ve anlaşılma- 317 lıdır. Bu konuda uygulamada en sık rastlanan durum, bir sözleşmenin sonu- na "işbu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ... mahkemeleri yetkilidir" şeklinde yetki kaydı konulmasıdır. Yetki sözleşmesinde, yetkili kılınan mahkemelerin de belli olması gere- 318 kir. Örneğin, "İzmir Mahkemeleri yetkilidir" şeklindeki bir yetki kaydı geçer- lidir. Taraflar isterse birden fazla mahkemeyi de yetkili kılabilirler (m.18/2). Belirli ve açık olmak şartıyla birden fazla yer mahkemesi de yetki sözleşmesi ile yetkili kılınabilir. Örneğin, "İzmir ve İstanbul Mahkemeleri yetkilidir"gibi. Ancak, kararlaştırılan bu birden fazla mahkemenin hakkın kötüye kullanıl- ması yasağına aykırılık oluşturmaması, adeta taraflardan birisi nerede isterse orada dava açabileceği biçiminde onlarca mahkemenin yetkili kılınması biçiminde kararlaştırılmaması gereklidir. Yetki sözleşmesi yapan taraflar aksine bir düzenleme yapmamışlarsa, 319 dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir (m. 17). Buna göre taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece yetki söz- leşmesi ile kararlaştırılan mahkemede açılabilecektir. Bu durumda olumsuz bir yetki sözleşmesinden ya da münhasır yetki sözleşmesinden söz edilir. Böylelikle taraflar yetki sözleşmesiyle kararlaştırılan mahkeme dışında bir başka yerde davanın açılamayacağını kararlaştırmış olmaktadırlar. Ancak, taraflar dilerse yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemenin yetkisinin diğer genel ve özel yekili mahkemelerin yetkisini kaldırmadığını kararlaştı- rabilirler. Bu konuda tarafların kullandıkları cümlelere dikkat etmek gerekir. Tarafların "lzmir mahkemeleri de yetkilidir" veya "İzmir mahkemelerinde de dava açılabilir" şeklindeki yaptıkları yetki sözleşmesinde genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırmak istemedikleri ve dolayısıyla münhasır yetkiyi istemedikleri anlaşılmaktadır. 84 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcarııtez/ Atalay/ÔUkes E. Yetki Kurallanna Aykırılık ve Sonuçlan 320 Yetkisiz mahkemede davanın açılması durumunda, bir ayrım yapmak gerekir. Şayet yetki, kesin yetki ise veya kanunda uyuşmazlığın sadece o yer mahkemelerinde görüleceği belirtilmişse, taraflar bu yetki itirazını davanın her aşamasında ileri sürebilecekleri gibi, mahkeme de davanın her aşama- sında bu dwumu kendiliğinden gözetmelidir (m. 19/ 1). Bunun dışındaki hallerde, yetki itirazı, cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak ileri sürülmelidir {m. 116/1-a, 117). Davalı tarafından süresinde ileri sürülmeyen yetki itirazı, daha sonra ileri sürülemez, mahkemece dikkate alınamaz ve dava yetkisiz mahkemede görülmeye devam edilir (m. 19/2). 321 Tacir ya da kamu tüzel kişisi olmayan bir kişi ile yapılan ve bu neden- le geçersiz olan yetki sözleşmesine dayanılarak dava açılırsa, acaba hakim yetkili olup olmadığını kendiliğinden inceleyebilecek midir? Bir an için tacir olmayan kişiler hakkında yapılan geçersiz yetki sözleşmesinin hakim tarafından davanın her aşamasında nazara alınabileceği düşünülebilirse de, bilindiği gibi hakim sadece yetkinin kesin olduğu hallerde yetkili olup ol- madığını kendiliğinden araştıracaktır (m. 114/1-ç). Yetkinin kesin olmadığı hallerde ise, mahkemenin yetkisiz olduğunu davalı cevap dilekçesinde ilkiti- raz olarak ileri sürerse incelenebilecektir (m. 17/ 1). Yetkinin kesin olmadığı hallerde, dava yetkisiz bir mahkemede açılırsa, davalı ilk itiraz olarak mah- kemenin yetkisiz olduğu ileri sürmezse, haklın artık yetkili olup olmadığını inceleyemez ve ilk itiraz süresinden sonra taraflar da yetkiyi tartışamazlar. Yetki sözleşmesi yetkinin kesin olmadığı hallerde yapılabildiğinden (m. 17), taraflarca yapılmış olan yetki sözleşmesinin taraflarından birisi tacir olmasa bile, davalı süresi içinde yetki itirazında bulunmazsa mahkeme yetkili olarak kabul edilir. Hakim taraflarından birisi tacir olmayan yetki sözleşmesine da- yanılarak açılan davada yetkili olmadığına kendiliğinden karar veremez. Bu konuda tacir olmayan bir kişi ile yetki sözleşmesi yapılarak davanın yetkisiz mahkemede açılması ile yetki sözleşmesi yapılmadan yetkisiz mahkemede dava açılması arasında bir farklılık bulunmamalıdır. Her ikisinde de mah- keme yetkili olup olmadığını davalının cevap dilekçesinde yetki ilk itirazını ileri sürmesi halinde inceleyebilir. İlk itiraz süresi geçtikten sonra yetki söz- leşmesinin tacir ya da kamu tüzel kişisi olmayan bir kişi ile yapılmış olması sebebiyle mahkemenin yetkisiz olduğu ileri sürülemez. Hakim geçersiz yetki sözleşmesine dayanılarak açılan davada yetkili olup olmadığını kendi- liğinden inceleyemez. Genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldıran geçerli bir yetki sözleşmesine rağmen davacı genel yetkili mahkemede dava açarsa, davalı süresi içinde yetki itirazında bulunursa, mahkeme yetkisizlik § 3. Mahkemeler 85 karan verebilecektir. Davalı yetki itirazında bulunmazsa, mahkeme kendili- ginden yetkisiz olduğu sonucuna vararak yetkisizlik kararı veremeyecektir. Davalı yetki itirazında bulunurken, doğru şekilde, yetkili mahkemeyi de 322 göstermelidir; aksi halde yetki itirazı kabul olunmaz. Somut olayda birden fazlayetkili mahkeme varsa, yetki ilk itirazında bulunan davalı, tüm yetkili mahkemeleri değil, seçtiği mahkemeyi itirazında bildirmelidir (m. 19/2). Davalının yetki itirazı davacıya tebliğ edilir ve davacının bu konudaki 323 beyanı beklenir. Şayet davacı yetki itirazını kabul etmez ise, mahkeme bu itirazı inceler. Yetki itirazının inceleyen mahkemenin tarafın bu konuda gös- terdiği delilleri toplaması ve değerlendirmesi gerekir. Bu inceleme sonunda mahkeme yetki itirazının reddine veya kabulüne karar verir. Yetki itirazının reddi kararı bir ara kararı olup, bu karara karşı tek başına kanun yoluna gi- dilemez, esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilir. Yetki itirazının reddi kararından sonra mahkeme, davanın esasını incelemeye başlar. Yetki itirazı incelenip bir karara bağlanmadan işin esasına girilerek bir karar veri- lemez. Mahkeme yetkisiz olduğunu ve yetki itirazında gösterilen mahkemenin 324 yetkiliolduğunu tespit ederse, dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verir (m. 20). Mahkeme yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterecektir (m. 19 / 3). Yetkisizlik kararı nihai bir karar olup, bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir. Yetkisizlik kararına karşı istinaf yoluna başvurabilmek için malvarlığına ilişkin davalarda, yetkisizlik kararı verilen dava konusunun miktar ve değerinin 17.830 liradan fazla olması gerekir. Çünküistinaf yoluna başvurma sınırı altındaki nihai kararlara karşı istinaf yoluna gidilemez (m. 341/2). Alacağın bir kısmı dava edilmiş ise, 17.830 liralıkkesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir (m. 341/3). Bölge ad- liyemahkemesinin, ilk derece mahkemelerininyetkisizlik kararları hakkında verdiği karara karşı, temyiz yoluna gidilemez (m. 362/1-c). Yetkisizlik kararından sonra davaya yetkili mahkemede devam edi- 325 lebiliı:.Yetkisizlik kararına karşı istinaf yoluna başvurulması mümkün değilse (verildiği anda kesin ise), kararın tebliği tarihinden; istinaf yoluna başvurulabilirse, bu başvurunun reddi kararının tebliğinden; süresi içinde istinaf yoluna başvurulmayarak yetkisizlik kararı kesinleşmiş ise, bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren taraflardan birisi, iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelidir (m. 20). Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve yetkisizlik kararı Veıenmahkeme bu konuda re'sen karar verir. Dosya yetkisizlik kararı veren 86 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamta/ Atalay/ôukes mahkemeden kendisine gönderilen mahkeme kendiliğinden taraflara dave- tiye göndererek duruşmaya davet eder. Önceki kanun döneminde olduğu gibi yetkili mahkemede davaya devam etmek isteyen kişinin bunu talep etmesi ve gerekli gideri yatırması aranmaz. 326 Görevsizlik kararından sonra yapılması gerekenler hakkında yukarıda yapılan açıklamalar, yetkisizlik kararı hakkında da geçerlidir. Ancak, kesin yetki dışında mahkemenin yetkisizlik kararı kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiş olsa bile, yetkili olarak dosya kendisine gönderilen mahkeme, bu yetkisizlik kararı ile bağlıdır ve kendisinin yetkisiz olduğunu düşünse bile, yetkisizlik kararı veremez (m. 21/1-ç). Vlll. İŞBÖLÜMÜ 327 Bir yerde aynı mahkemeden birden fazla bulunuyorsa, bunlar arasın- daki ilişki genel anlamda iş dağılımı ilişkisidir. Bu ilişkiye iş bölümü ilişkisi denilmekteyse de biz, kavram karışıklığını önlemek için bu ilişkiye iş dağı- lımı ilişkisi diyoruz. Zira, iş bölümü özel ve teknik olarak farklı bir anlamda kullanılmaktadır. Örneğin, İzmir'de bulunan birden fazla asliye hukuk mah- kemesi arasındaki ilişki, genel anlamda iş dağılımı ilişkisidir. Özel mahke- melerden de aynı yerde birden fazla kurulmuşsa, bunlar arasındaki ilişki de genel olarak iş dağılımı ilişkisidir. Ancak bu şekilde ortaya çıkan iş dağılımı ilişkisi, iş bö�ümü ilişkisi değildir. Aynı yerdeki aynı mahkemeden birden fazla bulunuyorsa, bunlar sırf iş dağılımı sebebiyle kendi görev ve yetkilerine giren davaya bakmaktan imtina edemezler, taraflar da bu konuda itirazda bulunamazlar. Çünkü, bu şekilde birden fazla mahkemenin kurulmuş olma- sının temel sebebi, iş yükünün dağıtılması ve azaltılmasıdır. 328 Dar ve teknik anlamdaki iş bölümü, aynı yerde asliye hukuk mahkemesi yanında, asliye ticaret mahkemesinin kurulması durumunda ortaya çıkmak- taydı. İş bölümü denildiğinde de, asliye hukuk mahkemesi ile asliye ticaret mahkemesi arasındaki ilişki anlaşılmaktaydı. Aynı yerdeki asliye hukukla, asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olarak kabul edilmekteydi. 329 6335 sayılı Kanunla asliye hukuk mahkemeleri ile asliye·ticaret mahke- meleri arasındaki iş bölümü ilişkisi sona erdirilmiş ve bundan böyle her iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Nitekim 6335 sayılı Kanunun 2. maddesine göre 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinin üçüncü fıkrası şu şekilde değiştirilmiştir: '�sliye ticaret mah- kemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki � 3. Malıkcmelcr 87 ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır". Böylelikle 1956 yılından itibaren asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret n1ahkemeleri arasındaki ilişkide varlığı kabul edilen iş bölümü ilişkisi sona enniştir. İş bölümü ilişkisi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda muhafaza edilmişse de bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 6335 sayılı Kanunla kaldınlmıştır. 7251 sayılı Kanun'la Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yapılan değişiklik ile de 116. maddenin birinci fırkasının (c) bendinde ilk itirazlar arasında yer alan"iş bölümü itirazı" Kanun'dan çıkarılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasına 330 göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tuta- rına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Bu hükme göre, dava konusunun miktar veya değerine bakılmak- sızın malvarlığını ilgilendiren tüm ticari davalar, artık asliye ticaret mahke- mesinde görülecektir. Sulh hukuk mahkemeleri malvarlığını ilgilendiren ticari davalarda görevli değildir. IX. YARGI YERİ BELİRLENMESİ (MERCİ TAYİNİ) A. Yargı Yeri Belirlenmesini (Merci Tayini) Gerektiren Haller Görev ve yetki kuralları, kanunda belirtilmiş olmasına rağmen bazı 331 hallerde davaya hangi mahkemenin bakacağı konusunda tereddüt ortaya çıkabilir veya davaya bakan mahkemenin bu davaya bakmasına engeller bulunabilir. Böyle bir durumda davaya hangi mahkemenin bakacağının belirlenmesi gerekir. Bunun için yargı yeri (merci) tayini yoluna gidilerek yetkili ve görevli mahkeme belirlenir. Yargı yeri belirlemesi için, 21. maddede dört ihtimal belirtilmiştir. Bu 332 maddedeki mahkeme terimi, hem ilk derece mahkemelerini hem de bölge adliye mahkemelerini kapsamaktadır. Buna göre, davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına herhangi bir engel çıkarsa, davaya hangi yerdeki görevli mahkemede devam edileceğinin belirlemek için yargı yeri belirtilmesi yoluna gidilebilecektir (m. 21/1-a). Savaş ya da olağanüstü hal.in bulunması veya yangın, deprem, su baskını gibi doğal afet sebebiyle bir yerdeki mahkemelerin çalışamaması fiili bir engeldir. Ayrıca hakimin ölme- si,hastalanması ve o yerde davalara bakacak başka hakimin bulunmaması da fiilibir engel sayılır. Bir yerde bulunan hakimin çekinmesi veya reddedilmesi durumunda, 333 oyerde davaya bakacak aynı yetkiye sahip başka hakimin bulunmaması ya 88 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamta/ Atıuay/ôuhs da hakimin atanması, emekli olması veya istifa etmesi durumunda yerine bakacak başka hakimin bulunmaması ise hukuki bir engeldir. 334 İki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirtilmesi konu- sunda bir tereddüt çıkarsa bu da yargı yeri belirtilmesini gerektirmektedir (m. 21/1-b). 335 İki mahkeme aynı dava hakkında ayrı ayrı görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse, davaya hangi mah- kemede devam edileceğini belirlemek için yargı yeri belirlenmesi yoluna gidilmelidir (m. 21/1-c). Bu durumda olumsuz görev uyuşmazlığından söz edilir. Dikkat edilirse, bu görevsizlik kararlarından birisi hakkında kanun yoluna başvurulmuşsa, kanun yolu denetiminden geçmiş olan görevsizlik karan ile daha sonraki mahkeme bağlıdır ve kendisi görevsizlik kararı vere- mez ve dolayısıyla yargı yeri belirtilmesine gerek kalmaz. 336 Kesin yetki hallerinde, iki mahkeme aynı dava hakkında yetkisizlik , karan verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse, yargı yeri belirlenmesi yoluna gidilmelidir (m. 21/1-ç). Yetkinin kesin olmadığı hallerde verilen yetkisizlik kararı ile ister kanun yoluna gidilsin ister gidil- mesin daha sonraki mahkeme bağlıdır ve yetkisizlik kararı veremez. Bu nedenle de olumsuz bir yetki uyuşmazlığı çıkmaz. Keza yetkinin kesin oldu- ğu hallerde dahi, yetkisizlik kararlarından birincisi veya ikincisi için kanun yoluna başvurulursa, kanun yolu denetiminden geçmiş yetkisizlik kararı ile daha sonra başvurulan mahkeme bağlı olacağından, yargı yeri belirtilmesine gerek yoktur. B. Yargı Yeri Belirlenmesi Usulü 337 Öncelikle belirtmek gerekir ki, özellikle fiili veya hukuki bir engelin bulunması durumunda o yerde davaya bakacak başka haklın varsa, o haklın davaya bakar, dava başka yerde görülmez (İBK, 19.1.1959, 29/1 - RG, 19.3.1959, S. 10163). Herhangi bir engelin bulunması durumunda kural olarak, 21. madde anlamında yargı yeri belirlenmesine gerek yoktur. Savaş, olağanüstü hal veya doğal afet gibi bir fiili engel bulunuyorsa, o yerdeki da- valara geçici olarak başka bir yer mahkemesinde bakılmasına karar verilebi- leceği gibi fiili engel, o yerdeki hakimin ölmesi, hastalanması gibi bir sebebe dayanıyorsa ya da ret veya çekinme gibi bir hukuki sebeple o yerde davaya bakacak başka hakim yoksa, bu durumda da Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSKKm. 4; HSKm. 47) o yere geçici yetkili bir hakim görevlendirir. § 3. Mahkemeler 89 Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına herhangi bir engel bulundu- 338 ğu yahut iki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesin- de tereddüt ortaya çıkbğı takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri içinYargıtay'a başvurulur (m. 22/1). İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak 339 verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtay'ca belirlenir (m. 22/2). Örneğin iki bölge adliye mahkemesi aynı davada kendisini yetkisiz saymış ve bu yetkisizlik kararları, kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmişse, davaya bakacak.mahkemeYargıtaytarafından belirlenecektir. Yargı yeri belirtilmesi konusundaki inceleme dosya üzerinden yapıla- 340 bilir (m. 23). Bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen yargı yeri belirtil- mesine ilişkin kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamaz (m. 362/1-c). Bu kararlar kesin olup ilk derece mahkemesi hakimini bağlar (m. 23/2). Yıne yargı yeri belirtilmesi hakkındaki Yargıtay kararları kesindir; bu konudaki Yargıtay tarafından verilen yargı yeri belirtilmesine ilişkin karar, davaya daha sonra bakacak mahkemeyi bağlar (m. 23/2). 90 § 4. YARGI GÖREVLİLERİ I. HAKİM A. Genel Olarak 341 Devlet yargı yetkisini mahkemeler eliyle ve bu mahkemelerin başında bulunan hakimler tarafından kullanır. Hakimler yargı yetkisini millet adına kullanırken devleti temsil ederler. Adalet dağıtan ve doğru karar vererek hukuki barışı temin edenhakimlerin yargı içindeki önemi açıktır. İyiyetişmiş, kültürlü, etki altında kalmadan, objektif ve bağımsız karar verebilen, dürüst ve toplumunu iyi tanıyan hakimlerle adil ve doğru bir yargılama yapılabilir. Hakimin kendi menfaatlerini, kararında ve görevini yapmada düşünmeyen bir kişi olınası gerekir. Bu koşullar sağlanabildiği takdirde amaca ulaşılabile- cektir. Gerektiğinde hukuk yaratan hakim, toplumunu iyi tanıdığı ve sosyal ihtiyaçlarını bildiği ölçüde doğru ve adil hukuk yaratabilir. Hakiınin verdiği karar kesinleştikten sonra, kural olarak artık ona karşı başvurulacak bir yol ve onu değiştirecek bir makam bulunmamaktadır. Bu sebeple, hakimler icra edilen meslekler içinde en zor ve en önemli görevlerden birini yerine ge- tirmektedir. Adaletin en son gerçekleştiği yer hakimin vicdanı olduğundan, hakimler önlerine gelen her işte, insanların ve toplumun geleceğini etkileyen bir karar verdiklerini unutmamalıdır. Bu sebeple, bir düşünür, "hakimlerı hukukun hem efendisi hem de kölesidir" demiştir. Hakimler hukukun köle- sidir; çünkü, onların çok zor olan çalışmaları sayesinde adalet gerçekleşir. Hakimler hukukun efendisidir; çünkü, onlar kararını verdikten sonra artık söylenecek söz yoktur. Hakimler bu bilinçle eğitilmeli, yetiştirilmeli, hizmet etmeli ve sorumluluklarının farkında olmalıdırlar. Toplum düzeni adaletin; adalet, önemli ölçüde hakimlerin sayesinde ayakta kalabilmektedir. Hakim, bilgili, ilgili, bilinçli, sorumluluk sahibi, kendini sürekli geliştiren ve hiçbir şeyden etkilenmeden tek kaygısı adaleti gerçekleştirmek olan, bazen kendi- ne rağmen karar veren kişi olmalıdır. � 4. Yargı Görevlileri 91 B. Hakimlik Mesleğine Giriş Haklın yardımcılığına atanabilmek için hangi niteliklerin arandığı 342 Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 8. maddesinde sayılmıştır. Buna göre hakim yardımcılığına atanabilmek için; ı. Türk vatandaşı olmak, 2. Giriş sınavının yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibarıyla otuzbeş yaşını doldurmamış olmak, 3. Adli yargı adayları için; hukuk fakültesinden mezun olmak veya ya- bancı bir hukuk fakültesini bitirip de Türkiye'deki hukuk fakülteleri programlarına göre eksik kalan derslerden sınava girip başarı belgesi almış bulunmak, 4. Kamu haklarından yasaklı olmamak, 5. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında başarılı olmak4, 6. Askerlik durumu itibariyle askerlikle ilgisi bulunmamak veya mu- vazzaflık hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedeğe geçirilmiş olmak, 7. Hakimlik ve savcılık görevlerini sürekli olarak yurdun her yerinde yapmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı veya engelliliği, alışılmışın dışında çevrenin yadırgayacağı şekilde konuşma ve organ- larının hareketini kontrol zorluğu çekmek gibi engeli bulunmamak, 8. Taksirli suçlar hariç olmak üzere, üç aydan fazla hapis veya affa uğ- ramış olsa bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kö- tüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak veya bu suçlardan veya taksirli suçlar hariç olmak üzere üç aydan fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir fiilden dolayı soruşturma veya kovuşturma altında olmamak. 9. Yazılı yarışma sınavı ile mülakatta başarı göstermek, • Haklın adaylığı sınavına girmek için Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında başarılı olmak şar- h, 7188 sayılı K:Ia 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na ek 41. madde getirilmesiyle de kabul edilmiş ve bu maddede söz konusu sınavın içeriğine ve yapılışına ilişkin düzenlemeler getirilmiştir. 2547 sayılı Kanunun geçici 80. maddesine göre bu şart, ek 41. maddenin yü- rürlüğe girdiği 24.10.2019 tarihinden sonra ilgili yükseköğretim kurumlarına kayıt yaptıran- lardan 31.03.2024 tarihinden sonra mezun olanlar hakkında uygulanacaktır. Pekcanıtu:/ Atalay/Ôukes Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 92 !O.Hakimlik ve savcılık mesleğine yakışmayacak tutum ve davranışlar- da bulunmamış olmakşarttır. 343 Avukatlık mesleğinden adaylığa geçmek için ise ayrıca, mesleğinde üç yıl çalışmış ve giriş sınavının yapıldığı tarih itibariyle kırkbeş yaşını doldurmamış olmak ve kendileri için yapılacak yazılı yarışma sınavında ve mülakatta başarılı olmak gerekir. 344 Yazılı sınav Türkçe, matematik, Türk kültür ve medeniyetleri, Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi ve temel yurttaşlık bilgisi sorularından oluşan genel yetenek ve genel kültür konuları ile adli yargıda; anayasa hukuku, medeni hukuk, borçlar hukuku, hukuk yargılama usulü, ticaret hukuku, icra ve iflas hukuku, ceza hukuku, ceza yargılama usulü, idari yargılama usulü ve idare hukuku konularını kapsayan alan bilgisi sorularından yapılır. 345 Yazılı sınavda başarılı olanlar mülakata alınırlar. Yazılı sınavda yüz tam puan üzerinden en az yetmiş puan almak kaydıyla en yüksek puan alandan başlamak üzere, sınav ilanında belirtilen kadro sayısının iki katı fazlası mülakata çağrılır. Başarılı olanların sayısı, ilan edilen kadronun iki katı fazla- sının altında kalırsa sadece başarılı olanlar mülakata çağrılır. Mülakat sonu- cu en yüksek puan alandan başlamak üzere sıraya konularak mülakat başarı listesi hazırlanır ve bu listenin altı mülakat kurulu tarafından imzalanarak Personel Genel Müdürlüğü'ne teslim edilir (HSK m. 9/A). 346 Her yıl alınacak hakim yardımcısı sayısı kadro ve ihtiyaç durumuna göre Adalet Bakanlığı'nca saptanır (HSK m. 9/ 1). Doktora yapanlar sadece mülakata tabi tutulur (HSK m. 9/ 3). Hakim yardımcısının atanma nitelik- lerinden birisini taşımadığı sonradan anlaşılırsa veya bu niteliklerinden biri- sini yitirirse ya da hakimlikle bağdaşmayacak nitelikte tutum ve davranışlar sergilerse hakim yardımcılığına Adalet Bakanlığı'nca son verilir (HSK m. 12). 347 Hakimlik ve Savcılık Stajı "Hakim ve Savcı Adaylarının Staj Dönemi ile Staj Mahkemelerine llişkin Yönetmelik5" (RG, 01.06.2004, S. 25479) hü- kümlerine göre yapılır. Hakim ve savcı yardımcılarının eğitimine ilişkin ise "Hakim ve Savcı Adaylannın Meslek Öncesi Eğitimlerine nişkin Yönetmelik" 6 s .Adlt Yargı Hakim ve Sava Adayları ile İdari Yargı Hakim Adaylarının Staj Dönemi ile Staj Mahkemelerine llişkin Yônetmeliğin (RG, 01.06.2004, S. 25479) başlığı değiştirilerek • Hakim ve Sava Adaylannın Staj Dönemi ne Staj Mahkemelerine nişkin Yönetmelik" (RG, 16.01.2018, S. 30303) halini almış, bazı hükümleri değiştirilmiş ve bazı yeni hükümler geti- rilmiştir. ' AdliYargı Hakim veSavcı Adayları ile İdari Yargı HakimAdaylarının Meslek Öncesi Eğitim- § 4. Yargı Görevlileri 93 (RG, O1.06.2004, S. 25479) bulunmaktadır. Ayrıca hikim ve savcı yar- dımcılarının, Türkiye Adalet Akademisi'ndeki meslek öncesi eğitimlerinin uygulama esasları ile yazılı ve sözlü sınavlara ilişkin ustil ve esaslar da "Tür- kiye Adalet Akademisi Meslek Öncesi Eğitimin Uygulama Esasları ile Yazılı ve Sözlü Sınavlara Dair Yönetmelik" (RG, 12.12.2019, S. 30976) ile düzenlen- nıiştir. Eğitim sonunda başarı gösterenlerin atamaları Hakimler ve Savcılar Kanunu'na göre yapılır. Hakimlik ve savcılık görevinin sona erme halleri Hakimler ve Savcılar 348 Kanunu'nun 51-53. maddelerinde belirtilmiştir. 7413 sayılı Kanunla Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda değişildik yapı- 349 larak hakim (ve savcı) yardımcılığına ilişkin düzenlemeler getirilmiştir. Söz konusu düzenlemelerin, 01.01.2023 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörül- müştür (7413 s. K. m. 22). Hakim yardımcılığı için bugüne kadar çok geç kalmmışbr. Bu sistemin 350 çok önceden kabul edilip uygulanması gerekirdi; ancak bugüne kadar farklı zamanlarda gündeme alınmasına rağmen gerçekleştirilememiştir. Oysa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kabul edildiğinde, gerekçesinde de hakim yardımcılığı tavsiye edilmiş, hatta sistemin işlemesi için zorunlu görülmüştür. Şayet ön inceleme ile birlikte sağlıklı işleyen bu sistem kabul edilseydi, şüphesiz daha doğru yargılamalar yapılabilir ve kararlar verilebilir, iş yükü daha azalabilirdi. Hakim yardımcılığına ilişkin düzenlemelerin uygulanmaya başlama- 351 sıyla birlikte hakimlik mesleğine girişte önemli değişiklikler söz konusu olmuştur. Öncelikle, hakim yardımcılığı dönemi geçirilmeden hiç kimse hakim olarak atanamayacaktır. Hakim yardımcılığına atanmanın koşullan ise Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 8. maddesinde sayılmışbr. Bu koşullar, yukarıda sayılan koşullarla aynıdır. Her yıl alınacak hakim yardımcısı sayısı, kadro ve ihtiyaç durumuna 352 göre Adalet Bakanlığı'nca tespit edilecektir. 7413 sayılı Kanun'la değişik Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 10. 353 maddesinde hakim yardımcılığı süresi üç yıl olarak düzenlenmiştir. Bu üç yıllık süre, üç dönemden oluşmaktadır. Bunlar; temel eğitim dönemi, gö- rev dönemi ve son eğitim dönemidir. Temel eğitim ve son eğitim Türkiye lerinin Yaptınlmasının Esas ve Usullerine İlişkin Yonetıneliğin (RG, 01.06.2004, S. 25479) başlığı da "HAkim ve Savcı Adaylarının Meslek Öncesi Eğitimlerine n;şkin Yönetmelik• (RG, 16.01.2018, S. 30303) olarak değiştirilmiştir. Pekcarııtez/ Atalay/Ôzekes Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 94 Adalet Akademisi tarafından verilecektir. Görev dönemini ise hakiın yar- dımcılarının yargı mercilerinde fıilen görev yapmak suretiyle geçirmeleri öngörülmüştür. 354 Haklın yardımcılarının yargı mercilerindeki görev ve yetkileri ile çalış- ma usul ve esasları Adalet Bakanlığı'nca çıkarılacak yönetmelikle düzenlene- cektir. Ancak şunu ifade etmek gerekir ki, münhasıran hakim tarafından ya- pılması gereken işve işlemler, haklın yardımcısı tarafından yapılamayacaktır. 355 7413 sayılı Kanun'la değişik Hakiınler ve Savcılar Kanunu'nun 11. maddesinde hakim yardımcılarının görev döneminde mahkemelerdeki gö- revleri şu şekilde sayılmıştır: ► Hakim tarafından tevdi edilen dosya veya evrakı inceleyerek hakime sunmak, ► Duruşma ve keşif işlemlerinde hakime yardımcı olmak, ► Yazı işleri müdürlüğünce hazırlanan evrakı hakime sunulmadan önce kontrol etmek, ► Tensip ve gerekçeli karar taslaklarını hazırlamak, ► Ara kararların icrasına dair iş ve işlemleri yapmak, ► Hakimin istediği konular hakkında hukuki araştırma yapmak, ► Mevzuatta belirtilen diğer görevler ile hakim tarafından verilen benzeri görevleri yerine getirmek. 356 Hakim yardımcılarının her dönem sonunda sınava tabi tutulmaları kabul edilmiştir. Hakim yardımcılığı sonunda başarılı sayılmak için yazılı sınavlar nihai puanının %SO'si, sözlü sınavpuanının %2S'i ile görev ve eğitim dönemlerinde verilen puanların aritmetik ortalamasının %2S'inin toplamı- nın en az yetmiş olınası şarttır. 357 Hakiın yardımcılığı sonunda başarılı olamayanlar, talepleri halinde Adalet Bakanlığı'nca merkez veya taşra teşkilatında genel idare hizmetleri sınıfında bir kadroya atanabilirler.Aksi halde bunların hakim yardımcılığına Adalet Bakanlığı'nca son verilir. 358 Haklın yardımcılığı dönemleri, hakiın yardımcılarının hakimliğe atana- cak şekilde ayrılması, görevyerlerinin tespiti, eğitici hakimlerin belirlenmesi ve görevleri Adalet Bakanlığı'nca çıkarılacak yönetmelikle; eğitimlerin uy- gıılama esasları ile yazılı ve sözlü sınavlara ilişkin hususlar Türkiye Adalet Akademisi'nce çıkarılacak yönetmelikle düzenlenecektir. � 4. Yargı Görevlileri 95 Haklın yardımcılığı hakimlik stajından ayrı bir durum ve statüdür. 359 Hllim yardımcılığı kendi içinde daha bağımsız bir statüyü ve konumu ifade etmektedir. Bu çerçevede, hakimin yargısal faaliyetinde doğrudan yer alan hakim yardımcılarının Adalet Bakanlığı'nın değil, Hakimler ve Savcılar Ku- rulu nezaretinde görev yapması işin niteliğine daha uygun ve doğru olacaktır. Asıl kararı verenin haklın olduğu yerde, onun işlemlerine, hatta kararlarına yardımcı olacak, onun nezaretinde çalışacak kişiyi yürütmeyi temsil eden Adalet Bakanlığı'na bağlı kılmak uygulamada açık ve örtülü sorunlara yol açabilir; yargı mekanizması içinde istenmeyen sonuçlar doğurabilir. C. Hakimlerin Seçimi ve Atanması ı. Genel Olarak Sistemler Hakimlerin atanması onların bağımsızlıklarıyla çoğu kez ilgilidir. 360 Hakimlerin bağımsız olabilmeleri için çeşitli sistemler kabul edilmiştir. Ancak, bu sistemlerin tümünün olumlu olduğu kadar olumsuz yanlan da görülmektedir. Hakimlerin atanmasıyla ilgili bugün dünyada uygulanan üç sistem vardır. Bu sistemlerden birincisi hakimlerin halk tarafından veya yasama organı tarafından seçilmesi, ikincisi hakimlerin yürütme organı tara- fından seçilmesi, üçüncüsü ise hakimlerin hakimler tarafından oluşturulan bir kurul tarafından seçilmesidir. Hakimlerin halktarafından seçilmesi, egemenliğin halka ait olmasından 361 kaynaklanmaktadır.Halk tarafından seçim sisteminin, hakimin bağımsızlığı- m sağlamak bakımından olumlu yönlerine rağmen, seçim sisteminde siyasi partilerin mücadelesi söz konusu olacağından, aslında yetenekli hakimlerin atanması yerine, belli görüşlere sahip hakimlerin atanması bu sistemin en önemli mahzurudur. Halk tarafından seçim sistemi belirli şekillerde Ameri- ka Birleşik Devletleri ve İsviçre'de uygulanmaktadır. Hakimlerin seçimi bakımından uygulanan ikinci sistem, hakimlerin 362 yürütme organı tarafından seçilmesi sistemidir. Bu sistem uygulanan en eski sistemdir. Yürütme organı, yeri geldiğinde kendi yaptığı işlemler hakkında karar verecek ve hatta kendisini yargılayacak hakimleri atarken ister istemez kendisine yakın ve bu konuda bağımlı olabilecek kişileri seçecektir. Bu sis- temde hakimlerin görevine son verilmesi, kolaylıkla tayin edilmesi, emekli- ye ayrılmasının sağlanması gibi olumsuzlukların belli ölçüde giderilebilmesi için, bu sistemi kabul eden ülkelerde, hakimlerin ömür boyu atanması ve bu- nun yanında bazı teminatlarla korunması sağlanmıştır. Örneğin Almanya'da eyalet mahkemesi hakimleri, eyalet başkanı veya adalet bakanı tarafından Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôukes 96 atanmaktadır. Yıne İngiltere'de sulh hakimlerinin ataması yürütme organı tarafından yapılmaktadır. 1961 Anayasası'ndan önce ülkemizde hakim adayları Adalet Bakanı, hakimler de milli iradeyi temsilen Cumhurbaşkanı tarafından atanmak.taydı (Hakimler K. m. 4). 363 Hakimlerin seçilmesinde yukarıda açıklanan her ikisistemin de hakimin bağımsızlığını temin bakımından olumsuzlukları nedeniyle, üçüncü sistem olarak, hakimlerin bizzat hakimler tarafından seçilmesi kabul edilmiştir. Bu sistemde yüksek dereceli hakimler bir kurul oluşturur ve bu kurul hakimlerin atanmasından özlük işlerine kadar tüm konularda yetkili ve görevlidir. Bu sisteme Kooptasyon (Cooptation) denilmektedir. Bu sistemde hakimlerin bağımsızlığının en iyi şekilde korunacağı kabul edilmektedir. Bu sistem Fin- landiya ve İsviçre'nin bazı hakimleri seçmede kullandığı bir sistemdir. 2. Ülkemizdeki Durum 364 1961 Anayasası ile kuvvetler ayrılığı ilkesi getirilirken, hakimlerin bağımsızlığını temin için, hakimlerin oluşturduğu bir kurul tarafından atanması sistemi kabul edilmiştir. Böylelikle Yüksek Hakimler Kurulu oluş- turulmuştur. Yti.ksek Hakimler Kurulu, Anayasa'nın 143. maddesi uyarınca 45 sayılı Kanun'a göre kurulmuştur. 365 1982 Anayasası ile Yti.ksek Hakimler Kurulunun salt hakimlerden oluş- masına ilişkin durum değiştirilmiş ve Adalet Bakanı'nın başkanlığında, Ada- let Bakanlığı Müsteşarı ve Özlük İşleri Genel Müdürünün de temsil edildiği bir Hakimler ve Savcılar Kurulu oluşturulmuştur. Anayasa değişiklikleriyle birlikte Kurul'un yapısı, işleyişi ve görevleri ile ilgili yeni bir düzenleme ya- pılmıştır. 366 Anayasanın konuyla ilgili 159. maddesine göre, Hakimler ve Savcılar Kurulu on üç üyeden oluşur; iki daire halinde çalışır. Kurulun Başkanı Ada- let Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı 7 Kurulun tabii üyesidir. Kurulun, üç üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yi- tirmemiş adli yargı hakim ve savcıları arasından, bir üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı haklın ve savcıları arasından Cumhurbaşkanınca; üç üyesi Yargıtay üyeleri, bir üyesi 7 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (RG, 09.07.2018, S. 30473 3. Mükerrer) 208. maddesi ile Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun 2. maddesinin (j) bendindeki "Müste- şan" ibaresi,"ilgilibakan yardımcısı" olarak değiştirilmiştir.Söz konusu Kanun'un 3. madde- sine göre de Kurul ilci daire Mlinde çalışır ve Bakan, Adalet Bakanlığı ilgili bakan yardımcısı ile Cumhurbaşkanıncaseçilen dört ve Türkiye Büyük Millet Meclisince seçilen yedi üyeden oluşur. § 4.Ya,-gı Görevlilct'I Danıştay üyeleri, üç üyesi nitelikleri kanunda belirtilen yükseköğretim ku- rumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar ara- sından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir. Öğretim üyeleri ile avukatlar arasından seçilen üyelerden, en az birinin öğretim üyesi ve en az birinin de avukat olması zorunludur. Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun yapısı ve oluşumu oldukça eleştiril- 367 mekteydi. Bu eleştirilerin bir kısmı değişikliklerle birlikte giderilmiştir. Ör- neğin, kurulun ayrı sekretaryası ve kurumsal yapısının olması, ayrı bir teftiş sisteminin oluşturulması geçmişte yöneltilen, ancak yeniden düzenlenen hususlardır. Bununla birlikte, Kurul'a Adalet Bakanı'nın başkanlık etmesi ve Adalet Bakanı'nın ilgili yardımcısının kurulun tabii üyesi olması yönündeki eleştirileri giderecek bir düzenleme maalesef yapılmamıştır. D. Hakimlerin Bağımsızlığı 1. Genel Olarak Anekdot birçok kişi tarafından bilinmektedir. Prusya kralı ikinci Fried- 368 rich, Sanssouci sarayında, komşusu Müller Arnold'un yel değirmenlerinin gürültüsünden rahatsız olup, bu değirmenlerin kapatılmasını emreder ve bu alanın kamulaştırılmasına karar verir. Fakat bu kararı duyan Müller, Krala ''Majesteleri, Berlin'de hakimler var" diyerek tepkisini, hukuka ve hakimlere adil karar verecekleri konusunda güvenini dile getirir. Bu, gerçekte olmuş mudur, yoksa bir söylenti midir bilmiyoruz. Ancak bu anekdot, mahkeme önünde herkesin eşit olduğu ve herkese aynı kanunun eşit biçimde uygula- nacağı, mahkemelerin tarafsızca karar verecekleri ve krala rağmen yargıya, mahkemelerin bağımsızlığına güvenen bir vatandaşın ifadesi ve bu konu- daki anlayışın yerleşmesi bakımından önem taşır. Gelişmenin en önemli göstergelerinden biri de o ülkede adaletin nasıl gerçekleştiği ve hakimlerin gerçekten ne kadar bağımsız ve tarafsız oldukları ve bunu içselleştirdikleri; en üst yöneticisinden en alttaki ferdine kadar toplumda da bu anlayışın ne kadar içselleştirildiğidir. Hakim, diğer devlet memurlarından ve kamu görevlilerinden farklı 369 olarak, görevini yerine getirirken bağımsızdır. Bu bağımsızlık, onun göre- vini yerine getirirken objektif ve serbest olması amacıyla kabul edilmiştir. Bu, tarafsız bir yargıyı ve mahkemelerden hukuki yardım talebinde bulunan kişinin yargıya güvenini de sağlayan bir unsurdur. Bu, aynı zamanda huku- kun kendisine uygulanacak olan kişi açısından keyfiliğe karşı bir teminattır. Bağımsızlık öncelikle yürütme ve yasamaya karşı korunmalıdır. Hakim, 97 ...... Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pekcamtu./ Atalay/Ôzekes 98 özellikle yürütmeye karşı bağımsız olmalıdır. Tarih içinde yürütme gücünü elinde tutanlar şu ya da bu şekilde yargıyı ele geçirmek, yargıyı etkilemek ya da yargıya egemen olmak istemişlerdir. Hakimin maddi anlamda bağımsızlı- ğı, idarenin, yürütmenin ve hiçbir mercün talimat ve emirleriyle bağlı olma- masıdır. Hakimin yasama ve yürütme karşısında bağımsız olması yanında topluma ve davanın taraflarına karşı da bağımsız olması gerekir. 370 Hakimin bağımsızlığı özellikle kuvvetler ayrılığının kabul edilmesiyle ortaya çıkmış ve birçok ülkenin anayasasında teminat altına alınmıştır. Ülke- mizde hakimlerin bağımsızlığı ilk olarak 1924 Anayasası ile düzenlenmiştir (m. 54). 371 Bağımsızlık, hakimin sadece hukuk kuralları ile bağlı olmasıdır. Hakimlerin sadece hukuk kurallarıyla bağlı olması, onların diğer mahkeme- lerin kendi önlerine gelen ön sorunlar hakkında verdikleri kararlarla bağlı olmadıkları anlamına da gelir. Haklın hukuk kuralları çerçevesinde, kendi hukuk anlayışı ve vicdanına göre karar verir; hatta üst mahkeme olan Yargıtay kararlarından farklı kararlar da verebilir. Yargıtay'ın vermiş olduğu kararlar hakim için bağlayıcı değildir. Hukukun gelişimi için de mahkemelerin farklı karar verebilmeleri gereklidir. 372 Hakimin sadece kanunlara bağlı olduğu prensibinin istisnası içtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcılığıdır. Yargıtay Kanunu'nun 45. maddesi- nin 5. fıkrasına göre, "İçtihadı birleştirme kararları benzer hukukı konularda Yargıtay dairelerini ve adalet mahkemelerini bağlar': Bunu sağlamak için, içtihadı birleştirme kararları Adalet Bakanlığı'na bildirilir. Adalet Bakanlığı bütün adliye mahkemelerine ve Cumhuriyet savcılıklarına bu kararları ge- cikmeksizin duyurur (YarKm. 45/6). 373 İçtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcılığı, hakimlerin kanunla bağlı olmasına ve kararlarında kimseden emir ve talimat almayacağı kuralına aykırı olduğundan ve içtihat kapılarının kapanmasına yol açacağından eleştirilmiş- tir. Ancak içtihadı birleştirme kararları mahkemeleri bağlamasına karşılık, içtihat yolunu kapamamıştır. Çünkü mahkemeler gerekçesini belirterek farklı yönde karar verebilirler. Bu kararı içtihadı birleştirme kararına aykırı düşerse, mahkemeler de bu içtihadın değiştirilmesi veya kaldırılmasını iste- yebilir (YarKm. 45/3). 374 Bunun yanında hakimler, Yargıtay'ın verdiği bozma kararına karşı di- renebilirse de bu direnme kararının Hukuk Genel Kurulu'nda incelenmesi üzerine verilen karara da uymak zorundadırlar. Yine Anayasa Mahkemesi � 4. yargı Görevlileri 99 t t kararlan, yasama ve yürütme yanında mahkemeleri, yani hikimleri de bağ- lar. Uyuşmazlık Mahkemesi kararları da hakim için bağlayıcıdır. Hiliın öncelikle devlete, sonra taraflara karşı bağımsız olmalıdır. Dev- 375 lete karşı bağımsızlığı, özellikle yürütme organına karşı bağımsız olmasını gerelı..'tirir. Bunun için hakimlerin atanmasına ilişkin düzenlemeler yanında onlara bu bağımsızlığın sağlanabilmesi için objektif ve sübjektif teminatlar tanırunışbr. Taraflara karşı bağımsızlığının sağlanabilmesi için ise hakimin bazı davalara bakması yasaklanmış (m. 34), bazı davalarda da reddi (m. 36) sağlanınışbr. Bütün bunların yanında "dördüncü kuvvet" olarak adlandırılan basına karşı bağımsızlığı sağlanmalıdır. Bu amaçla Basın Kanunu'nda hü- kümler getirilmiştir. Nitekim Basın Kanunu'nun 3. maddesine göre, basın özgürlüğünün kullanılması, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlan- ması amacıyla kısıtlanabilir. Hakimin bağımsız olabilmesi için sadece devlete, taraflara ve toplu- 376 ma karşı bağımsız olması yetmez. Objektif bağımsızlığın yanında hakim, sübjektif açıdan da bağımsız olmalıdır. Bu ise öncelikle hakimin sübjektif bakımdan kendisini bağımsız kılabilme yeteneğine sahip, iç bağımsızlığa sahip olmasını gerektirir. Örneğin, medyada zaman zaman hakimi etki altı- na alabilme, baskı oluşturma çabaları görülebilmektedir. Zayıf bir hakimin yapılan yayınlardan etkilenmesi, basının görüşü doğrultusunda yargılamayı sonuçlandırması tehlikesi vardır. Bu tehlikeyi ortadan kaldırmak çok kolay değildir. Çünkü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için basın özgürlüğünün ve toplumun haber alına hakkının daha fazla kısıtlanması kabul edilemez. Ancak burada görülmekte olan bir dava hakkında topluma bilgi verilmesi ile bu davayı etkileyici yorum ve hatta baskı yapılması birbirinden ayn olarak değerlendirilmelidir. 2. Hakimlerin Bağımsızlığı 1 Anayasa'ya göre yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız 377 { mahkemelerce kullanılır (AY m. 9). Buradaki yetkinin kaynağı, hakimin bağımsızlığının en belirleyici noktasıdır. Hakimler, yetkiyi devletten değil, ( milletten alırlar ve onun adına kullanırlar. Devlet, hakimin adaleti gerçekleş- tirmesi için, adalet mekanizmasını doğru çalıştırmakla görevlidir. Hakimler, l özel statülü kamu görevlisidir; bu yönüyle klasik devlet memuru çerçevesi içinde düşünülmez. Zira, devletle vatandaş ihtilafa düştüğünde de uyuşmaz- lıkmahkemenin ve hakimin önüne gelecektir. Hakimlerin bu sebeple yetkiyi milletten alması önemlidir. Öncelikle hakimliğin niteliği ve bunun yanında l t Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamta/ Atalay/Ôukes 100 da yetkinin kaynağı sebebiyle, devletle vatandaş uyuşmazlığa düştüğünde de hakim her ikisine eşit uzaklıkta ve bağımsızdır. 378 Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya, kanuna ve huku- ka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler (AY m. 138/1). Anayasa'nın bu düzenlemesi de oldukça önemlidir. Zira, hakimin son nokta- da karar yeri vicdanıdır. Bu sebeple, hakimlerin hiçbir etki altında kalmadan vicdani kanaat oluşturmaları oldukça önemlidir. Vicdani kanaat sübjektiftir; ancak, hakimin kanuna ve hukuka uygun olarak karar vereceği belirtilerek, sübjektif hususa objektif ölçüler konulmuştur. Hakimlerin bağımsızlığını korumak ve hiçbir etki altında kalmadan vicdani kanaatlerine göre karar verebilmeleri için Anayasa'da bazı ilkeler kabul edilmiştir. 379 Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz (AY m. 138/2; HSKm. 4/1). 380 Görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz ve herhangi bir be- yanda bulunulamaz (AY m. 138/3). Son yıllarda bu hükmün ne kadar çok ihlal edildiğine dikkatinizi çekmek istiyoruz. 381 Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak wrundadır. Bu organlar, mahkeme kararlarını geciktirmeksizin yerine ge- tirmek zorundadırlar (AY m. 138/4). Bu konuda da zaman zaman yargı ka- rarlannın yerine getirilmediğine tanık olunmaktadır. Bir hukuk devletinde kabul edilemeyecek bu durumun bir an önce değişmesi gerekmektedir. 382 Hakimler, Anayasa'da belirtilen dışında genel ve özel hiçbir görev alamazlar (AY m. 140/5). Ancak hakimler, bilimsel araştırma yapabilir, bununla ilgili kitap ve makale yazabilir, resmi bir öğretim kurumunda ders verebilirler (karş. HSKm. 48/3). 383 Hakimlerin siyasi partilere üye olması yasaktır. Ancak pek tabiidir ki hakimlerin de bir siyasi görüşü olacaktır. Üye olmalarının yasaklanmasıyla amaçlanan, hakimin bir siyasi partiye mensup olarak hem kendi kararlarında bağımlı olmasını önlemek, hem de hak arayanların hakimin bağımsızlığın- dan şüphe etmesini, bu tür bir kanının oluşmasını önlemektir. Ancak, hakim hangi dünya görüşüne ve siyasi görüşe sahip olursa olsun, görevini yaparken kendine rağmen bağımsız olmak durumdadır. 384 Hakimin bağımsız olabilmesi için başka teminatlarla da donatılmış olması gerekir. Bu teminatlardan en önemlisi hakimin, uygun bir ücret § 4. Ya�ı Görevlileri 101 almasıdır. Ekonomik teminat olmaksızın hakimin bağımsızlığı hayal olur. Hakimlere tanınan mali ve sosyal haklar Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 102ve devamı maddelerinde ayrıca belirtilmiştir.Hakimlerin çalışma koşul- larının da iyi düzenlenmesi, bağımsızlığın korunmasına katkı sağlayacaktır. Ancak, her şart albnda haklın bağımsız kalabilmeyi başarabilmeli, buna özen göstermelidir.Adaletin telafisi ve mazereti yoktur; bu sebeple hiçbir gerekçe, hakimin adalet ve hukukun dışına çıkmasını mazur ve makul gösteremez. E. Hakimlere Tanınan Teminatlar Hakimlere bağımsızlıklarının korunabilmesi için diğer kamu görev- 385 lilerinden ve memurlardan farklı olarak birçok teminat da tanınmıştır. Bu teminatların birçoğu, Anayasa'da düzenlenmiştir. Buna göre: Hakimler, yaş haddi ve maluliyet hali dışında kendileri istemedikçe 386 emekliye sevk olunamazlar (AY m. 139/1; HSK m. 44). Ancak, meslekten çıkarmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevi sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar ve meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisna- lar saklıdır (HSK m. 44). Hakimlerin süreli olarak atanmaları onları atama merciine karşı bağımlı kılabilir. Tekrar atanmak durumunda olan haklın, atanabilmesi için, bu atama merciinin düşüncesi doğrultusunda kararlar vermek durumunda kalabilir. Hakimler, kadronun daraltılması veya kaldırılması sebeplerine dayan- 387 sa bile maaş ve ödeneklerinden yoksun kılınamazlar (AY m. 139/1). Bir mahkemenin ve kadronun kaldırılması sebebiyle görevsiz kalanlara, mahke- menin veya kadronun kaldırılma zamanında açık bulunan veya ilk açılacak olan aylık ve derecelerine eşit hakimlik ve savcılık görevi teklif olunur. İlgili birinci teklifi reddedebilir. İkinci teklifi kabul etmeyen meslekten çekilmiş sayılır (HSK m. 45). Ha.kimler istekleri dışında savcılık sınıfına nakledilemezler. Hakimler 388 ve Savcılar Kurulu Kanunu'na göre, hakimlere disiplin cezası verilmesi veya görevden uzaklaştırılmaları hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu karar verir (HSKK m. 4/7-8). Haklın ve savcılar hakkında denetim, araştırma inceleme ve soruşturma işlemlerine Başkanlık izin verir (HSKK m. 6/2-ç). Daha önce hakimler ve savcılar hakkında denetleme, inceleme, soruşturma yapan adalet müfettişleri Adalet Bakanlığı'na bağlı idi. Medeni Ustll Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtu/ Atalay/Ôukes 102 F. Hdkimlerin Sorumluluğu I. Genel Olarak 389 Hakimler, yaptıkları görevin önemi sebebiyle kendilerine tanınan te- minat ve sağlanan bağımsızlığa karşı, diğer kamu görevlilerinden farklı bir sorumluluğa tabi tutulmuştur. Bu farklı sorumlulukları hukuki, disiplin ve cezai sorumluluk alanındadır. Bu sorumluluklar, hem hakimlerin yaptıkları görevin önemi sebebiyle farklı ve ağır olmayı ve hem de gereksiz yere rahat- sız edilmemeleri ve bu sebeple yargının gecikmesinin önlenmesi amacıyla ayn tutulmayı gerektirmiştir. Özellikle davayı kaybeden taraf, uydurma sebepler yaratarak hakimin sorumluluğuna gitmeyi düşünebilecektir. Yine davayı kaybetmek durumunda kalan, davayı geciktirmek amacıyla bu yolu deneyebilecektir. 2. Hukuki Sorumluluk a. Genel Olarak 390 Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile hakimlerin birinci derecede sorum- luluğu yerine devletin birinci derecede sorumluluğu kabul edilmiştir. Yeni düzenleme ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 46. maddesindeki sebep- lerden ötürü hakim terimi geniş anlamda kullanılmıştır. Buradaki hakim ifadesi, ilk derece mahkemesi hakimi, istinaf hakimi, Yargıtay üyeleri ve baş- kanlarını kapsayacak şekilde anlaşılmalıdır. Sorumluluk davası açılabilmesi için hakime karşı bir ceza soruşturması yapılması yahut mahkumiyet şartı yoktur. Bu husus açıkça ifade edilmiştir (m. 46/2). 39l Devletin birinci derecede sorumlu tutulmasının nedeni, hakimlerin doğrudan sorumluluk davası ile karşı karşıya kalmasını önlemektir. Devletin sorumluluğunun kabulü ile zarar gören kişinin zararını tam ve eksiksiz ola- rak tahsil edebilmesi sağlanmak istenmiştir. Zira hakim her zaman sorumlu olduğu zararı karşılayabilecek durumda olmayabilir. Böylelikle hak arayan- ların yargı içinde hakimin kararından ötürü gördüğü zararı daha kolay ve tam olarak elde edebilmesi amaçlanmıştır. 39 2 Ancak, devletin tazminata mahkum olması halinde hakim bizzat so- rumlu olacaktır. Çünkü devlet ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu hakime ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder (m. 46/3). Bu hüküm emredici bir hüküm olduğundan, tazminata mahkum olan Devletin sorum- lu hakime rücu etme konusunda bir takdir yetkisi yoktur. § 4.Ym8'ı Görevlileri 103 Hakim ikinci derecede sorumlu olsa da her kararından sonra sorumlu 393 tutulması, birçok kişinin bilimlik mesleğinden kaçışına neden oluşturabilir. Bu sebeple bilimlerin vermiş olduğu kararlardan ötürü sadece hakimlerin ağır ihmalli veya kasıtlı oldukları hallerde devletin sorumluluğu kabul edilmiştir. Bunun bir diğer nedeni de hakimin kanuna aykırı kararına karşı tarafların kanun yoluna başvurarak bu kararı ortadan kaldırma imkanlarının oluşudur. Nasıl ki Türk Borçlar Kanunu'nda müterafık kusur sebebiyle tazminatta indirim öngörülmüşse, burada da tarafların verilen hükme karşı kanun yoluna başvurma imkanları olduğundan, hakimin verdiği kararın sırf kanuna aykırı olması halinde devletin sorumluluğu kabul edilmemiştir. b. Sorumluluk Halleri Hakimlerin görevleri sırasında vermiş oldukları zararlardan ötürü Dev- 394 letinsorumluluğu yoluna başvurulabilmesiiçin, Türk Borçlar Kanunu'ndaki haksız fiil hükümlerine göre, zarar, kusur ve illiyet bağının aranması gerekir. Ancak kusur ile sorumluluk sebepleri Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzda aynca düzenlenmiştir. Sorumluluk halleri Kanun'un 46. maddesinde sınırlı olaraksayılmıştır. Bu haller: aa. Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması (m. 46/1-a). Hakimin sorumluluğu sadece verdiği hüküm- ler için değil, tüm kararlar için, yani usule ilişkin nihai kararlar ile ara kararları da dahil olmak üzere kabul edilmiştir. ah. Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması (m. 46/1-b). Bu sorumluluk halinde haklın, bir menfaat sebebiyle hukuka aykırı karar vermiş olmalıdır. Ancak menfaatin karardan önce veya sonra olmasının sorumluluk açısından önemi bulunmamaktadır. Bu sorumluluk halinde de hakimin kastı aranmaktadır. ac. Farklı bir anlam yüklenmeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması Devletin diğer bir sorumluluk hali olarak kabul edilmiştir (m. 46/1-c). Bu so- rumluluk halinde, başka bir anlam verilemeyecek kanun hükmüne aykırı karar veren hakimin basit bir ihmali bulunsa bile sorumlu tutulması gerekir. Olaya uygulanacak kanun hükmünü hakim kendiliğinden uygulayacağından, bu konuda tarafların yanlış bir kanun hükmünü göstermiş olmaları hakimi sorumluluktan kur- tarmaz. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôzekes 104 ad. Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması (m. 46/1-ç). Duruşmada yapılan bütün işler ve sözlü yargılamanın cereyanı, tutanak ile ispat olunabilir (m. 156). Hakim dava dosyasında bulunmayan veya duruşma tutanağında yer almayan bir vakıayı kendiliğinden nazara alama- yacağından, aksine davranışı bir sorumluluk sebebi sayılmıştır. Bu sorumluluk sebebi için hakimin ağır kusur veya kasıtla hareket etmiş olması gerekir. ae. Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş ve söylenmeyen sözün hüküm ve kararı etkileyecek şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş olması (m. 46/1-d). Bu so- rumluluk sebebinde hakimin duruşma tutanakları ile kararlarını değiştirmiş olması ve bunun aksinin ileri süren tarafça ispat edil- miş olması gerekir. Örneğin, haklın, dinlenmeyen bir tanık sanki dinlenmiş gibi duruşma tutanağını düzenlemiş veya sonradan duruşma tutanağını değiştirmişse, bu onun sorumluluğunu gerek- tirir. Bu sorumluluk halinde de hakimin ağır kusur veya kastının bulunması gerekir. af. Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılması (m. 46/1-e). Bu so- rumluluk sebebi hukuki koruma hakkının bir sonucudur. Yargı görevini üstlenen ve kişilerin kendiliğinden hak almasını yasak- layan Devlet, bu görevi gecikmeksizin en iyi şekilde yerine getir- mek zorundadır. Bunu uygulamada gerçekleştirmek için Devlet, yargı görevini üstlenen hakiınlerin yerine getirmeleri gereken bir hakkı yerine getirmekten kaçınmalarını bir sorumluluk sebebi olarak düzenlemiştir. Hakimin bir dava dilekçesini sebepsiz ola- rak reddetmesi, gerçek olmayan bahanelerle davayı sürüncemede bırakması hakkı yerine getirmekten kaçınmadır. Hakkın yerine getirilmesinden kaçınma sebebiyle sorumluluk davası açılabilme- si için, önceki kanunda olduğu gibi hakime noter aracılığıyla bir ihtarname gönderilmesine gerek yoktur. c. Sorumluluk Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme 395 Devlet aleyhine açılacak sorumluluk davasında görevli ve yetkili mah- keme Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ayrıca düzenlenmiştir (m. 47). Buna göre, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hakimlerinin fiil ve kararla- rından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay § 4.Ycırgı Görcıılilcrl 105 Dördüncü Hukuk Dairesinde dava açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. Dava, bu dairenin başkan ve üyelerinin fiil ve kararlarından dolayı ise yargılama Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesinde yapılır. Verilen kararların temyiz incelemesi Hukuk Genel Kurulunca yapılır. Temyiz incelemesine, karan veren başkan ile üyeler katılamaz (m. 47/1). Bu düzenleme ile Dev- lete karşı açılacak sorumluluk davalarının sıradan bir tazminat davası gibi açılmaması ve hakimler için bir teminat oluşturması amaçlanmıştır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun uygulandığı sırada hakime karşı tazminat davası açılması genellikle küçük il ve ilçelerde çok istisnaen görülmekte idi. Özellikle avukatlar bu tür davaları açmakta çekingen davranmakta idi. Yeni düzenleme ile bu tür davaların Devlete karşı açılacak oluşu, bu davaların açılmasını belli ölçüde kolaylaştıracaktır. Kötüniyetle dava açılmasını önle- mek amacıyla sorumluluk davasında görevli ve yetkili mahkeme özel olarak düzenlenmiştir. Devletin sorumlu hakime karşı açacağı rücu davası, tazminat davasını 396 karara bağlamış olan mahkemede görülür (m. 47/2). Bunun nedeni, tazmi- nat davasını incelemiş olan mahkemenin, tazminat konusunda en iyi bilgiye sahip ve bu nedenle en isabetli şekilde ve en kısa sürede gerçeğe uygun bi- çimde davayı karara bağlayabilecek olmasıdır. d. Sorumluluk Davası ve Yargılama Usulü Sorumluluk davasında davacı, zarar gören kişidir. Davalı ise Devlet 397 olacaktır. Dava bir dilekçe ile açılır ve dilekçeye yazılacak hususlar Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 48. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre, dava dilekçesinde hangi sorumluluk sebebine dayanıldığı ve delilleri açıkça be- lirtilir; varsa belgeler de eklenir. Bu hususları içermeyen dilekçe, karşı tarafa tebliğ edilmeden ve duruşma yapmadan reddedilir. Bu durumda davacı, da- vayı kaybetmiş gibi idari para cezasına (m. 49/ 1) mahkum edilmez. Ancak davacı eksiklikleri tamamlayarak yeni bir dilekçe verebilir. Vekilin hakimin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açması için vekile açık yetki verilmesi gerekir (m. 74/1). Mahkeme, açılan tazminat davasını ilgili hakime kendiliğinden ihbar 398 eder. Böylelikle hakimin sorumluluk davasına Devletin yanında fer'i mü- dahil olarak katılarak davanın kazanılması için gerekli bilgi ve açıklamayı yapma fırsatı verilmek istenmiştir. Hakim bunların yanında varsa delil de sunarak davanın kazanılması için Devlete yardımcı olmaya çalışır. Haklın fer'i müdahil olduğu için verilen hükmü tek başına temyiz edemeyeceği kabul edilmektedir. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pckcanıtez/ Atalay/ôukes 106 399 Sorumluluk davası davacı lehine sonuçlanırsa, Devlet davacının maddi ve manevi tüm zararlarını ve yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Buna karşılık davacı davayı kaybederse, beşyüz Türk lirasından beşbin Türk lirasına kadar disiplin para cezasına mahkum edilir (m. 49). Davanın usulden reddi halinde disiplin para cezasına hükmedilmez. Burada davacı aleyhine disiplin para cezasının düzenlenmesininnedeni, bu davanın rastgele açılarak hakimi iş yapmaktan alıkoymayı önlemek, sanki taraflı davranmış ve kasten aleyhe karar vermiş gibi olumsuz düşüncelerin doğmasını önlemek ve yar- gının gecikmesine neden olmaktan korumaktır. Her ne kadar artık Devlet sorumlu ise de hakimin bu sorumluluk davasına katılması ve dava sonunda kendisine rücu edileceği endişesi bu korumayı gerekli kılmaktadır. Aslında bu hüküm, hakimi koruyan bir düzenleme gibi görülse de asıl olan yargıyı ve yargıya olan güveni korumaktır. e. Hakimin Hukuki Sorumluluğu 400 Hakimlerin görevlerini yerine getirirken yapmış olduğu işlemler- den veya vermiş olduğu kararlardan Devletin sorumlu tutulmuş olması, hakimlerin ikinci derecede sorumlu tutulmasını gerektirmiştir. Bu nedenle artık hakimlere karşı sorumluluk davası açılamayacaktır. Ancak, hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı zarar gören tarafa tazminat ödeyen Devlet, ödediği tazminat nedeniyle sorumlu hakime ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu edecektir (m. 46/3). 3. Disiplin Sorumluluğu 401 Hakimler disiplin sorumluluğu bakımından da devlet memurlarından ayrı bir düzenlemeye tabi tutulmuştur (AY m. 140/3). Hakimler hakkında disiplin soruşturması yapılması ve disiplin cezası verilmesi, Hakimler ve Savcılar Kanunu'na tabidir. 402 Disiplin soruşturması, Adalet Bakanı'nın izni ile adalet müfettişleri tarafından yapılır (AY m. 144; HSK m. 82). 403 Adalet Bakanı disiplin soruşturmasını gerektiren fiili bizzat öğrenebile- ceği gibi, ihbar veya şikayet üzerine de öğrenebilir. Bu tür şikayet ve ihbarlar, belli bir konuyu içermez ve gerçek kimlik ve adres gösterilerek yapılmazsa, işleme konmaz (HSKm. 97). 404 Disiplin soruşturmasına başlanıldıktansonra, şikayetten vazgeçilse bile bu soruşturmayı engellemez, devam edilir (HSK m. 76/1). Şikayetin haksız § 4. Yaııı Görevlileri 107 olduğunun anlaşılması hllinde, soruşturma için Devletçe yapılan masraflar, haksı-z şikayet edenden tahsil edilir (CMK m. 329). Haklın hakkında soruşturma taınamlandıktan sonra soruşturma evrakı 405 Ceza İşleri GenelMüdürlüğü'negönderilir. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün düşünce yazısıyla ve Adalet Bakanı'nın onaylaması üzerine ceza Hakimler ve Savcılar Kurulu'nca verilir. Hakimler ve Savcılar Kurulu'nca verilen karara karşı ilgililer on gün 406 içinde itirazda bulunabilirler (HSK m. 73). 4. Cezai Sorumluluk Hakimlerin ve savcıların görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işle- 407 dikleri suçlardan dolayı cezalandırılmaları da genel hükümlere tabi kılınma- mış, bu konuda özel düzenleme yapılması kabul edilmiştir (AY m. 140/3). Bu nedenle hakimlerin cezai sorumluluğu ve soruşturma usulü Hakimler ve Savalar Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bunun yanında bazı suçlar, hakimler tarafından işlendiği takdirde Ceza 408 Kanunu'nda daha ağır şekilde cezalandırılmıştır. Örneğin, rüşvet suçunda ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (TCKm. 252/2). G. Hakimin Davaya Bakmasının Yasak Olması ve Reddi 1. Genel Olarak Hakimlerin adalet dağıtımını tam olarak yapabilmeleri için, baktıkları 409 davada tarafsız olmaları gerekir. Hakim sadece kanunla ve hukukla bağlıdır. Hakimin davanın taraflarından birisi ile yakınlığı veya düşmanlığı varsa, ta- rafsız kalamayacağından endişe edilir. Bu çerçevede, hakimin davada tarafsız kalamayacağı hallerde davaya bakmaması düşünülerek hakimin davaya bak- maktan yasaklı olması veya reddi yönünde düzenleme yapılmıştır. Hakimin davada tarafsız olamayacağı varsayılan veya kuvvetle muhte- 410 mel olan hallerde, hakimin davaya bakması yasaklanmıştır (iudex incapax, inhabilis). Bu durum Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 34. maddesinde sınırlı (tahdidi) olarak sayılmıştır. Hakimin davada tarafsız olamayacağından kuşku duyulan hallerde ise 41 l hakimin reddi düzenlenmiştir (iudex suspectus). Hakimin reddi 36. madde- de düzenlenmiş olup, yasak hali gibi sınırlı değildir. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/ôuke.s 108 412 Hakimin davaya bakmasının yasaklanması ve reddi ile sadece hakimin tarafsızlığı sağlanarak doğru karar verilmesi değil, kişilerin yargıya güveni de artınlmış olur. Hakimin davaya bakamaması ile reddi birbirinden fark- lıdır. Hakimin davaya bakmasının yasak olması halinde, hakim bu davaya bakamaz, çekinme kararı vermek zorundadır. Hakimin davadan çekinmesi ile görevi son bulur ve davaya başka bir hakim tarafından devam edilir. Buna karşılık ret sebepleri bir başka mahkeme tarafından incelenmelidir. Tarafla- rın hakimi reddetmesi veya hakimin kendisini reddetmesi ile hakim hemen davadan el çekmez. Bu konuda başka bir mahkemenin ret sebebini inceleye- rek karar vermesi gerekir. 413 Hakimin davaya bakmasının yasak olması ile ret sebepleri, kişi olarak hakimle ilgilidir. Bir mahkemenin reddi veya davaya bakmasının yasak olma- sı mümkün değildir. Yani, İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin reddi değil, bu mahkemede hakim olarak çalışan haklın (A)'nın çekinmesi veya reddi söz konusu olur. Bu nedenle reddedilen hakimin isminin anılması gerekir. Eğer reddi istenen mahkeme çok hakimli bir mahkeme ise, bu durumda ya- sak veya ret sebebi sadece ilgili haklın hakkında düşünülür. Yoksa yasak veya ret sebebi bulunmayan aynı mahkemede görevli diğer hakimlere bir etkisi olamaz. Bu nedenle bir haklın hakkındaki yasak veya ret sebebi nedeniyle o mahkemede görevyapan tüm hakimlerin davaya bakamaması veya reddi söz konusu olamaz. Bu, ancakyasak veya ret sebebinin onlar hakkında da ayrıca bulunması halinde bir davaya bakamama veya ret sebebi olabilir. 2. Hakimin Davaya Bakmasının Yasak Olması a. Hakimin Davaya Bakmasının Yasak Olduğu Haller 414 Hakimin davaya bakmasının yasak olduğu haller Kanunun 34. madde- sinde sayılmıştır. Bu hallerin varlığı halinde hakim, taraflar talep etmeseler bile kendiliğinden çekinmek zorundadır (m. 34/1). Hakimin davaya bak- masının yasak olduğu haller şunlardır: 1. Hakim, kendisine ait olan veya doğrudan veya dolayısıyla ilgili bu- lunduğu davalara bakamaz (m. 34/1-a). Örneğin hakim, davacı ve davalı olduğu veya davalı tarafın kefili olduğu davaya bakamaz. Bu bendi, sadece davanın tarafı olan davacı veya davalı açısından düşün- memek gerekir. Bunun yanında hakimin dolayısıyla ilgili bulunduğu davalara da bakması yasaktır. 2. Aralarında evlilik bağı kalkmış olsa bile hakim eşinin davasından çekinmek zorundadır (m. 34/1-b). § 4. Yargı Görevlileri 109 3. Haklın kendisinin veya eşinin altsoyveya üstsoyunun davasına baka- maz (m. 34/1-c). 4. Kendisi ile evlatlık bağı bulunan kişinin davasına bakamaz (m. 34/1- ç). 5. Üçüncü derece dahil olmak üzere kan ve kendisini oluşturan evlilik bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların davasına bakamaz (m. 34/1-d). Bu kişilere örnek olarak, amca, teyze, hala, dayı, yeğen veri- lebilir. 6. Hakim nişanlısının taraf olduğu davaya da bakamaz (m. 34/1-e). 7. Hakim iki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışma- m sıfatıyla hareket ettiği davaya bakamaz (m. 34/1-f). Hakim ile tarafların vekili veya avukatı arasında yakınlık bulunması 415 bir yasak hali olarak kabul edilmemiştir. Ancak böyle bir yasak, avukat açı- sından Avukatlık Kanunu'nda düzenlenmiştir. Avukatlık Kanunu'nun 13. maddesine göre, hakimin eşi, sebep veya nesep itibariyle usul ve füruundan veya ikinci dereceye kadar hısımlarından olan avukat, o hakimin baktığı dava ve işlerde avukatlık yapamaz. Buna göre bu tür bir yakınlığın bulunması halinde çekinmesi gereken hakim değil, avukattır. b. Hakimin Çekinmesi Usulü Hakimin davaya bakmasının yasak olduğu hallerde, hakim davaya ha- 416 karoaz, taraflar talep etmeseler bile çekinmek zorundadır. Taraflar, hakimin davaya bakmasının yasak olduğunu her zaman ileri sürebilirler. Davaya bakması yasak olan hakimin davaya devam etmesine yazılı olarak tarafların muvafakat etmesi imkanı yoktur. Zira hakimin yasaklılığı kamu düzenine ilişkindir ve tarafların bu konuda anlaşması doğru görülmemiştir. Davaya bakması yasak olan hakimin, yasak halinin doğumundan sonra 417 yaptığı işlemler üst mahkemenin karan ile iptal olunabilir. Kanun, yapılan iş- lemlerin mutlaka iptal edilmesini öngörmemiştir. Bunun sebebi, bu işlemler eğer doğru ise tekrar yapılması gerekmiyorsa, gereksiz yere zaman kaybe- dilip masraf yapılmasını önlemektir. Hakimin yaptığı işlemler bakımından böyle bir durum söz konusu iken, davaya bakması yasak olan hakimin verdiği karar ve hükümler her halde iptal olunur. Bu karar ve hükümlerin doğru olup olmamasının iptal bakımından önemi yoktur (m. 35). Tarafların yapmış olduğu işlemler ise geçerliliğini korur. İptal edilebilir işlemler sadece hllimin yaptığı işlemlerdir. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcaıııtez/ Atalay/Ôukes 110 418 Yaptığı işlemler ve verdiği kararlar iptal edilen hakim, bu işlemlerin yapılması ve tekrar edilmesi nedeniyle sebep olduğu yargılama giderlerini ödemek zorundadır. Bu giderleri zarar gören tarafın genel mahkemelerden talep etmesi gerekir. Bu konuda üst mahkemenin karar vermesi beklenemez (m. 35). 419 Tek hakimli mahkemelerde haklın çekinme kararını kendisi verir. Çok hakimli mahkemelerde ise, çekinme isteğini talep eden üyenin oya katıl- maması suretiyle karar verilir. Yargıtay dairelerinin başkan ve üyeleri (YarK m. 39/3) ile bu dairelerin tetkik hakimlerinin (YarK m. 26, 36) davaya bakmasının yasak olduğu ileri sürülebilir. Bu durumda ilgili dairenin başkan ve üyelerinin çekinmesini görev yaptığı daire inceler ve kesin olarak karara bağlar. Yargıtay tetkik hakimlerinin çekinmesi de mensup olduğu daire tara- fından incelenir. 420 Çekinme kararına karşı üst mahkemeye başvurulabilir (m. 35). Çekin- me kararının ilk derece mahkemesi hakimince verildiği hallerde, başvuru üzerine bölge adliye mahkemesinin vereceği karar kesindir (m. 35/2). 421 Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay'da temyiz incelemesi sırasında taraflarca ileri sürülmese bile, davaya bakması yasak olan hakiınin yasak halinin doğumundan sonra yaptığı işlemler iptal edilebilir. Hatta davaya bakması yasak olan hakimin verdiği hükmün kesinleşmesinden sonra yargı- lamanın iadesi yoluna dahi başvurulabilir (m. 375/ 1-b). 3. Hakimin Reddi a. Ret Sebepleri 422 Hakimin reddi sebepleri Kanun'da sınırlı olarak sayılmamıştır. Aksine hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması genel olarak hakimin reddi sebebi olarak kabul edilmiştir (m. 36/ 1). Bunun- la beraber daha önceki Kanunumuzda mevcut olan ret sebepleri hakimin reddine örnek olarak bu maddede sayılmıştır. Bu sebepler şöyledir: 1. Hakimin davada iki taraftan birisine öğüt vermiş veya yol göstermiş olması (m. 36/1-a). Burada hakiınin taraflardan birisine öğüt ver- mesi ve yol göstermesi ile hakiınin davayı aydınlatma yükümlülüğü (m. 31) birbirine karıştırılmamalıdır. Hakim davayı aydınlatma yü- kümlülüğü içinde kalmak üzere taraflardan talepte bulunmuş, bazı hususların açıklığa kavuşturulmasını istemiş ise bu, bir ret sebebi oluşturmaz. § 4. Yargı Görevlileri 111 2. Hakimin davada iki taraftan biri veya üçüncü şahıs karşısında kanu- nen gerekmediği halde o davayla ilgili görüşünu belirtmiş olması (m. 36/1-b). Dava dilekçesinin mahkemeye verilmesinden sonra hakim, henüz bir inceleme yapmadan, kanunen bir açıklama ve karar ver- me sırası gelmemişken, davacıya veya üçüncü bir kişiye bu davanın kazanılamayacağını açıklaması bu bende örnek olarak gösterilebilir. Buna karşılık hakimin kanunen reyini açıklaması gereken bir konuda karar vermesi, gerekçe göstermesi reddini gerektirmez. Örneğin bir hakimin davanın başında talep edilen ihtiyati tedbir kararı hakkında karar vermiş olması bu bend kapsamında ret sebebi sayılamaz. Keza verdiği hükmün gerekçesinde yapmış olduğu açıklamalar nedeniyle reddi mümkün değildir. 3. Hakimin, davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş ya da hakem yahut hakim sıfatıyla hareket etmiş olması; uyuşmazlıkta arabulu- culuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması (m. 36/1-c). Hakimin davada tanık olarak dinlenmesi şu şekilde olabilir: Hakim daha önce tanık olarak dinlendiği bir davada daha sonra hakim olarak devam etmek durumunda kalırsa buradaki birinci ihtimal gerçekleşmiş olur. Hakim olarak hareket etmesi ise ilk derece mahkemesinde karar vermiş olan hakimin, daha sonra Yargıtayda hakim olarak görevini sürdürmesi sırasında, daha önce hüküm verdiği davada bu sefer da- ire üyesi olarak karar vermek durumunda olmasıdır. Arabuluculuk ve uzlaştırmacılık yapmak ise, hakimlik mesleği ile birlikte esasen mümkün değildir. Ancak, daha önce, örneğin avukatlık yaparken bu tür faaliyette bulunan bir kişi, daha sonra hakimlik mesleğine başlar ve arabuluculuk yaptığı uyuşmazlık dava olarak önüne gelirse böyle bir sorun ortaya çıkabilir. 4. Davanın, hakimin dördüncü dereceye kadar (bu derece dahil) yan- soy hısımlarına ait bulunması (m. 36/1-ç).Hakim ile davanın tarafla- rı arasında üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısımlığı, hakimin davaya bakmasının yasak halidir. Bu derecelerden sonra dördüncü dereceye kadar (dördüncü derece dahil) yansoy hısımlığı ret sebebi sayılmıştır. 5. Dava esnasında hakimin iki taraftan birisiyle davası veya aralarında düşmanlık bulunması (m. 36/1-d). Davanın tarafı ile hakim arasında daha önce açılmış ve sonuçlanmış olan dava bu bent kapsamına gir- mez. Daha önceden açılmış ve son bulmuş olan dava, ancak hakimin davada tarafsız kalmasından şüphe edilebileceği hal olarak kabul edi- Pekcanıta/ Atalay/Ôukes Medenf Usal Hukuku Ders Kitabı 112 lebilir. Çünkü bu ret sebebi bakımından önemli olan dava sırasında, dava veya düşmanlığın bulunmasıdır. b. Hakimin Reddi Usfllü 423 Hakimi davanın tarafları reddedebileceği gibi, haklın kendisini de red- dedebilir. Bu ilci durumu ayrı ayrı inceleyelim. a� Taraflardan Birisinin Hakimi Reddetmesi 424 Davanın taraflarından birisi hakimi reddedebilir. Taraflar yanında fer'i müdahil de taraflardan birisi ile haklın arasındaki ret sebebine dayanarak hakimi reddedebilir. 425 Hakimin reddi sebebini bilen tarafın isteğini en geç ilk oturumda bil- dirmesi gerekir (m. 38/1). Bu, ret sebebinin ilk duruşmadan önce bilinmesi hali için geçerlidir. Eğer ret sebebi birinci duruşmadan sonra öğrenilirse, ret sebebinin en geç ondan sonra gelen ilk duruşmada yeni bir işlem yapılma- dan önce ileri sürülmesi gerekir. Buradaki işlemden kasıt, ilk duruşmada esasa ilişkin işlemlerin yapılmasından önce ret talebinin ileri sürülmesidir. Örneğin, davacı, üçüncü duruşmada haklın tarafından tanıklar dinlendikten ve tanıklarla ilgili görüşünü açıkladıktan sonra hakimi reddettiğini bildirirse, bu istemi dinlenmez (m. 38/1). Çünkü ret süresi artık geçmiştir. Ret istemi hüküm verilinceye kadar yapılabilir. 426 Hakkında ret sebebi bulunan haklın taraflarca süresi içinde reddedil- mez ve hakim de kendini reddetmez ise verdiği hüküm bozulmaz. 427 Hakimin reddi talebi, dilekçe ile ve bu dilekçede ret isteğinin dayandığı durum ve olaylarla ilgili delillerin ve emarelerin açıkça gösterilmesi ve varsa delillerin eklenmesi suretiyle hakimin mensup olduğu mahkemeye verilir (m.38/2, 3). Dilekçede hakimin hangi sebeple reddedildiğinin gösterilmesi gerekir. Dilekçede açıkça haklın reddedilmeyip, haklın çekinmeye davet edilmişse, bu davet hakimin reddi hükmündedir (m. 38/8). 428 Ret dilekçesi diğer tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf bir hafta içinde buna cevap verir. Yani ret sebebi hakkında görüşünü belirtir. Bu cevap süresi geçtikten sonra yazı işleri müdürü, varsa karşı tarafın cevabıyla birlikte ce- vabı ve ekleri dosya ile birlikte reddi istenen hakime verir. Hakim bir hafta içinde dosyayı inceler ve ret sebeplerinin yerinde olup olmadığı yolundaki görüşünü belirterek dosyayı hemen merciine gönderilmek üzere yazı işleri müdürüne iade eder. Reddedilen hakim üç halde ret istemini geri çevirebilir (m. 41). Bu haller, özellikle davanın kötü niyetle geri bırakılmasını önlemek � 4. Yargı Görevlileri 113 amacıyla kabul edilmiştir. Buna göre ret isteği toplu mahkemelerde reddedi- len hütlınin müzakereye katılmasıyla tek hakimli mahkemelerde ise redde- dilen hütlınin kendisi tarafından geri çevrilebilir. Ret istemi şu üç halde geri çevrilebilecektir: ► Ret isteği zamanında yapılmamışsa (m. 41/1-a), ► Ret sebebi veya inandırıcı delil gösterilmemişse (m. 41/1-b), ► Ret isteminin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa (m. 41/1-c). Bu hallerde ret talebi, toplu mahkemelerde reddedilen hakimin mü- 429 zakereye katılmasıyla; tek hakimli mahkemelerde ise reddedilen hakimin kendisi tarafından geri çevrilir (m. 41/2). İlk derece mahkemesinin bu kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge ad- 430 liye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyeleri hakkındaki kararlarına karşıda temyiz yoluna ancak hükümle birlikte başvurulabilir (m. 41/3). Eğer ret talebi geri çevrilmez ise yazı işleri müdürünün incelenmek 431 üzere dosyayı hemen merde göndermesi gerekmektedir. Ret isteği hakkındaki karar, toplu mahkemelerde, reddedilen hakim 432 kablmaksızın mensup olduğu mahkemece verilir. Reddedilen hakimin iş- tirak etmemesinden dolayı mahkeme teşekkül edemez veya mahkeme tek hakimden oluşan asliye hukuk hakimi ise ret istemi o yerdeki asliye hukuk hakimliği görevini yapan diğer mahkeme veya hakim tarafından incelenir. O yerde asliye hukuk hakimliği görevini yapan başka hakim yoksa, ret iste- mi asliye ceza hakimi varsa onun tarafından, yoksa en yakın yerdeki asliye hukuk mahkemesince incelenir (m. 40/2). Eğer reddedilen hakim sulh mahkemesi hakimi ise o yerdeki diğer sulh hakimi ret istemini inceler. O yerde başka bir sulh hukuk mahkemesi hakimi bulunmuyorsa, ret istemi, bulunma sıralarına göre, o yerdeki sulh ceza hakimi, asliye hukuk hakimi, asliye ceza hakimi, bunların da bulunmaması halinde en yakın yerdeki sulh hukuk hakimi tarafından incelenir (m. 40/ 3). Ret istemi hakkında duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden inceleme 433 yapılarak da karar verilebilir (m. 42/1). Merdin ret sebebi hakkında kesin kanaat edinmesi ve ret sebebinin kesin şekilde ispat edilmesi gerekli değildir. Retsebebi sabit olmasa bile merci bu sebebi gerçeğe yakın, ihtimal dahilinde görürse ret talebinin kabulüne karar verir (m. 42/2). Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamaz (m. 42/3). 434 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıta/ Atalay/Ôukts 114 435 Ret talebinin merci tarafından kabul edilmemesi üzerine reddi istenen hakim davaya bakmaya devam eder (m.;42/5). Hakimi reddeden tarafın ret talebini kötüniyetle yaptığı anlaşılır ve talebi esas yönünden kabul edilmezse, talepte bulunanların her biri hakkında beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur (m. 42/ 6). Ret talebi esas- tan değil de usuli sebeplerle reddedilirse, ret talebinde bulunan taraf disiplin para cezasına mahkum edilmez. Aynı tarafça aynı davada hakimin ikinci defa reddi üzerine ret talebi kabul edilmezse, bu defa hükmedilecek disiplin para cezası, daha önceki disiplin para cezasının iki katından az olamaz (m. 42/7). 436 Disiplin para cezasının tahsili için davaya bakan mahkeme, dosyanın geliş tarihinden başlayarak iki hafta içinde gereğini yapar (m. 42/ 8). 437 Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi talebi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece karara bağlanır. Hukuk dairelerinin toplanmasını engelleyecek şekilde toplu ret talepleri dinlenmez (m. 40/4). 438 Yargıtaybaşkan ve üyelerinin reddi Yargıtay Kanunu'nda özel olarak dü- zenlenmiştir. Söz konusu Kanun'un 39. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, Yargıtay dairelerinin veya genel kurullarının başkan ve üyeleri reddolunabi- lirler. Ret hususundaki istemler, reddedilen başkan veya üye katılmaksızın ilgili daire veya genel kurullarca incelenerek kesin karara bağlanır. Daire ve kurulların toplantılarını engelleyen toplu ret istemleri dinlenmez. bb. Hakimin Kendisini Reddetmesi 439 Hakkında ret sebepleri bulunan haklın, tarafların kendisini reddet- mesini beklemeden de kendisini reddedebilir. Burada hakimin çekinmesi, istinkaf olmayıp, kendi kendisini reddidir. 440 Hakimin kendisini reddetmesi bir süreye tabi değildir. Hakim, tarafla- rın kendisini ret için tabi olduğu süre ile sınırlı olmaksızın kendisini redde- debilmelidir. 441 Hakimin kendisini reddetmesi üzerine bu ret de merci tarafından in- celenmelidir (m. 39). Bu incelemenin nedeni, hakimin de haklı olmayan sebeplerle veya kolaylıkla davaya bu şekilde bakmaktan kaçınmasına engel olunmasıdır. Bunun için hakimin, kendisini niçin reddettiğini, yazı işleri müdürüne bir dilekçe ile bildirmesi gerekir. Yazı işleri müdürü bu çek.ilme talebini davanın taraflarına tebliğ etmelidir. Bu tebliğ üzerine taraflar bir haf- ta içinde kendi görüşlerini mahkemeye bildirirler. Bu sürenin bitimi üzerine yine yazı işleri müdürünün, tarafların görüşüyle birlikte hakimin kendisini § 4. Ya,w Görcvlilcı·i 115 reddetmesiyle ilgili dilekçesini bu reddi inceleyecek merde göndermesi ge- rekir. Her iki taraf, hakimin kendisini reddini yerinde bulsa bile, bununla ret işlemi tamamlanmış olmaz. Bu reddi, ilgili merdin incelemesi gerekir. Merci, hakimin kendisini reddini doğru bulmazsa, hakim davaya bak- 442 maya devam eder. c. Hdkimin Reddedilmesinin Sonuçları Hakim taraflardan birisinin kendisini reddetmesinden veya kendi 443 kendisini reddetmesinden sonra, ret hakkında merci tarafından karar veri- linceye kadar o davaya bakamaz (m. 42/4). Ancak, daha önce hakkındaki retsebebi reddedilen hakim, aynı sebeple tekrar reddedilecek olursa, bu du- rumda davaya devam edebilir. Bu ret onun işlemlerine bir etki yapmaz (m. 42/ 4). Bunun nedeni hakimin kötü niyetle reddedilerek davanın gereksiz yere uzamasının engellenmesidir. Hakimin reddi hakkında inceleme yapan merci, ret istemini kabul et- 444 mezse, hakim davaya kaldığı yerden devam eder (m. 42/5). Reddi istenen haklın, gecikmesinde zarar umulan işler hakkında karar 445 verebilir {m. 42/4). Bu sebeple davada verilmesi gerekli olan ihtiyati tedbir, delil tespiti gibi acil işler hakkında karar vermesi mümkündür. Bu tür ka- rarlar hiçbir şekilde hakimin gerekmediği halde görüşünü açıklaması olarak değerlendirilemez. Esas hüküm bakımından istinaf yolu kapalı bulunan dava ve işlerde, 446 bakimin reddi talebiyle ilgili merci kararları kesindir (m. 43/1). Esas hüküm bakımından istinaf yolu açık bulunan dava ve işlerde ise, 447 ret talebi hakkındaki merci kararlarına karşı tefhim veya tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahke- mesininbu husustaki kararı kesindir (m. 43/2). Ret talebinin reddine ilişkin merci kararının bölge adliye mahkemesin- 448 ce uygun bulunmayarak kaldırılması veya ret talebinin kabulüne ilişkin mer- cikararının bölge adliye mahkemesince uygun bulunmuş olması halinde, ret sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hakimce yapılmış olan ve ret talebinde bulunan tarafça itiraz edilen esasa ilişkin işlemler davaya daha sonra bakacak hakim tarafından iptal olunur (m. 43/3). Taraflar süresi içinde hakimi reddetmez ve hakim de kendini reddet- 449 nıezse,ret sebebinin doğumundan sonra yapılan işlemler geçerlidir, bu iflemlerin daha sonra ret sebebiyle iptal edilmesi mümkün olmaz. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez:/Atalay/ôukes 116 il. SAVCILAR 450 Savcı, devlet adına soruşturma işlemlerine girişen ve suç şüpheleri kuv- vetli olduğunda dava açan ve bu davayı yürüten kişidir. Savcıların asıl görev alanı, ceza ve ceza yargılaması hukukudur. Özel hukuka ilişin davalarda kural olarak savcıların bir görevi yoktur. Ancak, çok istisnai hallerde savcılara hu- kuk davalarını açma görevi verilmiştir. Bu haller ise, kamu düzeniyle ilgili olan hallerdir. Savcılar, kamu düzenini ilgilendiren ve kanunlarda açıkça gö- revlendirildilderi hallerde hukuk davası açabilirler. Savcıların kamu düzeni adına hukuk davası açabilmesi Fransız hukukunun bir etkisidir. Savcıların hukuk davalarında da geniş yetkilere sahip olınası eski sosyalist ülkelerde sosyalist düzenin korunması için uygulanmıştır. 451 Savcı olarak atanabilmek için, hakim olarak atanmak için gerekli ko- şulların karşılanmış olması gerekir. Hakimler ve Savcılar Kanunu, hakimlik ve savcılıkla ilgili ortak hükümleri düzenleyen kanundur. Hukukumuzda hakimlik ve savcılık ayrı ayrı düşünülıneyip, yukarıda hakimler hakkında bilgi verilirken açıklanan atanmaları, özlük hakları gibi konularda kural olarak savcılar da aynı statüye sahiplerdir. Yürüttükleri faaliyet ve tabi olduk- ları hükümler bakımından ise farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin, savcılar hakimler gibi bağımsız değildirler, yürütme içinde yer alır ve hiyerarşik bir düzen çerçevesinde görev yaparlar. Ancak dava açması için savcıya emir verilemez. Savcıların adli görevleri yanında idari birtakım görevleri de bu- lunmaktadır. 452 Cumhuriyet savcısının dava açabilmesi için Kanun'da açık düzenleme olması gerekir. Savcıların açabilecekleri davaların bir kısmı Türk Medeni Kanunu'nda sayılmıştır. Buna göre, nesebin düzeltilmesine itiraz davası (TMK m. 294), evlenmenin butlanı davası {TMK m. 146), tanımanın iptali davası (TMK m. 298) savcı tarafından açılabilecektir. Savcılar bu davaları açtıkları takdirde davacı tarafta yer alır, yoksa ceza muhakemesinde olduğu gibi iddia makamı olarak hukuk davalarında yer almazlar. Savcının açtığı davanın görülmesi de Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir. Yalnız savcı tarafından açılan davalar harca tabi tutulmamıştır (HarçK m. 13/1-i). 453 Savcılar yukarıdaki davaları açabilecekleri gibi açılmış olan davalara da taraf olarak katılabilirler (m. 70). Savcıların davaya katılması, fer'i müdahale veya asli müdahaleden farklı, kendine özgü, taraflara tabi olınayan, onlardan bağımsız bir katılmadır. Bu nedenle savcının açılmış olan davada taraf olarak yer alacağı ifade edilmiştir (m. 70/1). Savcı kendiliğinden veya resmi daire- § 4. Yargı Görevlileri 117 lerin bildirimde bulunması üzerine dava açar. Resmi dairenin ihbarı üzerine dava açılmaması halinde, itiraz yolu öngörülmüş; bu düzenleme kamu dü- r.eninin korunması ve keyfiliğin önlenmesi açısından uygun olmuştur. Bu itiraz asliye hukuk mahkemesi tarafından incelenmelidir. İtiraz hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172 ve 173. maddeleri kıyasen uygulanır. Resmi daire dışında gerçek ve tüzel kişilerin hukuki yararı bulunması halinde doğrudan dava açması mümkün olduğundan, ihbar veya şikayetleri üzerine savcıların dava açmamaları üzerine bu kişilere bir itiraz hakkı tanınmamıştır. Cumhuriyet savcısının yer aldığı dava ve işler üzerinde taraflar serbestçe 454 tasarruf edemezler (m. 70/3). Bu davalarda, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. m. ADLİYEMEMURLARI A. Yazı İşleri Müdürleri Mahkemenin yazı işlerinin başında yazı işleri müdürü yer alır. Tüın yazı 455 işlerinin düzen içinde yürütülmesi, dosyaların muhafaza edilmesi, tebligat yapılması yazı işleri müdürünün görevidir. Yazı işleri müdürünün görevleri sadece Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda değil, Tebligat Kanunu'nda (m. 9/1-5), diğer kanunlarda ve yönetmeliklerde gösterilmiştir. Örneğin, Hu- kuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği bu konuda yazı işlerinin işleyişini ayrıntılı olarak düzenlemektedir. Yazı işleri müdürleri ağır ceza mahkemelerinin bulunduğu yerlerde 456 adalet komisyonlarınca atanır (HSK m. 114). Yazı işleri müdürünün görevleri, yargılamaların sağlıklı yürütülmesi 457 ve sonuçlandırılması ile yakından ilgilidir. Bu sebeple, bu görevlere atanan kişilerin nitelikleri ve hukuk bilgisi önem taşımaktadır. Bu konuda gerekli personeli yetiştirmek üzere, ülkemizde adalet yüksekokulları kurulmuştur. Geçmişte gerekli önem verilmemekle birlikte son yıllarda, alınacak perso- nelin belirli hukuk eğitimi almış olmasının önemsenmesi ve bu hususun dı1dcate alınmış olması sevindirici bir gelişmedir. Bu konuda yapılacak kamın açısından da yazı işleri müdürlerinin bu yüksekokullardan atanması yanında, hakime ait bazı basit işleri üstlenmesi sonucu, hakimin görevleri- nin azaltılması ve böylelikle yargının gecikmesinin bir ölçüde önlenmesi mümkün olabilir. Şüphesiz bunun için yazı işleri müdürlerinin nitelikleri- nin yükseltilmesi, adalet yüksekokulu mezunu, hatta belki hukuk fakültesi mezunu olmalarının aranması, ayrıca belirli aralıklarla meslek içi eğitimden geçirilmeleri gereklidir. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/Ôukes 118 B. Zabıt Katipleri 458 Zabıt katibi, mahkemede yazı işleri müdürünün denetiminde çalışan yargı memurudur. Zabıt katipleri, duruşmalarda ve duruşma dışında tutanak düzenlemek ve kararları yazmak görevini yerine getirirler. Zabıt katibi mah- kemenin resmi tanığı durumundadır. Bu nedenle tutanak, hakim ve taraflar yanında zabıt katibi tarafından da imzalanır (m. 155). Gerek duruşmada ge- rekse mahkeme dışında, örneğin keşifte, zabıt katibi hakimin yanında olmak ve düzenlenen tutanağı imzalamak zorundadır (m. 157). Zabıt katibinin imzasının bulunmadığı tutanağa dayanılarak hüküm verilirse, bu eksiklik bir bozma sebebi sayılmaktadır. Bu sebeple bir yargılamada hakimin varlığı ne kadar gerekli ise zabıt katibinin varlığı da o kadar gereklidir. 459 Duruşmada yapılan tüm işler, örneğin tarafların, gösterdikleri tanık- ların ve bilirkişinin ifadesi, mahkemeye sundukları belgeler, ikrar, feragat ve sulh, taraflara tefhim edilen hususlar, hakimin kontrolünde, zabıt katibi tarafından tutanağa geçirilir. Tutanağa yazılacak hususlar hakim tarafından yazdırılır (m.154/1). Bu tutanaklar aynı zamanda bir ispat aracıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 156. maddesine göre, ön inceleme, tahkikat ve yargılama işlemleri ancak tutanak ile ispat edilebilir. Son derece önemli olan tutanağın tarafsızlıkla yazılması ve tutulması gerekir. 460 Görevinin önemi nedeniyle zabıt katiplerinin de hakimler gibi reddi düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 45. maddesine göre1 davada görevli zabıt katibi hakkında 34 ve 36. maddelerde düzenlenen sebeplerden biriyle ret talebinde bulunulabilir. Bilindiği gibi 34. maddede hakimlerin yasaklılığı, 36. maddede ise ret sebepleri düzenlenmektedir. O halde zabıt katipleri bakımından yasaklılık sebepleri de ret sebepleri içinde kabul edilmiştir. Ancak zabıt katibi hakimin reddi ve yasaklılığı sebeplerin- den birisine dayanarak çekinebilir. Bu durumda gereken karar, görev yaptığı mahkeme tarafından verilir (m. 45/2). 461 Zabıt katibinin, görev yaptığı hakimle birlikte reddi veya çekinmesi is- tenirse, hakim hakkında ret veya çekinmeyi inceleyecek olan merci her ikisi hakkında karar verir (m. 45/ 3). C. Mübaşirler 462 Mübaşirler duruşmalara tarafların çağırılması, duruşma salonuna alınması ve- duruşmanın disiplinini sağlamak için hakim tarafından verilen görevleri yerine getirmekle görevli olan memurlardır. Bu kişiler özel bir üniforma taşırlar. Bazı hallerde tebligat işlerinin yapılmasında mahkemelere § 4. Yargı Görevlileri 119 yardıma olurlar (TebK m. 2, 41). Mübaşirler, duruşma sırasında ve duruş- nıa dışında mahkemelere yardımcı olan memurlardır. ıv. AVUKATLAR Avukat, her türlü hukuki sorun ve uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniye- 463 te uygun olarak çözümlenmesi ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanma- sı konusunda her derecede yargı organları ve hakemlerle, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlara yardım etmek amaçlarıyla hukuki bilgi ve tecrübelerini, adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis ederek kamu hizmeti gören serbest meslek mensubu kişidir (AvK m. 1, 2). Serbest bir meslek olmakla beraber, adalet faaliyeti dağıtımına katılan avukat kamu hizmeti görmektedir. Tabii ki buradaki kamu hizmeti, klasik anlamda idare hukuku 1..,ınıluşlannca yürütülen türden değildir. Avukatın üstlendiği işi bizzat yü- rütmesi, mesleğini yerine getirirken bağımsız olması, onun yerine getirdiği hizmetin kamu hizmeti olmasıyla çelişmez. Ülkemizde bir dava açabilmek veya açılmış olan davayı takip edebil- 464 mek için avukat tutma zorunluluğu yoktur. Bazı ülkelerde ya tüm ya da belirli dava veya mahkemelerde avukat tutma zorunluluğu bulunmaktadır. Almaoya'dan farklı olarak Türkiye ve İsviçre'de herkes kendi davasını bizzat açabilme ve takip edebilme imkanına sahiptir. Almanya ve bazı ülkelerde ise, sulhhukuk mahkemeleri dışında, avukat tutmak zorunluluğu olup, taraf bazı uyuşmazlıkları dava etmek istediğinde bunu mutlaka bir avukat aracılığıyla yapmak zorundadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Taslağında avukatla temsil zorunlulu- 465 ğuna ilişkin ülkemizde ilk kez düzenleme yapılmıştı. Sulh hukuk, iş ve aile mahkemeleri ile tüketici mahkemeleri dışında 50.000 liranın üzerindeki uyuşmazlıklar için avukatla temsil zorunluluğu getirilmişti. Ancak bu yön- deki hükümler, Taslak Meclis'e sevk edilirken çıkarıldı. Daha sonra Türkiye BüyükMillet Meclisi Adalet Komisyonunda Tasarının görüşülmesi sırasında bu hükümlerin yer alması tekrar önerilmişse de bu öneri kabul edilmemiştir. Kanaatimizce adil yargılanma hakkının ve etkin hukuki korumanın sağlan- ması açısından çok önemli olan avukatla temsil zorunluluğunun Avukatlık Kanıınu'nda yakın zamanda düzenlenmesinde büyük yarar olacaktır. Avukatın iki önemli görevi vardır. Bunlardan birincisi tarafın temsilcisi 466 olınak ki burada müvekkilinin hak ve menfaatlerini korur, diğeri ise, yar- gının bir organı olarak hukukun uygulanması ve adaletin gerçekleşmesine yarduncı olmaktır. Avukatlıkla ilgili temel düzenleme 1136 sayılı Avukat- Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtu/ Atalay/Ôukcs lık Kanunu'dur. Bu Kanun'da 4667 sayılı Kanun'la önemli değişiklikler yapılmıştır; ancak yine de mevcut Kanun, avukatlık mesleğinin günümüz şartlarında ve dünyanın gelişmiş ülkelerindeki ölçülerde yürütülmesi için oldukça yetersizdir. Mevcut Kanun birçok gelişmenin gerisinde kaldığı gibi, avukatlık mesleğine giriş ve yürütülmesi bakımından da birçok eksiği bulunmaktadır. Şunu söylemek abartılı olmayacaktır: Ülkemiz, en kolay avukat olunabilen ve mesleğin sürdürülmesinde, objektif olarak niteliğe ve eğitime en az önem verilen bir ülkedir. Bugün, hakim veya savcı olabilmek için, binlerce kişinin katıldığı yazılı ve sözlü iki aşamalı bir sınavda başarılı olunması, ardından bir stajın yapılması gerekirken; hukuk fakültesini bitiren herkes, herhangi bir sınırlama ve sınav olmadan sadece Kanun'daki şartlar sağlandığında avukat olabilmekte, staj faaliyeti çok ciddi yürütülememekte, ı uzmanlık ve meslek içi eğitim söz konusu olamamaktadır. Oysa, avukatlık yargının önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Ayrıca, avukatlık mesleğinin kurumsallaşması, devam1ılık kazanabilmesi için de kanuni düzenleme ve alt yapı oldukça eksiktir. Bu sebeple, yargının genel sorunları yanında, avukatlık mesleğinin sorunları sıkça gündeme gelmekte, ancak düzeltilmesi konusunda ciddi bir çaba sürdürülmediği gibi, avukatlık sınavları Kanun'a konulup, daha sonra uygulanmadan çıkartılmak suretiyle de ciddiyeti olmayan bir görüntü yaratılabilmektedir. Yakın zamanda Türkiye Barolar Birliği tarafından Avukatlık Staj Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikte değişiklik yapılarak Yönetmeliğin 4 / a maddesi ile hem staja kabul aşamasında hem de stajın bitiminde sınav yapılması şartı getiril- miştir. Ancak 6552 sayılı Kanunun 94. maddesi ile Avukatlık Kanunu'nun 182. maddesine getirilen '�ncak yönetmelikle veya düzenleyici bir işlemle avukatlık stajına kabulde, staj döneminde ve avukatlık mesleğine kabulde sınav veya benzeri bir rejim düzenlenemez" şeklindeki ek fıkra hükmü nedeniyle, söz konusu yönetmelik çerçevesinde staja kabul ve staj bitim sınavlarının yapılması. mümkün olmamıştır. Son olarak 7188 sayılı Kanun'la avukatlık stajı için aranan şartlara Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında başarılı olmak koşulu getirilmiştir. Ayrıca söz konusu Kanunla 2547 sayılı Ytikseköğretiın Kanununa ek 41. madde getirilmiş ve bu maddeye göre, avukatlık stajına başlamak i.çin Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'nda başarılı olmanın şart olduğu kabul edilmiştir. Böylelikle, avukatlık stajına başlamak için öncelikle Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında başarılı olunmalıdır. Avukatlık stajına başlamak için Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'nda başarılı olma şartının, ek 41. maddenin yürürlüğe girdiği 24.10.2019 tarihinden sonra yükseköğ- retim kurumuna kayıt yaptıranlar hakkında uygulanacağı kabul edilmiştir. Bu tarihten önce kayıt yaptıranlar sınavda başarılı olma şartından muaf 120 ..... § 4. Yargı Görevlileri 121 tutulmuştur. Önceki basılarda bir kez daha avukatlık sınavına ilişkin düzen- lenıenin, uygulanmadan yürürlükten kaldırılmamasını temenni etmiştik. Ancak, 7417 sayılı Kanunla Ytikseköğretim Kanunu geçici 80. maddeye eklenen bir cümle ile başarılı olma şartının, 24.10.2019 tarihinden sonra il- giliyükseköğretim kurumlarına kayıt yaptıranlardan 31.03.2024 tarihinden önce mezun olanlar bakımından uygulanmayacağı kabul edilmiştir. Aynca 7409sayılı Kanun ile de Avukatlık Kanunu'nun 16. maddesine eklenen ikin- ci fıkra ile avukatlık stajına fiilen engel olmamak şartıyla herhangi bir işte ggortalı olarak çalışılmasının avukatlık stajının yapılmasına engel olmadığı bbuledilmiştir. Avukatlık Kanunu'nda avukat olabilmenin şartlan (AvKm. 3-10), avu- 467 btlannhakve ödevleri (AvKm. 34-65), avukatlık sözleşmesi (AvKm. 163- 175), avukatların meslek kuruluşu olan barolar (AvK m. 76-108), Barolar Birliği{AvK m. 109-133) düzenlenmiştir. Avukatlığın geleneksel en önemli özelliği de bağımsızlığıdır.Avukat da 468 lıakim. gibi devlete, topluma ve taraflara karşı bağımsız olmalıdır. Bu bağım- sızlık, mesleğin en iyi şekilde yerine getirilebilmesi, adaletin gerçekleşmesi, davanın tarafları ve hukuk devleti bakımından son derece Ônemlidir. Avu- katın Devlete ve özellikle yürütme organına karşı bağımsız oluşu, görevini bağımsız olarak yerine getirebilmesi için son derece önemlidir. Avukatlar hakkında görevlerinden doğan ve görevi sırasında işledikleri suçlar nedeniy- le dava açılabilmesi için Adalet Bakanlığı'ndan izin alınması gerekir. Aynca avukat büroları ve konutları ancak mahkeme karan ile ve Cumhuriyet Savcı- sıdenetiminde, kayıtlı olunan baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir {AvK m.58/1). Ayrıca avukata karşı görevi sırasında veya görevinden dolayı suç işlenirse, hakimlere karşı işlenmiş gibi hükümler uygulanır (AvK m. 57). Avukat, mahkemenin emrinde değildir ve bu nedenle mahkemeden 469 talimat almaz. Bu, kendi müvekkiline karşı da geçerlidir. Avukat bağımsız olabildiği ölçüde kendi müvekkiline ve hukuka hizmet edebilir. Bu, avukatın müvekkilinin hak ve çıkarlarını korumayacağı anlamına da gelmez. Avuka- tınbağımsız olması, mahkemeye karşı dilediğini söyleyebilme ve yapabilme anlamına da gelmez. Bu konuda avukatların disiplin sorumluluğu yoluna gi- dilebilir ve yine genel hükümlere göre cezalandırılması istenebilir. Bununla birlikte duruşmada uygun olmayan hal ve tavırda bulunduğu gerekçesiyle avukatlar duruşma salonundan çıkanlamazlar (m.151/1). Sadece baroya kayıtlı olan kişiler avukat olarak görev yapabilir. 7249 470 Q)1h Kanunla yapılan değişikliklerle beş binden fazla avukat bulunan iller- Medeni Ustll Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtu/ Atalay/Ôukes de asgari iki bin avukatla yeni bir baro kurulabilmesi mü�n kılınmıştır. Böylelikle şu an için avukat sayısı beş binden fazla olan lstanbul, Ankara ve İzmir'de yeni baro veya barolar kurulabilir. Bu illerde yeni bir baro veya baroların kurulması halinde Türkiye Barolar Birliği, tüzel kişilik kazanma tarihini esas alarak, birden başlamak suretiyle baroları o ilin adıyla numa- ralandınr (AvK m. 77). Nitekim İstanbul'da kurulan yeni baro "İstanbul 2 Nolu Barosu"; Ankara'da kurulan yeni baro "Ankara 2 Nolu Barosu"olarak adlandınlmıştır. 471 Baroya kayıtlı kişilerin avukat olarak görev yapabilmesi nedeniyle avu- katlık mesleği bir tekel oluşturmaktadır. Eğer avukatlık tekeli ihlal edilirse 1 Avukatlık Kanunu'nun 63. maddesine göre bu kişiler cezalandırılır. Yine aynı maddeye göre muvazaalı yoldan alacak devralmak suretiyle avukatların yetkilerini kullananlar üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile birlikte para cezasına mahkum edilirler. Ancak Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesinde diğer kanun hükümleri saklı tutularak bu tekelin istisnalarına izin verilmiştir. Nitekim 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 31. maddesine göre, davada ya- rarlan zıt olmamak şartıyla, karı ve koca kadastro işlerinde birbirlerini vekil olarak tayin edebilirler. Aynı şekilde en az üç avukat ve dava vekili olmayan yerlerde bazı dava ve işleri, dava takipçileri, vekaleten takip edebilme olana- ğına sahiptirler. Avukatlık Kanunu'nun geçici 17. maddesinde kimlerin dava takipçisi olabileceği ayrıca belirtilmiştir. 472 Avukatlık mesleğinin önemi bu konuda avukatlara tanınan bazı haklar karşısında yükümlülükler getirilmesini de zorunlu kılmıştır. Avukatlar gö- revlerini özenle yerine getirmek (AvK m. 34), kendisine duyulan güvene layık davranmak yükümlülüğündedir. Bunun için, Avukatlık Kanunu'nda reklam yasağı (AvK m. 55), düşük ücret uygulama yasağı (AvK m. 164/ 4)ı birden fazla büro sahibi olma yasağı (AvK m. 43 /2) gibi somut yükümlülük- ler düzenlenmiştir. 473 Avukatlık mesleğinin önemi sebebiyle ayrıca Avukatlık Meslek Ku- ralları kabul edilmiştir. Bu kurallar tüm avukatları bağlar ve avukatların bu kurallara uygun davranması gerekir. V. NOTERLER 474 Noterler yargı faaliyetine dolayısıyla katılan kişilerdir. Bu dolayısıyla katılmaları, düzenledikleri veya onayladıkları işlemler sebebiyledir. Noter- lerin belgelendirdikleri işlemler hukuki güvenliği sağlama ve doğabilecek uyuşmazlıkları gidermeye yöneliktir (NK m. 1). Noter, hukuki güvenliği 122 ... § 4. Ya,w Görevlileri 123 sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek amacıyla değişik belge ve işlemlere resmiyet kazandıran ve kanunla verilen diğer görevleri yapan, belli nitelik- leri ve kendine özgü statüsü bulunan, kamu hizmeti niteliğindeki noterlik hizmetini yürüten, kamu görevlisidir. Yukarıda avukatlar için söylenen hususların bir kısmı noterler için de 475 �dir. Noterlik mesleğinin de yeniden yapılandırılması, gelişmelere uygun olarak yeniden düzenlenmesi zorunludur. Oldukça önemli bir görev üstlenmesi mümkün olan noterler, gerek kanuni gerekse mesleğin yürütül- mesi ile ilgili eksiklikler sebebiyle, istenen seviyede hizmet verememektedir. Her asliye mahkemesinin bulunduğu yerde o mahkemenin yargı çev- 476 resindeki işlerini görmeye yetkili olmak üzere noterlik kurulur. Bir ilin be- lediyesınırlan içinde birden fazla noterlik bulunduğu takdirde, her noterlik bağlı bulunduğu asliye mahkemesinin yargı çevresi ile sınırlı olmaksızın, il belediyesi sınırlan içindeki bütün noterlik işlerini görmeye yetkilidir (NK n2). Noter olabilmek için Noterlik Kanunu hükümlerine göre noterlik 477 stajını tamamlayarak, noterlik belgesi almak şarttır. 7188 sayılı Kanunla Noterlik Kanunu'nda yapılan değişiklikle noterlik stajına kabul için Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında başarılı olmak koşulu getirilmiştir. Avukatlık stajına başlamak için getirilen koşul gibi noterlik stajına başlamakiçin Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'nda başarılı olma şartı da 2547 sayılı Yükseköğre- timKanunu'nun ek 41. maddesinin yürürlüğe girdiği 24.10.2019 tarihinden sonra yükseköğretim kurumuna kayıt yaptıranlardan 31.03.2024 tarihinden sonra mezun olanlar hakkında uygulanacaktır. Noterlik stajı yapmadan da noter olabilmekbakımından önemli istisna- 478 1ar getirilmiştir (NK m. 6). Özellikle, avukatlık stajını tamamlayarak avukat olanların aynı zamanda noter de olabilmesi sebebiyle, bugün noterlik stajı adeta uygulanmayan bir hüküm halindedir. Noterlik bir kamu hizmeti olduğu halde, noterler Devletten maaş al- 479 mazlar. Ancak gördükleri işler nedeniyle Noterlik Ücret Tarifesi'ne göre bir ücret alırlar ve noterlik dairesinin masrafları noter tarafından karşılanır. Noterlik, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nda düzenlenmiştir. Noterlerin 480 görevleri de bu Kanun'un 60-71C. maddelerinde belirtilmiştir. Genel olarak noterler başka resmi makam veya mercilerin görevine girmeyen resmi veya resm1olmayan işlemleri yaparlar. Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pdı:.autıta:./Atalay/Ôuh:s 124 481 Noterlik hizmeti noterlik dairesinde yapılır. Bu dairelerde yeteri kadar katip vehizmetli çalışır. Noterler resmi dairelerin tabi olduğu çalışma saatle- rinde görevyaparlar (NKm. 51). 482 Noterlik Kanunu'na göre belgelendirilen işlemler resmi sayılır (NK m. 82/ 1 ). Bu nedenle noterlerin düzenledikleri senetler, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda farklı olarak düzenlenmiş ve diğer adi senetlerden farklı hü- kümlere tabi tutulmuştur (m. 204, 206). 483 Noter ve noter katipleri, görevleri dolayısıyla öğrendikleri sırları, ka- nunların emrettiği haller dışında açıklayamazlar (NK m. 54). § 5. USÜL İŞLEMLERİ Davanın açılmasından sonuçlanmasına kadar birçok işlem yapılır. 484 Örneğin, dava dilekçesi ile açılan davada, taraflar duruşmaya çağınlır, bu duruşmada iddia ve savunmalarını ispat için deliller gösterirler, delillerin incelenmesinden sonra mahkeme bir karar verir ve bu karara karşı taraflarca kanun yoluna başvurulabilir. Bu işlemlerin bir kısmı mahkemece, bir kısmı ise taraflarca yapılır. Mahkeme tarafından yapılan usulişlemlerine, mahkeme usul işlemleri; taraflarca yapılan usul işlemlerine ise, taraf usul işlemleri de- nir. Mahkemenin yaptığı usul işlemleri ile tarafların yaptığı usul işlemlerini birlikte incelemek mümkün değildir. Mahkemenin yapmış olduğu işlemler, Devlet organı tarafından yapılan işlemler olup tarafların yaptığı usul işlem- lerinden farklı hükümlere tabidir. Bunlardan ilk önce taraf usul işlemlerini, daha sonra mahkemeye ilişkin usul işlemlerini inceleyeceğiz. Usul işlemlerinin belirli şekilde ve belirli süreler içinde yapılması gere- 485 kir. Yargılamanın şekline ilişkin hususlar diğer paragraflarda aynca ve ayrın- tılı olarak anlatılacaktır. Ancak, usul işlemleri ile yakın ilişkisi olan süreler, eski hale getirme ve tebligat aşağıda incelenecektir. L TARAF USÔL İŞLEMLERİ A. Genel Olarak Davanın açılmasından hükmün kesinleşmesine kadar yargılamanın 486 ilerlemesi amacıyla, tarafların aralarında yaptıkları ya da tarafla mahkeme arasında yapılan işlemler taraf usul işlemleridir. Bu işlemler, yargılamanın yürütülmesine yarayan ve bu şekilde davaıµn sonucuna etkili olan irade ve bilgi açıklamalarıdır. Davanın çözümüne etkili olmayan açıklamalar usul işlemi sayılmaz. Taraf işlemlerinin en önemli unsuru davaya etkili olmasıdır. Davanın çözümüne yönelik olmak koşuluyla, henüz dava açılmadan önce yapılan bazı işlemler de usul işlemi sayılabilir. Örneğin, dava açılmadan önce alınan ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararı usul işlemi sayılır. Bu işlemler diğer hukuki işlemlerden ayrılır. 1 r ı 125 Medeni Usül Hukuku Ders Kitabı Pekcanıta/ Atalay/Ôuhs 126 487 Taraf usul işlemleri, ileri sürülen iddia ve savunmaların haklı olduğunu göstermek, yargılamayı yürütmek ve sona erdirmek amacıyla yapılır. Bu işlemlerin bir kısmı olumlu işlemlerdir. Ancak bazı usul işlemleri olumsuz, yani tarafın hareketsiz kalması sonucu da gerçekleşebilir. Örneğin, tarafların duruşmaya gelmemesi ya da taraflardan birisinin gelmesi üzerine gelen tara- fın davayı takip etmeyeceğini belirtmesi üzerine dosyanın işlemden kaldı- nlması, kanun yoluna başvurmama gibi. Bu tür işlemlerde taraf aktif olarak bir şey yapmasa da,yargılama kuralları bu duruma bazı sonuçlar bağlamıştır. B. Taraf Usul İşlemlerinin Özellikleri 488 Taraf usul işlemleri, özel hukuk anlamında hukuki işlemler değildir. Bu nedenle taraf usul işlemleri ancak dava ilişkisi içinde hukuki sonuç doğurur ve dava içinde geçerli olur, dava dışında bu işlemlerin etkisi olmaz. 489 Taraf usul işlemlerinin hukuki işlemlerden ayırt edilmesi önemlidir. Çünkü, hukuki işlemler, usul hukuku değil, maddi hukuk hükümlerine tabi olacakbr. Bu ayrım, özellikle koşullar bakımından önemlidir. Bazı durum- larda, usul hukukunun mu, yoksa maddi hukukun mu esas alınacağı sorunu ortaya çıkar. Örneğin, davadan önce vekalet verilmesi, usul hukuku işlemi mi, yoksa maddi hukuk işlemi mi sayılacaktır? Yine bir işlem normal olarak hukuki işlem iken, yargılama sırasında ileri sürülürse bunu taraf usul işlemi sayabilecek miyiz? Takasın ileri sürülmesi böyledir. Öte yandan bir işlemin etkisi, hem usul hukukunda, hem de maddi hukukta düzenlenmişse, burada da karar vermek kolay olmayacaktır. Örneğin, dava açılmasının hem maddi hukuka, hem de usul hukukuna ilişkin sonuçları bulunmaktadır. Böyle du- rumlarda hukuki işlem hakkında karar verirken, hangi etkinin ilk derecede olduğuna bakmak gerekir. Eğer esas etki ya da ilk etki usul hukuku alanında ise, bu usul işlemi sayılmalıdır. Buna göre dava açılması, bir usul işlemidir; çünkü yargılamayı başlatmakta ve yargılamanın esasını belirlemektedir. Bu etki olmaksızın bir dava düşünülemez. Buna karşılık dava açılmasının maddi hukuka ilişkin sonucu olan zamanaşımının kesilmesi ikinci derecedir. Sonuç olarak, bir hukuki işlemin usul işlemi sayılabilmesi, onun usuli etkisinin birinci derecede olmasına bağlıdır. Örneğin, cevap dilekçesinde daha önce ileri sürülmemiş olan takasın ileri sürülmesi bir maddi hukuk işlemidir; fakat, takasın daha önce ileri sürülmüş olduğunun ileri sürülmesi bir usul işlemidir. 490 Taraf usul işlemleri, usul işlemi sayılmakta, şekli, içeriği ve hükümleri bakımından usul kurallarına tabi olmaktadır. O halde usul işlemleri koşulları ve etkisi usul hukukuna tabi olan işlemlerdir. Ancak bazı usul işlemleri, ör- ı S.UsM lşlcııılcrl neğin davaya son veren taraf işlemleri olan feragat, kabul ve sulh hem maddi hukuk, hem de usul hukuku bakımından sonuç doğurur. Bu sebeple, bu tür işlemler, maddi hukuk hükümlerine göre, ah.lika aykırılık veya hata, hile gibi sebeplerle batıl ya da iptale t�bi olabilirler. Usul işlemlerinin geçerliliği, bu işlemi yapan tarafın, taraf ve dava ehli- 491 yetine sahip olmasını gerektirmektedir. Bunun yanında, tarafın, dava takip yetkisinin de varlığı gerekir. Dolayısıyla sonuç doğuran taraf usul işlemleri mahkemeye karşı yapılır. 492 Buna karşılık doğrudan etkili olan taraf usul işlemleri, genellikle mahkeme- ye, bazen karşı tarafa, bazen de her ikisine karşı birlikte yöneltilir. Taraf usul işlemleri hakkında genel bir düzenleme bulunmamaktadır. 493 Eğer bu işlemler duruşmada sözlü olarak yapılırsa, mahkeme bunu tutanağa geçirir, bunun dışında dilekçe ile karşı tarafa ya da mahkemeye yöneltilir veya genellikle karşı tarafa tebliği söz konusu olur. Bazı usul işlemleri, özel olarak belirlenen şekilde yapılmalıdır. Örneğin, dava dilekçesinde bulunma- sı gereken hususlar Kanun'da tek tek belirtilmiştir (m. 119). Bu sebeple, dava dilekçesinde bu hususların bulunması ve dava dilekçesinin buradaki şekle uygun düzenlenmesi zorunludur. Usul işlemleri, medeni hukuk hükümlerine tabi olmadığından, irade 494 fesadı sebebiyle iptal edilemez. Ancak usul işlemlerinin maddi bir hatadan kaynaklandığı hallerde geçersiz sayılması mümkündür. Örneğin, Hukuk Muhakemeleri Kanununda maddi hataya dayanan ikrarın geri alınabileceği kabul edilmiştir (m. 188/2). Hem maddi hukuk, hem de usul hukuku işlemi karakterini taşıyan, feragat, kabul ve sulh gibi usul işlemleri bu söyledikleri- mize istisna teşkil eder ve bunlar medeni hukuka ilişkin sebeplerden dolayı iptal edilebilir. Usul işlemleri şarta bağlanamaz. Örneğin, dava veya kanun yoluna baş- 495 vurma veya bundan feragat şarta bağlı olarak yapılamaz. Ancak, davacı, da- vasını birden fazla hukuki sebebe dayandırarak mütelahik dava veya vakıalar aynı kalarak terditli dava şeklinde açabilir. Böylelikle bir usul işlemi diğer bir usul işleminin başarılı ya da başarısız olması şartına bağlanmış olur. Ancak bu istisna dışında şart söz konusu olmaz. Bunlar da gerçek anlamda şart ol- mayıp bir usul işleminin başarısız olması veya kabul edilmemesi durumunda diğer usul işleminin ileri sürülmesi şeklinde karşımıza çıkar. Taraf usul işlemleri genellikle tek taraflı işlemlerdir. Bunun istisnası 496 usul sözleşmeleridir. 127 - Pdxaıuıu/Atalay/ôukes Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 128 497 Usul işlemleri yapılırken usul hukuku ilkelerine uyulması gerekir. Ör- neğin, tarafların yükümlülükleriarasında yer alan doğruyu söyleme ödevi ve dürüstlük kuralına uygun davranılmalıdır. C. Taraf Usul İşlemlerinin Çeşitleri 498 Taraf usul işlemlerini ilk olarak tek yanlı ya da iki yanlı olarak ayırmak mümkündür. İki yanlı taraf usul işlemlerine usul sözleşmeleri de denilmek- tedir. Usul hukukunda irade özgürlüğü ilkesi egemen olmadığından, taraflar yargılama usulünü değiştiremezler. Ancak, bazı hallerde taraflara sözleşme yapma imkanı tanınmıştır. Yetki sözleşmesi (m. 17) veya tahkim sözleşmesi (ın. 412) usul sözleşmelerine örnek olarak gösterilebilir. Bu sözleşmeler asıl etkilerini usul hukuku alanında gösterirler. Bu sözleşmeler tarafların karşı- lıldıiradeleri ileyapılır. Usul sözleşmeleri dışında kalan taraf işlemleri ise, tek taraflı usul işlemleridir. 499 Usul sözleşmeleri, gerçek usul sözleşmeleri, usul hukukuna ilişkin yan etkisi bulunan maddi hukuka ilişkin sözleşmeler ve karma sözleşmeler olmak üzere üçlü bir ayrıma tabi tutulabilir. Gerçek usul sözleşmesi yetki sözleşmeleridir.Busözleşme ile aslında yetkisiz bir mahkeme yetkili hale ge- tirilmektedir. Bunun dışında, kanun yolundan feragat de gerçek usul sözleş- mesidir. Usul hukukuna ilişkin yan etkisi bulunan özel hukuk sözleşmesine örnekolarak, sözleşmede ifa yerinin belirtilmiş olması halinde, bu ifa yerinin 10. maddeye göre yetkili mahkemenin seçimini de etkilemesi gösterilebilir. Karma sözleşme olarak tahkim sözleşmesi gösterilebilir. Bunun yanında ha- kem-bilirkişi sözleşmeleri de böyledir. Bunun gibi sulh sözleşmesi de karma sözleşmedir, yani hem usul hukuku hem de maddi hukuk etkisi göstermek- tedir. 500 Gerçek usul sözleşmeleri ile karma sözleşmelere borçlar hukukuna iliş- kin hükümler kıyasen uygulanır. Usul hukukuna ilişkin yan etkisi bulunan maddi hukuk sözleşmelerineise, Türk Borçlar Kanunu doğrudan uygulanır. Özellikle sözleşmenin kurulması ve geçerliliği hakkında borçlar hukukuna ilişkin hükiimler uygulanacaktır. Ancak, kesin ve bağlayıcı bir usuli durum doğmuşsa, artık bu maddi hukuk hükümleri uygulanmaz. Örneğin, kesin hüküm halini aldıktan sonra, bir hükmün ancak olağanüstü kanun yoluna başvo:rularak iptal edilebilmesi mümkündür, yoksa hüküm maddi hukuk bükıJm)erine göre geçersiz sayılamaz. Bunun gibi, yetki sözleşmesi ancak, süresi içinde yetki itirazı ileri sürülürse incelenebilecektir. 129 ı 5. Usıll lşlcmleri D. Usıll lşlemlerinde Şekle Uymak Zorunluluğu ve Sonuçları Usul işlemlerinin bazıları sözlü bazıları ise yazılı olarakyapılır. Örneğin, 50 ı hakimin reddi (m. 38/2), davaya müdahale talebi (m. 67/1), davaya cevap (m. 126), tanık listesi verilmesi (m. 240/2), ihtiyati tedbir talebi (m. 390), delil tespiti talebi (m. 402), istinaf talebi (m. 342), temyiz talebi (m. 364), yargılamanın iadesi (m. 378) yazılı olarak yapılan işlemlerdir. Buna karşılık bazı işlemler yazılı ya da sözlü olarak yapılabilir. Örneğin, ıslah (m. 177/3 ), feragat ve kabul (m. 309/1), ikrar (m. 188) böyledir. Bunun yanında bütün buişlemlerin hangi süre içinde ve nasıl yapılacağı da Kanun'da belirtilmiştir. Medeni hukukta şekil kurallarının amacı ile usul hukukunda getirilmiş 502 olan şekil kurallarının amacı birbirinden farklıdır. Medeni hukukta getirilen şeklin amacı, tarafları düşünmeye sevk etmek, bu yolla daha sağlıklı işlem yapılmasını sağlamak ve ispat kolaylığı iken; usul hukukunda amaç, yargı- lamanın güvenli ve emin yürütülmesidir. Bu sebeple usul işlemlerinde şekil kurallarına uyulmamasının yaptırımı da medeni hukuktan farklı olacaktır. Genel olarak, medeni hukukta şekil kurallarına uyulmadan yapılan işlem ba- tıldır ve hatta bunun için ayrıca bir dava açmaya da gerek bulunmamaktadır. Usul hukukunda şekil kurallarına aykırılık ise, her zaman butlan yaptırımının uygulanmasını gerektirmez. Ancak şekle aykırılık, kamu düzeni amacıyla ge- tirilmiş bir hükme aykırılık biçiminde ise, bu işlemin batıl sayılması gerekir. İkinci olarak, usuli işleminin güttüğü amacı sağlayan hükümlere aykırılık halinde işlem batıldır. Kanunda hangi işlemlerin kamu düzenine ilişkin olduğu hakkında bir 503 açıklık bulunmamaktadır. Bu konuda, her işlem için geçerli olabilecek bir kıstas koymak da mümkün değildir. Ancak, taraflara yargılama sırasında farklı imkan tanınması, davanın gereksiz yere uzatılması ve hakkın kötü niyetle kullanılması gibi durumlar kamu düzenini ilgilendiren hususlardır. Bu sebeple ıslah (m. 17/2) gibi işlemlerin davada bir kez yapılabilmesi veya ikinci tanık listesi verilememesi (m. 240/2) gibi hükümler hakkın kötüye lm11anılmasını ve davanın bu sebeple gereksiz yere uzatılmasını önlemek düşüncesiyle düzerılenmiş olup kamu düzenindendir.Bu tür bir talep hiçbir sonuç doğurmamalı ve mahkeme kendiliğinden bu talebi reddetmelidir. İkinci tanık listesi verme yasağı ile gereksiz yere tanık göstererek davayı uzatmak gayretleri önlenmek istenmiştir. Kamu düzenine aykırı olan bir usul işleminin sonucu ne olacaktır? 504 Kamu düzenine aykırılığın sadece diğer tarafın talebi üzerine dikkate alın- ması, mahkemenin kendiliğinden bu aykırılığı göz önünde tutamaması Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôukes 130 söz konusu olamaz. Eğer işlem kamu düzenine aykırı ise, bunu mahkeme kendiliğinden dikkate alır. Zaten kamu düzenine aykırılık, diğer tarafın ileri sürmesine gerek olmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur. Ancak 1 kamu düzenine ilişkin olmayan işlemlerin, maddi hukuktaki butlandan fark- lı olarak düzelmesi mümkündür. Bu, ya hatalı işlemin doğrusunun yapılması ile veya geçmişe etkili olacak şekilde icazet verilmesiyle ya da itiraz etme hakkının kullanılmamasıyla söz konusu olabilir. Hatalı işlemin doğrusunun yapılması ile işlemin etkisi de bu yeni işlemden itibaren ortaya çıkar. Geç- mişe etkili olacak şekilde icazet vermeye, dava veya vekalet ehliyeti olmayan kişinin yapbğı işlemlere, kanuni temsilci veya tarafın icazet vermesini örnek verebiliriz (m. 77/ 1). Ancak bu işlemler eğer kamu düzenine ilişkin ise, bun- ların düzelmesi mümkün değildir. 505 Usul işlemindeki eksiklik giderilebilir ya da düzeltilebilir nitelikte ise bu işlemlerdeki eksiklik diğer tarafça ileri sürüldüğünde, işlem iptal edilmez1 sadece işlemdeki eksiklik giderilir veya düzeltilir. Örneğin, iki tarafın veya hakimin açık olan yazı ve hesap hataları her zaman düzeltilebilir (m. 183; m. 304). Yıne dava dilekçesindeki imza eksikliği hakim tarafından tamamlattı- nlabilir. il. MAHKEME USUL İŞLEMLERİ 506 Mahkeme usulişlemleri, davanın yürütülmesi ve sonuçlandırılmasıiçin hakim tarafından yapılan işlemler ve verilen kararlardır. Örneğin, duruşma gününün belirlenmesi, tarafların duruşmaya çağırılması, keşif gününün be- lirlenmesi, ara kararlar ve hükümler gibi. Mahkeme usul işlemleri üç grupta incelenebilir. Bunlardan birincisi, yargılamanın iç işleyişi, ikincisi dış işleyişi ile ilgili işlemler, üçüncüsü ise mahkemenin verdiği kararlardır. 507 Yargılamanın idaresi hakime aittir (m. 1S1). Bu amaçla hakim, yargıla- manın kanuna uygun biçimde, makul bir sürede, düzen içinde yürütülmesini sağlamak ve gereksiz yere masraf yapılmasını önlemek için gereken tedbirle- ri almak rorundadır. Bunun için hakim taraflara gerektiğinde eşit olarak söz hakkı verir veya onları söz söylemekten men eder. Bu aynı zamanda hakim için bir ödevdir (m. 32). Toplu mahkemelerde bu görev başkana aittir. 508 Duruşmaların düzen içinde yapılmasını ve disiplinini sağlamak da hakime ait bir görevdir. Hakim, mahkeme duruşma düzenini bozan kişi- leri bunu yapmaktan men eder ve gerekirse derhal duruşma salonundan çıkarılmasını emreder (m.151/1). Yeni düzenleme ile avukatların duruşma salonundan çıkarılmasına son verilmiştir. Hakim duruşma düzenini boz- 131 § S. Usıll lşlcmlcrl duğu gerekçesiyle avukatı duruşma salonundan çıkaramayacaktır. Yargının kurucu unsuru olan avukatın duruşma salonundan çıkarılması doğru olmaz. Ancak duruşmanın disiplinini bozan avukat hakkında da mensup olduğu baromın gereken yaptırımı gecikmeksizin uygulaması gerekir. Zira avukat duruşmanın gerekli olan disiplinine uymak zorundadır. Bir kimse ihtara rağmen mahkemenin huzurunu bozar veya mahkeme 509 huzurunda uygun olmayan bir söz söylemeye veya davranışta bulunmaya devanı ederse derhal yakalanır ve hakkında dört güne kadar disiplin hapsi uygulanır (m. 151/2). Bu hüküm de avukatlar hakkında uygulanamaz. Mahkemenin düzenini bozan eylem veya mahkeme huzurunda söy- 510 lenen uygun olmayan söz ve davranış, ayrıca bir suç oluşturuyor ise, bu durum bir tutanak ile Cumhuriyet Savcılığına gönderilir ve gerekiyorsa fıili işleyenin tutuklanmasına karar verilir (m. 151/3). Bu hüküm de avukatlar hakkında uygulanmaz. Taraflar dışında, duruşmaya katılan kişiler, bilirkişi ve hatta tanık hak- 511 kında da haklın gerekli disiplin hapsini uygulayabilir. Mahkeme kararlarının, süre verilmesine ilişkin kararların ve davetiyele- 512 rin taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi gerekir. Bu tebliğ, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır. Tebligat, yargılamanın dış görünüşüdür. Bu sebeple tebligata ilişkin hususların gereği gibi ve Kanun'a uygun şekilde yerine getirilmesine dikkat edilmelidir. Hakimin dava sırasında veya dava sonunda verdiği kararlar en önemli 513 mahkeme usul işlemleridir. Çünkü, hakimin kararı demek, yargılama ile ilgi- li ara sorunlar hakkında (ara karar şeklinde) veya ana uyuşmazlık hakkında (nihai karar şeklinde) iradesini açıklaması demektir. Mahkemenin irade açıklaması, iyi düşünülmüş ve gerekçelendirilmiş olmalıdır. Hakimin davadan el çekmeden verdiği, davanın devamına yarayan ka- 514 rarları, ara kararlarıdır. Örneğin, tarafa süre verilmesi, taraflarca gösterilen delillerin ret veya kabulüne ilişkin kararlar, yetki itirazı üzerine mahkemenin kendisini yetkili saydığı kararlar ara kararlardır. Kural olarak ara kararın- dan dönülemez. Ancak, hakim bir ara kararından döndüğünde de bunun gerekçesini kısa da olsa ortaya koyması gerekir. Makul ve hukuki olmayan sebeplerle, ara kararları verip daha sonra bundan dönmek, yargılamada hem gereksiz masraf yapılmasına hem de yargılamaların gereksiz yere uzamasına sebep olacaktır. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Peke.anıtez/Atalay/Ôzekes 132 515 Hakimin davadan el çekmesini gerektiren, davayı sonuçlandıran karar- ları ise, nihai kararlardır. Bunlar, usule ilişkin nihai kararlar veya esasa ilişkin nihai kararlar (hükümler) şeklindedir. m. SÜRELER 516 Yargılama hukuku yargılamaya ilişkin bir prosedürü düzenlediğinden, gerek tarafların, gerekse mahkemenin yapacağı iş ve işlemler belirli sürelere bağlanmış ve bu süreler için de belirli sonuçlar öngörülmüştür. A. Sürelerin Çeşitleri 517 Sürelerin bazılarını kanun belirlemiş, bazılarının tespitini hakime bı- rakmıştır (m. 90). 1. Kanunun Belirlediği Süreler 518 Kanuni süreler, Kanun tarafından belirlenmiştir. Örneğin, cevap süresi (m. 127), istinaf süresi (m. 345), temyiz süresi (m. 361). 519 Kanunda belirtilen sürelerin bir kısmı mahkeme için, bir kısmı ise taraflar için öngörülmüştür. Sürenin kimin için düzenlendiği önemlidir. Çünkü buna göre doğurdukları sonuçlar farklılık gösterir. Mahkeme için öngörülmüş süreler hak düşürücü nitelikte olmayıp mahkemenin bir işle- mi hangi süre içinde yapması gerektiğini belirler. Kural olarak mahkeme, o işlemi Kanun'da gösterilen süre içinde yapmak zorundadır. Ancak o işlem süresinden sonra yapılsa da verilen karar, yapılan işlem geçerlidir. Ancak, süresinden sonra işlemin yapılmasında haklın kusurluysa, disiplin sorum- luluğu yoluna gidilebilir. Bundan zarar gören kişi devlet aleyhine tazminat davası da açabilir. 520 Taraflar için kanunda belirtilen süreler ise, kural olarak kesindir ve hak düşürücüdür (m. 94/1). Kanun'da belirtilen süre içinde, taraflar gerekli iş- lemi yapmazlarsa, o hak düşer. Örneğin, temyize süresinde başvurulmazsa, temyiz hakkı düşer ve karar kesinleşir. Düşen sürenin, Kanun'da belirtilen istisnalar dışında tekrar kullanılması mümkün değildir. Bu sebeple, taraflar haklarını kullanırken, bir süreye tabi olup olmadığını ve bu sürenin ne kadar olduğunu iyi bilmek zorundadırlar. 521 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda süreler daha önceki Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndan farklı olarak bir hafta, iki hafta ve bir ay gibi kolay hesaplanabilir biçimde düzenlenmiştir. Önceki Kanunda yer alan üç gün, beş gün, yedi gün, bir hafta, sekiz gün, on gün ve otuz gün gibi birbiriy- 133 1 ı 5. Usı'lllşlcmlcri le kanşbnlına ihtimali bulunan süreler kaldırılmıştır. Kanun'da taraflar için öngörülmüş olan süreler, Kanun'da belirtilen istisnai haller dışında hikimce azaltılıp çoğaltılamaz (m. 90/1) ve haklın süreye uyulup uyulmadığını ken- diliğinden gözetir. Ancak Kanun'da 127. maddedeki gibi açıkça belirtilen durwnlarda, hakim süreleri azaltıp çoğaltabilir (m. 90/2). Bu durumda da Kanun'un belirlediği bir sınır varsa ona uyulması gerekir. Örneğin, cevap • süresi hakim tarafından bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere uzatılabilir (m. 127). 1 2. Hakimin Belirlediği Süreler Kanunda bazı sürelerin belirlenmesi açıkça hakime bırakılmış olabilir 522 veya hakim bir işlemin belirli bir süre içinde yapılmasını öngörebilir. Bunun nedeni, her sürenin kanun tarafından önceden belirlenmesinin yanlış olaca- ğıdır. Buna karşılık, her somut olayda sürenin hakim tarafından belirlenmesi daha uygun ve adil olur. Hakimin süre verirken, tarafların durumları, işlemin niteliği gibi hususları dikkate alması gerekir. Hakim, süreyi belirlerken, ge- reğinden fazla uzun bir süre verirse, yargılamanın gereksiz yere uzamasına 1 sebep olur, böylece yargılama makul bir sürede sonuçlandırılamaz. Süre işin niteliğine göre kısa tutulursa, bu durumda da, tarafların davaya yeterince etki edebilmeleri, dava malzemesinin gereği gibi toplanması mümkün olma- yabilir; bu ise duruma göre hukuki dinlenilme hakkının ihlali sayılır. Hakim tarafından belirlenen süreler kural olarak kesin değildir. Hakim 523 süre verirken, verilen sürenin kesin olduğunu belirtmemişse, süreyi geçiren taraf yeni bir süre verilmesini isteyebilir (m. 94/2). ilk verilen süre içinde iş- lemi yapamamış olan tarafa ikinci kez süre verilebilmesi için, tarafın mazeret göstermesi veya ispat etmesi gerekmez. Hakimin bu talep üzerine vereceği ikinci süre, kararında belirtilmemiş olsa dahi kesindir ve bir daha süre veri- lemez (m. 94/2, 3). Haklın, süre verirken bu sürenin kesin olduğunu da kararında belirtebi- 524 lir.Ancak, hakim sürenin kesin olduğuna karar verirse, bunu kararında açıkça belirtmesi, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklaması ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar etmesi gerekir (m. 94/2). B. Sürelerin Hesaplanması Süreler yapılacak işlemler bakımından önemli olduğundan, süresinde 525 bi,r işlem yapılmadığında hak kaybı doğacağından, süreler konusunda dik- katli olunmalıdır. Bir süreden bahsediliyorsa, sürenin Kanun'da mı düzen- t Mede,ıf Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/Ôukes 134 lendiği, yoksa haklın tarafından mı verildiği, kesin olup olmadığı göz önün- de tutulmalıdır. Ayrıca, süre hesaplamalarında üç şey önem taşımaktadır, bunların iyi tespit edilmesi gereklidir. Bunlar: ► Sürenin başlangıç anı, ► Sürenin ne kadar olduğu ve ► Sürenin ne zaman sona erdiği ve son günü. 526 Süreler bazı hallerde tefhim (Örneğin, m. 43/ 2, 44 / 2), bazı hallerde ise tebliğ (Örneğin, m. 345, 361) tarihinden itibaren işlemeye başlar. Kanun'da sürenin tefhim tarihinden itibaren başlayacağı öngörülmüşse, süre tetbim- den itibaren hesaplanır. Buna karşılık, sürenin başlangıcı tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlıyorsa, süre taraflara tebliğ tarihinden itibaren başlar. Tebliğden kasıt, tarafın gönderileni tebellüğ etmesi, yani tebliğ edileni alma- sıdır; yoksa evrakın tebliğe çıkarıldığı gün değildir. Sürelerin başlamasında ve hesaplanmasında resmi tatil günleri de dikkate alınır (m. 93 / 1). Özellikle resmi tatil günlerinde de tebligat yapılabileceğinden (TebK m. 33), resini tatil gününde de süre işlemeye başlayabilir. Ancak, bir sürenin son günü resmi tatil gününe rastlıyorsa, süre tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter (m. 93). 527 Kanun'da sürelerin nasıl hesaplanacağı da belirtilmiştir. Gün olarak be- lirlenen sürelerde ilkgün (tefhim veya tebliğ günü) hesaba katılmaz ve süre, son günün tatil saatinde biter (m. 92/1). 528 Hafta ve ay veya yıl olarak hesap edilen sürelerde, sürenin başladığı güne son hafta veya ay ya da yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde süre biter. Örneğin bu hafta Çarşamba günü yapılan tebligat üzerine bir haf- talık süre sonraki hafta Çarşamba günü sona erecektir. Ay olarak hesaplanan sürelerde, sürenin başlaması aysonuna rastlarsa ve sürenin bittiği ayda böyle bir gün yoksa, o ayın son günü süre bitmiş sayılır (m. 92/2). C. Adli Tatil 529 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 102. maddesine göre adli tatil, her yıl yirmi temmuzda başlar ve otuz bir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl ise bir eylülde başlar. 530 Mahkemeler, adli tatil sırasında kural olarak dava ve işlere bakamaz ve bunlar adli tatilden sonraki zamana ertelenir. Ancak, adli tatil süresince, dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaların yenileme dilekçeleri- § 5. Ustll lşlcmlc,-i ninalınması, ilınıverilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkeme- ye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay'a gönderilmesi işlemleri yapılır (m. 103/3). Bunların dışında, kanunda bazı özel ve acele işlerle davaların adli tatilde de görüleceği öngörülmüştür. Hangi iş ve davalara adli tatilde bakılacağı 103. maddenin birinci fıkrasında ve özel kanun hükümlerinde belirtilmiştir. Bu iş ve davalar: ► İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti gibi geçici hukuld koruma, deniz raporlarının alınması ve dispeçci atanması talepleri ile bunlara karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular hakkında karar verilmesi, ► Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ya da işler, ► Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları, ► Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar, ► Ticari defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi verilmesi talepleri ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri, ► İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve davalar, ► Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler, ► Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler, ► Çekişmesiz yargı işleri, ► Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin tale- bi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler. Örneğin, 6352 sayılı Kanunun 6. maddesi ile İcra ve İflas Kanunu'nun 18. maddesinin birinci fıkrasına eklenen birinci fıkra ile "İcra mahkemesine arz edilen hususlar ivedi işlerden sayılır ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanır" denilmiştir. Bu değişiklikten sonra icra mahkemesinde görülen dava ve işler ivedi sayıldığından, adli tatilde de devam edilecektir. Tarafların anlaşması halinde veya dava bir tarafın yokluğunda görül- 531 mekte ise hazır olan tarafın talebi üzerine, yukarıdaki iş ve davalara bakılması adli tatilden sonraya da bırakılır (m. 103/2). Bu hükümler bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay incelemelerinde de 532 uygulanır (m. 103/4). Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda basit yargılama usulüne tabi 533 olandavalaradlttatildegörülmekteydi (HUMKm.176/1, b.11).AncakHu- • 135 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pdccanıtez/ Atalay/ôukes 136 kuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, adli tatilde dava ve işlerin görülmesine devam edilmesi yargılama usulüne bağlı olmayıp, dava veya işin Kanunda ivedi olduğunun belirtilmesi ya da mahkemece ivedi olduğuna karar veril- mesine bağlıdır. Bu nedenle yazılı ya da basit yargılama usulüne tabi bir dava ya da işin Kanunda ivedi olduğu belirtilmesi veya mahkemece ivedi olduğu- na karar verilmesi durumunda, bu dava veya iş adli tatilde görülmeye devam edecektir. Kanunlarda ivedi olduğu belirtilmeyen veya mahkemece ivedi görülmesine karar verilmeyen basit veya yazılı yargılama usulüne tabi olan davalar adli tatilde görülemeyeceği için, bu durumda ilgili bir süre adli tatil süresi içinde sona ererse, adli tatilden sonra ek bir süreden yararlanılacaktır. 534 Adli tatilde bakılmayan iş ve davalarla ilgili sürelerin sonu, adli tatil dönemine rastlarsa, bu süreler adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta daha uzatılmış sayılır (m. 104). Bu uzatma sadece Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzda öngörülen süreler için olup, diğer kanunlarda belirlenen sürelerin sona ermesi adli tatile rastlarsa, süre bir hafta daha uzatılmış sayıl- maz. Örneğin, Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenmiş olan bir zamanaşımı süresi adli tatilde sona ererse, bu süre adli tatilden sonra uzamaz. Çünkü adli tatil maddi hukuka ilişkin sürelerin uzamasına neden olmaz, dava açılmasına engel olmaz. 535 Adli tatilde görülen dava ve işlere nöbetçi mahkemeler bakar. Adli tatil- de görülen dava ve işlerde sürenin sonu adli tatile rastlarsa, süre adli tatilden sonra bir hafta daha uzatılmış sayılmaz. Uygulamada bu bilinmediğinden maalesef adli tatilde görülen davalar için de 104. maddeye göre sürenin uzamış sayılacağı zannedilerek kanun yoluna başvuru süresi kaçırılmaktadır. ıv. ESKİ HALE GETİRME A. Eski Hale Getirmenin Şartları 536 Kural olarak kanunun veya hakimin belirlediği kesin süre içinde işlem yapılmazsa, süresinde işlem yapmayan tarafın o işlemi yapma hakkının dü- şeceğini (m. 94/3) yukarıda gördük. Ancak, bazen işlemin belirtilen süre içinde yapılamaması ilgilinin elinde olmayan sebeplerden kaynaklanabilir. Bu gibi durumlarda Kanunda, ilgiliye, süresinde yapamadığı işlemi eski hale getirme yoluyla daha sonra yapabilme imkanı tanınmıştır. Bunun için belirli şartlar öngörülmüştür. § S. Usıll işlemleri 137 l. Süre Elde Olmayan Bir Sebeple Kaçırılmış Olmalıdır Eski hale getirme için, işlemi belirli bir süre içinde yapmak durumun- 537 da olan ilgilinin veya vekilinin elinde olmayan sebeple işlemi süresinde yapamaması gerekir (m. 95/1). Elde olmayan sebep, tarafın iradesi dışında gerçekleşen haklı, geçerli ve objektif bir engel veya durum olmalıdır. Ortaya çıkan sebebin, yapılması gereken işlemin, belirtilen süre içinde yapılmasına engel olacak bir sebep olması gerekir. Bir durum, daha kısa sürede yapılması gereken bir iş için eski hale getirme sebebi teşkil ederken, daha uzun sürede yapılması gereken bir iş için eski hale getirme sebebi teşkil etmeyebilir. Ağır hastalık, kaza, deprem, su baskını, yangın gibi bir doğal afet veya 538 tarafın kendisine yapılan tebligatı öğrenemeyeceği kadar uzun bir seyahatte olması, eski hale getirme sebebi sayılır. Bu sebebi ve sebebin eski hale getir- me için yeterli sayılıp sayılmayacağını mahkeme takdir edecektir. Örneğin, tebligab almamak için uzun bir seyahate çıkan tarafın eski hale getirme talebi kabul edilmeyecektir. Çünkü bu ihtimalde tarafın seyahatte bulundu- ğu sırada kendisine tebligat yapılacağını ve sürenin işlemeye başlayacağını bilinesi gerekir. Ancak bunu bilmiyorsa, hesaba katması mümkün değilse, bu durumda eski hale getirme talebi kabul edilebilir. Kanuni temsilci veya avukatla takip edilen davalarda, eski hale getirme 539 sebebine kanuni temsilci veya avukat da dayanabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun veya hakimin tayin ettiği kesin 540 sürelerin kaçınlması halinde eski hale getirme talebinde bulunulabilir (m. 95/1). Maddi hukukta belirlenen sürelerin geçirilmesi halinde eski hale getirme yoluna başvurulamaz. Örneğin, hak düşürücü sürenin veya zama- naşım.ısüresinin geçirilmesi halinde eski hale getirme talep edilemez. Bunun gibi mahkemeler için öngörülen sürelerin geçirilmesi halinde eski hale getir- me yolu kapalıdır. Eski hale getirme için dayanılan engelin, gerçekten süresi içinde ya- 541 pılamayan işlemin yapılmasına engel olması gerekir. Bu durumda engel ile işlemin yapılmaması arasında bir illiyet bağının bulunması gerekir. Engel ile yapılamayan işlem arasında bir illiyet bulunmuyorsa, eski hale getirme talebinde bulunulamaz. Örneğin, temyiz süresinin son günü gecesi yurt dışında tatil yaptığı sırada hastalanan ve hastaneye kaldırılan bir vekilin bu engeli, eski hale getirme talebi için yeterli değildir. Çünkü hastalığı ile tem- yiz süresinin kaçınlması arasında bir illiyet bulunmamaktadır. Zira son gün hastalanmasaydı dahi, temyiz dilekçesi hazırlanmayacakidi. Medeni Ustll Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/ôzekcs 138 2. Başka Kanuni Yola Başvurma İmkanı Kalmamış Olmalıdır 542 Eski hale getirme yoluna başvurmak için, ilgilinin kaçırdığı işlemi, Kanun'un tanıdığı başka bir yolla da yapamaması (m. 95/2), yani yapamadı- ğı işlemi telafi edecek başka bir kanuni imkanın bulunmaması gerekir. 543 Kendisine yapılan tebligatın usulsüz olması sebebiyle, şeklen bir süreyi kaçıran kimsenin eski hale getirme talebinde bulunmasına gerek yoktur. Çünkü, aşağıda açıklanacağı üzere, usulsüz tebligatta, bir tebligat bulunsa da bu usulsüz olduğundan, süre aslında henüz işlemeye başlamamıştır (TebK m. 32; TebYön m. 53). Yani, henüz işlemeye başlamayan bir sürenin kaçırıl- masından da söz edilemeyeceğinden, eski hale getirme talep edilemez. B. Eski Hale Getirme Usulü 544 Eski hale getirme talebi bir süreye bağlanmıştır. Eski hale getirme tale- bi, engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır, aksi halde talebin dikkate alınması mümkün değildir (m. 96/ 1). İlk derece ve is- tinaf yargılamalarında, en geç nihai karar verilinceye kadar eski hale getirme talebinde bulunmak mümkündür. Ancak, nihai karar bir tarafın yokluğunda verilmişse, tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için kararın verilmesinden sonra da eski hale getirme talebinde bulunulabilir (m. 96/2). 545 Yapılamayan işlem için eski hale getirme, bu işlem hakkında hangi mahkemede inceleme yapılacak idiyse, o mahkemeden talep edilir (m. 98 / 1). Buna göre, dava veya hüküm sırasında ortaya çıkan eski hale getirme talepleri davaya bakan ve hükmü veren mahkemeye yapılır. Eski hale getir- me, istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesi halinde, bölge adliye mahke- mesinden; temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi halinde ise Yargıtay'dan talep edilir (m. 98/2). 546 Bir davada, aynı taraf birden fazla eski hale getirme talebinde buluna- maz şeklindeki Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 174. maddesinde- ki hükme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer verilmemiştir. Çünkü eski hale getirme sebebi, tarafın kusuru olmaksızın, elinde olmayan sebeplerle, sürenin kaçırılması hali için öngörüldüğünden, bu durum bir dava boyunca birden fazla kez olabilir. Örneğin mahkemenin verdiği kesin süreyi elinde ol- mayan sebeple kaçıran tarafın, eski hale getirme talebi kabul edildikten son- ra, kararın temyiz süresini de elinde olmayan sebeplerle kaçırması halinde eski hale getirme talebinde bulunması söz konusu olabilir. 547 Eski hale getirme, yargılama hukukuna ilişkin bir yol olup yargılama hukukundan sayılmayan durumlarda, kural olarak eski hale getirme talebin- 139 ı 5. Usı'Hlşlcııılcri de bulunulamaz. Örneğin, icra hukukunda ödeme emrine itirazın süresinde engel sebebiyle yapılamaması durumunda eski hale getirme değil, gecikmiş itiraz yoluna başvurulabilir (İİK m. 65). İlk derece mahkemeleri veya bölge adliye mahkemelerinde eski hale 548 getirme talebi, ön sorunlar hakkındaki usule; Yargıtay'da ileri sürülecek eski hale getirme talebi ise temyiz usulüne göre yapılır ve incelenir (m. 100/ 1). Eski hale getirme talebi, yargılamanın ertelenmesini gerektirmez ve 549 hükmün icrasına engel olmaz. Ancak, talebi inceleyen mahkeme, talebi haklı görürse, teminat gösterilmek şartıyla, yargılamanın ertelenmesine veya hükmün icrasının geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkeme, gerektiğinde teminat gösterilmeden de yargılamanın ertelenmesine veya icranın geri bı- rakılınasına karar verebilir (m. 99/ 1). Eski hale getirme, dilekçeyle talep edilir. Dilekçede, talebin dayandığı 550 sebepler ile bunların delil veya emareleri gösterilir. Süresinde yapılamayan işlemin de eski hale getirme talebinde bulunmak için öngörülen süre içinde yapılması zorunludur (m. 97/1). Talep üzerine, mahkeme bu konuda ileri sürülen vakıa ve delilleri in- 551 celer. Bu konuda tam ispat aranmaz, yaklaşık ispat yeterli sayılır. Mahkeme eski hale getirme talebini kabul ederse, kararında hangi işlemin geçersiz sayılacağını belirtir. Ancak, ıslahla geçersiz sayılamayan işlemler, eski hale getirme talebinden de etkilenmez (m. 100/2). Eski hale getirme talebi sebebiyle ortaya çıkan giderler, talepte bulunan 552 tarafa yükletilir. Ancak, karşı taraf eski hale getirme talebine karşı asılsız itirazlar ileri sürerek giderlerin artmasına sebep olmuşsa, hakim, giderlerin tümünün veya bir kısmının karşı tarafa yükletilmesine karar verebilir (m. 101/1). V. TEBLİGAT A. Tebligat ve Davetiye Kavramı Tebligat ve davetiyeler yargılamanın yürütülmesi için önem taşır. Ta- 553 rafların veya ilgililerin davada yer almaları, yapılacak veya yapılan işlemleri öğrenmeleri, bunun sonucu olarak, kendilerine tanınan hakları kullanabil- meleri, sürelerin bir kısmının başlaması buna bağlıdır.Davaların uzamasının sebeplerinden biri de tebligat işlemlerinde meydana gelen aksamalardır. Tebligat ve davetiye, birçok yargılama ilkesi ile bağlantılı olduğu gibi, özel- lilde hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmesi için gereklidir. Örneğin, Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pekcanıta;/ Atalay/ôzeke.s dava dilekçesi kendisine tebliğ edilmeyen davalı, cevap veremez ve davada yer alamaz, duruşma davetiyesi gönderilmeyen duruşmada yer alarak hakla- rını kullanamaz. Tebligat ve davetiyelerin önemi sebebiyle ayrı bir Kanun'la (7201 sayılı Tebligat Kanunu) düzenleme yapılmıştır. 554 Tebligat, bir davaya ilişkin olan işlemleri, o davayla ilgili kişilere, Kanun'da belirtilen usule uygun olarakbildirmek için yapılan belgelendirme işlemidir. Kısaca tebligat, bir bildirimin resmi şekilde belgelendirilmesidir denilebilir. Davada birçok işlemin geçerli olması veya hüküm ifade edebil- mesi için tebliğ edilmesi, yani muhatabın öğrenmesi için ona bildirilmesi gerekir. Tebligata ilişkin hususlar aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacaktır. 555 Davetiye, tebligattan farklı bir kavramdır. Mahkemenin, bir kimseyi (ki, bu taraf olabileceği gibi, avukat, tanık veya bilirkişi de olabilir) huzuruna çağırmasına davet, davetin yazılı şekilde yapılmasına da davetiye denir. Da- vette mahkeme huzuruna çağrı söz konusudur. Her tebligat bir davetiyeyi içermez, davetiye dışında başka hususların da tebliği söz konusudur. 556 Davetiyede nelerin bulunması gerektiği Kanun'da (TebK m. 9; TebYon m. 14) belirlenmiştir. Buna göre, davetiyede, tarafların ve varsa temsilcile- rinin ad, soyad ve adresleri, kısaca tebliğin konusu, davet edilen kimsenin, merdinin yeri belirtilerek hangi mercide ve hangi gün ve saatte bulunması gerektiği, kanunlarda özel olarak belirtilen diğer hususlarla davetiyeyi çıka- ran mahkemenin mührü ve yazı işleri müdürünün imzası bulunmalıdır. 557 Tebligattan söz edildiğinde, şu aşamalara dikkat edilmesi gerekir: Teb- ligat için öncelikle tebligata esas olacak işlemi talep eden olmalıdır; usulüne uygunsa bu talep üzerine ilgili merci tebligat çıkarmalıdır. Tebligatın çıka- rılmasından sonra, bu tebligat yetkili merci tarafından, kanunda belirtilen yer ve zamanda, usulüne uygun olarak muhatabına ya da muhatap yerine tebligatı almaya yetkili kimseye ulaştırılmalıdır. Bu açıklamalar dikkate alın- dığında, tebligatın temel aşamalarını şu şekilde sıralayabiliriz: (1) Tebligat çıkarılması talebi, (2) tebligatı çıkaracak makamın tebliğ evrakını hazırla- ması, (3) tebligatı yapacak merci (veya kişi) tarafından tebligatın usulüne uygun şekilde, (4) tebligatın muhatabına (veya onun yerine tebellüğe yetkili kimseye) ulaştırılması. 1. Tebligab Çıkartacak Merciler 558 Tebligat Kanunu'nun birinci maddesine göre, Tebligat Kanunu'na göre tebligat çıkartabilecek merciler yargı mercileri, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, özel bütçeli idareler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, 140 J § S. thıll lşlcmlcri 141 sosyalgüvenlik kurumları, vakıf yükseköğretim kurumları, il özel idareleri, Belediyeler, köy tüzel kişilikleri, barolar ve noterlerdir (TebK m. 1; TebYon m. 2). 6764 sayılı Kanun'la Değişik Tebligat Kanunu'nun 1. maddesinde tebligat çıkaracak idare ve kurumların hangileri olduğu belirlenirken 5018 sayılı Kamu Mali Yonetimi ve Kontrol Kanunu ile ekli cetvelleri dikkate alınmışhr. Tebligat çıkarmaya yetkili merciler Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yonetmelik'te genel olarak belirtilirken Tebligat İşletme Usul ve Esaslarında bu merciler daha ayrıntılı şekilde dü- ıenlenıniştir. Görüldüğü üzere, tebligatı çıkartacak merciler sınırlı olarak belirtilmiş- 559 tir.Tebligat çıkarmaya kanunda belirtilen kamu kurumları yetkili kılınmıştır. 2. Tebligab Yapacak Merciler Tebligatlar kural olarak Posta ve Telgraf işletmesi tarafından yapılır 560 (TebK m. 1; TebYon m. 4). Ancak bu kurala bazı istisnalar getirilmiştir. Mahkemeler, kendiliğinden veya talep üzerine, kendi memuru ara- 561 alığıyla tebligat yapılmasına karar verebilir (TebK m. 41; TebYon m. 64). Kanunlarda özel hüküm bulunan hallerde, gecikmesi halinde zarar doğa- bilecek durumlarda, yukarıda belirtilen tebligat çıkartabilecek merciler arasında veya burada çalışan kişilere yapılacak tebligatlar, o kurumlarda çalışan memurlar veya mahalli mülki idare amirinin emriyle kolluk vası- tasıyla yapılabilir (TebK m. 2; TebYön m. 5). Duruşma sırasında, davaya ilişkinbelgelerin taraflara, ilgililere, katılana, vekile veya kanuni temsilcilere tutanağa geçirilerek imza karşılığı verilmesi tebliğ hükmünde olduğu gibi (TebKm. 36; TebYon m. 58), duruşma sırasında, mahkemece sıfatları tespit edilen avukat sekreterlerine ve stajyerlerine, bir sonraki duruşma gününün bildirilmesi avukata tebliğ yerine geçer (TebKm. 37; TebYon m. 59). Ayrıca avukatlar, takip ettikleri davalarda, makbuz karşılığında birbirlerine tebligat yapabilirler (TebK m. 38; TebYon m. 60) ve mahkemenin kararı olmaksızın diğer tarafa adli kağıt ve belge tebliğ edebilirler (AvK m. 56/ 4). Yukarıda belirtilen hususlar yurt içinde yapılacak tebligatlar için geçerli 562 olup yurt dışında yapılacak tebligatlar o ülkedeki merciler aracılığıyla yapılır. Bunun için bir anlaşma varsa veya o ülke kanunları uygun ise, o yerdeki Tür- kiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını yetkili makamdan ister (TebK m. 25/1; TebYon m. 42). Ancak, kendisine tebligat yapılacak kimse Türk vatandaşı ise, tebliğ o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya kon- solosu aracılığıyla da yapılabilir (TebKm. 25/a; TebYönm. 43). Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôzekes 142 563 Bu konuda "Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme" bulunmaktadır (1483 s. K). Aynca, bu konuda Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'nin (1547 s. K) 1-7. maddeleri tebligatı düzenlemektedir. 564 Yabancı ülkede bulunan kimseye yapılacak tebligat, Adalet Bakan- lığı aracılığıyla Dışişleri Bakanlığı'na, oradan ilgili Türk Elçiliği veya Konsolosluğu'na gönderilir. Ancak, Dışişleri Bakanlığı'nın aracılığına ge- rek görülmeyen durumlarda, Adalet Bakanlığı, doğrudan o yerdeki Türk Büyükelçiliği'ne veya Başkonsolosluğu'na tebliğ evrakını gönderir (TebK m. 25/3-4; TebYôn m. 38-43). Şayet yabancı ülkede tebligat yapılacak kimse Türk vatandaşı ise, ilgili yargı mercii, tebliğ evrakını ilgili bakanlıkları aracı kılmadan da o yerdeki TürkBüyükelçiliğiveya Konsolosluğuna gönderebilir (TebKm. 25a/5; TebYôn m. 43/7). 565 Yurt dışı tebligat ve istinabe işlemlerinde, Adalet Bakanlığınca çıkarıl- mış olan ve 16.11.2011 tarihinde yürürlüğe giren 63/3 ve 63/2 sayılı Ge- nelgelerde belirtilen esaslar ve açıklanan hususların göz önünde tutulması ' gerekir. Son olarak çıkarılmış olan Yurt Dışı Tebligat ve İstinabe Taleplerin- , de Uyulması Gereken Usul ve Esaslara Dair Tebliğ (Bkz. RG, 21.12.2022, S. 32050) de dikkate alınmalıdır. B. Tebligat Yapılabilecek Kişiler 566 Tebligat yapılacak kişi, muhatap olarak adlandırılır. Tebligat kural ola- rak muhatabın kendisine yapılır. Muhatap gerçek veya tüzel kişi olabilir. Tü- zel kişilerde tebligat, tüzel kişinin yetkili temsilcisine, temsilciler birden fazla ise, bunlardan yalnız birine yapılır. Tüzel kişinin temsilcisi o sırada orada bu- lunmuyorsa, tebligat o yerde bulunan memur veya müstahdemlerden birine yapılır. Bunların öncelikle, yetkili temsilciden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi bu işle görevli biri olması gerekir. Bunlar bulunmazsa diğer memur ya da müstahdemlere tebligat yapılabilir (TebK m. 12-13; TebYön m. 20-21). Ancak yetkili temsilci dışında bir kişiye tebligat yapılırsa, tebliğ evrakına, yetkili kişi bulunamadığı için bu kişiden sonra gelen, o da yoksa görevlilerden birisine tebligat yapıldığının açıkça yazılması gerekir. Yetkili temsilci varken herhangi bir kişiye yapılan tebligat geçersizdir. 567 Kanuni temsilcisi bulunanlarda, tebligatın muhatabın bizzat kendisine yapılması gerekmiyorsa, temsilcisine yapılır (TebKm.11/3; TebYönm.19). Vekil aracılığıyla takip edilen dava ve işlerde tebligatın mutlaka vekile yapıl- ması gerekir, vekil varken asıl tarafa yapılan tebligat usulsüzdür. Bir kişinin § 5. UsıHlşlcııılcri 143 biıden faı.la vekili varsa, tebligat bunlardan birine yapılır (TebK m. 11/ 1; TubYön m.18/2). Kendisine tebligat yapılacak kimse adresinde bulunamazsa, tebligat, 568 kendisi ile aynı konutta birlikte oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılabilir (TebKm. 16; TebYön m. 25). Belirli bir yerde meslek ve sanat icra edenlerin kendisi yoksa, o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine tebligat yapılabilir (TebK m. 17; TebYön m. 26). Ancak, muhatap yerine tebligat yapılacak kimselerin, görünüşleri itibariyle on sekiz yaşından aşağı olmaması ve bariz biçimde ehliyetsiz bulunmaması gerekir (TebK m. 22; TebYön m. 34). Muhatap yerine tebligat yapılacak kimselerin o davada hasım olarak il- 569 gileri bulunuyorsa, muhatap adına tebligat yapılamaz (TebK m. 39; TebYön m.62). Kanun'da bazı özel durumlarda da tebligatın kime, nasıl yapılacağı ayrı- 570 ca belirtilmiştir. Örneğin, ticari mümessile tebligat (TebK m. 12/2; TebYön m. 20/3), askeri şahıslara yapılacak tebligat (TebK m. 14, 15; TebYön m. 22-24), otel, hastahane, fabrika, okul gibi yerde bulunanlara tebligat (TebK m.18; TebYön m. 27), tutuklu ve hükümlülere yapılacak tebligatın (TebK m. 19; TebYön m. 28) nasıl yapılacağı ayrıca düzenlenmiştir. C. Tebligatın YapılabileceğiYer ve Zaman Tebligat, tebliğ yapılacak kişinin bilinen en son adresine yapılır (TebK 571 m. 10/1; TebYön m. 16). Ancak, kendisine tebligat yapılacak kimsenin ka- bulü halinde, ona adresinden başka yerde de tebligat yapılabilir (TebK m. 10/3; TebYön m. 17). Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya 572 tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adres olarak kabul edilir ve tebligat bu- raya yapılır. Bu durumda ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. Adres kayıt sistemindeki adrese tebligat çıkartılması halinde, bu tebligatın renkli basbrılan tebligat zarfıyla yapılması ve bu husustaki meşruhata yer verilmesi gerekir (TebKm. 10/2; TebYön m. 16/2). Bu hüküm sebebiyle adres kayıt sistemindeki adres (MERNİS adresi) oldukça önemlidir8. ' •Mubat:ıbın bilinen en son adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt siste- mindeki yerleşim yeri adresinin bu adresten farklı olması halinde: adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine "Mernis adresi" şerhi verilerek Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat çıkartılmasının yeterli olduğuna, öncelikle bu adrese normal bir Medeni Ustll Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtu/ Atalay/Ôukes 144 573 Muhataba veya yerine tebellüğ edebilecek kimselere tebligat yapıldık- tan sonra, muhatap adresini değiştirir ve bunu ilgili yargı merciine bildirirse, tebligat yeni adrese yapılır. Yeni adres bildirilmez ve tebligatı yapacak memur tarafından da tespit edilemezse, tebliğ evrakının bir örneği eski adrese ilişkin binanın kapısına asılır, eski adresin kapısına asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonraki tebliğler de, sadece eski adrese yapılır (TebK m. 35/1-3; TebYon m. 57/1-3). Yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatan- daşlan için de benzer bir durum söz konusudur (TebK m. 35/ 5; TebYön m. 57/5). 574 Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adresleri esas alınır ve Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uygu- lanır (TebKm. 35/4; TebYönm. 57/4). 575 Kendisine tebligat hukukuna göre tebligat yapılamayan, adresi tespit edilemeyen, adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri adresi bulunmayan ve yapılan soruşturmaya rağmen adresi tespit edilemeyen kimsenin adresi meçhul sayılır (TebKm. 28/2; TebYön m. 48/1-2). Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır (TebK.m.28/1). Adresi meçhul olan kişilere ilanen tebligat yapılabilmesi için Tebligat Kanunu'nun 28. maddesinde öngörülen inceleme ve araştırma yapılmalıdır. Aksi takdirde ilanen tebligat geçersizdir. 576 Tebligat normal çalışma gün ve saatlerinde yapılabileceği gibi, resmi tatil günlerinde ve adli tatilde de yapılabilir (TebK m. 33; TebYön m. 55). Gece vakti de tebligat yapılması mümkündür (TebYön m. 54 ). Avukat tara- fından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmi çalışma gün ve saatleri içinde yapılır (TebKm. 11/2; TebYön m. 18/1). D. Tebligat Giderleri 577 Her tebligat belirli bir gider karşılığında yapılır. Tebligat için alınacak ücretler PTT işletmesince ayrı bir tarife ile tespit edilir (TebK m. 3; TebYön m. 6). Ayrıca memur vasıtasıyla yapılan tebliğlerde de masraf tespit edilir ve bu masrafların hesaplanması da özel bir şekilde yapılır (TebK m. 4; TebYön m. 7). 578 Tebligat yapılmasını isteyen kimse, tebligat giderlerini peşin olarak öder. Tebliği çıkaracak yargı mercii tarafından belirlenen süre içinde gerekli tebligat çıkartılmasının gerekmediğine dair, 20.11.2020 tarihinde yapılan üçüncü görüşme· de oy çokluğu ile karar verilmiştir."YİBBGKK, 20.11.2020 T., 2019/2 E., 2020/3 K. (RG, 20.04.2021, s.31460) § 5. UsıH lşleııılcri 145 tebligat ücretini vermeyen kimse, talebinden vazgeçmiş sayılır (TebK m. 5; TebYonm. 8). _ B. Tebligatın Yapılması I. Genel Olarak Tebligat, kural olarak yukarıda belirtilen kişilere, tebliğ edilecek yer ve 579 zamanda yapılır. Tebliğ olunacak her türlü evrak, biri dosyasına konulmak ve diğeri teb- 580 liğedilecek kişilere verilmek üzere yeterli sayıda nüsha şeklinde düzenlenir (TebKm. 8; TebY m. 13). Tebligat bir mazbata ile belgelendirilir. Bu mazbatada, tebliği çıkaran 581 merciin adı, tebliği isteyen tarafın ve tebliğ olunacak kişinin (muhatabın) kimliği ve adresi, tebliğ konusu, tebliğ başkasına yapılmışsa, o kimsenin kimliği ve adresi ile tebellüğ ehliyetinin bulunduğu, tebliğin nerede ve ne zaman yapıldığı, tebliğden imtina veya tebligatın imkansız olması halinde, bu konuda yapılan işlemler ve imtina için gösterilen sebepler, adres kayıt sistemindeki adrese tebligat yapılması durumunda buna ilişkin kayıt, tebliğ evrakı kime verilmişse onunla tebliğ memurunun imzalarının yer alması gerekir {TebKm. 23; TebY m. 35). 2. Muhatabın Adreste Bulunmaması veya Tebellüğden İmtina Etmesi Muhatap veya adına tebellüğe ehil kimseler tebligat adresinde oturma- 582 lanna rağmen o sırada bulunmayabilir veya tebellüğden imtina edebilirler. Bu durumda, tebliğ memuru, evrakı o yerin muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyelerinden birine yahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığı teslim eder. Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları kendile- rine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar. Daha sonra tebliğ memuru, tesellüm edenin adresini içeren bir ihbarnameyi basılı örneğine uygun şe- kilde düzenleyerek muhatabın adresinin ait olduğu kapıya yapıştırır. İhbar- namenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. İhbarname on gün süreyle kapıda kalır {TebK m. 21; TebYön m. 30-33). Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, mu- 583 hatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar he- yeti azasından birine yahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pekcaıııtez/ Atalay/Ôzekes 146 teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin yapıştırıldığı tarih, teb- liğ tarihi sayılır (TebKm. 21/2). 584 Tebligat adresinde, tebligat yapılacak kimse bulunmazsa, yukarıda belirtilen prosedür dışında, ayrıca durumun muhataba haber verilmesi için komşusuna, kapıcısına veya yöneticisine bildirilmesi gerekir. Tebellüğden imtina söz konusu ise, muhatap durumdan zaten haberdar olduğundan bu kimselere haber verilmesi gerekli değildir. 585 Yukarıda belirtilen prosedüre sırasıyla uyulması gerekir, aksi halde teb- ligat usulsüz sayılır. 3. Elektronik Tebligat 586 6099 sayılı Kanunla Tebligat Kanunu'nda yapılan değişiklikle 7a maddesi eklenmiş ve elektronik yolla tebligat yapılabileceği kabul edil- miştir. Elektronik tebligatın teknik ayrıntılar içermesi ve bazı özellikleri barındırması sebebiyle Elektronik Tebligat Yönetmeliği (RG, 06.12.2018, S. 30617) çıkarılmıştır. Elektronik tebligata ilişkin usul ve esaslar söz konusu yönetmelikte düzenlenmiştir (TebK m. 7a; TebYön m. 12/1, c. 2). Tebligat Kanunu'nun 7a maddesi 7101 sayılı Kanun'la değiştirilmiştir. 587 Elektronik tebligat yapılması, Tebligat Kanunu'nun 7a maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişi, kurum ve kuruluşlara zorunludur. Elektronik tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması halinde Tebligat Kanunu'nda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır (TebK m. 7a/3; TebYön m. 12). Elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (TebK m. 7a/ 4). 588 Bunun dışında elektronik yolla tebligat yapılması kural olarak ihtiyaridir. Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılması mümkündür. Aksi halde, bir kişiye elektronik tebligat yapılması mümkün değildir. Kendi isteğiyle elektronik tebligat adresi edinen kişiye elektronik yolla tebligat ya- pılması zorunludur (TebKm. 7a/2). Bu durumda, kendi isteğiyle elektronik , tebligat adresi edinen kişi, bundan böyle kendisine elektronik yolla tebligat yapılmasını peşinen kabul etmiş olacaktır (TebK. m. 7a/2). 589 Elektronik tebligat işlemleri, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yürütülür. Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, sistemin güvenliğini ve bu sistemde kayıtlı verilerin muhafazasını sağlayacak her türlü tedbiri 147 § 5. VsıH işlemleri alır (1ebI önce "iddia yükü" altında olan tarafın bu iddiayı ortaya koyması, ► sonra bu iddiaya göre o vakıayı ispata elverişli şekilde 'somutlaştırma yükü" altında bulunan tarafın tespiti ve o vakıanın açık bir şekilde somutlaştırılması, > vakıanın ispata ve savunmaya elverişli bir biçimde somutlaştırılma- sından sonra, o vakıanın ispatı için hangi tarafın delil ikame edeceği- nin, yani, ''delil ikame yükü"nün (somut ispat yükünün) belirlenmesi, > son olarak da, delillerin ikamesi ve değerlendirilmesi aşaması son- rasında vakıa iddiasının tam olarak aydınlanmadığı, yani, delil ika- mesi sonrası belirsizlik halinin ortaya çıkması üzerine, belirsizliği ve ispatsızlığın riskini kimin taşıdığı, yani "ispat yükü"nün belirlenmesi ve buna göre bir karar verilmesi gerekir. Ancak, bu kronolojik sıranın izlenmesi her zaman gerekmez. Zira, ispat 1548 yükünün belirlenmesi için, ispatı gereken vakıa ispatsız kalmış olmalıdır. Çünkü, bir vakıa ispat edilemediğinde, o vakıa ile ilgili kimin aleyhine karar verileceği önemlidir. Şayet ispat yükü üzerine düşmeyen tarafça da, o vakıa- nın aydınlatılması için yeterli ispat faaliyetinde bulunulmuş ve vakıanın ger- çekliği (veya gerçek olmadığı) yeterince aydınlanmışsa, artık ispat yükünün kimde olduğunun tespitine gerek yoktur. İspata ilişkin faaliyet içerisinde hakim öncelikle iddia edilen vakıanın 1549 ispatına ihtiyaç olup olmadığını belirlemelidir. İddia edilen vakıanın ispa- tına gerek yoksa (örneğin, o vakıa zaten taraflar arasında çekişmesizse ya da çekişmeli olmaktan çıkmışsa), yukarıda belirtilen yüklerin tespiti de gerekli olmayacaktır; ancak, iddia edilen vakıa, uyuşmazlığın çözümünü etkileyecek nitelikteyse, bu takdirde yukarıdaki yüklerin tespiti önem taşır. Bu yükler tespit edilirken de, bunların tespitine ihtiyaç olup olmadığına da bakılmalıdır. Yukarıda da sık sık vurgulandığı üzere, örneğin, aslında ispat yükü davacıda olmasına rağmen, davalının gösterdiği delillerle de vakıa ye- terince ispat edilmişse, artık ispat yükünün kimde olduğunun araştırılması yada somutlaştırma yükü davalıda olmasına rağmen, davacının başlangıçta yaphğı ve davalı tarafça itiraza uğramamış açıklamalardan vakıa tüm yön- 364 Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııtez/ Atalay/Ôzekes !eriyle belirlenmişse, somutlaştırma yükünün araştırılmasına gerek yoktur. Ytiklere ilişkin kurallar, ihtiyaç duyulması halinde uygulanacak kurallardır. VIII. İSPAT ÖLÇÜSÜ A. Genel Olarak 1550 Bir vakıanın ispatlanmış sayılabilmesi için o vakıanın doğruluğu hak- kında hakimin bir kanaate sahip olması gerekir. Bu kanaatin derecesini ise ispat ölçüsü belirler. İspat ölçüsü, iddia edilen bir vakıanın, hakim tarafından ne zaman ispatlanmış kabul edilip bu vakıaya dayanılarak karar verilebile- ceğini; yani, hakimin dayanılan vakıayı ispatlanmış kabul edebilmesi için gereken kanaatinin derecesini ifade eder. 1551 İspat faaliyetinin ne zaman başarılı olmuş sayılacağı, ispat ölçüsüne göre belirlenir. Bu anlamda ispat ölçüsü, bir vakıayı düzenleyen normun, o vakıa hakkındaki ispatın yeterliliği konusunda beklediği düzeydir. 1552 İspat ölçüsü, bazen tam ispat olarak aranırken (ki bu durumda hakimde tam kanaatin oluşması gerekir), bazı hallerde yaklaşık ispat (yani tam olma- sa da gerçeğe yakın derecede kanaat) yeterli görülmektedir. Hakimin bir normdaki hukuki sonuca karar verebilmesi için, o normun koşul vakıasını karşılayan somut vakıanın tam olarak ispatı zorunlu mudur? Yoksa vakıanın gerçekleşmiş olduğu yolunda kendisinde, gerçeğe yakın bir ihtimal bulun- duğu yolunda kanaat uyandırılması yeterli midir? İspat ölçüsü, hakimin hangi derecedeki kanaat ile karar verebileceğini belirler. 1553 Bir vakıa için kesinlik sınırındaki ihtimal derecesi kabul edilmiş ise, tam ispat; ağır basan ihtimal derecesi kabul edilmiş ise, yaklaşık ispat söz konusu olacaktır. Dikkat edilirse, burada tam ispat için dahi mutlak kesinlik değil, "kesinlik sınırındaki ihtimal" ifadesi kullanılmıştır. Çünkü, gerçekleşen maddi vakıa, oluş anında değil, daha sonra mahkeme önünde ispat edilmekte, hakimde kanaat uyandınlmaktadır, bu sebeple her zaman yanılma payı ve ihtimali vardır. 1554 İspat ölçüsü bakımından durumun somut olarak canlandırılabilmesi için, şu örnek verilebilir: Bir vakıanın ispatı bakımından hakimde uyandırıl- ması gereken kanaat ölçüsünü O ila 100 arasında kabul edecek olursak, O ila 50 arasındaki alan, ispatsız kalan alandır; SO'nin üzerindeki kısım yaklaşık ispat olarak kabul edilebilir; 100 ise tam ispat ölçüsüdür. Şüphesiz bu örnek sadece konunun anlaşılmasını kolaylaştırmak için verilen bir örnek olup ispat ölçüsü ister tam, isterse yaklaşık olsun yukarıda da belirtildiği üzere § 14. lspat 365 • maten1atiksel bir kesinliği değil; hakimde oluşan kanaatin derecesini ifade eder. Buradan hareketle, kanaat oluşumunda bir hukuk sisteminin aradığı 1555 ölçü esas alındığında, bu kanaate ulaşılabilmesi için, taraflarca yürütülecek olan ispatın türü de belirlenmiş olacaktır. Vakıa iddiasının doğruluğu konu- sunda tam kanaat tesisi için tam ispat, yaklaşık kanaat tesisi için ise yaklaşık ispat yeterli sayılacaktır. Ancak, ispat ölçüsünün düşürülmüş olduğu veya ispat kolaylığı sağlandığı durumlarda da, yalın bir iddia ile yetinildiği ya da ispata ilişkin diğer kurallardan (örneğin ispat yükünden) vazgeçildiği sonu- ama vanlmamalıdır; aksi halde, bir ispat faaliyetinden değil, bazı ihtimal- lerin değerlendirilmesinden söz edilebilir ki yargılamanın amacı buna izin vermez. Hukukumuzda geçerli olan, kesin deWle ispat zorunluluğuna ilişkin ku- 1556 ral (m. 200) ile ispat ölçüsü bir yönüyle objektifleştirilmiştir.Kesin delillerin varlığı durumunda, hakimin delilleri takdir yetkisi kısıtlandığı için, bu tür delillerle ispat edilen bir vakıa iddiasının gerçekliği konusunda hakimde hiç- bir tereddüt oluşamayacaktır. Buradaki ispat ölçüsü ise tam ispattır. Ancak, kesin delille ispat kuralında olduğu gibi kanunda açıkça belirtilen durumlar dışında, hakim kural olarak delilleri serbestçe değerlendirerek takdir eder. Bu durum 198. maddede, delillerin değerlendirilmesi ve takdiri yönünden açıkça belirtilmiştir: "Kanuni istisnalar dışında hakim delilleri serbestçe değer- lendirir 11 Şu hususu da vurgulamak gerekir ki, hiçbir iddia başlı başına ispat için 1557 yeterli sayılamaz. İddia edilen bir vakıanın doğruluğunun hakim nezdinde kabul edilmesi için aynı zamanda ispat edilmiş olması gerekir. Hatta bir iddia ne kadar somutlaştırılıp gerekçelendirilerek inandırıcı açıklamalarla desteklense de, sadece iddia olarak varlığını korur; onun hakim nezdinde doğru kabul edilebilmesi için, kanunun aradığı ölçüde ispatı gereklidir. Bu çerçevede bir sıralama yapılacak olursa, yalın iddia bir iddiadır; gerekçeli (veya dayanaklı) iddia da bir iddiadır. İddia ile yetinilerek karar verilemez. Yaklaşık ispat derecesinde, asgari ölçüde de olsa ispat faaliyeti zorunludur. B. Tam İspat (Kesin İspat) Bir yargılamada haklılığın kabulü için, ispat yoluyla hakimi inandırmak 1558 gerekir. İspat ölçüsünün en üstünde, hakimi, iddia edilen vakıanın doğrulu- ğuna tam olarak inandırmak, bunun gerçek olduğu konusunda hakime tam bir kanaat vermek yer alır. Tam ispatın altında ise yaklaşık ispat gelir. Tam 366 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcaıııtcz/ Atalay/Ôzckes ispatta, hakimin, iddia edilen olayın vuku bulup bulmadığına tam olarak inanması, bu konuda makul ve kabul edilebilir bir şüphesinin olmaması gerekir. 1559 Tam ispatın gerçekleşmesi için, haklın o konuda mevcut deliller çer- çevesinde usulüne uygun olarak tam araştırma ve değerlendirme yapmış olmalı, deliller, beyanlar arasındaki çelişkileri gidermeli, ispatı gereken vakıa veya vakıaların doğruluğundan vicdanen emin olmalıdır. Bunun için tam bir araştırma ve inceleme yapılmalı, deliller ve vakıalar arasındaki bağlantı da tam olarak kurulmalıdır. C. Yaklaşık İspat (Gerçeğe Yakın İspat) 1560 Yaklaşık ispatta hakim, ispat edilmek istenen olayı muhtemel görmeli- dir; ancak bu vakıanın gerçekleşmeyebileceği konusunda bir ihtimal de her zaman bulunmaktadır. Yani, o vakıa iddiasının doğru olma ihtimali, doğru olmama ihtimaline göre ağır basmalıdır. 1561 Yaklaşık ispat, hakimin çoğu kez acele karar vermesi gereken haller ile delil ikamesinin oldukça zor olduğu ve bu sebeple kesin ispatın bekleneme- yeceği hallerde dikkate alacağı ispat ölçüsüdür. Kanunda açıkça belirtilme- yen hallerde hakim, kesin (tam) ispatı arayacaktır. Hukukumuzda genellikle kabul edildiği üzere tam kanaat oluşumu kural; yaklaşık kanaat oluşumu ise istisnadır. 1562 Bir vakıa iddiasının kuvvetle muhtemel olduğunun ortaya konulması- nın yeterli olduğu, yaklaşık ispat halleri istisnai niteliktedir. Örneğin, ihtiyati tedbirler (m. 390/3), ihtiyati haciz (İİK m. 258), bazı doğrudan doğruya iflas sebepleri (İİK m. 177) bu ispat ölçüsüne tabidir. Bu haller ya acele ka- rar verilmesi gereken haller veya tam ispatın mümkün olmadığı, tam ispatın beklenemeyeceği hallerdir. Yaklaşık ispata kanun açıkça veya dolaylı olarak imkan tanımadıkça, hakim tam ispatı aramalıdır. IX. İSPAT TÜRLERİ A. Asıl İspat-Karşı İspat-Aksini İspat 1563 Yukarıda tanımladığımız ispat, somut bir vakıa iddiasında bulunan ta- rafça yapılan "asıl ispatı" anlatır. Yani, bir vakıaya dayanan ve ona ilişkin ispat yükü altında bulunan tarafın yerine getirdiği, ilk gerçekleşen ispat faaliyeti asıl ispattır. § 14. lspat 367 Kural olarak, iddia edilen vakıa için ispat yükünü taşıyan tarafça ya- 1564 pılması gereken ve uygulanacak normun koşul vakıasını karşılayan somut vakıaların ispatına yönelik bu ispat faaliyetine karşı, henüz ispat sonucuna ulaşıln1adan, hakimde oluşan geçici kanaati sarsmak veya çürütmek üzere karşı tarafça yapılan ispat faaliyeti ise "karşıispat" olarak adlandırılır ki, bu da iki türlü olabilir: Bunlardan birincisi doğrudan karşı ispattır. Bu tür ispatta karşı taraf, doğrudan asıl ispatın konusunu oluşturan vakıalara yönelerek bu vakıa iddiasının doğru olmadığını ispata çalışır (m. 191). Başka bir deyişle, hakimde asıl ispat faaliyeti sonucu oluşan geçici kanaati sarsarak baştaki belirsizlik halinin iadesine çalışır. Diğeri ise dolaylı karşı ispattır. Bu ispat türünde ise karşı taraf, hakimde oluşan geçici kanaati sarsmak için, asıl ispa- tın konusunu oluşturan vakıalar hakkında değil; dayanılan hukuk kuralının koşulvakıasına yabancı olan, asıl ispat sonucunu sarsacak bir sonuç çıkarma- ya elverişli olan yeni vakıa iddialarını (ki, bunlar emare olarak adlandırılır) ispata çalışır. Asıl ispat ile karşı ispat, fonksiyonel bakımdan birbirinden farklıdır. Asıl 1565 ispatın hedefi hakimde iddia olunan vakıaların gerçekleştiği ya da gerçekleş- mediği yolunda bir kanaat uyandırmak olduğu halde; karşı ispatın hedefi, hakimde ispat yükünü taşıyan tarafça oluşturulan kanaatin sarsılması ve kar- şı taraf iddialarının doğruluğu hakkında şüphe uyandırılmasıdır. Örneğin, davaa, davalıdan haksız fiil sebebiyle alacaklı olduğunu ispat için tanık gös- termiştir. Davacının haksız fiilin oluş şekli konusundaki iddiası ve bunu ispat için tanık göstermesi asıl ispat faaliyetini oluşturur. Çünkü, vakıayı ispat için davacı ispat faaliyetinde bulunmak zorundadır; henüz davalının böyle bir faaliyette bulunması söz konusu değildir. Ancak, davacının haksız fiili ispata çalışması sırasında, davalının kendi eylemi ile zarar arasında uygun bir illiyet bağı kurulamayacağını ispat için savunmada (yani karşı iddiada) bulunarak, bu karşı iddiasını ispat için tanık göstermesi, keşif ve bilirkişi incelemesi talep etmesi şeklindeki ispat faaliyeti, karşı ispattır. Karşı ispatta, asıl ispat yükünü taşıyan tarafın ispat faaliyetinden sonra, 1566 ispat edilmiş bir vakıaya karşı yeni ve bağımsız bir ispat faaliyeti değil; diğer tarafın ispat faaliyetine karşı, onu çürütmeye, sarsmaya yönelik bir faaliyet bulunmaktadır. Bu bir tarafın iddiasını veya savunmasını çürütmek için ger- çekleşebilir. Özellikle karşı ispat ile karıştırılan başka bir ispat türü de vardır ki, bu, 1567 "aksini ispat"tır. Aksini ispat, asıl ispat konusunu oluşturan vakıanın ispat edilmiş sayılmasından sonra karşı tarafın, o vakıanın aksini (gerçekleşmemiş olduğunu veya asıl ispatın konusu menfi vakıa ise gerçekleşmiş olduğunu) 368 Mederıı Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcaıııtez/ Atalay/ôzekes ispata çalışmasıdır. Aksini ispat, kural olarak kanuni karinelerin çürütülme- sine yönelik ispat faaliyetidir (m.190/2) (örneğin, TMK m. 7'deki resmi sicil ve senetlerin "içeriğinin doğru olmadığının ispatı"). Aksini ispat ile karşı ispat arasında önemli ayrılık olmasına rağmen, karşı ispat ile aksini ispat hukukumuzda terim bakımından net bir şekilde ayırt edilmemiştir. Aksini ispat, aslında bağımsız bir asıl ispat faaliyetidir. Zira, burada karine şeklin- deki özel bir ispat yükü kuralı sebebiyle ortaya çıkan bağımsız bir ispat yükü söz konusudur. 1568 Aksini ispatla karşı ispat arasındaki temel farklılık şudur: Karşı ispatta, bir taraf bir vakıa hakkında asıl ispat faaliyetinde bulunur; diğer taraf onun doğru olmadığını ortaya koymaya çalışır. Aksini ispatta ise bir tarafın dayan- dığı vakıayı ispata (yani bu yöndeki asıl ispat faaliyetine) gerek yoktur; zira, o vakıa zaten karine gereğince ispat edilmiş sayılmaktadır. Dolayısıyla iddia edilen bir vakıa için karşı bir ispat faaliyeti değil; var kabul edilen vakıanın öyle olmadığını (aksini) ispat söz konusudur. Örneğin, (A), (x) vakıasına dayanır ve onun doğruluğu konusunda ispat faaliyetinde bulunur; (B) ise (x) vakıasının gerçek olmadığı yönünde bir ispat faaliyetine başlar, bu, karşı ispattır. Oysa, (A)'nın dayandığı (x) vakıası, karineye dayanılarak ispat edil- miş sayılıyorsa, (A)'nın artık (x) vakıası hakkında herhangi bir ispat faaliye- tinde bulunması gerekmez; eğer (B), karinenin aksini iddia ediyorsa bunu ayrıca ispata çalışır, bu ise aksini ispattır. B. Doğrudan İspat-Dolaylı İspat 1. Genel Olarak 1569 İspat faaliyetinin içeriği bakımından ispat, doğrudan ve dolaylı ispat olarak ikiye ayrılır. İspat, doğrudan iddia olunan vakıaya ilişkin (onun var- lığını gösterici) deliller aracılığıyla yapılırsa, buna "doğrudan ispat" denir. Örneğin malın teslimine ilişkin bir eda davasında, mal teslim borcunu içeren yazılı sözleşme ile veya haksız fiil iddiasında, haksız fiilin işlendiğini bizzat gören tanık ifadeleriyle ispatta olduğu gibi. 1570 İddia edilen vakıayı doğrudan yansıtan ve kendisinden vakıanın oluşu hakkında doğrudan kanaat edinilebilecek delillerle değil; emare teşkil eden diğer komşu vakıaların varlığına dayanarak çekişmeli vakıa hakkında haklın tarafından (delillerin değerlendirilmesiyle) bir sonuca varılması yoluyla ispata çalışmak ise "dolaylı ispat� olarak adlandırılır. Bu ispat türüne genel anlamda"emareispatı" da denir. Örneğin, kiralayanın kiracıya karşı açtığı taz- minat davasında kiracının, kendisinden önceki kiracının duvar kağıtlarının �'i 14. lspat 369 ı onun zamanında da kendiliğinden kabararak söküldüğü yolundaki ifadesin- den hareketle, zararın sebebinin binadaki bir kusurdan kaynaklandığını ispat eonesinde olduğu gibi. Dolaylı ispatta hakim, tecrübe kurallarından yararlanacaktır. Burada 1571 ispat olunan bir vakıadan, o vakıanın delalet ettiği ve uygulanacak normun koşul vakıasını oluşturan somut vakıa hakkında, yaşam deneyine ve mantık kurallarına dayanılarak sonuç çıkarılmaya çalışılmaktadır. 2. Dolaylı İspatla İlgili Kavramlar Dolaylı ispat çerçevesinde en çok kullanılan kavram emare ya da emare 1572 ispatıdır. Bu kavramla birlikte, karine, ilk görünüş ispatı kavramları da ba- 1 zen birlikte bazen ayrı ayrı kullanılabilmektedir. Bu kavramlar, az veya çok birbiriyle ilgili olmanın yanında, bazen de birbiriyle karıştırılabilmektedir. Esasen bu kavramlardan bir kısmının sınırı da tam olarak çizilememektedir. 1 Örneğin, karinelerle (özellikle fiili karinelerle) emareler arasındaki ilişki karışabilmekte; kanuni karinelerle (özellikle kesin kanuni karinelerle) var- sayımlar karıştırılabilmektedir. Bunun yanında ilk görünüş ispatının emare ispatının güçlü hali mi, yoksa özel bir fiili karine hali mi olduğu da tespit edilememektedir. Karineler ve varsayımlar, yukarıda ayrıca açıklandığından burada üzerinde durulmayacaktır. Burada emare ve ilk görünüş ispatı açıkla- narak benzer kavramlarla karşılaştırılması yapılacaktır. a. Emare (Emare İspatı) Emare ispatı, yukarıda da kısaca belirtildiği üzere, uygulanacak hukuk 1573 kuralındaki koşul vakıaya yabancı komşu vakıaların ispatlanması yoluyla, hayat tecrübesi kurallarına dayanılarak, hukuki sonuç bakımından önem taşıyan vakıaların ispatlanması (ya da ispatlanmış sayılması) şeklinde tanım- lanmaktadır. Örneğin, evinde yangın çıkan bir kimsenin, bu yangından kısa bir süre önce evini yüksek miktarda sigorta ettirmiş olması; ayrıca o sırada mali durumunun kötü olması ve yangın günü birkaç bidon benzin satın al- mış olınası, evin bizzat sahibi tarafından yakıldığı kuşkusunu uyandıracaktır. Tüm bu komşu vakıalar, evin sahibi tarafından yakıldığı konusunda emare- lerdir. Şüphesiz, bu emarelerden çıkan sonuç, kuşkuludur. Zira, evsahibinin mali sıkıntısı gerçek olsa da geçici olabilir, evin yanması sonucu sigortadan elde edeceği para onu rahatlatsa da, sigorta yaptırmakta kötüniyetli olma- yabilir, benzini otomobili için almış olabilir, evde yangın kaza sonucu çıka- bilir ya da o kişinin düşmanları evini ateşe vermiş olabilir. Ancak, bağımsız şekilde bir anlam ifade etmeyen bu komşu (yan) vakıalar, hayat tecrübesi 370 Medeııi Usal Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııtcz/ Atalay/Ôzckes kurallarına göre bir araya gelince evin sahibi tarafından yakıldığına ilişkin emare teşkil etmektedir. Emarenin niteliği konusunda tartışmalar olmakla birlikte, emarenin, dolaylı ispatta dayanılan vakıa olarak tanımlanması yanlış olmayacaktır. Emare ispatındaki emareler delil değil, ispatlanması gereken vakıalardır ki, bunlardan hareketle uygulanacak normun koşul vakıasını kar- şılayan somut vakıalar dolaylı olarak ispatlanmış kabul edilir. 1574 Emare ispatı bir dolaylı ispat olduğundan, komşu vakıaların ispatı ile asıl vakıalar hakkında hakimde bir kanaat oluşturulmaya çalışılır. Taraflar, komşu vakıaların gerçekleştiğini ispat ederlerse, haklın, bu vakıalara daya- narak, asıl ispatı gereken vakıanın da büyük ihtimalle gerçekleştiğine karar verebilir. Emare ispatında, komşu vakıalardan, hayat tecrübesi ve mantık kuralları çerçevesinde somut vakıa hakkında bir sonuç çıkarılmaya çalışılır. 1575 Fiili karineler, emare vakıasından hareket etmektedir ve fiili karine yoluyla ispat da aslında emare ispatıdır. Fiili karine yoluyla ispatta, tek bir emare vakıa ile sonuca ulaşılmaktadır. Emare vakıa ve bu vakıanın dayanağı olan tecrübe kuralı kuvvetli ise, ((kuvvetli emare ispatı", emare vakıa ve onunla ilgili tecrübe kuralı zayıf ise, "basit emare ispatı" karşımıza çıkar. Kuvvetli emare ispatı ise, esasen fıili karineye karşılık gelmektedir. Kuvvetli emare ispatı ve fiili karine yanında ilk görünüş ispatı da, pratik olarak bu ikisi ile hemen hemen eş değerdedir. 1576 Emare ispatında yaşam deneyine, mantık kurallarına da dayanılarak so- nuca ulaşılmaya çalışılır. Yargıtay ((yaşam deneyi" yerine "hayatın olağan akışı" deyimini kullanmaktadır. 1577 Dolaylı ispatta hakim tecrübe kurallarından, başka bir ifade ile hayatın olağan akışına uygun bilgilerden yararlanacaktır. Burada ispat olunan bir vakıadan, o vakıanın delalet ettiği ve uygulanacak kuralın koşul vakıasını oluşturan somut vakıa hakkında, hayatın olağan akışına ve mantık kuralları- na dayanarak sonuç çıkarmaya çalışılmaktadır. 1578 İddia edilen vakıayı doğrudan yansıtan ve hayatın olağan akışına aykırı bir vakıaya dayanmak ispat yükünün de üstlenilmesini gerektirmektedir. Başka bir ifade ile hayatın olağan akışına aykırı bir olaya dayanan kimse, bu dayandığı vakıayı ispatla yükümlü olur. Buna karşılık hayatın olağan akışına uygun vakıalara dayanan kişi bu vakıaların doğruluğunu ayrıca ispat etmek zorunda değildir. 1579 Öğrenildiği zaman sıradan, alışılagelmiş ve doğruluğundan tereddüt edilmeyen olaylar, hayatın olağan akışına uygundur. Buna karşılık öğrenildi- ği zaman doğruluğundan tereddüt edilen ve alışılagelmiş olmayan, tecrübe § 14. lspat 371 l-urallanna göre kabulü zor veya imkansız olan olaylar, hayatın akışına aykı- rıdır. Yargıtay özellikle takdiri delillerle ispatın mümkün olduğu olayların is- patında hayatın olağan akışına aykırılık ölçütünü oldukça geniş olarak uygu- lamal'tadır. Eğer olayda dayanılan vakıalar hayatın olağan akışına uygun ise, bu vakıaları ispatlanmış saymaktadır. Yargıtay hayatın olağan akışını dolaylı ispat biçimi olarak son yıllarda çok sık ve isabetli biçimde kullanmakta ve bu şekilde iddianın ispat edildiği sonucuna varmaktadır. b. İlk Görüııüş İspatı İlk görünüş ispatı, Kara Avrupası hukuk sistemine daha çok Anglo- 1580 Amerikan hukuk sisteminin etkisi ile girmiş bir kavramdır. Bu sistem içinde ilk görünüş ispatı önemli rol oynamaktadır. Ancak hukuk sistemimizde, emare ve fiili karine kavramları sebebiyle ilk görünüş ispatı aynı öneme sa- hip değildir, hatta ilk görünüş ispatı kavramının kullanılmaması bir eksiklik de oluşturmaz. Ancak, doktrinde üzerinde durulan ve az da olsa yargı karar- larına da yansıyan bu kavramın açıklanmasında yarar vardır. İlk görünüş ispatının esası, nitelikli bir emare ispatına dayanmaktadır. 1581 Doktrinde kabul edilmiş, özellikle yabancı mahkeme kararlarında geliştiril- miştir. İlk görünüş ispatında, emare ispatından farklı olarak, olayların tipik akışı, ilk bakışta belirli bir kanaat oluşmasına imkan tanımaktadır. Hakim, genel hayat tecrübesi kurallarına, işin mutad cereyanına ve mantık kuralları- na uygun olarak ve serbest takdir gereğince, somut bir olaydaki vakıayı ispat edilmiş olarak kabul edecektir. İlk görünüş ispatı, hayat tecrübelerine, özel- lili 274,730,946,972, 1113, 1380, 1382, 1407,1527,1894 - itirazdan farkı 1113, 1209 - mahkemenin re'sen gözetememesi 1113, 1209 - zamanaşımı (Bkz. Zamanaşımı/def'i) Değişildik davası 933, 1996, 2028, 2031- 2032 Delil 106,771,820, 1016-1017, 1162- 1163, 1467, 1514, 1523, 1534-1545, 1546, 1547,1583-1603,1604-1884, 2545-2563 - avansı {Bkz. Delil avansı) - bilirkişi (Bkz. Bilirkişi) - değerlendirilmesi (Bkz. Delillerin değerlendirilmesi} - gösterilmesi (Bkz. Delillerin göster- ilmesi) - güçlü 1615 - hukuka aykırı (Bkz. Hukuka aykırı yollardan elde edilen deliller) - ikame yükü (Bkz. Delil ikame yükü) - karşı (Bkz. Karşı delil) - kesin hüküm (Bkz. Kesin hüküm) - keşif (Bkz. Keşif) - sair deliller deyimi 1739 - senet (Bkz. Senet) - sistemleri 53, 1604-1608, 1610, 1616, 2482 - sözleşmesi (Bkz. Delil sözleşmesi) - tanık (Bkz. Tanık) - toplanması 15, 107, 323, 788, 808, 1215, 1216, 1220, 1222, 1254, 1259, 1260, 1440, 1591, 1895, 1904,2129, 2141,2545,2562,2633,2667 - türleri 1604-1615 - vazgeçilmesi 1233, 1248, 1251,1587, 1588, 1589, 1602, 1738, 1740, 1763, 1765, 1874, 1877,2043 - yemin (Bkz. Yemin) Delil avansı 895,896, 1765, 2388, 2391, 2392 - adli yardım talebiyle açılan davalarda 2423 - gider avansından farkı 895, 896, 2391 - yatırılma zamanı 895, 2392 Delil başlaogıa 1633, 1713, 1714-1721, 1728 Delil değerlendirme yasağı 1594 Delil ikame yükü 106, 1467, 1514, 1523, 1534-1545, 1546, 1547 - somut 1541, 1542, 1543, 1545 - soyut 1541, 1544, 1545 Delil sözleşmesi 1614, 1616-1630, 2589 - hakem-bilirkişi (Bkz. Hakem- bilirkişi) - hukuki niteliği 1617 - münhasır 1624-1627, 2589 - münhasır olmayan 1628-1630 - şekli 1618-1620 - tanık dinlenmesine muvafakat 1620 - türleri 1623-1630 Delil tespiti 42,445, 501, 924, 1263, 2039, 2453,2470,2545-2563,2636,2638 - acele hallerde 2560 - adli tatil 530 - basit yargılama usulü 2039 674 675 Kavram Filıı-isti - dava açıldık�an sonra 2557 - dava açılmadan önce 2557 - duruşma 1263 - görevli mahkeme 2557 - hukuki yarar 2551 - inceleme 2558-2561 - itiraz 2559, 2560 - noterlerce 2553 - şartları 2549-2552 - tahkimde 2636-2638 - talep 501, 2553-2557 - tespit davasından farkı 924, 927, 2548 - usulü 2553-2563 - yapılması 2562-2563 - yetkili mahkeme 2557 Delillerin değerlendirilmesi 820-821, 1333, 1542, 1556, 1570, 1594, 1595, 1597, 1606, 1608, 1714, 1470, 1818, 1852,2177,2472,2716 Delillerin gösterilmesi 844, 873, 1105, 1016-1017, 1162-1163, 1189, 1208, 1248, 1255, 1259, 1453, 1491, 1534-1545, 1547, 1586-1591,2127, 2392,2571 - istinaf aşamasında 2127 - sonradan 1259, 1588, 2392 Delillerin serbestçe değerlendirilmesi 1606, 1608 Derdestlik 659,668,996,997, 1058-1059, 1127, 1886, 1968 Derhal uygulanırlık kuralı 56, 58, 59, 60, 312, 1622 Devletin sorumluluğu 90-399, 519,681, 1057, 1930, 1861 Dikkate alınma hakkı (Bkz. Hukuki dinle- nilme hakkı/dikkate alınma hakkı) Direnme kararı 374, 2168, 2181, 2182, 2201,2202-2205,2307,2308,2325- 2329,2336,2338 Disiplin ceza yargısı 91 Disiplin hapsi 509,511, 1269, 1277, 1785, 2504,2505,2506,2507,2508 Disiplin para cezası 399,435,436, 1401, 1693, 1772, 1784, 1875,2733 Disiplin sorumluluğu 388, 389, 401-406, 469,508,509, 1275, 1277, 1279, 1800, 1828, 1858 - avukatlar 469,508,509, 1275, 1277, 1279, 1800 - bilirkişiler 1828, 1858 - hakimler 388, 389, 401-406 Doğrudan ispat 1466, 1569, 1582 Doğrudanlık ilkesi 232, 771, 815-819, 1262, 1786,2620 Doğruyu söyleme ödevi 36, 77,497,864, 871-875,1488, 1688,2619 Dolaylı ispat 1464, 1569, 1570, 1571, 1572-1582 Dosyalar 1312-1318 Dosyanın işlemden kaldırılması (Bkz. Dava dosyasının işlemden kaldırılması) Duruşma 48, 69, 93, 269, 325, 462, 469, 506,508,553,717,747,853,854, 855,856,857, 1217, 1224,1227, 1228,1229-1250, 1254, 1257, 1264, 1271-1274, 1275-1281, 1261-1306, 1319, 1349, 1588, 1361, 1367, 1416, 1445, 1800, 1910-1914,2046,2048, 2049-2050,2129-2136,2181,2301, 2302,2307,2479,2505,2510,2523, 2526,2576,2616,2626,2630,2631, 2632,2697,2710,2728 - aleniliği 69, 93, 853, 854, 855, 856, 1262,1268, 1899,2616 - basit yargılama usulünde 2046, 2048 - davet48,325,553,717, 1233, 1234, 1257, 1264, 1361, 1416, 1445,2181, 2301,2302,2307,2523 - disiplini 462,469, 508, 857, 1275- 1281, 1302-1305, 1319, 1800 - e-duruşma (Bkz. E-duruşma) - fer'i müdahalede 717, 747 - gizliliği 854, 855, 856, 2576 - gününün belirlenmesi 506, 1217, 1224, 1228, 1233, 1238, 1243, 1250, 1257,1264, 1272, 1298, 1349, 1361, 1367,2134,2175,2301,2479 - hüküm 1227, 1910-1914, 2049-2050 - ihtiyati tedbir 2479, 2505, 2510, 2523, 2526 - ihtiyati tedbire muhalefet sebebiyle Pek.canıtez/Atnlay/Ôzckcs Mcdcıı1Ustll Hııkuku Ders Kitabı yapılan yargılamada 2505 - iki tarafın gelmemesi 1065, 1266, 1361 - isticvapta 680, 1328, 1670 - istinafta 2128-2131, 2132-2136 - mecburi dava arkadaşlığında 705 - ön incelemede 269, 1230-1232, 1233- 1250, 1254, 1263, 1264,1588 - salonundan çıkarılma 469, 508, 1275, 1277, 1279,1800 - ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla 1282, 1283,1286,1336,1745 - sırasındatebligat561 - tahkimde 2616, 2626, 2630, 2631, 2632 - temyizde 168, 2175, 2181, 2301, 2343 - tutanağı 394,458,459,493,561, 1264, 1268,1269,1294,1297,1298,1299, 1301,1319-1327, 1339,1399,1620, 1754,1843,1910,2273 - yeri 1271 - zabıt katibinin bulunması 459, 2773 - zamanı 1272-1274 Düplik dilekçesi (Bkz. İkinci cevap dile- kçesi) Dürüst davranma yükümlülüğü 77, 864, 865-870 Dürüstlük kuralı 36, 38, 293, 497, 655, 865-870,944, 1414,1598,1602, 2490,2619 Düzelterek onama 2178, 2209-2211, 2333- 2335, 2354 -E- E-duruşma 229, 1282-1306, 1336, 1745 - disiplini 1302-1303 - kaydı 1303-1305 - kimlik tespiti 1293-1296 - masrafları 1306 - yeri 1289-1292 Eda davası 811,917, 918-921, 922, 925, 928,931,932,934,937,955,981, 1023,1569,1894,1937 - hukuki yarar 919, 925 - neticesinde verilecek kararlar 920, 921,937,1937 tespit davası ile karşılaştırılması 920, 925,928 Ek karar 1917, 1922, 1929, 1945, 1946 Elektronik belge 1646, 1690, 1720 Elektronik imza 1025, 1042, 1293, 1296, 1299, 1646, 1647, 1649 Elektronik posta 1720, 1721, 1768, 2574 Elektronik tebligat 586-589 Elektronik veri 1646, 1647 Emare ispatı 427, 550, 1459, 1564, 1570, 1572, 1573-1579, 1580, 1581, 1582, 1722, 1802 - basit 1575 - kuvvetli 1575, 1582 Esas defteri 1035, 1043 Eski hale getirme 36, 485, 536-552, 1381, 1985 - bir defadan fazla istenebilmesi 546 - giderler 552 - istinafta 545, 548 - sebebine avukatın dayanması 539 - sebebine kanuni temsilcinin dayanması 539 - süresi 544 - şartları 536-543 - talebinin yapılacağı mahkeme 545 - temyizde 545, 548 - usulsüz tebligatta uygulanmaması 543 - usulü 544-552 - yaklaşık ispat 551 Eş zamanlı edaya mahkumiyet 1894 Etkin hukuki koruma 10, 85,465, 1917 Evlenmenin butlanı 452, 2175, 2299 -F- Faiz 245,946,972, 1020, 1021, 1192, 1406, 2074,2210,2246,2334 - başlangıcının gösterilmesi 1021 - belirsiz alacak davasında 972 - dava dilekçesinde 1021 - dava tarihinden itibaren 1021, 1406 - ıslahla artırılan kısım için 946, 1406 - kanuni 1021 - sonradan istenmesi 1192 - talep edilmemesi 1021 - uygulanan oranın yanlış olması 2210, 676 - 677 Kavram Filıristi 2334 Faks 1633, 1636, 1719, 1768,2574,2592 Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması 945,947 Feragat45,46,276,459,490,494,495, 499,501,681,720,746,773,777, 947, 1064, 1065, 1066, 1183, 1194, 1298, 1324, 1360, 1371, 1418, 1925, 1926, 1927-1934, 1940, 1941, 1943, 1945, 1946, 1947, 1949, 1975, 2069-2073,2097,2099,2100,2164, 2220,2241-2245,2279,2342,2363, 2384 - açık yetki verilmesini gerektirmesi 681, 1931 - bölge adliye mahkemesinde 1929 - dava arkadaşlığında 693, 705 - e-Duruşmada 1298 - ek karar 1929 - davayı geri almadan farkı 777, 1064- 1066 - fer'i müdahalede 720, 721, 2097, 2164,2279,2342 - feshi 1934 - geçersizliği 1405, 1934 - görevsiz mahkemede 276 - haktan 947, 1183, 1928, 2073 - hukuki niteliği 490, 494, 1927, 1928 - hüküm verildikten sonra 1929 - ıslah yolu ile geçersiz kılınamaması 1405 - ihtiyari dava arkadaşlığında 693 - iptal edilmesi 1934 - kanun yolu 1929 - kanun yolundan (Bkz. Kanun yolun- dan feragat) - karşı davada 1927 - kesin hüküm gibi sonuç doğurması 1934, 1943 - kısmi 1194, 1947 - kısmi davada 947 - mecburi dava arkadaşlığında 705 - sonuç doğurduğu alan 490,494, 1927, 1928 - şarta bağlı 495, 1932, 1941, 1949 - şekli 501, 1930, 1931 - tutanağa geçirilmesi 459, 1324, 1931 - yargılama giderleri 1933, 2363, 2384 - zamanı 1929, 1945 Fer'i müdahale 398, 424, 453, 599, 675, 693, 708,709-731,733, 759,765, 1072, 1075, 1317, 1325,2001,2097, 2164,2224,2279,2342,2431,2623 - davaya katılmadan önce yapılan işlemler 719 - etkisi 725-731 - etkisinin kesin hüküm etkisi ile mu- kayesesi 728 - gideri 722 - hukuki niteliği 710, 712 - hukuki yarar 715 - hükümleri 719-724 - ihbar ile ilişkisi 708, 733, 744, 747, 748 - istinafa başvuru 720, 2097 - koşulları 713-716 - müdahilin yapabileceği işlemler 398, 719-721 - tahkimde 2623 - teminat 1072, 1075 - temyize başvuru 398, 720, 2164, 2279 - usulü 717-718 Fiil ehliyeti 617, 618, 619, 620, 621, 623, 624,676,1111,1731 Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi 145,182-184 Fotokopi1633,1636 -G- Gabin 1728 Gecikmiş itiraz 547 Geçici hukuki koruma 11, 42, 530, 909, 924,1062, 1263,1885,2039,2044, 2079,2152,2367,2406,2418, 2445-2563,2635-2639 - adli tatilde bakılması 530 - adli yardım 2406, 2418 - basit yargılama usulünün uygulanması2039,2044,2476 - delil tespiti (Bkz. Delil tespiti) - diğer 2468, 2534 - ihtiyati tedbir (Bkz. İhtiyati tedbir) 678 Mcde11i Usal Hııkukıı Ders Kitabı Pekcarııtez/ Atalay/Ôzekes - kanun yolu 2079, 2087, 2152 - menfaat dengesi 2450, 2451, 2494 - tahkimde 2635-2639 - yaklaşıkispat 1562,2455,2472,2480- 2482,2489,2525,2531,2539 Geçici olarak oturulan yer 300 Genel mahkeme (Bkz. Asliye hukuk mahkemesi) Gerekçe 93, 355,373,422, 513, 514, 742, 821,838,841,846,856, 1301, 1303, 1557, 1603, 1607, 1670, 1760, 1806, 1823, 1836, 1837, 1844, 1846, 1882, 1885, 1899, 1905, 1906, 1907, 1908, 1911, 1913, 1914, 1993,2046,2050, 2094,2098,2107,2109,2111,2121, 2122,2131,2137,2139,2140,2141, 2144,2165,2168,2179,2202,2207, 2209,2215,2251,2276,2277,2280, 2305,2325,2335,2341,2487,2488, 2493,2527,2616,2644,2711,2732 - ara kararından dönüldüğünde 514 - bakımından istinaf 2098 - bakımından temyiz 2165, 2280 - bilirkişi raporunda 1841, 1844, 1846 - bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinde 1907 - bilirkişi raporunun aksine karar ver- ilmesinde 1855 - birden fazla bilirkişinin görevlendi- rilmesinde 1823 - bozma kararında 2179, 2305 - delillerin değerlendirilmesinde 1603, 1607,1760,1806 - duruşmaların gizli yapılması halinde 856 - görünüşte 841, 2141, 2207, 2341 - hakem kararında 2616, 2644 - hukuka aykırı delilin değerlendirilmemesi halinde 1603 - hukuki dinlenilme hakkı 838, 841, 846-847, 1907,2141,2276 - hüküm fıkrası ile sıkı sıkıya bağlı olması hali 1991 - ihtiyati tedbir kararında 2487, 2488, 2493,2527 - istinaf başvurusunda 2094, 2107, 2109,2111,2121,2122,2144 - istinaf incelemesi sonunda verilen kararda 2137, 2139, 2140, 2141 - kesin hükme dahil olmaması 1990, 1993 - onama kararlarında 2207 - tanık beyanlarının değerlendirilmesinde 1760, 1806 - temyiz dilekçesinde 2168 Gerekçeli irıkar 1481 Gerekçeli karar 355, 1905, 1911, 1913, 1914,2137,2139,2215,2251 Gerekçeli kararın kısa karara uygun olması 1914, 2215, 225-1 Gider avansı 892-897, 1032, 1033, 1034, 1037, 1040, 1042,2387,2388,2389, 2390,2391 - adli yardımdan faydalanılması halinde 897, 2388, 2423, 2433 - dava şartı olması 892-897, 2389 - delil avansından farkı 895, 896, 2391 Giderler (Bkz. Yargılama giderleri) Gönderme kararı 222,271,273,280,324, 325, 1144, 1429, 1251,2130,2146, 2400 Görev 184, 235-278, 282, 326, 335, 884, 1052, 1144, 1396, 1734, 1886, 1987, 1989,2024,2129,2184,2190,2299, 2310,2315,2339,2399,2401,2557, 2602 - aile mahkemesi (Bkz. Aile mahkeme- leri) - asliye hukuk mahkemesi (Bkz. Asliye hukuk mahkemesi) - asliye ticaret mahkemeleri (Bkz. Asliye ticaret mahkemesi/görevine giren davalar ve işler) - çekişmesiz yargıda (Bkz. Çekişmesiz yargı/görev) - fikri ve sınai haklar hukuk mahkeme- leri (Bkz. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi) - icra mahkemeleri (Bkz. İcra mahkemesi/ görev) - iş mahkemeleri (Bkz. İş mahkeme- leri/görev) Kavram Fihristi 679 - görevsiz mahkemenin yaptığı işlemler 276, 1734,2184,2310,2557 - kadastro mahkemeleri (Bkz. Kadastro mahkemeleri/ görev) - kurallarına aykırılık 269-278 - kurallarının niteliği 265-268 - sulh hukuk mahkemeleri (Bkz. Sulh hukuk mahkemesi/görev) - tüketici mahkemeleri (Bkz. Tüketici mahkemeleri/görev) - usıll.i müktesep hakkın istisnası 2190, 2195,2315,2320 - uyuşmazlığı (Bkz. Görev uyuşmazlığı) Görev uyuşmazlığı 205, 278, 335 Görevsizlik kararı 184, 269-278, 282, 326, 335,884, 1052, 1144, 1396, 1886, 1987, 1989,2024,2129,2184,2190, 2299,2310,2315,2339,2399,2401, 2602 - dosya üzerinden verilmesi 269, 1230 - ile bağlılık 278, 335 - munzam süre 274, 1052 - üzerine yapılacak işlemler 271, 272, 273-278,326,884,2602 Grup davası (Bkz. Topluluk davası) Güvenli elektronik imza (Bkz. Elektronik imza) -H- Hak arama özgürlüğü 12, 797, 1359, 1856, 2404,2447,2505,2706 Hak düşürücü süre 274, 281, 519, 520, 540,663,666,684, 1053, 1131, 1160, 1177, 1218, 1226, 1227,1381, 2045,2225,2514,2698 - davanın açılmasıyla korunması 274, 281,663,666, 1053 - geçirilmesi halinde eski hale getirme istenememesi540 - ilk itiraz süresi 1131, 1160, 1177, 1381 Hak ehliyeti 61O Hakem 158,422,681, 2564-2662, 2650, 2669,2673 - bağımsızlığı 2568, 2611 - hakem-bilirkişiden farkı 2588-2590 - kendi yetkisi hakkında karar vermesi 2603 - reddi 2611-2612 - sayısı 2605, 2606 - seçimi 158,2603,2605-2610,2612, 2627,2654 - sözleşmesi 681, 2584-2587 - tarafsızlığı 2568, 2611, 2615 - ücreti2584,2585,2586,2587,2673 Hakem-bilirkişi 499, 1627, 2588-2590, 2667 - hakemden farkı 2588-2590 - raporun bağlayıcılığı 1627, 2589 - sözleşmesi 499, 1627, 2589 Hakim 5, 37, 82, 88, 93, 131, 133,341-449, 451, 771,800-807,826,828, 1812, 1813, 1832,2129,2227,2274,2568, 2611, 2740 - atanması 360-367 - bağımsızlığı 5, 82, 87, 88, 93, 131, 133,341,360,361,363,364,368-388, 389,451,826,828,2568,2611,2740 - cezai sorumluluk 389, 407-408 - çekinmesi333,414-421, 1832,2129, 2227,2274 - davayı aydınlatma ödevi (Bkz. Davayı aydınlatma ödevi) - disiplin sorumluluğu 388,389, 401- 406 - hukuki sorumluluğu (Bkz. Hakim- lerin hukuki sorumluluğu) - mesleğe giriş 342-359 - reddi (Bkz. Hakimin reddi) - stajı 347, 359 - tarafsızlığı 37, 82, 87, 88, 133, 368, 369,375,377,409,410,411,412,422, 826,828, 1812, 1813,2568,2740 - teminatı 93, 362, 375 - vekille hısımlığı 415 - yargılamanın yürütülmesi 771, 800- 807 - yasaklılığı 333, 414-421, 1832, 2129, 2227,2274 Hakim yardımcılığı 342-359 Hakimin hukuku re'sen uygulaması 75, 786,990, 1018, 1027, 1164, 1471, 680 Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pekcanıh:z/ Atalay/ Ôukcs 1469 Hakimin reddi 411, 422-449, 460, 501, 608,675,681,720,813, 1263,2274, 2299,2339 - kamın yolları 446, 447, 448, 2299, 2339 - kendisini reddetmesi 439-442 - sebepleri 422, 813 - sonuçları 443-449 - taraflarca 424-438 - usulü 423-442, 1263 Hakimler ve Savcılar Kurulu 71, 93, 96, 140,141,143,147,156,161,166, 182,184,191,192,193,194,195, 202,204,220,337,359,365,366, 367,388,405,406, 1272,2065, 2066,2067 Hakimlerin hukuki sorumluluğu 390-400, 1861 - Devlet'in sorumluluğu 390-393 - görevli mahkeme 395-396 - rücu 392, 396, 400 - sorumluluk davası 397-399 - sorumluluk halleri 394 Hakkın kötüye kullanılması 318, 503, 944, 996,1285,1721,2417,2448,2719 Hakların yarışması 989, 990 Haklılık koşulu 2414-2417, 2421, 2427, 2431 Haksız fiil 105, 294, 300, 394, 689, 790, 821,1019,1451,1491,1526,1565, 1569,1710, 1869,1892,2032,2158, 2267,2269,2535 - değişiklik davası 2032 - ispatı 790, 821, 1451, 1526, 1565, 1710 - koşul vakıaları 790, 1019, 1451, 1491, 1526,2158,2267 - kaynaklanan davalarda yetkili mahkeme 294, 300 Halef1054,1635,1662,1703,2000,2009, 2222,2224,2431,2600 - cüz'i 2000, 2431 - külli 1054, 1726, 2000, 2431 - kesin hükmün etkisi 2000, 2009 - taraf kavramına dahil olmaları 1726, 2000 - tahkim sözleşmesi ile bağlı olmaları 2600 Harç (Bkz. Yargılama harçları) Hasılı davaya iştirak yasağı 2374 Hayat tecrübesi kuralları 821, 1499, 1531, 1573, 1574, 1581, 1582 Hayatın olağan akışı 1576, 1577, 1578, 1579, 1729 Hukuk ve ceza mahkemesi kararlarının birbirine etkisi 105, 106, 109, 1352, 1673, 1674, 1686, 1687,2019-2027, 2222 Hukuka aykırı yollardan elde edilen de- liller 1450, 1592-1603 Hukuki dinlenilme hakkı 84, 522, 553, 661,662,771,797, 799,824,835,836- 847, 1037, 1095, 1262, 1272, 1618, 1630, 1883, 1906, 1907, 1998,2141, 2160,2196,2215,2222,2273,2276, 2277,2341,2455,2477,2479,2510, 2511,2523,2614,2615,2616,2630, 2654,2716,2736 - açıklama ve ispat hakkı 838, 840, 844- 845, 1907 - bilgilenme hakkı 838, 839, 843, 1907 - dikkate alınma hakkı 838,841, 846- 847, 1907,2141 - ihlalinin mutlak bozma sebebi olması 2273,2276,2277 - ihlalinin usuli müktesep hakkın istisnası olması 2196 - ihtiyati tedbir yargılamasında 2455, 2477,2479,2510,2511,2523 - iradi taraf değişikliğinde 661, 662 - tahkimde 2614, 2615, 2616, 2630, 2654 - unsurları 838, 842-847 Hukuki fiil 1285, 1614, 1727 Hukuki işlem 53, 101, 170, 486, 488, 489, 1510, 1606, 1608, 1610, 1614, 1625, 1628, 1636, 1638, 1643, 1646, 1652, 1656, 1707, 1709, 1710, 1713,1714, 1715, 1716,1717, 1718, 1719, 1722, 1723, 1728, 1783 Hukuki koruma 8, 9, 10, 11, ıs, 41, 42, Kavram Filıristi 681 48,85,287,394,465,530,598,603, 663,712,776,779,876,877,878, 900,902,909,916,917,924,955, 997,998, 1030, 1062, 1095, 1263, 1885, 1889, 1917,2039,2044,2079, 2152,2367,2406,2418,2445-2563, 2635-2639,2713,2715 - etkin (Bkz. Etkin hukuki koruma) - geçici (Bkz. Geçici hukuki koruma) - kesin 11, 2446, 2457 - nihai 11, 2446, 2457 - talebi 8, 598, 603, 663, 712, 776, 779, 877,878,900,916,917,955,998, 1030,1095, 1889 Hukuki menfaat (Bkz. Hukuki yarar) Huk'llki sebep 495, 689, 841, 844, 940, 988,989,990, 1018-1019, 1026, 1027,1164, 1168, 1183, 1184, 1203, 1446, 1730, 1892, 1904, 2004, 2139, 2644 - cevap dilekçesinde 1164, 1168 - dava dilekçesinde 989, 1018-1019, 1026, 1027 - davayı genişletme yasağı kapsamında olmaması 1184 - hakimin re'sen bulması (Bkz. Hakimin hukuku re'sen uygulaması) - savunmayı genişletme yasağı kapsamında ol.maması 1203 Hukuki yarar 130,453, 664, 715, 716, 718, 755,758, 760,900-903,909,912, 919,925,926,933,944,950,996, 997,999, 1059,1142,1375, 1958, 2098,2165,2174,2223,2280,2298, 2350,2549,2551,2640,2731 - asli müdahalede 755, 758, 760 - dava hakkının sınırını teşkil etmesi 999 - dava şartı 900-903, 1059 - davanın açılmasından sonra ortadan kalkması 903 - delil tespitinde 2549, 2551 - eda davasında 919 - fer'i müdahalede 715, 716, 718 - geçici hukuki korumalar bakımından 909,2549,2551 - inşai davada 933 - istinafta 130, 2098 - karar düzeltmede 2350 - karşı davada 1142 - kısmi davada 944 - temyizde 2165, 2174, 2280, 2298 - tespit davasında 925, 926 - topluluk davasında 996, 997 Hukuki yardım (Bkz. İstinabe) Husumet635 Hüküm 26, 46, 87, 128, 167, 267, 279, 417,421,500,608,664,695,696, 700,716,725,727,728,768,827, 832,905,909,986,997, 1023, 1061, 1119,1606,1611,1885-2032, 2049-2052,2061,2063,2080,2129, 2137-2148,2165,2194,2195,2214, 2215,2218,2220,2222,2224,2227, 2228,2233,2251,2255,2273,2274, 2280,2307,2331,2332,2341,2346, 2429,2456,2457,2489,2490,2567, 2598,2718,2552 - bağlayıcı etkisi 1915 - basit yargılama usulünde 2049-2052 - davanın açıldığı an esas alınarak verilmesi 1061, 1897 - davaya bakması yasak olan hakimin verdiği 417, 421, 2129, 2222, 2227, 2274 - etkileri 1915-1916, 2019-2027 - etkisiz 1965, 1969-1980, 2080, 2255 - fıkrası727,986, 1908,1913, 1919, 1990, 1991,1995, 1997, 2005, 2143, 2165,2280,2341 - gerekçesi (Bkz. Gerekçe) - görevsiz mahkeme tarafından verilen 267 - görünüşte 1966-1968 - ihtiyari dava arkadaşlığında 695, 696 - ilamdan farkı 1909 - kesin (Bkz. Kesin hüküm) - kısmi 1890, 1891, 1892, 1893, 1922 - mecburi dava arkadaşlığında 700 - olumlu bağlayıcı etkisi 1915 - olumsuz bağlayıcı etkisi 1915 - sonucu 1905, 1908, 19ll, 1913, 2050, 682 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtcz/ Atalay/Ôzekes 2137,2139,2140,2335 - şarta bağlı 979, 1894, 1956 - tam 1890, 1891 - tamamlanması 1917-1924 - tashihi (Bkz. Tashih) - tavzihi (Bkz. Tavzih/hükmün) - tefhimi (Bkz. Tefhim) - uyuşmazlığı 279 - verilmeksizin davanın sona ermesi 1925-1962 - yok 827, 1965, 1966, 1967, 1968, 1970, 1979,2080,2255 -1- Islah 501,503,551,681,799,946,947, 954,969,1160, 1187, 1197-1199, 1204, 1212, 1213, 1374-1408, 1490, 2015,2127,2149,2256,2321 - belirsiz alacak davasında 954, 969 - bir defa başvurulabilmesi 503, 1398 - bozmadan sonra 1393-1397 - cevap dilekçesi verilmemişse 1380, 1381 - etkisi 1402-1408 - faiz 1406 - geçersiz kılınamayacak işlemler 551, 1404,1405 - ikinci tanık listesi verilememesi 1379 - ikrarın geçersiz kılınamaması 1403, 1490 - ilk itirazların ileri sürülememesi 1160 - istinafta 1392, 2127 - kısmen 1383, 1386, 1388, 389, 1402 - kısmi davada 946, 947 - kötüniyetle 1401 - maddi hukuk işlemi yapılamaması 1377, 1405 - tamamen 681, 1383, 1384, 1385, 1386, 1387,1402 - taraf değişikliği - teminat 1400 - temyizde 2149, 2256 - usuli müktesep hak söz konusu olan hallerde 1396, 2321 - vekil tarafından 681 - yapılması1198,1374, 1383-1401 - yargılama giderleri 1198, 1400, 1408 - yeni talebin bağlantılı olması 1390 - zamanaşımı def'i 1380, 1382, 1407 - zamanı 1391 Iztırar hali 4 -i- İade-i muhakeme (Bkz. Yargılamanın iadesi) İbra 681, 1111, 1709 İcra edilebilirlik şerhi 2709, 2710, 2711 İcra mahkemesi 145, 165-167, 238,530, 1683,2033,2048,2106,2220,2419, 2604 - görev 165-166, 238, 1683, 2048, 2604 - istinaf süresi 2106 - yargılama usulü 167, 2033, 2048 İcranın durdurulması 2120, 2231 İçtihat birliği 193, 225, 2054, 2082 İçtihatların birleştirilmesi 223, 225, 720, 1044, 1393, 1394, 1406, 1739, 1995, 2082,2136,2185,2191,2222,2311, 2340,2484 - bağlayıcılığı 372, 373 - usuli müktesep hak 2185, 2191, 2311, 2316,2340 İdari yargı 91, 101-103, 279,280,282,344, 347,366, 720,883,2276,2406 İdari yargıda açılması gereken bir davanın adli yargıda açılması 282, 883, 2276,2406 İddia yükü 1513, 1514, 1515, 1516, 1517, 1547 İddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı (Bkz. Davayı genişletme veya değiştirme yasağı) İflas 102,127,145,152,158,165,342, 344, 530, 629, 681, 898, 1046, 1079, 1562, 1958,2034,2419 İhtiyari dava arkadaşlığı 657, 686, 688, 689-697, 1434, 1941, 2096, 2164, 2279,2622 - caiz olmadığında davaların ayrılması 690, 1434 - dava şartlarının incelenmesi 692 - davanın kabulü 693, 1941 Kaııraııı Filıristi 683 - fer'i müdahale 693 - hhl.iim 695 - hhl.iimleri 691-697 - ilk itirazların incelenmesi 692 - istinafa başvuru 696, 2096 - mümkün olduğu haller 689,690 - tahkimde 2622 - temyize başvuru 2164, 2279 İhtiyati haciz 11, 42, 158,486, 530, 757, 1046, 1062, 1263, 1562, 1663,2039, 2079,2087,2452,2453,2468,2469, 2534,2539-2544,2546,2547,2627, 2636 İhtiyati tedbir 11, 42, 158, 178, 422, 445, 486,501,530, 757,1062, 1410, 1562, 1663, 1675, 1676, 1678, 1681,2039,2451,2452,2453, 2454,2456-2544,2546,2547,2627, 2635-2639 - adi senetlerdeki sahtelik iddiasından etkilenmemesi 1663, 1675 - adli tatil 530 - basit yargılama usulü 2039, 2476 - davanın açılmasıyla korunması 1062 - durum ve şartların değişmesi 2520- 2523 - duruşma 1263, 2479 - düzenleme amaçlı 2458, 2461, 2539 - eda amaçlı 2458, 2460, 2539 - esas olan hak 2467-2470 - görevli mahkeme 158, 178, 2475 - haksız 2531-2538 - ihtiyati hacizle karşılaştırılması 2452, 2539-2544 - ispat 1562, 2480-2482 - istinaf 2079, 2087 - itiraz 2087, 2451, 2510-2519 - kanun yolları 2079, 2087 - karar 1678, 1681, 2483-2495 - karara karşı konulması 2451, 2509- 2530 - kararın uygulanması 1062, 2500-2508 - muhalefet 2505, 2507 - sebebi 2471-2473 - şartları2465-2473 - tahkimde 2627, 2635-2639 - talebi 501, 2474-2476 - tamamlayan işlemler 1062, 2496-2499 - tazminat davası 2531-2538 - teminat amaçlı 2458, 2459, 2539, 2540 - teminat karşılığı tedbirin değiştirilmesi 2524-2530 - yaklaşık ispat 1562, 2480-2482 - yargılaması 2039, 2474-2495 - yetkili mahkeme 2475 - yokluğunda tedbir kararı verilenin karara itirazı 2510-2519 İkinci cevap dilekçesi 242, 1001, 1105, 1112, 1178,1179, 1180, 1181, 1182, 1202, 1203, 1204, 1207, 1213, 1588, 2042 İkrah 1722, 1728, 1934, 1950 - feragatte 1934 - tanıkla ispat edilebilmesi 1722, 1728 - sulhte 1950 İkrar276,459,494,501,693, 719,729, 1102, 1104,1328,1329, 1330, 1333, 1334, 1335, 1341, 1473-1490, 1527, 1619, 1660, 1670, 1694, 1709, 1721, 1743, 1744,1758, 1874, 1939,2222, 2631 - bağlantılı bileşik 1487-1488 - bağlantısız bileşik 1489 - basit 1480, 1485 - bileşik 1482-1484, 1487-1489 - bölünmesi 1485-1489 - davanın kabulünden farkı 1102, 1473, 1939 - delil sözleşmesinin 1619 - dönme 1490 - geri alınması 494, 1490 - görevsiz mahkemede 276 - hata 494, 1490 - ıslah ile geçersiz kılınamaması 1403 - ihtiyari dava arkadaşlığında 693 - isticvap duruşmasına gelmeme 1335, 1670 - isticvapta 1328, 1329, 1330, 1333, 1334, 1335, 1341 - karmaşık 1482-1484 - kendiliğinden·araştırma ilkesinin 684 Medeni Usıll Hukuku Ders Kitabı Pckcarııtez/ Atalay/Ôzekcs uygulandığı davalarda 1477 - mahkeme dışı 1478 - mahkemeiçil479,2222 - mürekkep 1482-1484 - sonuçları 1476 - sulh görüşmeleri sırasında 1479 - şekli 501, 1478, 1479 - tutanağa geçirilmesi 459, 1479 - vasıflı 1481, 1485, 1486 - vekilin 1473 - yemin konusu vakıaların 1743, 1744, 1758 İlam niteliğinde belge 1955, 2710 İlamlı icra 921, 925, 932, 1944, 1955 ilamsız icra 2604, 2683 İlk itirazlar 315,320,324, 329, 667, 692, 885,1059,1121,1123,1124,1125- 1136,1159,1160,1177,1220, 1222, 1230,1231, 1232,1233,1239, 1242, 1251,1381,2045,2600,2602 - dava şartlarından farkı 1123 - halleri315,320-324,329, 1125-1129 - ıslah ile ileri sürülememesi 1381 - ileri sürülmesi 320-324, 1123, 1130, 1131, 1132, 1159,1160,1177, 1381, 2600,2602 - incelenmesi 667, 692, 1123, 1124, 1133, 1135, 1220,1222,1230,1231, 1232,1233,1239,1242,1251,2045 - karar 324 - tahkim 1127, 1129, 2600, 2602 - yetki 315, 320-324, 885, 1128 İlk görünüş ispatı 1572, 1575, 1580-1582 İlkeler (Bkz. Medeni usul hukukuna haklın olan ilkeler) İmza 310,313,458, 505, 556,561,581, 582,583, 1024-1025,1026,1042, 1166,1167, 1244,1245,1293, 1296, 1298, 1299,1323,1324,1325, 1339, 1478, 1479, 1620,1636,1638, 1640,1641, 1642,1643,1645, 1646, 1647, 1650,1651,1652, 1653, 1656,1657,1658, 1659, 1661, 1662, 1663-1687, 1715, 1722,1747, 1755, 1803,1830,1843, 1844,1905, 1909, 1911, 1916,1922, 1924, 1931, 1933, 1942,1948, 1952, 1954, 1955, 2045, 2108,2110,2139,2168,2169,2273, 2286, 2287, 2384, 2592, 2622, 2644, 2701,2707,2710,2747 - atamayanlar 1323, 1642, 1643, 1652 - cevap dilekçesinde 1166, 1167 - dava dilekçesinde 505, 1024-1025, 1026, 1042 - elektronik (Bkz. Elektronik imza) - incelemesi 1670-1674 - inkarı 1656, 1657, 1658, 1661, 1663- 1687 - mobil 1293, 1296 İmzaya itiraz 1683 İnkar ve savunma yükü 1515 inkar yemini 1695 İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (Bkz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) İnşai dava 716, 17, 925, 933-939, 956, 1023, 1028, 1937 İnşai hak 922, 933, 934, 935, 936, 940, 981, 1937 İnşai hüküm 716, 938, 939, 1889, 2016, 2018,2670 İnşai tesir 939, 2018 İradi taraf değişikliği 613, 641, 648-670, 1379 - dava arkadaşlığı meydana getirilmesi 651,657 - davacı tarafta 654, 656, 662, 663, 664, 665 - davalı tarafta 654, 656, 662, 666, 667, 668 - hakimin izni ile 655, 656 - ıslah ile 1379 - karşı tarafın rızası ile 653, 654 - sonuçları 658-668 - taraf değişimi 657 - taraf katılımı 651, 657 - yaptlması652-657 - yargılama giderleri 669-670 İspat 53, 61, 63, 64, 71, 106, 288, 394, 433,459,484,502,551,595,697, 716,730,790,814,820,838,840, 844,933,986, 1014, 1016, 1027, 1105, 1107, 1112, 1162, 1214, 1253, Kavram Filıristi 685 1254, 1309, 1327, 1329, 1333, 1420, 1448-1603, 1604-1884, 1895, 1939, 1990,2014,2084,2156,2160,2222, 2277,2370,2409,2415,2417,2426, 2427,2455,2472,2477,2480,2481, 2482,2484,2489,2490,2497,2525, 2531,2539,2546,2558,2563,2592, 2639 - araçları (Bkz. DeW) - gerekli olmadığı haller 1473, 1511 - hakkı (Bkz. İspat hakkı) - herkesçe bilinen vakıalar (Bkz. Vakıalar/herkesçe bilinen) - hukuki fiillerin 1614, 1727 - hukuki işlemlerin 53, 1606, 1608, 1610, 1614, 1625, 1628, 1636, 1638, 1656, 1707, 1709, 1710, 1713, 1714, 1715, 1716, 1717, 1718, 1719, 1722, 1723, 1728, 1783 - karinelerle (Bkz. Karine) - kesin deWlerle (Bkz. Kesin deW) - konusu 1453-1472 - metodu yasağı 1594 - senetle ispat zorunluluğu (Bkz. Senet/ ile ispat zorunluluğu) - takdiri deWlerle (Bkz. Takdiri deliller) - ticari defterler ile (Bkz. Ticari defter- ler) - türleri (Bkz. İspat türleri) - yaklaşık (Bkz. Yaklaşık İspat) . - yükü (Bkz. İspat yükü) Ispat hakkı 838, 840, 844, 1450, 1596, 1597, 1618, 1622, 1630 İspat ölçüsü 1467, 1550-1562, 2417, 2427, 2472,2480,2482,2525 - tam ispat (Bkz. Tam ispat) . - yaklaşık ispat (Bkz. Yaklaşık ispat) Ispat türleri 1563-1582 - aksini ispat (Bkz. Aksini ispat) - asıl ispat (Bkz. Asıl ispat) - doğrudan ispat (Bkz. Doğrudan ispat) - dolaylı ispat (Bkz. Dolaylı ispat) - emare ispatı (Bkz. Emare ispatı) - ilk görünüş ispatı (Bkz. İlk görünüş ispatı) - karşı ispat (Bkz. Karşı ispat) İspat yükü 53, 71, 106, 1452, 1467, 1472, 1473, 1485, 1486, 1496, 1497, 1500, 1501, 1514, 1516, 1519, 1520-1533, 1535, 1536, 1538, 1539, 1540, 1542, 1544, 1547, 1548, 1549, 1555, 1563, 1564, 1565, 1566, 1567, 1578, 1586, 1736, 1739, 1757, 1874, 1990 - delil gösterme yükünden farkı 1535, 1536, 1538, 1539,1540, 1542, 1544 - kuralıl452,1467,1525-1528 - objektif 1523, 1536 - sözleşmesi 1533 - sübjektif 1523, 1536 İsticvap 229,675,680, 814, 860, 875, 1154, 1253, 1286, 1290, 1291, 1328-1341, 1403, 1474, 1605, 1670 - amacı 1328, 1333 - davetiyesi 1154 - duruşmaya gelinmemesi 1329 - e-Duruşma Sistemi yoluyla 229, 1286, 1290, 1291, 1336 - istinabe yoluyla 229, 1286, 1336 - kanuni temsilcinin 675, 1331 - kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda 1330 - sahtelik iddiasının incelenmesinde 1670 - soruların cevapsız bırakılması 1335 - tarafların dinlenmesinden farkı 814, 1328, 1329 - tebligat 1154 - tutanağıl339,1403 - tutanağının ıslah ile geçersiz kılınamaması 1403 - usulü 1334-1341 İstinabe 228-234, 565,817, 818, 854, 1336, 1591,1745, 1788, 1870, 1872,2046, 2123,2557 - doğrudanlık ilkesi 232,817,818 - naip tayininden farkı 234 istinaf 61, 72,130,134,136, 157,195,270, 324,325,390,430,446,447,501, 530,544,545,696,706,713,720, 736,767,903,970, 1392, 1424, 1429,1431, 1437, 1443, 1914, 1920, 686 Mcdcııi Usı'il Hukııkıt Ders Kitabı Pek.caıııtez/ Atalay/Ôzekcs 2056,2063,2064,2068,2069-2073, 2074,2077,2079,2084-2148,2149 - başvurabilecek kişiler 696, 706, 713, 767,2096-2101 - başvurulabilecek kararlar 1429, 2087- 2093 - başvurunun sonuçları 2118-2120 - başvurusu 2104-2120 - belirsiz alacak davası 970 - cevap süresi 2105 - çekişmesiz yargıda verilen kararlara karşı 130 - da.va arkadaşlığında 696, 706 - davanın ihbarı 736 - dilekçesi 530, 2107-2117 - duruşma 2132-2136 - duruşma yapılmasına gerek olmayan haller 2128-2131 - eski hale getirme 544, 545 - etkisi 2118-2120 - feragat495,499,777,1932,2069- 2073 - fer'i müdahale 713 - hukuki yarar 2098 - ıslah 1392 - icraya etkisi 2120 - incelemesi 2121-2136 - katılma yoluyla 2099 - kötüniyetle 2101 - mahkemesi (Bkz. Bölge adliye mahkemeleri) - önemli delillerin toplanmaması 2129 - ön inceleme 2102, 2121-2122, 2125, 2128, 2132 - sebepleri 2094-2095 - sebepleri ile bağlılık 2094 - sınırı 61, 270, 324, 2088 - süresi130,447,518,2104,2106 - verilebilecek kararlar 2137-2148 - yapılamayacak işlemler 2127 - yetki 2102-2103 - zaman bakımından uygulanması 55, 61, 196,2068,2088,2235-2239,2259 İş bölümü 216,217,218,222, 327-330, 1127 İş dağılımı 140, 161,166,222,327,2229 İş mahkemeleri 71, 139, 145, 161-164, 313, 1428,2033,2327,2679,2680 - görev 161-163 - yargılama usulü 164, 2033 - zorunlu ara.buluculuk 163, 906, 2679, 2680,2688 İtirazın iptali davası 155, 163, 2419, 2604, 2680 İtirazın kaldırılması 2048, 2604 İtiraz yolu 130, 453, 2485, 2513, 2520, 2523 İtiraz 639, 1111-1112, 1209 - dava dosyasından anlaşılamayanlar 1112, 1209 - dava dosyasından anlaşılanlar 639, 1112, 1209 - def'iden farkı 1113, 1209 İyiniyet 77, 975, 1055, 1372, 1410, 1415, 1455, 1507, 1538, 1737,2532 İyiniyet karinesi 77, 1507, 1538 İzin belgesi 673, 674 -K- Kabul 721, 746, 777, 1099, 1100-1103, 1473, 1925, 1935-1945,2631 - ek karar 1945 - hüküm verildikten sonra 1945 - ihtiyari dava arkadaşlığında 1941 - ikrardan farkı 1102, 1473, 1939 - kanun yolu 1943 - kısmen 1941, 1944, 1101 - mecburi dava arkadaşlığında - tek taraflı bir usul işlemi olması 1938 - yargılama giderleri 1103,1942, 2399 Kadastro 71, 145, 159-160, 471, 2088 Kadastro mahkemeleri 145, 2088 - görev 159, 2088 - yargılama usulü 160 Kademeli dava (Bkz. Terditli dava) Kamu düzeni 46, 128,268,279,285,416, 450, 453, 502, 503, 504, 778,794, 795,855,936, 1708, 1733, 1762, 1982, 2011, 2072, 2076, 2090, 2094, 2102,2109,2110,2119,2122,212ı 2144, 2161, 2163, 2190, 2194, 2195, 2244, 2247, 2315, 2319, 2320, 2580, 687 Kavram Filıristi 2643,2654,2686 Kamu tüzelkişileri 170,309,31O,311, 312,321,701,2399,2722 Kamulaştırma 102,251,368,2088,2361 Kanun yararına temyiz 2212-2217, 2250- 2253,2326 Kanun yolu 46,52,62,95,98,121,130, 164,196,265,267,269,270,273, 278,280,323,324,326,335,336, 339,393,484,487,495,499,500, 535,615,681,757,777,781,859, 868,900,965,970,1052, 1129, 1259, 1307,1371, 1834, 1886,1893, 1902, 1905,1912, 1914, 1921,1922, 1925, 1929,1934,1943,1945,1946, 1955, 1963,1964, 1965,1968,1981, 1984,1985,1988,2028,2030, 2053-2234,2235-2354,2361,2418, 2424,2428,2484,2485,2505,2510, 2511,2519,2523,2530,2537,2561, 2571,2573,2602,2608,2612, 2653-2662,2712,2717,2719,2729, 2737,2742 - aktarıcı etki 2060,2062 - dar anlamda 2060 - erteleyici etki 2060,2061 - feragat(Bkz. Kanun yolundan fera- gat) - istinaf(Bkz.İstinaf) - olağan 5,1985,1988,2061,2063, 2068,2069,2218,2234,2241,2242, 2256,2712 - olağanüstü 267,500,615,1963,1985, 2028,2030,2218,2219,2224,2243, 2662,2712 - temyiz(Bkz.Temyiz) - yargılamanın iadesi(Bkz. Yargılamanın iadesi) Kanun yolundan feragat 495,499,720, 777,1932,2069-2073,2241-2245 Kanuni delil sistemi 1606,1608,1616 Kanuni haklın güvencesi 69,93,835 Kanuni tarafdeğişikliği 641,643-647 Kanuni temsilci 504,539,561,567,621, 622,672-677,872,889,1010,1024, 1026,1157,1166,1167,1331,1731, 1820, 1903,2003,2107,2139,2168, 2222,2286,2407,2701 - adliyardım talebinde bulunma 2407 - doğruyu söyleme ödevi 872 - eski hale getirme sebebine dayanması 539 - hükmün etkisi 2003 - isticvap 675,1331 - yemin 675 Karar270,324,394,506,513,514,515, 544,910, 1129,1345, 1349, 1353, 1371, 1437,1741,1824,1835, 1836, 1885-2032,2058,2061,2078,2079, 2087,2088,2093,2151,2182,2213, 2250,2254,2258,2282,2400,2489, 2499,2646 - arakararı(Bkz. Arakararı) - bildirilmesi 1910-1914 - çeşitleri 1885-1894 - ek(Bkz. Ekkarar) - gerekçesi(Bkz.Gerekçe) - hüküm(Bkz.Hüküm) - içeriği 1898-1909 - kısa(Bkz. Kısakarar) - nihaikararlar(Bkz.Nihaikararlar) Karar düzeltme 61,2068,2237,2238, 2239,2246,2248,2258,2307,2316, 2325,2329,2330,2331,2332, 2336-2354 - başvuru usulü 2342-2348 - başvurulabilecekkararlar 2330,2332, 2339-2340 - incelemesi 2349-2354 - sebepleri 2341 -sınırı61,2339 Karar veilam harcı 1148,1912,1933, 1942,1952,2113,2360-2363,2366, 2399 Karine 1496-1511,1514,1531,1532, 1567, 1568,1572,1575, 1580 - fiili 1498,1499-1500,1508,1531, 1572,1575,1580 - hak1506 - kanuni 1498,1501-1507,1514,1532, 1567,1572 - kesin kanuni 1503,1504,1572 Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pekcamtcz/ Atalay/Ôzekcs 688 - kesin olmayan kanuni 1503, 1505 - olay 1506 - sözde 1507 - varsayımlardan farkı 1508-1511, 1572 Karşı dava 250, 530, 721, 1120, 1221, 1132, 1137-1150, 1159, 1165, 1383, 1387, 1927, 1992,2010,2127,2129, 2299,2339,2376,2431,2624 - açma süresi 1146-1147 - bölge adliye mahkemesinde açılamaması 2127 - görevli mahkeme 250, 1140, 1144 - hukuki yarar 1142 - incelenmesi 1148-1150 - şartları 1139-1145 Karşı delil 1467, 1539, 2563 Karşı delil ikame yükü 1467 Karşı ispat 1542, 1563, 1564, 1565, 1566, 1567,1568 Kayyım 414,644, 2407 Kendiliğinden araştırma ilkesi 107, 126, 265,321,789,794,795,1185, 1203, 1253, 1330, 1472,1477,1520,1523, 1612, 1670, 1733, 1896,2076,2244, 2247,2348,2425,2618 Kesin delil 53, 708, 1609, 1610, 1631, 1647, 1656,1660,1661, 1725,2014, 2023,2222,2709 - kesin hüküm (Bkz. Kesin hüküm) - senet (Bkz. Senet) - yemin (Bkz. Yemin) Kesin hüküm 26, 46, 87, 128, 167, 267, 500,608,664,716,725,727,728, 768,832,905,909,997, 1023, 1119, 1606, 1611,1893,1925,1934,1943, 1950, 1963, 1968, 1979, 1981-2032, 2061, 2063, 2194,2195, 2214, 2215, 2218,2220,2222,2224,2228,2233, 2251,2273,2307,2331,2332,2346, 2429,2456,2457,2489,2490,2567, 2598,2718,2552 - maddi anlamda (Bkz. Maddi anlamda kesin hüküm) - şekli anlamda (Bkz. Şekli anlamda kesin hüküm) Keşif 228,229,232,234,276,355,458, 506,530,697,816,895, 1189, 1205, 1216, 1221, 1228, 1237, 1271, 1273, 1327, 1403, 1565, 1605, 1613, 1865-1878, 1931, 1948,2123,2367, 2552,2557,2563,2626,2630,2632, 2650,2749 - giderleri 895, 1877, 2367, 2650 - istinabe ile 228, 229, 232, 1872, 2123 - katlanma zorunluluğu 1873-1876 - konusu 1271, 1865, 1869 - mahkemece icra edilmesi 1870 - naip hakim tarafından 234 - re'sen karar verilmesi 1867, 1878 - tanık dinlenmesi 816, 1868 - tutanağı 458, 1327, 1403, 1871, 1948 - yapılması 1273, 1870-1872,2552 Kısa duruşma 2667 Kısa karar 1908, 1913, 1914, 2050, 2215, 2251 Kısmi dava 248,270, 324, 941-947, 950, 953,954, 1049, 1192, 1378, 1406, 1407,2007,2008,2089,2090,2261 - belirsiz alacak davasından farkı 946, 953,954 - hukuki yarar 944 - ile birlikte tespit davası açılması 950 - kesin hüküm 2007, 2008 - kesinlik sınırı 270, 324, 2089, 2090, 2261 - şartları 943, 944 - zamanaşımı946, 1049 Kira sözleşmesine dayanan davalar 257- 260, 628, 2339 Konkordato 127, 158, 530, 681, 898, 1079, 2039 Kooptasyon 363 Koşul vakıalar 790, 1002, 1019, 1448, 1451, 1455, 1460, 1461, 1463, 1464, 1496, 1501, 1513, 1520, 1532, 1540, 1541, 1545, 1552, 1564, 1571, 1582, 1895 Kümülatif dava yığılması (Bkz. Objektif dava birleşmesi) -L- Lafzi yorum 77 689 Kaıımm Filıristi Le., c.ıusae 52 Lex fori 52 Locus regit actum kuralı 53 -M- Maddi anlamda kesin hüküm 128, 167 , 608,664,716,725,727,728,768, 905,909,997, 1023, 1119, 1606, 1611, 1893, 1925, 1934, 1943, 1950, 1963, 1968, 1979, 1988-2032,2194, 2195,2214,2215,2218,2220,2222, 2224,2228,2273,2233,2251,2319, 2320,2489,2490,2567,2598 - ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesinde 2020, 2023-2027 - etkileri 716, 1023,2019-2027 - hukuk mahkemesi kararlarının ceza mahkemesinde 2020, 2021, 2022 - inşai etkiden farkı 2018 - itirazı 1991, 1995, 1996, 2011, 2013, 2016,2017,2218 - kesin delil teşkil etmesi 1606 - kısmi davada 2007, 2008 - sona ermesi 2028-2032 - teşkil etmeyen kararlar 128, 167, 2220 - unsurları 768,997, 1997-2008 - usuli müktesep hakkın istisnası 2194, 2195,2319,2320 - zaman itibariyle etkisi 2015 Maddi hata 494,642, 1007, 1376, 1490, 1916,2193,2318,2647 Maddi hukuk 7, 22, 24, 36, 52, 53, 83, 286,306,312,489,490,494,499, 500,504,534,540,602,604,625, 631,643,659,667,668,687,688, 698,700,702,704,706,721,750, 751,787, 790,934,937,949,1045, 1048-1056, 1107, 1108, 1109-1120, 1159, 1160, 1225, 1226, 1227, 1228, 1372, 1377, 1405, 1469, 1520, 1521, 1533, 1540, 1610, 1618, 1888,1927, 1938, 1963, 1983, 1988-2157, 2158,2220,2265,2266,2267-2270, 2272,2449,2568,2571 - davanın açılmasının sonuçları 659, 667,668, 1045, 1048-1056, 1372 - ilişkin savunma sebepleri 1107, 1108, 1109-1120, 1159, 1160 - ilişkin süreler 534, 540, 1225, 1226, 1227, 1228 - ilişkin temyiz sebepleri 2158, 2265, 2267-2270,2272 - işlemlerinin ıslahtan etkilenmemesi 1377, 1405 Mahkeme 131-340 - çalışan kişiler (Bkz. Adliye memurları) - genel (Bkz. Asliye hukuk mahkemesi) - özel (Bkz. Özel mahkemeler) Mahkemelerde kullanılan dil 771, 861- 863, 1634, 1801 Makul süre içinde yargılanma 800, 829- 833, 849, 1762,2736,2752 Manevi imkansızlık 1713, 1722 Manevi tazminat 163, 1054,2088,2210, 2334,2361 Mazeret dilekçesi 1361 Mecburi dava arkadaşlığı 657,686, 688, 698-707, 737,762,767, 1658,2096, 2164,2279,2283,2342,2622 - asli müdahalede 762, 767 - hükümleri 698, 701, 702, 703-707 - istinafa başvuru 707, 2096 - karar düzeltmeye başvuru 2342 - maddi hukuk sebebiyle 701, 702, 706 - sahtelik davasında 1658 - tahkimde 2622 - temyiz süresinin hesaplanması 2283 - temyize başvuru 706, 707, 2164, 2279 - usuli bakımdan 701, 707, 767 Mecburi tahkim (Bkz. Tahkim/zorunlu) Medeni haklardan yararlanma ehliyeti (Bkz. Hak ehliyeti) Medeni hakları kullanma ehliyeti (Bkz. Fiil ehliyeti) Medeni usul hukukuna haklın olan ilkeler 77,84,769-875 Medeniyargıl5,92,95, 102,103,104, 105,106,108,110, 145,236,�37 Menfi tespit davası 602, 929, 1046, 1049, 1468, 1669, 1676, 1678, 1679, 1683, 1684,2419,2462 Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtcz/ Atalay/Ôzekes 690 Menfi vakıa 1462, 1464, 1465, 1466, 1467, 1468, 1506, 1567 MERNİS (Bkz. Adres kayıt sistemi) Mirasçılık belgesi 300, 2339 Munzam süre 274, 1052 Murafaa 2347 Mutad mesken 291,898, 1072, 1073, 1074, 1075, 1076, 1077, 1079,1083 Muvazaa 471, 1722, 1726, 2222 - hükmün iptali 2222 - ispatı 1722, 1726 Mübaşir462 Mücbir sebep 1722, 2127, 2221, 2222 Müddeabih (Bkz. Dava konusu) Münasebetsiz evrak 807 Mütelahik davalar 495, 989-990, 1892 -N- Nafaka davaları 186,530,622, 1054, 1492, 1996,2032,2039,2120,2263 Naip tayini 158,234, 1443, 2123 Netice- i talep (Bkz. Talep sonucu) Nihai kararlar 270, 324, 394, 513, 515, 544,910,1129, 1371, 1437, 1885, 1886, 1887, 1888, 1981,2058,2061, 2078,2079,2087,2088,2093,2151, 2213,2250,2254,2258,2282,2400, 2489,2499,2646 - esasa ilişkin nihai kararlar 515, 1887, 2078,2093,2254,2400 - usule ilişkin nihai kararlar 515, 1371, 1887, 1888,2079,2093,2254,2400 Nizalı kaza (Bkz. Çekişmeli yargı) Nizasız kaza (Bkz. Çekişmesiz yargı) Noter 12, 71, 395, 474-483, 558, 740, 1089, 1478, 1634,1642,1643, 1644, 1649, 1650-1653, 1654,1656,1657, 1658, 1662,1722, 1779,2553,2707, 2709 - delil tespiti 2553 - senetleri 482, 1650-1653, 1656, 1657, 2709 - tanıklıktan çekinme 1779 -0- Objektif dava birleşmesi 983-988, 989, 1385, 1891,2091,2154 - istinaf sınırı 2091 - koşulları 985 - temyiz sınırı 2154 Onama kararı 2144, 2178, 2206-2207, 2209,2330-2332,2333 Ortaklığın giderilmesi davası (Bkz. Paylaştırma ve ortaklığın gider- ilmesi) Oturum 425, 806,853,859, 1215, 1221, 1235, 1241, 1245, 1256, 1261, 1320, 1960,2363,2365,2399,2694 -Ö- Ödeme emri 547 Ödemezlik def'i 1113, 1894 Ölmüş kişiye karşı dava açılması 613 Ön büro 1034, 1040 Ön inceleme 222, 229, 269, 350, 459, 894, 895,908,911, 1001, 1027, 1060, 1105, 1124, 1133, 1182, 1188, 1190, 1213, 1214-1251, 1252, 1254, 1255, 1256, 1257, 1259, 1263, 126� 132� 1445, 1533, 1587, 1588, 1933, 1942, 1952,2044,2045,2046,2048,2102, 2125,2128,2132,2174,2178,2232, 2298,2304,2384,2392,2746 - arabuluculuğa teşvik 1220, 1221, 1222, 1235, 1243 - bağlantılı işlemler 1225-1228 - basit yargılama usulünde 2044, 2045, 2046 - doğrudan yapılacak işlemler 269, 908, 911, 1060, 1124, 1133, 1220-1224 - duruşması 269, 1233-1250, 1254, 1263, 1264, 1588 - duruşmasız 1230-1232 - istinafta 2102, 2121-2122, 2125, 2128, 2132 - kontrol formu 1251 - sulh 1220, 1221, 1222, 1233, 1235, 1243, 1244, 1245, 1251 - temyizde 222, 2174, 2178, 2298, 2304 Ka,ınıııı Fılıristi 691 - tut..ın.ığl 1 0, 122_, 1226, 1227, 1236, l�� 1--H, 1245, 1246, 1247, 1250, 1251. 1_52 126-l, 1327, 1533, 1933, l 4 1952,20-15,2384 Ön run 103, 109, 22-1, 371, 5-18, 717, 13-12-1345, 1346,1658, 1666, 1683 rfYe adet 64,865, 1454, 1469, 1470, 1642, 1752,2268 Özel mahkeme 135, 137, 138, 139, 140, 1-1-4, 145-189,237,238,327, 1144, 1902 -P- Para alacağı 1406, 2452, 2468, 2469, 2534, 2539,2540,2541 Patent hakkı 183, 1958 Paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi 261, 262,2051, 1930,2399,2683 -R- Reformatio in peius (Bkz. Aleyhe bozma yasağı) Replik dilekçesi (Bkz. Cevaba cevap dilekçesi) Re'sen araştırma ilkesi (Bkz. Kendiliğinden araştırma ilkesi) Resmi çalışma gün ve saatleri 576, 1273, 1727 Resmi senet 482, 1567, 1649-1658, 1671, 1672, 1725 - ispat gücü 1656, 1725 - noterlerce düzenlenen 482, 1650- 1653, 1656, 1657,2709 - sahteliği 1657-1658, 1671, 1672, 1727 -S- Sahtelik 109, 922, 1342, 1656, 1657- 1658,1659, 1671, 1672, 1727,1732, 2022,2026,2222,2227,2341,2706 - adi senetlerde 1660, 1663-1687 - davası 922, 1657-1658, 1676, 1678, 1679, 1685, 1687 - icra takibine etkisi 1677-1687 - iddiası 109, 1342, 1663-1687 - incelenmesi 1342, 1670-1674 - resmi senetler hakkında 1657-1658, 1671, 1672, 1727 Satış sözleşmesi 975, 983, l 618, 1636, 1709, 1719, 1721,2005,2583 Sava 12, 27, 71, 93, 96, 140, 141, 143, 147, 156,161,166,182,184,191,192, 193,194,195,198,201,202,203, 204,207,208,210,211,220,225, 337,342,347,348,349,351,353, 355,359,365,366,367,372,384, 387,388,401,405,406,407,450- 454,466,468,510,637,683, 778, 895, 1272, 1275, 1278, 1279, 1308, 1686, 1687, 1802,2065,2066,2067, 2072,2136,2216,2244,2507 Savcı yardımcılığı 347, 349 Savunma hakkı 803,836, 1094, 1095, 1096, 1404, 1907 Savunmayı genişletme veya değiştirme yasağı 844, 1160, 1202-1212, 1213, 1375,2042 - basit yargılama usulünde 2042 - başlangıcı 1202, 1213 - istisnaları 1211-1212, 1375 - tabi olan durumlar 1207-1210 Seçimlik dava 247, 980-982 Senet53,61,63,64, 71,109,482,751, 1315, 1478, 1505, 1567, 1605, 1606, 1607, 1611, 1612, 1614, 1616, 1620, 1621,1625,1628, 1629, 1631-1687, 703, 1706, 1707-1729, 1732,2022, 2222,2227,2339,2341 - adi (Bkz. Adi senet) - çıkıntı ve silinti 1640 - ibrazı zorunluluğu 1688-1701 - ile ispat zorunluluğu 53, 1614, 1616, 1620,1621, 1625, 1628, 1629, 1706, 1707-1722 - ile ispat zorunluluğunun istisnaları 1614,1712-1722 - ispat sınırı 61, 63, 1707, 1709, 2339 - karşı senetle ispat zorunluluğu 1723- 1729 - resmi (Bkz. Resmi senet) - sahteliği 109, 1657-1658, 1663-1687, 1732,2022,2026,2222,2227,2341 - unsurları 1638-1647 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôzekes 692 Ses ve görüntü nakli 1282, 1283,1286, 1287,1301,1336,1745,1788 Silahların eşitliği ilkesi 600,835,840,1095 Somut vakıalar 1002,1019, 1240,1460, 1461,1516,1520,1532, 1541,1564, 1571, 1895 Somutlaştırma yükü 1014, 1016,1019, 1027,1162,1164,1467,1517,1518, 1519,1547, 1549 Soyut vakıalar (Bkz. Koşul vakıalar) Sözlülük-yazılılık ilkesi 771,858-860, 1262,2620 Sulh 2,31,276,459,494,499,681,705, 721,773,777,782,1220,1221, 1222,1233, 1235,1243,1244,1245, 1251,1298, 1324,1360,1362,1479, 1855,1925,1926,1932,1946 -1952, 1954,1956, 1975,2045,2220,2363, 2384,2402,2581,2643,2651,2663, 2678,2684,2685,2686,2693,2711 - açık yetki gerektirmesi 681,1948 - Avukatlık Kanunu gereğince 1954, 1956 - ek karar 1946 - fer'i müdahil tarafından 721 - görevsiz mahkemede 276 - görüşmeleri sırasında ikrar 1479 - hüküm verildikten sonra 1946 - iptali 494,1950 - mahkeme dışı 1948 - şarta bağlı yapılabilmesi 1932,1949 - tek taraflı dönülememesi 1950 - teklifi 1932 - teşvik edilmesi 1220,1221,1222, 1243,2663,2678,2684,2693 - tutanağa geçirilmesi 459,1298,1324, 2045 - yargılama giderleri 1952,2651 Sulh hukuk mahkemesi 127,145,146- 150,238,249,253,254,255-264, 268,283,330,432,464,465,622, 1428,2033,2034,2039,2051,2152, 2272,2281,2285,2339,2557,2710 - görev 127,146,149,238,249,253, 254,255-264,268,283,330,622,2557 - yargılama usulü 150,2033,2034, 2039,2051 Sübjektif dava birleşmesi 686 Sübjektif hakkın yokluğu kıstası 122-123, 2425 Süreler 15,36,48,58,130,428,447,516- 535,694,537-541,542,543,544, 546,607,674,683,894,899,912 , 965,968, 1012,1018, 1024,1026, 1027,1033,1037, 1060, 1086, 1123, 1131,1146,1173-1176, 1177,1180, 1213,1248, 1251, 1378, 1381,1588, 1763,1765,1766, 1877,2041,2105, 2117,2133,2134,2167,2175,2389 , 2704 - adli tatilde sona ermesi 533,534,535 - başlaması 525 - cevaba cevap süresi 1180 - cevap süresi (Bkz. Cevap süresi) - hakimin belirlediği 522-524,540,546 - hesaplanması 525-528 - istinaf başvurusuna cevap süresi 2105 - istinafa başvuru süresi 130,447,518, 2104,2106 - kaçırılması 36,535,537-541,542, 543,544,546 - kanunun belirlediği 518-521 - kesin 524,536,540,546,607,674, 683,894,899,912,965,968, 1012, 1018,1024,1026, 1027, 1033,1037, 1060,1086,1167,1233,1248,1251, 1378,1588,1763,1765, 1766,1877, 2117,2133,2134,2175,2389,2704 - kesin olmayan 523 - munzam (Bkz. Munzam süre) - resmi tatil günleri 526 - tahkim 2609,2628 2640,2644,2654, 2661 - temyize başvuru 55,222,518,520, 541,545,546,2166,2281-2284 - temyize cevap süresi 2167,2291 - uzatılması 521,1146,1174-1176, 1180,2041 Sürpriz karar yasağı 841,847 Kavram Filıristi 693 -Ş- Şahıs varlığına ilişkin davalar 146, 240, 241,252-254,255,300,622,2386 Şahit(Bkz. Tanık) Şahsi dava 915, 2024 Şahsi hak 302 Şekli anlamda kesin hüküm 832, 1981, 1983, 1984-1987,2061,2063,2222, 2307,2331,2332,2346,2429,2489 Şekli hukuk 36, 937 Şikayet 165, 166,403,404,453,2048, 2504,2505,2506,2507 - disiplin soruşturması 403,404 - icra hukukunda 165, 166, 2048 - ihtiyati tedbire muhalefet halinde 2504,2505,2506,2507 Şube 295, 300 Şüyuun giderilmesi(Bkz. Paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi) -T- Tahkikat158,269,459,544,697, 713,736, 814,818,859,895,952,965,968, 970,987,988,996, 1001, 1105, 1136, 1148, 1188, 1190,1197, 1213, 1214, 1215, 1216, 1217,1220,1221, 1223, 1224, 1226, 1227,1228, 1236, 1237, 1238, 1239, 1244, 1245, 1258, 1250,1251, 1252-1447, 1607, 1879, 1892,2044,2045,2046,2049,2125, 2126,2132,2133,2134,2135,2141, 2149,2183,2184,2256,2309,2310, 2392,2563 - basit yargılama usulünde 2044,2045, 2046 - bölge adliye mahkemesinde 2125, 2126,2132,2133,2134,2135 - duruşmalar(Bkz. Duruşma) - sona ermesi 1440-1447 - tutanak 459, 1264, 1268, 1269, 1279, 1294, 1298, 1299, 1301, 1307,1308, 1309, 1317, 1319-1327,1339,1399, 1403, 1445 - yapılması gereken haller 1257-1260 - yapılması gerekmeyen haller 1255- 1256 - yazılı yargılama usulünde 1252-1447 Tahkim 14, 31,71, 131,158,498,499, 530, 681, 1127, 1129, 1134, 1135, 1136, 1890,2039,2242,2339,2564-2662, 2664,2666,2667,2668,2670,2675 - elverişlilik 14, 2577, 2578, 2579, 2580, 2581 - geçerli usul ilkeleri 2613-2625 - geçici hukuki koruma 2635-2639 - görevli mahkeme 158, 2657 - hukuki niteliği 2571 - ihtiyati tedbir 2626, 2639 - ilk itirazı 1127, 1129, 2600, 2602 - iptal davası 2653-2656 - iptal sebepleri 2654 - karar 2642-2649 - kararlara karşı kanun yolları 2653- 2662 - kararların icrası 2599 - kısmi karar 1890 - konusu 2577-2583 - mahkemelerin yardımı 2633, 2634 - milletlerarası2569,2570,2659 - olumlu yönleri 2572-2576 - sona ermesi 2640-2641 - sözleşmesi (Bkz. Tahkim sözleşmesi) - süresi 2609, 2628 2640, 2644, 2654, 2661 - şartı 2592, 2629 - şartının asıl sözleşmeden bağımsızlığı 2603 - tebligat 2616, 2625, 2650 - yargılama giderleri 2650-2652, 2675 - yargılama usulü 2039, 2605-2639 - yetkili mahkeme 2657 - zorunlu 2583 Tahkim sözleşmesi 498,499,681, 1129, 1135,2565,2571,2578,2579,2582, 2584,2585,2587,2591-2604,2609, 2612,2622,2623,2624,2629,2637, 2654,2655 - açık yetki gerektirmesi 681 - etkisi 2598-2604 - hakem sözleşmesinden farkı 2584, 2585,2587 Medeni UsiH Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôzekes 694 - hukuki niteliği 498, 499, 2571 - şekli 2592 Takas 489, 1115-1120, 1137, 1141, 1142, 1484, 1991,1992,2165,2280,2385 Takdiri deliller 820,821, 1333, 1478, 1579, 1604, 1613-1615, 1625, 1710, 1714, 1717, 1854, 1866,2563,2589 - bilirkişi (Bk.z. Bilirkişi) - keşif (Bk.z. Keşif) - tanık (Bkz. Tanık) Taksim ve şüyuun giderilmesi (Bkz. Paylaştırma ve ortaklığın gider- ilmesi) Talep sonucu 249,625,626,663, 721, 779,787,789,792,811,903,904, 916,940-990, 1014, 1020-1023, 1026, 1027, 1101, 1165, 1183, 1184, 1190-1194, 1200, 1201, 1203, 1210, 1377, 1384, 1386, 1390,1890, 1891,1927, 1935, 1937, 1939, 1941, 1997,2004,2005,2090,2107,2109, 2110,2165,2280 - bir kısmı hakkında karar verilmesi 1890, 1891 - cevap dilekçesinde 1165 - dava dilekçesinde gösterilmesi 779, 1020-1023, 1026, 1027 - dava dilekçesinde gösterilmemesinin yaptırımı 1026, 1027 - davanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına dahil olması 903, 1183, 1184,1190-1194,1201 - geçici 961-966 - göre dava çeşitleri 916, 940-990 - hakimin aydınlatması 811 - savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına dahil olması 1203,1210 Taleple bağhlık 779,780,781 Tam ispat 551, 1552, 1553, 1554, 1555, 1556, 1558-1559,1561,1562,2427, 2480,2481,2539,2558 Tanık 53, 228, 232, 394, 422, 425, 459, 501,503,511,555,608,675,693, 804,816,821,851,863,895,1017, 1221, 1228, 1237,1259, 1262,1268, 1271, 1272, 1280, 1284, 1291, 1292, 1294, 1296, 1324, 1340, 1379, 1403, 1443, 1495, 1524, 1565, 1569, 1590, 1605, 1607, 1616, 1620, 1621, 1625, 1628, 1629, 1644, 1675, 1699, 1700, 1701, 1708, 1710, 1713, 1714, 1715, 1717, 1718, 1719, 1721, 1722, 1723, 1727, 1728, 1759-1808, 1812, 1826, 1828, 1831, 1868, 1871, 1875, 1876, 2123,2222,2227,2277,2367,2368, 2552,2555,2557,2650,2749 - bölge adliye mahkemesinde 2123 - çekinme 608, 1340, 1700, 1701, 1776- 1785, 1828, 1875, 1876 - çekinme hakkının istisnaları 1782- 1785 - dava arkadaşının davasında 693 - delil başlangıcının bulunduğu hallerde 1713, 1714, 1715, 1717, 1718, 1719, 1721 - dinlenmesi 228, 232, 422, 425, 459, 816,863, 1221, 1228, 1237, 1268, 1271, 1284, 1291, 1292, 1294, 1296, 1443, 1524, 1590, 1620, 1621, 1675, 1708, 1786-1804, 1868, 1871,2277,27 49 - disiplin hapsi 511, 1785 - doğrudan soru yöneltilmesi 1280 - gösterilmesi 1017, 1524, 1565, 1762- 1769 - ifadesinin değerlendirilmesi 1805- 1808 - ifadesinin ıslahla geçersiz kılınamaması 1403 - ikinci tanık listesi yasağı 503, 1379 - istinabe ile dinlenmesi 228, 232, 1788, 2123 - karşı tarafın muvafakat etmesiyle 1616, 1620,1621, 1708 - listesi verilmesi 501,503, 1017 - maddi imkansızlık hallerinde 1713, 1722,1728 - manevi imkansızlık hallerinde 1713, 1722 - ön incelemede 1221, 1228, 1237 - soru kağıdı gönderilmesi 1771 Kavram Filırist1 695 - takdiri delil 1613 - tutanak 459, 1324, 1803 - Thrkçe bilmemesi 863, 1801 - ücreti 895, 2367, 2368, 2650 - yalan 1610, 1802, 2222, 2227 - yemin 1262, 1730, 1793, 1794 Tanıklık yapma mecburiyeti 1770-1775 Tanıma 158, 186 Taraf 41, 119, 121, 598-707, 708,878, 1998 - fonksiyonel 602 - maddi 121, 602 - şekli 121,602,603,631,636 Taraf değişikliği 613, 640-670, 810, 1007, 1379 - iradi (Bkz. İradi taraf değişikliği) - kamıni (Bkz. Kamıni taraf değişikliği) Taraf ehliyeti 295, 609-615, 692, 877 Taraf sıfatı 631, 635-639 - aktif 635 - dava takip yetkisinden farkı 631,639 - pasif 635 Tarafın dinlenmesi 814, 875, 1095, 1240, 1249, 1257, 1329, 1330, 1916,2046, 2302,2478,2479,2485,2510,2511, 2523,2531 Taraflarca getirilme ilkesi 771, 784-795, 801,864,875, 1027, 1330, 1512, 1733,2244,2618 Tarafların yükümlülükleri 497, 864-875 Tarafta iradi değişiklik (Bkz. İradi taraf değişikliği) Tasarruf ilkesi 25, 771, 773-783, 801, 998, 1027, 1515, 1925, 1928, 1930, 1939,2069, 2074, 2076, 2241, 2246, 2617 Tasarrufun iptali davası 1511 Tashih 1916, 1922, 1924 Tavzih 1917-1924, 1973, 2339, 2641, 2647, 2649,2656 - hakem kararının 2641, 2647, 2649, 2656 - hükmün 1917-1924, 1973, 2339 Tebligat71,290,455,462,512,526,528, 530,538,543,553-597,614,644, 683,754,804,839,893,895,896, 1033, 1154, 1167, 1176, 1250, 1310, 1399,2113,2175,2222,2283,2301, 2307,2390,2391,2560,2616,2625, 2650 - adli tatilde 530 - belgelendirme işlemi 554, 581 - çıkartacak merciler 558-559 - dava açıldıktan sonra yerleşim yeri- nin değiştirilmesi 290, 573 - davetiyeden farkı 553-555 - elektronik (Bkz. Elektronik tebligat) - giderleri 577-578, 893, 895, 896, 1033, 2113,2175,2301,2390,2391,2650 - hilesi 2222 - ihbarname 582, 583 - ilanen 575, 590-593 - mazbata 581 - muhatabın adreste bulunmaması 582, 584 - muhatabın tebellüğden imtina etmesi 582,584 - muhatap 566-568 - suçları 597 - usulsüz (Bkz. Usulsüz tebligat) - vekile 567 - yapacak merciler 560-565 - yaptlabileceğiyer290,571,572,573, 574,579 - yapılabileceği zaman 526, 576, 579 - yaptlabilecek kişiler 566-568 - yaş ve ehliyet şartı 568 - yurt dışına 562-565 Tedbir nafakası 2460, 2468 Tefhim 447,459, 526, 527, 584, 1262, 1264,1344, 1441, 1443, 1444, 1899, 1900, 1910, 1911, 1912, 1913, 1915, 1967,2049,2050,2106,2137,2244, 2302,2343,2500,2506 Teksif ilkesi 771, 796-799, 1183, 1450 Temerrüt663,667,946,972, 1056, 1405, 1407 Teminat 549, 741, 898-899, 906, 1070- 1093, l127, 1198, 1400,2230,2231, 2433,2451,2479,2487,2488,2514, 2515,2524,2525,2527,2528,2529, 2530,2531,2534,2535,2538,2539, Pekcaıııtez/ Atalay/ Ôzekcs Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı 696 2543,2599,2636,2656 - adli yardım (Bkz. Adli yardım/ teminatı kapsaması) - mahkemenin incelemesi 1083-1086 - göstermekle yükümlü olanlar 898, 1070-1082 - kapsamı 898, 1087-1093 Teminat amaçlı tedbir 2458, 2459, 2539, 2540 Temsil belgesi 673 Temyiz 55, 61, 135, 136, 190, 216, 222, 223,270,324,340,395,398,421, 430,501,518,520,530,541,545, 546,548,706,713,720,736,767, 970, 1429, 1431, 1437, 1929, 1932, 1945, 1946,2056,2063,2064,2068, 2071,2074,2079,2083,2086,2088, 2119,2129,2142,2143,2144, 2149-2211,2212-2217,2237,2238, 2239,2246,2248,2249,2250-2253, 2256-2335,2336,2337,2338,2339, 2340,2341,2342,2343,2344,2349, 2350,2352,2353,2354,2452,2484, 2599,2657,2658,2659,2660,2661, 2716, 2729 - aleyhe bozma yasağı (Bkz. Aleyhe bozma yasağı) - aleyhe hüküm verme yasağı (Bkz. Aleyhe karar (hüküm) verme yasağı) - başvurabilecek kişiler 398, 706, 720, 767,2164-2165,2279-2280 - bozma kararı (Bkz. Bozma kararı) - bozma sebepleri (Bkz. Bozma sebe- pleri) - cevap süresi 2167, 2291 - dilekçesi530,541,2168-2172,2285- 2296 - doğrudan temyiz yoluna başvurulması 2151, 2658 - duruşma 2168, 2175, 2181, 2343 - edilebilen kararlar 61, 1429, 2088, 2151-2155,2258-2264 - edilemeyen kararlar 61, 270, 324, 2142,2152,2484,2258,2262 - feragat (Bkz. Kanun yolundan fera- gat) - incelemesi 2119, 2144, 2149, 2173- 2177, 2297-2303 - kanun yararına (Bkz. Kanun yararına temyiz) - katılına yoluyla 2099, 21672292 - kötü niyetle 2208, 2330 - ön inceleme 2174, 2178, 2298 - parasal sınır 61, 2152, 2263, 2264 - sebepleri 458, 1431, 1437, 1739, 1823, 2074,2156-2163,2186,2215,2246, 2251,2265-2278,2312 - sonunda verilen kararlar 2143, 2178- 2211, 2304-2335 - süresi 55, 222, 518, 520, 541, 545, 546, 2166, 2281-2284 - usuli müktesep hak (Bkz. Usüli mülc- tesep hak) - zaman bakımından uygulanması 55, 61, 196,2068,2088,2235-2239,2259 Tenfiz 158, 186 Tensip tutanağı 355, 1246 Terditli dava 495, 973-979, 983, 1049, 1385 Tespit davası 66, 260, 602, 811, 917, 922- 932, 933,935,937, 1049, 1468, 1669, 1676, 1678, 1679, 1683, 1684, 1937,2010,2339,2419,2462,2548 - delil tespitinden farkı 924, 927, 2548 - eda davasına dönüşmesi 931 - hukuki yarar 925, 933 - kısmi dava ile birlikte 950 - kira ilişkisinden doğan 66, 260, 2339 - konusu 922, 924,927,930 - menfi (Menfi tespit davası) - müspet 929, 1049 - şartları 925, 926 - zamanaşımı 1049 Tespit hükmü 920, 925, 932, 938, 939, 2016 - eda davasının reddi 920 - ilamlı icra yoluyla takibe konu edile- memesi 925, 932 - inşai davanın reddi 938,939 - menfi 932 - müspet 932 Tevzi 161, 1004, 1034, 1040 Kavram Fl/ıristi 697 - bürosu 1034, 1040 - formu 1034, 1040 Ticaret mahkemesi (Bkz. Asliye ticaret mahkemesi) Ticari davalar 151, 152, 153, 154, 155, 242,330,906, 1702, 1703,2034, 2680,2681,2688 - basit yargılama usulü uygulanacak haller 242, 2034 - mutlak 152, 153 - nispi 152, 153, 154 - zorunlu arabuluculuk 155, 906, 2680, 2681,2688 Ticari defterler 530, 1690, 1702-1706, 2576 - birbirini doğrulaması 1703 - ibrazı 1690, 1702, 1705 - kaybı 530 - sahibi aleyhine delil olması 1703, 1704 - sahibi lehine delil olması 1703 Ticari nitelikte çekişmesiz yargı işleri 127, 152 Toplu mahkeme 140, 141,157,234,428, 429,432,507,819, 1261, 1275, 1280, 1442, 1443,1798, 1898,1899, 1911 Topluluk davası 991-997 Tutanak 394, 458, 459, 493, 510, 524, 561, 857,858,861,906,1037, 1041, 1103,1220, 1222, 1226,1227, 1236, 1238,1244, 1245, 1246, 1247,1250, 1251, 1252, 1264, 1268, 1269,1278, 1279, 1294, 1297,1298,1299, 1301, 1307,1308, 1309, 1317,1319-1327, 1339, 1344, 1399,1403,1445,1479, 1533, 1620, 1650, 1655,1691, 1692, 1754, 1802, 1803, 1830,1835, 1843, 1871, 1902,1910,1913,1931, 1933, 1942, 1948, 1952, 1954, 1955,1956, 2045,2050,2137,2139,2273,2384, 2502,2512,2559,2560,2563,2628, 2697,2701,2703,2704 - duruşma (Bkz. Duruşma/tutanağı) - ispat gücü 459, 1309, 1327, 1533 - ön inceleme (Bkz. Ön inceleme/ tutanağı) - yazılacak hususlar 459,493,524,561, 1222, 1227, 1244, 1245, 1246, 1251, 1264, 1268, 1297, 1298, 1299, 1301, 1319-1326, 1339, 1754, 1803, 1843, 1910, 1913, 1931, 1948,2045,2050 Tüketici hakem heyeti 169, 171, 172, 173, 174, 180,2682 Tüketici mahkemeleri 145, 168-181, 465, 2682 - görev 168, 169, 170, 171 - yargılama usulü 177 - zorunlu arabuluculuk 169,175,906, 2682 Türkiye Barolar Birliği 466, 467, 470, 2380,2441 Tüzel kişi 34,170,289,295,303,309,310, 311,312,321,453,470,558,566, 574,589,610,618,624,650,672, 673,677,701,882,938,993,997, 1006, 1025, 1026, 1034, 1073, 1081, 1331, 1721, 1731, 1815, 1822,2175, 2299,2399,2408,2436,2722 - adli yardım 2408, 2436 - aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme 289, 303 - bilirkişi olarak atanması 1815, 1822 - bireysel başvuru 2722 - dava ehliyeti 618,624 - feshi davası 938, 2175, 2299 - isticvabı 1331, 1731 - kanuni temsil 672, 673, 677 - ortaklık ilişkisi sebebiyle açılan dava- larda yetki 303 - şube 295 - taraf ehliyeti 295,610 - tebligat 558, 566,574,589 - teminat gösterilmesi 1073, 1081 - yemin 1731 - yetki sözleşmesi 309, 310, 311, 312, 321 -U- Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (Bkz. UYAP) Unsur etkisi 716 Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôzckes 698 Usul ekonomisi ilkesi 12,85,276,648, 649,661,697,710,731,771,796, 817,848-851,867,910,954,987, 996,1353,1427,1762,1817,1851, 1884,1894 Usul hilesi 871 Usulişlemleri 57,58,60,121,228,484- 515,608,609,612,616,620,622, 649,684,693,705,707,712,720, 728,740,777,858,891, 1116, 1221, 1282, 1283, 1292,1377,1383,1388, 1402,1405,1734,1925,1927,1932, 1938,2559,2574 - mahkeme 506-515 - şekle uyma zorunluluğu 501-505 - tamamlanıp tamamlanmadığımese- lesi57,58,60,2559 - taraf484,486-500,608,609,612,616, 620,622,649,684,693,705,707,712, 720,728,740,891,1116,1282,1283, 1292,1377,1383,1388,1402,1734, 1925, 1927,1932,1938 Usul sözleşmeleri 307,496,498, 499,500, 1622,2571,2587 Usftlikazanılmış hak(Bkz.Usftli mill