MEDENİUSÜLHUKUKU
Ders Kitabı
Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ
Prof. Dr. Oğuz ATALAY - Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES
onikilevha
llll 11111111111111111111111111
Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku
Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Oğuz ATALAY
İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Medeni Usul ve İcra iflas Hukuku
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Medeni Usul ve İcra iflas Hukuku
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
MEDENİUSÔLHUKUKU
Ders Kitabı
il.Bası
onikilevha
llll 11111111111111111111111111
11. BASIYA ÖNSÖZ
Medeni Usul Hukuku kitabı, ayrı bir başvuru kitabı ile ders kitabı olarak
iki şekilde basılmaktadır. Ders kitabı ihtiyacını karşılamak, öğrenciye hitap
edecek hacını ve kapsamda bilgiyi vermek amacıyla hazırlanan Medeni Usul
Hukuku Ders K.itabı'nın onuncu basısının tükenmesi üzerine on birinci bası
yayına hazırlanmıştır. Bu basıda geçen basıdan bugüne kadar mevzuatta
yapılan değişiklikler kitaba yansıtılmış, geçen basıda gözden kaçan hususlar
düzeltilmiştir. Ancak şu da belirtilmelidir ki, ülkemizde son yıllarda gide-
rek artan bir biçinıde diğer kanunlarda olduğu gibi Hukuk Muhakemeleri
Kanunu'nda da yürürlüğünden hemen sonra değişiklikler yapılmaya başlan-
mıştır. Elbette bir kanunun zaman içinde bazı maddeleri, hatta tümü değiş-
tirilebilir. Ancak kabulünden kısa bir süre sonra ve durum ve koşullarda çok
önemli bir değişiklik olmadan bu kadar değişiklik yapılmasını haklı kılacak
hiçbir sebebin olmadığını düşünüyoruz. Ayrıca bu değişiklikler ilgili kişi ve
kurumlarla paylaşılmadan, tartışılmadan kabul edilmiş ve hemen yürürlüğe
konulmuştur.
Daha önceki usul kanunumuz olan Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu'nda yaklaşık doksan yıl içinde otuz defa değişiklik yapıldığı söyle-
nerek bu değişikliklerin çokluğundan söz edilirken, yeni Kanunumuzla ilgili
2011 yılından bu yana, yani on iki yıl içinde on sekiz kez değişiklik yapılmış-
tır. Bu değişiklikler, doksan yılda yapılan değişikliklerin yarısını geçmiştir.
Kanun yaparken olduğu gibi değiştirilirken de yeteri kadar düşünül-
meli, değerlendirilmeli ve tartışılmalıdır. Son yıllarda oldukça yaygın olarak
kullanılan ve kanun yapma tekniğine uygun olmayan "torba kanun"larla
değişiklik yapılmasından vazgeçilmelidir. Henüz on iki yıl gibi bir süre
geçmesine rağmen sürekli yapılan değişiklikler sonunda Hukuk Muhake-
meleri Kanunu'nun sistematiği bozulmuş ve bu kanunla kabul edilen pek
çok önemli ilke zedelenmiştir. Bu değişikliklerin olumsuz bir sonucu da iç-
tihatların oluşması, boşlukların doldurulması gibi uygulamanın gelişmesine
izin vermemesidir.
V
Dokuzuııcu Basıya Ôıısöz
Anayasa ile teminat altına alınan ilkelerden birisi de hukuki güvenlik
ilkesidir. Bu ilke, mevcut hukuka güvenerek açmış olduğunuz bir dava süreci
içinde sürekli kanun değişikliklerine maruz kalarak hak kaybına uğramama-
yı güvence altına alır. Sürekli değişen mevzuat, sürekli değişen parasal sınır-
lar ve süreler hukuki güvenlik ilkesini zedelemekte, hak ihlallerine neden
olmaktadır.
Kitabın gözden geçirilmesinde Doç. Dr. Cemil Sirnil; tashihinde ve
kavram fihristinin hazırlanmasında Dr. Öğr. Üy. Mehmet Emin Alpaslan
yardımcı olmuşlardır. Kendilerine titiz çalışmaları ve emekleri için teşek-
kür ediyoruz. Kitabın basımını üstlenen ve titiz bir çalışmayla bunu kısa
zamanda gerçekleştiren başta Erol Öz olmak üzere On İki Levha Yayıncılık
çalışanlarına teşekkür ediyoruz.
28 Temmuz 2023
Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes
VI
•
VII
İÇİNDEKİLER
11. BASIYA ÖNSÖZ ......................................................................................... V
İÇİNI)EKİLER ............................................................................................ VII
KISALTMALAR ..................................................................................... XXXV
GENEL BİBLİYOGRAFYA ................................................................ XXXIX
§ I. MEDENİ USÜL HUKUKUNA İLİŞKİN GENEL BİLGİLER ......... !
I. UYUŞMAZLIĞIN ORTAYA ÇIKIŞI VE ÇÖZÜM YOLLARI .... l
II. HAKARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ-HUKUKİ KORUMA
TALEBİ VE ADALETE (YARGIYA) ERİŞİM ............................... 2
III. MEDENİ USÜL HUKUKUNUN ANLAMI. ................................ 6
IY. MEDENİ USÜL HUKUKUNUN AMACI .................................... 7
V. MEDENİ USÜL HUKUKUNDA TEMEL KAVRAMLAR ...... 11
A. Medeni Usul Hukuku Kavramı ............................................... 11
B. Medeni Usul Hukukunda Kullanılan Temel Kavramlar .......... 12
VI. MEDENİ USÜL HUKUKUNUN HUKUK DALLARI
ARASINDAKİ YERİ .................................................................... 14
VII. MEDENİ USÜL HUKUKUNUN YER VE ZAMAN
İTİBARİYLE UYGULANMASI ................................................... 15
A. Yer İtibariyle Uygulanması ....................................................... 16
B. Zaman İtibariyle Uygulanması ................................................. 17
VIII. MEDENİ USÜL HUKUKUNUN KAYNAKLARI .................. 20
IX. MEDENİ USÜL HUKUKU KURALLARININ YORUMU ..... 22
VIII
İçindekiler
§ 2. YARGI ......................................................................................................... 25
I. YARGI KAVRAMI ............................................................................. 25
II. YARGI ÇEŞİTLERİ ............................................................................ 25
A. Anayasa Yargısı ............................................................................. 26
B. İdari Yargı ..................................................................................... 28
C. Adli Yargı ....................................................................................... 29
1. Ceza Yargısı ............................................................................ 30
2. Medeni Yargı ........................................................................... 31
a. Çekişmeli Yargı ............................................................... 32
b. Çekişmesiz Yargı ............................................................. 32
aa. Genel Olarak .............................................................. 32
bb. Uyuşmazlığın Bulunmaması. .................................... 33
cc. Sübjektif Hakkın Yokluğu ........................................ 35
dd. Uygulanacak Usul Hükümleri. ...................................35
§ 3. MAHKEMELER .................................................................................. 37
I. GENEL OLARAK .............................................................................. 37
II. İLK DERECE MAHKEMELERİ ....................................................... 38
A. Genel Mahkeme .............................................................................. 38
1. Genel Olarak ............................................................................. 38
2. Asliye Hukuk Mahkemeleri ................................................... 39
B. Özel Mahkemeler ............................................................................ 39
1. Sulh Hukuk Mahkemeleri ..................................................... 39
2. Asliye Ticaret Mahkemeleri ................................................... 40
3. Kadastro Mahkemeleri ........................................................... 43
4. İş Mahkemeleri .......................................................................... 44
5. İcra Mahkemeleri ....................................................................... 45
6. Tüketici Mahkemeleri ............................................................. 46
7. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri.......................... 49
8. Aile Mahkemeleri .................................................................... 50
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ .................................................. 51
A. Genel Olarak .......................................................................... 51
B. Görevleri ................................................................................. 53
içindekiler
IX
C. Teşkilat ........................................................................................... 54
1. Genel Olarak ........................................................................... 54
2. Hukuk Daireleri ...................................................................... 55
iV. YARGITAY .......................................................................................... 55
A. Genel Olarak ................................................................................. 55
B. Yargıtay'ın Görevleri ..................................................................... 56
C. Yargıtay Teşkilatı ........................................................................... 56
1. Hukuk Daireleri ..................................................................... 57
2. Genel Kurullar ........................................................................ 59
a. Hukuk ve Ceza Genel Kurulları ..................................... 59
b. Yargıtay Büyük Genel Kurulu ......................................... 59
V. MAHKEMELERARASINDAHUKUKİYARDIM
(İSTİNABE) ........................................................................................ 60
VI. GO REV ................................................................................................. 62
A. Genel Olarak .................................................................................. 62
B. Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevli Olduğu Davalar ....... 64
1. Konusu Para Olan ya da Para ile Değerlendirilebilen
(Malvarlığına İlişkin) Davalar ............................................. 64
2. Şahıs Varlığına İlişkin Davalar ............................................. 65
C. Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görevli Olduğu Davalar .......... 66
1. Kira Sözleşmesine Dayanan Davalar ................................... 66
2. Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevine Giren Diğer
Dava ve İşler ............................................................................ 67
D. Görev Kurallarının Niteliği. ....................................................... 68
E. Görev Kurallarına Aykırılık ve Sonuçları ................................... 68
1. Genel Olarak .......,. ............................................................. 68
2. Görevsizlik Kararı Üzerine Yapılacak İşlemler ................... 69
F. Adli Yargıda Açılması Gereken Bir Davanın İdari
Yargıda Açılması Halinde Yapılacak İşlemler ............................ 71
G. İdari Yargıda Açılması Gereken Bir Davanın Adli
Yargıda Açılması Halinde Yapılacak İşlemler ............................ 72
VII. YETKI .................................................................................................. 72
X
lçiııdekiler
. .
A. Genel Olarak ................................................................................. 72
B. Kesin Olmayan Yetki Kuralları .................................................... 73
1. Genel Yetki Kuralı .................................................................. 73
2. Özel Yetki Kuralları. ............................................................... 76
C. Kesin Yetki Kuralları .................................................................... 78
D. Yetki Sözleşmesi ............................................................................ 80
1. Genel Olarak .......................................................................... 80
2. Yetki Sözleşmesinin Şartları .................................................. 81
a. Sözleşmenin Tarafları Tacir veya Kamu Tüzel
Kişisi Olmalıdır ................................................................ 81
b. Kesin Yetkinin Bulunduğu Durumlarda Yetki
Sözleşmesi Yapılamaz ...................................................... 82
c. Yetki Sözleşmesi Yazılı Şekilde Olmalıdır ...................... 82
d. Uyuşmazlık ve Mahkeme Belirli Olmalıdır .................. 83
E. Yetki Kurallarına Aykırılık ve Sonuçları ..................................... 84
VIII. İŞ BÖLÜMÜ ....................................................................................... 86
IX. YARGI YERİ BELİRLENMESİ (MERCİ TAYİNİ) ..................... 87
A. Yargı Yeri Belirlenmesini (Merci Tayini) Gerektiren Haller ... 87
B. Yargı Yeri Belirlenmesi Usulü ....................................................... 88
..
§ 4. YARGI GOREVLILERI ..................................................................... 90
I. HAKİM ................................................................................................ 90
A. Genel Olarak ................................................................................. 90
B. Hakimlik Mesleğine Giriş ........................................................... 91
C. Hakimlerin Seçimi ve Atanması ................................................. 95
1. Genel Olarak Sistemler ........................................................... 95
2. Ülkemizdeki Durum .............................................................. 96
D. Ha.kimlerin Bağımsızlığı .............................................................. 97
1. Genel Olarak ............................................................................ 97
2. Ha.kimlerin Bağımsızlığı ........................................................ 99
E. Hakimlere Tanınan Teminatlar ................................................. 101
F. Ha.kimlerin Sorumluluğu ........................................................... 102
1. Genel Olarak ......................,, ............................................. 102
lçi,ıdekiler
XI
2. Hukuki Sorumluluk ............................................................ 102
a. Genel Olarak ................................................................. 102
b. Sorumluluk Halleri. ..................................................... 103
c. Sorumluluk Davasında Görevli ve Yetkili Mahkemel04
d. Sorumluluk Davası ve Yargılama Usulü ...................... 105
e. Hakimin Hukuki Sorumluluğu................................... 106
3. Disiplin Sorumluluğu .......................................................... 106
4. Cezai Sorumluluk ................................................................ 107
G. Hakimin Davaya Bakmasının Yasak Olması ve Reddi .......... 107
1. Genel Olarak ........................................................................ 107
2. Hakimin Davaya Bakmasının Yasak Olması ..................... 108
a. Hakimin Davaya Bakmasının Yasak Olduğu Haller 108
b. Hakimin Çekinmesi Usulü ......................................... 109
3. Hakimin Reddi. ................................................................. 11O
a. Ret Sebepleri .................................................................. 110
b. Hakimin Reddi Usulü ................................................. 112
aa. Taraflardan Birisinin Hakimi Reddetmesi ......... 112
bb. Hakimin Kendisini Reddetmesi ............................ 114
c. Hakimin Reddedilmesinin Sonuçları ........................ 115
II. SAVCILAR. ...................................................................................... 116
III. ADLİYE MEMURLARI .................................................................. 117
A. Yazı İşleri Müdürleri. .................................................................. 117
B. Zabıt Katipleri ............................................................................ 118
C. Mübaşirler ............................................................................. 118
IV. AVUKATLAR ..................................................................................119
V. NOTERLER .................................................................................. 122
§ 5. USÜL İŞLEMLERİ ............................................................................. 125
I. TARAF USÜL İŞLEMLERİ. ......................................................... 125
A. Genel Olarak ......................................................................... 125
B. Taraf Usul İşlemlerinin Özellikleri ......................................... 126
C. Taraf Usul İşlemlerinin Çeşitleri ............................................. 128
D. Usul İşlemlerinde Şekle Uymak Zorunluluğu ve Sonuçları.129
XII
lçindekiler
.
II. MAHKEME USÜL İŞLEMLERİ ................................................. 130
III. SÜRELER ...................................................................................... 132
A. Sürelerin Çeşitleri .................................................................... 132
1. Kanunun Belirlediği Süreler .............................................. 132
2. Hakimin Belirlediği Süreler ............................................... 133
B. Sürelerin Hesaplanması. ............................................................ 133
C. Adli Tatil .................................................................................... 134
IV. ESKİ HALE GETİRME .................................................................. 136
A. Eski Hale Getirmenin Şartları .................................................. 136
1. Süre Elde Olmayan Bir Sebeple Kaçırılmış Olmalıdır ...... 137
2. Başka Kanuni Yola Başvurma İmkanı Kalmamış
O!malıdır ............................................................................. 138
B. Eski Hale Getirme Usulü .......................................................... 138
V. TEBLİGAT ...................................................................................... 139
A. Tebligat ve Davetiye Kavramı ................................................... 139
1. Tebligatı Çıkartacak Merciler ............................................. 140
2. Tebligatı Yapacak Merciler .................................................. 141
B. Tebligat Yapılabilecek Kişiler.................................................... 142
C. Tebligatın Yapılabileceği Yer ve Zaman .................................... 143
D. Tebligat Giderleri ....................................................................... 144
E. Tebligatın Yapılması ................................................................. 145
1. Genel Olarak ........................................................................ 145
2. Muhatabın Adreste Bulunmaması veya Tebellüğden
İmtina Etmesi .......................................................................145
3. Elektronik Tebligat .............................................................. 146
4. ilanen Tebligat ..................................................................... 147
F. Usôlsüz Tebligat ........................................................................ 147
G. Tebligat Suçları .......................................................................... 147
§ 6. TARAFLAR .......................................................................................... 149
I. TARAF KAVRAMI VE TARAFIN BELİRLENMESİ .............. 149
. .
II. TARAF EHLiYETi ......................................................................... 151
.
ili. DAVA EHLiYETi ........................................................................... 153
lçindekiler
XIII
IV. DAVA TAKİP YETKİSİ ················································ 154
V. TARAF SIFATI .............................................................................. 156
VI. TARAF DEĞİŞİKLİĞİ ................................................................... 157
A. Kanuni Taraf Değişikliği .......................................................... 158
B. İradi Taraf Değişikliği ............................................................... 159
1. Genel Olarak ....................................................................... 159
2. İradi Taraf Değişikliğinin Yapılması. ............................... 160
3. İradi Taraf Değişikliğinin Hukuki Niteliği ve Sonuçları 161
4. İradi Taraf Değişikliğinde Yargılama Giderleri. ................164
VII. TARAFLARIN TEMSİLİ. ............................................................ 165
A. Kanuni Temsil........................................................................... 165
B. İradi Temsil (Vekalet)............................................................... 166
VIII. DAVAARKADAŞLIĞl ................................................................... 168
A. Genel Olarak ............................................................................. 168
B. İhtiyari Dava Arkadaşlığı .......................................................... 168
1. Anlamı ve Doğumu ............................................................. 168
2. İhtiyari Dava Arkadaşlığının Hükümleri. ......................... 169
C. Mecburi Dava Arkadaşlığı ........................................................ 170
1. Anlamı ve Doğumu............................................................. 170
2. Mecburi Dava Arkadaşlığının Hükümleri. ........................ 172
§ 7. DAVAYAMUDAHALE ......................................................................174
I. GENEL OLARAK ......................................................................... 174
il. FER'İ MÜDAHALE ........................................................................174
A. Genel Olarak ........................................................................ 174
B. Hukuki Niteliği ..................................................................... 175
C. Fer'i Müdahalenin Koşulları .................................................... 175
D. Fer'i Müdahale Usftlü............................................................... 177
E. Fer'i Müdahalenin Hükümleri. ................................................. 177
F. Müdahalenin Etkisi ............................................................... 179
ili. DAVA.NIN iHBARI ................................................................... 180
A. Anlamı .................................................................................. 180
XIV
içindekiler
.. .
B. İhbarın Koşulları ........................................................................ 181
C. Davanın İhbarı Usulü ................................................................ 182
D. İhbar Üzerine Üçüncü Kişinin Tutumu .................................... 182
E. İhbarın Sonuçları ........................................................................ 183
IV. ASLİ MÜDAHALE ......................................................................... 184
A. Anlamı ........................................................................................ 184
B. Asli Müdahalenin Koşulları ....................................................... 185
C. Asli Müdahale Usulü .................................................................. 186
D. Asli Müdahale Davasının İncelenmesi ve Karar ...................... 186
§ 8. MEDENİ USÜL HUKUKUNA HAKİM OLAN İLKELER ........ 188
I. GENEL OLARAK ............................................................................ 188
II. TASARRUF İLKESİ ........................................................................ 189
A. Anlamı ......................................................................................... 189
B. Tasarruf İlkesinin Sonuçları ...................................................... 190
C. Tasarruf İlkesinin İstisnaları ..................................................... 191
III. TARAFLARCA GETİRİLME (HAZIRLAMA) İLKESİ ......... 191
A. Anlamı .......................................................................................... 191
B. Taraflarca Getirilme İlkesinin Sonuçları ................................. 192
C. Taraflarca Getirilme İlkesinin İstisnaları ................................. 193
IV. TEKSİF İLKESİ ............................................................................... 193
V. YARGILAMANIN HAKİM TARAFINDAN
.. ..
YURUTULMESI ................................................................................194
VI. DAVAYI AYDINLATMA ÖDEVİ .................................................. 195
VII. DOĞRUDANLIK İLKESİ .............................................................. 197
VIII. HAKİMİN DELİLLERİ DEĞERLENDİRMESİ ......................... 198
IX. ADİL (DOĞRU) YARGILANMA HAKKI .................................. 199
A. Genel Olarak.................� ······································· 199
B. Adil Yargılanma Hakkının Unsurları ...................................... 199
1. Kanuni, Bağımsız ve Tarafsız Bir Mahkeme
Tarafından Yargılanma .................................................. 199
2. Makul Süre İçinde Yargılanma ............................................ 200
3. Aleni Surette Yargılanma ...................................................... 201
lçi,ıdckilcr
XV
4. Hakkaniyete Uygun Olarak (Adil) Yargılanma .............. 201
X. HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI ............................................ 201
A. Genel Olarak ........................................................................... 201
B. Hukuki Dinlenilme Hakkının Unsurları .............................. 202
1. Bilgilenme Hakkı .............................................................. 202
2. Açıklama ve İspat Hakkı ................................................... 203
3. Dikkate Alınma Hakkı ..................................................... 203
XI. USÜL EKONOMİSİ İLKESİ (YARGILAMANIN BASİT,
ÇABUK, UCUZ YÜRÜTÜLMESİ) ........................................... 204
XII. ALENİLİK İLKESİ ...................................................................... 204
XIII. SÖZLÜLÜK-YAZILILIK İLKESİ ............................................. 206
XIV. MAHKEMELERDE KULLANILAN DİL ............................... 207
XV. TARAFLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ .................................... 207
A. Dürüst Davranma Yükümlülüğü ........................................... 208
B. Doğruyu Söyleme Ödevi. ....................................................... 209
§ 9. DAVA HAKKINDA GENEL BİLGİLER........................................ 211
I. DAVAKAVRAMl .......................................................................... 211
il. DAVA ŞARTLARI ......................................................................... 211
A. Kavram ..................................................................................... 211
B. Dava Şartlarının Çeşitleri ....................................................... 212
1. Genel Dava Şartları ............................................................ 212
a. Mahkemeye İlişkin Dava Şartları ............................... 212
aa. Yargı Yetkisi (m.114/1-a)....................................... 212
bb. Yargı Yolu (m.114/1-b) .......................................... 213
cc. Görev (m. 114/1-c) ................................................ 213
dd. Kesin Yetki (m. 114/1-ç) ....................................... 213
b. Taraflara İlişkin Dava Şartları..................................... 213
aa. İki Tarafın Bulunması. ......................................... 213
bb. Taraf Ehliyeti (m. 114/1-d) ................................... 213
cc. Dava Ehliyeti (m. 114/1-d) ................................... 213
dd. Davaya Vekalet Ehliyeti ve Geçerli Vekaletname
(m. 114/1-f) ........................................................... 214
ee. Davayı Takip Yetkisi (m. 114/1-e) ........................ 214
c. Dava Konusu Şeye İlişkin Dava Şartları ....................... 214
aa. Davacı Tarafından Gider Avansı Yatırılması (m.
114/1-g) .................................................................. 214
içindekiler
XVI
bb. Teminat Gösterilmesine İlişkin Kararın Yerine
Getirilmesi (m. 114/1-ğ) .......................................215
cc. Hukuki Yarar (m. 114/1-h) ..................................... 216
dd. Davanın Derdest Olmaması (m. 114/1-ı) ............. 217
ee. Kesin Hüküm Bulunmaması (m. 114/1-i) ............ 217
2. Özel Dava Şartları. ............................................................... 217
C. Dava Şartlarının İncelenmesi (m. 115) ....................................218
111. DAVA ÇEŞİTLERİ .......................................................................... 220
A. Talep Edilen Hukuki Korumaya Göre Dava Çeşitleri ........... 221
1. Eda Davaları ....................................................................... 221
2. Tespit Davaları. ................................................................... 221
3. İnşai (Yenilik Doğuran) Davalar ...................................... 224
B. Talep Sonucuna Göre Dava Çeşitleri ....................................... 225
1. Genel Olarak ....................................................................... 225
2. Kısmi Dava .......................................................................... 226
3. Belirsiz Alacak Davası ........................................................ 228
a. Genel Olarak ................................................................. 228
b. Belirsiz Alacak Davasının Amacı ................................ 228
c. Belirsiz Alacak Davasının Dava Çeşitleri
İçindeki Yeri .................................................................. 229
d. Belirsiz Alacak Davasının Koşulları ........................... 229
aa. Talep Sonucunun Miktarının Belirlenmesinin
İmkansız veya Davacıdan Beklenemeyecek
Olması ......................................................................... 229
bb. Dava Dilekçesinde Geçici Talep Sonucunun
Belir·tilmesi ............................................................... 230
cc. Belirsiz Alacak Davası Açan Davacı, Talep
Sonucunu Dayandırdığı Tüm Vakıaları Eksiksiz
Olarak Bildirmelidir ............................................... 231
e. Talep Sonucunun Belirlenmesi ve Davalının
Buna Karşı Koyabilmesi.......................................
·······
231
4. Terditli (Kademeli) Davalar ............................................... 233
5. Seçimlik Davalar .................................................................. 234
6. Davaların Yığılması (Objel.�DavaBirleşmesi) ................ 235
7. ıfütelahik (Yanşan Haklara Dayalı) Davalar ................... 237
C. Topluluk Davası 23 ......................................................................... 7
lçi,ıdckilcr
XVII
§ 10.. DAV.AN"IN' AÇILM._.J..SI ................................................................ 240
L DA '.A..HA.KKI........·-··········· ........................................................... 240
II. DA� DİLEKÇESİ ••·-·••·•• ·············································· 240
A. Dava Dilekçesinin Unsurları ..................................................... 241
1. Mahkemenin Adı ................................................................ 241
2. Tarafların Ad ve Soyad.lan ile Adresleri ............................ 241
3. Davaanm Türltiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası ........ 242
4. Tarafların Kanuni Temsilcilerinin ve Davacı
Veltilinin Adı, Soyadı veAdresleri ...................................... 242
S. Dava Konusu (Müddeahih) .................................................. 242
6. Davanın Dayandığı Vakıalar (Dava Sebebi) .................... 243
. Dayanılan Deliller.-....- ....................................................... 243
8. Hukuki Sebepler ...................................................................244
9. Talep SonuCU-................................................................... 245
10. İmza. --- .............................................................. 245
B. Dava Dilekçesinin Unsurlarında Noksanlık Bulunması ........ 246
fil DAVA DİLEKÇESİNİN MAHKEMEYE VERİLMESİ. ............ 247
N. DAVANIN" A� ZAMANI .................................................. 249
V. DAVAAÇILMASININ SONUÇLARI .......................................... 251
B. Maddi Hukuk Bakımından--·-·-·-·..··· ...................... 251
L Zamanaşımının Kesilmesi ve Hak Düşürücü
Süren.in Korooroas1---·----·-·--·· ............................. 251
2. Şahsa Bağlı Hakların Malvarlığı Hakkına Dönüşmesi ..... 252
3. İyi.niyetin Ortadan Kalk:m::ısı .......................................... 252
4. Davalının Temerrüde Düşmesi ......................................... 252
C. Us:ôl Hııkuku Bakımından -�----·--···..·· ......................... 253
1. Mahkemenin Davayı İnceleme Zorunluluğu ..................... 253
2. Derdestlik .............................................................................. 253
3. Davanın Açıldığı Tarihe Göre Dava Şartlarının
İncelenmesi ve Hüküm Kurulması ...................................... 253
4. İhtiyati Tedbirin ve İhtiyati Haczin Korunması ............... 254
5. Davayı Geri Alma Yasağı. .................................................... 254
VI. TEMİNAT GÖSTERİLMESİ ........................................................ 255
A. Teminat Göstermekle Yükümlü Olanlar .................................. 255
içindekiler
XVIII
B. Teminat Hakkında Mahkemenin İncelemesi .......................... 257
C. Teminatın Niteliği ve Kapsamı .................................................. 258
§ 11. DAVAYA CEVAP ................................................................................. 260
I. SAVUNMA HAKKI.., ..................................................................... 260
II. SAVUNMANIN ŞEKLİ .................................................................. 261
A. Davanın Kabul Edilmesi ............................................................. 261
B. Cevap Dilekçesi Verilmemesi ..................................................... 261
C. Cevap Dilekçesi Verilmesi .......................................................... 262
III. SAVUNMA SEBEPLERİ ................................................................. 262
A. Maddi Hukuka İlişkin Savunma Sebepleri. ............................ 262
1. İtirazlar ...................................................................................263
2. Def'iler ...................................................................................263
3. Takasın Özel Durumu ..........................................................263
B. Usul Hukukuna İlişkin Savunma Sebepleri ............................ 265
1. Dava Şartları ........................................................................... 265
2. İlk İtirazlar (Dava Engelleri) ................................................266
a. ilk İtiraz Halleri .............................................................. 266
aa. Yetki İtirazı ............................................................... 267
bb. Tahkim İtirazı .......................................................... 267
b. ilk İtirazların İleri Sürülmesi, İncelenmesi ve İlk
İtirazlar Hak.kında Verilecek Kararlar ......................... 267
3. Karşı Dava Açılması .............................................................. 268
a. Genel Olarak ........................................................... 268
b. Karşı Davanın Şartları ................................................... 269
lçindekiler
aa. Asıl Dava Derdest Olmalıdır ................................. 269
bb. Asıl Dava ile Karşı Dava Arasında Bağlantı
Bulunmalıdır ........................................................... 269
cc. Asıl Dava ile Karşı Dava Aynı Yargı Yoluna Tabi
Oimalıdır ................................................................ 269
c. Karşı Dava Açma Süresi .............................................. 270
d. Karşı Davanın Açılması ve İncelenmesi ..................... 270
IV. CEVAP DİLEKÇESİ ...................................................................... 271
A. Cevap Dilekçesinin Unsurları .................................................. 271
1. Mahkemenin Adı ............................................................... 271
2. Tarafların Ad ve Soyadları ile Adresleri ........................... 271
lçi,ıdckilcr
XIX
3. Davalının Türkiye CumhuriyetiKimlikNumarası ............ 272
4. Kanuni Temsilci ve Vekilin Adı Soyadı veAdresi. ........... 272
5. Savunmanın Dayanağı Olan Vakıalar .............................. 272
6. Dayanılan Deliller .............................................................. 273
7. Hukuki Sebepler ................................................................. 273
8. Talep Sonucu ....................................................................... 274
9. İmza ..................................................................................... 274
B. Cevap Dilekçesinin Unsurlarında Noksanlık Bulunması ..... 274
V. CEVAP DİLEKÇESİNİN MAHKEMEYE VERİLMESİ. ........ 274
VI. CEVAP SÜRESİ •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••·••••• · 2 7 5
A. Kural .................................................................................... 275
B. Cevap Süresinin Uzatılması ..................................................... 275
VII. CEVAP DİLEKÇESİ VERMENİN SONUÇLARI ..................... 276
VIII. CEVABA CEVAP VE İKİNCİ CEVAP DİLEKÇELERİ ............ 276
IX. İDDİA VE SAVUNMANIN GENİŞLETİLMESİ VEYA
DEĞİŞTİRİLMESİ YASAĞI ....................................................... 277
A. Davayı Genişletme veya Değiştirme Yasağı ........................... 277
1. Genel Olarak ................................................................ 277
2. Davayı Genişletme veya Değiştirme Yasağına Tabi
Olan Durumlar ............................................................. 278
a. Dava Sebebinin (Vakıaların) Genişletilmesi veya
Değiştirilmesi ................................................................ 278
b. Talep Sonucunun Genişletilmesi veya
Değiştirilmesi ................................................................ 278
3. Davayı Genişletme veya Değiştirme Yasağının
İstisnaları ............................................................................. 279
a. Davalının Açık Rızası ................................................... 279
b. Islah ............................................................................... 280
c. Dava Konusunun Devri ................................................ 280
B. Savunmayı Genişletme veya Değiştirme Yasağı .................... 280
1. Genel Olarak ....................................................................... 280
2. Savunmayı Genişletme veya Değiştirme Yasağına
Tabi Olan Durumlar ............................................................ 281
3. Savunmayı Genişletme veya Değiştirme Yasağının
İstisnaları ............................................................................. 282
C. İddia ve Savunmayı Genişletme veya Değiştirme Yasağı
içindekiler
XX
Bakımından Davada Dikkate Alınan Aşamalar ve
Sonuçları .................................................................................... 282
§ 12. ON iNCELEME .............................................................................. 284
I. GENEL OLARAK .......................................................................... 284
II. ÖN İNCELEMENİN KAPSAMI ................................................. 286
A. Ön İncelemede Doğrudan Yapılacak İşlemler........................ 286
B. Ön İncelemeyle Bağlantılı İşlemler ......................................... 287
III. ÖNİNCELEMENİN YAPILIŞ ŞEKLİ ........................................ 289
A. Duruşmasız Ön İnceleme (m. 138) .......................................... 289
B. Duruşmalı Ön İnceleme (m. 139-140)..................................... 289
ı. Tarafların Ön İnceleme Duruşmasına Davet
Edilmesi (m. 139) ................................................................ 289
2. Ön İnceleme Duruşması (m. 140) ..................................... 290
C. Ön İncelemede Cevaplanacak Sorular ve Buna Göre
Yapılacak İşlemler ....................................................................... 294
§ 13. TAHKİKAT·········--··--·····--·······..•••••••••••••• ..................................... 296
I. TAHKİKATIN YAPILMASI ........................................................ 296
lçirıdckiler
A. Genel Olarak .............................................................................. 296
B. Tahkikat Yapılmasına Gerek Bulunmaması. ........................... 297
C. Davanın Hükün1 İçin Yeterince Aydınlannıamış Olması
(Tahkikatın Yapılması) ............................................................ 298
II. DURUŞMALAR ............................................................................. 299
A. Genel Olarak .............................................................................. 299
B. Duruşn1aların Yeri ve Zamanı .................................................. 302
C. Duruşn1aların Disiplini ............................................................. 302
D. e-Duruşmalar .............................................................................. 304
1. Genel Olarak ........................................................................ 304
2. e-Duruşmaların Yeri ........................................................... 305
3. e-Duruşmaya Katılanların Kimlik Tespitinin
Yapılması ............................................................................. 306
4. e-Duruşmaların Yapılması ................................................. 306
5. e-Duruşmaların Disiplini ve Kaydı ................................... 307
6. e-Duruşma Masrafları ........................................................ 308
III. MAHKEME KAYITLARI, DOSYA VE TUTANAKLAR ........ 308
lçi,ıdckilcr
XXI
A. Mahkeme Kayıtları .................................................................... 308
B. Dosyalar ...................................................................................... 310
C. Tutanaklar ................................................................................... 31O
IV. İSTİCVAP ........................................................................................ 312
A. Genel Olarak .............................................................................. 312
B. İsticvap Usulü ............................................................................. 313
V. ÖN SORUN-BEKLETİCİ SORUN ............................................. 314
A. On Sorun..................................................................................................................,._ ....... 314
B. Bekletic·i Sorun ..................................................................... 315
VI. DOSYANIN İŞLEMDEN KALDIRILMASI ............................... 318
A. Dosyanın İşlemden Kaldırılmasını Gerektiren Durumlar ..... 318
B. Dosyanın İşlemden Kaldırılması Kararı ve Sonuçları ............ 319
ı. Dosyanın İşlemden Kaldırılması ve Yenilenmesi ............ 319
2. Davanın Açılmamış Sayılması .......................................... 320
VII. ISLAH·•-••-• ·································································321
1
lçirıdekiler
A. Genel Olarak ............................................................................ 321
B. Islahın Yapılması ..................................................................... 323
C. Islahın Etkisi ............................................................................ 327
VIII. DAVA KONUSUNUN DEVRİ ..................................................... 328
A. Genel Olarak ............................................................................ 328
B. Temellük Eden Üçüncü Kişiye Karşı Davaya Devam
Edilmesi .................................................................................... 330
C. Davanın Temlik Eden Davalıya Karşı Tazminat
Davasına Dönüştürülmesi ......................................................... 330
IX. DAVALARIN AYRILMASI VE BİRLEŞTİRİLMESİ. ................ 331
A. Davaların Birleştirilmesi .......................................................... 331
1. Davaların Birleştirilmesi Şartları ....................................... 331
2. Davaların Birleştirilmesi Usulü ......................................... 331
B. Davaların Ayrılması ................................................................. 333
1. Davaların Ayrılması Şartları .............................................. 333
2. Davaların Ayrılması Usulü ................................................ 334
X. TAHKİKATIN SONA ERMESİ VE SÖZLÜ YARGILAMA 334
içindekiler
XXII
§ 14. iSPAT ................................................................................................ 337
I. GENEL OLARAK ........................................................................ 337
II. İSPATIN KONUSU ....................................................................... 338
A. Vakıalar (Olaylar)..................................................................... 338
1. Genel Olarak ...................................................................... 338
2. Koşul (Soyut) Vakıalar - Somut Vakıalar .......................... 339
3. Müspet (Olumlu) Vakıalar-Menfi (Olumsuz) Vakıalar 341
B. Yabancı Kanun Hükümleri. ...................................................... 342
III. İSPATIN GEREKLİ OLMADIĞI HALLER ............................. 343
A. İkrar ..................................................................................... 343
1. Genel Olarak .................................................................. 343
2. İkrar Çeşitleri ................................................................. 345
a. Basit lkrar ................................................................. 345
b. Vasıflı İkrar (Gerekçeli İnkar) ..................................... 345
c. Bileşik Ikrar .............................................................. 346
3. İkrarın Bölünmesi. ............................................................. 346
4. İkrardan Dönme (Geri Alınması) ...................................... 348
B. Çekişmesiz Vakıalar ................................................................. 348
C. Herkesçe Bilinen Vakıalar ........................................................ 349
D. Karineler .................................................................................... 350
1. Kavram ................................................................................ 350
2. Fiili Karineler ...................................................................... 351
3. Kanuni Karineler ................................................................ 351
4. Karinelerle Varsayımların Farkı ........................................ 352
IV. İDDİA (SAVUNMA) VE SOMUTLAŞTIRMA YÜKÜ ........... 354
V. İSPAT YÜKÜ .................................................................................. 356
A. Genel Olarak İspat Yükü Kavramı ........................................... 356
B. İspat Yükü Kuralı ...................................................................... 358
C. İspat Yüküne İlişkin Özel Durumlar ........................................ 359
VI. DELİL İKAME (GÖSTERME) YÜKÜ ...................................... 360
VII. İSPATKONUSUNDAKİYÜKLERİNİSPAT
FAALİYETİNE ETKİSİ ............................................................... 362
VIII. İSPAT ÖLÇÜSÜ ........................................................................... 364
A. Genel Olarak ........................................................................... 364
lçi,ıdckilcr
XXIII
B. Tam İspat (Kesin İspat) ........................................................... 365
C. Yaklaşık İspat (Gerçeğe Yakın İspat) ...................................... 366
IX. İSPAT TÜRLERİ ........................................................................... 366
A. Asıl İspat-Karşı İspat-Aksini İspat ........................................... 366
B. Doğrudan İspat-Dolaylı İspat .................................................. 368
1. Genel Olarak ................................................................. 368
2. Dolaylı İspatla İlgili Kavramlar ......................................... 369
a. Emare (Emare İspatı) .................................................. 369
b. ilk Görünüş İspatı ...................................................... 371
X. İSPAT ARAÇLARI (DELİLLER) ................................................ 372
XI. DELİL GÖSTERİLMESİ .............................................................. 372
XII. HUKUKA AYKIRI YOLLARDAN ELDE EDİLEN
DELILLER ............................................................................... 374
§ 15. DELİLLER ........................................................................................... 378
I. GENEL OLARAK .......................................................................... 378
A. Delil Türleri. .............................................................................. 378
1. Delil Sistemleri .................................................................... 378
2. Kesin Deliller ...................................................................... 379
3. TakdiriDeliller ..................................................................... 380
B. Delil Sözleşmesi ........................................................................ 381
1. Genel Olarak ....................................................................... 381
2. Delil Sözleşmesinin Şekli (Yapılışı) ................................... 381
3. Delil Sözleşmesinin Türleri. ............................................... 383
a. Münhasır Delil Sözleşmesi ........................................... 383
b. Münhasır Olmayan Delil Sözleşmesi. ......................... 384
II. SENET ............................................................................................. 384
A. Kavram ...................................................................................... 384
1. Belge ve Senet ...................................................................... 384
2. Senet Hakkında Genel Bilgiler .......................................... 385
3. Senedin Unsurları ................................................................ 386
B. Senet Çeşitleri ............................................................................ 389
1. Resmi Senetler ..................................................................... 389
a. Noter Senetleri. ............................................................. 390
b. Yabancı Ülkelerde Düzenlenen Senetler ..................... 390
c. Resmi Makam ve Mercilerce Düzenlenen Diğer
XXIV
..
içindekiler
XXIV
Belgeler ................................................................... 391
d. Resmi Senetlerin İspat Gücü ........................................ 391
e. Resmi Senetlerin Sahteliği. ........................................... 391
2. Adi Senetler...................................................................... 392
a. Adi Senetlerin İspat Gücü ............................................. 392
b. Adi Senetler Hakkında Sahtelik İddiası ....................... 393
c. Adi Senetlerde Sahtelik İddiasının İncelenmesi. ......... 394
d. Adi Senetlerde Sahtelik İddiasının Sonuçları .............. 395
C. Belgelerin Mahkemeye Verilmesi (İbrazı) Zorunluluğu .......... 399
içindekiler
XXV
D. Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması ................................ 402
E. Senetle İspat Zorunluluğu ........................................................ 403
1. Kural ................................................................................... 403
2. Senetle İspat Kuralının İstisnaları ..................................... 404
a. Delil Başlangıcı .......................................................... 404
b. Maddi ve Manevi İmkansızlık Halleri ........................ 407
3. Senede Karşı Tanıkla İspat Yasağı (Senede Karşı
Senetle İspat Kuralı) ........................................................... 408
4. Senede Karşı Senetle İspat Zorunluluğunun İstisnaları.409
ili. YEMİN .......................................................................................... 410
A. Genel Olarak ............................................................................. 410
B. Yemin Usulü ............................................................................. 411
iV. TANIK ............................................................................................. 414
A. Genel Olarak ............................................................................. 414
B. Tanık Gösterilmesi .................................................................. 415
C. Tanıklık Yapma Mecburiyeti ................................................... 416
D. Tanıklıktan Çekinme Hakkı .................................................. 417
E. Tanıklıktan Çekinme Hakkının İstisnaları ........................... 419
F. Tanıkların Dinlenmesi ............................................................ 420
G. Tanığın İfadesinin Değerlendirilmesi ..................................... 422
V. BİLİRKİŞİ ...................................................................................... 423
A. Niteliği ..................................................................................... 423
B. Bilirkişiye Başvurulacak Haller .............................................. 424
C. Bilirkişi Atanması ve Bilirkişilik Yapma ................................ 426
D. Bilirkişinin Yasaklılık Halleri ve Reddi. ................................ 428
E. Bilirkişi İncelemesi ve Rapor .................................................. 429
1. Bilirkişi Görüşünün Alınması Hakkındaki Ara Kararı 429
2. Bilirkişinin İncelemesi Sırasında Uyulacak Kurallar ...... 431
3. Bilirkişi Raporu ve Rapora İtiraz ...................................... 431
F. Bilirkişi Raporlarının Delil Olarak Değeri ............................ 433
G. Bilirkişinin Sorumluluğu ........................................................ 434
İçindekiler
XXVI
VI. KEŞİF ............................................................................................. 436
A. Keşif Kararı ve Keşfin Konusu ................................................. 436
B. Keşfin Yapılması ....................................................................... 436
C. Keşfe Katlanma Zorunluluğu .................................................... 437
VII. UZMAN GÖRÜŞÜ ........................................................................ 438
§ 16. KARAR VE HUKUM ....................................................................... 440
I. KARAR KAVRAMI VE ÇEŞİTLERİ ........................................... 440
II. KARARIN İÇERİĞİ VE BİLDİRİLMESİ. ................................... 444
A. Kararın İçeriği ........................................................................... 444
B. Kararın Bildirilmesi ................................................................... 446
III. HÜKMÜN ETKİLERİ ................................................................... 447
IV. HÜKMÜN TAMAMLANMASI VE AÇIKLANMASI
(TAVZİHİ) ································································ 448
V. HÜKÜM VERİLMEKSİZİN DAVANIN SONAERMESİ. ........ 450
A. Hüküm Yerine Geçen Tarafİşlemleri ........................................ 450
1. Davadan Feragat .................................................................. 450
2. Davayı Kabul ....................................................................... 452
3. Sulh ....................................................................................... 454
a. Genel Olarak .................................................................. 454
b. Avukatlık Kanunu Gereğince Avukatlara
Tanınan Uzlaşma Yetkisi. ............................................. 455
B. Davanın Konusuz Kalması ........................................................ 456
C. Diğer Sona Erme Nedenleri ....................................................... 457
VI. YOK VE ETKİSİZ HÜKÜMLER ................................................... 458
A. Genel Olarak Hüküm Sakatlıkları ............................................. 458
B. Yok (Görünüşte) Hüküm ............................................................ 458
C. Etkisiz Hüküm ................................................................ 459
VII. KESİN HÜKÜM ··································� ····················· 461
A. Genel Olarak ................................................................... 461
B. Şekli Anlamda Kesin Hüküm .................................................... 461
C. Maddi Anlamda Kesin Hüküm ................................................ 462
1. Genel Olarak ............................................................. 462
lçindekiler
XXVII
.
2. Kesin Hükmün Unsurları .................................................. 465
a. Tarafların Aynı Olması ................................................ 465
b. Dava Sebebinin Aynı Olması ....................................... 466
c. Dava Konusunun Aynı Olması .................................... 467
3. Kesin Hükmün Etkisi ........................................................ 467
4. Kesin Hükmün Hukuk ve Ceza Davalarındaki Etkisi ...... 470
a. Genel Olarak ................................................................. 470
b. Hukuk Mahkemesi Kararlarının Ceza
Mahkemesi Bakımından Etkisi ................................... 470
c. Ceza Mahkemesi Kararlarının Hukuk
Mahkemesi Bakımından Etkisi ................................... 471
5. Maddi Anlamda Kesin Hükmün Sona Ermesi ................. 472
a. Genel Olarak ................................................................ 472
b. Yargılamanın İadesi ...................................................... 472
c. Değişiklik Davası ......................................................... 473
... ..
§ 17. BASiT YARGILAMA USULU............................................................ 474
I. GENEL OLARAK .......................................................................... 474
il. UYGULAMA ALANI .................................................................... 475
111. BASİT YARGILAMA USÜLÜNÜN ÖZELLİKLERİ ................ 476
A. Davanın Açılması ve Davaya Cevap ......................................... 476
B. Ön İnceleme ve Tahkikat .......................................................... 477
C. Hüküm ......................................................................................478
§ 18. KANUN YOLLARI ............................................................................ 480
I. GENEL OLARAK ........................................................................ 480
il. KANUN YOLLARININ SINIFLANDIRILMASI .................... 482
111. KANUN YOLUNDAN FERAGAT ..............................................484
IV. ALEYHE KARAR VERME VE ALEYHE BOZMA YASAĞl.485
V. KANUN YOLUNUN KONUSU ................................................ 487
VI. KANUN YOLUNUN AMACI .................................................... 487
. .
VII. iSTiNAF ........................................................................................ 488
A. Genel Olarak ........................................................................ 488
B. istinaf Yoluna Başvurulabilecek Kararlar ............................... 488
lçiııdekiler
XXVIII
C. İstinaf Sebepleri. ....................................................................... 491
D. İstinaf Yoluna Başvurabilecek Kişiler ...................................... 491
E. Yetkili Bölge Adliye Mahkemesi ............................................... 492
F. İstinaf Başvurusu ...................................................................... 493
1. İstinafa Başvuru ve Başvuruya Cevap Süresi .................... 493
2. İstinaf Dilekçesi .................................................................. 493
a. Dilekçenin İçeriği ......................................................... 493
b. Dilekçenin Verilmesi ve Yapılması Gereken
İşlemler ......................................................................... 495
3. Başvurunun Sonuçları ve Etkisi ......................................... 496
G. İstinaf İncelemesi ...................................................................... 496
1. On Inceleme ....................................................................... 496
2. Asıl İnceleme ....................................................................... 497
a. Genel Olarak ................................................................. 497
b. Duruşma Yapılmasına Gerek Olmayan Haller .......... 499
aa. Usule İlişkin Hususlarda Duruşma Yapılmasına
Gerek Olmayan Haller ........................................... 499
bb. Esasa İlişkin Hususlarda Duruşma Yapılmasına
Gerek Olmayan Haller ...........................................500
c. Duruşma Yapılması ...................................................... 501
H. İstinaf İncelemesi Sonunda Verilen Karar ............................... 502
ı. Kararın Veriliş Şekli ve Tebliği. ......................................... 502
2. Hüküm Fıkrası ve Karar Türleri. ........................................ 503
a. Genel Olarak .................................................................. 503
b. istinaf Başvurusunun Haksız Olması ve Reddi. ........ 504
c. istinaf Başvurusunun Haklı Olması ve Kabulü ......... 504
aa. ilk Derece Mahkemesi Kararının Kaldırılarak
Gönderme Kararı Verilmesi ................................... 504
bb. ilk Derece Mahkemesi Kararının Kaldırılarak
Davanın Kısmen ya da Tamamen Kabulü Kararı
Verilmesi ........................................................ 505
cc. İlk Derece Mahkemesi Kararının Kaldırılarak
Davanın Reddine Karar Verilmesi. ..................... 505
lçindekiler
XXIX
VIII. TEMYİZ .......................................................................................... 505
A. GenelOlarak ............................................................................. 505
B. Temyiz Edilebilen Kararlar ...................................................... 506
C. Temyiz Sebepleri ....................................................................... 507
D. Temyiz Yoluna Başvurabilecek Kişiler .................................... 509
E. Temyize Başvuru ........................................................................ 510
1. Temyize Başvuru ve Cevap Süresi. .................................... 510
2. Temyiz Dilekçesi .................................................................. 510
F. Temyiz İncelemesi ...................................................................... 511
G. Temyiz İncelemesi Sonunda Verilen Karar .............................. 513
1. Bozma Kararı........................................................................ 513
a. Genel O!arak ................................................................. 513
b. Bozma Kararına Uyulması ............................................ 513
c. Bozma Kararına Karşı Direnilmesi .............................. 518
2. Onama Kararı ...................................................................... 518
3. Düzelterek Onama Kararı .................................................. 519
IX. KANUN YARARINA TEMYİZ ................................................. 520
X. YARGILAMANIN İADESİ .......................................................... 522
A. Kavram ....................................................................................... 522
B. Yargılamanın İadesi Sebepleri .................................................. 522
C. Yargılamanın İadesi Usulü ........................................................ 527
1. Genel Olarak ....................................................................... 527
2. Yargılamanın İadesini İsteme Süresi. ................................ 527
3. Yargılamanın İadesi Talebinin İncelenmesi ...................... 528
§ ISA. 1086 SAYILI HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ
KANUN
.
U HÜK
.
ÜMLERİNE GÖRE (ESKİ) KANUN
YOLU SiSTEMi ................................................................................ 530
I. GENEL OLARAK ......................................................................... 530
il. KANUN YOLUNDAN FERAGAT .............................................. 532
ili. ALEYHE BOZMA YASAĞI ........................................................ 533
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ ................................................... 534
V. KANUN YOLUNUN KONUSU .................................................. 536
içindekiler
XXX
VI. TEMYİZ ............................................................................................ 536
A. Genel Olarak ............................................................................... 536
B. Temyiz Edilebilen Kararlar ......................................................... 537
C. Temyiz Sebepleri ......................................................................... 538
1. Maddi Hukuka İlişkin Temyiz Sebepleri............................. 539
2. Usul Hukukuna İlişkin Temyiz Sebepleri. ......................... 540
D. Temyiz Yoluna Başvurabilecek Kişiler ....................................... 541
E. Temyiz Süresi. .............................................................................. 542
F. Temyiz Talebi. ............................................................................. 543
G. Temyiz İncelemesi ........................................................................ 545
H. Temyiz İncelemesi Sonunda Verilen Karar ................................ 547
1. Bozma Kararı 54 ....................................................................... 7
a. Genel Olarak 54 ................................................................. 7
b. Mahkemenin Bozma Kararına Uyması. ....................... 548
c. Mahkemenin Bozma Kararına Karşı Direnmesi. ....... 551
2. Onama Kararı ....................................................................... 552
3. Düzelterek Onama Kararı .................................................... 553
VII. KARARDÜZELTME ........................................................................ 554
A. Genel Olarak ............................................................................... 554
B. Karar Düzeltme Yoluna Başvurulabilecek Kararlar ................ 555
C. Karar Düzeltme Sebepleri ........................................................... 559
D. Karar Düzeltme Yoluna Başvuru Usulü .................................... 561
E. Karar Düzeltme İncelemesi ........................................................ 562
§ 19. YARGILAMAGİDERLERİVEADLIYARDIM ......................... 564
I. YARGILAMA GİDERLERİ .................................................. 564
A. Genel Olarak ....................................................................... 564
B. Harçlar ............................................................................... 565
C. Masraflar ............................................................................ 566
D. Vekalet Ücreti ··············································· 566
ı. Sözleşmeye Dayanan Vekalet Ücreti .................................... 567
2. Yargılama Gideri Olan Vekilet Ücreti ................................. 568
içindekiler
XXXI
E. Yargılama Giderleri Avansı - Delil Avansı. ............................ 570
F. Yargılama Giderlerinden Sorumluluk. .................................... 571
il. ADLİ YARDIM ............................................................................. 573
A. Genel Olarak ............................................................................ 573
B. Adli Yardımdan Yararlanabilecek Kişiler ............................... 574
C. Yararlanabilme Koşulları ......................................................... 575
1. Yoksulluk Koşulu (Maddi Sıkıntıya Düşme Tehlikesi) ... 575
2. Haklılık Koşulu ................................................................. 576
D. Adli Yardım Usulü ................................................................... 576
1. Görev ve Yetki ................................................................... 576
2. Talep ve İnceleme Usulü ................................................... 577
E. Adli Yardım Kararı ve Etkileri. ................................................ 578
F. Avukatlık Kanunu'ndaAdli Yardım ........................................ 581
§ 20. GEÇİCİ HUKUKİ KORUMA ....................................................... 583
I. GENEL OLARAK ......................................................................... 583
il. İHTİYATİ TEDBİR .................................................................... 586
A. ihtiyati Tedbir Kavramı, Amacı ve Uygulama Alanı .............. 586
1. İhtiyati Tedbir Kavramı..................................................... 586
2. İhtiyati Tedbirin Amacı ..................................................... 587
3. İhtiyati Tedbirin Uygulama Alanı ve Şartları ................... 588
a. İhtiyati Tedbirin Uygulama Alanı ............................. 588
b. ihtiyati Tedbirin Şartları ............................................ 588
aa. ihtiyati Tedbire Esas Olan Hak ............................. 588
bb. ihtiyati Tedbir Sebebi ............................................ 589
B. İhtiyati Tedbir Yargılaması ve Karar ....................................... 590
1. İhtiyati Tedbir Talebi ve Yargılaması ................................ 590
a. ihtiyati Tedbir Talebi .................................................. 590
b. İhtiyati Tedbir Yargılamasının Gösterdiği
Ozellikler .............................................................. 591
aa. Karşı Taraf Dinlenmeden de Karar
Verilebilmesi ................................................... 591
bb. Yaklaşık İspatın Yeterli Görülmesi ........................592
XXXII
•
lçindckiler
2. İhtiyati Tedbir Talebi Hakkında Karar .............................. 593
a. İhtiyati Tedbir Talebinin Reddi Kararı ........................ 593
b. İhtiyati Tedbir Talebinin Kabulü Kararı ...................... 594
c. Tedbir Talebinin Kabulü Halinde Karar
Verilebilecek Tedbirler .................................................. 595
C. Asıl Davanın Açılması Zorunluluğu (ihtiyati Tedbiri
Tamamlayan İşlemler) .............................................................. 596
D. İhtiyati Tedbir Kararının Uygulanması .................................... 597
E. İhtiyati Tedbir Kararına Karşı Konulması ................................ 599
1. Yokluğunda Tedbir Kararı Verilenin Karara İtirazı. ......... 599
2. Durum ve Şartların Değişmesi Sebebiyle İhtiyati
Tedbire İtiraz ....................................................................... 601
3. Teminat Karşılığı Tedbirin Değiştirilmesi veya
Kaldırılması Talebi ............................................................. 603
III. İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan Tazminat Davası ....................... 604
1. Genel Olarak ....................................................................... 604
2. Tazminat Davasının Şartları ............................................... 605
3. Yargılama ve Karar .............................................................. 606
A. İhtiyati Tedbirle İhtiyati Haczin Karşılaştırması ve
Aralarındaki Farklar ................................................................. 607
IV. DELİL TESPİTİ .............................................................................. 609
A. Kavram ..................................................................................... 609
B. Delil Tespiti Şartları .................................................................. 610
C. Delil Tespiti Usulü .................................................................... 610
ı. Talep .................................................................................... 610
2. Mahkemenin İncelemesi .................................................... 611
3. Delil Tespitinin Yapılması ................................................. 612
§ 21. TAHKİM··············· ........................................................................ 613
I. TAHKİM KAVRAMI VE ANLAMI ....................................... 613
A. Tahkim Kavramı ...................................................................... 613
B. Hukuki Niteliği .................................................................... 614
C. Tahkimin Olumlu ve Olumsuz Yönleri. ................................. 615
lçiııdckilcr
XXXIII
II. TAHKİMİN KONUSU ................................................................. 616
III. HAKEM SÖZLEŞMESİ ................................................................ 617
IV. HAKEM-BİLİRKİŞİNİN HAKEMDEN FARKI. ..................... 618
V. TAHKİM SÖZLEŞMESİ ............................................................... 618
VI. TAHKİM SÖZLEŞMESİNİN ETKİSİ ........................................ 620
VII. YARGILAMA USÜLÜ .................................................................. 621
A. Hakemlerin Seçimi ................................................................... 621
B. Hakemlerin Çekinmesi veya Reddi ......................................... 622
C. Tahkim Yargısında Geçerli Usul İlkeleri ................................. 623
D. Dava Açılması ve Yargılama ..................................................... 625
E. Tahkimde Geçici Hukuki Koruma Kararlarının Verilmesi. 627
VIII. TAHKİM YARGILAMASININ SONAERMESİVE
HAKEM KARARI ........................................................................ 628
A. Tahkim Yargılamasının Sona Ermesi ...................................... 628
B. Hakem Kararları ....................................................................... 628
C. Tahkimde Yargılama Giderleri ve Yargılama
Giderlerinden Sorumluluk ........................................................ 630
IX. HAKEM KARARINA KARŞI KANUN YOLLARI ................ 630
§ 22. ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YOLLARI ................. 636
I. GENEL OLARAK ......................................................................... 636
II. ARABULUCULUKTATEMELANLAYIŞVE
YARGILAMA İLE ELDE EDİLEN ÇÖZÜME GÖRE
YARARLARI ................................................................................. 6 39
III. ARABULUCULUĞUNYARGILAMA SİSTEMİMİZ
İÇİNDE YERİ VE UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YÖNTEMİ
OLARAK UYGULAMASI ........................................................... 641
A. Arabuluculuk Konusunda Hukuki Altyapı ............................ 641
B. Arabuluculuk Faaliyeti ve Süreci ..............................................645
1. Genel Olarak ...................................................................... 645
2. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa
Göre Arabuluculuk Faaliyeti ............................................ 646
C. Arabuluculuk Sonucu Varılan Anlaşma ve Bu
Anlaşmanın Etkisi ................................................................... 649
XXXIV
İçindekiler
§ 23. BiREYSEL BAŞVURU ....................................................................... 653
1. ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU .............. 653
A. Genel Olarak ................................................................................ 653
B. Bireysel Başvuru Usulü ............................................................... 655
il. İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE BİREYSEL
BAŞVURU ......................................................................................... 658
A. Genel Olarak ................................................................................ 658
B. İlgili Organlar ............................................................................... 659
C. Bireysel Başvuru Usulü ............................................................... 660
1. Başvurunun Yapılması ......................................................... 660
2. Mahkemenin İncelemesi ve Karar ...................................... 661
KAVRAM FİHRİSTİ ......................................................................................... 663
XXXV
AMK
AMKK
KISALTMALAR
. Anayasa Mahkemesi Kararı
. Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama
Usullerine Dair Kanun
AMKYUHK Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun
Aşa.
AvK
..
Aşağı
..
Avukatlık Kanunu
AY .
Anayasa
AYM Anayasa Mahkemesi
b.
BilK
. bent
... Bilirkişilik Kanunu
Bkz. Bakınız
C. Cilt
c. .. cümle
CMK . Ceza Muhakemesi Kanunu
e-Duruşma .. Hukuk Muhakemelerinde Ses ve Görüntü
Yön. Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası Hakkında
Yönetmelik
EİK Elektronik İmza Kanunu
E. TebY Elektronik Tebligat Yonetmeliği
HarçK
HD
Harçlar Kanunu
. Yargıtay Hukuk Dairesi
HGK Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
HMK Hukuk Muhakemeleri Kanunu
.
XXXVI
MÖHUK Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku
Kı_çaltmalar
HSK ..
Hakimler ve Savcılar Kanunu
HSKK ..
Hakimler Savcılar Kurulu Kanunu
HUAK ..
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu
HUMK . Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu
İBK İçtihadı Birleştirme Kararı
İHAS İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi
ÜK İcra ve İflas Kanunu
İşMK İş Mahkemeleri Kanunu
İşK .. İş Kanunu
K Kanun
KadK .. Kadastro Kanunu
KamK Kamulaştırma Kanunu
m. Madde
.
Hakkında Kanun
.
MTK Milletlerarası Tahkim Kanunu
NK Noterlik Kanunu
RG . Resmi Gazete
s. . Sayfa
s. .. Sayı
s. K. ..
Sayılı Kanun
Söz.
T.
TBK
TCK
TebK
TebYôn
. Sözleşme
. Tarih
. Türk Borçlar Kanunu
. Türk Ceza Kanunu
Tebligat Kanunu
. Tebligat Kanunu Yönetmeliği
TKHK .• Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
TMK . Türk Medeni Kanunu
TIK .• Türk Ticaret Kanunu
XXXVII
.
Kısaltmalar
UMK Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi
Hakkında Kanun
vd. ve devamı
VUK
Y.
YarK
Vergi Usul Kanunu
. Yıl
. Yargıtay Kanunu
YarYön
..
Yargıtay İç Yönetmeliği
YD Yargıtay Dergisi
YİBBGKK ..
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu
Yönetmelik
Kararı
. Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri
ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri
Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik
Yuk. .. Yukarı
.
XXXIX
GENEL BİBLİYOGRAFYA*
GENEL ESERLER:
• Alangoya Y./Yıldırım K./Deren Yıldırım N., Medeni Usul Huku-
ku Esasları
1 8. Bası
1 İstanbul 2011.
• Ansay S. Ş., Hukuk Yargılama Usulleri
1 7. Baskı
1 Ankara 1960.
• Arslan R./Yılmaz E./ Ayvaz Taşpınar S./Hanağası E., Medeni
Usul Hukuku
1 8. Baskı
1 Ankara 2022.
• Atalı M./Ermenek İ./Erdoğan E., Medeni Usul Hukuku Ders Ki-
tabı
1 5. Baskı
1 Ankara 2022.
• Belgesay M. R., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Şerhi
1 C. I
1
İstanbul 1939.
• Belgesay M. R., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Şerhi
1 C. II
1
İstanbul 1939.
• Belgesay M. R., Teorik ve Pratik Adliye Hukuku
1 C.I
1 İstanbul 1944.
• Belgesay M. R., Teorik ve Pratik Adliye Hukuku
1 C. II
1 İstanbul
1945.
• Belgesay M. R., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu
1 Rasyonel
Tefsiri
1 Bir Proje
1 İstanbul 1947.
• Belgesay M. R./ Onar S. S., Adliye Hukukunun Umumi Esasları,
İstanbul 1944.
• BerkiŞ., Hukuk Muhakemeleri Usulü,Ankara 1959.
• Berkin N. M., Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul 1969.
. Berkin N. M., Tatbikatçılara Medeni Usul Hukuku Rehberi, İstan-
bul (Tarihsiz).
. Bilge N./Önen E., Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 3. Baskı,
Ankara 1978.
. BudakA.C./KaraaslanV., Medeni Usul Hukuku, 6. Baskı, İstanbul
2022.
• Burada sadece genel bibliyografya verilmiştir. İhtiyaç duyulduğunda her konu ile ilgili ayrın-
tılı bibliyografya için bkz. Pekcanıtez Usul Medeni Uril Hukuku, 15. Bası, İstanbul 2017.
Genel Bibliyografya
• Ercan i., Uygulamacılar İçin Medeni Usul Hukuku El Kitabı, 4. Bas-
kı, Ankara 2019.
• Görgün L. Ş./Börü L./Kodakoğlu M., Medeni Usul Hukuku, 10.
Baskı, Ankara 2022.
• Karafakih i. H., Hukuk Muhakemeleri Usulü Esasları, Ankara 1952.
• KarslıA., Medeni Muhakeme Hukuku, S. Bası, İstanbul 2020.
• Kiraz T. Ö., 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Getirilen
Yenilikler, Ankara 2012.
• Kuru B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. 1-VI, 6. Baskı, İstanbul
2001.
• Kuru B., Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2015.
• Kuru B., İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İs-
tanbul 2016.
• Kuru B./ Arslan R./Yılmaz E., Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı,
24. Baskı, Ankara 2013.
• Kuru B./ Aydın B., İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul
Hukuku Ders Kitabı, 7. Bası, Ankara 2022.
• Kuru B./ Aydın B., Medeni Usul Hukuku El Kitabı, 2. Bası, C. 1-II,
Ankara 2021.
• Muşul T., Medeni Usul Hukuku, 3. Bası, Ankara 2012.
• Önen E., Medeni Yargılama Hukuku, Ankara 1979.
• Özekes M. (Editör), 7101 Sayılı Kanunla Konkordato ve Elektro-
nik Tebligat Konularında Getirilen Yenilikler, İstanbul 2018.
• Özekes M. (Editör), Medeni Usul ve İcra İflas Hukukunun Güncel
Sorunları II, İstanbul 2020.
• Özekes M. (Editör), COVID-19 Salgınının Hukuki Boyutu, 2. Bası,
İstanbul 2021.
• Pekcanıtez H./ Atalay O./ Özekes M., Medeni Usul Hukuku Temel
Bilgiler, 17. Bası, İstanbul 2023.
• Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, C. I-III, 15. Bası, İstanbul
2017.
• Postacıoğlu i. E., Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6. Bası, İstanbul
1975.
• Postacıoğlu i. E./ Altay S., Medeni Usul Hukuku Dersleri, 7. Baskı,
İstanbul 2015.
XL
lıııı
XLI
Gcııel Bibliyografya
• Sungurtekin Özkan M., Türk Medeni Yargılama Hukuku, İzmir
2013.
• Tanrıver S., Medeni Usul Hukuku, C. I, 4. Bası, Ankara 2021.
• Tanrıver S., Medeni Usul Hukuku, C. II, 2. Bası, Ankara 2022.
• Ulukapı ö., Medeni Usul Hukuku, 3. Baskı, Konya 2015.
• Üstündağ S., Medeni Yargılama Hukuku, C. 1-II, 6. Bası, İstanbul
2000.
ŞERHLER:
• Atasayan T., Hukuk Muhakemeleri Usulü İçtihatlar Külliyatı, 1954.
• Ayan Ş./Doğruer T., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve Seçil-
miş İçtihatlar, Ankara 1954.
• Çatalkaya C./Tarıkoğulları A./ Özcan M. H., Yeni İçtihatlı Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanunu, Ankara 1965.
• Demirhan H. O./Tazebay i., Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu,
Usulle İlgili Kanun ve İçtihatlar, C.1-II, Ankara 1965.
• Dinçer S./Kazancı S., Haşiyeli Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanu-
nu, İstanbul 1954.
• Erdemir i., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Şerhi, İstanbul
1986.
• Erdemir i., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Şerh-
Kararlar-İlgili Mevzuat, C.1-II, Ankara 1998.
• Erdoğan C., Açıklamalı ve İçtihatlı Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu, Ankara 1973.
• Ergün Z., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2005.
• Gençcan Ö. U., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yorumu, Ankara
2013.
• İnal N., Açıklamalı Hukuk Yargılama Usulü Yasası, İstanbul 2003.
• İnan A., Notlu ve İzahlı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve
İlgili İçtihatlar, Ankara 1969.
. Karahacıoğlu A. H./Parlar A., 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Ankara 2014.
. Karaok H., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Buna Ait İçtihat-
lar, Alakalı Kanunlar, Tamimler ve Tebliğler, 2. Baskı, 1957.
. Kılıç H., 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (Açıklamalı-
İçtihatlı), Ankara 2011.
Genel Bibliyografya
• Kılıçoğlu M., 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu El Şerhi,
İstanbul 2012.
• Parlar A./Karahacıoğlu A. H., 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanunu Şerhi, Ankara 2014.
• Olgaç S., Emsal İçtihatlarla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu,
Ankara 1977.
• Öktem i., Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve İçtihatları, 2.
Baskı, Ankara 1943.
• Öztek E./Kazancı S., Nazari ve Tatbiki İçtihatlı Hukuk Usulü Mu-
hakemeleri Kanunu, Ankara 1957.
• Öztek S., Türk Medeni Yargılama Hukukunda İstinaf ve Temyiz
(6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunum. 341-m. 373 Şerhi),
Ankara 2021.
• Sınmaz B./Karataş I., İçtihatlarla Hukuk Usulü Muhakemeleri Ka-
nunu, Ankara 1987.
• Tutumlu M. A., Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları Işığında Hu-
kuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve ilgili Mevzuat, Ankara 2005.
• Umar B., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Ankara
2014.
• Üstündağ S./Tuluay M., İlıni ve Kazai İçtihatlarla Açıklamalı Hu-
hık Usulü Muhakemeleri Kanunu, İstanbul 1969.
• Yılmaz E., Sadeleştirilmiş Metinleriyle, Notlu Hukuk Usulü Muha-
kemeleri Kanunu ve ilgili Mevzuat, Ankara 1975-197 6.
• Yılmaz E., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, C. 1-IY, 4. Baskı,
Ankara 2021.
• Yılmaz z.,6100 Sayılı HMK ve Getirdiği Yeni Hükümler (Açıkla
malı-İçtihatlı), Ankara 2012.
XLII
§ 1. MEDENİ USÜL HUKUKUNA İLİŞKİN GENEL
BİLGİLER
I. UYUŞMAZLIĞIN ORTAYA ÇIKIŞI VE ÇÖZÜM YOLLARI
Medeni usul hukukunun anlamını ve uygulama alanını ortaya koymak 1
için, hukukun en temel iki kavramından hareket etmek yeterlidir: Hak ve
hukuk. "Hak", hukuk düzenince korunan menfaat veya tanınan yetkidir.
"Hukuk", insanların birbirleriyle veya oluşturdukları topluluklarla ilişkisini
düzenleyen ve yaptırımı olan kurallar bütünüdür. Medeni usul hukukunun
uygulama alanı bulması için, hukuk düzenince korunan bir hakkın ihlal
edilmesi ya da ihlal tehlikesinin bulunması ve bunun sonucunda bir uyuş-
mazlığın ortaya çıkması gereklidir. Uyuşmazlık, "hak" olarak hukuk düze-
nince korunan, mevcut bir menfaatin ihlali veya hukuk düzenince kurulmuş
menfaat dengesinin bozulması ile ortaya çıkar. Her anlaşmazlık, uyuşmazlık
değildir. Aralarında menfaat karşıtlığı bulunan kişiler arasında, bu menfaat-
lerin tam olarak tatmin edilememesi (ya da öyle düşünülmesi) sebebiyle, bir
uyumsuzluk ya da çatışma durumunun bulunması "anlaşmazlık" anlamına
gelir. Kişi, bu uyumsuzluğu dışa yansıtmamış, fiilen hissedilebilir duruma
getirmemiş veya karşı taraf taleplerini kabul etmiş, ona karşı çıkmamışsa
uyumsuzluk anlaşmazlık ya da anlaşmazlık başlangıcı olarak kalır; ancak
uyuşmazlık doğmaz. Bir anlaşmazlık, dışa yansımaya başlar ve devam eder-
se (örneğin, karşı tarafla talepler arasında tartışma başlar, ihtar çekilir vs.),
anlaşmazlık bir "uyuşmazlığa" dönüşmüş demektir. Hakkın ihlal edilmesi
veya hukuk düzenince kurulan menfaat dengesinin bozulması sonucunu
doğuracak uyuşmazlık halinde, toplum düzeninin ayakta kalabilmesi, sosyal
barışın korunabilmesi için bu dengenin yeniden kurulması gereklidir. Bu
denge, değişik uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle yeniden kurulmaya çalışılır.
Uyuşmazlığı ortadan kaldırmak için öncelikle düşünülen uyuşmazlık çözüm
yöntemi mahkemeye başvurmak ise de bu, tek yöntem olmadığı gibi, aslında
en son düşünülmesi gereken yoldur.
Yukarıda bahsedilen dengenin yeniden kurulması, uyuşmazlığın gi- 2
derilmesi için gerek hukukçular gerekse halk arasında ilk akla gelen çözüm
yolu yargı organlarına başvurmaktır. Oysa yargı organlarına başvurmak şek-
1
lı
Pekcaıırtez/ Atalay/ Ôzckes Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
tindeki uyuşmazlık çözüm yolunun, sosyal, psikolojik, ekonomik gibi birçok
yönden oluşturduğu külfetleri vardır. Zira yargı organlarına başvurulması ile
birlikte, uyuşmazlık sadece taraflar arasında bir sorun olmaktan çıkıp yargı
organlarını da içine alan üçlü bir ilişkiye dönüşmektedir. Yargı organlarına
tarafların başvurusundan sonra, tarafların karşılıklı mücadelesi başlayacak,
sıkı şekilde düzenlenmiş yargılama kuralları devreye girecek ve ortaya çıka-
cak karar da, kural olarak yargı organının tasarrufunda olacaktır. Bu şekilde,
bir mücadele içine giren tarafların deyim yerindeyse, derin bir soluğa engin
bir sabra ihtiyacı vardır. Sürekli çekişme halinde olan taraflar arasındaki iliş-
kilerin, tekrar onarılmayacak şekilde bozulması söz konusudur. Gerek genel
anlayış sonucu gerekse mevcut hukukçu yapısı, bir uyuşmazlık çıktığında,
yukarıda kısaca özetlenen yargı organları önünde çözüm aranmasını tavsiye
etmekte, hatta adeta alternatifsiz şekilde bu yollar işletilmektedir. Bu yönde
davranmakta, sosyal yapı ve alışkanlıklar önemli bir rol oynadığı gibi, temel
eğitimden başlayarak, hukuk eğitimindeki anlayış da etken olmaktadır.
Oysa çok yaygın bir hukuki özdeyiş olarak "bir uyuşmazlığın çözümünde, en
kötü sulh en iyi davadan daha iyidir". Zira bir uyuşmazlığı tarafların anlaşa-
rak çözmesi, süreci ve sonucu tam kestirilemeyen yargısal çözümden daha
tatminkardır. Bu sebeple, birçok ülkede "alternatif uyuşmazlık çözüm yolları"
gelişmiştir. Bir uyuşmazlık çıktığında, bu uyuşmazlığın önce uzlaşarak ve
anlaşarak çözümünün benimsenmesi, bu arayışın öne çekilmesi gerekir. Ta-
raflar, doğrudan görüşerek uyuşmazlığı çözemedikleri hallerde, arabulucu
veya uzlaştırı,cı olarak nitelendirilen üçüncü bir kişinin yardımıyla, ancak
yine kendi inisiyatifleri çerçevesinde sorunu çözebilirler (Ayrıntılı bilgi için
bkz. aşa. § 22).
Il. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ -HUKUKİ KORUMA
TALEBİ VE ADALETE (YARGIYA) ERİŞİM
3 Devlet, toplumsal yaşamı düzenleyen kurallar koyması çerçevesinde,
toplumsal barışın ve hukuk barışının korunması görevini de üzerine almış-
tır. Bu görev doğrultusunda devlet, sadece genel ve soyut kurallar koyma
yükümlülüğü altında bulunmamakta, bunların uygulanmasını, kurulan
dengenin bozulmamasını, hukuk düzeninin ve hukuk barışının devamını da
yüklenmektedir. Bunu hem hukuki alt yapıyı oluşturarak hem de fiili olarak
yerine getirmekle yükümlüdür. Bu çerçevede bireylerin devlete karşı yargı
hakkı bulunmaktadır. Bu hak Anayasa ile güvence altına alındığı gibi, çeşitli
uluslararası belge ve sözleşmelerde de vurgulanmış, artık insan haklarının
ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.
2
Jı
§ 1. Mcdcııi Usı'ıl H"kukuııa llişkiıı Gcııcl Bilgiler
Aralarındaki hukuki uyuşmazlıkları çözmek ve hak aramak için, fert- 4
lerin kendiliğinden kuvvet kullanmaları yasaklanmış ve buna aykırı davra-
nanların cezalandırılacağı öngörülmüştür.Ancak meşru müdafaa, ıztırar hali
gibi sınırlı olarak izin verilen durumlarda, kanunun imkan verdiği ölçüde ve
kapsamda bu yola başvurmak mümkündür.
Devletin hak dağıtma ve hak dağıtımına ilişkin kuralları düzenleme 5
görevini üzerine alması sebebiyle, hakkı ihlal edilenler veya ihlal edilmesi
tehlikesi bulunanlar, kanunların çizdiği sınırlar ve verdiği yetkiler çerçeve-
sinde, bu konuda yetkili kılınan ilgili kişi ya da mercilerden yardım talep
etmelidirler. Devletin de gerek dava gerek takip yoluyla veya diğer yollarla
kendisine yöneltilen talepleri karşılaması ve bağımsız olan mahkemeler
önünde yargılama yapılarak, karar verilmesini ve bu kararların da hukuk
devleti çerçevesinde uygulanmasını sağlaması gerekir. Yani fertlerin hak
arama konusundaki talepleri hukuki olarak kabul görmeli ve fiili olarak ger-
çekleştirilmelidir.
Kendiliğinden hak alma yasağının ve hukuk devletinin bir sonucu 6
olarak, fertlerin devlete karşı hakkın dağıtılmasını talep ve yargı hakları bu-
lunmaktadır. Devlet de kendisine yöneltilen bu talebi yerine getirmekten,
hakkın dağıtımından kaçınamaz.
Medeni yargılamanın amacı maddi hukuktan kaynaklanan sübjektif 7
hakların korunmasıdır. Bir yandan hukuk düzeninin maddi hukuk içerisinde
kişilere haklar tanıması, diğer yandan da bizzat hak elde edilmesini yasakla-
masısonucu, bu konuda gerekli tedbirleri almakdevletin görevi olarak ortaya
çıkmış ve bu da yargılama ve takip hukuku yoluyla gerçekleştirilmiştir. Süb-
jektif hakkın korunması, objektif olarak tanınan hakların gerçekleşmesine
hizmet edecektir. Aksi halde, maddi hukuk çerçevesinde hakları düzenleyip
objektif bazı kurallar koymanın anlamı kalmayacaktır.
Sübjektif hakkı ihlal edilen ve tehlikeye düşen kimse, uyuşmazlığın da 8
niteliğine bağlı olarak ortaya çıkan bu uyuşmazlığı çözmek için, yukarıda
açıklanan çözüm yollarından birçoğunu ayrı ayrı, kademeli veya birlikte
kullanma imkanına sahiptir. Ancak, uyuşmazlık doğrudan ya da üçüncü kişi
aracılığıyla anlaşarak çözülemiyorsa, devletin yetkili yargı organlarına baş-
vurarak hukuki korunma talep edilmesi gerekecektir. Bunun sonucu olarak
kişilerin devletten hukuki koruma talep etme (ve hakkın gerçekleşmesini
isteme) hakkı bulunmaktadır. Devletin kendisine yöneltilen bu talebi yerine
getirmekten, hakkın dağıtımından kaçınması mümkün değildir. Bu görev,
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti olmanın bir gereği, yine
3
lııııı. ...._
Pekcaıııtez/ Atalay/Ôzekes Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
4
Anayasa'nın 5. maddesinde belirtilen devletin temel amaç ve görevlerinin
bir sonucudur. Ayrıca, Anayasa'nın 36. maddesinde de herkesin meşru vasıta
ve yollardan yararlanarak, yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak yer
alarak, iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş,
mahkemelerin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı
vurgulanmıştır. Keza Anayasa'nın 40. maddesinde ise, çok daha genel bir
düzenleme yapılarak yargı organlarına da başvuru dahil olmak üzere, hak ve
hürriyetleri ihlal edilen herkesin yetkili makamlara geciktirilmedenbaşvuru
hakkı bulunduğu belirtilmiştir.
9 Devlet, kişiler arasında özel hukuk alanında çıkan uyuşmazlığı, kural
olarak onların talebi üzerine, yargı organları aracılığıyla çözer. Özellikle
çekişmesiz yargıdaki bazı istisnai durumlar dışında, yargı organlarının özel
hukuktan kaynaklanan uyuşmazlıklara kendiliğinden el koyması ve bu
uyuşmazlıkları çözmesi söz konusu olmaz (m. 24). Hukuki koruma ihtiyacı
içinde olan kimse, bu konuda talepte bulunmalıdır.
10 Günümüzde hukuk devletiyle bağlantılı olarak, şeklen bir hukuki ko-
ruma sağlanması yeterli görülmemekte, "etkili veya etkin bir hukukf koruma"
gerekliliği kabul edilmektedir. Bunun sonucu olarak, etkin bir hukuki koru-
ma için gerekli hukuki düzenlemeler yapılmalı, bu konudaki engeller kaldı-
rılmalı ve yargılamada da buna uygun davranılmalıdır. Etkin hukuki koruma
ilkesine, yargı organına başvuru anından başlayıp, yargılama devam ettiği
sürece ve hatta kararın icrası aşamasında da uyulmalıdır. Hak arama hür-
riyetinin sonucu olarak, devlete etkili bir koruma mekanizması oluşturma
yolunda olumlu bir edim yükümü getirilmektedir. Kişilerin hak aramasını
zorlaştıran hukuki ve fiili engellerin kaldırılması da hak arama hürriyetinin,
gerçek ve etkili bir hukuki korumanın gereğidir. Şüphesiz hak aramak bakı-
mından da makul sınırlamalar getirilebilir.Ancak bu, hukuk devleti ve temel
hukuk ilkelerine aykırı olmamalıdır.
11 Hukuki koruma denildiğinde, ikili bir ayrım yapmak mümkündür.
Hukuki koruma ile sonuçta asıl ulaşılmak istenen, kalıcı olan nihai hukuki
korumadır. Nihai hukuki koruma ile yargı organına başvuruda amaçlanan
asıl korumaya ulaşılmış ve ihlal edilen hakkın yerine getirilmesi tam olarak
sağlanmış olacaktır. Bununla birlikte asıl hukuki koruma sağlanıncaya kadar
geçici olarak hakkın yerine getirilmesi ihtiyacı ortaya çıkabilir. Asıl koruma
sağlanıncaya kadar geçici olarak hakkın korunmasını sağlamak hem genel
anlamda hukuki koruma hem de etkin hukuki korumanın bir gereğidir.
Nihai hukuki koruma içerisinde en önemli bölümü, değişik türleri ile dava
5
r
1
1� 1. Medeni Usul Hukukuııa ilişkin Geııel Bilgiler
oluşturmaktadır. Bunun dışında ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi geçici
hukuki korwnalar söz konusudur.
f Hak arama özgürlüğünün ve Anayasa ile insan haklarının bu konudaki 12
� güvencesinin bir uzantısı olarak son yıllarda özellikle adalete erişim kavramı
da çokça tartışılan bir konudur. Adalete erişim konusunda farklı yaklaşımlar
mevcut olmakla birlikte, bu kavramı kısaca şu şekilde ortaya koymak müm-
kündür: Öncelikle adalete erişimle, hak arama konusundaki tüm yolların
açık ve kullanılabilir olması anlaşılmalıdır. Hak arama özgürlüğü ve talebi,
yukarıda da açıklandığı üzere, hukuk devletinin bir gereğidir. Ancak, hu-
kuk devleti kavramı, bu konuda tek başına düşünülmemeli, demokratik ve
sosyal bir hukuk devletinin gerekleri de hak arama da yerine getirilmelidir.
Buna göre, herkesin somut olarak adalete ve adalet mekanizmasına gerçek
anlamda ulaşabilme, bu konudaki haklarını etkin şekilde kullanabilme
şansına ve imkanına sahip olması gerekli ve zorunludur. Devlet gerek kendi
oluşturduğu yargı organları gerekse yargı dışı uyuşmazlık çözüm yollarını
kişilerin hizmetine sunmalı, bunları etkin şekilde kullanacak tedbirleri de al-
malıdır. Yani, adalete erişim kağıt üstünde kalmamalıdır. Bu konuda alınacak
tedbirler, her ülkenin kaynaklarına, imkanlarına ve organizasyonuna bağlı
olarak farklılık gösterebilir. Ancak, sosyal ve ekonomik yönden zayıf kişileri
de adalet aramada tamamen yalnız bırakmamak, onların da hak aramasını
mümkün kılacak tedbirleri almak gereklidir. Şüphesiz bu, herkese sonsuz
bir imkan tanınması anlamına gelmeyip, gerçekten haklı olma ihtimali olan
kişilerin, sırf sosyal ve ekonomik güçsüzlükleri sebebiyle, hak aramaktan
mahrum olmamaları olarak anlaşılmalıdır. Adalete erişimle ilgili gelişmeler
dikkate alındığında, şu temel noktaları ortaya koymak mümkündür:
► Adalete erişim çerçevesinde, uyuşmazlıklar mümkün olduğunca
büyümeden ve dava konusu yapılmadan çözülecek tedbirler alınma-
lıdır.
► Adalet mekanizması, belirgin ve ihtiyaçlara cevap verebilir olmalıdır.
► Adalet mekanizması (gerek yargı içi gerek yargı dışı) kişiler için anla-
şılabilir, basit ve kolay olmalı; karmaşık yapılardan kaçınılmalıdır.
► Adalet mekanizması, usul ekonomisinin de gereği olarak, ucuz ve
süratli işlemelidir. Bunun sonucu olarak, etkin, çabuk ve mali yönden
en az giderle çalışan bir yapı kurulmalıdır.
► Adalet mekanizmasını sosyal ve mali yönden zayıf kişiler de rahatlık-
la kullanabilmelidir.
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pc.kcarııtcz/ Atalay/Ôzekes
6
► Adalet mekanizması içinde yer alan kişilerin (örneğin, hakim, savcı,
avukat, noter, arabulucu vs.) de bu görevi yerine getirecek kişisel,
mesleki donanıma sahip olmaları sağlanmalı; bu kişiler gerekli eği-
timlerden geçirilmelidir.
► Adalet mekanizmasının tıkandığı noktaların tespiti ve bu çerçevede
düzeltilmesi için gerekli sistem oluşturulmalıdır.
► Yargılama usulleri adil yargılanmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı,
adil bir kararın ortaya çıkmasına hizmet etmelidir.
13 Görüldüğü üzere, aslında adalete erişime bağlı yapılan tespitler, öteden
beri, adaletin daha iyi ve etkin çalışması için ortaya konan düşüncelerin bir
toplamı ve yeni bir kavram altında birleştirilmesidir.
m. MEDENİ USUL HUKUKUNUN ANLAMI
14 Hukuk, yukarıda da ifade edildiği üzere insanların birbirleriyle veya
oluşturdukları topluluklarla ilişkisini düzenleyen ve yaptırımı olan kurallar
bütünüdür. Hukuk kuralları, kişilerin hareket özgürlüğünün sınırlarını be-
lirlemekte ve bu sınırların aşılması halinde bunlara birer yaptırım öngör-
mektedir. Bu sınırlar içinde kişiler diledikleri gibi davranmak özgürlüğüne
sahiptirler. Ancak, bu sınırların aşılması halinde hukuk kuralları, diğer kural-
lardan farklı olarak, zorlayıcı nitelik taşıdığından yaptırım öngörmektedir.
Bu yaptırım, ceza hukukunda hapis cezası şeklinde olabileceği gibi, özel
hukukta bir tazminat ödenmesi, bir şeyin geri verilmesi, bir şeyin yapılması
veya yapılmaması şeklinde olabilir. Zaman zaman kişiler arasında bu sınır-
ların aşılıp aşılmadığı veya aşıldığının açık olması halinde, uygulanacak yap-
tırımın şekli veya ağırlığı uyuşmazlık konusu olacaktır. Taraflar, uyuşmazlığı
kendi aralarında anlaşarak çözdükleri takdirde, bu uyuşmazlık dışa yansıma-
dığından, belirli kuralları içermesi de gerekmemektedir. Ancak, taraflar, ara-
larında uzlaşamazlarsa, bizzat hak almaları da yasak olduğundan, yukarıda
belirtilen çözüm yöntemlerinden birine ve en son çare olarak mahkemeye
başvuracaklardır. Çünkü devlet yargı fonksiyonunu kendisi üstlenmiş ve
bazı istisnalar dışında (Örneğin, TMK m. 981; TBK m. 63) kendiliğinden
hak almayı da yasaklamıştır. Taraflar doğrudan ya da üçüncü kişiler aracı-
lığıyla uzlaşamıyorlarsa, uyuşmazlık tahkim yoluyla da çözülmeyecekse ya
da tahkime elverişli bir konu değilse, mahkemeye başvurmaktan başka çare
yoktur.
ıs Yargı fonksiyonunu üstlenmiş olan devlet, medeni yargı içinde özel
hukuka ilişkin uyuşmazlıklarda, tarafın başvurusu üzerine hukuki korumayı
§ 1. Medetıf Usıll Hukukuna nişkiıı Geııel Bilgiler
7
garanti etmiştir. Herkes bu hakka sahip olduğu gibi, yargı organları da bu
görevi yerine getirmekten kaçınamaz (AY m. 36). Hukuki koruma hakkı,
kanunlara uygun olarak mahkemenin görevini yapması, yani talep veya dava
dilekçelerini kabul etmesi, karşı tarafa tebliğ etmesi ve cevap süresi içinde
cevap dilekçesini alması, tarafların delillerini sunmalarına imkan tanıması
ve sonunda toplanan delillere göre tarafların iddia ve savunmaları hakkında
yargılama yaparak bir hüküm vermesini kapsar.
Mahkemelere başvurulduğunda, mahkemenin, bu uyuşmazlığı nasıl 16
çözümleyeceği, ne tür bir yöntem uygulayacağı usul hukukunun konusunu
oluşturur. Medeni usul hukuku, hukuk mahkemeleri önünde, özel hukuka
ilişkin uyuşmazlıkların yargılamasıyla ilgili, yazılı veya yazılı olmayan tüm
kuralları kapsamaktadır.
Medeni usul hukuku, uyuşmazlık çözüm yöntemlerini ve bu konuda en 17
klasik çözüm yöntemi olan mahkemelerin işleyişi ile mahkeme ve taraflar
arasındaki ilişkiyi düzenleyen hukuk dalıdır. Ödevi, tarafların ve mahkeme-
nin yargılamaya etkisini belirlemektir. Bu belirleme kanunda kabul edilen
ilkeler doğrultusunda farklı olabilir.
Uyuşmazlıkların, kanunla belirlenmiş olan şekil ve usullere uygun ola- 18
rak çözülmesi, öncelikle taraflara eşit davranılmasını mümkün kılmakta ve
adil bir yargılama sonunda gerçeğin tespit edilmesini kolaylaştırmaktadır.
Bunun yanında önceden belirlenmiş kurallara uygun olarak uyuşmazlığın
çözümü toplumun yargıya inancını kuvvetlendirmekte, keyfiliğin de önüne
geçmektedir.
Iv. MEDENİ USÜL HUKUKUNUN AMACI
Medeni usul hukukunun önemini kavrayabilmek, bu hukuk dalını 19
daha iyi anlayabilmek için amacını bilmek gerekir. Bu amacın belirlenmesi,
medeni usul hukukuyla ilgili kuralları yorumlayabilmek veya mevcut hü-
kümler hakkında değişiklik önerebilmek için de önemlidir. Çünkü medeni
usul hukukunun bütün kuralları, belirlenen amacı gerçekleştirmeye yarayan
kurallardır. Bu konuda yapılacak öneriler de .medeni usul hukukunun ama-
cına aykırı olmamalıdır.
Medeni usul hukukunun amaçları zaman içinde değişmekte ve bu ne- 20
denle sık sık tartışılmaktadır. Liberal bir etkiyle hazırlanan kanun ile sosyal
usul anlayışı ile hazırlanan kanun arasında, amaç bakımından farklar olabile-
ceği gibi, zamanla amaçlarda değişiklikler de olabilir.
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcarııtcz/ Atalay/Ôzekcs
8
21 Özel hukuk, kişilere bazı haklar tanımakta, buna karşılık yükümlülükler
de getirmektedir. Bu yükümlülüklerin taraflarca kendiliğinden yerine geti-
rilmesi beklenir. Ancak, yükümlülükler yerine getirilmediği takdirde veya
taraflar arasında yükümlülüklerin yerine getirilmesiyle ilgili zaman, şekil,
miktar gibi konularda uyuşmazlık çıktığında, hak sahibi ya bu hakkını bizzat
elde etmeye çalışacak ya da devletin yardımını isteyecektir.
22 Hiçbir hukuk düzeninde sadece hakların düzenlenmesiyle yetinil-
memiştir. Hakların maddi hukuk tarafından belirlenmiş olması yetmez,
bunların ihlali söz konusu olduğunda da korunması gerekir; aksi takdirde,
sübjektif hakların tanınmasının bir anlamı olmayacaktır. Hukuk devleti,
hakların ihlali halinde korunmasını, hak sahibine teslimini veya tespitini de
düzenlemelidir. Bu amaçla kanun koyucu, somut olayda belirlenen hakların
gerçekleşmesini ve tespitini de düzenlemiştir. Ancak bu nasıl olmalıdır?
Hakkın tespitini kim, nasıl yapmalıdır?
23 Bu konuda en eski ve en ilkel korunma yöntemi, hakkın bizzat elde
edilmesidir. Geçmişte hakkı ihlal edilen kişi, bazen tek başına, bazen de
ailesi, yakınları veya içinde bulunduğu topluluğun yardımıyla ve gerekirse
zorla, kuvvet kullanarak hakkını koruyabilmekte ya da elde edebilmekte idi.
Gerçekte hak sahibi olanın, hakkını elde edebilmesinin gerçek bir garantisi
yoktu. Çoğunlukla, gerçekte haklı olan değil, kuvvetli olan bu mücadelede
üstün çıkmaktaydı. Bu sonuç ise, toplumda huzursuzlukların doğmasına,
toplumsal barışın ortadan kalkmasına yol açmıştır. Bu sonuçları ortadan kal-
dırmakiçin, insanlığın ve hukuk devleti anlayışının gelişimine paralel olarak,
hakkın bizzat elde edilmesi yasaklanmış, hakkın yerine getirilmesi ve tespiti
ödevini devlet üstlenmiştir. Bu konuda yaşanan uzun bir süreçten sonra,
toplumlarda hakkın yerine getirilmesi için doğru ve adil yolun ya tarafların
uzlaşması veya yargılama olduğu bilinci yerleşmiştir.
24
Medeni usul hukuku, yargılama hukuku içinde yer alan bir hukuk dalı-
dır. Genel yargılama faaliyeti yanında, medeni usul hukukunun neye hizmet
ettiği objektif maddi hukukun düzenlenmesine bağlıdır.
25
Medeni usul hukukunun başta gelen amacı, sübjektif hakların korun-
ması ve gerçekleşmesini sağlamaktır. Devlet bizzat hak elde etmeyi yasak-
ladığı için, sübjektif hakların yerine getirilmesi, ancak medeni usul huku-
kunun yardımıyla mümkün olmaktadır. İddia edilen hak veya hukuki ilişki
konusundaki uyuşmazlığın, tarafların doğrudan ya da arabulucu yardımıyla
uzlaşması söz konusu olmazsa, mahkeme tarafından kesin olarak çözüm-
lenmesi amaçlanır. Bunun bazı önemli usun sonuçları vardır. Yargılamaya
§ 1. Medcııf Usıll Hııkukuııa llişkiıı Geııcl Bilgiler
9
başlanması sadece tarafların elindedir ve yine dava malzemelerinin (davaya
esas teşkil eden vakıalar ve bu vakıaların delillerinin) davaya getirilmesinin
sorumluluğu da taraflara bırakılmıştır. Görüldüğü üzere, özel hukuktaki ira-
de serbestisinin bir devamı olarak, taraflar uyuşmazlık çıktığında bunu nasıl
çözümleyeceklerini belirleyecekleri gibi, şayet yargı yoluyla uyuşmazlık
çözümlenecekse, mahkemeye başvurup başvurmamak tarafların tasarrufun-
da olup (tasarruf ilkesi), başvurulduğunda da dava malzemesini getirmek
(taraflarca getirilme ilkesi) tarafların ödevidir.
Medeni usul hukuku, tarafların haklarının temini ve gerçekleşmesini 26
sağlarken aynı zamanda objektif hukukun gerçekleşmesini de sağlar. Bu faa-
liyet mahkemenin verdiği hükmün kesin hüküm halini almasıyla sonuçlanır.
Kesin hüküm, bozulan hukuki barışın yeniden temini ile bozulan menfaat
dengesinin yeniden tesisidir. Medeni usul hukuku, tarafların somut özel
hukuka ilişkin ilişkileri hakkında karar verilmesi ve bunların açıklanmasını
amaçlar. Yargılama sonunda haklın, verdiği karar ile kimin haklı olduğunu
kesin olarak çözer.
İstisnai olarak medeni usul hukuku, sübjektif hakların gerçekleşmesini 27
amaçlamaz. Bazen bir kişi davacı tarafta yer almasına ve dava açmasına rağ-
men, kendine ilişkin bir hakkı ileri sürmez ve korunmasını istemez. Örneğin,
iki kez evlilik yapmış bir kişinin ikinci evliliğinin iptali için dava açılmasında
durum böyledir. Burada davacı, genel hukuk düzenini koruyan kişi olarak rol
oynar. Aynı davayı savcı da açabilir (TMK m. 146). Bu tür istisnai hallerde
medeni usul hukuku sübjektif hakkın gerçekleşmesine hizmet etmez, objek-
tif hukukun belli bir kısmının gerçekleşmesine hizmet eder. Örnekteki tek
evlilik müessesesinin korunması gibi. Benzer durum bazı çekişmesiz yargı
işlerinde de söz konusudur.
Sübjektif özel hakların korunması vegerçekleşmesi ilehukuki müessese- 28
nin korunması ayrı yargılamayı gerektirir. Bu nedenle yargılamada sübjektif
hakların ve hukuki müessesenin aynı zamanda korunması ve gerçekleşmesi
mümkün olmaz. Buna karşılık sübjektif hakların korunmasıyla hukuki barış
da korunmuş olmaktadır ve objektifhukuk gerçekleşmektedir. Bu amaç tabii
ki geneldir ve bunun içeriği her usul düzenlemesinde yer almaktadır.
Medeni usul hukukunun diğer bir amacı, hukuki barışın korunmasıdır. 29
Medeni usul hukukunun bu farklı amacı, diğer amacı ile yan yana ve birlikte-
dir. Sübjektif hakların korunması ve gerçekleşmesinin bir sonucu da hukuki
barışın korunmasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın kesin biçimde çö-
zülmesi aynı zamanda hukuki barışın da teminini sağlar. Bu konuda hukuki
Medeni Usı'H Hukuku Ders Kitabı
Pckcaıııtez/ Atalay/Ôzekes
10
barışın sağlanmasının, medeni usul hukukunun yegane amacı olup olmadığı
veya hukuki barışın medeni usul hukukunun amaçları içinde hangi sırada yer
aldığı biçimindeki teorik tartışmaların pratik bir sonucu yoktur.
30 Tüm yargılama hukuklarının amacı, maddi gerçeği tespittir. Bir uyuş-
mazlıkla ilgili olarak, henüz yargılama yapılmadan var olan maddi gerçek,
yargılama sonunda bir mahkeme kararı şeklinde ortaya çıkan adli gerçekle
örtüştüğü ölçüde adalet gerçekleşmiş olacaktır. Kural olarak, adli gerçeğin
maddi gerçeği yansıttığı kabul edilir veya en azından öyle olması gerekir.
Buna paralel olarak, medeni usul hukukunda da maddi gerçeğin tespit edil-
mesi amaçlanır. Zaman zaman ceza yargılamasında maddi gerçeğin, medeni
yargıda şekli gerçeğin arandığı söylenebilmektedir. Buna gerekçe olarak da,
ceza yargılamasında mahkemenin re'sen araştırma yaptığı, delil serbestisinin
söz konusu olduğu; medeni yargıda ise, kural olarak tasarruf ve taraflarca
hazırlama ilkesinin geçerli olduğu, deliller konusunda da bazı sınırlamalar
bulunduğu, bu çerçevede medeni usul hukukunda maddi gerçeğin aranma-
sından vazgeçildiği ileri sürülmektedir. Bu düşünce tamamen yanlıştır. Zira,
yargılama hukuklarının tümünde temel amaç, dış alemde gerçekleşen maddi
gerçeği bulmak ve o doğrultuda gerekli kararı vermek, adaleti sağlamaktır.
Maddi gerçekle, mahkeme kararında ortaya çıkan adli gerçek örtüştüğü
ölçüde adalet de sağlanmış olacaktır. Ne tür bir yargılama yapılırsa yapılsın,
maddi gerçekle adli gerçek örtüşmediğinde adalet zedelenmiş olacaktır.
31
Devletin yargı fonksiyonu bakımından tekel hakkı mutlak değildir. Gü-
nümüzde mahkemelerin iş yükünün çok ağır olması ve yargılamanın uzun
sürmesi nedeniyle medeni usul hukukuna alternatif yollar aranmaktadır. Bu
alternatif yollar, uyuşmazlığın mahkeme önünde dava açılarak çözümlenme-
sine nazaran daha çabuk, daha ucuz ve daha basit çözümler getirmektedir.
Özellikle son yıllarda bazı uyuşmazlıkların arabuluculuk sayesinde çözümü
konusunda çok önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Pek çok ülkede ve buna
paralel olarak bizim ülkemizde de bu konuda yeni düzerılemeler yapılmakta;
bu düzerılemeler topluma tanıtılmakta ve belli uyuşmazlıkların bu şekilde
çözümlenmesi özendirilmektedir. Bunun dışında, taraflar, aralarındaki uyuş-
mazlığı tahkim yoluna başvurarak da çözebilirler. Medeni usul hukukunun
amacını etkilemeksizin tarafların aralarındaki uyuşmazlığı mahkemeye baş-
vurmadan çözmeleri her zaman mümkündür. Bu durumda taraflar arasında
varılan sulh, hukuka ve maddi gerçeğe uygun karar verilmesinin yerini alır.
Özel hukuka ilişkin bazı uyuşmazlıkların çözümünde tahkim başvurulan asıl
yol olarak benimsenmiştir.
§ 1. Mcdcııi Usııl Hııkııkıma llişkiıı Gcııcl Bilgiler
11
V. MEDENİ USUL HUKUKUNDA TEMEL KAVRAMLAR
A. Medetıi Usul Hukuku Kavramı
Medeni usul hukuku, kanuna ve belli kurallara dayanan özel hakların 32
bir mahkeme kararıyla korunması ve temini yoluyla hukuki barışa hizmet
etmektedir.
Medeni usul hukuku ya da medeni yargılama hukuku denildiğinde, 33
"medeni" terimiyle medeni hukuktaki gibi kamu ya da kamusal olmayan, ku-
ral olarak kişiler arasındaki özel ilişkiler ifade edilmek istenmektedir."Usul"
ise, Arapça'da aslın çoğulu olmakla birlikte, tarz, metod, yöntem anlamına
gelmektedir.
Medeni usul hukuku, özel hukuka hizmet eden bir hukuk dalıdır. Bu 34
hizmet, özel hukuka ilişkin hakların gerçekleşmesini sağlamaktadır. Medeni
usul hukuku, özel hukukun korunmasına hizmet eder; fakat kamu hukuku
karakteri ağır bastığından medeni hukuktan ayrılır. Çünkü, medeni hukuk,
süjeleri olan gerçek ve tüzel kişilerin hak ve yükümlülüklerini belirler, fakat
bu hakların korunmasını sağlamaz. Bu görevi medeni usul hukuku üstlenir.
Bu nedenle medeni usul hukuku bir taraftan medeni hukuktan ayrılır, diğer
taraftan medeni hukukla ve tüm özel hukukla yakın ilişki içindedir. Medeni
usul hukukunun konusu olan uyuşmazlıklar, özel hukuka ait uyuşmazlıklar-
dır. Bir uyuşmazlık taraflar arasından çıkıp yargı organlarının önüne gelince,
artık devreye yargılama kuralları girecek, taraflar dışında yargı organını da
içine alan üçlü bir ilişki ortaya çıkacaktır. Yargılama kuralları, tarafları ve
mahkemeyi bağlamaktadır. Bu sebeple, temelinde özel hukuk ilişkileri bu-
lunan medeni usul hukuku, kuralları bakımından kamu hukuku karakteri
taşımaktadır.
Bu hukuk dalı, hukuk terminolojisinde hukuk muhakemeleri usulü, 35
hukuk yargılama usulü, medeni usul hukuku, medeni yargılama hukuku ve
medeni muhakeme hukuku biçiminde anılmaktadır.
Medeni usul hukuku, şekli bir hukuk dalıdır. Başka bir ifade ile medeni 36
usul hukuku sıkı şekil kurallarına bağlı bir hukuktur. Taraflar yargılama sü-
resince, belirli süreler ve belirli kurallar içinde iddia ve savunmalarını ileri
sürebilirler. Özellikle kanunda öngörülen süre ve usul içinde yapılmayan
bir işlemin, daha sonra tamamlanabilmesi mümkün değildir. Medeni usul
J hukukunun bu tür sıkı şekil kurallarına tabi olması, bu hukuk dalının şekli
t
hukuk olarak isimlendirilmesine neden olmuştur. Bu şekil kurallarının
r amacı, maddi hukukun icrasını sağlamaya yönelik olup, önleyici değildir.
ı
1
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôzekes
12
Maddi hukukun icrasının, şekli kurallar nedeniyle engellenmesini önlemek
için medeni usul hukukunda birçok yol öngörülmüştür. Bunlardan birincisi,
medeni usul hukukunda da dürüstlük kuralının geçerli olarak kabul edilme-
sidir. Bu sayede dürüstlük kuralına aykırı ve fakat şekli hukuka uygun gibi
görünen işlemler önlenmeye çalışılmıştır. Yine, tarafların doğruyu söyleme
ödevi, hakimin davayı aydınlatma ödevi ve sürenin tarafın elinde olmayan
sebeplerle kaçırılması halinde, eski hale getirme imkanı düzenlenerek maddi
hukukun tam olarak gerçekleşmesi ve icrası sağlanmak istenmiştir.
37 Şekil kuralları, tarafların belli işlemleri belli şekilde ve belli süreler
içinde yapmasını gerektirir. Buna uyulmaması, uymayan tarafın aleyhine
sonuçlar doğurur. Özellikle süresi içinde yapılmayan işlemler, sonradan tek-
rar edilemez. Bu şekil kuralları olmaksızın adil bir yargılama düşünülemez.
Şekil kuralları hakimin keyfi davranışlarını önleyen, taraflara eşit ve tarafsız
davranılmasını sağlayan kurallardır. Ünlü hukukçu Jhering'in haklı olarak
belirttiği gibi, "Şekil özgürlüğün ikiz kardeşi, keyfiliğin ise düşmanıdır". Keza
Montesquieu, şekil kurallarının özgürlüğün zorunlu unsuru olduğunu söyle-
miştir. Ancak, şekil kuralları aşırı bir şekilcilik biçiminde olmamalı, aksine
çabuk, adil ve doğru karar verilmesine hizmet etmelidir. Çünkü şeklin amacı
da, doğru karar verilmesini sağlamaktır.
38 Bir usul kanunu, yargılamaya katılan kişilerin hak ve yükümlülüklerini
tanı olarak belirlemeli, bunun yanında özellikle usuli imkanların dürüstlük
kuralına aykırı biçimde kullanılmasını önlemelidir. Bu konuda koruyucu
düzenlemeler getirilmelidir. Gerek hakim gerekse taraflar ve vekillerin yar-
gılamada dürüstlük kuralına aykırı şekilde davranabilecekleri düşünülerek
koruyucu hükümler getirilmelidir. Bu, yargıya güvenin korunması açısından
da son derece önemlidir.
B. Medeni Usul Hukukunda Kullanılan Temel Kavramlar
39 Her konuda yeri geldikçe o konuyla ilgili kavram ve terimlere değinile-
cektir. Ancak, bazı temel kavram ve terimlere başlangıçta yer vermek yararlı
olacaktır. Zira bazı kavram ve terimlerin, özellikle uygulamada yanlış ya da
diğerinin yerine de kullanıldığı görülmektedir.
4-0 Medeni usul hukuku, yargı alanında yer almakta ve yargılama faaliyeti-
ni ifade etmektedir. "Yargı", devletin üstlendiği bu alandaki görevi ve temel
bir fonksiyonunu ifade ederken, "yargılama" bu görevin yerine getirilmesi
faaliyetini ve tüm süreci anlatmaktadır. Yargı organlarından istenen hukuki
�� 1. McdcıırUsı'll Hııkııkııııa llişkiıı Gcııcl Bilgiler
koruma üzerine, yargı organı, devletin yargı görevinin bir gereği olarak bir
yargılan1a faaliyeti sonunda karar verir.
Medeni usul hukuku içinde, tarafların uyuşmazlık içinde oldukları, süb- 41
jektifhakkı ihlal edilen ya da ihlal tehlikesine maruz kalanın hukuki koruma
istediği
11
çekişmeli yargı"ile her zaman uyuşmazlığın ve sübjektif hak ihlalinin
olmadığı, hukukun uygulanması gerekliliği sebebiyle ortaya çıkmış (bir kıs-
mı gerçek anlamda yargılama faaliyetini de gerektirmeyen)
11
çekişmesiz yargı"
şeklinde temel iki kol bulunmaktadır. Çekişmeli yargının örneği "dava"dır.
Dava "iki taraf sistemi" üzerine kurulmuştur. Davada iki taraf yer aldığından,
dava açana "davacı", kendisine karşı dava açılana ise ''davalı" denilmekte-
dir. Çekişmesiz yargıda ise dava söz konusu olmayıp, bu alandaki faaliyet
11
çekişmesiz yargı işi" olarak adlandırılmaktadır. Çekişmesiz yargıda iki taraf
bulunmadığından, bu yargı işinde yer alan veya hukuken bağlantısı bulunan
herkes
11
ilgili" olarak ifade edilmektedir. Bu sebeple, çekişmesiz yargıya dava,
bu yargı faaliyetinde yer alanlara da davacı veya davalı demek yanlış bir ifa-
dedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununda davadan ayırt edilebilmesi için çe-
kişmesiz yargı için "çekişmesiz yargı işi" veya kısaca "iş" terimi kullanılmıştır
(Örneğin, m. 362/1-ç, 382,384).
Çekişmeli veya çekişmesiz yargı, bir uyuşmazlık veya işin görülüp 42
karara bağlanmasını amaçlamaktadır. Ancak, bu yargılamalar kısa ve kolay
değildir; zaman alıp belirli ve uzun bir sürece ihtiyaç duymaktadır. Asıl karar
verilinceye kadar, bazen hak kaybolabilir. Bunun önüne geçmek için asıl
karar verilinceye kadar geçici nitelikte bir yargılama yaparak geçici bir karar
verilmesi gerekecektir. Bu tür yargılamalar, "geçici hukuki koruma" yargıla-
malarıdır. İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti en tipik geçici hukuki
korumalardır. Geçici hukuki koruma, asıl yargılamanın içinde talep edile-
bileceği gibi, asıl yargılamadan önce de talep edilebilir. Böyle bir koruma
isteyen kişiye, davacı ya da davalı değil, "talepte bulunan" denilmelidir. Zira
geçici hukuki koruma bir dava değildir; geçici nitelikli bir taleptir.
Bu terim ve kavramların birbiri yerine kullanılması yanlış olduğu gibi, 43
farkına vanlmadığında yanlış yargılamalar yapılmasına, yanlış kararlar veril-
mesine ve hak kaybına sebep olacaktır. Her bir konuya yeri geldiğinde ayrıca
değinilecektir.
13
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pckcaıııtez/ Atalay/Ôzckes
14
VI. MEDENİ USUL HUKUKUNUN HUKUK DALLARI
ARASINDAKİ YERİ
44 Roma hukukundan günümüze kadar, hukuk için kamu hukuku ve özel
hukuk ayrımı yapılmaktadır. Kamu hukuku, tarafların iradelerini nazara
almayan, tersine uyulması zorunlu kurallar koyan hukuk dalıdır. Kişiler bu
kuralların aksine sözleşme yapamazlar, bu kurallara uymak zorundadırlar.
Buna karşılık özel hukukta esas olan, kişilerin özgürlüğüdür. Kişiler özgürce
sözleşme yapabilirler, aralarındaki ilişkileri kural olarak serbestçe düzenle-
yebilirler.
45 Medeni usul hukukunun özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların çözümü
ile ilgili olması nedeniyle özel hukuka ait olduğu düşünülebilir. Özel hukukta
kişilerin hak ve borçları belirlenmiş iken, bu hakların kamu gücü kullanılarak
yerine getirilmesi medeni usul hukuku sayesinde sağlanmaktadır. Özellikle
tarafların dava açıp açmamakta serbest olması, yine açılan davaya devam
edebilmeleri gibi, bu davayı takipsiz bırakabilmeleri ya da davadan feragat
edebilmeleri, medeni usul hukukunun özel hukuka ilişkin yönüdür. Buna
karşılık medeni usul hukukunda, devletin yargı organı olarak mahkeme ile
tarafların ilişkileri ve hakim tarafından yürütülen yargılamada tarafların hak
ve yükümlülükleridüzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla tarafların birbirleriy-
le ve mahkemeyle aralarında kamu hukukuna dayanan bir usuli ilişki doğar.
Bu da medeni usul hukukunun kamu hukukuna ait bir hukuk dalı olması
sonucunu doğurur. Usul kanunları, kural olarak emredici hükümler içerir.
Bu kurallara taraflar ve hakim uymak zorundadır.
46 Yargı teşkilatını düzenleyen hükümler, mahkemelerin görevi, kanun
yolları ve kesin hüküm de, kamu düzeniyle ilgili hükümler olup, bu hukuk
dalının kamu hukukuna ait olduğunun göstergesidir. Medeni usul hukukun-
daki hükümlerin genellikle emredici nitelikte ve taraflarca aksi kararlaştırı-
lamayan hükümler olduğunu söyleyebiliriz. Yine medeni usul hukukunda,
taraflar eşit konumda olsa da, mahkeme ile taraflar arasındaki ilişkide aynı
şekilde bir eşitlikten söz edilemez. Taraflar mahkemenin insafına terk edil-
memiş olmakla birlikte, yargılamanın sağlıklı ve amacına uygun yürütülebil-
mesi için mahkemelere yetkiler verilmiştir. Ancak, medeni usul hukukunun
emredici hükümleri yanında taraf iradesine yer veren hükümleri sebebiyle
özel hukukla da birçok ilgisi vardır. Örneğin, feragat ve kabul, medeni usul
hukukunda özel hukuka ilişkin kurumlardır. Bu konudaki düzenlemeler
medeni ustil hukukunun özel hukukla da ilgili olduğunu göstermektedir.
§ 1. Mcdcııi Usııl Hııkııkuııa llişkiıı Gcııel Bilgiler
Medeni usul hukukunun konusunu özel hukuk ilişkilerinin oluşturması 47
sebebiyle, özel hukuk; yargılama kurallarının emredici ve kamusal karakte-
rinin ağır basması sebebiyle kamu hukuku dalı olduğu ileri sürülmektedir.
Ancak, yukarıda açıklanan sebepler ve her iki hukuk dalına ilişkin özellikleri
de taşıması sebebiyle, bu hukuk dalının kendine özgü (sui generis) bir hu-
kuk dalı olduğu görüşü de ileri sürülmüştür. Bütün bu tartışmaların teorik
tartışma olması dışında, pratik sonuçları yoktur. Medeni usul hukukunun
kamu hukukuyla ilgili hükümleri ağır basmakla beraber, özel hukuka ilişkin
hükümleri de bulunmaktadır.
Devlet, kamu hukuku ve usul hukuku bakımından yargı görevini yeri- 48
ne getirmek zorunda olup, buna karşılık taraflar yargıdan talepte bulunma
hakkına sahiptirler. Bu talep, yargı gücünü taşıyan devlete karşı yöneltilir ki,
devlet de bu görevi mahkemeleri aracılığıyla yerine getirir ve taraflara karşı
bunu yerine getirmekle mükelleftir. Yargı talebi, özel hukuk alanında da tam
bir hukuki koruma garanti etmektedir. Bunun içeriğine göre, taraflar mah-
kemelere başvurarak, dava açarak talepte bulunmak, mahkemeler de bu işin
esasına girerek, bu talebin maddi ve hukuki yönünü inceleyerek bir hükümle
bu konuda cevap vermek zorundadır. Mahkemeler, hukuki koruma talebiyle
açılan dava dilekçesini alarak, karşı tarafa tebliğ etmek, cevap süresini bek-
lemek ve tarafları duruşmaya davet etmek suretiyle kanuna uygun hareket
edeceklerdir.
Eğer haklın bu görevini hiç ya da gereği gibi yerine getirmez, savsaklar 49
veya geciktirir ise, bu davranışları, duruma göre hakimin sorumluluğunu
oluşturur ve suç teşkil eder. Bu sorumluluk, hukuk devleti ilkesinin bir sonu-
cudur. Yargı görevini üstlenen devlet bu görevi gereği gibi yerine getirmek
zorundadır. Zira adaletin sağlanamamasının iş yükü gibi, gelişmekte olan bir
ülke olmak gibi mazereti yoktur. Bu sebepledir ki, adalet mülkün temelidir.
VII. MEDENİ USUL HUKUKUNUN YER VE ZAMAN
İTİBARİYLE UYGULANMASI
Davanın taraflarının yabancı ülke vatandaşı olmaları veya sözleşmenin so
yabancı ülkede yapılmış olması halinde, davaya bakan hakimin bu davada
hangi hukukun uygulanacağı sorununu öncelikle çözmesi gerekir. Yine, usul
kanunlarında değişiklikler yapılması durumunda, hangi usul hükmünün
uygulanacağı sorunu ortaya çıkacaktır. Bu sorunlardan ilki, medeni usul hu-
kukunun yer yönünden; diğeri ise zaman yönünden uygulanması ile ilgilidir.
15
L
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/ôzekes
16
A. Yer İtibariyle Uygulanması
51 Önüne gelen bir uyuşmazlıkta tarafların her ikisinin ya da en azından
birinin yabancı ülke vatandaşı olması veya sözleşmenin yabancı ülkede ya-
pılmış olması halinde, mahkeme acaba hangi hukuku uygulayacaktır?
52 Maddi hukuk bakımından bu sorunun cevabı, devletler özel hukukuna
aittir. Örneğin maddi hukuka ilişkin haklar bakımından, hakkın doğduğu
yer hukuku (lex causae) uygulanabilir. Bu konuda değişik bağlama kural-
lan belirlenmiştir. Usul kurallarının uygulanmasında ise geçerli olan ilke
hakimin hukuku (lex fori) ilkesidir. Buna göre, uyuşmazlığa haklın yabancı
hukuk kurallarını uygulayacak olsa bile, uyuşmazlığın çözümünde kendi
usul hukuku kurallarını uygulayacaktır. Yani, haklın kendi tabi olduğu yar-
gılama kurallarını esas alarak yargılamayı yürütüp karar verecek, ancak işin
esası bakımından duruma göre yabancı hukuku da uygulayabilecektir. Bu
ilke çerçevesinde, hakim, uyuşmazlığın taraflarının veya konusunun yabancı
olup olmadığına bakmaksızın yargılamada kendi ülkesindeki usul kurallarını
esas alacaktır. Örneğin, davanın açılması, cevap dilekçesi, yetkili ve görevli
mahkeme, süreler, verilen kararın kanun yolu hakkında haklın kendi usul
kanununu uygulayacaktır.
53 İspat kuralları da yargılama kurallarının bir parçası olmakla birlikte,
bu konu niteliği gereği bazı özellikler gösterir. Bu çerçevede, hak nerede
ve hangi ülkenin maddi kanunlarına göre doğmuşsa, bu konuda ispatın ve
bunun yerine getirilmesi için gösterilecek delillerin işlemin yapıldığı yer
kanununa tabi olması gerekir. Buna "locus regit actum kuralı" denilmektedir.
İspat hukuku alanında getirilen istisna, aslında oldukça önem taşır. Çünkü,
hukukumuzda kesin delille ispat esas alınmışken, bazı ülkelerde serbest
delil sistemi geçerlidir. Bir hukuki işlemin ispatında kesin delil ile ispat ile
serbest delille ispat farklıdır. Bu işlemi yaparken taraflar ileride uyuşmazlık
çıktığında, uyuşmazlığın çözümleneceği ülkeyi değil de, bulundukları yeri
esas alacaklarından bu istisna kabul edilmiştir. Örneğin, kanunda belirtilen
miktan geçen hukuki işlemler, hukukumuzda senetle ispat edilmelidir, ta-
nıkla ispat edilemezler (m. 200). Fakat bu sözleşme Almanya'da yapılmışsa,
Alman Medeni Usul Kanunu'na göre senetle ispat zorunlu olmadığından
tanıkla ispat edilebilir. Söz konusu Kanuna göre, belli bir miktarın üzerin-
deki hukuki işlemlerin mutlaka senetle ispat edilmesi gerekmez. Hakim
iddiasını ispat etmek isteyen tarafa, huku1? işlemin yapıldığı yerdeki usul
kurallarına göre ispat imkanı tanıyacaktır. ispat bakımından, ispat yükü de
özellik göstermektedir. İspat yükünün temelinde, olaya uygulanacak maddi
hukuk kuralı yatmaktadır. İspat yükü bakımından kural olarak, maddi hu-
i� 1. .Mc-dtur UsıHHuJ..11kımıı 1lişkiıı Gcııd Bilgiler
17
kuka ilişkin lıul.,ık kuralına göre, bir vakıadan lehine hak çıkartan taraf ispat
w altında olacaktır. İspatyülii, nıaddi hulı.ıkla bağlantısı sebebiyle maddi
hukul"Ulı u rgulanacağı hul.'1.Jka tabi olacaktır.
& Zaınaıı İtibariyle Uygıdarıması
Usul kurallarının zaınan itibariyle uygulannıası, yeni yürürlüğe giren 54
hüküınlerin nıeYcut uyuşmazlıklara uygulanıp uygulanmayacağı sorusuna
cevap vermel."tedir.
Yeni yürürlüğe giren kanını, hüliiınlerinin ne zanıan yürürlüğe gire- 55
cegini açıkça düzenlenıişse, yani zaman itibariyle hükiimlerin uygulanması
hakkında bir hülrüın içeriyorsa, ayrıca bir incelenıe yapılmaz; bu hükme
göre yeni hükiinılerin uygulanması belirlenir. Örneğin, 7035 sayılı Kanun'la
Hul-ukMuhaken1eleri Kanınıu'nını 361. maddesinde kabul edilen bir aylık
temyiz süresi, iki haftaya düşürülmüştür. 7035 sayılı Kanını'ını geçici birinci
maddesine göre bu değişiklik, Kanını'ını yürürlüğe girdiği tarihte ve sonra-
sında verilen kararlar hakkında uygulanır. Buna göre, Kanun'un yürürlüğe
girdiği 05.08.2017 tarihinden önce verilen kararlara karşı temyiz süresi bir
ayolarak uygulanmaya devam etmiştir. Ancak 05.08.2017 tarihinde ve son-
rasında verilen kararlara karşı temyiz süresi iki hafta olmuştur.
Yeni kanun, yeni hükümlerin ne zaman yürürlüğe gireceği konusınıda 56
bir hüküm içermiyorsa, bu durumda zaman itibariyle uygulama sorınıu or-
taya çıkacak-tır. Hul.-ıık Muhakemeleri Kanunu'nda yeni hükiimlerin zaman
itibariyle uygulaması hakkındaki 448. maddede şu şekilde bir hüküm yer al-
maktadır: ı3u Kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla
derlıaJ uygulanır
11
•
Bu hükme göre, yeni kanını hükümlerinin kanunda aksine bir düzenle- 57
me getirilmediği takdirde, tamamlanmış usul işlemlerine bir etkisi olmaya-
cak, önceki kanuna göre yapılmış ve tamamlanmış olan işlemler geçerliliğini
muhafaza edecektir. Buna karşılık tamamlanmamış usul işlemleri yem Ka-
nun hükümlerine tabi olacaktır.
Bir işlem tamamlanmış ise artık bu işlem yeni Kanun'a göre yemden 58
yapılmaz; aksini düşünmek gereksiz yere bu işlemin bozularak tekrarlan-
ması yanında zaman ve emek kaybına neden olacakbr. Yine gereksiz yere
masraf yapılmış olacaktır. Örneğin, yazılı yargılama usftlünde cevap verme
süresi, yeni düzenleme ile on günden, ilci haftaya çıkarılmıştır (HUMK m.
195; HMKm. 127). Davalı taraf yem kanunun yürürlüğe girmesinden önce
cevap vermiş ve on günlük süre dolmuşsa, yeni kanuna göre cevap süresi
Medeııi Usul Hukuku Ders Kitabı
Pckcamtez/ Atalay/Ôzckes
18
uzamayacaktır. Fakat henüz on günlük süre dolmadan yeni kanun yürürlüğe
girmiş ise, davalı için cevap süresi iki hafta olacaktır. Burada önemli olan işle-
nıin tamamlanmış olup olmaması, eski kanuna göre sürenin sona ermiş olup
olmamasıdır. Eski Kanun'a göre dava açılmış olsa bile, yeni yapılacak olan
işlemler yeni Kanun hükümlerine göre yapılmak zorundadır. Çünkü yeni
Kanun hükümleri derhal uygulanır. Henüz tamamlanmamış veya yapılma-
mış usul işlemleri yeni Kanun'a göre yapılacak, yeni Kanun'a tabi olacaktır.
59 Buna göre usul kurallarının zaman itibariyle uygulanmasında iki temel
husus dikkate alınır. Öncelikle bir dava, yeni bir usul hükmünün yürürlü-
ğe girmesinden sonra açılırsa, bu davaya (aksine hüküm yoksa) yeni usul
kuralları uygulanacaktır; dava konusu işlemin daha önce yapıldığı ileri sürü-
lerek o sırada geçerli usul kurallarının uygulanması istenemez. Buna "derhal
uygulanırlık" kuralı denilmektedir. Temel olarak yargılama hukukunda bu
ilke geçerlidir. Yani bir dava, davanın temeli olan uyuşmazlık konusu olayın
meydana geldiği değil, uyuşmazlığın yargı önüne getirildiği tarihteki yargı-
lama kurallarına tabidir. Keza, yargılama sırasında yargılama kuralları deği-
şirse, o noktadan itibaren kural olarak yeni kurallar uygulanacaktır. Ancak,
yeni usul hükümlerinin ne zaman yürürlüğe gireceği kanunda açık olarak
düzerılenmişse, bu düzerılemeye göre yeni usul kuralları zaman bakımından
uygulanacaktır. Örneğin, yeni kuralın kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
sonra açılacak davalarda uygulanacağı belirtilmişse, bu yeni kural daha önce
açılmış davalarda geçerli olmayacaktır.
60 Usul kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanır-
lık kuralı ile birlikte dikkate alınması gereken diğer husus da, yeni usul kuralı
yürürlüğe girdiğinde, ilgili "usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı"dır.
Dava, dava dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayan ve bir kararla
sonuçlanıncaya kadar devam eden çeşitli usul işlemlerinden ve aşamaların-
dan oluşmaktadır. Her usul işlemi, ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bir davayı
tilin olarak değerlendirip bu konuda yeni kanunun etkili olup olmayacağı
söylenemez. Dava içinde yapılan usul işlemi ve kesiti tamamlanmış ise, artık
yeni kanun o usul işlemi hakkında etkili olmayacaktır. Eğer bir usul işlemi
tamamlandıktansonra, yeni kural yürürlüğe girerse, söz konusu işlem geçer-
li olarak kalır. Başka bir ifade ile tamamlanmış usul işlemleri yeni yürürlüğe
giren kuraldan etkilenmez. Buna karşılık bir usul işlemi henüz tamamlanma-
mış veya başlamamış ise, yeni kanun hemen uygulanacaktır. Çünkü kanunlar
genel olarak hemen etkili olur ve uygulanırlar.
61 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile senetle ispat
(m. 200), istinaf (m. 341-360) ve temyiz (m. 361-373) ile temyizde duruş-
i� 1. Mcdcııf Usı'llHııkııkuııa llişkiıı Gcııcl Bilgiler
19
ma (ın. 369) yapılınasına ilişkin parasal sınırların her yıl yeniden değerleme
oranında arttırılması sisten1i terk edilmişti. Ancak 2 Aralık 2016 tarihli
Resnıi Gazetede yayımlanan 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesi ile 6100
sayılı Kanun'a eklenen "ek madde 1" ile eski sisteme tekrar geri dönülınüş
ve parasal sınırların her yıl yeniden değerleme oranında arttırılınası kabul
edilmiştir. Böylece 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndaki
eski yanlış ve hukuki güvenliğe, hukuki istikrara aykırı uygulamaya geri dö-
nülmüştür. Kolaylıkla, tartışılınadan kanun değiştirmekten vazgeçilmediği
takdirde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun sistemi ve ilkelerinin ihlali sür-
dürülecektir. Çünkü her yıl bu rakamların hem de akılda kalması ve istikrar
kazanması zor sayılarla güncellenmesi, zaman içinde aynı dava içinde farklı
rakamlarla sınırların belirlenmesi gibi garip bir durum ortaya çıkarmakta,
aynı yargı sistemi içinde aynı davadaki kararların haklı ve hukuki bir sebep
yokken değişmesine yol açmakta, Anayasa'da teminat altına alınan hukuki
güvenlik ilkesini ve istikrarı zedeleyerek bu tür sınırların bilinirliğini ortadan
kaldırmakta, ayrıca günlük hukuk uygulamasında da kişiler, avukatlar, mah-
kemeler nezdinde karışıklık ve hak kaybına yol açacak sonuçlar doğurmak-
tadır. Örneğin 2023 yılı için senetle ispat zorunluluğuna ilişkin parasal sınır
14.800 liraya çıkmıştır. Böyle bir rakamın akılda kalması bir yana, karışıklığa
neden olmasının mazur görüleceği makul bir sebebi de bulunmamaktadır.
Ayrıca 2023 yılı için istinaf sınırı 17.830 lira; temyiz sınırı 238.730 lira;
temyizde duruşma sınırı ise 358.150 lira olarak belirlenmiştir. Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu'na göre başvurulacak temyiz sınırı ise 12.950 lira;
karar düzeltme sınırı ise 79.870 lira olmuştur. Temyizde duruşma sınırı ise
133.640 lira olarak artmıştır. Bu parasal sınırlar 2024 yılında yeniden değer-
leme oranına göre yeniden artacaktır.
Parasal sınırlardaki artışın zaman itibariyle uygulanması değerlendiril- 62
diğinde, kanun yollarına başvuru bakımından dikkate alınması gereken para-
sal sınır, hükmün verildiği tarihtir. Hükmün verildiği tarihte bu hükme karşı
kanun yoluna başvurulabiliyorsa, bundan sonraki değişiklikler hükme karşı
kanun yoluna başvuruda etkili olmayacaktır. Çünkü kanun yoluna başvuru
sınırı, davanın açıldığı tarihe göre değil, kanun yoluna başvurma hakkının
kazanıldığı, yani hükmün verildiği tarihteki kurala göre belirlenecektir.
Senetle ispat bakımından geçerli olan sınır ise işlemin yapıldığı tarihe 63
göre belirlenmektedir (m. 200). İşlemin yapıldığı tarihten sonra gerçekleşen
artışlar, söz konusu işlem bakımından senetle ispat sınırını değiştirmeyecek-
tir.
Medenf Usııl Hukuku Ders Kitabı
Pckcaıııte:.IAtalay/Ôukes
20
VIII. MEDENİ USUL HUKUKUNUN KAYNAKLARI
64 Hukukun kaynaklan denilince, bu kaynakların, yazılı hukuk kaynakları,
örf adet kaynağı, içtihat kaynağı ve doktrin kaynağı olduğu bilinmektedir.
Medeni usul hukuku açısından yazılı kaynak olarak öncelikle Hukuk Mu-
hakemeleri Kanunu gelmektedir. Eski hukukumuzda ceza ve medeni yargı-
lama usulü farkı olmaksızın tek bir yargılama usulü mevcuttu. Daha sonra
Mecelle-i Ahkamı Adliye, usul hukukuna ilişkin hükümler içermiştir. Bu ko-
nuda Avrupa hukukunun eski hukukumuza ilkyansıması, 1862 tarihli Usulü
Muhakeme-i Ticariye Nizamnamesi ile 1879 tarihli Usulü Muhakemat-ı
Hukukiye Kanunu'dur. Her iki düzenleme de Fransız Usul Kanunu esas alı-
narak hazırlanmıştır. 1926 yılında Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilme-
sinden sonra yeni bir usul kanununun hazırlanması gerekliliği ortaya çıkmış
ve bunun üzerine Türk Medeni Kanunu'nun alındığı İsviçre'den bir usul
kanununun alınması kararlaştırılmıştır. Ancak o sırada İsviçre'de Medeni
Usul Kanunu federal olmayıp, her kantonun ayrı ayrı usul kanunu bulundu-
ğundan, kantonlar arasında bir karşılaştırma yapabilmek için yeterli zama-
nın da olmayışından, İsviçre'nin Nöşatel (Neuchatel-Neuenburg) Kantonu
Usul Kanunu esas alınarak Usul Kanunumuz hazırlanmıştır. Nöşatel Usul
Kanunu'nun örnek olarak alınmasının nedeni, o sırada hukukçuların genel-
lilde Fransızca bilmeleri ile Nöşatel Kanunu'nun yeni kanun oluşu ve belki
de
1
en yeni kanun en iyi kanundur" düşüncesidir. İspat vasıtaları ve senetlerle
ilgili hükümler ise Fransız Medeni Kanunu'ndan alınmıştır. Bunun yanında
Alman Medeni Usul Kanunu'ndan da bazı hükümler Hukuk Usulü Muhake-
meleri Kanunu'nda yer almıştı.
65 Aslı Nöşatel Usul Kanunu (Code de procedure civile) olan 1086 sa-
yılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuz 2, 3, 4 Temmuz tarihlerinde
yayımlanıp 05.10.1927 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Nöşatel Kantonu'nda
01.04.1992 tarihinde yeni bir Usul Kanunu kabul edilerek yürürlüğe konul-
muş ve bizim Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzun kaynağını oluştu-
ran Kanun uygulamadan kaldınlmıştır.
66 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuz yerine yeni bir Usul Kanunu
Tasarısı hazırlanmak üzere 27.01.2004 tarihinde Adalet Bakanının oluru ile
bir komisyon oluşturulmuş ve komisyonun 2006 yılında hazırladığı Taslak,
çeşitli kuruluş ve kişilerin görüşüne sunulmuş, bu görüşler üzerine yapılan
değişikliklerden sonra 2008 yılında Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı
olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gönderilmiştir. Adalet Komisyo-
nunda dokuz tam gün çalışma yöntemi uygulanarak müzakere edilen Tasarı
ile ilgili çalışma 15.04.2009 tarihinde tamamlanmış ve Türkiye Büyük Millet
§ 1. Medeııf Usôl Hukukuııa flişki,ı Gcııel Bilgiler
21
Meclisi Genel Kurulu'na gönderilmiştir. Mecliste grubu bulunan partilerin
uzlaşması sonucu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nde 12.01.2011 tarihinde kabul edilmiştir.
İsviçre hukukunda kantona! usul kanunları yerine hazırlanan Federal 67
Usul Kanunu O1 .O1.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bir tesadüf sonucu
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 12.01.2011 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilerek 01.10.2011 tarihinde, yani aynı
yıl, yürürlüğe girmiştir (m. 451). 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu, tüm ek ve değişiklikleri ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmesiyle yürürlükten kalkmıştır (m. 450.
Aynca bkz. Geçici madde 3).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 450 madde1, bir ek madde, dört geçici 68
madde ile bir yürürlük ve bir de yürütme maddesinden oluşmaktadır.
Medeni usul hukukunda Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz dışındaki 69
en önemli kaynak Anayasa'dır. Nitekim Anayasamızın birçok maddesinde
medeni yargıyı ilgilendiren hükümler vardır. Örneğin, 36. maddedeki, "Hak
arama hürriyeti", 37. maddedeki "Kanuni hakim güvencesi", 141. maddedeki
"Duruşmaların aleni yapılması ve davaların en az giderle ve mümkün olan sürat-
le sonuçlandırılması" medeni yargıyı da doğrudan ilgilendiren maddelerdir.
Anayasa dışında uluslararası sözleşmeler de medeni usul hukukunun 70
kaynaklarını oluşturmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve özellikle
bu sözleşme ile garanti altına alınan 'adil yargılanma hakkı'
1
(İHAS m. 6)
medeni yargıyı da ilgilendirmektedir. Nitekim bu hak, doğrudan Anayasa-
mıza girmiştir (AY m. 36).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu dışındaki birçok kanunda medeni usul 71
hukukuna ilişkin hükümler mevcuttur. Örneğin, ispat yükünün dağılımı ile
ilgili Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi, resmi sicil ve senetlerle ilgili
Türk Medeni Kanunu'nun 7. maddesi, boşanma ile ilgili usul kuralları gibi
Türk Medeni Kanunu'nun birçok hükmü usul hukuku ile ilgili kurallardan
bazılarıdır. Bunun dışında mahkeme teşkilatına ilişkin Adli Yargı İlk Derece
Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanun, Kadastro Kanunu, Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu,
Yargıtay Kanunu, Noterlik Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Tebligat Kanunu,
Harçlar Kanunu, Avukatlık Kanunu, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulu-
culuk Kanunu, İş Mahkemeleri Kanunu, Bilirkişilik Kanunu, Milletlerarası
1
Kanun'un 3. maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından 16.02.2012 tarihinde iptal edilmiş ve
iptal gerekçesi 19.05.2012 tarihli 28297 sayılı Resmi Gaıete'de yayımlanmıştır.
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pekcaıııtcz/ Atalay/ôzekes
22
Tahkim Kanunu ile Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu'nda da usul hukukuyla
ilgili pek çok hüküm yer almaktadır. Kanunlar dışında medeni yargılama hu-
kukunu ilgilendiren yönetmelikler de mevcuttur. Bölge A?liye ve Adli ?7argı
ilk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları Idari ve Yazı Işleri
Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik (RG, 06.08.2015, S. 29437)
önemli bir kaynaktır. Bu yönetmelik ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun
449. maddesi gereğince çıkarılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetme-
liği (RG, 03.04.2012, S. 28253) yürürlükten kaldırılmıştır (Yön. m. 262).
Bunun dışında Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik (RG,
25.01.2012, S. 28184), Elektronik Tebligat Yönetmeliği (RG, 06.12.2018,
S. 30617), Hukuk Muhakemelerinde Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla
Duruşma İcrası Hakkında Yönetmelik (RG, 30.06.2021, S. 31527) önemli
kaynaklar olarak sayılabilir.
72 Medeni usul hukukundaki diğer önemli kaynak 1927 yılından bugü-
ne kadar verilmiş olan Yargıtay kararlarıdır. Yargıtay kararlarına Yargıtay
Kararları Dergisi dışında birçok dergi ve son yıllarda internet aracılığıyla
ulaşılabilmektedir. Öteden beri bu kararların tümüne ve mümkün olduğu
kadar ucuz, hatta parasız ulaşılabilmesi sağlanması gerektiğini; tüm kararla-
rın yayınlanmasının gereksiz davaların açılmasına engel olacağını, davaların
daha kısa sürede bitmesini de sağlayacağını ve bu olanağın çelişik kararların
verilmesini de önleyebileceğini ifade etmiştik. Nihayet Yargıtay sekiz mil-
yona yakın kararını internet sayfasında paylaşarak bu görevini yerine getir-
meye başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlaması ile istinaf
incelemesi neticesinde verilen kararlar da medeni usul hukukunun önemli
bir kaynağı olmuştur. Yargıtay kararlarının yayınlanması hakkında ifade et-
tiğimiz düşünceler, bölge adliye mahkemelerinin kararlarının yayınlanması
bakımından da geçerlidir.
73 Medeni usul hukukunun bir diğer kaynağı olarak doktrinde yazılmış
eserleri, bu çerçevede bilimsel görüşleri sayabiliriz.
IX. MEDENİ USUL HUKUKU KURALLARININ YORUMU
74 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan hüküm açık ise, bu hük-
mün uygulanmasında bir sorun ortaya çıkmayacaktır. Çünkü usul kuralları
açıksa, kanun koyucunun gerçekleştirmek istediği amaç da belli demektir.
75 Usul kanunlarının kuralları bazen eksik, kapalı ya da çelişik olabilir.
Kanun koyucunun amacı bu nedenle anlaşılmayabilir. Bu anlaşılmayan
hükümleri yorum yolu ile düzelterek kanun boşluklarının doldurulması
i� 1. Mc,frııı' u.�MHııkııkıııın llişkiıı Gcııd Bilgiler
23
h,kimin görevidir. Çünkü Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. mad-
d )sin göre, kural olarak Türk hukukunu kendiliğinden uygulayan hakim
uyuşmazlığı çözebiln1ek için son1ut olaya kanun hükümlerini kendiliğinden
uygulayacaktır.
Usul hükümlerinin yorumunda da genel yorum kuralları uygulanacak- 76
tır. U ul hukuku bakıınından özel bir yorum kuralı bulunmamaktadır.Ancak,
ustil huk"Uk"Unun şekli bir alan oln1ası ve bir prosedürü düzenlemesi sebebiy-
le, birçok hüküm yoruma ihtiyaç duymayacak kadar açıktır ya da yorum yo-
luyla çözün1 üretınek n1ümkün değildir. Örneğin, Anayasa'nın 142. maddesi
gereğince mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri ile yargılama usulleri
kanwıla düzenlenebilir. Bir ihtiyaç var diye, kanuni düzenleme olmadan bir
mahken1e oluşturulamaz, mahkemenin görev ve yetkisi değiştirilemez, yeni
bir yargılama usulü ihdas edilemez. Ancak, bu temel ilkeler ışığında yoruma
elverişli konularda genel yorum kurallarına başvurulacaktır.
Türk Medeni Kanun'un başlangıç hükümlerinde yer alan kurallar, 77
medeni usul hükümlerinin uygulanmasında da geçerlidir. Medeni Kanun'un
2. maddesinde yer alan "dürüst davranma" hükmü, Hukuk Muhakeme-
leri Kanunu'nun uygulanmasında da geçerlidir. Hukuk Muhakemeleri
Kanunu'nun 29. maddesinde dürüst davranma ve doğruyu söyleme yüküm-
lülüğü yargılamaya hakim olan ilkeler arasında sayılmıştır. Bunun gibi iyini-
yet (TMK m. 3) kuralı da medeni usul hukukunda geçerlidir. Nitekim Türk
Medeni Kanun'un S. maddesine göre, "Bu Kanun ve Borçlar Kanunu'nun
genel nitelikteki hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine
uygulanır". Medeni usul hukukunun hükümlerinin ağırlıklı olarak kamu
hul'llk:una tabi olması, özel hukukun tabi olduğu yonım kurallarına göre
yorum yapılmasına engel değildir. Yorum konusunda öncelikle lafzi yorum
uygulanacaktır. Lafzi yorum ile kanun koyucunun kullandığı kelimeler esas
alınarak yorum yapılır. Bu şekilde hükümlerin anlamları tespit edilmeye
çalışılır. Ancak, kanunun kullandığı kelimelerden açık bir anlam çıkarılamı-
yorsa ya da bu amaca aykırı bir sonuç veriyorsa, diğer yorum kurallarının
nygn1aoması gerekir. Sadece kanunun kullandığı kelimelere bakılarak amaca
ve işin niteliğine uygun düşmeyen yorum usulü artık terkedilmiştir.
Medeni usul hukukunun şekli bir hukuk olması, yorum gerektiren ko- 78
mılarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin dar yorumlanmasını
gerektirmez. Aksine yorum yapılırken, geniş bir yorumun yapılması lazım-
dır. Çünkü ancak bu yolla amaca uygun doğru yorum yapılabilir.
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııtez/ Atalay/Öuhs
24
79 Hukuki yorumu yapacak olan hakimdir. Ancak, taraflar da yargısal iç-
tihatlar, doktrin ve hukuki mütalaalarla yorum konusunda hakime yardımcı
olabilirler.
so Usul hükümlerinin yorumunda tarihi nedenler çok önemlidir. Çünkü,
usul hükümleri çoksık değişmektedir. Pek çok usul kurumu değiştirilmekte,
kaldınlmakta ya da yeniden düzenlenmektedir. Bütün bu değişiklikler bir
önceki uygulamanın olumsuz yönlerini kaldırmaya yöneliktir. Işte yorumda
bu olumsuz yönlerin neler olduğu bilinirse, yorum daha doğru olarak yapı-
lacaktır. Eski uygulamanın olumsuzluklarınınbilinmesi, bu olumsuzlukların
tekrarlanmamasını sağlayacaktır.
sı Yorum konusunda, kanun hükümlerinin kabul edilmesindeki amaç ve
kanun koyucunun o kuralı koyarken güttüğü amaç çok önemlidir. Kanun
koyucunun gerekçesi, yorumda çok önemli ve dikkate alınması zorunlu
olmakla birlikte, yorumda mutlak olarak bağlayıcı değildir. Diğer yorum
yöntemleriyle, bu yorum çelişiyorsa, kabul edilmeyebilir.
82 Usulhükümleri yorumlanırken,Anayasa'nın hükümlerine ve oradaki te-
mel ilkelere uygun yorum yapılmalıdır. Bazı ilkeler Anayasa'da teminat altına
alınmış, adil bir yargılama için asgari koşullar emredici olarak düzenlenmiş
olabilir. Anayasada doğrudan usul hükümleri çok az sayıda düzenlenmiştir.
Ancak yorum yapılırken bu ilkeler ve asgari koşulların göz önünde tutulması
gerekecektir. Omeğin Anayasada teminat altına alınmış olan insan onuru,
eşitlik, mahkemelerin tarafsızlığı veya bağımsızlığı, sosyal hukuk devleti gibi
ilkeler medeni usul hukuku kurallarının yorumunda da esas alınmalıdır. Bu
temel ölçülere aykırı yorum yapılmamalıdır.
83 Medeni usul hukukunun kendine özgü bağımsız bir amacı olmayıp,
maddi hukukun gerçekleşmesi amaçlanır. Dolayısıyla usul hukukunun
maddi hukukta düzenlenen hakların gerçekleşmesine hizmet ettiği unutul-
mamalıdır. Usul hukuku, makul bir süre içinde, amaca uygun, doğru ve adil
bir karar verilmesini amaçlar.
84 Yorum konusunda esas alınacak diğer kriterler, medeni usul hukukuna
haklın olan ilkelerdir. Bu ilkeler Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24-33.
maddeleri arasında düzenlenmiştir.İleride incelenecek olan adil yargılanma
hakkı, hukuki dinlenme hakkı gibi ilkeler, yorum konusunda mutlaka göz
önünde tutulmalıdır.
ss Son olarak, mantık kuralları ile genel hukuk düşüncesinin yorum
konusundaki prensipleri, bu konuda değerlendirilmelidir. Taraflara eşit
davranılması, hakkaniyet, güvenin korunması, usul ekonomisi, etkin hukuki
koruma, masraf ve iş gücünden tasarruf, yorum konusunda korunması gere-
ken prensiplerdir.
25
§ 2. YARGI
I. YARGI KAVRAMI
Yargı, genel anlamda devletin hukuk düzeninin devam etmesi ve kişi- 86
!erin sübjektif haklarının korunması amacını güden faaliyetidir. Bu faaliyet,
devlet için hem bir hak hem de yükümlülüktür. Bilindiği gibi yargı, yasama
ve yürütmenin yanında devletin üçüncü fonksiyonudur.
Yargıyı şekli ve maddi anlamda olmak üzere iki şekilde anlayabiliriz. 87
Şekli anlamda yargı, mahkemelerin yaptıkları ve kanunla verilen tüm işleri
kapsar. Mahkemelerin kuruluşu, faaliyetleri, hakimlerin tayin ve terfileri ile
tüm özlük işleri şekli anlamda yargının içindedir. Maddi anlamda yargı, sa-
dece hakimlere bırakılmış olan, başka hiçbir kimseye devredilemeyen fonk-
siyonu ifade eder ve bu yetki hakimden de alınamaz. Maddi anlamda yargı,
tarafsız bir mahkeme ve hakim tarafından, yargılama faaliyeti sonunda haklı
olan taraf lehine verilen karardır (hükümdür). Bu karar kesinleşince, kesin
hüküm niteliği kazanır. Görüldüğü üzere maddi anlamda yargı, geniş anlam-
da yargılama fonksiyonu ve faaliyeti yanında, bu faaliyet sonunda ulaşılan
kararı da kapsamaktadır. Bu karar, taraflara eşit davranılması için önceden
düzenlenmiş birtakım usul kurallarına uyularak verilmiş ise, bu faaliyet bir
yargılama işlemidir.
Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemeler tara- 88
fından kullanılır (AY m. 9).
Yargı ve yargılama birbirinden farklı kavramlardır. Yargılama, yukarıda 89
açıklanan yargı kavramı dışında, bir faaliyeti ifade eder.
il. YARGI ÇEŞİTLERİ
Yargı faaliyeti esasen bir bütün oluşturmakla birlikte, bu faaliyetin daha 90
iyi yerine getirilebilmesi için birtakım kollara aynlmıştır. Yargı kolları aynı
derecede ve eşittir, yani birbirlerine bir altlık üstlük ilişkisi ile bağlı değildir.
Hiçbir yargı çeşidindeki mahkeme, diğer yargı çeşidine bağlı değildir. Her
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcaıııtez/ Atalay/Ôzekes
yargı çeşidinde ayrı yargılama usulleri uygulayan ayrı mahkemeler görev
yapmaktadır.
91 Türk yargısı temel üç bölüme ayrılmıştır. Bunlar, anayasa yargısı, idari
yargı ve adli yargıdır. Anayasa'da değişiklik yapan 6771 sayılı Kanun'un
16.04.2017 tarihinde halk oylaması neticesinde onaylanmasıyla yürürlüğe
girdiği 27.04.2017 tarihi itibariyle Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare
Mahkemesi ve Askeri Mahkemeler kaldırılmıştır.Anayasa'da açıkça disiplin
mahkemeleri dışında askeri mahkemelerin kurulamayacağı öngörülmüş;
ancak savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara
ait davalara bakmakla görevli askeri mahkemeler kurulabileceği kabul edil-
miştir. Bu nedenle 2017 yılı itibariyle askeri yargı, Türk yargı sisteminden
çıkarılmıştır. Bununla birlikte genel askeri ceza yargısının ve disiplin ceza
yargısının sadece savaş zamanı işlerlik kazanacağı kabul edilmiştir (Anayasa
m. 142, il; 6413 s. K. m. 32-35). Seçim yargısına ve hesap yargısına ilişkin
doktrindeki ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarındaki tartışmalar, ders kitabı-
nın sınırlarını aştığı için inceleme konusu dışında bırakılmıştır.
92 Asıl inceleme konumuz olan medeni yargı, bu yargı bölümlerinden
adli yargı içinde yer alır. Medeni yargının diğer yargı kollarıyla farkının ve
sınırlarının belirlenmesi gerekir. Çünkü bir yargı koluna giren uyuşmazlık,
diğer yargı koluna giren mahkemece incelenip karara bağlanamaz. Örneğin,
anayasa yargısına giren bir uyuşmazlık hakkında, medeni yargıda yer alan
mahkemeler kendi yargılama usullerine göre inceleme yapıp karar veremez-
ler.
A. Anayasa Yargısı
93 Anayasa hukuku, hukukun tüm alanlarını ilgilendirdiği gibi, usul huku-
ku ile de yakın bir ilişki içindedir. Zira Anayasa'da usul hukukuna ilişkin bazı
temel ilkeler yer almaktadır. Örneğin, mahkemelerin bağımsızlığı (AY m.
138), hakimlik ve savcılık teminatı (AY m. 139), hakimlik ve savcılık mesleği
(AY m. 140), duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması (AY m. 141),
mahkemelerin kuruluşu (AY m. 142), adalet hizmetlerinin denetimi (AY m.
144), AnayasaMahkemesi'ne bireysel başvuru (AY m.148 ve 149), Yargıtay
(AY m. 154), Hakimler ve Savcılar Kurulu (AY m. 159), hak arama hürriyeti
(AY m. 36), kanuni hakim güvencesi (AY m. 37) medeni usul hukukunu da
doğrudan ilgilendiren hükümlerdir. Ancak, anayasa yargısı medeni yargıdan
tamamen farklıdır.
26
Jı
27
1
ii 2. Ycıı:gı
5982 sayılı Türkiye Cumhw·iyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde 94
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Anayasa Mahkemesi'ne bireysel
başvuru imkanı getirilmiştir (AY m.148/3). Anayasa Mahkemesi medeni
yargıda verilmiş ve kesinleşmiş olan hükümleri, yargılama sırasında temel
hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediği açısından inceleyecektir. Birey-
sel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenecektir (AY m.148/S).
Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvurunun usul ve esasları 6216 sa- 95
yılı Kanunla düzenlenmiştir. Bu Kanun'un 23.09.2012 tarihinde yürürlüğe
girmesinden sonra medeni yargıda verilen ve kesinleşmiş hükümlere karşı
bireysel başvuru yoluna başvurulmasıyla anayasa yargısının medeni yargı
ile diğer bir ilişkisi ortaya çıkmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kap-
samındaki haklardan herhangi birinin, kamu gücü tarafından ihlal edildiği
iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapılabilir. Başvuruda
bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (AY
m. 148/3). Anayasa Mahkemesi hukuk mahkemesi kararının Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi'yle teminat altına alınan temel hak ve özgürlükler ve
adil yargılanma hakkını ihlal ettiği sonucuna varırsa, bu sonuç kural olarak
hukuk mahkemesinde yeniden yargılama sebebi oluşturur.
Anayasa yargısı, Anayasa'nın 146 ve devamı maddelerinde düzenlen- 96
miştir. Anayasa yargısında tek mahkeme Anayasa Mahkemesi'dir. Anayasa
Mahkemesi'nin iki önemli görevi vardır. Birinci görevi, kanunların, Cumhur-
başkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün,
Anayasa'ya, şekil ve esas bakımından uygunluğunun denetlenmesidir. Ana-
yasa Mahkemesi anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler
ve denetler (AY m. 148/1). Anayasa Mahkemesi'nin diğer bir görevi ise,
Ytice Divan sıfatıyla baktığı işlerdir. Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını,
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Cumhurbaşkanı yardımcılarını,
bakanları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay Başkan ve üyelerini,
Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hakimler ve Savcılar Kurulu ve
Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Ytlce Divan
sıfatıyla yargılar (AY m. 148/6). Anayasa'nın 148. maddesinde yapılan de-
ğişikliğe göre, Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Ko-
mutanları da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Ytlce Divanda yargılanırlar
(AY m. 148/7). Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu
yapılabilir. Bu incelemeyi Genel Kurul yapar ve Genel Kurulun inceleme
sonunda verdiği kararlar kesindir (AY m. 148/9). Genel Kurul, Mahkeme
Başkanının veya Başkanın belirleyeceği başkanvekilinin başkanlığında en az
on üye ile toplanır (AY m. 149).
28
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pek.canıtez/Atalay/Ôzeke.s
97 Anayasa Mahkemesi, "6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun" ile düzenlenmiştir.Anayasa Mahkeme-
si ile medeni yargıda görev yapan hukuk mahkemeleri arasında yargı yolu
uyuşmazlığı çıkarsa, bu konuda Anayasa Mahkemesi'nin kararı esas alınır
(AY m. 158/3).
98 Hukuk mahkemelerinin Anayasa Mahkemesi ile ilişkisi, anayasaya
aykırılık iddiası halinde söz konusu olabilir. Hukuk mahkemesinde taraf-
lardan birisi, o davaya uygulanacak olan kanun hükmünün Anayasaya ay-
kırılığını ileri sürerse, mahkeme bu iddiayı kendisi çözümleyemez, bunun
çözümü için Anayasa Mahkemesi'ne başvurması gerekir. Ancak mahkeme
1
tarafların her anayasaya aykırılık iddiasını Anayasa Mahkemesi'ne götür-
mek zorunda değildir; bu iddianın ciddi olduğu kanısına varması gerekir.
Hukuk mahkemesi Anayasa Mahkemesi'ne başvurursa, bu konuda Anayasa
Mahkemesi'nin karar vermesine kadar davayı geri bırakır (AY m. 152/1).
Mahkeme, Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, kanun
yolu incelemesinde esas hükümle birlikte karara bağlanır.
99 Anayasa Mahkemesi işin kendisine gelmesinden itibaren beş ay için-
de kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse, mahkeme da-
vayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa
Mahkemesi'nin karan, esas hakkında karar kesinleşinceye kadar gelirse,
mahkeme buna uymak zorundadır (AYm.152/3).
lOO Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararları kesindir ve bu kararlar
aleyhine başka bir merde başvurulamaz (AY m. 153/1). Anayasa Mahke-
mesi kararlan devletin yasama, yürütme organlarını ve idari makamları da
bağlar. Bunun dışında Anayasa Mahkemesi ile hukuk mahkemeleri arasında
doğrudan bir ilişki söz konusu değildir.
B. İdari Yargı
lOl İdari yargı, devlet, belediye, köy gibi idari makamların idari faaliyetleri
sebebiyle ortaya çıkan uyuşmazlıklarıçözümleyen yargı koludur.Anayasa'nın
125. maddesine göre, "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu
açıktır". İdare aleyhine açılan davalar idari yargının görev alanına girmekte-
dir. Ancak idarenin aleyhine açılan tüm davalar idari yargıya tabi değildir.
İdari yargı, idarenin işlem ve eylemlerinden ve genel olarak kamu hukukuna
ait faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıkların çözümlendiği yargı koludur. Bir
hukuki işlem veya eylem, idare tarafından yapılmış olmasına rağmen, kamu
hukuku alanında etkili değilse, aksine özel hukuk alanına giriyorsa veya bu
i1; 2. Yıırgı
29
konuda özel hüküınler varsa, bu gibi uyuşmazlıkların çözüm yeri adli yargı-
dır. Örneğin, idarenin kendisine ait binaları özel hukuk hükümlerine göre
kiraya veınıesi ve kiracı ile arasında kira akdine ilişkin bir uyuşmazlığın çık-
ması halinde, uyuşınazlığın çözüm yeri idari yargı değil, adli yargıdır. Çünkü,
burada idare hukukuna değil, özel hukuka ilişkin uyuşmazlık söz konusudur.
Ayrıca, idare tarafından açılan davalar, kural olarak idari yargıda değil, adli
yargıda görülür.
İdari yargı ile medeni yargı arasında ayrım yapılabilmesi, yukarıda 102
açıklanan kurallar çerçevesinde, bazı uyuşmazlıklar bakımından son dere-
ce kolay olmasına rağmen, bu konuda her zaman kolaylıkla ayrım yapmak
mümkün değildir. Hatta aslında idari yargının görev alanına giren bir uyuş-
mazlığın çözümü, bazen açık bir kanun hükmü ile medeni yargıya bırakılmış
olabilir. Bu durumda, aslında idari yargı alanına giren bu uyuşmazlık, açık
kanun hükmü sebebiyle medeni yargıda çözümlenecektir. Örneğin, Kamu-
laştırma Kanunu ile kamulaştırma bedeline itiraz davaları medeni yargı içine
sokulmuştur. Benzer şekilde icra ve iflas dairesi görevlilerinin kusurlarından
doğan tazminat davaları da idareye karşı açılmasına rağmen, medeni yargıda
görülür (İİK m. s).
İdari yargı ile medeni yargı arasındaki ilişki özellikle bu yargı kolların- 103
dan biri içinde yer alan uyuşmazlıkta ortaya çıkan ön sorunların çözümü ile
ilgili olabilir. Bir ön sorun diğer yargı koluna giriyorsa, mahkeme acaba bu
sorun hakkında da karar verebilecek midir? Bu konuda genel bir düzenle-
me yoktur. Hukuk mahkemesi, bu sorunu kendisi takdir edecek ve dilerse
kendisi çözümleyecek, dilerse bu ön sorunu bekletici sorun sayıp, bunun
çözümünü idari yargıdan bekleyecektir. Ancak, medeni yargı ile idari yargı-
da mahkemeler birbirinden bağımsız olduklarından,kendi önlerine gelen ve
uyuşmazlıkla ilgili olan diğer yargı koluna ait ön sorunları da kural olarak çö-
zümleyebilirler. Bu nedenle, kural olarak medeni yargıda mahkemeler, idari
yargıya ilişkin ön sorunları, örneğin bir idari işlemin geçerli olup olmadığını
o konuyla sınırlı şekilde inceleyip karar verebilirler.
C. Adli Yargı
Adli yargı için, diğer yargı kollarına göre, genel yargı koludur demek 104
yanlış olmayacaktır. Kural olarak, diğer yargı kollarına girmeyen uyuşmaz-
lıklar hakkında karar veren yargı kolu adli yargıdır. Ayrıca, öteden beri mev-
cut olan mahkemeler hukuk ve ceza mahkemeleridir; yargı kolları içinde de
en eskisi bu ayrıma dayanmaktadır.Denilebilir ki, diğer yargı kollan bu yargı
kolunun içinden çıkmıştır. Hatta bazı ülkelerde tüm mahkemeler adli yargı
30
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııtez/ Atalay/Özckes
içinde düşünülmektedir. Ülkemizde adli yargı da, ceza yargısı ve medeni
yargı olarak iki koldan oluşmaktadır.
105
106
107
1. Ceza Yargısı
Ceza yargısı, ceza kanunlarına göre suç sayılan fiiller hakkında devletin
sahip olduğu cezalandırma yetkisini kullandığı ve buna ilişkin yargılama-
nın yapıldığı yargıdır. Buna karşılık medeni yargı, hukuk mahkemelerinin
özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkları çözümlediği yargıdır. Medeni yargı, özel
hukuka ilişkin hakların tespitini ve gerçekleşmesini amaç edinir. Ceza mah-
kemelerinin hukuk mahkemelerine ilişkin bir uyuşmazlık hakkında verdik-
leri kararlar batıl değil, iptal edilebilir kararlardır. Bu iki yargıyı birbirinden
ayırmak bu açıdan son derece kolaydır. Çünkü ceza yargısının konusunu
suç teşkil eden fiiller oluşturur. Buna karşılık medeni yargıda, özel hukuka
ilişkin uyuşmazlıkların çözümü söz konusudur. Ancak, bir fiil aynı zamanda
hem ceza yargısının hem de medeni yargının konusunu oluşturabilir. Ör-
neğin, bir kimsenin eylemi hem bir suç teşkil ettiği için ceza yargısını, aynı
zamanda haksız fiil oluşturması nedeniyle medeni yargıyı ilgilendirebilir.
Medeni yargı ve ceza yargısı birbirinden birçok açıdan ayrılır. Bu iki
yargı kolu konusu, kaynağı, uygulanan ilkeler ve yargılama usulü bakımın-
dan birbirinden ayrılır. Ceza mahkemesinde hakim, ceza yargısına ilişkin
ilkelere göre davayı inceler ve karar verir. Hukuk hakimi de hukuk mah-
kemelerinde geçerli ilkelere göre inceleme yapar ve karar verir. Bu ilkeler
dava konusu uyuşmazlığın mahkemeye getirilmesinden, ileri sürülen iddia
ve savunmaların ispatı, bununla ilgili delillerin kimin tarafından getirileceği,
araştırılacağıve hakimin bu konuda tarafların talebiyle ne kadar bağlı olacağı
ile ilgilidir. Bu konuda çarpıcı bir örnek olarak, ceza yargısında "şüpheden
sanığın yararlanacağı"yönünde bir ilkenin oluşu gösterilebilir. Bu ilke gere-
ğince mahkeme şüphe halinde sanık lehine karar verecektir; oysa, medeni
yargıda şüpheli durumdan bir tarafın yararlanması şeklinde baştan bir kural
konulması söz konusu değildir; bu durumda ispat yükü ve delil ikame yükü
kurallarına göre karar verilecektir. Belirsizlik ve ispatsızlık halinde ispat yü-
künü taşıyan taraf, bu belirsizliğin riskine katlanacaktır.
Medeni yargının ve ceza yargısının konusu birbirinden göz önünde
tutulan yarar bakımından da ayrılır. Nitekim medeni yargıda özel yarar ön
planda tutulurken, ceza yargısında kural olarak kamu yararı ön plandadır.
Bu nedenle iki yargıya uygulanan ilkeler de farklıdır. Kamu yararı sebebiyle
ceza mahkemelerinde hakimin kendiliğinden araştırma ilkesi söz konusu-
dur. Hukuk davalarında ise, hakim kural olarak uyuşmazlıkla ilgili vakıa ve
�'i 2. Yargı
31
delillerin toplanınasını kendiliğinden yapmaz, bu konuda tarafların mahke-
meye getirdiği ile yetinir. Buna taraflarca getirilme veya hazırlama ilkesi de-
nir. Yine hukuk n1ahkemelerinde, mahkeme tarafların talebiyle bağlı olduğu
halde, ceza mahkemelerinde hakimin böyle bir bağlılığı yoktur.
Yukarıda da belirtildiği gibi bu iki yargı kolu, bazı hallerde birbiri ile ke- 108
sişebilir. Örneğin bir trafik kazası sonucu hem suç oluşturan eylem sebebiyle
cezai yaptırımın, hem de bu eylem nedeniyle tazminat talebinin söz konusu
olması sebebiyle, iki yargıda verilecek kararlar birbirini ilgilendirebilecektir.
Acaba böyle bir durumda, her iki yargı yolunda ayrı ayrı yargılama mı ya-
pılmalıdır, yoksa hem kişisel talep için hem de ceza için tek yargı kolunda
yargılama yapılarak karar verilebilir mi? Böyle durumlarda ceza yargısı ve
medeni yargı özellikle bitişik yargılama nedeniyle birbiriyle ilgilidir. Bitişik
yargılama, suç oluşturan bir fiil sebebiyle tazminat talebinin de bulunması
durumunda söz konusu olur. Bu durumda ceza yargılaması medeni yargı
içinde yürütülmez, ancak bu iki yargılama birbiriyle tamamen ilgisiz de
değildir.
Her yargı kolunda diğer bir yargı koluna ait ön sorunlar hakkında karar 109
verilebilir. Medeni yargıda ceza yargısına ilişkin bir ön sorun ortaya çıkarsa,
medeni yargıdaki hakim bu sorunu kendisi çözümleyebilir. Örneğin, hukuk
mahkemesi bir senedin sahteliği hakkında ileri sürülen sahtelik iddiasını
ön sorun olarak kendisi inceleyebilir. Yine, Türk Borçlar Kanunu'nun 72.
maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesine göre, tazminat davalarında
zamanaşımı süresi, ceza hukuku bakımından daha uzun bir süre öngörül-
memişse iki yıldır. Hakim, fiilin cezai yönü olup olmadığına ilişkin sorunu
ve dolayısıyla zamanaşımı süresini inceleyebilir. Bu sebeple, hakim, ceza
yargısına ilişkin bir konuda medeni yargıya ilişkin sorunlar hakkında karar
vermekte serbesttir. Bu konuda ceza yargısında verilecek kararı beklemek
rorunluluğu yoktur. Ancak hukuk hakimi, bazı ön sorunları bekletici sorun
sayabilir. Diğer bir ifadeyle ceza mahkemesindeki bir sorunun çözümünü
bekleyebilir. Ancak hukuk hakimi için ceza mahkemesindeki bir sorunu
bekletici sorun sayma zorunlu değil, ihtiyaridir. Özellikle çelişik kararların
verilmesinin önüne geçilmesi bakımından, mümkün ve uygun olan hallerde
ve kararların birbirini etkilediği ölçüde bekletici mesele yapılması yerinde
olacaktır.
2. Medeni Yargı
Medeni yargı, Roma hukukundan bu yana çekişmeli ve çekişmesiz 11O
yargı olarak temel iki kola ayrılmaktadır. Bu iki yargı, özel hukuk alanına
32
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/Ôzekes
ilişkin olsa da birbirinden oldukça farklılık gösterir. Birçok ülkede çekişmeli
yargı ve çekişmesiz yargı ayrı usul kanunları ile düzenlenmiştir ya da aynı
kanun içinde farklı düzenlemelere yer verilmiştir. Örneğin, Almanya ve
Avusturya'da çekişmesiz yargıya ilişkin ayrı usul kanunları vardır. Hukuku-
muzda ise, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun kabulüne kadar çekişmesiz
yargı ile ilgili bir düzenleme bulunmayıp, çekişmesiz yargıyla ilgili bazı usul
hükümlerine Türk Medeni Kanunu'nda veya diğer bazı kanunlarda yer ve-
rilmişti.
111 Çekişmesiz yargıya ilişkin usul hükümleri, İsviçre Federal Usul Ka-
nunundaki gibi, Hukuk Muhakemeleri Kanununda, Dokuzuncu Kısmında
382-388. maddelerde ilk kez düzenlenmiştir.
a. Çekişmeli Yargı
112 Medeni usul hukukunun asıl inceleme konusu çekişmeli yargıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda çekişmesiz yargı 382 ila 388. maddeler
arasında düzenlenmiştir. Bu nedenle bundan sonra çekişmeli yargı anlatıla-
caktır. Ancak, yeri geldiğinde çekişmesiz yargıya ilişkin özellikler üzerinde
de durulacaktır.
b. Çekişmesiz Yargı
113
114
aa. Genel Olarak
Çekişmesiz yargı da bir yargılama faaliyetidir, çünkü çekişmesiz yargıya
ilişkin işler de mahkemelerde görülmektedir. Bununla birlikte, çekişmesiz
yargı ile çekişmeli yargı arasında önemli farklar vardır ve yürütülen yargı
faaliyeti çekişmeli yargıyla aynı nitelikte değildir. Ancak bu farkı belirlemek
için, tek bir ayırıcı kıstas bulunmamaktadır; bu iki yargıyı birbirinden ayırt
etmek için birkaç kıstas birlikte uygulanmaktadır.
Çekişmesiz yargı terimi de zaman zaman yanıltıcı olmaktadır. Zira sırf
"çekişmesiz" terimi esas alınarak çekişmesiz yargı anlaşılmak istendiğinde,
zaman zaman ilgililerin daveti ve itirazları bu yargının da çekişmeli gibi algı-
lanmasına neden olmaktadır. Bu açıdan sadece çekişme terimi esas alınarak
çekişmesiz yargı değerlendirilmemelidir. Çekişmesiz yargı medeni yargının
bir alt türünü ifade etmekle birlikte, mutlak anlamda bir çekişmesizlik her
zaman söz konusu olmayabilir. Nitekim yabancı hukuklarda bu yargı kolu
çekişmesiz yargı şeklinde değil, farklı terimlerle de ifade edilebilmektedir.
Aslında çekişmesiz yargı teriminin, bu yargı kolunu tam olarak karşıladığı
33
1
1
i� 2. Yaı;gı
da söyleneınez. Uyuşınazlığın bulunmaması, çekişmesiz yargıyı belirleyen
ölçütlerden sadece bir tanesidir.
Çekişmesiz yargı demek, yargılamada yer alan ilgililer arasında hiçbir 115
uyuşmazlık bulunmadığı, her konuda uyuştukları anlamına gelmez. Aşağı-
da açıklanacağı üzere, çekişmesiz yargıda taraf değil, ilgili kavramı esastır
ve birçok ilgili bulunabilir. Bu ilgililerin tümü, farklı iddia ve taleplerde
bulunabileceği gibi, tamamı aynı konuda görüş ve talep birliği içinde de
olabilirler. Bir uyuşmazlık (çekişme) olduğunda, bu ilgililerden birinin ya
da birkaçının doğrudan bir sübjektif hakkına yönelik olmayacağı gibi, gö-
rüş birliğinde olmaları da hakimi bağlamayacaktır. Eğer teknik anlamda ve
çekişmeli yargıdaki gibi bir çekişmeden veya çekişmesizlikten söz edilseydi,
o zaman ilgililerin uzlaşmaları-anlaşmaları halinde, bu çekişmenin ortadan
kalktığından söz edilerek talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerekirdi.
Zira haklın, ilgililerin taleplerinden bağımsız olarak re'sen araştırma yapıp,
belirli bir tarafın hakkını hüküm altına alacak şekilde değil, işin niteliğine
uygun ilgililer hakkında bir karar vermek durumundadır. Buradaki çekişme-
sizlik, çekişmelilik durumuna göre, onun aksini değil, farklı bir yargılama
kolunu ifade etmek üzere kullanılmaktadır. Esasen çekişmeli yargıda da, bu
alanı ifade eden en önemli terim ve kavram "dava''dır.
Çekişmesiz yargı işleri uygulamada tam olarak bilinmediğinden ve 116
zaman zaman bazı çekişmesiz yargı işleri dava gibi yürütüldüğünden, çekiş-
mesiz yargıya giren işler 382. maddede tek tek sayılmıştır. Böylelikle uygu-
lamada çekişmesiz yargıya ait olan işler hakkındaki tereddütler giderilmek
istenmiştir. Ancak, bu sayma sınırlı değildir. 382. maddede sayılmayan ve
fakat çekişmesiz yargının ölçütlerinden birine veya birkaçına giren işler de
çekişmesiz yargı işi olarak kabul edilmelidir. O halde, 382. maddede sayıl-
mayan bir iş bu ölçütlerden birisine giriyorsa, çekişmesiz yargı işi olarak ka-
bul edilerek değerlendirilmelidir. Bu ölçütlerden birincisi, ilgililer arasında
uyuşmazlığın bulunmamasıdır. İkincisi ilgililerin ileri sürebileceği herhangi
bir hakkının bulunmamasıdır. Üçüncü ölçüt ise hakimin re'sen harekete
geçtiği hallerdir. Ancak, hakimin re'sen harekete geçtiği haller başkaca bir
inceleme yapılmadan çekişmesiz yargı sayılamaz. Mutlaka diğer ölçütlerin
de somut işte bulunması gerekir. Bu ölçütlerden uyuşmazlık bulunmaması
ile sübjektif hakkın bulunmamasını şu şekilde açıklayabiliriz:
bb. Uyuşmazlığın Bulunmaması
Çekişmesiz yargıyı çekişmeli yargıdan ayıran birinci özellik, uyuşmazlı- 117
ğın bulunmamasıdır. Bu kıstasa göre, çekişmesiz yargıda, teknik anlamda bir
34
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııtez/ Atalcıy/Ôzekes
uyuşmazlık söz konusu değildir. Çekişmesiz yargıda mahkemeden talepte
bulunan kişi ile uyuşmazlık içinde bulunan gerçek bir karşı taraf yoktur.
Bu kıstasa, "hasım yokluğu" veya "niza yokluğu" kıstası da denilmektedir.
Örneğin, Türk Medeni Kanunu'nun 132, 550, 925, 926 ve Türk Ticaret
Kanunu'nun 651, 659 ve 759. maddelerindeki düzenlemeler, çekişmesiz
yargıya ilişkin işlerdir, bu işlerde gerçekte karşı taraf yoktur. Çekişmesiz yar-
gı içinde yer alan ilgililer farklı konumda bulunup farklı talepler iletse de, bu
onların belirli bir hak üzerinde uyuşmazlığı anlamına gelmez.
118 Ancak, ihtilaf yokluğu kıstası her çekişmesiz yargı işini çekişmeli
yargıdan ayırt etmeye yetmemektedir. Buna örnek olarak, Türk Medeni
Kanunu'nun 190, 191, 195 ve 197. maddelerindeki işler gösterilebilir.
119 Çekişmeli yargıda iki taraf vardır ve bizim medeni usul hukuku sistemi-
mizde çekişmeli yargı iki taraf sistemi üzerine kurulmuştur. İki taraf yoksa
çekişmeli yargıdan söz edilemeyeceği gibi, çekişmeli yargıda ikiden fazla, ör-
neğin üç taraflı bir yargılama da olamaz. Çekişmeli yargıda bir tarafta davacı,
diğer tarafta da davalı yer almaktadır. Buna karşılık çekişmesiz yargıda karşı
taraf bulunmamaktadır.Bunun nedeni, iki taraf arasında teknik anlamda bir
uyuşmazlığın olmamasıdır. Bu nedenle Kanun'da çekişmesiz yargı "iş" olarak
ifade edilmiştir.
120 Çekişmeli yargıdaki gibi karşılıklı bir uyuşmazlıktan söz edilemediğin-
den çekişmesiz yargıda taraf yerine, "ilgili" kavramından söz edilir. Ancak,
uygulamada, çekişmesiz yargı işlerini çekişmeli yargıya benzetebilmek için
yanlış bir şekilde bu yargı türüne '
1
hasımsız dava" denildiği gibi, zaman
zaman şekli taraflar oluşturularak, çekişmesiz yargı işleri yapay bir davaya
da dönüştürülmektedir. Oysa çekişmesiz yargı bir dava değildir ve davaya
ilişkin kavramlar da burada tam bir anlam taşımaz.
121 Çekişmesiz yargıdaki "ilgili'1 kavramı, bizzat usul işlemlerini yapan şekli
ilgiliden çok, çekişmesiz yargı sonunda verilen kararla hukuki durumları
etkilenen "maddi ilgili" olarak anlaşılmalıdır. Çünkü çekişmesiz yargı, çekiş-
meli yargıda, özellikle davada olduğu gibi iki tarafın oluşturduğu bir yargıla-
ma türü değildir. Çekişmeli yargıda maddi taraf değil, şekli taraf esas alınır;
yani dava açan davacıdır, kendisine karşı dava açılan ise davalıdır. Ancak,
davanın tarafları veya davada müdahil olarak yer alanlar, yargılama içinde
yer alıp hukuki imkanları kullanabilirler. Çekişmesiz yargıda ise, maddi ilgili
kavramı esas olduğundan, bir çekişmesiz yargı işinde şeklen yer almasa dahi,
o çekişmesiz yargı işi ile hukuki bağlantısı olan veya doğrudan etkilenen
kimse, maddi ilgili sayılacaktır. Hatta çekişmesiz yargı işindeki şekli ilgili her
§ 2. Yargı
zan1an maddi ilgili de olmayabilir, o sadece çekişmesiz yargıya başvuran kişi
konumundadır. Bu sebeple, mahkeme şeklen yargılamada yer almasa dahi,
maddi ilgilileri çağırıp dinleyebilir, bu kişiler gelip yargılamada haklarını
kullanabilirler, hatta bu kişiler yargılamada yer almasalar dahi kanun yoluna
başvurabilme imkanına sahip olacaklardır.
cc. Sübjektif Hakkın Yokluğu
Çekişmeli yargı ile çekişmesiz yargıyı birbirinden ayıran ikinci kıstas 122
sübjektif hakkın yokluğu kıstasıdır. Buna göre, çekişmesiz yargıya ait işlerde
talepte bulunan kişinin, her zaman sübjektif bir hakkı bulunmamaktadır.
Örneğin, vasinin azlinde (TMK m. 483), talepte bulunanın vasinin azlini is-
temekte bir sübjektif hakkı yoktur. Çünkü vasinin azli gerçekleştiğinde bunu
talep edene bir hak intikali olmayacak ya da talep edenin hakkı ihlal edildiği
için bu talepte bulunmamaktadır. Buna karşılık çekişmeli yargıda davacının
talep ettiği, korunmasını istediği sübjektif bir hakkı vardır.
Çekişmeli yargıda talepte bulunan kişi, bir başkası tarafından ihlal edi- 123
len veya tehlikeye maruz bırakılan hakkının bu kişiye karşı korunması için
talepte bulunur; mahkeme aracılığıyla sübjektif hakkını korumaya çalışır.
Yani, çekişmeli yargıda, bir tarafın diğer taraftan bir hak talebi söz konusu-
dur. Çekişmesiz yargıda ise, kural olarak çekişmeli yargıdaki gibi, doğrudan
başkası tarafından ihlal edilmiş sübjektif hak ve yine ona karşı bir koruma
talebi bulunmamaktadır. Bu sebeple de şeklen ilgili olan herkes maddi ilgili
değildir.
dd. Uygulanacak Usul Hükümleri
Çekişmesiz yargıya ilişkin kıstaslar belirtildikten sonra çekişmesiz 124
yargıya ilişkin usul hükümlerini inceleyebiliriz. 382. maddede çekişmesiz
yargı işleri kategorilere ayrılarak tek tek sayılmıştır. Bu sayma kanun yapma
tekniği bakımından eleştirilebilir. Ancak, geçmişte çekişmesiz yargı işleri ile
çekişmeli yargı işleri uygulamada da birbirine karıştırıldığından, bundan
1 sonra uygulamadaki tereddütleri ortadan kaldırmak amacıyla belli başlı çe-
kişmesiz yargı işlerini sayma yoluna gidilmiştir.
1 İki yargı çeşidine uygulanacak usul hükümleri bakımından da önemli 125
farklar ortaya çıkmaktadır. Bunlardan biri, yukarıda açıklanan, çekişmesiz
yargıda yer alacaklara ilişkin olan husustur. Yani, çekişmesiz yargıda maddi
ı ilgili kavramının hakim olmasıdır. Bu durum, yargılamayla ilgili birçok ko-
nuyu etkilemektedir.
35
liıııı. .._
Pckcamtc.z/ Atcılay/ôu:kcs Medeııi Usul Hukuku Ders Kitabı
36
126 Çekişmesiz yargıda hakim, kendiliğinden harekete geçebilirken, çekiş-
meli yargıda hakimin kendiliğinden harekete geçmesi kural olarak söz ko-
nusu olmamaktadır. Ayrıca, çekişmesiz yargıda hakimin kendiliğinden araş-
tırma ilkesi geçerlidir. Buna karşılık çekişmeli yargıda kural olarak hakimin
kendiliğinden araştırması söz konusu değildir.
127 Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme aksine bir düzenleme
bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir (m. 383). Bütün çekişmesiz
yargı işlerinde sulh hukuk mahkemesi görevli kılınmıştır. Ancak, kanunda
açıkça belli bir mahkeme görevli olarak kabul edilmişse, çekişmesiz yargı
işinin o mahkemeden talep edilmesi gerekir. Örneğin, konkordato prosedü-
ründe asliye ticaret mahkemesi görevli olduğu için konkordatonun tasdiki
kararını da asliye ticaret mahkemesi verir (İİK m. 285/3). Yine doğrudan
doğruya iflas talepleri hakkında (İİK m. 177, 178, 179) asliye ticaret mah-
kemesi görevlidir.
128 Çekişmesiz yargıda, yetki kuralları kamu düzenine ilişkin kabul edil-
mektedir. 384. maddeye göre, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça,
çekişmesiz yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin
oturduğu yer mahkemesi yetkilidir. Dikkat edilirse yetkili mahkeme için
ilgililerden birisinin oturduğu yer yeterli kabul edilmiş, ayrıca yerleşim yeri
aranmamıştır. Buna karşılık çekişmeli yargıda yetki kuralları kural olarak
kamu düzenine ilişkin değildir. Çekişmesiz yargıda verilen kararlar maddi
anlamda kesin hüküm teşkil etmezler (m. 388). Karar haksız veya hatalı gö-
rülürse, daha sorıra değiştirilebilir. Yine kararın verilmesinden sonra ortaya
çıkan yeni vakıalara göre yeniden talepte bulunulabilir ve karar değiştirilebi-
lir. Buna karşılık çekişmeli yargıda verilen kararlar kesin hüküm teşkil eder
ve kural olarak, daha sorıra değiştirilemez.
129
Çekişmesiz yargı işlerinde niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargı-
lama usulü uygulanır (m. 385).
130
Çekişmesiz yargıda verilen kararlara karşı hukuki yararı bulunan ilgili-
ler, özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, kararın öğrenilmesinden itibaren
iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilirler (m. 387). Ayrıca, bazı çekişme-
siz yargı işleri için bazı durumlarda, "itiraz" yolu öngörülmüştür (Örneğin,
bkz. TMK m. 294, 422, 461, 488). İtiraz yolu bir kanun yolu olmamakla
birlikte, hukukı çare olarak nitelendirilebilir.
37
§ 3. MAHKEMELER
I. GENEL OLARAK
Mahkemeler, uyuşmazlık konusu somut bir olayda, hukuka uygun 131
olarak yargılama yaptıktan sonra haklı olan kişi lehine karar veren, devletin
bağımsız yargı organlarıdır. Medeni usul hukuku alanında yer alan mahke-
meler, özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkları çözmekle görevlidirler. Özel huku-
ka ilişkin uyuşmazlıklarda devletin mutlak bir tekel hakkı bulunmamaktadır.
Taraflar dilerse, bazı uyuşmazlıkları mahkemeye götürmek yerine, doğru-
dan anlaşarak, bir üçüncü kişiyi arabulucu seçip onun yardımıyla uzlaşarak
ya da hakeme başvurup tahkim yolu ile de uyuşmazlığın çözümlenmesini
sağlayabilirler.
Mahkemelerin asıl görevi, yargılama olmakla birlikte, bazı idari işleri 132
de vardır. Örneğin, mahkeme kaleminin işleri veya burada çalışanların özlük
işleri idari nitelikte işlerdir.
Mahkemeler, devletin yargı görevini yerine getirmek üzere kurduğu 133
mercilerdir. Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahke-
melerce kullanılır. Hakimler maddi ve kişisel anlamda bağımsız ve sadece
kanunlara bağlı olmalıdır.
Mahkemelerin kuruluşu kanunla düzenlenir (AY m. 142). Mahkeme- 134
lerin kuruluşuyla ilgili ilk kanun, 8 Nisan 1924 gün ve 469 sayılı "Mehakim-i
Şer'iyenin ngasına ve Mehakim Teşkilatına Ait Ahkamı Muaddil Kanun" idi.
Ancak bu Kanun, 5235 sayılı (RG, 07.10.2004, S. 25606), Adli Yargı İlk
Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve
Yetkileri Hakkında Kanun'un 54 ve 55. maddeleri gereği, O1.06.2005 tari-
hinde yürürlükten kalkmıştır. Bu tarihte yürürlüğe giren 5235 sayılı Kanun
ile ülkemizde, bölge adliye (istinaf) mahkemelerinin kurulması da öngörül-
müştür.
Adli yargıda ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri aynı 135
Kanun'la kurulmuşken, temyiz mahkemesi olan Yargıtay ayrı bir Kanun'la
kurulmuş ve teşkilatlanmıştır.Bunun dışında, ilk derece mahkemesi olmakla
birlikte özel mahkemeler de ayrı kanunlarla kurulmuştur.
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pckcarııtcz/ Atalay/Ôzekes
136 Bölge adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde göreve başlaması
ile hukukumuzda iki dereceli (ilk derece ve temyiz) mahkeme sistemi yerine
üçlü mahkeme sistemi (ilk derece-istinaf-temyiz) uygulanmaya başlanmış-
tır.
il. İLK DERECE MAHKEMELERİ
137 İlk derece mahkemeleri bir uyuşmazlığın çözümü için ilk olarak baş-
vurulması gereken ve bu uyuşmazlığın incelenerek karara bağlandığı mah-
kemelerdir. İlk derece mahkemeleri genel mahkeme ve özel mahkemeler
olarak ikiye ayrılır.
A. Genel Mahkeme
1. Genel Olarak
138 Genel mahkeme, çözümledikleri uyuşmazlıklar belirli kişi veya kişi
gruplarıyla ya da belirli işlerle sınırlandırılmamış olan mahkemelerdir. Bu
mahkemeler, özel mahkemelerin görevleri dışında kalan özel hukuka ilişkin
tüm uyuşmazlıkları çözmekle görevlidirler. Günümüzde genel mahkeme
olarak sadece asliye hukuk mahkemesi görev yapmaktadır.
139 Genel mahkeme, özel mahkemelerin kurulamadığı yerlerde aynı za-
manda, özel mahkeme sıfatıyla da görev yapar. Böyle bir durumda genel
mahkeme, davaya özel mahkeme sıfatıyla bakacak (ayrıca bunu da yargıla-
mada ve kararında belirtecektir) ve ona göre de yargılama usulü uygulaya-
caktır. Örneğin, ülkemizde birçok yerde henüz ayrı bir özel mahkeme olan
iş mahkemesi kurulamamıştır. Ayrı bir iş mahkemesi kurulamayan yerlerde
asliye hukuk mahkemeleri, iş mahkemesi sıfatıyla da görev yapar ve bu ko-
nudaki yargılama usullerini uygularlar.
140
5235 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince hukuk J?.lahkemeleri her il
merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutu-
larak belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun olumlu görüşü
alınarak Adalet Bakanlığı'nca kurulur. Mahkemeler bulundukları il veya
ilçenin adı ile anılır. Örneğin, İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi gibi. İş duru-
munun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi
oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Hukuk mahkemeleri arasında
iş dağılımı yapılması ve buna ilişkin esaslar Hakimler ve Savcılar Kurulu'nca
belirlenir.Asliye hukuk mahkemeleri tek haki.mildir. Özel mahkeme olan as-
38
J
i� 3. Mcılıkcıııclcr
39
liye ticaret n1ahkemeleri ise bazı dava ve işlere toplu mahkeme olarak bakar
(Bkz. 5235 s. K. ın.5/3).
2. Asliye Hukuk Mahkemeleri
Asliye hukuk mahkemeleri 5235 sayılı Kanun'a göre, her il merkezi 141
ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak be-
lirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun olumlu görüşü alınarak
Adalet Bakanlığı'nca kurulur (5235 s. Km. 5). Yürürlükten kaldırılan 469
sayılı Kanun'da, asliye mahkemelerinin bir başkan ve iki üyeden oluşan
toplu mahkeme olarak kurulması öngörülmüş ve 469 sayılı Kanun'un ge-
çici maddesine dayanılarak hakim açığı sebebiyle bu mahkemeler sürekli
tek hakimli olarak çalışmışlardır. 5235 sayılı Kanun ile birlikte asliye hukuk
mahkemeleri tek hakimli mahkemeler haline gelmişlerdir.
İşin yoğun olduğu ilçelerde birden fazla asliye hukuk mahkemesi ku- 142
rulabilir. Bu yerler genellikle büyük şehirlerdir. Örneğin, büyük ilçelerde
veya şehirlerde birden fazla asliye hukuk mahkemesi vardır. Bu mahkemeler,
aynı asliye hukuk mahkemesinin daireleri şeklindedir ve bir numara alarak o
yerin adıyla anılırlar. Örneğin, İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi gibi.
Dava açarken, o yerdeki asliye hukuk mahkemelerinden birini seçme 143
imkanı yoktur; dilekçe genel olarak o yer asliye hukuk mahkemesine hitaben
yazılır. Bu dilekçeler, daha sonra mahkemeler arasında iş yüküne göre dağıtı-
lır. Bu dağılımın nasıl yapılacağına ilişkin esasların belirlenmesi görevi, 5235
sayılı Kanun'un S. maddesinde Hakimler ve Savcılar Kurulu'na verilmiştir.
Özel mahkemelerin görevlerine giren işler dışında kalan tüm işler as- 144
liye hukuk mahkemelerince görülür. Bu açıdan bakıldığında asliye hukuk
mahkemeleri asıl mahkemelerdir.
B. Özel Mahkemeler
Belirli uyuşmazlıkları çözümlemek üzere özel kanunlarla kurulmuş 145
mahkemelerdir.Medeni yargı alanında kurulmuş olan özel mahkemeler, sulh
hukuk mahkemeleri, asliye ticaret mahkemeleri, kadastro mahkemeleri, iş
mahkemeleri, icra ve iflas işlerinde görevli icra mahkemeleri, tüketici mah-
kemeleri, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri ve aile mahkemeleridir.
1. Sulh Hukuk Mahkemeleri
Sulh hukuk mahkemeleri, asliye hukuk mahkemeleri gibi 5235 sayılı 146
Kanun'la düzenlendiği için asliye hukuk mahkemeleriyle birlikte genel mah-
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pekcamtcz/ Atalay/ôzekcs
40
kemeler olarak kabul edilmekteydi. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu
ile birlikte dava konusunun miktarına ve değerine bakılmaksızın malvarlığı
haklarına ilişkin davalar ile şahıs varlığına ilişkin davalarda kural olarak asliye
hukuk mahkemeleri görevli mahkeme olarak kabul edilmiştir. Sulh hukuk
mahkemeleri ise görev kısmında açıklanacağı üzere (Bkz. aşa. § 3. VI, C)
sadece belirli uyuşmazlıklara bakan mahkemeler olarak karşımıza çıkmak-
tadır. Bu çerçevede doktrinde genel kabul gören ayrıma ve kanundaki dü-
zenlenişine göre sulh hukuk mahkemeleri genel mahkeme gibi düşünülse de
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki içeriği bakımından fonksiyonel olarak
bu mahkemeleri de özel mahkeme olarak kabul etmek daha doğrudur.
147 5235 sayılı Kanun'a göre, sulh hukuk mahkemeleri, her il merkezi ile
bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirle-
nen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun olumlu görüşü alınarak Ada-
let Bakanlığı'nca kurulur. Daha önce her ilçede kurulması öngörülen sulh
hukuk mahkemelerinin, iş yoğunluğu göz önünde tutularak kurulmasının
sebebi, bazı ilçelerin birbirine çok yakın ve buna karşılık iş yoğunluğunun
çok az oluşudur. Bu gibi yerlerde, iki ilçe yargı çevresi bakımından birleşti-
rilerek, tek bir sulh hukuk mahkemesi kurulur. Bu mahkeme her iki ilçenin
sınırlan içinde kalan uyuşmazlıkları çözecektir.
148 Uyuşmazlıkların yoğun olduğu yerlerde, örneğin büyük şehirlerde,
birden fazla sulh hukuk mahkemesi kurulmuştur. Bunların hepsi sulh hukuk
mahkemelerinin daireleri olup, sulh hukuk mahkemesinin görevine giren
işler bu mahkemeler arasında dağıtılır.
149 Sulh hukuk mahkemesinin görevleri, Hukuk Muhakemeleri
Kanunu'nda (5235 s. Km. 6/1; HMKm. 4,383) ve bazı kanunlarda göste-
rilmiştir (örneğin 1219 s. K, TMK).
150 Sulh hukuk mahkemeleri, tek hakimli mahkemelerdir. Sulh hukuk
mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır (m. 316/1, b. a).
2. Asliye Ticaret Mahkemeleri
ı 51 Asliye ticaret mahkemeleri, dava konusunun miktar ve değerine ilişkin
herhangi bir sınır olmaksızın ticari davaların çözümlendiği özel mahkeme-
lerdir.
152 Ticari davalar kendi içinde mutlak ve nispi ticari dava olarak ayrılır.
Türk Ticaret Kanunu'nda veya özel kanunlarda, açıkça ticari dava oldukları
ve ticaret mahkemesinde bakılacakları öngörülmüş olan davalar (TTK m.
5/2), "mutlak ticart dava" sayılırlar. Mutlak ticari davalarda, tarafların tacir
§ 3. Malıkcıııcler
41
olup olmadıkları veya yapılan işin ticari iş olup olmadığı önemli değildir.
Çünkü, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan kaynaklanan
davalar ticari dava sayılırlar (TTK m. 4/ 1). Örneğin, kıymetli evraka ilişkin
davalar, bunu düzenleyenlerin tacir olmalarına veya ticari bir işletmeyle ilgili
düzenlenmelerine bakılmaksızın ticari davalardır. Benzer şekilde iflas dava-
ları da İcra ve İflas Kanunu'ndaki özel hüküm sebebiyle (İİKm. 154/3) tica-
ret mahkemesinde görülen mutlak ticari davadır. Türk Medeni Kanunu'nun,
rehin karşılığı ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969. madde-
lerinde düzenlenen uyuşmazlıklar ticari dava sayılır (TTK m. 4/ 1-b). Aynı
şekilde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin
devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202
ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ila 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila
501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon söz-
leşmesine ilişkin 532 ila 546, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir
yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555
ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde
düzenlenen dava ve işler de ticari dava ve iş sayılır (TTK m. 4/lc). Bunun
yanında fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta (TTK m. 4/1-d), borsa,
sergi, panayır ile antrepo ve ticarete özgü yerlere ilişkin özel hükümlerde
(TTK m. 4 / 1-e), bankalara, diğer kredi kurumlarına, finansal kurumlara ve
ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde (TTK m. 4/ 1-f) öngörü-
len hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işleri ticari dava
ve iş sayılır.
Mutlak ticari davalar dışında, esasen hukuk davası olan bazı davalar, 153
ticari işletmeyi ilgilendiriyor ve uyuşmazlığın iki tarafı da tacirse ticari dava
sayılırlar. Bu sebeple bu tür ticari davalara "nispi ticarı davalar" denir. Bir
davanın nispi ticari dava sayılması için iki şart gereklidir. Bunlar, davanın her
ilci tarafının tacir olması ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafının da
ticari işletmesiyle ilgili bulunmasıdır (TTKm. 4/1, ilk cümle). Burada Türk
Ticaret Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrası uygulama alanı bulmaz,
yani taraflardan biri için ticari iş sayılan sözleşmeler, diğeri için de ticari iş
sayılır hükmü uygulanmaz. Bir iş, her iki taraf tacir değil ve her ikisi için de
ticari iş değilse ticari dava sayılmaz. Yani her ticari iş, şartlarını taşımıyorsa
aynı zamanda ticari dava sayılmaz. Bir işin ticari iş olması, ticaret hukuku
hükümlerinin uygulanması ile ticari dava olması ayrı şeylerdir. Ticari iş olan
ancak ticari dava olmayan bir uyuşmazlık, asliye ticaret mahkemesinin göre-
vine girmemektedir. Bir iş ticari iş olmakla birlikte, ticari dava değilse, görev
bakımından asliye hukuk mahkemesinde görülecektir, ancak asliye hukuk
mahkemesi böyle bir durumda ticari işe ilişkin hükümleri uygulamalıdır.
Mcdcııi Usul Hukuku Ders Kitabı
Pekcamtcz/ At,ılay/Ôzckcs
42
154
155
156
157
Nispi ticari davaya ilişkin bu genel kural yanında, Türk Borçlar
Kanunu'na göre, havale ve vedia ile telif hakkından doğan davalar, ancak ta-
raflardan birinin ticari işletmesi ile ilgili ise, ticari dava sayılırlar, taraflardan
birinin ticari işletmesi ile ilgili değilse ticari dava sayılmazlar (TTK m. 4/1,
son cümle).
7155 sayılı Kanun'la Türk Ticaret Kanunu'na eklenen SA maddesi
gereğince, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda
belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak
ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurul-
muş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. 7445 sayılı Kanunla da itirazın
iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya
başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilerek, söz konusu maddenin
kapsamı genişletilmiştir. Bu nedenle, ticari uyuşmazlıklarda söz konusu
hallerde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur.
Asliye ticaret mahkemeleri, sadece büyük şehirlerde veya ilçelerde ku-
rulabilmiştir. Ayrı bir asliye ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerlerde, o
yerdeki asliye hukuk mahkemesi, asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla da karar
vermektedir (TTK m. 5). Bir yerde birden çok asliye ticaret mahkemesi
varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Kurulu
tarafından bir veya birkaçı sadece deniz ticaret ve deniz sigorta işlerine bak-
makla da görevlendirilebilir (TTK m. 5/2). Türk Ticaret Kanunu'nun bu
hükmüyle, özel mahkeme olan denizcilik ihtisas mahkemeleri de kaldırılmış
bulunmaktadır.
Toplu mahkeme olan asliye ticaret mahkemeleri, 611 O sayılı Kanun'la
tek hakimli mahkemeler haline getirilmişti. 6545 sayılı Torba Kanun'un
(RG, 28.06.2014, S. 29044) 45. maddesiyle 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı
Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Ku-
ruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrası
değiştirilmiş ve asliye ticaret mahkemeleri konusu parayla ölçülebilen, yani
malvarlığını ilgilendiren bir milyon liranın
2
üzerindeki davalarda üç hakimli,
toplu mahkeme haline getirilmiştir. Bu değişiklikten yaklaşık dört yıl önce
tüm uyuşmazlıklar bakımından toplu mahkeme iken tek hakimli hale geti-
rilen asliye ticaret mahkemelerinin, daha sonra, üstelik istinaf mahkeme-
lerinin göreve başlaması öncesinde tekrar toplu mahkeme olarak çalışması
öngörülmüştür. İstinaf mahkemelerinin göreve başlamasıyla birlikte bazı
2
Sözkonusu parasalsınır, her yıl yeniden değerleme oranına göre yeniden belirlenecektir.Bu
şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz (5235 s. K.
m.5/3; HMKekm.1).
i� J. Malıkcıııclcl'
43
uyuşmazlıklar hen1 ilk derece ınahkemesinde hem de istinaf incelemesinde
üç hakinlin görev aldığı mahkeınece incelenmektedir. Hakim açığı bulunan
ülkemiz bakın1ından bu düzenlemenin isabeti tartışılır hale gelmiştir.
Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri bir milyon 158
liranın üzerinde olan dava ve işler yanında dava değerine bakılmaksızın;
1. İflas, iflasın kaldırılması, iflasın kapatılması, konkordato ve yeniden
yapılandırmadan kaynaklanan davalara,
2. Türk Ticaret Kanunu'nda hakimin kesin olarak karara bağlayacağı
işler ile davalara,
3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul
kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve
denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organla-
rın azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve
tasfiyeye yönelik davalara,
4. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na ve Milletlerarası Tahkim
Kanunu'na göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına
ilişkin itirazlara, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile
yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara,
ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak
heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Bu iş ve davalarda mahkeme başkanı
belirli bazı tahkikat işlemlerini yapmak üzere üyelerden birini naip hakim
olarak görevlendirebilir. Heyet halinde bakılacak davalarla ilgili olmak
üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep edilen ihtiyati ha-
ciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından incelenir ve karara bağlanır. Söz
konusu dava ve işler dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hakimlerinden
biri tarafından görülür ve karara bağlanır. Başkan ve üye hakimler arasında
dağılıma ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı
tarafından önceden tespit edilir.
3. Kadastro Mahkemeleri
Kadastro mahkemeleri 3402sayılı Kadastro Kanunu ile kurulmuş mah- 159
kemelerdir. Kadastro Kanunu'nun 24. maddesine göre, genel mahkemelere
ait olup da bu Kanun'un uygulanması ile ilgili dava ve işlere, belirlenen usul
ve esaslara göre bakmak üzere her kadastro bölgesinde tek hakimli ve asliye
mahkemesi sıfatını haiz yeterli sayıda kadastro mahkemesi kurulur. Kadast-
ro mahkemesinin görevleri Kadastro Kanunu'nun 25. maddesinde sayıl-
mıştır. Genel olarak belirtmek gerekirse, kadastro mahkemeleri kadastroyla
Mederıı Usul Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııtez/ Atalay/Ôzekes
44
ilgili uyuşmazlıkları çözümleyen mahkemelerdir. Kadastro mahkemeleri tek
hakimli olup, asliye hukuk mahkemesi niteliğindedir (KadK m. 24). Ayrıbir
kadastro mahkemesi kurulmayan yerlerde, kadastro mahkemelerinin görev
alanına giren uyuşmazlıklar, o yerde bulunan asliye hukuk mahkemesi tara-
fından sonuçlandırılır.
160 Kadastro mahkemelerinde genel mahkemelerden farklı bir usul uygu-
lanır. Bu usul kuralları Kadastro Kanunu'nun 28 ve devamı maddelerinde
düzenlenmiştir. Kadastro Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde basit
yargılama usulü uygulanır (KadK m. 29/3 ).
4. İş Mahkemeleri
161 İş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulü 7036 sayılı
İş Mahkemeleri Kanunu'nda düzenlenmiştir. İş mahkemeleri, tek hakimli
ve asliye hukuk mahkemesi derecesinde kurulur. Bu mahkemelerin yargı
çevresi, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye
Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümlerine
göre belirlenir. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde iş mahkemelerinin
birden fazla dairesi oluşturulabilir.Aynı yerde birden fazla iş mahkemesinin
kurulması halinde, bu mahkemeler arasında bir görev ayrımı ilişkisi değil, iş
dağılımı ilişkisi vardır. İhtisaslaşmanın sağlanması amacıyla gelen işlerin yo-
ğunluğu ve niteliği dikkate alınarak aynı yerdeki birden fazla iş mahkemesi
arasındaki iş dağılımı, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebilir.
Bu kararlar Resmi Gazete'de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bak-
mak zorundadır (İşMK m. 2/2). İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerde
ise bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye hukuk
mahkemesi tarafından, İş Mahkemeleri Kanunu'ndaki usul ve esaslara göre
bakılır.
162
İş mahkemeleri, 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna
tabi gemi adamları, 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 6098 sayılı Türk Borçlar
Kanunu'nun ikinci kısmının altıncı bölümünde düzenlenen hizmet sözleş-
melerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nede-
niyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,
idari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4'üncü maddesi
kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu
veya Türkiye İş Kurumu'nun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatın-
dan kaynaklanan uyuşmazlıklara ve diğer kanunlarda iş mahkemelerinin
görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakar.
§ 3. Malıkcınclcr
45
İş Mahkenıeleri Kanunu'nun 3. maddesi gereğince, iş kazası veya mes- 163
lek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili
tespit, itiraz ve rücu davaları dışında İş Kanunu'na, bireysel veya toplu iş
sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade tale-
biyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması bir dava şartı olarak
kabul edilmiştir. 7445 s. Kanun ile üçüncü maddeye bir cümle eklenerek;
itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının da ilk cümle çerçevesinde
zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu kabul edilmiştir. Yine, İş Mahkemeleri
Kanunu'nun 4. maddesi gereğince, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynak-
lanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu
sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan
önce Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvurulması zorunlu hale getirilmiştir.
Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedil-
miş sayılması şarttır. Bu nedenle İş Mahkemeleri Kanunu'nun üçüncü mad-
desinde belirtilen hallerde, dava açılmadan önce arabulucuya; dördüncü
maddesinde belirtilen hallerde ise dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik
Kurumu'na başvurulması zorunludur.
İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. Hukuk Muhake- 164
meleri Kanunu'nun kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince
verilen kararlar hakkında da uygulanır (İşMK m. 7).
5. İcra Mahkemeleri
İcra mahkemeleri, başta icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı yapı- 165
lan itiraz (İİKm. 68-68a, 147, 150a, 269c, 275) ve şikayetler (İİKm. 16-18)
olmak üzere, icra ve iflas hukukuna ilişkin uyuşmazlıkları çözmek amacıyla
ilk olarak icra tetkik mercii adı altında kurulmuş mahkemelerdir (İİK m. 4).
21 Şubat 2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5092
sayılı İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla "icra
tetkik mercii" ibaresi "icra mahkemesi" olarak değiştirilmiştir. İcra mahkemesi
tek hakimli bir mahkemedir.
İcra mahkemeleri, özel nitelikte mahkemelerdir. Her asliye mahkemesi- 166
nin yargı çevresi içinde bir icra mahkemesi kurulur. Ayrı bir icra mahkemesi
bulunmayan yerlerde o yerin asliye hukuk mahkemesi icra mahkemesi ola-
rak görev yapar. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar
Kumlu'nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı'nca icra mahkemesinin bir-
den fazla dairesi kurulabilir. Bu durumda icra mahkemeleri numaralandırılır.
Bu mahkemeler arasındaki iş dağılımı ve buna ilişkin esaslar, Hakimler ve
46
■
Pckcaıııtez/ Atalay/Ôzekcs
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Savcılar Kurulu'nca belirlenir. Her icra mahkemesi hakimi, kendisine Adli
Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığı'nca dönüşümlü olarak bağlan�n icra
dairelerinin işlemlerine yönelik şikayet ve itirazları inceler. Bu daırelerin
gözetim ve denetimini yapar; idari işlerine bakar (İİK m. 4).
167 İcra mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır_ ve icra mahke-
mesinin baktığı işler ivedi işlerden sayılır (İİK m. 18/ 1). Icra mahkemesi
kararları, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Bunun
sonucu olarak, icra mahkemesinde karara bağlanan bir husus, takip hukuku
bakımından sınırlı bir kesinliğe sahip olup daha sonra genel mahkemelerde
tekrar dava konusu yapılabilir. İcra mahkemesi kararları sadece o takip hak-
kında, takip hukukuna özgü bir etkiye sahiptir.
6. Tüketici Mahkemeleri
168 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile bu Kanun'un
uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü uyuşmazlığın çözümlenmesi
amacıyla tüketici mahkemeleri kurulması öngörülmüştü (TKHK m. 23/1).
Bu Kanunun yerini 27.04.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tü-
keticinin Korunması Hakkında Kanun almıştır. Yeni Kanunda da tüketici
işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara
ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevli kılınmıştır (TKHK m.73).
169 7251 sayılı Kanun'la Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a ekle-
nen 73A maddesi gereğince, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmaz·
lıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı
olarak kabul edilmiştir. Ancak, tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında
olan uyuşmazlıklar, tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar, 73.
maddenin 6. fıkrası ile 74. maddede belirtilen davalar ve tüketici işlemi
mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar dava şartı
arabuluculuğun kapsanu dışında bırakılmıştır. Aynı Kanun'la Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun'a getirilen geçici ikinci madde gereğince, dava
şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibari
ile ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay'da görül-
mekte olan davalara uygulanmayacağı kabul edilmiştir. Bu değişiklikten
sonra tüketici uyuşmazlıkları bakımından dikkat edilmesi gereken nokta,
hangi uyuşmazlıkların tüketici hakem heyetinin görev alanında, hangisinin
mahkemenin görev alanında olduğunu tespit yanında; ayrıca mahkemede
dava açmadan önce de hangi uyuşmazlıkların zorunlu arabuluculuk kap-
samında olduğudur. Bu değişiklik sonucu, görev alanı ve başvurulacak yer
konusu sorunlu hale gelmiştir.
47
&� J. M,ı/ıJ.:cıııder
Tüketi inin Korunınası Hakkında Kanun'un 3. maddesinde tüketici, 170
ti'arl ,. ya ınesleki olınayan aınaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi;
tüketici işleınleri ise, n1al veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de
dahil olnıak üzere ticari veya ınesleki amaçlarla hareket eden veya onun
adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler ara-
:ında l-urulan, eser, taşınıa, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri
s"zleşnıeler de dahil oln1ak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak
tanınılannuştır.
Tüketici işleınleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan ve belli 171
parasal sınırı aşn1ayan uyuşınazlıklar için tüketici mahkemelerinde doğru-
dan dava açılamaz. Parasal sınır, 2023 yılı için 66.000 liradır. Söz konusu
parasal sınırın altında bulunan uyuşmazlıklarda il veya ilçe tüketici hakem
heyetlerine başvuru zorunludur. Ayrıca bu tutarın üzerindeki uyuşmazlıklar
için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz; tüketici mahkemele-
rinde dava açılması gerekir (TKHK m. 68). Burada belirtilen parasal sınır
her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere, o yıl için tespit ve ilan
edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu artışların hesa-
bında bin Türk lirasının küsuru dikkate alınmaz.
İl tüketici hakem heyetleri il sınırları içinde, ilçe tüketici hakem he- 172
yetleri ise ilçe sınırları içinde yetkilidir. Tüketici hakem heyeti kurulmayan
ilçelerde, Ticaret Bakanlığı'nca o ilçe için belirlenen tüketici hakem heyeti
yetkilidir. Başvurular, tüketicinirı yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici
işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. Tüketici ha-
kem heyeti kurulmamış ilçelerde, başvurular, ilçe kaymakamlıklarına yapıla-
bilir ve bu durumda başvurular, kaymakamlıklarca Tüketici Bilgi Sistemine
kaydedilerek bakanlıkça belirlenen yetkili tüketici hakem heyetine iletilir.
Tüketici hakem heyeti kararları tarafları bağlar ve bu kararlar, İcra ve 173
İflas Kanunu'nun ilamların icrası hakkındaki hükümlerine göre yerine
getirilir. Taraflar, tüketici hakem heyetinin kararlarına karşı tüketici mah-
kemesine itiraz edebilirler. İtiraz süresi, kararın tebliği tarihinden itibaren
on beş gündür. Yetkili mahkeme, tüketici hakem heyetinin veya tüketicinin
yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesidir. İtiraz, tüketici
hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak talep edilmesi şartıyla
hakim, tüketici hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir
(TKHKnL 71).
Tüketici hakem heyetlerinin başkanlığını illerde ticaret il müdürü, il- 174
çelerde ise kaymakam veya bunların görevlendireceği bir memur yürütür.
48
Medeni Usül Hukuku Ders Kitabı
Pckcaıııta/ Atalay/Öukes
175
176
177
178
179
Tüketici hakem heyeti; belediye başkanının konunun uzmanı belediye
personeli arasından görevlendireceği bir üye, baronun mensupları arasın-
dan görevlendireceği bir üye, satıcının tacir olduğu uyuşmazlıklarda ticaret
ve sanayi odasının ya da bunların ayrı ayrı örgütlendiği yerlerde ticaret
odasının, satıcının esnaf ve sanatkar olduğu uyuşmazlıklarda, illerde esnaf
ve sanatkarlar odaları birliğinin, ilçelerde ise en fazla üyeye sahip esnaf ve
sanatkarlar odasının görevlendireceği bir üye, tüketici örgütlerinin kendi
aralarından seçecekleri bir üye olmak üzere başkan dahil beş üyeden oluşur.
Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgüt-
leri tarafından açılan davalar Harçlar Kanunu'nda düzenlenen harçlardan
muaftır. Ayrıca zorunlu arabuluculuk kapsamındaki tüketici uyuşmazlık-
larında, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'nun 18A madde-
sinin 11. fıkrası gereğince geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya
katılınmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesine sebebiyet
veren taraf aleyhine yargılama giderleri bakımından doğan sonuçlar, tüketici
aleyhine uygulanmaz (TKHK m.73A/2). Arabuluculuk faaliyeti sonunda
taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya
tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları halinde tüketicinin ödemesi
gereken arabuluculuk ücreti, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Ancak
belirtilen hallerde arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Ücret Tarifesi'nin bi-
rinci kısmına göre, iki saatlik ücret tutarını geçemez (TKHK m.73A/3).
Tüketici örgütleri üst kuruluşlarınca açılacak davalarda bilirkişi ücreti
ve davanın davacı aleyhine sonuçlanması durumunda, hükmedilen vekalet
ücreti Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması duru-
munda, bilirkişi ücreti Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir.
Tüketici mahkemelerinde de basit yargılama usulü uygulanır (TKHK
m. 73/4).
Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlık; haksız
ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak
tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi
olan hallerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir
kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdu-
rulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilir (TKHKm. 73/6).
Genel olarak tüketicileri ilgilendiren davalarda davacı, verilen kararların
yayımlanmasını talep edebilir. Talebin mahkemece kabul edilmesi halinde
49
-·
'
§3. Malıkcıııclcr
bu karar, masrafları davalıdan alınmak üzere ülke düzeyinde yayımlanan
gazetelerden en az üçünde derhal ilan edilir (TKHKm. 73/7).
Tüketici mahkemelerince verilen kesinleşmiş kararlar, Ulusal Yargı Ağı 180
Bilişim Sistemi üzerinden Bakanlığa iletilir. Tüketici hakem heyetleri ka-
rarlarına karşı yapılan itiraz sonucu verilen kararlar, kararı veren mahkeme
tarafından ilgili tüketici hakem heyetine gönderilir (TKHK m. 73/ 8).
Tüketici mahkemelerinin tek hakimli olarak kurulması öngörülmüştür. 181
7. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 76'ncı maddesinde, söz konusu 182
Kanun'un düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işlerde görevli
mahkemenin, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156'ncı maddesinin
birinci fıkrasında belirtilen mahkeme olduğu kabul edilmiştir. 6769 sayılı
Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156'ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre bu
mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Fikri ve sınai haklar
hukuk mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Kumlu'nun olumlu görüşü alına-
rak, Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin
yargı çevresi il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi
üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir.
Buna göre 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile ilgili ihtilaflarla 183
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'na göre marka, coğrafi işaret, tasarım,
patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin ihtilaflarda fikri ve
sınai haklar hukuk mahkemesi görevlidir.
Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri tek hakimli ve asliye hukuk 184
mahkemesi derecesinde mahkemelerdir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahke-
mesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve
işlere, asliye hukuk mahkemesince bakılır. Bu dava ve işlere bakacak asliye
hukuk mahkemeleri ile bu mahkemelerin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına
bakılmaksızın Adalet Bakanlığı'nın önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar
Kurulu tarafından belirlenir. Hakimler ve Savcılar Kurulu, bu düzenlemenin
yürürlüğe girmesinden önceki tarihli bir kararı ile yukarıda anılan mev-
zuattan kaynaklanan hukuk davalarına, ayrı bir fikri ve sınai haklar hukuk
mahkemesi kurulamayan ve sadece bir asliye hukuk mahkemesi bulunan
yerlerde bu mahkeme tarafından; iki asliye hukuk mahkemesi bulunan
yerlerde bir numaralı asliye hukuk mahkemesi tarafından; ikiden fazla asliye
hukuk mahkemesi bulunan yerlerde ise üç numaralı asliye hukuk mahke-
mesi tarafından bakılacağını öngörmüştür (24.03.2005 günlü ve 188 sayılı
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/Ôzckes
50
Hakimler ve Savcılar Kurulu Kararı). Yargıtay kararlarında da Hakimler ve
Savcılar Kurulu tarafından belirlenen asliye hukuk mahkemesi dışındaki bir
mahkemede fikri ve sınai haklarla ilgili davanın açılmış olması durumunda,
davanın açıldığı mahkeme tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerektiği
kabul edilmiştir.
8. Aile Mahkemeleri
185 09.01.2003 tarih ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev
ve Yargılama Usullerine Dair Kanun 18 Ocak 2003 tarihli Resmi �azete'de
yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Kanun'un ilk maddesinde
Kanun'un amacının aile hukukundan doğan dava ve işlere bakılması olduğu
belirtilmiştir (AMKKm. 1/2).
186 Kanun'un 4. maddesinde ise aile mahkemelerinin özel mahkeme
olarak hangi uyuşmazlıklar konusunda görevli olduğu açıklanmıştır. Söz
konusu düzenlemeye göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci
Kitabının Birinci Kısmında düzenlenen nişanlanma, evlenme, boşanma ve
mal rejimleriyle ilgili uyuşmazlıklar; İkinci Kısmında düzenlenen soy bağına
ilişkin uyuşmazlıklar (babalık davası, tanıma, evlat edinme) ile aile ile ilgili
uyuşmazlıklar (nafaka, aile malları) aile mahkemelerinin görevi kapsamında
değerlendirilecektir (AMKK m. 4/1-1). Ayrıca Türk Medeni Kanunu'nun
Yôrürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a göre de aile hukukundan
doğan uyuşmazlıklar aile mahkemelerinin görevi kapsamındadır. Milletle-
rarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'a göre aile hukukuna
ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi (AMKK m. 4/1-2)
ve kanunlarla verilen diğer görevler de aile mahkemesinin görevi içindedir
(AMKKm. 4/1-3).
187 Her aile mahkemesi,
1. Davanın esasına girilmeden önce veya davanın görülmesi sırasında,
mahkemece istenen konular hakkında taraflar arasındaki uyuşmazlık
nedenlerine ilişkin araştırma ve inceleme yapmak ve sonucunu bil-
dirmek,
2. Mahkemenin gerekli gördüğü hallerde duruşmada hazır bulunmak,
istenilen konularla ilgili çalışmalar yapmak ve görüş bildirmek,
3. Mahkemece verilecek diğer görevleri yapmak
üzere Adalet Bakanlığı'nca adliyelerde görevlendirilen, tercihen; evli ve
çocuksahibi, otuz yaşını doldurmuş ve aile sorunları alanında lisansüstü eği-
§ 3. Malıkcmelcr
51
tim yapmış olanlar arasından, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan
yararlanılır.
Bu görevlilerin bulunmaması, iş durumlarının müsait olmaması veya 188
görevin bunlar tarafından yapılmasında hukuki veya fiili herhangi bir engel
bulunması ya da başka bir uzmanlık dalına ihtiyaç duyulması hallerinde,
diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar veya serbest meslek icra
edenlerden yararlanılır.
Aile mahkemeleri her il ve nüfusu yüzbinin üzerinde olan her ilçede 189
kurulan ve tek hakimden oluşan asliye mahkemesi derecesinde mahkeme-
lerdir.
m. BÖLGEADLİYEMAHKEMELERİ
A. Genel Olarak
5235 sayılı Kanun ile ilk derece ve temyiz arasında, "adli yargı ikinci 190
derece" mahkemeleri sıfatıyla yer almak üzere, bölge adliye mahkemelerinin
kurulması öngörülmüştür.
5235 sayılı Kanunun geçici 2. maddesine göre, Kanunun yürürlük 191
tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde bölge adliye mahkemelerinin kurul-
ması gerekmekteydi. Bu durumda, 1 Haziran 2007 tarihi itibariyle bu mah-
kemeler Adalet Bakanlığı'nca hukuken kurulmak ve Resmi Gazete'de ilan
edilmek zorundaydı. Kanun'da öngörülen süre uzatılmadığından veya yeni
bir kanunla ertelenmediğinden, bu hukuki zorunluluğu yerine getirmek
üzere Adalet Bakanlığı tarafından, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Samsun,
Konya, Adana, Erzurum, Diyarbakır olmak üzere dokuz yerde bölge adliye
mahkemelerinin kurulacağı ve bu bölge adliye mahkemelerinin yargı çev-
resi ile daire sayıları, 22.05.2007 tarihinde belirlenmiştir. Adalet Bakanlığı
13.06.2011 tarihinde, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun olumlu görüşü ile,
Antalya, Gaziantep, Kayseri, Sakarya, Trabzon ve Van olmak üzere altı yerde
daha bölge adliye mahkemelerinin kurulmasına kadar vermiştir. Böylelikle
bölge adliye mahkemesi sayısı onbeşe çıkarılmıştır.
5235 sayılı Kanun'un geçici 2 ve 3. maddeleri gereğince, Adalet Bakan- 192
lığı ve Hakimler ve Savcılar Kurulu da Resmi Gazete ile gerekli ilanı yapmış-
tır (RG, 05.06.2007, S. 26543). Bu ilanlarda, bölge adliye mahkemelerinin
nerelerde kurulacağı ve yargı çevreleri ile daire sayıları belirtilmekle birlikte,
Türkiye genelinde görev yapan hakim, Cumhuriyet Savcısı ve yardımcı
personel sayısının, hem ilk derece adliye mahkemelerinin hem de bölge ad-
Medeni Usıll Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez,/Atalay/ôukcs
52
liye mahkemelerinin ihtiyacına cevap veremeyeceğinin anlaşılması ve 5235
sayılı Kanunın geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen ve
bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak en geç iki yıl içinde bölge
adliye mahkemeleri için tamamlanması zorunlu olan bina, araç ve gereçlerin
halen daha sağlanamamış olması nedeniyle, bölge adliye mahkemelerinin
tüm yurtta göreve başlayacakları tarihin belirlenmesi hususunun 5235 sayılı
Kanun'un geçici 3. maddesinde öngörülen koşulların tamamlanmasından
sonra değerlendirilmesine karar verilmiştir. 2011 tarihine kadar Bölge Adli-
ye Mahkemelerine yapılması gereken Cumhuriyet Savcısı ve haklın ataması
yapılmamıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girerken bölge
adliye mahkemelerinin aynı zamanda göreve başlayacağı düşünüldüğünden
Kanun'un düzenlemesi buna uygun olarak yapılmıştır. Hakimler ve Savcı-
lar Kurulu on beş bölge adliye mahkemesinin Cumhuriyet Başsavcılarını
atamış ise de hakimler atanamadığı için 2004 yılında kabul edilen Kanunla
ilci yıl içinde kurulması gereken (Bkz. 5235 s. K geçici m. 3) bölge adliye
mahkemeleri kağıt üzerinde kurularak on yıldır göreve başlayamamıştı.
193 Geçen sürede başkaca önemli bir gelişme olmamış, ancak 07.11.2015
tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de Adalet Bakanlığı ile Hakimler ve Sav-
cılar Kurulu kararları yayınlanmıştır. Bu kararlarda, bölge adliye mahkeme-
lerinin yargı çevreleri yeniden belirlenirken; ayrıca bölge adliye mahkemele-
rinin 20.07.2016'da tüm yurtta göreve başlayacağı belirtilmiştir. Bu kararlar
ile birlikte on beş farklı ilde bölge adliye mahkemelerinin göreve başlaması
beklenirken, 01.03.2016 tarihli ve 29640 sayılı Resmi Gazete'de, Hakimler
ve Savcılar Kurulu'nun 29.02.2016 tarih ve 53 karar numaralı kararı ile
20.07.2016 tarihinde göreve başlayacak bölge adliye mahkemelerinin sayısı
yediye düşürülmüştür.Söz konusu karara göre, bölge adliye mahkemelerinin
ilketapta yedi merkezde faaliyete geçirilerek her bir bölge için daire sayısının
artırılması suretiyle ihtisas daireleri oluşturularak uygulama birliğinin temin
edileceği ve bu şekilde içtihat farklılığının azaltılarak ihtisaslaşmada etkinlik
ve verimliliğin sağlanabileceği gerekçesiyle bazı bölge adliye mahkemeleri-
nin yargı alanlarının yeniden belirlenmesinin uygun olacağı düşünülmüştür.
Bu kararda ayrıca, Antalya, Ankara, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir ve
Samsun bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri de bildirilmiştir.
194 Bölge adliye mahkemeleri, bölgelerin coğrafi durumları veiş yoğunluğu
göz önünde tutularak belirlenen yerlerde, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun
olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığı'nca kurulur.
195 Bölge adliye mahkemelerinin yargı çevrelerinin belirlenmesine, de-
ğiştirilmesine veya bu mahkemelerin kaldırılmasına Adalet Bakanlığı'nın
� 3. Malıkcmclcr
53
önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu'nca karar verilir (5235 s. Km.
25). Yukarıda da açıklandığı üzere, öncelikle yedi yerde bölge adliye mah-
kemesinin kuruluşu ve yargı çevreleri ilan edilmiştir. Ancak, bu sayıda ve
yargı çevrelerinde değişiklik olmuştur. Zira bu kadar az sayıda bölge adliye
mahkemesi ile istinaf mahkemelerinin görevlerini yapabilmesi mümkün
değildi. Nitekim Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun önce 03.08.2017 tarih
ve 703 karar numaralı kararı ile (RG, 05.08.2017, S. 30145) 05.09.2017
tarihi itibariyle Adana ve Bursa bölge adliye mahkemelerinin faaliyete
başlaması; daha sonra da 06.06.2018 tarih ve 217 karar numaralı kararı ile
(RG, 08.06.2018, S. 30445) 03.09.2018 tarihi itibariyle Konya ve Sakarya
bölge adliye mahkemelerinin daha sonra da 26.06.2019 tarih ve 230 karar
numaralı kararı ile (RG, 28.06.2019, S. 30815) 02.09.2019 tarihi itibariyle
Diyarbakır, Kayseri, Trabzon ve Van bölge adliye mahkemelerinin faaliyete
başlaması öngörülmüştür. Son olarak Denizli, Malatya ve Tekirdağ bölge ad-
liye mahkemeleri kurulmuş (RG, 10.06.2022, S. 31862); ancak söz konusu
bölge adliye mahkemeleri henüz faaliyete başlamamışlardır. Böylelikle bölge
adliye mahkemesi sayısı on sekize çıkarılmıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlaması ile Yargıtay'ın incele- 196
mekte olduğu dosyalar bölge adliye mahkemelerine devredilmediği için, bu
mahkemelerin göreve başlar başlamaz büyük bir iş yükü ile karşı karşıya kal-
maları söz konusu olmamıştır. Çünkü Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun
geçici 3. maddesine göre, ancak bu mahkemelerin göreve başladığı tarihten
sonra verilen kararlara karşı yapılacak kanun yolu başvuruları bölge adliye
mahkemelerine gidecektir. Bundan önce verilen kararlara karşı ise yapılacak
başvurular ile mevcut başvurular ise hüküm kesinleşinceye kadar eski ka-
mın (1086 sayılı HUMK) hükümlerine tabi olacaktır. Adli Yargı İlk Derece
Mahkemeleri ile Bqlge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanunun geçici birinci maddesinde de bu yönde hüküm vardır.
Nitekim bu maddeye göre, bölge adliye mahkemeleriyle ilgili Kanun'un
yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan dava ve işlerde mahkemelerin gö-
revinde bir değişikliğin söz konusu olduğu hallerde, üst görevli mahkemeler
yargılamaya devam ederler.
B. Görevleri
Bölge adliye mahkemelerinin görevleri 5235 sayılı Kanunun 33. mad- 197
desinde düzenlenmiştir. Buna göre, bölge adliye mahkemelerinin görevleri:
1. Adli yargı ilk derece mahkemelerinceverilen ve kesin olmayan hüküm
ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamak,
Medeni Ustll Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/ôzekes
54
2. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmaktır.
C. Teşkilat
ı. Genel Olarak
ı 98 Bölge adliye mahkemeleri, başkanlık, ceza daireleri başkanlar kurulu,
hukuk daireleri başkanlar kurulu, daireler, bölge adliye mahkemesi Cumhu-
riyet başsavcılığı, bölge adliye mahkemesi adalet komisyonu ve müdürlük-
lerden oluşur (5235 s. Km. 26).
199 Her bölge adliye mahkemesinde bir başkan bulunur. Başkanlık, başkan
ile yazı işleri müdürlüğünden oluşur (5235 s. Km. 27).
200 Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri başkanlar kurulu ve hukuk dai-
releri başkanlar kurulu, bölge adliye mahkemesi başkanı ve ilgili dairelerin
başkanlarından oluşur. Bölge adliye mahkemesi başkanının bulunmadığı
hallerde kurulun başkanlığını ilgili daire başkanlarından kıdemli olanı yerine
getirir. Daire başkanının mazereti halinde, o dairenin kıdemli üyesi kurula
katılır (5235 s. Km. 28).
201 Her bölge adliye mahkemesinde bir Cumhuriyet başsavcılığı bulunur.
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, Cumhuriyet başsavcısı ve
yeteri kadar Cumhuriyet savcısından oluşur. En kıdemli Cumhuriyet savcısı,
Cumhuriyet başsavcı vekili olarak görev yapar (5235 s. Km. 30).
202 Her bölge adliye mahkemesinde bir bölge adliye mahkemesi adalet ko-
misyonu bulunur. Komisyon, bölge adliye mahkemesi başkanının başkanlı-
ğında, Hakimler veSavcılar Kurulu'nca daire başkanları arasından belirlenen
bir asıl üye ile bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcısından oluşur.
Hakimler ve Savcılar Kurulu ayrıca, daire başkan veya üyeleri arasından bir
yedek üye belirler. Başkanın yokluğunda en kıdemli daire başkanı, Cum-
huriyet başsavcısının yokluğunda Cumhuriyet başsavcıvekili ve asıl üyenin
yokluğunda yedek üye komisyona katılır. Komisyon eksiksiz toplanır ve
çoğunlukla karar verir (5235 s. Km. 31).
203 Bölge adliye mahkemesi başkanlığında, dairelerinde, Cumhuriyet baş-
savcılığında ve adalet komisyonunda birer yazı işleri müdürlüğü, Cumhuri-
yet başsavcılığında ayrıca bir idari işler müdürlüğü ile ihtiyaç duyulan diğer
müdürlükler kurulur. Her müdürlükte bir müdür ile yeterli sayıda memur
bulunur. Müdürlüklerde çalışanların atama, disiplin ve diğer özlük işlerinde
adli yargı ilk derece mahkemelerinde görevli personelin tabi oldukları hü-
kümler uygulanır (5235 s. Km. 32).
§ 3. Mahkemeler
55
2. Hukuk Daireleri
Bölge adliye mahkemeleri, hukuk ve ceza dairelerinden oluşur. Her 204
bölge adliye mahkemesinde en az üç hukuk ve en az iki ceza dairesi bulu-
nur. Gerekli hallerde dairelerin sayısı, Adalet Bakanlığı'nın önerisi üzerine
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nca artırılıp azaltılabilir. Dairelerde bir başkan
ile yeteri kadar üye bulunur (5235 s. Km. 29).
Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin görevleri şunlardır (5235 205
s. Km. 36):
1. Adli yargı ilk derece hukuk mahkemelerinden verilen ve kesin ol-
mayan hüküm ve kararlara karşı yapılan başvuruları inceleyip karara
bağlamak,
2. Yargı çevresi içerisinde bulunan adli yargı ilk derece hukuk mahke-
meleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek,
3. Yargı çevresindeki yetkili adli yargı ilk derece hukuk mahkemesinin
bir davaya bakmasına fi.ili veya hukuki bir engel çıktığı veya iki mah-
kemenin yargı sınırları kapsamının belirlenmesinde tereddüt edildiği
takdirde, o davanın bölge adliye mahkemesi yargı çevresi içerisinde
başka bir hukuk mahkemesine nakline veya yetkili mahkemenin ta-
yinine karar vermek,
4. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
IV. YARGITAY
A. Genel Olarak
Medeni yargıda bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı başvu- 206
rulan üst derece veya kontrol mahkemesi Yargıtay'dır. Yargıtay'ın kuruluşu
ve işleyişi 2797 sayılı Yargıtay Kanunu ile belirlenmiştir. Bu Kanunun 1.
maddesine göre, "Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka
bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merci olup,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile bu Kanun ve diğer kanunların hükümlerine
göre görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir". Yargıtay, Kanun'la göste-
rilen belli davalara ilk ve son derece mahkeı;nesi olarak bakar (AY m. 154).
Yargıtay, Birinci Başkanlık, daireler, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 207
bürolar ve idari birimlerden oluşur (YarK m. 2).
Mede,ıt Ustll Hukuku Ders Kitabı Pckcanıta./A.talay/ôukes
56
B. Yargıtay'ın Görevleri
208 Yargıtay'ın genel olarak görevleri Yargıtay Kanunu'nun 13. maddesinde
gösterilmiştir. Buna göre Yargıtay'ın görevleri:
ı. Adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı
merciine bırakmadığı karar ve hükümleri ilk ve son merci olarak
inceleyip karara bağlamak,
2. Yargıtay Başkan ve üyeleri ile Yargıtay Başsavcısı ve vekili ile özel
kanunlarda gösterilen kimseler aleyhine açılacak davalara ilk ve son
derece mahkemesi olarak bakmak,
3. Kanunla verilen diğer işleri görmektir.
209 Yargıtay'ın adliye mahkemelerinden verilen hükümleri ilk ve son mer-
ci olarak inceleyip karara bağlamak görevi, bölge adliye mahkemelerinin
göreve başlamasından sonra, ilk derece mahkemelerinden verilen kararlar
yerine, kural olarak bölge adliye mahkemelerindenverilen kararlar biçimin-
de anlaşılmalıdır. Yargıtay daireleri ile genel kurullarının görevleri aşağıda
aynca açıklanacaktır.
C. Yargıtay Teşkilatı
210 Yargıtay, Cumhuriyet Başsavcılığı, bürolar ve idari birimler dışında,
Yargıtay'ın karar organları Yargıtay Kanunu'nun 3. maddesinde gösterilmiş-
tir. Bu maddeye göre karar organları, Daireler, Hukuk Genel Kurulu, Ceza
Genel Kurulu, Büyük Genel Kurul, Başkanlar Kurulları, Birinci Başkanlık
Kurulu, Yüksek Disiplin Kurulu, Yönetim Kurulu'dur.
211 Yargıtay Kanunu'nun 30. maddesinin birinci fıkrasına göre, Yargıtay Bi-
rinci Başkanı seçilebilmek için en az altı yıl, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı,
Birinci Başkanvekili ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili seçilebilmek
için en az beş yıl, daire başkanı seçilebilmek için en az üç yıl süreyle Yargı-
tay üyeliği yapmış olmak zorunludur. Bu süreler Yargıtay üyeliğine başlama
tarihinden hesaplanır.
212 6545 sayılı Kanunla 2797 sayılı Kanuna 30. maddesinden sonra gel-
mek üzere 30/A maddesi eklenmiştir. Bu madde de 6723 sayılı Kanunun
19. maddesi ile değiştirilmiştir. Buna göre Genel Sekreter, Yargıtay üyeleri
arasından Birinci Başkan tarafından seçilir.
213 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç gün içinde
bu Kanunda yapılan değişikliğe uygun olarak Genel Sekreter ve genel sekre-
ter yardımcıları yeniden belirlenmiştir.
§ 3. Malıkemeler
57
Genel Sekreterin görev süresi iki yıldır. Ancak bu süre sona ermeden 214
Birinci Başkanın karan üzerine veya Birinci Başkanın görevinin sona ermesi
halinde Genel Sekreterin görevi sona erer. Görevi sona eren Genel Sekreter
bir kere daha seçilebilir.
Yargıtay'da yirmi üç hukuk, on beş ceza dairesi bulunmaktaydı. 6545 215
sayılı Kanunla 04.02.1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 5'inci
maddesinde yer alan "yirmi üç hukuk, on beş ceza dairesi" ibaresi
11
otuz sekiz
daire"şeklinde değiştirilmişti.6572 sayılı Kanunun 21. maddesi ile bu mad-
de"Yargıtay'da yirmi üç hukuk, yirmi üç ceza dairesi ve her dairede bir daire baş-
kanı ile yeteri kadar üye bulunur.
11
şeklinde değiştirilmişti. Son olarak, 6723
sayılı Kanun'un 15. maddesi ile yapılan değişildik sonucunda söz konusu
madde,
11
Yargıtay'da on iki hukuk, on iki ceza dairesi ve her dairede bir daire
başkanı ile yeteri kadar üye bulunur.
11
şeklini almıştır3.
Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme kararın- 216
daki nitelendirme de gözetilerek, temyizin kapsamı esas alınır.
1. Hukuk Daireleri
Yargıtay hukuk daireleri arasında iş bölümü ilişkisi bulunur. İş durumu 217
dikkate alınarak daireler arasındaki iş bölümü her yıl yeniden belirlenir ve
buna ilişkin karar Resmi Gazete'de yayımlanır. Yargıtay Büyük Genel Ku-
rulunun 25.01.2023 tarihli ve 2023/1 sayılı karan ile 2023 yılına ilişkin iş
bölümüne dair karar yayımlanmıştır (Bkz. RG, 27.01.2023, S. 32086).
3
6723 s. K:Ia 2797s. YarK'na eklenen geçici m. lS'e göre, Birinci Başkanlık Kurulunun, iş du-
rumunu ve ihtiyaçları dikkate alarak 6723 s. K:nun yürürlüğe girdiği 23.07.2016 tarihinden
itibaren en geç altıyıl içinde daire sayısını kanunda ifade edilen sayıya indireceği kabul edil-
miştir. Nitekim Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu 22.12.2016 tarihinde 6, 7 ve 18. Hukuk
Daireleri ile 23. Ceza Dairesinin O1.01.2017; 21. Ceza Dairesinin ise 13.04.2017 tarihinden
geçerli olmak üzerine kapatılmasına karar vermiştir (RG, 30.12.2016, S.29934). YargıtayBi-
rinci Başkanlık Kurulu 26.07.2016 tarih ve 263sayılı kararı ile de 22. Ceza Dairesinin kapa-
tılmasına karar vermiştir. Daha sonra Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 07.07.2020 tarih
ve 173 sayılı karan ile 13, 19, 20, 21 ve 22. Hukuk; 17, 18 ve 20. Ceza Daireleri; 03.11.2020
tarih ve 245 sayılı karan ile de 17 ve 23. Hukuk, 3 ve 13. Ceza Dairelerinin; 22.06.2021 �-
rih ve 196 sayılı karan uyarınca 16. Hukuk, 14., 15. ve 19. Ceza Dairelerinin kapatılmasına
karar verilmiştir. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca yapılan daire kapatma ve birleştirme
işlemleri sonucu bazı numaraların açığa çıkması nedeniyle mevcut dairelerin birbirini takip
eden bir sıra halinde tertibi amacıyla; 16. Ceza Dairesi numarası 3. Ceza Dairesi olarak, 15.
Hula.ık Dairesi numarası 6. Hukuk Dairesi olarak, 14. Hukuk Dairesi numarası 7. Hukuk
Dairesi olarak değiştirilmiştir. Kapatılan son dairelerden sonra Yargıtay'da on ilci hukuk ve
on ilci ceza dairesi bulunmaktadır.
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pekcanıtez/ Atalay/Ôukes
58
218 İş bölümünün belirlenmesine ilişkin karar ile Yargıtay Hukuk Daireleri
''Medeni Hukuk Daireleri", "Gayrimenkul Hukuku Daireleri", "Borçlar ve Tica-
ret Hukuku Daireleri", "İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Daireleri" olmak üzere
dört
11
ihtisasalanı"altında toplanmıştır. Her Hukuk Dairesi, kural olarak yal-
nızca bir ihtisas alanı ile ilgili dava veya işler için ilgilendirilmiştir. Zaruret
bulunması halinde bir hukuk dairesi, iki ihtisas alanı altında yer alabilir.
219 Daireler heyet halinde çalışır, heyet bir başkan ve dört üyenin katılına-
sıyla toplanır. Üye sayısının yeterli olınası halinde birden fazla heyet oluş-
turulabilir. Yeni seçilen üyelerle ulaşılan sayı her dairede birden fazla heyet
oluşmasını sağlayacaktır. Bu durumda, oluşturulan diğer heyetlere, heyette
yer alan en kıdemli üye başkanlık eder. Heyetler işi müzakere eder ve salt
çoğunlukla karar verirler. Müzakereler gizli cereyan eder (YarK m. 40 / 1).
220 Yargıtay üyeleri birinci sınıfa ayrılmış adli yargı haklın ve cumhuri-
yet savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hakimler ve Savcılar
Kurulu'nca üye tam sayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir (AY m.
154).
221 Her dairede ayrıca tetkik hakimi bulunur. Tetkik hakimleri, daire
başkanları tarafından kendilerine verilen dosyaları inceler, bu incelemeleri
sonunda bir rapor düzenleyerek bunu kurula sunarlar ve gerekli açıklamayı
yaparlar (YarYôn m. 58).
222 Daireye gelen dosyalar öncelikle, görev, iş bölümü, temyiz kabiliyetinin
bulunup bulunmadığı, temyiz isteminin süresi içinde yapılıp yapılmadığı,
usul eksiklikleri açısından ön incelemeye tabi tutulur (YarK m. 40/3). Ön
inceleme sırasında temyiz incelemesinin başka bir daireye ait olduğu, temyiz
kabiliyetinin bulunmadığı, temyiz isteminin süresi içinde olmadığı, temyiz
şartının yerine getirilınediği veya diğer usul eksiklikleri bulunduğu saptanan
dosyalar dairede öncelikle incelenip karara bağlanır (YarK m. 40/4). Yargı-
tay daireleri arasında bir iş dağılımı ilişkisi bulunur. Eğer Yargıtay dairesinde
incelenecek bir dosya başka bir daireye gönderilirse, o daire bu takdirde
dosyayı ilk derece mahkemesine değil, iş dağılımı bakımından uygun olan
daireye gönderir. Gönderme kararı üzerine dosya kendisine gelen daire, iki
hafta içinde yapacağı ön inceleme neticesinde görevli olmadığı kanaatindey-
se, dosyayı Hukuk İş bölümü İnceleme Kuruluna gönderir. Kurulun ortaya
çıkan bu olumsuz iş dağılımı uyuşmazlığı hakkında vereceği karar kesindir.
§ 3. Malıkcıııeler
59
2. Genel Kurullar
a. Hukuk ve Ceza Genel Kurulları
Genel kurullar Hukuk ve Ceza Genel Kurulu olmak üzere ikiye ayrıl- 223
maktadır. Her iki kurulun görevleri Yargıtay Kanunu'nun 15. maddesinde
gösterilmiştir. Buna göre, Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının görevleri şun-
lanhr:
1. Yargıtay dairelerinin bozma kararlarına karşı mahkemelerce verilen
direnme kararlarını inceleyerek karar vermek,
2. a. Hukuk daireleri arasında veya ceza daireleri arasında içtihat uyuş-
mazlıkları bulunursa,
b. Yargıtay dairelerinden biri; yerleşmiş içtihadından dönmek isterse,
benzer olaylarda birbirine uymayan kararlar vermiş bulunursa, bun-
ları içtihatların birleştirilmesi yoluyla kesin olarak karara bağlamak,
3. İlk derece mahkemesi olarak ilgili dairelerce verilen hükümlerin tem-
yiz yoluyla incelemesini yapmak,
4. Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek.
Hukuk ve Ceza Genel Kurullarına katılmak zorunda olan başkan ve 224
üyelerin belirlenmesine ilişkin esaslar, görüşmelerin gündemi, yönetimi,
�ma gün ve saatleri, oylama ve karar, ön sorun ve öncelikle karara bağ-
lanacak hususlar, kararın çıkmış sayılması, kanun hükümleri çerçevesinde
Yargıtay İç Yönetmeliği ile düzenlenir.
b. Yargıtay Büyük Genel Kurulu
Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun görevleri de Yargıtay Kanunu'nun 225
16. maddesinde gösterilmiştir. Bu maddeye göre Yargıtay Büyük Genel
Kumlu'nun görevleri şunlardır:
1. Birinci Başkanı, birinci başkanvekillerini daire başkanlarını ve bu
Kanun'da gösterilen kurulların üyelerini seçmek,
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı
vekili adaylarını belirlemek,
3. Özel kanunların Yargıtay üyelerinin katılmasını öngördüğü kurullara
üye seçmek veya üye adayı belirlemek,
4. Yargıtay İç Yönetmeliğini yapmak ve gerektiğinde değiştirmek,
5. Hukuk Genel Kurulunun benzer olaylarda birbirine aykırı biçimde
verdiği kararları ile Ceza Genel Kurulunun yine benzer olaylarda
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pdccanıtu/ At.alay/ôuhs
60
birbirine aykırı olarak verdiği kararları veya Hukuk Genel Kurulu
ile Ceza Genel Kurulu; Hukuk Genel Kurulu ile bir hukuk dairesi;
Hukuk Genel Kurulu ile bir ceza dairesi veya Ceza Genel Kurulu
ile bir ceza dairesi; Ceza Genel Kurulu ile bir hukuk dairesi veya bir
hukuk dairesi ile bir ceza dairesi arasındaki içtihat uyuşmazlıklarını
gidermek ve içtihatları birleştirmek,
6. Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek.
226 Yargıtay Büyük Genel Kurulu görevlerin yapılmasında, içinden seçtiği
bir komisyona hazırlık çalışması yaptırabilir.
227 Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun kararları kesin olup, bu kararlar aley-
hine başka bir yargı merciine başvurulamaz.
V. MAHKEMELERARASINDAHUKUKİYARDIM
(İSTİNABE)
228 Her mahkemenin bir yargı çevresi vardır. Bu yargı çevresi mahkemenin
bulunduğu ilçenin idari sınırları ile belirlenir. Mahkemeler çözümledikleri
uyuşmazlıklarda yargı çevreleri içinde kalan usul işlemlerini yapabilirler. Bir
mahkeme kendi yargı sınırları dışında bir iş yapmak zorunda ise, kendi yargı
sınırları dışına çıkamayacağından, o işlemin yapılacağı mahkemeden hukuki
yardım ister. Örneğin, davaya bakan mahkeme kendi yargı sınırları dışında
keşif yapmak ya da tanık dinlemek zorunda ise bunu bizzat yapamayacağın-
dan keşif yapılacak yerdeki ya da tanığın bulunduğu yerdeki mahkemeden
keşfi yapması ya da tanığı dinlemesi için hukuki yardım talep edecektir.
Kendisinden hukuki yardım talep edilen mahkemeye, hukuki yardım talep
edilen (istinabe edilen) mahkeme veya haklın denir. Hukuki yardım veya
istinabe, belli iş veya işlemlerin davaya bakan mahkemece değil de başka bir
mahkeme tarafından yapılmasıdır.
2
29 Hukuki yardım, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda genel çerçevesi ile
düzenlenmeyip bazı maddelerde yer almıştır. Bu hükümlere göre, isticvap
(m. 172/1), delillerin incelenmesi (m. 197), yemin (m. 236), keşif (m.
289/1), ön inceleme (m. 320/3), bölge adliye mahkemesinde inceleme (m.
354) hukuki yardım yolu ile yapılmaktadır. Ancak e-Duruşma yoluyla tanı-
ğın, bilirkişinin, uzmanın ve diğer ilgililerin dinlenilmeleri mümkün olduğu
gibi isticvap olunacak veya yemin edecek taraf, mahkemenin bulunduğu il
dışında oturuyor ve mahkemeye bizzat gelemiyor ise öncelikle e-Duruşma
Sistemi yoluyla isticvap olunur veya yemin ettirilir (e-Duruşma Yon. m. 6,
10/3).
� 3. Malıkemeler
Hukuki yardım yerine uygulamada talimat denilmekte ise de bu ifade 230
doğru değildir ve haklı olarak eleştirilmektedir. Çünkü, hiç kimse mahke-
melere emir ve talimat veremez (AY m. 138/2). Her ne kadar istinabe anla-
mındaki talimattan kasıt sadece başka bir mahkemeden yardım istemek olsa
da yine de hukuken yanlış bir ifadedir. Doğru olan, hukuki yardım istemi ya
da talebidir. Kendisinden hukuki yardım talep edilen mahkeme, bu istemi
yerine getirmek zorundadır. Ancak, bunun için yardım isteminin yazılı ola-
rak hangi işlemin yapılacağı hususunu da açıkça içerecek şekilde iletilmesi
gerekir. Bunun yanında hukuki yardım talep edilen işlemi, yardım talep
edilen mahkemenin yargı çevresi içinde yapabileceği bir işlem olmalıdır.
Bu koşulların bulunmaması halinde, hukuki yardım talep edilen mahkeme,
bu istemi yardım talep eden mahkemeye iade eder. Koşulların varlığına
rağmen, hukuki yardım konusu işlemi yapmaması, hakimin sorumluluğunu
gerektirir. Hukuki yardım konusu işlemin yapılması bir gideri gerektiriyorsa,
hukuki yardım talep eden mahkeme bu gideri de göndermelidir (HarçK m.
35).Aksi takdirde bu gider gönderilinceye kadar hukuki yardım talep edilen
mahkemenin bu işlemi yapma zorunluluğu yoktur.
Kendisinden hukuki yardım talep edilen mahkemenin sadece talep 231
doğrultusunda işlem yapması gerekir. Bu talep dışında işlem yapma ve karar
verme konusunda ne zorunluluğu ne de bir yetkisi vardır.
Hukuki yardım, medeni usul hukukundaki doğrudanlık ilkesinden 232
uzaklaşılan bir durumdur. Çünkü, mahkemenin özellikle tanıkları doğrudan
dinlemesi ve bir aracı olmaksızın diğer delilleri incelemesi yerine, hukuki
yardım talep edilen mahkemenin dinlediği tanık veya yaptığı keşfe ve bunla-
ra ilişkin zabta göre karar verilmesi söz konusu olmaktadır. Bu nedenle, bazı
davaların özellikle delillere daha çabuk ulaşılması ve doğrudanlık ilkesinin
sağlanması için belli yerlerde görülmesi düzenlenmiştir. Örneğin, taşınma-
zın aynına ilişkin davalar, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır
(m.12).
Hukuki yardım, Türk mahkemeleri arasında olabileceği gibi, yabancı 233
ülke mahkemeleri arasında da olabilir. Örneğin, yabancı ülkede oturan bir
tanığın dinlenmesi için, o kişinin oturduğu yerdeki mahkemeden hukuki
yardım talep edilebilir. Yabancı bir ülke mahkemesi ile Türk mahkemeleri
arasında hukuki yardım için bir anlaşmanın varlığı ya da en azından fiili kar-
şılıklılığın bulunması gerekir. Hukuki yardım konusunda en önemli anlaşma
1.3.1954 tarihli Lahey Sözleşmesidir. Bu sözleşmenin 8-16. maddelerinde
hukuki yardımın nasıl yapılacağı düzenlenmiştir. Türkiye bu anlaşmayı,
1972 yılında 1574 sayılı Kanunla (RG, 23.03.1972, S. 14137) onaylamışbr.
61
ı..,_
Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/ôzekes
62
Bu sözleşmeye katılmış ülkelerle Türkiye arasında bu sözleşme hükümleri-
ne göre hukuki yardım uygulanacaktır. Ayrıca, ikili adli yardım sözleşmeleri
çerçevesinde, hukuki yardım gerçekleştirilmektedir.
234 İstinabe ile naip tayini aynı şey değildir. Bu iki kavram, Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu'nda da birbiriyle karıştırılmıştı (Bkz. HUMK m.
104, 364). Naip tayini, toplu mahkemelerde, belli bir üyenin belli bir işin ya-
pılması için görevlendirilmesidir (m. 183A/3). Örneğin, bütün hakimlerin
birlikte keşif yapması yerine, içlerinden birisinin keşif yapmak üzere görev-
lendirilmesi naip hakim tayin edilmesiyle gerçekleşir. Naip hakim, bulundu-
ğu mahkemenin yargı çevresi içinde görevlendirilebilir. Mahkemenin yargı
çevresi dışında kalan işler, ancak hukuki yardım yolu ile yaptırılabilir.
VI. GÖREV
A. Genel Olarak
235 Yargı teşkilatı içinde tüm uyuşmazlıklar aynı yargı içinde çözülmeyip,
bunun için farklı yargı kolları düzenlenmiştir. Her uyuşmazlık kendisine ait
yargı koluna giren yargı yerinde çözümlenmeli ve bir karara bağlanmalıdır.
Bir dava, ait olduğu yargı kolundan başka bir yargı koluna ait mahkemede
açılırsa, bu aykırılığı hakim kendiliğinden nazara alabileceği gibi, taraflar da
buna itiraz edebilir. Bu itiraz, yargı yolu itirazıdır ve görev itirazından farklı-
dır. Medeni yargıda yer alan bir mahkemede bir uyuşmazlığın çözümü için,
öncelikle bu uyuşmazlığın adli yargı koluna dahil olması ve bu yargı kolu
içinde de medeni yargıyı ilgilendirmesi gerekir.
2
36 Bir uyuşmazlığın medeni yargı içinde çözümlenmesi gerektiğini tespit
ettikten sonra, bu uyuşmazlığın medeni yargı içindeki hangi mahkeme ta-
rafından, daha sonra da hangi yerdeki mahkeme tarafından çözümlenmesi
gerektiği sorusuna cevap vermek gerekir. Birinci sorunun cevabı görev ku-
rallarını, ikinci sorunun cevabı ise yetki kurallarım ilgilendirmektedir.
2
37 Medeni yargı içinde görevli mahkeme tespit edilirken, bu mahkemenin
genel mahkeme mi, yoksa özel mahkeme mi olacağı hususu öncelikle belir-
lenmelidir. Genel olarak bir yargı kolu içinde hangi mahkemenin uyuşmaz-
lıkkonusunun niteliğine göre davaya bakabileceğini görev kuralları belirler.
238 Görev kuralları belirlenirken, öncelikle alışılmış olduğu üzere sulh
hukuk mahkemesi ile asliye hukuk mahkemeleri arasındaki görev ayrımı
incelenecektir. Bunun dışında, asliye hukuk mahkemesi ile diğer özel mah-
kemeler arasındaki veya iki özel mahkeme arasındaki ilişki de görev ayrımını
§ 3. Malıkeıneler
ilgilendirir. Örneğin asliye hukuk mahkemesi ile aile mahkemesi, sulh hukuk
mahkemesi ile icra mahkemesi arasındaki ilişki de görev ilişkisidir.
Buradaki görev kuralları, Türk mahkemelerinin ulusal nitelikteki göre- 239
viyle ilgilidir. Uluslararası görev kuralları devletler özel hukukunun inceleme
konusunu oluşturmaktadır ve o kurallara göre tespit edilmelidir.
Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir (m.1). Sulh ve asliye hukuk 240
mahkemelerinin görevi de 5235 sayılı Kanun ile belirlenmiştir (m. 6).
Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre dava konusunun değer ve miktarına
bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin
davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme olmadıkça, asliye hukuk
mahkemesi olarak düzenlenmiştir (m. 2/1).
Kanun, dava konusu, malvarlığına ilişkinse, yani para veya para ile de- 241
ğerlendirilebiliyorsa, bu konuda asliye mahkemelerini miktar veya değere
bakılmaksızın görevli kabul etmiştir. Dava konusunun para ile değerlendi-
rilememesi halinde, yani şahıs varlığına ilişkin davalarda da asliye hukuk
mahkemesi asıl mahkeme olarak kabul edilmiştir. Aksine bir hüküm yoksa
şahıs varlığına ilişkin davalarda da asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Kanaatimizce malvarlığını ilgilendiren davalarda dava konusunun 242
değer ve miktarına bakılmaksızın asliye hukuk mahkemelerinin görevli ola-
cağına ilişkin düzenleme pek çok açıdan isabetli olmamıştır. Bu düzenleme
her şeyden önce asliye hukuk mahkemelerinin iş yükünde önemli bir artışa
neden olmuştur. Ayrıca bu değişiklik belli bir miktarın altındaki uyuşmaz-
lıkların yazılı yargılama usulü gibi daha uzun ve daha masraflı bir yargılama
usulüne tabi olmasını gerektirmiştir. Nitekim küçük bir alacak için dava
dilekçesi, cevap dilekçesi ardından cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi
verilebilecektir. Halbuki basit uyuşmazlıkların daha basit bir usulle çözümü
isabetli olurdu. Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde yapılan değişiklik
ile miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda
basit yargılama usulü uygulanırken, asliye hukuk mahkemesinin görevine
giren miktar veya değeri iki Türk lirası olan davada dahi kural olarak yazılı
yargılama usulü uygulanmaktadır.
63
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôukes
B. Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevli Olduğu Davalar
ı. Konusu Para Olan ya da Para ile Değerlendirilebilen
(Malvarlığına İlişkin) Davalar
243 Malvarlığına ilişkin davalarda, dava konusu mal veya hakkın değerine
bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesi görevlidir (m. 2). Örneğin dava
konusu 2.000 lira da olsa, 2.000.000 lira da olsa, görevli mahkeme asliye
hukuk mahkemesidir. Yıne dava konusu para ile değerlendirilebiliyor ise,
bu konuda da dava konusunun değeri önem taşımamakta, her halde görevli
mahkeme asliye hukuk mahkemesi olarak kabul edilmektedir.
244 Konusu para ile değerlendirilebilen davalarda, davacı dava açarken,
dava konusunun değerini dilekçesinde göstermek zorundadır. Ancak bu
zorunluluk artık görevli mahkemenin belirlenmesi için değil, sadece dava
konusu üzerinden harç alınabilmesi içindir (HarçK m. 16/3). Değer belir-
tilmemiş ise, hakimin harcın hesaplanabilmesi için davacıya süre vermesi
gerekir. Bu süre içinde değer gösterilmez ise, dava dilekçesi işleme konmaz.
Dava konusunun değeri eksik gösterilmiş ise, davalı itiraz etmemiş olsa da
hakimin bunu kendiliğinden dikkate alarak, eksik yatırılan harcı davacıya
tamamlatması gerekir. Bu belirlemeyi haklın kendisi yapabileceği gibi, bilir-
kişiye de yaptırabilir (HarçK m. 30).
245 Dava açılırken o zamana kadar işlemiş olan faiz, icra tazminatı ve gider-
ler görevbakımından hiçbir önem taşımayacaktır. Zira, artık görevli mahke-
menin belirlenmesi bakımından miktara göre bir ayrım söz konusu değildir.
246 Aynı şekilde, dava açıldıktan sonra dava konusunun değerinde kendi-
liğinden meydana gelen değişiklik, yani artma ve azalmalar mahkemenin
görevini değiştirmez. Bu durum dava konusunun para (ülke parası) değil de,
para ile değerlendirilebilir nitelikte olması halinde de söz konusu olur.
247 Seçimlik dava, seçim hakkının borçluda olması halinde söz konusu
olur. Çünkü seçim hakkının alacaklıda olması halinde alacaklı seçim hakkını
kullanıp bu davayı açacağından görevli mahkeme bu seçilen dava konusu-
na göre belirlenecektir. Seçim hakkının borçluda olması halinde, seçimlik
borçlar para ise ya da para ile değerlendirilebiliyorsa, bu durumda da görevli
mahkemenin özel olarak düzenlenmesine gerek olmadığından, bu konudaki
özel görev kuralı yeni Kanunda yer almamıştır. Zira seçimlik borç para veya
para ile değerlendirilebiliyorsa, miktar veya değeri ne olursa olsun görevli
mahkeme asliye hukuk mahkemesi olacaktır.
64
.....
§ 3. Mahkemeler
Kısmi dava bakımından da özel görev kuralı yeni Kanun'da yer alına- 248
mışbr. Kısmi dava para veya para ile değerlendirilebilir nitelikte ise, geri
kalan kısmı ister taraflar arasında uyuşmazlık konusu olsun, ister olmasın,
her halde görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Belirsiz alacak davasında davacı geçici talep sonucunu ne miktarda 249
gösterirse göstersin, kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevli olacaktır.
Dava sırasında talep sonucunun belirlenmesi mahkemenin görevinde bir
değişikliğe neden olmayacaktır.
Karşı dava, açılmış olan bir davada, davalı tarafın da aynı mahkeme- 250
de davacıya karşı dava açmasıdır. Böylelikle asıl dava ve karşı dava birlikte
görülür. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendindeki gibi istisnai bir düzenleme olmadıkça, görev kural-
ları açısından, aynı mahkemenin asıl dava ve karşı dava bakımından görevli
olması gerekir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu dışındaki kanunlarda da davanın değe- 251
rine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiştir.
Örneğin, Kamulaştırma Kanunu'nda adli yargının görevli kılındığı uyuş-
mazlıklarda, asliye hukuk mahkemesi görevlidir (KamK m. 37). Diğer bir
örnek için bkz. MÖHUKm. 51/1.
2. Şahıs Varlığına İlişkin Davalar
Şahıs varlığı hakları, maddi bir değere sahip değildir ve bu haklardan 252
kaynaklanan davalar da şahıs varlığına ilişkin davalardır. Örneğin, boşanma
davası, babalık davası veya neseple ilgili davalar şahıs varlığına ilişkin dava-
lardır.
Şahıs varlığına ilişkin davalarda asıl görevli mahkeme, asliye hukuk 253
mahkemesidir. Bu nedenle, şahıs varlığına ilişkin davalarda sulh hukuk
mahkemesinin görevi istisnadır ve sulh hukuk mahkemesinin görevi ka-
nunda açıkça belirtilmelidir. Ayrıca, şahıs varlığına ilişkin olmakla birlikte,
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine
Dair Kanun'a göre aile mahkemesinin görevine giren davalar bakımından da
asliye hukuk mahkemesi değil, aile mahkemesi görevli olacaktır. Bu sebeple,
sulh hukuk mahkemesinin ve aile mahkemesinin görevine girmeyen ve özel
hükümlerle başka bir mahkemenin de görevlendirilmediği davalar bakımın-
dan asliye hukuk mahkemesi görevlidir demek, doğru olacaktır.
Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme aksine düzenleme olma- 254
dıkça sulh hukuk mahkemesidir (m. 383). Bazı çekişmesiz yargı işlerinin ise
65
..._
Pekcamta/ Atalay/ôuke.s Medc,ıi Usal Hukuku Ders Kitabı
asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiği açıkça belirtilmiştir. Kanunlar-
da bu şekilde açıklık bulunmayan, sadece mahkeme (Örneğin, TMK m. 32,
33, 35, 44,131,387,390,395; TBKm. 44,187,542) ya da hakim (Örneğin,
TMK m. 45, 183) teriminin kullanıldığı hallerde de, görevli mahkeme sulh
hukuk mahkemesi olarak anlaşılmalıdır.
C. Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görevli Olduğu Davalar
255 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda, asliye hukuk mahkemeleri gerek
malvarlığını gerekse şahıs varlığını ilgilendiren davalar bakımından asıl mah-
keme olarak kabul edilmiştir.
256 Hangi davaların miktar veya değerine bakılmaksızın sulh hukuk mah-
kemesinin görevine girdiği 4. maddede gösterilmiştir. Buna göre:
1. Kira Sözleşmesine Dayanan Davalar
257 Kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız tahliyesine
ilişkin hükümler ayrık kalmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları
da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara
karşı açılan davalarda sulh hukuk mahkemesi görevlidir (m. 4/1-a). Ancak,
7445 sayılı Kanun'la Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na
18B maddesi eklenmiş ve 01.09.2023 tarihinden itibaren kira ilişkilerinden
kaynaklanan uyuşmazlıklar da dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır.
Bu nedenle, söz konusu tarihten sonra kira sözleşmesinden kaynaklanan
uyuşmazlıklardan dolayı, sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadan önce
arabulucuya başvurulmuş olması zorunludur.
2
58 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4. maddesinde kira ilişkisinden
doğan davalar bakımından hiçbir sınırlama olmaksızın tüm davalar sulh
hukuk mahkemesinin görevine dahil edilmiştir. Diğer bir ifadeyle bir kira
ilişkisinden doğmak şartıyla tüm uyuşmazlıklar için sulh hukuk mahkemesi
görevli kılınmıştır. O halde kira ilişkisinden doğan tüm alacak davaları mik-
tar veya değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinin görevine girmek-
tedir. Kira ilişkisinden doğan alacak davasının mutlaka tahliye, akdin feshi
ya da kira bedelinin tespiti davasıyla birlikte açılması gerekli değildir. Eski
Kanundaki bu sınırlama artık kaldırılmıştır. Yine eski Kanun'da sadece kira
bedelinin tespitine ilişkin davalar miktar veya değerine bakılmaksızın sulh
hukuk mahkemesinin görevine girmekte idi. Yeni Kanun'da kira ilişkisinden
doğan her türlü tespit davası sulh hukuk mahkemesinin görevine girecektir.
Bunun gibi sulh hukuk mahkemesinde açılan davalara karşı açılacak davala-
ra da sulh hukuk mahkemesinde bakılır.
66
l
§ 3. Mahkemeler
67
ı
ı
Bu davaların sulh hukuk mahkemesinde açılabilmesi için bir kira söz- 259
}eşmesine dayanması gerekir. Kira sözleşmesinin yazılı veya sözlü yapılmış
olması fark etmez.. Ancak kira sözleşmesi geçersiz ise veya taraflar arasında
bir kira sözleşmesi yoksa, açılacak olan davada görevli mahkeme asliye hu-
bıkmahkemesi olacaktır.
Buradaki madde kapsamına, sadece kira bedelinin tespiti değil, kira 260
ilişkisinden doğan tüm tespit davaları dahildir.
2. Sulh Hukuk.Mahkemesinin Görevine Giren Diğer Dava ve
İşler
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, dava konusunun miktar veya 261
değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinin görevine giren diğer da-
valar şunlardır:
> Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaşbnlmasına ve ortaklığın
giderilmesine ilişkin davalar (m. 4/ 1-b),
> Taşınır ve taşınmaz mallarda sadece zilyetliğin korunması ile ilgili
davalar {m. 4/1-c),
> Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve diğer Kanunların sulh hukuk mah-
kemesini görevlendirdiği davalar (m. 4/1-ç).
7445 sayılı Kanunla Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk 262
Kanununa eklenen 18B maddesi gereğince, taşınır ve taşınmazların paylaş-
bnlmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar ile komşuluk
hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar ve Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kay-
naklanan uyuşmazlıklar da dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır.
Çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece, 263
1
görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir (m. 383). Bu hükme göre sulh
1 hukuk mahkemeleri çekişmesiz yargı işlerinde asıl mahkeme olarak kabul
edilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu dışında da bu konuda özel hüküm bulu- 264
nanhallerde, sulh hukuk mahkemesi görevli olabilir. Örneğin, 634 sayılı Kat
Mülkiyeti Kanunu'nun ek 1. maddesinde, söz konusu Kanun'dan doğacak
hertürlü uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde görüleceği kabul edilmiş-
tir.
ı
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/Ôukes
D. Görev Kurallannın Niteliği
265 Görev kuralları, kamu düzenine ilişkindir (m. 1). Aslında görev bakı-
mından söz konusu olan bu sonuçlar, medeni usul hukukunda kamu düze-
nine ilişkin kuralların tümü için geçerlidir. Medeni usul hukukunda kamu
düzenine ilişkin bir kurala somut olayda aykırılığın bulunup bulunmadığını
mahkeme kendiliğinden araştırır. Bu nedenle hakim, davanın her safhasında
görevli olup olmadığını kendiliğinden, taraflarca itiraz edilmese de araştır-
malıdır. Görev kurallarına aykırılık, ilk derece mahkemesinde fark edilmese
bile, daha sonra kanun yolu aşamasında da kendiliğinden incelenir.
266 Taraflar, mahkemenin görevsiz olduğunu davanın her safhasında ileri
sürebilirler.
267 Hüküm, görevsiz bir mahkemeden verilmiş olmasına rağmen, kesinleş-
miş ise, kesin olan bu hükme karşı artık olağanüstü kanun yolu olan yargıla-
manın iadesi yoluna gidilemez. Görevsiz mahkeme tarafından verilen kesin
hüküm batıl sayılmaz.
268 Görev kuralları kamu düzenini ilgilendirdiğinden, tarafların görev
kuralları hakkında sözleşme yapmaları mümkün değildir. Örneğin, taraflar
kanunda sulh hukuk mahkemesinin bakacağı düzenlenmiş olan bir davanın
(m. 4), asliye hukuk mahkemesinde görülmesine ilişkin bir sözleşme yapa-
mazlar. Yıne tarafların belli bir süre içinde görev itirazında bulunmaması
görevsiz mahkemenin görevli hale gelmesine neden olmaz.
E. Görev KurallannaAykırılık ve Sonuçları
1. Genel Olarak
26
9 Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemenin gö-
revsiz olduğunu taraflar her aşamada ileri sürebilecekleri gibi, mahkeme de
görevli olup olmadığını her zaman kendiliğinden inceleyebilir. Taraflardan
birisi, mahkemenin görevsiz olduğunu ileri sürerse, mahkeme bu itirazı in-
celeyip bir karar verir. Görev dava şartı olduğu için, diğer dava şartları gibi
ön inceleme aşamasında ve tahkikata geçmeden önce incelenir. Mahkeme
görev hakkında dosya üzerinden karar verir. Ancak gerekirse, tarafları ön
inceleme duruşmasına davet ederek gereken kararını verir (m. 138). Mahke-
me, görevli olduğu sonucuna varırsa, göreve ilişkin itirazı reddederek davaya
devam edecektir. Buna karşılık mahkeme görevsiz olduğu sonucuna varırsa
görevsizlik kararı verecektir. Görev itirazının reddine ilişkin karar, bir ara
kararıdır; hakim bu kararı verdikten sonra davadan el çekmemekte, davaya
68
j
69
§ 3. Malıkeıneler
devam etmektedir. Hukukumuzda ara kararlarına karşı ancak esas hükümle
birlikte kanun yoluna başvurulabilir. Tarafların ara karara karşı daha önce
başvurabilecekleri bir yol yoktur.
Görevsizlik kararı, usuli nihai bir karardır; çünkü, görevsizlik kararın- 270
dan sonra haklın, davadan el çeker ve artık davaya devam edemez. Nihai bir
karar olduğu için, görevsizlik kararına karşı·kanun yoluna başvurulabilir.
Görevsizlik kararına karşı istinaf yoluna başvurabilmek için malvarlığına iliş-
kin davalarda, görevsizlik kararı verilen dava konusunun miktar ve değerinin
17.830 liradan fazla olması gerekir. Çünkü istinaf yoluna başvurma sınırı
albndaki nihai kararlara karşı istinaf yoluna gidilemez (m. 341/2). Alacağın
bir kısmı dava edilmiş ise, 17.830 liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına
göre belirlenir (m. 341/3). İlk derece mahkemelerinin göreve ilişkin karar-
lan haklonda bölge adliye mahkemesinin verdiği karara karşı temyiz yoluna
başvurulamaz (m. 362/1-c).
Mahkeme, görevsizlik kararında görevli mahkemeyi de belirleyip, dos- 271
yanın bu mahkemeye gönderilmesine karar vermelidir. Ancak, bu durumda
görevsizlik kararı veren mahkeme, sadece gönderme kararı verir, yoksa dos-
yayı da kendiliğinden görevli mahkemeye göndermez.
Görevsizlik kararı veren mahkeme yargılama giderlerine hükmetmeye- 272
cektir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331. maddesine göre görevsizlik
kararından sonra davaya görevli mahkemede devam edilirse, yargılama
giderlerine görevli mahkeme karar verecektir (m. 331/2). Bu hüküm yetki-
sizlik kararı için de geçerlidir.
2. Görevsizlik Kararı Üzerine Yapılacak İşlemler
Görevsizlik kararından sonra, davaya görevli mahkemede devam edi- 273
lebilir. Bunun için, taraflardan birinin görevsizlik kararı verildiği anda kesin
ise, bu kararın tebliği tarihinden; görevsizlik kararı, kanun yoluna başvurul-
mayarak kesinleşmişse, kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa
hu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde
kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye
gönderilmesini talep etmesi gereklidir. Dosya kendisine gönderilen mahke-
me kendiliğinden taraflara davetiye gönderir (m. 20).
Görevli mahkemeye başvuru için 20. maddede düzenlenen iki haftalık 274
süreye uyulup uyulmadığını mahkeme kendiliğinden inceler. Davacı süresi
içinde görevli mahkemeye başvurursa, bu dava görevsiz mahkemede açı-
lan davanın devamıdır. Bu nedenle görevsiz mahkemede dava açılmasıyla
70
Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Ptkcanıtu/ Atalay/ôukes
meydana gelen sonuçlar korunmuş olur. Davacının görevli mahkemeye
başvururken yeniden harç ödemesi gerekmez. Görevsiz mahkemede dava
açılmasıyla kesilen zamanaşımı, hak düşürücü süre korunmuş olur. Buna
karşılık davacı iki haftalık süre içinde görevsizlik kararı veren mahkemeye
başvurmazsa, görevsiz mahkemede açılmış olan dava hiç açılmamış sayılır
ve görevsizlik kararı veren mahkemece bu konuda re'sen karar verilir (m.
20). Dava açılmasıyla meydana gelen bütün sonuçlar ortadan kalkar. Ancak
davacı yeniden harç ödeyerek dava açabilir. Bu arada zamanaşımı süresi
veya hak düşürücü süre dolmuş ise, davacı Türk Borçlar Kanunu'nun 158.
maddesindeki altmış günlük ek süreden yararlanabilir. İki haftalık görevli
mahkemeye başvuru süresinin sona erdiği tarihten itibaren altmış gün için-
de davacı ek süreden yararlanarak dava açabilir ve bu takdirde davalı zama-
naşımı savunmasını başarı ile ileri süremez.
275 Süresi içinde görevli mahkemeye davacı başvurabileceği gibi davalı da
başvurabilir.
276 Süresi içinde görevli mahkemeye başvurulmuşsa, görevsiz mahkemede
tarafların yapmış oldukları işlemler görevli mahkemede de geçerlidir. Örne-
ğin, tarafların verdiği dilekçeler, iddia ve savunmalar görevli mahkemede de
geçerlidir. Yine tarafların ikrarı ve görevsiz mahkemede ettikleri yemin, fe-
ragat, sulh ve kabul görevli mahkemede de geçerlidir. Buna karşılık görevsiz
mahkemede, mahkeme tarafından yapılan işlemler görevli mahkemede ku-
ral olarak geçersizdir; bu işlemlerin kural olarak görevli mahkemede tekrar
tapılması gerekir, bu işlemler görevli mahkemeyi mutlak anlamda bağlamaz.
Omeğin, mahkemenin yaptığı keşif görevli mahkemede geçerli değildir.
Ancak görevli mahkeme bu işlemin tekrarlanmasını gereksiz görüyorsa, bu
işlemi kararına esas alabilir. Usul ekonomisi bakımından tekrarında fayda
olmayan ve görevli mahkemenin yanlış olmadığını düşündüğü işlemlerin
tekrar edilmemesi uygun olur. Ancak, yukarıda verilen örnekte, keşif sıra-
sında daha önce eksik bırakılan veya dikkate alınmayan hususlar varsa, aynı
keşfin tekrarı zorunlu olacaktır.
277 Süresi içinde görevsizlik kararı veren mahkemeye başvurulmamışsa,
dava açılmamış sayılır ve görevsizlik kararı veren mahkeme bu konuda ken-
diliğinden karar verir. Davalı taraf da görevsizlik kararı veren mahkemeye
başvurarak, davanın açılmamış sayılması kararı ile birlikte lehine yargılama
giderlerine hükmedilmesini talep edebilir. Mahkeme süresi içinde görevli
mahkemede davaya devam edilmediğini tespit ederse, davanın açılmamış sa-
yılmasına ve davalı lehine yargılama giderlerine hükmetmelidir (m. 331/2).
§ 3. Malıkcmelcr
71
Görevsizlik kararı üzerine kendisine başvurulan görevli mahkeme, bu 278
görevsizlik kararıyla bağlı olacak mıdır, yoksa kendisi de görevsizlik kararı
verebilir mi? Bu konuda bir ayrım yapmak gerekir: Şayet görevsizlik kararı
kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşmişse, başvurulan mahkeme gö-
revsizlik kararı ile bağlıdır (m. 21/ 1-c); görevsizlik kararı kanun yolu deneti-
minden geçmeden kesinleşmişse, başvurulan mahkeme de görevsizlik kararı
verebilir. Bu ikinci durumda da görevsizlik kararı kanun yoluna başvurulma-
dan kesinleşirse olumsuz görev uyuşmazlığı çıkar ve yargı yeri belirlenmesi
(merci tayini) yoluna gidilir (m. 21).
F. Adli Yargıda Açılması Gereken Bir Davanın İdari Yargıda
Açılması Halinde Yapılacak İşlemler
Adli yargı ve idari yargı arasında yargı yolu ilişkisi bulunmaktadır.Yargı 279
yolu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda bir dava şartı olarak düzenlendi-
ğinden (m. 114/ 1-b) taraflarca her aşamada ileri sürülebileceği gibi, mahke-
me tarafından da re'sen dikkate alınır (m. 115/1). Yargı yolu, kamu düzeni
ile ilgili olduğundan tarafların bu konuda anlaşma yapmaları da mümkün
değildir. Yargı yolları arasında bir davaya hangi yargı yoluna giren mahke-
menin bakacağı konusunda uyuşmazlık çıkarsa Uyuşmazlık Mahkemesi bu
konuda kesin olarak karar verir (AY m. 158). Uyuşmazlık Mahkemesi, adli
ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin
olarak çözmeye yetkili biryüksekmahkemedir (AY m.158; 2247 s. K. m.1).
Yargı yolu bakımından adli yargının görevli olduğu durumlarda, 280
hukuk mahkemelerinde açılması gereken bir dava, idare mahkemesinde
açılmışsa davanın açıldığı idare mahkemesi tarafından İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre, 14.
maddeye göre yapılan ilk inceleme sonucunda 14. maddenin üçüncü fılc-
rasının (a) bendi çerçevesinde (görev yönünden inceleme) adli yargının
görevli olduğu konularda açılan "davanın reddine"karar verilmesi gerekir. Bu
karardan sonra, adli yargıda davaya nasıl ve ne şekilde devam edileceği yö-
nünde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda bir düzenleme yer almamaktadır.
Kanaatimizce bu durumda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi
kıyasen uygulanmalıdır. Buna göre, idare mahkemesi davanın reddine karar
verdikten sonra bu karara karşı kanun yoluna başvurulamıyorsa bu kararın
tebliği tarihinden; süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş
ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvuru-
nun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkemeye
başvurularak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin
72
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/Ôzekes
talep edilmesi gerekir. Bu süreye uygun şekilde hareket edildiğinde, hukuk
mahkemesine gönderilen dava, idare mahkemesinde açılan davanın devamı
sayılmalıdır. Bu durumda, davanın açılma tarihi, idare mahkemesinde dava-
nın açıldığı tarih kabul edilecektir.
281 Eğer Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesindeki süreye
uyulmazsa yargı yolu bakımından hatalı olarak idare mahkemesinde açılmış
olan dava açılmamış sayılacağından, dava açılmasının tüm sonuçları ortadan
kalkacak ve özellikle hak düşürücü süre korunmamış, zamanaşımı kesilme-
miş olacaktır. Böyle bir ihtimalde de Türk Borçlar Kanunu'nun 158. madde-
sinin uygulanması ve davacının hukuk mahkemesinde yeni bir dava açması
durumunda altmış günlük eksüreden yararlanması mümkündür.
G. İdari Yargıda Açılması Gereken Bir Davanın Adli Yargıda
Açılması Halinde Yapılacak İşlemler
282 Yargı yolu bakımından idari yargının görevli olduğu durumlarda, idare
mahkemesinde açılması gereken bir davanın, hukuk mahkemesinde açılmış
olması ihtimalini de kısaca değerlendirmekte fayda vardır. Bu durumda,
davanın açıldığı hukuk mahkemesi tarafından "görevsizlik kararı" değil,
"dava şartı yokluğu nedeniyle usulden davanın reddine"karar verilmesi gerekir.
Bu karardan sonra, ne yapılması gerektiği hakkında İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 9. maddesinde ayrı bir düzenleme bulunduğundan, Hukuk
Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesinde yer alan düzenleme idari yargı
açısından uygulanmayacaktır. Söz konusu düzenlemeye göre, yargı yolu ba-
kımından idari yargının görevli olduğu durumlarda, hukuk mahkemesinde
davanın açılmış olması durumunda, davanın usulden reddi üzerine, otuz
gün içinde yeniden idare mahkemesinde dava açılması gerekmektedir. Bu
yeni dava, hukuk mahkemesinde açılmış olan ilk davanın devamı sayılmaz.
Ancak hukuk mahkemesine başvurma tarihi, idare mahkemesine başvurma
tarihi olarak kabul edilir.
VII. YETKİ
A. Genel Olarak
283 Yetki bir davaya hangi yerdeki görevli mahkeme tarafından bakılacağını
belirler. Görevli mahkemeyi, sulh, asliye veya özel bir mahkeme olarak belir-
ledikten sonra, davanın hangi yerdeki görevli mahkemede açılacağını tespit
etmek gerekir. Bu tespit ise yetki kurallarına göre yapılabilecektir.
§ 3. Malıkemeler
73
Mahkemelerin yargı yetkisi, dava konusuna bağlı bir sınırlama yanında, 284
yer itibariyle de sınırlandırılmıştır. Mahkemeler, bulundukları ilçenin idari
sınırları içinde yargı yetkisine sahiptirler. Bu sebeple davacı davasını, dilediği
yerdeki görevli mahkemede açabilmek hakkına sahip değildir. Mahkemele-
rin kendi yargı çevresi içindeki davalara bakabilme iktidarı, yetki kurallarına
göre belirlenir.
Yetki konusunda getirilen kurallar, bazı hallerde tarafların yani davacı 285
veya davalının (çekişmesiz yargıda ilgililerin) durumuna ya da dava konu-
sunun niteliğine göre belirlenmiştir. Yetki meselesi, görevden farklı olarak
hukukumuzda kural olarak kamu düzenine ilişkin görülmemiştir.Buna bağlı
olarak çoğunlukla tek mahkeme yetkili olarak kabul edilmemiştir. Davacının
davasını açabilmesi için, genel yetki kuralı yanında, ona seçim hakkı tanıyan
özel yetki kuralları da düzenlenmiştir. Fakat bazı hallerde mahkemenin yet-
kisi kamu düzeniyle ilişkili kabul edilerek kesin yetki kuralları getirilmiştir.
İlk önce yetkinin kesin olmadığı halleri, daha sonra da kesin yetki kurallarını
inceleyeceğiz.
B. Kesin Olmayan Yetki Kuralları
I. Genel Yetki Kuralı
Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hü- 286
kümler saklı kalmak üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na tabidir (m.
5).Maddi hukuka ilişkin kanunlarımızda bu anlamda usul kanunumuzdaki
yetki hükümlerinin gereksiz yere tekrarlandığını görmekteyiz. Genel yetkili
mahkeme, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her davanın açıldığı
tarihte davalının yerleşim yeri (ikametgahı) sayılan yer mahkemesidir (m.
6). Yerleşim yeri, Türk Medeni Kanunu'na göre belirlenir (m. 6/2).
Genel yetkili mahkeme olarak davalının yerleşim yerinin kabul edil- 287
mesinin nedeni mahkemeden hukuki koruma, yani kendi lehine bir karar
verilmesini talep eden davacının, davalının yerleşim yerine giderek davayı
açmasının uygun olmasıdır. Zira, davacının talebi henüz bir iddiadan ibaret
olup, haklı olduğu kesin değildir. Yani bu konuda külfeti davacı üstlenmeli-
ı
dir.
!
ı Gerçek kişilerin yerleşim yeri, Türk Medeni Kanunu'na göre belirlenir. 288
r
Türk Medeni Kanunu'na göre, bir kimsenin yerleşmek niyetiyle oturduğu
yer, onun yerleşim yeri sayılır (TMKm.19).2006yılındakabul edilen 5490
sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu çerçevesinde, adres kayıt sistemine geçil-
miş ve adres bilgilerinin sağlıklı tutulması, güncellenmesi ve gerektiğinde
1
74
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pekcamtcz/ Atalay/ôukes
kullanılması amacıyla yeni düzenlemeler yapılmıştır (5490 s. Km. 48-53).
Bu çerçevede ilgili kişilerle, kurumlara bir takım görevler de yüklenmiş,
bildirim yükümlülüğü getirilmiştir (5490 s. K m. 50). Buna bağlı olarak da
°Kurumlar,yürütecekleri iş ve işlemlerde Genel Müdürlükte tutulan adres bilgi-
lerini esas alırlar." (5490 s. Km. 52/3) şeklinde bir düzenleme de yapılmıştır.
Her ne kadar burada yargı organlarından söz edilmese de, Nüfus ve Vatan-
daşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün tuttuğu kayıtların resmi kayıt olduğu
düşünülürse, davalının gerçek yerleşim yeri tespit edilemediğinde, nüfus
müdürlüklerindeki adres kayıtlarının yetkinin tespitinde de esas alınması
gerekir. Ancak, bunun aksinin ispatı, Türk Medeni Kanunu'nun 7. maddesi
gereğince mümkündür.
289 Tüzel kişilere karşı açılacak davalarda yetkili mahkeme, tüzel kişinin
yerleşim yerinin, yani merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
290 Dava açılırken davalının yerleşim yeri esas alınır. Davalı dava açıldıktan
sonra yerleşim yerini değiştirirse, bu mahkemenin yetkisini etkilemez. An-
cak, bundan sonra tebligatlar davalının yeni yerleşim yerine yapılır.
291 Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında genel yetkili mah-
keme olarak Türkiye'deki mutad meskeni yetkili kabul edilmiştir (m. 9).
Ancak, diğer özel yetki kurallarına göre yetkili olabilen mahkeme varsa,
onların yetkisi devam etmek kaydıyla, belirli bir malvarlığına ilişkin dava, o
malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde de açılabilecektir.
292 Türkiye'de yerleşim yeri olmayan Türklere ve yabancılara ilişkin da-
valardaki yetki kuralları milletlerarası usul hukuku kurallarına göre tespit
edilecektir (MÖHUK m. 40 vd.).
2
93 Davalı birden fazla ise dava, davalılardan birisinin yerleşim yeri mah-
kemesinde açılabilir (m. 7/1). Ancak, davacı sırf davalılardan birisini kendi
mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla dava açmışsa ve
bu durum belirtiler veya başka delillerle anlaşılırsa, ilgili davalının itirazı
üzerine, mahkeme onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir
(m. 7 /2). Bu, dürüstlük kuralına aykırılığın, medeni usul hukukunda da ko-
runmadığını göstermektedir. Çünkü davacı, aslında davalının yerleşim yeri
mahkemesinde dava açması gerekirken, onu başka bir yere getirmek amacıy-
la, davayla ilgisi olmayan bir kişiyi de davalı olarak gösterip onun yerleşim
yerinde dava açmaktadır; yani dürüstlük kuralına aykırı davranmaktadır. Bu
durum, davalı tarafından ileri sürülmese bile mahkeme tarafından dikkate ,
alınmalıdır. Zira hakim dürüstlük kuralına aykırılığı kendiliğinden dikkate
alır.
f 3..Mııhhmdo-
75
ı
ı:-+aıda dna sebebine göredavalılann tamamı hakkında ortak yetkiyi 294
ca,alıirDPhvmr belli edı1ımş ise, davaya ortak yetkili mahkemede bala-
k (ta. /1).� bu dmıauda daYalılardan birisinin yerleşim yerinde dava
3'. n Ortak re••m mahkeme varsa bu mahkemenin yetkisi kesindir ve
d• dnalı1mlan birisinin yedqim yerinde açılması mümkün değildir.
Oı■ rı, fıakqz fiile sebebiyet vermiş davalılann her birinin yedqim yeri
fallı a, dan hepsi için ortak yetkili mahkeme olan, haksız fiilin vuku
1 11 jıı ya:oıabeıneciode açılır Kesin yetki bıra1ma aybnhğı davalı ileri
,- - .. l,ile hakim keodı1iğioden naz.ıra alır..
Şııl,eııin iflernleriodeodolayı,davada tarafolarak şubenin bağlı olduğu 295
lglilip{meıkez) davalı gösteri1melde birlikte, şubenin bulunduğu yerde
dan açılabilir {m. 14) .. Ancak, bunun istisnaları da yine aynı maddede
••••fliı Şubeuiıı bulunduğu yerde dava açılınası, davanın da şubeye
lap aphcaığ, aobrnına gelıne-L Zira 14c madde sadece bir yetki kuralı koy-
* ıftw,,taıafebliyetiode�yoktuı;tarafehliyetişubeninbağlıolduğu
�Yeptüzel) kişiye aittir: Ancak, özellikle vıroan :zaman uygulamada,
-. bııl•uıdnğıı yenle de dava açılabilmesi sebebiyle doğrudan şubeye
bqı iar.ıaçılabıleaği diişünülerek
1 sadece şube taraf gôst:erilebilmekteAir
- ,aıı1ıftıı:
Bopıma ve aynbk (aynca fiil( nL160 gereğince evliliğin feshi) da- 296
daı•ıdayedwi mahkeme, Y-uıkMeJeniKanumı'nnn168. maddesinde dü-
� tehanfan kaçınmak amacıyla aynca HubıkMııhakeıneleri
AasııortadadirzeoJeıımemişr..
Bopıma davaJamıda, davadan önce eşlerin son defa altı aydan beri 297
��ınyerma1ıbmesi yetkili mahkeme olarak kabul edilmiştir (TMK
� .. Buııam .ebebi, eflerin bopnma veya ayrılık davasından önce son
&6otsM&nyecdedavaaçmalanMlinde, delillerindahakolayınahkeme-
,rıM:oı,bl,,1me,ive davanın daha kolay ve basit çözülebı1mesidir.. Boşanma
� .. yetb1i mahkeme
11
eılerden birinin yerleıim yeri" (TMK m
"-ak iade ediJmjştir.. Tıirk MeJeni Kanunu'na göre boşanma davası
.twaa,hemkendi hem de eşinin yerleşim yerinde dava açabilecektir.
Hane kadar1'.anunda •adece bu iki yetkili mahkeme belirtildiğinden, 298
,wmalıkemeleriııd dava açılamaması gerekse de bugün uygulamada,
�na NfjrtiJen mahkemeler d!fında dava açılır ve karşı taraf itiraz et-
� Wbm budurumu kendiliğinden dikkate almamakta ve dava o yerde
,ı;n�e.-. devam etmektedir.
76
Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/ôukes
2. Özel Yetki Kuralları
299 Genel yetki kuralları dışında, genel yetkiyi kaldırmayan özel yetkili
mahkemeler kabul edilmiştir. Kural olarak, özel yetki genel yetkiyi ortadan
kaldırmamaktadır.Yani davacı, dilerse genel yetkili mahkemede dilerse özel
yetkili mahkemede dava açabilmektedir. Başka bir ifade ile özel yetki kural-
ları, davacıya alternatif yetkili mahkeme sunmaktadır.
300 Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve diğer kanunlarda düzenlenmiş olan
özel yetkili mahkemeler şunlardır:
► Memur, işçi, asker, öğrenci gibi bir yerde geçici olarak oturan ve o
yerde oturmaları uzunca bir zaman devam eden kişilere karşı, alacak
ve taşınır mal davaları, geçici olarak oturulan yer mahkemesinde
açılabilir (m. 8). Bu yetki kuralı kesin yetki kuralı değildir. Buna
geçici olarak oturulan yer mahkemesinin yetkisi denilmektedir.
Dikkat edilirse burada sadece alacak ve taşınır mal davaları geçici
olarak oturulan yer mahkemesinde açılabilmektedir. Buna karşılık
bu kişilere karşı açılacak diğer davalar, örneğin taşınmaz davaları ya
da şahıs varlığını ilgilendiren davalar genel ya da özel hükümlere tabi
olacaktır.
► Sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin ifa yeri mahkemesi
yetkili mahkeme olarak kabul edilmiştir (m. 1O). Buna karşılık daha
önce yetkili kabul edilen sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinin
yetkisi yeni düzenlemede yer almamıştır (Bkz. HUMK m. 10). Zira,
sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinde dava açılabilmesi için, ay-
rıca davalı veya vekilinin dava açıldığı sırada orada bulunuyor olması
aranmakta idi. Bu durumu dava açarken davacı tarafın tespit etmesi
oldukça zor olduğundan ve sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinin
yetkisine dayanarak dava açılması yönünde uygulama bulunmadı-
ğından, bu yetkiye yer verilmemiştir.
Buradaki sözleşme borçlar hukukundan doğan sözleşmelerdir. Nişan
sözleşmesi, miras sözleşmesi bu hükme tabi değildir. Sözleşmenin
geçerli olup olmadığına ilişkin davalar da 10. maddeye göre yetkili
mahkemede açılabilir. Sözleşmenin ifa yeri, davacının sözleşmeye
dayanarak talep ettiği şeye göre belirlenir. Başka bir deyişle, ifa yeri
belirlenirken ifası istenen şey esas alınır. Sözleşmede her iki taraf da
ifada bulunacak ise davacının ifasını istediği şeye göre yetkili mah-
keme tespit edilir. İfa yerini, taraflar aralarında kararlaştırmış iseler,
davanın kararlaştırılan ifa yerinde de açılması mümkündür. Taraflar
ifa yerini kararlaştırmamış iseler, ifa yeri, Türk Borçlar Kanunu'nun
§ 3. Malıkcmclcr
77
89. maddesine göre belirlenir. Zira bu madde, tarafların sözleşme ile
ifa yerini kararlaştırmadıkları hillerde uygulanan hukuk kuralıdır.
Öyleyse, dava konusu sözleşmeden doğan bir para alacağı ise ve
taraflar ifa yerini kararlaştırmamışlarsa, Türk Borçlar Kanunu'nun
89. maddesine göre para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki
yerleşim yerinde ödeneceğinden (TBK m. 89/ 1), yetkili mahkeme
alacaklının yerleşim yeri mahkemesidir. Parça borçları için, sözleş-
menin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde dava açı-
labilir (TBK m. 89/2). Bunların dışındaki bütün borçlar doğumları
sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir (TBK m. 89/3 ).
Sözleşmenin feshi halinde artık 10. maddeye dayanılarak dava açı-
lamaz. Çünkü 10. madde geçerli sözleşmeler bakımından uygulanır.
Sözleşme feshedilmişse, artık geçerli bir sözleşme varmış gibi 10.
maddeye dayanılarak sözleşmenin ifa yerinde dava açılamaz.
► Haksız fiilden kaynaklanan davalar, haksız fiilin işlendiği veya zararın
meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar
görenin yerleşim yerinde açılabilir (m. 16). Haksız fiilin işlendiği
yer, haksız fiilin işlendiği veya haksız fiilin tamamlandığı yerdir. Eğer
haksız fiil, bir televizyon kanalı aracılığıyla işlenmişse, bu televizyon
kanalının yayınlarının ulaştığı her yerde bu hükme dayanılarak dava
açılabilir. Özellikle yabancı hukuk sistemlerindekigelişmelere uygun
olarak muhtemel zarar yeri mahkemesi de yetkili kılınmış ve zarar
meydana gelmeden zararı önleme amacı ile açılacak davalar için yet-
kili mahkeme açıkça gösterilmiştir.
Haksız fiilin işlendiği yer ile zarar farklı bir yerde gerçekleşmişse,
zararın gerçekleştiği yerde de dava açılabileceği kabul edilmiştir.
Henüz bir zarar meydana gelmese bile, zararı önlemek amacıyla açı-
lacak davalar için, zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer
mahkemesi de yetkili kılınmıştır. Haksız fiilin işlendiği yer Türkiye
dışında ise, bu yetki kuralı özellikle önem arz edecektir.
Haksız fiilden doğan davalarda birden fazla mahkeme yetkili olarak
kabul edildiğinden davacı bu mahkemelerden birisini seçmekte ser-
besttir.
Haksız fiil birden fazla kişi tarafından işlenmiş ise, bu kişilere karşı
haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesi ortak yetkili yer mahke-
mesidir. Dolayısıyla dava ortak yetkili mahkeme olan haksız fıilin
vuku bulduğu yer mahkemesinde açılır.
78
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/Ôukes
Kişilik haklarına tecavüz nedeniyle açılacak davalarda davacı kendi
yerleşim yerinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde de dava
açabilir (TMK m. 25/ 5). Bu durumda, hem haksız fiilin işlendiği yer
hem de davacının yerleşim yeri özel yetkili mahkemelerdirj genel
yetki yanında birinde veya ötekinde dava açılabilir.
► Mirastan doğan davalarda yetkili mahkeme 11. maddede düzenlen-
miştir. Bu maddenin birinci fıkrasında kesin yetkili mahkeme belir-
tilmiş, ikinci ve üçüncü fıkralarda ise kesin olmayan yetkili mahke-
meler düzenlenmiştir. Terekedeki bir mal hakkında açılacak istihkak
davası, terekenin yazımı ve tespiti zamanında malın bulunduğu yer
mahkemesinde açılabilir (m. 11/2). Ayrıca mirasçılık belgesinin
iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, mirasçı-
ların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkili kabul edilmiştir
(m. 11/3).
► Sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan tazminat davalarında yetki
15. maddede düzenlenmiştir. Zarar sigortalarından doğan davalar,
sigorta, bir taşınmaza veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması
gereken yahut şart kılınan bir taşınıra ilişkinse, malın bulunduğu
yerdej bir yerde sabit bulunması gerekmeyen veya şart kılınmayan
bir taşınıra ilişkinse, rizikonun gerçekleştiği yerde de açılabilir (m.
15 / 1). Bu yetki kuralları kesin değildir. Bu hükümler deniz sigortala-
rından doğan davalar için uygulanmaz (m. 15/3).
► Karayolları Trafik Kanunu'nda düzenlenen mali mesuliyet sigorta-
sında yetkili mahkemeler, kazanın meydana geldiği yer, sigortacının
merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin
bulunduğu yer mahkemeleridir (Karayolları Trafik Kanunum. 11O).
301 Yukarıda belirtilen belli başlı özel yetkili mahkemeler dışında değişik
kanunlarda da özel yetkiye ilişkin hükümler bulunmaktadır. Örneğin, TMK
m. 25/son, TMKm.177j İİKm. 69/2, 72/8, 89/3, 142/lj TKHKm. 73/5
gibi.
C. Kesin Yetki Kuralları
302 Kanun bazı hallerde kesin yetki kuralları öngörmüştür. Bu durumda,
dava sadece kanunda öngörülen mahkeme veya mahkemelerde açılabilir,
başka bir yerde açılamaz. Kanunun ifadesinden, kanunda belirtilen yer veya
yerler dışında başka bir yerde açılamayacağı anlaşılan davalarda yetki kural-
ları kesin yetki kurallarıdır. Kesin yetki olarak tek bir mahkeme öngörülmüş
� 3. Malıkcmelcr
79
olabileceği gibi birden fazla mahkeme de öngörülmüş olabilir. Önemli olan
belirtilen yer veya yerler dışında davanın açılamamasıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen kesin yetki kuralları 303
şunlardır:
► Kesin yetki kurallarının başında taşınmazın aynından doğan davalar
gelir. Taşınmazın aynına ilişkin davalar, taşınmazın bulunduğu yerde
açılır (m. 12). Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya aynı hak
sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetli-
ğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulundu-
ğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Taşınmaz üzerindeki ayni hakka
ilişkin dava doğrudan doğruya taşınmaz üzerindeki bir ayni hakka,
örneğin istihkak davasında olduğu gibi, mülkiyet hakkına ilişkin
olabileceği gibi, şahsi bir talep hakkı doğuran sözleşmeye dayanarak
taşınmaz üzerinde bir ayni hak değişikliği veya ayni hak sahipliğinde
bir değişiklik meydana getiriyorsa, böyle bir taleple açılacak dava, ta-
şınmazın aynına ilişkin olarak kabul edilecektir. Buna karşılık, taşın-
maza ilişkin olmakla birlikte taşınmaz üzerinde ayni hakka değil de
şahsi bir hakka ilişkin dava, taşınmazın aynına ilişkin olmadığından
bu madde kapsamında değerlendirilmeyecektir. Bu durumda yetkili
mahkeme diğer yetki kurallarına göre belirlenecektir.
İstihkak davaları, tescil davaları, yolsuz tescilin silinmesi ve değiştiril-
mesi davaları, irtifak hakkına ilişkin davalar, taksim ve şüyuun gide-
rilmesi davaları, şufa davaları, taşınmazın aynına ilişkin olduğundan
taşınmazın bulunduğu yerde açılır. Taşınmazın zilyetliğine veya alı-
koyma hakkına ilişkin davalar da taşınmazın bulunduğu yerde açılır.
İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan ta-
şınniazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır (m. 12/2). Bu yetki
kuralı da kesindir.
Yukarıda sayılan ve taşınmazın bulunduğu yerde açılması gereken
davalarda birden fazla taşınmaz söz konusu ise, taşınmazlardan biri-
nin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılır (m. 12/3).
Taşınmaz üzerindeki şahsi haklara ilişkin davalar kesin yetki kapsa-
mında değildir. Örneğin, kira bedeline ilişkin davalar, taşınmazın
aynına ilişkin olmadığından taşınmazın bulunduğu yerde açılması
zorunlu değildir.
> Şirket, dernek ve vakıflar gibi özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık
veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya
80
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıt.ez/Atalay/Ôukes
üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerine karşı
açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer
mahkemesinde dava açılır. Bu davalar için merkezin bulunduğu yer
mahkemesinin yetkisi kesindir (m. 14/2).
► Terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersiz-
liğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle
istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetimin-
den kaynaklanan davalar, ölenin son yerleşim yerinde açılmalıdır (m.
11 / 1-a). Yıne terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı
açılacak tüm davalar ölen kimsenin son yerleşim yerinde açılır (m.
11/1-b). Bu davalarda da ölenin son yerleşim yeri kesin yetkilidir.
Bunların dışında, yukarıda da belirtildiği gibi terekeye veya verasete
ilişkin davalarda yetki, özel yetki olmakla birlikte kesin yetki değildir
(m. 11/2, 3).
► Can sigortalarında ise sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın leh
veya aleyhine açılacak davalarda orıların yerleşim yeri mahkemesi
kesin yetkilidir (m. 15/2).
304 Yukarıda belirtilerıler dışında, kanurılarda kesin yetki olduğu arılaşılan
hallerde de başka yerde dava açılamaz. Yetkinin kesin yetki olduğu bazen
açıkça bazen de maddenin düzerıleme şeklinden arılaşılabilir.
D. Yetki Sözleşmesi
1. Genel Olarak
305 Taraflar, belirli bir uyuşmazlık hakkında aslında yetkili olmayan mah-
kemeyi yetkili kılmak için sözleşme yapabilirler. Bu tür sözleşmelere yetki
sözleşmeleri denir. Yetki sözleşmesi ile taraflar aslında yetkisiz bir mahke-
meyi yetkili hale getirebilirler. Yetki sözleşmesinin şartları yerine getirilirse,
yabancı ülke mahkemeleri de yetkili kılınabilir (MÖHUK m. 47).
306 Yetki sözleşmesinin hukuki niteliğinin belirlenmesi için sözleşmenin
asli ve doğrudan etkisini meydana getirdiği alan esas alınmalıdır. Bu açıdan
değerlendirildiğinde yetki sözleşmeleri ile usul hukuku alanında asıl sonuç
doğar ve aslında yetkisiz bir mahkeme bu sayede yetkili hale gelir. Yazılı
şekilde yapılması gereken yetki sözleşmelerinin yapılması ve geçerliliği
bakımından maddi hukuka tabi olması, hiçbir şekilde maddi hukuk sözleş-
mesi olduğunu göstermez. Sözleşmenin etkisini doğurduğu alan tespit edil-
meden hukuki niteliğini tespit etmek yanıltıcı olacaktır. Hatta hem maddi
hukuk hem de usul hukuku alanında sonuçlarını meydana getirse bile, hangi
§ 3. Malıkemclcr
81
alanda asıl etkisini gösterdiğini belirlemek gerekir. Sözleşmenin asıl etkisi
dısında kalan yan etkileri hukuki niteliğin belirlenmesinde ölçüt olarak esas
alınanıaz. Bu açıdan yetki sözleşmeleri asıl ve doğrudan etkisini usôl hukuku
alanında meydana getirir ve bu nedenle geçerlilik şartları usôl hükümlerine
göre belirlenmelidir.
Yetki sözleşmesi ile usul hukuku bakımından yetkisiz bir mahkeme yet- 307
kilihale getirilmek istenilmektedir.Sözleşmenin etkisi usul hukuku alanında
doğduğundan usul sözleşmesinden söz etmek doğru olacaktır. Bu sebeple,
yabancıbir ülkede Türk mahkemelerini yetkili kılmak için yapılan yetki söz-
leşmesinin geçerliliği Türk usul hukuku kurallarına bağlıdır.
1. Yetki Sözleşmesinin Şartları
Yetki sözleşmesinin geçerli olması bazı şartlara bağlıdır. Bu şartlar şun- 308
lardır:
a. Sözleşmenin Taraftan Tacir veya Kamu Tüzel Kişisi Olmalıdır
Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile sadece tacir veya kamu tüzel kişi- 309
lerinin yetki sözleşmesi yapabilmesine izin verilmiştir. Başka bir ifade ile
tacir veya kamu tüzel kişisi olmayan kişiler arasında yapılan yetki sözleşmesi
geçersizdir.
Yetki sözleşmesinin özünde yetkisiz bir mahkemenin yetkili kılınması 310
vardır.Bu da genellikle güçlü olan tarafın, güçsüz olan tarafa yetkisiz bir mah-
kemeyi yetkili olarak kabul ettirmesi şeklinde tecelli etmektedir. Örneğin,
bir banka ile kredi ilişkisine giren taraf, kendisine uzatılan kredi sözleşmesini
imzalamakla çoğu zaman farkında olmadan yetkisiz bir mahkemeyi yetkili
kılmaktadır. Bankanın ileride dava açmak istemesi halinde, kredi kullananın
yerleşim yerinde dava açmakyerine, kendi istediği ve yetki sözleşmesiyle ka-
rarlaşbnlan yerde dava açması mümkün olabilecektir. Bu gibi hallerde daha
uyıf durumda olan tarafı güçlü tarafa karşı korumak amacıyla, 17. maddede
yetki sözleşmesi yapabilecek olan kişiler sadece tacirler ve kamu tüzel kişile-
ri olarak sınırlandırılmıştır. Bu hükümle birlikte, satıcı veya hizmet sunucu
kişiler tüketicilere sundukları sözleşmeyi imzalatarak yetki sözleşmesi yapa-
mayacaklardır. Buna rağmen yapılan yetki sözleşmeleri geçersizdir.
Tacirler ise kendi aralarında yetki sözleşmesi yapabileceklerdir. Çünkü 311
tacir kendisini koruyabilen ya da koruması gereken kişidir. Keza kamu tüzel
kişilerinin de kendisini koruyabilecek durumda olduğu kabul edilmiştir.
82
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtu/ Atalay/Ôukes
Bundan böyle sadece tacirler ya da kamu tüzel kişileri kendi aralarında yetki
sözleşmesi yapabileceklerdir.
312 Acaba Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce
tacir olmayan kişiler arasında ya da tacir olmayan kişi ile bir tacir arasında ya-
pılanyetki sözleşmeleri kanunun yürürlüğe girmesinden sonra geçerli olacak
mıdır? Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Zaman Bakımından Uygulanma"
başlığını taşıyan 448. maddesine göre, "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış
işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır". Yetki sözleşmeleri usul hu-
kuku sözleşmesi olup etkisini usul hukuku alanında gösterir. Sözleşmenin
kuruluşu ve geçerliliği maddi hukuka ait olmakla beraber, hükümleri usul
hukukuna tabidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile O1.1O.2011 tarihinden
itibaren sadece tacirler ya da kamu tüzel kişileri arasında yetki sözleşmesi
yapılabileceği kabul edildiğinden, bu tarihten sonra tacir ya da kamu tüzel
kişileri arasında yapılmamış olan yetki sözleşmeleri geçerli olmayacaktır.
Örneğin tacir olmayan bir kişi ile 01.10.2011 tarihinden önce yapılmış ve
geçerli bir yetki sözleşmesine dayanılarak, O1.10.2011 tarihinden sonra
yetki sözleşmesinde yetkili kılınan mahkemede dava açılmak istenirse, bu
yetki sözleşmesi tacir ya da tüzel kişiler arasında yapılmadığından geçersiz
olacaktır. Bu konuda herhangi bir kazanılmış haktan ya da tamamlanmış bir ,
işlemden söz edilemez.
313
314
315
b. Kesin Yetkinin Bulunduğu Durumlarda Yetki Sözleşmesi
Yapılamaz
Yetki sözleşmeleri kesin yetkinin söz konusu olduğu durumlar dışında
ve kanunda açıkça başka bir mahkemenin yetkisinin kararlaştırılmasının
yasaklanmadığı hallerde yapılabilir (m. 18/1). Örneğin iş mahkemelerinin
yetkisi kesin yetki olarak kabul edildiğinden yetki sözleşmesinin yapılama-
yacağı kabul edilmektedir. Kanaatimizce işçi, tacir olmadığından imzalamış
olsa bile yetki sözleşmesi geçerli değildir.
c. Yetki Sözleşmesi Yazılı Şekilde Olmalıdır
Yetki sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalıdır (m. 18/2). Bu şekil, geçerli-
lik şartıdır. Ancak, yazılı olmak şartıyla, ayrı bir sözleşme olarak mahkeme-
nin yetkisi düzenlenebilir veya uygulamada sıklıkla yapıldığı gibi, asıl sözleş-
menin bir maddesi şeklinde de, yani yetki şartı olarak da kararlaştırılabilir.
Daha önce taraflar herhangi bir şekilde yetki sözleşmesi yapmamış
olsalar bile, davalı, yetkisiz mahkemede açılan davaya süresinde ilk itiraz ola-
§ 3. Malıkemcler
83
rak yetki itirazında bulunmazsa, yetkisiz mahkemenin yetkisini kabul etmiş
olur (m. 19/2).
d. Uyuşınazlık ve Mahkeme Belirli Olmalıdır
Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, uyuşmazlığın ve yetkili 316
mahkemenin belirli olması gerekir. Uyuşmazlığın belirli olmadığı "Taraflar
arasında ortaya çıkacak tüm uyuşmazlıklar için" kararlaştırılan yetki sözleş-
mesi geçersiz olduğu gibi, yetkili mahkemenin tam anlaşılamadığı "Türkiye
Mahkemeleri yetkilidir" veya "Ege bölgesindeki mahkemeler yetkilidir" şeklin-
deki kayıtlar da geçersizdir.
O halde, yetki sözleşmesi yapılan uyuşmazlık belli olmalı ve anlaşılma- 317
lıdır. Bu konuda uygulamada en sık rastlanan durum, bir sözleşmenin sonu-
na "işbu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ... mahkemeleri yetkilidir"
şeklinde yetki kaydı konulmasıdır.
Yetki sözleşmesinde, yetkili kılınan mahkemelerin de belli olması gere- 318
kir. Örneğin, "İzmir Mahkemeleri yetkilidir" şeklindeki bir yetki kaydı geçer-
lidir. Taraflar isterse birden fazla mahkemeyi de yetkili kılabilirler (m.18/2).
Belirli ve açık olmak şartıyla birden fazla yer mahkemesi de yetki sözleşmesi
ile yetkili kılınabilir. Örneğin, "İzmir ve İstanbul Mahkemeleri yetkilidir"gibi.
Ancak, kararlaştırılan bu birden fazla mahkemenin hakkın kötüye kullanıl-
ması yasağına aykırılık oluşturmaması, adeta taraflardan birisi nerede isterse
orada dava açabileceği biçiminde onlarca mahkemenin yetkili kılınması
biçiminde kararlaştırılmaması gereklidir.
Yetki sözleşmesi yapan taraflar aksine bir düzenleme yapmamışlarsa, 319
dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir
(m. 17). Buna göre taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece yetki söz-
leşmesi ile kararlaştırılan mahkemede açılabilecektir. Bu durumda olumsuz
bir yetki sözleşmesinden ya da münhasır yetki sözleşmesinden söz edilir.
Böylelikle taraflar yetki sözleşmesiyle kararlaştırılan mahkeme dışında bir
başka yerde davanın açılamayacağını kararlaştırmış olmaktadırlar. Ancak,
taraflar dilerse yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemenin yetkisinin
diğer genel ve özel yekili mahkemelerin yetkisini kaldırmadığını kararlaştı-
rabilirler. Bu konuda tarafların kullandıkları cümlelere dikkat etmek gerekir.
Tarafların "lzmir mahkemeleri de yetkilidir" veya "İzmir mahkemelerinde de
dava açılabilir" şeklindeki yaptıkları yetki sözleşmesinde genel ve özel yetkili
mahkemelerin yetkisini kaldırmak istemedikleri ve dolayısıyla münhasır
yetkiyi istemedikleri anlaşılmaktadır.
84
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pekcarııtez/ Atalay/ÔUkes
E. Yetki Kurallanna Aykırılık ve Sonuçlan
320 Yetkisiz mahkemede davanın açılması durumunda, bir ayrım yapmak
gerekir. Şayet yetki, kesin yetki ise veya kanunda uyuşmazlığın sadece o yer
mahkemelerinde görüleceği belirtilmişse, taraflar bu yetki itirazını davanın
her aşamasında ileri sürebilecekleri gibi, mahkeme de davanın her aşama-
sında bu dwumu kendiliğinden gözetmelidir (m. 19/ 1). Bunun dışındaki
hallerde, yetki itirazı, cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak ileri sürülmelidir
{m. 116/1-a, 117). Davalı tarafından süresinde ileri sürülmeyen yetki itirazı,
daha sonra ileri sürülemez, mahkemece dikkate alınamaz ve dava yetkisiz
mahkemede görülmeye devam edilir (m. 19/2).
321 Tacir ya da kamu tüzel kişisi olmayan bir kişi ile yapılan ve bu neden-
le geçersiz olan yetki sözleşmesine dayanılarak dava açılırsa, acaba hakim
yetkili olup olmadığını kendiliğinden inceleyebilecek midir? Bir an için
tacir olmayan kişiler hakkında yapılan geçersiz yetki sözleşmesinin hakim
tarafından davanın her aşamasında nazara alınabileceği düşünülebilirse de,
bilindiği gibi hakim sadece yetkinin kesin olduğu hallerde yetkili olup ol-
madığını kendiliğinden araştıracaktır (m. 114/1-ç). Yetkinin kesin olmadığı
hallerde ise, mahkemenin yetkisiz olduğunu davalı cevap dilekçesinde ilkiti-
raz olarak ileri sürerse incelenebilecektir (m. 17/ 1). Yetkinin kesin olmadığı
hallerde, dava yetkisiz bir mahkemede açılırsa, davalı ilk itiraz olarak mah-
kemenin yetkisiz olduğu ileri sürmezse, haklın artık yetkili olup olmadığını
inceleyemez ve ilk itiraz süresinden sonra taraflar da yetkiyi tartışamazlar.
Yetki sözleşmesi yetkinin kesin olmadığı hallerde yapılabildiğinden (m. 17),
taraflarca yapılmış olan yetki sözleşmesinin taraflarından birisi tacir olmasa
bile, davalı süresi içinde yetki itirazında bulunmazsa mahkeme yetkili olarak
kabul edilir. Hakim taraflarından birisi tacir olmayan yetki sözleşmesine da-
yanılarak açılan davada yetkili olmadığına kendiliğinden karar veremez. Bu
konuda tacir olmayan bir kişi ile yetki sözleşmesi yapılarak davanın yetkisiz
mahkemede açılması ile yetki sözleşmesi yapılmadan yetkisiz mahkemede
dava açılması arasında bir farklılık bulunmamalıdır. Her ikisinde de mah-
keme yetkili olup olmadığını davalının cevap dilekçesinde yetki ilk itirazını
ileri sürmesi halinde inceleyebilir. İlk itiraz süresi geçtikten sonra yetki söz-
leşmesinin tacir ya da kamu tüzel kişisi olmayan bir kişi ile yapılmış olması
sebebiyle mahkemenin yetkisiz olduğu ileri sürülemez. Hakim geçersiz
yetki sözleşmesine dayanılarak açılan davada yetkili olup olmadığını kendi-
liğinden inceleyemez. Genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldıran
geçerli bir yetki sözleşmesine rağmen davacı genel yetkili mahkemede dava
açarsa, davalı süresi içinde yetki itirazında bulunursa, mahkeme yetkisizlik
§ 3. Mahkemeler
85
karan verebilecektir. Davalı yetki itirazında bulunmazsa, mahkeme kendili-
ginden yetkisiz olduğu sonucuna vararak yetkisizlik kararı veremeyecektir.
Davalı yetki itirazında bulunurken, doğru şekilde, yetkili mahkemeyi de 322
göstermelidir; aksi halde yetki itirazı kabul olunmaz. Somut olayda birden
fazlayetkili mahkeme varsa, yetki ilk itirazında bulunan davalı, tüm yetkili
mahkemeleri değil, seçtiği mahkemeyi itirazında bildirmelidir (m. 19/2).
Davalının yetki itirazı davacıya tebliğ edilir ve davacının bu konudaki 323
beyanı beklenir. Şayet davacı yetki itirazını kabul etmez ise, mahkeme bu
itirazı inceler. Yetki itirazının inceleyen mahkemenin tarafın bu konuda gös-
terdiği delilleri toplaması ve değerlendirmesi gerekir. Bu inceleme sonunda
mahkeme yetki itirazının reddine veya kabulüne karar verir. Yetki itirazının
reddi kararı bir ara kararı olup, bu karara karşı tek başına kanun yoluna gi-
dilemez, esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilir. Yetki itirazının
reddi kararından sonra mahkeme, davanın esasını incelemeye başlar. Yetki
itirazı incelenip bir karara bağlanmadan işin esasına girilerek bir karar veri-
lemez.
Mahkeme yetkisiz olduğunu ve yetki itirazında gösterilen mahkemenin 324
yetkiliolduğunu tespit ederse, dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine
karar verir (m. 20). Mahkeme yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de
gösterecektir (m. 19 / 3). Yetkisizlik kararı nihai bir karar olup, bu karara
karşı kanun yoluna başvurulabilir. Yetkisizlik kararına karşı istinaf yoluna
başvurabilmek için malvarlığına ilişkin davalarda, yetkisizlik kararı verilen
dava konusunun miktar ve değerinin 17.830 liradan fazla olması gerekir.
Çünküistinaf yoluna başvurma sınırı altındaki nihai kararlara karşı istinaf
yoluna gidilemez (m. 341/2). Alacağın bir kısmı dava edilmiş ise, 17.830
liralıkkesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir (m. 341/3). Bölge ad-
liyemahkemesinin, ilk derece mahkemelerininyetkisizlik kararları hakkında
verdiği karara karşı, temyiz yoluna gidilemez (m. 362/1-c).
Yetkisizlik kararından sonra davaya yetkili mahkemede devam edi- 325
lebiliı:.Yetkisizlik kararına karşı istinaf yoluna başvurulması mümkün
değilse (verildiği anda kesin ise), kararın tebliği tarihinden; istinaf yoluna
başvurulabilirse, bu başvurunun reddi kararının tebliğinden; süresi içinde
istinaf yoluna başvurulmayarak yetkisizlik kararı kesinleşmiş ise, bu kararın
kesinleştiği tarihten itibaren taraflardan birisi, iki hafta içinde kararı veren
mahkemeye başvurarak dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini talep
etmelidir (m. 20). Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve yetkisizlik kararı
Veıenmahkeme bu konuda re'sen karar verir. Dosya yetkisizlik kararı veren
86
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pekcamta/ Atalay/ôukes
mahkemeden kendisine gönderilen mahkeme kendiliğinden taraflara dave-
tiye göndererek duruşmaya davet eder. Önceki kanun döneminde olduğu
gibi yetkili mahkemede davaya devam etmek isteyen kişinin bunu talep
etmesi ve gerekli gideri yatırması aranmaz.
326 Görevsizlik kararından sonra yapılması gerekenler hakkında yukarıda
yapılan açıklamalar, yetkisizlik kararı hakkında da geçerlidir. Ancak, kesin
yetki dışında mahkemenin yetkisizlik kararı kanun yoluna başvurulmaksızın
kesinleşmiş olsa bile, yetkili olarak dosya kendisine gönderilen mahkeme,
bu yetkisizlik kararı ile bağlıdır ve kendisinin yetkisiz olduğunu düşünse
bile, yetkisizlik kararı veremez (m. 21/1-ç).
Vlll. İŞBÖLÜMÜ
327 Bir yerde aynı mahkemeden birden fazla bulunuyorsa, bunlar arasın-
daki ilişki genel anlamda iş dağılımı ilişkisidir. Bu ilişkiye iş bölümü ilişkisi
denilmekteyse de biz, kavram karışıklığını önlemek için bu ilişkiye iş dağı-
lımı ilişkisi diyoruz. Zira, iş bölümü özel ve teknik olarak farklı bir anlamda
kullanılmaktadır. Örneğin, İzmir'de bulunan birden fazla asliye hukuk mah-
kemesi arasındaki ilişki, genel anlamda iş dağılımı ilişkisidir. Özel mahke-
melerden de aynı yerde birden fazla kurulmuşsa, bunlar arasındaki ilişki de
genel olarak iş dağılımı ilişkisidir. Ancak bu şekilde ortaya çıkan iş dağılımı
ilişkisi, iş bö�ümü ilişkisi değildir. Aynı yerdeki aynı mahkemeden birden
fazla bulunuyorsa, bunlar sırf iş dağılımı sebebiyle kendi görev ve yetkilerine
giren davaya bakmaktan imtina edemezler, taraflar da bu konuda itirazda
bulunamazlar. Çünkü, bu şekilde birden fazla mahkemenin kurulmuş olma-
sının temel sebebi, iş yükünün dağıtılması ve azaltılmasıdır.
328 Dar ve teknik anlamdaki iş bölümü, aynı yerde asliye hukuk mahkemesi
yanında, asliye ticaret mahkemesinin kurulması durumunda ortaya çıkmak-
taydı. İş bölümü denildiğinde de, asliye hukuk mahkemesi ile asliye ticaret
mahkemesi arasındaki ilişki anlaşılmaktaydı. Aynı yerdeki asliye hukukla,
asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olarak kabul
edilmekteydi.
329 6335 sayılı Kanunla asliye hukuk mahkemeleri ile asliye·ticaret mahke-
meleri arasındaki iş bölümü ilişkisi sona erdirilmiş ve bundan böyle her iki
mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Nitekim 6335
sayılı Kanunun 2. maddesine göre 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.
maddesinin üçüncü fıkrası şu şekilde değiştirilmiştir: '�sliye ticaret mah-
kemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki
� 3. Malıkcmelcr
87
ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır".
Böylelikle 1956 yılından itibaren asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret
n1ahkemeleri arasındaki ilişkide varlığı kabul edilen iş bölümü ilişkisi sona
enniştir. İş bölümü ilişkisi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda muhafaza
edilmişse de bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 6335 sayılı Kanunla
kaldınlmıştır. 7251 sayılı Kanun'la Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda
yapılan değişiklik ile de 116. maddenin birinci fırkasının (c) bendinde ilk
itirazlar arasında yer alan"iş bölümü itirazı" Kanun'dan çıkarılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasına 330
göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tuta-
rına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla
görevlidir. Bu hükme göre, dava konusunun miktar veya değerine bakılmak-
sızın malvarlığını ilgilendiren tüm ticari davalar, artık asliye ticaret mahke-
mesinde görülecektir. Sulh hukuk mahkemeleri malvarlığını ilgilendiren
ticari davalarda görevli değildir.
IX. YARGI YERİ BELİRLENMESİ (MERCİ TAYİNİ)
A. Yargı Yeri Belirlenmesini (Merci Tayini) Gerektiren Haller
Görev ve yetki kuralları, kanunda belirtilmiş olmasına rağmen bazı 331
hallerde davaya hangi mahkemenin bakacağı konusunda tereddüt ortaya
çıkabilir veya davaya bakan mahkemenin bu davaya bakmasına engeller
bulunabilir. Böyle bir durumda davaya hangi mahkemenin bakacağının
belirlenmesi gerekir. Bunun için yargı yeri (merci) tayini yoluna gidilerek
yetkili ve görevli mahkeme belirlenir.
Yargı yeri belirlemesi için, 21. maddede dört ihtimal belirtilmiştir. Bu 332
maddedeki mahkeme terimi, hem ilk derece mahkemelerini hem de bölge
adliye mahkemelerini kapsamaktadır. Buna göre, davaya bakmakla görevli
ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına herhangi bir engel çıkarsa, davaya
hangi yerdeki görevli mahkemede devam edileceğinin belirlemek için yargı
yeri belirtilmesi yoluna gidilebilecektir (m. 21/1-a). Savaş ya da olağanüstü
hal.in bulunması veya yangın, deprem, su baskını gibi doğal afet sebebiyle bir
yerdeki mahkemelerin çalışamaması fiili bir engeldir. Ayrıca hakimin ölme-
si,hastalanması ve o yerde davalara bakacak başka hakimin bulunmaması da
fiilibir engel sayılır.
Bir yerde bulunan hakimin çekinmesi veya reddedilmesi durumunda, 333
oyerde davaya bakacak aynı yetkiye sahip başka hakimin bulunmaması ya
88
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamta/ Atıuay/ôuhs
da hakimin atanması, emekli olması veya istifa etmesi durumunda yerine
bakacak başka hakimin bulunmaması ise hukuki bir engeldir.
334 İki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirtilmesi konu-
sunda bir tereddüt çıkarsa bu da yargı yeri belirtilmesini gerektirmektedir
(m. 21/1-b).
335 İki mahkeme aynı dava hakkında ayrı ayrı görevsizlik kararı verir ve
bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse, davaya hangi mah-
kemede devam edileceğini belirlemek için yargı yeri belirlenmesi yoluna
gidilmelidir (m. 21/1-c). Bu durumda olumsuz görev uyuşmazlığından söz
edilir. Dikkat edilirse, bu görevsizlik kararlarından birisi hakkında kanun
yoluna başvurulmuşsa, kanun yolu denetiminden geçmiş olan görevsizlik
karan ile daha sonraki mahkeme bağlıdır ve kendisi görevsizlik kararı vere-
mez ve dolayısıyla yargı yeri belirtilmesine gerek kalmaz.
336 Kesin yetki hallerinde, iki mahkeme aynı dava hakkında yetkisizlik ,
karan verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse, yargı
yeri belirlenmesi yoluna gidilmelidir (m. 21/1-ç). Yetkinin kesin olmadığı
hallerde verilen yetkisizlik kararı ile ister kanun yoluna gidilsin ister gidil-
mesin daha sonraki mahkeme bağlıdır ve yetkisizlik kararı veremez. Bu
nedenle de olumsuz bir yetki uyuşmazlığı çıkmaz. Keza yetkinin kesin oldu-
ğu hallerde dahi, yetkisizlik kararlarından birincisi veya ikincisi için kanun
yoluna başvurulursa, kanun yolu denetiminden geçmiş yetkisizlik kararı ile
daha sonra başvurulan mahkeme bağlı olacağından, yargı yeri belirtilmesine
gerek yoktur.
B. Yargı Yeri Belirlenmesi Usulü
337
Öncelikle belirtmek gerekir ki, özellikle fiili veya hukuki bir engelin
bulunması durumunda o yerde davaya bakacak başka haklın varsa, o haklın
davaya bakar, dava başka yerde görülmez (İBK, 19.1.1959, 29/1 - RG,
19.3.1959, S. 10163). Herhangi bir engelin bulunması durumunda kural
olarak, 21. madde anlamında yargı yeri belirlenmesine gerek yoktur. Savaş,
olağanüstü hal veya doğal afet gibi bir fiili engel bulunuyorsa, o yerdeki da-
valara geçici olarak başka bir yer mahkemesinde bakılmasına karar verilebi-
leceği gibi fiili engel, o yerdeki hakimin ölmesi, hastalanması gibi bir sebebe
dayanıyorsa ya da ret veya çekinme gibi bir hukuki sebeple o yerde davaya
bakacak başka hakim yoksa, bu durumda da Hakimler ve Savcılar Kurulu
(HSKKm. 4; HSKm. 47) o yere geçici yetkili bir hakim görevlendirir.
§ 3. Mahkemeler
89
Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına herhangi bir engel bulundu- 338
ğu yahut iki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesin-
de tereddüt ortaya çıkbğı takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece
mahkemeleri için bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri
içinYargıtay'a başvurulur (m. 22/1).
İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak 339
verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde,
görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya
Yargıtay'ca belirlenir (m. 22/2). Örneğin iki bölge adliye mahkemesi aynı
davada kendisini yetkisiz saymış ve bu yetkisizlik kararları, kanun yoluna
başvurulmadan kesinleşmişse, davaya bakacak.mahkemeYargıtaytarafından
belirlenecektir.
Yargı yeri belirtilmesi konusundaki inceleme dosya üzerinden yapıla- 340
bilir (m. 23). Bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen yargı yeri belirtil-
mesine ilişkin kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamaz (m. 362/1-c). Bu
kararlar kesin olup ilk derece mahkemesi hakimini bağlar (m. 23/2). Yıne
yargı yeri belirtilmesi hakkındaki Yargıtay kararları kesindir; bu konudaki
Yargıtay tarafından verilen yargı yeri belirtilmesine ilişkin karar, davaya daha
sonra bakacak mahkemeyi bağlar (m. 23/2).
90
§ 4. YARGI GÖREVLİLERİ
I. HAKİM
A. Genel Olarak
341 Devlet yargı yetkisini mahkemeler eliyle ve bu mahkemelerin başında
bulunan hakimler tarafından kullanır. Hakimler yargı yetkisini millet adına
kullanırken devleti temsil ederler. Adalet dağıtan ve doğru karar vererek
hukuki barışı temin edenhakimlerin yargı içindeki önemi açıktır. İyiyetişmiş,
kültürlü, etki altında kalmadan, objektif ve bağımsız karar verebilen, dürüst
ve toplumunu iyi tanıyan hakimlerle adil ve doğru bir yargılama yapılabilir.
Hakimin kendi menfaatlerini, kararında ve görevini yapmada düşünmeyen
bir kişi olınası gerekir. Bu koşullar sağlanabildiği takdirde amaca ulaşılabile-
cektir. Gerektiğinde hukuk yaratan hakim, toplumunu iyi tanıdığı ve sosyal
ihtiyaçlarını bildiği ölçüde doğru ve adil hukuk yaratabilir. Hakiınin verdiği
karar kesinleştikten sonra, kural olarak artık ona karşı başvurulacak bir yol
ve onu değiştirecek bir makam bulunmamaktadır. Bu sebeple, hakimler icra
edilen meslekler içinde en zor ve en önemli görevlerden birini yerine ge-
tirmektedir. Adaletin en son gerçekleştiği yer hakimin vicdanı olduğundan,
hakimler önlerine gelen her işte, insanların ve toplumun geleceğini etkileyen
bir karar verdiklerini unutmamalıdır. Bu sebeple, bir düşünür, "hakimlerı
hukukun hem efendisi hem de kölesidir" demiştir. Hakimler hukukun köle-
sidir; çünkü, onların çok zor olan çalışmaları sayesinde adalet gerçekleşir.
Hakimler hukukun efendisidir; çünkü, onlar kararını verdikten sonra artık
söylenecek söz yoktur. Hakimler bu bilinçle eğitilmeli, yetiştirilmeli, hizmet
etmeli ve sorumluluklarının farkında olmalıdırlar. Toplum düzeni adaletin;
adalet, önemli ölçüde hakimlerin sayesinde ayakta kalabilmektedir. Hakim,
bilgili, ilgili, bilinçli, sorumluluk sahibi, kendini sürekli geliştiren ve hiçbir
şeyden etkilenmeden tek kaygısı adaleti gerçekleştirmek olan, bazen kendi-
ne rağmen karar veren kişi olmalıdır.
� 4. Yargı Görevlileri
91
B. Hakimlik Mesleğine Giriş
Haklın yardımcılığına atanabilmek için hangi niteliklerin arandığı 342
Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 8. maddesinde sayılmıştır. Buna göre
hakim yardımcılığına atanabilmek için;
ı. Türk vatandaşı olmak,
2. Giriş sınavının yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibarıyla
otuzbeş yaşını doldurmamış olmak,
3. Adli yargı adayları için; hukuk fakültesinden mezun olmak veya ya-
bancı bir hukuk fakültesini bitirip de Türkiye'deki hukuk fakülteleri
programlarına göre eksik kalan derslerden sınava girip başarı belgesi
almış bulunmak,
4. Kamu haklarından yasaklı olmamak,
5. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında başarılı olmak4,
6. Askerlik durumu itibariyle askerlikle ilgisi bulunmamak veya mu-
vazzaflık hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedeğe geçirilmiş
olmak,
7. Hakimlik ve savcılık görevlerini sürekli olarak yurdun her yerinde
yapmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı veya engelliliği,
alışılmışın dışında çevrenin yadırgayacağı şekilde konuşma ve organ-
larının hareketini kontrol zorluğu çekmek gibi engeli bulunmamak,
8. Taksirli suçlar hariç olmak üzere, üç aydan fazla hapis veya affa uğ-
ramış olsa bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet,
ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kö-
tüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet
kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat
karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü
bulunmamak veya bu suçlardan veya taksirli suçlar hariç olmak üzere
üç aydan fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir fiilden dolayı
soruşturma veya kovuşturma altında olmamak.
9. Yazılı yarışma sınavı ile mülakatta başarı göstermek,
• Haklın adaylığı sınavına girmek için Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında başarılı olmak şar-
h, 7188 sayılı K:Ia 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na ek 41. madde getirilmesiyle de
kabul edilmiş ve bu maddede söz konusu sınavın içeriğine ve yapılışına ilişkin düzenlemeler
getirilmiştir. 2547 sayılı Kanunun geçici 80. maddesine göre bu şart, ek 41. maddenin yü-
rürlüğe girdiği 24.10.2019 tarihinden sonra ilgili yükseköğretim kurumlarına kayıt yaptıran-
lardan 31.03.2024 tarihinden sonra mezun olanlar hakkında uygulanacaktır.
Pekcanıtu:/ Atalay/Ôukes Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
92
!O.Hakimlik ve savcılık mesleğine yakışmayacak tutum ve davranışlar-
da bulunmamış olmakşarttır.
343 Avukatlık mesleğinden adaylığa geçmek için ise ayrıca, mesleğinde
üç yıl çalışmış ve giriş sınavının yapıldığı tarih itibariyle kırkbeş yaşını
doldurmamış olmak ve kendileri için yapılacak yazılı yarışma sınavında ve
mülakatta başarılı olmak gerekir.
344 Yazılı sınav Türkçe, matematik, Türk kültür ve medeniyetleri, Atatürk
ilkeleri ve inkılap tarihi ve temel yurttaşlık bilgisi sorularından oluşan genel
yetenek ve genel kültür konuları ile adli yargıda; anayasa hukuku, medeni
hukuk, borçlar hukuku, hukuk yargılama usulü, ticaret hukuku, icra ve iflas
hukuku, ceza hukuku, ceza yargılama usulü, idari yargılama usulü ve idare
hukuku konularını kapsayan alan bilgisi sorularından yapılır.
345 Yazılı sınavda başarılı olanlar mülakata alınırlar. Yazılı sınavda yüz tam
puan üzerinden en az yetmiş puan almak kaydıyla en yüksek puan alandan
başlamak üzere, sınav ilanında belirtilen kadro sayısının iki katı fazlası
mülakata çağrılır. Başarılı olanların sayısı, ilan edilen kadronun iki katı fazla-
sının altında kalırsa sadece başarılı olanlar mülakata çağrılır. Mülakat sonu-
cu en yüksek puan alandan başlamak üzere sıraya konularak mülakat başarı
listesi hazırlanır ve bu listenin altı mülakat kurulu tarafından imzalanarak
Personel Genel Müdürlüğü'ne teslim edilir (HSK m. 9/A).
346 Her yıl alınacak hakim yardımcısı sayısı kadro ve ihtiyaç durumuna
göre Adalet Bakanlığı'nca saptanır (HSK m. 9/ 1). Doktora yapanlar sadece
mülakata tabi tutulur (HSK m. 9/ 3). Hakim yardımcısının atanma nitelik-
lerinden birisini taşımadığı sonradan anlaşılırsa veya bu niteliklerinden biri-
sini yitirirse ya da hakimlikle bağdaşmayacak nitelikte tutum ve davranışlar
sergilerse hakim yardımcılığına Adalet Bakanlığı'nca son verilir (HSK m.
12).
347 Hakimlik ve Savcılık Stajı "Hakim ve Savcı Adaylarının Staj Dönemi
ile Staj Mahkemelerine llişkin Yönetmelik5" (RG, 01.06.2004, S. 25479) hü-
kümlerine göre yapılır. Hakim ve savcı yardımcılarının eğitimine ilişkin ise
"Hakim ve Savcı Adaylannın Meslek Öncesi Eğitimlerine nişkin Yönetmelik"
6
s .Adlt Yargı Hakim ve Sava Adayları ile İdari Yargı Hakim Adaylarının Staj Dönemi ile Staj
Mahkemelerine llişkin Yônetmeliğin (RG, 01.06.2004, S. 25479) başlığı değiştirilerek
• Hakim ve Sava Adaylannın Staj Dönemi ne Staj Mahkemelerine nişkin Yönetmelik" (RG,
16.01.2018, S. 30303) halini almış, bazı hükümleri değiştirilmiş ve bazı yeni hükümler geti-
rilmiştir.
' AdliYargı Hakim veSavcı Adayları ile İdari Yargı HakimAdaylarının Meslek Öncesi Eğitim-
§ 4. Yargı Görevlileri
93
(RG, O1.06.2004, S. 25479) bulunmaktadır. Ayrıca hikim ve savcı yar-
dımcılarının, Türkiye Adalet Akademisi'ndeki meslek öncesi eğitimlerinin
uygulama esasları ile yazılı ve sözlü sınavlara ilişkin ustil ve esaslar da "Tür-
kiye Adalet Akademisi Meslek Öncesi Eğitimin Uygulama Esasları ile Yazılı ve
Sözlü Sınavlara Dair Yönetmelik" (RG, 12.12.2019, S. 30976) ile düzenlen-
nıiştir. Eğitim sonunda başarı gösterenlerin atamaları Hakimler ve Savcılar
Kanunu'na göre yapılır.
Hakimlik ve savcılık görevinin sona erme halleri Hakimler ve Savcılar 348
Kanunu'nun 51-53. maddelerinde belirtilmiştir.
7413 sayılı Kanunla Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda değişildik yapı- 349
larak hakim (ve savcı) yardımcılığına ilişkin düzenlemeler getirilmiştir. Söz
konusu düzenlemelerin, 01.01.2023 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörül-
müştür (7413 s. K. m. 22).
Hakim yardımcılığı için bugüne kadar çok geç kalmmışbr. Bu sistemin 350
çok önceden kabul edilip uygulanması gerekirdi; ancak bugüne kadar farklı
zamanlarda gündeme alınmasına rağmen gerçekleştirilememiştir. Oysa
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kabul edildiğinde, gerekçesinde
de hakim yardımcılığı tavsiye edilmiş, hatta sistemin işlemesi için zorunlu
görülmüştür. Şayet ön inceleme ile birlikte sağlıklı işleyen bu sistem kabul
edilseydi, şüphesiz daha doğru yargılamalar yapılabilir ve kararlar verilebilir,
iş yükü daha azalabilirdi.
Hakim yardımcılığına ilişkin düzenlemelerin uygulanmaya başlama- 351
sıyla birlikte hakimlik mesleğine girişte önemli değişiklikler söz konusu
olmuştur. Öncelikle, hakim yardımcılığı dönemi geçirilmeden hiç kimse
hakim olarak atanamayacaktır. Hakim yardımcılığına atanmanın koşullan
ise Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 8. maddesinde sayılmışbr. Bu koşullar,
yukarıda sayılan koşullarla aynıdır.
Her yıl alınacak hakim yardımcısı sayısı, kadro ve ihtiyaç durumuna 352
göre Adalet Bakanlığı'nca tespit edilecektir.
7413 sayılı Kanun'la değişik Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 10. 353
maddesinde hakim yardımcılığı süresi üç yıl olarak düzenlenmiştir. Bu üç
yıllık süre, üç dönemden oluşmaktadır. Bunlar; temel eğitim dönemi, gö-
rev dönemi ve son eğitim dönemidir. Temel eğitim ve son eğitim Türkiye
lerinin Yaptınlmasının Esas ve Usullerine İlişkin Yonetıneliğin (RG, 01.06.2004, S. 25479)
başlığı da "HAkim ve Savcı Adaylarının Meslek Öncesi Eğitimlerine n;şkin Yönetmelik• (RG,
16.01.2018, S. 30303) olarak değiştirilmiştir.
Pekcarııtez/ Atalay/Ôzekes Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
94
Adalet Akademisi tarafından verilecektir. Görev dönemini ise hakiın yar-
dımcılarının yargı mercilerinde fıilen görev yapmak suretiyle geçirmeleri
öngörülmüştür.
354 Haklın yardımcılarının yargı mercilerindeki görev ve yetkileri ile çalış-
ma usul ve esasları Adalet Bakanlığı'nca çıkarılacak yönetmelikle düzenlene-
cektir. Ancak şunu ifade etmek gerekir ki, münhasıran hakim tarafından ya-
pılması gereken işve işlemler, haklın yardımcısı tarafından yapılamayacaktır.
355 7413 sayılı Kanun'la değişik Hakiınler ve Savcılar Kanunu'nun 11.
maddesinde hakim yardımcılarının görev döneminde mahkemelerdeki gö-
revleri şu şekilde sayılmıştır:
► Hakim tarafından tevdi edilen dosya veya evrakı inceleyerek
hakime sunmak,
► Duruşma ve keşif işlemlerinde hakime yardımcı olmak,
► Yazı işleri müdürlüğünce hazırlanan evrakı hakime sunulmadan
önce kontrol etmek,
► Tensip ve gerekçeli karar taslaklarını hazırlamak,
► Ara kararların icrasına dair iş ve işlemleri yapmak,
► Hakimin istediği konular hakkında hukuki araştırma yapmak,
► Mevzuatta belirtilen diğer görevler ile hakim tarafından verilen
benzeri görevleri yerine getirmek.
356 Hakim yardımcılarının her dönem sonunda sınava tabi tutulmaları
kabul edilmiştir. Hakim yardımcılığı sonunda başarılı sayılmak için yazılı
sınavlar nihai puanının %SO'si, sözlü sınavpuanının %2S'i ile görev ve eğitim
dönemlerinde verilen puanların aritmetik ortalamasının %2S'inin toplamı-
nın en az yetmiş olınası şarttır.
357 Hakiın yardımcılığı sonunda başarılı olamayanlar, talepleri halinde
Adalet Bakanlığı'nca merkez veya taşra teşkilatında genel idare hizmetleri
sınıfında bir kadroya atanabilirler.Aksi halde bunların hakim yardımcılığına
Adalet Bakanlığı'nca son verilir.
358 Haklın yardımcılığı dönemleri, hakiın yardımcılarının hakimliğe atana-
cak şekilde ayrılması, görevyerlerinin tespiti, eğitici hakimlerin belirlenmesi
ve görevleri Adalet Bakanlığı'nca çıkarılacak yönetmelikle; eğitimlerin uy-
gıılama esasları ile yazılı ve sözlü sınavlara ilişkin hususlar Türkiye Adalet
Akademisi'nce çıkarılacak yönetmelikle düzenlenecektir.
� 4. Yargı Görevlileri
95
Haklın yardımcılığı hakimlik stajından ayrı bir durum ve statüdür. 359
Hllim yardımcılığı kendi içinde daha bağımsız bir statüyü ve konumu ifade
etmektedir. Bu çerçevede, hakimin yargısal faaliyetinde doğrudan yer alan
hakim yardımcılarının Adalet Bakanlığı'nın değil, Hakimler ve Savcılar Ku-
rulu nezaretinde görev yapması işin niteliğine daha uygun ve doğru olacaktır.
Asıl kararı verenin haklın olduğu yerde, onun işlemlerine, hatta kararlarına
yardımcı olacak, onun nezaretinde çalışacak kişiyi yürütmeyi temsil eden
Adalet Bakanlığı'na bağlı kılmak uygulamada açık ve örtülü sorunlara yol
açabilir; yargı mekanizması içinde istenmeyen sonuçlar doğurabilir.
C. Hakimlerin Seçimi ve Atanması
ı. Genel Olarak Sistemler
Hakimlerin atanması onların bağımsızlıklarıyla çoğu kez ilgilidir. 360
Hakimlerin bağımsız olabilmeleri için çeşitli sistemler kabul edilmiştir.
Ancak, bu sistemlerin tümünün olumlu olduğu kadar olumsuz yanlan da
görülmektedir. Hakimlerin atanmasıyla ilgili bugün dünyada uygulanan
üç sistem vardır. Bu sistemlerden birincisi hakimlerin halk tarafından veya
yasama organı tarafından seçilmesi, ikincisi hakimlerin yürütme organı tara-
fından seçilmesi, üçüncüsü ise hakimlerin hakimler tarafından oluşturulan
bir kurul tarafından seçilmesidir.
Hakimlerin halktarafından seçilmesi, egemenliğin halka ait olmasından 361
kaynaklanmaktadır.Halk tarafından seçim sisteminin, hakimin bağımsızlığı-
m sağlamak bakımından olumlu yönlerine rağmen, seçim sisteminde siyasi
partilerin mücadelesi söz konusu olacağından, aslında yetenekli hakimlerin
atanması yerine, belli görüşlere sahip hakimlerin atanması bu sistemin en
önemli mahzurudur. Halk tarafından seçim sistemi belirli şekillerde Ameri-
ka Birleşik Devletleri ve İsviçre'de uygulanmaktadır.
Hakimlerin seçimi bakımından uygulanan ikinci sistem, hakimlerin 362
yürütme organı tarafından seçilmesi sistemidir. Bu sistem uygulanan en eski
sistemdir. Yürütme organı, yeri geldiğinde kendi yaptığı işlemler hakkında
karar verecek ve hatta kendisini yargılayacak hakimleri atarken ister istemez
kendisine yakın ve bu konuda bağımlı olabilecek kişileri seçecektir. Bu sis-
temde hakimlerin görevine son verilmesi, kolaylıkla tayin edilmesi, emekli-
ye ayrılmasının sağlanması gibi olumsuzlukların belli ölçüde giderilebilmesi
için, bu sistemi kabul eden ülkelerde, hakimlerin ömür boyu atanması ve bu-
nun yanında bazı teminatlarla korunması sağlanmıştır. Örneğin Almanya'da
eyalet mahkemesi hakimleri, eyalet başkanı veya adalet bakanı tarafından
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pekcanıtez/ Atalay/Ôukes
96
atanmaktadır. Yıne İngiltere'de sulh hakimlerinin ataması yürütme organı
tarafından yapılmaktadır. 1961 Anayasası'ndan önce ülkemizde hakim
adayları Adalet Bakanı, hakimler de milli iradeyi temsilen Cumhurbaşkanı
tarafından atanmak.taydı (Hakimler K. m. 4).
363 Hakimlerin seçilmesinde yukarıda açıklanan her ikisistemin de hakimin
bağımsızlığını temin bakımından olumsuzlukları nedeniyle, üçüncü sistem
olarak, hakimlerin bizzat hakimler tarafından seçilmesi kabul edilmiştir. Bu
sistemde yüksek dereceli hakimler bir kurul oluşturur ve bu kurul hakimlerin
atanmasından özlük işlerine kadar tüm konularda yetkili ve görevlidir. Bu
sisteme Kooptasyon (Cooptation) denilmektedir. Bu sistemde hakimlerin
bağımsızlığının en iyi şekilde korunacağı kabul edilmektedir. Bu sistem Fin-
landiya ve İsviçre'nin bazı hakimleri seçmede kullandığı bir sistemdir.
2. Ülkemizdeki Durum
364 1961 Anayasası ile kuvvetler ayrılığı ilkesi getirilirken, hakimlerin
bağımsızlığını temin için, hakimlerin oluşturduğu bir kurul tarafından
atanması sistemi kabul edilmiştir. Böylelikle Yüksek Hakimler Kurulu oluş-
turulmuştur. Yti.ksek Hakimler Kurulu, Anayasa'nın 143. maddesi uyarınca
45 sayılı Kanun'a göre kurulmuştur.
365 1982 Anayasası ile Yti.ksek Hakimler Kurulunun salt hakimlerden oluş-
masına ilişkin durum değiştirilmiş ve Adalet Bakanı'nın başkanlığında, Ada-
let Bakanlığı Müsteşarı ve Özlük İşleri Genel Müdürünün de temsil edildiği
bir Hakimler ve Savcılar Kurulu oluşturulmuştur. Anayasa değişiklikleriyle
birlikte Kurul'un yapısı, işleyişi ve görevleri ile ilgili yeni bir düzenleme ya-
pılmıştır.
366 Anayasanın konuyla ilgili 159. maddesine göre, Hakimler ve Savcılar
Kurulu on üç üyeden oluşur; iki daire halinde çalışır. Kurulun Başkanı Ada-
let Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı
7
Kurulun tabii üyesidir. Kurulun,
üç üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yi-
tirmemiş adli yargı hakim ve savcıları arasından, bir üyesi birinci sınıf olup,
birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı haklın ve
savcıları arasından Cumhurbaşkanınca; üç üyesi Yargıtay üyeleri, bir üyesi
7
703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (RG, 09.07.2018, S. 30473 3. Mükerrer) 208.
maddesi ile Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun 2. maddesinin (j) bendindeki "Müste-
şan" ibaresi,"ilgilibakan yardımcısı" olarak değiştirilmiştir.Söz konusu Kanun'un 3. madde-
sine göre de Kurul ilci daire Mlinde çalışır ve Bakan, Adalet Bakanlığı ilgili bakan yardımcısı
ile Cumhurbaşkanıncaseçilen dört ve Türkiye Büyük Millet Meclisince seçilen yedi üyeden
oluşur.
§ 4.Ya,-gı Görevlilct'I
Danıştay üyeleri, üç üyesi nitelikleri kanunda belirtilen yükseköğretim ku-
rumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar ara-
sından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir. Öğretim üyeleri ile
avukatlar arasından seçilen üyelerden, en az birinin öğretim üyesi ve en az
birinin de avukat olması zorunludur.
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun yapısı ve oluşumu oldukça eleştiril- 367
mekteydi. Bu eleştirilerin bir kısmı değişikliklerle birlikte giderilmiştir. Ör-
neğin, kurulun ayrı sekretaryası ve kurumsal yapısının olması, ayrı bir teftiş
sisteminin oluşturulması geçmişte yöneltilen, ancak yeniden düzenlenen
hususlardır. Bununla birlikte, Kurul'a Adalet Bakanı'nın başkanlık etmesi ve
Adalet Bakanı'nın ilgili yardımcısının kurulun tabii üyesi olması yönündeki
eleştirileri giderecek bir düzenleme maalesef yapılmamıştır.
D. Hakimlerin Bağımsızlığı
1. Genel Olarak
Anekdot birçok kişi tarafından bilinmektedir. Prusya kralı ikinci Fried- 368
rich, Sanssouci sarayında, komşusu Müller Arnold'un yel değirmenlerinin
gürültüsünden rahatsız olup, bu değirmenlerin kapatılmasını emreder ve bu
alanın kamulaştırılmasına karar verir. Fakat bu kararı duyan Müller, Krala
''Majesteleri, Berlin'de hakimler var" diyerek tepkisini, hukuka ve hakimlere
adil karar verecekleri konusunda güvenini dile getirir. Bu, gerçekte olmuş
mudur, yoksa bir söylenti midir bilmiyoruz. Ancak bu anekdot, mahkeme
önünde herkesin eşit olduğu ve herkese aynı kanunun eşit biçimde uygula-
nacağı, mahkemelerin tarafsızca karar verecekleri ve krala rağmen yargıya,
mahkemelerin bağımsızlığına güvenen bir vatandaşın ifadesi ve bu konu-
daki anlayışın yerleşmesi bakımından önem taşır. Gelişmenin en önemli
göstergelerinden biri de o ülkede adaletin nasıl gerçekleştiği ve hakimlerin
gerçekten ne kadar bağımsız ve tarafsız oldukları ve bunu içselleştirdikleri;
en üst yöneticisinden en alttaki ferdine kadar toplumda da bu anlayışın ne
kadar içselleştirildiğidir.
Hakim, diğer devlet memurlarından ve kamu görevlilerinden farklı 369
olarak, görevini yerine getirirken bağımsızdır. Bu bağımsızlık, onun göre-
vini yerine getirirken objektif ve serbest olması amacıyla kabul edilmiştir.
Bu, tarafsız bir yargıyı ve mahkemelerden hukuki yardım talebinde bulunan
kişinin yargıya güvenini de sağlayan bir unsurdur. Bu, aynı zamanda huku-
kun kendisine uygulanacak olan kişi açısından keyfiliğe karşı bir teminattır.
Bağımsızlık öncelikle yürütme ve yasamaya karşı korunmalıdır. Hakim,
97
......
Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pekcamtu./ Atalay/Ôzekes
98
özellikle yürütmeye karşı bağımsız olmalıdır. Tarih içinde yürütme gücünü
elinde tutanlar şu ya da bu şekilde yargıyı ele geçirmek, yargıyı etkilemek ya
da yargıya egemen olmak istemişlerdir. Hakimin maddi anlamda bağımsızlı-
ğı, idarenin, yürütmenin ve hiçbir mercün talimat ve emirleriyle bağlı olma-
masıdır. Hakimin yasama ve yürütme karşısında bağımsız olması yanında
topluma ve davanın taraflarına karşı da bağımsız olması gerekir.
370 Hakimin bağımsızlığı özellikle kuvvetler ayrılığının kabul edilmesiyle
ortaya çıkmış ve birçok ülkenin anayasasında teminat altına alınmıştır. Ülke-
mizde hakimlerin bağımsızlığı ilk olarak 1924 Anayasası ile düzenlenmiştir
(m. 54).
371 Bağımsızlık, hakimin sadece hukuk kuralları ile bağlı olmasıdır.
Hakimlerin sadece hukuk kurallarıyla bağlı olması, onların diğer mahkeme-
lerin kendi önlerine gelen ön sorunlar hakkında verdikleri kararlarla bağlı
olmadıkları anlamına da gelir. Haklın hukuk kuralları çerçevesinde, kendi
hukuk anlayışı ve vicdanına göre karar verir; hatta üst mahkeme olan Yargıtay
kararlarından farklı kararlar da verebilir. Yargıtay'ın vermiş olduğu kararlar
hakim için bağlayıcı değildir. Hukukun gelişimi için de mahkemelerin farklı
karar verebilmeleri gereklidir.
372 Hakimin sadece kanunlara bağlı olduğu prensibinin istisnası içtihadı
birleştirme kararlarının bağlayıcılığıdır. Yargıtay Kanunu'nun 45. maddesi-
nin 5. fıkrasına göre, "İçtihadı birleştirme kararları benzer hukukı konularda
Yargıtay dairelerini ve adalet mahkemelerini bağlar': Bunu sağlamak için,
içtihadı birleştirme kararları Adalet Bakanlığı'na bildirilir. Adalet Bakanlığı
bütün adliye mahkemelerine ve Cumhuriyet savcılıklarına bu kararları ge-
cikmeksizin duyurur (YarKm. 45/6).
373 İçtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcılığı, hakimlerin kanunla bağlı
olmasına ve kararlarında kimseden emir ve talimat almayacağı kuralına aykırı
olduğundan ve içtihat kapılarının kapanmasına yol açacağından eleştirilmiş-
tir. Ancak içtihadı birleştirme kararları mahkemeleri bağlamasına karşılık,
içtihat yolunu kapamamıştır. Çünkü mahkemeler gerekçesini belirterek
farklı yönde karar verebilirler. Bu kararı içtihadı birleştirme kararına aykırı
düşerse, mahkemeler de bu içtihadın değiştirilmesi veya kaldırılmasını iste-
yebilir (YarKm. 45/3).
374 Bunun yanında hakimler, Yargıtay'ın verdiği bozma kararına karşı di-
renebilirse de bu direnme kararının Hukuk Genel Kurulu'nda incelenmesi
üzerine verilen karara da uymak zorundadırlar. Yine Anayasa Mahkemesi
� 4. yargı Görevlileri
99
t
t
kararlan, yasama ve yürütme yanında mahkemeleri, yani hikimleri de bağ-
lar. Uyuşmazlık Mahkemesi kararları da hakim için bağlayıcıdır.
Hiliın öncelikle devlete, sonra taraflara karşı bağımsız olmalıdır. Dev- 375
lete karşı bağımsızlığı, özellikle yürütme organına karşı bağımsız olmasını
gerelı..'tirir. Bunun için hakimlerin atanmasına ilişkin düzenlemeler yanında
onlara bu bağımsızlığın sağlanabilmesi için objektif ve sübjektif teminatlar
tanırunışbr. Taraflara karşı bağımsızlığının sağlanabilmesi için ise hakimin
bazı davalara bakması yasaklanmış (m. 34), bazı davalarda da reddi (m. 36)
sağlanınışbr. Bütün bunların yanında "dördüncü kuvvet" olarak adlandırılan
basına karşı bağımsızlığı sağlanmalıdır. Bu amaçla Basın Kanunu'nda hü-
kümler getirilmiştir. Nitekim Basın Kanunu'nun 3. maddesine göre, basın
özgürlüğünün kullanılması, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlan-
ması amacıyla kısıtlanabilir.
Hakimin bağımsız olabilmesi için sadece devlete, taraflara ve toplu- 376
ma karşı bağımsız olması yetmez. Objektif bağımsızlığın yanında hakim,
sübjektif açıdan da bağımsız olmalıdır. Bu ise öncelikle hakimin sübjektif
bakımdan kendisini bağımsız kılabilme yeteneğine sahip, iç bağımsızlığa
sahip olmasını gerektirir. Örneğin, medyada zaman zaman hakimi etki altı-
na alabilme, baskı oluşturma çabaları görülebilmektedir. Zayıf bir hakimin
yapılan yayınlardan etkilenmesi, basının görüşü doğrultusunda yargılamayı
sonuçlandırması tehlikesi vardır. Bu tehlikeyi ortadan kaldırmak çok kolay
değildir. Çünkü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için basın özgürlüğünün
ve toplumun haber alına hakkının daha fazla kısıtlanması kabul edilemez.
Ancak burada görülmekte olan bir dava hakkında topluma bilgi verilmesi ile
bu davayı etkileyici yorum ve hatta baskı yapılması birbirinden ayn olarak
değerlendirilmelidir.
2. Hakimlerin Bağımsızlığı
1
Anayasa'ya göre yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız 377
{ mahkemelerce kullanılır (AY m. 9). Buradaki yetkinin kaynağı, hakimin
bağımsızlığının en belirleyici noktasıdır. Hakimler, yetkiyi devletten değil,
(
milletten alırlar ve onun adına kullanırlar. Devlet, hakimin adaleti gerçekleş-
tirmesi için, adalet mekanizmasını doğru çalıştırmakla görevlidir. Hakimler,
l
özel statülü kamu görevlisidir; bu yönüyle klasik devlet memuru çerçevesi
içinde düşünülmez. Zira, devletle vatandaş ihtilafa düştüğünde de uyuşmaz-
lıkmahkemenin ve hakimin önüne gelecektir. Hakimlerin bu sebeple yetkiyi
milletten alması önemlidir. Öncelikle hakimliğin niteliği ve bunun yanında
l
t
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamta/ Atalay/Ôukes
100
da yetkinin kaynağı sebebiyle, devletle vatandaş uyuşmazlığa düştüğünde de
hakim her ikisine eşit uzaklıkta ve bağımsızdır.
378 Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya, kanuna ve huku-
ka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler (AY m. 138/1).
Anayasa'nın bu düzenlemesi de oldukça önemlidir. Zira, hakimin son nokta-
da karar yeri vicdanıdır. Bu sebeple, hakimlerin hiçbir etki altında kalmadan
vicdani kanaat oluşturmaları oldukça önemlidir. Vicdani kanaat sübjektiftir;
ancak, hakimin kanuna ve hukuka uygun olarak karar vereceği belirtilerek,
sübjektif hususa objektif ölçüler konulmuştur. Hakimlerin bağımsızlığını
korumak ve hiçbir etki altında kalmadan vicdani kanaatlerine göre karar
verebilmeleri için Anayasa'da bazı ilkeler kabul edilmiştir.
379 Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında
mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez,
tavsiye ve telkinde bulunamaz (AY m. 138/2; HSKm. 4/1).
380 Görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin
kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz ve herhangi bir be-
yanda bulunulamaz (AY m. 138/3). Son yıllarda bu hükmün ne kadar çok
ihlal edildiğine dikkatinizi çekmek istiyoruz.
381 Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak
wrundadır. Bu organlar, mahkeme kararlarını geciktirmeksizin yerine ge-
tirmek zorundadırlar (AY m. 138/4). Bu konuda da zaman zaman yargı ka-
rarlannın yerine getirilmediğine tanık olunmaktadır. Bir hukuk devletinde
kabul edilemeyecek bu durumun bir an önce değişmesi gerekmektedir.
382 Hakimler, Anayasa'da belirtilen dışında genel ve özel hiçbir görev
alamazlar (AY m. 140/5). Ancak hakimler, bilimsel araştırma yapabilir,
bununla ilgili kitap ve makale yazabilir, resmi bir öğretim kurumunda ders
verebilirler (karş. HSKm. 48/3).
383 Hakimlerin siyasi partilere üye olması yasaktır. Ancak pek tabiidir ki
hakimlerin de bir siyasi görüşü olacaktır. Üye olmalarının yasaklanmasıyla
amaçlanan, hakimin bir siyasi partiye mensup olarak hem kendi kararlarında
bağımlı olmasını önlemek, hem de hak arayanların hakimin bağımsızlığın-
dan şüphe etmesini, bu tür bir kanının oluşmasını önlemektir. Ancak, hakim
hangi dünya görüşüne ve siyasi görüşe sahip olursa olsun, görevini yaparken
kendine rağmen bağımsız olmak durumdadır.
384 Hakimin bağımsız olabilmesi için başka teminatlarla da donatılmış
olması gerekir. Bu teminatlardan en önemlisi hakimin, uygun bir ücret
§ 4. Ya�ı Görevlileri
101
almasıdır. Ekonomik teminat olmaksızın hakimin bağımsızlığı hayal olur.
Hakimlere tanınan mali ve sosyal haklar Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun
102ve devamı maddelerinde ayrıca belirtilmiştir.Hakimlerin çalışma koşul-
larının da iyi düzenlenmesi, bağımsızlığın korunmasına katkı sağlayacaktır.
Ancak, her şart albnda haklın bağımsız kalabilmeyi başarabilmeli, buna özen
göstermelidir.Adaletin telafisi ve mazereti yoktur; bu sebeple hiçbir gerekçe,
hakimin adalet ve hukukun dışına çıkmasını mazur ve makul gösteremez.
E. Hakimlere Tanınan Teminatlar
Hakimlere bağımsızlıklarının korunabilmesi için diğer kamu görev- 385
lilerinden ve memurlardan farklı olarak birçok teminat da tanınmıştır. Bu
teminatların birçoğu, Anayasa'da düzenlenmiştir. Buna göre:
Hakimler, yaş haddi ve maluliyet hali dışında kendileri istemedikçe 386
emekliye sevk olunamazlar (AY m. 139/1; HSK m. 44). Ancak, meslekten
çıkarmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevi sağlık
bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar ve meslekte
kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisna-
lar saklıdır (HSK m. 44). Hakimlerin süreli olarak atanmaları onları atama
merciine karşı bağımlı kılabilir. Tekrar atanmak durumunda olan haklın,
atanabilmesi için, bu atama merciinin düşüncesi doğrultusunda kararlar
vermek durumunda kalabilir.
Hakimler, kadronun daraltılması veya kaldırılması sebeplerine dayan- 387
sa bile maaş ve ödeneklerinden yoksun kılınamazlar (AY m. 139/1). Bir
mahkemenin ve kadronun kaldırılması sebebiyle görevsiz kalanlara, mahke-
menin veya kadronun kaldırılma zamanında açık bulunan veya ilk açılacak
olan aylık ve derecelerine eşit hakimlik ve savcılık görevi teklif olunur. İlgili
birinci teklifi reddedebilir. İkinci teklifi kabul etmeyen meslekten çekilmiş
sayılır (HSK m. 45).
Ha.kimler istekleri dışında savcılık sınıfına nakledilemezler. Hakimler 388
ve Savcılar Kurulu Kanunu'na göre, hakimlere disiplin cezası verilmesi veya
görevden uzaklaştırılmaları hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu karar
verir (HSKK m. 4/7-8). Haklın ve savcılar hakkında denetim, araştırma
inceleme ve soruşturma işlemlerine Başkanlık izin verir (HSKK m. 6/2-ç).
Daha önce hakimler ve savcılar hakkında denetleme, inceleme, soruşturma
yapan adalet müfettişleri Adalet Bakanlığı'na bağlı idi.
Medeni Ustll Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtu/ Atalay/Ôukes
102
F. Hdkimlerin Sorumluluğu
I. Genel Olarak
389 Hakimler, yaptıkları görevin önemi sebebiyle kendilerine tanınan te-
minat ve sağlanan bağımsızlığa karşı, diğer kamu görevlilerinden farklı bir
sorumluluğa tabi tutulmuştur. Bu farklı sorumlulukları hukuki, disiplin ve
cezai sorumluluk alanındadır. Bu sorumluluklar, hem hakimlerin yaptıkları
görevin önemi sebebiyle farklı ve ağır olmayı ve hem de gereksiz yere rahat-
sız edilmemeleri ve bu sebeple yargının gecikmesinin önlenmesi amacıyla
ayn tutulmayı gerektirmiştir. Özellikle davayı kaybeden taraf, uydurma
sebepler yaratarak hakimin sorumluluğuna gitmeyi düşünebilecektir. Yine
davayı kaybetmek durumunda kalan, davayı geciktirmek amacıyla bu yolu
deneyebilecektir.
2. Hukuki Sorumluluk
a. Genel Olarak
390 Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile hakimlerin birinci derecede sorum-
luluğu yerine devletin birinci derecede sorumluluğu kabul edilmiştir. Yeni
düzenleme ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 46. maddesindeki sebep-
lerden ötürü hakim terimi geniş anlamda kullanılmıştır. Buradaki hakim
ifadesi, ilk derece mahkemesi hakimi, istinaf hakimi, Yargıtay üyeleri ve baş-
kanlarını kapsayacak şekilde anlaşılmalıdır. Sorumluluk davası açılabilmesi
için hakime karşı bir ceza soruşturması yapılması yahut mahkumiyet şartı
yoktur. Bu husus açıkça ifade edilmiştir (m. 46/2).
39l Devletin birinci derecede sorumlu tutulmasının nedeni, hakimlerin
doğrudan sorumluluk davası ile karşı karşıya kalmasını önlemektir. Devletin
sorumluluğunun kabulü ile zarar gören kişinin zararını tam ve eksiksiz ola-
rak tahsil edebilmesi sağlanmak istenmiştir. Zira hakim her zaman sorumlu
olduğu zararı karşılayabilecek durumda olmayabilir. Böylelikle hak arayan-
ların yargı içinde hakimin kararından ötürü gördüğü zararı daha kolay ve
tam olarak elde edebilmesi amaçlanmıştır.
39
2 Ancak, devletin tazminata mahkum olması halinde hakim bizzat so-
rumlu olacaktır. Çünkü devlet ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu hakime
ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder (m. 46/3). Bu hüküm
emredici bir hüküm olduğundan, tazminata mahkum olan Devletin sorum-
lu hakime rücu etme konusunda bir takdir yetkisi yoktur.
§ 4.Ym8'ı Görevlileri
103
Hakim ikinci derecede sorumlu olsa da her kararından sonra sorumlu 393
tutulması, birçok kişinin bilimlik mesleğinden kaçışına neden oluşturabilir.
Bu sebeple bilimlerin vermiş olduğu kararlardan ötürü sadece hakimlerin
ağır ihmalli veya kasıtlı oldukları hallerde devletin sorumluluğu kabul
edilmiştir. Bunun bir diğer nedeni de hakimin kanuna aykırı kararına karşı
tarafların kanun yoluna başvurarak bu kararı ortadan kaldırma imkanlarının
oluşudur. Nasıl ki Türk Borçlar Kanunu'nda müterafık kusur sebebiyle
tazminatta indirim öngörülmüşse, burada da tarafların verilen hükme karşı
kanun yoluna başvurma imkanları olduğundan, hakimin verdiği kararın sırf
kanuna aykırı olması halinde devletin sorumluluğu kabul edilmemiştir.
b. Sorumluluk Halleri
Hakimlerin görevleri sırasında vermiş oldukları zararlardan ötürü Dev- 394
letinsorumluluğu yoluna başvurulabilmesiiçin, Türk Borçlar Kanunu'ndaki
haksız fiil hükümlerine göre, zarar, kusur ve illiyet bağının aranması gerekir.
Ancak kusur ile sorumluluk sebepleri Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzda
aynca düzenlenmiştir. Sorumluluk halleri Kanun'un 46. maddesinde sınırlı
olaraksayılmıştır. Bu haller:
aa. Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya
düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş
olması (m. 46/1-a). Hakimin sorumluluğu sadece verdiği hüküm-
ler için değil, tüm kararlar için, yani usule ilişkin nihai kararlar ile
ara kararları da dahil olmak üzere kabul edilmiştir.
ah. Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir
hüküm veya karar verilmiş olması (m. 46/1-b). Bu sorumluluk
halinde haklın, bir menfaat sebebiyle hukuka aykırı karar vermiş
olmalıdır. Ancak menfaatin karardan önce veya sonra olmasının
sorumluluk açısından önemi bulunmamaktadır. Bu sorumluluk
halinde de hakimin kastı aranmaktadır.
ac. Farklı bir anlam yüklenmeyecek kadar açık ve kesin bir kanun
hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması Devletin diğer
bir sorumluluk hali olarak kabul edilmiştir (m. 46/1-c). Bu so-
rumluluk halinde, başka bir anlam verilemeyecek kanun hükmüne
aykırı karar veren hakimin basit bir ihmali bulunsa bile sorumlu
tutulması gerekir. Olaya uygulanacak kanun hükmünü hakim
kendiliğinden uygulayacağından, bu konuda tarafların yanlış bir
kanun hükmünü göstermiş olmaları hakimi sorumluluktan kur-
tarmaz.
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôzekes
104
ad. Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak
hüküm verilmiş olması (m. 46/1-ç). Duruşmada yapılan bütün
işler ve sözlü yargılamanın cereyanı, tutanak ile ispat olunabilir
(m. 156). Hakim dava dosyasında bulunmayan veya duruşma
tutanağında yer almayan bir vakıayı kendiliğinden nazara alama-
yacağından, aksine davranışı bir sorumluluk sebebi sayılmıştır.
Bu sorumluluk sebebi için hakimin ağır kusur veya kasıtla hareket
etmiş olması gerekir.
ae. Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut
tahrif edilmiş ve söylenmeyen sözün hüküm ve kararı etkileyecek
şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş olması (m. 46/1-d). Bu so-
rumluluk sebebinde hakimin duruşma tutanakları ile kararlarını
değiştirmiş olması ve bunun aksinin ileri süren tarafça ispat edil-
miş olması gerekir. Örneğin, haklın, dinlenmeyen bir tanık sanki
dinlenmiş gibi duruşma tutanağını düzenlemiş veya sonradan
duruşma tutanağını değiştirmişse, bu onun sorumluluğunu gerek-
tirir. Bu sorumluluk halinde de hakimin ağır kusur veya kastının
bulunması gerekir.
af. Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılması (m. 46/1-e). Bu so-
rumluluk sebebi hukuki koruma hakkının bir sonucudur. Yargı
görevini üstlenen ve kişilerin kendiliğinden hak almasını yasak-
layan Devlet, bu görevi gecikmeksizin en iyi şekilde yerine getir-
mek zorundadır. Bunu uygulamada gerçekleştirmek için Devlet,
yargı görevini üstlenen hakiınlerin yerine getirmeleri gereken bir
hakkı yerine getirmekten kaçınmalarını bir sorumluluk sebebi
olarak düzenlemiştir. Hakimin bir dava dilekçesini sebepsiz ola-
rak reddetmesi, gerçek olmayan bahanelerle davayı sürüncemede
bırakması hakkı yerine getirmekten kaçınmadır. Hakkın yerine
getirilmesinden kaçınma sebebiyle sorumluluk davası açılabilme-
si için, önceki kanunda olduğu gibi hakime noter aracılığıyla bir
ihtarname gönderilmesine gerek yoktur.
c. Sorumluluk Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
395 Devlet aleyhine açılacak sorumluluk davasında görevli ve yetkili mah-
keme Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ayrıca düzenlenmiştir (m. 47).
Buna göre, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hakimlerinin fiil ve kararla-
rından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile
kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay
§ 4.Ycırgı Görcıılilcrl
105
Dördüncü Hukuk Dairesinde dava açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla
görülür. Dava, bu dairenin başkan ve üyelerinin fiil ve kararlarından dolayı
ise yargılama Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesinde yapılır. Verilen kararların
temyiz incelemesi Hukuk Genel Kurulunca yapılır. Temyiz incelemesine,
karan veren başkan ile üyeler katılamaz (m. 47/1). Bu düzenleme ile Dev-
lete karşı açılacak sorumluluk davalarının sıradan bir tazminat davası gibi
açılmaması ve hakimler için bir teminat oluşturması amaçlanmıştır. Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun uygulandığı sırada hakime karşı tazminat
davası açılması genellikle küçük il ve ilçelerde çok istisnaen görülmekte idi.
Özellikle avukatlar bu tür davaları açmakta çekingen davranmakta idi. Yeni
düzenleme ile bu tür davaların Devlete karşı açılacak oluşu, bu davaların
açılmasını belli ölçüde kolaylaştıracaktır. Kötüniyetle dava açılmasını önle-
mek amacıyla sorumluluk davasında görevli ve yetkili mahkeme özel olarak
düzenlenmiştir.
Devletin sorumlu hakime karşı açacağı rücu davası, tazminat davasını 396
karara bağlamış olan mahkemede görülür (m. 47/2). Bunun nedeni, tazmi-
nat davasını incelemiş olan mahkemenin, tazminat konusunda en iyi bilgiye
sahip ve bu nedenle en isabetli şekilde ve en kısa sürede gerçeğe uygun bi-
çimde davayı karara bağlayabilecek olmasıdır.
d. Sorumluluk Davası ve Yargılama Usulü
Sorumluluk davasında davacı, zarar gören kişidir. Davalı ise Devlet 397
olacaktır. Dava bir dilekçe ile açılır ve dilekçeye yazılacak hususlar Hukuk
Muhakemeleri Kanunu'nun 48. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre, dava
dilekçesinde hangi sorumluluk sebebine dayanıldığı ve delilleri açıkça be-
lirtilir; varsa belgeler de eklenir. Bu hususları içermeyen dilekçe, karşı tarafa
tebliğ edilmeden ve duruşma yapmadan reddedilir. Bu durumda davacı, da-
vayı kaybetmiş gibi idari para cezasına (m. 49/ 1) mahkum edilmez. Ancak
davacı eksiklikleri tamamlayarak yeni bir dilekçe verebilir. Vekilin hakimin
fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açması için vekile açık yetki
verilmesi gerekir (m. 74/1).
Mahkeme, açılan tazminat davasını ilgili hakime kendiliğinden ihbar 398
eder. Böylelikle hakimin sorumluluk davasına Devletin yanında fer'i mü-
dahil olarak katılarak davanın kazanılması için gerekli bilgi ve açıklamayı
yapma fırsatı verilmek istenmiştir. Hakim bunların yanında varsa delil de
sunarak davanın kazanılması için Devlete yardımcı olmaya çalışır. Haklın
fer'i müdahil olduğu için verilen hükmü tek başına temyiz edemeyeceği
kabul edilmektedir.
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pckcanıtez/ Atalay/ôukes
106
399 Sorumluluk davası davacı lehine sonuçlanırsa, Devlet davacının maddi
ve manevi tüm zararlarını ve yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir.
Buna karşılık davacı davayı kaybederse, beşyüz Türk lirasından beşbin Türk
lirasına kadar disiplin para cezasına mahkum edilir (m. 49). Davanın usulden
reddi halinde disiplin para cezasına hükmedilmez. Burada davacı aleyhine
disiplin para cezasının düzenlenmesininnedeni, bu davanın rastgele açılarak
hakimi iş yapmaktan alıkoymayı önlemek, sanki taraflı davranmış ve kasten
aleyhe karar vermiş gibi olumsuz düşüncelerin doğmasını önlemek ve yar-
gının gecikmesine neden olmaktan korumaktır. Her ne kadar artık Devlet
sorumlu ise de hakimin bu sorumluluk davasına katılması ve dava sonunda
kendisine rücu edileceği endişesi bu korumayı gerekli kılmaktadır. Aslında
bu hüküm, hakimi koruyan bir düzenleme gibi görülse de asıl olan yargıyı ve
yargıya olan güveni korumaktır.
e. Hakimin Hukuki Sorumluluğu
400 Hakimlerin görevlerini yerine getirirken yapmış olduğu işlemler-
den veya vermiş olduğu kararlardan Devletin sorumlu tutulmuş olması,
hakimlerin ikinci derecede sorumlu tutulmasını gerektirmiştir. Bu nedenle
artık hakimlere karşı sorumluluk davası açılamayacaktır. Ancak, hakimlerin
yargılama faaliyetinden dolayı zarar gören tarafa tazminat ödeyen Devlet,
ödediği tazminat nedeniyle sorumlu hakime ödeme tarihinden itibaren bir
yıl içinde rücu edecektir (m. 46/3).
3. Disiplin Sorumluluğu
401 Hakimler disiplin sorumluluğu bakımından da devlet memurlarından
ayrı bir düzenlemeye tabi tutulmuştur (AY m. 140/3). Hakimler hakkında
disiplin soruşturması yapılması ve disiplin cezası verilmesi, Hakimler ve
Savcılar Kanunu'na tabidir.
402 Disiplin soruşturması, Adalet Bakanı'nın izni ile adalet müfettişleri
tarafından yapılır (AY m. 144; HSK m. 82).
403 Adalet Bakanı disiplin soruşturmasını gerektiren fiili bizzat öğrenebile-
ceği gibi, ihbar veya şikayet üzerine de öğrenebilir. Bu tür şikayet ve ihbarlar,
belli bir konuyu içermez ve gerçek kimlik ve adres gösterilerek yapılmazsa,
işleme konmaz (HSKm. 97).
404 Disiplin soruşturmasına başlanıldıktansonra, şikayetten vazgeçilse bile
bu soruşturmayı engellemez, devam edilir (HSK m. 76/1). Şikayetin haksız
§ 4. Yaııı Görevlileri
107
olduğunun anlaşılması hllinde, soruşturma için Devletçe yapılan masraflar,
haksı-z şikayet edenden tahsil edilir (CMK m. 329).
Haklın hakkında soruşturma taınamlandıktan sonra soruşturma evrakı 405
Ceza İşleri GenelMüdürlüğü'negönderilir. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün
düşünce yazısıyla ve Adalet Bakanı'nın onaylaması üzerine ceza Hakimler ve
Savcılar Kurulu'nca verilir.
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nca verilen karara karşı ilgililer on gün 406
içinde itirazda bulunabilirler (HSK m. 73).
4. Cezai Sorumluluk
Hakimlerin ve savcıların görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işle- 407
dikleri suçlardan dolayı cezalandırılmaları da genel hükümlere tabi kılınma-
mış, bu konuda özel düzenleme yapılması kabul edilmiştir (AY m. 140/3).
Bu nedenle hakimlerin cezai sorumluluğu ve soruşturma usulü Hakimler ve
Savalar Kanunu'nda düzenlenmiştir.
Bunun yanında bazı suçlar, hakimler tarafından işlendiği takdirde Ceza 408
Kanunu'nda daha ağır şekilde cezalandırılmıştır. Örneğin, rüşvet suçunda
ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (TCKm. 252/2).
G. Hakimin Davaya Bakmasının Yasak Olması ve Reddi
1. Genel Olarak
Hakimlerin adalet dağıtımını tam olarak yapabilmeleri için, baktıkları 409
davada tarafsız olmaları gerekir. Hakim sadece kanunla ve hukukla bağlıdır.
Hakimin davanın taraflarından birisi ile yakınlığı veya düşmanlığı varsa, ta-
rafsız kalamayacağından endişe edilir. Bu çerçevede, hakimin davada tarafsız
kalamayacağı hallerde davaya bakmaması düşünülerek hakimin davaya bak-
maktan yasaklı olması veya reddi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Hakimin davada tarafsız olamayacağı varsayılan veya kuvvetle muhte- 410
mel olan hallerde, hakimin davaya bakması yasaklanmıştır (iudex incapax,
inhabilis). Bu durum Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 34. maddesinde
sınırlı (tahdidi) olarak sayılmıştır.
Hakimin davada tarafsız olamayacağından kuşku duyulan hallerde ise 41 l
hakimin reddi düzenlenmiştir (iudex suspectus). Hakimin reddi 36. madde-
de düzenlenmiş olup, yasak hali gibi sınırlı değildir.
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pekcamtez/ Atalay/ôuke.s
108
412 Hakimin davaya bakmasının yasaklanması ve reddi ile sadece hakimin
tarafsızlığı sağlanarak doğru karar verilmesi değil, kişilerin yargıya güveni
de artınlmış olur. Hakimin davaya bakamaması ile reddi birbirinden fark-
lıdır. Hakimin davaya bakmasının yasak olması halinde, hakim bu davaya
bakamaz, çekinme kararı vermek zorundadır. Hakimin davadan çekinmesi
ile görevi son bulur ve davaya başka bir hakim tarafından devam edilir. Buna
karşılık ret sebepleri bir başka mahkeme tarafından incelenmelidir. Tarafla-
rın hakimi reddetmesi veya hakimin kendisini reddetmesi ile hakim hemen
davadan el çekmez. Bu konuda başka bir mahkemenin ret sebebini inceleye-
rek karar vermesi gerekir.
413 Hakimin davaya bakmasının yasak olması ile ret sebepleri, kişi olarak
hakimle ilgilidir. Bir mahkemenin reddi veya davaya bakmasının yasak olma-
sı mümkün değildir. Yani, İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin reddi değil,
bu mahkemede hakim olarak çalışan haklın (A)'nın çekinmesi veya reddi
söz konusu olur. Bu nedenle reddedilen hakimin isminin anılması gerekir.
Eğer reddi istenen mahkeme çok hakimli bir mahkeme ise, bu durumda ya-
sak veya ret sebebi sadece ilgili haklın hakkında düşünülür. Yoksa yasak veya
ret sebebi bulunmayan aynı mahkemede görevli diğer hakimlere bir etkisi
olamaz. Bu nedenle bir haklın hakkındaki yasak veya ret sebebi nedeniyle o
mahkemede görevyapan tüm hakimlerin davaya bakamaması veya reddi söz
konusu olamaz. Bu, ancakyasak veya ret sebebinin onlar hakkında da ayrıca
bulunması halinde bir davaya bakamama veya ret sebebi olabilir.
2. Hakimin Davaya Bakmasının Yasak Olması
a. Hakimin Davaya Bakmasının Yasak Olduğu Haller
414 Hakimin davaya bakmasının yasak olduğu haller Kanunun 34. madde-
sinde sayılmıştır. Bu hallerin varlığı halinde hakim, taraflar talep etmeseler
bile kendiliğinden çekinmek zorundadır (m. 34/1). Hakimin davaya bak-
masının yasak olduğu haller şunlardır:
1. Hakim, kendisine ait olan veya doğrudan veya dolayısıyla ilgili bu-
lunduğu davalara bakamaz (m. 34/1-a). Örneğin hakim, davacı ve
davalı olduğu veya davalı tarafın kefili olduğu davaya bakamaz. Bu
bendi, sadece davanın tarafı olan davacı veya davalı açısından düşün-
memek gerekir. Bunun yanında hakimin dolayısıyla ilgili bulunduğu
davalara da bakması yasaktır.
2. Aralarında evlilik bağı kalkmış olsa bile hakim eşinin davasından
çekinmek zorundadır (m. 34/1-b).
§ 4. Yargı Görevlileri
109
3. Haklın kendisinin veya eşinin altsoyveya üstsoyunun davasına baka-
maz (m. 34/1-c).
4. Kendisi ile evlatlık bağı bulunan kişinin davasına bakamaz (m. 34/1-
ç).
5. Üçüncü derece dahil olmak üzere kan ve kendisini oluşturan evlilik
bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların davasına bakamaz (m.
34/1-d). Bu kişilere örnek olarak, amca, teyze, hala, dayı, yeğen veri-
lebilir.
6. Hakim nişanlısının taraf olduğu davaya da bakamaz (m. 34/1-e).
7. Hakim iki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışma-
m sıfatıyla hareket ettiği davaya bakamaz (m. 34/1-f).
Hakim ile tarafların vekili veya avukatı arasında yakınlık bulunması 415
bir yasak hali olarak kabul edilmemiştir. Ancak böyle bir yasak, avukat açı-
sından Avukatlık Kanunu'nda düzenlenmiştir. Avukatlık Kanunu'nun 13.
maddesine göre, hakimin eşi, sebep veya nesep itibariyle usul ve füruundan
veya ikinci dereceye kadar hısımlarından olan avukat, o hakimin baktığı
dava ve işlerde avukatlık yapamaz. Buna göre bu tür bir yakınlığın bulunması
halinde çekinmesi gereken hakim değil, avukattır.
b. Hakimin Çekinmesi Usulü
Hakimin davaya bakmasının yasak olduğu hallerde, hakim davaya ha- 416
karoaz, taraflar talep etmeseler bile çekinmek zorundadır. Taraflar, hakimin
davaya bakmasının yasak olduğunu her zaman ileri sürebilirler. Davaya
bakması yasak olan hakimin davaya devam etmesine yazılı olarak tarafların
muvafakat etmesi imkanı yoktur. Zira hakimin yasaklılığı kamu düzenine
ilişkindir ve tarafların bu konuda anlaşması doğru görülmemiştir.
Davaya bakması yasak olan hakimin, yasak halinin doğumundan sonra 417
yaptığı işlemler üst mahkemenin karan ile iptal olunabilir. Kanun, yapılan iş-
lemlerin mutlaka iptal edilmesini öngörmemiştir. Bunun sebebi, bu işlemler
eğer doğru ise tekrar yapılması gerekmiyorsa, gereksiz yere zaman kaybe-
dilip masraf yapılmasını önlemektir. Hakimin yaptığı işlemler bakımından
böyle bir durum söz konusu iken, davaya bakması yasak olan hakimin
verdiği karar ve hükümler her halde iptal olunur. Bu karar ve hükümlerin
doğru olup olmamasının iptal bakımından önemi yoktur (m. 35). Tarafların
yapmış olduğu işlemler ise geçerliliğini korur. İptal edilebilir işlemler sadece
hllimin yaptığı işlemlerdir.
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcaıııtez/ Atalay/Ôukes
110
418 Yaptığı işlemler ve verdiği kararlar iptal edilen hakim, bu işlemlerin
yapılması ve tekrar edilmesi nedeniyle sebep olduğu yargılama giderlerini
ödemek zorundadır. Bu giderleri zarar gören tarafın genel mahkemelerden
talep etmesi gerekir. Bu konuda üst mahkemenin karar vermesi beklenemez
(m. 35).
419 Tek hakimli mahkemelerde haklın çekinme kararını kendisi verir. Çok
hakimli mahkemelerde ise, çekinme isteğini talep eden üyenin oya katıl-
maması suretiyle karar verilir. Yargıtay dairelerinin başkan ve üyeleri (YarK
m. 39/3) ile bu dairelerin tetkik hakimlerinin (YarK m. 26, 36) davaya
bakmasının yasak olduğu ileri sürülebilir. Bu durumda ilgili dairenin başkan
ve üyelerinin çekinmesini görev yaptığı daire inceler ve kesin olarak karara
bağlar. Yargıtay tetkik hakimlerinin çekinmesi de mensup olduğu daire tara-
fından incelenir.
420 Çekinme kararına karşı üst mahkemeye başvurulabilir (m. 35). Çekin-
me kararının ilk derece mahkemesi hakimince verildiği hallerde, başvuru
üzerine bölge adliye mahkemesinin vereceği karar kesindir (m. 35/2).
421 Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay'da temyiz incelemesi sırasında
taraflarca ileri sürülmese bile, davaya bakması yasak olan hakiınin yasak
halinin doğumundan sonra yaptığı işlemler iptal edilebilir. Hatta davaya
bakması yasak olan hakimin verdiği hükmün kesinleşmesinden sonra yargı-
lamanın iadesi yoluna dahi başvurulabilir (m. 375/ 1-b).
3. Hakimin Reddi
a. Ret Sebepleri
422 Hakimin reddi sebepleri Kanun'da sınırlı olarak sayılmamıştır. Aksine
hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması
genel olarak hakimin reddi sebebi olarak kabul edilmiştir (m. 36/ 1). Bunun-
la beraber daha önceki Kanunumuzda mevcut olan ret sebepleri hakimin
reddine örnek olarak bu maddede sayılmıştır. Bu sebepler şöyledir:
1. Hakimin davada iki taraftan birisine öğüt vermiş veya yol göstermiş
olması (m. 36/1-a). Burada hakiınin taraflardan birisine öğüt ver-
mesi ve yol göstermesi ile hakiınin davayı aydınlatma yükümlülüğü
(m. 31) birbirine karıştırılmamalıdır. Hakim davayı aydınlatma yü-
kümlülüğü içinde kalmak üzere taraflardan talepte bulunmuş, bazı
hususların açıklığa kavuşturulmasını istemiş ise bu, bir ret sebebi
oluşturmaz.
§ 4. Yargı Görevlileri
111
2. Hakimin davada iki taraftan biri veya üçüncü şahıs karşısında kanu-
nen gerekmediği halde o davayla ilgili görüşünu belirtmiş olması (m.
36/1-b). Dava dilekçesinin mahkemeye verilmesinden sonra hakim,
henüz bir inceleme yapmadan, kanunen bir açıklama ve karar ver-
me sırası gelmemişken, davacıya veya üçüncü bir kişiye bu davanın
kazanılamayacağını açıklaması bu bende örnek olarak gösterilebilir.
Buna karşılık hakimin kanunen reyini açıklaması gereken bir konuda
karar vermesi, gerekçe göstermesi reddini gerektirmez. Örneğin bir
hakimin davanın başında talep edilen ihtiyati tedbir kararı hakkında
karar vermiş olması bu bend kapsamında ret sebebi sayılamaz. Keza
verdiği hükmün gerekçesinde yapmış olduğu açıklamalar nedeniyle
reddi mümkün değildir.
3. Hakimin, davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş ya da hakem
yahut hakim sıfatıyla hareket etmiş olması; uyuşmazlıkta arabulu-
culuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması (m. 36/1-c). Hakimin
davada tanık olarak dinlenmesi şu şekilde olabilir: Hakim daha önce
tanık olarak dinlendiği bir davada daha sonra hakim olarak devam
etmek durumunda kalırsa buradaki birinci ihtimal gerçekleşmiş olur.
Hakim olarak hareket etmesi ise ilk derece mahkemesinde karar
vermiş olan hakimin, daha sonra Yargıtayda hakim olarak görevini
sürdürmesi sırasında, daha önce hüküm verdiği davada bu sefer da-
ire üyesi olarak karar vermek durumunda olmasıdır. Arabuluculuk
ve uzlaştırmacılık yapmak ise, hakimlik mesleği ile birlikte esasen
mümkün değildir. Ancak, daha önce, örneğin avukatlık yaparken bu
tür faaliyette bulunan bir kişi, daha sonra hakimlik mesleğine başlar
ve arabuluculuk yaptığı uyuşmazlık dava olarak önüne gelirse böyle
bir sorun ortaya çıkabilir.
4. Davanın, hakimin dördüncü dereceye kadar (bu derece dahil) yan-
soy hısımlarına ait bulunması (m. 36/1-ç).Hakim ile davanın tarafla-
rı arasında üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısımlığı, hakimin
davaya bakmasının yasak halidir. Bu derecelerden sonra dördüncü
dereceye kadar (dördüncü derece dahil) yansoy hısımlığı ret sebebi
sayılmıştır.
5. Dava esnasında hakimin iki taraftan birisiyle davası veya aralarında
düşmanlık bulunması (m. 36/1-d). Davanın tarafı ile hakim arasında
daha önce açılmış ve sonuçlanmış olan dava bu bent kapsamına gir-
mez. Daha önceden açılmış ve son bulmuş olan dava, ancak hakimin
davada tarafsız kalmasından şüphe edilebileceği hal olarak kabul edi-
Pekcanıta/ Atalay/Ôukes Medenf Usal Hukuku Ders Kitabı
112
lebilir. Çünkü bu ret sebebi bakımından önemli olan dava sırasında,
dava veya düşmanlığın bulunmasıdır.
b. Hakimin Reddi Usfllü
423 Hakimi davanın tarafları reddedebileceği gibi, haklın kendisini de red-
dedebilir. Bu ilci durumu ayrı ayrı inceleyelim.
a� Taraflardan Birisinin Hakimi Reddetmesi
424 Davanın taraflarından birisi hakimi reddedebilir. Taraflar yanında fer'i
müdahil de taraflardan birisi ile haklın arasındaki ret sebebine dayanarak
hakimi reddedebilir.
425 Hakimin reddi sebebini bilen tarafın isteğini en geç ilk oturumda bil-
dirmesi gerekir (m. 38/1). Bu, ret sebebinin ilk duruşmadan önce bilinmesi
hali için geçerlidir. Eğer ret sebebi birinci duruşmadan sonra öğrenilirse, ret
sebebinin en geç ondan sonra gelen ilk duruşmada yeni bir işlem yapılma-
dan önce ileri sürülmesi gerekir. Buradaki işlemden kasıt, ilk duruşmada
esasa ilişkin işlemlerin yapılmasından önce ret talebinin ileri sürülmesidir.
Örneğin, davacı, üçüncü duruşmada haklın tarafından tanıklar dinlendikten
ve tanıklarla ilgili görüşünü açıkladıktan sonra hakimi reddettiğini bildirirse,
bu istemi dinlenmez (m. 38/1). Çünkü ret süresi artık geçmiştir. Ret istemi
hüküm verilinceye kadar yapılabilir.
426 Hakkında ret sebebi bulunan haklın taraflarca süresi içinde reddedil-
mez ve hakim de kendini reddetmez ise verdiği hüküm bozulmaz.
427 Hakimin reddi talebi, dilekçe ile ve bu dilekçede ret isteğinin dayandığı
durum ve olaylarla ilgili delillerin ve emarelerin açıkça gösterilmesi ve varsa
delillerin eklenmesi suretiyle hakimin mensup olduğu mahkemeye verilir
(m.38/2, 3). Dilekçede hakimin hangi sebeple reddedildiğinin gösterilmesi
gerekir. Dilekçede açıkça haklın reddedilmeyip, haklın çekinmeye davet
edilmişse, bu davet hakimin reddi hükmündedir (m. 38/8).
428 Ret dilekçesi diğer tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf bir hafta içinde buna
cevap verir. Yani ret sebebi hakkında görüşünü belirtir. Bu cevap süresi
geçtikten sonra yazı işleri müdürü, varsa karşı tarafın cevabıyla birlikte ce-
vabı ve ekleri dosya ile birlikte reddi istenen hakime verir. Hakim bir hafta
içinde dosyayı inceler ve ret sebeplerinin yerinde olup olmadığı yolundaki
görüşünü belirterek dosyayı hemen merciine gönderilmek üzere yazı işleri
müdürüne iade eder. Reddedilen hakim üç halde ret istemini geri çevirebilir
(m. 41). Bu haller, özellikle davanın kötü niyetle geri bırakılmasını önlemek
� 4. Yargı Görevlileri
113
amacıyla kabul edilmiştir. Buna göre ret isteği toplu mahkemelerde reddedi-
len hütlınin müzakereye katılmasıyla tek hakimli mahkemelerde ise redde-
dilen hütlınin kendisi tarafından geri çevrilebilir. Ret istemi şu üç halde geri
çevrilebilecektir:
► Ret isteği zamanında yapılmamışsa (m. 41/1-a),
► Ret sebebi veya inandırıcı delil gösterilmemişse (m. 41/1-b),
► Ret isteminin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa
(m. 41/1-c).
Bu hallerde ret talebi, toplu mahkemelerde reddedilen hakimin mü- 429
zakereye katılmasıyla; tek hakimli mahkemelerde ise reddedilen hakimin
kendisi tarafından geri çevrilir (m. 41/2).
İlk derece mahkemesinin bu kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge ad- 430
liye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyeleri hakkındaki kararlarına
karşıda temyiz yoluna ancak hükümle birlikte başvurulabilir (m. 41/3).
Eğer ret talebi geri çevrilmez ise yazı işleri müdürünün incelenmek 431
üzere dosyayı hemen merde göndermesi gerekmektedir.
Ret isteği hakkındaki karar, toplu mahkemelerde, reddedilen hakim 432
kablmaksızın mensup olduğu mahkemece verilir. Reddedilen hakimin iş-
tirak etmemesinden dolayı mahkeme teşekkül edemez veya mahkeme tek
hakimden oluşan asliye hukuk hakimi ise ret istemi o yerdeki asliye hukuk
hakimliği görevini yapan diğer mahkeme veya hakim tarafından incelenir.
O yerde asliye hukuk hakimliği görevini yapan başka hakim yoksa, ret iste-
mi asliye ceza hakimi varsa onun tarafından, yoksa en yakın yerdeki asliye
hukuk mahkemesince incelenir (m. 40/2). Eğer reddedilen hakim sulh
mahkemesi hakimi ise o yerdeki diğer sulh hakimi ret istemini inceler. O
yerde başka bir sulh hukuk mahkemesi hakimi bulunmuyorsa, ret istemi,
bulunma sıralarına göre, o yerdeki sulh ceza hakimi, asliye hukuk hakimi,
asliye ceza hakimi, bunların da bulunmaması halinde en yakın yerdeki sulh
hukuk hakimi tarafından incelenir (m. 40/ 3).
Ret istemi hakkında duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden inceleme 433
yapılarak da karar verilebilir (m. 42/1). Merdin ret sebebi hakkında kesin
kanaat edinmesi ve ret sebebinin kesin şekilde ispat edilmesi gerekli değildir.
Retsebebi sabit olmasa bile merci bu sebebi gerçeğe yakın, ihtimal dahilinde
görürse ret talebinin kabulüne karar verir (m. 42/2).
Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamaz (m. 42/3). 434
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pekcanıta/ Atalay/Ôukts
114
435 Ret talebinin merci tarafından kabul edilmemesi üzerine reddi istenen
hakim davaya bakmaya devam eder (m.;42/5). Hakimi reddeden tarafın ret
talebini kötüniyetle yaptığı anlaşılır ve talebi esas yönünden kabul edilmezse,
talepte bulunanların her biri hakkında beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk
Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur (m. 42/ 6). Ret talebi esas-
tan değil de usuli sebeplerle reddedilirse, ret talebinde bulunan taraf disiplin
para cezasına mahkum edilmez. Aynı tarafça aynı davada hakimin ikinci defa
reddi üzerine ret talebi kabul edilmezse, bu defa hükmedilecek disiplin para
cezası, daha önceki disiplin para cezasının iki katından az olamaz (m. 42/7).
436 Disiplin para cezasının tahsili için davaya bakan mahkeme, dosyanın
geliş tarihinden başlayarak iki hafta içinde gereğini yapar (m. 42/ 8).
437 Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi
talebi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece karara
bağlanır. Hukuk dairelerinin toplanmasını engelleyecek şekilde toplu ret
talepleri dinlenmez (m. 40/4).
438 Yargıtaybaşkan ve üyelerinin reddi Yargıtay Kanunu'nda özel olarak dü-
zenlenmiştir. Söz konusu Kanun'un 39. maddesinin üçüncü fıkrasına göre,
Yargıtay dairelerinin veya genel kurullarının başkan ve üyeleri reddolunabi-
lirler. Ret hususundaki istemler, reddedilen başkan veya üye katılmaksızın
ilgili daire veya genel kurullarca incelenerek kesin karara bağlanır. Daire ve
kurulların toplantılarını engelleyen toplu ret istemleri dinlenmez.
bb. Hakimin Kendisini Reddetmesi
439 Hakkında ret sebepleri bulunan haklın, tarafların kendisini reddet-
mesini beklemeden de kendisini reddedebilir. Burada hakimin çekinmesi,
istinkaf olmayıp, kendi kendisini reddidir.
440 Hakimin kendisini reddetmesi bir süreye tabi değildir. Hakim, tarafla-
rın kendisini ret için tabi olduğu süre ile sınırlı olmaksızın kendisini redde-
debilmelidir.
441 Hakimin kendisini reddetmesi üzerine bu ret de merci tarafından in-
celenmelidir (m. 39). Bu incelemenin nedeni, hakimin de haklı olmayan
sebeplerle veya kolaylıkla davaya bu şekilde bakmaktan kaçınmasına engel
olunmasıdır. Bunun için hakimin, kendisini niçin reddettiğini, yazı işleri
müdürüne bir dilekçe ile bildirmesi gerekir. Yazı işleri müdürü bu çek.ilme
talebini davanın taraflarına tebliğ etmelidir. Bu tebliğ üzerine taraflar bir haf-
ta içinde kendi görüşlerini mahkemeye bildirirler. Bu sürenin bitimi üzerine
yine yazı işleri müdürünün, tarafların görüşüyle birlikte hakimin kendisini
§ 4. Ya,w Görcvlilcı·i
115
reddetmesiyle ilgili dilekçesini bu reddi inceleyecek merde göndermesi ge-
rekir. Her iki taraf, hakimin kendisini reddini yerinde bulsa bile, bununla ret
işlemi tamamlanmış olmaz. Bu reddi, ilgili merdin incelemesi gerekir.
Merci, hakimin kendisini reddini doğru bulmazsa, hakim davaya bak- 442
maya devam eder.
c. Hdkimin Reddedilmesinin Sonuçları
Hakim taraflardan birisinin kendisini reddetmesinden veya kendi 443
kendisini reddetmesinden sonra, ret hakkında merci tarafından karar veri-
linceye kadar o davaya bakamaz (m. 42/4). Ancak, daha önce hakkındaki
retsebebi reddedilen hakim, aynı sebeple tekrar reddedilecek olursa, bu du-
rumda davaya devam edebilir. Bu ret onun işlemlerine bir etki yapmaz (m.
42/ 4). Bunun nedeni hakimin kötü niyetle reddedilerek davanın gereksiz
yere uzamasının engellenmesidir.
Hakimin reddi hakkında inceleme yapan merci, ret istemini kabul et- 444
mezse, hakim davaya kaldığı yerden devam eder (m. 42/5).
Reddi istenen haklın, gecikmesinde zarar umulan işler hakkında karar 445
verebilir {m. 42/4). Bu sebeple davada verilmesi gerekli olan ihtiyati tedbir,
delil tespiti gibi acil işler hakkında karar vermesi mümkündür. Bu tür ka-
rarlar hiçbir şekilde hakimin gerekmediği halde görüşünü açıklaması olarak
değerlendirilemez.
Esas hüküm bakımından istinaf yolu kapalı bulunan dava ve işlerde, 446
bakimin reddi talebiyle ilgili merci kararları kesindir (m. 43/1).
Esas hüküm bakımından istinaf yolu açık bulunan dava ve işlerde ise, 447
ret talebi hakkındaki merci kararlarına karşı tefhim veya tebliği tarihinden
itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahke-
mesininbu husustaki kararı kesindir (m. 43/2).
Ret talebinin reddine ilişkin merci kararının bölge adliye mahkemesin- 448
ce uygun bulunmayarak kaldırılması veya ret talebinin kabulüne ilişkin mer-
cikararının bölge adliye mahkemesince uygun bulunmuş olması halinde, ret
sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hakimce yapılmış olan ve
ret talebinde bulunan tarafça itiraz edilen esasa ilişkin işlemler davaya daha
sonra bakacak hakim tarafından iptal olunur (m. 43/3).
Taraflar süresi içinde hakimi reddetmez ve hakim de kendini reddet- 449
nıezse,ret sebebinin doğumundan sonra yapılan işlemler geçerlidir, bu
iflemlerin daha sonra ret sebebiyle iptal edilmesi mümkün olmaz.
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pekcanıtez:/Atalay/ôukes
116
il. SAVCILAR
450 Savcı, devlet adına soruşturma işlemlerine girişen ve suç şüpheleri kuv-
vetli olduğunda dava açan ve bu davayı yürüten kişidir. Savcıların asıl görev
alanı, ceza ve ceza yargılaması hukukudur. Özel hukuka ilişin davalarda kural
olarak savcıların bir görevi yoktur. Ancak, çok istisnai hallerde savcılara hu-
kuk davalarını açma görevi verilmiştir. Bu haller ise, kamu düzeniyle ilgili
olan hallerdir. Savcılar, kamu düzenini ilgilendiren ve kanunlarda açıkça gö-
revlendirildilderi hallerde hukuk davası açabilirler. Savcıların kamu düzeni
adına hukuk davası açabilmesi Fransız hukukunun bir etkisidir. Savcıların
hukuk davalarında da geniş yetkilere sahip olınası eski sosyalist ülkelerde
sosyalist düzenin korunması için uygulanmıştır.
451 Savcı olarak atanabilmek için, hakim olarak atanmak için gerekli ko-
şulların karşılanmış olması gerekir. Hakimler ve Savcılar Kanunu, hakimlik
ve savcılıkla ilgili ortak hükümleri düzenleyen kanundur. Hukukumuzda
hakimlik ve savcılık ayrı ayrı düşünülıneyip, yukarıda hakimler hakkında
bilgi verilirken açıklanan atanmaları, özlük hakları gibi konularda kural
olarak savcılar da aynı statüye sahiplerdir. Yürüttükleri faaliyet ve tabi olduk-
ları hükümler bakımından ise farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin, savcılar
hakimler gibi bağımsız değildirler, yürütme içinde yer alır ve hiyerarşik bir
düzen çerçevesinde görev yaparlar. Ancak dava açması için savcıya emir
verilemez. Savcıların adli görevleri yanında idari birtakım görevleri de bu-
lunmaktadır.
452 Cumhuriyet savcısının dava açabilmesi için Kanun'da açık düzenleme
olması gerekir. Savcıların açabilecekleri davaların bir kısmı Türk Medeni
Kanunu'nda sayılmıştır. Buna göre, nesebin düzeltilmesine itiraz davası
(TMK m. 294), evlenmenin butlanı davası {TMK m. 146), tanımanın iptali
davası (TMK m. 298) savcı tarafından açılabilecektir. Savcılar bu davaları
açtıkları takdirde davacı tarafta yer alır, yoksa ceza muhakemesinde olduğu
gibi iddia makamı olarak hukuk davalarında yer almazlar. Savcının açtığı
davanın görülmesi de Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir.
Yalnız savcı tarafından açılan davalar harca tabi tutulmamıştır (HarçK m.
13/1-i).
453 Savcılar yukarıdaki davaları açabilecekleri gibi açılmış olan davalara da
taraf olarak katılabilirler (m. 70). Savcıların davaya katılması, fer'i müdahale
veya asli müdahaleden farklı, kendine özgü, taraflara tabi olınayan, onlardan
bağımsız bir katılmadır. Bu nedenle savcının açılmış olan davada taraf olarak
yer alacağı ifade edilmiştir (m. 70/1). Savcı kendiliğinden veya resmi daire-
§ 4. Yargı Görevlileri
117
lerin bildirimde bulunması üzerine dava açar. Resmi dairenin ihbarı üzerine
dava açılmaması halinde, itiraz yolu öngörülmüş; bu düzenleme kamu dü-
r.eninin korunması ve keyfiliğin önlenmesi açısından uygun olmuştur. Bu
itiraz asliye hukuk mahkemesi tarafından incelenmelidir. İtiraz hakkında
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172 ve 173. maddeleri kıyasen uygulanır.
Resmi daire dışında gerçek ve tüzel kişilerin hukuki yararı bulunması halinde
doğrudan dava açması mümkün olduğundan, ihbar veya şikayetleri üzerine
savcıların dava açmamaları üzerine bu kişilere bir itiraz hakkı tanınmamıştır.
Cumhuriyet savcısının yer aldığı dava ve işler üzerinde taraflar serbestçe 454
tasarruf edemezler (m. 70/3). Bu davalarda, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir.
m. ADLİYEMEMURLARI
A. Yazı İşleri Müdürleri
Mahkemenin yazı işlerinin başında yazı işleri müdürü yer alır. Tüın yazı 455
işlerinin düzen içinde yürütülmesi, dosyaların muhafaza edilmesi, tebligat
yapılması yazı işleri müdürünün görevidir. Yazı işleri müdürünün görevleri
sadece Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda değil, Tebligat Kanunu'nda (m.
9/1-5), diğer kanunlarda ve yönetmeliklerde gösterilmiştir. Örneğin, Hu-
kuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği bu konuda yazı işlerinin işleyişini
ayrıntılı olarak düzenlemektedir.
Yazı işleri müdürleri ağır ceza mahkemelerinin bulunduğu yerlerde 456
adalet komisyonlarınca atanır (HSK m. 114).
Yazı işleri müdürünün görevleri, yargılamaların sağlıklı yürütülmesi 457
ve sonuçlandırılması ile yakından ilgilidir. Bu sebeple, bu görevlere atanan
kişilerin nitelikleri ve hukuk bilgisi önem taşımaktadır. Bu konuda gerekli
personeli yetiştirmek üzere, ülkemizde adalet yüksekokulları kurulmuştur.
Geçmişte gerekli önem verilmemekle birlikte son yıllarda, alınacak perso-
nelin belirli hukuk eğitimi almış olmasının önemsenmesi ve bu hususun
dı1dcate alınmış olması sevindirici bir gelişmedir. Bu konuda yapılacak
kamın açısından da yazı işleri müdürlerinin bu yüksekokullardan atanması
yanında, hakime ait bazı basit işleri üstlenmesi sonucu, hakimin görevleri-
nin azaltılması ve böylelikle yargının gecikmesinin bir ölçüde önlenmesi
mümkün olabilir. Şüphesiz bunun için yazı işleri müdürlerinin nitelikleri-
nin yükseltilmesi, adalet yüksekokulu mezunu, hatta belki hukuk fakültesi
mezunu olmalarının aranması, ayrıca belirli aralıklarla meslek içi eğitimden
geçirilmeleri gereklidir.
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pekcamtez/ Atalay/Ôukes
118
B. Zabıt Katipleri
458 Zabıt katibi, mahkemede yazı işleri müdürünün denetiminde çalışan
yargı memurudur. Zabıt katipleri, duruşmalarda ve duruşma dışında tutanak
düzenlemek ve kararları yazmak görevini yerine getirirler. Zabıt katibi mah-
kemenin resmi tanığı durumundadır. Bu nedenle tutanak, hakim ve taraflar
yanında zabıt katibi tarafından da imzalanır (m. 155). Gerek duruşmada ge-
rekse mahkeme dışında, örneğin keşifte, zabıt katibi hakimin yanında olmak
ve düzenlenen tutanağı imzalamak zorundadır (m. 157). Zabıt katibinin
imzasının bulunmadığı tutanağa dayanılarak hüküm verilirse, bu eksiklik bir
bozma sebebi sayılmaktadır. Bu sebeple bir yargılamada hakimin varlığı ne
kadar gerekli ise zabıt katibinin varlığı da o kadar gereklidir.
459 Duruşmada yapılan tüm işler, örneğin tarafların, gösterdikleri tanık-
ların ve bilirkişinin ifadesi, mahkemeye sundukları belgeler, ikrar, feragat
ve sulh, taraflara tefhim edilen hususlar, hakimin kontrolünde, zabıt katibi
tarafından tutanağa geçirilir. Tutanağa yazılacak hususlar hakim tarafından
yazdırılır (m.154/1). Bu tutanaklar aynı zamanda bir ispat aracıdır. Hukuk
Muhakemeleri Kanunu'nun 156. maddesine göre, ön inceleme, tahkikat ve
yargılama işlemleri ancak tutanak ile ispat edilebilir. Son derece önemli olan
tutanağın tarafsızlıkla yazılması ve tutulması gerekir.
460 Görevinin önemi nedeniyle zabıt katiplerinin de hakimler gibi reddi
düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 45. maddesine göre1
davada görevli zabıt katibi hakkında 34 ve 36. maddelerde düzenlenen
sebeplerden biriyle ret talebinde bulunulabilir. Bilindiği gibi 34. maddede
hakimlerin yasaklılığı, 36. maddede ise ret sebepleri düzenlenmektedir. O
halde zabıt katipleri bakımından yasaklılık sebepleri de ret sebepleri içinde
kabul edilmiştir. Ancak zabıt katibi hakimin reddi ve yasaklılığı sebeplerin-
den birisine dayanarak çekinebilir. Bu durumda gereken karar, görev yaptığı
mahkeme tarafından verilir (m. 45/2).
461 Zabıt katibinin, görev yaptığı hakimle birlikte reddi veya çekinmesi is-
tenirse, hakim hakkında ret veya çekinmeyi inceleyecek olan merci her ikisi
hakkında karar verir (m. 45/ 3).
C. Mübaşirler
462 Mübaşirler duruşmalara tarafların çağırılması, duruşma salonuna
alınması ve- duruşmanın disiplinini sağlamak için hakim tarafından verilen
görevleri yerine getirmekle görevli olan memurlardır. Bu kişiler özel bir
üniforma taşırlar. Bazı hallerde tebligat işlerinin yapılmasında mahkemelere
§ 4. Yargı Görevlileri
119
yardıma olurlar (TebK m. 2, 41). Mübaşirler, duruşma sırasında ve duruş-
nıa dışında mahkemelere yardımcı olan memurlardır.
ıv. AVUKATLAR
Avukat, her türlü hukuki sorun ve uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniye- 463
te uygun olarak çözümlenmesi ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanma-
sı konusunda her derecede yargı organları ve hakemlerle, resmi ve özel kişi,
kurul ve kurumlara yardım etmek amaçlarıyla hukuki bilgi ve tecrübelerini,
adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis ederek kamu hizmeti
gören serbest meslek mensubu kişidir (AvK m. 1, 2). Serbest bir meslek
olmakla beraber, adalet faaliyeti dağıtımına katılan avukat kamu hizmeti
görmektedir. Tabii ki buradaki kamu hizmeti, klasik anlamda idare hukuku
1..,ınıluşlannca yürütülen türden değildir. Avukatın üstlendiği işi bizzat yü-
rütmesi, mesleğini yerine getirirken bağımsız olması, onun yerine getirdiği
hizmetin kamu hizmeti olmasıyla çelişmez.
Ülkemizde bir dava açabilmek veya açılmış olan davayı takip edebil- 464
mek için avukat tutma zorunluluğu yoktur. Bazı ülkelerde ya tüm ya da
belirli dava veya mahkemelerde avukat tutma zorunluluğu bulunmaktadır.
Almaoya'dan farklı olarak Türkiye ve İsviçre'de herkes kendi davasını bizzat
açabilme ve takip edebilme imkanına sahiptir. Almanya ve bazı ülkelerde ise,
sulhhukuk mahkemeleri dışında, avukat tutmak zorunluluğu olup, taraf bazı
uyuşmazlıkları dava etmek istediğinde bunu mutlaka bir avukat aracılığıyla
yapmak zorundadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Taslağında avukatla temsil zorunlulu- 465
ğuna ilişkin ülkemizde ilk kez düzenleme yapılmıştı. Sulh hukuk, iş ve aile
mahkemeleri ile tüketici mahkemeleri dışında 50.000 liranın üzerindeki
uyuşmazlıklar için avukatla temsil zorunluluğu getirilmişti. Ancak bu yön-
deki hükümler, Taslak Meclis'e sevk edilirken çıkarıldı. Daha sonra Türkiye
BüyükMillet Meclisi Adalet Komisyonunda Tasarının görüşülmesi sırasında
bu hükümlerin yer alması tekrar önerilmişse de bu öneri kabul edilmemiştir.
Kanaatimizce adil yargılanma hakkının ve etkin hukuki korumanın sağlan-
ması açısından çok önemli olan avukatla temsil zorunluluğunun Avukatlık
Kanıınu'nda yakın zamanda düzenlenmesinde büyük yarar olacaktır.
Avukatın iki önemli görevi vardır. Bunlardan birincisi tarafın temsilcisi 466
olınak ki burada müvekkilinin hak ve menfaatlerini korur, diğeri ise, yar-
gının bir organı olarak hukukun uygulanması ve adaletin gerçekleşmesine
yarduncı olmaktır. Avukatlıkla ilgili temel düzenleme 1136 sayılı Avukat-
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtu/ Atalay/Ôukcs
lık Kanunu'dur. Bu Kanun'da 4667 sayılı Kanun'la önemli değişiklikler
yapılmıştır; ancak yine de mevcut Kanun, avukatlık mesleğinin günümüz
şartlarında ve dünyanın gelişmiş ülkelerindeki ölçülerde yürütülmesi için
oldukça yetersizdir. Mevcut Kanun birçok gelişmenin gerisinde kaldığı
gibi, avukatlık mesleğine giriş ve yürütülmesi bakımından da birçok eksiği
bulunmaktadır. Şunu söylemek abartılı olmayacaktır: Ülkemiz, en kolay
avukat olunabilen ve mesleğin sürdürülmesinde, objektif olarak niteliğe ve
eğitime en az önem verilen bir ülkedir. Bugün, hakim veya savcı olabilmek
için, binlerce kişinin katıldığı yazılı ve sözlü iki aşamalı bir sınavda başarılı
olunması, ardından bir stajın yapılması gerekirken; hukuk fakültesini bitiren
herkes, herhangi bir sınırlama ve sınav olmadan sadece Kanun'daki şartlar
sağlandığında avukat olabilmekte, staj faaliyeti çok ciddi yürütülememekte, ı
uzmanlık ve meslek içi eğitim söz konusu olamamaktadır. Oysa, avukatlık
yargının önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Ayrıca, avukatlık mesleğinin
kurumsallaşması, devam1ılık kazanabilmesi için de kanuni düzenleme
ve alt yapı oldukça eksiktir. Bu sebeple, yargının genel sorunları yanında,
avukatlık mesleğinin sorunları sıkça gündeme gelmekte, ancak düzeltilmesi
konusunda ciddi bir çaba sürdürülmediği gibi, avukatlık sınavları Kanun'a
konulup, daha sonra uygulanmadan çıkartılmak suretiyle de ciddiyeti
olmayan bir görüntü yaratılabilmektedir. Yakın zamanda Türkiye Barolar
Birliği tarafından Avukatlık Staj Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına
Dair Yönetmelikte değişiklik yapılarak Yönetmeliğin 4 / a maddesi ile hem
staja kabul aşamasında hem de stajın bitiminde sınav yapılması şartı getiril-
miştir. Ancak 6552 sayılı Kanunun 94. maddesi ile Avukatlık Kanunu'nun
182. maddesine getirilen '�ncak yönetmelikle veya düzenleyici bir işlemle
avukatlık stajına kabulde, staj döneminde ve avukatlık mesleğine kabulde sınav
veya benzeri bir rejim düzenlenemez" şeklindeki ek fıkra hükmü nedeniyle,
söz konusu yönetmelik çerçevesinde staja kabul ve staj bitim sınavlarının
yapılması. mümkün olmamıştır. Son olarak 7188 sayılı Kanun'la avukatlık
stajı için aranan şartlara Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında başarılı olmak
koşulu getirilmiştir. Ayrıca söz konusu Kanunla 2547 sayılı Ytikseköğretiın
Kanununa ek 41. madde getirilmiş ve bu maddeye göre, avukatlık stajına
başlamak i.çin Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'nda başarılı olmanın şart
olduğu kabul edilmiştir. Böylelikle, avukatlık stajına başlamak için öncelikle
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında başarılı olunmalıdır. Avukatlık stajına
başlamak için Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'nda başarılı olma şartının,
ek 41. maddenin yürürlüğe girdiği 24.10.2019 tarihinden sonra yükseköğ-
retim kurumuna kayıt yaptıranlar hakkında uygulanacağı kabul edilmiştir.
Bu tarihten önce kayıt yaptıranlar sınavda başarılı olma şartından muaf
120
.....
§ 4. Yargı Görevlileri
121
tutulmuştur. Önceki basılarda bir kez daha avukatlık sınavına ilişkin düzen-
lenıenin, uygulanmadan yürürlükten kaldırılmamasını temenni etmiştik.
Ancak, 7417 sayılı Kanunla Ytikseköğretim Kanunu geçici 80. maddeye
eklenen bir cümle ile başarılı olma şartının, 24.10.2019 tarihinden sonra il-
giliyükseköğretim kurumlarına kayıt yaptıranlardan 31.03.2024 tarihinden
önce mezun olanlar bakımından uygulanmayacağı kabul edilmiştir. Aynca
7409sayılı Kanun ile de Avukatlık Kanunu'nun 16. maddesine eklenen ikin-
ci fıkra ile avukatlık stajına fiilen engel olmamak şartıyla herhangi bir işte
ggortalı olarak çalışılmasının avukatlık stajının yapılmasına engel olmadığı
bbuledilmiştir.
Avukatlık Kanunu'nda avukat olabilmenin şartlan (AvKm. 3-10), avu- 467
btlannhakve ödevleri (AvKm. 34-65), avukatlık sözleşmesi (AvKm. 163-
175), avukatların meslek kuruluşu olan barolar (AvK m. 76-108), Barolar
Birliği{AvK m. 109-133) düzenlenmiştir.
Avukatlığın geleneksel en önemli özelliği de bağımsızlığıdır.Avukat da 468
lıakim. gibi devlete, topluma ve taraflara karşı bağımsız olmalıdır. Bu bağım-
sızlık, mesleğin en iyi şekilde yerine getirilebilmesi, adaletin gerçekleşmesi,
davanın tarafları ve hukuk devleti bakımından son derece Ônemlidir. Avu-
katın Devlete ve özellikle yürütme organına karşı bağımsız oluşu, görevini
bağımsız olarak yerine getirebilmesi için son derece önemlidir. Avukatlar
hakkında görevlerinden doğan ve görevi sırasında işledikleri suçlar nedeniy-
le dava açılabilmesi için Adalet Bakanlığı'ndan izin alınması gerekir. Aynca
avukat büroları ve konutları ancak mahkeme karan ile ve Cumhuriyet Savcı-
sıdenetiminde, kayıtlı olunan baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir {AvK
m.58/1). Ayrıca avukata karşı görevi sırasında veya görevinden dolayı suç
işlenirse, hakimlere karşı işlenmiş gibi hükümler uygulanır (AvK m. 57).
Avukat, mahkemenin emrinde değildir ve bu nedenle mahkemeden 469
talimat almaz. Bu, kendi müvekkiline karşı da geçerlidir. Avukat bağımsız
olabildiği ölçüde kendi müvekkiline ve hukuka hizmet edebilir. Bu, avukatın
müvekkilinin hak ve çıkarlarını korumayacağı anlamına da gelmez. Avuka-
tınbağımsız olması, mahkemeye karşı dilediğini söyleyebilme ve yapabilme
anlamına da gelmez. Bu konuda avukatların disiplin sorumluluğu yoluna gi-
dilebilir ve yine genel hükümlere göre cezalandırılması istenebilir. Bununla
birlikte duruşmada uygun olmayan hal ve tavırda bulunduğu gerekçesiyle
avukatlar duruşma salonundan çıkanlamazlar (m.151/1).
Sadece baroya kayıtlı olan kişiler avukat olarak görev yapabilir. 7249 470
Q)1h Kanunla yapılan değişikliklerle beş binden fazla avukat bulunan iller-
Medeni Ustll Hukuku Ders Kitabı
Pekcanıtu/ Atalay/Ôukes
de asgari iki bin avukatla yeni bir baro kurulabilmesi mü�n kılınmıştır.
Böylelikle şu an için avukat sayısı beş binden fazla olan lstanbul, Ankara
ve İzmir'de yeni baro veya barolar kurulabilir. Bu illerde yeni bir baro veya
baroların kurulması halinde Türkiye Barolar Birliği, tüzel kişilik kazanma
tarihini esas alarak, birden başlamak suretiyle baroları o ilin adıyla numa-
ralandınr (AvK m. 77). Nitekim İstanbul'da kurulan yeni baro "İstanbul 2
Nolu Barosu"; Ankara'da kurulan yeni baro "Ankara 2 Nolu Barosu"olarak
adlandınlmıştır.
471 Baroya kayıtlı kişilerin avukat olarak görev yapabilmesi nedeniyle avu-
katlık mesleği bir tekel oluşturmaktadır. Eğer avukatlık tekeli ihlal edilirse
1
Avukatlık Kanunu'nun 63. maddesine göre bu kişiler cezalandırılır. Yine
aynı maddeye göre muvazaalı yoldan alacak devralmak suretiyle avukatların
yetkilerini kullananlar üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile birlikte para
cezasına mahkum edilirler. Ancak Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesinde
diğer kanun hükümleri saklı tutularak bu tekelin istisnalarına izin verilmiştir.
Nitekim 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 31. maddesine göre, davada ya-
rarlan zıt olmamak şartıyla, karı ve koca kadastro işlerinde birbirlerini vekil
olarak tayin edebilirler. Aynı şekilde en az üç avukat ve dava vekili olmayan
yerlerde bazı dava ve işleri, dava takipçileri, vekaleten takip edebilme olana-
ğına sahiptirler. Avukatlık Kanunu'nun geçici 17. maddesinde kimlerin dava
takipçisi olabileceği ayrıca belirtilmiştir.
472 Avukatlık mesleğinin önemi bu konuda avukatlara tanınan bazı haklar
karşısında yükümlülükler getirilmesini de zorunlu kılmıştır. Avukatlar gö-
revlerini özenle yerine getirmek (AvK m. 34), kendisine duyulan güvene
layık davranmak yükümlülüğündedir. Bunun için, Avukatlık Kanunu'nda
reklam yasağı (AvK m. 55), düşük ücret uygulama yasağı (AvK m. 164/ 4)ı
birden fazla büro sahibi olma yasağı (AvK m. 43 /2) gibi somut yükümlülük-
ler düzenlenmiştir.
473 Avukatlık mesleğinin önemi sebebiyle ayrıca Avukatlık Meslek Ku-
ralları kabul edilmiştir. Bu kurallar tüm avukatları bağlar ve avukatların bu
kurallara uygun davranması gerekir.
V. NOTERLER
474 Noterler yargı faaliyetine dolayısıyla katılan kişilerdir. Bu dolayısıyla
katılmaları, düzenledikleri veya onayladıkları işlemler sebebiyledir. Noter-
lerin belgelendirdikleri işlemler hukuki güvenliği sağlama ve doğabilecek
uyuşmazlıkları gidermeye yöneliktir (NK m. 1). Noter, hukuki güvenliği
122
...
§ 4. Ya,w Görevlileri
123
sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek amacıyla değişik belge ve işlemlere
resmiyet kazandıran ve kanunla verilen diğer görevleri yapan, belli nitelik-
leri ve kendine özgü statüsü bulunan, kamu hizmeti niteliğindeki noterlik
hizmetini yürüten, kamu görevlisidir.
Yukarıda avukatlar için söylenen hususların bir kısmı noterler için de 475
�dir. Noterlik mesleğinin de yeniden yapılandırılması, gelişmelere
uygun olarak yeniden düzenlenmesi zorunludur. Oldukça önemli bir görev
üstlenmesi mümkün olan noterler, gerek kanuni gerekse mesleğin yürütül-
mesi ile ilgili eksiklikler sebebiyle, istenen seviyede hizmet verememektedir.
Her asliye mahkemesinin bulunduğu yerde o mahkemenin yargı çev- 476
resindeki işlerini görmeye yetkili olmak üzere noterlik kurulur. Bir ilin be-
lediyesınırlan içinde birden fazla noterlik bulunduğu takdirde, her noterlik
bağlı bulunduğu asliye mahkemesinin yargı çevresi ile sınırlı olmaksızın, il
belediyesi sınırlan içindeki bütün noterlik işlerini görmeye yetkilidir (NK
n2).
Noter olabilmek için Noterlik Kanunu hükümlerine göre noterlik 477
stajını tamamlayarak, noterlik belgesi almak şarttır. 7188 sayılı Kanunla
Noterlik Kanunu'nda yapılan değişiklikle noterlik stajına kabul için Hukuk
Mesleklerine Giriş Sınavında başarılı olmak koşulu getirilmiştir. Avukatlık
stajına başlamak için getirilen koşul gibi noterlik stajına başlamakiçin Hukuk
Mesleklerine Giriş Sınavı'nda başarılı olma şartı da 2547 sayılı Yükseköğre-
timKanunu'nun ek 41. maddesinin yürürlüğe girdiği 24.10.2019 tarihinden
sonra yükseköğretim kurumuna kayıt yaptıranlardan 31.03.2024 tarihinden
sonra mezun olanlar hakkında uygulanacaktır.
Noterlik stajı yapmadan da noter olabilmekbakımından önemli istisna- 478
1ar getirilmiştir (NK m. 6). Özellikle, avukatlık stajını tamamlayarak avukat
olanların aynı zamanda noter de olabilmesi sebebiyle, bugün noterlik stajı
adeta uygulanmayan bir hüküm halindedir.
Noterlik bir kamu hizmeti olduğu halde, noterler Devletten maaş al- 479
mazlar. Ancak gördükleri işler nedeniyle Noterlik Ücret Tarifesi'ne göre bir
ücret alırlar ve noterlik dairesinin masrafları noter tarafından karşılanır.
Noterlik, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nda düzenlenmiştir. Noterlerin 480
görevleri de bu Kanun'un 60-71C. maddelerinde belirtilmiştir. Genel olarak
noterler başka resmi makam veya mercilerin görevine girmeyen resmi veya
resm1olmayan işlemleri yaparlar.
Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pdı:.autıta:./Atalay/Ôuh:s
124
481 Noterlik hizmeti noterlik dairesinde yapılır. Bu dairelerde yeteri kadar
katip vehizmetli çalışır. Noterler resmi dairelerin tabi olduğu çalışma saatle-
rinde görevyaparlar (NKm. 51).
482 Noterlik Kanunu'na göre belgelendirilen işlemler resmi sayılır (NK m.
82/ 1 ). Bu nedenle noterlerin düzenledikleri senetler, Hukuk Muhakemeleri
Kanunu'nda farklı olarak düzenlenmiş ve diğer adi senetlerden farklı hü-
kümlere tabi tutulmuştur (m. 204, 206).
483 Noter ve noter katipleri, görevleri dolayısıyla öğrendikleri sırları, ka-
nunların emrettiği haller dışında açıklayamazlar (NK m. 54).
§ 5. USÜL İŞLEMLERİ
Davanın açılmasından sonuçlanmasına kadar birçok işlem yapılır. 484
Örneğin, dava dilekçesi ile açılan davada, taraflar duruşmaya çağınlır, bu
duruşmada iddia ve savunmalarını ispat için deliller gösterirler, delillerin
incelenmesinden sonra mahkeme bir karar verir ve bu karara karşı taraflarca
kanun yoluna başvurulabilir. Bu işlemlerin bir kısmı mahkemece, bir kısmı
ise taraflarca yapılır. Mahkeme tarafından yapılan usulişlemlerine, mahkeme
usul işlemleri; taraflarca yapılan usul işlemlerine ise, taraf usul işlemleri de-
nir. Mahkemenin yaptığı usul işlemleri ile tarafların yaptığı usul işlemlerini
birlikte incelemek mümkün değildir. Mahkemenin yapmış olduğu işlemler,
Devlet organı tarafından yapılan işlemler olup tarafların yaptığı usul işlem-
lerinden farklı hükümlere tabidir. Bunlardan ilk önce taraf usul işlemlerini,
daha sonra mahkemeye ilişkin usul işlemlerini inceleyeceğiz.
Usul işlemlerinin belirli şekilde ve belirli süreler içinde yapılması gere- 485
kir. Yargılamanın şekline ilişkin hususlar diğer paragraflarda aynca ve ayrın-
tılı olarak anlatılacaktır. Ancak, usul işlemleri ile yakın ilişkisi olan süreler,
eski hale getirme ve tebligat aşağıda incelenecektir.
L TARAF USÔL İŞLEMLERİ
A. Genel Olarak
Davanın açılmasından hükmün kesinleşmesine kadar yargılamanın 486
ilerlemesi amacıyla, tarafların aralarında yaptıkları ya da tarafla mahkeme
arasında yapılan işlemler taraf usul işlemleridir. Bu işlemler, yargılamanın
yürütülmesine yarayan ve bu şekilde davaıµn sonucuna etkili olan irade ve
bilgi açıklamalarıdır. Davanın çözümüne etkili olmayan açıklamalar usul
işlemi sayılmaz. Taraf işlemlerinin en önemli unsuru davaya etkili olmasıdır.
Davanın çözümüne yönelik olmak koşuluyla, henüz dava açılmadan önce
yapılan bazı işlemler de usul işlemi sayılabilir. Örneğin, dava açılmadan önce
alınan ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararı usul işlemi sayılır. Bu işlemler
diğer hukuki işlemlerden ayrılır.
1
r
ı
125
Medeni Usül Hukuku Ders Kitabı Pekcanıta/ Atalay/Ôuhs
126
487 Taraf usul işlemleri, ileri sürülen iddia ve savunmaların haklı olduğunu
göstermek, yargılamayı yürütmek ve sona erdirmek amacıyla yapılır. Bu
işlemlerin bir kısmı olumlu işlemlerdir. Ancak bazı usul işlemleri olumsuz,
yani tarafın hareketsiz kalması sonucu da gerçekleşebilir. Örneğin, tarafların
duruşmaya gelmemesi ya da taraflardan birisinin gelmesi üzerine gelen tara-
fın davayı takip etmeyeceğini belirtmesi üzerine dosyanın işlemden kaldı-
nlması, kanun yoluna başvurmama gibi. Bu tür işlemlerde taraf aktif olarak
bir şey yapmasa da,yargılama kuralları bu duruma bazı sonuçlar bağlamıştır.
B. Taraf Usul İşlemlerinin Özellikleri
488 Taraf usul işlemleri, özel hukuk anlamında hukuki işlemler değildir. Bu
nedenle taraf usul işlemleri ancak dava ilişkisi içinde hukuki sonuç doğurur
ve dava içinde geçerli olur, dava dışında bu işlemlerin etkisi olmaz.
489 Taraf usul işlemlerinin hukuki işlemlerden ayırt edilmesi önemlidir.
Çünkü, hukuki işlemler, usul hukuku değil, maddi hukuk hükümlerine tabi
olacakbr. Bu ayrım, özellikle koşullar bakımından önemlidir. Bazı durum-
larda, usul hukukunun mu, yoksa maddi hukukun mu esas alınacağı sorunu
ortaya çıkar. Örneğin, davadan önce vekalet verilmesi, usul hukuku işlemi
mi, yoksa maddi hukuk işlemi mi sayılacaktır? Yine bir işlem normal olarak
hukuki işlem iken, yargılama sırasında ileri sürülürse bunu taraf usul işlemi
sayabilecek miyiz? Takasın ileri sürülmesi böyledir. Öte yandan bir işlemin
etkisi, hem usul hukukunda, hem de maddi hukukta düzenlenmişse, burada
da karar vermek kolay olmayacaktır. Örneğin, dava açılmasının hem maddi
hukuka, hem de usul hukukuna ilişkin sonuçları bulunmaktadır. Böyle du-
rumlarda hukuki işlem hakkında karar verirken, hangi etkinin ilk derecede
olduğuna bakmak gerekir. Eğer esas etki ya da ilk etki usul hukuku alanında
ise, bu usul işlemi sayılmalıdır. Buna göre dava açılması, bir usul işlemidir;
çünkü yargılamayı başlatmakta ve yargılamanın esasını belirlemektedir. Bu
etki olmaksızın bir dava düşünülemez. Buna karşılık dava açılmasının maddi
hukuka ilişkin sonucu olan zamanaşımının kesilmesi ikinci derecedir. Sonuç
olarak, bir hukuki işlemin usul işlemi sayılabilmesi, onun usuli etkisinin
birinci derecede olmasına bağlıdır. Örneğin, cevap dilekçesinde daha önce
ileri sürülmemiş olan takasın ileri sürülmesi bir maddi hukuk işlemidir;
fakat, takasın daha önce ileri sürülmüş olduğunun ileri sürülmesi bir usul
işlemidir.
490 Taraf usul işlemleri, usul işlemi sayılmakta, şekli, içeriği ve hükümleri
bakımından usul kurallarına tabi olmaktadır. O halde usul işlemleri koşulları
ve etkisi usul hukukuna tabi olan işlemlerdir. Ancak bazı usul işlemleri, ör-
ı S.UsM lşlcııılcrl
neğin davaya son veren taraf işlemleri olan feragat, kabul ve sulh hem maddi
hukuk, hem de usul hukuku bakımından sonuç doğurur. Bu sebeple, bu tür
işlemler, maddi hukuk hükümlerine göre, ah.lika aykırılık veya hata, hile gibi
sebeplerle batıl ya da iptale t�bi olabilirler.
Usul işlemlerinin geçerliliği, bu işlemi yapan tarafın, taraf ve dava ehli- 491
yetine sahip olmasını gerektirmektedir. Bunun yanında, tarafın, dava takip
yetkisinin de varlığı gerekir.
Dolayısıyla sonuç doğuran taraf usul işlemleri mahkemeye karşı yapılır. 492
Buna karşılık doğrudan etkili olan taraf usul işlemleri, genellikle mahkeme-
ye, bazen karşı tarafa, bazen de her ikisine karşı birlikte yöneltilir.
Taraf usul işlemleri hakkında genel bir düzenleme bulunmamaktadır. 493
Eğer bu işlemler duruşmada sözlü olarak yapılırsa, mahkeme bunu tutanağa
geçirir, bunun dışında dilekçe ile karşı tarafa ya da mahkemeye yöneltilir
veya genellikle karşı tarafa tebliği söz konusu olur. Bazı usul işlemleri, özel
olarak belirlenen şekilde yapılmalıdır. Örneğin, dava dilekçesinde bulunma-
sı gereken hususlar Kanun'da tek tek belirtilmiştir (m. 119). Bu sebeple, dava
dilekçesinde bu hususların bulunması ve dava dilekçesinin buradaki şekle
uygun düzenlenmesi zorunludur.
Usul işlemleri, medeni hukuk hükümlerine tabi olmadığından, irade 494
fesadı sebebiyle iptal edilemez. Ancak usul işlemlerinin maddi bir hatadan
kaynaklandığı hallerde geçersiz sayılması mümkündür. Örneğin, Hukuk
Muhakemeleri Kanununda maddi hataya dayanan ikrarın geri alınabileceği
kabul edilmiştir (m. 188/2). Hem maddi hukuk, hem de usul hukuku işlemi
karakterini taşıyan, feragat, kabul ve sulh gibi usul işlemleri bu söyledikleri-
mize istisna teşkil eder ve bunlar medeni hukuka ilişkin sebeplerden dolayı
iptal edilebilir.
Usul işlemleri şarta bağlanamaz. Örneğin, dava veya kanun yoluna baş- 495
vurma veya bundan feragat şarta bağlı olarak yapılamaz. Ancak, davacı, da-
vasını birden fazla hukuki sebebe dayandırarak mütelahik dava veya vakıalar
aynı kalarak terditli dava şeklinde açabilir. Böylelikle bir usul işlemi diğer bir
usul işleminin başarılı ya da başarısız olması şartına bağlanmış olur. Ancak
bu istisna dışında şart söz konusu olmaz. Bunlar da gerçek anlamda şart ol-
mayıp bir usul işleminin başarısız olması veya kabul edilmemesi durumunda
diğer usul işleminin ileri sürülmesi şeklinde karşımıza çıkar.
Taraf usul işlemleri genellikle tek taraflı işlemlerdir. Bunun istisnası 496
usul sözleşmeleridir.
127
-
Pdxaıuıu/Atalay/ôukes Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
128
497 Usul işlemleri yapılırken usul hukuku ilkelerine uyulması gerekir. Ör-
neğin, tarafların yükümlülükleriarasında yer alan doğruyu söyleme ödevi ve
dürüstlük kuralına uygun davranılmalıdır.
C. Taraf Usul İşlemlerinin Çeşitleri
498 Taraf usul işlemlerini ilk olarak tek yanlı ya da iki yanlı olarak ayırmak
mümkündür. İki yanlı taraf usul işlemlerine usul sözleşmeleri de denilmek-
tedir. Usul hukukunda irade özgürlüğü ilkesi egemen olmadığından, taraflar
yargılama usulünü değiştiremezler. Ancak, bazı hallerde taraflara sözleşme
yapma imkanı tanınmıştır. Yetki sözleşmesi (m. 17) veya tahkim sözleşmesi
(ın. 412) usul sözleşmelerine örnek olarak gösterilebilir. Bu sözleşmeler asıl
etkilerini usul hukuku alanında gösterirler. Bu sözleşmeler tarafların karşı-
lıldıiradeleri ileyapılır. Usul sözleşmeleri dışında kalan taraf işlemleri ise, tek
taraflı usul işlemleridir.
499 Usul sözleşmeleri, gerçek usul sözleşmeleri, usul hukukuna ilişkin
yan etkisi bulunan maddi hukuka ilişkin sözleşmeler ve karma sözleşmeler
olmak üzere üçlü bir ayrıma tabi tutulabilir. Gerçek usul sözleşmesi yetki
sözleşmeleridir.Busözleşme ile aslında yetkisiz bir mahkeme yetkili hale ge-
tirilmektedir. Bunun dışında, kanun yolundan feragat de gerçek usul sözleş-
mesidir. Usul hukukuna ilişkin yan etkisi bulunan özel hukuk sözleşmesine
örnekolarak, sözleşmede ifa yerinin belirtilmiş olması halinde, bu ifa yerinin
10. maddeye göre yetkili mahkemenin seçimini de etkilemesi gösterilebilir.
Karma sözleşme olarak tahkim sözleşmesi gösterilebilir. Bunun yanında ha-
kem-bilirkişi sözleşmeleri de böyledir. Bunun gibi sulh sözleşmesi de karma
sözleşmedir, yani hem usul hukuku hem de maddi hukuk etkisi göstermek-
tedir.
500 Gerçek usul sözleşmeleri ile karma sözleşmelere borçlar hukukuna iliş-
kin hükümler kıyasen uygulanır. Usul hukukuna ilişkin yan etkisi bulunan
maddi hukuk sözleşmelerineise, Türk Borçlar Kanunu doğrudan uygulanır.
Özellikle sözleşmenin kurulması ve geçerliliği hakkında borçlar hukukuna
ilişkin hükiimler uygulanacaktır. Ancak, kesin ve bağlayıcı bir usuli durum
doğmuşsa, artık bu maddi hukuk hükümleri uygulanmaz. Örneğin, kesin
hüküm halini aldıktan sonra, bir hükmün ancak olağanüstü kanun yoluna
başvo:rularak iptal edilebilmesi mümkündür, yoksa hüküm maddi hukuk
bükıJm)erine göre geçersiz sayılamaz. Bunun gibi, yetki sözleşmesi ancak,
süresi içinde yetki itirazı ileri sürülürse incelenebilecektir.
129
ı 5. Usıll lşlcmleri
D. Usıll lşlemlerinde Şekle Uymak Zorunluluğu ve Sonuçları
Usul işlemlerinin bazıları sözlü bazıları ise yazılı olarakyapılır. Örneğin, 50 ı
hakimin reddi (m. 38/2), davaya müdahale talebi (m. 67/1), davaya cevap
(m. 126), tanık listesi verilmesi (m. 240/2), ihtiyati tedbir talebi (m. 390),
delil tespiti talebi (m. 402), istinaf talebi (m. 342), temyiz talebi (m. 364),
yargılamanın iadesi (m. 378) yazılı olarak yapılan işlemlerdir. Buna karşılık
bazı işlemler yazılı ya da sözlü olarak yapılabilir. Örneğin, ıslah (m. 177/3 ),
feragat ve kabul (m. 309/1), ikrar (m. 188) böyledir. Bunun yanında bütün
buişlemlerin hangi süre içinde ve nasıl yapılacağı da Kanun'da belirtilmiştir.
Medeni hukukta şekil kurallarının amacı ile usul hukukunda getirilmiş 502
olan şekil kurallarının amacı birbirinden farklıdır. Medeni hukukta getirilen
şeklin amacı, tarafları düşünmeye sevk etmek, bu yolla daha sağlıklı işlem
yapılmasını sağlamak ve ispat kolaylığı iken; usul hukukunda amaç, yargı-
lamanın güvenli ve emin yürütülmesidir. Bu sebeple usul işlemlerinde şekil
kurallarına uyulmamasının yaptırımı da medeni hukuktan farklı olacaktır.
Genel olarak, medeni hukukta şekil kurallarına uyulmadan yapılan işlem ba-
tıldır ve hatta bunun için ayrıca bir dava açmaya da gerek bulunmamaktadır.
Usul hukukunda şekil kurallarına aykırılık ise, her zaman butlan yaptırımının
uygulanmasını gerektirmez. Ancak şekle aykırılık, kamu düzeni amacıyla ge-
tirilmiş bir hükme aykırılık biçiminde ise, bu işlemin batıl sayılması gerekir.
İkinci olarak, usuli işleminin güttüğü amacı sağlayan hükümlere aykırılık
halinde işlem batıldır.
Kanunda hangi işlemlerin kamu düzenine ilişkin olduğu hakkında bir 503
açıklık bulunmamaktadır. Bu konuda, her işlem için geçerli olabilecek bir
kıstas koymak da mümkün değildir. Ancak, taraflara yargılama sırasında
farklı imkan tanınması, davanın gereksiz yere uzatılması ve hakkın kötü
niyetle kullanılması gibi durumlar kamu düzenini ilgilendiren hususlardır.
Bu sebeple ıslah (m. 17/2) gibi işlemlerin davada bir kez yapılabilmesi veya
ikinci tanık listesi verilememesi (m. 240/2) gibi hükümler hakkın kötüye
lm11anılmasını ve davanın bu sebeple gereksiz yere uzatılmasını önlemek
düşüncesiyle düzerılenmiş olup kamu düzenindendir.Bu tür bir talep hiçbir
sonuç doğurmamalı ve mahkeme kendiliğinden bu talebi reddetmelidir.
İkinci tanık listesi verme yasağı ile gereksiz yere tanık göstererek davayı
uzatmak gayretleri önlenmek istenmiştir.
Kamu düzenine aykırı olan bir usul işleminin sonucu ne olacaktır? 504
Kamu düzenine aykırılığın sadece diğer tarafın talebi üzerine dikkate alın-
ması, mahkemenin kendiliğinden bu aykırılığı göz önünde tutamaması
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôukes
130
söz konusu olamaz. Eğer işlem kamu düzenine aykırı ise, bunu mahkeme
kendiliğinden dikkate alır. Zaten kamu düzenine aykırılık, diğer tarafın
ileri sürmesine gerek olmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur. Ancak
1
kamu düzenine ilişkin olmayan işlemlerin, maddi hukuktaki butlandan fark-
lı olarak düzelmesi mümkündür. Bu, ya hatalı işlemin doğrusunun yapılması
ile veya geçmişe etkili olacak şekilde icazet verilmesiyle ya da itiraz etme
hakkının kullanılmamasıyla söz konusu olabilir. Hatalı işlemin doğrusunun
yapılması ile işlemin etkisi de bu yeni işlemden itibaren ortaya çıkar. Geç-
mişe etkili olacak şekilde icazet vermeye, dava veya vekalet ehliyeti olmayan
kişinin yapbğı işlemlere, kanuni temsilci veya tarafın icazet vermesini örnek
verebiliriz (m. 77/ 1). Ancak bu işlemler eğer kamu düzenine ilişkin ise, bun-
ların düzelmesi mümkün değildir.
505 Usul işlemindeki eksiklik giderilebilir ya da düzeltilebilir nitelikte ise
bu işlemlerdeki eksiklik diğer tarafça ileri sürüldüğünde, işlem iptal edilmez1
sadece işlemdeki eksiklik giderilir veya düzeltilir. Örneğin, iki tarafın veya
hakimin açık olan yazı ve hesap hataları her zaman düzeltilebilir (m. 183; m.
304). Yıne dava dilekçesindeki imza eksikliği hakim tarafından tamamlattı-
nlabilir.
il. MAHKEME USUL İŞLEMLERİ
506 Mahkeme usulişlemleri, davanın yürütülmesi ve sonuçlandırılmasıiçin
hakim tarafından yapılan işlemler ve verilen kararlardır. Örneğin, duruşma
gününün belirlenmesi, tarafların duruşmaya çağırılması, keşif gününün be-
lirlenmesi, ara kararlar ve hükümler gibi. Mahkeme usul işlemleri üç grupta
incelenebilir. Bunlardan birincisi, yargılamanın iç işleyişi, ikincisi dış işleyişi
ile ilgili işlemler, üçüncüsü ise mahkemenin verdiği kararlardır.
507 Yargılamanın idaresi hakime aittir (m. 1S1). Bu amaçla hakim, yargıla-
manın kanuna uygun biçimde, makul bir sürede, düzen içinde yürütülmesini
sağlamak ve gereksiz yere masraf yapılmasını önlemek için gereken tedbirle-
ri almak rorundadır. Bunun için hakim taraflara gerektiğinde eşit olarak söz
hakkı verir veya onları söz söylemekten men eder. Bu aynı zamanda hakim
için bir ödevdir (m. 32). Toplu mahkemelerde bu görev başkana aittir.
508 Duruşmaların düzen içinde yapılmasını ve disiplinini sağlamak da
hakime ait bir görevdir. Hakim, mahkeme duruşma düzenini bozan kişi-
leri bunu yapmaktan men eder ve gerekirse derhal duruşma salonundan
çıkarılmasını emreder (m.151/1). Yeni düzenleme ile avukatların duruşma
salonundan çıkarılmasına son verilmiştir. Hakim duruşma düzenini boz-
131
§ S. Usıll lşlcmlcrl
duğu gerekçesiyle avukatı duruşma salonundan çıkaramayacaktır. Yargının
kurucu unsuru olan avukatın duruşma salonundan çıkarılması doğru olmaz.
Ancak duruşmanın disiplinini bozan avukat hakkında da mensup olduğu
baromın gereken yaptırımı gecikmeksizin uygulaması gerekir. Zira avukat
duruşmanın gerekli olan disiplinine uymak zorundadır.
Bir kimse ihtara rağmen mahkemenin huzurunu bozar veya mahkeme 509
huzurunda uygun olmayan bir söz söylemeye veya davranışta bulunmaya
devanı ederse derhal yakalanır ve hakkında dört güne kadar disiplin hapsi
uygulanır (m. 151/2). Bu hüküm de avukatlar hakkında uygulanamaz.
Mahkemenin düzenini bozan eylem veya mahkeme huzurunda söy- 510
lenen uygun olmayan söz ve davranış, ayrıca bir suç oluşturuyor ise, bu
durum bir tutanak ile Cumhuriyet Savcılığına gönderilir ve gerekiyorsa fıili
işleyenin tutuklanmasına karar verilir (m. 151/3). Bu hüküm de avukatlar
hakkında uygulanmaz.
Taraflar dışında, duruşmaya katılan kişiler, bilirkişi ve hatta tanık hak- 511
kında da haklın gerekli disiplin hapsini uygulayabilir.
Mahkeme kararlarının, süre verilmesine ilişkin kararların ve davetiyele- 512
rin taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi gerekir. Bu tebliğ, Tebligat
Kanunu hükümlerine göre yapılır. Tebligat, yargılamanın dış görünüşüdür.
Bu sebeple tebligata ilişkin hususların gereği gibi ve Kanun'a uygun şekilde
yerine getirilmesine dikkat edilmelidir.
Hakimin dava sırasında veya dava sonunda verdiği kararlar en önemli 513
mahkeme usul işlemleridir. Çünkü, hakimin kararı demek, yargılama ile ilgi-
li ara sorunlar hakkında (ara karar şeklinde) veya ana uyuşmazlık hakkında
(nihai karar şeklinde) iradesini açıklaması demektir. Mahkemenin irade
açıklaması, iyi düşünülmüş ve gerekçelendirilmiş olmalıdır.
Hakimin davadan el çekmeden verdiği, davanın devamına yarayan ka- 514
rarları, ara kararlarıdır. Örneğin, tarafa süre verilmesi, taraflarca gösterilen
delillerin ret veya kabulüne ilişkin kararlar, yetki itirazı üzerine mahkemenin
kendisini yetkili saydığı kararlar ara kararlardır. Kural olarak ara kararın-
dan dönülemez. Ancak, hakim bir ara kararından döndüğünde de bunun
gerekçesini kısa da olsa ortaya koyması gerekir. Makul ve hukuki olmayan
sebeplerle, ara kararları verip daha sonra bundan dönmek, yargılamada hem
gereksiz masraf yapılmasına hem de yargılamaların gereksiz yere uzamasına
sebep olacaktır.
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Peke.anıtez/Atalay/Ôzekes
132
515 Hakimin davadan el çekmesini gerektiren, davayı sonuçlandıran karar-
ları ise, nihai kararlardır. Bunlar, usule ilişkin nihai kararlar veya esasa ilişkin
nihai kararlar (hükümler) şeklindedir.
m. SÜRELER
516 Yargılama hukuku yargılamaya ilişkin bir prosedürü düzenlediğinden,
gerek tarafların, gerekse mahkemenin yapacağı iş ve işlemler belirli sürelere
bağlanmış ve bu süreler için de belirli sonuçlar öngörülmüştür.
A. Sürelerin Çeşitleri
517 Sürelerin bazılarını kanun belirlemiş, bazılarının tespitini hakime bı-
rakmıştır (m. 90).
1. Kanunun Belirlediği Süreler
518 Kanuni süreler, Kanun tarafından belirlenmiştir. Örneğin, cevap süresi
(m. 127), istinaf süresi (m. 345), temyiz süresi (m. 361).
519 Kanunda belirtilen sürelerin bir kısmı mahkeme için, bir kısmı ise
taraflar için öngörülmüştür. Sürenin kimin için düzenlendiği önemlidir.
Çünkü buna göre doğurdukları sonuçlar farklılık gösterir. Mahkeme için
öngörülmüş süreler hak düşürücü nitelikte olmayıp mahkemenin bir işle-
mi hangi süre içinde yapması gerektiğini belirler. Kural olarak mahkeme, o
işlemi Kanun'da gösterilen süre içinde yapmak zorundadır. Ancak o işlem
süresinden sonra yapılsa da verilen karar, yapılan işlem geçerlidir. Ancak,
süresinden sonra işlemin yapılmasında haklın kusurluysa, disiplin sorum-
luluğu yoluna gidilebilir. Bundan zarar gören kişi devlet aleyhine tazminat
davası da açabilir.
520 Taraflar için kanunda belirtilen süreler ise, kural olarak kesindir ve hak
düşürücüdür (m. 94/1). Kanun'da belirtilen süre içinde, taraflar gerekli iş-
lemi yapmazlarsa, o hak düşer. Örneğin, temyize süresinde başvurulmazsa,
temyiz hakkı düşer ve karar kesinleşir. Düşen sürenin, Kanun'da belirtilen
istisnalar dışında tekrar kullanılması mümkün değildir. Bu sebeple, taraflar
haklarını kullanırken, bir süreye tabi olup olmadığını ve bu sürenin ne kadar
olduğunu iyi bilmek zorundadırlar.
521 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda süreler daha önceki Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu'ndan farklı olarak bir hafta, iki hafta ve bir ay gibi
kolay hesaplanabilir biçimde düzenlenmiştir. Önceki Kanunda yer alan üç
gün, beş gün, yedi gün, bir hafta, sekiz gün, on gün ve otuz gün gibi birbiriy-
133
1
ı 5. Usı'lllşlcmlcri
le kanşbnlına ihtimali bulunan süreler kaldırılmıştır. Kanun'da taraflar için
öngörülmüş olan süreler, Kanun'da belirtilen istisnai haller dışında hikimce
azaltılıp çoğaltılamaz (m. 90/1) ve haklın süreye uyulup uyulmadığını ken-
diliğinden gözetir. Ancak Kanun'da 127. maddedeki gibi açıkça belirtilen
durwnlarda, hakim süreleri azaltıp çoğaltabilir (m. 90/2). Bu durumda da
Kanun'un belirlediği bir sınır varsa ona uyulması gerekir. Örneğin, cevap
•
süresi hakim tarafından bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere
uzatılabilir (m. 127).
1
2. Hakimin Belirlediği Süreler
Kanunda bazı sürelerin belirlenmesi açıkça hakime bırakılmış olabilir 522
veya hakim bir işlemin belirli bir süre içinde yapılmasını öngörebilir. Bunun
nedeni, her sürenin kanun tarafından önceden belirlenmesinin yanlış olaca-
ğıdır. Buna karşılık, her somut olayda sürenin hakim tarafından belirlenmesi
daha uygun ve adil olur. Hakimin süre verirken, tarafların durumları, işlemin
niteliği gibi hususları dikkate alması gerekir. Hakim, süreyi belirlerken, ge-
reğinden fazla uzun bir süre verirse, yargılamanın gereksiz yere uzamasına
1
sebep olur, böylece yargılama makul bir sürede sonuçlandırılamaz. Süre işin
niteliğine göre kısa tutulursa, bu durumda da, tarafların davaya yeterince
etki edebilmeleri, dava malzemesinin gereği gibi toplanması mümkün olma-
yabilir; bu ise duruma göre hukuki dinlenilme hakkının ihlali sayılır.
Hakim tarafından belirlenen süreler kural olarak kesin değildir. Hakim 523
süre verirken, verilen sürenin kesin olduğunu belirtmemişse, süreyi geçiren
taraf yeni bir süre verilmesini isteyebilir (m. 94/2). ilk verilen süre içinde iş-
lemi yapamamış olan tarafa ikinci kez süre verilebilmesi için, tarafın mazeret
göstermesi veya ispat etmesi gerekmez. Hakimin bu talep üzerine vereceği
ikinci süre, kararında belirtilmemiş olsa dahi kesindir ve bir daha süre veri-
lemez (m. 94/2, 3).
Haklın, süre verirken bu sürenin kesin olduğunu da kararında belirtebi- 524
lir.Ancak, hakim sürenin kesin olduğuna karar verirse, bunu kararında açıkça
belirtmesi, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer
vermeyecek şekilde açıklaması ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını
açıkça tutanağa geçirerek ihtar etmesi gerekir (m. 94/2).
B. Sürelerin Hesaplanması
Süreler yapılacak işlemler bakımından önemli olduğundan, süresinde 525
bi,r işlem yapılmadığında hak kaybı doğacağından, süreler konusunda dik-
katli olunmalıdır. Bir süreden bahsediliyorsa, sürenin Kanun'da mı düzen-
t
Mede,ıf Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/Ôukes
134
lendiği, yoksa haklın tarafından mı verildiği, kesin olup olmadığı göz önün-
de tutulmalıdır. Ayrıca, süre hesaplamalarında üç şey önem taşımaktadır,
bunların iyi tespit edilmesi gereklidir. Bunlar:
► Sürenin başlangıç anı,
► Sürenin ne kadar olduğu ve
► Sürenin ne zaman sona erdiği ve son günü.
526 Süreler bazı hallerde tefhim (Örneğin, m. 43/ 2, 44 / 2), bazı hallerde ise
tebliğ (Örneğin, m. 345, 361) tarihinden itibaren işlemeye başlar. Kanun'da
sürenin tefhim tarihinden itibaren başlayacağı öngörülmüşse, süre tetbim-
den itibaren hesaplanır. Buna karşılık, sürenin başlangıcı tebliğ tarihinden
itibaren işlemeye başlıyorsa, süre taraflara tebliğ tarihinden itibaren başlar.
Tebliğden kasıt, tarafın gönderileni tebellüğ etmesi, yani tebliğ edileni alma-
sıdır; yoksa evrakın tebliğe çıkarıldığı gün değildir. Sürelerin başlamasında
ve hesaplanmasında resmi tatil günleri de dikkate alınır (m. 93 / 1). Özellikle
resmi tatil günlerinde de tebligat yapılabileceğinden (TebK m. 33), resini
tatil gününde de süre işlemeye başlayabilir. Ancak, bir sürenin son günü
resmi tatil gününe rastlıyorsa, süre tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati
sonunda biter (m. 93).
527 Kanun'da sürelerin nasıl hesaplanacağı da belirtilmiştir. Gün olarak be-
lirlenen sürelerde ilkgün (tefhim veya tebliğ günü) hesaba katılmaz ve süre,
son günün tatil saatinde biter (m. 92/1).
528 Hafta ve ay veya yıl olarak hesap edilen sürelerde, sürenin başladığı
güne son hafta veya ay ya da yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde
süre biter. Örneğin bu hafta Çarşamba günü yapılan tebligat üzerine bir haf-
talık süre sonraki hafta Çarşamba günü sona erecektir. Ay olarak hesaplanan
sürelerde, sürenin başlaması aysonuna rastlarsa ve sürenin bittiği ayda böyle
bir gün yoksa, o ayın son günü süre bitmiş sayılır (m. 92/2).
C. Adli Tatil
529 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 102. maddesine göre adli tatil, her
yıl yirmi temmuzda başlar ve otuz bir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl ise bir
eylülde başlar.
530 Mahkemeler, adli tatil sırasında kural olarak dava ve işlere bakamaz
ve bunlar adli tatilden sonraki zamana ertelenir. Ancak, adli tatil süresince,
dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap
dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaların yenileme dilekçeleri-
§ 5. Ustll lşlcmlc,-i
ninalınması, ilınıverilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkeme-
ye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay'a gönderilmesi işlemleri yapılır
(m. 103/3). Bunların dışında, kanunda bazı özel ve acele işlerle davaların
adli tatilde de görüleceği öngörülmüştür. Hangi iş ve davalara adli tatilde
bakılacağı 103. maddenin birinci fıkrasında ve özel kanun hükümlerinde
belirtilmiştir. Bu iş ve davalar:
► İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti gibi geçici hukuld koruma,
deniz raporlarının alınması ve dispeçci atanması talepleri ile bunlara
karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular hakkında karar verilmesi,
► Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava
ya da işler,
► Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları,
► Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar,
► Ticari defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi verilmesi talepleri
ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri,
► İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma
suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve davalar,
► Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler,
► Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve
işler,
► Çekişmesiz yargı işleri,
► Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin tale-
bi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve
işler. Örneğin, 6352 sayılı Kanunun 6. maddesi ile İcra ve İflas
Kanunu'nun 18. maddesinin birinci fıkrasına eklenen birinci fıkra ile
"İcra mahkemesine arz edilen hususlar ivedi işlerden sayılır ve bu işlerde
basit yargılama usulü uygulanır" denilmiştir. Bu değişiklikten sonra
icra mahkemesinde görülen dava ve işler ivedi sayıldığından, adli
tatilde de devam edilecektir.
Tarafların anlaşması halinde veya dava bir tarafın yokluğunda görül- 531
mekte ise hazır olan tarafın talebi üzerine, yukarıdaki iş ve davalara bakılması
adli tatilden sonraya da bırakılır (m. 103/2).
Bu hükümler bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay incelemelerinde de 532
uygulanır (m. 103/4).
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda basit yargılama usulüne tabi 533
olandavalaradlttatildegörülmekteydi (HUMKm.176/1, b.11).AncakHu-
• 135
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pdccanıtez/ Atalay/ôukes
136
kuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, adli tatilde dava ve işlerin görülmesine
devam edilmesi yargılama usulüne bağlı olmayıp, dava veya işin Kanunda
ivedi olduğunun belirtilmesi ya da mahkemece ivedi olduğuna karar veril-
mesine bağlıdır. Bu nedenle yazılı ya da basit yargılama usulüne tabi bir dava
ya da işin Kanunda ivedi olduğu belirtilmesi veya mahkemece ivedi olduğu-
na karar verilmesi durumunda, bu dava veya iş adli tatilde görülmeye devam
edecektir. Kanunlarda ivedi olduğu belirtilmeyen veya mahkemece ivedi
görülmesine karar verilmeyen basit veya yazılı yargılama usulüne tabi olan
davalar adli tatilde görülemeyeceği için, bu durumda ilgili bir süre adli tatil
süresi içinde sona ererse, adli tatilden sonra ek bir süreden yararlanılacaktır.
534 Adli tatilde bakılmayan iş ve davalarla ilgili sürelerin sonu, adli tatil
dönemine rastlarsa, bu süreler adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta
daha uzatılmış sayılır (m. 104). Bu uzatma sadece Hukuk Muhakemeleri
Kanunumuzda öngörülen süreler için olup, diğer kanunlarda belirlenen
sürelerin sona ermesi adli tatile rastlarsa, süre bir hafta daha uzatılmış sayıl-
maz. Örneğin, Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenmiş olan bir zamanaşımı
süresi adli tatilde sona ererse, bu süre adli tatilden sonra uzamaz. Çünkü adli
tatil maddi hukuka ilişkin sürelerin uzamasına neden olmaz, dava açılmasına
engel olmaz.
535 Adli tatilde görülen dava ve işlere nöbetçi mahkemeler bakar. Adli tatil-
de görülen dava ve işlerde sürenin sonu adli tatile rastlarsa, süre adli tatilden
sonra bir hafta daha uzatılmış sayılmaz. Uygulamada bu bilinmediğinden
maalesef adli tatilde görülen davalar için de 104. maddeye göre sürenin
uzamış sayılacağı zannedilerek kanun yoluna başvuru süresi kaçırılmaktadır.
ıv. ESKİ HALE GETİRME
A. Eski Hale Getirmenin Şartları
536 Kural olarak kanunun veya hakimin belirlediği kesin süre içinde işlem
yapılmazsa, süresinde işlem yapmayan tarafın o işlemi yapma hakkının dü-
şeceğini (m. 94/3) yukarıda gördük. Ancak, bazen işlemin belirtilen süre
içinde yapılamaması ilgilinin elinde olmayan sebeplerden kaynaklanabilir.
Bu gibi durumlarda Kanunda, ilgiliye, süresinde yapamadığı işlemi eski hale
getirme yoluyla daha sonra yapabilme imkanı tanınmıştır. Bunun için belirli
şartlar öngörülmüştür.
§ S. Usıll işlemleri
137
l. Süre Elde Olmayan Bir Sebeple Kaçırılmış Olmalıdır
Eski hale getirme için, işlemi belirli bir süre içinde yapmak durumun- 537
da olan ilgilinin veya vekilinin elinde olmayan sebeple işlemi süresinde
yapamaması gerekir (m. 95/1). Elde olmayan sebep, tarafın iradesi dışında
gerçekleşen haklı, geçerli ve objektif bir engel veya durum olmalıdır. Ortaya
çıkan sebebin, yapılması gereken işlemin, belirtilen süre içinde yapılmasına
engel olacak bir sebep olması gerekir. Bir durum, daha kısa sürede yapılması
gereken bir iş için eski hale getirme sebebi teşkil ederken, daha uzun sürede
yapılması gereken bir iş için eski hale getirme sebebi teşkil etmeyebilir.
Ağır hastalık, kaza, deprem, su baskını, yangın gibi bir doğal afet veya 538
tarafın kendisine yapılan tebligatı öğrenemeyeceği kadar uzun bir seyahatte
olması, eski hale getirme sebebi sayılır. Bu sebebi ve sebebin eski hale getir-
me için yeterli sayılıp sayılmayacağını mahkeme takdir edecektir. Örneğin,
tebligab almamak için uzun bir seyahate çıkan tarafın eski hale getirme
talebi kabul edilmeyecektir. Çünkü bu ihtimalde tarafın seyahatte bulundu-
ğu sırada kendisine tebligat yapılacağını ve sürenin işlemeye başlayacağını
bilinesi gerekir. Ancak bunu bilmiyorsa, hesaba katması mümkün değilse,
bu durumda eski hale getirme talebi kabul edilebilir.
Kanuni temsilci veya avukatla takip edilen davalarda, eski hale getirme 539
sebebine kanuni temsilci veya avukat da dayanabilir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun veya hakimin tayin ettiği kesin 540
sürelerin kaçınlması halinde eski hale getirme talebinde bulunulabilir (m.
95/1). Maddi hukukta belirlenen sürelerin geçirilmesi halinde eski hale
getirme yoluna başvurulamaz. Örneğin, hak düşürücü sürenin veya zama-
naşım.ısüresinin geçirilmesi halinde eski hale getirme talep edilemez. Bunun
gibi mahkemeler için öngörülen sürelerin geçirilmesi halinde eski hale getir-
me yolu kapalıdır.
Eski hale getirme için dayanılan engelin, gerçekten süresi içinde ya- 541
pılamayan işlemin yapılmasına engel olması gerekir. Bu durumda engel ile
işlemin yapılmaması arasında bir illiyet bağının bulunması gerekir. Engel
ile yapılamayan işlem arasında bir illiyet bulunmuyorsa, eski hale getirme
talebinde bulunulamaz. Örneğin, temyiz süresinin son günü gecesi yurt
dışında tatil yaptığı sırada hastalanan ve hastaneye kaldırılan bir vekilin bu
engeli, eski hale getirme talebi için yeterli değildir. Çünkü hastalığı ile tem-
yiz süresinin kaçınlması arasında bir illiyet bulunmamaktadır. Zira son gün
hastalanmasaydı dahi, temyiz dilekçesi hazırlanmayacakidi.
Medeni Ustll Hukuku Ders Kitabı Pekcamtez/ Atalay/ôzekcs
138
2. Başka Kanuni Yola Başvurma İmkanı Kalmamış Olmalıdır
542 Eski hale getirme yoluna başvurmak için, ilgilinin kaçırdığı işlemi,
Kanun'un tanıdığı başka bir yolla da yapamaması (m. 95/2), yani yapamadı-
ğı işlemi telafi edecek başka bir kanuni imkanın bulunmaması gerekir.
543 Kendisine yapılan tebligatın usulsüz olması sebebiyle, şeklen bir süreyi
kaçıran kimsenin eski hale getirme talebinde bulunmasına gerek yoktur.
Çünkü, aşağıda açıklanacağı üzere, usulsüz tebligatta, bir tebligat bulunsa da
bu usulsüz olduğundan, süre aslında henüz işlemeye başlamamıştır (TebK
m. 32; TebYön m. 53). Yani, henüz işlemeye başlamayan bir sürenin kaçırıl-
masından da söz edilemeyeceğinden, eski hale getirme talep edilemez.
B. Eski Hale Getirme Usulü
544 Eski hale getirme talebi bir süreye bağlanmıştır. Eski hale getirme tale-
bi, engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır, aksi
halde talebin dikkate alınması mümkün değildir (m. 96/ 1). İlk derece ve is-
tinaf yargılamalarında, en geç nihai karar verilinceye kadar eski hale getirme
talebinde bulunmak mümkündür. Ancak, nihai karar bir tarafın yokluğunda
verilmişse, tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için kararın verilmesinden
sonra da eski hale getirme talebinde bulunulabilir (m. 96/2).
545 Yapılamayan işlem için eski hale getirme, bu işlem hakkında hangi
mahkemede inceleme yapılacak idiyse, o mahkemeden talep edilir (m.
98 / 1). Buna göre, dava veya hüküm sırasında ortaya çıkan eski hale getirme
talepleri davaya bakan ve hükmü veren mahkemeye yapılır. Eski hale getir-
me, istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesi halinde, bölge adliye mahke-
mesinden; temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi halinde ise Yargıtay'dan
talep edilir (m. 98/2).
546 Bir davada, aynı taraf birden fazla eski hale getirme talebinde buluna-
maz şeklindeki Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 174. maddesinde-
ki hükme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer verilmemiştir. Çünkü eski
hale getirme sebebi, tarafın kusuru olmaksızın, elinde olmayan sebeplerle,
sürenin kaçırılması hali için öngörüldüğünden, bu durum bir dava boyunca
birden fazla kez olabilir. Örneğin mahkemenin verdiği kesin süreyi elinde ol-
mayan sebeple kaçıran tarafın, eski hale getirme talebi kabul edildikten son-
ra, kararın temyiz süresini de elinde olmayan sebeplerle kaçırması halinde
eski hale getirme talebinde bulunması söz konusu olabilir.
547 Eski hale getirme, yargılama hukukuna ilişkin bir yol olup yargılama
hukukundan sayılmayan durumlarda, kural olarak eski hale getirme talebin-
139
ı 5. Usı'Hlşlcııılcri
de bulunulamaz. Örneğin, icra hukukunda ödeme emrine itirazın süresinde
engel sebebiyle yapılamaması durumunda eski hale getirme değil, gecikmiş
itiraz yoluna başvurulabilir (İİK m. 65).
İlk derece mahkemeleri veya bölge adliye mahkemelerinde eski hale 548
getirme talebi, ön sorunlar hakkındaki usule; Yargıtay'da ileri sürülecek eski
hale getirme talebi ise temyiz usulüne göre yapılır ve incelenir (m. 100/ 1).
Eski hale getirme talebi, yargılamanın ertelenmesini gerektirmez ve 549
hükmün icrasına engel olmaz. Ancak, talebi inceleyen mahkeme, talebi haklı
görürse, teminat gösterilmek şartıyla, yargılamanın ertelenmesine veya
hükmün icrasının geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkeme, gerektiğinde
teminat gösterilmeden de yargılamanın ertelenmesine veya icranın geri bı-
rakılınasına karar verebilir (m. 99/ 1).
Eski hale getirme, dilekçeyle talep edilir. Dilekçede, talebin dayandığı 550
sebepler ile bunların delil veya emareleri gösterilir. Süresinde yapılamayan
işlemin de eski hale getirme talebinde bulunmak için öngörülen süre içinde
yapılması zorunludur (m. 97/1).
Talep üzerine, mahkeme bu konuda ileri sürülen vakıa ve delilleri in- 551
celer. Bu konuda tam ispat aranmaz, yaklaşık ispat yeterli sayılır. Mahkeme
eski hale getirme talebini kabul ederse, kararında hangi işlemin geçersiz
sayılacağını belirtir. Ancak, ıslahla geçersiz sayılamayan işlemler, eski hale
getirme talebinden de etkilenmez (m. 100/2).
Eski hale getirme talebi sebebiyle ortaya çıkan giderler, talepte bulunan 552
tarafa yükletilir. Ancak, karşı taraf eski hale getirme talebine karşı asılsız
itirazlar ileri sürerek giderlerin artmasına sebep olmuşsa, hakim, giderlerin
tümünün veya bir kısmının karşı tarafa yükletilmesine karar verebilir (m.
101/1).
V. TEBLİGAT
A. Tebligat ve Davetiye Kavramı
Tebligat ve davetiyeler yargılamanın yürütülmesi için önem taşır. Ta- 553
rafların veya ilgililerin davada yer almaları, yapılacak veya yapılan işlemleri
öğrenmeleri, bunun sonucu olarak, kendilerine tanınan hakları kullanabil-
meleri, sürelerin bir kısmının başlaması buna bağlıdır.Davaların uzamasının
sebeplerinden biri de tebligat işlemlerinde meydana gelen aksamalardır.
Tebligat ve davetiye, birçok yargılama ilkesi ile bağlantılı olduğu gibi, özel-
lilde hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmesi için gereklidir. Örneğin,
Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı
Pekcanıta;/ Atalay/ôzeke.s
dava dilekçesi kendisine tebliğ edilmeyen davalı, cevap veremez ve davada
yer alamaz, duruşma davetiyesi gönderilmeyen duruşmada yer alarak hakla-
rını kullanamaz. Tebligat ve davetiyelerin önemi sebebiyle ayrı bir Kanun'la
(7201 sayılı Tebligat Kanunu) düzenleme yapılmıştır.
554 Tebligat, bir davaya ilişkin olan işlemleri, o davayla ilgili kişilere,
Kanun'da belirtilen usule uygun olarakbildirmek için yapılan belgelendirme
işlemidir. Kısaca tebligat, bir bildirimin resmi şekilde belgelendirilmesidir
denilebilir. Davada birçok işlemin geçerli olması veya hüküm ifade edebil-
mesi için tebliğ edilmesi, yani muhatabın öğrenmesi için ona bildirilmesi
gerekir. Tebligata ilişkin hususlar aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacaktır.
555 Davetiye, tebligattan farklı bir kavramdır. Mahkemenin, bir kimseyi (ki,
bu taraf olabileceği gibi, avukat, tanık veya bilirkişi de olabilir) huzuruna
çağırmasına davet, davetin yazılı şekilde yapılmasına da davetiye denir. Da-
vette mahkeme huzuruna çağrı söz konusudur. Her tebligat bir davetiyeyi
içermez, davetiye dışında başka hususların da tebliği söz konusudur.
556 Davetiyede nelerin bulunması gerektiği Kanun'da (TebK m. 9; TebYon
m. 14) belirlenmiştir. Buna göre, davetiyede, tarafların ve varsa temsilcile-
rinin ad, soyad ve adresleri, kısaca tebliğin konusu, davet edilen kimsenin,
merdinin yeri belirtilerek hangi mercide ve hangi gün ve saatte bulunması
gerektiği, kanunlarda özel olarak belirtilen diğer hususlarla davetiyeyi çıka-
ran mahkemenin mührü ve yazı işleri müdürünün imzası bulunmalıdır.
557 Tebligattan söz edildiğinde, şu aşamalara dikkat edilmesi gerekir: Teb-
ligat için öncelikle tebligata esas olacak işlemi talep eden olmalıdır; usulüne
uygunsa bu talep üzerine ilgili merci tebligat çıkarmalıdır. Tebligatın çıka-
rılmasından sonra, bu tebligat yetkili merci tarafından, kanunda belirtilen
yer ve zamanda, usulüne uygun olarak muhatabına ya da muhatap yerine
tebligatı almaya yetkili kimseye ulaştırılmalıdır. Bu açıklamalar dikkate alın-
dığında, tebligatın temel aşamalarını şu şekilde sıralayabiliriz: (1) Tebligat
çıkarılması talebi, (2) tebligatı çıkaracak makamın tebliğ evrakını hazırla-
ması, (3) tebligatı yapacak merci (veya kişi) tarafından tebligatın usulüne
uygun şekilde, (4) tebligatın muhatabına (veya onun yerine tebellüğe yetkili
kimseye) ulaştırılması.
1. Tebligab Çıkartacak Merciler
558 Tebligat Kanunu'nun birinci maddesine göre, Tebligat Kanunu'na göre
tebligat çıkartabilecek merciler yargı mercileri, genel bütçe kapsamındaki
kamu idareleri, özel bütçeli idareler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar,
140
J
§ S. thıll lşlcmlcri
141
sosyalgüvenlik kurumları, vakıf yükseköğretim kurumları, il özel idareleri,
Belediyeler, köy tüzel kişilikleri, barolar ve noterlerdir (TebK m. 1; TebYon
m. 2). 6764 sayılı Kanun'la Değişik Tebligat Kanunu'nun 1. maddesinde
tebligat çıkaracak idare ve kurumların hangileri olduğu belirlenirken 5018
sayılı Kamu Mali Yonetimi ve Kontrol Kanunu ile ekli cetvelleri dikkate
alınmışhr. Tebligat çıkarmaya yetkili merciler Tebligat Kanunu ve Tebligat
Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yonetmelik'te genel olarak belirtilirken
Tebligat İşletme Usul ve Esaslarında bu merciler daha ayrıntılı şekilde dü-
ıenlenıniştir.
Görüldüğü üzere, tebligatı çıkartacak merciler sınırlı olarak belirtilmiş- 559
tir.Tebligat çıkarmaya kanunda belirtilen kamu kurumları yetkili kılınmıştır.
2. Tebligab Yapacak Merciler
Tebligatlar kural olarak Posta ve Telgraf işletmesi tarafından yapılır 560
(TebK m. 1; TebYon m. 4). Ancak bu kurala bazı istisnalar getirilmiştir.
Mahkemeler, kendiliğinden veya talep üzerine, kendi memuru ara- 561
alığıyla tebligat yapılmasına karar verebilir (TebK m. 41; TebYon m. 64).
Kanunlarda özel hüküm bulunan hallerde, gecikmesi halinde zarar doğa-
bilecek durumlarda, yukarıda belirtilen tebligat çıkartabilecek merciler
arasında veya burada çalışan kişilere yapılacak tebligatlar, o kurumlarda
çalışan memurlar veya mahalli mülki idare amirinin emriyle kolluk vası-
tasıyla yapılabilir (TebK m. 2; TebYön m. 5). Duruşma sırasında, davaya
ilişkinbelgelerin taraflara, ilgililere, katılana, vekile veya kanuni temsilcilere
tutanağa geçirilerek imza karşılığı verilmesi tebliğ hükmünde olduğu gibi
(TebKm. 36; TebYon m. 58), duruşma sırasında, mahkemece sıfatları tespit
edilen avukat sekreterlerine ve stajyerlerine, bir sonraki duruşma gününün
bildirilmesi avukata tebliğ yerine geçer (TebKm. 37; TebYon m. 59). Ayrıca
avukatlar, takip ettikleri davalarda, makbuz karşılığında birbirlerine tebligat
yapabilirler (TebK m. 38; TebYon m. 60) ve mahkemenin kararı olmaksızın
diğer tarafa adli kağıt ve belge tebliğ edebilirler (AvK m. 56/ 4).
Yukarıda belirtilen hususlar yurt içinde yapılacak tebligatlar için geçerli 562
olup yurt dışında yapılacak tebligatlar o ülkedeki merciler aracılığıyla yapılır.
Bunun için bir anlaşma varsa veya o ülke kanunları uygun ise, o yerdeki Tür-
kiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını yetkili makamdan
ister (TebK m. 25/1; TebYon m. 42). Ancak, kendisine tebligat yapılacak
kimse Türk vatandaşı ise, tebliğ o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya kon-
solosu aracılığıyla da yapılabilir (TebKm. 25/a; TebYönm. 43).
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı
Pekcanıtez/ Atalay/Ôzekes
142
563 Bu konuda "Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin
Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme" bulunmaktadır (1483 s. K).
Aynca, bu konuda Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'nin (1547 s. K)
1-7. maddeleri tebligatı düzenlemektedir.
564 Yabancı ülkede bulunan kimseye yapılacak tebligat, Adalet Bakan-
lığı aracılığıyla Dışişleri Bakanlığı'na, oradan ilgili Türk Elçiliği veya
Konsolosluğu'na gönderilir. Ancak, Dışişleri Bakanlığı'nın aracılığına ge-
rek görülmeyen durumlarda, Adalet Bakanlığı, doğrudan o yerdeki Türk
Büyükelçiliği'ne veya Başkonsolosluğu'na tebliğ evrakını gönderir (TebK m.
25/3-4; TebYôn m. 38-43). Şayet yabancı ülkede tebligat yapılacak kimse
Türk vatandaşı ise, ilgili yargı mercii, tebliğ evrakını ilgili bakanlıkları aracı
kılmadan da o yerdeki TürkBüyükelçiliğiveya Konsolosluğuna gönderebilir
(TebKm. 25a/5; TebYôn m. 43/7).
565 Yurt dışı tebligat ve istinabe işlemlerinde, Adalet Bakanlığınca çıkarıl-
mış olan ve 16.11.2011 tarihinde yürürlüğe giren 63/3 ve 63/2 sayılı Ge-
nelgelerde belirtilen esaslar ve açıklanan hususların göz önünde tutulması '
gerekir. Son olarak çıkarılmış olan Yurt Dışı Tebligat ve İstinabe Taleplerin- ,
de Uyulması Gereken Usul ve Esaslara Dair Tebliğ (Bkz. RG, 21.12.2022, S.
32050) de dikkate alınmalıdır.
B. Tebligat Yapılabilecek Kişiler
566 Tebligat yapılacak kişi, muhatap olarak adlandırılır. Tebligat kural ola-
rak muhatabın kendisine yapılır. Muhatap gerçek veya tüzel kişi olabilir. Tü-
zel kişilerde tebligat, tüzel kişinin yetkili temsilcisine, temsilciler birden fazla
ise, bunlardan yalnız birine yapılır. Tüzel kişinin temsilcisi o sırada orada bu-
lunmuyorsa, tebligat o yerde bulunan memur veya müstahdemlerden birine
yapılır. Bunların öncelikle, yetkili temsilciden sonra gelen kimse veya evrak
müdürü gibi bu işle görevli biri olması gerekir. Bunlar bulunmazsa diğer
memur ya da müstahdemlere tebligat yapılabilir (TebK m. 12-13; TebYön
m. 20-21). Ancak yetkili temsilci dışında bir kişiye tebligat yapılırsa, tebliğ
evrakına, yetkili kişi bulunamadığı için bu kişiden sonra gelen, o da yoksa
görevlilerden birisine tebligat yapıldığının açıkça yazılması gerekir. Yetkili
temsilci varken herhangi bir kişiye yapılan tebligat geçersizdir.
567 Kanuni temsilcisi bulunanlarda, tebligatın muhatabın bizzat kendisine
yapılması gerekmiyorsa, temsilcisine yapılır (TebKm.11/3; TebYönm.19).
Vekil aracılığıyla takip edilen dava ve işlerde tebligatın mutlaka vekile yapıl-
ması gerekir, vekil varken asıl tarafa yapılan tebligat usulsüzdür. Bir kişinin
§ 5. UsıHlşlcııılcri
143
biıden faı.la vekili varsa, tebligat bunlardan birine yapılır (TebK m. 11/ 1;
TubYön m.18/2).
Kendisine tebligat yapılacak kimse adresinde bulunamazsa, tebligat, 568
kendisi ile aynı konutta birlikte oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine
yapılabilir (TebKm. 16; TebYön m. 25). Belirli bir yerde meslek ve sanat icra
edenlerin kendisi yoksa, o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine
tebligat yapılabilir (TebK m. 17; TebYön m. 26). Ancak, muhatap yerine
tebligat yapılacak kimselerin, görünüşleri itibariyle on sekiz yaşından aşağı
olmaması ve bariz biçimde ehliyetsiz bulunmaması gerekir (TebK m. 22;
TebYön m. 34).
Muhatap yerine tebligat yapılacak kimselerin o davada hasım olarak il- 569
gileri bulunuyorsa, muhatap adına tebligat yapılamaz (TebK m. 39; TebYön
m.62).
Kanun'da bazı özel durumlarda da tebligatın kime, nasıl yapılacağı ayrı- 570
ca belirtilmiştir. Örneğin, ticari mümessile tebligat (TebK m. 12/2; TebYön
m. 20/3), askeri şahıslara yapılacak tebligat (TebK m. 14, 15; TebYön m.
22-24), otel, hastahane, fabrika, okul gibi yerde bulunanlara tebligat (TebK
m.18; TebYön m. 27), tutuklu ve hükümlülere yapılacak tebligatın (TebK m.
19; TebYön m. 28) nasıl yapılacağı ayrıca düzenlenmiştir.
C. Tebligatın YapılabileceğiYer ve Zaman
Tebligat, tebliğ yapılacak kişinin bilinen en son adresine yapılır (TebK 571
m. 10/1; TebYön m. 16). Ancak, kendisine tebligat yapılacak kimsenin ka-
bulü halinde, ona adresinden başka yerde de tebligat yapılabilir (TebK m.
10/3; TebYön m. 17).
Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya 572
tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan
yerleşim yeri adresi, bilinen en son adres olarak kabul edilir ve tebligat bu-
raya yapılır. Bu durumda ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. Adres
kayıt sistemindeki adrese tebligat çıkartılması halinde, bu tebligatın renkli
basbrılan tebligat zarfıyla yapılması ve bu husustaki meşruhata yer verilmesi
gerekir (TebKm. 10/2; TebYön m. 16/2). Bu hüküm sebebiyle adres kayıt
sistemindeki adres (MERNİS adresi) oldukça önemlidir8.
' •Mubat:ıbın bilinen en son adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt siste-
mindeki yerleşim yeri adresinin bu adresten farklı olması halinde: adres kayıt sistemindeki
yerleşim yeri adresine "Mernis adresi" şerhi verilerek Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi
uyarınca doğrudan tebligat çıkartılmasının yeterli olduğuna, öncelikle bu adrese normal bir
Medeni Ustll Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtu/ Atalay/Ôukes
144
573 Muhataba veya yerine tebellüğ edebilecek kimselere tebligat yapıldık-
tan sonra, muhatap adresini değiştirir ve bunu ilgili yargı merciine bildirirse,
tebligat yeni adrese yapılır. Yeni adres bildirilmez ve tebligatı yapacak memur
tarafından da tespit edilemezse, tebliğ evrakının bir örneği eski adrese ilişkin
binanın kapısına asılır, eski adresin kapısına asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.
Bundan sonraki tebliğler de, sadece eski adrese yapılır (TebK m. 35/1-3;
TebYon m. 57/1-3). Yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatan-
daşlan için de benzer bir durum söz konusudur (TebK m. 35/ 5; TebYön m.
57/5).
574 Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmi
kayıtlardaki adresleri esas alınır ve Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uygu-
lanır (TebKm. 35/4; TebYönm. 57/4).
575 Kendisine tebligat hukukuna göre tebligat yapılamayan, adresi tespit
edilemeyen, adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri adresi bulunmayan
ve yapılan soruşturmaya rağmen adresi tespit edilemeyen kimsenin adresi
meçhul sayılır (TebKm. 28/2; TebYön m. 48/1-2). Adresi meçhul olanlara
tebligat ilanen yapılır (TebK.m.28/1). Adresi meçhul olan kişilere ilanen
tebligat yapılabilmesi için Tebligat Kanunu'nun 28. maddesinde öngörülen
inceleme ve araştırma yapılmalıdır. Aksi takdirde ilanen tebligat geçersizdir.
576 Tebligat normal çalışma gün ve saatlerinde yapılabileceği gibi, resmi
tatil günlerinde ve adli tatilde de yapılabilir (TebK m. 33; TebYön m. 55).
Gece vakti de tebligat yapılması mümkündür (TebYön m. 54 ). Avukat tara-
fından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmi
çalışma gün ve saatleri içinde yapılır (TebKm. 11/2; TebYön m. 18/1).
D. Tebligat Giderleri
577 Her tebligat belirli bir gider karşılığında yapılır. Tebligat için alınacak
ücretler PTT işletmesince ayrı bir tarife ile tespit edilir (TebK m. 3; TebYön
m. 6). Ayrıca memur vasıtasıyla yapılan tebliğlerde de masraf tespit edilir ve
bu masrafların hesaplanması da özel bir şekilde yapılır (TebK m. 4; TebYön
m. 7).
578 Tebligat yapılmasını isteyen kimse, tebligat giderlerini peşin olarak
öder. Tebliği çıkaracak yargı mercii tarafından belirlenen süre içinde gerekli
tebligat çıkartılmasının gerekmediğine dair, 20.11.2020 tarihinde yapılan üçüncü görüşme·
de oy çokluğu ile karar verilmiştir."YİBBGKK, 20.11.2020 T., 2019/2 E., 2020/3 K. (RG,
20.04.2021, s.31460)
§ 5. UsıH lşleııılcri
145
tebligat ücretini vermeyen kimse, talebinden vazgeçmiş sayılır (TebK m. 5;
TebYonm. 8). _
B. Tebligatın Yapılması
I. Genel Olarak
Tebligat, kural olarak yukarıda belirtilen kişilere, tebliğ edilecek yer ve 579
zamanda yapılır.
Tebliğ olunacak her türlü evrak, biri dosyasına konulmak ve diğeri teb- 580
liğedilecek kişilere verilmek üzere yeterli sayıda nüsha şeklinde düzenlenir
(TebKm. 8; TebY m. 13).
Tebligat bir mazbata ile belgelendirilir. Bu mazbatada, tebliği çıkaran 581
merciin adı, tebliği isteyen tarafın ve tebliğ olunacak kişinin (muhatabın)
kimliği ve adresi, tebliğ konusu, tebliğ başkasına yapılmışsa, o kimsenin
kimliği ve adresi ile tebellüğ ehliyetinin bulunduğu, tebliğin nerede ve ne
zaman yapıldığı, tebliğden imtina veya tebligatın imkansız olması halinde,
bu konuda yapılan işlemler ve imtina için gösterilen sebepler, adres kayıt
sistemindeki adrese tebligat yapılması durumunda buna ilişkin kayıt, tebliğ
evrakı kime verilmişse onunla tebliğ memurunun imzalarının yer alması
gerekir {TebKm. 23; TebY m. 35).
2. Muhatabın Adreste Bulunmaması veya Tebellüğden İmtina
Etmesi
Muhatap veya adına tebellüğe ehil kimseler tebligat adresinde oturma- 582
lanna rağmen o sırada bulunmayabilir veya tebellüğden imtina edebilirler.
Bu durumda, tebliğ memuru, evrakı o yerin muhtar, ihtiyar heyeti veya
meclisi üyelerinden birine yahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığı
teslim eder. Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları kendile-
rine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar. Daha sonra tebliğ memuru,
tesellüm edenin adresini içeren bir ihbarnameyi basılı örneğine uygun şe-
kilde düzenleyerek muhatabın adresinin ait olduğu kapıya yapıştırır. İhbar-
namenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. İhbarname on gün
süreyle kapıda kalır {TebK m. 21; TebYön m. 30-33).
Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, mu- 583
hatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa
dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar he-
yeti azasından birine yahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında
Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pekcaıııtez/ Atalay/Ôzekes
146
teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen
adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin yapıştırıldığı tarih, teb-
liğ tarihi sayılır (TebKm. 21/2).
584 Tebligat adresinde, tebligat yapılacak kimse bulunmazsa, yukarıda
belirtilen prosedür dışında, ayrıca durumun muhataba haber verilmesi için
komşusuna, kapıcısına veya yöneticisine bildirilmesi gerekir. Tebellüğden
imtina söz konusu ise, muhatap durumdan zaten haberdar olduğundan bu
kimselere haber verilmesi gerekli değildir.
585 Yukarıda belirtilen prosedüre sırasıyla uyulması gerekir, aksi halde teb-
ligat usulsüz sayılır.
3. Elektronik Tebligat
586 6099 sayılı Kanunla Tebligat Kanunu'nda yapılan değişiklikle 7a
maddesi eklenmiş ve elektronik yolla tebligat yapılabileceği kabul edil-
miştir. Elektronik tebligatın teknik ayrıntılar içermesi ve bazı özellikleri
barındırması sebebiyle Elektronik Tebligat Yönetmeliği (RG, 06.12.2018, S.
30617) çıkarılmıştır. Elektronik tebligata ilişkin usul ve esaslar söz konusu
yönetmelikte düzenlenmiştir (TebK m. 7a; TebYön m. 12/1, c. 2). Tebligat
Kanunu'nun 7a maddesi 7101 sayılı Kanun'la değiştirilmiştir.
587 Elektronik tebligat yapılması, Tebligat Kanunu'nun 7a maddesinin
birinci fıkrasında sayılan kişi, kurum ve kuruluşlara zorunludur. Elektronik
tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması halinde Tebligat Kanunu'nda
belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır (TebK m. 7a/3; TebYön m. 12).
Elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen
beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (TebK m. 7a/ 4).
588 Bunun dışında elektronik yolla tebligat yapılması kural olarak
ihtiyaridir. Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat
yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılması mümkündür.
Aksi halde, bir kişiye elektronik tebligat yapılması mümkün değildir. Kendi
isteğiyle elektronik tebligat adresi edinen kişiye elektronik yolla tebligat ya-
pılması zorunludur (TebKm. 7a/2). Bu durumda, kendi isteğiyle elektronik ,
tebligat adresi edinen kişi, bundan böyle kendisine elektronik yolla tebligat
yapılmasını peşinen kabul etmiş olacaktır (TebK. m. 7a/2).
589 Elektronik tebligat işlemleri, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi
tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden
yürütülür. Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, sistemin güvenliğini
ve bu sistemde kayıtlı verilerin muhafazasını sağlayacak her türlü tedbiri
147
§ 5. VsıH işlemleri
alır (1ebI önce "iddia yükü" altında olan tarafın bu iddiayı ortaya koyması,
► sonra bu iddiaya göre o vakıayı ispata elverişli şekilde 'somutlaştırma
yükü" altında bulunan tarafın tespiti ve o vakıanın açık bir şekilde
somutlaştırılması,
> vakıanın ispata ve savunmaya elverişli bir biçimde somutlaştırılma-
sından sonra, o vakıanın ispatı için hangi tarafın delil ikame edeceği-
nin, yani, ''delil ikame yükü"nün (somut ispat yükünün) belirlenmesi,
> son olarak da, delillerin ikamesi ve değerlendirilmesi aşaması son-
rasında vakıa iddiasının tam olarak aydınlanmadığı, yani, delil ika-
mesi sonrası belirsizlik halinin ortaya çıkması üzerine, belirsizliği ve
ispatsızlığın riskini kimin taşıdığı, yani "ispat yükü"nün belirlenmesi
ve buna göre bir karar verilmesi gerekir.
Ancak, bu kronolojik sıranın izlenmesi her zaman gerekmez. Zira, ispat 1548
yükünün belirlenmesi için, ispatı gereken vakıa ispatsız kalmış olmalıdır.
Çünkü, bir vakıa ispat edilemediğinde, o vakıa ile ilgili kimin aleyhine karar
verileceği önemlidir. Şayet ispat yükü üzerine düşmeyen tarafça da, o vakıa-
nın aydınlatılması için yeterli ispat faaliyetinde bulunulmuş ve vakıanın ger-
çekliği (veya gerçek olmadığı) yeterince aydınlanmışsa, artık ispat yükünün
kimde olduğunun tespitine gerek yoktur.
İspata ilişkin faaliyet içerisinde hakim öncelikle iddia edilen vakıanın 1549
ispatına ihtiyaç olup olmadığını belirlemelidir. İddia edilen vakıanın ispa-
tına gerek yoksa (örneğin, o vakıa zaten taraflar arasında çekişmesizse ya
da çekişmeli olmaktan çıkmışsa), yukarıda belirtilen yüklerin tespiti de
gerekli olmayacaktır; ancak, iddia edilen vakıa, uyuşmazlığın çözümünü
etkileyecek nitelikteyse, bu takdirde yukarıdaki yüklerin tespiti önem taşır.
Bu yükler tespit edilirken de, bunların tespitine ihtiyaç olup olmadığına da
bakılmalıdır. Yukarıda da sık sık vurgulandığı üzere, örneğin, aslında ispat
yükü davacıda olmasına rağmen, davalının gösterdiği delillerle de vakıa ye-
terince ispat edilmişse, artık ispat yükünün kimde olduğunun araştırılması
yada somutlaştırma yükü davalıda olmasına rağmen, davacının başlangıçta
yaphğı ve davalı tarafça itiraza uğramamış açıklamalardan vakıa tüm yön-
364
Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pckcaıııtez/ Atalay/Ôzekes
!eriyle belirlenmişse, somutlaştırma yükünün araştırılmasına gerek yoktur.
Ytiklere ilişkin kurallar, ihtiyaç duyulması halinde uygulanacak kurallardır.
VIII. İSPAT ÖLÇÜSÜ
A. Genel Olarak
1550 Bir vakıanın ispatlanmış sayılabilmesi için o vakıanın doğruluğu hak-
kında hakimin bir kanaate sahip olması gerekir. Bu kanaatin derecesini ise
ispat ölçüsü belirler. İspat ölçüsü, iddia edilen bir vakıanın, hakim tarafından
ne zaman ispatlanmış kabul edilip bu vakıaya dayanılarak karar verilebile-
ceğini; yani, hakimin dayanılan vakıayı ispatlanmış kabul edebilmesi için
gereken kanaatinin derecesini ifade eder.
1551 İspat faaliyetinin ne zaman başarılı olmuş sayılacağı, ispat ölçüsüne
göre belirlenir. Bu anlamda ispat ölçüsü, bir vakıayı düzenleyen normun, o
vakıa hakkındaki ispatın yeterliliği konusunda beklediği düzeydir.
1552 İspat ölçüsü, bazen tam ispat olarak aranırken (ki bu durumda hakimde
tam kanaatin oluşması gerekir), bazı hallerde yaklaşık ispat (yani tam olma-
sa da gerçeğe yakın derecede kanaat) yeterli görülmektedir. Hakimin bir
normdaki hukuki sonuca karar verebilmesi için, o normun koşul vakıasını
karşılayan somut vakıanın tam olarak ispatı zorunlu mudur? Yoksa vakıanın
gerçekleşmiş olduğu yolunda kendisinde, gerçeğe yakın bir ihtimal bulun-
duğu yolunda kanaat uyandırılması yeterli midir? İspat ölçüsü, hakimin
hangi derecedeki kanaat ile karar verebileceğini belirler.
1553 Bir vakıa için kesinlik sınırındaki ihtimal derecesi kabul edilmiş ise, tam
ispat; ağır basan ihtimal derecesi kabul edilmiş ise, yaklaşık ispat söz konusu
olacaktır. Dikkat edilirse, burada tam ispat için dahi mutlak kesinlik değil,
"kesinlik sınırındaki ihtimal" ifadesi kullanılmıştır. Çünkü, gerçekleşen maddi
vakıa, oluş anında değil, daha sonra mahkeme önünde ispat edilmekte,
hakimde kanaat uyandınlmaktadır, bu sebeple her zaman yanılma payı ve
ihtimali vardır.
1554 İspat ölçüsü bakımından durumun somut olarak canlandırılabilmesi
için, şu örnek verilebilir: Bir vakıanın ispatı bakımından hakimde uyandırıl-
ması gereken kanaat ölçüsünü O ila 100 arasında kabul edecek olursak, O ila
50 arasındaki alan, ispatsız kalan alandır; SO'nin üzerindeki kısım yaklaşık
ispat olarak kabul edilebilir; 100 ise tam ispat ölçüsüdür. Şüphesiz bu örnek
sadece konunun anlaşılmasını kolaylaştırmak için verilen bir örnek olup
ispat ölçüsü ister tam, isterse yaklaşık olsun yukarıda da belirtildiği üzere
§ 14. lspat
365
•
maten1atiksel bir kesinliği değil; hakimde oluşan kanaatin derecesini ifade
eder.
Buradan hareketle, kanaat oluşumunda bir hukuk sisteminin aradığı 1555
ölçü esas alındığında, bu kanaate ulaşılabilmesi için, taraflarca yürütülecek
olan ispatın türü de belirlenmiş olacaktır. Vakıa iddiasının doğruluğu konu-
sunda tam kanaat tesisi için tam ispat, yaklaşık kanaat tesisi için ise yaklaşık
ispat yeterli sayılacaktır. Ancak, ispat ölçüsünün düşürülmüş olduğu veya
ispat kolaylığı sağlandığı durumlarda da, yalın bir iddia ile yetinildiği ya da
ispata ilişkin diğer kurallardan (örneğin ispat yükünden) vazgeçildiği sonu-
ama vanlmamalıdır; aksi halde, bir ispat faaliyetinden değil, bazı ihtimal-
lerin değerlendirilmesinden söz edilebilir ki yargılamanın amacı buna izin
vermez.
Hukukumuzda geçerli olan, kesin deWle ispat zorunluluğuna ilişkin ku- 1556
ral (m. 200) ile ispat ölçüsü bir yönüyle objektifleştirilmiştir.Kesin delillerin
varlığı durumunda, hakimin delilleri takdir yetkisi kısıtlandığı için, bu tür
delillerle ispat edilen bir vakıa iddiasının gerçekliği konusunda hakimde hiç-
bir tereddüt oluşamayacaktır. Buradaki ispat ölçüsü ise tam ispattır. Ancak,
kesin delille ispat kuralında olduğu gibi kanunda açıkça belirtilen durumlar
dışında, hakim kural olarak delilleri serbestçe değerlendirerek takdir eder.
Bu durum 198. maddede, delillerin değerlendirilmesi ve takdiri yönünden
açıkça belirtilmiştir: "Kanuni istisnalar dışında hakim delilleri serbestçe değer-
lendirir
11
Şu hususu da vurgulamak gerekir ki, hiçbir iddia başlı başına ispat için 1557
yeterli sayılamaz. İddia edilen bir vakıanın doğruluğunun hakim nezdinde
kabul edilmesi için aynı zamanda ispat edilmiş olması gerekir. Hatta bir
iddia ne kadar somutlaştırılıp gerekçelendirilerek inandırıcı açıklamalarla
desteklense de, sadece iddia olarak varlığını korur; onun hakim nezdinde
doğru kabul edilebilmesi için, kanunun aradığı ölçüde ispatı gereklidir. Bu
çerçevede bir sıralama yapılacak olursa, yalın iddia bir iddiadır; gerekçeli
(veya dayanaklı) iddia da bir iddiadır. İddia ile yetinilerek karar verilemez.
Yaklaşık ispat derecesinde, asgari ölçüde de olsa ispat faaliyeti zorunludur.
B. Tam İspat (Kesin İspat)
Bir yargılamada haklılığın kabulü için, ispat yoluyla hakimi inandırmak 1558
gerekir. İspat ölçüsünün en üstünde, hakimi, iddia edilen vakıanın doğrulu-
ğuna tam olarak inandırmak, bunun gerçek olduğu konusunda hakime tam
bir kanaat vermek yer alır. Tam ispatın altında ise yaklaşık ispat gelir. Tam
366
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcaıııtcz/ Atalay/Ôzckes
ispatta, hakimin, iddia edilen olayın vuku bulup bulmadığına tam olarak
inanması, bu konuda makul ve kabul edilebilir bir şüphesinin olmaması
gerekir.
1559 Tam ispatın gerçekleşmesi için, haklın o konuda mevcut deliller çer-
çevesinde usulüne uygun olarak tam araştırma ve değerlendirme yapmış
olmalı, deliller, beyanlar arasındaki çelişkileri gidermeli, ispatı gereken vakıa
veya vakıaların doğruluğundan vicdanen emin olmalıdır. Bunun için tam bir
araştırma ve inceleme yapılmalı, deliller ve vakıalar arasındaki bağlantı da
tam olarak kurulmalıdır.
C. Yaklaşık İspat (Gerçeğe Yakın İspat)
1560 Yaklaşık ispatta hakim, ispat edilmek istenen olayı muhtemel görmeli-
dir; ancak bu vakıanın gerçekleşmeyebileceği konusunda bir ihtimal de her
zaman bulunmaktadır. Yani, o vakıa iddiasının doğru olma ihtimali, doğru
olmama ihtimaline göre ağır basmalıdır.
1561 Yaklaşık ispat, hakimin çoğu kez acele karar vermesi gereken haller ile
delil ikamesinin oldukça zor olduğu ve bu sebeple kesin ispatın bekleneme-
yeceği hallerde dikkate alacağı ispat ölçüsüdür. Kanunda açıkça belirtilme-
yen hallerde hakim, kesin (tam) ispatı arayacaktır. Hukukumuzda genellikle
kabul edildiği üzere tam kanaat oluşumu kural; yaklaşık kanaat oluşumu ise
istisnadır.
1562 Bir vakıa iddiasının kuvvetle muhtemel olduğunun ortaya konulması-
nın yeterli olduğu, yaklaşık ispat halleri istisnai niteliktedir. Örneğin, ihtiyati
tedbirler (m. 390/3), ihtiyati haciz (İİK m. 258), bazı doğrudan doğruya
iflas sebepleri (İİK m. 177) bu ispat ölçüsüne tabidir. Bu haller ya acele ka-
rar verilmesi gereken haller veya tam ispatın mümkün olmadığı, tam ispatın
beklenemeyeceği hallerdir. Yaklaşık ispata kanun açıkça veya dolaylı olarak
imkan tanımadıkça, hakim tam ispatı aramalıdır.
IX. İSPAT TÜRLERİ
A. Asıl İspat-Karşı İspat-Aksini İspat
1563 Yukarıda tanımladığımız ispat, somut bir vakıa iddiasında bulunan ta-
rafça yapılan "asıl ispatı" anlatır. Yani, bir vakıaya dayanan ve ona ilişkin ispat
yükü altında bulunan tarafın yerine getirdiği, ilk gerçekleşen ispat faaliyeti
asıl ispattır.
§ 14. lspat
367
Kural olarak, iddia edilen vakıa için ispat yükünü taşıyan tarafça ya- 1564
pılması gereken ve uygulanacak normun koşul vakıasını karşılayan somut
vakıaların ispatına yönelik bu ispat faaliyetine karşı, henüz ispat sonucuna
ulaşıln1adan, hakimde oluşan geçici kanaati sarsmak veya çürütmek üzere
karşı tarafça yapılan ispat faaliyeti ise "karşıispat" olarak adlandırılır ki, bu da
iki türlü olabilir: Bunlardan birincisi doğrudan karşı ispattır. Bu tür ispatta
karşı taraf, doğrudan asıl ispatın konusunu oluşturan vakıalara yönelerek bu
vakıa iddiasının doğru olmadığını ispata çalışır (m. 191). Başka bir deyişle,
hakimde asıl ispat faaliyeti sonucu oluşan geçici kanaati sarsarak baştaki
belirsizlik halinin iadesine çalışır. Diğeri ise dolaylı karşı ispattır. Bu ispat
türünde ise karşı taraf, hakimde oluşan geçici kanaati sarsmak için, asıl ispa-
tın konusunu oluşturan vakıalar hakkında değil; dayanılan hukuk kuralının
koşulvakıasına yabancı olan, asıl ispat sonucunu sarsacak bir sonuç çıkarma-
ya elverişli olan yeni vakıa iddialarını (ki, bunlar emare olarak adlandırılır)
ispata çalışır.
Asıl ispat ile karşı ispat, fonksiyonel bakımdan birbirinden farklıdır. Asıl 1565
ispatın hedefi hakimde iddia olunan vakıaların gerçekleştiği ya da gerçekleş-
mediği yolunda bir kanaat uyandırmak olduğu halde; karşı ispatın hedefi,
hakimde ispat yükünü taşıyan tarafça oluşturulan kanaatin sarsılması ve kar-
şı taraf iddialarının doğruluğu hakkında şüphe uyandırılmasıdır. Örneğin,
davaa, davalıdan haksız fiil sebebiyle alacaklı olduğunu ispat için tanık gös-
termiştir. Davacının haksız fiilin oluş şekli konusundaki iddiası ve bunu ispat
için tanık göstermesi asıl ispat faaliyetini oluşturur. Çünkü, vakıayı ispat için
davacı ispat faaliyetinde bulunmak zorundadır; henüz davalının böyle bir
faaliyette bulunması söz konusu değildir. Ancak, davacının haksız fiili ispata
çalışması sırasında, davalının kendi eylemi ile zarar arasında uygun bir illiyet
bağı kurulamayacağını ispat için savunmada (yani karşı iddiada) bulunarak,
bu karşı iddiasını ispat için tanık göstermesi, keşif ve bilirkişi incelemesi
talep etmesi şeklindeki ispat faaliyeti, karşı ispattır.
Karşı ispatta, asıl ispat yükünü taşıyan tarafın ispat faaliyetinden sonra, 1566
ispat edilmiş bir vakıaya karşı yeni ve bağımsız bir ispat faaliyeti değil; diğer
tarafın ispat faaliyetine karşı, onu çürütmeye, sarsmaya yönelik bir faaliyet
bulunmaktadır. Bu bir tarafın iddiasını veya savunmasını çürütmek için ger-
çekleşebilir.
Özellikle karşı ispat ile karıştırılan başka bir ispat türü de vardır ki, bu, 1567
"aksini ispat"tır. Aksini ispat, asıl ispat konusunu oluşturan vakıanın ispat
edilmiş sayılmasından sonra karşı tarafın, o vakıanın aksini (gerçekleşmemiş
olduğunu veya asıl ispatın konusu menfi vakıa ise gerçekleşmiş olduğunu)
368
Mederıı Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcaıııtez/ Atalay/ôzekes
ispata çalışmasıdır. Aksini ispat, kural olarak kanuni karinelerin çürütülme-
sine yönelik ispat faaliyetidir (m.190/2) (örneğin, TMK m. 7'deki resmi
sicil ve senetlerin "içeriğinin doğru olmadığının ispatı"). Aksini ispat ile karşı
ispat arasında önemli ayrılık olmasına rağmen, karşı ispat ile aksini ispat
hukukumuzda terim bakımından net bir şekilde ayırt edilmemiştir. Aksini
ispat, aslında bağımsız bir asıl ispat faaliyetidir. Zira, burada karine şeklin-
deki özel bir ispat yükü kuralı sebebiyle ortaya çıkan bağımsız bir ispat yükü
söz konusudur.
1568 Aksini ispatla karşı ispat arasındaki temel farklılık şudur: Karşı ispatta,
bir taraf bir vakıa hakkında asıl ispat faaliyetinde bulunur; diğer taraf onun
doğru olmadığını ortaya koymaya çalışır. Aksini ispatta ise bir tarafın dayan-
dığı vakıayı ispata (yani bu yöndeki asıl ispat faaliyetine) gerek yoktur; zira,
o vakıa zaten karine gereğince ispat edilmiş sayılmaktadır. Dolayısıyla iddia
edilen bir vakıa için karşı bir ispat faaliyeti değil; var kabul edilen vakıanın
öyle olmadığını (aksini) ispat söz konusudur. Örneğin, (A), (x) vakıasına
dayanır ve onun doğruluğu konusunda ispat faaliyetinde bulunur; (B) ise
(x) vakıasının gerçek olmadığı yönünde bir ispat faaliyetine başlar, bu, karşı
ispattır. Oysa, (A)'nın dayandığı (x) vakıası, karineye dayanılarak ispat edil-
miş sayılıyorsa, (A)'nın artık (x) vakıası hakkında herhangi bir ispat faaliye-
tinde bulunması gerekmez; eğer (B), karinenin aksini iddia ediyorsa bunu
ayrıca ispata çalışır, bu ise aksini ispattır.
B. Doğrudan İspat-Dolaylı İspat
1. Genel Olarak
1569 İspat faaliyetinin içeriği bakımından ispat, doğrudan ve dolaylı ispat
olarak ikiye ayrılır. İspat, doğrudan iddia olunan vakıaya ilişkin (onun var-
lığını gösterici) deliller aracılığıyla yapılırsa, buna "doğrudan ispat" denir.
Örneğin malın teslimine ilişkin bir eda davasında, mal teslim borcunu içeren
yazılı sözleşme ile veya haksız fiil iddiasında, haksız fiilin işlendiğini bizzat
gören tanık ifadeleriyle ispatta olduğu gibi.
1570 İddia edilen vakıayı doğrudan yansıtan ve kendisinden vakıanın oluşu
hakkında doğrudan kanaat edinilebilecek delillerle değil; emare teşkil eden
diğer komşu vakıaların varlığına dayanarak çekişmeli vakıa hakkında haklın
tarafından (delillerin değerlendirilmesiyle) bir sonuca varılması yoluyla
ispata çalışmak ise "dolaylı ispat� olarak adlandırılır. Bu ispat türüne genel
anlamda"emareispatı" da denir. Örneğin, kiralayanın kiracıya karşı açtığı taz-
minat davasında kiracının, kendisinden önceki kiracının duvar kağıtlarının
�'i 14. lspat
369
ı
onun zamanında da kendiliğinden kabararak söküldüğü yolundaki ifadesin-
den hareketle, zararın sebebinin binadaki bir kusurdan kaynaklandığını ispat
eonesinde olduğu gibi.
Dolaylı ispatta hakim, tecrübe kurallarından yararlanacaktır. Burada 1571
ispat olunan bir vakıadan, o vakıanın delalet ettiği ve uygulanacak normun
koşul vakıasını oluşturan somut vakıa hakkında, yaşam deneyine ve mantık
kurallarına dayanılarak sonuç çıkarılmaya çalışılmaktadır.
2. Dolaylı İspatla İlgili Kavramlar
Dolaylı ispat çerçevesinde en çok kullanılan kavram emare ya da emare 1572
ispatıdır. Bu kavramla birlikte, karine, ilk görünüş ispatı kavramları da ba-
1
zen birlikte bazen ayrı ayrı kullanılabilmektedir. Bu kavramlar, az veya çok
birbiriyle ilgili olmanın yanında, bazen de birbiriyle karıştırılabilmektedir.
Esasen bu kavramlardan bir kısmının sınırı da tam olarak çizilememektedir.
1 Örneğin, karinelerle (özellikle fiili karinelerle) emareler arasındaki ilişki
karışabilmekte; kanuni karinelerle (özellikle kesin kanuni karinelerle) var-
sayımlar karıştırılabilmektedir. Bunun yanında ilk görünüş ispatının emare
ispatının güçlü hali mi, yoksa özel bir fiili karine hali mi olduğu da tespit
edilememektedir. Karineler ve varsayımlar, yukarıda ayrıca açıklandığından
burada üzerinde durulmayacaktır. Burada emare ve ilk görünüş ispatı açıkla-
narak benzer kavramlarla karşılaştırılması yapılacaktır.
a. Emare (Emare İspatı)
Emare ispatı, yukarıda da kısaca belirtildiği üzere, uygulanacak hukuk 1573
kuralındaki koşul vakıaya yabancı komşu vakıaların ispatlanması yoluyla,
hayat tecrübesi kurallarına dayanılarak, hukuki sonuç bakımından önem
taşıyan vakıaların ispatlanması (ya da ispatlanmış sayılması) şeklinde tanım-
lanmaktadır. Örneğin, evinde yangın çıkan bir kimsenin, bu yangından kısa
bir süre önce evini yüksek miktarda sigorta ettirmiş olması; ayrıca o sırada
mali durumunun kötü olması ve yangın günü birkaç bidon benzin satın al-
mış olınası, evin bizzat sahibi tarafından yakıldığı kuşkusunu uyandıracaktır.
Tüm bu komşu vakıalar, evin sahibi tarafından yakıldığı konusunda emare-
lerdir. Şüphesiz, bu emarelerden çıkan sonuç, kuşkuludur. Zira, evsahibinin
mali sıkıntısı gerçek olsa da geçici olabilir, evin yanması sonucu sigortadan
elde edeceği para onu rahatlatsa da, sigorta yaptırmakta kötüniyetli olma-
yabilir, benzini otomobili için almış olabilir, evde yangın kaza sonucu çıka-
bilir ya da o kişinin düşmanları evini ateşe vermiş olabilir. Ancak, bağımsız
şekilde bir anlam ifade etmeyen bu komşu (yan) vakıalar, hayat tecrübesi
370
Medeııi Usal Hukuku Ders Kitabı
Pckcaıııtcz/ Atalay/Ôzckes
kurallarına göre bir araya gelince evin sahibi tarafından yakıldığına ilişkin
emare teşkil etmektedir. Emarenin niteliği konusunda tartışmalar olmakla
birlikte, emarenin, dolaylı ispatta dayanılan vakıa olarak tanımlanması yanlış
olmayacaktır. Emare ispatındaki emareler delil değil, ispatlanması gereken
vakıalardır ki, bunlardan hareketle uygulanacak normun koşul vakıasını kar-
şılayan somut vakıalar dolaylı olarak ispatlanmış kabul edilir.
1574 Emare ispatı bir dolaylı ispat olduğundan, komşu vakıaların ispatı ile
asıl vakıalar hakkında hakimde bir kanaat oluşturulmaya çalışılır. Taraflar,
komşu vakıaların gerçekleştiğini ispat ederlerse, haklın, bu vakıalara daya-
narak, asıl ispatı gereken vakıanın da büyük ihtimalle gerçekleştiğine karar
verebilir. Emare ispatında, komşu vakıalardan, hayat tecrübesi ve mantık
kuralları çerçevesinde somut vakıa hakkında bir sonuç çıkarılmaya çalışılır.
1575 Fiili karineler, emare vakıasından hareket etmektedir ve fiili karine
yoluyla ispat da aslında emare ispatıdır. Fiili karine yoluyla ispatta, tek bir
emare vakıa ile sonuca ulaşılmaktadır. Emare vakıa ve bu vakıanın dayanağı
olan tecrübe kuralı kuvvetli ise, ((kuvvetli emare ispatı", emare vakıa ve onunla
ilgili tecrübe kuralı zayıf ise, "basit emare ispatı" karşımıza çıkar. Kuvvetli
emare ispatı ise, esasen fıili karineye karşılık gelmektedir. Kuvvetli emare
ispatı ve fiili karine yanında ilk görünüş ispatı da, pratik olarak bu ikisi ile
hemen hemen eş değerdedir.
1576 Emare ispatında yaşam deneyine, mantık kurallarına da dayanılarak so-
nuca ulaşılmaya çalışılır. Yargıtay ((yaşam deneyi" yerine "hayatın olağan akışı"
deyimini kullanmaktadır.
1577 Dolaylı ispatta hakim tecrübe kurallarından, başka bir ifade ile hayatın
olağan akışına uygun bilgilerden yararlanacaktır. Burada ispat olunan bir
vakıadan, o vakıanın delalet ettiği ve uygulanacak kuralın koşul vakıasını
oluşturan somut vakıa hakkında, hayatın olağan akışına ve mantık kuralları-
na dayanarak sonuç çıkarmaya çalışılmaktadır.
1578 İddia edilen vakıayı doğrudan yansıtan ve hayatın olağan akışına aykırı
bir vakıaya dayanmak ispat yükünün de üstlenilmesini gerektirmektedir.
Başka bir ifade ile hayatın olağan akışına aykırı bir olaya dayanan kimse, bu
dayandığı vakıayı ispatla yükümlü olur. Buna karşılık hayatın olağan akışına
uygun vakıalara dayanan kişi bu vakıaların doğruluğunu ayrıca ispat etmek
zorunda değildir.
1579 Öğrenildiği zaman sıradan, alışılagelmiş ve doğruluğundan tereddüt
edilmeyen olaylar, hayatın olağan akışına uygundur. Buna karşılık öğrenildi-
ği zaman doğruluğundan tereddüt edilen ve alışılagelmiş olmayan, tecrübe
§ 14. lspat
371
l-urallanna göre kabulü zor veya imkansız olan olaylar, hayatın akışına aykı-
rıdır. Yargıtay özellikle takdiri delillerle ispatın mümkün olduğu olayların is-
patında hayatın olağan akışına aykırılık ölçütünü oldukça geniş olarak uygu-
lamal'tadır. Eğer olayda dayanılan vakıalar hayatın olağan akışına uygun ise,
bu vakıaları ispatlanmış saymaktadır. Yargıtay hayatın olağan akışını dolaylı
ispat biçimi olarak son yıllarda çok sık ve isabetli biçimde kullanmakta ve bu
şekilde iddianın ispat edildiği sonucuna varmaktadır.
b. İlk Görüııüş İspatı
İlk görünüş ispatı, Kara Avrupası hukuk sistemine daha çok Anglo- 1580
Amerikan hukuk sisteminin etkisi ile girmiş bir kavramdır. Bu sistem içinde
ilk görünüş ispatı önemli rol oynamaktadır. Ancak hukuk sistemimizde,
emare ve fiili karine kavramları sebebiyle ilk görünüş ispatı aynı öneme sa-
hip değildir, hatta ilk görünüş ispatı kavramının kullanılmaması bir eksiklik
de oluşturmaz. Ancak, doktrinde üzerinde durulan ve az da olsa yargı karar-
larına da yansıyan bu kavramın açıklanmasında yarar vardır.
İlk görünüş ispatının esası, nitelikli bir emare ispatına dayanmaktadır. 1581
Doktrinde kabul edilmiş, özellikle yabancı mahkeme kararlarında geliştiril-
miştir. İlk görünüş ispatında, emare ispatından farklı olarak, olayların tipik
akışı, ilk bakışta belirli bir kanaat oluşmasına imkan tanımaktadır. Hakim,
genel hayat tecrübesi kurallarına, işin mutad cereyanına ve mantık kuralları-
na uygun olarak ve serbest takdir gereğince, somut bir olaydaki vakıayı ispat
edilmiş olarak kabul edecektir. İlk görünüş ispatı, hayat tecrübelerine, özel-
lili 274,730,946,972, 1113, 1380, 1382,
1407,1527,1894
- itirazdan farkı 1113, 1209
- mahkemenin re'sen gözetememesi
1113, 1209
- zamanaşımı (Bkz. Zamanaşımı/def'i)
Değişildik davası 933, 1996, 2028, 2031-
2032
Delil 106,771,820, 1016-1017, 1162-
1163, 1467, 1514, 1523, 1534-1545,
1546, 1547,1583-1603,1604-1884,
2545-2563
- avansı {Bkz. Delil avansı)
- bilirkişi (Bkz. Bilirkişi)
- değerlendirilmesi (Bkz. Delillerin
değerlendirilmesi}
- gösterilmesi (Bkz. Delillerin göster-
ilmesi)
- güçlü 1615
- hukuka aykırı (Bkz. Hukuka aykırı
yollardan elde edilen deliller)
- ikame yükü (Bkz. Delil ikame yükü)
- karşı (Bkz. Karşı delil)
- kesin hüküm (Bkz. Kesin hüküm)
- keşif (Bkz. Keşif)
- sair deliller deyimi 1739
- senet (Bkz. Senet)
- sistemleri 53, 1604-1608, 1610, 1616,
2482
- sözleşmesi (Bkz. Delil sözleşmesi)
- tanık (Bkz. Tanık)
- toplanması 15, 107, 323, 788, 808,
1215, 1216, 1220, 1222, 1254, 1259,
1260, 1440, 1591, 1895, 1904,2129,
2141,2545,2562,2633,2667
- türleri 1604-1615
- vazgeçilmesi 1233, 1248, 1251,1587,
1588, 1589, 1602, 1738, 1740, 1763,
1765, 1874, 1877,2043
- yemin (Bkz. Yemin)
Delil avansı 895,896, 1765, 2388, 2391,
2392
- adli yardım talebiyle açılan davalarda
2423
- gider avansından farkı 895, 896, 2391
- yatırılma zamanı 895, 2392
Delil başlaogıa 1633, 1713, 1714-1721,
1728
Delil değerlendirme yasağı 1594
Delil ikame yükü 106, 1467, 1514, 1523,
1534-1545, 1546, 1547
- somut 1541, 1542, 1543, 1545
- soyut 1541, 1544, 1545
Delil sözleşmesi 1614, 1616-1630, 2589
- hakem-bilirkişi (Bkz. Hakem-
bilirkişi)
- hukuki niteliği 1617
- münhasır 1624-1627, 2589
- münhasır olmayan 1628-1630
- şekli 1618-1620
- tanık dinlenmesine muvafakat 1620
- türleri 1623-1630
Delil tespiti 42,445, 501, 924, 1263, 2039,
2453,2470,2545-2563,2636,2638
- acele hallerde 2560
- adli tatil 530
- basit yargılama usulü 2039
674
675
Kavram Filıı-isti
- dava açıldık�an sonra 2557
- dava açılmadan önce 2557
- duruşma 1263
- görevli mahkeme 2557
- hukuki yarar 2551
- inceleme 2558-2561
- itiraz 2559, 2560
- noterlerce 2553
- şartları 2549-2552
- tahkimde 2636-2638
- talep 501, 2553-2557
- tespit davasından farkı 924, 927, 2548
- usulü 2553-2563
- yapılması 2562-2563
- yetkili mahkeme 2557
Delillerin değerlendirilmesi 820-821,
1333, 1542, 1556, 1570, 1594, 1595,
1597, 1606, 1608, 1714, 1470, 1818,
1852,2177,2472,2716
Delillerin gösterilmesi 844, 873, 1105,
1016-1017, 1162-1163, 1189, 1208,
1248, 1255, 1259, 1453, 1491,
1534-1545, 1547, 1586-1591,2127,
2392,2571
- istinaf aşamasında 2127
- sonradan 1259, 1588, 2392
Delillerin serbestçe değerlendirilmesi
1606, 1608
Derdestlik 659,668,996,997, 1058-1059,
1127, 1886, 1968
Derhal uygulanırlık kuralı 56, 58, 59, 60,
312, 1622
Devletin sorumluluğu 90-399, 519,681,
1057, 1930, 1861
Dikkate alınma hakkı (Bkz. Hukuki dinle-
nilme hakkı/dikkate alınma hakkı)
Direnme kararı 374, 2168, 2181, 2182,
2201,2202-2205,2307,2308,2325-
2329,2336,2338
Disiplin ceza yargısı 91
Disiplin hapsi 509,511, 1269, 1277, 1785,
2504,2505,2506,2507,2508
Disiplin para cezası 399,435,436, 1401,
1693, 1772, 1784, 1875,2733
Disiplin sorumluluğu 388, 389, 401-406,
469,508,509, 1275, 1277, 1279,
1800, 1828, 1858
- avukatlar 469,508,509, 1275, 1277,
1279, 1800
- bilirkişiler 1828, 1858
- hakimler 388, 389, 401-406
Doğrudan ispat 1466, 1569, 1582
Doğrudanlık ilkesi 232, 771, 815-819,
1262, 1786,2620
Doğruyu söyleme ödevi 36, 77,497,864,
871-875,1488, 1688,2619
Dolaylı ispat 1464, 1569, 1570, 1571,
1572-1582
Dosyalar 1312-1318
Dosyanın işlemden kaldırılması (Bkz.
Dava dosyasının işlemden
kaldırılması)
Duruşma 48, 69, 93, 269, 325, 462, 469,
506,508,553,717,747,853,854,
855,856,857, 1217, 1224,1227,
1228,1229-1250, 1254, 1257, 1264,
1271-1274, 1275-1281, 1261-1306,
1319, 1349, 1588, 1361, 1367, 1416,
1445, 1800, 1910-1914,2046,2048,
2049-2050,2129-2136,2181,2301,
2302,2307,2479,2505,2510,2523,
2526,2576,2616,2626,2630,2631,
2632,2697,2710,2728
- aleniliği 69, 93, 853, 854, 855, 856,
1262,1268, 1899,2616
- basit yargılama usulünde 2046, 2048
- davet48,325,553,717, 1233, 1234,
1257, 1264, 1361, 1416, 1445,2181,
2301,2302,2307,2523
- disiplini 462,469, 508, 857, 1275-
1281, 1302-1305, 1319, 1800
- e-duruşma (Bkz. E-duruşma)
- fer'i müdahalede 717, 747
- gizliliği 854, 855, 856, 2576
- gününün belirlenmesi 506, 1217,
1224, 1228, 1233, 1238, 1243, 1250,
1257,1264, 1272, 1298, 1349, 1361,
1367,2134,2175,2301,2479
- hüküm 1227, 1910-1914, 2049-2050
- ihtiyati tedbir 2479, 2505, 2510, 2523,
2526
- ihtiyati tedbire muhalefet sebebiyle
Pek.canıtez/Atnlay/Ôzckcs Mcdcıı1Ustll Hııkuku Ders Kitabı
yapılan yargılamada 2505
- iki tarafın gelmemesi 1065, 1266,
1361
- isticvapta 680, 1328, 1670
- istinafta 2128-2131, 2132-2136
- mecburi dava arkadaşlığında 705
- ön incelemede 269, 1230-1232, 1233-
1250, 1254, 1263, 1264,1588
- salonundan çıkarılma 469, 508, 1275,
1277, 1279,1800
- ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla
1282, 1283,1286,1336,1745
- sırasındatebligat561
- tahkimde 2616, 2626, 2630, 2631,
2632
- temyizde 168, 2175, 2181, 2301, 2343
- tutanağı 394,458,459,493,561, 1264,
1268,1269,1294,1297,1298,1299,
1301,1319-1327, 1339,1399,1620,
1754,1843,1910,2273
- yeri 1271
- zabıt katibinin bulunması 459, 2773
- zamanı 1272-1274
Düplik dilekçesi (Bkz. İkinci cevap dile-
kçesi)
Dürüst davranma yükümlülüğü 77, 864,
865-870
Dürüstlük kuralı 36, 38, 293, 497, 655,
865-870,944, 1414,1598,1602,
2490,2619
Düzelterek onama 2178, 2209-2211, 2333-
2335, 2354
-E-
E-duruşma 229, 1282-1306, 1336, 1745
- disiplini 1302-1303
- kaydı 1303-1305
- kimlik tespiti 1293-1296
- masrafları 1306
- yeri 1289-1292
Eda davası 811,917, 918-921, 922, 925,
928,931,932,934,937,955,981,
1023,1569,1894,1937
- hukuki yarar 919, 925
- neticesinde verilecek kararlar 920,
921,937,1937
tespit davası ile karşılaştırılması 920,
925,928
Ek karar 1917, 1922, 1929, 1945, 1946
Elektronik belge 1646, 1690, 1720
Elektronik imza 1025, 1042, 1293, 1296,
1299, 1646, 1647, 1649
Elektronik posta 1720, 1721, 1768, 2574
Elektronik tebligat 586-589
Elektronik veri 1646, 1647
Emare ispatı 427, 550, 1459, 1564, 1570,
1572, 1573-1579, 1580, 1581, 1582,
1722, 1802
- basit 1575
- kuvvetli 1575, 1582
Esas defteri 1035, 1043
Eski hale getirme 36, 485, 536-552, 1381,
1985
- bir defadan fazla istenebilmesi 546
- giderler 552
- istinafta 545, 548
- sebebine avukatın dayanması 539
- sebebine kanuni temsilcinin
dayanması 539
- süresi 544
- şartları 536-543
- talebinin yapılacağı mahkeme 545
- temyizde 545, 548
- usulsüz tebligatta uygulanmaması 543
- usulü 544-552
- yaklaşık ispat 551
Eş zamanlı edaya mahkumiyet 1894
Etkin hukuki koruma 10, 85,465, 1917
Evlenmenin butlanı 452, 2175, 2299
-F-
Faiz 245,946,972, 1020, 1021, 1192, 1406,
2074,2210,2246,2334
- başlangıcının gösterilmesi 1021
- belirsiz alacak davasında 972
- dava dilekçesinde 1021
- dava tarihinden itibaren 1021, 1406
- ıslahla artırılan kısım için 946, 1406
- kanuni 1021
- sonradan istenmesi 1192
- talep edilmemesi 1021
- uygulanan oranın yanlış olması 2210,
676
-
677
Kavram Filıristi
2334
Faks 1633, 1636, 1719, 1768,2574,2592
Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması
945,947
Feragat45,46,276,459,490,494,495,
499,501,681,720,746,773,777,
947, 1064, 1065, 1066, 1183, 1194,
1298, 1324, 1360, 1371, 1418,
1925, 1926, 1927-1934, 1940, 1941,
1943, 1945, 1946, 1947, 1949, 1975,
2069-2073,2097,2099,2100,2164,
2220,2241-2245,2279,2342,2363,
2384
- açık yetki verilmesini gerektirmesi
681, 1931
- bölge adliye mahkemesinde 1929
- dava arkadaşlığında 693, 705
- e-Duruşmada 1298
- ek karar 1929
- davayı geri almadan farkı 777, 1064-
1066
- fer'i müdahalede 720, 721, 2097,
2164,2279,2342
- feshi 1934
- geçersizliği 1405, 1934
- görevsiz mahkemede 276
- haktan 947, 1183, 1928, 2073
- hukuki niteliği 490, 494, 1927, 1928
- hüküm verildikten sonra 1929
- ıslah yolu ile geçersiz kılınamaması
1405
- ihtiyari dava arkadaşlığında 693
- iptal edilmesi 1934
- kanun yolu 1929
- kanun yolundan (Bkz. Kanun yolun-
dan feragat)
- karşı davada 1927
- kesin hüküm gibi sonuç doğurması
1934, 1943
- kısmi 1194, 1947
- kısmi davada 947
- mecburi dava arkadaşlığında 705
- sonuç doğurduğu alan 490,494, 1927,
1928
- şarta bağlı 495, 1932, 1941, 1949
- şekli 501, 1930, 1931
- tutanağa geçirilmesi 459, 1324, 1931
- yargılama giderleri 1933, 2363, 2384
- zamanı 1929, 1945
Fer'i müdahale 398, 424, 453, 599, 675,
693, 708,709-731,733, 759,765,
1072, 1075, 1317, 1325,2001,2097,
2164,2224,2279,2342,2431,2623
- davaya katılmadan önce yapılan
işlemler 719
- etkisi 725-731
- etkisinin kesin hüküm etkisi ile mu-
kayesesi 728
- gideri 722
- hukuki niteliği 710, 712
- hukuki yarar 715
- hükümleri 719-724
- ihbar ile ilişkisi 708, 733, 744, 747,
748
- istinafa başvuru 720, 2097
- koşulları 713-716
- müdahilin yapabileceği işlemler 398,
719-721
- tahkimde 2623
- teminat 1072, 1075
- temyize başvuru 398, 720, 2164, 2279
- usulü 717-718
Fiil ehliyeti 617, 618, 619, 620, 621, 623,
624,676,1111,1731
Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi
145,182-184
Fotokopi1633,1636
-G-
Gabin 1728
Gecikmiş itiraz 547
Geçici hukuki koruma 11, 42, 530, 909,
924,1062, 1263,1885,2039,2044,
2079,2152,2367,2406,2418,
2445-2563,2635-2639
- adli tatilde bakılması 530
- adli yardım 2406, 2418
- basit yargılama usulünün
uygulanması2039,2044,2476
- delil tespiti (Bkz. Delil tespiti)
- diğer 2468, 2534
- ihtiyati tedbir (Bkz. İhtiyati tedbir)
678
Mcde11i Usal Hııkukıı Ders Kitabı Pekcarııtez/ Atalay/Ôzekes
- kanun yolu 2079, 2087, 2152
- menfaat dengesi 2450, 2451, 2494
- tahkimde 2635-2639
- yaklaşıkispat 1562,2455,2472,2480-
2482,2489,2525,2531,2539
Geçici olarak oturulan yer 300
Genel mahkeme (Bkz. Asliye hukuk
mahkemesi)
Gerekçe 93, 355,373,422, 513, 514, 742,
821,838,841,846,856, 1301, 1303,
1557, 1603, 1607, 1670, 1760, 1806,
1823, 1836, 1837, 1844, 1846, 1882,
1885, 1899, 1905, 1906, 1907, 1908,
1911, 1913, 1914, 1993,2046,2050,
2094,2098,2107,2109,2111,2121,
2122,2131,2137,2139,2140,2141,
2144,2165,2168,2179,2202,2207,
2209,2215,2251,2276,2277,2280,
2305,2325,2335,2341,2487,2488,
2493,2527,2616,2644,2711,2732
- ara kararından dönüldüğünde 514
- bakımından istinaf 2098
- bakımından temyiz 2165, 2280
- bilirkişi raporunda 1841, 1844, 1846
- bilirkişi raporu doğrultusunda karar
verilmesinde 1907
- bilirkişi raporunun aksine karar ver-
ilmesinde 1855
- birden fazla bilirkişinin görevlendi-
rilmesinde 1823
- bozma kararında 2179, 2305
- delillerin değerlendirilmesinde 1603,
1607,1760,1806
- duruşmaların gizli yapılması halinde
856
- görünüşte 841, 2141, 2207, 2341
- hakem kararında 2616, 2644
- hukuka aykırı delilin
değerlendirilmemesi halinde 1603
- hukuki dinlenilme hakkı 838, 841,
846-847, 1907,2141,2276
- hüküm fıkrası ile sıkı sıkıya bağlı
olması hali 1991
- ihtiyati tedbir kararında 2487, 2488,
2493,2527
- istinaf başvurusunda 2094, 2107,
2109,2111,2121,2122,2144
- istinaf incelemesi sonunda verilen
kararda 2137, 2139, 2140, 2141
- kesin hükme dahil olmaması 1990,
1993
- onama kararlarında 2207
- tanık beyanlarının
değerlendirilmesinde 1760, 1806
- temyiz dilekçesinde 2168
Gerekçeli irıkar 1481
Gerekçeli karar 355, 1905, 1911, 1913,
1914,2137,2139,2215,2251
Gerekçeli kararın kısa karara uygun
olması 1914, 2215, 225-1
Gider avansı 892-897, 1032, 1033, 1034,
1037, 1040, 1042,2387,2388,2389,
2390,2391
- adli yardımdan faydalanılması
halinde 897, 2388, 2423, 2433
- dava şartı olması 892-897, 2389
- delil avansından farkı 895, 896, 2391
Giderler (Bkz. Yargılama giderleri)
Gönderme kararı 222,271,273,280,324,
325, 1144, 1429, 1251,2130,2146,
2400
Görev 184, 235-278, 282, 326, 335, 884,
1052, 1144, 1396, 1734, 1886, 1987,
1989,2024,2129,2184,2190,2299,
2310,2315,2339,2399,2401,2557,
2602
- aile mahkemesi (Bkz. Aile mahkeme-
leri)
- asliye hukuk mahkemesi (Bkz. Asliye
hukuk mahkemesi)
- asliye ticaret mahkemeleri (Bkz.
Asliye ticaret mahkemesi/görevine
giren davalar ve işler)
- çekişmesiz yargıda (Bkz. Çekişmesiz
yargı/görev)
- fikri ve sınai haklar hukuk mahkeme-
leri (Bkz. Fikri ve sınai haklar hukuk
mahkemesi)
- icra mahkemeleri (Bkz. İcra
mahkemesi/ görev)
- iş mahkemeleri (Bkz. İş mahkeme-
leri/görev)
Kavram Fihristi
679
- görevsiz mahkemenin yaptığı işlemler
276, 1734,2184,2310,2557
- kadastro mahkemeleri (Bkz. Kadastro
mahkemeleri/ görev)
- kurallarına aykırılık 269-278
- kurallarının niteliği 265-268
- sulh hukuk mahkemeleri (Bkz. Sulh
hukuk mahkemesi/görev)
- tüketici mahkemeleri (Bkz. Tüketici
mahkemeleri/görev)
- usıll.i müktesep hakkın istisnası 2190,
2195,2315,2320
- uyuşmazlığı (Bkz. Görev
uyuşmazlığı)
Görev uyuşmazlığı 205, 278, 335
Görevsizlik kararı 184, 269-278, 282, 326,
335,884, 1052, 1144, 1396, 1886,
1987, 1989,2024,2129,2184,2190,
2299,2310,2315,2339,2399,2401,
2602
- dosya üzerinden verilmesi 269, 1230
- ile bağlılık 278, 335
- munzam süre 274, 1052
- üzerine yapılacak işlemler 271, 272,
273-278,326,884,2602
Grup davası (Bkz. Topluluk davası)
Güvenli elektronik imza (Bkz. Elektronik
imza)
-H-
Hak arama özgürlüğü 12, 797, 1359, 1856,
2404,2447,2505,2706
Hak düşürücü süre 274, 281, 519, 520,
540,663,666,684, 1053, 1131,
1160, 1177, 1218, 1226, 1227,1381,
2045,2225,2514,2698
- davanın açılmasıyla korunması 274,
281,663,666, 1053
- geçirilmesi halinde eski hale getirme
istenememesi540
- ilk itiraz süresi 1131, 1160, 1177, 1381
Hak ehliyeti 61O
Hakem 158,422,681, 2564-2662, 2650,
2669,2673
- bağımsızlığı 2568, 2611
- hakem-bilirkişiden farkı 2588-2590
- kendi yetkisi hakkında karar vermesi
2603
- reddi 2611-2612
- sayısı 2605, 2606
- seçimi 158,2603,2605-2610,2612,
2627,2654
- sözleşmesi 681, 2584-2587
- tarafsızlığı 2568, 2611, 2615
- ücreti2584,2585,2586,2587,2673
Hakem-bilirkişi 499, 1627, 2588-2590,
2667
- hakemden farkı 2588-2590
- raporun bağlayıcılığı 1627, 2589
- sözleşmesi 499, 1627, 2589
Hakim 5, 37, 82, 88, 93, 131, 133,341-449,
451, 771,800-807,826,828, 1812,
1813, 1832,2129,2227,2274,2568,
2611, 2740
- atanması 360-367
- bağımsızlığı 5, 82, 87, 88, 93, 131,
133,341,360,361,363,364,368-388,
389,451,826,828,2568,2611,2740
- cezai sorumluluk 389, 407-408
- çekinmesi333,414-421, 1832,2129,
2227,2274
- davayı aydınlatma ödevi (Bkz. Davayı
aydınlatma ödevi)
- disiplin sorumluluğu 388,389, 401-
406
- hukuki sorumluluğu (Bkz. Hakim-
lerin hukuki sorumluluğu)
- mesleğe giriş 342-359
- reddi (Bkz. Hakimin reddi)
- stajı 347, 359
- tarafsızlığı 37, 82, 87, 88, 133, 368,
369,375,377,409,410,411,412,422,
826,828, 1812, 1813,2568,2740
- teminatı 93, 362, 375
- vekille hısımlığı 415
- yargılamanın yürütülmesi 771, 800-
807
- yasaklılığı 333, 414-421, 1832, 2129,
2227,2274
Hakim yardımcılığı 342-359
Hakimin hukuku re'sen uygulaması 75,
786,990, 1018, 1027, 1164, 1471,
680
Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı
Pekcanıh:z/ Atalay/ Ôukcs
1469
Hakimin reddi 411, 422-449, 460, 501,
608,675,681,720,813, 1263,2274,
2299,2339
- kamın yolları 446, 447, 448, 2299,
2339
- kendisini reddetmesi 439-442
- sebepleri 422, 813
- sonuçları 443-449
- taraflarca 424-438
- usulü 423-442, 1263
Hakimler ve Savcılar Kurulu 71, 93, 96,
140,141,143,147,156,161,166,
182,184,191,192,193,194,195,
202,204,220,337,359,365,366,
367,388,405,406, 1272,2065,
2066,2067
Hakimlerin hukuki sorumluluğu 390-400,
1861
- Devlet'in sorumluluğu 390-393
- görevli mahkeme 395-396
- rücu 392, 396, 400
- sorumluluk davası 397-399
- sorumluluk halleri 394
Hakkın kötüye kullanılması 318, 503, 944,
996,1285,1721,2417,2448,2719
Hakların yarışması 989, 990
Haklılık koşulu 2414-2417, 2421, 2427,
2431
Haksız fiil 105, 294, 300, 394, 689, 790,
821,1019,1451,1491,1526,1565,
1569,1710, 1869,1892,2032,2158,
2267,2269,2535
- değişiklik davası 2032
- ispatı 790, 821, 1451, 1526, 1565,
1710
- koşul vakıaları 790, 1019, 1451, 1491,
1526,2158,2267
- kaynaklanan davalarda yetkili
mahkeme 294, 300
Halef1054,1635,1662,1703,2000,2009,
2222,2224,2431,2600
- cüz'i 2000, 2431
- külli 1054, 1726, 2000, 2431
- kesin hükmün etkisi 2000, 2009
- taraf kavramına dahil olmaları 1726,
2000
- tahkim sözleşmesi ile bağlı olmaları
2600
Harç (Bkz. Yargılama harçları)
Hasılı davaya iştirak yasağı 2374
Hayat tecrübesi kuralları 821, 1499, 1531,
1573, 1574, 1581, 1582
Hayatın olağan akışı 1576, 1577, 1578,
1579, 1729
Hukuk ve ceza mahkemesi kararlarının
birbirine etkisi 105, 106, 109, 1352,
1673, 1674, 1686, 1687,2019-2027,
2222
Hukuka aykırı yollardan elde edilen de-
liller 1450, 1592-1603
Hukuki dinlenilme hakkı 84, 522, 553,
661,662,771,797, 799,824,835,836-
847, 1037, 1095, 1262, 1272, 1618,
1630, 1883, 1906, 1907, 1998,2141,
2160,2196,2215,2222,2273,2276,
2277,2341,2455,2477,2479,2510,
2511,2523,2614,2615,2616,2630,
2654,2716,2736
- açıklama ve ispat hakkı 838, 840, 844-
845, 1907
- bilgilenme hakkı 838, 839, 843, 1907
- dikkate alınma hakkı 838,841, 846-
847, 1907,2141
- ihlalinin mutlak bozma sebebi olması
2273,2276,2277
- ihlalinin usuli müktesep hakkın
istisnası olması 2196
- ihtiyati tedbir yargılamasında 2455,
2477,2479,2510,2511,2523
- iradi taraf değişikliğinde 661, 662
- tahkimde 2614, 2615, 2616, 2630,
2654
- unsurları 838, 842-847
Hukuki fiil 1285, 1614, 1727
Hukuki işlem 53, 101, 170, 486, 488, 489,
1510, 1606, 1608, 1610, 1614, 1625,
1628, 1636, 1638, 1643, 1646, 1652,
1656, 1707, 1709, 1710, 1713,1714,
1715, 1716,1717, 1718, 1719, 1722,
1723, 1728, 1783
Hukuki koruma 8, 9, 10, 11, ıs, 41, 42,
Kavram Filıristi
681
48,85,287,394,465,530,598,603,
663,712,776,779,876,877,878,
900,902,909,916,917,924,955,
997,998, 1030, 1062, 1095, 1263,
1885, 1889, 1917,2039,2044,2079,
2152,2367,2406,2418,2445-2563,
2635-2639,2713,2715
- etkin (Bkz. Etkin hukuki koruma)
- geçici (Bkz. Geçici hukuki koruma)
- kesin 11, 2446, 2457
- nihai 11, 2446, 2457
- talebi 8, 598, 603, 663, 712, 776, 779,
877,878,900,916,917,955,998,
1030,1095, 1889
Hukuki menfaat (Bkz. Hukuki yarar)
Huk'llki sebep 495, 689, 841, 844, 940,
988,989,990, 1018-1019, 1026,
1027,1164, 1168, 1183, 1184, 1203,
1446, 1730, 1892, 1904, 2004, 2139,
2644
- cevap dilekçesinde 1164, 1168
- dava dilekçesinde 989, 1018-1019,
1026, 1027
- davayı genişletme yasağı kapsamında
olmaması 1184
- hakimin re'sen bulması (Bkz.
Hakimin hukuku re'sen uygulaması)
- savunmayı genişletme yasağı
kapsamında ol.maması 1203
Hukuki yarar 130,453, 664, 715, 716, 718,
755,758, 760,900-903,909,912,
919,925,926,933,944,950,996,
997,999, 1059,1142,1375, 1958,
2098,2165,2174,2223,2280,2298,
2350,2549,2551,2640,2731
- asli müdahalede 755, 758, 760
- dava hakkının sınırını teşkil etmesi
999
- dava şartı 900-903, 1059
- davanın açılmasından sonra ortadan
kalkması 903
- delil tespitinde 2549, 2551
- eda davasında 919
- fer'i müdahalede 715, 716, 718
- geçici hukuki korumalar bakımından
909,2549,2551
- inşai davada 933
- istinafta 130, 2098
- karar düzeltmede 2350
- karşı davada 1142
- kısmi davada 944
- temyizde 2165, 2174, 2280, 2298
- tespit davasında 925, 926
- topluluk davasında 996, 997
Hukuki yardım (Bkz. İstinabe)
Husumet635
Hüküm 26, 46, 87, 128, 167, 267, 279,
417,421,500,608,664,695,696,
700,716,725,727,728,768,827,
832,905,909,986,997, 1023, 1061,
1119,1606,1611,1885-2032,
2049-2052,2061,2063,2080,2129,
2137-2148,2165,2194,2195,2214,
2215,2218,2220,2222,2224,2227,
2228,2233,2251,2255,2273,2274,
2280,2307,2331,2332,2341,2346,
2429,2456,2457,2489,2490,2567,
2598,2718,2552
- bağlayıcı etkisi 1915
- basit yargılama usulünde 2049-2052
- davanın açıldığı an esas alınarak
verilmesi 1061, 1897
- davaya bakması yasak olan hakimin
verdiği 417, 421, 2129, 2222, 2227,
2274
- etkileri 1915-1916, 2019-2027
- etkisiz 1965, 1969-1980, 2080, 2255
- fıkrası727,986, 1908,1913, 1919,
1990, 1991,1995, 1997, 2005, 2143,
2165,2280,2341
- gerekçesi (Bkz. Gerekçe)
- görevsiz mahkeme tarafından verilen
267
- görünüşte 1966-1968
- ihtiyari dava arkadaşlığında 695, 696
- ilamdan farkı 1909
- kesin (Bkz. Kesin hüküm)
- kısmi 1890, 1891, 1892, 1893, 1922
- mecburi dava arkadaşlığında 700
- olumlu bağlayıcı etkisi 1915
- olumsuz bağlayıcı etkisi 1915
- sonucu 1905, 1908, 19ll, 1913, 2050,
682
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtcz/ Atalay/Ôzekes
2137,2139,2140,2335
- şarta bağlı 979, 1894, 1956
- tam 1890, 1891
- tamamlanması 1917-1924
- tashihi (Bkz. Tashih)
- tavzihi (Bkz. Tavzih/hükmün)
- tefhimi (Bkz. Tefhim)
- uyuşmazlığı 279
- verilmeksizin davanın sona ermesi
1925-1962
- yok 827, 1965, 1966, 1967, 1968,
1970, 1979,2080,2255
-1-
Islah 501,503,551,681,799,946,947,
954,969,1160, 1187, 1197-1199,
1204, 1212, 1213, 1374-1408, 1490,
2015,2127,2149,2256,2321
- belirsiz alacak davasında 954, 969
- bir defa başvurulabilmesi 503, 1398
- bozmadan sonra 1393-1397
- cevap dilekçesi verilmemişse 1380,
1381
- etkisi 1402-1408
- faiz 1406
- geçersiz kılınamayacak işlemler 551,
1404,1405
- ikinci tanık listesi verilememesi 1379
- ikrarın geçersiz kılınamaması 1403,
1490
- ilk itirazların ileri sürülememesi 1160
- istinafta 1392, 2127
- kısmen 1383, 1386, 1388, 389, 1402
- kısmi davada 946, 947
- kötüniyetle 1401
- maddi hukuk işlemi yapılamaması
1377, 1405
- tamamen 681, 1383, 1384, 1385,
1386, 1387,1402
- taraf değişikliği
- teminat 1400
- temyizde 2149, 2256
- usuli müktesep hak söz konusu olan
hallerde 1396, 2321
- vekil tarafından 681
- yapılması1198,1374, 1383-1401
- yargılama giderleri 1198, 1400, 1408
- yeni talebin bağlantılı olması 1390
- zamanaşımı def'i 1380, 1382, 1407
- zamanı 1391
Iztırar hali 4
-i-
İade-i muhakeme (Bkz. Yargılamanın
iadesi)
İbra 681, 1111, 1709
İcra edilebilirlik şerhi 2709, 2710, 2711
İcra mahkemesi 145, 165-167, 238,530,
1683,2033,2048,2106,2220,2419,
2604
- görev 165-166, 238, 1683, 2048, 2604
- istinaf süresi 2106
- yargılama usulü 167, 2033, 2048
İcranın durdurulması 2120, 2231
İçtihat birliği 193, 225, 2054, 2082
İçtihatların birleştirilmesi 223, 225, 720,
1044, 1393, 1394, 1406, 1739, 1995,
2082,2136,2185,2191,2222,2311,
2340,2484
- bağlayıcılığı 372, 373
- usuli müktesep hak 2185, 2191, 2311,
2316,2340
İdari yargı 91, 101-103, 279,280,282,344,
347,366, 720,883,2276,2406
İdari yargıda açılması gereken bir davanın
adli yargıda açılması 282, 883,
2276,2406
İddia yükü 1513, 1514, 1515, 1516, 1517,
1547
İddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi
yasağı (Bkz. Davayı genişletme
veya değiştirme yasağı)
İflas 102,127,145,152,158,165,342,
344, 530, 629, 681, 898, 1046, 1079,
1562, 1958,2034,2419
İhtiyari dava arkadaşlığı 657, 686, 688,
689-697, 1434, 1941, 2096, 2164,
2279,2622
- caiz olmadığında davaların ayrılması
690, 1434
- dava şartlarının incelenmesi 692
- davanın kabulü 693, 1941
Kaııraııı Filıristi
683
- fer'i müdahale 693
- hhl.iim 695
- hhl.iimleri 691-697
- ilk itirazların incelenmesi 692
- istinafa başvuru 696, 2096
- mümkün olduğu haller 689,690
- tahkimde 2622
- temyize başvuru 2164, 2279
İhtiyati haciz 11, 42, 158,486, 530, 757,
1046, 1062, 1263, 1562, 1663,2039,
2079,2087,2452,2453,2468,2469,
2534,2539-2544,2546,2547,2627,
2636
İhtiyati tedbir 11, 42, 158, 178, 422, 445,
486,501,530, 757,1062, 1410,
1562, 1663, 1675, 1676, 1678,
1681,2039,2451,2452,2453,
2454,2456-2544,2546,2547,2627,
2635-2639
- adi senetlerdeki sahtelik iddiasından
etkilenmemesi 1663, 1675
- adli tatil 530
- basit yargılama usulü 2039, 2476
- davanın açılmasıyla korunması 1062
- durum ve şartların değişmesi 2520-
2523
- duruşma 1263, 2479
- düzenleme amaçlı 2458, 2461, 2539
- eda amaçlı 2458, 2460, 2539
- esas olan hak 2467-2470
- görevli mahkeme 158, 178, 2475
- haksız 2531-2538
- ihtiyati hacizle karşılaştırılması 2452,
2539-2544
- ispat 1562, 2480-2482
- istinaf 2079, 2087
- itiraz 2087, 2451, 2510-2519
- kanun yolları 2079, 2087
- karar 1678, 1681, 2483-2495
- karara karşı konulması 2451, 2509-
2530
- kararın uygulanması 1062, 2500-2508
- muhalefet 2505, 2507
- sebebi 2471-2473
- şartları2465-2473
- tahkimde 2627, 2635-2639
- talebi 501, 2474-2476
- tamamlayan işlemler 1062, 2496-2499
- tazminat davası 2531-2538
- teminat amaçlı 2458, 2459, 2539,
2540
- teminat karşılığı tedbirin
değiştirilmesi 2524-2530
- yaklaşık ispat 1562, 2480-2482
- yargılaması 2039, 2474-2495
- yetkili mahkeme 2475
- yokluğunda tedbir kararı verilenin
karara itirazı 2510-2519
İkinci cevap dilekçesi 242, 1001, 1105,
1112, 1178,1179, 1180, 1181, 1182,
1202, 1203, 1204, 1207, 1213, 1588,
2042
İkrah 1722, 1728, 1934, 1950
- feragatte 1934
- tanıkla ispat edilebilmesi 1722, 1728
- sulhte 1950
İkrar276,459,494,501,693, 719,729,
1102, 1104,1328,1329, 1330, 1333,
1334, 1335, 1341, 1473-1490, 1527,
1619, 1660, 1670, 1694, 1709, 1721,
1743, 1744,1758, 1874, 1939,2222,
2631
- bağlantılı bileşik 1487-1488
- bağlantısız bileşik 1489
- basit 1480, 1485
- bileşik 1482-1484, 1487-1489
- bölünmesi 1485-1489
- davanın kabulünden farkı 1102, 1473,
1939
- delil sözleşmesinin 1619
- dönme 1490
- geri alınması 494, 1490
- görevsiz mahkemede 276
- hata 494, 1490
- ıslah ile geçersiz kılınamaması 1403
- ihtiyari dava arkadaşlığında 693
- isticvap duruşmasına gelmeme 1335,
1670
- isticvapta 1328, 1329, 1330, 1333,
1334, 1335, 1341
- karmaşık 1482-1484
- kendiliğinden·araştırma ilkesinin
684
Medeni Usıll Hukuku Ders Kitabı Pckcarııtez/ Atalay/Ôzekcs
uygulandığı davalarda 1477
- mahkeme dışı 1478
- mahkemeiçil479,2222
- mürekkep 1482-1484
- sonuçları 1476
- sulh görüşmeleri sırasında 1479
- şekli 501, 1478, 1479
- tutanağa geçirilmesi 459, 1479
- vasıflı 1481, 1485, 1486
- vekilin 1473
- yemin konusu vakıaların 1743, 1744,
1758
İlam niteliğinde belge 1955, 2710
İlamlı icra 921, 925, 932, 1944, 1955
ilamsız icra 2604, 2683
İlk itirazlar 315,320,324, 329, 667, 692,
885,1059,1121,1123,1124,1125-
1136,1159,1160,1177,1220, 1222,
1230,1231, 1232,1233,1239, 1242,
1251,1381,2045,2600,2602
- dava şartlarından farkı 1123
- halleri315,320-324,329, 1125-1129
- ıslah ile ileri sürülememesi 1381
- ileri sürülmesi 320-324, 1123, 1130,
1131, 1132, 1159,1160,1177, 1381,
2600,2602
- incelenmesi 667, 692, 1123, 1124,
1133, 1135, 1220,1222,1230,1231,
1232,1233,1239,1242,1251,2045
- karar 324
- tahkim 1127, 1129, 2600, 2602
- yetki 315, 320-324, 885, 1128
İlk görünüş ispatı 1572, 1575, 1580-1582
İlkeler (Bkz. Medeni usul hukukuna
haklın olan ilkeler)
İmza 310,313,458, 505, 556,561,581,
582,583, 1024-1025,1026,1042,
1166,1167, 1244,1245,1293, 1296,
1298, 1299,1323,1324,1325, 1339,
1478, 1479, 1620,1636,1638,
1640,1641, 1642,1643,1645, 1646,
1647, 1650,1651,1652, 1653,
1656,1657,1658, 1659, 1661, 1662,
1663-1687, 1715, 1722,1747, 1755,
1803,1830,1843, 1844,1905, 1909,
1911, 1916,1922, 1924, 1931, 1933,
1942,1948, 1952, 1954, 1955, 2045,
2108,2110,2139,2168,2169,2273,
2286, 2287, 2384, 2592, 2622, 2644,
2701,2707,2710,2747
- atamayanlar 1323, 1642, 1643, 1652
- cevap dilekçesinde 1166, 1167
- dava dilekçesinde 505, 1024-1025,
1026, 1042
- elektronik (Bkz. Elektronik imza)
- incelemesi 1670-1674
- inkarı 1656, 1657, 1658, 1661, 1663-
1687
- mobil 1293, 1296
İmzaya itiraz 1683
İnkar ve savunma yükü 1515
inkar yemini 1695
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (Bkz.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi)
İnşai dava 716, 17, 925, 933-939, 956,
1023, 1028, 1937
İnşai hak 922, 933, 934, 935, 936, 940,
981, 1937
İnşai hüküm 716, 938, 939, 1889, 2016,
2018,2670
İnşai tesir 939, 2018
İradi taraf değişikliği 613, 641, 648-670,
1379
- dava arkadaşlığı meydana getirilmesi
651,657
- davacı tarafta 654, 656, 662, 663, 664,
665
- davalı tarafta 654, 656, 662, 666, 667,
668
- hakimin izni ile 655, 656
- ıslah ile 1379
- karşı tarafın rızası ile 653, 654
- sonuçları 658-668
- taraf değişimi 657
- taraf katılımı 651, 657
- yaptlması652-657
- yargılama giderleri 669-670
İspat 53, 61, 63, 64, 71, 106, 288, 394,
433,459,484,502,551,595,697,
716,730,790,814,820,838,840,
844,933,986, 1014, 1016, 1027,
1105, 1107, 1112, 1162, 1214, 1253,
Kavram Filıristi
685
1254, 1309, 1327, 1329, 1333, 1420,
1448-1603, 1604-1884, 1895, 1939,
1990,2014,2084,2156,2160,2222,
2277,2370,2409,2415,2417,2426,
2427,2455,2472,2477,2480,2481,
2482,2484,2489,2490,2497,2525,
2531,2539,2546,2558,2563,2592,
2639
- araçları (Bkz. DeW)
- gerekli olmadığı haller 1473, 1511
- hakkı (Bkz. İspat hakkı)
- herkesçe bilinen vakıalar (Bkz.
Vakıalar/herkesçe bilinen)
- hukuki fiillerin 1614, 1727
- hukuki işlemlerin 53, 1606, 1608,
1610, 1614, 1625, 1628, 1636, 1638,
1656, 1707, 1709, 1710, 1713, 1714,
1715, 1716, 1717, 1718, 1719, 1722,
1723, 1728, 1783
- karinelerle (Bkz. Karine)
- kesin deWlerle (Bkz. Kesin deW)
- konusu 1453-1472
- metodu yasağı 1594
- senetle ispat zorunluluğu (Bkz. Senet/
ile ispat zorunluluğu)
- takdiri deWlerle (Bkz. Takdiri deliller)
- ticari defterler ile (Bkz. Ticari defter-
ler)
- türleri (Bkz. İspat türleri)
- yaklaşık (Bkz. Yaklaşık İspat)
. - yükü (Bkz. İspat yükü)
Ispat hakkı 838, 840, 844, 1450, 1596,
1597, 1618, 1622, 1630
İspat ölçüsü 1467, 1550-1562, 2417, 2427,
2472,2480,2482,2525
- tam ispat (Bkz. Tam ispat)
. - yaklaşık ispat (Bkz. Yaklaşık ispat)
Ispat türleri 1563-1582
- aksini ispat (Bkz. Aksini ispat)
- asıl ispat (Bkz. Asıl ispat)
- doğrudan ispat (Bkz. Doğrudan
ispat)
- dolaylı ispat (Bkz. Dolaylı ispat)
- emare ispatı (Bkz. Emare ispatı)
- ilk görünüş ispatı (Bkz. İlk görünüş
ispatı)
- karşı ispat (Bkz. Karşı ispat)
İspat yükü 53, 71, 106, 1452, 1467, 1472,
1473, 1485, 1486, 1496, 1497, 1500,
1501, 1514, 1516, 1519, 1520-1533,
1535, 1536, 1538, 1539, 1540, 1542,
1544, 1547, 1548, 1549, 1555, 1563,
1564, 1565, 1566, 1567, 1578, 1586,
1736, 1739, 1757, 1874, 1990
- delil gösterme yükünden farkı 1535,
1536, 1538, 1539,1540, 1542, 1544
- kuralıl452,1467,1525-1528
- objektif 1523, 1536
- sözleşmesi 1533
- sübjektif 1523, 1536
İsticvap 229,675,680, 814, 860, 875, 1154,
1253, 1286, 1290, 1291, 1328-1341,
1403, 1474, 1605, 1670
- amacı 1328, 1333
- davetiyesi 1154
- duruşmaya gelinmemesi 1329
- e-Duruşma Sistemi yoluyla 229, 1286,
1290, 1291, 1336
- istinabe yoluyla 229, 1286, 1336
- kanuni temsilcinin 675, 1331
- kendiliğinden araştırma ilkesinin
uygulandığı davalarda 1330
- sahtelik iddiasının incelenmesinde
1670
- soruların cevapsız bırakılması 1335
- tarafların dinlenmesinden farkı 814,
1328, 1329
- tebligat 1154
- tutanağıl339,1403
- tutanağının ıslah ile geçersiz
kılınamaması 1403
- usulü 1334-1341
İstinabe 228-234, 565,817, 818, 854, 1336,
1591,1745, 1788, 1870, 1872,2046,
2123,2557
- doğrudanlık ilkesi 232,817,818
- naip tayininden farkı 234
istinaf 61, 72,130,134,136, 157,195,270,
324,325,390,430,446,447,501,
530,544,545,696,706,713,720,
736,767,903,970, 1392, 1424,
1429,1431, 1437, 1443, 1914, 1920,
686
Mcdcııi Usı'il Hukııkıt Ders Kitabı Pek.caıııtez/ Atalay/Ôzekcs
2056,2063,2064,2068,2069-2073,
2074,2077,2079,2084-2148,2149
- başvurabilecek kişiler 696, 706, 713,
767,2096-2101
- başvurulabilecek kararlar 1429, 2087-
2093
- başvurunun sonuçları 2118-2120
- başvurusu 2104-2120
- belirsiz alacak davası 970
- cevap süresi 2105
- çekişmesiz yargıda verilen kararlara
karşı 130
- da.va arkadaşlığında 696, 706
- davanın ihbarı 736
- dilekçesi 530, 2107-2117
- duruşma 2132-2136
- duruşma yapılmasına gerek olmayan
haller 2128-2131
- eski hale getirme 544, 545
- etkisi 2118-2120
- feragat495,499,777,1932,2069-
2073
- fer'i müdahale 713
- hukuki yarar 2098
- ıslah 1392
- icraya etkisi 2120
- incelemesi 2121-2136
- katılma yoluyla 2099
- kötüniyetle 2101
- mahkemesi (Bkz. Bölge adliye
mahkemeleri)
- önemli delillerin toplanmaması 2129
- ön inceleme 2102, 2121-2122, 2125,
2128, 2132
- sebepleri 2094-2095
- sebepleri ile bağlılık 2094
- sınırı 61, 270, 324, 2088
- süresi130,447,518,2104,2106
- verilebilecek kararlar 2137-2148
- yapılamayacak işlemler 2127
- yetki 2102-2103
- zaman bakımından uygulanması 55,
61, 196,2068,2088,2235-2239,2259
İş bölümü 216,217,218,222, 327-330,
1127
İş dağılımı 140, 161,166,222,327,2229
İş mahkemeleri 71, 139, 145, 161-164,
313, 1428,2033,2327,2679,2680
- görev 161-163
- yargılama usulü 164, 2033
- zorunlu ara.buluculuk 163, 906, 2679,
2680,2688
İtirazın iptali davası 155, 163, 2419, 2604,
2680
İtirazın kaldırılması 2048, 2604
İtiraz yolu 130, 453, 2485, 2513, 2520,
2523
İtiraz 639, 1111-1112, 1209
- dava dosyasından anlaşılamayanlar
1112, 1209
- dava dosyasından anlaşılanlar 639,
1112, 1209
- def'iden farkı 1113, 1209
İyiniyet 77, 975, 1055, 1372, 1410, 1415,
1455, 1507, 1538, 1737,2532
İyiniyet karinesi 77, 1507, 1538
İzin belgesi 673, 674
-K-
Kabul 721, 746, 777, 1099, 1100-1103,
1473, 1925, 1935-1945,2631
- ek karar 1945
- hüküm verildikten sonra 1945
- ihtiyari dava arkadaşlığında 1941
- ikrardan farkı 1102, 1473, 1939
- kanun yolu 1943
- kısmen 1941, 1944, 1101
- mecburi dava arkadaşlığında
- tek taraflı bir usul işlemi olması 1938
- yargılama giderleri 1103,1942, 2399
Kadastro 71, 145, 159-160, 471, 2088
Kadastro mahkemeleri 145, 2088
- görev 159, 2088
- yargılama usulü 160
Kademeli dava (Bkz. Terditli dava)
Kamu düzeni 46, 128,268,279,285,416,
450, 453, 502, 503, 504, 778,794,
795,855,936, 1708, 1733, 1762,
1982, 2011, 2072, 2076, 2090, 2094,
2102,2109,2110,2119,2122,212ı
2144, 2161, 2163, 2190, 2194, 2195,
2244, 2247, 2315, 2319, 2320, 2580,
687
Kavram Filıristi
2643,2654,2686
Kamu tüzelkişileri 170,309,31O,311,
312,321,701,2399,2722
Kamulaştırma 102,251,368,2088,2361
Kanun yararına temyiz 2212-2217, 2250-
2253,2326
Kanun yolu 46,52,62,95,98,121,130,
164,196,265,267,269,270,273,
278,280,323,324,326,335,336,
339,393,484,487,495,499,500,
535,615,681,757,777,781,859,
868,900,965,970,1052, 1129,
1259, 1307,1371, 1834, 1886,1893,
1902, 1905,1912, 1914, 1921,1922,
1925, 1929,1934,1943,1945,1946,
1955, 1963,1964, 1965,1968,1981,
1984,1985,1988,2028,2030,
2053-2234,2235-2354,2361,2418,
2424,2428,2484,2485,2505,2510,
2511,2519,2523,2530,2537,2561,
2571,2573,2602,2608,2612,
2653-2662,2712,2717,2719,2729,
2737,2742
- aktarıcı etki 2060,2062
- dar anlamda 2060
- erteleyici etki 2060,2061
- feragat(Bkz. Kanun yolundan fera-
gat)
- istinaf(Bkz.İstinaf)
- olağan 5,1985,1988,2061,2063,
2068,2069,2218,2234,2241,2242,
2256,2712
- olağanüstü 267,500,615,1963,1985,
2028,2030,2218,2219,2224,2243,
2662,2712
- temyiz(Bkz.Temyiz)
- yargılamanın iadesi(Bkz.
Yargılamanın iadesi)
Kanun yolundan feragat 495,499,720,
777,1932,2069-2073,2241-2245
Kanuni delil sistemi 1606,1608,1616
Kanuni haklın güvencesi 69,93,835
Kanuni tarafdeğişikliği 641,643-647
Kanuni temsilci 504,539,561,567,621,
622,672-677,872,889,1010,1024,
1026,1157,1166,1167,1331,1731,
1820, 1903,2003,2107,2139,2168,
2222,2286,2407,2701
- adliyardım talebinde bulunma 2407
- doğruyu söyleme ödevi 872
- eski hale getirme sebebine dayanması
539
- hükmün etkisi 2003
- isticvap 675,1331
- yemin 675
Karar270,324,394,506,513,514,515,
544,910, 1129,1345, 1349, 1353,
1371, 1437,1741,1824,1835, 1836,
1885-2032,2058,2061,2078,2079,
2087,2088,2093,2151,2182,2213,
2250,2254,2258,2282,2400,2489,
2499,2646
- arakararı(Bkz. Arakararı)
- bildirilmesi 1910-1914
- çeşitleri 1885-1894
- ek(Bkz. Ekkarar)
- gerekçesi(Bkz.Gerekçe)
- hüküm(Bkz.Hüküm)
- içeriği 1898-1909
- kısa(Bkz. Kısakarar)
- nihaikararlar(Bkz.Nihaikararlar)
Karar düzeltme 61,2068,2237,2238,
2239,2246,2248,2258,2307,2316,
2325,2329,2330,2331,2332,
2336-2354
- başvuru usulü 2342-2348
- başvurulabilecekkararlar 2330,2332,
2339-2340
- incelemesi 2349-2354
- sebepleri 2341
-sınırı61,2339
Karar veilam harcı 1148,1912,1933,
1942,1952,2113,2360-2363,2366,
2399
Karine 1496-1511,1514,1531,1532, 1567,
1568,1572,1575, 1580
- fiili 1498,1499-1500,1508,1531,
1572,1575,1580
- hak1506
- kanuni 1498,1501-1507,1514,1532,
1567,1572
- kesin kanuni 1503,1504,1572
Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pekcamtcz/ Atalay/Ôzekcs
688
- kesin olmayan kanuni 1503, 1505
- olay 1506
- sözde 1507
- varsayımlardan farkı 1508-1511, 1572
Karşı dava 250, 530, 721, 1120, 1221,
1132, 1137-1150, 1159, 1165, 1383,
1387, 1927, 1992,2010,2127,2129,
2299,2339,2376,2431,2624
- açma süresi 1146-1147
- bölge adliye mahkemesinde
açılamaması 2127
- görevli mahkeme 250, 1140, 1144
- hukuki yarar 1142
- incelenmesi 1148-1150
- şartları 1139-1145
Karşı delil 1467, 1539, 2563
Karşı delil ikame yükü 1467
Karşı ispat 1542, 1563, 1564, 1565, 1566,
1567,1568
Kayyım 414,644, 2407
Kendiliğinden araştırma ilkesi 107, 126,
265,321,789,794,795,1185, 1203,
1253, 1330, 1472,1477,1520,1523,
1612, 1670, 1733, 1896,2076,2244,
2247,2348,2425,2618
Kesin delil 53, 708, 1609, 1610, 1631,
1647, 1656,1660,1661, 1725,2014,
2023,2222,2709
- kesin hüküm (Bkz. Kesin hüküm)
- senet (Bkz. Senet)
- yemin (Bkz. Yemin)
Kesin hüküm 26, 46, 87, 128, 167, 267,
500,608,664,716,725,727,728,
768,832,905,909,997, 1023, 1119,
1606, 1611,1893,1925,1934,1943,
1950, 1963, 1968, 1979, 1981-2032,
2061, 2063, 2194,2195, 2214, 2215,
2218,2220,2222,2224,2228,2233,
2251,2273,2307,2331,2332,2346,
2429,2456,2457,2489,2490,2567,
2598,2718,2552
- maddi anlamda (Bkz. Maddi anlamda
kesin hüküm)
- şekli anlamda (Bkz. Şekli anlamda
kesin hüküm)
Keşif 228,229,232,234,276,355,458,
506,530,697,816,895, 1189, 1205,
1216, 1221, 1228, 1237, 1271, 1273,
1327, 1403, 1565, 1605, 1613,
1865-1878, 1931, 1948,2123,2367,
2552,2557,2563,2626,2630,2632,
2650,2749
- giderleri 895, 1877, 2367, 2650
- istinabe ile 228, 229, 232, 1872, 2123
- katlanma zorunluluğu 1873-1876
- konusu 1271, 1865, 1869
- mahkemece icra edilmesi 1870
- naip hakim tarafından 234
- re'sen karar verilmesi 1867, 1878
- tanık dinlenmesi 816, 1868
- tutanağı 458, 1327, 1403, 1871, 1948
- yapılması 1273, 1870-1872,2552
Kısa duruşma 2667
Kısa karar 1908, 1913, 1914, 2050, 2215,
2251
Kısmi dava 248,270, 324, 941-947, 950,
953,954, 1049, 1192, 1378, 1406,
1407,2007,2008,2089,2090,2261
- belirsiz alacak davasından farkı 946,
953,954
- hukuki yarar 944
- ile birlikte tespit davası açılması 950
- kesin hüküm 2007, 2008
- kesinlik sınırı 270, 324, 2089, 2090,
2261
- şartları 943, 944
- zamanaşımı946, 1049
Kira sözleşmesine dayanan davalar 257-
260, 628, 2339
Konkordato 127, 158, 530, 681, 898, 1079,
2039
Kooptasyon 363
Koşul vakıalar 790, 1002, 1019, 1448,
1451, 1455, 1460, 1461, 1463, 1464,
1496, 1501, 1513, 1520, 1532, 1540,
1541, 1545, 1552, 1564, 1571, 1582,
1895
Kümülatif dava yığılması (Bkz. Objektif
dava birleşmesi)
-L-
Lafzi yorum 77
689
Kaıımm Filıristi
Le., c.ıusae 52
Lex fori 52
Locus regit actum kuralı 53
-M-
Maddi anlamda kesin hüküm 128,
167
,
608,664,716,725,727,728,768,
905,909,997, 1023, 1119, 1606,
1611, 1893, 1925, 1934, 1943, 1950,
1963, 1968, 1979, 1988-2032,2194,
2195,2214,2215,2218,2220,2222,
2224,2228,2273,2233,2251,2319,
2320,2489,2490,2567,2598
- ceza mahkemesi kararlarının hukuk
mahkemesinde 2020, 2023-2027
- etkileri 716, 1023,2019-2027
- hukuk mahkemesi kararlarının ceza
mahkemesinde 2020, 2021, 2022
- inşai etkiden farkı 2018
- itirazı 1991, 1995, 1996, 2011, 2013,
2016,2017,2218
- kesin delil teşkil etmesi 1606
- kısmi davada 2007, 2008
- sona ermesi 2028-2032
- teşkil etmeyen kararlar 128, 167, 2220
- unsurları 768,997, 1997-2008
- usuli müktesep hakkın istisnası 2194,
2195,2319,2320
- zaman itibariyle etkisi 2015
Maddi hata 494,642, 1007, 1376, 1490,
1916,2193,2318,2647
Maddi hukuk 7, 22, 24, 36, 52, 53, 83,
286,306,312,489,490,494,499,
500,504,534,540,602,604,625,
631,643,659,667,668,687,688,
698,700,702,704,706,721,750,
751,787, 790,934,937,949,1045,
1048-1056, 1107, 1108, 1109-1120,
1159, 1160, 1225, 1226, 1227, 1228,
1372, 1377, 1405, 1469, 1520, 1521,
1533, 1540, 1610, 1618, 1888,1927,
1938, 1963, 1983, 1988-2157,
2158,2220,2265,2266,2267-2270,
2272,2449,2568,2571
- davanın açılmasının sonuçları 659,
667,668, 1045, 1048-1056, 1372
- ilişkin savunma sebepleri 1107, 1108,
1109-1120, 1159, 1160
- ilişkin süreler 534, 540, 1225, 1226,
1227, 1228
- ilişkin temyiz sebepleri 2158, 2265,
2267-2270,2272
- işlemlerinin ıslahtan etkilenmemesi
1377, 1405
Mahkeme 131-340
- çalışan kişiler (Bkz. Adliye
memurları)
- genel (Bkz. Asliye hukuk mahkemesi)
- özel (Bkz. Özel mahkemeler)
Mahkemelerde kullanılan dil 771, 861-
863, 1634, 1801
Makul süre içinde yargılanma 800, 829-
833, 849, 1762,2736,2752
Manevi imkansızlık 1713, 1722
Manevi tazminat 163, 1054,2088,2210,
2334,2361
Mazeret dilekçesi 1361
Mecburi dava arkadaşlığı 657,686, 688,
698-707, 737,762,767, 1658,2096,
2164,2279,2283,2342,2622
- asli müdahalede 762, 767
- hükümleri 698, 701, 702, 703-707
- istinafa başvuru 707, 2096
- karar düzeltmeye başvuru 2342
- maddi hukuk sebebiyle 701, 702, 706
- sahtelik davasında 1658
- tahkimde 2622
- temyiz süresinin hesaplanması 2283
- temyize başvuru 706, 707, 2164, 2279
- usuli bakımdan 701, 707, 767
Mecburi tahkim (Bkz. Tahkim/zorunlu)
Medeni haklardan yararlanma ehliyeti
(Bkz. Hak ehliyeti)
Medeni hakları kullanma ehliyeti (Bkz.
Fiil ehliyeti)
Medeni usul hukukuna haklın olan ilkeler
77,84,769-875
Medeniyargıl5,92,95, 102,103,104,
105,106,108,110, 145,236,�37
Menfi tespit davası 602, 929, 1046, 1049,
1468, 1669, 1676, 1678, 1679, 1683,
1684,2419,2462
Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtcz/ Atalay/Ôzekes
690
Menfi vakıa 1462, 1464, 1465, 1466, 1467,
1468, 1506, 1567
MERNİS (Bkz. Adres kayıt sistemi)
Mirasçılık belgesi 300, 2339
Munzam süre 274, 1052
Murafaa 2347
Mutad mesken 291,898, 1072, 1073, 1074,
1075, 1076, 1077, 1079,1083
Muvazaa 471, 1722, 1726, 2222
- hükmün iptali 2222
- ispatı 1722, 1726
Mübaşir462
Mücbir sebep 1722, 2127, 2221, 2222
Müddeabih (Bkz. Dava konusu)
Münasebetsiz evrak 807
Mütelahik davalar 495, 989-990, 1892
-N-
Nafaka davaları 186,530,622, 1054, 1492,
1996,2032,2039,2120,2263
Naip tayini 158,234, 1443, 2123
Netice- i talep (Bkz. Talep sonucu)
Nihai kararlar 270, 324, 394, 513, 515,
544,910,1129, 1371, 1437, 1885,
1886, 1887, 1888, 1981,2058,2061,
2078,2079,2087,2088,2093,2151,
2213,2250,2254,2258,2282,2400,
2489,2499,2646
- esasa ilişkin nihai kararlar 515, 1887,
2078,2093,2254,2400
- usule ilişkin nihai kararlar 515, 1371,
1887, 1888,2079,2093,2254,2400
Nizalı kaza (Bkz. Çekişmeli yargı)
Nizasız kaza (Bkz. Çekişmesiz yargı)
Noter 12, 71, 395, 474-483, 558, 740,
1089, 1478, 1634,1642,1643, 1644,
1649, 1650-1653, 1654,1656,1657,
1658, 1662,1722, 1779,2553,2707,
2709
- delil tespiti 2553
- senetleri 482, 1650-1653, 1656, 1657,
2709
- tanıklıktan çekinme 1779
-0-
Objektif dava birleşmesi 983-988, 989,
1385, 1891,2091,2154
- istinaf sınırı 2091
- koşulları 985
- temyiz sınırı 2154
Onama kararı 2144, 2178, 2206-2207,
2209,2330-2332,2333
Ortaklığın giderilmesi davası (Bkz.
Paylaştırma ve ortaklığın gider-
ilmesi)
Oturum 425, 806,853,859, 1215, 1221,
1235, 1241, 1245, 1256, 1261, 1320,
1960,2363,2365,2399,2694
-Ö-
Ödeme emri 547
Ödemezlik def'i 1113, 1894
Ölmüş kişiye karşı dava açılması 613
Ön büro 1034, 1040
Ön inceleme 222, 229, 269, 350, 459, 894,
895,908,911, 1001, 1027, 1060,
1105, 1124, 1133, 1182, 1188, 1190,
1213, 1214-1251, 1252, 1254, 1255,
1256, 1257, 1259, 1263, 126� 132�
1445, 1533, 1587, 1588, 1933, 1942,
1952,2044,2045,2046,2048,2102,
2125,2128,2132,2174,2178,2232,
2298,2304,2384,2392,2746
- arabuluculuğa teşvik 1220, 1221,
1222, 1235, 1243
- bağlantılı işlemler 1225-1228
- basit yargılama usulünde 2044, 2045,
2046
- doğrudan yapılacak işlemler 269, 908,
911, 1060, 1124, 1133, 1220-1224
- duruşması 269, 1233-1250, 1254,
1263, 1264, 1588
- duruşmasız 1230-1232
- istinafta 2102, 2121-2122, 2125, 2128,
2132
- kontrol formu 1251
- sulh 1220, 1221, 1222, 1233, 1235,
1243, 1244, 1245, 1251
- temyizde 222, 2174, 2178, 2298, 2304
Ka,ınıııı Fılıristi
691
- tut..ın.ığl 1 0, 122_, 1226, 1227, 1236,
l�� 1--H, 1245, 1246, 1247, 1250,
1251. 1_52 126-l, 1327, 1533, 1933,
l 4 1952,20-15,2384
Ön run 103, 109, 22-1, 371, 5-18, 717,
13-12-1345, 1346,1658, 1666, 1683
rfYe adet 64,865, 1454, 1469, 1470,
1642, 1752,2268
Özel mahkeme 135, 137, 138, 139, 140,
1-1-4, 145-189,237,238,327, 1144,
1902
-P-
Para alacağı 1406, 2452, 2468, 2469, 2534,
2539,2540,2541
Patent hakkı 183, 1958
Paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi 261,
262,2051, 1930,2399,2683
-R-
Reformatio in peius (Bkz. Aleyhe bozma
yasağı)
Replik dilekçesi (Bkz. Cevaba cevap
dilekçesi)
Re'sen araştırma ilkesi (Bkz.
Kendiliğinden araştırma ilkesi)
Resmi çalışma gün ve saatleri 576, 1273,
1727
Resmi senet 482, 1567, 1649-1658, 1671,
1672, 1725
- ispat gücü 1656, 1725
- noterlerce düzenlenen 482, 1650-
1653, 1656, 1657,2709
- sahteliği 1657-1658, 1671, 1672, 1727
-S-
Sahtelik 109, 922, 1342, 1656, 1657-
1658,1659, 1671, 1672, 1727,1732,
2022,2026,2222,2227,2341,2706
- adi senetlerde 1660, 1663-1687
- davası 922, 1657-1658, 1676, 1678,
1679, 1685, 1687
- icra takibine etkisi 1677-1687
- iddiası 109, 1342, 1663-1687
- incelenmesi 1342, 1670-1674
- resmi senetler hakkında 1657-1658,
1671, 1672, 1727
Satış sözleşmesi 975, 983, l 618, 1636,
1709, 1719, 1721,2005,2583
Sava 12, 27, 71, 93, 96, 140, 141, 143, 147,
156,161,166,182,184,191,192,
193,194,195,198,201,202,203,
204,207,208,210,211,220,225,
337,342,347,348,349,351,353,
355,359,365,366,367,372,384,
387,388,401,405,406,407,450-
454,466,468,510,637,683, 778,
895, 1272, 1275, 1278, 1279, 1308,
1686, 1687, 1802,2065,2066,2067,
2072,2136,2216,2244,2507
Savcı yardımcılığı 347, 349
Savunma hakkı 803,836, 1094, 1095,
1096, 1404, 1907
Savunmayı genişletme veya değiştirme
yasağı 844, 1160, 1202-1212, 1213,
1375,2042
- basit yargılama usulünde 2042
- başlangıcı 1202, 1213
- istisnaları 1211-1212, 1375
- tabi olan durumlar 1207-1210
Seçimlik dava 247, 980-982
Senet53,61,63,64, 71,109,482,751,
1315, 1478, 1505, 1567, 1605, 1606,
1607, 1611, 1612, 1614, 1616, 1620,
1621,1625,1628, 1629, 1631-1687,
703, 1706, 1707-1729, 1732,2022,
2222,2227,2339,2341
- adi (Bkz. Adi senet)
- çıkıntı ve silinti 1640
- ibrazı zorunluluğu 1688-1701
- ile ispat zorunluluğu 53, 1614, 1616,
1620,1621, 1625, 1628, 1629, 1706,
1707-1722
- ile ispat zorunluluğunun istisnaları
1614,1712-1722
- ispat sınırı 61, 63, 1707, 1709, 2339
- karşı senetle ispat zorunluluğu 1723-
1729
- resmi (Bkz. Resmi senet)
- sahteliği 109, 1657-1658, 1663-1687,
1732,2022,2026,2222,2227,2341
- unsurları 1638-1647
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôzekes
692
Ses ve görüntü nakli 1282, 1283,1286,
1287,1301,1336,1745,1788
Silahların eşitliği ilkesi 600,835,840,1095
Somut vakıalar 1002,1019, 1240,1460,
1461,1516,1520,1532, 1541,1564,
1571, 1895
Somutlaştırma yükü 1014, 1016,1019,
1027,1162,1164,1467,1517,1518,
1519,1547, 1549
Soyut vakıalar (Bkz. Koşul vakıalar)
Sözlülük-yazılılık ilkesi 771,858-860,
1262,2620
Sulh 2,31,276,459,494,499,681,705,
721,773,777,782,1220,1221,
1222,1233, 1235,1243,1244,1245,
1251,1298, 1324,1360,1362,1479,
1855,1925,1926,1932,1946 -1952,
1954,1956, 1975,2045,2220,2363,
2384,2402,2581,2643,2651,2663,
2678,2684,2685,2686,2693,2711
- açık yetki gerektirmesi 681,1948
- Avukatlık Kanunu gereğince 1954,
1956
- ek karar 1946
- fer'i müdahil tarafından 721
- görevsiz mahkemede 276
- görüşmeleri sırasında ikrar 1479
- hüküm verildikten sonra 1946
- iptali 494,1950
- mahkeme dışı 1948
- şarta bağlı yapılabilmesi 1932,1949
- tek taraflı dönülememesi 1950
- teklifi 1932
- teşvik edilmesi 1220,1221,1222,
1243,2663,2678,2684,2693
- tutanağa geçirilmesi 459,1298,1324,
2045
- yargılama giderleri 1952,2651
Sulh hukuk mahkemesi 127,145,146-
150,238,249,253,254,255-264,
268,283,330,432,464,465,622,
1428,2033,2034,2039,2051,2152,
2272,2281,2285,2339,2557,2710
- görev 127,146,149,238,249,253,
254,255-264,268,283,330,622,2557
- yargılama usulü 150,2033,2034,
2039,2051
Sübjektif dava birleşmesi 686
Sübjektif hakkın yokluğu kıstası 122-123,
2425
Süreler 15,36,48,58,130,428,447,516-
535,694,537-541,542,543,544,
546,607,674,683,894,899,912 ,
965,968, 1012,1018, 1024,1026,
1027,1033,1037, 1060, 1086, 1123,
1131,1146,1173-1176, 1177,1180,
1213,1248, 1251, 1378, 1381,1588,
1763,1765,1766, 1877,2041,2105,
2117,2133,2134,2167,2175,2389 ,
2704
- adli tatilde sona ermesi 533,534,535
- başlaması 525
- cevaba cevap süresi 1180
- cevap süresi (Bkz. Cevap süresi)
- hakimin belirlediği 522-524,540,546
- hesaplanması 525-528
- istinaf başvurusuna cevap süresi 2105
- istinafa başvuru süresi 130,447,518,
2104,2106
- kaçırılması 36,535,537-541,542,
543,544,546
- kanunun belirlediği 518-521
- kesin 524,536,540,546,607,674,
683,894,899,912,965,968, 1012,
1018,1024,1026, 1027, 1033,1037,
1060,1086,1167,1233,1248,1251,
1378,1588,1763,1765, 1766,1877,
2117,2133,2134,2175,2389,2704
- kesin olmayan 523
- munzam (Bkz. Munzam süre)
- resmi tatil günleri 526
- tahkim 2609,2628 2640,2644,2654,
2661
- temyize başvuru 55,222,518,520,
541,545,546,2166,2281-2284
- temyize cevap süresi 2167,2291
- uzatılması 521,1146,1174-1176,
1180,2041
Sürpriz karar yasağı 841,847
Kavram Filıristi
693
-Ş-
Şahıs varlığına ilişkin davalar 146, 240,
241,252-254,255,300,622,2386
Şahit(Bkz. Tanık)
Şahsi dava 915, 2024
Şahsi hak 302
Şekli anlamda kesin hüküm 832, 1981,
1983, 1984-1987,2061,2063,2222,
2307,2331,2332,2346,2429,2489
Şekli hukuk 36, 937
Şikayet 165, 166,403,404,453,2048,
2504,2505,2506,2507
- disiplin soruşturması 403,404
- icra hukukunda 165, 166, 2048
- ihtiyati tedbire muhalefet halinde
2504,2505,2506,2507
Şube 295, 300
Şüyuun giderilmesi(Bkz. Paylaştırma ve
ortaklığın giderilmesi)
-T-
Tahkikat158,269,459,544,697, 713,736,
814,818,859,895,952,965,968,
970,987,988,996, 1001, 1105,
1136, 1148, 1188, 1190,1197, 1213,
1214, 1215, 1216, 1217,1220,1221,
1223, 1224, 1226, 1227,1228, 1236,
1237, 1238, 1239, 1244, 1245, 1258,
1250,1251, 1252-1447, 1607, 1879,
1892,2044,2045,2046,2049,2125,
2126,2132,2133,2134,2135,2141,
2149,2183,2184,2256,2309,2310,
2392,2563
- basit yargılama usulünde 2044,2045,
2046
- bölge adliye mahkemesinde 2125,
2126,2132,2133,2134,2135
- duruşmalar(Bkz. Duruşma)
- sona ermesi 1440-1447
- tutanak 459, 1264, 1268, 1269, 1279,
1294, 1298, 1299, 1301, 1307,1308,
1309, 1317, 1319-1327,1339,1399,
1403, 1445
- yapılması gereken haller 1257-1260
- yapılması gerekmeyen haller 1255-
1256
- yazılı yargılama usulünde 1252-1447
Tahkim 14, 31,71, 131,158,498,499, 530,
681, 1127, 1129, 1134, 1135, 1136,
1890,2039,2242,2339,2564-2662,
2664,2666,2667,2668,2670,2675
- elverişlilik 14, 2577, 2578, 2579, 2580,
2581
- geçerli usul ilkeleri 2613-2625
- geçici hukuki koruma 2635-2639
- görevli mahkeme 158, 2657
- hukuki niteliği 2571
- ihtiyati tedbir 2626, 2639
- ilk itirazı 1127, 1129, 2600, 2602
- iptal davası 2653-2656
- iptal sebepleri 2654
- karar 2642-2649
- kararlara karşı kanun yolları 2653-
2662
- kararların icrası 2599
- kısmi karar 1890
- konusu 2577-2583
- mahkemelerin yardımı 2633, 2634
- milletlerarası2569,2570,2659
- olumlu yönleri 2572-2576
- sona ermesi 2640-2641
- sözleşmesi (Bkz. Tahkim sözleşmesi)
- süresi 2609, 2628 2640, 2644, 2654,
2661
- şartı 2592, 2629
- şartının asıl sözleşmeden bağımsızlığı
2603
- tebligat 2616, 2625, 2650
- yargılama giderleri 2650-2652, 2675
- yargılama usulü 2039, 2605-2639
- yetkili mahkeme 2657
- zorunlu 2583
Tahkim sözleşmesi 498,499,681, 1129,
1135,2565,2571,2578,2579,2582,
2584,2585,2587,2591-2604,2609,
2612,2622,2623,2624,2629,2637,
2654,2655
- açık yetki gerektirmesi 681
- etkisi 2598-2604
- hakem sözleşmesinden farkı 2584,
2585,2587
Medeni UsiH Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôzekes
694
- hukuki niteliği 498, 499, 2571
- şekli 2592
Takas 489, 1115-1120, 1137, 1141, 1142,
1484, 1991,1992,2165,2280,2385
Takdiri deliller 820,821, 1333, 1478, 1579,
1604, 1613-1615, 1625, 1710, 1714,
1717, 1854, 1866,2563,2589
- bilirkişi (Bk.z. Bilirkişi)
- keşif (Bk.z. Keşif)
- tanık (Bkz. Tanık)
Taksim ve şüyuun giderilmesi (Bkz.
Paylaştırma ve ortaklığın gider-
ilmesi)
Talep sonucu 249,625,626,663, 721,
779,787,789,792,811,903,904,
916,940-990, 1014, 1020-1023,
1026, 1027, 1101, 1165, 1183, 1184,
1190-1194, 1200, 1201, 1203, 1210,
1377, 1384, 1386, 1390,1890,
1891,1927, 1935, 1937, 1939, 1941,
1997,2004,2005,2090,2107,2109,
2110,2165,2280
- bir kısmı hakkında karar verilmesi
1890, 1891
- cevap dilekçesinde 1165
- dava dilekçesinde gösterilmesi 779,
1020-1023, 1026, 1027
- dava dilekçesinde gösterilmemesinin
yaptırımı 1026, 1027
- davanın genişletilmesi ve
değiştirilmesi yasağına dahil olması
903, 1183, 1184,1190-1194,1201
- geçici 961-966
- göre dava çeşitleri 916, 940-990
- hakimin aydınlatması 811
- savunmanın genişletilmesi ve
değiştirilmesi yasağına dahil olması
1203,1210
Taleple bağhlık 779,780,781
Tam ispat 551, 1552, 1553, 1554, 1555,
1556, 1558-1559,1561,1562,2427,
2480,2481,2539,2558
Tanık 53, 228, 232, 394, 422, 425, 459,
501,503,511,555,608,675,693,
804,816,821,851,863,895,1017,
1221, 1228, 1237,1259, 1262,1268,
1271, 1272, 1280, 1284, 1291, 1292,
1294, 1296, 1324, 1340, 1379, 1403,
1443, 1495, 1524, 1565, 1569, 1590,
1605, 1607, 1616, 1620, 1621, 1625,
1628, 1629, 1644, 1675, 1699, 1700,
1701, 1708, 1710, 1713, 1714, 1715,
1717, 1718, 1719, 1721, 1722, 1723,
1727, 1728, 1759-1808, 1812, 1826,
1828, 1831, 1868, 1871, 1875, 1876,
2123,2222,2227,2277,2367,2368,
2552,2555,2557,2650,2749
- bölge adliye mahkemesinde 2123
- çekinme 608, 1340, 1700, 1701, 1776-
1785, 1828, 1875, 1876
- çekinme hakkının istisnaları 1782-
1785
- dava arkadaşının davasında 693
- delil başlangıcının bulunduğu
hallerde 1713, 1714, 1715, 1717, 1718,
1719, 1721
- dinlenmesi 228, 232, 422, 425, 459,
816,863, 1221, 1228, 1237, 1268,
1271, 1284, 1291, 1292, 1294, 1296,
1443, 1524, 1590, 1620, 1621, 1675,
1708, 1786-1804, 1868, 1871,2277,27
49
- disiplin hapsi 511, 1785
- doğrudan soru yöneltilmesi 1280
- gösterilmesi 1017, 1524, 1565, 1762-
1769
- ifadesinin değerlendirilmesi 1805-
1808
- ifadesinin ıslahla geçersiz
kılınamaması 1403
- ikinci tanık listesi yasağı 503, 1379
- istinabe ile dinlenmesi 228, 232, 1788,
2123
- karşı tarafın muvafakat etmesiyle
1616, 1620,1621, 1708
- listesi verilmesi 501,503, 1017
- maddi imkansızlık hallerinde 1713,
1722,1728
- manevi imkansızlık hallerinde 1713,
1722
- ön incelemede 1221, 1228, 1237
- soru kağıdı gönderilmesi 1771
Kavram Filırist1
695
- takdiri delil 1613
- tutanak 459, 1324, 1803
- Thrkçe bilmemesi 863, 1801
- ücreti 895, 2367, 2368, 2650
- yalan 1610, 1802, 2222, 2227
- yemin 1262, 1730, 1793, 1794
Tanıklık yapma mecburiyeti 1770-1775
Tanıma 158, 186
Taraf 41, 119, 121, 598-707, 708,878,
1998
- fonksiyonel 602
- maddi 121, 602
- şekli 121,602,603,631,636
Taraf değişikliği 613, 640-670, 810, 1007,
1379
- iradi (Bkz. İradi taraf değişikliği)
- kamıni (Bkz. Kamıni taraf değişikliği)
Taraf ehliyeti 295, 609-615, 692, 877
Taraf sıfatı 631, 635-639
- aktif 635
- dava takip yetkisinden farkı 631,639
- pasif 635
Tarafın dinlenmesi 814, 875, 1095, 1240,
1249, 1257, 1329, 1330, 1916,2046,
2302,2478,2479,2485,2510,2511,
2523,2531
Taraflarca getirilme ilkesi 771, 784-795,
801,864,875, 1027, 1330, 1512,
1733,2244,2618
Tarafların yükümlülükleri 497, 864-875
Tarafta iradi değişiklik (Bkz. İradi taraf
değişikliği)
Tasarruf ilkesi 25, 771, 773-783, 801,
998, 1027, 1515, 1925, 1928, 1930,
1939,2069, 2074, 2076, 2241, 2246,
2617
Tasarrufun iptali davası 1511
Tashih 1916, 1922, 1924
Tavzih 1917-1924, 1973, 2339, 2641, 2647,
2649,2656
- hakem kararının 2641, 2647, 2649,
2656
- hükmün 1917-1924, 1973, 2339
Tebligat71,290,455,462,512,526,528,
530,538,543,553-597,614,644,
683,754,804,839,893,895,896,
1033, 1154, 1167, 1176, 1250, 1310,
1399,2113,2175,2222,2283,2301,
2307,2390,2391,2560,2616,2625,
2650
- adli tatilde 530
- belgelendirme işlemi 554, 581
- çıkartacak merciler 558-559
- dava açıldıktan sonra yerleşim yeri-
nin değiştirilmesi 290, 573
- davetiyeden farkı 553-555
- elektronik (Bkz. Elektronik tebligat)
- giderleri 577-578, 893, 895, 896, 1033,
2113,2175,2301,2390,2391,2650
- hilesi 2222
- ihbarname 582, 583
- ilanen 575, 590-593
- mazbata 581
- muhatabın adreste bulunmaması 582,
584
- muhatabın tebellüğden imtina etmesi
582,584
- muhatap 566-568
- suçları 597
- usulsüz (Bkz. Usulsüz tebligat)
- vekile 567
- yapacak merciler 560-565
- yaptlabileceğiyer290,571,572,573,
574,579
- yapılabileceği zaman 526, 576, 579
- yaptlabilecek kişiler 566-568
- yaş ve ehliyet şartı 568
- yurt dışına 562-565
Tedbir nafakası 2460, 2468
Tefhim 447,459, 526, 527, 584, 1262,
1264,1344, 1441, 1443, 1444, 1899,
1900, 1910, 1911, 1912, 1913, 1915,
1967,2049,2050,2106,2137,2244,
2302,2343,2500,2506
Teksif ilkesi 771, 796-799, 1183, 1450
Temerrüt663,667,946,972, 1056, 1405,
1407
Teminat 549, 741, 898-899, 906, 1070-
1093, l127, 1198, 1400,2230,2231,
2433,2451,2479,2487,2488,2514,
2515,2524,2525,2527,2528,2529,
2530,2531,2534,2535,2538,2539,
Pekcaıııtez/ Atalay/ Ôzekcs Medeni Usal Hukuku Ders Kitabı
696
2543,2599,2636,2656
- adli yardım (Bkz. Adli yardım/
teminatı kapsaması)
- mahkemenin incelemesi 1083-1086
- göstermekle yükümlü olanlar 898,
1070-1082
- kapsamı 898, 1087-1093
Teminat amaçlı tedbir 2458, 2459, 2539,
2540
Temsil belgesi 673
Temyiz 55, 61, 135, 136, 190, 216, 222,
223,270,324,340,395,398,421,
430,501,518,520,530,541,545,
546,548,706,713,720,736,767,
970, 1429, 1431, 1437, 1929, 1932,
1945, 1946,2056,2063,2064,2068,
2071,2074,2079,2083,2086,2088,
2119,2129,2142,2143,2144,
2149-2211,2212-2217,2237,2238,
2239,2246,2248,2249,2250-2253,
2256-2335,2336,2337,2338,2339,
2340,2341,2342,2343,2344,2349,
2350,2352,2353,2354,2452,2484,
2599,2657,2658,2659,2660,2661,
2716, 2729
- aleyhe bozma yasağı (Bkz. Aleyhe
bozma yasağı)
- aleyhe hüküm verme yasağı (Bkz.
Aleyhe karar (hüküm) verme yasağı)
- başvurabilecek kişiler 398, 706, 720,
767,2164-2165,2279-2280
- bozma kararı (Bkz. Bozma kararı)
- bozma sebepleri (Bkz. Bozma sebe-
pleri)
- cevap süresi 2167, 2291
- dilekçesi530,541,2168-2172,2285-
2296
- doğrudan temyiz yoluna
başvurulması 2151, 2658
- duruşma 2168, 2175, 2181, 2343
- edilebilen kararlar 61, 1429, 2088,
2151-2155,2258-2264
- edilemeyen kararlar 61, 270, 324,
2142,2152,2484,2258,2262
- feragat (Bkz. Kanun yolundan fera-
gat)
- incelemesi 2119, 2144, 2149, 2173-
2177, 2297-2303
- kanun yararına (Bkz. Kanun yararına
temyiz)
- katılına yoluyla 2099, 21672292
- kötü niyetle 2208, 2330
- ön inceleme 2174, 2178, 2298
- parasal sınır 61, 2152, 2263, 2264
- sebepleri 458, 1431, 1437, 1739, 1823,
2074,2156-2163,2186,2215,2246,
2251,2265-2278,2312
- sonunda verilen kararlar 2143, 2178-
2211, 2304-2335
- süresi 55, 222, 518, 520, 541, 545, 546,
2166, 2281-2284
- usuli müktesep hak (Bkz. Usüli mülc-
tesep hak)
- zaman bakımından uygulanması 55,
61, 196,2068,2088,2235-2239,2259
Tenfiz 158, 186
Tensip tutanağı 355, 1246
Terditli dava 495, 973-979, 983, 1049,
1385
Tespit davası 66, 260, 602, 811, 917, 922-
932, 933,935,937, 1049, 1468,
1669, 1676, 1678, 1679, 1683, 1684,
1937,2010,2339,2419,2462,2548
- delil tespitinden farkı 924, 927, 2548
- eda davasına dönüşmesi 931
- hukuki yarar 925, 933
- kısmi dava ile birlikte 950
- kira ilişkisinden doğan 66, 260, 2339
- konusu 922, 924,927,930
- menfi (Menfi tespit davası)
- müspet 929, 1049
- şartları 925, 926
- zamanaşımı 1049
Tespit hükmü 920, 925, 932, 938, 939,
2016
- eda davasının reddi 920
- ilamlı icra yoluyla takibe konu edile-
memesi 925, 932
- inşai davanın reddi 938,939
- menfi 932
- müspet 932
Tevzi 161, 1004, 1034, 1040
Kavram Fl/ıristi
697
- bürosu 1034, 1040
- formu 1034, 1040
Ticaret mahkemesi (Bkz. Asliye ticaret
mahkemesi)
Ticari davalar 151, 152, 153, 154, 155,
242,330,906, 1702, 1703,2034,
2680,2681,2688
- basit yargılama usulü uygulanacak
haller 242, 2034
- mutlak 152, 153
- nispi 152, 153, 154
- zorunlu arabuluculuk 155, 906, 2680,
2681,2688
Ticari defterler 530, 1690, 1702-1706,
2576
- birbirini doğrulaması 1703
- ibrazı 1690, 1702, 1705
- kaybı 530
- sahibi aleyhine delil olması 1703,
1704
- sahibi lehine delil olması 1703
Ticari nitelikte çekişmesiz yargı işleri 127,
152
Toplu mahkeme 140, 141,157,234,428,
429,432,507,819, 1261, 1275,
1280, 1442, 1443,1798, 1898,1899,
1911
Topluluk davası 991-997
Tutanak 394, 458, 459, 493, 510, 524, 561,
857,858,861,906,1037, 1041,
1103,1220, 1222, 1226,1227, 1236,
1238,1244, 1245, 1246, 1247,1250,
1251, 1252, 1264, 1268, 1269,1278,
1279, 1294, 1297,1298,1299, 1301,
1307,1308, 1309, 1317,1319-1327,
1339, 1344, 1399,1403,1445,1479,
1533, 1620, 1650, 1655,1691, 1692,
1754, 1802, 1803, 1830,1835, 1843,
1871, 1902,1910,1913,1931, 1933,
1942, 1948, 1952, 1954, 1955,1956,
2045,2050,2137,2139,2273,2384,
2502,2512,2559,2560,2563,2628,
2697,2701,2703,2704
- duruşma (Bkz. Duruşma/tutanağı)
- ispat gücü 459, 1309, 1327, 1533
- ön inceleme (Bkz. Ön inceleme/
tutanağı)
- yazılacak hususlar 459,493,524,561,
1222, 1227, 1244, 1245, 1246, 1251,
1264, 1268, 1297, 1298, 1299, 1301,
1319-1326, 1339, 1754, 1803, 1843,
1910, 1913, 1931, 1948,2045,2050
Tüketici hakem heyeti 169, 171, 172, 173,
174, 180,2682
Tüketici mahkemeleri 145, 168-181, 465,
2682
- görev 168, 169, 170, 171
- yargılama usulü 177
- zorunlu arabuluculuk 169,175,906,
2682
Türkiye Barolar Birliği 466, 467, 470,
2380,2441
Tüzel kişi 34,170,289,295,303,309,310,
311,312,321,453,470,558,566,
574,589,610,618,624,650,672,
673,677,701,882,938,993,997,
1006, 1025, 1026, 1034, 1073, 1081,
1331, 1721, 1731, 1815, 1822,2175,
2299,2399,2408,2436,2722
- adli yardım 2408, 2436
- aleyhine açılacak davalarda yetkili
mahkeme 289, 303
- bilirkişi olarak atanması 1815, 1822
- bireysel başvuru 2722
- dava ehliyeti 618,624
- feshi davası 938, 2175, 2299
- isticvabı 1331, 1731
- kanuni temsil 672, 673, 677
- ortaklık ilişkisi sebebiyle açılan dava-
larda yetki 303
- şube 295
- taraf ehliyeti 295,610
- tebligat 558, 566,574,589
- teminat gösterilmesi 1073, 1081
- yemin 1731
- yetki sözleşmesi 309, 310, 311, 312,
321
-U-
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (Bkz.
UYAP)
Unsur etkisi 716
Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı Pekcanıtez/ Atalay/Ôzckes
698
Usul ekonomisi ilkesi 12,85,276,648,
649,661,697,710,731,771,796,
817,848-851,867,910,954,987,
996,1353,1427,1762,1817,1851,
1884,1894
Usul hilesi 871
Usulişlemleri 57,58,60,121,228,484-
515,608,609,612,616,620,622,
649,684,693,705,707,712,720,
728,740,777,858,891, 1116, 1221,
1282, 1283, 1292,1377,1383,1388,
1402,1405,1734,1925,1927,1932,
1938,2559,2574
- mahkeme 506-515
- şekle uyma zorunluluğu 501-505
- tamamlanıp tamamlanmadığımese-
lesi57,58,60,2559
- taraf484,486-500,608,609,612,616,
620,622,649,684,693,705,707,712,
720,728,740,891,1116,1282,1283,
1292,1377,1383,1388,1402,1734,
1925, 1927,1932,1938
Usul sözleşmeleri 307,496,498, 499,500,
1622,2571,2587
Usftlikazanılmış hak(Bkz.Usftli mill