TÜRK ANAYASA MAHKEMESI KARARLARI
IŞIĞINDA AF YETKISININ KULLANIMI
EXERCISE OF AMNESTY AUTHORITY IN THE LIGHT
OF TURKISH CONSTITUTIONAL COURT DECISIONS
Güven YARIMBATMAN
Özet: Anayasa’nın 87. maddesine göre Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nin yetkilerinden biri de genel ve özel af ilanına karar ver-
mektir. Af yetkisine sahip olan Türkiye Büyük Millet Meclisi bu yet-
kisini ancak bir kanunla kullanabilecektir. Tüm kanunlar gibi af ka-
nunları da Anayasa Mahkemesi’nin yargısal denetimine tabidir. Bu
çalışmada Anayasa Mahkemesi’nin farklı adlar altında çıkarılsa da af
kanunları hakkında vermiş olduğu kararlar ve bu kararların sonuçları
incelenmeye çalışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Af, Anayasa Mahkemesi, Af Kanunlarının
Yargısal Denetimi
Abstract: One of the powers of the Grand National Assembly
of Turkey according to Article 87 of the Constitution is to decide on
the general and special amnesty announcement. Grand National As-
sembly of Turkey, has the authority of amnesty but this authority
can only be used by an amnesty law. Like all laws, amnesty laws are
subject to judicial review by the Constitutional Court. In this study,
the decisions of the Constitutional Court on amnesty laws and the
results of these decisions are tried to be examined, even if they
were issued under different names.
Keywords: Amnesty, Supreme Court, Judicial Review of Am-
nesty Laws
GİRİŞ
Daha ziyade ceza hukuku alanında değerlendirilen “af” konu-
su, anayasa hukuku alanında pek işlenmemiştir. Ne var ki Anayasa
Mahkemesi’nin hangi adla düzenlenmiş olursa olsun “af” kanunu ola-
rak değerlendirilen bu kanunlara ilişkin vermiş olduğu iptal kararları
“af” konusuna bambaşka bir boyut kazandırmış, konu doktrinde ol-
duğu kadar siyasal alanda da tartışmalara neden olmuştur.
*
Öğr. Gör., Muş Alparslan Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, guvenya-
rimbatman@gmail.com, ORCİD: 0000-0003-4774-9724, Makalenin Gönderim Tari-
hi: 06.02.2020, Kabul Tarihi: 06.02.2020
*
52Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
Özellikle 1961 Anayasası döneminde çıkarılan 15.05.1974 tarihli
Cumhuriyetin 50. yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkındaki 1803
sayılı Kanun’un 5. maddesinin A bendinin şekil yönünden iptal edil-
mesiyle Kanun’un kapsamı kanun koyucunun iradesi dışında genişle-
miştir. Bu durum, eleştiri oklarını Anayasa Mahkemesi’ne yöneltmiş,
Mahkeme’nin, Meclis’in yasama yetkisini gasp ettiği yorumlarına ne-
den olmuştur. Anayasa Mahkemesi benzer tutumunu sonraki “af ka-
nunlarında” da sürdürmüştür. İtiraz veya iptal davasıyla önüne gelen
bu türden kanunların bazı hükümlerini bazen esastan bazen ise şekil
yönünden iptal etmiştir.
I. AF KAVRAMI ve HUKUKİ NİTELİĞİ
Devletin cezalandırma yetkisinden feragat etmesi anlamına
gelen af, bazen kamu davasını düşüren veya kesinleşmiş bir ceza
mahkûmiyetini bütün kanuni sonuçlarıyla ortadan kaldıran, değişti-
ren veya hafifleten, bazen mahkûmiyeti bütün neticeleriyle ortadan
kaldıran yasama ya da yürütme organının yaptığı kamu hukuku ta-
sarrufudur.
1
Yasama ya da yürütme organı tarafından kullanılacak af yetkisi-
nin kaynağı Anayasa’dır. Zira bu yetkinin hangi organca ve ne şekilde
kullanılacağını Anayasa belirlemiştir. Ceza hukuku ise meseleyi tek-
nik boyutları ile ele almaktadır.
2
Her ne kadar yargısal sonuçları da olsa af işlemi bir yargısal ta-
sarruf olarak nitelendirilemez. Yargılama, bir hukuki uyuşmazlığın
yargılama usullerine uyularak yargı organlarınca çözümlenmesi iken
af yetkisi suçun işlenmesinden sonra ortaya çıkan ceza veya infaz iliş-
kisini ortadan kaldırmakta
3
ya da söz konusu bir genel afsa yargılama-
nın yapılmasını engellemektedir. Kaldı ki az önce belirttiğimiz veçhile
1982 Anayasası, af yetkisinin TBMM’ye ve Cumhurbaşkanı’na ait ol-
duğunu açıkça düzenlemiştir.
1
Mehmet Emin Artuk/Ahmet Gökcen/A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku
Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014, s. 902; Adem Sözüer, “Türk
Hukukunda Af, 4454 ve 4616 sayılı Kanunlarda Öngörülen Şartla Salıverilme ve
Ertelemeye İlişkin Hükümlerin Hukuksal Niteliği ile Bu Hükümlerin Anayasaya
Uygunluğu Sorunu”, Anayasa Yargısı, Sayı 18, 2001, s. 223.
2
Selâhattin Keyman, Türk Hukukunda Af (Genel Af-Özel Af), Ankara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Yayınları No:199, Ankara, 1965, s.1.
3
Sözüer, s.223; Keyman, s. 3.
53TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
Anayasa Mahkemesi de itiraz yoluyla incelediği bir kararında “Af,
yargısal sonuçlar doğursa da niteliği itibariyle bir yargı işlemi değildir; ya-
sama ya da devlet başkanı tarafından tesis edilen bir yürütme işlemidir.”
4
demekte, bu suretle affın yargısal bir faaliyet olmadığını, yasama ve
yürütme erkine ait bir tasarruf olduğunu kabul etmektedir.
Af yetkisinin kullanılmasının yargı organları açısından önemli bir
sonucu da affın mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi ile yakından ilişki-
sidir. Pozitif hukuk açısından Anayasa’da düzenleme bulan af yetki-
sinin meşruluğu konusunda bir tereddüt olmamakla birlikte, mahke-
melerin bağımsızlığının, af yetkisini özellikle hiçbir sınırlamaya tabi
olmadan kullanabilen Meclis tarafından ihlal edilmemesi de önemli-
dir.
5
Nitekim geçmişte Meclis’in af yetkisini kullanırken adeta yüksek
mahkeme gibi davrandığı, mahkemenin takdir yetkisine müdahale
ettiği de bir vakıadır.
6
Affın türleri olan genel af ve özel affın bazı ortak özellikleri var-
dır. Bunlar affın zorunluluğu ve geri alınamazlığıdır. Affın her iki türü
olan genel af ve özel af işlemleri tamamlandıktan sonra geri alınamaz-
lar. Ancak af bozucu bir şarta bağlanarak dolaylı da olsa bu kural aşı-
labilir.
7
Bu takdirde bozucu koşulun gerçekleşmesi halinde kişi aftan
yararlanamayacaktır. Af geciktirici koşula da bağlanabilir. Geciktirici
koşulun varlığı halinde aftan yararlanmak isteyen kişi ancak öngörü-
len koşulun gerçekleşmesi halinde aftan yararlanabilecektir. Nitekim
failin belirli bir süre içinde teslim olmasını
8
ya da müsadereye tabi eş-
yanın belirli bir süre de teslimini
9
öngören af kanunları vardır. Benzer
bir düzenleme 15.05.1974 tarihli Cumhuriyetin 50. yılı Nedeniyle Bazı Suç
ve Cezaların Affı Hakkındaki 1803 sayılı Kanun’un 18. maddesinin A ben-
dinde de yer almaktadır. Bu hükme göre “Firar halinde olup yurt içinde
bulunanlar bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay, yurt dışında
bulunanlar bir yıl içinde resmi mercilere müracaatla teslim olmadıkları tak-
dirde bu kanun hükümlerinden yararlanamazlar”.
4
Anayasa Mahkemesi’nin 18.03.1986 tarih ve 1985/30 Esas ve 1986/10 Karar
sayılı kararı. http://www.anayasa.gov.tr/icsayfalar/kararlar/kbb.html. (E.T.
27.11.2018).
5
Keyman, s.5-6, Ayhan Döner, “Cezai ve İdari Yaptırımların Farklılığı Bağlamında
TBMM’nin Af Yetkisi”, Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 12, Sayı
3-4, s.35; Sibel Can, “Türk Hukukunda Af Kurumu”, Ankara Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Dergisi, Cilt 65, Sayı 4, 2016, s.1295.
6
Keyman, s. 40.
7
Sözüer, s. 225.
8
5677 sayılı Kanun’un 3. maddesi, 113 sayılı Af Kanunu’nun 4. maddesi.
9
28.06.1960 tarih ve 5 sayılı Kanun, 25.09.1980 tarih ve 2305 sayılı Kanun.
54Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
Bahse konu hüküm Anayasa’ya aykırılık iddiası ile itiraz yoluyla
Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelmiş, Anayasa Mahkemesi, “1803
sayılı Kanun’un 18. maddesinde yer alan itiraz konusu kural, firar halinde
olup da yurt içinde bulunanların, kanunun yürürlük gününden itibaren üç
ay içinde resmi mercilere müracaatla teslim olmamaları halinde bu kanun hü-
kümlerinden yararlandırılmamalarını öngörmektedir. Aynı nitelikteki kural,
daha önce çıkarılmış olan 113, 218, 780 sayılı Af Kanunları’nda da yer almış-
tır. Öte yandan, Anayasa’nın yasama organını affın kapsamını bel-
li etmeye, aftan yararlanmayı kimi koşulların gerçekleşmesine bağlı
tutmaya da yetkili kıldığı açıktır. Kaldı ki itiraz konusu kuralla teslim
olma ve üç aylık süre koşullarının saptanmış olmasından da Anayasa’ya ay-
kırı bir yön yoktur. Bu nedenlerle itiraz reddedilmelidir”
10
demek suretiyle
bahse kanun hükmünü Anayasa’ya aykırı bulmamış, af kanunlarının
şarta tabi kılınabileceğini belirtmiştir.
Affın zorunluluğu ise doktrinde oldukça tartışılmıştır. Konu özel-
likle genel affı kişinin reddedip reddedemeyeceği hususunda toplan-
maktadır. Kesin hüküm halini almış mahkûmiyetlerde mahkûmun ge-
nel affı reddedip, cezanın infazını talep hakkı olamayacağı açıktır. Zira
kimsenin cezanın çekilmesi konusunda müktesep hakkı olduğu iddia
edilemez.
11
Buna mukabil hükmün kesinleşmesinden önce çıkarılan
genel affa gelince, kişilerin genel affı reddemeyeceğini ileri sürenler
olduğu kadar kişilerin affı ret hakları olması gerektiğini savunanlar
da vardır. Affın mecburi olduğunu savunanlara göre genel af kamu
yararı ile ilgilidir ve kamu düzeninden sayılır. Ayrıca kanun biçiminde
çıkarılan af bir yasama işlemidir. Bu nedenlerle çıkarılan bir affı kişinin
ret hakkı yoktur.
12
Bunun tam aksini savunanlar ise genel affın her ne
kadar kamu davasını bütün neticeleri ile ortadan kaldırsa da beraat ka-
rarı gibi olamayacağını, kişilerin yargılamaları devam ederken çıkacak
bir genel affın kişilerin aklanma hakkını elinden aldığını, bu nedenle
kişinin affı reddedebileceğini ileri sürmektedirler.
13
Odyakmaz da aftan
10
Anayasa Mahkemesi’nin 16.03.1976 tarih ve 1975/193 Esas ve 1976/16 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/3d840631-535b-4ab1-
83c8-f7a557222ed4?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False (E.T. 04.12.2018).
11
Keyman, s. 46-47; Sözüer, s. 224.
12
Keyman, s.46-52.
13
Döner, s. 37; Sözüer, s. 224; Keyman, s. 48-49; Zehra Odyakmaz, “1982 Anayasası
Açısından Bireyin Aftan Yararlanmayı Reddetme Hakkı”, Anayasa Yargısı, Sayı
18, 2001, s. 365; Mesude Atila, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Hukuku’nda
55TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
faydalanmayı reddetme hakkının Anayasal bir hak olduğunu ve çıka-
rılacak af kanunlarında bu hakka muhakkak yer verilmesi gerektiğini
savunmaktadır.
14
Türk Hukuku’nda ise Anayasa’da ve Ceza Kanunu’nda kişinin
affı reddedebileceğine ilişkin pozitif bir düzenleme yoktur. Mamafih
26.10.1960 tarih ve 113 sayılı Af Kanunu ile bu Kanun’a ek 18.11.1960 ta-
rih 134 sayılı “113 sayılı Af Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine
ve Bu Kanuna Bazı Hükümler Eklenmesine Dair Kanun” da af kapsamına
alınanların affı kabul etmemeye hakları olduğu açıkça düzenlenmiştir.
Yine 03.08.1966 tarih ve 780 sayılı Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında
Kanun’da “bu fıkra hükmünden istifade edecek olanların, affı kabul etmemeye
hakları vardır” şeklinde bir düzenleme yaparak kişilere affı ret hakkını
tanımıştır. Ayrıca üç kez çıkarılan disiplin cezalarının affına ilişkin ka-
nunlarda da affı kabul etmeme hakkı yer almaktadır.
15
4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı
Şartlı Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun’da bu
hakka ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Ne var ki konu, itirazla
Anayasa Mahkemesi önüne gelmiştir. Mahkeme, “Altıncı bentte, ‘şart-
la salıverilme hükümlerinden yararlananlar’ bakımından ayrıca yeniden suç
işleyerek hüküm giyme koşulu aranırken, ‘daha önce çıkarılmış bir aftan ya-
rarlananlar’ Kanun’un kapsamı dışında bırakılmışlardır. Böylece hakkında
mahkûmiyet kararı olmaksızın ve kendilerine affı ret hakkı da tanın-
maksızın daha önce çıkarılmış bir aftan yararlananların beraat etme
olasılıkları gözetilmemiştir. İtiraz konusu kuralın neden olduğu bu ada-
letsizlikler, adil bir hukuk düzeni kurmak ve kişilere hukuk güvenliği sağla-
makla yükümlü bir hukuk devletinde kabul edilemez. Açıklanan nedenlerle
kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir” demek suretiyle
Kanun’un 6. maddesi hükmünü iptal ederken “affı ret hakkının” göze-
tilmemesini gerekçe olarak belirtmiştir.
16
Af Kurumu”, Ankara Barosu Dergisi, Yıl 68, Sayı 2010/1, s. 280-281; Çetin Özek,
Umumi Af, s.171, http://www.istanbul.dergipark.gov.tr/download/article-
file/96209 (E.T. 04.12.2018); Uğur Alacakaptan, 780 sayılı Bazı Suç ve Cezaların
Affı Hakkında Kanun, s. 32 http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/337/3424.
pdf (E.T. 04.12.2018).
14
Odyakmaz, s. 374.
15
Odyakmaz, s. 374-376.
16
Anayasa Mahkemesi’nin 18.07.2001 tarih ve 2001/4 Esas ve 2001/332 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/026ce2eb-3a61-4c2c-
56Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
II. AF KURUMU HAKKINDA GÖRÜŞLER
Af yetkisinin meşruluğu konusunda doktrinde görüş birliği yok-
tur. Affın zorunlu olduğu ve olması gerektiğini savunanlar olduğu gibi
aleyhinde olanlar da mevcuttur. Affın lehinde olanlara göre, ceza ka-
nunları soyut ve geneldir. Bu kanunların somut olaya uygulanmasın-
da kanun koyucunun öngörmediği sonuçlar doğabilir. İşte bu haksızlı-
ğı tamir edebilmenin yolu af kurumudur. Ayrıca af, geçmişte yaşanan
ihtilafların ve düşmanlıkların unutulması ve böylece yeni ve huzurlu
bir sosyal hayatın başlaması işlevi görür. Af adli hataların düzeltilme-
sinde de önemli bir fonksiyon icra eder. Kimi zaman ceza kanunlarının
toplumsal hayatın gereklerine uyum sağlamada yetersiz kaldıkları bir
vakıadır. Bu yetersiz kalmadan kaynaklanan adaletsizliğin giderilmesi
de ancak af kurumuyla mümkün olabilmektedir.
17
Af kurumunun aleyhinde olanlar ise şu gerekçelerle affa karşı çık-
maktadırlar: Öncelikle suçların işlenmesini önleyen, suçu işleyenin
mutlaka ceza çekeceğine olan inançtır. Cezanın muhakkak çekilece-
ğine olan inanç insanları korkutur. Velev ki verilecek ceza hafif dahi
olsa. Hâlbuki af suçlularda cezasız kalma umuduna yol açar ki bu hu-
sus toplumsal düzen açısından son derece sakıncalıdır.
18
Ceza zorunlu
ise affedilmemeli, zorunlu değilse verilmemelidir. Şu hâlde yapılacak
en iyi şey, iyi kanunlar yapmak ve affa olan ihtiyacı ortadan kaldır-
maktır. Af yetkisi ise ancak zorunlu hallerde belirli sınırlamalarla kul-
lanılmalıdır. Aksine davranış devletin çözülmesine ve nihayet politik
toplumun dağılmasına yol açacaktır.
19
Af yetkisine karşı çıkanların ile-
ri sürdüğü görüşlerden biri de suçlunun yaptığı kötülüğün kefaretini
mutlaka çekmesi gerektiğidir. Af ise cezanın kefaret oluşuna manidir.
20
Ayrıca af çıkarılırken gerekli incelemeler yapılmamakta, böylece suç-
lular arasında affa layık olup olmamak bakımından bir ayrıma gidile-
memektedir. Bu durum ise cezadan beklenen ıslahın gerçekleşmesine
a482-66547bb109be?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False. (E.T. 04.12.2018).
17
Faruk Erem, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1997, s.
931-932; Artuk/Gökçen/Yenidünya, s.903.
18
Cesare Beccaria, Suçlar ve Cezalar Hakkında, (Çev. Sami Selçuk), İmge Yayınevi,
Ankara, 2016, s. 218-219.
19
Elif Çağla Yıldız, Jeremy Bentham’ın Ceza Teorisi, Ankara Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2014, s. 124; Keyman, s.19; Erem,
s. 932.
20
Keyman, s. 19; Sözüer, s.222.
57TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
engel olmaktadır. Yine veriler göstermektedir ki affa uğrayan suçlular,
daha sonra tekrar suç işlemektedirler.
21
Ancak af, aleyhine serdedilen
birçok görüşe rağmen tarih boyunca vazgeçilmez bir kurum olarak
varlığını sürdürmüştür.
III. AFFIN TÜRLERİ
Af tasarrufu kimi zaman kesinleşmiş cezaları kaldırır, hafifletir veya
değiştirir. Kimi zaman ise kamu davasını düşürür veya mahkûmiyeti
bütün neticeleriyle ortadan kaldırır. Bu şekilde tanımlanan af yetkisi
hem genel affı hem de özel affı tazammun eder. Genel af, mahkûmiyeti
ve kamu davasını ortadan kaldırırken, özel af sadece cezaya tesir eder.
Böylece özel af, kesinleşmiş ceza mahkûmiyetini ortadan kaldırır,
hafifletir veya başka bir cezaya dönüştürür. Kıta Avrupa’sı hukuk
sisteminde var olan bu fark bizim hukuk sistemimizde de caridir.
22
TBMM’nin görev ve yetkilerini düzenleyen Anayasa’nın 87. maddesi
genel ve özel af ayrımı yapmıştır. Benzer bir ayrım 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun (TCK) 65. maddesinde de vardır.
A. Genel Af
TCK’nın 65. maddesinin 1. fıkrası genel affı şöyle tanımlamıştır:
“Genel af hâlinde, kamu davası düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleri
ile birlikte ortadan kalkar”. Şu haliyle genel af, kamu davasını ve kesin-
leşmiş bir cezayı bütün sonuçları ile ortadan kaldırır.
23
Buna göre bir
affı genel af olarak nitelendirmek için affın sayıca kaç kişi hakkında
çıkarıldığına değil, sonuçlarına bakmak gerekir. Geçmişi unutarak
toplumsal huzur ve sükûnu sağlamak mülahazasıyla çıkarılan genel
af, hükmün kesinleşmesinden önce veya hükmün kesinleşmesinden
sonra çıkarılabilir.
24
Kesin hükümden önce çıkarılan genel af, eğer
açılmamışsa kamu davasının açılmasına engel olduğu gibi, var olan
kamu davasını da düşürür.
25
Kesin hükümden sonra çıkarılan af ise in-
21
Mustafa Özen, Ceza Hukuku Genel Hükümler Dersleri, Adalet Yayınevi, Ankara,
2017, s.794; Artuk/Gökçen/Yenidünya, s. 903.
22
Keyman, s. 42.
23
Artuk/Gökçen/Yenidünya, s.906; Doğan Soyaslan, “Af”, Anayasa Yargısı, Sayı
18, 2001, s. 416; Keyman, s.54.
24
Artuk/Gökçen/Yenidünya ,s. 907.
25
Artuk/Gökçen/Yenidünya, s. 907; Soyaslan, s. 418-419; Sözüer, s. 243-245.
58Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
fazı durdurduğu gibi mahkûmiyete ilişkin bütün neticeleri de ortadan
kaldırır. Genel affa uğrayan mahkûmiyet tekerrüre esas olmaz. Adli
sicil kayıtları silinir. Önceki vaki mahkûmiyet affa uğradığı için kişi
hakkında tecil hükümleri uygulanır. Af sonrası yeni bir suç işlemesi
halinde ise fail mükerrir sayılmaz.
26
B. Özel Af
Özel af, kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyetini ortadan kaldırır, azal-
tır veya daha hafif bir cezaya çevirir.
27
Özel af TCK’nın 65. maddesi-
nin 2. fıkrasında şöyle düzenlenmiştir. “Özel af ile hapis cezasının infaz
kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek
süresi kısaltılabilir ya da adlî para cezasına çevrilebilir.” Özel af kesin hü-
küm sonrası cezanın infazına etkili olarak çıkarılır. Bu nedenle aftan
önce açılmış davalar devam eder ve kesin hükme bağlanır. Ancak ke-
sin hükümden sonra af kanunu hükümleri tatbik edilir.
28
Cezanın in-
fazına etki eden özel afta, mahkûmiyet hükmü varlığını koruduğu için
mahkûmiyetten doğan her türlü sonuç devam eder. Nitekim TCK’nın
65. maddesinin 3. fıkrası hükmüne göre “Cezaya bağlı olan veya hükümde
belirtilen hak yoksunlukları, özel affa rağmen etkisini devam ettirir”. Genel af
ile özel af arasındaki fark, affın sonuçları bakımındandır. Genel af, ke-
sin hükümden önce veya sonraya ilişkin olarak ceza mahkûmiyetinin
tüm hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırırken, özel af, kesin hüküm
sonrası cezanın infazına etki eder. Anayasa Mahkemesi iki af türü ara-
sındaki ayrımı şu şekilde ifade etmiştir: “Özel af, kesinleşmiş bir cezayı
kaldıran, hafifleten veya daha hafif olmak koşuluyla başka bir cezaya çeviren
bir atıfet kurumudur. Bu niteliğiyle haklarında henüz mahkûmiyet kararı ve-
rilmemiş olanlar için özel af söz konusu olmaz. Genel af, sosyal düşüncelerle
tüm ya da kimi suçları ve hükmedilmiş ise cezaları, bütün sonuçlarıyla bir-
likte ortadan kaldırır. Kapsamına giren ve haklarında henüz dava açılmamış
suçlar hakkında kamu davası açılmasını önler”.
29
26
Artuk/Gökçen/Yenidünya , s. 907; Soyaslan, s. 419; Sözüer, s. 245-246.
27
Sözüer, s.250; Artuk/Gökçen/Yenidünya, s. 906.
28
Artuk/Gökçen/Yenidünya, s.907.
29
Anayasa Mahkemesi’nin 18.03.1986 tarih ve 1985/30 Esas ve 1986/10 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/341c0b89-3990-41c3-
900d-a384b5e670ed?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False (E.T. 10.12.2018).
59TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
Bir başka kararında Anayasa Mahkemesi affı tanımlamış, her iki
af türü arasındaki farkı açıklamıştır. Bu karara göre “Af, suç teşkil eden
fiiller için ceza vermek hakkını ortadan kaldıran, verilmiş olan cezaların kıs-
men veya tamamen infazını önleyen, yetkili mercilerce yapılmış hukuki tasar-
ruflardır. Af yetkisinin kullanılması, netice itibariyle devletin cezalandırmak
hakkından geçici olarak feragat etmesi anlamına gelmektedir. Af bazen sadece
kesinleşmiş cezaları kaldıran, hafifleten veya değiştiren, bazen de kamu da-
vasını düşüren veya mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla birlikte yok sayan bir
kamu hukuku tasarrufudur. Bu genel tanım affın iki şekilde ortaya çıktığını
göstermektedir. Bunlardan biri mahkûmiyet ve kamu davasını ortadan kaldı-
ran genel af, diğeri de sadece cezaya etki eden özel aftır”.
30
Anayasa Mahkemesi bir başka kararında ise affın hukuki niteliği
ve türlerine ilişkin şöyle demektedir: “Ceza hukukunda, kamu davasını ve
cezayı düşüren bir neden olarak kabul edilen ‘af’, nesnel ceza kanunları öznel
durumlara uygulanırken ortaya çıkabilecek kimi uygunsuzlukların giderilme-
30
“…Genel af, sosyal fayda düşünceleri ile bütün veya belirli bazı suçları ve hükme-
dilmiş ise cezaları bütün neticeleriyle birlikte düşüren bir yasama işlemidir, fiile
yöneliktir ve çıkarılacak bir Kanun ile gerçekleştirilir. Türk Ceza Kanunu’nun 97.
maddesine göre, genel af henüz kesin mahkûmiyetle sonuçlanmayan suçları kap-
samına almışsa kamu davasını, kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan suçları
kapsamına almışsa hükmedilen cezaları bütün neticeleriyle birlikte ortadan kal-
dırır. Affa tabi olan fiiller; hukuki tavsifleri, kanun hükümleri, belirli bir cezayı
gerektirmeleri veya belirli suç kategorisi gözetilmek suretiyle belirtilir ve af ka-
nunlarının uygulanması bu dört ihtimale göre değişen yönler gösterir. Genel affın
şarta bağlı olarak düzenlenmesi mümkündür. Şahsi hakların tazmin edilmesi veya
belirli bir süre içerisinde başvurulması şeklinde bir mükellefiyeti yerine getirmeye
mecbur tutularak taliki şartlar söz konusu olabileceği gibi, sanık veya hükümlü-
nün aftan yararlandıktan sonra belli bir süre ile suç işlememesi şeklinde infisahi
şartlar da genel af tasarruflarında yer alabilir. Genel af, kapsamı içerisinde bulunan
suçlar bakımından mahkûmiyetin cezai neticelerini ortadan kaldırdığından kural
olarak şahsi hakka yönelik taleplerin ileri sürülmesine engel olmaz. Özel af ise,
Türk Ceza Kanunu’nun 98. maddesine göre cezayı ortadan kaldıran, azaltan veya
değiştiren, başka bir cezaya çeviren aftır. Özel af, işlenmiş olan fiilin suç niteliği-
ni kaldırmaz; ancak hükmedilmiş ve kesinleşmiş olan cezalarda söz konusu olur.
Bu sebeple kamu davasının açılması, devamı ve kesin hükme bağlanması gerekir.
Kamu davasına ve mahkûmiyete etkisi olmaması, yalnız ceza üzerine etkili olması
nedeniyle özel af sadece cezayı kısmen veya tamamen düşüren bir sebeptir. Özel
af bundan faydalanacaklar bakımından ferdi ve toplu özel af olmak üzere ikiye
ayrılır. Anayasa’nın 87. ve 104. maddelerine göre ferdi özel af çıkarma yetkisi Tür-
kiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı’na, toplu özel af çıkarma yetkisi ise
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne aittir. Genel afta olduğu gibi özel af tasarrufla-
rında da geciktirici (taliki) veya bozucu (infisahi) şartlara yer verilebilir. Özel affın
mahkûmiyete tesir etmemesi nedeniyle mahkûmiyete bağlı ehliyetsizlikler devam
eder”. Bkz. 16 numaralı dipnottaki karar.
60Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
sinde, başka bir deyişle cezanın, kanun koyucunun öngörmediği ya da öngörü-
lenden daha şiddetli bir sonuç verdiği durumlarda gerekli olabilir. Af, böylece,
cezanın istenmeyen etkisini azaltarak ceza adaletine yardımcıdır. Af, kimi za-
man ceza siyasetinin uygulama aracı olarak da düşünülebilir: Toplumdaki ça -
tışmaların unutulması, kin duygularının kökleşmesinin önlenmeye çalışılması
gibi. Ayrıca, cezaevlerinin durumları ve adlî hataların giderilmesi gibi neden-
ler affı gerekli kılabilir. Genel af, kamu davasını ve hükmolunan cezaları bütün
sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırır (Türk Ceza Kanunu, madde 97). Özel af
ise yalnızca cezaya etkili olan aftır. Hükmolunmuş cezayı kaldırır, azaltır ya
da başka bir cezaya çevirir (Türk Ceza Kanunu, madde 98)”.
31
IV. AFFIN BENZER KURUMLARDAN FARKLARI
Af kurumu ceza hukukunda kimi zaman erteleme ve şartlı salıver-
me kurumu ile karıştırılmaktadır. Nitekim af niteliği taşıyan kanunlar
“erteleme” ve “şartlı salıverme” adı altında da çıkarılmaktadır. Bu ne-
denle af kurumunun, erteleme ve şartlı salıvermeden ayrılması önem
kazanmaktadır. Burada değinilmesi gereken bir başka konu da şudur
ki Anayasa Mahkemesi, yasama organının kanunu nasıl tanımladığı
ile bağlı değildir. Nitekim Anayasa Mahkemesi bu hususu şöyle ifa-
de etmektedir. “Şu hale göre bir kanunla kabul edilmiş olan affın niteliğini
belli etmek bakımından, kanun başlığında, metninde veya gerekçelerde kulla-
nılan ‘özel af’ veya ‘genel af’ terimlerinin bir etkisi bulunmamakta kanunla
kabul edilmiş bulunan hükümlerin kapsamının bu hususu ortaya koyacağı
anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, bir metnin Anayasa’ya uygun-
luğunu denetlerken, o metnin meclislerce şu veya bu nitelikte sayılmış
olmasıyla bağlı tutulamaz. Anayasa denetiminin amacı, ancak, Anayasa
Mahkemesi’nin incelemesi için önüne getirilen metni kendi hukuk anlayışına
göre nitelendirebilmesini zorunlu kılar; aksi takdirde, meclislerin yanılarak
nitelendirdikleri bir metnin, Anayasa Mahkemesi’nin denetimi dışında kal-
ması kabul edilmiş bulunur ki bu da Anayasa koyucusunun Anayasa’ya uy-
gunluk denetimini koymakla güttüğü amaca aykırı düşer”.
32
31
Anayasa Mahkemesi’nin 19.07.1991 tarih ve 1991/22 Esas ve 1991/25 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/97cd7949-9330-4c6f-
a607-b23b4528f96e?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False (E.T. 11.12.2018).
32
Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.1966 tarih ve 1966/7 Esas sayılı ve 1966/46 Karar
sayılı kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/12b29a34-
eff8-4598-83f6-ef9a7fe67e3d?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False (E.T.
12.12.2018).
61TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
A. Erteleme ve Af
Erteleme, işlediği suçtan mahkûm olan failin cezasının, belirli bir
süre için kendisine öngörülen koşulları yerine getirmesi, özellikle de
yeni bir suç işlememesi halinde infazının gerçekleşmemesi halidir.
Hükümlü, öngörülen süre zarfında kendisine yüklenen mükellefiyet-
leri yerine getirir ve iyi hal gösterirse cezanın infazından tamamen ve
kesin olarak kurtulacaktır.
33
Af ile erteleme benzer sonuçlar doğuran
kurumlar olmakla beraber ikisi birbirinden farklıdır. Af, yasama ve
yürütme işlemi iken erteleme, yargısal bir işlemdir. Genel af sonra-
sı yeni bir suç işlenmesi halinde affa uğrayan suçun cezası çekilmez.
Oysa erteleme süresi içinde yeni bir suç işlenmesi halinde hem önce-
ki suçun hem de yeni işlenen suçun cezası faile çektirilir. Erteleme,
kanunun öngördüğü şartlar halinde ve yargıcın gerekçeli kararıyla
mümkün iken af koşula bağlı olmayıp yetkili organın takdirine bırakıl-
mıştır. Cumhurbaşkanı’nın bireysel özel af yetkisi bundan istisnadır.
34
Zira Cumhurbaşkanı özel af yetkisini ancak Anayasa’nın öngördüğü
koşullarda kullanabilecektir.
Erteleme adı altında çıkarılan kanunlardan biri 4454 sayılı Basın ve
Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair
Kanun’dur. Dava ve Cezaların Ertelenmesi kenar başlıklı 1. maddesine
göre “23 Nisan 1999 tarihine kadar sorumlu müdür sıfatı ile işlenmiş suçlar
dahil, basın yoluyla yahut sözlü veya görüntülü yayın araçları ile işlenmiş
olup ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst
sınırı on iki yılı geçmeyen suçlardan dolayı on iki yıl veya daha az şahsi hür-
riyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm edilmiş bulunan kimselerin cezalarının
infazı ertelenmiştir. Halen cezalarını çekmekte olanlar hakkında da birinci fık-
ra hükmü uygulanır. İlgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağ-
layıcı cezanın üst sınırı on iki yılı geçmeyen suçlardan dolayı birinci fıkrada
sayılanlar hakkında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına
girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma aşamasına
geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm kurulmamış veya verilmiş hüküm ke-
sinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir”.
33
Artuk/Gökçen/Yenidünya, s. 738; Mustafa Ruhan Erdem, “Ceza Hukukunda
Cezaların Ertelenmesine İlişkin Düzenlemelere Anayasal Bakış”, Anayasa Yargısı,
Sayı 18, 2001, s. 17.
34
Türkan Yalçın Sancar, “23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartlı
Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunun Hukuksal Niteliği ve
Sonuçları” Anayasa Yargısı, Sayı 18, 2001, s. 171, Sözüer, s.227; Erdem, s.33-36.
62Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
Kanun’un bu hükmü, suçun “basın yoluyla yahut sözlü veya gö-
rüntülü yayın araçlarıyla işlenmiş olmasını” erteleme nedeni saymış,
buna karşılık basit yolla suç işlemiş olanların para cezalarını dahi erte-
lememiştir. Şu haliyle suçun birkaç kişi önünde işlenmesi ertelemeye
tabi değilken, basın yoluyla birçok kişi huzurunda işlenmesi erteleme-
ye tabidir. Oysaki suçun basın yoluyla işlenmesi ağırlaştırıcı neden-
dir.
35
Bahse konu kanun hükmü iptal davası ile Anayasa Mahkemesi
önüne gelmiştir. Dava dilekçesinde itiraz konusu kuralın Anayasa’nın
10. maddesine aykırılığı ileri sürülmüşse de Anayasa Mahkemesi,
Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti açısından da
bir değerlendirme yapmıştır. Böylece eşitlik ilkesi ve hukuk devleti il-
kelerini ölçü norm olarak kullanan Mahkeme devamla şu şekilde karar
vermiştir. “Kanun koyucu, kuşkusuz, Anayasa’nın ve ceza hukukunun temel
ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla cezalandırmada güdülen amacı da gözeterek
hangi eylemlerin suç sayılacağını ve bunlara verilecek cezanın türü ve miktarı
ile artırım ve indirim nedenlerini saptayabileceği gibi kimi suçları işleyenler
için ‘erteleme’ adı altında bir düzenleme de öngörebilir. Ancak böyle bir dü-
zenleme yapılması durumunda, eşitlik ilkesi, bundan aynı durumda bulunan
herkesin eşit olarak yararlandırılmasını gerektirir. Farklı düzenleme yapıla-
bilmesi ise millî güvenlik, kamu yararı, kamu düzeni gibi haklı nedenlerden
birinin bulunmasına bağlıdır. Dava konusu düzenlemeyle düşünceyi açıkla-
ma özgürlüğü bağlamında basın yoluyla yahut sözlü veya görüntülü yayın
araçlarıyla işlenen suçlar yönünden erteleme adı altında bir olanak getirilmiş,
ancak aynı tür suçların daha az cezayı gerektiren basın yoluyla yahut sözlü
veya görüntülü yayın araçlarıyla işlenmemiş olanları kapsam dışı bırakılmış-
tır. Aynı tür suçu işleyenler için farklı uygulama öngören bu düzenlemenin
haklı bir nedeni bulunmadığı açıktır. Öte yandan, adaletli bir hukuk düzeni
kurup bunu sürdürmekle yükümlü olan hukuk devletinde, yalnız suç ve ceza-
ların saptanmasında adil ölçülerin gözetilmesiyle yetinilemez; bunların kaldı-
rılması, değiştirilmesi ya da kimi olanaklar tanınması söz konusu olduğunda
da aynı ölçülerin esas alınması zorunludur. Dava konusu düzenlemeyle aynı
tür suçun daha ağırını erteleme kapsamına alıp, hafif olanını bu olanaktan
yararlandırmamanın adil olduğu ileri sürülemez. Açıklanan nedenlerle kural,
35
Burhan Kuzu, “Af Müessesesi ve Düşünceleri Açıklama Özgürlüğü”, Anayasa
Yargısı, Sayı 18, 2001, s. 278-279; Sözüer, s.227.
63TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir”
36
demek sure-
tiyle oy çokluğu ile hükmü iptal etmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin iptali üzerine 21.12.2000 tarih ve 4616
sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartlı Salı-
verilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun’un 2. maddesi ile
yeniden düzenleme yapılmıştır.
Her ne kadar 4454 sayılı Kanun erteleme adı altında çıkmış dahi
olsa içerik olarak bir erteleme değil, koşullu bir af kanunudur.
37
Ni-
tekim ertelemenin hangi koşullar altında verileceği TCK’da ve Mülga
647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’da (CİK) düzenlenmiştir. 4454
sayılı Kanun’da ise bu koşulların hiçbiri yoktur. Ayrıca erteleme yargı
organları tarafından kullanılması gereken bir kurumdur. Yasama or-
ganının bu yetkiyi kullanmasının kaynağını Anayasa’dan almayan bir
yetkinin kullanılması niteliğinde olduğu, bu nedenle de kanun koyu-
cunun erteleme adı altında düzenleme yapabileceğini öngören bahse
konu Anayasa Mahkemesi kararı eleştirilmiştir.
38
Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda anılan kararına yazılan kar-
şı oylar da dikkat çekicidir. Zira karşı oy gerekçelerinde de haklılık
payı vardır. Karşı oy yazılarının birinde şöyle denilmektedir. “…
Yani Kanun’un uygulama alanının genişletilmesini sağlamak amacıyla,
Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmeyen bir kanun kuralının iptali iste-
nilmiştir. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’ya aykırı bulduğu kanunları iptal
ederek yürürlükten kalkmasını sağlar. Kanun koyucu gibi davranarak yeni
bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm kuramaz. Anayasa’nın öngördüğü
ve mutlak düzenlemesini istediği hususlara yer vermeme durumu dışındaki,
kanunun isterse getirebileceği bir kuralı getirmemesi iptal nedeni olamaz. İs-
terse yer verip isterse yer vermeyeceği bu tür noksanlıklar kanun koyucunun
takdir yetkisi içindedir. Kanun maddesine içindeki kimi sözcükleri ayıklayarak
yeni bir kural niteliği vermek Anayasa’ya uygunluk denetimiyle bağdaşmaz.
Bir kuralın, uygulama alanının genişletilmesi amacıyla değiştirilmesini sağ-
lamak için de iptali istenilemez. Kanun koyucunun dilediği zaman giderebi-
36
Anayasa Mahkemesi’nin 19.09.2000 tarih ve 1999/39 Esas ve 2000/23 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/d619c377-0895-4e9a-
915b-568d693d3e8f?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False (E.T. 12.12.2018).
37
Sözüer, s. 228; Erdem, s. 37.
38
Erdem, s. 37.
64Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
leceği noksan düzenleme, Anayasal zorunluluk dışında, Anayasa’ya aykırılık
oluşturmaz... Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nin pek çok kararında vur-
gulandığı gibi kanun önünde eşitlik herkesin her yönden aynı kurallara bağlı
olacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler kimi kişiler
için değişik kuralları ve uygulamaları gerekli kılabilir…. Kanun koyucunun
takdir alanı içine giren bir konuda getirilen kuralın denetimi yerindelik dene-
timi olur ki, Anayasa Yargısı’nda yerindelik denetimine yer yoktur. Eşitlik
ilkesine aykırılığı ileri sürülen dava konusu kural, failin konumundan doğan
farklılığa ve farklı nedene dayalı olduğundan Anayasa’nın 10. maddesinde-
ki eşitlik ilkesine de aykırı değildir.”
39
Bu karşı oy gerekçesinde Anayasa
Mahkemesi’nin yerindelik denetimi yapamayacağı vurgulanmış, bu
nedenle iptal davasının reddi savunulmuştur.
Bir diğer karşı oy yazısının gerekçesi ise şöyledir. “... Dava konusu
Kanun ile Anayasamızın 87. maddesinin, 14. maddeye yaptığı gönderme se-
bebiyle getirdiği af yasağı adına ‘erteleme’ denilerek örtülü biçimde aşılmak is-
tenmiştir. Anayasa’nın af yasağı getirdiği kimi suçlar bu arada, düşünce suç-
ları için af getirilmek isteniyorsa, bunun yolu Anayasa’ya aykırı kanunları
değişik biçim ve isimlerle kamufle edilerek örtülü biçimde Anayasal engelleri
göz ardı etmek değil, Anayasa’nın kimi suçlar için af yasağı getiren kuralları-
nın yasama organınca değiştirilerek amaca uygun bir düzenleme yapmaktır.
Bu yola gidilmeden yapılan düzenleme açıkça Anayasa’ya aykırıdır. …Esasen
Anayasa’nın getirdiği af yasağına aykırı olarak yasak alandaki suçlar ayrıl-
madan tüm suçlar için getirilen bu erteleme (şartlı af) iptali istenen bölümün
iptali halinde tüm suçlar için genel af mahiyetine dönecektir. Bu ise kanun
koyucunun öngördüğü amaca ve iradesine tamamen aykırıdır. …Bu neden-
le, Kanun’un iptali istenen bölümünün Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı
olduğu göz ardı edilemez. Bütün bu açıklamalardan sonra, Kanun’un tümü
için iptal isteminde bulunulsa idi, oyumun duraksamaya yer vermeyecek bi-
çimde iptal yönünde olacağı doğaldı. Ancak böyle yapılmayıp sadece birinci
maddenin belli bölümünün iptali ile ortaya çıkacak durum, yasak alana girsin
girmesin yukarı haddi on iki yıla kadar cezayı gerektiren tüm suçların şartlı
af (erteleme) kapsamına alınması sonucunu doğurur. Bu da Anayasa’ya aykı-
rılığı daha büyük ve daha vahim boyutlara getirir”.
40
39
Anayasa Mahkemesi’nin 19.09.2000 tarih ve 1999/39 Esas ve 2000/23 Karar sayılı
kararı. Mustafa Bumin, Mahir Can Ilıcak, Ali Hüner, Ertuğrul Ersoy karşı oy
yazısı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/d619c377-0895-4e9a-
915b-568d693d3e8f?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False (E.T. 12.12.2018).
40
Anayasa Mahkemesi’nin 19.09.2000 tarih ve 1999/39 Esas ve 2000/23 Karar sayılı
65TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
B. Şartlı Salıverme ve Af
Hürriyeti bağlayıcı cezaların infazında hem bireyselleştirme vası-
tası, hem de cezaya seçenek bir kurum olan şartlı salıverme, kişinin
mahkûm edildiği hürriyeti bağlayıcı cezadan, kanunun belirlediği bir
kısmını iyi hal ve kurallara tam uyarak geçirmesi halinde, konulmuş
olan şartlara her bakımdan riayet etmediği takdirde geri alınması şar-
tıyla, mahkûmiyet süresini tamamen bitirmeden, merciince alınacak
bir kararla salıverilmesini ve böylece serbest hayata dönmesini ya da
bu hayata geçişinin kolaylaştırılmasını sağlayan bir kurumdur.
41
Mahkûmun şartlı salıvermeden yararlanması için cezasının bir
kısmını cezaevinde infaz edilmiş olması ve cezaevindeki sürenin iyi
halle geçirilmiş olması gerekir. Bu şartların varlığı halinde şartlı salıve-
rilen mahkûm, cezasının kalan kısmını cezaevi dışında tamamlayacak-
tır. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un
m.107/12’ye göre şartlı salıverilen kişinin kasıtlı bir suç işlemesi ve
mahkûm olması halinde şartlı salıverme kararı geri alınacaktır. Şartlı
salıverme kararı ancak cezanın belirli bir kısmının iyi halle geçirilmiş
olması halinde mümkündür. Buna karşılık affın uygulanabilmesi için
cezanın infaz edilmesine gerek olmadığı gibi kişi hakkında soruştur-
maya veya kovuşturmaya başlanması da aranmaz. Şartlı salıverme,
koşulların gerçekleşmesi halinde mahkûm için bir haktır ve böyle bir
durumda mahkeme şartlı salıvermeye karar vermelidir. Buna karşılık
yapılan yargılama sonucunda suçluluğu sabit görülenler affedilmele-
rini bir hak olarak isteyemezler. Şartlı salıverme mahkeme kararıyla
olurken, af, yasama organınca bazı hallerde ise Cumhurbaşkanı tara-
fından kullanılan bir yetkidir. Şartlı salıvermede deneme süresinin ka-
nundaki koşullara uygun geçirilmesi halinde ceza infaz edilmiş sayılır.
Ancak mahkûmiyetin sonucu olan ehliyetsizlikler ortadan kalkmaz.
Mahkûmiyet tekerrür ve ertelemede de etkilerini göstermeye devam
eder. Buna karşılık genel af, ceza mahkûmiyetini bütün sonuçları ile
ortadan kaldırır. Özel afta ise mahkûmiyetin neticeleri ortadan kalk-
mamakla birlikte, cezanın infazı yerine geçen bir deneme süresi kural
kararı. Yalçın Acargün karşı oy yazısı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/
Content/d619c377-0895-4e9a-915b-568d693d3e8f?excludeGerekce=False&words
Only=False (E.T. 12.12.2018).
41
Sulhi Dönmezer/Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Beta Yayınları,
İstanbul, 1997, C. III, s.64.
66Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
olarak yoktur. Af kanunlarında belli bir süre suç işlememek gibi birta-
kım şartlar öngörülebilir. Ancak bu hallerde dahi af kurumu ile şartlı
salıverme karıştırılmamalıdır. Zira şartlı salıverme, 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da düzenlenen genel bir
hüküm iken af kanunlarında buna ilişkin özel bir hüküm olmalıdır.
42
Şartlı salıverme ile af arasındaki tüm bu farklılıklara rağmen yasa-
ma organının zaman zaman şartlı salıverme adı altında çıkardığı ka-
nunların, niteliği itibariyle af kanunu olduğu görülmektedir. 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) Geçici 1. maddesi buna örnek ola-
rak gösterilebilir. Kanun’un bahse konu hükmü şöyledir: “08.04.1991
tarihine kadar işlenen suçlar sebebiyle; a) Verilen ölüm cezaları yerine geti-
rilmez. Bu durumda olanlar 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun
19 uncu maddesi hükmüne göre çekmeleri gereken cezalarının on yılını, b)
Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanlar çekmeleri gereken cezalarının
sekiz yılını, c) Diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilmiş olanlar
hükümlülük süresinin beşte birini, çektikleri takdirde iyi halli olup olmadıkla-
rına bakılmaksızın ve talepleri olmaksızın şartla salıverilirler”.
Mezkûr kanun maddesinde iyi hal aranmamaktadır. Oysa şartlı
salıvermenin şartlarından biri de hükümlünün kanunda belirtilen sü-
releri iyi halle geçirmesidir.
Anayasa Mahkemesi 3713 sayılı TMK’nın bazı hükümlerinin iptali
istemiyle önüne gelen davalarda konuyu tartışmış, söz konusu düzen-
lemelerin “kendine özgü bir nitelik taşıdığına” karar vermiştir. Bahse
konu kararlarının birinde “Geçici maddelerin ortak özelliği, bu hükümlere
göre şartla salıverilmek için ‘iyi hal’in aranmamasıdır. ‘İyi hal’ koşulunun
yokluğu, 4. maddenin itiraz konusu edilen (a) ve (b) bentleriyle getirilen
düzenlemeye bir yönüyle şartlı af görünümü vermekte ise de; istemle bağlı
olmadan şartla salıverilmeden söz edilmesi, cezanın bir bölümünün çektiril-
mesinin gerekliliği ve daha önemlisi, Türk Ceza Kanunu’nun 17. maddesin-
de koşulların oluşması durumunda şartla salıverme kararının geri alınması
olanağının bulunması, öngörülen düzenlemenin, aftan çok şartla salıvermeye
benzediğini, kendisine özgü bir nitelik taşıdığını göstermektedir”.
43
42
Artuk, s. 904; Sözüer, s. 231.
43
Anayasa Mahkemesi’nin 19.07.1991 tarih ve 1991/22 Esas ve 1991/25 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/97cd7949-9330-4c6f-
a607-b23b4528f96e?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False. (E.T. 12.12.2018).
67TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
Benzer düşünce Anayasa Mahkemesi’nin anılan kararının karşı oy
yazısında da mevcuttur. “Anayasa’nın 87. maddesi, 14. maddedeki fiiller-
den …suç işleyen ve hüküm giyenler hakkında genel ve özel af çıkarılamayaca-
ğını hükme bağlamıştır. Bununla beraber TBMM bu gibi suçlular hakkındaki
af çıkarma yasağını aşabilmek için 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’na
ithal ettiği geçici 1, 2, 4. maddelerle şartlı tahliyelerini sağlamak istemiştir.
Bu sonucun alınabilmesi için de şartlı tahliyede cezaların bir kısmının
çekilmiş olması şartı yanında, ayrıca iyi halli hükümlü olma şartı da
kaldırılmıştır. Bu suretle şartlı tahliye benzeri ve af niteliği de taşı-
mayan sui generis bir düzenleme ortaya çıkmıştır”.
44
Anayasa Mahkemesi benzer yorumu 3713 sayılı TMK’nın bazı hü-
kümlerinin Anayasa’ya aykırılığı iddialarıyla önüne gelen itiraz ve ip-
tal davalarında da yapmıştır.
45
Bu nitelikteki bir düzenlenme 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine
Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartlı Salıvermeye, Dava ve Cezaların Erte-
lenmesine Dair Kanun’un 1. maddesinin 2. bendinde de yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesi Kanun’un mezkûr hükmünün Anayasa’ya aykı-
rılığı iddiasına ilişkin davada şu kararı vermiştir. “Başvuru kararlarında
4616 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 2. bendinde yer alan itiraz konusu bö-
lümle ilgili olarak Kanun’un 2. maddesinde öngörülen ceza indiriminin 12 yıl
olmasına karşın, 1. maddede 10 yıllık indirimle yetinilmesinin, 1. maddenin
4. bendine göre şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı 10 yılı geçmeyen
suçlardan dolayı yapılacak ertelemede her suç için ayrı ayrı 10 yılın dikkate
alınmasına karşın 2. bent uyarınca kesinleşmiş hürriyeti bağlayıcı cezalar-
daki indirimin toplam hükümlülük süresinden bir kez ve sadece 10 yıl olarak
uygulanmasının ve para cezalarının kapsam dışı bırakılmasının Anayasa’nın
2. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür. 2. bent ile Kanun kapsa-
mına giren cezalarda indirim yapılmakta 10 yıldan az cezaya mahkûm kimi
44
Anayasa Mahkemesi’nin 19.07.1991 tarih ve 1991/22 Esas ve 1991/25 Karar sayılı
kararı. Karşı oy yazısı Servet Tüzün, Erol Cansel, Haşim Kılıç. http://kararlaryeni.
anayasa.gov.tr/Karar/Content/97cd7949-9330-4c6f-a607-b23b4528f96e?exclude
Gerekce=False&wordsOnly=False. (E.T. 12.12.2018).
45
Anayasa Mahkemesi’nin benzer kararları 19.07.1991 tarih ve 1991/17 Esas ve 1991/23
Karar sayılı kararı.http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/9cbd2ae0-
665c-4541-8fdd-5245bdc62c4e? excludeGerekce=False&wordsOnly=False. (E.T.
12.12.2018); 31.03.1992 tarih ve 1991/18 Esas ve 1992/20 Karar sayılı kararı.
http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/56b80f44-5320-4b0d-9449-
506abae14385?excludeGerekce=False&wordsOnly=False. (E.T. 12.12.2018).
68Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
hükümlülerin diğer koşullarında varlığı halinde hiç cezaevine girmeksizin ce-
zalarının infazına olanak tanınmakta ise de bu olanak genel affın tanımında
belirtildiği gibi ceza mahkûmiyetini bütün neticeleri ile kaldırmamaktadır.
Düzenlemenin hükümlülere getirdiği yarar cezaevinde kalma süresini belirli
koşullarla kısaltması veya hiç cezaevine girmeden cezanın infazını sağlama-
sıdır. Şartla salıverilmenin en önemli unsurları, cezanın belirli bir sü-
resinin cezaevinde çekilmiş olması ve hükümlünün bu süre içerisinde
iyi hal göstermesidir. Oysa 2. bent ile 10 yıla kadar hürriyeti bağla-
yıcı cezaya mahkûm olan hükümlülerin iyi halli olup olmadıklarına
bakılmaksızın salıverilmelerinin sağlanması bu düzenlemenin şartlı
salıverilme olmayıp kendine özgü bir müessese olduğunu göstermek-
tedir. Türk Ceza Kanunu’nun 98. maddesine göre cezayı ortadan kaldıran
veya azaltan ya da değiştiren bir düzenleme olarak adlandırılan özel affın,
toplu ve şartlı olarak getirilmesinin de olanaklı bulunduğu dikkate
alındığında, 2. bentte yer alan kuralın, müebbet ve 10 yıldan fazla süreli
hükümlülükler bakımından cezadan indirim öngören, tâbi oldukları infaz hü-
kümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından veya toplam hükümlü-
lük sürelerinden on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi veya hüküm-
lülük süresi dolmuş olanlar bakımından ise, belirli bir süreyle suç işlememe
bozucu (infisahi) koşuluna bağlanmış, toplu özel af niteliğindedir”.
46
V. TÜRK ANAYASA HUKUKUNDA AF
Af yetkisi umumiyetle Anayasa’larda düzenlenir ve bu yetki ço-
ğunlukla yasama organına veya devlet başkanına tanınır.
47
Gözler, 22
ülkeyi konu alan incelemesinde genel af yetkisinin çoğunlukla yasama
organına verildiğini gözlemlemektedir. Gerçekten de Türkiye, Finlan-
diya, Fransa, İsviçre, İtalya, Portekiz ve Yunan Anayasa’ları genel af
yetkisini parlamentolarına vermişken, Danimarka ve Japonya bu yet-
kiyi Kral’a; İzlanda ise Cumhurbaşkanı’na vermiştir. Özel af yetkisi ise
İsveç, İsviçre ve Türkiye hariç incelenen tüm ülkelerde sadece devlet
başkanlarına aittir.
48
İsviçre’de hem genel af hem de özel af yetkisi par-
lamentoya verilmişken İsveç’de özel af yetkisi hükümete verilmiştir.
46
Bkz. 16 numaralı dipnotta yer alan karar.
47
Servet Armağan, “Anayasa Hukuku Açısından Af Yetkisinin Değerlendirilmesi”,
Anayasa Yargısı, Sayı 18, 2001, s. 347.
48
Kemal Gözler, “Karşılaştırmalı Anayasa Hukukunda Af Yetkisi”, Anayasa Yargısı,
Sayı 18, 2001, s. 329.
69TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
Türkiye’de ise özel af yetkisi Cumhurbaşkanı’nın yanı sıra parlamen-
toya da verilmiştir.
49
Osmanlı dönemi Türk hukukunda af yetkisi genel olarak padişaha
tanınmıştır. Ne var ki suçlar konusunda İslam ceza hukukunda bir ay-
rım vardır. Şahıs hakkına yönelik suçlar mağdurun veya mirasçıların
affıyla düşmektedir. Buna karşılık İslam kamu haklarına ilişkin suç-
lar olarak tavsif edilen had suçlarında ise esas itibariyle af cezayı dü-
şürmez. Devlet başkanına ve hâkime geniş bir takdir yetkisi veren ve
İslam ceza hukukunun önemli bir kısmını oluşturan ta’zir suçlarında
ise af mümkündür.
50
Affa ilişkin ilk yazılı düzenleme, bu yetkiyi pa-
dişaha veren 1858 tarihli Osmanlı Ceza Kanunu’nun 47. maddesidir.
51
Anayasal bir düzenleme ise ilk kez 1876 Anayasası’nda yapılmıştır.
Daha sonra yapılan tüm Anayasalarda da af yetkisi ya açıkça düzen-
lenmiş ya da açık olmasa da af yetkisini içeren hükümler Anayasalar-
da yer almıştır.
52
1876 Kanun-u Esasi’nin 7. maddesinde af, padişaha
tanınmış bir yetkidir.
53
1909 Anayasa tadiliyle umumi af tabiri ilk kez
Anayasa’ya girmiş, özel af doğrudan padişaha verilirken, genel af yet-
kisi ise Meclisi Umumi’nin onayı şartıyla padişaha verilmiştir.
54
1921 tarihli Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nda affa ilişkin açık bir hü-
küm yoktur. Ancak Anayasa’nın 7. maddesi hükmünden Meclis’in af
yetkisine sahip olduğu çıkarılabilir. Meclis hükümeti sistemi kuran
bu Anayasa’nın bahse konu maddesine göre “…ahkamı şeriyenin ten-
fizi, umumi kavaninin vazı, tadili, feshi gibi hukuku esasiye Büyük Millet
Meclisi’ne aittir”. Bu hükme göre Büyük Millet Meclisi af yetkisine de
sahiptir. Nitekim bu dönemde çıkarılmış af kanunları da mevcuttur.
55
1924 Anayasası’nın 26. maddesinde “… genel ve özel af ilan etmek,
cezaları hafifletmek ve değiştirmek, kanun soruşturmalarını ve kanun ceza-
larını ertelemek… gibi görevleri Büyük Millet Meclisi ancak kendisi yapar”
demek suretiyle genel af, özel af, takibat ve cezanın tecili kurumlarını
49
Gözler, s.327.
50
Mehmet Akif Aydın, Türk Hukuk Tarihi, Beta Yayınları, İstanbul, 2017, s. 154-157,
178.
51
Soyaslan, s. 414; Dönmezer/Erman, s. 212.
52
Soyaslan, s. 415; Armağan, s. 349.
53
Tarhan Erdem, Anayasalar ve Belgeler 1876-2012, Doğan Kitap, İstanbul, 2012, s.
29.
54
Soyaslan, s.415; Keyman, s.85-86.
55
Keyman, s. 86; Armağan s. 349.
70Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
düzenlemiştir. Anayasa’nın 42. maddesi ise Cumhurbaşkanı’na daimî
malullük veya yaşlılık ile sınırlı özel af yetkisi vermiştir.
1961 Anayasası’nın 64. maddesi genel af ve özel af ilan yetkisini
TBMM’ye vermiştir. 1970 değişikliğiyle orman suçlarına ilişkin kısıt-
lama da kaldırılarak Meclis’in af yetkisinin önünde hiçbir sınır kal-
mamıştır. 1961 Anayasası, 97. maddesiyle Cumhurbaşkanı’na sürekli
hastalık, sakatlık ve kocama halleriyle sınırlı olarak özel af yetkisi ver-
miştir.
56
1982 Anayasası’nda ise af yetkisi TBMM’ye ve Cumhurbaşkanı’na
verilmiştir. TBMM’nin görev ve yetkilerinin düzenlendiği 87. madde-
de sayılan hallerden biri de “genel ve özel af ilanına karar vermek” yetki-
sidir. Anayasa’nın ilk hali TBMM’nin af yetkisini “Anayasanın 14. mad-
desindeki fiillerden dolayı hüküm giyenler hariç olmak üzere” şeklindeydi.
Bahse konu hüküm yasama organının takdir yetkisini sınırlandırması
nedeniyle doktrinde eleştirilmiştir. Ayrıca Anayasa’nın 14. maddesi-
nin TCK’da bir karşılığı da bulunmamakta, bu durum ise tereddütlere
yol açmaktaydı.
57
Af yetkisine getirilen bu sınırlama 03.10.2011 tarihli
ve 4709 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişikliğiyle yürürlükten kal-
dırılmıştır. Bu değişiklik sonrası TBMM, devlet aleyhine işlenen suçlar
dahil her suçluyu affedebilecektir.
58
Ancak orman suçları bundan is-
tisnadır.
Anayasa’nın 169. maddesine göre, “münhasıran orman suçları için
genel af ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanları yok etmek veya
daraltmak amacıyla işlenen suçlar, genel ve özel af kapsamına alınamaz”. 4709
sayılı Kanun TBMM’nin af yetkisini genişletmiş buna mukabil af yetki-
sinin kullanılmasını zorlaştırmıştır. Düzenlemeye yapılan eklemeyle
TBMM’nin genel ve özel af ilanı için çıkaracağı kanunlar ancak üye
tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla kabul edilebilecektir. Şu haliyle
bu çoğunluğa ulaşamayan iktidar partisi ancak muhalefetin de deste-
ğini alarak bir af kanunu çıkarabilecektir. Ancak unutulmamalıdır ki
Anayasa’nın 87. maddesinde aranan beşte üç çoğunluk genel ve özel
af ilanına ilişkindir. Bunun dışında örneğin erteleme ve şartlı salıver-
56
Dönmezer/Erman, s. 213; Döner, s. 41; Atila, s. 276.
57
Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, 2013, s. 312-
313.
58
Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Ekin Yayınları, Bursa, 2018, s. 711.
71TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
meye ilişkin kanunlarda bu nitelikli çoğunluk aranmamaktadır. Ancak
Anayasa Mahkemesi’nin 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen
Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair
Kanun’un 1. maddesinin 21.05.2002 tarihli ve 4758 sayılı Kanun’la yeni-
den düzenlenen 2. bendinin bir af kanunu olduğu, bu nedenle de nite-
likli çoğunlukla kabul edilmesi gerektiğine ilişkin kararı şu şekildedir:
“Anayasa’da, kanunlaşma süreci özel usullere bağlanmış olan yasama işlem-
lerinin başka isimler altında ve farklı yöntemler uygulanarak oluşturulması
durumunda, Anayasa koyucunun iradesinin tam anlamıyla etkili ve egemen
kılınabilmesi için bu işlemlerin anayasal denetimlerinin gerçek nitelik ve içe-
rikleri gözetilerek yapılması gerekir….Şartla salıvermenin en önemli unsur-
ları, cezanın belirli bir süresinin cezaevinde çekilmiş olması ve hükümlünün
bu süre içerisinde iyi hal göstermesidir. Dava konusu 2. bent ile 10 yıla kadar
hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm olan hükümlülerin iyi halli olup olmadık-
larına bakılmaksızın salıverilmelerine olanak tanınması ise, bu düzenlemenin
şartla salıverilme olarak kabulünü engellemektedir….Anayasa’nın 3.10.2001
günlü 4709 sayılı Kanun ile değiştirilen 87. maddesinde Türkiye Büyük Mil-
let Meclisi üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel
af ilanına karar vermek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev ve yetkileri
arasında sayılmıştır. Buna göre, “af” niteliğindeki yasama işlemlerinin
TBMM üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile kanunlaş-
ması gerektiği açıktır. Dava konusu kural ise bu oran gözetilmeyerek
174 oyla kanunlaşmıştır. Açıklanan nedenlerle, 4616 sayılı Kanun’un 1.
maddesinin 4758 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 2. bendi Anayasa’nın
87. maddesine aykırıdır. İptali gerekir”.
59
1982 Anayasası af yetkisini TBMM’nin yanı sıra Cumhurbaşkanı’na
da vermiştir. Anayasa’nın 104. maddesine göre Cumhurbaşkanı “sü-
rekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya
kaldırır”. Cumhurbaşkanı’na verilen bu yetki özel af yetkisidir. Toplu
özel af çıkarma yetkisi münhasıran TBMM’ye aitken kişiye özgü af çı-
karma yetkisi TBMM’nin yanı sıra Cumhurbaşkanı’na da aittir.
60
Ma-
mafih TBMM’nin af yetkisi sebep itibarıyla sınırlandırılmadığı halde
Cumhurbaşkanı’nın af yetkisi sürekli hastalık, sakatlık ve kocama se-
59
Anayasa Mahkemesi’nin 28.05.2002 tarih ve 2002/99 Esas ve 2002/51 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/395ede4e-e84c-4327-
91c6-d9360348a956?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False (E.T. 16.12.2018).
60
Gözler, Türk Anayasa Hukuku, s. 794.
72Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
bepleriyle sınırlıdır. Cumhurbaşkanı kendisine ait olan bu af yetkisini
tek başına kullanacaktır. Ayrıca TBMM’nin af yetkisine orman suçları
açısından getirilen sınırlamanın Cumhurbaşkanı’nın bireysel özel af
yetkisi bakımından cari olmadığı kabul edilmektedir.
61
VI. AF KANUNLARI VE ANAYASA MAHKEMESİ
Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkilerini düzenleyen
Anayasa’nın 148. maddesine göre, “Anayasa Mahkemesi, kanunların,
Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtü-
züğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler…”.
TBMM’nin affa ilişkin iradesi ise bir parlamento kararıyla değil ka-
nunla gerçekleşecektir. Şu haliyle af kanunları diğer tüm kanunlar gibi
Anayasa Mahkemesi’nin denetimine tabi olacaktır. Anayasa Mahke-
mesi bu denetimi soyut norm denetimi (iptal davası) veya somut norm
denetimi (itiraz yolu) yoluyla yapacaktır. Af kanunlarının Anayasa’ya
aykırılığı iddiaları her iki şekilde de Anayasa Mahkemesi’nin önüne
gelmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’ya uygunluk denetimi ise “şe-
kil” ve “esas” yönünden olmaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin
şekil denetimi “…son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadı-
ğı…hususu ile sınırlıdır.”
Türk Anayasa Mahkemesi önüne gelen af kanunlarını şekil yö-
nünden incelemeye tabi tutmuştur. Özellikle 15.05.1974 tarihli 1803
sayılı Cumhuriyetin 50. yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkın-
da Kanun’a ilişkin başvurularda şekil yönünden denetim yaparak ip-
tal kararları vermiştir. Anayasa Mahkemesi bir kararında öncelikle af
kanunlarını inceleme görev ve yetkisinin olup olmadığını tartışmıştır.
Bahse konu kararda şöyle demiştir: “…. Burada esas sorun, Anayasa
kurallarına göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin genel ve özel af ilân et-
mek yetkisini kanunla mı, yoksa kararla mı kullanmakta oluşudur. …Kal-
dı ki, ‘genel ve özel af ilânı’ konusu öteden beri kanunlarla düzenlenmekte,
Anayasa Mahkemesi de bunları, 147. maddedeki ‘Kanun’ deyiminin kapsamı
içinde görmekte ve Anayasa’ya uygunluk denetimlerini böylece yapmakta-
dır. Özetleyecek olursak; bir kuralı itiraz konusu yapılan 1803 sayılı Kanun,
61
Döner, s. 41.
73TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
Anayasa’nın değişik 147. maddesindeki ‘Kanun’ deyiminin kapsamına gir-
mektedir: Anayasa’nın Anayasa’ya uygunluk denetimi dışında bıraktığı ka-
nunlardan da değildir ve şu duruma göre, itiraz yoluyla gelen bu işe bakmanın
Anayasa Mahkemesi’nin görevi içinde bulunduğu ortadadır”. Af kanunla-
rını inceleme görev ve yetkisine sahip olduğunu bu gerekçelerle ve oy
çokluğu ile kabul eden Anayasa Mahkemesi daha sonra “Dava konusu
15.05.1974 tarihli ve 1803 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (A) işaretli bendin-
deki kuralın (Türk Ceza Kanunu’nun 127. ve Askerî Ceza Kanunu’nun 56.
maddelerinin olayla ilgili hükümleri yönünden) Anayasa’nın 92. maddesinde
öngörülen biçim kurallarına aykırı olarak kabul edilmiş olması nedeniyle ip-
taline oyçokluğu ile dava konusu Kanun kuralı biçim yönünden iptal edilmiş
olduğuna göre esas yönünden aykırılık konusu üzerinde ayrıca durulmasına
yer olmadığına oybirliğiyle” karar vermiştir.
62
Anayasa Mahkemesi bahse konu 1803 sayılı Kanun’un bazı hü-
kümleri hakkında önüne gelen Anayasa’ya aykırılık iddialarında da
şekil yönünden denetim yaparak iptal kararları vermiştir.
63
1803 sayılı Kanun’un özellikle bir hükmünün şekil yönünden Anaya-
sa Mahkemesi tarafından iptali önemli sonuçlara yol açmıştır. Şöyle ki:
1803 sayılı Kanun’un, 5. maddesinin (A) bendiyle bazı suçlar af kapsamı
dışında bırakılmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi iptal istemiyle önüne
gelen başvuruda “Anlaşmazlık konusu maddelerin ayrı ayrı oylanmasının
5. maddenin A bendini biçim yönünden Anayasa’ya aykırı kıldığına ve dava
konusu kuralın iptaline, Dava konusu kural biçim yönünden, Anayasa’ya ay-
kırı görülerek iptal edildiğine göre esas yönünden aykırılık konusu üzerinde
durulmasına yer olmadığına”
64
karar vermiştir. Böylece af kanununun
kapsamı kanun koyucunun arzusu hilafına genişlemiş, kapsam dışı bı -
rakılan TCK’nın 141, 142, 146 ve 149. maddelerinde düzenlenen suçlar-
dan mahkûm olanlar da aftan yararlanır hale gelmişlerdir.
62
Anayasa Mahkemesi’nin 28.11.1974 tarih ve 1974/34 Esas ve 1974/50 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/cf324704-0fa3-4412-
b5df-6beefb1fb60d?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False (E.T. 17.12.2018).
63
Benzer kararlar Anayasa Mahkemesi’nin 07.01.1975 tarih ve 1974/40 Esas ve
1975/4 Karar sayılı kararı. 28.01.1975 tarih ve 1974/48 Esas ve 1975/10 Karar sayılı
kararı. 05.03.1975 tarih ve 1975/3 Esas ve 1975/35 Karar sayılı kararı. 03.04.1975
tarih ve 1975/34 Esas ve 1975/70 Karar sayılı kararı. http://www.anayasa.gov.
tr/icsayfalar/kararlar/kbb.html. (E. T. 17.12.2018).
64
Anayasa Mahkemesi’nin 02.07.1974 tarihli ve 1974/19 Esas ve 1974/31 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/e47c00ea-68f8-4a9f-
9f31-e1b09f65c8c2?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False. (E.T. 17.12.2018).
74Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
Bu karar sonrası Anayasa Mahkemesi’ne, TBMM’ye ait olan yet-
kileri kullandığı eleştirileri yapılmış,
65
nihayet “Anayasa Mahkemesi
bir kanun(un) …tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyu-
cu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis ede-
mez” (m.153/2) kuralı Anayasa Mahkemesi’nin bu ve buna benzer
bazı kararlarına bir tepki olarak Anayasa koyucu tarafından 1982
Anayasası’na getirilmiştir.
66
Anayasa Mahkemesi, af kanunlarını esas yönünden de denetlemiş-
tir. Önüne gelen hukuki tasarrufun niteliğini belirleme hakkına sahip
olan Mahkeme’nin
67
esasa ilişkin denetimlerinde özellikle Anayasa’da
düzenlenen eşitlik ilkesi dikkate değerdir. Anayasa Mahkemesi kişi-
lerin aftan yararlanma diye bir haktan bahsedilemeyeceği gerekçesiy-
le kanun koyucunun düzenlemelerinde eşitlik ilkesine mutlak bağlı
olması gerekmediğini eski tarihli bir kararında şöyle ifade etmiştir.
“Anayasamızda fertlerin temel hak ve hürriyetleri arasında aftan yararlanma
diye bir hak gösterilmiş değildir. Bu sebeple suçlular, affedilmelerini bir
hak olarak isteyemezler. Anayasa’nın affa yetkili kıldığı merci affın
kapsamını da belli etmeye yetkilidir. Yukarıdan beri Anayasa’ya aykırı
bulunmadığı belirtilen itiraz konusu fıkra hükmü de bu merci tarafından sos-
yal yarar ve gereği açıklanarak kabul edilmiştir. Mahkeme’nin benimsediği
düşünceler, bir af kanununun kabulünde yasama organının takdirine ilişkin
konular olup itiraz konusu fıkranın Anayasa’nın sözüne ve özüne aykırı bu-
lunduğunu kabule yeterli nitelikte değildir.”
68
demek suretiyle affın kap-
samını belirlemede yasama organının takdir yetkisine sahip olduğuna
vurgu yapmıştır. Yine Anayasa Mahkemesi benzer bir kararında şöyle
demektedir. “Anayasa’da, bu sayılan kurallar dışında ayrıca buyurucu veya
yasaklayıcı bir kural bulunmadığından, suçlar ve cezalar hakkında gerekli
gördüğü önlemleri almak kanun koyucunun yetkisi içinde kalmaktadır…. Şu
halde kanun koyucu, Anayasa’ya göre kendi yetki alanına giren bu konularda
65
Kuzu, s. 273.
66
Yekta Güngör Özden, “Anayasa Mahkemesi Kanun Koyucu Gibi Hareketle,
Yeni Bir Uygulamaya Yol Açacak Biçimde Hüküm Tesis Edemez Kuralına Nasıl
Gelindi? Bu Kural Nedir, Ne Değildir?”, Anayasa Yargısı, Cilt 2, 1985, s. 41-90;
Gözler, Türk Anayasa Hukuku, s.1155
67
Bkz. 32 numaralı dipnot.
68
Anayasa Mahkemesi’nin 09.06.1964 tarih ve 1964/12 Esas ve 1964/47 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/51f0e578-a91a-47e3-
a5fb-e346a85def49?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False (E.T. 18.12.2018).
75TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
takdir hakkına sahiptir… Kanun koyucu, şartla salıverilmenin koşullarını,
örneğin, yararlanma sürelerini, kimi suçlardan mahkûmların bundan ya-
rarlanıp yararlanamayacaklarını, ya da farklı biçimde yararlanabileceklerini,
zaman içerisinde toplumun gelişmesine göre, serbestçe takdir edilebilecek-
tir…..Anayasa Mahkemesi’nin pek çok kararında da vurgulandığı gibi, ka-
nun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına
gelmez. Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik, mutlak anlamda bir
eşitlik olmayıp, haklı nedenlerin bulunması durumunda farklı uygulamalara
olanak veren bir ilkedir. …..kanun koyucunun, müebbet ağır hapis cezasının
özelliklerini gözeterek, bu cezaya mahkûm edilenlerin düzelmeleri ve topluma
yeniden uyum sağlayabilmeleri amacıyla cezaevinde geçirmeleri gereken sü-
reyi toplum için daha iyiyi bulma nedeni ve arayışı içinde yeniden takdirinde
Anayasanın 2. maddesine aykırılık yoktur”.
69
Buna mukabil Anayasa Mahkemesi her zaman bu yönde ka -
rarlar vermemiştir. Anayasa Mahkemesi 1803 sayılı Kanun’a ilişkin
Anayasa’ya aykırılık iddialarında, çoğunlukla şekil yönünden iptal
kararları vermiş, esasa girmeye gerek görmemiştir. Mamafih Mahke-
me bazı kararlarında “eşitlik” ve “hukuk devleti” ilkesini ölçü norm
olarak kullanarak iptal kararları da vermiştir. Örneğin, 1803 sayılı
Kanun’un 6. maddesinin 2. fıkrası hükmünün Anayasa’ya aykırılığı-
na ilişkin itirazın incelenmesinde şekil yönünden Anayasa’ya aykırılık
görmeyen Mahkeme, esas yönünden yaptığı inceleme sonucunda şu
gerekçelerle iptal kararı vermiştir. “….Böylece bir suçu bir kez işleyenin
ayni suçu iki kez işleyenden daha çok ceza görmesi sonucunu veren söz konu-
su kanun kuralı, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesiyle
bağdaşmadığı gibi, Anayasa’nın 12. maddesinde açıklanan eşitlik ilkesine de
aykırı düşmektedir. Bu nedenlerle 15/5/1974 tarihli, 1803 sayılı Kanun’un
6. maddesinin ikinci fıkrasının esas yönünden iptaline karar verilmelidir”.
70
Anayasa Mahkemesi aynı Kanun’un 7 (A) maddesinin eşitlik il-
kesine aykırı olduğu iddiasına ilişkin incelemesinde şu tespitlerde
bulunmuştur. “Kuşkusuz, kanun koyucu, suçların özelliğini ve cezaların
69
Anayasa Mahkemesi’nin 19.07.1990 tarih ve 1989/35 Esas ve 1990/22 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/2456dd6a-9ce1-4787-
9960-5c19a0e1ba76?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False. (E.T. 18.12.2018).
70
Anayasa Mahkemesi’nin 24.06.1976 tarih ve 1976/7 Esas ve 1976/35 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/c88c09d7-de11-436f-
b212-77689c4f3175?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False. (E.T. 18.12.2018).
76Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
ağırlığını göz önünde bulundurarak, çıkaracağı af kanunları ile değişik tür-
de suç işleyenlerin ya da değişik cezalara çarptırılanların aftan değişik öl-
çülerde yararlanmalarını, üstelik haklı nedenler varsa, bir kesiminin hiç ya-
rarlanmamasını sağlamaya yetkilidir. Bu tür düzenlemelerin kanun önünde
eşitlik ilkesini zedelediği de öne sürülemeyecektir. Ancak, itiraz konusu kural
yönünden bu durum da söz konusu değildir. Gerçekten, kanun koyucu, bir
yandan müebbet ağır hapis cezasına çarptırılanları ceza indiriminden en üst
düzeyde yararlandırmakta, öte yandan, itiraz konusu kuralla, müebbet ağır
hapis hükümlülerinin dört yıllık bir gecikme ile şartla salıverilmelerine yol aç-
maktadır. Böylece, af indirimi yönünden sağladığı eşitliği şartla salıverilme-
den yararlanma yönünden bozmaktadır…af kanunlarıyla, ceza kanunlarının
tecil, tekerrür, şartla salıverilme gibi temel kurumlarına geçici değişiklikler
getirilerek suçlular arasında ayırım gözetmek ve temel kanunların suçlara
ve cezalara göre kurduğu dengeyi bozmak, af kurumunun geleneksel hukuki
yapısına da uygun düşmemektedir... Anayasa’nın 12. maddesindeki kanun
önünde eşitlik ilkesi uyarınca, benzer durumlarda bulunan kişilerin benzer
hukuk kurallarına bağlı tutulmaları gerektiği gibi, benzer durumda bulunan
kişilerin başka başka kurallara bağlı tutulmaları için de haklı bir nedenin var
olması zorunludur…Belirtilen nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın
12. maddesine aykırı bulunmakta ve iptaline karar verilmesi gerekmektedir”.
71
Anayasa Mahkemesi bu tavrını sonraki tarihli kararlarında da
sürdürmeye devam etmiştir. “Anayasa Mahkemesi’nin önceki kararları-
na göre, kanun önünde eşitlik, herkesin, her yönden aynı kurallara bağlı ola-
cağı anlamına gelmez. Anayasa’nın öngördüğü eşitlik, mutlak anlamda bir
eşitlik olmayıp, haklı nedenlerin bulunması durumunda farklı uygulamalara
olanak veren bir ilkedir. Ancak, aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme
Anayasa’ya aykırılık oluşturur… Ancak, cezanın infazı, suçlunun topluma
uyum sağlamasını ve topluma yeniden kazandırılmasını amaçlar. Bu amacın
gerçekleştirilmesi, suça bağlı kalmadan ayrı bir programın uygulanmasını ge-
rektirir. Tüm çabalar, suçlunun uyumsuzluğuna neden olan psikolojik, çev-
resel, sosyal ve kişisel etkenlerin belirli bir infaz programı içinde giderilerek,
suça yeniden yönelmesini önlemektir. Bu program, suça göre değil, suçlunun
infaz süresince gösterdiği davranışlarına ve gözlenen iyi durumuna göre dü-
zenlenecektir. Bu da infazın, mahkûmların işledikleri suçlara göre bir ayı-
71
Anayasa Mahkemesi’nin 13.03.1979 tarih ve 1978/67 Esas ve 1979/14 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/290e1567-186e-4745-
8691-8cc82eba72ce?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False. (E.T. 18.12.2018).
77TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
rıma gidilmeden, aynı esaslara ve belirli bir programa göre yapılmasını ve
sonuçlarının gözlenmesini gerektirir. Aynı miktar cezayı alan iki hükümlü-
den birinin, sırf suçunun türü nedeniyle daha uzun süre ceza çektikten sonra
şartla salıverilmesi, cezaların farklı çektirilmesi sonucunu doğurur ve bu iki
mahkûm arasında eşitsizliğe neden olur… Böylece, infaz yönünden eşit ve
aynı durumda bulunan mahkûmlar arasında şartlı salıverme bakımından ayrı
uygulama, Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen kanun önünde eşitlik il-
kesine uygun düşmemekte ve bu ayrılığın haklı bir nedeni de bulunmamakta-
dır… ceza infaz hukukunun temel ilkelerine ve Anayasa’nın “hukuk devleti”
ilkesine de ters düşer. Dava konusu kuralların bu yönden de iptali gerekir.”
72
Anayasa Mahkemesi, şartla salıverme niteliğindeki kanunlarda
suç türüne göre ayrım yapılmasını doğru bulmamakta, bunun şartlı
salıverme kurumunun doğasına aykırı olacağını belirtmektedir. Bu ne-
denle haklı bir neden yokken yapılacak ayrımın eşitlik ilkesine aykırı
olacağını kararlarında vurgulamaktadır.
73
Anayasa Mahkemesi, 21.12.2000 tarihli 4616 sayılı 23 Nisan 1999
Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Ceza-
ların Ertelenmesine Dair Kanun’un Anayasa’ya aykırılığı iddiası ile önü-
ne gelen itiraza ilişkin vermiş olduğu kararda da 1982 Anayasası’nın
2. maddesinde düzenlenen “hukuk devleti” ilkesi ile 10. maddede dü-
zenlenen “eşitlik” ilkesini ölçü norm olarak kullanmaya devam etmiş,
bahse konu kanunun bazı hükümlerini iptal etmiştir.
74
Bu konuda Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelen son düzenle-
meyse 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun
ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’dur. Cumhuriyet
Halk Partisi (CHP), Kanun’un şekil ve esastan iptali amacıyla Anaya-
sa Mahkemesi’ne yürürlüğün durdurulması istemiyle dava açmıştır.
CHP başvurusunda, Kanun’un özel af niteliğinde olduğunu, bu nite-
likte bir kanunun ise ancak Anayasa’nın 87. maddesinde öngörülen
TBMM üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla çıkarılabileceğini,
oysa düzenlemenin bu çoğunluğa ulaşmadan kanunlaştığını iddia et-
72
Anayasa Mahkemesi’nin 31.03.1979 tarih ve 1991/18 Esas ve 1992/20 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/56b80f44-5320-4b0d-
9449-506abae14385?exclude Gerekce=False&wordsOnly=False. (E.T. 18.12.2018).
73
Sancar, s.193.
74
Bkz. 16 numaralı dipnottaki karar.
78Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
miştir. Ancak Anayasa Mahkemesi gerekçesi hâlâ açıklanmamış kara-
rında oy çokluğuyla şekil yönünden yapılan başvuruyu reddetmiştir.
Böylece Anayasa Mahkemesi, 7242 sayılı Kanun’un af niteliğinde bir
kanun olmadığına hükmetmiştir. Mahkeme esasa ilişkin kararını ise
henüz vermemiştir.
Ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin çok üzerinde doluluk
oranlarına sahip olması ve Covid-19 salgınının infaz kurumlarında ya-
yılabileceği endişesi nedeniyle çıkarılan torba Kanun, 4675 sayılı İnfaz
Hâkimliği Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda
da değişiklikler öngörmekte, ancak asıl önemli değişiklikleri 5275 sayı-
lı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da yapmaktadır.
7242 sayılı Kanun’un, 5275 sayılı Kanun’da yaptığı en önemli de-
ğişiklik koşullu salıverilmeyi düzenleyen 107. maddede yaptığı deği-
şikliklerdir. Buna göre süreli hapis cezasına mahkûm edilen kişilerin
koşullu salıvermeden yararlanabilmeleri için infaz kurumunda geçir-
meleri gereken süre, hükmedilen cezanın üçte ikisinden yarısına in-
dirilmiştir. Ancak bu düzenlemeden TCK’nın; a) Kasten öldürme suç-
larından (madde 81, 82 ve 83) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
b) Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan (madde 87, fıkra
iki, bent d) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar, c) İşkence suçundan
(madde 94 ve 95) ve eziyet suçundan (madde 96) süreli hapis cezası-
na mahkûm olanlar, d) Cinsel saldırı (madde 102, ikinci fıkra hariç),
reşit olmayanla cinsel ilişki (madde 104, ikinci ve üçüncü fıkra hariç)
ve cinsel taciz (madde 105) suçlarından süreli hapis cezasına mahkûm
olanlar, e) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan (madde 102,
103, 104 ve 105) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar, f) Özel hayata
ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan (madde 132, 133, 134, 135, 136,
137 ve 138) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar, g) Uyuşturucu veya
uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188) hapis cezasına
mahkûm olan çocuklar, h) Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk
suçlarından (madde 326 ilâ 339) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
ayrıca, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kap-
samına giren suçlardan mahkûm olan çocuklar ile 1.1.1983 tarihli ve
2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu
kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar yararlanamayacak, öte
79TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
deyişle bahse konu suçlardan mahkûm olanlar daha önce olduğu gibi
infaz kurumunda üçte ikisini geçirdikten sonra koşullu salıverilmeden
yararlanabileceklerdir.
Kanun’un getirdiği bir başka önemli değişiklik geçici 6. madde-
de yer almaktadır. Bahse konu düzenleme 5275 sayılı Kanun’un 105/A
maddesinde denetimli serbestlik için öngörülen süreyi bir yıldan üç
yıla çıkarmış ancak yine bazı suçlar bakımından istisna getirmiştir.
Dolayısıyla Kanun, burada da tıpkı 5275 sayılı Kanun’un 107. madde-
sinde yaptığı gibi suçludan değil suçtan giderek bir ayrım yaratmıştır.
Kanun’un getirdiği bu düzenlemeler ve yarattığı istisnalar,
Kanun’a yönelik eleştirilerin de odağında yer almaktadır. Eleştiriler
ise Kanun’un infazda eşitliği gözetmemesi noktasında toplanmakta-
dır. Gerçekten de Kanun’da yapılan bu değişikle aynı cezayı alan iki
mahkûmdan biri Kanun’daki koşullu salıverilme ve denetimli ser-
bestlik hükümlerinden yararlanarak tahliye olabilecekken, bir diğeri
sadece mahkûm olduğu suç türü nedeniyle cezasını çekmeye devam
edecektir.
Kanun’un tutukluları kapsamına almaması da bir başka eksiklik
olarak değerlendirilebilir. Zira ceza infaz kurumlarındaki doluluğu
azaltma ve Covid-19 salgınının infaz kurumlarında yayılmasını en-
gellemeyi amaçlayan Kanun, cezası mahkeme kararıyla sabit olan
mahkûmları kapsadığı halde, ceza infaz kurumlarındaki mevcudun
yaklaşık üçte birini teşkil eden ve suçu sabit olmayan tutukluları kap-
samamaktadır.
Şu haliyle Kanun’un Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hu-
kuk devleti ilkesi ile Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik
ilkesine aykırı olduğu ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edile-
bileceği söylenebilir. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin hukuk devleti
ve eşitlik ilkesine aykırılık nedeniyle iptal ettiği çok sayıda kararı mev-
cuttur. Mahkeme daha önce de açıkladığımız veçhile özellikle şartla
salıverme niteliğindeki kanunlarda haklı bir neden yokken suç türüne
göre ayrım yapılmasını doğru bulmamakta ve iptal kararları verebil-
mektedir. Buna mukabil Anayasa Mahkemesi’nin, eşitlik ilkesine her
zaman dayanmadığı, kanun koyucunun takdir yetkisine vurgu yaptığı
kararları da vakidir.
80Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
SONUÇ
Cezalandırmanın tarihiyle aynı olan “af” kurumu bidayetinden
bugüne kadar siyasal, felsefi, sosyolojik, hukuksal tartışmalara konu
olmuştur. Ancak af, aleyhinde serdedilen tüm görüşlere rağmen vaz-
geçilmez bir kurum olarak varlığını sürdürmüştür. Nitekim af sosyal
çatışmaların ve adalet mekanizmasının ortaya çıkardığı sorunların gi-
derilmesinde hayati bir işlev icra etmektedir.
Türkiye’de af yetkisinin kullanılması yargısal sonuçlara yol aç-
maktadır fakat bu yetki yargı organları tarafından değil yasama ve
yürütme organı tarafından kullanılmaktadır. Özellikle yasama orga-
nı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu yetkinin kullanılmasında
daha titiz olması gerekmektedir. Zira TBMM tarafından kullanılacak
olan af yetkisi sonuçları itibariyle daha kapsamlı olmaktadır.
Af yetkisini kullanan TBMM’nin bu yetkisini bir “kanun” biçimin-
de kullanacağı tartışmadan uzaktır. Bu kanun ise tüm kanunlar gibi
Anayasa’ya uygunluğu bakımından Anayasa Mahkemesi’nin yargısal
denetimine açıktır. Anayasa Mahkemesi bu denetimi şekil ve esas ba-
kımdan yapmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla önüne gelen
uyuşmazlıklarda, TBMM’nin kanunu nasıl tavsif ettiğine bakmaksızın
kendisi kanun metninin içeriğine bakarak nitelendirme yapmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, af kanununa ilişkin olarak itiraz ve iptal
davası yoluyla önüne gelen Anayasa’ya aykırılık iddiasını gerek şe-
kil gerekse de esas yönünden denetlemekte, şekil veya esastan kanun
hükmünü iptal edebilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin bu
yönde çok sayıda kararı vardır.
Anayasa Mahkemesi’nin af kanunlarına ya da infaz veya şartlı sa-
lıverme gibi adlarla çıkarılan ancak doğurduğu sonuçlar bakımından
affa benzeyen kanunlara yönelik iptal kararları önemli sonuçlara yol
açmaktadır. Bu türden kanunların bazı hükümlerinin iptal edilmesi,
kanun koyucunun kapsam dışı bıraktığı suçların da af kapsamına alın-
masına neden olmakta ve böylece kanunun şümulü kanun koyucunun
arzusu hilafına genişlemektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin, esas bakımdan yaptığı denetimlerde,
kimi zaman af kanunlarında kanun koyucunun, affın kapsamını be-
81TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
lirlemeye yetkili olduğu savıyla eşitlik ilkesini ölçü norm olarak kul-
lanmadığı fakat bazı kararlarında ise eşitlik ilkesini ve hukuk devleti
ilkesini ölçü norm olarak kullandığı ve iptal kararları verdiği görül-
mektedir. Anayasa Mahkemesi’nin bu uygulamasının 7242 sayılı Ceza
ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda De-
ğişiklik Yapılmasına Dair Kanun hakkında da uygulaması beklenebilir.
Geçmişte, özellikle 1991 tarihinden sonra çıkan af kanunlarında,
kanun koyucunun Anayasa’nın 14. maddesindeki sınırlamanın etki-
siyle bu engeli aşmak amacıyla “şartlı salıverme” ve “erteleme” adı
altında kanunlar çıkardığı vakidir. Ancak af yetkisine getirilen bu
sınırlama 03.10.2011 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa
değişikliğiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Hal böyle olunca kanun ko-
yucunun artık dolanmak zorunda olduğu bir Anayasa hükmü de kal-
mamıştır.
Kaynakça
Kitaplar
Artuk Mehmet Emin/Gökcen Ahmet/Yenidünya, A. Caner, Ceza Hukuku Genel Hü-
kümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014.
Aydın Mehmet Akif, Türk Hukuk Tarihi, Beta Yayınları, İstanbul, 2017.
Beccaria Cesare, Suçlar ve Cezalar Hakkında, (Çev. Sami Selçuk), İmge Yayınevi, An-
kara, 2016.
Dönmezer Sulhi/Erman Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Beta Yayınları, C. III,
İstanbul, 1997.
Erdem Tarhan, Anayasalar ve Belgeler 1876-2012, Doğan Kitap, İstanbul, 2012.
Erem Faruk, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1997.
Gözler Kemal, Türk Anayasa Hukuku, Ekin Yayınları, Bursa, 2018.
Keyman Selâhattin, Türk Hukukunda Af (Genel Af-Özel Af), Ankara Üniversitesi Hu-
kuk Fakültesi Yayınları No:199, Ankara, 1965.
Özbudun Ergun, Türk Anayasa Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, 2013.
Özen Mustafa, Ceza Hukuku Genel Hükümler Dersleri, Adalet Yayınevi, Ankara,
2017.
Makaleler, E-Makaleler, Diğer Kaynaklar
Alacakaptan Uğur, 780 sayılı Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun, s. 21-33.
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/337/3424.pdf, (ET: 04.12.2018).
Armağan Servet, “Anayasa Hukuku Açısından Af Yetkisinin Değerlendirilmesi”,
Anayasa Yargısı, Sayı 18, 2001, s. 347-362.
82Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
Atila Mesude, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Hukuku’nda Af Kurumu”, Ankara Ba-
rosu Dergisi, Yıl 68, Sayı 2010/1, s. 275-284.
Can Sibel, “Türk Hukukunda Af Kurumu”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,
Cilt 65, Sayı 4, 2016, s.1291-1312.
Döner Ayhan, “Cezai ve İdari Yaptırımların Farklılığı Bağlamında TBMM’nin Af Yet-
kisi”, Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 12, Sayı 3-4, s.33-54.
Erdem Mustafa Ruhan, “Ceza Hukukunda Cezaların Ertelenmesine İlişkin Düzenle-
melere Anayasal Bakış”, Anayasa Yargısı, Sayı 18, 2001, s. 17-39.
Kuzu Burhan, “Af Müessesesi ve Düşünceleri Açıklama Özgürlüğü”, Anayasa Yargısı,
Sayı 18, 2001, s. 254-296.
Gözler Kemal, “Karşılaştırmalı Anayasa Hukukunda Af Yetkisi”, Anayasa Yargısı, Sayı
18, 2001, s. 298-329.
Odyakmaz Zehra, “1982 Anayasası Açısından Bireyin Aftan Yararlanmayı Reddetme
Hakkı”, Anayasa Yargısı, Sayı 18, Ankara, 2001, s. 364-377.
Özden Yekta Güngör, “Anayasa Mahkemesi Kanun Koyucu Gibi Hareketle, Yeni Bir
Uygulamaya Yol Açacak Biçimde Hüküm Tesis Edemez Kuralına Nasıl Gelindi?
Bu Kural Nedir, Ne Değildir?”, Anayasa Yargısı, Cilt 2, 1985, s. 41-90.
Özek Çetin, Umumi Af, s.118-175, http://www.istanbul.dergipark.gov.tr/downlo-
ad/article-file/96209 (E.T. 04.12.2018).
Sancar Türkan Yalçın, “23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartlı
Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunun Hukuksal Niteli-
ği ve Sonuçları” Anayasa Yargısı, Sayı 18, 2001, s. 149-195.
Soyaslan Doğan, “Af”, Anayasa Yargısı, Sayı 18, Ankara, 2001, s. 412-436.
Sözüer Adem, “Türk Hukukunda Af, 4454 ve 4616 sayılı Kanunlarda Öngörülen Şartla
Salıverilme ve Ertelemeye İlişkin Hükümlerin Hukuksal Niteliği ile Bu Hüküm-
lerin Anayasaya Uygunluğu Sorunu”, Anayasa Yargısı, Sayı 18, 2001, s. 219-252.
Yıldız Elif Çağla, Jeremy Bentham’ın Ceza Teorisi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2014.
Mahkeme Kararları
Anayasa Mahkemesi’nin 02.07.1974 tarihli ve 1974/19 Esas ve 1974/31 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/e47c00ea-68f8-4a9f-
9f31-e1b09f65c8c2?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 17.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 09.06.1964 tarih ve 1964/12 Esas ve 1964/47 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/51f0e578-a91a-47e3-
a5fb-e346a85def49?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 18.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 13.03.1979 tarih ve 1978/67 Esas ve 1979/14 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/290e1567-186e-4745-
8691-8cc82eba72ce?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 18.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 16.03.1976 tarih ve 1975/193 Esas ve 1976/16 Karar sayılı ka-
rarı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/3d840631-535b-4ab1-
83c8-f7a557222ed4?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 04.12.2018).
83TBB Dergisi 2020 (150) Güven YARIMBATMAN
Anayasa Mahkemesi’nin 18.03.1986 tarih ve 1985/30 Esas ve 1986/10 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/341c0b89-3990-41c3-
900d-a384b5e670ed?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 10.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 18.07.2001 tarih ve 2001/4 Esas ve 2001/332 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/026ce2eb-3a61-4c2c-
a482-66547bb109be?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 04.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 19.07.1990 tarih ve 1989/35 Esas ve 1990/22 Karar sayılı ka-
rarı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/2456dd6a-9ce1-4787-
9960-5c19a0e1ba76?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 18.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 19.07.1991 tarih ve 1991/17 Esas ve 1991/23 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/9cbd2ae0-665c-4541-
8fdd-5245bdc62c4e?excludeGerekce=False&wordsOnly=False. (E.T. 12.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 31.03.1992 tarih ve 1991/18 Esas ve 1992/20 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/56b80f44-5320-4b0d-
9449-506abae14385?excludeGerekce=False&wordsOnly=False. (E.T. 12.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 19.07.1991 tarih ve 1991/22 Esas ve 1991/25 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/97cd7949-9330-4c6f-
a607-b23b4528f96e?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 11.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 19.07.1991 tarih ve 1991/22 Esas ve 1991/25 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/97cd7949-9330-4c6f-
a607-b23b4528f96e?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 12.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 19.07.1991 tarih ve 1991/22 Esas ve 1991/25 Karar sayılı ka-
rarı. Karşı oy yazısı Servet Tüzün, Erol Cansel, Haşim Kılıç. http://kararlaryeni.
anayasa.gov.tr/Karar/Content/97cd7949-9330-4c6f-a607-b23b4528f96e?exclude
Gerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 12.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 19.09.2000 tarih ve 1999/39 Esas ve 2000/23 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/d619c377-0895-4e9a-
915b-568d693d3e8f?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 12.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 19.09.2000 tarih ve 1999/39 Esas ve 2000/23 Karar sayılı ka-
rarı. Mustafa Bumin, Mahir Can Ilıcak, Ali Hüner, Ertuğrul Ersoy karşı oy yazısı.
http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/d619c377-0895-4e9a-915b-
568d693d3e8f?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 12.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 19.09.2000 tarih ve 1999/39 Esas ve 2000/23 Karar sayılı ka-
rarı. Yalçın Acargün karşı oy yazısı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/
Content/d619c377-0895-4e9a-915b-568d693d3e8f?excludeGerekce=False&words
Only=False, (E.T. 12.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.1966 tarih ve 1966/7 Esas sayılı ve 1966/46 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/12b29a34-eff8-4598-
83f6-ef9a7fe67e3d?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 12.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 24.06.1976 tarih ve 1976/7 Esas ve 1976/35 Karar sayılı ka-
rarı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/c88c09d7-de11-436f-
b212-77689c4f3175?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 18.12.2018).
84Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Af Yetkisinin Kullanımı
Anayasa Mahkemesi’nin 28.05.2002 tarih ve 2002/99 Esas ve 2002/51 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/395ede4e-e84c-4327-
91c6-d9360348a956?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 16.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin 31.03.1979 tarih ve 1991/18 Esas ve 1992/20 Karar sayılı
kararı. http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/56b80f44-5320-4b0d-
9449-506abae14385?excludeGerekce=False&wordsOnly=False, (E.T. 18.12.2018).
Anayasa Mahkemesi’nin, 18.03.1986 tarih ve 1985/30 Esas ve 1986/10 Karar sayılı kara-
rı. http://www.anayasa.gov.tr/icsayfalar/kararlar/kbb.html, (E.T. 27.11.2018).