1961 ANAYASASI PERSPEKTİFİNDEN
PARLAMENTER BAĞIŞIKLIKLAR
PARLIAMENTARY IMMUNITIES IN THE PERSPECTIVE
OF THE 1961 TURKISH CONSTITUTION
Seda DUNBAY
*
Özet: Parlamenter bağışıklıklar Anayasa Hukukunun güncelli-
ğini yitirmeyen alanlarındandır. Yasama sorumsuzluğu ve dokunul-
mazlığı ilk olarak 1876 tarihli Kanun-ı Esasi’de varlık göstermiştir.
Böylelikle anayasal tarihimize giriş yapan bağışıklıklar, 27 Mayıs 1960
askeri müdahalesini takiben yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti
1961 Anayasası’nda da düzenlenmiştir. Bu bağlamda ilk olarak yasa-
ma bağışıklarının ilgili anayasa dikkate alınarak teorik incelemesi ya-
pılacaktır. Ardından da 1961’den 1980’e kadar uygulamadaki durumu
örnek olaylarla incelenecektir.
Anahtar Sözcükler: Türkiye Cumhuriyeti 1961 Anayasası, Parla-
mento, Parlamenter Bağışıklıklar
Abstract: Parliamentary immunities appear in the fields of
constitutional law which don’t lose its currency. The freedom of
speech and the freedom from arrest came into existence at first,
in the Ottoman Constitution of 1876. In this way, they entered into
our constitutional history and also were enacted in the 1961 Turkish
Constitution which came into effect in pursuit of the 1960 military
intervention. In this context, we demonstrate its theoretical bases
considering related constitution. Additionally, we will explicate its
situation in practice from 1961 to 1980 with case study examples.
Keywords: The 1961 Turkish Constitution, Parliament, Parlia-
mentary Immunities
GİRİŞ
Parlamenter bağışıklıklar, Anayasa Hukukunun en fazla tartışma-
ya maruz kalan alanlarındandır. Günümüzde söz konusu bağışıklık-
ların siyasi bir dogma haline geldiğini söylemek abartılı olmayacaktır.
Her ne kadar bu tür bir algının yaratılması söz konusu olsa da esa-
sen amaçlanan, milletin temsilcileri konumundaki vekillerin icra et-
∗
Avukat, Ankara Barosu, Bordeaux Üniversitesi Kamu Hukuku Doktora Öğrencisi
(Doctorante en droit public - Université de Bordeaux - CERCCLE Centre d’Études
et de Recherches Comparatives sur les Constitutions, les Libertés et l’État)
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...154
tikleri bazı eylemler nedeniyle vatandaşlara uygulanan ortak hukuk
kurallarına tabi olmamalarını sağlamaktır.
1
İşlevsel ve kişisel nitelik
arz eden söz konusu korumalar, parlamenterin şahsı lehine tanınma-
mıştır. Vekil olmaktan kaynaklıdır ve nesnel bir yapı sergiler. Daha
açık bir ifadeyle, bir kısım kimselerden meydana gelen zümre yara-
rına oluşturulmuş bir imtiyaz değil; yasama erkini yürütme erkinin
verebileceği zararlardan daha yukarıda konumlandırabilmek için
tanınmış kamu yararı lehine bir tedbirdir.
2
Kamu yararı göz önünde
bulundurularak anayasal çerçevede teminat altına alınmış olan söz
konusu bağışıklıklar, kendi içerisinde yasama sorumsuzluğu ve yasa-
ma dokunulmazlığı olarak iki kısma ayrılmaktadır. Gündeme gelişleri
bakımından dokunulmazlığın, sorumsuzluğa oranla daha ön plana
çıktığını söyleyebiliriz. Ancak bu durum, her ne kadar bir başlık altın-
da birleştirilerek tasnif edilseler de yapısal farklılıklar taşımalarından
kaynaklanmaktadır.
Başlıkta belirttiğimiz üzere, gerek yasama dokunulmazlığı gerek
yasama sorumsuzluğu parlamento üyelerine, parlamenter sıfatı taşı-
maları nedeniyle tanınan güvencelerdir. Kanımızca, bağışıklık yeri-
ne güvence tabiri de kullanılabilir. Zira her ikisi de, parlamenterlerin
görevlerini yerine getirirken herhangi bir kuşku, kaygı yahut en açık
tabirle üzerlerinde bir baskı hissetmemeleri için kurulan güven meka-
nizmasının birbirini destekleyen ama farklı işlevlere sahip olan par-
çalarıdır. Tam bu noktada fazla ayrıntıya girmeksizin bir başka araş-
tırma konusu olabilecek nitelikte sorular sorup tekrar bağışıklıklar
meselesine dönmenin faydalı olacağı kanısındayız. Peki, bahsi geçen
güvencelerden faydalanan parlamenter yahut milletvekili olarak tabir
edilen şahıslar halktan oluşan bir “birlik” midir? Yoksa düzenli ve de-
neyimli bir “birlik” midir? Yahut desteğini halktan alan bir “birlik”
midir?
3
Kesin bir tanımlamanın yapılabilir olması aslında bağışıklıkla-
rın önemi ve gerekliliğini daha açık bir biçimde ortaya koyacaktır. Bu
bağlamda, vatandaşların kendilerini temsil edenlere güvenmelerinin
1
Mehmet Ali Aybar, “Teşrii Masuniyet Esası ve Tatbik Şekilleri”, İstanbul Hukuk
Fakültesi Mecmuası, Cilt 3, 1937, s. 121.
2
Pierre Avril ve Jean Gicquel, Droit Parlementaire, 4. Baskı, Montchrestien Lexten-
so Éditions, Paris, 2010, s. 49.
3
Jean-Jacques Urvoas ve Magali Alexandre, Manuel de survie à l’Assemblée
Nationale-L’art de la guérilla parlementaire, Odile Jacob, Paris, 2012, ss. 53-64.
TBB Dergisi 2016 (124) Seda DUNBAY 155
sağlıklı bir demokrasinin birincil şartı olduğunu belirtmekte de fayda
vardır. Aksi takdirde, temsil ettiğini düşündüğü kişi tarafından görev
ve yetkilerinin tanınmaması halinde bir parlamenter ne işe yarar ki?
4
Söz konusu bağışıklıklar, uluslararası bağlamda tanınır nitelikte
olup; yalnızca belli bazı devletlerin anayasal ve parlamenter sistem-
lerine özgü değildir. İşlevlerinin farklılığı nedeniyle değerlendiriliş
biçimleri değişiklik göstermektedir. Bu bağlamda, yasama sorum-
suzluğunun bütün Avrupa ülkelerinde hemen hemen aynı terimlerle
tanınmış olmasına karşılık, yasama dokunulmazlığı ile ilgili ulusal
düzenlemeler çeşitlilik göstermekte ve kurumun gerekliliği üzerinde
daha ciddi tartışmalar yaşanmaktadır.
5
Bu bağlamda farklı yaklaşım-
lar olmasının temel sebebi; yasama dokunulmazlığının, Ceza Hukuku
normlarının ülkede yaşamakta olan veya bulunan herkese uygulana-
bilmesine dair kurala istisna teşkil etmesidir. Oysa yasama sorumsuz-
luğu, hukuk ve siyaset bilimi literatüründe ortak paydada rahatlık-
la buluşulabilecek bir alana yani ifade özgürlüğüne ilişkindir. Daha
açık bir ifadeyle parlamenterin yasama görevini icra ederken üzerinde
herhangi bir baskı hissetmeksizin oy, söz ve düşüncelerini dile getire-
bilmesini güvence altına alır. Yani yasama sorumsuzluğu ile bir nevi
“milletin sesinin, meclise yansıyan temsili iradenin”
6
herhangi bir bas-
kıya maruz kalmadan varlık sürdürmesi amaçlanmaktadır. Nitekim
İngiltere’de parlamentonun faaliyet göstermesini takip eden süreçte
tarih sahnesinde baş göstermiş olan bağışıklıklar, birbirlerini tetikler
nitelikte varlık göstermiştir. İngiliz parlamento hukukunun gelişim
süreci ile paralel seyir izleyen bağışıklıkların gelişimi ilk olarak yasa-
ma sorumsuzluğu ile ortaya çıkmıştır.
7
Parlamenter bağışıklıklar, anayasa ve parlamento tarihimiz bo-
yunca da önem atfedilen ve anayasal çerçevede düzenleme konusu
yapılmış güvenceler arasında yer almıştır. Makalemizin odak noktası
Türkiye Cumhuriyeti 1961 Anayasası olduğundan ilk bölümde, hazır-
lanış süreci ve yasama bağışıklıklarının anayasal çerçevesinin nasıl
4
Ibid., s. 61.
5
Ergun Özbudun, “Yasama Sorumsuzluğu ve Yasama Dokunulmazlığı: Hukuki
Mahiyetleri ve Farkları”, TBB Dergisi, Sayı 59, 2005, s. 109.
6
Ahmet İyimaya, “Yasama Sorumsuzluğu Üzerine”, Ankara Barosu Dergisi, Sayı 3,
1996, s. 337.
7
Hüseyin Özcan, Yasama Bağışıklıkları, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2006, s. 111.
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...156
çizildiği konuları ele alınacaktır (A). Ardından 1961’den önce yürür-
lükte olmuş anayasalar ile fazla ayrıntıya girmeksizin karşılaştırma
yapılacaktır (B).
İkinci bölümde ise öncelikle, söz konusu Anayasa’nın yürürlü-
ğe girdiği tarihten 12 Eylül 1980 tarihine kadar geçen süreçte doku-
nulmazlıkları kaldırılmak istenen Millet Meclis üyelerine dair örnek
olayların analizine odaklanılacaktır (A). Takiben, Cumhuriyet Sena-
tosu üyelerine ilişkin dokunulmazlığın kaldırılması talebiyle gelişim
gösteren olaylar incelenecektir (B). Sonuç itibarıyla, parlamenterlerin
görevlerini layıkıyla yapabilmelerini amaçlayan bu korumanın iktidar
ve muhalefet ilişkilerinin seyrinde ne derece önemli bir yer işgal ettiği
ve ne türden neticelere yola açtığı yorumlanacaktır.
I. 1961 Anayasasının Hazırlanış Süreci ve Parlamenter
Bağışıklıklara Yaklaşımı
A. 1961 Anayasasının Hazırlanış Süreci ve Parlamenter
Bağışıklıkların Ele Alınışı
27 Mayıs, cumhuriyetin ilanından sonraki ilk askeri müdahale
olma özelliğini taşımaktadır.
8
Ancak cumhuriyet öncesi tarihimizi de
kapsar biçimde ele aldığımızda, dipnotta da belirtildiği üzere, mevcut
iktidara yönelik ikinci askeri müdahale olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bilindiği üzere, 27 Mayıs Askeri Müdahalesini meydana getiren ne-
denler ve koşullar, aynı zamanda 1961 Anayasasını da ortaya çıkar-
mıştır.
9
Bu çerçevede, 27 Mayıs’ı meydana getiren asıl nedenin siyasal
8
Halil Cin, Demokrasi Tarihimizde 1909 Reformları, Ali Naim İnan’a Armağan,
Seçkin Yayınevi, Ankara, s. 1149. Osmanlı-Türk anayasacılık hareketleri incelen-
diğinde, demokrasi tarihimizin ilk askeri müdahalesinin 27 Mayıs 1960 tarihinde
gerçekleşmediği görülmektedir. Her ne kadar meşruti monarşi sisteminin geçerli
olduğu bir dönemde ortaya çıkmış olsa da ilk askeri müdahale 31 Mart vakası-
nın (31 Mart 1325) ortaya çıkmasıyla beraber vücut bulmuştur. Kısaca 31 Mart
vakası olarak bilinen gerici ayaklanma, Selanik’ten gelen Hareket Ordusunun 24
Nisan’da İstanbul’a ulaşması ve duruma el koymasıyla bastırılabilmiştir. Netice
itibarıyla, Yeşilköy’de Meclis-i Umum-i Milli olarak toplanan Heyet-i Mebusan ve
Ayan, Hareket Ordusunun bildirisini onaylamıştır. Ayrıca Kanun-u Esasi ve ül-
kenin güvenliği hakkında garanti verilmiştir. Bunun yanı sıra, Şeyhülislam Meh-
met Ziyaeddin Efendi’den alınan fetva vasıtasıyla ordunun şehre girişinin beşinci
gününde Meclis-i Umumi-i Milli adıyla toplanan meclis, II. Abdülhamit’i tahttan
indirip yerine V. Mehmet’i getirmiştir. Tüm bu gelişmelerin ardından, 8 Ağustos
1909 tarihinde Kanun-u Esasi kapsamlı bir şekilde değiştirilmiştir.
9
Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, 21. Bası, Yapı Kredi Yayınları,
TBB Dergisi 2016 (124) Seda DUNBAY 157
nitelikte olduğu söylenebilir. Sözün özü, çok partili siyasal hayatın
daha başlangıç yıllarında, iktidarın ve muhalefetin birbirlerini karşı-
lıklı olarak reddetmesi, muhataplarının “baskıcı iktidar”, “yıkıcı muhale-
fet” algılamalarıyla birleşince demokratik bir yönetim anlayışının ve
geleneğinin oluşması engellenmiştir.
10
Türk Silahlı Kuvvetleri tarafın-
dan gerçekleştirilmiş müdahalenin sabahında iktidar el değiştirmiş-
tir. Diğer bir anlatımla, 27 Mayıs sabahına kadar geçerlilik gösteren
çok partili hayat kesintiye uğramıştır. İktidar, Orgeneral Cemal Gürsel
başkanlığındaki Milli Birlik Komitesine bırakılmıştır. Bu komite, ken-
dini hukuki bir zemine yerleştirebilmek; yani kendisini hukukileştire-
bilmek
11
için 1 sayılı Geçici Kanunu 12 Haziran 1960 tarihinde kabul
etmiştir.
12
Bu kanun ile 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun belli başlı
hükümleri, özellikle yasama ve yürütme organlarıyla ilgili maddeleri
ilga edilmiştir. Ancak 1 sayılı Geçici Kanun vatandaşların hürriyetle-
riyle ilgili esaslara esas itibarıyla dokunmamıştır.
13
Kanunun birinci ve sekizinci maddelerinde, yeni bir anayasanın
hazırlanarak sekteye uğrayan çok partili siyasal hayata en kısa zaman-
da geçileceği belirtilmiştir. Birinci maddede Milli Birlik Komitesinin,
yeni Anayasa ve Seçim Kanununun, demokratik usullere uygun olarak
kabul edilmesinden sonra, en kısa zamanda yapılacak seçimlerle Tür-
kiye Büyük Millet Meclisinin yeniden kurulmasına kadar Türk milleti
adına hâkimiyet hakkını kullanacağı vurgulanmıştır.
14
Keza sekizinci
maddede de Komitenin, genel seçimlerle kurulacak TBMM’nin görevi-
ne başlaması ile hukuki varlığını kaybedeceği belirtilmiştir.
15
Milli Birlik Komitesi tarafından çıkartılan 1 numaralı Kanuna 13
Aralık 1960 tarihinde bir ek yapılmıştır. Bahsi geçen ek kanunun tam
adı, “1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun Bazı Hükümle-
rinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkındaki 12 Ha-
İstanbul, 2011, s. 364.
10
Hakan Bayri, Baskıcı İktidar Yıkıcı Muhalefet DP Döneminde İktidar-Muhalefet
İlişkileri, A Kitap, Ankara, 2015, s. 156.
11
Rıdvan Akın, Türk Siyasal Tarihi 1908-2000, On iki Levha, İstanbul, 2010, s. 366.
12
A.g.e., s. 125.
13
A. Selçuk Özçelik, Esas Teşkilat Hukuku Dersleri (Türkiye’nin Siyasi Rejimi ve
Müesseseleri), I. Kitap, II. Cilt, İstanbul, 1976, s. 112.
14
Suna Kili ve Şeref Gözübüyük, Türk Anayasa Metinleri, Türkiye İş Bankası Yayın-
ları, İstanbul, 2006, s. 156.
15
A.g.e., s. 157.
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...158
ziran 1960 tarihli ve 1 sayılı Kanuna Ek “Kurucu Meclis Teşkili” hakkında
Kanun”dur.
16
Yeni anayasa çalışmaları askeri müdahalenin ardından
yapılmaya başlanmıştır. Anayasanın yapımı için 4,5 aylık bir süre ça-
lışmış olan Kurucu Mecliste, Demokrat Parti dışındaki tüm toplumsal
kesimlerin temsili sağlanmıştır.
17
Sonuç itibarıyla 9 Temmuz 1961’de,
hazırlanan Anayasa halkoyuna sunulmuştur.
18
Bu noktada, hazırla-
nan yeni anayasanın kabulü için neden halkoylamasına başvuruldu-
ğundan bahsetmek yerinde olacaktır. 157 sayılı Ek Kanun’un altıncı
maddesinin son fıkrasında; faaliyetleri, yayınları ve davranışları ile 27
Mayıs Askeri Müdahalesine kadar Anayasaya, İnsan Haklarına aykırı
icraatta bulunmuş ve bu yönde bir siyaseti desteklemekte devam et-
miş olanların Kurucu Meclisin sivil kanadı olan Temsilciler Meclisine
üye seçilemeyeceği belirtilmiştir.
19
Burada anlatılmak istenen, Demok-
rat Parti ve belirtilen kıstaslardaki kişilerin Temsilciler Meclisinde yer
almayacağıdır. Getirilen söz konusu kısıtlamalar ve bu kısıtlamalar
dolayısıyla ortaya çıkan temsil eksikliği, 1961 Anayasası’nın bir ulusal
uzlaşma metni niteliğine sahip olabilmesine engel niteliktedir.
20
Be-
lirtilen olumsuz temsil koşulları nedeniyle halkoylamasına başvuru-
larak durumun dengelenmesine yahut daha açık bir ifadeyle mevcut
temsil eksikliğinin giderilmesine çalışılmıştır.
Söz konusu kanunun yasama bağışıklıkları bakımından önemi bu-
lunmaktadır. Zira sekizinci madde Kurucu Meclisin
21
önemli bir kıs-
mını oluşturan Temsilciler Meclisi üyelerinin sorumsuzluk ve doku-
nulmazlıklarına ilişkindir. Temsilciler Meclisi nezdinde yürütülecek
geçici yasama faaliyeti çerçevesinde sorumsuzluk ve dokunulmazlık
şu şekilde düzenlenmiştir: “Temsilciler Meclisi üyeleri; Meclis içinde gö-
16
A.g.e., s. 162.
17
Akın, a.g.e., s. 367.
18
Orhan Aldıkaçtı, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi ve 1961 Anayasası, Genişle-
tilmiş 3. Baskı, İstanbul, 1978, s. 124.
19
Kili ve Gözübüyük, a.g.e., s. 164.
20
Tanör, a.g.e., s. 370.
21
A.g.e.’den. Yukarıda adı verilen 1 numaralı kanuna ek getiren kanunun birinci
maddesinde Kurucu Meclis şöyle tanımlanmıştır: “Kurucu Meclis, Türk milleti-
nin zulme karşı direnme hakkını kullanmak suretiyle onun adına harekete geçen
Türk Silahlı Kuvvetlerinin, meşruiyetini kaybetmiş olan idareyi 27 Mayıs 1960
Milli İhtilaliyle devirerek, meşru iktidarı emanet ettiği Milli Birlik Komitesi ile De-
mokratik Hukuk Devletinin kurulması yolunda ve mevcut şartlara uygun olarak
milletin en geniş manasıyla temsili gayesini gözeten ve bu kanun hükümlerine
göre kurulacak olan Temsilciler Meclisinden teşekkül eder.”
TBB Dergisi 2016 (124) Seda DUNBAY 159
revlerini yerine getirmek sırasındaki oy, mütalaa ve sözlerinden sorumlu tutu-
lamazlar, Temsilciler Meclisinin tam üye sayısının salt çoğunluğu ile verilmiş
bir kararı olmadıkça sanık olarak sorguya çekilemez, tevkif edilemez, herhangi
bir şekilde kişi hürriyetinden yoksun kılınamaz ve yargılanamazlar. Ağır ceza-
yı gerektiren suçüstü hali, bu hükmün dışındadır. Ancak bu halde yetkili ma-
kam, durumu hemen Temsilciler Meclisine bildirir. Seçilmesinden önce veya
sonra Temsilciler Meclisi üyelerinden biri hakkında verilmiş bir ceza hükmü-
nün yerine getirilmesi, Meclisin hukuki varlığının sona ereceği zamana bıra-
kılır. Temsilciler Meclisi üyeliği süresince dava ve ceza süre aşımı işlemez.”
22
Söz konusu Anayasa, 9 Temmuz 1961 tarihinde halkoylaması ile
kabul edilmiş ve 20 Temmuz 1961’de de Resmi Gazetede yayımlanmış-
tır. Pek çok yeni kurumu beraberinde getiren bu yeni Anayasa daha
önce varlık bulmuş, yasama dokunulmazlığı gibi olmazsa olmaz ana-
yasal kurumları da muhafaza etmeye devam etmiştir. Yasama bağı-
şıklıkları, 1961 Anayasasının 79. maddesinde düzenlenmiştir. Madde
metni şöyledir: “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmala-
rındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden ve bunları
Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar. Seçim-
den önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir Meclis üyesi, kendi Mecli-
sinin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargı-
lanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali bu hükmün dışındadır; ancak, bu
halde, yetkili makam, durumu hemen ve doğrudan doğruya üyenin Meclisine
bildirmek zorundadır. Bir Meclis üyesi hakkında seçiminden önce veya sonra
verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesi-
ne bırakılır. Üyelik süresince zamanaşımı işlemez. Tekrar seçilen Meclis üyesi
hakkındaki takibat, kendi Meclisinin yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına
bağlıdır. Meclislerdeki siyasi parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile il-
gili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.”
23
1961 Anayasası birçok yeni kurumu uygulamaya kazandırarak
anayasal tarihimizde yerini almıştır. Bu duruma gösterilebilecek ve
yasama dokunulmazlığı ile de bağlantısı olan en iyi örnek “Anayasa
Mahkemesi’nin” kuruluşudur. 1961 Anayasası’nın 145 ila 152. madde-
lerinde düzenlenmiş olan Anayasa Mahkemesi, 81. maddede belirtil-
diği üzere, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletve-
22
A.g.e., s. 165.
23
Kili ve Gözübüyük, a.g.e., s. 217.
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...160
killiğinin düştüğüne Meclis tarafından karar verilmesi halinde, belirli
süre dâhilinde, kararın Anayasa ve İçtüzük hükümlerine aykırılığı id-
diasıyla iptali için başvurulabilecek bir yargı merciidir. Meclis tarafın-
dan alınan karara karşı, karar tarihinden itibaren bir hafta içerisinde
hakkında karar verilen üye yahut TBMM üyelerinden herhangi biri
tarafından Anayasa Mahkemesine başvuru imkânı getirilmiştir.
24
B. Önceki Anayasalardan Farkı ve Benzeşik Yönleri
Türkiye Cumhuriyeti 1961, 1924 ve 1921 Anayasalarının karşılaş-
tırılarak incelenmesi, anayasal prensip ve kurumların geçen sürede
nasıl bir değişim gösterdiğini gözler önüne serebilecek niteliktedir. Bu
bağlamda, sadece küçük bir kesitinden yola çıkarak yapacağımız kar-
şılaştırma, yasama bağışıklıklarının ele alınışı ve geleneksel bir duruş
sergilenip sergilenmediğine ilişkin bir fikir sahibi olunmasını sağlaya-
caktır. Böylelikle, bir diğer bölümde yer verilecek olan somut olayların
seyrinin daha rahat değerlendirilebileceği kanısındayız.
1921 Anayasası olarak ifade edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, 23
madde ve onlara ek “madde-i münferide” başlıklı ayrı bir maddeden
oluşan kısa bir hukuki metindir. Bir başka anlatımla, çerçeve anayasa
niteliğindedir.
25
20.01.1337 (1921) tarihli 1921 Anayasası
26
yeni rejimin
“geçiş anayasası” olarak adlandırılabilir. Hatta bir adım daha ileriye
giderek bir “demokratik ihtilal anayasası” olduğu da ifade edilebilir.
27
Teşkilat-ı Esasiye Kanunu incelendiğinde yasama bağışıklıklarına
dair herhangi bir düzenleme göze çarpmamaktadır. Yüksel Yalova bu
durumu, Meclisin kendisini rakip tanımayan tek meşru organ ve bir
ihtilal meclisi olarak görmesine, buna ek olarak da yetki ve görevleri-
ni sınır tanımaz bir düşünce ile değerlendirmesine bağlamıştır.
28
An-
24
A.g.e., ss. 217, 248-252.
25
Burak Çelik, Ulusal Kurtuluş Savaşı Döneminde Anayasal Gelişmeler ve 1921
Anayasası, İstanbul, 2007, s. 78.
26
Taha Parla, Türkiye’de Anayasalar, İletişim Yayınları, İstanbul, 1993, s. 12’de be-
lirtildiği üzere, 1921 ve 1924 Anayasaları Türkiye’de cumhuriyet döneminde Tür-
kiye Büyük Millet Meclisi tarafından yapılan ilk ve son anayasalardır.
27
Bülent Tanör, Anayasal Gelişme Tezleri, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2008, s.
45.
28
Yüksel Yalova, “Türkiye Örneğinde Yasama Dokunulmazlığı Kavramı”, Yeni
Türkiye Dergisi (Siyasette Yozlaşma Özel Sayısı II), Sayı 14, Mart-Nisan 1997, s.
844.
TBB Dergisi 2016 (124) Seda DUNBAY 161
cak metin dâhilinde açık bir düzenlemeye yer verilmemiş olmasından
yasama bağışıklıklarının göz ardı edildiği anlamı çıkartılması doğru
olmaz. Zira bir önceki paragrafta belirtildiği üzere, 1921 Anayasası,
olağanüstü dönem anayasasıdır.
29
Dönemin özellik arz etmesi sebe-
biyle Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Birinci Meclis tarafından hazırlanıp
yürürlüğe konulmuştur. Buna karşılık, Kanun-u Esasi resmen yürür-
lükten kaldırılmamıştır.
30
Tamamıyla yeni bir rejimin kapılarını açan Teşkilat-ı Esasiye Ka-
nunu, gerek maddeleriyle gerek hazırlanış biçimiyle Kanun-u Esasi
döneminin sona erdiğini ortaya koymuştur. Ancak bahsedilen gerçek,
1921 Anayasası’nda dönemin koşulları dolayısıyla açıkça dillendirile-
memiştir. Nitekim Mustafa Kemal Paşa’nın Sadrazam Tevfik Paşa’ya
hitaben gönderdiği 30 Ocak 1921 tarihli telgrafta şu ibareye yer ve-
rilmiştir: “Kanun-u Esasinin işbu mevad ile tearuz etmeyen (çatışmayan)
ahkâmı kemakân meriyülicradır (yürürlüktedir).”
31
Buradan da anlaşıla-
cağı üzere, Kanun-u Esasinin teşrii masuniyete yani yasama bağışık-
lıklarına ilişkin maddeleri ile yürürlükteki 1921 Anayasası’nın mantığı
çatışmadığı için uygulanmaya devam edilmiştir. Hatta “TBMM Reisi
Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Başkumandanlık Tevcihine Dair Kanun’da”,
mebusların haklarının ve teşrii masuniyetlerinin hem Teşkilat-ı Esasi-
ye Kanunu hem de Kanun-u Esasi ile saklı olduğu belirtilmiştir.
32
Bu ifadelerden yola çıkarak, Osmanlı Devleti’nin ilk ve son anaya-
sası olan 1876 tarihli Kanun-u Esasi’nin yasama bağışıklıklarını düzen-
leyen ilgili maddelerine bakmak gerekmektedir. Ancak bu noktada,
Osmanlı parlamentosunun iki meclisli yapısının Büyük Millet Meclisi
bakımından geçerlilik göstermediğinin altını çizmekte fayda olacaktır.
Bu nedenle, Kanun-u Esasi’nin yasama sorumsuzluğunu düzenleyen
47. maddesi söz konusu farklılık dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Bununla birlikte, parlamentolar arasındaki şekli ve yapısal farklılık,
yasama bağışıklıklarına ilişkin kuralların uygulamasında bir farklı-
lığa yol açmamaktadır. İlgili madde metni şöyledir: “Meclis-i Umumi
azayı rey ve mütalaa beyanında muhtar (özerk) olarak bunlardan hiçbiri bir
29
Özcan, a.g.e., s. 44.
30
Çelik, a.g.e., s. 86.
31
Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, nşr. Pınar Güven ve Nur Özmel Akın, Türkiye İş
Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2010, ss. 381-382.
32
Tanör, Osmanlı-Türk…, a.g.e., s. 268.
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...162
gna (hiçbir) vaad ü vaid ve talimat kaydı altında bulunamaz ve gerek verdiği
reylerden ve gerek meclisin müzakeratı (görüşmeler) esnasında beyan ettiği
mütalaalardan dolayı bir vech ile (sebeple) itham olunamaz. Meğerki mecli-
sin nizamname-i dâhilîsi (içtüzüğü) hilafında (zıttında) hareket etmiş ola.
Bu takdirde nizamname-i mezkûr (adı geçen tüzük) hükmünce muame-
le görür.”
33
Madde metninden de anlaşıldığı üzere, bu düzenleme ile
amaçlanan; gerek Ayan gerek Mebusan Heyetleri üyelerinin, yasama
fonksiyonunu yerine getirirlerken kullandıkları oylar ve de görüşme-
ler esnasında ileri sürdükleri görüşler nedeniyle suçlanmalarının önü-
ne geçilmesidir.
Yasama bağışıklıklarına ilişkin diğer önemli düzenlemeler de
Kanun-u Esasi’nin 48. ve 79. maddeleridir. Bahsi geçen 79. maddenin
lafzında belirtildiği üzere; “Heyet-i Mebusanın müddet-i ictimaiyesinde
(toplantı süresinde) azadan hiç biri heyet tarafından ithama sebeb-i kâfi (ye-
terli neden) bulunduğuna ekseriyyetle (çoğunlukla) karar verilmedikçe ve-
yahut bir cünha (küçük suç) veya cinayet icra eder iken veya icrayı müteakip
tutulmadıkça tevkif (tutuklama) ve muhakeme olunamaz (yargılanamaz).”
34
Bu maddede günümüz anayasalarının pek çoğunda düzenlenmiş
olan yasama dokunulmazlığı kurumuna yer verilmiştir. Söz konusu
maddeyi tamamlayıcı nitelikteki bir diğer düzenleme de 48. madde-
dir. Bu maddenin lafzı da şöyledir: “Meclis-i Umumi azasından birinin
hıyanet (hainlik) ve Kanun-u Esasiyi nakız (bozan) ve ilgaye (hükümsüz
bırakmaya) tasaddi (girişimi) ve irtikâb (makamını alet ederek hakkı ol-
mayan bir malı veya parayı alma) töhmetlerinden (suçlarından) biriyle
müttehem olduğuna (suçlandığına) mensup olduğu heyet-i aza-yı mevcude-
sinin sülüsan-i ekseriyyet-i mutlakasiyle (üçte iki çoğunluğuyla) karar ve-
rilir veyahut kanunen hapis ve nefyi (sürgüne) mucib (gereken) bir ceza ile
mahkûm olur ise azalık sıfatı zail olur (yok olur) ve bu af’alin muhakemesiyle
mücazatı (cezalandırılması) ait olduğu mahkeme tarafından rü’yet (görü-
lür) ve hükmolunur.”
35
Öncelikle dikkati çeken husus, yasama dokunulmazlığı ile yasama
sorumsuzluğu kurumlarının Kanun-u Esaside ayrı maddeler halinde
düzenlenmiş olmasıdır. Hatta yasama dokunulmazlığına ilişkin iki
33
Kili ve Gözübüyük, a.g.e., s. 42.
34
A.g.e., s. 46.
35
A.g.e., s. 42.
TBB Dergisi 2016 (124) Seda DUNBAY 163
ayrı düzenleme mevcuttur. Yasama sorumsuzluğuna ilişkin 47. madde
ile Meclis-i Umumi üyelerinin hangi hallerde hapis ve sürgünü gerek-
tiren bir ceza ile mahkûm olabileceklerini düzenleyen 48. maddeye,
“Meclis-i Umumi” üst başlığı altında yer verilmiştir. Yasama dokunul-
mazlığına ilişkin 79. madde ise “Heyet-i Mebusan” üst başlığı altında
düzenlenmiştir.
36
1924 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun hazırlıkları, 29 Ekim
1923’te Cumhuriyetin ilan edilmesinin ardından başlamış ve altı ay
gibi kısa bir süre içerisinde tamamlanıp kabul edilmiştir. Teşkilat-ı Esa-
siye Kanunu’nun kabul edildiği tarih olarak, takvimler 20 Nisan 1340
(1924)’e işaret etmiştir.
37
1924 Anayasası’nın kabulü ile birlikte mevcudi-
yet gösteren iki anayasalı yapı ortadan kaldırılmıştır. 1924 Anayasası,
“istikrara kavuşturulmuş olan bir devletin” varlık gösterdiği dönemde
hazırlanmıştır. Bu Anayasanın temelinde 1789 Fransız devriminin bi-
reyci, liberal hukuki ve siyasi ideolojisinin yansımaları bulunmakta-
dır. 1924 Anayasası’nın diğer bir özelliği de meclis egemenliğini daha
fazla ılımlaştırarak sürdürecek şekilde tasarlanmış olmasıdır.
38
1924
Anayasası’nın temel özellikleri arasında basit ama sağlam yapılı ve
kendi içinde tutarlı bir metne sahip oluşu göze çarpmaktadır.
39
1924 Anayasası’nın “Vazife-i Teşriiye” başlıklı ikinci faslının 17.
maddesi yasama bağışıklıklarına ilişkindir. 17. maddede söz konusu
kurum şu şekilde kaleme alınmıştır: “Hiçbir mebus Meclis dâhilindeki rey
ve mütalaasından ve beyanatından ve Meclisteki rey ve mütalaasının ve beya-
natının Meclis haricinde irad (söylemek) ve izharından (açığa vurmaktan)
dolayı mesul değildir. Gerek intihabından evvel gerek sonra aleyhine cürüm
isnad olunan bir mebusun maznunen (sanık olarak) isticvabı (sorgulan-
ması) veya tevkifi (tutulması) veyahut muhakemesinin icrası (yargılanması)
heyet-i umumiyenin kararına menuttur (bağlıdır). Cinai cürmü meşhut bun-
36
Kanun-ı Esasi’de 1909 yılında geçirdiği değişikliklerden önce, bahsi geçen ve içe-
rik itibariyle günümüz anayasalarına yakın bir yol izlenerek hazırlanan yasama
bağışıklıklarına ilişkin maddelerin uygulanmasına gölge düşüren maddeler bu-
lunmaktadır. Ancak 1876 Anayasasının, 1921 Anayasasına aykırı olmayan hü-
kümleri yürürlükte olduğundan söz konusu aykırı maddeleri (73. ve 113. madde-
lere) incelememeyi tercih ediyoruz.
37
Kili ve Gözübüyük, a.g.e., s. 127.
38
Bülent Tanör, Anayasal Gelişme..., a.g.e, s. 45’ten Hüseyin Nail Kubalı, Türk Esas
Teşkilat Hukuku Dersleri, İstanbul, ss. 158-159.
39
Mümtaz Soysal, Anayasaya Giriş, 3. Baskı, İmge Kitabevi, Ankara, 2011, s. 192.
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...164
dan müstesnadır (ayrıdır). Ancak bu takdirde makamı aidi Meclisi derhal ha-
berdar etmekle mükelleftir. Bir mebusun intihabından evvel veya sonra aleyhi-
ne sadır olmuş (çıkan) cezai bir hükmün infazı mebusluk müddetinin hitamına
(sonuna) talik olur (bırakılır). Mebusluk müddeti esnasında müruru zaman
(zamanaşımı) cereyan etmez.”.
40
Madde metninden anlaşıldığı üzere, 1924 Teşkilat-ı Esasiye
Kanunu’nda yasama bağışıklıkları, Kanun-u Esasi hazırlanırken ka-
bul edilmiş olan sistematikten farklı bir şekilde kaleme alınmıştır.
Kanun-u Esaside yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı
kurumları ayrı maddelerde kurala bağlanmıştır. Oysa incelenmekte
olunan Anayasada, yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmaz-
lığının varlık bulacağı haller tek bir madde içerisinde düzenlenmiştir.
Bu bakımdan, yürürlükte bulunan 1982 Anayasası’na benzer bir ya-
pının ilk olarak 1924 Anayasası’nda benimsendiği söylenebilir. İlgili
maddenin lafzında göze çarpan ilk husus, mebusların Meclis içeri-
sinde gerçekleştirdikleri mütalaa, beyanat ile kullandıkları oylardan
ve bunları Meclis dışında tekrarlamaktan sorumlu olmamalarıdır. İlk
fıkrada geçen “meclis dâhilinde” ifadesi Mecliste, milletvekilliği göre-
vinin yerine getirilmesine ayrılmış yerler olarak anlaşılmalıdır. Sözü
edilen yerler, Meclis kürsüsü, müzakere salonu ve komisyonlar olarak
ifade edilebilir.
41
Keza yine ilk fıkrada geçen “rey, mütalaa ve beyanat”
40
Kili ve Gözübüyük, a.g.e., ss. 130-131, 152. 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanununun
dili, 10.01.1945 tarihinde sadeleştirilmiştir. Eski Türkçe sözcüklerden arındırıla-
rak daha iyi anlaşılır bir hale getirilmiştir. Bu tarihten itibaren “Teşkilat-ı Esasiye
Kanunu” yerine Anayasa tabiri kullanılmaya başlanmıştır. Teşrii masuniyet ile
ilgili 17. maddenin sadeleştirilmiş hali şöyledir: “Bir milletvekiline Meclis içindeki
oy, düşünce ve demeçlerinden ne de Meclisteki oy, düşünce ve demeçlerini Mec-
lis dışında söylemek ve açığa vurmaktan sorumludur. Seçiminden gerek önce ve
gerek sonra üstüne suç atılan bir milletvekili Kamutayın kararı olmadıkça sanık
olarak sorgulanamaz, tutulamaz ve yargılanamaz. Cinayetten suçüstü yakalanma
hali bu hükmün dışındadır. Ancak bu halde yetkili makam bunu hemen Mecli-
se bildirmek ödevindedir. Seçiminden önce veya sonra bir milletvekili hakkında
verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi milletvekilliği süresinin sonuna
bırakılır. Milletvekilliği süresi içinde zamanaşımı yürümez.” Görüldüğü üzere,
madde yalnızca sadeleştirilmiş başkaca hiçbir müdahale söz konusu olmamış-
tır. Ancak sadeleştirilerek yürürlüğe konulmuş olan 4695 sayılı 1924 Anayasası,
“491 Sayılı Teşkilat-ı Esasiye Kanununun Tekrar Meriyete Konulması Hakkında
Kanun” ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu kanunla beraber, tekrardan 491 sayılı
Teşkilat-ı Esasiye Kanunu yürürlüğe sokulmuştur. Bir başka anlatımla, 24.12.1952
tarihli kanunla 1924 Anayasasının sadeleştirilmeden önceki haline dönülmüştür.
41
Ali Fuat Başgil, Esas Teşkilat Hukuku: Türkiye Siyaset Rejimi ve Anayasa Pren-
sipleri, Cilt I, Fasikül I, İstanbul, 1960, s. 10.
TBB Dergisi 2016 (124) Seda DUNBAY 165
kavramlarıyla ifade edilmek istenenler, sözlü yahut yazılı olarak orta-
ya çıkabilir. Ayrıca resmi yazı, rapor yahut şikâyet biçiminde de belir-
mesinin önünde bir engel bulunmamaktadır.
42
Burada dikkat edilmesi
gereken bir başka nokta da mütalaa, beyanat ve oyların Meclis dışında
yeniden dile getirilmesi bakımından herhangi bir sınırlamanın bulun-
mayışıdır.
İncelenmekte olunan 17. maddenin birinci fıkrası haricindeki
fıkralar muvakkat masuniyet yahut günümüzde kullanılmakta olan
tabiriyle yasama dokunulmazlığına ilişkindir. Düzenlenişi bakımın-
dan dikkat çeken ilk özelliği, tıpkı bütün demokratik anayasalarda
olduğu gibi kaleme alınmış olmasıdır. Madde metninden anlaşıldığı
üzere, yasama dokunulmazlığı kapsamında yalnızca cezai fiiller bu-
lunmaktadır. Bir diğer ifadeyle, gerek seçilmesinden önce gerek sonra
aleyhine cürüm isnadında bulunulan bir milletvekili, Meclis kararı ol-
maksızın sorgulanamaz, tutulamaz veya tutuklanamaz. Bu hükümde
yer verilen “Meclis kararı” ifadesiyle Meclis tarafından milletvekilinin
dokunulmazlığının kaldırılması ifade edilmiştir.
Ancak üçüncü fıkrada düzenlendiği üzere, yasama dokunulmaz-
lığının istisnası, “cinai cürmü meşhud (suçüstü) halleri”dir. Bu takdir-
de, dördüncü fıkrada belirtildiği gibi, ilgili makamın Meclisi derhâl
haberdar etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Kanımızca, Meclisin
durumdan derhâl haberdar edilmesi, cinai bir cürümden suçüstü ya-
kalanan bir milletvekili hakkında gereken cezai takibatın yapılmakta
olduğunun bildirilmesinden başka bir anlama gelmemektedir.
I- Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılmasına İlişkin Örnek
Olayların İncelenmesi
A. Millet Meclisinde Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılmasına İlişkin Örnek Olaylar
1. Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Çetin Altan’ın Yasa-
ma Dokunulmazlığının Kaldırılması
8 Kasım 1966 tarihinde Başbakanlığa, Adalet Bakanı Hasan Din-
çer tarafından imzalı bir tezkere gönderilmiştir. Bu tezkere, İstanbul
42
A.g.e.
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...166
Cumhuriyet Savcılığı’nın 21 Ekim 1966 tarihli yazısı üzerine kaleme
alınmıştır. Yazıdan anlaşıldığı üzere Çetin Altan, komünizm propa-
gandasında bulunmak ve ifa olunan vazife dolayısıyla hakaret ve teh-
dit etmek suçlarından sanık konumundadır. Bu sebeple, yasama doku-
nulmazlığının kaldırılması talep edilmiştir. Türkiye Cumhuriyetinin
1961 Anayasası’nın 79. maddesi uyarınca yasama dokunulmazlığına
ilişkin kararın verilmesi için gereğin takdiri, bakan tarafından arz
olunmuştur.
43
Adalet Bakanlığı’ndan gelen tezkere üzerine Başbakan
Süleyman Demirel tarafından Millet Meclisi başkanlığına hitaben yeni
bir tezkere 12 Kasım 1966 tarihinde kaleme alınmıştır. Adalet Bakanlığı
tezkeresinde belirtilen suçlardan sanık konumunda olan Çetin Altan’a
ilişkin evrak Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulmuştur.
44
Çetin Altan
hakkındaki evrak Meclis’e geldikten sonra incelenmek üzere Karma
Komisyona gönderilmiştir. Karma Komisyon karar vermeden önce, İç-
tüzüğün 178. maddesine göre seçilmiş olan Hazırlık Komisyonu ince-
lemelerde bulunmuştur. Hazırlık Komisyonun incelemesi sonucunda
13 Nisan 1967 tarihli bir rapor hazırlanmıştır. Raporda, TİP İstanbul
milletvekili Çetin Altan’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması ge-
rektiğine dair karar verilmiştir.
45
Karma Komisyon hem Hazırlık Ko-
misyonu raporunu hem de ilgili milletvekilinin dosyasında yer alan
evrak ile Akşam Gazetesi’nin 28 Eylül 1966 tarihli sayısında yayınlanan
“Bornova Savcısı Lütfen Dinleyin” başlıklı makaleyi birlikte inceleyerek
gereği hakkında bir karara varmıştır.
46
Buna istinaden ilk olarak, ilgi-
li milletvekiline isnat edilen suç açıkça ifade edilmiştir. Çetin Altan,
TCK madde 142, 482, 273 ve 191 gereğince “Komünizm propagandası ve
Ülke Bütünlüğüne Tehdit” ile suçlanmıştır.
47
Karma Komisyonun kara-
rı, TBMM’de 20 Temmuz 1967 Perşembe günü görüşülmüştür. Karma
Komisyon raporu üzerinde lehte ve aleyhte konuşmak isteyenlerin ar-
dından Çetin Altan konuşmak için söz almıştır. Öncelikle, sabaha kar-
şı saat üçte Meclis kürsüsünden kendisiyle ilgili bir mesele nedeniyle
43
MM Tutanak Dergisi, Cilt 21, 20 Temmuz 1967, 3/483 numaralı İstanbul Milletveki-
li Çetin Altan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonlarından Mürekkep Karma Komisyon
Raporu, s. 1.
44
A.g.e.
45
A.g.e., 3/483 numaralı rapor, s. 2.
46
A.g.e.
47
A.g.e.; Kadir Aktaş, TBMM Uygulaması Anlatımıyla Yasama Dokunulmazlığı,
Adalet Yayınevi, Ankara, 2009, s. 375.
TBB Dergisi 2016 (124) Seda DUNBAY 167
diğer milletvekillerini yorgun bir halde faaliyete sevk ettiği için özür
dilemiştir. Ardından da kendisi ile ilgili meselelerin nedense gündüz
ışıklarından ziyade gece görüşüldüğüne dair bir not düşerek şu söz-
leri sarf etmiştir: “Şahsıma karşı yıllar yılı sürmüş olan Türkiye’deki
şartlanmalardan kalma bir alerji, onun yanında da benim kullandığım
terminolojiye karşı nedense mantıki ve bilimsel ölçüde cevap verilme-
yen bir kızgınlık vardı. Şimdi düşünüyorum, ben sosyalist değilim;
bir faşistim bu sistemde. Bir faşist milletvekiliyim.”
48
Son olarak, sos-
yalistlerin samimiyetine inanmalarını tavsiye etmiştir. Zira sosyalist
olmanın kahırlı bir iş olduğunu belirtmiş, teşekkür ederek kürsüden
ayrılmıştır.
49
Sonuç olarak, komisyon raporu oya sunulmuştur. Oyla-
mada 266 milletvekili oy kullanmıştır. 49 ret oyuna karşı 217 kabul oyu
kullanılmıştır. Böylelikle, Çetin Altan’ın yasama dokunulmazlığının
kaldırılmasına saat sabaha karşı 04.45’te karar verilebilmiştir.
50
Çetin Altan’ın dokunulmazlığının kaldırılması üzerine, bu kara-
ra karşı Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusunda bulunulmuştur.
Anayasa Mahkemesi yapılmış olan başvuruyu kabul etmiştir. Sonuç
olarak, dokunulmazlığın kaldırılması kararı, Anayasa Mahkemesi ta-
rafından iptal edilmiştir. İptal kararıyla birlikte Çetin Altan’ın yasama
dokunulmazlığı iade edilmiştir.
51
48
MM Tutanak Dergisi, Cilt 21, 20 Temmuz 1967…, ss. 451-454. Anayasanın on ikinci
maddesinin yalnızca temas edilerek geçildiğini belirtmiştir. Oysaki on ikinci mad-
denin hiçbir sınıfa imtiyaz tanınmadığına dair bir düzenleme olduğunu vurgula-
mıştır. Bu noktada Türkiye’de, Anayasanın ilgili maddesinde düzenlendiği şekilde
bir eşitlik olup olmadığını sormuştur. Ardından da şu soruyu yöneltmiştir: “Ben
bir sosyalist milletvekili olarak bu eşitsizliğin telafisini istersem ve bunun metodu-
nu söylersem, siz bana komünist mi diyeceksiniz?” Yönelttiği soruyu takip eden
cümlelerinde, ne zaman Anadolu gezilerine çıksalar ve halka iktisadi eşitsizlik
olduğunu anlatmaya çalışsalar karşılarına komünist ithamlarının çıktığını vurgu-
lamıştır. Kaleme aldığı yazı için kendisi hakkında istenen yedi buçuk sene hapis
istemine ilişkinde şu cümleleri kurmuştur: “Bir yazı yazmışım ki yirmi dört saat
sonra ona balık koyarlar, kese kâğıdı yaparak; şimdi ancak bundan sonra okuna-
cak hale geliyor sayenizde. Bunun için yedi buçuk sene hapis yatacağım Türk de-
mokrasisinde ve siz diyeceksiniz ki bir sınıfın faşizmi yoktur!” Yazısında Mustafa
Kemal’in “Köylü efendimizdir” sözünü kullandığını ama Mustafa Kemal’in sosya-
list yahut komünist olmadığını ifade etmiştir. Ancak Mustafa Kemal’in o tarihlerde
komünizm her görüldüğü yerde ezilmelidir şeklinde bir söz söyleyemeyeceğini de
vurgulamıştır. Bahsolunan sözün 1922 yılına rast geldiğini; o yıllarda komünizmin
suç olmadığını, 1936 yılında suç haline geldiğini ileri sürmüştür.
49
A.g.e., s. 463.
50
A.g.e.,s. 465.
51
Aktaş, a.g.e., s. 375.
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...168
2. Adalet Partisi Zonguldak Milletvekili Nuri Beşer’in Yasama
Dokunulmazlığının Kaldırılması
1 Şubat 1962 tarihinde, Adalet Bakanı Kemal Sahir Kurutoğlu ta-
rafından imzalı bir tezkere Başbakanlığa gönderilmiştir. Söz konusu
tezkere, Ankara Cumhuriyet Savcılığı’ndan alınan 31 Ocak 1962 ta-
rihli ve 3/939 sayılı yazıyı takip eden süreçte hazırlanmıştır. Savcılık
tezkeresinde belirtildiği üzere AP Zonguldak milletvekili Nuri Beşer,
devletin askeri kuvvetlerine hakaret etmekten dolayı suçlanmıştır.
Hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca tahkikat ya-
pılabilmesi için yasama dokunulmazlığının kaldırılması istenmiştir.
Suçlanmasına neden olan olay, 28 Ocak 1962 tarihinde Anadolu Kulü-
bünde arkadaşları Saffan Mindivanlı ve Selami Kuşçuoğlu ile yemek
yediği sırada gerçekleşmiştir. Yemek sırasında, ihtilal ve günlük olay-
lar ile ilgili konuşulurken sarf ettiği sözler nedeniyle suçlanmaktadır.
52
Adalet Bakanı Kemal Sahir Kurutoğlu, ilgili milletvekili hakkında ta-
kibat yapılmasına izin verildiğini belirterek yasama dokunulmazlığı-
nın kaldırılması konusunda gereğinin takdir edilmesini arz etmiştir.
53
Adalet Bakanlığı tezkeresinin ardından, Devlet Bakanı ve Başbakan
yardımcısı Akif Eyidoğan, Millet Meclisi Başkanlığına hitaben 1 Şu-
bat 1962 ve 5 Şubat 1962 tarihli iki ayrı tezkere kaleme almıştır. Nuri
Beşer hakkındaki dosya Meclise geldikten sonra Karma Komisyona
gönderilmiştir.
54
Karma Komisyon, savcılık huzurunda şahitlerin ver-
diği ifadeleri ve Nuri Beşer’in yazılı açıklamasını incelemiş ve yasama
dokunulmazlığının kaldırılmasına esas oluşturan sözlerine ilişkin is-
nadın ciddi bir mahiyet taşıdığına karar vermiştir. Sonuç olarak, AP
Zonguldak milletvekili Nuri Beşer’in yasama dokunulmazlığının,
Anayasa’nın 79. maddesinin 2. fıkrası gereğince kaldırılmasına çoğun-
lukla karar verilmiştir.
55
Karma Komisyon raporu 12 Şubat 1962 Pazar-
52
MM Tutanak Dergisi, Cilt 2, 12 Şubat 1962, 3/175 numaralı Zonguldak Milletveki-
li Nuri Beşer’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonlarından Oluşan Karma Komisyon Ra-
poru, s. 1. Nuri Beşer’in sarf ettiği cümleler şöyledir: “Ben muvazzaf bir subay arı-
yorum. Bulursam karısını, kızını…Subay karılarını ve kızlarını … için bir cemiyet
kurduk.”
53
A.g.e., 3/175 numaralı Rapor, s. 2.
54
MM Tutanak Dergisi, Cilt 2, 2 Şubat 1962.
55
A.g.e., 3/ 175 numaralı Rapor, s. 4. Karar bağlamında üç milletvekili çekimser ol-
duklarını ifade etmişlerdir. Bu kişiler Yeni Türkiye Partisi Çanakkale milletvekili
Refet Sezgin, YTP Mardin milletvekili Esat Kemal Aybar ve AP Aydın milletve-
TBB Dergisi 2016 (124) Seda DUNBAY 169
tesi günü görüşmeye açılmıştır. Netice itibarıyla rapor kabul edilmiş
ve Nuri Beşer’in dokunulmazlığı kaldırılmıştır. Komisyon raporunun
ardından YTP Tekirdağ milletvekili Hayri Mumcuoğlu tarafından ve-
rilen Meclisin Orduya karşı sevgi ve saygılarının sunulması yönünde-
ki önerge oya sunulup kabul edilmiştir.
56
Nuri Beşer, dokunulmazlığı kaldırıldıktan sonra Ankara Ağır
Ceza Mahkemesi tarafından yargılanmaya başlamıştır. Mahkeme,
Beşer’i TCK’nın 159. maddesinin ilk ve ikinci; 173. maddenin de son
fıkrasına dayanarak mahkûm etmiştir. Nuri Beşer, bir sene ağır hapis
ve dört ay da Tatvan’da sürgün ile cezalandırılmıştır. Hükmün infazı
gerçekleştirilmiştir.
57
3. Cumhuriyet Halk Partisi Yozgat Milletvekili Celal Ahmet
Sungur’un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması
14 Şubat 1968 tarihinde, Milli Savunma Bakanı Ahmet Topaloğlu
tarafından imzalı bir tezkere Başbakanlığa gönderilmiştir. Askeri sav-
cılıktan gelen yazıda CHP Yozgat milletvekili Celal Ahmet Sungur’un
yasama dokunulmazlığının kaldırılması talep edilmiştir. Böyle bir ta-
lepte bulunulmasının sebebi ilgili milletvekilinin, “milli müdafaaya hıya-
net” suçundan sanık Avusturya yurttaşı Adolf Slavik ile görüştükleri
çeşitli zamanlarda para karşılığında bilgi ve doküman verdiğinin tes-
pitidir. Bu tespit, I. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından Adolf
Slavik ile Ticaret Bakanlığı Konjonktür ve Yayın Müdür Yardımcısı
Hüseyin Turgut Pojon hakkında yapılan soruşturma esnasında orta-
ya çıkmıştır.
58
Milli Savunma Bakanlığından gelen tezkereyi takip eden
süreçte Başbakan Süleyman Demirel tarafından 15 Şubat 1968 tarihin-
kili Orhan Apaydın’dır. İsimleri belirtilen ilk iki milletvekili, tahkikatın noksan-
lığı üzerinde durmuştur. Refet Sezgin, hükme kadar tutuklanmama bakımından
çekimser olduğunu belirtmiştir. Esat Kemal Aybar ise isnat edilen fiilin işlenmiş
olup olmadığı bakımından da bir şüphe bulunduğunu ve bu nedenle çekimser
olduğunu ifade etmiştir. Orhan Apaydın ise bazı şahit ifadelerinin kanuni usule
uygun olarak alınmadığını belirtmiştir. Takibatın ciddiliği gereği bu noksanlığın
giderilmesinin gerekliliği üzerinde durmuştur.
56
A.g.e., ss. 338-339.
57
Aktaş, a.g.e., s. 374.
58
MM Tutanak Dergisi, Cilt 27, 8 Nisan 1968, 3/865 numaralı Yozgat Milletvekili
Celal Sungur’un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonlarından Mürekkep Karma Komisyon
Raporu, s. 1.
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...170
de bir tezkere kaleme alınmıştır.
59
Söz konusu tezkerenin Millet Mec-
lisine ulaşmasının ardından Karma Komisyona gönderilmesine karar
verilmiştir.
60
Komisyon raporunda, yöneltilen suçun içeriği itibarıyla
ağır ve ciddi mahiyette olması ve gerçekliğinin sabit olması nedeniyle
ilgilinin, Anayasa’ya göre milletvekilliği sıfatını kaybedeceği belirtil-
miştir. Sonuç olarak, Karma Komisyon Celal Ahmet Sungur’un yasa-
ma dokunulmazlığının kaldırılmasına oybirliği ile karar vermiştir.
61
Karma Komisyon raporu, Meclise gelmesinin ardından 8 Nisan 1968
Pazartesi günü görüşmeye açılmış ve kabul edilmiştir. Böylelikle Celal
Sungur’un yasama dokunulmazlığı kaldırılmıştır.
62
Dokunulmazlığı
kaldırıldıktan sonra olanlara ilişkin herhangi bir bilgi bulunamamıştır.
4. Yeni Türkiye Partisi
63*
Hakkâri Milletvekili Ali Karahan’ın
Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması
28 Haziran 1967 tarihinde, Milli Savunma Bakanı Ahmet Topaloğlu
tarafından imzalı bir tezkere Başbakanlığa gönderilmiştir. Tezkereden
anlaşıldığı üzere Ali Karahan, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mah-
kemesi tarafından Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesinin 4. fıkrasına
göre mahkûmiyet kararı verildikten sonra milletvekili seçilmiştir. Ali
Karahan, devletin birliğini bozmak, devletin hâkimiyetinde bulunan
topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik fiil iş-
lemek ve ırk bakımından milli duyguları yok etmeye ve zayıflatmaya
yönelik faaliyette bulunmaktan dolayı yargılanmıştır. Milletvekili se-
çildikten sonra yasama dokunulmazlığını elde ettiğinden Askeri Yar-
gıtay tarafından temyiz incelemesine tabi tutulamamıştır. Bu işlemin
yerine getirilmesi amacıyla Askeri Savcılık ilgili milletvekilinin doku-
nulmazlığının Anayasanın 79. maddesine göre kaldırılmasını istemiş-
tir.
64
Milli Savunma Bakanlığından gelen tezkere üzerine, 7 Temmuz
59
A.g.e. Millet Meclisi Başkanlığına hitaben hazırlanan tezkerede Milli Savunma
Bakanlığından alınan tezkerenin sureti ile hazırlık soruşturması evrakının sunul-
duğu belirtilerek gereğinin yapılmasına izin verilmesi rica edilmiştir.
60
MM Tutanak Dergisi, Cilt 25, 17 Şubat 1968.
61
A.g.e.
62
A.g.e., s. 611.
63
*
Yeni Türkiye Partisi, Demokrat Parti’nin 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesiyle
kapatılmasından sonra bir kısım DP kökenli siyasetçiler tarafından kurulmuş bir
siyasi partidir.
64
MM Tutanak Dergisi, Cilt 28, 21 Ekim 1968, 3/693 numaralı Hakkâri Milletvekili
Ali Karahan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
TBB Dergisi 2016 (124) Seda DUNBAY 171
1967 tarihinde Başbakan Süleyman Demirel tarafından Millet Mecli-
si Başkanlığına hitaben bir tezkere kaleme alınmıştır.
65
Başbakanlık-
tan Meclise gelen Ali Karahan hakkındaki dosya Karma Komisyona
yönlendirilmiştir.
66
Karma Komisyon, 9 Nisan 1968 tarihinde kararını
vermiş ve raporunu hazırlamış ve ilgili milletvekilinin komisyon tara-
fından dinlendiği ve yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına gerek
olmadığına çoğunlukla karar verilmiştir.
67
Karma Komisyon raporu-
nun gündeme alınmasına 12 Nisan 1968 Cuma günü karar verilmiş
68
;
21 Ekim 1968 Pazartesi günü görüşülmüştür.
69
Sonuç itibarıyla, Karma Komisyon raporu oylamaya sunulmuştur.
Komisyon raporu Meclis tarafından kabul edilmemiştir. Diğer bir ifa-
deyle, Ali Karahan’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ka-
rar verilmiştir.
70
Dokunulmazlık kaldırıldıktan sonra olanlar hakkın-
da herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.
B. Cumhuriyet Senatosunda Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılmasına İlişkin Örnek Olaylar
1. Kontenjan Senatörü Cemal Madanoğlu ve Tabii Üye Osman
Köksal’ın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması
11 Temmuz 1971 tarihinde, Ankara Sıkıyönetim ve 2. Ordu Komu-
tanı Orgeneral Semih Sancar tarafından imzalı bir yazı Başbakanlığa
gönderilmiştir. Buna göre, Cemal Madanoğlu ve Osman Köksal’ın da
Tezkeresi ve Anayasa ve Adalet Komisyonlarından Mürekkep Karma Komisyon
Raporu, ss. 1-2. Ali Karahan ile birlikte mahkûmiyetlerine karar verilen on beş
hükümlüye ait kararın Askeri Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği belir-
tilmiştir. Askeri Savcılıktan gelen yazı üzerine, Milli Savunma Bakanı tarafından
Başbakanlığa yönelik olarak gereğine izin verilmesi istenmiştir.
65
A.g.e., 3/693 numaralı rapor, s. 1. Milli Savunma Bakanlığının 28 Haziran 1967
tarihli tezkeresinin sureti ve eklerinin sunulduğu tezkerede, Anayasanın 79. mad-
desine göre ilgili milletvekili hakkında gereğinin yapılması rica edilmiştir
66
MM Tutanak Dergisi, Cilt 20, 10 Temmuz 1967.
67
A.g.e., 3/693 numaralı rapor, Karma komisyonun aldığı karara karşı, AP Anka-
ra milletvekili Kemal Bağcıoğlu, AP Samsun milletvekili Osman Şahinoğlu, AP
Kastamonu milletvekili Hüseyin Sabri Keskin muhalif kalmışlardır. CHP İstanbul
milletvekili A. Coşkun Kırca ise çekimser kalmıştır. AP Tokat milletvekili Osman
Hacıbaloğlu da çekimser kalmıştır.
68
MM Tutanak Dergisi, Cilt 27, 12 Nisan 1968.
69
MM Tutanak Dergisi, Cilt 28, 21 Ekim 1968, s. 1019. Komisyon raporunun öncelikle
görüşülme teklifi yapılmıştır. Oylamaya sunulmuş ve kabul edilmiştir.
70
A.g.e., s. 1033.
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...172
içlerinde bulunduğu kişiler Türkiye “T.C. Anayasasının tamamını veya
bir kısmını tağyir ve tebdil (bozmak ve değiştirmek), TBMM’yi ıskata ve
vazifesini yapmaktan mene cebren teşebbüs gayesiyle gizlice ittifak kurmak”
ile suçlanmışlardır. Ayrıca Anayasaya göre kurulmuş olan Türkiye Bü-
yük Millet Meclisini hükümsüz bırakmaya (ıskata) ve görevini yerine
getirmesini engellemeye cebren teşebbüs amacıyla örgüt kurmakla da
suçlanmışlardır. Bu nedenle haklarında soruşturma yapılması talebin-
de bulunulmuş; yapılan hazırlık soruşturması sonucunda da 7 Temmuz
1971 tarihinde 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından yirmi
iki kişinin tutuklanmasına karar verilmiştir. Bu bağlamda, tabii üye
71
olan Osman Köksal ve kontenjan senatörü
72
Cemal Madanoğlu’nun
kendilerine isnat edilen suç dolayısıyla haklarında takibat yapılabil-
mesi için 1961 Anayasası’nın 70. maddesi uyarınca dokunulmazlıkla-
rının kaldırılması için savcılık tarafından dosya komutanlığa gönde-
rilmiştir.
73
Karma Komisyonda, her iki senatöre yöneltilen “Anayasayı
tağyir ve Meclisi ıskata teşebbüs” isnadından daha ağır bir isnat olamaya-
cağı belirtilmiştir. Bu durumun yaratacağı sürekli eziklik ve haysiyet
kırıcı durum dikkate alınarak dokunulmazlıklarının kaldırılmasına
karar verilmiştir. Mahkeme önünde hesap vermelerinin ardından dö-
nüşlerinin daha itibarlı daha şerefli olacağı vurgulanmıştır.
74
Cemal
71
1961 Anayasası’nın 70. maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere, 13 Aralık
1960 tarihli ve 157 sayılı kanunun altında adları bulunan MBK Başkanı ve üyeleri
ile eski Cumhurbaşkanları yaş koşulu dikkate alınmaksızın Cumhuriyet Senato-
sunda “tabii üye” sıfatıyla görev yapmışlardır.
72
1961 Anayasası’nın 70. maddesinin ilk fıkrasında, Cumhurbaşkanı tarafından
Cumhuriyet Senatosu için seçileceği belirtilen on beş üyenin siyasi sıfatı “konten-
jan senatörü” dür.
73
Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt 66, 3 Ağustos 1971, Cumhuriyet Senato-
su Cumhurbaşkanınca seçilen üyeleri Cemal Madanoğlu ile Osman Köksal’ın Ya-
sama Dokunulmazlıkları Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve 3/1044 sayılı Cum-
huriyet Senatosu Anayasa ve Adalet Komisyonu Raporu, ss. 1-2. Adları geçen iki
senatör haricinde kendilerine suç isnat edilen kişiler şöyledir: Doğan Avcıoğlu,
İlhami Soysal, Cemal Reşit Eyüpoğlu, İlhan Selçuk, Hıfzı Koçar, Abidin Sezen,
Celal Uygur, Adnan Kaptan, Zeki Ergun, Raif Ertem, Nejdet Düvencioğlu, Adnan
Arabacıoğlu, Fahrettin Tezel, Orhan Seyfi Güven, İbrahim Artuç, Cemalettin Kor-
kut, Yılmaz Akkılıç, Salih Nejdet Candan, Ümran Şensezgin, Ahmet Sezgin, Cen-
giz Ballıkaya, Doğan Erdoğan, Hüseyin Onur, Ahmet Güryüz Ketenci, Ali Sirmen,
Ferruh Özdil, Orhan Pekey, İlhan Ündeğer, Armağan Anar, Altan Öymen.
74
A.g.e., 3/1044 Sayılı Karma Komisyon Raporu, s. 7. Her iki senatör için yapılan
ayrı oylamalar neticesinde, Cemal Madanoğlu’nun yasama dokunulmazlığının
kaldırılması 13 üyeden oluşan komisyondaki bir üyenin muhalif, birinin çekim-
TBB Dergisi 2016 (124) Seda DUNBAY 173
Madanoğlu ve Osman Köksal hakkındaki Karma Komisyon kararı 3
Ağustos 1971 Salı günü görüşülmüştür.
Netice itibariyle, Madanoğlu’nun yasama dokunulmazlığının kal-
dırılmasına ilişkin komisyon raporu, oylamaya katılan 125 senatörün
98’inin kabulü, 27’sinin reddi ve birinin çekimser oy kullanmasıyla
kabul edilmiştir. Böylelikle, Cemal Madanoğlu’nun yasama dokunul-
mazlığı kaldırılmıştır. Osman Köksal’ın yasama dokunulmazlığının
kaldırılmasına ilişkin komisyon raporu ise oylamaya katılan 123 üye-
nin 88’inin kabul, 32’sinin ret, 3’ünün çekimser oyu ile kabul edilmiştir.
Osman Köksal’ın da dokunulmazlığı kaldırılmıştır. Cemal Madanoğlu
ve Osman Köksal hakkındaki kovuşturma 1. Ordu ve Sıkıyönetim Ko-
mutanlığı Askeri Mahkemesi tarafında gerçekleştirilmiştir. Mahkeme
nezdinde alınan 2.10.1971 tarihli kararla birlikte her iki Cumhuriyet
Senatosu üyesi de beraat etmiştir.
75
2. Tabii Üye Ekrem Acuner’in Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması
10 Haziran 1971 tarihinde, Genelkurmay başkanı adına II. Başkan
Orgeneral Nihat Tulunay tarafından imzalı ve “çok gizli” ibareli bir
tezkere başbakanlığa gönderilmiştir. Bu tezkerede, Hikmet Kıvılcım-
lı hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 146. maddesini ihlal suçlarından
Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından kovuşturma ya-
pıldığı belirtilmiştir. Kıvılcımlı ve arkadaşlarının hangi suçlar nede-
niyle itham edildikleri açıklanmıştır. Buna göre ilgili kişiler, TCK’nın
146. maddesi uyarınca; “Silahlı isyana teşvik, tahrik, teşebbüs, sosyal bir
sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü (egemenliğini) tesis et-
meye yönelik (kurmak için) yönelik cemiyet kurmak” ile suçlanmış-
lardır. Kovuşturmanın ilerleyen aşamalarında, tabii senatör Ekrem
Acuner ile Güven Partisi eski milletvekili İrfan Solmazer’in de olayla
ser kalmasına karşılık 11 üyenin olumlu yöndeki oyu ile kabul edilmiştir. Osman
Köksal’ın yasama dokunulmazlığının kaldırılması ise hazırda bulunan 13 üyeden
5 üyenin muhalif olmasına karşılık 8 üyenin olumlu yöndeki oylarıyla kabul edil-
miştir.
75
Aktaş, a.g.e., s. 376’dan Ertuğrul Alatlı, 09 Mart 1971 Anti-Emperyalist Baasçı Dar-
be Girişimi, Alfa Yayınları, İstanbul, 2002, s. 229.
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...174
ilgili oldukları tespit edilmiştir. Bu nedenle, T. C. Anayasası’nın 79.
maddesi ve 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu’nun 15. maddesi gere-
ğince tabii senatör Ekrem Acuner’in dokunulmazlığının kaldırılması
için gerekli işlemlerin yapılması istenmiştir.
76
11 Haziran 1971 tari-
hinde, Başbakan Nihat Erim tarafından imzalı tezkere Cumhuriyet
Senatosu Başkanlığına gönderilmiştir. Karma Komisyon görüşmesi
sırasında Ekrem Acuner iki defa dinlenmiş ve sonuç olarak, yasama
dokunulmazlığının kaldırılmasına salt çoğunlukla karar verilmiş-
tir.
77
Ekrem Acuner’in yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına
ilişkin Karma Komisyon kararı, Cumhuriyet Senatosunda 2 Temmuz
1971 Cuma günü gündeme alınmıştır. Karma Komisyon raporunun
oylanmasına geçilmiştir. Oylamaya katılan 119 üyenin 91’inin kabul,
27’sinin ret ve birinin çekimser oy kullanması neticesinde komisyon
raporu kabul edilerek Ekrem Acuner’in yasama dokunulmazlığı kal-
dırılmıştır.
78
Dokunulmazlığının kaldırılmasının ardından Askeri Savcılık ta-
rafından Ekrem Acuner için soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma
sonucunda, ilgili Cumhuriyet Senatosu üyesi hakkında kovuşturma-
ya yer olmadığına karar verilmiştir. Zira kendisine yöneltilen suçun
18.05.1974 tarihinde yürürlüğe giren 1803 sayılı Af Kanunu’nun 1/A
maddesi kapsamında olduğu belirtilmiştir.
79
3. Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Niğde Üyesi Senatör
Kudret Bayhan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması
13 Ocak 1973 tarihinde, Adalet Bakanı Fehmi Alpaslan tarafın-
dan imzalı bir tezkere Başbakanlığa gönderilmiştir. Bu tezkereden,
Cumhuriyet Senatosu Niğde üyesi Kudret Bayhan’ın yasama doku-
nulmazlığının kaldırılması istemli İstanbul Cumhuriyet Savcılığının
26 Aralık 1972 tarihli bir yazısı olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu
76
Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt 65, 2 Temmuz 1971, Cumhuriyet Sena-
tosu Tabii Üyesi Ekrem Acuner’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hak-
kında Başbakanlık Tezkeresi ve 3/1031 Sayılı Cumhuriyet Senatosu Anayasa ve
Adalet Komisyonu Raporu, ss. 1-2.
77
A.g.e., 3/1031 Sayılı Karma Komisyon Raporu, s. 2.
78
A.g.e., s. 723.
79
Aktaş, a.g.e., s. 376.
TBB Dergisi 2016 (124) Seda DUNBAY 175
savcılık yazısının hazırlanış nedeni, ilgili üyenin yurtdışına baz mor-
fin ihraç ettiğine dair iddiadır. Anayasa’nın 79. maddesi uyarınca ilgili
üyenin dokunulmazlığı ile ilgili bir karar verilmesi talep edilmiştir.
80
Bunun üzerine, başbakan Ferit Melen, 19 Ocak 1973 tarihli tezkereyi
Cumhuriyet Senatosu Başkanlığı’na hitaben kaleme almıştır. Karma
komisyondaki incelemeler neticesinde, bir Cumhuriyet Senatosu üye-
sinin yurt dışına baz morfin ihraç etmek gibi çok ağır ve örseleyici bir
suçlama ile karşı karşıya olduğu belirtilmiş ve iddia kapsamında Kud-
ret Bayhan’ın şeref ve haysiyetinin söz konusu olması nedeniyle ya-
sama dokunulmazlığının kaldırılmasına oy birliği ile kaldırılmıştır.
81
Karma Komisyon raporu, 14 Şubat 1973 Çarşamba günü Cumhuriyet
Senatosun’da gündeme alınmıştır.
Oylamanın sonucunda, Karma Komisyon raporu kabul edilmiş-
tir. Böylelikle, Cumhuriyet Senatosu Niğde üyesi Kudret Bayhan’ın ya-
sama dokunulmazlığı kaldırılmıştır.
82
Dokunulmazlığının ardından
yargılanmasına geçilen Bayhan, İtalya’dan Fransa’ya geçerken bindiği
arabada baz morfin bulunması sebebiyle tutuklanmıştır. Fransa ta-
rafından gerçekleştirilen yargılama sonucunda on beş yıla mahkûm
edilmiştir.
83
4. Adalet Partisi Hatay Üyesi Senatör Mustafa Deliveli’nin
Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması
Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi’nde görülen, “Kromit
Şirketi’ne yolsuz kredi açtırmak ve döviz sağlamak” davasında 14 Eylül 1964
tarihli bir ara karar verilmiştir. Ara kararda; “Bu kez Cumhuriyet Sena-
tosu üyeliğine seçilmiş olan sanık Mustafa Deliveli’nin yasama dokunulmazlı-
ğı hakkında Anayasanın 79. Maddesi uyarınca bir karar verilmesi konusunda
gerekli işlemin yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılma-
80
Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt 9, 14 Şubat 1973, Cumhuriyet Senatosu
Niğde Üyesi Kudret Bayhan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkın-
da Başbakanlık Tezkeresi ve 3/247 Sayılı Anayasa ve Adalet Komisyonu Raporu,
s. 1.
81
Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt 9, 07 Şubat 1973, 3/247 Sayılı Karma Ko-
misyon Raporu, s. 2.
82
Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt 9, 14 Şubat 1973, s. 656.
83
Aktaş, a.g.e., s. 377.
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...176
sına” ifadesi geçmektedir. Bu karar nedeniyle, duruşmanın 12 Ekim
1964 tarihine bırakılmasına oybirliği ile karar verilmiştir. Bir sonraki
aşama olan 29 Eylül 1964 tarihinde, Adalet Bakanı Sedat Çumralı ta-
rafından imzalı bir tezkere Başbakanlığa gönderilmek üzere hazırlan-
mıştır. Bunun ardından, Başbakan İsmet İnönü’nün imzasını taşıyan
bir başka tezkere de Cumhuriyet Senatosu Başkanlığı’na hitaben ha-
zırlanmıştır.
84
Bunun üzerine, Başbakan Süleyman Demirel’in imza-
sını taşıyan 8 Kasım 1965 tarihli yazı Cumhuriyet Senatosu Başkan-
lığına gönderilmiştir. “Yolsuz kredi açtırmak ve döviz tahsisi bakımından
aracılık” suçu isnat edilen Mustafa Deliveli’nin yasama dokunulmaz-
lığının kaldırılmasına dair dosya, Karma Komisyonun 23 Mart 1966
tarihli birleşiminde görüşülmüştür. Konunun kamuoyunu etkilemiş
olması nedeniyle ortada Cumhuriyet Senatosu’nun bir üyesinin şeref
ve haysiyetinin söz konusu olduğu ifade edilmiştir. Bundan ötürü,
Mustafa Deliveli’nin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar
verilmiştir. Karara muhalefet şerhi koyan olmamıştır.
85
Mustafa Deli-
veli hakkında verilen Karma Komisyon kararı, 29 Mart 1966 Salı günü
görüşülmüştür.
Sonuç olarak, Karma Komisyon raporu oylamaya sunulmuş; ka-
bul edilmiştir. Böylelikle, Mustafa Deliveli’nin yasama dokunulmaz-
lığı kaldırılmıştır. Dokunulmazlığın kaldırılmasının ardından devam
eden yargılamanın akıbetine ilişkin bir bilgi bulunamamıştır.
84
Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt 35, 29 Mart 1966, Cumhuriyet Senatosu
Hatay Üyesi Mustafa Deliveli’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hak-
kında Başbakanlık Tezkeresi ve 3/353 Sayılı Cumhuriyet Senatosu Anayasa ve
Adalet Komisyonu Raporu, s. 1. Başbakanlığa ikinci bir tezkere daha gönderil-
mesinin amacı Yargıtay Başsavcılığından alınan 17 Eylül 1964 tarihli 963-14/209
sayılı yazı ve Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan sıfatıyla 14 Eylül 1964 tarihli ara
kararı ile Yüksek Soruşturma Kurulunca hazırlanan 3 Ekim 1960 gün ve 960/17-
14 sayılı son tahkikatın açılması hakkında kararların suretlerinin gönderilmesidir.
Başbakan İsmet İnönü tarafından hazırlanan dilekçenin amacı Mustafa Deliveli
hakkında 1961 Anayasası’nın 79. maddesi gereğince karar verilmesi amacıyla ha-
zırlanıp gönderilen 29 Eylül 1964 tarihli tezkere, ekleri ve Anayasa Mahkemesi’nin
Yüce Divan sıfatıyla verdiği ara karar ile Yüksek Soruşturma Kurulu tarafından
hazırlanan 5 Ekim 1960 tarihli son tahkikat aşaması hakkındaki karar örnekleri
sunulmuştur.
85
A.g.e., 3/353 Sayılı Karma Komisyon Raporu, s. 3. Kararda belirtildiği üzere,
Mustafa Deliveli’nin komisyon üyesi olmasına rağmen hukukun umumi prensip-
lerine uygun olarak oylamaya katılmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte, yasama
dokunulmazlığının kaldırılmasını talep ettiği de vurgulanmıştır.
TBB Dergisi 2016 (124) Seda DUNBAY 177
5. Adalet Partisi Giresun Üyesi Senatör Sabahattin Orhon’un
Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması
Samsun Cumhuriyet Savcısı Mehmet Gürdal tarafından Adalet
Bakanlığına yazılan tezkereden anlaşıldığı üzere, Sabahattin Orhon,
Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanununa muhalefet etmiştir.
İsmi, Samsun Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde haklarında beraat ka-
rarı verilen Niyazi Karadeniz ve arkadaşlarının arasında yer almış-
tır. İlgili senatör dışındakiler hakkındaki beraat kararının Yargıtay 7.
Ceza Dairesi’nin, 14 Temmuz 1966 tarihli 5554 sayılı ilamı ile onan-
dığı belirtmiştir. Ancak Sabahattin Orhon’un suçu, suç mahiyeti ve
döviz miktarı nedeniyle 780 sayılı Af Kanunu kapsamına girmediği
vurgulanmıştır.
86
Bunun üzerine Başbakan Süleyman Demirel tara-
fından imzalı ve 10 Ocak 1967 tarihli bir başka tezkere Cumhuri-
yet Senatosu Başkanlığına gönderilmiştir. Karma Komisyon raporu
5 Nisan 1967 tarihinde hazırlanmıştır. Fiilin kamuoyundaki etkisi
dikkate alınarak, Sabahattin Orhon’un yasama dokunulmazlığının
kaldırılmasına karar verilmiştir.
87
Karma Komisyon tarafından ha-
zırlanan rapor 18 Nisan 1967 Salı günü Cumhuriyet Senatosuna gel-
miştir.
88
Rapor, 20 Nisan 1967 Perşembe günü Cumhuriyet Senato-
sunda görüşülmüştür.
Sonuç olarak, rapor oylanmış ve kabul edilmiştir. Böylece, Saba-
hattin Orhon’un yasama dokunulmazlığı kaldırılmıştır.
89
Dokunul-
mazlığının kaldırılmasının ardından izlenen sürece ilişkin bir bilgiye
ulaşılamamıştır.
SONUÇ
Yasama bağışıklıkları, baştan itibaren belirtildiği üzere son derece
önemli bir kurumdur. Zira bu kuruma işlerlik kazandırmakla hedefle-
nen, milletin temsilcileri olan milletvekillerini yasama faaliyetini ye-
86
Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt 40, 20 Nisan 1967, 3/92 sayılı Cumhu-
riyet Senatosu Giresun Üyesi Sabahattin Orhon’un Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Cumhuriyet Senatosu Anayasa
ve Adalet Komisyonu Raporu, s. 2.
87
A.g.e., 3/92 sayılı Karma Komisyon Raporu, s. 2.
88
Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt 40, 18 Nisan 1967.
89
A.g.e., s. 44.
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...178
rine getirirlerken olabildiğince bağımsız kılmaktır. Milletin vekilinin,
temsil yetkisini en iyi biçimde kullanabilmesi için kendisine tanınmış
olan söz konusu ayrıcalıklar, uzun yıllardan beri siyasi partiler tara-
fından seçim dönemlerindeki propaganda süreçlerinde kullanılmak-
tadır. Ancak, siyasi partilerin seçmenler nezdinde seçim malzemesi
biçiminde kullandığı kavram, yasama sorumsuzluğu değil yasama
dokunulmazlığıdır. Siyasi partilerin bu türden girişimlerde bulunma-
larının en temel sebebi, “temiz toplum” olabilme arzusunun kamuo-
yunda sıkça gündeme getiriliyor olmasıdır.
Olması gereken, milletvekilleri için istisnalar hariç yargılanmanın
yahut cezanın infazının ertelenmesi imkânını sağlayan yasama doku-
nulmazlığının kaldırılmasıdır. Ancak olması gerekenin her durumda
mevcut koşullara uyum sağlayabileceğini söylemek pek mümkün de-
ğildir. Şöyle ki, yasama dokunulmazlığı, her şeyden önce muhalefet
için bir güvence teşkil etmektedir. Daha açık bir ifadeyle, dokunul-
mazlığın bir amacı siyasi nedenler ileri sürülerek milletvekillerine
karşı yürütülebilecek kovuşturmaların önüne geçebilmektir. Diğer
amacı ise, iktidarı elinde bulunduran siyasi çoğunluğun, muhalefete
yönelik baskı oluşturma ihtimalini ötelemektir. Zira iktidarın, her ko-
şulda mevcut durumunu kuvvetlendirme yöneliminde olması siyase-
tin doğal yapısının bir sonucudur. Ancak önemli olan, bu yönelimin
muhalefete rağmen mi yoksa muhalefetin sesini her fırsatta kısmak
şeklinde mi gerçekleştirildiğidir. Bilindiği üzere, muhalefet olmaksı-
zın demokrasinin varlığından söz edilmesi söz konusu değildir. Bu ne-
denle, iktidarın, muhalefetsiz bir siyasi atmosferde yol almak istemesi
halinde yasama dokunulmazlığı, gerçek nedeni siyasi olan kovuştur-
maların önüne geçilmesini sağlamaktadır.
Yasama sorumsuzluğunun milletvekillerine sağladığı imkân
yasama dokunulmazlığından farklıdır. Diğer bir ifadeyle, dokunul-
mazlık aracılığıyla milletvekilleri hakkında soruşturma, tutuklama,
tutulma ve kovuşturma kararı alınması belli kurallara bağlanmıştır.
Oysa sorumsuzlukla amaçlanan yasama faaliyeti yerine getirilirken
ifade özgürlüğünün herhangi bir kesintiye uğramaksızın devamının
sağlanmasıdır. Zira asıl olan, yasama fonksiyonunu oluşturan yasama
TBB Dergisi 2016 (124) Seda DUNBAY 179
faaliyetinin icra edilmesidir. Yasama faaliyetinin düzgün bir biçimde,
her türlü baskıdan arınmış halde icrası için yasama sorumsuzluğu
olmazsa olmazdır. Milletvekillerinin gerek yasama dönemi süresin-
ce gerek yasama dönemi sona erdikten sonra, yasama çalışmaları ile
ilgili oy, söz ve düşüncelerinden ötürü herhangi bir yasal müdahale ile
karşılaşmalarını engelleyen yasama sorumsuzluğudur. Bu kurumun
varlık göstermemesi halinde, temsil yetkisini ellerinde bulunduran
milletvekillerinin yasama faaliyetini eksik olarak yerine getirecek ol-
maları şüphe götürmez bir gerçektir.
Makalenin eksenini 1961 Anayasası oluşturmakla birlikte, kendi-
sinden önceki anayasalarla da karşılaştırması yapılmıştır. Buna göre
denilebilir ki, yasama bağışıklıklarına ilişkin birkaç farklı tutum ha-
ricinde hep aynı duruş sergilenmiştir. Varlık göstermiş olan birkaç
farklı tutumun da, anayasaların yürürlüğe girdikleri dönemin siyasi
yapısının ürünü olduğu söylenebilir.
1961 Anayasası’nın yürürlükte olduğu dönemde, Meclis iki kanatlı
bir yapıya sahip olduğu için dokunulmazlığı kaldırılan siyasiler Millet
Meclisinde milletvekili ve Cumhuriyet Senatosunda senatör olmaları-
na göre ikiye ayrılarak incelenmiştir. Bu dönemde dört Millet Meclisi
üyesinin ve beş senatörün yasama dokunulmazlığı kaldırılmıştır. Mil-
let Meclisinde; Çetin Altan (TİP- İstanbul), Nuri Beşer (AP-Zonguldak),
Celal Ahmet Sungur (CHP-Yozgat), Ali Karahan’ın (YTP-Hakkâri) ya-
sama dokunulmazlıkları kaldırılmıştır. Çetin Altan siyasi bir suç olan
TCK madde 142, 482, 273, 191 gereğince “Komünizm propagandası ve
ülke bütünlüğünü tehdit” ile suçlanmış ve fakat hakkında yargılama-
ya geçilememiştir. Nuri Beşer’e, siyasi bir suç olan TCK 160. madde
uyarınca “Devletin askeri kuvvetlerini tahkir ve tezyif suçu” isnat
edilmiş ve mahkûm olmuştur. Celal Ahmet Sungur, yine siyasi bir suç
olan TCK madde 136 ve 173 uyarınca “Milli Müdafaaya Hıyanet” ile
suçlanmıştır. Ali Karahan, siyasi nitelikli TCK 141 gereğince “Irk mü-
lahazası ile milli duyguları yok etmeye veya zayıflatmaya matuf bulu-
nan cemiyetler kurmaya tevessül etmek”; TCK 125 gereğince “Devlet
idaresindeki toprakların bir kısmını ayırmak”; 648 sayılı Siyasi Partiler
Kanununa muhalefet ile suçlanmıştır.
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...180
Cumhuriyet Senatosunda; Cemal Madanoğlu (kontenjan senatö-
rü), Osman Köksal (tabii üye), Ekrem Acuner (tabii üye), Kudret Bay-
han (CKMP Niğde üyesi senatör), Mustafa Deliveli (AP Hatay üyesi
senatör), Sabahattin Orhon’ın (AP Giresun üyesi senatör) yasama do-
kunulmazlıkları kaldırılmıştır. Cemal Madanoğlu ve Osman Köksal,
siyasi nitelikli “T.C. Anayasasının tamamını veya bir kısmını tağyir
ve tebdil, TBMM’yi ıskata ve vazifesini yapmaktan mene cebren te-
şebbüs gayesiyle gizlice ittifak kurmak” ile suçlanmış ve beraat etmiş-
lerdir. Ekrem Acuner, siyasi nitelikli olan TCK 146. madde uyarınca
“Silahlı isyana teşvik, tahrik, teşebbüs, sosyal bir sınıfın diğer sosyal
sınıflar üzerinde tahakkümünü tesis etmeye yönelik cemiyet kur-
mak” ile suçlanmış ve beraat etmiştir. Kudret Bayhan’a, adi nitelikli
“Yurtdışına bazmorfin ihraç etme suçu” isnat edilmiş ve mahkûm ol-
muştur. Mustafa Deliveli, adi suç olan “Kromit şirketine yolsuz kredi
açtırmak ve döviz tahsisinde bulunmak suçu” yöneltilmiştir. Saba-
haddin Orhon da adi bir suç olan “1567 sayılı Türk parasını koruma
kanununa muhalefet suçu” ile itham edilmiştir. 1961 Anayasası döne-
minde, üç senatör ve dört Millet Meclisi üyesinin yasama dokunul-
mazlıkları siyasi nitelikli suçlar dolayısıyla kaldırılmıştır. Buna kar-
şılık, üç senatörün yasama dokunulmazlığı adi suç ithamı dolayısıyla
kaldırılmıştır.
Kaynakça
Akın Rıdvan, Türk Siyasal Tarihi 1908-2000, On iki Levha, İstanbul, 2010.
Aktaş Kadir, TBMM Uygulaması Anlatımıyla Yasama Dokunulmazlığı, Adalet Yayı-
nevi, Ankara, 2009.
Aldıkaçtı, Orhan, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi ve 1961 Anayasası, Genişletil-
miş 3. Baskı, İstanbul, 1978.
Atatürk Mustafa Kemal, Nutuk, nşr. Pınar Güven ve Nur Özmel Akın, Türkiye İş
Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2010.
Avril Pierre ve Jean Gicquel, Droit Parlementaire, 4. Baskı, Montchrestien Lextenso
Éditions, Paris, 2010.
Aybar Mehmet Ali, “Teşrii Masuniyet Esası ve Tatbik Şekilleri”, İstanbul Hukuk Fakül-
tesi Mecmuası, Cilt 3, 1937.
TBB Dergisi 2016 (124) Seda DUNBAY 181
Başgil Ali Fuat, Esas Teşkilat Hukuku: Türkiye Siyaset Rejimi ve Anayasa Prensipleri,
Cilt I, Fasikül I, İstanbul, 1960
Bayri Hakan, Baskıcı İktidar Yıkıcı Muhalefet DP Döneminde İktidar-Muhalefet İliş-
kileri, A Kitap, Ankara, 2015.
Cin Halil, Demokrasi Tarihimizde 1909 Reformları, Ali Naim İnan’a Armağan, Seç-
kin Yayınevi, Ankara.
Çelik Burak, Ulusal Kurtuluş Savaşı Döneminde Anayasal Gelişmeler ve 1921 Ana-
yasası, İstanbul, 2007.
İyimaya Ahmet “Yasama Sorumsuzluğu Üzerine”, Ankara Barosu Dergisi, Sayı 3, 1996.
Kili Suna ve Şeref Gözübüyük, Türk Anayasa Metinleri, Türkiye İş Bankası Yayınları,
İstanbul, 2006.
Özbudun Ergun, “Yasama Sorumsuzluğu ve Yasama Dokunulmazlığı: Hukuki Ma-
hiyetleri ve Farkları”, TBB Dergisi, Sayı 59, 2005.
Özcan Hüseyin, Yasama Bağışıklıkları, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2006.
Özçelik Selçuk, Esas Teşkilat Hukuku Dersleri (Türkiye’nin Siyasi Rejimi ve Müesse-
seleri), I. Kitap, II. Cilt, İstanbul, 1976.
Parla Taha, Türkiye’de Anayasalar, İletişim Yayınları, İstanbul, 1993.
Soysal Mümtaz Anayasaya Giriş, 3. Baskı, İmge Kitabevi, Ankara, 2011.
Tanör Bülent, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, 21. Bası, Yapı Kredi Yayınları, İs-
tanbul, 2011.
-----------------, Anayasal Gelişme Tezleri, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2008.
Urvoas Jean-Jacques ve Magali Alexandre, Manuel de survie à l’Assemblée Nationale-
L’art de la guérilla parlementaire, Odile Jacob, Paris, 2012.
Yalova Yüksel, “Türkiye Örneğinde Yasama Dokunulmazlığı Kavramı” Yeni Türkiye
Dergisi (Siyasette Yozlaşma Özel Sayısı II), Sayı 14, Mart-Nisan 1997, ss. 843-849.
TBMM Tutanak Dergileri
Millet Meclisi Tutanak Dergisi, Cilt 2, 2 Şubat 1962.
-------------------------------------,Cilt 2, 12 Şubat 1962,
-------------------------------------, Cilt 20, 10 Temmuz 1967.
-------------------------------------, Cilt 21, 20 Temmuz 1967.
-------------------------------------, Cilt 27, 8 Nisan 1968.
-------------------------------------, Cilt 27, 12 Nisan 1968.
-------------------------------------, Cilt 28, 21 Ekim 1968.
-------------------------------------, Cilt 25, 17 Şubat 1968.
1961 Anayasası Perspektifinden Parlamenter Bağışıklıklar...182
Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt 9, 07 Şubat 1973.
----------------------------------------------, Cilt 9, 14 Şubat 1973.
----------------------------------------------, Cilt 35, 29 Mart 1966.
----------------------------------------------, Cilt 40, 18 Nisan 1967.
----------------------------------------------, Cilt 40, 20 Nisan 1967.
----------------------------------------------, Cilt 65, 2 Temmuz 1971.
----------------------------------------------, Cilt 66, 3 Ağustos 1971.