hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK YILMAZ
241TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Giriş
Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybedilmesi esas itibarıyla,
Türk Vatandaşlık Hukukunun temel kaynağını oluşturan 403 sayılı
Türk Vatandaşlık Kanununda düzenlenmiştir. Ancak, Türk vatandaş-
lığı ile ilgili olarak milletlerarası anlaşmalarda ve diğer kanunlarda da
hükümler bulunmaktadır. Örneğin, ahalî mübadelesi ve arazi terk ve
ilhakına ilişkin milletlerarası anlaşmalarda Türk vatandaşlığının kaza-
nılması ve kaybedilmesine ilişkin hükümler yer aldığı gibi, başta İskân
Kanunu olmak üzere diğer kanunlarda da Türk vatandaşlığı ile ilgili
düzenlemelere rastlanmaktadır.
Ahalî mübadelesi, en genel anlamıyla, bir devletin vatandaşı olan bir
grup ile başka bir devletin vatandaşlığını taşıyan bir grubun değiştiril-
mesi anlamına gelir. Diğer bir anlatımla, ahalî mübadelesinde iki farklı
ülkede yaşayan ve bu iki farklı ülkenin vatandaşlığını taşıyan belirli
bir grubun, bu iki devletin anlaşması ile karşılıklı olarak değişimi söz
konusudur. Bu karşılıklı değişim sonucunda, gruba dahil kişiler, diğer
ülkeye göç etmeye ve göç ettikleri bu ülkenin vatandaşlığını kazanmaya
zorlanmaktadırlar.
1
*
Dr. Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi
1
Ahalî mübadelesi konusunda ayrıntılı bilgi için bkz., Muammer, Raşit Seviğ / Vedat,
Raşit Seviğ, Devletler Hususî Hukuku (Giriş-Vatandaşlık), B. 4, İstanbul 1967, s. 159
vd.; Fişek, Hicri, Türk Vatandaşlık Hukuku, Ankara 1959, s. 105 vd.; Berki, Osman
Fazıl, Devletler Hususî Hukuku (Tabiîyet ve Yabancılar Hukuku), C. I, B. 7, Ankara 1970,
s. 102 vd.; Muammer, Raşit Seviğ, Devletler Hususî Hukuku (Giriş, Vatandaşlık ve
Yabancılar Hukuku), İstanbul 1983, s. 173 vd.; Göğer, Erdoğan, Türk Tabiîyet Hukuku,
Ankara 1972, s. 98 vd.; Uluocak, Nihal, Türk Vatandaşlık Hukuku (Karşılaştırmalı
– Uygulamalı), İstanbul 1989, s. 155 vd.; Doğan, Vahit, Türk Vatandaşlık Hukuku, B.
6, Ankara 2006, s. 185 vd.; Nomer, Ergin, Vatandaşlık Hukuku, B. 15, İstanbul 2005, s.
5543 SAYILI İSKÂN KANUNU
HÜKÜMLERİ UYARINCA
TÜRK VATANDAŞLIĞININ KAZANILMASI
Necla ÖZTÜRK YILMAZ*
Necla ÖZTÜRK YILMAZ hakemli makaleler
242TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Bu bağlamda, ahalî mübadelesinde, kişiler üzerinde bir egemenlik
değişikliği söz konusu olmaktadır.
Arazî terk ve ilhakında ise, arazî üzerinde egemenlik değişikliği söz
konusu olmaktadır. Buna göre arazî terk ve ilhakı, bir devlete ait toprak
parçasının tamamının veya bir kısmının, başka bir devletin egemenli-
ğine geçmesi anlamına gelmektedir. Belli bir toprak parçası üzerindeki
egemenlik değişikliği, daha çok savaşlar sonucunda ortaya çıkar.
Egemenlik değişikliğine uğrayan toprak parçası üzerinde yaşayan
kişilerin vatandaşlıkları da, anlaşma hükümlerine göre değişir. Bununla
birlikte, ahalî mübadelesinden farklı olarak, ilhak edilen toprak parçası
üzerinde yaşayanlara, ilhak eden devlet vatandaşlığının zorla kabul
ettirilemeyeceği ilkesi gereğince, seçme (option) hakkı tanınır.
Gerek ahalî mübadelesi, gerek arazî terk ve ilhakı milletlerarası
anlaşmalarla düzenlenmektedir.
Türk Vatandaşlığı Kanunu dışında Türk vatandaşlığının kazanılması
ve/veya kaybedilmesi sonucunu doğuran kanunlar ise Hilâfetin İlgasına
ve Hanedan-ı Osmaniyenin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine
Çıkarılmasına Dair Kanun,
Cumhuriyetin Ellinci Yılı Nedeniyle Bazı
Suçların ve Cezaların Affı Hakkında Kanun
ve İskân Kanunudur.
Bu makalenin konusunu oluşturan İskân Kanunu ise, esas itiba-
rıyla göçmenlerin tâbi olacağı düzenlemelere yer vermekle beraber,
Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin kurallar da getirmektedir.
Göç konusu ilk olarak, 1934 yılında yürürlüğe giren 2510 sayılı İskân
Kanunu’nda
düzenlemişti. Bu Kanunda göçmenlerin ve mültecilerin
Türk vatandaşlığını kazanmasına ilişkin hükümler de bulunmaktaydı
(2510 sayılı İK m. 3, m.6 ve m. 8). Uzun yıllar yürürlükte kalan söz ko-
nusu Kanunun, günümüzün ihtiyaçlarına cevap vermediği gerekçesiyle,
166 vd.
Arazî terk ve ilhakı konusunda ayrıntılı bilgi için bkz., Seviğ / Seviğ, s. 134 vd.;
Fişek, s. 96 vd.; Berki, s. 90 vd.; Seviğ, s. 146 vd.; Göğer, s. 92 vd.; Uluocak, s. 151 vd;
Doğan, s. 182 vd.; Nomer, s. 164 vd.; ayrıca, ahalî mübadelesi ve arazî terk ve ilhakı
konularında verilmiş Danıştay ve Yargıtay kararları için bkz., Berki, F. Osman / An-
say, Tuğrul / Arat, Tuğrul, Devletler Hususî Hukuku ile İlgili Danıştay ve YaRGıtay
Kararları, C. I: Tabiîyet Hukuku, Ankara 1975, s. 124 vd.
RG. 06.03.1924/63.
RG. 18.05.1974/14890 (Mükerrer sayı).
RG. 21. 06. 1934/2373.
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK YILMAZ
243TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
yeni bir kanun (5543 sayılı yeni İskân Kanunu
) hazırlanmıştır.
Yeni
İskân Kanunu, 19 Eylül 2006 tarihinde kabul edilmiş ve 20 Eylül 2006
tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu makalenin amacı, göç yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılma-
sını yeni İskân Kanunu hükümleri çerçevesinde ele almaktır.
Çalışmada, ayrıca “göç” kavramı, türleri ve unsurları üzerinde
durulacak ve 5543 sayılı Yeni İskân Kanunu genel bir değerlendirmeye
tâbi tutulacaktır.
Bu çalışma hazırlandığı sırada, 5543 sayılı İskân Kanunu’nun
uygulanmasına ilişkin herhangi bir yönetmelik henüz yürürlüğe gir-
memiştir.
Bu nedenle, İskân Kanunu’nun geçici 3. maddesinde belirtilen “bu
Kanunun öngördüğü yönetmelikler yürürlüğe girince kadar, mevcut tüzük ve
yönetmeliklerin Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam
olunacaktır” hükmü gereğince; bu çalışmada, 1934 tarihli İskân Muafi-
yetleri Nizamnamesinin (İs. Mu. Niz.)
ve 2510 sayılı İskân Kanunu’nun
2848 ve 3657 sayılı Kanunlarla Muaddel 3. Maddesine Tevfikan Ha-
zırlanan İskânlı ve Serbest Göçmen Kabulüne Dair Esasları Muhtevi
Talimatnâme’nin
ilgili hükümleri esas alınacaktır
RG. 20. 09. 2006/26301.
72 yıl yürürlükte kalan İskân Kanunu’nu yürürlükten kaldırmak ve bu Kanun
kapsamındaki konuları, günümüzün koşullarına uygun olarak yeniden düzenle-
mek amacıyla 7 Ocak 2003 tarihinde TBMM’ye 1/352 esas numarasıyla bir kanun
tasarısı sunulmuştur. Bu tasarının genel gerekçesinde; 2510 sayılı İskân Kanunu’nun
yürürlüğe girdiği tarihten sonra bazı maddelerin birkaç kez değiştirildiği ya da
yeni maddeler ilave edildiği; ancak, farklı zamanlarda yapılan bu değişikliklerin
Kanunun amaç ve kapsamını anlaşılmaz hale getirerek, uygulamada farklılıklara
neden olduğuna işaret edilmiş; bu olumsuzlukların ve İskân Kanunu’nun bugünün
yapısına uygun düşmeyen hükümlerinin, yapılacak yeni ilaveler ve değişikliklerle
giderilemeyeceği gerekçesi ile Kanunun bütün ek ve değişiklikleriyle iptal edilerek,
yerine geçecek yeni bir İskân Kanun’un çıkarılması uygun görüldüğü belirtilmiştir:
Kanun Tasarısı’nın genel gerekçesi için bkz: http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/do-
nem22/yil01/ss1223m.htm. (6 Kasım 2006).
http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/5058.html. (6 Kasım 2006); Unat,
İlhan:,Türk Vatandaşlık Hukuku (Metinler – Mahkeme Kararları), Ankara 1966, s.
163 vd.
Bundan böyle makalede ‘İskânlı ve Serbest Göçmen Kabulüne Dair Talimatnâme’
olarak kısaltılacaktır. Metin için bkz., Unat, s. 159 vd.
Necla ÖZTÜRK YILMAZ hakemli makaleler
244TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
I. Göç Kavramı
A. Tanımı
Göç, kişinin, geri dönmemek üzere vatanını terk ederek, başka
bir ülkeye yerleşmek amacıyla gitmesi anlamına gelir.
10
Kişinin geri
dönmemek üzere vatanını terk etmesi ise, yerleşmek niyeti olmadan
vatanını ziyaret etmesine engel teşkil etmez.
11
Kişinin veya kişilerden oluşan toplulukların, yaşadıkları ülkeyi bı-
rakıp, başka bir ülkede yurt tutmalarının savaş, deprem, sel gibi doğal
afetler yanında, devrimler, askerî darbeler gibi siyasal ya da ekonomik
nedenleri olabilir.
12
Günümüzde, özellikle münferit göçlerin başlıca
nedeni ekonomik olmakla birlikte; çoğu kez, göçün tek bir nedeninin
olmadığı, bazı nedenlere duygusal nedenlerin de eşlik ettiği söylenebilir.
Ancak, etnik farklılıklar, milliyet, güvenlik, ideolojik ve politik sömürü,
hemen daima göç nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır.
13
Gelişmekte olan bir ülke konumunda olan Türkiye’nin, göç alan
bir ülke olduğunu söylemek oldukça güçtür. Şöyle ki, 2510 sayılı İskân
Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten günümüze dek, Bulgaristan, Yu-
goslavya, Romanya, Yunanistan, Çin, Türkistan ve diğer ülkelerden
iskânlı göçmen olarak 182.571 aile ile 714.605 kişi; serbest göçmen olarak
ise, 258.032 aile ile 932.922 kişi ülkemize kabul edilmiştir.
14
Bu demektir
ki, serbest ve iskânlı göçmen olarak, 72 yılda toplam, 440.603 aile ile
1.647.527 nüfus göç etmiştir. Bu rakam bize, yılda ortalama 6.119 aile
ile birlikte 22.882 kişinin ülkemize göç ettiğini gösterir ki, “göç alan ülke”
olarak nitelendirilen ülkelerle karşılaştırıldığında bu sayı gerçekten de
çok azdır.
B. Özellikleri
Göçün başlıca üç temel özelliğinden bahsetmek mümkündür. Bun-
lardan ilki, göçün kural olarak iç hukuka ait bir mesele olması; diğeri
rızaî olması ve yerleşme niyetidir.
10
Fişek, s. 75; Berki, s. 84.
11
Göğer, s. 85.
12
Aybay, Rona, Vatandaşlık Hukuku, B. 2, İstanbul 2005, s. 164; Doğan, s. 179.
13
Albrecht, Hans-Jörg, ‘Fortress Europe?- Controlling Illegal Immigration’, Eur.J. Crim.
and Crim Just., Vol.10, 2002, s. 2 vd.
14
http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem22/yil01/ss1223m.ht m. (6 Kasım
2006).
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK YILMAZ
245TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
a. İç Hukuka Ait Olması
Göç, istisnaî durumlarda milletlerarası anlaşmaların konusu olmak-
la beraber, esas itibariyle bir iç hukuk meselesidir.
15
Millî devletlerin
tâbiiyet konusunda olduğu gibi, göç konusunda da mahfuz yetkileri
söz konusudur.
16
Her devlet, kimleri göçmen olarak kabul edip, kim-
leri kabul etmeyeceğine kendisi karar verir. Göç eden kişinin önceki
vatandaşlığını kaybetmesi ve göç ettiği ülkenin vatandaşlığını kazan-
ması, ilgili devletin iç hukuk kurallarına bağlıdır.
17
Başka bir anlatımla,
göçmen kabulü, devletlerin siyasal, ekonomik ve sosyal politikaları ile
yakından ilgili olup, genellikle iç hukuka tâbi bir konu olarak karşımıza
çıkmaktadır. Bu konuda yakın geçmişle ilgili en çarpıcı örnek, Amerika
Birleşik Devletleri’nde meydana gelen 11 Eylül 2001 tarihindeki terörist
saldırıdan sonra, ülkeye göçmenlerin kabulü ve göçe ilişkin düzenle-
melerde yapılan değişikliklerdir.
18
Yoğun göç alan ülkelerde, göçün yoğun ekonomik ve siyasî etkileri
görülür.
19
Bu nedenle, göçün vatandaşlığı nasıl etkileyeceği de göçü
düzenleyen iç hukuk kurallarından hareketle incelenmelidir.
b. Rıza
Göç kişinin rızasına, talebine bağlıdır; zorunlu değildir. Bu özellik,
göçü, ahalî mübadelesinden ayıran temel özelliktir. Gerçekten de, ahalî
mübadelesinde, kişiler üzerindeki egemenlik değişimi zorunludur.
Buna karşılık, göç söz konusu olduğunda, göç edecek kişi ya da gruplar
üzerinde zorlama söz konusu değildir. Göç tamamen kişinin rızası ile
gerçekleştirilebilir.
15
Doğan, s. 179.
16
Weis, P., Nationality and Stateless in International Law, B. 2, USA. 1979, s. 65-66.
17
Bu bağlamda olmak üzere, özellikle gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerden
yoğun göç alan devletlerin, mevzuatlarında, göç ve göçmenlik konularını daha ay-
rıntılı düzenlendiği, bu konuda yoğun akademik çalışmalar ve araştırmalar yapıldığı
görülmektedir: Ozanne, Sarah, Seminar Report: ‘Immigration and Nationality Law’, Int’l
Legal Prac., Vol. 23, 1998, s. 123-130; Kluwer Law International, ‘Academic Network
for Legal Studies on Immigration and Asylum in Europe. An Odysseus Network Financed
by the European Commission’, Eur. J. Migration and L., Vol. 2, 2000, s. 407-411.
18
Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz., Turansick, F. Michael, ‘Public International Law,
Immigration and Nationality Law’, Int’l. L., Vol. 37, 2003, s. 511-521.
19
Ayrıntılı bilgi için bkz., Abraham, David, ‘Introduction to the Symposium Panel on
Economic Impacts of Immigration’, U. Miami Inter-Am. L. Rev., Vol. 30, 1998-1999, s.
605 -610.
Necla ÖZTÜRK YILMAZ hakemli makaleler
246TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
c. Yerleşme Niyeti
Göçün özelliklerinden biri de, tanımından da anlaşılacağı üzere,
göç eden kişilerin, gittikleri ülkeye yerleşme niyetidir. Bu özelliği göçü
diğer müesseselerden ayırmaktadır. Eğer kişi veya kişi gruplarının
ayrıldıkları ülkeye tekrar dönme niyeti varsa, ya da gittikleri ülkeye
yerleşmek niyetinde değillerse teknik olarak “göç”ten söz etmek müm-
kün değildir.
C. Türleri
a. Dışa Göç
Uluslararası hukukun ilgi alanına giren göçlerde, göç eden kişilerin,
bir tarafta bıraktıkları (terk ettikleri) ülke; öte tarafta ise varıp yerleştik-
leri (veya yerleşmeyi amaçladıkları) ülke olmak üzere iki ülke vardır.
Göç olgusu bu iki ülke açısından değişik görünümdedir. Ülkelerden
biri, bırakılan (terk edilen), öteki ise yurt tutulan (yerleşilen) ülkedir.
Kişinin yabancı bir ülkede yerleşmek niyeti ile vatanını terk etmesi
halinde, terk edilen ülke açısından dışa göç (emigration) söz konusu
olmaktadır. Batı dillerinde dışa göç eden kişiye “emigrant” yani, başka
bir ülkeye yerleşmek amacıyla giden göçmen denilmektedir.
20
Günü-
müzde milletlerarası hukuk normlarının, kişilerin kendi ülkelerinden,
yabancı bir ülkeye gitme özgürlüğünü (yani dışa göçü); serbestçe yaşa-
mak istedikleri ülkeye göç etme özgürlüğüne (içe göç) göre, daha fazla
desteklediği gözlenmektedir.
21
Türk hukukunda, dışa göç konusunda yasal düzenlemeler bulun-
mamaktadır. Dışa göç etmek isteyen Türk vatandaşı, yabancı bir ülkeye
turist olarak giden Türk vatandaşı ile aynı konumdadır. Yabancı bir
ülkeye göçmen olarak giden Türk vatandaşının, gittiği ülkenin vatan-
daşlığını kazanması halinde ise, mevcut Türk vatandaşlığını koruyup
koruyamayacağı, Türk Vatandaşlığı Kanununun hükümlerine tâbi
olacaktır.
Nitekim yabancı bir ülkeye göçmen olarak giden Türk vatandaşı,
izin ile Türk vatandaşlığından çıkmamış veya başka bir nedenle Türk
20
Aybay, s. 164-165, dn. 88; Berki, s. 83.
21
Dışa göçün desteklenmesinin muhtemel nedenleri ve gerekçeleri hakkında ayrıntılı
bilgi için bkz., Kleven, Thomas, ‘Why International Law Favors Emigration Over Im-
migration’, U. Miami Inter-Am. L. Rev., Vol. 33, 2002, s. 69-100.
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK YILMAZ
247TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
vatandaşlığını kaybetmemiş ise, sırf yabancı bir ülkeye göçmen olarak
gittiği için Türk vatandaşlığını kaybetmeyecektir.
22
b. İçe Göç
Kişinin yerleşmek niyeti ile yabancı bir ülkeye gitmesi, yerleşilen
ülke açısından, içe göç (immigration) anlamına gelir. İçe göç eden kişiye
“immigrant” yani dış ülkelerden gelip yerleşen göçmen denir.
23
Türk hukukunda dışa göç pozitif bir düzenlemenin konusu yapıl-
mamış olmakla beraber, içe göç düzenlenmiştir. Bu konudaki temel
düzenleme 5543 sayılı İskân Kanunu’nda yer almaktadır.
24
Kanun’un
3. ve 4. maddelerinde göçmen olarak kabul edilebilmenin olumlu ve
olumsuz unsurları belirtilerek kimlerin göçmen sıfatı ile Türkiye’ye
gelebileceği; 8. maddede ise, bu kişilerin hangi şartlar altında Türk
vatandaşlığını kazanabilecekleri düzenlemiştir.
c. Transit Göç
Göç amacıyla bir ülkeden ayrılan kişi ve kişi grupları, kimi zaman
belirli bir ülkeye yerleşinceye kadar çeşitli ülkeleri dolaşma durumunda
22
Fişek, s. 75.; Berki, Şakir, ‘Türk Devletler Hususî Hukuku Bakımından Aslî ve Müktesep
Tabiîyetin Umumî Esasları’, AÜHFD., 1949, Sayı 2-4, s. 219.
23
Berki, s. 83; Aybay, s. 165, dn. 88.
24
İçe göç 2510 sayılı İskân Kanun’un 3, 4 ve 6. maddelerinde de kapsamlı olarak
düzenlenmişti. 2510 sayılı İskân Kanun’un 3. maddesinde göçmen olarak kabul
edilebilmek için aranan olumlu şartlara, göçmen tanımı yapılarak yer verilmişti.
Bu hükme göre, Türkiye’ye yerleşmek maksadı ile dışarıdan, münferiden gelmek
isteyen Türk soyundan meskun veya göçebe kişiler ve aşiretlere; münferiden veya
müçtemian (toplu olarak) gelmek isteyen Türk kültürüne bağlı kimselere göçmen
denir. Aynı Kanununun 4. maddesinde ise göçmen olarak kabul edilecek kişilerde
bulunmaması gereken şartlar, yani olumsuz şartlar tespit edilmişti. Bu maddede,
göçmen olarak alınmayacak kişiler; Türk kültürüne bağlı olmayanlar, anarşistler,
casuslar, göçebe çingeneler, memleket dışına çıkarılmış olanlar şekilde sıralanmıştı.
Görüldüğü gibi, Türkiye’ye göçmen olarak kabul edilebilmek için, Türk soyundan
ve Türk kültürüne bağlı olmak temel şartlardı. Adı geçen Kanun’un 6. maddesi ise,
göçmenlerin Türk vatandaşlığını nasıl kazanacağına ilişkin düzenleme getirmek-
teydi. Bu maddeye göre, göçmenler sınırlardan girdikleri veya nakil vasıtalarından
çıktıkları yerin en büyük mülkî amirine kendilerini ve ailelerini yazdırıp, göçmen
kağıdı almak ve vatandaşlığa girme beyannamesi imzalamak zorundaydılar. Bu
şekilde alınan göçmen kağıdı bir yıl süre ile geçerliydi. Aynı maddenin (B) bendine
göre, göçmen olarak alınanlar, Bakanlar Kurulu Kararı ile hemen Türk vatandaşlığına
alınırlardı.
Necla ÖZTÜRK YILMAZ hakemli makaleler
248TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
kalabilir. Bu tür göçe ise transit göç (transmigration); bir ülkeden başka bir
ülkeye göçerken arada bir ülkede, yerleşme niyeti olmaksızın bulunan
kişiye de transit göçmen denir.
25
Türk hukukunda, yaşadıkları ülkeyi
terk edip, Türkiye üzerinden başka bir ülkeye yerleşmek niyetiyle giden
kişilerin durumu, yani transit göç düzenlenmemiştir.
II- 5543 Sayılı İskân Kanunu’nun Amacı ve Kapsamı
5543 sayılı İK’nın amacı 1. maddede düzenlenmiştir. Bu maddeye
göre; İskân Kanunu’nun amacı, “göçmenlerin, göçebelerin, yerleri kamu-
laştırılanlar ile millî güvenlik nedeniyle yapılacak iskâna ilişkin çalışmalarını,
köylerde fiziksel yerleşimin düzenlenmesine ilişkin uygulamaya esas şartları
ve alınacak tedbirleri, iskân edilenlerin hak ve yükümlülüklerini düzenlemek-
tir”.
Görüldüğü gibi, kanun hükmünün düzgün bir Türkçe ile kaleme
alındığını söylemek oldukça güçtür. Bu maddeye göre, kanunun amacını
üç başlık altında toplamak mümkündür.
- Göçmenlerin, göçebelerin, yerleri kamulaştırılanların ve millî
güvenlik nedeniyle yerleri değiştirilenlerin iskân çalışmalarını düzen-
lemek.
- Köylerde fiziksel yerleşimin düzenlenmesine yönelik şartları ve
alınacak tedbirleri belirlemek.
- İskân edilenlerin hak ve yükümlülüklerine ilişkin düzenlemeler
getirmek.
Kanun’un kapsamı ise 2. maddede düzenlenmiştir. Bu maddeye
göre; “bu Kanun, yurt dışından gelen göçmenlerin, yerleri kamulaştırılanların,
göçebelerin ve millî güvenlik nedeniyle yerlerinin değiştirilmesine karar veri-
lenlerin iskânı ile köylerin toplulaştırılmasına ve fiziksel yerleşimin düzenlen-
mesine ilişkin uygulamaya esas alınacak tedbirlere dair hükümleri kapsar”.
Bu madde çerçevesinde Kanun’un kapsamı şu şekilde belirlenebilir.
Bu Kanun; göçmenlerin, göçebelerin, yerleri kamulaştırılanların, millî
güvenlik nedeniyle yerleri değiştirilenlerin iskânına ilişkin hükümleri
içerir.
Bu maddeden de anlaşılacağı üzere, 5543 sayılı İskân Kanunu,
25
Berki, s. 83; Aybay, s. 165 dn. 88; Doğan, s. 179.
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK YILMAZ
249TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
sadece göçmen ve göçebelerin değil, yerleri kamulaştırılanlarla, millî
güvenlik nedeniyle yerleri değiştirilenlerin ve köyleri boşaltılarak
yerleşmesi için yer gösterilen köylülerin iskânına ilişkin hükümleri de
düzenlemektedir.
Görüldüğü gibi, 5543 sayılı İskân Kanunu’nun 1. maddesi Kanun’un
amacını; 2. maddesi ise Kanun’un kapsamını düzenlemesine rağmen,
bu iki madde birbirini tekrarlar gibi görünmektedir. Ancak, kanun
koyucunun, 1. maddede Kanun’un amacını, 2. maddede ise kapsamını
düzenleme şeklinde bir yöntem izlemesinin, kanun yapma sistematiği
açısından yerinde olduğu kanaatindeyiz.
O halde, Kanun’un adı gibi, amacı ve kapsamı belirlenirken de, “is-
kân” kavramından hareket edilmektedir. Bu husus, hem eski hem de Yeni
İskân Kanunu bakımından geçerlidir. Ancak, Yeni İskân Kanunu’nun
gerekçesinde de belirtildiği üzere,
26
Yeni Kanun’un kapsamı günümüz
ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde genişletilmiştir.
27
Gerek adından, gerekse amacı ve kapsamından da anlaşılacağı üze-
re, İskân Kanun’un öncelikli amacı, göçmenlerin Türk vatandaşlığını
kazanması şartlarını düzenlemek değildir. Göçmenlerin Türk vatan-
daşlığını kazanması konusu, Kanun’un 8. maddesinde bir gereklilik
olarak düzenlenmiştir.
26
http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem22/yil01/ss1223m.ht m. (6 Kasım
2006).
27
Kanun Tasarısının gerekçesinde, Kanunun kapsamının genişletilmesinin nedeni uzun
uzun açıklanmıştır. Bu açıklamayı şu şekilde özetlemek mümkündür: Köylerde, mev-
cut yerleşim birimlerinin bazıları uygun bir yerleşim yapısına sahip değildir; bazıları
çok dağınık bir yapıya sahiptir, bazılarının gelişme alanı yoktur, pek çoğu ise modern
bir yerleşim planından yoksundur. Ayrıca, mevcut yerleşim birimlerinden altyapı
hizmetleri bakımından uygun yerde bulunmayanlar da bulunmaktadır. Zira dağınık
yerleşim yerlerine altyapı hizmetlerini götürmek çok güçtür. Mevcut yerleşimler
planlı olmadıkları gibi her gün yapılan ilavelerle daha da bozuk yerleşim alanları
ortaya çıkmaktadır. Dahası, köylerdeki yapıların çoğu depreme dayanıklı değildir.
Baraj, havaalanı, savunma ile ilgili tesislerin inşası, tarih ve tabiat kıymetlerinin ko-
runması amacı ile yapılacak kamulaştırmalar sonucu yerlerini terk etmek zorunda
kalanların iskânının, köylerdeki mevcut iç iskânın düzenlenmesi çalışmalarının hızla
yapılması, köylerin daha sağlıklı yerleşim planlarına kavuşturulmasını sağlamak
üzere mevcut Kanunların yeniden ele alınmasını zorunlu hale getirmiştir. Buna ek
olarak, millî güvenlik nedeniyle yapılması gerekecek iskân hizmetleri için 2510 sayılı
İskân Kanun’unda hüküm bulunmadığı için bu şekilde bir düzenlemeye gidilmesi
kaçınılmaz olmuştur. Zira 2510 sayılı İskân Kanunu’nun kapsamına, göçmenler,
mülteciler, göçebeler ve gezginci çingeneler ve zorunlu hallede yerli halktan naklen
İskâna tâbi tutulanlar girmektedir: http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem22/
yil01/ss1223m.htm. (6 Kasım 2006).
Necla ÖZTÜRK YILMAZ hakemli makaleler
250TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
A. İskân Kanunu Çerçevesinde Göçmen Tanımı ve Türleri
İskân Kanunu’nun “Tanımlar” başlığını taşıyan 3. maddesinde “göç-
men” kavramının yanı sıra, “serbest göçmen”, “iskânlı göçmen”, “münferit
göçmen” ve “toplu göçmen” kavramlarına da yer verilmiştir.
Bu maddeye göre, Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olup,
yerleşmek amacıyla tek başına veya toplu halde Türkiye’ye gelip bu Ka-
nun gereğince kabul olunanlara “göçmen” (İK m. 3/d) denilmektedir.
İskân Kanunu uyarınca, Türkiye’ye göçmen olarak kabul edilenler,
Türk kamu yönetimince kendilerine iskân yardımı sağlanıp sağlanma-
masına göre ikiye ayrılmaktadırlar. İskân yardımı denen bu yardım,
ev, dükkân, tarla gibi şeylerin karşılıksız olarak ya da borçlanma yolu
ile göçmenlere verilmesi anlamına gelmektedir. Bu bağlamda olmak
üzere, Türk soyundan gelen ve Türk kültürüne bağlı olup, yerleşmek
amacıyla tek başına veya toplu halde Türkiye’ye gelip, Devlet eliyle
iskân edilmelerini istememek şartıyla yurda kabul edilenlere “serbest
göçmen” (İK m. 3/e);
28
Türk soyundan gelen ve Türk kültürüne bağlı
olup, özel kanunlarla yurt dışından getirilen ve bu Kanun hükümlerine
göre taşınmaz mal verilerek iskânları sağlananlara ise “iskânlı göçmen”
denir (İK m. 3/f).
29
İskânlı göçmen kabulü, devlet hazinesine bir yük getirdiği için, bu
yoldan göçmen kabulüne siyasal zorunlulukların söz konusu olduğu
istisnaî hallerde gidilmektedir. Ne zaman ve ne miktarda iskânlı göçmen
kabul edileceğine ise Bakanlar Kurulu karar verir.
30
Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olup, yurdumuza yerleş-
mek amacıyla bir aile olarak gelenlere “münferit göçmen” (İK m. 3/g);
28
2510 sayılı İskân Kanunu’nda serbest göçmen tanımı yapılmamış olmakla birlikte,
İskânlı ve Serbest Göçmen Kabulüne Dair Talimatname’nin 1. maddesinde bu tanım
yapılmıştı. Buna göre; serbest göçmen, Türkiye’de yerleşmek maksadı ile ve Hükü-
metten yardım istememek şartı ile yabancı memleketlerden gelen kimselerdir.
29
5543 sayılı İskân Kanunu’nda iskân yardımlarının neler olabileceği de ayrı bir baş-
lık altında düzenlenmiştir. ‘İskân Yardımları’ başlığını taşıyan 9. maddeye göre,
göçmenlerin iskânı için Bakanlıkça hazırlanacak projeye uygun olarak öncelikle
konut ve arsa; esnaf, sanatkâr ve tüccarlara, geçimlerini sağlayacak işyeri ve arsası
ile işletme kredisi; çiftçilere arazî, tarımsal girdiler, tarımsal yapılar veya arsası ile
aynî ve nakdî krediler; hak sahiplerinin talepleri halinde ve uygun bulunması ha-
linde, konut, işyeri ve tarım arazîleri ile iskân kredisi verilebilir. Ayrıca, Kanun’un
10. maddesine göre, Türkiye’ye kabul edilen ‘iskânlı göçmenler’, şartların elverdiği
yerlerde iskân edilirler.
30
Aybay, s. 168.
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK YILMAZ
251TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olup, iki ülke arasında yapılan
anlaşmaya göre yurdumuza yerleşmek amacıyla toplu olarak gelen
ailelere ise “toplu göçmen” (İK m. 3/ğ) denir.
Kimlerin aile sayılacağı ise, özellikle bu kişilerin iskânlı göçmen
olmaları halinde önem taşır; çünkü ancak aile olarak kabul edilenler
iskân yardımlarından yararlanmaktadır. Bu nedenle, 5543 sayılı İskân
Kanunu’nun 17. maddesinde kimlerin aile sayılacağı “İskânda Aile Kabul
Edilecekler” başlığı altında düzenlenmiştir. Buna göre, karı ile koca; evlen-
memiş çocuklar, ana ve baba ile veya bunlardan sağ olanı ile birlikte; evli
çocuklar, evli torunlar ile çocuksuz erkek ve kadın dullar başlı başına;
anasız ve babasız kardeş çocuklar aile olarak kabul edilirler.
31
Toplu göçmenler ise, Türkiye ile ilgili ülke arasında yapılan anlaşma
uyarınca, toplu olarak ülkemize gelmektedirler.
Bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere, hangi tür göçmen olursa
olsun, “Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olmak” ön koşul olarak
belirtilmiştir. Bunun yanı sıra, kanun koyucu, “iskânlı göçmen” hariç
tüm göçmen türlerinde kişinin yerleşme niyetinin varlığını açık olarak
belirtmiştir. İskânlı göçmenler için açıkça yerleşmiş olma niyetinden
bahsedilmemiş olması ise, kanun koyucunun bu tür göçmenler için
yerleşme niyetini aramadığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Her şeyden
önce, kanunda yapılan “göçmen” tanımında yerleşme amacı temel unsur
olarak yer almaktadır. Dolayısıyla her tür göçmen için yerleşme amacı
asıldır. Öte yandan, kanun koyucunun, iskânlı göçmen statüsü verilecek
kişilerde, zaten yerleşme niyetinin bulunduğu varsayımından hareket
etmiş olabileceği de düşünülebilir.
İskân Kanunu’nun 4. maddesinde ise göçmen olabilmenin olumsuz
şartları düzenlenmiştir.
32
Bu maddeye göre, “Türk soyundan ve Türk kül-
31
Hemen hemen tüm toplumlarda, toplumun en basit birliği olarak kabul edilen aile,
toplumun temel taşını oluşturur. Aile birliğini korumaya yönelik haklar, sadece ulusal
düzeyde değil, uluslar arası arenada da temel hak olarak kabul edilir. Bu nedenle,
göçün söz konusu olduğu durumlarda, aile hayatını gereksiz yere kesintiye uğrata-
cak nedenlerin yaratılmasından kaçınılmalıdır. Aynı sonuç, mülteciler bakımından
geçerlidir: Wayne, Cynthia S. A., ‘Family Unity in Immigration and Refugee Matters:
United States and European Approaches’, Int. J. Refugee L., Vol. 8. 1996, s. 347 vd.
32
2510 sayılı İskân Kanunu’nun 4. maddesine göre, Türk kültürüne bağlı olmayanlar,
anarşistler, casuslar, göçebe çingeneler, memleket dışına çıkarılmış olanlar göçmen
olarak ülkeye alınmazlar ifadesi bulunmaktaydı. Oysa aynı Kanun’un 3. madde-
sindeki tanımdan, Türk soyundan olanların, Türk kültürüne bağlı olmasalar bile
göçmen olarak kabul edileceği sonucu çıkmaktaydı ki, yeni düzenleme ile böyle bir
Necla ÖZTÜRK YILMAZ hakemli makaleler
252TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
türüne bağlı olmayan yabancılar ile Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı
bulunup da sınır dışı edilenler ve güvenlik bakımından Türkiye’ye gelmeleri
uygun görülmeyenler, göçmen olarak kabul edilmezler”.
Kanun koyucu “Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olmayan ya-
bancılar” kavramı ile neyi kast etmektedir? Yabancı tanımı, Devletler
Hukuku Enstitüsü’nün 1892 tarihindeki Cenevre toplantısından bu
yana, “bir devletin ülkesinde bulunup da, o devletin tâbiiyetini iddia etmeye
hakkı olmayan kişi” olarak yapılmaktadır.
33
Türk yabancılar hukukunda
kimlerin yabancı kategorisine girdiği şu şekilde sıralanabilir: Yabancı
devlet vatandaşları, vatansızlar, mülteciler ve özel statülü yabancılar.
34
Demek ki, Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olmayan vatansızlar,
yabancı devlet vatandaşları, mülteciler ve özel statülü yabancılar göç-
men olarak kabul edilmeyeceklerdir. Bu sonuca ulaştıktan sonra, doğal
olarak Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olan yabancılar şeklinde
bir kategorinin varlığından bahsedilebilir ve bu kategoriye dahil kişiler,
diğer şartların da gerçekleşmesi halinde Türk hukukuna göre göçmen
olarak kabul edilebilirler.
Kanun’un 4. maddesinde aranan “sınır dışı edilmemiş olmak” koşulu
ise yoruma elvermeyecek kadar açıktır. Bilindiği gibi, sınır dışı edilmek,
kişinin zorla ülke dışına çıkarılmasıdır. 1982 Anayasının 23. maddesine
göre, vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun
bırakılamaz (Any. m.23/son). O halde, sınır dışı edilebilecek olan kişiler
yabancılardır. İşte, göçmen olabilmenin diğer koşullarını sağlasa bile,
bir kez sınır dışı edilmiş olan bir yabancı, salt bu nedenle göçmen olarak
kabul edilmeyecektir.
Göçmen olarak kabul edilmeyecek kişiler arasında, 4. madde son
sırada, “güvenlik bakımından Türkiye’ye gelmesi uygun görülmeyen” kişi-
leri saymaktadır. Kanunda, güvenlik bakımından uygun olmamanın
kıstasları belirtilmemiştir. Bu konuda idareye geniş bir takdir yetkisi
verilmiş olduğunu, idarenin bu yetkiyi kullanırken keyfi olmamak
kaydıyla, ülkenin içinde bulunduğu şartları da göz önüne alarak bir
değerlendirme yapacağını düşünmekteyiz.
ihtimal ortadan kalkmış olmaktadır.
33
Seviğ, Vedat Raşit, Türkiye’nin Yabancılar Hukuku, İstanbul 1981, s. 13; Tekinalp,
Gülören, Türk Yabancılar Hukuku, B. 8 (Yenilenmiş), İstanbul 2003, s. 6., Aybay, Rona,
Yabancılar Hukuku (Yabancılar), İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2005,
s.10.
34
Tekinalp, s. 6 vd.; ayrıca, yabancı türleri hk. bkz., Aybay (Yabancılar), s. 17 vd.
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK YILMAZ
253TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
İskân Kanunu’ndaki tanımlara baktığımızda, göçmen tanımının
Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olmak temeli üzerine kurulmuş
olduğu açıktır. Türk soyundan olmanın ve Türk kültürüne bağlılığın
hangi esaslara göre belirleneceği konusunda yasalarda bir açıklık bu-
lunmamaktadır.
35
İskân Kanun’un 7. maddesindeki düzenlemeye göre,
bu tespit, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak, Dışişleri Bakanlığının
teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla yapılacaktır. Ancak, hemen
belirtmek gerekir ki, Türk soyundan olma ve Türk kültürüne bağlı olma
niteliklerinin varlığının saptanması için kesin ölçüler yoktur. Bu durum
uygulamada duraksamalara yol açabilmektedir.
İskân Kanunu’nda yoruma ihtiyaç gösteren diğer bir kavram da
Türkiye’ye yerleşme niyetidir. Bu niyetin/amacın tespiti de her zaman
kolay olmayabilir.
36
Yerleşme niyeti kavramına Türk Vatandaşlığı Ka-
nununun 6 (c) maddesinde vatandaşlığa alınmanın koşulları arasında
da yer verilmiş ve bu kavramla ne kastedildiği Türk Vatandaşlığı
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin
37
10 (c) maddesinde
örnekler verilerek açıklanmıştır.
38
Bununla beraber, göçmen olarak ge-
len kişilerin “yerleşme amacı” ile vatandaşlığa alınmak isteyen kişilerin
“yerleşme niyeti” için aynı kıstaslara dayanmak âdil görünmeyebilir.
Zira göçmen kişilerin, ülkelerini terk ederek Türkiye’ye gelmeleri söz
konusudur ki, bu kişilerin uzunca bir süre Türkiye’de kalmadan ilgili
Yönetmelikte sayılan yerleşme niyetini teyit eden davranışlarda bulun-
masını beklemek adil görünmemektedir.
Dolayısıyla, İskân Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin olarak çı-
kacak yeni yönetmelikte bu konudaki kıstasın belirlenmesi tavsiyeye
şayandır.
35
İskânlı ve Serbest Göçmen Kabulüne Dair Talimatnâme’nin 1. maddesinin (a) ben-
dinde, Pomaklarla Osmanlı İmparatorluğundan ayrılan memleket ahalîsinden olup,
kendi millîyetlerine ait bağımsız devletler kurmamış olan, Türkçe konuşan ve göçebe
olamayan Müslümanların da Türk soylu gibi muamele göreceği belirtilmiştir: Unat,
s. 159; ayrıca, 2510 sayılı İskân Kanununa 1989 yılında eklenen bir maddeye göre,
Bulgaristan’dan göçe zorlanarak 01.01.1984 tarihinden sonra Türkiye’ye gelerek
yerleşmek isteyen Türk soylu kişiler 14.06.1934 tarihli İskân Kanunu hükümlerine
göre Türk kültürüne bağlı serbest ve iskânlı göçmen sayılırlar (Ek m. 33).
36
Aybay, s. 166.
37
RG. 01.07.1964/11742.
38
Bu maddeye göre, taşınmaz mal edinmek, evlenmek, ticaret ve iş merkezini başka
memleketten Türkiye’ye nakletmek, sermaye yatırımı yapmak gibi davranışlar kişinin
Türkiye’ye yerleşme niyetini gösterir.
Necla ÖZTÜRK YILMAZ hakemli makaleler
254TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
B. Göçmen ve Mülteci Farkı
a. Tanımlar Bakımından
Pek çok milletlerarası anlaşmada mülteci
39
tanımı yapılmış olmakla
birlikte, Türk mevzuatında 2510 sayılı İskân Kanunu’nun 3. maddesinde
de mülteci tanımı yer almıştı. Söz konusu madde, Türkiye’ye yerleşmek
niyetiyle olmayıp, bir zaruretin gereği olarak geçici oturmak üzere sığı-
nan kimseleri mülteci olarak tanımlamaktaydı. Bu tanımdan anlaşılacağı
üzere, mültecilerin amacı Türkiye’ye yerleşmek ve Türk vatandaşlığını
kazanmak değil, aksine, bir zorunluluk nedeniyle geçici olarak sığın-
maktır. Göçmen ile mülteciyi birbirinden ayıran en önemli unsur da bu
noktada kendini göstermekteydi. Göçmen, yaşamakta olduğu ülkeyi
terk etmekte ve sürekli kalmak, yerleşmek niyetiyle başka bir ülkeye
gitmektedir. Mülteci ise, geçici olarak başka bir ülkeye sığınmaktadır;
yerleşme niyeti yoktur.
1934 tarihli 2510 sayılı İskân Kanunu’ndan yürürlüğe girmesinden
yıllar sonra, 1961 yılında Mültecilerin Hukukî Durumuna Dair 1951
Cenevre Sözleşmesi,
40
Türkiye tarafından onaylanarak Türk hukukunun
bir parçası haline gelmiştir. Bu Sözleşmenin 1/A,2. maddesinde mülteci,
“Irkı, dinî, tabiîyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasî düşünce-
leri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı
olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan,
ya da söz konusu korku nedeniyle, yararlanmak istemeyen yahut tabiîyeti yoksa
ve bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan,
oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen kişi”
olarak tanımlanmıştır.
41
Kanun’un gerekçesinde, Yeni İskân Kanunu’nda mülteci kavramına
yer verilmemesinin nedeni olarak, Mültecilerin Hukukî Durumuna Dair
1951 Cenevre Sözleşmesi’nin bu konuyu düzenlemiş olması zikredil-
mektedir.
42
39
Mülteciler konusunda monografik çalışmalar için bkz., Altuğ, Yılmaz, Devletler
Hususî Hukuku Bakımından Mülteciler, İstanbul 1967; Altınışık, Çiğdem / Yıldı-
rım, Mehmet Şahin, Mülteci Haklarının Korunması, Ankara Barosu Yayını, Ankara
2002.
40
www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhak/pdf01/179-199.pdf (19 Kasım 2006).
41
Sözleşmenin mülteci tanımında yer unsurlar hakkında ayrıntılı bilgi için bkz., Yılmaz,
s. 18 vd.; ayrıca Sözleşmeye göre mülteci olabilme koşul ve nedenlerinin ayrıntıları
için bkz., Altınışık / Yıldırım, s. 9 vd.
42
http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem22/yil01/ss1223m.ht m. (6 Kasım
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK YILMAZ
255TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
b. Ülkeyi Terk Etme Nedenleri Bakımından
Göçmenlerin olduğu gibi, mültecilerin de yaşadıkları yerleri terk
etmesinin, yangın, su baskını, deprem, kıtlık gibi doğal afet ya da dinî,
ırkî, millî veya siyasî nedenleri olabilir. Mültecilerin yaşadıkları yerleri
terk etmesi bazen iradîdir ve mülteci ülkesinden isteyerek ayrılır; bazen
ve çoğu kez de, bu ayrılış zorunludur. Örneğin, ülkede çoğunluğun
mensup olduğu dinden ayrı bir dine mensup olan kişiler ya da dinsiz-
ler tazyik görüp, ülkelerini terk etmek zorunda kalabilir
43
ya da siyasî
görüşleri nedeniyle kendi ülkesinde baskı gören kişiler ülkeden ayrı-
labilir. Bu açıdan bakıldığında, göçmenlerin ve mültecilerin ülkelerini
terk etme nedenleri benzer gibi görünse de, mültecilerin ülkelerini terk
etmelerinin nedeni çoğunlukla, ırkî, dinî, tâbiiyeti, belli bir toplumsal
gruba mensubiyeti veya siyasî düşüncesi nedeniyledir (1951 Cenevre
Sözleşmesi m. 1/A, 2).
c. Vatandaşlık Kazanma Olanağı Bakımından
2510 sayılı İskân Kanunu, bazı durumlarda mültecilerin de göçmen
olarak kabul edilebileceğini düzenlemişti. Bu Kanunun 4. maddesine
göre, mültecilerin göçmen olarak kabul edilebilmesi için iki şartın ger-
çekleşmesi gerekmekteydi: Türkiye’ye yerleşmek ve Türk vatandaşlı-
ğına geçmek niyetinde olmaları ve bu niyetlerini bulundukları yerin
en büyük mülkî amirine iki yıl içinde bildirmeleri. Bunun yanı sıra,
göçmenler için aranan olumsuz şartları da taşımamaları gerekmekteydi.
Yani, anarşist, casus, göçebe, çingene olmamaları ve sınır dışı edilmemiş
olmaları gerekliydi (2510 sayılı İskân Kanunu m.4). Kanunda tespit
edilmiş olan bu şartları taşıyan kişiler, iki yıl içinde müracaat ederek,
mülteci statüsünden, göçmen statüsüne geçebilme imkânına sahiptiler.
5543 sayılı İskân Kanunu’nda ise, ne mülteci kavramına, ne de mülteci-
lerin Türk vatandaşlığını kazanmasıyla ilgili bir hükme yer verilmiştir.
Burada kanun koyucunun amacı yine aynıdır: Milletlerarası sözleşme ile
düzenlenmiş olan bir konuyu ayrıca düzenlememek. Dolayısıyla, günü-
müzde, 5543 sayılı İskân Kanunu hükümlerine dayanarak, mültecilerin
Türk vatandaşlığını kazanmaları artık mümkün değildir.
1951 Cenevre Sözleşmesi’nin 34. maddesine göre ise, Sözleşmeye
taraf devletler, mültecilerin vatandaşlığa almasını her türlü imkân
2006).
43
Yılmaz, s. 4.
Necla ÖZTÜRK YILMAZ hakemli makaleler
256TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
ölçüsünde kolaylaştıracaklardır. Vatandaşlığa alma işlemlerini çabuk-
laştırmaya ve bu işlemlerine ilişkin masrafları azaltmaya imkanları
ölçüsünde özel çaba göstereceklerdir.
Cenevre Sözleşmesi’ne taraf bir ülke olarak, Türk mevzuatında,
Sözleşmenin 34. maddesini gerçekleştirme yönünde özel bir düzenleme
bulunmamakla beraber, mülteciler ya Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 6.
maddesinde “genel olarak vatandaşlığa alınma” başlığı altında belirtilmiş
olan şartları yerine getirerek ya da Türk soyundan olmaları şartı ile yine
aynı Kanun’un 7. maddesinde düzenlenmiş olan istisnaî vatandaşlığa
alınma yolundan yararlanarak Türk vatandaşlığını kazanabilecekler-
dir.
C. Göçmen Kabulü
İskân Kanunu’nda göçmen kabulü konusu, münferit ve toplu
göçmen kabulü olmak üzere iki başlık altında düzenlenmiş bulunmak-
tadır.
Münferit göçmen kabulünü düzenleyen 5. maddeye göre, “Türkiye’de
yerleşmek isteyen Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı bulunan kimselerden,
Türk uyruklu ve Türkiye’deki birinci ve ikinci derecede bir yakını tarafından
referans verilen veya bulundukları ülkedeki konsolosluk temsilciliklerimize
bizzat müracaat eden ve bu Kanun hükümlerine göre Dışişleri ve İçişleri
Bakanlıkları’nca yapılacak incelemelerden sonra uygun görülerek serbest
göçmen vizesi alanlar, Hükümetten hiçbir iskân yardımı istememeleri şartıyla
İçişleri Bakanlığınca serbest göçmen olarak kabul edilirler.
Bu yolla geleceklerin pasaportlarına gerekli açıklama yazılır ve haklarında
8. madde hükümlerine göre işlem yapılır”.
Toplu göçmen kabulü ise, Kanun’un 6. maddesinde düzenlen-
miştir. Bu maddeye göre, “yabancı ülkelerle yapılan anlaşmalar gereğince
Türkiye’ye gelmek isteyen Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı kimseler,
anlaşma hükümlerine göre ve Dışişleri Bakanlığı’nın teklifi üzerine Bakanlar
Kurulu’nca verilecek karar uyarınca İçişleri Bakanlığı’nca serbest göçmen
olarak kabul olunurlar.
Bunlar hakkında 8. madde hükümlerine göre işlem yapılır”.
Bu maddelerden anlaşılacağı üzere, münferit ve toplu göçmen
kabulünde, bu kişilerin yine bu Kanunda tanımlanmış olan ön şartı
taşımaları gerekmektedir.
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK YILMAZ
257TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Başka bir anlatımla, bu kişiler Türk soyundan ve Türk kültürüne
bağlı kimseler olmalıdırlar.
Münferit göçmenlik için başvuru iki şekilde olabilmektedir. Bu kişi-
ler ya Türkiye’deki yakın akrabalarının referansı ile ya da kendileri, bu-
lundukları ülkedeki Türk konsolosluklarına müracaat ederek başvuruda
bulunurlar. Bu başvuruları değerlendirecek olan makamlar ise Dışişleri
ve İçişleri Bakanlıklarıdır (İK m. 6). Bu başvurular değerlendirildikten
sonra, bu kişilere Türk konsolosluklarınca göçmen pasaportu ve vizesi
verilir (İs. Mu. Niz. m. 1)
Toplu göçmenlik ise, ancak, yabancı bir ülke ile yapılan anlaşma
ile mümkün olabilmektedir. İlgili anlaşma hükümleri çerçevesinde bu
şekilde Türkiye’ye gelenler Dışişleri Bakanlığı’nın teklifi ve Bakanlar
Kurulu’nun kararı ile İçişleri Bakanlığınca serbest göçmen olarak kabul
edilirler.
Bu maddeler gereğince, münferit veya toplu göçmen olarak kabul
edilen kişiler, İçişleri Bakanlığı’nca serbest göçmen addedilirler ve
böylelikle, 8. maddede düzenlenmiş olan Türk vatandaşlığını kazanma
olanağını da elde etmiş olurlar.
Bu noktada Pasaport Kanunu’ndaki düzenlemeye de değinmek
yerinde olur. Şöyle ki, Pasaport Kanunu’nun 4. maddesinin 3. fıkrasına
göre, “hükümetin müsaadesiyle gelen göçmenler, ellerinde Türk konsolosluk-
larının veya göçmen sevki için yabancı memleketlere Hükümetçe gönderilen
memur veya heyetler tarafından verilmiş bir vesika bulunmak şartıyla pasa-
portsuz da olsalar Türkiye’ye kabul olunurlar”.
Bu maddeden de anlaşılacağı üzere, hükümet izniyle ve göçmen
vizesiyle gelen kişiler, pasaportsuz da olsalar Türkiye’ye kabul edile-
ceklerdir.
D. Kanunun Göçmenlere Sağladığı Kolaylıklar
a. Gümrük Muafiyetleri
Göçmenlerin gümrük muafiyetleri İskân Kanunu’nun 34. madde-
sinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, göçmenlerin aile veya
topluluk olarak, yurda getirecekleri kullanılmış kişisel, mesleki ve ev
eşyaları bir defaya mahsus olmak üzere gümrük vergisinden, resim ve
harçtan muaftır.
Necla ÖZTÜRK YILMAZ hakemli makaleler
258TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
b. İşlemlerle İlgili Muafiyetler
Adı geçen kanunun, 35. maddesi de, göçmenlerin pasaportları
üzerinde yapılacak vize muameleleri ile kendilerine verilecek eşya
belgelerinin her türlü resim ve harçtan muaf olduğuna ilişkin hüküm
getirmektedir. Ayrıca, yine aynı maddeye göre, göçmenlere verilen iskân
yardımı ile tapuya tescil ve nakil işlemleri dolayısıyla düzenlenecek
belgeler de vergi, resim ve harçlardan muaftır.
c. Vergi Muafiyeti
Kanun’un 36. maddesine göre, bu Kanun hükümlerine göre temlik
edilen taşınmazlar, veraset ve intikal vergisinden muaftırlar. Ayrıca,
iskân hizmetlerine ilişkin her türlü tapu muamelesinden, döner sermaye
katkı payı alınmayacağı da adı geçen maddede düzenlenmiştir.
d. Askerlik Muafiyeti
Kanun’un 37. maddesine göre, göçmenlerin askerlikle ilgili mua-
fiyetleri ve bu muafiyetlerden yararlanma usûlleri 1927 tarihli ve 1111
sayılı Askerlik Kanununun
44
2. maddesine tâbidir. Bu maddenin ikinci
fıkrasına göre, göçmenlerin askerlik yaşının başlangıcı, ülkemize geldik-
leri yıl nüfusa kütüklerine yazılan esasa göre hesaplanır; aynı maddenin
üçüncü fıkrasında göre ise, geldikleri yıl ikinci kanun birinde 22 yaşını
bitirmiş olanlar, muvazzaf hizmete tâbi tutulmayıp, yedeğe alınırlar.
Başka bir anlatımla, bu durumdaki kişiler, ancak, ihtiyaç duyulduğunda
askere çağrılırlar.
III. Göçmenlerin Türk Vatandaşlığını Kazanması
A. Türk Vatandaşlığını Kazanabilecek Kişiler
İskân Kanunu’nun 8. maddesine göre, Türk vatandaşlığını kazana-
bilecek olan göçmenler, ister münferit, ister toplu olarak gelmiş olsun,
serbest göçmenler ile iskânlı göçmenlerdir.
45
Dolayısıyla, Türk vatan-
daşlığını kazanabilecek olan göçmenlerin öncelikle Kanunda tanımı
44
RG. 12-17.07.1927/631-635; http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/437.html. (23
Kasım 2006).
45
Serbest göçmen ve iskânlı göçmen tanımları için bkz., yuk. II-A.
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK YILMAZ
259TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
yapılmış olan göçmen sınıfına girmesi ve bu kişilerin ülkemize kabul
edilmiş olmaları gerekir.
Göçmen tanımına uyan ve ülkemize de kabul edilen kişilerin, Türk
vatandaşlığını kazanabilmeleri için, Kanunda belirtilmiş olan diğer usulî
işlemleri tamamlaması gerekir.
B. Türk Vatandaşlığının Kazanılmasında İzlenecek Usûl
İskân Kanunu’nun 8. maddesinin birinci fıkrasına göre, yurdumuza
kabul edilen ve toplu olarak gelen göçmenler, ülkemize kabul edildik-
ten sonra, göçmen kabul merkezlerinde sağlık, idarî ve nakil işlemleri
tamamlanıncaya kadar misafir edilirler.
Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, özel kanunlarla Türkiye’ye
getirilen iskânlı göçmenler, yurda girdikten sonra geçici veya kesin
iskânları için belirlenen yerlerin en büyük mülkî amirine; serbest göç-
menler ise yerleştirildikleri yerlerin en büyük mülkî amirine başvurarak
kendileri ve aileleri için “vatandaşlığa giriş beyannamesi” imzalayarak
“göçmen belgesi” almak zorundadırlar. Bu şekilde alınan göçmen bel-
gesi, 2 yıl
46
için geçerli olur ve geçici kimlik belgesi olarak kullanılır.
Göçmen olarak kabul edilenler, gerekli işlemlerin ilgili kuruluşlarca
tamamlanmasından sonra, Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaş-
lığını kazanırlar.
Kanun’da ifade edilmiş olan “gerekli işlemlerin” neler olduğu konu-
su, İs. Mu. Niz.’nin 15. maddesinde açıklanmıştır. Anılan hükme göre,
göçmenlerden alınacak imzalı vatandaşlığa giriş beyannameleri, bir
hafta içinde Dışişleri Bakanlığı’na gönderilir. Bunun üzerine Bakanlık
vatandaşlığa alınma işlemlerini takip eder ve bu işlemler tamamlan-
dığında göçmenlerin yerleşmiş oldukları nüfus kütüğüne yazdırılır.
Bu şekilde nüfus kütüğüne yazdırılan göçmenlerden, göçmen belgesi
alınarak, nüfus cüzdanları verilir.
C. Göç Yoluyla Türk Vatandaşlığının Kazanılmasının Sonuçla-
rı
Göçmenlerin İskân Kanunu’nda düzenlenmiş hükümlere göre Türk
vatandaşlığını kazanması halinde, bu vatandaşlık, doğumdan sonra ve
46
2510 sayılı İskân Kanunu’nun 6. maddesinde bu süre bir yıl olarak düzenlenmişti.
Necla ÖZTÜRK YILMAZ hakemli makaleler
260TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
doğum dışı bir nedenle kazanılmış olduğundan, müktesep vatandaş-
lıktır. Haklardan faydalanma yönünden bu suretle kazanılan müktesep
vatandaşlığın, an’asıl vatandaşlıktan hiç bir farkı yoktur. Ancak, İskân
Kanunu’nun göçmenler açısından getirdiği özel muafiyetler ve dev-
letten yardım isteme hakları saklıdır. Bu hak ve muafiyetlerden, Türk
Vatandaşlık Kanunu hükümlerine göre vatandaşlığa alınan kişilerin
faydalanması söz konusu değildir.
Göç yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığı müktesep vatandaşlık
olduğundan, bu yolla Türk vatandaşı olanlar hakkında, müktesep va-
tandaşlığa bağlı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Bu durumun tek istisnası,
müktesep vatandaşlığın kural olarak kişisel sonuçlar doğurmasıdır.
a. Mutlaktır
İskân Kanunu’ndaki hükümler uyarınca Türk vatandaşlığını kaza-
nan göçmenler ile an’asıl Türk vatandaşı olmuş kişiler arasında hukuken
hiçbir fark bulunmamaktadır. Bunlar kanun önünde eşittirler. Nitekim
Anayasa’nın 66. maddesinin birinci fıkrası, Türk devletine vatandaşlık
bağı ile bağlı olan herkesin Türk olduğunu belirtmekle, vatandaşlığı
objektif bir kavram olarak kabul etmiş; ırk, din, etnik farklılık gözetme-
miştir. Anayasa’daki bu kural nedeniyle, vatandaşlar arasında müktesep
vatandaş-an’asıl vatandaş ayrımı yapılamayacağı da açıktır.
b. Süreklidir
Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığını kazanan göçmenin
bu vatandaşlığı süreklidir. Başka bir anlatımla, Türk vatandaşlığını
kazanan göçmen, an’asıl Türk vatandaşı gibi, kanunda düzenlenmiş
nedenlerden biri ile Türk vatandaşlığını kaybedene kadar Türk vatan-
daşlığını muhafaza eder.
c. Kolektif Sonuçlar Doğurur
Göç yoluyla kazanılan vatandaşlık, kişisel değil, kolektif sonuçlar
doğurur. Şöyle ki, Türk vatandaşlığına alınan göçmenin yakınları da,
İskân Kanunu’nda sayılan sınırlar içinde olmak üzere Türk vatandaşlı-
ğını kazanmaktadır. Küçük çocuklar baba ve analarına, baba ve anaları
yoksa kan ve kayın hısımlarına bağlı olarak vatandaşlığa alınırlar (İK
m.8/4). Bu düzenleme ile kanun koyucunun vatandaşlık hukukunun
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK YILMAZ
261TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
genel esaslarından ayrıldığı görülmektedir. Vatandaşlık hukuku ala-
nında küçükler, yalnızca ana veya babalarına bağlı olarak vatandaşlık
kazanabilirken, İskân Kanununa göre, ana-babanın bulunmaması ha-
linde küçükler hısımlarına bağlı olarak vatandaşlık kazanabilmektedir.
Burada önemli olan husus, çocukların bu şahıslardan biri ile birlikte
Türkiye’ye göçmen sıfatı ile gelmiş olmasıdır. Ana ve babası, terk ettiği
ülkede kalan küçüğün, hısımlarından biri ile Türkiye’ye gelmiş olması,
Türk vatandaşlığını kazanması için yeterlidir. Buna ek olarak, yine aynı
madde uyarınca, kimsesiz gelen küçükler de, yaşlarına bakılmaksızın
vatandaşlığa alınırlar.
d. Vatandaşlığın Kazanılma Anı
5543 sayılı İskân Kanunu hükümlerine göre göçmen olarak kabul
edilenler, gerekli işlemlerin ilgili kuruluşlarca tamamlanmasından
sonra Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaşlığa alınırlar (İK m.8/4)
47
. Bu
maddeden de anlaşılacağı üzere, göçmenlerin vatandaşlığa alınma anı,
Bakanlar Kurulunun karar verdiği andır. Zira Kanunda, Türk vatan-
daşlığının kazanılması için, Bakanlar Kurulu kararını takiben yapılması
gereken herhangi bir usulî işlem yer almamaktadır.
Kanunun bu ifadesinden çıkarabileceğimiz diğer sonuç ise, göç-
menlerin, Bakanlar Kurulu kararına kadar yabancı statüsünde olduk-
larıdır.
Ayrıca, Kanundaki “Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaşlığa alınırlar”
ifadesinden, Bakanlar Kurulunun bu yetkisinin bağlı yetki olduğu
anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, Bakanlar Kurulunun bu konuda
takdir hakkı bulunmamaktadır.
D. 5543 Sayılı İskân Kanunu Hükümlerine Göre Türk
Vatandaşlığının Kazanılması ile Türk Vatandaşlık
Kanunu’nun 7. maddesinin (c) Bendi Uyarınca Türk
Vatandaşlığının Kazanılması Arasındaki Farklar
Şu ana kadar incelediğimiz, 5543 sayılı İskân Kanunu hükümlerine
göre Türk vatandaşlığının kazanılması ile Türk vatandaşlık hukukunun
temel kaynağını oluşturan Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 7. maddesi-
47
2510 sayılı İskân Kanunu’nun 6. maddesinin (B) bendine göre, göçmen olarak alı-
nanlar Bakanlar Kurulu Kararıyla hemen vatandaşlığa alınıyorlardı.
Necla ÖZTÜRK YILMAZ hakemli makaleler
262TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
nin (c) bendindeki düzenlemeyi birlikte ele aldığımızda, aralarındaki
farkları şu şekilde sıralamak mümkündür.
aa. İskân Kanunu hükümlerine göre Türk vatandaşlığını kazanmak
isteyen kişinin göçmen olarak kabul edilmesi gereklidir ki; bu da, Türk
soyundan ve Türk kültürüne bağlı olmak şartlarının birlikte gerçek-
leşmesini gerektirir. Türk Vatandaşlık Kanunu’ndaki düzenlemeden
yararlanabilmek için ise, kişinin Türk soyundan olması yeterlidir.
bb. Türk Vatandaşlık Kanunu hükümlerine göre istisnaî vatandaşlı-
ğa alınmada Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen kişinin reşit olması
şarttır. Oysa İskân Kanunu hükümlerine göre, reşit olmayan çocuklar,
göçmen sıfatı ile Türkiye’ye gelmiş olması halinde de Türk vatandaş-
lığını kazanırlar. Ayrıca, Kanunun 8. maddesine göre, kimsesiz gelen
küçükler yaşlarına bakılmaksızın vatandaşlık kazanırlar.
cc. Türk Vatandaşlık Kanunu hükümlerine göre vatandaşlık tale-
binde bulunmak ihtiyarîdir. İstisnaî telsik talebinde bulunan kişinin eşi
ve çocukları da, dilerlerse böyle bir talepte bulunabilirler. Buna karşın,
göçmen olarak gelen kişiler, kendileri ve aileleri için vatandaşlığa girme
beyannamesi imzalamak ve göçmen belgesi almak zorundadırlar.
dd. Türk Vatandaşlık Kanunu hükümlerine göre istisnaî telsik,
kural olarak kişisel sonuçlar doğurmasına karşın, İskân Kanunu hü-
kümlerine göre Türk vatandaşlığının kazanılması, kolektif sonuçlar
doğurabilmektedir.
ee) Türk Vatandaşlık Kanunu’nun ilgili hükmünün uygulanmasında
Bakanlar Kurulunun takdir yetkisi olmasına rağmen, İskân Kanununa
göre göçmenlerin Türk vatandaşlığını kazanmasında Bakanlar Kuru-
lunun takdir yetkisi yoktur.
Sonuç
Türk Vatandaşlık Kanunu’ndaki düzenlemeler dışında Türk vatan-
daşlığının kazanılması yollarından biri olan göç müessesesi, 1934 yılında
yürürlüğe giren 2510 sayılı İskân Kanunu’nda düzenlemişti. Bu Kanun
72 yıl yürürlükte kaldıktan sonra, 5543 sayılı İskân Kanunu ile yürür-
lükten kaldırılmıştır. 20 Eylül 2006 tarihinde yürürlüğe giren Yeni İskân
Kanunu’nda da, göç müessesesi ve göçmenlerin Türk vatandaşlığını
nasıl kazanacakları düzenlenmiştir. Yeni Kanun, kabul ediliş gerekçesine
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK YILMAZ
263TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
uygun olarak, günün ihtiyaçlarına esas itibarıyla cevap vermektedir.
Bununla beraber, göçmenlerin Türk vatandaşlığını kazanması ile ilgili
olarak eski İskân Kanunu’nda tereddütle yol açan bazı düzenlemelerin,
yeni Kanunda da varlığını sürdürdüğü görülmektedir.
5543 sayılı İskân Kanunu’nda, göçmen tanımı yanında, serbest ve
iskânlı göçmen ile münferit ve toplu göçmen tanımlarına da açıkça yer
verilmiştir. Bu tanımların ortak yönü ise, göçmen olarak kabul edilecek
kişinin, Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olmasıdır.
Başka bir anlatımla, İskân Kanunu’ndaki göçmen tanımı, Türk
soyundan ve Türk kültürüne bağlı olmak temeli üzerine kurulmuştur.
Ancak Türk soyundan olma ve Türk kültürüne bağlı olmanın hangi
esaslara göre belirleneceği konusunda netlik bulunmamaktadır.
İkinci olarak, göçün belirleyici niteliklerinden biri olan yerleşme
niyeti ile neyin kastedilmiş olduğu, eski Kanun’da olduğu gibi Yeni İs-
kân Kanunu’nda da yoruma ihtiyaç göstermektedir. Yerleşme niyetinin
nasıl tespit edileceği hususunun, Yeni İskân Kanunu’nun uygulanma -
sına ilişkin olarak çıkarılacak yönetmelikte açıklığa kavuşturulmasının
yerinde olacağını düşünüyoruz.
KAYNAKÇA
Abraham, D., “Introduction to the Symposium Panel on Economic Impacts of Im-
migration”, U. Miami Inter-Am. L. Rev., Vol. 30, 1998-1999, s. 605 -610.
Albrecht, Hans-Jörg, “Fortress Europe?-Controlling Illegal Immigration”, Eur.
J. Crim. and Crim. Just., Vol. 10, 2002, s. 1-22.
Altınışık, Ç. / Yıldırım, M. Ş., Mülteci Haklarının Korunması, Ankara
Barosu Yayını, Ankara 2002.
Altuğ, Y., Devletler Hususî Hukuku Bakımından Mülteciler, İstanbul
1967.
Aybay, R., Vatandaşlık Hukuku, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, B. 2,
İstanbul 2006.
Aybay, R., Yabancılar Hukuku (Yabancılar), İstanbul Bilgi Üniversitesi Ya-
yınları, İstanbul 2005
Berki, O. F. / Ansay, T. /Arat, T., Devletler Hususî Hukuku ile İlgili Danış-
tay ve Yargıtay Kararları, C. I: Tabiîyet Hukuku, Ankara 1975.
Necla ÖZTÜRK YILMAZ hakemli makaleler
264TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Berki, O. F., Devletler Hususî Hukuku (Tabiîyet ve Yabancılar Hukuku), C. I,
B. 7, Ankara 1970.
Berki, Ş., “Türk Devletler Hususî Hukuku Bakımından Aslî ve Müktesep Tabiî-
yetin Umumî Esasları”, AÜHFD., 1949, Sayı 2-4, s. 199-221.
Doğan, V., Türk Vatandaşlık Hukuku, B.6, Ankara 2006.
Fişek, H., Türk Vatandaşlığı Hukuku, Ankara 1959.
Göğer, E., Türk Tabiîyet Hukuku, B.4, Ankara 1972.
Kleven, T., “Why International Law Favors Emigration Over Immigration”, U.
Miami Inter-Am. L. Rev., Vol. 33, 2002, s. 69-100.
Kluwer Law International, “Academic Network for Legal Studies on Immigra-
tion and Asylum in Europe. An Odysseus Network Financed by the European
Commission”, Eur. J. Migration and L., Vol. 2, 2000, s. 407-411.
Nomer, E., Vatandaşlık Hukuku, B. 15, İstanbul 2005.
Ozanne, Sarah, Seminar Report: “Immigration and Nationality Law”, Int’l
Legal Prac., Vol. 23, 1998, s. 123-130.
Seviğ, M. R. / Seviğ, V. R., Devletler Hususî Hukuku (Giriş-Vatandaşlık), B.
4, İÜHF. Yayını, 1967.
Seviğ, V. R., Türkiye’nin Yabancılar Hukuku, İstanbul 1981.
Tekinalp, G., Türk Yabancılar Hukuku, B. 8 (Yenilenmiş), İstanbul 2003.
Turansick, F. Michael, “Public International Law, Immigration and Nationality
Law”, Int’l. L., Vol. 37, 2003, s. 511-521.
Uluocak, N., Türk Vatandaşlık Hukuku, İstanbul 1989.
Unat, I., Türk Vatandaşlık Hukuku (Metinler-Mahkeme Kararları), SBF Yayın-
ları, Ankara 1966.
Wayne, Cynthia S. A. , “Family Unity in Immigration and Refugee Matters:
United States and European Approaches”, Int. J. Refugee L., Vol. 8, 1996, s.
347-382.
Weis, P., Nationality and Stateless in International Law, B. 2, USA. 1979.
Internet Adresleri
http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem22/yil01/ss1223m.htm. (6
Kasım 2006).
http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/5058.html. (6 Kasım 2006).
www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhak/pdf01/179-199.pd f (19 Kasım
2006).
http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/437.html. (23 Kasım 2006).