297
6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU
AÇISINDAN KADIN
THE SITUATION OF WOMEN ACCORDING
TO NUMBERED 6100 CIVIL JUDICAL CODE
Sabire Sanem YILMAZ
*1
Nazlı AYDOĞAN KAPLAN
**
Özet: Bu çalışmanın ana hedefi kadının 6100 sayılı Hukuk Mu-
hakemesi Kanunu’na göre durumunu belirlemektir. 6100 sayılı
Kanun’da kadın açısından ortaya çıkan avantaj ve dezavantajlarını
önemle inceleyeceğiz.
Makale aynı zamanda BM Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın
Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ile karşılaştırarak Kanun’u incele-
mektedir.
Çalışmada yeni hukuk düzenlemesinde getirilen yeni hükümle-
rin medeni yargılama sistemi içerisinde kadın haklarını koruyan ulus-
lararası düzenlemelere yaklaşması ve buna göre gelişmesi beklentisi
dile getirilmiştir.
Anahtar Sözcükler: Kadınlar, CEDAW(BMKKHTAÖS), Medeni
Yargılama, Boşanma
Abstract: The main goal of this article to mark the situation
of women according to numbered 6100 Civil Judical Code. The
most important note of the article to bare the advantages and
disadvantages of the new code and the changes appearing with
the code numbered 6100. Special arrangements has been arising
because of the characteristics of civil judicial code outside the early
rules of civil judicial law giving way to specific law for civil judical.
The rights and benefits of the women according to the new
code and also the harm of the new code appearing on the women
practice has been criticised. The new situation of the women
according to the new civil judicial code has been seen as worsened.
The main principals of the code depending on the expense payments
before setting up the court case and as checking the statistics, most
women who to sue divorce, cannot take action with the reason of
the expenses related with the court case.
*
Avukat, Muğla Barosu Kadın Hakları Komisyonu Üyesi
**
Avukat, Muğla Barosu Kadın Hakları Komisyonu Üyesi
298
The article also has analyzed the code by the method of
comparing with the international agreements as CEDAW (Committee
on the Elimination of Discrimination Against Women). The
agreement had been signed by Türkiye as being a member of United
Nations in convention. The agreed articles of CEDAW provides kinds
of advantages for the women which are not numbered and need
to be arranged by the governments in convention, until the equal
opportunity is realized in a satisfied condition. The article has been
bearing the fact that the new code is not able to applied according
to the ruling nature of CEDAW.
The article assumes the new articles appearing with the
new civil judicial code, may be improved and to approach to the
international rules preserving women rights in the system of civil
judical.
Key Words: Women, CEDAW, Civil judicial, divorce.
Konuya Franz Kafka’nın eserlerinden birinden bir tümce ile başla-
mak istiyorum. Tam anlamıyla cümlelerini aktarıyorum size. ‘Herşeyi
kendim çabalayarak elde etmek zorundayım, yaşadığım günlerle ge-
leceği değil, geçmişi bile kendim yaratmak zorundayım, doğal olarak
herkesin bir geçmişi vardır belki, ben onu bile kendim elde etmek zo-
rundayım, bence bu en zor iş, dünya sağa mı dönüyor, Bilmiyorum ya
– ayak uydurabilmem için benim sola dönmem gerekiyor. Nasıl başa
çıkarım! Gücüm yetmez ki… Paltom ağır gelirken nasıl taşırım kosko-
ca dünyayı sırtımda? Bırak benim güçsüzlüğümü, kimin gücü yeterdi
bütün istenenleri yerine getirmeye? Kendi gücümüzle bu işlerin altın-
dan kalkabilmeyi denemek çılgınlıktır, çılgınlıkla da ödenir.
6100 sayılı HMK sadece avukatlar açısından değil hakimler açı-
sından da korkutucu değişiklikler getirdi ve usul ekonomisi ilkesi ile
yargılamanın hızlandırılması ilkelerinin üzerinde vurgulayıcı bir etki
yarattı.
Yani Kafka’nın dediği gibi paltomuz zaten ağırdı HMK bize, bu
kez koskoca bir dünyayı taşıtmaya çalıştı.
Hazır mıydık böyle bir değişikliğe ya da olması gereken değişiklik
bu muydu? Tartışılacak çok yanı varken biz burada sadece HMK’nın
kadın açısından etkilerinin olumlu mu olumsuz mu olduğuna yaklaş-
mak ve biraz bu konuyu irdelemeye çalışmak istedik.
299
HMK’NIN KADIN ÜZERİNDEKİ DEPREM ETKİSİ: GİDER
AVANSI
HMK’nın yargılamanın hızlandırılması ve usul ekonomisi ilkele-
rine vurgu yaptığını ve bu ikili sacayağı üzerine temellendiğini söyle-
yebiliriz.
HMK mad. 30’da Alman ZPO’suna benzer bir bakış açısıyla de-
diler ki: ‘Hakim yargılamanın makul süre içerisinde ve düzenli bir şe-
kilde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yü-
kümlüdür.’
HMK mad. 120 ‘Harç ve Avans Ödenmesi’ başlığıyla tüm yargıla-
ma giderlerinin ve Adalet Bakanlığı’nca belirlenecek olan gider avan-
sının peşin olarak daha dava açılırken yatırılacağı düzenlenmiştir.
UYGULAMADA : ‘Dava açan kadın örneğin bir boşanma davası
açıyor ise, boşanmaya ilişkin delilleri de incelenmek suretiyle örneğin
bir ya da birkaç bilirkişi tayin edilecek ise ikiyüz elli TL her bir bilirkişi
için, tanık sayısının da 5 katı tutarında gider avansı olmak üzere peşin
yatırılması gerekmektedir.
Hakim eline kalemi alıp adeta bir bakkal gibi bakkal hesabı yap-
makta ve yargılama giderleri peşin yatırılmadan dava açılmış sayılma-
maktadır.
HMK’nın 120. maddesinin 2. fıkrasında ‘Eksiklik tespit edilen gi-
der avanslarının taraflarca tamamlanması için dava sırasında iki hafta-
lık kesin süre verilecektir.
Ülkemizde kadınların, en çok, evlilik birliğinin ihlal edilmesinden
doğan boşanma, nafaka, çeyiz eşyalarının iadesi gibi davalar açtıkları
düşünüldüğünde ve genelde boşanma davası açan kadınların sosyo
ekonomik düzeylerinin geçimlerini sağlamaya yeterli olmadığı göze-
tildiğinde HMK’nın tüm gider avansını daha davanın başında peşin
olarak alması kadını sarsıcı bir unsur ve kadın-erkek eşitliğine aykırı
bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.
CEDAW’a göre devletin kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği orta-
dan kaldırıcı önlemler alması gerekliliği böyle bir yasal düzenlemenin
yapılmaması gerektiğini ortaya koymaktadır.
300
ADLİ YARDIM: DEPREMİN SONUÇLARINI ORTADAN
KALDIRIR MI?
6100 sayılı HMK’nın 85 ila 392. maddeleri arasında adli yardım
hükümlerine rastlıyoruz. Adli yardım, yargılama giderlerini karşıla-
maktan aciz olan kişilerin tüm yargılama giderlerinden muaf tutul-
masını sağlayan bir mekanizma olarak karşımıza çıkıyor. HMK 334.
madde adli yardımdan yararlanacak olan kişileri şu şekilde tanım-
lıyor.: ‘Kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma
düşürmeksizin, gereken yargılama ve takip giderlerini, kısmen veya
tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunma-
larında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, haklı
oldukları yolunda kanaat uyandırmak kaydıyla adli yardımdan ya-
rarlanabilirler.’
Uygulamada çoğu kez yargılama giderlerini karşılayamayacak
olan kişi kadın olarak karşımıza çıkmakta ve barolara başvuru ile
baro yönetim kurullarınca tüm malvarlığı araştırıldıktan sonra öde-
me gücünden yoksun olduğuna kanaat getirildi ise bir avukat tayin
edilmektedir. Dava avukat tarafından ‘adli yardım talepli’ açılmakta
ve mahkeme tarafından da gerekli incelemeler yapıldıktan sonra yar-
gılama giderlerinden tamamen muaf tutulmaktadır. Mahkeme davayı
açan kadın hakkında malvarlığı incelemesini yapana kadar, kadın tüm
yargılama giderlerinden geçici olarak muaf tutulmaktadır.
Peki, mahkeme adli yardım talebini kabul ettikten sonra adli yar-
dım kararının kapsamı nedir? Bunun cevabını da HMK 335. maddede
bulmaktayız. Buna göre: ‘Yapılacak olan tüm yargılama ve takip gi-
derlerinden geçici muafiyet, yargılama ve takip giderleri için teminat
göstermekten muafiyet, tüm takip giderlerinin devlet tarafından avans
olarak ödenmesi, dava takibi için avukat gerekiyorsa, davanın takibi
için ücretsiz avukat tayinidir.
Görüldüğü üzere adli yardım kurumunda yargılama giderlerin-
den ve masraflardan muaf tutulma oldukça geniş kapsamlı tutulmuş
olup, HMK sisteminde getirilen yeni değişiklikle tüm yargılama gi-
derlerinin daha başta peşin olarak yatırılması zorunluluğu nedeni ile
kendini savunma hakkı bulamayacak olan kadın, adli yardım talebin-
de bulunarak kendini erkekle eşit düzeyde temsil etme hakkını bula-
caktır. Tabii sırf kadın olması nedeni ile tüm yargılama giderlerinden
301
muafiyet diye bir durum sözkonusu değildir. Kadının malvarlığı hak-
kında araştırma yapılacak, çeşitli kurumlara yazışmalar yapılacak ve
hakim adli yardım kararını verecektir.
Uygulamada çoğu kez kadının taşınmaz malvarlığı oluşu ya da
asgari ücret seviyesinde maaşının oluşu adli yardım talebinden yarar-
lanamayacağı gibi yanlış bir kanı oluştursa da hakim kadının üzerinde
malvarlığı oluşunu ya da asgari ölçüde maaşının oluşunu adli yardım
talebinin reddi gibi değerlendirmeyecek, bilakis talebi kabul de ede-
bilecektir. Adli yardımdan yararlanma talepleri malvarlığı yönünden
biraz daha farklı ve kapsamı geniş olarak yorumlanmaktadır. Kadının
dava açmak için üzerine kayıtlı olan tek taşınmazını satmak gibi haya-
tın olağan akışına uygun olmayan bir durum hukuk düzeninde kabul
edilemez.
DENGE VE DEĞERLENDİRME
Kadın-erkek eşitliğini sağlama yönünde yeni HMK’da da adli
yardım kurumuna yer verilmiş olması, elbette HMK‘nın gider avan-
sını peşin olarak yatırılması zorunlu şartının önünde kadını koruyu-
cu bir kalkandır diye algılıyoruz. Bu anlamda bir denge kurulmuştur
ve peşin gider avansı kavramının korkutuculuğunu aza indirmekte-
dir. Kadının tüm haklarını maddi engellere takılmadan sağlıklı bir
şekilde yargılama makamları önüne taşıması açısından adli yardım
kurumunun işlerliğinin kazandırılması daha da olumlu sonuçlar do-
ğuracaktır.
Bir taraftan da ‘paran yoksa adalet yok’ gibi genelgeçer söylem-
ler açısından değerlendirildiğinde adli yardım talebi reddedilmiş ve
buna rağmen dava açmaya parası olmayan kadınlar için HMK nasıl
bir formül geliştirmiştir, HMK’da böyle bir formül bulamıyoruz. Gi-
der avanslarının kesin süreler içerisinde yatırılması gerekliliği ve adli
yardım taleplerine dar bir çerçeveden bakan ve nihai kararı da verecek
olan hakim olduğu düşünülürse bu durumda ne yapılabilecektir.
Örneğin, Şiddet gören ve koruma talebi ile mahkemeye başvuran
KADIN için gider avansını peşin yatırmak gerekiyor denilse ve ödeme
gücünden yoksun olan kadın avansı yatıramazsa, koruma yasasının
önemi var mıdır?
302
HMK bu durumlara bir formül getirememiştir.
Sonuç olarak her ne kadar yargılamanın hızlandırılması ve usul
ekonomisi ilkelerini temel alan bir HMK’mız oldu ise de ödeme gü-
cünden yoksun olan kadın ve kadının savunma hakkı açısından ya
da daha doğru bir tabir ile kadının insan hakları açısından, usul eko-
nomisinin yanında kadının da ekonomisini gözeten ve kadın-erkek
eşitsizliğini ortadan kaldıran bir HMK’ya sahip olmadığımız kanaa-
tindeyiz.
Nerede kadının insan hakları?