Dr. Muhammet Emin BİNGÖL
Dr. Muhammet Emin BİNGÖL
İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Ticaret Hukuku Anabilim Dalı
Ergün Avukatlık Büroau
Av. Çalıda, Evrim Ergün
Kızılırmak Matı., �mıvp,na, 8ulvaıı Ncx3,
Neııt �IHII, A Blok, Kat •. Oelrr. a3
08520
Çankaya -ANKAAA
Tel: (0312) 220 30 80
ea,ıı.nt V,O. 58MIIS47H2
ADİ ORTAKLIKTA PAY KAVRAMI
VE ADİ ORTAKLIK PAYININ
DEVRİ
onikilevha
111111111111111111111111111111
Müberra'ya ve Süheyla'ya
ÖNSÖZ
İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hu-
kuk Doktora programı kapsamında yazılmış olan ve danışmanlığı Dr.
Öğr. Üye. Ayşegül Sezgin Huysal tarafından yürütülen
'½.eli Ortaklıkta
Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri" isimli bu tez, Prof. Dr. Meh-
met Helvacı, Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar, Prof. Dr. Halit Eyüp Özdemir,
Doç. Dr. Salih Önder Yeşiltepe ve Dr. Öğr. Ü. Ayşegül Sezgin Uysal' ın
yer aldığı jüri karşısında savunulmuş, oy birliği ile başarılı bulunmuş ve
kabul edilmiştir. Tezlerin savunulduğu şekliyle yayınlanması geleneği
çerçevesinde, çalışmanın kitaplaştırılmasında şekli düzeltmeler dışında,
herhangi bir değişiklik yapılmadan jüri karşısında savunulduğu hali ile
yayımlanmaktadır.
Akademik çalışmalar uzun ve meşakkatli çalışmaların neticesinde
meydana gelmektedir. Bu doktora tezi de birçok kişi ve kurumun mad-
di ve manevi desteği sonucunda yayın aşamasına gelmiştir. Dolayısıyla
tezin yazımı sürecinde ve öncesinde, bugünlere gelmemde desteklerini
benden hiç esirgemeyenlere bu sayede şükranlarımı sunabilmek benim
için büyük bir onurdur.
İlk olarak, lisans eğitimi alırken kendisiyle tanışma şerefıne erişti-
ğim, sonrasında yüksek lisans tez danışmanlığımı da yürüten, akademik
hayatımın her aşamasında desteğini esirgemeyen ve engin tecrübesi ile
doktora tez konumu en baştan sınırlandıran değerli hocam sayın Prof. Dr.
Mehmet Helvacı' ya aynı zamanda vakit ayırıp tez jürimde yer alması ve
kıymetli görüşlerini paylaştığıiçin saygıve en derin şükranlarımı sunarım.
VIII
Doktora yeterlilik sınavı jürimde yer aldıktan sonra tez jürisinde yer
almayı kabul ederek beni onurlandıran sayın hocam Prof. Dr.
Mehmet
Bahtiyar'a da savunma esnasında yaphğı eleştiriler ve katkılan için saygı
ve teşekkürlerimi sunuyorum.
Akademi hayatına başlamamda etkisi büyük olan ve akademik haya-
tım boyunca üzerimden gölgesini hiç eksik etmeyen, sadece profesyonel
hayatta değil aynı zamanda sosyal yaşamda da bana her dalın yol gösteren
sayın hocam, Prof. Dr. H. Eyüp Özdemir'e, çok teşekkür ederim. Hocam
aynı zamanda tez izleme komitesi üyesi olmayı kabul edip tez jürimde de
yer alarak beni onurlandırmıştır.
İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku
Anabilim Dalı'nda kendisiyle çalışma fırsatına sahip olduğum, bizlere
huzurlu bir çalışma ortamı sağlayan, tezimi baştan sona okuyarak gö-
rüşlerini ve yapıcı eleştirilerini benimle paylaşan ve her türlü konuda
yardımlarını esirgemeyen değerli hocam, sayın Doç. Dr. Salih Önder
Yeşiltepe'ye derin şükranlarımı sunarım.
Tez danışmanım olmayı kabul ederek beni onurlandıran ve akademi
hayatına başladığım ilk günden beri, İstanbul Medipol Üniversitesi Hu-
kuk Fakültesi Ticaret Hukuk Anabilim Dalı'nda birlikte çalışma şansına
sahip olduğum danışman hocam Dr. Öğr. Ü. Ayşegül Sezgin Huysal' a çok
teşekkür ederim. Fakülteye ilk başladığım andan tezimi savunduğum ana
kadar geliş imime büyük bir katkı sunmanın yanında doktora tez danışma-
nım olarak, gerek tez konusunu belirlerken gerek tezin yazımı esnasında
desteğini hiçbir zaman esirgemeyen, tezin yazımı esnasında karşılaştığım
sorular ve sorunlarla yakından ilgilenen, yabancı dilimi geliştirmemde
ve yurt dışında araştırma yapma fırsatını bulmamda büyük teşvik ve
desteğini gördüğüm, sorduğu sorular ve verdiği cevaplarla ufkumu açan
Hocama minnettarlığımı dile getirmeliyim.
Sağladıkları huz urlu ve verimli çalışma ortamı sebebiyle İstanbul
Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi eski dekanı saygıdeğer hoc am,
Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın'a ve İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk
Fakültesi dekanı değerli hocam, Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu'na teşekkür ede-
rim. Tezin usul hukukuna ilişkin kısımlarını kıymetli vakitlerini harcaya-
IX
rak okuyan ve değerli görüş He yorumlarını ileten sqın hoarn, Prof. Dr.
Müjgan Tunç Yücel'e de teşekkür ederim.
Tez konumu belirlerken yardımları ve tez konuım ilişkin olanlc sa-
hip olduğu yabancı ve yerli kaynaklardan oluşan tüm Icüiliyabru benimle
paylaşarak, pandemi döneminde evden çalışmamı
kolaylaştıran ve tezin
yazımına büyük bir katkı sağlayan kıymetli büyüğüm, Dr. Ôğr. Üye.
Vildan Peksöz Sürme'ye teşekkür ederim. İstanbul Medipol Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı kürsüsündeki değerli
kürsü arkadaşım, Dr.
Öğr. Üye. Harun Eryiğit'e tezimi detaylı bir şekilde
okuduğu için ve tez yazımı sürecindeki yardım ve desteklerinden ötürü
teşekkür ederim. Yine lisans eğitimimden itibaren her zaman yanımda
olan, ticaret hukukuna dair her hususta doyurucu tartışmalar yapabildi-
ğim, doktora tezime ilişkin her hususu detaylı bir şekilde inceleyerek de-
ğerli görüşlerini aktaran kıymetli dostum ve kürsü arkadaşım, Araş. Gör.
Abdullah Revaha Gencer'e müteşekkirim. Medeni hukuka ilişkin birçok
sorunun tartışıldığı bu çalışma kapsamında, aklıma takılan her hususu
sorabildiğim, yardımlarını hiç esirgemeyen Araş. Gör. Davut Armağan' a
teşekkür ederim. Ayrıca bu tezin yazımı esnasında kürsüdeki iş yükünü
göğüsleyen çalışma arkadaşlarım Araş. Gör. Zeynep Şeyda Uysal'a ve
Araş. Gör. Beyza Yiğitbaşı Aktaş'a da ayrıca teşekkür ederim.
Doktora tezime ilişkin olarak çalışmanın bir kısmı Almanya'nın
Bedin şehrinde yapılmıştır. Freie Universitaet Hukuk Fakültesi'nde bu-
lunmamı sağlayan ve bana fakültelerinde rahat bir çalışma ortamı sağla-
yan Prof. Dr. Andreas Engert ve Freie Universitaet Hukuk Fakültesi'nin
kütüphane personellerine teşekkürlerimi sunarım. Yine doktora yurt içi
bursu ve doktora sırası yurt dışı araştırma bursu ile çalışmamı destekle-
yen TÜBİTAK'a da teşekkür ederim.
Lise,lisans,yükseklisans ve doktora aşamalarının hepsinde yanımda
olan ve sadece tezin yazıldığı dönemde değil hayatımın her döneminde
maddi ve manevi desteğini hiçbir zaman esirgemeyen kıymetli dostum
ve kardeşim Jv. Furkan Uysal'a desteklerinden ve dostluğundan ötürü
en derin şükranlarımı sunarım. Yine lisanstan beri hayatımda büyük bir
öneme sahip olan, yüksek lisans tezimde kendisine teşekküredemediğim
X
için mahcubiyet duyduğum değerü dostum Av. Halil Kasapoğlu'na da
destekleri ve dostluğu için teşekkür ederim.
Hayatımızda ailenin yeri hiçşüphesiz pekkıymetlldir. Gerekbu tezin
yazıldığı süreçte gerekse diğer zamanlarda onlardan esirgediğim zamanı
hep anlayışla karşılayan, bana her zaman güvenen, desteğini esirgemeyen
annem Necla Bingöl ve babam Cuma Bingöl'e çok teşekkür ederim. Anne
ve babamdan ayrı kaldığım uzun yıllar boyunca onların eksikliklerini
hiç hissettirmeyen kıymetli ablalarım, Sahibe, Besra ve Hümeyra'ya da
teşekkürü borç bilirim. Ayrıca ahim ve kardeşime de teşekkür ederim.
Berlin'de olduğum dönemde tüm kardeşlerini seferber eden ve orada ge-
çirdiğim süreçte desteklerini esirgemeyen kayınpederim Prof. Dr. Recep
Öztürk'e ve ailesine çok teşekkür ederim.
En büyük teşekkürü kıymetli eşim Müberra hak etmektedir. Dok-
toraya başladığım dönemde hayatıma giren ve hayatıma anlam katan
eşimin destekleri ve sabrı olmadan bu çalışmanın nihayete ermesi müm-
kün olmazdı. Önemli bir kısmı pandemi döneminde yazılan bu tezin
yazımı esnasında ondan esirgediğim zamanda gösterdiği anlayış, onu
yalnız bırakarak Almanya'ya gittiğim dönemdeki sabrı için ve yaşadığım
zorluklara benimle birlikte göğüs gerdiği ve çalışmanın her aşamasındaki
heyecanımı paylaştığı için kendisine müteşekkirim. Kıymetli eşim varlığı,
sevgisi ve özellikle bu tezsavunulmadan iki ay önce hayatımıza giren kızı-
mız Süheyla'nın doğumu öncesinde ve sonrasında sırtladığı yük ile tezin
yazımını ve nihayete erdirilmesini kolaylaştırdı. Tezin savunulmasından
hemen önce hayatımıza giren kızım Süheyla'ya da çok teşekkür eder, ken-
disi için Allah'tan güzel bir ömür niyaz ederim. Bu sebeplerle akademik
hayatımın temel eseri niteliğindeki doktora tezimi onlara ithaf ediyorum.
Son olarak çalışmamın basımını üstlenen On İki Levha Yayıncılık
AŞ'ye ve Erol Öz'e teşekkür ederim.
Kavacık, 2022
Dr. Muhammet Emin Bingöl
İÇİNDEKİLER
O.
.
NSO
..
Z ................................................................................................
VII
I•ÇI•NDEKI •LER ................................................................................ XI
KISALTMALAR .............................................................................
XXV
GİRİŞ ..................................................................................................... !
BİRİNCİ BÖLÜM
ADİ ORTAKLIKTA KİŞİ UNSURU VE KİŞİ
UNSURUNUN DEĞİŞİKLİĞE UĞRAMASI
I. KİŞİ UNSURU KAVRAMI. ........................................................... 11
A. Genel Açıklamal ar ..................................................................... 11
B. Ehliyet Sorunu ........................................................................... 16
II. ORTAK SIFATI (MITGLIEDSCHAFT) ......................................... 19
A. Kavram ..................................................................................... 19
B. Ortak Sıfatının Kazanılması ...................................................... 24
1. Genel Açıklamalar ............................................................... 24
2. Ortaklık Payı Üzerinde İntifa Hakkı Tesisi Halinde
Ortak Sıfatının Sahibi .......................................................... 25
C. Ortak Sıfatının Tekliği ............................................................... 27
III. ORTAK SIFATINDAN DOĞAN HAKLAR VE BORÇLAR ........ 34
A. Ortak Sıfatından Kaynaklanan Haklar ...................................... 34
XII
1
•
y·
o
·
netı
•
m ve
K
atı
1
ım Hakları ........................................................ 34
2. Mal Varlıksal Haklar ................................................................... 38
B. Ortak Sıfatından Doğan Borçlar ................................................... 40
IV. KİŞİ UNSURUNUN DEĞİŞMESİ ....................................................... 43
A. Kişi Çevresinin Değişmezliği İlkesi (Grundsatz der
personellen Geschlossenheit der Gesellschaft) ............................... 43
B. Kişi Unsurunun Değişebileceği Haller ......................................... 45
1. Değişiklik Kavramı ..................................................................... 45
2. Değişiklik Halleri ....................................................................... 48
a. Yeni Ortak Alımı ................................................................. 48
b. Çıkma ve Çıkarılma ............................................................ 50
1) Çıkma .............................................................................. 50
2) Çıkarılma ........................................................................ 52
c. Devir ...................................................................................... 53
İKİNCİ BÖLÜM
PAY DEVRİ AÇISINDAN TEMEL KAVRAM
OLARAK: ADİ ORTAKLIKTA PAY KAVRAMI
I. ADİ ORTAKLIĞIN MAL VARLIĞI. .................................................. 56
A. Genel Açıklamalar .............................................................................. 56
B. Karşılaştırmalı Hukukta Durum ..................................................... 59
l. Alman Hukuku ............................................................................. 59
a. Geleneksel (Klasik) Elbirliği Teorisi ................................... 60
b. Modern Elbirliği (Grup) Teorisi ........................................... 62
c. 29.01.2001 Tarihli Alman Federal Mahkemesi
Kararında Benimsenen Görüş .............................................. 64
2. İsviçre Hukuku .............................................................................. 66
3. Alman Federal Mahkemesi Kararının Türk
Doktrinindeki Yansımaları ........................................................... 70
C. Mal Varlığının Adi Ortaklık Açısından Zorunlu Olmaması. ....... 73
-
xın
il
•
D. Kural: Elbirliği Mülkiyet (Gesamteigentum/
Gesamthandeiguntum)
................·.·············
.
· ............
77
E. İstisna: Paylı Mülkiyet (Bruchteilseigentum)············ ············-·····- 80
F. Mal Varlığı Yapısının ve İlgili Yapının Teorik Olarak
Nitelendirilmesinı·n o··nemı·
••••••••••••••••••••••••
.......................
86
PAYKAVRAMI
••••••••••······ ····· ........... ·.·············· ··••••••••••••• ...
89
A.
Elbirliği Mülkiyet Rejiminde Payın Anlamı. ............................... 90
B.
Pay Kavramının Ticaret Şirketlerindeki Anlamı .......................... 93
1. Anonim Ortaklık Payı ........................................................... 93
2. Limited Ortaklık Payı ........................................................... 95
3. Şahıs Ortaklıklarının Payı .................................................... 96
C.
Adi Ortaklıkta Pay ...................................................................... 98
1. Genel Açıklamalar ................................................................. 98
2. Katılım Payı (Beitrag) ............................................................ 99
3. Kazanç ve Zarara Katılma Payı ........................................... 102
4. Ayrılma Payı ....................................................................... 105
5. Tasfiye Payı ......................................................................... 106
6. Mal Varlığı Payı. .................................................................. 108
7. Ortaklık Mal Varlığı Üzerindeki Pay (Anteil am
Gesellschaftsvermögen) ...................................................... 109
a. Genel Açıklamalar ......................................................... 109
b. Kavram .......................................................................... 110
c. Ortaklık Mal Varlığı Üzerindeki Pay ve Ortak Sıfatı
Arasındaki İlişki ............................................................. 113
8. Ortaklık Payı (Geselischaftsanteil) .......................................115
a. Terminoloji .................................................................... 115
b. Kavram ...........................................................................116
l) Genel Açıklamalar ................................................... 116
2)
Ortaklık Payının Unsurları ...................................... 117
3)
Ortak Sıfatı İle İlişkisi .............................................. 119
a) Yabancı Doktrin .................................................. 119
b) Türk Doktrini ..................................................... 123
•••••• •••••••••• 1
XN
c. Hukuk1 Niteliği ................................................................. 125
1) Genel Açıklamalar ....................................................... 125
2) Doktrindeki Görüşler .................................................. 126
a) Ortaklık Payının Hak Olmadığını İfade Eden
Görüş ................................................................... 126
b) Ortaklık Payının Hak Olduğunu İfade Eden
Goruş ..................................................................... 129
3) Görüşümüz .................................................................. 133
4) Ortaklık Payının Haklar Kategorisindeki Yeri. ........ 141
d. Özellikleri ............................................................................ 144
1) Bu..t.u.nlu"k ............................................................. 144
2) Tasarruf İşlemlerine Konu Olabilmesi. ..................... 146
a) Genel Açıklamalar ................................................. 146
b) Adi Ortaklık Payının Rehnedilebilmesi ............... 147
c) Adi Ortaklık Payının İntifa Hakkına Konu
Olabilmesi ................................................................150
3) Adi Ortaklık Payının Hacze Konu Olabilmesi ......... 155
a) Mukayeseli Hukuktaki Tartışmalar ...................... 155
i. Alman Hukuku ............................................... 155
ii. İsviçre Hukuku ................................................ 157
b) Türk Hukukunda Durum ..................................... 158
i. Genel Açıklamalar ............................................ 158
ii. Haczin Yapılışı ve Haciz Süreci ..................... 161
iii. Adi Ortaklık Payının Paraya Çevrilmesi ..... 165
III.ARADEĞERLENDİRME ..................................................................... 167
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ADİ ORTAKLIK PAYININ DEVRİ
I. İRADİ DEVİR ......................................................................................... 171
A. Genel Açıklamalar ............................................................................... 171
B. Kişi Unsurunun Değişmesine Rağmen Kişi Ortaklığının
Kimliğinin Korunması
..................................................................... 174
1. GenelAçıklamalar ....................................................................... 174
2. Değişikliğe Rağmen Ortaklığın Kimliğinin
Korunmasını Grup Teorisiyle Özdeşleştiren Görüş ........... 176
3. Eleştiri ve Go"ru··ş ........................................................... 179
••••••••••••·••••••••••••••••••••••••
C. Ortaklık Payının Tek Bir Hukuk1 İşlem Yoluyla Devri (Die
rechtsgeschaftliche Übertragung des Gesellschaftsanteil) ........ 182
1. Devrin Mümkün Olup Olmadığı Sorunu ........................... 182
a. Tarihsel Süreç ............................................................. 182
1) Tek Bir Hukuki İşlem Yoluyla Devrin Mümkün
Olmadığını İleri Süren Görüşler ......................... 182
2) Hukuki İşlem Yoluyla Devrin Mümkün Olduğunu
İleri Süren Görüşler ............................................ 184
a) Yabancı Doktrin .............................................. 184
b) Türk Hukuku .................................................. 189
b. Mevcut Düzen ............................................................ 190
1) GenelAçıklamalar ................................................ 190
2) TBK'nın 632. Maddesinin Lafzen İncelenmesi ....... 191
3) Devrin Konusu ..................................................... 195
2. Adi Ortaklık Payının Hukuki İşlem Yolu ile Devrinin
Hukuki Niteliği ............................................................... 197
3. Tek Bir Hukuki İşlem Yoluyla Ortaklık Payının Devrine
Uygulanacak Hükümler ................................................... 201
a. Genel Açıklamalar ..................................................... 201
b. Limited Ortaklık Payının Devrine İlişkin
Hükümlerin Kıyasen Uygulanması ............................. 204
c. Miras Payının Devrine İlişkin Hükümlerin Kıyasen
Uygulanması
............................................................. 205
d. Sözleşmenin Devri Hükmünün Kıyasen Uygulanması 207
1) Yabancı Doktrinde Sözleşmenin Devri Görüşü ....... 208
a) Adi Ortaklığın Sözleşme İlişkisi Olması ........... 209
b) Diğer Ortaklar Tarafından Onay Verilmesi
Şartının Alacağın Temlikinin Yapısına Uygun
Olmaması ....................................................... 21
ı
2) Türk Hukukunda Sözleşmenin Devrinin
U
ygu
1
anmasına
İt
ı
·
ş
k
ı
'
n
G
o
..
r
.
u
.
ş ........................ 213
e. Alacağın Temliki Hükümlerinin Kıyasen
Uygulanması .................................................................... 214
f. Sonuç ................................................................................ 218
1) Limited Ortaklık Payının Devrine İlişkin Hükümlerin
Uygun Olmayışı
........................................................ 218
2) Miras Payının Devrine İlişkin Hükümlerin Uygun
Olmayışı
..................................................................... 219
3) Sözleşmenin Devrine İlişkin Hükümlerin Uygun
Olmayışı
..................................................................... 219
a) Yabancı Doktrinde İleri Sürülen Görüşler .......... 219
b) Türk Hukuku Bakımından Değerlendirme ........ 221
i. Sözleşmenin Devrinin Uygulanmasına İlişkin
Alman Hukukunda İleri Sürülen Gerekçelerin
Türk Hukukuna Uygulanabilirliği
............. 221
ıı. Sözleşmenin Devri Hükümlerinin Adi
Ortaklık Payının Devrine Uygun Olup
Olmadığının Değerlendirilmesi
................. 222
4) Alacağın Temlikine İlişkin Hükümlerin Devre İlişkin
En Uygun Hükümler Oluşu
..................................... 227
4. Adi Ortaklık Payının Hukuki İşlem Yoluyla Devir Süreci ... 229
a. Devir Sözleşmesi. ............................................................ 229
1) Borçlandırıcı İşlem ..................................................... 231
a) Genel Açıklamalar ................................................ 231
b) Borçlandırıcı İşlemin Şekli ................................. 232
2) Tasarruf İşlemi .......................................................... 234
a) GenelAçıklamalar ............................................. 234
b) Tasarruf İşleminin Şekli ..................................... 234
3) Borçlandırıcı İşlemin Geçersizliğinin Tasarruf
İşlemine Etkisi
........................................................... 238
4) Tasarrufİşleminin Geçersizliğinin Ortaklık Payının
Devrine Etkisi.
.......................................................... 240
5) Sözleşmenin Tarafları ................................................. 245
a) Devreden ............................................................... 246
b) Devralan ................................................................ 24 7
ı. Devralanın Üçüncü Kişi Olması Hali ........ 247
ii. Devralanın Ortaklardan Biri Olması Hali.247
b. Ortaklara Bildirim Yapılması ...................................... 249
c. Diğer Ortakların Onayı ............................................... 251
1) Onayın Tarafları .................................................... 254
2) Onayın Zamanı ...................................................... 258
3) Onayın Şekli .......................................................... 260
4) Onayın Niteliği ...................................................... 263
a) Onayın Bağımsızlığı ........................................ 263
b) Onayın Hukuki Niteliği.................................... 267
5) Ortaklar Tarafından Onay Verilmemesi. ................ 270
a) Genel Açıklamalar ............................................ 270
b) Ortaklar Tarafından Onay Verilmemesinin
Hüküm ve Sonuçları ........................................ 273
i. Ortaklık Bakımından Hüküm ve Sonuçları273
ii. Ret Karanının Devreden ve Devralan
Arasındaki İlişki Bakımından Hüküm ve
Sonuçları ................................................... 274
iii. Mal Varlıksal Hakların Geçişine İlişkin
Durum ....................................................... 275
6) Ortakların Onay veya Ret Kararlarının Hükümsüz
Olması ................................................................... 279
5. Devrin Etkisini Gösterdiğin An ......................................... 279
6. Tüm Ortakların Eş Zamanlı Paylarını Devretmesi
Problemi ............................................................................ 281
7. Adi Ortaklık Payının Kısmen Devri ................................... 287
a. Ortaklık Payının Kısmen Devrinin Mümkün Olup
Olmadığı Sorunu ......................................................... 287
b. Ortaklık Payının Kısmen Devrinin Hukuki Niteliği .... 289
1) Ortaklık Payının Kısmen Bir Üçüncü Kişiye Devri 291
2) Ortaklık Payının Kısmen Bir Diğer Ortağa Devri ... 292
D. Çift Sözleşme ile Ortak Değişikliği (Mitgliederwechsel
durch Doppelvertrag) ............................................................... 293
1. Genel Açıklamalar .............................................................. 293
2. Bir Ortağın Ortaklıktan Çıkması. ...................................... 297
a. Genel Açıklamalar ........................................................ 297
b. Çıkma Sözleşmesi. ............................................................. 298
1) Tarafları ......................................................................... 299
2) Şekli ............................................................................... 300
3. Ortaklığa Yeni Ortağın Kabulü ............................................... 302
a. Genel Açıklamalar .............................................................. 302
b. Kabul Sözleşmesi ............................................................... 304
1) Tarafları ........................................................................ 307
a) Şekli ........................................................................ 308
4. Genişleme (Akkreszenz/Anwachsung) ve Daralma
(Dekreszenz/Abwachsung) Prensipleri
................................ 313
II. ADİ ORTAKLIK PAYININ MİRAS YOLUYLA İNTİKALİ. ........ 317
A. Ön Şart: Ortaklardan Birinin Ölümü ........................................... 317
B. Bir Halefiyet Klozunun Bulunması. .............................................. 320
1. Halefiyet Klozuna İlişkin Genel Açıklamalar ....................... 320
2. Halefiyet Klozu Çeşitleri ......................................................... 323
a. Basit Halefiyet Klozu (einfache Nachfolgeklasuel) ........ 323
b. Nitelikli Halefiyet Klozu (qualifizierte
Nachfolgeklausel) ................................................................ 324
c. Giriş Klozu (Eintrittklausel) .............................................. 325
3. Halefiyet Klozlarının Niteliği .................................................. 326
4. Halefiyet Klozlarının Şekli ...................................................... 328
5. Halefiyet Klozlarının Miras Hukukuyla İlişkisi ................... 330
a. Genel Açıklamalar .............................................................. 330
b. Ortaklıklar Hukuku Anlamında Halefiyet
Klozlarının Miras Hukukundaki Vasiyet Yoluyla
Miras Bırakma Serbestisi Üzerindeki Etkileri. ................ 330
III. ADİORTAKLIK PAYININ DEVRİNİN BENZER
KAVRAMLAR İLE İLİŞKİSİ .............................................................. 334
A. Adi Ortaklık Payının Devrinin Alt Katılım İle İlişkisi ............... 334
l. Anlamı. ......................................................................................... 334
2. Hukuki Niteliği ........................................................................... 336
3. Kuruluş Amacı ve Görünüş Şekilleri. ...................................... 337
4. Alt Katılımın Oluşumu .................................................. -.. ···· ·- 339
5. Alt Katılımın Türleri ........................................................ 343
6. Alt Katılımın Ortaklık Payının Devrinden Aynştınlrnası. 344
B. Adi Ortaklık Payının Devri İle Ortaklık Payının Tek
Taraflı Olarak Devri Arasındaki İlişki ..................................... 345
1. Payın Tek Taraflı Devrine İlişkin Genel Açıklamalar ........ 345
2. Payın Tek Taraflı Devrinin Ortaklık Payının
Devrinden Ayrıştırılması ................................................. 348
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
ADİ ORTAKLIK PAYININ DEVRİNİN
SONUÇLARI
I. MADDİ HUKUK AÇISINDAN SONUÇLARI. .......................... 351
A. Tek Bir Hukuki İşlem Yoluyla Pay Devrinin Sonuçları .............. 352
1. Devreden Kişinin Hukuki Durumu ................................... 353
a. Genel Açıklamalar ...................................................... 353
b. Ortak Sıfatından Kaynaklanan Borçlardan
Sorumluluğu............................................................... 355
c. Üçüncü Kişilere Karşı Borçlardan Sorumluluğu ............. 359
1) İsviçre Öğretisinde İleri Sürülen Görüşler ............. 360
a) ORArt. 18l'in Kıyasen Uygulanmasına Karşı
Olan Görüş .................................................... 360
b) ORArt. 18l'in Kıyasen Uygulanması Gerektiğini
Savunan Görüş ............................................... 363
2) Devredenin Sorumluluğu Bakımından TBK m.
202'nin Uygulanmasına İlişkin Türk Hukukundaki
Yaklaşıml ar ve Değerlendirme ................................. 365
d. Pay Devir Bedeli ......................................................... 372
2. Devralan Kişinin Hukuki Konumu ................................... 373
a. Ortaklık Mal Varlığının Geçişi .................................... 373
1) GenelAçıklamalar ................................................ 373
2) Ortaklık Mal Varlığında Taşınmaz Bulunması ....... 374
a) Genel Açıklamalar ............................................ 374
b) Tapu Sicilinin Düzeltilmesi ...............................376
c) Tescilin Hukukl Niteliği .................................. 381
d) Ortaklık Mal Varlığının Paylı Mülkiyet Şeklinde
Yapılandırılmış Olması Durumunda ................. 384
b. Yönetim ve Katılım Hakları .......................................... 385
1) Genel Olarak .......................................................... 385
2) Özellikle Temsil ve Yönetim Yetkisi ....................... 386
c. Mal Varlıksal Haklar ..................................................... 387
d. Özel Haklar ................................................................. 390
e. Mevcut Ortaklık Hukukundan Kaynaklanan
Borçlardan Sorumluluğu ............................................. 391
f. Üçüncü Kişilere Karşı Borçlardan Sorumluluğu ........... 394
3. Payın Kısmen Devrinde Durum ......................................... 395
4. Tek Bir Hukuki İşlem ile Pay Devrinin Vergi Hukuku
Bakımından Özellik Arz Eden Durumları .......................... 396
a. Önceki Vergi Borçla rından Sorumluluk ........................ 397
b. Devir ile Birlikte Doğan Vergi Borçlarından
Sorumluluk ................................................................. 399
B. Çift Sözleşme Yoluyla Ortak Değişikliğinin Hukuki Sonuçları402
1. Ortaklıktan Çıkan Kişinin Hukuki Durumu...................... 403
a. Genel Açıklamalar ....................................................... 403
b. Mal Varlığı Üzerindeki Hak Sahipliğinin
Kaybedilmesi .............................................................. 404
1) Kural: Elbirliği ile Mülkiyet .................................... 404
2) İstisna: Paylı Mülkiyet. ........................................... 405
c. Diğer Ortaklar Bakımından Genişlemenin
Meydana Gelmesi ......................................................... 406
d. Ortaksa! Hak ile Borçların Kaybedilmesi. ..................... 407
e. Ortaklıktan Çıkma ile Oluşan Hak ve Borçlar .............. 408
1) Çıkan Ortağın Hakları ........................................... 408
a) Ayrılma Bedeli Talep Hakkı .............................. 408
i. Genel Açıklamalar ..................................... 408
ii. Ayrılma Bedelinin Hesaplanması ······· •--•m413
b) Verilen Eşyanın Geri Alınması Hakkı .............. 415
c)
Borçtan Kurtarılmayı Talep Hakkı....................• 416
d) Teminat İstemek Hakkı ................................... 420
e) Tamamlanmamış İşlere Katılma HakkL ........... 421
i. Genel Açıklamalar ................................... 421
ii. Tamamlanmamış İş Kavramı .................... 422
iii. Talebin Kapsamı ve Niteliği. ...................... 423
f) Aksine Anlaşmalar .......................................... 426
f. Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı. ..................................... 427
1) Çıkan Ortağın Borçları ......................................... 427
a) Genel Açıklamalar .......................................... 427
b) Çıkan Ortağın Açıktan Sorumluluğu ............... 428
i. Sorumluluğun Kapsamı. ........................... 428
ii. Sorumluluğun Kaldırılıp Kaldırılamayacağı
Sorunu ..................................................... 432
g. Üçüncü Kişilere Karşı Sorumluluk ................................ 434
1) GenelAçıklamalar ................................................
434
2) Sorumluluğun Kapsamı ........................................
437
3) Diğer Ortaklara Rücu ............................................
443
2. Ortaklığa Kabul Edilen Kişinin Hukuki Durumu .............. 447
a. Üçüncü Kişinin Ortak Sıfatını İktisap Etmesi ............. 447
1) Genel Açıklamalar ................................................ 447
2) İktisabın Hukuki Niteliği ......................................
447
b. Ortaklık Mal Varlığı Üzerinde Hak Sahipliğinin
İktisap Edilmesi ......................................................... 450
1)
Kural: Elbirliği ile Mülkiyet .................................... 451
2)
İstisna: Paylı Mülkiyet. ........................................... 452
c. Diğer Ortaklar Bakımından Daralmanın Meydana
Gelmesi ..................................................................... 454
d. Ortaksa! Hak ile Borçların İktisabı .............................. 455
1) Yönetim ve Katılıma İlişkin Hak ile Borçların
İktisabı. ................................................................. 455
2) Mal Varlıksal Hak ile Borçların İktisabı. ................. 457
e. Üçüncü Kişilere Karşı Borçlardan Sorumluluk .............458
3. Ortak Sıfatının Çift Sözleşme Yoluyla Değişmesinde
Çıkan ve Kabul Edilen Kişiler Arasında Yapılan
Anlaşmalar ................................................................................. 465
4. Çıkma ve Kabul Sözleşmelerinden Birinin Geçersiz
Olmasının Sonuçları .................................................................... 466
a. Çıkma Sözleşmesinin Geçersiz Olmasının Sonuçla rı ..... 471
b. Kabul Sözleşmesinin Geçersiz Olmasının Sonuçları ...... 473
C. Adi Ortaklık Payının Miras Yoluyla İntikalinin Hukuki
Sonuçları
........................................................................................... 475
1. Payın Doğrudan Geçişi ........................................................... 475
2. Mirasçıların Ortak Konumu ................................................... 476
a) Doktrinde İleri Sürülen Görüşler ......................... 476
b) Değerlendirme ve Kanaat ...................................... 481
3. Halefiyet Klozunun Haklar Özellikle Oy Hakkı ve
Borçlar Üzerindeki Etkileri ...................................................... 484
a. Genel Açıklamalar .............................................................. 484
b. Özellikle Kişisel Borçların Üstlenilmesi ...........................486
4. Miras Ortaklığında Karar Alınması ....................................... 489
5. Miras Ortaklığının Sona Ermesi ............................................. 490
II. USUL HUKUKU AÇISINDAN SONUÇLARI ................................. 491
A. Genel Açıklamalar ........................................................................... 491
B. Süje Değişikliğinin Dava Açılmadan Önce Gerçekleşmesi ........ 492
1. Tek Bir Hukuki İşlem Yoluyla Devir ........................................ 492
2. Çift Sözleşme ile Devir .............................................................. 496
a. Çıkma Durumunda .............................................................. 496
b. Yeni Kabul Durumunda ........................................................ 498
3. Payın Miras Sonucu İntikali ...................................................... 499
C. Süje Değişikliğinin Dava Derdestken Gerçekleşmesi ................... 499
1. Tek Bir Hukuki İşlem Yoluyla Devir ......................................... 501
a. Payını Devreden Ortağın Davacı Tarafta Olması ........... 502
1) Dava Konusunun İç İlişkiden Kaynaklanması
Durumunda
..................................................................... 503
XXlII
2) Dava Konusunun Dış İlişkiden Kaynaklanması
Durumunda ............................................................
SOS
b. Payını Devreden Ortağın Davalı Tarafta Olması .......... SOS
1) Dava Konusunun İç İlişkiden Kaynaklanması
Durumunda ...........................................................
SOS
2) Dava Konusunun Dış İlişkiden Kaynaklanması
Durumunda ................................ ............................ _ 506
2. Çift Sözleşme ile Devir ....................................................... 508
a. Çıkma Durumunda ...................................................... 508
b. Yeni Kabul Durumunda .................................................. 509
3. Payın Miras Sonucu İntikali ................................................ 510
D. Süje Değişikliğinin Hüküm Kesinleştikten Sonra
Gerçekleşmesi ......................................................................... 51
l
SONUÇ ............................................................................................... 513
KAYNAKÇA .................................................................................... 539
....
KISALTMALAR
§
Paragraf
Abs.
Absatz
AcP Archiv für civilistische Praxis
a.e. aynı eser
AHBVÜHFD Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Dergisi
Art.
aşa.
AÜHFD
Artikel
. aşağıda
. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
AÜSBFD Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi
Dergisi
B Band
BAM
Bölge Adliye Mahkemesi
BATİDER
BB
BGB
BGE
Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi
Der Betriebs-Berater
(Almanya) Bürgerliches Gesetzbuch
... (İsviçre) Entscheidungen des schweizerischen
Bundesgerichts
BGH (Almanya) Bundesgerichtshof
BGHZ (Almanya) Entscheidungen des
Bundesgerichtshof in Zivilsachen
bkz. bakınız
C Cilt
Çev.
DB
Çeviren
. Der Betrieb
..
l
XXVI
DEÜHFD
Diss.
DnotZ
dn.
E
eBK
Ed.
ET
eTK
EWiR
ff.
FS
FusG
GbR
GmbH
GmbHG
GÜFHD
GVK
H
HD
HGB
HGK
hrsg.
HMK
InsO
iiK
İMÜHFD
İÜHFM
İBK
İKÜHFD
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi
Dissertation
Deutsche-Notar Zeitschrift
dipnot
Esas
818 sayılı Borçlar Kanunu
Editör
Erişim Tarihi
6762 sayılı Ticaret Kanunu
Entscheidungen zum Wirtschaftsrecht
und die Folgenden
Festschrift
(İsviçre) Bundesgesetz über Fusion, Spaltung,
Umwandlung und Vermögensübertragung
(Almanya) Gesellschaft bürgerlichen Rechts
(Almanya) Gesellschaft mit beschrankter
Haftung
(Almanya) Gesetz betreffend die Gesellschaften
mit beschrankter Haftung
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu
Heft
Yargıtay Hukuk Dairesi
(Almanya) Handelsgesetzbuch
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
herausgegeben
Hukuk Muhakemeleri Kanunu
(Alman) Insolvenzordnung
İcra İflas Kanunu
İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası
İçtihatı Birleştirme Kararı
İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi
►
XXVII
İsvBK
JA
JR
JURA
JuS
K
Karş.
KG
m.
MÜHF-HAD
NJW
Nr.
NZG
OHG
OR
s
s.
TBK
TMK
TST
1TK
UmwG
V
vb.
vd.
Vor.
VVAG
y
Yarg.
YKD
yuk.
ZBGR
İsviçre Borçlar Kanunu
Juristische Arbeitsblaetter
Juristische Rundschau
Juristische Ausbildung
Juristische Schulung
Karar
Karşılaştırınız
(Almanya) Kommanditgesellschaft
madde
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk
Araştırmaları Dergisi
NeueJuristische Wochenschrift
Numara
Neue Zeitschrift für Gesellschaftsrecht
(Almanya) Offene Handelsgesellschaft
(İsviçre) Obligationenrecht
Sayı
sayfa
Türk Borçlar Kanunu
Türk Medeni Kanunu
Tapu Sicil Tüzüğü
Türk Ticaret Kanunu
(Almanya) Umwandlungsgesetz
: Volume
ve benzeri
ve devamı
Vorbemerkung
(İsviçre) Verordnung des Bundesgerichts über
die Pfandung und Verwertung von Anteilen an
Gemeinschaftsvermögen
Yıl
Yargıtay
Yargıtay Kararlar Dergisi
yukarıda
Schweizerische Zeitschrift für Beurkundungs-
und Grundbuchrecht
XXVIII
ZBJV
ZEV
ZGB
ZGR
ZHR
ZIP
ZPO
ZSR
ZR
Zeitschrift des BernischenJuris tenvereins
Zeitschrift für Erbrecht und
Vermögensnachfolge
(İsviçre) Zivilgesetzbuch
Zeitschrift für Unternehmens- und
Gesellschaftsrecht
Zeitschrift für das gesamte Handels- und
Wirtschaftsrecht
Zeitschrift für Wirtschaftsrecht
(Almanya) Zivilprozessordnung
Zeitschrift für schweizerisches Recht
Zivilrecht
GİRİŞ
Çalışmanın konusunu adi ortaklıkta pay kavramı ve adi ortaklık
payının iradi devri ile miras yoluyla geçişi oluşturmaktadır. Hukuk sis-
temimizde kişi birliklerinin bazılarının tüzel kişiliği bulunmakta iken adi
ortaklık gibi tüzel kişiliği bulunmayan kişi birlikleri de mevcuttur. Adi
ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmaması, en temelde ortaklık ve ortak-
lar arasındaki ilişkinin saptanması sorununu gündeme getirir. Özellikle
ortaklığın ortaklardan ne ölçüde bağımsız olduğu sorunu, mukayeseli
hukukta uzun yıllardır tartışılmış, Alman hukukunda adi ortaklığın
ortaklarından bağımsız bir hak ehliyetinin var olduğu kanaatine ulaşıl-
mıştır. Buna karşılık Türk hukukunda Alman hukukunda geliştirilen ve
adi ortaklığın ortaklığı oluşturan ortaklardan bağımsız bir hak ehliyetine
sahip olduğuna dair yaklaşım benimsenmemiştir. Elbette her bir yaklaşı-
mın dogmatik anlamda adi ortaklığa ilişkin sorunların çözülmesine farklı
perspektifler kazandırdığı açıktır. Özellikle adi ortaklığın mal varlığı
yapısına dayalı olarak ortaya çıkan bu yaklaşımların daha iyi anlaşılması
için, adi ortaklığın mal varlığı yapısının da tüm ihtimaller dikkate alınarak
incelenmesi zorunluluğu doğmaktadır.
İşte bu noktada ortaklığı oluşturan ortaklar ile ortaklık arasında hu-
kuki ilişkinin tespit edilmesi gerekmektedir. Söz konusu ilişkinin tespit
edilebilmesi adına adi ortaklıkta pay kavramının ne anlama geldiğinin
irdelenmesi zorunluluğu doğmaktadır. Pay kavramının incelenmesi
suretiyle ortakların ortaklıkla olan ilişkisi belirli ölçüde ortaya konabil-
mektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda adi ortaklık özelinde pay
kavramına sıklıkla yer verilmiş olsa da, pay kavramının farklı bağlamlar-
2 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Orta.le/ık Paymm Devrı
da kullanılmış olması hatta yer yer hatalı olarak kullanılmış olması söz
konusu kavramın adi ortaklıklar bakımından incelenmeye değer olduğu
inancını doğurmaktadır. Ayrıca payın anlamları ortay a konarak, ortaklı-
ğın kişi unsurunun değişmesine sebep olan devrin hangi pay kapsamında
gerçekleştiği, devrin sonuçlarının TBK'da yer alan farklı pay kavramları
bakımından ne gibi sonuçlar ortaya çıkarabileceğinin tespiti de kolaylaş-
maktadır.
Adi ortaklığın TBK'da şahıs karakterinin ön planda olarak öngö-
rülmüş olması, ortaklığın kişi çevresinin değişmezliği prensibini de
uhdesinde barındırmaktadır. Söz konusu prensibin sonucu olarak, kişi
birliğini oluşturan süjelerden birinin değişmesi durumunda ortaklığın
sona ereceği varsayımı bulunmaktadır. Bununla birlikte uygulamada
çoğunlukla ortaklığın sona erdirilmeden ortak değişikliğinin gerçekleşti-
rilebilmesi ihtiyacı doğmaktadır. Bu anlamda, kanun koyucu tarafından,
şahıs karakteri ön planda ve tüzel kişiliği bulunmayan bir kişi birliği olan
adi ortaklık bakımından ortakların hareketliliği düşünülmemiştir. Or-
taklığı oluşturan ortaklar, ortaklığı üçüncü bir kişiyle devam ettirmek ya
da ortakların biri yerine bir başkasını almak isteyebilir. Benzer şekilde,
ortaklardan biri ortaklığa devam etmek istemiyor olabilir ya da ortaklıkta
herhangi bir sebepten dolayı bulunamıyor olabilir ve bu yüzden diğer
ortaklar ortaklığı devam ettirmek isterken ilgili ortak ortaklıktan çıkmak
istiyor olabilir. Bu gibi durumlarda tıpkı sermaye ortaklıklarında olduğu
gibi ortaklığın devam ederek, ortakların paylarını devretmek suretiyle
çıkmasının dogmatik olarak mümkün olması gerekmektedir. Bu anlamda
özel hukuka hakim olan sözleşme serbestisi prensibi gereğince, ortaklı-
ğın kimliğini koruyarak ortak değişikliğinin gerçekleştirilmesinin belirli
şartlar çerçevesinde mümkün olması icap etmektedir. Kişi unsurundaki
değişikliğe rağmen ortaklığın korunması, ortaklara, tasfiyeye girmek zo-
runda olmaksızın özgürce karar vermelerini sağlamaktadır. Bu anlamda
ortaklığın kişi çevresi yapısının esne k olması, ortakların menfaatinedir.
Bununla birlikte ortak değişikliğine rağmen ortaklığın sona ermeyip de-
vam etmesinde elbette ekonomik menfaatler de bulunmaktadır.
TBK'nın adi ortaklığa ilişkin
"Ortaklar aras ındaki ortaklık yapısın-
daki değişiklikler"
kenar başlıklı 632- 636. maddeleri arasında adi ortaklık
Gıriş 3
payının devrine ilişkin dolaylı daolsa yalnızca bir hüküm bulunmalcbdır.
Ancak söz konusu hüküm, adi ortaklık payının devri hususunda ortaya
çıkabilecek birçok soruna ilişkin çözüm sunmaktan uzaktır. Bu anlamda
adi ortaklık payının devrine ilişkin olarak gerek devir süreci gerekse dev-
rin sonuçları bakımından kanunda boşluk bulunduğunu ifade etmek ge-
rekmektedir. Zira adi ortaklık payının devrini dolaylı olarakdüzenleyen
TBK'nın 632. maddesinin 2.fıkrasında yalnızca devrin ortaklar bakımın-
dan
hüküm doğurabilmesi için, diğer ortakların onayının gerektiği husu-
su düzenlenmektedir. Bu anlamda
ilgili hüküm yalnızca, devir sürecinin
gerçekleşebilmesi için kural olarak mutlak bir şart olan diğer ortakların
onayını düzenleme altına almaktadır. Bunun dışında devir süreci ile iliş-
kili olarak; devrin konusu, devrin tarafları, devre uygulanacak hükümler,
devre uygulanacak şekil gibi hususlar kanun koyucu tarafından düzen-
lenme altına alınmamıştır. Temelde kanun koyucu tarafından yalnızca
onay şartının öngörülmüş olması da tarihsel olarak adi ortaklığın borç
sözleşmesi olarak görülmesinin bir tezahürüdür. Nitekim adi ortaklığın
TBK'da özel borç ilişkileri bölümünde düzenlenmiş olması da bu hususu
doğrulamaktadır. Zira kural olarak bir sözleşmese! ilişki, yalnızca tüm
tarafların onayıyla değiştirilebilir. Fakat kanun koyucunun bu tarihsel
yaklaşımı, adi ortaklığın niteliği ile tam olarak örtüş memektedir. Çalışma
kapsamında vurgulanacağı üzere, adi ortaklık borç ilişkisi olduğu kadar
organizasyon unsurları da bulunan bir kişi birliğidir.Dolayısıyla TBK'nın
ilgili hükümlerin gerek devrin konusu olarak adi ortaklık payının anlamı
gerekse
adi ortaklık payının devrinin gerçekleşmesine ilişkin bir yol gös-
termekten uzaktır.
Adi ortaklıklar gerek kolayca kurulabildiklerigerek kolay tasfiye edi-
lebildikleri gerekse sözleşme serbestisi ön planda olduğundan istenildiği
gibi şekillendirilebildikleri için, uygulamada en çok karşılaşılan ortaklık
tiplerinden biridir. Dolayısıyla adi ortaklıkların ortak sıfatında meydana
gelen değişiklikler ekonomik olarak önemli işlemlerdir. Bu anlamda ti-
cari hayatın ihtiyaç duyduğu hukuki belirliliğin sağlanması adına, kanun
koyucu tarafından ortak değişikliği durumunda meydana gelebilecek
sorunların düzenleme altına alınmış olması gerekmektedir. Yukarıda da
ifade edildiği üzere, Türk hukukunda adi ortaklığın payının devir süreci
4 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ııt Adi Ortaklık Payının Dtvri
ile devrin sonuçlarını kapsayan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Böyle bir durumda ilgili boşluğun yargı ve doktrin tarafından doldurul-
ması beklenmektedir. Ancak ne yazık ki Türk hukukunda, ne yargı ne öğ-
reti tarafından adi ortaklıklarda ortak değişimine ilgi gösterilmiştir. Hatta
çoğu zaman adi ortaklığın dogmatik alt yapısı ile ortaklık payının anlamı
tam olarak tespit edil(e)mediği için, ortak değişimine ilişkin olarak yanlış
sonuçlara ulaşıldığı görülmüştür. Adi ortaklık bakımından mehaz hukuk
niteliği taşıyan İsviçre ve Alman hukuklarında ise adi ortaklık payı ve adi
ortaklık payının hukuki işlemlere konu olması uzun yıllar boyunca tartı-
şılmış, söz konusu hususlar bakımından her iki ülkede de yaklaşık 50 yıldır
birçok monografik eser ile makale ortaya konmuştur. Ortaklıklar hukuku
bakımından temel ortaklık niteliğine sahip olan ve söz konusu bu hususun
pozitif olarak düzenlendiği adi ortaklığın ortak değişikliğine neden bu
kadar ilgisiz kalındığı ise anlaşılamamıştır. Türk hukukunda konuya ilgi
duyulmamış olması ve ortaya çıkan hukuki belirsizliğin giderilmesi ihtiya-
cı da eldeki çalışmanın hazırlanmasındaki temel saiklerden biridir.
Her ne kadar yabancı doktrin ve yabancı yargı kararları tarafından
adi ortaklıktaki kişi unsurunun değişimi noktasında birçok çözüm geliş-
tirilmiş olsa da özellikle Türk hukuku bakımından ortaya çıkan teorik ve
pratik sorunların neredeyse çoğu yine de cevapsız kalmaktadır. Bununla
birlikte genel olarak, ortaklık kompozisyonunun değişmezliği prensibine
rağmen ortak sıfatının değişmesinin mümkün olduğu, ortak değişikliği
için buna temel olabilecek bir ortaklık sözleşmesi hükmünün ya da diğer
ortakların tamamının onayının bulunması gerektiği kabul edilmektedir.
Ortaklık payının devri bakımından diğer ortakların onayının zorunlu
olınası dışında, sürecin tamamı belirsiz ve açıklanmaya muhtaçtır. Bu kap-
samda devrin konusunun ne olduğu dahil, ortaklık payının devrinin nasıl
gerçekleşeceği, devre hangi şeklin uygulanacağı gibi hususlarda doktrinde
farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Doktrindeki yaklaşımların farklı olına-
sının altında yatan sebep ise, adi ortaklık ve ortaklık mal varlığı yapısının
dogmatik olarak değişik nitelendirilmesidir. Özellikle mukayeseli hukukta
adi ortaklığın hukuki niteliği farklı şekilde ele alınmaktadır. Mukayeseli
hukuk bakımından ortak bir şekilde kabul edilen husus, adi ortaklığın
elbirliği topluluklarından biri olduğudur. Bu kapsamda elbirliğiyle hak
>
Giriş 5
sahipliğinin adi ortaklık bakımından "uygun hukuki elbise" niteliğinde ol•
duğu ifade edilmektedir. Elbirliği ortaklıklarındaki hakların kullanımında
kollektifliğin, onu adi ortaklık bakımından korporasyon ilişkisinin temeli
olması bakımından
uygun hale getirdiği ifade edilmektedir.
Eldeki çalışmada adi ortaklığın niteliğinin tespit edilmesi hedeflen·
memektedir.
Bununla birlikte bir üst paragrafta ifade edilen ve adi ortak·
lığın organizasyon
unsuru ile buna bağlı olarak adi ortaklık payının devri
bakımından elbirliğiyle hak sahipliğinin oynadığı rolün sorgulanması
amaçlanmaktadır. Özellikle yabancı doktrinde çoğunluk ve Türk huku·
kunda yer yer adi ortaklığın elbirliği mülkiyetten bağımsız bir şekilde
açıklan(a)mamasıbu amacı zorunlu kılmıştır. Zira daha önce kısaca ifade
edildiği üzere adi ortaklıkta esas olan, sözleşme serbestisidir. Ortaklar,
ticaret ortaklıklarının ve özellikle anonim ile limited ortaklıkların aksi·
ne, ortaklığı iç ilişkide istedikleri gibi yapılandırmakta serbesttir. Hatta
anonim ve limited ortaklık sözleşmesindeki sınırlandırmaların aşılması
adına çoğu zaman adi ortaklık niteliğindeki sözleşmeler yapılmaktadır.
Nitekim adi ortaklığa hakim olan sözleşme serbestisinin temini amacı ile
adi ortaklığa ilişkin TBK'nın hükümlerinin büyük bir çoğunluğu yedek
hukuk kuralı niteliğindedir. Adi ortaklığın uygulamada sıklıkla tercih
edilmesinin sebeplerinden biri de bu husustur. Dolayısıyla her bir adi or·
taklık, tıpkı bir insanın
parmak izi gibi, biriciktir. Bu yüzden uygulamada
atipik adi ortaklıkların bulunması pek doğal karşılanmakta ve bu durum
ile sıklıkla karşılaşılmaktadır.Bu kapsamda adi ortaklık sözleşmesi ile or·
taklığın
mal varlığının paylı mülkiyet şeklinde yapılandırılması mümkün
olduğu gibi ortaklığın
niteliği gereği ya da ortakların sözleşmese! tercihi-
nin bir sonucu olarak ortaklığın
herhangi bir mal varlığının olmaması da
mümkündür. Hal böyle olunca
adi ortaklığa ve adi ortaklık payının devir
süreci ile devrin sonuçlarına ilişkin açıklamaların tamamının kanuni tip
olan elbirliği ortaklığı olan adi ortaklık çerçevesinde yapılması yanıltıcı
olabilmektedir. Elbette tipik adi ortaklık sözleşmesi çerçevesinde dog-
matik temeller oluşturulması gerekmektedir. Ancak adi ortaklık bakı-
mından herhangi bir mal varlığı oluşunun zorunlu olmaması karşısında,
açıklamaların mal varlığına nispetle yapılması, adi ortaklığın kendisine
dair yapılması gereken tespitlerin bazılarının ıskalanması sonucunu do-
6 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı vt Adi Ortaklık Payının Dtı,,;
ğurmaktadır. Bu yüzden bu çalışma kapsamında, teorik açıklamaların
çoğunda elbirliğiyle hak sahipliğinin söz konusu olduğu dış adi ortaklık
yani tipik adi ortaklık göz önünde bulundurularak açıklamalar yapılmak-
la birlikte, mal varlığının yapılandırma biçiminden bağımsız olarak salt
adi ortaklığın kendisini konu alan hususlar açısından, elbirliği mülkiyeti
yaklaşımından sıyrılmış bir bakış açısı ile meselelerin çözülmesi hedef-
lenmektedir. Bu hedef uğruna, çalışmanın bütününde teorik açıklama-
larda bulunurken, genel olarak elbirliğiyle hak sahipliğinin söz konusu
olduğu dış adi ortaklık esas alınmış olmakla birlikte; mal varlığının farklı
olarak yapılandırılmış olması sebebiyle farklılıkların arz edebileceği dü-
şünülen noktalarda, paylı mülkiyetin benimsenmiş olınası ihtimali ve
adi ortaklığın herhangi bir mal varlığına sahip olınaması ihtimallerine de
değinilmesi planlanmaktadır.
Adi ortaklığa ve özellikle eldeki çalışma özelinde adi ortaklık pay
kavramı ve adi ortaklık payının devrine ilişkin Türk hukukunda başvu-
ru kaynağının azlığı sebebiyle, çalışmanın bütününde İsviçre ve Alman
hukuklarında ileri sürülen doktrin görüşleri ve yargı kararlarına sıklıkla
başvurulacaktır. Ancak söz konusu hukuk çevrelerindeki yaklaşımlardan,
Türk hukukunda ortaya çıkabilecek sorunlar bağlamında istifade edilme-
si öngörülmektedir.
Çalışmanın adi ortaklıkta pay ve adi ortaklık payının devrine odak-
lanması sebebiyle, ilk bölümde tüm ortaklık sözleşmelerinde olduğu gibi
adi ortaklık sözleşmesinin de temel unsurlarından biri olan kişi unsuru
ve kişi unsurunun değişikliğe uğraması hususunun incelenmesi düşünül-
mektedir. Bu kapsamda adi ortaklığın kişi unsuru kısaca incelendikten
sonra, ortak sıfatının anlamı, ortak sıfatına kimlerin sahip olduğu ve or-
tak sıfatının tekliği hususları irdelenecektir. Daha sonra devrin kapsamı
ve devrin sonuçlarının da daha iyi anlaşılabilmesi adına ortak sıfatından
kaynaklanan hak ile borçlara -genel bir bakış oluşturması hedeflenerek-
değinilecektir. Ardından ortaklık payının devrinin adi ortaklıktaki kişi
unsurunu değiştirecek olması ihtimalinin yüksek olması sebebiyle kişi
unsurunun değişmesi hususu ile adi ortaklıkta kanuni bakış olan; "kişi
çevresinin değişmezliği" prensibi, bu prensibin sınırları ve söz konusu
7 Giriş
prensipten ayrılan noktalar olan, yeni ortak kabulü ve çıkma ile çıkarılma
kavramları genel hatları ile açıklanacaktır.
Çalışmanın ikinci bölümünde adi ortaklıkta pay kavramı incele-
necektir. Özellikle karşılaştırmalı hukukta adi ortaklığın mal varlığının
yapılanması şekline göre adi ortaklıklar bakımından birçok farklı sonuca
ulaşılmıştır. Sadece bu bölüm bakımından değil, adi ortaklığın geneline
yönelik olarak ortaklık mal varlığının yapılanma şekli ve söz konusu
yapılanmanın hukuken nitelendirilmesi, doktrinde değişik biçimlerde
tartışılmış ve bunlara çeşitli neticeler bağlanmıştır. Bu bölümde adi
ortaklık mal varlığı yapısının şekli ve söz konusu yapının teorik olarak
nitelendirilmesinin adi ortaklık payı bakımından önemi ortaya konmaya
çalışılacaktır. Mal varlığı yapısının özellikle devrin sonuçlan bakımından
farklı sonuçları bulunmaktadır. İlgili sonuçların gereği gibi tespit edile-
bilmesi için, adi ortaklık mal varlığı karşılaştırmalı hukuktaki tartışmalar
ile birlikte incelenecektir. Ardından adi ortaklıkta pay kavramının daha
iyi analiz edilebilmesi adına elbirliği ile mülkiyetteki pay kavramı ile
ticaret ortaklıklarındaki pay kavramı açıklanacaktır. Sonrasında adi or-
taklıkta pay kavramı izah edilecektir. Adi ortaklığa ilişkin olarak TBK'da
"pay" kavramı farklı bağlamlarda
kullanılmış ve her biri birbirinden farklı
anlam taşımaktadır. Ancak TBK, bu payın öznesini ve neyi içerdiğini
düzenlememiştir. Dolayısıyla her olay açısından, ortaklığın mal varlığı
durumu ve yapısı da göz önüne alarak, farklı yerlerde kullanılan her bir
pay kavramının hangi anlama geldiğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
Doktrinde genel olarak ortaklık mal varlığı üzerindeki pay, ortaklık payı,
mal varlığı payı ve sermaye payı arasında farklılık olduğu belirtilse de,
söz konusu payların anlamı ve paylar arasındaki karşılıklı ilişki tamamen
açığa kavuşturulmamıştır.Dolayısıyla
bu bölümde, adi ortaklık bakımın-
dan gündeme gelebilecek "pay" kavramı bütünsel olarak incelenecektir.
Bölüm kapsamında adi ortaklık mal varlığı üzerindeki pay ve ortaklık
payı kavramlarının incelenmesine ayrı bir ihtimam gösterilecektir. Bu
bağlamda ilk olarak ortaklık mal varlığı üzerindeki pay teorik olarak izah
edilecek ve ardından söz konusu
payın ortak sıfatı ile ilişkisi ortaya kona-
caktır. Bunu takiben, ortaklık payı kavramı tüm açılardan incelenecektir.
Kavrama ilişkin terminolojik tartışmalar, ortaklık payının ortak sıfatı ile
ı
8 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devr;
ilişkisi, hukuki niteliği ve özellikleri, mukayeseli hukuktaki görüşler de
dikkate alınarak açıklanacaktır. Bu kapsamda özellikle ortaklık payının
hukuki niteliğinin tespiti, ortaklık payının hukukl işlemlere konu olması
ve haczi bakımından büyük bir öneme sahiptir. Bu yüzden devir dışında
adi ortaklık payının intifaya ve rehne konu olup olamayacağı ile haczi
kabil olup olmadığı hususlarının da bu bölüm içerisinde tespit edilmesi
amaçlanmaktadır.
Çalışmanın üçüncü bölümünde adi ortaklık payının devri incele-
necektir. Ancak bu inceleme yapılırken yalnızca hukuken cüz'i halefiyet
doğuran tek bir hukuki işlem yoluyla devir değil, aynı zamanda hukuken
halefi.yet hali olmasa da ekonomik anlamında devir niteliğinde olan çift
sözleşme ile devir yöntemi de incelenecektir. Buna ek olarak önemine
binaen külli halefiyet hallerinden olan ortaklık payının miras yoluyla
geçişi de bu bölüm içerisinde izah edilecektir. Diğer külli halefiyet halleri
ile ortaklık payının kanuni olarak geçebileceği diğer haller, bu çalışma
kapsamında inceleme altına alınmayacaktır. Söz konusu bölümde ilk
olarak ortaklık payının devrine tarihsel bir bakış atılması planlanmakta-
dır. Ardından kişi unsurunun değişmesinin ortaklığın kimliğini etkileyip
etkilemeyeceği İsviçre ve Alman hukuklarında ileri sürülen görüşlere
eleştirel bir bakış açısıyla ortaya konmaya çalışılacaktır. Akabinde cüz'i
halefi.yet hali olan tek bir hukuki işlem yoluyla payın devri incelenecektir.
Söz konusu başlık çerçevesinde ilk olarak devrin tarihi arka planına yer
verilecek, sonrasında devre ilişkin TBK'nın 632. maddesinin lafzı ince-
lenerek devrin konusu tespit edilecektir. İlgili tespit yapıldıktan sonra
devre uygulanması gereken hükümlere ilişkin karşılaştırmalı hukukta yer
verilen görüşler de dikkate alınarak incelemelerde bulunulacaktır. Uygu-
lama alanı bulması gereken hükümler de tespit edildikten sonra, devir
sürecinin işleyişi incelenecektir. Bu minvalde ilk olarak, taraflar arasında
yapılacak borçlandırıcı işlem ve tasarruf işleme ilişkin hususlar açıkla-
nacak; söz konusu işlemlerin geçersizliğinin devre etkisi saptanacaktır.
Daha sonrasında, devrin gerçekleşebilmesi için var olması gereken onay
şartı her açıdan irdelenecektir. Ayrıca uygulamada ve doktrinde "payın
kısmen devri" kavramı sıklıkla kullanıldığı için, ortaklık payının kısmi
9 Giriş
devri; ilgili kavramın yerinde liği ve ortaklık payının kısmen devrinin
hukuki niteliği hususları da mütalaa edilecektir.
Adi ortaklıkta ortak sıfatı, ortaklar arasında ortaklık sözleşmesinin
kurulmasıyla meydana gelir.Bu kapsamda ortak sıfatını doğuran ortaklık
sözleşmesinin değiştirilmesi ile de ortak değişikliğinin gerçekleştirilmesi
mümkündür. Yabancı doktrinde eski dönemde, adi ortaklıkta ortak deği-
şikliğinin yalnızca ortaklık sözleşmesinin değiştirilmesiyle mümkün ol-
duğu görüşü ileri sürülmüştür. Bu kapsamda söz konusu yaklaşıma göre,
ortak değişikliği, yanlızca çift sözleşme yöntemiyle, yani kabul ve
çıkış
sözleşmesi ile mümkündür. Söz konusu teori, ortak sıfatının devrini,
ortaklığa yeni ortak alımı ve ortaklardan birinin ortaklıktan çıkmasının
kombinasyonu olduğu şeklinde yorumlamaktadır. Günümüzde ortaklık
payının tasarruf işlemi yoluyla devredilebileceği genel olarak kabul edil-
mektedir. Bu yüzden çoğu durumda, ortak değişikliği, ortaklık payının
bir ortak tarafından bir üçüncü kişiye hukuki işlemle devri ile gerçekleş-
mektedir. Ancak ortaklık payının tasarruf işlemi yoluyla devredilebilece-
ğininkabulü, ortakların somut olay kapsamında
ortak değişikliği için, çift
sözleşme yoluna başvurabileceği durumunu değiştirmez. Dolayısıyla bu
bölümde ekonomik olarak ortaklık payının devri sonucunu doğuran ve
aslında adi ortaklık bakımından kadim ortak değişikliği yöntemi olan çift
sözleşme ile süje değişikliği incelenecektir.İlgili süreç çıkma ve kabul ola-
rak birbirinden bağımsız iki süreci kapsadığı için, her iki süreç de detaylı
bir şekilde bu başlık altında açıklanacaktır.
Çalışmanın üçüncü bölümünde ayrıca, önemine binaen ve temelde
bir diğer payın devir/ geçiş şekli olması hasebiyle, adi ortaklık payının
miras yoluyla intikali de konu bütünlüğünün sağlanması amacıyla ele
alınacaktır. Bu kapsamda ortaklık payının miras yolu ile geçişi için gerekli
şartlar ve bu kapsamda özellikle halefıyet klozlarının türleri, nitelikleri ve
ortaklıklar hukuku anlamında kararlaştırılan halefıyet klozları ile miras
hukuku arasındaki ilişki açıklanacaktır.
Üçüncü bölümün son kısmında ise, adi ortaklık payının devrine
benzer iki kavramla ortaklık payının devri arasındaki ilişki ortaya kona-
caktır. Her iki kavram da paydevrinin dolaylı olarak hüküm altına alındığı
10 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaldılc Payının Devri
TBK'nın 632. maddesinde düzenlendiği için, gerek teorik olarak gerekse
pratik açıdan kavramların ve ilgili süreçlerin birbiri ile kanştınlmasının
önlenmesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda ilk olarak "alt katılım" kav-
ramı genel hatlarıyla açıklanacak olup, ortaklık payının devrinden farklı
olduğu yönleri tespit edilecektir. Daha sonrasında TBK'da "tek taraflı pay
devri" olarak ifade bulan kavram izah edilecek; ortaklık payının devrin-
den ayrıldığı hususlar saptanacaktır.
Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde, üçüncü bölümde incelen-
miş olan ortaklık payının üç farklı geçiş şeklinin maddi ve usul hukuku
bakımından doğurduğu hukuki sonuçlar incelenecektir. Bölümün
ilk
kısmında her bir geçiş türü bakımından ayrı ayrı devreden ile devralanın
hukuki pozisyonları, haklar ile borçlar ekseninde detaylı bir şekilde tespit
edilecektir. Bu kapsamda devrin maddi hukuk bakımından sonuçları,
ayrıca tapu hukuku ve vergi hukukuna ilişkin özellik arz eden hususlar
çerçevesinde de ele alınacaktır. Yine miras hukuku bakımından meydana
gelen sonuçlar bakımından gündeme gelebilecek sorunlar da bu bölüm-
de ele alınacaktır. Bu bölümün ikinci kısmında ise devrin usul hukuku
bakımından sonuçları irdelenecektir. Üçüncü bölümde ifade edilen ve
adi ortaklıkta süje değişikliğine yol açan hukuki işlemler ile ortaklık
payının miras sonucu intikalinin yalnızca maddi hukuk bakımından so-
nuçları bulunmamaktadır. Söz konusu ortak değişiklikleri aynı zamanda
usul hukuku bakımından da birçok sonuç meydana getirmektedir. Zira
Alman hukukundan farklı olarak, Türk hukukunda adi ortaklığın taraf
ehliyetinin var olduğu kabul edilmemektedir. Bu yüzden davanın tarafları
ortaklık değil, ortaklardır. Davanın taraflarının ortaklar olması temelde,
ortak değişikliği yalnızca maddi hukuku bakımından değil usul hukuku
bakımından da -en azından yargılama açısından- birtakım neticeleri gün-
deme getirir. Bu yüzden bu bölüm kapsamında her bir süje değişikliğinin
davanın farklı aşamalarına göre nasıl sonuçlar ortaya çıkarabileceği de
incelenecektir.
BİRİNCİ BÖLÜM
ADİ ORTAKLIKTA KİŞİ UNSURU VE KİŞİ
UNSURUNUN DEĞİŞİKLİĞE UĞRAMASI
I. KİŞİ UNSURU KAVRAMI
A. Genel Açıklamalar
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 620. maddesine göre,
adi ortaklık sözleşmesi, ikiya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını
ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.
Kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere, adi ortaklığın temel unsurların-
dan biri, kişi unsurudur. Adi ortaklık kişilerin ortak sıfatı ile katıldığı bir
kişi grubudur
1
•
Adi ortaklıktan bahsedilebilmesi için en az iki kişinin var olması
gerekmektedir. Söz konusu asgari sayı, yalnızca adi ortaklığın kuruluş
anında değil; ortaklığın devamı boyunca da korunmalıdır. Doktrinde
1
Werner Flume, Allgemeiner Teil des Bürgerlichen Rechts, Die Personengesellsc-
haft, Berlin, Heidelberg, New York 1977 (Anılış: Allgemein), s. 127; Aynur Yongalık ,
Adi Şirkette Sermaye Payı, Ankara 1991, (Anılış: Sermaye), s. 6.
2
Walter Fellmann/Karin Mililer, Berner Kommentar, Schweizerisches Zivilgesetzbu-
ch, das Obligationenrecht, Band VI, 2. Abteilung, Die einzelnen Vertragsverha-
eltnisse, 8. Teilband: Artikel 530-544 OR, hrsg. Heinz Hausheer/Hans Peter Walter,
Bern 2006, Art. 530, Nr.18; Oruç Hami Şener
1 Adi Ortaklık, Ankara 2008
1 (Anılış: Adi
Ortaklık.)
1 s. 3; Fikret Eren
1 Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 9. Baskı, Ankara 2021,
(Anılış: Borçlar Özel), Nr. 2863.
"Adi ortaklık bir kişi birliği olmakla, temel unsuru ki-
şidir. Kanunun lafzından da anlaşıldığı üzere adi ortaklık ilişkisinin kurulabilmesi için, iki
ya da daha fazla gerçek veya tüzel kişinin
bir araya gelmesi gerekmektedir." Yarg. HGK, T.
24.04.2013, E. 2012/ 13-798, K. 2013/568.
12 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Ad{ Ortaklık Payının Devri
ortak sayısının herhangi bir sebeple bire düşmesi halinde ortaklığın sona
ereceği haklı olarak ifade edilmektedir3.Gerçekten de her ne kadar adi or-
taklığın sona erme sebeplerine ilişkin TBK'nın 639. maddesinde sayılan
sebepler arasında yer almasa da, en az iki kişinin varlığı ortaklığın temel
unsuru olduğu ve ortaklığın tek kişi ile kalması halinde, söz konusu unsur
ortadan kalkmış olacağı için, ortak sayısının bire düşmesinden itibaren
adi ortaklık kendiliğinden sona ermiş olacaktır4.
Kanun hükmünde ortaklığın kurulması açısından kişi sayısı için
alt sınır öngörülmüş olsa da, herhangi bir üst sınır öngörülmemiştir.
Dolayısıyla ortaklığın kuruluşunda ortaklar ortak sayısını diledikleri gibi
belirleyebilirler5.Ancak hem adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmaması
hem de organizasyonun çok ortaklılığa elverişli olmaması sebebiyle, uy-
gulamada çok kişiden müteşekkil adi ortaklıklara sık rastlanmamaktadır6.
3
Lukas Handschin/Reto Vonzun, Kommentar zum schweizerischenZivilrecht, Obli-
gationenrecht,Teilband V/ 4a, Die einfache Gesellschaft, Art.530-551 OR, Zürich,
Basel, Genf2009, Art. 530, Nr. 230; Şener, Adi Ortaklık, s. 3.
4
Alman doktrininde belirli hallerde ortaklığın tek kişi ile devam edeceği ifade edilmiştir.
Buna göre, ortaklık payının özel bir şekilde tahsisinin söz konusu olduğu hallerde or-
taklık tek kişi kalsa da üçüncü kişinin menfaatinin korunması adına, ortaklığın devam
ettiğinin kabulü gerekir. Bu yönde bkz. Carsten Seha.fer, Gesellschaft bürgerlichen
Rechts und Partnerschaftsgesellschaft, Sonderausgabe aus Bd. 6 (Schuldrecht Be-
sonderer Teil
IV) des Münchener Kommentars zum Bürgerlichen Gesetzbuch, 8.
Auflage, München 2020, § 705 BGB, Nr. 62.
5
Peter Ulmer, Gesellschaft bürgerlichen Rechts und Partnerschaftsgesellschaft,
Sonderausgabe aus Band
5 (Schuldrecht Besonderer Teil 111) des Münchener
Kommentars zum Bürgerlichen Gesetzbuch, 3.Auflage, München 1997, § 705 BGB,
Nr. 66; Fatih Bilgili/ Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, 9. Baskı, Bursa 2013, s. 22;
Hasan Pulaşlı,
Şirketler Hukuku Şerhi, C. I, Ankara 2018, (Anılış: Şerh I) s. 29. Uy-
gulamada çok ortaklı adi ortaklıkların bulunduğu yönünde bkz. Cengiz Aşkan, Adi Şir-
ketin Yônetimi, Ankara 2003, s. 20. Yine uygulamada adi ortaklıkların çoğu zaman iki
kişiden oluştuğu; iki ortaktan daha fazla ortak sayısına sahip olan adi ortakların ise üç
veya dört kişiden müteşekkil olduğu yönünde bkz. Bilgili/Demirkapı, s. 22.
6
Handschin/Vonzun, Art. 530, Nr. 230; Nami Barlas, Adi Ortaklık Temeline Dayalı
Sözleşme İlişkileri, 4.Bası, İstanbul 2016, s.19; Yongalık, Sermaye, s. 6; Hasan Pulaşlı,
Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Ankara 2021, (Anılış: Genel Esaslar) s. 29; Tamer
Bozkurt,
Şirketler Hukuku, Ankara 2021, s. 6.
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değişikliğe Uğraması 13
Bir görüş adi ortaklığın, çok sayıda ortağa açık, organizasyona sahip bir
kişi topluluğu olarak kurulmasının mümkün olduğunu ifade etmektedir-.
Kanun hükmünde ortaklığın en az iki kişiden oluşması gerektiği ifa-
de edilmiş ve fakat bu iki kişinin gerçek ve/veya tüzel kişi olup olmaması
gerektiğine ilişkin herhangi bir sınırlama öngörülmemiştir. Dolayısıyla
adi ortaklık ortakları gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir8. Bu
husus bir başka şahıs ortaklığı olan kollektif ortaklık ile adi ortaklık ara-
sındaki temel farklardan biridir. TTK'nın 153. maddesine göre, kollektif
ortaklık ortakları, yalnızca gerçek kişi olabilir. Yine komandit ortaklıkta
komandite ortağın da gerçek kişi olması zorunluluğu TTK' nın 304. mad-
desinin 3. fıkrası gereğince zorunludur. Bu yönüyle adi ortaklık komandit
ortaklıktan da ayrılır.
Adi ortaklık ortaklarının tüzel kişi ya da gerçek kişi olabilmeleri
hususunda herhangi bir tartışma bulunmasa da, tüzel kişiliğe sahip bu-
lunmayan kişi topluluklarının bağımsız bir birlik halinde adi ortaklıkta
yer alabilip alamayacakları doktrinde tartışmalıdır. Alman hukukundaki
yaygın kanaat, tüzel kişiliği haiz olmayan toplulukların adi ortaklıklara
ortak olarak katılabilecekleriyönündedir
9
.
Ancak özellikle bu toplulukla-
ra örnek olarak kollektif ve komandit ortaklıklar gösterilmektedir. Alman
hukukunda her ne kadar her iki ortaklık tipinin de tüzel kişilikleri bu-
7 Y. Ümit Doğanay, Adi Şirket Akdi (Akdin Unsurları, Kurulması Hükümsüzlüğü),
İstanbul 1968, s. 32.
8 Adi ortaklığın ortaklarından birinin tüzel kişi olabilmesi bakımından ayrıca belirtmek
gerekir ki, ilgili tüzel kişinin özel hukuk tüzel kişisi olmak zorunluluğu bulunmamakta-
dır. Kamu tüzel kişiliğini haiz kişilerin de adi ortaklık ortağı olabilmesi mümkündür. Bu
yönde bkz. Pulaşlı, Şerh I, s. 29; Abuzer Kendigelen/ İsmail Kırca, Şirketler Hukuku
Cilt 1: Giriş, Adi Şirket, Ticaret Şirketleri Genel Hükümler ve Şahıs Şirketleri,
İs-
tanbul 2021, (Anılış: Kırca (Kendigelen/ Kırca)), Nr.135.
9 Hans Theodor Soergel/Walter Hadding/Er ik Kiessling, Bürgerliches Gesetzbuch Sc-
huldrecht 9/1,
§ § 705-758, 13. Auflage, Stuttgart 2012, BGB § 705, Nr. 24; Alfons
Kraft/Peter Kreutz,
Gesellschaftsrecht, 8.Auflage, Neuwied und Frankfurt 1990, s. 99;
MüK.o-Schafer,
§ 705 BGB, Nr. 78-80; Harın Peter Westermann, Erman Koınmentar
zum Bürgerlichen Gesetzbuch,
16. neu bearbeitete Auflage, Köln 2020, Nr . 21; Step-
hanWolf, "Subjektwechselbeieinfachen Gesellschaften" , ZBGR, S.1, 2000, s.1-21, (Anılış:
ZGBR), s. 15; Thomas Heidel, NomosKommentar, BGB Schuldrecht, Band 2/2: §
§
611-853, 3. Auflage, Baden-Baden 2016, § 705 BGB, Nr. 23.
14
Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortak1ık Payının Devri
lunmasa da hak ehliyetleri bulunmaktadır. Bu yüzden adi ortaklığa ortak
�lmalarının kabulü de doğaldır. Benzer tartışma aşağıda detaylı olarak
ıncelenecek Alınan Federal Mahkemesi kararı
ıo öncesi adi ortaklıklar
bakımından daha yoğun bir şekilde yapılmış olup, söz konusu tartışma,
Türk hukuku bakımından daha anlamlıdır. Zira Alman hukukunda Fede-
ral Mahkemenin kararı öncesi hak ehliyeti kabul edilmeyen adi ortaklığın
yine de başka bir adi ortaklığa ortak olabileceği kabul edilmekteydi. Fe-
deral Mahkemenin kararı sonrası, artık elbirliği ile mülkiyet şeklinde ya-
pılanmış (dış) adi ortakların hak ehliyetine sahip oldukları kabul edildiği
için, başka bir adi ortaklıkta ortaksıfatını iktisap etmeleri de mümkündür.
Adi ortaklığın niteliği bakımından Türk hukukuna benzer bir konum-
da olan İsviçre hukukunda ise bir adi ortaklığın başka bir adi ortaklığa ortak
olup olamayacağı hususu tartışmalıdır'
1
ve haklın görüş, adi ortaklıkların
başka bir adi ortaklıkta ortak sıfatını iktisap edebileceği yönündedir.
Türk öğretisinde de ilgili husus tartışmalıdır. Doktrinde bir görüşe
göre, adi ortaklık ortaklarından birinin bir başka adi ortaklık olabilmesi
mümkündür. Söz konusu görüş gerekçe olarak, adi ortaklık sözleşme-
sinin niteliğini göstermektedir
12
. Buna karşılık diğer görüş, adi ortaklık
10
Bkz. aşa. 2. Bölüm, I, B, 1, c.
11
Bir adi ortaklığın diğer bir adi ortaklıkta or tak olabileceği yönünde bkz. Arthur Mei-
er-Hayoz/Peter Forstmoser/Rolf Sethe,
Schweizerisches Gesellschaftsrecht, 12.
Auflage, Bern, 2018,
§ 12 Nr. 17; Werner von Steiger, Schweizerisches Privatrecht,
Handelsrecht, Band VIIl/1,
Basel und Stuttgart 1976, s. 355; Theo Guhl/Max Kum-
mer,"Adi Şirket, Tarif ve Kuruluş'� Çev. Sait Kemal Obut, AÜSBFD, C. 1O, S. 2, 1955, s.
159-170, s.163.
İsviçre hukukunda aksi görüş için bkz. Fellmann/Müller, Art. 530, Nr. 372; Handschin/
Vonzun, Art. 530, Nr. 233; Lukas Handschin,
Basler Kommentar Obligationenrecht
II, 5.Auflage, Basel, 2016, Art. 530 Nr. 3 (Anılış: BSK- Handschin); Reto Vonzun, Re-
chtsnatur und Haftung der Personengesellschaften,
Basel, Genf, München 2000, Nr.
SOS; PeterJung/ Vito Roberto/ Hans Rudolf Trüeb, Handkommentar zum schweizer
Privatrecht, Personengesellschaften und Aktiengesellschaft- Vergütungsverord-
nungArt. 530-771,
3.Auflage, Zürich 2016,s .Art.530, Nr.5-6; RolfSethe, Kurzkom-
mentar Obligationenrecht,
Basel 2014, Art. 530, Nr. 10.
12
Halil Arslanlı, Kollektif ve Kommandit Şirketler, İstanbul 1960, (Anılış: Şirketler), s.
46.Yazar miras ortaklığının adi ortaklıkta ortakolabileceğini ifade etmektedir. Aynca bu
yönde bkz. Şener, Adi Ortaklık, s. 5. Doktrinde Teoman da tüzel kişiliği haiz olmayan
bir adi ortaklık ile anonim ortaklık arasında bir adi ortaklığın kurulmuş olduğunu ifade
•
►
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Dtt4ıklılt Uğranuuı
15
sözleşmesinin taraflarının yalnızca hukuken bir kişiliğe sahip olan gerçek
veya tüzel kişilerin olabileceğini belirtmekte ve bu yüzden bir adi ortıklı-
ğın başka bir adi ortaklığa ortakolarak giremeyeceğini ifade etmelrtedir
3
Yargıtay ise adi ortaklık sözleşmesinin bir başka adi ortaklık ni-
teliğindeki bir yapının katılması suretiyle teşekkül edebileceğini ifade
etmektedir
1
4.Yargıtay ilgili kararında, henüz kuruluş aşamasında olan ve
tüzel kişilik kazanmayan bir anonim ortaklığın, ortaklığın kuruluşunun
tamamlanması ve tüzel kişilik sıfahnın kazanılmasından sonra ortaklığın
kuruluş esnasında yapılan adi ortaklık sözleşmesini kabul etmesi halinde,
yapılan adi ortaklık sözleşmesinin geçerli olduğunu kabul etmiştiı-15.
İlgili tartışma bu çalışma bakımından ortaklık payının devri sözleş-
mesinin çevresinin belirlenmesi bakımından önem arz etmektedir. Zira
eğer adi ortaklık gibi kişiliğe ve bu kapsamda hak ehliyetine sahip olma-
yan bir topluluğun, adi ortaklık ortağı olabileceği kabul edilirse, ortaklık
payının da benzer bir şekilde bu nitelikteki topluluklara devredilebileceği
kabul edilebilecektir. Ancak tam tersi bir durumda, yani kişiliğe sahip
olmayan toplulukların, adi ortaklıkta ortak olamayacakları sonucuna
ulaşılır ise, ortaklık payının devri sözleşmesine taraf da olamayacakları
sonucu doğacaktır
16
.
Kanaatimizce, adi ortaklıkta ortak sıfatına yalnızca
hukuken kişiliği ve dolayısıyla hak ehliyetini haiz kişiler sahip olabilecek-
tir. Zira adi ortaklık her ne kadar saf sözleşmese! ( reines Schduldvertrag)
bir ilişkiyi aşan nitelikte
17
olsa da, temelde sözleşmesel bir ilişkidir ve
etmektedir. Bu yönde bkz. Ömer Teoman, Yaşayan Ticaret Hukuku (Hukuki Müta-
laalar), Kitap 14,
İstanbul 2012, s. 57 vd.. Benzer şekilde yine bir bilirkişi raporunda
İmregün de adi ortaklığın bir ortaklık olarak başka bir adi ortaklığa katılabileceğini ifade
etmektedir. Bkz. Oğuz İmregün, Bilirkişi Raporları (2002), İstanbul 2005, s.118 vd..
13
Barlas, s.24; Yongalık, Sermaye, s.6.dn.19;Eren, Borçlar Özel, Nr.2864; Hakan Çebi,
Şirketler Hukuku, Ankara 2020, s. 43, dn. 4.
14
Doğanay, s. 10; Şener, Adi Ortaklık s.5.
15
Yarg. 13. HD, T. 26.05.1986, E.1986/ 1596, K.1986/3120. Karar için bkz.Soysal Özen-
li, Uygulamada Adi Ortaklık ve Neden Olduğu Davalar, Ankara 1988, s. 224-226.
16
Bu yönde bkz. aşa. 3. Bölüm, I, C, 4, a, 5).
17
Türk hukukunda bu yönde bkz. İrfan Baştuğ,"Şirket ve Şirket Akdinin Hukuki Mahiyeti' �
İzmir Barosu Dergisi, S. 4, Ekim 1964, s, 5-10, (Anılış: Mahiyet), s.8; Hüseyin Hate-
mi/Rona Serozan/Abdülkadir Arpacı,
Borçlar Hukuku Özel Bölüm, İstanbul 1992,
(Anılış: Özel Bölüm), s.578; Barlas,s.65-66; Şener,
Adi Ortaklık, s. 119.
16 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devn
bu ilişki sebebiyle ortak sıfatını haiz kişiler lehine haklar doğmakta ve
aleyhlerinde borçlar oluşmaktadır. Bu yüzden, hukuk sistemizde, kural
olarak, hak sahipliği yalnızca hak ehliyetine sahip kişilere tanındığı için,
hak ehliyetine sahip olmayan toplulukların hak sahibi olması ya da borç
altına girmesi mümkün değildir. Türk hukuksisteminde, hakve borçların
sahibinin yalnızca hak ehliyetine sahip gerçek ve tüzel kişiler olabile-
ceğinden
ıs, bir adi ortaklığın başka bir adi ortaklığa ortak olabileceğini
kabul eden Yargıtaya da bu anlamda katılmak mümkün değildir.
B. Ehliyet Sorunu
Kanun' da adi ortaklık ortakları açısından özel bir ehliyet şartı öngö-
rülmemiştir. Bu yüzden ortaklığın kuruluşu açısından 4721 sayılı Türk
Medeni Kanunu'nun (TMK) ehliyete ilişkin hükümleri uygulanacaktır
19
•
TMK'nın 9 . maddesi kapsamında, kişinin sözleşme yapabilmesi için ku-
ral olarak fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Dolayısıyla adi ortaklık söz-
leşmesinin tarafı olan gerçek kişinin, tam ehliyetli olması gerekmektedir.
Tam ehliyetsiz ler kendi başlarına adi ortaklık sözleşmesinin tarafı
olamaz. Tam ehliyetsizler için kanuni temsilcileri onlar adına adi ortaklık
sözleşmesi yapabilir
20
• Sınırlı ehliyetsizler ise, kanuni temsilcilerinin rıza-
sı ya da daha sonra verecekleri icazet ile adi ortaklık sözleşmesinin tarafı
olabilir.
TMK'nın 345.maddesine göre, çocuk ile anne ve/veya baba arasında
ya da anne ve babanın menfaatine olarakçocuk ile üçüncü kişi arasında bir
18
Bu yönde bkz. M. Kemal Oğuzman/Özer Seliçi/Saibe Oktay-Özdemir, Kişiler Huku-
ku (Gerçek ve Tüzel Kişiler), 20. Baskı, İstanbul 2021, s. 43; Mustafa Dural/Tufan
Öğüz, Türk Özel Hukuku Cilt il, Kişilik Hukuku, 22. Baskı, İstanbul 2021,
s. 39.
Alınan Federal Mahkemesinin (dış) adi ortaklığ ın hak ehliyetine sahip olabile ceğinin
kabul edilmesi karşısında, Alınan hukukundaadi ortaklıkların adi ortaklık ortağı sıfatını
iktisap edebileceğine ilişkin yaklaşım, şaşırtıcı değildir.
19
Turgut Kalpsüz, Adi Şirket, Türk Hukuk Ansiklopedisi, c. I, Ankara 1962, s. 210;
Oğuz Lnregün, Kara Ticaret Hukuku Dersleri, İstanbul, 2005, s. 155; Cevdet Yavuz/
Faruk Acar/Burak Özen, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul 2014, s.
1512; Çebi, s. 43.
20
Doğanay, s.11vd.; Barlas, s. 20.
►
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değişikliğe Uğraması 17
adi ortaklık sözleşmesi yapılacaksa; sözleşmenin geçerli olabilmesi için,
sözleşmenin yapılmasına bir kayyımın katılması ve kayyımın katılımıyla
yapılan sözleşmenin haklın tarafından onaylanması gerekmektedir2
1
,
TMK'nın 429. maddesinde kendisine oy danışmanı atanan kimsele-
rin yapamayacağı işve işlemler düzenlenmiştir.Adi ortaklık sözleşmesine
taraf olmak yani adi ortaklıkta ortak sıfatına sahip olmak TMK'nın 429.
maddesinde sayılan işlemlerden olmadığı için, kendisine oy danışmanı
atanan kişiler bizzat, oy danışmanının onayını almaya gerek olmaksızın,
adi ortaklık sözleşmesinin tarafı olabileceklerdir2
2
. Ancak bu kişilerin,
adi ortaklığa sermaye olarak getirmek istedikleri değer, TMK'nın 429.
maddesinde sayılan değerlerden biri ise, danışmanın onayının alınması
zorunludur. Söz gelimi kendisine oy danışmanı atanan kişi, sermaye
olarak bir taşınmazın mülkiyetini ya da taşınmazın aynına ilişkin başka
bir hak getirmek istiyorsa, adi ortaklık sözleşmesine taraf olabilmesi için
danışmanın izni şarttır
23
•
Doktrinde adi ortaklık sözleşmesinin genel olarak mal varlığının
özünü etkileyebilecek bir hukuki işlem olması sebebiyle, kendisine yöne-
tim danışmanı atanan kişinin adi ortaklık ortağı olabilmesi için yönetim
danışmanının katılımının gerektiği ifade edilmektedir24. Buna gerekçe
olarak da, adi ortaklık ortağının birinci dereceden ve tüın mal varlığıyla
sorumlu olması gösterilmektedir2
5
. TMK'nın 429. maddesinin 2. fıkra-
sına göre, bir kişinin mal varlığını yönetme yetkisi de kaldırılabilir. Bir
kişiye yönetim danışmanı atanması halinde, bu kişi mal varlığının özünü
etkileyecek hukuki işlemler dışındaki tüm hukuki işlemleri kendi başına
yapabilir. Bununla birlikte yapılacak işlem kendisine yönetim danışmanı
atanan kişinin mal varlığının özünü etkileyecek nitelikte bir işlem ise,
söz konusu işlemi ancak yönetim danışmanın katılımı ile yapabilecektir.
Bu anlamda oy danışmanından farklı olarak, getirilen sermaye değerinin
nitelikli bir değer olması da gerekmeyecektir.
21
Ahmet Ayar, Adi Ortaklıkta İç ve Dış ilişkiler, İstanbul 2019, s. 14, cin.54.
22
Şener, Adi Ortaklık, s.6-7; Ayar, s. 14.
23
Şener, Adi Ortaklık, s. 6-7; Ayar, s. 14, cin. 56.
14
Şener, Adi Ortaklık, s. 6-7; Ayar, s.14, dn. 56.
H Şener,Adi Ortaklık, s. 6-7; Ayar, s. 14, dn. 56.
18
Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
Tam ehliyetsizin veya sınırlı ehliyetsizin ya da kendisine danışman
atanan kişinin kanuni temsilcisinden/ danışmanından izin veya onay
almadan taraf olduğu adi ortaklık sözleşmesi, bu kişileri bağlamaz
26
•
Bu halde eğer adi ortaklık sözleşmesinin tarafları iki kişiyse, sözleşme
geçersiz olacaktır. Ancak ortaklık sözleşmesine ikiden daha fazla kişi
tarafsa, sözleşmenin diğer ortaklar açısından da geçersiz olup olmadığı
hususu TBK'nın 27. maddesinin 2. fıkrası kapsamında değerlendirilmesi
gerekmektedir. Bu anlamda, eğer ehliyetsiz kişi, ortaklık sözleşmesinin
tarafı olmasaydı, diğer ortakların da adi ortaklık sözleşmesinin tarafı ol-
mayacağı kabul edilebiliyorsa, adi ortaklık sözleşmesi tamamen geçersiz
sayılmalıdır
7
• Buna karşılık, ehliyetsiz kişi ortaklık açısından çok önemli
değilse, yani ortakların onsuz da bu ortaklığı kurup devam ettirmek is-
tediği iradelerinden anlaşılabiliyorsa, sözleşmenin geçerli kabul edilmesi
gerekmektedir
28
••
Doktrinde azınlık bir görüş, adi ortaklık ilişkisinin niteliğini de
dikkate alarak, ikiden fazla kişinin söz konusu olduğu adi ortaklıklarda,
ortaklık sözleşmesinin ortaklardan biri açısından geçersiz olması halinde,
yukarıda zikredilen ve bizim de katıldığımız görüşün savunulamayaca-
ğını ifade etmektedir
29
.
Bu görüşe göre, adi ortaklık ilişkisinde önemli
olan husus ortakların getirdikleri katılım payı değil; kimlikleri ve ortaklar
arasındaki ilişkilerdir. Dolayısıyla şahıs ortaklığı niteliğini haiz adi ortak-
lıkta, bir ortağın varlığının diğer ortaklar açısından önemsiz olduğunu
ifade etmek, adi ortaklığın bu niteliğiyle çelişir niteliktedir.
Çünkü, or-
r
26
Barlas, s. 20.
27
DoğanaYı s.11 i von Steiger, s. 363; Peter Ulmer/ Carsten Schaefer, Gesellschaft bürger-
lichen Rechts und Partnerschaftsgesellschaft, Sonderausgabe aus Bd. 6 (Schuld-
recht Besonderer Teil
IV) des Münchener Kommentars zum Bürgerlichen Gesetz-
buch, 7. Auflage, München 2017 (Anılış: MüKo-Ulmer/Schafer),
§ 705 BGB, Nr. 54;
Alfred Siegwart, Das Obligationenrecht, 4. Teil: Die Personengesellschaften, Art.
530-619, Zürich 1938, (Anılış: ZK-Siegwart), Art. 530, Nr. 3i Barlas, s. 20, dn. 47.
28
DoğanaYı s. lli von Steiger, s. 363i MüKo-Ulmer/Schafer, § 705 BGB, Nr. 54i ZK-Sie-
gwart, Art. 530, Nr. 3i Barlas, s. 20, dn. 47. Ayrıca sakat ortaklığa ilişkin yapılan açıkla-
malar
için bkz. aşa. 4. Bölüm, I, B, 4.
29
Ayar, s. 15.
>
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değ �ikliğe Uğraması 19
taklardan her biri, tüm ortaklarla birlikte aynı ortaklık çatısı altında ortak.
olmak amacıyla adi ortakıklık sözleşmesine taraf olmuşlardır'°.
Tüzel kişiler açısından, 6762 sayılı Ticaret Kanunu'nun (eTK) 137.
maddesinde düzenlenen
ultra vires ilkesi sebebiyle, yalnızca işletme ko-
nuları kapsamında adi ortaklık sözleşmesine taraf olunabileceği kabul
edilmekteydi
31
•
Ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun (TTK) 125.
maddesine göre ticaret şirketleri, TMK'nın 48. maddesi çerçevesinde
bütün haklardan yararlanabilecekleri ve borçları üstlenebilecekleri için
32
,
kural olarak işletme konularından bağımsız bir biçimde, adi ortaklık söz-
leşmesine taraf olabilir. Dernek ve vakıflar ise, amaçlarını yerine getirmek
amacıyla adi ortaklık sözleşmesine taraf olabilir.
Adi ortaklık sözleşmesi bakımından yukarıda tartışılan ehliyete iliş-
kin hususlar, adi ortaklık payının devrine ilişkin sözleşme
33
;
çift sözleşme
ile devir çerçevesinde yapılan çıkma sözleşmesi
34
ve kabul sözleşmesi
35
açısından da geçerli olmaktadır.
il. ORTAK SIFATI (MITGLIEDSCHAFT)
A. Kavram
Ortak sıfatının tanıtılmasından önce, ifade edilmelidir ki, İsviçre ve
Alman doktrinlerinde ortak sıfatı kavramı yerine üyelik
(Mitgliedschaft)
kavramı kullanılmaktadır3
6
•
Ancak adi ortaklığa ilişkin TBK hükümlerin-
30
Ayar, s. 15.
31
Hayri Domaniç, Adi, Kollektifve Kommandit Şirketler, 4.Baskı, İstanbul 1988, s.72;
Oğuz İmregün,
Bilirkişi Raporları (1983-1984), İstanbul 2000, s.185; Barlas, s. 21.
32
Anonim ortaklıklarda işle tme konusuna aykırı yapılan işlemlerin hukuki niteliği için
bkz. Muhammet Emin Bingöl,"Anonim Şirketlerde Konu Dışılşlernlerin Hukuki Niteliği':
İMÜHFD, C. 5, S. 2, 2018, s. 197-218, s. 198 vd..
33
Bkz. aşa. 3. Bölüm, I, C, 4.
34
Bkz. aşa. 3. Bölüm, I, D, 2.
35
Bkz. aşa. 3. Bölüm, 1, D, 3.
36
Bu yönde bkz. aşa. 2. Bölüm, il, C, 8, b, 3).Mitgliedschaft yerine "Gesellschafterstellung"
yani ortak konumu kullanımı için bkz . Hans Bollmann, Das Ausscheiden aus Perso-
nengesellschaften,
Zürich 1971, s. 60.
20 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Orta/cJık Payının Devrı
de ve yine diğer şahıs ortaklıklarına ilişkin TTK hüküınlerinde "ortak"
ifadesi kullanıldığından, bu çalışma boyunca da üyelik kavramı yerine
"ortak sıfatı" kavramı kullanılacaktır3
7
•
Doktrinde yapılan bir tanıma göre ortak sıfatı, bir şahıs birliğine ka-
tılan kişinin hukuki konumunu ifade etmektedir3
8
• Bir şahıs ortaklığında
ortak sıfatı,
"bir ortağın sosyal hukuka ilişkin olarak, ortaklık sözleşmesi ve
kanunlar kapsamında, ortaklıkla veya diğer ortaklarla arasında bağ kuran
ilişkilerin (haklar ve yükümlülüklerin) toplamı"
olarak tanımlanır3
9
•
Benzer
şekilde ortak sıfatı, her bir ortağın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan
hak ve borçlarını bünyesinde barındırmaktadır
40
. Bu yüzden ortak sıfatı
bazen de hak ve yükümlülüklere yol açan yasal bir ilişki olarak tanımlan-
maktadır
41
.
İsviçre hukukunda yapılan bir tanıma göre ortak sıfatı, klasik anlam-
da, bir kişinin bir topluluğa ait olması sonucunda ortaya çıkan konum;
37
Türk doktrininde bir görüşe göre, ortak sıfatı, şekli (kişisel) ve maddi anlamda olarak
ikiye ayrılması gerekmektedir. Bu görüş için bkz. Eren,
Borçlar Özel, Nr. 2897.
38
Yazar tanımlama yaparken ortak sıfatı yerine yabancı doktrinde ki kullanıma uygun ola-
rak "üyelik" kavramını kullanmıştır. Bkz. Yongalık, Sermaye, s. 90. Yine Alınan doktri-
ninde Flume de, BGB'yi yazanlar tarafından ortak sıfatı (üyelik), bir gruba ait olmanın
hukuki konumu olarak düşünüldüğünü ifade etmiştir. Bkz. Flume,
Allgemein, s. 349.
39
von Steiger, s. 406-407.Adi ortaklık bakımından tüzel kişilik söz konusu olamayacağı; bu
kapsamda ortak sıfatından bahsedilemeyeceği, ortak sıfatı için bir bağımlılık ilişkisinin
gerektiği yönünde bkz. Hans R. Forrer,
Die Mitgliedschaft und ihre Beurkundung,
Zürich, 1960, s. 34-35. Ancak bu görüş bugün için güncelliğini yitirmiştir. Her halde,
bugün geniş ölçüde hem.fikir olarak, üyelikten bahis için, tüzel kişilik değil, organizasyon
hukukuna ilişkin elementlerin ve bu yüzden buna bağlı olan ortakların özel alanından
bağımsızlaşan bir elbirliği alanı özellikleri var ise birliğin, üyelikten/ ortak sıfatından
bahsedilebilir. Mathias Habersack,
Mitgliedschaft- subjektives und "sonstiges" Re-
cht, Tübingen 1996, (Anılış:Mitgliedschaft) s. 17; Karin Müller, Die Übertragung der
Mitgliedschaft bei der einfachen Gesellschaft, Zürich, Basel 2003, (Anılış: Übertra-
gung), Nr. 265. Benzer yönde bkz. MüKo-Schafer, § 705 BGB, Nr. 185; Hans Theodor
Soergel/Walther Hadding,
Bürgerliches Gesetzbuch, Band 4, Schuldrecht 111, § §
705-853, 11. Auflage, Stuttgart, Berlin, Köln, Mainz 1985, § 705 BGB, Nr. 46.
40
MüKo-Schafer, § 705 BGB, Nr. 185; Soergel/Hadding, § 705 BGB, Nr. 46: von Steiger,
s. 272.
41
Karsten Schmidt, Gesellschaftsrecht, 4.Auflage, Köln, Berlin, Bonn, München 2002, s.
549; Soergel/Hadding,§ 705 BGB, Nr. 46 ve§ 719 Nr. 14.
p
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Dtğiıikliğt Uğraman 21
bir kişinin bir topluluğun üyesi olması sebebiyle sahip olduğu hiliar ve
yerine getirmek zorunda olduğu borçlardır4
2
•
Ortak, hukuken organize
olmuş bir grup insanın bir parçasıdır.
Alınan doktrininde bir görüşe göre ortaksıfatından bahsedilebilme-
si için, birden çok kişinin ortak bir amaa gerçekleştirmek için ve bunun
da sağlanması amacıyla özel bir mal varlığının bulunduğu bir birliğin
oluşturulması gerekmektedir
43
. Dolayısıyla ortak sıfatından bahsedile-
bilmesi için, üç unsurun bir arada bulunması zorunludur. Bunlar; şahıs
birliği, ortak bir amaç ve bu amaca özgülenen özel mal varlığıdır ve ortak
sıfatı, bir topluluğa mensup olmak anlamına gelmektedir
44
• Bu tanım,
dernek, birlik gibi tüm şahıs topluluklarına mensup olma yani teknik
anlamda ortaklık değil, üyelik anlamında yapılmıştır. Yine ortaklıklar hu-
kuku anlamında ve özelde adi ortaklık anlamında ortak sıfatı ise, ortaklık
sözleşmesinden doğan bütün hak ve borçları kapsayan bir kavram olarak
tanımlanmıştır
45
.
Yukarıdaki paragrafta yer verilen tanımdan anlaşılabileceği üzere,
ortak sıfatına sahip olunması için, öncelikle ortaklık payına sahip ohın-
ması gerektiği ifade edilmektedir
46
•
Ortak sıfatından bahsedilebilmesi
için bulunması gerekli bir diğer unsur olarak da bir şahıs birliğinin (Ver-
band) var olması gerektiği belirtilmektedir. Yine ortak sıfatı bakımından
42
Birgit Elsa Bippusı "Einheitlichkeit der Mitgliedschaft und Selbsti.indigkeitder Beteiligung in
der Personengesellschaft' �AcPı C. 195ı S. 1, 1995, s. 13-34ı s. 22.
43
Marcus Lutterı "Theorie der Mitgliedschaft: Prolegomena der zu einem Allgemeinen Teil des
Korporationsrechts",AcPı C. 180ı S. 1- 2, 1980, s. 84-159ı s. 94.
44
Lutterı s. 94.
45
Karsten Schmidtı Münchener Kommentar zum Handelsgezetbuchı Band 2: Zwei-
tes Buch. Handelsgesellschaften und stille Gesellschaft. Erster Abschnitt. Offene
Handelsgesellschaft
§§ 105-160, 4. Auflageı München 2016ı (Anılış: MüKoHGB-
Schmidt) HGB
§ 105ı Nr. 168 vd.; ayrıca bkz. Franz Schlegelberger/Karsten Schrnidtı
Handelsgesetzbuch, Kommentar bearbeitet von Ernst Gessler/Wolfgang Hildebran-
dt/Wolfgang Hildebrandt/Georg Schröder/Klaus-Peter Martens/Karsten Schrnidt,
Band III/ 1. Halbbandı
§§ 105-160, § 105 und §§ 123-160 bearbeitet von Karsten Sch-
rnidt, 5. Auflageı München 1992 (Anılış: Schlegelberger/Schrnidt), Nr. 14 7; Uwe Hüf-
fer/Jens Koch, Gesellschaftsrecht, 12. Auflageı München 2021, s. 78.
46
Emre Türkmen, Adi Ortaklıkta Çıkma ve Çıkarılma, Ankara 2020, s. 36.
22 Adi Ortaklıkta l'ay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Dev,;
aranan son unsur olarak elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu bir mal
varlığı yapısının bulunması zorunluluğuna dikkat çekilmektedi.r4
7
•
Ancak aşağıda adi ortaklığın mal varlığı ve adi ortaklık payı başlıkları
altında daha detaylı olarak açıklanacağı üzere
48
, gerekAlınan doktrininde
ileri sürülen gerekse Türk doktrininde bazı yazarlar tarafından benimse-
nen, ortak sıfatından bahsedilmesini yukarıda sayılan üç unsurun birlikte
var olması şartına bağlayan görüşün
49 benimsenmesi mümkün gözükme-
mektedir. Zira adi ortaklığa ilişkin TBK hükümlerinin çoğunluğu yedek
hukuk kuralı niteliğini haizdir. Bu yüzden ortaklar ortaklık sözleşmesine
aksi yönde bir hüküm koyarak Kanun'un benimsediği rejimden farklı
bir rejim benimseyebileceklerdir. Adi ortaklık mal varlığı üzerinde tilin
ortakların elbirliği şeklinde malik olacaklarına ilişkin TBK'nın 638. mad-
desinin 1. fıkrası da yedek hukuk kuralıdır ve ortaklar ortaklık kurulurken
ortaklık sözleşmesine koyacakları bir hükümle ya da sonradan alacakları
bir ortaklık kararı ile, hak sahipliği rejimini açıkça paylı mülkiyet şeklinde
belirleyebilirler5°. Bu yüzden dogmatik açıdan elbirliği ile mülkiyet, ortak
sıfatı açısından kavramsal bir unsur olarak ifade edilemeyecektir. Çünkü
adi ortak mal varlığı rejiminin paylı mülkiyet şeklinde kararlaştırılmış
olması halinde de adi ortaklık şeklinde organize olmuş şahıs birliğine
mensup olan kişiler ortak sıfatını haiz olacaklardır.
Kaldı ki aşağıda detaylı bir şekilde ortaya koyulacağı üzere, adi or-
taklığın var olması açısından mal varlığı dahi kavramsal bir unsur niteli-
ğine sahip değildir5
1
. Ortaklığın mal varlığı olmasa dahi adi ortaklıktan
bahsedileceği için, adi ortaklığın varlık unsurlarından kişi unsuru diğer
bir deyişle ortak sıfatı da söz konusu olacaktır.
Ancak ortak sıfatından bahsedilmesi için gerçekten de ortaklık
payının ve şahıs birliğinin var olması gereklidir. Yani ortaklıklar hukuku
özelinde, ortak sıfatından bahsedilebilmesi için, bir şahıs birliğinin var
47
Türkmen, s. 37.
48
Bkz. aşa. 2. Bölüm, I, C.
49
İlgili görüş için bkz. Türkmen, s. 36 vd..
50
Barlas, s. 107.
51
Bkz. aşa. 2. Bölüm, I, C.
23 Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değisildığe Uğraması
olması ve ortak sıfatının iktisap etmek isteyen kişinin sen konusu şahıs
birliğine katılım sağlaması zorunludur. Bu anlamı ile her ne kadar
ilgili
görüşün ortak sıfatından bahsedilebilmesi için, elbirliği ile maJ varlığına
ihtiyaç duyulması gerektiğine ilişkin fikrine
katılmak mümkün olmasa
da, ortak sıfatından bahsedilmesi için gerçekten de bir
ortaklık payına ve
ortak sıfatının objektif unsuru olarak gösterilen
52
bir kişi topluluğunun
varlığına ihtiyaç bulunmaktadır. Her ne kadar bu görüş, ortaklık payının
oluşması bakımından elbirliği şeklinde yapılanmış bir adi ortaklığın var
olmasını şart koşmakta
53
ise de bu fikre katılmak da mümkün değildir.
Ortaklık payına ilişkin açıklamalar içerisinde daha detaylı olarak değine-
leceği üzere, ortaklık payından bahsedilebilmesi için gerçekten de bir kişi
birliğine ihtiyaç bulunmaktadır.Ancak bunun elbirliği mülkiyet şeklinde
organize olmuş bir kişi topluluğu olması zorunluluğu bulunmamaktadır.
Paylı mülkiyet şeklinde organize olmuş ya da herhangi bir şekilde mal
varlığı olmaksızın oluşturulan adi ortaklıklarda da ortaklık payı bulun-
maktadır. Zira ortaklık payının oluşması için zorunlu olan; organizasyo-
nel bir amaç birliği bulunan bir kişi birliğinin var olmasıdır. Ortak sıfatı
için elbirliği şeklinde yapılanmış bir adi ortaklığın var olmasını şart kılan
görüşün kabulü halinde, paylı mülkiyeti benimsemiş bir adi ortaklıkta or-
taklık payından bahsedilmeyecek; bunun sonucu olarak da ortak sıfatı da
söz konusu olmayacaktır54. Bu şekilde bir kabulün mümkün olamayacağı
ise açıktır.
Ortak sıfatı, ortak sıfatına sahip olunması ile birlikte bu sıfata bağlı
olarak belirli hak ve yükümlülüklerin iktisabına da vesile olduğundan hu-
kuki bir statü niteliğindedir5
5
.
İlgili statü, ortak sıfatının kazanılmasından
52
Türkmen, s. 37.
53
Türkmen, s. 37.
54
Görüşü savunan yazar, birçok yerde ortaklık payı ve ortaklık mal varlığı üzerindeki pay
arasında gerekli olan ayrımı yapmış olsa da; ortak sıfatının
tanımlanmasınailişkin olarak
herilci kavramı birbirine karıştırmıştır.Zira ortaklık payı için bir adi ortaklığın var olması
gerektiğinden
bahsettikten sonra; paylı mülkiyette ilgili payın serbestçe devredilebilirli-
ğinden bahsedilmektedir. Türkmen, s. 37. Oysaki ortaklık payının devredilebilirliğine
ilişkin esaslar, ortaklık mal varlığı üzerindeki paydan farklı olarak, mal varlığının yapılan-
ma şekline bağlı değildir.
55
Lutter, s.86 vd.;Aynur Yongalık, ŞahısŞirketlerinde Ortak Davası (Actio ProSocio),
Ankara 2010, (Anılış: Actio Pro Socio), s. 7; Türkmen, s. 39. Ortak sıfatını şekli ortak
24
Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi OrtıJdJc Payınm Dnırı
kaybedilmesine kadar devam eder-S6. Ortak sıfatı şahıs ortaklığında bir
bütün olarak görülür, yani bir birliğe katılım ve ortak için ortak sıfatına
ilişkin olarak eşya hukuku ya da kişiler hukuku anlamında ortaksıfatından
bağımsız varlığı bulunan özel hukuki ilişkiler bulunmamaktadır, daha çok
hem birliğe karşı hem de bütünün bir parçası olarak diğer ortaklara karşı
ilişkiler gibi bütün hukuki ilişkiler ortaklık ilişkisi nedeniyle, yeknesak bir
hukuki konum olan ortak sıfatının kotasında erir, birleşir5
7
•
B. Ortak Sıfahnın Kazanılması
I. Genel Açıklamalar
Ticaret şirketlerinde de ortak sıfatı (anonim ortaklıklar açısından
pay sahipliği sıfatı) mülkiyetin klasik olarak iktisabında olduğu gibi, iki
şekilde kazanılmaktadır. Bunlardan ilki aslen iktisap; ikincisi ise devren
iktisaptır. Aslen iktisaptan kasıt, önceden bir kimseye ait olmayan şey
üzerinde hak elde edilmesidir. Devren iktisapta ise, önceden başkasına
ait olan hakkın başka bir kişi tarafından elde edilmesi, o kişiye intikal
etmesi söz konusudur.
Adi ortaklık açısından da durum ticaret şirketlerinde olduğu gibi-
dir. Yani ortak sıfatının aslen veya devren iktisabı
58
mümkündür5
9
• Aslen
iktisap, ilk olarak kuruluşta adi ortaklık sözleşmesinin yapılmasıyla söz
konusu olmaktadır. Adi ortaklık sözleşmesinin yapılması ile birlikte söz-
sıfatı olarak nitelendiren bir görüş ortaks ıfatını, ortak ile adi ortaklığı birbirine bağlayan
hukuki ilişki ve bağ olarak nitelendirmektedir. Bu yönde bkz. Eren, Borçlar Özel, Nr.
2897. Ancak ortak sıfatının hukuki ilişki olarak nitelendirilmesi kanaatimizce mümkün
değildir. Zira hukukl ilişki olan ortak sıfatı değil;
ortaklık payıdır. Bu yönde bkz. aşa. 2.
Bölüm, II, C, 8, c.
56
Türkmen, s.39.
57
Flume, Allgemein, s. 349.
58
Ortaklık kişi çevresinin değişmezliği prensibi ve bu bağlamdadevren iktisaba ilişkin tar-
tışmalara aşağıda yer verilecektir.Bkz. aşa. 1. Bölüm,
ıv.
59
Nasıl bir eşyanın aslen ve devren iktisabı mümkün ise, ortaklık payının da aslen ve dev-
ren iktisabı mümkündür. Bu yönde bkz. Ulrich Huber, Vermögensanteil, Kapitalante-
il und Gesellschaftsanteil an Personengesellschaftendes Handelsrecht, Heidelberg
1970, (Anılış: Vermögensanteil),s. 363.
25 Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değişikliğe Uğraması
!eşmeye taraf olan kişiler ortak sıfatını da kazanacaklardır. Bu kapsamda
adi ortaklıkta ortaksıfatının aslen iktisabı açısından zorunlu unsur olarak,
TBK'nın 621. maddesi kapsamında emek ya da sermaye koyma taahhü-
dü yani bir katılım payı
60
getirme taahhüdü gösterilebilir6
1
•
Ayrıca, ortaklık kurulup faaliyetlerine devam ederken de adi ortak-
lıkta ortak sıfatının aslen kazanılması mümkündür. Bu ihtimalde adi or-
taklık sözleşmesi tüm ortakların onayı ile değiştirilerek, ortaklığa yeni bir
ortak alınmaktadır6
2
. Ortaklığa yeni alınan ortak, ortaklık sözleşmesinin
değiştirilmesi yani esasen tüm ortakların onay vermesi ile birlikte ortak
sıfatını iktisap edecektir
63
.
Adi ortaklıkta ortak sıfatının devren iktisap edilebileceği de kabul
edilmektedir. Çalışma kapsamında devren iktisap hususu ayrı bir başlık
altında incelenecektir
64
.
2. Ortaklık Payı Üzerinde İntifa Hakkı Tesisi Halinde
Ortak Sıfatının Sahibi
Adi ortaklık payı (ortak sıfatı) üzerinde intifa hakkı
65
tesis edilmesi
halinde
66
ortak sıfatının kime ait olacağı doktrinde tartışmalıdır. Alınan
hukukunda "bütünlük" prensibini düzenleyen BGB
§ 717'yi dayanak
olarak gösteren hakim fikre göre, ortaklık payı üzerinde intifa hakkı
tesis edilmesi durumunda ortak sıfatı intifa süresi boyunca, intifa hakkı
60
Katılım payına ilişkin bilgi için bkz. aşa. 2. Bölüm, II, C, 2.
61
Ortaksıfatının sermaye payının üstlenmesi ile ortaya çıktığı yönünde bkz. Demirkapı, s.
21.
62
Max Foerster, Die Zuordnung derMitgliedschaft, Tübingen 2018, s. 20.
63
Yeni kabul durumunda iktisabın niteliğine ilişkin olarak detaylı bilgi için bkz. aşa. 4. Bö-
lüm, I, B, 2, a,
2).
64
İlgili açıklamalar için bkz. aşa. 3. Bölüm, I, C.
65
Adi ortaklık payı üzerinde sınırlı aynı hak tesis edilip edilemeyeceğine ve edilmesi hllin-
de, nasıl tesis edilebileceğini ilişkin açıklamalar için bkz. aşa. 2. Bölüm,
il, C, 8, d, 2).
66
Ortak sıfatının hak olarak görüldüğü Alman hukukunda, ortaklık payı ile ortaksıfatının
özdeş olduğu yukarıda ifade edilmişti. Bu anlamda Alman hukukuna göre ilgili sınırlı
aynı haklar da ortak sıfatı üzerinde kurulmuş kabul edilecektir.
26 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
sahibine ait olacaktır
67
. Zira ilgili hükümden yola çıkarak yapılan yoru-
ma göre, ortaklık payı üzerinde intifa hakkı tesis edilmesi halinde, ortak
sıfatının mevcut ortakta kalınası, ortak sıfatından kaynaklanan yönetime
ilişkin hakların ortakta, mali hakların ise intifa hakkı sahibinde
kalınası
anlamına gelecektir ki BGB bu şekilde bir bölünmeyi yasaklamıştır68.
Payı üzerinde başkası lehine intifa hakkı tesis eden ortağın durumu, inti-
fa hakkı süresince payını devretmek suretiyle şirketten ayrılan bir ortağa
benzetilmiştir.
Türk hukukunda ileri sürülen bir görüş ise, oy hakkının ortak tara-
fından kullanılması gerektiğinden yola çıkarak, pay üzerinde intifa hakkı
tesis edilmesi halinde, ortak sıfatının intifa hakkı sahibine geçmeyece-
ğini, mevcut ortakta kalacağını ifade etmektedir
69
.
Bu görüşe göre intifa
hakkı sahibi, yalnızca salt mal varlığına ilişkin hakların (kar payı, ücret
vb.) sahibi olabilecektir
70
.
Doktrinde haklı bir şekilde ifade edildiği üzere ortaklığın süre gelen
işleriyle intifa hakkı sahibi ilgilendiği için, yönetim haklarının intifa hakkı
sahibi tarafından kullanılması gerekir
71
. Ancak belirtilmelidir ki malik,
intifa süresi boyunca yalnızca ortaklıkta onun kaderini etkileyebilecek
nitelikteki hususlar için oy kullanma hakkına sahiptir
72
• Yani malikin oy
kullanmak hakkına sahip olabileceği kararlar, ortak sıfatının temelini
etkileyecek kararlar ile; ortaklık sözleşmesinde değişiklik yapan kararlar-
67
Nitekim bu yönde bk. Alfred Hueck, Das Recht der Offenen Handelsgesellschaft:
Systematisch Dargestellt,
4. Auflage Berlin/New York 1971, (Anılış: OGH), s. 400-
401; Heinrich Sudhoff,
Der Gesellschaftsvertrag der Personengesellschaften, 4.
Auflage, München 1973, (Anılış: Gesellschaftsvertrag), s. 369 vd..
68
Sudhoff, s.371.
69
Türkmen, s.50.
70
Türkmen, s.50.
71
MüKo-Schafer, § 705 BGB, Nr.100.Bu görüşe göre, bu hakların birlikte kullanılmasının
tavsiye edilmiş olduğu fikri de uygun değildir.Yönetim haklarının kullanılması bakımın-
dan
belirsizliklerin engellenmesi adına, bu hakların intifa hakkı sahibine verilmesi daha
uygundur.
72
Habersack/Schafer, HGB § 105, Nr. 124; Ulmer, FS Fleck, s. 394-395; Rohlff, s. 1340
vd.; Flume,
Allgemein, s.366-367.
27
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değişikliğe Uğraması
dır
73
• Bu kapsamda diğer yönetim hakları olan bilgi alma hakkı da intifa
hakkı sahibine aittir
74
•
İntifa hakkının tesis edilmesinden bağımsız olarak
ortak, borçlardan sorumlu olmaya devam eder. Görüleceği üzere, intifa
hakkı sahibi, ortak sıfatından kaynaklanan haklara sahip olmakla birlikte
bu haklara sınırlı bir ölçüde sahip olmaktadır. Yine ortaklık payı üzerinde
intifa hakkı tesis edilen ortağın, ortaksa! hakları belirli ölçüde devam et-
mekte ve ortaklık borçlarından da sorumluluğu sürmektedir. Bu yüzden
ortaklık payı üzerinde intifa tesisi durumunda, ortak sıfatının, lehine in-
tifa hakkı tanınan kişiye ait olduğunun ifade edilmesi mümkün değildir.
C. Ortak Sıfatının Tekliği
Doktrinde ortak sıfatının özü ve hukuki niteliği hakkında ortak bir
görüş bulunmadığı yukarıda ifade edilmişti
75
. Ortaksıfatının nitelendiril-
mesi ile bağlantılı olarak akla gelen bir diğer husus, acaba ortak sıfatının
tekolması zorunlu mudur yoksa bir kişinin aynı ortaklık içerisinde birden
fazla ortak sıfatının olması mümkün müdür? Bu soruya verilen cevap, bir
ortağın payını başka bir ortağa devretmesi ya da üçüncü kişinin birden
fazla ortağın payını alması halinde önemli rol oynar. Birden fazla ortak
sıfatı, bir ortak başka bir ortağa payını devrettiğinde ya da birden fazla
ortak bir üçüncü kişiye paylarını devrettiğinde gündeme gelmektedir.
Bu hallerde, payları devralan ortağın ortaklık içerisindeki konumunun
73 MüKo-Schafer, § 705 BGB, Nr. 100.
74 MüKo-Schafer, § 705 BGB, Nr. 101. İntifa hakkının tesis edilmesinden bağımsız olarak
ortak, borçlardan sorumlu olmaya devam eder. İntifa hakkı sahibinin borçlardan so-
rumlu olup olmayacağıdoktrinde tartışmalıdır. Bir görüşe göre haksahibinin ortak gibi
olması ve devam eden işlerle ilgili yönetim yükümlülüğünün bulunmasının
kabulünün
karşısında, ortak ile eşit
derecedesorumlu olduğunun kabulü gerekir. Detaylı bilgi için
bkz. MüKo- Schafer,
§ 705 BGB, Nr. 107. Kural olarak ortağın sorumlu olmaya devam
edeceği; istisnai bir halde, eğer sorumluluk intifa hakkı sahibinin yönetim işleminden
kaynaklanıyorsa, bu halde üçüncü kişiye karşı intifa hakkı sahibi sorumludur. Bu yön-
de bkz. Hand schin/Vonzun, OR Art. 530, Nr. 255. İntifa hakkı sahibinin yalnızca mal
varlıksaldeğerlere katılacağı; ortaklığa katılımailişkin hiçbir hakkı iktisap etmeyeceğine
ilişkinyaklaşuna göre, intifahakkısahibinin üç üncü kişilere karşı herhangi
bir sorumlu-
luğuda bulunmaz. Bu yönde bkz.Türkmen, s.51.
75
Doktrindeki görüşlere ilişkin olarak bkz. Habersack, Mitgliedschaft, s. 28. Ayrıca bkz.
yuk.1. Bölüm, il, B.
28 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve: Adi OrtaklıkPayının Daıri
ne olacağına karar verilmelidir. Özellikle, devralınan ortaklık payı ile
mevcut ortaklık payı arasında nitelik, haklar, yükümlülükler, sınırlamalar
bağlamında farklılıklar bulunması halinde, birçok sorun da beraberinde
gündeme gelir
76
•
Haklın olan görüşe göre, her ne kadar aksi fikrin savunucuları artsa
da
77
, ortaklık içerisinde ortakların yalnızca bir ortaksa! konumu buluna-
bilir
78
• Ortak sıfatının tekliği, temelini ortakların ayrıca ortaklık sözleş-
mesinin de tarafı olmasında bulmaktadır
79
. Yani sözleşmenin tarafı olarak
ortak konumu ile ortak sıfatı arasında doğrudan ilişki bulurunaktadır8° .
Mukayeseli hukukta şahıs ortaklıklarında ortak sıfatının tekliği
prensibi yeni dönemde tartışma konusu yapılmıştır. Alınan hukukunda
ileri sürülen ve ortaklıkta birden fazla katılımın mümkün olacağı, bu
kapsamda kısmen de olsa ortak sıfatının tekliğinden ayrılmaya ilişkin
görüşe destek ciddi bir şekilde artmaktadır. Bu görüş kapsamında, özel-
likle ortaklık paylarından biri üzerinde üçüncü şahıs hakkı bulunmakta
ise, birden fazla ortak sıfatının kabulü gerekmektedir. Bu durum özellikle
pay üzerinde intifa ya da rehin hakkının tesis edilmiş olması halinde gün-
deme gelir8
1
. Söz konusu tartışma Alınan mahkemesinin bir içtihatına
dayanmaktadır8
2
.
76
Bkz. Müller, Übertragung, Nr. 281.
77
Bu yönde bkz. Müller, Übertragung, Nr. 279.
78
Bippus, s. 14; MüKo- Ulmer, § 705 BGB, Nr. 152; ayrıca bkz. MüKo- Schaefer, § 705
BGB, Nr. 187 vd.; Erman/Westermann,
§ 705 BGB, Nr. 23. Bu yönde Alınan Federal
Mahkemesi karan için bkz. BGHZ 24, 106 vd., 108; Schmidt,
Gesellschaftsrecht, s.
1312; Peter Ulmer,
Handelsgesetzbuch Grosskommentar, Begründet von Her-
mann Staub, Zweiter Band
§§ 105-237, 4. Auflage, Bertin 2005 (Anılış: Staub/ Ul-
mer), HGB
§ 105 Nr. 71; ayrıca bu husustaki yaklaşımlara ilişkin olarak bkz. Carsten
Schaefer,
Handelsgesetzbuch Grosskommentar, Begründet von Hermann Staub,
Dritter Band
§§ 105-160, 5. Auflage, Bertin 2011 ( Anılış: Staub/Schaefer), HGB §
105 Nr. 72; Peter Ulmer, "Die Einheitlichkeit der Mitgliedschaft in einer Personengesellsc-
haft-ein überholtes Dogma' � ZHR 167, 2003, s.103-116, (Anılış: ZHR), s.104.
79
MüKo- Schaefer, § 705 BGB, Nr. 187 vd; Ulmer, ZHR, s. 104; Schmidt, Gesellschafts-
recht,
s 1312; Gerekçel endirmenin eleştrisi için bkz. Bippus, s.18.
80
MüKo-Schaefer, § 705 BGB, Nr. 187.
81
Açıklamalar ve görüşün eleştirisi için bkz. MüKo-Schaefer, § 705 BGB, Nr. 187-188.
82
Karar için bkz. Müller, Übertragung, Nr. 280, dn.774.
;
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Detilildiğe Ugramcuı 29
I
( İsviçre ve Alınan hukuklarında, adi ortaklıklar gibi tüzel kişiliği hm
olmayan komandit ortaklıklar bakımından bu sorunun daha fazla günde-
me geleceği belirtilmektedir83. Zira komandit ortaklıklarda birbirinden
farklı niteliğe sahip iki farklı pay türünün bulunması ortaklık tipinin ka-
nuni bir zorunluluğudur. Türk hukukunda farklı olarak tüzel
kişiliği haiz
de olsa, benzer problemin yaşanması olasıdır. Bu kapsamda tüzel
kişilik,
ilgili soruna ilişkin olarak herhangi bir çözüm sunmamaktadır. Özellikle
ortaklardan birinin elinde hem komandite pay hem de komanditer pay
bulunması gündeme geldiğinde, meydana gelen soruna ilişkin olarak
yani her iki pay türünü de elinde bulunduran ortağın hak, yükümlülük
ve sorumluluk çerçevesinin belirlenmesine dair herhangi bir düzenleme
bulunmamaktadır.
Söz konusu bu problem, ikinci olarak adi ortaklık açısından önem
arz etmektedir. Komandit ortaklık ortaklarından farklı olarak adi ortaklık
ortaklarının, üçüncü kişilere karşı sorumlukları eşit bir şekilde mütesel-
silen ve sınırsızdır. Adi ortaklık payının hak olarak nitelendirilmesi ile
birlikte
84
,
mirasa ilişkin sınırlandırmalar, şekle uygun bir şekilde yapılmış
alt mirasçılık, rehin veya intifa gibi hakkı sınırlandıran haller adi ortaklık
payı bakımından da, her ne kadar uygulamada bu durumlara pek rast-
lanmasa da
85
,
en azından teorik anlamda mümkündür8
6
•
Dolayısıy la adi
83
Müller, Übertragung, Nr.282.
84
Bkz. aşa. 2. Bölüm, II, C,8
1 c.
85
İsviçre hukuku bakımından bu yönde bkz.Müller, Übertragung, Nr.283.
86
Adi ortaklık payı devredilebilir ise, o aynı zamandadiğer ortakların onayıyla eşya ve mi-
ras hukuku anlamında sınırlandırabilir ya da bir yük ile yüklenebilir. Alman doktrini,
yalnızca ortakların devredilebilir mal varlığı haklarının değil aynı zamanda bir bütün
olarak ortak sıfatının da eşya ve miras hukuku anlamında sınırlandırabilirya da bir yük
ile yüklenebileceğini kabul etmektedir. Bkz. MüKo-Schaefer, § 719 BGB, Nr. 50 vd.;
Kai Söring,
Die Zulaessigkeit der Mehrfachbeteiligungan einer Personengesellsc-
haft,
Frankfurt arn Main 1997, s. 39 vd. ayrıca bkz. MartinJaschke, Gesamthand und
Gnındbuchrecht,
Köln 1991, s. 91 vd; Hermann Hepp-Schwab, Die Mitgliedschaft
des Personengesellschafters und der Niessbrauch an seinem Gesellschaftsanteil,
Bedin 1998, s. 160 vd..
Buna karşılık İsviçre doktrini ortaklık payının eşya ve mirashukuku anlamında sınırlan-
dınlmasına ya da yük ile yüklenmesiyle çok sınırlı ilgilenmiş tir. Ortak sıfatının rehne
konu olup olmayacağı ise tartışmalıdır: Olabileceği yönünde bkz. Dieter Zobl,
Bemer
Kommentar, Kommentar zum schweizerischen Privatrecht, B.
IV: Das Sachenre-
30
Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Dev,-;
ortaklık paylarının da kapsamının pek tabii birbirlerinden farklı olması
mümkündür.
Pratik açıdan farklı sayıda ortak sıfatının var olması, adi ortaklık
bakımından ortaklığa getirilen katılım paylarının farklı olması halinde de
gündeme gelebilir
87
• Mali hususlarda ya da yönetimsel haklar bağlamında
ortaklık paylarının birbirinden farklılaşması söz konusu olabilir8
8
• Örne-
ğin, daha fazla kazanç payı
89
ya da zarardan muaf tutulma ya da birden
fazla oyhakkı
90
gibi. Bu gibi hallerde yani ortaklardan biri farklı haklar ile
donatılmış diğer bir ortaklık payını iktisap ettiğinde ya da üçüncü bir kişi
farklı nitelikteki iki ortaklık payını iktisap ettiğinde, meydana gelebilecek
sorunların irdelenmesi gerekir.
Bu kapsamda ortak sıfatının tek olduğunu savunan bir grup yazara
göre, ortaklık payının, birden fazla ortak sıfatının gündeme gelecek şekil-
de devri, ne yeni bir ortak sıfatı kazanmaya ne de ortaklık hak ve borç-
larında yeni bir tahsise neden olur
91
.
Bu açıdan ortak sıfatı "tek" niteliğe
sahiptir. Yani bir kişinin bir adi ortaklıkta yalnızca bir adet ortak sıfatı
bulunmaktadır. Ancak devir süreci sonunda belirli hak ile borçlara sahip
olmak hususunda bir farklılaşma gündeme gelecek olabilir
92
• Yeni şekil-
lenen hak ile borçların, ortak özelinde yerine getirilmesi gerekir. Örnek
vermek gerekirse, halihazırda ortaklıkta ortak sıfatına sahip bir kişi, bir
diğer ortaktan ortaklık sözleşmesiyle oy hakkı iki adet olarak belirlenmiş
cht, Abt. 2: Die beschrankten dinglichen Rechte, 5. Teilband: Das Fahrnispfand, 2.
Unterteilband:Art. 888-906 ZGB, 2.Auflage, Bern, 1996, Art. 899, Nr. 137; olamayaca-
ğı yönünde bkz. Arthur Meier-Hayoz, DasSachenrecht, 1. Abteilung, 5.Auflage, Bern
1981, Art. 653 Nr. 18; Ortaklık. payı üzerinde intifa hakkının kurulabileceğine ilişkin
olarak bkz. Löliger, s. 52 vd..
87
Müller, Übertragung, Nr. 284.
88
Bippus, s.31.
89
Katılım payına bakılmaksızın ortakların eşit kazanca katılması tamamlayıcı bir hukuk
kuralıdır. BSK-Handschin, Art. 533 Nr. 2; Meier-Hayoz/Forstmoser/Sethe, §12 Nr. 51
vd.; ZK-Siegwart, Art. 533, Nr. 13.
90
Oy hakkı kural olarak kafa sayısına göredir. Arıcak getirilen katılım payı gibi kriterlere
göre de oy hakkının belirlenmesi mümkündür. Bkz. Meier-Hayoz/Forstmoser/Sethe,
§
12 Nr. 63; ZK-Siegwart
1 Art. 534
1 Nr. 8; von Steiger
1 s. 396.
91
Müller, Übertragung, Nr. 286.
92
Bippus
1 s. 29; MüKo-Schaefer
1 § 705 BGB
1 Nr. 188.
►
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değişikliğe Uğraması 31
bir ortaklık payını edinirse, artık oylamanın bu ortağın sahip olduğu tüm
oy hakları dikkate alınarak yani toplamda üç oy kullanılması şeklinde
yapılması gerekrnektedir
93
.
Ortaklık açısından ortak sıfatının tek oluşunun zorunlu olduğunu
savunan yazarlar, ortak sıfatının tek oluşunun ortakların her birinin iç
ilişkide sahip oldukları hak ile borçların ortak sıfatlarının doğumu ve ni-
teliğine göre değişmeyeceği anlamına gelmeyeceğini belirtmektedir. Dış
ilişkide ortak sıfatının tek bir şekilde ortaya çıkması, iç ilişkide ortakların
birden fazla katılımlarının olmasını sınırlandırmaz
9
4.Gerçekten de bu
hallerde ilgili haklar sona ermez, devralanın bünyesinde devam eder ve
ilgili hakların tekrar ayrılıp başkasına devri de mümkündür.
Doktrinde bir diğer görüşe göre, ortaklık payı ile ortak sıfatının
birbirinden ayrılması söz konusu olduğu durumda, birden fazla ortak
sıfatının mümkün olup olmamasına ilişkin tartışma yumuşamaktadır
95
•
Bu görüşe göre ortak sıfatı bir diğer ortağa devredildiğinde, ortak sıfatı
değil ortağın mevcut payı alıcıya devredilmektedir. Ortaklık payının ik-
tisabı, devralan ortağın durumunda maddi anlamda değişiklik meydana
getirir. Bu kapsamda ortaklık borçları ile hakları kapsamında bir farklılık
meydana gelecektir. Bir topluluğa ait olmaktan kaynaklanan mevcut
ortak sıfatının içeriği maddi olarak değişmekte; ve fakat şekli açıdan
değişmemekte; teklik hukuki yapısını sürdürmektedir. Dolayısıyla ortak
sıfatı her bir ortak için tektir ve aynıdır ve fakat ortaklık payı farklı olarak
şekillendirilebilir. Bu görüşe göre özellikli durumlarda, birbirinden farklı
niteliklere sahip yeni ve eski payların bir arada bulunması mümkündür
96
•
Fakat, daha sonradan iktisap edilen farklı hak ve borçlar ile donatılmış
93
Bippus, s. 29.
94
MüKo- Schaefer, § 705 BGB, Nr. 188; ayrıca bkz. Bippus, s.29;Schmidt, Gesellschafts-
recht,
s.1314; Ulm er, ZHR, s.115-116.
95
Müller, Übertragung, Nr. 290.
96
Schmidt, Gesellschaftsrecht, s. 1515; Ulmer, ZHR, s. 114-115. Ortaklık iç ilişkisinin
serbestçe belirlenebilmesi prensibi çerçevesinde, ortakların iç ilişkide birden fazla paya
sahip olabileceklerişekilde bir belirleme yapmaları mümkündür. Ancak bu şekildeki na-
dir anlaşmaların taraflarca açıkça kararlaştırılmış olması gerekir. Bu yönde bkz. MüKo-
Schaefer,
§ 705 BGB, Nr. 189.
32
Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi ortaklık Payının Devri
ortaklık payının tekrar satılmasının mümkün olup olmaması is e, ortak
sıfatının kısmen devrinin mümkün
olupolmamasına bağlıdır97.
Kanaatimizce Türk hukuku bakımından bu son görüşe katılmak
g
�rekmektedir. Zira adi ortaklığın şahıs unsurunun ön planda olması ve
sozleşmesel niteliği sebebiyle, ortak mevkii ve aynı zamanda sözleşme-
sel bir konum olan ortak sıfatının tek olması esas ve zorunludur. Buna
kar�ılık iç ilişkide gündeme gelecek ortaklık payının tekliği şart değildir.
Adı ortaklık gibi ortakların dış ilişkide sorumluluğunun sınırsız ve mü-
teselsil olduğu bir ortaklık yapısında iç ilişkide ortaklık payının birden
fazla olabilmesinin ya da olamamasının, ortaklık alacaklılarını herhangi
bir şekilde etkilemesi mümkün değildir. Ayrıca sözleşme özgürlüğünün
çoğu yerde hakim olduğu adi ortaklıklarda, ortakların ortaklık payını
birden fazla olarak şekillendirmesine bir engel de bulunmamaktadır. Bu
kapsamda hatta durumun bu şekilde bir kural olarak belirlenmesi de or-
takların daha menfaatine olacaktır. Zira gerçekten de ortakların ortaklar-
dan bir diğerine pay devrini gerçekleştirmesi ihtimaline uygulamada da
sıklıkla karşılaşılmakta; genellikle kazanca katılım payı özelinde devralan
ortağın, devreden ortağın kazancını da aldığı görülmektedir. Bir ortağın
ortaklık payını bir başka ortaktan tekrar edinmesi ve buna rağmen söz-
leşmesel ilişki kapsamında hakları ile sözleşmese! konumunda değişiklik
olmaması yani hala tek bir ortaklık payına sahip olması hakkaniyete de
aykırıdır. Zira bir bedel ödeyerek payı iktisap eden kişinin, söz konusu
ödediği bedel karşılığında bir şeyler iktisap etmesi beklenir. Aksi takdirde
ilgili payın devralınmasının herhangi bir anlamı olmayacaktır. Tek ortak
sıfatına rağmen birden faz la ortaklık payının söz konusu olabilmesi bu
anlamda, ilgili devirleri de anlamlı kılacak; devralan ortağın ortaklığın
iç ilişkisine ilişkin hak ve borçlara katılımı devir kapsamında devraldığı
payın da nitelikleri göz önüne alınarak farklılaşacaktır.
Yine ayrıca bu kabul, adi ortaklığın kişi karakterinin ön planda
olmasına da daha uygundur. Zira ortakların bir orta klık sözleşmesiyle
bir araya gelerek ticari faaliyette bulunmalarının en temel gerekliliği
birbirlerine karşı güven duygusudur. Bu kapsamda ortaklık payı-ortak
91
Bkz.aşa.3.Bölüm, I, C, 7.
►
Adi Ortaklıkta Kişi Uruuru vt J¼i Uruurunun Dtğişılcbgt Ut,aması
33
sıfatı arasındaki aynın ve ortaksıfatın tek olması zonınluluğuna rağmen,
ortaklık payının birden fazla olması ve bu anlamda oruklardan birinin
ortaklık payını devretmek istemesi halinde, cliğer ortaklann ortaklık
payını devralmak istemesi daha muhtemel olacaktır. Bunun sonucu�
ortak çevresinin yabancılaşmasının gündeme gelme ihtimalinin azalması
ve taraflar arasındaki güven ilişkisinin değişmemesidir. Bu kapsam � i&-
de edilmelidir ki, adi ortaklık bakımından ne kadar ortaklık payı var ise
0
kadar ortak sıfatı vardır esasının benimsenmesinde herhangi bir hukııki
menfaat de bulunmamaktadır.
Son olarak eklemek gerekir ki, ortaklardan birinin payını bir üçüncü
kişiye devretmesi ile diğer bir ortağa devretmesi arasında ve bir üçüncü
kişinin iki ortağın ortaklık paylarını devralması ile
ilci ortağın ortaklık
payını iki farklı üçüncü kişi tarafından devralınması arasında, özellikle iç
ilişki bakımından bir ayrımı gerektirecek bir husus söz konusu değildir.
Yani örnek vermek gerekirse, A, B ve C'den oluşan bir adi ortaklıkta; A
payını diğer ortak olan B'ye devrettiğinde; ya da A payım ortak olma-
yan D'ye devrettiğinde; iç ilişki bakımından, oy hakkı, kazanca ve zarara
katılım gibi, B'nin durumu ile D'nin durumu arasında esasen bir fark
bulunmayacaktır. Nasıl ki D A'nın yerine geçecekse
98
ve A'nın ortaklığa
karşı sahip olduğu hakları iktisap edipborçlardan sorumlu olacaksa, aynı
şekilde B açısından aynı durum gündeme gelecektir. Bu son halde tek
farklılık, B aynı zamanda kendi ortak mevkiinden kaynaklanan hakların
sahibi ve borçların da yükümlüsü olacaktır. Örnek kapsamında, B ve
C'nin ortaklık paylarının D tarafından iktisap edilmesi ile Bve C'nin pay-
larının D ve E tarafından iktisap edilmesi halinde de iç ilişki bakımından
bir ayrıma gerek bulunmayacak; E ikinci halde, C'nin hukuki konumu
nasıl iktisap ediyor ise; D de ilk halde içilişki bakımından hem B'nin hem
de C'nin ortaklık payını yani ortaksal hak ile borçlarını iktisap edecektir.
Bu konu ile bağlantılı olarak gündeme gelecek ortak sıfatının kıs-
men devri ve ortaklık payların tamamının tek bir kişiye devri ise, devirle
bağlantılı olarak aşağıda daha detaylı olarak incelenecektir
99
•
98
Devrin sonuçları bakımından geniş bilgi için bkz. aşa. 4. Bölüm, I, A.
99
Bkz. aşa. 3. Bölüm, I, C, 6-7.
34
Adi Ortakl ıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
111. ORTAK SIFATINDAN DOĞAN HAKLAR VE
BORÇLAR
Ortak sıfatı, hem hak hem de borç doğurur. Bu hak ile borçların bir
kısmı Kanun'dan bir kısmı da ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmakta-
dır. Adi ortaklık söz konusu olduğunda ortak sıfatının kapsamı öncelikli
olarak, ortaklık sözleşmesi ile belirlenmektedir. Ortaklık sözleşmesi,
sözleşmenin tarafı olan kişiye özel bir hukuki statü ve hak ile borç doğu-
ran temel bir ilişki olan ortak sıfatını bahşeder. Ortaklık sözleşmesinin
ortaksa! hak ile borçlarını oluşturma şekli, TBK'nın ilgili hükümlerinin
çok azı emredici nitelikte olduğu için çeşitlik arz edebilir.
Adi ortaklık, sözleşmese! bir nitelik taşımaktadır. Adi ortaklık söz-
leşmesinin kurulması ile adi ortaklık ilişkisi kurulur ve ortaklar bu anda
ortak sıfatını kazanır; hak ve borçlar edenir. Ortak sıfatından doğan
haklar genel olarak ortaklıklar hukuku terminolojisine uygun olarak iki
başlık altında incelenebilecektir. Bunlar yönetim ile katılım hakları ve
mal varlığına ilişkin haklardır. Bu kategoriler arasında da hukuki ilişkinin
niteliğine göre yeni ayrımlar yapılabilir.
Ortak ile ortaklık arasındaki hak ile borçlardan, bu iki tarafın ortak-
lık ilişkisi dışındaki bireysel hukuki ilişkilerden doğan hak ile borçların
ayrı tutulması gerekmektedir. Bu hak ile borçlar ortaklık sözleşmesinden
değil, satış yahut kira gibi üçüncü taraf işlemlerinden kaynaklanmakta-
dır; bu hallerde ortak, ortaklık açısından üçüncü kişi gibidir.
A. Ortak Sıfatından Kaynaklanan Haklar
1. Yönetim ve Katılım Hakları
Yönetim ve katılım hakları en temelde adi ortaklık hukuki yapısının
organizasyonel yönüne ilişkindir
100
•
Adi ortaklık ortaklarının, ortak sıfa-
tını ha iz oldukları için sahip oldukları haklardan ilki yönetim hakkıdır.
TBK'nın 625. maddesinin 1. fıkrası;
''yönetim, sözleşme veya kararla yal-
nızca bir veya birdençok ortağa ya daüçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça,
100
Türkmen,s.45.
►
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değişikliğe Uğraması 35
bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir." şeklindedir. Söz konusu
yönetim hakkı sözleşme ile ya da şirket içi bir karar ile ortaklara veril-
meyip; doğrudan ortaksıfatına sahip olunması sebebiyle sahip olunduğu
için, doktrinde "özden organ" kavramı da kullanılmaktadır
101
•
Yönetim
hakkı, tüm ortakların sahip olduğu ve bünyesinde ortaklığı genel olarak
temsil etme yetkisini de barındıran bir haktır. Adi ortaklık ortaklarının
yönetim hakları olağan işler ile sınırlıdır. TBK'nın 625. maddesinin 3.
fıkrasına göre, ortaklığın olağanüstü yönetim işleri için tüm ortakların
oybirliği ile karar alması gerekmektedir.
Yönetim ve katılıma ilişkin ortak sıfatını haiz olunması sebebiyle
sahip olunan bir diğer hak, itiraz hakkıdır. İtiraz hakkı, TBK'nın 625.
maddesinin 3. fıkrasında düzenlenmiştir. Hüküm; ''ortaklığı yönetmeye
yetkili her ortak, tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle, iş-
lemin yapılmasını
engelleyebilir." şeklindedir. Kural olarak her ortak, ortak
sıfatına sahip olduğu için yönetime yetkilidir. Ancak ortaklık sözleşmesi
ile ya da daha sonra alınacak bir ortaklık kararı ile, yönetim yetkisi bazı
ortaklardan alınabilir. Yönetim yetkisi ellerinden alınan ortakların, itiraz
hakkı bulunmamaktadır.
Ortaksıfatından kaynaklanan bir diğer hak, denetim hakkıdır. İtiraz
hakkından farklı olarak, yönetim yetkisini haiz olup olmadığına bakıl-
maksızın, tüm
102
ortakların mutlak bir denetim hakkı bulunmaktadır.
Denetim hakkı da bir yönetim hakkıdır ve ortaklığın faaliyetlerine ilişkin
olarak bireysel bilgi alımı, ortaklık defter ve faturalarını incelemeyi içerir.
TBK'nın 631. maddesi; ''yönetim yetkisi olmasa bile, her ortağın, ortaklığın
işleyişi hakkında bilgi alma, defter ve kayıtlarını inceleme, bunlardan örnek
alma ve mali durumu hakkında özet çıkarma hakkı vardır.
11
şeklindedir.
Ortakların denetim hakkının mutlak olduğu ise hükmün ikinci fıkrasın-
dan anlaşılmaktadır
103
• TBK'nın 631. maddesinin 2. fıkrası; "ortakların
101
Reha Poroy/Ünal Tekinalp/Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku, C. I, 15. Bası, İstan-
bul 2021, (Anılış: C. I.), Nr.87d.
102
İsviçre Borçlar Kanunu'nda (İsvBK) denetim hakkı yalnızcayönetim hakkıbulunmayan
ortaklara verilmiştir. (ORArt. 541).
103
Denetim hakkının sınırının sadakat yükümlülüğü olduğu yönünde bkz.Şener, Adi Or-
taklık, s.354-355.
36 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devn
denetim hakkının sınırlandırılmasına ilişkin aksine sözleşmeler kesin olarak
hükümsüzdür." şeklindedir. Doktrinde sadece mevcut ortaklar değil; daha
önce ortak sıfatına sahip olan kişilerin de, özellikle ayrılma payının doğru
tayin edilip edilmediğinin tespit edilmesi açısından denetim hakkını kul-
lanabileceği ifade edilmektedir
104
.
Bu başlık altında incelenecek bir diğer hak, ortakların oy kullanma
hakkıdır. Adi ortaklıkta ortaklığın karar alınası gereken hususlar, ortakla-
rın kullandıkları oylar ile alınır. Oy hakkı da ortaksıfatından kaynaklanan
haklardan biridir ve ortaklığa katılımı sağlayan en temel haktır. Oy hakkı
bir katılım hakkıdır. Bu hak, ortaklara ortaklığın karar alına sürecine ka-
tılımını sağlamaktadır. Ortaklık kararları,
ki bunlar kural olarak oy birliği
ile alınır, bir hususta tüm ortakların tek noktada buluşmasına hizmet
etmektedir. Ortakların oy haklarına ilişkin olarak TBK'da herhangi bir
düzenleme bulunmamaktadır. Doktrinde kollektif şirket ortaklarının da
yalnızca bir oy hakkına sahip olduğundan yola çıkan bir fikre göre, adi or-
taklık ortaklarının karar alınırken yalnızca bir oy hakkı bulunmaktadır
105
.
Bununla birlikte doktrinde ortaklık sözleşmesi ile oya ilişkin rejimin
değiştirilip değiştirilemeyeceği tartışmalıdır. Bir görüşe göre, ortaklık
sözleşmesi ile ortakların bazılarının oylarına üstünlük tarunabilecektir
106
.
Buna karşılık diğer görüş, adi ortaklığa ilişkin TBK 624. maddesinin em-
redici olduğunu ifade ederek, ortaklık sözleşmesinde yapılacak bir dü-
zenleme ile bazı ortakların oy hakkında üstünlük tanınamayacağını iddia
etmektedir
107
. TBK'nın 624. maddesinin 2. fıkrası; "sözleşmede kararların
oy çokluğuyla alınacağı belirtilmişse çoğunluk, ortak sayısına göre belirle nir."
şeklindedir. Bu hükümden yola çıkarak, ortakların her birinin yalnızca
bir oy hakkına sahip olduğu ifade edilebilmektedir.
104
Şener,Adi Ortaklık, s. 356.Bu yönde ayrıca bkz. aşa. 4. Bölüm, I, B, 1, e, 1),f).
ıos Ayar, s.151, dn. 604.
106
Fellmann/Müller, Art.534, Nr.53-54; Yaşar Karayalçın, Ticaret Hukuku, C. II: Şirket-
ler Hukuku,
Ankara 1973, s. 147; Macit Yalınan/Erbay Taylan, Adi Ortaklık, Ankara
1976, s. 103; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, C. I, Nr. 86;Murat Yusuf Akın, Şirketler Hu-
kuku, Ed. Sami Karahan, Konya 2012, s. 63.
107
Özenli, s. 75.
►
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Dtğişiklığe Uğraması 37
Ortaklıkların oy hakları, denetim hakkı gibi mutlak değildir. Belirli
bazı durumlarda Kanun'da açıkça düzenlenmemiş olsa bile ortak!� oy
hakkına sahip olmadığı/ oydan yoksun olduğu kabul edilmektedir. Ozel-
likle ortak ile ortaklık arasında menfaat çatışmasının bulunduğu hallerde
ortağın ortak sıfatından kaynaklanan oy hakkını kullanamayacağı belir-
tilmektedir
108
• Bu hallere örnek olarak ortağın ortaklıktan çıkanlınasına
ya da yönetim ve temsil yetkisinin elinden alınmasına ilişkin yapılan
oylamalarda oy verememesi gösterilmektedir
109
.
Haklı bir sebebin varlığı halinde, yönetici ortağın yönetim yetkisi
kaldırılabilir ya da sınırlandırılabilir. Katılım hakkı olarak bu yetki, ge-
rekli olduğu hallerde ve önemli bir sebebin varlığında her bir ortağa aittir
(TBK m. 629/II). Her ne kadar TBK'da yalnızca kaldınlmadan bahse-
dilmiş de olsa, haklı sebeplerin varlığı halinde, her bir ortak tarafından
yönetici ortağın yönetim yetkisi kaldırılmak yerine sınırlandırılabilir
110
•
Haklı sebepler, özellikle yönetici ortağın görevini aşın ölçüde ihmal
etmesi veya iyi yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi durumla-
rında vardır.
Son olarak
111
katılım hakları geniş anlamda ortaklığın feshi için dava
açma hakkı ve fesih sonucunda tasfiye katılma hakkını da içermektedir.
Yukarıda ifade edilen katılım hakları kural olarak ortaklık payından
ayrı bir şekilde devredilemez
112
, çünkü söz konusu haklar ortak konu-
muyla ayrılmaz bir şekilde bağlıdır
113
. Dolayısıyla ortaklar oy hakkı,
108
Fellmann/Müller, Art. 534, No.77; Şener, Adi Ortaklık, s.288.
109
Fellmann/Müller, Art. 534, No.77; Şener, Adi Ortaklık, s. 288.
110
Müller, Übertragung, Nr. 297.
111
Doktrinde ortakların haklarından biri olarak ortaklık kuruluna katılına hakkı olarak bir
hak daha sayılmaktadır.Fakat adi ortaklık açısından
ortaklık kuruluna ilişkin bir düzen-
leme bulunmadığı
için söz konusu hak ayrıca incelenmemiştir. Ortaklık kuruluna katıl-
ma hakkına ilişkin olarak bkz.Şener, Adi Ortaklık, s. 286.
112
MüK.o-Schaefer, § 717 BGB, Nr. 7.
113
llgili haklann ortağın kişiliğine sıkı sıkıya bağlı olduğu yönünde bkz. Herbert Wiede-
marın, Die Übertragung und Vererbung von Mitgliedschaftsrechten bei Handels-
gesellschaften, München und Berlin 1965, (Arıılış: Übertragung) s. 36; Harın Peter
Westermann, Vertragsfreiheit und Typengesetzlichkeit im Recht der Personenge-
sellschaften, Berlin Heidelberg 1970, s.136; Türkmen, s.44.
1
38
Adı
.
Ortaklıkta Pay Kavramı ve A
d
ı
' ortaklık Payının Devn
yönetim hakkı, itiraz hakkı, bilgi alına hakkı gibi haklarını devred��ez _�...
Bu hakların devri yalnızca bağlı oldukları ortak konumunun devn ile soz
konusu olabilirııs. Söz konusu bu durum BGB
§ 7 l 7'de açıkça düzenlen-
miş olmasına rağmen, İsviçre ve Türk hukuklarında benzer bir düzenle-
me yer almamaktadır.
2. Mal Varlıksal Haklar
Ortak sıfatından kaynaklanan en temel mal varlıksal hak, kazanç
payı isteme hakkıdır. TBK'nın 622. maddesi;
"ortaklarıniteliği gereği or-
taklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla yükümlüdürler.
şeklindedir. Hükümden de anlaşılacağı üzere, ortakların kazanç isteme
hakkı mutlak niteliktedir. Her bir ortağın kazanca katılım oranı, ortak-
lık sözleşmesinde serbestçe belirlenebilir ya da ortaklık kazanca katılım
oranına ilişkin bir karar alabilir. Ancak kazanç paylaşımına ilişkin belir-
leme TBK'nın 622. madddesine uygun olmalıdır. Hükme göre, zarara
katılmaksızın sadece kazanca katılıma ilişkin anlaşma kural olarak yapıla-
mamaktadır. Ancak katılım payı olarak emek getiren ortak açısından söz
konusu kurala kanun koyucu tarafından istisna getirilmiştir. Ortaklığa
katılım payı olarak emeğini getiren ortağın yalnızca kazanca katılacağı-
na ilişkin bir belirleme yapılması mümkündür. Taraflar arasında kazanç
payına ilişkin bir belirleme yoksa kural olarak her biri kazanca eşit olarak
katılırlar. Eğer ortaklar yalnızca kazanca ilişkin anlaştılar ise, bu anlaşma
zarara ilişkin de geçerlidir. TBK'nın düzenleniş şeklinden anlaşıldığı
üzere, kazanç ancak tasfiye sonucunda ortaya çıkar. Ancak ortaklar dö-
nemsel olarak da kazancın dağıtımına ilişkin belirleme yapabilir. Devam
eden işlerle iştigal eden ya da süresiz kurulmuş ortaklıkların var olması
halinde, kollektif şirketlere ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanması ge-
rektiği ifade edilmektedir
116
.
114
Müller, Übertragung, Nr.202.
115
Ortaklık payının devri halinde yönetim ve katılım haklarının sona ereceğine ilişkin ola-
rak bkz.Türkmen, s. 45,dn.42.Bugörüş gerekçe
bildirmese de devir halinde devralanın
sahip olacağı yönetim ve katılım haklarının devralanın şahsında yeniden doğacağı
man-
tığına dayanmaktadır. Fakat devir bir cüz'i halefiyet
hali ve hakların geçişi de devrin bir
sonucuolduğu için, hakların sona erdiğinin kabulü mümkün değildir.
116
Bkz. Mililer, Übertragung, Nr. 299.
1
39
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değişikliğe Uğraması
Ortak sıfatından kaynaklanan ve mal varlıksal nitelikte vasıflan-
dırılabilecek bir diğer hak, ücret, faiz ve masrafları isteme hakkıdır. Söz
konusu hak, TBK'nın 627. maddesinde üç fıkra halinde düzenlenmiştir.
Hükme göre, "ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden
veya üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortaklar, ona karşı sorumlu olurlar;
bu ortağın, yönetim işleri yüzünden doğrudan doğruya uğradığı zararlar ile
ortaklığın yönetiminden kaynaklanan tehlikeler sonucunda doğan zararlan,
diğer ortaklar gidermekle yükümlüdürler.Ortaklığa avans olarak para veren
ortak, verdiği günden başlamak
üzere faiz isteyebilir. Yükümlü olmadığı hal-
de ortaklık
işleri için emek sarfetmiş olan bir ortak, hakkaniyetin gerektirdiği
bir karşılık ödenmesini
isteyebilir." .Görüleceği üzere, hükmün ilk kısmında
ortakların masraf isteme hakkı düzenlenmiştir.Ancak söz konusu hüküm
eleştiriye açıktır. Adi ortaklık ilişkilerinde zaten ortakların sorumluluğu
müteselsildir. Bu anlamda dış ilişkide masraf ödendikten sonra, masrafı
yapan ortak, içilişkide rücu mekanizmasınıişletip; diğer ortaklara başvu-
rabilecektir. Dolayısıyla bu anlamda ilgili hüküm olmasaydı
da müteselsil
sorumluluğa ilişkin genel hükümler kapsamında aynı sonuca ulaşılabile-
cekti.
Hükmün ikinci kısmında, ortağın ortaklık için verdiği avanslar için;
avans verilirken
kararlaştırılmamış olsa da faiz isteyebileceği hüküm altı-
na alınmıştır.
Son kısımda ise, ortaklığa emek dışında bir sermaye getirmiş orta-
ğın, ortaklık faaliyetlerine ayrıca emeğiyle katılmış olması halinde, eme-
ğine karşılık hakkaniyetin gerektirdiği bir oranda ücrete hak kazanacağı
düzenlenmiştir.
Ortaksıfatından kaynaklanan bir diğer malvarlıksal hak, tasfiye payı
istemek hakkıdır. TBK'nın 642 ve 643. maddelerine göre, adi ortaklığın
sona ermesi akabinde yapılan tasfiye esnasında, öncelikle ortaklığın
borçları ödenecek, daha sonra ortakların ortaklık için yaptığı masraflar ve
giderler ile katılım payları iade edilecek, en sonunda ortaklıkta bir diğer
kalmışsa ortaklar arasında paylaştırılacaktır.
Ortaklığın sona ermesinden sonra her bir ortak, ortaklığın borç-
larını ve masraflarını karşıladıktan geriye bir şey kalmışsa, ortaklık mal
40 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Dnırı
varlığına verdikleri katılım paylarını geri alına hakkına sahiptir. Fakat
ortaklığa doğrudan bir eşyanın mülkiyetini getiren ortağa, bu eşya geri
verilmez. Bu kişiye ilgili eşyanın değeri kadar para verilir.
Ortaklık mal varlığından ortaya çıkan tüın bireysel talepler tek taraflı
olarak üçüncü kişiye devredilebilirıı
7
_ Tek taraflı ifadesinden kasıt, diğer
ortakların onayı alınmaksızın ilgili hakların bir üçüncü kişiye ya da başka
bir ortağa devridir. Bu talepler, kar payı ve tasfiye payını da içermektedir.
Her ne kadar bu durum İsviçre ve Türk hukuklarında düzenlenmemiş de
olsa, Alınan hukukunda mal varlıksal hakların devri açıkça düzenlenmek-
tedir (BGB § 717). İleride doğacak talepler de temlik edebilir. Eğer devir
yapılırken herhangi bir sınırlama yapılmamışsa, kural olarak hem mevcut
hem de gelecekte doğacak hakların devredildiği kabul edilmektedir.
B. Ortak Sıfatından Doğan Borçlar
Daha önce de ifade edildiği üzere adi ortaklık ilişkisi bir sözleşmese!
ilişki olduğu ve söz konusu sözleşmeye taraf olan kişiler ortak sıfahru
iktisap ettiği için, ortaklar sözleşmeden kaynaklanan hakların sahibi ve
borçların yükümlüsü olmaktadır. Bu kapsamda adi ortaklık sözleşmesin-
den ve doğal olarak ortak sıfatından kaynaklanan belirli bazı borçlar da
bulunmaktadır. Söz konusu borçlara bu çalışma kapsamında detaylı bir
şekilde değinilmeyecek, bunlardan yalnızca genel hatları ile bahsedile-
cektir.
Ortak sıfatından kaynaklanan ilk ve en temel borç, taahhüt edilen
katılım payının ödenmesi borcudur
118
• TBK'nın 621. maddesi uyarınca,
her ortak, ortaklığın amacına ulaşması için ortaklığa bir katılım payı
koyması zorunludur. Dolayısıyla ortakların her birinin ortak sıfatını ka-
zanmaları için öncelikle bir katılım payının taahhüt etmeleri gerekmek-
tedir
119
•
Herhangi bir katılım payı taahhüt edilmeden ortak sıfatından
117
Müller, Übertragung, Nr. 202.
118
Bu hususta detaylıaçıklamalar için bkz. aşa. 2. Bölüm, il, C, 2.
119
Adi ortaklığın kurulması için katılım payının fiilen ifasının gerekli olmadığı; yalnızca
taahhüt edilmiş olmasının yeterli olduğuyönünde ayrıca bkz. Barlas, s. 45; Poroy/ Teki•
nalp/Çamoğlu, C.1, Nr. 76; Yavuz/ Acar/Özen, s. 1512.
41
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değişikliğe Uğraması
bahsedilemeyecektir. Bu yüzden katılım payının taahhüt edilmesi; ortak
sıfatından
kaynaklanan bir borç olarak nitelendirilemeyecektir. TBK'nın
621. maddesinden de anlaşılacağı üzere, ortaksıfabndan bahsedilebilme-
si için; söz konusu
katılım payının taahhüdü zorunludur. Ortak amaç için
çaba gösterme isteği, her bir ortağın ortaklık amacına ulaşması için bir
katkı payı vermesini ve yine her bir ortağın bu katılım payını getirmeyi
istemesini gerektirir
120
•
Ortak sıfatından kaynaklanan borç ise, söz konusu taahhüt edilen
katılım payının ortaklığa getirilmesidir. Her ne kadar adi ortaklık ortak-
larının katılım payı taahhüt etmesi, ortaklığın varlığı açısından kuramsal
bir zorunluluk teşkil etse de, ortakların taahhüt edilen katılım payını
ortaklığa getirmemesi, ortaklığın kuruluşuna herhangi bir etkide bulun-
mamaktadır
121
.
Adi ortaklıkta ortak sıfatından kaynaklanan bir diğer borç, zarara
katılma borcudur. TBK'nın 623. maddesinin 3. fıkrasında, ortaklann
zarara kural olarak eşit şekilde katılacağı hüküm altına alınmaktadır.
Zarara katılma rejimine ilişkin olarak ortaklar ortaklık sözleşmesi ile bir
belirleme yapabilir. Ortakların kazanca ilişkin yaptıkları belirleme, söz-
leşmede eğer zarara ilişkin ayrıca bir belirleme yoksa, kural olarak zarara
ilişkin de kabul edilecektir. Ortaklık sözleşmesinde herhangi bir hüküm
bulunmuyor ise, her ortak zarara eşit olarak katılacaktır.Tasfiye sonucun-
da ortaklık zarar etmişse, her bir ortak, iç ilişkide zarara katılma payları
oranında ilgili zararı karşılamakla yükümlüdür. Söz gelimi bu üstlenme
borcu da ortaklıksa! borçlar arasındadır. Ancak ortaklığın devam ettiği
süreç boyunca, ortakların ortaklığın zararlarını karşılamak yükümlülüğü
bulunmamaktadır. Bununla birlikte ortaklık sözleşmesinde ortaklık de-
vam ederken de ortaklığın zararlarının ortaklar tarafından karşılanacağını
ilişkin bir belirlemenin yapılması da mümkündür.
Ortakların yükümlülüklerinden bir diğeri de ortaklığı yönetmektir.
Yukarıda hakolarak da gösterilen yönetim yetkisine ilişkin TBK' nın ilgili
hükmü kapsamında ortaklığı yönetmek, her bir ortak açısından kural
120
Müller, Übertragung, Nr.303.
121
MüKo-Schaefer, § 705 BGB, Nr. 2; Barlas, s. 45.
42
Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Dtvri
olarak bir yükümlülük olarak da nitelendirilir. Dolayısıyla bu kapsamda
ortakların her biri, ortaklığın amacına ulaşması için gerekli olan hukuki
işlemleri yapmakla yükümlüdür.
Adi ortaklıkta ortak sıfatından kaynaklanan bir diğer borç özen bor-
cudur. TBK'nın 628. maddesi;
"her ortak, ortaklık işlerinde kendi işlerinde
olduğu ölçüde çaba ve özen göstermekle yükümlüdür. Her ortak, diğerlerine
karşı, kendi kusuruyla verdiği zararları, başka işlerde ortaklığa
sağladığı men-
faatlerle mahsup ettirme hakkı olmaksızın gidermekle yükümlüdür. Ortaklık
işlerini ücret karşılığı yürüten ortak, vekalet hükümlerine göre sorumlu olur."
şeklindedir. Hükümden anlaşılacağı üzere, ortakların Kanun'dan kaynak-
lanan bir özen yükümlülüğü bulunmaktadır. Söz konusu özen borcu
iki
farklı şekilde belirlenmiştir. İlk halde, eğer ortak (yönetici ortak) ücret
almıyorsa, kendi işlerinde gösterdiği özeni göstermesi gerekmektedir.
Yani kanun koyucu ücret almayan yönetici ortak açısından sübjektif bir
özen yükümlülüğü getirmiştir. Buna karşılık hükmün üçüncü fıkrasında,
faaliyetleri karşılığında ücret kazanan yönetici ortak açısından objektif
bir özen yükümlülüğü getirmiştir. Söz konusu özen yükümlülüğü için
vekalet sözleşmesine atıf yapılmıştır. Vekilin özen borcunu düzenleyen
TBK'nın 506. maddesinin 3.fıkrasına göre,
11
vekilin özen borcundan doğan
sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen
basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır."
Bu yüzden üc-
ret alan yönetici ortak da benzer alanda faaliyet gösteren bir başka yö-
netici ortağın göstermesi gereken özeni göstermekle yükümlüdür. Aynı
zamanda ortakların sadakat yükümlülükleri de söz konusudur. Sadakat
yükümlülüğü kanunen düzenlenmiş bir yükümlülük değildir. Ancak adi
ortaklığın özel bir amaca yönelen sözleşmese! karakteri ve sorumluluk,
risk, mal varlığı ve emek birliği olarak kişi unsuru, ortaklara sadakat
yükümlüğü yükler
122
• Bu kapsamda ortakların tüm borçları bakımından
bu yükümlülük gündeme gelir ve ortaklıktan kaynaklanan borçları ifa
ederken veya ortaklıktan doğan hakları kullanırken ortakların her birinin
dürüstlük kuralına uygun hareket etmesi gerekmektedir.
122
Müller, Übertragung, Nr. 306.
43
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değişikliğe Uğraması
Ortak sıfatından kaynaklanan bir diğer borç, rekabet yasağıdır.
TBK'nın 626. maddesine göre, "ortaklar, kendilerinin veya üçüncü kişile-
rin menfaatine olarak, ortaklığın amacını engelleyici veya zarar verici işleri
yapamazlar.
11
Rekabet etmeme borcunun temelinde adi ortaklığın un-
surlarından biri olan
affectio societatis unsuru yatmaktadır
123
- Ancak ilgili
hükmün emredici nitelikte olmadığı kabul edilmektedirı
24
• Bu sebeple,
ortak sıfatından kaynaklanan rekabet yasağı ortaklık sözleşmesi ile tama-
men ortadan kaldırılabilir ya da sınırlandırılabilir.
ıv. KİŞİ UNSURUNUN DEĞİŞMESİ
A. Kişi Çevresinin Değişmezliği ilkesi (Grundsatz der
personellen Geschlossenheit der Gesellschaft
125
)
Sermaye ortaklıklarında, ortak değişikliğinin özellikle de ortak sıfa-
tının devrinin, ortaklığın temellerini etkilemeyen sıradan işlemler niteli-
ğinde olduğu; zira sermaye ortaklıklarının ortaklarının ortak sıfatından
ve aralarındaki herhangi bir sözleşmese! ilişkiden bağımsız ve anayasa
benzeri statülerinin bulunduğu ifade edilmektedir
126
• Buna karşılık or-
takların tamamı arasında yapılmış bir sözleşme çerçevesinde şekillenmiş
ve ortakların yakın ilişkisine dayanan şahıs ortaklıklarında ise, ortaklığın
var olmaya devam etmesine rağmen ortak değişikliğinin gerçekleşmesi
sıra dışı bir durumdur
127
.
Adi ortaklık belirli kişilerden oluşan bir yapıya dayanan bir sözleş-
medir. Sözleşmenin bir tarafının diğer tarafların rızası olmaksızın tek
taraflı olarak sözleşme ilişkisini değiştirememesi ahde vefa ilkesinin bir
123
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, C.I, Nr.95i Akar Öçal,"Adi Şirketlerde Rekabet Yasağı", Es-
kişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Dergisi, 1981, S.2,s.431-438, s.431.
124
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, C. I, Nr.95a.
125
İlice Türkçe'ye "ortaklığın kişiselbütünlüğü/birliğiilkesi"olarak tercüme edilebilir.Söz
konusu şekilde
tercümeiçin bkz. Poroy/Teki nalp/Çamoğlu, C. I, Nr.70a.Fakat bu ça-
lışma kapsamında daha açıklayıcıolduğudüşünülen, "kişiçevresinindeğişmezliğiilkesi"
kavramıtercih edilmiştir.
126
Handschin/Vonzun, ORArt. 542, Nr.2.
127
Handschin /Vonzun, ORArt. 542, Nr.2.
44 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık PayınınDevri
gereğidir. Adi ortaklık, kişi unsurunun ön planda olduğu bir ortaklıktır.
Adi ortaklığın şahıs ortaklığı olması kendisini özellikle oybirliği prensibi,
her bir ortağın sahip olduğu veto hakkı, kazanca ve zarara eşit katılma,
sadakat yükümlülüğü ve ondan doğan rekabet etme yasağı, özen yüküm-
lülüğünde gösterir
128
. Aynı zamanda adi ortaklıkta da tüm ortakların
rızası olmaksızın adi ortaklık sözleşmesi ve bununla birlikte ortaklık
ilişkisi değiştirilemez. Özellikle tüm ortakların izni olmadan yeni bir
ortak ortaklığa kabul edilemez, ortak sıfatı devredilemez ve bir ortak
ortaklıktan çıkarılamaz
1
29
• Söz konusu duruma, ortaklığın kişi çevresinin
değişmezliği ilkesi denir
130
.
Kişi çevresinin değişmezliği ilkesi bir yandan ortaklıkilişkisinin söz-
leşmese! temelinden kaynaklanmaktayken diğer yandan adi ortaklığın
kişi unsurunun ön planda olan bir topluluk olmasından kaynaklanmak-
tadır
131
(
intuitus personae). Ortaklar, her bir ortağın kişisel özelliklerini
göz önünde tutarak kişi birliği kurmayı ya da o kişi birliğine dahil olmayı
kabul etmiştir
132
• Dolayısıyla kendilerinden, istekleri olmaksızın kişi çev-
resinin değişmesi hususunu kabul etmeleri beklenemez
133
•
Adi ortaklığın kişi temelli olmasının sonucu olarak, ortaklık ilişki-
lerinin süjesinin değişmesi yani ortağın değişimi kural olarak ortaklığın
sona ermesine neden olmaktadır
134
. Kanun, bu anlamda şirketin devamlı-
lığı ilkesini, kişi kompozisyonunun değişmemesine bağlı kılmıştır
135
• An-
128 Rolf Sethe
1 in Honsel (hrsg.) 1 Kurzkommentar Art. 530. ff, Art. 732 ff. und Art. 764
ff., Art.530
1 Nr.3.
129 Bollmann
1 s. 21; Müller
1 Übertragung, Nr.175; Fellma nn/Müller 1 ORArt. 542 Nr.17.
Bu yüzden şahıs şirketlerine"kapalıortaklık" denilebilir.
13°Fellmann/Müller, ORArt. 542 1 Nr.13 vd.; Müller, Übertragung, Nr.172.
131 Müller
1 Übertragung, Nr. 173; MüKo-Schaefer 1 BGB Vor. § 705, Nr. 8.
132 Adi ortaklığın sözleşme dayalı bir kişi birliği olduğu yönünde bkz. Bilgehan Çetiner 1
"Austrittund Ausscluss Der GesellschafterAus Biner Binfacehen Gesellschaft im Neuen Tur-
kischen
Obligationengesetz Unter Berucksichtigung Der Deutschen BGB- Gesellschaft' �An-
nales de la Faculte de Droit d'Istanbul
1 V. 471 No. 64 1 2015, s. 23-43 1 s. 24.
133
Birçokları yerine bkz. Müller 1Übertragung, Nr.173.
134 Örnek olarak TBK m. 639'da ortaklardan birinin ölmesi halinde ortaklığın sona ermesi
gösterilebilir.Ayrıca bkz. Kerem Çelikboya, "Adi Ortaklıktan Çıkma ve ÇıkarmanınKo-
şulları'
�GÜHFD
1 S. 2, 2015 1 s. 195-229, s. 204.
135 Mario Schaedler, Die Abfindung des ausscheidenden Gesellschafters, Zurich 1962,
45 Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değişikliğe Uğraması
cak belirli bazı hallerde, kişi unsurunun değişmesine rağmen ortaklığın
devam edeceği hüküm altına alınmıştır. Kanun'da belirtilen söz konusu
bu hallerde, kişi unsuru değişmesine rağmen ortaklık devam edecektir.
B. Kişi Unsurunun Değişebileceği Haller
1. Değişildik Kavramı
Ortaklıklar kurulduktan sonra, ticari hayatın gereklilikleri ya da
ekonomik veya kişisel sebeplerden dolayı ortaklıkları kuran kişilerin,
ortaklık sona erene kadar ortaklıkta devam etmedikleri; ortaklık ya-
pısının değişikliğe uğradığı oldukça olağan görülmektedir
136
• Bununla
birlikte ortakların ortaklık devam ederken değişmesi; daha çok sermaye
ortaklıklarında görülmektedir. Adi ortaklık gibi şahıs unsurun çok daha
ön planda olduğu şahıs ortaklıklarında, süje değişikliği istisnai olarak
görülmektedir
137
.
Yukarıda ifade edilen kişi çevresinin değişmezliği prensibi, sonuç
olarak ortakları korumayı hedeflemektedir. Bu yüzden, kişi çevresinin
değişmezliği prensibi emredici nitelikte değildir
138
• Ortaklar, sözleşme
serbestisi (Privatautonomie) çerçevesinde, ortaklık sözleşmesinin ta-
rafında değişiklik yapma hakkına sahiptir
139
•
Yani bu anlamda ortaklar,
kişi unsurunda değiş ildik yapabilir. Kişi değişikliği, çoğu zaman ortaklık
sözleşmesinde değişikliğe sebebiyet verdiği ve ortaklıkta kalan ortakların
hukuki durumlarını ciddi bir şekilde etkilediği (etkileme ihtimali bulun-
duğu) için
1
4{), söz konusu değişikliğin yapılabilmesinin ancak ortaklık
s. 3; Hueck, OGH, s. 388; Götz Hueck, Gesellschaftsrecht, 19. Auflage, München
1991,
s. 69; Mililer, Übertragung, Nr. 174.
136
Şener, Adi Ortaklık, s. 371.
ll7 Bu yönde bkz. Şener, Adi Ortaklık, s.371.
138 Schaedler, s . 3; Hueck, OGH, s. 388; Hueck, Gesellsc haftsrecht, s. 69; Müller, Über-
tragung,
Nr. 174.
139 Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr.16; Schaedler, s.3; Müller, Übertragung, Nr. 175.
140 Müller, Übertragung, Nr.176; ayncabkz.Dieter Zobl, Anderungen im Personenbes-
tand von Gesamthandscbaften,
Zürich 1973, (Anılış:Aenderungen), s. 65;
46
Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
sözleşmesinin yeni hale göre değiştirilmesi şartıyla mümkün olduğu
ifade edilmektedir
141
•
Ortak değişikliği, ortaklardan birinin ölümü halinde mirasçıyla de-
vam edilmesi, ortaklıktan çıkan kişinin yerine yeni ortağın kabul edilmesi
veya ortaklık payının devredilmesi hallerinde olduğu gibi farklı şekillerde
söz konusu olabilir
142
.
Kişi unsurunun değişmesi, ortaklık ilişkilerini süje anlamında etkile-
mektedirı
43
• Kişinin değişmesiyle geriye kalan ortakların hukuki durumu
farklı şekillerde etkil enmektedir. Bu yüzden kişi unsurunun değişmesi
yalnızca diğer ortakların da onayıyla mümkün olmaktadır. Onay şartının
öngörülmesi, adi ortaklığın belirli kişilerden oluşan bir ortaklık olması
karakterini karşılamaktadırı
44
.
Ortaklardan yalnızca birinin karşı çıkması halinde, ne yeni ortağın
alımı ne ne de ortaklık payının devri mümkündür. Diğer ortakların onayı
141
Bu yönde bkz. Robert Fischer, "Besprechung von Herbert Wiedemann, Die übertragung
und Vererbung von Mitgliedschaftsrechten bei Handelsgesellschaften'
�ZHR 130, 1968, s.
359-369, (Anılış; ZHR), s.361.Ancak aşağıda
da inceleneceği üzere, bugörüşe katılmak
mümkün
değildir. Zira adi ortaklıkpayının devrinde debir kişi değişikliği gerçekleşmek-
te; fakat söz konusu kişi değişikliğinin niteliği ortaklıksözleşmesinin
değiştirilmesi nite-
liğinde olmamaktadır.
142
von Steiger, s. 408 vd.; Meier-Hayoz/ Forstmoser/Sethe, § 12 Nr. 120; Müller, Ühertra-
gung,
Nr. 175.
143
Hueck, OGH, s. 390; Hueck, Gesellschaftsrecht, s. 76; Zobl, Aenderungen, s. 65 ve
ayrıca bkz. 75. Markus Roth,
Beck'iche Kurz Kommantare, Band 9, Handelsgezetz -
buch,
Klaus J. Hopt/Adolf Baumbach, 39. Auflage, 2020 München, HGB § 105, Nr.
67; Werner Flume, "Die Rechtsnachfolge in die Mitgliedschaft in einer Personengesellschaft
durch Übertragung der Mitgliedschaft" Festschrift füe Kari Larenz zum 70. Geburstag,
München 1973, s. 769-799 (Anılış: Flume, FS Larenz), s. 769 ve 773; Flume, Allge-
mein,
s. 350. Ortaklığa yeni birinin alınması ya da ortaklıktan birinin çıkması ortaklık
sözleşmesinin değişikliği olsa da, ortak sıfatının hukuki işlem yoluyla devri bazen or-
taklık sözleşmesinin değişikliği olarak görülmemekte; yalnızca bir tasarruf işlemi olarak
ele alınmaktadır. Her ne kadar bazı hallerde ortak sıfatının devri ortaklık sözleşmesinin
değiştirilmesi o larak görülmese de, herhalde, ortaklıksa! ilişkinin değişmesine yönelik
bir işlemdir. Bkz. Flume, Allgemein, s. 350i Arndt Teichmann,"Die Personengesellschaft
als Rechtstraeger",AcP, B. 179, 1979, s. 475-492, (Anılış: AcP), s. 483.
144
von Steiger, s. 408 ve s. 412; Meier-Hayoz/Forstmoser/Sethe, § 12 Nr. 129; ZK-Sie-
gwart, ORArt. 542, Nr.8-11; Müller,
Übertragung, Nr. 176.
►
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değişikliğe Uğrama.sı 47
olmaksızın, ortaklardan birinin payına birini ortak etmesi ya da payını bi-
rine devretmesi, söz konusu üçüncü kişiye diğer ortaklarla birlikte ortak
sıfatım kazandırmayacaktır
145
. Bu kapsamda yeni ortağın kabulünü yapa-
cak olan ortak, genel sadakat yükümlülüğünün sınırlarını gözetmelidir.
Bu yüzden ortaklık sözleşmesinde önceden verilmiş bir iznin bulunması
durumunda, payın devredildiği kişi veya ortaklığa alınacak kişinin diğer
ortakların menfaatine bağdaşmaması ihtimalinde, ortaklıksözleşmesinde
yer alan iznin artık dikkate alınmayacağı doktrinde ifade edilmektedir1
46
•
Kişi unsuru değişikliğine ortağın onay vermesi herhangi bir şekil
şartına tabi değildir. Ne yazılı bir açıklama ne de resmi bir şekilde bir
ortaklar kararına ihtiyaç bulunmaktadır
147
.
Ortakların onay açıklaması
sözel ve zamansal olarak birbiriyle bağlı değildir. Ancak ortaklık sözleş-
mesinde sözleşme ilişkisinin değiştirilmesine ilişkin özel bir onay şartı
öngörmüşse ya da ortaklık ilişkisindeki değişiklikler için genel bir onay
şekli öngörülmüşse, bu şekle uyulmalıdır. Bu kapsamda, şüphe halinde
kabul-çıkma ve devir bakımından da bu şekle uyulması gerekir
148
•
145
Müller, Übertragung, Nr. 177.
146
Volker Emmerich, Heyman Handelsgezetzbuch, Gross Kommantar, il Band§§ 105
his 237,
3. Auflage, Berlin/Boston 2020, § 109 Nr. 55; Staub/Schaefer, § HGB 105, Nr.
295; Schlegelberger/Schmidt, Nr. 191; Erman/Westermann, § 719 BGB, Nr. 9: Klaus
Piehler/Norbert Schulte,
Münchener Handbuch des Gesellschaftsrechts, Band I,
Gummert/Weipert, BGB Gesellschaft, OHG, PartG, FWIV, 4. Auflage, München
2014, s. 1418.; Ayrıca bkz. Norbert Schulte/Juhannes Hushahn, Münchener Handbu-
ch des Gesellschaftsrechts, Band I, Gummert/ Weipert, BGB Gesellschaft, OHG,
PartG, FWIV, 5. Auflage, München 2019, s. 1468 vd.. Aksi yönde bkz. Ayhan/Özda-
mar/Çağlar, s. 81. Bu görüşe göre, bu gibi durumlarda da ortak değişikliği geçerli bir
şekilde gerçekleşmektedir. Bununla birlikte TBK'run 639. maddesi kapsamında haklı
sebeple fesih gündeme gelebilir.
147
Staub/Schaefer, § HGB 105, Nr. 296; von Steiger, s. 408; Erman/Westermann, § 719
BGB, Nr. 8; Martin Lenz,
Die Form von Eigentumsübertragungen am Immobili-
envermögen bei Personengesellschaften,
Bern 2001, s. 143: Aksi görüş için bkz. Ha-
nau Frank P. Michel, "Die Einigung bei derÜbertragung von Personengesellschaftsanteilen",
Zeitschrift für Unternehmens und Gesellschaftsrecht, 1991, s. 418 vd; Fritz Funk,
Kommentar des Obligationenrechtes, Zweiter Band: Das Recht der Gesellschaf-
ten,
Aarau 1951, Art. 542, Nr. 1. Bu son yazarlar, onay için resmi bir ortaklık kararının
alınması gerektiği kanaatindedir.
148
Staub/Schaefer, § HGB 105, Nr. 296.
48
Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
2. Değişiklik Halleri
Adi ortaklıkta kişi unsurunun değişmesine sebep olabilecek haller,
ortaklığa yeni bir ortak alımı, ortaklardan birinin ortaklık payının kanuni
olarak intikali ya da iradi olarak başkasına devri, ortaklardan birinin
ortaklıktan çıkması ve yine ortaklardan birinin diğer ortaklar tarafından
ortaklıktan çıkarılması olarak sıralanabilir.
Doktrinde aynı zamanda değişikliğe etki eden irade esas alınarak
da bir ayrım yapılmaktadır. Buna göre ortak değişikliği, hukuki işleme,
kanuna veya haklın kararına dayanabilir
149
.
a. Yeni OrtakAlımı
Adi ortaklığa yeni ortak alınması TBK' da detaylı bir şekilde düzen-
lenmemiştir. TBK'nın 632. maddesinin
I. fıkrası; "ortaklığa, yeni bir ortak
alınması, bütün ortakların rızasına bağlıdır."
şeklindedir. Görüleceği üzere
hükümde yalnızca ortaklığa yeni ortak alınmasının mümkün olduğu ve
bunun yapılabilmesi için bütün ortakların rızasının gerekli olduğu dü-
zenlenmiş buna karşılık yeni ortak alımının nasıl olacağı ve yeni ortak
alımından sonraki sürece ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilme-
miştir.
Ortaksayısının artırılması yaeski ortaklığın sona erdirilip yerineyeni
bir ortaklık kurmak ile ya da mevcut ortaklığa yeni bir ortağın kabulü ile
mümkündür. Eğer ikincisi tercih ediliyorsa yani mevcut bir ortaklığa yeni
bir ortak alınması isteniyorsa, yeni ve mevcut ortaklar arasında bir kabul
sözleşmesinin yapılması gerekir. Ortaklığın kişi bakımından genişlediği
hallerde akla gelmesi gereken husus, acaba mevcut ortaklık yeni bir or-
tağın alınması ile devam mı edecek yoksa mevcut ortaklık yerine mevcut
ortaklar ve yeni ortaktan müteşekkil yeni bir ortaklık mı oluşturulacak
sorusudur. Yalnızca ilk halde TBK'nın 632. maddesinin düzenlendiği
yeni ortak alımı söz konusudur, ikinci hal yeni bir ortaklığın kurulumu-
nu temsil etmektedir
150
. Her iki süreç açısından yapılan bu ayrım pratik
149
Zobl, Aenderungen, s. 99 vd..
ıso ZK-Siegwart, OR Art. 542, Nr. 10; ayrıca Fellmann/Müller, OR Art. 542, N r. 24. Yeni
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değişikliğe UgramQ.$1 49
anlamda çok önemli sonuçlan ihtiva etmektedir. Bir ortak mevcut bir
ortaklığa girdiğinde o ortaklıktan doğan tüm hak ve borçlan iktisap eder.
Buna karşılık diğer halde öncelikli olarak diğer ortaklığın tasfiye edilmesi gerekir. Daha sonra yeni ortaklık kurulur ve eski ortaklığın hak ile sorum-
lulukları yeni ortaklığa geçirilir.
Aksi kararlaştırılmadığı sürece, yeni ortak kabulü tüm ortakların
onayına muhtaçtır
151
• Kanun bu hükümle birlikte ortaklığın •kişi çevre-
sinin değişmezliği ilkesini" ortaya koymuş ve sözleşme temeli ile taraflar
arasındaki güven ilişkisi sebebiyle, ortaklardan herhangi birinin nzası
dışında bir ortak değişikliğinin gerçekleştirilmesinin onlardan beklene-
meyeceğini vurgulamıştır
152
.
Onay herhangi bir şekil şartına tabi değildir,
özellikle herhangi bir ortaklık kararının alınmasına gerek bulunmamak.-
tadır. Onaya ilişkin ortakların beyanı, sözlü olabileceği gibi birbirinden
bağımsız bir şekilde de olabilir
153
.
Kabule ilişkin diğer açıklamalar aşağıda
kabul sözleşmesi kapsamında detaylı olarak verilecektir
154
•
Adi ortaklığa yeni ortak alımı halinde ortaklıktaki ortak sayısı alınan
ortak kadar artacaktır. Bu anlamda yeni ortak alımı anonim ortaklıklarda-
ki dış kaynaklardan sermaye artırımı (sermaye taahhüdü yoluyla sermaye
artırımı) ile benzemektedir
155
.
Gerçekten de anonim ortaklıklarda dış
kaynaklardan sermaye artırımında da kural olarak ortaklıktaki pay sayısı
artmakta ve ortaklığa dışarıdan yeni kaynak girişi olmaktadır. Adi ortak-
lıktaki yeni ortak alımında da benzer bir durum söz konusudur. Ortaklığa
yeni bir ortak alınması ile, ortaklıktaki ortak sayısı artmakta ve katılan
ortak, ortaklığa bir katılım payı getirmekle yükümlü olduğu için, ortaklı-
ğa yeni kaynak girişi olmaktadır.
ortak alımı bakımından ortaklık sözleşmesinde ortakların onay vermesine gerek olına-
dığının ve ortakların serbestçe ortaklığa yeni ortakalınabileceğininkararlaştırılabileceği
yönünde bkz .Tekil, s. 144.
151
Fellınann/Müller,ORArt. 542, Nr.17.
152
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr.14.
153
Fellınann/Müller,ORArt. 542, Nr.20; von Steiger, s. 408.
154
Bkz. aşa. 3. Bölüm, I, D, 3, b.
155
Yeni ortak alımının genellikle ortaklık sermayesinin arbrılması istenildiği zaman söz ko-
nusu olacağı yönünde bkz. Eren, Borçlar Özel, Nr. 2899.
SO Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık PayınınDevri
b. Çıkma ve Çıkarılma
Çıkma ve çıkarılma halleri de adi ortaklıkta kişi unsurunun değişti-
ği hallerden biridir. Bununla birlikte ayrı bir çalışmaya konu olabilecek
nitelikte olan çıkma ve çıkarılma kavramları, bu çalışmanın konusu kap-
samında olmadığı için, bu çalışma bakımından söz konusu kavramlara
yalnızca genel hatlarıyla değinilecektir. Ayrıca çalışmada yer yer, çıkma
ve çıkarılma kavramları ile karşılaştırma da yapılacaktır.
1) Çıkma
818 sayılı Eski Borçlar Kanunu (eBK) döneminde adi ortaklıkta
çıkmaya ilişkin bir düzenleme bulunmamaktaydı. TBK ile birlikte adi
ortaklıkta çıkma da düzenlenmiştir. Çıkma kavramı, ortaklardan biri-
nin kendisi iradesi ve arzusu doğrultusunda şirketten ayrılması olarak
tanımlanabilir
156
. TBK'nın 633. maddesi;
11
bir ortağın fesih bildiriminde
bulunması, kısıtlanması, iflası, tasfiyedeki payının cebrı icra yoluyla paraya
çevrilmesi veya ölmesi halinde, sözleşmede ortaklığın diğer ortaklarla devam
edeceğine ilişkin bir hüküm varsa, bu durumlardan biri gerçekleştiğinde,
o ortak veya temsilcisi ya da ölen ortağın mirasçısı ortaklıktan çıkabilir."
şeklindedir. Hükümden de anlaşılacağı üzere, kural olarak adi ortaklığın
sona ermesine sebep olacak belirli hallerin
157
gerçekleşmesi halinde, eğer
ortaklık sözleşmesinde ortaklığın kalan ortaklar ile devam edeceğine iliş-
kin bir hüküm bulunuyorsa, çıkma sebebi şahsında gerçekleşen ortak, or-
taklıktan, yapacağı tek taraflı yenilik doğuran bir beyan ile çıkabilecektir.
Doktrinde kanun hükmünde sayılan bu hallerin sınırlı sayıda ( nu-
merus clausus)
olmadığı ifade edilmektedir
158
. Ortaklık sözleşmesinde
öngörülmek şartı ile, hükümde sayılan haller dışında yeni bir çıkma hali
de öngörülebilecektir
159
. Hatta hükümde sayılan hallerin çıkma sebebi
156
Serdar Hızır,"6098 Sayılı (Yeni) Borçlar Kanununun 633'üncüMaddesine Göre Adi Şirket-
ten Çıkmanın ve Çıkarılmanın Genel Şartları ve Usulü' �Prof. Dr. Sarper Süzek'e Arma-
ğan, C. 3, İstanbul 2011, s. 2819.
157
Söz konusu haller TBK'run 639. maddesinde sona erme sebebi olarak sayılmıştır.
158
Oruç Hami Şener, Teorik ve Uygulamalı Ortaklıklar Hukuku, 4. Baskı, Ankara 2019,
(Anılış: Ortaklıklar Hukuku) s. 70; Hızır, s. 2829.
159
Şener, Ortaklıklar Hukuku, s.70.
►
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değişikliğe Uğraması 51
olmayacağı yönünde bir saptamanın da mümkün olacağı ifade edilmek-
tedir
160
•
Daha önce kısaca ifade edildiği üzere, ortaklık sözleşmesinde or-
taklığın devam edeceğine ilişkin bir hüküm bulunmakta ise
161
, çıkma
sebebi şahsında gerçekleşen ortak, ortaklığa yönelteceği bir beyanla ile,
ortaklıktan çıkabilecektir.Anlaşılacağı üzere kural olarak çıkma hakkının
kullanılması ortak açısından ihtiyaridir ve ilgili ortak, ortaklıktan çıkması
için zorlanamayacaktır. Bununla birlikte, ortaklık sözleşmesine konula-
cak bir hükümle, çıkma sebepleri gerçekleştikten sonra, ortak sıfatının
kendiliğinden ortadan kalkacağı da öngörülebilir
162
•
Adi ortaklık ortaklarından birinin ortaklıktan çıkması adi ortaklığın
kişi unsurunu değiştirmektedir. Zira belirli kişilerden oluşan adi ortak-
lıkta artık o kişilerden biri bulunmamaktadır. Bununla birlikte çıkma
sonucunda, çıkan ortağa ait ortaklık konumu da sona erecek, ortadan
kalkacaktır. Çıkma sonucunda TBK'nın 634. maddesine göre; ortak, or-
taklıktan çıktıktan sonra, payı kendiliğinden diğer ortaklara geçecektir
163
•
Bununla birlikte çıkan ortağın katılım ve yönetsel hakları son bulacaktır.
TBK634. maddesinin 2.fıkrası;
"diğer ortaklar, ortaklıktan çıkan veya
çıkarılan ortağa, kullanımını ortaklığa bıraktığı eşyayı geri vermekle yüküm-
lü oldukları gibi, kendisini ortaklığın muaccel borçlarından doğan müteselsil
sorumluluktan kurtararak, ortak sifatının sona erdiği tarihte ortaklık tasfiye
edilmiş olsaydı ödenmesi gereken tasfiye payını ödemekle yükümlüdürler.
Ortaklığın henüz muaccel olmayan borçları için diğer ortaklar, çıkan veya
çıkarılan ortağı borçtan kurtarmak yerine, kendisine bir güvence verebilirler.
11
şeklindedir. Kanun hükmünde açıkça belirtildiği üzere, eğer ortak, katı-
lım payı olarak ortaklığa bir eşyanın yalnızca kullanım hakkını getirmiş
ise, diğer ortaklar bu eşyayı çıkan ortağa iade etmelidir. Ayrıca ortaklıktan
çıkan ortağa, adeta fiktif bir tasfiye yapılmışçasına, ortaya çıkan tasfiye
bakiyesinden kendisine düşen payın da verilmesi gerekmektedir. Her ne
160
Poroy/ Tekinalp/Çamoğlu, C.I., Nr. 98.
161
Devam klozu için bkz. aşa. 3. Bölüm, II,B, 1.
162
Hızır, s. 2869.
163
Söz konusu husus hakkında detaylı bilgi için bkz.Türkmen, s. 254vd..
52 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
kadar Kanun'da tasfiye payı denmişse de, gerçek anlamda bir tasfiye sö-ı
konusu olmadığı için, söz konusu pay doktrinde ayrılma payı olarak ifade
edilmektedir1
64
.
2) Çıkarılma
Yukarıda çıkma başlığı altında sayılan çıkma sebepleri çıkarılına
açısından da geçerlidir. Yani, bir ortağın fesih bildiriminde bulunması,
kısıtlanması, iflası, tasfiyedeki payının cebri icra yoluyla paraya çevrilme-
si veya ölmesi halinde eğer ortaklığın devam edeceğine ilişkin ortaklık
sözleşmesinde hüküm bulunuyor ise, çıkarılma sebebi şahsında gerçek-
leşen ortak, diğer ortakların yazılı bir şekilde yapacakları bir bildirim ile
ortaklıktan çıkarılabilir.
Çıkarılmada çıkmadan farklı olarak, ortak sıfatı, ortağın rızası hi-
lafına sona ermektedir. Çıkarılmanın söz konusu olması için, çıkarılma
sebepleri gerçekleştikten sonra, ortaklar tarafından bir karar alınması
gerekmektedir. TBK'nın 624. maddesine göre alınacak karar için tüm
ortakların çıkarılma kararında hemfikir olması, yani kararın oy birliği ile
alınması gerekmektedir. Bununla birlikte, oybirliğinden kasıt, çıkarılacak
ortak dışındaki diğer ortakların oy birliği ile karar almasıdır
165
•
Çıkmadan farklı olarak çıkarılma iradesinin muhatabına karşı orta-
ya konulması açısından kanun koyucu şekil şartı öngörmüştür. TBK'nın
633. maddesine göre, diğer ortaklar tarafından alınan çıkarma kararının
çıkarılmak istenen ortağa asgari yazılı şekilde bildirilmesi gerekmektedir.
TBK'nın 12. maddesinin 2. fıkrası gereği 1
66
, ilgili şekil şartı geçerlilik şar-
tıdır; aksi takdirde yapılan bildirim geçersiz olacak ve ortak, ortaklıktan
çıkarılmamış olacaktır.
Çıkarılma halinde de tıpkı çıkmada olduğu gibi, ortaklığın kişi
unsuru değişmektedir. Ortaklık, ortaklıktan
çıkarılan kişi olmaksızın
164 Bkz. Türkmen, s. 265 vd..Ayrılma payına ilişkin olarak ayrıca bkz. aşa. 2. Bölüm, II, C, 4
ve 4.Bölüm, I, B, 1, e,
ı)ı a).
165
Hızır, s. 2870; Poroy/Tekinalp/Çarnoğlu, C.I., Nr. 98h.
166 "Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle
uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz."
►
Adi Ortaklıkta Kişi Unsuru ve Kişi Unsurunun Değişikliğe Uğraması 53
faaliyetlerini sürdürecektir. Çıkarılma kararının bildirimi ile, çık.arılma
hüküm ve sonuçlarını doğuracağı için, ilgili orta ğa ait ortaklıkiçerisin-
deki konum ortadan kalkacaktır. Yine çıkmada olduğu gibi, payın geçi-
şi, kullanım hakkının getirildiği eşyanın diğer ortaklar tarafından iade
yükümlülüğü ve çıkarılan ortağa ayrılma payının ödenmesi gerekliliği
çıkarılma açısından da aynı şekilde geçerlidir.
c. Devir
Ortaklık payının/ sıfatının devri de kişi unsurunun de ğiştiği bir hal
olarak gösterilmektedir. Bu çalışma kapsamında ortaklık payının devri
ayrı bir bölüm olarak inceleneceği için bu başlık altında incelenmeyecek-
tir16_1
167
Bkz. aşa. Üçüncü Bölüm.
İKİNCİ BÖLÜM
PAY DEVRİ AÇISINDAN TEMEL KAVRAM
OLARAK: ADİ ORTAKLIKTA PAY KAVRAMI
Özellikle karşılaştırmalı hukukta adi ortaklığın mal varlığının ya-
pılanması şekline göre adi ortaklıklar bakımından birçok farklı sonuca
ulaşılmıştır. Sadece bu bölüm bakımından değil, adi ortaklığın geneline
yönelik olarak ortaklık mal varlığının yapılanma şekli ve söz konusu
yapılanmanın hukuken nitelendirilmesi, doktrinde değişik biçimlerde
tartışılmış ve bunlara çeşitli neticeler bağlanmıştır.
Bu bölümde adi ortaklık mal varlığı yapısının şekli ve söz konusu
yapının teorik olarak nitelendirilmesinin adi ortaklık payı bakımından
önemi ortaya konmaya çalışılacaktır. Öncelikle belirtmek gerekir elbirli-
ği mülkiyetin teorik olarak nitelendirilmesi ile adi ortaklık mal varlığının
elbirliği hak sahipliği ya da paylı hak sahipliği olarak şekillendirilmesinin
adi ortaklık payının her devir şekli bakımından özellikle devrin sonuçları
bakımından farklı sonuçları bulunmaktadır. İlgili sonuçların gereği gibi
tespit edilebilmesi için, adi ortaklık mal varlığı karşılaştırmalı hukuktaki
tartışmalar ile birlikte incelenecektir. Bu inceleme yapılırken mal varlı-
ğına ilişkin tespitler ve tartışmalara, bu tartışmaların Türk hukuku bakı-
mından adi ortaklık payının devri ve bunun hukuki sonuçları bakımından
önemini ortaya koymak amacıyla genel olarak değinilecektir.
56 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devrı
I. ADİ ORTAKLIĞIN MAL VARLIĞI
A. Genel Açıklamalar
Adi ortaklık ortaklarının her biri tarafından ortaklık kurulurken, or-
taklığın amacının gerçekleştirilebilmesi için getirilen ka tılım payı ile daha
sonra ortaklık faaliyetleri sonucunda ortaklığın elde ettiği hak ve mallar
ile ortaklığın yaptığı işlemler sonucunda ortakların üstlendikleri borçlar,
adi ortaklığın mal varlığını oluştururı6s . Dolayısıyla adi ortaklığın da aktif
ve pasiften oluşan bir mal varlığının bulunduğu söylenebilecektir.
Hakim olan fikre göre, adi ortaklık bir hak topluluğudur
(Rechtsgemeinschaft)
169
'
170
•
Bu şekilde bir topluluk, eğer birden fazla kişi
tekve aynı hak üzerinde hak sahibi olursa oluşur
171
.
Buyüzden adi ortaklık
tüzel kişiliğe sahip değildir
172
•
Daha önce ifade edildiği üzere, adi ortaklık
tüzel kişiliği haiz olmadığı için hak ehliyeti de bulunmamaktadır. Bu yüz-
den her ne kadar yukarıda adi ortaklık mal varlığı ifadesi kullanılmış olsa
da, söz konusu mal varlığı tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığa değil; adi
ortaklığın mensupları olan ortaklara aittir
173
•
Dolayısıyla aslında ortaklık
mal varlığı kavramının kullanılmaması gerektiği; bunun yerine ortak mal
varlığı kavramının daha yerinde olacağı ifade edilmiştir
174
• Ancak yine aynı
168
Nuşin Ayiter, Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanununda Elbirliği Ortaklıkları
(İştirakHalindeMölkiyet),Ankara 1961, (Anılış: Elbirliği), s. 144; Barlas, s. 88-89.
169
Kavram için "hak birlikleri" tercümesi için bkz. Tuğrul Ansay,Adi Şirket Demek ve Tica-
ret Şirketleri, Ankara 1967, s. 89; "hak topluluğu" şeklinde yapılan çeviri için bkz. Vıldan
Peksöz, Medeni Usul Hukuku Açısından Adi Ortaklık İlişkileri, İstanbul 2 020,
(Anı-
lış: Adi Ortaklık İlişkileri), s. 13, dn. 52; "birlikte haksahipliği" şeklinde tercüme için bkz.
Furkan Derdiman, Adi Ortaklık Yapısındaki Değişiklikler, İstanbul Üniversitesi Sosyal
Bilimle r Enstitüsü, Yayınlanmamış YtiksekLisans Tezi, İstanbul 2021, s. 8.
170
Tartışmalar için bkz. Vonzun, s.197 vd.
171
Fellmann/Müller, OR Yor. 530, Nr. 74; Sethe, KuKo, Art. 530, Nr. 2.
172
Bu durumun eleştirisi için bkz. Fellmann/Müller, OR Yor. 530, Nr. 131 vd..
173
Özenli, s. 6; Yongalık, Sermaye, s. 41; Ayiter, Elbirliği, s. 7; Şener, Adi Ortaklık, s. 173
ve ayrıca bkz. s. 179; Bilgili/Demirkapı, s. 20; Ömer Ali Girgin, Adi Ortaklıkta Tem-
sil ve Borçlardan Sorumluluk,
İstanbul 2017, s. 31; Ahmet Hakan Dağdelen, 818 ve
6098 Sayılı Borçlar Kanunlarında Borçlular Arasında Teselsül, İstanbul 2011, s. 66;
Fahiman Tekil, Şirketler
Hukuku, İstanbul 1981, s. 128-129.
174
Bu yönde bkz. Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s. 59-60.
57 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
görüş, belirli bazı hallerde adi ortaklığın tüzel kişiliği olmasa dahi, ortaklık
mal varlığı kavramından bahsedilebileceğini de ifade etmektedir'
75
•
Adi ortaklıkta elbirliği ile mülkiyet ilkesi esas olduğundan, kural
olarak ortakların tek başlarına mal varlığı üzerinde tasarruf etme
imka-
nı bulunmamaktadır. Ortaklık mal varlığı üzerinde ortakların serbestçe
tasarruf edememesi, ortakların mal varlığından ayrı nitelikte olan bir
ortaklık mal varlığının mevcudiyetine dalalet etmektedir
176
•
Bununla birlikte TBK'nın 638. maddesinin 2. fıkrasında, ortakların
kişisel alacaklılarının, adi ortaklığın mal varlığına başvurması mümkün
kabul edilmemiş, alacaklının yalnızca ortağın tasfiye payına haciz koyabi-
leceği düzenlenerek, aslında ortaklık mal varlığının ortakların kendi mal
varlığından ayrı bir mal varlığı olduğunu ortaya koymuştur
177
• Doktrinde
ifade edilen ve bizim de katıldığımız görüşe göre; ortaklık mal varlığı,
ortakların şahsi mal varlığından ayrı bağımsız niteliktedir ve bu yüzden
söz konusu mal varlığı "özel mal varlığı" (Sondervermögen) olarak ifade
edilmektedir
178
. Doktrinde özel mal varlığı, sahip olunan mal varlığının
bir bölümünün, geri kalan bölümden özellikli bir hukuki statü taşıması
şeklinde tanımlanmaktadır
179
.
175
Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s. 60.
176
Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s. 60.
177
Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s. 60.
178 Alfred Müller, Die Haftungsverhaeltnisse bei der einfachen Gesellscahft, Bem
1938, (Anılış: Müller, A., Haftung), s. 16; Dieter
Duursma/Henriette Duursma-Ke-
eplinger/Marianne Roth, Handbuch zum Gesellschaftsrecht,
Wien 2007, Nr. 116;
Ansay, s. 152; Doğanay, s.35;Yongalık, Sermaye, s. 41; Barlas, s.89; Peksöz, Adi Ortak-
lık İlişkileri, s. 60; Kırca (Kendigelen/Kırca), Nr.113.
179
Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s. 60; Doktrinde bir görüşe göre, kollektif ve komandit
ortaklıklardan farklı olarak, adi ortaklık mal varlığı özel bir mal varlığı teşkil etmez, zira
bu mal varlığı alacaklıların başvurabilmesiiçin ayrılmış
bir fon niteliğini taşımaz. Ortak-
lık alacaklıları bu kapsamda
ortaklık mal varlığının varlığına ya da gerektiği gibi korun-
masına ilişkin herhangi bir talepte bulunamaz. Bu yönde bkz. Walter Flachsmann, Die
Auswirkung von Vorgaengen bei der Gesellschaft auf die Vermögensverschiebung
und deren grundbuchl. Behandlung,
Diss., Zürich 1928, s. 10; ZK-Siegwart, ORArt.
544, Nr. 1. Doktrinde von Steiger alacaklılara tahsis edilme bakımından her ne kadar özel
bir mal varlığının söz konusu olmadığını ifade etmiş olsa da; ortakların bireysel mal var-
lığından ayrılmış bir mal varlığının söz konusu olması yönünden bir özel mal varlığının
var olduğunu ifade etmektedir. bkz.von Steiger, s. 381.
58 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devr;
Ayrıca, tüzel kişiliği haiz olan ticaret ortaklıklarında da ortakların
her birinin bir katılım payı getirmesi zorunludur ve getirilen katılım
payı ortaklığın mal varlığına geçer. Aslında temelde kanun koyucu, adi
ortaklıkların tüzel kişilikleri bulunmasa da, ticaret ortaklıklarındaki ben-
zer durumu adi ortaklıklar bakımından da öngörmüştür
180
• Nitekim bu
durum, TBK'nın 643. maddesinin 2. fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hüküm;
"ortaklığın, borçlar., giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan
varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse,
zarar ortaklar arasında paylaşılır."
şeklindedir. Hükümde ilgili varlık-
ların hem ortaklığa ait olduğu belirtilmiş hem de adi ortaklığın tasfiye
sonucunda zarar etmesi; bu yüzden ortaklara mal varlığından hiçbir şey
düşmeme ihtimaline binaen, ortakların tasfiye gerçekleşene kadar, mal
varlığı üzerinde kural olarak bir talep haklarının bulunmadığı vurgulan-
mıştır. Hatta Kanun'un açık hükmü ile, ortaklık mal varlığının öncelikle
ortaklık borçları ve giderlerine ayrıldığı ifade edilmiştir. Bu kapsamda,
kanuni düzlemde de ortakların kişisel mal varlığı ile ortaklık mal varlığı-
nın ayrıldığı ifade edilebilecektir
181
.
Ancak adi ortaklık sebebiyle ve aslında adi ortaklıkta kural olarak
elbirliği ile mülkiyet ilkesinin esas olmasıyla meydana gelen ve adi or-
taklığı hak ehliyetine sahip bir hukuk süjesiymiş gibi gösteren söz konu-
su bu durum, adi ortaklığa ait özel bir mal varlığının olduğu anlamına
gelmemektedir. Zira yukarıda ifade edildiği üzere, adi ortaklığın kişiliği
bulunmadığı için, kendisine ait hakları ve borçlarının olması ve dola-
yısıyla hak ve borçların oluşturduğu ayrı bir mal varlığı da söz konusu
olmamaktadır
182
.
Yargıtayın bir kararı; a ... herhangi bir şeyin tamamının veya hissesinin
üzerinde adi ortaklığın mülkiyetinin var olabilmesi için, bu şeyin adi ortak-
lık adına kayıtlı olması gerekmektedir. Somut olaydai borçlunun hissesinin
bulunduğu araçlar üzerine de haciz konulduğu, haciz uygulanan hisselerin
adi ortaklık adına değil, borçlu şirket ve ... İnş. Tic. Ltd. Şirketi adına kayıtlı
180
Delil Cengiz, Adi Ortaklık Payının Haczi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitü-
sü Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2019, s. 31.
181
Aynı yönde bkz. Cengiz, s. 30.
182
Bu yönde bkz. Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s. 61.
59 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda haciz konan araçların adi ortalclığa
ait olduğunun kabulü mümkün değildir... "
183
şeklindedir. İlgili kararda
görüleceği üzere Yargıtay, yukarıda ifade edilen esaslara aykırı bir şekilde,
adi ortaklık adına tescilin zorunlu olduğuna hükmetmiş, adi ortaklığın
hükmi şahsiyeti varmış gibi hareket etmiştir. Ancak daha önce ifade
edildiği üzere her ne kadar adi ortaklığın söz konusu olduğu hallerde,
elbirliği mülkiyet sebebiyle özel nitelikte bir mal varlığından
(Sonderver-
mögen)
bahsedilse de, ilgili özel mal varlığı aslında adi ortaklığa değil, adi
ortaklığın mensubu olan ortaklara aittir. Adi ortaklık tüzel kişiliğe sahip
olmadığı için, bir mal varlığı değerinin gerçek anlamda onun adına kayıtlı
olması da söz konusu olmayacaktır. Dolayısıyla Yargıtayın bu şekilde ver-
miş olduğu karar yerinde değildir.
B. Karşılaştırmalı Hukukta Durum
1. Alman Hukuku
Yukarıda her ne kadar adi ortaklığın tüzel kişiliğe sahip olmaması
sebebiyle, kendisine ait bir mal varlığının olamayacağı belirtilmiş olsa da,
karşılaştırmalı hukukta bu durum daha muğlak ve tartışmalıdır. Ancak
karşılaştırmalı hukuktaki tartışmalara yer verilmeden önce ifade edilme-
lidir ki, söz konusu tartışmalar en temelde adi ortaklığın hak ehliyeti ve
dolayısıyla taraf ehliyeti bağlamında yapılmış olup, doğrudan adi ortak-
lığın mal varlığına sahip olup olamayacağına ilişkin değildir. Ancak adi
ortaklığın hak ehliyetinin var olduğu kabul edildikten sonra, ortaklığa ait
bir mal varlığının da olacağı sonucuna ulaşılması kaçınılmazdır. Bununla
birlikte bu başlık kapsamında, karşılaştırmalı hukukta yapılan tartışmalar
yalnızca adi ortaklığın mal varlığı bağlamında ele alınacak olup, diğer
tartışmalara değinilmeyecektir
184
.
183
12. HD., 2.11.2017, E. 2016/21872, K . 2017/13593 (Kazancı İçtihat Bankası).
184
Adi ortaklığın hak ve fül ehliyetine ilişkin yabancı doktrinde yapılan tartışmalara ilişkin
kapsamlı bir çalışma için bkz. Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s. 62 vd.. Yine ayrıca bkz.
Tuğrul Ansay,"Adi Şirket Bir Tüzel Kişi Midir?': Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu'na 65. Yaş
Günü Armağanı, İ stanbul 2018, s. 1-10.
60 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
Adi ortaklığın hak ehliyetinin var olup olmadığına ilişkin tartışmalar
en yoğun şekilde Alman hukukunda yapılmıştır. 29.01.2001 tarihli Al-
man Federal Mahkemesi kararı öncesinde de doktrinde elbirliği ortaklık-
larının niteliği ve kapsamda adi ortaklığın mal varlığı yapısı, hak ehliyetini
haiz olup olmadığına ilişkin birçok fikir ileri sürülmüştür. Doktrinde ileri
sürülen bu fikirler iki temel başlık altında irdelenebilir. Bunlar, geleneksel
(klasik) elbirliği teorisi ve modern elbirliği (grup) teorisidir.
a. Geleneksel (Klasik) Elbirliği Teorisi
Geleneksel elbirliği teorisine göre, elbirliği kavramı birden çok kişinin
mal varlığı üzerinde elbirliği ile hak sahibi olmasıdır. Buna göre, elbirliği
mal varlığı ortakların özel mal varlığıdır ve elbirliği ile malik yalnızca bu
mal varlığının hukuki taşıyıcısı olarak dikkate alınır
185
. Bu görüşe savunan
yazarlara göre, adi ortaklık tüzel kişiliği haiz olmadığı için, hak ehliyeti ve
dolayısıyla kendisine ait bir mal varlığının olması mümkün değildir
186
• Bu
yüzden hakve borçların sahibi, elbirliği şeklinde, adi ortaklıkortaklarıdır
187
•
Bu görüşe göre BGB'de, ne AktG § 1 I GmbHG § 13 I ne de HGB
§ 124'te yer aldığı şekilde, adi ortaklığa açıkça hak ehliyeti tanınan bir
hüküm bulunmaktadır
188
.
Birçok hükümde "ortaklık mal varlığı ( Gesellsc-
haftsvermögen)"
kavramı kullanılmış olmasına rağmen
189
, BGB § 718 l'de
185
IngoSaenger, Gesellschaftsrecht,5.Auflage, München 2020, (Anılış: Gesellschaft) Nr.102.
186
Martin Alberts, Die Gesellschaft bürgerlichen Rechts im Umbruch, Frankfurt am
Main 1994. s. 110 vd.; Wolfgang Zöllner,
"Rechtssubjektivitaet von Personengesellschaf
ten'
� Festschrift fürJoachim Gernhuber zum 70. Geburtstag, Tübingen 1993. s. 570;
Herbert Buchner, "Zur rechtlichen Struktur der Personengesellschaften' �AcP, S.169, 1969,
s. 490; Jürgen Blomeyer, "Die Rechtsnatur der Gesamthand' �Juristische Rundschau,
1971, H. 10, s. 401; Lieselotte Ernst, Schuld und Haftung bei der BGB-Gesellschaft,
Heidelberg 1973, s. 163; Bernd Hennecke, Das Sondervermögen der Gesamthand,
Bedin 1976, s. 126.
187
Zöllner, s. 570.
188
Alberts, s. 109.
189
Söz konusu hükümlere örnek olarak, BGB §§ 718 I, 719 I, 733 I, 733 II, 735, 738 I, 739
hükümleri gösterilmiştir. Bu yönde bkz. Alberts, s. 109, dn. 334.
61 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
ortaklık mal varlığı kavramı, ortakların birlikte sahip olduğu mal varlığı
(gemeinschaftlichesVermögen der Gesellschafter) olarak tanunlaruruştır'
90
•
Bundan başka bu görüş, mal varlığının adi ortaklığa değil de ortak-
lara ait olduğu hususuna ilişkin olarak BGB
§§ 714, 719 ve 738 hüküm-
lerini delil olarak göstermektedir. BGB
§ 714'te adi ortaklığın temsiline
ilişkin hükümde, üçüncü kişilere karşı temsil açısından, ortaklığın temsi-
linden değil, ortakların temsilinden bahsetmektedir
191
.
Dolayısıyla temsil
sonucunda meydana gelen hak ve borçların sahibi ortaklık değil, ortaklar
olacaktır
192
• BGB § 719'da kanun koyucu doğrudan her bir ortağın or-
taklık payından bahsettiği için, mal varlığının açıkça adi ortaklığa ait ol-
madığını kabul etmiştir
193
.
Yine BGB § 738 hükmündeki adi ortaklıktan
ortaklardan birinin çıkması halinde, payının diğer ortaklara geçeceğine
ilişkin hükmün mantıklı olabilmesi için, mal varlığı değerlerinin sahibinin
ortaklar olması gerekmektedir. Eğer mal varlığı adi ortaklığa ait olsaydı,
ortaklardan birinin ortaklıktan çıkmasından sonra, payı diğer ortaklara
geçmez ortaklık bünyesinde kalırdı
194
.
Klasik teori, kanun hükümlerinin lafzen yorumlanması sonucunda
adi ortaklığın hak ehliyetine ve bağımsız bir mal varlığına sahip olmadığı
sonuca ulaşmaktadır
195
.
Ayrıca BGB'de bu konuda bir boşluk olduğu
kabul edilse bile, tarihsel ve amaca bağlı yorum ile söz konusu boşluğun
bilinçli olduğunu ifade etmektedir
196
.
190
Alberts, s. 109.
191
Alberts, s. 124; Stephan Göckeler, Die Stellung der Gesellschaft des bürgerlichen
Rechts im Erkenntnis-, Vollstreckungs und Konkursverfahren,
Berlin 1992; s. 31;
Ralph Weber, "Die Gesellschaft bürgerlichen Rechts-Begri./fı Voraussetzungen � JuS, 2000,
s. 316; Hendrik Schultzky/Martina Weissinger,
"Die Rechtsfaehigkeit der BGB-Gesells-
chaft
� JA, 2001, H. 11, s. 887; Markus K. Weiss, Rechtsfaehigkeit, Parteifaehigke-
it und Haftungsordnung der BGB-Gesellschaft nach dem Grundlagenurteil des
Bundesgerichtshofs vom 29.01.2001,
Würzburg 2005, s. 75.
192
Hennecke, s. 127.
193
Blomeyer, s. 401.
194
Alberts, s. 124.
195
Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s. 67.
196
BGB § 705 vd. hükümlerinin komisyonlarda kabul ediliş şekli göz önüne alındığında
karıun koyucunun adi ortaklığa ayrı bir hak ehliyeti tanımaktan kaçındığı sonucu için
bkz.Alberts, s. 124-125.
62 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
b. Modern Elbirliği (Grup) Teorisi
Klasik teorinin karşısında yer alan modern elbirliği (grup) teorisini
savunan yazarlara göre, şahsın hukukuna ait bir bağ ile bağlanan ortakla-
rın oluşturduğu birlik içerisinde, ortak iradenin geçerli olduğunu ve bu
yüzden birliğin hak ehliyetine sahip olduğu ileri sürülmektedir
197
• Bu gö-
rüşe göre, elbirliği ortaklığı kişi sıfatına sahip olmaksızın kollektif birlik
olarak hak ehliyetine sahiptir
1
9
8
.
Geleneksel elbirliği teorisinin çoğu zaman pratik ihtiyaçları karşıla-
yamaması nedeniyle, kısmi hak sahipliği teorisi olarak da anılan bu teori
geliştirilmiştir
199
• Bu teoriye göre, adi ortaklık özel bir mal varlığı olan
ve münferit ortaklarından bağımsız bir gruptur. Bu teori, adi ortaklığın
hukuki işlemlere taraf olmasını sağlamakta en azından hak sahipliği po-
zisyonunu elde etmesine vesile olmaktadır. Bu kapsamda yavaş yavaş adi
ortaklık belirli hakların sahibi olmaya başlamıştır.
Bu teoriye göre elbirliği kavramı yalnızca mal üzerinde birden fazla ki-
şinin elbirliği ortaklık şeklinde sahip olduğu mal varlığı olarak değil, bunun
yerine ortaklık, her bir ortağın birbirine karşı sosyal hukuki bir ilişkide
200
,
ortakların ortaklık mal varlığı üzerinde sahip olduğu haklar, ortaklık mal
varlığında yer alan münferit unsurlar üzerinde ayrı saf bir pay hakkı olarak
değil, bunun yerine elbirliği üzerinde ortaksa! hakların bağlı olduğu bir
payın olduğu, bir etki birliği (
Wirkungseinheit) olarak kabul edilmelidir
201
.
Söz konusu modern elbirliği teorisinin bu başlık açısından ulaştı-
ğı en önemli sonuç ise, mal varlığının ortaklara değil de adi ortaklığın
kendisine ait olmasıdır
202
. Bu kapsamda ortaklar yalnızca devredilebilir
197
Otto von Gierke, Deutsches Privatrecht, München und Leipzig 1936, s. 669.
198
Flume, Allgemein, s.55 vd..
199
Saenger, Gesellschaft, Nr. 103.
200
Sosyal hukuki ilişki kavramında yer alan sosyal hukuk ifadesi ile, Alınan hukukunda ta-
rafların müşterek amaç ve menfaatlerini hedefleyen kişi birliği sözleşmelerini (örneğin
dernek, şirket sözleşmelerini) inceleyen hukuk dalı kastediliğine ilişkin olarak bkz. Baş-
tuğ,
Mahiyet, s. 8, dn. l la.
201
Schmidt, Gesellschaftsrecht, s. 197-198.
202
Herbert Wiedemann, "Rechtsverhae/tnisse der BGB- Gesellschaften zu Dritten•: Zeitsch-
rift für Wirtschafts und Bankrecht, 4/1994, s. 3-19, (Anılış: Rechtsverhaeltnisse), s.
7i Göckeler, s.37i Weber, s. 317.
63 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
nitelikte ortaksa! haklara sahiptir. Bu model, ortaklıklar hukuku anla-
mında elbirliği ile mülkiyetin çelişkisiz ve hukukı işlemlerin ihtiyaçlarını
karşılayan ilk model olarak nitelendirilmiştiı-2°
3
•
Federal Mahkeme de bu
son teoriyi benimsemiştir2°
4
• Klasik teorinin adi ortaklığın mal varlığının
ortaklara ait olduğuna dayanak olarak gösterilen BGB
§ 718 I de bu duru-
mu engelleyici nitelikte değildir
205
•
Elbirliği ortaklığı yani adi ortaklık ile
ortaklar arasında oluşan birlik özdeş olduğundan dolayı, elbirliği ortak-
lığın ortaklarına ait olan mülkiyet ile elbirliği ile ortaklığına ait mülkiyet
aynı şeyi ifade etmektedir
206
•
Modern elbirliği teorisinin adi ortaklığın hak ehliyeti olduğuna ve
ortaklarından bağımsız bir mal varlığına sahip olabileceğine ilişkin görü-
şün dayanak olarakAlman Tür Değiştirme Kanunu (
Umwandlungsgesetz)
ve Alman İflas Kanunu (Insolvenzordnung) da göstermektedir2
07
•
Modern öğreti, kanun koyucunun tarihsel yaklaşım olarak saf bir
sözleşmese! ilişki olarak gördüğü elbirliği prensibini kabul ettiğini ve
fakat kanun hükümlerinin elbirliği ilkesine uyumlaştınlmadığını ifade
ederek
208
, elbirliği prensibinin, adi ortaklığı, bir grup olarak ortakların or-
ganizasyonel birliğine yükselttiğini ifade etmektedir. Ortaklıklar hukuku
anlamında elbirliği, hukuki temel olarak, hem mal varlığı hukuku hem
de şahsın hukukuna ilişkine unsurları taşımakta ve her ikisi kapsamında
etkileri safbir sözleşmese! ilişkiyi aşmaktadır2 °
9
•
Elbirliği mal varlığı ve şahsın hukuku arasındaki sıkı bağlantı, sadece
şahıs şirketlerinin anlaşılmasında değil ayrıca ortakların değişikliğinde
203
Saenger, Gesellschaft, Nr. 104.
204
BGHZ 146,341.
205
Flume, Allgemein, s. 74.
206
U1rich Huber, "Rechtsfaehigkeit, juristische Personund Gesamthand", Festschrift für Mar-
cus Lutter zum 70. Geburtstag, Köln 2000, s. 123 .
207
Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s. 77.
208 Johannes Wertenbruch, Die Haftung von Gesellschaftenund Gesellschaftsanteilen
in der Zwangs vollstreckung, Köln 2000, s. 34 vd.; Sibylle Seiferlein, Die Rechtsfahig-
keit der BGB-Aussengesellschaft unterBetrachtung ausgewahlter Folgeprobleme,
Köln 2004, s. 32.
209
Müller, Übertragung, Nr. 150.
64 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devn
de karar verici bir anlama sahiptir2ıo. Ortaklık payının başlı başına devri,
"genişleme"
(akkreszenz) veya "daralma" (dekreszenz) gibi durumları
211
etkilemektedir. Yine aynı zamanda bu sıkı bağlantı, ortaklık süjesinin
değişimine rağmen ortaklık kimliğinin korunması ve tapu
sicili hukuku
bakımından da önem arz etmektedir.
c. 29.01.2001 Tarihli Alman Federal Mahkemesi
Kararında Benimsenen Görüş
Söz konusu tartışmalar sonrasında Alman Federal Mahkemesi
29.01.2001 tarihinde adi ortaklığın hak ehliyetinin olup olamayacağı-
na ilişkin karar vermiştir2
12
. Federal Mahkeme bu kararında, üçüncü
kişilerle ilişkiye girebildikleri ölçüde, tüzel kişiliği haiz olmaksızın, adi
ortaklığın hak ehliyetine sahip olabileceğini hükmetmiştir. Ancak söz
konusu hak ehliyetinin yalnızca dış adi ortaklıkla sınırlı olduğu hususu da
vurgulanmıştır
213
• Alman Federal Mahkemesinin 146, 341 sayılı kararı ile
birlikte, otuz yıldır yeniden yapılandırılmaya çalışılan adi ortaklık yapısı,
en yüksek mahkeme kararıyla da tanınmıştır. Önemli nitelikte ilkeler
getiren mahkeme kararında şu üç tespit önemlidir: Dış adi ortaklık hak
ehliyetine sahiptir ve bu kapsamda hukuki işlemlere taraf olarak hak ve
borçların sahibi olabilir. Bu çerçevede, usul hukuku bakımından hem
aktif hem de pasif taraf ehliyeti bulunmaktadır. Bu karara kadar ortaklar,
ortaklığın borçlarından sorumluydu. Karardan sonra ortaklığın borçları
210
Müller, Übertragung, Nr. 151.
211
Bu hususlara ilişkin olarak bkz. aşa. 3. Bölüm, I, D, 4.
212
Karara ve karar sonrası doktrinel tartışmalara ilişkin de taylı açıklamalar için bkz. Pek-
söz,
Adi Ortaklık İlişkileri, s. 85 vd.; ayrıca b kz. Şafak Narbay/Seyithan Deliduman,
"Alman Federal Mahkemesinin (Dış-) Adi Şirketin Hak ve Taraf Ehliyetine Sahip Olduğuna
nişkin 29.01.2001
Tarihli Kararı'� Prof. Dr. Ömer Teoman'a 55. Yaş Günü Armağanı,
C. I, İstanbul 2002, s. 577-594. Kararın özeti için bkz. Fatih Bilgili, "Adi Ortaklann Fiil
Ehliyeti veAlman Federal Mahkemesi'nin Verdiği Yeni Karar Karşısında Ortaya Çıkan Du-
rum'�Prof. Dr. Ömer Teoman'a 55. Yaş Günü Armağanı, C. I, İstanbul 2002, s. 197-
213; Serdar Kale,
Medeni Yargılamada TarafEhliyeti, İstanbul 2010, s. 155 , dn. 30.
213
Hak ehliyeti yerine fiil ehliyeti kavramı için bkz. Bilgili, s. 209; fiil ehliyeti kavramının
kullanılmasının hatalı olduğu yönündeki haklı eleştri için bkz. Peksöz,
Adi Ortaklık
İlişkileri,
s. 85, dn. 460.
65 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kı:ıvramı
ve ortakların sorumluluğu arasındaki ilişkiye ise kollelctif ortaklığa ilişkin
hükümler uygulanır.
Federal Mahkeme, ortaklıkların hukuld niteliğini dikkate alarak,
kanuni düzenlemelerin yetersizliği/ noksanlığını ve kanun koyucunun
bu kapsamda spesifik olarak tanımlama yapmaktan kaçınma çabasının
açıkça anlaşılabildiğini, adi ortaklığın hukuki niteliği kapsamında pratik
ihtiyaçlar sebebiyle, elbirliği mülkiyetine ilişkin değerlendirmelerin uy-
gulanmasına açık kapı bıraktığını ifade etmiştir. Bu kapsamda Mahkeme,
dış adi ortaklığın sınırlı hukuk süjesi olmasına ilişkin görüşü tercih et-
miştir
14
• Ortaklıklar hukukundaki elbirliği mülkiyet halinin niteliğine
ilişkin bu anlayış, ortaklığın mal varlığının ortakların özel mal varlığından
ayrılmasına ilişkin, Kanun'un da istediği üzere, pratik ve çelişkisiz bir sis-
tem sunmaktadır. Diğer yandan, Federal Mahkemeye göre, klasik öğreti
olarak adlandırılan görüşün ortaklığa ait hak ile borçların, ortakların her
birine ait olduğu fikri kavramsal olarak zayıftır2
15
•
Mahkeme, kararını verirken öncelikle söz konusu hususta bir hukuk
boşluğu olduğunu tespit etmiştir. Buna göre, adi ortaklığın düzenlenmesi
esnasında, ilk komisyonda adi ortaklık Roma hukukuna benzer bir şekil-
de saf bir borç ilişkisi olarak öngörülmüş iken ikinci komisyonda elbirliği
ile ortaklık şeklinde düzenlenmiştir. Bu durum da BGB'de elbirliği ortak-
lığa ilişkin birçok düzenlemenin yapılamamasına sebebiyet vermiştir
16
•
Yine Federal Mahkeme, modern elbirliği teorisinin gösterdiği kanuni
dayanakları, görüşünü temellendirirken kullanmış, hukuk boşluğunun
yanında pratik sebeplerden ötürü de adi ortaklığa hak ehliyeti tanınması
gerektiğine hükmetmiştir2
17
.
Federal Mahkemenin bu kararı sonucunda, dış adi ortaklığın hak ve
borçların sahibi olabileceği sonucu çıkmaktadn-2
18
• Dolayısıyla modem
214
BGHZ 146,341 vd., 343.
215
BGHZ 146,341 vd., 344.
216
Peksöz,Adi Ortaklık İlişkileri, s. 88; Narbay/Deliduman, s . 579.
217
Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s. 88 vd.; Narbay/Deliduman, s. 579 vd..
218
Ulmer/Schaefer, GbR, s. 156, Nr. 255; Mathias Habersack, "Die Anerkennımg der Re-
chts- und Parteifaehigkeit der GbR und der akzessorischen Gesellschafterhaftung durch den
BGH'� BB, H. 10, 2001, s. 477-483 (Anılış: BB), s. 479; Christina Eberl-Borges, "Die
66 Adi Ortaklıkta l'ay Kavramı ııt Adi Ortaklık Payının Devri
1
elbirliği teorisinin de ileri sürdüğü gibi, mal varlığı ortaklara değil ortak-
lığın kendisine aittir2
19
•
2. İsviçre Hukuku
Türk hukukunda olduğu gibi İsviçre hukukunda da Alman huku-
kunda yapılan tartışmaların birçoğu hiç yapılmamıştır. Ancak Alman
hukukunda olduğu gibi adi ortaklığa hak ehliyeti tanınıp tanınmaması ve
Rechtsnatur der Erbengemeinschaft nach dem Urteil des BGH vom 29.01.2001 zurRe.chtsfa-
ehigkeit der (Aussen-)GbR'; ZEV 2002, s.125-132, s.129; Schmidt, Gesellscbaftsrecht,
s.1771; Kai Steffen Scholz,"Die BGB-Gesellschaft nach dem Grundsatzurteil des BGH vom
29.1.2001'; NZG, 2002, s. 153-16, s. 153; Alexander Meschk.owski, Zur Rechtsfühig-
keit der BGB-Gesellschaft,Die Verpflichtungs- und Vermögensfahigkeit,
Frankfurt
am Main 2006, s.127; Seiferlein, s. 119; Kanundan doğan hak ve yükümlülükler için adi
ortaklığın hak ehliyeti bulunduğuna ilişkin olarak ayrıca bkz. Weiss, s. 225-226; Karsten
Schmidt, "Die BGB-Aussengesellschaft: rechts- und parteifaehig", NJW, 2001, 14, s. 993-
1088
1 (Anılış: NJW), s. 997; Walter Hadding, "Zur Rechtsfaehigkeit und Parteifaehigkeit
der (Aussen-) Gesellschaft bürgerlichen Rechts sowie zur Haftung ihrer Gesellschafter far Ge-
sellschaftsverbindlichkeiten" ZG�2001, s. 712-743, (Anılış ZGR) 1 s. 725; Peter Derleder,
"Die Aufgabe der monistischen Struktur der Gesellschaft bürgerlichen Rechts durchVerleihung
der Rechtsfaehigkeit';BB
1 H. 49, 2001, s. 2485-2493
1 s. 2491; Seiferlein 1 s. 119; Baha Nu-
rettin Güven, Die Unterscheidung von Innen- und Au6engesellschaft bürgerlichen
Rechts,
Berlin 2009, s. 38. Kanundan kaynaklanan borçlardan 1 HGB § 128 kapsamında
fer'ilik ilkesi gereğince, ortakların kişisel mal varlıklarıyla sorumlu olmaya devam edeceği
yönünde
bkz. Weiss, s. 228; Habersack, BB, s. 481; Peter U1mer, "Die höchstrichterlich
"entraetselteGesellschaft bürgerlichen Rechts'; ZIP
1 H.14, 20011 s.585-599, (Anılış: ZIP)ıs.
597-598; Claus-Wilhelm Canaris," Die Übertragung des Regelungsmodells der §§125- 130
HGB auf dieGesellschaft bürgerlichen Rechts alsunzulaessige Rechtsfortbildungcontra legem' �
ZG� 2004,s.69-125. (Anılış: ZGR), s. 71; Seiferlein, s. 209.
219 Habersack, BB, s.479; Ulmer/Schaefer, GbR, s.174
1 Nr. 303; Soergel/Hadding/Kiess-
ling, vor
§ 705 BGB, Nr. 21; Thomas Hiedel (Dauner-Lieb, Barbara/Langen, Werner) 1
NomosKommentar, BGB Schuldrecht, Band 2/2: §§611-853, 3. Auflage, Baden -
Baden, Nomos Verlagsgesellschaft,
2016, §§ 705; Eckardt, Bern: Anhang I zu § 705,
Nr. 13-14; Güve n, s.36.
Oluşan bu yeni durum, BGB
§§ 718, 719 hükümlerini anlamsız kılmaktadır. Zira BGB §
719'a göre
1 mal varlığı üzerinde ortakların payı (Anteil am Gesellschaftsvermögen) bulun-
maktadır. Mal varlığı ortaklığın kendisine ait olacağı için, ortakların bir payından bah-
sedilemeyecektir.Yine BGB
§ 718'de ortaklardan birinin çıkması halinde, payının diğer
ortaklara geçmesi (Anwachsung) düzenlenmektedir. Bu hüküm de yine Federal Mah-
kemenin ilgili kararı sebebiyle uygulanabilir nitelikte değildir. Bu yönde bkz. Schmidt,
Gesellschaftsrecht, s.1713.
p
Pay Devri Açısından T emel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavranu 67
bu kapsamda mal varlığının kime ait olduğu hususu doktrinde �1-
mıştır220.
İsviçre hukukunda ilgili hususta ileri sürülen ilk görüşe göre, en
azından ticari işletme işleten bir adi ortaklık açısından hak ehliyetinin ta-
nınması gerekmektedir.Çünkü normal şartlar altında bir adi ortaklık ticari
işletme işletmeye başladığı andan itibaren kollektif ortaklığa dönüşmekte-
dir ve İsviçre hukukunda kollektif ortaklıkların tüzel kişilikleri bulunmasa
dahi hak ehliyetleri bulunmaktadır. Ancak kollektif ortaklık ortaklannm
yalnızca gerçek kişi olınası kanuni bir zorunluluktur. Eğer adi ortaklığın
ortakları tüzel kişiyse ve ortaklık ticari işletme işletmeye başlarsa, ortak-
lık ortaklarının niteliği sebebiyle kollektif ortaklığa dönüşemeyecektir.
Dolayısıyla en azından ticari işletme işleten ve ortakları tüzel kişi olan adi
ortaklıklar açısından hak ehliyetinin tanınması gerekmektedir22
1
•
Alınan Federal Mahkemesi kararından sonra ileri sürülen ikinci
görüşe göre, İsvBK'da adi ortaklığın hukuki niteliğine ilişkin kapsayıa
ve kesin bir düzenleme bulunmamaktadır2
22
. Eski Borçlar Kanunu'nda
adi ortaklık, Roma hukukundan esinlenerek, ortaklarından bağımsız bir
mal varlığına sahip olınayan ve ortaklar arasında saf bir borç ilişkisi ola-
rak düzenlenmişti
223
. Yoğun bir şekilde Roma hukukundaki societas'ten
etkilenmiş olan kanun koyucu, adi ortaklığı Borçlar Kanunu'nun ikinci
bölümünde, münferit sözleşmese! ilişkiler kısmında düzenlemiştir224.
Eski Borçlar Kanunu'nun Medeni Kanun ile uyumlaştırılması aşama-
sında, ortaklık mal varlığı elbirliği ortaklığı şeklinde düzenlenerek, paylı
mülkiyetten elbirliği ile mülkiyete geçilmiş; ve fakat bu değişiklikler
ya-
pılırken, elbirliği ilkesinin sonuçlarına ilişkin olarak detaylı düzenlemeler
yapılmamıştır
225
.
220
İlgili tartışmalar için bkz. Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s. 11O vd..
221
Vonzun, s. 231 vd..
222
Fellmann/Müller, OR Vor. Art. 530- 531, Nr.143; Müller, Übertragung, Nr. 122.
223
Fellmann/Müller, OR Vor.Art. 530- 531, Nr. 143; Müller, Übertragung, Nr. 122.
224
Handschin/ Vonzun, ORArt. 530, Nr. 1.
225
Fellmann/Müller, OR Vor. Art. 530- 531, Nr. 143; Müller, Übertragung, Nr. 122.
68 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
Yine bu ikinci görüşe göre, kanun koyucunun yaptığı düzenlemeler-
den de adi ortaklığa tüzel kişilik tanımaya karşı olduğu anlamı çıkmakta-
dır2
26
• Bu sonuç, adi ortaklığın ortaklıklar hukukundaki başlangıç noktası
niteliğine de uygundur. OR Art. 530 Abs. 2 uyarınca temel ve ikincil
ortaklık tipi olarak adi ortaklık, eğer bir ortaklık kanunda öngörülen
ortaklığın karakteristik özelliklerini barındırmıyorsa, yine de adi ortaklık
şeklinde varlığını koruyacaktır
227
. Çok az sayıda emredici hüküm konul-
mak suretiyle, ortakların ortaklığı istedikleri şekilde biçimlendirmeleri
mümkün kılınmıştır
228
. Bu görüşe göre İsviçre hukukunda adi ortaklığın
hak ehliyetine sahip bir kişi birliği olamayacağı oybirliği ile kabul edil-
mektedir2
29
• Bu yüzden adi ortaklık mal varlığı da ortaklığa değil, ortak-
ların tamamına aittir. Birden fazla hukuki yetkinin söz konusu olması da
bu sebepledir. Ancak çoklu hukuki yetki, hak ehliyetine sahip olmamanın
bir sonucudur, yoksa bir ön şart niteliğinde değildir
230
• Hal böyle iken,
adi ortaklığın borç sözleşmesi olarak düzenlenmesi ve sınıflandırılması
tamamen tarihseldir. Günümüzde adi ortaklık sözleşme hukukundan çok
daha fazla ortaklıklar hukuku ile özdeşleştirilmektedir
231
• Adi ortaklığın
sosyal hukuk yönü onu sadece borç ilişkisi olmaktan çıkarmakta ve or-
taklık olarak nitelendirilmesine sebebiyet vermektedir
232
•
226
Fellmann/Müller, OR Yor.Art. 530-531, Nr.144; Müller, Übertragung, Nr.123.
227 Fellmann/Müller, OR Vor. Art. 530- 531, Nr.144; Müller, Übertragung, Nr. 123; Mei-
er-Hayoz/Forstmoser/Sethe,
§ 12 Nr. 7 ve 41.
228
Müller, Übertragung, Nr.123; Fellmann/Müller, ORVor.Art. 530- 531, Nr. 144.
229 Fellmann/Müller, OR Vor. Art. 530- 531, Nr. 146; von Steiger, s. 446; Vonzun, Nr. 496
vd.; Müller, Übertragung, Nr. 125; BSK-Handschin,Art. 530, Nr. 6; Wolf, ZGBR, s. 5;
Handschin, ORArt. 530, Nr. 6.Ayrıca bkz. Peter Gauch/Viktor Aepli/Hugo Casanova,
Schweizerisches Obligationenrecht Besonderer Teil mit Einschluss des Handels-
und Wertpapierrechts (Art. 184-1186) Rechtsprechung des Bundesgerichts,
4.
Auflage, Zürich 1998, Art. 530, s. 392; Theo Guhl/Jean Nicolas Druey,
Das Schweize-
rische Obligationenrecht mit Einschluss des Handels- und Wertpapierrechts,
§§
59-89 bearbeitet vonJean Nicolas Druey, 9. Auflage, Zürich 2000, s. 684; Meier-Ha-
yoz/Forstmoser/Sethe,
§ 12 Nr.18; RolfH. Weber, Schweizerisches Privatrecht il/ 4,
Einletung und Personenrecht,Juristische Personen, hrsg. Pierre Tercier, Basel 1998,
s.55 vd.; aksi görüş için bkz. Andrea Taormina,
Innenansprüche in der einfachen Ge-
sellschaft und deren Durchsetzung,
Freiburg 2003, Nr. 61 ve Nr. 94 vd..
230
Müller, Übertragung, Nr.125; Vonzun, Nr. 282 vd..
231
Fellmann/Müller, OR Vor. Art. 530- 531, Nr. 147.
232
Fellmann/Müller, OR Vor. Art. 530- 531, Nr. 147.
►
Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklılcta Pay Kavramı
69
Yine ikinci görüşe göre İsviçre'de haklın görüş ve eski Alman dok-
trinden farklı olarak, yeni Alınan doktrininde kabul edildiği gibi, elbirliği
kavramı yalnızca mal üzerinde birden fazla kişinin elbirliği ortaklık şek-
linde sahip olduğu mal varlığı olarak değil, bunun yerine ortaklık, her
bir ortağın birbirine karşı sosyal hukuki bir ilişkide, ortakların ortaklık
mal varlığı üzerinde sahip olduğu haklar, ortaklık mal varlığında yer alan
münferit unsurlar üzerinde ayrı saf bir pay hakkı olarak değil, bunun ye-
rine elbirliği üzerinde ortaksa! hakların bağlı olduğu bir payın olduğu,
bir etki birliği olarak kabul edilmelidir23
3
. Bu görüş, İsviçre hukukunda
savunulan haklın görüşün aksine, her ne kadar modem Alınan öğretisi
tarafından savunulan elbirliği teorisini kabul etmiş de olsa, yani elbirliği
ortaklıklarını, bu kapsamda adi ortaklığı, ortaklarından belli bir ölçüde
bağımsızlaşan bir etki birliği olarak görse de; İsviçre hukukunda, adi or-
taklığa ilişkin Alınan hukukunda gelişen ve yukarıda kısaca bahsedilen,
adi ortaklığı hak ve borçların taşıyıcısı kılan yeni doktrinin kabul edil-
memesini tavsiye etmektedir2
34
. Bu görüşe göre, Alınan hukukundaki
gibi adi ortaklığa hak ehliyeti tanımanın getireceği faydalar, beraberinde
getireceği hukuki belirsizlikleri karşılayacak nitelikte değildir23
5
•
Bu kapsamda yeniAlman doktrini tarafından ilerisürülen gerekçele-
rin İsviçre hukukuna uyarlanmasınınzorluğu vurgulanmaya çalışılmış ve
özellikle, adiortaklığın hakehliyetinin var olabilmesi için,elbirliği ile mül-
kiyet şeklinde kurgulanmış
olması gerektiğine ilişkin koşul eleştirilmiştir.
Modern Alman öğretisine göre, ortaklığın hukuki niteliği, eşya hukuku
anlamında kuruluşuna bağlıdır ve ortakların paylı mülkiyeti tercihine
ilişkin bir anlaşmanın varlığı halinde, ortaklığın hak ehliyeti olmayacağı
kabul edilmektedir2
36
•
Ancak sözleşme özgürlüğü kapsamında dış adi
ortaklığın paylı mülkiyet şeklinde kurulabilmesi bir yana, adi ortaklığın
bir mal varlığının bulunmayışı bile tek başına kesin bir şekilde adi ortak-
233
Schmidt, Gesellschaftsrecht, s.198; Müller, Übertragung, Nr. 152.
234
Müller, Übertragung, Nr. 130.
235 Müller, Übertragung, Nr. 130; Wolfgang Wıegand, "'Weisses Ross' - Ein trojanisches
Pferd vor Schweizer Mauern?'�
Neuere Tendenzen im Gesellschaftsrecht, Festschrift
fü.r Peter Forstmoser, hrsg. von Hans Caspar von der Crone/Rolf H. Weber/Roger
Zach/Dieter Zobl, Zürich 2003, s. 47.
236 Fellmann/Müller, OR Vor. Art. 530-531, Nr. 156.
70
Adi Ortaklıkta Pay Kavramı vt Adi Ortaklık Payının Devrı
lığın niteliğinin belirlenmesi için yeterli olamayacağı için, Alman modern
elbirliği teorisinin, hak ehliyetine ilişkin görüşü benimsenmemelidir
37
•
Yukarıda açıklanan sebeplerle ikinci görüşe göre, adi ortaklığın hak
ehliyetine sahip bir kişi birliği olarak tanınması beraberinde temel ilkeye
birçok istisna getirmekte ve öngörülen düzenin geliştirilmesi için çok
sayıda imtiyaza ihtiyaç duymaktadır23s.Ancak yalnızca hak ehliyetinin ta-
nınması ile elde edilecekler ile feda edilecekler kıyaslandığında, ortaklığa
hak ehliyeti tanınmaması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır
39
.
3. Alman Federal Mahkemesi Kararının Türk
Doktrinindeki Yansımaları
Daha önce Türk hukukunda adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığı
için, hak ehliyetine sahip olmadığı bu yüzden de adi ortaklık mal varlı-
ğının ortaklara ait olduğu ifade edilmişti
240
.
Bu başlık altında yalnızca
Alınan Federal Mahkemesinin verdiği karar açısından yapılan değerlen-
dirmelere yer verilecektir.
Türk doktrininde, Alman Federal Mahkemesinin yukarıda anılan
ve adi ortaklığa belirli ölçüde hak ehliyeti tanıyan kararına karşı yapılan
değerlendirmeler genel olarak Federal Mahkemenin kararını dayan-
dırdığı kanun maddeleri ekseninde yapılmıştır. Federal Mahkeme, adi
ortaklığın hak ehliyetinin var olduğuna dair ilgili kararı verirken Alınan
Tür Değiştirme Kanunu'nun (UmwG) 190. ve devamındaki bölümlerde
düzenlenen hükümleri ile Alman İflas Kanunu'nun (InsO) 11. bölümün
2. fıkrasına dayanmıştır.
237
Müller1 Übertragung1 Nr. 135i Schmidt1 NJw, s. 1001
238
Fellmann/Müller
1 OR Vor. Art. 530- 531 1 Nr. 157i Müller
1 Übertragung, Nr. 136.
239
von Steiger
1 s. 446i Fellmann/Müller 1 OR Vor. Art. 530- 531
1 Nr. 157; Müller
1 Übertra-
gung, Nr. 136; Guhl/Druey, s. 673; İsviçre hukukunda adi ortaklığın hak ehliyetini haiz
olmadığına dair bkz. BSK-Handschin, Art. 530, Nr. 3; Handschin/ Vonzun, OR Art.
530
1 s. 45, 114, Nr. 102i Müller 1 A., Haftung, s. 131; Fellmann
1 ZBJV, s. 288; Meier-
Hayoz/Forstmoser/Sethe,
§ 12
1 Nr. 18.
240
Bkz. yuk. 2. Bölüm, I,A.
71
Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
Bir görüşe göre, mal varlığına ilişkin bir haciz konmasını, ortakların
tamamı aleyhine bir karar alınması gerektiği şartına bağlayan ZPO § 736
hükmüne benzer bir hükmün Türk hukukunda yer almaması, Federal
Mahkeme kararının Türk hukukuna herhangi bir etkisi olmayacağına
ilişkin ilk dayanaktıı-24
1
.
Buna karşılık söz konusu görüş, ilgili hükmün
Federal Mahkeme kararına ilişkin bir dayanak olmadığı için doktrinde
haklı olarak eleştirilmiştir
242
• Gerçekten de yukarıda kısaca aktarılan ve
adi ortaklığın hak ehliyetine sahip olmadığını, hak ve borçların ortaklara
elbirliği şeklinde ait olduğunu ilerisüren geleneksel elbirliği teorisinin, te-
orilerini desteklemek için kullandığı maddelerden biri de ZPO § 736'dır.
Dolayısıyla söz konusu hükmün Türk hukukunda yer almaması, adi or-
taklığın hak ehliyetine ve mal varlığının adi ortaklığa ait olmasına engel
değildir24
3
• Yine Türk hukuku açısından adi ortaklığın hak ehliyetinin söz
konusu olamayacağına ilişkin gösterilen bir diğer gerekçe, adi ortaklığın
iflas edebileceğini öngören InsO
§ 11 ve sermaye ortaklıklarının adi
ortaklığa dönüşebilmesine ilişkin UmwG
§ 202 I hükümlerine benzer
hükümlerin de Türk kanun koyucusu tarafından düzenlenmemesidiı-244.
Türk hukuku açısından Federal Mahkemenin kararında gösterdiği
kanuni dayanakların bulunmamasına ekolarak yapılan bir diğer açıklama
da kanun koyucunun yaptığı düzenlemelerden adi ortaklığı hak süjesi
olarak görmek istemediği, bunu temin etmek için de hak ve borçların
ortaklara ait olduğunu açıkça düzenlemiş olmasıdır2
45
•
Bu yüzden kanun
koyucunun tercihi bu yönde iken adi ortaklığın hakehliyetinin var olabi-
leceğini ileri sürmek kanuna karşı (contra legem) bir yorum olacaktır2
46
•
w Evrim Erişir, Medeni Usul Hukukunda Taraf Ehliyeti, İzmir 2007, s. 225-226.
242
Eleştiriler için bkz. Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s.146.
243
Bu yönde bkz. Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s.146.
244
Şener, Adi Ortaklık, s. 155; Hasan Pulaşlı "Alman Hukukundaki Adi Ortaklığın Hak ve
Taraf Ehliyetinin Türk Hukukunda Adi Ortaklığa Uygulanabilirlik Sorunu",
Kazancı Hu-
kukAraşbrmaları Dergisi, Nisan, 2014, S. 2,s.123-146, (Anılış: HakEhliyeti), s.144;
Nihat Gilman,
Elbirliği Mülkiyeti İle Kollektif ve Komandit Şirket Hisselerinin
Haczi ve Paraya Çevrilmesi,
İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2010. s. 108; Peksöz, Adi Or-
taklık İlişkileri, s.146.
245
Erişir, s. 226; Şener, Adi Ortaklık, s.155.
246
Adi ortaklık açısından Alman hukukundaki gibi bir hukuk boşluğunu var olmadığını,
kanun koyucunun bu hususta bilinçli sustuğu yönünde benzer tespit için bkz. Peksöz,
72 Adi Ortalclıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Dnırı
Federal Mahkemenin karan sonrası Alınan hukukundaki gelişme-
lerin Türk hukukunda oluş turabileceği etkileri değerle ndiren
yazarlar
aynca, adi ortaklığa hak ehliyeti tanınmasının benimse nmiş hak sahipliği
ile kişilik kavramlarına büyük ölçüde zedeleyeceği
247
, adi ortaklık gibi
geçici ve çokça tesadüfi ilişkilere dayanan bir hukuki ilişki açısından hak
ehliyeti tanınmasının gerekli olmadığını, bu ilişki yerine hak ehliyeti
ihtiyacının duyulması halinde kollektif ortaklığın tercih edilmesi gerek-
tiğini
248
, elbirliği ile mülkiyet ilişkisinin söz konusu olduğu tek halin adi
ortaklık olmadığını, adi ortaklığa bu şekilde bir hak ehliyeti tanınması
ha-
linde diğer elbirliği ile mülkiyet halleri arasında uyumsuzluk olacağını
249
ve son olarak adi ortaklığın ticaret siciline tescil zorunluluğu kanunlarda
öngörülmediği için, hak ehliyeti tanınması halinde adi ortaklık açısından
aleniyet probleminin gündeme geleceğini, bu durumun da hukuk güven-
liği açısından sakıncalı bazı sonuçlara doğurabileceğini
250
ileri sürmüştür.
Dolayısıyla yukarıdaki gerekçeler ile Alınan Federal Mahkemesinin dış
adi ortaklığa
(Aussengesellschaft) hak ehliyeti tanınmasına ilişkin kararın,
Türk hukukunda bir etkisi olmayacağı
251
,
eğer adi ortaklığa hak ehliyeti
tanınmak isteniyorsa, TBK'da değişiklik yapılması gerektiği ifade edil-
mı
•ş
t=
u
-2
-
52
.
Bununla birlikte doktrinde bir görüş, her ne kadar Kanun' da adi
ortaklığın hak ehliyetine ilişkin bir hukuk boşluğu bulunmasa da, iş hu-
kuku ve vergi mükellefiyeti açısından sınırlı olarak hak ehliyetine sahip
olduğunu kabul etmektedir2
53
.
Adi ortaklığın iş hukuku ve vergi mükel-
Adi Ortaklık İlişkileri, s.156-157.
247
Barlas, s.86.
248 Barlas, s.87.Sözkonusuöneri, kollektifşirketlere uygulamada çoksınırlı birşekilde rast-
lanması ve ortakların yalnızca gerçek kişilerden oluşabilmesi zorunluluğu sebepleriyle
eleştirilmiş tir.Bkz. karş. Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s.164.
249
Yazar açıklamalarını hakehliyetinin us ul hukukundakiyansıması olan taraf ehliyeti bağ-
lamındayapmıştır. Bkz. Kale, s. 177.
250
Erişir, s. 227.
251
Barlas, s. 86-87; Şener, Adi Ortaklık, s. 155; Pulaşlı, Genel Esaslar, s. 41; Pulaşlı, Hak
Ehliyeti, s. 144; Kale, s.176; Erişir, s. 225 vd.; Güman, s.107.
252
Erişir, s. 227.
253
Bu görüşe göre, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (İşK) 2. maddesi ve 5520 sayılı Kurumlar
Vergisi Kanunu'nun (KVK) 2. maddesi kapsamında ve bunlarla sınırlı olarak adi ortak-
73 Pay Devri Açısından Temel Kııvram Olarak: Adı OrtalcJJcto Pa-,Kavramı
lefiyeti açısından sınırlı olarak hak ehliyetine wıip olduğunu kabul eden
bu görüş, söz konusu ilişkiler sebebiyle mal varlığının lame ait olduğuna
ilişkin bir açıklama yapmamıştır. Ancak yazar
mal varlığına ilişkin yaptığı
önceki açıklamalarda, mal varlığının adi ortaklığa değil; ortalda.ra efbirliği
halinde ait olduğunu belirtmiştir ™. Yine bu görüş son olarak, de ltge lata
adi ortaklığın genel anlamda hak ehliyeti bulunmasa dahi, de lege fuanda,
özellikle pratik ihtiyaçlar sebebiyle, adi ortaklığa hak ehliyeti tınınması
gerektiğini ileri sürmüştür2
55
•
C. Mal Varlığının Adi Ortaklık Açısından Zorunlu
Olmaması
Her ne kadar çoğu zaman adi ortaklık ortaklarının, adi ortaklık
ilişkisinden kaynaklanan özel nitelikte mal varlığı var olacaksa da
256
, adi
ortaklık açısından mal varlığı kavramsal bir unsur ve zorunluluk teşkil
lığın hak ehliyetinin var olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. İşveren tanımına iliş-
kin olan İşK'run 2. maddesi;
"bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek lcişiye işçi, işfi
çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işvarn,
işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet
üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütkndiği birimeişye-
ri denir." şeklindedir. Doktrinde bu hüküm sebebiyle adi ortaklığın da işveren olarak ka-
bul E:dilebileceği kabul edilmektedir. Söz konusu maddenin, adi ortaklığın tüzel kişiliği
bulunmadan hakehliyetinin var olduğunu net bir şekilde ortaya koyduğunu ve iş huknk.
anlamında adi ortaklığın bağımsız bir hak süjesi olduğu ileri sürülmüştür. Bu yönde bkz.
Peksöz,
Adi Ortaklık İlişkileri, s. 162-163.
Yine KVK'nın 2. maddesinin 7. fıkrası;
"iş ortaklıklan: Yukandaki fıkralarda yazılı ku-
rumların kendi aralarında veya şahıs ortaklıkları ya da gerçek kişilerle, belli bir işin birlikte
yapılmasını
ortaklaş a yüklenmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurduklan ortaklı.Jcla:r-
dan
bu şekilde mükellefiyet tesis edilmesini talep edenler iş ortaklıklandır.Bunlann tüzel kişi-
liklerinin olmaması mükellefiyetlerini etki lemez." şeklindedir. Söz konusu hükümle de adi
ortaklık türü olan iş ortaklıklarının, vergi mükellefi oldu.klan öngörülmüştür. Bu yönde
bkz. Peksöz, s. 162-163.
254
Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s. 59 vd..
ıss Peksöz
1 Adi Ortaklık İlişkileri, s. 164-167.
256
Daha önce ifade edildiği üzere, kuramsal olarak adi ortaklığın kendisine ait bir mal varlı-
ğmın olması sözkonusu değildir, ancak oluşan özel mal varlığı üzerinde tasarruf ve haciz
özel hükümlere tabi kılındığı için, çalışma boyunca "adi ortaklık mal varlığı" kavramı
kullamlacaktır.
74 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devr;
etmemektedir2
57
. Doktrin ve uygulamada adi ortaklık kendisini oluştu-
ran mal varlığından özellikle de elbirliği ile mülkiyetten bağımsız ol arak
düşünülmese de, adi ortaklığın varlığı için mutlak surette adi ortaklığın
mal varlığının olması gerekmez
258
.
Aksi görüşü savunan
259
yani adi ortaklık açısından mal varlığının
kavramsal bir zorunluluk olduğunu iddia eden yazarların gerekçesi olan,
adi ortaklığa ortakların her biri tarafından emek ya da sermayenin geti-
rilmesi zorunluluğunu öngören TBK'nın 621. maddesi de mal varlığının
olması zorunluluğu anlamına gelmez
260
. Bu hususa verilecek en önemli
örneklerden biri, kartellerdir. Genel olarak adi ortaklık olarak nitelendi-
rilen kartellerde ortakların temel amacı, rekabetin sınırlandırılmasıyla
oluşan uygun piyasa şartlarından faydalanmaktır2
61
. Dolayısıyla kartel
şeklinde organize olan adi ortaklıklarda ortakların ortaklığa getirmekle
yükümlü olduğu değer, rekabetten kaçınmak şeklinde bir "yapmama/
kaçınma" edimidir. Yapmama edimi ise, üzerinde mülkiyet kurulabilecek
257
Aynı yönde bkz. von Steiger, s. 380, ayrıca aynı sayfa dn. 48; Herbert Klauss, Die Ge-
sellschaft des bürgerlichen Rechts,
Ludwigs hafen (Rhein) 1967, s. 65; Kraft/Kreuz,
s. 110-111; MüK.o- Schafer, Vor.705, Nr. 9 ve§ 718 BGB, Nr. 10; Müller,
Übertragung,
Nr. 38; Sethe, KuKo, Art. 530, Nr. 14; Saenger, Gesellschaft, Nr. 95; Barlas, s. 102.
Aksi yönde bkz.Ayiter,
Elbirliği, s. 7.Yazara göre, ortaklığın her zaman bir mal varlığını
olacağı söylenebilecektir.
258
Aksi yönde Türk hukuku bakımında bkz. Yongalık, Sermaye, s. 41. Yazara göre , eBK
m. 52l'e (TBK m. 621) göre, ortaklığın amacına ulaşabilmesi için bir mal varlığının v ar
olması mutlaktır. Ancak söz konusu mal varlığının mallardan oluşması gerekmez. Ayrıca
bkz. ZK-Siegwart, ORArt. 544, Nr. 1. Siegwart, adi ortaklığın amacına ulaşabilmesi için
OR Art. 531 kapsamında kural olarak bir mal varlığının bulunması zorunlu olduğunu
ifade etmektedir. Yazar kural olarak ifadesini kullanmış olmasına rağmen hangi istisnai
hallerde adi ortaklığa ait bir mal varlığının bulunamayacağına ilişkin görüş belirtmemiş-
tir. Yine aksi yönde Soergel/Hadding/ KieBling,
§ 718 BGB, Nr. 9. Bu görüşe göre, bir
ortak katılım payı taahhüt ettiğinde ortaklık mal varlığı her zaman doğar, zira ortağın
katılım payı taahhüdü üzerinde de elbirliği söz konusudur.
259
"Ortaklığın daima bir mameleke şamil olduğunu söyleyebiliriz, Elbirliği ile ortaklık teviid
eden mukaveleler in taraflar a ve kanundan doğan miras şirketinde mirasçılar daima bir ma-
melek üzerindehak sahibidirler."Ayiter, Elbirliği, s. 7.
260
Söz konusu hükmü ge rekçe olarak gösteren aksi görüşteki yazarlar için bkz. ZK-Sie-
gwart, ORArt. 544, Nr. l; Yongalık,
Sermaye, s. 41.
261
Arslanlı, Şirketler, s. 55; Barlas, s. 225.
75 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
niteliği haiz değildir. Bu yüzden bu halde adi ortaklığın bir mal varlığının
olmadığının kabulü gerekmektedir26
2
.
Mal varlığının ve dolayısıyla elbirliği ile mülkiyet ilişkisinin adi or-
taklık açısından zorunlu bir unsur olmadığına gösterilebilecek bir diğer
örnek, iç ortaklıktır
263
'
264
•
Doktrinde iç ortaklığın ayırt edici ve iç ortaklı-
ğı dış ortaklık niteliğini haiz diğer adi ortaklıklardan farklılaştıran özelliği
olarak, ortaklığın temsilinin söz konusu olmaması ile bir ortaklık mal
varlığından bahsedilememesi gösterilmektedir26
5
.
İç ortaklık açısından
elbirliği ile mülkiyet ilişkisinin kurulabileceği bir mal varlığının oluşabil-
mesinin mümkün olmadığı ifade edilmektedir. Dolayısıyla her ne kadar
yukarıda adi ortaklık açısından mal varlığının kavramsal bir zorunluluk
olmadığı ifade edilse de
266
,
iç ortaklık açısından mal varlığının olamayışı
kavramsal bir zorunluluktur2
67
• Aşağıda daha detaylı olarak inceleneceği
262
Aynı yönde bkz. Arslanlı, Şirketler, s. 55; Barlas, s. 229; Ayar, s. 70. Yine elbirliği ile
mülkiyetin adi ortaklığın sonucu olduğu ve fakat hiçbir zaman amacı olmadığı yönünde
bkz. Şener,
Adi Ortaklık, s. 181.
263
İç ortaklık ve dış ortaklık ayrımı için bkz. Schmidt, Gesellschaftsrecht, s. 1288.
264
İç ortaklık ilişkisinin nitelik itibariyle adi ortaklık olduğu yönünde bkz. Barlas, s. 141 ve
146vd. .
265
Barlas, s.142.
266
Mal varlığını normal adi ortaklık açısından kurucu nitelikte olmadığı yönünde bkz. Bar-
las, s. 146. Bu anlamda normal adi ortaklıktan kasıt, dış ortaklık olarak şekillenmiş TBK
anlamındaki tipik adi ortaklıktır.
267
MüKo-Ulmer, § 705 BGB, Nr. 275 ve 280; Fellmann/Müller, OR Art. 530, Nr. 291;
Meier-Hayoz/Forstmoser/Sethe,
§ 15, Nr. 17; Saenger, Gesellschaft, Nr. 45; Julius
von Staudinger/
J. Ernst Kessler, von Staudingers Kommentar zum Bürgerlichen
Gesetzbuch mit Einführungsgesetz und Nebengesetzen, Zweites Buch: Recht der
Schuldverhaltnisse
(§§ 652-740), Vor. zu 705, §§ 705-740 bearbeitet von Ernst Kess-
ler, 12.Auflage, Bedin 1991 (Anılış: Staudinger/Kessler), Vor.
§ 705 BGB, Nr.92; ayrıca
bkz. Julius von Staudingers/Stefan Habermeier,
Kommentar zum Bürgerlichen Ge-
setzbuch mit Einführungsgesetz und Nebengesetzen, Buch 2, Recht der Schuld-
verhaeltnisse,
§ § 705-740, Bedin 2003 (Anılış: Staudinger/Habermeier), BGB § 705,
Nr.59 vd.; Karsten Schmidt,"Zur'Aufienhaftung der Innengesell.schaft"', JuS, 1988, s.444-
447 (Anılış : Innengesellschaft), s. 444; Karayalçın, s. 174-175; Barlas, s. 132.
Aksi yönde bkz. Handschin/Vonzun, ORArt. 530, Nr. 24; Soergel/Hadding/ KieBling,
§ 718 BGB, Nr. 9. Bu görüşe göre iç ortaklıkta da bir mal varlığı olabilir. Yine bu görüşe
göre, yalnızca bir içortaklık gizli ortaklıkşeklinde yapılandırılmışsa, bunun bir mal varlı-
ğı söz konusu olmaz.Ayrıca bu yönde bkz. Erman/Westermann, Vor. § 705 BGB, Nr. 28.
J
76 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Dev,;
üzere, elbirliği mülkiyetine tabi bir mal varlığı unsuru üzerinde tasarruf
edilebilmesi, tüm ortakların dış ilişkide ortaya çıkmalarına sebebiyet
vermektedir. Ancak bu husus iç ortaklığın bünyesine
uygun olmamakta-
dır. Çünkü iç ortaklıkta ortaklık, dış ilişkiye hiçbir zaman ortaklık olarak
yansıtılmamaktadır
268
.
Bu kapsamda adi ortaklıkta ortaklık mal varlığın oluşturulması ne
hukuken zorunludur ne de pratik açıdan gereklidir. Söz gelimi ortak giri-
şimler bakımından, yükümlülükler doğrudan ortaklar tarafından yerine
getirilmektedir2
69
•
Ancak ortaklık amacına ulaşmak için, genellikle ortak-
lık mal varlığı oluşturulur
270
•
Hal böyle iken, adi ortaklık açısından yapılan açıklamaların nere-
deyse tamamının elbirliği ile mülkiyet ilişkisine dayandırılarak yapılması
kanaatimizce yerinde bir yaklaşım değildir. Gerçekten yapısı gereği, adi
Bu görüşteki Sprau'ya göre, iç ortağın yalnızca dış ortağa karşı nispi nitelikte bir hakkı
vardır. Bu anlamda her ne kadar iç ortaklıkta bir mal varlığı bulunabilecekse de bu mal
varlığının niteliği elbirliği ile mülkiyet değildir. Otto Palandt/Hartwig Sprau, Bürgerli-
ches Gesetzbuch,
§§ 631, 822 BGB u.a., bearbeitet von Hartwig Sprau, 80. Auflage,
München 2021 (Anılış: Palandt/Sprau), § 705 BGB, Nr. 34.
Yine bir başka görüş iç ortaklık açısından dar ve geniş iç ortaklık olmak üzere ikili bir
ayrım yapmakta; geniş iç ortaklık bakımından mal varlığının bulunmasının mümkün ol-
duğu ifade edilmektedir. Bu görüşe göre mal varlığına sahip olabilecek geniş iç ortaklığın
söz konusu olabilmesi için, ortakların katılım paylarının ifasını ortaklığa yöneltmeleri
gerekmektedir. MüKo-Ulmer/Schafer,
§ 705 BGB, Nr. 279. İç ortaklığın bu şekilde bir
ayrıma tutulmasının gereksiz ve yapay olduğuna ilişkin bkz. Barlas, s. 147, dn. 388.
268
Barlas, s. 147-148.
269
von Steiger, s. 380, ayrıca aynı sayfa dn. 48; Müller, Übertragung, Nr. 38.
270
ZK-Siegwart, ORArt. 544, Nr. l; von Steiger, s. 380; Müller, Übertragung, Nr. 38.
77 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Orlaklı1:ıa P� Karramı
ortaklık açısından elbirliği ile mülkiyet ilişkisinin korailanrun çoğu yer-
de gözetilmesi gerekir. Fakat yukarıda ifade edildiği üzere., adi ortaklık
açısından elbirliği ile mülkiyet ilişkisinin wnınla olmaması ve
aşağıd a
belirtileceği üzere adi ortaklık açısından paylı mülkiy et rejiminin de
benimsenebilmesi sebepleriyle, adi ortaklığa iliş kin yapıJacalc dogmatik
tanımlamalar ve saptamalar, yalnızca elbirliği ile mülkiyete ilişkin pren-
sipler göz önünde tutularak yapılmamalıdır.
D. Kural: Elbirliği Mülkiyet ( Gesamteigentum/
Gesamthandeiguntum)
TMK'da mülkiyetin tek bir kişiye ait olınası ve birden faz.la kişiye
ait olmasına göre bir ayrım yapılmıştır. Mülkiyetin birden
fazla kişiye ait
olan haller de Kanun'da paylı mülkiyet (Bruchteilseiguntum) ile elbi:rliği
ile mülkiyet
271
( Gesamteigentums/Gesamthandeiguntum) şeklinde t:asnif
edilmiştir2
72
'
273
•
271
Kavramın Cermen hukukunda, babanın ölümü sonrasında mirasın çocuklar arasında
paylaştırılmadan kalmasına dayandığı ifade edilmektedir. Bu yönde blcz.
Ayiter, Ellrirti-
ği, s. 33.
272
Birliğe tüzel kişilik tanınması halinde de birlikte haksahipliğinden bahsedildiği yönünde
bkz. Ertan Demirkapı, Limited Ortaklıklarda Payın Devri, İzmir 2008, s. 5.
273
eBK'nın 534. maddesi; "şirketin iktisap ettiği veya şirkete devredilen şeyle; alac.arlar � aynı haklar şirket mukavelesi dairesinde müştereken şeriklere ait olur." şeklindedir. Görü-
leceği üzere hükümde doğrudan elbirliği ile mülkiyete ilişkin bir saptama yapılmamış,
mal varlığının müştereken/ birlikte ortaklara ait olacağı hüküm altına alınmamıştır. İfade
edildiği üzere, birlikte mülkiyet kavramından yalnızca elbirliği ile mülkiyet değil,
paylı
mülkiyet de anlaşılabilir. Kanun' un ifadesine rağmen doktrinde oybirliği ile adi ortaklık
açısından elbirliği ile mülkiyetin söz konusu olduğu ifade edilmiştir. Bu yönde açıklama-
lar için bkz. Barlas, s. 102. Adi ortaklık açısından eBK döneminde elbirliği ile mülkiyetin
söz konusu olduğuna ilişkin bkz. Ayiter, Elbirliği, s. 91; Kalpsüz, s. 210; Doğanay, s. 38;
Necip Bilge, Borçlar Hukuku, Özel Borç Münasebetleri, 3.Bası, Ankara, 1971, s. 451;
Hüseyin H atemi /Rona Serozan/ Abdülkadir Arpacı, Eşya Hukuka, İstanbul, 1992, s.
583; Şener, Adi Ortaklık, s. 181.
Kanun hükmünün mehazında geçen
"gemeinschaftlich" ifadesinin yanlış çevrilmiş olması
sonucu hükmün bu şekilde olduğu yönünde bkz. Ansay, s. 138. Buna karşılık söz ko-
nusu ifadenin zaten birlikte/müştereken anlamında olduğu, hükmün yanlış çevrilmedi-
ği, hükmün alındığı İsviçre hukukunda da kullanılan kavram sebebiyle aynca açıklama
yapıldığı yönünde haklı eleştri için bkz. Barlas, s. 103, dn. 269. İsviçre hukukunda bu
yönde bkz. von Steiger, s. 382; Meier-Hayoz/Forstmoser/Sethe,
§ 12 Nr. 20.
78 Adi Ortalclıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının D�
TMK'da elbirliği ile mülkiyete ilişkin yalnızca üç hüküm bulunmak-
tadır. Söz konusu hükümler, elbirliği mülkiyetin kaynağına ve niteliğine
ilişkin TMK'run 70
l. maddesi, elbirliği ile mülkiyetin hükümlerine iliş-
kin TMK'run 702. maddesi ve son olarak elbirliği ile mülkiyet iliş �inin
sona ermesine ilişkin TMK'run 703. maddesidir. Hükmün mehazı Isviçre
Medeni Kanunu'nda elbirliği ile mülkiyet 652-654. maddeleri arasında
düzenlenmiştir.Alman hukukunda elbirliği ile mülkiyete ilişkin genel hü-
küm niteliğinde herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Buna karşılık
Alınan Medeni Kanunu, çeşitli konular özelinde elbirliği ile mülkiyete
ilişkin düzenlemelere yer vermiştir2
74
.
Ancak her ne kadar Türk hukukunda elbirliği ile mülkiyet ilişkisine
ilişkin genel niteliği haiz üç hüküm bulunsa da, temelinde elbirliği ile
mülkiyet ilişkileri taşıyan belirli hukuki ilişkiler TMK ve TBK'da düzen-
lenmiştir.
TMK'nın 701. maddesi;
"kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler
uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mül-
kiyefiı elbirliği mülkiyetidir."
şeklindedir. Hükümden anlaşılacağı üzere,
elbirliği ile mülkiyet ilişkisinden bahsedilebilmesi için, mülkiyete ilişkin
belirlemenin kanun tarafından yapılmış olması gerekir ya da kanunun
öngördüğü bir sözleşmenin var olması gerekmektedir
275
.
Hükmün devamında, elbirliği ile mülkiyet ilişkisinde ortakların
belirli paylarının olmadığının, mülkiyet hakkının ortaklık mal varlığının
tamamına yaygın olduğu ifade edilmiştir (TMK m. 701/Il)
276
•
Ancak
belirtmek gerekir ki bu husus elbirliği mülkiyet ilişkisinin bir şartı değil,
sonucudur. Yani kanunen öngörülen ilişkiler kurulduğunda ve o ilişki
274
Bunlara örnek olarak, karı koca mal ortaklığına ilişkin BGB §§ 1417-1518, miras şirketi-
ne ilişkin BGB §§ 2032-2063 ve adi ortaklığa ilişkin olarak§§ BGB 7 05-740 hükümleri
gösterilebilir.
275
Ayiter, Elbirliği, s. 10; Rona Serozan, Eşya Hukuku I, Genişletilmiş 3.Baskı, İstanbul
2014, Nr . 1013; Barbara Graham-Siegenthaler,
CHK-Handkommentar zum Schwei-
zer Privatrecht: Sachenrecht, Art. 641-977 ZGB,
hrsg. Peter Breitschmid/ Alexandra
Jungo, 3. Auflage, Zürich 2016, Art.652, Nr 2.
276
İlgili hükmün detaylı incelemesi için bkz. aşa. 2. Bölüm, II, A.
.........
Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortallıkıa PtıT Kavramı 79
kapsamında ortaklığa bir mal varlığı değeri girdiğinde elbirliği ile mülki-
yet ilişkisi de kendiliğinden kurulacaktır.
Elbirliği ile mülkiyet ilişkisinin kurulabi lmesi için, birden çok kişi
arasında oluşan kişisel bir ilişkinin var olması gerekmektedir'. Yani ka-
nunen öngörülen kişisel ilişkinin taraflarınca bir şeyin mülkiyetinin kaza-
nılması halinde elbirliği mülkiyeti meydana gelecektir. Dolayısıyla elbir-
liği ile mülkiyet halleri yalnızca kanunda öngörülen Miler ile sırurlıdu ve
kanunda öngörülmeyen bir durumda tarafların sözleşme ile kararlaştıra-
rak elbirliği ile mülkiyet ilişkisi kurmaları mümkün değildir". Bu yüzden
eğer taraflarca elbirliği ile mülkiyet ilişkisi kurulmak isteniyorsa, lcanunda
öngörülen kişisel ilişkilerden birini tercih edilmesi wrunluduı -279.
Elbirliği mülkiyeti için kanunda öngörülen kişisel ilişkilerden biri
de adi ortaklıktır
280
• TBK'nın 638. maddesi; 'ortaklık için edinilen veya
ortaklığa devredilen şeyler., alacaklar ve ayni hakları ortaklık sözleşmesi çer-
çevesinde elbirliği halinde bütün ortaklara ait olur." şeklindedir. Dolayısıyla
adi ortaklık kurulduktan sonra ortaklar bir şeyin mülkiyetini edinirlerse,
kural olarak söz konusu şey üzerinde elbirliği ile malik olurlar28
1
• Bu arada
belirtilmelidir ki, elbirliği ile hak sahipliği yalnızca mülkiyet hakkı bakı-
277
Selahattin Sulhi Tekinay/Sermet Akman/Haluk Burcuoğlu/ Atilla Altop, Eşya Hukuku,
C. I, Zilyedlik-Tapu Sicili Mülkiyet, 5. Baskı, İstanbul 1989, (Anılış: Eşya Hukuku), s.
631; M. Kemal Oğuzman/Özer Seliçi/ Saibe Oktay-Özdemir, Eşya Hukuku, İstanbul
2021, s. 395; Ferit H. Saymen/ Halid K. Türk Eşya Hukuku (Ayni Haklar), İstanbul
1954, s. 281; NuşinAyiter, EşyaHukuku,Ankara 1983, (Anılış: Eşya), s. 97Turhan Ese-
ner/Kudret Güven, Eşya Hukuku, 8. Baskı, Ankara 2019, s. 221; Jale G. Akipek, Turk
Eşya Hukuku (Ayni Haklar), il. Kitap Mülkiyet, Ankara 1971, s. 47.
278
Zobl, Aenderungen, s. 11; Oğuzman/Seliçi/Oktay-Özdemir, Eşya, s. 396.
279
Ayiter, Elbirliği, s. 69.
280
Türk hukukunda öngörülen elbirliği ile mülkiyet ilişkisi bulunan diğer haller, miras or-
taklığı, kan-koca mal ortaklığı rejimi ve aile malları ortaklığıdır. İsviçre ve Alman huku-
kunda sayılanlar dışında, kollektif ve komandit şirketin Türk hukukundan farklı olarak
tüzel kişilikleri bulunmadığı için, bu şirketler açısından da elbirliği ile mülkiyet ilişkisi
söz konusudur. Bkz. Zobl,
Aenderungen, s. 22.
281
Ansay, s. 151; Ayiter, Elbirliği, s. 111. Alman hukukunda klasikgörüşün de söz konusu
bu görüşü kabul ettiği ve fakat modern görüş, adi ortaklığı bağımsız hak süjesi ve hak
ehliyetine sahip bir varlık olarak gördüğü için, ortaklık mal varlığı üzerindeki hak sahip-
liğini doğrudan ortaklığa atfettiği yönünde bkz. Barlas, s. 89, dn. 237.
1
80 Adi Ortaklı kta Pay Kavramı ve Adi OrtaJclı k Payının Dntri
mından değil, alacak hakkı gibi ortaklık mal varlığı kapsamında yer alan
diğer değerler bakımından da söz konusudur2
82
•
Adi ortaklıkta elbirliği ile mülkiyetin kabul edilmesinin sonucu
olarak ortaklardan biri, ortaklık mal varlığı üzerinde tek başına tasarruf
etme yetkisini haiz değildir. Adi ortaklık mal varlığı üzerinde bir tasarruf
yapılmak isteniyorsa, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, kural olarak
tüm ortakların oy birliği ile gerçekleştirilebilmektedir (TMK m. 702)•
Ancak mülkiyet rejiminin elbirliğiile olması durumu, adi ortaklıkaçısın-
dan emredici niteliğe sahip değildir. Bu yüzden ortaklar oy birliği ile alacağı
bir kararla ortaklık sözleşmesinin değiştirerek ya da ortaklığın kuruluşunda
doğrudan tercih ederek paylı mülkiyet rejimini de benimseyebilirler.
E. İstisna: Paylı Mülkiyet {Bruchteilseigentum)
Paylı mülkiyet
283
,
TMK'run 688-700. maddeleri arasında düzen-
lenmiştir28
4
. TBK'run 688. maddesi uyarınca, ''paylı mülkiyette birden çok
kimse, maddı olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla
maliktir.". Paylı mülkiyette her bir paydaş, kendi payları açısından malik
hak ve yükümlülüklerine sahiptir. Dolayısıyla eşya üzerindeki paylarını
devredebilirler, rehnedebilirler ve paydaşın alacaklıları tarafından payları
haczettirilebilir.
Adi ortaklık bakımından belirlenen elbirliği ile mal varlığı yapısı em-
redici nitelikte değildir. Yukarıda ifade edildiği üzere, adi ortaklıkta paylı
mülkiyet de benimsenebilir
285
.
Paylı mülkiyet esasının uygulanabilmesi,
282
Haluk Nami Nomer/ Serkan Ergüne, Eşya Hukuku, 7. Bası, İstanbul 2019, Nr. 777.
283
Kökeninin Roma hukukunun communio'suna dayandığı, sözleşmeden kaynaklanan com-
munio
ilişkisine de societas dendiği yönünde bkz. Ayiter, Elbirliği, s. 11; Belgin Erdoğ -
muş,
Roma Eşya Hukuku, 8. Baskı, İstanbul 2020, s. 47; Özcan Karadeniz Çelebican,
Roma Eşya Hukuku, 5. Baskı, Ankara 2015, s.133.
284
Kanunun mehazı olan ZGB'de paylı mülkiyet Art. 646-651 arasında düzenlenmişken;
BGB'de
§ 741 vd. hükümlerinde düzenlenmiştir.
285
Bu halde paydaş ortakların, paylarını devir ya da rehnetmeleri ve aynı zamanda onların
şahsi alacaklarının da ortakların paylarını haczedebilmeleri mümkün olduğunu, ancak
pay üzerinde ilgili şekilde tasarruf edilmesinin adi ortaklığın niteliğiyle bağdaşmayacağı
yönünde bkz. Şener,
Adi Ortaklık, s. 182.
81 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
bu rejimin ortakların açık iradeleriyle tercih edilmiş olmasına bağlıdır36.
Hak sahipliği biçiminin paylı mülkiyet şeklinde belirlendiği hallerde,
taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık ve paylı mülkiyet şeklinde
ikili
bir ilişki mi olduğu yoksa yine elbirliği ile mülkiyette olduğu gibi, paylı
mülkiyetin adi ortaklığın parçası olduğu tek bir ilişkinin söz konusu mu
olacağı hususu doktrinde tartışmalıdır.
Alman hukukunda ileri sürülen bir görüş tarafından paylı mülkiyet
halinde ortaklığın gerçek anlamda bir mal varlığının olmadığı, ortaldılc ve
paylı mülkiyetin yan yana varlıklarını sürdürdüğü ifade edilmektedifW.
Yine İsviçre hukukunda da paylı mülkiyet şeklinde hak sahipliği rejimini
benimsemiş bir adi ortaklığın gerçek anlamda bir mal varlığına sahip ol-
madığı görüşü ileri sürülmüştür2
88
•
Gerekçelendirme yapılırken de eşya
hukukundaki belirlilik ilkesine atıf yapılmış; birlikte hak sahipliğinin
yal-
nızca münferit eşyalar üzerinde söz konusu olması gerçeği karşısında, mal
varlığının tamamı üzerinde paylı mülkiyetin oluşturulmasının dışlandığı
sonucunun çıkarılması gösterilmiştir
289
.
Aynı zamanda İsviçre Federal
286
Ayiter, Elbirliği, s. 91; Doğanay, s. 38; von Steiger, s. 382; Meier-Hayoz/Forstmoser/
Sethe,
§ 12 Nr. 22; Barlas, s. 107; Kırca (Kendigelen/Kırca), Nr. 114.
Paylı mülkiyet esasının uygulama alanı bulabilmesi için sadece ortaklar arasındaki mu -
tabakatın yeterli olup olmadığı hususu Türk ve İsviçre hukuklarında hiç tartışma konu-
su olmamış ve fakat Alman doktrininde tartışmalıdır. Bir görüş, ortaklar tarafından bu
yönde yapılacak bir anlaşmanın yeterli olduğunu ileri sürerken (bu görüş için bkz. Karl
Larenz, Lehrbuch des Schuldrechts Band il, Besonderer Teil, 12. Auflage, Münc-
hen 1981 (Anılış: Larenz II), s. 401; Staudinger/ Kessler, Vorb.
§ 705, Nr. 85 vd.; diğer
görüş, ortaklar tarafından yapılan anlaşmaya ek olarak, işlemin karşı tarafı olan üçüncü
kişiye de yapılan paylı mülkiyet anlaşmasına ilişkin açıklamada bulunulması gerektiğini
ifade etmekte ve üçüncüye kişiye açıklamada bulunulmaksızın yapılan işlemin BGB
§
718 kapsamına gireceğini ve edinilen değerin elbirliği ile mülkiyet kuralına tabi olacağım
ileri sürmektedir. Bu yönde bkz. Wemer Flume,
"Gesellschaft und Gesamthand", Z�
136, 1972, s.184; MüKo-Schiifer, § 705 BGB, Nr. 274.
287
Bu yönde bkz. Karsten Schmidt, Münchener Kommentar zum Bürgerlichen Gesetz-
buch, Band
7, Schuldrecht-Besonderer Teil rv, §§ 705-783, Partnerschaftsgesel-
lschaftsgesetz, Produkthaftungsgesetz, 8. Auflage, München 2020, (Anılış: Mü.Ko-
BGB-Schrnidt),
§ 741 BGB Nr. 4 ve Nr. 6.
288
Müller, Übertragung, Nr. 57, 238, 505.
289
Bu yönde açıkça Müller, Übertragung, Nr. 57.
l
82 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
Mahkemesi tarafından da kabul edilen
290 bu görüşe göre, ortaklığa yeni
giren kişi, otomatik olarak ve böyle bir zorunluluk olmadığı için, ortak
konumu ile birlikte ortaklık mal varlığı üzerinde ayni hak sahipliğini de
kazanamaz. Eğer diğer ortaklar tarafından yeni ortağın hak sahibi olması
isteniyorsa, geleneksel yöntemler ile yeni giren ortağa devirlerin yapılma-
sı gerekir2
91
.
Buna karşılık İsviçre hukukunda ileri sürülen diğer görüş, yukarıda
ifade edilen görüş tarafından ilk olarak eşya hukukundaki belirlilik il-
kesine yapılan atfın hatalı olması sebebi ile reddedilmesi gerektiği; zira
elbirliği mülkiyetin de aynı şekilde yalnızca münferit mal varlığı değer-
leri üzerinde tesis edilebileceği; yoksa paylı mülkiyette de olduğu gibi
onun da tüm mal varlığının üzerinde tesisi mümkün olmadığını ifade
etmiştir
292
• Bu görüşe göre, paylı mülkiyet ortaklığının özel konumuna
dair İsviçre'de savunulan görüş, özellikle de
Fellmann/Müller'in görüşü,
ikna edici değildir; elbirliği ortaklığında bile mal varlığının kendisine ait
doğrudan bir hak sahipliği bulunmamaktadır
293
.
Daha yakından incelen-
diğinde; paylı mülkiyet ortaklığı halinde, ortaklık mal varlığı ile ortaklık
mal varlığı üzerindeki pay arasında bir ayrımın bazen gerekli olmadığı
hususu netleşir: ortak mal varlığı değerleri yalnızca elbirliği mülkiyetinde
değil aynı zamanda paylı mülkiyette de ortaklar tarafından birden fazla
hukuki yetkililik şeklinde tutulur
29
4;buna karşılık paylı mülkiyet ortak-
ların her birinin basit hukuki yetkisini/pay haklarını içerir. Bu görüşe
göre, ortaklık mal varlığı üzerinde birlikte hak sahipliğine ilişkin olarak
elbirliği mülkiyeti ve paylı mülkiyette ayrı bir rejimin benimsenmesini
meşru gösterecek bir farklılık bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu görüş,
paylı mülkiyetin adi ortaklığın parçası olduğu tek bir ilişkinin söz konusu
olacağını ifade etmektedir
295
.
290
BGE 134 III 603.
291
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 77.
292
Meier-Hayoz, Art. 646, Nr.11, Art. 652 ZGB Nr. 19; Handschin/Vonzun, ORArt. 542,
Nr.18.
293
Meier-Hayoz, Art. 652, Nr. 20.
294
Detaylı bilgi için Vonzun, Nr. 359 vd.; aynı yönde bkz. Fellmann/Müller, ORArt. 530,
Nr.156.
295
Handschin/Vonzun, ORArt. 542, Nr.18; Türkhukukunda bu yönde bkz. Barlas, s.108.
83 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
Aşağıda ifade edileceği üzere paylı mülkiyette, ortakların "mal varlı-
ğını" oluşturan münferit unsurlar bakımından tasarruf edebilen ve ortak-
ların şahsi alacakları tarafından da haczedilebilen paylarının var olması,
onu elbirliği mülkiyetten ciddi bir oranda farklılaştırmakta ve ortaklara
ortaklık karşısında bir otonomi sağlamaktadır. Bu kapsamda ortaklar,
mal varlığı üzerinde pay lı bir şekilde ya da adi ortaklık için belirlenen
çerçevede malik olmaya devam etmeye karar verebilirler2
96
• Ortaklık ve
paylı mülkiyet birlikte devam eder2
97
•
Dolayısıyla ortaklık mal varlığı ile
ortak konumu arasında ayrılamaz bir bağdan da bahsetmek mümkün
değildir
298
.
Eğer ortaklık paylı mülkiyet şeklinde yapılandınlmışsa, her birortak,
ortaklık mal varlığında yer alan münferit unsurlar üzerinde, aksi kararlaş-
tırılmamışsa, eşit bir paya sahip olacaktır (TMK m. 688/II). Söz konusu
eşya/ şey olduğunda; bunlar üzerinde birlikte mülkiyet söz konusu ola-
bileceği için TMK'nın 688. maddesi uygulama alanı bulacaktır. Ancak
diğer haklar üzerinde başka bir şekilde birlikte hak sahipliği belirlenebilir.
Bu kapsamda doktrinde kural olarak sınırlı ayni haklar bakımından da
aynı esasların geçerli olduğu ifade edilmektedir
299
.
Diğer yandan tartış-
malı olan husus, alacak hakkı ve feri haklar (rehin hakkı) üzerinde paylı
mülkiyet tesisinin elverişli olup olmadığıdır3°
0
.
Genel olarak kabul edilen
296
von Steiger, s. 382, dn. 59; Müller, Übertragung, Nr. 51; ZK-Siegwart, OR Vor. Art.
530-551 Nr. 52 (b), Art. 531 Nr. 7 ve Art. 544 Nr. 8; Vonzun, Nr. 85; Meier-Hayoz,
Art. 646 Nr. 10; Guhl/Druey, s. 680; Christoph Brunner/Jürg Wichtermann,
Basler
Kommentar, Zivilgesetzbuch il, Art. 457-977 ZGB, Art. 1-61 SchIT ZGB, 3. Auf-
lage, hrsg. Heinrich Honsell/Nedim Peter Vogt/Thomas Geiser, Basel 2007, Vor Art.
646-654a, Nr. 16; Christoph M. Pestalozzi/Peter Hettich,
Basler Kommentar, Obli-
gationenrecht
il, Art. 530-1186 OR, hrsg. Heinrich Honsel/Nedim Peter Vogt/Rolf
Watter, 543- 544, 562-573 ve 602-618 OR, 3. Auflage, Basel 2008, Art. 544, Nr. 5; Ali-
ce Reichmuth-Pfarnmater, Vertretung und Haftung in der einfachen Gesellschaft,
Diss., St. Gallen 2002, s. 360; Meier-Hayoz/ Forstrnoser/Sethe, § 12 Nr. 22.
297
MüKoBGB-Schrnidt, § 741 BGB, Nr. 4.
298
Müller, Übertragung, Nr. 51.
299
Meier-Hayoz, Vor.Art. 646-654, Nr. 24; Brunner/ Wichtermann, Vor.Art.646-654a , Nr.
19; Pascal Sirnonius/Thomas Sutter, Schweizerischeslmınobiliarsachenrecht,Band
I, Grundlagen, Grundbuch und Grundeigentum, Basel/Frankfur am Main 1995, s.
467.
300
Brunner/ Wichtermann, Vor.Art. 646-654a, Nr. 26; Simonius/Sutter, s. 469; Peter Gau-
1
84 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
görüş uyarınca, sözleşme özgürlüğü prensibi bu şekilde bir anlaşmanın
yapılmasını mümkün kılmaktadır3°
1
. Alacak hakkı üzerinde paylı mülki-
yet tesis edildiğinde de paylı mülkiyete ilişkin genel hükümler kıyasen
uygulanır302.
Paylı mülkiyet halinde her bir ortak kural olarak ortaklık mal varlığı
üzerindeki payı üzerinde serbestçe tasarruf edebilir. TMK'nın 688. mad-
desinin
3. fıkrasına göre her bir paydaş, payını satabilir ya da üzerinde
bir rehin hakkı tesis edebilir. Eşya niteliği taşımayan ortaklık mal varlığı
unsurları bakımından da bu hüküm kıyasen uygulama alanı bulur3°
3
. Bu
yüzden her bir ortak, bağımsız bir şekilde payını devretme imkanına sa-
hiptir. Ortak diğer ortakların onayına ihtiyaç duymaksızın payını satabilir
veya rehnedebilir3
04
•
Bununla birlikte ortaklar ortaklık sözleşmesinde belirlenmiş or-
taklık amacına aykırı nitelikteki tasarrufları yapamaz
305
. Eğer ortak buna
aykırı bir şekilde mal varlığı üzerindeki payını devrederse, ortaklık söz-
leşmesini ihlal etmiş olur ve bu yüzden vermiş olduğu zararlardan dolayı
sorumluluğu doğar3°
6
• Ancak işlem, üçüncü kişi açısından geçerlidir3°
7
•
Dolayısıyla adi ortaklığın paylı mülkiyet biçiminde yapılandırılması ha-
linde, bir yandan eşya hukuku anlamında ortakların mal varlığına ilişkin
ch/Walter R. Schluep/Jörg Schmid/Heinz Rey, Schweizerisches Obligationenrecht,
Allgemeiner Teil, ohne ausservertragliches Haftpflichtrecht, Band
il, 7. Auflage,
Zürich 1998, Nr.
3789; İsviçre hukukunda hakim fikrin alacak üzerinde paylı mülkiyet
tesis edilemeyeceği yönünde bkz. Meier-Hayoz, Vor. Art. 646-654, Nr. 25. Alman huku-
kunda alacaklar üzerinde paylı mülkiyet kurulabileceğine ilişkin olarak bkz. MüKoBGB-
Schmidt, § 741 Nr. 11.
301
Gauch/Schluep/Schmid/Rey, Nr. 3790; Müller, Übertragung, Nr. 52.
302
Brunner/Wichtermann, Vor. Art. 646-654a, Nr. 26.
303
Müller, Übertragung, Nr. 53.
304
Meier-Hayoz/Forstınoser/ Sethe, § 12, Nr. 22; ZK-Siegwart, Art. 544, Nr. 7.
305
Meier-Hayoz/Forstınoser/Sethe, § 12, Nr. 22: Reichmuth-Pfammatter, s. 360; ZK-Sie-
gwart, Art. 531, Nr. 7.
306
Hueck, Gesellschaftsrecht, s. 20; Brunner/Wichtermann, Vor. Art. 646-654a, Nr. 17;
Reichmuth-Pfarnmatter, s.
360; Meier-Hayoz/Forstmoser/Sethe, § 12 Nr. 22.
307
ZK-Siegwart, Art. 531, Nr. 7; Hueck, Gesellschaftsrecht, s. 20; Brunner/Wıchter-
mann, Vor. Art. 646-654a, Nr. 17; Reichmuth-Pfammatter, s. 360; Meier-Hayoz/Forst-
moser/Sethe,
§ 12 Nr. 22.
85 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
unsurlar üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesi diğer yandan ortaklıklar
hukuku bağlamında aynı zamanda ortaklığın amacına da
bağlı olmaları
hususları sorun doğurabilecek niteliğe sahipti
�.
Ancak ortaklık mal varlığının tükenmesi yalnızca ortakların kendi
payları üzerinde serbestçe tasarruf etmesi halinde gündeme gelmez. El-
birliği ile mülkiyetten farklı olarak, paylı mülkiyette her bir ortağın mal
varlığı üzerindeki payının alacaklıları tarafından haczedilebilmesi müm-
kündür3°
9
• Dolayısıyla adi ortaklığın paylı mülkiyet şeklinde yapılandı-
rıldığı hallerde, ortaklığın amacının gerçekleştirilebilmesi uğruna tahsis
edilmiş olan mal varlığı, ciddi bir tehlike ile (ortakların şahsi alacakları
tarafından haczettirilip; haciz sonucunda satım) karşı karşıyadn-3
10
• Bu
durum adi ortaklık bakımından İsvBK' da eski tasarıda yer alan Roma
hukuku temelli paylı mülkiyet rejimi yerine, revizyonlar esnasında, elbir-
liği ile mülkiyetin temel birlikte mülkiyet rejimi olarak kabul edilmesine
neden olmuştur3u. Elbirliği mülkiyetin adi ortaklık bakımından temel
mülkiyet yapısı olarak kabul edilmesiyle birlikte; bir yandan ortaklık, or-
takların payı üzerinden
312
serbestçe tasarruf etmesinin öte yandan ortak-
lık mal varlığının alacaklılar bakımından erişilebilir olmasının önlenmesi
hedeflenmiştir3
13
•
Bu yüzden ortakların ayrıca paylı mülkiyet rejiminin
benimsenmesine dair bir karar vermesi gerekir, bu kapsamda istisnai bir
niteliğe sahiptir.
Yukarıda izah edilen sebeplerden ötürü, genel olarak adi ortaklıkla-
rın mülkiyet yapısının paylı mülkiyet şeklinde belirlenmesi tavsiye edil-
memektedir3
14
• Ancak adi ortaklık olarak nitelendirilen bazı ortaklıkların
yapısı gereği paylı mülkiyete elverişli olabileceği de ifade edilmelidir.
Varlıkları geçici nitelikte olan ortaklıklar, paylı mülkiyet şeklinde yapılan-
308
von Steiger, s.382, dn. 59; Müller, Übertragung, Nr. 54.
309
TMK m. 688/III. Ayrıca bkz. ZK-Siegwart, ORArt. 544, Nr. 7; von Steiger, s. 448, dn.
93; Mililer, A.,
Haftung, s.133.
310
Bu yönde ayrıca bkz. Müller, Nr. 55.
311
Müller, Übertragung, Nr. 55.
312
Burada bahsedilen payiçin bkz. aşa. II. Bölüm, II, C, 7.
313
Fellmann, ZBJV, s. 287.
314
Kırca (Kendigelen/Kırca), Nr. 114.
1
86 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
dırılmaya en elverişli ortaklık tipleridir3
1.s. Söz gelimi, ortak girişimlerde
ya da yapı konsorsiyumlarında, mükerrer devir masraflarından kaçınmak
bakımından paylı mülkiyet rejimi uygundur3
16
•
Son olarak ifade etmek gerekir ki, yukarıda da belirtildiği üzere
317
,
adi ortaklıktan bahsedilmesi için, ortaklığa ait bir mal varlığının bulun-
ması zorunluluğunun olmadığının bir diğer göstergesi de ortaklığın paylı
mülkiyet şeklinde yapılandırılmış alınası halidir. Paylı mülkiyet şeklinde
bir belirleme olduğunda aslında yukarıda bahsedilen anlamı ile ortaklığın
bir mal varlığı dahi bulunmamaktadır
318
; mal varlığını meydana getiren
her bir münferit unsur üzerinde ayrı ayrı pay sahiplerinin payları oranın-
da mülkiyet hakkı bulunmaktadır.
F. Mal Varlığı Yapısının ve İlgili Yapının Teorik Olarak
Nitelendirilmesinin Önemi
Alman hukukunda yukarıda yer verilen Federal Mahkeme kararı
sonrasında genel olarak modern elbirliği teorisi olarak da anılan grup
teorisi benimsenmiştir. Daha önce de ifade edildiği üzere grup teorisinin
ortaya çıkışı ve adi ortaklığa hak ehliyetinin tanınmış olmasının nedeni;
adi ortaklığın elbirliği şeklinde yapılanmış olmasıdır. Bu anlamda ilgili
kararda yalnız tipik dış adi ortaklık bakımından hak ehliyetinin kabul
edilmiş alınası, buna karşılık mal varlığı olarak yapıl(a)namayan iç ortak-
lıklar ile paylı mülkiyet şeklinde mal varlığı yapısına sahip adi ortaklıkla-
rın hak ehliyetine sahip olmayacağına hükmedilmiş olması da bunun açık
bir göstergesidir. Bu anlamda görüleceği üzere, ortakların mal varlığını
315
Müller, Übertragung, Nr. 56.
316
Müller, Übertragung, Nr. 56.
317
Bkz. yuk. 2. Bölüm, I, C.
318
Bu yönde bkz. ZK-Siegwart, ORArt. 544, Nr. Bi Müller, Übertragung, Nr. 57i Barlas,
s.
l 08. Buna karşılık Yargıtay vermiş olduğu bir kararda, bir mal üzerinde adi ortaklığın
mülkiyet hakkının varlığından söz edilebilmesi için o malın adi ortaklık adına kayıtlı ol-
ması gereğinden bahsetmektedir.Yarg. 12.HD, T. 01.10.2015, E.10712, K. 22609. Karar
için bkz. Kazancı İçtihat Bankası (ET: 16.03.2022) Kararda eleştirilecek birçok nokta
bulunmaktadır. İlk olarak adi ortaklığın kendisinin mülkiyet hakkını edinmesi mümkün
değildir. İkinci olarak adi ortaklık lehine bir kaydın yapılması mümkün değildir. Üçüncü
olarak, paylı mülkiyet halinde, adi ortaklık mal varlığından bahis söz konusu değildir.
87 Pay Devri Açısmdan Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkla Pay Kavramı
yapılandırma şekli ve hatta elbirliği ile şeklinde yapıJandınJan mal varbğı-
nın dogmatik olarak nitelendirilmesi Alman hukukunda çok ciddi farklı
sonuçlara yol açmıştır.
Alman hukuku kadar sert olmasa da İsviçre hukukunda Alman
hukukundaki grup öğretisinin kısmen alınması gerektiği ve bu anlamda
ortaklığın bir grup olarak "etki birliği" oluşturduğuna ilişkin yaklaşımın
kabul edilmesi gerektiğine ilişkin bir görüşün de bulunduğu yukarıda
ifade edilmişti. Bu görüşe göre elbirliğinin mal varlığı ve şahsın hukuku
arasındaki sıkı bağlantısı sadece şahıs ortaklıklarının anlaşılmasında
değil ayrıca ortakların değişikliğinde de karar verici bir anlama sahiptir.
Ortaklık payının başlı başına devri, genişleme (
akkressenz) veya daralma
(dekkresenz) gibi durumları etkilemektedir. Yine aynı zamanda ortaklık
süjesinin değişimine rağmen ortaklık kimliğinin korunması ve tapu sicili
hukuku bakımından da mal varlığı yapısı ve bu yapıya ilişkin anlayışın
önem arz ettiği ifade edilmektedir3
19
.
Öncelikle belirtmek gerekir ki gerçekten de adi ortaklık mal var-
lığının kural olduğu üzere elbirliği ile mülkiyet şeklinde yapılandığı
durumlarda, elbirliğinin klasik teori kapsamında mı yoksa modem teori
kapsamında mı anlaşılması gerektiği hususları adi ortaklık payının devri
bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır. Her şeyden önce modem
teorinin kabulü dış adi ortaklık bakımından hak ehliyetinin de kabul edil-
mesi gerektiği sonucuna kadar gittiği için, özellikle pay devrinde devralan
ile devredenin üçüncü kişilere karşı sorumlulukları bakımından önemli
farklılıklara yol açabilecektir3
20
•
Yine adi ortaklık mal varlığının elbirliği hak sahipliği ya da paylı hak
sahipliği olarak şekillendirilmesinin adi ortaklık payının her devir şekli
bakımından özellikle devrin sonuçları bakımından farklı sonuçlan bulun-
319
Mililer, Übertragung, Nr.151.
320
Alınan hukukunda üçüncü kişilere karşı borçlardan dolayı ortakların sorumluluğu
fer'ilik teorisi kapsamında oluşturulmaktadır. Fer'ilik teorisi ve çifte yükümlülük teorisi
bakımından
birçokları yerine bkz. Aynur Yong alık,"Adi ŞirketeYeni Giren Ortağın Eski
Borçlardan Dolayı
Sorumluluğu", Tuğrul Ansay'a Armağan, Ankara 2006, s. 525-542
(Anılış:EskiBorçlar), s. 525 vd..
88 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devn
maktadır3
2
ı. Devrin sonuçları bakımından özellikle devreden ile devrala-
nın üçüncü kişilere karşı sorumluluğu dahi ortaklık mal varlığı yapısının
şekline göre farklılaşabilmektedir. Yine yalnızca devrin sonuçları değil,
aynı zamanda şekil gibi devrin şartları da payı devre konu adi ortaklığın
mal varlığının elbirliği ile
mi yoksa paylı mülkiyet şeklinde mi veya mal
varlığı olmadan mı yapılandırılmasına göre farklılık arz edebilecektir.
Kanaatimizce bunlarla birlikte adi ortaklıkta ortak değişikliğine
rağmen ortaklığın kimliğini koruması, genişleme ile daralma, ortaklık
payının başlı başına devrinin ya da tapuda meydana gelen değişiklikle-
rin izahı için modern elbirliği teorisinin benimsenmesi gerektiğini ifade
eden görüşe katılmak mümkün değildir. Her bir husus bakımından de-
tayları ilgili başlık altında verilecek olup, genel olarak ifade edilmelidir
ki, ortak değişikliğine rağmen ortaklığın kimliğinin aynı kalması kanuni
düzlemde öngörülmüştür3
22
ve söz konusu durum klasik elbirliği teori-
sini kabul eden hakim fikir bakımından da kabul edilmektedir3
23
• Yine
genişleme ve daralma prensipleri yalnızca modern elbirliği teorisi bakı-
mından oluşturulan kavramlar değil, klasik elbirliği teorisi açısından her
iki kavram da kullanılmaktadır3
24
•
Yine ortaklık payının başlı başına devri
de adi ortaklığın ortaklarından bağımsız bir sosyal hukuki bir kişi birliği
haline getiren adi ortaklık sözleşmesinin organizasyon yönünden kay-
naklanmaktadır3
25
. Bu anlamda ortaklık sözleşmesi ile birlikte ortaklığı
oluşturan ortaklar arasındaki organizasyon ile her bir ortağın söz konusu
321
Hukuki işlem yoluyla devrin sonuçları bakımından mal varlığı yapısının farklılığının de-
ğişik sonuçlara yol açmasına dair bkz. aşa. 4. Bölüm, I,
A; özellikle devreden ile devrala-
nın sorumluluğunun farklı olmasına dair bkz. aşa. 4. Bölüm, I, A, 1, a ve 2, a.
Hukuki işlem yoluyla devrin şartları bakımından mal varlığı yapısının önemine dair bkz.
aşa. 3. Bölüm, I, C, 4, a.
Çift sözleşme ile devirde, devrin şartlarının ve sonuçlarının mal varlığı yapısına göre
farklılaşacağı yönünde bkz. aşa. 4. Bölüm, I, B, 1, b ve 3. Bölüm, I, D, 3.
322
Bu hususta bkz. aşa. 3. Bölüm, I, B.
323
İsviçre hukukunda birçokları yerine bkz. von Steiger, s. 416; Türk hukuku bakımından
birçokları yerine bkz. Şener, Adi Ortaklık, s. 390; "adi ortaklığın ayniyeti/ özdeşliği ilke-
si" kavramı için ayrıca bkz. Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, C. I., Nr. 98j.
324
Birçokları yerine bkz. Ayiter, Elbirliği, s. 112.
325
Doğanay, s. 31; Haterni/Serozan/ Arpacı, Özel Bölüm, s. 578; Şener, Adi Ortaklık, s.
119.
89 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
organizasyon içerisindeki konumu da saptanır3
26
ve bu da payın başlı
başına bir obje olarak görülmesini sağlar.
il. PAYKAVRAMI
Paylı mülkiyet, elbirliği mülkiyet ve tüzel kişilik halleri ile beraber
oluşan birlik kapsamında, birliğe mensup olan kişiler ve sahip olunan bü-
tün arasındaki bağ, pay olarak nitelendirilmektedlı-3
27
.
Pay, geniş anlamda
ortaklıklar hukukunun bünyesindedir ve aslında geniş anlamda ortaklık-
lar hukukuna özgü bir kavram olarak nitelendirilmektedlı-3
28
•
Türk Dil Kurumu tarafından pay kavramına ilişkin dört farklı tanım-
lama yapılmıştır. TDK'ya göre payın ilk anlamı, "birden fazla kişi arasında
bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm, hisse" şeklin-
dedir. Payın ikinci anlamı, "eşit bölüm"; üçüncü anlamı, "ticari bir işlemde
zarar tehlikesine karşı ayrılan para, marj"
ve son olarak payın dördüncü
anlamı ise"bayağı kesirlerden birinin eşit parçalardan kaç tane aldığını gös-
teren sayı" olarak ifade edilmiştir3
29
•
Doktrinde TDK tarafından verilen tanımlar açısından, pay kavra-
mından bahsedildiğinde payın ilk anlamından bahsedilmekte olduğu
ifade edilmiştir3
30
• Ayrıca pay kavramı bir görüşe göre en genel anlamıyla
üç farklı anlamı barındırmaktadır. Bu görüşe göre pay evvela, ortak sı-
fatından doğan hak ile borçların tamamı anlamına gelmektedlı-3
31
•
İkinci
olarak pay kavramı, ortaklardan her birinin ortaklığa sermaye olarak
getirmeyi taahhüt ettikleri mal varlığı değerleri ile bu mal varlığı değer-
326
Emst Hirş, Ticaret Hukuku Dersleri, 3. Baskı, İstanbul 1948, Nr. 215; Fellmann/Mül-
ler, ORArt. 530, Nr. 30.
327
Demirkapı, s. 5.
328
Demirkapı, s. 20-21.
329
htt.ps://sozluk.gov.tr/ ET: 09.05.2020.
330
Nitekim Yongalık, pay kavramını tanımlarken doğrudan TDK'nın payın ilk anlamına
ilişkin tanımını aktarmıştır.
"pay, birden fa zla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu
kişilerin her birisine düşen kısmı ifade eder."
Bkz.Yongalık, Sermaye, s. 27.
331
Nitekim bu genel anlamıyla payın devre konu pay olduğu yönünde bkz. Demirkapı, s. 6.
1
90 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
!erinin ortaklık sermayesindeki oranını belirtmektedir3
32
.
Pay son olarak,
ortaklardan birinin ortaklıktan ayrılması halinde ona ödenecek olan
bedel anlamına gelmektedir3
33
.
A. Elbirliği Mülkiyet Rejiminde Payın Anlamı
Adi ortaklık açısından pay kavramı irdelenmeden önce, mülkiyet
rejiminin kanun koyucu tarafından elbirliği ile mülkiyet şeklinde belir-
lenmesi ve doktrinde adi ortaklık payının genel olarak elbirliği teorisi
kapsamında açıklanması sebebiyle, öncelikle elbirliği ile mülkiyette payın
ne anlama geldiği hususu incelenecektir.Tartışmalara yer vermeden önce
ifade edilmelidir ki, elbirliği ile mülkiyette payın olup olmadığına ilişkin
yapılan tartışmalarda temel bakış açısı, mülkiyet/ eşya hukukuna dayalı
bir bakış açısıdır. Bu yüzden elbirliği maliklerin, malik oldukları varlık
üzerinde paylı mülkiyette olduğu gibi bir paylarının olup olmadığı genel
anlamıyla tartışılmış ve genel olarak, bu şekilde, en azından görünürde,
bir payın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Meseleyi biraz daha şahsın
hukuku ve ortaklıklar hukuku bağlamında ele alan yazarlar, en azından
üyelik anlamı ile bir payın olduğu kanaatine ulaşmıştır. Adi ortaklıklarda
temelde elbirliği ile mülkiyet rejimi hakim olduğu için, özellikle mal var-
lığı üzerinde ortakların bir payının bulunup bulunmadığı
33
4,eğer bulun-
duğu kanaatine ulaşılırsa, bunun niteliğinin belirlenmesi açısından, ilgili
tartışmalar önem arz etmektedir.
Türk hukukunda elbirliği ile mülkiyetin hukuki niteliğine ve dolayı-
sıyla elbirliği ile mülkiyet payına ilişkin olarak doktrinde ileri sürülmüş
birçok farklı görüş bulunmaktadır.Bir görüşe göre, bir hakkın elbirliği ha-
linde birden fazla kişiye düşmesi halinde, yani birden fazla kişi bir hakka
sahip olduğunda, bu kişilerin sahip olduğu haklar belirsizdir. Söz konusu
kişilerin haklarının pay niteliğinde mi, yoksa malın tamamında mı olduğu
sorusuna ise tam olarak bir cevap verilmemektedir. Zira bu görüşe göre,
"pay" kavramının teknik bir kavram olması ve payın sağladığı hak ile so-
332
Demirkapı, s. 8.
333
Demirkapı, s. 8.
334
Bu hususta detaylı bilgi için bkz. aşa. 2. Bölüm, II, C. 7.
91 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
nuçlarının belli olması sebebiyle, "pay" kavramırurun doğrudan elbirliği
ile mülkiyette var olduğu söylenemez. Bununla birlikte bu görüşe göre,
kazanç payının dağıtımında ve tasfiye halinde mal varlığının dağıtımında
pay kavramından yola çıkılması sebebiyle, payın olmadığı söylenemeye-
cektir. Sonuç olarak ilgili görüş, elbirliği ile mülkiyette payın var olduğu-
nu ve fakat söz konusu payın "uyuyan, gizli" niteliği haiz olduğunu ifade
etmektedir3
35
•
Yine bu görüş, İsviçre hukukunda yapılan aynına benzer
olarak, elbirliği ortaklarının haklarını, elbirliği mal varlığını teşkil eden
konular üzerindeki haklar ve elbirliği mal varlığının bütünü üzerindeki
haklar olmak üzere ikili bir ayrım yapılması gerektiğini ifade etmiştir3
36
•
Bir başka görüşe göre, elbirliği ile mülkiyette ortaklar arasında
yalnızca şahsın hukukundan kaynaklanan bir ilişki ve bu ilişkiden kay-
naklanan ortakların hakları bulunmaktadır. Yoksa elbirliği ile mülkiyette
elbirliği ortaklarının bölünmüş bağımsız paylarından bahsedilemeyecek-
tir3
37
'
338
.
Şahsi ilişkiden kaynaklanan bu hakların bazıları ortak sıfatından
ayrılamaz nitelikte olup, bir başkasına devredilemez. Buna karşılık mal
varlıksal niteliği haiz olan ve iştirak hakkı olarak adlandırılabilecek diğer
bazı haklar, ortak sıfatından ayrı olarak devredilebilecektir. Fakat söz
konusu bu mal varlıksal hakların devri, ortak sıfabnın da devri anlamına
gelmeyecektir3
39
.
Elbirliği ile mülkiyette pay kavramına ilişkin ileri sürülen diğer bir
görüşe göre elbirliği ile mülkiyette pay kavramının, İsviçre doktrininde
335
Ayiter, Elbirliği, s. 112.; "gizli hisse" kavramı açısından ayrıca bkz. Zahit İmre/Hasan
Erman.
Miras Hukuku, İstanbul 1989, s. 391; Arzu Genç Arıdemir, Mirasın Açılına-
sından Sonra Yapılan Miras Payının Devri Sözleşmesi,
İstanbul 2012, s. 10.
336
Ayiter, s. 112. Miras ortaklığına ilişkin benzer yönde açıklamalar için bkz ve karş.İmre/
Erman, s. 391. Söz konusu bu görüşe göre de, miras ortaklığında mirasçılar açısından da
payın iki anlamı bulunmaktadır. Bunlardan ilki, miras ortaklığından doğan ve bir kişinin
mirasçı sıfatı ile haiz olduğu hak ve borçların tamamını ortaya koyan pay; ikincisi ise,
terekenin taksim edilmesi ya da tasfiyesi sonucunda mirasçıya düşen pay anlamındadır.
337
Akipek, s. 48. Benzer yönde açıklamalar için bkz. vekarş. Şener, Adi Ortaklık, s. 182 vd..
338
Doktrinde Sirmen de benzer olarak elbirliği ile mülkiyette paylı mülkiyette olduğu gibi
ortakların ayrı paylarının olmadığını ve fakat hisse kavramının tasfiye sonucundaki pay-
laşımda işlevgördüğünü ifade etmektedir. Bu yönde bkz. Lale Sirmen, Eşya Hukuku, 8.
Baskı, Ankara 2020, (Anılış: Eşya) s. 329.
339
Akipek, s. 49.
92 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı vt Adi Ortaklık Payının Devri
ifade edildiği gibi hem üyelik hem de mal varlığı hissesi olarak anlaşıl-
ması gerekmektedir3
40
. İlgili görüşe göre, Alman hukukunda da bir kişi
topluluğuna ya da bir ortaklığa dahil olunması halinde meydana gelen
pay hakkının, söz konusu hukuki ilişkiden doğan hak ve yükümlülüklerin
tamamını ifade edeceği kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu anlamda pay,
"üyelik" anlamına da gelmektedir3
41
•
İsviçre hukukunda Zobl elbirliği ile mülkiyetinde pay kavramını
açıklarken, payın iki anlamı olduğunu ve bu iki anlamın da ayrıştırılarak
yorum yapılması gerektiğini ifade etmektedir34
2
•
Yazar payı ortak birey-
sel haklar üzerindeki pay diğer bir deyişle dar anlamda pay ve ortaklık
içerisindeki pay yani geniş anlamda pay olarak ikiye ayırmaktadır. Dar
anlamda pay, ortaklık haklarının her birinin kullanılmasına ilişkin yetki-
lerin toplamı olarak tanımlanmakta iken; geniş anlamda pay, dar anlamda
payın yanında ortaklıktan kaynaklanan yükümlülükleri de kapsar nite-
likte ifade edilmektedir3
43
•
Yazar, İsviçre doktrininde kanun koyucunun
ZGB Art. 646 Abs. 3'te paylı mülkiyet payı üzerinde tek başına tasarruf
edilebileceğine değinmiş olmasına rağmen, elbirliği ile mülkiyet payı
açısından sessiz kalması, bununla birlikte, ZGB Art. 652'den ortakların
hakkının tüm malvarlığına dağıldığı anlaşılması durumunun, payın ne
anlama geldiğinden tam olarak emin olmadan, elbirliği ile mülkiyette pay
olmadığı sonucuna ulaşılmasına sebep olduğu ve elbirliği ile mülkiyette
pay olmamasının da paylı mülkiyetten en temel farklılığı olmasına ilişkin
görüşe, elbirliği mülkiyetinin temsil ettiği niteliğe uymadığı ve verimli
sonuçlar vermediği için karşı çıkmıştır3
44
• Paylı mülkiyette ilk anlamdaki
pay olan ortak bireysel haklar üzerinde tasarruf edilebilir. Bu tasarruf
aynı zamanda ortaklık içerisindeki payın da devri anlamına gelmektedir.
Elbirliği mülkiyette ise, bireysel haklar üzerindeki paylar, kanunun açıkça
yasağı sebebiyle tasarruf edilebilir değildir3
45
.
340
Gökçen Topuz, Hisse Haczi ve Satışı, Ankara 2009, s.68.
341
Topuz, s.68.
342
Zobl, Aenderungen, s.42.
343
Zobl, Aenderungen, s.42 vd..
344
Zobl, Aenderungen, s. 43vd..
345
Zobl, Aenderungen, s.51.
93 Pay Devri Açısıııda,ı Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
İsviçre doktrininde bir başka görüş de, elbirliği mülkiyeti payını
ikili bir tasnife tabi tutmuştur346.
İlgili görüşe göre, pay üyelik ve mal
varlığı hissesi olarak iki anlama sahiptir. üyelik anlamında pay, ortaklığa
mensup olmak hukuki ilişkisini ve ortaklık ilişkis inden kaynaklanan hak ve borçların tamamını ifade eder. Dolayısıyla bu anlamda pay, ortalclık
konumu ile ortaklık ilişkisinin sonuçlarını kapsamakt adu34
7
• Mal varlığı
hissesi ise, ortak sıfatından kaynaklanan ve fakat ortaklık ilişkisind en ay-
rıştırılabilen, dolayısıyla bağımsız bir şekilde tasarruf edilebilen talepler
olarak tanımlanmıştır3
48
•
B. Pay Kavramının Ticaret Şirketlerindeki Anlamı
Adi ortaklıkta pay kavramı teorik olarak temellendirilmeye çalışır-
ken, daha önce hakkında açık hükümlerin bulunduğu ve birçok çalışma
yapılan ortaklık tipleri bakımından payın ne anlama geldiği de önem arz
etmektedir. Bu kapsamda ticaret ortaklıkları bakımından pay kavramına
ilişkin genel yaklaşım tespit edilerek; ilgili tanımlamalar ve tespitlerin
adi ortaklık bakımından kullanabilir olup olmayacağı hususu değerlen-
dirilmelidir. Aynı zamanda söz konusu değerlendirmenin sonucunda adi
ortaklığa benzer nitelikte bir ortaklık payı türünün tespiti halinde, ilgili
ticaret ortaklığının payına ilişkin düzenlemelerin adi ortaklığa uygulana-
bilir olup olmadığı irdelenmelidir. Bunların hepsinin yapılabilmesi için,
ticaret ortaklıklarının her biri bakımından pay kavramının anlamının,
genel itibariyle incelenmesi gerekmektedir.
1. Anonim Ortaklık Payı
TTK m. 329'a göre, "anonim şirke � sermayesi belirli v e paylara bölün-
müş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla
sorumlu bulunan şirket-
tir." Anonim ortaklıklar açısından pay, merkez kavram olup
349
anonim
346
Rayınond L. Bisang, Die Zwangsverwertungvon Anteilen an Gesamthandschaften,
Zürich 1978, s. 22 vd..
3-4
7
Bisang, s. 25.
348
Bisang, s. 25-26.
3-4
9 Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, C.I, Nr. 757; Pulaşlı, Şerh I, s. 41, Rıza Ayhan/Hayrettin
Çağlar/Mehmet Özdamar, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, 3. Baskı, Ankara 2021 , s.
333-334.
94 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Paymın D�
ortaklığı diğer ticaret şirketlerinden ayıran en temel özelliği sermayesinin
paylara bölünmüş olmasıdır350. Temel kavram niteliğinde olan payın
tek anlamı olmadığı payın Kanun'da birden fazla anlamda kullanıldığı
doktrinde oybirliği ile kabul edilmektedir. Ancak bir görüş payın üç
anlamının var olduğunu ileri sürerken351, başka görüş doktrinde ifade
edilen üç anlamının yanında ek bir anlamının daha var olduğunu ifade
etmektedir3
52
.
•
Anonim ortaklıklarda pay ilk olarak, sermayenin bir parçası anlamı-
na gelmektedir3
53
. Yani ortaklık kurucuları tarafından belirlenen serma-
yenin, yine kurucular tarafından belirlenen ve esas sözleşmede belirtilen
itibari (nominal) değere bölünmesi sonucunda ortaya çıkan bağımsız
birim pay olarak ifade edilmektedir3
54.
Payın ikinci anlamı, pay sahipliği konumudur. Her bir pay, bir pay
sahipliği konumuna denktir
355
.
Yani anonim ortaklıklarda ne kadar pay
var ise o kadar pay sahipliği konumu vardır. Ancak bu durum zorunluluk
teşkil etmez. Tek kişilik anonim ortaklıklarda birden fazla payın dolayı-
sıyla tüm pay sahipliği konumlarının sahibi tek bir kişi olur. Yine benzer
şekilde ortaklık tek kişiden oluşmuyorsa dahi, bir pay sahibinin yine bir-
den fazla paya sahip olması mümkün olup, söz konusu pay sahibi birden
fazla pay sahipliği konumunu elinde bulundurmaktadır. Ayrıca anonim
ortaklıklarda hak ve borçların pay sahipliği sıfatına değil, pay sahipliği
konumuna özgülenmiştir. Pay sahipliği konumu sabit olduğu için, ıskat
350
İsmail Kırca/Feyzan Hayal Şehirali-Çelik/Çağlar Manavgat, Anonim Şirketler Huku-
ku Cilt
I, Ankara 2013, s. 89.
351 Mehmet Bahtiyar, Anonim Ortaklıkta Kayıtlı Sermaye Sistemi ve Sermaye Artı-
rımı, İstanbul 1996, s. 9; Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, 15. Baskı, İstanbul
2021, (Anılış: Ortaklıklar), s.109; Pulaşlı, Şerh I, s. 41; Ayhan/ Çağlar/Özdamar, s. 335.
352
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, C.I., Nr, 758-762; Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının
Yeni Hukuku,
4. Baskı, İstanbul 2013, s. 82.
353
Poroy/ Tekinalp/Çamoğlu, C.I, Nr. 758; Bahtiyar, Ortaklıklar, s. 109; Pulaşlı, Şerh I, s.
41; Ayhan/Çağlar/Özdamar, s. 335.
354
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, C.I., Nr. 758; Bahtiyar, Ortaklıklar, s. 109; Pulaşlı, Şerh I,
s. 41.
355
Halil Arslanlı, 'ı.nonim Şirkette Pay ve Pay Sahipliği", İÜHFM, C. 23, S. 3-4, 1958, s. 250;
Poroy/ Tekinalp/Çamoğlu, C.I., Nr.760; Bahtiyar, Ortaklıklar, s. 110.
95 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
halinde ortaklık ile ilişkisi sona erdirilen kişi pay sahibi iken, paysahipliği
konumu olarak paya ıskatın herhangi bir etkisi olmaz
356
•
Bununla birlikte
anonim ortaklıklarda sermaye artırımı (itibari değerin artınlması yola iJe
sermaye artırımı hariç) ile mevcut pay sahipliği konumlan artınlır, ser-
maye azaltımı yoluyla da var olan pay sahipliği konumlarından bir kısmı
ortadan kaldırılır.
Payın üçüncü anlamı olarak, paydan doğan hak ve borçlan
vesiJcalan-
dırması gösterilmektedir3
57
.
Her bir pay sahibi, şahıs şirketlerinden farklı
olarak
358
,
sahip olduğu pay kadar hak ve borçların muhatabı olmaktadır.
Doktrinde bir görüş tarafından payın yukarıdaki anlamları dışında
ayrıca pay senedi anlamının da var olduğunu ifade edilmiştir. Anonim
ortaklık payları hamiline veya nama yazılı olabilir. Eğer paylar bu şelcilde
senede bağlanmış ise, pay ifadesi pay senetlerini de kapsamaktadır35
9
•
2. Limited Ortaklık Payı
Limited ortaklıklar açısından, kanun koyucu pay kavramı yerine
esas sermaye payı kavramını kullanmıştır (TTK m. 573). Doktrinde esas
sermaye payı genel olarak, limited ortaklık ile ortak arasında ortaklıktan
kaynaklanan bütün hak ve yükümlüklerin toplamı şeklinde tanıınlan-
maktadır3
60
• Ancak doktrinde bu genel tanım birtakım eklemeler ile ge-
liştirilmiştir. Bir görüşe göre, pay ancak bir sermayenin taahhüt edilmesi
karşılığında ortaya çıkabileceği için esas sermaye payı, limited ortaklıkta
iktisap edilen üyelik sıfatı ile birlikte ortaya çıkan hak ve borçların topla-
mını ifade eden kurumdur
361
•
356
Poroy/ Tekinalp/Çamoğlu, C.I., Nr. 760.
357
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, C.I., Nr. 761; Yaşar Can Göksoy, Anonim Ortaklıkta Pa-
yın Rehni,
İzmir 2001, s. 34.
358
Bkz. aşa. 2. Bölüm, II, B, 3.
359
Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, C.I., Nr. 762; Bahtiyar, Ortaklıklar, s.110.
360
Birçokları yerine bkz. Demirkapı, s. 17 ve dn. 49.
361
Bu tespit için bk. Veliye Yanlı, "Limited Şirketlerde Payın Şirket Tarafından Edinilmesinde
Şekil", Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal Tekinalp'eArmağan, C. I, İstanbul 2003, s.674.
96 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devn
Esas sermaye payının genel tanımından en temelde "ortak" sıfatını
temsil ettiği anlaşılmaktadu-3
62
• Ortak sıfatı ile ortak kavramları temelde
aynı anlamı ifade etmekle birlikte ortak, esas sermaye payının sahibi,
dolayısıyla ortaklık ile kurulan hukuki ilişkinin tarafı iken, ortak sıfatı
ortağın içerisinde bulunduğu hukuki konumu ifade etmek için kullanılan
kavram olarak ifade edilmektedir3
63
.
Kısaca esas sermaye payı, ortak sıfatının bir tasarrufa konu olmasını
ya da or'tak sıfatı ile ilgili bir işlem gerçekleştirmeyi mümkün kılan vasıta
özelliği taşımaktadır3
64
• Yine esas sermaye payının ortak sıfatını somutlaş-
tıran araç olduğu da doktrinde ifade edilmektedir
365
.
eTK döneminde limited ortaklık esas sermaye payının anonim
ortaklık payından farklı olduğu, limited ortaklıkta öncelikle ortak sıfatı
daha sonra devre konu ortaklı payı kavramının ortaya çıktığını; buna
karşılık anonim ortaklıkta öncelikle pay kavramının ortaya çıktığını ve
pay sahipliğinin de paydan kaynaklandığı ifade edilmekteydi
366
• Ancak
TTK'da yapılan değişiklikle artık limited ortaklık payının da anonim
ortaklık paylarına benzediği belirtilmiştir3
67
•
3. Şahıs Ortaklıklarının Payı
Kollektif ortaklık açısından, pay kavramına sadece TTK'nın 253 ve
260. maddelerinde ortaklarından birinin belirli bazı sebeplerden dolayı
ortaklıktan ayrılması sonucunda kendisine veya mirasçılarına ödenecek
ayrılma payı bağlamında değinilmiştir.
Anonim ortaklıklarda ve aslında limited ortaklıklarda yukarıda
bahsedildiği üzere pay, sermayenin bir parçası olarak da ifade edilmek- tedir. Fakat kollektif ortaklıklarda ortakların sahip olduğu paya ilişkin
362
Demirkapı, s. 18.
363
Demirkapı, s. 18.
364
Demirkapı, s. 19.
365
İrfan Baştuğ, Şirketler Hukukunun Temel İlkeleri, İzmir 1974, (Anılış: İlkeler), s.
191.
366
Bu yönde bkz. Demirkapı, s. 20.
367
Demirkapı, s. 21.
97 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
bir düzenleme yapılmamış, bunun yerine TTK'nın 213. maddesinin 1.
fıkrasının (e) bendinde, ortakların getirmesi gereken sermayeden bahse-
dilmiştir. Anonim ve limited ortaklıklar ile kollektif ortaklık arasında bu
şekilde bir farklılığın olmasının sebebi olarak, kollektif ortaklıklarda sabit
bir sermayenin bulunmaması gösterilmiştir3
68
.
Kollektif ortaklık ortaklarının ortak sıfatını ya da ortaklık paylarını
devretmek suretiyle ortaklıktan çıkmalarına ilişkin TTK'da herhangi bir
düzenleme bulunmamaktadır. Buna karşılık doktrinde TTK'nın 126.
maddesi gereğince, adi ortaklık hükümlerinin kollektif ortaklığa da uygu-
lanacağı ileri sürülmüştüı-3
69
.
TTK'nın 126. maddesinde ticaret ortaklık-
ları açısından Kanun'da herhangi bir düzenleme bulunmaması halinde,
adi ortaklığa ilişkin hükümlerin diğer ortaklıkların niteliklerine uyumlu
olduğu oranda uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kollektif ortak-
lıklar açısından pay devrine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı ve adi
ortaklık açısından da bu husus TBK'nın 632. maddesinde altına alındığı
için, kollektif ortaklıklarda da ortakların paylarının devredebileceği ifade
edilmiştiı-3
70
• Bu anlamda söz konusu görüş açısından kollektif ortaklıklar
bakımından da devre konu olabilecek yani aslında hakların ve borçların
oluşturduğu bir bütün olarak bir paydan bahsedilebilir.
Adi komandit ortaklık açısından ise, pay kavramına kollektif ortak-
lık dışında bir hükümde daha değinilmektedir. Kanun koyucu tarafından
komandite ortakaçısından özel bir düzenleme getirilmediği için TTK'nın
328. maddesi gereğince, komandite ortak açısından da pay kavramına
yalnızca kollektif ortaklık ortağı gibi ayrılma payına ilişkin TTK'nın 253.
ve 260. maddelerinde rastlanmaktadır. Bu yüzden adi komandit ortak-
lığın komandite ortağı açısından yukarıda kollektif ortaklık ortağı için
yapılan açıklamalar aynı şekilde geçerli olacaktır.
368
Demirkapı, s. 8.
369
Arslanlı, Şirketler, s. 401; Turgut S. Erem, Türk Ticaret Kanununa Göre Ticaret Hu-
kuku Prensipleri,
İstanbul 1965, s. 92; Poroy/ Tekinalp/Çamoğlu, C. I., Nr. 71; Demir-
kapı, s. 1 ı.
370
Demirkapı, s. 11.
ı
98 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ııe Adi Ortaklık Payının Devri
Bununla birlikte adi komandit ortaklığın komanditer ortağı açısın-
dan pay kavramına bir maddede daha değinilmiştir. TTK'nın 315. mad-
desinde açıkça komanditer ortağın payından bahsedilmiş, söz konusu
payın devre konu olabileceği ve fakat devri açısından diğer ortakların
onayı gerektiği aksi halde TBK'nın 632. maddesinin uygulanacağı be-
lirtilmiştir. eTK'da söz konusu hükmün muadili olan 254. madde aynı
şekilde yer almaktaydı.
Hal böyle iken, kanun koyucunun kollektif ortaklık ve komandite
ortak bakımından, hak ile borçların tümünü kapsayan ve devre konu
olabilecek bir pay kavramını kabul etmediği yorumu yapılabilecektir. Bu
yoruma da tarihsel açıdan komanditer ortak bakımından devre konu pay
kavramının her iki Kanun açısından düzenlenmiş olmasına rağmen, kol-
lektif şirket ortağı ve komandite ortak açısından düzenlenmemiş olması,
kanun koyucunun bilinçli sustuğunu ve bu anlamda Kanun'da bilinçli bir
boşluk olduğu hususu dayanak olarak gösterilebilir. Ancak doktrinde bu
husus hiç değerlendirilmemiş, komandite ortak açısından da kollektif
ortaklık ortağı gibi TBK'nın 632. maddesinin TTK'nın 126. maddesi
sebebiyle uygulanacağınıve bu anlamda komandite ortak bakımından da
devre konu pay kavramından bahsedilebileceği öne sürülmüştür3
71
•
C. Adi Ortaklıkta Pay
1. Genel Açıklamalar
TBK'da adi ortaklığa ilişkin olarak pay kavramı, yukarıda ticaret
ortaklıkları açısından ifade edildiği ve TDK tarafından yapılan tanımla-
malara benzer bir şekilde farklı anlamlarda kullanılmıştır. Bu kapsamda
TBK'da aşağıda her biri ayrı ayrı değerlendirilecek olan şu kavramlara
yer verilmiştir: TBK'nın 621, 642 ve 643. maddelerinde "katılım payı"
kavramı kullanılmıştır3
72
. TBK'nın 623. maddesinin 1. fıkrasında "kazanç
371
Demirkapı, s. 13.
372
TBK m. 623/III'te katılım payı kavramı yerine "katılma payı" kavramı kullanılmıştır.
99 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
payı" kavramı kullanılmış
373
,
TBK'nın 623. maddesinin 2. fıkrasında "za.
rara katılma payı" kavramı yer almıştır3
74
•
Yine ayrıca pay kavramı 632. maddede devir kapsamında "'ortak-
lıktaki pay"; "bir ortağın çıkma ve çıkarılması durumunda payı" (TBK
m. 634/1); "tasfiyedeki pay" (TBK m. 633, 638/11, 639/1) ya da "tasfiye
payı" (TBK m. 634/11, 634/111); "tasfiye sonucunda her bir ortağa dağı-
tılacak pay" (TBK m. 644/IV) olarak kullanılmaktadır.
Görüleceği üzere pay kavramı farklı bağlamlarda kullanılmış ve her
biri birbirinden farklı anlam taşımaktadır. Ancak Kanun, bu payın özne-
sini ve neyi içerdiğini düzenlememiştir. Dolayısıyla her olay açısından,
ortaklığın mal varlığı durumu ve yapısı da göz önüne alarak, hangi payın
söz konusu olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir3
75
• Doktrinde genel
olarak ortaklık mal varlığı üzerindeki pay, ortaklık payı, mal varlığı payı ve
sermaye payı arasında farklılık olduğu belirtilse de, söz konusu payların
anlamı ve paylar arasındaki karşılıklı ilişki tamamen açığa kavuşturulma-
mıştır3
76
•
2. Katılım Payı (Beitrag)
TBK'nın 621. maddesinde ortaklardan her birinin para, alacak veya
başka bir mal ya da emeğini katılım payı olarak adi ortaklığa getirmekle
yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla katılım payı, adi
ortaklığın sermayesinin oluşabilmesi için her bir ortak tarafından ifa
edilmesi gereken kısım şeklinde ifade edilebilir
377
• Doktrinde katılım payı
kavramı yerine "sermaye payı" kavramı da kullanılmıştır3
78
• Katılım payı,
373 Buna karşılık, ayn kavram için, TBK m. 623/II'de "kazanca katılına payı", TBK m.
636'da ise "kar payı" kavramları tercih edilıniştir.
374 Ayrıca kanun koyucu tarafından bu kavram yerine "zarardaki pay" (m. 623/1) kavramı
da kullanılmıştır.
375
von Steiger, s. 384; Müller, Nr. 154.
376
Huber, Vermögensanteil,s. V (önsöz).
377
Barlas, s. 46; Şener, Ortaklıklar, s. 27; Yongalık, Sermaye, s. 30.
378
Bahtiyar, Ortaklıklar, s. 20; Poroy/ Tekinalp/Çamoğlu, C.I., Nr. 76; Yongalık, Serma-
ye,
s. 28. Ayrıca yukarıda belirtildiği üzere, TBK'nın 623. maddesinin 3. fıkrasında ka-
tılım payı kavramı yerine "katılma payı" kavramı kullanılınıştır. Söz konusu kullanımın
100 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi OrtaklıkPayınınDevri
ortaklar tarafından ortaklığın müşterek amacına ulaşılması için konul-
ması taahhüt edilen para, mal veya emek şeklindeki ekonomik değerler
olmaktadır3
79
• Bu anlamı ile katılım payı adi ortaklığın zorunlu unsur-
mülkiyet hukuku literatüründe elbirliği ile mülkiyet payını karşıladığı yönünde bkz. De-
lil Cengiz,
Adi Ortaklık Payının Haczi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler EnStİtüsü,
2019 Ankara (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), s. 20. Ayrıca bkz. Jale G. Akipek/
TurgutAkıntürk,
Eşya Hukuku, İstanbul 2009, s. 411; Mehmet Ayan, Eşya Hukuku
11
-
Mülkiyet, 10. Baskı, Ankara 2020, s. 137-138; Fikret Eren, Mülkiyet Hukuku, 6. Baskı,
Ankara 2021, (Anılış: Mülkiyet), s. 131-132.
YHGK T. 24.09.2003, E. 2003-6 /514, K. 2003/512 sayılı kararında da ortakların iştirak
hakkına karşılık olarak "katılına payı" kavramı kullanılmıştır (Nurten Yetik,
Eşya Huku-
ku, Ankara 2007, s. 82). Katılına payı/ iştirak hissesi kavramının, katılım payı kavramın-
dan daha geniş olduğu yönünde bkz. Yongalık,
Sermaye, s. 30; buna karşılık katılına payı
kavramını katılım payı kavramı ile eş değer bir şekilde kullanan yazarlar için bkz. Barlas, s.
43-44; Poroy/Tekinalp/Çamoğlu,
C.I., Nr. 76; Yalman/Taylan, s. 26; Özenli, s. 56.
379
Yongalık, Sermaye, s. 38. Yazar her ne kadar yaptığı tanımda katılım payı için ortaklığa
konulması hususundan bahsetmiş olsa da, katılım payını taahhüt edilmiş olması yeterli-
dir. Fiilen konulma yerine taahhüt ifadesinin kullanılması açısından benzer yönde bkz.
Barlas, s. 43; Şener,
Adi Ortaklık, s. 191. Ayrıca bkz. "... Bu noktada, öncelikle belirtilme-
lidir ki, geçerli bir adi ortaklık sözleşmesinde, taraflardan birinin sözleşmeyle taahhüt ettiği
ayni veya nakdı sermayeyi ortaklığa koymamış olması, sözleşmenin geçersizliği
sonucunu
doğurmaz. Eş söyleyişle, taahhüt edilen sermayenin konulmamış olması, adi ortaklık
sözleş-
mesinin geçerliliği yönünden sonuca etkili değildir.." YHGK, T. 7.5.2003 E. 13-307, K. 334.
Kazancı İçtihat Bankası, (ET: 13.03.2022).
Adi ortaklıkta esas olan sözleşme serbestisi, ortaklar tarafından taahhüt edilecek katılım
payı açısından da söz konusudur. Ortaklar tarafından belirlenen ortak amacın gerçekleş-
mesine hizmet edecek her türlü değer adi ortaklığa katılım payı olarak getirilebilecektir.
Ancak eğer taraflar arasında bu yönde bir kararlaştırma mevcut değilse, katılım payının
ortak amacın gerçekleştirilmesine uygun ve eşit miktarda olması gerekmektedir (TBK
m. 621/II). Bu anlamda eşitlikten kasıt, miktar/değer açısından bir eşitliktir; taahhüt
edilecek sermayenin türü açısından bir eşitlik zorunluluğu bulunmamaktadır. Daha
önce ifade edildiği üzere, yapmama edimi dahi adi ortaklığa katılım payı olarak getirile-
bilecektir. Bu yüzden TBK'nın 27. maddesi çerçev esinde ortak amacın gerçekleşmesine
elverişli olmak üzere, her türlü değer adi ortaklığa katılım payı olarak getirilebileceği ka-
bul edilmektedir. Bu yönde bkz. Fellmann/Müller, ORArt 531, Nr. 87; Doğanay, s. 34;
Şener,
Adi Ortaklık, s. 194; Bahtiyar, Ortaklıklar, s. 24; Ayar, s. 81.
101 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
!arından biridir3
80
• Ortakların katılım payı getirmesine ilişkin TBK'nın
621. maddesi emredici niteliktedir3
81
.
Görüleceği üzere, katılım payı ile sermaye kavramları birbirinden
farklı kavramlardır3
82
• Sermaye, ortakların taahhüt ettikleri mal varlığı
değerlerini fiili olarak ortaklığa getirmeleri sonucunda elde edilen değer-
lerin tamamına verilen addır3
83
•
Katılım payı ise, ortakların her birinin
ortaklığın amacına ulaşması için adi ortaklık sözleşmesi ile ortaklığa ge-
tirmekle üstlendikleri katkıdır3
84
.
Yine ortaklık mal varlığı ile katılım payı kavramları da birbirinden
tamamen farklılık arz etmektedir. Adi ortaklık ortakları tarafından or-
taklık kurulurken, ortaklığın amacının gerçekleştirilebilmesi için her bir
ortak tarafından getirilen katılım payı ile daha sonra ortaklık faaliyetleri
sonucunda ortaklığın elde ettiği hak ve mallar ile ortaklığın yaptığı işlem-
ler sonucunda ortakların üstlendikleri borçlar, adi ortaklığın mal varlığını
oluşturur3
85
•
38°Fellmann/Müller, ORArt. 531, Nr. 58 vd.; BSK-Handschin, Art. 531, Nr. l; Poroy/Te-
kinalp/ Çamoğlu, C.I., Nr. 81; Doğanay, s. 34; Barlas, s. 40; Yongalık, Sermaye, s. 11;
Şener, Adi Ortaklık, s. 190; Eren, Borçlar Özel, Nr. 2870.
381
Fellmann/Müller, ORArt. 531, Nr. 60; ZK-Siegwart, ORArt. 531, Nr. l; Poroy/ Teki-
nalp/Çamoğlu, C. 1., Nr. 81; Doğanay, s. 34; Barlas, s. 42; Şener, Adi Ortaklık, s. 190;
Eren, Borçlar Özel, Nr . 2870. Ortakların tamamı tarafından katılım payı getirilmesi
gerektiği yönünde Türk hukukunda ayrıca bkz. Tekil, s. 139; Erem, s. 19; Sait Kemal
Mimaroğlu, Ticaret
Hukuku, C. il: İşletme Hukuku - Ticaret Ortaklıkları Huku-
ku,
Ankara 1972, s. 45. Aksi yönde bkz. Hermann Becker, Berner Kommentar, Kom-
mentar zum Schweizerischen Zivilgesetzbuch, Band VI: Obligationenrecht, il.
Abteilung: Die einzelnen Vertragsverhaltnisse, Art. 184- 551 OR, Bern 1934, OR
Art. 531, Nr. 1; Zekeriya Kurşat,
"Yeni Borçlar Kanunumuzda Adi Ortaklık Hükümlerinin
Değerlendirilmesi'
�İÜHFM, C. 70, S. 1, 2012, s. 301-317, s. 304-305.
382
eBK m. 521'de katılım payı kavramı yerine sermaye kavramı kullanılmıştı. Söz konusu
kullanımın hatalı olduğu yönünde bkz. Barlas, s. 44.
383
Barlas, s. 45-46. Sermaye kavramına ilişkin geniş bilgi için bkz. Harun Eryiğit, 6102
Sayılı
Türk Ticaret Kanunu Çerçevesinde Anonim Ortaklıklarda Sermayenin Ko-
nınması İlkesi, İstanbul 2020, s. S vd..
™ Barlas, s. 46.
385
Ayiter, Elbirliği, s. 144; Barlas, s. 88-89.
102 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Dev,ı
Ayrıca belirtmek gerekir ki, adi ortaklık şahıs ortaklıklarından biri
olduğu için, ortakların getirmeyi taahhüt ettikleri katılım payından ziya-
de; kişilikleri önem arz etmektedir.
3. Kazanç ve Zarara Katılma Payı
TBK'nın 622. maddesine göre, "ortaklar, niteliği gereği ortaklığa ait
olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla yükümlüdürler.".
Kanun ile
getirilen bu yükümlülük kapsamında, TBK'nın 623. maddesinde ortak-
lara kazançtan ödenecek kısım için kazanç payı kavramı kullanmıştır.
Buna karşılık gerekçesinde "maddenin düzenlenmesinde, Alman Medeni
Kanununun (BGB)740 ıncı maddesi göz önünde tutulmuştur."
ifadesi geçen
TBK'nın 636. maddesinde "kar payı" kavramına yer verilmiştir. İsviçre
hukukunda adi ortaklıktan çıkma ve çıkarılma düzenlenmediği için çık-
ma ve çıkarılmaya ilişkin TBK'nın 636. maddesinin düzenlenmesinde
BGB'nin dikkate alınması doğal iken, Kanun'un her iki hükmünde farklı
kavramlara yer verilmiş olmasının sebebi hükümlerin mehazı değildir3
86
•
Zira TBK'nın 623. maddesinin mehazı olan ORArt. 532'de ve TBK'nın
636. maddesinin mehazı olan BGB
§ 740'ta "maddi yarar, kar" anlam-
larına gelen
387
r'Gewinn" kavramına yer verilmiştir3
88
.
Bu anlamda kanun
koyucunun ilgili hükümlerde farklı kavramlara yer vermiş olması bilinçli
olarak yapılmış bir tercih şeklinde gözükmemektedir
389
•
386
Aynı yönde bkz. Cengiz, s. 21.
387
Bkz. https://www.duden.de/suchen/dudenonline/gewinn ET: 14. 05.2020.
388
İsviçre hukukunda ORArt. 532 ve ORArt. 533'te yer alan "Gewinn" kavramlarının farklı
anlamlara geldiği ifade edilmektedir. ORArt. 532 anlamında kazanç, Art. 533'ten
fark-
lı olarak yalnızca parasal anlamda kazanç ile sınırlı değildir. Geniş anlamda, ortaklığın
gelişimine etki eden herhangi bir yarar ya da avantaj, maddi niteliği haiz olup olmadı-
ğından bağımsız olarak, kazanç olarak anılmaktadır. Fellmann/Müller, Art. 532, Nr. 13.
Bu anlamda paranın, eşyanın veya bir alacağın kazanç olarak nitelendirilmesi OR Art.
532 anlamında kolaydır. Bununla birlikte, bir buluşun ya da söz konusu buluşun şirket
içerisinde oluşturduğu avantaj da "kazanç" kavramı içerisindedir.
389
Nitelim kazanç kavramının kar anlamına geldiği yönünde bkz. Kırca (Kendigelen/Kır-
ca), Nr. 236; ayrıca bkz. Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/499), 252.
Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı 103
Bununla birlikte doktrinde, kazanç kavramının ne anlama geldiğinin
belirsiz olduğu ifade edilmiştiı-3
90
. Kazanç, satılan bir mal, yapılan bir iş
veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen para, getiri, temettü-
dür3
91
• Bu çerçevede ortaklığın faaliyetleri kapsamında elde edilen, ortak-
lığın gelişimine etki eden herhangi bir yarar ya da avantaj, maddi niteliği
haiz olup olmadığından bağımsız olarak, kazanç olarak anılmaktadır3
92
.
Ancak bu TBK'nın 623. maddesinde yer alan kazanç payı ile TBK'nın
622. maddesindeki ortakların paylaştırmakla yükümlü olduğu kazanç
aynı nitelikte değildir. TBK'nın 623. maddesinde ifadesini bulan kazanç
payının yalnızca kar amacı güden adi ortaklıklar açısından söz konusu
olan ve parasal anlamda kazançtan her bir ortağa düşen pay olduğundan
bahsedilmektedir3
93
• Bu kapsamda ilgili hüküm kapsamında kazanç, he-
sap dönemi sonrasında hazırlanan yılsonu fınansal tablolardaki kardır3
9
4.
TBK'nın 622. maddesinde düzenlenen ve ortakların bir yükümlülüğü
olan bütün kazancı paylaştırma yükümlülüğü açısından ise, ortaklığın kar
amacı gütmesi gibi bir zorunluluk bulunmamakla birlikte, elde edilen ka-
zancın parasal olınası da gerekli değildir. Bu anlamda kazanç paylaşbnna
yükümlülüğündeki kazanç kavramı, kazanç payı kavramındakinden çok
daha geniş bir anlama sahiptir3
95
•
Bu anlamda TBK'nın 623. maddesi anlamında kazanç, katılım payı
ve ortakların borçlarını aşan mal varlığı olarak tanımlanmaktadır3
96
.
TBK'nın 623. maddesine göre, ortakların kazanç payı prensip olarak
eşittir. Bu kapsamda adi ortaklık sözleşmesinde aksi kararlaştırılınarnışsa,
390
Ayar, s. 121.
391
https://sozluk.gov.tr/ ET: 13. 05.2 020.
392
Fellmann/Müller, ORArt. 532, Nr. 13.
393
Fellmann/Müller, ORArt. 533, Nr. 14.
394
Kırca (Kendigelen/ Kırca), Nr. 235.
395
Fellmann/Müller, ORArt. 533, Nr. 14. Söz konusu kavramın ortakların elbirliği ile hak
sahibi oldukları mal varlığına yönelik olduğu hususunda bkz. Kırca (Kendigelen/ Kırca),
Nr. 235.
396
Becker, Art. 533 Nr. l; ayrıca bkz. BSK-Handschin,Art. 533 Nr. l.; Soergel/Hadding/
Kiefüing,
§ 721 BGB, Nr. 1. Siegwart, bu anlamda kazanç kavramını ortakların getirdik-
leri katılım payını aşan değerler olarak tanımlamaktadır. Bkz. ZK-Siegwart, ORArt. 533,
Nr. 1.
104 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
ortaklar tarafından getirilen katılım payının de ğeri ve niteliğine bakıl-
maksızın, her bir ortak kazanca eşit olara k katılacaktır.
Adi ortaklığın zarar etmesi halinde ortaklar kazanca katıldıkları gibi
zarara da katılmak ile yükümlüdür. Söz konusu husus Kanun' da kazan-
cın paylaştırılmasında olduğu gibi (TBK m. 622) açık bir yükümlülük
olarak öngörülmemiş olsa da, TBK'nın 623. maddesinde ortakların kural
olarak kazanca ve zarara eşit olarak katılacaklarına ilişkin düzenlemeden
bu sonuç çıkarılabilir. Yine ilgili hükmün devamında,
"bir ortağın zarara
katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak katılma
payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir."
denilerek,
adi ortaklık açısından kural olarak sadece ortaklığa katılım payı olarak
emek getiren ortak açısından geçerli kabul edilmiş ; diğer ortaklar açısın-
dan bu yönde bir sözleşmenin geçersiz olacağı hükme bağlanmış ve kural
olarak adi ortaklık açısından ortakların zarara katılmaları zorunluluğu
vurgulanmıştır.
TBK'nın 623. maddesi anlamında zarar da, kazancın zıttı olarak,
borçların aktiflerden fazla olması hali olarak tanımlanmaktadır3
97
• Do-
layısıyla bu anlamda eğer ortaklığın mal varlığı, ortaklığın borçları ile
ortakların her birinin getirdiği katılım paylarını iade etmeyi karşılayamı-
yorsa, zarardan bahsedilecektir3
98
•
TBK'nın 623. maddesinin 3. fıkrasına göre, ortaklığa katılım payı
olarak emeğini getiren ortağın, zarara katılmayacağına ilişkin bir anlaş-
ma yapılabilecektir. Dolayısıyla zarara katılım açısından kanun koyucu
bir hal bakımından istisna tanımıştır. Doktrinde söz konusu istisnanın
sebebi olarak, katılım payı olarak emek getiren ortağın, ortaklığın zarar
etmiş olması halinde, zaten emeğini harcadığı için zarar ettiği ve onun
tekrardan zarara katılmamasının kararlaştırılabileceği gösterilmekte-
dir3
99
. Fakat buna karşılık bir başka görüşe göre, kanun koyucunun eme-
ğini getiren ortak açısından bir istisna tanımış olmasının sebebi emeğin
zayi olması değildir. Nitekim aynı durum maddi olarak bir değer getiren
397
Becker, Art. 533 Nr. l; ayrıca bkz. BSK-Handschin, Art. 533 Nr. 1.
398
Soergel/Hadding/ KieBling, § 721 BGB, Nr. 1.
399
Barlas, s. 31. Tartışmalar için ayrıca bkz. aşa. 4. Bölüm, I, B, 1, e, 2), b).
105 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
diğer ortaklar açısından da söz konusu olabilecektir. Bu kapsamda kamın
koyucunun tercihinin sebebi olarak, zarara ilişkin ekonomik tehlikeyi
taşıma gücünün katılım payı olarak maddi bir değer getiren ortakların
daha fazla olduğunu varsayılmasıdır
400
• Hatta doktrinde ileri sürülen bir
görüşe göre, ortakların bilinçli olarak yalnızca kazanca katılabileceğine
ilişkin yapılan anlaşmalar, ortakların getirdiği katılım payının niteliği
emek olmasa dahi geçerlidir
401
.
Bu görüş gerekçe olarak da sözleşme ser-
bestisini göstermektedir.
4. Ayrılma Payı
TBK'nın 634.maddesinin üçüncü fıkrasına göre, "çıkanveya çıkarılan
ortağın tasfiye payı, ortaklık sifatının sona erdiği tarih itibarıyla, mali işlerde
uzman bir kişiye hesaplattırılır.". Hükümde çıkma ve çıkarılma halinde
çıkan ya da çıkarılan ortağa ödenecek tasfiye payından bahsedilmektedir.
Ancak her ne kadar hükümde tasfiye payından bahsedilmiş olsa da aslında
söz konusu pay, tasfiye payı niteliğinde değildir. Zira aşağıda görüleceği
üzere tasfiye payı, ortaklığın sona ermesi sonucunda ortakların her birine
düşen pay olarak tanımlanmaktadır
402
• Çıkma ve çıkarılma hallerinde te-
mel amaç ortaklardan birinin ortaklıktan ayrılmasına rağmen ortaklığın
devam ettirilmesidir
403
•
Bu yüzden çıkma ile çıkarılma hallerinde ortaklık
sona ermeyeceği için tasfiye payından da bahsedilemeyecektir. Bu halde
söz konusu olacak pay, doktrinde ifade edildiği üzere "ayrılma payı"dır
404
•
400
Şener, Adi Ortaklık, s. 241.
401
BSK-Handschin,Art.533 Nr. 8; von Steiger, s. 389.
"°
2
Bkz. aşa. 2. Bölüm, II, C, 5.
"°
3
Bkz. yuk. 1. Bölüm, IV, B, 2, b.
404
Ersin Çamoğlu, Kollektif Ortaklıkta Haklı Sebep Kavramı ve Ortağın Haklı Sebep-
le Çıkarılması,
İstanbul 1976, (Anılış: Haklı Sebep), s.175; Yongalık, Sermaye, s.103;
Şener,Adi
Ortaklık, s.393vd; Poroy/Tekinalp/ Çamoğlu, C.I., Nr.98k. İsviçre doktri-
ninde von Steiger,"Abfindung"ifadesinin limited ortaklıklar ve kooperatiflar bakımından
kullanıldığını; şahıs ortaklıkları açısından ortaklık mal varlığı üzerindeki pay anlamın-
daki"Anteil am Gesellschaftsvermögen" ifadenin kullanıldığını ifade etmektedir. bkz. von
Steiger,
s. 418, dn. 204; Demirkapı, s. 8; Türkmen, s. 257; Cengiz, s. 24. Ayrılma tazmi-
natı kavramı için bkz. Karahan/ Akın, s.82.Ayrılma payına ilişkin olarak ayrıca bkz. aşa.
4. Bölüm, I, B, 1, e, 1), a).
106 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
Aslında kanun koyucu tarafından tasfiye kavramının kullanılmış
olmasının sebebi, ortaklardan birinin çıkması veya çıkarılması halinde
ona ödenecek pay belirlenirken, sanki ortaklık o anda sona ermiş gibi
hareket edilerek belirleme yapılmasıdır. Yani aslında ortaklık yapay bir
tasfiye sürecine girer
405
. Çünkü ortaklıktan ayrılan ortağın ayrılma payı
tespit edilmeli ve bu amaçla ortaklığın hak ile borçları hesaplanmalıdır4-06.
Bu anlamda bir ortağın ayrılma payı, ortağın katılım payı ile kazanç ya da
zarara katılım payının toplamından oluşmaktadır
407
•
Ayrılma payı alacak hakkı niteliğindedir (Abfindungsforderung)
408
•
Dolayısıyla mali bir haktır ve kural olarak ayrı olarak devir konusu yapıla-
bilir, rehnedilebilir ve ortağın alacaklıları tarafından haczedilebilh- 4°9. Ay-
rılma payı, ayrılma koşulu meydana gelinceye kadar gizli bir talep olarak
ortağın payında mündemiçtir. Ortak ne zaman ki ortak statüsünü yitirir,
ayrılma payı da o anda doğar.
5. Tasfiye Payı
Daha önce de ifade edildiği üzere, TBK'da "tasfiye payı" kavramı
farklı bağlamlarda kullanılmıştır. Bu anlamda kavram, öncelikle TBK'nın
634. maddesinde ayrılma payı anlamında kullanılmıştır.
Adi ortaklığın sona erme sebeplerine ilişkin TBK'nın 639. madde-
sinde tasfiyedeki payının cebri icra yoluyla paraya çevrilmesi bir sona
erme sebebi olarak sayılmıştır. Kanun metninde geçende "tasfiyedeki
pay" kavramının teknik anlamda tasfiye payı olmadığı doktrinde ifade
edilmiştir
410
. Söz konusu görüşe göre, hükümde geçen tasfiyedeki pay
kavramından anlaşılması gereken, ortaklık payıdır
411
. Alınan hukukunda
yine benzer bir şekilde ortaklığı sona erdirecek ve tasfiyeye sebep olacak
405
Yongalık, Sermaye, s.103i Karahan/ Akın, s. 83.
406
Cengiz, s. 24.
407
Yongalık, Sermaye, s. 103.
408
Şener, Adi Ortaklık, s. 394i Türkmen, s. 272.
409
Flume, Allgemein, s. 14Si Şener, Adi Ortaklık, s. 394i Türkmen, s. 270.
410
Topuz, s.78-79. Bu hususta ayrıca detaylı bilgi için bkz. aşa. 2. Bölüm, II, C, 8, d, 3).
411
Topuz, s. 78-79.
....
107 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
haczin konusunu ortaklık payı/ortak konumu olduğu ifade edilmiştir.
Her ne kadar Alman hukukunda Türk hukukundaki gibi, tasfiye payının
paraya çevrilmesinden bahsedilmemiş olsa bile, orada da ortaklık mal
varlığındaki payın haczedilmesinden bahsedilmiştir. Alman doktrininde
ortaklık mal varlığındaki paykavramının teknik anlamda ortaklık mal var•
lığındaki pay olarak değil de ortaklık konumu olarak anlaşılması gerektiği
ifade edilmiştir
412
• Bu yüzden TBK'nın 639. maddesinde de tasfiye payı
kavramı teknik anlamı ile kullanılmamıştır4
13
•
Teknik anlamda tasfiye payı kavramı TBK' nın 644. maddesinin 4.
fıkrasında düzenlenmiştir. Hüküm doğrudan tasfiye payı kavramına iliş-
kin olmamakla birlikte, "tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak payn
ifadesi kullanılmıştır. Hükmün metninde doğrudan "tasfiye payı" kavra-
mı kullanılmamış olsa da, kavram teknik anlamıyla ilk kez bu hükümde
kullanılmıştır. Zaten tasfiye payı, ortaklığın herhangi bir sona erme
sebebinin gerçekleşmesi nedeniyle sona ermesi ile birlikte, mal varlığı-
nın tasfiyeye ilişkin Kanun'da ve ortaklar tarafından benimsenen ilkeler
çerçevesinde tasfiye edilmesi sonucunda, her bir ortağa düşen paya denir.
TBK'ya göre, tasfiye aşamasında öncelikle üçüncü kişilere olan
borçlar ve ortakların ortaklığa verdiği avanslar ödenir, ortaklığın ala-
cakları tahsil edilir. Daha sonra ortakların katılım payı olarak getirdiği
değerler ortaklara iade edilir. Fakat iade sürecinde, eğer bir ortak katılım
payı olarak bir şeyin mülkiyetini getirmişse, şeyi aynen almak yerine o
şeyin değerinin parasal karşılığını alır. Parasal karşılığın tespiti açısından
şeyin değerinin belirlenip belirlenmediğine göre bir ayrım yapılır. Eğer
belirlenmişse söz konusu değeri; belirlenmemiş ise şeyin katılım payı
olarak konduğu zamanki değeri alır.
412
MüKo-Schaefer, § 725 BGB, Nr. 10 Ingo Saenger, Schulze Bürgerliches Gesetzbuch,
10. Auflage, 2019 (beck-online), (Anılış: HK-BGB), ET: 27.08.2021, § 725 BGB, Nr.
1; Mathias Kilian,
Gesellschaftsrecht, 5. Auflage, hrsg. Martin Henssler/Lutı Strohn,
München 2021 (Anılış: Henssler/Strohn/Kilian), BGB
§ 725, Nr. 3; Haciz objesinin
ortaklık payı olduğu yönünde bkz. Rolf Stürner,
Jauernig Bürgerlisches Gesetzbuch
Kommentar,
18. Auflage, hrsg. Rolf Stürner, München 2021, (Anılış: Jauernig/Stür-
ner), BGB
§§ 723-728, Nr. 9.
413
Aynı yönde bkz. Cengiz, s. 25.
108 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
Ortaklığın borçları ödenir, alacakları tahsil edilir ve ortakların ka-
tılım payları iade edildikten sonra geriye bir şeyin artması halinde, ilgili
kazanç ortaklar arasında paylaştırılır. İşte her bir ortağın şirket tasfiyesi
sonucunda elde kalan kazanca katılımı, tasfiye payı olarak nitelendirilebi-
lir
414
• Ancak her durumda tasfiye sonucunda bir kazancın kalmış olması
söz konusu olmayabilir. Ortaklığın mal varlığı (aslında ortakların elbirliği
mal varlığı) yetersiz olması halinde, yani mal varlığının pasif kısmında
kalan değerlerin aktiflerden fazla olması ihtimalinde, zarar da ortaklar
arasında paylaşılır. Dolayısıyla tasfiye payı, şirket mal varlığının içinde
bulunduğu vaziyete göre, pozitif veya negatif bir değeri ifade edecektir4
15
•
Tasfiye payı, mal varlıksal niteliği haiz bir haktır ve ortaklardan tara-
fından diğer ortaklar rıza alınmaksızın söz konusu pay üzerinde serbestçe
tasarruf edilebilir
416
.
6. Mal Varlığı Payı
Türk hukukunda yalnızca bir yazar tarafından ortaya konulan ifa-
de
417
, l
•
sviçre hukukunda tanımlanmaktadır.
Bir görüşe göre mal varlığı payı, ancak ortaklık şimdi tasfiye edile-
cekse ortağa düşecek miktar nedir tarzında farazi bir soruyla hesapla-
nır
418
.
Ortaklar arasındaki ilişkide mal varlığı payı yalnızca ortaklığın sona
erip tasfiyeye girmesi halinde önem arz eder. Ayrıca ortaklardan birinin
ortaklıktan ayrılması halinde, ona ödenecek tazminatın belirlenmesinde
de mal varlığı payı önem arz edecektir
419
. Ayrıca bu görüşe göre dış iliş-
kide, payın haczedilmesi halinde de mal varlığı payı gündeme gelecektir.
414 Bkz. ve karş. Ayiter, Elbirliği, s. 119. Yazar, tasfiye payının kapsamını katılım payı ile
ortaklığın elde ettiği
kar olarak ifade etmektedir.
415 Yongalık, Sermaye, s. 103; Tasfiye payının tespitinde ortakların katılım paylarının dik-
kate alınacağı yönünde bkz. Ayiter,
Elbirliği, s. 119.
416
Topuz, s. 73-74.
417
Topuz, s. 73.
418
Müller, Übertragung, Nr. 171.
419
Mililer, Übertragung, Nr. 171.
109 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
Diğer görüşe göre mal varlığı payı, yalnızca ayrılma payı olarak
değil; serbestçe tasarruf edilebilir diğer tüm payların tamamı anlamın-
dadır
420
. Dolayısıyla bu görüş mal varlığı payını; kazanç, aynlma, tasfiye
gibi mal varlıksal nitelikteki payların tamamına verilen genel isim olarak
nitelendirmektedir.
Bu çalışma kapsamında İsviçre doktrininde tanımı yapılan mal varlı-
ğı payı kavramı, kavramın kapsadığı tüm pay türleri kendi isimleri altında
ayrı ayrı açıklandığı için, ayrıca tanımlanmayacaktır.
7. Ortaklık Mal Varlığı Üzerindeki Pay (Anteil am
Gesellschaftsvermögen)
a. Genel Açıklamalar
TBK ve mehazı İsvBK' da doğrudan ortaklık mal varlığı üzerindeki
paya ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Buna karşılık ilgili
kavram, BGB
§ 719'da kullanılmaktadır. Hükümde doğrudan, bir orta-
ğın ortaklık mal varlığı ve buna bağlı münferit nesneler üzerindeki payı
devredemeyeceği düzenlenerek, "ortaklık mal varlığı payı" kavramı kul-
lanılmıştır421.
Her ne kadar doğrudan ilgili kavrama yer verilmemiş olsa da, BGB
§ 719'a benzer hükümler Türk hukukunda da bulunmaktadır. İlk olarak,
elbirliği ile mülkiyete ilişkin genel hükümlerin yer aldığı TMK'nın 702.
maddesinde,
"sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma
yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz."
denilerek BGB §
719'da adi ortaklık özelinde yapılmış düzenleme, elbirliği ile ortaklıkların
tamamı için öngörülmüştür.
BGB'de "ortaklık mal varlığı payı" kavramı kullanılmış olmasına
rağmen, bu çalışma kapsamında "ortaklık mal varlığı üzerindeki pay"
kavramı teknik anlamı ile kullanılacaktır. Zira İsviçre doktrininde, "mal
varlığı payı" şeklinde başka anlam ifade eden bir kavram kullanılmakta ve
420
Zobl, Aenderungen, s. 39; Türk hukukunda aynı görüş için bkz. Topuz , s. 73.
421
Benzer yönde çeviri için bkz. Barlas, s. 105; ayrıca bkz. Türkmen, s. 257.
110 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
zaten ince çizgilerle ayrıştırılmaya çalışılan, her bir müşahhas durumda
farklılaşabilecek her iki kavram açısından karıştırılmanın engellenmesi ve
ayrımın net bir şekilde ortaya konulabilmesi amaçlanmaktadır4
22
•
b. Kavram
Ortağın elbirliği ile mülkiyetin söz konusu olduğu ve özel bir nitelik
taşıyan (
Sondervermögen) bu mal varlığı üzerinde sahip olduğu hakkı ifa-
de etmekiçin kullanılan kavram, ortaklık mal varlığı üzerindeki paydır
423
•
Mevzuatta ortaklık mal varlığı üzerindeki pay anlamına gelebilecek nite-
likteki tek hüküm TMK'nın 702. maddesinin 3. fıkrası değildir. TBK'nın
634. maddesinin 1. fıkrasında geçen pay kavramı da aslında ortaklık mal
varlığı üzerindeki pay anlamına gelmektedir
424.Hükme göre, "bir ortağın
ortaklıktan çıkması veya çıkarılması durumunda payı, diğer ortaklara payla-
rı oranında kendiliğinden geçer.".
Söz konusu hükümde geçen ifade her ne
422
İsviçre hukukunda mal varlığı payı kavramı yukarıda ayrı başlıklar altında incelenen
ayrılma payı ile özdeş bir şekilde ele alınmaktadır. Bu anlamda mal varlığı payı, ancak
ortaklık şimdi tasfiye edilecekse ortağa düşecek miktar nedir tarzında farazi bir soruyla
hesaplanır. Ortaklar arasındaki ilişkide mal varlığı payı yalnızca ortaklığın sona erip tas-
fiyeye girmesi halinde önem arz eder. Ayrıca ortaklardan birinin ortaklıktan ayrılması
halinde, ona ödenecek tazminatın belirlenmesinde de mal varlığı payı önem arz edecek-
tir. Bkz. Müller, Übertragung, Nr. 171.Ayrıca bu görüşe dış iliş kide, payın haczedilme-
si halinde de mal varlığı payı gündeme gelecektir. Müller, Übertragung, Nr. 171. Mal
varlığı payının yalnızca ayrılma payı olarak değil; serbestçe tasarruf edilebilir diğer tüm
payların tamamı anlamında kullanım için bkz. Zobl,
Aenderungen, s. 39; Türk huku-
kunda bir görüş, kazanca ve zarara katılmanın düzenlendiği TBK m. 623'te kullanılan
pay kavramı ile İsviçre hukukunda kullanılan mal varlığı payı kavramının aynı hususları
ifade ettiğini belirtmiş olsa da kanaatimizce İsviçre hukukunun tamamına ilişkin yapılan
bu tespit, bir kısım yazarlar tarafından mal varlığı payının ayrılma payı anlamında kulla-
nılmış olması sebebiyle, yerinde değildir. Bu şekilde kullanım için bkz. Topuz, s. 73 vd..
"
23 Ortaklık mal varlığı üzerindeki payın kabul edilen elbirliği teorisine göre tanımının farklı
olacağı, bu anlamda öncelikle eşya hukuku ve üyelik hukuku yaklaşımları arasında ayrım
yapılması gerektiğiyönünd e bkz. Michael Fischer, DerAnteil an einer Personengesel-
lschaft als Gegenstand der Zwangsvollstreckungauf der Grundlage der Rechtssu-
bjektivitaet aller Aussengesellschaften,
Frankfurt am Main 2001, s. 11 vd.; Hennec-
ke, s. 46.
424
Benzer yönde bkz. Türkmen, s. 257 vd..
111 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
kadar bir grup yazar tarafından ortaklık payı olarak yorumlanmış olsa da
söz konusu bu görüşe katılmak mümkün gözükmemektedir4
25
•
Bu kapsamda ortak sıfatı, çıkma ya da çıkarılma sebebiyle sona
erdikten sonra TBK'nın 634. maddesinin
ı.fıkrası kapsamında geçiş ya-
pacak pay, ortakların Üzerlerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği ortaklık
mal varlığı üzerindeki paydır
426
.
Yani ortaklık ilişkisi sebebiyle kurulan
elbirliği ile mülkiyet ilişkisinin de artık tarafı olmayan eski ortağın, özel
mal varlığı üzerinde de artık hak sahibi olmadığı, mal varlığı arasındaki
ilişkinin sona erdiği, eskiden sahip olduğu hakların diğer ortaklara geçtiği
anlamına gelmektedir
427
.
Nitekim bu yorumu güçlendiren bir diğer husus,
hükmün mehazı olan BGB
§ 738'de açıkça diğer ortaklara geçecek pay
olarak ortaklık mal varlığı üzerindeki pay kavramı kullanılmış olmasıdır.
Doktrindeki bir fikre göre, adi ortaklıkta ortakların ortaklık mal
varlığı üzerinde payları bulunmamaktadır. Bu görüş gerekçe olarak, adi
ortaklıkta elbirliği ile mülkiyet esasının benimsenmiş olmasını göster-
mektedir
428
. Ancak söz konusu görüşe katılmak mümkün değildir. Zira
bir önceki paragrafta da ifade edildiği üzere, elbirliği ile mülkiyete ilişkin
TMK hükümlerinde dahi "pay" kavramından bahsedilmektedir. Elbirliği
ile hak sahipliği bir şey ya da mal varlığı üzerinde söz konusu olabilece-
ğine göre ve kanun koyucu da TMK'nın 702. maddesinin 3. fıkrasında
pay kavramını kullandığına göre söz konusu kullanımın ancak "ortaklık
mal varlığı üzerindeki pay" anlamında kullanılabileceğini ve dolayısıyla
ortaklık mal varlığı payının kural olarak elbirliği ortaklığı olan adi ortaklık
425 Barlas, s.105.Yazar ortaklık mal varlığındaki payile ortaklık payı kavramlarını eşanlamlı
olarak kullanmaktadır. Benzer şekilde ortaklık mal varlığı üzerindeki pay yerine ortaklık
payının diğer ortaklara geçeceği yönünde bkz. Poroy/ Tekinalp /Çamoğlu, C. I., Nr. 98j.
Yine başka bir görüşe göre, TBK'nın 632 ve 634. maddelerinde zikredilen ortaklık payı
da esasında ortaklık hakkını ifade eder. Bu yönüyle katılım payını içermesinin yanında,
ortak sıfah nedeniyle sahip olunan diğ er hakları da içerecek şekilde daha geniş bir kav-
ramdır. Alınan hukukunda Saenger, ortaklıktan çıkma durumunda diğer ortaklara geçen
paya ilişkin açıklamalarında ortaklık payı anlamına gelen"Gesellschaftsanteils" kavramını
kullarımaktadır. Bkz. HK-BGB/Saenger, § 738 BGB, Nr. 2-a.
426
Aynı yönde bkz. Türkmen, s. 257 vd..
427
Çıkma ve çıkarılma sonrası ortaklık mal varlığının artık kalan ortaklara ait olacağı yö-
nünde bkz.Yongalık,
Sermaye, s.103; Ayrıca bkı. Türkmen, s. 258.
428
Yongalık, Sermaye, s. 91.
112 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
açısından da var olduğunu kabul etmek gerekir. Fakat TMK'da ifadesini
bulan pay, bu anlamda paylı mülkiyet payından farklı olarak tasarrufa
konu olamaz (TMKm. 702/II).
Yine doktrinde bir görüş, adi ortaklık açısından payın iki anlamı
olduğunun bunlardan ilkinin, ortaklık konumu (üyelik) anlamında pay
ve diğerinin ise mal varlıksal ve serbestçe tasarruf edilebilir nitelikteki
payların geneli anlamında mal varlığı payı olduğunu ifade etmektedir4
29
•
Söz konusu görüş, mal varlığı payının devredilebilir ve ortağın alacaklı-
ları tarafından haczedilebilir nitelikte olduğunu ifade etmektedir. Daha
önce yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, bu görüşe katılmak
mümkün değildir. Zira TBK'da pay yukarıda ifade edildiği üzere katılım
payı, kazanç ve zarar payı, ortaklık payı, ayrılma payı, tasfiye payı ve or-
taklık mal varlığı üzerindeki pay şeklinde farklı anlamlarda kullanılmıştır.
Serbestçe tasarruf edilebilir payların hepsi mal varlığı payı şeklinde bir
grup halinde ele alınsa dahiilgili görüş, katılım payı ve ortaklık mal varlığı
üzerindeki pay kavramlarını dışlar niteliktedir.
Payın kendiliğinden geçişi Alman doktrininde '
�nwachsung" olarak
nitelendirilmektedir. Doktrinde söz konusu geçişin (Anwachsung) elbir-
liği ile mülkiyetin söz konusu olması ve bundan dolayı diğer ortakların
paylarının oranına göre bir geçiş söz konusu olmaması sebebiyle gerçek
anlamda bir halefıyet halinin var olmadığı ifade edilmektedir
430
. Ayrıca
TBK'nın 634. maddesinde geçen "payları oranında" ibaresinin, elbirliği
ile mülkiyette pay oranından bahsedilemeyeceği ve BGB § 738'de yalnız-
ca "diğer ortaklara geçer:' şeklinde olması sebebiyle, madde metninden
çıkarılması gerektiği ifade edilmiştir
431
. Yalnızca elbirliği ile mülkiyet bağ-
lamında düşünüldüğünde söz konusu görüşe hak verilebilecek olsa da,
yani hükümde geçen "payları oranında" ifadesinin gereksiz ve hatalı oldu-
ğusöylenebilecekse de, ortaklar tarafından paylı mülkiyetin benimsenmiş
•
olması halinde her bir ortağın (paydaşın), ortaklık mal varlığı üzerinde
(aslında mal varlığını oluşturan her bir münferit unsur üzerinde) belirli
429
Bu yönde bkz. Topuz, s. 72 vd.
430
Hueck, OGH, s. 447; Christine Windbichl er, Gesellschaftsrecht, 24. Edition, Münc-
hen 2019, s. 85.
431
Türkmen, s. 259, dn. 94.
113 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
bir payından bahsedilebilecek ve bu payların oranı farklı olabilecektir4
32
•
Dolayısıyla ortaklardan biri ortaklıktan çıktığında ya da çık.anldığında,
onun payının kime hangi oranda geçeceğine ya da geçişin olupolmayaca-
ğına
4
33 ilişkin bir belirsizlik söz konusu olabilecektir. Bu bakımdan p aylı
mülkiyet açısından TBK'nın 634. maddesinin
ı.fıkrasında ifade yerinde-
dir. Hükümde geçen ifadenin hatalı olduğunu savunan görüş tarafından
da belirtildiği üzere, elbirliği ile mülkiyet açısından zaten ortakların mal
varlığı üzerinde sahip oldukların bir pay oranı bulunmamaktadır.Bu yüz-
den hükmün ilgili ibarenin çıkarılarak değiştirilmesi gerektiğine ilişkin
görüşe katılmamaktayız. Yine ibarenin çıkarılması gerektiğine dayanak
olarak gösterilen, mehaz hüküm BGB
§ 738'de söz konusu ibarenin yer
almaması gerekçesini de yerinde bulmamaktayız. Zira Alman kanun ko-
yucusu da anlaşıldığı kadarıyla yalnızca elbirliği ile mülkiyeti esas alarak
ilgili hükmü düzenlemiştir. Paylı mülkiyetin benimsenmesi çok istisnai
olması ve teknik olarak adi ortaklığa uygun olmaması, dogmatik olarak
bu rejimin benimsenemeyeceği anlamına gelmez. Alınan kanun koyu-
cusu bu anlamda bu ihtimali göz ardı etmiştir. Dolayısıyla bu anlamda
BGB
§ 738'nin TBK'nın 634. maddesinin 1. fıkrasından daha geride bir
düzenleme olduğunu kabul etmek gerekir.
c. Ortaklık Mal Varlığı Üzerindeki Payve Ortak Sıfatı
Arasındaki İlişki
Ortaklık mal varlığı üzerindeki payın ortak sıfatından bağımsız
olarak devri mümkün değildir
434
.
Ortaklık mal varlığı üzerindeki pay üze-
432
Doktrinde paylı mülkiyet bakımından "genişleme (Anwachsung/akkreszerız)" olgusu-
nungerçekleşip gerçekleşmeyeceği tartışmalıdır.Bukapsamda, genişlemenin kabul edil-
me ihtimali
değerlendirilmeden ileri sürülen bu görüşe hiçbir şekilde katılmak mümkün
değildir. Paylı mülkiyet bakımından
genişlemeye ilişkin ilgili tarbşmalar için bkz. Mili-
ler, Übertragung, Nr. 435 vd.; ayrıca bkz. aşa. 4. Bölüm, I, B,1, b, 2).
433
Bu husustaki tartışmalar ve görüş için bkz. aşa. 4. Bölüm, I, B, 1, b, 2).
434 Alman hukuku için bkz. Schmidt, Gesellschaftsrecht, s. 1322; Soergel/Hadding/K.i-
efiling,
§ 719 BGB, Nr. 11; MüKo-Schafer, § 719 BGB, Nr. 4; Flume, Allgemein, s.
350-351; Huber,
Vermögensanteil, s. 360; Wiedemann, Übertragung, s. 31; Herbert
Wiedemann,
Gesellschaftsrecht Band I: Grundlagen, München 1980 (Anılış : GesR
I), s.256; önceki farklı görüşler için bkz. BGHZ 13, 179 (183)
= NJW 1954, 1155; RG-
RK-BGB/v. Gamın, BGB
§ 719, Nr. l; Hueck, OGH, s. 395-396; Staudinger/Kessler,
114 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
rinde tasarrufun mümkün olmaması, elbirliği hak sahipliği ve ortaklık ko-
numu arasında ayrılmaz bir bağlantının varlığından kaynaklanmaktadır.
Ortaklık mal varlığı üzerinde aynı hak kazanma ile ortak sıfatı niteliğinin
kazanılması birbiri ile bağlıdır. Bu durum ortağın ödediği ya da taahhüt
ettiği katılım payının yüksekliğinden bağımsızdır. Hatta herhangi bir
katılım payı taahhüt etmeyen ya da taahhüt ettiği katılım payını henüz
ifa etmeyen bir ortak da, sırf ortak olduğu için, ortaklık mal varlığının el-
birliği maliklerinden biri olur. Taahhüt edilen katılım payının yüksekliği
de eşya hukuku anlamında elbirliği yetkisi konumunu kazanmada etkili
değildir
435
• Bu durum aslında TMK'nın düzenlenmiş olduğu elbirliği
mülkiyet sisteminin de zorunlu bir sonucudur. Yani elbirliği ortaklığın-
dan bahsedilebilmesiiçin, ortaklığı kuran hukuki ilişkinin tarafı olunması
zorunludur. İlişkinin tarafı olmayan bir kişinin elbirliği ile mal varlığının
sahiplerinden birisi olması mümkün değildir.
Buna uygun bir şekilde, elbirliği katılımının hak sahibinin değiş-
mesine yönelik diğer ortaklar ile ya da üçüncü kişi bir anlaşmanın da
yapılması mümkün değildir. Bu değişiklik, ortak değişikliğinin zorunlu
hukuki sonucu olarak, genişleme (akkreszenz) ve daralma ( dekreszenz)
kapsamında gerçekleşir. Bu yüzden, diğer bir deyişle ortak sıfatı ve el-
BGB § 719, Nr. 4; Heinrich Weber-Grellet "Die Gesamthand-einMysterienspiel?" AcP, B.
182, 1982, s. 316-334, s. 325 ve s. 331.
İsviçre hukuku için bkz.Müller, Übertragung, Nr. 503; Fellmann/Müller, ORArt. 542,
Nr. 75.
Türk hukuku bakımından benzer yönde bkz. Ayiter, Elbirliği, s.112; Barlas, s. 105-106;
Peksöz, Adi Ortaklık İlişkileri, s. 271.
435 Soergel/Hadding/Kiefüing, § 718 BGB, Nr.7.Flume, Allgemein, s.350; Huber, Vermö-
gensanteil, s. 360; Wiedemann, Übertragung, s. 31; Wiedemann, GesR I , s. 256-257;
önceki farklı görüşler için bkz. BGHZ 13,179 (183)
= NJW 1954, 1155; RGRK-BGB/v.
Gamın,
§ 719, Nr. l; Hueck, OGH, s. 395-396; Staudinger/Kessler, BGB § 719, Nr. 4;
Weber-Grellet,s.325ves.331.Buna karşılık katılım payının ortaklıkkonumu bakımından
farklı açıdan
etkisi olabilecektir.Örneğin, kazanç payını ya da oy hakkının getirilen katılım
payının oranına göre belirlenmesi
mümkündür. Daha yüksek bir katılım payı bu bakımdan
daha fazla kazanç payı ya da daha yüksek bir oy gücüne
sebep olabilir.Ancak eşya hukuku
anlamında ortağın ortaklıktaki konumu, bu şekilde yapılmış anlaşmalardan etkilenmez;
Elbirliği katılımına ilişkin ortaklık mal varlığı üzerindeki payı değişmez.
115 Pay Devri Açısmdarı Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
birliği konumu arasındaki bu ayrılmaz bağsebebiyle, ortaklık mal varlığı
üzerindeki pay bağımsız bir şekilde devrin konusu olamaz
436
•
Sonuç olarak ifade edilmelidir ki, ortaklık mal varlığı üzerindeki
pay ile ortak sıfatı arasında bu ayrılmaz bağ sebebiyle,
kim ortak sıfatına
sahip olursa ortaklık mal varlığı üzerindeki paya da otomatik olarak o
sahip olur. Bu sonuç, özellikle çalışma konusu olan ortak değişiklikleri
bakımından hayati bir önem arz etmekte olup, her bir ortak değişikliği
sonucunda ortaklık mal varlığının yeni ortağa geçişi de bu teorik sonuç-
tan kaynaklanmaktadır
437
.
8. Ortaklık Payı (Gesellschaftsanteil)
a. Terminoloji
Ortaklık payı bakımından gerek Türk doktrininde gerekse yabancı
doktrinde farklı kavramlar kullanılmaktadır. Bu kapsamda, İsviçre hu-
kukunda üyelik kavramı kullanıldığı gibi geniş anlamda pay kavramı da
kullanılmaktadır
438
.
Ayrıca hem Alınan hem de İsviçre doktrinlerinde
ortak konumu (Gesellschafterstellung) kavramı da kullanılmaktadır
439
•
İlgili kavram (Gesellschaftsanteil), doktrinde sermaye payı şeklinde de
çevrilmiştir. Ancak sermaye payı kavramı katılım payını çağrıştırması
sebebiyle ve aslında kavramın doğru bir tercümesi olmadığı için tercihe
şayan görülmemektedir
440
•
Yine Türk hukukunda ortaklık payı kavramı
436
MüKo-Schafer, § 719 BGB, Nr. 4.
437
Her bir değişiklik bakımından değişikliğin ortaklık mal varlığı üzerindeki paya etkisi için
bkz. aşa.
4. Bölüm, I, A ve B.
438
Zobl, Aendenıngen, s. 41.
439
Huber, Vermögensanteil, s. 1 ve 369; Müller, Übertragung, Nr. 266; Handschin/Von-
zun, ORArt. 530. Nr. 175; ayrıca bkz. Habersack, Mitgliedschaft, s. 36; MüKo- Scha-
fer, § 705 BGB, Nr. 185; Soergel/Hadding/ Kiefüing, § 705 BGB, Nr. 46; Staub/Ulmer,
§ HGB 105, Nr. 302; Kraft/Kreuz, s. 166; Philipp Lamprecht, Die Zulaessigkeit der
merhfachen Beteiligung an einer Personengesellschaft,
Ein Beitrag zur Bedeu-
tung des Personengesellschaftsanteils als Vermögengegenstand,
Berlin 2002, s. 86
ve 88; Schmidt, Gesellschaftsrecht,s. 131 O; Peter Früh, Die Vertragsübertragungim
schweizerischen Recht, Aarau 1945, s.150-151.
440
Benzer yönde bkz. Türkmen, s. 255. Yine Gesellschaftsanteil kavramını ortaklık payı şek-
linde çevirisi hususunda bkz. Demirkapı, s. 16, dn. 45.
116 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Dnı,;
yerine katılma payı kavramının kullanılmasına da rastlanılmaktadn-44
1
•
Ancak yukarıda da ifade edildiği üzere, katılına payı ortaklık payından
farklıdır.Son olarak ortaklık payı kavramı yerine Türk doktrininde -tespit
edilebildiği kadarıyla- maddi anlamda ortak sıfatı kavramı da kullanıl-
maktadır
442
.
Bu çalışma kapsamında ortak sıfatı ile ortaklık payı kavramı birbi-
rinden farklı kavramlar olarak nitelendirildiği için
443
,
ortaklık payı için
ortak sıfatı kavramı kullanılmayacaktır. Yine geniş anlamda pay kavramı,
yukarıda açıklandığı üzere payın yalnızca iki niteliğine, dar ve geniş olmak
üzere, odaklandığı için, bu kavram da terminolojik olarak tercihe şayan
değildir. Bu yüzden daha uygun ve kapsayıcı bir kavram olması sebebiyle
"ortaklık payı" kavramı tercih edilmiştir.
b. Kavram
1) Genel Açıklamalar
Doktrinde ortaklık payı, ortaklardan her birinin ortaklık için bulun-
duğu konum ya da bir kişi ortaklığına katılan kimsenin, ortak sıfatı ile sa-
hip olduğu hukuki statü olarak tanımlanmaktadır
444
. Bu kapsamda ortak
sıfatından bahsedilebilmesi için, ortaklık payının var olması gerektiği ve
bu anlamda ortaklık payı olmaksızın ortak sıfatından bahsedilemeyeceği
ifade edilmektedir
445
.
441
Eren, Borçlar Özel, s. Nr. 2870.
442
Bu görüşün maddi anlamda ortak sıfatını ortakların ortaklıktan doğan hak ve borçları
olarak nitelendirmesi, ilgili kavramı ortaklık payı ile eşdeğer bir şekilde kullanıldığı so-
nucuna ulaştırmıştır. Bu yönde bkz. Eren, Borçlar Özel, Nr. 2897.
443
Bkz.aşa. 2. Bölüm, II, C, 8, b, 3).
#1 Huber, Vermögensanteil,s.1; Graffenried, s.18.
445
Demirkapı, s. 60 vd.; Türkmen, s. 255. Her ne kadar Barlas da bu yönde açıklamalarda
bulunmuş olsa da, yazar ortaklık mal varlığı üzerindeki pay ile ortaklık payı kavramını eş
anlamlı bir şekilde kullanmış tır. Bu anlamda yazarın ortaklık payının kökten devri bi-
linde ortak sıfatının da devredilmiş olduğuna ilişkin açıklamalarında kulandığı "ortaklık
payı" kavramı, a slında teknik anlamıyla "ortaklık mal varlığı üzerinde pay" kavramıdır.
Her iki kavramın da birbiri yerine kullanılmasına ilişkin bkz. Barlas, s. 105-106. Bu anla-
mı ile ortaklık mal varlığı üzerindeki pay tasarrufa konu olamaz; ortaksıfatı ya da ortak-
PayDevri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı 117
Ortaklık payı kavramı ya da bir diğer deyişle ortaklığa katılım, ortak
sıfatının maddi ifadesidir ve ortağın idari ve mal varlıksal haklara katılımı
anlamına gelmektedir
446
. Bu kapsamda ortaklık payı, bir kişinin ortaklığa
katılımı sebebiyle elde ettiği hak ve yüklendiği borçların toplamı olarak
tanımlanabilir
447
• Ortaklık sözleşmesi yalnızca borç doğuran bir sözleş-
me olmayıp aynı zamanda kişi birliği/topluluk oluşturan bir sözleşme
olduğu için, ortaklık sözleşmesine taraf olmak satış sözleşmesine taraf
olmaktan farklıdır ve ortaklık sözleşmesine taraf olmakla birlikte ortaklık
payı kavramından bahsedilir
448
.
Kişi, ortaklığa katılım payı getirmeyi taahhüt ettiği ve ortaklığın
kurulduğu andan itibaren, ortaklık payına sahip olmaktadır. Dolayısıyla
bu andan itibaren ortaklık payına sahip olması sebebiyle ortak sıfatını ik-
tisap eder ve ortak sıfatından doğan mal varlığına ilişkin haklar ile yöne-
timsel hakların sahibi olup; yine ortak sıfatından kaynaklanan borçların
da muhatabı olur.
2) Ortaklık Payının Unsurları
Türk hukukunda ortaklık payı kavramı üzerinde çok durulmamıştır.
Doktrinde bir görüş tarafından ortaklık payının unsurları olarak, ortaklık
mal varlığı üzerinde ortakların bireysel olarak tasarruf etme yasağının
var olması yani aslında elbirliği ile mülkiyet esasının söz konusu olması
ile şahsi sorumluluk rejiminin var olması gösterilmektedir
449
•
Bu görüş,
görüş elbirliği ile mülkiyet ve şahsi sorumluluk rejiminin ortaklık payı
lık payının tasarrufa konu olması sonucunda elbirliği hak sahipliği (ortaklık mal varlığı
üzerindeki pay)
ve ortaklık payı arasındaki ayrılmaz ilişki nedeniyle ortaklık mal varlığı
payı da devralana geçer. Dolayısıyla yazarın ortaklıkmal varlığı üzerindeki payın
(elbir-
liği haksahipliğinin)
TBK'nın 632. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde devri sonucunda
ortaksıfatının da devredileceğineilişkin görüşüne katılmak mümkün değildir.
446
Bippus, s. 22.
447
Demirkapı, s. 6; Topuz, s. 72; Yongalık, Sermaye, s. 90.
448
Ortaklık bir kişi birliğidir, bu kapsamda karşılıklı (mübadale) sözleşmeler gibi yalnızca
borç ve alacak doğmaz, ortaklar yalnızca bir şeyleri
ifa etmek ile yükümlü değildir aynı
zamanda organizasyon sözleşmesi niteliğindeki
ortaklık sözleşmesinin yapılması ile bir-
likte, ortaklar ortaklığın üyelerisıfatını kazanır. Bu yönde bkz.Windbichler, s. 55.
449
Türkmen, s. 256 vd..
118 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi OrtaklıkPayınınDevri
açısından olmazsa olmaz unsur (conditicio sine qua non) olmasına dayan-
maktadır.
Öncelikle bu görüş, elbirliği ile mülkiyet bakımından bu zorunlu-
luğun gizli ortak gibi istisnalarının olabileceğini de kabul etmektedlı-4
50
•
Dolayısıyla söz konusu görüş tarafından ifade edilen ve ilgili unsurun
olmazsa olmaz nitelikteki olduğuna yönelik açıklamadan ne anlaşılması
gerektiği belirsizdir. Ek olarak, adi ortaklığın var olması açısından mal
varlığı ve bu bağlamda elbirliği ile mülkiyet ilişkisinin var olması zorunlu
olmadığından, elbirliği ile mülkiyet ilişkisinin ortaklık payının bir unsuru
olarak ifade etmek kanaatimizce hatalıdır. Ortaklığın herhangi bir mal
varlığı olmadığında da ortak sıfatı ve ortaklık payından bahsedilecektir.
Nitekim iç ortaklık şeklinde organize olmuş adi ortaklıklar bu durumun
en temel örneği olarak gösterilebilir. İç ortaklıkta elbirliği ile mülkiyete
konu bir mal varlığı söz konusu olmasa da iki ya da daha fazla kişinin or-
tak olduğu ve dolayısıyla ortaklık payına sahip oldukları adi ortaklığın var
olduğu kuşkusuzdur. Benzer şekilde ortakların katılım payı olarak sadece
yapmama/kaçınma edimi getirdikleri konzernlerde de durum aynıdır.
Anılan görüş şahsi sorumluluk rejimini ortaklık payının bir diğer zo-
runlu unsuru olarak kabul etmektedir. Şahsi sorumluluk rejimi adi ortak-
lıklar açısından tüzel kişilikleri bulunmaması sebebiyle zorunlu olmakla
birlikte, söz konusu husus ortaklık payının bir unsuru değil, adi ortaklığa
ortak olmanın yani aslında ortaklık payına sahip olmanın bir sonucudur.
Bu yüzden şahsi sorumluluk rejiminin de bir unsur olarak gösterilmesi
kanaatimizce yerinde değildir.
Türk hukukunda bir diğer görüş ise ortaklık payını, TBK'nın 632
ve 634. maddeleri bağlamında ele almış ve ilgili maddelerde geçen pay
kavramının ortaklık hakkını ifade ettiğini ve ortaklık hakkının da katılım
payının yanında ortaklığa mensup olmak sebebiyle meydana gelen diğer
hakları ihtiva ettiğini ifade etmiştir. Ancak bu görüşe tam olarak katılmak
mümkün değildir. Gerçekten de ortaklık payı kavramı, TBK'nın 632.
maddesinin 2. fıkrasında ifade bulmaktadır. Hükme göre,
"ortaklardan
biri tek taraflı olarak bir üçüncü kişiyi ortaklıktaki payına ortak eder veya
450
Bkz. Türkmen, s. 256 vd..
►
Pay Devri AçıS1ndan Temel Kavram Olarak: Adi Ortaldıld.a Pay Kavramı 119
payını ona devrederse, bu üçüncü kişi ortak sıfatını kazanamaz.'
51
.
Fa.kat
daha önce de ifade edildiği üzere, TBK'nın 634. maddesinde kullanılan
pay kavramı, ortaklık payı değil, ortaklık mal varlığı üzerindeki paydır.
Dolayısıyla ortaklık payına ilişkin Kanun' dak.iyegane hüküm, TBK'nın
632. maddesidir
452
• Ayrıca bu görüşün, ortaklık payını yalnızca ortak
sıfatından kaynaklanan haklara hasrettiği anlaşılmaktadır.Ancak ortaklık
payı yalnızca ortaklıktan doğan haklara ilişkin olmayıp, ayrıca ortakların
ortaklık borçlarını da kapsamaktadır. Yani bir kişi adi ortaklıkta ortaklık
payı edindikten sonra, hem ortaksal hakları elde etmekte hem de ortaksal
borçları ifa etmek borcu altına girmektedir.
Adi ortaklıkta bir ortaklık payına sahip olabilmenin şartları, ortaklık
sözleşmesinin tarafı olmak ve yine TBK'nın 621. maddesine uygun bir
şekilde, ilgili ortaklık sözleşmesinde emek ya da sermayenin getirilece-
ğinin taahhüt edilmesidir. Ortaklık payı ve bunun sonucu olarak ortak
sıfatının iktisabı bakımından, kural olarak başka ek bir şarta ihtiyaç bu-
lunmamaktadır.
3) Ortak Sıfatı ne nişkisi
a) Yabancı Doktrin
Yabancı doktrinde ortak sıfatı
453
ve ortaklık payı genel olarak aynı
anlamda kullanılmakta ve bu anlamda her iki kavrama birbirlerinin
ika-
mesi şeklinde yer verilmektedir
454
.
Ancak doktrinde söz konusu hakim
fikre karşı çıkan bir görüş de belirtilmektedir.
451
İlgili hükümde geçen pay kavramının, ortaklık ilişkisinden kaynaklanan hak ve yüküm-
lülüklerinin toplamı anlamına geldiği yönünde bkz. Topuz, s.73.
452
TBK'nın 639. maddesinde geçen "tasfiyedeki pay" kavramının da aslında ortaklık payı
anlamına geldiği yukarıda ifade edilmişti. Bkz. yuk. 2.Bölüm, il, C, 5.
453
Söz konusu kavram İsviçre ve Alınan doktrinlerinde üyelik (Mitgliedschaft) olarak kulla-
nılmakta iken, Türk hukukunda
üyelik teknik anlamı ile dernekler için kullanıldığı için,
bu çalışma kapsamında üyelik yerine "ortaksıfatı" kavramı tercih edilmiştir.
454
Habersack, Mitgliedschaft, s. 36; Huber, Vermögensanteil, s. 369; MüKo- Schafer
BGB § 705, Nr. 185; Soergel/Hadding/Kie 8ling, § 705 BGB, Nr. 46; Staub/Schaefer, §
HGB 105, Nr. 291; Hueck, Gesellschaftsrecht, s. 76; Lamprecht, s. 86 ve 88; Schmidt,
Gesellschaftsrecht, s.131O. İsviçre hukukunda adi ortaklık payı ile ortak sıfatı kavramları
120 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
Bu görüşe göre, ortak sıfatı ve ortaklık payı genellikle günlük hukuk
hayatında özdeş terimler olarak kullanılsa4ss ve sadece
"arkasında veya
aynı şekilde anlaşılabilecek yasal yapıların olduğu"
terimler olsa bile"
56
,
aşağıda yer alan sebeplerden ötürü, her iki kavram arasında en azından
dogmatik bir ayrım yapılmalıdır:457 Bir şahıs ortaklığında birden fazla
payın mümkün olduğu görüşünün kabul edilebilmesi için, ortak sıfatı
ve ortaklık payının birbirinden ayrılması gerekmektedir4
58
• Bu görüşe
göre, ilgili ayrım sayesinde, uygulamada ortaya çıkan şahıs ortaklılarında
birden fazla ortak sıfatı sorunu daha kolay çözülebilir4
59
. Söz konusu tar-
tışma, acaba bir kişinin bir ortaklıkta birden fazla payı olabilir mi yoksa
ortak sıfatının niteliği gereği bütün mü olması gerekir şeklindedir. Eğer
ortak sıfatının devri mümkün kabul ediliyorsa ayrıca en azından teorik
olarak ortaklardan birinin payını bir diğer ortağa devrettiği ya da tüm
ortakların paylarını bir üçüncü kişiye devretmeleri halinde oluşacak du-
rum düşünülmelidir. Benzer problemler, mevcut elde tutulan ve yeni elde
edilen hakların farklı hukuki karakterlere sahip olması halinde de ortaya
çıkar. Örneğin farklı kar payı hakkı ya da daha fazla oy hakkı gibi.
Bu kapsamda ilgili görüşe göre ortak sıfatı, bir kişinin ortaklığa bağlı
olarak kazandığı hukuki konumdur. Ortak sıfatı bir kimseye bir şahıs bir-
liği veya topluluğun üyesi olduğu için bahşedilen statüyü ifade eder
460
. Bu
topluluk hukuken örgütlenmiş bir kişi birliği şeklinde karşımıza çıkabilir.
Buna karşılık ortaklık payı bu konumun maddi çıktısıdır
461
. Ortaklık payı,
arasında bir farklılık bulunmadığı yönünde bkz. Handschin/Vonzun, ORArt. 542, Nr. 28.
455
Schmidt, Gesellschaftsrecht, s.131O; Hukuk hayatında "pay" ve "ortak sıfatı" bir olarak
görünmektedir. Karışıklık çıkaran şey ise, pay kavramının basitliği yakalamak adına or-
tak sıfatı kavramının da yerine kullanılmasıdır. Bu yönde bkz. Müller,
Übertragung, Nr.
267.
456
Jörg W Lüttge,"Die zulaessige Mehrfachbeteiligungan einer Personengesellschaft' �NJW, B.
I, 1994, s. 5-11; s. 5 vd..
457
Müller, Übertragung, Nr. 267; Lamprecht, s.22; Lüttge, s. 5 vd.; ortaksıfatının ortaklık
payından tamamen farklı olduğuna ilişkin olarak bkz. Bippus, s. 22.
458
Lamprecht, s. 237.
459
Lüttge, s. 5 vd..
460
Bippus, s. 23.
461
Schmidt, Gesellschaftsrecht, s. 1310. Bu kapsamda birliksel karakteri olmayan ve yal-
nızca borç ilişkisi olarak ortaya çıkan iç ortaklıklarda ortak sıfatından bahsedilmeyeceği
121 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
ortağın iç ilişkideki hak ve yükümlülüklerini, bir başka anlatımla diğer or-
taklar karşısındaki hukuki durumunu somutlaştırmaktadu-46
2
'
463
•
Ortaklık
sözleşmesi, ortaklara özel bir hukuki nitelik/ statü kazandırmaktadır, ki
bu da içindeki hakları ve borçları etkileyen ortak sıfatıdır464. Bu görüşe
göre sonuç olarak, ortak sıfatı ve ortaklık payı aslında birbiri ile aynı şey-
leri ifade etmektedir ve fakat söz konusu iki kavram da şahıs ortaklıkları
bakımından iki farklı açıdan bakılan fenomeni tanımlamaktadır
465
•
Bu
görüşü savunan bir yazar, doktrindeki hakim fikrin ortak sıfatının hak
olduğunun belirtildiği hallerde aslında bahsedilen şeyin ortaklık payı,
ortak sıfatının bir hukuki ilişki olarak bahsedildiği hallerde ise gerçek
anlamda ortak sıfatından bahsedildiğini ifade etmektedir
466
•
Yine bu görüşe göre, ortak sıfatı ve ortaklık payının dogmatik olarak
farklı kavramlar şeklinde açıklanmış olması, şahıs ortaklıkları açısından
iki farklı yaklaşımı olan tek olgu olduğunu ve bu yüzden birbirleri için
zaruri nitelikte oldukları gerçeğini değiştiremez
467
•
İkisi de birbirinden
ayrı olarak düşünülemez. Bir taraftan bir ortaklıkta, ortaksa! hak borçlar
olmaksızın ortak sıfatı düşünülemez. Diğer taraftan, bir kişi ortaksa! tüm
hak ve borçları bahşeden paylara, aynı zamanda ortak sıfatı olmadan,
sahip olamaz. Dolayısıyla ortaklık payının devriyle örtülü olarak ortak
sıfatı da devralana geçer
468
.
Bu görüşe göre, ortaklık payının devri yerine
ortak sıfatının devrinden bahsedilmesi yanlış olmaz. Fakat süreç, ortak
sıfatının devri olarak nitelendirilse dahi, tasarruf işleminin konusu ortak
sıfatı değil, tüm somut ortaksa! hak ve yükümlülüklerin bir toplamının
ve ancak daha organize olmuş bazı iç ortaklıklar bakımından da elbette ortak sıfatı gün-
deme geleceği yönünde bkz. a.e. s. 1310.
462
Bippus, s. 23.
463
Ortaklık payının yalnızca mal varlıksal bir hak olduğu; ortak sıfatının kişisel bir statü
hakkı olmasına rağmen; ortaklık payının organizasyona ait olmaktan kaynaklanan borç-
ları taşımadığı yönünde bkz. Hepp-Schwab, s. 110.
464
von Steiger, s. 272.
'46s Bu kapsamda bu çalışmada Bippus tarafından ileri sürülen ve ortaklık payını iç ilişkiye
ortak sıfatın da dış ilişkiye hasredilmesi fikrine
katılmamak.tayız. Benzer yönde bu görü-
şün eleştirisi için bkz. Lamprecht. 90 vd.; Müller, Übertragung, Nr. 266.
466
Müller, Übertragung, Nr. 266.
467
Müller, Übertragung, Nr.272.
468
Hueck, OGH, s. 396; Detaylı bilgi için bkz. aşa. 4. Bölüm, I,A, 2.
122 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
sembolü/üst kavramı olarak ortaklık payıdrr469. Bu yüzden doktrinin bü•
yük çoğunluğunun, ortak sıfatının devrinden bahsettiği hallerde aslında
kastedilen, ortaklık payının devridir
470
.
Ortaklık payı ile ortak sıfatı arasındaki ilişkiyi açıklayan bu görüş
devamla, ortak sıfatının ve ortaklık payının birbirinden ayrılması ser-
maye ortaklıkları ve miras ortaklığında da söz konusu olduğunu ifade
etmektedir
471
• Bu görüşe göre, sermaye ortaklıkları hukukunda, anonim
ve limited ortaklıklarda, ortak sıfatı/pay sahipliği sıfatı ve paylar/pay se-
netleri arasında bir ayrım yapılmaktadır. Anonim ortaklık pay senetleri
ve limited ortaklık payı, tasarruf işlemine konu olabilirler ve bunların
devri ile birlikte ortak sıfatı/pay sahipliği sıfatı da devredilmiş olur. Ka-
nunda öngörülmemesi ya da uygulamada yaygın olmaması sebebiyle adi
ortaklık ortaksıfatının senede bağlanmaması tek başına adi ortaklık ortak
sıfatı ile ortaklık payının birbirinin aynısı olduğunu göstermez
472
•
Bundan başka miras ortaklığında da, miras payının devrinden bah-
sedilmektedir. Miras payının devri, mirastan doğan hak ve borçların dev-
ri anlamına gelir. Mirasçılık konumu bu anlamda devrin konusu değildir.
Mirasçılık eğer bir diğer mirasçıya pay devrediliyorsa zaten var olduğu
için bir ortaktan alınamaz ve eğer üçüncü bir kişiye hukuki işlem yoluyla
devrediliyorsa üçüncü kişi mirasçı sıfatını kazanamayacağı için iktisap
edilemez
473
.
Adi ortaklık payı ile ortak sıfatı arasında ayrım yapılması gerektiğine
ilişkin olan ve yukarıda detaylı bir şekilde izah edilen görüş, her iki kavram
469
Hepp-Schwab, s. 110-111. Benzer yönde bir kavramlaştırma için bkz. Lamprecht, s. 92-93.
470
Dolayısıyla ortaklık payının devriyle örtülü ol arak ortak sıfatı da devralana geçer. Bu
yüzden ortak sıfatının devrinden bahsedilmesi yanlış olmaz. Bu görüşe göre sonuç
olarak, tasarruf işleminin konusu ortak sıfatı de ğil, ortak sıfatının maddi sonucu olan
ortaklık paydır. Bu yüzden doktrinde büyük çoğunluk olarak ortak sıfatının devrinden
bahsedildiğinde aslında kastedilen ortaklık payının devridir. Bu yönde bkz. Mililer,
Übertragung, Nr. 272. Ayrıca bkz. Hueck, OGH, s. 396.
471
Hepp-Schwab, s. 111.
472
Müller, Übertragung, Nr. 270.
473
Miras payının devredilebilir ve iktisap edilebilir nitelikte olduğu yönünde bkz. Mililer,
Übertragung, Nr. 271.
123 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Orlaklıkt.a Pay Kavramı
arasında bir farklılık bulunmadığını savunan haklın öğretiyi destekleyen
bazı yazarlar tarafından eleştirilmişti.r4
74
• Eleştirilerin temelinde, ortaklık
payını temsil eden ortak sıfatı olmasına rağmen tersi bir durumun söz ko-
nusu olmaması yatmaktadır
475
• Buradan hareketle şu sorunun gündeme
geleceği ifade edilmiştir: Yalnızca ortaklık payının devriyle devralanın
ortak sıfatı nasıl meydana gelir? Bu yüzden, ortak sıfatı ile (hukuki ilişki
olarak ya da statü olarak anlaşılan) ortaklık payı (hak pozisyonu ya da
diğer bir deyiş ile ortağın tüm hak ve borçlarının toplamı) birbirinden
ne fikren ne de hukuken ayrılamaz. Bu kapsamda bu görüşe göre, ortak
sıfatı kavramı ve bununla ilişki sorular, ortaklığın paylı ya da elbirliği ile
mülkiyetin varlığından da bağımsız bir şekilde değerlendirilmelidir.
b) Türk Doktrini
Türk doktrininde ortaklık payı ve ortak sıfatı arasındaki ilişki detaylı
bir şekilde irdelenmemiştir.Bu hususta görüş belirten bir yazara göre, her
ne kadar teorik olarak ortaklık payı ile ortak sıfatı aynı akıbete tabi olsalar
da
476
bu durum her iki kavramın da aynı anlama geldiğini göstermemek-
tedir
477
• Bu görüş gerekçe olarak, yabancı doktrinde bu yöndeki görüşün
gerekçelerini benzer bir şekilde kullanmaktadır
478
•
Buna karşılık yine ortaklık payı ile üyelik/ ortak sıfatı arasındaki
ilişki bakımından görüş beyan eden bir başka yazar, yabancı doktrindeki
haklın fikre katılmaktadır
479
. Bu görüşe göre TBK'nın 632. maddesi an-
lamında ortaklık payı, ortaklık konumu anlamındaki üyelik/ ortaklık payı
anlamına gelmektedir. Ortaklık payı, ortaklardan her birinin ortaklık
474
Handschin/Vonzun, ORArt. 542, Nr. 28.
475
Bu kapsamda Fellmann/Müller, ORArt. 530, Nr. 563.
476
Alınan Federal Mahkemesi vermiş olduğu bir kararda, ortaklık payının devrinin ortak sı-
fatının devrini de konu edindiğine hükmederken; karar içerisinde ortaklık payı ile ortak
sıfatını eş anlamda kullanmıştır. BGHZ 81 vd.. Karar için bkz. Habersack, Mitgliedsc-
haft, s. 37. Ortaklık payının devrinin konusunun aslında ortak sıfatı olduğu yönünde
bkz. Huber,
Vermögensanteil, s. 369; Bollmann, s. 11 vd..
477
Türkmen, s. 256.
478
Bkz. Türkmen, s. 256; Ayrıca yabancı doktrinde bu görüşü savunan yazarların görüşleri
için bkz. Bippus , s. 22 vd..
479
Topuz, s. 73.
124 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Dnırı
sözleşmesinden doğan hak ve borçlarının bütünü anlamına gelen ortak
sıfatını ifade eder
480
• Ancak bu görüşe getirilebilecek eleştiri olarak, ya-
bancı doktrinde yukarıda da ifade edildiği üzere, birçok yazar tarafından
ortak sıfatı/üyelik, ortak konumu olarak değil; ortak konumunu da kap -
sayan ve dış ilişkide bir kişinin bir kişi grubuna aidiyetini/ mensubiyetini
gösteren kavram olarak kullanıldığı hususu gösterilebilir. Dolayısıyla
bu anlamda ortaklık payı kavramı tanımlanırken, ortak sıfatı/üyelik ile
ortaklık konumu kavramlarını eş anlamı bir şekilde kullanmak hatalıdır.
Bu çalışma kapsamında TBK'nın 632. maddesinde pay kavramın-
dan bahsedildiği için, ortaklık payı kavramı kullanılacaktır. Fakat bu kav-
ram kullanırken, ortak sıfatının ortaklık payından farklı olduğu görüşü
benimsenmektedir. Zira gerçekten de genel olarak, ortak sıfatı kavramını
ortaklık payından ayıran görüş, payın iç ilişkide ve ortak sıfatının ise dış
ilişkide somutlaştığını ifade eder ve söz konusu kavramlara bu açıdan
bakıldığında farklı kavramlar olduğunu belirtir
481
•
Yine gerçekten de,
ortaklık payı ve ortak sıfatının teorik olarak ayrıştırılması, özellikle bir
ortağın birden fazla ortaklık konumunun/ ortaklık payının var olmasının
mümkün olabilmesi için, önemlidir
482
.
Zira, ortak sıfatı ve ortaklık payı-
nın aynı şekilde anlaşılması halinde, özellikle ortaklardan birinin diğer
ortağın payını devralması ya da üçüncü bir kişinin tüm ortakların payını
devralması durumlarında ortaya çıkacak birden fazla ortaklık konumu
483
problemi çözülemeyecektir
48
4.
Belirtilmelidir ki şahıs ortaklıkları ve çalışma kapsamında adi ortak-
lık bakımından, özellikle ortaklardan birinin diğer ortağa ortaklık payını
devretmesi bakımından teorik ve kanuni bir engel bulunmadığı için
485
,
devir sonucunda oluşacak ortaklık mevkii durumunun dogmatik olarak
480
Topuz, s. 73.
481
Bippus, s. 22.
482
Bu yönde bkz. ve karş. Müller, Übertragung, Nr. 267.
483
Şahıs şirketlerinde ortak sıfatının tekliği prensibi yeni dönemde tartışma konusu yapıl-
mıştır. Alınan hukukunda şirkette birden fazla katılımın mümkün olacağı ifade edilmiş-
tir. Söz konusu tartışma Alınan Federal Mahkemes inin bir içtihadına dayanmakta dır.
Karar için bkz. Müller,
Übertragung, s.152, dn. 774.
484
Müller, Übertragung, Nr. 267 vd..
485
Bu hususta detaylı bilgi için bkz. aşa. 3. Bölüm, I, C, 4.
..J
125 PayDevriAçısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
izahı gerekmektedir. Bu durumun açıklanabilmesiiçin, ortaksıfatı/ üyelik
ile ortaklık payı arasında bir farklılaştırmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Yine
paylı ortaklıklar ve miras ortaklığı açısından da ortak sıfatının ve ortaklık
payı kavramlarının birbirinden bağımsız olması hususları da aslında her
iki kavramın net bir şekilde ayrıştırılmasına gerek bulunduğunu gös tere-
cek niteliktedir.
c. Hukuki Niteliği
1) Genel Açıklamalar
Ortaklık payının hukuki niteliğinin belirlenmesi yalnızca teorik bir
saptamadan ibaret olmayıp, niteliğin tespitinin önemli pratik sonuçları
bulunmaktadır. Ortaklık payının hukuki niteliği, payın devri için hangi
hukuki işlemin yapılacağını gösterecektir
486
:
(i) Ortaklık payı bir hak ise,
devre ilişkin Kanun' da özel bir hüküm yer almadığı için, alacağın temliki
anlamında bir tasarruf gündeme gelecekiken,
(ii) ortaklık payının sözleş-
mesel ilişkinin tarafı olmaya ilişkin bir konum oluşturması durumunda
ortaklık payının devri için sözleşmenin devri yoluna gidilecektir.
Bunun yanında ortaklıkpayının hukuki niteliğinin önemli olduğu bir
diğer konu, ortaklık payı üzerinde başka ne tür tasarruflar yapılabileceği,
özellikle ortaklık payının üzerinden intifa ya da rehin hakkı tesis edilip
edilmeyeceğidir4
87
.
Eğer ortaklık payı bir hukuki ilişkisi ise, sözleşmenin
devredilmesi yoluyla devredilebilmesine rağmen, rehnedilemez
488
• Or-
taklık payı, sadece kanun tarafından rehnedilmesi bakımından özel ola-
rak bir izin verildiyse ya da hak olarak nitelendirilirse rehnedilebilir veya
üzerinde intifa hakkı tesis edilebilir
489
• Adi ortaklık payının rehnine ya
da üzerinde intifa hakkı tesisine dair bu şekilde bir hüküm de mevzuatta
yer almadığı için, ortaklık payının hak olarak nitelendirilmemesi halinde
rehnedilmesi ve intifa hakkına konu olması da gündeme gelmez.
486
Habersack, Mitgliedschaft, s. 64.
487
Habersack, Mitgliedschaft, s. 64.
488
Habersack, Mitgliedschaft, s. 65.
489
Habersack, Mitgliedschaft,s. 65; bu ifadeden her hakkın rehnedilebileceğisonucu çık-
maz ancak sınırlı bir ayni hak olan rehin, kural olarak haklar üzerinde tesis edilebilir.
126 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
2) Doktrindeki Görüşler
Ortaklık payının niteliğine ilişkin doktrindeki görüşler aktarılma-
dan önce ifade edilmelidir ki, ortaklık payı ile ortak sıfatını eş anlamlı
olarak değerlendiren hakim öğreti, niteliğe ilişkin tartışmaları da ortak
sıfatı kavram_ı üzerinden yapmış; ortaklık payına çok sınırlı bir şekilde
değinmiştir. Ilgili öğreti tarafından her iki kavram eş anlamlı kullanıldığı
için, görüşler aktarılırken, çalışmada kullanılan terminolojiye uygun ola-
rak ortaklık payı ifadesi kullanılacaktır. Daha önce ifade ettiğimiz üzere
bu çalışma kapsamında ise, ortaklık payı ile ortak sıfatı kavramları -en
azından teorik olarak- ayrıştırılması gereken iki kavramdır.
a) Ortaklık Payının Hak Olmadığını İfade Eden Görüş
Doktrinde uzun bir dönem boyunca ortaklık payının bir hak mı
yoksa bir hukuki ilişki mi olduğu tartışılmış; bazı yazarlar sert bir şekilde
ortaklık payının hak olamayacağını buna karşılık ortak ve ortak elbirliği
arasında ortaklık ilişkileri temelinde kurulan bir hukuki ilişki
490
olduğu-
nu ifade etmiştir
491
• Bu görüşe göre ortağın hak ve borçlarının sembolu/
üst kavramı/kaynağı olarak ortaklık payı, bir hukuki pozisyon
492
teşkil
eder
493
. Ortaklık payının ilk olarak, ortak, ortaklık ve diğer ortaklar ara-
sındaki ilişkiyi somutlaştırması sebebiyle hukuki ilişki olduğu belirtilmiş-
490
Kari Geiler, Düringer-Hachenburg, Das Handelsgesetzbuch vom 10 Mai 1897 (un-
ter Ausschluss des Seerechts) auf der Grundlage des Bürgerlichen Gesetzbuchs,
11. Band / I. Halfte. Allgemeine Einleitung: Das Gesellschaftsrechtdes bürgerlic-
hen Rechts, 3. Auflage , Mannheim/Berlin/Leipzig 1932, s . 115. İsviçre hukukunda bir
başka görüşe göre ortak sıfatı/ üyelik kavramı, ortaklık ilişkisinden dolayı her bir ortağa
düşecek olan hak ile borçların bütünü olduğu için münferit bir hak değil, buna karşılık
hukuki ilişki olarak nitelendirilmelidir. Bisang, s. 50.
491
Geiler, s. 115; Flume, Allgemein, s. 125.
492
İsviçre hukukunda ileri sürülen benzer bir görüşe göre, ortaklıktan doğan tüm hak ve
borçların özü olan ortak sıfatı/üyelik, bir hak değil, bir hukuki pozisyon doğurur. Zobl,
Aenderungen, s. 136 vd..
493
Walther Hadding, "DieMitgliedschaft in handelsrechtlichen Personalgesellschaften - ein sub-
jektives Recht?", Festschrift für RudolfReinhardt, hrsg. von Klemens Pleyer/Dietrich
Schultz/Erich Schwinge, Köln 1972, 249-262 (Anılış: FS Reinhardt), s. 262; Soergel/
Hadding/ KieGling,
§ 719 BGB, Nr. 46; Zobl, s .Aenderungen, 47 vd..
127 PayDevriAçısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
tir
494
• Adi ortaklık gibi hak ehliyetine sahip olmayan kişi topluluklarında,
hukuki ilişki ortaklar arasında kurulmuştur49s. Ortaklık payı aynca, bir
kişiye ortak olduğu ortaklığın sağladığı imkanlardan (haklardan) fayda-
lanma ve ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüklere tabi olma sonuçlarını
doğurur. Bu yüzden ortaklık payının hukuki ilişki olmasının yanında bir
hukuki statü ifade ettiği de söylenmektedir4
96
.
Doktrinde Hadding4
97
de, şahıs ortaklarının ortaklık payının hak
olarak nitelendirilmesine karşı çıkmıştır. Yazar ortaklık payını, ortaklık
ilişkisinden doğan her bir ortağın mevcut ve potansiyel hak ile yükümlü-
lüklerin taşıyıcısı olarak tanımlamaktadır. Ortaklık payının kendisi başlı
başına bir hukuki ilişki olmasa da, çünkü böyle bir hukuki ilişki yalnızca
en az iki ya da fazla kişi tarafından kurulabilir; ortaklık payı, ortaklar ve
ortaklık arasından vücut bulan hukuki ilişkiye taraf olmayı temsil eder
498
•
Nasıl ki alıcı ya da satıcı konumu satış sözleşmesi ile eş değilse, ortaklık
payı da ortağın ortaklık ve diğer ortaklar ile olan hukuki ilişkisiyle eşit-
lenemez
499
• Bu yüzden ortaklık payı bir hak olamaz, zira mevcut hukuk
her bir hakkı ve hak ile borçların kaynağı olan hukuki ilişki arasında kesin
bir ayrım yapmaktadır. Hak ve hukuki ilişkiyi birleştiren bir görüş, neden
sonuç ilişkisi bakımından mantıklı değildir. Bu görüşe göre ortaklık payı
aynı zamanda ortağın bireysel bir hakkı da değildir; bunun yerine ortak
494
Lutter, s. 97.
495
Lutter, s. 97.
496
Lutter, s. 97; Türk hukukunda benzer ifadeler için bkz. Yongalık, Sermaye, s. 90, dn.
280; Füsun Nomer,
Anonim Ortaklıkta Pay Sahibinin Sadakat Yukümlülüğü, İstan-
bul 1999, (Anılış: Sadakat), s. 49; Yongalık,
Actio ProSocio, s. 7; Türkmen, s. 256.
497
Hadding, FS Reinhardt, s. 249 vd.; Teichmann, AcP, s. 479 vd.; Walther Hadding,
Gesellschaftsanteile als Kreditsicherheit, hrsg. Walther Hadding/ Uwe H. Schneider,
1979 Bedin, (Anılış: Kreditsicherheit),s. 49vd.; Soergel/Hadding/KieGling,
§ 719 BGB,
Nr. 13; Anja Steinbeck, "Zur 'Einheitlichkeit' der Mitgliedschaft in einer Personengesellsc-
haft", DB, 15, 1995/ I, s. 761-765, s. 762;Joachim Hennrichs, "Zum Formwechsel und wr
Spaltung nach dem neuen Umwandlungsgesetz'
�ZIP, 10,1995/1, s. 794-801, s. 798.
498
Benzer yönde Soergel/Hadding/ KieGling § 705 BGB, Nr. 46; buna göre, bir ortağın or-
taklık ilişkisinden doğan hak ve borçları ortak sıfatı olarak diğer bir deyişle ortaklık payı
olarak nitelendirilir. Ortak sıfatı bir hak değil, ortaklık ilişkisine katılımdan doğan bir
hukuki konumdur.
499
Soergel/Hadding/KieBling § 705 BGB, Nr. 67a.
128 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
sıfatından kaynaklanan birçok hak ile borcun toplamıdıı-5
00
• Aynı zaman-
da, ortak konumunun ögeleri olarak, ortaklık ilişkisinden kaynaklanan
birçok yeni hak ve borç doğabilir. Buna rağmen, ana hak/kök haktan
bahsedilirse, hak sahibi bakımından (burada ortak) ne ikincil nitelikteki
hakların ne de daha ziyade borçların doğması mümkün değildir. Hak
ve borçların doğumunun kökeni hukuki ilişkidir. Bu kapsamda, ortak
sıfatının BGB
§ 823 anlamında diğer hak olarak da nitelendirmek müm-
kündür5°
1
• Ortaklık payı medeni hukuk bağlamında "obje" niteliğinde
değildir yani ne bir eşyadır ne de bir haktır, ancak ortaksa! hakların bü-
tünüdür (objelerin kaynağı). Eşya hukukunda hakim olan belirlilik ilkesi
çerçevesinde, tasarrufun konusu yalnızca münferit haklardır, bir bütün
üzerinde tasarruf edilemez
502
.
Ortaklık payı üzerinde tasarruf bu yüzden
o kadar kolay değildir. Dolayısıyla süreç değerlendirilirken, devredilen
şeyin ortak ile diğer ortaklar arasındaki ve birçokhak ile borcu çevreleyen
bir hukuki ilişki olduğunun göz önünde bulundurulması gerekir.
Ortaklık payının hak olmadığını yalnızca belirli hususlar bakımın-
dan ona hakmış gibi yaklaşıldığını ifade eden bir diğer görüşe göre, ortak
sıfatının hak olarak nitelendirilmesi terminolojik bir problemdir5°
3
•
Zira
her şeyden önce genel kabule göre ortak sıfatı kendine özgü ( sui generis)
bir haktır5
04
ve bu anlamda diğer haklardan açık bir şekilde farklıdır. Du-
500
Eğer ortak sıfatı, birlikteki hak ve borçların çokluğunu sağlıyorsa, açıkça birçok hak ve
borcun toplamını oluşturur ve ortak sıfatının da hakkın kapsamına alınması, hak içeri-
ğinin mevcut hukukun öngördüğünden geniş bir şekilde belirlemeye neden olur. Bkz.
Soergel/Hadding/ KieBling § 705 BGB, Nr. 67a.Aksi yönde bkz. Lutter, s.102.Bağımsız
bir hukuki kurum olarak nitelendirilmesi bile, tek başına ortak sıfatının hak olarak nite-
lendirilmesine yetmez. Aynı zamanda ortak.sal hak ile borçların "tekliği' � bunların hak
"yoğunluğunu" kazanmasını,
sınırlı ayni haklar ve aile hukukundan kaynaklanan hukuki
ilişkiler ile karşılaştırıldığında, basitçe açıklayamaz. Bkz. Soergel/Hadding/ KieBling §
705, Nr. 67a. Aksi yönde Habersack, Mitgliedschaft,s.70 vd..
501
Soergel/Hadding/ KieBling § 705 BGB, Nr. 67ai Ayrıca bkz. Hadding, FS Reinhardt, s.
249vd.i Walther Hadding, "Ve,fügungen über Mitgliedschaftsrechte' �Festschrift für Er-
nst Steindorff, hrsg. vonJürgen F.Baur/KlausJ.Hopt/K. Peter Mailander, Berlin/ New
York 1990, s.31-44, (Anılış: FSSteindorff), s. 31 vd..
502
Soergel/Hadding/ KieBling § 705 BGB, Nr. 67a.
503
Lamprecht, s. 125-126.
504
Ortak sıfatının niteliğinin bu şekilde olduğu hususunda bkz. Lutter, s. 102i Habersack,
Mitgliedschaft, s.99-lOli Söring, s.122i Wiedemann, Übertragung, s. 40.
Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: .Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
129
rum böyle iken akla, böyle bir halde o kadar dezavantajı varken oruldık
payının hakolarak nitelendirilmesindekimenfaatin ne olacağı sorusu gel-
mektedir. Bu kapsamda hukuki ilişki ve hak arasındaki sistematik açıdan
bulunması gereken ayrım tehlikeye atılarak belirsizleştirilmekte ve ayru
zamanda bu şekilde bir sınıflandırma ortak sıfatının bünyesinde yer alan
yükümlülükler ile borçları görmezden gelerek50
5
, ortaklık payını sabit bir
boyuta sokmaktadır5°
6
.
Bu görüşe göre, ortak sıfatının bir obje olması,
doktrinde sıklıkla onun aynı zamanda bir hak olarak nitelendirilmesine
sebep olmuştur5°
7
• Ortaksıfatının bu özelliği sebebiyle ortak konumu için
bu şekilde bir kabul meşru görülebilir.Ancak, ortaklık payının hakolarak
sınıflandırılması esnasında epey dikkatli davranılmalıdır. Zira obje olarak
nitelendirilmesinin aksine, böyle bir kabul genel anlayışa göre ortaklık
payının yetki açısından baskın bir hukuki konum olduğu anlamına gelir.
Buna rağmen, özellikle ortaklık iç ilişkisinden kaynaklanan yükümlülük-
ler sebebiyle böyle bir sonuca ulaşılamaz ve ortakların üçüncü kişilere
karşı sorumluluğunun ortakların tüm mal varlıklarıyla sorumlu olmaları
sebebiyle ayrı tutulması kabul edilemez
508
•
Bu kapsamda ortaksa! haklar
değil, ortaksa! yükümlülükler ortaklık sözleşmesinde yer alan amacın
gerçekleşmesini sağlar ve mantıken ortaksa! yükümlülükler diğer unsur-
lardan üstündür5°
9
•
b) Ortaklık Payının Hak Olduğunu İfade Eden Görüş
Ortaklığın ortaklarına karşı bağımsızlığının tanınmasına ilişkin
görüşün taraftarlarının artması ile birlikte, ortaklık payının yalnızca bir
hukuki ilişki olduğuna ilişkin görüş yenik düşmüştür. Ortaklık payı yal-
nızca sözleşmese! ilişkiye katılımı sebebiyle ortağın hukuki konum değil,
505
Hadding, FS Steindorff, s. 34.
506
Lamprecht, s. 125-126.
507
Lamprecht, s. 125.
508
Lamprecht, s. 125.
509
Lamprecht, s. 121.
130 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
aynı zamanda dış ilişki bakımından hak olarak (Subjektivesrecht)
510
da
nitelendirilmektedir5
11
,
Hakim olan fikre göre, ortaklık payı hem bir hukukl ilişki hem de bir
haktır5
12
•
Geleneksel anlamda aslında ortaklık payının niteliğjne ilişkin
yapılan her iki tanımlama her ne kadar birbiri ile çatışıyor olsa da, her
ikisi de doğrudur. Dolayısıyla çatışma olduğuna ilişkin yapılan bir eleştiri
bu anlamda yalnızca görünüşte doğrudur5
13
• Elbette hak ile hukuki ilişki
aynı değildir. Fakat ortaklık payı ilk ve en önemli olarak, bir birliğe katı-
lımdır5
1
4.Bu kapsamda ortaklık payından bahis için her şeyden önce bir
birliğe katılımın söz konusu olması gerekir. Bu katılımdan hem sürekli bir
hukuki ilişki
515
hem de ortağın hak niteliğindeki ortaklık konumu meyda-
na gelir5
16
• Yani aslında bu durum, bir yandan ortaksa! hukuki ilişkiyi di-
sıo Almanca'da "Recht" kelime hem hak hem de hukuk anlamına geldiği için, Alınan ve İs-
viçre hukuklarında, hak kavramı yerine "sübjektif hak" kavramı kullanılmaktadır. Ancak
Türkçe'ye Arapça'dan hak kavramı ile bunun çoğulu anlamına gelen hukuk için farklı
kelimeler kullanıldığı için, bu çalışma kapsamında "sübjektif hak" yerine "hak" kelimesi
kullanılacaktır. Bu yönde ayrıca bkz. M. Kemal Oğuzman/ Nami Barlas, Medeni Hukuk
Giriş, Kaynaklar, Temel Kavramlar, 27. Baskı, İstanbul 2021, s. 131.
511
Wiedemann, Übertragung, s. 39; Flume, Allgemein, s. 127; Schmidt, Gesellschafts-
recht,
s. 549; Lutter, s. 88; MüKo-Schafer BGB § 705, Nr. 186; Habersack, Mitglieds-
chaft,
s. 76 vd; Huber, Vermögensanteil, s. 351-352; Heinz Klink, Die Mitgliedsc-
haft als "sonstiges Recht" im Sinne des
§ 823 I BGB?, Diss., Mainz 1993, s. 110-111.
Alman hukukundan etkilenen yeni İsviçre doktrini, adi ortaklık ortaklığını yalnızca bir
hukuki konum olarak görmek istememekte, ayrıca dış ilişki ile ilgili olan bir hak olarak
görmektedirler. Bkz. Handschin/Vonzun, ORArt. 530, Nr. 175; Fellmann/ Müller, OR
Art. 530, Nr. 557; Damian Fischer,
.A.nderungen im Vertragsparteienbestand von
Aktionarbindungsvertragen,
Zurich 2009, (Anılış: Vertrag), s. 117-118.
512
Wiedemann, Übertragung, s. 39; Flume, Allgemein, s. 127; Schmidt, Gesellschafts-
recht,
s. 549; Lutter, s. 88; MüKo-Schafer BGB § 705, Nr. 186; Habersack, Mitglieds-
chaft,
s. 76 vd; Huber, Vermögensanteil, s. 351-352; Klink, s. 110-111; Handschin/
Vonzun, OR Art. 530, Nr. 175; Fellmann/Müller, OR Art. 530, Nr. 557; Fischer,
Ver-
trag,
s. 117-118.
513
Werner Flume, Allgemeiner Teil des Bürgerlichen Rechts, Erster Band, Zweiter
Teil, Die juristische Person,
Berlin/Heidelberg/New York/Tokyo 1983, s. 258 vd.;
Habersack,
Mitgliedschaft, s. 62 vd..
514
Lutter, s. 88.
515
Schmidt, Gesellschaftsrecht, s. 549.
516
Schmidt, Gesellschaftsrecht, s. 549.
131 Pay Devri Açısındarı Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
ğer yandan ortağın hukuki pozisyonun hak olması sonucunu doğuroı-5'-.
Bu yüzden ortaklık payından bahsedildiğinde hem hukukl füşk.i hem
de hak kastediliyor olabilir. Bu anlamda sürekli hukuki bir ilişki olMak
ortaklık payı, kişinin diğer kişilerle olan ilişkisini düzenler, söz konusu
bu hukuki ilişki ortağın ve ortaklığın hak ve yükümlülüklerini
kurar5
111
•
Bununla birlikte bu görüşe göre, aynı zamanda bir hak olarak orta.Idık
payı, hakimiyet hakkı, mutlak hak, tasarrufun konusu ve haksız fiillere
karşı koruma niteliklerini ihtiva etmektedir. Yani bu görüşe göre,
kişi ve
mal varlıksal olmak üzere çift karakterli bir hak olarak5
19
ortaklık payı,
yalnızca bir hukuki ilişki veya bireysel haklar kümesi değil başlı başına bir
objedir5
20
•
Yine bu görüşe göre, gerçekten de ortaklık payı bir hak olarak, bir
eşya üzerindeki hak ya da bir alacak üzerinde haktaki duruma benzer de-
ğildir. Ayrıca ortaklar arasındaki ve ortak ile ortaklık arasındaki ilişkilerin
çokluğu, hukuki ilişkinin ayrıca borçları da kapsaması sebebiyle, her bir
hukuki ilişkinin ayrı ayrı hak olarak sınıflandırılamayacağı da şüpheden
uzaktır. Bu yüzden, ortaklık payı hukuki ilişki kümesi bir diğer deyişle
hukuki ilişkiler olarak anlaşıldığında, ortaklık payının şahıs ortaklıkla-
rında bile şahıs ve eşya hukuku karakterli bir hak olduğunun söylenmesi
kaçınılmazdır
521
. Ortaklık payının devrinin ve bunun yanında rehnedi-
lebilmesi ile intifa hakkına konu olmasının kabulü,.ortaklık payının hak
olarak sınıflandırılmasına sebep olmuştur5
22
•
Ayrıca ortaklık payının hak olduğunu savunan bu görüşe göre,
ortaklık payının bünyesinde borçların da yer alması onun hak olarak
nitelendirilmesine engel olmayacaktır. Payın kapsamında borçların var
olması sadece şahıs ortaklıklarına özgü değildir. Tüzel kişilerin üyeleriyle
aralarında da bir hukuki ilişki bulunmaktadır ve bu ilişki kapsamında
hem haklar hem de borçlar bulunmaktadır. Ancak kural olarak, şahıs
517
Schmidt, Gesellschaftsrecht,s. 549; Habersack, Mitgliedschaft, s.16.
518
Schmidt, Gesellschaftsrecht, s. 549; Wiedemann, Übertragung, s.39.
519
Wiedemann, Übertragung, 39; Flume, Allgemein, s.127.
520
Schmidt, Gesellschaftsrecht, s. 550; MüKo-Schafer BGB § 705, Nr. 186.
521
Flume, Allgemein, s. 127; Aynı yönde bkı.Wiedemann, Übertragung, s. 39.
522
Flume, Allgemein, s. 127; Aksi yönde bkı. Habersack, Mitgliedschaft, s. 76 vd..
132 ,. Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
ortaklıkları ile ortağı arasındaki ilişki tüzel kişilere göre daha yoğundur.
Çünkü ortaklar ortaklık borçlarından da sorumludur. Alman hukukunda
genel olarak ortaklık payı, hukuki bir ilişki olmanın yanında aynı zaman-
da bir "şey" olarak da anlaşılmaktadır5
23
. Ortaklık payının hak olarak
tanınmasıyla birlikte, ortaklık payının başlı başına devrin konusu olacağı
da ifade edilmektedir5
24
. Bu görüşe göre, ortaklık payının aynı zamanda
tasarruf işleminin konusu olabilecek niteliği haiz bir obje olması,
ilgili
ortak sıfatının kişi karakterli olması ya da tasarrufa ya da hacze elverişli
olması ile ilgili değildir. Buna göre obje kavramının belirlenmesi bu gibi
ön şartlara bağlı değildir. Buna karşılık tam tersi ise geçerlidir. Yani ancak
bir şeyin obje olarak nitelendirilmiş olması onu tasarrufa, cebri icraya ve
eğer mümkünse mirasa konu olmasına olanak tanır5
25
•
Ortak sıfatına ilişkin, ortaklardan her birinin ortaklık sözleşmesi
ile ortaklık ve diğer ortaklar ile bağlandığı ve bu sözleşmese! ilişkiden ve
kanundan doğan hak ile yükümlülüklerin tamamı şeklinde tanım yapan
bir görüşe göre, hak niteliğini haiz olan ortak sıfatının/ üyeliğin kendisi
değil, onun maddi sonucu/çıktısı olan ortaklık payıdır5
26
.
Yine başka bir görüş ortaklık payının hak olarak nitelendirilmesine
ilişkin olarak mal varlığının niteliğini ileri sürmüştür. Bu görüşe göre, mal
varlığı hem bir hak hem de bir hukuki ilişki olarak nitelendirilebiliyor
ise, ortaklık payının da hukuki ilişki olmasının yanında aynı zamanda
hak olarak da nitelendirilmesine kural olarak bir engel bulunmadığı ifade
edilmiştir5
27
• Ancak bir hukuki ilişki olarak mal varlığı; bir hukuki ilişki
olarak ortaklık payından tamamen farklılık arz etmektedir. Mal varlığı
daha somut ve güncellenen bir hukuki ilişki iken; ortaklık payı daha ge-
nel ve gizli bir hukuki ilişkidir5
28
.
523
Lutter, s. 101; MüKo-Schafer BGB § 705, Nr. 186.
5
:z.ıSchmidt, Gesellschaftsrecht, s. 563; Habersack, Mitgliedschaft, s. 63.
525
Schmidt, Gesellschaftsrecht, s. 563.
526
Fellmann/Müller, ORArt. 530, Nr. 557.
527
Habersack, Mitgliedschaft, s. 69.
528
Habersack, Mitgliedschaft, s. 70.
133 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
3) Görüşümüz
Ortaklık payı, ortak, ortaklık ve diğer ortaklar arasındaki iliş kiyi
somutlaştırması sebebiyle bir hukuki ilişkidir5
29
.
Adi ortaklık gibi hak
ehliyetine sahip olmayan kişi topluluklarında, hukuki ilişki ortaklar ara-
sında kurulmuştur5
30
. Bu anlamı ile ortaklar arasında kurulan bu hukuki
ilişki sözleşmeden kaynaklanan bir hukuki ilişki niteliğindedir5
31
• Ortak-
lık payı ayrıca, bir kişiye ortak olduğu ortaklığın sağladığı imkanlardan
(haklardan) faydalanma ve ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüklere
tabi olma sonuçlarını doğurur. Ortaklık payı bu anlamı ile ortak sıfatını
somutlaştırmaktadır5
32
.
Ortaklık payı ile ortak sıfatından kaynaklanan
hak ve yükümlülüklerin bütün olarak bir hukuki işleme konu edilmesi
mümkün olmaktadır5
33
.
Karmaşık bir hukuki ilişkinin ne zaman ve hangi kriterler kapsamın-
da hak olarak nitelendirileceği hususu doktrinde şu şekilde ifade edilmiş-
tir: Bir hukuki ilişkideki hukuki konum içinde yer alan sorumluluklar,
yükümlülükler ve borçlar, hukuki konumun özüne göre ikincil nitelikte
ise, ilgili hukuki konumun hak ile eş değer görülmesi mümkündür5
34
•
Ortaklık sözleşmesinin organizasyon sözleşmesi niteliği, birliğe mensu-
biyetin maddi çıktısı olan ortaklık payının niteliğinin belirlenmesinde
önem arz eder. Ortaklık yalnızca bir sözleşme değil aynı zamanda bir
organizasyondur.Diğer bir deyişle, bir kişinin ortaklık sözleşmesine taraf
olarak elde ettiği ortak konumu, hak ve borçların tesisi ile sınırlı olmayıp,
aynı zamanda bir ortaklığın parçası olarak ortaklığın iradesinin oluşumu-
na katılma yetkisini de vermektedir5
35
.
Doktrinde hakim fikir tarafından
sıradan bir
borçlar hukuku sözleşmesine taraf olmaktan kaynaklanan
529
Hukuki ilişki, birden fazla kişi arasında kurulan ve özel hukuka dair ilişki olarak tanım-
lanmaktadır. Bu yönde bkz. Lutter, s .97.
530
Lutter, s. 97; Demirkapı, s. 51.
531
Benzer yönde bkz. Demirkapı, s. 53.
532
Limited ortaklar için benzer yönde bkz. Demirkapı, s.60.
533
Demirkapı, s. 60.
534
Karl Larenz, Allgemeiner Teil des deutschen Bürgerlichen Rechts, 7. Auflage, Mün-
chen 1989 (Anılış: Allgemeiner Teil), s. 207; Habersack,
Mitgliedschaft, s. 75-76.
535
Joachim Goebel, Der Niessbrauch an Personengesellschaftsanteilen, Bertin 2004, s.
45-46.
134 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
pozisyon ve ortaklık sözleşmesine taraf olmaktan doğan konum arasında
temel farklılık olduğu kabul edilmektedir: Borçlar hukukundaki tipik
karşılıklı (mübadale) sözleşmelerden farklı olarak, ortak sıfatının bünye-
sinde sürekli bir şekillendirme/söz söyleme yetkisi bulunmaktadır5
36
• Söz
konusu bu şekillendirme yetkisi hem şahsın hukuku hem de eşya hukuk
unsurlarını ihtiva etmektedir. Eğer bir sözleşme kapsamında, yalnızca
hak ile borçlar değil; ayrıca organizasyonun kaderine ilişkin hususlarda
da söz hakkı veriliyorsa, bu halde sıradan borç sözleşmesine taraf olmak-
tan çok farklı bir durumun'Söz konusu olduğunun kabulü gerekir5
37
• Bu
durum tek başına ortaklık payının hak olarak nitelendirilmesi zorunlulu-
ğunu doğurmasa da, ortaklık payına bağlı olarak ortaklığı şekillendirme
yetkisinin, yine aynı zamanda hak olan mülkiyet ve fikri mülkiyet ile
benzerlik taşıdığının kabulünü gerektirir5
38
.
Yine ayrıca TBK'da açıkça düzenlenmese de BGB § 717'de açıkca
hüküm altına alınan, katılım ve koruyucu hakların ortaklık payından ay-
rılınasının mümkün olmaması, Türk hukuku bakımından da geçerlidir.
"Bölünme yasağı" adı verilen bu prensip sıradan bir borç ilişkisindeki
konum ile ortaklık payı arasındaki farkın ortaya konması bakımından
önemlidi Zira bu yasak, sıradan bir borç ilişkisindeki konum ile ortaklık
payı arasındaki farkın ortaya konması bakımından önemli bir niteliğe
sahiptir5
39
. Sıradan bir borç ilişkisinden doğan münferit haklar, borç
ilişkisinden bağımsız bir şekilde tasarruf işleminin konusu olabiliyor
iken, borç ilişkisinin kendisi devredilebilmesine rağmen bir yükle yü-
kümlendirilemez
5
4-0.
Sıradan borç ilişkilerine karakterini veren bireysel
elementler hukuki ilişkiden ayrı bir hak olarak ayrılabilir ve bu yüzden
ilgili hukuki ilişkinin kendisine ayrıca hak sıfatı tanınmasına gerek bulun-
536
Habersack, Mitgliedschaft,s. 78.
537
Habersack, Mitgliedschaft,s. 75-76. Tarihsel anlamda, von Gierke, ortaklığı bir kişi hu-
kuku altında ilişki olarak nitelendirmiş ve ortaklık sözleşmesini
deşahsın hukuku altında
birsözleşme olarak belirlemiştir.Gerçekten de ortaklık sözleşmesi
katılanlar arasında bir
bağlılığa sebep olur ve normal bir sözleşmeyi
aşan bir nitelikte taraflar arasında karşılık
güven ilişkisi kurar. Bu yönde bkz.Windbichler, s. 55.
531 Habersack, Mitgliedschaft,s. 75-76.
m Habersaclc, Mitgliedschaft,s. 75-76.
� Habersack, Mitgliedschaft, s.75-76.
>
Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı 135
mamaktadır. Buna rağmen ortaklığın şekillendirilmesindeki en önemli
elementler olan katılım ve koruyucu haklar ortaklık payından ayrı bir
şekilde işlemlere konu olamayacağı için, ortaklık payının bir bütün hak
olarak kabul edilmesi gereklı-5
41
.
Bunlarla birlikte bir şeyin hak olarak nitelendirilebilmesi için, hak-
kın sahibine öncelikli olarak bir hukuki durum kurması gerektiği ifade
edilmektedir5
42
• Ayrıca hak, sahibine ondan tasarruf edebilmek açısından
normatif anlamda bir fayda sağlamaktadır. Son olarak, hakka ilişkin ola-
rak tasarruf hakkına yalnızca belirli nitelikleri haiz kişiler sahiptir; dolayı-
sıyla bu anlamda hakkın olağanüstü nitelikte olduğu belirtilmektedir54
3
.
Ancak devredilebilirlik, hak olmanın bir gerekliliği değildiı-5
44
•
Ortaklık payı iktisap edildikten sonra, payı iktisap eden kişi ortak
sıfatını/üyeliği kazanmakla birlikte ayrıca ortaklıkta bir hukuki komım
da edinmektedir. Yine ortaklık payının devri ortağa kural olarak devir bir
satım sözleşmesi kapsamında söz konusu olacağı için bir fayda da sağ-
layacaktır. Benzer bir şekilde ortaklık payının bağışlanması halinde de;
bağışlayan ve bağışlanan bakımından normatif bir faydanın sağlandığının
kabulü gerekir. Özellikle bağışlanan, bir adi ortaklıktaki ortak sıfatını
iktisap ederek; adi ortaklık payından kaynaklanan hakların sahibi olur.
541 Larenz, Allgemeiner Teil, s. 219-220; Huber, Vermögensanteil, s. 351-352. Ortaksal
yetkilerin hak olarak nitelendirilememesi de ortak sıfatından ayn olarak devredileme-
mesinin dogmatik temellerini oluşturmaktadır. Bu şekilde, belirli hak sahipliği yetkileri
ortak sıfatından ayrı bir şekilde devre konu yapılamaz ve üçüncü kişiye bütün bir hak
olarak devredilir. Bu yüzden ortaksal yetkilerin özel hak olamayaşı, ortak sıfatının bü-
tün olarak bir hakolarak nitelendirilmesinin fonksiyonelliğini göstermektedir.Bu yönde
bkz. Hepp-Schwab, s. 80.
542
Gülşah Vardar-Harnarncıoğlu, Medeni Hukuk'ta Tasarruf İşlemi Kavramı, İstanbul
2014, s. 42, dn. 90.
543
Vardar -Harnarncıoğlu, s. 42, dn. 90.
544
Habersack, Mitgliedschaft, s. 81-82; aksi yönde bkz. Rudolph Sohın, Der Gegens-
tand,
Ein Grundbegriff des Bürgerlichen Gesetzbuches, Leipzig 1905, s. 62. Ortak
sıfatının devrinin ve bunun yanında rehnedilebilmesi ile intifa hakkına konu olmasının
kabulü, ortaksıfatının hak olarak sınıflandırılmasına sebep olduğu
yönünde ayrıca bkz.
Flume,
Allgemein, s. 127. Aynı zamanda belirtmek gerekir ki, ortaklık payının niteliği
ile devir objesi olması
birbirlerine paralel olmak zorunda değildir. Yani ortaksıfatının bir
hak
ya da bir hukuki ilişki olarak nitelendirilmesi onun devrin objesi olup olmayacağına
herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.
11
136 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
Son olarak, ortaklık payı üzerinde yalnızca ortaklık payına sahibi olması
sebebiyle ortak sıfatını haiz olan kişi tasarruf yetkisine sahiptir. Ayrıca
ortaklar arasındaki ve ortak ile ortaklık arasındaki ilişkilerin çokluğu, hu-
kuki ilişkinin ayrıca borçları da kapsamı sebebiyle bunların ayrı ayrı birer
hak olarak sınıflandırılamayacağı da şüpheden uzaktır5
45
•
Bu kapsamda
ortaklık payı da bir hak olarak nitelendirilmeye elverişlidir.
Ortaklık payının bünyesinde ortaksa! borçların da bulunması, or-
taklık payı gibi kompleks bir yapının hak olarak nitelendirilmesindeki en
büyük engel ve çelişki gibi görünmektedir5
46
. Ancak ortaklıklar hukuku-
na -özellikle sermaye ortaklıklarında- payın hak olaraknitelendirilmesi
547
yabancı değildir. Bu anlamda anonim ortaklıklar bakımından sermaye
taahhüdü ifa edildikten sonra kural olarak pay sahiplerinin başka bir
borcu olmayacağı söylenebilecek ise de limited ortaklıklar bakımından
durum böyle değildir. Limited ortaklıklarda da tıpkı adi ortaklıklarda
olduğu gibi sermaye taahhüdünün ifası dışında, ortaklık payına bağlı bir-
çok başka borç da bulunmaktadır. Ancak bu durum ortaklık payının hak
olarak nitelendirilmesine engel olmamıştır5
48
• Kaldı ki anonim ortaklıkta
da özellikle henüz sermaye borcunun tamamen ödenmediği çıplak paylar
üzerinde de rehin ve intifa gibi sınırlı ayni hakların tesisinin ve
ilgili pay-
ların haczinin mümkün olması, söz konusu paylar kapsamında borç yer
545
Flume, Allgemein, s. 127;Aynı yönde bkz. Wiedemann, Übertragung, s. 39.
546
Ortaklık hukuki ilişkisinden kaynaklanan borçların hak olan ortak sıfatının bir unsuru
olmadığı; zira yansıma sebebiyle bu borçların da diğer ortakların ortak sıfatından kay-
naklanan hakları olduğu; borçların hukuki ilişkinin hukuki konumu olarak ortaksıfatının
içeriğine ait olmadığı; borçların tüm hukuki ilişkinin içerisinde yer almalarına rağmen
hukuki konum içerisinde yer almadığı; bu durumun da karşılıklı ya da sürekli hukuki
ilişkiler gibi kompleks hukuki ilişkilerin varlığı ile çelişmediği; bu ilişkilerin kompleks
olmasının sebebinin yetki ve yükümlülüklerin çeşitli olması olduğu; yoksa hak ile hu-
kuki ilişki arasındaki bağlantıdan kaynaklanmadığı yönünde farklı bir yaklaşım için bkz.
Hepp-Schwab, s. 80.
5-4
7
Demirkapı, s. 60. Limited ortaklık payının hak ve yükümlülüklerden oluşan bir demet
olduğu ve bu anlamda bünyesinde yükümlülüklerin bulunmasına rağmen hak olarak ni-
telendirilmesine bir engel bulunmadığı yönünde bkz. Emine Develi-Ayverdi, Limited
Şirket Esas Sermaye Payının Rehni, İstanbul 2021, s.; Oğuz, Sefer, "Limited Ortaklık
Esas Sermaye Payı Devri", Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. ıv,S. 8,
s. 183- 203, s. 185.
S48 Demirkapı, s. 60.
►
Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı 137
alsa dahi hak olarak nitelendirildiğini göstermektedir5
49
• Söz konusu or-
taklıkların tüzel kişiliğe sahip olmaları da temelde tek başına ortaklık pa-
yının adi ortaklıklar açısından niteliğinin farklı bir biçimde saptanmasını
meşru kılamaz. Zira her ne kadar adi ortaklıksözleşmesinin organizasyon
unsurunun söz konusu bu ortaklıklara oranla daha az olduğu söylense
de
550
,
nihayetinde kişi birliği kuran
551 ve organizasyon unsurlarının da
yoğun olduğu adi ortaklıklar bakımından, benzer bir şekilde ortaklık
payının hak olarak nitelendirilmesi gerekir.
Bunlara ek olarak hak kavramı farklı anlamları bulunan bir kav-
ramdır5
52
.
Bu kapsamda hakkın yalnızca bütünlük içerisinde bir hukuki
konum oluşturduğu doğru değildir. Eşya üzerinde mülkiyet hakkı da
sahibine yeni haklar ya da muhtemel haklar doğuran kök hak niteliğine
sahiptir5
53
.
Bu kapsamda eşya üzerinde mülkiyet hakkı da bireysel hakla-
rın ve borçların toplamı olarak bir hukuki ilişki olarak nitelendirilebilir5
54
•
Hak olarak sınıflandırılmada belirleyici husus, hukuki konuma bağlı hak-
lar yükümlülük, borçlar ve sorumluluklar hukuki konumun özüne, yani
hukuki güce münhasıran tahsis edilmiş olması, ikincil nitelikte önemi
haiz olmasıdır5
55
.
5-4
9 Anonim ortaklık payının da -sermaye borcunun tamamen ödenip ödenmemiş olmasına
göre bir aynın yapılmadan- hak teşkil ettiği yönünde bkz. Abuzer Kendigelen,
Anonim
Ortaklık Payı Üzerinde İntifa Hakkı,
İstanbul 1994 (Anılış: İntifa), s. 59. Anonim
ortaklık çıplak payının yine sermaye borcunun ödenip ödenmemiş olmasına göre her-
hangi aynın yapılmadan hak rehni şeklinde rehnedilebileceği yönünde bkz. Göksoy, s.
79 vd.; Aslı Makaracı Başak,
Taşınır Rehni Sözleşmesi, İstanbul 2014, s. 48; Mehmet
Serkan Ergü.ne,"Anonim Şirket Payı Üzerinde Rehin Hakkı Kurulması", İÜHFM, C.74, S.
2, 2016, s. 739-755, s. 744.
sso Bkz. Doğanay; s.21 vd..; Barlas, s. 66; Yavuz/Acar/Özen, s.1512. Organizasyon ve borç
sözleşmesi yönlerinin eş değerde olduğu yönünde bkz. Hatemi/Serozan/ Arpacı,
Özel
Bölüm,
s. 578; Baştuğ, Mahiyet, s. 8; Şener, Adi Ortaklık, s. 119; Fellmann/Müller,
OR Vor.
Art. 530-531, Nr. 9; von Steiger, s. 272; Kraft/Kreutz, s. 100 vd..
ssı Baştuğ,
Mahiyet, s.8.
ssı Huber, Vermögensanteil, s.164.
m Wiedemann,
Übertragung, s. 39.
™ Larenz, Allgemeiner Teil, s. 199.
ilS Larenz, Allgemeiner TeU, s. 207.
138 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
Ayrıca ortakların, üçüncü kişi olan alacaklılara karşı borçları da bu
tartışmanın dışında bırakılması gerekir. Zira bu borçlar, ortaklık payı
hukuki ilişkisinin bir parçası değildir ve ortağın ortak sıfatından kaynak-
lanan bir borcu değildir5
56
.
Benzer durum aynı zamanda ortak sıfatının hak olmaması için ileri
sürülebilecek sadakat ve özen yükümlülüğü ile katılım payı getirme yü-
kümlülüğü bakımından da geçerlidir. Yani sadakat ve özen yükümlülü
�
de ortaklık payının hak olarak nitelendirilmesine engel değildir5
57
• Ilk
olarak ifade edilmelidir ki sadakat ve özen yükümlülüğü, müşterek men-
faatin sağlanması adına diğer ortakların korunmaya değer menfaatlerinin
korunması için öngörülen bir yükümlülüktür. Bu kapsamda bu yükümlü-
lükler ortaklık faaliyetleri kapsamında ortaklar arasındaki birlikte hareket
etme zorunluluğu nedeniyle, söz konusu olan ortak ile zorunlu olarak
bağlantılı olan diğer ortakların yasal alanını etkilememek için bir denge
oluştururlar. Bu nedenle sadakat ve özen yükümlülüğü, ortaklık payı bi-
rincil unsur olacak şekilde ortak sıfatına yardımcıdır, sadakat ve bağlılık
yükümlülüğü ise ikincildir ve işlevsel olarak hak ile bağlantılı tehlikelere
yöneliktir5
58
•
Yine ortakların ortaklığa katılım payı getirme borçları ise, normal bir
borç ilişkisindeki ifa yükümlülüğünden farklıdır
559
. Zira ortaklardan her
biri diğer ortaklardan bir karşı edim edinmek uğruna katılım payı ödemek
borcu altına girmemektedir. Yani diğer ortakların getirecekleri katılım
payı, ortağın getirdiği katılım payının karşı edimi ve bununla birlikte or-
takların ortaklıktan alacakları kazanç payı da bu anlamda "karşılık/ivaz"
556
Habersack, Mitgliedschaft, s. 93-94.
557
Habersack, Mitgliedschaft, s. 93-94.
558
Habersack, Mitgliedschaft, s. 95-96i Goebel, s. 49.
559
Benzer yönde bkz. Barlas, s. 66. Bu anlamda ayrıca bkz. Yarg. 3. HD., T. 10.09.2019,
E. 2018/7194, K. 2019/6457i "Ortaklık sözleşmesinde, karşılıklı borç yükleyen (satış veya
kira gibi) sözleşmelerde olduğu gibi BK'nın 81 inci (TBK'nın 97 nci) maddesi
uyarınca
1 bir
akidin borcunu yerine getirmemesi halinde öbürünün de borcunu yerine getirmekten kaçın-
ması söz konusu edilemez. Bir tarafın katılım payı koyma borcunu yerine getirmekten ka-
çınması diğer tarafa
ancak, BK'nın 535 inci maddesinin yedinci fıkrası (TBK'nın 639 uncu
maddesinin yedinci fıkrası) uyarınca ortaklığın haklı sebeple feshini isteme hakkını verir ve
ortaklık mahkeme kararı ile ortadan kalkar." (Kazancı İçtihat Bankası, ET: 11.O1 .2022).
Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı 139
niteliğinde değildiı- 5
60
.
Her bir ortak tarafından yapılan kazandırmanın
sebebini diğer ortaklardan bir alacak hakkı elde etmek ( causa credendi)
değil, ortak amacın gerçekleştirilmesi için diğer ortaklar ile edimlerini
birleştirmektir ( causa societatis)
561
.
Katılım payı hem ortaklığın kurulına-
sı için zorunludur hem de temelde ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan
ortaklık amacının yerine getirilmesi için öngörülmektediı- 5
62
• Katılım
payı getirme yükümlülüğü, birliğin organizasyonunun kurulması için de
gereklidir. Bu kapsamda ortaklar tarafından getirilecek olan katılım payı,
ortaklığı birlikte tasarlamak için büyük bir öneme sahiptir. Bu anlamda
söz konusu katılım payının ortaklığın organizasyonundan bağımsız bir
değeri bulunmaz. Diğer bir deyişle, katılım payı ortaklık organizasyonu-
nun iç ilişkisine yöneliktir. Ortaklık borçlarından katılım payı getirme
borcu, ortaksa! hukuki ilişkiden kaynaklanan ve karşılıklı (mübadale)
sözleşmelerdeki mal varlıksal ifa yükümlülükleri ile aynı olmadığı için
katılım payını ifa etmemek bakımından ortaklıktan çıkarılma gibi kişisel
yaptırımlar söz konusu olur. Eğer ortaklık saf bir borç ilişkisinden çok
bir organizasyon olarak görülüyorsa, katılım payı borcu kapsamında da
ortağın sahip olduğu hakların yükümlülüklerine oranla daha ön planda
olduğunun kabul edilmesi icap edeı-5
63
.
Ek olarak belirtilmelidir ki temelde adi ortaklık ortağı ile limited
ortaklık ortağının menfaatleri birbirine benzerdir. Her ikisi de ortaklık
payının değişim değerini tahakkuk ettirmek ister. Ancak bu değerleme
ortağın çıkması sonucunda ona verilen bedel üzerinden değil; ortağın
ortak sıfatını devren bir üçüncü kişiye devrettiğinde elde edeceği gelirdir.
Bununla birlikte diğer ortakların da ortaklıkta istemedikleri birinin ortak
olmaması bakımından korunmaya değer menfaatleri bulunmaktadır. Bu
kapsamda limited ortaklıklarda genel kurul onayı; adi ortaklıkta da diğer
560
Barlas, s. 66-67.
561
Fellmann/Müller, ORArt. 530, Nr. 70; Doğanay, s. 25; Fahiman Tekil, Şirketler Huku-
ku,
İstanbul 1981; Hatemi/Serozan/Arpacı, Özel Bölüm, s.577; Barlas, s. 66-67; s. 26;
Peksöz,
Adi Ortaklık İlişkileri, s. 22.
562
Habersack, Mitgliedschaft, s. 96-97; Goebel, s. 50.
563
Habersack, Mitgliedschaft, 98 vd.; Goebel, s. 50.
140 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payımrı Dtvrı
ortakların onay şartı da diğer ortakların bu menfaatine hizmet etmekte-
clir564_
Yine karşı çıkanların ifade ettiği ve adi ortaklıktaki ortaklık payının
yalnızca bir sözleşmedeki taraf konumu olduğuna ilişkin ifade, aynı şekil-
de limited ortaklık payı için de geçerlidir. Zira limited ortaklık da kurucu
ortakların yaptıkları bir sözleşmeye dayanır. Bu hukuki ilişki de her ne
kadar hak ve borçların doğmasına neden olsa da aynı zamanda limited
ortaklık payının hak olarak nitelendirilmesine engel olmamış tıı-5
65
• Söz
konusu bu tasnif, bir ortaklık sözleşmesine katılmak sonucunda elde edi-
len konumun, sıradan bir borç sözleşmesine taraf olmaktan kaynaklanan
konumdan farklı olduğu anlayışına dayanmaktadır. Daha önce de belirtil-
diği üzere, ortaklık sözleşmesi bir organizasyon sözleşmesi olarak, hakları
doğurmaktan öte bir birliğin kurulmasına da vesile olur. Bu yüzden söz
konusu organizasyon içerisindeki pozisyonun kendisi -diğer borç ilişkile-
rinden farklı olarak- bağımsız bir tasarruf objesi diğer bir deyişle haktır5
66
•
Limited ortaklık ile adi ortaklık arasında yapılan bu karşılaştırma
bakımından, limited ortaklığın tüzel kişiliği haiz olmasına rağmen adi or-
taklığın tüzel kişiliğinin olmamasından ötürü, her iki ortaklığa farklı ktı-
ralların uygulanması gerektiği itirazı da gündeme gelebilir. Eğer limited
ortaklıkta söz konusu olan huktıki ilişki yalnızca ortak ve ortaklık arasın-
da bir ilişki olsaydı; bu durumda limited ortaklık sözleşmesinin yalnızca
ortak ve diğer ortaklar arasında ilişki ktıran adi ortaklık sözleşmesinden
farklı etkiler doğurduğu söylenebilirdi
567
. Ancak limited ortaklık sözleş-
mesinin tesis ettiği ilişki, yalnızca ortak ve ortaklık arasındaki bir ilişki-
den ibaret değildir. Aynı zamanda ortak ve diğer ortaklar arasında da bir
ilişki de oluşmaktadır. Bu durum kendisini ortakların, limited ortaklıkta
ortak sıfatına sahip oldukları için muhatap oldukları rekabet yasağında da
gösterir5
68
• Ayrıca tüzel kişiliğe sahip olmama niteliği de ortaklığa katılı-
564
Söring, s. 120.
565
Limited ortaklık payının hem hak hem de yükümlülük içermesine rağmen hak olarak
nitelendirilmesine yönelik olarak bkz. Develi-Aydoğdu, s. 20-21.
566
Lutter, s. 98; Huber, Vermögensanteil, s. 352-353.
567
Söring, s. 121.
568
Söring, s. 121.
-
Pay Devri Açısmdarı Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı 141
mın devredilebilir bir hak olmadığını göstermez. Tüzel kişiliği haiz obn
derneklerin ortak sıfatı devredilemezken; tüzel kişiliği olmayan
mir.ıs
ortaklığındaki pay devredilebilir niteliktedir. Bunlardan da anla.ştlabile-
ceği üzere, devredilebilir bir hak nitelendirmesi bakımından tüzel kişilik
herhangi bir fark doğurmamaktadır5
69
.
Sonuç olarak, ortak sıfatından kaynaklanan hakların/yetlc:ilerin
ortak sıfatın kaynaklanan borçlara/yükümlülüklere göre baskın olması
nedeniyle de ortaklıklar hukuku bakımından ortak sıfatı hem bir huk:nki
ilişki olarak hem de bir hak olarak nitelendirilmelidir5
70
. Belirtilmelidir ki
bu tespit zaten İcra ve İflas Kanunu bakımından kabul edilmektedir. Bu
anlamda daha önce ifade edildiği üzere, TBK'nın 639. maddesinde geçen
"tasfiyedeki pay" kavramı teknik anlamında kullanılmamış olup, ilgili hü-
kümde geçen kavram aslında "ortaklık payıdır': İİK'nın 94. maddesinde
geçen "hisse" de ortaklıktaki pay şeklinde anlaşılması gerekmekte olup,
haciz ortaklık payının kendisine yöneltilir. Bu kapsamda bir hukuki
ilişki-
nin
icraya konu olması mümkün değildir. Eğer İİK ortaklık payının hac-
zini düzenlemekteyse,en azından icra ve iflas hukuku anlamında ortaklık
payının hak olarak nitelendirildiğinin ifade edilmesi gerekmektedlı-5
71
•
4) Ortaklık Payının Haklar Kategorisindeki Yeri
Yukarıda ortaklık payının hak olarak nitelendirilmesi gerektiği ifade
edilmişti. Ortaklık payının hak olarak nitelendirilmesinden sonra, ilgili
hakkın niteliğinin de tespiti zorunludur. Türk hukukunda haklar temel-
de, para ile ölçülen bir değerinin bulunup bulunmaması yani mal varlığı
mı yoksa şahıs varlığı hakkı mı, ileri sürülebileceği çevre açısından yani
mutlak mı nispi mi ve sağladıkları olanaklara ve yetkilere göre bir aynına
569 so··rı•ng, s. 121.
570
Habersack, Mitgliedschaft, s.98;Wiedemann, Übertragung, s. 39; Schmidt, Gesells-
chaftsrecht,
s. 549-550; Flume, Allgemein, s.125 vd.; Lutter,s.99vd..Türk hukukunda
ortaklıkları hukuku kapsamında ortaksıfatının hem bir hukukl ilişkihemde birsübjektif
hak olarak nitelendirildiği yönünde ayrıca bkz. Nomer,
Sadakat, s. 49; Yongalık, Actio
Pro Socio,
s. 7.
571
Alınan hukuku açısından benzer yönde bkz. Goebel, s.S1.Adi ortaklık payının haczedi-
lebilirliğine ilişkin olarak ayrı bkz. aşa. 2. Bölüm,
il, C, 8, d, 3).
142 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
tabi tutulur5n. Bu kapsamda, adi ortaklık payının niteliğinin de yukarıda
verilen kriterlerin herhangi birine uygun düşüp düşmediğinin; düşüyor
ise hangisinin bünyesine uygun düştüğünün tespiti gerekmektedir.
Doktrinde ortaklık payını (ortak sıfatı ile ortaklık payını eş gören
yazarlar bakımından ortak sıfatı) hak olarak nitelendiren yazarlar çoğu
zaman hakkın niteliğine ilişkin yüzeysel bir açıklama yapmış; haklar sı-
nıflandırmasında ortaklık payının nereye konulması gerektiğini net bir
şekilde belirlememiştir.
Bir görüş ortaklık payının kök hak niteliğinde bir hak olduğunu,
klasik bir alacak hakkından farklı olduğunu bu anlamda ortak sıfatının
kendine özgü
(sui generis) bir hak olarak tanımlanması gerektiğini ifade
etmiştir5
73
• Bir başka görüşe göre, ortaklık payı kişi ve mal varlıksal olmak
üzere çift karakterli bir haktır5
74
. Yine bu görüşe göre, gerçekten de ortak-
lık payı bir hak olarak, bir eşya üzerindeki hak ya da bir alacak üzerindeki
haktaki duruma benzer değildir. Ortaklık payı hukuki ilişki kümesi şahıs
ortaklıklarında bile şahıs ve eşya hukuku karakterli bir hak olduğunun
söylenmesi kaçınılmazdır5
75
• Bu görüş ortaksa!hakları, eşya hukuku, fikri
mülkiyet hukuku haklarından ve taleplerinden açık bir şekilde ayrışan
ayrı bir grup hak olarak görmektedir5
76
. Bu hususta ileri sürülen bir diğer
görüş, ortaklık payını eşya benzeri bir değer hakkı olarak nitelendirmek-
tedir
577
• Hakkın niteliğine ilişkin olarak ileri sürülen son görüş, ortaklık
payının bir mal varlığı hakkı olduğu yönündedir5
78
•
572
Daha fazla ayrım ve detaylı bilgi için bkz. Oğuzman/Barlas, s. 149 vd.; Rona Serozan,
Medeni Hukuk, Genel Bölüm/Kişiler Hukuku, 7. Baskı, İstanbul 2017, (Anılış: Me-
deni Hukuk), s.
211 vd..
573
Habersack, Mitgliedschaft, s. 99.
574
Wiedemann, Übertragung, 39; Flume, s. 127.
575
Flume, Allgemein, s. 127; Aynı yönde bkz. Wiedemann, Übertragung, s. 39.
576
Wiedemann, Übertragung, s. 40.
m Huber, Vermögensanteil,s.164.
578
Felmann/Müller, OR Art. 530, Nr. 563. Ortaklık payı, ortakların diğer ortakların rıza-
sına almak şartıyla, tıpkı devri sınırlandırılmış limited ortaklık paylarında olduğu gibi,
alacağın temliki ile devre konu olabilen mal varlıksal bir haktır. Bkz. Huber,
Vermögen-
santeil,
s. 349 vd..
Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı 143
Ortaklık payının, bir hak olarak tipik haklar olan ayni haklar, alacak
hakları gibi haklar ile karşılaştırıldığında aralarında çıkan açık nitelik.
farklılıkları sebebiyle, bunlardan herhangi birinin albnda smıfland.ınl-
ması mümkün gözükmemektedir5
79
•
İlk olarak ortaklık payının, para ile
değerlendirilebilen bir hak olması sebebiye mal varlığı hakkı olduğunu
ifade etmek gerekir. Fakat ortaklık payı, mal varlığı haklan bakımından
gösterilen, alacak, mülkiyet, fikri ve yenilik doğuran hakların hiçbiri ile
özdeş değildiı-5
80
.
Zira mülkiyet hakkının söz konusu olabilmesi için üze-
rinde hakimiyet kurulabilen bir eşyanın varlığı şart iken; ortaklık payı bir
hak olarak herhangi hakimiyet kurulabilen bir eşyayı konu almaz
581
• Bu
yüzden ortaklık payı eşya üzerindeki mülkiyet hakkından farklıdır. Or-
taklık payı ile alacak hakkı arasındaki ilişki, her ikisi de borç ilişkisinden
kaynaklanması sebebiyle, daha sıkıdır vefakat alacakhakkı ortaklık payın-
dan farklı olarak yalnızca bir sözleşmeye dayanarak değil; aynı zamanda
haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme gibi diğer borcun kaynaklarından da
doğabilir5
82
•
Ortaklık payının bünyesinde yükümlülüklerin de olması, dar
anlamda borç ilişkisinden ortaya çıkan alacak hakkından farklı olduğunu
göstermektedir.
Yine ortaklık payı aynı zamanda ortak bakımından bir statü doğur-
duğu için, ortaklık payının şahıs varlığı hakkı şeklinde de nitelendirilmesi
mümkündür. Ortaklık payının sağladıkları olanaklara ve yetkilere göre,
üyelik hakları başlığı altında sayılabileceği akla gelebilir5
83
• Üyelik hakla-
rı, ortaklık veya dernek gibi şahıs birliklerinde, üyeliği sağladığı katılma
ve yararlanma hakları olarak tanımlanır5
84
.
Ancak ortaklık payı ortaksa!
hakların kaynağı olarak kanaatimizce üyelik hakları başlığı altında da
sınıflandırılamaz. Ortaklık payından kaynaklanan ortaksal hakların ise,
üyelik hakları altında tasnif edilmesi mümkündür.
579
Benzer yönde bkz. Habersack, Mitgliedschaft,s.98 vd; Demirkapı, s.58.
580
Demirkapı, s. 58. Bu kapsamda anonim ortaklık paylarına ilişkin pay senetleri bakımın-
dan açıklamalar için bkz yine Demirkapı, s.
58.
581
Limited ortaklık payı bakımından benzer yönde bkı. Demirkapı, s. 58.
582
Demirkapı, s. 58.
583
Üyelik haklarına ilişkin olarak bkz. Seroıan, Medeni Hukuk, s. 229.
584
Serozan, Medeni Hukuk, s. 229.
144 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Dtvri
Bu kapsamda ifade edilmelidir ki, ortaklık payı, kendine özgü (sui
generis) bir haktır. Hem şahıs hem de mal varlığına ilişkin bir hak olarak
nitelendirilebilecek ortaklık payı, bağımsız bir haktır. Nasıl ki bir ale-
lalade borç sözleşmesine taraf olmak sebebiyle bağımsız nitelikte bir ala-
cak hakkı doğuyor ise, ortaklık payı da ortaklık sözleşmesine taraf olmak
ile bağımsız bir şekilde doğmaktadır. Bununla birlikte, ortaklık payından
kaynaklanan katılım ve yönetim hakları ile mal varlıksal haklar ortaklık
payına bağlı haklardandır. Bu hakların bir kısmı, ortaklık payından ba-
ğımsız bir şekilde tasarruf edilebilirken; diğer kısmı edilemez.
d. Özellikleri
1) Bütünlük
Doktrinde ortaklık payının bir bütün oluşturduğu ve bu bütünlüğün
ortak sıfatı ortadan kalkıncaya kadar korunması gerektiği ifade edilmek-
tedir.
585
Bütünlük ilkesinin ise iki ayağının bulunduğu ifade edilmektedir:
İlk olarak, her ortağın tek bir payının olması gerekir, yani bir ortağın bir-
den fazla payı olamaz. İkinci olarak, ortaklar kendi hukuksal statülerinin
belli bir kısmını başkasına devredemezler5
86
.
Şüphesiz bu sonuncu husus
özellikle yönetim ve katılım hakları bakımından geçerlidir5
87
.
Her ne kadar ortaklık payının tek olmasına ilişkin bu prensip, or-
tak sıfatı bakımından geçerli ise de, ortaklık payı bakımından yukarıda
da
açıklandığı üzere
588
-
en azından ortaklığın kurulmasından sonraki
585
Türkmen, s. 43.
586
Mathias Habersack/Carsten Seha.fer, Das Recht der OHG, § 105 his 160 HGB De
Gruyter Kommentar, 2. neu bearbeitete Auflage, Berlin/Boston 2019, HGB § 105, Nr.
72. Farklı açıklamalarla benzer yönde bk. MüKoHGB-Schmidt, HGB § 105, Nr.75.Ay-
rıca bütünlük ilkesi bir şahıs ortaklığının kendi paylarını iktisap etmesini de yasaklamak-
tadır. Jan Lieder,
Handelgesetzbuch Kommentar, hrsg. Hartmut Oetker, München
2021, HGB
§ 105, Nr. 40.
587
Hans Gummert, Münchener Handbuch des Gesellschaftsrechts, Band I, Gum-
mert/Weipert, BGB Gesellschaft, OHG, PartG, FWIV, 5. Auflage, München 2019,
(Anılış: MHdB GesRI), § 16, Nr. 1.
588
Bkz. yuk. 1. Bölüm, II, C.Aksi yönde bkz. Handschin/Vonzun, ORArt 530, Nr. 175. Bu
görüşe göre, ortaklık payı tek bir haktır; tüzel kişilerin katılım haklarından farklı olarak,
►
Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Orta/clıkla Pay Kavramı 145
süreçler bakımından- geçerlilik arz etmemektedir. Bu kapsamda o�ttıklık
payının tek olması gerektiğine ilişkin bu fikre katılmak mümlcün değildir.
Gerçekten adi ortaklığın şahıs unsurunun ön planda olması
ve sözleş-
mesel niteliği sebebiyle, ortak mevkii ve aynı zamanda söz.leşmesel bir
konum olan ortak sıfatının tek olması esas ve zorunludur. Buna karşılık
iç ilişkide gündeme gelecek ortaklık payının tekliği zorunluluk arz etme-
mektedir. Adi ortaklık gibi ortakların dış ilişkide sorumluluğunun sınır-
sız ve müteselsil olduğu bir ortaklık yapısında iç ilişkide ortaklık payının
birden fazla olabilmesi ya da olamaması ortaklık alacaklıklarını herhangi
bir şekilde etkilemesi mümkün değildir. Ayrıca sözleşme özgürlüğünün
çoğu yerde hakim olduğu adi ortaklıklarda, ortakların ortaklık payını
birden fazla olarak şekillendirmesine bir engel de bulunmamaktadıı589.
Bu kabul, adi ortaklığın kişi karakterine de daha uygundur. Bu kapsamda
ortaklık payı-ortak sıfatı arasındaki ayrım ve ortak sıfatın tek olması zo-
runluluğuna rağmen, ortaklık payının birden fazla olması ve bu anlamda
ortaklardan birinin ortaklık payını devretmek istemesi halinde, diğer or-
takların ortaklık payını devralmak istemesi daha fazla mümkün olacaktır.
Bunun sonucu da ortak çevresinin yabancılaşmasının gündeme gelme
ihtimalinin azalması ve taraflar arasındaki güven ilişkisinin değişmemesi-
dir. Son olarak eklemek gerekir ki, ortaklardan birinin payını bir üçüncü
kişi devretmesi ile diğer bir ortağa devretmesi arasında ve bir üçüncü kişi-
nin iki ortağın ortaklık paylarını devralması ile
iki ortağın ortaklık payını
iki farklı üçüncü kişi tarafından devralınması arasında, özellikle iç ilişki
bakımından bir ayrımı gerektirecek bir husus söz konusu değildir.
Adi ortaklık payının bütün olmasının kendisini asıl gösterdiği nokta,
ilgili payların bölünerek belli bir kısmının başkasına devrinin mümkün
olmamasıdır5
90
•
Şüphesiz bu husus, özellikle katılım ve yönetim haklan
bir ortak yalnızca bir ortaklık payına sahipolabilir. Ortaklar arasında yapılmış olan farklı
anlaşmalar, bazı ortakların birden fazla ortaklık payına sahip olduğu anlamına gelmez;
bu sadece katılım ve mal varlıksal haklara ilişkin farklı düzenlemeler yapıldığını gösterir.
Ortaklıksözleşmesi
ile ortaklardan birinin daha fazla oyya da malvarlığı hakkı alabilece-
ği kararlaştırılabiliryinesöz gelimi budurumu ortaklardan birinin payını bir diğer ortağa
devri halinde de söz konusu olabilir.
589
Detaylı açıklamalar için bkz. yuk. 1. Bölüm, II, C.
590
Habersack/Schafer, HGB § 105, Nr.72.
--
146 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
bakımından geçerlidir5
91
.
Bu kapsamda temel prensip, ortaklık payının
bölünmemesi, bir bütün olmasıdır. Ancak doktrindeki hakim fikir, bu te-
mel prensibe bir istisna tanımaksızın ya da ilgili prensibi göz ardı ederek,
ortaklık payının kısmen devredilebileceğini ifade etmektedir. Bu husus
detaylı bir şekilde aşağıda irdelenecektir5
92
.
2) Tasarruf İşlemlerine Konu Olabilmesi
a) Genel Açıklamalar
Daha önce de ifade edildiği üzere, adi ortaklık payının hak olabil-
mesinin sebebi olarak doktrinde payın tasarruf işlemine konu olabilmesi
gösterilmektedir5
93
• Buna karşılık bir başka görüş, tasarruf işlemine konu
olmak ile hakkın doğrudan bir bağlantısının olmadığını; tasarruf işlemi-
ne konu olmak açısından hak niteliğinin bir gereklilik olmadığını ifade
etmektedir5
94
.
Kanaatimizce adi ortaklık payının tasarruf işlemine konu olabilme-
si, hak olarak nitelendirilmesinin sebeplerinden biri değildir. Zira hak ve
tasarruf edilebilmek arasında her zaman pozitif anlamda bir korelasyon
bulunması zorunlu değildir. Belirli bazı haklar üzerinde tasarruf edilmesi
mümkün değil iken
595
;
hak niteliğine sahip olmayıp da tasarruf konusu
olan şeyler de bulunmaktadır. Bir hukuki ilişki olan sözleşmenin devri
buna örnek olarak gösterilebilir. (TBK m. 205). Bununla birlikte, adi
ortaklık payı hak olarak değil de yalnızca taraflar arasında bir hukuki
ilişki olarak nitelendirilse de, payın tasarruf işlemine konu olabileceği
özelliğinde herhangi bir değişiklik meydana gelmeyecektir. Zira Kanun
tarafından ortaklık payının devredilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu anlamda TBK'nın 632. maddesi ortaklık payının niteliğinden bağım-
591
Gummert, MHdB GesRI, § 16, Nr.1.
592
Bkz. aşa. 3. Bölüm, I, C, 7.
593
Flume, Allgemein, s.127.
594
Zobl, Aenderungen, s. 136 vd. Devredilebilirliğin hakkın niteliği olmadığı yönünde ay-
nca bkz. Habersack,
Mitgliedschaft, s.81-82
595
Örnek olarak kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan bo şanma, nafaka, oturma hakkı gibi hak-
lar gösterilebilir.
Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı 147
sız olarak ortaklık payının tasarruf işlemine konu olabileceğini ortaya
koymak adına tek başına yeterlidir5
96
. Ortaklar, ortaklık haklarını ya da
ortaklık mal varlığı üzerindeki paylarını devretmemekte ve fakat ortaklık
payını devrederek, dolaylı yoldan ortaklık hakları ile ortaklık mal varlığı
üzerindeki paylarını devretmektedir.
Pay üzerinde tasarruflardan biri olan devir çalışma kapsamında
detaylı olarak inceleneceği üzere; bu başlık altında yalnızca adi ortaklık
payının rehnedilebilmesi ve intifa hakkına konu olınası hususları irdele-
necektir.
b) Adi Ortaklık Payının Rehnedilebilmesi
TMK'nın 954. maddesine göre, hak ve alacaklar üzerinde rehin hak-
kı kurulabilmesi mümkündür. Hak veya alacak üzerinde rehin hakkı tesis
edildiğinde, rehinli alacaklı alacağını, üzerinde rehin hakkı tesis edilmiş
hakkın ya da alacağın paraya çevrilmesiyle elde etme imkanına sahip
olur5
97
• TMK'nın 954. maddesinin 2. fıkrasına göre, aksine hüküm yoksa
ve bünyesine uygun olduğu oranda, hak ve alacak rehnine teslime bağlı
rehnin hükümleri uygulanacaktır5
98
.
Yine TMK'nın 954. maddesinin 1.
fıkrası; "üzerinde rehin hakkı kurulabilecek hak ve alacakları bağımsız ola-
rak devredilebilir olan ve para ile değerlendirilmesi mümkün olan hak ile ala-
caklardır." şeklindedir. Kanun'da hak ile alacaklar açısından rehin hakkı
tesisinin bu şekilde sınırlandırılmasınınsebebi, rehinli alacaklının, borçlu
borcunu ödemediğinde, alacağını elde edebilınesi için, paraya çevrilebilir
niteliği haiz bir teminatın var olmasıdır5
99
.
Devredilebilir niteliği haiz olan adi ortaklık payı haczedilebileceği
gibi rehnin konusunu da oluşturabilir
600
• Kıymetli evrak niteliğinde bir
596
Aksi yönde bkz. Soergel/Hadding/ KieBling § 705 BGB, Nr. 46. Bu görüşe göre, ortak-
lık hak ve borçlarını toplamı olan ortak sıfatı (ortaklık payı) ve bundan doğan münferit
haklar üzerinde kural olarak tasarruf mümkün değildir.
597
Oğuzman/Seliçi/Oktay-Özdemir, Eşya, s.1198- 1199.
598
Taşınır rehninin konusunun taşınır eşya ve hakkın teşkil edeceği ve taşınır rehnine ilişkin
genel olarak bkz. Makaracı-Başak, s. 32.
599
Oğuzman/Seliçi/Oktay-Özdemir, Eşya, s. 1199.
600
MüKo-Schafer, § 719 BGB, Nr. 23. Aksi yönde bkz. Soergel/Hadding/ Kie8ling § 717
.....
148 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
senede bağlanmamış alacakların üzerinde rehin kurulması için, yazılı bir
rehin sözleşmesi ve varsa borç senedinin teslimi gerekmektedir (TMK rn.
955/1). Kanun'da öngörülmüş olan yazılı şekil şartı geçerlilik şarbdır'°
1
Ortaklık payının devri mümkün olduğundan, aksi yönde görüşler
bulunsa da
602
, kural olarak ortaklık payının rehne konu olması da müm-
kündür
603
• Bu durum, ortakların ortaklık payından ayrı bir şekilde dev-
redilebilen ortaklık ilişkisinden doğan ortaksa! hakların rehnedilmesi ile
karıştırılmamalıdır. Payın rehninden farklı olarak bu süreç, mevcut mal
varlığı haklarına ulaşımı sağlar ve ilgili hakların rehin sırasında var olma-
sını şart koşar
604
.
Ortaklık payının geçerli bir şekilde rehnedilebilmesi, TMK'nın yu-
karıda yer verilen ilgili hüküm kapsamında onun devredilebilir olmasına
bağlıdır
605
. Ortaklık payının rehnine ortaklık sözleşmesinde genel olarak
bir izin verilebilir
606
; ancak eğer böyle bir izin yok ise, rehnin tesisi için,
diğer ortakların onayı gerekmektedir. Adi ortaklık payına yönelik piya-
sadaki az ilgi sebebiyle, kural olarak alıcının, ortaklık payı üzerinde yer
alan değeri para çevirebilmesi için, payın rehni ile birlikte öncelikli olarak
BGB, Nr. 18a. Yine ortak sıfatının yalnızca bir hukuki statü teşkil etmesi nedeniyle reh-
nedilemeyeceği yönünde İsviçre hukukunda ileri sürülen bir görüş için bkz. Karl Oftin-
ger/Rolf Ba.r
1 Zürcher Kommentar, Kommentar zum Schweizerischen Zivilgesetz-
buch, Band IV/2c: Das Sachenrecht, Die beschrankten dinglichen Rechte, Das
Fahrnispfand, Art. 884-918 ZGB, 3. Auflage, Zürich 1981, Art. 889, Nr. 45 vd..
601
Oğuzman/ Seliçi/Oktay-Özdemir, Eşya, s. 1201.
602
Soergel/Hadding/ KieGling 1 § 717 BGB 1 Nr. 17; Hadding 1 Kreditsicherheit
1 s. 40-43.
603
MüKoHGB-Schmidt, HGB § 105, Nr. 225; Erman/Westermann, § 717 BGB, Nr. 10;
BeckOK BGB/Schöne, BGB
§ 717 Nr. 26; Herbert Wiedemann, Gesellschaftsre-
cht Band II: Recht der Personengesellschaften, München 2004 (GesR II)
1 s. 448;
MüKo-Schafer,
§ 719 BGB
1 Nr. 51.
604
MüKoHGB-Schmidt, HGB § 105, Nr. 225; Soergel/Hadding/Kiefiling, § 717 BGB, Nr.
17; Erman/Westermann,
§ 717 BGB, Nr. 10.
605
Otto Palandt/Hartmut Wicke, Bürgerliches Gesetzbuch, §§ 1204-1296 BGB bear-
beitet von Hartmut Wicke,
80. Auflage, München 2021 (Anılış: Palandt/Wicke), §
1274 BGB, Nr. 6.
606
Wiedemann, Übertragung, s. 423; MüKoHGB-Schmidt, HGB § 105, Nr. 225; Wiede-
mann GesR
il, s. 449; rehne iüşkin açık onayın verilmesi yönünde bkz. Flume, Allge-
mein, s. 367; Hans Theodor Soergel/Mathias Habersack, Bürgerliches Gesetzbuch
Schuldrecht 9/1,
§§ 1204-1296, 13.Auflage, Stuttgart 2012, § 1274 BGB, Nr. 40.
•
Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortalclılcta Pay Kavramı
149
TBK'nın 639. maddesi kapsamındaki fesih hakkını da elde edeceği kabul
edilınelidir
607
•
Diğer ortaklar taraflar arasındaki rehin sörleşmesinde yn
alan paraya çevirmeye ilişkin hükümlere kolaylıkla etki edilebilir, zir.ı
rehnin hüküm doğurabilmesi onların onayına bağlıdır. Söz gelimi, diğer
ortaklar onayı, rehin alanın rehnin paraya çevirmek haklc.ı doğduğunda,
ortaklığı fesih hakkından vazgeçmesi şartıyla verebfürlıOS.
Rehin alacaklısının hukuki konumu, rehnin konusuna bağlıdır. Adi
ortaklık payı üzerinde rehin, alacaklıya cebri icra hükümleri kapsamında
payı paraya çevirme imkanı ve paya bağlı mal varlıksal hakların sona er-
dirilmesi ya da değiştirilmesi kapsamında söz sahibi olmak hakkını tanır.
Aksine bir anlaşmanın bulunmaması halinde, kural olarak rehin alan
TBK'nın 639. maddesi kapsamındaki fesih hakkını da elde eder ve bu
şekilde tartışma konusu mal varlığına ulaşabilir. Eğer rehin yalnızca mal
varlıksal haklar üzerinde tesis edilmişse, ayrıca diğer ortakların onayının
da alınması gerekli değildir. Ancak bu durumda da rehin alan TBK'nın
639. maddesindeki fesih hakkına sahip olamaz
609
.
Rehin alanın fesih hakkı dışında ortaklığın yönetimsel haklarına
sahip olması söz konusu değildir
610
.
Diğer ortaklarının onayının amaa,
alacaklı lehine ortaklık payı üzerinde bir güvence oluşturmakbr. Yoksa
alacaklıya söz sahibi olma hakkı ile donatılmış bir hak tanımak gibi bir ni-
yetleri bulunmamaktadır
611
.
Ancak istisnai olarak eğer rehin alacaklısının
korunması zorunluluk arz ediyorsa bazı yönetim haklarının, söz gelimi
bilgi alma ve inceleme hakkı gibi, rehin alan tarafından kullanabileceği
kabul edilir
612
• Bu kapsamda bu haklar, ortak/borçlunun yanında rehinli
alacaklı tarafından da talep edilebilir. Bu durum ortaklık haklarının kulla-
nıını bakımından bir sakınca da teşkil etmez. Zira ortaklık payı üzerinde
f:m Mü.Ko-Schafer, § 719 BGB, Nr. 52.
608
Mü.Ko-Schafer, § 719 BGB, Nr. 53.
609
Mü.Ko-Schafer, § 719 BGB, Nr. 54.
610
Mü.Ko-Sc hafer, § 719 BGB, Nr. 55.
611
Mü.Ko-Schafer, § 719 BGB, Nr. 55.
612
Mü.KoHGB-Schınidt, HGB § 135, Nr. 35; Soergel/Habersack, § 1274 BGB, Nr. 40;
Wiedemann,
Übertragung, s. 432; Herbert Roth,"Pfaendung und Verpfaendung von Ge-
sellschaftsanteilen'
�ZGR, 2000, s.187- 222, s. 210.Aksi görüş için bkz. Hadding, Kredit-
sicherheit, s . 51.
►
150 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
rehin hakkı tesisi, yalnızca diğer ortaklar tarafından verilmiş bir genel ya
da münferit bir onay kapsamında mümkündür
613
.
c) Adi Ortaklık Payının İntifa Hakkına Konu Olabilmesi
İntifa hakkı, kişiye bir başkasına ait bir mal varlığı değeri üzerinde en
geniş kapsamlı yararlanma yetkisi veren sınırlı bir ayni haktır
614
• TMK'nın
803. maddesinin 1. fıkrası;
"intifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malı
zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma yetkile-
rine sahiptir."
şeklindedir. Her ne kadar intifa hakkı sahibine söz konusu
bu hakları bahşetse de; söz konusu mal varlığı değerinin çıplak mülki-
yeti hala malikte kalmaya devam ettiğinden, intifa hakkı sahibinin mal
üzerinde hukuki veya mala zarar verebilecek fiili tasarruflarda bulunması
mümkün değildir
615
.
TMK'nın 794. maddesinde taşınmaz ve taşınır eşyaların yanı sıra
haklar üzerinde de intifa hakkının tesis edilebileceği düzenlenmektedir.
Her ne kadar TMK'da haklar üzerinde intifa hakkı tesis edilmesine ilişkin
doğrudan genel bir hüküm bulunmasa da, TMK'nın 820. ve 822. madde-
leri arasında yer alan alacak hakkı üzerinde intifa hakkı tesis edilmesine
dair hükümler, diğer haklar bakımından da uygulama alanı bulur
616
.
Fakat
belirtilmelidir ki, TMK'daki alacak hakkının intifasına ilişkin hükümlerin
613
MüKo-Schafer, § 719BGB, Nr.55.Bu görüşe göre, uç nitelikte olan ve adi ortaklık payının
herhangi bir sınırlamaya tabi olmadan rehnedilebilmesine ilişkin görüş yerinde değildir.
Adi ortaklık payının herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın rehnedilebileceğine ilişkin
görüş için bkz.Julius von Staudingers/Wolfgang Wiegand,
Kommentar zum Bürgerlic-
hen Gesetzbuch mit Einführungsgesetzund Nebengesetzen, Buch 3, Sachenrecht,
§
§ 1204-1296 (Pfandrecht), Berlin 2019, BGB § 1258 Nr.3. Buna karşılıkBGB § 1258'in
ortaklık payının rehnedilmesine uygulanmayacağına ilişkin olarak bkz.Julius von Staudin-
gers/Daniel Wiegand, Kommentar zum Bürgerlichen Gesetzbuch mit Einführungs-
gesetz undNebengesetzen,Buch 3, Sachenrecht,
§ § 1204-1296 (Pfandrecht), Berlin
2019 (Anılış Staudinger/D. Wiegand), BGB
§ 1274, Nr. 56. Z 83, 27 (30); 84,395 (396
f.) Hadding, Kreditsicherheit, s. 49 Flume, Allgemein, s. 368-369.
614
Oğuzman/ Seliçi/Oktay-Özdemir, s. 947; Sirmen, Eşy�, s. 585; Burak Özen, Türk Me-
deni Hukukunda Eşya Üzerinde İntifa Hakkı,
İstanbul 2008, (Anılış: İntifa) s. 53-54;
Kendigelen,
İntifa, s. 21. •
615
Oğuzman/Seliçi/Oktay-Özdemir, s. 950; Sirmen, Eşya, s. 585; Kendigelen, İntifa, s. 24.
616
Kendigelen, İntifa, s. 27.
151 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı
kapsamı yetersizdir. Bu yüzden hak intifasına ilişkin olarak, ilgili düzenle-
melerde yer almayan hususlarda eşya üzerinde intifa
tesisine dair hüküm-
ler uygulama alanı bulur
617
.
Bir hak üzerinde intifa hakkı tesisi, ilgili hakkın yararlanmaya ve
devredilmeye elverişli olması şartına bağlıdır6
18
•
Söz konusu bu şart,
alacak hakkı üzerinde intifa hakkının kurulmasına ilişkin TMK'nın 795.
maddesinin ilkfıkrasında intifa hakkının alacağın temliki ile tesis edilece-
ği ifade edilerek belirtilmektedir
619
•
Payın intifa hakkına konu olması sermaye ortaklıklarında, payların
daha değerli olması sebebiyle, adi ortaklığa göre çok daha sıklıkla kar-
şılaşılmaktadır. Ancak bu durum, teorik anlamda adi ortaklık payının
intifa hakkına konu olabileceği gerçeğini ve söz konusu hukuki sürecin
oluşturulması ile sonuçlanmasının irdelenmesi gerekliliğini etkilemez.
Adi ortaklık payının Türk hukukunda pek irdelenmemiş olmama-
sı sebebiyle adi ortaklık payının intifaya konu olabilmesi de doktrinde
neredeyse hiç yer bulmamıştır
620
• Buna karşılık aynı mesele gerek Al-
man gerekse İsviçre hukuklarında uzun bir süre boyunca tartışılmışbr.
Mukayeseli hukukta bugün hakim olan fikre göre, ortaklık payı üzerinde
intifa hakkı tesis edilmesi mümkündür
621
. Söz konusu bu hukuklarda da
617
Kendigelen, İntifa, s. 27-28.
618
Oğuzman/Seliçi/Oktay-Özdemir, Eşya, s.953; Sirmen, Eşya, s.589; Kendigelen, İnti-
fa, s. 33.
619
Oğuzman/Seliçi/Oktay -Özdemir, Eşya, s. 954; Kendigelen, İntifa, s. 33.
620
Adi ortaklık payı açısından inceleme için bkz. Türkmen, s. 47-51.
621
Wiedemann GesR il, s. 440vd.; Habersack/Sc hafer, HGB § 105, Nr 119; Flume, Al-
lgemein, s. 359 vd.; Harry Westermann/Johannes Wertenbruch, Handbuch Perso-
nengesellschaften, Gesellschaftsrecht, Steruerrecht, Sozialversicherungsrecht,
Vertraege und Formulare, Band I: Gesellschaftsrect, 78. Lieferung, Köln 2020, Nr.
677 vd.; Karsten Schmidt, Münchener Kommentar zum Handelsgeseztbuch, Band
3: Zweites Buch. Handelsgesellschaften und stille Gesellschaft. Zweiter Abschnitt.
Kommanditgesellschaft, Dritter Abschnitt. Stille Gesellschaft,
§§ 161-237, Kon-
zernrecht der Personengesellschaft, 3. Auflage, München 2012, HGB Vor
§ 230, Nr.
14; Peter Ulmer,
"Zur Bedeutung des gesellschaftsrechtlichen Abspaltungsverbots far den
Niessbrauch am OGH (KG)-Anteil'
� ZGR, Festschrift für Hans-Joachim Fleck zum
70. Geburstag am 30. Januar 1988, hrsg. Reinhard Goerdeler/Peter Hommelhof/
Marcus Lutter/Herber Wiedemann, Berlin/New York 1988, s. 383-400,
(Anılış: FS
•
152 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
yukarıda verildiği esaslara benzer olarak, hak üzerinde intifa hakkının te-
sis edilmesine ilişkin hükümlerin uygulama alanı bulacağı ifade edilmek-
tedir6
22
• Bu görüşe göre adi ortaklık payı üzerinde intifa hakkının tesis
edilmesi, BGB'de açıkça düzenlenen ve daha önce ifade edilen bölünme
yasağına da aykırılık teşkil etmez
623
.
Daha önce de ifade edildiği üzere, adi ortaklık payının devredilebi-
lir bir hak olarak nitelendirilmesi sonucunda, üzerinde intifa hakkının
tesis edilmesinde de kural olarak herhangi bir engel bulunmamaktadır.
Nitekim bir hakkın intifa hakkına konu olabilmesi için TMK'da aranan
yararlanmaya elverişlilik ve devredilebilirlik şartlarının her ikisini de bir
hak olarak adi ortaklık payı da bünyesinde barındırmaktadır
62
4.
Fleck), s. 385 vd.; Reimer Rohlff, "Die Verwendung des Niessbrauch am Anteil einer Per-
sonenhandelsgesellschaftzur Erspraung von Schenkuns-und Erbschafsteuer",NJW, 1973/11,
s. 1137-1342, s. 1340; Wolfgang Schön, "Der Niessbrauch am Gesellschaftsanteil� ZHR
158, 1994, s. 229-270, s. 236vd.; Harald Bartschi, "Pfandrecht und Nutzniessung an Ge-
sellschaftsanteilen/2. Begründung/2.2 Nutzniessung'
�Entwicklungen im Gesallschafts-
recht VII,
hrsg. PeterV: Kunz, Florian S.Jörgve Oliver Arter, Bem 2012, s. 318-325, s.
324-325.
Aksi yönde bkz.Jürgen Fritz Baur/Rolf Stürner,
Sachenrecht, 18. Auflage, München
2009, s.868-869. Bu görüşe göre adi ortaklık payı devredilebilir olmadığı için, adi ortak-
lık payının intifaya
konu olabilmesi de mümkün değildir. Ancak ortaklık sözleşmesinde
devre ilişkin
bir iznin olması durumunda, intifa hakkının tesisi de mümkün kabul edile-
bilecektir.
622
MüKo-Schafer, § 705 BGB, Nr. 97.
623
Bu durum intifa hakkının bir ayni hak olmasından, ortaklık payının sahiplerinin intifa
süresi boyunca haksahibi ve malik olmasından ve de süre boyunca malikortaklıktan çık-
madan haksahibinin ilişkinin tarafıymış gibi olmasından
kaynaklanır. MüKo-Schafer, §
705 BGB, Nr.97.Bölünme yasağı her ne kadar Alman kanun koyucusu tarafından açıkça
düzenlenmiş olsa da İsviçre ve Türk hukuklarında ayrılma yasağı doğrudan düzenlen-
memiştir. Bu yönde yukarıda yapılan açıklamalar aynen geçerlilik arz etmektedir. Bkz.
yuk. 2. Bölüm, II, C, 8, c.
624
Türk hukukunda bir görüş her ne kadar adi ortaklık payını bir hukukı ilişki olarak nite-
lendirmiş olsa da, ortaklık payı üzerinde intifa hakkının tesis edilebileceğiniifade etmek-
tedir. Bu kapsamda ilgili görüşün hukukı ilişki üzerinde başlı başına bir sınırlı ayni hak
tesis edilemeyeceği için, adi ortaklık payı üzerinde intifa hakkının da tesis edilemeyeceği
sonucuna ulaşması gerekmekteydi.Söz konusu görüş için bkz. Turkmen, s. 47 vd..
153 Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklık.-ta Pay Kavramı
Geçerli bir şekilde intifa hakkının kurulabilmesi için, tilin ortaklann
onayının alınması gerekir6
25
•
Ortaklık sözleşmesi ile de onay verilebilir ve
fakat devir için ortaklık sözleşmesinde verilen onay, kural olarak, intifa
hakkının tesisi bakımından yeterli değildir
626
•
Yani ortaklık sözleşme-
sinde ortaklık payının devrinin serbest ya da sınırlı bir şekilde mümkün
olduğuna dair hüküm olmasına rağmen, intifa hakkı kurulabileceğine
ilişkin bir hüküm yoksa, intifa hakkının tesisi için yine de diğer ortakların
oybirliği ile alacağı bir karara ihtiyaç vardır. Zira intifa hakkının kurulına-
sı, ortaksa! hakların iki hak sahibi tarafından kullanılmasından dolayı bö-
lünmesine yol açar ve bu yüzden iç karar alma sürecinin tamamlanması
gerekir
627
• İntifa hakkı, sürenin dolması, hak sahibinin vazgeçmesi ya da
intifa hakkı sahibinin ölmesiyle son bulur. Bu hallerde, ortaklık payının
maliki ek bir hukuki işleme ya da diğer ortakların onayına gerek olmaksı-
zın paya ilişkin tüm haklara geri kazanır
628
.
Anonim ortaklıklardan farklı olarak intifa hakkı tesis edildikten son-
ra ortaklık payından kaynaklanan oy hakkının ve yönetim hakkının
kim
tarafından kullanılacağına dair kanunda bir hüküm bulunmamaktadır.
Anonim ortaklıklara ilişkin TTK'nın 432. maddesinin 2. fıkrasının kı-
yasen uygulanması, intifa hakkı sahibinin ortaklığın karar alma sürecine
ortak yerine katılması sonucunu doğurur
629
. Doktrinde haklı bir şekil-
de ifade edildiği üzere ortaklığın süre gelen işleriyle intifa hakkı sahibi
ilgilendiği için, ilgili hakların intifa hakkı sahibi tarafından kullanılması
625
MüKo-Schafer, § 705 BGB, Nr. 98; Handscin/Vonıun, ORArt. 530, Nr. 252.
626
Wiedemann, Übertragung, s. 400; Wiedemann, GesR il, s. 442; Habersack/Schafer,
HGB
§ 105, Nr. 119; Westerrnann/Wertenbruch, Nr. 678a ve 678c; Flume, Allgemein,
s. 366; Ulmer, FS Fleck, s. 390; aksi görüş için bkz. MüKoHGB/Schmidt, HGB Vor
§ 230, Nr. 16; Heinrich Sudhoff, "Der Niessbrauch am Anteil einer Personengesellschaft",
NJW, 1971/1, s. 481-486, s. 481-482.
627
Handscin/Vonzun, ORArt. 530, Nr. 252.
628
Ortağın ölmesi halinde, intifa hakkının devamı bakımından devam kloıunun olup olma-
masına bakılır. Devam klozu var ise, intifa hakkı miras ortaklığının ortaklık payı üzerinde
devam eder. Eğer yoksa, mirasçıların ayrılma hakkı üzerinde intifarun devam ettiği kabul
edilir. Bu yönde bkz. MüKo-Schafer, § 705 BGB, Nr. 99.
629
Handschin/Vonzun, ORArt. 530, Nr. 254.
154 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
gerekir
630
• Aksi kabul
63
ı, intifa hakkının niteliğine uygun değildir. Ancak
belirtilmelidir ki malik, intifa süresi boyunca yalnızca ortaklıkta onun
kaderini etkileyebilecek nitelikteki hususlar için oy kullanma hakkına
sahiptir
632
• Yani malikin oy kullanmak hakkına sahip olabileceği kararlar,
ortak sıfatının temelini etkileyecek kararlar ile; ortaklık sözleşmesinde
değişiklik yapan kararlardır
633
.
Bu kapsamda diğer yönetim hakları olan
bilgi alma hakkı da intifa hakkı sahibine aittir
634
.
Söz konusu bu belir-
sizlikler yüzünden, ortaklık sözleşmesi ile intifa hakkının tesisi halinde,
intifa hakkı sahibi ile ortak arasında hak ve yetki çerçevesinin belirlenme-
sinde fayda bulunmaktadır.
630
MüKo-Schiifer, § 705 BGB, Nr.100. Bu görüşe göre, bu hakların birlikte kullanılmasının
tavsiye edilmiş olduğu fıkri de uygun değildir. Yönetim haklarının kullanılması bakımın-
dan belirsizliklerin engellenmesi adına, bu hakların intifa hakkı sahibine verilmesi daha
uygundur.
631
Bu yönde bkz.Wiedemann, GesRII, s. 445-446; Huber, Vermögensanteil,s. 414; Wes-
termann/Wertenbruch, Nr. 683; Uwe Blaurock, Unterbeteiligung und Treuhand an
Gesellschaftsanteilen,
Baden-Baden 1981, (Anılış: Unterbeteiligung), s. 142 vd.;
MüKoHGB- Schmidt, HGB Vor
§ 230, Nr. 21; Jochem Reichert/Michael Schlitt, "Ni-
essbrauch an GmbH-Geschaeftsanteilen -Gesetzliche Grundlagen und Vertragsgestaltung-':
Unternehmen Steuern, Festschrift für Hans Flick Zum 70. Geburstag, hrsg. Franz
Klein/Hans Peter Stihl/Franz Wassermeyer, Köln 1997, s. 217-243, s. 227.Türk hukuku
bakımından benzer bir şekilde ortaksıfatından kaynaklanan oyhakkının intifa hakkı sa-
hibine geçmeyeceği yönünde bkz. Türkmen, s. 50.
632
Habersack/Schiifer, HGB § 105, Nr. 124; Ulmer, FS Fleck, s. 394-395; Rohlff, s. 1340
vd; Flume,
Allgemein, s. 366-367.
633
MüKo-Schiifer, § 705 BGB, Nr. 100.
634
MüKo-Schiifer, § 705 BGB, Nr. 101. İntifa hakkının tesis edilmesinden bağımsız olarak
ortak, borçlardan sorumlu olmaya devam eder. İntifa hakkı sahibinin borçlardan so-
rumlu olup olmayacağı doktrinde tartışmalıdır. Bir görüşe göre hak sahibinin ortak gibi
olması ve devam eden işlerle ilgili yönetim yükümlülüğünün bulunmasının kabulünün
karşısında, ortak ile eşit derecede sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Detaylı bilgi için
bkz. MüKo-Schafer,
§ 705 BGB, Nr. 107. Kural olarak ortağın sorumlu olmaya devam
edeceği; istisnai bir halde, eğer sorumluluk intifa hakkı sahibinin yönetim işleminden
kaynaklanıyorsa, bu halde üçüncü kişiye karşı intifa hakkı sahibi sorumludur. Bu yön-
de bkz. Handschin/Vonzun, OR Art. 530, Nr. 255. İntifa hakkı sahibinin yalnızca mal
varlıksal değerlere katılacağı; ortaklığa katılıma ilişkin hiçbir hakkı iktisap etmeyeceğine
ilişkin yaklaşıma göre, intifa hakkı sahibinin üçüncü kişilere karşı herhangi bir sorumlu-
luğu da bulunmaz. Bu yönde bkz. Türkmen, s. 51.
►
Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı 155
3) Adi Ortaklık Payının Hacze Konu Olabilmesi
a) Mukayeseli Hukuktaki Tartışmalar
i. Alman Hukuku
Yabancı doktrinde ortaklık payının haczedilebilirliği tartışmalıdn-6
35
•
Alınan hukukunda konuya ilişkin olarak, "tek bir işlem ile haciz görüşü",
"global alacak haczi görüşü' �"kıymet hakkı görüşü" ve "üyelik görüşü"
636
olmak üzere farklı görüşler ileri sürülmüştür.
Tek bir işlem ile haciz görüşüne göre; haczin konusu ortaklık payı
değil BGB § 717 Abs. 2'de yer alan ve ortak tarafından serbestçe tasarruf
edilebilen mal varlığına ilişkin haklardır
637
.
Tek bir işlem ile haciz görüşünün daha geliştirilmiş hali olan
638
global
alacak haczi görüşüne göre, adi ortaklıkta ortaklık payının devri mümkün
değildir fakat yine de haczin konusunu adi ortaklık payı oluşturmakta-
dır
639
• Ancak payın haczedilebilmesi için, ortaklığın alacaklı tarafından
feshedilip; ortağın sahip olduğu ortaklık payının paraya çevrilmesi gerek-
mektedir
640
• Bu görüşe göre, haczin konusu, zaten devredilebilir niteliği
haiz BGB
§ 717 Abs. 2'nin ikinci cümlesi anlamındaki tasarruf edilebilir
mal varlığı haklarının tamamıdır
641
• Bu yüzden söz konusu görüşe "global
alacak haczi" görüşü denilmektedir
642
•
Ancak doktrinde şahıs ortaklıklarında ortaklık payının tüm hak ve
yükümlülükleri ile bir üçüncü kişiye devredilebilmesinin kabul edilme-
635
İlgili tartışmalar için bkz. Topuz, s. 80 vd..
636
İlgili tartışmalar için bkz. Topuz, s. 80 vd..
637
Jörg Wössner, Die Pfaendung des Gesellschaftsanteils bei den Personengesellsc-
haften,
Heidelberg 2000, s. 26 vd..
638
Bu yönde bkz. Topuz, s. 83.
639
Karsten Schmidt, "Der unveraeusserliche Gesamthandsanteil- ein Vollstreckungsgegens-
tand?'
�JR, H. S, 1977, s.177- 181, (Arulış:JR), s.177- 178.
640
Schmidt,JR, s. 178.
641
Schmidt, JR, s. 178.
642
Bu yönde çeviri için bkz. Topuz, s. 80 vd..
156 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
siyle birlikte, borçlunun ortak sıfatından doğan münferit mal varlığı hak-
larının haczin konusunu oluşturduğu görüşünün geçerliliğini kaybettiği
ifade edilmiştir
643
•
Zira borçlu ortağın münferit mal varlığı haklarının
haczedildiği durumlarda, söz konusu haklar müstakbel alacak olarak hac-
ze konu edilmektedir
644
.
Bununla birlikte, müstakbel alacağın doğduğu
anda, borçlu ortağın söz konusu alacağa hala sahip olması, müstakbel
alacak haczinin sonuç doğurabilmesi için ön şarttır. Bu kapsamda borçlu
ortak ortaklık payı üzerinde müstakbel alacak doğmadan tasarruf ederse,
ilgili müstakbel alacakların haczi de sonuçsuz kalır
645
.
Kıymet hakkı görüşüne göre, haczin konusu üyelik/ ortaklık payı de-
ğil, kıymet hakkıdır
646
.
ZPO § 859 Abs. 1'de ifadesini bulan ortaklık mal
varlığı kavramı, ortaklığın aktif ile pasifinin tamamını bu anlamda ortak-
lığın öz varlığını ifade etmektedir. Dolayısıyla hükümde geçen ortaklık
mal varlığındaki pay ise, yukarıda kullanılan teknik anlamda mal varlığı
üzerindeki paydan ve BGB
§ 717'de düzenlenen mal varlıksal nitelikte
ve münferit bir şekilde devrin konusu yapılabilecek paylardan farklı bir
anlama sahiptir
647
•
Bu kapsamda hükümde haczin konusu olarak geçen
ilgili münferit mal varlıksal hakların da kökeni olarak kabul edilen şey,
kök haktır (Stammrecht)
648
. Bu görüş, global alacak haczi görüşünün
benimsenmesi halinde ortaya çıkacak probleme de çözüm bulmaktadır.
Kök hakkın devrinde müstakbel bir alacak değil, halihazırda var olan bir
hak devredileceğini için, haczin etkisi hacizden sonra ortaklık payı üze-
rinde bir tasarruf söz konusu olsa dahi, devam edecektir
649
••
643
Wôssneı:,'S./29-3Ö.
644
Wösstı:eı, - :2s.�--S'0.
645
Top'lrz, 'S. 96-'9?-.
646
Kurt Stöb �rma'lı's R:elieı'rn'e;yet, For,l'emgsp'faendung-Z'wangsvolstteolaıng iıı lJol'-
ıJemngen�ı.dmdeYe '1erm-0gewsteohle, 17.ınea hearbeıt:eteAıufilage, ::Stelefeid 2020,
's.:S.ll.
647
'Stöhet- �ellemı.e;rer., 's.!&ı23.
648
Wössnet,-s.3ı,.
649
Wössner,'s. J3.
Pay Devri Açısından Temel Kavram Olarak: Adi Ortaklıkta Pay Kavramı 1.S7
Haczin konusunun ortaklık payı/üyelik olduğu Alman doktrininc:k
ilk kez
65°Flume tarafından savunulmuştur6
51
.
Yazara göre, ZPO § 1 725,
859 I'de ortaklık mal varlığı üzerindeki payın haczinden bahsedilmesinın
sebebi, kanun koyucunun ortaklık payının/ üyeliğin ve buna bağlı hakla-
rın devredilebilir olduğunun henüz farkında olmamasıdu-6
52
. Kanun ko-
yucu ortak sıfatının devredilemez olduğu ön kabulünden hareket ederek,
paraya çevrilmenin söz konusu olabilmesi için ortaklığın feshinin talep
edilmesini bir gereklilik olarak görmüştür. Bu görüşe göre adi ortaklık
ortak sıfatının devredilebilir olmasının hukuki sonuçlarından biri de,
ortak sıfatının haczin konusu olmasıdır6
53
. Özellikle, haczin konusunun
gelecekte doğacak olan tasfiye payı ya da kar payının olduğunun ifade
edilmesi, bu görüşe göre hatalıdır. Zira müstakbel alacakların hazcedil-
mesi halinde, alacak henüz meydana gelmediği için, alacağın temelindeki
ilişkinin devredilmesi ya da herhangi bir şekilde son bulması halinde, il-
gili haciz de sonuçsuz kalmaktadır
65
4.Haczin konusu olarak üyelik kabul
edildiğinde ilgili haciz alacaklısı, üyelik üzerinde haciz sonrası yapılacak
tasarruflardan da etkilenmeyecektir
655
.
ıı. İsviçre Hukuku
İsviçre hukukunda söz konusu hususa ilişkin olarak iki farklı görüş
bulunmaktadır. Bir görüşe göre cebri icranın konusu, satış sonucundan
par.aya çevrilebilecek mal varlığı değerleridir. Bu kapsaında ortaklık payı
sahş sonucund ,apa,ray.a çevrHebileook bi,dt e,-ğeı-·olmadığı için-, haczin
konusunu te-şkil etm�m�ediit ve bu��elen üyeliğin
656
haczi mümkün
650
Bu r0nde bkız,.Wel'renibtuo'h, .s.'4'90.'f0:puz 1,.8s. 0.
-ı;
5
ı iilame,.AUgem4?m, :s.'73.
652
Flume, Mlgeın'eın, s.'7J.
653
bet-aylı 'bilgi için bkz.Fhım:e,Mlge�m.,�..S$5vd. a,yrıoa bk-z. Topuz, s. 86 vd.
6
H
Flume, Aflgenreitı:s..SSö.
655 Haczin'k'°11usu o1a'rak, •0v'tia'ld11k k-0tı'll'mu ;mı.1am'ınclaıöyeliği gösteren bir başka görlişiçin
ibkz.Wie+4Rona Serozan/Baki İlkay Engin, Miras Hukuku, 5. Baskı, Ankara 2018, Nr. 145.Ancak
doktrinde yerinde bir şekilde, hukuka uygun bir şekilde halefiyet kaydının öngörüldüğü
durumlarda dahi, ortaklardan birinin ölümünün ortaklığın sona ermesine sebep olabi-
leceği ifade edilmiştir. Bu anlamda ortaklık amacının yalnızca bir sözleşmenin ifasına
yönelik olduğu bir adi ortaklıkta, ilgili sözleşmenin ifası bakımından vazgeçilmez olan
ortağın ölmesi durumunda, üçüncü kişi ile yapılan sözleşme de sona erebilir. Bu gibi du-
rumlarda da ortaklığın amaanın imkansız hale gelmesi nedeniyle, ortaklığın sona erdiği
ifade edilmektedir. Bkz. İbrahim Kaplan, İnşaat Sektöründe Müşterek İş Ortaklığı
-Joint Venture-, 3. Baskı, Ankara 2013, s. 97 vd..
....ı
Adi Ortaklık Payının Devri 321
ortaklardan birinin ölümü halinde, ortaklığın devamına ilişkin hükmün
niteliğine göre bir ayrım yapılmalıdır.
Eğer ortaklığın kalan ortaklarla devam edeceği ve mirasçıların ortak
olarak alınmayacağı kararlaştırılmışsa, ölen ortağın tasfiye payı mirasçıla-
ra ödenip ortaklık kalan ortaklar ile devam eder. Ortaklık sözleşmesinde
yer alan bu tarz hükümler için "devam klozu" (Fortsetzungsklausel) kavra-
mı kullanılmaktadırı
34s.
Buna karşılık ortaklar, doktrinde kabul edilen hak.un fikre göre,
ölümden önce, ölüm halinde ortaklığın tüm mirasçılar ile devam edece-
ğini kararlaştırabilir (halefiyet klozu/Nachfolgeklausel)ı346. Doktrindeki
azınlık görüşün halefi.yet klozlarına ilişkin bazı itirazları bulunmaktadır.
Bu yönde ilk itiraza göre, halefıyet klozları sözleşmenin üçüncü kişiyi
etkilemesi yasağına aykırılık teşkil etmektedirı
347
• Yine azınlık görüşe
göre ikinci olarak, ortaklığın şahıs karakterinin çok ön planda olması, bu
şekilde bir halefiyet klozunun öngörülmesini imkansızlaştırır. Son olarak
ortak sıfatının miras bırakılabilir olması, mirasçının şahıs haklarını ihlal
etmektedir. Zira bu şekilde öngörülen ve onları yükümlülük altına sokan
halefiyet klozları mirasçıların özgürlüklerini aşırı derecede kısıtlamakta-
dır.
13
,.
5Devam klozunun öngörüldüğü durumlarda, ortaklık payının bir başkasına geçmesi söz
konusu değildir. Bu yüzden ilgili husus, bu çalışma kapsamında detaylı olarak incelen-
meyecektir. Detaylı bilgi için bkz.Eberhard Klein/Jörg Lindemeier,
Münchener Hand-
buch des Gesellschaftsrechts, Band
I, Gummert/Weipert, BGB Gesellschaft,
OHG, PartG, FWIV,
5. Auflage, München 2019, s. 260 vd..
'3-46von Steiger, s. 427; ZK-Siegwart,Art.545, Nr.5;Staehelin, Art.545/546, N.10; Hands-
chin/Vonzun, Art. 545-547, Nr. 47 vd.; Lukas Handschin/ Han-Lin Chou,
Zürcher
Kommentar, Die Kollektivgesellschaft,Die Kommanditgesellschaft, Art. 552-619
ORKommentar zum schweizerischen Zivilrecht, Obligationenrecht, Kommentar
zur 1. und 2. Abteilung (Art. 1-529 OR),
Basel, Genf2009, OR, Art. 576, Nr. 17 vd.;
Christ, SHK, Art 545, Nr. 13; Direnç Akbay,
"Anonim Ortaklık Pay Sahipleri Arasında
Yapılan Ôrıalım Hakkı İçeren Sözleşmeler'� İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 77, S. 2, 2019,
s. 697-746, s.709."Halefiyet klozu" kavramı yerine "ardıllıkklozu"ifadesi için bkz. Hızır,
s. 2853; yine "halefıyet kaydı" ifadesi için bkz. Eren,
Borçlar Özel, Nr. 3022.
ıl-47Wolf,
Erb, s. 94-95; Wolf, ZGBR, s. 20-21
Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri 322
Bizim de katıldığımız görüşe göre, yapılan bu itirazların hiçbiri ye-
rinde değildir. Zira, mirasçılar söz konusu adi ortaklık sözleşmesinden
dolayı herhangi bir borç altına girmez. Aksine eğer mirasçılar bakımında
bir borç doğmuşsa, ilgili borç yalnızca miras hukukundan kaynaklanan
halefiyet prensibinden kaynaklanmaktadır
1348
. Doktrinde oybirliği ile ha-
lefiyet klozlarının niteliği olarak, ortak sıfatının miras bırakılabilirliği ve
devredilebilirliğini onları miras bırakmadan sağlayan klozlar/ anlaşmalar
olduğu belirtilmektedir
1349
•
Bu kapsamda halefıyet klozu ilk olarak or-
taklardan birinin ölümü durumunda diğer ortaklar tarafından verilmesi
gereken zorunlu onaydan başka bir şey değildir
1350
.
Giriş klozuna benzer
olarak, halefiyet klozu da zımni olarak bünyesinde devam klozunu ba-
rındırmaktadır
1351
. Bu anlamda her ne kadar doğrudan açıkça bir devam
klozu öngörmemiş olsalar da, zımnen de olsa en azından halefiyetin mi-
ras hukuku bakımından etki gösterdiği durumlarda ortaklığın devamını
sağlarlar.
Eğer ortaklığın ölen ortağın mirasçıları ile devam edeceğine ilişkin
bir hüküm var ise ortaklık diğer tüm mirasçılar ile devam edecektir. Hale-
fıyet klozları, ortaklar tarafından ortaklık sözleşmesinde farklı şekillerde
öngörülebilir. Bu kapsamda ortaklar, ortaklık sözleşmesinde ortaklardan
birinin ölümü halinde ortaklığın sona ermeyeceğini, mirasçıların tamamı
ya da ölen tarafından belirlenmiş mirasçılardan biri ile devam edeceği
ya da ortaklık sözleşmesinde belirlenmiş bir ortakla devam edilebileceği
veya tüm mirasçıların ya da bireysel olarak belirlenmiş mirasçıların or-
taklığa girme hakkının var olacağını ya da ortaklar ölen ortak olmaksızın
1348
Fischer, Vertrag, s.193; Forstmoser/Küchler, s.191; ThomasJutzi/Fabian Eisenberger,
"A.nderungen im Parteienbestand eines Aktioniirbindungs vertrags' �ZBJV, S. 154, 2018, s.
163-207, s. 182.
134
9Wolf, Erb, s. 20; Handschin/Vonzun, OR Art. 545-547, Nr. 49; Jutzi/Eisenberger, s.
182; Halil Akkanat, Ölümün Özel Hukuk İlişkilerine Etkisi, İstanbul 2004, (Anılış:
Özel Hukuk İlişkileri), s.102.
135
°Forstmoser/Küchler, s. 189; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 99.
1351
PeterJung,"DieRegelung der Nachfolge beim Tod eines Personengesellschafters - Zum no-
twendigen Zusammenspiel
von Erbrecht und Gesellschaftsrecht / 1.2", Entwicklungen im
GesellschaftsrechtXII, hrsg. Peter V. Kunz/Oüver Arter/Florian S.Jörg, Bern 2017, s.
171-199, (Anılış: Nachfolge I), s.183.
....
Adi Ortaklık Payının Devri
323
varlığını sürdüreceğine ve mirasçılara bir tazminat verileceğini kararlaş-
tırabilir.
Halefıyet klozları bakımından bir yandan TMKkapsamında, ölümle
birlikte kanun gereği mirasçılar ölenin tüm mal varlığı ve bu
kapsamda
ortak konumunun da sahibi olur. Diğer yandan, ortakkonumunun geçişi
kanuna göre miras bırakılabilir olması için ortaklık sözleşmesi ile müm-
kün hale getirilmelidir. Zira aksi durumda, ortaklardan birinin ölümü or-
taklık son bulur ve tasfiyeye girer. Bu durum özellikle iki kişilik ortaklıkta
gündeme gelir
1352
•
Halefıyet klozlarına ilişkin anlaşmalar genellikle ortaklık kurulurken
kararlaştırılır. Daha sonra bu şekilde bir hükmün kararlaş tırılmak isten-
mesi durumunda, öngörülmek istenen hüküm ortaklık sözleşmesinde
değişiklik yaratacak bir niteliğe sahip olduğu için, tüm ortakların oybirli-
ğine ihtiyaç bulunmaktadır.
Aşağıda türleri ayrıca ele alınacak olan halefiyet klozlarının ölüm-
den sonra ve bu kapsamda sona ermeden sonra dahi gündeme gelmesi
mümkündür. Bu minvalde ortaklar ve tüm mirasçılar anlaşarak ortaklığın
devam etmesine karar verebilir
1353
•
2. Halefi.yet Klozu Çeşitleri
•
a. Basit Halefi.yet Klozu (einfache Nachfolgeklasuel}
Daha önce de belirtildiği üzere basit halefıyet klozu, ortaklık sözleş-
mesinde yer alan ve ortaklardan birinin ölmesi durumunda, ortaklığın
sona ermeyeceğini; ölen ortağın mirasçılarının tamamı ya da ölenin gös-
tereceği mirasçılar/ mirasçı ile devam edeceğini öngören hükümlerdir.
Ortaklardan birinin ölümüyle ortaklık payının miras yoluyla devre-
dilebilir olması ve payın mirasçılara geçmesi için, şu şekilde veya benzeri
bir halefiyet klozuna ihtiyaç bulunmaktadır: "ortağın ölmesiyle birlikte,
1352
Jung, Nachfolge I, s. 172.
1353
Staehelin, Art. 545/ 546, Nr. 11; ZK-Siegwart, ORArt. 545, Nr. 6; HandschinNonzun,
ORArt. 545-547, Nr. 38.
Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri 324
payı mirasçılarına geçecektir." Eğer hüküm bu şekilde miras bırakılabilir
biçimde düzenlenirse, payın kanuni geçişi kimin mirasçı olarak atandığı-
na bağlı olmaz
1354
.
Ortaklık sözleşmesinde aksine bir düzenleme yoksa -açıkça ya da
zımni olarak belirli ortaklar ya da ilk jenerasyon gibi- ilgili basit halefiyet
klozu aynı zamanda ölen ortağın mirasçısının mirasçıları bakımından da
geçerlidir
1355
.
Basit halefiyet klozu miras bırakan ortak bakımından şu avantajı
sağlar: Miras bırakan diğer ortaklara gerek olmaksızın, mirasa ilişkin
hukuki işlemler ile (mirasçı atama, ön vasiyet, taksim kararı gibi) ölümü
sorırasında ortaklık payını kimin iktisap edeceğini belirleyebilir
1356
•
b. Nitelikli Halefıyet Klozu (qualifızierte
Nachfolgeklausel)
Nitelikli halefiyet klozu olarak nitelendirilen durumda ortaklık,
ortaklık sözleşmesinde veya ortaklık kararında ismen sayılan ya da tarif
edilen veya miras bırakan tarafından sorıradan belirlenecek münferit
mirasçılar ile devam eder. Saf ortaklıklar hukuku açısından, söz konusu
belirleme diğer ortaklar, mirasçılar ya da bir üçüncü kişi tarafından da
yapılabilir ve bu miras hukukundaki şahsiyetin ön planda olması prensi-
bine zarar vermez. Bu kapsamda belirleme hakkı mirasçılar ya da üçüncü
kişi lehine aday önerme hakkı şeklinde yapılandırılabilir
1357
• Nitelikli ha-
lefiyet klozu basit halefiyet klozundan, payın yalnızca belirli bazı kişilere
geçişi noktasında ayrılmaktadır. Bu şekilde bir klozun kabul edilebilirliği
hem ortaklıklar hukuku hem de miras hukuku anlamında günümüzde
tartışmalı değildir
1358
.
ımMüKo-Schafer, § 727 BGB, Nr. 31.
ımJung, Nachfolge I, s.183.
13
S6Jung, Nachfolge I, s. 183.
ı
3
s
1
Jung, Nachfolge I, s. 184.
ı
3
saMüKo-Schafer, § 727 BGB, Nr. 42.
.......
Adi Ortaklık Payının Devri
325
Ortaklardan birinin ölmesi durumunda nitelikli halefi.yetin günde-
me gelmesi yine ortaklık sözleşmesinde bu yönde bir hükmün bulunma-
sına ya da ortaklar tarafından bu yönde bir ortaklık karan alınmış olma-
sına bağlıdır. Eğer nitelikli halef olarak gösterilen kimse yasal mirasçılar
arasında yer almıyorsa, ölüme bağlı bir tasarrufun yapılması gerekrnek-
tedir
1359
• Yalnızca halefi.yet klozunun yapılmış olması borçlar hukukuna
ilişkin olduğu için yeterli değildir; bununla birlikte sadece miras hukuku
anlamında mirasçı yapmak da yeterli değildir
1360
.
Nitelikli halefin mirasçı
olarak düzenlenmemiş olması durumunda, düzenlenen nitelikli hale-
fiyet klozu anlamsızdır. Ortaklık hayatta kalan ortaklar ile devam eder.
Doktrinde bir görüş, mirasçı olamayan bu kişiler bakımından halefi.yet
klozunun giriş klozu
1361
olarak tekrar yorumlanmasının sözleşmese!
ilişkinin taraflarının iradelerine uygun olacağını ifade etmektedir
1362
• Bu
şekilde tasnif edilmiş bir giriş hakkı ile, söz konusu kişi tek taraflı bir irade
beyanı ile kural olarak ölenin hak ile borçları ile ortaklığa giriş hakkına
sahip olur. Mirasçı olmayan kişiler bu kapsamda giriş beyanlarının diğer
ortaklara ulaşmasıyla birlikte ortak sıfatını kazanır.
c. Giriş Klozu (Eintrittklausel)
Eğer mirasçılar doğrudan ortaklığa girmiyor ve fakat ortaklığa bir
giriş hakları bulunuyorsa giriş klozu, söz konusu bu giriş hakkı yalnızca
belirli mirasçılara tanınmışsa da nitelikli giriş klozundan bahsedilir
1363
.
Ortaklık sözleşmesinde giriş klozunun bulunduğu hallerde ortaklardan
birinin ölmesi, ortaklık payının ölenin mirasçılarına ya da giriş hakkı
tanınan kimseye kendiliğinden (
ipso iure) intikali neticesini doğurma-
1
lS
9MüKo-Schafer, § 727 BGB, Nr. 43.
1360
Habersack/Schafer, HGB § 139, Nr. 32; MüKoHGB-Schmidt, HGB § 139, Nr. 22; Er-
man/Westermann,
§ 727 BGB, Nr. 7; Soergel/Hadding/ KieBling, § 727 BGB, Nr. 25.
1361
Bu hususa ilişkin olarak bkz. aşa. 3. Bölüm,11, B, 2, c.
1362
Peter Jung,"Die Regelung der Nachfolge beim Tod ei,ıes Perso,ıengesellschafters - Zum no-
twendigen Zusammenspiel von Erbrecht u,ıd Gesellschaftsrecht / 3", Entwicklungen im
GesellschaftsrechtXII, hrsg. Peter V. Kunz/Oliver Arter/Florian S.Jörg, Bem 2017, s.
199-220, (Anılış: Nachfolge
il), s. 210.
1
.l6JStaehelin, Art. 545/546, Nr. 13; von Steiger, s. 425; Handschin/Vonzun, ORArt. 545-
547, Nr. 73 vd.
Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri 326
maktadır. Bunun yerine ortaklık sözleşmesinde öngörülen kişiler, ölen
ortağın yerine ortaklığa girme yani onun ortaklık payını iktisap etmek
hakkını elde eder
1364
. Yani giriş klozu ile birlikte, ortaklık sözleşmesinde
öngörülen kişi/kişilere -ki bu/bunlar mirasçılardan biri olabileceği gibi;
bir başka kimse de olabilir- ortaklığa girmesine ilişkin bir
imkan tanır.
Lehine giriş hakkı tanınan kimse, söz konusu bu hakkı kullanana kadar,
adi ortaklık diğer ortaklar ile devam eder
1365
•
Dolayısıyla aslında giriş klozu temelde bir halefiyet klozu değildir.
Ancak giriş klozu ile birlikte kendisine ortaklık payını iktisap etmek hak-
kı tanınan kimse, söz konusu giriş hakkım kullanması ile birlikte; diğer
ortakların onayına ihtiyaç olmaksızın, ortak sıfatım iktisap eder
1366
- Bu
yönüyle ilgili kloz, devam klozundan ayrılmakta ve halefiyet klozu ile
benzeşmektedir.
3. Halefiyet Klozlarının Niteliği
Özellikle mukayeseli hukukta halefiyet klozlarının hukuki niteliği
tartışılmış ve genel olarak halefiyet klozlarımn ortak sıfatının mirasçılara
intikali sonucu doğuran hükümler olduğu kanaatine ulaşılmıştır
1367
• Hale-
fiyet klozu kararlaştırılması,faal bir ortaklığın ortağı olan mirasbırakanın
mal varlığının bir parçası olarak ortaklık payının mirasçılara geçebilmesi
yani, miras bırakılabilir olduğu anlamına gelir
1368
.
Halefiyet klozunun türüne göre, ilgili klozun sağlararası bir işlem
mi yoksa ölüme bağlı tasarruf olup olmadığı hususu da doktrinde tar-
tışılmaktadır. Bir görüşe göre basit halefıyet klozunun mirasbırakanın
terekesinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Bu yüzden basit ha-
lefiyet klozlarımn sağlararası bir işlem olarak nitelendirilmesi gerektiği
ifade edilmektedir
1369
. Yine aynı görüş nitelikli halefıyet klozu açısından
1364
Hızır, s. 2855.
1365
Türkmen, s. 164.
1366
Hızır, s. 2855.
1367
Handschin/ Vonzun, ORArt. 545-547, Nr. 49; ayrıca bkz. yuk. 3. Bölüm, II, B, 1.
1368
Handschin/ Vonzun, ORArt. 545-547, Nr. 49.
1369
Türk hukukunda benzer yönde ifadeler için bkz. Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, C. I, Nr.
Adi Ortaklık Payının Devri
327
ise farklı bir kanaate ulaşmakta; bu türdeki halefi.yet klozlannın terekeye
yönelik bir müdahalesi bulunduğu için, ölüme bağlı bir işlem olduğunu
ifade etmektedir
1370
.
Buna karşılık bir başka görüş, hem basit hem de nitelikli halefi.yet
klozlarının niteliğinin üçüncü kişi yararına ölüme bağlı bir şart olduğunu
ifade etmektedirı_
37
ı Bu görüşe göre her ikisinin de sonuç doğurabilmesi
yani mirasçıların veya üçüncü kişilerin ortak sıfatını kazanmaları, ortağın
ölümüne bağlanmıştır. İlgili görüş devam ederek, ilgili halefi.yet klozlan
ölüme bağlı üçüncü kişi yararına şart olarak, esasen tek taraflı, kendine
özgü, vasiyet benzeri bir ölüme bağlı kazandırma meydana getirir. Zira
aslında etkisini, mirasbırakan ortağın terekesinde gerçekleştirmekte-
dir
1372
• Bu yüzden bu görüş, halefiyet klozunun muhatabanın hukuki
konumunun, vasiyet alacaklısı ile aynı olduğunu belirtmektedir.
Ancak Türk hukukunda bizim de katıldığımız bir görüş, halefi.yet
klozlarırun bir noktada TBK'nın 129. maddesinde düzenlenen üçüncü
kişi yararına sözleşmeden ayrıldığını, zira basit ve nitelikli halefıyet kloz-
larında; ilgili klozlar ile birlikte kendiliğinden (
ipso iure) ortak sıfatını
iktisap ettiklerini; sağ kalan ortaklarının bu yönde bir kararına gerek ol-
madığını ifade etmektedir
1373
• Yani bu kapsamda üçüncü kişi olan miras-
107b; Türkmen, s. 153.
1370
Poroy/ Tekinalp/Çamoğlu, C. I, Nr.107b; Türkmen, s. 153.
1371
Şener, Adi Ortaklık, s. 446; Serozan/Engin, Nr. 43; Rona Serozan, "Sağlar Arası İşlem
Eliyle Ölüme Bağlı Kazandırma: Karma İşleme Karma Rejim",
Prof. Dr. Hayri Doma-
niç'e
80. Yaş GünüArmağanı, C. II, İstanbul 2001, s. 1015-1021, s . 1016. İlgili kayıtla-
rın niteliğinin bir anlamda üçüncü kişi yararına şart niteliğinde olduğu hususunda bkz.
Eren,
Borçlar Özel, Nr. 3022.
1372
Şener, Adi Ortaklık, s. 446.
1373
Mirasçıların sağkalan ortaktan ifayı talep etmelerine gerek olmadığına ilişkin olarak bkz.
Poroy/ Tekinalp/Çarnoğlu, C. I, Nr. 107b. Bu kapsamda Türk hukukunda yine bir ya-
zar, halefiyet klozları bakımından doktrinde ileri sürülen görüşlerin her ikisinin de eksik
yanlarının bulunduğu ve fakat yine de üçüncü kişi yararına şart görüşünün birkaç çe-
kince ile kabul edilebileceğini ifade etmektedir. Bu kapsamda ilk çekince, diğer ortakla-
rın ölen ortağın mirasçılarına herhangi bir edimde bulunma taahhüdünde bulunmuyo r
olmasıdır. Zira üçüncü kişi yararına sözleşmede tipik olan borçlunun üçüncü kişiye bir
edimi ifa edeceği taahhüdünde bulunmasıdır.Ayrıca üçüncü kişi zararına sözleşme yap-
ma yasağı da bu bakımdan düşündürücüdür . Her ne kadar çoğu zaman kazançlı bir iş-
Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri 328
çılara kalan ortaklar tarafından bir edimin ifası taahhüt edilmemektedir.
Belirtilmelidir ki, doğrudan halefiyet doğurmayan ve fakat muhatabına
ortaklığa girmek talep hakkını sağlayan giriş klozunun ise TBK'nın 129.
maddesi anlamında üçüncü kişi yararına sözleşme olarak nitelendirmek
mümkündür
1374
• Kanaatimizce halefiyet klozları kural olarak ortaklıklar
hukuku anlamında sonuç doğuran ve ortaklık payını miras bırakılabilir
hale getiren klozlar/anlaşmalar olarak sağlararası işlemlerdendir.
4. Halefiyet Klozlarının Şekli
Halefiyet klozlarının şekline ilişkin olarak doktrinde birden fazla
yaklaşım bulunmaktadır. Bu hususta ilk ve enfazla benimsenen yaklaşım,
ilgili halefiyet klozunun niteliğine göre, şekil şartının var olup olmadığını
belirlemektedir. Söz konusu bu yaklaşıma göre, basit halefiyet klozları
sağlararası bir işlem niteliğine sahip olduğu için, geçerli bir şekilde karar-
laştırılmaları için herhangi bir şekil şartı bulunmamaktadır
1375
• Yine bu
yaklaşıma göre nitelikli halefiyet klozları kısmi miras paylaştırma niteli-
ğini haiz olduklarından, ölüme bağlı tasarruflar bakımından öngörülen
şekil şartları bu tür klozlar bakımından gündeme gelmektedir
1376
•
Halefiyet klozlarımn şekline ilişkin bir diğer yaklaşım kategorik
olarak bahsedilen klozların kararlaştırılması bakımından, kural olarak
herhangi bir şekil şartının bulunmadığını ifade etmektedir. Bu görüşe
göre, adi ortaklık bünyesinde bir taşınmaz bulunsa dahi ilgili esas aynen
geçerlidir
1377
• Bu yüzden ortaklıklar hukukuna ilişkin halefıyet klozları,
-sağlararası bir işlem olarak- ortaklık sözleşmesinde öngörülen şekil
lem olarakgörülse de (bu yönde bkz. Rona Serozan, Sağlararası İşlem Yoluyla Ölüme
Bağlı Kazandırma,
İstanbul 1979, (Anılış: Ölüme Bağlı) s. 159 mirasçıların ortaklığın
borçlarından
sorumlu olması da gündeme gelmektedir. Bu yönde bkz. Numan Tekelioğ-
lu,"AdiOrtaklıkta
Ortağın Ölümü Halinde Mirasçıların Hukuki Durumu", AHBVÜHFD,
C. XXV, Y. 2021, S. 3,s. 225-268, s. 246-247.
1374
Benzeryönde bkz.Windbichler, Nr.5; Türkmen, s. 164.
1375
Poroy/Tekinalp/ Çamoğlu, C.I, Nr.107b; Akbay, s. 71O-711.
1376
Staehelin, Art. 545/546, Nr. 10; Poroy/ Tekinalp/Çamoğlu, C. I, Nr. 107b; Hızır, s.
2854; Akbay, s. 71O-711.
ımzobl, Aendenıngen, s. 198; Christ, SHK, Art. 545, Nr. 16; von Büren, s. 258.
Adi Ortaklık Payının Devri
329
şartına uyulmaksızın kararlaştırılabilir
1378
•
Ancak yine bu görüş, ortaklık
sözleşmesinde yer alan hükümlerden biri ölüme bağlı tasarruf olarak
nitelendirilir ise bu durumda şekle ilişkin olarak miras hukukuna ilişkin
hususlar gündeme geleceğini ifade etmektedir
1379
•
İlgili husustaki son yaklaşım, halefıyet klozlarının ölüme bağlı tasar-
ruf olarak nitelendirmesine rağmen, ölüme bağlı tasarrufların şekline iliş-
kin hükümlerine halefıyet klozları bakımından uygulama alanı bulamaya-
cağı yönündedir. Bu görüş, her ne kadar hukuki sonuçları ile tenkise tabi
olmaları yönünden halefıyet klozları ile ölüme bağlı bir tasarruf işlemi
olan vasiyet arasında bir ayrım yapmasa da; halefıyet klozlarına herhangi
bir şekle tabi olmadığını belirtmektedir
1380
.
Belirtilmelidir ki ortaklıklar hukuku anlamında yapılmış olan hale-
fi.yet klozları münhasıran ortaklıklar hukukunda sonuç doğurur
1381
•
Bun-
ların, ortaklardan birinin ölümü durumunda, ortaklığın devam etmesi ve
tasfiyeye girmemesi, devam eden ortaklığın payının (yani yalnızca tasfiye
olan ortaklığının tasfiye değil) mirasçılara geçmesi etkisi bulunmaktadır.
Halefıyet klozları, basit halefıyet klozu olarak, yasal mirasçıların ya da mi-
rasbırakan tarafından atanmış mirasçıların, faal bir ortaklığa ölümle bir-
likte ortak olması sonucunu doğurmaktadır. Nitelikli halefi.yet klozu ise
bu durumu, yalnızca mirasbırakan tarafından belirlenmiş mirasçılar ile
sırurlandırmaktadır
1382
•
Yine halefıyet klozları, mirasçılara ortaklığa giriş
hakkı tanıyan giriş klozları şeklinde olabileceği gibi, ortaklığın mirasçılar
olmadan devam edeceğine ve mirasçılara bir tazminat ödeneceğine ilişkin
tazminat klozları şeklinde de olabilir. Kanaatimizce bu şekilde sağlararası
1378
Jung, Nachfolge I, s. 184; şekle tabi olduğu yönünde bkz. Hoch, Nr. 132.
1379
Staehelin, Art. 545/546, Nr. 10; Handschin/Vonzun, ORArt. 545-547, Nr. 49 f.; ZK-
Handschin/C hou, Art. 576, Nr. 15-16; Türk hukuku bakımından benzer yönde bkz.
Türkmen,
s. 162.
1380
Şener, Adi Ortaklık, s. 446. Bu hususta ayrıca bkz. Serozan, Ölüme Bağlı, s. 141; Arıd-
reas von Tuhr / Arnold Esher,
Allgemeiner Teil des Schvveizerischen Obligationen-
rechts, Band
il, 3. Auflage, Z ürich 1974, s.252.
1381
Bu yönde bkz. Handschin/Vonzun, ORArt 545-547, Nr. 48.
1382
Christoph von Greyerz, "Die Unternehmernachfolge in den Personengesellschaften �Ber-
ner Tage für die juristische Praxis 1970: Die Erhaltung der Unternehmung im Er-
bgang, Bem 1972, s. 69 vd., s. 94-95.
330
Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
yapılan bir işlem veya alınmış olunan bir karar, ölüme bağlı tasarrufların
şekline bağlı değildir
1383
ve söz konusu haleflerin onayı olmaksızın her
zaman değiştirilebilir
1
3S4_
5. Halefi.yet Klozlarımn Miras Hukukuyla İlişkisi
a. Genel Açıklamalar
Aksi kararlaştırılmadığı sürece ortaklardan birinin ölümü durumun-
da adi ortaklık sona erer. Bu durumda ölenin mirasçıları diğer ortaklara
ortaklığın tasfiye edilmesi için ortak olur. Ancak ortaklar, ortaklık sözleş-
mesi ile ortaklığın mevcut amacıyla birlikte ortaklardan birinin ölümüne
rağmen devam etmesini kararlaştırabilir. Bu gibi anlaşmalar, mirasçıların
ortaklığa alınmasının diğer ortakların borcu olarak şekilde düzenlenebi-
leceği gibi, bir hak olarak düzenlenebilir ya da ölümden sonra alınması
gereken bir karar şeklinde de öngörülebilir. Ortaklığın ne şekilde devam
edeceği ve mirasçıların ortaklığa dahil edilmesine ilişkin anlaşmalar mi-
ras hukuku ile ortaklıklar hukuku arasındaki ilişkiyi göstermektedir
1385
•
b. Ortaklıklar Hukuku Anlamında Halefıyet Klozlarının
Miras Hukukundaki Vasiyet Yoluyla Miras Bırakma
Serbestisi Üzerindeki Etkileri
Öncelikle doktrinde haklı olarak belirtildiği üzere, halefiyet klozu
gibi bir klozun varlığı halinde dahi mirasbırakan, ilgili ortaklık payını
-tıpkı diğer mal varlığı değerlerinde olduğu gibi- ölüme bağlı bir tasarruf
işlemi ile devredebilir
1386
. Ortaklık payını bir ya da birden fazla mirasçıya
ölüme bağlı tasarruf işlemi ile devredebilir
1387
• Bunun için diğer ortak-
1383
Staehelin, Art. 545/546, Nr. 10;Jung, Nachfolge I, s. 184; yine Türk hukukunda hale-
fi.yet klozlarını sui generis bir sözleşme olarak nitelendiren bir görüş, sözleşme serbestisi
çerçevesinde halefi.yet klozlarının herhangi şekil şartına tabi olmadığını ifade etmekte-
dir. Bu yönde bkz. Tekelioğlu, s. 247. Aksi görüş için bkz. Hoch, Nr. 132.
1384
CHK-Jung, Art. 542, Nr. 9;Jung, Nachfolge I, s. 184.
1385
Handschin/Vonıun, ORArt 545-547, Nr. 47.
1386
Handschin/Vonıun, ORArt 545-547, Nr. 49.
1387
Staehelin, Art. 545/546, Nr. 10.
...
Adi Ortaklık Payının Devri
331
ların onayına da ihtiyaç bulunınamaktadır
1388
. Bu durum aynı ı.amanda
ortaklık payının geçeceği kişilerin özellikli bir şekilde belirlenmiş olduğu
nitelikli halefiyet klozunun bulunduğu durumlarda da geçerlidir. Dolayı-
sıyla miras hukuku anlamında mirasbırakanın ölüme bağlı işlem yapma
serbestisi ortaklıklar hukuku anlamında yapılmış olan halefiyet klozlan
ile sınırlanamaz. Ortaklıklar hukuku anlamında halefiyet klozlannın
etkisi yalnızca ortaklıklar hukukuna özgüdür ve ortaklara ek bir işlem
yapmaksızın ortaklığın sona ermemesi imkanını tanır. Bu şekilde miras
hukuku anlamında bir borcun var olmaması, mirasbırakanın bir vasiyet
ya da miras sözleşmesi yoluyla ilgili klozdan dönebileceğini göstermek-
tedir.
Bu görüşe göre söz gelimi ölen ortak daha sonradan tesis edeceği bir
ölüme bağlı tasarruf işlemi ile, nitelikli halefiyet klozunda kararlaştınlmış
olan kişinin ortaklık payı yerine bir başka mal varlığı değerine hak kaza-
nacağını kararlaştırabilir ve bu şekilde ortaklık sanki hiç halefiyet klozu
yokmuş gibi sona erer
1389
.
Ancak her ne kadar temelde ilgili görüş tarafından ileri sürülen ve
miras hukukunun tereke bakımından ortaklıklar hukukundan önce gele-
ceğine ilişkin yaklaşıma katılmak mümkün ise de, ortaklık sözleşmesi ile
kararlaştırılan nitelikli halefiyet klozu sonrasında ölen ortağın tek başına
hazırlamış olduğu ve halefiyet klozuna aykırı bir şekilde nitelikli halefin
başka bir malvarlığına hak kazanacağına dair bir düzenlemenin bulundu-
ğu bir vasiyet ile ortaklığı sona erdirebileceğini ifade edebilmek güçtür.
Her ne kadar terekeye yönelik olarak mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü
ortaklık sözleşmesi ile sınırlandırılamayacak olsa da; ortaklardan birinin
yapacağı tek taraflı bir hukuki işlem ile -ki bu anlamda bu hukuki işlemin
ölüme bağlı ya da sağlararası olmasının bir önemi bulunmamalıdır-ortak -
lığın kaderini belirlemesi mümkün değildir. Aksi bir kabul TBK'nın 624.
maddesinde kabul edilen oybirliği prensibine; sona ermenin oybirliği ile
alınacak bir karar ile mümkün olabileceğine ilişkin TBK' nın 639. madde-
sinin 1. fıkrasının (4.) bendine ve ortaklık sözleşmesine aykırı nitelikte
olacaktır. Bu gibi durumların varlığı halinde yani ortaklıklar hukuku
1388
Wolf, Erb, s. 20.
1389
Handschin/Vonzun, ORArt 545-547, Nr. 49.
332 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
anlamında yapılmış bir nitelikli halefiyet klozunun bulunduğu ve fakat
mirasbırakan ortağın bu halefiyet klozuna aykırı bir ölüme bağlı tasar-
rufunun olduğu durumda; kanaatimizce taraflar arasında kararlaştırılmış
olan halefiyet klozunun TBK'nın 633. maddesinde yer alan devam klozu
olarak nitelendirilmesi ve tüın mirasçılar açısından çıkma ile çıkarılma
hükümlerinin uygulama alanı bulması gerekmektedir. Zira daha önce
belirtildiği üzere, halefiyet klozu aslında iki temel yargıyı içermektedir.
Bunlardan biri; ölüm sonrasında dahi ortaklığın devam edeceği; diğeri
ise; ortaklıkta hangi mirasçılar ya da tüm mirasçıların ortak sıfatını ka-
zanacağıdır. Bu anlamda her ne kadar sonradan yapılmış olan aksi bir
ölüme bağlı tasarruf işlemi ile ikincisi artık mümkün değil ise; halefiyet
klozunun ortaklığın ölüme rağmen devamına ilişkin yargısının sürdüğü-
nü kabul etmek; tarafların iradesi ve menfaat ile daha fazla örtüşmektedir.
Benzer bir sorun, ortaklık sözleşmesinde kararlaştırılmış olan nite-
likli halefiyet klozundaki lehtardan farklı bir kişiye ölüme bağlı tasarruf
işlemi ile ortaklık payının bırakılması durumunda da gündeme gelir
1390
•
Elbette miras hukukuna uygun bir şekilde hazırlanmış olan bir ölüme
bağlı tasarruf tüm hukuki sonuçlarını doğurur. Bununla birlikte ilgili işle-
min tamamen diğer ortakların iradesine aykırı olarak hüküm doğurması
da adi ortaklığın yapısına uygun gelmez. Zira güven ve sadakat temelli
bir ortaklık olan adi ortaklıkta, ortakların birlikte ortak sıfatını haiz ola-
cak kişileri seçme hakkı kural olarak mutlaktır. Bu yüzden kanaatimizce,
ortaklık payının ortaklık sözleşmesindeki halefiyet klozunda adı geçen
mirasçıdan farklı bir mirasçıya ölüme bağlı bir tasarruf ile bırakılması
durumunda, söz konusu kişinin ortak sıfatını kazanması diğer ortakların
onayına bağlı olmalıdır. Diğer ortaklar bu mirasçıyı ortak kabul ederse,
ilgili kişi ölüm anından itibaren ortak sıfatını iktisap eder. Buna karşılık
diğer ortakların ilgili mirasçının ortaklığa girmesini istememesi duru-
munda, ortaklık yine devam edip; söz konusu mirasçıya ölen ortağa ölüm
anındaki ortaklık durumuna göre hesaplanacak ayrılma payı ödenmelidir.
1390
Ortaklık sözleşmesinde basit halefi.yet klozunun kararlaştırılmış olduğu durumlarda,
ölüme bağlı tasarruf yalnızca bir mirasçıyı halef olarak belirlemiş ise, kanaatimizce or-
taklıklar hukuku anlamında herhangi bir sorun gündeme gelmeyecektir. Zira ortakların
iradesi zaten ilgili mirasçının da ortaklığa girmesi yönündedir. Bu gibi durumlarda soru-
nun miras hukuku ve bu kapsamda tenkis hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir.
...
Adi Ortaklık Payının Devri
333
Ek olarak ifade edilmelidir ki, yukarıda ifade edildiği gibi ortaklık
sözleşmesi ile ölüme bağlı tasarrufta belirlenen halefiyet durumlarında
çatışma yaşanmaması için, ortaklar halefiyet klozlarıru miras hukuku
anlamında da bağlayıcı bir şekilde kararlaştırabilir. Ancak mirasçıların
ortaklığa girmesine ilişkin bağlayıcı bir halefi.yet klozunun öngörülmesi
yalnızca, TMK'da ilgili ölüme bağlı tasarruf için öngörülmüş olan şekilde
yapılması; taraflarının hem mirasbırakan hem mirasçılar hem de diğer
ortaklar olduğu bir sözleşmenin varlığı ve ortak olarak öngörülen miras-
çıların mirası reddetmemiş olması ile mümkündür
1391
•
Ortaklıklar hukuku anlamında halefi.yet klozu ile miras hukuku kap-
samında yapılan ölüme bağlı tasarrufun uyuşması durumunda TMK'nın
599. maddesi kapsamında yalnızca öngörülen kişi, ölenin ortak konumu-
nu ölüm anında iktisap eder. Ancak ölüm anına kadar saklı pay mirasçı-
larının saklı paylarının miktarı tam olarak hesaplanamayacağı için, saklı
pay bakımından bir eksiklik olabilir. Bu durumda, saklı pay mirasçılık
hakkından vazgeçmemiş olan mirasçılar söz konusu durumun ortadan
kaldırılması için tenkis davası açabilir. Eğer terekenin geri kalan kısmı
saklı payı karşılayabilecek nitelikte değilse, ortaklıklar hukuku hükümle-
rinin miras hukuku hükümlerine göre öncelikli uygulanması gerekir. Bu
yüzden bu şekilde bir durumun varlığında tenkis, yalnızca ortaklığa halef
olarak giren kişi tarafından ölenin saklı pay mirasçılarına saklı payın ihlal
edildiği oranda bir tazminat ödenerek yapılabilir. Eğer halef ilgili denk-
leştirme bedelini ödeyebilecek durumda değilse, denkleştirmeyi gizli bir
ortaklık ya da alt katılım kurarak da gerçekleştirebilmelidir
1392
•
Eğer ortaklıklar hukuku açısından öngörülen kişilerden yalnızca bir
kısmı ölüme bağlı tasarruf sonucunda ortaklık payını iktisap edebildiyse,
ortaklığa giremeyen kişiler bakımından ortaklık sözleşmesinde yer alan
halefıyet hükmü, giriş klozu olarak yorumlanmalıdır.Buna karşılık ortak-
lık sözleşmesinde öngörülen kişilerin hiçbiri ortak olamadıysa, ortaklık
1391
Peter Breitschmid, Basler Kommentar, Zivilgesetzbuch il, Art. 457-977 ZGB, Art.
1-61 SchlT ZGB, 3. Auflage, hrsg. Heinrich Honsell/Nedim Peter Vogt/Thomas Gei-
ser, Basel 2007 Art. 494, Nr.
l; Handschin/Vonz un, ORArt. 545-547, Nr.50.
1392
Jung, Nachfolge il, s. 213-214.
334 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
yine de devam eder ve ortaklık sözleşmesinde öngörülen kişiye giriş
hakkı tanınmalıdır1393.
111. ADİ ORTAKLIK PAYININ DEVRİNİN BENZER
KAVRAMLAR İLE İLİŞKİSİ
Adi ortaklık payının devri bakımından ilgili sürece en yakın iki süreç
doktrinde alt katılım olarak nitelendirilen yapı ile ortaklık payının tek ta-
raflı bir şekilde devridir. Söz konusu her iki kurumun da ortaklık payının
devrinin dolaylı olarak düzenlenmiş olduğu ve yukarıda lafzen incelen-
miş olan
1394
TBK'nın 632. maddesinin 2. fıkrasında düzenlendiği ifade
edilmektedir. Bu yüzden ortaklık payının tek taraflı devri ile alt katılımın
hukuki işlemle ortaklık payının devrinden ayrılması gerekmektedir
1395
.
A. Adi Ortaklık Payının Devrinin Alt Katılım İle İlişkisi
ı. Anlamı
Doktrinde alt katılımın, adi ortaklığın
1396
ortaklarından birinin
üçüncü bir kişiye ortaklık payı üzerinde hak sahipliği tanıma borcu altına
girmesi durumunda söz konusu olacağı ifade edilmektedir
1397
•
Bu kap-
samda alt katılım, "katılıma katılım"dır
1398
.
Alt katılımda asıl ortaklığın
1393
Jung, Nachfolge II, s. 214.
1394
Bu hususta bkz. yuk. 3. Bölüm, I, C, 1, b, 2).
1395
Müller, Übertragung, Nr. 199; von Steiger, s. 410; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr.
194.
1396
Ticaret ortaklıklarının payları üzerinde de alt katılım ortaklığı tesis edilebilir. Fakat bu
çalışma adi ortaklığa özgülendiği için ilgili açıklamalar da yalnızca adi ortaklıkla sınırlan-
dırılarak yapılmaktadır.
1397
Staudinger/Habermeier, Vor. BGB §§ 705-740 Nr. 64; Becker, Art. 542, Nr. 8; Jean-
Marc Löliger,
Die Unterbeteiligung an Personengesellschaftsanteilen, Basel/Genf/
München 1998, 8-9; MüKo-Schaefer, Vor § 705 BGB, Nr. 97; Schmidt, Gesellschafts-
recht, s. 1865-1866; von Steiger, s. 347; Handschin/Vonzun, OR Art. 542, Nr. 60;
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 195; Yongalık,
Sermaye, s. 96; Poroy/Tekinalp/
Çamoğlu, C.
I., Nr. 97; Bilgili/ Demirkapı, s. 37; Erem, s. 24; Pulaşlı, Şerh I, s. 81-82;
Bahtiyar, Ortaklıklar, s. 42; Ayhan/Ç ağlar/Ôzdamar, s. 82.
1398
Staudinger/ Kessler, Vor. BGB § 705, Nr. 108; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 195;
Adi Ortaklık Payının Devri
335
ortağı olan ve kendisi nin ortaklık payı üzerinde alt ka tılım hak sahipliği
sağlayan ortak, asıl katıla n-üst ortak olarak nitelendirilirken; kendisine
hak sahipliği tanınmış olan kişi, alt katılan olarak nite lendirilir
1399
.
Alt katılımda tipik olan, asıl katılımdan kaynaklanan hak ile borçlara
dolaylı bir şekilde katılımdır
1400
.
Alt katılım alt katılana yalnızca borçlar
hukuku anlamında ortaklık payından birlikte faydalanma
1401
talep hakkı
sağlamaktadır
1402
• Bu kapsamda alt katılan veasıl ortaklığın diğer ortakları
arasında doğrudan herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmamaktadır
1403
•
Nitekim TBK'nın 632. maddesinin 2 . fıkrasında (ORArt. 542 Abs. 2)
da bu durum; alt katılımın sağlanmış olması durumunda üçüncü kişinin
diğer ortakların ortağı sıfatını kazanamayacağı açık bir şekilde hükme
bağlanmıştır
1404
• Bu yüzden alt katılım, asıl katılan ile asıl ortaklığın diğer
ortakları aras ındaki iliş kiyi de etkilememektedir.
Alt katılım ile birlikte yalnızc a borçlar hukuku anlamında bir talep
hakkı doğmuş olduğundan, alt katılımın herhangi bir elbirliği ile mal var -
lığı doğurması gündeme gelmez
1405
•
Alt katılanın para, taşınır, taşınmaz
vb. gibi mal varlığı unsurlarını katılım payı olarak ge tirmesi durumunda,
ilgili katılım payının doğrudan asıl katılanın mal varlığına geçecek şekilde
ifa etmesi gerekir
1406
.
Şener, Adi Ortaklık, s. 384; Löliger, s. 8.
1399
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 195.
1400
$oergel/Hadding/Kiessling, Vor § 705 BGB, Nr. 33.
1401
ZK-Siegwart, ORArt. 542, Nr. 2.
1402
Soergel/Hadding/Kiessling, Vor § 705 BGB, Nr. 33; von Steiger, s. 348; Fellmann/Mül-
ler, ORArt. 542, Nr. 196.
1403
Staudinger/Habermeier, Vor. BGB §§ 705-740, Nr. 64; von Steiger, s. 349; Fellmann/
Müller, ORArt. 542, Nr. 197; Schmidt,
Gesellschaftsrecht, s. 1871; ZK-Siegwart, OR
Art. 542, Nr.
3; Soergel/Hadding/K.iessling, Vor § 705 BGB, Nr. 33.
1404
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 197.
1405
Becker, Ar t. 542, Nr. 8; Staudinger/Habermeier, Vor. BGB §§ 705-740, Nr. 64; von Ste-
iger, s. 349; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 198; Löliger, s. 79; Soergel/Hadding/
Kiessüng, Vor
§ 705 BGB, Nr. 33; Schmidt, Gesellschaftsrecht, s. 1865-1866.
1406
Löliger, s. 79; Fellmann/Müller, OR Art. 542, Nr. 198; Handschin/Vonzun, OR Art.
542, Nr. 64.
336 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
Alt katılım ortaklığının kurulması, asıl ortağın asıl ortaklıktaki du-
rumunu ve diğer ortaklar ile arasındaki hukuki ilişkileri değiştirmez
1407
•
Buna göre asıl ortak, ortaklıkta "ortak" olarak kalır ve payında alt katılım
ilişkisi olmadığı zamandaki gibi tüm yükümlülüklerini yerine getirir
1408
-
Asıl ortağın ortak olmasından kaynaklanan tüm sosyal hakları da aynı
şekilde devam eder
1409
.
Alt katılımda tarafların hakları ile yükümlülükleri ilk olarak alt katı-
lım sözleşmesine bakılarak belirlenir
1410
. Aksi taraflarca kararlaştırılma-
dığı sürece, ortakların hakları ve borçları adi ortaklık hükümlerine göre
belirlenir. Alt katılım ortaklığın yorumlanmasında aynı zamanda dok-
trinde gizli ortaklık için geliştirilen teorilerin de kullanılabileceği ifade
edilmektedir
1411
.
2. Hukuki Niteliği
Daha önce de ifade edildiği üzere TBK'da alt katılım düzenlenme-
miş, ancak TBK'nın 632. maddesinin madde başlığında geçen
"alt katı-
lım"
ifadesi ile kanunda yer almıştır. Ayrıca TBK'nın 632. maddesinin 2.
fıkrasında (ORArt. 542 Abs. 2) alt katılımın sonuçlarına ilişkin hüküm
bulunmaktadır.Ancak her ne kadar doğrudan alt katılım düzenlenmemiş
ve fakat alt katılımın sonucu düzenlenmiş olsa da, bu durum her halde
yine de kanun koyucunun alt katılımı mümkün kabul ettiğini göstermek-
tedir1412.
Asılortak ve alt katılan arasındaki hukuki ilişki kural olarakiç ortaklık
şeklindeki bir adi ortaklık olarak
1413
nitelendirilmektedir
1414
. İlgili ortaklı-
H
07Barlas, s.188; Thoma, s. 309.
1408
Thoma, s. 309.
1
'409Thoma, s. 309.
1410
MüKo-Schaefer, Vor § 705 BGB, Nr.101.
1411
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 235.
1412
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 199; hukuki niteliğe ilişkin tartışmalar ve geniş bilgi
için bkz. Barlas, s.190 vd..
ımBecker, Art. 542, Nr.8; BSK-Handschin, Art. 542 N 4; Löliger, 10; Meier- Hayoz/Forst-
moser,
§ 12 Nr. 132; ZK-Siegwart, ORArt. 542, Nr. 2; von Steiger, s. 348.
1414
Becker, Art. 542 Nr. 8; von Steiger, s. 350; Staudinger/Habermeier, Vor. BGB §§ 705-
.Adi Ortaklık Payının Devri 337
ğın amacı, asıl ortaklıktaki ortak sıfatından birlikte faydalanılmasıdır
1415
•
Dolayısıyla eğer asıl ortak ve alt katılan arasındaki sözleşmede taraflann
hak ve yükümlülüklerine ilişkin olarak açık bir hüküm bulunmuyor ise,
adi ortaklığa ilişkin hükümler uygulama alanı bulur
1416
•
İfade edilmelidir ki alt katılım sözleşmesinin içerisinde yer alan
hükümlere bağlı olarak, alt katılım aynı zamanda gizli ortaklığı da karşıla-
yabilir. Dolayısıyla alt katılımın hükümleri yorumlanırken,
gizli ortaklık
için geliştirilen ilkelerin genelde göz önünde tutulması gerektiği belirtil-
miştir
1417
• Ek olarak komandit ortaklığa ilişkin hükümlerin, söz gelimi alt
katılanın kazanca ve zarara katılımının belirlenmesinde,kıyasen uygulan-
masının da düşünülebileceği ifade edilmiştir
1418
•
3. Kuruluş Amacı ve Görünüş Şekilleri
Alt katılım ortaklığı kurmanın birçok gerekçesi olabilir. Bu kap-
samda ilk olarak alt katılım ortaklığı yalnızca sermaye tedariki amacıyla
kurulmuş olabilir
1419
• Özellikle asıl ortak bakımından ortaklıktan çıkmak
ya da ortaklığın tasfiyesi daha az menfaat sağlayacak nitelikte ise, para
kazanmak için alt katılıma başvurulabilir. Örneğin, küçük bir adi ortak-
lığın ortaklarının ortaklardan birinin karşılayamadığı oranda yüksek bir
miktarda katılım payı getirmeleri söz konusu ise, kaynağı karşılayamayan
ortak
ilgili gerekliği, alt katılım ortaklığı kurarak kaynağın sağlanması-
nı mümkün kılabilir
1420
• Alt katılım ortaklığı kurulmasının alt katılan
bakımından ise şu faydaları bulunmaktadır: Alt katılan vermiş olduğu
sermaye için yalnızca faiz almak yerine; ortaklığın ekonomik gelişimine
740, Nr. 64; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 200; Şener, Adi Ortaklık, s. 385; Bar-
las, s. 194; Aşkan, s. 28. Löliger, s. 10.
1415
von Steiger, s. 348; Ayhan/Çağlar/Ôzdamar,s.82; Yongalık, Sermaye, s. 97.
ıfüBarlas, s. 190 vd.
ımstaudinger/Habermeier, Vor.
§§ 705-740 Nr. 64; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr.
201.
1418
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 201.
1419
Staudinger/Habermeier, Vor. BGB §§ 705-740, Nr. 64; Löliger, s. 22-23; Fellmann/
Müller, ORArt. 542, Nr. 203.
1420
Löliger, s. 22-23; Blaurock, Unterbeteiligung, s. 55; Fellmann/Müller, OR Art. 542,
Nr. 203.
338 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
bireysel olarak sorumluluk altına girmeden ve kendisini dışarıya karşı
açığa çıkarmadan katılmak fırsatını elde etmektedir
1421
.
Yine aynı zamanda alt katılım, asıl ortaklığa katılımın mümkün
olmadığı veya katılımın istenmediği durumlarda söz konusu olabilir
1422
•
Örneğin, diğer ortaklar pay devrine ilişkin olarak onay vermekten kaçı-
nırsa, payını devretmek isteyen kişi üçüncü kişiye payı üzerinde gizli bir
katılım hakkı sağlayabilir
1423
. Ayrıca alt katılım ortaklığı, alt katılanın asıl
ortaklıkta ortakgözükmesinin rekabet anlamında problem doğurabilece-
ği durumlarda da gündeme gelebilir
1424
.
Ancak ifade edilmelidir ki genel olarak alt katılım ortaklığı kurul-
masındaki amaç, alt katılanın gizli tutulması ve dış dünya tarafından
bilinirliğinin sağlanmamasıdır
1425
. Örneğin asıl katılanın, üçüncü kişiler
tarafından kendisinin dışarıdan sermayeye bağlı olduğunun bilinmesini
istemeyebilir. Yine alt katılan açısından, sosyal ya da mesleki konumun-
dan kaynaklanan sebeplerden ötürü, kendi adına bir işletmeyi işletmesi
mümkün olmayabilir ve bu yüzden her ne kadar iç ilişkide baskın olan o
bile olsa asıl katılanın arkasına konumlanabilir
1426
.
Bu kapsamda belirtil-
melidir ki, ortak sayısının ortaklık sözleşmesi ile kısıtlandığı aile ortak-
lıklarında, alt katılım oldukça yaygındır. Bu gibi ortaklılarda, ortaklardan
biri diğer bir aile üyesine ya da üçüncü bir kişiye ortaklık üzerindeki bir
ekonomik menfaati alt katılım ortaklığı ile sağlar
1427
.
Alt katılım ortaklık yapısı, özellikle hukuki halefin ortaklığa ha-
zırlanmasında çok ciddi bir şekilde uygulama alanı bulduğu doktrinde
ifade edilmektedir
1428
. Miras bırakan, kendisinin asıl ortaklıktaki ortak
1421
Löliger, s.23; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 203.
1422
Staudinger/Habermeier, Vor. BGB §§ 705-740, Nr. 64; Fellmann/Müller, ORArt. 542,
Nr.204.
1423
Löliger, s. 28-29; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 204.
1424
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 204.
1425
Löliger, s. 18; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 205.
1426
Löliger, s.19; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 205.
1427
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 206.
1428
Staudinger/Habermeier, Vor. BGB §§ 705-740, Nr. 64; Löliger, s. 20-21; Fellmann/
Müller, ORArt. 542, Nr. 206.
Adi Ortaklık Payının Devri
339
sıfatını kaybetmeden gelecekteki halefine alt katılım yoluyla ortaklıkta
bir menfaat sağlayabilir
1429
. Bu yolla gelecekteki mirasçının ortak sıfatına
uygunluğu, onu ana ortaklığa ortak etmeden kontrol edilebilir
1430
•
Halef
bakımından ise, ilgili halef ortaklık faaliyetlerininsağladığı menfaatleri ve
sebep olduğu riskleri dış ilişki bakımından sorumluluk üstlenmeden aşi-
na olmak fırsatına sahip olur
1431
• Yine özellikle asıl ortaklıksözleşmesinde
nitelikli bir halefi.yet klozu bulunması durumunda, söz gelimi mirasçı-
lardan yalnızca birinin ortaklığa devam edebileceğine ilişkin bir hüküm
bulunmaktaysa, alt katılım, ortağa diğer mirasçıları da ortaklık payına
katabilme imkanı tanır
1432
• Bu anlamı ile miras bırakan ortak, ortaklıktaki
payını mirasçılardan yalnızca birine, diğer mirasçılar ile alt katılım ilişkisi
kurması şartıyla tahsis edebilir
1433
.
4. Alt Katılımın Oluşumu
Alt katılım, asıl katılan ve alt katılan arasında yapılan bir sözleşme
ile meydana gelir. Alt katılımın amacı, asıl ortağın asıl ortaklıktaki payı
üzerinde birlikte hak sahipliği oluşturmaktır
1434.Alt katılım ortaklığında
ortak amaç, ana katılımın yani asıl katılanın asıl ortaklıktaki ortaklık pa-
yının tutulması ve ondan faydalanılmasıdır
1435
•
Alt katılım sözleşmesinin yapılması herhangi bir şekil şartına bağlı
değildir, bu anlamda sözleşme zımni olarak da yapılabilir
1436
•
Bu temel
1429
Löliger, s. 20; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 206.
1430
Löliger, s. 20; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 206.
1431
Löliger, s. 20; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 206.
1432
Staudinger/Haberıneier, Vor. BGB §§ 705-740, Nr. 64; Löliger, s. 20; Fellmann/Müller,
ORArt. 542, Nr. 207.
1433
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 207.
14
l-4MüKo-Schaefer, Vor. § 705 BGB, Nr. 101; Löliger, s. 58; Schmidt, Gesellschaftsrecht,
s. 1870; Z K-Siegwart, ORArt. 542, Nr. 2-3; von Steiger, s. 348
f.; Fellmann/Müller, OR
Art. 542, Nr. 222.
1435
Löliger, s. 70 vd.; Blaurock, Unterbeteiligung, s. 109; Fellmann/Müller, ORArt. 542,
Nr. 222; BSK-Handschin, Art. 542, Nr. 4; ZK-Siegwart, ORArt. 542, Nr. 2; von Steiger,
s.348.
1436
Löliger, s. 61; MüKo-Schaefer, Vor. § 705 BGB, Nr. 101; Fellmann/Müller, ORArt. 542,
Nr. 222; Barlas, s. 183.
340 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
kuralın istisnası ise, eğer sözleşmenin yapılmasıyla ya da alt katılımın
sona ermesi sonucunda tasfiye ile birlikte, bir taşınmazın devrinin borcu
gibi şekle tabi bir borcun yüklenilmesidir
1437
.
Alt katılım ortaklığı kurulmasının asıl ortaklıktaki ortaklar arasın-
daki ilişki üzerinden herhangi bir etkisin bulunmaması sebebiyle, geçerli
bir şekilde alt katılım ortaklığının kurulması için asıl ortağın diğer ortak-
lardan onay almasına da gerek bulunmamaktadır
1438
.
Kanun bu durumu,
"... tek taraflı olarak ... payına ortak ederse" ifadeleriyle düzenlemektedir.
Zira alt katılım ortaklığının kurulması asıl ortaklıktaki haklar üzerinde
herhangi bir tasarrufu gerektirmez
1439
.
Yalnızca alt katılana, asıl katılanın
ortaklığa katılımı üzerinde borçlar hukuku anlamında bir talep hakkı
tanımaktadır
1440
•
Buna karşılık asıl ortaklık sözleşmesinde alt katılımın yalnızca asıl
ortakların onayı ile veya belirli bazı şartlar altında kurulabileceği karar-
laştırılmış olabilir. Ayrıca söz konusu asıl ortaklık sözleşmesi, kurulacak
olan alt katılım ortaklığının geçersiz olacağını ilan ediyor da olabilir
1441
•
Ancak asıl ortaklık sözleşmesinde öngörülen bu şekilde bir yasağın, alt
katılım sözleşmesinin geçerliliğine herhangi bir etkisi bulunmamakta-
dır
1442
• Buna rağmen eğer asıl ortak ilgili yasağı ihlal etmişse, asıl ortaklık
sözleşmesini de ihlal etmiş olur. Bu durum, asıl ortaklık sözleşmesinden
kaynaklanan yaptırımların kendisine uygulanmasına sebebiyet verebilir.
Bu kapsamda örneğin, eğer ortaklıktan çıkarılma ortaklık sözleşmesi ile
düzenlenmişse, asıl katılan asıl ortaklıktan çıkarılabilir
1443
. Çıkarılma
1437
Löliger1 s. 62 vd.; MüKo-Schaefer 1 Vor. § 705 BGB
1 Nr. 101; Fellmann/Müller, ORArt.
542, Nr. 223.
1438
Löliger, s. 58; MüKo-Schaefer, Vor. § 705 BGB 1 Nr. 102; Soergel/Hadding/Kiessling,
Vor § 705 BGB, Nr.33; Arslanlı, Şirketler, s.407; Şener, Adi Ortaklık, s. 385; Barlas, s.
183; Hatemi/Serozan/ Arpacı, Özel Bölüm, s.591; Ayhan/Çağlar/Ôzdamar, s. 82.
1439
Fellmann/Müller, ORA.rt. 542, Nr. 224.
1440
MüKo-Schaefer, Vor. § 705 BGB, Nr.101.
1441
Löliger, s.59.
1442
MüKo-Schaefer, Vor. § 705 BGB, Nr. 101; Fellmann/Müller, ORA.rt. 542, Nr. 225; Şe-
ner
1 Adi Ortaklık, 385-386.
1443
Löliger1 s. 60-61; MüKo-Schaefer, Vor. § 705 BGB 1 Nr. 101; Fellmann/Müller, ORA.rt.
542
1 Nr. 225.
Adi Ortaklık Payının Devri
341
aynı zamanda alt katılımın da temellerini ortadan kaldınr
1
4+4. Eğer çıka-
rılma mümkün değilse, ortaklık sözleşmesinin ihlali asıl ortaklığın diğer
ortakları bakımından TBK'nın 639. maddesi (ORArt. 545) kapsamında
ihlalin haklı sebep olarak nitelendirilmesi durumunda, diğer ortaklar
tarafından ortaklık sözleşmesi feshedebilir
1445
•
Asıl ortaklık sözleşmesinde alt katılım ortaklığının kurulmasına
ilişkin olarak açıkça bir yasak olmasa dahi, münferit bazı durumlarda,
asıl katılan alt katılım ortaklığı kurarak ortaklığa karşı olan sadakat yü-
kümlülüğünü ihlal etmiş olur
1446
• Bu durum söz gelimi, sır saklamakla
yükümlü olan ortağın sonrasında rakiple alt katılım ortaklığı kurması
ve ona ortaklık iç ilişkilerine dair bilgi vermesi durumunda gündeme
gelebilir
1447
• Asıl katılan tarafından ilişkilerin bu şekilde olduğu bir alt
katılımın kurulması durumunda, asıl ortaklığın diğer ortakları tarafından
müdahalenin men'ini talep etmek ve herhangi bir zararları doğmuş ise,
zararlarının karşılanmasını talep hakları bulurunaktadır
1448
• Yıne bu gibi
bir durumda da eğer ortaklık sözleşmesi imkan veriyorsa, ortaklığın feshi
ile ortaklıktan çıkarma gündeme gelebilir
1449
.
Nasıl ki ilk alt katılım ortaklığı kurulurken asıl ortağın diğer asıl
ortaklardan onay almasına gerek yoksa aynı şekilde asıl ortağın bir başka
alt ortaklık kurarken de alt katılandan onay almasına gerek bulunmamak-
tadır
1450
• Bu durum eğer asıl ortak ilk alt katılım sözleşmesinde başka bir
alt katılım oluşturmama borcu altına girmiş olması halinde de geçerlidir.
Ancak ilk alt katılım sözleşmesinde, başka bir alt katılım ortaklığı kurul-
mayacağına ilişkin bir anlaşma olmasına rağmen asıl katılan başka bir alt
katılım ortaklığı meydana getirmiş ise, alt katılım sözleşmesini ihlal etmiş
1 .....
_.MüKo-Schaefer, Vor. § 705 BGB, Nr.101; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 225.
ı+4sLöliger, s. 61; Şener, Adi Ortaklık, s.386; Poroy/ Tekinalp/ Çamoğlu, C.I., Nr.97; Bar-
las, s.183- 184; Hatemi/Serozan/ Arpacı, Özel Bölüm, s.592.
1446
Fellrnann/Müller, ORArt. 542, Nr. 226.
... Löliger, s. 60; ZK-Siegwart, Art. 542, Nr. 2.
1 7
1448
Fellrnann/Müller, ORArt. 542, Nr. 226.
1 9
...
Fellrnann/Müller, ORArt. 542, Nr. 226.
1450
Löliger, s. 59. Aksi görüş için bkz. Blaurock, Unterbetelligung, s. 112. Bu son görüşe
göre asıl katılanın başka bir alt katılım ortaklığı kurmuş olması, mevcut alt katılım o rtak-
lığına yeni ortak almak anlamına gelir.
342 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
olur. Bu durumda alt katılan varsa zararlarını asıl katılandan talep edebilir
ve daha önemlisi olarak haklı sebeple ortaklığı sona erdirmek hakkına
sahip olur
1451
•
Doktrinde kanaatimizce hatalı bir şekilde alt katılımın ortakların
onayı alınmaksızın adi ortaklık payının kısmen veya tamamen bir üçüncü
kişiye devredilmesi halinde de gündeme geleceği ifade edilmektedir
1452
•
Bizim de katıldığımız diğer görüş ise, ortakların onayı alınmadan gerçek-
leştirilen pay devrinde alt katılım hükümlerinin değil, alacağın temliki
hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirtmiştir
1453
.
Kaldı ki bu du-
rumda aşağıda açıklanacağı üzere "tek taraflı pay devri" söz konusudur.
Alt katılım ile ortaklık payının tek taraflı ya da hukuki işlem yoluyla pay
devri farklı kavramlardır
1454
.
Zira alt katılımdan bahsedilmek için yalnızca
diğer ortakların onayının eksikliği yeterli değildir. Bir adi ortaklık olarak
alt katılımdan bahsedilebilmesi için aynı zamanda ortak amaç ve bu amaç
için çaba unsurlarının bulunması gerekmektedir. Alt katılım Ortaklığı
bakımından, taraflar arasındaki devir sözleşmesinde payın ya da payın
sağladığı mal varlığına dair hakların devri gibi bir amaç ve bu yönde bir
irade bulunmamaktadır. Oysaki payın devrindeki amaç, ortaklık payının
ya da ilgili mal varlıksal hakların devridir. Pay devrinden farklı olarak alt
katılımda, ilişkinin tarafları arasında belirli bir süre veya asıl ortaklığın
sona ermesine kadar menfaat birliği mevcuttur
1455
•
Alt katılım sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa alt katılım, söz-
leşmenin yapılması ile birlikte yürürlüğe girer. Ancak belirtilmelidir ki
kural bu olmakla birlikte, taraflar geçerlilik tarihini daha sonraki bir tarih
olarak da belirleyebilir. Yine alt katılımın alt katılanın önceki kazanca da
hak kazanmış olduğu şeklinde etkisinin geçmişe dönük olarak belirlen-
1451
Löliger, s.59; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 227.
1452
Kendigelen, Şekil, s. 223 vd.; Abuzer, Kendigelen, Hukuki Mütalaalar, İstanbul 2015,
s. 22- 37.
1453
Barlas, s.187, dn. SOS; Şener, Adi Ortaklık, s . 382; Hatemi/Serozan/ Arpacı, Özel Bö-
lüm, s.591.
14
s..Bu hususta açıklamalar için bkz. aşa. 3. Bölüm, III, A, 6.
1455
Arslanlı, Şirketler, s. 407.
l
1
Adi Ortaklık Payının Devri 343
mesi de mümkündür. Ayrıca alt katılım sözleşmesinin geciktirici veya
bozucu şarta bağlanması da mümkündür
1456
.
5. Alt Katılımın Türleri
Doktrinde alt katılım ortaklığı bakımından tipik ve atipik alt katılım
ortaklığı şeklinde bir ayrım yapılmaktadır
1457
.
Tipik alt katılımda, alt katı-
lan yalnızca asıl katılan ile hukuki ilişki kurmaktadır. Bu tip ortaklıklarda
alt katılan ile asıl ortaklık veya asıl ortaklığın diğer ortakları arasında söz-
leşmese! herhangi bir ilişki bulunmamaktadır
1458
•
Bu kapsamda tipik alt
katılım ortaklığında gizli bir alt katılım ortaklığından bahsedilebilecektir.
Belirtilmelidir ki alt katılım bakımından kural, tipik alt katılımdır
1459
.
Atipik alt katılımda ise, asıl ortaklık ortakları tarafından alt katılana
zaten asıl katılana karşı sahip olduğu haklara ek olarak asıl ortaklığa ka-
tılıma yönelik haklar tanınmaktadır. Asıl ortaklığın ortakları tarafından
alt katılana bu gibi hakların tanınması durumunda, açık alt katılımdan
bahsedilmektedir
1460
• Genellikle alt katılana tanınan idari haklar, de-
netim ve inceleme yetkisidir. Aynı zamanda idareye katılma hakkı da
tanınabilir
1461
• Bu kapsamda açık alt katılım ortaklığında, alt katılan ile
asıl ortaklık arasında bir bağ kurulur. Ancak söz konusu bağ yine de alt
katılan bakımından asıl ortaklık ortaklarına ve ortaklığa karşı bir sadakat
yükümlülüğü doğurmaz. Bu yüzden aksi açıkça kararlaştırılmadığı süre-
ce, alt katılan açısından bir rekabet etme yasağı söz konusu değildir
1462
.
Ancak bazı durumlarda alt katılan bakımından rekabet yasağının günde-
ıfüFellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 228.
1457
Schmidt, Gesellschaftsrecht, s.1867. Ortaya yeni bir ortaklık ilişkisi tipi çıkmadığı ve
bu tarz bir ayrıma gitmekle hiçbir yar ar eldeedilmediği yönündekieleştiri için bkz. Bar-
las, s. 188, dn. 513.
1458
Schmidt, Gesellscbaftsrecht, s. 1871.
1459
Löliger, s. 29; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 209.
1
'460Blaurock, Unterbetelligung, s. 184; Löliger, s. 29; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr.
210; Handschin/Vonzun, ORArt. 542, Nr.65.
1461
Löliger, s. 29; MüKo-Schaefer,Vor. § 705 BGB, Nr.106; Fellmann/Müller, ORArt. 542,
Nr. 210.
1462
Blaurock, Unterbeteiligung,s.185; Löliger, s.29; MüKo-Schaefer, Vor. § 705 BGB, Nr.
106; Fellrnann/ Mü1ler, ORArt. 542, Nr. 210.
344 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
me geleceği ifade edilmektedir. Özellikle asıl ortaklık ile rekabet etmek
asıl ortaklığın katılımına zarar verecek nitelikte ise, alt katılan açısından
rekabet yasağı gündeme gelebilirl463_
Alt katılım aynı zamanda ortaklık ilişkisi çok kişiden müteşekkil ise
veya alt katılan, ortaklığın kaderine ilişkin karar verebilme yetkisini haiz
ise de atipiktir
1464
. Benzer şekilde alt katılım ortaklığına alt katılım olması
durumunda da atipiklikten bahsedilir1465.
6. Alt Katılımın Ortaklık Payının Devrinden
Ayrıştırılması
Ortaklık payının devri, yukarıda esasları genel olarak incelenen
alt katılımdan farklıdır. Zira en temelde yukarıdaki açıklamalardan da
anlaşılacağı üzere alt katılımda ortaklar arasındaki ilişki etkilenmez. Bu
yüzden alt katılım, ortakların onayı gerekmeksizin geçerlidir. Buna kar-
şılık ortaklık payının devrinde ortaklık ilişkisi kişi unsuru bakımından
bir değişikliğe uğrar. Bu yüzden de devir için diğer tüm ortakların onayı
gereklidir
1466
.
Alt katılım ortaklığı tesis edilirken tarafların amacı payın devri de-
ğildir. İlişkinin tarafları yalnızca taraflar arasında geçerli nispi bir talep
hakkı ve menfaat birliği oluşturmaktır
1467
. Belirtildiği üzere alt katılım,
ortaklardan birinin ortaklık payının bir kısmını bir üçüncü kişi ile birlikte
müşterek hak sahibi olarak kullanma borcu altına girdiğinde söz konusu
olur
1468
. Ortaklık payını kazanan kişiden farklı olarak alt katılımda, asıl
ortaklıktaki paya asıl ortak ile saf bir borçlar hukuku anlamında birlikte
hak sahipliği bulunmaktadır
1469
.
1463
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 210.
1464
Schmidt, Gesellschaftsrecht, s. 1867.
1465
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 211.
1466
Müller, 'Ql,ertragung, Nr. 199.
1467
Arslanlı, Şirketler, s. 407; Barlas, s. 186; İç ortaklığa ilişkin aynı yönde açıklamalar için
bkz. Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, C. I., Nr. 72.
1468
Becker, Art. 542, Nr. 8; Löliger, s. 8-9; Schmidt, Gesellschaftsrecht, s. 1865-1866; von
Steiger, s. 347;
1469
Müller, Übertragung, Nr. 200.
Adi Ortaklık Payının Devri
345
İfade edilmelidir ki alt katılımda alt katılanın ortak sıfatını iktisap
etmesi mümkün değildir. Alt katılım halinde asıl ortaklıktan bağımsız bir
yeni ortaklık kurulmakta; tek bir hukuki işlem yolu ile ortaklık payının
devrinde olduğu gibi halefiyet gündeme gelmemektedir. Buna paralel
olarak, alt katılımda alt katılanın asıl ortaklığa (asıl ortaklığın ortaklarına)
karşı kural olarak herhangi mal varlığına dair ya da idari olarak bir talep
hakkı da söz konusu olmamaktadır. Ancak ortaklık payının devrinde payı
devralan kişi ortak sıfatını iktisap ettiği için, ortağın sahip olduğu tüın
haklara sahiptir ve bunun diğer ortaklara karşı ileri sürebilir.
Eklemek gerekir ki ortaklık payının devrinde devir sözleşmesinin
tarafları arasında alt katılıma benzer bir ortaklık ilişkisi kurulmaz. Yani
taraflar arasında sürekli bir sözleşmese! ilişki bulunmaz. Bu yüzden pay
devri sözleşmesi, taraflar arasında sürekli bir menfaat birliği meydana
getirmez. Yine devreden ortak ile devralan kişi alt katılımda olduğu gibi
ortak bir amaç gütmez. Taraflar arasında bir karşılıklı (mübadale) sözleş-
me olduğu için, tarafların menfaatleri de zıttır.Alt katılım ortaklığında ise
ortaklar arasında belirli bir süre boyunca veya en fazla asıl ortaklığın sona
ermesi anına kadar menfaat birliği söz konusudur
1470
.
B. Adi Ortaklık Payının Devri İle Ortaklık Payının Tek
Taraflı Olarak Devri Arasındaki İlişki
1. Payın Tek Taraflı Devrine İlişkin Genel Açıklamalar
TBK'nın 632. maddesinin 2. fıkrasına (OR Art. 542. Abs. 2) göre,
eğer bir ortak payını bir başkasına tek taraflı olarak devrederse üçüncü
kişi diğer ortakların ortağı sıfatını iktisap edemez. Bu şekilde bir devrin
tek etkisi, üçüncü kişinin ortaklık ilişkisinden kaynaklanan talep hakla-
rını iktisap etmiş olmasıdır. Ancak bu devir, üçüncü kişiye ortak sıfatını
kazandırmaz ve bu yüzden bir ortağın sahip olduğu veya olabileceği hak-
ları sağlamaz
1471
.
1470
Arslanlı, Şirketler, s. 407.
1471
Fellmann/ Müller, ORArt. 542, Nr. 244.
346 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
Bir ortak payını diğer ortakların onayı olmaksızın devrederse ortak
olarak kalmaya devam eder
1
4
72
• Bu kapsamda mal varlığına ilişkin olma-
yan haklar ile ortaklık borçlarından sorumluluk da devam eder. Aynı
şekilde üçüncü kişilere karşı sorumlulukta da herhangi bir değişiklik söz
konusu olmaz
1
473.
Kural olarak ortaklık mal varlığından tatmin edilmesi gereken tüm
bireysel talepler tek taraflı olarak devredilebilir
1474
. Bunun için ön şart, adi
ortaklık sözleşmesinde devrin yasaklanmamış olmasıdır
1475
• Dolayısıyla
devredilebilecek haklar, kazanca katılım payı, kararlaştırılmışsa her türlü
ücret ve tasfiye payıdır
1476
.
Ayrıca bazı pay sahipleri açısından söz konu-
su olabilecek olan talepler söz gelimi yönetimden dolayı hak kazanılan
ücret hakkı gibi hakların da devre konu edilebilmesi mümkündür
1477
• Bu
kapsamda devredilen talebin somut bir şekilde belirlenmiş olması veya
en azından borçlu bakımından belirlenebilir nitelikte olması gerekmek-
tedir
1478
• Ortaklık ilişkisindeki kişi unsurunun ön planda olması sebe-
biyle
1479
, ortakların idari hakları devredilemez. Bunlar ortak konumu ile
ayrılmaz bir bağ içerisindedir
1480
. Doktrinde mal varlığı haklarının kendi
başlarına devredilebilir olmasına rağmen bunların kaynağı olan "kök
hakkı"nın devredilemeyeceği
1
481
, zira bu hakkın da ortak konumu ile sıkı
sıkıya bağlı olduğu ifade edilmektedir
1482
. Yine elbirliği üzerindeki hak
14
1lyon Steiger, s. 411; Fellrnann/Müller, ORArt. 542, Nr. 245.
1473
ZK-Siegwart, ORArt. 542 Nr. 5; von Steiger, s. 411; Fellrnann/ Müller, ORArt. 542, Nr.
245.
1474
Becker, Art. 542, Nr. 6; von Steiger, s. 411; Löliger, 39.
1475
von Steiger, s. 411-412.
1476
Becker, Art. 542, Nr. 6; ZK-Siegwart, ORArt. 542, Nr. 4; von Steiger, s. 411; Löliger, s.
39; Thoma, s. 318.
ımFellrnann/Müller, ORArt. 542, Nr. 250.
1478
Girsberger, Art. 164, Nr. 36; Fellrnann/ Müller, ORArt. 542, Nr. 252.
1479
Becker, Art. 542, Nr. 4.
1480
Becker, Art. 542, Nr. 4; Müller, Übertragung, Nr. 202; ZK-Siegwaı:t, ORArt. 542, Nr.
5; aynca bkz. von Steiger, s. 411.
1481
MüKo-Schaefer, § 705 BGB, Nr. 194 ve§ 717 BGB Nr. 15-16.
1482
Fellrnann/ Müller, ORArt. 542, Nr. 256.
Adi Ortaklık Payının Devri
347
sahipliğinin de devri mümkün değildir. Bu kapsamda devralan ortaklık
mal varlığı üzerinde herhangi bir ayni hak elde edemez
1
483
•
Halihazırda var olan alacakların devredilmesi mümkün olduğu gibi
müstakbel alacaklar da devredilebilecektir
1484. Eğer yapılan tek taraflı
devir sözleşmesinde herhangi bir sınırlama yok ise, gelecekte doğacak
ve mevcut olan tüm taleplerin devredildiği sonucuna ulaş ılır
148
.s. Çünkü
kural olarak ilgili haklar ortaklık payına bağlıdır. Her ne kadar ortaklık
payından ayrı bir şekilde devredilebilmeleri mümkünse de bu yönde bir
anlaşma yok ise, ilgili hakların ortaklık payına bağlı olması temel kuralı
uygulama alanı bulmaya devam eder.
Daha önce ifade edildiği üzere, tek taraflı devir için ön şart bir devir
engelinin bulunmamasıdır. Tek taraflı devirde aslında devreden ortak
devralan kişiye diğer ortaklardan olan alacaklarını devrettiği için, devre
alacağın temliki hükümleri uygulanır. TBK'nın 183. maddesinin
1. fık-
rası; "Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun
rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir." şeklindedir.
Taraflar arasındaki ilişkin bir ortaklık olduğunda özellikle sözleşme veya
işin niteliği hususu, ilgili hükmün uygulama alanı bulmasında özellikli bir
önem arz etmektedir.
Bu kapsamda ilk olarak taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği
devir için gerekli olan ön şartın sağlanamamasına sebebiyet vermiş ola-
bilir. Zira öncelikle belirtilmelidir ki ortak sıfatından kaynaklanan devre
konu bu talepler, alacaklının şahsiyetine bağlı olup, alacaklının değişimi
ile birlikte borcun niteliği, amacı veya içeriğinde de değişim gerçekleşti-
ği taleplerdir
1486
• Yine devir engeli, "alacağın amacının devir ile birlikte
tehlikeye atılması ya da sonuçsuz bırakması" veya alacaklının değişimi
1483
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 257.
1434
ZK-Siegwart, ORArt. 542, Nr. 4; von Steiger, s. 411; Thoma, s. 318.
1485
ZK-Siegwart, ORArt. 542 Nr. 4; Mililer, Übertragung, Nr. 388; Fellman/Müller, OR
Art. 542, Nr. 148. Buna karşılık doğmuş alacakların devreden kalacağı yönündeki aksi
fikir için bkz. Flume,
Allgemein, s. 353.
1486
Gauch/Schluep/Schmid/Rey, Nr. 3636; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 254.
348 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
borçlunun hukuki konumu ciddi bir ölçüde ağırlaştıracaksa da söz konu-
su olabilir
1487
.
Devir engeli hukuki ilişkinin niteliğinden kaynaklanabileceği gibi,
taraflar arasında yapılmış olan bir sözleşmeden de kaynaklanıyor olabilir.
Söz gelimi ortaklık sözleşmesi ile mal varlıksal hakların devri yasaklana-
bilir. Yine ayrıca ortaklık sözleşmesinde devrin geçerliliği bakımından
belirli şartların gerçekleşmesi aranabilir
1488
. Dolayısıyla bu minvalde dev-
rin geçerliliğini diğer ortakların onayına bağlanması da mümkündür
1489
•
2. Payın Tek Taraflı Devrinin Ortaklık Payının Devrinden
Ayrıştırılması
Ortaklık payının hukuki işlem yoluyla devri, yukarıda belirtildiği
üzere alt katılımdan
1490
farklı olduğu gibi tek taraflı olarak ortaklık payı-
nın devrinden de farklıdır. TBK'nın 632. maddesinin 2. fıkrasına (OR
Art. 542. Abs. 2) göre, eğer ortaklardan biri tek taraflı olarak ortaklık pa-
yına bir üçüncü kişiyi dahil ettiyse ya da ortaklık payını ona devrederse,
üçüncü kişi diğer ortakların ortağı sıfatını iktisap edemez. Bu kapsamda
ortaklar arasındaki ilişki, ortaklık payının tek taraflı devri yani aslında or-
taklık haklarının devri halinde etkilenmez. Tek taraflı devirde devreden
adi ortaklığın ortağı olmaya devam etmektedir
1491
• Buna karşılık ortak
sıfatının devrinde ortaklık ilişkisi şahıs unsuru bakımından bir değişik-
liğe uğrar. Bu yüzden diğer tüm ortakların onayı gereklidir. Dolayısıyla
1487
Girsberger, Art 164, Nr. 33; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 255.
148
8von Steiger, s. 411.
1489
Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 258.
1490
Bir ortağın alt katılım ortaklığı kurup kuramayacağı, ana ortaklığın yapısına göre belirle-
nir.Bu yönde bkz.von Steiger, s. 349, dn.107; ZK-Siegwart, ORArt. 542, Nr. 2. Örneğin
ana ortaklık sözleşmesinde alt katılımın ancak diğer ortakların onayıyla mümkün ola-
bileceği ya da hiç mümkün olmayacağına ilişkin hüküm konulabilir. Fakat bu halde de
alt katılım geçerlidir ve fakat ortaklıklar hukuku anlamında yaptırımlar söz konusu ola-
caktır. Bu yönde bkz. Löliger, s. 59 vd.. Ortaklık haklarının tek taraflı devri için, ortaklık
sözleşmesinin ortaklann mal varlıksal haklarının devrinin yasaklamamış olması gerekir.
bkz. von Steiger, s. 411. Bu durum aynca TBK'nın 183. maddesinin
1. fıkrasından da
kaynaklanmaktadır.
ımLöliger, s. 40.
Adi Ortaklık Payının Devri
349
tek taraflı devirde devralan yalnızca ortak sıfatından kaynaklanan talep
haklarını iktisap ederken, ortaklık payının devrinde devralan, devredenin
hukuki konumunu iktisap eder. Yani bu anlamda devralan, devredenin
ortak sıfatından kaynaklanan tüm hak ile borçlarını iktisap eder
1492
•
Alt katılımdan farklı olarak, tek taraflı pay devri ile hukuki işlem yo-
luyla ortaklık payının devri arasında benzerlik daha fazladır. Bu anlamda
tek taraflı devirde de üçüncü kişi devredilen haklar kapsamında devrede-
nin mal varlıksal konumunu edinir. Yine tek taraflı ortaklıkta da hukuki
işlem yoluyla ortaklık payının devrinde olduğu gibi, devreden ortak ve
devralan arasında sürekli bir menfaat birliği meydana gelmez
1493
•
1492
Müller, Übertragung, Nr. 201; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr. 247.
1493
ZK-Siegwart, ORArt. 542, Nr. 4.
ı
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
ADİ ORTAKLIK PAYININ
DEVRİNİN SONUÇLARI
1. MADDİ HUKUKAÇISINDAN SONUÇLARI
TBK'nın ortaklık payının devrine ilişkin olarak kabul edilebileceği
ifade edilen 632. maddesinde ortaklık payının devrinin sonuçlarına
ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kapsamda tıpkı devrin
gerçekleştirilmesi sürecinde olduğu gibi devrin sonuçları bakımından da
TBK'da gerçek bir hukukboşluğubulunmaktadır. Daha önce tespit edildi-
ği üzere, tek bir hukuki işlem yoluyla devre alacağın temliki hükümlerinin
kıyasen uygulanması gerekmektedir. Bu anlamda kıyasen uygulamanın
sonucu olarak, TBK'da düzenlenmiş olan alacağın temliki hükümleri ay-
nen değil; adi ortaklık ve adi ortaklık payının niteliğine uygun bir şekilde
devre uygulanacaktır. Devrin sonuçları bakımından özellikle taraflar
arasında yapılan devir sözleşmesinin hükümlerinin büyük bir önem arz
ettiğini ifade etmek gerekir. Çift sözleşme ile devirde ortaklıktan çıkma
ve yeni ortak alımına ilişkin TBK'da öngörülen sonuçlar ile kabul-çıkına
sözleşmelerinin hükümleri de uygulama alanı bulacaktır. Son olarak ka-
nuni intikalin sonuçları bakımından ise, TBK'nın ilgili hükümleri ve külli
halefiyete ilişkin genel hükümlere başvuru gündeme gelecektir
149
4.
1494
Her bir husus bakımında ayrı ayrı detaylı inceleme için bkz. aşa. 4. Bölüm, I, A-B-C.
352 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
A. Tek Bir Hukuki İşlem Yoluyla Pay Devrinin Sonuçlan
Ortaklık payının devriyle birlikte devreden tarafından devralana
doğrudan hak geçişi vuku bulur. Devr
�an bu anlamı ile devredenin ha-
lefikonumundadır
149
S. Ortaklık payını devralan kişi, devreden ortağın
haklarıyla borçlarını onun sahip olduğu şekliyle yani ortaklıktaki yeni
ortak olarak devredenin ortaksa! konumunu iktisap ederı496. Bu kapsam-
da özellikle devredenin ortak mevkiinin aynı şekilde iktisap edilmesi
için -aksi azınlık bir görüş bulunsa da- hakim fikre göre, ayrıca borcun
üstlenilmesine gerek bulunmamaktadırı49
7
• Daha önce belirtildiği üzere,
hukuki işlem yoluyla devirde, devralan kişi bakımından ortaklığa (diğer
ortaklara) karşı ifa edilmesi gereken bir katılım payı doğmaz. Bunun ye-
rine eski ortak ile yeni ortak arasında doğrudan mal varlığına ilişkin an-
laşmalar yapılır ve bu anlamda TBK'nın 634ve 635. maddeleri uygulama
alanı bulmaz
1498
.Yani devreden ortak ortaklıktan çıktığı için, ortaklık mal
varlığı üzerindeki payı diğer ortaklara geçmez; bunun yerine onun ortak-
sal konumunu iktisap eden ortaklık payını devralan kişiye geçer. Ayrıca
eğer payı devralan yeni ortağın devredenden farklı hakları iktisap etmesi
isteniyorsa, devralan ve diğer ortaklar arasında özel bir anlaşmanın yapıl-
ması gerekir
1499
. Dolayısıyla devreden ortağın ortaklıktaki pozisyonunun
devralan kişi tarafından üstlenilmesi sebebiyle hukuki işlem yoluyla de-
vir, kendisini yeni ortak kabulü ve çift sözleşme ile ortak değişikliğinden
net bir şekilde ayırmaktadır. Bu farklılık doğal olarak ortak değişikliğinin
sonuçlarını etkilemekte; tek bir hukuki işlem yoluyla devir ve çift söz-
leşme ile devir arasında hukuki sonuçlar bağlamında farklılık meydana
gelmektedir.
1495
Müller, Übertragung, Nr. 362.
1496
ZK-Siegwart, ORArt. 542, Nr. 6; Soergel/Hadding/Kiessling,§ 719 BGB, Nr. 16; von
Steiger, s. 409; MüKo-Schafer, § 719 BGB, Nr. 39; Schulte/Hoshahn,
MüHdB, s. 1496;
Erman/Westermann,§719 BGB, Nr. 11; Wiedemann,
Übertragung, s.167; Zobl,Aen-
derungen,
s.167; Meier-Hayoz/Forstmoser/Sethe, §12 Nr. 130.
1497
Fellmann/Müller, ORArt. 542 Nr. 114; BSK-Handschin, Art. 542 Nr. 3; Handschin/
Vonzun, ORArt. 542, Nr. 31; aksi görüşte bkz. von Steiger, s. 409
1498
MüKo-Schafer, § 719 BGB, Nr. 39; Müller, Übertragung, Nr. 362.
1499
Fellmann/ Müller, ORArt. 542, Nr. 128.
Adi Ortaklık Payının Devrinin Sonuçları 353
Ayrıca önemine binaen tekrara düşmek pahasına dile getirilmelidir
ki, ortaklık payının devri, ortaklığın kimliğinin değişmesine sebebiyet
vermez. Yalnızca ortaklıkta kişi değişikliğine neden olur
1500
.
Ortaklığın
kimliğinin korunması da ortaklığın sona erdirilip tasfiye edilmesinin söz
konusu olmaması ve özellikle ortaklık mal varlığı
ısoı ve ortaklığın taraf
olduğu sözleşmelerin devam etmesi bağlamında önem arz etınektedir
1502
•
1. Devreden Kişinin Hukuki Durumu
a. Genel Açıklamalar
Bir ortağın ortaklık payını devretmesi -kısmen devrin söz konusu
olmadığı durumlarda- onun ortaklıktan ayrılması anlamına gelir. Payın
devredilmesiyle birlikte devreden ortağın, tüm ortaksal hak ile borçlan
sona erer. Ortak konumu ile ortaklık mal varlığı birbirinden ayrılamaz bir
şekilde bağlı olduğu için, ortaklık payının devri ile birlikte devredenin or-
taklık mal varlığı üzerindeki elbirliği hak sahipliği de doğrudan devralana
geçer
1503
• Buyüzden payın devri ile birlikte devreden ortağın ortaklık mal
varlığı üzerindeki elbirliği hak sahipliği de sona ermiş olur.
Bununla birlikte doktrinde bir görüşe göre, ortaklığın paylı mülkiyet
esasını benimsemiş olması halinde, ortaklık payının devredilmesi doğru-
dan tek başına ortaklık mal varlığı üzerindeki hakların da devredildiği an-
lamına gelmez. Yani paylı mülkiyette ortaklık payının devri sonucunda,
devredenin ortaklık mal varlığı üzerindeki hak sahipliği devralan lehine
sona ermez. Bu görüşe göre paylı mülkiyetin söz konusu olduğu durum-
larda, ortak konumu ile ortaklık mal varlığı arasında ayrılamaz bir bağ
bulunmamaktadır ve ortaklık mal varlığı üzerindeki hakların devralana
geçmesi için ayrıca söz konusu hakların devrine ilişkin devreden ve dev-
ralan arasında bir belirlemenin de yapılması gerekir
1504
•
1500
Zobl, Aenderungen, s. 167.
1501
Ortaklık mal varlığından kastın aslında ortakların elbirliği ile sahip olduğu mal varlığı
olduğu yukarıda detaylı bir şekilde izah edilmişti.
1502
Detaylı bilgi için bkz.yuk. 3. Bölüm, I, B.
ıso
3
MüUer, Übertragung, Nr. 368.
1504
MüUer, Übertragung, Nr. 369; Fellmann/Müller, ORArt. 542, Nr.131; ayrıca bu yön-
354 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
Diğer bir görüş ise, ortaklık mal varlığının devralana geçişi bakımın-
dan ortaklık mal varlığının elbirliği ya da paylı şek.ilde kurgulanmış olma-
sı arasında bir fark bulunmamaktadır. Yani her iki durumda da devir ile
birlikte ortaklık mal varlığı üzerindeki pay devralana geçmektedir
1505
•
Bu
görüşün temelinde ortaklık mal varlığı ve ortak konumu arasındaki mut-
lak bağın mal varlığının yapısından bağımsız olduğu fikri yatmaktadır.
Kanaatimizce her ne kadar ortaklık payının oluşumu ve devri ortak-
lık mal varlığının yapısından bağımsız olsa da devrin sonuçlarının mal
varlığının yapısından ayrılması mümkün gözükmemektedir. Bu anlamda
özellikle TMK'da paylı mülkiyette paydaşa tanınan yetkiler de bu ayrılığı
zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla ortaklık payının devri ile birlikte dev-
reden ortağın ortaklık mal varlığı üzerindeki hak sahipliğini kaybedip
kaybetmediği hususunda değerlendirme yapılırken, ortaklık mal varlığı
yapısının da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Temel kural
olarak eğer paylı mülkiyete ilişkin ortaklar arasında yapılmış bir anlaşma
yok ise, elbirliği hak sahipliği kapsamında, ortaklık mal varlığı üzerindeki
pay ve ortak konumu arasında ayrılmaz bir bağ söz konusu olur ve or-
taklık payının devri ile birlikte devreden mal varlığı üzerindeki haklarını
da devralan lehine kaybeder. Buna karşılık istisnai olarak ortaklar paylı
mülkiyete ilişkin bir anlaşma yapmışlarsa, ortaklık payının devri ile
birlikte artık mal varlığı üzerindeki pay üzerinde devredenin haklarının
kaybedildiğinin söylenebilmesi için, devreden ile devralan arasında bu
yönde bir anlaşmanın varlığı zorunludur.
Ortaklık payının devri ile birlikte devredenin ortak sıfatından kay-
naklanan tüm hak ile borçların sona ermesi durumunun, ortak sıfatından
bağımsız bir şekilde tasarrufa konu edilebilecek haklar bakımından açık-
lığa kavuşturulması gerekir. Kazanca katılım payı gibi ortaklık payından
bağımsız olarak tasarrufa konu edilebilen mal varlığı hakları bakımından,
devralan ve devreden kendi aralarında yapacakları bir anlaşma ile ilgili
hakların devrin kapsamında olmadığı yani devredende kalacağına iliş-
kin bir belirleme yapabilir. Devreden ve devralan arasında yapılacak bu
de bir İsviçre Federal Mahkeme kararı için bkz. BGE 134 III 603-604, karar için bkz.
Swisslex (ET: 15.10.2021).
1505
Handschin/ Vonzun, ORArt. 542, Nr. 41
........
Adi Ortaklık Payının Devrinin Sonuçları 355
şekilde bir anlaşmanın geçerliliği için, diğer ortakların onayına da gerek
yoktur.
b. Ortak Sıfatından Kaynaklanan Borçlardan Sorumluluğu
Daha önce de ifade edildiği üzere, ortağın yalnızca ortak sıfatın-
dan kaynaklanan -katılım payı getirme borcu- gibi borçlarının; ortaklık
faaliyete girdikten sonra üçüncü kişiler ile yapılan işlemler neticesinde
doğan borçlardan ayırmak gerekir. Ortaklık payının devri durumunda,
devreden kişinin ortak sıfatından kaynaklanan borçlarından sorumlu
olup olmayacağı hususu hem yabancı doktrinde hem de Türk hukukunda
tartışmalıdır.
/ Alınan doktrini, bakiye katılım payı veya ortaklıkla ilgili borçlar gibi
1 ortaklık payına bağlı olan borçlar bakımından, devreden ortak ile ortaklık
/ payını devralan
kişinin müteselsilen sorumlu olacağını ifade etmekte-
ı dirl506,
1506
Flume, Allgemein, s. 333; MüKo-Schaefer, BGB § 719, Nr. 44; Schulte/Hoshahn,Mü-
Hd.B, s.1495; Soergel/Haddjng,§ 719 Nr.19: aynca bkz.ArndtTeichmann, "Der über-
gang von Sozialansprüchen und Sozialverbindlichkeiten in der Personalgesellschaft", NJW,
1966, II, s. 2336-2340, (Anılış: NJW), s. 2336vd. Alınan doktrininde sosyal taleplerden
sorumluluk bakımından aynca bir değerlendirme yapılmaktadır. Sosyal talepler (
Sozia-
lansprüche),
elbirüği topluluğunun ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan ve her bir or-
tağa karşı sahip olduğu haklar olarak tanımlanmaktadır.Bkz. MüKo/Ulmer, BGB
§ 705,
Nr. 166. Borcun devamı için üyeliğin varlığı gerekiyorsa, yönetim borcu gibi, artık devir
ile birlikte devralana karşı ileri sürülmesi mümkündür. Flume, Allgemein, s. 333. Bu
durumun da istisnası devredenin yönetim borcuna aykırı hareket etmesi ya da sadakat
yükümlülüğünü ihlal etmesi sebebiyle, diğer ortakların ona karşı sahip oldukları tazmi-
nat alacağı ya da rekabet etme yasağının ihlali ve benzeri hallerdir. Bir sosyal talep niteli-
ğine sahip olmalarına rağmen bu talepler, doğrudan ortak konumu ile bağlantılı değildir
ve ilgili taleplerin doğması için başkaca şartların varlığı da gereklidir. Bu gibi taleplerden
dolayı payın alıcısının sorumluluğu, yalnızca özel sebeplerin var olması halinde söz ko-
nusu olur. bkz. MüKo/Schaefer, BGB
§ 719, Nr 44; Staub/Schaefer, § HGB 105, Nr.
310. Yine korporasyon niteliğinden/şirket ilişkisinden kaynaklanmayan üçüncü taraf
talepleri ile korporasyon niteliğinden kaynaklanmasına rağmen, ortakların bütünlüğüne
karşı değil de bireysel olarak ortağa karşı olan talepler, örneğin, satıcının bir ortağa karşı
takip yapması sonucunda ilgili ortağın şirketin borcunun tamamını ödemesi sebebiyle
doğan ve diğer ortaklar ve dolayısıyla devreden ortak tarafından ödenmesi gereken rücu
borcu devralana geçmez. Schulte/Hoshahn, MüHdB, s. 1566 vd..
356 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
Alınan doktrininde devralanın halihazırda var olan eski ortak sıfa-
tından doğan borçlardan sorumluluğunun sebebi olarak, ortaklık payının
devrinin halefi.yet hali doğurması; bu kapsamda alıcının satıcının sahip
olduğu hukuki pozisyonu bir bütün olarak edinmesi gösterilınektedir
1507
•
Payını devreden kişinin sorumluluğunun devam etmesinin sebebi olarak
da borçtan sorumluluğun sona erebilmesinin yalnızca alacaklının yani
bu yüzden ortakların tamamının onayına bağlı olmasından kaynaklan-
dığı ifade edilmektedir
1508
.
Bunun doğal sonucu olarak diğer ortaklar ile
ilişkiler kapsamında, ortaklık payını devreden ile devralanın hangi borç-
lardan satıcının sorumlu olduğuna ya da hangi borçların alıcı tarafından
üstlenildiğine ilişkin kendi aralarında anlaşma yapamamaları gerektiği
ifade edilmektedir
1509
• Bazı hallerde, devreden ortak borçlardan ari bir şe-
kilde payını devredebilir. Fakat bunun için diğer ortakların devre ilişkin
onaylarını ilgili devir sözleşmesinin içeriğini bilerek vermiş olması gerek-
mektedir. Bu kapsamda Alınan hukukundaki hakim görüşe göre, ortaklık
sözleşmesinde yer alan payın devrine dair genel bir onay, payını devreden
ortağın borçlardan kurtulması için tek başına yeterli olmamaktadır
1510
•
İsviçre hukukunda ise Alınan hukukunda ileri sürülen bu görü-
şün, yani halihazırda mevcut ve ortaklık payına bağlı borçlardan dolayı
alıcı ile satıcının müteselsil sorumluluğunun var olduğunun kabulünün
hukuk sistemine uygunluğu sorgulanmıştır
1511
• Bu doğrultuda İsviçre
hukukunda, ortaklık payının devrinin gerçek anlamda halefıyet teşkil
etmesi durumunda, devrin gerçekleşmesiyle birlikte eski ortağın bor-
cundan kurtulması ve yeni ortağın tek başına ilgili borçlardan sorumlu
olması gerektiği ifade edilmektedir
1512
. Bu görüşe göre, kanunda aksi
öngörülmediği sürece, müteselsil sorumluluk karinesi bulunmamaktadır.
Alman hukuku tarafından ileri sürülen müteselsil sorumluluk görüşü,
1507
Flume,Allgemein, s.333; Flume, FSLarenz, s. 778; MüKo-Schaefer, BGB§719 Nr.44.
1508
MüKo-Schaefer, BGB § 719, Nr. 44.
1509
isviçre hukukunda benzer yönde bkz.Müller, Übertragung, Nr. 373.
1510
Teichrnann, NJW, s. 2339-2340; MüKo-Schaefer, BGB § 719, Nr. 44; Erman/Wester-
mann, § 719 BGB, Nr.12.
1511
Müller, Übertragung, Nr.374.
1512
Müller, Übertragung, Nr. 374; Fellmann/Müller, OR Art. 542, Nr 135; Handschin/
Vonzun, ORArt. 542, Nr. 42; Sethe KuKo, Art. 542, Nr.11.
.....
Adi Ortaklık Payının Devrinin Sonuçları 357
ortaklığın diğer ortaklarının alacaklarını koruma amacına matuftur.
Ancak bu şekilde bir korumanın adalet düşüncesi ile bağdaşmayacağı
ifade edilmiştir
1513
• Nitekim öngörülen müteselsil sorumluluk yapısının
da pratik öneminin çok küçük olacağı vurgulanmıştır. Alman doktrini
tarafından ileri sürülen ve pratik önemi küçük olan bu çözümün kabul
edilebilir olması için, müteselsil sorumluluğun esaslarına ilişkin olarak
birçok istisnanın öngörülmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca devreden
ortağın ortaklığa karşı ifa edilmeyen borçlarının varlığı halinde, devrin
çoğu zamanda diğer ortakların onayı olmaması sebebiyle geçersiz olacağı
fikri ileri sürülmüştür
1
s14.
Bu kapsamda İsviçre hukukuna ileri sürülen ilgili görüşe göre eğer
diğer ortaklar, örneğin devralan ortağın ödeme gücünden şüphe duy-
dukları için devralan ortağın iç ilişkiden kaynaklanan sorumluluğun
tamamından kurtulmasını istemiyorsa, devre tamamen onay vermeme
seçeneğine sahiptir. Diğer yandan devir için vermeleri gereken onayı,
sorumluluğun yeni ortak tarafından karşılanmaması halinde devreden
ortağın kendisi tarafından karşılanacağına ilişkin kefalet, garanti veya
diğer ortaklar bakımından kabul edilebilir uygun başka bir yöntem ile bir
şarta bağlayabilirler
1515
.
Türk hukukunda ortaklık payının devrini, sözleşmenin devri şeklin-
de ele alan görüşe göre, ortaklık payının devri ile birlikte ortaksıfatından
doğan borçlar bakımından artık borçlar da üstlenildiği için, yalnızca
devralan sorumludur; devredenin bu borçlar bakımından herhangi bir
sorumluluğu kalmamıştır
1516
•
Buna karşılık devri "tümel devir" olarak nitelendiren ve yine de de-
vir sözleşmesinin üç taraflı bir sözleşme olduğunu ifade eden bir başka
görüş, ortaklık borçlarından dolayı devreden ile devralanın müteselsilen
sorumlu olduğunu ifade etmiştir
1517
• Yani bu kapsamda ilgili görüşe göre,
1513
Müller, Übertragung, Nr. 374.
1514
Müller, Übertragung, Nr. 374.
1515
Handschin/Vonzun, Art. 542, Nr. 43.
1516
Eren, Borçlar Özel, Nr. 2906.
1517
Hatemi/Serozan/ Arpacı, Özel Bölüm, s.591.
358 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
ortaklık payını devreden kişinin, ortak sıfatından kaynaklanan borçlar-
dan dolayı diğer ortaklara karşı sorumluluğu da devam etmektedir.
Kanaatimizce tek bir hukuki işlem yoluyla ortaklık payının devrinin
gerçek anlamda cüz'i halefi.yet olduğu düşünüldüğünde ve ortak sıfatın-
dan kaynaklanan hak ile borçların bir bütün olarak ortak sıfatı ile birlikte
devralan kişiye geçeceğinin kabulü ile birlikte, devrin sonucunda ortak
sıfatından doğan borçlardan -kural olarak-ısıs yalnızca devralanın sorum-
lu olınası gerekmektedir. Bu sonuca ulaşılınasının ilk sebebi, yukarıda da
ifade edildiği üzere bir devirden bahsedildiğinde, devir ile birlikte devir
konusu şeyya da hak veya borç; devreden kişinin mal varlığından çıkması
ve devralanın mal varlığına geçmesidir. Bu yüzden cüz'i halefiyet durumu
doğuran ortaklık payının devrinde de devir ile birlikte ortak sıfatından
doğan borçlar bir bütün olarak devralana geçer; devredenin bu borçlar
ile ilgisi kalmaz.
İkincisebep, mütelselsil sorumluluğun doğuşuna ilişkindir. TBK'nın
müteselsil sorumluluğu düzenleyen 162. maddesinde müteselsil sorum-
luluğun yalnızca sözleşmeden veya kanundan doğacağı hususu açıkça
hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla ortaklık payının devri durumunda
devreden kişinin devralan ile birlikte müteselsilen sorumlu olabilmesi
için, sözleşmede açıkça bu hususun kararlaş tırılmış alınası veya kanunda
bu yönde bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede herhangi bir hük-
mün bulunmadığı durumlar bakımından; TBK'nın müteselsil sorumlu -
luğa ve adi ortaklığa ilişkin hükümlerinde pay devri halinde devredenin
müteselsilen sorumlu olacağına ilişkin herhangi bir hüküm yer almamak-
tadır
1519
.
Bu yüzden açık bir sözleşme ya da kanun hükmü bulunmadan
1518
Devreden ortağın rekabet yasağı, sadakat yükümlülüğü gibi yükümlülüklerini ihlal et-
mesi sebebiyle diğer ortaklara karşı bir borcu doğmuş ise , her ne kadar söz konusu borç
ortak s ıfatından da kaynaklansa, ilgili borçtan devralan değil devreden kişi sorumludur.
1519
Bu hus usta akla "teselsül karinesi"ni düzenleyen TTK'nın 7. maddesi gelebilir. İlgili hü-
küm; "iki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir
iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda v eya sözleşmede
aksi öngörülmemişsemüteselsilen sorumlu olurlar." şeklindedir. Ancak tek bir hukuki işlem
yoluyla pay devrinde iki kişinin birlikte borç altına girmesine ilişkin irade beyanı kural
olarak söz konusu değildir. Bu yüzden TTK'nın 7. maddesi kural olarak uygulama ala-
nı bulamayacaktır. Bu kapsamda ifade edilmelidir ki, eğer devreden ve devralan devir
Adi Ortaklık Payının Devrinin Sonuçları
359
müteselsil sorumluluğun bulunduğunun teorik olarak izahı mümkün
gözükmemektedir.
Ek olarak devir ile birlikte, özellikle ortak sıfatından kaynaklanan
devredenin ilgili borçlardan sorumlu olmaya devam edeceğini
düşünerek
devre onay veren ortakların durumu da incelenmelidir. Bu gibi durum-
larda borçtan sorumluluğun sona ermesi için alacaklının rızasının gerekli
olması karşısında, devre ilişkin verilen onayın aynı zamanda borçtan so-
rumluluğun ortadan kaldırılması bakımından yeterli olmayacağı ileri sü-
rülebilir. Bununla birlikte devrin amacının ortak konumunun bir bütün
olarak devredilmesi olduğu gerçeği karşısında, diğer ortaklar tarafından
ortaksa! borçların kapsam içerisinde yer almadığını düşünemeyecekleri
gerekçesi haklı olmayacaktır. Devre ilişkin kural olarak mutlak bir veto
hakkı olan ortakların, bu yönde ayrıca korunmasına da gerek bulunma-
maktadır. Zira devre onay verirken gerekli araştırmayı yapmaları, devir
sözleşmesini incelemeleri, devrin kapsamına ilişkin bilgi verilmesini
istemeleri gibi hususlar kendilerinin risk alanındadır. Gerekli araşbrma
ve incelemeleri yaparak devralanın ödeme yetkinliğine ilişkin bilgi sahibi
olduktan sonra, devralanın ödeme gücüne ilişkin şüphelerinin bulunma-
sı durumunda, devre onay vermemeleri ya da teminat alınarak veya şarta
bağlı bir şekilde onay vermeleri gibi seçenekleri de mevcuttur.
c. Üçüncü Kişilere Karşı Borçlardan Sorumluluğu
Ortaklık payının devri, devreden ortağın yükümlü olduğu, devir
esnasında ortaklığın üçüncü kişilere karşı olan mevcut borçlarından
ısıo
doğan sorumluluk bakımından kural olarak herhangi bir değişiklik
meydana getirmez
1521
• Payını devreden ortak, kendisinin ortak olduğu
sözleşmesinde ortak sıfatından kaynaklanan borçlardan birlikte sorumlu olduğunu be-
lirtmiş ve fakat sorumluluğun şekli açıkça belirlenmediyse ve ticari bir işin söz konusu
olması durumunda, TTK'nın 7. maddesi kapsarnında devreden ile devralan müteselsi-
len sorumlu olacaktır.
1520
Mevcut borç ya da eski borçlar (Alterverbindlichkeit),borcun muaccel olup olmadığın-
dan bağımsız olarak, alacaklının talebinin dayandığı hukuki ilişkinin yapılış zamanı dik-
kate alınarak belirlenir. Bu yönde bkz. Yongalık,
EskiBorçlar, s.526, dn. 9.
1521
Müller, Übertragung, Nr. 376.
360 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
dönemde kendisi tarafından ya da onu temsilen yapılan hukuki işlemler
kapsamında, ortaklık alacaklarına karşı sorumlu olmaya devam eder.
Üçüncü kişilere karşı borçlardan dolayı devredenin sorumluluğu
bakımından da gerek yabancı öğretide gerekse Türk öğretisinde tartışma
bulunmaktadır. Bu kapsamda tartışmaların temelinde, kaynak kanun
olan İsvBK'nın 181. maddesi ile aynı hükmün mehazı niteliğinde olan
TBK'nın 202. maddesinin devredenin sorumluluğu bakımından uygula-
ma alanı bulup bulmayacağı yatmaktadır. Yani ortaklık payının devri ile
birlikte TBK'nın 202. maddesi bağlamında bir mal varlığı devrinin geçişi
gerçekleşip gerçekleşmediği sorunu gündeme gelmektedir.
Devredenin üçüncü kişilere karşısorumluluğu bakımından, karşılaş-
tırmalı hukuk ve Türk hukuku bakımından değerlendirmeler yapılmadan
önce belirtilmelidir ki, Alman hukukunda devralan ile devreden ortağın
sorumlulukları bakımından tartışılan hüküm HGB
§ 130'dur
1522
• Söz ko-
nusu hükümde ortaklığa yeni giren ortağın diğer ortaklar ile birlikte eski
borçlardan dolayı sorumlu olacağı yer almaktadır. İlgili hüküm temelde
ortaklığa yeni ortak kabulü açısından değerlendirildiğiiçin, bu çalışmada
da söz konusu tartışmalara ilgili bölüm içerisinde yer verilecektir
1523
•
1) İsviçre Öğretisinde neri Sürülen Görüşler
a) ORArt. 181'irı Kıyasen Uygulanmasına Karşı Olan Görüş
İsviçre doktrininde bir görüşe göre, OR Art. 18l'in İsviçre hu-
kukunda daha önce söz konusu hususu bakımından tartışıldığı temel
noktalardan birinin de ortaklardan birinin ortaklıktan çıkmasıdır. Bahsi
geçen tartışmayı yapan bu görüşe göre, ortaklıktan çıkma durumunda,
hükümde yer aldığı şekliyle bir satım söz konusu olmadığı için, OR Art.
1512Hükmün ortaklığın eski borçları bakımından devralanın sorumlu tutulması için kıyasen
uygulama alanı bulacağı yönünde bkz.Staudinger/Habermeier, Vor. §705-740, Nr. 42;
aksi yönde bkz. Buchner, s. 493.
ımnolayısıyla bkz.aşa.4. Bölüm, I,B, 2, e; ayrıca Alman Federal Mahkemesinin ilgili husu-
sa dair bir kararı ve Alınan doktrinindeki
tartışmalara ilişkin olarak bkz. Yongalık, Eski
Borçlar, s. 525 vd..
Adi Ortaklık Payının Devrinin Sonuçlan 361
18l'in uygulama alanı bulmaması gerekir
1524
• Ancak görüş ayru zaman-
da ortaklık payının devredilmesi halinde de OR Art. 18l'in uygulama
alanı bulmayacağını ifade etmiştir
1525
• Ayrıca hem doktrinde hem de
yargı kararlarında anonim ortaklık paylarının devrine OR Art.
181'in
uygulanamayacağının kabul edildiğini zira, paylara bağlı olan şeyin bak
olduğunu, payların ortaklığa ait ortaklık faaliyetlerini temsil etmediğini
belirtınektedir
1526
• Bu kapsamda, şahıs ortaklıklarının payının devrine
ORArt. 18I'in uygulanabilirliği İsviçre ortaklıklar hukukunda beklendi-
ği kadar açık değildir
1527
•
Bu görüş yine de şu gerekçeler ile OR Art. 18l' in pay devri bakı-
mından tartışılmaya değer olduğunu ifade etmektedir: İsviçre öğretisi
ve yargı uygulaması adi ortaklığın hak ehliyetini kabul etmemekte bu
kapsamda, yeni Alman doktrinin aksine, mal varlığının sahibi olarak or-
taklığı görmemektedir. Bu yüzden ortaklık mal varlığı ortaklara aittir
1528
•
Ortaklık payının bir üçüncü kişiye devredilmesi durumunda, mal varlı-
ğının devralınması, "bir kişinin parasal anlamda bir karşılığı olan hak ve
borçlarının kaynağı olarak" görülecektir. Ortaklık mal varlığı üzerindeki
devreden ortağın sahip olduğu ayni hak, ortaklık payının devri kapsa-
mında kendiliğinden devralana geçer. Bu kapsamda
ilgili devir de OR
Art. 181 anlamında, devreden ortağın "mal varlığının organik bağımsız
parçası" olarak nitelendirilebilir. Dolayısıyla ortaklık payının devrinde
ORArt. 18l'in en azından kıyasen uygulanabilir olup olmadığının tartı-
şılması gerekmektedir
1529
•
Ancak bu görüşe göre her ne kadar devredenin sorumluluğu açısın-
dan ORArt. 181 hükmü tartışılmaya değer de olsa; ilgili hükmün kıyasen
1524
Becker, Art. 181, Nr. 32.
1525
Rudolf Tschaeni, Basler Kommentar zum Schweizerischen Privatrecht, Obligatio-
nenrecht I. Art. 1-529 OR, hrsg. von Heinrich Honsell/Nedim Peter Vogt/Wolfgang
Wiegand, Art. 175-183 OR bearbeitet von RudolfTschaeni, 4. Auflage, Base l 2007, Art.
181, Nr. 4.
1526
Tschaeni, Art. 181, Nr. 4; bu yönde bir İsviçre Federal Mahkemesi kararı için bkz. BGE
86 ll 91, karar i çin bkz. Swisslex (ET: 15.10.2021).
1527
Bu yönde bkz. Müller, Übertragung, Nr. 378.
1528
MüJler, Übertragung, Nr. 379.
1529
Müller, Übertragung, Nr. 379.
362 Adi Ortaklıkta Pay Kavramı ve Adi Ortaklık Payının Devri
uygulanabilmesiiçin taraflar arasında ORArt. 18l'e uygun bir sözleşmenin
açıkça kararlaştınlmış olması zorunludur
1530
. Dolayısıyla OR Art. 18l'in
ortaklık payının devrinde devredenin sorumluluğu bakımından kıyasen
uygulanabileceği şeklinde bir fikre şu gerekçeler sebebiyle yer yoktur:
Devir esnasında ortaklığın üçüncü kişilere karşı olan borçlarından ortaklık
payının devri ile devredenin sorumluluğunun değişmeyeceği prensibi,
ORArt. S51'in
ratio legis'ine karşılık gelmektedir. Hükme göre, ortaklığın
sona ermesi ortakların üçüncü kişilere karşı sorumlulukları açısından bir
değişiklik meydana getirmez. Bu kapsamda, alacaklıların onayı olmaksızın
ortaklıktan çıkan ortağın devam edensorumluluğu, sorumluluğun devamı
alacaklıların zararına olsa dahi, değiştirilemez
1531
. Bu kabule aykırı bir şekil-
de ORArt. 181'in uygulanmasının benimsenmesi durumunda, devreden
ortağın sınırsız süre ile olan sorumluluğunun alacaklının rızası olmaksızın
iki
yıl ile sınırlandırmaksöz konusu olmaktadır.Dolayısıyla bu görüşe göre,
ORArt. 18l'in kıyasen uygulanması gerektiğini ileri süren görüş, ORArt.
551 hükmünü dikkate almamaktadır. Bu yüzden ortaklık payının devri ha-
linde, ORArt. 181 anlamında bir sözleşmenin var olduğu karinesinin söz
konusu olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu görüş tarafından ortaklık
payının devrine dair bir sözleşme yapılırken devreden ortağın sonraki so-
rumluluğuna ilişkin hususa dikkat edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
Yani ilgili görüş, devir sözleşmesi ile birlikte devredenin sorum-
luluğunun doğrudan belirli bir süre ile sınırlandırılmasının mümkün
olmadığını ifade etmektedir. Ayrıca devreden ile devralan arasında mal
varlığının üstlenilmesine ve bu kapsamda borçların devralan tarafından
üstlenileceğine ilişkin anlaşmalar için, diğer ortakların ek onayına ihtiyaç
bulunduğu ifade edilmiştir
1532
. Çünkü devreden ortağın sorumluluğunun
belirli bir süre ile sınırlandırılması, diğer ortaklar ile birlikte kurulmuş
olan sorumluluk rejimini değiştirmektedir. Diğer ortakların devredenin
sorumluluğunu belirli bir süre ile sınırlandıran devir sözleşmesi ile bir-
lil