makaleler Hüseyin TURAN
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009213
ADİL YARGILANMA HAKKININ
İNSAN HAKLARI
AVRUPA SÖZLEŞMESİ’NDEKİ
YERİ VE ÖNEMİ
Hüseyin TURAN
∗
Giriş
Adil yargılanma hakkı, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6.
maddesinde düzenlenmiş olup temel, yerleşik ve evrensel bir insan
hakkıdır. Adil yargılanma hakkı, temel ve evrensel bir haktır. Çünkü
gerek bölgesel düzlemde, gerekse uluslararası alanda yapılmış birden
çok Sözleşme’de düzenlenmiş bir haktır. Bu hak aynı zamanda Anaya-
sal bir insan hakkıdır da. Zira bu hak 1982 Anayasası’nın 36. madde-
sinde de düzenlenmiştir.
Bu madde, Sözleşme’nin en önemli maddesi konumundadır. Mad-
denin bu duruma gelmesinde birden çok neden bulunmaktadır. Bun-
lardan birincisi, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi önüne gelen dava-
ların yaklaşık yarısının bu maddenin ihlalinden kaynaklanıyor olma-
sıdır. Diğer bir neden, gerek iç hukukta, gerekse İnsan Hakları Av-
rupa Mahkemesi önünde en çok başvuru konusu olma özelliğini ta-
şımasıdır. Bir diğer neden ise Adil yargılanma hakkını düzenleyen
Sözleşme’nin 6. maddesi bu Sözleşme’nin en kapsamlı maddelerinden
birisidir. Keza bu madde, hukuk devleti ilkesi ve demokrasi ile de ya-
kın bir ilişki içerisindedir.
Bu çalışmada adil yargılanma hakkının Sözleşme sistemi açısın-
dan önemi, onun diğer haklardan ve özellikle Sözleşme’de düzenlen-
miş bulunan 13. maddeden farkı ile Sözleşme’deki haklar arasındaki
niteliği ele alınmıştır.
*
Dr., Hakim.
Hüseyin TURAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009214
A. Adil Yargılanma Hakkının Önemi
1. En Çok Başvurulan Madde Olması
Sözleşme’nin 6. maddesi, Mahkeme’ye yapılan başvurularda Söz-
leşme sistemi içinde bugün itibariyle en çok başvurulan hüküm konu-
muna gelmiştir. Bu hal ülkemiz açısından da geçerlidir.
1
Bu durumun
bu şekilde devam edeceği de pek muhtemeldir. Bunun temelinde, Söz-
leşme hükümlerine aykırılık iddiasıyla davalı devlet aleyhine yapılan
başvurularda diğer haklarla ilgili yapılan şikayetlerin yanı sıra, ihla-
lin gerçekleşmesinde uygulanan usulün de –genelde Sözleşme’de dü-
zenlenen hakların her biri belli bir yargısal süreçten geçtikten sonra
ihlal edildiği iddiasıyla başvuru yapıldığından– ihlal edildiğinin ile-
ri sürülmesidir.
2
En çok başvurulan hüküm olma özelliği taşımasının diğer bir ne-
deni ise, 6. maddenin birinci fıkrası özel hukuka ilişkin hak ve ödev-
lerin belirlenmesi ve bir suç isnadı hakkında karar verilmesi gibi kimi
idari uyuşmazlıklarla birlikte hem özel hukuka, hem de ceza hukuku-
na ilişkin konuları kapsaması ve 3. fıkrasında sanık haklarına yer veril-
diğinden Sözleşme’nin 5 ve 8. maddelerinden sonra en kapsamlı mad-
desi olmasıdır. Adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. madde, içinde
birden çok ve birbirinden bağımsız hakları bulundurması nedeniyle
1
Akıllıoğlu Tekin, Temel Belgelerde İnsan Hakları İnsan Hakları I, Kavram, Kaynaklar
ve Koruma Sistemleri, s. 314. Nitekim Komisyon’a, (Avrupa İnsan Hakları Komis-
yonu) Sözleşme hükümlerine aykırılık iddiasıyla (davalı devlet aleyhine) yapılan
başvuruların çoğunda diğer hakların ihlal edilmesi yanında adil yargılanma hak-
kının da ihlal edildiği iddiaları görülmektedir. Bkz. Tanrıkulu/Türkiye 8 Temmuz
1998, 2376/94; Gündem/Türkiye, 25 Mayıs 1998, 139/1996/758/957; Yaşa/Türki-
ye, 2 Eylül 1998, 633/1997/847/1054; Sosyalist Parti ve Diğerleri, 25 Mayıs 1998,
20/1997, 804/1007; (İlk numara davanın ilgili yılda Mahkemeye gönderilen, ikin-
ci numara davalar listesindeki yeridir. Son iki numara ise Mahkemeye, kuruluşun-
dan bu yana gönderilen davalar listesindeki yeri ve Komisyon’a yapılan başvuru-
lara karşılık gelen listedeki yeridir)., s. 314. Reid Karen, Adil Bir Yargılamanın Gü-
venceleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Rehberi, Üçüncü Kitap, (Çev.: Bahar Öcal
Düzgören), Scala Yayınları, Ekim 2000, s. 26. Adil yargılanma hakkının ihlali ge-
rekçesiyle Türkiye aleyhinde yapılan başvuru sayısı 2000 tarihi itibariyle 94 ‘dür. 1
Ağustos 2000 tarihi itibari ile AİHM’ye Türkiye’den yapılan başvuru toplamı 1628
olup bunlardan 94 adedi adil yargılanma hakkı ile ilgilidir. Bu başvurular dışında
Kıbrıs Rum Yönetimi Türkiye aleyhinde Devlet başvurusunda ve Rum Kesimin-
den 2250 kişi bireysel başvuruda bulunmuştur. “Türkiye AİHM Rekortmeni”, Ak-
şam Gazetesi, 19.01 2001.
2
Bkz. Tanrıkulu Kararı 8 Temmuz 1998, Gündem Kararı 25 Mayıs 1998, Yaşa Kara-
rı, 2 Eylül 1998, Sosyalist Parti ve Diğerleri Kararı 25 Mayıs 1998.
makaleler Hüseyin TURAN
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009215
uygulama alanı da geniştir.
3
Ülkemiz, en çok adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ne-
deniyle şikayet edilmektedir. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne
25.10.2003 tarihi itibariyle Sözleşme’de düzenlenen hakların ihlal edil-
diği iddiasıyla Türkiye aleyhine yaklaşık yedi binin üzerinde başvu-
ru yapıldığı belirtilmektedir.
4
Başvuruların, Sözleşme’nin maddeleri-
ne göre dağılımına bakıldığında, bu başvurulardan ilk sırayı “adil yar-
gılanma hakkı”nın ihlalinden dolayı yapılan şikayet başvuruları aldı-
ğı görülecektir.
5
Bu durum, maddenin hayati önemini daha açık orta-
ya koymaktadır.
Sözleşme, iç hukukun bir parçası olarak kabul edildiğinden
6
iç hu-
kukta da gerek ilk derece mahkemelerinde, gerekse temyiz inceleme-
sinin yapıldığı yüksek dereceli mahkemelerde yapılan yargılama süre-
cinde bu hakkın ihlal edildiği, maddede belirtilen haklara riayet edil-
mesi gerektiği sık sık ileri sürülmektedir.
7
Bu talepler; hem mahkeme-
lerin yargılamayı yaparken Sözleşme’deki hakların usuli güvencesini
oluşturan 6. maddenin de göz önünde tutulmasını hatırlatmak için ya-
pılmakta, hem de eğer iç hukukta mahkemeler önünde hakkın ihlal
edildiği ileri sürülmez ise İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinde, baş-
vurucunun şikayeti iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazı ile karşı-
laşacağından yapılmaktadır.
3
Ünal Şeref, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve İnsan Haklarının Uluslararası İlkeleri,
TBMM Basımevi Ankara 2001, s. 166. Bkz. Altıparmak Kerem, Avrupa İnsan Hak-
ları Sözleşmesinin 6. maddesinin Uygulama Alanı, AÜSBFD, C. 53. No: 1-4 Ocak-
Aralık 1998.
4
“AİHM’ye şikayette Türkiye Üçüncü Sırada” Bkz. Milliyet Gazetesi, 25.10.2003.
5
Türkiye’nin AİHM karnesi başlığı ile verilen haberde Karaman Milletvekili Zeki
Ünal’ın soru önergesine Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün Türkiye aleyhine
AİHM’ye yapılan başvurular hakkında verdiği cevaba göre Türkiye aleyhine yak-
laşık beş bin başvurunun yapıldığı belirtilmekte, şikayet nedenleri olarak, yaşam
hakkı 149, işkence ve kötü muamele yasağı 328, hürriyet ve güvenlik hakkı 391, suç
ve cezaların kanuniliği 70, düşünce, din ve vicdan özgürlüğü 110, ifade özgürlüğü
171, mülkiyet hakkı 701, hak arama özgürlüğü 212, dernek kurma ve toplantı öz-
gürlüğü 32, ayrımcılık yasağı 124, özel hayat, aile hayatı ve konut dokunulmazlığı
361, adil yargılanma hakkı 671 olduğu açıklanmıştır. AA, 14 Nisan 2002.
6
Bkz. 1982 Anayasası’nın 90/5. maddesi.
7
Bkz. Öcalan Davası-Yargıtay Savunma http://www.belgenet.com.
Hüseyin TURAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009216
2. En Kapsamlı Madde Olması
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesinde güvence al-
tına alınan adil yargılanma hakkı, bu Sözleşme’nin temel madde-
si olarak kabul edilebilir ve 5 ve 8. maddeler ile birlikte sözleşmenin
en kapsamlı maddesi olma özelliğini taşımaktadır. Zira Sözleşme’nin
bu maddesinde genel yargılama ilkesinin yanı sıra ceza yargılamasına
ilişkin olarak da ayrıntılı kurallara yer verilmiştir.
8
Maddenin birinci paragrafında yargılamaya ilişkin genel ilkelerin
bir kısmı açıkça sayılmıştır. Adil yargılanma hakkının temel unsurla-
rı olan bu ilkeler; davanın; kanunla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir
mahkeme önünde, makul sürede, hakkaniyete uygun (adil) ve aleni
olarak görülmesidir. Maddede “davanın hakkaniyete uygun surette din-
lenilmesi” de belirtilmiş olduğundan Mahkeme bu ibareden hareketle
adil yargılanma hakkının fıkrada sayılanlarla sınırlı olmadığını, bun-
dan başka güvenceleri de içerdiğini belirtmiştir. Mahkeme kararların-
da yer alan “dava hakkı/mahkemeye ulaşma hakkı” (mahkeme önünde hak
arama özgürlüğü),
9
taraflar arasında “silahların eşitliği”,
10
“yargılamada
çelişiklik” yahut (vicahilik veya yüzyüzelik), “mahkeme kararlarının ge-
rekçeli olması” gibi ilkeler de adil yargılanma hakkının zımni unsurla-
rı olarak madde kapsamında değerlendirilmiştir.
11
6. madenin birinci
paragrafı, özel hukuka ilişkin hak ve yükümlülüklerin belirlenmesi ve
bir suç isnadı hakkında karar verilmesi gibi hem özel hukuka hem de
ceza hukukuna ilişkin konuları kapsamaktadır.
Maddenin birinci fıkrasında genel ilke açıklandıktan sonra aynı fık-
ranın ikinci cümlesinde açık duruşmaya getirilebilecek istisnalar belir-
tilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında ceza yargılamasında evrensel bir
kural olan “masumiyet karinesi” düzenlenmiş, son fıkrada ise ceza yar-
gılamasında uyulması gereken en alt düzey ilkelere yer verilmiştir.
12
8
Akıllıoğlu, Temel Belgelerde İnsan Hakları…, s. 215.
9
Golder kararı 21.02.1975.
10
Nideröst-Huber Kararı 18.02.1997.
11
Gölcüklü Feyyaz, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde Adil Yargılama”,
AÜSBFD, C. 29. No:1-4. 1994. s 201.
12
Bu ilkeler şunlardır: Madde 6 (2) Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu ya-
sal olarak ispat edilinceye kadar masum(suçsuz) sayılır. (3) Her sanık en azından
şu haklara sahiptir: a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en
kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek; b) Savunma-
sını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak; c) Kendi kendi-
makaleler Hüseyin TURAN
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009217
Bu ilkeler sanık hakları olarak da isimlendirilmektedir.
13
Adil yargılanma hakkı, Sözleşme’de öngörülen hakların kamu gö-
revlilerince ihlal edilmesi durumunda bireylerin şikayet hakkını, bir
başka anlatımla etkili başvuru yolunu düzenleyen 13. maddesi ve 7
No.lu Ek Protokol’ün
14
2. ve 4. maddeleri ile yakın bir ilişki içinde-
dir. Zira Sözleşme hükümleri ve ek protokolleri bir bütünlük arz et-
tiklerinden birlikte ele alınıp değerlendirilmelidir.
15
13. madde, ta-
raf devletlerinin iç hukuklarında hak arama yollarını açık tutmalarını
öngörmektedir.
16
7 No.lu Protokol’ün 2. ve 4. maddeleri ise, ceza yar-
gılama hukuku alanında ilkeler getirmektedir. 2. madde, ceza kuralı-
nı ihlalden sorumlu tutulan bir kimsenin suçluluğu veya mahkumiye-
ti hakkındaki kararı, bir üst mahkeme önünde inceletmek hakkına sa-
hip olduğunu belirtmektedir. Bu anlatım özetle, üst mahkeme yolunu
bir temel hak olarak tanımlamaktadır. Üst mahkemeye inceletme hak-
kından anlaşılması gereken ise istinaf ve temyiz incelemeleridir. Yar-
gılama sisteminde temyiz incelemesi öngörülmüş ise bir üst mahke-
me olan istinaf yolu kurmak zorunlu değildir.
17
7 No.lu Protokol’ün
4. maddesi ise, bir kimsenin aynı suçtan ikinci defa yargılanmaması
güvencesini getirmiştir. 7 No.lu Protokol ile adil yargılanma hakkı-
nın kapsamı daha da genişletilmiş ve kişiye yeni bazı haklar tanınarak
hak, sağlam temeller üzerine oturtulmaya çalışılmıştır.
18
ni savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve
eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin se-
lameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksi-
zin yardımından yararlanabilmek; d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çek-
tirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında çağrılma-
sının ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek; e) Duruşmada kullanılan dili anla-
madığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından para ödemeksi-
zin yararlanmak” tır Sözleşme için bkz. Bozkurt Enver/Kanat Selim, Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuru Elkitabı, Asil Yayın
Dağıtım, 2004.
13
Donay, Süheyl, İnsan Hakları Açısından Sanığın Hakları ve Türk Hukuku, İstanbul,
1982, s. 15. vd.
14
Kabul Tarihi: 22.11.1984.
15
Zabunoğlu Yahya K, “Adil Yargılanma Hakkı ve Adil Yargılama Görevi”, İHÖS,
II. s. 937.
16
Akıllıoğlu, s. 215.
17
Akıllıoğlu, s. 216. Karşı görüşte bkz. Gölcüklü, AİHS’de Adil Yargılama s. 203
“1.11.1988 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol ile
taraf devletlere istinaf (ikinci derece) yargılaması yükümü getirilmiştir.”
18
Ünal, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi..., s. 166.
Hüseyin TURAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009218
3. Sözleşmedeki Diğer Hakların Korunmasına Katkısı
İnsan haklarını içeren gerek uluslararası sözleşmelerde, gerekse
bölgesel nitelikteki sözleşmelerde ve ulusal mevzuatlarda temel hak ve
özgürlüklerin tanınması, sağlanması kadar, şüphesiz bu da çok önem-
lidir, ancak bu hakların etkin bir şekilde korunmasını isteme hakkının
da güvence altına alınması daha büyük bir önem taşımaktadır.
19
İnsan
Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesinde çeşitli unsurları içeren
bir bütün olarak bireylerin adil yargılanma hakkı düzenlenmiş ve gü-
vence altına alınmış bulunmaktadır.
6. madde, hem iç hukukta, hem de İnsan Hakları Avrupa Mahke
mesi’nde en çok başvuru konusu olma özelliğini taşıması ve sözleşme-
de düzenlenen hakların en kapsamlı olması yanında, aynı zamanda
bir ülkede diğer temel hak ve özgürlüklerin de teminatıdır. Sözleşme-
de düzenlenen en başta işkence görmeme hakkı olmak üzere, yaşama
hakkı, düşünce, ifade, din ve vicdan ve örgütlenme özgürlükleri gibi
birçok hakkın korunması için olmazsa olmaz niteliği açısından Sözleş-
me sistemi içinde önemli bir fonksiyonu icra etmektedir.
20
Adil yargı-
lanma hakkı sağlanmadan, sayılan bu ve diğer insan haklarının gü-
vence altında olduğunu söylemek pek mümkün görünmemektedir.
21
Zira bir kimse hakkındaki bir suç isnadıyla mahkeme önüne çıkarıl-
dığında bütün bir devlet gücüyle yüz yüze gelir. Bir devlet bir kimse-
ye bir suç isnadında bulunduğunda ya da bir suça karıştığını ima etti-
ğinde, o kimse en başta özgürlüğünden yoksun bırakılma yahut başka
yaptırımlarla karşı karşıya kalma tehlikesi altında bulunur. Hatta top-
lum katında da suçlu olarak görülme ve manevi bir baskı altında kal-
ma hissine kapılabilir. İşte burada adil yargılanma hakkı, bireyin hak-
sız yere cezalandırılmasına engel olmak bakımından temel bir koru-
yuculuk fonksiyonu görmektedir.
22
Yine, adil yargılanma hakkının et-
kin bir şekilde güvence altına alınmadığı bir hukuk sisteminde Sözleş-
mede düzenlenen diğer hak ve özgürlükler soyut ve hayali bir konu-
19
Tezcan Durmuş/Erdem M. Ruhan/Sancakdar Oğuz, Türkiye’nin İnsan Hakları So-
runu, Seçkin, Ankara 2002. s. 222.
20
Altıparmak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. Maddesi’nin Uygulama Alanı, s. 2;
Weissbrodt, David, içinde, Uluslar arası Af Örgütü: Adil Yargılanma Hakkı, İletişim
2001, s. 19.
21
Arslan Zühtü, “İnsan Hakları ,Yargı ve Taşralı Adamın Dramı”, İHÖS, S. 21, s. 602.
22
Weissbrodt, Adil Yargılanma Hakkı, Önsöz, s. 19, 23.
makaleler Hüseyin TURAN
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009219
ma indirgenmiş olur. Bu nedenle adil yargılanma hakkı, diğer hakla-
rın ve özgürlüklerin belkemiğini yani temelini oluşturan ve onlara içe-
rik kazandıran bir hak olarak karşımıza çıkar.
23
Adil yargılanma hak-
kı, bir bakıma insan haklarının yargısal boyutunu oluşturur. Zira adil
ve doğru bir ‘hukuki koruma’ sağlanmadan diğer insan haklarının ger-
çekleşeceğini, bunların güvencede olduğunu kabul etmek zordur. Hu-
kukun genel ilkelerinden biri olan adil yargılanma hakkı kişi özgür-
lüğünün bir güvencesidir. Diğer hakların korunması için ise vazgeçil-
mez bir haktır.
24
Hiçbir devlet suçlulukla mücadeleden kaçınamaz ve yargılamayı
başka bir kişi veya kurumlara devredemez. Her işlenen suç, ilgili ta-
rafların iç düzenini, huzurunu bozacağı gibi, işlenen bu suçtan dolayı
aynı zamanda toplum da zarar görür. Kamu düzeni bozulur. Suç adı
verilen eylemler hukuk devletinin de itibarını zedeler. Hukuk devle-
ti, insan haklarını uygulamada gerçekleştirmenin yanında hukuk dü-
zeninin temini, güvenliğin ve adaletin sağlanması, dolayısıyla da suç-
lulukla mücadele etmek, onları önlemek ve suç işleyenleri cezalandır-
makla da görevlidir.
25
Dolayısıyla suçun işlenmesinden sorumlu olan-
ların adalet önüne çıkarılması bütün devletlerin görevidir. Bununla
beraber, insanlar, adil olmayan bir yargılamaya tabi tutulduklarında,
adalet gerçekleşmez. İnsanlara kötü muamele yapılırsa veya suçsuz ki-
şiler mahkum edilirse veya yargılamalar açıkça adaletsiz olursa yahut
adaletsiz olduğuna inanılacak olursa toplumda adalet sistemi güvenir-
liğini yitirir. Adalet ise, her bireyin özellikle de yargılananların hakla-
rına saygı gösterilmesine dayanır.
26
Gerek ceza yargılamasında, gerekse hukuk yargılamasında yargı-
lama ile gerçekleştirilmek istenen hedef, yargılamadan beklenen amaç,
maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını temin ve uyuşmazlığın buna göre
çözümüdür. Fakat maddi gerçek her ne suretle olursa olsun temin edi-
lemez. Belli usul ve kurallara bağlıdır. Bunlar; hukukun evrensel de-
ğerleri, uluslararası çalışmalara konu olan sözleşmeler ve belgeler ile
23
Erol, Muhammed Akif, “Adil Yargılanma Hakkı ve Yüksek Askeri Şura Kararları”
İHÖS II, s. 945.
24
Kabaoğlu İbrahim, Özgürlükler Hukuku, Afa Yayınları, 4. Bası, İstanbul 1998. s. 90.
25
Öztürk, Bahri, Yeni Yargıtay Kararları Işığında Delil Yasakları, AÜSBF İHM Yayınla-
rı, No: 14, Ankara 1995, s. 3.
26
Uluslararası Af Örgütü, Adil Yargılanma Hakkı, 23.
Hüseyin TURAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009220
anayasal ilkelerdir. En başta ise yapılacak yargılamanın Sözleşme’nin
6. maddesinde belirtilen yargısal güvencelere uygun olması gelir.
Sözleşme’nin 6. maddesinde hedeflenen ve arzulanan ise, yargılama-
nın sonucunun adil olması değildir, şüphesiz yargılamadan beklenen
adaletin tecellisidir, ancak sözleşmenin ifade ettiği şey, adil sonuca va-
rırken dürüst yollardan gidilmesidir. Bu nedenle Sözleşme sisteminde
6. madde, bir davada bireylere yargısal usuli güvenceler getirmiştir.
27
Kişilerin adil yargılanma hakkı temel insan haklarından biridir.
İnsan haklarından en önemlisi ve diğer tüm insan haklarının temina-
tı adil yargılanma hakkıdır. Bağımsız yargı ve adil yargılanma hakkı,
toplumda insan haklarının sağlanmasında en önemli faktördür. Bu ne-
denle, insan hakkı diye tanımladığımız ve insan hakkı olarak ifade edi-
len ve insanın insan olmasından dolayı sahip olduğu hak ve özgürlük-
lerin sağlanması adil yargılanma hakkı ile mümkün olabilmektedir.
28
3. Demokrasi ve Hukukun Üstünlüğü Bakımından Önemi
Adil yargılanma hakkının bir diğer önemi de onun hukuk devle-
ti ve demokrasi kavramları ile yakın bir ilişki içinde olmasından gel-
mektedir. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi içtihatlarında adil yargı-
lanma hakkı, hukuk devleti ve demokrasi ile bağlantılı olarak ele alı-
nıp incelenmiştir. Demokrasinin ‘olmazsa olmazı’ hukuk devleti ilkesi-
dir. Hukuk devleti ise, adil yargılanma hakkının gerçekten ve fiilen iş-
lediği, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı bir yapıyı
ifade eder.
29
Hukukun üstünlüğü, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin da-
yanağını oluşturan kavramlardan birisidir. Sözleşme sistemi, dev-
let egemenliğine karşı hukuk egemenliği kavramını ortaya çıkarmış
bulunmaktadır.
30
Bir ülkede hukukun üstünlüğü ilkesi ve demokra-
sinin işletilmesi, adil yargılanma hakkının başlıca varlık sebepleridir.
27
Klass Kararı, 06.09.1978, Seri A, No: 28, Prag.75.
28
Ergin, Berrin, “İnsan Hakkı Olarak Doğru Yargılanma ve Bağımsız Yargı”, İstanbul
Barosu Dergisi, Aralık 1999, Sayı 4. s. 915.
29
Erol, s. 945.
30
Kaboğlu, Ö. İbrahim, “Yargıç ve Demokrasi Egemenlik” Yargıtay’da Düzenlenen İn-
san Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Adli Yargı Sempozyumu, 26-27 Eylül 2003, Ankara.
Bkz., http://www.yargitay.gov.tr/aihm
makaleler Hüseyin TURAN
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009221
Adil yargılama güvencelerinin hayata geçirilmesi, demokrasinin de
vazgeçilmez unsuru olduğu Mahkeme kararlarında vurgulanmıştır.
31
Yine, Sözleşme’nin 6. maddesinin Sözleşme’de önemli bir yere sahip
olduğu ve demokratik bir toplumda dar bir şekilde yorumlanmasının
mümkün olmadığı belirtilmiştir. Mahkeme Golder davasında, 1969
Viyana Sözleşmesi’nin 31-33 maddelerine
32
dayanarak Avrupa Kon-
seyi Statüsü@nün “Başlangıç” bölümünde ve 3. maddesinde ifade edi-
len “hukukun üstünlüğü” kavramına atıfta bulunarak “hukukun üstün-
lüğü” ifadesinin hiç şüphesiz 6. maddenin birinci fıkrasını açıkladığı-
nı, dolaysıyla adil yargılanma hakkının hukukun üstünlüğü ilkesiyle
iç içe olduğunu belirtmiştir.
33
Sundy Times davasında ise Mahkeme, 6.
maddenin hukuk devletinin temel ilkesini yansıttığını ve bu nedenle
Sözleşme sistemi içinde merkezi bir konuma sahip olduğunu ifade et-
miştir. Aynı zamanda adil yargılanma hakkı, günümüzde hem bir hu-
kuk devleti olmanın, hem de çağdaş bir devlet olmanın ölçüsü seviye-
sine ulaşmış durumdadır.
34
Mahkemenin belirttiği gibi 6. madde, hukuk devletinin temel il-
kesini yansıtmaktadır. Bir başka ifadeyle hukukun üstünlüğü kavra-
mı, 6. maddenin 1. fıkrasını açıklamaktadır. Yakından incelendiğinde
adil yargılanma hakkının gerekleri ile hukuk devletinin gerekleri bir-
biriyle çakışır niteliktedir. Hukuk devleti en başta yargı organının ba-
ğımsız ve tarafsız olmasına, yargı erkinin yasama ve yürütme organ-
larından ayrı oluşuna dayanır, başkaca güç ve organlar karşısında ba-
ğımsız olmasını gerekli kılar.
35
Eğer, kişiler hakkında yargılama yapa-
31
Delcourt Kararı, 17.1.1970.
32
23 Mayıs 1969 Tarihli Viyana Sözleşmesi’nin 31. maddesinin 2. fıkrası anlaşmanın
Başlangıcının, metnin bütünleyici parçasını oluşturduğu, ayrıca Başlangıcın yo-
rumlanacak belgenin amacını ve maksadını tespit etmek için çok yararlı olduğunu
düzenlemiştir. Antlaşma için bkz. Bozkurt Enver, Türkiye’nin Uluslar arası Hukuk
Mevzuatı, 2.Baskı Nobel Yayınevi. Ankara 1999. s.458.
33
Golder Kararı, 21.02.1975, Seri A, No.18 parg. 28.
34
Özhan Hacı Ali, “Adil Yargılanma Hakkı”, Çağdaş Hukuk, Yıl 7. S. 64. 1991/1. s. 29.
35
Hukuk Devleti kavramı ve gerekleri hakkında ayrıntılı bir çalışma için bkz., Rott-
leunthner, Huber, “Hukuk Sosyolojisi ve Hukuk Devleti” (Çev. Füsun Uyanış) in:
Hukuksal Olgular Araştırması ve Hukuk Devleti, HFSA 3, Hazırlayan: Hayrettin Ök-
çesiz, Alkım, İstanbul Mayıs, 1996. s.51.v.d.; Ökçesiz, Hayrettin, “Hukuk Devle-
ti Olgusu”, in: Hukuksal Olgular Araştırması ve Hukuk Devleti, HFSA 3, Hazırlayan:
Hayrettin Ökçesiz, Alkım, İstanbul, Mayıs, 1996. s.140.vd.; Yine aynı kitap içinde
Aliefendioğlu, Yılmaz; “Türk Anayasa Mahkemesi’nin Hukuk Devleti Anlayışı”,
s. 72.vd.; Keza bkz. Hatemi Hüseyin, Hukuk Devleti Öğretisi, İşaret Yayınları, İstan-
Hüseyin TURAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009222
cak, ceza verecek veya onların her alandaki haklarının varlığı ya da
yokluğu konusunda karar verecek mahkemeler, siyasal iktidarın baş-
kaca güç ve kuvvetlerin doğrudan veya dolaylı olarak baskısı altın-
da ise orada kişi, içini kemiren bir kuşkudan uzak ve huzur içinde ya-
şayamaz. Bu duruma göre, mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı-
nın yeterince sağlanamadığı bir yerde hukuk devletinden de bahsedi-
lemez. Kişilerin bir suç isnadı karşısında yahut idari bir işlem karşısın-
da kendisini savunabilmesi için savunma hakkı ve savunma imkanla-
rı gerek adli, gerekse idari merciler tarafından eksiksiz ve her yönüyle
tanınmamış ise; orada ne kişinin huzuru, ne de hukuk devleti vardır.
36
Adil yargılanma hakkı, özel hukukla ilgili hak ve yükümlülüklerle ve
suç isnadıyla ilgili ihtilaflarda bireylerin davasının bağımsız ve taraf-
sız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkını güvence altına alma-
sıyla hukuk devletinin işlerliğine katkı sağlar.
Demokrasinin en önemli unsuru, hukukun üstünlüğünün sağlan-
masıdır. Hukukun üstünlüğüne dayalı demokrasi, insanlar bakımın-
dan hayati bir öneme sahiptir. Bireyin hayatında özel hukukun hiç
şüphesiz büyük bir önemi vardır. Fakat idari yargılama ve özellikle
ceza yargılaması temelde bireyin temel hak ve özgürlüklerini ve hu-
kuki güvenliğini (mülkiyet hakkı, ifade özgürlüğü, yaşam hakkı, aile
hayatı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, örgütlenme özgürlüğü vs.) doğ-
rudan ilgilendirmektedir. Adil yargılanma hakkı, bir ülkede bu sayı-
lan temel hak ve özgürlüklerin de teminatı olup, aynı zamanda diğer
temel hak ve özgürlüklerin hayat bulması için bir gereklilik ve zorun-
luluktur. Modern demokrasilerde insan haklarının en başta koruyu-
cusu ve güvencesi yargıdır. Özellikle siyasal iktidarın keyfiliklerine
karşı bireylere vuku bulacak müdahaleleri engellemek yargının göre-
vidir. Demokratik sistemlerde yargının esas varlık nedeni hak ve öz-
gürlüklere yönelik müdahaleleri engellemektir. Bundan dolayıdır ki,
adil yargılanma hakkı hemen bütün insan haklarını içeren bölgesel ve
uluslar arası sözleşmelerde düzenlenmiştir.
37
Sözleşme organları da 6.
madde ile ilgili verdikleri kararlarda adil yargılanma hakkının ‘demok-
rasinin teminatı’ olduğunu önemle vurgulamışlardır.
38
bul 1989, s. 429. vd.
36
Yener, Orhan, “Hukuk Devleti, İnsan Hakları, Demokrasi İlkeleri Işığında Sanığın
Korunması” İHÖS, S.22, s.979.
37
Arslan, “İnsan Hakları, Yargı ve Taşralı Adam”, s. 601.
38
Bkz. Delcourt Kararı, 17.1.1970.
makaleler Hüseyin TURAN
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009223
Bu açıklamalardan adil yargılanma hakkının, demokrasi ve huku-
kun üstünlüğü kavramlarıyla yakın bir ilişki içerisinde olduğu açık-
ça gözükmektedir. Adil yargılanma hakkı, aynı zamanda demokratik
idarenin temel unsurlarından biri olan hukukun üstünlüğü ilkesini de
içerir. 6. madde hukukun üstünlüğü ile birlikte okunmalıdır. Bu hak,
hukuk devletinin merkezi konumunda olması ve önemi nedeniyle dar
yorumlanmamalıdır.
39
Bu nedenle hukuk yargılaması yanında, ceza
yargılaması ve idari yargılama demokratik sistem açısından önem gös-
termektedir. Adil yargılanma hakkı, hukukun üstünlüğüne dayalı de-
mokratik sistemin belkemiğini oluşturmaktadır. Bu sebeple bir hukuk
düzeninde adil yargılanma hakkı sağlanmadan demokrasinin de sağ-
landığı söylenemez.
40
Adil yargılanma hakkı, günümüzde sadece ulu-
sal anayasa hukuku ve yargılama hukukunun önemli bir parçası ola-
rak kalmamış aynı zamanda hukuk devleti anlayışının ayrılmaz bir
parçası olarak görülmüş, hatta, Avrupa ortak anayasal düzenin temel
bir değeri olarak da kabul edilmiştir.
41
Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin sağlanması kadar bu hak-
ların korunması da büyük önem taşır. Hukuk devletinin en önemli
parçası temel hak ve özgürlüklerin korunması ile ilgili olunca, anaya-
salarda yahut yargılama usullerinde adil yargılanma hakkı ismen zik-
redilsin yada zikredilmesin hukuk devleti kavramı, bu temel hakkın
içeriğini dolduran ilke ve unsurları hukuk sistemlerinin bir parçası ha-
line getirmeyi zorunlu kılmaktadır.
42
Mahkeme de yukarıda belirtti-
ğimiz gibi, en baştan itibaren verdiği kararlarda bu ilkenin hukukun
en temel kuralı olduğunu belirtmiştir. Hukuk devleti olmanın gerekle-
rinden biri, belki de temeli, yargılamaların, –özel hukuk, ceza ve ida-
ri yargılama– adil olmasından geçmektedir. Yargılamaların adil olma-
sı ise onun hem kamuoyuna verdiği adalet duygusu ile hem de üzerin-
de yargılama yapılan bireye –sanık, davacı ve davalıya– “güven” ve-
rilmesiyle gerçekleşir. Adil yargılanma hakkı, mutlak olarak uygulan-
ması gereken temel bir insan hakkıdır. Bu hakkın ihlali, aynı zaman-
39
Golder Kararı, 21.02.1975, Seri A, No. 18 p. 33, Sundy Times Kararı, 26.04.1979, Seri
A, No.30, Parg. 55.
40
Kardaş Ümit, AB’ye Uyum Sürecinde Temel Sorunlar (1), Zaman Gazetesi Yorum
Sayfası, 29.11.2001.
41
Tezcan/Erdem/Sancakdar, Türkiye’nin İnsan Hakları Sorunu, s. 222.
42
İnceoğlu Sibel, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı,
Beta, 2002, s. 2.
Hüseyin TURAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009224
da hukuk devletinin de temelinden sarsılacağı anlamına gelmektedir.
Anayasa Mahkemesi de bir kararında Anayasa’nın 2. maddesinde be-
lirtilen hukuk devleti ilkesinin insan haklarına saygılı, bu hak ve öz-
gürlükleri koruyup güçlendiren bir devlet olduğunu ifade etmiştir.
43
B. Sözleşme’nin 13. Maddesiyle Olan İlişkisi
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenle-
nen adil yargılanma hakkından ayrı olarak, bu Sözleşmede düzenle-
nen hak ve özgürlüklerin etkin bir şekilde korunmasını sağlayan diğer
bir usuli hak daha düzenlenmiştir. Sözleşme’nin “Etkili Başvuru Hakkı”
başlıklı 13. maddesi aynen şöyledir: “Bu sözleşmede tanınmış olan hak ve
özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan kimseler tarafın-
dan bu sıfatlarına dayanılarak yapılmış da olsa, ulusal bir makama etkili baş-
vuru yapabilme hakkına sahiptir.”
Maddeye göre, bu Sözleşme içerisinde düzenlenmiş bulunan bir
hak veya özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia eden herkes etkili bir
başvuru yoluna müracaat hakkına sahip bulunmaktadır. Bu madde
ile Sözleşme’de düzenlenen hak ve özgürlüğüne müdahale edildiği-
nin iddia eden bireylere “başvuru hakkı” tanınmıştır. Başvuru hakkı ge-
nel bir ifadeyle “ulusal bir makama” başvurudan söz edildiğinden dola-
yı bu makamın yargısal bir makam olması şart değildir. İdari bir ma-
kam da olabilir. Böyle bir düzenlemenin getiriliş amacı ise çeşitli ülke-
lerde temel hak ihlallerini inceleme ve yargılama yetkisine sahip yargı
organlarından ayrı çeşitli bağımsız idari otoritelerin kurulmuş olma-
sı nedeniyle başvuru makamı açık bırakılmıştır. Böylece, 13. madde,
Sözleşmeci devletlere bu hükümden kaynaklanan Sözleşme yükümlü-
lüklerini yerine getirme yöntemi konusunda, düzeltmenin hangi yol-
la yapılacağına karar verme yetkisi bakımından bir takdir yetkisi ta-
nımıştır. Bununla birlikte madde, Sözleşme uyarınca “savunulabilir bir
şikayet”in esasını araştıracak ve uygun bir çözüm sağlayabilecek bir iç
hukuksal başvuru yolunun açıkça öngörülmesini gerektirmektedir.
44
13. madde, resmi görevlilerin görevlerini ifa sırasında bireyle-
rin temel hak ve özgürlüklerini ihlal etmeleri durumunda bunlar için
43
AYMK, 200/15, 2001/73K, T.17.4.2001.
44
Kaya/ Türkiye Kararı, 19 Şubat 1998.
makaleler Hüseyin TURAN
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009225
de müracaat hakkı getirmiştir. Dolayısıyla ihlalde bulunan kimsele-
rin taşıdığı sıfatın madde uygulaması bakımından bir önemi bulun-
mamaktadır. Ayrıca, böyle bir düzenlemenin getiriliş amacının kamu
görevlilerinin yapmış olduğu işlemlerden dolayı devletin sorumlu tu-
tulmadığı sistemlerde de bu hükmün yürümesini sağlamak olduğu
söylenebilir.
45
İnsan hakları ve temel özgürlüklerin sağlanmasında, korunmasın-
da ve geliştirilmesinde birincil ve temel görev ulusal devletlerin olun-
ca bu konudaki düzenlemeler ulusal anayasa ve mevzuatlarda düzen-
lenmiştir. Uluslararası sözleşmelerin (Sözleşme’nin) ve öngörülen de-
netim sistemlerinin (Mahkeme’nin) bu alandaki görev ve yetkileri ise
ikincil niteliktedir. 13. maddenin getiriliş amacı da bu doğrultudadır.
Sözleşme’de düzenlenen, onun tarafından korunan bir hak veya öz-
gürlüğün
46
ihlali iddiasının öncelikle ulusal (yerel) merciler önünde
incelenip düzeltilmesi ve karara bağlanması imkanının sağlanması-
dır. Mahkeme de 13. maddeyle ilgili verdiği kararlarda Sözleşme’nin
13. maddesinin Sözleşme’de öngörülen hak ve özgürlülerin kullanıl-
ması, onların özünü hayata geçirebilmek için ulusal düzeyde, iç hu-
kuk düzeninde onların güvence altına alınabileceği her hangi bir şe-
kilde, bir hukuksal başvuru yolunun var olmasını garanti altına aldı-
ğını vurgulamıştır.
47
Ancak bu düzeltmenin hangi yolla yapılacağı ko-
nusunda karar verme yetkisi ise Sözleşme’nin tarafı olan devletlere bı-
rakılmıştır. Eğer bu aşamada olumlu bir sonuç alınmadığı durumda
söz konusu ihlal iddiasının ikinci yetkiye sahip Mahkeme önüne ge-
tirilmesidir. 13. maddeden kaynaklanan Sözleşme’nin tarafı olan dev-
letlerin yükümlülüğünün kapsamı da şikayet başvurusunda bulunan
başvurucunun Sözleşme uyarınca yaptığı şikayetin konusuna (hangi
maddenin ihlaline dayandığına) göre değişmektedir.
48
Hakların korunması bakımından 13. maddenin getirdiği güvence
sistemi ile 6. maddenin sağladığı usulü güvence sistemi tamamen öne-
mini yitirmiş değildir. Bir defa, etkili başvuru hakkını düzenleyen 13.
45
Gözübüyük Şeref/Gölcükü Feyyaz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması,
Turhan Kitabevi, 4. Baskı, Ankara 2003, s. 396.
46
Bu haklar ve özgürlükler, Sözleşme’de ve eki sayılan protokollerde düzenlenmiş-
tir. Bunlar için Bkz. Bozkurt, Türkiye’nin Uluslar arası Hukuk Mevzuatı.
47
Bkz, Tanrıkulu/Türkiye, Çakıcı/Türkiye Kararları, 8 Temmuz 1999.
48
Bkz, Gündem/ Türkiye Kararı, 25 Mayıs 1998.
Hüseyin TURAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009226
madde, Sözleşme’de düzenlenen bütün hakları kapsamakta olup, bu
maddelerle sağlanan hak ve özgürlüklerin ihlali halinde milli (ulusal)
makamlar önünde bireye şikayet hakkı tanındığından bu şikayet hak-
kının kullanılamamış yahut engellenmiş olması iddiasıyla genel olarak
tek başına 13. maddeye dayanılarak etkili başvuru hakkının ihlal edil-
diği iddiasıyla Mahkeme önüne gidilememektedir. Bir başka ifadeyle
13. madde, bağımsız bir varlığa sahip olmayıp, Sözleşme’nin normatif
hükümlerinden biriyle bağlantılı olarak uygulanabilmektedir. Ancak,
diğer maddelerden en az birinin ihlali iddiasıyla ve o maddeyle birlik-
te başvuru konusu yapılabilir. Bu anlamda 13. madde genel bir hüküm
olma özelliğini taşımaktadır. Madde, etkili başvuru hakkının ilkeleri-
ni de açıkça belirtmiş değildir.
49
Oysa 6. madde Sözleşme sisteminde
özel bir hüküm, ve özel bir statüye sahiptir. Buna ilaveten 13. mad-
deye nazaran daha güvencelidir. Şöyle ki; Sözleşme’nin 6. maddesin-
de “mahkeme önünde hak arama hakkı” olarak düzenlenen bu hak, bire-
yin adil yargılanma hakkını güvence altına almakta, 6. madde bu hak-
kın ilkelerini ayrıntıları ile vermekte ve 13. maddenin aksine tek başı-
na 6. maddenin ihlali iddiasıyla doğrudan doğruya Mahkeme önüne
gidilebilmekte, başvuru için, başka bir hakkın ihlali iddiası şartı aran-
mamaktadır.
13. maddede ulusal bir makama başvurudan söz edildiğine göre,
bu makamın zarureten yargısal nitelikte olması şartı aranmayacağın-
dan, bu makamın idari bir makam da olabilmesi söz konusu iken 6.
madde, mahkeme önünde yargılanma hakkını kapsadığından yalnız-
ca mahkeme tarafından yargılanmayı gerektiren konularla sınırlı bu-
lunmaktadır.
Tek başına 13. maddeye dayanılarak başvuru yapılamadığından,
Sözleşme’de düzenlenen haklardan birinin ihlali iddiasıyla birlikte
başvuru yapılabildiğinden, söz konusu ihlal edildiği iddia edilen hak-
kın ihlali olgusu tespit edilemez ise, çoğunlukla 13. madde açısından
da aynı sonuç çıkmaktadır.
50
Halbuki 6. maddenin uygulanması açı-
49
Ancak Mahkeme, 13. maddenin uygulanmasıyla ilgili olarak etkili başvuru hak-
kının sağlandığını kabul edebilmek için asgari düzeyde bulunması gerekli şartları
Başvuru No:5947/72, 25.3.1983 Tarihli Silver ve Diğerleri Kararında açıklamıştır.
50
Mahkeme, ilgililerin (Tepeli ve ötekiler/Türkiye, Uyanık/Türkiye vs.) 9. madde
konusundaki iddialarını savunabilir bulmadığı için, 13. madde bağlamında da bir
ihlali tespitin mümkün olmadığına karar vermiştir. Bkz. Gölcüklü, Gözübüyük,
AİHS ve Uygulaması..., s. 397.
makaleler Hüseyin TURAN
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009227
sından böyle bir ön şart aranmamaktadır. 6. maddenin kapsamı ise
medeni hak ve ödevlerden doğan uyuşmazlılar ile ceza isnadına iliş-
kin ihtilaflardır.
Sözleşme’nin 13. maddesi ile 6. maddenin birinci fıkrası, bazen
aynı davada birbiriyle ötüşebilmektedirler. 13. maddenin gereklerinin
daha gevşek olması, 6. maddenin birinci fıkrası 13. maddeyi de içer-
mesi nedeniyle bir davada 6. maddenin ihlal edildiğinin tespiti yapıl-
mış ise, ayrıca olayda 13. maddenin davalı devlet tarafından yerine ge-
tirilip getirilmediği incelenmeye gerek görülmemektedir.
51
Bu madde, ülkemiz için çok büyük önem arz etmektedir. Çünkü
özellikle, yaşama hakkı, özel hayatın korunması, işkence yasağı ve din
ve vicdan özgürlüğünün ihlali iddiaları, hatta adil yargılanma hak-
kının ihlal edildiği iddialarıyla birlikte Sözleşme’nin 13. maddesinin
de ihlal edildiği iddiasıyla çok sayıda Mahkemeye şikayet başvurusu
yapılmaktadır.
52
Bu ise, 13. maddenin önemini giderek artırmaktadır.
C. Sözleşme Sisteminde Adil Yargılanma Hakkının Niteliği
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin Birinci Bölüm’ünde bazı hak
ve özgürlükler garanti altına alınmış, bazı fiil ve eylemlerin yapılma-
sı ise yasaklanmıştır. Sözleşmede garanti altına alınan haklar medeni
ve siyasal haklardır. Hukuksal olarak bireylere tanınan Sözleşmede-
ki bu haklara hangi hallerde ve hangi durumlarda nasıl bir müdahale
söz konusu olabilir, ya da devlet bu haklara müdahale edebilir mi? Bu
soru altında Sözleşmede düzenlenen kişisel ve siyasal hak ve özgür-
lükler üç hak kategorisi içinde incelenmektedir. Sözleşme’de ifade edi-
len haklar mutlak haklar, sınırlı haklar ve nitelikli haklar olmak üze-
re üç kısma ayrılmaktadır. Sözleşme’nin işleyişini anlayabilmek bakı-
mından böyle bir ayrım önem arz etmektedir.
53
Sözleşmedeki hakla-
51
Airey/İrlanda Kararı, 9.10.1979.
52
Tanrıkulu/Türkiye, 8 Temmuz 1999, Çakıcı/Türkiye, 8 Temmuz 1999, Gündem/
Türkiye, 25 Mayıs 1998, Selçuk ve Asker/Türkiye, 24 Nisan 1998, Aksoy, Aydın,
Kaya/Menteş, Gündem/Türkiye Kararları ( 25 Eylül 1997). 13. madeyle ilgili olan
bazı kararlardır. Bkz, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Mahkemesi Kararları, Cilt 2,
Sayı 3-4/98, Cilt 2, Sayı 1-2/98, Cilt 3/99, Dış Politika Enstitüsü Yayınları.
53
Holdsworth Olivia/Bentley David, “Haklar ve Nasıl İşledikleri, Medeni ve Siyasi
Hakların Mahiyeti” Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu’nun Türkiye ile Or-
tak Girişimi, 225 Hakim ve C. savcısı Eğitimcinin Metodoloji ve Değerlendirme
Hüseyin TURAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009228
rın nasıl işlediğini anlamak için, farklı türdeki hakların farklı türdeki
müdahalelere izin verdiğini kabul etmek önemlidir. Bu sebeple, bire-
yin Sözleşmeden doğan haklarına kanunen müdahale etmek, belli du-
rumlarda yasal olarak haklı görülebilmektedir. Bir bireyin haklarına
müdahale edebilecek konumunda bulunan ve bunu yapmanın gerek-
li olduğunu düşünenin kendi kendine sorması gereken soru şudur: Bir
başkasının haklarına kanuni olarak, nasıl bir müdahalede bulunabili-
rim. Böyle yapmak, Sözleşme haklarını farklı hak kategorilerine ayır-
mada yardımcı bir rol oynamaktadır.
Sözleşme sisteminde mutlak haklar, hiçbir koşulda nispet ya da
müdahaleye izin vermemektedir. Başka bir anlatımla, tesis edildikten
sonra hiçbir biçimde müdahale edilemeyen haklardır. Klasik mutlak
hak, işkenceyi, insanlık dışı ya da küçük düşürücü muameleyi yasak-
layan Sözleşme’nin 3. maddesidir. İşkence, insanlık dışı ya da küçük
düşürücü muamele eşiğine ulaşıldığında bu hakka yapılan müdahale-
nin hiçbir haklı gerekçesi kalmamaktadır.
Chahal-İngiltere davasında olduğu gibi.
54
Mutlak hakların diğerle-
ri ise, 2. maddede yer alan yaşama hakkı ve 4. maddede yer alan köle-
liğe karşı korunmadır. Hiçbir sözleşmeci devlet, benim ülkemde terör
var, yahut benim ülkemde savaş var ya da ulusal olağanüstü hal var
diyerek ben işkence yaparım diyememektedir.
55
Bu tür mutlak haklar-
dan feragat etmek de mümkün gözükmemektedir.
Sınırlı haklar, maddenin kendisi içinde belirtilen kısıtlamalar dahi-
Toplantısı Programında Sunulan Tebliği, No:3-23/25 Şubat 2004. Ankara.
54
Chahal-Birleşik Krallık Kararı, 15.11.1996. Doğru Osman, İnsan Hakları Avrupa
Mahkemesi İçtihataları I, TC Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığı 2.Bası An-
kara 2003. s. 978. Başvuru sahibi İngiltere’de bulunan bir teröristtir. İngiliz makam-
ları bu şahsı sınır dışı etmek istemektedirler. Kişinin Hindistan’a iade edilmesi du-
rumunda işkence göreceği kabul edilmiştir. Strazburg Mahkemesi bu sebeple, iş-
kenceden korunma hakkının mutlak doğası nedeniyle, İngiliz Hükümetinin, ulu-
sal güvenliğin söz konusu olduğu hallerde bile bir kişiyi söz konusu türde bir mu-
ameleye maruz kalacağı bir yere iade edemeyeceğine hükmetmiştir.
55
Sözleşmenin 15. maddesi, ulusun yaşamını tehdit eden bir olağanüstü hal duru-
munda devletin belli Sözleşme haklarından uzaklaşabileceğini kabul etmektedir.
Ancak maddenin 2. fıkrasında “yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucun-
da meydana gelen ölüm hali dışında 2. madde ile 3 ve 4. maddeler (fıkra 1), ve 7.
maddeyi hiçbir surette ihlale mezun kılmaz” demekle belirtilen bu haklar mutlak
haklar olarak kabul edilmiş ve bu haklar için ihlal mezuniyetinin söz konusu ola-
mayacağı belirtilmiştir.
makaleler Hüseyin TURAN
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009229
linde sınırlanabilen haklardır. Bir başka ifadeyle, ancak açık olarak be-
lirlenen sınırlamalarla kısıtlanabilen haklardır. Sözleşme’nin 5. mad-
desi sınırlı haklara çok iyi bir örnek oluşturmaktadır. Hakkın kendisi
maddenin 1. paragrafında verilmekte, ancak daha sonra bu hakka bel-
li sınırlamaların getirilebileceği ve bu sınırlamaların neler olduğu be-
lirtilmektedir. Örneğin, yetkili bir mahkeme tarafından mahkum edil-
dikten sonra, bir bireyin özgürlük hakkı elinden alınabilmektedir.
56
Bir diğer hak kategorisi ise, nispi yahut nitelikli haklardır. Bu tür
haklar belirli durumlarda sınırlanabilir haklardır. Bu tür hakların ama-
cı, bir yandan birey, diğer taraftan toplum arasında yahut iki rakip hak
arasında dengeyi sağlamaktır. Nitelikli haklar, maddede hakkın genel
bir ilke olarak geçtiği haklardır. Bu tür haklar; ifade özgürlüğü hak-
kı yahut özgür ifade güvencesi, özel hayat hakkı, protesto ve sendi-
kaya katılma hakkı ile dini inancı açıklama haklarıdır. Tüm bu hakla-
rın düzenlendiği maddelerde ilk önce genel olarak hak ifade edilmek-
te, daha sonra ise, madde, hakkın hangi durumlarda geçerli bulundu-
ğunu açıklamakta ve sadece meşru bir amaca uygunluk, demokratik
bir toplum için gerekli olduğu hallerde ve yasal bir temele oturtulabil-
diği ölçüde bu hakka müdahale edilebileceğini belirtmektedir. Bu se-
beple, belirtilen bu tür haklara sınırlamalar getirmek yasal açıdan hak-
lı görülebilmektedir. Nispi ya da nitelikli haklar, birbiriyle çelişen hak-
lar olup, çoğunlukla da çelişmektedir. Örneğin, bir insanın özel yaşam
hakkının başka bir insanın ifade özgürlüğü hakkı olabilmektedir. Çe-
lişen bu iki çıkar arasında bir lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine bir so-
nuç doğurmadan adil bir dengenin kurulması gerekmektedir.
Sözleşme’nin 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılan-
ma hakkı hangi durumlarda Sözleşmede yer alan haklar arasında nasıl
bir konuma sahip bulunmaktadır ya da adil yargılanma hakkı bu fark-
lı üç hak kategorileri çerçevesinde nereye oturmaktadır?
Adil yargılanma hakkı, bir bütün olarak İnsan Hakları Avru-
pa Sözleşmesi sisteminin temelini oluşturmaktadır. Çünkü bu hak,
Sözleşme’deki diğer hakların tersine usule ilişkin bir güvence getir-
56
İHAS m. 5/1. Özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen Sözleşme’nin 5. madde-
sinin ilk paragrafında hakkın kendisi, yani “herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenli-
ğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilen haller ve yasada belirlenen yollar dışında hiç
kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz” denildikten sonra, hangi hallerde bu
hakka sınırlama getirilebileceği altı bent halinde sayılmıştır.
Hüseyin TURAN makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009230
mektedir. Eğer, Sözleşme’de 6. madde düzenlenmemiş olsa idi, Söz-
leşmede sabit olan diğer hakların yürürlüğe konması ve korunması
mümkün olmayabilirdi. Bu çerçeveden bakıldığında adil yargılanma
hakkı mutlak, sınırlı ve nitelikli hak kategorilerinden hiç biriyle tam
olarak örtüşmemektedir. Usule ilişkin bir güvence getiren bu hak, bu
açıdan diğer haklardan farklı olup, kendine özgü bir biçimde yorum-
lanmalıdır. Madde 6’da öngörülen adil yargılanma hakkı bir bütün
olarak ele alındığında yargılamanın adil olması gerektiği ölçüde mut-
laktır. Bir başka anlatımla bu hak, kendi içinde mutlak bir haktır. An-
cak, 6. maddede sayılan diğer haklara belli, açık ve örtük sınırlamalar
getirilebilir.
57
Örneğin mahkemeye ulaşma hakkı bunlardan biridir.
58
6. maddede belirtilen haklar kamu yararı adına zaman zaman yoruma
tabi olabilirler. Ancak bu durum, söz konusu hakların nitelikli haklar
oldukları anlamına gelmemektedir. Adil yargılanma hakkı içinde sa-
yılan hakları kısıtlamaya yönelik her girişim Sözleşme’nin 8, 9, 10 ve
11. maddelerinde teminat altına alınmış olan nitelikli haklar konusun-
da benimsenen yaklaşımdan farklılık gösterir. Söz konusu maddelerde
güdülen amaç, yukarıda ifade edildiği üzere hak ile kamu çıkarı ara-
sında ya da birbiriyle çelişen haklar arasında bir denge kurmaktır. Ne
var ki, 6. maddenin belirli unsurlarını sınırlama yönünde bir ihtiyaç
hasıl olduğu takdirde bunun yapılmasının arkasındaki sebep ile ger-
çekleştirilmesi süreci birbirinden farklıdır.
59
Adil yargılanma hakkı ile güdülen amaç, yargılamanın adil olma-
sını sağlamaktır. Aynı zamanda da bu amacı, özetle adaleti temin ede-
bilmek için farklı usullerin de benimsenmesi gerekebilmektedir. Yine
de bu hakka getirilecek her hangi bir sınırlama yahut kısıtlama, adil
yargılanma hakkının bütününe müdahale oluşturmamalıdır.
57
Holdsworth/Bentley, “Medeni ve Siyasi Hakların Mahiyeti” Yukarıda zikredilen
seminer.
58
Bkz. Osman-Birleşik Krallık Kararı, 28.10.1998.
59
Holdsworth/Bentley, “Medeni ve Siyasi Hakların Mahiyeti” Yukarıda zikredilen
seminer.