makaleler Seda ÖKTEM
317TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Giriş
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda en önemli değişiklik Aile
hukukunda yapılmış ve eşlerin gerek kişisel, gerekse mali durumlarına
ilişkin olarak yeni bir takım düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenleme-
lerin temel amacı, karı ve koca arasındaki eşitliği
1
sağlamaktır. Öyle ki,
Yeni Medeni Kanun’un Genel Gerekçesi’nde, Yeni Medeni Kanun’daki
düzenlemelerde eşler arasında cinsiyet farkı gözetilmeksizin, tam bir
eşitlik sağlama amacının birinci planda tutulduğu ısrarla vurgulan-
mıştır.
2
Yeni Medeni Kanun’un 193. maddesi uyarınca; ‘Kanunda aksine
hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğer ve üçüncü kişilerle her türlü
hukuki işlemi yapabilir.’ Medeni Kanun’da eşler arasındaki hukuki iş-
lemler konusunda temel ilkeler belirtildikten sonra, bunun istisnaları
da belirtilmiştir. Bu istisnalardan birisi de, MK’nın 199. maddesinde
düzenlenmiştir. MK m. 199/I hükmüne göre; ‘Ailenin ekonomik varlığı-
nın korunması veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine
*
Araştırma görevlisi, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Bölümü,
Marmara Üniversitesi Özel Hukuk doktora öğrencisi.
1
Oliphant Robert E. ve Steegh Ver Nancy’e göre; evlilik, diğer sözleşmelerden farklıdır.
Çünkü eşlerin evlilik sebebi ile birbirlerine karşı olan hak ve yükümlülükleri, diğer
sözleşmelerin aksine taraf iradeleri ile değil, kanunlarla ve anayasa ile belirlenir.
Evlilik sözleşmesinde önemli hususların en başında, eşler arasında tam bir eşitlik
sağlanması gelmektedir. Bkz., Oliphant Robert E., Steegh Ver Nancy; Family Law
(Examples and Explanations), Aspen Publishers, s. 5 vd.
2
Barlas Nami, Yeni Türk Medeni Kanunu Hükümleri Çerçevesinde Eşler Arası Hukuki İşlem
Özgürlüğü ve Sınırları, Prof. Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu için Armağan, Ankara 2004,
s. 117.
AİLE BİRLİĞİNDE EŞLERİN TASARRUF
YETKİSİNİN KISITLANMASI
Seda ÖKTEM*
Seda ÖKTEM makaleler
318TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
getirilmesi gerektiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hakim, belirleyeceği
malvarlığı değerleriyle ilgili tasarruflarının ancak onun rızasıyla yapılabile-
ceğine karar verebilir.’
Çalışmamızda, 4721 Sayılı Medeni Kanun’da eşler arasındaki hu-
kuki işlemler konusunda genel düzenlemeyi değerlendirdikten sonra,
MK m. 199’da düzenlenen ailenin ekonomik varlığının korunması veya
evlilik birliğinin doğurduğu mali yükümlülüklerin yerine getirilmesinin
güvence altına alınması amacıyla sınırlanması konusu ayrıntılı olarak
ele alınacaktır.
Bu kapsamda, MK m. 199’da düzenlenen tasarruf yetkisi sınırlama-
sının koşulları, konusu, hukuki niteliği, tasarruf yetkisi sınırlamasının
sonuçları, MK m. 199/II’de kabul edilen koruma önlemleri ve son ola-
rak ek koruma önlemi olarak tasarruf yetkisinin sınırlanmasının tapu
kütüğüne şerhi konuları çalışmamızda değerlendirilecektir.
1. Eşlerin Kendi Malları Üzerinde Tasarruf Edebilmeleri
a. Temel Prensip: İşlem Serbestisi
Yeni Medeni Kanun’a göre, eşlerin her biri (gerek koca, gerekse
karı), kendi malvarlığı değerleri üzerinde kimsenin izin veya onayını
almadan serbestçe tasarruf edebilir, her türlü hukuki işlemi sırf kendi
iradesiyle gerçekleştirebilir.
Bu konuda hem bir serbesti hem de eşler arasında eşitlik söz ko-
nusudur.
,
4
Yeni Medeni Kanun’da eşler arasında serbest işlem yapabilme
Barlas, a.g.e., s. 118. Bu konuda bkz., Akıntürk Turgut, Yeni Medeni Kanuna Uyarlanmış
Aile Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul 2003, s. 113 vd.; Uçar Ayhan, 4721 Sayılı Medeni
Kanun ile Evliliğin Genel Hükümleri Alanında Yapılan Bir Kısım Değişiklikler Üzeri-
ne Düşünceler, AÜEHFD, C. VI, S. 1-4, s. 321 vd.; Demir Pınar Özlem, Evli Kadınların
Hukuki Durumu ile İlgili Yenilik ve Değişiklikler, Vedat Yayıncılık, İstanbul 2004, s. 29
vd.; Namlı Mert, Türk Medeni Kanun’un Evlilik Hukuku’nda Yaptığı Değişiklikler,
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Ocak 2003, Yıl: 2, Sayı: 2, s. 292 vd.;
Öztan Bilge, Aile Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara 2004, s. 195 vd.
4
İngiliz Anayasası’nda da eşler arasındaki hukuki işlem özgürlüğü düzenlenmiştir.
Anayasa’ya göre, eşler birbirleri ile ve 3. kişilerle hukuki işlem yapabilirler, hak ve
borç altına girebilirler, dava açabilirler, icra ve iflas takipleri yapabilirler. Ayrıntılı
bilgi için bkz., Cretney Stephen, Massen Judith, Bailey/Harris Rebecca; Principles of
Family Law, Seventh Edition, 2003, London, s. 91 vd.
makaleler Seda ÖKTEM
319TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
prensibi, MK m.193’te şu şekilde ifade edilmiştir:
‘Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü
kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir’.
MK 193. maddesi, hukuksal işlemler alanında eşlerin sahip olduğu
sözleşme özgürlüğünün genel bir vurgusunu oluşturur.
Buna göre evli eşler, kendi aralarında veya üçüncü kişilerle girişe-
cekleri işlemlerde, evliliğin genel hükümleri ve mal rejimi hukukunun
emredici nitelikteki hükümlerinin getireceği sınırlamalar dışında, evli
olmayan kişilerle aynı statüdedir.
S
Demek ki eşler tam ehliyetlidirler, ancak maddede yer alan ‘kanunda
aksine hüküm bulunmadıkça…’ deyimi, eşlerin bu özgürlüklerinin çeşitli
yasal düzenlemelerle kısıtlanabileceğini de vurgulamaktadır.
T
Böylece
Eski Medeni Kanun döneminde eşleri ‘sınırlı ehliyetli’ konumuna sokan
hükümler Yeni Medeni Kanun döneminde ortadan kaldırılmıştır.
Kanımızca, Yeni Medeni Kanun’da eşler arasında işlem serbestisi-
nin getirilmesinin sebeplerinden birisi kadın-erkek arasındaki eşitliği
sağlamak olduğu kadar, kişilerin sadece evlenmeleri sebebiyle hukuki
işlem yapabilme serbestilerinin belli istisnalar dışında sınırlanmasını
önlemektir.
Bu kapsamda önem taşıyan Eski Medeni Kanun’da eşler arası hukuki işlemleri düzen-
leyen EMK m. 169’u belirtmekte fayda vardır. Maddeye göre; ‘Karı koca arasında her
nevi hukuki tasarruf caizdir. Karının şahsi mallarına veya mal ortaklığı usulüne tabi
mallara dair karı koca arasındaki hukuki tasarruflar, sulh hakimi tarafından tasdik
olunmadıkça caiz olmaz. Koca menfaatine olarak karı tarafından üçüncü şahsa karşı
iltizam olunan borçlar için dahi hüküm böyledir.’ Söz konusu hükmün kalkması ve
eşler arasındaki hukuki işlemlerde işlem serbestisi prensibinin getirilmesi Türkiye’de
kadın erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik atılmış çok önemli bir adımdır.
6
Dural Mustafa/Öğüz Tufan/Gümüş Alper, Türk Özel Hukuku Cilt III Aile Hukuku,
Filiz Kitabevi, İstanbul 2005, s. 200.
7
Şıpka Şükran, Aile Konutu ile İlgili İşlemlerde Diğer Eşin Rızası, Beta Yayınevi, İstanbul
2004, s. 27.
Bu hükümler Eski Medeni Kanun’un eşler arasında hangi mal rejimi seçilmiş olursa
olsun kadın eşin dava ehliyetinin olduğunu ancak kadın eşin mal ortaklığı ve mal
birliğine giren mallarına ilişkin uyuşmazlıklarda kendisini, kocanın temsil edeceğini
düzenleyen m. 160, eşler arası cebri icra yasağını düzenleyen m. 165, cebri icra ya-
sağının istisnalarını düzenleyen m. 166, 167 ve 168 ile karı koca arasındaki hukuki
muameleleri düzenleyen m. 169’dur.
Seda ÖKTEM makaleler
320TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
b. Eşler Arası İşlem Serbestisine Getirilen Sınırlamalar
Eşler arasında hukuki işlem serbestisi sınırsız değildir. Eşler arası
hukuki işlem özgürlüğü ilkesine getirilen sınırlamalar üçe ayrılarak
incelenebilir. Bunlar:
- aile konutuna ilişkin işlemlere yönelik sınırlama(MK m. 194),
- ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinin do-
ğurduğu mali yükümlülüklerin yerine getirilmesinin güvence altına
alınması sebebi ile sınırlanması(MK m. 199),
- edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde eşlerin paylı mülki-
yet konusu maldaki payları üzerinde tasarrufta bulunmalarına yönelik
sınırlamalardır.
(MK m. 223)
Burada, ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birli-
ğinin doğurduğu mali yükümlülüklerin yerine getirilmesinin güvence
altına alınması sebebi ile sınırlanması konusu ayrıntılı olarak incelene-
cektir.
2. Ailenin Ekonomik Varlığının Korunması veya
Evlilik Birliğinin Doğurduğu Mali Yükümlülüklerin
Yerine Getirilmesinin Güvence Altına Alınması Amacıyla
Sınırlanması
a. Genel Olarak
MK m. 195 vd. evlilik birliğinin korunmasına ilişkin olarak gerekli
önlemleri düzenlemiştir. MK m. 195/I’e göre; ‘Evlilik birliğinden doğan
yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir
konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin
müdahalesini isteyebilirler.’ Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca; ‘Hakim,
eşleri uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişi-
lerin yardımını isteyebilir.’
Ancak evlilik birliğinin korunması yönünde kendisinden istemde
bulunulan hakim, MK m. 195/III uyarınca sadece, ‘Kanunda öngörülen
önlemleri alır.’ Bu kapsamda hakimin alacağı önlemler, MK m. 195-201
arasında öngörülen önlemlere (dar anlamda evliliği koruyucu önlem-
Eşlerin hukuki işlem özgürlüğünü sınırlandıran düzenlemelerin İsviçre hukuku ile
karşılaştırılması için bkz., Şıpka, a.g.e., s. 27 vd.
makaleler Seda ÖKTEM
321TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ler) ek olarak Türk Medeni Kanunu’nun Aile hukuku kitabının diğer
maddelerinde yer alan önlemler ile sınırlıdır.
10
MK 199. maddesinde
düzenlenen eşlerin tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin koruma
önlemi bu önlemlerden sadece birisini oluşturur.
MK m. 199. maddesine göre; ‘Ailenin ekonomik varlığının korunması
veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesi ge-
rektiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hakim, belirleyeceği malvarlığı
değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar
verebilir.
Hakim bu durumda gerekli önlemleri alır.
Hakim, eşlerden birinin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa,
re’sen durumun tapu kütüğüne şerh edilmesine karar verir.’
Bu hükme göre, eşlerden biri savurgan davranışları ve hesapsız/
ölçüsüz harcamaları ile ailenin ekonomik varlığını tehlikeye sokuyorsa,
eşine ve çocuklarına karşı mali yükümlülüklerini yerine getirmekte
ihmalde bulunuyorsa, diğer eş, mahkemeye başvurarak hakimin mü-
dahalesini isteyebilir ve belirli malvarlığı değerleri ile ilgili tasarrufların
kendisinin iznine bağlanmasına karar verilmesini talep edebilir.
11
MK m. 199’un esinlendiği hüküm olan ve yine ‘Tasarruf yetkisinin
sınırlanması’ başlığını taşıyan ZGB 178 hükmü ise şu şekildedir: ‘Ailenin
ekonomik temelin korunmasını ya da evlilik birliğinden doğan malvarlıksal
yükümlülüklerin ifasının gerektirdiği ölçüde hakim, eşlerden birinin istemi
üzerine belirli bir malvarlığı değeri üzerinde tasarrufu diğer eşin rızasına
bağlı kılabilir.
Hakim gerekli koruyucu önlemleri alır.
Hakim eşlerden birisinin bir taşınmaz üzerindeki tasarrufunu yasaklarsa,
kendiliğinden tapu kütüğüne beyan ettirir.’
10
Gümüş Mustafa Alper, Türk Medeni Kanunu’nun Getirdiği Yeni Şerhler, Seçkin Yayıne-
vi, Ankara 2003, s. 69. Bu kapsamda diğer önlemleri de yazar aynı sayfada yer alan
151 nolu dipnotunda göstermiştir. Buna göre, evlilik birliğini temsil kapsamında
hakime başvurma yetkisi (MK m.188/2), aile konutunda rıza sağlayamayan veya
haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eşin mahkemeye başvurma
yetkisi(MK m. 194/2), mal rejimleri çerçevesinde öngörülen hakim kararına dayalı
ödeme ertelemeleri(MK m. 239/2), mal ortaklığında kabul edilen mirasın reddi için
mahkemeye başvurma olanağıdır.(m. 265)
11
Barlas, a.g.e., s. 133.
Seda ÖKTEM makaleler
322TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Görüldüğü üzere her iki maddenin ilk iki fıkrası arasında bir hüküm
farkı bulunmamaktadır. Ancak MK m. 199/III, eşlerden biri için bir
taşınmaza getirilen tasarruf sınırlamasının, hakim tarafından kendili-
ğinden ‘şerhinin’ sağlamasını öngörürken; ZGB 178’de hakimin görevi,
sınırlamanın ‘beyanlar’ hanesinde açıklanmasını sağlamaktadır.
12
MK m. 199 evliliğin genel hükümleri arasında yer aldığından, eşler
arasındaki mal rejimi ne olursa olsun uygulanabilecektir. Buna göre, bu
hüküm eşler arasında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma
rejimi için de uygulama alanı bulacaktır.
13
MK m. 199 hükmü genel nitelikte düzenlenen bir tedbir hükmüdür;
bu sebeple eşler bir arada yaşarken uygulanabileceği gibi eşler ayrı
yaşarken ve hatta eşler boşanma aşamasındayken bile geçici önlemler
olarak(MK m. 169) uygulanabilecek nitelikte bir hükümdür.
14
b. Koşulları
MK 199. maddesinde iki tane seçimlik şart belirtilmiştir. Bunlar-
dan birincisi, ‘ailenin ekonomik varlığının korunması gereği’, diğeri ise
‘evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmemesi’dir.
Aynı zamanda MK m. 199’un uygulanabilmesi için gerekli şartlardan
birisi de, eşlerden birisinin hakimden önlem alınmasını istemiş olma-
sıdır.
aa. Ailenin Ekonomik Varlığının Korunması Gereği
Eşlerden birinin, bazı malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların MK
m. 199 anlamında sınırlandırılmasının ilk koşulu, ailenin ekonomik
varlığının tehlikeye düşmüş olmasıdır.
Eşlerin yapacakları bazı hukuki işlemlerin, ailenin ekonomik gelece-
ği açısından büyük tehlikeler doğurabileceğini düşünen kanun koyucu,
ailenin ekonomik varlığının korunmasının tehlikeye düşmesini, eşlerin
12
Dural/Öğüz/Gümüş, a.g.e., s. 276.
13
Kılıçoğlu Ahmet, Medeni Kanunu’muzun Aile-Miras-Eşya Hukuku’na Getirdiği Yenilikler,
Turhan Kitabevi, Ankara 2004, s. 66.
14
Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz., Kılıçoğlu, Medeni Kanunu’muzun Getirdiği Yenilikler,
s. 68; Gümüş, a.g.e., s. 71; Ayan Serkan, Evlilik Birliğinin Korunması, Türkiye Barolar
Birliği Yayınları, Ankara 2004, s. 258 vd.; Öztan, a.g.e., s. 226.
makaleler Seda ÖKTEM
323TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
tasarruf yetkisinin sınırlanması sebebi olarak kabul etmiştir.
15
Tehlikenin evlilik birliğinin ekonomik temelini sarsmasına örnek
olarak, evdeki eşyaların eşlerden biri tarafından başka bir yere götürül-
mesi; eşin başka bir gelir getirici faaliyette bulunmayı düşünmeksizin
ticari işletmesini kapatması veya söz konusu işletmeyi uygun bir karşı
değer elde etmeksizin devretmesi veya yok pahasına elden çıkarması;
ailenin geçimi için gerekli birikimleri harcaması; malvarlığı değerlerini
inançlı olarak bir üçüncü kişiye devretmesi veya bağışlaması ile ani ve
sebebi açıklanmayan malvarlığı azalmaları sayılabilir.
16
17
bb. Evlilik Birliğinden Doğan Mali Bir Yükümlülüğün
Yerine Getirilmemesi
MK m. 199 anlamında hakimin eşlerden birisinin başvurusu üzerine
diğer eşin tasarruf yetkisini sınırlandırmasının ikinci ve alternatif şart
olarak evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getiril-
memesidir. Burada maddede de belirtildiği üzere, eşlerin evlilik birliğin-
den doğan mali yükümlülüklerini yerine getirmemesi gerekmektedir.
Eşler arasında evlilik birliğinden doğan mali yükümün başında MK m.
186/III’de düzenlenen eşlerin evlilik birliği giderlerine katılma yükümü
gelir. Ancak eşin birlik giderlerine katılma yükümünü ihlali halinde
ailenin ekonomik temelinin tehlike altında olması dışında, doğrudan
‘malvarlıksal yüküm olması sebebiyle’ MK m. 199 hükmüne dayalı önlem
alması talebinde bulunulamaz. Ön şart olarak korunacak eşin MK m.
196’daki önlem kapsamında diğer eşin birliğin giderlerine katkı payını
hakime tespit ettirmiş olması ve diğer eşin buna rağmen katkı payını
15
Ayan, a.g.e., s. 258.
16
Eşlerden birinin ev eşyası objeleri satması, müşterek malları kaçırması, aşırı derecede
pahalı hediyeler alması, taşınmazları elden çıkarması, ailenin varlığının devamını
sağlamak amacıyla bankaya yatırılan paraları bankadan çekmesi durumunda ailenin
ekonomik varlığının korunması gereği doğabilir. Bkz., Honsell Heinrich, Vogt Peter
Nedim, Geiser Thomas; Berner Kommentar zum Schweizerichen Privatrecht, Art. 1-456
ZGB, Art. 178, Nr. 5.
17
Gümüş, a.g.e., s. 72. Gümüş’ün, bizim de katıldığımız görüşü uyarınca, MK m. 206/f.
1 b. 4’te yasal temelini bulan, eşlerin mali durumlarına ilişkin diğer eşe bilgi verme
yükümü çerçevesinde, eşe tanınan hakim aracılığıyla bilgi sağlama hakkı kullanıla-
rak yeterli bilginin edinilememesi halinde, MK m. 199’daki önlemlerin alınacağını
belirtmiştir.
Seda ÖKTEM makaleler
324TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
ödememiş olması gerekir.
18
Yine MK m. 197/I’e göre hakim kararıyla
ayrı yaşayan eşe diğer eş tarafından yapılacak parasal katkı çerçeve-
sindeki mali yükümlülüklerin ihlali, MK m. 199’u uygulanabilir kılar.
Ancak ayrı yaşayan eşin ailenin ekonomik temeli tehlike altında değilse
MK m. 199 korunmasını talep edebilmesi, MK m. 197/II’ye göre hakim
tarafından belirlenen parasal katkının diğer eş tarafından ödenmemesini
ön şart olarak gerekli kılar.
19
MK m. 199’un uygulama alanı bulan evlilik birliğinden doğan mali
yükümlülükler anlamında, eşler arasındaki mal rejiminden doğan mali
yükümlülükler yer alır.
20
Konuya yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara
katılma rejimi boyutundan yaklaşırsak, MK m. 236’da yer alan eşlerin
katılma alacağı bakımından söz konusu talebin tasfiye sonucuna yönelik
‘beklenen hak’ niteliği; MK m. 199’u ancak katılma alacağının, mal rejimi-
nin sona ermesiyle yapılacak tasfiye ile birlikte yeterince somutlaştığı
hallerde uygulanabilir kılar.
21
cc. Eşlerden Birisinin Hakimden Önlem Alınmasını
İstemiş Olması Gerekir
MK m. 199 anlamında hakimin önlemler alabilmesi ve tasarruf
yetkisini sınırlandırabilmesi için eşlerden birisinin bu yönde hakime
başvurması
22
gerekmektedir. Hakim eşlerden birisinin istemi olmadıkça
bu maddeyi kendisi uygulayamaz. Hakime başvuruda bulunacak olan
eşin yukarıda belirttiğimiz sebeplerin varlığını somut biçimde kanıt-
laması gerekmez, sadece yakın gelecekte böyle bir durumun ortaya
çıkabileceğini gösteren olguları ortaya koyması ve bunları kanıtlaması
18
Gümüş, a.g.e., s. 74
19
Gümüş, a.g.e., s. 74; aksi görüş için bkz., Ayan, a.g.e., s. 261.
20
Kılıçoğlu Ahmet, Türk Medeni Kanunu’nda Diğer Eşin Rızasına Bağlı Hukuki İşlemler
ve Yasal Alım Hakkı, Ankara 2002, s. 31.
21
Gümüş, a.g.e., s. 75. Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz., Gümüş, a.g.e., s. 75 vd.
22
Bu konuda, görevli ve yetkili mahkemeyi belirtmek gerekmektedir. MK m. 199 anlamında
eşlerin tasarruf yetkisi kısıtlaması isteyebilecekleri görevli mahkemeler; 4787 Sayılı Aile
Mahkemeleri’nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunu’nun 4. maddesi
gereğince aile mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise, MK m. 201’de düzenlenmektedir. MK m.
201 uyarınca; ‘Evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda yetkili mahkeme,
eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Eşlerin yerleşim yeri farklı ve her ikisi
de önlem alınması isteminde bulunmuş ise, yetkili mahkeme ilk istemde bulunan eşin yerleşim
yeri mahkemesidir.’ Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz., Akıntürk, a.g.e., s. 126 vd.
makaleler Seda ÖKTEM
325TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
yeterlidir.
23
Hakim bu noktada asılsız iddiaları aşan ve bunun sonucunda
ortaya çıkan riskin inandırıcı olması ve bu riski ispatlayacak olguların
sunulması halinde
24
MK m. 199 anlamında gerekli önlemleri alabilir.
Boşanma davası açıldığında gerekli bütün önlemleri kendiliğinden
alma yetkisine sahip olan hakim, 199. maddedeki açık düzenleme kar-
şısında, ancak eşlerden birinin talebi varsa diğer eşin tasarruf yetkisini
sınırlayabilir. Bu nedenle Medeni Kanun’un 169. maddesindeki, boşan-
ma davası sırasındaki önlemlerin resen alınması kuralı, eşlerin tasarruf
yetkilerinin sınırlanması önlemi için etkili olmaz.
25
c. Sınırlamanın Konusu
Hakim, eşin tasarruf yetkisini sınırlayıcı önlemleri belirli bir eşyaya
ilişkin olarak değil, belirli bir malvarlığı değerine ilişkin olarak alır;
genel bir sınırlama caiz değildir.
26
Hakim vereceği kararında hangi
malvarlığı değerlerinin bu kapsama dahil edildiğini açıkça belirtmesi
gerekmektedir. Hakimin bu sınırlamayı ancak belirli bir zaman parçası
için geçerli olmak üzere öngörmesi de mümkündür.
27
Sınırlama konusu malvarlığı değeri bir taşınır, taşınmaz, para, ev
eşyası, kıymetli evrak, alacak hakkı vs. olabilir.
28
Buna karşılık ev eşyası,
doğrudan aileye hizmet eden taşınmazlar ve doğrudan eşlerin ihtiyaç-
larını karşılamaya yönelik malvarlığı konuları(spor eşyası, koleksiyon
gibi) sınırlama konusu oluşturamazlar.
29
d. Sınırlamanın Hukuki Niteliği
Doktrinde hakim görüş, MK m. 199’da düzenlenen sınırlamanın
bir fiil ehliyeti sınırlaması değil, bir tasarruf yetkisi sınırlaması olduğu
23
Barlas, a.g.e., s. 134; aynı görüş için bkz., Kılıçoğlu, Diğer Eşin Rızası, s. 31, Ayan, a.g.e.,
s. 263, Gümüş, a.g.e., s. 77.
24
Honsell/Vogt/Geiser, Art.178, Nr. 8.
25
Ayan, a.g.e., s. 263.
26
Gümüş, a.g.e., s. 77; Barlas, a.g.e., s. 134; Kılıçoğlu, Diğer Eşin Rızası, s. 33.
27
Aynı görüş için bkz., Barlas, a.g.e., s. 134; karşı görüş için Kılıçoğlu, Diğer Eşin Rızası,
s. 33. Kılıçoğlu, hakimin belirli bir süre sınırlamasını zorunlu görmektedir.
28
Kılıçoğlu, Diğer Eşin Rızası, s. 30.
29
Gümüş, a.g.e., s. 78.
Seda ÖKTEM makaleler
326TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
yönündedir.
30
Dolayısıyla MK m. 199/I, biraz sonra göreceğimiz ek
önlem olan MK m. 199/III hükmünden farklı olarak, ‘geniş anlamda bir
tasarruf sınırlamasını’, öncelikle mahkeme kararına dayalı bir ‘tasarruf
yetkisi sınırlaması’ ile sağlamaktadır.
31
MK m. 199’un açık lafzı ve tasarruf yetkisi sınırlaması kabulü, ha-
kim tarafından kararlaştırılacak sınırlamaların salt tasarruf işlemlerine
yönelik olacağını gösterir. Bu kapsamda bir taşınmazın mülkiyetinin
devri, alacak hakkının temliki, üçüncü kişi yararına sınırlı ayni haktan
feragat, üçüncü kişi lehine eşya üzerinde sınırlı ayni hak tesisi veya
eşya bir taşınmaz ise üçüncü kişinin kişisel hakkının şerhi bu tasarrufi
işlemler arasında sayılabilir.
32
Acaba bu tasarruf işlemlerine temel teşkil eden borçlandırıcı işlem-
ler de aynı sınırlamaya tabi tutulacak mıdır? Bu sorunun cevabı İsviçre
doktrininde tartışmalıdır. Bazı yazarlar, bu tür borçlandırıcı işlemleri
de hükmün kapsamına sokarken, bazı yazarlar ise yasak ve sınırlama
getiren işlemlerin kapsamının yorum yoluyla genişletilemeyeceği ge-
rekçesiyle anılan işlemlerin madde metninin uygulama alanı dışında
kalacağını ileri sürmektedirler.
33
Bu konuda bizim de katıldığımız görüş uyarınca, MK m. 199’da
belirtilen tasarruf yetkisi sınırlaması sadece tasarruf işlemlerine yöne-
lik bir sınırlama niteliğindedir. Ancak MK m. 199’u bir tasarruf yetkisi
sınırlandırması olarak nitelendirdikten sonra geçerliliği bir tasarruf yet-
kisini gerektirmeyen borçlandırıcı işlemleri de MK m. 199 kapsamında
değerlendirmek çelişkili olacaktır. Gümüş’ün de belirttiği gibi,
34
tasarruf
yetkisine bağlı olarak kesin geçersiz bir tasarruf işleminin sonradan
30
Bu görüşler için bkz., Gümüş, a.g.e., s. 79; Barlas, a.g.e., s. 133 vd.; Kılıçoğlu, Diğer
Eşin Rızası, s. 34; Hatemi Hüsayin, Aile Hukuku I(Evlilik Hukuku), Vedat Yayıncılık,
İstanbul 2005, s. 88 vd.; Oğuzman Kemal/Seliçi Özer/Oktay Özdemir Saibe, Eşya
Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 2004, s. 178 vd.; Reisoğlu Seza, Medeni Kanun’da
Bankalar ile İlgili Düzenlemeler, Türkiye Barolar Birliğin’de 14.02.2002 tarihinde
İstanbul’da düzenlenen ‘Medeni Kanunda Bankalar İle İlgili Düzenlemeler’ konulu
konferansta sunulan ve Birliğin ‘http://www.tbb.org.tr’ adresli internet sitesinde
yer alan metin, s.4.
31
Gümüş, a.g.e., s. 79.
32
Gümüş, a.g.e., s. 79.
33
Barlas, a.g.e., s. 133 vd.; aynı görüş için bkz., Gümüş, a.g.e., s. 79 vd. Bu konuda İsviçre
doktrininde yer alan yazarlar, Barlas tarafından 65. ve 66. dipnotlarında belirtilmiştir.
Ayrıntılı bilgi için bkz., Barlas, a.g.e., s. 133 vd.
34
Gümüş, a.g.e., s. 80.
makaleler Seda ÖKTEM
327TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
verilecek izin ile geçerli kılabileceği yolundaki görüş benimsenirse,
borçlandırıcı işlemin geçersiz sayılmayarak ayakta tutulmasının çoğu
zaman eşlerin menfaatine olacağı açıktır.
Zira borçlandırıcı işlemin geçerliliğinin de tasarruf işlemi gibi
korumadan yararlanan eşin iznine tabi olduğu kabul edilirse, örneğin
taşınmaza ilişkin (borçlandırıcı ve tasarrufi) işlemlere korunan eşin
izin vermediği yönündeki beyanından sonra, tasarruf işlemi ile birlik-
te borçlandırıcı işlem de geçersiz olacaktır. Bu halde ise, korunan eşin
karar değiştirerek vereceği izin sadece tasarruf işlemini geçerli kılabilir
oysa borçlandırıcı işlemin geçersizliğini ortadan kaldırmaz. Bu sebepten
dolayı, buradaki kısıtlamanın tasarruf yetkisi kısıtlaması olması sebebi
ile sadece tasarrufi işlemler için uygulanması ve borçlandırıcı işlemlere
yönelik bir sınırlandırma olarak değerlendirilmemesi hem eşlerin hu-
kuki işlem özgürlüğüne hem de TMK m. 199’un amacına daha uygun
olacaktır.
Ancak istisnaen, ifası teknik anlamda bir tasarruf işleminin yapıl-
masını gerektirmese bile, ‘geniş anlamda tasarrufi işlemler’ kapsamında
değerlendirdiğimiz, zilyetlik devrine dayalı kullanma ve saklama bor-
cu doğuran bir kısım borçlandırıcı işlemler bakımından, TMK m. 199
hükmü uygulama bulabilmelidir. Bu nedenle örneğin bir eşin yatırım
hesabından izinsiz para çekmesi yasaklanabileceği gibi; hakimin eşin,
diğerinin izni olmaksızın yatırım hesabı açmasını veya mevcut bir ta-
şınmazı kiraya vermesini dahi yasaklayabilir.
35
e. Tasarruf Yetkisi Sınırlamasının Sonuçları
aa. Korunan Rızanın Kapsamı, Şekli ve Rızanın Verilmesi
MK m. 199 anlamında koruma talep eden eşin talebi üzerine ha-
kim diğer eşin belirli malvarlığı değerleri üzerinde tasarruf yetkisini
sınırlandırabilir. Bu sınırlandırma, eşin sadece diğer eşin rızasını alarak
söz konusu malvarlığı değerleri üzerinde tasarrufi işlem yapabilmesi
anlamını taşımaktadır.
Diğer eşin rızası sadece tasarruf yetkisi kısıtlanmış belli malvarlığı
değerleri üzerinde söz konusu olacaktır. Burada diğer eşin tasarruf
yetkisinin tamamıyla sınırlanması söz konusu değildir.
35
Gümüş, a.g.e., s. 81.
Seda ÖKTEM makaleler
328TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Bu anlamda rıza, bir hukuksal işlemdeki değil, tasarruf yetkisindeki
‘eksikliği’ giderici bir tamamlayıcı olgudur. Bu kapsamda söz konusu
rıza beyanı yöneltilmesi gerekli bir irade beyanı olarak; söz konusu
malvarlığı değeri üzerinde işlem yapmaya yetkili eş tarafından, işlem
tarafı olan üçüncü kişiye yöneltilmesi gerekmektedir.
Sınırlama üzerine, işleme rıza verecek eşin rızası herhangi bir şekle
tabi değildir. Keza, MK m. 194’de aile konutu ile ilgili olarak yapılan
işlemler açısından diğer eşin rızasının ‘açık’ olması aranmasına rağmen,
MK m. 199’da bu şart koşulmamıştır. Bu halde diğer eşin rızasının MK
199 anlamında açık veya örtülü olabilir.
36
Ancak TST m. 11/I’in, ‘Kanun-
larda ve bu tüzükte yazılı istisnalar dışında yazılı istem olmadıkça tapu sicili
üzerinde işlem yapılamaz.’ hükmü, rızaya yetkili eşin taşınmazlara ilişkin
olarak vereceği rızanın ‘yazılı’ olmasını gerektirecektir.
37
Belirli ve somut bir taşınmaza yönelik olarak verilecek rıza, sadece
işlemin kurulmasından önce ve kurulması sırasında değil, kurulmasın-
dan sonra dahi ‘icazet olarak’ verilebilir.
38
bb. Rızanın Hüküm ve Sonuçları
Rızaya hakim olan genel kuralın burada da uygulanması sonucu ola-
rak yapılan tasarruf işlemine diğer eş tarafından rıza verilinceye kadar,
tasarruf işlemi askıda hükümsüzdür. Diğer eş tarafından tasarruf işle-
mine, tasarruf yetkisindeki eksikliği giderici icazet verilirse işlem baştan
itibaren geçerli olacak, ancak işleme icazet verilmezse, yapılan tasarruf
işlemi geçmişe etkili olarak baştan itibaren geçersiz olacaktır.
39
36
Bu konuda aynı görüş için bkz., Kılıçoğlu, Diğer Eşin Rızası, a.g.e., s. 33; Barlas, a.g.e.,
s. 134.
37
Ancak bu noktada, MK m. 199 uyarınca verilecek rızanın açık veya örtülü olabi-
leceğinden hareketle örtülü yazılı rızanın geçerli olup, olamayacağı sorusu akla
gelebilir. Ancak bizim görüşümüz uyarınca yazılı verilecek rızanın da açık olması
gerekmektedir.
38
Gümüş, a.g.e., s. 82.
39
Bu konuda noksan işlemler için bkz., Oğuzman Kemal/Barlas Nami, Medeni Hukuk
Temel Kavramları, Beta Yayınevi, İstanbul 2004, s. 149; Serozan Rona, Medeni Hukuk,
Vedat Yayıncılık, İstanbul 2005, s. 11 vd., Gümüş, ise burada izin verilmeden yapılan
tasarruf işleminin geçersiz olduğunu ancak buradaki geçersizliğin kendine özgü,
butlan benzeri fakat askıda geçersiz olarak tanımlamıştır. Bkz., Gümüş, a.g.e., s. 83.
makaleler Seda ÖKTEM
329TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Burada icazet için ne kadar süre tanınmasına ilişkin olarak, yetki-
siz temsile ilişkin BK m. 38 hükmünün kıyasen uygulanması ve icazet
vermeye yetkili eşe icazet vermesi için uygun bir süre verilmesi gerek-
mektedir.
40
Rızasına başvurulan eş, haklı bir neden olmaksızın rıza vermekten
kaçınırsa, aile konutunda rızaya ilişkin MK 194. maddesinin 2. fıkrasında
olduğu gibi, yargıca başvurmak olanaklıdır.
Mahkeme, bu rızanın verilmemesinin haklı bir nedeni olmadığına
karar verirse, hak sahibi eşe bu işlemi yapma yetkisi verebilecek,
41
tapuda
yapılması gereken bir işlem söz konusu olduğunda, tapuya verilen şerh
varsa tapu idaresine de gereken yazı yazılabilecektir.
42
f. MK m. 199/II’de Kabul Edilen Ek Koruma Önlemleri
MK 199/II hükmü; ‘Hakim bu durumda gerekli önlemleri alır.’ ifade-
siyle, yargıca tasarruf yetkisinin sınırlanmasına ilişkin olarak her türlü
önlemi alabilme olanağını getirmiştir.
Bu önlemler üçüncü kişilerin hak sahibi eşe ödemede bulunmasına
yasak getirilmesi; eşin borç altına girmesinin yasaklanması, üçüncü ki-
şilerin mal veya hak sahibi olan eşle hukuksal işlem yapmasının diğer
eşin rızasıyla geçerli olacağının bildirilmesi; banka, trafik gibi kayıtlara
bu kaydın konulması şeklinde olabilir.
43
MK m. 199/II hükmü ile eşin tasarruf yetkisinin sınırlanmasına
ilişkin olarak genel bir düzenleme getirilmiştir.
Oysa MK m. 199/III’de ise, hakim için taşınmazlara yönelik olarak
ek bir önlem alma yükümünden bahsetmektedir. Bu önlem ise, birazdan
ayrıntılı olarak işleyeceğimiz üzere, eşin tasarruf yetkisinin sınırlandığı
taşınmaz üzerinde tapu kütüğüne şerh sağlama yükümüdür.
40
Gümüş, a.g.e., s. 83.
41
Honsell/Vogt/Geiser, Art.178, Nr. 10.
42
Kılıçoğlu, a.g.e., s. 34.
43
Kılıçoğlu, a.g.e., s. 32; Honsell/Vogt/Geiser, Art.178, Nr. 15.
Seda ÖKTEM makaleler
330TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
g. Ek Koruma Önlemi Olarak Tasarruf Yetkisinin
Sınırlanmasının Tapu Kütüğüne Şerhi
aa. MK m. 199/f III’teki Şerhin Etkisi
Eşin rızasına bağlı tutulan hukuksal işlem, bir taşınmaza ilişkin
olabilir. Bu durumda MK m. 199/III, hakime taşınmazın tapu siciline
şerh getirme önlemini vermiştir.
44
MK m. 199/III uyarınca; ‘Hakim,
eşlerden birinin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisini ortadan kaldırırsa, resen
durumun tapu kütüğüne şerh verilmesine karar verir.’
45
MK 199. maddesinin son fıkrasında, hakimin eşin taşınmaz üzerin-
deki tasarruf yetkisini kaldırdığı takdirde bunu vereceği bir talimatla
doğrudan tapu kütüğüne şerh ettirmesi öngörülmektedir.
Ancak burada eşin taşınmaz üzerindeki işlemlerden kökten men
edilmesi ve tasarruf yetkisinin tümüyle ortadan kaldırılması söz konusu
değildir.
44
Yargıtay’ın 30.05.2005 t., E. 2005/5875, K. 2005/8355 sayılı kararı TMK m. 199/f.
3’de düzenlenen eşin tasarruf yetkisinin bir taşınmaza yönelik olarak kısıtlanmasına
yöneliktir. Yargıtay verdiği kararında; ‘...Ailenin ekonomik varlığının korunması
veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektiği
ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hakim belirleyeceği malvarlığı değerleriyle
ilgili tasarrufların ancak onun rızası ile yapılabileceğine karar verebilir. Hakim, bu
durumda gerekli önlemleri alır. Hakim, eşlerden birinin taşınmaz üzerine tasarruf
yetkisini kaldırırsa, resen durumun tapu kütüğüne şerh edilmesine karar verir.
(TMK m. 199) Dava Türk Medeni Kanunu’nun 199. maddesine dayalı olarak açıl-
mıştır. Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali
bir yükümlülüğün yerine getirilmesinin gerektirdiği ölçünün ne olduğu davacıya
açıklattırılmadığı gibi, hakimin belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların
ancak davacı eşin rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir. Mahkemece taşınmazla-
rın neler olduğu açıklattırılmadığı gibi, açıklattırılan ve belirlenecek taşınmaz veya
taşınmazlar üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa kendiliğinden durumun tapu
kütüğüne şerhine karar verecektir.’ demek suretiyle hakime getirilen diğer eşin
taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisinin kaldırılması halinde hakimin bunu resen tapu
kütüğüne şerh ettirmesi gerektiği belirtilmiştir.
45
MK m. 199/III’de bahsedilen taşınmaz ‘aile konutu’ dışındaki taşınmazlardır. Çünkü
aile konutu için Medeni Kanun’un 194. maddesinde özel bir düzenleme söz konu-
sudur. MK m. 194 uyarınca; ‘Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile
konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile
konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlamayan veya haklı sebep olmadan
kendisine rıza verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak
özgülenen taşınmaz maliki olmayan eş, tapu kütüğüne gerekli şerhin verilmesini
isteyebilir. Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin
tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve
bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.’
makaleler Seda ÖKTEM
331TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Hakim, olsa olsa eşin tasarruf yetkisini diğer eşin rızasına bağlı
kılabilir ve bunu tapuya şerh ettirebilir.
46
MK m. 199/III’de düzenlenen şerhin niteliği önem arz etmektedir.
Buradaki şerh ‘tasarruf yetkisi sınırlaması’
47
şerhidir. Türk hukuku bakı-
mından tapu kütüğüne yapılacak kaydın tasarruf yetkisi sınırlamasının
‘kurucu’ bir sonuç doğurmayacağı, aksine ‘açıklayıcı’ nitelikte olduğu
açıktır.
48
Türk hukukunda şerhin hukuki etkisi ile ilgili açıklanan çeşitli
görüşler mevcuttur:
Oğuzman/Seliçi/Oktay’a göre;
49
‘Ailenin ekonomik varlığının korun-
ması veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesi-
nin gerektirdiği hallerde hakimin eşlerden birinin tasarruf yetkisini kaldırması
halinde tedbir kararı ile yetki kısıtlanması yapılacak şerhten önce etkili olur.
Şerh, taşınmazı tasarruf yetkisi kısıtlanan eşten kazanan kimseden ayni hak
kazanacak üçüncü kişilerin iyi niyetlerini ortadan kaldırır.’
Kılıçoğlu’na göre ise;
50
‘Burada MK m. 1009 hükmünde yer alan ka-
nunlarda açıkça öngörülen diğer hakların şerhi söz konusudur. Maddenin 3.
fıkrasında getirilen hüküm sadece taşınmazlarla ilgilidir. Davacı eş, davalının
yapacağı işlemlerin kendi rızasına bağlı tutulmasını bir taşınmazla ilgili olarak
talep etmişse bu hüküm gereğince, mahkeme taşınmazın tapu kaydında tasar-
ruf yetkisini sınırlandıran bir şerh verebilecektir. Ancak maddede taşınmazın
46
Barlas, a.g.e., s. 136. Aynı görüş için bkz., Reisoğlu, a.g. Konferansa ilişkin yazılı
sunum metni.
47
Türk Medeni Kanunu uyarınca şerhler genel olarak üçe ayrılmaktadır. Bunlar kişisel
hakların şerhi, tasarruf yetkisine ait kısıtlamaların şerhi ve çeşitli tescillerin şerhidir.
MK m. 1010’da düzenlenen tasarruf yetkisine ait sınırlamaların şerhi olarak ikili bir
ayrım yapılmıştır. Bunlar, Medeni Kanun’da belirtilenler ve Medeni Kanun dışında
öngörülenlerdir. Medeni Kanun’da belirtilen şerhlere örnek olarak, haciz, iflas kararı
ve konkordato ile verilen süre, MK m. 194 anlamımda aile konutu şerhi ve MK m.
199’da düzenlenen tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına yönelik şerh olarak sayıla-
bilir. Ayrıntılı bilgi için bkz., Oğuzman/Seliçi/Oktay, a.g.e., s. 178-179; Doğan Murat,
Tapu Sicilindeki Tasarruf Yetkisi Kısıtlaması Şerhi, Seçkin Yayınevi, Ankara 2004, s. 13
vd.
48
Aynı görüş için; bkz., Oğuzman/Seliçi/Oktay, a.g.e., s. 209; Barlas, a.g.e., s. 136 vd.;
Hatemi, a.g.e., s. 88; Kılıçoğlu, Diğer Eşin Rızası, s. 34-35; Gümüş, a.g.e., s. 86 vd.; Re-
isoğlu, a. g. Konferansa ilişkin yazılı sunum metni, Ayan, a.g.e., s. 266 vd.; Doğan,
a.g.e., s. 106.
49
Oğuzman/Seliçi/Oktay, a.g.e., s. 209.
50
Kılıçoğlu, a.g.e., s. 34 vd.
Seda ÖKTEM makaleler
332TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
tapu kütüğüne bu şerhin verilmesi ‘tasarruf yetkisini kaldırma’ yönünde karar
verilmesi koşuluna bağlanmıştır. O halde maddenin 3. fıkrası bir tedbir hükmü
değildir.’
Reisoğlu’na göre;
51
‘Hakimin 199. maddenin son fıkrasında, eşin taşın-
maz üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırabileceği ve durumu tapu siciline şerh
ettireceği yazılıdır. Burada eşin tasarruf yetkisinin tümüyle kaldırılması söz
konusu değildir. Hakim eşin tasarruf yetkisini diğer eşin rızasına bağlı kılabilir
ve bunu tapuya şerh ettirebilir. Hakimin 199. maddeye göre, aldığı kararlardan
haberdar olmayan üçüncü kişilerin iyi niyetleri korunacaktır. Ancak bankala-
rın iyi niyet tartışmalarını engellemeleri açısından; eşlerden birinin bankaya
ipotek vermesi, kefil olması gibi tüm hallerde diğer eşin rızasını alması uygun
olacaktır.’
Gümüş’e göre ise;
52
burada tapu sicilinin kilitlenmesi durumu söz
konusudur. Gümüş’e göre; ‘Tapu kütüğünün kapatılması (kilitlenmesi)
kavramı, bir mahkemeye veya diğer bir makam tarafından, temel bir yetkilen-
dirme hükmüne dayalı olarak doğrudan tapu memuruna yöneltilmiş, başta
tapu kütüğü olmak üzere belirli ana sicillerde, bir sonraki emre ya da belirli
bir süreye ya da belirli bir vakıa gerçekleşinceye kadar fiilen hiç bir kaydın
icra edilememesi ya da belirli bir talep veya belirli bir türdeki taleplerin, ana
sicillere yapılacak kayıtlarla yerine getirilmesini ifade eder. Bu anlamda tapu
kütüğünün kapatılması, temelde hakime tanınan belirli önlemleri alma yetkisi
çerçevesinde gerçekleşir ve hakim tarafından alınan önlem kapsamında, tabiri
caiz ise tapu kütüğü kilitlenir. Tapu memuru kapatılmanın kapsamına göre,
kendisine yönelik talepleri bir tasarruf oluşturduğu ölçüde hiç bir şekilde kabul
etmez. Bu şekildeki işlemler, caiz olmayıp, hiçbir şekilde yevmiye defterine
geçirilemez. Bu nedenle tapu kütüğünün kilitlenmesi, bir tescil, şerh veya be-
yan gibi bir tapu kütüğünün tutulması işlemi değildir. Teknik anlamda tapu
kütüğünün kilitlenmesi, tapu memurunun tapu kütüğündeki işlemlerden el
çektirilmesidir.’
Gümüş,
53
tapu kütüğünün kilitlenmesi kavramını açıkladıktan
sonra, TMK m. 199/III’de İsviçre hukukunda beyan zorunluluğunda
olduğu gibi, hakimin tapu kütüğüne yaptıracağı şerh ile birlikte, tapu
kütüğünün, ‘korunan eşin izni ile taşınmaz malikinin tasarruf yetkisindeki
51
Reisoğlu, a.g. Konferansa ilişkin yazılı sunum metni.
52
Gümüş, a.g.e., s. 87 vd.
53
Gümüş, a.g.e., s. 89.
makaleler Seda ÖKTEM
333TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
eksikliğin tamamlanmadığı’ tüm veya hakimin takdirine göre, belirli ta-
sarrufi taleplere kapatılmasının söz konusu olduğunu ve bu takdirde
eşin izni olmadıkça, tapu memurunun tasarruf yetkisi konusu taşınmaza
ilişkin istemleri reddetmek zorunda olduğunu belirtmiştir.
Doğan
54
ise, TMK m. 199/III’e göre yapılan şerhin, açıklayıcı nitelikte
olduğunu belirttikten sonra; bu şerhin kısmi tapu kütüğünü kilitleyici
fonksiyonu olduğunu ileri sürmüştür. Bunun sebebi olarak ise, tapu
memurunun söz konusu taşınmaza ilişkin tescil taleplerini, diğer eşin
rızası veya hakimin rızası olmaksızın tescilin yapılmasına ilişkin talebi
reddetmesine dayandırmaktadır. Doğan’a göre, tapu memuru, tasarruf
yetkisi kısıtlaması şerhi dolayısı ile yasallık denetimi çerçevesinde, tescil
talebinde bulunan kişinin eşinin rızası olup, olmadığını araştırmak ve
eğer bu rıza alınmamışsa veya eş rızası olmadığını açıklamışsa tescili
yapmamakla yükümlüdür.
Bu durum ise tasarruf yetkisi kısıtlaması şerhine kısmi tapu kütü-
ğünü kilitleme fonksiyonu kazandırmaktadır.
Bizim görüşümüz uyarınca MK m. 199/III’te düzenlenen şerhin
niteliği, açıklayıcı nitelikte bir şerhtir. Sonuç olarak, taşınmaza koyulan
şerh ile birlikte tasarruf yetkisi kısıtlanan eşten adına yolsuz tescil ettiren
kişiden ayni hak kazanacak üçüncü kişilerin MK m. 1023’e dayalı iyi
niyet iddiaları bu şerh ile bertaraf edilecek, ortadan kalkacaktır.
Ancak burada tapu sicilinin kilitlenmesi durumu söz konusu ol-
mamaktadır. Her ne kadar, uygulamada tapu memuru, tasarruf yetkisi
kısıtlanan eşin, diğer eşin rızasını almadan söz konusu taşınmaz üze-
rinde tasarrufi işlem yapmasına engel olmasına rağmen yine de burada
tapu kütüğünün kapanması durumu söz konusu değildir. Çünkü tapu
memurunun işlem yapmamasının sebebi, diğer eşin tasarruf yetkisi-
nin kısıtlanmış olmasıdır yoksa tapu kütüğünün kilitlenmesi değildir.
Aynı zamanda bu şerhin, taşınmazın haczedilerek cebri icra yoluyla
satılmasını veya taşınmazın tapu kütüğündeki sahifesine kanundan
kaynaklanan şerh ve tescillerin yapılmasını engelleyici gücü ve fonk-
siyonu yoktur.
55
MK m. 199/III hükmü, tapu kaydına tasarruf yetkisinin sınırlanma-
54
Doğan, a.g.e., s. 196 vd.
55
Barlas, a.g.e., s. 137.
Seda ÖKTEM makaleler
334TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
sına ilişkin şerh verilmesini talep koşuluna bağlamamış; bunun hakim
tarafından re’sen yapılacağını düzenlemiştir. Mahkemece bu konuda
tapuya şerhin verilmesi için yazı yazılması gerekmektedir.
56
bb. Tasarruf Yetkisi Sınırlaması ve Şerhin Üçüncü Kişilere
Etkisi
MK m. 199’da belirtilen tasarruf yetkisi sınırlamasının üçüncü
kişilere etkisini hususunu taşınır ve taşınmazlar için ayrı ayrı değer-
lendirmek gerekmektedir.
Burada MK m. 3/I’in ‘Kanunun iyi niyete sonuç bağladığı hallerde, asıl
olan iyiniyetin varlığıdır.’ hükmü karşısında iyi niyetin koruyucu fonk-
siyonu, ancak kanun koyucunun iyi niyetin korunmasını açıkça kabul
ettiği hallerde mümkündür. Bu nedenle tasarruf yetkisi kısıtlanan mal-
varlığı değerinin sahibi olan eşin karşısındaki işlem tarafı üçüncü kişinin
iyi niyeti ancak yasanın iyi niyete iktisaba sonuç bağladığı hallerde söz
konusu olabilir.
57
Burada MK’nın 199. maddesinde, izne yetkili eşin izni
olmadan yapılan işlemin tarafı olan 3. kişinin iyi niyeti özel olarak ko-
runmamıştır. Bu nedenle, tasarruf yetkisi kısıtlanan eş ile hukuki işlem
yapan iyi niyetli 3. kişinin; diğer eşin rızasını almadan yaptığı hukuki
işlem geçerli olmayacaktır. Çünkü söz konusu durumda, işlem yapan
3. kişinin iyi niyeti mevcut işlemdeki tasarruf yetkisi eksikliğini ortadan
kaldırmaz. Burada temel sorun, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen
ve ayni hak iktisabında iyi niyete sonuç bağlanan hallerde, üçüncü ki-
şilerin iyi niyetinin ne ölçüde korunması gerektiğidir.
Taşınırlar bakımından, MK m.988 hükmünün MK m. 199/I’e göre
üzerindeki tasarruf olanağı sınırlı taşınırlarla ilişkin olarak uygulanabil-
mesi için, MK m. 988’de belirtildiği üzere, taşınırın ‘emin sıfatıyla zilyetten’
iyi niyetli olarak devralınması gerekmektedir. Gümüş’e göre;
58
MK m.
988, işlem tarafı olan üçüncü kişi için de uygulama alanı bulur; MK
199/II, tasarruf yetkisi sınırlamasına bağlı olarak hakimin bu durumda
gerekli olan diğer önlemleri de alacağını belirtmektedir. Bu fıkranın ama-
cı, temelde üzerinde tasarruf yetkisi sınırlandırılmış malvarlığı değeri
üzerinde iyi niyetli 3. kişilerin hak iktisabı olanağını bertaraf etmektir.
56
Kılıçoğlu, Diğer Eşin Rızası, s. 35.
57
Gümüş, a.g.e., s. 95.
58
Gümüş, a.g.e., s. 95.
makaleler Seda ÖKTEM
335TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Bu anlamda bir taşınır söz konusu olduğunda hakim taşınırın korunması
için mahkeme banka veya bir üçüncü kişiye tevdi kararı verebilir. Bu
anlamda, MK m. 199/II’ye göre, hakimin gerekli önlemleri almaması
halinde, tasarruf yetkisi sınırlanan eşin, zilyetliğindeki eşyaya, emin
sıfatıyla zilyetliği söz konusudur. Bu durumda taşınırın maliki eş ile
işlem yapan tarafın iyi niyeti MK m. 988’in doğrudan uygulaması ile
korunacaktır.
Taşınmazlar bakımından ise, MK m. 1023’e dayalı iktisabın söz
konusu olup, olamayacağı tartışmalıdır.
Hakimin önlem kararı tarihi ile tapu siciline şerhin yapıldığı tarih
arasında geçen dönemde, Gümüş’ün bizim de katıldığımız görüşü
uyarınca;
59
önlem konusu taşınmaza ait tapu sicili sayfasına borçlan-
dırıcı işlemin tarafı üçüncü kişi adına, korunan eşin izni alınmaksızın
yapılan tescil, mutlak olarak yolsuz tescil olup; gerek izin vermeyen eş,
gerekse hak sahibi tescil talebinde bulunan eş tarafından adına yolsuz
tescil yapılan işlem lehtarı üçüncü kişiye karşı açacağı tapu kütüğünün
düzeltilmesi davası ile (MK m. 1025) mevcut yolsuz tescilin düzeltilmesi
sağlanabilir.
Ancak buna karşılık, sınırlama konusu taşınmaza ait tapu kütüğü
sayfasındaki sözleşme tarafına ilişkin yolsuz kayda iyi niyetle güvenerek
ayni hak iktisap eden üçüncü kişilerin iktisapları korunur.
MK 199/f. 3 uyarınca, tapu siciline yapılan şerh ile birlikte, ta-
şınmazı tasarruf yetkisi kısıtlanan eşten kazanan kimseden ayni hak
kazanacak üçüncü kişilerin iyi niyetlerini ortadan kalkar.
60
59
Gümüş, a.g.e., s. 97.
60
Oğuzman/Seliçi/Oktay, a.g.e., s. 209; aynı yönde Gümüş, a.g.e., s.97; Barlas, a.g.e.,
s. 137; Ayan, a.g.e., s. 268; Reisoğlu a.g. Konferansa ilişkin yazılı sunum metni; Kı-
lıçoğlu, a.g.e., s. 34; Doğan, a.g.e., s. 193 vd. Gümüş’e göre, burada üçüncü kişilerin
iktisaplarının geçersizliğinin hukuksal temeli farklıdır. Tapu memurunun, korunan
eşin izni olmadıkça, tasarruf yetkisi sınırlaması konusu taşınmaza ilişkin istemleri
reddetmek zorundadır. Ancak buna rağmen tapu memurunca, tapu kütüğüne bir
tescil yapılacak olursa, söz konusu tescil, şeklen dahi hukuksal sonuç doğuran bir
yolsuz tescil dahi sayılmaz. Dolayısıyla kilitlenmiş bir tapu kütüğünde, korunan eşin
izni olmadan malik eş ile işlem yapan kişi adına yapılan tescile dayanarak üçüncü
kişilerce gerçekleştirilecek ayni hak iktisapları, MK m. 1023 anlamında kişilerin iyi
niyetleri ortadan kalktığı için değil, üçüncü kişilerin dayandıkları kilitleme sonrası
yapılan tesciller(yolsuz tescil dahi olsalar), hukuken (şeklen dahi) artık bir tescil
niteliğinde olmayacakları için geçersizdir. Bkz., Gümüş, a.g.e., s. 97.
Seda ÖKTEM makaleler
336TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Eğer şerh yoksa ve eşle işlem yapan kişiden iktisapta bulunan
üçüncü kişi iyi niyetliyse, onun taşınmaz üzerinde ayni hak iktisabı
korunacaktır.
cc. Şerhin Terkini
MK 199. maddesine dayanan tasarruf yetkisi kısıtlaması, evlilik
birliğini korumaya yönelik önlemlerdendir. Şartlar değiştiğinde önlemin
değiştirilmesi veya kaldırılması mümkündür.
61
MK m. 200 uyarınca,
‘Koşullar değiştiğinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine kararında gerekçeli
değişikliği yapar ve sebebi sona ermişse alınan önlemi kaldırır.’ Bu nedenle
hakimin vereceği önlemi kaldırma kararı olmaksızın ilgili taşınmaz
üzerindeki önlemi oluşturan tasarruf sınırlaması ortadan kalkmaz; ko-
runan eşin önlemlerden feragati olanaklı değildir.
62
Bu nedenle önlem
kapsamında korunan eşin MK m. 1014’e dayanarak yapacağı yazılı
istem üzerine terkin yaptırması mümkün değildir.
Hakimin önlemin kaldırılması kararı ile birlikte şerh, gerek maddi
gerekse şekli değerini kaybeder. Ancak ‘işlemde birlik’ kuralı gereğin-
ce, önlemin kaldırılmasına karar veren hakim, şerhin terkinini tapu
memurundan talep etmek zorundadır. Ancak hakim ilgili Tapu Sicil
Müdürlüğü’ne bildirimde bulunmadığı hallerde, şerh gerek madden
gerekse şeklen hukuksal değerini kaybetmiş olsa bile tasarruf yetkisi
sınırlanmış olan eş önlemi kaldırma kararına dayanarak şerhin terkini
talebinde bulunamaz.
63
Gümüş,
64
evlilik birliğinin korunması için mahkemeye başvuran eş,
tedbir olarak tasarruf yetkisi kısıtlaması istememesine rağmen, mahke-
me bu yönde karar verip bunun şerhini sağlamışsa, şerh hukuken hiçbir
değer taşımadığından, taşınmaz maliki eşin terkini Medeni Kanun’un
1026. maddesine göre talep edebileceğini ileri sürmektedir.
Ancak Doğan ise,
65
mahkeme kararının yok sayılması anlamına ge-
len bu görüşün kabul edilemeyeceğini belirtmektedir. Doğan’a göre, bu
61
Doğan, a.g.e., s. 224.
62
Gümüş, a.g.e., s. 98.
63
Gümüş, a.g.e., s. 98.
64
Gümüş, a.g.e., s. 98.
65
Doğan, a.g.e., s. 225.
makaleler Seda ÖKTEM
337TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
mahkeme kararı ya temyiz yoluyla bozulur ya da sonradan bu önlemin
kaldırılmasına ilişkin yeni bir kararla şerh dayanaktan yoksun kılınabilir.
Bunun dışında mevcut bir karara rağmen şerhin değer taşımadığından
söz edilemez.
Sonuç
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu ile düzenlenen eşler arasındaki
işlem serbestinin istisnalarından birisi, MK 199. maddesinde yer alan
tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasıdır. MK m. 199 hükmünün amacı, ai-
lenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinin doğurduğu
mali yükümlülüklerin yerine getirilmesinin güvence altına alınmasını
sağlamaktır.
MK m. 199’da düzenlenen sınırlamanın hukuki niteliği tartışma-
lıdır. Bizce, MK m. 199’da yer alan sınırlama fiil ehliyeti sınırlaması
değil, tasarruf yetkisi sınırlamasıdır. Aynı zamanda MK m. 199’da yer
alan tasarruf yetkisi sınırlaması, sadece tasarrufi işlemlere yönelik bir
sınırlandırmadır. Buradan çıkan sonuç uyarınca, eşler arasında yapılan
borçlandırıcı işlemler için aynı sınırlandırma söz konusu olmayacaktır.
MK m. 199/II, eşin tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin olarak
genel bir düzenleme getirmiştir. Oysa MK m. 199/III’de ise, hakim için
taşınmazlara yönelik olarak ek bir önlem alma yükümünden bahset-
mektedir. Bu önlem ise, eşin tasarruf yetkisinin sınırlandığı taşınmaz
üzerinde tapu kütüğüne şerh sağlama yükümüdür.
MK m. 199/III’de düzenlenen şerhin niteliği önemlidir. Buradaki
şerh, ‘tasarruf yetkisi sınırlaması’ şerhidir. Buna bağlı olarak tapu kütüğü-
ne yapılacak şerhin ‘kurucu’ bir sonuç doğurmayacağı, aksine ‘açıklayıcı’
nitelikte olduğu sonucuna varılmalıdır. Ancak söz konusu şerhin tapu
sicilini kilitleyici fonksiyonu olduğuna katılmamaktayız. Sonuç olarak,
taşınmaza koyulan şerh ile birlikte tasarruf yetkisi kısıtlanan eşten adına
yolsuz tescil ettiren kişiden ayni hak kazanacak üçüncü kişilerin MK
m. 1023’e dayalı iyi niyet iddiaları bu şerh ile bertaraf edilecek, ortadan
kalkacaktır.
KAYNAKÇA
Akıntürk, Turgut, Yeni Medeni Kanuna Uyarlanmış Aile Hukuku, Beta Yayınevi,
İstanbul 2003.
Seda ÖKTEM makaleler
338TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Ayan, Serkan, Evlilik Birliğinin Korunması, Türkiye Barolar Birliği Yayınları,
Ankara 2004.
Barlas, Nami, Yeni Türk Medeni Kanunu Hükümleri Çerçevesinde Eşler Arası
Hukuki İşlem Özgürlüğü ve Sınırları, Prof. Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu için
Armağan, Ankara 2004.
Cretney, Stephen, Massen Judith, Bailey/Harris Rebecca; Principles of Family
Law, Seventh Edition, 2003, London.
Demir, Pınar Özlem, Evli Kadınların Hukuki Durumu ile İlgili Yenilik ve Değişik-
likler, Vedat Yayıncılık, İstanbul 2004.
Doğan, Murat, Tapu Sicilindeki Tasarruf Yetkisi Kısıtlaması Şerhi, Seçkin Yayınevi,
Ankara 2004.
Dural, Mustafa/Öğüz Tufan/Gümüş Alper, Türk Özel Hukuku Cilt III Aile
Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 2005.
Gümüş, Mustafa Alper, Türk Medeni Kanunu’nun Getirdiği Yeni Şerhler, Seçkin
Yayınevi, Ankara 2003.
Hatemi, Hüseyin, Aile Hukuku I (Evlilik Hukuku), Vedat Yayıncılık, İstanbul
2005.
Honsell, Heinrich/Vogt Peter Nedim/Geiser Thomas; Besler Kommentar zum
Schweizerichen Privatrecht, Art. 1-456 ZGB.
Kılıçoğlu, Ahmet, Medeni Kanunu’muzun Aile-Miras-Eşya Hukuku’na Getirdiği
Yenilikler, Turhan Kitabevi, Ankara 2004 (Kısaltma:
Medeni Kanunumuzun
Getirdiği Yenilikler).
Kılıçoğlu, Ahmet, Türk Medeni Kanunu’nda Diğer Eşin Rızasına Bağlı Hukuki
İşlemler ve Yasal Alım Hakkı, Ankara 2002 (Kısaltma: Diğer Eşin Rızası).
Namlı, Mert, Türk Medeni Kanunun Evlilik Hukuku’nda Yaptığı Değişiklikler, Ga-
latasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Ocak 2003, Yıl: 2, Sayı: 2.
Oğuzman, Kemal/Barlas Nami, Medeni Hukuk Temel Kavramları, Beta Yayınevi,
İstanbul 2004.
Oğuzman, Kemal/Seliçi Özer/Oktay Özdemir Saibe, Eşya Hukuku, Filiz Kita-
bevi, İstanbul 2004.
Oliphant, Robert E., Steegh Ver Nancy; Family Law(Examples and Explanations),
Aspen Publishers.
Öztan, Bilge, Aile Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara 2004.
Reisoğlu, Seza, Medeni Kanun’da Bankalar ile İlgili Düzenlemeler, Türkiye
Barolar Birliği’nde 14.02.2002 tarihinde İstanbul’da düzenlenen ‘Medeni
Kanunda Bankalar İle İlgili Düzenlemeler’ konulu konferansta sunulan ve
Birliğin ‘http://www.tbb.org.tr’ adresli internet sitesinde yer alan metin.
Serozan, Rona, Medeni Hukuk, Vedat Yayıncılık, İstanbul 2005.
Şıpka, Şükran, Aile Konutu ile İlgili İşlemlerde Diğer Eşin Rızası, Beta Yayınevi,
İstanbul 2004.
Uçar, Ayhan, 4721 Sayılı Medeni Kanun ile Evliliğin Genel Hükümleri Alanında
Yapılan Bir Kısım Değişiklikler Üzerine Düşünceler, AÜEHFD, C. VI, S. 1-4.