powered by

powered by

Av. Erhan GÜNAY ALACAKLARDA ZAMANAŞIMI • TBK'nın Zamanaşımına İlişkin Hükümleri • Bağlı Alacaklarda Zamanaşımı • Zamanaşımının Durması, Kesilmesi • Davanın Reddinde Ek Süre • Taşınır Rehni ile Güvenceye Bağlanmış Alacaklar • Zamanaşımından Feragat • Zamanaşımının ileri Sürülmesi • Özel Kanunlardaki Zamanaşımına İlişkin Hükümler SEÇKİN I Hukuk Ankara 2021 • • secK • ın Akademik ve Mesleki Yayınlar Alacaklarda Zamanaşımı Erhan GÜNAY SEÇKiN I Hukuk No: 2676 ISBN 978-975-02-6700-0 Birinci Baskı: Mart 2021 Sayfa Tasanmı: İlhan Eroğlu Kapak Tasanmı: Yiğit can Aydın 296 Sayfa, 16x23,5 cm. 1. 10 Yıllık Zamanaşımı 2. 5 Yıllık Zamanaşımı 3. Bağlı Alacaklarda Zamanaşımı 4. Zamanaşımının Durması 5. Zamanaşımının Kesilmesi 6. Davanın Reddinde Ek Süre 7. Zamanaşımından Feragat 8. Zamanaşımının İleri Sürülmesi 9. Sürelerin Hesaplanması 10. Zamanaşımının Başlangıcı © Seçkin Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş. Bu kitabın her türlü yayın hakkı Seçkin Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş.'ye aittir. Yayınevinin yazılı izni olmadan, tanıtım amaçlı toplam bir sayfayı geçmeyecek alıntılar hariç olmak üzere, hiçbir şekilde kitabın tümü veya bir kısmı herhangi bir ortamda yayımlanamaz ve çoğaltılamaz. Satış ve Dağıtım: Mustafa Kemal Mah. 2158. Sokak No: 13 Çankaya/ANKARA T: 0-312-435 30 30- F: 0-312-435 24 72- E: seckln@seckln. com.tr lstanbul Çatlayan Adliyesi ŞubHI O Blok 2. Bodrum Kat No: 5 Çatlayan T: (2U) 240 00 15 F: (212) 240 00 15 E: caglay.ın@seckin.com.tr Web Sitesi: www.seckln. com.tr lstanbul ka"al Adliyesi Şubesi CBlok Zemin Kat No: 29 Kartal T: (216) 303 11 23 F: (216) 303 1123 E: kartalsube@)seddn.com.tr lstanbul Şişli Şubesi Ablde-1HOrrlyet Cad. No: 183/A Ş�li T: (212) 234 34 n F: (212) 231 24 69 E: slsllsube@seckln. com.ır Ankara Sıhhiye Şubesi Strazburg Cad. 23/B Sıhhiye T: (312) 230 52 62 F: (312) 230 52 62 E: ankarasube@seckin.com.ır Seçkin Yayıncılık Sertifika No: 45644 Baskı: Vadi Grafik Ltd. Ştl. - Sertifika No: 47479 . lvedik Organize Sanayi 1420 Cadde No: 58/1- Yenlm�halle/ANKARA·- r: {0-312) 395 85 71 Önsöz "Y argı kararlarında belirtildiği üzere; "özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı� bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde kanunun l-abul enniş olduğu sürenin tükenmesi anlamına gelmektedir Yasada hangi hak.lann zamanaşımına uğrayacağı, hangilerinin uğramayacağı belirli bir sistem halinde düzenlenmiş değildir. Mevcut hukuk düzeni ve mevzuata göre�borçlar. ticare� eşya ve kamu hukukundan kaynaklanmış olsun bütün alacaklar zamanaşımına tabidir. Kural olarak yalnız alacak hakları zamanaşımına bağlanmıştır. Alacak hakları; alacaklıya, borçludan bir edimi yerine getirmesini isteme yetkisini veren haklardır. Mülkiyet hakkı ve diğer a)fllİ talepler kural olarak zamanaşımına uğramazlar" HGK. 22.4.2015-13/1913-1260 Zamanaşımma uğramış alacak ortadan kalkmış sayılmaz borçlunun kendisine karşı açılmış bulunan alacak davasında alacaklıya yönelik bir defi.de bulunması gerekir. Kitap *bir giriş, *sekiz ana bölüm ve*bir ek bölüm halinde anlatıma ko- nu edilmiştir. - Giriş bölümünde; zamanaşımı hakkında genel hukuki bilgi, - Birinci bölümde; TBK m. 146-161 yer alan zamanaşımına ilişkin hü- kümler, - İkinci bölümde; bağlı alacaklarda zamanaşımı, - Üçüncü bölümde; zamanaşımımn dumıası, - Dördüncü bölümde; zamanaşımının kesilmesi, - Beşinci bölümde; davanın reddinde ek süre, - Altıncı bölümde; taşınır rehni ile güvenceye bağlanmış alacaklar, - Yedinci bölümde; zamanaşımmdan feragat, - Sekizinci bölümde; zamanaşımının ileri sürülmesi - Ek bölümde; TBK m. 146-161 dışında kalan zamanaşımına ilişkin hü- kümleri ile uygulaması yoğun olan bazı özel kanunlardaki zamanaşımı- na ilişkin hükümler incelenmiştir. Alacaklarda Zamanaşımı 6 Her bölümün sonunda o bölün1le ilgili Yargıtay Kararlarına yer veril- miştir. Yargısal kararlarda yerleşik kabule göre, zamanaşırnı hukuki niteliği iti- bariyle maddi hukuktan kaynaklanan bir defi olup; usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır. Bu defi ileri süren davalı (borçlu) bu sürenin dol- duğunu kanıtlama yükü altındadır. Yasanın öngördüğü sürelerde hakkını aramayan alacaklı, bu ihmalinin sonucunu katlanmak zorunda kalacak ve dava zamanaşıını defi yüzünden retle sonuçlanacaktır. Yani alacak hakkı alacaklı tarafından, yasanın belirlediği süre içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden alacaklı yoksun kalmaktadır. Alacak istemlerinde alacaklının talep hakkının süresinde yapılmadığı definin varlığı mahkemece aranacaktır. Yoksa "zamanaşımı ileri sürülme- dikçe hakim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz" (TBK m. 161) Konu "alacaklarda zamanaşımz" yönüyle teksif edilerek sınırlandırıl- mıştır. Alacaklı-borçlu ilişkisinde yoğun çekişmelerin varlığı itibariyle önemlidir. Kitabın uygulayıcılara yararlı olması dileğiyle saygılar sunarım. Erhan GÜNAY Milas İçindekiler Onsöz ............................................................................................................................................ 5 Giriş Bölümü ZAMANAŞIMI HAKKINDA GENEL BİLGİ AÇIKLAMA .................................................................................................................................. 15 ı.Zamanaşımının Tanımı ve Etkisi. .................................................................................. 15 2. Usul Hukuku Yönüyle Zamanaşımı Definin İleri Sürülmesi .......................................... 17 3. Zamanaşımı Defi Cevap Dilekçesinde İleri Sürülmemişse, Aşamada Hangi Halde İleri Sürülebilir? ....................................................................................... , ............................. 18 4. Hiç Cevap Dilekçesi Verilmemiş ya da Süresinden Sonra Cevap Dilekçesi Verilmiş Olması Halinde Davalı ıslah Yoluyla Zamanaşımı Definde Bulunabilir mi? ............... 20 5. Basit Yargılama Hukukunda Zamanaşımı Definin İleri Sürülme Zamanı ...................... 21 6. Hangi Tür Sorumlulukta Birden Fazla Borçlu Davalının Zamanaşımı Definden Diğerleri Yararlanır? ...................................................................................................... 26 7. TBK Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun İlgili Hükümleri ............................. 26 Birinci Bölüm TÜRK BORÇLAR KANUNUNDA ZAMANAŞIMI SURELER ..................................................................................................................... 29 1. ON YILLIK ZAMANAŞIMI .......................................................................................................... 29 İlgili Madde ........................................................................................................................ 29 Açıklama ............................................................................................................................ 29 1. Alacağın Tabi Olduğu Zamanaşımı Süresinde Kural ...................................................... 29 2. On Yıllık Süreye Tabi Olan Davalar ............................................................................... 30 - Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlara karşı açılacak davalar ............................... 30 - Tapulu taşınmazın harici satışından kaynaklı alacağın iadesi davası ............................... 30 - Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar ..................................................... 31 - irtifak hakkı tesisine ilişkin sözleşmeden doğan alacağın tahsili davası .......................... 31 - TMK'da yer alan mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalar .............................................. 32 - İşçinin kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin davalar ........................................................ 32 - Ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesinden kaynaklanan tazminat alacağı .............. 32 - iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davası ........................................................................................................ 33 - Tahliye tarihinden sonra ödenmiş kira bedelinin istirdadı ................................................... 34 - Üretimden kaynaklı gizli ayıp dolayısıyla açılan davalar ...................................................... 34 Alacaklarda Zamanaşımı 8 - Kullanma ödüncüne dayalı sözleşme ilişkisinden doğan alacak.......................................... 34 3. Kuralın İstisnaları ................................................................................................................... 35 Yargıtay Kararları ............................................................................................................ 35 il. BEŞ YILLIK ZAMANAŞIMI. ............................................................................................. 81 ilgili Madde ...................................................................................................................... 81 Açıklama .......................................................................................................................... 82 1. Kira Bedelleri, Anapara Faizleri ve Ücret Gibi Diğer Dönemsel Edimler ........................ 83 2. Otel, Motel, Pansiyon ve Tatil Köyü Gibi Yerlerdeki Konaklama Bedelleri ile Lokanta ve Benzeri Yerlerdeki Yeme İçme Bedelleri. .................................................... 83 3. Küçük Sanat İşlerinden ve Küçük Çapta Perakende Satışlardan Doğan Alacaklar .......... 84 4. Bir Ortaklıkta, Ortaklık Sözleşmesinden Doğan ve Ortakların Birbirlerine veya Kendileri İle Ortaklık Arasındaki; Bir Ortaklığın Müdürleri, Denetçileri İle Ortaklık veya Ortaklar Arasındaki Alacaklar ............................................................................. 84 5. Vekalet, Komisyon ve Acentalık Sözleşmelerinden, Ticari Simsarlık Ücreti Alacağı Dışında, Simsarlık Sözleşmesinden Doğan Alacaklar ............................................... 84 6. Yüklenicinin Yükümlülüklerini Ağır Kusuruyla Hiç ya da Gereği Gibi İfa Etmemesi Dışında, Eser Sözleşmesinden Doğan Alacaklar............................................................ 85 Yargıtay Kararları .............................................................................................................. 86 111. SÜRELERİN KESİNLİĞİ ·················································································· 112 ilgili Madde .................................................................................................................... 112 Açıklama ........................................................................................................................ 112 1. Sürelerin Değiştirilemeyeceği ................................................................................... 112 Yargıtay Kararları ............................................................................................................. 112 iV. ZAMANAŞIMININ BAŞLANGICI ................................................................................... 113 İlgili Madde ..................................................................................................................... 113 Açıklama ......................................................................................................................... 113 1. Genel Kural .............................................................................................................. 113 2. Alacağın Muacceliyetinin Bildirime Bağlı Olması Hali. ................................................ 114 3. Alacağın Muaccel Olacağı Tarihin Taraflarca Kararlaştırılmış Olması ......................... 115 4. Yargı Kararlarına Göre Zamanaşımının Başlangıcı ..................................................... 115 - Ödünçte geri verme zamanı.................................................................................... 115 - Tespit davası ile arttırılan kira farkları ........................................................................115 - Süresiz vedia sözleşmelerinde................................................._ ........................................116 - Rücu davalarında zamanaşımının başlangıcı ............................................................... 116 - Feshedilmiş adi ortaklıkta ortaklar arasındaki alacaklar...:······..,,···�............, ................ 116 - Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde zamanaşımı başlangıcı ....................................... 116 İçindekiler 9 - inançlı işlemlerde ve vekilin iade borcunda zamanaşımı başlangıcı. ............................ 117 - Teminat mektuplarında zamanaşımı başlangıcı ......................................................... 117 - iş kazasından dolayı açılan tazminat davasında zamanaşımı başlangıcı ......................... 118 Yargıtay Kararları .............................................................................................................. 118 V. DÖNEMSEL EDİMLERDE ZAMANAŞIMININ İŞLEMESİ ............................................. 136 İlgili Madde ...................................................................................................................... 136 Açıklama .......................................................................................................................... 137 1. Dönemsel Edimlerde Alacağın Tamamı İçin Zamanaşımının İşlemesi ......................... 137 2. Alacağın Tamamının Zamanaşımına Uğraması Halinde Dönemsel Edimlerinde Zamanaşımına Uğrayacağı ......................................................................................... 137 Yargıtay Kararları .............................................................................................................. 137 VI. SÜRELERİN HESAPLANMASl ..................................................................................... 138 İlgili Madde ....................................................................................................................... 138 Açıklama .......................................................................................................................... 139 ı. Sürelerin Hesabında Zamanaşımının Başladığı Günün Sayılmayacağı ........................ 139 2. Hesaplamada, Borçların İfasındaki Süre Hesabına İlişkin Hükümlerin Uygulanacağı .139 Yargıtay Kararları ............................................................................................................. 140 İkinci Bölüm BAĞLI ALACAKLARDA ZAMANAŞIMI iLGiLi MADDE ................................................................................................................... 151 Açıklama .......................................................................................................................... 151 1. Asıl Alacağa Bağlı Faiz ve Diğer Alacakların Zamanaşımına Uğraması ......................... 151 Yargıtay Kararları .............................................................................................................. 152 Üçüncü Bölüm ZAMANAŞIMININ DURMASI iLGiLi MADDE ..............................................................................................................153 Açıklama .......................................................................................................................... 154 1. Genel Olarak Zamanaşımını Durduran Sebeplerin Niteliği ve Etkisi ............................ 154 2. TBK Düzenlemesinde Zamanaşımını Durduran Sebepler ............................................ 154 3. Diğer Kanunlarda Durdurma Nedenlerine ilişkin Hükümler ........................................ 155 Yargıtay Kararları .............................................................................................................. 155 Alacaklarda Zamanaşımı 10 Dördüncü Bölüm ZAMANAŞIMININ KESİLMESİ 1. SEBEPLERi ............................................................................................................ 157 İlgili Madde ..................................................................................................................... 157 Açıklama ......................................................................................................................... 157 1. Zamanaşımı Kesilmesinin Niteliği ............................................................................... 157 2. Zamanaşımını Kesen Sebepler ................................................................................... 157 - Borçlunun Bir Fiili ile Zamanaşımının Kesilmesi .......................................................... 158 - Alacaklının Bir Fiili ile Zamanaşımının Kesilmesi. ......................................................... 158 - Yargılama ve Takibeİlişkin İşlemlerle ......................................................................... 159 3. Yeni Sürenin Başlaması ............................................................................................ 159 Yargıtay Kararları ............................................................................................................. 160 11. BİRLİKTE BORÇLULARA ETKİSİ .................................................................................. 171 İlgili Madde ...................................................................................................................... 171 Açıklama .......................................................................................................................... 171 1. Zamanaşımı Kesilmesinin Birlikte Borçlulara Etkisi. ................................................... 171 2. Zamanaşımının Birlikte Borçlular Hakkında Kesilmiş Sayılması .................................. 172 Yargıtay Kararları ............................................................................................................. 173 111. YENİ SÜRENİN BAŞLAMASI ...................................................................................... 177 İlgili Madde ...................................................................................................................... 177 Açıklama .......................................................................................................................... 178 ı. Borcun İkrar Edilmesi veya Karara Bağlanması Hali. ................................................... 178 2. Yeni Sürenin Eskisinin Aynı Olmasının lstisnaları ......................................................... 178 3. Alacaklının Fiili Hali ................................................................................................... 178 Yargıtay Kararları.............................................................................................................. 179 Beşinci Bölüm DAVANIN REDDİNDE EK SÜRE İLGİLİ MADDE .............................................................................................................. 185 Açıklama .................................................._ ......................................................................... 185 1. Ek Sürenin Uygulanması Koşulu..........., ....................................................................... 185 Yargıtay Kararları ............................................................................................................. 186 içindekiler 11 Altıncı Bölüm TAŞINIR REHNİ İLE GÜVENCEYE BAĞLANMIŞ ALACAKTA iLGİLi MADDE ................................................................................................................. 193 Açıklama .................................................................................................................................... 193 1. Alacağın Taşınır Rehniyle Güvenceye Bağlanmış Olması............................................... 193 2. Taşınmaz Rehninin Tapuya Tescilinden Sonra Alacak İçin Zamanaşımının İşlemeyeceği ..................................................................................................................... 193 Yedinci Bölüm ZAMANAŞIMINDAN FERAGAT iLGiLi MADDE ................................................................................................................. 195 Açıklama .................................................................................................................................... 195 1. Borçlunun Zamanaşımı Definden Feragati ...................................................................... 195 2. Bir Borçlunun Feragatinin Diğerine Karşı İleri Sürülememesi ........................................ 196 Yargıtay Kararları ......................................................................................................................196 Sekizinci Bölüm ZAMANAŞIMININ İLERİ SÜRÜLMESİ İLGİLİ MADDE .................................................................................................................. 201 Açıklama .................................................................................................................................... 201 1. Davalı (Borçlu) Zamanaşımı Nedeniyle Davanın Reddini Nasıl Sağlayabilir? ................. 201 2. Zamanaşımı Definin Takip veya Dava Sırasında İleri Sürülmesi Gerekir ......................... 202 Yargıtay Kararları ...................................................................................................................... 202 Ek Bölüm DİĞER UYUŞMAZLIKLARDA ZAMANAŞIMI SÜRELERİ 1. TÜRK BORÇLAR KANUNU M. 146-161 DIŞINDAKI ZAMANAŞIMI HÜKÜMLERl. ....... 207 1. Haksız Fiillerde Zamanaşımı ................................................................................................ 207 İlgili Madde ............................................................................................................................ 207 Açıklama ................................................................................................................................ 207 1. Haksız Fiilin Unsurları .......................................................................................................207 2. Zamanaşımı Süreleri ve Başlangıcı ........, ..........................................................................208 Yargıtay Kararları ................................................................................................................... 209 Alacaklarda Zamanaşımı 12 - Rücu isteminde Zamanaşımı ........................................................................................... 216 İlgili Madde .................................................................................................................... 216 Açıklama ........................................................................................................................ 216 1. Rücu Hakkı .............................................................................................................. 216 Yargıtay Kararları ...........................................................................................................216 2. Sebepsiz Zenginleşmede Zamanaşımı ..........................................................................219 İlgili Madde.....................................................................................................................219 Açıklama ........................................................................................................................219 1. Sürenin Başlangıcı .................................................................................................. 219 Yargıtay Kararları ...........................................................................................................220 3. Satıcının Ayıplı Maldan Sorumluluğunda Zamanaşımı .................................................226 İlgili Madde .................................................................................................................... 226 Açıklama ........................................................................................................................ 227 1. iki Yılık Süre ............................................................................................................. 227 2. Satıcının Zamanaşımından Yararlanamayacağı Durum ................................................. 227 Yargıtay Kararları ........................................................................................................... 227 4. Tüketim Ödüncünde Zamanaşımı ................................................................................. 230 İlgili Madde .................................................................................................................... 230 Açıklama ........................................................................................................................ 230 1. Tüketici Ödüncünün Tanımı ..................................................................................... 230 2. Altı Aylık Zamanaşımı.............................................................................................. 230 5. Yüklenicinin Ayıplı Eserden Sorumluluğunda Zamanaşımı .......................................... 230 İlgili Madde .................................................................................................................... 230 Açıklama ......................................................................................................................... 231 1. Süreler .................................................................................................................... 231 Yargıtay Kararları ............................................................................................................ 231 11. ÖZEL KANUNLARDA ZAMANAŞIMl ................................................................................ 233 ı. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda Zamanaşımı ............................................ 233 İlgili Madde ..................................................................................................................... 233 Yargıtay Kararları ........................................................................................................... 238 2. Karayolları Trafik Kanununda Zamanaşım! ................................................................... 240 İlgili Madde ..................................................................................................................... 240 Açıklama ......................................................................................................................... 240 1. Süreler ..................................................................................................................... 240 Yargıtay Kararları ............................................................................................................ 242 3. Türk Ticaret Kanununda Bono ve Çek Yönüyle Zamanaşımı ........................................ 253 a. Bonoda Zamanaşımı ................................................................................................... 253 İçindekiler 13 İlgili Madde ................................................................................................................................ 253 Açıklama .................................................................................................................................... 254 1. Keşideci ve Clrantaya Karşı Takipte Zamanaşımı ................................................................ 254 2. icra Takibinde Zamanaşımı Definin ileri Sürülmesi ............................................................. 254 3. Kambiyo Vasfında Olmayan Senedin Tabi Olduğu Zamanaşımı Süresi ................................ 255 4. Zamanaşımına Uğramış Bononun Hukuki Niteliği ................................................................ 255 Yargıtay Kararları ....................................................................................................................... 257 - Zamanaşımının Kesilmesi.......................................................................................................... 267 İlgili Madde ................................................................................................................................ 267 Açıklama .................................................................................................................................... 267 1. Kesen sebepler ................................................................................................................... 267 2. Zamanaşımını Kesmeyen Davalar ........................................................................................ 267 Yargıtay Kararları ....................................................................................................................... 267 - Zamanaşımı Kesilmesinin Hükümleri ...................................................................................... 268 ilgili Madde .............................................................................................................................. 268 Açıklama .................................................................................................................................... 268 Yargıtay Kararları ....................................................................................................................... 268 b. Çekte Zamanaşımı .................................................................................................................... 269 İlgili Madde ................................................................................................................................ 269 Açıklama .................................................................................................................................... 269 1. Çekte Zamanaşımı Süresinin Başlangıcı .............................................................................. 269 2. Zamanaşımını Kesen Sebepler ve Hükümleri ........................................................................ 270 3. Zamanaşımına Uğramış Çekin Hamilinin Başvurabileceği Olanaklar .................................... 271 4. Çeki Ödeyenin Kendi Cirantasına Yaptığı Takipte Zamanaşımı ............................................ 273 Yargıtay Kararları ....................................................................................................................... 274 Kaynakça ......................................................................................................................... 281 Yazarın Yayınlanmış Eserleri ........................................................................................... 283 Kavramlar Dizini .............................................................................................................. 293 Giriş Bölümü ZAMANAŞIMI HAKKINDA GENEL BİLGİ AÇIKLAMA 1. Zamanaşımının Tanımı ve Etkisi Yargıtay'ın öteden beri kökleşen kararlarına göre; zamanaşımı alacak lıaklamn belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğin- den yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, za- manaşıını alacak hakkım sona erdirmeyip, sadece onu -eksik bir borç- hali- ne dönüştürür ve dolayısıyla-alacağın dava edilebilme- niteliğini ortadan kaldırır. Zamanaşımı gerçekte alacaklılık ve borçluluk ilişkisini ortadan kaldır- maz. Zamanaşımına uğrayan borç (eksik bir borç) olarak varlığını muhafa- za eder. Bundan dolayıdır ki zamanaşımına uğramış bir borcu tediye eden borçlu, verdiğini geri isteyemez. Böyle bir ödeme hukuken geçerli bir ifa sayılır. Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hakim kendiliğinden göz önüne alına- maz. Zamanaşımının alacaklı olan kimseye karşı etkisini göstermesi için, mutlaka borçlu tarafından ileri sürülmesi gerekir. Borçlunun bu yetkiyi kul- lanması ise, ancak alacağın (takip) veya (dava konusu) yapılması halinde mümkün olur. Çünkü zamanaşımı tam anlamı ile bir def'i hakla doğurur. Borcu (sükut ettiren) diğer nedenler gibi (örneğin tediye gibi), zamanaşımı- nın infisahi bir olay etkisi göstermesi beklenemez. Borcun sükut etmesi için zamanaşımı süresinin geçmesi yeterli olmayıp, defi hakkının kullanılması yolundaki irade beyanının buna inzimam etmesi gerekir. Böyle bir beyan ise ancak takip veya dava sırasmda vaki olduğu takdirde hukuki bir sonuç do- ğurur. Borç ile ilgili herhangi bir muaraza olmadan defi hakkının etkili ola- cağı düşünülemez. Demek oluyor ki, zamanaşımının davayı etkisiz bırakması kendiliğinden gerçekleşmemekte ve ancak borçlunun iradesine bağlı bulun- maktadır. İlg. içt- " ... Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzün- den dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anla- Alacaklarda Zamanaşımı 16 şılacağl üzere zamanaşımı, alacak hakkım sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliğini" ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esa- sına girip onu incelemesi mümkün değildir. Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşı- ıru, bir borcu doğuran, değiştiren, ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğin.i ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır " 22. HD 20.5.2019-15130/ll 148 --•-- "...Hükmün zamanaşımı yönünden yapılan incelenmesinde zamanaşımı borcu gerçek anlamda sona erdiren bir sebep olmayıp borcun nispi bir sona erme nedeni- dir. Belirli bir zamanın geçmesi borcu doğrudan doğruya sona erdirmez. Ancak alacaklının elinden borçlu istemediği takdirde alacağı dava yoluyla takip ve tahsil etme imkanını alır. Zamanaşımı borçluya sadece bir defi hakkı verir. Bu zamanaşı- mı defidir. Borçlu zamanaşımı defini ileri sürdüğü takdirde alacaklmm açmış oldu- ğu dava reddedilir. Zamanaşımı, kanunda belirtilmiş olan süresi içinde talep ve dava edilmem.iş olan alacakların özüne dokunmamakla beraber "dava edilebilme vasfını kaybetmesi" sonucunu doğurur. Zamanaşımının kabulünü haklı gösteren iki neden vardır. Birinci sebep, uzun zaman alacağım aramayan alacaklı borçlu aleyhine dava açmamalıdır. Kamu yararı, hukuki güven ve sosyal barış bunu gerektirir. İkinci sebep ise, hukuki uyuşmazlıkların önlenmesi, mahkemelerin çok eski sorunlarla işgal edilmemesidir..."14. HD 12.3.2017-4765/6170 --·-- "Hukukta normların yürürlüğü, hakların kazanılması ve kaybedilmesi, yaptı- nmlann uygulanması belirli sürelere bağlanmıştır. Ancak hukukun her dalında süre- lerin türleri ve özellikleri farklı olup, değişik sonuçlar doğurmaktadır. Bu bağlamda özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde kanunun kabul etmiş olduğu sürenin tükenmesi anlamına gelmek- tedir. 818 sayılı BK 125-140. maddeleri arasında düzenlenmiş olan zamanaşımı, hakkın ileri sürülüşünü engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından, yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle dava yolu ile elde edebilme olanağından yoksun bıra- - Giriş Bölümü: Zamanaşımı Hakkında Genel Bilgi 17 kılmaktadır. Zaınanaşıınına uğrayan alacağın tahsili hususunda devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi key- fiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu halde zaınanaşırruna uğramış alacak ortadan kalkınan1akla beraber, artık doğal bir borç haline gelmektedir. Ancak be- lirtmek gerekir ki, alacağın zamanaşıımna uğraımş olınası, onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli değildir; bunun için borçlunun kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir defide bulunması gerekir. İşte zaınanaşıınının hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir defi olup, usul hukuku anlamında ise, bir savunma aracıdır. Öyle ki; çok eski tarih- lerde gerçekleşmiş hakların belgelenmesi ve ispat edilmesi son derece güç ve bazı durumlarda ise imkansızdır. Bu gibi hallerde zamanaşımı, mahkemeleri aradan uzun süre geçmesi sebebiyle incelenmesinde güçlük çekilecek, eski olaylan inceleme ve değerlendirmekten dolayısıyla gereksiz yere vakit kaybetmekten kurtarmaktadır. Bilindiği üzere borçlarını yerine getirmiş ve ödemiş kimseleri ifaya dair belgeleri ömür boyu saklamaya zorlamak mantık kurallarına ve hakseverlik duygulanna uygun düşmemekte, bunun yerine belli bir süre sonunda borcun ödendiğinin kabulü daha doğru olmaktadır. Bu nedenlerle kanun koyucunun öngördüğü sürelerde hakkını ara- mayan alacaklı, bu davranışının sonuçlarını katlamnak durumunda kalacaktır. Zamanaşımıru ileri süren borçlu (davalı) aynı zamanda bu sürenin dolduğunu da kanıtlama yükü n altındadıı·. Yasada hangi hakların zamanaşımına uğrayacağı, hangilerinin uğramayacağı belirli bir sistem halinde düzenlenmiş değildir. Mevcut hukuk düzeni ve mevzuata göre, borçlar, ticaret, eşya, ve kamu hukukundan kay- naklanmış olsun bütün alacaklar zamanaşıınına tabidir. Kural olarak yalnız alacak hak.lan zamanaşımına bağlanmıştır. Alacak haklan; alacaklıya, borçludan bir edimi yerine getirmesini isteme yetkisini veren haklardır. Mülkiyet hakkı ve diğer ayni talepler kural olarak zamanaşımına uğramazlar." HGK 22.4.2015-13/1913-1260 --♦-- Yinelenen deyişle; zamanaşımı, gerçekte alacaklılık ve borçluluk ilişkisini ortadan kaldırmaz. Zamanaşımına uğramış bir borcu tediye eden borçlu, verdi- ğini geri isteyemez. Bu türlü bir ödeme geçerli bir ifa sayılır. Keza, "zamanaşı- mına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zama- naşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir" TBK m. 139/3 2. Usul Hukuku Yönüyle Zamanaşımı Definin İleri Sürülmesi Bir davada zamanaşımı defi ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekle- şirse, hakkın dava edilebilme olanağı ortadan kalkacağı için, artık mahke- menin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. Yargıtay 7. HD 26.1.2015-20842/503 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; " ... 6100 sayılı HMK'nın yürürlükte olduğu dönemde m. 319 uyarınca savunmanın değişti- ıs Alacaklarda Zamanaşımı rilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. O1.10.2011 tarihinden önceki dönemde ise ilk oturuma kadar zamanaşımı definin ileri sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir. Dava konusunun ıslah yoluyla ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 s. HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebli- ğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak HMK'nın yü- rürlüğe girdiği O1.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içinde cevap dilekçesi verilmemişse, ilerleyen aşamalarda HMK 141/2. maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. HUMK yürürlükte iken (1.10.2011 tarihinden önceki dönem) süre geçtik- ten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa, zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, HMK'nın uygulandığı dönemde (O1.1O1.10.2011 tarihinden sonraki dönem) süre geçtik- ten sonra yapılan zamanaşımı defınin geçerli olması için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir deyişle, 1.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı defıne davacı taraf muvafakat etmez ise, zamanaşımı defi dikkate alınmaz. Zamanaşımı definin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de mümkündür. (HGK 4.6.2011-9/629-70). Somut olayda; mahkemece davalının dava dilekçesine karşı zamanaşımı defi dikkate alınmış, ancak ıslah talebine karşı zamanaşımı savunması değerlendirilmemiştir. Mahkemece ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı defi değerlendirip talep edilen alacaklar hakkında he- saplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı defi dikkate alınmadan alacakların kabulü hatalı olup, karar bozulmalıdır". 3. Zamanaşımı Defi Cevap Dilekçesinde ileri Sürülmemişse, Aşamada Hangi Halde ileri Sürülebilir? Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi belirtilmemiş ya da süresi içinde cevap dilekçesi verilmemişse, ilerleyen aşamalarda zamanaşımı defi ancak davacının açık muvafakati ile yapılabilir. (İlg. 141/2), 319) Giriş Bölümü: Zamanaşımı Hakkında Genel Bilgi 19 "Taraflar arasında, işçilik alacaklarınm zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ko- nusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Zaınanaşımı, alacak hakkının belli bir süre k.'Ullamlınaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zaınanaşımı, alacak hakkını sona erdiımeyip sadece onu "eksik borç" haline dönüştüıiir ve alacağın dava edilebilme özelliğini ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşırnı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekle- şirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren, ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracı- dır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istene bilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngöıülen süre ve usul içinde ileıi süımesi zorun- ludur. Demek oluyor ki zamanaşırnı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşıını savunması ileri sürülme- dikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hu- kııksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır. Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönmede zamanaşımı defi ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 s. HMK'nın yürürlükte bu- lunduğu dönemde 319. madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 1.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar za- manaşımı defınin ileri sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir. Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 s. HUMK. hüküm- lerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak HMK'mn yürürlüğe girdiği 1.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebli- ği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi belirtilmemiş ya da süresi içinde cevap di- lekçesi verilmemişse, ilerleyen aşamalarda zamanaşımı defi ancak davacının açık muvafakati ile yapılabilir 1086 s. HMUK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 s. HMK'nın uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli olabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla, 1.10.2011 tarihinden sonraki Alacaklarda Zamanaşımı 20 uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define dava- cı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz. Somut olayda dava, kısmi dava olarak açılmıştır. Davacı vekilinin sonradan davayı belirsiz alacak davası olarak nitelendirmesi sonucu değiştirmez. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporu doğrultusunda 23.6.2015 tarihli dilekçeyle talep konusu işçilik alacakları miktar itibariyle arttırılmak suretiyle ıslah edilmiş, ıslah dilekçesi davalıya 7.7.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili 9.7.2015 havale tarihli dilekçesi ile ıslaha karşı süresi içinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Mahkemece dava dilekçesinde kısmi istenen miktarlar dışında ıslah tarihinden itiba- ren 5 yıl geriye gidildiğinde zamanaşımına uğrayan alacak bulunduğu halde ıslah zamanaşımı defi değerlendirilmeden karar verilmesi hatalıdır." 9. HD 10.9.2019- 11408/15488 4. Hiç Cevap Dilekçesi Verilmemiş ya da Süresinden Sonra Cevap Dilekçesi Verilmiş Olması Halinde Davalı ıslah Yoluyla Zamanaşımı Definde Bulunabilir mi? Bulunulamaz. Yani yasal süresi geçtikten sonra verilen ve davacı yanın itirazı ile karşılaştığı için hiç verilmemiş sayılan cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle zamanaşımı defi ileri sürülemez. HGK 7.6.2017-17/1093-1090 sayılı karardan yapılan alıntı şöyledir: "...Az yukarıda değinildiği üzere ıslahın konusunu tarafların yaptıkları usul iş- lemleri olduğundan, taraflardan birinin ıslah yoluna başvurabilmesi için daha önce yapmış olduğu bir usul işleminin bulunması gerekir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK da gerekse yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK m. 176 da, taraflardan her birinin yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği açık bir şekilde ifade edilmiştir. Bu sebeple cevap dilekçesinin ıslahı için öncelikle yapılması gereken usul işlemi davaya cevap vermekten ibaret- tir. Cevap dilekçesinin hiç verilmemiş olması halinde ortada ıslah edilmesi mümkün bir usul işleminin varlığından söz edilemez. Aksi halde, suskun kalınarak hiç cevap verilmemiş olması halinin bir usul işlemi olarak kabulü gerekir. Bu çerçevede süresi geçtikten sonra yapılan ve karşı çıkılan savunmanın da hiç yapılmamış gibi olduğu- nu ve aynı hukuki sonucu doğuracağını belirtmek gerekir. Usul işleminin ıslahla düzeltilmesi öncelikle geçerli bir hukuki işlemin varlığını gerektirdiğinden, yapıl- mamış hükmünde sayılan bir usul işleminin ıslahla düzeltilmesi de düşünülemez. Bu aşamada, süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin doğuracağı sonucu da değinmek gerekmektedir. Bilindiği üzere davalı, davaya cevap vermek zorunda 4eğild,ir. Davanın cevap- sız bırakılması ya da süresi içinde cevap dilekçesi verihnemesi halinde, davalının davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılaca- ğı 6100 sayılı HMK 128. maddesinde düzenleme altına alınmışw-. Bu kurak Giriş Bölümü: Zamanaşımı Hakkında Genel Bilgi 21 HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde de öğreti ve yargı kararlan ile kabul edil- miştir. Ancak süresinde cevap dilekçesi vermemek suretiyle davanın inkan ileri sürülen vakıaların inkarı niteliğinde olup, bu inkarın zamanaşıını defini de kapsadı- ğı söylenemez. Ayrıca, davalının süresinden sonra verdiği cevap dilekçesini ıslah ederek za- manaşımı definde bulunabileceğini kabul etmek ıslah ile kaçırılmış olan sürenin geri getirilmesi, daha doğrusu ıslah ile davaya cevap verilmesi sonucunu doğura- caktır. Oysa kanun ile belirlenen süreler kesin olup, ıslah kaçırılmış olan süreleri geri getiren bir yol değildir. Hal böyle olunca, yasal süresi geçtikten sonra verilen ve davacı tarafın itirazı ile karşılaştığı için hiç verilmemiş sayılan cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle zama- naşımı definin ileri sürülemeyeceği kurul çoğunluğunca kabul edilmiştir. .." 5. Basit Yargılama Hukukunda Zamanaşımı Definin İleri Sürülme Zamanı Cevap dilekçesinin davalı yanca ıslah edilmesinde harç alınmasına ge- rek bulunmadığından süresinde verilen cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle ileri sürülen zamanaşırnı definin geçerli olduğu. basit yargılama hukukunda zamanaşırnı defınin ileri sürülme zamanı yargı kararında şöyle ifade edilmiş- tir: "Taraflar arasındaki işçilik alacağı davasından dolayı yapılan yargılama so- nunda Mersin 5. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 22.11.2013-309/435 sayılı kararın temyizce incelenmesi taraf vekillerince istenil- mesi üzerine, Yargıtay 7. HD 26.5.2014-3380/11248 sayılı kararı ile; (... 1. Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine. "2. Davacı, davalı işyerinde 2001 yılında kadroya geçmeden önceki dönem mevsimlik işçi olarak çalıştığı hizmetlerinin kıdemine sayılmadığını, 2011-2013 yıllarım kapsayacak 3. dönem TİS'in geçici 4. maddesi gereği önceki işyerlerinde geçen çalışmaların da davalı işyerinde geçmiş gibi kabul edileceğine dair düzenle- me gereği, derece ve kademe tespiti taleplerinin kabul edildiğini ve yeni derece ve kademeleri dikkate alınarak ilk kadroya geçişinden itibaren TİS'den kaynaklanan ücret farkı, yıpranma primi, ilave tediye farkı, ikramiye farkı ve vardiya zammı alacağının ödetilmesini istemiştir. Davalı, davacıya söz konusu hakların 2011-2013 yıllarını kapsayan TİS ile tanındığını, bu nedenle geçmişe yönelik olarak talebinin yerinde olmadığını, ge- rekli ödemelerin TİS'lere göre zaten yapıldığını savunarak, davanın reddini sa- vunmuştur. Alacaklarda Zamanaşımı 22 Mahkemece, davacının derece ve kademe tespitine dair kararların Yargıtay'dan onanarak kesinleşmesi nedeniyle yapılan bilirkişi incelemesine göre 5 yıllık zama- naşımı süresi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlave tediye ve TİS'den doğan alacakların faiz başlangıcı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut olayda, mahkemece, davacının ilave tediye ve Toplu İş Sözleşmesinden doğan alacak taleplerinin kabulüne, ilave tediye farkı ve TİS'den doğan tüm alaca- ğının dava tarihi olan 1.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Ancak, ilave tediye ala- caklarının, ödenme zamanı Bakanlar Kurulu tarafından belirlenmekte, buna ilişkin karar yayınlanmaktadır. Mahkemece, ilgili Bakanlar Kurulu karan getirtilerek, kararda belirtilen tarihlerden itibaren, davalı işverenin ayrıca temerrüde düşürülme- sine gerek kalmadan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gereklidir. TİS'den doğan alacaklar yönünden de TİS'de belirlenen oranlarda ve tarihler- den itibaren faizin başlatılması ve temerrüt olgusunun burada da aranmaması ge- rekmektedir. Buna rağmen mahkemece, dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. 3. Davacı vekili, malı.kemece hüküm altına alınan yıpranma payı alacağından indirim yapılması hususuna itiraz etmiştir. Her ne kadar yerleşmiş yargı kararların- da, yıpranma payının hüküm altına alınması sırasında, takdiri indirim yapılması ilke haline gelmiş ise de, somut olayda 2011-2013 dönemini kapsayan TİS'e dava konu- su talepler konusunda hüküm koyan ve dava açsın ya da açmasın tüın işçilere hakla- rını ödeyen işveren, yıpranma primini hiçbir indirim yapmadan ödemiştir. Bu du- rumda, mahkemede hakkını arayan davacının, yıpranma primi indirimi alacağının indirim yapılarak hüküm altına alınması nedeniyle eşitlik ilkesine aykırı olacak şekilde, alacağını eksik almasına sebebiyet verilmiş ve mahkemede hakkını arayan işçi cezalandırılmış olmaktadır. Yıpranma primi alacağının takdiri indirim yapılma- dan hüküm altına alınması hakkaniyete uygun düşecektir. 4. Taraflar arasında davacının işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğ- ramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Zamanaşımı, alacak hakkının bir süre kullanılmaması yüzünden dava edile- bilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip, sadece ona-eksik borç- haline dönüş- türür ve alacağın dava edilebilme özelliğini ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekle- şirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu 7. maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK 447. maddesiyle sözlü yargı- lama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316. ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir. Giriş Bölümü: Zamanaşımı Hakkında Genel Bilgi 23 Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşıını defi ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı HMK yüıürlükte oldu- ğu dönemde 319. maddesi hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 1.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturwna kadar zamanaşımı definin ileri sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün de- ğildir. Cevap dilekçesinde zamanaşıını defi ileri sürülmemiş ya da süresi içinde cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 sayılı HMK 141/2. maddesi uya- rınca zaınanaşıını defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. 1086 sayılı HUMK yürürlükte iken, süre geçtikten sonra yapılan zamanaşıını define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkınaımşsa (suskun kal- mışsa) zamanaşıım defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı HMK'nın uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşıını defınin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla, 1.10.2011 tarihin- den sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşıını define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşıım defi dikkate alınmaz. Zamanaşımı definin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de müm- kün ise de, bu itirazın yasal süresi içinde yapılması ve yasada belirlenen ıslah harcı- nı yatırması zorunludur. Somut olayda, davalı 24.8.2013 tarihinde cevap dilekçesini ıslah ettiğini bildi- rerek ilk cevap dilekçesinde ileri sürmediği zaınanaşıını defıni ileri sürmüştür. An- cak ıslah dilekçesi için harç yatırılmadığından yapılan ıslah geçersizdir. Bozmadan sonra ıslah yapılamayacağından bu aşamadan sonra ıslah harcının yatırılması da sonuca etkili olmayacaktır. Mahkemece usulüne uygun şekilde yapılmayan bu za- manaşıını savunmasına değer verilerek, bilirkişinin yaptığı hesaplamayı kabul ede- rek hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır... " gerek- çesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkeme önceki kararında direnmiştir. Direnme kararının temyiz edildiğinin anlaşılması üzerine gereği görüşüldü: KARAR: Davacı vekili, müvekkilinin Mersin il özel idaresinde kadrolu işçi olarak çalıştığını, iş yerinde daha önceleri geçici veya mevsimlik statüde çalışırken ıı.ı2..2000 tarihli Başbakanlık Genelgesi ile ve eki protokol kapsaınında 2.2.2001 tarihinde kadroya geçirildiğini, bu tarihe kadar geçmiş dönem çalışmalarına ilişkin kıdeminin kademe ve derecesine yansıtılmadığını, aynca kadroya geçmeden önceki döneme ilişkin 3 aylık ücretini ve dönemki sendika ile işveren arasında düzenlenen protokol nedeniyle alamadığını, yine kadroya geçtiği 2.2.2001 tarihinden evvel çalışmış olduğu dönemde hak ettiği yıllık izin ücretlerinin de ödenmediğini belirte- rek, intibakının yapılmasını ve bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline karar veril- mesini talep etmiştir. Alacaklarda Zamanaşımı 24 Davalı vekili, mevsimlik işçi iken daiıni işçi kadrosuna geçirilen işçilerin 26.10.2000 tarihinde almış olduğu yevmiye düşürülmeden ücret skalası karşılığı kademelerinin verildiğini, 2000 yılı kasım, aralık ve 2001 yılı ocak aylarına ilişkin ücretini alamadığı iddiasının ispat yükünün davacıda olup, iddianın dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının mevsimlik işçi olarak geçen hizmet süresinin kıdemime dahil edilmemesinin ve ücrete dayanak teşkil eden düşük derece ve kademe üzerin- den ücret ödenmesinin davacının emsal çalışanlara göre eksik ücret alması sonucu- nu doğurduğu, bu halde işverenin ücrette adalet ve eşit davranma ilkesini ihlal etti- ği, aynca davacının geçici statüde çalıştığı dönemde lehine ya da aleyhine değer- lendirme fişi tutulmaması eksiklik ise de, bunun davacıdan kaynaklanmadığı, fişle- rin tutulmasının idarenin görev ve yetkisinde olduğu, TİS 98 ve 99. maddelerine göre davacının geçici statüde çalıştığı toplam süre kıdemine eklenerek kadroya geçtikten sonra bulunması gereken derece ve kademeleri ile bu derece ve kademele- re uygun olması gereken tediye, ikramiye, yıpranma farkları, ücret farkı ve yıllık izin alacaklarının belirlendiği, davalı vekilinin cevap dilekçesini ıslah ederek zama- naşırnı defınde bulunması nedeniyle davanın HMK. 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu gözetilerek, 2011-2013 dönemine ilişkin TİS'in 17. maddesinde maddi haklara ilişkin düzenleme olması nedeniyle dava tarihinden beş yıl öncesine ilişkin taleplerin zamanaşımına uğradığı kanaatine varıl- dığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraf vekillerinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece yukarıda açıklanan ge- rekçelerle bozulmuştur. Mahkemece Özel Dairenin 2 ve 3 numaralı bentlerinde yer alan bozma neden- lerine uyulmuş, 4 numaralı bentte yer alan bozma nedenine ise 6100 sayılı HMK, Harçlar Kanunun ile bağlı tarifede cevap dilekçesinin ıslahında harç alınacağına dair hüküm bulunmadığı gerekçesiyle direnmiştir. Direnme kararını taraf vekilleri temyiz etmiştir. Direnme yolu ile HGK önüne gelen uyuşmazlık; davalının cevap dilekçesin- de ileri sürmediği zamanaşımı defini, cevap dilekçesini ıslah ederek ileri sür- düğü somut olayda, cevap dilekçesinin ıslahının geçerli olması için harç yah- rılmasının gerekip gerekmediği, burada varılacak sonuca göre zamanaşımı definin dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır. .. .Kavram olarak ıslah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin ta- mamen veya kısmen düzeltilmesine denir. Islah, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır.... Islah işleminin ne şekilde yapılacağı 6100 sayılı HMK. 177. maddesinin 2. fık- rasında düzenlenmiştir. Buna göre ıslah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Görül- düğü üzere ıslah işleminin gerçekleştirilmesi için HMK. da herhangi bir şart öngö- rülmemiş, ıslahın sözlü veya yazılı yapılabileceğihüküm altına alınmıştır. Giriş Bölümü: Zamanaşımı Hakkında Genel Bilgi 25 1 ı.. !, ' 6100 sayılı HMK da başka bir şart yer almamak.la birlikte, ıslahın harca tabi olup olmadığı hususu ayrıca değerlendirilmelidir. Anayasanın -vergi ödevi- başlıklı 73/3. madde fıkrasında "vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır" hükmü öngörülmüştür. Yasal dayanağını Anayasanın 73/3. fıkrasından alan harçlar 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenmiştir. 492 sayılı Kanunun yargı harçlarının düzenlendiği birinci kısmında yer alan 2. maddesinin birinci fıkrasına göre de, yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir. Buna göre bir davada alınacak olan yargı harçlarının neler olduğu ve hangi oranda alınacakları 492 sayılı Harçlar Kanunun ile bu kanuna ekli (1) sayılı tarifede gösterilmiştir. Uygulamada ıslah işlemi büyük oranda davacı tarafından istem sonucu arttırılmak şeklinde gerçekleştirilmektedir. Islah suretiyle istem sonucunun arttırılması ise, 492 sayılı Kanunun ekli (1) sayılı tarifenin karar ve ilam har- cına ilişkin (111) numaralı ayırımı ile 492 sayılı kanunun 27. ve 28. maddeleri gereğince, konusu belli bir değere ilişkin olmayan davalarda maktu harca, konusu belli bir değere ilişkin davalarda ise nispi harca tabidir. Ancak burada dik.kat edilmesi gereken husus, ıslahın harca tabi alınası nedeniyle değil, istem so- nucunu arttırmasının harca tabi olması nedeniyle harç yatırma zorunluluğunun bu- lunmasıdır. Bu itibarla, yapılan ıslaha rağmen, dava konusunun miktarı artmamışsa, harç yatırılması gerekmemektedir (E. Yılmaz, Medeni Hukuk Hukukunda Islah, 1913 s. 536) Bu noktada ifade etmek gerekir ki, gerek 492 sayılı Kanunda gerekse bu kanu- na ekli (1) sayılı tarifede ıslah işleminin ve cevap dilekçesinin ıslahının harca tabi olduğuna dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Vergi, resim, harç ve ben- zeri mali yükümlülüklerin ancak kanunla öngöıülebileceği hususu gözetildiğinde, cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle zarnanaşımı defini ileri sürmenin harca tabi bir işlem olmadığı tartışmasızdır. Yapılan açık.lamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davalı vekili kanuni süresi içerisinde vermiş olduğu cevap dilekçesi ile davaya karşı zama- naşımı defini ileri sürmemiş ancak daha sonra vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile cevabını ıslah ederek zamanaşımı defini ileri sürmüştür. Mahkemece davalının ıslahı geçerli kabul edilerek zamanaşımı defi dikkate alınmış, Özel Dairece maktu harç yatırılmadığından ıslahın geçersiz olduğu ve zamanaşımı definin dikkate alı- namayacağı gerekçesiyle karar bozulmuştur. Ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, ilgili mevzuatta cevap dilekçesinin ıslahı- nın harca tabi olduğuna dair bir düzenleme bulunmadığından, mahkemece davalı vekili tarafından süresinde verilen cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle ileri sürülen zamanaşımı define değer verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Alacaklarda Zamanaşımı 26 Diğer taraftan, somut olayda cevap dilekçesinin ıslahı sonucunda geçersiz hale gelen bir işlem söz konusu olmadığından ve ayrıca karşı taraf ıslah sonucunda bir zarara uğradığını da ileri sürmediğinden, 6100 sayılı HMK 178. maddesinin 1. fık- rasında yer alan "Islah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hale gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hakimin takdir edeceği teminatı, bir hafta içinde, mahkeme vezne- sine yatırmak zorundadır. Aksi halde, ıslah yapılmamış sayılır" düzenlemesinin uygulanması da olanaklı değildir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararı yerindedir. Ne var ki taraf vekillerinin uyulan bozma nedenlerine ilişkin temyiz itirazlarına yönelik temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir. "HGK 2.4.2019-7/2164-393 6. Hangi Tür Sorumlulukta Birden Fazla Borçlu Davalının Zamanaşımı Definden Diğerleri Yararlanır? Bir başka deyişle ıslaha karşı davalılardan birinin süresinde yaptığı za- manaşımı savunmasından diğer davalılar sirayet yoluyla faydalanırlar Bir davada davacının ıslah dilekçesi müşterek ve müteselsil sorumlu davalılara tebliğ edildiğinde davalılardan birinin ıslaha karşı zamanaşımı savunmasın- da bulunması halinde diğer davalılarda bundan yararlanırlar. Konuya ilişkin Yargıtay kararından yapılan benzer alıntı şudur: "Davalılar müşterek ve mü- teselsil sorumlu tutulduk.lan için bu davalılardan birinin süresinde zamana- şunı savunması yaptığı tespit edilir ise, her üç davalıdan da ıslaha karşı za- manaşımı savunmasından faydalanacağı göz önüne alınmalıdır" 9. HD 12.12.2019-10164/22268 Aksi görüşün daha isabetli olduğunu düşünmekteyiz. 17. HD 11.2.2014- 1335/1535 sayılı kararına göre; TBK 155. maddesi gereğince "müteselsil borçlulardan birine karşı kesilen zamanaşımı diğerleri yönünden de kesilmiş olur.. Ancak zamanaşımı defi müteselsil sorumlular için bir ortak savunma değildir. Zamanaşımı definden yalnızca defi ileri süren yararlanır. Bu nedenle davalı Y.in zamanaşımı definde bulunması diğer davalıların da bu savunma- dan yararlandırılmasını gerektirmez. Davalılar Şile G. Sigorta A.Ş'nin zama- naşımı savunması yokken bu davalılar hakkındaki davanın da zamanaşımı sebebiyle reddi doğru görülmemiştir. Hüküm bu yönüyle bozulmalıdır." 7. TBK Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun İlgili Hükümleri -Geçmişe etkili olmama kuralı Madde 1- (1) Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten ön· ceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup . olmadıklarına ve .... Giriş Bölümü: Zamanaşımı Hakkında Genel Bilgi 27 sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş- se, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanu- nunun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak ger- çekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümle- rine tabidir. -Geçmişe etkili olma Madde 2- (1) Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır. İçeriği kanunla belirlenen işlem ve ilişkiler Madde 3- (1) Türk Borçlar Kanunu hükümleri, yürürlüğe girdiği tarih- ten başlayarak, daha önce gerçekleşmiş olsalar bile, içerikleri tarafların ira- deleri gözetilmeksizin doğrudan doğruya kanunla belirlenmiş işlem ve ilişki- lere uygulanır. -Kazanılmış haklar Madde 4- (1) Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunun hükümleri uygulanır. -Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri Madde 5- (1) Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur. (2) Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşı- mı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, Türk Borç- lar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz. Alacaklarda Zamanaşım, 28 Yargıtay Kararlan TSK yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreler; yönünden yeni kanunun değil, eski kanunun uygulanacağı " ... Dava, taraflar arasında imzalanan 1.1.201O tarihli sözleşmede davalının üst. lenmiş olduğu, davacıya ait çimento ham maddesini depolama borcunu gereği gibi ifa etmemiş olması nedeniyle oluşan zararın davalıdan tahsiline ilişkindir. Bu konuda öncelikle mülga 818 s. BK'nın konuya ilişkin zamanaşımını düzen. leyen hükümlerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır. 818 s. BK 60. maddesinde ...şeklinde hüküm içermektedir. Somut olayda, sevkiyatta iddia edilen ayıp, 2000 yılı içinde vuku bulmasına karşın davalının tazminata konu bu olaydan işbu davanın açılmasıyla haberdar ol- duğu anlaşılmaktadır. 6098 s. TBK 1.7.2012 de yürürlüğe girmiştir. Rücuya dayalı tazminat istemle- rinde zaınanaşımıru düzenleyen TBK 73. maddesi 818 sayılı BK de bulunmamakta- dır. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekline ilişkin kanunun 5. mad- desine göre, TBK'nın yürürlüğünden önce başlayan ve dolan zamanaşımı süreleri yönünden yeni kanun 6098 s. TBK uygulanmaz. 818 s. BK'da zararın ödenme tari- hine göre zarar sorumlusuna rücuya ilişkin zamanaşımını düzenleyen bir hüküm bulunmadığından, tazminat istemi gerek 818 s. BK 60. maddesi gerekse genel za. manaşırnı süresini düzenleyen BK 125. maddesine göre zamanaşımı süresi 10 yıl- dır. Yukarıdaki açıklamalar uyarınca, tazminat istemine dayanak yapılan Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.3.2011-56/113 s. kararından sonra davacının 10.12.2012 tarihinde dava dışı... ve Dış Ticaret A.Ş'ye ödemede bulunduğu, zara- rın 2000 yılında davalı tarafından dökme kliniklerin depolanmasından kaynaklandı- ğının iddia edildiği, davanın 6.5.2013 tarihinde açıldığı, dava tarihi ile tazminata konu zararın vuku bulma tarihi arasında zamanaşımını kesen herhangi bir hukuki olay da iddia ve ispat edilemediğine göre, davanın zamanaşımına uğradığı anlaşıl- mış olup, davanın bu nedenle reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." 23. HD 21.11.2019-7012/4852 -Diğer süreler Madde 6- (1) Bu Karnımın 5 inci maddesi, uygun düştüğü ölçüde, Türk Borçlar Kanununda öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır. -- Birinci Bölüm TÜRK BORÇLAR KANUNUNDA ZAMANAŞIMI SÜRELER 1. ON YILLIK ZAMANAŞIMI İlgili Madde Madde 146-Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Madde 125-Bu kamında başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruruzamana tabidir. Açıklama ı. Alacağın Tabi Olduğu Zamanaşımı Süresinde Kural Kanunda istisna yoksa her alacak 1O yıllık zamanaşımına tabidir. Eş de- yişle kanunda ayn bir süre öngörülmüşse zamanaşımı yönüyle o sürelerin esas alınması zorunludur. TBK m. 146 (BK m. 125) hükmüyle kanun koyu- cu, alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresini düzenlemiş olup, ancak aksine bir yasal düzenleme olmayan hallerde on yıllık sürenin uygulanması gerektiği öngörülmüştür. TBK m. 146 de zamanaşımının kapsamı ve süresiyle ilgili genel bir hü- küm öngörülmüştür. Ne var ki Kanun hangi hakların zamanaşımına uğraya- cağı, hangi hakların uğramayacağı yönünde belirli bir sistem halinde düzen- lenmiş değildir mevcut mevzuata göre borçlar, ticaret, eşya ve kamu huku- kundan kaynaklanmış olsun bütün alacaklar zamanaşımına tabidir. Kökleşen yargı kararları doğrultusunda; mülkiyet hakkına ilişkin uyuşmazlıklarda, dava zamanaşımının söz konusu olmaması kuraldır. HGK l .6.1988-1/805- 445; muvazaada zamanaşımı söz konusu olmaz. HGK 22.6.1983-1/497-719. Öte yandan bazı durumlarda zamanaşımı işlemez. Örneğin; "rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra alacak için.zamanaşımı işlemez. TMK m. Alacaklarda Zamanaşımı 30 864; "TBK m. 153 de yer alan zamanaşımını durduran sebeplerin varlığı halinde zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur. Borçlu hakkında aciz vesikası alınmış olması durumunda; "bu borç, borçluya karş1, aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi y1l geçme- siyle zamanaş1mına uğrar. Borçlunun mirasçıları, mirasın açılmasından itibaren bir sene içinde alacaklı hakkını aramamışsa, borcun zamanaşımına uğradığmı ileri sürebilirler. ÜK m. 143/6 2. On Yıllık Süreye Tabi Olan Davalar Kanunlarımızda yer alan aşağıdaki davaların on yıllık süreye tabi oldu- ğu Yargı kararlarında ifade edilmiştir. - Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlara karşı açılacak davalar Aksine özel bir yasa hükmü ile düzenleme öngörülmediğinden, tapu si- cilinin tutulmasından doğan zararlardan dolayı açılacak davalar gelen zama- naşırm süresine tabidir. Bu nedenle TBKK m. 146 uyarınca bu zarar alaca- ğının 10 yıllık süreye tabi olduğu yargı kararlarında ifade olunmuştur. (20. HD 15.1.2020-7119/96 sayılı karar için aşağıdaki içtihatlar bölümüne bkz) Tapu kaydının iptalinden kaynaklı tazminat davalarında zararın mülkiyetin kaybedildiği tarih olan mahkeme kararının kesinleştiği günde doğmuş olduğu göz önünde bulundurulmalı ve değer tespiti de dava gününde değil, kararın kesinleştiği tarih esas alınarak belirlenmelidir. 20. HD 27.6.2016-2462/7491 Hazinenin kusurlu memura karşı açacağı rücu davasın da TBK m. 146 hükmündeki zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Sürenin başlangıcı hazine- nin zarar görene yaptığı ödeme tarihidir. Rücu davalarında hazinenin ödedi- ği tazminat+yürütülen faiz+yargılama giderleri toplamı olarak kusurlu me- murdan rücu bedelinin istenmesi söz konusudur. - Tapulu taşınmazın harici satışından kaynaklı alacağın iadesi davası Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadı- ğından, hukuken geçersizdir. O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Ne var ki taraflar arasında hari- ci de olsa bir sözleşme olduğundan dava 6098 s. TBK ·ı46. maddesine göre 1O yıllık genel zamanaşımına tabidir�Böyle bir durumda, zamanaşımı süresi borcun muaccel olması ya da ifanın imkansız hale geldiği tarihte başlar. • Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 31 Zilyetlik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeye başlamaz. 3. HD 28.11.2019-645/9499 sayılı kararda bu türlü göıüş belirtilmiştir. (Karar için aşağıdaki içtihatlar bölüınüne bkz) Geçerli tapulu taşınnıaz satışından kaynaklanan alacaklar da TBK m. 146 uyarınca on yıllık zaınanaşımına tabidir. Sebepsiz zenginleşme hüküm- lerinin uygulanmayacağı Yargıtay 13. HD 13.6.2019-9436/7157 sayılı kara- rında belirtilmiştir. (Karar için aşağıdaki içtihatlar bölümüne bkz) - Taşınmaz satış vaadi söz/eşmesinden doğan davalar Özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden TBK 146 hükmü gere- ğince 1O yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Ve bu süre sözleşmede ifa ola- nağının doğmasıyla işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, söz- leşmeyle veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye taşınmaz vaat alacaklısı- na teslim edilmişse (zilyetliği aktarılmışsa) on yıllık zamanaşımı süresi geç- tilcten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması TMK 2. maddede yer alan "düıüst davranma kuralı" ile bağdaşmayacağından dinlenmez. 14. HD 18.2.2011-12314/2047 s. kararı bu yöndedir. Satış bedelinin vaat alacaklısı tarafından geri istenmesi de 1O yıllık sü- reye tabidir. Bu durumda süre, vaat borçlusu satıcının ferağdan kaçındığı tarihten başlar. Hatta geçerli olmayan satış vaadinden dönülmesi sebebiyle verilen paranın tahsili hakkındaki davalarda zamanaşımı, İBK 30.4.1940- 41/47 uyarınca BK m. 125 (TBK m. 146) göre on yıldır. Ne var ki irade fesadına dayalı olarak örneğin hile yapıldığı belirtilerek satış vaadi sözleşmesinin feshi davası TBK m. 39 (BK m. 31) hükmüne göre bir yıllık süreye tabidir. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmaz ortakları arasındaki satış vaadi söz- leşmelerinde aynca zilyetliğin devri gerekmediğinden, tapu iptal ve tescil taleplerinde on yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaz. Vaat borçlusunun za- manaşımı savunmasında bulunması "düıüst davranma kuralı" ile bağdaşma- yacağından dinlenmez. 14. HD 17.5.2007-5522/6171 - İrtifak hakkı tesisine ilişkin sözleşmeden doğan alacağın tahsili davası Taraflar arasındaki uyuşmazlık, irtifak hakkı tesisine ilişkin sözleşme- den kaynaklandığı takdirde, TBK 146 (BK m. 125) uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir. Konuya dair Yargıtay 13. HD 21.1.2020-6340/425 sayılı kararında bu şekilde ifade olunmuştur. (Karar için aşağıdaki içti- hatlar bölümüne bkz) --- 32 Alacaklarda Zamanaşırnı - TMK'da yer alan mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalar Her ne kadar TMK m. 178 hükmünde; "Evliliğin boşanma sebebiyle so- na ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar" denilmekte ise de, YHGK 17.4.2013-8/375-520 karan uyarınca edinilmiş mala katılma rejiminin bo- şanmayla sona ermesi durumunda da davanın TBK m. 146 uyarınca 1O yıllık süreye tabi olduğu 8. HD 11.2.2020-11087/1161 sayılı kararında belirtilmiş- tir. (Karar için aşağıdaki içtihatlar bölümüne bkz) Mal rejiminin tasfiyesi ile bağlantılı olarak yabancı mahkemelerce veri- len kararlara dair taleplerde uygulanacak olan 1O yıllık zamanaşımı süresinin tanıma tenfiz kararının kesinleşmesinden itibaren işletilmesinin gerektiği 8. HD 7.3.2019-10223/2384 s. kararında ifade edilmiştir. (Karar için aşağıdaki içtihatlar bölümüne bkz) - İşçinin kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin davalar TBK m. 146 (BK m. 125) uyarınca 1O yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Öte yandan tazminat niteliğinde olmaları sebebi ile sendikal tazminat, kötü niyet tazminatı, işe başlatmama tazminatı, 4857 sayılı İşK 5. maddesindeki eşit işlem borcuna aykırılık sebebiyle tazminat, 26/2. maddedeki maddi ve manevi tazmi- nat, 28. maddedeki belgenin zamanında verilmemesinden kaynaklanan tazmi- nat, 31/son maddesi uyarınca askerlik sonrası işe almama nedeni ile öngörülen tazminat istekleri 1O yıllık zamanaşımına tabi olduğu, keza işçinin işverene zarar vermesi halinde işverenin zararının tazmini amacı ile açacağı davanın da TBK m. 146 uyarınca 1O yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, keza yıllık izin ücreti iş sözleşmesinin feshi ile muaccel olup dönemsel bir nitelik taşımadığın- dan yine TBK m. 146 uyarınca 1O yıllık genel zamanaşımına tabi bulunduğu hususu 22. HD 20.5.2019-16130/11148 sayılı kararında vurgulanmıştır. (Karar için aşağıda İçtihatlar bölümüne bkz). Anılan kararda 8. HD, 1O yıllık zamana- şımı süresinin yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarihten başlatılmasına yönelik önceki uygulamasından vazgeçerek, tanıma ve tenfız kararının kesin- leşmesinden itibaren işletilmesini kabul ve ifade edilmiştir. - Ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesinden kaynaklanan tazminat alacağı 6098 s. TBK 146. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımı süresine tabi- dir. Bu zamanaşımı süresi TBK m. 149 a g9re alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. - Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 33 Bakım borçlusu tarafından bakım alacaklısının taahhüt ettiği taşınmazın tapusw1un iptali ve tescili istemi de lıer dava gibi zamanaşımına tabidir. An- cak taşınmaz bakım alacaklısı tarafından sağlığında fiilen teslim edilmişse, bakım alacaklısının mirasçılarının ileri sürdüğü defi iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağının göz önünde tutulması GEREĞİ Yargıtay kararında vur- gulanmıştır: "davacı, ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi uyarınca kendisine teslim edilen taşınmazın iptalini ve tescilini istemiştir. 44 parsel sayılı taşımnaz usulünce noterden düzenlenen sözleşmeyle davacıya teslim edilmiş, davacı da edimini yerine getirerek babasını bakmıştır. Sözleşmenin geçerlidir. Ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi edimini yerine getiren tarafa bir şahsi hak verir. He şahsi hak gibi bu sözleşmelere göre açılan tes- cil davaları da zamanaşımına tabidir. Yalnız taşınmaz bakım alacaklısı tara- fından bakım borçlusu oğluna teslim edilmiş bulunmaktadır. Teslim vaki olduğuna göre, bakım alacaklısının ölümü üzerine mirasçılarının ileri sürdü- ğü zamanaşımı savunması iyi niyet ile bağdaşmayacağından mahkemece bu savunmanın nazarı itibara alınmaması gerekirken, zamanaşımı savunmasına değer verilerek davanın bu yönden reddi doğru görülmemiştir" 14. HD 27.1O.1992-7352/9253 - İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davası Sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı süresi TBK m. 146 (BK m. 125) uyarınca 10 yıldır. Bu sürenin başlangıcı vücut bütünlüğü- nün ihlalinden doğan zarar, bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Yani bedensel zararın gelişim, göster- diği durumlarda zamanaşımının başlangıç olarak hastalık seyrinin tamam- landığı tarihin esas alınması gerekir. Zamanaşımının başlangıcı failin ve zararın öğrenildiği tarihtir. Olayda değişen ve gelişen bir durum söz konusu ise (örneğin görme kaybı oranının zamanla artıp görmenin kesinlikle kaybı gibi) hastalık seyrinin tamamlandığı tarih esas alınmak gerektiği yönünde 21. HD 9.12.2019-6288/7556 sayılı kararında ifade edilmiştir. Ne var ki dava konusu iş kazasında davacının iş göremezliği bakımın- dan değişen ve gelişen bir durum yoksa olayla birlikte zararın öğrenildiği ve zamanaşımının başlangıç tarihinin olay tarihi olduğu kabul edilmelidir. (21. HD 26.12.2019-2622/8116 s. kararına bkz) Bu kararda hizmet sözleşmesi ile iş kazasında işverenin yasal sorumluluğunun niteliğine dair açıklamalar bu- lunmaktadır. Alacaklarda Zamanaşu,. 34 - Tahliye tarihinden sonra ödenmiş kira bedelinin istirdadı l Şeklindeki alacak talepleri 1O yıllık zamanaşımına tabidir. TBK m. 141 ı de yer alan "kira bedeli" istemlerinden kaynaklanan ve 5 yıllık süreye tabi l olan alacaklarla "ödenmiş kira bedelinin geri alınması" talepleri birbirinden farklıdır. Yargıtay 3. HD 30.10.2019-3519/7454 sayılı karan için aşağıdaki içtihatlar bölümüne bkz. - Üretimden kaynaklı gizli ayıp dolayısıyla açılan davalar Davalı satıcı zamanaşımından yararlanamaz. Bir diğer deyişle 4077 sa. yılı TKHK'nın tüketicinin ayıp nedeniyle sahip olduğu seçimlik haklara ilişkin zamanaşımı süresinin anılan kanunun 4/4. maddesine tabidir. Madde fıkrası şöyledir: "Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemiş/erse, ayıplı maldan sorumlu- luk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihin- den itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zarardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusunı veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanamaz Konuya iliş- kin HGK 23.5.2019-13/563-605 sayılı karan için aşağıdaki içtihatlar bölü- müne bkz. - Kullanma ödüncüne dayalı sözleşme ilişkisinden doğan alacak Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kullanma ödüncüne dayalı sözleşme ilişkisi olduğu için alacak TBK. 146 uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Konuyu açıklayan 19. HD 4.7.2018-13551/3743 s. kararın son bö- lümü şöyledir: "Birleştirilen davada davacı vekilinin zamanaşımına dair karar düzeltme isteminin kabulü ile, .. 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2005/84-872 s. kararında belirtildiği üzere davaya konu kredinin ... A.Ş den davacı tarafından alındığı, davacı... Mitaş A.Ş yetkilisinin talimatıyla diğer davalı ..şirketinin banka hesaplarına aktarıldığı, dolayısıyla davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kullanma ödüncüne dayalı sözleşme ilişkisi ol· duğu ve BK 125 maddesi (6098 s. TBK 146) uyarınca bu alacak on yıllık zamanaşımına tabi olup, mahkemece bu zamanaşımı süresi dikkate alınmak· ı sızın olayda uygulanma olanağı olmayan BK 73. maddesinde öngörülen 2 yıl1ık zamanaşımı süresi dikkate alınarak karar verilmesi doğru görülmemiş, - Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 35 bu sebeplerle Dairemizin 16.6.2010-4261/7580 s. bozma ilaırunın kaldırıla- rak davacının birleşen dosyaya yönelik zamanaşımı itirazlarının kabulüyle hükmün yukandaki gerekçeyle bozulması gerekmiştir." 3. Kuralın İstisnaları Bu istisnaların genelde "diğer" kanunlarda olduğu görülmektedir. • 4721 s. TMK m. 864. maddede öngörülen alacağın taşınmaz rehnine bağlınmış olması halinde; bu rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra alacak için zamanaşımz işlemez" • Borçlu hakkında aciz vesikası alınmış olması halinde bu borç, borçluya karşı, aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Borçlunun mirasçıları, mirasın açılmasından itiba- ren bir sene içinde alacaklı hakkını aramamışsa, borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilirler. İİK m. 143/6. • 6098 sayılı TBK m. 153 de yer alan durumlarda zamanaşımı işlemeye başlamaz. Yargıtay Kararları Edinilmiş mallara katılma rejiminin boşanmayla sona ermesi durumunda TMK 178 de yazılı 1 yıllık zamanaşımı süresine değil, TSK m. 146 da yer alan 10 yıllık zamanaşımı süre- si ne tabidir. TMK m. 178 salt boşanmanın fer'i niteliğindeki tazminat (m. 174) ve nafakayı (m. 175) kapsayan bir hükümdür. "Davacı..., evlilik birliği içinde davalı erkek adına edinilen iki adet taşınmaz bulunduğunu açıklayarak, mal rejiminin tasfiyesi ve tespit edilecek alacağın faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, dava değeri fazlaya dair haklan saklı kalmak kaydıy- la 6.500 TL. olarak bildirilmiştir. Davalı .... vekili, 1 yıllık zaınanaşımı süresinin dolduğunu, dava konusu ta- şınmazların edinilmesinde davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taraflar arasındaki boşanma davasının 7.2.2008 tarihinde açıldığı, 12.2.2013 tarihinde boşanma kararının kesinleştiği, talebe konu mal varlıklarının taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 2008 yılında satın alındığı, sürenin TMK hükümlerine göre belirleneceği, davalı vekilince cevap dilekçesinde, süresi içinde zamanaşımı defin de bulunulduğu, TMK 178. madde- sinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresinin davanın açıldığı 6.3.2015 tarihi ile dolmuş olduğu gerekçesiyle, davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir. Alacaklarda Zamanaşımı 36 4721 sayılı TMK. Da mal rejiminin tasfiyesi davaları için herhangi bir zamana- ŞllID süresi düzenlemesi getirilmemiştir. Bu durwnda TMK 5. maddesi yollamasıyla 6098 sayılı TBK uygulanmalıdır. Zira; TBK 646. maddesine göre Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir. Buna göre, TBK 146. mad- dede yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresi mal rejiminin tasfiyesi davalarında da uygulanmalıdır. Nitekim YHGK 17.4.2013 -8/375-520 sayılı kararı ve Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. Her ne kadar Dairemiz önceki uygulamalarında, edinilmiş mallara katılına rejiminin boşanmayla soma ermesi durumunda, TMK 178. maddedeki 1 yıllık zamanaşımı süresini kabul ehniş ise de; YHGK'nın yukarıda açıklanan karan doğrultusunda görüş değişikliğine gidilıniştir. TBK 149/1. maddesine göre, alacağın muaccel olmasıyla zamanaşırnı işlemeye başlar. Aynı kanunun 153/3. maddesine göre de, evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacaklan için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa da durur. Somut uyuşmazlık incelendiğinde taraflar, 1972 yılında evlenmiş olup, 2.3.201O tarihinde açılan birleşen boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 12.2.2013 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. İş bu temyize konu dava ise 6.3.2015 tarihinde açılmıştır. Mahkemece, boşanma kararının kesinleştiği 12.2.2013 tarihinden başlayan 1O yıllık zaınanaşımı süresi temyize konu davanın açıldığı tarihe kadar henüz dolmadığından, davanın kaldığı yerden devamı ve uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar ve- rilmesi doğru değildir. Hükmün bozulmasına" 8. HD 11.2.2020-11087/1161 --♦-- Not: Kararda dayanak yapılan HGK Kararı-"... Hukuk Genel Kurulunca ince- lenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, katkı payı ve kahlma alacağı istemine ilişkindir. Direnme yoluyla HGK önüne gelen uyuşmazlık; 4721 sayılı TMK'nın yürür· lüğünden sonra edinilen mallar konusunda, evlilik birliğinin boşanma ile sonuçlan· ması halinde, eşler arasında katılma alacağına ilişkin davalarda zamanaşımı süresi• nin TMK 178. maddesi uyarınca 1 yıl mı, yoksa aynı kanunun 5. maddesi yollaması ile TBK I46. (BK 125) uyannca 1O yıl mı olduğu; varılacak sonuca göre ıslah edi- len lasmın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkeme ilk karar gerekçesinde; zamanaşımı savunmasını ret ederken, uygu· ]anacak süresi tartışması yanında, katılma alacağı davalarının esasen "belirsiz ala· cak" davalan olduğunu ve zamanaşııru savunmasının bu nedenle de kabul edilme· diğini belirtmiş ve Özel Dairece bu hususun tartışılmamış, uygulanacak zamanaşırnı hükmU (TMK m. 178) yönüyle mesele ele alınmış ve salt bu nedene hasren bozma yapılm1ş olması karşısında, yerel mahkemenin terditli olarak; gerek uygulanacak zamanaşımı süresi itibariyle, gerekse davanın belirsiz alacak davası olduğundan Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 37 bahisle direnmesinin "yeni hüküm" niteliğinde olup olmadığı ön sorun olarak tartı- şılmış ve oyçokluğu ile ön sorun olmadığı kabul edilerek işin esasının incelenmesi- ne geçilmiştir. İşin esasının incelenmesinde; uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden uygulana- cak mal rejiminin niteliği yerel mahkeme ile Özel Daire arasında çekişmeli değildir. Çekişme; eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mala ilişkin katılma alacağı yönünden uygulanacak zamana- şınıı süresi konusundadır. Taraflar arasında bir sözleşme bulunmaması nedeniyle, Kanuna göre belirlene- cek olan; kanundaki düzenleme şekliyle "artık değere katılma" alacağı olarak ifade edilen ve uygulama ile öğretide "katılma alacağı" olarak adlandırılan eşler arasın- daki bu alacak 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı TMK ile kabul edilen "edinilmiş mallara katılma" rejimine ilişkin bir kavram olup, TMK 231. maddesin- de düzenlenmiştir. Alacağın açıklanan bu niteliğine göre, yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlığa dönülecek olw-sa; 4721 sayılı TMK. Ya bakıldığında, yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilıniş mallara katılma rejiminde, katılına alacağına özgü olarak bir zamanaşıını süresi öngörülmemiştir. Bu nedenle edinilmiş mallara katıl- ma rejiıninden doğan katılma alacağına uygulanacak zamanaşıını konusu taıtışma- lara neden olmuştw-. HGK görüşmeleri sırasında azınlıkta kalan bir kısım üyeler TMK m. 178 deki zamanaşıını süresinin bu davada uygulanması gerektiğini belirt- miş iseler de, bu görüş kw-ul çoğunluğunca kabul edilmemiştir. Katılma alacağının niteliği itibariyle, eşler arasında bir alacak olduğu ve dola- yısıyla boşanmanın bir fer'i olmadığı; evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan bir dava da olmadığı, kaldı ki edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinin boşanmanın değil, mal rejiminin sona ermesinin bir sonucu olduğu kabul edilmek- tedir. Zira boşanmanın fer'ileri; boşanma davası ile birlikte veya ayrı olarak açılan maddi-manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) ve nafaka (TMK m. 175) gibi hususlar- dır. Belirtmek gerekir ki; TMK l 78'in salt boşanmanın fer'i niteliğindeki tazminat ve nafakayı kapsadığı madde gerekçesinde açıkça vw-gulanmıştır. Boşanma olgusu; salt mal rejiminin sona ermesini, dolayısıyla katılına alacağı gibi taleplerin gündeme gelmesini sağlayan harici bir olgudw-. Ancak ifade etmek gerekir ki; katılma alacağını gündeme getiren; eş deyişle katılma alacağını talep edilebilir hale getiren tek harici bulgu boşanma değildir (TMK m. 225) Öğretide, mal rejimlerinden doğan davaların boşanmanın fer'i olmadığı kabul edilmekle birlikte; mal rejiminin tasfiyesinin aile hukukunun bir parçası olduğu, bu nedenle katılma alacağı davalarında, zamanaşıını süresinin TMK 178. ye göre belir- lenmesinin isabetli olacağı da savunulmaktadır. (Bu düşünce tarzının, esasen bir kıyas olmayıp, genişletici bir yorum olduğu ileri sürülse de, maddenin kanun siste- matiği içinde bulunduğu yer nazara alındığında, bu fikir zamanaşıınında kıyas yasa- ğına takılacaktır. - 38 Alacaklarda Zamanaş,°' TMK sistematiği incelendiğinde; 178. maddenin, kanunun ikinci kitap,birinci kısım, ikinci bölüm-boşanma- düzenlemesi içinde "boşanmada tazminat venafaka� kenar başlığı altında yer aldığı görülür. Oysa katılma alacağı TMK ikinci kitap, birinci kısım, dördüncü bölüm-eşler arasındaki mal rejimi- düzenlemesi kapsamında (TMK m. 231 vd) yer almaktadır. Mal rejiminin boşanma dışındaki sebeplerle sona ermesi halinde, katılma ala- cağında zamanaşımı süresinin TBK 146 uyarınca 10 yıl olacağı genel kabul gören bir husustur. Özel Dairede, yukanya metni alınan karannda belirttiği üzere, mal rejiminin boşanma dışındaki hallerde; yani eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona ermiş ya da aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince mahkemece evliliğin iptaline karar verilmesi hallerinde 4721 sayılı TMK 5. madde- si yollamasıyla TBK 146. madde uyannca ıO yıllık zamanaşımı süresinin uygulana- cağı kabul edilmiştir. Mal rejiminin boşanma nedeniyle sona ermesi halindeki zamanaşımı süresini, salt TMX 178. deki "evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hak- lan" ifadesine dayandırmak kanun koyucunun amacına da uygun düşmez. Zira kamın koyucu mal rejimleri için ayn ve özel bir zamanaşımı süresi öngörmek iste- seydi, bunu aynca düzenler ve salt boşanma ile sınırlı olarak değil de mal rejiminin diğer sona erme halleri (TMK m. 225) için de öngörürdü. Şu halde katılma alaca- ğında zamanaşımı süresinin TMK 178. uyarınca belirlenmesine imkan bulun- mamaktadır. Bu durumda katılma alacağında zamanaşımı sürelerinin belirlenmesi katılma alacağının hukuki niteliğine göre belirlenecektir. Uygulanacak zamanaşımı bakı- mından da, öncelikle özel hukuktaki zamanaşımı süreleri üzerinde durmakta yarar vardır. Uygulanması ve dolayısıyla ele alınması gereken zamanaşımı ıskati (düşürücü) zamanaşımı olup, özel hukuktaki teknik anlamı ile borcu sona erdirmeyen, ancak kanunda belirlenen sürelerin geçmesi ile alacaklının alacak ve dava hakkı karşısında borçlunun geçen süreyi ileri sürerek borcu ifadan kaçınma hakkı kazanmasıdır. (HGK 5.5.2010-8/231-255). Bu niteliği ile zamanaşımı maddi hukuka ilişkin bir kurum olsa da; hem esasa, hem de usule ilişkin yönleri bulunmaktadır. Bu açıklamalar ışığında katılına alacağının niteliğine bakıldığında; katılma ala· cağmın katılma alacağının kanundan doğan bir (parasal) alacak hakkı olduğu görü· lür. Bu niteliği gereği; katılına alacağının doğumuyla bu alacak artık temlik edilebi- lir, haczedilebilir ve rehnedilebilir. Katılma alacağı kanundan doğan bir alacak ol- duğundan, TMK 5. maddesi yollamasıyla borçlar kanunu genel hükümlerinin bu alacak bakJmından da uygulanacağı açıktır. 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı TMK da, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma alacağına uygulanacak zamanaşımı süresi konusunda TMK da ayrı bir hüküm bulunmadığına ve niteliği itibariyle hakkın bir alacak bakk 1 olduğunun açık olmasına göre, olayda uygulanması gereken hükümler, TMK 5. - Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 39 madde yollaması ile TBK 146 uyarınca belirlenecektir. Anılan hükümde "kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir" düzen- lemesi yer almaktadır. Şu halde katılma alacağının zamanaşımı süresi TBK 146 (BK 125) uyarınca 1O yıl olarak uygulanmalıdır. Eldeki davada; taraflann 20.9.1990 tarihinde evlendikleri, uyuşmazlığın 1.1.2002 tarihinden sonra edinilen taşınmaz yönünden katılma alacağına (TMK m. 231) vd) ilişkin bulunduğu, 12.12.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulle sonuçlandığı ve boşanma hükmünün 13.10.2008 tarihinde kesinleşmiş bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, ıslah tarihi olan 11.10.2011 tarihi itibariyle kanunda öngörülen (TBK m. 1466; BK m. 125) on yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği kabul edilmelidir. Özel Dairenin; davacı-davalının katılına alacağına ilişkin ıslahın TMK 178. uyarınca 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğu yönündeki bozma kararına, yerel mah- kemece davanın 1O yıllık dava zamanaşımı süresine tabi olduğu şeklindeki gerekçe ile direnmesi, yerinde olup onanmalıdır. Ne var ki, Özel Dairece bozma kapsamında kalan işin esasına yönelik diğer temyiz itirazlan, hükmün zamanaşımı süresi yönünden bozulınası nedeniyle ince- lenmemiş olduğundan, diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir. "HGK 17.4.2013-8/375-520 --♦-- İş kazası sonucu maluliyet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemi-zamanaşımı definin ek davaya karşı ileri sürülmesi halinde bunun değerlendirmeye alınması gerektiği "Dava, 1.3.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremez- liğe uğrayan sigortalının ve kardeşi...'inmaddi ve manevi, diğer kardeşi...'in, anne ve babasının ise manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, sigortalı... için 414.465.00 TL maddi, 22.500.00 TL manevi, anne için 7.000.00 TL manevi, baba için 7.000.00 TL manevi, kardeş... için 500.00 TL maddi, 3000.00 TL manevi, kardeş...için 3.000.00 TL manevi tazminatın 1.3.2006 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile dava- lı... 'dan alınarak davacılara verilmesine, birleşen 2014/384 s. dosyasında; davanın kısmen kabulüne, sigortalı.. .için 118.418.59 TL maddi, 7.500.00 TL manevi tazmi- natın 1.3.2006 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiziyle davalı...Motorlu Araç- lar Makine Turizm Tic. A.Ş den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, birleşen 2018/373 s. dosyasında; davanın kısmen kabulüne, sigortalı... için 407.657.50 TL maddi tazminatın 1.3.2006 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalılar...ve... Motorlu Araçlar Makine Tic. A.Ş den müşterek müteselsil olarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar veril- miştir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı öncesinde, asıl davada davacı sigortalı yararına 414.465.07 TL maddi ve .. TL manevi, davacı kardeş K yararına 500.00 Alacaklarda Zamana,,,,_ 40 TL maddi, anne ve baba yararına ayn şekilde 7000.00 TL manevi, davacı kardeşler yararına ayn şekilde 3.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işle. yecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil tahsiline, birleŞcıı dava yönünden davacı sigortalı yararına 118.418.50 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı asıl işveren... Motorlu Araçlar AŞ den tahsiline karar verilmiştir. Davalılar vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesi sonucunda; Dairemizin 6. I 0.20 I5 tarih-1800/17822 sayılı bozma ilamı ile mahkemece verilen söz konusu kararın "davacı sigortalının %100 sürekli iş göremezlik oranındaki kontrol muayene kaydının devam edip etmediğinin, sürekli iş göremezlik oranının kesinleşip kesin. leşmediğinin araştırılarak, bu oranın kesinleşmesinden sonra tazminat istemleri hakkında bir karar verilmesi gerektiği ve asıl dosyada talep edilen maddi ve mane,; tazminatlar yönünden davalı asıl işveren ... Motorlu Araçlar A.Ş ye yönelik bir talep olmadığı halde, davacıların talebi aşılarak asıl dosyada hükmedilen maddi ve mane. vi tazminatlardan davalı asıl işverenin de sorumluluğuna karar verilmesinin doğru olmadığı" şeklinde belirtilerek bozulduğu; daha sonra yerel mahkemece bozma ilamına uyulduğu, sürekli iş göremezlik oranı kesinleştikten sonra dosyanın hesap bilirkişisine gönderildiği, hesap raporunda belirlenen maddi tazminat alacağından bakiye talebi için davacının 29.6.2018 tarihinde dava açtığı, işbu davanın eldeki dava ile birleştirildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamından, kaza tarihinin 1.3.2006, ikinci birleşen dava tarihinin 29.6.2018 olduğu, davalı tarafın ek davaya karşı zamanaşımı defi ileri sürdüğü, buna karşılık mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Zamanaşımı, alacak bak.kının belli bir süre kullanılmaması yüzünden da- va edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu - eksik bir borç- haline dönüştürür. Bu itibarla zamanaşımı savunması bir defi olup, ileri sürüldüğünde, şartları gerçekleşmişse hakkın dava edilebilme niteli- ği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. 11.01.1940-15/70 s. İBK da aynı husus "zamanaşımı defi davanın esası hakkında her türlü muameleye manidir. Bu sorun halledilmeden davanın esası incelenemez" şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut olayda davalı tarafın ek davaya karşı zama- naşımı defi ileri sürdüğü gözden kaçırılarak, bu husus hakkında bir değerlendinne ya- pılmadan davanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Mah- kemece, bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." 21 HD 4.2.2020-4228/506 --♦-- Tapu sicilinin tutulmasından doğan zarardan sorumluluk davası genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık süreye tabidir. Davacı vekili, 14.5.2008 havale tarihli dava dilekçesi ile Adana Karataş, İskele köyü 3250 parsel sayılı 66.000 m2 taşınmazın 161 m2'sinin davacı tarafından satın Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 41 alınarak adına tapuya tescil edildiğini ancak Karataş Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/312-1998/68 sayılı kararıyla tescil harici bırakılmasına karar verildiğini, TMK l 007. maddede. tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan devletin sorumlu olduğunun düzenlendiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.500 TL'nin tapu iptal kararının verilmesinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, daha sonra 27.10.2015 havale tarihli harcı alınan ıslah dilekçesiyle dava değerini 8.628.80 TL'ye yükselt- miş ve tapu iptal kararının verilmesinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiştir. Mahkemece, idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik karan ve- rilmiş ise de, davacının temyizi üzerine; Yargıtay 4 HD 15.10.2009-9571/11277 sayılı kararıyla adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle hüküm bozulmuş, bozma kararma uyulduktan sonra mahkemece davanın kısmen kabulüne, 1598.68 TL'nin tapu iptal kararının kesinleştiği tarih olan 6.4.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hük- mün davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1 HD 13.2.2012-13392/1616 sayılı kararıyla "taşınmazın niteliğinin belirlenmesi ve iptal karannın kesinleştiği tarih itibariyle değerinin hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kısmen kabulüne 5.200 TL'nin tapu iptal kararının kesinleştiği tarih olan 6.4.2001 tarihinden itibaren işle- yecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı hazine vekilinin temyizi üzerine bu kez Yargıtay 5 HD 25.3.2014- 22700/8397 s. kararıyla "Dava konusu taşınmaz mal arsa niteliğinde olup, arsaların bedelinin değerlendirme yönünden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur. Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihi olan dava tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespi- ti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranlan açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekirken, bilirkişi rapo- runda bu yönteme uyulmadan değer biçilmiştir. Bu nedenle, taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgeden, benzer yüz ölçümlü ve yakın tarihli satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak rapor alınması ve değerlendirme tarihi olan 2008 yılında dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların, ARSA Metre kare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafın- dan belirlenen emlak vergisine esas olan rn2 değerleri, ilgili belediye başkanlığı emlak vergi dairesinden istenip, dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporu da denetlenerek, sonucuna göre büküm kurulması" gereğine değinilerek büküm bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, 8.628.80 TL tazminatın tapu iptal kararının kesinleştiği tarih olan 6.4.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı hazine velince temyiz edilmiştir. Alacaklarda Zamanaşım, 42 Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 4721 s. TMK 1007. maddeye göre tazminat istemine ilişkindir. TMK 1007. maddede düzenlenen tapu sicilinin tutulmasından doğan za. rarlardan dolayı açılacak davalar için kanunda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Ancak 1098 s. TBK 146. maddesindeki, "kanunda aksine bir büküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir" şeklindeki yasal düzenlemenin bir gereği olarak uygulama ve öğretide kanunen özel bir zamanaşımı süresi öngörülmeyen alacak veya tazminat davaları 1O yıllık genel zamanaşımına tabi tutulmuştur. Bu nedenle eldeki davada tapu sicilinin hJ. tulmasından doğduğu iddia edilen zararın tazmini istendiğine ve bu alacak.fa ilgili kanunda aksine bir hüküm bulunmadığına göre, bu zarar alacağının da 6098 s. TBK 146. maddede öngörülen 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğunun kabulü gerekir. Açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; doğduğu iddia edilen zarar, Karataş Asliye Hukuk Mahkemesinin l 99O/312-1998/68 s. kararının kesin- leştiği 6.4.2001 tarihinde ortaya çıkmıştır. Eldeki dava her ne kadar bu tarihten itibaren 10 yıllık süre içinde 14.5.2008 tarihinde açılmış ise de, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 6.500 TL. üzerinden açılan davada daha sonra davacı tarafça 27.10.2015 havale tarihli dilekçeyle ıslah talebinde bulunulmuş ve dava değeri 8.628.80 TL ye yükseltilmiştir. Islah tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı sü- resi dolmuş olup, davalı hazine de ıslah dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren süresinde zamanaşımı definde bulunmuş ise de mahkemece bu du• rum göz ardı edilerek ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğrayan kısım bakımından da davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Aynca, dava dilekçesi ile 6.500 TL dava değeri üzerinden açılan eldeki dava- da, temyize konu karar öncesinde mahkemenin 14.3.2013 tarihli kararında davanın kısmen kabulüne, 5.200 TL'nin tapu iptal ve tescil kararının kesinleştiği tarih olan 6.4.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alına- rak davacıya verilmesine karar verilmiş olup, söz konusu karar davalı hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 5 HD tarafınca araştırmaya yönelik olarak bozulmuş oldu· ğundan, ilgili kararın davacı tarafça temyiz edilmemesi nedeniyle onun açısından kesinlik kazanacağı ve davalı hazine lehine talep edilebilecek tazminat miktarı ba- kımından usulü kazanılmış hak teşkil edeceği ortadadır. Mahkemece bozma karan· na uyulmasının ardından arsa niteliğindeki taşınmazın emsal metodu ile usulüne uygun olarak gerçek değeri 8.628.80 TL olarak belirlenmiş ise de, gerek yuka- rıda açıklandığı üzere ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğraması gerekse davalı hazine lehine usulü kazanılmış hak gözetilmeksizin davanın tamamı yönünden ka· bul kararı verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasını gerektirmiştir." 20 HD 15.1.2020-7119/96 --·-- Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 43 irtifaka hakkı tesisine illşkin sözleşmeden ve taahhüt senedinden kaynaklanan alaca- ğın tahsili talebi 10 yıllık zamanaşımına tabidir. " ...1. Davacının temyizi yönünden; davacı, düzenlenen taahhüt senedi ve pro- tokole göre 1999-2008 yıllan arasında yapılan bedel farkı, gecikme faizi ve bunla- rın KDV'sinin davalıdan tahsili talebi ile eldeki davayı açnuştır. Davalı ise, diğer itirazları ile birlikte zaınanaşıını ve husumet itirazlarında bulunmuş olup ve KDV talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, bozma üzerine, 1999-2004 yıllarına ilişkin taleplerin zamanaşı- mına uğradığı gerekçesi ile bu taleplerin zamanaşımından reddine, 2005-2008 yılla- rına ilişkin bedel farkı ve KDV taleplerinin ise kabulüne, 1999*2008 yıllarına iliş- kin gecikme faizi taleplerinin ise reddine karar verilmiş ise de; taraflar arasındaki uyuşmazlık, irtifak hakkı tesisine ilişkin sözleşmeden kaynaklanmakta olup, BK 125. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Mahkemece, 5 yıllık zaınanaşıınının geçerli olduğu gözetilerek verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Hal böyle olunca, mahkemece, 1O yıllık zamanaşımı süresi gözetilerek, davacının tilin alacak talepleri hakkında inceleme yapılıp, gerekirse tekrar konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden tarafların itirazlarım da karşılayacak nitelikte, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 2. Bozma nedenine göre, davacının sair, davalının tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir" 13 HD 21.1.2020-6340/425 --♦-- İş kazasından dolayı uğranılan sürekli iş göremezlik maluliyeti dolayısıyla açılan maddi ve manevi tazmin istemleri on yıllık zamanaşımına tabidir. Maluliyet raporunda değişen ve gelişen bir durum yoksa olayla birlikte zararın öğrenildiği ve zamanaşımının başlangıç tarihinin olay tarihi olduğu kabul edilmelidir. "A. Davacı istemi: Davacı vekili, dava ve ıslah dilekçesinde özet olarak; iş ka- zası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan davacı lehine maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. B. Davalı cevabı: Davalı vekili cevap dilekçesi ile davanın reddine karar ve- rilmesini savunmuştur. C. İlk derece mahkemesi kararı: Yapılan yargılama neticesinde; 191.522.50 TL maddi tazminat ile 150.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 2.4.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya veril- mesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. D. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: ...BAM 7 HD'ce 279.654.94 TL maddi tazminat ile 100.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 2.4.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, faz- laya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. Alacaklarda Zamanaşım1 44 E. Temyiz nedenleri: 1- Davacının özetle temyiz nedenleri: Sadece manevi tazminat yönünden kara- rın temyiz edildiği, ilk karar ile tarafları lehine kazanılmış hak oluştuğu, manevi tazminatın azaltılamayacağını, hükmedilen manevi tazminatın caydırıcılığı olmadı- ğı, 200.000 TL den az olmamak üzere manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek BAM kararının bozulmasını talep etmiştir. 2- Davalının özetle temyiz nedenleri: Zamanaşımı itirazını tekrar ettikleri, da- vacının taleplerinin TBK hükümleri gereği zamanaşımına uğradığını, zararın öğre- nilme tarihinin 19.2.2009 tarihi olduğunun hatalı olduğunu, belirlenen maluliyet oranının maksimum düzeyde olduğu, dolayısıyla olay tarihinden itibaren maluliyet oranının belli olduğu, maluliyet tespit raporunun 19.2.2009 tarihinde yapılmış ol- masının maluliyetin o tarihte öğrenildiği anlamına gelmediğini, somut davada olay tarihinin 2004 yılı içinde olmasına rağmen kesin maluliyetin 2009 yılı olarak kabul edilmesinin illiyet bağında bir takım sorunlara yol açacağı, 2004 yılında meydana gelmiş bir olayda 2009 yılındaki maluliyet oram arasında illiyet bağının kopmuş olması ihtimalinin de gündeme geleceği, illiyet bağının kopmuş olma ihtimali yerel mahkemece araştırılmadan ve değerlendirilmeden hüküm verildiğini, kazanın işçi- nin tedbirsiz ve dikkatsiz bir şekilde çalışması sonucu oluştuğu, bu durum karşısın- da müvekkili şirkete atfedilecek hiçbir kusur yok iken, müvekkili şirketin tazminat yükümü altına olmasını beklemenin hakkaniyete aykırı olduğunu, dosyada kusur raporu aldırılmadan ve maluliyet durumu tespit ettirilmeden doğrudan tazminat miktarının hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, bilirkişi raporunda davacının ücreti belirlenirken kaza tarihi olan 2.4.2004 tarihinde davacının evli ve 3 çocuklu eşi çalışmayan olarak hesaplandığının görüldüğü, ancak dosyada davacıya ait nüfus kayıt örneğine göre davacının oğlu... !in 25.3.1985 doğumlu olduğu, 2.4.2004 tarihi itibariyle 19 yaş 7 günlük olduğu, bu sebeple davacının ücretinin AGİ, evli ve 2 çocuklu eşi çalışmayanlar için belirlenen ücret üzerinden yapılması- nın yanlış belirleme ile çok uzun yıllar için büyük fark meydana gelecek şekilde hazırlanan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bakıcı giderleri için %30 oranında indirim uygulanarak karar verilmiş ise de, davacının evli ve 3 çocuğu da bulunduğu düşünüldüğünde %50 oranında indi- rim yapılması gerekirken, daha az bir oranla indirim uygulaması ile çok fahiş mik- tarda bakıcı giderine karar verilmesinin hatalı olduğunu, fahiş miktarda talep edilen maddi ve manevi tazminat isteminin reddi gerektiğini belirterek BAM kararının bozulması talep edilmiştir. f. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: !-Dosyadaki temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davacı vekilinin tüın, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Dava, sigortalının iş kazası nedeni ile maddi ve manevi zararlarının gideril- mesi istemine ilişkindir. Bölge Adliy� Mahkemesince 2,79.654.94 TL maddi tazmi- Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 45 nat ile 100.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 2.4.2004 tarihinden itiba- ren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle hizmet sözleşmesi ve işverenin iş kaza- sından kaynaklanan sorumluluğunun niteliği üzerinde durmakta yarar vardır. Hizmet sözleşmesi, bir yanda işçinin iş göıme borcunu, öte yanda işverenin ücret ödeme borcunu ihtiva eden, taraflardan her birinin öteki tarafın edimine karşı borç yüklendiği iki taraflı bir sözleşme olarak tanımlanabilir. Hizmet sözleşmesin- den kaynaklanan iş ilişkisi is işçi yönünden iş verene içten bağlılık (sadakat borcu), iş veren yönünden ise işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, iş verenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşılık iş veren de işçinin kişili- ğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliğini önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. İş veren gözetme borcu gereği çalıştırdığı işçileri iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknik gelişmelerin gerekli kıldığı tüın önlemleri almak zorundadır. 10.3.2003 tarihli 4857 sayılı İş Kanununun "İş verenlerin ve işçilerin yükümlü- lükleri" başlıklı 77. maddenin 1. fıkrasında, iş verenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri nok- sansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü kılınmışlardır. Mevzuatta bulunan bir takım boşluklar bu kez kanun koyucu tarafından 30.6.2012 tarihli 6331 sayılı İş sağlığı ve güvenliği kanunu ile doldurulmaya çalışılmış ve iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağ- lanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için iş veren ve çalı- şanların görev, yetki, sorumluluk, hal ve yükümlülüklerinin düzenlenmesi amacıyla anılan kanunun 37. maddesiyle 4857 sayılı kanunun 77 ve devamı bir kısım madde- ler yürürlükten kaldırılarak, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeni düzenlemeler getirilmiştir. Bunun yanında 6331 sayılı kanuna paralel olarak 818 s. BK 332. maddesi geli- şen teknoloji ve diğer veriler gözetilerek revize edilmiş ve 1.7.2012 tarihinde yürür- lüğe gire 6098 s. TBK 417. maddesi düzenlenmiştir. İlgili madde, "İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemler{ almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde işçi sağlığı ve güven- liğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçlerin noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin yukarıdaki hükümler dahil, kanuna ve sözleşmeye Alacaklarda Zamanaşırnı 46 aykın davranış nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir" şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere gerek borçlar kanunu ile iş kanununda ve gerekse iş kanunu- nun ilgili hükümlerini yürürlükten kaldıran 6331 s. kanunda işverenin hizmet söz. leşmesinden kaynaklanan işçiyi gözetme borcunun kapsamı belirlenmiştir. İş kazası meydana geldiğinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin mevzuata aykırı hareket eden işveren hizmet sözleşmesinden doğan işçiyi gözetme borcunu yerine getirmemiş olacağından sözleşmeye aykırı davranmış sayılacaktır. Bu nedenle bu konuda işve- renin sorumluluğu her şeyden önce akdi bir sorumluluk esasına dayanır. Sonuç olarak denebilir ki iş kazasında işverenin hizmet sözleşmesinden doğan işçiyi gö- zetme borcuna aykırı davranması söz konusu olduğundan iş kazasından kaynakla- nan tazminat davalarında sözleşmeye aykırılığa dayalı sorumluluk hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. İşverenin iş kazasından kaynaklanan sorumluluğunun sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi olduğunu belirttikten sonra zamanaşımı kavramı ve başlangıcı üzerinde durulmalıdır. İş kazası sonucu işverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılığa dayandığından 6098 s. TBK 146-161 (818 s. BK 125-140) maddeleri arasında düzenlenen zamana- şımı hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. İlgili maddeler arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hu- kuki himayeden, başka bir deyişle dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır. 6098 s. TBK 146. maddesinde, "Kanunda aksine bir hüküm bulunma- dıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir" hükmü yer almaktadır. Kanun koyucu hem mülga BK 125. maddesi hem de TBK 146. maddesiyle alacak haklarının tabi ola- cağı genel zamanaşımı süresini düzenlemiş olup, ancak aksine bir yasal düzenleme olmayan hallerde on yıllık sürenin uygulanması gerektiği açıktır. İş kazası halinde de zamanaşımının süresine yönelik ayrı bir düzenleme bulunmadığından on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Borca aykırılık halinde tazminat alacağının zamanaşımı bu alacağın doğduğu andan itibaren işle- meye başlar. İş kazası halinde alacağın doğduğu zaman ise alacağın yani hak- kın doğduğu andır. İş kazasına dayalı tazminat davalarında zamanaşımına tabi olan hak işçinin kaza nedeniyle uğradığı zararları karşılamak için tazminat davası açabilme hakkıdır. Bu hak ise iş kazasıyla birlikte doğmaktadır. Bu durumda iş kazası halinde TBK 146 (BK 125) maddesinde belirtilen --0n yıllık- zamanaşıını süresinin başlangıç tarihi kural olarak iş kazasının meydana geldiği tarihtir. (HGK 15.5.2015-21/2216-1349). Somut olayda; sigortalının %100 oranında sürek- li iş göremezliğine neden olan iş kazasının 2.4.2004 tarihinde, bina inşaatının kor- kuluk olmayan kısmından işçinin düşmesi sonucu meydana gelmiştir. Bu davanın ise 17.10.2016 tarihinde açıldığı, davacı işçinin sürekli iş göremezliğinin 19.2.2009 tarihinde, Sosyal Güvenlik Kurumu Maluliyet ve Sağlık Kurulması Daire Başkanlı- ğı tarafından tespit edilerek aylık bağlandığı anlaşılmaktadır. 47 Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı Yapılan yargılama ışığında, somut olay irdelendiğinde; dava konusu olayda, davacının iş göremezliği bakınundaıı değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı, giderek olayla birlikte zararın öğrenildiği ve zamanaşımının başlangıç tarihinin olay tarihi olduğu anlaşıldığından, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde ka- rar verilmesi usul ve yasaya aykın olup, bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlan kabul edilerek BAM kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Temyiz olunan BAM kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı HMK 373/1. maddesi uyarınca bozulmasına, temyiz harcının istek halinde davalıya iade- sine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilınesine oybirliğiyle karar veril- di" 21 HD 26.12.2019-2622/8116 --♦-- Sürekli iş göremezlik nedeni ile tazminat istemine dayalı davada zamanaşımının baş- langıcı hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihtir. Bu tür davalarda TBK m. 146 uyannca 10 yıllık zamanaşımı geçerlidir. " ...Davacı vekilinin 21.10.2019 tarihli dilekçesi ile ilk derece mahkemesi kara- rının onanmasına ilişkin, Dairemizin 3.10.2019-2145/5752 sayılı ilamında maddi hata olduğunu ileri sürerek maddi hatanın giderilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Yargıtay bozma ve onama kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hal- lerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı ola- rak verilmiş onama ya da bozma kararları ile hatalı biçimde hak sahibi olmak, ev- rensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğur- mamalıdır. Dairemizin ve Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Maddi yanılgı kavramından amaç, hukuksal değerlendirme dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır. Uygulamada bazen görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda, yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması söz< konusu olabilmektedir. Bu tür açık hatalarda ısrar edil- mesi ve maddi gerçeğin göz ardı edilmesi, yargıya duyulan güveni ve saygınlığı sarsacağı gibi, adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder. Bu nedenledir ki; Yargıtay, bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği du- rumlarda soruna müdahale etmiş baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltilme- -,ııı 1 48 Alacaklarda Zamanaşırııı sini kabul etmiştir. Kaldı ki, kimi açık, maddi yanılgıya dayalı ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi kamu düzeni açısından zorunludur. Öte yandan maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulması gibi kamu dfi. zeni ile ilgili konularda usulü kazanılmış haktan söz edilemez. Somut olayda, Dai- remiz kararında maddi hata bulunduğu anlaşılmakla Dairemizin 3.10.2019. 2145/5752 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına karar verilerek dosya ince- lendi gereği görüşüldü: Dava, zarar verici sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigorta. lının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, astl dava dosyası yönünden 10.000 TL maddi, 40.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava dosyası yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından kaza tarihinin 30.9.2004 olduğu, davacının 28.3.2011 tari- hinde asıl dava dosyasını açarak 10.000 TL maddi, 70.000 TL manevi tazminat talep ettiği, olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, ilk derece mah- kemesince iki adet bilirkişi kusur raporu alındığı, ilkinde davacının %20, davalının %80, ikincisinde ise davacının %15, davalının %85 oranında kusurlu kabul edilerek hesaplama yapıldığı ve maddi zararın 215.408.09 TL olarak tespit edildiği, davacı tarafın 10.3.2015 tarihinde maddi tazminat istemini bu tutar doğrultusunda ıslah ettiği, davalı vekilince bu ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı defi ileri sürüldüğü, mahkemenin 9.4.2015 tarihli ilk kararında ıslahın zamanaşımına uğradığı gerekçe- siyle davacı lehine 10.000 TL maddi ve 40.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, bu ilk kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.5.2017 tarih ve 1080/4081 sayılı ilamı ile "tarafların diğer temyiz itirazları ince- lenmeksizin" davalı taraf yararına oluşan usulü kazanılmış hak gereğince davacının %20 oranında kusurlu olarak tespit edildiği, ilk kusur raporuna itibar edilmesi ge- rektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesince bu bozma ilamına uyulmasından sonra değişen kusur oranına göre yeni bir hesap raporu alındığı, sonrasında davacı tarafın 5.4.2018 tarihinde birleşen dava dosyasını açarak 179.463.17 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu, mahkemenin 10.1.2019 tarihli kararında yukarıda bahsedilen bozma ilamında zaınanaşımına yönelik bir bozma nedeni bulunmadığı, bu nedenle ıslah ve birleşen dava dosyasının zamana- şımına uğradığı görüşünden hareket edilere� ıslah edilen maddi tazminat kısmı ile birleşen dava dosyasının zamanaşırnı nedeniyle reddine, davacı lehine 10.000 TL maddi, 40.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı süresi 818 s. BK 125. ve 6098 s. TBK 146. maddeleri gereğince 10 yıldır. Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşırnı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalı- dır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini ·göstermeye elve- - 49 Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı rişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği dunıınlarda zamanaşımma başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişi- min taınaınlandığı tarihin esas alınınası gerekir. Buna göre dosya içerisinde bulunan tıbbi raporların iııceleıunesinden davacının sol gözünde meydana gelen görme kaybı oranmııı kazadaıı sonra zaınanla aı1:tığı.... Eğitim ve araştınna hastanesinin 26.3.2012 tarihli sağlık kurulu raporunda "sol total kayıp" yazılmak suretiyle görme yetisinin tamaınen kaybedildiğinin tespit edildiği, bu haliyle değişen ve gelişen durumun söz konusu olduğu dikkate alındığında somut olayda zamanaşımı süresi- nin henüz dolmadığı açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alın- maksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır." 21 HD 9.12.2019-6288/7556 --♦-- Tapulu taşımazın harici satışından kaynaklanan alacağın geri istenmesi davası genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık süreye tabi olup davacının zilyetliğinin devam etmesi halinde zamanaşımı süresi başlamış sayılmaz. "Davacı; ... belediye başkanlığından 20.12.1993 tarihinde Aksaray İli, ... ilçesi, merkez mahallesi, 264 ada, 4 parselde bulunan 566.53 m2'lik taşınmazın 4.437. TL bedel ödenmek suretiyle satın alınmasına rağmen, bu zamana kadar taşınmazın adına tapuda tescilinin yapılmadığını, taşınmazın satışına ve ödemeye ilişkin bilgi ve belgelerin tarafına bir suretinin verilmesi için davalıya gönderdiği ihtarnameye davalı tarafından verilen cevapta; dava konusu 264 ada, 4 parsel üzerinden imar uygulaması geçmiş olup, parselin şu an 705 ada, 3 numaralı parsel içerisinde kaldı- ğının, satış ile ilgili belediye kayıtlarında bir encümen karan, ihale karan ya da satış bedelinin tahsiline ilişkin resmi belgeye rastlanılmadığının, bu nedenle parselin tescilinin yapılmasının yasal olarak mümkün olmadığının belirtildiğini beyan ede- rek öncelikle dava konusu taşınmazın tapuda adına tesciline, mümkün olmazsa fazlaya dair haklan saklı kalmak kaydıyla 4.437. TL bedelin 20.12.1993 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı; davacının parasını geri alma hakkının, geri alma hakkının varlığını öğ- renmesinden itibaren 2 yıl ve her halde bu hakkın doğu�undan itibaren 1O yıl geç- mekle zamanaşımına uğradığını, davacının süresinde dava açmadığı için davanın zamanaşımına uğradığını, aynca sadece para yatırıldığı iddias�nın taşınmazın davacı adına tescilini mümkün kılmadığını, taşınmaz satışı için alınması gerekli meclis ve encümen kararlan ile ihale kararının olmaması nedeni ile taşınmazın tescilinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkeme�e; davacı yönünden tapuda de�ir yapma olanağının ortadan kalktığı tarihin (tapuda ferağ venne ümidinin kesildiği tarih); 264 ada, 4 parsel s. taşınmazın toplulaştırma uygulaması sonucu dava dışı şahıs adına yapılan tescil tarihi olan 2.9.2003 tarihi olup, zamanaşımının başlangıç tarihinin bu tarih olduğu ve dava tarihi 5.8.2015 tarihine kadar on yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle davacı tarafın 7JIIII 50 Alacaklarda Zamanaşırnı bedel iadesi konusundaki talebinin, BK 125. maddesi gereğince zamanaşımı nede. niyle reddine karar verilmiş, karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık; tapulu taşınmazın satışından kaynaklı alacağın, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi talebine ilişkindir. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken di- ğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı ol- maması gerekir. BK'nın konuya ilişkin 61 vd. maddelerindeki (TBK 77 vd) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme, bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa ol- sun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme, resmi biçimde yapılmadığın- dan, hukuken geçersizdir. (TMK m. 706, BK m. 213, Tapu Kanunu 26 ve No- terlik Kanunun 60). O nedenle, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar, verdiklerini haksız iktisap kural- ları gereğince geri isteyebilirler. Ancak taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme olduğundan dava BK 125. Maddesine (TBK m. 146) göre 10 yıllık zamanaşımma tabidir. Ayrıca zamanaşımı borcun muaccel olması ya da ifanın imkansız hale geldiği tarihte başlar. Zilyetlik devam ettiği sürece ise zamana- şımı işlemeye başlamaz. Mahkemece, 264 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın toplulaştırma uygulaması sonunda dava dışı şahıs adına yapılan tescil tarihi olan 2.9.2003 tarihi, zama- naşımının başlangıç tarihi olarak kabul edilerek davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş ise de; davacının anılan 4 parselde bulunan 566.53 m2'lik taşınmaz bedelini ödemek suretiyle satın aldığını il.eri sürmesi ve... 'in 15.7.2015-2161 tarihli yazısında 4 parsel üzerinde imar uygulaması geçmiş olup, 4 parselin şu an 706 ada, 3 parsel içinde kaldığının belirtilmiş olması karşısında, dosyada bulunan ve mahkemece zamanaşımı başlangıcı hususunda değerlendirilen tapu kaydının Eşme kaya köyü 264 ada, 4 parsel, 5.080 m2'lik taşınmaza ilişkin olup, dava konusu taşınmaza ilişkin olmadığı anlaşılmakta- dır. Bununla birlikte dosya kapsamında davacının taşınmaz üzerinde zilyetli- ğinin devam e edip etmediği yönünde bir araştırma da bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydı değerlendiri- lerek ve davacının taşınmaza zilyetlik durumu araştırılarak dosya kapsamına göre, inceleme ve değerlendirme yapılması suretiyle hüküm tesisi doğru gö- rülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." 3 HD 28.11.2019-645/9499 --•-- Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zanıanaşımı 61 Maddi tazminatın dava dilekçesinde fazlaya 11/şkin talep hakları saklı tutularak kısmi dava olarak talep edildiği açık olup, zamanaşımı süresinin dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat yönünden dava tarihinde kesilerek bakiye alacak miktarı yönünden işle- meye devam edeceği "" ... F. Temyiz nedenleri: Davalı... vekili özetle, dosyadaki farklı kusur oranla- rının olduğunu, olayın davacı tarafın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getire- memesi sonucu dikkatsizliği ve tedbirsizliği neticesinde meydana geldiğini, davacı- nın sürekli iş göremezlik oranının 24.6.1997 tarihi itibariyle belirli olduğunu, talep- lerinin zaınanaşıınına uğradığını, ıslah dilekçesi ile faiz başlangıç tarihi belirtmeyen davacı lehine talebi aşacak şekilde kaza tarihinden itibaren faize hükmedildiğini, hükmedilen tazminat miktannın kabul edilebilir olmadığını, davacının... 'dan yaşlı- lık aylığı aldığını, bu hususun hesaplamada değerlendirilmesi gerektiğini, davacının kaza tarihinden hesaplama tarihine kadar geçen sürede çalışıp çalışmadığını, gelir elde edip etmediğinin değerlendirilmediğini beyanla kararın bozulmasını talep et- miştir. G. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: Dosyadaki yazılara, toplanan delil- lere, hükmün dayandığı gerektirici nedenler ile temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı...vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının red- dine karar verilmiştir. Dava, 14.5.1989 tarihinde meydana gelen zarar verici iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi iste- mine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile 62.827. TL maddi, 24.300 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bir- likte davalılardan müşterek ve müteselsil tahsil edilerek davacıya verilmesine, faz- laya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı...'ın manevi tazminat miktarı yönünden talebin aşılmasına dair istinaf başvurusunun kabulüyle yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK 353/1-b-2. bendi uyarınca kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 62827. TL maddi, 50 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından, kaza tarihinin 14.5.1989, dava tarihinin 4.7.1991 olduğu, davacının dava dilekçesi ile 1 TL maddi, 50 TL manevi tazminat talep ettiği, 3.3.2017 tarihinde davacı sigortalının davasını ıslah ederek, mahkemeden sonuç olarak 62.827 TL maddi tazminat talep ettiği anlaşılmaktadır. Sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı süresi BK 125. ve TBK 146. maddeleri.gereğince 10 yıldır. Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamana- şımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zaran öğ- Alacaklarda Zaman� 52 renmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava aÇtı-Q ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartlan öğrenmiş ollll¾ demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonu. cunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel za� gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinia yani gelişim.in tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Dava konusu olayda değ. şen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı ortadadır. aksi düşünülse da!ıı; davacının kesinleşmiş olan %16.2 oranındaki maluliyetin belirlendiği ilk tarih� Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 29.11 2006 tarihli raporu olduğu ve bu durumda bik 1O yıllık zaınanaşırnı süresinin dolduğu aşikardır. Somut olayda maddi tazminatın, 4.7.1991 tarihli dava dilekçesinde fazlaya ilişkin talep baklan saklı tutularak kısmi dava olarak talep edildiği ortadadır. Bu duruma göre zamanaşımı süresi dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat yö- nünden dava tarihinde kesilerek, bakiye alacak miktarı yönünden işlemeye devam edecektir. Hal böyle olunca 3.3.2017 tarihli ıslah dilekçesinin davalı vekil.ine 13.3.2017 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı vekilinin 27.3.2017 tarihli dilekçesi ile zamana. şırnı defini açıkça ileri sürdüğü değerlendirilerek, maddi tazminat istemine ilişkin dava dilekçesinde talep edilen miktarla sınırlı olarak bir karar verilmesi gerekirken, ıslah edilen kısmı da kapsayacak şekilde maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerek- miştir." 19.11.2019-2199/7033 --♦-- Üretimden kaynaklı gizli ayıp dolayısıyla açılan davada davalı satıcı zamanaşımı üre- sindenyararlanamaz. " .... Direnme yoluyla HGK önüne gelen uyuşmazlık; satın alınan malda garan• ti süresi dolduktan sonra meydana gelen ve süreklilik arz ederek giderilmesi müın· kün olmayan arıza yönünden davalı satıcının 4077 s. TKHK 4/4. maddesine daya• narak ileri sürdüğü zamanaşımı definin yerinde olup olmadığı noktasında toplan· maktadır. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle zamanaşımı kavramına kısaca değinmek gerekir. 818 s. BK 125-140; 6098 s. TBK 146-161. maddeleri arasında düzenlenen za· manaşımı hakkın ileri sürillmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkının ala· caklı tarafından yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmemesi halinde dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun kalınması sonucunu doğurur. Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 53 Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda devlet kendi gücünü kul- lanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu halde zamanaşımma uğrayan alacak orta- dan kalkmamakla beraber artık doğal bir borç haline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması, onun eksik bir borca dö- nüşmesi için yeterli olmayıp, borçlunun kendisine karşı açılmış olan alacak dava- sında alacaklıya yönelik bir defide bulunması şarttır. (HGK 5.5.2010-8/231-2553; HGK 3.5.2006-4/232-269) Yargıtay'ın istikrar kazanmış son uygulamalarına göre, zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir defi olup, usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır. (HGK 6.4.2011-9/629-70; HGK 9.10.2013- 4/36-1457; HGK 12.3.2014-4/544-315) Nitekim Türk-İsviçre öğretisinde ağırlıklı görüşün ve İsviçre Federal Mahke- menin de, zamanaşımının maddi hukuka ilişkin bir kavram olarak kabul ettikleri anlaşılmaktadır. Hem mülga 818 sayılı BK 125. maddesi hem de 6098 s. TBK 146. maddesiyle alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresi on yıl olarak düzenlenmiştir. Ancak madde metninde de açıklandığı üzere kanun koyucu tarafından bunun aksine yasal düzenleme yapılabilir. Nitekim yürürlük tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken 4077 sayılı TKHK'nın tüketicinin ayıp nedeniyle sahip olduğu seçimlik haklara ilişkin zamanaşımı süresini öngören 4/4. maddesi şu şekildedir. ''Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zarardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz" Bu düzenlemeye göre ayıptan sorumluluk, ayıp sonradan ortaya çıkmış olsa dahi iki (taşınmazlarda beş) yıllık zamanaşımı süresiyle sınırlıdır. Kural bu olmakla birlikte maddenin son cümlesinde istisna öngörülmüş ve ağır kusur veya hile ile ayıbı tüketiciden gizleyen satıcının zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı hü- küın altına alınmıştır. Bu açıklamalardan sonra uyuşmazlığa gelindiğinde; Davacı, davalı firmadan satın aldığı buzdolabının soğutma işlevini yerine geti- rememesi nedeniyle 2009 yılında bir, 2010 yılında bir, 2011 yılında ise iki kez yet- kili servislere başvurmuş, en son 2012 yılında yine aynı sorunun giderilememesi üzerine malı teslim almak istemeyerek davalıya gönderdiği ihtarname ile zararının Alacaklarda Zamanaşırıı 1 54 l giderilmesini talep etmiştir. Davalı satıcı sattığı ürünün onarunının yetkili servisler eliyle yürütülmek'te olup, davacının tüm başvurulaıına rağmen arızanın giderileme- diği dosya kapsamı ile sabit olduğundan, somut olayda üretimden kaynaklı giı)j ayıp mahiyetindeki arıza yönünden davalı satıcının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olwıca yerel mahkemece davalının 4077 sayılı TKHK 4/4. mad. desinin son cümlesi hükmü gereğince davalının zamanaşımı defini yerinde gönne- yerek verdiği direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir." HGJ( 23.5.2019-13/563-605 --♦-- Yabancı mahkemelerde verilen kararlara dair taleplerde zamanaşımı on yıl olup, süre- nin tanıma tenfiz kararının kesinleşmesinden itibaren işletilmesi gerektiği "Davacı-karşı davalı... vekili, harca esas değeri 20.000 TL olarak belirtmiş ol- duğu dava dilekçesinde, evlilik birliği işçinde edinilen 1542 parsel sayılı taşınmaz ve .. plaka sayılı araç nedeniyle hesaplanacak alacağın davalı-karşı davacıdan tahsi- lini talep etmiş, karşı davanın reddini savunmuştur. Davalı-karşı davacı... vekili, davacı tarafından açılan davanın reddini savun- muş, harca esas değeri 30.000 olarak belirtmiş olduğu karşı dava dilekçesinde, evli- lik birliği içinde 50 parsel sayılı taşınmazdaki bina ile 425 parsel sayılı tarla vasfın- daki taşınmaz nedeniyle belirlenecek alacağın davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir. Dava ve karşı dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir. Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle dava ve karşı davanın reddine karar veril- mesi üzerine, hüküm her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesi davalarında zamanaşımı süresi, 6098 sayılı TBK 146. maddesine göre, on yıl olarak kabul edilmektedir. Yargıtay ve Dairemizin görıişıi bu yöndedir. Çözüme kavuşturulması gereken husus, zamanaşımı süresinin yabancı mahke• me kararının kesinleştiği tarihte mi yoksa, tanıma tenfiz kararının kesinleştiği tarih· te mi başlayacağıdır. Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfız karan verilmesine bağlıdır. (5718 S. Milletler ı arası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 50). Kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, tenfız şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine (5718 s. Km. 58/1) kesin hüküm veya kesin delil etkisi ise yabancı mahkeme kara· rının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder (5718 s. Km. 59) Karşılığı mülga 2675 sayılı kanUJ:l.da bulunmayan 5718 sayılı kanunun 59. r maddesi, yabancı mahkemelerce verilen kararların maddi hukuk bakımından ülke- ; Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 56 mizde hüküm ifade etmeye başlayacağı tarihi göstenneye ilişkindir. Söz konusu yasal düzenlemeyle, özellikle ticaret, borçlar, miras ve aile hukuku yönünden belir- sizliği ortadan kaldınnak adına önemli eksiklik giderilmiştir. Jıfal rejiminin tasfiyesine dair davalar yönünden, anılan kanun maddelerinin değerlendirilmesi gerekirse; tanıma tenfiz karan verilmek koşuluyla, eşler yabancı mahkemenin boşanmanın kabulüne ilişkin verdiği kararın kesinleştiği tarih itibariy- le boşanmış sayılırlar. Bu yasal düzenlemeye göre, tanına tenfiz karan daha sonraki tarihlerde verilse dahi, evlilik birliği yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarihte sona ermiş kabul edilecektir. 5718 S. Kanunun 59. maddesiyle getirilen bu düzen- leme sayesinde, eşlerin yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarihten, tanıma ve tenfiz kararının verildiği tarihe kadar geçen ara dönemde edindikleri mal varlıkları, evlilik birliği dışında edinilen mal olarak kabul edilecektir. Diğer yandan,, bu ara dönemde birbirlerine mirasçı olamayacaklar, duruma göre bu dönemde doğan ço- cuk evlilik dışı doğmuş sayılacaktır. Bu düzenlemeyle, yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarih ile tanıma tenfız kararının kesinleştiği tarih arasındaki ara dönem- deki belirsizlik ortadan kaldırılmıştır. Aksi düşünceyle, 1O yıllık zamanaşımı süresini yabancı mahkeme ilamının ke- sinleştiği tarihte başlatmak; tanıma tenfız kararı verilene kadar geçen sürede eşler, Türk Kanunlarına göre halen evli sayılacaklarından, ara dönemde boşanmaya bağlı olarak Türkiye'de açılacak tazminat, nafaka, velayet ve mal rejiminin tasfiyesi gibi bazı dava haklarından yararlanma imkanı olmayacak, açılmış davalardan da görüle- bilirlik ön koşulu (evlilik devam ettiğinden) gerçekleşmediğinden reddedilmesi sonucu ile karşılaşacaktır. Başka bir anlatımla, tanıma tenfız kararından önceki ara dönemde, taraflar boşanmaya bağlı diğer dava haklarını kullanamayacak, ancak zamanaşımı işlemeye devam edecektir. Tanıma tenfiz kararından sonra açılacak davalarda ise zamanaşımı, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarihte başlatıl- mış olacağından zamanaşımının geçmiş olması olasılığı ile karşılaşılacaktır. Bu görüş, hak sahibinin haktan yararlanmasına izin verilmeden, zamanaşımmı işletme- ye başlatmak demektir ve hak arama yolunun kapatılması anlamına gelir. Katılma- dığımız bu görüş, TBK 149/1 ve 153/6. maddelerine de aykırıdır. İleri sürülmesi zamanaşımına bağlanan hakların kullanılmasında, zamanaşımı, söz konusu hakkın kullanılabilir duruma geldiği tarihte başlar. Bir hak kullanılabilir duruma gelmeden zamanaşımı işletilemez. Tüm bu açıklamalar nedeniyle, Daire- mizce 1O yıllık zamanaşımı süresinin yabancı mahkeme ilaımnın kesinleştiği tarih- ten başlatılmasına yönelik önceki uygulamasından vazgeçilerek, tanıma tenfiz kara- rının kesinleşmesinden itibaren işletilmesi kabul edilmiştir. Somut olaya gelince; ...Mahkemesinin 14.5.2013 tarihinde kesinleşen ilamı ile taraflar boşanmıştır. Söz konusu ilam... Asliye Hukuk (aile) Mahkemesinin 1.7.2014 tarihinde kesinleşen kararıyla tanınmıştır. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin temyize konu asıl dava 29.6.2015, karşı dava 20.7.2015 tarihinde açılmıştır. Asıl ve birleşen davaya ilişkin talepler 1O yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve dava tarihleri itibariyle anılan zamanaşımı süresi geçmediği halde, dava ve karşı davanın Alacaklarda Zamanaşınıı 56 zamanaşum yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece iddia 1 savunma. toplanan ve toplanacak olan taraf delilleri birlikte değerlendirilmek sure. tiyle dava ve karşı dava hakkında esas hak.kında olumlu veya olumsuz bir karar Yerilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerek. tinnişti.r., Taraf vekillerinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HMK geçici 3. madde yollamasıyla ve HUMK 428. maddesi uyannca bozulmasına, taraflarca HlTh-1K 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire kararının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 ün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine oybirli- ğiyle karar verildi" 8 HD 7.3.2019-10223/2384 --♦-- İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi tazminat istemi gerek olay tarihinde yürürlükte olan BK m. 125, gerekse daha sonra yürürlüğe giren 6098 s. TBK 146. maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl olan zamanaşımı süresinin dolduğu durumda davanın reddi gerekir. "Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının bakiye maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamından davaya konu iş kazasının 10.6.2003 tarihinde gerçekleşti- ği, eldeki davanın 26.12.2014 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinin davalıya 5.1.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince 19.1.2015 tarihli cevap dilekçesi ile süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, gerek olay tarihinde yürürlükte bulu- nan BK 125. maddesi ve gerekse yürürlükteki TBK 146. maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 1"0 yıl olan zamanaşırnı süresinin dolduğu, ancak bu hususun Dairemizin 24.10.2017-6963/8275 sayılı bozma ilamında maddi yanılgıya dayalı olarak sanki süresinde açılmış gibi değerlendirildiği ve mahkeme- nin 19.1.2016-1078/101 s. kararının dairemizce bozulduğu ve mahkemenin uyma karan verdiği anlaşılmıştır Hukuk muhakemesi kanununda "usulü kazanılmış hak" kavramına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş ve öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Hemen belirtelim ki, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kara· nna uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlü· lüğü doğar. Usulü kazanılmış bak olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 57 hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kunna zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargı- tay hukuk dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usulü kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir (9.5.1960-21/9 s. İBK; HGK 12.7.2006-9/608-521 s. karan) Mahkemenin, Yargıtay bozma karaıına uyması ile bozma kararı lehine olan ta- raf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsanu dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsanu dışında kalmış olan kısım- ları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hak- kında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (4.2.1959-13/5 s. İBK) Kazanılmış haklar hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli un- surlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yo- rumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan hükıne aykırılık oluşturacağı gibi, toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına ne- den olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen *usulü kazanılmış hak- olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme ka- rarı (9.5.1960-21/9 s. İBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşı- sında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK 21.1.2004-10/44-19) Bu sayılanların dışında ayrıca; görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usulü kazanılmış haktan söz edilemez. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya ta- raflar ya malı.keme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisna- lar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendi- sine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (HGK 12.7.2006-4/519-527 sayılı ve HGK 31.5.2006-10/307-337 sayılı ve HGK 10.5.2006-4/230-288 sayılı kararı) Tüm bu açıklamalardan sonra somut olayda, yerel mahkemece dairemizin 24.10.2017-6963/8275 sayılı ilk bozma kararına uyulması sonrasında ...sayılı Alacaklarda Zamanaşırn, 58 karar verilmiş ise de, dairemiz ilk bozma kararınm maddi hataya dayalı olarak ve. rildiği, bu husustm yukarıda ayrmtılı olarak açıklandığı üzere usulü kazanılmış hak doğumu olarak değerlendirilemeyeceği göz önüne alındığında, davaya konu iş ka. ı zasının 10.6.2003 tarihinde gerçekleştiği, eldeki davanın 26.12.2014 tarihinde açıl. dığı. dava dilekçesinin davalıya 5.1.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince I 9.1.2015 tarihli cevap dilekçesi ile süresinde zaınanaşımı definde bulunduğu, ge. rek olay tarihinde yürürlükte bulunan BK 125. maddesi ve gerekse yürürlükteki TBK 146. maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl olan zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği açıktır. Buna göre de mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göze-t tilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nede- , nidir. O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır." 21 HD 8.10.2019-6705/5898 --♦-- Sürekli iş görmezlikten kaynaklanan tazminat istemi-failin ve zararın öğrenildiği tarih- ten başlatılacağı-zarar görenin zararı öğrenmesinin zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı un- sur/an hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve ·ı şartları öğrenmiş olması demek olduğu-bedensel zararın gelişim gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerektiği l ""Karar: A-Davacı istemi: Davacı vekili, asıl dava dosyasında 31.1.1995 tarihli f dava dilekçesiyle müvekkilinin 13.2.1992 tarihinde iş kazası geçirdiğini belirterek 1• TL maddi ve 75 TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, birleşen 1999/2533 s. dosyasında 15.12.1999 tarihli ek dava di- lekçesi ile 7.718 TL maddi tazminatın, birleşen 1999/2558 s. dosyasında ise 23.12.1999 tarihli ek dava dilekçesi ile 16.277 TL maddi tazminatın ve kaza tari• hinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 16.10.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle birleşen dava dosyalarındaki maddi tazminat miktarını 181.738.16 TL. daha artırarak toplam 205.734.16 n maddi tazminat isteminde bulunmuş ve aynca manevi tazminatın usulü emprevizyon ilkesi gereğince 75.000 TL olarak ıslahla arttırmıştır. B-Davalının cevapları: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazasının davacının kusuru neticesinde meydana geldiğini ve kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, SGK tarafından belirlenen maluliyet oranını kabul etmediklerini ve maluliyet oranına itiraz ettiklerini, davacının müvekkiline ait iş yerinden iş kazası söz konusu olmaksızın ayrılmış olması nedeni ile zarar hesabında işyerindeki ücretinin değil, asgari ücretin esas alınmasının gerekli olduğunu, talep edilen manevi tazminat tutarının·çok yüksek olduğunu beyan ederek davanın reddi· ni savunmuştur. Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşıını 59 Davacı tarafın ıslah dilekçesi davalıya 26.10.2017 tarihli celsede tebliğ edilmiş, dava,lı ekili aym celsede zamanaşımı definde bulmunuştur. C-İlk derece mahkemesi karaıı ve gerekçesi: Tüm dosya kapsaım birlikte de- ğerlendirildiğinde; dava konusu somut olayda kontrol kaydı nedeniyle davacının meslekte kayıp güç oranı taın olarak belirlenemediğinden, davacının davasının çok uzun süre karara bağlanaınadığı, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca davacı- nın kontrol muayenesine gerek olmadığına dair kararının sonrasında 12.9.2017 tarihli hesap raporuyla davacının maddi zaraı· tutarının hesaplandığı, raporun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğunu, manevi tazminat istemiyle ilgili ise davacı yanca 31.1.1995 harç tarihli dilekçeyle kaza nedeniyle 75 TL manevi tazminat istendiği, ancak davacının kontrol muayene kaydı bulunması ve daimi iş göremezlik kesin raporunun aldırılan1aması nedeniyle davanın çok uzun bir süre karara bağlanamadığı, davacı yanca da 16.10.2017 harç taı·ihli ıslah dilekçesiyle talep edilen manevi tazminat miktarı usulü emprevizyon yoluyla ve 75.000 TL ye artırıldığı, kontrol kaydı bulunması nedeniyle kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulu- nan 818 s. BK 125 ve 1.7.2012 yürürlük tarihli 6098 sayılı TBK 146. maddesindeki 1O yıllık zamanaşımı müddetinin ancak kesin maluliyetin belirlendiği tarihten itiba- ren işlemeye başlayacağı, dolayısıyla zaınanaşımı müddetinde ıslah tarihi itibariyle dolmadığının kabulü gerektiği, davacının kontrol muayene kaydı bulunması ve daimi iş göremezlik kesin raporunun aldırılamaması nedeniyle dava çok uzun süre karara bağlanamamış olması da nazara alındığında, davacının ıslah yoluyla manevi tazminat istemini de arttırabileceği kabul edilerek, asıl ve birleşen davalar dikkate alınarak 205.734.16 TL maddi ve 56.250 TL manevi tazminatın kaza tarihi 13.2.1992 den itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. D-Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve gerekçesi: İlk derece mahkemesi karaıı- nın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince, zararın genişliğini tayin edecek hususun gelişmekte olan bir durum ise zamanaşımının bu gelişme sona ermedikçe başlamayacağı, zararı öğrenmenin, zararın kesin şekilde belli olduğu tarihten başlayacağı, kontrol kaydı mevcut ise, zamanaşırnının ancak kesin maluliyetin belirlendiği tarihten itibaren başlatılması gerektiğine işaretle, Yüksek Sağlık Kurulunun 21.3.2017 tarihli kararı ile sigortalının 13.2.1992 tarihin- de geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı femur kırığı soması gelişen kronik osteomyelit tanısıyla izlendiği, geçen süre göz önüne alındığı takdirde şahsın daimi iş göremez- lik oranında azalmanın olmayacağı ve kontrol muayenesine gerek olmadığına karar verildiği, bu durumda dava konusu olayda, kesinleşen maluliyet tarihi itibariyle 1O yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı belirtilerek, ıslaha karşı zamanaşımı definin yerinde olmadığının belirtildiği, davalının hesap raporuna ilişkin istinaf talebinin yerinde olmadığı, manevi tazminat yönünden yapılan incelemede ise manevi tazmi- nat bölünemeyeceği, bir defada istenilmesi gerektiğine işaretle, yerel mahkemece manevi tazminatın bölünmezliği nazara alınmadan, manevi tazminatın ıslahına değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek 75 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, 56250 TL manevi Alacaklarda Zamana� 60 tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunun tespit edildiği ve ilk dereceli mahke- me karanmn bu yönden kaldırılmasına karar verilerek yeniden hüküm kurulmak uretiyle 205.734.16 TL maddi ve 75 TL manevi tazminatın 13.2.1992 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. E-Temyiz nedenleri: Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; manevi tazıni. natın bölünmezliği içtihadının davaya konu olayda ihtiyaca cevap vennediği, empre izyon ilkesinin evrensel bir hukuk ilkesi olarak dava konusu olaya uygulan. ınası gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen 75 TL manevi tazminatın çok az olduğu, ıslaha itibar edilerek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine işaretle kararın bozulmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının 13.2.1992 tarihinde iş ka. zası geçirdiği, 17.12.1993 tarihli muayene raporuna göre maluliyet oranını öğrendi- ği, 1O yıllık zaman.aşımı süresinin davacının zararı öğrenip dava açmaya elverişli tüın bilgileri edindiği tarih olan 17.12.1993 tarihinden (maluliyet oranım öğrendiği tarih) itibaren başlaması ve 17.12. 2003 tarihinde sona ermesi gerektiği belirtilerek, ıslaha karşı yapılan zamanaşımı definin kabul edilmesi gerekirken reddedilmesinin hatalı olduğu, 12.9.2017 tarihli hesap bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendiril- mediğini ve olayda örtülü boşluk bulunduğunu ve tazminattan indirim yapılması gerektiğine işaretle kararın bozulmasını talep ettiği anlaşılmıştır. F-DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dosya kapsamın• daki kayıt ve belgelerden; davacının davalı tarafından işletilen kömür maden ocağı içerisinde çalışırken, olay günü kömür taşınan vagonları çeken motorun halatının kopması, vagonların serbest olarak raylarda hareket edip devrilip davacıya çarpması neticesinde davacının sol bacağından yaralanmak suretiyle iş kazası geçirdiği, SSK...Hastanesinin 17.12.1993 tarihli, 7560 sayılı raporuna dayanarak sigortalıya SSK Genel Müdürlüğünce %75 oranında iş kazası sonucu maluliyet takdir edildiği ve 7.10.1995 tarihinde kontrol muayenesi kaydı konulduğu anlaşılmıştır. Kontrol muayene kaydının 5.7.1996 tarihli raporla devamına, 2.11.1998 tarihli raporla kal· dınlmasına karar verilmiş ise de; davalı itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 11.7.2000 tarihli raporla kontrol kaydının devamına karar verilmiştir. Sonra- sında Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından sırasıyla 22.10.2002, 23.10.2005, 20.7.2008, 5.4.2010, 7.11.2012, 24.2.2016 tarihli raporlarıyla %75 maluliyet ora- nında bir değişiklik olmamakla beraber kontrol kaydının devamına karar verilmiş, Yüksek Sağlık Kurulunun 3.1.2017 tarihli kararı ile " ...sigortalının 13.2.1992 tari· hinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle, maluliyet oranının Sosyal Sigorta Sağlık İşleri Tüzüğü çerçevesinde %75 olduğuna, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığına, 1.6.2017 tarihinde kontrol muayenesi gerektiğine ... " karar verilmiş ise de; mahkemenin yüksek sağlık kuruluna yazdığı 1.2.2017 tarihli mü- zekkere üzerine kurul tarafından verilen 21.3.2017 tarihli kararı ile "sigortalının 13.2.1992 tarihinde geçirmiş olduğu iş.kazasına bağlı femur kırığı sonrası gelişen kronik osteomyelit tanısıyla izlendiği, geçen süre göz önüne alındığı takdirde şahsın Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 61 daimi iş göremezlik oranında azalmanın olmayacağı kanaati hasıl olmuş olup, bu nedenle kontrol muayenesine gerek olmadığına'' oybirliğiyle karar verildiği anla- şılnuştır. Bilindiği üzere iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zara- mı giderilmesi amacıyla açıları maddi ve manevi tazminat davalarında, zamanaşımı süresi gerek olay tarihinde yüıürlükte bulunan 818 sayılı BK 125. maddesi ve ge- rekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK 146. maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 1O yıldır. Uyuşmazlık bu tür davalarda uygulanmakta olan 1O yıllık zaınanaşımı süresi- nin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşıını failin ve zararın öğre- nildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlı- ğı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açına ve davanın gerekçelerini göstem1eye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Bedensel zara- rın gelişim gösterdiği durumlarda zaınanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Dava konusu olayda, davacının 13.2.1992 tarihinde iş kazası geçirmesi üzerine, sü- rekli iş göremezlik oranının 17.12.1993 tarihli raporla%75 olarak tespit edildiği, aradan geçen süre içerisinde kontrol kaydı devam etmesine rağmen maluliyette değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı, giderek olayla birlikte zararın öğrenildiği ve zarnanaşımının başlangıç tarihinin olay taıihi olarak kabulü gerektiği oıtadadır. Hal böyle olunca, ıslaha karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde ileri sü- Iiilen zamanaşımı defi kabul edilerek, ıslah dilekçesi ile istenilen maddi tazminat talebinin reddine kaı·ar verilınesi gerekirken, yazılı şekilde ıslaha itibar edilmek suretiyle karar verilmesi hatalı olmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı veki- linin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve BAM hükmü bozul- malıdır. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı HMK 373/2. maddesi uyarınca bozulmasına, dosyanın kararı veren BAM a gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı tem- yiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine oybirliğiyle karar verildi" 21 HD 8.10.2019 -4197/5879 --♦-- Is/aha karşı zamanaşımı defi-usulü müktesep hak- müteselsil sorumluluk-fazla mesai ücreti-hafta tatili ücreti " ...E-Gerekçe: 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı ka- nuni gerektirici sebeplere göre davacının, davalı ... Beton şirketinin ve dava- Alacaklarda Zamarıa,ırrıc 62 h... inşaat A.Ş'nin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlan Yerin. ' de değildir. 2. Taraflar arasında işçilik alacaklarının zaınanaşımma uğrayıp uğramadığı ko. nusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden da. Ya edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifa de eder. Bu tanımdan da anla. şılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliğini" ortadan kaldırır. Bu itibarla zaınanaşıını savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekle- şirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşı- mı, bir borcu doğuran, değiştiren, ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngöıiilen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır Hemen belirtilmelidir ki, gerek İş Kanununda gerekse Borçlar Kanununda, kı- dem ve ihbar tazminatı alacakları için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Uygulama ve öğretide kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına ilişkin davalar, hakkın doğumundan itibaren mülga 818 s. BK 125. maddesi uyarınca 1O yıllık ı.a- ınanaşımına tabi tutulmuştur. 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK 146. madde- sinde de genel zamanaşımı 1O yıl olarak belirlenmiştir. Tazminat niteliğinde olmaları nedeniyle sendikal tazminat, kötü niyet tazmina- tı, işe başlatmama tazminatı, 4857 sayılı İş K 5. maddesindeki eşit işlem borcuna aykırılık nedeni ile tazminat, 26/2. maddesindeki maddi ve manevi tazminat, 28. maddedeki belgenin zamanında verilmemesinden kaynaklanan tazminat, 31/son maddesi uyarınca askerlik sonrası işe almama nedeni ile öngörülen tazminat istekle- l ri on yıllık zamanaşımına tabidir. Bu noktada, zamanaşımı başlangıcına esas alınan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hakkının doğumu ise, işçi açısından hizmet akdinin feshedildiği tarihtir. Zamanaşımı, harekete geçememek, istemde bulunamamak durumunda bulunan kimsenin aleyhine işlemez. Bir hakkın, bu bağlamda ödence isteminindoğmadığı .. Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 63 bir tarihte zamanaşımının başlatılması hakkın istenmesini ve elde edilmesini güçleş- tirir, hatta olanaksız kılar. İşveren ve işçi arasındaki hukuki ilişki iş sözleşmesine dayanmaktadır. İşçinin sözleşmeye aykırı şekilde işverene zarar vennesi halinde, işverenin zararının tazmi- ni amacı ile açacağı dava 6098 sayılı TBK 146. maddesi uyarınca 1O yıllık zamana- şınuna tabidir. 4857 Sayılı Kanwıdan daha önce yürürlükte bulwıan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşırnı süresi öngöıülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanwıu 32/B maddesinde, işçi ücretinin 5 yıllık özel bir zamanaşımı süre- sine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları, 6098 sayılı TBK 147. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşıınına tabidir. Kanundaki zamanaşırnı süreleri, 6098 sayılı TBK 148. maddesi gereğince ta- rafların iradeleri ile değiştirilemez. İş sözleşmesi devam ederken kullanılması gereken ve iş sözleşmesinin feshi ile alacak niteliği doğan yıllık izin ücreti alacağının zamanaşırnı süresinin fesih tari- hinden başlatılması gerekir (HMK 5.7.2000-9/1079-1103) Sözleşmeden doğan alacaklarda, Zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihten başlar. TBK 149 (BK m. 128). TBK 117. maddesi uyarınca, borcun muaccel olması, ifa zamanının gelmiş olmasını ifade eder. Borcun ifası henüz istenemiyorsa muaccel bir borçtan da söz edilemez. TBK 151. maddesinde zamanaşırnının nasıl hesaplanacağı belirtilmiştir. Bu maddenin (m. 149) birinci fıkrası, zamanaşırnının alacağın muaccel olduğu anda başlayacağı kuralını getirmiştir. 6098 sayılı TBK 152. maddesi gereğince, asıl alacak zamanaşımına uğradığın- da faiz ve diğer haklar da zamanaşırnına uğrar. Diğer bir deyişle faiz alacağı asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına tabi olur. TBK 154. maddesi (BK m. 133/2) uyarınca, alacaklının dava açmasıyla zama- naşırnı kesilir. Ancak zamanaşırnının kesilmesi sadece dava konusu alacak için söz konusudur. 6098 sayılı TBK 153/4. maddesinde "Hizmet ilişkisi süresince, ev hizmetlileri- nin onları çalıştıranlardan alacakları için" zamanaşımının işlemeyeceği ve duracağı belirtilmiştir. Bu maddenin iş sözleşmesiyle bağlı her kişiye uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Hizmetçiden kastedilen, kendisine ev işleri için ücret ödenen, iş sahibiyle aynı evde yatıp kalkan, aileden biriymiş gibi ev halkı ile sıkı ilişkileri olan kimsedir. (BK m. 132) 6098 sayılı TBK 154. maddesinde (BK m. 133) zamanaşımını kesen sebepler gösterilmiştir. Bunlardan borçlunun borcunu ikrar etmesi (alacağı tanıması), zama- naşırnını kesen nedenlerden biridir. Borcun tanınması, tek yanlı bir irade beyanı 7 64 Alacaklarda ZamanaJıır 1 . olup, borçlunun, kendi borcunnn devam etmekte olduğunu kabul anlaınındadı Borç ikmnnm sonuç doğurabilmesi için, eyle_my_eteneğine v� �n�lları �zerinde�: aınıf yetkisine sahip olun borçlunun veya yetkılı kıldığı. v�kılının, bu ıradeyi ala. cak_lıya yöneltmiş bulunması ve ayrıca�amanaşımı süresının dolmamış olmasıgc. rektr. Gerçekte de borç ikrarı, ancak, ışlemekte olan zam�naşımı_nı keser; fan1ı anlatımla, zamanaşımı süresinin tamamlanmasından sonrakı borç ıkrarının kesllk yönünden bir sonuç doğurmayacağından kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, dava açılması ve�a ic�a takibi yapılnıa.sı zamanaşnnını kesen nedenlerdendir. Kanunun 156. maddesınde ıse, zamanaşımının kesilmes�. halinde ye_�i- bir s�re�in _işlem�si_ gere�t�ği açıkça belirtilmiştir. MaddeJ açıkça duzenlenmedıgmden ıhtıyatı tedbır ıstemı ıle mahkemeye başvunna veya işçilik alacaklarının tespiti ve ödenmesi için Bölge Çalışma Müfettişliğine şikaye11e bulunma zamanaşımını kesen nedenler olarak kabul edilemez. Ancak işverenin, şikayet üzerine Bölge Çalışına Müdürlüğünde alacağı ikrar etmesi, zamanaşımuu keser. Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakı. mından, tümü inkar ya da ihlal olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmes� diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay HGK tarafından benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir. Zamanaşımı, dava devam ederken iki tarafın yargılamaya ilişkin her işlemin- den ve hakimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden işlemeye başlar ve kesil- meden itibaren yeni bir süre başlar. 6098 sayılı TBK m. 155 hükmü, "Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da ke• silmiş olur'' kuralını içermektedir. Bu maddeye göre, müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını keser. (BK m. 134) TBK 160. maddesinde (BK m. 139), zamanaşımından feragat düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, borçlunun zamanaşımı defini ileri sürme hakkından önceden feragat geçersizdir. Önceden feragatten amaç, sözleşme yapılmadan önce veya yapı· lırken vaki feragattir. Oysa daha sonra vazgeçmenin geçersiz sayılacağına ilişkin yasada herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. O nedenle borç zamanaşımına uğra· dıktan sonra borçlu zamanaşımı defini ileri sürmekten feragat edebilir. Zira, burada doğmuş bir defi hakkından feragat söz konusudur ve hukuken geçerlidir. Bu fera· gat; borçlunun, ileride dava açılması halinde zamanaşımı definde bulunmaya�ğı_nı karşılıklı olarak yapılan feragat anlaşmasıyla veya tek yanlı iradesini açıkça bıldir· mesiyle veyahut bu anlama gelecek iradeye delalet edecek bir işlem yapmasıyla mümkün olabileceği gibi, açılmış bir davada zamanaşımı definde bulunmama s1 Y 18 veya defi geri almasıyla da mümkündür. Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 05 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu 7. maddesinde, iş mahkemelerinde sözlU yargılama usulü uygulanır. Ancak 1.10.2011 tarihinde yüıilrlUğc giren 6100 sayılı Hı.fK 447. maddesinde sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve de- vamı maddeleri gereğince, iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir. Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı defi ilk otumına kadar ve en geç ilk otwumda yapılabilir. Ancak HMK'nın yürürlükte olduğu dönemde 319. madde bük.mü gereğince savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin , erilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmeli- dir. 1.10.2011 tarihinden sonraki dönemde, ilk oturuma kadar zamanaşımı definin ileri sürülmesi ve hatta ilk otwumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir. Dava konusunun ıslah yoluyla aıttınlınası durumunda, 1086 sayılı HMUK hü- kümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşıını defi de ıslaha konu alacaklar yönün- den hüküm ifade eder. Ancak HMK'nın yürürlüğe girdiği 1.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunabileceği kabul edilmelidiı-. Cevap dilekçesinde zamanaşıını defi ileri sürülmemiş ya da süresi içinde cevap dilekçesi verilmemişse, ilerleyen aşamalarda 6100 sayılı HMK 141/2. maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabiliı-. 1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşıını define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkınaınışsa (suskun kal- mışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı HMK uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zaınanaşımı defınin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka biı- anlatımla 1.10.2011 tarihin- den sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı defıne davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz. Zamanaşıını defınin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de müm- kündür. (HGK 4.6.2011-9/629-70) Somut uyuşmazlıkta, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacak.lan bakımından; Dairemizin 2016/30308 sayılı bozma ila- mına konu olan mahkeme hükmüne esas hesaplamada ıslaha karşı zamanaşımı gö- zetilmiş ve bozma nedeni yapılmamıştır. Anılan bu bozma ilamında sadece davaya karşı zamanaşımının gözetilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir. Bu nedenler ile ıslaha karşı zaman.aşımının bozma öncesinde gözetilmesine, bozma nedeni yapılmamasına ve bozma ilamına da uyulmasına rağmen, davalının usulü müktesep hakkına aykırı şekilde ıslaha karşı zamanaşımı savunmasının fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacakları bakı- mından gözetilmemesi hatalıdır. Netice olarak, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacak.lan bakımından yapılacak iş; dava zama- naşımı dikkate alınmaksızın ancak ıslah zamanaşımı dikkate alınarak alacak miktar- I 6 Alacaklarda Za� ı lan hesaplnmp da n dilekçesinde bu alemlerden her biri_için talep edilen miktarla, ıslah zamanaşınıına uğrayan miktarı geçmeın�k koşulu ıle. ıslah zamanaşımına lığ. ramayan kısma eklenerek bulunun alacaklar nuktarının hüküm altına alınmasıdır. 3. Kıdem tazminatı hesabına esas giydirilmiş brüt ücret bakımında, Dairemizin 2016/30308 esas sayılı n bozma ilamına ve davacının usulü müktesep hakkında aykırılık söz konusudur, şöyle ki; bozma sonrasında verilen hükümde kıdemtazınj. natı bakımından bozına öncesindeki miktara hükmedilerek fazlaya dair miktarrret edilmiştir. Bozma konusu mahkeme hükmüne esas alınan bilirkişi raporunda giydirilrni 5 brüt ücrete sadece yemek yardımı eklenmiştir. Dairemizin 2016/30308 esas sayılı bozma ilamında bannına yardımının da giydirilmiş brüt ücrete eklenmesi gerekti� belirtilnıiş, bu bozma ilamına uyulmuştur. Bozma ilamına uyulduğuna göre, bozma öncesinde esas alınan 11.4.2016 düzenleme tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan giydirilmiş brüt ücret olan 2.485.05 TL'ye barınma yardımı olarak davacı vekilinin ıslah dilekçesinde belirttiği 150 TL ile davacının bağlı olduğu da gözetilerek, 150 TL barınma yardımı eklenmek sureti ile bulunacak giydirilmiş brüt ücret esas alına. rak kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Bozma öncesi hükme esas alınan hesaplama,. da net kıdem tazminatından net 6.015.64 TL mahsup edilmiş ve bozma konusu edilmeyerek davalı lehine usulü müktesep hak oluşmuştur. Bu nedenle giydirilmiş ! brüt ücrete barınma yardımı eklenerek kıdem tazminatı yeniden hesaplandığında buI kıdem tazminatı netleştirilerek net kıdem tazminatının miktarından net 6.015.64n mahsup edilmeli, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile 14.817.63 TL kıdem tazminatı talep edildiğinden, sonuç olarak bulunacak kıdem tazminatı net 14.817.63 TL den yüksek ise taleple bağlı olarak karar verildiği hükümde belirtilerek ney 14.817.63 TL kıdem tazminatı hüküm altına alınmalı, hesaplanan net kıdem tazminatı miktarı net 14.817.63 TL den düşük ise sonuç olarak hesaplanan net kıdem tazminatı hü- küm altına alınmalıdır. Bunlar yapılmaksızın bozmaya uyulmakla davacı lehine oluşan usulü müktesep hakka aykın olarak bozmaya konu karardaki kıdem tazminatı miktarına hükmedil- mesi ve fazlaya dair hakkında reddedilmesi hatalıdır. 4- Davalılann sorumluluk şekli bakımından: Dairemizin 2016/30308 esas sayılı bozma ilamına konu mahkeme hükmünde davalılar tüm alacak kalemlerinden "müşterek ve müteselsil" sorumlu tutulmuş, bu husus bozma konusu edilmemiştir. Bozma ilamına uyularak verilen eldeki hükümde ise bir kısım alacak kalemlerinde davalıların sadece "müteselsil" sorumlu olduğunun belirtilmesi davacının usulü müktesep hakkına aykırı ve hatalıdır. 5- Fazla mesai ücreti bakımından; Dairemizin 2016/30308 esas sayılı bozma ilamı sonrasında iki adet bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkeme tarafından bozma sonrası eldeki hükümde haftalık 9 saat fazla mesai yaptığının belirtilmesinden ye hükmedilen fazla mesai miktarından mahkeme tarafından 9.4.2019 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan net 26.652.48 TL fazla mesai ücretinden, bozma öncesi ka· Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamanaşımı 67 r:ırda olduğu gibi %30 oramnda takdiri indirim yapılarak fazla mesai ücretinin elde- ki bozma sonrası kararda hükme bağlandığı anlaşılmıştır. :Mahkeme gerekçesinde hangi bilirkişi raporunun kabul edildiğinin açıkça be- lirtilmeyerek bu durumun incelemeye muhtaç bırakılması hatalıdır. Ayrıca mahke- me kararında %30 oranında takdiri indirim yapılması yerinde ise de bu durumun kararda açıkça belirtilmemesi de hatalıdır. 6. Hafta tatili ücreti bakımından; Dairemizin 2016/30308 esas sayılı bozma ilamı sonrasında iki adet bilirkişi raporu alınmıştır. Bozma sonrası alınan bu iki adet bilirkişi raporundan birinde hesaplanan miktar eldeki bozma sonrası verilen kararda lıük.·üm altına alınan miktardan düşük olduğu için eldeki bozma sonrasındaki hü- kümde 9.4.2019 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan net 23.994.92 TL hafta tatili ücretinin esas alındığı ama, 23.994.92 TL'nin bozma öncesi kararda uygulanan ve bozma konusu edilmeyen %30 takdiri indirim uygulandığında ulaşılan miktarın talebi aşması nedeni ile taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemenin gerekçesinde hangi bilirkişi raporunun kabul edildiğin.in açıkça belir- tilmeyerek bu durumun incelemeye muhtaç bırakılması hatalıdır. Aynca mahkeme kararında usulü müktesep hakka uygun olarak %30 takdiri indirim yapıldığının kararda açıkça belirtilmemesi ve bu nedenle de davacının neti- ce ve nihai olarak belirlenen alacak miktarının kararda açıkça tespit edilmesinin gerekmesine rağmen, tespit edilmemesi hatalıdır. Bir diğer deyişle her kısmi eda hükmünün bir tespit hükmü içermesi gerekir. Mahkeme karannda, belirtilen husus- lar karar yerinde açıkça ortaya konmak sureti ile davacının sonuç olarak kaç TL. hafta tatili ücret alacağının bulunduğunun tespit edilmemesi hatalıdır. 7. Yeniden hüküm kurulurken, taleple bağlılık ilkesi de eldeki hükümde uygu- landığı üzere, her alacak kalemi bakımından gözetilmelidir. Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine oybirliğiyle karar verildi" 9 HD 3.10.2019-6050/l7275 --♦-- Tahliye tarihinden sonra ödenen kira bedelinin istirdat, istemi-dava tarihinden geriye doğru 10 yıllık süre içerisinde zamanaşımına uğramayan ödemelerin belirlenerek sonucu- na göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın tümden zamanaşımına uğradığı gerekçesiy- le reddinin doğru olmadığı "Davacı; davalıya ait taşınmazı 21.8.2001 tarihli sözleşme ile 18.7.2001 tari- hinden başlamak üzere üç yıllık süre ile kiraladığını, kira sözleşmesi sona ermeden zor kullanmak suretiyle 5.6.2002 tarihinde tahliye ettirildiğini, Bursa 2. Asliye Hu- kuk Mahkemesinin 2002/583 esas sayılı dosyası üzerinden açtığı dava sonucu kira- cılığın tespitine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, kira süresinin bitimine kadar kira bedellerini ödediğini, ödediği kira bedelinin iade edilmediğini ve maliki olduğu menkul malların kendisine teslim edilmediğini belirterek fazlaya ilişkin ı 68 Alacaklarda Zama� i ı haklan sakh kalmak kaydıyla, tnhliye tarihinden sonra ödediği kira bedelinin istir. d dına. meı1kul mnllarının iadesine, iadesi mümkün olmadığı takdirde bedelinin 1 tahsiline karar verilmesini tnlep ve dava etmiştir. Davalı: davacının akde aykırı davranışları nedeniyle kolluk marifeti ile taşın. mazın tabliye edildiğini, davacının taleplerinin zamanaşıınına uğradığını, aynı lale. be ili,kin kesin hük.iiın bulunduK,runu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. 11.ahkeınece, davanın kesin hüküm sebebiyle reddine dair verilen karann dava. cı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6 HD 20.10.2014-8508/l1253 sayılı ilamı ile; " ...Dosya kapsanuna, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davacının aşağıdaki bendin kapsaını dışında kalan temyiz itirazlan yerinde değildir. Davacmın istirdat talebine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; dava- cı davada, tahliye tarihinden sonra ödenen kira bedelinin iadesini talep etmiştir. Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/258-2008/423 sayılı dosyasında dava- cının istirdat talebi bulunmadığından bu dava için kesin hüküm teşkil etmez. Mah- kemece işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hüküm bu nedenle bozulma- lıdır" gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda; da- vanın kabulüyle taleple bağlı kalınarak 1.000 TL'nin işlemiş yasal faizi olan 1.992.41 TL. yasal faiz alacağı ile birlikte 2.992.41 TL'nin davalıdan alınarak da- vacıya verilmesine, diğer talepler konusunda verilen karar Yargıtay'ca onandığın- dan yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraflarca temyizi üzerine Dairemizin 27.4.2017-1863/6123 sayılı ilamı ile; " ...Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delil- lerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı kiracının temyiz itiraz- larının reddi gerekir. Davalı kiraya verenin temyiz itirazlarına gelince; zamanaşımı maddi hukuktan kaynaklanan bir defi ve savunma aracı olup, davanın başın- da, süresinde verilecek cevap dilekçesinde (veya sözlü yargılama usulünde ilk oturumda esas girilmeden önce) ileri sürülmelidir. Aksi takdirde savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı nedeniyle karşı tarafın izni (açık veya zımni) olmaksızın ileri sürülmesi söz konusu olmaz. O halde mahkemece davalı- nın zamanaşımı itirazı üzerinde durularak TBK 146. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 1O yıl olduğu dikkate alınarak zamanaşımı itirazı hakkında bir karar ve- rilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir" gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucuna; görevsizlik kararının davalı Özel İdareye 20.2.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olması, davalının zamanaşımı itirazını içeren dilekçede hakim havale tarihinin 24.2. 2014 olması, zamanaşımı itirazının süresinde sunulmuş olması, davacının dava dilekçesinde 5.6.2002 tarihinde haksız yere tahliye edildiğini belirtmesi, davayı 18. 6.2013 tari· hinde açması ve bu kapsamda TBK 146. maddesinde belirlenen 10 yıllık zamana- Birinci Bölüm: Türk Borçlar Kanununda Zamana�ıını 69 şum süre�inin dolma ındnn sonrn davanın açıldığının unlnşılınnsı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm dnvncı turnfından temyiz edilmiştir. 1- Dosyadaki yazılarn, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere w özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın s. ,ı � ,I {1 ı i5 '·J f, f. l., , t ı EkBö1i)m: Di�er Uyuşmazlıklarda Zamanaşımı Süreleri 263 hakkında venniş olduğu beraat veya mahkumiyet kararıyla bağlı olup olmadığı BK 53. maddesinde düzenleıuniştir. Söz konusu maddede hukuk hakiminin ceza huku- }..-u k.-urallanyla bağlı olmadığı hükme bağlandığı gibi, ceza mahkemesi kararlarıyla da bağlı olmadığı düzenlenmiştir. Bununla birlikte suçun işlendiğine veya işlenme- diğine dair ceza mahkemesinin kesin karan varsa, hukuk hakimi bu kararla bağlıdır. Göıiildüğü gibi ceza mahkemesince haksız eylem.in suç niteliği saptanmamış ise hukuk hakimine bwm kendiliğinden özgürce araştınna ve sonucuna göre karar ver- meyetkisi tanınınıştır. Açıklanan ilk.eler doğm.ltusunda somut olay incelenecek olursa, kaza 19.5.2008 tarihinde gerçekleşmiş, davaya konu tek taraflı trafik kazası sonucunda araç sürücü- sü olan davacıların desteği Mustafa vefat etmiştir. Mahkemece dava konusu olayın tek yanlı kaza olınası ve kazada ölen ya da yaralanan başka kimsenin olmaması nedeniyle cezayı gerektiren bir fiilin varlığından söz edilemeyeceği, bu nedenle 2918 s. KTK m. 109/1. maddesi gereğince 2 yıllık zaınanaşımı süresine tabi olduğu Ye kaza tarihi ile dava tarihi arasında 2 yıllık zaınanaşımı süresinin geçtiğinden bahisle, dava reddedilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, KTK m. 109/11 de öngöıülen ceza zamanaşımı süre- sinin uygulanması için kamu davasının açılmış olması veya mahkumiyet karan veril- miş olınası aranmamakta olup, cezayı gerektiren fiilin varlığı yeterlidir. Ölümle so- nuçlanan söz konusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde- dir ve sürücü davacıların desteğinin vefat etmiş olması sonuca etkili değildir. Yasa koyucunun amacı KTK uyarınca tehlike sorumluluğu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşllill süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır. KTK m. 109/11. fıkrasındaki "cezayı gerektiren fiil" ifadesinin seçilmesi zamanaşımı yönünden yuka- nda açıklandığı gibi soruşturma veya kovuşturma yapılması koşullarının aranmadığı sonucunu doğurmaktadır. Buna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 s. TCK 66/1-d maddesinde öngörülen 15 yıllık ceza zaınanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşııru süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu du- rumda mahkemece, zamanaşımı süresinin dolınadığı dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilip, tarafların delilleri toplanıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir- ken, yazılı şekilde yerinde olmayan gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi- nekarar verilınesi doğru görülınemiştir." 17 HD 21.3.2017-19577/2991 3. Türk Ticaret Kanununda Bono ve Çek Yönüyle Zamanaşımı a. Bonoda Zamanaşımı Ilgili Madde TTK m. 749 (süreler) - (1) Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geç- mekle zamanaşımına uğrar. , I 7M Alocuklı:ırda Zamanaqımı (2) lluınllin, cirantalarla düzenleyene karşı ileri süreceği iRtcmlcr, ı:;On•�indc 'ekilen pro1csfo tarihinden veya Ncnettc "gidcrsiz iade oluna- ruktır' lrnydı varsa vadenin doldu�u tarihten itibaren bir yıl geçmekle 1.uınnnaşımına uğrar. (3) Bir drantaııın ha�ka cirantalarla düzenleyen aleyhine ileri süre- ceği i�tcrnlcr, cinıııtanın poliçeyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile kcndhinc karşı ileri sUrüldüğü tarihten itibaren altı ay geçmekle zama- naşımınn uğrar. Açıklama 1. Keşideci ve Cirantaya Karşı Takipte Zamanaşımı Bonoya dayalı takiplerde keşideciye karşı başlatılacak kambiyo takibin- de zamanaşımı süresi vadeden itibaren 3 yıldır. Aşağıdaki 12 HD 30.5.2017-326J /8355 s. kararına bkz. I famil tarafından ciranta hakkında bonoya dayalı tapılacak takipte ise, müddetinde kc�idc edilen protesto tarihinden ya da senette "masrafsız iade olunacaktır" kaydı varsa vadenin bittiği tarihten itibaren 1 yıl geçmekle za- manaşımına uğrar. 2. icra Takibinde Zamanaşımı Definin ileri Sürülmesi Bonoya dayalı icra takibinde zamanaşımı defi icranın ulaştığı aşamaya göre iki şekilde ileri sürülmektedir. Birincisi; takibin kesinleşmesinden ön- ceki devrede gerçekleşen zamanaşımı defi, ikincisi takibin kesinleşmesinden onraki devrede gerçekleşen zamanaşımı defidir. Esasen kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan icra takibin- det takibin kesinleşmesinden önceki zamanaşımı defi İİK m. 168/3 uyarın- ca yasal 5 günlük şikayet süresinde ileri sürülmesi gerekir. Takibin kesin- leşmesinden sonraki aşamada zamanaşımı defi ise, İİK 170/b madde yol- lamasıyla aynı kanunun 71. ve 33/a maddesine göre süresiz olarak ileri sürülebilir. HGK I 4.5.20 l 4-12/2463-662 s. kararında bu şekilde ifade edilmiştir. Takibin kesinleşmesinden sonra borçlunun zamanaşımı isteminin ince- lcnebilmcsi, bu istemin belli bir süre içinde Heri sür0lmesi koşuluna bağlı j olnıadı�ı IIGK 4.l l. 1998-12/763-797 ve 12 HD 4.10.2007-14293/17749 s. j kararlarında vurgulanmıştır. l 4 1 j Ek Bölüm: Diğer Uyuşmazlıklarda Zamanaşımı Süreleri 265 3. Kambiyo Vasfında Olmayan Senedin Tabi Olduğu Zamanaşımı Süresi Bono kaınbiyo vasfını taşımıyorsa bu sendin tabi olduğu süre 6098 s. TBK 146. ınaddesi uyarınca 1O yıllık zamanaşımına tabidir. Yargıtay kara- rından yapılan özet alıntı şudur: "... Somut olayda takibe konu senedin ince- lenınesinde, tanzim yerinin bulunmadığı, tanzim edenin ismi yanında da bir idari birim adı olmadığı görülmektedir. Bu durumda takip dayanağı bonoda tanzim yeri unsuru bulunmadığından anılan belge kambiyo senedi vasfı ta- şımamak.'1adır. Bu durumda, kambiyo senedi niteliği taşımayan dayanak belge 3 yıllık ı.amanaşımına tabi olmayıp, 6098 s. TBK 146. maddede düzenlenen 1O yıl- lık zamanaşımına tabidir ve 1O yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır... "12 HD 23.1.2017-9288/746 "Bononun kambiyo senedi vasfını taşıyabilmesi için, tanzim yeri unsuru- nu ihtiva etmesi gereklidir... İcra takibine konu alacak hangi zamanaşmu süre- sine tabi ise; icra takibinde de aynı zamanaşımı süresi uygulanır. Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile ya da kambiyo senetlerine mahsus haciz yolla- nndan herhangi birinin tercih edilmiş olması, dayanak belge bono niteliğini taşıdığı sürece sonuca etkili olmayıp, her iki halde de zamanaşımı süresi TTK hükümlerine göre belirlenir. Yine dayanak belgenin, anılan niteliğe haiz ol- maması halinde de seçilen takip yoluna bakılmaksızın bu kez 6098 s. TBK 146. maddesinde düzenlenen 1O yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Bu durumda kambiyo vasfını taşımayan adi havale hükmündeki belge ile başlatılıp kesinleşen takipte İİK 71/2. maddesi gereğince, takibin kesin- leşmesinden sonraki dönemde işleyecek zamanaşırnı süresi TTK'nın ilgili hükmüne göre hesaplanamaz. Kambiyo senetlerine mahsus yol ile yapılan takip kesinleştiğine göre, olayda uygulanması gereken TBK 146 (BK m. 125) hükmüne göre 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından mahkemece zamanaşırnı şikayetinin reddi ile İİK 78. hükmüne dayalı yenileme istemine yönelik şikayetin incelenmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gere- kirken, zamanaşııru şikayetinin kabulüyle yazılı şekilde borçlu isteminin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir'' 12 HD 12.1.2016-22265/395 4. Zamanaşımına Uğramış Bononun Hukuki Niteliği Ayrıntısı aşağıda belirtilen İBK'dan yapılan konuya ilişkin alıntı şöyledir: "AS. Zamanaşımına uğrayan bononun hukuki niteliği: Bono, ka- nunda belirtilen zamanaşıını süresinin geçmesi ile birlikte kendiliğinden i 1 1 256 Alacaklarda Zamanaşımı kambiyo senedi vasfını kaybetmez. Ancak borçlunun zamanaşımı definde bulunması halinde bono, kambiyo senedi vasfını kaybeder. Borçlu süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunmaz ise, bono kambi- yo senedi vasfını kaybetmeyeceği için hamil bonoya dayalı olarak icra takibi yapabilir veya alacak davası açabilir. Ayrıca zamanaşımı bir defi olduğun- dan hakim tarafından resen dikkate alınamaz, mutlaka ilgili kişinin bu delili ileri sürmesi gerekir. Borçlunun zamanaşımı defini süresi içerisinde ve dava sırasında ya da icra takibi sırasında ileri sürmesi gerekir. Bununla birlikte kambiyo senetle- rine mahsus haciz yoluyla takipte zamanaşımının ileri sürülmesi borca itiraz şeklinde icra mahkemesine yapılması gerekmektedir (İİK m. 168/1). İcra mahkemesi, borçlunun zamanaşımı defıni, öncelikle ve alacaklının ibraz ettiği bonodaki vade tarihine göre inceler. Borçlunun zamanaşımı definde bulunması üzerine, bononun hamili, kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını kaybeder. Görüldüğü üzere burada bononun kambiyo senedi vasfını kazanmasından sonra zamanaşımı defınin kaybettirici etkisi söz konusudur. Bu itibarla zamanaşımı definin kaybettirici etkisi nedeniyle zamanaşımına uğrayan bono alacağının, adi borca dönüşmesine imkan bulunmadığı gibi zamanaşımına uğrayan bononun da adi senede dönüşmesi mümkün değildir. Zamanaşımına uğrayarak kambiyo senedi vasfını kaybeden bono adi se- nede dönüşmemekle birlikte bu bonodan HMK 202. maddesi kapsamında yazılı delil başlangıcı olarak yararlanılabilecektir. Nitekim doktrin ve uygu- lamada zamanaşımına uğrayan ve imzası inkar edilmeyen bir bononun adi senede dönüşmeyeceği, ancak temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı teşkil edeceği noktasında tam bir görüş birliği bulunmaktadır. Bununla birlikte zamanaşımına uğramış bononun yazılı delil başlangıcı teşkil etmesi için de, iddia eden kişi ile karşı taraf arasında bir temel ilişkinin bulunması gerekmektedir. Böyle bir temel ilişkinin bulunmadığı durumlar- da, iddia eden kişi yönünden zamanaşımma uğramış bono yazılı delil baş- langıcı dahi teşkil etmeyecektir "İBK 25.12.2019-1/8 Not: Bonoda zamanaşımına ilişkin Yargı kararlarından yapılan özet alıntı şöyledir: -Bonoda tanzim yeri yoksa anılan belge kambiyo vasfında değildir. Bu durumda zamanaşımı TBK m. 146 da 10 yıllık süreye tabidir. 12 HD 23.1.2017-9288/746 ,ı ( 1 j, J' ,, J 1, ! ."ı, l t j. ı. J l 1 1 1 ! F ,'·, l l j: ı •: 'l' l Ek Bölüm: Diğer Uyuşmazlıklarda Zamanaşımı Süreleri 257 -Takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 s. TTK 661/1. maddesi uya- rınca. poliçeyi kabul eden muhataba (bonoyu düzenleyen keşideciye) karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresi vadeden itibaren 3 yıldır. TTK 661/2. maddeye göre ise, hamilin cirantayı takip etmesi halinde süre bir yıl- dır. 12 HD 19.l.2015-29767/1019 -Zamanaşınu gerçekleşen bono için genel haciz yolu ile takip yapılması halinde de uygulanacak zamanaşımı süresi 3 yıldır. 12 HD 23.6.2008- 10735/13716 Yargıtay Kararları Zamanaşımına uğrayan ve bu nedenle kambiyo senedi vasfını kaybederek yazılı delil başlangıcına dönüşen bonodaki vade tarihinin; temel ilişkiye dayanılarak yapılan bir takip veya açılan bir davada temerrüde esas alınamayacağı " ...11. İçtihadı birleştirme konusu ile ilgili kavram, kurum ve yasal düzenle- meler: A.1-Bono: TTK 645. maddesi kıymetli evrakı şöyle tanımlamaktadır: Kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunların içerdikleri hak senetten ayn olarak ileri süıiile- mediği gibi başkalarına da devredilemez". Bu tanıma göre, bir hak kıymetli evraka bağlanmışsa, senetsiz hakkın ileri sürülmesi mümkün değildir. Kıymetli evraka bağlanan hakkın senetten ayrı ileri sürülebilmesi için ya senedin kıymetli evrak vasfını kaybetmesi ya da senedin zayi edilmesi nedeniyle mahkemeden -zayi nede- niyle iptal davası-açılarak bu hususta iptal karan alınması veyahut senedin borçluya iade edilmesi gerekir. Kambiyo kelimesi, İtalyanca kökenli olup, kambiyo işlemleri, paranın yerine kullanılan senetlerin alım satımına veya senetlerin bir başka bir ele geçirilmesine ilişkin muameleleri ifade eder. Kambiyo senetleri, TTK de kıymetli evrakın en önemli kısmını oluşturmakta olup, sınırlı şekilde poliçe, bono ve çek olarak düzen- lenmiştir. Bununla birlikte TTK de kambiyo senetlerinin tanımı yapılmamış, bu tür senetlerde bulunması zorunlu şekil şartları ve ortak özellikler belirlenmiştir. A2. Bononun hukuki niteliği: Hukuki niteliği itibariyle bono diğer kambiyo senetlerine (poliçe, çek) benzememektedir. Zira diğer kambiyo senetlerinin teme- linde bir havale ilişkisi bulunurken, bono sadece bir ödeme vaadidir. Nitekim TTK 776/1-b maddesinde bononun; kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini, içermesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu yönüyle bono, aynı zamanda TBK 18. maddesi gereğince düzenleyenin soyut bir borç tanımasını (ikrarını) da içermekte- dir. Ancak bono özel şekil şartlarına ve kullara tabi kılındığı için nitelikli bir borç ikrarıdır. Başka bir deyişle bonoyu düzenleyen kişi, lehine bono düzenlenen lehtara ya da bonoyu ondan devralan hamile, bonoda belirtilen meblağı herhangi bir kayda ve şarta bağlı olmaksızın ödemeyi vaat etmektedir. iııı....... l· 1. l 258 Alacaklarda Zamanaşımı A3. Bonoda vade: Kambiyo senetlerinden olan bono, TTK 776 ile 779. mad- deleri arasında düzenlenmiştir. TTK 776 ve 777. maddelerinde bononun unsurları düzenlenirken, TTK 778. maddesinde bononun niteliğine aykırı düşmedikçe bono hakkında uygulanacak poliçe hükümlerine geniş bir liste halinde yollama yapılmış- tır. TTK 776/1-c maddesinde vade, bonoda bulunması gereken unsurlar arasında sayılmış, TTK 778/1-b maddesinin yollamasıyla vadeye ilişkin olarak poliçelere ait TTK 703 ila 707. maddelerinin bonolara da uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre poliçeye konulabilecek dört tür vadenin her birinin bonoda da öngörülebileceği açıktır. O halde bir bono, belirli bir günde; düzenleme gününden belirli bir süre sonra; göıüldüğünde; ve nihayet görüldükten belirli bir süre sonra ödenmek üzere düzenlenebilir. j l Vade, poliçede olduğu gibi bonoda da zorunlu unsur değildir; zira TTK 777/2. ! maddesi gereğince vadesi açıkça gösterilmemiş bono, görüldüğünde ödenmesi şart l. olan bir bono sayılır. Dolayısıyla bonoda vadeye yönelik herhangi bir kayda yer ;· verilmemiş olması, bononun geçersizliği sonucunu doğurmayacak; bono kanunen r görüldüğünde vadeli bir bono olarak kabul edilecektir. Bu düzenleme karşısında TTK 776/1-c maddesinde belirtilen vadenin, geçerlilik açısından mutlaka senedin içermesi gereken zorunlu bir unsuru olmadığı, aksine ihtiyari bir unsur niteliğinde olduğu anlaşılmaktadrr. .f i A4. Bonoda zamanaşımı: Bonoda zamanaşımı konusunda özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte TTK 778/1-h maddesi ile poliçedeki zamanaşımına dair TTK 749 ila 751. maddelerine yollama yapılmaktadır. Ancak poliçede zamanaşımının kesilmesini düzenleyen TTK 750 ve 751. mad- deleri bonoya doğrudan uygulanabilir ise de, poliçede zamanaşımı sürelerini düzen- leyen TTK 749. maddesi bononun niteliğine aykırı düşmeyecek şekilde uygulana- caktır. TTK 749. maddesi(... ) içeriklidir. Buna göre TTK 779/1. maddesi gereğince bonoda düzenleyen, tıpkı poliçede kabul eden muhatap gibi sorumlu olduğundan ona karşı ileri süıülebilecek bonoya dayalı talep haklan da vadeden itibaren üç yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Hamilin düzenleyen dışındaki başvuru borçlularına karşı talep hakları ise süre- sinde çekilen protesto tarihinden, bono üzerinde protestodan muafiyet e yönelik bir kayıt varsa bu kez vadenin dolduğu tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir. Nihayet başvuru borçlusu sıfatıyla ödeme yapan bir cirantanın kendisinden ön- ce gelen başvuru borçlularına ileri sürebileceği talepler ise, bonoyu ödediği veya bono dava yoluyla kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren altı aylık zama- naşımı süresine tabidir. Ancak zamanaşımı süresine dair TTK 749. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkra- larının uygulanabilmesi için öncelikle hamilin başvurma hakkını kaybetmemiş ol- ması gerekir. Dolayısıyla bononun, mücbir bir sebebe ilişkin TTK 731/1. maddesi 1 Ek Bölüm: Diğer Uyuşmazlıklarda Zamanaşımı Süreleri 259 saklı kalmak kaydıyla süresinde ibraz edilmemiş olınası ya da ibraza rağmen öde- meme duruınW1da süresinde düzenlenen bir protesto ile tespit ettirilınemiş olması halinde bonoya özgü başvw111a hakkı da kayıp edileceğinden, artık bir yılık ve altı aylık zaınanaşınu sürelerinin uygulanması da söz konusu olınayacaktır. AS. Zamanaşımına uğrayan bononun hukuki niteliği: Bono, kanunda belir- tilen zamanaşımı süresinin geçmesi ile birlikte kendiliğinden kambiyo senedi vasfı- nı kaybetmez. Ancak borçlunW1 zamanaşııru definde bulunması halinde bono, kam- biyo senedi vasfını kaybeder. Borçlu süresi içerisinde zamanaşırrıı defınde bulunmaz ise, bono kambiyo se- nedi vasfını kaybetmeyeceği için hamil bonoya dayalı olarak icra takibi yapabilir veya alacak davası açabilir. Ayrıca zamanaşırrıı bir defi olduğundan bakim tarafın- dan resen dikkate alınamaz, mutlaka ilgili kişinin bu delili ileri sürmesi gerekir. Borçlunun zamanaşııru defini süresi içerisinde ve dava sırasında ya da icra ta- kibi sırasında ileri sünnesi gerekir. Bununla birlikte kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte zamanaşıırunın ileri sürülmesi borca itiraz şeklinde icra mah- kemesine yapılması gerekmektedir (İİK m. 168/1). İcra mahkemesi, borçlunun za- manaşımı defini, öncelikle ve alacaklının ibraz ettiği bonodaki vade tarihine göre inceler. Borçlunun zamanaşımı definde bulunması üzerine, bononun hamili, kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını kaybeder. Görüldüğü üzere burada bononun kambiyo senedi vasfını kazanmasından sonra zamanaşımı definin kaybettirici etkisi söz konusudur. Bu itibarla zamanaşımı definin kaybettirici etkisi nedeniyle zamana- şımına uğrayan bono alacağının, adi borca dönüşmesine imkan bulunmadığı gibi zamanaşırnına uğrayan bononun da adi senede dönüşmesi mümkün değildir. Zamanaşımına uğrayarak kambiyo senedi vasfını kaybeden bono adi senede dönüşmemekle birlikte bu bonodan HMK 202. maddesi kapsamında yazılı delil başlangıcı olarak yararlanılabilecektir. Nitekim doktrin ve uygulamada zamanaşı- mına uğrayan ve imzası inkar edilmeyen bir bononun adi senede dönüşmeyeceği, ancak temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı teşkil edeceği noktasın- da tam bir görüş birliği bulunmaktadır. Bununla birlikte zamanaşırrıına uğramış bononun yazılı delil başlangıcı teşkil etmesi için de, iddia eden kişi ile karşı taraf arasında bir temel ilişkinin bulunması gerekmektedir. Böyle bir temel ilişkinin bulunmadığı durumlarda, iddia eden kişi yönünden zamanaşımına uğramış bono yazılı delil başlangıcı dahi teşkil etmeyecek- tir. B. Delil başlangıcı: HMK da tanımı yapılmamakla birlikte; hukuki bir mua- meleyi veya olayı belgelemek amacıyla resmi makam ya da borç altına gren kişi tarafından düzenlenmiş veya onaylanmış belgeye senet denilmektedir. Buna göre resmi makam tarafından düzenlenen ve /veya imzalanan belgeye i resmi senet; sa- dece borç altına giren kişi tarafından düzenlenen ve/veya imzalanan belgeye ise adi .'... 260 Alacaklarda Zamanaşımı