1
*
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Medenî Hukuk Anabilim Dalı Araştırma
Görevlisi.
ALT VEKÂLET
SUB-AUTHORIZATION
Şafak PARLAK
*
Levent BÖRÜ
*
Özet : Vekilin iş görme borcunu bizzat yerine getirmesi kural
olsa da, kanunda belirtilen istisnai durumlarda vekilin işi bir başka-
sına gördürmesi mümkündür. Alt vekâlet, vekilin iş görme edimini
başkasına gördürme türlerindendir. Vekilin vekâletten doğan borçla-
rının ifasını kendi adına yaptığı bir sözleşme ile başkasına devretmesi
halinde alt vekâlet sözleşmesinin varlığından söz edilir.
Anahtar Kelimeler : Alt vekalet, alt vekil, alt sözleşme, vekalet,
tevkil etme.
Abstract : As a main rule the procurator must perform his
obligations in person, but it’s also possible in exceptional circum-
stances that he causes another person to perform it. One of these
exceptional circumstances is sub-authorization. According to sub-
authorization the procurator assigns his obligations based on proc-
uratorship to another person with an agreement which he acts on
his behalf.
Keywords: Sub-authorization (substitute power of attorney),
sub-attorney, subcontract, procuratorship, substitution.
GİRİŞ
25.12.2008 tarihli Türk Borçlar Kanunu Tasarısı 11.01.2011 tarihin-
de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu olarak 27836 sayılı Resmi Gazete-
de yayımlanması ile kanunlaşmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
01.08.2012 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu sebeple inceleme konu-
muz olan “alt vekâlet (Unterauftrag)” ile ilgili 6098 sayılı yeni Türk
Borçlar Kanunu’nda yer alan düzenlemeler, 818 sayılı eski Türk Borç-
lar Kanunu ile birlikte metinde belirtilecektir.
Alt Vekâlet18
818 S.TBK m. 390/III (6098 S.TBK m. 506/I) gereğince, vekil, ku-
ral olarak sözleşme konusu işi bizzat kendisi ifa etmek zorundadır.
Kanun koyucu, bu durumu vekâlet sözleşmesine egemen olan güven
ilişkisi sebebiyle, 818 S.TBK m. 67’de (6098 S. TBK m.83) öngörülen
genel kuraldan ayırmıştır
1
.
818 S.TBK m. 390/III (6098 S.TBK m. 506/I) hükmü, yukarıdaki
kuralın istisnası olarak, aşağıdaki üç halde, vekile üstlendiği iş görme
edimini başkasına yaptırma imkânı vermektedir:
1-) Müvekkilin vekilin başkasına tevkil etmesine açıkça veya zımnen rıza
göstermesi: Müvekkilin, işin başkasına gördürülmesi için açık veya ör-
tülü rıza göstermesidir. Müvekkil bu rızayı vekâlet sözleşmesi akdedi-
lirken başlangıçta açık bir şekilde verebileceği gibi, sonradan da açık
veya örtülü olarak da verebilir
2
.
Vekilin işin yapılmasına yetkili kılınması tek taraflı ve varması ge-
rekli bir irade beyanıyla gerçekleşir. Bu irade beyanı açık veya zımni
olabilir. İşin mahiyetine göre başkasını tevkilin hesaba katılması gere-
kiyorsa, başkasını tevkile zımnen razı olduğunu kabul etmesi gerekir
3
.
2-) Vekilin başkasını tevkile örf (veya teamül) gereğince yetkili olması:
818 S.TBK m. 390/III (6098 S.TBK m. 506/I)’ de getirilen ikinci istisna,
1
Aral, Fahrettin: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, B.8, Yetkin Yayınevi, Anka-
ra 2010, s. 410; Yavuz, Cevdet: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, B.8, Beta
Yayınevi, İstanbul 2010, s. 466-467; Gümüş, Mustafa Alper: Borçlar Hukuku Özel
Hükümler, C. II, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2010, s.282; Zevkliler, Aydın/Gökyay-
la, Emre K.: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, B.11, Turhan Kitabevi, Ankara
2010, s.493; Uygur, Turgut: Açıklamalı-İçtihatlı Borçlar Kanunu Sorumluluk ve
Tazminat Hukuku, B.2, C. VII, Seçkin Yayınevi, Ankara 2003, s.8546.
2
Aral s.410; Yavuz s. 466-467; Zevkliler/Gökyayla s.493-494; Gümüş s. 282;
Hukukumuzda, bu rızanın avukatlar bakımından ne şekilde verileceği AK m.
171/II’de açıkça düzenlenmiştir. Bu hükme göre, avukat, üzerine aldığı işi kanun
hükümleri ve yazılı sözleşme şartlarına göre sonuna kadar takip eder. Verilen
vekâletnamede avukat başkasını tevkile yetkili kılınmış ise, yazılı sözleşmede
aksine hüküm bulunmadıkça, işi başka bir avukat ile birlikte veya başka bir
avukata vererek takip ettirebilir. Vekâletnamede, bunun düzenlendiği tarihten
sonra açılacak dava ve işlerde vekâlete ve başkasını tevkile genel şekilde yetki
verilmişse, avukat bu tarihten sonraki dava ve işlerde müvekkilinden ayrıca
vekâlet almaya lüzum olmaksızın, işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir
avukata vererek takip ettirebilir.
3
Esener, Turhan: Mukayeseli ve Hususiyle Türk- İsviçre Borçlar Hukuku
Bakımından Sâlahiyete Müstenit Temsil, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Yayını, Ankara 1961, s. 90; Tandoğan, Haluk : Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri,
C.II, 1989 Yılı Dördüncü Tıpkı Basım’dan Beşinci Baskı, Beta Yayınevi, İstanbul
2010, s. 457; Akipek, Şebnem: Alt Vekâlet, Yetkin Yayınevi, Ankara 2003, s. 110.
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ19
mevcut örf ve adet (teamül) gereği, vekilin başkasını tevkile yetkili sa-
yıldığı durumlardır. Bu anlamda bir örf veya adet (teamül) bulunduğu
takdirde, müvekkilin rızasının olup olmadığına bakılmaksızın, vekilin
işi başkasına gördürebileceği kabul edilir
4
.
3-) Vekilin başkasını tevkile halin gereklerine göre mecbur olması: 818
S. TBK m. 390/III (6098 S. TBK m. 506/I)’ de düzenlenen sonuncu du-
rum, ilk iki durumdan farklı olarak bir zorunluluğa işaret etmektedir
ve bu durum gerçekleştiği takdirde vekil zorunlu olarak işi üçüncü bir
kişiye gördürecektir. Bu durumun gerçekleşmesi için, vekilin kendi-
sinden ya da dışarıdan kaynaklanan bir nedenle işi göremeyecek du-
rumda olması veya işi görmesinin imkânsız olması gerekir
5
.
Belirtilen bu durumlarda, vekilin işi başkasına gördürmesi ise çe-
şitli şekillerde karşımıza çıkabilir. Vekil; vekâletin konusuna giren bazı
işlerin ifasını yardımcı şahsa bırakabilir, ikame vekil atayabilir veya
vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan işin görülmesini alt vekile tevdi
edebilir. Ancak uygulamada genellikle “alt vekâlet” kurumuna başvu-
rulduğu görülmektedir.
Çalışmamızın konusunu alt vekâlet oluşturduğu için, aşağıda bu
konu incelenecektir.
4
Zevkliler/Gökyayla s.495; Aral s.410 vd; Gümüş s. 285; Vekâlet sözleşmesine konu
bir işin görülmesi, kişinin belli bir ruhsat sahibi olmasını gerektiriyorsa, örf gereği
olsa bile, o iş ancak ruhsat sahibi bir üçüncü kişiye yaptırılabilir. AK, TBK’nun
aksine, avukatın tevkil imkânını bu konuda vekâletnamesinde yetki verilmiş
olması hali ile sınırlamıştır. Bu yüzden, örneğin birden fazla avukatın ortak
çalıştığı bir büroda, bu avukatlardan birine iş verilmesi, aksi açıkça belirtilmedikçe
diğer ortakların da gerektiğinde o işle uğraşmaya teamül gereği yetkili olduğuna
kabule imkân tanımaz. Zira AK’nun 171/II maddesi, TBK m. 390/II’ün aksine örf
gereğince tevkile yetkili olma durumunu düzenlememiştir (Sungurtekin-Özkan,
Meral: Avukatlık Hukuku, Barış Yayınları, İzmir 2006, s. 195; Tanrıver, Süha:
Noterlik Açısından Vekalet (Temsil), B.2, Adalet Yayınevi, Ankara 2001, s.27);
Bir görüşe göre ise, birden fazla avukat aynı büroda ortak çalışıyorlarsa, büroda
bunlardan birine bir iş tevdi edilirse, aksi açıkça belirtilmedikçe, diğer ortakların
da gerektiğinde o işle uğraşmaya teamül icabı yetkisi olduğu kabul edilmelidir,
bkz Fellmann, Walter: Berner Kommentar zum Scweizerischen Privatrecht, Bd.
IV, Der einfache Auftrag, Verlag Stämpfli, Bern 1992, s.382 vd; Kanaatimizce,
birden fazla avukatın aynı büroda çalışması durumunda bu avukatlardan
birine iş verilmesi ile diğer ortakların da o işle teamül gereği uğraşmaya yetkili
sayılmaması gerekir. Çünkü, bir avukata dava takibi için verilen vekâletnamede
yalnızca o avukatın ismi yazılıdır. Zira, vekil aracılığı ile takip edilen davalarda,
geçerli bir vekâletname bulunması ve bunun mahkemeye verilmesi dava şartıdır.
Bu nedenle mahkeme, vekilin vekâletnamesinin bulunup bulunmadığını
kendiliğinden araştırır (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder: Medenî
Usûl Hukuku Ders Kitabı, B.21, Yetkin Yayınevi, Ankara 2010, s. 264-265).
5
Akipek s.112.
Alt Vekâlet20
I. ALT VEKÂLET SÖZLEŞMESİNİN TANIMI VE TARAFLARI
Vekilin iş görme borcunu bizzat yerine getirmesi kural olsa da,
818 S. TBK m. 390/III (6098 S. TBK m. 506/I)’de belirtilen istisnai du-
rumlarda vekilin işi bir başkasına gördürmesi mümkün hale gelmek-
tedir. Vekilin işi başkasına gördürme şekillerinden uygulamada en
çok karşılaşılan ve 818 S. TBK m. 391 (6098 S. TBK m. 507)’de özellik-
le düzenlenen ise alt vekâlettir. Vekilin vekâletten doğan borçlarının
ifasını “kendi adına” yaptığı bir sözleşme ile başkasına devretmesi
halinde alt vekâlet sözleşmesinin varlığından söz edilir
6
. Alt vekâlet
sözleşmesini vekil kendi adına yaptığından, bu sözleşmenin tarafları
doğal olarak asıl vekil ile alt vekildir; müvekkilin bu sözleşmeye taraf
olması söz konusu değildir
7
. Asıl vekil bu sözleşme ile vekillik sıfatını
devretmemektedir
8
, vekâletten doğan borçların ifasının kısmen veya
tamamen devredilmesi söz konusudur. Ortada tarafları farklı olan iki
vekâlet sözleşmesi vardır. Sözleşmelerden biri müvekkil ile vekil ara-
sındaki vekâlet ilişkisine (asıl vekâlet sözleşmesi), diğeri ise ilk mü-
vekkilin vekilinin kendi adına yaptığı bir sözleşmeyle alt vekili tevkil
ettiği vekâlet ilişkisine (alt vekâlet sözleşmesi) ilişkindir
9
.
Alt vekâlet sözleşmesini alelade bir vekâlet sözleşmesinden farklı
kılan temel özellik, hukuki anlamda değilse de, fiilî anlamda başka bir
vekâlet sözleşmesinden kaynaklanıyor olmasıdır
10
. Alt vekâlet sözleş-
mesi başlı başına ve bağımsız bir sözleşme niteliği taşımakla birlikte,
bu sözleşmenin konusunu -kısmen veya tamamen- asıl vekâlet sözleş-
mesinin konusu olan karakteristik edim oluşturacaktır
11
.
6
Akipek s.113; Becker, Herman: İsviçre Borçlar Kanunu Şerhi, Yargıtay Yayınları
No:24, Yargıtay Yayınları, Ankara 1993, ( çev. Suat DURA ), s.708; Erlüle, Fulya:
“Alt Vekalet”, Prof.Dr.Selahattin Sulhi Tekinay’ın Hatırasına Armağan, Marmara
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, İstanbul 1999, s.260; Tandoğan s.459; Yavuz
s.467; Tanrıver s.26.
7
Cerutti, Romeo; Der Untervertrag, Universitätsverlag Freiburg Schweiz, Freiburg
1990, s.4 vd; Akipek s. 129; Zevkliler/Gökyayla s.495.
8
Acar, Faruk: Türk-İsviçre Medeni Hukukunda Alacaklılar Arası Teselsül, Seçkin
Yayınevi, Ankara 2003, s.184; Hatemi, Hüseyin / Serozan, Rona / Arpacı,
Abdülkadir: Borçlar Hukuku Özel Bölüm, Filiz Kitabevi, İstanbul 1992, s.420.
9
Akipek s.113-114.
10
Cerutti s. 4 vd.
11
Bir başka sözleşme ile olan “fiili bağ”ı alt sözleşmeyi diğer sözleşmelerden
ayıran temel özellik olmakla birlikte, bir başka sözleşmeyle ilişkisi bulunan
bütün sözleşmelerin alt sözleşme olarak nitelendirilmesi de doğru bir yaklaşım
olmayacaktır. Bu nedenle her iki sözleşme arasında fiili bir ilişkinin bulunmasının
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ21
Ortak taraflarını “asıl vekil”in oluşturduğu iki farklı vekâlet sözleş-
mesi olmasına ve müvekkil ile alt vekil arasında sözleşmeye dayanan
bir ilişki bulunmamasına rağmen, yasa koyucu bu iki taraf arasında 818
S. TBK m. 391/III (6098 S. TBK m. 507/III) uyarınca kanundan kaynak-
lanan bir ilişki kurulmasını öngörmüştür. Bu hüküm sadece müvekkile
alt vekâletin gereği gibi ifa edilmesini talep hakkı verirken, alt vekilin
müvekkile karşı vekâlet sözleşmesine dayanan bir talep hakkı bulun-
mamaktadır. Böylelikle alt vekâlet sözleşmesinin tarafları dışında, ilk
müvekkil bakımından da alacak doğurması sağlanmıştır
12
. Ancak belir-
tilmelidir ki, müvekkil ile alt vekil arasında kanundan kaynaklanan bu
ilişki ve öngörülen doğrudan talep hakkı, özünde aralarında sözleşme-
ye dayanan bir ilişki bulunmadığı gerçeğini değiştirmez
13
.
II. ALT VEKÂLET SÖZLEŞMESİNİN UNSURLARI
Alt vekâlet sözleşmesi hukuki niteliği itibarıyla bir vekâlet sözleş-
mesi olduğundan, vekâlet sözleşmesine ilişkin yer verilen unsurlar alt
vekâlet sözleşmesi için de aynen geçerlidir.
Alt vekâlet sözleşmesinin ilk unsuru da bir işin görülmesi veya
hizmetin ifasıdır. Alt vekilin göreceği iş veya ifa edeceği hizmet, veki-
lin asıl vekâlet sözleşmesiyle üstlendiği iş veya hizmetten daha fazla
olamaz, ancak o iş veya hizmetin bir bölümüne ilişkin olabilir
14
. Alt ve-
kil hukuki işlemlere ilişkin bir iş görmeyi üstlenebileceği gibi, maddi
fiillere yönelik işleri de yerine getirebilir
15
. Örneğin, alt vekil müvek-
kile ait bir taşınmazı kiralayabileceği gibi, müvekkilin dişini de çeke-
bilir
16
. Ancak kanımızca asıl vekâletin konusu ile alt vekâletin konusu
karakteristik edim benzerliğinin sağlanması açısından paralellik arz
etmelidir. Asıl vekâlet sözleşmesinin konusu bir hukuki işleme ilişkin
ise, alt vekâlet sözleşmesinin konusu da öyle olmalıdır.
yanında, her iki sözleşmenin karakteristik edimleri bakımından da benzeşmeleri
gerekir (Akkanat, Halil: Taşeronluk (Alt Müteahhitlik ) Sözleşmesi, Filiz Kitabevi,
İstanbul 2000, s.16).
12
Yavuz, Cevdet: Türk-İsviçre ve Fransız Medeni Hukuklarında Dolaylı Temsil,
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, İstanbul 1983, (Dolaylı Temsil),
s.71-72.
13
Akipek s.114.
14
Larenz, Karl: Allgemeiner Teil des deutschen bürgerlichen Rechts, Aufl.6, C.H.
Beck, München 1983, s.604; Tandoğan s.459; Tanrıver s.29.
15
Tandoğan s.459.
16
Akipek s.115 dpn.115.
Alt Vekâlet22
Alt vekâlet sözleşmesinin ikinci unsuru, işin müvekkilin men-
faatine ve iradesine uygun olarak görülmesidir. Alt vekâlet sözleş-
mesindeki müvekkil asıl vekâlet sözleşmesinin vekilidir. Alt vekâlet
sözleşmesinde asıl vekilin müvekkil sıfatıyla alt vekile tevdi ettiği iş,
esasen kendi müvekkilinin işidir. Dolayısıyla burada vekil kendi mü-
vekkilinin iradesini alt vekile yansıtmaktadır. Alt vekâlet sözleşmesin-
de müvekkilin menfaatini üstün tutan
17
yasa koyucu bu nedenle ilk
müvekkile alt vekile karşı kullanabileceği doğrudan bir talep hakkı
tanımıştır
18
.
Alt vekâlet sözleşmesinin üçüncü unsuru, işin bağımsız olarak
ve sonucun elde edilmemesi riski üstlenilmeksizin görülmesidir. İşin
bağımsız olarak görülmesi müvekkilin talimat verme hakkıyla
19
sınır-
landırılmıştır. Alt vekâlette alt vekile talimat verme hakkı aralarındaki
sözleşmeden dolayı asıl vekile ve kanundan dolayı daha sınırlı olmak
üzere ilk müvekkile aittir
20
. Yine alt vekil tarafı olduğu sözleşmenin
gereklerine uygun olarak, özenli bir şekilde üstlendiği işi görürse artık
istenen sonucun gerçekleşmemesinden dolayı bir sorumluluğu olma-
yacaktır
21
.
Son unsur, asıl vekil ile alt vekilin anlaşmasıdır. Alt vekâlet sözleş-
mesi belirli bir işin veya hizmetin tamamen veya kısmen ifasına ilişkin-
dir. Bu sözleşme ilk bakışta, bu sözleşme bakımından müvekkil sıfatını
taşıyan asıl vekil lehine menfaat sağlarmış gibi görünse de, özünde asıl
vekâlet sözleşmesinin müvekkili, yani ilk müvekkil lehine bir menfaat
17
Menfaat kriterinin alt vekil-yardımcı kişi ayrımında belirleyiciliğine ilişkin olarak
bkz BGE 112 II 347.
18
Akipek s.190 vd.
19
Gümüş, Mustafa Alper: Türk-İsviçre Borçlar Hukukunda Vekilin Özen Borcu,
Beta Yayınevi, İstanbul 2001 (Vekil), s.30-31 dpn.114.
20
Akipek s.116; “Davadan feragat dilekçesinde, havale tarihi altındaki imzanın
kime ait olduğuna ilişkin bilgi ve sözkonusu dilekçenin davacı vekili tarafından
verildiğine ilişkin kimlik tasdiki bulunmamaktadır. Feragat dilekçesinde adı
yazılı olan avukatın vekâletnamesinde feragat yetkisi bulunmaktadır. Ancak
kendisini tevkil eden avukatın vekâletnamesinde bu hususta açık bir yetki
bulunmamaktadır. Bu durumda feragat dilekçesinin kimin tarafından havale
edildiği, dilekçenin davacı vekili tarafından verilip verilmediğinin tevsik edilmesi
ve tevkil veren avukatın feragat yetkisi bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa
eklenmesi gerekir” HGK, 19.09.2001, E. 2001/4-665, K. 2001/612 (www.kazancı.
com, 30.07.2011).
21
Tandoğan s.39; Yalçınduran, Türker : Alt İstisna (Taşeronluk) Sözleşmeleri, Yetkin
Yayınevi, Ankara 2000, s.56.
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ23
sağlamaktadır. Asıl müvekkil alt vekâlet sözleşmesinin tarafı olmadı-
ğından, yasayla yetkilendirildiği durum dışında, sözleşmeye müdaha-
le etme imkânı yoktur. Bu açıdan alt vekilin seçimi de tamamen asıl
vekile aittir. Kuşkusuz asıl vekilin yapılacak işin niteliğini göz önünde
bulundurarak bir seçim yapması gerekir
22
.
Ücret alt vekâlet sözleşmesi açısından zorunlu bir unsur değildir.
Ancak yine tarafların sözleşme ile ücrete ilişkin bir kayda yer verme-
leri mümkün olduğu gibi, örf ve âdet gereğince de ücret söz konusu
olabilir. Vekâletin ücretli olması durumunda bu ücret kural olarak söz-
leşmenin tarafı olan asıl vekil tarafından ödenir. Hukuken birbirinden
bağımsız iki farklı sözleşme söz konusu olduğundan, sözleşmelerden
birinin ücretli olmasını diğerinin de ücretli olmasını zorunlu kılmaz.
Ancak kuşkusuz, örf ve âdet gereğince ücretin gündeme geldiği haller-
de, her iki sözleşmenin de ücretli olduğunu kabul etmek yerinde olur
23
.
III. ALT VEKÂLET SÖZLEŞMESİNİN ŞEKLİ
Alt vekâlet sözleşmesi bir vekâlet sözleşmesi niteliği taşır ve
vekâlet sözleşmesi bakımından da yasa koyucu kural olarak herhangi
bir şekil şartı öngörmemiştir. Dolayısıyla alt vekâlet sözleşmesi de her-
hangi bir geçerlilik şekline tabi değildir. Ancak Akipek’e göre
24
, isabetli
olarak, tarafların ilerde bir uyuşmazlık yaşamaları ihtimaline karşın,
önceden kararlaştırdıkları hususları daha kolay ispat edebilmeleri için
alt vekâlet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasının yerinde olacağı
ifade edilmektedir
25
.
Esas olan şekil serbestisi olmakla birlikte, tarafların iradi olarak
sözleşme yaparken belli bir şekil kararlaştırmaları mümkündür
26
. Asıl
22
Akipek s.117.
23
Akipek s.117.
24
Akipek s.119.
25
“Sanığın dava konusu çeki keşide ettiği tarihte şirket adına çek keşide etme
yetkisinin bulunup bulunmadığının ve şirket temsilcisi tarafından kendisine bu
konuda alt vekâlet verilip verilmediğinin, yazılı delilleri ile birlikte araştırılarak
sonucuna göre sanığın hukuki durumu belirlenmelidir” 10.CD, 28.06.2004, E.
2004/4327, K. 2004/7728 (www.kazancı.com, 30.07.2011).
26
Şekil özgürlüğünün istisnası olan geçerlilik şeklinin iki kaynağı olarak kanuni şekil
ve iradi şekle ilişkin olarak bkz Kılıçoğlu, Ahmet: Borçlar Hukuku Genel Hükümler,
B.13, Turhan Kitabevi, Ankara 2010, s.66 vd; Oğuzman, Kemal/Öz, Turgut: Borçlar
Hukuku Genel Hükümler, B.4, Filiz Kitabevi, İstanbul 2005, s.116 vd.
Alt Vekâlet24
sözleşmeye ilişkin bu tarz bir iradi şekil kararlaştırılmış olması halin-
de, bu şeklin alt vekâlet sözleşmesi açısından etkili olup olmayacağı
sorunu gündeme gelebilir. Ancak vekâlet sözleşmesinin tarafların ira-
desiyle belli bir şekilde akdedilmiş olması, alt vekâlet sözleşmesini de
bu şekle tabi kılmaz. Zira asıl vekil her iki sözleşmenin tarafı olsa da,
diğer tarafların yanısıra vekilin sözleşmelerdeki konumu da farklıdır.
Bunun yanında asıl vekâlet ve alt vekâlet sözleşmeleri temelde birbi-
rinden bağımsız nitelikte iki sözleşmedir
27
.
IV. ALT VEKÂLET SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Alt vekâlet sözleşmesi alt sözleşmelerin bir türüdür ve hukuki ni-
teliği itibarıyla vekâlet sözleşmesidir
28
. Vekâlet akdi bir sözleşme ol-
ması itibarıyla da iki taraflı bir borç ilişkisi doğurur
29
.
Vekâlet sözleşmesi doktrinde paylaştığımız görüş
30
çerçevesinde,
kural olarak eksik iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Zira vekil
her durumda müvekkile karşı iş görme borcu altına girmekte; müvek-
kil ise ücretin kararlaştırılmadığı veya teamül gereği ücretin söz ko-
nusu olmadığı hallerde sadece vekilin sözleşmenin ifası çerçevesinde
yaptığı harcama ve masrafları karşılamakla yükümlüdür. Sözleşmenin
ücretsiz olduğu durumlarda vekilin yine masraf ve harcama yapması
mümkün olduğundan, kural olarak eksik iki tarafa borç yükleyen söz-
leşme olduğu görüşünü paylaşmaktayız. Sözleşmenin ücretli olduğu
durumlarda ise, bu nitelik değişir ve vekâlet sözleşmesi tam iki tarafa
borç yükleyen bir sözleşme haline gelir. Ücretli vekâlet sözleşmesinde
vekilin iş görme ediminin karşılığını müvekkilin vekile ücret ödeme
borcu oluşturduğundan, her iki edim de asli edim niteliği taşır
31
.
Vekâlet sözleşmesinin bir diğer önemli özelliği sürekli borç doğu-
ran bir sözleşme olmasıdır. Her ne kadar konu doktrinde tartışmalı
27
Erlüle s.261; Zevkliler/Gökyayla s.495; Akipek s.120.
28
Cerutti s. 51 vd; Akipek s.120; Aral s.411; Yalçınduran s.34.
29
Aral s.394; Tandoğan s.355 vd;Tanrıver s.4; Özkaya, Eraslan: Vekâlet Sözleşmesi
ve Kötüye Kullanılması, Seçkin Yayınevi, B.2, Ankara 2005, s.17.
30
Akipek s..43; Aral s.400-401. Vekâlet sözleşmesini kural olarak tek tarafa borç
yükleyen sözleşme olarak değerlendiren görüş için bkz Yavuz s.451.
31
Akipek s.43; Tandoğan s.502;Yavuz s.451.
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ25
olsa da
32
; belirli bir işin görülmesini amaçlayan vekâlet sözleşmeleri
hariç tutulmak üzere, vekâlet sözleşmesiyle taraflar arasında sürekli
bir iş görme faaliyeti söz konusu olmaktadır ki; bu da sözleşmenin ku-
ral olarak sürekli sözleşme sayılması sonucunu beraberinde getirir.
Sonuç olarak, yukarıda vekâlet sözleşmesinin hukuki niteliğine
ilişkin yer verdiğimiz açıklamalarımız alt vekâlet sözleşmesi açısından
da geçerlidir. Buna göre, kanaatimizce, alt vekâletin hukuki niteliğini,
eksik iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme ve sürekli borç doğuran
rızaî bir sözleşme olarak ifade edilebiliriz.
V. ALT VEKÂLET KAVRAMININ BENZER KAVRAMLARDAN
AYIRDEDİLMESİ
A-ALT VEKÂLET – YARDIMCI KİŞİ
Yardımcı kişi kavramı geniş olarak değerlendirilirse alt vekil de
yardımcı kişi olarak kabul edilebilir. Ancak, 818 S. TBK m. 100 (6098
S. TBK m. 116) anlamındaki yardımcı kişiden
33
farklı olarak bu kişiler
nitelikli yardımcılardır
34
.
Vekilin işin görülmesi için kendisi yerine bir başkasını ikame-
ye yetkili olduğu hallerde, ne zaman 818 S. TBK m. 391/II (6098 S.
TBK m. 507/II)’yi uygulamaya geçirecek bir kaim vekil, ne zaman
818 S. TBK m. 100 (6098 S. TBK m. 116) anlamında yardımcı kişi söz
32
Vekâlet sözleşmesinin sürekli bir sözleşme olup olmadığı gerek İsviçre gerekse
Türk doktrininde tartışmalıdır. Görüşlere ilişkin olarak bkz Akipek s.44 dpn.46.
33
818 S. TBK m.55 (6098 S. TBK m. 66)’e göre sözleşme dışı sorumluluktaki yardımcı
kişi kavramı ile 818 S. TBK m.100 (6098 S. TBK m. 116)’e göre sözleşmeden doğan
sorumluluktaki yardımcı kişi kavramı birbirinden farklıdır. 818 S. TBK m.100’de
öngörülen yardımcı kavramı daha kapsamlıdır. Zira 818 S. TBK m. 55’e göre
yardımcı kişinin adam çalıştıranın otoritesi altında bulunması veya sürekli olarak
onunla hizmet ilişkisi içerisinde bulunması gerekirken, 818 S. TBK m.100’e göre
yardımcı kişinin sürekli veya geçici olarak borcun ifasına borçlunun muvafakatı
ile katılması yeterlidir; yardımcının borçlunun otoritesi altında bulunması şart
değildir (818 S. TBK m.55- 818 S. TBK m.100 ayrımına ilişkin ayrıntılı bilgi için
bkz. Kılıçoğlu s.534 vd; Eren, Fikret: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B.10, Beta
Yayınevi, Ankara 2008, s.576; Oğuzman/Öz s.592 vd; Şenocak, Zarife: Borçlunun
İfa Yardımcılarından Dolayı Sorumluluğu, Dayınlarlı Yayınevi, Ankara 1995,
s.135 vd ).
34
Akipek s.143; Tandoğan s.465 vd; Jaussi, Nelli: Die Auftragssubstitution Nach
Schweizerischem Obligationrecht, Zürich 1926, s.5.
Alt Vekâlet26
konusu olduğunu tespit etmek uygulama ve doktrin için büyük güç-
lük arz etmektedir. Bu belirleme özellikle vekilin sorumluluğunun
kapsamı bakımından büyük önem taşır. Bu tespiti yapabilmek için
doktrinde çeşitli ölçütler ileri sürülmektedir
35
. Bağımsızlık ve kişi-
liğin önemli olduğu işlerin kısmen veya tamamen bir başka kişiye
devredilmesi ölçütleri bu ayrımı yapabilmek açısından her zaman
yeterli olmayabilir. Zira yardımcı kişilerin de mutlaka borçluya tabi
olmasının gerekmemesi hususu bağımsızlık ölçütünü, alt vekile bir
kısım işlerin yanısıra vekile sözleşme gereğince yüklenen edimlerin
tamamının bırakılmasının mümkün olması da diğer ölçütü yetersiz
kılar. Doktrinde bizim de paylaştığımız görüşe göre
36
bu ayrımda
vekilin üçüncü kişiyi kendi menfaatine mi, yoksa müvekkilin men-
faatine mi görevlendirdiği kriteri belirleyici olabilir. Nitekim İsviçre
Federal Mahkemesi de bir sanat eşyasının değerinin takdirini konu
edinen vekâlet sözleşmesinin ifası için vekil tarafından bir başka-
sının kullanılmasına ilişkin olayda
37
Hofstetter’in
38
“vekilin kendi
menfaatine kullandığı üçüncü kişinin alelâde yardımcı kişi olduğu”
şeklindeki görüşünden hareket ederek 818 S. TBK m. 391/II (6098
S. TBK m. 507/II)’yi değil, 818 S. TBK m. 100 (6098 S. TBK m. 116)
hükmünü uygulamıştır.
35
Erlüle s.260-261; Şenocak s.141 vd; Tandoğan s.460-461.
36
Hofstetter, Josef: Der Auftrag und die Geschaeftsführung ohne Auftrag:
Schweizerisches Privatrecht, Bd. VII/2 (Obligationenrecht- Besondere
Vertragsverhaeltnisse), herausgegeben von Frank Vischer, Basel 1979, s. 74 vd.
37
BGE 112 II 347: Karara konu teşkil eden olayda davacı karı koca sahip oldukları
antika bir lambanın değerinin takdiri için Zürih’teki bir şirkete başvurur. Ancak
lambanın satımına ilişkin süreli bir teklif alınmış olması nedeniyle lambanın
değerinin 10 aralığa kadar takdiri gerekir. Davalı şirkette çalışan bir yetkili
lambanın değerini çekilecek bir fotoğraf üzerinden Londra’daki bir firmanın
belirlemesi gerektiğini, ancak anılan tarihe kadar belirlemenin yapılması
konusunda söz veremeyeceğini belirtir.O günün akşamı davacı, Zürih’teki firmaya
yazdığı mektupla lambanın fotoğrafını bu firmaya gönderir ve değerinin telefonla
bildrilmesini rica eder. Zürih’teki firma fotoğrafı 7 Aralık günü derhal Londra’daki
firmaya yollar. Londra’dan hala bir cevap gelmemesi üzerine davalı şirketin
yetkilisi buraya telefon açar ve fotoğrafın henüz ellerine geçmemiş olduğunu
öğrenir. Bunun üzerine Zürih’teki yetkili lambayı Londra’daki yetkiliye tarif eder
ve bu tarife göre lambaya ilişkin yaklaşık bir değer alır. Lambanın malikleri bu
değeri esas alarak lambayı 16500 İsviçre frankına satarlar. Yaklaşık bir ay sonra
Londra’daki firma fotoğrafı alır, lambanın özel bir parça olduğunu tespit eder ve
lambanın esas değerinin 30-40000 İsviçre frankı değerinde olduğunu davacıya ve
Zürih’teki firmaya bildirir (Şenocak s.147 dpn.319 ).
38
Hofsteter s.74.
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ27
Borçlu, vekâlet sözleşmesinde vekil, yardımcı kişiye belli bir işin
gerçekleştirilmesi için üçüncü bir kişinin yardımından, becerisinden
veya bilgisinden yararlanmak amacı doğrultusunda başvurur. Alt ve-
kil ataması durumunda ise vekil kendisi yerine sözleşmeden kaynakla-
nan bazı edim veya edimleri ifa etmesi için birini görevlendirmektedir.
Bu anlamda vekil alt vekili bir anlamda kendisinin yerine koymakta,
geniş bir ifade ile “ikame” etmektedir
39
. Vekil yardımcı kişiyi alt vekil-
de olduğu gibi, kendisinin yerine ikame etmez, sadece belli konularda
onun fiilinden yararlanır. Dolayısıyla vekil, daha önce incelediğimiz
818 S. TBK m. 390/III (6098 S. TBK m. 506/I)’deki sınırlamalara tabi ol-
maksızın her zaman yardımcı kişiden yararlanma imkânına sahiptir
40
.
Örneğin, bir avukat yerine duruşmaya giren avukat alt vekil olduğu
halde, avukatın icra takiplerini yapan yardımcısı bir yardımcı kişidir.
Ameliyat sırasında doktora aletleri ve malzemeyi veren doktor veya
hemşire yardımcı kişi, doktorun aniden rahatsızlanması üzerine ame-
liyatın yapılmasını kendisine bıraktığı meslektaşı alt vekildir
41
.
Vekilin kendisinden yararlandığı kişi ona hizmet sözleşmesi ile
bağlı bir kişi ise, bu durumda yardımcı kişinin varlığından söz edile-
cektir
42
. Örneğin, bir avukatın hizmet sözleşmesine dayalı olarak ya-
nında çalıştırdığı diğer avukatlar alt vekil değil, yardımcı kişi olarak
nitelendirilir ve asıl avukatın yardımcı avukatlarının fiilleri nedeniyle
818 S. TBK m. 390/III (6098 S. TBK m. 506/I) gereğince sorumluluğu
gündeme gelir
43
.
Alt vekil ile yardımcı kişinin ayırt edilmesi özellikle vekilin so-
rumluluğunun kapsamını belirlemek açısından önemlidir. İlerde de-
ğineceğimiz üzere, vekilin alt vekil nedeniyle sorumluluğu 818 S. TBK
m. 391 (6098 S. TBK m. 507) hükmü uyarınca belirlenir ve yardımcı
kişinin fiillerinden sorumluluk ile karşılaştırıldığında hafifletilmiş bir
39
Akipek s.144; Erlüle s.261; Hatemi/ Serozan/Arpacı s.419.
40
Akipek s.144; Erlüle s.261.
41
Akipek s.144; Tandoğan s.461.
42
Akipek s.144; Tandoğan s.461.
43
Günergök, Özcan: Avukatlık Sözleşmesi, Seçkin Yayınevi, Ankara 2003, s.115;
Avukatın alt vekil atayarak işin görülmesini bu suretle başka bir avukata
bırakması halinde ise, bu avukatın kusurundan dolayı, müvekkiline karşı
kusuru bulunan alt vekille birlikte sorumluluğu gündeme gelir ( AK m.171/III
). Avukatlık Kanunu’nun bu düzenlemesiyle bir başkasını tevkil durumunda
avukatın sorumluluğu adi vekile oranla ağırlaştırılmıştır.
Alt Vekâlet28
sorumluluktur. Yine alt vekâlete ilişkin yasa koyucu 818 S. TBK m.
391/III (6098 S. TBK m. 507/III) ile özel bir düzenleme getirmiş, mü-
vekkile alt vekile yönelik doğrudan bir talep hakkı tanımıştır. Niteliğe
ilişkin tereddüde düşüldüğü hallerde, üçüncü kişinin yardımcı kişi
olarak kabul edilmesi daha yerinde olur, zira vekilin yardımcı kişi ne-
deniyle sorumluluğu daha ağırdır. İş görme edimini bizzat yerine ge-
tirmeyerek bunu üçüncü bir kişiye yaptıran vekile nazaran müvekkil
korunmalıdır. Alt vekil nitelikli yardımcı kişi olarak değerlendirildi-
ğinde ve alt vekâlete ilişkin bir belirleme yapılamadığında, yardımcı
kişinin varlığından söz etmek yerinde olur
44
.
B- ALT VEKÂLET – İKAME VEKÂLET
Gerek alt vekâlet gerekse de ikame vekâlet, vekilin iş görme edi-
mini başkasına gördürme türlerindendir. Ancak, bu iki kavram, aynı
amaca hizmet etseler de, birbirlerinden çok farklı kavramlardır ve so-
nuçları bakımından da aralarında önemli farklılıklar bulunmaktadır
45
.
Alt vekâlet, vekilin kendi adına ve hesabına yaptığı tamamen ba-
ğımsız bir sözleşmedir. Dolayısıyla alt vekâlet durumunda asıl vekâlet
sözleşmesinin yanında, ondan tamamen bağımsız ve tarafları farklı
ikinci bir sözleşme yer alır ve bu sözleşme de bir vekâlet sözleşmesi
niteliğindedir. Alt vekâlet ilişkisinde, alt vekil ile müvekkil arasında
herhangi bir sözleşme ilişkisinin kurulması söz konusu değildir
46
. Di-
ğer bir deyişle, alt vekâlette müvekkil ile alt vekil arasında herhangi
bir hukuki ilişki doğmaz. Bu sebeple alt vekil, kural olarak yaptığı işler
44
Akipek s.145; Tandoğan s.460 vd.
45
Akipek s. 121; Zevkliler/Gökyayla s.495; İsviçre hukukunda, ‘Substitution
(Übertragung des Auftrags’ terimi, yani “vekâletin devri”, doktrinde genellikle
ikame vekâletin yanı sıra alt vekâleti kapsayacak şekilde kullanılmaktadır. Buna
karşılık teknik anlamıyla alt vekâlet ile ikame vekâleti birbirinden ayırt etmek
amacıyla, İsviçreli hukukçular alt vekâlet için ‘Unterauftrag’, ikame vekâlet için
ise ‘Ersatzauftrag’ terimlerini tercih etmişlerdir (Fellmann s.516 vd; Oser, Hugo /
Schönenberger, Wihelm : Zürcher Kommentar, Kommentar zum Schweizerischen
Zivilgesetzbuch, Das Obligationrecht, 2.Teil (Halband), Aufl.2, Schultheβ, Zürich 1936
(Oser/Schönenberger), s.1484 vd; Honsell, Heinrich/ Vogt, Nedim Peter/Wiegand,
Wolfgang: Basler Kommentar zum Schweizerischen Privatrecht, Obligationenrecht
I, Art. 1-529, Aufl.3, Helbing-Lichtenhahn, Basel-Genf-München 2003, s.2176 vd; von
Büren, Bruno: Schweizerisches Obligationenrecht, Zürich 1972, s.131-132; Jaussi s.20;
Akipek s.129); Aynı şekilde Tandoğan da bu iki kavramı ayırt etmek için, “ikame
vekâlet”- “alt vekâlet” terimlerine yer vermiştir, bkz Tandoğan s. 461-462.
46
Erlüle s. 261; Akipek s. 129; Zevkliler/Gökyayla s.495.
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ29
ve harcamalar için doğrudan müvekkile değil, ancak asıl vekile baş-
vurma olanağına sahiptir
47
.
İkame vekâleti, alt vekâletten ayıran en önemli özellik, asıl veki-
lin kendi adına ve hesabına bir sözleşme yapmamasıdır. Yani, ikame
vekâlet, vekil ile üçüncü kişi arasında akdedilir. Ancak vekil bu söz-
leşmeyi ne kendi adına ne de kendi hesabına yapar
48
. Bu sebeple, vekil
ile ikame vekil arasında hiçbir şekilde bir vekâlet ilişkisi doğmaz ve
bir vekâlet sözleşmesi kurulmaz
49
. Dolayısıyla, ikame vekâlette, huku-
ki ilişki ikame vekil ile müvekkil arasında doğduğundan, ikame vekil
müvekkile karşı doğrudan talep imkânına sahip olacaktır
50
.
Ancak hemen şunu belirtmek isteriz ki, her ne kadar alt vekâlet ile
ikame vekâlet arasında önemli farklılıklar bulunsa da, tüm somut olay-
lar bakımından anılan iki kavramı birbirinden ayırt etmek her zaman
kolay olmayabilir. Somut olayda alt vekâlet mi, yoksa ikame vekâlet
mi olduğunu belirleyebilmek için, tüm özellikler ve olgular dikkatlice
değerlendirilmelidir. Somut olayın niteliğinin belirlenememesi duru-
munda, doktrinde, alt vekâletin varlığının fiili bir karine olarak kabul
edilmesi gerektiği belirtilmiştir
51
.
VI. ALT VEKÂLET SÖZLEŞMESİNİN HÜKÜMLERİ
A. Genel Olarak
Alt vekâlet sözleşmesinin önemli ve bu sözleşmenin yapısını şe-
killendiren özelliklerinden biri fiilî anlamda başka bir vekâlet sözleş-
mesinden kaynaklanıyor olmasıdır
52
. Alt vekâlet sözleşmesinin kurul-
ması için bu sözleşmeden önce kurulmuş asıl vekâlet sözleşmesinin
bulunması zorunlu olmasa da, sözleşmeler arasındaki fiilî bağ alt
vekâlet sözleşmesinin hüküm doğurmaya başlaması için asıl vekâlet
sözleşmesinin varlığını gerekli kılar
53
. Her iki sözleşmenin ortak tarafı
ikinci âkit olarak da adlandırılabilecek asıl vekildir
54
.
47
Akipek s. 129
48
Oser/Schönenberger s. 1484; Akipek s. 123.
49
Erlüle s. 261; Akıncı, Şahin: Vekâlet Sözleşmesinin Sona Ermesi, Sayram Yayınları,
Konya 2004, s. 41; Yavuz s. 467; Honsell/Vogt/Wiegand s. 2177-2178.
50
Akipek s.129.
51
Tandoğan s. 462; Erlüle s. 261; Akipek s. 130; Esener s.92; Zevkliler/Gökyayla s.495.
52
Oser/ Schönenberger s. 1484-1485; Akkanat s.16.
53
Cerutti s. 4; Akipek s.147; Akkanat s.16.
54
Cerutti s.53; Akipek s.89.
Alt Vekâlet30
B. Alt Vekil ile Asıl Vekil Arasındaki İlişkiler
1. Alt Vekilin Borçları
Alt vekilin ilk borcu alt vekâlet sözleşmesi ile amaçlanan işin gö-
rülmesine yöneliktir. Asıl sözleşmede, alt vekâlet sözleşmesinin akde-
dilmesi halinde bu sözleşmeye ilişkin belli kayıt ve şartlar öngörülse
dahi, sözleşmelerin bağımsızlığı ilkesi gereği, alt vekil kabul etmedik-
çe bu kayıtlarla bağlı değildir. Ancak böyle bir durumla karşılaşmayı
tercih etmeyen asıl vekil ya bu konuya ilişkin alt vekille uzlaşmaya ça-
lışır ya da alt vekâlet sözleşmesinde asıl vekâlet sözleşmesine nazaran
daha ağır standartlar getirir
55
.
Alt vekil üstlendiği iş görme borcunu özenle yerine getirmelidir.
Alt vekilin özen borcu kural olarak asıl vekile karşıdır. Ancak asıl ve-
kilin başkası adına iş görmekte olduğunu alt vekile bildirmesi ve alt
vekilin durumu kabulü halinde, alt vekilin özen borcunun kapsamı
genişleyecek, asıl vekâlet sözleşmesindeki düzenlemelerden de so-
rumlu olacaktır
56
.
Alt vekilin bir diğer borcu sadakat ve sır saklama borcudur. Sada-
kat yükümü TMK m. 2’de yer alan dürüstlük kuralının özel yoğunluk-
taki bir şeklinden ibarettir
57
. Sadakat borcu alt vekâlet sözleşmesinin
sona ermesinden sonra da devam eder ve bu aşamadan sonra sır sakla-
ma borcuna dönüşür
58
. Asıl vekilin müvekkile ilişkin işin gerektirdiği
bazı özel bilgileri alt vekile vermesi durumunda, bu bilgiler sır sakla-
ma borcu kapsamına girecektir
59
.
Alt vekil işi müvekkilinin varsa talimatlarına uygun şekilde, tec-
rübe, bilgi ve uzmanlığı doğrultusunda görmekle yükümlüdür. 818
S. TBK m. 391/III (6098 S. TBK m. 507/III)’de asıl müvekkile tanınan
doğrudan talep hakkı, asıl vekilin alt vekile verebileceğinden öte bir
talimat verme imkânı içermez. Dolayısıyla aralarında ayrıca bir ilişki
kurulmadıkça alt vekilin müvekkilin özel talimatlarına uyma yükümü
yoktur. Yine ayrıca bir ilişki kurulmadığı sürece alt vekil kendi mü-
vekkiline hesap vermekle yükümlüdür
60
.
55
Cerutti s.59; Akipek s.152.
56
Cerutti s.59-60; Akipek s.153.
57
Akipek s.153; Gümüş (Vekil) s.154; ayrıca bkz Honsell/ Vogt/ Wiegand s.2134.
58
Başpınar, Veysel: Vekilin Özen Borcundan Doğan Sorumluluğu, B.2, Yetkin
Yayınevi, Ankara 2004, s.145.
59
Akipek s.153.
60
Akipek s.154-155.
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ31
Alt vekil iade borcu çerçevesinde, iş görüldükten sonra, işin görül-
mesi sırasında elde ettiği bütün hakları asıl vekile devretmekle borcun-
dan kurtulmuş olur. Asıl vekilin işlemleri kolaylaştırmak amacıyla, alt
vekilden olan alacağını alacağın temliki yoluyla müvekkiline devret-
mesi olasıdır. Ancak alacağın temliki hükümleri gereğince asıl vekilin
borçludan, yani alt vekilden onay almaksızın da alacağı müvekkiline
temlik olanağı olduğundan, sonrasında karışıklığa yaşanmaması için
alt vekili borcunu kime karşı yerine getireceği hakkında bilgilendir-
mek yerinde olur
61
.
2. Asıl Vekilin Borçları
Alt vekâlet sözleşmesinin tarafları arasında ücrete ilişkin bir an-
laşma olmadığı yahut ücret ödenmesinin örf ve âdet gereği olmadığı
durumlarda, asıl vekilin alt vekile ücret ödeme borcu yoktur. Ancak
günümüz ekonomik şartları, iş bölümü ve uzmanlaşma ihtiyacı dik-
kate alınırsa, artık şahsi bilgi ve becerilerin karşılıksız sunulmasının
söz konusu olmadığı görülür. Bu nedenle uygulamada vekâlet sözleş-
melerinde ücret unsuru yaygınlaşmış hatta neredeyse olmazsa olmaz
hale gelmiştir. Dolayısıyla alt vekâlet sözleşmesinde de sözleşmenin
kurulması sırasında veya sonradan ücret kararlaştırılabileceği gibi; örf
ve âdet gereği ücret ödenmesini gerektiren bir iş söz konusu ise, böyle
bir kararlaştırma olmasa dahi, asıl vekilin alt vekile ücret ödeme borcu
gündeme gelir
62
.
Asıl vekilin bir diğer borcu, alt vekilin işin görülmesine ilişkin bir
borç üstlenmesi veya sözleşmenin ifası sırasında bir zarara uğrama-
sı halinde, onu borçtan kurtarmaya veya uğradığı zararı karşılamaya
ilişkindir. Yine alt vekâletin caiz olması durumunda yapmış olduğu
harcamaları müvekkilden talep edebilecektir
63
.
Vekâlet sözleşmesinden doğan bir diğer borç, müvekkilin vekile
avans verme ve karşılık sağlama borcudur. AK m. 173/II’de avukatlar
bakımından öngörülen bu borç TBK yer almadığından ayrıca kararlaş-
tırılmadıkça diğer vekâlet sözleşmelerinde uygulama alanı bulmaya-
caktır. Alt vekâlet sözleşmesinin Avukatlık Kanunu’na dayalı olarak
61
Akipek s.155.
62
Akipek s.157; Özkaya s.22-23.
63
Akipek s.159; Tandoğan s.577; Yavuz s.451.
Alt Vekâlet32
kurulması durumunda, avukat olan alt vekilin avans istemesi ise ka-
nun gereğince mümkündür
64
.
C. Alt Vekâlet Sözleşmesi Nedeniyle Asıl Vekil ile Müvekkil
Arasındaki İlişkiler
1- Genel Olarak
818 S. TBK m. 390/III (6098 S. TBK m. 506/I)’de sayılan üç istisnai
durumdan birinin varlığı halinde, vekilin üstlendiği işi başkasına gör-
dürmesi olanaklıdır. Böyle bir durumda caiz olan vekâlet sözleşmesi
kurulmuş olacaktır. Söz konusu istisnai durumlardan hiçbirisinin bu-
lunmamasına rağmen kurulan alt vekâlet sözleşmesi ise caiz olmayan
bir vekâlet sözleşmesidir
65
.
Her iki sözleşmenin bağımsız niteliğine ve alt vekâlet sözleşmesi-
nin vekilin asıl vekâlet sözleşmesi bakımından edim yükünü değiştir-
memesine rağmen, vekilin ediminin yerine getirilmesinde alt vekilin
rol oynaması asıl vekilin müvekkile karşı olan sorumluluğunu geniş-
letmektedir
66
.
Yasa koyucu asıl vekilin yerine başkasını koymasının caiz olup ol-
mamasına göre sorumluluğunu farklılaştırarak 818 S. TBK m. 391/I
(6098 S. TBK m. 507/I) ve 818 S. TBK m. 391/II (6098 S. TBK m. 507/
II)’de ayrı ayrı düzenlemiştir.
2. Caiz Olan Alt Vekâlette Vekilin Müvekkile Karşı Sorumluluğu
a) Sorumluluğun Genel Çerçevesi
Alt vekâletin caiz olması için 818 S. TBK m. 390/III (6098 S. TBK
m. 506/I)’de sayılan durumlardan birinin varlığı gerekir. Caiz olan alt
vekâlette vekilin sorumluluğu ise bir nevi özel hüküm niteliği taşıyan
818 S. TBK m. 391/II (6098 S. TBK m. 507/II) ile düzenlenmiştir. Bu
hükme göre:
“Vekil başkasını tevkile salâhiyettar olduğu takdirde, yalnız salâhiyetini
kullanırken ve talimat verirken takayyüt ve ihtimam göstermekle mükelleftir”.
64
Akipek s.159-160; Günergök s.154 vd.
65
Akipek s.160-161; Yavuz s.451.
66
Akipek s.161 vd.
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ33
“Vekil başkasına vekâlet vermeye yetkili ise, sadece seçmede ve
talimat vermede gerekli özeni göstermekle yükümlüdür”.
Bu hüküm caiz olan tüm hallerde alt vekâlet bakımından uygula-
ma alanı bulur
67
. Bu hükümde 818 S. TBK m. 100 (6098 S. TBK m. 116)
gereğince alelade yardımcı kişilerin eylemlerinden sorumluluğa naza-
ran hafifletilmiş bir sorumluluk öngörülmektedir. 818 S. TBK m. 391/
II (6098 S. TBK m. 507/II) hükmüne göre, vekil alt vekili seçmekte ve
ona talimat vermekte kusuru bulunmadığını ispat ederek sorumluluk-
tan kurtulabilir; oysa 818 S. TBK m. 100 (6098 S. TBK m. 116) böyle bir
kurtuluş kanıtı ileri sürme olanağı tanımamaktadır
68
. Buna göre vekil
caiz olan alt vekâlette, yerine işin gerektirdiği nitelikleri taşıyan (ye-
tenekli, ödeme gücü olan, güvenilir vs.) bir kimseyi koymadığı ya da
ona eksik veya yanlış talimat verdiği takdirde kendisine düşen özen
yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemiş olacaktır. Örneğin, bir
doktorun tarihini önceden belirleyip üstlendiği by-pass ameliyatında
yerine, işinde uzman ancak o dönemde alkol sorunları olduğunu bildi-
ği bir meslektaşını sokması halinde, 818 S. TBK m. 391/II (6098 S. TBK
m. 507/II) gereğince özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden
ötürü sorumluluktan kurtulamayacağı kanısındayız.
Vekilin alt vekili seçmek ve ona talimat vermekten dahi sorumlu
tutulamayacağına ilişkin şart veya kayıtlar vekâletin niteliğiyle bağ-
daşmayacağından geçerli olmaz
69
. Doktrinde bir görüş
70
, tarafların
karşılıklı iradelerine öncelik tanınması ve her iki tarafın kabulü halin-
de sorumsuzluk anlaşmasının geçerli olması gerektiği yönünde olsa
da, biz de zaten hafif olan bu sorumluluğun böylelikle daha da hafifle-
tilmesinin veya kaldırılmasının yerinde olmayacağı kanısındayız.
b) Sorumluluğun Hukuki Niteliği
818 S. TBK m. 391/II (6098 S. TBK m. 507/II) ile getirilen hafifle-
tilmiş sorumluluğun hukuki niteliğine ilişkin doktrinde görüş birliği
bulunmamaktadır.
67
Tandoğan s.466.
68
Akipek s.163; Akkanat s.155; Erlüle s.263; Tandoğan s.466.
69
Akipek s.177; Erlüle s.264; Gümüş (Vekil) s.173; Tandoğan s.467; Yavuz s.452-453.
70
Fellman s.574.
Alt Vekâlet34
Doktrinde bir görüş
71
, 818 S. TBK m. 391/II (6098 S. TBK m. 507/II)
hükmünün 818 S. TBK m. 55 (6098 S. TBK m. 66) hükmü ile benzerlik
arz ettiğini ifade etmektedir. Oysa 818 S. TBK m. 55 (6098 S. TBK m. 66)
bir sebep sorumluluğu iken, 818 S. TBK m. 391/II (6098 S. TBK m. 507/
II) çerçevesinde vekilin sorumluluğu alt vekilin seçimi ve ona talimat
verilmesi ile sınırlandırılmış akdi bir sorumluluktur. Burada sorum-
luluk aslında vekilin kendi kusuruna dayanmaktadır. Vekilin objektif
özen yükümünün ihlali vekâlet sözleşmesinin ihlaline yol açmaktadır.
Fakat vekile alt vekili seçmede ve ona talimat vermede kusursuz ol-
duğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulma imkânı tanınmıştır. Bu-
nunla birlikte, sorumluluğun akdi sorumluluk olarak nitelendirilmesi,
caiz olan alt vekâlette vekilin konumunu caiz olmayan alt vekâlettekine
nazaran ağırlaştırmakta ve bu da çelişkiye yol açmaktadır.
Doktrinde bir diğer görüş
72
, 818 S. TBK m. 391/II (6098 S. TBK m.
507/II)’de düzenlenen sorumluluğu 818 S. TBK m. 100 (6098 S. TBK m.
116) ile karşılaştırmaktadır. Bu anlamda caiz olan alt vekâlette alt veki-
lin sorumluluğu S. TBK m. 100 (6098 S. TBK m. 116)’e kıyasla, yumu-
şatılmış bir sorumluluktur. Yine bu fikre göre söz konusu sorumluluk
hukuki niteliği itibarıyla sınırlandırılmış bir sebep sorumluluğu olarak
ifade edilmekle birlikte, iş ilişkilerinin geliştiği ve yoğun bir şekilde
yaşandığı günümüz modern dünyasında vekile farklı bir sorumluluk
getirilmesinin de bir anlamı kalmamıştır. Bu anlamda hükmün kapsa-
mı ve uygulama alanını daraltıcı şekilde yorumlamak doğru olur.
Son bir görüş ise
73
, 818 S. TBK m. 391/II (6098 S. TBK m. 507/II)’nin
akdi bir sorumluluk getirmediğini, olağan sebep sorumluluğunun bir
türü olduğunu ileri sürmektedir. Ancak burada bir anlamda hafifletil-
miş ve kolaylaştırılmış bir olağan sebep sorumluğundan
74
söz edilebilir.
Vekilin sorumluluğu genel değil, alt vekilin seçimi ve ona talimat ver-
meye yönelik objektif özen yükümünün ihlaliyle sınırlı bir sorumluluk-
tur. Bu sorumluluğun doğması için kusur aranmamaktadır; dolayısıyla
bir kusursuz sorumluluk, bir olağan sebep sorumluluğu söz konusudur.
71
Fellmann s.567.
72
Cerutti s.110.
73
Akipek s.172-173; Aynı yönde Gümüş (Vekil) s.173.
74
Olağan sebep sorumluluğu, zarar veren kişinin kusurlu davranışına dayanan
kusur sorumluluğunun yanısıra, zaman içinde zarara sebep olma düşüncesinden
kaynaklanan farklı bir sorumluluk türü olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıntılı bilgi için
bkz Eren s.452 vd.
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ35
3. Caiz Olmayan Alt Vekâlette Vekilin Müvekkiline Karşı Sorumluluğu
a) Sorumluluğun Genel Çerçevesi
818 S. TBK m. 391/I’e göre; “vekil salâhiyeti haricinde başkasını tevkil
ettikte onun fiilinden kendi yapmış gibi mes’uldür”. Bu hüküm 6098 S. TBK
m. 507/I’de ise şu şekildedir: “Vekil, yetkisi dışına çıkarak işi başkasına
gördürdüğünde, onun fiilinden kendisi yapmış gibi sorumludur”.
Bu hüküm caiz olmayan alt vekâlet hallerinde uygulama alanı bu-
lur. Vekil yetkisi olmadığı halde, ister kendi adına isterse müvekkili
adına yaptığı bir sözleşmeyle sözleşmeden kaynaklanan borçlarının
ifası için yerine başkasını koymuş olsun, müvekkille arasındaki vekâlet
sözleşmesine aykırı davranmış olur. Bu aykırı davranışının tüm so-
nuçlarından, bu arada yerine geçen kişinin eylemlerinden doğan za-
rarlardan, hatta bu kişinin kusuru bulunmasa dahi sorumlu olur
75
. Bu
husus, 818 S. TBK m. 391/I (6098 S. TBK m. 507/I) hükmü olmasaydı
dahi, sözleşmeye aykırılığa ilişkin genel esaslardan çıkartılabilirdi.
Vekil alt vekilin davranışında bulunmuş olsaydı, onun bu davra-
nışı özen ve sadakat borçlarına aykırılık teşkil edecek idiyse, doğan
zarardan sorumlu tutulacaktır. Burada dikkate alınacak ölçüt, vekilin
kişiliği ve nitelikleridir. Örneğin, caiz olmayan şekilde kendi yerine
bir tıp öğrencisini bırakan tecrübeli bir doktor, öğrencinin tecrübeli bir
doktordan beklenen özeni gösterememesi dolayısıyla sorumlu olacak-
tır. Asıl vekilin yerine geçen kimse bizzat asıl vekilden beklenebilecek
özeni göstermiş ve buna rağmen arzu edilen sonuç gerçekleşmemişse,
alt vekâlet caiz olmasa dahi asıl vekilin sorumlu tutulamayacağı ileri
sürülmüştür. Ancak paylaştığımız görüş uyarınca
76
, alt vekâletin caiz
olmamasından dolayı bir sözleşme ihlali gerçekleşmiştir ve müvekkil
zarara uğraması halinde 818 S. TBK m. 96 (6098 S. TBK m. 112)’daki
genel hükmü işleterek asıl vekile gidebilmelidir.
Alt vekâlet caiz olmasa bile alt vekil vekâletin yöneldiği sonucu
meydana getirmişse, sorumluluk gündeme gelmez; zira vekâletten do-
ğan iş görme borcu gereği gibi ifa ile sona ermiştir. Müvekkilin bu ifayı,
sadece caiz olmayan bir alt vekâlet söz konusu olduğu için kabulden ka-
çınması TMK m. 2’de ifadesini bulan dürüstlük kurallarına aykırı olur
77
.
75
Becker s.711; Tandoğan s.465.
76
Akipek s.180 dpn. 95; Tandoğan s.465.
77
Erlüle s.262; Tandoğan s.465.
Alt Vekâlet36
b) Sorumluluğun Hukuki Niteliği
Caiz olmayan alt vekâlette, asıl vekilin müvekkiline karşı sorum-
luluğu bir kusursuz sorumluk türüdür
78
. Vekil alt vekilin kusuru ol-
masa dahi, müvekkile karşı onun eylemlerinden sorumludur. 818 S.
TBK m. 391/I (6098 S. TBK m. 507/I)’in lafzı çerçevesinde, asıl vekilin
sorumluluğunun onun yerine iş görenin kusurlu fiilleriyle sınırlandı-
rılmış olduğu yönünde bir anlam çıksa da, esasen bu hükmü dar yo-
rumlamamak gerekir. Yani sorumluluğun doğması için alt vekilin ku-
surlu davranması şart değildir. Doktrinde
79
818 S. TBK m. 391/I (6098
S. TBK m. 507/I)’in 818 S. TBK m. 96 (6098 S. TBK m. 112)’nın özel bir
uygulama alanı olduğu ileri sürülmektedir. Zira bu hüküm olmasaydı
bile sözleşmeye aykırılığa ilişkin genel kurallardan hareketle aynı so-
nuca varmak mümkün olurdu.
818 S. TBK m. 391/I (6098 S. TBK m. 507/I)’in, 818 S. TBK m. 96
(6098 S. TBK m. 112) ve 818 S. TBK m. 100 (6098 S. TBK m. 116) ile ilişki-
si doktrinde tartışmalıdır. Bir görüşe göre
80
, vekil caiz olmayan şekilde
alt vekil kullanmışsa hem 818 S. TBK m. 96 (6098 S. TBK m. 112) hem
de 818 S. TBK m. 100 (6098 S. TBK m. 116) gereğince sorumlu olacaktır.
818 S.TBK m. 100 (6098 S. TBK m. 116) hükmüne gidilebilmesi vekilin
kusurlu olmadığı durumlarda da sorumlu tutulması açısından önem
taşır. Vekilin bu anlamda sorumluktan kurtulması ancak işi başkasına
gördürmenin caiz olduğu yönünde mazur görülebilir bir hataya düş-
müş olduğunu kanıtlaması ile mümkün olur.
Doktrinde baskın görüş
81
ise, 818 S. TBK m. 96 (6098 S. TBK
m. 112)’yı genel hüküm olarak nitelendirmekte ve hükmün sadece
borçlunun kendi eylemlerinden sorumluluğuna ilişkin uygulanabi-
leceğini kabul etmektedir. Bu nedenle işin bir başkasına gördürül-
mesi durumunda sorumluluk 818 S. TBK m. 96 (6098 S. TBK m. 112)
gereğince değil, ama 818 S. TBK m. 100 (6098 S. TBK m. 116) ve 818
S. TBK m.391/I( 6098 S.TBK m.507/I) gereğince gerçekleşecektir. 818
S. TBK m. 391/I esasen 818 S. TBK m. 100 (6098 S. TBK m. 116)’ün
78
Akipek s. 180; Erlüle s.263; Fellmann s.554; Tandoğan s.465.
79
Akipek s. 181; Erlüle s.263; Tandoğan s.465.
80
Derendiger, Peter: Die Nicht-und die Nichtrichtige Erfüllung des Einfachen
Auftrages, Aufl.2, Freiburg 1990, Nr.299.
81
Cerutti s.116; Hofstetter s.95-100; Fellmann s.561.
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ37
özel bir uygulama şeklidir; bu nedenle de bu özel hüküm varken 818
S.TBK md.96’ya (6098 S.TBK m.112) ve 818 S. TBK m. (6098 S. TBK
m. 116)’e gitmeye gerek yoktur. 818 S. TBK m. 391/I( 6098 S.TBK
m.507/I) yorumlanırken uygun düştüğü ölçüde 818 S. TBK m. 100
(6098 S. TBK m. 116) için geliştirilen görüşlerden ve yargı kararların-
dan yararlanılabilir
82
.
Konuya ilişkin bir diğer görüş
83
ise 818 S. TBK m. 391/I (6098 S.
TBK m. 507/I)’in bir olağan sebep sorumluluğu türü olduğunu ifade
etmektedir. Vekilin anılan hüküm gereğince sorumlu olabilmesi için,
burada bir olağan sebep sorumluluğunun varlığı gerektiğine göre, ob-
jektif özen yükümünü ihlal etmesi gerekir. Objektif özen yükümünü
ihlal etmediğine dair bir kurtuluş kanıtı getirmesi ise mümkün değil-
dir. Bu anlamda ancak alt vekil atamanın caiz olmamasında kusuru-
nun bulunmadığını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir.
D. Alt Vekâlet Sözleşmesi Nedeniyle Alt Vekil ile Müvekkil
Arasındaki İlişkiler
1. Müvekkilin Alt Vekile Karşı Sahip Olduğu Doğrudan Talep Hakkı
a) Doğrudan Talep Hakkının Genel Çerçevesi
Asıl vekâlet sözleşmesinin taraflarını müvekkil ile asıl vekil oluş-
tururken, alt vekâlet sözleşmesinin taraflarını asıl vekil ile alt vekil
oluşturur. Asıl vekil her iki sözleşmenin de tarafıdır, buna karşılık mü-
vekkil ile alt vekil arasında kural olarak bir hukuki ilişki yoktur. Ancak
yasa koyucu 818 S. TBK m. 391/III (6098 S. TBK m. 507/III) hükmüyle
bu ilişkiyi bizzat kurmuştur. 818 S. TBK m. 391/III’e göre; “her iki su
rette vekilin kendi yerine ikame ettiği şahsa karşı haiz olduğu bütün hakları
müvekkil, doğrudan doğruya o şahsa karşı dermeyan edebilir”. Bu hüküm,
6098 S. TBK m. 507/III’ de şu şekilde ifade edilmiştir: “Vekâlet veren,
her iki durumda da vekilin kendi yerine koyduğu kişiye karşı sahip olduğu
hakları, doğrudan doğruya o kişiye karşı ileri sürebilir”.
Böylelikle müvekkile alt vekile karşı ileri sürebileceği doğrudan bir
talep hakkı yasa eliyle tanınmış olmaktadır. Aralarında hukuki ilişki bu-
82
Aral s.412-413.
83
Akipek s.182 vd.
Alt Vekâlet38
lunmayan taraflar arasında doğrudan talep hakkı pozitif hukukumuzda
sadece alt kira (818 S. TBK m. 259/III; 6098 S. TBK m. 322) ve alt vekâlet
(818 S. TBK m. 391/III; 6098 S. TBK m. 507/III) için öngörülmüştür.
b) Doğrudan Talep Hakkının Kapsamı
818 S. TBK m. 391/III (6098 S. TBK m. 507/III)’e göre, müvekkilin
kendisinin vekile karşı haiz olduğu hakları değil, ancak vekilin alt ve-
kilden talep edebileceği hususları doğrudan alt vekile karşı ileri sür-
mesi mümkündür. Demek ki müvekkilin alt vekile ileri sürebileceği
talep hakkının çerçevesi kural olarak vekilin alt vekâlet sözleşmesin-
den doğan haklarına göre belirlenecektir.
Müvekkilin alt vekile karşı olan hakları vekâletin gereği gibi ifa
edilmemesinden doğan tazminat talebiyle sınırlı değildir. Müvekkil
alt vekilden vekâletin gereği gibi ifasını isteyebilir, ona talimat vere-
bilir, onu her zaman azledebilir, ondan hesap istemeye ve vekâletin
ifası dolayısıyla aldığı şeylerin kendisine iadesini istemeye ve alt veki-
lin iflası halinde onun kendi hesabına iktisap ettiği şeyleri masasından
ayırmaya yetkilidir
84
.
Müvekkil alt vekille olan ilişkisinde vekilin alt vekile karşı sa-
hip olduğunun ötesinde hak iddiasında bulunamaz. Alt vekil ise alt
vekâlet sözleşmesine ilişkin bütün itiraz ve def’ilerini müvekkile karşı
da ileri sürebilir
85
.
Doğrudan Talep Hakkının Uygulama Alanı
818 S. TBK m. 391/III (6098 S. TBK m. 507/III) hükmünde “vekilin ika
me ettiği şahsa (vekilin kendi yerine koyduğu kişiye” ifadesine yer verilmiştir.
Bu hükmün uygulanabilmesi için öncelikle vekilin yerine bir başkasını
koyması gerekmektedir. Vekilin iş görme borcunun ifasında yardımcı
kişilere başvurması, yerine başkasını ikame etmeye eş tutulamayacağın-
dan söz konusu madde kapsamında değerlendirilmeyecektir
86
.
İkame vekâlet açısından da bu hükmün uygulanırlığı yoktur. Ve-
kilin sahip olduğu yetkiye dayanarak, “müvekkili adına” yaptığı bir
sözleşmeyle vekâletin ifası için yerine başkasını koyması halinde (ika-
84
Tandoğan s.474.
85
Akipek s.191 vd.
86
Bkz. Akipek s..195-196; Hatemi/ Serozan/ Arpacı s.419.
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ39
me vekâlet) , zaten müvekkil ile ikame vekil arasında doğrudan bir
vekâlet sözleşmesi kurulmuş olmaktadır
87
. Müvekkil doğrudan ikame
vekil ile arasındaki sözleşme ilişkisine dayanabileceğinden ayrıca ko-
runmasını gerektirir bir durum yoktur
88
.
Bu itibarla 818 S. TBK m. 391/III (6098 S. TBK m. 507/III) hük-
mü vekilin işi başkasına gördürme şekillerinden sadece alt vekâlet için
gündeme gelecektir. Zira alt vekâlette müvekkil ile alt vekil arasında
bir sözleşme ilişkisi yoktur. Müvekkilin bu nedenle bir zarara uğra-
ması olasılığına karşın korunması ihtiyacını anılan hüküm yerine ge-
tirmeye elverişlidir. Caiz olmayan alt vekâlette doğrudan talep hakkı
özellikle asıl vekilin ödemeden acze düşmesi veya iflası gibi hallerde
müvekkil için bir nevi can simididir
89
. Doğrudan talep hakkının kul-
lanılması özellikle caiz olan alt vekâlet bakımından büyük önem arz
eder. Zira caiz olan alt vekâlette 818 S. TBK m. 391/II (6098 S. TBK
m. 507/II) hükmüyle asıl vekilin sorumluluğu hafifletilmiş, müvekkile
tazminat ödemekten kurtulması kolaylaşmıştır.
d) Doğrudan Talep Hakkının Hukuki Niteliği
Doktrinde doğrudan talep haklarının hukuki niteliğine ilişkin ola-
rak birçok farklı görüş ileri sürülmüştür:
aa) Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme Görüşü
Gautschi’nin önderliğini yaptığı bir görüş
90
, müvekkilin 818 S. TBK
m. 391/III (6098 S. TBK m. 507/III) uyarınca alt vekile karşı sahip ol-
duğu doğrudan talep hakkının hukuki niteliğini “üçüncü kişi yararına
sözleşme” kurumuyla açıklamaya çalışmıştır. Buna göre, vekil ile alt
vekil arasında kurulan alt vekâlet sözleşmesi özünde müvekkil lehine
akdedilmiş bir sözleşmedir. Müvekkil bu sözleşmeye ve 818 S. TBK m.
111/II’ye (6098 S. TBK m. 128) dayanarak alt vekile karşı doğruda doğ-
ruya ifayı ve ifa etmeme durumunda ise tazminat talep edebilecektir
91
.
87
Erlüle s.264.
88
Tandoğan s.469; Akipek s.197.
89
Acar s.185; Akipek s.198.
90
Gautschi, Georg: Berner Kommentar, Schweizerisches Zivilgesetzbuch, Das
Obligationenrecht, Abt.II, Die einzelnen Vertragsverhältnisse, Tbd.IV, Der
Einfache Auftrag, Art.394-406 OR, Aufl.3, Verlag Stämpfli, Bern 1971, Art.399,
Nr.10 a.
91
Tandoğan bu görüşü pek yerinde bulmamıştır; zira eğer alt vekil müvekkilin
Alt Vekâlet40
bb) Kanuni Temlik Görüşü
Jaussi ve Becker
92
, 818 S. TBK m. 391/III (6098 S. TBK m. 507/III)’ün,
818 S. TBK m. 393/I’de (6098 S. TBK m. 509) öngörülen kanuni temli-
kin özel bir uygulama şekli olduğu görüşündedirler. Buna göre, veki-
lin kendi adına müvekkili hesabına yaptığı sözleşmeden doğan haklar,
müvekkil vekile karşı olan borçlarını yerine getirdiği zaman kanunen
müvekkile geçer ve böylece müvekkil bu hakları doğrudan doğruya
alt vekile karşı ileri sürebilir.
cc) Kanuni Borç Görüşü
Oser / Schönenberger’e göre
93
, 818 S. TBK m. 391/III (6098 S. TBK
m. 507/III)’de bir kanuni borç, tek tarafa hak bahşeden bir borç iliş-
kisi karşısında bulunulmaktadır. Bu ilişkiden müvekkil lehine doğan
alacak haklarının içeriği ve kapsamı, vekille alt vekil arasındaki borç
ilişkisinin içeriğine ve kapsamına tabidir; müvekkil alt vekile karşı ve-
kilin haiz olduğu hakların aynısına sahiptir.
Doktrinde bu durumda bir alacaklı teselsülünün varlığından da
söz edilmektedir
94
.
dd) Doğrudan Talep Görüşü
Yavuz’a göre
95
, müvekkilin alt vekile karşı doğrudan talep hakla-
rı “doğrudan talep” hukuki niteliğindedir. Gerçekten yapılan hukuki
muamelenin başkası için hükümler meydana getirmesinin tek sebebi
kişinin iradesi değildir. Kanun hükümleri de, sözleşmelerin başkası-
nın menfaatini nazara alarak, başkası için hükümler meydana getir-
mesini sağlayabilir. Doğrudan taleplerde durum böyledir. Doğrudan
talep, belirli bir alacaklı lehine o alacaklının borçlusunun belirli bir
borçlusuna karşı tanınır ve ona, diğer alacaklıların iddiası ne olursa
olsun, borçlusundan olan alacağının değerini kendisi için muhafaza
varlığından haberdar değilse, burada tam üçüncü kişi yararına sözleşmenin
varlığından söz edilemeyecektir (Tandoğan s.472).
92
Jaussi s.38; Becker s.708 vd; Tandoğan’a göre bu görüşe de katılmak mümkün
değildir, zira vekilin müvekkile karşı herhangi bir alacağı doğmadan da, müvekkil
alt vekile karşı 818 S.TBK md.391/III (6098 S.TBK m.507/III) hükmüne dayanarak
vekâleti sadakat ve özenle ifa etmesi talebinde bulunabilir (Tandoğan s.473).
93
Oser/Schönenberger s.2145.
94
Akipek s.208 vd; Tandoğan s.473; Acar s. 186 vd.
95
Yavuz s.451 vd; Erlüle s.266.
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ41
etmesini temin eder. Böylelikle, bir alacaklı borçlusunun borçlusuna
karşı kendi adına doğrudan doğruya başvurabilme yetkisine sahip ol-
maktadır. Doğrudan talepler bir kanun hükmü gereği olarak, başkası
için alacaklar meydana getiren bağımsız bir hukuki kategori oluştur-
maktadır ve 818 S. TBK m. 391/III (6098 S. TBK m. 507/III) hükmü de
bu kategori içinde değerlendirilerek gerçek hukuki niteliğine kavuş-
muş olacaktır
96
.
2. Alt Vekilin Müvekkile Karşı Sorumluluğu ve Hakları
a) Alt Vekilin Müvekkile Karşı Sorumluluğu
Alt vekil ile müvekkil arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bu-
lunmasa da, yasa koyucunun müvekkile tanıdığı doğrudan talep hak-
kı sebebiyle alt vekil müvekkile karşı sorumlu hale gelmiştir. Alt vekil
bu durumda hem sözleşme ilişkisi içinde bulunduğu asıl vekile, hem
de doğrudan talep hakkı nedeniyle müvekkile karşı sorumludur. Bu
sorumluluk kuşkusuz kötü ifa veya ifa etmeme nedeniyle tazminat ile
sınırlı değildir. Ayrıca alt vekil alt vekâlet sözleşmesinden kaynakla-
nan tüm yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır. Aksi takdirde
hem müvekkil, hem de kendi müvekkili olan asıl vekil buna ilişkin
alt vekilden talepte bulunabileceklerdir. Bu ikisinden birinin talebiyle
yükümlülüğünü yerine getiren alt vekile karşı artık diğeri talepte bu-
lunamayacaktır
97
.
Alt vekil, müvekkile karşı ayrıca vekâletsiz iş görme hükümleri
gereğince de sorumludur
98
.
Alt vekilin haksız fiili nedeniyle de hem müvekkile hem de asıl
vekile karşı sorumlu olabilecektir. Asıl vekil ile alt vekilin ortak kusur-
larıyla müvekkile zarar vermeleri durumunda müvekkile karşı haksız
fiil nedeniyle müteselsilen sorumlulukları gündeme gelecektir
99
.
96
Fransız hukuk sisteminde kabul edilen “doğrudan talep” kavramı henüz Türk-
İsviçre hukukunda bağımsız bir hukuki kategori olarak bilinmemektedir. Zaman
içinde hukukumuzda bu kavramın benimsenmesiyle sorunun giderilebileceğini
düşünmekle birlikte, o döneme kadar doğrudan talep hakkının “kanuni borç”
olarak nitelendirilmesi uygun olacaktır. Böylelikle müvekkile hak tanıyan,
yasadan kaynaklanan bir borç ilişkisi ortaya çıkacaktır (Akipek s.213).
97
Akipek s.219.
98
Akipek s.213.
99
Hofstetter s.107; Tandoğans.471; Akipek s.220.
Alt Vekâlet42
b) Alt Vekilin Müvekkile Karşı Hakları
aa) Caiz Olan Alt Vekâlette
Doktrindeki baskın görüş
100
, alt vekilin vekâletin yerine getiril-
mesiyle ilgili olarak yaptığı masrafların ödenmesi, giriştiği borçların
üstlenilmesi, uğradığı zararların tazmini ve hak kazandığı ücret ko-
nusunda asıl müvekkile karşı herhangi bir hak ileri sürmesinin müm-
kün olmadığı yönündedir. Zira 818 S. TBK m. 391/III (6098 S. TBK m.
507/III) sadece müvekkil lehine alacak hakkı sağlamaktadır. Alt vekil
bu konuda kural olarak ancak sözleşme ilişkisi içinde bulunduğu asıl
vekile başvurmalıdır. Burada alt vekil açısından oldukça adaletsiz bir
durum yaratılmaktadır. Bu adaletsizliği gidermek için çeşitli çözüm
yolları yaratılması mümkündür. Alt vekil ile müvekkilin anlaşması
halinde, alt vekil haklarını müvekkile karşı ileri sürmesi mümkün ola-
bilecektir. Bu anlamda asıl vekâlet sözleşmesi üçüncü şahıs yararına
akdedilebilir ya da müvekkil bu konuda taahhüt altına girmiş olabilir.
Yine asıl vekil ile müvekkilin ücret ödeme borcunu müteselsilen üst-
lenmeleri mümkündür
101
.
bb) Caiz Olmayan Alt Vekâlette
Caiz olmayan alt vekâlette asıl vekil yetkisi olmadığı halde, bir
alt vekil atamaktadır. Bu nedenle genellikle caiz olmayan vekâletsiz iş
görme çıkacaktır. Buna göre, alt vekil masraflarını, borçtan kurtulma-
sına ve zararın tazminine ilişkin alacaklarını iş sahibi olan müvekkile
karşı 818 S. TBK m. 414/II (6098 S. TBK m. 530) uyarınca ancak onun
işten doğan faydaları elde ettiği oranda ileri sürebilecektir
102
.
VII. ALT VEKÂLET SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ
Vekâlet sözleşmesinin sona ermesi sebepleri, genel olarak bünye-
sine uygun düştüğü ölçüde alt vekâlet sözleşmesinin sona ermesinde
de geçerlidir. Bunun dışında, alt vekâlet sözleşmesinin sona ermesi,
asıl vekâlet sözleşmesinin sona erip ermemesi bakımından önem ar-
zedebilir
103
.
100
Erlüle s.267; Tandoğan s.476; Uygur s.8669-8670.
101
Akipek s.227; Uygur s.8669-8670.
102
Erlüle s.268.
103
Akıncı s.90-91.
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ43
Alt vekâlet sözleşmesi sona erse bile, asıl vekâlet sözleşmesi hü-
kümlerini doğurmaya devam edebilir. Böyle bir durumda asıl vekil
işi ya kendi görür ya da görecek başka birisini bulur
104
. Asıl vekilin
bu durumda ifa imkânsızlığına düşmesi kanımızca günümüz modern
dünyasının şartlarını dikkate alırsak nispeten zayıf bir ihtimaldir. Alt
vekâlet sözleşmesi devam ederken, asıl sözleşme sona ererse, böyle bir
durumda sıkıntıya düşecek olan kuşkusuz asıl vekildir. Bu durumda
vekil alt vekili azlederek sözleşmeyi sona erdirebilir
105
ve alt vekile
tazminat ödenmesi gündeme gelebilir. Böyle sorunlu durumlarla karşı
karşıya gelmek istemeyen asıl vekile geciktirici veya bozucu şart kulla-
narak sözleşmeleri birbirine bağlama yoluna gitmesi önerilir
106
.
Zincirleme alt vekâlet ilişkilerinin varlığı halinde ise, örneğin alt
vekâlet verenlerden birisinin ölümü halinde, kendisine alt vekâlet ve-
rilmiş olanlar müvekkilin vekili konumunda oldukları için, ölen alt ve-
kilin daha önceden kurmuş olduğu vekâlet ilişkisinin de sona ermesi
sonucunu doğurmaz
107
.
SONUÇ
Vekil, kural olarak sözleşme konusu işi bizzat kendisi ifa etmek
zorundadır. Ancak bazı istisnai hallerde, kanun vekile üstlendiği iş
görme edimini başkasına yaptırma imkânı vermektedir. 818 S. TBK
m. 390 (6098 S. TBK m. 506) ’dan çıkarılan bu kural aslında vekâlet
sözleşmesinin temelinde yatan yoğun güven duygusundan kaynak-
104
Akıncı s.91; Akipek s.105.
105
“Bu bağlamda asıl tartışılması gereken hususlardan birini de, asıl iş sahibinin, alt
vekilden, kendisine alt vekâlet vermiş olanın azledilmesini isteyip isteyemeyeceği
oluşturur. Alt vekâlette, alt vekilin sahip olduğu yetki, kapsam itibariyle kendisine
alt vekâlet vermiş olanınkiyle sınırlı olup; bu iç vekâlet ilişkisini de alt vekâlet
vermiş olan (vekil) kurduğuna göre, söz konusu hukuki bağı, kurulan ilişkinin
doğası gereği azil yoluyla sona erdirme hakkı, ancak alt vekâlet vermiş olana
(vekile) ait bulunacaktır; alt vekil ise, bu iç vekâlet ilişkisinde üstlenmiş olduğu
rolün gereği, ancak ilişkiyi istifa yoluyla sona erdirebilir; onun azil hakkının
bulunduğundan söz edilemez. Fakat, asıl iş sahibinin, alt vekilden, kendinse alt
vekâlet vereni azletmesini istemesi, yeni bir işlemin icrası için alt vekile yeni bir
temsil yetkisi ya da vekâlet vermesi anlamına geleceğinden; alt vekil, bu çerçevede
asıl iş sahibi ile kendisi arasında kurulan yeni vekâlet ilişkisi bağlamında, iş sahibi
adına, bu azil işlemini gerçekleştirebilecektir” (Tanrıver s.29-30).
106
Akipek s.266.
107
Larenz s.603-604; Tanrıver s.30.
Alt Vekâlet44
lanmaktadır. Bununla beraber 818 S. TBK m. 390/III (6098 S. TBK m.
506/I) hükmü işin vekil tarafından bizzat görülmesine istisnalar da
getirmiştir. Uygulamada vekilin yerine başkasını koyması çeşitli şekil-
lerde mümkün olabilmekle beraber, en sık karşılaşılan kurum çalışma
konumuzu oluşturan alt vekâlettir.
Alt vekâlet, vekilin vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan iş gör-
me ediminin kısmen veya tamamen ifasını “kendi adına” yaptığı bir
sözleşmeyle bir üçüncü kişiye bırakmasıdır. Alt sözleşme hukuken
olmasa da fiilen başka bir vekâlet sözleşmesinden kaynaklanır. Asıl
sözleşme- alt sözleşme ilişkisinin doğabilmesi için her iki sözleşmenin
karakteristik edimleri ve içerik bakımından benzeşmesi ve aralarında
fiili bir bağ bulunması gerekir.
Alt vekâlet asıl sözleşmenin karakteristik edim borçlusunun alt
sözleşmenin karakteristik edim alacaklısı konumunda olduğu sözleş-
meler arasındadır. Alt vekâlet sözleşmesinin bir diğer temel özelliği,
sözleşmenin konusunun kısmen veya tamamen asıl vekâlet sözleşme-
sini konusu ile aynı olmasıdır. Bu nedenle alt vekâlet sözleşmesi asıl
müvekkilin çıkarına sonuçlar doğuran bir sözleşmedir. Kanımızca bu
kıstas aynı zamanda alt vekâleti diğer benzerlik gösteren hukuki ku-
rumlardan ayırma konusunda da belirleyici nitelik taşır.
Alt vekâlet sözleşmesi asıl vekil ile alt vekil arasında kurulur ve
tipik bir vekâlet sözleşmesi özelliği taşır. Tek fark bu sözleşmedeki ka-
rakteristik edimin kısmen veya tamamen asıl sözleşme konusu edim
ile aynı olmasıdır, yani sözleşmenin alt sözleşme niteliğini taşımasıdır.
Bundan dolayı her iki sözleşmenin de birbirleri üzerinde doğrudan
veya dolaylı etkileri vardır. Alt vekâlet sözleşmesinin alt sözleşme ola-
rak varlığı bir asıl sözleşmeyi gerektirse de, asıl sözleşmenin her daim
alt sözleşmeden önce kurulmasının şart olmadığını düşünmekteyiz.
Alt vekil ile müvekkil arasındaki ilişkiler ele alındığında, bu iki
tarafın aralarında sözleşme ilişkisinin kurulmadığı görülür. Zira her
ikisi de farklı ve birbirinden bağımsız sözleşmelerin tarafıdır. Taraf-
lar arasında bir sözleşme olmasa da, taraf oldukları sözleşmelerin fiili
bağlılığı ve etkileşimi yasa koyucunun kanun eliyle bu taraflar arasın-
da bir bağ kurmasına yol açmıştır. Bu kapsamda müvekkile önemli
bir imkân yaratılmış, alt vekile karşı ileri sürebileceği doğrudan talep
hakkı tanınmıştır.
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ45
Uygulamada özellikle hukuk, tıp ve bankacılık gibi alanlarda kar-
şımıza çıkan alt vekâlet büyük önem taşımaktadır. Asıl vekil, bu iki
sözleşmenin kendisine yansıyan dolaylı etkilerinden olumsuz etkilen-
memek için asıl sözleşme ile alt sözleşmeyi birbirine bağlama yoluna
gidebilir. Bunun yanında müvekkilin yasa koyucunun kendisine bir
lutfu olan doğrudan talep hakkını yerinde ve zamanında kullanma-
sı, sözleşmelerin sağlıklı şekilde devam etmesi açısından büyük önem
taşır. Dünyadaki gelişmelerin bir sonucu olarak, günümüzde uzman-
laşmanın zorunlu hale geldiği birçok alanda, işlerin uzmanları tarafın-
dan daha hızlı görülmesini sağlamak amacıyla alt vekâlet kurumunun
daha da yaygınlaştırılması yerinde olacaktır.
KAYNAKLAR
* 108
ACAR, Faruk: Türk-İsviçre Medeni Hukukunda Alacaklılar Arası Te-
selsül, Seçkin Yayınevi, Ankara 2003.
AKINCI, Şahin: Vekâlet Sözleşmesinin Sona Ermesi, Sayram Yayınları,
Konya 2004.
AKİPEK, Şebnem: Alt Vekâlet, Yetkin Yayınevi, Ankara 2003.
AKKANAT, Halil: Taşeronluk ( Alt Müteahhitlik ) Sözleşmesi, Filiz
Kitabevi, İstanbul 2000.
ARAL, Fahrettin: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, B.8, Yetkin Ya-
yınevi, Ankara 2010
BAŞPINAR, Veysel: Vekilin Özen Borcundan Doğan Sorumluluğu,
B.2, Yetkin Yayınevi, Ankara 2004.
BECKER, Herman: İsviçre Borçlar Kanunu Şerhi, Yargıtay Yayınları
No:24, Yargıtay Yayınları, Ankara 1993, ( çev. Suat DURA ).
*
Bibliyografyada kısaltılmış şekilleri ayrıca gösterilmeyen eserler, metinde,
yazarların soyadı ile belirtilmiştir. Aynı yazarın birden fazla eserine yollama
yapılmışsa, kullanılan kısaltmalar, ilgili kaynağın yanında parantez içinde ayrıca
gösterilmiştir.
Alt Vekâlet46
CERUTTİ, Romeo: Der Untervertrag, Universitätsverlag Freiburg
Schweiz, Freiburg 1990.
DERENDİGER, Peter: Die Nicht-und die Nichtrichtige Erfüllung des
Einfachen Auftrages,Aufl.2, Freiburg 1990.
EREN, Fikret: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B.10, Beta Yayınevi,
İstanbul 2008.
ERLÜLE, Fulya: “Alt Vekalet”, Prof.Dr.Selahattin Sulhi Tekinay’ın
Hatırasına Armağan, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ya-
yını, İstanbul 1999, s.259 vd.
ESENER, Turhan: Mukayeseli ve Hususiyle Türk- İsviçre Borçlar Hu-
kuku Bakımından Sâlahiyete Müstenit Temsil, Ankara Üniversite-
si Hukuk Fakültesi Yayını, Ankara 1961.
FELLMANN, Walter: Berner Kommentar zum Scweizerischen Pri -
vatrecht, Bd. IV, Der einfache Auftrag, Art.394-406 OR, Verlag
Stämpfli, Bern 1992.
GAUTSCHI, Georg: Berner Kommentar, Schweizerisches Zivil -
gesetzbuch, Das Obligationenrecht, Abt.II, Die einzelnen
Vertragsverhältnisse, Tbd.IV, Der Einfache Auftrag, Art.394-406
OR, Aufl.3, Verlag Stämpfli, Bern 1971.
GÜMÜŞ, Mustafa Alper: Borçlar Hukuku Özel Hükümler, C.II, Vedat
Kitapçılık, İstanbul 2010.
GÜMÜŞ, Mustafa Alper: Türk-İsviçre Borçlar Hukukunda Vekilin
Özen Borcu, Beta Yayınevi, İstanbul 2001 (Vekil).
GÜNERGÖK, Özcan: Avukatlık Sözleşmesi, Seçkin Yayınevi, Ankara
2003.
HATEMİ, Hüseyin / SEROZAN, Rona / ARPACI, Abdülkadir: Borç-
lar Hukuku Özel Bölüm, Filiz Kitabevi, İstanbul 1992.
HOFSTETTER, Josef: Der Auftrag und die Geschaeftsführung ohne
Auftrag: Schweizerisches Privatrecht, Bd.VII/2 (Obligationen-
recht- Besondere Vertragsverhaeltnisse), herausgegeben von
Frank Vischer, Basel 1979.
TBB Dergisi 2011 (96) Şafak PARLAK - Levent BÖRÜ47
HONSELL, Heinrich/ VOGT, Nedim Peter/ WIEGAND, Wolfgang:
Basler Kommentar zum Schweizerischen Privatrecht, Obligatio-
nenrecht I, Art. 1-529, Aufl.3, Helbing-Lichtenhahn Basel-Genf-
München 2003.
JAUSSI, Nelli: Die Auftragssubstitution Nach Schweizerischem Obli-
gationrecht, Zürich 1926.
KILIÇOĞLU, Ahmet: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B.13, Turhan
Kitabevi, Ankara 2010.
KURU, Baki/ARSLAN, Ramazan/YILMAZ, Ejder: Medenî Usûl Hu -
kuku Ders Kitabı, B.21, Ankara 2010.
LARENZ, Karl: Allgemeiner Teil des deutschen bürgerlichen Rechts,
Aufl.6, Verlag C.H.Beck, München 1983.
OĞUZMAN, Kemal/ÖZ, Turgut: Borçlar Hukuku Genel Hükümler,
B.4, Filiz Kitabevi, İstanbul 2005.
OSER, Hugo / SCHÖNENBERGER, Wihelm : Zürcher Kommentar,
Kommentar zum Schweizerischen Zivilgesetzbuch, Das Obligati-
onrecht, 2.Teil (Halband), Aufl.2, Schultheβ, Zürich 1936 (Oser/
Schönenberger).
ÖZKAYA, Eraslan: Vekâlet Sözleşmesi ve Kötüye Kullanılması, Seçkin
Yayınevi, B.2, Ankara 2005.
SUNGURTEKİN-ÖZKAN, Meral: Avukatlık Hukuku, Barış Yayınları,
İzmir 2006.
ŞENOCAK, Zarife: Borçlunun İfa Yardımcılarından Dolayı Sorumlu-
luğu, Dayınlarlı Yayınevi, Ankara 1995.
TANDOĞAN, Haluk: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C. II, 1989
Yılı Dördüncü Tıpkı Basım’dan Beşinci Tıpkı Basım, Beta Yayıne-
vi, İstanbul 2010.
TANRIVER, Süha: Noterlik Açısından Vekalet (Temsil), B.2., Adalet
Yayınevi, Ankara 2001.
UYGUR, Turgut: Açıklamalı-İçtihatlı Borçlar Kanunu Sorumluluk ve
Tazminat Hukuku, C.VII, B.2, Seçkin Yayınevi, Ankara 2003.
Alt Vekâlet48
von BÜREN, Bruno: Schweizerisches Obligationenrecht, Zürich 1972.
YALÇINDURAN, Türker: Alt İstisna (Taşeronluk) Sözleşmeleri, Yet-
kin Yayınevi, Ankara 2000.
YAVUZ, Cevdet: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, B.8, Beta Ya-
yınevi, İstanbul 2010.
YAVUZ, Cevdet: Türk-İsviçre ve Fransız Medeni Hukuklarında Do-
laylı Temsil, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, İstan-
bul 1983 (Dolaylı Temsil).
ZEVKLİLER, Aydın/GÖKYAYLA, Emre: Borçlar Hukuku, Özel Borç
İlişkileri, B.11, Turhan Kitabevi, Ankara 2010.