Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
210TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
I. GİRİŞ
Anayasalar, devletin temel organlarının kuruluşunu ve işleyişini
belirleyen temel hukuk kurallarını içerir. Bu bağlamda yargı organ-
larının kuruluş ve işleyişine ilişkin hükümlere de anayasalarda yer
verilmektedir. Nitekim ülkemizde ilk anayasa olma özelliğini taşıyan
1876 Anayasasından itibaren tüm anayasalarda “yargı”nın özel olarak
düzenlendiği görülmektedir.
Ancak ülkemizde ilk anayasacılık hareketlerinin başladığı yıllar-
da, adli yargıdan ayrı bir askeri yargı sistemi mevcut olmasına ve bu
sistemin organları yasalarla düzenlenmiş olmasına rağmen,
1
bunların
1
Hakim Tuğgeneral (E), Askeri Yargıtay Onursal Başkanı
1
Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan yeniçeri teşkilatının kaldırılışına kadar olan
süreç içinde bugünkü anlamda bir askeri yargıdan söz etmek mümkün değildi.
Askeri yargı organları, mahkeme niteliğinde ilk kez, 1837 tarihli “Kanunname-i
Ceza-i Askeriye” ile düzenlenmiştir. Bu kanun temyiz yolunu öngörmediğinden ayrı
bir denetim mahkemesine de ihtiyaç duyulmamıştı. İkinci Meşrutiyet’in ilanı ile
başlatılan yeni hukuki düzenlemeler çerçevesinde, askeri yargı alanında da yeni
düzenleme yapılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bunun sonucu olarak divanı
harplerden verilen kararları incelemek üzere, 6 Nisan 1914 (24 Mart 1330) tarihinde
233 sayılı geçici kanunla, “Divan-ı Temyiz-i Askerî” adıyla bir temyiz mahkemesi
kurulmuştur.
Ancak askeri yargının çağdaş anlayışa uygun olarak yeniden teşkili, Cumhu-
riyetin ilanından sonra 22 Mayıs 1930 tarihinde kabul edilen 1631 sayılı “Askeri
Muhakeme Usulü Kanunu” ile olmuştur. Bu Kanunla divanı harpler kaldırılarak
askeri mahkemeler kurulmuştur. Ayrıca 20 Mayıs 1922 tarih ve 237 sayılı kanunla
kurulan “Divan-ı Temyiz-i Askeri”, kanunun 284. maddesi ile kaldırılarak “Aske-
ri Temyiz Mahkemesi” adıyla yeniden kurulmuştur. Bu kanunun uygulanmasına
bazı değişikliklerle, 25.10.1963 tarihli ve 353 sayılı kanunun kabul edilip yürürlüğe
ANAYASAL BİR KURUM OLARAK
ASKERİ YARGI
VE
ANAYASA ÖNERİLERİ
Fahrettin Demİrağ
*
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
211TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
kuruluş ve işleyişine ilişkin hükümlere 1876, 1921 ve 1924 anayasala-
rında yer verilmemiştir.
Askeri yargı ve Askeri Yargıtay, anayasal bir kurum olma özelli-
ğini, ilk kez 1961 Anayasası ile kazanmıştır. 1982 Anayasası’nda da bu
özellik korunmuş, askeri yargı 145. maddede, Askeri Yargıtay da, 156.
maddede düzenlenmiştir.
1982 Anayasası, halkın büyük bir desteğini alarak kabul edilmiş
olsa da, yürürlükte kaldığı dönem içerisinde bilim adamları ile bazı
kurum ve kuruluşlar tarafından, insan hakları ve yargı bağımsızlığı
açısından hep eleştirilmiş
ve hatta “siyasal rejimin işleyişi üzerinde yapı-
lan tartışmaların odağında yer almıştır”. Anayasa’nın düzenlediği askeri
yargı da bu eleştirilerden payını almıştır. Askeri mahkemelerin ba-
ğımsız olmadığı ve sivilleri yargılamasının tabii hakim ilkesine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür. Askeri Yargıtay’la ilgili eleştiriler ise, yargı
bağımsızlığından daha çok, yargı birliğini bozduğu düşüncesine da-
yanmaktadır.
1982 Anayasası, yapılan eleştiri ve tartışmaların ortaya çıkardığı
ihtiyaç nedeniyle 2001 yılına kadar beş kez, 2001 yılından günümüze
kadar da sekiz olmak üzere on üç kez değiştirilmiştir.
Gerçekleştirilen değişikliklere rağmen, bu Anayasanın, “çoğulcu
demokrasiye, çağın tüm sosyal ve hukuksal değerlerine ters düştüğü ve Türk
toplumunu geriye götüreceği ve çeşitli bunalımlara sürükleyeceği” şeklinde-
ki görüş ve düşünceler varlığını korumuş, hatta Anayasanın “baskıcı ve
tümelci karakterinden” kurtarılması için yeniden kaleme alınması gerek-
tiği ileri sürülmüştür.
Bu düşüncelerle Türkiye Barolar Birliği tarafın-
girmesine kadar devam olunmuştur.
Askeri yargının tarihçesi konusunda ayrıntılı bilgi için, Askeri Temyiz Mahkemesi
Tarihçesi, (KKK yayımları, Ankara 1956) adlı esere bakınız.
Bu konuda ileri sürülen görüş ve düşünceler için, Uluslararası Anayasa Hukuku Ku-
rultayı, (TBB yayını, 2001 Ankara) adlı esere bakınız.
1982 Anayasası’nda ilk değişiklik 17.05.1987 tarihli ve 3361 sayılı kanunla yapılmış,
bunu, 8.07.1993 tarihli ve 3913 sayılı kanunla yapılan değişiklik izlemiştir. En kap-
samlı değişiklik 23.07.1995 tarihli ve 4121 sayılı kanunla yapılmıştır. Anayasa daha
sonra, 18.06.1998 tarihli ve 4388 sayılı, 13.8.1999 tarihli ve 4446 sayılı, 3.10.2001 ta-
rihli ve 4709 sayılı, 21.11.2001 tarihli ve 4720 sayılı, 27.12.2002 tarihli ve 4777 sayılı,
7.05.2004 tarihli ve 5170 sayılı, 29.10.2005 tarihli ve 5428 sayılı, 13.10.2006 tarihli ve
5551 sayılı, 10.05.2007 tarihli ve 5659 sayılı ve son olarak 31.05.2007 tarihli ve 5678
sayılı kanunlarla değiştirilmiştir.
TBB 2001 Anayasa Taslağı Önerisi, “Sunuş” bölümü.
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
212TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
dan hazırlatılan Anayasa önerisi 12 Eylül 2001 tarihinde kamuoyuna
duyurulmuştur. Fakat bu öneri kamuoyunda fazla ilgi görmemiştir.
22 Temmuz genel seçimlerinden sonra, iktidara gelen siyasi parti-
nin, yeni bir “sivil anayasa” yapma girişiminde bulunduğu ve Prof. Dr.
Ergun Özbudun başkanlığında bir kurul tarafından çalışma başlatıldı-
ğı medya tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Kısa bir süre sonra,
hazırlanan önerinin, iktidar partisi yönetimine teslim edildiği yazılı
ve görsel basında haber olarak yer almıştır. Daha sonra “Yeni Anayasa
Önerisi” basında ve internet sitelerinde yayımlanmıştır.
Bu gelişme sürecinde Türkiye Barolar Birliği (TBB), 2001 Taslağı-
nı hareket noktası kabul ederek yeni bir metin hazırlatmış ve bunu
“Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi” adıyla kamuoyuna duyurmuş
ve kitap olarak Ekim 2007’de yayımlamıştır.
Anayasa önerilerinde, askeri yargı organlarına yer verildiği, fakat
bunların yapısal ve işlevsel açıdan 1982 Anayasası’ndan farklı bir şe-
kilde düzenlendiği görülmektedir. Bu farklılık, askeri yargı organları-
nın kuruluş ve işleyişini düzenleyen kanunların değiştirilmesini ya da
yeniden düzenlenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede yapılacak
düzenlemelerin, Anayasanın öngördüğü, mahkemelerin bağımsızlığı
ve hakimlik teminatı ilkelerine uygun olması gerekmektedir. Bu zo-
runluluk hem hukuk devletinin hem uluslararası sözleşmelerin hem
de “anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkesinin bir gereğidir.
Bu durumda, askeri yargı organlarının Anayasa’daki yeri ile ba-
ğımsız bir görünüm vermemesinin nedenlerinin açık ve net olarak
ortaya konulması, yeni yapılacak anayasa çalışmalarına ışık tutacak,
hukukçular ile bu konuyla ilgilenen diğer kişiler için kaynak oluştu-
racaktır. Bu nedenle bu yazımızda, 1961 ve 1982 Anayasaları ile yeni
anayasa önerileri, askeri yargı açısından karşılaştırmalı olarak incelen-
miştir. Bu bağlamda mevcut mevzuat hükümlerine göre askeri yargı
organlarının kuruluşu üzerinde durulmuştur. Böylece Anayasa hü-
kümlerinin mevzuata yansıması, yani Anayasa’nın nasıl bir düzenle-
meye imkan verdiği ve bunun sonuçları açıklanmaya çalışılmıştır.
TBB 2001 Anayasa Taslağı’nda yer verilen, askeri yargı ve Askeri Yargıtay’la ilgili
düzenlemelere ilişkin Askeri Yargıtay Görüşü, Önerinin Yargıtay Genel Kurul sa-
lonunda yapılan sunum sırasında dile getirilmiş ve ayrıca taslağı hazırlayan kurul
üyelerine birer mektupla bildirilmiştir.
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
213TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
II. 1961 ve 1982 ANAYASALARINDA ASKERİ YARGI
1. 1961 Anayasası’nda Askeri Yargı
a. Askeri Yargı
1961 Anayasası, yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkesini be-
nimsemiştir. Bunun sonucu olarak yargıya ilişkin genel ilkeleri ayrı
bir bölüm halinde düzenlemiştir. Askeri yargıya, bu hükümler arasın-
da, 138. maddesinde yer verilmiştir. Maddenin ilk metninde,
S
askeri
yargı organları açıklandıktan sonra, askeri mahkemelerin görevi, barış
zamanı ile savaş veya sıkıyönetim halleri için ayrı ayrı belirtilmiştir.
Buna göre askeri mahkemeler, barış zamanında kural olarak asker ki-
şilerin;
a. Askeri suçlarına,
b. Asker kişiler aleyhine veya
c. Askeri mahallerde yahut
d. Askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara
ait davalara bakmakla görevlidirler.
Bu mahkemelerin asker olmayan kişileri yargılamaları istisnai
olup Askeri Ceza Kanunu’nda belirtilen askeri suçlarla sınırlıdır.
T
S
1961 Anayasası’nın 138. maddesinin özgün hali şöyledir:
“Madde 138-
Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mah-
kemeler, asker kişilerin askeri olan suçlarıyla, bunların asker kişiler aleyhine veya askeri
mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara
bakmakla görevlidirler.
Askeri mahkemeler, asker olmayan kişileri, ancak özel kanunda belirtilen askeri suçların-
dan dolayı yargılarlar.
Askeri mahkemelerin, savaş veya sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler
bakımından yetkili olduğu kanunla gösterilir.
Askeri mahkemelerde üyelerin çoğunluğunun hakimlik niteliğine sahibolması şarttır.
Askeri yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askeri hakimlerin özlük işleri, mahkeme-
lerin bağımsızlığı hakimlik teminatı ve askerlik hizmetinin gereklerine göre özel kanunla
düzenlenir.”
T
Askeri Ceza Kanunu’nda yazılı suçlardan (firar, emre itaatsizlikte ısrar gibi) önem-
li bir bölümü, yalnızca muvazzaf asker kişiler tarafından işlenebilirken, bazı suç
tipleri ise, nitelikleri itibariyle hem asker kişiler hem de asker olmayan kişiler tara-
fından işlenilebilmektedir (Mesela askeri casusluk, askerlikten kurtulmak için hile
yapmak, arkadaşının eşyasını çalmak, askeri eşyayı çalmak, zimmetine geçirmek
gibi). Bazı suçlar ise sadece asker olmayan kişiler tarafından işlenebilir (saklı, yok-
lama kaçağı ve bakaya gibi). İkinci fıkradaki, “özel kanunda belirtilen askeri suçlar”
terimiyle, son iki suç tipleri kastedilmektedir. Ancak Askeri Ceza Kanunu, siville-
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
214TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
Ancak askeri mahkemelerin, savaş veya sıkıyönetim hallerinde
hangi suç ve hangi kişiler bakımından yetkili olduklarının belirlenme-
si özel kanuna bırakılmıştır.
8
Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonu, Anayasa tasarısını ha-
zırlarken, İstanbul Komisyonu tarafından hazırlanmış öntasarıyı etüt
metni, Siyasal Bilgiler Tasarısını da yardımcı metin olarak kabul et-
miştir. Bu metinlerden ilkinde, askeri mahkemelerin görevi, “barış za-
manında silahlı kuvvetlere mensup kişilerin işleyeceği askeri suçlara ilişkin
davalara bakmak” olarak belirlenmişti. Siyasal Bilgiler Komisyonu’nca
hazırlanan metinde de “Askeri yargı organlarını ve bunların görev alanla-
rını kanun tayin eder. Barışta askeri yargı sadece askeri şahısların askeri suç-
larını yargılayabilir.” şeklinde bir hükme yer verilmişti.
Komisyonda
bu görüşler kabul edilmemiş, askeri mahkemelerin barış zamanında
görev alanı, yukarıda açıklandığı üzere daha geniş olarak düzenlemiş-
tir.
Maddede, askeri mahkeme kurulunun oluşumu da düzenlenmiş-
tir. Maddenin dördüncü fıkrasına göre, “askeri mahkemelerde üyelerin
çoğunluğunun hakimlik niteliğine sahip olması” gerekmektedir. Bu hü-
kümden, askeri mahkemelerin kurul halinde çalışmasının öngörüldü-
ğü, fakat üyelerinin tamamının hakim niteliğine sahip olmayabileceği
sonucuna varılmaktadır.
Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonu’nun kabul ettiği metinde
bu fıkra; “Askeri mahkemelerde, üyelerin tamamının hakimlik niteliğine sa-
hip bulunması asıldır. Herhalde, bu mahkemelerde, üyelerin çoğunluğunun
hakimlik niteliğine sahibolması şarttır.” şeklinde düzenlenmişti. Bu hük-
me ilişkin madde gerekçesinde şöyle denilmiştir: “…askeri mahkemeler
üyelerinin tamamının hakimlik niteliğine sahip olmaları prensibi kabul edil-
miş, fakat hal ve şarta göre, bu mahkemelerde hakim niteliğinde bulunmayan
rin işleyebileceği bazı askeri suçlara, adli yargıda adli yargıda bakılması gerektiğini
de hüküm altına aldığından (m. 192), bunları ayrık tutmak gerekecektir.
8
Sıkıyönetim askeri mahkemelerinin görev ve yetkileri için, 15.5.1971 tarihli ve 1402
sayılı Sıkıyönetim Kanunu’nun 13, 14 ve 15. maddeleri hükümlerine bakınız. Bu
kanun ilki, 15.5.1971 tarihinde olmak üzere, günün ihtiyaçlarına göre değişik ta-
rihlerde, 1654, 1728, 1780, 2301, 2310, 2337, 2342, 2354, 2371, 2439, 2474, 2515, 2538,
2632, 2651, 2682, 2766, 2836, 3195, 3310, 3423, 3953 ve 4045 sayılı kanunlarla de-
ğiştirilmiştir. Bu bağlamda sıkıyönetim askeri mahkemelerinin görev ve yetkilerini
düzenleyen 13, 14 ve 15. maddelerde de birçok kez değişiklik yapılmıştır.
Feridun, Server, Anayasalar ve Siyasal Belgeler, İstanbul 1962, s. 165, 201, 208.
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
215TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
personelin girmesi hususu da konuşulmuştur.”
10
Ancak komisyonun teklif ettiği metin, Temsilciler Meclisi’nce be-
nimsenmemiş ve bu fıkra, “Askeri mahkemelerde üyelerin çoğunluğunun
hâkimlik niteliğine sahip olması şarttır” biçiminde yasalaşmıştır. Böylece
askeri mahkeme kurulunda meslekten olmayan “subay üye” bulunma-
sına olanak sağlanmıştır.
11
Maddenin son fıkrasında, askeri yargı organlarının kuruluşu ve
işleyişi ile askeri hakimlerin özlük işlerinin özel kanunla düzenlen-
mesi gerektiği belirtilmiş ve bu düzenleme yapılırken göz önünde bu-
lundurulması gereken ilkelere yer verilmiştir. Fıkraya göre bu ilkeler
şunlardır:
a. Mahkemelerin bağımsızlığı,
b. Hakimlik teminatı,
c. Askerlik hizmetinin gerekleri.
Yukarıda değinildiği gibi bu madde, Anayasanın kabulünün
onuncu yılında, birbuçuk yıl arayla iki kez değişikliğe uğramıştır.
İlk değişiklik 20.09.1971 tarihli ve 1488 sayılı Kanun’la yapılmış-
tır.
12
Bununla maddenin ikinci ve son fıkraları yeniden düzenlenmiş-
tir.
İkinci fıkrada yapılan değişiklikle, asker olmayan kişilerin askeri
yargıya tabi suçlarının kapsamı genişletilmiştir. Bu düzenlemeyle, as-
ker olmayan kişilerin askerlere karşı;
a. Görevlerini ifa ettikleri sırada veya
b. Askerî mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlar
10
Feridun, 256.
11
Anayasa’nın bu hükmü karşısında askerî mahkemelerin, kuruluşu ile askerî yargı-
lama usulünün yeniden düzenlenmesi zarureti doğmuş ve 353 sayılı Askerî Mah-
kemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu 25.10.1963 tarihinde kabul edilerek
yürürlüğe konulmuştur. Bu kanunun 2. maddesi, askeri mahkeme kuruluşunu
düzenlemiştir. Bu hükme göre askerî mahkemeler; iki askeri hakim ve bir subay
üyeden, Genelkurmay Başkanlığı teşkilatındaki askeri mahkeme kurulu, general
ve amiralleri yargıladığı zaman üç askeri hakim ve iki general veya amiralden oluş-
maktadır.
12
138. maddenin 1488 sayılı kanunla değişik ikinci fıkrası şöyledir: “Askerî mahkemeler
asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askerî suçları ile kanunda gösterilen görev-
lerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askerî mahallerde askerlere karşı işledikleri
suçlara bakmakla görevlidirler.”
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
216TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
askeri mahkemelerin görev alanına dahil edilmiş olmaktadır. Bir baş-
ka ifadeyle askeri mahkemelerin, asker olmayan kişiler bakımından
yargı yetkisi genişletilmiştir.
Son fıkradaki değişiklik ise, askeri savcıların, refakatinde bulun-
dukları komutanlıkla olan ilişkilerini düzenlemek amacıyla yapılmış-
tır.
13
Maddedeki ikinci değişiklik, 15.03.1973 tarih ve 1699 sayılı kanun-
la yapılmıştır. Bununla, askeri mahkemelerde üyelerin çoğunluğunun
hakimlik niteliğine sahip olması gerektiğine ilişkin üçüncü fıkra hük-
müne, “Savaş halinde bu şart aranmaz”
14
cümlesi eklenmek suretiyle bir
istisna getirilmiştir. Bu hükümle, askeri mahkemelerin savaş halin-
de, üyelerinin çoğunluğu subay olacak şekilde kurulabilmesi olanağı
sağlanmıştır. Böyle bir hükmün, hem Anayasa’nın yargı alanındaki
ilkeleriyle hem de cumhuriyetin Anayasa’da gösterilen nitelikleriyle
ilgili temel ilkelerle bağdaşması mümkün değildi. Nitekim bu cümle,
Anayasa Mahkemesi’nce, Anayasa’nın “Başlangıç” bölümü ile 2. ve 9.
maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
15
13
138. maddenin 1488 sayılı kanunla değişik son fıkrası şöyledir: “Askerî yargı organ-
larının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri, askerî savcılık görevlerini yapan as-
kerî hâkimlerin refakatinde bulundukları komutanlarla ilişkileri mahkemelerin bağımsızlığı,
hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine göre kanunla düzenlenir.”
14
Değişiklik tekliflerinde bu fıkrayla ilgili olarak özetle, “Savaş halinin özelliği, sa-
vaşta belirecek ihtiyaçların, askerî mahkemelerde hâkim niteliğine sahip üyelerin
çoğunlukta olması şartından vazgeçilmesini gerektirdiği” gerekçe gösterilmiştir.
Anayasa Komisyonu’nda “teklif gerekçesindeki espriye bağlı kalındığının” belirtil-
mesiyle yetinilmiştir. Millet Meclisi’ndeki görüşmelerde ise “Bu teklifin olağanüstü
halin ve savaşın doğal bir sonucu olduğu, savaşta hâkimlerin çoğunlukta olması
kuralının tatbik edilemeyeceği ve böyle bir kuralın pratik bir değeri olmadığı” ileri
sürülmüştür. Cumhuriyet Senatosu Anayasa ve Adalet Komisyonu raporu da sevk
gerekçesini tekrarlamış ve Cumhuriyet Senatosu’ndaki görüşmeler sırasında ise,
başkaca bir gerekçe ortaya konulmamıştır.
15
Anayasa Mahkemesi’nin 15.04.1975 tarih ve E. 1973/19, K. 1975/87 sayılı iptal ka-
rarı 26.02.1976 tarihli ve 15511 sayılı RG’de yayımlanmıştır. İptal kararının gerekçe-
sinde şu görüşlere yer verilmiştir: “…Üyelerinin çoğunluğu hâkim sınıfından olmayan
görevlilerden oluşan bir mahkeme, Anayasa’nın 7. maddesi uyarınca yargı yetkisini Türk
Ulusu adına kullanan bağımsız bir mahkeme olarak kabul edilemez.
Bundan başka hâkimlik mesleki bilgi ve tecrübeyi, liyakat ve ehliyeti gerektirdiğinden bu
niteliklerden yoksun bulunan ve üstelik hâkimlik güvencesine sahip olmayan görevlilerden
kurulu, yargı yerlerinin doğru ve hiç bir etki altında kalmaksızın karar verebilecekleri kuş-
kuludur.
Yargı alanının bu üç Anayasal ilkesine aykırı bulunan bir kuruluşun, insan hak ve hür-
riyetleri bakımından da kişi için bir güvence olmasına olanak düşünülemez. Çünkü çoğun-
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
217TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
b. Askeri Yargıtay
Yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkesini benimseyen ve adli
yargının yanında askeri yargı sistemini de kabul eden 1961 Anayasası,
askeri mahkemelerden verilen karar ve hükümlerin, bağımsız ayrı bir
yüksek mahkeme tarafından denetlenmesini de öngörmüştür. Bunun
sonucu olarak Anayasa 141. maddesinde, Yargıtay ve Danıştay’ın ya-
nında Askeri Yargıtay’ı, yüksek mahkemelerden biri olarak düzenle-
miştir.
16
Bu hükme göre Askeri Yargıtay, askeri mahkemelerden verilen
karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Ayrıca, kanunla gösteri-
len askeri işlere ait belli davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak
bakmakla görevlidir.
luğu yargı için zorunlu öğrenim, bilgi, tecrübe ve bunların oluşturacağı hâkimlik ehliyet
ve liyakatinden yoksun ve ayrıca her yönden hiyerarşiye bağlı üyelerden kurulu bir mah-
kemede yapılan yargılamada, olayın ve sorumlusunun ve hukuksal durumun saptanmasın-
da, yani hükümde istenmeyerek ve elde olmayarak, büyük yanılgılara düşülmesi olasılığı
karşısında, kişinin kendini güvence içinde görmesi ve duyması olanaksızdır. Bu durumda,
istenmediği halde bile, insan hak ve hürriyetlerinin ve bunların en önemlilerinden olan kişi
hak ve hürriyetleriyle yaşama hakkının dahi tehlikeye düşebileceği söylenebilir. Askerî mah-
kemelerin öneminin, yalnız barışta onların yetkilerine giren işler ve kişiler yönünden değil,
sıkıyönetim ve savaş hallerinde bu mahkemelerin gerek konu ve gerekse kişi bakımlarından
yetki alanlarının çok genişleyip adeta bir genel mahkeme kimliğini kazanacakları gözönünde
bulundurularak, tüm kişiler yönünden düşünülmesi gerekir.
Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri ve askerî sav-
cılık görevlerini yapan askeri hâkimlerin refakatlerinde bulundukları komutanlarla ilişkileri-
nin yalnız askerî gereklere göre değil, başta mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı
olmak koşuluyla, askerî gereklerle birlikte kanunla düzenlenmesi, Anayasa’nın 138. mad-
desinin son fıkrası gereği bulunmaktadır. Anayasa’nın temel yapısı, bu zorunluğun yalnız
barışta var olduğunun kabulüne elverişli değildir. Çünkü, mahkemelerin bağımsızlığı ve
dolayısıyla hâkimlik teminatı ilkelerinin kaynağını, Cumhuriyetin Anayasa’da gösterilen
insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayalı, demokratik ve özgürlükçü bir
hukuk devleti olması teşkil etmektedir. O halde aynı zorunluğun, askerî mahkemelerin savaş
halindeki kuruluşu için de geçerli sayılması kaçınılmaz bir sonuçtur.”
16
1961 Anayasası’nın 141 inci maddesinin özgün hali şöyledir: “Madde 141- Askeri
Yargıtay, askeri mahkemelerce verilen karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Ayrıca,
kanunla gösterilen askeri işlere ait belli davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
Askeri Yargıtay üyeleriyle Başsavcısı, hakimlik niteliğine sahip kırk yaşını bitirmiş ve en az
on yılı askeri hakimlik veya askeri savcılık yapmış kimseler arasından, Askeri Yargıtay genel
kurulunun üye tamsayısının salt çoğunluğuyla boş yerin üç misli olarak gösterdiği adaylar
arasından Cumhurbaşkanınca seçilir.
Askeri Yargıtay, başkanlarını kendi üyeleri arasından seçer. Askeri Yargıtay’ın
kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, üyeler hakkındaki disiplin işleri, mahkemele-
rin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre, kanunla düzenlenir.”
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
218TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
Maddede üye seçilebilmenin niteliklerine de yer verilmiş ve üye-
lerle Başsavcının Askeri Yargıtay Genel Kurulu’nun üye tamsayısının
salt çoğunluğuyla boş yerin üç misli olarak gösterdiği adaylar arasın-
dan Cumhurbaşkanı’nca seçileceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca, Aske-
ri Yargıtay başkanlarının, kendi üyeleri arasından genel kurul tarafın-
dan seçileceği de hüküm altına alınmıştır.
Maddenin son fıkrasında, Askeri Yargıtay’ın kuruluşu, işleyişi,
yargılama usulleri, üyeler hakkındaki disiplin işlerinin “mahkemelerin
bağımsızlığı” ve “hakimlik teminatı” esaslarına göre kanunla düzenle-
neceği belirtilmiştir. Anayasa bu iki ilke dışında, bir başka ilkeye yer
vermemiştir.
Askeri Yargıtay’ın kuruluş ve işleyişi ve üyeler hakkındaki disiplin
işleri, 141. maddenin son fıkrası uyarınca yürürlüğe konulan 4.12.1962
tarihli ve 127 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu ile düzenlenmiştir.
Ancak asker kişi olmaları sebebiyle rütbe taşıyan üyelerin, Askeri
Yargıtay Başkanı ile daire başkanlarının bu makamlara seçimle gel-
melerinin sakıncaları kısa sürede ortaya çıkmış
17
ve 141. madde 1488
sayılı Kanunla değiştirilmiştir.
Yapılan değişiklikle; üyelik için aranan niteliklerden biri olan
hizmet süresi yerine, rütbe esası benimsenmiştir. Ayrıca Askeri Yar-
gıtay başkanı, başsavcısı, ikinci başkanı ile daire başkanlarının, rütbe
ve kıdem sırasına göre atanacakları öngörülmüştür. Böylece, kanunla
düzenlenmesi öngörülen Askeri Yargıtay’ın kuruluşu, işleyişi, yargı-
lama usulleri ile üyeler hakkındaki disiplin işlerinde göz önüne alın-
ması gereken ilkeler arasına “askerlik hizmetinin gerekleri” de girmiştir.
18
17
Bu konu aşağıda Bölüm III/3’te incelenmiştir.
18
Maddenin değişiklik gerekçesinde bu husus açıkça vurgulanmıştır. “Askeri Hakim-
lerin, hakimlik nitelikleri yanında askeri rütbe ve kıdem hiyerarşisine de tabi bulunmaları
sebebiyle Askeri Yargıtayda Başkanlık, İkinci Başkanlık ve daire başkanlıkları ile Başsavcılık
görevlerinin, diğer yüksek mahkemelerde olduğu gibi, seçim sistemine bağlanması sakıncalı
görülerek bunların rütbe ve kıdem sıralarına göre atanmaları esası kabul edilmiştir” denil-
miştir.
1961 Anayasası’nın 1488 sayılı kanunla değişik hali şöyledir:
“Madde 141- (20.9.1971–1488) Askerî Yargıtay, askerî mahkemelerden verilen karar ve
hükümlerin son inceleme merciidir. Ayrıca, asker kişilerin kanunla gösterilen belli dâvaları-
na ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
Askerî Yargıtay üyeleri en az albay rütbesinde birinci sınıf askerî hâkimler arasından
Askerî Yargıtay Genel Kurulunun üye tam sayısının salt çoğunluğu ile her boş yerin üç
misli olarak gösterdiği adaylar arasından Cumhurbaşkanınca seçilir.
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
219TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
Anayasa’da yapılan bu değişiklik, Askeri Yargıtay’ın kuruluş ve işle-
yişi ile üyelerin disiplin işlerini düzenleyen 127 sayılı kanunun değiş-
tirilmesini gerektirmiştir.
Bu maksatla hazırlanan Askeri Yargıtay Kanun Tasarısı, 27.06.1972
tarihinde 1600 sayı ile kabul edilmiştir. Böylece Askeri Yargıtay’ın ku-
ruluş ve işleyişi ile üyelerin disiplin işleri, bu kanunla, yeniden düzen-
lenmiştir.
19
2. 1982 Anayasası’nda Askeri Yargı
1982 Anayasası, egemenliğin kullanılması bakımından 1961 Anaya-
sası gibi “kuvvetler ayrılığı” ilkesini benimsemiş ve dokuzuncu madde-
sinde, yargı yetkisinin bağımsız mahkemelerce kullanılacağını hüküm
altına almıştır. Bunun doğal sonucu olarak yargıyı “Üçüncü Bölüm”de
138- 160 ncı maddelerinde düzenlemiştir. Adli ve idari yargının ya-
nında askeri yargı sistemini de kabul eden Anayasa, 145. maddesini
askeri yargıya ayırmış,
20
Askeri Yargıtay’ı da, 156. maddede yüksek
Askerî Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı ve daire başkanları Askerî Yargıtay
üyeleri arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.
Askerî Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri ve üyeler hakkındaki disiplin ve
özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gerekle-
rine göre kanunla düzenlenir.”
19
1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu 8.07.1972 tarihli ve 14239 sayılı RG’de yayım-
lanmış ve aynı gün yürürlüğe girmiştir. Bu kanun bazı hükümleri, 11.12.1981 tarihli
ve 2563 sayılı kanunla değiştirilerek üye ve daire sayılarının Genel Kurul kararı ile
artırılıp eksiltilmesine, adli yargıda görevli hakim ve savcıların Askeri Yargıtay da-
irelerinde tetkik hakimi ya da Başsavcılıkta yardımcı savcı olarak görevlendirilme-
lerine olanak sağlanmıştır. Askeri Yargıtay’ın günümüzdeki yapılanması ve işleyişi
bu bölümün sonunda ayrıntılı olarak incelenmiştir (Bakınız: II- 3).
20
1982 Anayasası madde 145 şöyledir.
MADDE 145.-“Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından
yürütülür. Bu mahkemeler, asker kişilerin; askerî olan suçları ile bunların asker kişiler aley-
hine veya askerî mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri
suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.
Askerî mahkemeler, asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askerî suçları ile ka-
nunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askerî mahallerde
askerlere karşı işledikleri suçlara da bakmakla görevlidirler.
Askerî mahkemelerin savaş veya sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler ba-
kımından yetkili oldukları; kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve
savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.
Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri askerî sav-
cılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin mahkemesinde görevli bulundukları komutanlık
ile ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı, askerlik hizmetinin gereklerine
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
220TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
mahkemeler arasında düzenlemiştir.
21
Böylece 1961 Anayasası’yla As-
keri Yargıtay’a tanınan yüksek mahkeme özelliği, 1982 Anayasası ile
de korunmuştur.
Ancak 1982 Anayasası, askeri yargıyla ilgili olarak 1961 Anaya
sası’ndan farklı düzenlemeler içermektedir. Bunları şu şekilde sırala-
yabiliriz.
a. Savaş ve sıkıyönetim hallerinde, adli yargı hakim ve savcıları-
nın, askeri mahkemelerde görevlendirilebilecekleri hüküm altına alın-
mıştır. Buna, savaş ve sıkıyönetim hallerinde askeri mahkemelerin iş hac-
minin artması, buna karşılık askeri hakim sayısının sınırlı olması” gerekçe
gösterilmiştir
b. 1982 Anayasası, 1961 Anayasası’ndan farklı olarak askeri ha-
kimlere, teşkilatında görevli bulundukları komutanlık tarafından,
yargı hizmeti dışında, askeri hizmet verilmesine olanak sağlamıştır.
Nitekim 145. maddenin son fıkrasının son cümlesinde, “Kanun, ayrıca
askeri hakimlerin yargı hizmeti dışındaki askeri hizmetler yönünden askeri
hizmetlerin gereklerine göre teşkilatında görevli bulundukları komutanlık ile
olan ilişkilerini de gösterir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm madde
metnine Adalet Komisyonu tarafından ilave edilmiştir. Buna yer veril-
mesinin sebebi madde gerekçesinde şu şekilde açıklanmıştır. “…Aske-
ri yargı organlarının kuruluş ve işleyişleri, askeri hakimlerin özlük işlerinde
mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatına ilişkin genel hükümlerden
aynen yararlanacakları, bunun yargı hizmetinin bağımsızlığının tabii bir
sonucu olduğu ilke olarak benimsenmiş, ancak asker kişi olmaları ve silahlı
kuvvetler bünyesi içerisinde görev yaptıkları hususları göz önünde tutularak,
göre kanunla düzenlenir. Kanun, ayrıca askerî hâkimlerin yargı hizmeti dışındaki askerî
hizmetler yönünden askerî hizmetlerin gereklerine göre teşkilatında görevli bulundukları
komutanlık ile olan ilişkilerini de gösterir.”
21
1982 Anayasası’nın “Askeri Yargıtay” başlığını taşıyan 156. maddesi şöyledir.
“MADDE 156. – Askerî Yargıtay, askerî mahkemelerden verilen karar ve hükümlerin
son inceleme merciidir. Ayrıca, asker kişilerin kanunla gösterilen belli davalarına ilk ve son
derece mahkemesi olarak bakar.
Askerî Yargıtay üyeleri birinci sınıf askerî hâkimler arasından Askerî Yargıtay Genel
Kurulunun üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla her boş yer için göstereceği üçer
aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.
Askerî Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı ve daire başkanları Askerî Yargıtay
üyeleri arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.
Askerî Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işleri, mahkemele-
rin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine göre kanunla dü-
zenlenir.”
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
221TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
yargı hizmeti dışındaki ilişkilerinin kanunla düzenleneceği, bu düzenlemenin
sadece bu hususa ait olduğu belirlenmiştir.” Böylece “askerlik hizmetinin
gerekleri”, askeri hakim ve askeri savcıların yargı hizmeti dışında gö-
revlendirilmesine olanak sağlayan bir kavram olarak Anayasa’da yer
almıştır
22
. Bununla, Anayasa’nın 140. maddesinin beşinci fıkrasında
yer alan ve hakimlik teminatlarından birini oluşturan “Hakimler ve sav-
cılar, kanunda belirtilenlerden başka, resmi ve özel hiçbir görev alamazlar”
hükmünün, askeri hakimler bakımından uygulama yeri olmadığının
belirtilmek istendiği anlaşılmaktadır.
c. 1961 Anayasası askeri mahkeme üyelerinin çoğunluğunun ha-
kim niteliğine sahip olması gerektiğini hüküm altına almıştı. Buna
karşılık 1982 Anayasası, mahkeme kurulunun oluşumuna ilişkin bir
hükme yer vermemiştir. Ancak madde gerekçesinde şu değerlendir-
me yapılmıştır. “…Esasen normal hallerde askeri mahkeme hakimlerinin
çoğunluğu hakimlik mesleğine mensup kişilerden seçilmesi çoktan beri kabul
edilmiş bulunmaktadır. Madde bu esasa göre düzenlenmiş ancak savaş halin-
de, maddi imkansızlık nedeniyle bu şartın aranmaması gerektiğine de temas
edilmiştir.”
d. 1982 Anayasası, Askeri Yargıtay’a üye seçilebilmek için 1961
Anayasası’nın aradığı “albay rütbesinde” olmak koşuluna yer verme-
yerek bu hususun belirlenmesini kanuna bırakmıştır. Madde ayrıca
22
Nitekim 357 sayılı Askeri Hakimler Kanunu Ek m. 10/2 askeri hakimlere verilebilecek gö-
revleri göstermiştir. Buna göre: Askerî Hâkimlere yargı hizmetlerini aksatmamak şartı ile:
A) Yargı hizmetleri dışında teşkilâtında görevli oldukları komutanlığın askeri hizmetlere
ilişkin olarak gerekli gördüğü her türlü hukuki konulardaki isteklerini cevaplandırmak,
B) Teşkilâtında bulundukları komutanlığın lüzum görmesi halinde yapılacak tatbikat,
manevra gibi faaliyetlere iştirak etmek,
C) Birlik personelinin hukuki konularda aydınlatılması amacıyla konferanslar vermek,
D) Disiplin subaylıklarında görevli personele hukuki sorunların çözümünde ve askeri
adalet hizmetlerinde yetişmelerinde yardımcı olmak,
E) Teşkilâtında bulundukları komutanın emri ile disiplin ve askeri hukuk konularında
birliklerde araştırma yapmak ve ast birlik komutanlarına belli konularda ve suçlarda danış-
manlık yapmak,
F) Teşkilâtında bulundukları komutanın izni ile askeri okullar ile hizmet öncesi, hizmet
içi ve bir üst göreve hazırlama kurslarında gerektiğinde hukuki konularda ders ve konferans
vermek,
Görevleri verilebilir.
Yukarıdaki görevlerden (A) ve (D) bentlerindeki görevler öncelikle adli müşavirlerden,
bulunmadığı takdirde askeri savcı ve yardımcılarından, (E) bendindeki görev sadece adli
müşavirlerden, (F) bendindeki görev adli müşavir ve halen idari hizmetlerde görevli bulu-
nan askeri hâkimlerden istenir.”
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
222TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
Genel Kurul tarafından yapılacak aday belirleme seçiminin gizli oyla
yapılacağını hüküm altına almıştır. Bu suretle üye adayı seçimi konu-
sunda yeni bir anayasal güvence sağlanmıştır.
Yazımızın başında da açıklandığı üzere 1982 Anayasası, yapılan
eleştiri ve tartışmaların ortaya çıkardığı ihtiyaç nedeniyle on üç kez
değiştirildiği halde,
23
145. ve 156. maddelerinde hiçbir değişiklik ya-
pılmamıştır.
III. GÜNÜMÜZDE ASKERİ YARGI ORGANLARI
VE MEVZUATI
Günümüzde askeri yargı organları, Anayasa’nın 145. maddesi
hükmü uyarınca yürürlüğe konulan kanunlarla kurulan askeri mah-
kemeler ile disiplin mahkemelerinden ibarettir. Askeri mahkemeler-
den verilen karar ve hükümlerin son inceleme mercii olarak da Askeri
Yargıtay bulunmaktadır.
Askeri yargı organlarının kuruluş ve işleyişleri, yürürlüğe konu-
lan yasalarda düzenlenmiştir.
1. Askeri mahkemelerin kuruluş ve işleyişi 25.10.1963 tarihli ve 353
sayılı “Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu”nda,
2. Disiplin mahkemelerinin kuruluş ve işleyişi de 16.06.1964 tarihli
ve 477 sayılı “Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu Yargılama Usulü ve Disiplin
Suç ve Cezaları Hakkında Kanun”da,
3. Askeri Yargıtay’ın kuruluş ve işleyişi de 27.06.1972 tarihli ve
1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu’nda,
gösterilmiştir.
4. Askeri hakimlerin mesleğe kabulü, yükselmeleri, atanmaları
gibi özlük hakları ise 26.10.1963 tarihli ve 357 sayılı Askeri Hakimler
Kanunu ile düzenlenmiştir.
1. Askeri Mahkemeler
Halen yürürlükte bulunan 25.10.1963 tarih ve 353 sayılı Askerî
Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesine
23
Yukarıda Giriş bölümüne bakınız.
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
223TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanacak askerî mahkeme-
ler; kolordu, ordu (deniz ve havada eşidi) ve kuvvet komutanlıkları ile
Genelkurmay Başkanlığı Teşkilâtı’nda
24
Milli Savunma Bakanlığı’nca
kurulur.
Kuvvet Komutanlıkları’nın yapacakları teklif veya Genelkurmay
Başkanlığı’nın, doğrudan doğruya göstereceği lüzum üzerine, diğer
kıta komutanlıkları veya askeri kurum amirlikleri teşkilâtında da Milli
Savunma Bakanlığı’nca askerî mahkeme kurulabilir. Askerî mahke-
melerin kaldırılması da aynı usule tabidir.
Kural olarak askeri mahkemeler iki askeri hakim ve bir subay üye-
den kurulmuştur. Ancak Genelkurmay Başkanlığı teşkilatındaki askeri
mahkeme, general ve amiralleri yargıladığı zaman üç askeri hakim ile
iki general veya amiralin katılması suretiyle yargılama yapabilmektedir
(m. 2). Bu maddede 21.01.1981 tarihli ve 2376 sayılı ve 16.10.1981 tarihli
ve 2538 sayılı kanunlarla değişiklik yapılmış ise de, bu değişiklik mah-
keme kurulunun oluşumunu etkilememiştir. Neticede bugün için askeri
mahkeme kurulunda subay üye bulunmaktadır. Bununla beraber 2376
değişikliği ile tek hakimli askeri mahkeme kuruluşu da benimsenmiştir.
Ek 1. madde hükmüne göre subay ve astsubayların işledikleri suçlar dı-
şında kalan belirli ağırlıktaki suçlara ilişkin davalara, askeri mahkeme-
nin hakim sınıfından olan üyelerinden biri tarafından bakılır.
Askeri mahkemede bulunacak subay üyelerin en az yüzbaşı rüt-
besinde muharip sınıftan bulunmaları, sanığın astı ve yargılama sü-
resince en yakın amiri olmamaları ve taksirli suçlar hariç bir suçtan
hükümlü bulunmamaları şarttır (m. 3). Subay üyeler ile yedekleri, teş-
kilatında askeri mahkeme kurulan komutan veya askeri kurum amiri
tarafından her yılın Aralık ayında o mahkemenin yetkisine giren birlik
ve kurum mensupları arasından bir yıl süre ile değiştirilmemek üzere
seçilir (m. 4).
Subay üyeler; subay statüsünde olmaları nedeniyle mesleğe kabul,
terfi, atama, disiplin ve emeklilik gibi özlük hakları ile yargılanmaları
bakımından 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu hü-
kümlerine tabidirler.
24
İlk metinde askeri mahkemelerin kanunda belirtilen komutanlıklar “nezdinde” ku-
rulacağı belirtilmiş iken, bu kelime 9.10.1996 tarih ve 4191 sayılı kanunun 26.mad-
desiyle “teşkilatında” şeklinde değiştirilmiştir.
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
224TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
Diğer taraftan teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı
veya kurum amiri, subay üyenin çoğunlukla sicil ya da disiplin amiri
olup bu sıfatla disiplin cezası vermek yetkisine sahiptir. Dolayısıyla
subay üye, statüsü itibariyle idareye bağlı olduğu gibi, askerî hâkimle-
re tanınan güvencelere de sahip değildir.
Bu nedenle askeri mahkeme kuruluşunda subay üye bulunması,
ancak “askerlik hizmetinin gerekleri” ile açıklanabilir.
Sıkıyönetim ilanı halinde, sıkıyönetim bölgelerinde yeteri kadar
sıkıyönetim askeri mahkemesi, kurulur (1402/11). Bu mahkemeler de,
353 sayılı kanun hükümlerine göre kurulmuş askeri mahkemelerdir.
Dolayısıyla subay üye, mahkemelerinin kuruluşunda da yer almakta-
dır.
Bu mahkemelerde yargılananlardan bir kısmı, bu mahkemelerin
bağımsız olmadığını ileri sürerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne
başvurmuşlardır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, askeri mahkeme-
de görev yapan subay üyenin komutanın emrinde bir personel oldu-
ğunu, bu nedenle bu üyenin bağımsızlığından ve tarafsızlığından söz
edilemeyeceğine karar vermiştir (bakınız III-2).
Ayrıca sivillerin askeri mahkemede yargılanmaları da tabii hakim
ilkesine aykırı bulunmuştur. Bütün bunlar son yıllarda verilen Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da yer almış ve Türkiye, baş-
vuruculara tazminat ödemeye mahkum edilmiştir. Bu husus kamuoyu
tarafından da yakından bilinmektedir. Bununla beraber Avrupa Birliği
Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı çerçe-
vesinde, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü
Kanunu’nda 5530 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, sivillerin barış
döneminde askeri mahkemede yargılanmalarına büyük ölçüde son
verilmiştir.
25
25
29.06.2006 tarihli ve 5530 sayılı kanun 5 Temmuz 2006 günlü ve 26219 sayılı RG’de
yayımlanmıştır. Bu yasanın 4. maddesi ile; 353 sayılı kanunun 13. maddesi başlığı
ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Barış zamanında sivil kişilerin Askerî Ceza Kanununa tâbi suçlarında yargı -
lama mercii:
MADDE 13 – Askerî Ceza Kanunu’nun 55, 56, 57, 58, 59, 61, 63, 64, 75, 79, 80, 81,
93, 94, 95, 114 ve 131 inci maddelerinde yazılı suçlar, askerî mahkemelerin yargı yetkisine
tâbi olmayan sivil kişiler tarafından barış zamanında işlenirse; bu kişilerin yargılanması,
adlî yargı mahkemeleri tarafından, Askerî Ceza Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle
yapılır.”
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
225TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
Ancak askeri mahkemelerin bağımsız olmadığına ilişkin haklı
eleştirilere son verecek yasal hiçbir değişikliğe gidilmemiştir. Bu ko-
nuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile, öğretide yapılan
eleştiriler dikkate alınmamıştır.
2. Disiplin Mahkemeleri
Disiplin mahkemesi; tugay ve daha büyük (Deniz ve Hava Kuv-
vetleri ile Jandarma Genel ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda eşiti)
kıt’a karargah ve askeri kurumlar ile Milli Savunma Bakanlığı teş-
kilatında kurulur. Sahil Güvenlik Komutanı’nın, Jandarma Genel
Komutanı’nın, Kuvvet Komutanları’nın ve Milli Savunma Bakanlığı
Müsteşarı’nın göstereceği lüzum üzerine veya doğrudan doğruya Ge-
nelkurmay Başkanlığı’nca, diğer komutanlıklar, karargahlar veya as-
keri kurum amirlikleri teşkilatında da disiplin mahkemesi kurulabilir
(477 S. K. m. 1).
Asker kişilerin 477 sayılı kanunda yazılı disiplin suçlarına ilişkin
davalara bakmakla (m. 7) görevli olan disiplin mahkemeleri, biri baş-
kan ikisi üye olmak üzere üç subaydan kurulur. Astsubay, erbaş ve er-
lerin yargılanmalarında, üyelerden biri astsubaylardan seçilir (m. 2).
Başkan ve üyeler ile bunların yedekleri, nezdinde disiplin mahkeme-
si kurulan komutan veya askeri kurum amiri tarafından her yılın Aralık
ayında bu mahkemenin yetkisine giren birliklerdeki subay ve astsubay-
lar arasından değiştirilmemek üzere bir yıl için seçilirler (m. 3).
Bu hükümlerden de anlaşıldığı üzere disiplin mahkemesi başkan
ve üyeleri subay statüsündedirler; özlük hakları bakımından 926 sayılı
TSK Personel Kanunu’na tabi olup herhangi bir teminatları yoktur. Ba-
ğımsızlık ve hakim güvencesi bakımından Askeri mahkemede görev
yapan subay üye için söylenenler, bu mahkemede görev yapan başkan
ve üyeler için de geçerlidir. Disiplin mahkemesi başkan ve üyeleri ta-
mamen idarenin emrinde olup hakim güvencelerinden yoksundurlar.
Böylece asker olmayan kişiler tarafından işlenebilen Askeri Ceza Kanunu’nda
yazılı suçlara ilişkin davalara adli yargıda bakılması gerekmektedir. Ancak sivil
kişilerin asker kişilerle müştereken işledikleri suçlarla ilgili yargı yerini belirleyen
12. maddede değişiklik yapılmadığından, asker kişilerle iştirak halinde işlenen As-
keri Ceza Kanunu’nda yazılı suçlara ilişkin davalara askeri mahkemede bakılması
gerekir.
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
226TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
Bu nedenle, disiplin mahkemesinin, meslekten olan hakimler ye-
rine, idarenin emrinde bulunan subay veya subay ve astsubaylardan
oluşması ancak “askerlik hizmetinin gerekleri” ile açıklanabilir.
Disiplin mahkemesi kuruluşunun mahkemelerin bağımsızlığı il-
kesine aykırı olduğu ileri sürülerek yapılan başvuru üzerine AİHM,
disiplin mahkemesinin nesnel bağımsızlığının bulunmadığına karar
vermiştir. Bu konuda AİHM, şu değerlendirmelerde bulunmuştur:
26
“…AİHM, güvenlik güçleri üyelerini yargılamak amacıyla kısmen ya da
tamamen askeri üyeden oluşan mahkemelerin kurulması uygulamasının, çok
sayıda üye Devlet’in hukuk sisteminde mevcut bir uygulama olduğunu tespit
etmektedir. Bununla birlikte askeri mahkemeler, ancak bağımsızlıklarını ve
tarafsızlıklarını güvence altına alacak yeterli koruma tedbirlerinin bulunması
halinde AİHS uyarınca uygunluk arz etmektedirler (Bkz., diğerleri arasında,
Morris/Birleşik Krallık, no: 38784/97).
AİHM, bir mahkemenin özellikle de taraflara ve yürütme gücüne karşı
“bağımsız” olup olmadığını tespit etmek amacıyla atama şekillerini ve üyele-
rin görev sürelerini, dış baskılar karşısında güvencelerin var olup olmadığını
dikkate aldığı içtihadını hatırlatmaktadır.
AİHM mevcut davada Askeri Disiplin Mahkemesi üyelerinin, hakim sta-
tüsü bulunmayan ve hukuk eğitimi almamış subaylar olduğunu tespit etmek-
tedir. Askeri Disiplin Mahkemesi üyeleri, askeri birlik komutanı tarafından ya
da mahkemenin kurulduğu askeri kurumun amiri tarafından seçilmektedir.
Bu nedenle bu hakimlerin tamamı, askeri hiyerarşinin emirlerine bağlıdır.
AİHM mevcut davada, ne ilk derece mahkemesi üyelerinin ne de temyiz
incelemesi yapan üst merci üyelerinin meslek hayatlarının sonuna yaklaşmış
subaylar olduğunun altını çizmektedir (Bkz., a contrario, Engel ve diğerleri).
O halde bu üyeler, yargı görevi görürken üst makamlara bağlı olmakta ve
eylemlerinden ötürü askeri hiyerarşiye hesap verme zorunluluğundan bağışık
tutulmalarını sağlayacak hiçbir özel güvenceden yararlanmamaktadırlar.
AİHM ayrıca başvuranı iki ayrı disiplinsizlik eyleminden dolayı suçla-
yan alay komutanının, Askeri Disiplin Mahkemesi’nde yer alan subaylardan
rütbe olarak üstün olduğunu not etmektedir (Bkz., mutatis mutandis, Find-
lay-Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997).
Hakimlerin görev sürelerinin sağlayabileceği güvence ile ilgili olarak
26
İrfan Bayrak/Türkiye kararı, Tarih: 3 Mayıs 2007, Başvuru No. 39429/98).
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
227TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
AİHM, Askeri Disiplin Mahkemesi üyelerinin görev sürelerinin bir yıl ile
sınırlı olduğunu gözlemlemektedir. Karşılaştırma yapılmasını sağlayabilmek
amacıyla AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde görev yapan hakimlerin
dört yıllık görev süresinin kısa olduğuna kanaat getirdiğini hatırlatmaktadır.
AİHM hakimlerin görev sürelerinin, genel anlamda bağımsızlıklarının
doğal bir sonucu olarak değerlendirilse dahi, gerekli olan diğer koşulların bu-
lunması durumunda bu sürenin kısa oluşunun, hakimlerin bağımsız olmadığı
yönünde bir değerlendirilmenin yapılabilmesi için başlı başına yeterli olmadı-
ğını yinelemektedir (mutatis mutandis, Morris, ve Campbell ve Fell-Birleşik
Krallık, 28 Haziran 1984 tarihli karar).
Mevcut davada bağımsızlık için gerekli olan diğer koşulların bir arada
olduğuna kanaat getirilmemektedir.
Yukarıda ifade edilen gerekçelerin tamamı için başvuranın Askeri Di-
siplin Mahkemesi’nin tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin
nesnel olarak ortaya konulduğu kanaatindedir (Bkz., aynı zamanda, mutatis
mutandis, A.D.-Türkiye, (karar), no: 29986/96, 22 Aralık 2005). AİHM ay-
rıca üst mahkemenin bu durumun telafi edilmesine imkan verecek güvenceler
sunmadığını tespit etmektedir.
Sonuç olarak Askeri Disiplin Mahkemesi’nin, tarafsız ve bağımsızlıktan
yoksun olduğuna ilişkin şikayetle ilgili olarak AİHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal
edilmiştir.
AİHM daha önce buna benzer davalarda da dile getirildiği üzere tarafsız-
lıktan ve bağımsızlıktan yoksun olduğuna kanaat getirilen bir mahkemenin,
hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kişilere adil ve hakkaniyet uygun bir
yargılama süreci temin edebileceğinin varsayılamayacağını hatırlatmaktadır.
Bu husustaki ihlal tespiti ışığında AİHM, başvuranın davasının adil olarak
görülmediğine ilişkin diğer şikayetin ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığı-
na karar vermiştir (Bkz. Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998, ve Okutan-Türkiye,
no: 43995/98, 29 Temmuz 2004).”
3. Askeri Yargıtay
1961 Anayasası’nın 141. maddesi uyarınca yürürlüğe konulan 127
sayılı kanun, Anayasaya uygun olarak Askerî Yargıtay Başkanı ile da -
ire başkanlarının, bu makamlara seçim ile gelmelerini öngörüyordu.
Bu düzenleme, yüksek rütbeli üye bulunduğu halde, daha küçük rüt-
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
228TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
belilerin Başkan, İkinci Başkan veya daire başkanı seçilmelerine müsa-
itti ve rütbeyi esas alan askerlik mesleği ile bağdaşmıyordu. Nitekim
bu düzenlemenin sakıncaları kısa bir süre sonra ortaya çıkmıştır. Yük-
sek rütbeye sahip üyeler bu statüde kalırken, daha küçük rütbeliler
Askerî Yargıtay Başkanlığı’na ve daire başkanlığına seçilmişlerdir.
27
Bu durumun rütbeyi esas alan askerlik mesleği ile bağdaşmaması ve
seçim usulünde anlayış farklılığı nedeniyle, üyelerin seçiminde ida-
reyle ihtilafa düşülmesi sonucu mevcut üye eksiği tamamlanamamış
ve yaklaşık bir yıl üye seçimi yapılamamıştır. Anayasa’nın bu hükmü,
on yıl gibi kısa sayılabilecek bir süre sonra, söz konusu soruna çözüm
getirmek amacıyla 20.09.1971 tarihli ve 1488 sayılı kanunla değiştiril-
miştir.
28
Bu durum, yeni düzenleme yapılmasını gerektirdiğinden, ka-
nun değişikliği zorunlu hale gelmiştir.
8 Temmuz 1972 tarihinde yürürlüğe konulan 27 Haziran 1972 ta-
rihli ve 1600 sayılı kanunla Askeri Yargıtay teşkilatı yeniden düzen-
lenmiştir.
29
Yargıtay ve Danıştay kanunları esas alınarak yapılan bu
düzenlemede en önemli değişiklik, Askeri Yargıtay Başkanı ile daire
başkanlarının Genel Kurul’ca seçileceklerine ilişkin hükümlerde yapıl-
mıştır. Kanunun 12. maddesinde üyelerin seçimi yeni esaslara bağla-
nırken, 13. maddesinde de Askeri Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci
Başkanı ve daire başkanlarının bu makamlara getirilmeleri, Anayasa-
nın hükmüne ve askerlik hizmetinin gereklerine uygun olarak düzen-
lenmiştir. Kanunda bu makamlara, Askeri Yargıtay üyeleri arasından,
rütbe ve kıdem sırasına göre ve boşalma tarihinden itibaren en geç bir
ay içinde atama yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Atamanın şekli de 14’üncü maddede düzenlenmiştir. Bu madde
hükmüne göre; Askeri Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı
ve daire başkanların ile Askeri Yargıtay üyeliğine seçilen askeri ha-
kimlerin atanmaları, Genelkurmay Başkanı’nın teklifi,
30
Millî Sa-
27
1968 yılında yapılan seçimde, tümgeneral rütbesinde bulunan bir üye ikinci baş-
kanlıkta kalırken, tuğgeneral rütbesindeki bir üye Genel Kurul tarafından Askeri
Yargıtay Başkanı seçilmiştir.
28
1488 sayılı kanun 22.09.1971 tarihli ve 13964 sayılı RG’de yayımlanmıştır.
29
1600 sayılı kanun 8.07.1972 tarihli ve 14329 sayılı RG’de yayımlanmıştır.
30
Genel Kurul’ca belirlenen üye adayının konumu, Cumhurbaşkanı’nın seçmesiy-
le kesinlik kazanmaktadır. Üyelerin rütbe ve kıdemi de TSK Personel Kanunu’na
göre önceden belirlenmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla Genelkurmay Başkanı, ne
Cumhurbaşkanı’nın seçtiği üyeyi, ne de üyelerin rütbe ve kıdemini değiştirme yet-
kisine sahiptir. Böyle olunca Genelkurmay Başkanı’nın teklifi bir formaliteden iba-
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
229TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
vunma Bakanı ve Başbakan’ın müşterek imzaladığı Kararname ile
Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulmakta, Kararname Resmi Gazete’de
yayımlanmaktadır (m. 14).
1978 yılı sonundan itibaren ülkemiz genelinde yaşanan terör olay-
ları nedeniyle sıkıyönetim ilan edilmesi ve buna bağlı olarak sıkıyö-
netim askeri mahkemelerinin kurulması üzerine, Askeri Yargıtay’ın iş
yükü oldukça artmış, dava dosyalarının karara bağlanma süreci ister
istemez uzamış, yeni kadro ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
Bu amaçla, 1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu’nun, “Kuruluş”
başlığını taşıyan 2. maddesi ile daire başkanlıklarının kuruluşuna iliş-
kin 5’inci maddesinde ve daha bir kısım maddelerde, Milli Güvenlik
Konseyi’nce çıkarılan 11.12.1981 tarihli ve 2563 sayılı kanunla değişik-
lik yapılmıştır. Bu değişiklikle daire sayısı dörtten beşe yükseltilmiştir.
Ayrıca Cumhuriyet Savcıları’nın Askeri Yargıtay Başsavcılığı’nda, Yar-
gıtay tetkik hâkimlerinin de dairelerde ve daireler kurulunda görev-
lendirilmelerine imkan sağlanmıştır. Bu düzenleme 1982 Anayasası’na
aynen yansıtılmıştır. Bir başka ifadeyle, Anayasa hükmü, yasaya uy-
gun olarak düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye göre Askeri Yargıtay; Başkanlık, Başsavcılık, beş
Daire Başkanlığı, Genel Sekreterlik ile söz konusu Kanunda gösterilen
kurullar ve hizmet ünitelerinden oluşmakta, her dairede bir başkan ve
yedi üye bulunmaktadır (m. 2).
Ancak iş hacmine göre, Askeri Yargıtay Genel Kurulu’nun teklifi
ve Genelkurmay Başkanlığı’nın uygun görmesi üzerine, Millî Savun-
ma Bakanlığı’nca daire sayısı altıya kadar yükseltilebileceği gibi, dör-
de de indirilebilecektir. Ayrıca, her dairede bulunması gereken üye
sayısının yine iş hacmine göre, aynı usulle beşe kadar indirilmesine
imkan sağlanmıştır.
Her iki hüküm de, 20 yıllık süre içinde uygulama yeri bulmuştur.
Nitekim 1991 yılında sıkıyönetim mahkemelerinin kaldırılmasını taki-
ben Askeri Yargıtay Genel Kurulu’nun 26 Şubat 1993 tarihli toplantı-
sında alınan karara dayanılarak, 27 Mayıs 1993 tarihinde dairelerdeki
üye sayısı altıya indirilmiştir.
ret kalmaktadır. Ancak Cumhurbaşkanı’nca seçilen adayın, Askeri Yargıtay üyeliği
görevine başlayabilmesi, Kararnamenin yayımlanmasına bağlıdır.
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
230TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
1 Mayıs 2001 tarihinde de, Askeri Yargıtay Genel Kurulu, beş olan
daire sayısının dörde indirilmesine, buna karşılık her dairede altı olan
üye sayısının yediye yükseltilmesine, yani üye bazında kanuni kadro-
ya dönülmesine karar vermiştir. Bu kararın uygun görüldüğü, Genel-
kurmay Başkanlığı’nın 1 Haziran 2001 tarihli yazılarıyla bildirilmekle
bugünkü teşkilatımız gerçekleşmiştir.
Kanuna göre, Askeri Yargıtay’ın kadroları Milli Savunma
Bakanlığı kuruluş ve kadrolarında gösterilir (m. 2/2). Ayrıca Askeri
Yargıtay Başkanlığı’na bağlı Genel Sekreterlik ile daire müdürlüğüne
bağlı hizmet ünitelerine verilecek personelin, Milli Savunma Bakanlığı
kadrolarında gösterilmesi gerekmektedir (m. 11).
Diğer taraftan Askeri Yargıtay müstakil bir bütçeye de sahip olma-
yıp ödenekleri MSB bütçesi içerisinde ayrı bir fasılda düzenlenmekte-
dir.
Kanun, Askeri Yargıtay’ın temsilini de düzenlemiştir. Bu yetki,
kanunun 17/1 maddesiyle başkana verilmiştir. Fakat kanun, burada,
askeri protokole atıf yaparak diğer yüksek mahkemelerden ayrılmıştır
(m. 43). Bu maddeye göre Askeri Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci
Başkanı, daire başkanları ve üyeleri askeri protokol şartlarına tabidir-
ler.
Kanaatimizce, bu düzenleme askeri hiyerarşiye uygun ise de, As-
keri Yargıtay’ın temsili bakımından eşitlik ilkesine aykırıdır. Bu konu
aşağıda (V/3) daha geniş olarak ele alınmıştır.
Disipline ilişkin hükümler düzenlenirken de askerlik hizmeti-
nin gerekleri göz önünde bulundurulmuştur. Kanunun 9. maddesine
göre, Yüksek Disiplin Kurulu; Askeri Yargıtay Başkanı, Başsavcısı,
İkinci Başkanı ve daire başkanlarından kurulur. Kurula sevkedilen-
lerden daha kıdemsiz olan üyeler görüşmelere katılamaz. Kıdemsiz
olanların katılamaması sonucu kurul üye sayısı beşten az olursa, konu
genel kurulda incelenir. Bununla beraber Askeri Yargıtay Başkan ve
üyelerinin, disiplin suç ve cezaları bakımından Yargıtay Kanunu’nda
yer alan hükümlere benzer bir düzenlemeye gidilmiştir. Disiplin suç
ve cezaları Askeri Yargıtay Kanunu’nun 34 maddesinde gösterilmiştir.
Bu suçlar, “hakimlik ve askerlik vakar ve onuruna dokunan, şahsi haysiyet
ve itibarını kıran veya görev gereklerine uymayan davranışlardan” ibaret-
tir. Bu suçlar için, eylemin ağırlığına göre “uyarma, kınama ve görevden
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
231TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
çekilmeye davet” cezaları öngörülmüştür. Benzeri düzenleme bugünkü
Yargıtay Kanunu’nda da yer almaktadır.
31
Buna karşılık Askeri Yargıtay daireleri ile diğer kurullarında ve
Başsavcılığında, bu Kanun ile Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yar-
gılama Usulü Kanununda ve diğer kanunlarda belirtilen yargılama
usulleri uygulanır (m. 27).
Askeri Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı, daire başkanla-
rı ve üyelerinin görevle ilgili suçlarına ilişkin davalara Yüce Divan’da
bakılır (m. 37). Genel yargıya tabi şahsi suçların kovuşturulmasında
Yargıtay Başkan ve üyeleri ile Cumhuriyet Başsavcısının şahsi suçları-
nın kovuşturulmasına ilişkin hükümler uygulanır ( m. 38).
Askeri Yargıtay Başkan, Başsavcı, İkinci Başkan ve Daire Başkan-
ları ile üyelerinin rütbe terfii, rütbe kıdemliliği, kademe ilerlemesi ve
sicil işlemleri ile çeşitli nedenlerle emeklilikleri 357 sayılı Askeri Ha-
kimler Kanunu’nda gösterilen esaslara göre yapılır (m. 39, 40). Yaş
hadleri de bu (357 sayılı) kanunun Ek 5. maddesinde ve 5434 sayılı
kanunun 40. maddesinde gösterilmiştir.
357 sayılı kanunun Ek 5. maddesine göre Askeri Yargıtay Başka-
nının rütbesi Tümgeneral veya Tümamiraldir. Başsavcısı ile II nci Baş-
kanının rütbeleri Tuğgeneral veya Tuğamiraldir. Askeri Yargıtayda bu
rütbelerde üye bulunmadığı takdirde daha ast rütbedekiler, rütbe ve
kıdem sırasına göre, Kanunun yükselmeye ait hükümleri saklı kalmak
kaydıyla bu makamlara asaleten atanırlar.
Bu rütbeler, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nda
gösterilen miktarlar dışında tutulur.
Maddede, üyelerin terfi şartları da gösterilmiştir.
32
Bu şekilde ter-
31
Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeleri ile Yar-
gıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili’nin disiplin
suçu sayılan eylemleri, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 19. maddesinde, “Yargıtay
üyeliği vakar ve onuruna dokunan, kişisel haysiyet ve itibarını kıran veya görev
icaplarına uymayan davranışlar” olarak ifade edilmiştir. Bu eylemler nedeniyle ve-
rilebilecek disiplin cezaları ise, “uyarma” veya “görevden çekilmeye davet” olarak
belirlenmiştir.
32
357 sayılı Askeri Hakimler Kanunu’nun 12. maddesinin birinci fıkrasında Askerî
hakim subayların rütbe terfii, rütbe kıdemliliği, kademe ilerlemesi yapmalarını te-
min edecek yeterliliklerinin sicil ile saptanacağını hüküm altına almıştır. Maddenin
üçüncü fıkrasında da haklarında sicil belgesi düzenlenemeyecek olanlar sayılmış-
tır. Bu hükme göre; Askerî Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı, daire baş-
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
232TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
fi şartlarını taşıdıkları anlaşılan albaylar; üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı,
yarbay ve varsa albay rütbesinde almış oldukları sicil notları topla-
mının sicil notu adedine bölünmesi sonunda ortaya çıkan not ortala-
masına göre kendi aralarında kuvvetlerine bakılmaksızın sıralanırlar.
Bunların şahsi ve sicil dosyaları Yüksek Askeri Şura’ya gönderilir.
Şahsi ve sicil dosyaları Yüksek Askeri Şura tarafından incelenen
albaylar, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu hüküm-
lerine göre değerlendirilir. Yeterlik notu, yeterlik tam notunun % 85
ve daha yukarısı olan albaylardan, yeterlik notu en yüksek olandan
itibaren kadro ihtiyacı kadarı bir üst rütbeye terfi ettirilir.
Herhangi bir nedenle boşalan general - amiral yerleri müteakip 30
Ağustos’tan önce doldurulmaz.
General-amirallerin bir üst rütbeye yükseltilmesi de aynı usule ta-
bidir. Ancak, bir üst rütbeye yükselecek general-amiral sayısı boş kad-
ro sayısına eşitse, bunların üst rütbeye yükseltilme durumları Yüksek
Askeri Şura üyelerinin üçte ikisinin kabulüne bağlıdır.
4. Askeri Hakimlerin Statüsü
Askeri hakimlerin mesleğe kabulü, 357 sayılı Askeri Hakimler
Kanunu’na göre, Milli Savunma Bakanlığı’nca yapılan bir sınavla ol-
maktadır. Meslekte yükselmeleri ile yer değiştirmeleri de yine idare
tarafından yapılmaktadır.
357 sayılı Askerî Hâkimler Kanunu’nun 12. maddesinin birinci fık-
rasında, askeri hâkim subayların rütbe terfii, rütbe kıdemliliği, kademe
ilerlemesi yapmalarını temin edecek yeterliliklerinin sicil ile saptana-
cağı hüküm altına alınmıştır.
Askeri hakimlerin derece ve rütbe yükselmeleri, mesleki ve subay
sicil belgelerinde belirlenen notlara göre değerlendirilmektedir. Mes-
leki sicil belgesi Askeri Yargıtay ve Askeri Adalet müfettişleri tarafın-
kanları ve üyeleri ile Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı, Başsavcısı, daire
başkanları ve üyeleri hakkında general-amiral sicil belgesi, subay sicil belgesi ve
meslekî sicil belgesi düzenlenmez.
Maddenin C bendinde ise, haklarında sicil belgesi düzenlenemeyenlerin sicil no-
tunun nasıl hesaplanacağı gösterilmiştir. Buna göre, “haklarında meslekî sicil belgesi
düzenlenemeyenlerin sicil notu; subay sicil belgesindeki niteliklere sicil üstlerince verilen
notların toplamının ortalaması alınarak saptanır.”
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
233TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
dan, subay sicil belgesi ise askeri hâkim subayın kuruluş bağlantısına
göre, teşkilatında askeri mahkeme kurulan komutan veya askeri ku-
rum amiri tarafından düzenlenmektedir. Bu düzenlemenin, “mahke-
melerin bağımsızlığı” ve “hakim teminatı” ilkelerine göre değil, “askerlik
hizmetinin gerekleri” ilkesine göre yapıldığında ve hakim teminatını
ortadan kaldırdığında kuşku yoktur. Nitekim öğretide de, askeri ha-
kimler hakkında teşkilatında askeri mahkeme kurulan komutan veya
askeri kurum amiri tarafından sicil belgesi düzenlenmesi ve meslekte
yükselmelerinin yarı yarıya bu sicil notlarına bağlı olması karşısında,
askeri hakimlerin kendilerini bağımsız hissetmeyebilecekleri, esasen
kendileri hakkında sicil düzenleyen komutanlara karşı bağımsızlıkla-
rından şüphe edileceği belirtilerek bu durumun Anayasa’nın 9 ve 138.
maddelerinde öngörülen bağımsızlık ilkesine aykırı olduğu ileri sü-
rülmüştür.
33
Bununla beraber Anayasa Mahkemesi, askeri hakim sınıfı
subaylar hakkında idari sicil belgesi düzenlenmesini ve derece ve rüt-
be terfisinin buna göre değerlendirmesini, “mahkemelerin bağımsızlığı”
ve “hakim teminatı” ilkelerine aykırı bulmamıştır.
34
Öte yandan askeri hakimlerin emeklilik yaş haddi, adli ve idari
yargıdaki hakimlerden farklı düzenlenmiştir. 357 sayılı kanunun 21.
maddesinin birinci fıkrasında, “askeri hakim sınıfı subayların görev yerleri
ve sıfatları ne olursa olsun emeklilik yaş hadleri diğer subaylar gibidir” hük-
müne yer verilmiş, subayların emeklilik yaş sınırı ise 5434 sayılı TC
Emekli Sandığı Kanunu’nun 40. maddesinin birinci fıkrasının (ç) ben-
dinin (I) sayılı alt bendinde gösterilmiştir. Bu hükme göre albayların
yaş sınırı (60), tuğgeneral ve tümgenerallerin yaş sınırı ise (62) yaşını
doldurdukları tarihlerdir.
Ancak 357 sayılı kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrasıyla, askeri
hakim subayların yaş sınırından önce kadrosuzluk nedeniyle emekli
edilebilmeleri öngörülmüş, aynı yasanın 22. maddesinin birinci fıkra-
sının (A) bendiyle de bu ayırma işleminin nasıl yapılacağı belirtilmiş-
tir.
Kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilen bir hakim albayın,
işleminin iptali istemiyle dava açması üzerine, 357 sayılı “Askeri Ha-
kimler Kanunu”nun 21. maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’nın 10,
138, 139, 140 ve 145. maddelerine Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi
33
K. Gözler, Anayasa Hukuku Dersleri, s. 433
34
Aşağıda Bölüm V- 1/a- (cc)’ye bakınız.
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
234TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
bulan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Daireler Kurulu, bu fıkranın
iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuştur.
Yapılan inceleme sonucu, her iki maddede yer alan “kadrosuzluk”
ibaresi, “Anayasa’nın 7., 138., 139., 140. ve 145. maddelerine aykırı” bulu-
narak Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiştir
35
. Böylece, askeri hakim
subayların, kadrosuzluk nedeniyle emekli edilmeleri önlenmiştir.
İptal kararında; 357 sayılı kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası
ile 22. maddesinin (A) ve (B) bentleri, Askerî Yargıtay Başkanı, Baş-
savcı, daire başkanları ve üyeleri yönünden Anayasa Mahkemesi’nin,
10.1.1974 günlü, Esas 1972/49, Karar 1974/1 sayılı kararıyla iptal edil-
diği
36
ve bunların emeklilik yaş hadlerinin yeniden düzenlendiği belir-
tildikten sonra:
“…Anayasa’nın 7. maddesine göre “Yasama yetkisi Türk Milleti adına
Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez. …” Bu nedenle,
yasayla düzenleme yapılması öngörülen durumlarda, idarenin yetkili kılın-
ması, yasama yetkisinin devri anlamına geleceğinden Anayasa’ya aykırılık
oluşturur.
…
“Anayasa’nın, bütün mahkemelerin bağımsız ve yargıçların da yargıç
teminatı ile güvenceye alınmasını buyurduğu ve bu buyruğun demokratik
toplumların olmazsa olmaz niteliğindeki “bağımsız yargı” ve “güvenceli
35
Askeri hakim subayların kadrosuzluk ve diğer nedenlerle emekli edilmelerine ola-
nak sağlayan 357 sayılı Askerî Hâkimler Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkra-
sında yer alan “kadrosuzluk” ibaresi, Anayasa Mahkemesi’nin 14.12.1998 tarih ve
E.1998/39-K.1999/78 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. İptal kararı 11.5.1999 tarih ve
23692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
36
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararında şu gerekçelere yer verilmiştir: “…357 sayı-
lı Kanunun 21. maddesi bir yandan hâkim subayların emeklilik yaş hadlerini rütbelerindeki
öteki subayların kanunda yazılı yaş hadlerine bağlayarak Anayasa’nın “askeri hâkimlerin
yaş haddinin kanunla belli edilmesi” yolundaki buyruğuna uyarken, bir yandan da kadro-
suzluk nedeniyle askerî hâkimlerin kanunda yazılı yaş haddinden önce hizmetten uzaklaştı-
rılmaları- daha doğrusu 22. maddenin incelenmesinden anlaşılacağı üzere - emekli edilme-
leri yolunu açmaktadır.
Bu düzenleme Anayasa’nın değişik 134. maddesinin ikinci fıkrası kuralına doğrudan
doğruya aykırıdır. Onun için burada mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı il-
keleri ve kadro verip vermemenin idarenin takdirine bırakılmış bir konu olmasından çıkan
sonuçlar üzerinde ayrıca durulmasına yer görülmemiştir.Anayasa’ya aykırılığı ortada olan,
değişik 21. maddenin ikinci fıkrasındaki “kadrosuzluk” deyiminin ve bu deyimin içerdiği
kuralı Askerî Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı, Daire Başkanları ve Üyeleri yö-
nünden iptal edilmesi gerekir.”
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
235TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
yargıç” gibi çağdaş ve evrensel ilkelerin gereği olduğu hiçbir açıklamayı ge-
rektirmeyecek kadar açıktır. Kadrosuzluk nedeniyle askerî yargıçların yasal
yaş sınırından önce emekli edilmelerinin idarenin takdirine bırakıldığı bir or-
tamda, yargıçların güvenceli, mahkemelerin de bağımsız olduklarından söz
edilemez.” denilmek suretiyle söz konusu düzenlemenin mahkemele-
rin bağımsızlığı ve hakim güvencesi ilkelerine aykırı olduğu açık bir
şekilde ifade edilmiştir.
Bununla beraber askeri hakimlerin, Milli Savunma Bakanı tara-
fından disiplinsizlik ve ahlaki nedenlere dayalı olarak emekli edilme-
leri mümkün olduğu gibi,
37
Yüksek Askeri Şura kararıyla da Silahlı
Kuvvetler’den ayırma işlemine tabi tutulmaları imkan dahilindedir.
Askeri hakimlerin disiplinsizlik ve ahlaki durumu sebebiyle ayır-
ma sebepleri 357 sayılı askeri Hakimler Kanunu’nun 22. maddesi-
nin C bendinde sayılmış, ayırma işlemi ile ilgili ayrıntılar, 926 sayılı
TSK Personel Kanunu’nun 50. maddesinin son fıkrası ile Subay Sicil
Yönetmeliği’nin 91 ve 92. maddelerinde gösterilmiştir.
Yüksek Askeri Şura kararı ile silahlı kuvvetlerden ayırma işlemi
Askeri Yargıtay üyeleri ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyeleri
dışındaki hakimler için uygulanabilir. Bu işlem, Anayasa’nın 125/2.
maddesi uyarınca yargı denetimi dışındadır.
Yüksek Askeri Şura kararı ile disiplinsizlik nedeniyle hakkında si-
lahlı kuvvetlerden ayırma işlemi yapılan bir askeri hakimin başvurusu
üzerine AİHM, “Devletlerin, özellikle askeri hizmetin gereklerini yansıtan
kurulu düzene aykırı şu veya bu şekilde bir tutumu yasaklayarak, orduları
için disiplin kuralları benimseyebilecekleri”nden hareketle, “askeri disiplin
sistemini kendi isteğiyle kabul etmiş bir kimsenin bu kurallara uymaması,
tutum ve davranışlarıyla askeri disiplini ihlal etmesi sebebine bağlı olarak ger-
çekleştirilen zorunlu emeklilik işleminde İHAS m. 9’a aykırılık bulunmadığı”
sonucuna varmıştır
38
.
Askeri hakimlere tanınan bir başka teminat, mensup olduğu kuv-
vetinin (Kara, Deniz, Hava), rızası olmaksızın değiştirilememesidir.
Ne var ki, vermiş olduğu karar nedeniyle hakkında kuvvet değişikliği
yapıldığı iddiasıyla bir askeri hakim tarafından açılan dava üzerine bu
37
Centel, Askeri Yargıtay’ın 90. Kuruluş Yıldönümü Sempozyumu, s.112 Dipnot 19.
38
Kalaç/Türkiye davası, 1 Temmuz 1997 tarih ve 61/1996- 680/870; Başvuru Tarihi:
10 Ocak 1995, Başvuru No: 20704/92).
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
236TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
idari işlemin, Askeri Yüksek İdare Mahkemesince iptal edildiği de bir
gerçektir.
39
Askeri hakimlerin bir başka göreve nakil ve tayinleri Milli Savunma
Bakanı ve Başbakan’ın müştereken imzaladıkları, Cumhurbaşkanı’nın
onayladığı kararname ile olur. Bu kararname Resmi Gazete’de yayım-
lanır. Askeri hakim ve askeri savcılar ile yardımcı askeri savcılar dört
yıllık bir coğrafi teminata sahiptirler; bunların ikinci bölgede hizmet
sürelerini tamamlamadan, birinci bölgede dört yıllarını tamamlama-
dan bir başka göreve atanmaları muvafakatlerine bağlıdır. Ancak bi-
rinci bölgede bulunan bir askeri hakim yada savcının ikinci bölgeye
atanma sırası gelmişse veya sıkıyönetim mahkemesine atanması söz
konusu ise muvafakat şartı aranmaz. Ayrıca, bir mahkemenin veya
kadronun kaldırılması veya rütbe yükselmesi sebebiyle aynı kadro-
da kalmasına imkan olmayanların bir başka göreve atanmalarında da
muvafakatlarının alınmasına gerek yoktur (m. 16).
Askeri hakimler ve askeri savcılar ile hakimlik ve savcılık mes-
leğinden sayılan görevlerde çalışan askeri hakim subaylara, almakta
39
Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Daireler Kurulu’nun 27.5.1999 tarih ve 18-90 sayılı
kararı. Bu karara konu olayda, Deniz K. K.’da görevli olan askerî hâkim subay, 357
sayılı kanunun 18/1. maddesinin atfı ile 926 sayılı TSK Personel Kanunu’nun 24/
G maddesi uyarınca Kara Kuvvetleri Komutanı’nın görüşü alınarak hizmet fazlası
ve ihtiyaç nedeniyle Genelkurmay Başkanlığın’ca Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na
nakledilmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi bu işlemi “Anayasa askerî hâkim
ve sivil hâkimi ayrı düşünmemiş, yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesi açısından
en küçük ayırıma yol açacak düzenlemeye izin vermemiştir. Anayasa’nın 138, 139,
140, 145, 156/4, 157/5, maddeleri ile As. C. K.’nın 112. ve askerî hâkimler ile as-
kerî savcılar hakkında soruşturma usulünü düzenleyen 357 sayılı Askerî Hâkimler
Kanunu’nun 23 ve devamı maddeleri yargı bağımsızlığını ve yargıç güvencesini ko-
ruyan hükümlerdir. Bu nedenle 357 sayılı kanunun 18/1. maddesi ile 926 sayılı ka-
nuna yapılan atıf, ancak hâkimlik mesleğinin gereklerine, yargıç güvencesi ilkeleri-
ne aykırı olmadığı sürece uygulanabilir. Anayasa Mahkemesi’nin 10.1.1974 tarih ve
E.1972/49-K.1974/1 (RG 24.6.1974) sayılı kararında bu durum ifade edilmektedir.
Anayasa Mahkemesi,askerî hâkimlerin kadrosuzluk nedeniyle yaş haddinden önce
emekliye sevklerine olanak sağlayan 357 sayılı kanunun 21. maddesindeki “kad-
rosuzluk” ibaresini iptal ederek aynı uygulamayı sürdürmüştür (AYM, 14.12.1998
tarih ve E.1998/39-K.1999/78, sayılı kararı. RG, 11.5.1999 tarih ve 23692 sayılı). Bir
askerî hâkimin rızası olmadan kuvvetini değiştirmek yargı bağımsızlığı ve yargıç
güvencesi ile bağdaşmaz. Aksinin kabulü kuvvet değişikliğinin yanı sıra sınıf de-
ğişikliğine de olanak tanır. Davacının yaptığı yargısal faaliyetlerin tesis edilen idarî
işlemle bağlantısının araştırılması cihetine gidilmesine, davacı askerî hâkimin is-
temi olmadığı sürece kuvvetinin değiştirilmesine yasal olanak bulunmadığından,
gerek görülmemiştir.” şeklinde özetlenebilecek bir gerekçeyle iptal etmiştir.
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
237TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
oldukları maaş derecesinin tekabül ettiği sınıf ve derecede bulunan ad-
liye hakim ve savcıları ile yardımcılarına verilen ödenek miktarı esas
olmak üzere adliye hakim ve savcıları hakkındaki kanun hükümleri
gereğince hakim ödeneği verilir (m. 18).
40
Askeri hakimler ve askeri savcılar ile yardımcıları görevli bulun-
dukları mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle maaşların-
dan yoksun kılınamazlar (m. 18/5).
Atama, yer değiştirme terfi ve sicil işlemlerine karşı yargı yolu
açıktır. Bu işlemlere karşı Askeri Yüksek idare Mahkemesi’nde dava
açılabilmektedir. Ayrıca, Askeri Ceza Kanunu’nun 112. maddesi, as-
keri mahkemeler üzerinde tesir yapmayı suç sayarak ceza yaptırımına
bağlamıştır.
Buna karşılık askeri hakim subayların atama ve terfilerinin idare
tarafından ve bu makamlarca verilen siciller esas alınarak yapılması ile
Milli Savunma Bakanı’nın, askeri hakim subaylar hakkında 357 sayılı
Askerî Hâkimler Kanunu’nun 29. maddesi gereğince yazılı uyarı ve
kınama cezaları vermek yetkisine sahip olması, hakim bağımsızlığını
olumsuz etkileyen hükümlerdir.
41
40
Anayasa Mahkemesi, 12.5.2004 tarih ve E.2003/57, K.2004/57 sayılı kararı ile (RG ,
29.7.2004–25537), 4.7.2001 tarih ve 631 sayılı KHK’nın 17. maddesinin “…26.10.1963
tarihli ve 357 sayılı Askerî Hâkimler Kanununa tabi askeri hakim sınıfı subaylara ödenen
görev tazminatı aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz.”şeklindeki hük-
münü Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir.
Keza, Yüksek Hakimlik Tazminatı Verilmesi Hakkında 270 sayılı KHK’nın 3.
maddesinin (A) fıkrasının 570 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2. mad-
desiyle değiştirilen cetvelinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcısı’na,
rütbesinin Albay veya general-amiral olmasına göre farklı tazminat ödenmesi ön-
görülmüştür. Bu kuralın Anayasa’nın 10, 145 ve 157. maddelerine aykırı olduğu
iddiasıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesince yapılan başvuru üzerine, Anayasa
mahkemesince iptaline karar verilmiştir.
41
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göre, idarenin disiplin cezası verme yetkisi-
ne sahip olması, askerî hâkimin bağımsızlığını önemli ölçüde etkilemektedir. Öte
yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bağımsızlık ve tarafsızlığı incelerken
hakimlerin o dava için etki altında kalıp kalmadıklarını değil, genel olarak mahke-
menin bağımsız bir görünüm verip vermediğini dikkate almakta; sanığın, mahke-
menin taraflı hareket etmiş olması konusunda endişe duymasının haklı görülebi-
leceği durumlarda 6. maddenin ihlâl edildiği sonucuna varmaktadır. Nitekim bu
mahkeme, askeri hakimlerin statüsünün bazı bağımsızlık ve tarafsızlık güvenceleri
verdiğini tespit etmesine rağmen statünün diğer özelliklerini ve öncelikle:
a) Askerî hâkimlerin yürütme organına bağlı ordu mensubu olmaya devam et-
meleri,
b) Askerî disipline tabi olmaları,
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
238TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
Anayasa ve yasalarda bağımsız oldukları vurgulanan askeri ha-
kimlerin, bağımsızlıklarını güvence altına alan hükümlerle korunma-
ları gerekirken, yine Anayasa’da yer alan “askerlik hizmetinin gerekleri”
ilkesine dayanılarak yapılan düzenlemelerle; mesleğe kabul, atama ve
yer değiştirme, yükselme, disiplin ve emeklilik gibi özlük hakları yö-
nünden idareye bağlı kılınmaları büyük bir çelişki olarak ortaya çık-
maktadır.
IV. YENİ ANAYASA ÖNERİLERİNDE ASKERİ YARGI
1. Özbudun Önerisinde Askeri Yargı
Öneri, Prof. Dr. Ergun Özbudun başkanlığında oluşturulan bir
komisyon tarafından hazırlanmıştır.
42
Buna göre, sistematik bakımdan
c) Ordu tarafından verilen sicile göre terfi etmeleri,
d) Atamalarında idarenin geniş bir müdahalesinin bulunması,
e) Teminatın dört yılla sınırlı olmasını,
Dikkate alarak bağımsız sayılamayacakları sonucuna varmış ve başvuranların
bu konuda duydukları endişe ve şüpheyi haklı ve yerinde bulmuştur.
Gerçekten de ülkemizin bireysel başvuruyu kabul ettiği 22 Ocak 1990 tarihinden
bu yana, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Devlet Güvenlik Mahkemeleri ile Sı-
kıyönetim Askerî Mahkemeleri’nden verilen mahkûmiyet kararlarıyla ilgili olarak
yapılan başvurular üzerine verdiği kararlarında, bu mahkemelerin bağımsız olma-
dığı, dolayısıyla 6. maddenin ihlal edildiği sonucuna varmış ve Türkiye’yi tazmina-
ta mahkûm etmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu tespiti yaparken askeri
hakimlerin statülerinin bazı bağımsızlık ve tarafsızlık güvenceleri verdiğini kabul
etmekle beraber, yürütme organına bağlı olmalarını, terfilerinin ordu tarafından
verilen sicile göre yapılmasını, atamalarında idarenin geniş bir müdahalesinin bu-
lunmasını ve Milli Savunma Bakanı’nın disiplin cezası verebilmesini yargı bağım-
sızlığına aykırı bulmuştur. Ayrıca, askeri mahkemede görev yapan subay üyenin
komutanın emrinde bir personel olduğunu, bu nedenle bu üyenin bağımsızlığın-
dan ve tarafsızlığından söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Sonuç olarak, başvuranla-
rın sıkıyönetim askeri mahkemelerinin bağımsızlık ve tarafsızlıklarıyla ilgili endi-
şelerini haklı bulmuş ve sözleşmenin 6/1 hükmünün ihlal edildiğine ve bu nedenle
devletimizin başvuranlara manevi tazminat ödemesine karar vermiştir (Bu konuda
bakınız: 25 Eylül 2001 tarihli Kızılöz/Türkiye davası, Başvuru No:32962/96; 25 Şu-
bat 1997 tarihli Findlay/İngiltere kararı, Raporlar- 1991-1, s. 281, prg. 73.
Türkiye, bu kararlar üzerine Anayasa ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri
Kanunu’nda değişiklik yaparak askerî hâkimleri DGM’lerin kuruluşundan çıkar-
mıştır. Ayrıca Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda da adil yargılanma hakkına aykırı
görülebilecek hükümler yeniden düzenlenmiş, fakat ne Askeri Yargılama Usulü
Kanunu’nda değişiklik yapılarak subay üye askeri mahkeme kurulundan çıkarıl-
mış, ne de askeri hakimlerin eleştirilen statülerinde bir değişiklik yapılmıştır.
42
Öneriye ilişkin bilgiler “Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı” vep sitesinden alınmıştır.
Siteye düşülen “Not”a göre, Bu “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Önerisi”; 8 Hazi-
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
239TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
“KISIM”, “BÖLÜM” ve “ALT BÖLÜM”lere ayrılan Anayasa, “Başlan-
gıç” bölümü hariç, sekiz kısım olarak düzenlenmiştir. Önerinin tama-
mı yüzotuzyedi madde ve dokuz geçici maddeden oluşmaktadır.
Yargıya ilişkin hükümler, önerinin İkinci Kısım Üçüncü
Bölüm’ünde yer almaktadır. Bu bölümün Birinci Alt Bölüm’ünde (106-
111. maddelerde) “Genel Hükümler” başlığı altında yargıya ilişkin ge-
nel ilkeler sıralanmıştır. Bu bağlamda, mahkemelerin bağımsızlığı ve
tarafsızlığı (m. 106), hakimlik ve savcılık teminatı (m. 107), hakimlik ve
savcılık mesleği (m.108), Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (m.109)
ile hakim ve savcıların denetimi (m. 110)’ne ilişkin hükümlere yer ve-
rilmiştir.
Öneri, adli ve idari yargının yanında askeri yargı sistemini de ka-
bul etmiş ve askeri yargıyı bu alt bölümün sonuncusu olan, 111. mad-
dede düzenlemiştir.
43
Üçüncü Bölüm’ün ikinci alt bölümü “Yüksek Mahkemeler”e ayrıl-
mıştır. 112-118. maddeler Anayasa Mahkemesi’ne ayrılmıştır. İkinci
ran 2007 günü Başbakan ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep
Tayip Erdoğan’ın Prof. Dr. Ergun Özbudun’dan talebi üzerine, Prof. Dr. Ergun Öz-
budun başkanlığında Prof. Dr. Zühtü Arslan, Prof. Dr. Yavuz Atar, Prof. Dr. Fazıl
Hüsnü Erdem , Prof. Dr. Levent Köker , Doç. Dr. Serap Yazıcı’dan oluşan Komisyon
tarafından hazırlanmıştır. Öneri, 2 Ağustos 2007 günü AKP Genel Başkanına su-
nuşu yapılmış ve 29 Ağustos 2007 tarihinde çalışmalar tamamlanarak AKP Genel
Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’a teslim edilmiştir.
43
Özbudun Önerisinin “Askeri yargı” başlıklı 111. maddesi ve madde gerekçesi şöy-
ledir.
“Askerî yargı
Madde 111- (1) Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından
yürütülür. Bu mahkemeler, asker kişilerin askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işle-
dikleri askerî suçlara ait davalara bakmakla görevlidir.
(2) Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri, askerî
savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin refakatinde bulundukları komutanlarla ilişkile-
ri, mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla
düzenlenir.”
MADDE GEREKÇESİ
“Askerî yargının görev alanı, sivil kişilerin askerî mahkemelerde yargılanmalarını ön-
leyecek şekilde daraltılarak yeniden düzenlenmektedir. Yeni düzenlemeyle, askerî yargının
görev alanı, asker kişilerin askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri askerî suç-
larla sınırlandırılmaktadır.
Maddenin ikinci fıkrasında, askerî hâkim ve savcıların özlük işleri ile görevli bulunduk-
ları komutanlıkla olan ilişkilerinin, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esas-
larına uygun olarak kanunla düzenleneceği belirtilerek, askerî hâkim ve savcılar anayasal
teminata kavuşturulmaktadır.”
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
240TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
yüksek mahkeme olarak Yüce Divan düzenlenmiş (m.119), daha sonra
sırasıyla Yargıtay (m. 120), Danıştay (m. 121), Askeri Yargıtay (m. 122),
Sayıştay (m. 123) ve Uyuşmazlık Mahkemesi (m. 124) düzenlenmiştir.
Yeni Anayasa önerisinin yargı alanına yönelik, askeri yargı ve As-
keri Yargıtay’ı da ilgilendiren 1982 anayasasına göre farklı yaklaşımla-
rı, özet olarak şu noktalarda toplanmaktadır.
44
a. Öneride, sistematik ve içerik bakımdan 1982 Anayasasından
farklı bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu çerçevede; yeni Anayasa’nın
sistematiğinde “KISIM, BÖLÜM ve ALT BÖLÜM” ayırımı kabul edil-
miştir.
b. Yargılamanın bir yetki olduğu kadar, aynı zamanda bir görev
olduğu kabul edilerek, yargı yetkisi ve görevinden söz edilmiştir (m.
8).
c. Adil yargılanma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.
maddesi dikkate alınarak, hak arama hürriyetiyle birlikte yeniden dü-
zenlenmiştir. Bu hak kapsamında, “kanuni hâkim” ilkesi yerine, “tabii
hâkim” ilkesi kabul edilmiştir (m. 32).
d. 1982 Anayasası’nın tanımış olduğu yetkilerden biri olan,
Cumhurbaşkanı’nın yüksek yargı organları ile ilgili atama yetkisi kal-
dırılmıştır. Bunun sonucu olarak Askeri Yargıtay üyelerinin Askeri
Yargıtay Genel Kurulu’nca seçilmesi esası kabul edilmiştir (m.123).
e. Yargı ile ilgili hükümlerde, yargının bağımsızlığı yanında, taraf-
sızlığı da vurgulanmıştır (m. 106, 111, 121, 122 ve 123).
f. Yüce Divan, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Ceza Genel
Kurulu’ndan seçilecek üyelerden oluşan bir mahkeme olarak yeniden
düzenlenmiş ve Yüce Divan yargılamasının iki dereceli olarak işlemesi
kabul edilmiştir (m. 120).
g. Anayasa Mahkemesi üye sayısı onyediye çıkarılmış; üyelerden
sekizinin Türkiye Büyük Millet Meclisi, dördünün Yargıtay, dördü-
nün Danıştay ve birinin de Sayıştay tarafından seçilmesi esası benim-
senmiştir (m. 113).
44
Özbudun Önerisi’nin 1982 Anayasası’ndan farklı olarak düzenlediği hususlar,
Önerinin son bölümünde, “Yeni Anayasa Önerisinin Getirdiği Yenilikler” başlığı
altında özet olarak açıklanmıştır. Burada, bunlardan sadece askeri yargıyı yakından
ilgilendirdiğini düşündüğümüz hükümlere yer verilmiştir.
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
241TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
h. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmıştır.
i. Sayıştay, yüksek mahkeme olarak kabul edilmiş ve kamu kay-
nağı kullanan hiçbir kurum ve kuruluşun Sayıştay’ın denetimi dışında
tutulmaması sağlanmıştır (m. 124).
a. Askeri Yargı Sistemi
Önerinin 111. maddesi hükmüne göre askeri yargı organları, aske-
ri mahkemeler ve disiplin mahkemelerinden ibaret olup asker kişilerin
askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri askeri suçlara ait
davalara bakmakla görevlidirler.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere, bu düzenlemeyle askeri
mahkemelerin görevi, 1961 ve 1982 anayasalarına göre oldukça daral-
tılmış; asker kişilerin askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak iş-
ledikleri askeri suçlara ilişkin davalarla sınırlandırılmıştır. Maddede
hiçbir istisnaya yer verilmemiş, böylece asker kişilerle iştirak halinde
işlenen suçlar da dahil, sivil kişilerin askeri mahkemelerde yargılan-
maları engellenmiştir.
Yapılan düzenlemeyle ilgili olarak madde gerekçesinde şöyle
denilmektedir:“Askerî yargının görev alanı, sivil kişilerin askerî mahkeme-
lerde yargılanmalarını önleyecek şekilde daraltılarak yeniden düzenlenmek-
tedir. Yeni düzenlemeyle, askerî yargının görev alanı, asker kişilerin askerlik
hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri askerî suçlarla sınırlandırılmak-
tadır.”
Maddede, savaş ve sıkıyönetim halinde, askeri yargı organlarının
görev ve yetkisine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Olağanüstü
hal ve sıkıyönetim ilanı düzenlenmiş olmasına rağmen bu haller için
ayrı bir yargı organından söz edilmemesinin sebebi kanaatimizce “ta-
bii hakim” ilkesiyle açıklanabilir.
Diğer taraftan maddede, askeri mahkemelerle disiplin mahkeme-
lerinin kuruluş ve işleyişi ile ilgili hükümlere yer verilmemiştir. Bu
konular ile askeri hakimlerin özlük işlerinin, askeri savcılık görevle-
rini yapan askeri hakimlerin refakatinde bulundukları komutanlarla
ilişkilerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Ancak bu düzenle-
me yapılırken mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hakimlik
teminatı esaslarının göz önünde bulundurulması gerektiğine de işaret
edilmiştir.
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
242TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
1982 Anayasası’nda, askeri savcılık görevlerini yapan askeri ha-
kimlerin “mahkemesinde görevli bulundukları komutanlık” ile ilişkilerinin
kanunla düzenleneceğinden söz edilmişti. Bu hükme dayanılarak çı-
karılan 353 sayılı kanunun özgün şeklinde yer verilen “refakat” ibaresi
daha sonraki yıllarda “teşkilatında” şeklinde değiştirilmiştir.
45
Böylece
askeri savcıların, nezdinde askeri mahkeme kurulan komutanlık teşki-
latı içinde mütalaa edilmeleri mümkün hale gelmiştir.
Önerinin getirdiği bu düzenleme ile; askeri savcılarla, nezdinde
askeri mahkeme kurulan kıta komutanı arasındaki ilişkiler açısından
1961 Anayasası’na dönülmüş olmaktadır. Bu durumun, hakim ve sav-
cılık mesleği açısından bir teminat teşkil edeceğinde kuşku bulunma-
maktadır. Nitekim madde gerekçesinde de bu husus “Maddenin ikinci
fıkrasında, askerî hâkim ve savcıların özlük işleri ile görevli bulundukları ko-
mutanlıkla olan ilişkilerinin, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı
esaslarına uygun olarak kanunla düzenleneceği belirtilerek, askerî hâkim ve
savcılar anayasal teminata kavuşturulmaktadır.” denilmek suretiyle açık
bir şekilde vurgulanmıştır.
b. Askeri Yargıtay
Askeri Yargıtay, önerinin İkinci Kısmı’nın Üçüncü Bölümü’nün
Yüksek mahkemelerin bulunduğu İkinci Alt Bölüm’ünde 122. madde-
de düzenlenmiştir.
46
Böylece Askeri Yargıtay’ın yüksek mahkeme olma
45
Bu değişiklik için 9.10.1996 tarihli ve 4191 sayılı Kanunun 26. maddesine bakınız.
46
Özbudun Taslağının “Askeri Yargıtay” başlıklı 122 inci maddesi ve madde gerek-
çesi şöyledir.
“Askerî Yargıtay
Madde 122- (1) Askerî Yargıtay, askerî mahkemelerden verilen karar ve hükümlerin
son inceleme merciidir. Ayrıca, asker kişilerin kanunla gösterilen belli davalarına ilk ve son
derece mahkemesi olarak bakar.
(2) Askerî Yargıtay üyeleri, birinci sınıf askerî hâkimler ve savcılar arasından, Askerî
Yargıtay Genel Kurulunun üye tam sayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla seçilir.
(3) Askerî Yargıtay Başkanı, İkinci Başkanı, daire başkanları ve Başsavcısı, Askerî Yargı-
tay üyeleri arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanır.
(4) Askerî Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işleri, mahkeme-
lerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”
MADDE GEREKÇESİ
“Askerî Yargıtayı mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esasları açısından
güçlendirme amacını taşıyan iki değişiklik dışında, 1982 Anayasasının paralel hükmü olan
156 ncı madde aynen korunmuştur. Gerçekleştirilen birinci değişiklikle, Askerî Yargıtay
üyelerinin Cumhurbaşkanınca seçilmesi usulüne son verilmiş; üyelerin, Askerî Yargıtay
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
243TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
özelliği 1982 Anayasası’nda olduğu gibi korunmuştur. Ayrıca görev
ve yetkilerinde de değişiklik yapılmamıştır. Fakat Askeri Yargıtay’ın
son derece mercii olarak incelemekle görevli olduğu karar ve hüküm-
ler, askeri mahkemelerin görevi ile sınırlı olduğundan, görevi dolaylı
olarak daralmıştır.
Maddenin ikinci fıkrası üyelerin seçimini düzenlemektedir. Buna
göre Askerî Yargıtay üyeleri, birinci sınıf askeri hakimler ve savcılar
arasından, Askeri Yargıtay Genel Kurulu’nun üye tam sayısının salt
çoğunluğu ve gizli oyla seçilir. Öneri, bu hususta 1961 ve 1982 anaya-
salarından ayrılmıştır. Öneride, Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkileri
azaltılarak, bunlar ilgili kurum ve kuruluşlara dağıtıldığından, Askeri
Yargıtay üyelerini seçme yetkisi de Genel Kurul’a verilmiştir.
Maddede, 1982 Anayasası’ndan farklı olarak askerlik hizmetinin
gerekleri kavramına yer verilmemiştir. Fakat Başkan, İkinci Başkan,
daire başkanları ile Başsavcı’nın rütbe ve kıdem sırasına göre atana-
cakları belirtilmek suretiyle askerlik mesleğinin gerekleri, dolaylı ola-
rak esas alınmıştır. Askerlik mesleğinin gereklerini esas alan bir başka
hüküm ise, önerinin 108. maddesinde yer almaktadır. Gerçekten de bu
maddenin üçüncü fıkrasında, hakimler ve savcıların altmışbeş yaşını
bitirinceye kadar hizmet görecekleri belirtildikten sonra, “Askeri ha-
kimlerin yaş haddi, yükselme ve emeklilikleri kanunda gösterilir.” hükmüne
yer verilmiştir.
Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçiminde deği-
şiklik yapılarak Askeri Yargıtay üyelerinin Anayasa Mahkemesi’nde
görev almalarına son verilmiştir. Öneride Askeri Yargıtay üyelerinin,
Yüce Divan’da görev almalarına da sıcak bakılmamıştır.
47
Genel Kurulu tarafından seçilmesi benimsenmiştir. İkinci olarak, 1982 Anayasasının 156
ncı maddesinin son fıkrasında yer alan ve kanun koyucunun, mahkemelerin bağımsızlığı
ve tarafsızlığı ile hâkimlik teminatına aykırı bir düzenleme yapabilmesine açık kapı bırakan
“askerlik hizmetlerinin gereklerine göre” ibaresine bu düzenlemede yer verilmemiştir.”
47
Özbudun önerisinde, 119. maddede yüksek mahkemelerden biri olarak düzenle-
nen Yüce Divan, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı’nın başkanlığında Yargıtay
Ceza Genel Kurulu üyeleri arasından seçilecek beş üye ile Anayasa Mahkemesi’nin
kendi üyeleri arasından seçeceği beş üye olmak üzere on bir üyeden oluşmaktadır.
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
244TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
2. TBB Anayasa Önerisinde Askeri Yargı
Türkiye Barolar Birliği tarafından 2001 yılında hazırlatılan “Ana-
yasa Taslağı Önerisi” aynı yıl 12 Eylül günü kamuoyuna duyurulmuş-
tu. O günlerde 1982 Anayasası’nın bütünüyle değiştirilmesi gerektiği
düşüncesi ilgi görmemiş olsa da, Türkiye Barolar Birliği, söz konusu
taslağı güncelleme çalışmalarını ara vermeden sürdürmüştür. 22 Tem-
muz 2007 genel seçimleriyle iktidara gelen partinin “sivil anayasa”
yapma girişiminden sonra yapılan tüm çalışmaların değerlendirilmesi
sonucu “Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi” ortaya çıkmıştır. Öneri,
TBB İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Başkanı Prof. Dr.
Rona Aybay başkanlığında, Prof. Dr. Süheyl Batum, Yrd. Doç. Dr. Fa-
ruk Bilir, Yrd. Doç. Dr. Ece Göztepe, Doç. Dr. Korkut Kanadoğlu, Prof.
Dr. Fazıl Sağlam, Prof. Dr. Oktay Uygun ve Av. Teoman Ergül’den
oluşan komisyon tarafından hazırlanmıştır.
48
Bu öneri, TBB Yönetim
Kurulu’nun incelemesinden sonra TBB Başkanı Av. Özdemir Özok
tarafından yapılan basın açıklaması ile kamuoyuna duyurulmuştur.
Öneri ayrıca kitap olarak da yayımlanmıştır.
TBB Anayasa Önerisi, sistematik bakımdan “KESİM” ve “BÖ-
LÜM” ayırımını esas almış olup Bölüm içindeki ayırımlarda Romen
rakamları kullanılmıştır. Öneri, altı Kesim ve 190 maddeden oluşmak-
tadır. “Başlangıç” bölümü Anayasa metnine dahildir (m. 188).
Yargı, Üçüncü Kesim Üçüncü Bölümde üç ayrı başlık altında 152
ila 175. maddelerde düzenlenmiştir. İlk olarak “(I) Yargıyla ilgili genel
esaslar” (152 ile 158. maddelerde) belirtilmiştir. İki (II) numaralı baş-
lık (159 uncu maddeden itibaren) “ Yüksek mahkemeler’e ayrılmıştır. Üç
(III) numarada ise “Yüksek Kurullar” düzenlenmiştir.
Öneri, yargıya ilişkin hükümlerde genellikle 1982 Anayasası’na
paralel düzenlemeler içermektedir. Bununla birlikte yenilik niteliğin-
de hükümler de bulunmaktadır. Bu yenilikler şu şekilde özetlenebilir.
a. Hakimlik mesleği ile savcılık mesleği birbirinden ayrılmış, ha-
kim güvencesi ile savcıların görev güvencesi birbirinden ayrı düzen-
lenmiştir (m. 153- 155).
b. Savunma, yargının vazgeçilmez bir ögesi kabul edilerek ilk kez
48
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi, Geliştirilmiş Gerekçeli Yeni Metin, TBB yay.,
Ekim 2007, Sunuş, s. X.
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
245TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
anayasal bir kurum olarak düzenlenmiştir. Savunmayı temsil eden
avukatlar ile onların meslek kuruluşu olan barolar ile Türkiye Barolar
Birliği ayrı bir maddede ele alınmıştır (m. 156). Maddede savunmanın
bağımsızlığı ve yargının vazgeçilmez bir ögesi olduğu vurgulanmış,
savcılık ile savunma arasında eşitlik sağlanmaya çalışılmıştır.
c. Sıkıyönetim ilanı halinde, bu bölgelerle sınırlı olmak kaydıyla
kurulacak mahkemelerle ilgili olarak yapılacak düzenlemede “doğal
hakim” ilkesinin gözetileceği vurgulanmıştır (m. 157/4).
d. Anayasa Mahkemesi’nin yapısında ve üyelerinin seçiminde de-
ğişiklik yapılmasına rağmen Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare
Mahkemesi’nden birer üye seçilmesine ilişkin yürürlükteki düzenle-
me korunmuştur. Ayrıca bu mahkemedeki “yedek üyelik” kaldırılmıştır
(m. 159/2). Bu mahkemenin görevinde de değişiklik yapılmış, “Ana-
yasa şikayeti başvurularını karara bağlamak”, mahkemenin görevlerinden
biri sayılmıştır.
e. Yüce Divan, ayrı bir yüksek mahkeme olarak değil, açılan dava-
ya bağlı olarak toplanan bir kurul şeklinde düşünülmüştür. Bu sıfat-
la yargılama görevi, Yargıtay ceza dairelerinin en kıdemli başkanının
başkanlığında, en kıdemli dört başkanından oluşan bir kurula veril-
miştir.
f. Hakimler ve savcılar için iki ayrı kurul oluşturulmuştur. Hakim-
ler Yüksek Kurulu m. 174’de, Savcılar Yüksek Kurulu ise 175. madde-
de düzenlenmiştir.
g. Sayıştay yüksek mahkemeler arasından çıkarılmıştır. Bu kuru-
ma Dördüncü Kesim’de “Mali ve Ekonomik Hükümler” arasında 180.
maddede yer verilmiştir.
Askeri yargının, özellikle 1961 Anayasası’ndan bu yana kurumsal-
laştığını ve günümüzde kendi alanında uzman yargı niteliğini kazan-
dığını kabul eden TBB önerisi, bu yargı sisteminin kendi çok özel ala-
nında çalışmasının sağlanması anlayışı içinde 158. maddesinde askeri
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
246TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
yargıyı
49
, 170 ve 171. maddelerinde de, sırasıyla Askeri Yargıtay
50
ve
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ni düzenlemiştir.
a. Askeri Yargı Sistemi
Önerinin 158. maddesinin birinci fıkrası, Özbudun önerisinde ol-
duğu gibi askeri yargının askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri
tarafından yürütüleceği esasını benimsemiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında askeri yargı organlarının görev ala-
nının sınırları çizilmiştir. Bu mahkemelerin barış zamanında görevi,
“asker kişilerin salt askeri nitelikli suçlarıyla ilgili” davalarıyla sınırlandı-
rılmıştır. Fakat askeri mahkemelerin savaş ve seferberlik hallerindeki
görevi ile kişi itibariyle yetkisinin düzenlenmesi kanuna bırakılmıştır.
Böylece askeri mahkemelerin görev ve kişi itibariyle yetkisinin, savaş
ve seferberlik halleriyle sınırlı olmak kaydıyla daha geniş olarak dü-
zenlenmesine olanak sağlanmıştır. Bir başka ifadeyle çıkarılacak ka-
nunda; askeri mahkemelerin, savaş ve seferberlik durumunda, asker
49
TBB Anayasa Önerisi’nin 138. maddesi şöyledir:
“Askeri Yargı:
MADDE 158.- Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yü-
rütülür.
Bu mahkemeler asker kişilerin salt askeri nitelikli suçlarıyla ilgili davalarına bakar. As-
keri mahkemelerin savaş ve seferberlik hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler yönünden
yetkili oldukları, kanunda gösterilir.
Askeri yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askeri savcılık görevi yapan askeri hâkim-
lerin refakatinde bulundukları komutanlarla ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâ-
kimlerin güvencesi ilkelerine göre kanunla düzenlenir. Askeri hakimlerin disiplin ve özlük
işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkim güvencesini etkisiz kılmamak koşuluyla askerlik
hizmetlerinin gerekleri göz önünde tutularak düzenlenebilir.”
50
Önerinin 170. maddesi şöyledir:
“Askeri Yargıtay:
Madde 170- Askeri Yargıtay, askeri mahkemelerden verilen kararların son inceleme ye-
ridir. Ayrıca, asker kişilerin kanunla gösterilen salt askeri nitelikli davalarına ilk ve son
derece mahkemesi olarak bakar.
Askeri Yargıtay üyeleri, birinci sınıf askeri hâkimler arasından Askeri Yargıtay Genel
Kurulu’nun üye tamsayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir.
Askeri Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı ve Daire Başkanları Askeri Yargıtay
üyeleri arasından rütbe ve kıdem sıralarına göre atanırlar.
Askeri Yargıtay’ın kuruluşu, işleyişi, üyelerinin disiplin ve özlük işleri, mahkemelerin
bağımsızlığı, hâkimlik güvencesi ilkelerine göre kanunla düzenlenir. Üyelerinin disiplin ve
özlük işleri, aynı ilkeleri etkisiz kılmamak koşuluyla askerlik hizmetlerinin gerekleri göz
önünde tutularak düzenlenebilir.”
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
247TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
olmayan kişilerin bazı suçları ile asker kişilerin“salt askeri nitelikli ol-
mayan suçlarına” ilişkin davalarına da bakabilecek şekilde düzenleme
yapılabilecektir.
Üçüncü fıkrada askeri yargı organlarının kuruluşu ile askeri sav-
cıların refakatinde bulundukları komutanla ilişkilerinde göz önünde
bulundurulması gereken ilkelere yer verilmiştir. Bu ilkeler; mahkeme-
lerin bağımsızlığı, hakim güvencesidir. Kanunla yapılacak düzenle-
me kesinlikle bu ilkelere aykırı olmayacaktır. Bunun yanında askeri
hakimlerin disiplin ve özlük işleri, ancak bu ilkeleri etkisiz kılmamak
koşuluyla “askerlik hizmetinin gerekleri göz önünde tutularak” düzenlene-
bilecektir.
Yapılan düzenlemeyle ilgili olarak madde gerekçesinde ayrıntılı
açıklamalara yer verilmiştir. Ayrıca bu gerekçe, ülkemizde askeri yar-
gının gerekliliğini, özelliğini ve konumunu açık ve net bir şekilde or-
taya koymaktadır.
51
51
TBB Anayasa Önerisi m. 158 madde Gerekçesi: “Askeri yargının Anayasa ve yasa-
larda ayrı bir yapılanma içinde yer alması, insan hakları, hukuk devleti ve demokrasi üç-
lemesi açısından Türkiye’de sürekli tartışılan bir konudur. Ancak bu konuyu tarihsel ve
somut gerçekliğinden soyutlayarak düşünmek yeterli bir değerlendirme olamaz. Soyut bir
değerlendirmede yargı birliği demokratik bir hukuk devleti için ideal bir çözüm olarak düşü-
nülebilir. Bu açıdan Anglosakson hukuk sistemini örnek göstermek de mümkündür. Buna
karşılık yargı birliğinin yer almadığı kara Avrupası ülkelerinde yargı organı ayni derecede
etkilidir. Bu sistemlerden hangisinin üstün olduğu konusunu soyut olarak tartışmak an-
lamsızdır. Konuya ilgili ülkedeki yargının statüsü (bağımsızlığı, güvencesi), işleyişi, yargı alanlarının ayrılmasıyla ortaya çıkan uzmanlaşma ve bunun birlikte getirdiği birikim ve
deneyim açısından değerlendirmek gerekir. Diğer ülkelerde de farklı boyutlarda uygulanan askeri yargının Türkiye’deki düzenleniş biçimi de aynı açıdan değerlendirilmelidir. Burada
birbirine bağlı iki temel özelliğe dikkati çekmek gerekir: Özellikle 1961 Anayasasından bu
yana giderek kuramsallaşmış bulunan askeri yargı, bugün kendi spesifik alanında uzman
yargı niteliğini kazanmıştır. Diğer Mahkemeler bu alana yabancıdır. İkincisi askeri yargının iş yükü sivil yargıya göre daha azdır. Askeri Yargıtay ile Yüksek Askeri İdare Mahkemesi kararlarındaki gerekçelerin genelde Yargıtay ve Danıştay’a göre daha doyurucu olması,
askeri yargının çalışma koşullarındaki bu avantajdan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle yargı
organımız genel olarak askeri yargının çalışma koşullarına kavuşturulmadan askeri yargı alanının kaldırılmasından ya da daraltılmasından söz etmek doğru değildir. Çünkü gerekli maddi koşullar yanında bilgi birikimi, deneyim ve uzmanlık sağlanmadan, iyi işleyen bir
yargının kaldırılmasıyla ortaya çıkacak boşluğu nicel ve nitel yönden doldurmak son derece güçtür. Öte yandan sivil yargıçların, askeri konularda asker yargıçlara göre daha çekingen
davranmaları da doğaldır. Çünkü onlar bu konunun yabancısı olup, askeri sorunların çözü-
münde asker yargıçlar kadar rahat davranamazlar.
Türkiye’de askeri yargının temel sorunu, alanının geleneksel boyutu kısmen aşmış ol -
ması, mahkemelerin yapısında –azınlıkta da olsa- yargıç olmayan askerlerin varlığını ko -
rumasıdır. Bu nedenle Türkiye’de yapılması gereken ilk şey, subay üyelerin savaş ve sefer-
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
248TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
b. Askeri Yargıtay
2001 Önerisi’nde Askeri Yargıtay’a yüksek mahkemeler arasında
yer verilmemişti. Gerekçede açıklandığı üzere bu yanlışlık yeni öneri-
de düzeltilmiştir. Fakat Askeri Yargıtay’ın ilk ve son derece inceleme
mercii olarak bakacağı davalar, askeri yargıya ilişkin 158. maddede
yapılan düzenlemeye paralel olarak “salt askeri suçlarla” sınırlı tutul-
muştur.
Üyeler, Özbudun önerisinde olduğu gibi Askeri Yargıtay Genel
Kurulu tarafından seçilmektedir.
Askeri Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı ve daire baş-
kanlarının Askeri Yargıtay üyeleri arasından rütbe ve kıdem sırasına
göre atanmaları kabul edilmiştir. Böylece, bu makamlara atanmada,
askerlik mesleğinin gereklerinin göz önünde tutulacağı ifade edilmiş
olmaktadır.
Askeri Yargıtayın kuruluşu ve işleyişi ile üyelerinin disiplin ve
özlük işlerinin düzenlemesi kanuna bırakılmış, fakat yapılacak düzen-
lemede dikkate alınacak ilkeler de gösterilmiştir. Bu ilkeler tüm yargı
organlarında ve diğer yüksek mahkemelerde olduğu gibi “mahkemele-
rin bağımsızlığı” ve “hakimlik güvencesi”dir. Yapılacak düzenleme hiçbir
şekilde bu ilkelere aykırı olmayacaktır.
Son fıkranın son cümlesinde, Askeri Yargıtay üyelerinin disiplin
ve özlük işlerinin, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik güvencesi
berlik halleri dışında asker mahkeme kuruluşundan çıkarılması ve askeri yargıçların statü-
lerinin yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesi yönünde daha da geliştirilmesidir. Ayrıca
asker olmayan kişilerin askeri mahkemede yargılanmasını sağlayan hükümler doğal yargıç
güvencesine aykırı düştüğü ölçüde kaldırılmalı ve askeri yargının kendi spesifik alanında
çalışması sağlanmalıdır. Askeri yargı, Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi
ile ilgili düzenlemeler bu anlayış içinde kaleme alınmıştır.
Bu nedenle askeri mahkemelerin görev alanı asker kişilerin salt askeri suçları ile sınırlı
tutulmuş asker olmayanların yargılanması ise doğal yargı ilkesine uygun olarak adli ve
idari yargıya bırakılmıştır. Savaş ve seferberlik halinde ise askeri mahkemelerin hangi suçlar
ve hangi kişiler yönünden yetkili oldukları kanunla düzenlenecektir.
Üçüncü fıkrada yürürlükteki 145. maddenin dördüncü fıkrasında yer alan “askeri
hizmetlerin gerekleri” deyimi, askeri mahkemelerin kuruluşu, işleyişini ve bu mahkeme-
lerde savcılık görevi yapanların görevli bulundukları komutanlık ile ilişkilerini de kapsar
bir anlam taşıdığından mahkemenin bağımsızlığı ile bağdaşmaz nitelikte görülmüştür. Bu
nedenle anılan deyime, yalnızca askeri hakimlerin disiplin ve özlük işleriyle sınırlı olmak
ve mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik güvencesi ilkelerini etkisiz kılmamak koşuluyla yer
verilmiştir.”
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
249TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
ilkelerini etkisiz kılmamak koşuluyla askerlik hizmetlerinin gerekleri
göz önünde tutularak düzenlenebileceği özellikle vurgulanmıştır.
Madde gerekçesinde bu konuda şu değerlendirmeler yapılmıştır.
“…Dördüncü fıkrada yürürlükteki 156. maddenin dördüncü fıkrasında
yer alan “askeri hizmetlerin gerekleri” deyimi, Askeri Yargıtayın kuruluşu,
işleyişini de kapsar bir anlam taşıdığından mahkemenin bağımsızlığı ile bağ-
daşmaz nitelikte görülmüştür. Bu nedenle anılan deyime, yalnızca Askeri
Yargıtay üyelerinin disiplin ve özlük işleriyle sınırlı olmak ve mahkemelerin
bağımsızlığı, hâkimlik güvencesi ilkelerini etkisiz kılmamak koşuluyla yer ve-
rilmiştir.”
V. ANAYASA ÖNERİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
1. Yargı Bağımsızlığı Açısından
Yukarıda özet olarak açılanan her iki anayasa önerisinde de, As-
keri yargı ve Askeri Yargıtay’a yer verilerek bunların anayasal birer
kurum olma özellikleri korunmuştur. Böylece savaş zamanında gerek
duyulan askeri yargı organlarına, barış döneminde de ihtiyaç olduğu
kabul edilmiş olmaktadır.
Her iki Öneride de askeri yargının, mahkemelerin bağımsızlığı ve
hakim güvencesi ilkelerine göre kanunla düzenleneceği hüküm altına
alınmış, fakat askeri mahkeme kuruluşuna ilişkin bir hükme yer veril-
memiştir. Bugünkü askeri mahkeme ve disiplin mahkemesi kuruluşu
dikkate alındığında, söz konusu yargı organlarının kuruluşuna ilişkin
hükümlere anayasada yer verilmesi, bu mahkemelerin bağımsızlığı
bakımından güvence oluştururdu.
Bağımsızlık; hakimin, hiçbir merci veya kişiden emir almaması,
görevini yaparken hiçbir etki ve baskı altında kalmaması demek oldu-
ğundan, bunu sağlayacak güvencelere sahip olmasını zorunlu kılar.
Bu nedenle kanunla yapılacak düzenlemeler, bağımsızlığı sağlayacak
gerekli güvenceleri içermelidir.
Ne var ki Anayasa’da askeri yargı organlarının kuruluş ve işleyi-
şinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hakim teminatı ilkelerine uygun
olarak düzenleneceği ifade edilmiş olmasına rağmen, 353 sayılı kanu-
nun, mahkeme kuruluşunda subay üye bulunmasını öngören hükmü
değiştirilmemiştir. 477 sayılı kanuna göre de disiplin mahkemesi baş-
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
250TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
kan ve üyeleri subaylardan oluşmaktadır.
Bu nedenle askeri yargı organlarının kuruluşu, mahkemelerin ba-
ğımsızlığı ilkesine uygun olarak gerçekleştirilmelidir. Askeri disiplinin
korunmasının ve askeri yargı organlarının hukuka uygun ve adil karar
vermesinin teminatı subay üye olmamalı, böyle görülmemelidir. Mah-
kemelerin adil karar vermeleri ve askeri disiplinin sağlanıp korunması
ancak bağımsızlık ilkesinin hayata geçirilmesiyle mümkün olabilir.
TBB Önerisinde “askerlik hizmetinin gerekleri” kavramına da yer
verilmiştir. Özbudun önerisinde bu kavrama yer verilmemiş olmakla
birlikte 108. maddenin üçüncü fıkrasında hakimler ve savcıların altmış
beş yaşını bitirinceye kadar görev yapacakları belirtildikten sonra, as-
keri hakimlerin yaş haddi, özlük hakları ve emekliliklerinin kanunda
gösterileceğine işaret edilmiştir. Bu hükümle, askeri hakimlerin mes-
lekte yükselmeleri ve emeklilik nedenleri ile yaş haddinin genel yar-
gıda görevli hakimlerden farklı olarak tespit edilmesi mümkün hale
gelmiştir. Böylece askeri hakimlerin maaş ve ödenekleriyle ilgili olarak
genel yargıda görevli hakimlerinkinden farklı bir şekilde düzenleme
yapılmasının önü açılmıştır. Bu hüküm, askeri hakimlerin yaş haddi
dışında bir başka sebeple, mesela kadrosuzluk nedeniyle emekli edil-
melerine olanak sağlayacak biçimde yorum yapılmasına da elverişli-
dir. Aynı önerinin 122. maddesinde de, Askeri Yargıtay Başkanı, İkinci
Başkan, daire başkanları ile Başsavcının rütbe ve kıdem sırasına göre
atanacakları belirtilmiştir. Bu suretle, atamaların “askerlik mesleğinin
gerekleri” esas alınarak yapılacağı dolaylı olarak ifade edilmiş olmak-
tadır.
Askeri hakimler, bugün için subay statüsündedirler. Bu statü ko-
runduğu sürece, askeri hakimlerin, rütbe yükselmeleri ile disipline
ilişkin hükümlerin, bu statüleri göz önünde bulundurularak düzenlen-
mesinde zorunluluk vardır. Mesela askeri mahkemeye atanan kıdemli
hakimin, rütbe bakımından aynı mahkemede görevli diğer askeri ha-
kimlerden kıdemli olması şarttır. Bunun aksinin kabulü askeri disiplin
ve hiyerarşiye aykırıdır. Aynı durum askeri savcılar bakımından da
söz konusudur. Askeri savcının, yardımcı askeri savcılardan daha üst
rütbede olması askerlik hizmetinin gereğidir. Bundan başka askeri ha-
kimlerin maaş, atama ve yer değiştirmeleri ile emeklilik yaş hadleri
gibi özlük haklarının da, aynı ilke gereğince, subayların statüleri esas
alınarak düzenlenmesi gerektiği ileri sürülebilir. Böyle bir düzenleme
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
251TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
yapıldığı takdirde, askeri hakimlerin rütbe yükselmeleri ile atama ve
yer değiştirmelerinde idarenin yetkili olması demektir. Halbuki askeri
hakimlerin mesleki yükselmeleri, rütbe yükselmelerinden soyutlana-
maz. Keza atamaların idarenin takdirine bırakılması da, atamalarda
askeri niteliklerin ön planda tutulduğu, buna karşılık mesleki bilgi ve
tecrübenin ikinci planda değerlendirilebileceğini akla getirir. Maaşla-
rın hakimlik mesleği gereklerine göre değil de, rütbeye göre düzen-
lenmesi ise, eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacaktır. Bir başka ifadeyle
bu tür düzenlemelerin “hakim teminatı” ilkesiyle bağdaşması mümkün
değildir. Buna karşılık askeri mahkeme kuruluşu ile bu mahkemele-
rin görevlerine ilişkin düzenlemeler ise doğrudan doğruya “mahkeme-
leri bağımsızlığı” ilkesiyle ilgilidir. Bununla beraber askeri hakimlerin
subay statüsünde bulunmaları, onların, özellikle mali haklara ilişkin
konularda, aynı rütbedeki diğer sınıf subayları ile mukayese edilme-
lerine neden olmuştur. Bunun sonucu, askeri hakim sınıfı bir subaya
verilmesi gereken yüksek hakimlik tazminatının, aynı rütbedeki diğer
sınıf subaylarına ödenen benzeri bir tazminat tutarından fazla olmaya-
cak şekilde yasal düzenlemelere gidilmiştir.
Askeri yargıya ilişkin günümüzdeki düzenleme incelenirken açık-
landığı üzere bunlardan bir kısmı yargı önüne götürülmüş ve yapılan
inceleme sonunda“mahkemelerin bağımsızlığı” ve “hakim teminatı” ilke-
lerine aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.
Askeri mahkemelerin bağımsızlığı, özellikle sıkıyönetim askeri
mahkemeleri bakımından geçmişte ve günümüzde sürekli tartışma
konusu olmuştur. Kuruluş ve işleyişe ilişkin yasalar bu yönden eleş-
tirilmiştir. Gerek bilim adamları tarafından, gerek çeşitli kurum ve
kuruluşlarca, askeri mahkemelerin bağımsız bir görünüm vermediği,
askeri hakimlere tanınan teminatların yeterli olmadığı ileri sürülmüş-
tür.
52
Bu eleştirilerde, askeri mahkeme kuruluşunda meslekten olma-
yan subay üyenin bulunması ve askeri hakimlerin statüleri, mesleğe
kabulü, atamaları ve yükselmelerinin idarece yapılması, onları idareye
52
Centel, Nur, Ceza Muhakemesi Hukukunda Hâkimin Tarafsızlığı, s.24, İstanbul 1996;
Askeri Yargıtay’ın 90. Kuruluş Yıldönümü Sempozyumu s.112 Dipnot 19; Kunter/
Yenisey, Ceza Muhakemesi Hukuku, Birinci Kitap,20.3(180) s. 293.Onüçüncü Bası, İs-
tanbul 2004; Gözler, Kemal, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Bursa 2000 s. 433- 435;
Tanör, Bülent / Yüzbaşıoğlu, Nemci, 1982 Anayasası’na Göre Türk Anayasa Hukuku,
İstanbul 2001, s. 431- 432.
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
252TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
bağlı kılan, yargı bağımsızlığını bozan unsurlar olarak öne çıkmıştır.
53
Askeri yargının bağımsızlığı ile ilgili tartışmalar da bu düzenlemeler-
den kaynaklanmaktadır.
Bu nedenle öncelikle “askerlik hizmetinin gerekleri” kavramının ne
olduğu üzerinde durulmasında yarar vardır.
a. Kavram Olarak Askerlik Hizmetinin Gerekleri
Askerlikte, hizmet kavramı; “kanun ve diğer objektif düzenlemelerle
yapılması veya yapılmaması yazılı olan hususlarla, amir tarafından yapılma-
sı emredilen veya yasaklanan tüm işler”
54
gibi oldukça geniş bir anlam
ifade etmektedir. Fakat 1961 ve 1982 anayasalarında da yer alan “As-
kerlik hizmetinin gerekleri”nin anlamı bundan daha dardır. Bu ilke, as-
keri yargı alanında yapılacak bazı düzenlemelerde askerlik mesleğinin
dikkate alınmasına imkan veren soyut bir kavram olup ancak buna
dayanılarak yapılan düzenlemelerle somut bir anlam kazanmaktadır.
Bu nedenle askerlik hizmetinin bir tanımını vermek yerine bu ilkeyle
ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin değerlendirmelerine yer vermek,
hem bu ilkenin anlamı hem de yeni yapılacak düzenlemeler bakımın-
dan aydınlatıcı olacaktır.
53
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, askerî hâkimlerin statülerinin bazı bağımsız-
lık ve tarafsızlık güvenceleri verdiğini kabul etmekle beraber, askerî hâkimlerin
yürütme organına bağlı olmalarını, terfilerinin ordu tarafından verilen sicile göre
yapılmasını, atamalarında idarenin geniş bir müdahalesinin bulunmasını ve Milli
Savunma Bakanı’nın disiplin cezası verebilmesini yargı bağımsızlığına aykırı bul-
muştur. Ayrıca, askerî mahkemede görev yapan subay üyenin komutanın emrinde
bir personel olduğunu, bu nedenle bu üyenin bağımsızlığından ve tarafsızlığından
söz edilemeyeceğini belirtmiştir (Bu kararlar için dipnot 30’a bakınız). Ayrıca ba-
kınız Tanör, Bülent, Türkiye’de Demokratikleşme Perspektifleri, TÜSİAD Yay., 1997 s.
171- 172.
Buna karşılık AİHM, Hakan Önen/Türkiye, kabul edilmezlik kararında tama-
men farklı bir sonuca ulaşmıştır (Başvuru No.32860/96). Bu kararda AİHM, Genel-
kurmay Askeri Mahkeme’nin üyelerinin atama ve terfilerinin, Askeri Yargıtay’a ilişkin
357 sayılı kanun (Askeri Hakimler Kanunu ÇN) ile söz edilen askeri mahkemele-
rin oluşumuna ilişkin 353 sayılı kanununa göre gerçekleştiğini, Askeri Yüksek îdare
Mahkemesinin bağımsız ve tarafsızlığına ilişkin olarak verilen (25 Mayıs 2000 tarihli
Yavuz ve diğerleri-Türkiye kararı) kararda belirtildiği üzere askeri hakimlerin ata-
ma şekilleri ve görevleri süresince sağlanan güvencelerin, AİHS’nin 6 § l maddesi
uyarınca herhangi bir ihlale neden olmadığı belirtilmiştir. Bu kararın resmi olmayan
tercümesi için Adalet Bakanlığı web sitesi “İnsan Hakları Bilgi Bankası”na bakınız.
54
TSK İHK m. 6 ve As. CK m. 12
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
253TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
b. Anayasa Mahkemesi Kararlarına Göre
Anayasa Mahkemesi, askeri hakim subaylar hakkında sıralı sicil
üstlerince not takdir edilmesinin Anayasaya aykırı olduğunun ileri
sürülmesi nedeniyle baktığı bir davada, “askerlik mesleğinin gerekleri”
esasının, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkim teminatının elverdiği
ölçüler içerisinde nazara alınmasının zorunlu olduğunu kabul etmiş,
fakat hakim subaylar hakkında subay sicil belgesi düzenlenmesinin
hakim bağımsızlığına aykırı olmadığı sonucuna varmıştır.
55
Halbuki
Yüksek Mahkeme, 1974 yılında verdiği bir kararında Askeri Yargıtay
üyeleri, daire başkanları, İkinci Başkan ve Başkan için sıralı sicil üstle-
rinin öngörülmüş olmasını yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatına ay-
kırı bulmuştu.
56
1990 yılında verilen kararda 1974 tarihli karara da atıf
yapıldığı görülmektedir. Kararda açıkça ifade edilmemekle beraber,
askeri mahkemelerde görevli askeri hakimlerin sıralı üstlerinden sicil
almalarını yargı bağımsızlığına aykırı bulmaması karşısında, Anayasa
Mahkemesi’nin, Askeri Yargıtay’ın bağımsızlığı ile askeri mahkeme-
lerin bağımsızlığını birbirinden farklı mütalaa ettiği sonucuna varıl-
maktadır. Bununla beraber, Anayasa Mahkemesi’nin bu içtihadının,
55
Yüksek Mahkeme’ye göre, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı, hukuk
devleti ilkesinin vazgeçilmez ögelerindendir. Askerlik ise, birçok yaşamsal işlevi
bulunan ulusal bir görev alanıdır.Temeli emir-komuta düzeninin gerektirdiği say-
gı, itaat, disiplin ve özveridir.İşlerin önemi ve özelliği nedeniyle yerleşmiş gele-
nek ve görenekleri korumakta özen göstermek zorunludur. Askerî yargının kabul
edilmiş olması askerlik hizmetinin gereklerinden kaynaklanmaktadır. Anayasa’nın
145. maddesinde öngörülen mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı ve as-
kerlik hizmetinin gerekleri ilkelerinin bir arada ve birbirleriyle uzlaştırılmak sure-
tiyle yapılacak bir düzenlemenin Anayasa’ya en uygun çözüm biçimi olacağında
kuşku yoktur. Ancak böyle bir uzlaştırma ve bağdaştırmanın olanaksız bulunması
durumunda “askerlik hizmetinin gerekleri” esasının mahkemelerin bağımsızlığı
ve hâkimlik teminatının elverdiği ölçüler içinde nazara alınması zorunlu olacaktır.
Silahlı kuvvetlerde korunması gereken ilke ve kuralların başında hiç kuşkusuz di-
siplin gelir. Amir-maiyet, ast-üst ilişkilerinin askerî hizmetin gereklerine uygun bir
düzeyde tutulabilmesi ancak sağlam bir disiplinle başarılabilir.Disiplin silahlı kuv-
vetlerin “olmazsa olmaz” koşuludur. Askerî hâkimler de askerliğin bu kurallarına
ve onu ayakta tutan disipline uymak zorundadırlar. Askerî hâkimler sıfat ve statü-
lerinin gereği olarak hâkimlikle beraber subaylık kimliklerini de özenle korumak
ve kollamak zorundadırlar. Askerî hâkimlerin bu niteliklerinin belirlenip değerlen-
dirilmesinde salt mesleki sicilleri yeterli olmaz. Bunlarda da karşılıklı astlık üstlük
ilişkileri içinde oldukları subaylarda aranan tüm niteliklerin bulunması gereklidir.
Bu da ancak kuruluş bağlantısına göre sicil üstleri tarafından askerî niteliklere veri-
lecek notlarla sağlanabilir. AYMK, 11.12.1990 T. E.1989/17,K.1990/33(RG,15.6.1991-
20902) .
56
AYMK,10.1.1974 tarih ve E.1972/49, K.1974/1 (RG. 24.6.1974-14925)
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
254TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
AİHM kararları göz önünde bulundurularak, değerlendirilmesi gerek-
tiği unutulmamalıdır.
Ancak, Anayasa Mahkemesi 2004 yılında, 631 sayılı KHK’nın 17.
maddesinde yer alan “…askeri hakim sınıfı subaylara ödenen görev tazmi-
natı aynı rütbe ve kıdemdeki emsali subaylardan fazla olamaz.” hükmünün
iptaline ilişkin olarak verdiği kararda, askerlik hizmetinin gereklerinin
yargı hizmeti yönünden mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik gü-
vencesi ilkelerinden önce geldiğinin düşünülemeyeceğini, bu nedene
dayanılarak mahkemelerin bağımsızlığının ve hakimlik teminatının
zedelenmesine izin verilemeyeceğini belirtmiştir.
Yüksek Mahkeme’ye göre: “askerlik hizmetinin gerekleri” kavra-
mı,“…askerliğe ilişkin yerleşmiş gelenek ve göreneklerle kurulmuş olan ve
özü “disiplin”e dayanan bir düzenin sürdürülmesi için gerekli görülen bir
ilke…”dir.
57
Diğer taraftan Anayasa’yla; “…Yargı fonksiyonunun doğrudan doğ-
ruya adaletin gerçekleştirilmesi amacına yönelik niteliği ve hukuki uyuş-
mazlıkları kesin olarak çözme özelliği, bu fonksiyonu yerine getiren devlet
organlarının da daha güvenceli hale getirilmesini zorunlu kılmış böylece
yargı organının, yasama ve yürütme organları karşısında bağımsızlığı ilkesi
kabul edilirken yargı fonksiyonunu yerine getiren hakimlerin de diğer kamu
görevlilerinden daha güvenceli bir statüye kavuşturulmaları benimsenmiş-
tir. Hakimlik güvencesi, yargılama görevinin her türlü baskıdan uzak olarak
yerine getirilmesi amacını güder. Bu güvence yargıca sağlanmış bir ayrıcalık
olmayıp, yargı görevinin gereğidir. Yargı bağımsızlığı hakimlerin görevleri
dışında özlük haklarıyla ilgili kişisel bağımsızlığa da kavuşturulmalarını ge-
rektirir.”
Anayasada yer alan “…mahkemelerin bağımsızlığı”, “hâkimlik temi-
natı” ve “askerlik hizmetlerinin gerekleri” ilkelerinin yaşama geçirilmesi,
bunların bir arada ve birbirleriyle uzlaştırılması suretiyle yapılacak bir dü-
zenlemeyle mümkün olabilir. Böyle bir uzlaşma ve bağdaştırmanın olanaksız
bulunması durumunda ise “askerlik hizmetlerinin gerekleri” esasının, “mah-
kemelerin bağımsızlığı” ve “hâkimlik teminatı” ilkelerinin elverdiği ölçüler
içinde dikkate alınması zorunlu olacaktır. Diğer bir deyişle, “askerlik hizmet-
57
Anayasa Mahkemesi’nin 7.02.2007 tarih ve E. 2005/61, K. 2007/17 sayılı iptal kara-
rı. Bu Karar 28.06.2007 tarihli ve 26566 sayılı RG de yayımlanmıştır. Ayrıca Anayasa
Mahkemesi’nin 12.05.2004 tarihli ve E. 2003/57, K. 2004/57 sayılı İptal Kararı. Bu
karar 29.07.2004 tarihli ve 25537 sayılı RG de yayımlanmıştır.
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
255TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
lerinin gerekleri” ancak askeri yargının bağımsızlığına ve bu bağımsızlığın
güvencesi, dayanağı olan hâkimlik teminatına dokunmadığı sürece söz konu-
su olabilir.”
“Belirtilen bu açıklamalar ışığında, askeri hâkimlerin subay statüsün-
de asker kişi olmalarından kaynaklanan yargı hizmeti dışındaki ilişkilerinin
“askerlik hizmetlerinin gerekleri”ne göre kanunla düzenleneceği doğaldır ve
esasen 357 sayılı Askeri Hâkimler Kanunu’nun Ek 10. maddesi ile 926 sayılı
Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetle-
ri İç Hizmet Kanunu’nun ilgili hükümleri bu doğrultuda kurallar öngörmüş-
tür. Askeri hâkimlerin “özlük işleri” kapsamına giren ve hâkimlik görevinin
ifası nedeniyle verilen ödenek, ek gösterge, tazminat gibi ödeme kalemlerinin,
mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı ile doğrudan bağlantısı nede-
niyle, genel adli yargıya paralel biçimde düzenlenmesi anılan anayasal kural-
ların doğal gereğidir.”
“Askeri hakim sınıfı subaylara, diğer subaylardan farklı tazminat ve
ödenek verilmesi hakimlik görevinin gereğidir. Görev tazminatı, hakimlik
görevinin niteliği ve özelliği göz önünde bulundurularak saptandığına göre
rütbe, tazminatın belirlenmesinde etkileyici olmamalıdır. Başka bir anlatımla
bu tazminat ilgililere, belirli bir rütbede oldukları için değil, hakim ve savcı
oldukları için verilmektedir.”
“Görevi gereği yüksek hakimlik tazminatını alma bakımından diğer ha-
kimlerle aynı hukuksal durumda bulunan askeri hakim sınıfı subayların bir
bölümünün, yargı hizmeti dışındaki bir hizmetle kıyaslama yapılmak suretiy-
le, görev tazminatlarının sınırlandırılması askeri hizmetin gereklerinden kay-
naklanan bir nedene dayanmadığı gibi Anayasanın 10. maddesindeki eşitlik
ilkesine de aykırıdır.”
58
Yüksek Mahkeme, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcısı’na
“general/amiral rütbesinde olmaması halinde daha düşük gösterge karşılığı
“Yüksek Hakimlik Tazminatı” ödeneceği şeklinde bir sınırlama getiren
23.1.1987 günlü 270 sayılı Yüksek Hakimlik Tazminatı Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinin (A) fıkrasının, 20.3.1997 günlü
ve 570 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri ile İlgili Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen cetvelin (1) numaralı sıra-
sında yer alan “…(General- Amiral rütbesinde olmak şartıyla)” ibaresi ile
58
AYMK,12.5.2004 tarih ve E. 2003/57, K. 2004/57 sayılı (RG, 29.7.2004- 25537)
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
256TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
(2) numaralı sırasında yer alan “…Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Baş-
savcısı,…” ibaresinin iptali istemiyle açılan dava üzerine vermiş oldu-
ğu iptal kararının gerekçesinde de benzeri gerekçelere yer vermiştir.
59
Mahkemeye göre; Anayasa’nın 145., 156. ve 157. maddelerinde “or-
tak” bir unsur olarak yer alan, adli ve idari yargı yanında Anayasa’da
ayrıca bir askeri yargı sisteminin kabulünü gerekli kılan askerlik hiz-
metlerinin gerekleri, askerliğe ilişkin yerleşmiş gelenek ve görenekler-
le kurulmuş olan ve özü “disiplin”e dayanan bir düzenin sürdürülmesi
için gerekli görülen bir ilkedir.
Şu halde askeri mahkemelerin bağımsızlığının sağlanması için, “as-
kerlik hizmetinin gerekleri” kavramına anayasada yer verilmesi, fakat bu
ilke esas alınarak düzenlenebilecek hususların sayılmak suretiyle gös-
terilmesi gereklidir. Bu bağlamda “askerlik hizmetinin gerekleri”nin
soyut bir kavram oluşu ve ancak askeri yargı alanında yapılacak yasal
düzenlemelerle somut bir anlam kazanacağı göz önünde bulundu-
rulmalı; buna göre düzenlenebilecek hususlar sayılarak gösterilmeli,
ayrıca söz konusu ilkenin “mahkemelerin bağımsızlığı” ve “hakimlik te-
minatı” ilkelerini zedeleyecek biçimde yorumlanamayacağı özellikle
vurgulanmalıdır.
Bu bakımdan TBB Anayasa Önerisi’nde askerlik hizmetinin gerek-
lerine göre yapılacak yasa düzenlemelerinin “mahkemelerin bağımsızlı-
ğı ve hakim güvencesini etkisiz kılmamak” koşuluna bağlanması olumlu
bulunmakla birlikte, söz konusu ilkelerin hangi hallerde etkisiz hale
geleceği konusunda bugün yaşanan tereddütleri giderecek nitelikte
görülmemiştir.
Buna karşılık Özbudun önerisinde, askerlik hizmetinin gerekleri-
ne yer verilmemiş olmasına rağmen, başka maddelerde bu ilkeye göre
düzenleme yapılmasına imkan sağlayacak biçimde hükümlere yer ve-
rilmesi, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakim teminatı ilkeleri açısın-
dan son derece sakıncalı bulunmuştur.
2. Askeri Mahkemelerin Görevi Açısından
1982 Anayasası’nın, asker olmayan kişilerin belli suçları bakımın-
dan askeri mahkemede yargılanmalarını kabul ettiği ve bunu özel
59
AYMK, 7.2.2007 tarihli ve E. 2005/61, K. 2007/17 sayılı (RG, 28.6.2007-26566).
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
257TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
olarak düzenlediği yukarıda açıklanmıştı. Bu konuda Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi kararları dikkate alınarak 353 sayılı kanunda 5530
sayılı kanunla değişiklik yapıldığına ve sivillerin askeri mahkemede
yargılanmalarının, asker kişilerle iştirak halinde işlenen askeri suçlarla
sınırlandırıldığına da işaret edilmişti.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göre, sivillerin askeri mahke-
mede yargılanmaları, her ne şekilde olursa olsun, tabii hakim ilkesiyle
bağdaşmamaktadır. Bu nedenle barış döneminde, asker olmayan ki-
şilerin, askeri mahkemede yargılanmalarını düzenleyen Anayasa’nın
145. maddesinin ikinci fıkrasına benzer bir hükme yeni anayasada yer
verilmemesi ve yasa düzenlemelerinin bu doğrultuda yapılması yerin-
de olacaktır.
Buna karşılık incelenen önerilerde, askeri mahkemelerin görevle-
rinin, sadece asker kişilerin askeri suçlarıyla sınırlandırılmasında isa-
bet bulunmadığı kanaatindeyiz.
Özbudun önerisinde bu sınırlama, “asker kişilerin askerlik hizmet ve
görevleri ile ilgili olarak işledikleri askerî suçlara ait davalar” şeklinde ifade
edilmiştir. TBB önerisinde ise, “asker kişilerin salt askeri nitelikli davaları”
ibaresine yer verilmiştir.
Yargıya ilişkin genel gerekçeler ile madde gerekçeleri incelendi-
ğinde, her iki önerideki göreve ilişkin sınırlamanın, iki ayrı konuda
duyulan endişeden kaynaklandığı sonucuna varılmaktadır. Bunlar-
dan ilki, asker olmayan kişilerin askeri mahkemede yargılanmalarının
tabii hakim ilkesine aykırı bulunmasıdır. Endişe duyulmasının ikinci
nedeni ise, askeri mahkemelerin bağımsız olmadıkları hususunda öğ-
retide ileri sürülen görüşler ile yargı kararlarıdır. Bu endişelerin or-
tadan kaldırılması, sivil kişilerin askeri mahkemede yargılanmalarına
son verilmesi ve askeri mahkemelerin bağımsız bir görünüme kavuş-
turulmasıyla mümkündür. Yargı bağımsızlığının sağlanması sadece
siviller açısından değil, asker kişiler açısından da önemlidir.
Ancak askeri yargıya duyulan ihtiyaç ve bu bağlamda askeri yar-
gı organlarının varlık nedeni göz önünde bulundurulduğunda, doğal
olan, asker kişilerin, sadece askeri suçları bakımından değil, bundan
başka, asker kişiye karşı işlediği suçlar ile askeri mahalde işledikleri
suçlar nedeniyle de askeri mahkemede yargılanmalarıdır. Bir başka
ifadeyle asker kişilerin, söz konusu suçları bakımından askeri mahke-
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
258TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
mede yargılanmalarında tabii hakim ilkesine aykırılık bulunmamakta-
dır. Aksine, tabii hakim ilkesi, asker kişiler bakımından böyle bir dü-
zenleme yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu genel açıklamadan sonra önerilerdeki göreve ilişkin düzenle-
meler üzerinde durmakta yarar vardır.
a. Özbudun Önerisinin Eleştirisi
Bu düzenlemeye göre, askeri mahkemelerin görevi, yalnızca, asker
kişilerin askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri askeri
suçlarla sınırlı olacaktır. Bir başka anlatımla, asker kişinin, askerlik
hizmet ve görevi dışında işlediği bir kısım askeri suçlar, bu mahkeme-
lerin görevi dışında kalacaktır. Örnek: Er Mehmet’in eğitim ya da nö-
bet hizmeti sırasında amir ve üstlerine karşı işlediği hırsızlık, hakaret,
yaralama, öldürme gibi suçlara ilişkin davalara askeri mahkemede ba-
kılacaktır. Buna karşılık söz konusu suçlar aynı kişi tarafından mesai
saatleri dışında, koğuşta dinlenme sırasında veya yemekte işlenmişse,
dava adli yargıda görülecektir. Ayrıca bu düzenleme, asker kişilerin,
askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak kışla dışında işledikleri
suçlara ilişkin davalara askeri yargıda bakılmasını gerektirirken, kışla
içinde asker kişiler tarafından işlenen, fakat askerlik hizmet ve görev-
leri ile ilgili olmayan tüm suçları, askeri mahkemelerin görevi dışında
bırakmaktadır. Halbuki askeri mahkemelere ihtiyaç duyulmasının se-
beplerinin başında, suç işlenmesiyle bozulan askeri disiplinin yeniden
tesisi gelmektedir. Bunun için yargılamanın kısa sürede ve adil bir şe-
kilde sonuçlandırılarak suçluların cezalandırılması gerekmektedir.
Diğer taraftan asker kişilerin kışla içinde işledikleri suçların he-
men tamamı, askeri disiplini temelinden sarsmaktadır; dolayısıyla as-
ker kişiler tarafından askeri mahalde işlenen suçların askeri yargıda
görülmesinde büyük yarar vardır. Ayrıca bu tür suçlara askeri yargıda
bakılması, dolayısıyla hazırlık soruşturmasının askeri savcılar tarafın-
dan yapılması, delillerin toplanmasında kolaylık sağlayacağı gibi, yar-
gılama sürecini de olumlu yönde etkileyecektir.
Önerideki düzenlemenin bir başka sakıncası, asker kişilerin, asker
kişilere karşı işledikleri askeri suç niteliğinde olmayan suçları, askeri
yargının görev alanı dışına çıkarmasıdır. Oysa bu tür suçlar da, askeri
disiplini önemli derecede zedelemektedir. Dolayısıyla söz konusu suç-
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
259TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
lara ilişkin davalara askeri mahkemede bakılmasında askeri disiplin
açısından önemli yararlar bulunduğu kanaatindeyiz. Aksi halde kış-
ladaki olayları dışarıya taşımış oluruz ki bu durum, askeri disiplinin
korunması bakımından sakıncalıdır.
b. TBB Önerisinin Eleştirisi
Öncelikle askeri mahkemelerin görev alanının, “asker kişilerin salt
askeri nitelikli suçlarıyla ilgili davalarına bakar.” şeklinde düzenlemesi ye-
terli açıklıkta değildir. Özellikle “asker kişilerin salt askeri nitelikli suçla-
rı” kavramı pek çok tartışmayı da beraberinde getirecektir. Salt sözcü-
ğü, sözlük anlamıyla “yalnız, tek”, “katkısız” anlamlarına gelmektedir.
Dolayısıyla “salt askeri nitelikli suç” terimiyle sırf askeri suçlar mı kas-
tedilmektedir? Yoksa bu terim, Askeri Ceza Kanunu’nun atıf yoluyla
cezalandırdığı askeri suçları da kapsamakta mıdır? Bu konuda madde
metninde ve gerekçesinde tam bir açıklık bulunmamaktadır. Bununla
beraber, askeri yargıyla ilgili olarak yapılan genel açıklamalardan bu
düzenlemeyle, askeri mahkemelerin görev alanının, asker kişilerin iş-
ledikleri “askeri suçlarla” sınırlandırılmak istendiği sonucuna varılmak-
tadır. Ancak bu düzenleme, askeri mahalde işlenen, fakat askeri suç
niteliğinde olmayan suçlarla, askeri hizmet ve görevle ilgili olan, buna
karşılık askeri nitelik taşımayan suçların askeri mahkemelerin görevi
dışında kalması sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle askeri mahkeme-
lerin görevlerinin bu şekilde belirlenmiş olması, bu mahkemelerden
beklenen yargı fonksiyonunun gereği gibi yerine getirilmesine engel
teşkil edecektir.
Buna karşılık öneride, savaş halinde askeri mahkemelerin görev
ve yetkisinin kanunla düzenlenmesi gerektiğine işaret edilmiş olma-
sı son derecede yerinde bulunmuştur. Böylece Özbudun önerisindeki
eksiklik giderilmiş olmaktadır.
3. Askeri Yargıtay Açısından
Bugün için, üyelerin Cumhurbaşkanı tarafından seçilmesi ayrık
tutulacak olursa, Anayasada yer alan, Askeri Yargıtay’ın kuruluş ve
işleyişine ilişkin hükümler açısından önemli bir sorun bulunmamak-
tadır.
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
260TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
Askeri Yargıtay, 1982 Anayasası’nda yüksek mahkemeler ara-
sında düzenlenmiştir. Önerilerde de Askerî Yargıtayın kuruluşu ve
işleyişinin, mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hakimlik te-
minatı esaslarına göre kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Ayrı-
ca Askeri Yargıtay üyelerinin birinci sınıf askeri hâkimler arasından
Askeri Yargıtay Genel Kurulu’nun üye tamsayısının salt çoğunluğu
ile ve gizli oyla seçileceği de hüküm altına alınmıştır. Böylece Askeri
Yargıtay’ın kuruluşunda “bağımsızlık” ve “tarafsızlık” ilkeleri korun-
muştur.
Askeri Yargıtay’la ilgili önerilerdeki diğer hükümler, hem kendi
aralarında hem de 1982 Anayasası’yla büyük ölçüde benzerlik göster-
mektedir.
Ancak bu düzenlemelere bazı noktalarda iştirak etmediğimizi be-
lirtelim.
a. TBB önerisinde, “Askeri Yargıtay, askeri mahkemelerden verilen ka-
rarların son inceleme yeridir.” denilmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhake-
mesi Kanunu, “karar” ibaresini esas almakla birlikte (m. 33- 35), “hü-
küm” kavramına ayrı bir anlam vererek ayrıca düzenlemiştir (m. 223).
Bu nedenle madde metnindeki “kararların” sözcüğü, “karar ve hükümle-
rin” şeklinde değiştirilmelidir.
b. Askeri Yargıtay’ın ilk derece mahkemesi olarak bakacağı suçlar;
1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu’nun 37 ve 38. maddeleri ile 1602
sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 33. maddesinde
gösterilmiş olup yargı alanı, Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare
Mahkemesi üyelerinin “askeri yargıya tabi şahsi suçları” ile sınırlıdır. Bu
düzenleme askeri yargının görev alanını belirleyen TBB önerisinin 158.
maddesi hükmüne aykırı olmadığından, 1982 Anayasası’ndaki “belli
davalarına” şeklindeki ibarenin “salt askeri nitelikli davalarına” şeklinde
değiştirilmesine gerek yoktur.
c. Anayasa Mahkemesi ve Yüce Divan’a Askeri Yargıtay’dan üye
seçilmesi.
Özbudun önerisinde, Anayasa Mahkemesi üyelerinin bir kısmının,
Yüce Divan üyelerinin ise tamamının yüksek mahkeme üyeleri arasın-
dan seçileceği öngörülmüştür. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi’ne
Sayıştay’dan üye seçilmesi kabul edildiği halde, Askeri Yargıtay üye-
leri bunun dışında bırakılmıştır.
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
261TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
Yüce Divan ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı’nın başkanlı-
ğı altında Yargıtay ceza daireleri üyeleri arasından seçilen beş üye ile
Anayasa Mahkemesi üyelerinin kendi aralarından seçecekleri beş üye
olmak üzere onbir kişiden oluşmaktadır.
Askeri Yargıtay üyeleri, kendi çok özel alanlarında uzmanlaşmış
oldukları gibi ceza hukuku uygulayıcısı olmaları sebebiyle de bu alan-
da da büyük deneyim kazanmış kimselerdir.
Diğer taraftan Askeri Yargıtay, Türk Ceza Kanunu’nun ve uygula-
masını yaptığı diğer yasa ve düzenlemelerle ilgili olarak içtihat yarat-
ma yetkisine sahip, ceza yargılamasına ilişkin çok önemli konularda
emsallerine öncülük etmiş bir kurumdur.
Anayasa Mahkemesi üyeleri arasında hukuk fakültesi mezunu ol-
mayanların da bulunabileceği göz önüne alındığında, Yüce Divan’ın
oluşumunda Askeri Yargıtay üyelerine yer verilmemesinin nedeni
anlaşılamamaktadır. Aynı şey Anayasa Mahkemesi üyeliği için de ge-
çerlidir. Bu yüksek mahkemeye Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay’ın üye
göndermesi kabul edilirken, Askeri Yargıtay üyelerinin bunun dışında
tutulmasının sebebinin, hukuki olmaktan daha çok siyasi olduğu akla
gelmektedir.
TBB Önerisinde, Anayasa Mahkemesi üyelerinden birinin Aske-
ri Yargıtay üyeleri arasından seçilmesi öngörülmüş ve böylece 1982
Anayasası’nın bu konudaki düzenlemesi aynen korunmuştur. Bu öne-
ride Yüce Divan ayrı bir yüksek mahkeme olarak düşünülmemiş, bu
sıfat, Yargıtay ceza dairelerinin en kıdemli başkanının başkanlığında,
en kıdemli dört başkanından oluşan kurula verilmiştir. Yüce Divan’ın
bu oluşum biçimi dikkate alındığında, kurulda Askeri Yargıtay üyele-
rine yer verilmemiş olması da doğaldır.
Sonuç itibariyle Anayasa önerilerinde Askeri Yargıtay, askeri bir
kurum olarak düşünülmüştür. Bu bağlamda Başkan ve üyelerinin
rütbe sahibi oldukları kabul edilerek Askeri Yargıtay Başkanı, Askeri
Yargıtay Başsavcısı, İkinci Başkanı, daire başkanlarının rütbe ve kıdem
sıralarına göre atanacakları belirtilmiştir. Aslında bugüne kadar askeri
kimliğini muhafaza eden Askeri Yargıtay’ın, yeni Anayasada bu şekilde
düzenlenmesinde yadırganacak bir durum yoktur. Askeri Yargıtay’ın
kendi alanında görevini bu güne kadar olduğu gibi, bundan sonra da
en iyi şekilde yapacağı hususunda tereddüde düşülmemelidir.
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
262TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
Durum böyle olmakla beraber Askeri Yargıtay’ın sivil bir yük-
sek mahkeme olarak yapılanması mümkün olamaz mı?
Kanaatimizce böyle bir düzenleme, yargı bağımsızlığına ve hukuk
devleti ilkesine daha uygun düşecektir. Şöyle ki;
Bugün için Askeri Yargıtay üyelerinin askerlik mesleği ile ilişkile-
ri, subay statüsünde olmaları ve üniforma taşımaları nedeniyle, TSK
İç Hizmet Kanunu’nun getirdiği yükümlülüklerden ibarettir. Ayrıca
subay olmaları nedeniyle askeri mevzuatın kendilerine tanıdığı hak ve
menfaatlerden de yararlanmaktadırlar.
TSK İç Hizmet Kanunu’ndaki yükümlülükler, üyeler bakımından
sadece astlık- üstlük ilişkisiyle sınırlıdır.
Subayların rütbe terfi ve esasları TSK Personel Kanunu’nun 38- 44.
maddelerinde, general ve amiral terfileri ise 47 ve 54. maddelerinde
düzenlenmiştir.
Askeri Yargıtay üyelerinin rütbe terfi esas ve şartları ise 357 sayılı
kanunun Ek 5. maddesinin C ve E bentlerinde gösterilmiştir. Üyeler
hakkında idari ve mesleki sicil düzenlenemediğinden, bunların rütbe
yükselmeleri, bekleme süreleri sonunda, söz konusu hükümlere göre,
fakat üyelikten önceki sicillerine göre yapılmaktadır.
Ancak 926 sayılı TSK Personel Kanununu hükümlerine göre albay-
ların general- amiral rütbesine yükselmeleri ile general- amirallerin bir
üst rütbeye yükselmeleri ve emekliye ayrılmaları Yüksek Askeri Şura
Kararı ile mümkündür. Askeri Yargıtay üyesi hakim albayların gene-
ral-amiral rütbesine yükselmeleri ile bu rütbeye yükselenlerin emek-
lilikleri de aynı usule göre yapılmaktadır (357/Ek m.5/C). Bir başka
ifadeyle general-amiral rütbesine yükselmek için üyenin sicil notunun
yüksek olması yeterli olmayıp ayrıca Yüksek Askeri Şura’nın bu konu-
da karar vermesi gerekmektedir. Yani bu konuda idarenin takdir hak-
kı bulunmaktadır.
60
Rütbe bekleme süresini tamamlamış olan general-
60
357 sayılı kanunda Askeri Yargıtay Başkanı’nın kadrosu tümgeneral/tümamiral,
Başsavcısı ve İkinci Başkanı’nın kadroları ise tuğgeneral/tuğamiral olarak gösteril-
mesine ve o tarihte bekleme süresini doldurmuş üye bulunmasına rağmen, İkinci
Başkanlığa 1994 tarihinden itibaren, Başsavcılığa da 2003 yılından itibaren günü-
müze kadar general rütbesinde atama yapılmamıştır. Bir başka ifadeyle bu makam-
lara, rütbe ve kıdem sırası esas alınarak albaylar getirilmiştir. Bütün bunlar askerlik
mesleğinin gereklerine uygundur, fakat mahkemelerin bağımsızlığı ile bağdaşma-
maktadır.
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
263TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
amirallerin aynı rütbede bir yıl daha hizmete devam edebilmeleri de
Yüksek Askeri Şura kararına bağlıdır.
61
Ayrıca albaylıktan generalliğe
yükselen üyelerin emeklilik yaş sınırı da değişmektedir (5434/m. 40).
Buna karşılık general-amiral rütbesine yükselen bir üyenin, albayın
emeklilik yaş sınırı olan 60 yaşını doldurmadan önce Yüksek Askeri
Şura kararı ile emekli edilmesi mümkün bulunmaktadır. Uygulamada
bunun örneklerine rastlanılmaktadır.
Askeri Yargıtay’ın askeri niteliğinin, hakimlik mesleği ile bağdaş-
mayan yönlerini aşağıdaki başlıklar altında özetlemek mümkündür.
a. Üyelerin rütbe yükselmeleri ve kıdem sıraları, üyelik öncesi alı-
nan sicile göre yapıldığından, üyelikte gösterilen başarı ve liyakat de-
ğerlendirme dışı bırakılmaktadır.
b. Başkan, Başsavcı, İkinci Başkan ve daire başkanlarının rütbe
ve askerlik kıdemi esas alınarak idare tarafından atanmaları, hakim-
lik mesleğinin değil, aksine, askerlik mesleğinin gereklerinden biridir.
Görünüm bakımından mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine aykırıdır.
c. Askeri hakimlerin birinci sınıfa ayrılmaları ile rütbe yükselme-
leri farklı koşullara tabi tutulduğundan, mesleki yönden yetenekli ve
başarılı bir hakimin, seçilme hakkını kazandığı rütbenin ilk yılların-
da Askeri Yargıtay’a üye seçilmesi mümkündür. Ancak kıdemli albay
rütbesinde bulunan bir askeri hakim subayın üye seçilmesine de yasal
bir engel bulunmamaktadır. Bu durumda bir yıllık Askeri Yargıtay
üyesi olan albay, altı yıl üyelik yapmış olan bir yarbaydan önce Baş-
kan, Başsavcı, İkinci Başkan veya daire başkanı olarak atanabilecektir.
Bunu bir örnekle açıklayalım. Askeri hakim (A), askeri hakim (B) den
askerlik kıdemi bakımından iki yıl öndedir. Bu nedenle (A), (B) den iki
yıl önce yarbaylığa yükselmiştir. Ancak (B), bugünkü mevzuata göre
yarbaylığın ilk yılında askeri Yargıtaya üye seçilmiş, (A) ise, aradan
altı yıl geçtikten sonra kıdemli albay iken üye seçilmiştir. (A) nın üye
seçildiği yıl, daire başkanlığı istifa nedeniyle boşalmıştır. Bu durumda
daha kıdemli başka üye yoksa, çok daha uzun süre üyelik yapmış olan
(B) değil, rütbe itibariyle kıdemli olan (A) daire başkanlığına atanacak-
61
Hizmet süresinin uzatılmasını düzenleyen 357 sayılı kanunun Ek 5. maddesinin D
bendinin ilk paragrafı şöyledir. “Rütbe bekleme süresi sonunda terfi edemeyen general-
amiraller hakkında 926 sayılı Türk silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 49 uncu madde-
si hükümleri uygulanır. Ancak, Genelkurmay Başkanının teklifi ve Yüksek Askeri Şuranın
üçte iki çoğunluğunun kararı ile bir yıl daha aynı rütbede hizmete devam edebilirler.”
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
264TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
tır. Örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Askeri hakimlik mesleğine değişik kaynaklardan (357 sayılı ka-
nunun 2. maddesine göre altı ayrı kaynaktan) personel temin edildiği
dikkate alındığında benzeri durumlarla karşılaşmak kaçınılmazdır.
d. Bir başka sorun Askeri Yargıtay’ın temsiliyle ilgilidir.
Askeri Yargıtay’ı, diğer yüksek mahkemelerde olduğu gibi, Baş-
kan temsil etmektedir (As.YK m. 17/1). Ancak Askeri Yargıtay Baş-
kan, Başsavcı, daire başkanları ve üyeleri asker kişi olmaları sebebiyle
askeri protokol kurallarına tabidirler.
62
Halbuki diğer yüksek mahke-
me başkanları, devlet protokolünde altı, yedi ve sekizinci sıralarda yer
almaktadırlar. Bunların kendi aralarında şöyle sıralanmaktadır: Ana-
yasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Birinci Başkanı ve Danıştay Başka-
nı. Askeri Yargıtay Başkanı’nın, bu sıfatla protokolde yeri yoktur.
Askerlerin protokol sırası ise, sahip oldukları rütbeye göre belir-
lenmektedir. Bugün için Askeri Yargıtay Başkanı tuğgeneral rütbesin-
dedir. Devlet Protokol listesinde tuğgeneraller/tuğamiraller, Devlet
Denetleme Kurulu üyelerinden sonra 67. sırada yer almışlardır.
63
Bu
durum Askeri Yargıtay’ın temsili açısından, eşitleri karşısında farklı
bir değerlendirmeye tabi tutulmasına neden olmaktadır.
Bu nedenle Askeri Yargıtay üyeliğine seçilenlerin, Anayasa
Mahkemesi’ne seçilen Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mah-
kemesi üyelerinde olduğu gibi, Silahlı Kuvvetlerle ilişkisinin kesilip
sivil olarak üyelik görevini yürütmesi ve böylece Askeri Yargıtay’ın
sivil bir görünüm kazanmasının, Silahlı Kuvvetler’in yapısı ve disiplin
açısından sakınca yaratmayacağını düşünüyoruz.
Dokuzuncu Kalkınma Planı Adalet Hizmetleri Özel İhtisas Komis-
yonu Raporu’nda belirtilen düşünceler ve varılan sonuçlar, böyle bir
düzenleme yapılmasının gereğini ortaya koymaktadır.
62
As.YK m. 43; “Askeri Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı, Daire Başkanları
ve üyeleri askeri protokol şartlarına tabi olurlar.” şeklindedir.
63
TC Dışişleri Bakanlığı Protokol Genel Müdürlüğü’nün TBMM Başkanlığı’na yaz-
dığı 26.10.1999 tarihli yazılarına göre Başbakanlık tarafından hazırlanan ve Cum-
hurbaşkanınca da uygun görülen Devlet Protokol Listesi’nde; Anayasa Mahkemesi
Başkanı 6. sırada, Yargıtay Birinci Başkanı ve Danıştay Başkanı 7 ve 8. sıralarda,
Sayıştay Başkanı 21. sırada, Yargıtay ve Danıştay Başsavcıları 22 ve 23. sıralarda yer
almışlardır.
makaleler Fahrettin DEMİRAĞ
265TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
Dokuzuncu Kalkınma Planı Adalet Hizmetleri Özel İhtisas Komis-
yonu Raporu’nda, “Askerî yargıda hâkimlerin rütbe esasına ve idarî sicil
sistemine göre çalıştırılması, doğal hâkim, yargı bağımsızlığı ve özellikle hâ-
kimlik güvencesi ilkelerine aykırıdır”
64
saptamasından sonra, Plana yan-
sıtılması gereken hususlar, yapılması gereken yasal düzenlemeler ve
oluşturulması düşünülen kurumlar Raporun değişik bölümlerinde ele
alınmıştır.
Bu çerçevede yapılması gereken düzenlemelerle ilgili olarak; “yar-
gı organlarının tam bağımsız ve tarafsız hale getirilmesine yönelik olarak ge-
rekli tüm hukuksal ve kurumsal düzenlemeler yapılacaktır.
Askerî ceza mahkemelerinde hâkimlik görevi için, sadece hukuk fakültesi
mezunlarının atanabilmesini öngören yasal değişiklikler yapılacaktır.
Askerî disiplin mahkemelerinin mahkeme olma niteliği kaldırılarak, di-
siplin kovuşturması ve yargılaması yapan askeri kurullara dönüştürülmesi
sağlanacaktır.” denilmiştir.
65
Öte yandan ayrı bir askeri yargı sistemine sahip olan AB üyesi ül-
kelerde, bu tür yargı organlarında ya sivil hakimlerin görevlendirildiği
ya da hakimlerin sivil olarak görev yaptıkları, özellikle Askeri Temyiz
Mahkemesi kuruluşunun sivilleştirildiği görülmektedir. Bugün için
64
Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007- 2013) Adalet Hizmetleri Özel İhtisas Komisyonu
Raporu s. 22.
65
Raporun “Temel Amaç ve Politikalar ile Öncelik ve Tedbirlerin Gelişme Eksenleri Bazında
Tasnifi (Matris I-II)” başlıklı bölümünde askeri yargı ve askeri hakimlik mesleği ile
ilgili olarak şu değerlendirmeler yapılmıştır (Rapor s. 72- 75).
“1-Askerî hâkim ve Savcılara özgü bağımsız ve özerk çalışan Askerî Yargı Yüksek
Kurulu’nun kurulması;
2- Askerî mahkemelerin kuruluşu, oluşumu ve işleyişinde, yargı bağımsızlığı, teminatı
ve yansızlığına gölge düşmesini önleyecek kurumsal düzenlemelere gidilmesi;
3- Askeri disiplin mahkemelerinin kaldırılarak, görev ve yetkilerinin Askeri Ceza Mah-
kemelerine devredilmesi
4- Askerî mahkeme binalarının askerî hizmet alanları dışına çıkarılması suretiyle, ilgili-
lerin rahatlıkla girebilecekleri ve duruşmaları takip edebilecekleri fiziksel mekânların düzen-
lenmesi konusunda gerekli tedbirlerin alınması;
5-Askeri Yüksek İdari Mahkemesi’nde subay üyelerin yer almasının önüne geçilerek hâ-
kim sınıfından üyelere yer verilmesi,
6- Askerî mahkemelerde subay üyelerin çıkarılarak, sadece hâkim sınıfından üyelerin
görevlendirilmesi;
7-
Askerî Disiplin Âmirliklerinin kararlarına karşı yolunun açılması.
Ayrıca Askerî Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi bütçesinin Milli Savunma
Bakanlığı bütçesi içinden çıkarılarak Yargıtay ve Danıştay bütçelerinde olduğu gibi ayrı
bütçelerinin olması.”
Fahrettin DEMİRAĞ makaleler
266TBB Dergisi, Sayı 75, 2008
Hollanda, İtalya ve İspanya, Macaristan, Romanya ve Yunanistan’da
bu gerçekleştirilmiş bulunmaktadır.
Bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde, Milli Savunma Bakan-
lığı kadro ve kuruluşunda bulunan Askeri Yargıtay’ın, Milli Savun-
ma Bakanlığı teşkilatından çıkarılarak, Yargıtay gibi bağımsız sivil bir
yüksek mahkeme olarak düzenlenmesi, mahkemelerin bağımsızlığı il-
kesine daha uygun düşecektir. Böyle bir düzenleme yapıldığı takdirde,
hem AB müktesebatına uygunluk sağlanacak hem Askeri Yargıtay’ın
çalışma usulü hakimlik mesleğinin gereklerine göre düzenlenebilecek
hem de Askeri Yargıtay’ın temsilinde karşılaşılan sorunlar ortadan
kalkacaktır. Çünkü böylece Askeri Yargıtay’ın diğer yüksek mahke-
melerle aynı statüde olması sağlanmış olacaktır.
VI. SONUÇ
Sonuç olarak, yeni Anayasada askeri yargı organlarının kuruluş
ve işleyişinin sadece mahkemelerin bağımsızlığı ve hakim güvencesi
ilkelerine göre düzenlenmesi; buna karşılık askerlik hizmetinin ge-
reklerine, başka türlü düzenleme imkanı olmayan ve askeri disiplin
ve hiyerarşinin zorunlu kıldığı durumlarda yer verilmesi, bağımsız-
lık konusundaki tartışmaları sona erdirirken toplumda adalete ve bu
bağlamda askeri yargıya olan güven ve inancın yerleşip pekişmesini
sağlayacaktır.
Askeri Yargıtay’ın eşitleri gibi düzenlenmesi ise, sivil ve bağımsız
bir görünüm kazanmasında, özellikle de temsil edilmesindeki sorun-
ların ortadan kalkmasında etkili olacaktır.