Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK makaleler
260TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
1. Giriş
Gerek Türkiye’de uygulanan yöntem olan ve herkes tarafından,
“düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında düzenleme
ortaklık payı olarak düşme,” olarak bilinen “eşit orantılı toprak kesintisi”
ilkesine ve gerekse Almanya’da uygulanan yöntem olan “eşdeğerlik”
ilkesine göre yapılsın, arsa düzenlemelerinin hukuksal dayanağının,
1) “kamulaştırma” mı? Yoksa 2) mülkiyet hakkını tanımlayan ilkeler-
den biri olan “sosyal bağlayıcılık” mı? Olduğu tartışması her iki ülkede
de sürmektedir.
Türk ve Alman Anayasa Mahkemeleri tarafından verilen kararlar-
da, arsa düzenlemelerinin “bir tür kamulaştırma” olmadığı açıklanmış-
tır. Her iki anayasa mahkemesine göre, arsa düzenlemesinde, “mülki-
yetin içeriği ve sınırları açısından bir belirleme” söz konusudur. Biri üniter
diğeri federal yapıdaki bu iki ülkenin, sistem farklılıklarına karşın,
anayasa mahkemelerinin vermiş oldukları kararlardaki benzerliklerin
ülkemiz bakımından yeterince değerlendirildiği söylenemez.
Türkiye’de, “eşit orantılı toprak kesintisi” ilkesine dayalı arsa dü-
zenlemelerinin, bilinen nedenlerle,
uygulama yeteneği giderek azal-
maktadır. Oysa ülkemizde, arsa düzenlemelerine olan gereksinme ar-
tarak sürmektedir. Bu çelişkinin ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Bunun için, Türkiye’de, arsa düzenlemelerinin yaygın ve yoğun bir
şekilde uygulanabilmesini sağlayacak olan “eşdeğerlik” ilkesine geçiş
*
Dr. Müh., Martı GYO AŞ, erdalkokturk@yahoo.com
**
Prof. Dr., Kocaeli Üniversitesi, erolkokturk@superonline. com
Bkz., Köktürk, Erol ve Köktürk, Erdal (2005)
ARSA DÜZENLEMELERİNİN
HUKUKSAL DAYANAĞI
Erdal KÖKTÜRK
*
Erol KÖKTÜRK
**
makaleler Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK
261TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
zorunludur. Makalede, bu geçişe katkı sağlamak bakımından, arsa dü-
zenlemelerinin hukuksal dayanağı, Türk ve Alman İmar Yasaları ve
Anayasa Mahkemeleri kararları ışığında ayrıntılı ve kapsamlı olarak
incelenmektedir.
2. Arsa Düzenlemesinin Amacı
Arsa düzenlemesinin amacı, imar planına, plan raporuna, plan
notlarına, imar yasasına ve yönetmeliklere göre imar adasının biçimi
ve boyutu, yapı düzeni, yapı yaklaşma sınırı ve bahçe mesafeleri, yapı
yüksekliği ve derinliği, yerleşme yoğunluğu, taban alanı ve kat alanı
katsayısı, arazinin kullanma şekli, taşınmaz sınırları, var olan yapıla-
rın durumu göz önüne alınarak sorunsuz, düzgün, üzerinde bağımsız
yapı yapmaya elverişli imar parselleri oluşturmaktır.
Arsa düzenlemesi, kentlerin gereksinmesi olan yeteri kadar ar-
sayı konut yapımına hazır duruma getirmeyi amaçlamaktadır. Arsa
düzenlemesi, imar planlarının uygulanmasıyla planlı ve düzenli yer-
leşmenin oluşması ve yapılaşmaların plan, fen, sağlık ve çevre koşul-
larına uygunluğunun sağlanması açısından kamu yararını koruyan ve
gözeten bir işlemdir. Arsa düzenlemeleriyle, toplumun sağlayacağı
yarar, kişilerin uğrayacağı zarardan fazladır ve bu işlem, kamu düze-
ninin korunması ve sağlanması amacıyla yapılmaktadır.
Bir bölgede arsa düzenlemesinin yapılabilmesi için öncelikle
1/1000 ölçekli uygulama imar planı yapılması ve yürürlüğe konul-
ması, düzenlemenin de bu plana dayanması gerekmektedir.
3
Ayrıca,
düzenlemenin yasada ve yönetmelikte öngörülen yönteme ve biçime
uygun yapılması da zorunludur.
4
Belediyeler, valilikler veya diğer kurumları ve kuruluşları, çeşitli
yerlerdeki paylarını birleştirerek kendi adlarına imar parselleri oluş-
turmak amacıyla arsa düzenlemesi yapamazlar.
Ayrıca, kamuya ta-
Danıştay 6. Daire 27.10.1993, E. 1992/4472, K. 1993/4498; Danıştay 6. Daire
03.03.1997, E. 1996/3408, K. 1997/1148; Danıştay 6. Daire 26.11.1997, E. 1996/6035,
K. 1997/5336; Danıştay 6. Daire 28.11.2002, E. 2001/4035, K. 2002/5721; Yargıtay
HGK 17.01.1990, E. 1989/16-620, K. 1990/6 sayılı kararları
3
Danıştay 6. Daire, 12.01.2004, E. 2003/1709, K. 2004/26 sayılı karar
4
Danıştay 6. Daire, 24.02.1999, E. 1998/1233, K. 1999/1112 sayılı karar
Danıştay 6. Daire 28.04.1994, E. 1994/335, K. 1994/1679 sayılı karar
Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK makaleler
262TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
şınmaz kazandırmak amacıyla da düzenleme yapılamaz.
Düzenleme
ile hiçbir şekilde yapı yapılması olanaklı olmayan (mutlak koruma
alanı, kıyı kenar çizgisinden başlayarak ilk 100 metrelik alan veya 1.
derece sit alanı gibi) alanların konuta veya işyerine dönüştürülmesi
olanaksızdır.
Arkeolojik sit ilan edilmiş alanlarda her ne nedenle olur-
sa olsun düzenleme yapılamayacağı gibi,
sit ilan edilen yerlerde de
koruma kurullarınca belirlenen geçiş dönemi yapılanma koşullarına
göre arsa düzenlemesi yapılamaz.
3. Arsa Düzenlemesinin Tanımı, Kapsamı ve İçeriği
Arsa düzenlemesi, arazinin son kullanma durumunu gösteren ka-
dastro haritaları ve tapu kütüğü bilgilerinin, uygulama imar planın-
da öngörülen arazi kullanış kararlarına uyarlanarak imar kanununa
ve yönetmeliklere göre imar parsellerinin oluşturulması, sınırlarının
gerek arazide ve gerekse haritada belirlenmesi ve tapu kütüğüne kay-
dedilmeleri için yapılan ayırma, birleştirme ve yeniden dağıtma işlem-
lerine denilmektedir.
10
Arsa düzenlemesi, yapılı ya da yapısız olarak
tapu kütüğünde kayıtlı taşınmazları küçültme ya da büyütme amacı
gütmeden, 1/500 veya 1/1000 ölçekli uygulama imar planı verilerine
göre konum, şekil ve alan bakımından amaca uygun parseller orta-
ya çıkacak şekilde yeniden düzenleme görevini yüklenmekte
11
ve bu
taşınmazların imar planı ile getirilen düzene uygun biçimde kullanıl-
malarını sağlamaktadır. Yasal, ekonomik ve toplumsal özellikler göz
önüne alınarak, mühendislik açısından, taşınmazların plana uygun
yapısal kullanımlarını sağlamayı ve amaca uygunluk ölçütlerine göre
biçimlendirmeyi olanaklı kılar. Arsa düzenlemesi, gerçek görünümüy-
le, topraktaki mülkiyet ve tasarruf koşullarını, uygun planlamalara
uyarlayan düzenleyici önlemler için birleştirici bir kavramdır.
12
Belediyeler veya valilikler tarafından taşınmaz iyelerinin oluru
Danıştay 6. Daire 23.01.1992, E. 1990/1293, K. 1992/208; Danıştay 6. Daire 21.01.1998,
E. 1997/384, K. 1998/438 sayılı kararları
Danıştay 6. Daire 14.09.1994, E. 1993/4629, K. 1994/2895; Danıştay 6. Daire
13.09.1995 E. 1995/1233, K. 1995/2991 sayılı kararları
Danıştay 6. Daire 28.10.2003, E. 2002/2857, K. 2003/5230 sayılı karar
Danıştay 6. Daire 15.10.2001, E. 2000/3784, K. 2001/4619 sayılı karar
10
3194 sayılı İmar Yasası’nda (m. 18)
11
Yıldız (1977), s. 3
12
Seele (1994), s. 34-40
makaleler Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK
263TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
aranmaksızın yapılan ve re’sen tapu kütüğüne tescil edilen arsa dü-
zenlemesi, idare hukuku tarafından kamu gücü kullanılarak yürütü-
len, sübjektif (öznel) ve kişisel nitelikte bir idari işlem olarak görül-
mektedir.
Arsa düzenlemesi, çeşitli adlarla da nitelenmektedir. Arsa düzen-
lemesi işlemini ifade eden, imar uygulamaları, parselasyon, hamur ku-
ralı, tarla kuralı, ayırma ve birleştirme (ifraz/tevhit), parselleme, yer
bölümleme, 18. madde uygulaması, şüyulandırma şeklindeki tanımla-
malar kamuoyunda sıkça kullanılmaktadır.
Federal Alman Yargıtayı’nın bir içtihat kararında belirtildiği üze-
re
13
, arsa düzenlemesi, “mülkiyetin, şeklini bazen de konumunu değiştir-
miş bir taşınmazda kesiksiz sürmesidir.” Böylece, bir taşınmaz, sınırları
ve bazen yeri değiştirilerek eski sahibine verilmektedir. Düzenleme ile
imar planında etapları belirlenmiş olan bölgeler içindeki taşınmazla-
rın, tapu kütüğünde kayıtlı bilgileri ve kadastro paftasındaki sınırları;
planlı, düzenli, çağdaş kentleşme amaçları doğrultusunda, imar planı-
na, imar yasasına ve mevzuatına göre yeniden düzenlenmekte ve söz
konusu alan imara kavuşmaktadır.
Bu işlemle, kadastro parselleri, uygulama imar planındaki konum-
larına, biçimlerine ve büyüklüklerine göre düzenlemeye bağlı tutula-
rak imar parselleri durumuna getirilmektedirler.
Düzenleme işlemi, hukuksal açıdan, mülkiyetle ilgili ve en yalın
biçimiyle bir taşınmazlar trampası (takası) olarak da görülmektedir.
Taşınmazlar trampasında eski sınırların yerine yenilerinin geçmesi ile
düzenleme işleminin imar planı ile öngörülen amaca uygun hizmet
ettiği kabul edilmektedir.
14
4. Arsa Düzenlemesinde Yetki
Türkiye’de arsa düzenlemesini onaylama ve yürürlüğe koyma ile
ilgili yetkiler belediye ve mücavir alanlar içinde belediyelere, dışında
ise valiliklere verilmiştir. Taşınmaz iyelerinin olurunu almadan, re’sen
tescil işlemlerini yaptırmaya da, sözü edilen idareler yetkili kılınmıştır.
İmar Yasası tarafından verilen yetkiler emredici niteliktedir, herkesi
13
Yıldız (1990), s. 51
14
Yıldız (1977), s. 11-12
Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK makaleler
264TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
bağlar ve mahkemelerce de kendiliğinden göz önünde bulunduru-
lur.
15
Arsa düzenlemesi işlemini ve bunun eki olan parselasyon planını,
ada dağıtım ve tahsis (şüyulandırma) cetvellerini, nirengi ve poligon
koordinat değerlerini, kanavaları, röper krokilerini, ölçü krokilerini,
yüzölçümü hesaplarını ve diğer belgeleri onaylama ve yürürlüğe koy-
ma yetkisi ise, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediye en-
cümenine, dışında ise il idare kuruluna aittir.
16
İl idare kuruluna ait
yetki, 22.02.2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Yasası gereği, “İl
Encümenleri” tarafından kullanılmaya başlanmıştır (m. 25). Belediye ve
il encümenlerine verilen yetki, bir başka mercie veya makama devre-
dilemez. Örneğin, belediyelerde belediye encümeni dışında belediye
başkanı ya da belediye meclisi arsa düzenlemesi işlemini onaylaya-
maz ve yürürlüğe koyamaz. Tersi durumda işlem iptal edilir. Belediye
encümeni kararı ile onaylanarak yürürlüğe giren arsa düzenlemesi,
belediye meclisi tarafından alınacak bir karar ile ortadan kaldırılamaz
veya iptal edilemez.
17
Yetkinin dışına çıkılarak yapılan işlemler hukuka aykırıdır. Çün-
kü yetki, kamu düzeni ile ilgilidir ve genişletici biçimde yorumlanıp
uygulanamaz.
18
Yetki, her zaman yasal bir dayanağa, önceden yayın-
lanmış bir hukuk kuralına gereksinme duyar.
19
Dolayısıyla, yetkisiz
bir makamın aldığı bir kararın, sonradan yetkili makamca benimsen-
miş ve onaylanmış olması da işleme sağlık kazandırmaz.
20
Son yıllarda, imar planı verilerini de içine alan, “arsa payı” veya
“inşaat miktarı” gibi farklı biçimlerde dağıtım ve düzenleme yapılması
önerilmektedir ve tartışılmaktadır. Bu tür önerilerin uygulama bulma-
sı için İmar Yasası içinde tanımlanması gerekmektedir. Tersi durumda,
belediyeler veya valilikler, yasada belirtilmeyen uygulama biçimlerine
15
Yargıtay 15. HD 11.04.2001, E. 2000/5678, K. 2001/7741 sayılı karar
16
3194 sayılı İmar Yasası (m. 16, 19); Danıştay 6. Daire kararı, 28.02.1990, E. 1989/1077,
K. 1990/258; Danıştay 6. Daire 21.01.1997, E. 1996/789, K. 1997/385; Yargıtay 6. HD
18.11.1991, E. 1991/13764, K. 1991/14196 sayılı kararları
17
Danıştay 6. Daire 22.12.1998, E. 1998/549, K. 1998/569 sayılı karar.
18
Gözübüyük, A. Şeref ve Tan, Turgut (1999), s. 415; Yargıtay 1. HD 06.02.1990, E.
1989/11763, K. 1990/1353 sayılı karar
19
Gözübüyük, A. Şeref ve Dinçer, Güven (2001), s. 109; Danıştay 6. Daire 19.10.1999,
E. 1998/2000, K. 1999/4906; Danıştay 6. Daire 15.01.2001, E. 1999/6620, K. 2001/229
sayılı kararlar
20
Yılmaz, Mustafa (2002) s. 192; Gözübüyük, A. Şeref ve Tan, Turgut (1999), s. 415.
makaleler Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK
265TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
göre düzenleme yapamazlar. Belediyeler veya valilikler yasada öngö-
rülmeyen yetkileri kullanamayacakları gibi, yasada açıkça belirtilen
uygulama biçimlerine aykırı işlem de tesis edemezler. Belediye ve il
encümenlerinin bu yönde almış oldukları kararlar hukuka aykırıdır.
Arsa düzenlemeleri konusundaki uyuşmazlıkların temelini be-
lediye ve il encümeni kararları oluşturmaktadır. Arsa düzenlemesini
onaylama ve yürürlüğe koyma ile ilgili olarak bu kurullardan başka
mercilerin veya makamların vermiş olduğu kararlar hukuken geçerli
değildir. Dolayısıyla, arsa düzenlemelerinin tapuya tesciline dayanak
oluşturan belediye ve il encümeni kararı, kesin ve yürütülmesi gerekli
bir idari işlemdir ve iptal edilmeleri durumunda arsa düzenlemesi “hiç
yapılmamış” kabul edilir ve düzenlemeden önceki kadastro durumuna
geri dönülür.
21
Valilikler, arsa düzenlemesi ile ilgili kontrol, onaylama, yürür-
lüğe koyma ve denetim işlemlerini il özel idareleri genel sekreterliği
(imar ve kentsel iyileştirme müdürlükleri) aracılığıyla yerine getirirler.
Büyükşehir belediye sınırları içindeki ilçe veya alt kademe belediye-
lerinin “parselasyon planlarını” aynen veya değiştirerek onaylamak ve
uygulanmasını denetlemek yetkisinin yanı sıra, nazım imar planının
yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde parselasyon plan-
larını yapmayan ilçe ve alt kademe belediyelerinin parselasyon plan-
larını yapmak veya yaptırmak yetkisi de Büyükşehir belediyelerine
aittir.
22
21
Yargıtay 1. HD 03.07.1992, E. 1992/8159, K. 1992/8857; Yargıtay 1. HD 02.06.2004, E.
2004/6089, K. 2004/6684; Yargıtay 1. HD 04.10.2004, E. 2004/10119, K. 2004/10508
sayılı kararlar
22
27.06.1984 tarihli ve 3030 sayılı KHK’de Büyükşehir Belediyelerine arsa düzenleme-
sini onaylama ve yürürlüğe koyma yetkisi verilmemişti. İlçe belediyelerine veril-
miş yetkinin belediye meclisi kararı ile Büyükşehir Belediyesine devredilmesi ola-
nağı da bulunmamaktaydı (Danıştay 6. Daire Kararı, 14.09.1999, E. 1998/4017, K.
1999/3968; Danıştay 6. Daire 23.05.2000, E. 1999/2255, K. 2000/3230 sayılı kararlar).
3030 sayılı KHK’yi yürürlükten kaldıran 10.07.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir
Belediyesi Yasası’nda arsa düzenlemesi ile ilgili kurallara da yer verilmiştir. Yasa-
nın konuyla ilgili 7. maddesinin b fıkrası şöyledir; “b) Çevre düzeni planına uygun
olmak kaydıyla, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde 1/5.000 ile
1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar planını yapmak, yaptırmak ve onayla-
yarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım planına uygun olarak
hazırlayacakları uygulama imar planlarını, bu planlarda yapılacak değişiklikleri,
parselasyon planlarını ve imar ıslah planlarını aynen veya değiştirerek onaylamak
ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar planının yürürlüğe girdiği tarihten iti-
baren bir yıl içinde uygulama imar planlarını ve parselasyon planlarını yapmayan
Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK makaleler
266TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
Arsa düzenlemesi konusunda oldukça iyi işleyen bir sisteme sa-
hip olan Almanya’da ise, belediye içinde düzenleme ile ilgili olarak
ayrı bir “Düzenleme Kurulu” oluşturulmaktadır.
23
5. Arsa Düzenlemesi ile Mülkiyet Arasındaki ilişkiler
Türkiye’de, mülkiyet hakkı, bireylerin dilediği şekilde kullanabi-
leceği bir hak ve sınırsız bir özgürlük olma niteliğini çoktan yitirmiş,
sosyal yapıda bir hak olduğu yolunda gelişmiş, birçok haklar gibi bu
hakkın da kamu yararı amacıyla ve yasayla sınırlanabileceği ilkesi ka-
bul edilmiştir.
24
Günümüzde mülkiyet hakkı, toplumun sosyal, eko-
nomik ve hukuksal yaşantısı içinde kamu ve özel hukuk karakterle-
rini kendinde toplayan özel nitelikte ayni (nesnel) hak olarak kabul
edilmektedir.
25
Bu nitelikteki mülkiyet hakkı toplum yararına aykırı
olmayacak biçimde ve yasaların koyduğu sınırlamalara uyularak kul-
lanılır.
Anayasada mülkiyet hakkı,
26
“Herkes mülkiyet ve miras haklarına sa-
hiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülki-
yet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz,” şeklinde sınırsız
bir hak olarak tanınmamış, kişi yararı ile toplum yararının karşılaştığı
alanlarda, toplum yararı üstün tutulmuştur. Mülkiyet hakkının kul-
ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar planlarını ve parselasyon planla-
rını yapmak veya yaptırmak.”
23
Almanya’da arsa düzenlemesi, belediye tarafından başlatılır. Düzenleme için, be-
lediyede ya da il yönetiminde bir Düzenleme Kurulu oluşturulur. Düzenleme Ku-
rulu uygulamayı özel bir sorumlulukla yürütür ve bu süreçte herhangi bir yerden
buyruk almaz. Çalışmaların yürütümü için Düzenleme Kurumu içinde bir yürütme
birimi kurulur. Bu birim, Düzenleme Kurulunun kararlarını hazırlar ve işlerini yü-
rütür. Düzenleme kurulunun yürütme birimi belediye/kentlerde oluşturulur. Fa-
kat kamu adına yetkili bir harita mühendisi yanında da kurulabilir. Bkz., Köktürk,
Erol, Köktürk ve Erdal (2005), s. 574
24
Anayasa Mahkemesi’nin 28.04.1966 tarihli ve E. 1966/3, K. 1966/23 sayılı kara-
rından başlayarak günümüze kadar, TBMM’ce çıkarılan çeşitli yasalar ile kanun
hükmünde kararnamelerin bazı kurallarının Anayasanın “mülkiyet hakkı” başlıklı
maddesine aykırılığı savıyla açılan davalara ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin birçok
kararında bu konuda benzer açıklamalar yapılmıştır.
25
Anayasa Mahkemesi’nin 21.06.1990 tarihli ve E. 1990/7, K. 1990/11 sayılı kararı
26
1924 Anayasası edinme ve kullanma özgürlükleriyle (m. 70) mülkiyeti “bireyin do-
ğal haklarından” saymasına karşın, 1961 Anayasası (m. 36) “sosyal kapsamlı temel
haklardan” biri olarak nitelendirmiş ve bu başlık altındaki düzenleme değişmeden
ve olduğu gibi korunarak 1982 Anayasası’nın “kişinin hakları ve ödevleri” bölü-
mündeki 35. maddede yer almıştır.
makaleler Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK
267TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
lanılmasını kamu yararı amacıyla bazı yükümlere ve koşullara bağ-
lamak ve böylece mülkiyet hakkını yasayla sınırlamak devletin hak-
kı, yükümlere ve koşullara uymak da taşınmaz iyesinin borcu olarak
görülmüştür. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının bu iki yönde-
ki sınırlamadan başka herhangi bir koşulla sınırlandırılmasını kabul
etmemektedir.
27
Türk Medeni Kanunu (TMK)
28
da, kişiye, iye olduğu
şey üzerinde yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla iste-
diği gibi tasarruf hakkını tanımış bulunmaktadır. Ancak yasa koyucu,
mülkiyet hakkına dilediği sınırlamaları getirmekte serbest olmayıp
Anayasa’nın mülkiyet hakkına ilişkin kurallarını göz önünde tutmak
zorundadır.
Mülkiyet hakkı, günümüzde bireylerin temel haklarından ve öz-
gürlüklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bunun ölçüsünü de,
Anayasa’nın temel hakların ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin
kuralında (1982 Anayasası, m. 13) yer alan, “demokratik toplum düzeni-
nin gerekleri” oluşturmaktadır.
29
Yukarıda belirtilenler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mül-
kiyet hakkının içeriğini ve sınırlarını belirleyen faaliyetlerde ve bu
hakkın kullanımı sırasında, arsa politikasının tüm yükümlülerinin,
yani bireylerin, belediyelerin, valiliklerin, devletin;
1. Mülkiyet hakkının Anayasa güvencesi altına alınmış olması
(mülkiyetin bağlayıcılığı),
2. Mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği (mül-
kiyet hakkını sınırlama ölçütü)
27
Anayasa Mahkemesi’nin 21.06.1989 tarihli ve E. 1988/34, K. 1989/26 sayılı kararı
28
17.02.1926 tarihli ve 743 sayılı eski TMK m. 618, 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı yeni
TMK m. 683’e göre, “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde,
o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine
sahiptir.”; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 754. maddesindeki, “…taşınmaz
mülkiyeti hakkının kamu yararı için kısıtlanması… özel kanun hükümlerine tabi-
dir…” kuralı da konunun özel yasa kuralları ile düzenlenebileceğine açıklık getir-
mektedir.
29
Anayasa Mahkemesi’nin 21.06.1989 tarihli ve E. 1988/34, K. 1989/26 sayılı;
21.06.1990 tarihli ve E. 1990/7, K. 1990/11 sayılı, 29.12.1999 tarihli ve E. 1999/33,
K. 1999/51 sayılı kararlarında, “…Temel hak ve özgürlüklerin soyut anayasa kuralı
olmaktan çıkarılması, kullanılabilir ve uygulanabilir bir duruma getirilmesi ve kişi
yönünden pratik bir değer taşıyabilmesi için sınırlarının belirlenmesi, kullanma ve
uygulanma yollarının gösterilmesi gerektiği…” belirtilmektedir.
Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK makaleler
268TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
3. Mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum ve kamu yararına
aykırı olamayacağı (sosyal bağlayıcılık)
ilkelerine dikkat etmeleri zorunludur. Buna göre, arsa düzenleme-
leri, anayasadaki “sosyal bağlayıcılık” çerçevesinde mülkiyetin içeriği-
ni ödentisiz olarak sınırlandırmakta ve yasalarla
30
da bu sınırlamanın
çerçevesi çizilmektedir.
Arsa düzenlemesi, taşınmazların, iyelerinin ve diğer hak sahiple-
rinin oluru aranmaksızın, birbirleriyle birleştirilmesi ve imar planına
uygun parsellere ayrılması sırasında yüzölçümlerinin yüzde kırkına
kadar kısmı üzerinde düzenleme dolayısıyla oluşan değer artışları
karşılığında düşülen “düzenleme ortaklık payı” ile mülkiyet hakkına bir
sınırlama getirmektedir. Ancak mülkiyet hakkına getirilen sınırlama,
yasalarla ve yasalarda öngörüldüğü biçimde gerçekleşmekte, imar
planlarının uygulamaya geçirilmesindeki kamusal yarar karşısında
demokratik toplum düzeninin gerekleriyle ve sosyal hukuk devleti il-
kesiyle çelişmemekte ve böylece ölçülülük kuralına uygun bir sosyal
denge sağlanmaktadır.
Dolayısıyla, arsa düzenlemesi işlemi, Anayasa’nın, “…sosyal bir
hukuk devleti” (m. 2), “temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın
yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve
ancak yasayla sınırlanabileceği, bu sınırlamanın ... demokratik toplum düze-
ninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı” (m. 13), “mülki-
yet hakkının ancak kamu yararı amacıyla, yasayla sınırlanabileceği (m. 35)”
ilkeleriyle uyumludur ve mülkiyet hakkına kendine özgü bir sınırlama
getirmektedir.
6. Arsa Düzenlemesinin Kamulaştırmadan Farkı
6.1. Türk İmar Yasası ve Anayasa Mahkemesi Kararları
Işığında İnceleme
İmar planlarının yürürlüğe girmesiyle birlikte, bu plana dayalı ola-
rak kadastro parsellerinin mülkiyet durumlarının ve sınırlarının, plan-
30
09.07.1956 tarihli ve 6785 sayılı İmar Yasası (m. 42), 6785 sayılı yasada değişiklik
yapan 11.07.1972 tarihli ve 1605 sayılı yasa (m. 42), 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayı-
lı İmar Yasası (m. 18), 3290-3366 sayılı yasalarla değişik 24.02.1984 tarihli ve 2981
sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler
Hakkındaki Yasa (m. 10/b-c ve Ek m. 1).
makaleler Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK
269TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
da öngörülen kullanıma uygun duruma getirilerek, kentsel alanlarda,
imar hukukuna uygun bir yerleşmenin ve yapılaşmanın sağlanması ve
kentin imar planında belirtilen kararlar doğrultusunda ve aşamalarla
geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Arsa düzenlemesi, bu süreçte, taşın-
maz iyelerinin birlikte hareket etmemeleri ve dolayısıyla aralarında
uzlaşma sağlayamamaları durumunda, taşınmazları birleştirme, ayır-
ma ve yeniden dağıtma işlemleri ile tüm iyeleri, imar planlarının uy-
gulanmasını kolaylaştıracak yönde davranışlara zorlayan bir denetim
yetkisi olarak işlev yüklenmektedir.
31
Ayrıca, arsa düzenlemesi ile yasada sayısı ve nitelikleri belirtil-
miş ve uygulama imar planında sınırları çizilmiş olan, “1) Milli Eğitim
Bakanlığı’na bağlı ilk ve orta öğretim kurumları, 2) yol, 3) meydan, 4) park, 5)
otopark, 6) çocuk bahçesi, 7) yeşil saha, 8) ibadet yeri ve 9) karakol” gibi ge-
nel hizmetler ve bu hizmetlerle ilgili tesisler için ayrılmış olan yerler,
belediyelerce veya valiliklerce düzenlemeye bağlı tutulan arazilerin ve
arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden, düzenleme
dolayısıyla oluşan değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı”
adıyla düşülmekte, ancak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye
bağlı tutulan arazilerin ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçüm-
lerinin yasada belirtilen oranını
32
geçememektedir.
Arsa düzenlemesi, gerek işlem türü ve gerekse düzenlemeye gi-
ren parsellerin yüzölçümlerinden bedelsiz olarak kesilen Düzenleme
Ortaklık Payı (DOP) nedeniyle, “... uzun yıllar boyu yarattığı problem-
lerle, yeterince anlaşılamamış ve kullanılamamış bir planlama yöntemi ...”,
33
kadastro parsellerinin, imar planı ile getirilen düzene uygun kullanı-
lışı yolundaki “en ciddi müdahale”,
34
“... bir tür kamulaştırma ...”,
35
“...
tıpkı kamulaştırma gibi ... idarenin mal edinmesi yollarından biri ...”,
36
“...
kamulaştırma dışında (mülkiyet hakkını) kendine özgü bir sınırlama olmayıp,
bizatihi hakkın özünü ortadan kaldıran anayasaya aykırı bir düzenleme...”
37
şeklinde nesnel ölçütlerden uzak ve uygun olmayan değerlendirme-
31
Yavuz, Fehmi/keleş, Ruşen/geray, Cevat (1978), s. 386.
32
03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Yasası’nın 18. maddesinde 03.12.2003 tarihli ve
5006 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle bu oran % 40 olarak belirlenmiştir.
33
Çeçener, H. Besim (2000), s. 75.
34
BİB (1995), s. 25.
35
Anayasa Mahkemesi’nin 22.11.1963 tarihli ve E. 1963/65, K. 1963/278 sayılı kararı,
Gürler, Mehmet (1983), s. 267.
36
Kalabalık, Halil (2003), s. 203.
37
Sancakdar, Oğuz (1996), s. 217.
Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK makaleler
270TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
lere bağlı tutulmuştur. Bununla birlikte, “… bir tür kamulaştırma işlemi
olmadığı kesin kanıdır…”,
38
“… hamur etme yetkisi, çoğu kez kamulaştırma
ile karıştırılır ise de ondan farklıdır. İsteğe bağlı olmama yönünden ona ben-
zemekle birlikte, karşılığında bedel ödenmemesi, hamuru kamulaştırmadan
ayırır. Bedel ödenmemesinin gerekçesi, birey arsasının alınmayan kısmında,
kamu eylem ve işlemleri sonucunda bir değer artışının yer alması ve bu artı-
şın, alınan parçaların bedelini fazlasıyla karşılamasıdır…”
39
şeklinde nesnel
ölçütlere uygun biçimde de değerlendirilmiştir.
Anayasa Mahkemesi de, 09.07.1956 tarihli ve 6785 sayılı İmar
Yasası’nın 42. maddesindeki, “… bu yerleri yüzde yirmibeşe kadar nok-
saniyle sahiplerine dağıtmaya …” şeklindeki kuralı, “… Tarla, yahut ha-
mur kaidesi adı verilen bu usul sonucu istisnai, diğer bir tabirle, dolayısıyla
kamulaştırma durumu ortaya çıkmaktadır… gerçek karşılığı peşin ödenme-
dikçe kamulaştırma yapılamaz …” gerekçesiyle 22.11.1963 tarihli ve
E. 1963/65, K. 1963/278 sayılı kararıyla iptal etmiştir (Resmi Gazete:
14.01.1964-11606). Anayasa Mahkemesi, arsa düzenlemesi işlemini,
1961 Anayasası’nın 36. maddesindeki “mülkiyet hakkı” ile ilgili kural
yerine, 38. maddesindeki “kamulaştırma” kuralına göre değerlendir-
miş ve bu nedenle de iptal kararı vermiştir. Bu karar nedeniyle, arsa
düzenlemeleri, 1964 yılından 1972 yılına kadar aksamıştır.
40
Anayasa
Mahkemesi’nce verilen iptal kararı, “… Ama biliyoruz ki, hamur yetkisi,
belediyelerce, dünyanın hemen hemen her yerinde kullanılmaktaydı. Ve bu
yetki, iyelik hakkını mutlak kullanma özgürlüğünü kamu yararı düşüncesiy-
le sınırlandıran son düşünsel gelişmelere de aykırı değildi”,
41
“… Anayasa
Mahkemesi’nin bu kararı modern sosyal fonksiyonlu mülkiyet görüşüne uy-
mama bir yana, imar ve şehircilik ilkelerini de göz önünde bulundurmamış-
tır”
42
biçiminde eleştirilmiştir.
Arsa düzenlemesinin, Anayasa’nın kamulaştırma ile ilgili kura-
lına göre değerlendirilmesi imar hukukuna da yansımıştır. Bunun bir
sonucu olarak, düzenli kentleşme açısından önem taşıyan asıl Anayasa
kuralının kamulaştırma maddesinde bulunduğu
43
belirtilmiş ve kamu-
laştırma hukukunun, arsa düzenlemesini kolaylaştıracak biçimde göz-
38
Abama (Abacıoğlu), Muhittin (1995), s. 413).
39
Keleş, Ruşen (1996), s. 139
40
Özen, Haldun (1981), s. 14
41
Keleş, Ruşen (1996), s. 198
42
Örücü, Esin (1976), s. 295
43
Keleş, Ruşen (1996), s. 424
makaleler Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK
271TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
den geçirilmesi ve geliştirilmesi önerilmiştir.
44
Bu değerlendirmelerin
bir sonucu olarak, 6785 sayılı İmar Yasası’nın 42. maddesine, 11.07.1972
tarihli ve 1605 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle, düzenleme ortaklık
payının, “düzenleme nedeniyle meydana gelen değer artışları karşılığında,”
düşüldüğü deyimi eklenmiş ve arsa düzenlemeleri yeniden uygulama
bulmuştur.
Anayasa Mahkemesi’nin 22.11.1963 tarihli iptal kararından yak-
laşık 27 yıl sonra (26.01.1990 günü), bu kez Zonguldak İdare Mahke-
mesi, gerekçesi aynı olan dört ayrı dava ile birlikte, 3194 sayılı İmar
Yasası’nın 18. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, “Belediyeler veya
valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında
bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meyda-
na gelen değer artışları karşılığında ‘düzenleme ortaklık payı’ olarak düşüle-
bilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenle-
meye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin
yüzde otuzbeşini geçemez” kuralını, “kamulaştırma bedeli ödenmeksizin özel
mülkiyete el atma niteliği taşıdığından, Anayasa’nın 46. maddesine aykırı
bulunduğu” gerekçesiyle iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş
ve bu istem, bu kez, Anayasa’nın 46. maddesindeki kamulaştırma ku-
ralı yerine 35. maddesindeki “mülkiyet hakkı” kuralına göre incelenerek
anayasaya aykırılığın olmadığına karar verilmiştir.
45
Anayasa Mahkemesi’nin, arsa düzenlemesini kamulaştırmadan
farklı bir işlem olarak değerlendirme gerekçeleri şunlardır:
1. Belirli nüfus yoğunluğuna ulaşmış yerleşim birimlerinin, ileri-
deki durumları da tasarlanarak imar planlarının yapılması ve planla-
rın uygulanmasında yalnızca kamulaştırma yoluna gidilmesi yoluyla
sorunların çözümlenmesindeki kimi güçlükler, ülkemizin imar düzen-
lemelerinde engeller oluşturacaktır...
2. Taşınmazların yüzölçümlerinin yüzde otuzbeşine kadar kısmı
üzerinde düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları kar-
şılığında düşülen düzenleme ortaklık payları, belediyelerin mülkiyetine
geçmemekte, ancak düzenlemeye bağlı tutulan yerlerin gereksinimi olan yol,
meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil alan, cami ve karakol gibi genel
44
TOKİ (1996), s. 148
45
Anayasa Mahkemesi’nin 21.06.1990 tarihli ve E. 1990/7, K. 1990/11 sayılı; 21.06.1990
tarihli ve E. 1990/8, K. 1990/12 sayılı; 21.06.1990 tarihli ve E. 1990/9, K. 1990/13 sa-
yılı; 21.06.1990 tarihli ve E. 1990/9, K. 1990/13 sayılı kararları.
Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK makaleler
272TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
hizmetlere ve bunlarla ilgili tesislere özgülenmektedir. Oysa kamulaştırma-
da mülkiyet el değiştirmekte, kamulaştırılan taşınmaz kamulaştırmayı yapan
idarenin malı olmaktadır...
3. Yapılan düzenleme ile imar sınırları içinde bulunan arazi ve
arsa maliklerinin mülkiyet hakkı sınırlandırılarak, arazi ve arsalarının
yüzölçümünde azalma en çok yüzde otuzbeş oranında olmakta, ancak
ortaya çıkan değer artışı nedeniyle ölçülülük kuralına uygun bir sosyal
denge oluşmaktadır…
4. Söz konusu hüküm, faydalı yatırımlara girişilmesini, kişi ve top-
lum yararına düzenlemeler yapılmasını ve imar düzenine uygun ya-
pılaşmayı sağlayacağı için hukuk devleti ilkelerine aykırı değildir. Bu
açıdan bakıldığında yargı denetimine açık bulunan, herkes için geçerli
sayılması gereken genel kurallar içeren düzenleme, hukukun genel
ilkeleriyle uyumlu olup, toplum yararını öngören uygulama, sosyal
devlet yapısına da uygun bulunmaktadır...
5. Şehirlerimizde imar girişimlerinin başlamasıyla, taşınmazlarda
meydana gelecek değer artışı göz önüne alındığında, sözü edilen ku-
ralın öngördüğü oranın demokratik toplum düzeninin gereklerine ters
düştüğü söylenemez...
6. İtiraz konusu kuralın, yerleşim birimlerinin iyileştirilmesi so-
nucunda, ulaşmasını öngördüğü düzeyin, toplum yaşamı yönünden
önem taşıyan kamu yararı, kamu düzeni ve hukuk devleti kurumları-
nın iyi işlemesi ve sosyal yarar sağlama, ekonomik ve sosyal dengeyi
eşitlik ilkesi gereği oluşturma gibi haklı ve doğru bir amaca yönelik
bulunması karşısında içeriği bakımından mülkiyet hakkının özüne do-
kunmadığının, Anayasa’nın özüne ve sözüne uygun türde kamulaştır-
ma dışında kendine özgü bir sınırlama getirdiğinin kabulü gerekir…
7. İtiraz konusu kural, arazi ve arsa düzenlemesi sonucu taşın-
mazın esas yüzölçümünden düşülen “düzenleme ortaklık payı”nın, bir
kamu hizmeti nedeniyle artan değer karşılığında, düzenlemeye tabi
tutulan bölgenin gereksinimi olan hizmet ve tesisler için kullanılma-
sını öngörmektedir. Amaç dışında kullanılması durumunda ilgililerin
her zaman yasal yollara başvurma hakları vardır...
8. İptali istenilen kuralla yönetim, kamulaştırma dışında, kişinin
mülkiyet hakkını yasayla sınırlandırırken, işlem konusu taşınmazdan
“düzenleme ortaklık payı” olarak ayrılan yerleri, şehirleşme için gerekli
makaleler Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK
273TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
olan genel hizmetlerde kullanmaya yetkili kılınmıştır. Öngörülen ko-
şullarla yönetimin bu yetkisini kötüye kullanması önlenmek istenmiş-
tir. Bu bakımdan, kamu yararı nedeniyle ve dengeli biçimde sınırlama
sonucu, değerlenen yeni yerinde yapılanma hakkını kullanabilecek
olan malikin mülkiyet hakkının özüne dokunulduğundan söz edile-
meyeceğinden itiraz konusu kuralın, mülkiyet hakkını, Anayasa’nın
13. maddesinin ikinci fıkrasına uygun biçimde sınırladığı kabul edil-
melidir…
9. Böylece, İmar Yasası ile öngörülen uygulamanın temel işlevi ve
amacı, şehirlerin fiziksel konumunda süregelen, çarpık, düzensiz, sağ-
lıksız yapılaşmaları önlemek; sağlıklı, uygar ve çağdaş kentleşme ko-
şullarını gerçekleştirmek olduğuna ve söz konusu etkinliklerde kamu
hizmeti ve dolayısıyla kamu yararı ön planda yer aldığına göre, mül-
kiyet hakkının yasa ile sınırlanmasına olanak tanıyan kuralların varlı-
ğından kuşku duyulmaması gerekir…
10. İtiraz konusu kural ile kadastral parsellerin imar parseline dö-
nüştürülmesinden sonra belediye tarafından kamu hizmeti yapılırken,
hizmet karşılığı, yine o yere getirilecek hizmet için malikin taşınmazın-
dan belli bir miktarın düzenleme ortaklık payı olarak alınması yetkisi-
nin, karşılık ödenmeden yapılan bir kamulaştırma olarak nitelendiril-
mesi olanaksızdır. Bu nedenle yönetimin kamulaştırmasız el atmada
bulunduğundan söz edilemez…
11. Pek çok uygar ülke tarafından kabul edilip uygulanan arazi
ve arsa düzenlemesinde bir kısım alanın “düzenleme ortaklık payı”
olarak alınması işlemi; belediyenin yaptığı kamu hizmeti karşılığında,
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 16, 86, 87 ve 88. maddeleri
gereği alınan değerlendirme resmiyle (şerefiye), yol yapı harcamala-
rına, kanalizasyon harcamalarına, su tesisleri harcamalarına yararla-
nanların katılma payı gibi, kendine özgü dengeli bir değerlendirme
niteliğindedir…
12. Yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların plan, fen,
sağlık ve çevre koşullarına uygun oluşmasını sağlamak amacıyla dü-
zenlenmiş olan İmar Yasası’nın dava konusu 18. maddesinin ikinci
fıkrası, belediyeye düzenlemeye bağlı tutulan taşınmaz maliklerin-
den, götürülen hizmetten dolayı bir karşılık alma yetkisi vermektedir.
Düzenlemeden önceki taşınmazına karşılık olarak verilen taşınmaz da
malikin tasarrufuna özgülendiğinden, uygulamaya esas hükümlerin
Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK makaleler
274TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
Anayasa’ya aykırılığı söz konusu değildir.
Anayasa Mahkemesi, iptal kararını, Anayasa’nın 35. maddesi-
nin birinci fıkrasının ikinci bendindeki “Bu haklar, ancak kamu yararı
amacıyla, kanunla sınırlanabilir,” kuralı ile ikinci fıkradaki, “Mülkiyet
hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz,” şeklindeki “sosyal
bağlayıcılık” ilkesine dayandırmıştır. Bu ilkenin özü de, “yasayla yapı-
lan kısıtlamanın topluma sağlayacağı yarar, kişilerin uğrayacağı zarara göre
ağır bastığında, burada kamu yararının varlığını kabul etmek gerekir. Sos-
yal nitelik taşıyan mülkiyet hakkının toplumla ve toplum yararıyla doğrudan
ve yakından ilgili olması karşısında, bu konuda da bireyle toplum yararının
karşılaştığı durumlarda toplum yararının üstün tutulması doğaldır,” şeklin-
deki karardır.
6.2 Alman İmar Yasası ve Federal Alman Anayasa Mahkemesi
Kararı Işığında İnceleme
Alman Parlamentosu, Avrupa Hukukuna Uyarlama Yasası’nı
(EAG-Bau), 30 Mayıs 2004 günü tüm partilerin katılımıyla oybirliğiy-
le kabul etmiş; Federal Konsey 11 Haziran 2004 günlü oturumunda
yasaya onay vermiş ve yasa (EAG-Bau) 30 Haziran 2004 günlü Resmi
Gazete’de yayınlanmıştır. Alman İmar Yasası (AİY, BauGB), EAG-Bau
ile kapsamlı olarak değişmiş ve 20 Temmuz 2004 günü yürürlüğe gir-
miştir. Almanya’da, Avrupa Birliği yönergelerine uyarlamaya ilişkin
değişiklikler, özellikle belirli planların ve programların çevresel etki
değerlendirmeleri için gerekli olanlar, öncelikle BauGB’nin 1. ve diğer
maddelerine göre imar planlama hukukunu ve 29. madde ve diğer-
lerine göre projelerin onayını ilgilendirmektedirler. Bunun yanı sıra
yasa koyucu, arsa düzenlemelerine ilişkin 45. ve sonrası maddeleri ile
birlikte sınır düzeltme ve arsa düzenlemesi hukukunu da geliştirmiş-
tir. Alman İmar Yasası’nda yapılan en önemli değişikliklerden birinin,
arsa düzenlemelerinin, düzenleme kurumu tarafından, maliklerle ya-
pılacak görüşmeden sonra verilecek kararla başlatılması olduğu söyle-
nebilir (AİY, m. 46/1).
AİY’nın 45. maddesine göre, düzenlemenin amacı, “bir uygulama
imar planının geçerli olduğu bölgede (AİY, m. 30) ve belediyenin plansız ama
düzenli yapılaşmış bölümlerinde (AİY, m. 34), belirli bölgelerin yeni ima-
ra açılması veya yeniden biçimlendirilmesi için yapılı ve yapısız parsellerin,
makaleler Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK
275TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
arsa düzenlemesi yoluyla, yapı amaçlı ve diğer kullanım için konuma, biçime
ve büyüklüğe göre amaca uygun olarak düzenlenmiş parseller oluşturulması
biçiminde yeniden düzenlenmesi,” şeklinde belirtilmiştir. Alman İmar Ya-
sası (AİY)’na göre, arsa düzenlemesinde işlem akışı şöyledir;
Almanya’da bir arsa düzenlemesi, AİY (BauGB)’nin 46. mad-
desinin 1. fıkrasına göre, bir uygulama imar planının geçerli olduğu
bölgede, yalnızca, eğer yapılması zorunluluğu varsa ve bu zorunlu-
luk oluşur oluşmaz kararlaştırılabilir ve uygulanabilir. Eğer parsel sa-
hipleri uygulama imar planına uygun olarak parsellerin yeniden dü-
zenlenmesine hazırlarsa ve bunun olmasını isteme durumunda iseler,
böyle bir düzenlemenin yapılması için hukuk mahkemesinin kararına
gerek olmaz. Arsa düzenlemesi bir kararla başlar. Bu kararda düzen-
leme bölgesinin tanımlanması ve bu bölge içinde bulunan parsellerin
tek tek belirtilmesi gerekir (AİY, m. 47). Düzenleme bölgesinde bulu-
nan parseller, AİY’nin 55. maddesinin 1. fıkrasına uygun olarak, yü-
zölçümlerine göre hesaplanıp düzenleme kütlesi olarak birleştirilirler
(hamur edilirler). Bu kütleden, AİY’nin 55. maddesinin 2. fıkrasına
göre, düzenleme bölgesi içinde kalan ve imar planına göre yerel ula-
şım alanları olarak ve büyük ölçüde düzenleme bölgesinde oturanların
gereksinmelerine hizmet eden alanlar öncelikle kesilir ve belediyeye
ya da diğer altyapı yükümlüsüne tahsis edilir. Bu alanların kesilmesin-
den sonra kalan kütle, dağıtım kütlesi olarak nitelenir (AİY, m. 55/4).
Her bir parsel malikinin dağıtım kütlesindeki payları ki kuramsal pay
(Sollanspruch) olarak da nitelenir, eski parsellerin düzenlemeden önce
birbirlerine karşı sahip olduğu alan ya da piyasa değerleri oranından
hesaplanır (AİY, m. 56/1, Bent 1). Dağıtım kütlesinden, maliklere, arsa
düzenlemesinin amacına uygun olarak, olanaklar ölçüsünde katılım
parselleriyle aynı yerde ya da aynı değerdeki bir yerde, her bir ku-
ramsal paya uygun olarak tahsis yapılır (AİY, m. 59/1). Eğer gerçek
tahsis sırasında kuramsal pay tam anlamıyla karşılanamazsa, para ola-
rak bir denkleştirme yapılır (AİY, m. 59/2, Bent 1). Arsa düzenleme
işlemi, düzenleme kurumu tarafından, maliklerle yapılacak görüşme-
den sonra verilecek karara göre hazırlanması gereken arsa düzenleme
planıyla sona erer (AİY, m. 66/1, Bent 1). Uygulama imar planı, en
geç bu karardan önce yürürlüğe girmiş olmalıdır (AİY, m. 45/2, Bent
2). Düzenleme bölgesindeki parsellerin bildikleri, tüm gerçek ve tüzel
değişiklikleriyle birlikte tasarlanan yeni durum, arsa düzenleme pla-
nından anlaşılmalıdır (AİY, m. 66/2, Bent 1). Arsa düzenleme planının
Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK makaleler
276TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
kesinleştiğinin duyurulmasıyla, arsa düzenleme planında öngörülen
yeni tüzel durum şimdiye kadarki tüzel durumun yerine geçer (AİY,
m. 72/1, Bent 1). Tahsis edilen parseller, AİY’nin 63. maddesinin 1.
fıkrasının 1. bendine göre, eski parsellerdeki haklar ve bu parselleri
ilgilendiren ve ortadan kalkmayan tüzel koşullar bakımından, eski
parsellerin yerine geçerler.
Federal Anayasa Mahkemesi (BverfGE), Anayasa hukuku açı-
sından arsa düzenlemesi konusundaki kararını ilk kez 22 Mayıs 2001
tarihinde açıklamıştır.
46
Federal Anayasa Mahkemesi’ne göre, arsa dü-
zenlemesi, 1949 tarihli Alman Anayasası’nın 14. maddesinin
47
1. fık-
rasının ikinci bendindeki anlama uygun olarak, mülkiyetin içeriğinin
ve sınırlarının anayasa hukukuna uygun biçimde belirlenmesidir.
48
Düzenleme, birbirine karşı olan özel çıkarların denkleştirilmesini sağ-
lamaktadır. Almanya’da, arsa düzenlemesi süreci, Federal Anayasa
Mahkemesi kararında ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Buna göre;
1. Arsa düzenlemesi, malikin anayasa hukukuyla güvencelenen
kullanma özgürlüğünü sınırlandırır. Eğer malikler mülkiyet koşulla-
rının yeniden düzenlenmesinin sözleşme özgürlüğüne dayalı düzen-
46
Köktürk, Erol ve Köktürk, Erdal (2005), s. 577
47
Almanya Anayasası’nın mülkiyet hakkı ve kamulaştırma ile ilgili hükümleri 14.
maddede açıklanmıştır. Dört fıkradan oluşan maddenin ilk iki fıkrası mülkiyet
hakkı, üçüncü ve dördüncü fıkraları ise kamulaştırma ile ilgilidir. Federal Alman
Anayasa Mahkemesinin, arsa düzenlemesini mülkiyet hakkına ilişkin kurallar çer-
çevesinde incelemesi Türk Anayasa Mahkemesi’nin değerlendirme biçimiyle uyuş-
maktadır. Türk ve Alman Anayasalarının mülkiyet hakkına ilişkin kurallarındaki
benzerliğe de dikkat edilmelidir. Almanya Anayasası’nın 14. maddesi şöyledir, “(1)
Mülkiyet ve miras hakkı güvence altına alınmıştır. İçeriğini ve sınırlarını yasa gös-
terir. (2) Mülkiyet, yüküm (mükellefiyet) doğurur. Kullanılırken aynı zamanda top-
lum yararına da hizmet etmelidir. (3) Kamulaştırma, ancak toplum yararı amacıyla
yapılabilir. Bunun yürütülmesi, yönteminin ve verilecek ödentinin bir yasaya ya da
yasal nedene dayanmasına bağlıdır. (4) Ödenti, toplum yararı ile ilgilinin yararı göz
önünde tutularak belirlenmelidir. Ödenti miktarının saptanmasında anlaşmazlık
çıkarsa, bu anlaşmazlığın çözümü konusunda genel mahkemelere başvurma yolu
açıktır.” Bkz., Yıldız, Nazmi (1977), s. 12; Köktürk, Erol ve Köktürk, Erdal (2005) s.
579.
48
SEELE (1994: 9)’ye göre, Almanya’da, arsa düzenlemesi için mülkiyetin içeriksel sı-
nırlandırılmasının, o taşınmazın kamulaştırılmasından ayrılması özellikle önemli-
dir. Her ikisi de, mülkiyet güvencesi gibi aynı düzeyde yasaldır. Fakat ödenti karşı-
lığı toplum/kamu yararına kamulaştırma yapılırken, bunun karşıtı olarak, yalnızca
sosyal bağlayıcılık çerçevesinde mülkiyetin içeriği ödentisiz olarak sınırlandırılabi-
lir. Yıldız (1977: 12)’a göre, arsa düzenlemesi, Anayasa’nın bu maddesi uyarınca,
mülkiyetin sosyal yükümlülüğü ile kamulaştırma sınırında bulunduğundan pek
çok kişi tarafından eleştiriye tabi tutulmuştur.
makaleler Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK
277TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
lemelerine ilişkin olarak parsellerin imar edilebilirliğini sağlamaz-
larsa, devlet, işlem egemenliğini geçici olarak üzerine alır. Mülkiyet
koşullarının, şimdiye kadarki somut parselin kısmen ya da bütünüyle
yitirilmesiyle ve yeni tahsisle bağlantılı olan değişikliği, zorunlu du-
rumlarda, tek tek maliklerin iradelerine karşı olsa da sağlanabilir. Arsa
düzenlemesine ilişkin düzenlemelerle, yasa koyucu, somut mülkiyet
nesnelerine el koyma ve tahsis etme için dayanak yaratmakta ve böy-
lece aynı zamanda mülkiyetin düzenlendiği alanda Anayasa’nın 14.
maddesinin 1. fıkrasının 1. bendiyle korunan tasarruf özgürlüğü sınır-
landırmaktadır.
2. Anayasal olarak düzenlenişini Anayasa Mahkemesi’nin şimdi-
ye kadar kesinlikle açık bıraktığı arsa düzenlemesi, bir kamulaştırma
değildir. Tersine mülkiyetin içeriğinin ve sınırlarının belirlenmesidir.
Bundan dolayı arsa düzenlemesi, Anayasa’nın 14. maddesinin 3. fıkra-
sına dayanılarak değil, 1. fıkrasının 2. bendine dayanılarak değerlen-
dirilir.
3. Kamulaştırma ile devlet, kişilerin taşınmazlarına el koyar. Ka-
mulaştırma, bazı kamusal görevlerin yerine getirilmesi amacıyla, so-
mut, öznel ve Anayasa’nın 14. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendiyle
güvencelenen hukuksal durumlara kısmen ya da tümüyle el konul-
masına yöneltilmiştir. Kamulaştırma, somut hukuksal pozisyonlara el
koymayı gerektirmektedir. Fakat her el koyma, Anayasa’nın 14. mad-
desinin 3. fıkrası anlamında kamulaştırma değildir. Bu, kendilerine so-
mut ve kamusal görevlerin yerine getirilmesine hizmet eden projelerin
uygulanmasında gerek duyulan malların devlet gücüyle sağlandığı
durumlarla sınırlıdır. Eğer var olan hukuksal pozisyonlara el koymay-
la özel çıkarların denkleştirilmesi öngörülmüşse, ancak bu durumda
mülkiyetin içeriğinin ve sınırlarının belirlenmesi söz konusu olabilir.
4. Arsa düzenlemesi, Anayasa’nın 14. maddesinin 1. fıkrasının 2.
bendi anlamında içeriğin ve sınırların belirlenmesi olup, Anayasa’nın
14. maddesinin 3. fıkrası anlamında bir kamulaştırma değildir. Gerçi
düzenleme, aynı zamanda kamusal çıkarlara hizmet eden kentsel bir
tasarım çerçevesinde yapılır. Fakat yürütme gücü, AİY’nin 45. mad-
desiyle, somut ve toplum yararına hizmet eden projelerde kullanmak
için maliklerin parsellerine el koymayla yetkilendirilmemiştir. Arsa
düzenleme aracı, öncelikle maliklerin özel çıkarlarının denkleştirilme-
sine yöneltilmiştir. Maliklerin mülkiyet haklarının bunun için zorunlu
Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK makaleler
278TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
bir yeniden düzenlenmesi konusunda bizzat anlaşamadıkları durum-
larda da, arsa düzenlemesi, maliklere parsellerinin yapısal kullanımını
olanaklı kılar. Bu yeniden düzenlemenin bütünleyici parçası, uygu-
lama imar planında belirlenmiş olan yerel ulaşım alanları ve büyük
oranda düzenleme bölgesinde yaşayanların yararına hizmet eden di-
ğer tesisler için gereken alanlar için öngörülen ve AİY’nin 55. maddesi-
nin 2. fıkrasına dayanılarak yapılan alan kesintisidir. Çünkü altyapıya
bağlanma, bölgenin ve maliklere tahsis edilen her parselin imar edile-
bilirliği için vazgeçilemez koşuldur. Bu da özel çıkarların denkleştiril-
mesine hizmet eder.
5. Düzenlemeyi başlatan düzenleme kararı, buna göre bir kamu-
laştırmayı tanımlamaz. Tersine, arsa düzenlemesi kararı, plana uygun
kullanımın sağlanması amacıyla düzenleme bölgesindeki parsellerin
somut olarak yeniden düzenlemesini öngören AİY’nin 45. maddesin-
deki olanağı güncellemektedir.
6. Arsa düzenlemesine ilişkin hükümler, aynı zamanda, uygun, il-
gili parsel maliklerinin çıkarlarını yeterince gözeten bir çıkar denkleş-
tirmesini sağlarlar. Eğer, -uzlaşılmış bir çözümün eksikliğinden dola-
yı- kamu gücüne dayanılarak yapılan bir arsa düzenlemesi söz konusu
olursa, malikler şimdiye kadarki parsellerini kısmen ya da tamamen
yitirebilirler. Malikler aynı zamanda imar alanının altyapıya kavuştu-
rulması amacıyla gerekli olan tesisler için yapılacak arazi kesintisine
katlanmak zorundadırlar (AİY, m. 55/2). Arsa düzenlemesiyle bağ-
lantılanan bu yükler, düzenlemeyle sağlanan değer artışıyla uyumlu
bir oran içinde bulunurlar. Tüm malikler, AİY’nin 56. maddesinin 1.
fıkrasının 1. bendine ve 59. maddesinin 1. fıkrasına göre, arsa tahsisin-
de, eski parsellerin düzenlemeden önce birbirleriyle alanlarına ya da
değerlerine göre sahip oldukları oranda hak sahibidirler. Her bir mali-
ke uygun olmayan bir yük yüklenmesinden sakınılır. Çünkü malikler
parsellerinin kaybı için, yeniden aynı değerde olması gereken bir par-
sel edinirler (AİY M. 57/2, 58/2). Bununla birlikte, kural olarak, yeni
verilen parseller düzenlemeye katılan parsellerden daha değerli olur-
lar. Yasa koyucu, parsel parçasının ve şimdiye kadarki kullanımının
korunmasında her malikin korunması gereken çıkarının gözetilebil-
mesi için de kaygı taşımıştır. Böyle bir çıkar konusunda, önceden, yani
imar planının hazırlanması aşamasında karar verilmesi gerekir. Uygu-
lama imar planının, AİY’nin 1. maddesinin 6. fıkrasına göre, yapısal
kullanımı, birbirine karşı olan özel ve kamusal çıkarların adil bir denk-
makaleler Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK
279TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
leştirilmesinin sonucu olarak belirlemesi ve AİY’nin 45. maddesinin
2. fıkrasının 2. bendine göre de en geç düzenleme planının yapılması
kararından önce yürürlüğe girmesi gerekir. Bu ayrıca, Anayasa’nın 14.
maddesinin 1. fıkrasının 1. bendindeki istemlere de uygundur. Buna
göre, düzenleme işleminde söz konusu olabilen, maliklerin haklarının
kayıtlanmasına yöneltilen ya da sonuçta bunları etkileyen tüm takdir
kararlarında, ilgili maliklerin çıkarları, birbirleriyle ve düzenlemeyle
izlenen kamusal çıkarlarla orantılı olarak adil biçimde denkleştirilir.
7. Genel Değerlendirme ve Sonuç
Türk ve Alman Anayasa Mahkemeleri’nin, arsa düzenlemelerinin
hukuksal dayanağı konusunda vermiş oldukları kararlardaki benzer-
likler dikkat çekicidir. Uygulanan yöntem farklılıklarına karşın, arsa
düzenlemesinin hukuksal dayanağının anayasaların kamulaştırma
yerine mülkiyet hakkına ilişkin kurallarında bulunduğu gibi tek bir
yargıda birleşilmesi olumludur. Bu yargı örtüşmesinde, Türk İmar
Mevzuatı’nın kökeninin Almanya olmasının
49
etkisi olmalıdır. Ancak,
Almanya, Avrupa Birliği’ne üye bir ülke olarak, gelişen sürece ayak
uydurabilmek için, imar yasasını AB kurallarıyla uyumlu duruma
getirme çabasını kesintisiz sürdürmektedir. Bu amaçla, Alman İmar
Yasası’nda kapsamlı bir değişikliğe gitmiştir. “Düzenlemeye giren ta-
şınmazların malikleri ile görüşülmeden düzenleme kararı verilemeyeceğine,”
ilişkin değişiklik bu açıdan önemlidir. Diğer değişikliklerin yanı sıra,
“sınır düzeltmesi” kavramı da terk edilmiş ve “basitleştirilmiş düzenle-
me” kavramı benimsenmiş, bu kavram altında uygulamanın boyutları
genişletilmiştir. Bu değişikliklere karşın, Avrupa Birliği’ne üye olma
isteminde bulunan Türkiye’nin, iyi işlemediği herkesçe bilinen imar
sisteminde bir reforma gitme konusunda güçlü bir arzunun olmama-
sı, ya da bu arzu zaman zaman ortaya çıksa da, bunun bir toplum-
sal uzlaşma temelinde gerçekleştirilememesi düşündürücüdür. İnsan,
toplum, kent ve çevre yerine rant odaklı olarak başvurulan arsa dü-
zenlemesi, belediyelerce ve valiliklerce taşınmaz iyeleri hiç bilgilendi-
rilmeden re’sen (doğrudan) yapılmaktadır ve tescil edilmektedir. Oysa
49
Ünal, Yücel (2003)’a göre, “İmar mevzuatımızın kökeni olan Almanya’dan aldığı-
mız yasayı kendimize uydurmak üzere ve hatta sistemini de kavramadan istisna
hükümleri koyarak değiştirmiş ve sistemi bozmuşuz. İmar mevzuatının tümüyle
ele alınıp, plan yapım ve uygulanmasının sağlıklı bir sisteme bağlanması gerek-
mektedir” (s. 184)
Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK makaleler
280TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
Almanya’da, hem düzenleme kararı alınmadan önce ve hem de dü-
zenleme kesinleşmeden önce olmak üzere iki kez maliklerle yüz yüze
görüşmeler yapılması Alman İmar Yasası’nın emredici hükmüdür.
Almanya’daki sistemin daha adil ve doğru olduğunda kuşku yoktur.
Çünkü benimsenen sistem, bir kadastro parselinin iyesinin, düzenleme
nedeniyle ne kar ne de zarar etmesine dayanmaktadır. Sistemin özü,
taşınmazların düzenlemeden önce de sonra da aynı değerde olmasını
sağlamaktır. Dolayısıyla, arsa düzenlemesi ile herhangi bir spekülatif
kazanç elde edilmesine izin verilmemektedir.
50
Katılım ve dağıtım par-
selleri arasındaki değer farkının kamuya döndürülmesi, sistemin ada-
let temelinde düzenlenmesinin en önemli göstergelerinden birisidir.
Türkiye’de ise, düzenlemeye giren parsellerin yüzölçümlerinden,
Düzenleme Ortaklık Payı Oranı (DOPO) adıyla “eşit orantılı toprak
kesintisi” yapılmakta ve bu kesintinin, düzenleme nedeniyle oluşan
değer artışının karşılığı olduğu varsayılmaktadır. Türkiye’deki uygu-
lamalardan bilinmektedir ki, parsellerden yapılan eşit orantılı toprak
kesintileri, dağıtım parsellerinde, eşit orantılı değer artışlarını sağla-
mamaktadır. 3194 sayılı İmar Yasası’na göre yapılan arsa düzenle-
melerinde, taşınmazlarda ortaya çıkan değer artışlarının kamuya mal
edilmesinin, tüm parsellerden eşit oranda düzenleme ortaklık payı ke-
silerek bu paylarla kamu hizmetlerine ayrılan yerlerin kazanılmasına
indirgendiği görülmektedir. Bu yöntemde, parsellerin düzenleme sı-
rasında değerleri saptanmadığından, düzenleme ile elde edilen değer
artışı bilinememekte ve kamuya döndürülecek değer artışının hesap-
lanması olanağı bulunmamaktadır. Oysa arsa düzenlemeleri sonunda,
kamu hizmetlerine ve bu hizmetlerle ilgili tesislere özgülenen alanlar
ayrıldıktan sonra da, parsellerde düzenleme öncesine göre bir değer
artışı ortaya çıkmaktadır. Eşdeğerlik yönteminde, bu miktar kolayca
saptanmakta ve belediyeye mal edilmektedir. Belediyeler de adı geçen
arsaları, daha sonraki düzenlemelerde ve/veya kamulaştırma duru-
munda değerlendirmektedirler. Buna karşın, Türkiye’de uygulandığı
şekliyle, eşit orantılı toprak kesintisine dayalı sistemlerde, değer artışı-
nın ne ölçüde gerçekleştiğini saptamak olanaksızdır.
Görülmektedir ki, arsa düzenlemelerinde, Almanya’da uygula-
nan “eşdeğerlik ilkesi” ile Türkiye’de uygulanan “eşit orantılı toprak ke-
50
Ayrıntılı açıklama için, Bkz. Yıldız, Nazmi (1977); Köktürk, Erol ve Köktürk, Erdal
(2005).
makaleler Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK
281TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
sintisi ilkesi” arasında önemli farklar vardır. İyi işleyen bir eşdeğerlik
modeli, ancak iyi işleyen bir değerleme sisteminin olması ve istikrarlı
bir ekonomi durumunda söz konusu olabilir. Almanya ile karşılaştırıl-
dığında, Türkiye’de eşdeğerlik ilkesinin uygulanması için, ekonomik,
teknik, siyasal ve akçalı konularda da eşdeğer gelişmişlik ölçütlerine
ulaşılmasını beklemek mi gerekmektedir?
Danıştay’a göre,
51
düzenlemeye giren parseller ile düzenleme
sonrası oluşan parseller arasında değer farkının olması, düzenleme-
nin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1-a
fıkrası uyarınca, şekil (usul=biçim) yönünden hukuka aykırılık neden-
leri arasında sayılmaktadır. Ancak, arsa düzenlemelerinde, eşdeğer-
lik ilkesi uygulanmadığı sürece, kararda sözü edilen “değer farkı”nın
hesaplanması olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda, anılan kararın
ne şekilde uygulanacağı tartışmalıdır. Anayasa Mahkemesi
52
de, “…
bir taşınmazın değerinden aşağı bir karşılıkla özel mülkiyetten çıkarılmasına,
Anayasa’nın hiçbir hükmü izin vermemektedir…” demektedir. Bir başka
deyişle, “…mülkiyet hakkının doğal bir sonucu olarak, bu bedelin, taşınmaz
mal değerinin tam karşılığı olması gerekir…” Arsa düzenlemeleri ve ka-
mulaştırma gibi uygulamaların dayanağı olan “toplum/kamu yararı”
kavramı, mülkiyetin karşılıksız veya değerinden daha aşağıda devrine
dayanak tutulamaz. Çünkü Anayasa gereği, temel hakların (örneğin:
mülkiyet hakkının) özüne dokunmak olanaksızdır (Anayasa, m. 13).
Bununla birlikte, kamu yararına dayanan uygulamalarda (arsa düzen-
lemeleri, kamulaştırma gibi işlemlerde) taşınmazın gerçek karşılığının
ödenmesi durumunda, mülkiyet hakkı, paraya çevrilmek suretiyle ko-
runmuş olacağından, “öze dokunma” durumu da “sınırlama” niteliğine
dönüşmüş olacaktır. Anayasa Mahkemesi, bunun dışındaki bir anla-
yışın, yani gerçek değer yerine daha düşük bir değerin ödenmesinin,
o taşınmazın kısmen müsaderesi niteliğini taşıyacağı görüşündedir.
53
Mülkiyet hakkının özüne dokunmayan bir sınırlamaya, Anayasa’nın
2, 13 ve 35. maddelerindeki ilkeler göz önüne alındığında karşı çıkıla-
maz.
Türk İmar Mevzuatı’na göre yapılan arsa düzenlemelerinde (6785
sayılı İmar Kanunu, m. 42; 3194 sayılı İmar Kanunu, m. 18), her ka-
51
Danıştay 6. Daire’nin 17.01.2000 tarihli ve E. 1998/6414, K. 2000/106 sayılı kararı.
52
Anayasa Mahkemesi’nin 12.10.1976 tarihli ve E. 1976/38, K. 1976/46 sayılı;
12.10.1976 tarihli ve E. 1976/26, K. 1976/47 sayılı kararları.
53
Anayasa Mahkemesi’nin 12.10.1976 tarihli ve E. 1976/38, K. 1976/46 sayılı kararı.
Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK makaleler
282TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
dastro parselinden düzenleme ortaklık payı adıyla yapılan eşit orantılı
kesintinin, “düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığın-
da” nitelemesi ile açıklanmasının nedeni, yukarıda belirtilen Anayasa
kuralları ve Anayasa Mahkemesi kararlarıdır.
Bununla birlikte, “eşit orantılı toprak kesintisi ilkesi”ne göre uygu-
lanan arsa düzenlemesiyle, yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi
kararlarındaki öngörülerin yaşama geçirildiğini söylemek oldukça
zordur. Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin öngördüğü uygulama biçimi,
“eşit orantılı toprak kesintisi” değil “eşdeğerlik ilkesi” temelindeki arsa
düzenlemesi olmalıdır. Arsa düzenlemelerinde, parsellerin düzenle-
me öncesi ve sonrası değerlerinin eşit olması, Anayasa Mahkemesi ve
Danıştay’ın da benimsediği, zorunlu gözetilmesi gereken bir ilkedir.
Bu ilkenin Türkiye’de uygulandığı söylenemez. Türkiye’de “eşdeğerlik
ilkesi” temelinde bir arsa düzenlemesi için, taşınmaz değerlemesinin
nesnel ve hukuksal temellerinin açıklanması gerekir. Bu düzenlemeyi
de kapsayan Türk İmar Mevzuatı’nın bütüncül düzenlemesinde, arsa
düzenlemesi konusunda Alman İmar Yasası’ndaki sistematikten ve
Almanya deneyiminden yararlanmak yerinde olacaktır.
Kaynaklar
Abama (Abacıoğlu) M., Açıklamalı-İçtihatlı İmar Kanunu Mevzuatı ve Uygula-
ması (6. Baskı), Seçkin Yayınevi, 1720 s, Ankara 1995.
BİB: Belediyeler İmar - Altyapı ve Konut Rehberi, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı
(BİB), Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü, Yayın No: 80,
264 s, Ankara, 1995.
Çeçener H. B., İmar Hukuku ve Kentleşme Sürecindeki Olumsuzluklar, TMMOB
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yayını, İstanbul 2000.
GÖZÜBÜYÜK, AŞ ve Tan T., İdare Hukuku, Cilt 2, İdari Yargılama Hukuku,
Turhan Kitabevi, 1135 s, Ankara 1999.
GÖZÜBÜYÜK AŞ ve Dinçer G., İdari Yargılama Usulü (Kanun-Açıklama-İçti-
hat), Güncelleştirilmiş 2. Bası, Turhan Kitabevi, 1029 s, Ankara 2001.
Gürler M., İmar Planları ve Uygulama Tekniği, TMMOB Harita ve Kadastro Mü-
hendisleri Odası Yayını, 391s, Ankara 1983.
Kalabalık H., İmar Hukuku Dersleri (Planlama, Arsa, Yapı, Koruma), Seçkin Ya-
yıncılık, ISBN 975 347 596 9, Birinci Baskı, 387s, Ankara Mart 2003.
makaleler Erdal KÖKTÜRK / Erol KÖKTÜRK
283TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
Keleş R., Kentleşme Politikası (3. Baskı), İmge Kitabevi, 510 s, Ankara 1996.
Köktürk Erol ve Köktürk Erdal: Yeni Bir İmar Tüzesinin ve En Önemli Öğesi
Olarak Arsa Düzenlemelerinde Eşdeğerlik İlkesinin Oluşturulması, 10. Türkiye
Harita Bilimsel ve Teknik Kurultayı Kurultay Kitabı-1, TMMOB Harita ve
Kadastro Mühendisleri Odası yayını, s. 564-605, Ankara, 28 Mart-1 Nisan
2005.
Örücü E., Taşınmaz Mülkiyetine Bir Kamu Hukuku Yaklaşımı, Mülkiyet Hakkı-
nın Sınırlanması, İstanbul Üniversitesi Yayın No: 2132, Hukuk Fakültesi
Yayın No: 473, XXIII + 376 s, İstanbul 1976.
Özen H., Türkiye’de İmar Planı Uygulaması, KTÜ Yer Bilimleri Fakültesi, Ders
Notları Serisi No: 1981-1, 47 s + Ekler, Trabzon 1981.
Sancakdar O., Belediyenin İmar Planı Yapması Değiştirmesi ve İptal Davası, Yet-
kin Yayınları, 237 s, Ankara 1996.
Seele W., İmar Sorunları ve Arazi Kullanımı, (Çev. Yıldız N.), TMMOB Harita
ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yayını, 193 s, İstanbul,
1994.
TOKİ., Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı HABİTAT II, Türkiye
Ulusal Raporu ve Eylem Planı, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı Yayı-
nı, 155 s + Ekler, Ankara 1996.
Ünal Y., Türk Şehir Planlama Hukuku, Yetkin Yayınları, ISBN 975-464-263-X,
208s, Ankara 2003.
Yavuz F./Keleş R. ve Geray, C., Şehircilik (Sorunlar - Uygulama - Politika), AÜ
SBF Yayın No: 415, XVI + 1060 s, Ankara 1978.
Yıldız N., Arsa Düzenlemesi, Profesörlük Takdim Tezi, İDMMA (YTÜ), 62 s,
İstanbul, 1977.
Yıldız N., Arsa Düzenlemesinde Eş Değerlik, 3194 Sayılı İmar Kanunu 18. Mad-
de Uygulamaları Semineri, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı (BİB) Teknik
Araştırma ve Uygulama (TAU) Genel Müdürlüğü Yayın No: 49, s. 49-66,
Ankara 1990.
Yılmaz M., İmar Yaptırımları ve Yargısal Korunma, Seçkin Yayınları, 235s, An-
kara 2002.