hakemli makaleler Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN
33TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
1. GENEL OLARAK
Tebligat, uluslararası metinlerde, TC Anayasası’nda ve yargıla-
ma kanunlarında temelini bulan
1
ve en eski yargılama ilkelerinden
biri olan “hukuki dinlenilme hakkı”nın
2
korunması bakımından ayrı bir
önem taşır. Tarafların da yargılamadan ve yapılan işlemlerden mah-
kemenin bildirimi sonucu haberdar edilmeleri kural olarak tebligat ve
davetiye yoluyla olur. Tebligatın, tebligatı düzenleyen normlara aykırı
şekilde yapılmış olması, aynı zamanda bilgilenme hakkının ve bu bağ-
lamda hukuki dinlenilme hakkının ihlâli anlamına gelir. Yargıtay’ın
da pek çok kararında zikrettiği üzere –her ne kadar doğrudan “hukuki
dinlenilme hakkı” tabiri kullanılmasa da– tebligat eksikliğinden kaynak-
lanan bozma gerekçelerinde; iddia ve savunma hakkının ihlâl edildiği,
taraf teşkilinin gerçekleşmediği ve davanın dinlenilme şartına uygun
davranılmadığı hususlarına yer verildiği görülmektedir.
3
Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca, tebligatın muhatabı-
na yapılmaması halinde, geçerli bir tebligattan bahsetmek mümkün
değildir. Kural bu olmakla birlikte, Kanunkoyucu, bazı durumlarda
tebligatın muhatabı dışında Tebligat Kanunu’nda belirtilen yetkili
ASKER KİŞİLERE TEBLİGAT
Dr. Taylan Özgür KİRAZ
*
Murat YAMAN
**
*
Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi.
**
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Tetkik Hakimi.
1
Örneğin bkz., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 6; Anayasa m. 36; HUMK m. 73.
2
Geniş bilgi için bkz., Özekes, Muhammet, Medeni Usul Hukukunda Hukuki Dinlenilme
Hakkı, Ankara 2003; Pekcanıtez, Hakan, “Medeni Yargıda Adil Yargılama”, İzmir
Barosu Dergisi 1997/2, s. 35-55; Pekcanıtez, Hakan, Hukuki Dinlenilme Hakkı, Seyfullah
Edis’e Armağan, İzmir 2000, s. 753-791.
3
Bkz., Özekes,, s. 95, 98- 99.
Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN hakemli makaleler
34TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
kimselere yapılması halinde de geçerli bir tebligattan bahsedileceğini
hüküm altına almıştır. Kendisine tebligatı alma yetkisi verilen bu kim-
selere yapılan tebligat geçerli olup, muhatabına yapılmış sayılır.
4
Tebligat Kanunu uyarınca, tebligatı almaya yetkili kılınan kimse-
ler şunlardır: Muhatabın vekili, kanuni mümessili (m. 11), tüzel kişile-
rin yetkili mümessili (m. 12), tüzel kişilerin memur ve müstahdemleri
(m. 13), muhatap asker kişi ise kıta komutanı ve müessese amiri gibi en
yakın üst veya nöbetçi amiri, nöbetçi subayı (m. 14), muhatap ile aynı
konutta oturan kişiler veya hizmetçisi (m. 16), muhatap belli bir yerde
veya evde meslek ve sanat icra ediyor ise bu kişinin memur veya müs-
tahdemi (m. 17), muhatap otel, hastane, tedavi veya istirahat evi, fabri-
ka, okul, öğrenci yurdu gibi içine serbestçe girilemeyen veya arananın
kolayca bulunması mümkün olmayan bir yerde bulunuyorsa, o yeri
idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amiri (m. 18), muhatap
tutuklu veya hükümlü ise, bulunduğu müessese müdür veya memu-
ru(m. 19), muhatap avukat ise kâtibi veya stajyeridir (m. 37).
Aşağıda, tebligatın muhatabına yapılması kuralının istisnaların-
dan biri olan asker kişilere tebligat bahsi üzerinde durulacaktır.
II. ASKER KİŞİ KAVRAMI
Asker kişilere tebligatın düzenlendiği Tebligat Kanunu’nun 14.
maddesinde, astsubay ve erat dışındaki asker kişilere açıklık getirilme-
miş, genel olarak “askeri şahıslara” yapılacak tebligattan bahsedilmiştir.
O itibarla, öncelikle maddede bahsi geçen asker kişi kavramından ne an-
laşılması gerektiğinin ortaya konulması büyük önem arz etmektedir.
Ordu içerisinde özellikler arz eden, sivil hayat ve bu hayatın getir-
diği özgürlükler ile tam olarak bağdaşması mümkün olmayan disiplin
anlayışı çerçevesinde Silahlı Kuvvetleri oluşturan personel, bir başka
ifadeyle asker kişiler bazı özel kurallara tâbi kılınmıştır.
5
1982 Anayasası’nın “Askeri yargı” başlıklı 145, “Askeri Yargıtay” baş-
lıklı 156 ve “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi” başlıklı 157. maddelerinde
yer alan asker kişi kavramının yasal içeriği, 211 sayılı TSK İç Hizmet
4
Yılmaz, Ejder/Çağlar, Tacar, Tebligat Hukuku, 3. Bası, Ankara 1999, s. 366.
5
Yaman, Derya/Yaman, Murat, Askeri Yargı ve Adli Yargı Arasındaki Görev Sorun-
ları, Ankara 2001, s. 62.
hakemli makaleler Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN
35TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
Kanunu’nun 3., 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 3 ve 4. , 353 sayılı
Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. ve
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 20. madde-
lerinde, her bir kanunun uygulanması dikkate alınarak farklı tarzda
belirlenmiştir.
6
“Askerler ve Rütbeler” başlıklı 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun 3.
maddesinde göre; asker kişiler, er, erbaş (uzman veya uzatmalı çavuş ve
onbaşılar dahil), astsubay, askeri öğrenci, askeri memur ve subaydır.
Asker kişilerin belirtildiği ikinci yasal düzenleme, 353 sayılı Askeri
Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nda yapılmıştır. Bu
Kanun’un 18.06.1972 gün ve 1596 sayılı Kanun ile değişik 10. maddesine
göre,
7
bu Kanun’un uygulanmasında;
8
muvazzaf asker olan subaylar,
askeri memurlar, askeri öğrenciler, astsubaylar, erbaş ve erler, askeri
hizmette bulundukları sürece yedek askerler, Milli Savunma Bakanlığı
ve Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel,
askeri işyerinde çalışan iş kanuna tâbi bulunan işçiler, rızası ile Türk
Silahlı Kuvvetleri’ne katılanlar, askeri yargı organlarınca tutuklanmış
veya hapsedilmiş veya askeri makamlarca muhafaza altına alınmış veya
gözaltı edilmiş kişiler asker kişi sayılırlar.
Askeri idari yargının görev alanını belirlemede kullanılan asker kişi
kavramı ise, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 20.
maddesinde düzenlenmiştir.
9
Bu kanunun uygulanmasında asker kişi-
den maksat; Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevli bulunan veya hizmetten
ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman
çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlardır.
10
6
Aydınalp, Sezai, “Asker Kişilere Tebligat Yapılması”, T.N.B.H.D., S. 1994/82, s. 30.
7
Değişiklikten önce Askeri Muhakeme Usulü Kanunu adına taşıyan Yasa’nın 1. mad-
desinde asker kişiler; muvazzaf askeri şahıslar, askeri hizmette bulundukları sürece
yedek askeri şahıslar, askeri mektep talebeleri, kanunen ciheti askeriyece tevkif ve
hapsedilmiş yahut nezaret altına alınmış olan askeri ve sivil şahıslar, rızaları ile
orduya intisap edilmiş siviller şekilde sayılmış, bu tanımlamanın içerisine mevcut
uygulamadaki sivil personel ve askeri işyerinde çalışan işçiler dahil edilmemiştir
(Kantar, Baha, Ceza Muhakemeleri Usulü, 1. Kitap, Ankara 1957, s. 7).
8
Özbakan,, Hulusi, Askeri Mahkemeler Kuru,luş ve Yargılama Usulü Kanunu, Ankara
1999, s. 80- 83.
9
Sunay, Süheyla Şenlen, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Görev Kriterleri, İstanbul
1996, s. 107- 131.
10
Yaman, Murat, Açıklamalı-İçtihatlı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu, Ankara 2006,
s. 34- 38.
Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN hakemli makaleler
36TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
Askeri kişi kavramının yasal içeriği, askeri ceza hukuku anlamında
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 3 ve 4. maddelerinde belirlenmiş-
tir.
11
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun
12
26.03.2000 gün ve 4551 sayılı
Kanun ile değişik 3. maddesine göre; askeri şahıslar, mareşalden asteğ-
mene kadar subaylar, astsubaylar, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk
Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel, uzman
jandarma ve uzman erbaşlar, erbaş ve erler ile askeri öğrencilerdir.
Maddenin değişlikten önceki halinde, asker kişiler, mareşalden
(büyük amiralden) asteğmene kadar subaylar ile kıdemli başçavuştan
ere kadar erat, bilumum askeri memurlar, askeri adli hakimler ve müs-
tahdemler ve askeri talebeler şeklinde düzenlenmiştir. Bu değişiklik
ile astsubaylar, erat kavramı dışına çıkarılmış,
13
askeri memurlar sivil
personel çatısı altına alınmış, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ise
erbaş kavramından ayrı olarak maddede sayılmıştır.
Tebligat Kanunu anlamında, asker kişiden ne anlaşılması gerektiği
konusunda, kanunda açık bir düzenleme mevcut değil ise de; Tebligat
Kanunu’nun 14. maddesinin gerekçesinde, bu maddedeki askeri şahıs
kavramının Askeri Ceza Kanunu’nun 3. maddesinde gösterilen kimse-
leri ifade edeceği belirtilmiştir.
14
Tebligat Kanunu’nun 14. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için,
tebligat yapılacak kimsenin, tebligatın yapılacağı zaman diliminde as-
ker kişi sıfatını haiz olması şart ve yeterlidir.
15
Dolayısıyla, tebligatın
yapıldığı tarihte –örneğin terhis edilme gibi– her herhangi bir nedenle
asker kişi sıfatının kaybedilmiş olması halinde, Tebligat Kanunu’nun
14. maddesine göre yapılmış tebligat geçersiz olacaktır. Aynı şekilde,
tebligat tarihinde asker kişi sıfatını taşıyan bir kimseye (er veya erba-
şa), Tebligat Kanunu’nun 14. maddesi hükmü yerine genel hükümler
11
Erman, Sahir, Askeri Ceza Hukuku, Umumi Kısım ve Usul, 7. Bası, İstanbul 1983, s.
75.
12
Özbakan, Hulusi, Askeri Ceza Kanunu, Ankara 1990, s. 20, 21; Çelen, Orhan, T.S.
K. İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği, Askeri Ceza Kanunu, Disiplin Mahkemeleri
Kanunu, T.S. K. Personel Kanunu, Ankara 2000, s. 266, 267.
13
Çelen,-TSK, s. 267.
14
TBMM Zabıt Ceridesi, C: 6, Devre: XI, İçtima: 1, .Sayısı: 129 (Muşul, Timuçin, Tebligat
Kanunu, 3. Bası, İstanbul 2005, s. 30- 31).
15
Demirağ, Fahreddin, “Ceza Yargılamasında Tebligat Sorunları”, Askeri Yargıtay’ın
85. Kuru,luş Yıldönümü Sempozyumu Dergisi, Anakara 1999, s. 364.
hakemli makaleler Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN
37TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
uyarınca yapılacak tebligatın geçerli bir tebligat olduğundan da bah-
sedilemeyecektir.
16
Bu bağlamda, Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinde bahsi geçen
askeri kişi kavramı içerisinde mütalaa edilen Silahlı Kuvvetler perso-
nelinin kimler olduğu ve bu sıfatlarını ne zaman kazanıp kaybettikleri-
nin ortaya konulabilmesi açısından, asker kişilerin şu başlıklar altında
incelenmesi uygun olacaktır.
A. Subaylar
211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun 3. maddesine göre; subay,
hususi kanuna göre Silahlı Kuvvetler’e intisap eden asteğmenden ma-
reşale(büyük amirale) kadar rütbeyi haiz askerdir.
17
Subay rütbeleri, 926 sayılı TSK Personel Kanunu’nun 29. maddesin-
de sayılmış olup; bunlar, asteğmen, teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı,
yarbay, albay, Tuğgeneral(Tuğamiral), Tümgeneral(Tümamiral), Kor-
general(Koramiral), Orgeneral (Oramiral) ve Mareşal (Büyük Amiral),
şeklinde sıralanmıştır. Buna göre; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Ko-
mutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Ko-
mutanlığı bünyesinde çalışmakta olup,
18
belirtilen rütbeleri hak ederek
taşıyan her kişi, subay ve dolayısıyla da asker kişi sıfatını haizidir.
19
Subay tabirine, yedek subay okulundan mezun olanlar da dahildir.
Zira, bu okullardan çıkarak asteğmen rütbesinde orduya katılanlar da
muvazzaflık hizmeti görürler.
20
Subaylık dolayısıyla da asker kişi sıfatı, yedek subaylar için asteğ-
men, diğer subaylar için ise teğmen rütbesinin kazanılmasından itibaren
başlar.
21
Harp okulları ile fakülte ve yüksek okulları bitirme ve yedek
subaylıktan, sivil kaynaktan veya astsubaylıktan geçme yollarından
biriyle subay olmak mümkündür. Ayrıca, 21 Haziran 2001 tarihli
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giden 4678 sayılı Kanun ile
16
Y. 2. H.D., 5.4.2004, 3419/4319 (Yılmaz,/Çağlar, s. 433).
17
Aydınalp, s. 34; Yaman,/Yaman, s. 65- 67; Sunay, s. 116-117; Yaman, s. 34-35; Özba-
kan, Hulusi, TSK İç Hizmet Kanunu, Ankara 1987, s. 59 vd.
18
Sunay, s. 116.
19
Yaman,/Yaman, s. 66.
20
Erman, s. 80.
21
Özbakan,-İç Hizmet, s. 60, 61.
Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN hakemli makaleler
38TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
TSK kadrolarına dahil edilen sözleşmeli subaylar da sözleşmelerinin
imzalanması tarihi itibariyle asker kişi sıfatını kazanırlar.
22
Subaylık statüsü, terhis, istifa, emeklilik, Silahlı Kuvvetlerden çı-
karılma sözleşme feshi gibi TSK’dan ilişik kesilmesi veya ölümle sona
erer.
23
B. Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri
Kadro ve Kuruluşunda Çalışan Sivil Personel
211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun 115. maddesine göre sivil per-
sonel, sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi
sivil personelden ibaret olup, sorumluluk, hizmetlerin ifası ve disiplin
bakımından, askerlerin tâbi olduğu cezai müeyyidelere tâbi tutulurlar.
Ancak maddede yer alan bu tâbirler, eski kanunlarda geçen istihdam
şekillerini ifade etmektedir. Bugün 657 sayılı Devlet Memurları Kanu-
nu’nun 4. maddesinde yazılı dört istihdam şekli dışında memur çalış-
tırılmamaktadır. Bunlar, memur, sözleşmeli personel, geçici personel
ve işçiden ibarettir.
24
Halen Silahlı Kuvvetler’de istihdam edilen sivil
personelde de bu usule uyulmaktadır.
Bunun dışında her ne kadar günümüzde bu şekilde istihdam yok ise
de; 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun 3. maddesinde, “İdari işlerde,
fen ve sanat kollarında vazife gören ve kanuna göre subaylara muadil ve özel
bir silsileye tâbi bulunan asker” şeklinde tanımlanan askeri memurlar da
sivil personel içerisine girmektedirler.
Buradaki sivil personel deyimi ile sivil kişiler değil, Milli Savunma
Bakanlığı veya TSK kadro ve kuruluşunda çalışan ve her hangi bir rütbe
taşımayan sivil statüdeki kimseler kastedilmiştir.
25
1602 sayılı AYİM Kanunu’nun 20. maddesinin aksine,
26
1632 sayılı
Askeri Ceza Kanunu’nun 3. maddesinde “sivil memur” değil, “sivil
personel” tabirine yer verilmiştir. Dolayısıyla, askeri işyerlerinde İş
Kanunu’na tâbi olarak 657 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yazılı dört
22
Yaman, s. 35.
23
Sunay, s. 117; Yaman, s. 35; Aydınalp, s. 35; Özbakan,-İç Hizmet, s. 75.
24
Polatcan, İsmet, TSK İç Hizmet Kanunu, Ankara 1987, s. 380.
25
Yaman,/Yaman, s. 74.
26
Sunay, s. 129.
hakemli makaleler Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN
39TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
istihdam şeklinden birine istinaden çalışan işçiler de Tebligat Kanunu
anlamında asker kişi sayılırlar.
27
Askeri memur, memur (sivil memur), sözleşmeli personel, geçici
personel veya işçi olarak istihdam edilen sivil personel, Milli Savunma
Bakanlığı ve TSK kadro ve kuruluşlarında görev yaptıkları sürece asker
kişi sıfatını taşırlar. Meslekten çıkarılma, emeklilik gibi herhangi bir
nedenle görevden ayrılmaları veya sözleşmelerinin feshi halinde, bu
sıfatları ortadan kalkar.
28
C. Astsubaylar
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun değişiklikten önceki 3. maddesi
incelendiğinde, astsubayların, “kıdemli başçavuşluktan ere kadar erat...”
denmek suretiyle erat içerisinde mütalaa edildiği görülecektir. Bu ne-
denle, Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinde, astsubay “erat” kavram
içerisinde değerlendirilmiş ancak tebligat hukuku açısından farklı bir
statüde düzenlenmiştir. Bilahare, Askeri Ceza Kanunu’nun 26 Mart 2000
gün ve 4551 sayılı Kanun ile değişik 3. maddesiyle, astsubaylar, “erat”
kavramı içerisinden çıkartılarak, ayrıca düzenlenmiş
29
ve astsubaylar
için yeni bir statü getirilmiştir.
30
TSK İç Hizmet Kanunu’nun 3. maddesinde astsubay; “hususi kanuna
göre Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan, astsubay kıdemli başçavuşa
kadar rütbeyi haiz olan asker” olarak tanımlanmıştır.
31
926 sayılı TSK Personel Kanunu’nun Ek-21. maddesi uyarınca,
32
astsubay, Türkiye Cumhuriyeti Ordusu’nun kara, deniz ve hava kuv-
vetleriyle jandarma, gümrük koruma birlikleri kadrolarının ast komuta
kademelerinde eğitim, sevk ve idare ile diğer işlerde subaya yardımcı
olarak görevli asker kişidir. Astsubaylık sıfatı, kural olarak astsubaylığa
nasıp ile başlar. 4678 sayılı Kanun ile getirilen sözleşmeli astsubaylıkta
ise, bu sıfat sözleşmenin imzalanmasıyla kazanılır.
33
27
TSK’da görevli işçilerini hukuki statüsü için bkz., Üçok, Zeki, Askeri İşyerinde Çalışan
İşçilerin Hukuki Statüleri, Eskişehir 1999, s. 14 vd.
28
Yaman,/Yaman, s. 67, 74, 78.
29
Çelen,-TSK, s. 267.
30
Yaman,/Yaman, s. 69.
31
Ayrıntılı bilgi için bkz., Özbakan,-İç Hizmet, s. 44 -58.
32
Sunay, s. 118.
33
Yaman, s. 36.
Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN hakemli makaleler
40TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
Astsubaylık statüsü, emeklilik, istifa, silahı kuvvetlerden çıkar-
ma, sözleşme feshi gibi TSK’den ilişiğin kesilmesi veya ölüm ile sona
erer.
34
D. Uzman Jandarmalar
Jandarma Genel Komutanlığı kadrolarında istihdam edilen uz-
man jandarmalara ilişkin düzenlemeler, 3466 sayılı Uzman Jandarma
Kanununda yapılmıştır.
35
3466 sayılı Kanun’un 3. maddesine göre,
uzman jandarma; bu Kanuna göre uzman jandarma çavuştan uzman
jandarma sekizinci kademeli çavuşa kadar rütbeleri haiz asker kişileri
ifade eder.
Uzman jandarma çavuşluk sıfatı, uzman jandarma okulundan me-
zuniyet ile başlar, emeklilik, istifa, Silahlı Kuvvetler’den çıkarma gibi
TSK’dan ilişiğin kesilmesi veya ölüm ile sona erer.
36
E. Uzman Erbaşlar
Kuvvet Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil
Güvenlik Komutanlığı kadrolarında istihdam edilen uzman erbaşlara
ilişkin düzenleme, 3268 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nda yapılmıştır.
37
Bu Kanun’un 10.02.2004 gün ve 5085 sayılı Kanun ile değişik 3. mad-
desine göre; uzman çavuş, en az lise veya dengi okul mezunu çavuşlar
veya en az ilköğretim okulu mezunu olup, muvazzaflık hizmetini çavuş
rütbesi ile tamamlayanlardan, muvazzaflık hizmetini müteakip TSK’nın
devamlılık arz eden teknik ve kritik görev yerlerinde veya çavuş kad-
ro görev yerlerinde istihdam edilenler ile uzman erbaşlıktan uzman
çavuşluğa geçirilenleri; uzman onbaşı ise, en az ilköğretim okulu veya
dengi okul mezunu olup, muvazzaflık hizmetini müteakip TSK’nın de-
vamlılık arz eden teknik ve kritik uzmanlık görev yerlerinde istihdam
edilenleri ifade eder. Uzman erbaş kavramı da uzman çavuş ve uzman
onbaşıları kapsar.
34
Yaman,/Yaman, s. 69; Sunay, s. 118; Aydınalp, s. 35.
35
Çelen, Orhan, Açıklamalı, Notlu, İçtihatlı Uzman Jandarma Kanunu, Ankara 2002, s. 24
vd.; Özbakan,-İç Hizmet, s. 42-44.
36
Yaman, s. 37.
37
Çelen, Orhan, Açıklamalı, Notlu, İçtihatlı, Uzman Erbaş Kanunu ve Yönetmeliği, 3. Bası,
Ankara 2003, s. 19 vd.
hakemli makaleler Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN
41TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
Görüldüğü üzere, uzman erbaş olarak adlandırılan statü içerisinde,
uzman çavuş ve uzman onbaşı denilen iki istihdam türü mevcuttur.
38
Jandarma Genel Komutanlığı kadrolarında, “jandarma uzman onbaşı” sta-
tüsünde hizmet gören personel, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu’na
değil, 3268 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’na tâbi uzman erbaştır.
39
F. Erbaş ve Erler
211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun 3. maddesine göre, er, ihti-
yaçları devlet tarafından deruhte ve temin olunan rütbesiz; erbaş ise,
ihtiyaçları devlet tarafından deruhte ve temin olunan, onbaşı ve çavuş
rütbelerini haiz askerlerdir.
Erbaş ve erler, 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca,
askerlik şubelerinden birliklerine sevk edilmekle asker kişi sıfatını ka-
zanırlar.
40
Terhis edilmek, üç aydan fazla hava değişimine gönderilmek,
askerlik hizmeti sırasında sivil ceza evine kapatılmak veya ölümle bu
sıfatlarını kaybederler.
41
Erbaş ve erlerin asker kişi sıfatı, fiilli bir durum olmaktan çok hukuki
bir vasıftır. Bu sıfatları hukuken devam ettiği sürece, askerlik hizmetinin
fiilen yerine getirilmesi önemli değildir. O itibarla, erbaş ve erlere terhis
belgeleri tebliğ edilmedikçe, asker kişi sıfatları hukuken devam eder.
42
Ancak 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 78/3. maddesi uyarınca, üç ay
ve daha fazla hava değişimi alanların kıt’aları ile ilişkileri kesileceğinden,
bu durumdaki erbaş ve erlerin asker kişi sıfatları sona erer.
43
Yine aynı
Kanun’un 39 ve Askeri Ceza Kanunu’nun 39. maddeleri uyarınca, sivil
ceza evlerine kapatılmış bulunan erbaş ve erler de bu durum devam
ettiği müddetçe asker kişi sayılmazlar. Fakat bu kişiler, tahliyelerini
müteakip askerlik şubelerince yeniden kıt’alarına sevk edilirler.
44
Bedelli askerlik veya dövizli askerlik hakkından yararlanarak temel
eğitime tâbi tutulanlar ise, temel eğitim süresiyle sınırlı olarak asker kişi
38
Sunay, s. 123.
39
Yaman,/Yaman, s. 83.
40
Özbakan,-İç Hizmet, s. 38- 42.
41
Yaman,/Yaman, s. 69- 70.
42
Erman, s. 82.
43
Yaman,/Yaman, s. 701; Sunay, s. 124- 128.
44
As. Yrg.İçt.Brl.Krl., 9.4.1946, 703/1389 (As. Yrg.Krl.Drg., 1997, S. 11, s. 68-69).
Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN hakemli makaleler
42TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
sayılırlar.
45
Aynı husus, Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarında er öğret-
men veya yedek subay öğretmen olarak görevlendirilenler ile askerlik
hizmetini kamu kurum ve kuruluşlarında çalışarak yerine getirenler
için de geçerlidir.
46
G. Askeri Öğrenciler
Askeri öğrenci, 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun 3. maddesi
uyarınca, subay, askeri memur veya astsubay yetiştirmek üzere muhtelif
okul ve üniversitelerde okuyan ve resmi kıyafet taşıyan asker kişilerdir.
Bu tanıma, “uzman jandarma yetiştirilmek” üzere ibaresinin de eklenmesi
yerinde olacaktır.
47
Maddede belirtilen okullar, askeri liseler ile bunların muadilleri,
yedek subay okulları, astsubay hazırlama ve meslek yüksek okulları,
uzman jandarma okuludur. Üniversiteler ise, Harp Okulları, Harp
Akademileri, Gülhane Askeri Tıp Akademisi, Harita Teknik Yüksek
Okulu ve Milli Savunma Bakanlığı adına okunan fakülte ve yüksek
okullarıdır.
48
Yedek subaylar ile yedek subay öğretmenler ise, aday olarak eğitim
gördükleri sınıf okullarında bulundukları sürece askeri öğrenci statü-
sündedirler.
49
Sınıf okullarında ve harp akademilerinde öğrenim görmekte olan
subaylar ile subay veya astsubay iken TSK hesabına yüksek lisans veya
doktora öğrenimi amacıyla fakültelerde okumalarına izin verilenler ise
askeri öğrenci sayılmazlar.
50
Askeri öğrenci sıfatı, yukarıda belirtilen okullara giriş ile başlar,
okuldan mezun olmak veya herhangi bir nedenle okuldan veya askeri
öğrencilikten çıkarılmakla sona erer.
51
45
Yaman, s. 37.
46
Sunay, s. 126- 127.
47
Özbakan,-İç Hizmet, s. 369- 379.
48
Yaman, s. 36; Sunay, s. 119.
49
Yaman, s. 36.
50
Sunay, s. 119.
51
Yaman,/Yaman, 68; Sunay, s. 119- 120; Çelen,-İç Hizmet, s. 119-120.
hakemli makaleler Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN
43TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
III. KITA KUMANDANI, MÜESSESE AMİRİ
VE EN YAKIN ÜST KAVRAMLARI
Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinde, kıta kumandanı, müessese
amiri veya en yakın üst kavramlarının ne anlama geldiği konusunda bir
düzenlenme yapılmamıştır. Ayrıca anılan madde, amir ve üst kavramla-
rının anlamı dikkate alınmaksızın kaleme alınmıştır. Bu kavramların ne
anlama geldiği, 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun hükümlerinden
hareketle ortaya konabilir ise de; maddedeki, “üst” kavramı, TSK’ daki
teknik anlamıyla kullanılmamıştır. Zira, amir, üst olan bir asker kişinin
de kıdem yönünden büyüğüdür.
52
211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun 9. maddesine göre; amir, ma-
kam ve memuriyet itibariyle emretmek yetkisini haiz kimsedir. Üst ise,
aynı Kanun’un 10. maddesinde tanımlanmış olup; üst, rütbe ve kıdem
büyüklüğünü gösterir.
53
Bu tanımlamalar ışığında; örneğin, bir çavuş er
olarak askerlik hizmetini yapmakta olan bir kimsenin en yakın üstü ise
de onun amiri değildir. Bu asker kişinin amiri, bölük komutanıdır. Zira,
211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca makam,
her amirin Silahlı Kuvvetler’de temsil ettiği mevkidir. Diğer taraftan,
kıt’a kumandanı veya müessese amirinin bir asker kişinin en yakın üstü
olması da mümkün değildir.
54
211 sayılı İç Hizmet Kanunu’nun 12. maddesine göre, görevin
yapılması için taktik ve idari birlikleri kapsayan bir kumanda altında
toplanan teşkillere kıta; kıta dışında kalan, askeri hastane, okul, orduevi,
dikimevi, fabrika, askerlik şubesi, ikmal merkezi ve depo gibi askeri tesis
ve teşkillere ise askeri kurum (müessese) denir. Bu tanımlamalardan da
anlaşılacağı üzere; örneğin, bir kıta olan Tugay Komutalığında Tugay
Komutanı Tuğgeneral, müessese olan bir askeri hastanede ise, baştabip
buraların amirleridir. Bu kişilerin emirleri altında bulunan; örneğin, bir
er veya erbaşa yapılacak tebligat ile yükümlü olduklarını kabul etmek,
TSK’daki hiyerarşik düzene ve kanunu koyucunun amacına uygun
olmayacaktır.
52
Aydınalp, s. 32; Yaman,/Yaman, s. 98.
53
Benzer tanımlar, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 13. maddesinde de yapılmış-
tır.
54
Aydınalp, s. 32.
Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN hakemli makaleler
44TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
Bu açıklamalar ışığında, Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinin bi-
rinci fıkrasında yer alan “en yakın üst” tâbirinin, “en yakın amir” olarak
55
kabulünün yerinde olacağı değerlendirilmektedir. Nitekim, uygulama-
da da Yargıtay, bir kararında, en yakın üst olmayan nöbetçi astsubaya
yapılan tebligatı geçerli bir tebligat olarak kabul etmemiştir.
56
IV. NÖBETÇİ AMİRİ-NÖBETÇİ SUBAYI KAVRAMLARI
Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinin 2. fıkrasında, erat dışındaki
asker şahıslara yapılacak tebligatın şekli düzenlenmiş ve bu hallerde
tebligatın nöbetçi amiri veya subayı tarafından tebliğ olunacağı hüküm
altına alınmıştır. Yine Tebligat Tüzüğü’nün 19. maddesinde de, erata
yapılacak tebliğlerde, nöbetçi amiri veya subayının, tebliğ memurunun
en yakın üste tebligat yapmasını temin edeceği düzenlenmiştir. Ancak,
gerek Tebligat Kanunu’nda gerekse Tebligat Tüzüğü’nde, nöbetçi amiri
veya nöbetçi subayı kavramlarına yer verilmemiştir.
Askerlikte nöbet hizmetleri,
57
211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun
76 ilâ 82. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 76.
maddesine göre nöbet, askerlikte müşterek hizmetlerin yapılmasını ve
devamını sağlamak amacıyla bu hizmetlerin belirli bir sıra ve süre ile
subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, erbaş ve erler ile Silahlı
Kuvvetler teşkilatı içinde görevli olan tüm sivil şahıslar tarafından ya-
pılmasıdır. Nöbetçi ise, nöbet hizmetinin yapılması için görevlendirilen
ve yukarıda sayılan şahıslardan birisidir.
İç Hizmet Yönetmeliği’nin 382. maddesine göre, nöbetler, karargâh
ve kurumlarda sabah saat 09.00’dan ertesi günü saat 09.00’a kadardır.
Kıtalarda ise, kıtanın özelliğine göre nöbet, komutanın uygun göreceği
zamanda başlar ve 24 saati geçemez.
Aynı yönetmeliğin 393. maddesinde, Tugay, deniz üssü, müs-
tahkem mevki, menzil komutanlıkları ile daha büyük karargâhlarda,
Genelkurmay ve Milli Savunma Bakanlığı’nda subay ve astsubaylar
arasında sınıf farkı gözetmeksizin nöbetçi amirliği, nöbetçi subaylığı
ve nöbetçi astsubaylığı nöbetleri tutulacağı hüküm altına alınmıştır.
55
Aydınalp, s. 32.
56
Y. 8. C.D., 16.09.1997, 11809/11797( Ruhi, Ahmet Cemal, Tebligat Hukuku, 3. Bası,
Ankara 2005 s. 430, 431).
57
Geniş bilgi için bkz., Özbakan,- İç Hizmet, s. 312- 326.
hakemli makaleler Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN
45TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
Nöbetçi amirliği, genel olarak binbaşı ve yarbay rütbesindeki subaylar
arasında tutulur. Mevcudun az olması halinde, yüzbaşılar da bu nöbete
dahil edilebilir. Nöbetçi subaylarının adedi, mevcuda, lüzum ve ihtiyaca
göre ilgili komutanlıklarca tespit edilir ve nöbetçi subaylığı asteğmen
ile yüzbaşı rütbesindeki bütün subaylar arasında tutulur.
V. ER VE ERBAŞLARA TEBLİGAT
A. Erat Kavramı
Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinin birinci fıkrasında “erat” tâbi-
rine yer verilmiş ise de 09 Ocak 1961 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan
211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun 118. maddesi ile bu Kanun’un
yürürlüğe girmesinden önce çeşitli kanunlarda geçen erat tâbiri, “erbaş
ve er” olarak değiştirildiğinden; Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinde
belirtilen “erat” kavramını da bu tarihten itibaren “erbaş ve er” olarak
anlamak gerekir.
58
Erbaş ve er tanımları, 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun 3. mad-
desinde yapılmış ve aynı maddede; “Askerlik Kanunu’na göre mükellef
bulundukları hizmetleri ifadan sonra hususi kanunlarda göre tevfikan muay-
yen bir hizmet taahhüdü suretiyle Silahlı Kuvvetler’de vazife gören uzman ve
uzatmalı çavuş ve onbaşılar da erbaş sayılır” denilmek suretiyle, uzman
çavuş ve uzman onbaşılar da erbaş kavramı içerisine alınmıştır.
Anılan maddede, uzman jandarma çavuşlardan bahsedilmediğin-
den, Tebligat Kanunu anlamında, uzman jandarma çavuşlar, “erbaş”
kavramı içerisinde değerlendirilemeyecek, bu asker kişilere yapılacak
tebligatlarda, Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinin birinci fıkrası yerine
ikinci fıkra hükmü uygulanacaktır.
Statüleri ve özlük hakları, 18.03.1986 gün ve 3269 sayılı Uzman
Erbaş Kanunu’nda düzenlenen, uzman çavuş ve uzman onbaşıların
ise, “erbaş” kavramı içerisinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği
tartışmalıdır.
Bir görüşe göre, 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nun 3. madde-
sinin açık hükmü karşısında, uzman çavuş ve uzman onbaşılar “erbaş”
kavramı içerisinde değerlendirilmeli ve dolayısıyla bunlara yapılacak
58
Yılmaz,/Çağlar, s. 539.
Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN hakemli makaleler
46TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
tebligatlarda, Tebligat Kanunu’nun 14. maddesi birinci fıkrası hükümleri
uygulanmadır.
59
Diğer görüşe göre ise, “erat” kavramının, 211 sayılı TSK İç Hizmet
Kanunu’nun 3. maddesinde gösterilen erbaş (çavuş-onbaşı) ve erlerle
sınırlı olduğunu kabul etmek gerekir. Zira, uzman çavuşlar ile uzman
onbaşılar, bulundukları statü itibariyle subay ve astsubay gibi mütalaa
edilmelidir.
60
Kanaatimizce de ikinci görüş yerindedir. Çünkü, önce-
likle uzman erbaşlar, er ve erbaşlar gibi askerlik mükellefiyeti altında
bulunmayıp, askerlik hizmetlerini müteakip TSK’da sözleşmeli olarak
istihdam edilmekte ve mesai saatleri dışındaki süreyi kendi ikametgah-
larında geçirmektedir. İlk görüşün kabulü halinde, bu kişilere yapıla-
cak tüm tebligatların mutlaka birliklerinde yapılması sonucu çıkar ki,
Kanunkoyucunun, Tebligat Kanunu’nun 14. maddesiyle bunu amaç-
lamadığı açıktır. İkinci olarak, Tebligat Kanunu’nun bu maddesindeki
asker kişi tâbirinin, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 3. maddesinde
gösterilen kimseleri ifade ettiği
61
dikkate alındığında, anılan maddenin
26 Mart 2000 gün ve 4551 sayılı Kanun ile değiştirilmesi sonucu madde
metnindeki “erat” tâbiri değiştirilerek, erbaş ve erler ile uzman erbaşlar
ayrı ayrı sayılmak suretiyle düzenlenmiştir. Bu suretle, uzman erbaşlar,
er ve erbaşlardan farklı bir statüye tâbi kılınmışlardır. Son olarak, Teb-
ligat Kanunu’ndan sonra yürürlüğe giren 18.03.1986 gün ve 3269 sayılı
Uzman Erbaş Kanunu’nun 1, 10, 13, 14 ve 16. madde hükümleri dikkate
alındığında, uzman erbaşlar, özlük hakları yönünden astsubaylar ile
aynı statüye tâbi tutulduklarından, bu asker kişilerin tebligat hukuku yö-
nünden er ve erbaşlar ile eşit statüde değerlendirilmesi uygun olmaz.
B. Tebligat Şekilleri
Anayasa’nın 72. maddesine göre, vatan hizmeti, her Türk’ün hakkı
ve ödevidir. Dolayısıyla, Silahlı Kuvvetler’e vatan hizmeti yapmak üzere
59
Yılmaz,/Çağlar, s. 539; Turan, Ahmet Uğur, “Tebligat Yasası ve Tüzüğü Hüküm-
lerinin Uygulanmasında Şekil”, Noterlik Hukuku İle İlgili Bazı Sorunlar, Türk Hukuk
Dili Noterlik ve Tebligat Hukuku Sempozyumu, Noterlik Hukuku Araştırma Enstitüsü,
Ankara 1999, s. 145; Erbay, Ayhan, PTT Genel Müdürlüğü Tebligat İşlemleri Ders Kitabı,
Ankara 2005, s. 65; Afşaroğlu, Osman, Tebligat Hukuku, Ankara 1980, s. 31; Muşul,
s. 190.
60
Ruhi, s. 137; Aydınalp, s. 29, 32; Demirağ, s. 366.
61
Muşul, s. 30.
hakemli makaleler Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN
47TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
katılan er ve erbaşlar, bu yasal yükümlülüklerini yerine getirirlerken sivil
hayattaki ticari faaliyetlerinden yahut özel işlerinden dolayı kendilerine
yapılacak tebligatlardan da haberdar edilmek durumundadırlar. Bu ne-
denle, kendilerine yapılacak tebligattan haberdar olmamak suretiyle bir
takım hak kayıplarına uğramamaları için, Tebligat Kanunu’nda askerlik
hizmetinin özellikleri de göz önüne alınarak er ve erbaşlara tebligat
konusunda özel bir düzenlenme yapılması cihetine gidilmiştir.
62
Er ve erbaşların askerlik hizmeti sırasında çeşitli nedenlerle bu hiz-
meti ifa ettikleri birliklerden ayrılmaları her zaman imkân dahilinde
olduğundan er ve erbaşlara yapılacak tebligatın çeşitli ihtimaller dikkate
alınarak incelenmesinde yarar görülmektedir.
1. Kıta ve Kurumlarında Bulunmaları Halinde Tebligat Usulü
Tebligatın çıkarılacağı tarihte, tebligat muhatabının er veya erbaş
olarak askerlik hizmeti yaptığının belirlenmesi halinde, muhatabın
askerlik hizmetini yaptığı yer, o kişinin yükümlüsü olduğu askerlik
şubesinden öğrenilerek, tebligat bu kıta veya kurum adresine yapılır.
63
Bir başka deyişle, bir kimsenin asker olduğunun öğrenilmesi yeni ve
bilinen bir adres olarak kabul edilerek, bu kişinin bağlı bulunduğu as-
kerlik şubesinden birliği ve halen firarda olup olmadığı araştırılmalıdır.
64
Bu araştırma yapılmaksızın, Tebligat Kanunu’nun diğer hükümlerine
dayanılarak asker kişinin yakınlarına yapılacak bir tebligat, Kanun’un
14. maddesi hükmü karşısında geçersiz olacaktır.
65
Tebligat Kanunu’nun 14 ve Tebligat Tüzüğü’nün 19. maddeleri uya-
rınca, er ve erbaşlara yapılacak tebliğler, kıta kumandanı ve müessese
amiri gibi en yakın üste yapılır. Tebligatın en yakın üste yapılmasını
ise, nöbetçi amiri veya nöbetçi subayı temin eder.
66
Buna göre, tebliğ
62
Aydınalp, s. 32.
63
Ruhi, s. 137.
64
As. Yrg.Drl.Krl., 20.03.1997, 41/44 (Ruhi, s. 137).
65
“... Dava dilekçesinin tebliğ edildiği tarihte davalının asker olduğu anlaşılmaktadır.
Asker kişilere tebligatın ne şekilde yapılacağı Tebligat Kanunu’nun 14. maddesi ve
Tüzüğün 19. maddesinde gösterilmiştir. Dava dilekçesi ve duruşma günü davalının
annesine tebliğ edilmiştir. Yapılan tebligat bu haliyle geçersizdir. Davalıya usulüne
uygun tebligat yapılmadan ve gösterdiği takdirde delileri toplanmadan yazılı şe-
kilde hüküm Kuru,lması doğru olmamıştır”(Y. 2. H.D., 5.4.2004, 3419/4319:Yılmaz,
Ejder/Çağlar, Tacar, Tebligat Hukuku, 4. Bası, Ankara 2005, s. 433).
66
Ruhi, s. 138; Yılmaz,/Çağlar, s. 539; Kuru, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Bası,
Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN hakemli makaleler
48TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
memuru, evrakın tebliğini temin için doğrudan nöbetçi amiri veya nö-
betçi subayına başvurarak, muhatabın en yakın üstünü buldurup tebliğ
işlemini tamamlar.
67
Madde metnindeki “en yakın üst” kavramını “en yakın amir” olarak
kabul etmek, gerek TSK’nın hiyerarşik düzenine gerekse Kanunkoyu-
cunun amacına daha uygun olacaktır. Aksinin kabulü, uygulamada bir
erin tebligatının en yakın üstü olan onbaşıya yapılabileceği anlamına
gelir ki, maddedeki “kıta kumandanı ve müessese amiri gibi” ibaresi an-
lamını yitirir.
68
Er ve erbaşın görev yaptığı birlikte, en yakın üstü olmayanlara
69
ya-
pılacak tebligatın geçerli kabul edilmesi hukuken mümkün değildir.
70
Kendisine tebligat yapılan en yakın üst (en yakın amir), Tebligat
Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca, en kısa zamanda tebligatın muhatabı
er veya erbaşı bularak, tebligatı kendisine vermekle yükümlüdür. Aksi
takdirde, cezai ve hukuki açıdan sorumlu olur. Maddede öngörülen “en
kısa zaman” ile ne kadar bir sürenin kastedildiğini, birliğin ve amirin
günlük faaliyetlerini dikkate alarak değerlendirmek gerekir.
71
2. Firarda Olmaları Halinde Tebligat Usulü
Kendisine tebligat yapılacak er veya erbaş firarda ise, bu durum
en yakın amiri tarafından tebligat memuruna bildirilir.
72
Tebligat me-
muru da, muhatabın firarda olduğunu tebliğ evrakına yazarak amire
C. V, İstanbul 2001, s. 5543; Turan, Ahmet Uğur, Tebligat Hukuku, Tebligat Suçları ve
İlgili Mevzuat, Ankara 1998, s. 67; Aydınalp, s. 32; Demirağ, s. 366; Afşaroğlu, s. 31;
Muşul, s. 190.
67
Yılmaz,/Çağlar, s. 539.
68
Aydınalp, s. 32, 33.
69
“... Davalı idarenin olumsuz işleminin, 16.11.1998 tarihinde davacı er yerine Aksaray
Askerlik Şubesinde görevli emniyet ve hizmet erine tebliğ edilmesi karşısında, yet-
kisi olmayan bir ere yapılan tebligatın davacıya yapılmış sayılamayacağı açıktır...”
(AYİM 1. D., 18.01.2000, E.1999/1265, K.2002/2: yayımlanmamıştır).
70
“... Asker olan sanığın birlik adresine çıkarılan tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanu-
nu’nun 14. maddesinin 1. fıkrası ve Tebligat Tüzüğünün 19. maddesinin 1. fıkrası
hükümleri uyarınca kıta komutanı, müessese amiri gibi en yakın üste yapılmadığı,
gıyabi hükmün nöbetçi astsubaya tebliğ edildiği...” (Y. 8. C.D., 16.09.1997, 11809/
11797: Ruhi, s. 138).
71
Aydınalp, s. 32, 33.
72
Yılmaz,/Çağlar, s. 540; Demirağ, s. 366, 367.
hakemli makaleler Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN
49TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
imzalattıktan sonra tebliğ evrakı, tebliği çıkaran makama iade olunur.
73
Çünkü, muhatabın, firar ettiği birliğine dönüp dönmeyeceği veya ne
zaman döneceği belli değildir.
74
Bu belirsizlik devamlılık gösterdiğinden,
muhatabın artık bilinen adresi yok demektir. Böylece, tebligatı çıkaran
makam, muhatabın bulunabileceği muhtemel adreslerini vakit geçirme-
den araştırma ve tebliğ işlemini gerçekleştirme imkânına sahip olabile-
cektir.
75
Neticede, tüm araştırmalara rağmen adresi tespit edilemeyen
firari er veya erbaşa, gerektiğinde ilânen tebligat yapılabilecektir.
76
3. İzinde ve Hava Değişiminde Olmaları Halinde
Tebligat Usulü
1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 77. maddesi uyarınca, er ve erbaş-
ların izin süreleri muvazzaflık hizmetinin
77
her ayı için iki gün olarak
hesap edilir ve bu izin süresi muvazzaflık hizmetinden sayılır. Bir yıl
içerisinde verilen izin sürelerinin toplamı otuz günü geçemez.
Aynı Kanunu’nun 78. maddesinde de sağlık sorunları nedeniyle
hava değişimine gönderilen er ve erbaşların hava değişimi süreleri, üç
ay ve daha fazla olduğu takdirde birlikleriyle ilişkilerinin kesileceği,
bir başka deyişle asker kişi sıfatlarını kaybedecekleri
78
hüküm altına
alınmıştır.
Er ve erbaşların, izinde olmaları halinde, izin halinin, tebligata engel
teşkil edip etmeyeceği doktrinde tartışmalıdır.
Bir görüşe göre, muhatap er ve erbaşın yıllık iznini geçirmek üzere
geçici olarak memleketine gitmiş olması, tebligatın yapılmasına engel
teşkil etmez. Tebliğ, muhatap er ve erbaşın en yakın amirine yapılır.
79
Bir başka görüşe göre ise, muhatap er ve erbaşın izin süresi kısa
ise, Tebligat Kanunu’nun 20. maddesine göre “muhatabın geçici olarak
73
Ruhi, s. 138; Aydınalp, s. 33, Erbay, s. 66.
74
Yılmaz,/Çağlar, s. 540.
75
Aydınalp, s. 33.
76
As. Yrg.Drl. Krl., 24,4.2003, 32/1; Y.6.C.D., 25.09.2000, 6319/6370 (Ruhi, s. 138, 139).
77
Bu süre, 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca on sekiz ay olup; bu
sürenin, barışta önce onbeş aya ve bilahare on iki aya kadar indirilmesine Bakanlar
Kurulu yetkilidir.
78
As. Yrg., 2. D., 18.11.1998, 785/784 (Çelen, Orhan, Askerlik Kanunu,Yedek Subay
Kanunu, Ankara 2001, s. 389).
79
Erbay, s. 66.
Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN hakemli makaleler
50TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
başka yere gitmesi” hali gibi işlem yapılarak, tebliğ evrakı, er ve erbaşın
en yakın amirine verilmelidir. Buna karşılık, uzun süreli izin ve hava
değişimine gidilmesi halinde ise, bu durum ve muhatabın izin adresi
ilgililer tarafından tutanağa yazılarak imzalandıktan sonra tebliğ evrakı,
çıkaran makama iade edilmelidir.
80
Diğer bir görüşe göre ise, günlük yaşantıda herkesin bulunduğu
yerden değişik nedenle ayrılması doğaldır. Bu bağlamda, er ve erbaşların
da yıllık izin veya mazeretleri nedeniyle birliklerinden geçici süreyle
uzaklaşmaları mümkündür.
Süresi ne olursa olsun izinli olarak birliklerinden ayrılacak er ve
erbaşların muhatabı olduğu tebliğ evrakının, en yakın amirine veril-
mesi halinde, Tebligat Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca tebliğ tarihi,
tebliğ evrakının en yakın amire verildiği tarih olacağından, bu kişilerin
mağduriyetine neden olunabilecektir. O itibarla, izinli olan veya hava
değişimine giden er ve erbaşların birlik adreslerine çıkarılan tebligat-
ların, izin veya hava değişimi süresi ne olursa olsun tebligatı çıkaran
makama iade edilmesi, yararların adilane bir dengede tutulması bakı-
mından önemlidir.
81
Kanaatimizce de bu görüş yerindedir. Zira, izin süresi ne kadar
olursa, bu durumun “geçici olarak başka yere gitmek” anlamına geleceği
Tebligat Kanunu’nda düzenlenmediğine göre, bunun takdiri, tebligat
memuruna veya er ve erbaşın en yakın amirine bırakılamaz.
Örneğin, on gün lük bir izne giden er veya erbaşa, ceza mahkemesin-
den mahkumiyetine ilişkin bir ilâmın izninin ilk günü birliğinde tebliği
ve amiri tarafından da izin dönüşünün beklenmesi durumunda, er veya
erbaşın yedi günlük temyiz süresini kaçırarak hak kaybına uğraması
söz konusu olabilecektir.
Er ve erbaşın, üç ay ve daha fazla süreyle hava değişimine gönde-
rilmesi halinde, 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 78. maddesi uyarınca,
birliği ile ilişiği kesileceğinden ve asker kişi sıfatı ortadan kalkacağından,
bu durum ve hava değişimini geçirdiği adres tebliğ evrakına yazılıp ilgi-
lilerce imzalanarak, tebliğ evrakı, çıkaran makama iade edilmelidir.
82
80
Yılmaz,/Çağlar, s. 540; Ruhi, s. 139; Demirağ, s. 367.
81
Aydınalp, s. 33, 34.
82
Demirağ, s. 368; Erbay, s. 67.
hakemli makaleler Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN
51TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
4. Tatbikatta Olmaları Halinde Tebligat Usulü
Birliğin tatbikatta olması, tebligatın yapılmasına engel teşkil et-
mez.
83
Zira, muhatap er veya erbaş birliğinde görevde demektir. Er
veya erbaşların görev yaptığı birliğin, tatbikatta olduğunun, nöbetçi
amiri veya nöbetçi subayı tarafından tebliğ memuruna beyan edilmesi
halinde, tebliğ evrakı nöbetçi amiri veya nöbetçi subayına imza karşılı-
ğında teslim edilir.
84
Nöbetçi amiri veya nöbetçi subayı almış oldukları
tebliğ evrakını, vakit geçirmeksizin tatbikat alanındaki er veya erbaşın
en yakın amirine ulaştırmak zorundadırlar.
85
Amir de en kısa sürede,
tebliğ evrakını, muhatap er veya erbaşa teslim eder.
86
5. Dağıtım Olmaları Halinde Tebligat Usulü
Temel askerlik hizmetini yapmak üzere, eğitim birliklerine sevk
edilen er veya erbaşların, acemi eğitimlerini müteakip askerlik hizmetini
tamamlayacakları asıl birliklerine dağıtımı yapılır. Ayrıca, hizmet ihti-
yaçları göz önüne alınarak er veya erbaşların, temel askerlik hizmetini
müteakip katıldıkları birliklerden başka birliklerine dağıtım olmaları
da mümkündür. Tebligat yapılacak er veya erbaşın, birliğinden başka
bir birliğe dağıtım olması halinde artık eski birliği ile ilişkisi kesilmiş
olacağından, bilinen son adresi artık yeni birliğidir.
87
Bu durumda, en
yakın amirinin imzası ve beyanı alınarak tebligat evrakı yeni birlik ad-
resine sevk olunur.
88
Ancak tebligat evrakı günlü ise ve süre de yeterli
değilse, tebligatı çıkaran makama iade edilmelidir.
89
6. Terhis Olmaları Halinde Tebligat Usulü
Askerlik hizmet süresini tamamlayarak birlikleriyle ilişikleri kesilen
er veya erbaşlar, bu tarih itibariyle asker kişi sıfatını kaybedeceklerinden,
bu kişilere çıkarılacak tebligatlarda Tebligat Kanunu’nun 14. maddesi
hükmünün tatbiki hukuken mümkün değildir. Ancak buna rağmen
83
Erbay, s. 67.
84
Ruhi, s. 139; Yılmaz,/Çağlar, s. 540; Aydınalp, s. 34.
85
Erbay, s. 67.
86
Ruhi, s. 139.
87
Aydınalp, s. 34.
88
Yılmaz,/ÇALAR, s. 540; Ruhi, s. 140.
89
Ruhi, s. 140; Erbay, s. 66.
Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN hakemli makaleler
52TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
tebligat çıkarılmış ise, er veya erbaşın terhis olduğu ve terhis adresi
en yakın amirinin beyanı olarak teslim belgesine şerh edilir ve tebliğ
evrakı, tebligatı çıkaran makama iade olunur
90
veya duruma göre süre
uygun ise, bilinen en son adresine sevk edilir.
91
Er veya erbaşın kalan izin süresini terhis tarihi ile birleştirerek, terhis
mahiyetinde izne ayrılması halinde de, yukarıdaki usul tatbik olunur.
Zira, muhatap, birliğinden ilişik keserek ayrıldığından, bu durumda
muhatabın geçici olarak başka yere gitmesinden söz edilemez.
VI. DİĞER ASKER KİŞİLERE TEBLİGAT
A. Diğer Asker Kişiler Kavramı
Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinin birinci fıkrasında, asker kişi-
lerden astsubay ve erat kavramlarına yer verilmiş; ikinci fıkrada ise, er
ve erbaş haricindeki asker kişilere tebligatın usul ve esasları düzenle-
miştir. Ne var ki, madde metninde astsubaylar hariç, bu asker kişilerin
kimler olduğu belirtilmemiştir.
Anılan maddenin gerekçesi incelendiğinden,
92
bu fıkradaki asker
kişi kavramının, Askeri Ceza Kanunu’nun 3. maddesinde gösterilen
kimseleri ifade ettiği görülecektir. O itibarla, Tebligat Kanunu’nun 14.
maddesinin ikinci fıkrasında bahsi geçen asker kişiler, mareşalden as-
teğmene kadar subaylar, astsubaylar, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk
Silahları Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel, uzman
jandarma, uzman erbaş ve askeri öğrencilerdir.
Doktrinde bazı yazarlarca, kanunda açık hüküm olmamakla birlikte,
asker kişi olan askeri öğrencilere, er veya erbaşlar gibi tebligat yapılması
gerektiği, dolayısıyla Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinin ikinci fık-
rasının uygulanmayacağı
93
ileri sürülmekte ise de, bu görüşe katılmak
mümkün değildir. Zira, Tebligat Kanunu’nun 14. maddesindeki asker
kişilerin, Askeri Ceza Kanunu’nun 3. maddesinde sayılanlar olduğu
göz önüne alındığında, bu maddede sayılan askeri öğrencileri subay
veya astsubay gibi diğer asker kişilerden yorum yoluyla ayırmak doğru
90
Yılmaz,/Çağlar, s. 540; Aydınalp, s. 34.
91
Erbay, s. 66; Ruhi, s. 140.
92
Muşul, s. 30.
93
Ruhi, s. 137; Aydınalp, s. 31.
hakemli makaleler Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN
53TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
olmaz. Kanunkoyucunun amacı bu olsaydı, er ve erbaşlar gibi askeri
öğrencileri de madde metninde ayrıca belirtirdi. Oysaki, kanunkoyucu,
sadece er ve erbaşları farklı statüde değerlendirmiştir.
B. Tebligat Şekilleri
Subay, astsubay gibi diğer asker kişiler, er ve erbaşlar gibi askerlik
mükellefiyeti altında bulunmasalar da askerlik hizmetinin özelliklerini
dikkate alan Kanunkoyucu, onları da tebligat usulü konusunda farklı bir
statüye tâbi kılmıştır. Ancak bu farklı statü, bu kişilere evlerinde veya
bildirdikleri adreslerinde tebligat yapılamayacağı anlamına gelmez. Bir
başka deyişle, bu asker kişilere oturdukları evlerinde veya bildirdikleri
adreslerinde tebligat yapılması her zaman mümkündür. Bu durumda
tebligat, genel hükümlere göre yapılacaktır.
94
Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinin ikinci fıkrasında, diğer asker
kişilere birlik veya müessesede tebligat yapılması usulü düzenlenmiştir.
Dolayısıyla konunun, birlikte bulunmak veya bulunmamak gibi çeşitli
ihtimaller göz önüne alınarak incelenmesi yerinde olacaktır.
1. Birlik veya Müessesede Bulunmaları Halinde Tebligat Usulü
Er ve erbaş dışındaki asker kişilere birlik veya müessese de tebligat
yapılacaksa, tebligat, kural olarak bizzat kendilerine yapılır.
95
Bu amaçla,
birlik veya müesseseye gelen tebligat memuru, Tebligat Tüzüğü’nün
20. maddesi uyarınca nöbetçi amiri veya nöbetçi subayına müracaat
ederek, tebligatın muhatabı asker kişiyi temin etmesini ister. Muhatap
en kısa zamanda bulunur ise tebliğ, muhatap asker kişinin kendisine
yapılır.
96
Bu araştırma yapılmaksızın doğrudan nöbetçi amiri veya nö-
betçi subayına verilen tebligat usulsüzdür.
97
94
Muşul, s. 30; Aydınalp, s. 31; Yılmaz,/Çağlar, s. 542- 543.
95
Yılmaz,/Çağlar, s. 543; Kuru, s. 5543; Turan,-Tebligat Hukuku, s. 67.
96
Erbay, s. 67, s. 31.
97
“... Davalı astsubay buldurulmaksızın doğrudan nöbetçi subayına yapılan tebligat
geçerli değildir...” (Y. 2. H.D.; 1.11.1996, 10648/11107: Ruhi, s. 140).
“... 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinin 2. fıkrasında belirtildiği gibi
astsubay ve askeri şahıslara tebligatın birlik ve müessesede yapılması icap eden
hallerde bunu nöbetçi amiri veya nöbetçi subayı temin eder. Tebligatın doğrudan
nöbetçi subayına verilmesi usulsüzdür...” (Yargıtay İcra İflas Dairesi, 2.2.1973, 1023/
877: Kaçak, Nazif, Tebligat Kanunu Şerhi, Ankara 2004, s. 134).
Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN hakemli makaleler
54TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
Nöbetçi amiri veya nöbetçi subayı tarafından, tebligat muhatabının
derhal bulunmaması, tebligat muhatabının tebliğden kaçınması veya
geçici bir süre için birlikte olmaması gibi nedenlerle muhatabına tebligat
yapılamaz ise tebliğ, nöbetçi amiri veya nöbetçi subayına yapılır.
98
Bir
başka deyişle, er ve erbaş dışındaki asker kişilerin bizzat kendisine teb-
ligat yapılamaması halinde tebligat, birlik veya müessese nöbetçi amiri
veya subayına yapılır.
99
Nöbetçi amiri veya subayı dışındaki kişilere
yapılan tebligat geçerli değildir.
100
Görüldüğü üzere, askeri birlik veya müesseselerde, er ve erbaş
dışındaki asker kişilere yapılacak tebligatlar, er ve erbaşlardan farklı
düzenlenmiş, kural olarak tebligatın bizzat ilgili asker kişiye yapılması
esası kabul edilmiştir.
101
2. Firarda Olmaları Halinde Tebligat Usulü
Er ve erbaş dışındaki asker kişiler, firarda iseler (sivil personel için
uzun süredir mesaiye gelmeme), nöbetçi amiri veya subayının beyanı
ve imzası alınarak tebliğ evrakı, tebligatı çıkaran makama iade olunur.
102
Zira, muhatap asker kişinin görevli olduğu birlik veya müesseseye dö-
98
Yılmaz,/Çağlar, s. 543; Aydınalp, s. 35; Ruhi, s. 140; Muşul, s. 190- 191.
99
“... 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nu 14 ve Tebligat Tüzüğü’nün 20. maddeleri uyarın-
ca, nöbetçi subayına yapılan tebligat, subay olan davacıya yapılmış sayılacağından,
noksan harç ve posta pulunu tamamlaması için AYİM Genel Sekreterliği’nce usu-
lüne uygun şekilde yapılan tebligata rağmen eksikliğin giderilmediği anlaşılmakla
davanın açılmamış sayılmasına karar verilmedir...” (AYİM 1. D., 6.7.1999; 694/719:
Kaçak, s. 134).
“... Davanın esastan reddi kararının 6.12.1994 tarihinde nöbetçi subayına tebliğ
edildiği, Tebligat Kanunu’nun 14. maddesi hükmü uyarınca tebligatın muhatabına
derhal yapılma olanağı olmaması halinde tebligatın nöbetçi amir ve subayına ya-
pılacağı ve bunun geçerli bir tebligat olduğu hukuk normuna istinaden bu tarihin,
karar düzeltme isteme süresinin başlangıcı olduğu ...” (AYİM, 1. D., 20.6.1995; 86/283:
yayımlanmamıştır).
100
“Borçlu sanığın Hv. Rd. Mvz.Komutanlığı’nda astsubay olarak görev yaptığı, Tebligat
Yasasının 14. maddesi karşısında (Tüzüğün 19, 20 maddeleri) sanığa çıkartılan ve
evrak memuruna yapılan tebligat yasal ve geçerli değildir....(Y.8.C.D., 24.4.1996,4933/
6096:KAÇAK, s. 132).
“... AYİM Genel Sekreterliği’nce yapılan iki tebligatın davacıya ya da nöbetçi
subayına yapılmadığı, rütbesi ve ne sıfatla bu tebligatı aldığı belirtilmeden Mute-
met...’ ya tebliğ edildiği; dolayısıyla ortada mevzuatın öngördüğü usulüne uygun
bir tebligatın olmadığı...” (AYİM 1.D., 3.7.2001, 161/800: Ruhi, s. 140).
101
Aydınalp, s. 35.
102
Ruhi, s. 141.; Yılmaz,/Çağlar, s. 544.
hakemli makaleler Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN
55TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
nüp dönmeyeceği yahut ne zaman döneceği belli olmadığından artık
muhatabın bilinen en son adresinin varlığından söz edilemez.
103
3. İzinde veya İstirahatlı Olmaları Halinde Tebligat Usulü
Tebliğ evrakının muhatabı olan er ve erbaş dışındaki asker kişinin
izinde olması halinde, tebligatın ne şekilde yapılacağı hususu doktrinde
tartışmalıdır. Bir görüşe göre, muhatap asker kişinin izinde olduğunun
belirlenmesi halinde Tebligat Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca teb-
ligat, nöbetçi amiri veya nöbetçi subayına yapılır.
104
Diğer görüşe göre
ise, bu durumda muhatap asker kişinin izinli olarak gittiği adres belli
olduğundan, nöbetçi amiri veya nöbetçi subayının buna ilişkin beyanı
tebligat evrakına yazılarak, evrakın bu adrese tebliğ edilmesi menfaat-
ler dengesine daha uygundur.
105
İzin süresi kısa ise, tebligat en yakın
amirine yapılır.
106
Er ve erbaş dışındaki asker kişi muhatap istirahatlı ise; bir görüşe
göre, istirahat raporu alan muhatabın adresi aynı şehir dağıtım bölgesi
içerisinde bulunuyorsa, nöbetçi amirinin veya nöbetçi subayının buna
ilişkin beyanı tebliğ evrakına yazılarak, bildirilen yeni adrese tebligat ya-
pılması gerekir. Ancak muhatap asker kişi, istirahatını garnizon dışında
geçirmekte ise, bu takdirde tebliğ evrakı süreli değilse bu adresine sevk
edilmeli, aksi halde tebligatı çıkaran makama iade olunmalıdır.
107
Diğer
görüşe göre ise, tebligat, muhatap adına kısım amirine yapılır.
108
4. Tatbikatta Olmaları Halinde Tebligat Usulü
Er ve erbaş dışındaki asker kişinin görev yaptığı birliğin tatbikatta
olduğunun nöbetçi amiri veya nöbetçi subayı tarafından beyan edilmesi
halinde, tebligat, nöbetçi amiri veya nöbetçi subayına yapılır. Tebligatı
alan nöbetçi amiri veya nöbetçi subayı, tebligat evrakını en kısa zamanda
muhatap asker kişiye ulaştırır.
109
103
Yılmaz,/Çağlar, s. 544; Aydınalp, s. 35, 36; Demirağ, s. 366.
104
Yılmaz,/Çağlar, s. 544, Erbay, s. 67.
105
Ruhi, s. 14; Aydınalp, s. 36.
106
Ruhi, s. 141.
107
Aydınalp, s. 36; Ruhi, s. 141.
108
Erbay, s. 67.
109
Aydınalp, s. 36, Ruhi, s. 141.
Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN hakemli makaleler
56TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
5. Tayin Olmaları Halinde Tebligat Usulü
Er ve erbaş dışındaki asker kişi, görev yapmakta olduğu birlik
veya müesseseden tayin olmak suretiyle ayrılmış ise, yeni birlik veya
varsa sivil adresine tebligat yapılır.
110
Eğer süre uygunsa tebligat yeni
adresine sevk edilir. Ancak farklı şehirde olması gibi
111
süre yönünden
sorun varsa, tebliğ evrakı çıkaran makama iade olunur.
112
6. Emekli Olmaları Halinde Tebligat Usulü
Tebliğ tarihinde, er ve erbaş dışındaki asker kişinin emekli olması
durumunda tebligat, bu asker kişinin emekli olurken birliğine bildirdiği
yeni adresine yapılır.
113
Bu durumda, tebliğ memurunca sivil adresi
tebliğ mazbatası ve teslim belgesine şerh olunarak, ilgili birlik persone-
line imzalatılır ve süre uygun ise yeni adresine sevk edilir. Süre uygun
değilse, tebligatı çıkaran makama iade olunur.
114
VII. SEFER HALİNDEKİ BİRLİKLERDE
GÖREVLİ ASKER KİŞİLERE TEBLİGAT
A. Sefer Hali Kavramı
Sefer halinde olan birlik ve müesseseye mensup asker kişilere
tebligatın ne şekilde yapılacağı, Tebligat Kanunu’nun 15 ve Tebligat
Tüzüğü’nün 21. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelerde
bahsi geçen “sefer hali” kavramı ise, Tebligat Kanunu’nda tanımlan-
mamıştır.
Sefer kavramının sözlük anlamı, yolculuk, seyahat ise de
115
Tebligat
Kanunu’nun 15. maddesinde bahsi geçen “sefer hali” kavramını bu şe-
kilde anlamak uygun olmaz. Zira, bu durumda, tatbikat, birlik değişimi
gibi nedenlerle bulunduğu yerden her ayrılan birlik veya müessesede
görevli asker kişilere yapılacak tebligatlarda bu madde hükmünün
uygulanması gerekir. Böylelikle, Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinin
uygulama alanı daraltılmış olur.
110
Ruhi, s. 142; Aydınalp, s. 36.
111
Aydınalp, s. 36.
112
Erbay, s. 68.
113
Ruhi, s. 142; Aydınalp, s. 36.
114
Erbay, s. 68.
hakemli makaleler Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN
57TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
2941 sayılı Seferberlik ve Savaş Hali Kanunu’nun 3. maddesine
göre; seferberlik, devletin tüm güç ve kaynaklarının, başta askeri güç
olmak üzere, savaşın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hazırlanması,
toplanması, tertiplenmesi ve kullanılmasına ilişkin bütün faaliyetlerin
uygulandığı, hak ve hürriyetlerin kanunla kısmen veya tamamen sı-
nırlandırıldığı haldir. Seferberlik, ülkenin genelinde olabileceği gibi bir
veya birden fazla bölgesinde de uygulanabilir.
Bu konudaki bir başka tanım ise, Askeri Ceza Kanunu’nun 8. mad-
desinde yapılmıştır. Buna göre, sefer tâbiri, harp halini ihtiva eden sefer-
berliktir. Seferberlik ise, “ordunun veya bazı kısımlarının seferber olmasını
amir olan emirde yazılı ve muayyen tarihten başlayacak ilgasını mübeyyin neş-
rolunun emirde yazılan tarihte biten haldir.”
116
Yine aynı maddenin üçüncü
fıkrasına göre, barışta Türkiye Cumhuriyeti hudut ve kara suları dışında
dahi seyir eden her savaş uçağı ve savaş gemisi, üssülharekelerinden
(askeri harekatın başlangıcına esas olan yer) birine varıncaya kadar
Askeri Ceza Kanunu’nun tatbikatında seferber sayılır.
Tebligat Kanunu’nun 15. maddesinin gerekçesinde,
117
sefer halinde
birlik ve müesseselerin ve yerlerinin gizli kalması kaidesinin mevcut
olması, hareket halindeki bir birliğe mensup asker kişiye tebligattaki
zorluk dikkate alınarak bu maddenin düzenlendiği, seferberlik halinde
Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları dışındaki tüm birlik ve
müesseselerin bu kuvvetlere bağlanacağı belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında, Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinin ge-
rekçesindeki asker kişi kavramının Askeri Ceza Kanunu’nun 3. mad-
desinde gösterilen kişileri ifade ettiğine ilişkin düzenleme dikkate alı-
narak, 15. maddedeki “sefer hali” kavramının, Askeri Ceza Kanunu’nun
8. maddesine göre belirlenmesi gerektiği kanaatindeyiz.
B. Tebligat Şekli
Tebligat Kanunu’nun 15. maddesinde, 14. maddenin aksine sefer
halinde, er ve erbaş veya diğer asker kişiler ayrımına gidilmemiş, er
ve erbaşlar da dahil tüm asker kişilere tebligat aynı kurallara tâbi kı-
lınmıştır.
115
Ruhi, s. 142.
116
Bkz., Savaş Hali Tüzüğü m. 2/j (RG, 16.07.1990, s. 20-576, s. 1-29).
117
Muşul, s. 31.
Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN hakemli makaleler
58TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
Bu hüküm de tebligatın doğrudan doğruya muhatabına yapıla-
cağına dair olan kuralın bir istisnası olup, bu da askeri gereklerin bir
sonucudur.
118
Uygulanabilmesi için tebligatın, muhatabın ev adresinde
bulunamaması veya Tebligat Kanunu’nun 14. maddesinde olduğu gibi
birlik veya müessese de yapılamaması gerekir.
119
Sefer halinde birlik veya müesseselerde görevli asker kişilere tebli-
gat, bağlı bulundukları Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlıkları
vasıtasıyla yapılır. Tebligatı ise, kıta komutanı veya müessese amiri gibi
en yakın üst yapar.
120
Tebligatın muhatabı asker kişinin sefer halindeki birlik veya mües-
sesede görevli olduğunun belirlenmesi halinde, tebliğ evrakı muhatabın
görev yaptığı kuvvete göre Kara, Deniz veya Hava Kuvvetleri komu-
tanlıklarından birine teslim olunur ve kuvvet komutanlıkları vasıtasıyla
muhatabın görevli olduğu birlik veya müesseseye ulaştırılır. En yakın
amiri tarafından da muhatap asker kişiye tebliğ olunur.
121
Tebligat yapıl-
dıktan sonra da tebliğ evrakı aynı yollarla ve askeri hiyerarşi içerisinde
tebligatı çıkaran makama gönderilir.
122
Tebliğ tarihinin, kuvvet komutanlıkları veya birlik ve müessese ami-
rine evrakın geldiği tarih olup olmadığı tartışılabilir ise de; bu tarihin,
tebligatın muhatap asker kişiye verildiği tarih olduğunun kabulünde
hukuki zorunluluk vardır. Zira, sefer halinin özelliği gereği gerek kuv-
vet komutanlıkları muhatabın görevli olduğu birlik veya müessese ile
gerekse muhatabın birlik komutanı veya müessese amiri muhatap ile
temas kurma olanağı bulamayabilirler.
123
118
Yılmaz,/Çağlar, s. 544; Erbay, s. 68.
119
Turan,-Tebligat Hukuku, s. 67.
120
Turan,-Tebligat Hukuku, s. 67; Afşaroğlu, s. 31–32; Ruhi, s. 142; Yılmaz,/Çağlar, s.
544- 545; Muşul, s. 191.
121
Yılmaz,/Çağlar, s. 545.
122
Ruhi, s. 142; Afşaroğlu, s. 32.
123
Yılmaz,/Çağlar, s. 545.
hakemli makaleler Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN
59TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
KAYNAKÇA
Afşaroğlu, Osman, Tebligat Hukuku, Ankara 1980.
Aydınalp, Sezai, “Asker Kişilere Tebligat Yapılması”, T.N.B.H.D., S.
1994/82.
Çelen, Orhan, Açıklamalı, Notlu, İçtihatlı Uzman Jandarma Kanunu, An-
kara 2002.
Çelen, Orhan, Açıklamalı, Notlu, İçtihatlı, Uzman Erbaş Kanunu ve Yönet-
meliği, 3. Bası, Ankara 2003.
Çelen, Orhan, Askerlik Kanunu, Yedek Subay Kanunu, Ankara 2001.
Çelen, Orhan, TSK İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği, Askeri Ceza Kanu-
nu, Disiplin Mahkemeleri Kanunu, TSK Personel Kanunu, Ankara
2000. (TSK)
Demirağ, Fahrettin, “Ceza Yargısında Tebligat Sorunları”, Askeri Yargı-
tay’ın 85. Kuruluş Yıldönümü Sempozyumu Dergisi, Ankara 1999.
Erbay, Ayhan, PTT Genel Müdürlüğü Tebligat İşlemleri Ders Kitabı, An-
kara 2005.
Erman, Sahir, Askeri Ceza Hukuku, Umumi Kısım ve Usul, 7. Bası, İstanbul
1983.
Kaçak, Nazif, Tebligat Kanunu Şerhi, Ankara 2004.
Kantar, Baha, Ceza Muhakemeleri Usulü, 1. Kitap, Ankara 1957.
Kuru, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Bası, C.V, İstanbul 2001.
Muşul, Timuçin, Tebligat Kanunu, 3. Bası, İstanbul 2005.
Polatcan, İsmet, TSK İç Hizmet Kanunu, Ankara 1987.
Özbakan, Hulusi, ZAnkara 1990.
Özbakan, Hulusi, Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu,
Ankara 1999.
Özbakan, Hulusi, TSK İç Hizmet Kanunu, Ankara 1987. (İç Hizmet)
Özekes, Muhammet, Medeni Usul Hukukunda Hukuki Dinlenilme Hakkı,
Ankara 2003.
Taylan Ö. KİRAZ / Murat YAMAN hakemli makaleler
60TBB Dergisi, Sayı 65, 2006
Ruhi, Ahmet Cemal, Tebligat Hukuku, 3. Bası, Ankara 2005.
Sunay, Süheyla Şenlen, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Görev Kriterleri,
İstanbul 1996.
Turan, Ahmet Uğur, Tebligat Hukuku, Tebligat Suçları ve İlgili Mevzuat,
Ankara 1998. (Tebligat Hukuku)
Turan, Ahmet Uğur , “Tebligat Yasası ve Tüzüğü Hükümlerinin Uy-
gulanmasında Şekil”, Noterlik Hukuku İle İlgili Bazı Sorunlar, Türk
Hukuk Dili Noterlik ve Tebligat Hukuku Sempozyumu, Noterlik Hukuku
Araştırma Enstitüsü, Ankara 1999.
Üçok, Zeki, “Askeri İşyerinde Çalışan İşçilerin Hukuki Statüleri”, Es-
kişehir 1999 (yayımlanmamış yüksek lisans tezi).
Yaman, Murat, Açıklamalı- İçtihatlı Askeri Yü1ksek İdare Mahkemesi Ka-
nunu, Ankara 2006.
Yaman, Derya/Yaman Murat, Askeri Yargı ve Adli Yargı Arasındaki Görev
Sorunları, Ankara 2001.
Yılmaz, Ejder/Çağlar Tacar, Tebligat Hukuku, 3. Bası, Ankara 1999; 4.
Bası, Ankara 2005.