hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
265TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Giriş
Avrupa Birliği’nde alternatif uyuşmazlık çözümüne (Alternative
Dispute Resolution, ADR) ilgi giderek artmaktadır. Bu artışın üç temel
nedeni vardır.
Birinci neden, kişilerin günlük hayatlarında, genel olarak adalete
erişimi kolaylaştırıcı bir yol olan ADR hakkında daha çok bilgi sahibi
olmalarıdır.
İkinci neden, ADR’nin, Avrupa Birliği üyesi olan devletlerin yakın
ilgisini çekmesi ve pek çok devletin ADR’yi teşvik eden yasalar kabul
etmesidir.
Üçüncü neden, görevi ADR yöntemlerini yaygınlaştırmak, onların
uygulanması için elverişli bir ortam oluşturmak ve ADR’yi güven-
ce altına almak için gerekli faaliyetleri yapmak olan Avrupa Birliği
kurumlarının da tekrar tekrar belirttikleri gibi, ADR’nin politik bir
önceliğe sahip olmasıdır. Bu politik öncelik, sınır ötesi web temelli bir
uyuşmazlık çözüm yolu olarak, yeni online uyuşmazlık çözümü (on-line
dispute resolution, ODR) hizmetlerinin teşvik edildiği bilgi toplumunun
çalışmaları kapsamında özellikle vurgulanmaktadır.
ADR’nin bu özel yapısı, Avrupa Komisyonu’nun (European Commis-
sion) ADR ile ilgili olarak, “Medeni Hukuk ve Ticaret Hukukunda Alternatif
Uyuşmazlık Çözümü Hakkında Yeşil Kitap” adlı çalışmayı yapmasının
politik gerekçesini oluşturmuştur. Avrupa Birliği Konseyi (European
AVRUPA BİRLİĞİNDE
ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜMÜ
Mustafa ÖZBEK
*
*
Yrd. Doç. Dr., Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk (Medenî Usûl, İcra
ve İflâs Hukuku) Anabilim Dalı öğretim üyesi (mozbek77@hotmail.com).
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
266TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Council, Council of the European Union), Avrupa Komisyonu’ndan,
ADR’nin mevcut durumunu inceleyen ve bu konuda alınan tedbirler
hakkında kapsamlı görüş ve tavsiyeler içeren Yeşil Kitabı hazırlamasını
istemiştir.
Yeşil Kitap, ADR’nin sunduğu kolaylıkları topluma tanıtmak ve
ADR konusunda üye devletler ile Avrupa Birliği tarafından yapılan
çalışmaları göstermek için bir fırsat oluşturmuştur.
Yeşil Kitap hazırlanırken, ilgili çevrelere danışılmış ve ADR hak-
kındaki bütün görüşler öğrenilmiştir. Bu araştırma ağırlıklı olarak,
yasal konular, sözleşmelerdeki ADR şartları, süre sınırları, gizlilik
sınırlamaları, verilen rızanın geçerliği, ADR usûlleri sonunda yapılan
anlaşmaların uygulanması, tarafsız üçüncü kişilerin eğitimi, yeterlilikleri
ve sorumluluklarıyla ilgili kurallar gibi, ADR usûllerinin dikkat çeken
özellikleri üzerinde yoğunlaşmıştır.
Avrupa Komisyonu, yaptığı bu araştırmada açıklanan görüşleri,
gelecekteki yasama ve uygulama sürecinde oluşturacağı politikanın
genel hatlarını şekillendirmede kullanmayı planlamaktadır.
Böylece Yeşil Kitabın amacının, medenî hukuk ve ticaret hukuku
uyuşmazlıklarında ADR ile ilgili bazı hukukî konularda, geniş tabanlı
bir istişare yapmak olduğu söylenebilir.
1
Bu makalede, Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı Yeşil Kitap esas
alınacak, Yeşil Kitapta yapılan tespitler ile ortaya çıkan sonuçlar tercü-
me edilmek suretiyle ADR’nin Avrupa Birliği’ndeki gelişimine, temel
özelliklerine ve bu konuyla ilgili olarak Avrupa Birliği’nde yapılan
çalışmalara değinilecektir. Böylece, ülkemizde ADR ile ilgili olarak
yapılacak yasal düzenlemelere katkıda bulunulmasına çalışılacaktır.
§ 1. Avrupa Birliği’nde ADR’nin Gelişimi
A. Avrupa Birliği’nde ve Uluslararası Boyutta ADR’ye Yöneliş
ADR usûllerinin çok eski olduğu kabul edilse de, bu usuller Avrupa
Birliği’ne üye olan devletlerde son yıllarda gelişmiştir. ADR usûllerinin
sunduğu avantajlar ve adalet sisteminin içine düştüğü kriz nedeniyle
1
Commission of the European Communities, Green Paper on alternative dispute resolution
in civil and commercial law, Brussels 2002, s. 5.
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
267TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
etkin olamayışı, mahkemelere veya tahkime başvurmaktansa, anlaş-
maya dayalı olarak işleyen bu uyuşmazlık çözüm yöntemlerine karşı
olan ilginin yeniden canlanmasına neden olmuştur.
Avrupa Birliği’nde
ADR’nin gelişmesi için dikkate değer bir gayret gösterilmeye başlanmış
ve özellikle, tüketicilerle küçük ve orta ölçekli işletmelerin yer aldığı
elektronik ticaret alanında güvenin artması için ADR yöntemlerine
başvurulmuştur.
3
Yeşil Kitabın amaçları doğrultusunda ADR, “tahkim dışında,
4
tarafsız
bir üçüncü kişi tarafından yönetilen yargı dışı uyuşmazlık çözüm usûlleri”
olarak tanımlanmıştır.
Yeşil Kitap, iş hukuku ve tüketici hukukunu da
kapsayacak şekilde, sadece medenî hukuk ve ticaret hukuku alanında
ADR’yi düzenlemiştir.
S
Aslında kavram olarak eskiden beri bilinen ve uygulanan ADR usûlleri, günümüzde
kurumsal ve etkin bir yapıya büründürülmüştür (Mustafa Özbek Alternatif Uyuş-
mazlık Çözümü, Ankara 2004, s. 85; Muhammet Özekes, Uyuşmazlık Çözüm Yolları
İçinde Arabuluculuk ve Bir Düzenleme Önerisi, HPD 2006/7, s. 40-45, s. 41).
3
Commission of the European Communities s. 6.
Hakem kararı bir yargı kararının yerini tuttuğundan, Yeşil Kitapta tahkim, bir ADR
yönteminden ziyade yargı benzeri bir usule (quasi-judicial procedure) daha yakın gö-
rülmüştür (Tahkimin bir ADR usûlü olup olmadığı hakkındaki tartışmalar için bkz.,
Özbek s. 50 vd.; Gülgün Ildır, Alternatif Uyuşmazlık Çözümü (Medenî Yargıya Alternatif
Yöntemler), Ankara 2003, s. 60; Stephen J. Ware, Alternative Dispute Resolution, St. Paul
2001, s. 8 vd. ); Süha Tanrıver, Hukuk Uyuşmazlıkları Bağlamında Alternatif Uyuşmazlık
Çözüm Yolları ve Özellikle Arabuluculuk (TBBD 2006/64, s. 151-177), s. 171. Tahkim,
üye ülkelerdeki çeşitli yasalarda, 1958 tarihli yabancı hakem karalarının tanınması
ve tenfizi hakkındaki New York Sözleşmesi (http://www.uncitral.org/en-index.
htm) gibi uluslararası belgelerde veya tahkim hakkında yeknesak bir hukuk öngören
1966 tarihli Avrupa Sözleşmesi (http://conventions.coe.int/treaty/en/Treaties/
Html/056.htm) gibi Avrupa Konseyinin bünyesindeki metinlerde düzenlenmiştir.
Bu tanım, aşağıda sayılan usûllerin Yeşil Kitabın kapsamı dışında kalmasına neden
olmuştur:
- Bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olmayan; fakat bir dava veya tahkim sürecinde
teknik bilgisine başvurulan bilirkişilerin görüşleri.
- Tacirler tarafından tüketicilere sunulan şikayet inceleme sistemleri. Bu usûlleri
üçüncü kişiler değil, uyuşmazlığın taraflarından biri yönetmektedir.
- Herhangi bir insan müdahalesi gerektirmeyen ve Bilgi Teknolojisi hizmeti sunan
şirketlerce oluşturulmuş olan “otomatik müzakere sistemleri” (automated negotiation
systems). Bu sistemler, üçüncü kişilerce yönetilen uyuşmazlık çözüm usûlleri olma-
yıp, uyuşmazlığın tarafları arasındaki doğrudan müzakereleri (direct negotiations)
kolaylaştırmak için oluşturulmuş teknik yöntemlerdir (Commission of the European
Communities s. 6, dn. 1).
S
Yeşil Kitapta, kişiler hukuku, aile hukuku, rekabet hukuku ve tüketici hukuku gibi,
bazı yönleriyle kamu düzenine ilişkin olup, üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen
haklara (non-negotiable rights) yer verilmemiştir. Üzerinde tasarruf edilemeyen haklar
daha ayrıntılı olarak, Adaletin Etkinliği Hakkında Uzmanlar Komitesi (Committee
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
268TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Medeni hukukta ve ticaret hukukunda kullanılan ADR, belirli
yasal düzenlemelere göre farklı kategoriler altında sınıflandırılabilir.
İlk ayırım, mahkemece yönetilen (yargısal arabuluculuk) veya tarafsız
bir üçüncü kişiye havale edilen ADR usûlleri (mahkeme kökenli ADR)
ile yargı dışı bir usûl olarak, bir uyuşmazlığın taraflarınca başvurulan
ADR (yani sözleşmeye dayalı ADR) usûlleri arasında yapılmaktadır.
Avrupa Komisyonu’na göre, bu ayırım kadar önemli olan ikinci bir ayı-
rım, sözleşmeye dayalı farklı ADR usûlleri (conventional ADR) arasında
yapılmalıdır. Sözü edilen ADR usûllerinde
üçüncü kişi veya kişiler,
tarafları bağlayıcı bir karar vermekle
veya tarafların uyup uymama
konusunda özgür olduğu bir tavsiyede
10
bulunmakla görevlidirler.
Diğer ADR usûllerinde üçüncü kişiler, uyuşmazlığın olası çözüm şekli
hakkında bir görüş beyan etmez; fakat sadece, tarafların bir anlaşmaya
varması için onlara yardım ederler.
11
ADR usûlleri yeni bir gelişme değildir; fakat son yıllarda giderek
yayılmış ve bazı araştırmacıların daha çok dikkatini çekmiştir. ADR’nin
toplumdan destek alması
12
ve ADR üzerinde yapılan akademik çalışma-
of Experts on Efficiency of Justice) tarafından 26-28 Mart 2001 tarihinde kabul edilen,
“Medenî Hukukta Arabuluculuğun Avrupa’daki Yeri Nedir?” başlıklı raporda in-
celenmiştir. Bu rapor için bkz., Committee of Experts on Efficiency of Justice, Report
on “What place is there for civil mediation in Europe?”, Strasbourg 2001, s. 29; Mustafa
Özbek Avrupa’da Arabuluculuğun İlkeleri ve Uygulanması (Prof. Dr. Özer Seliçi’ye
Armağan, Ankara 2006, s. 441-502), s. 441 vd.
Commission of the European Communities s. 6.
Bu iki tür ADR usûlleri, Avrupa Komisyonu’nun, “tüketici uyuşmazlıklarının yargı
dışı çözümünden sorumlu kuruluşlara uygulanacak ilkeler” ile ilgili 30 Mart 1998
tarihli Tavsiyesinin (98/257/EC) konusunu oluşturmaktadır. Bu Tavsiye tahkimi
de kapsamaktadır. Bu Tavsiye için bkz., Commission Recommendation of 30 March
1998 on the principles applicable to the bodies responsible for out-of-court settlement
of consumer disputes, 98/257/EC (OJ L 115, 17. 4. 1998, s. 31-34) (http://europa.
eu.int/eur-lex/en/archive/1998/l_11519980417en.html).
Örneğin, banka ve sigorta şirketleri gibi bazı sektörlerde kurulan müşteri Ombuds-
manlarının kararı, sisteme katılmış olan şirketler hakkında bağlayıcıdır.
10
Örneğin, İskandinav ülkelerindeki Tüketici Şikayeti Kurullarının kararları bağlayıcı
değildir.
11
Tüketici hukuku alanında bu ADR usûlüne, “tüketici uyuşmazlıklarının anlaşmaya
dayalı çözümüyle görevli yargı dışı kuruluşlara uygulanacak ilkeler” hakkındaki
4 Nisan 2001 tarihli komisyon tavsiyesinde (2001/310/EC) yer verilmiştir. Bu
tavsiye için bkz., Commission Recommendation of 4 April 2001 on the principles
for out-of-court bodies involved in the consensual resolution of consumer disputes
(2001/310/EC) (OJ L 109, 19. 4. 2001, s. 56-61) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/
archive/2001/l_10920010419en.html).
12
ADR’ye yönelik desteklerin çoğu uzun bir geçmişe sahiptir. Buna, Fransa, İtalya,
İspanya ve Birleşik Karallık’taki tahkim ve arabuluculuk merkezleri ağıyla ilgili
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
269TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
ların çokluğu, resmi makamların ADR usûllerini izleme ve geliştirmesini
kolaylaştırmıştır.
13
B. Avrupa Birliği’nde Adalete Erişimin Kolaylaştırılması
ADR’nin gelişmesini destekleyen etkenlerden biri de, adalet
sisteminin içinde bulunduğu krizdir.
14
Devletlerin çoğunda kişiler,
mahkemelerde görülmekte olan dava sayısındaki aşırı artış, davaların
sonuçlanmasının uzun zaman alması ve davaların yol açtığı masrafların
artması nedeniyle adalete erişmekte güçlük çekmektedirler.
15
Yürürlükte
bulunan kanunların çokluğu, karmaşıklığı ve teknik olarak anlaşılama-
ması, adalete erişimi daha da zorlaştırmaktadır. ADR, adalete erişimde
karşılaşılan sorunlara bir çözüm sunmaktadır.
Sınır ötesi uyuşmazlıklar, ülke içindeki uyuşmazlıklardan
daha uzun sürmekte ve daha yüksek miktarda masraf yapılmasını
gerektirmektedir.
16
Tek pazarın tamamlanmasıyla, ticaret hacmi
büyümekte ve vatandaşların dolaşımı hızlanmaktadır. Sınır ötesi
elektronik ticaretin de gelişmesiyle, uyuşmazlık konusunun ve
uyuşmazlık konusu olan miktarın önemine bakılmaksızın, farklı üye
devletlerde ikamet eden kişiler arasındaki uyuşmazlıklar sürekli
artmaktadır. Buna paralel olarak, mahkemelerin önüne getirilen sınır
ötesi uyuşmazlıkların sayısı da yükselmektedir. Bu uyuşmazlıklar,
mahkemelerin aşırı iş yükünden kaynaklanan uygulama sorunlarına
olarak, 1994 yılında kurulan Avrupa Ekonomik Menfaat Gruplaşması (European
Economic Interest Grouping, EEIC, http://europa.eu.int/scadplus/leg/en/lvb/l26015.
htm) örnek gösterilebilir. Bu “Avrupa Uyuşmazlık Çözüm Ağı” (European Network
for Dispute Resolution, ENDR), Avrupa Birliğinden, Komisyon Genel Müdürlüğü’nce
(Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Genel Müdürlüğü) yönetilen malî bir yardım
almıştır.
13
Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, Medenî usûl Hukuku, Ankara
2006, s. 665.
14
Çeşitli Avrupa ülkelerindeki adalet sistemlerinde yaşanan krizler, bu krizlerin aşıl-
ması için yapılan çalışmalar ve getirilen öneriler hakkında geniş bilgi için bkz., Civil
Justice in Crisis: Comparative Perspectives of Civil Procedure (Adrian Zuckerman ed.),
Oxford 1999, s. 3 vd.
15
Özekes, s. 41; İnci Biçkin, Genel Olarak Alternatif Uyuşmazlık Çözümü (HPD 2006/7,
s. 34-39), s. 34.
16
Bu konular, Avrupa Komisyonu’nun 9 Şubat 2000 tarihli ve “Medenî Hukuk ko-
nularında işbirliği: Sınır ötesi davalarda tarafların karşılaştıkları sorunlar” başlıklı
Yeşil Kitabında incelenmiştir. Bkz., Commission Green Paper of 9 February 2000:
Judicial cooperation in civil matters: The problems confronting the cross-border litigant,
(http://europa.eu.int/scadplus/leg/en/lvb/l33122.htm).
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
270TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
ilave olarak, genellikle kanunlar ihtilafı (conflicts of law), yargı yetkisi
anlaşmazlıkları (conflicts of jurisdiction) ve pratik güçlüklerin de içinde
bulunduğu karmaşık sorunlar doğurmaktadır.
17
Adalete erişim hakkı, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Ko-
runması Sözleşmesi’nin 6. maddesinde güvence altına alınan, herkesin
sahip olduğu temel bir haktır. Kanuna uygun çözüm yollarına başvu-
rulması, Avrupa Adalet Divanı (European Court of Justice) tarafından,
Avrupa Birliği hukukunun genel bir ilkesi olarak belirtilmiş
18
ve bu
husus, Avrupa Birliği Temel Haklar Sözleşmesi’nin
19
47. maddesinde
resmi olarak beyan edilmiştir. Adalete erişim hakkının korunması, üye
devletlerce, hızlı ve ucuz bir yargı süreci oluşturmak suretiyle yerine
getirilmesi gereken bir yükümlülüktür. Bunun gibi, bazı üye devletler,
yargılama usûllerini sadeleştirmek veya davaların elektronik yöntemler
kullanılarak incelenmesi imkanını
20
değerlendirmek suretiyle, hukuk
sistemlerini modernize etmeye çalışmaktadırlar.
Avrupa Birliği, yetkili ulusal makamlarca gerçekleştirilen ve gün-
celleştirilen bir bilgi sistemi oluşturmak gibi çeşitli tedbirlerle adalete
erişimi kolaylaştırmaya çalışmaktadır.
21
Bu çabalar, mahkeme kararlarını
17
Commission of the European Communities s. 7.
18
Bkz., Case 222/84 Johnston (1986) ECR 1651 (Philip Newman, Legal problems and
opportunities for ADR in the European Union, EuroExpert Symposium, Portugal 2003)
(http://www.euroexpert. org/front_content.php?idcat=16&lang=1&client=1).
19
Charter of Fundamental Rights of the European Union, Article 47, Right to an ef-
fective remedy and to a fair trials (2000/C 364/01) (OJ C 364, 18. 12. 2000, s. 1-22)
(http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/2000/c_36420001218en.html).
20
Bu imkan, küçük miktarlı taleplere yönelik olarak Almanya, Danimarka, Finlandiya
ve İngiltere’de tanınmış bulunmaktadır. Bu konudaki bilgiler, Avrupa Komisyonu’nca
2000 yılının Eylül ayında, küçük miktarlı taleplere uygulanan yargılama usûlleri hak-
kında üye ülkelere gönderilen ankete verilen cevaplardan edinilmiştir. Ayrıca, daha
etkili bir adalet sistemine erişilmesi için alınabilecek tedbirlerle ilgili olarak, Avrupa
Konseyi bünyesinde, Adaletin Etkinliği Hakkında Uzmanlar Komitesi tarafından
hazırlanan raporda da bu konuda bilgi bulunmaktadır. Bu rapor için bkz., European
Committee on Legal Co-operation, 23rd Conference of European Ministers of Justice,
Cost-Effective Measures Taken By States To Increase The Efficiency of Justice, London
2000, s. 45 vd. ; Mustafa Özbek Avrupa Konseyince Adalet Hizmetlerinin Etkinliğinin
Artırılması İçin Öngörülen Tedbirler (AÜHFD 2006/1, s. 207-292), s. 267 vd.
21
Avrupa Birliği Konseyinin, medenî hukuk ve ticaret hukuku alanında bir Avrupa
Yargı Ağı kurulmasına ilişkin Kararı bu amaçla verilmiştir. Bkz., Council Decision
of 28 May 2001 establishing a European Judicial Network in civil and commercial
matters (2001/470/EC) (OJ L 174, 27. 6. 2001, s. 25-31) (http://europa.eu.int/eur-
lex/en/archive/2001/l_17420010627en.html). Bu Kararın 14. maddesine göre (Article
14, Information system for the public), “kamu için internet temelli bir bilgi sistemi”
kurulacak ve bu sistem özellikle, “Tüketici Uyuşmazlıklarının Yargı Dışı Çözümü için
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
271TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
karşılıklı tanıma ilkesine dayalı bir Avrupa adalet bölgesi oluşturmak
amacıyla yapılan çalışmaları tamamlamaktadır. Bu çalışmalara örnek
olarak, yabancı mahkeme kararlarının tenfizinin kolaylaştırılması,
22
çe-
kişmesiz alacaklara ilişkin mahkeme kararlarının tenfizinin kaldırılması,
küçük miktarlı taleplerle ilgili sınır ötesi uyuşmazlıkların çözümünün
basitleştirilmesi ve hızlandırılması gösterilebilir.
23
Adalete erişimin iyileştirilmesini amaçlayan politikaların ger-
çekleştirilmesinde ADR usûllerinin önemli bir yeri vardır.
24
Mevcut
Topluluk Çapında Kurulmuş Bir Ağ hakkında ulusal bilgi ve danışma merkezlerini”
belirten, bazıları “alternatif uyuşmazlık çözüm yollarıyla” ilgili olan bilgi listeleri
içerecektir.
22
Bu husus, “Avrupa Birliği’nde mahkeme kararlarının verilmesinde ve icrasında
daha fazla etkinlik sağlanması” konusunda, Avrupa Komisyonu’nun, Avrupa Bir-
liği Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’na sunduğu görüşünde düzenlenmiştir. Bkz.,
Council Regulation (EC) No 44/2001 of 22 December 2000 on jurisdiction and the
recognition and enforcement of judgments in civil and commercial matters (OJ L 12,
16. 1. 2001, s. 1-23) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/2001/l_01220010116en.
html) (Brüksel I Tüzüğü). Danimarka dışında, Brüksel I Tüzüğü, “Hukukî ve Ticarî
Konularda Mahkemelerin Yetkisi ve Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi
Hakkındaki 1968 tarihli Brüksel Sözleşmesi’nin yerini almıştır. Bu Tüzük hakkında
bilgi için bkz., Bahadır Erdem, Medenî ve Ticarî Hukuk Davalarında Mahkemelerin Yetkisi
ve Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizine İlişkin Avrupa Konseyi Tüzüğü (Bilgi
Toplumunda Hukuk, Ünal Tekinalp’e Armağan, C. II, İstanbul 2003, s. 1009-1026).
1968 tarihli Brüksel Tüzüğü için bkz., 1968 Brussels Convention on jurisdiction and
the enforcement of judgments in civil and commercial matters (consolidated version)
Protocol on the interpretation of the 1968 Convention by the Court of Justice (conso-
lidated version) (98/C 27/01) (OJ C 27, 26. 1. 98, s. 1-33) (http://europa.eu.int/eur-
lex/en/archive/1998/c_02719980126en.html).
23
Bu konulara özellikle, medenî hukuk ve ticaret hukuku davalarında verilen kararla-
rın karşılıklı tanınması ilkesine uyulması hakkında Avrupa Komisyonu ve Avrupa
Birliği Konseyi’nce öngörülen tedbirler programında yer verilmiştir. Bu program için
bkz., Draft programme of measures for implementation of the principle of mutual
recognition of decisions in civil and commercial matters (2001/C 12/01) (OJ C 12, ,
15. 1. 2001, s. 1-9) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/2001/ c_01220010115en.
html). Avrupa Komisyonu, çekişmesiz taleplere yönelik Avrupa tenfiz düzeni oluş-
turulması için bir Tüzük ve para borçları ve küçük miktarlı taleplerle ilgili uyuşmaz-
lıklar hakkında yeni bir yargılama usulü hazırlamak için 2002 yılının ilk yarısında
bir öneride bulunmuştur.
24
Bu konuda geniş bilgi için bkz., Mauro Cappelletti, Bryant Garth, Access to Justice:
The Newest Wave in the World-Wide Movement to Make Rights Effective (Buffalo Law
Review 1978, Vol. 27, s. 181-292); Mauro Cappelletti, Bryant Garth, Access to Justice
as a Focus of Research (Windsor Yearbook of Access to Justice 1981, Vol. 1, s. 9-25);
Mauro Cappelletti, Alternative Dispute Resolution Process within the Framework of the
World-Wide Access-to-Justice Movement (Modern Law Review 1993, Vol. 56, s. 282-
296); Lord Woolf, Access to Justice (Current Legal Problems 1994, Vol. 47, s. 341-351);
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
272TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
uyuşmazlığın yapısına uygun oldukları ölçüde başvurulan ADR usûl-
leri, dava sürecini tamamlarlar. ADR, tarafların, daha önce müzakere
etmelerinin mümkün olmadığı bir ortamda birbirleriyle müzakere
etmelerini sağlayarak, mahkemeye başvurmalarının sonuçlarını bizzat
değerlendirilmelerinde yardımcı olur.
25
ADR’nin, toplumsal uyumu ortaya çıkarma konusundaki işlevi de
olukça önemlidir. Tarafsız üçüncü kişinin bağlayıcı bir karar vermedi-
ği ADR usûllerinde taraflar, karşı karşıya gelmek yerine, ilişkilerinin
uyumlu bir şekilde yeniden kurulmasını sağlayacak bir süreçte, uyuş-
mazlıklarını çözecek yolları kendileri seçer ve kendileri için en uygun
olacak çözümü bulmaya çabalayarak daha aktif bir rol oynarlar. Bu
anlaşmaya dayalı yaklaşım, uyuşmazlık çözüldüğünde, tarafların ara-
larındaki ticarî olan veya olmayan ilişkileri sürdürebilme olasılıklarını
artırır.
26
ADR usûlleri kural olarak, tarafların ADR’ye başvurmakta, ADR
sürecini yönetecek kuruluşun veya kişinin kim olacağına karar ver-
mekte, ADR sürecini müteakiben başvurulacak usulü belirlemekte,
ADR sürecine bizzat veya temsilci vasıtasıyla katılıp katılmamaya karar
vermekte ve nihayet, ADR sürecinin sonucu hakkında karar vermekte
özgür olduğu esnek (flexible) usullerdir.
ADR usûllerinin yol açtığı masraflar, taraflarca dikkate alınması
gereken temel bir etkendir. Genel kural olarak, masraflar taraflarca kar-
şılanır. Bununla birlikte taraflar, ADR usulünün gerektirdiği masrafları
ödemek zorunda olmayabilir. Örneğin, ADR sürecinde görev yapan
üçüncü kişilere ücret ödenmeyebilir,
27
ADR sürecini yönetmekle görevli
kuruluşların masrafları resmi makamlarca
28
veya mesleki kuruluşlarca
29
The Stationary Office Limited, Explanatory Notes, Access to Justice Act, London 1999;
Mustafa Özbek Dünya Çapındaki Adalete Ulaşma Hareketinin Ortaya Çıkardığı Gelişmeler
ve Alternatif Uyuşmazlık Çözümü (AÜHFD 2002/2 s. 121-162); Mustafa Özbek Sosyal
Devletin Gereği: Adalete Erişim (MİHDER 2006/2, s. 907-927).
25
Commission of the European Communities s. 8.
26
John H. Wilkinson, Advantages and Obstacles to ADR (Donovan Leisure Newton &
Irvine ADR Practice Book, New York 1998, s. 11-29), s. 19; Özbek s. 174.
27
Örneğin, Fransa’da adalet uzlaştırıcıları (justice conciliators, conciliateurs de justice).
Bu konuda bilgi için bkz., Emmanuel Gaillard, Jenny Edelstein, Mediation in France
(Dispute Resolution Journal 2001/January, s. 74-78); European Committee on Legal
Co-operation s. 26.
28
Örneğin, İrlanda’da aile arabuluculuğu servisi.
29
Örneğin, İsveç’te, masrafları otomobil sigorta şirketleri tarafından karşılanan, trafik
kazalarından doğan zararlar bürosu.
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
273TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
karşılanabilir ya da taraflardan biri adli yardımdan yararlanabilir.
Avrupa Birliği’ne üye olan bazı devletlerde, taraflara, ADR usûlle-
rinin ve hukukî temsilin gerektirdiği masrafları kapsayacak şekilde adli
yardım alma imkânı sunulmaktadır.
30
Avrupa Komisyonu, adli yardım
ve medenî yargının diğer malî yönleriyle ilgili kanunlar, tüzükler ve
üye devletlerdeki idari mevzuat hakkında hazırlanmış olan Konsey
Yönergesi taslağında, üye devletlerin bu konudaki mevzuatını uyumlu
hâle getirmeyi amaçlamıştır. Bu yönerge taslağının 16. maddesine göre,
“uyuşmazlıkların yargı dışı usullerle çözülmesi halinde, kanun bu gibi usûlleri
öngörürse veya mahkemece uyuşmazlığın taraflarının bu usullere başvurmasına
karar verilirse, adli yardımdan yararlanılabilecektir”.
31
C. Avrupa Birliği’nde ADR’nin Sahip Olduğu Politik Öncelik
Avrupa Birliği Konseyi, sınır ötesi uyuşmazlıkların alternatif yol-
larla çözülmesinin önemini sürekli vurgulamaktadır. Özellikle, 1998
yılının Aralık ayında Viyana’da
32
ve ardından 1999 yılının Ekim ayında
Tampere’de gerçekleştirilen “Avrupa Birliği’nde bir özgürlük, güvenlik ve
adalet bölgesi oluşturma”
33
amacıyla yapılan toplantıda bu husus tekrar
dile getirilmiştir.
34
2000 yılının Mart ayında Lizbon’da, “İstihdam ve Bilgi Toplumu”
30
Örneğin Fransa’da, sulh müzakerelerini (transactional negotiations) yönetecek avu-
katların ücretlerini karşılamak için adlî yardım alınabilir.
31
18 Ocak 2001’de sunulan öneri, COM (2001) 13 final (Commission of the European
Communities s. 8, dn. 20).
32
Başkanlık kararının 83’üncü Paragrafına göre, “Avrupa Birliği Konseyi, bir özgürlük,
güvenlik ve adalet bölgesi hakkındaki Amsterdam Anlaşmasının hükümlerinin en
iyi şekilde nasıl yerine getirileceğine ilişkin Konsey ve Komisyonun eylem planını
onaylar” (Presidency Conclusions, Vienna, European Council, 11 and 12 December
1998, http://ue.eu.int/en/Info/eurocouncil/index.htm). Bu eylem planının 41 (b)
paragrafına göre, Amsterdam Anlaşmasının yürürlüğe girmesinden itibaren 5 yıl
içinde alınacak tedbirden biri de şudur: “Özellikle milletlerarası aile uyuşmazlıkları
için yargı dışı çözümler oluşturma imkânının incelenmesi”. Bu plân için bkz., Action
Plan of the Council and the Commission on how best to Implement the Provisions of
the Treaty of Amsterdam on an area of freedom, security and justice, Text adopted by
the Justice and Home Affairs Council of 3 December 1998 (1999/C 19/01) (OJ C 19,
23.1.1999, s. 1-15) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/1999/c_01919990123en.
html).
33
Başkanlık kararının 30. paragrafına göre, “üye ülkelerce alternatif, yargı dışı usuller
de oluşturulmalıdır”. Bkz., Presidency Conclusions, Tampere, European Council, 15
and 16 October 1999) (http://ue.eu.int/en/Info/eurocouncil/index.htm).
34
Commission of the European Communities s. 9.
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
274TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
konusunda özel olarak gerçekleştirilen toplantıda, “Avrupa Birliği Kon-
seyi ve Avrupa Komisyonu, elektronik ticarette, özellikle alternatif uyuşmaz-
lık çözüm sistemleri aracılığıyla, tüketicilerin güveninin nasıl artırılacağını
incelemeye”
35
davet edilmiştir. Bu amaç, 2000 yılının Haziran ayında
Santa Maria da Feria’da, “e-Avrupa 2002 Eylem Planı”
36
(e-Europe 2002
Action Plan) onaylandığı zaman, Avrupa Birliği Konseyi’nde tekrar ifa-
de edilmiştir. İstihdam ilişkileri alanında Avrupa Birliği Konseyi, 2001
yılının Aralık ayında Brüksel’de (Leaken), “toplumsal uyuşmazlıkların
ve özellikle milletlerarası toplumsal anlaşmazlıkların, gönüllü arabuluculuk
(uzlaştırma) yöntemleri aracılığıyla çözülmesinin ve önlenmesinin önemini
vurgulamıştır”.
37
D. Avrupa Birliği’nde ADR’nin Güncelliği
ADR usûlleri, son zamanlarda elektronik ticaretle ilgili olarak
yapılan tartışmalarda, özellikle tüketici davaları alanında yargı yetkisi
anlaşmazlıklarından (conflicts of jurisdiction) doğan konularda, Avrupa
38
düzeyindeki ve küresel
39
düzeydeki tartışmalarla bağlantılı olarak çok
sık gündeme getirilmiştir.
40
35
Bkz., Başkanlık kararının 11. paragrafı (Presidency Conclusions, Lisbon, European
Council, 23 and 24 March 2000) (http://ue.eu.int/en/Info/eurocouncil/index.
htm).
36
Bkz., Başkanlık kararının 22. paragrafı ve e-Avrupa eylem planı (Presidency Conc-
lusions, Santa Maria Da Feira, European Council, 19 and 20 June 2000, http://ue.eu.
int/en/Info/eurocouncil/index.htm).
37
Bkz., Başkanlık kararının 25. Paragrafı (Presidency Conclusions, European Council
Meeting in Laeken, 14 and 15 December 2001, s. 1-35) (http://ue.eu.int/en/ınfo/
eurocouncil/index.htm).
38
Bu tartışmalar, yukarıda sözü edilen Brüksel I Tüzüğü’nün kabulünden önce yapılan
tartışmalardır.
39
Bu tartışmalar, yargı yetkisi ve yabancı mahkeme kararlarının tanınması hakkında
bir milletlerarası sözleşme taslağının hazırlanmasına ilişkin Lahey Milletlerarası
Özel Hukuk Konferansı’nın müzakerelerinde yapılan tartışmalardır. Bkz., Hague
Conference on Private International Law (http://www.hcch.net/e/index.html).
40
Elektronik ticaretle ilgili konular dışında, ADR usûllerinin işlevi bazı Avrupa
Birliği belgelerinde doğrudan veya dolaylı olarak vurgulanmıştır. Avrupa Komis-
yonu, 85/374/EEC sayılı Konsey Yönergesi’nin uygulanması hakkındaki ikinci
raporunda, ADR Usullerine önemli bir yer ayırmıştır. ADR usûlleri, sınır ötesi
kredi transferleri hakkındaki yönergenin (97/5/EC) 10. maddesinde (OJ L 43, 14.
2. 1997, s. 25), mesafe satımlarında tüketicilerin korunması hakkındaki Yönergenin
(97/7/EC) 11. maddesinde (OJ L 144, 14.6.1997, s. 19), tüketicileremalîhizmetlerin
mesafeli pazarlanması hakkında bir yönerge için getirilen önerinin 12. maddesinde
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
275TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Bu tartışmalar, 2000 yılının Haziran ayında, elektronik ticaret hak-
kında kabul edilen yönergenin 17. maddesi doğrultusunda yapılmıştır.
41
Söz konusu yönergede, “üye devletlerin, kendilerine ait mevzuatın, uygun
elektronik yöntemler de dâhil olmak üzere, uyuşmazlık çözümü için, millî hu-
kukta mevcut olan yargı dışı programların kullanılmasına engel olmamasını
sağlaması gerektiği” belirtilmiştir. Üye devletler, 17. madde uyarınca,
“ilgili taraflar için yeterli usulü güvenceleri sağlayacak şekilde, yargı dışı
çözümden sorumlu kuruluşları” teşvik etmeye de davet edilmiştir.
42
Avrupa Parlamentosu 2000 yılının Eylül ayında, Brüksel I Tüzü
ğü’nün taslağı hakkında bir öneride bulunarak, belirli koşullarda ADR
usûllerinin daha da geliştirilmesini teklif etmiştir. Bu teklife göre, tüketici
ve satıcının anlaşarak, aralarındaki sözleşmeye, ileride doğabilecek olan
uyuşmazlıkları, komisyon tarafından onaylanacak bir plana göre, yargı
dışı bir uyuşmazlık çözüm yoluna havale etmelerini öngören bir şart
koymaları halinde, bu şartlar bağlayıcı olacaktır. Parlamento ayrıca, bu
ADR programları bünyesinde yapılan anlaşmaların cebri icra yoluyla
takip edilebilmesini de önermiştir.
43
ve sigorta arabuluculuğu hakkında bir yönerge için yapılan önerinin 9. maddesinde
açıkça zikredilmiştir. Şirketler arasındaki uyuşmazlıklarda, elektronik iletişim ağı
ve servisleri için ortak bir düzenleyici çerçeve hakkında Avrupa Parlamentosu ve
Konsey Yönergesi kabul etmek amacıyla, Avrupa Topluluğu Anlaşması’nın 275.
maddesindeki usule göre hareket eden konseyce kabul edilen Koşulun 18 ve 19.
maddelerinde de ADR Usullerine yer verilmiştir. Bkz., Common Position (EC) No
38/2001 adopted by the Council on 17 September 2001 with a view to the adopting
Directive 2001/. . . /EC of the European Parliament and of the Council of . . . on a
common regulatory framework for electronic communications networks and services
(Framework Directive) (2001/C 337/03) (OJ C 337, 30.11.2001, s. 34-54) http://europa.
eu.int/eur-lex/en/archive/2001/c_33720011130en.html).
41
8 Haziran 2000 tarihli yönerge (2000/31/EC), tek pazarda, bilgi toplumu hizmet-
lerinin yargısal yönleriyle ve özellikle elektronik ticaretle ilgilidir. Buna ilaveten,
yönergenin 17. maddesinde, komisyona bilgi verecek ADR kuruluşlarının kurul-
ması önerilmiştir. Bu nedenle, söz konusu ADR kuruluşları, kamu makamlarının
uygulamalarını etkilemekten öte bir işleve sahip olacak ve uygun hallerde onların
hukukî politikalarını belirleyecektir. Bkz., Directive 2000/31/EC of the European
Parliament and of the Council of 8 June 2000 on certain legal aspects of information
society services, in particular electronic commerce, in the Internal Market (Directive
on electronic commerce) (OJ L 178, 17.7.2000, s. 1-16) (http://europa.eu.int/eur-
lex/en/archive/2000/l_17820000717en.html).
42
Commission of the European Communities s. 10.
43
Enforcement of civil and commercial judgments, Proposal for a Council regulation on
jurisdiction and the recognition and enforcement of judgments in civil and commercial
matters (COM (1999) 348 – C 5-0169/1999 - 1999/0154 (CNS)) (OJ C 146, 17.5.2001, s.
94-101) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/2001/c_14620010517en.html).
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
276TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Avrupa Birliği Konseyi tarafından, 2000 yılının Aralık ayında kabul
edilen Brüksel I Tüzüğü, Parlamento’nun önerdiği bu değişiklikleri ka-
bul etmemiştir. Bununla birlikte, bu tüzüğün kabulü sırasında Avrupa
Birliği Konseyi ve Avrupa Komisyonu, özellikle elektronik ticarette,
ADR usûllerinin tamamlayıcı işlevinin faydasına işaret etmiştir.
44
E. ADR ile İlgili Uluslararası Çalışmalar
ADR sadece Avrupa Birliği’ne üye olan devletlerin millî hukuk
sistemleriyle ilgili bir konu olmadığından, Avrupa Birliği bünyesinde
yapılan çalışmalar, uluslararası boyut taşımaktadır. ADR bazı hükü-
metler arası kuruluşların da gündemindedir:
- Avrupa Konseyi (Council of Europe) 1998 yılında aile arabuluculuğu
hakkındaki tavsiye kararını,
45
1999 yılında ceza arabuluculuğu
hakkındaki tavsiye kararını,
46
2001 yılında idare hukukunda ADR
ile ilgili tavsiye kararını
47
ve nihayet, 2002 yılında özel hukuk
uyuşmazlıklarında arabuluculuk (uzlaştırma) hakkındaki tavsiye
kararını
48
kabul etmiştir. Avrupa Birliği’ne üye olan ve üye olmak
için başvuran devletlerde yürütülen bu çalışmalar, Avrupa
Komisyonu tarafından büyük bir ilgiyle izlenmektedir. Avrupa
Komisyonu’nca hazırlanan Yeşil Kitapta, Avrupa Konseyi’nin bütün
çalışmaları dikkate alınmıştır.
44
Konsey ve komisyonun, 22 Aralık 2000 tarihli toplantı tutanaklarında yer alan,
tüzüğün 15 ve 73. maddeleriyle ilgili ortak bildirisi, bu tüzükte kabul edilmiştir. Bu
Bildiri için bkz., http://europa.eu.int/comm/justice_home/fsj/civil/fsj_civil_intro_
en.htm.
45
Bu tavsiye kararı için bkz., Council of Europe, Family Mediation, Recommendation
No. R (98) 1, and explanatory memorandum Strasbourg 1998; Mustafa Özbek Avrupa
Konseyi Bakanlar Komitesinin “Aile Arabuluculuğu” Konulu Tavsiye Kararı (DEÜHFD
2005/2, s. 71-102).
46
Bu tavsiye kararı için bkz., Council of Europe, Mediation in Penal Matters, Recommen-
dation N. R (99) 19, adopted by the Committee of Ministers of the Council of Europe
on 15 September 1999 and explanatory memorandum, Strasbourg 1999; Mustafa
Özbek Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin “Ceza Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk”
Konulu Tavsiye Kararı (DEÜHFD 2005/1, s. 127-166).
47
Bu tavsiye kararı için bkz., Council of Europe, Alternatives to Litigation Between Ad-
ministrative Authorities and Private Parties, Recommendation Rec (2001) 9 and explanatory
memorandum, Council of Europe 2002; Mustafa Özbek İdarî Uyuşmazlıkların Çözü-
münde Yargılama Dışı Usuller (II) (TBBD 2005/57, s. 90-132).
48
Bu tavsiye kararı için bkz., Council of Europe, Mediation in Civil Matters, Recommen-
dation Rec (2002) 10 and explanatory memorandum, Legal Issues, Strasbourg 2003; Özbek
Avrupa’da Arabuluculuğun İlkeleri ve Uygulanması s. 484 vd.
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
277TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
- Birleşmiş Milletler Milletlerarası Ticaret Hukuku Komisyonu, ticarî
tahkimle ilgili örnek yasa hükümleri hazırlamaktadır.
49
- ADR usûllerinden, (elektronik ticaretle ilgili olarak) Ekonomik
İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün
50
(Organisation for European
Cooperation and Development) çalışmalarında doğrudan veya dolaylı
olarak söz edilmektedir. Bunun gibi, yargı yetkisi (jurisdiction) ve
yabancı mahkeme kararlarının tanınması hakkında bir milletlerarası
sözleşme taslağının hazırlanmasına ilişkin Lahey Milletlerarası
Özel Hukuk Konferansı’nda gerçekleştirilen müzakerelerde
51
de
ADR’den söz edilmiştir.
52
Elektronik ticaret alanında ADR usûlleri, bazı uluslararası sivil
toplum örgütlerince (non-governmental organisations) yayınlanan tavsiye
kararlarının konusunu oluşturmaktadır. Elektronik Ticaret Üzerinde
Küresel İşletme Diyalogu
53
(The Global Business Dialogue on Electronic
Commerce, GBDe), Transatlantik İşletme Diyalogu
54
(The Transatlantic
Business Dialogue, TABD) ve Transatlantik Tüketici Diyalogu
55
(The
Transatlantic Consumer Dialogue, TACD) gibi sivil toplum örgütlerinin
çalışmaları, Avrupa Komisyonu’nca yakından izlenmektedir.
Medeni hukuk ve ticaret hukuku alanında ADR usûlleri, Avrupa
Birliği’nin dışındaki ülkelerde de bazı temel projelerin konusunu
oluşturmaktadır:
- Avrupa Birliği’ne katılmak için başvuran devletler, bu devletlerin,
Avrupa Konseyi’nin yukarıda sözü edilen çalışmalarına
aktif katılımının da gösterdiği gibi, ADR’yi, adalete erişimin
iyileştirilmesini sağlayacak yollardan biri olarak görmekte ve
ADR’nin gelişmesinin önemini üye devletler kadar iyi anlamış
bulunmaktadırlar.
49
Tahkimle ilgili çalışma grubunun çalışmaları için bkz., United Nations Commission on
International Trade Law (UNCITRAL) Working Group II 2000 - present: Arbitration
and conciliation (http://www.uncitral.org./en-index.htm).
50
Elektronik ticarette tüketicilerin korunmasını öngören ilkelerle ilgili Konsey Tavsiyesi
için bkz., http://www.oecd.org/home/. Ayrıca bkz., A Global Action Plan for e
commerce, Prepared by Business with Recommendations for govermnents, October
1999 (http://www.oecd.org/dataoecd/12/22/2091896.pdf).
51
Hague Conference on Private International Law (http://www.hcch.net/e/index.
html).
52
Commission of the European Communities s. 11.
53
http://www.gbde.org/
54
http://www.tabd.com/
55
http://www.tacd.org/
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
278TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
- Amerika Birleşik Devletleri, çeşitli ADR usûlleri konusunda uzun
ve zengin bir geçmişe sahiptir. Amerika Birleşik Devletleri’nde
mahkemeler, ADR’nin gelişmesini desteklemektedir.
56
Amerika
Birleşik Devletleri’ndeki eyaletlerin birçoğu, farklı alanlarda
arabuluculukla ilgili kanunlar kabul etmişlerdir. Eyaletlerce kabul
edilen bu kanunların çok fazla olması, Tek Tip Eyalet Kanunları
Hakkında Ulusal Komiserler Konferansını
57
(The National Conference
of Commissioners on Uniform State Laws), Tek tip Arabuluculuk
Kanunu’nu
58
(Uniform Mediation Act) hazırlamaya sevk etmiştir.
- Kanada’daki çalışmalar, 2000 yılının Ağustos ayında, arabuluculukla
ilgili tek tip bir kanun hazırlama ihtiyacını değerlendirmek amacıyla
yapılan Tek Tip Hukuk Konferansının
59
(The Uniform Law Conference
of Canada) çatısı altında başlamıştır.
- Japonya’da ADR usûlleri hakkındaki genel yasalaştırma çalışması,
Adalet Sistemi Reform Konseyi (The Justice System Reform Council)
tarafından 2001 yılının Haziran ayında kabul edilen son tavsiyeler
arasındadır.
60
56
ADR’nin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gelişimi, uygulaması ve özellikle mah-
keme kökenli ADR programları hakkında geniş bilgi için bkz., Stephen B. Goldberg,
Frank E. A. Sander, Nancy H. Rogers, Dispute Resolution, Negotiation, Mediation and
Other Processes, New York 1999; Stephen B. Goldberg, Frank E. A. Sander, Nancy
H. Rogers, Sarah Rudolph Cole, Dispute Resolution: Negotiation, Mediation and Other
Processes, New York 2003; Elizabeth Plapinger, Dona Stienstra, ADR and Settlement in
the Federal District Courts, a sourcebook for judges and lawyers, Federal Judicial Center
and CPR Institute for Dispute Resolution 1996; Robert J. Niemic, Donna Stienstra,
Randall E. Ravitz, Guide to Judicial Management of Cases in ADR, Federal Judicial
Center 2001; Jacqueline M. Nolan-Haley, Alternative Dispute Resolution in a Nutshell,
St. Paul 2001; Ware s. 3 vd.
57
http://www.nccusl.org/ .
58
Tek Tip Arabuluculuk Kanunu taslağı 16 Ağustos 2001’de tamamlanmıştır. Bu kanun
hakkında geniş bilgi için bkz., National Conference of Commissioners on Uniform
State Laws, Uniform Mediation Act, Chicago 2001; Monica Rausch, The Uniform
Mediation Act (Ohio State Journal on Dispute Resolution 2003, Vol. 18, s. 603-618); Scott
H. Hughes, The Uniform Mediation Act: To The Spoiled Go The Privileges (Marquette Law
Review 2001, Vol. 85, s. 9-77); Ellen E. Deason, The Quest For Uniformity in Mediation
Confidentiality: Foolish Consistency or Crucial Predictability? (Marquette Law Review
2001, Vol. 85, s. 79- 111).
59
http://www.chlc.ca/en/home/. Bu konuda geniş bilgi için bkz., Uniform Law
Conference of Canada, Uniform Mediation Act, Discussion Paper, Civil Section (M. Jerry
McHale), British Columbia 2000 (http://www.ulcc.ca/en/poam2/Mediation3_Eng.
rtf).
60
Recommendations of the Justice System Reform Council, For a Justice System to
Support Japan in the 21st Century, June 12, 2001 (http://www.kantei.go.jp/foreign/
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
279TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
F. Avrupa Komisyonu’na
Yeşil Kitabın Hazırlanması İçin Görev Verilmesi
ADR’ye ilişkin bu gelişmeler, Avrupa Birliği’ne üye olan devletlerce ve
Avrupa Birliğince yürütülen çeşitli çalışmaların ve projelerin daha ayrıntılı
olarak incelenmesi ve ADR usûllerinin özelliklerinden dolayı ortaya çıkan
hukukî konuların tartışılması ihtiyacını gündeme getirmiştir.
Bu nedenle, 15 devletin Adalet Bakanları, medenî hukukta ve
ticaret hukukunda ADR hakkında, Avrupa Birliği çapında bir çalışma
başlatmaya karar vermiştir.
2000 yılının Mayıs ayında Adalet Bakanları, Avrupa Komisyonu’nu,
medenî hukuk ve ticaret hukukuyla ilgili sınır ötesi uyuşmazlıkların
ADR usûlleriyle çözümüne yönelik olarak, üye devletlerde mevcut olan
durum hakkında bilgi toplamaya davet etmiştir.
Avrupa Komisyonu buna dayanarak, üye devletlerdeki durumu
belirten bir Yeşil Kitap hazırlamaya başlamış ve pratik tedbirlere zemin
oluşturmak düşüncesiyle kapsamlı bir istişare sürecine
61
girmiştir.
62
§ 2. Avrupa Komisyonu’nca
Yapılan Çalışmalar Sonunda Elde Edilen Bilgiler
Avrupa Birliği Konseyi, Avrupa Komisyonu’nu, üye devletlerde ve
Avrupa Birliği’nde uygulanan ADR usûllerinin bir listesini hazırlamaya
davet etmiştir. ADR hakkında yapılan bir tahlilin etkili olması için, daha
önce başlatılan çalışmalara dayanması şarttır.
Bu nedenle Komisyon, üye devletlerce cevaplandırılan anketleri
63
ve ADR üzerindeki çalışmaları
64
incelemiştir.
judiciary/2001/0612report.html).
61
Adalet ve İçişleri Konseyi’nin (Justice and Home Affairs Council) bu konuda verdiği
29 Mayıs 2000 tarihli kararları için bkz., http://ue.eu.int/newsroom/.
62
Commission of the European Communities s. 12.
63
Medeni hukuk ve ticaret hukukunda ADR usûllerinin uygulanması hakkındaki
anket, 2000 yılının Haziran ayında, Avrupa Birliği Konseyi’nin dönem Başkanı olan
Portekiz tarafından hazırlanmıştır.
64
Bu çalışmalar, ticaret hukuku alanında ADR üzerinde çalışan ve Grotius programına
göre Avrupamalîdesteğini alan mesleki birliklerce yürütülmüştür. Bu proje hakkında
açıklamalar için bkz., 2000 Grotius Programme (http://europa.eu.int/comm/justice_
home/pdf/grotius2000.pdf). Grotius programı, hukukçuların teşviki ve değişimi
programı hakkındaki 28 Ekim 1997 tarihli Konsey Ortak Hareketiyle kurulmuştur
(OJ L 287, 8.11.1996, s. 3). 2000 yılında biten ve 2001 yılında yenilenen bu programın,
2002-2006 dönemi için yeniden düzenlemesi söz konusudur (Council Regulation
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
280TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
A. Avrupa Birliği’ne Üye Olan Devletlerdeki Durum
Avrupa Birliği’ne üye olan devletler, henüz ADR hakkında ayrıntılı
yasal düzenlemelere sahip değildirler.
65
Buna karşılık, Danimarka,
66
İtalya,
67
Avusturya
68
ve Portekiz’de,
69
bu konuda bazı çalışmalar başla-
tılmıştır. Bu çalışmalar, ADR’nin durumu hakkında bir fikir verebilir
ve medenî usûl hukukunda ADR usûllerine daha fazla başvurulmasını
sağlayabilir. Bazı üye devletler, ADR’ye ilişkin danışma makamları
(EC) No 290/2001 of 12 February 2001 extending the programme of incentives and
exchanges for legal practitioners in the area of civil law, Grotius-civil) (OJ L 43,
14.2.2001, s. 1-4) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/2001/l_04320010214en.
html). Özel hukukta bir Avrupa yargı bölgesi kurulmasını kolaylaştırmak amacıyla
yürütülen topluluk faaliyetleri için genel çerçeve oluşturan bir tüzük önerisi için bkz.,
Proposal for a Council Regulation establishing a general framework for Community
activities to facilitate the implementation of a European judicial area in civil matters
(2001/C 213 E/16) COM (2001) 221 final - 2001/0109 (CNS) (OJ C 213 E, 31.7.2001, s.
271-274) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/2001/ce21320010731en.html).
65
Bazı yerlerde bölgesel mevzuat oluşturulmuştur. Örneğin Kuzey Rhine Westphalia
için bkz., http://www.streitschlichtung.nrw.de/.
66
Danimarka’da Usûl Hukuku Daimi Komitesi (Standing Committe on Procedural Law,
Retsplejerådet), Hukuk Usûlü Kanunu’nda genel bir reform yapmak düşüncesiyle
çalışmalarını sürdürmektedir. 2001 yılının ilkbaharında yayımlanan ilk rapor, özel
hukukta mevcut olan yargı dışı usûllerin açıklamasını içermiştir. Komite bundan
sonra, ADR usûlleriyle dava süreci arasında eşgüdümü düzeltmenin yollarını araş-
tırmaya başlamıştır.
67
İtalya’da yargısal arabuluculuğa ilişkin yasal düzenlemeler hakkında bilgi için bkz.,
Giuseppe De Palo, Penelope Harley, Mediation in Italy: Exploring the Contradictions
(Negotiation Journal 2005/October, s. 469-479), s. 470 vd. ; Giuseppe De Palo, Crisis
of Courts and the Italian Mediation Debate (International Journal of Dispute Resolution
2003/25, s. 17-21). İtalyan kanun taslağı, 2000 yılının ilkbaharında hazırlanmıştır. Ha-
len İtalyan Parlamentosu’nda tartışılmakta olan 2463 no’lu kanun taslağı, bütün özel
hukuk uyuşmazlıklarında çağdaş bir arabuluculuk yolu öngörmekte, arabuluculuğa
ilişkin esneklik ve gizlilik gibi temel ilkelere yer vermekte ve kamusal arabulucu-
luk kuruluşları kurulmasını öngörmektedir (Francesco Benigni, Alternative dispute
resolution: mediation in Italy. is it really moving? The Early Settlement of Disputes and
the Role of Judges, 1st European Conference of Judges, 24 and 25 November 2003,
Strasbourg, Council of Europe 2005, s. 91-93, s. 93; De Palo, Harley s. 471; De Palo s.
19).
68
Avusturya’da, federal bir kanun olan Arabuluculuk Kanunu (Mediationgesetz) yü-
rürlüğe girmiştir. (Süha Tanrıver, Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları: Arabuluculuk
Kurumuna hukukî ve Sosyolojik Bir Bakış, Prof. Dr. Fikret Eren’e Armağan, Ankara
2006, s. 821-842, s. 830).
69
Portekiz Adalet Bakanlığının “dava yoluna alternatif çözümler” (resolução alternativa
de litigios) konusunda yaptığı istişare, Sulh hâkimleri ve Ombudsman Kanununun
(Justices of the Peace and Ombudsman Act) yapılmasını sağlamıştır (No 78/2001, 13
Temmuz 2001).
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
281TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
kurmak,
70
ADR kuruluşlarınamalîyardım sunmak,
71
mesleki eğitim
programları oluşturmak
72
ve toplumu ADR hakkında bilgilendirmek
suretiyle, ADR’yi sektörel temelde geliştirmektedirler. Bazı ülkelerde,
ADR’nin özelliklerine daha uygun olan kanun değişiklikleri için çalış-
malar
73
yapılmaktadır.
74
I. Dava Sürecinde ADR
Mahkeme katılımlı ADR ile ilgili olarak üye devletlerin hukuk usu-
lü kanunları, uzlaştırmayla görevli bir hâkim atamayı,
75
uzlaştırmayı
yargılamanın zorunlu bir aşaması haline getirmeyi
76
veya hâkimleri,
taraflar arasında bir anlaşma yapılması için çaba göstermeye açıkça teş-
70
Buna örnek olarak, Fransa’da 8 Ekim 2001 tarihli Kararname ile kurulan “Aile Ara-
buluculuğu Ulusal İstişare Konseyi” (national consultative council on family mediation)
gösterilebilir. Bu Konseyin görevi, “aile arabuluculuğunun örgütlenmesinde ve ge-
lişmesinde faydalı olabilecek bütün tedbirleri önermektir”. Konsey bu amaçla, aile
arabuluculuğuna başvuru alanları, aile arabulucularının eğitimi ve etik kuralları,
uygulamaların değerlendirilmesi ve özellikle arabuluculuğun aile içindeki ilişkilerin
sürdürülmesindeki etkisi üzerinde araştırma yapmaktadır.
71
Örneğin İskandinav ülkelerinde, Tüketici Şikayeti Kurulları’nın masrafları doğrudan
ulusal bütçeden karşılanmaktadır.
72
Örneğin Portekiz’de Adalet Bakanlığı, 30 Ekim 2001’de, sulh hâkimlerinin ve
ombudsmanların eğitimi hakkında bir protokol imzalamıştır (http://www.mj.gov.
pt/).
73
Örneğin Alman hukuku, hukukî hizmetlerin yerine getirilmesinde avukatlara tekel
hakkı tanımaktadır. Almanya’da, ADR’nin hukuk hizmetlerinden sayılması gerektiği
ve avukatların tekeli altında bulunduğunu ifade eden mahkeme kararlarına rast-
lanmaktadır. Alman makamları kanunda değişiklik yaparak, ADR’nin avukatların
tekelinden çıkarılmasını düşünmektedir (Commission of the European Communities
s. 14, dn. 57).
74
Commission of the European Communities s. 13.
75
Örneğin İtalya’da, görevi Hukuk Usulü Kanunu’nun 322. maddesiyle tanımlanan
“sulh hakiminin” durumu böyledir (De Palo s. 18). Yunanistan’da sulh hakiminin
uzlaştırıcılık görevi, Hukuk Usulü Kanununun 209. maddesinde düzenlemektedir.
Belçika’da Yargı Kanunu’nun 731. maddesi, ilk derece mahkemelerinde görev yapan
hakimlere, uzlaştırma talebiyle başvurulmasını kabul etmiştir (Commission of the
European Communities s. 14, dn. 55).
76
Örneğin Finlandiya’da, Hukuk Usulü Kanunu’nun 26. maddesine göre (Chapter 5;
26 §) hakimler, hukuk davalarının tümünde, ilk önce bir arabulucu gibi hareket ede-
rek, tarafları uzlaştırmaya çalışmakla (yargısal arabuluculukla) görevlidirler (Teuri
Brunila, The Present Law Concerning Settlement in Procedure and the Law Proposal About
Separate Court Mediation in Finland, The Early Settlement of Disputes and the Role of
Judges, 1st European Conference of Judges, 24 and 25 November 2003, Strasbourg,
Council of Europe 2005, s. 97-101, s. 97). Ayrıca bkz., http://www.oikeus.fi/34225.
htm.
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
282TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
vik etmeyi
77
(yargısal arabuluculuğu) öngören hükümler içermektedir.
Hâkimlere verilen bu özel görevler, hâkimlerin olağan işlevlerinden
olmadığı için, uygun eğitim programlarıyla takviye edilmelidir.
Mahkeme kararıyla uyuşmazlığın çözümünün üçüncü bir kişiye
havale edilmesini öngören ADR usûlleri, üye devletlerin çoğunda kanun
hükümlerinin veya kanun taslaklarının konusunu oluşturmaktadır. Bu
düzenlemeler, ADR usûllerine başvurma imkanının tanınması (örneğin
Belçika
78
ve Fransa
79
), ADR’ye başvurulmasının teşvik edilmesi (örneğin
İspanya,
80
İtalya,
81
İsveç,
82
İngiltere ve Galler
83
) ve hatta, kanunen
veya hâkim kararıyla ADR’ye başvurulmasının bir ön şart haline
77
Avrupa’da yargısal arabuluculuk (judicial mediation) ve hâkimlerin arabuluculuk işlevi
hakkında geniş bilgi için bkz., Council of Europe, The Early Settlement of Disputes and
the Role of Judges, 1st European Conference of Judges, Strasbourg 2005. Örneğin, Alman
Hukuk Usulü Kanunu’nun 279. paragrafına göre (§ 279 ZPO), mahkeme yargılama
boyunca taraflar arasındaki uyuşmazlığın dostane bir şekilde çözülmesi için gayret
etmek zorundadır (Harald Koch, Frank Diedrich, Civil Procedure in Germany, München
1998, s. 83; Christian Bühring-Uhle, Arbitration and Mediation in International Business,
The Hague 1996, s. 278; Johannes Warbeck, Alternative dispute resolution in the world of
business: a comparative analysis of the use of ADR in the United Kingdom and in Germany,
The Arbitration and Dispute Resolution Law Journal 1998/June, s. 104-131, s. 115).
Yeni Fransız Hukuk Usulü Kanunu’nun 21. maddesine göre, tarafların uzlaştırılması
hakimin görevleri arasındadır (Gaillard, Edelstein s. 74).
78
21 Ocak 2001 tarihli Aile Arabuluculuğu Kanunu’yla kabul edilen Yargı Kanunu’nun
665. maddesi, hakimin, tarafların ortak talebiyle veya kendi kararı ve tarafların da
rızalarıyla bir arabulucu atamasına izin vermektedir.
79
Bkz., Yeni Fransız Hukuk Usulü Kanunu’nun 131 vd. maddeleri (Gaillard, Edelstein
s. 75).
80
9 Ocak 2001’de yürürlüğe giren 1/2000 sayılı Kanunun 414 ve 415. maddelerine
göre, hakim, “olağan” yargılama sürecinin başında, taraflar talep ve savunmalarını
açıkladıklarında, onları uzlaşmaya veya sulhe davet etmelidir.
81
Hukuk Usulü Kanunu’nun 183, 185 ve 350. maddelerine göre hakim, tarafların uz-
laşmış olduğunu öngören bir belgeye dayanarak, uygulamada davayı bitirmek için
gerekli koşulların mevcut olup olmadığını, bütün koşulları dikkate alarak değerlen-
dirmelidir (Aleš Zalar, Legislative and Judicial Incentives to Early (Amicable) Resolution,
The Early Settlement of Disputes and the Role of Judges, 1st European Conference
of Judges, 24 and 25 November 2003, Strasbourg, Council of Europe 2005, s. 57-65,
s. 62, dn. 37).
82
Hukuk Usulü Kanunu’nun 42. bölümünün 17. kısmına göre mahkeme, uyuşmazlığın
dostane bir şekilde çözülmesine imkân tanıyan bütün tedbirleri almalıdır.
83
26 Nisan 1999’da yürürlüğe giren Hukuk Usulü Kuralları’nın 26. 4 ve 44. 5. mad-
delerine göre, mahkeme, bir davayı, tarafların arabuluculuğa başvurmasına izin
vermek üzere erteleyebilir. Mahkeme, tarafların arabuluculuğa katılmayı reddetmesi
halinde, para cezası ödemelerine karar verebilir (Lord Chancellor, Civil Procedure
Rules, Practice Directions, Pre-Action Protocols and Forms, Vol. 1, London 2000, Part
26, s. 3; Blackstone’s Guide to the Civil Procedure Rules, Editor-in-Chief: Charles Plant,
London 1999, s. 168).
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
283TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
getirilmesi (örneğin, Almanya,
84
Belçika
85
ve Yunanistan
86
) şeklinde
olabilmektedir.
87
ADR’nin kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla yapılan uygula-
malar, bizzat mahkemelerce yürütülen projelerde
88
veya pilot projeler
vasıtasıyla yetkili bakanlıkların öncülüğünde
89
gerçekleştirilmektedir.
Mahkemelerce atanan üçüncü kişiler, kamu görevlileri,
90
belirli
kıstaslara göre mahkemelerce atanan ve bir listede kayıtlı bunan
91
veya
davadan davaya görev yapan vatandaşlar olabilir.
92
II. Sözleşmeye Dayalı ADR Usulleri
Sözleşmeye dayalı ADR usûlleri, üye devletlerde özel bir yasal dü-
zenlemenin konusunu oluşturmamaktadır. Bu konudaki düzenlemeler,
84
15 Aralık 1999 tarihli Federal bir Kanuna göre, üç eyalette (Länder) ADR usulü olarak
bilinen uzlaştırmaya (Schlichtung) başvurulması zorunlu olup, öncelikle uzlaştırma
girişiminde bulunulmadıkça dava dinlenmez. Böylece uzlaştırma, özel bir dava şartı
haline getirilmiştir. Almanya’da hazırlanan yeni federal usûl kanunu taslağında, ta-
rafların arabuluculuk için bir duruşma tarihi talep etmesine izin verilmiş ve hakimin
davanın başında arabuluculuğa başvurması zorunlu tutulmuştur (Commission of
the European Communities s. 15, dn. 64; Tanrıver, Arabuluculuk Kurumuna hukukî ve
Sosyolojik Bir Bakış s. 832-836).
85
Belçika’da dava konusunun, örneğin hizmet sözleşmeleriyle ve tarımsal kiralamalarla
(leasing) ilgili olması halinde, yargı kanununa göre, yargı dışı usullere başvurulması
zorunludur. Belçika’da, Yargı Kanunu’nda genel bir reform yapan ve hakimin bir
arabuluculuk usûlüne başvurulmasına karar vermesini mümkün kılan bir tasarı
üzerindeki çalışmalar sürdürülmektedir.
86
Hukuk Usulü Kanunu’nun 214. maddesine göre, ilk derece mahkemelerinin görevine
giren davalarda, öncelikle uzlaştırma girişiminde bulunulmadığı sürece yargılama
yapılamaz.
87
Commission of the European Communities s. 14.
88
Örneğin, Fransız iş mahkemesinde bu tür bir proje yürütülmektedir. Bu proje için
bkz., http://www.mediationsociale.com/
89
Hollanda’da bu konuda pilot projeler uygulanmaktadır. Bkz., J. W. Bitter, S. C.
Conway, The Netherlands (Dispute Resolution Methods, The Comparative Yearbook
of International Business, Special Issue 1994, London 1995, s. 277-299); http://www.
justitie.nl/
90
Yunanistan’da, toplu iş uyuşmazlıkları hakkındaki 1876/1990 sayılı Kanunun 13 ilâ
16. maddelerine göre görev yapan uzlaştırıcılar, Çalışma Bakanlığı’nın bir memuru-
dur.
91
Fransa’da, yasal olarak görev yapan uzlaştırıcılar belirli koşullara sahip olmalıdırlar.
Buna göre uzlaştırıcılar, kısıtlı olmamalı, kamusal haklarından yasaklı olmamalı,
hukukî konularda en az üç yıllık deneyime sahip olmalı ve bağımsız olmalıdırlar.
92
Fransa’da arabulucular, bir ceza mahkumiyeti, bir disiplin cezası veya idari bir ceza
almamış olmalı, tecrübeli ve bağımsız olmalıdırlar.
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
284TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
sözleşme hukukunun genel hükümleri veya ADR usûlleri sonunda ya-
pılan sulh anlaşmalarıyla
93
(transaction agreements, contrat de transaction,
örneğin Fransız medenî Kanunu m. 2044) ilgili olan özel hükümlerdir.
ADR usûlleri, sözleşme hukukunun, medenî usûl hukukunun ve mil-
letlerarası özel hukukun genel ilkelerine dayandırılmaktadır. ADR ile
ilgili sözleşmelerin uygulanmasının ve ADR hizmeti sunan üçüncü
kişilerin meslek etiği kurallarının gelişim düzeyi, farklı üye devletlerde
değişiklik göstermektedir.
Danimarka,
94
İrlanda,
95
Finlandiya
96
ve İsveç
97
gibi bazı üye devlet-
lerde, ADR hizmetleri vermekle görevli kuruluşlar oluşturmak amacıyla
sektörel kanunlar kabul edilmiştir.
98
Üye devletlerdeki düzenlemeler incelendiğinde, ADR usûlleriyle
ilgili olarak bazı ortak ilkelerin kabul edildiği görülmektedir. Buna göre
örneğin, uyuşmazlığın tarafları, ADR’ye başvurup başvurmamakta
özgürdürler. Taraflar, ADR sürecini yönetmekle görevli olan üçüncü
kişinin tarafsızlığına ve adil davranacağına güvenerek, ADR sürecini
bizzat düzenleyebilirler. Üçüncü kişiye yapılacak beyanlar ve verilen
bilgiler, gizlilik ilkesi gereğince açıklanamaz. Üye devletler, bu ilkelerin
asgari usulü güvenceleri sunmasını sağlamalıdırlar.
B. Avrupa Birliği Genelinde ADR ile
İlgili Olarak Yürütülen Çalışmalar
Avrupa Birliği genelinde ADR ile ilgili olarak yürütülen çalışma-
lardan en önemlileri, tüketicilerin korunması, aile hukuku ve iş hukuku
alanlarında yapılmaktadır.
I. Tüketici Hukukunda ADR’ye İlişkin Çalışmalar
Son yıllarda, tüketicilerin adalete daha iyi bir şekilde erişebilme-
lerini sağlamak amacıyla yürütülen bir program çerçevesinde, tüketici
93
Gaillard, Edelstein s. 77; Committee of Experts on Efficiency of Justice s. 12.
94
Örneğin Danimarka’da, iş piyasası arabuluculuk komisyonu (Arbejdsmarkedets
Ankenarven), finansal kiralama (leasing) komisyonu (Huslejenaevnene), tüketici
arabuluculuk komisyonu (Forbrugerklagenaevn).
95
Örneğin, İş İlişkileri Komisyonu Uzlaştırma Servisi.
96
Örneğin, Tüketici Uyuşmazlıkları Bürosu (Kuluttajavalituslautakunta).
97
Örneğin, Ulusal Tüketici Talepleri Bürosu, Trafik Kazalarından Doğan Zararlar
Bürosu.
98
Commission of the European Communities s. 15.
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
285TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
uyuşmazlılarıyla (milli, milletlerarası, İnternet bağlantılı veya diğer
uyuşmazlıklar) ilgili önemli projeler gerçekleştirilmiştir.
99
Bu projelerin
genel hatlarının bilinmesi, tüketici hukuku alanında bu güne kadar ya-
pılan çalışmaların değerlendirilmesini ve Avrupa Birliği’ndeki durumun
ADR açısından tartışılmasını sağlayacaktır. Böylece, tüketici hukuku
alanında daha kapsamlı çalışmalar yapılabilecektir.
Avrupa Birliği Parlamentosu ve Avrupa Birliği Konseyi, tüketici-
lerin adalete erişimini kolaylaştırmak amacıyla yürütülen bir program
çerçevesinde, komisyonun bir önerisi üzerine, 19 Mayıs 1998’de, tüke-
tici menfaatlerinin korunmasına ilişkin kararlar hakkındaki Yönergeyi
(98/27/EC) kabul etmiştir.
100
Bu yönergeye göre üye devletlerde, tüketicilerin haklarını zedeleyen
belirli ticarî uygulamalara karşı, bağımsız kamu kuruluşları ve özel
tüketici örgütleri dava açabilmelidirler. Ayrıca, ulaştırma
101
ve enerji
102
99
Bu konuda geniş bilgi için bkz., Commission of the European Communities, Green
Paper, access of consumers to justice and the settlement of consumer disputes in the single
market (presented by the Commission) COM (93) 576 final, Brussels, 16 November
1993 (http://europa.eu.int/scadplus/leg/en/lvb/l32023.htm; http://aei.pitt.
edu/archive/00001178/01/consumer_justice_gp_COM_93_576.pdf); Commission
of the European Communities, Communication from the Commission on “the out-of-
court settlement of consumer disputes” and Commission recommendation on the principles
applicable to the bodies responsible for out-of-court settlement of consumer disputes,
Brussels, 30.03.1998 COM (1998) 198 final (http://aei.pitt.edu/archive/00001179/01/
consumer_justice_gp_follow_COM_1998_198.pdf); Commission of the European
Communities, Communication from the Commission “Action plan on consumer access to
justice and the settlement of consumer disputes in the internal market”, Brussels, 14.2.1996
COM (96) 13 final (http://aei.pitt.edu/archive/00001180/01/consumer_jsutice_gp_
follow_COM_96_13.pdf).
100
Directive 98/27/EC of the European Parliament and of the Council of 19 May 1998
on injunctions for the protection of consumers’ interests (OJ L 166, 11.6.98, s. 51-55)
(http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/1998/l_16619980611en.html).
101
Avrupa Komisyonu tarafından bu konuda ADR’ye verilen önem, 12 Eylül 2001 tarihli,
“2010 için Avrupa taşımacılık politikası” hakkındaki Beyaz Kitapta ve 21 Haziran
2000 tarihli, Avrupa Birliği’nde uçak yolcularının korunması hakkındaki kararda
vurgulanmıştır. Bkz., Commission of the European Communities, White Paper,
“European transport policy for 2010: time to decide”, Brussels, 12.9.2001, COM (2001) 370
final (http://aei.pitt.edu/archive/00001187); Commission Communication of the 21
June 2000 to the European Parliament and to the Council regarding the protection
of air passengers in the European Union, COM (2000) 365 final (http://europa.
eu.int/scadplus/leg/en/lvb/l24235.htm).
102
Bu konuda bkz., Elektrik ve doğal gaz piyasasına ilişkin ortak kurallarla ilgili Yö-
nergeleri (96/92/EC ve 98/30/EC) değiştiren bir Parlamento ve Konsey Yönergesi
için öneri (Directive 98/30/EC of The European Parliament and of the Council of 22
June 1998 concerning common rules for the internal market in natural gas) (OJ L 204,
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
286TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
gibi belirli sektörlerde, tüketicilerin haklarını güvence altına alan diğer
tedbirler de alınmalıdır.
103
Avrupa Komisyonu, tüketici uyuşmazlıklarının yargı dışı yollarla
çözümünde uygulanacak ilkeleri belirleyen iki tavsiye kararı kabul
etmiştir.
Bir Komisyon kararıyla kabul edilen bu tavsiye kararları, tüketiciler
için bir Avrupa istek formu şeklinde yayımlanmıştır:
104
- 30 Mart 1998’de kabul edilen ilk tavsiye kararı,
105
nasıl adlandırıl-
dıklarının bir önemi olmaksızın, uyuşmazlığın çözümü hakkında
resmi olarak karar veren tarafsız bir üçüncü kişinin aktif şekilde
katıldığı uyuşmazlık çözüm usûlleri hakkındadır. ADR usûllerinin
oluşturulması ve uygulanması hakkında yedi asgari ilke belirleyen
bu ilk tavsiye, genellikle “arabuluculuk” (mediation) olarak adlandırı-
lan usullerle ilgili değildir. Üye devletler, tüketici uyuşmazlıklarının
yargı dışı çözümünden sorumlu olan kuruluşlardan, komisyonun
tavsiyesine girenlerin bir listesini hazırlamaya davet edilmişlerdir.
Bu millî listeler, daha sonra yayımlanmak üzere komisyona gön-
derilmiştir.
106
- 4 Nisan 2001 tarihli ikinci tavsiye kararı,
107
üçüncü kişinin, ta-
rafları, sadece uyuşmazlığa ortak rızalarıyla bir çözüm bulmaları
hususunda ikna etmek amacıyla bir araya getirdiği usullerle ilgili-
dir. Bununla birlikte üçüncü kişiye, bağlayıcı olmayan bir çözüm
önerme görevi de verilebilir.
Avrupa Komisyonu ayrıca, ticarî işletmenin, tüketicinin yerleşim
yerinin bulunduğu üye devletten başka bir devlette bulunması halinde,
sınır ötesi uyuşmazlıkların çözümünde tüketicilerin yargı dışı usullere
erişimini kolaylaştırmayı amaçlayan iki ayrı Avrupa ulusal kurumlar
21.7.98, s. 1-12) (http://europa.eu. int/eur-lex/en/archive/1998/l_20419980721en.
html).
103
Commission of the European Communities s. 16.
104
http://europa.eu.int/comm/consumers/overview/cons_policy/index_en.htm
105
Commission Recommendation of 30 March 1998 on the principles applicable to the
bodies responsible for out-of-court settlement of consumer disputes (OJ L 115, 17.4.98,
s. 31-34) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/1998/l_11519980417en.html).
106
http://europa.eu.int/comm/consumers/overview/cons_policy/index_en.htm
107
Commission Recommendation of 4 April 2001 on the principles for out-of-court bod-
ies involved in the consensual resolution of consumer disputes (OJ L 109, 19.4.2001
s. 56-61) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/2001/l_10920010419en.html).
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
287TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
ağı kurmuştur. Her iki kurumun amaçlarının aynı olmasına karşılık,
çalışmaları farklıdır:
108
- Avrupa Yargı Dışı Ağı
109
(The European Extra-Judicial Network,
EEJ-Net), üye devletlerde ve İzlanda ve Norveç’te yer alan ulusal
temas noktalarından oluşan bir tüketici destek ve bilgi kuruluşudur.
Temas noktalarının tümü, tüketici uyuşmazlıklarının yargı
dışı çözümünden sorumlu kuruluşlara uygulanabilen ilkelerle
ilgili, komisyon tavsiyelerinde bulunan koşulları taşıdıkları üye
devletlerce kabul edilen 400 kuruluşa bilgi aktarmaktadır. Bu ağ,
resmi olarak 16 Ekim 2001’de çalışmaya başlamıştır. Bir yıllık deneme
aşamasında sonra Avrupa Komisyonu, bu ağın gelişmelerini tespit
etmek ve ilgili kişilerin görüşlerini öğrenmek amacıyla, 2002 yılının
sonbaharında kapsamlı bir rapor hazırlamıştır.
110
- Malî Hizmetler Şikayet Ağı
111
(Financial Services Complaints Network,
FIN-NET), Avrupa Komisyonu’nun ilk tavsiyesindeki koşulları
haiz, yetkili ulusal ADR kuruluşlarından oluşan bir ağdır. 22 Şubat
2002 itibariyle bu kuruluşlar 37 adettir. FIN-NET,malîhizmetlerle
(bankalar, sigorta şirketleri, yatırım hizmetleri) ilgili sorunları olan
tüketicilerin ADR usûllerine doğrudan ulaşabilmelerini sağlar.
FIN-NET, Avrupa Komisyonu tarafından 1 Şubat 2001’de hayata
geçirilmiş ve faydalı sonuçlar vermiştir. Tüketicilere, tek pazarda
sahip oldukları hakları bildirmek için, Vatandaşlar ve İşletmelerle
Diyalogu (Dialogue with Citizens and Business) kapsamında, FIN-
NET’i tüketicilere tanıtacak bir rehber yayımlanmıştır.
Avrupa Komisyonu’nun her iki tavsiyesi de, üye devletleri önemli
ölçüde etkilemiştir. Komisyon, EEJ-Net’in tam bir değerlendirmesini
ve üye devletlerin tümüyle, ADR hizmet sağlayıcılarıyla ve ilgili diğer
kişilerle kapsamlı istişareler yapana kadar tüketicilerle ilgili yeni ted-
birler almayacaktır.
108
Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri, Sigorta Konusunda Ortaya Çıkan Uyuşmaz-
lıkların Alternatif Yöntemlerle Çözümü (ADR) (Hazırlayanlar: Suna Oksay/Tolga
Ceylantepe), İstanbul 2006, s. 52.
109
EEJ-Net hakkında bkz., Council Resolution of 25 May 2000 on a Community-wide
network of national bodies for the extra-judicial settlement of consumer disputes
(2000/C 155/01) (OJ C 155, 6.6.2000, s. 1-2) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/arc-
hive/2000/c_15520000606en.html).
110
Commission of the European Communities s. 17.
111
http://europa.eu.int/comm/internal_market/finservices-retail/finnet/index_
en.htm
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
288TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Tüketici uyuşmazlıklarıyla ilgili ADR usûllerinde, elektronik ticarete
ve özellikle e-Avrupa Eylem Planına
112
özel bir önem verilmektedir.
Bu kapsamda, geleneksel alternatif yöntemler ve elektronik ticaretle
bağlantılı olmayan uyuşmazlıkların çözümünde de kullanılabilen
Online Uyuşmazlık Çözümü (Online Dispute Resolution, ODR) üzerinde
çalışılmaktadır.
113
ODR ile ilgili bazı konular, Avrupa Komisyonu’nun
gelecekteki çalışmalarında ele alınacaktır.
Elektronik ticaret alanındaki tüketici uyuşmazlıklarını kapsayan
ADR usûlleriyle ilgili çalışmalar, bu alanda tüketicilerin güvenliğini
artırmayı amaçlayan daha genel bir politikanın parçasını oluşturmak-
tadır.
114
“e-Avrupa 2002 Eylem Planı” kapsamında Avrupa Komisyonu,
internette tüketici güvenliği (e-confidence) konusunda bir tartışma ve
bilgi değişimi forumu başlatmıştır.
115
Komisyon bu çerçevede, ilgili
kuruluşlar, ticarî işletme temsilcileri ve tüketicilerle, dürüst ticarî uy-
gulamanın yüksek standartlarının geliştirilmesini teşvik etmiştir.
116
Bu
tedbirlerin tamamı ve neticeleri, yakın gelecekte komisyonun ayrı bir
çalışmasına konu olacaktır.
112
Bkz., yuk. § 1. C.
113
Online uyuşmazlık çözümü hakkında geniş bilgi için bkz., Gregory P. Ewing,
Using the Internet as a Resource for Alternative Dispute Resolution and Online Dispute
Resolution (Syracuse Law Review 2002, Vol. 52, s. 1217-1225); Marc Wilikens, Arnold
Vahrenwald, Philip Morris, Out-of-court dispute settlement systems for e-commerce.
Draft report of an exploratory study, Italy 2000; Michael E. Schneider, Christopher
Kuner, Dispute Resolution in International Electronic Commerce (Journal of International
Arbitration 1997, Vol. 14, s. 5-37); M. Scott Donahey, Current Developments in Online
Dispute Resolution (Journal of International Arbitration 1999, Vol. 16, s. 115-130);
Benjamin G. Davis, Building the Seamless Dispute Resolution Web: A Status Report on the
American Bar Association Task Force on E-Commerce and Alternative Dispute Resolution
(Texas Wesleyan Law Review 2002, Vol. 8, s. 529-538); Süheylâ Balkar, Online Tahkim
(GSÜHFD, Prof. Dr. Erden Kuntalp’e Armağan, 2004/1, s. 463-497); Claro V. Parlade,
Challenges to ODR Implementation in a Developing Country, s. 1-15 (http://www.odr.
info/unece2003/pdf/parlade. pdf; http://www.odr.info/unece2003/).
114
Tüketici güvenliğini artırmak amacıyla yapılan çalışmalar kapsamında, Amerika
Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği arasında Washington’da bir zirve yapılmış ve
18 Aralık 2000 tarihli ortak bildiride, elektronik ticaret alanında, internet ticaretinden
kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde ADR’nin destekleneceği belirtilmiştir.
Bkz., U. S. -EU Statement on E-Commerce, Alternative Dispute Resolution, December
18, 2000 (http://www.useu.be/SUMMIT/ ecom1218.html).
115
http://econfidence.jrc.it
116
22 Ekim 2001’de Avrupa Tüketiciler Örgütü (European Consumers’ Organisation, BEUC,
http://www.beuc.org/) ve Avrupa Sanayi ve İşverenler Konfederasyonu Birliği
(Union of Industrial and Employers’ Confederations of Europe, UNICE, www.unice.org),
elektronik ticarette güvenlik bandrolleri için bir Avrupa akreditasyon sistemi önerisi
sunmuştur.
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
289TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Avrupa Birliği genelinde, elektronik ticaret alanında ADR’nin geli-
şimini artırmak için büyük bir çaba harcanmaktadır. Bu amaçla örneğin,
online ADR girişimlerine,
117
ticarî siteler için kalite kontrol projelerine,
118
üniversite çalışmalarına ve eğitim programlarına
119
malîdestek veril-
mektedir.
120
Elektronik ticaret alanında tüketici uyuşmazlıklarının çözümü için
oluşturulan ADR usûlleri, bazı yasal sorunların ortaya çıkmasına neden
olmuştur. Avrupa Komisyonu, geleneksel anlaşmazlık çözüm yöntem-
lerine uygulanan kurallarla aynı olan ilkeleri içeren genel rehberler
kabul ederek, ADR ile ilgili görüşlerini yansıtmıştır. Bununla beraber
komisyon, online ortamın ve özellikle teknik konuların özelliklerini
içeren diğer kuralların da arayışı içindedir. Bunlara ilaveten Avrupa
Birliği, ADR’ye başvurulmasını öngören sözleşme şartlarının, mevcut
uyuşmazlığın bir ADR usûlüne havale edilmesi için taraflarca yapılan
sözleşmelerin ve ADR süreci sonunda yapılan anlaşmaların uygulamada
geçerliğini güvence altına alan yasal bir çerçeve kabul etmiştir. Nitekim
yukarıda sözü edilen elektronik ticaret hakkındaki Yönerge, üye dev-
letlerin elektronik sözleşmelere izin vermesi gerektiğini öngörmektedir
(madde 9, I). Üye devletler, yasal sistemlerinin, elektronik yöntemler
aracılığıyla ADR’nin kullanılmasına izin vermesini de sağlamakla yü-
kümlüdürler (madde 17, I).
Avrupa Birliği’nin yasal düzenlemeleri, Brüksel I Tüzüğü’yle ta-
117
Elektronik Tüketici Uyuşmazlık Çözümü Platformu ( Electronic Consumer
Dispute Resolution, ECODIR, http://www.ecodir.org/), Avrupa Komisyonu
Sağlık ve Tüketicinin Korunması Genel Müdürlüğü’nce yönetilenmalîdestekten
yararlanmaktadır. Online güvenlik, Avrupa Komisyonu’nun TEN-Telekom
programına göre, komisyonca destelenen bir projedir.
118
Web taciri (webtrader), ticarî siteleri kontrol etmeyi ve kalite bandrolü vermeyi amaç-
layan uluslararası özel bir projedir. Sekizi üye devletlerden olmak üzere, on ülkenin
tüketici örgütlerinden oluşan bu proje, etik kuralların gelişimini ve ADR sistemlerinin
kurulmasını amaçlamaktadır. Web taciri projesi, Avrupa Komisyonu İşletmeler Genel
Müdürlüğü’nce yönetilenmalîdestekten yararlanmaktadır. Bu proje hakkında geniş
bilgi için bkz., http://www.budget-net.com/webtradersite/reseau_be.html
119
Yeni teknolojiler hakkındaki yasama çalışmalarında uzman olan beş Avrupa araş-
tırma merkezinin meydana getirdiği bir konsorsiyum olan Elektronik Ticaret Yasal
Konular Platformu (Electronic Commerce Legal Issues Platform, ECLIP, http://www.
eclip.org/) tarafından çalışmalara öncülük edilmektedir. Bu çalışma, Bilgi Toplu-
mu Teknolojisi Programına göre (Information Society Technologies Programme, IST,
http://www.cordis.lu/ist/home.html), Avrupa Komisyonu Bilgi Toplumu Genel
Müdürlüğü’nce yönetilenmalîdestekten yararlanmaktadır.
120
Commission of the European Communities s. 18.
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
290TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
mamlanmıştır. Brüksel I Tüzüğü’nün, yetkili mahkemenin seçimine
ilişkin şartları, ADR’ye başvurulmasının etkilerini düzenlememiştir.
Bu tüzükle ADR arasındaki ilişkiler, tüzüğün kabulü sırasında yapılan
müzakerelerde, politik ve yasal tartışmalara konu olmuştur. Avrupa
Parlamentosu 2000 yılının Eylül ayında, belirli koşullar altında, “tüke-
ticilerin ve tacirlerin, tüketici sözleşmelerine, ortaya çıkabilecek bir uyuşmaz-
lığın, Komisyon tarafından onaylanan bir programa uygun olan yargı dışı bir
uyuşmazlık çözüm sistemine havale edileceğine dair bir şart koyabilmelerini”
121
önermiştir.
Avrupa Komisyonu, kendisinin değişiklik önerisinde, Avrupa
Parlamentosu’nun bu konudaki görüşünü şu gerekçeyle kabul etme-
miştir: “Parlamento, tüketici ve satıcının, sözleşmelere, uyuşmazlıkların dava
açılmadan önce, yargı dışı bir uyuşmazlık çözüm programına havale edilmesini
öngören bir şart koyabilmelerini önermektedir. Bunun için bazı koşullar öngö-
rülmektedir. Bu koşullardan biri, programın komisyonca önceden onaylanma-
sıdır. Komisyon, bu değişikliğin altında yatan kaygıları ve Parlamento’nun,
önerilen tüzüğü, yargı dışı uyuşmazlık çözüm programlarının oluşturulmasını
da içeren bir yasal ve yasal olmayan tedbirler paketinin parçası olarak görme
isteğini paylaşmaktadır. Komisyon, tarafların, uyuşmazlıklarını mahkemeye
gitmektense dostane bir temelde çözebilmelerini istemekte ve mahkemelere
başvurunun son çare olması gerektiğini kabul etmektedir. Komisyon, uygu-
lamada tüketicilerin, mevcut oldukları takdirde yargı dışı çözümleri tercih
etme eğiliminde oluklarını da gözlemlemektedir. Bu amaçla, bu tür alternatif
uyuşmazlık çözüm programlarının kurulmasını yaygınlaştırmak için, hem uy-
gulamacılar hem de kurumlar çok sayıda proje üzerinde çalışmaktadırlar. Fakat
günümüzde, tüzüğün milletlerarası yargı yetkisine (international jurisdiction)
ilişkin hükümlerine göre, tüketicilerin öncelikle yargı dışı bir uyuşmazlık çözüm
programına başvurmak zorunda bırakılması mümkün değildir. Birinci olarak,
bu çözüm bazı üye devletlerde anayasal sorunlar doğurabilir. İkinci olarak, bu
yükümlülüğün bir ön koşul olarak mevcut olduğu programlar, uygulamada
henüz bulunmamaktadır. Üçüncü olarak, alternatif uyuşmazlık çözüm prog-
ramları ve mahkemeler arasındaki usûl hukuku ilişkileri (örneğin zamanaşımı
süreleri hakkındaki) çok karmaşıktır ve ayrı bir çalışma yapılmasını gerektirir.
Komisyon, tüketici uyuşmazlıkları alternatif çözüm programları hakkındaki
mevcut girişimleri izlemeyi plânlamaktadır. Komisyon, 65. maddeye göre,
121
OJ C 146, 17.5.2001, s. 94-101 (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/2001/
c_14620010517en.html).
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
291TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Tüzüğün yürürlüğe girmesinden sonra beş yıl içinde hazırlayacağı raporda
durumu değerlendirecek ve tüzük hükümlerini gözden geçirecektir”.
122
Brüksel I Tüzüğü, 2000 yılının Aralık ayında, Avrupa Birliği
Konseyi’nce kabul edildiği şekliyle, Parlamento’nun önerdiği bu deği-
şiklikleri içermemiştir. Tüzük kabul edildiğinde konsey ve komisyon,
ADR’nin önemini ortak bir bildiride
123
vurgulamışlardır: “Konsey ve
Komisyon genel olarak, tüketicilerin mahkemeye başvurmadan önce uyuş-
mazlıklarını dostane yollarla çözmeyi denemeleri için çaba göstermenin,
tüketicilerin menfaatlerine uygun olduğu kanaatindedir. Konsey ve komisyon
bu vesile ile tüzüğün amacının ve özellikle 15 ve 17. maddelerinin, tarafların
alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine başvurmalarına engel olmadığını
vurgulamaktadır. Konsey ve komisyon bundan dolayı, medenî hukuk ve ticaret
hukuku uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri üzerindeki
çalışmanın, konseyin 29 Mayıs 2000 tarihli kararıyla uyumlu olarak, Avrupa
Topluluğu seviyesinde sürdürülmesi gerektiğinin ne kadar önemli olduğunu
tekrarlamak ister. Konsey ve komisyon, bu çalışmanın büyük önem taşıdığının
bilincindedir ve medenî hukuk ve ticaret hukuku uyuşmazlıklarında, özellikle
elektronik ticaretle ilgili olarak, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin
temsil ettiği tamamlayıcı işlevin faydasını vurgulamaktadır. Tüzüğün 73.
maddesi gereğince komisyon, Avrupa Parlamentosu’na, Konseye ve Ekonomik
ve Sosyal Komiteye, gerek duyulursa uyarlama için kullanılabilecek önerilerle
birlikte, tüzüğün uygulanması hakkında bir rapor sunmuştur. Konsey ve
Komisyon, raporun hazırlanmasında, tüzüğün tüketiciler, küçük ve orta öl-
çekli teşebbüsler ve özellikle elektronik ticaretle ilgili hükümlerine özel dikkat
harcanması gerektiğini düşünmüştür. Komisyon bu amaçla, gerektiğinde, tü-
züğün 73. maddesinde sözü edilen süre dolmadan önce de, tüzük değişiklikleri
önerecektir”.
124
II. Aile Hukukunda ADR’ye İlişkin Çalışmalar
Avrupa Konseyi’nin, 1998 yılının Aralık ayında Viyana’da yapılan
toplantısında, devlet ve hükümet başkanları, Avrupa Birliği Konseyi’nin
122
Commission of the European Communities s. 19.
123
Konsey ve Komisyonun, sözleşmenin 15 ve 73. maddeleriyle ilgili ortak bildirisi, bu
Tüzüğü kabul eden 22 Aralık 2000 tarihli konsey toplantısının tutanaklarında yer
almaktadır (http://europa.eu.int/comm/justice_home/fsj/civil/fsj_civil_intro_
en.htm).
124
Commission of the European Communities s. 20.
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
292TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
ve Avrupa Komisyonu’nun eylem planını onaylamıştır.
125
Bu eylem pla-
nı, Amsterdam Anlaşması’nın, bir özgürlük, güvenlik ve adalet bölgesi
oluşturulması hakkındaki hükümlerinin uygulamaya koyulması için
yapılacak düzenlemelerle ilgilidir. Bu eylem planının 41 (c) maddesi,
anlaşmanın yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıl içinde alınması
gereken tedbirler arasında, “özellikle milletlerarası aile uyuşmazlıklarının
çözülmesi için yargı dışı yollar oluşturma imkanını” öngörmektedir. Bu
çerçevede, aile anlaşmazlıklarının bir çözüm yolu olarak arabuluculuk
seçeneği incelenmelidir.
Siyasi liderler, mevcut aile uyuşmazlıkları ister velayet hakkının
kullanılmasıyla (çocukların bakım ve gözetimiyle veya çocukla kişi-
sel ilişki kurulmasıyla ilgili haklar), ister ailenin ortak malvarlığının
paylaştırılmasıyla veya nafaka tespitiyle ilgili olsun, ADR’nin, sınır
ötesi aile uyuşmazlıklarının çözümünde kilit rol oynayabileceğinin
bilincedirler. Bu nedenle, taraflar dava açmayı düşündüklerinde, dava
sürecinde veya hükmün icrası aşamasında ADR’ye başvurabilmelidir-
ler. Bununla beraber aile hukukunda, tarafların sahip oldukları haklar
üzerinde serbestçe tasarruf etmesi mümkün olmadığından, ADR’ye
başvurulması sınırlı olacak ve ADR’ye ancak belirli uyuşmazlıklarda
başvurulabilecektir.
126
29 Mayıs 2000 tarihinde Avrupa Birliği Konseyi, aile uyuşmazlıkları
ve müşterek çocukların velayet hakkıyla ilgili davalarda, mahkemele-
rin yetkisi ve mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi hakkındaki
125
Action Plan of the Council and the Commission on How Best to Implement the
Provisions of the Treaty of Amsterdam on an Area of Freedom, Security and Justice,
Text adopted by the Justice and Home Affairs Council of 3 December 1998 (1999/C
19/01) (OJ C 19, 23.1.1999, s. 1-15) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/1999/
c_01919990123en.html).
126
Çocuk kaçırma ve bunun ardından çocuğun iade edilmemesi için karar alınması
halinde, çocuğun yetiştirilmesi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasıyla ilgili uyuş-
mazlıklardan üzücü dersler çıkarılmıştır. Bu durumda, çocuğun iadesi için yapılan
talebin incelenmesi sırasında ve çocuğun iade edilmemesi kararından sonra, mağdur
olan tarafın çocukla görüşme hakkının düzenlenmesi şarttır. Çocukla görüşme hakkı
konusunda karar vermek için ADR’ye başvurulması, yalnız taraflar arasındaki ile-
tişim sorunları yüzünden değil; fakat aynı zamanda, mağdur olan tarafın, çocukla
görüşme hakkını kullanmasını belirlemek üzere, ADR yoluyla varılan bir çözümü
kabul etmekte isteksiz olması yüzünden de engellenmektedir. Bu taraf böyle bir
çözümün, çocuğuyla görüşme hakkını elde etmek için gösterdiği çabalara zarar
vereceğini düşünebilir (Commission of the European Communities s. 21, dn. 102).
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
293TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
tüzüğü
127
(EC, No 1347/2000) kabul etmiştir.
128
(Brüksel II Tüzüğü)
Bu tüzük, içinde yer alan, mahkemelerin yetkisine (jurisdiction) ilişkin
kurallara göre verilen birlik kararlarının her yerde tanınması ve tenfizi
imkanını sunduğu için, önemli bir gelişme teşkil etmektedir. Bununla
birlikte, Brüksel II Tüzüğü’nde öngörülen sistem, birden fazla mahke-
menin yetkili olmasına yol açabilecek bir yetki kıstasını esas almakta-
dır. Tüzüğün 11. maddesine göre, bir davanın farklı üye devletlerdeki
mahkemelerde açılması durumunda, davanın açıldığı ilk mahkeme,
davanın esası hakkında karar vermeye yetkili olacaktır.
129
Bu nedenle,
tüzükte belirtilen sistem tarafları öncelikle ADR’ye başvurmak yerine,
kendilerine en uygun olan yetkili mahkemede, mümkün olduğu kadar
çabuk dava açmaya teşvik etmektedir.
Avrupa Komisyonu, 6 Eylül 2001 tarihinde, aile hukukuna ilişkin da-
valarda ve müşterek çocukların velayet hakkından doğan sorumlulukla
ilgili davalarda, mahkemelerin yetkisi ve mahkeme kararlarının tanın-
ması ve tenfizi hakkında bir konsey tüzüğü taslağını kabul etmiştir.
130
Bu taslak, velayet hakkının kullanılmasından doğan sorumlulukla ilgili
bütün kararlar açısından, Brüksel II Tüzüğü’nde öngörülen tanıma ve
tenfiz düzenlemelerinin kapsamını genişletmeyi amaçlamıştır. Avrupa
Komisyonu söz konusu taslakta, ADR’nin kullanılmasını iki yönden
teşvik etmeye çalışmıştır: İlk olarak taslak, her davada tek yetkili mah-
keme belirleyen bir sistem oluşturmuştur.
127
Bu tüzük hakkında bilgi için bkz., Bahadır Erdem, Aile Hukukuna İlişkin Davalarda
Mahkemelerin Yetkisi ile Tanıma ve Tenfiz Kurallarını Düzenleyen Avrupa Konseyi Tüzü-
ğündeki Milletlerarası Yetki Kuralları (MHB 2001/1-2, s. 33-42).
128
Council Regulation (EC) No 1347/2000 of 29 May 2000 on jurisdiction and the
recognition and enforcement of judgments in matrimonial matters and in matters
of parental responsibility for children of both spouses (OJ L 160, 30. 6. 2000, s.
19-36) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/2000/l_16020000630en.html).
Brüksel II Tüzüğü, “Brüksel II” Sözleşmesi’nin içeriğini kapsamaktadır. Brüksel II
Sözleşmesi, 28 Mayıs 1998 tarihli konsey yasasıyla oluşturulmuş olup, aile hukuku
davalarında mahkemelerin yetkisi ve mahkeme kararlarının tanınması ve tenfiziyle
ilgilidir. Bkz., Council Act of 28 May 1998 drawing up, on basis of Article K. 3 of the
Treaty on European Union, the Convention on Jurisdiction and the Recognition and
Enforcement of Judgments in Matrimonial Matters (98/C 221/01) (OJ C 221, 16.7.1998,
s. 1-17) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/1998/c_22119980716en.html).
129
Section 3, Lispendens and dependent actions, Article 11.
130
Proposal for a Council Regulation on jurisdiction and the recognition and enforcement
of judgments in matters of parental responsibility (2001/C 332 E/11) COM (2001) 505
final-2001/0204 (CNS) (OJ C 332 E, 27.11.2001, s. 269-274) (http://europa.eu.int/eur-
lex/en/archive/2001/ce33220011127en.html).
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
294TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
İkinci olarak taslak, yetkili makamlar arasında bir işbirliği sistemi
oluşturmuştur.
131
Taslak Brüksel II Tüzüğü, merkezi makamlar
132
arasında işbirliği
yapılmasını öngören bir sisteme dayanmaktadır. Bu makamlar, velayet
hakkının gerektirdiği sorumlulukların etkin olarak yerine getirilmesini
güvence altına almada, ADR’ye başvurulmasını teşvik etmek de dâhil
olmak üzere, aktif bir rol oynayabilirler. Bundan başka, aile uyuşmaz-
lıkları alanında sınır ötesi işbirliğini ve ADR’nin yaygınlaştırılmasını
öngören bir sistem, Fransa tarafından 3 Temmuz 2000 tarihinde su-
nulan yeni bir planda da yer almıştır. Bu plan, çocuklarla kişisel ilişki
kurulması hakkıyla ilgili kararların karşılıklı tenfizi hakkındaki konsey
tüzüğünün kabul edilmesi için sunulmuştur.
133
III. İş Hukukunda ADR’ye İlişkin Çalışmalar
ADR usûlleri, üye devletlerin tümünde, sanayi ilişkileriyle ilgili
uyuşmazlıkların çözümünde uzun zamandır kullanılmaktadır.
134
ADR usûlleri, iş ilişkilerinin süjelerinin (işçi ve işveren temsilcilerinin)
131
Commission of the European Communities s. 21.
132
Bu taslağın 16 ve 17. maddelerine göre, “her üye devlet, tüzüğün uygulanmasına
yardımcı olmak için merkezi bir makam tayin edecektir. Bu merkezi makamlar, çocuk
üzerindeki velayet hakkına dayanan sorumluluğun etkin olarak yerine getirilmesini
sağlamak maksadıyla, belirli hallerde işbirliği yapacaklardır. Merkezi makamlar bu
amaçla ve kendi kanunlarına uygun olarak, velayet hakkına sahip olan ebeveynler
arasında, arabuluculuk veya diğer yöntemlerden istifade ile anlaşma yapılmasını
teşvik edeceklerdir”. Bkz., Chapter IV, Cooperation Between Central Authorities
(OJ C 332 E, 27.11.2001, s. 273).
133
Bu planın 12. maddesinde, “üye devletlerce, çocukla kişisel ilişki kurulması hakkının
etkin olarak kullanılmasını sağlamak ve görüşme süresi sonunda çocukların, velayet
hakkı kendisine bırakılmış olan tarafa dönmesini teşvik etmek için oluşturulan
merkezî kuruluşlar vasıtasıyla”, üye devletlerarasında bir işbirliği sistemi
öngörülmüştür. “Bu kuruluşlar, özellikle çocukla kişisel ilişki kurulması hakkının
kullanılmasıyla ilgili herhangi bir anlaşmayı, uzlaştırma, arabuluculuk veya benzeri
diğer Usullerle kolaylaştırmak için, doğrudan veya dolaylı olarak, uygun tedbirleri
alacaklardır”. Bkz., Initiative of the French Republic with a view to adopting a
Council Regulation on the mutual enforcement of judgments on rights of access to
children (2000/C 234/08) (OJ C 234, 15.8.2000, s. 7-11) (http://europa.eu.int/eur-
lex/en/archive/2000/c_23420000815en.html).
134
İş uyuşmazlıklarının çözümünde kullanılan uzlaştırma ve arabuluculuk usûlleri
hakkında geniş bilgi için bkz., Annie de Roo, Rob Jagtenberg, Settling Labour Disputes
in Europe, Deventer 1994; Nuri Çelik, İş Hukukumuzda Uzlaştırma ve Arabuluculuk,
İstanbul 1973; İbrahim Subaşı, Toplu İş Hukukunda Arabuluculuk (Bilgi Toplumunda
Hukuk, Ünal Tekinalp’e Armağan, C. II, İstanbul 2003, s 743-833).
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
295TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
egemen olduğu özel usuller olarak gelişmiştir. Sanayi ilişkilerinde
ADR usûlleri, menfaatlerle ilgili bireysel ve toplu iş uyuşmazlıklarının
(çatışan ekonomik menfaatlerin uyumlu hale getirilmesini sağlayan
toplu iş sözleşmelerinin kabulü veya değiştirilmesi) ve haklarla ilgili
anlaşmazlıkların (sözleşme veya mevzuat hükümlerinin yorumu ve uy-
gulanması hakkındaki anlaşmazlıkların) çözülmesinde ne kadar faydalı
olduğunu göstermiştir.
135
Sanayi ilişkilerinde ADR usûllerinin çoğu, iş
ilişkilerinin süjelerince bizzat organize edilmektedir. Bu düzenlemede
başarısız olunması halinde taraflar, kamu makamlarınca sunulan ADR
hizmetlerine başvurabilmektedirler. ADR usûlleri üye devletlerde farklı
olarak düzenlenmiş olsa da, hem ADR’ye başvurulmasında hem ADR
süreci sonunda verilen kararın kabul edilmesinde genellikle gönüllülük
esası benimsenmiştir.
Üye devletlerin çoğunda, iş uyuşmazlıklarında taraflar tatminkar
sonuçlar elde edemediklerinde ADR usûllerine başvurmaktadırlar. Bu
durum sendikaları, milletlerarası uyuşmazlıkların çözümünde Avrupa
ADR hizmetlerini oluşturmanın faydalarını değerlendirmeye yöneltmiş-
tir. Avrupa Komisyonu, Avrupa sosyal modelini modernleştirme kap-
samında, 8 Haziran 2000 tarihli kararında
136
(Sosyal Politika Gündemi),
ele alınacak bir konu olarak uyuşmazlıkların önlenmesi ve arabulucu-
lukla çözülmesi için başvurulacak yöntemlerin oluşturulmasından söz
etmiştir. Komisyon, “anlaşmazlıkların çözümünde arabuluculuk, tahkim ve
uzlaştırma konusunda Avrupa genelinde gönüllü yöntemler oluşturma ihtiyacı
hakkında, toplumsal kuruluşlarla istişarede bulunma” niyetini bildirmiştir.
Komisyon daha sonra, bu konuda hazırlık çalışmalarına başlamıştır. Bu
çalışma, üye devletlerde iş uyuşmazlıklarının çözüm yollarının işleyiş
tarzı (modus operandi) hakkında yapılanmalîbir çalışmadır. Bu çalışmanın
sonuçları 2002 yılının Eylül ayında açıklanmıştır. Avrupa Komisyonu,
bu çalışmanın, Avrupa yöntemlerini oluşturmaya, bu yöntemlerin öne-
mini ve uygulanma şeklini belirlemeye ilişkin etkilerini takip etmekte-
dir. Avrupa Birliği Konseyi (Çalışma ve Sosyal İşler) 3 Aralık 2001’de,
komisyonun bu amacını desteklemiş ve komisyonun, Avrupa gönüllü
uyuşmazlık çözüm yöntemlerini oluşturma ihtiyacı hakkında, sosyal
kuruluşlarla yaptığı istişarelerin sonuçlarına ilişkin bir rapor sunmasını
135
George W. Adams, Naomi L. Bussin, Alternative dispute resolution and the Canadian
courts: a time for change (The Arbitration and Dispute Resolution Law Journal 1995,
Vol. 4, s. 243-262, s. 244).
136
COM (2000) 379, 28.6.2000.
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
296TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
istemiştir.
137
Avrupa Birliği Konseyi, 14-15 Aralık 2001’de Leaken’de,
“sosyal anlaşmazlıkların ve özellikle milletlerarası anlaşmazlıkların, gönüllü
arabuluculuk yöntemleri aracılığıyla önlenmesinin ve çözülmesinin önemini”
138
vurgulamıştır.
139
§ 3. ADR’nin Temel Yapısının ve İlkelerinin Belirlenmesi
Bugüne kadar ulusal düzeyde, Avrupa Birliği çapında ve millet
lerarası düzeyde gerçekleştirilen politik ve yasal girişimler ile
tartışmalar, ADR usûllerinin esnekliğini koruyarak, ADR’ye kolay
erişilebilmesini, ADR’nin etkinliğini ve adaletin güvence altına
alınmasını sağlamayı amaçlamıştır. Bu amaçları gerçekleştirmek
için, sektörel düzeyde mi yoksa küresel düzeyde mi çalışılacağına
ve yapılacak çalışmaların online uyuşmazlık çözümü ile geleneksel
uyuşmazlık çözüm yöntemlerinde farklı olup olmayacağına karar
verilmelidir.
A. ADR’nin Yaygınlaştırılması İçin
İzlenmesi Gereken Yaklaşım
Avrupa Komisyonu, üye devletlerin Yeşil Kitap hakkındaki görüş
lerini öğrendikten sonra, ADR’nin yaygınlaştırılmasında izleyeceği
yaklaşımı, üye devletlerin genel yorumlarına göre belirlemiştir. Yeşil
Kitaba yönelik tepkiler, Avrupa Birliği genelinde ADR hakkında
yapılacak düzenlemelere ne kadar önem verilmesi gerektiğini be-
lirleyecektir. Bu düzenlemeler, Avrupa Birliği kurumlarınca ADR’nin
uygulanmasına,malîve teknik yönlerine ilişkin olarak yapılan ve ge-
lecekte yapılacak olan çalışmaları tamamlayacaktır. Bu gibi düzen-
lemelerin yasal temeli, onların içeriğine ve kapsamına bağlıdır.
ADR hakkındaki yasal düzenlemeler yararlı görülürse, ilgili
düzenlemelerin kapsamı, düzeyi ve içeriği belirlenmelidir. Uygun
tüzük (regulation), yönerge (directive) veya tavsiyeler (recommendation),
137
Sosyal arabuluculuk hakkında konsey toplantısının sonuçları (Çalışma ve Sosyal
İşler) için bkz., http://ue.eu.int/newsroom.
138
Başkanlık Kararının 25. paragrafı (Presidency Conclusions, European Council
Meeting in Laeken, 14 and 15 December 2001, s. 1-35) (http://ue.eu.int/en/info/
eurocouncil/index.htm).
139
Commission of the European Communities s. 22.
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
297TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
planlanan tedbirlerin mahiyetine göre seçilmelidir. Böylece, Yeşil Kitap
doğrultusunda ve yapılan istişarelere dayanılarak alınabilecek bütün
tedbirler, Avrupa Topluluğu Anlaşması’nın 5. maddesinde
140
ve ikin-
cillik ilkesiyle ölçülülük ilkesinin uygulanması hakkındaki protokolde
öngörüldüğü gibi, ikincillik (subsidiarity) ve ölçülülük (proportionality)
ilkelerine uygun olmalıdır.
141
Üye devletlerin millî kanunlarının ve ADR hakkındaki uygula
malarının uyumlu hâle getirilmesi için Birlik Tüzüğü hazırlanmazsa,
Avrupa Komisyonu, mukayeseli hukukla ilgili araştırmaları ve özellikle
üniversiteler, hakimler ve bilirkişiler arasındaki işbirliğini geliştirmeyi
amaçlayan bir politika izleyebilir. Bu işbirliği, belirli ADR yolları için
özel rehberler ve etik kurallar
142
(codes of conduct) taslakları da dâhil
olmak üzere, ADR ile ilgili alanlarda ortak ilkelerin belirlenmesini
sağlayabilir. Tüketici örgütleri ve ticaret odaları, elektronik ticaret
konusunda, elektronik ticaret yönergesinin 16. maddesine uygun olar-
ak, bilgi toplumu hizmetlerini düzenlemek için, Birlik düzeyindeki etik
kuralları bizzat hazırlamaktadırlar.
143
Bölgesel ve Küresel düzeyde uy-
gulanan ve ADR programlarında çeşitli usulü güvenceler sunan ortak
etik kurallar hazırlanırken, ADR’nin özellikleri dikkate alınmalıdır.
Yeşil Kitabın ilk iki bölümünde komisyon, hem geçmişte
yapılan çalışmaları listelemiş hem de bu çalışmalara ilave olarak
gerçekleştirilebilecek girişimlerin politik ve yasal etkilerini ana hatla
rıyla belirtmeye çalışmıştır.
B. ADR’ye İlişkin Genel Yaklaşım
Avrupa Birliği’nce hangi yaklaşım seçilirse seçilsin, özellikle
adalete erişim, asgari nitelik standartları ve üçüncü kişilerin nitelikleri
gibi bazı konular üzerinde çalışılmalıdır.
140
Consolidated Version of the Treaty Establishing the European Community (OJ
C 325, 24.12.2002, s. 33-184) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/2002/
c_32520021224en.html).
141
İkincillik ilkesine uygun olarak, alınacak tedbirlerin amaçlarına üye devletlerde değil,
sadece Avrupa Birliği düzeyinde ulaşılmalıdır. Bundan başka, ölçülülük ilkesinin
gereği olarak, alınacak tedbirler, bu amaçları gerçekleştirmek için yapılması gere-
kenlerden fazlasını içermemelidir.
142
Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan “Arabuluculara İlişkin Avrupa Etik Ku-
ralları” hakkında bkz., aşa. Ek 2.
143
Commission of the European Communities s. 23.
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
298TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
I. ADR ve Adalete Erişim
Avrupa Komisyonu, Yeşil Kitabın, ADR’nin genel hatlarının ince-
lendiği birinci bölümünde ADR’nin, herkesin adalete erişiminde oyna-
yabileceği rolü belirtmeye çalışmıştır. ADR’nin işleyişi, adalete erişim
açısından da incelenmelidir. Bu kapsamda, ADR’ye başvurulmasını
öngören sözleşme şartları, zamanaşımı süreleri, gizlilik, ADR usûlle-
rinin etkisi ve üçüncü kişilerin sorumluluğu gibi konuların kapsamı
belirlenmelidir.
144
1. ADR’ye Başvurulması
Üye devletlerin bazılarının mevzuatında, mahkemede dava açma-
dan önce ADR’ye başvurulmasını zorunlu tutan hükümlere yer veril-
mektedir. Bununla beraber, bu devletlerin mevzuatı kapsam yönünden
sınırlıdır ve belirli alanlarla ilgilidir. Üye devletlerin mevzuatı çoğunluk-
la, ADR ile ilgili düzenlemelerde gönüllülük ilkesini benimsemekte ve
ADR’ye başvurulmasını ya hakimin önerisini tarafların kabul etmesine
bağlayarak ya da taraflardan birinin ADR sürecini başlatmasını diğer
tarafın kabulüne bağlı tutarak düzenlemektedir.
Bununla beraber, ADR’ye başvurulmasını öngören sözleşme şartları,
mahkemelere erişim hakkının kullanılmasını geciktirebileceğinden veya
engelleyebileceğinden hak arama hürriyetini kısıtlayabilir.
145
ADR’ye
başvurulması, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesi ve
Avrupa Birliği Temel Haklar Anlaşması’nın 47. maddesinde belirtilen
adalete erişim hakkının kullanılmasını
146
engellememelidir.
147
ADR’ye genellikle, tarafların karşılıklı anlaşmasıyla başvurulur.
ADR’nin uygulanmasının her aşamasında, irade özgürlüğü (freedom of
consent) ilkesi hakimdir. Bir sözleşmenin tarafları, aralarında yaptıkları
sözleşmeye, bu sözleşmenin ifasından doğacak herhangi bir uyuşmaz-
lığın ADR ile çözüleceğine dair bir şart koyabilirler. Taraflar, yaptıkları
144
Commission of the European Communities s. 24.
145
Zamanaşımı sürelerinin durdurulması için yapılan düzenlemelerin kabulüyle, ADR
usûlünü müteakiben dava açılması olanaklı kılınabilir.
146
Bkz., aşa. Ek 1, madde 3.
147
Anlaşmanın 47. maddesinin 1. paragrafı şu hükmü öngörmüştür: “Birlik hukuku
tarafından güvence altına alınan hakları ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, bu mad-
dede belirtilen koşullara uygun bir mahkeme önünde etkin bir hukukî çare arama
hakkına sahiptir” (OJ C 364, 18.12.2000, s. 20).
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
299TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
sözleşmede bir ADR şartına yer vermezlerse, daha sonra aralarında
uyuşmazlık çıktığı zaman, mahkemenin yardımı olsun veya olmasın,
ADR’ye başvurmakta özgürdürler.
ADR şartlarının amacı, tarafları bir ADR usûlüne katılmaya zorla-
mak değildir. Zira ADR sürecinin başarısı, tarafların istekli olmasına
bağlıdır. Bu nedenle, ADR şartlarının bağlayıcı kılınmasının yararı
tartışmalıdır.
148
Taraflar, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri hususlarda, bir
ADR anlaşmasından kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ederlerse,
çözüm, tarafların iradelerinin yorumlanması ve sözleşme hukukunun
genel hükümlerine başvurulması yoluyla bulunabilir. Bir sözleşmede yer
alan ADR şartının ihlal edilerek, ADR sürecine katılmanın reddedilmesi
ve dava açılması halinde, bu davranış, sözleşmeden doğan bir borcun
ihlal edilmesi (borca aykırılık) hükmündedir. Böyle bir ret sonucunda
hakim, sözleşmenin diğer hükümlerinin ifa edilmesiyle ilgili olarak ileri
sürülen diğer bir def’iyi de kabul etmeyebilir. Benzer şekilde, ADR’ye
katılmanın reddedilmesi, iyi niyet yükümlülüğünün ihlali olarak da
değerlendirilebilir.
Nihayet, sözleşmenin tarafları arasında bir güç dengesizliği
olduğu takdirde, ADR şartlarının kapsamı sorunu ortaya çıkar. Üye
devletlerin pek çoğunun mevzuatı, sözleşmenin zayıf olan tarafının
(örneğin işverenler karşısında işçilerin, kiralayanlar karşısında kiracının,
sigortacı karşısında sigortalının, satıcı karşısında tüketicinin, toptancılar
karşısında küçük tacirlerin ve hatta şirketler karşısında küçük hisse
sahiplerinin) korunması amacına belirli ölçüde önem vermektedir.
149
Bu kapsamda, tüketici sözleşmelerinde yer alan ADR şartlarını,
hukuka aykırı sözleşme şartları konusundaki yönergenin (93/13/EEC)
yasaklayıp yasaklamadığı sorusu gündeme gelir. Bu yönergeye göre,
“ayrı ayrı müzakere edilmeyen bir sözleşme hükmü iyi niyete aykırıysa,
tarafların sözleşmeden doğan hakları ve borçlarında tüketicinin zararına
olacak şekilde önemli bir dengesizliğe yol açıyorsa, haksız kabul edilir”.
150
Bu
Yönergenin eki, haksız sözleşme şartlarının listesini örnek olarak vermiş
148
Genel olarak ADR şartları ve ADR şartlarının tarafları bağlayıcılığı konusundaki
tartışmalar için bkz., Özbek s. 315 vd.
149
Commission of the European Communities s. 25.
150
Council Directive 93/13/EEC of 5 April 1993 concerning abusive clauses in contracts
concluded with consumers (OJ L 95, 21.4.1993, s. 29).
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
300TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
ve “tüketicilerin dava açma veya diğer yasal çareleri kullanma hakkını önleyen
şartları” haksız olarak nitelendirmiştir.
2. Zamanaşımı Süreleri
ADR usûllerine başvurulması halinde, dava konusu alacak veya hak
için öngörülen zamanaşımı kesilmezse, ADR’ye başvurulması adalete
erişim hakkının kullanılmasını sınırlayabilir. ADR süreci sonunda
anlaşmaya varılamazsa, zamanaşımı süresi dolmuş veya kalan süre
yetersiz olabileceğinden, tarafların dava açması güçleşebilir hatta
imkânsızlaşabilir.
Üye devletlerin bazılarının mevzuatında, onaylanmış ADR
kuruluşlarına başvurulmasının, ADR usûlüyle giderilmesi istenen taleple
ilgili zamanaşımı süresinin işleyişini durduracağı öngörülmüştür.
151
ADR’ye başvurulmasının yaygınlaştırılması için, borçlar kanunu veya
hukuk usulü muhakemeleri kanunu hükümlerinde zamanaşımıyla ilgili
değişiklik yapılması gerekebilir. Buna göre, ADR’ye başvurulmasına
karar verilmesinden (yani ADR usulünün işlemeye başlamasından)
itibaren, uyuşmazlık konusu olan alacak veya hakla ilgili zamanaşımı
süresi kesilmeli ve ADR usulü anlaşmaya varılmadan bitirildiği
takdirde yeniden işlemeye başlamalıdır.
152
Bununla beraber, bu tür bir
hükmün sorun çıkarmaması için, hangi ADR usûlüne başvurulduğunda
zamanaşımının kesileceği ve bu ADR usûllerinin başlama ve bitme
zamanı kesin olarak belirlenmelidir.
Uyuşmazlığın taraflarının, üye devletlerden herhangi birinde
bir ADR usûlüne başvurdukları, fakat anlaşmaya varamadıkları
ve uyuşmazlığın, başka bir üye devletin mahkemelerinin yetkisine
girdiği sınır ötesi uyuşmazlıklar, bu kuralın içeriğinin ve bu kuraldan
yararlanmak için gösterilecek delillerle ilgili hükümlerin bütün üye
devletlerde aynı şekilde düzenlemesinin ne kadar önemli olduğunu
göstermektedir. Yer yönünden yetkili mahkemenin (lex fori), hukuk
usulü muhakemeleri kanunundaki zamanaşımını düzenleyen
hükümleri, zamanaşımı sürelerinin kesilmesine imkân tanımalı; fakat
bu hükümlerden yararlanacak olan kişiler, ADR usûlüne başvurmuş
151
Almanya’da, Eyalet yargı yönetimi tarafından onaylanan ADR kuruluşlarına baş-
vurulması halinde, zamanaşımı durmaktadır.
152
Bkz., aşa. Ek 1, madde 7.
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
301TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
olduklarını ve zamanaşımının kesildiği dönemde ADR sürecinin cereyan
ettiğini ispatlamalıdırlar.
153
II- ADR’nin Dayandığı İlkeler
1. Genel Olarak
ADR usûlleri esnek usûllerdir; fakat yol gösterici usûl ilkeleri gibi
bazı ilkelere dayanmalıdır. Dava sırasında başvurulan ADR usûlleri,
resmi makamlarca düzenlenir ve mahkemenin gözetiminde yönetilir.
Sözleşmeyle başvurulan ADR usûlleri, tarafların serbestçe belirleyeceği
usûl ilkelerine dayanır. Örneğin taraflar, meslek odalarınca model
olarak önerilen usûl ilkelerine bağlı kalabilir veya kabul ettikleri etik
kuralları uygulayabilirler. Burada önemli olan konu, bu usûl ilkelerinin
en doğru şekilde nasıl uygulanabileceğidir. Taraflara, bilgi toplumu
çerçevesinde önerilen ilkeler doğrultusunda, kendi düzenlemelerini
kendilerinin yapması (self-regulation) hakkının tanınması mümkündür.
Avrupa Komisyonu bu hakkı desteklemekte; fakat üçüncü kişinin
kontrol yetkisinin artırılmasının gerekli olduğunu düşünmekte ve
sertifika programları oluşturmaktadır. Tarafların kendi düzenlemelerini
kendilerinin yapması yetkisinin desteklenmesi, ADR usûllerinin
esnekliğini korurken, ADR’ye olan güvenin artmasına da yardımcı olur
ve böylece emredici nitelikte resmi düzenlemelere ihtiyaç kalmaz.
Yukarıda belirtildiği gibi Avrupa Komisyonu, millî ve milletlerarası
tüketici uyuşmazlıklarının çözümüyle görevli yargı dışı kuruluşlara
uygulanacak ilkeler hakkında iki tavsiye kararı kabul etmiştir.
154
Bu
tavsiye kararları esas itibariyle, ADR’nin taraflara bağımsızlık, şeffaflık,
etkinlik ve hukuka uygunluk gibi asgari güvenceleri sunmasına
yöneliktir. Tavsiye kararları böylece, bu vasıfları haiz olan kuruluşların
itibarını artırmaktadır.
155
Avrupa Komisyonu bu ilkeleri oluşturmak için, tarafsız üçüncü
kişinin, uyuşmazlığın çözüm şekli hakkında resmi bir karar vermesine
(örneğin tahkim) veya sadece tarafların anlaşmaya varması için yardımcı
153
Commission of the European Communities s. 26.
154
Bkz., yuk. § 2. B, I.
155
Bu tavsiye kararlarıyla Yeşil Kitabın konuları ele alış biçimi ve kapsamları birbirin-
den farklıdır. Örneğin, tahkim tavsiye kararlarında düzenlenmesine karşılık Yeşil
Kitapta incelenmemiştir. Mahkeme kökenli ADR Usulleri Yeşil Kitabın kapsamına
girmesine karşılık, tavsiye kararlarının kapsamına dâhil edilmemiştir.
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
302TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
olmasına (örneğin arabuluculuk) göre bir ayırım yapmıştır. Üçüncü kişi
müzakereleri resmi olarak yönetmekteyse, mutlaka bağımsız olmalı ve
ADR süreci karşılıklı (hasımlı, adversarial) olarak sürdürülmelidir. Buna
göre, taraflar kendi görüşlerini ileri sürebilmeli, uyuşmazlık çözüm
sürecinin bütün aşamalarına katılabilmeli ve taraflardan birince sunulan
her türlü belge ve delil diğer tarafa bildirilerek özgürce tartışılmalıdır.
Başka bir ifadeyle, tarafların hukukî dinlenilme hakkı
156
(audi et alteram
partem) korunmalıdır. Üçüncü kişinin daha az müdahaleci bir işleve
sahip olması hâlinde, bu koşullar daha da esnetilebilir. Komisyonun
ilk tavsiyesinde belirlenen yedi ilke şunlardır: Bağımsızlık, şeffaflık,
karşılıklılık (taraf sistemi ilkesi, adversarial principle), etkinlik, kanuna
uygunluk, irade özgürlüğü ve temsil.
Komisyonun tavsiye kararlarından birincisi üye devletlerde
uygulanmaya başlanmış ve EEJ-Net’in bünyesinde olup, tavsiye
kararındaki ilkeleri yerine getiren kuruluşların sayısında artma
görülmüştür. Bu tavsiye kararından itibaren FIN-NET’in etkinliği
ve itibarı artmış ve tavsiye kararında belirtilen ilkelere daha çok
uyulmuştur. Tavsiye kararı, Avrupa Birliği mevzuatında imtiyazlı bir
yer kazanmıştır. İkinci tavsiye kararında olduğu gibi gözlemcilerin
tümü, bu tavsiye kararının çok yararlı olduğunu belirtmiştir. Her
iki tavsiye kararının da değerlendirilmesi için daha fazla zamana
ihtiyaç bulunmaktadır. Yeşil Kitapla ilgili istişareler, ilgili çevrelerde
bu tavsiye kararlarına gösterilen tepkileri öğrenmek için iyi bir fırsat
oluşturmaktadır.
157
Bu konuda Avrupa Birliği hareketinin desteklenmesi ve Avrupa
Komisyonu’nun tavsiye kararlarında belirlenen ilkelerin başarısı
nedeniyle, söz konusu ilkeler tüketicinin korunması hukukunun yanında
diğer hukuk dallarına da teşmil edilmiş ve bu ilkeler doğrultusunda,
genel olarak ADR’nin lehine olan düzenlemeler yapılmıştır. Avrupa
Birliği Konseyi, yukarıda sözü edilen 29 Mayıs 2000 tarihli kararında,
158
Yeşil Kitaba üstünlük tanınması konusundaki arzusunu açıklamıştır.
Konsey, ADR konusunda daha sonra yapılacak çalışmanın, “adalet
yönetiminin gereği olarak, uyuşmazlıkların yargı dışı kuruluşlarca
çözülmesinin güvenilirliğini artırmak için, gerekli garantileri sunacak temel
156
Muhammet Özekes, Medenî Usûl Hukukunda Hukukî Dinlenilme Hakkı, Ankara 2003,
s. 31.
157
Commission of the European Communities s. 27.
158
Bkz., yuk. § 1. F.
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
303TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
ilkelerin, genel olarak veya özel alanlarda oluşturulması” üzerinde olması
gerektiğini belirtmiştir.
ADR usûlleri, asgari düzeyde usûl güvencelerine sahip kılınırken,
yasalarda yer alan genel ilkelerle veya etik kurallarla düzenlenebilir.
ADR’nin uygulanmasında etik kurallara büyük önem verilmektedir.
159
Etik kuralların gelişmesi, uygulamacıların, ADR’nin standartlarını
güvence altına almak için çaba gösterdiklerinin delilidir. Bu konuda,
üçüncü kişilerin (örneğin uzlaştırıcıların) tarafsızlığını korumak, ADR
sürecinde üçüncü kişilerin görevlerini tam olarak tanımlamak ve sonuçta
yapılacak anlaşma için uygun düzenlemeler meydana getirmek amacıyla
usûl kuralları oluşturulmuştur. Bu kurallar, ADR’nin standartlarını
yükseltmek için çok yararlıdır.
Avrupa Komisyonu ayrıca, ADR’ye ilişkin asgari usûl güvenceleri
arasında gizlilik ilkesini de vurgulamıştır.
2. ADR’de Gizlilik
Uyuşmazlıkların çoğunda ADR’ye başvuran taraflar, ADR sürecinde,
karşı tarafa sözlü veya yazılı olarak verdikleri bilgilerin gizli kalmasını
istemektedirler. Gizlilik, ADR’nin başarısında büyük önem taşımaktadır;
çünkü gizlilik, tarafların açık sözlü olmalarına ve uyuşmazlığın çözüm
müzakerelerinde samimi davranmalarına katkıda bulunur.
160
ADR
sürecinin kötüye kullanılmamasının ve müzakereler sırasında bir belge
veya delil sunan tarafın, ADR’nin başarısız olması halinde açtığı davada
belli koşullarla bunları kullanabilmesinin sağlanması gereklidir.
161
Hem
tarafların hem üçüncü kişilerin gizliliğe uyması zorunludur.
162
Gizlilik yükümlülüğü öncelikle tarafları bağlar. Uyuşmazlık çözüm
müzakereleri sırasında verilen herhangi bir bilgi, sonradan dava veya
tahkim sürecinde delil olarak kabul edilmemelidir. Bu kurala bazı
istisnalar getirilebilir. Örneğin taraflar, ADR sürecinin tamamının
veya bir kısmının gizli olmayacağını kararlaştırabilirler. Taraflardan
biri, bir kanun hükmü icabı, ADR sürecinin belirli aşamaları hakkında
açıklama yapabilir. Nihayet, taraflardan biri, ADR süreci sonunda
159
Bkz., aşa. Ek 1, madde 4.
160
ADR’de gizliliğin sunduğu faydalar için bkz., Özbek s. 161 vd., 213 vd.
161
Bkz., aşa. Ek 1, madde 6.
162
Commission of the European Communities s. 28.
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
304TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
yapılan anlaşmanın yerine getirilmesi için gerekli olduğu takdirde, bu
anlaşmanın içeriğini açıklayabilir.
Gizlilik yükümlülüğü özellikle üçüncü kişileri bağlar. Taraflardan
biri, ikili görüşmeler (özel oturumlar,
163
caucus) sırasında üçüncü
kişiye, belirli bilgiler verirse, üçüncü kişi bu bilgileri diğer tarafa
açıklamamalıdır. Bunun yanında gizlilik yükümlülüğü, ADR sürecinin
dürüst bir şekilde cereyanını güvence altına almak için, ADR sürecinde
üçüncü kişinin işlevinin daha açık belirlenmesini sağlar. Üçüncü kişiye,
uyuşmazlığa çözüm bulması için aktif bir rol verilirse, üçüncü kişi,
ADR sürecinde tarafların iddia ve savunmalarını beyan etmelerine izin
vermelidir. Üçüncü kişinin amacı, tarafların bir anlaşmaya varmalarını
kolaylaştırmaksa, üçüncü kişi tarafları ayrı ayrı dinlemelidir. Üçüncü
kişi, ADR süreci sonunda bir karar verecekse veya bir tavsiyede
bulunacaksa, taraflarla gizli görüşme yapmaktan kaçınmalıdır. Avrupa
Komisyonu’nun yukarıda zikredilen 4 Nisan 2001 tarihli tavsiye
kararının, “Dürüstlük” (Fairness) başlıklı bölümünde şu hükme yer
verilmiştir: “Üçüncü kişi, herhangi bir aşamada, uyuşmazlığın çözümü
için olası çözüm şekillerini önerirse, taraflardan her biri, diğer tarafça ileri
sürülen iddia, bilgi veya deliller hakkında kendi fikrini bildirme fırsatına sahip
olmalıdır”.
164
ADR sürecinin başarısızlıkla sonuçlanması halinde, üçüncü kişi
kural olarak, uyuşmazlık hakkında tanıklık yapmamalı veya hakem
olarak uyuşmazlığa müdahale etmemelidir. Zira üçüncü kişi, ADR
sürecinde, bir hakemin normalde bilmemesi gereken bilgileri öğrenmiş
olabilir. Bununla beraber tarafların, gizli olan bu bilgilerin açıklanmasına
izin vermesi veya mesleği gereği gizliliğe riayet etmesi gereken üçüncü
kişinin, bir kanun hükmü nedeniyle
165
bu bilgileri açıklamak zorunda
kalması halinde gizlilik ilkesine istisna getirilebilir.
166
163
Özel oturumlar hakkında bilgi için bkz., Özbek s. 253 vd.
164
OJ L 109, 19.4.2001, s. 60.
165
Örneğin, malî sistemin para aklama amacıyla kullanımının önlenmesi hakkındaki
yönergeyi değiştiren 19 Kasım 2001 tarihli yönergede olduğu gibi, para aklama şüp-
hesine ilişkin mevzuat, noterleri, avukatları ve hukuk firmalarını, dava sürecinden
önce, dava sırasında veya davadan sonra ya da müvekkillerinin yasal durumunun
değerlendirilmesi sırasında, müvekkillerini temsil ettiklerinde, para aklama şüphe-
sine ilişkin olarak bilgi verme yükümlülüğünden muaf tutmaktadır. Bu kural, no-
terlerin ve avukatların müvekkilleri adına hareket etmesi halinde onları korumakta;
fakat, bir ADR usûlünde üçüncü kişi olarak görev yapmaları durumunda onlara bir
koruma imkanı bahşetmemektedir.
166
Commission of the European Communities s. 29.
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
305TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
3. ADR Sonunda Yapılan Anlaşmaların Geçerliği
ADR süreci sonunda taraflarca yapılan anlaşma, ADR sürecinin en
önemli aşamasıdır. Bu nedenle, taraflarca yapılan anlaşmanın geçerli
olması şarttır. Sonuçta yapılan anlaşmada, tarafların başlangıçtaki talep-
lerinden ne ölçüde feragat ettikleri belli olmalı, kabul etmek istedikleri
fiili uzlaşma koşulları yer almalı ve anlaşmada tarafların gerçek arzuları
yansıtılmalıdır. Aksi halde ADR usûlünün, uyuşmazlığın gerçekten çö-
zülmesini ve toplumsal uzlaşmayı sağlamak şeklindeki temel amaçları
gerçekleşmemiş olur. Böyle bir durumda başka uyuşmazlıklar ortaya
çıkabilir. Örneğin, yapılan anlaşmanın geçerliği üzerinde uyuşmazlık
doğabilir veya taraflardan birinin menfaatlerini koruyarak haksız bir
anlaşma düzenlemiş olduğu gerekçesiyle, üçüncü kişinin (örneğin uz-
laştırıcının) hukukî sorumluluğu doğabilir. Özellikle taraflar arasında
ekonomik yönden bir güç dengesizliği bulunması halinde, anlaşmanın
sonuçlanması ve imzalanması aşamasında, bir takım koruyucu şekil
şartlarına uyulması gereklidir. ADR sürecinin bütün aşamalarında,
tarafların gerçek iradelerini açıklamaları temin edilmelidir. Bu nedenle,
anlaşmanın imzalanmasından önce taraflara düşünmeleri için süre ta-
nınması
167
veya anlaşmanın imzalanmasından sonra belli bir süre içinde
rücu etme imkanının verilmesi gerekir.
168
Benzer şekilde, anlaşmanın
icra edilebilirlik vasfını kazanmasından önce, geçerli hale gelmesini
sağlayacak bir onay aşamasının öngörülmesi de düşünülmelidir.
169
Bu
aşamada, anlaşmanın icra edilebilmesi için bir hakimin veya noterin
onayına sunulması ya da belirli uyuşmazlıklarda Ticaret Odaları gibi
kuruluşlara yetki verilmesi mümkündür.
170
167
4 Nisan 2001 tarihli tavsiye kararında bu konuda şu hükme yer verilmiştir: “Taraflara,
uyuşmazlığın çözülmesi için önerilen bir çözümü kabul etmeden önce, bu çözümü
düşünmeleri için makul bir süre tanınmalıdır” (OJ L 109, 19.4.2001, s. 60).
168
Bu yöntem, Avrupa Birliği hukukunda bilinmektedir. Örneğin bkz., ticarî işletmeler
dışında müzakere edilen sözleşmelerde tüketicilerin korunmasıyla ilgili 20 Aralık
1985 tarihli Yönerge (85/577/EEC) (OJ L 372, 31.12.1985, s. 31); Doğrudan hayat
sigortalarıyla ilgili kanunların, tüzüklerin ve idari hükümlerin uyumlu hale getiril-
mesi hakkındaki 8 Kasım 1990 tarihli yönerge (90/619/EEC ) (OJ L 330, 29.11.1990,
s. 50); Taşımazların devre mülk olarak kullanılması hakkının satın alınmasıyla ilgili
sözleşmelerin belirli yönlerine ilişkin olarak alıcıların korunması hakkında 26 Ekim
1994 tarihli Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Yönergesi (94/47/EC) (OJ L 280,
29.10.1994, s. 83); Mesafe satımlarıyla ilgili sözleşmelerde tüketicilerin korunması
hakkında 20 Mayıs 1997 tarihli Yönerge (97/7/EC) (OJ L 144, 4.6.1997, s. 19).
169
Bkz., aşa. Ek 1, madde 5.
170
Commission of the European Communities s. 30.
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
306TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
4. ADR’nin Etkinliği
Tüketici hukukunda, tüketicinin korunması amacıyla üçüncü kişi,
uyuşmazlığın çözümü hakkında tarafları bağlayıcı bir karar vermekle
görevlendirilebilir. Banka ve sigorta şirketleri gibi belirli sektörlerce
tayin edilen müşteri ombudsmanları buna örnek teşkil eder.
171
Bu
ombudsmanların kararları, programa üye olan şirketler için bağlayıcıdır.
Bu halde, alınan kararın etkinliği piyasa koşullarında değerlendirilebilir.
Bu şirketler alınan karara uymazlarsa, kararın yayımlanması veya
şirketlerin üye oldukları ticarî sistemlerden (örneğin garanti markası
sistemlerinden) ihraç edilmeleri söz konusu olabilir.
Taraflar arasında bir anlaşma yapılırsa, özellikle sınır ötesi
uyuşmazlıklarda bu anlaşmanın kapsamı büyük bir önem taşır. ADR
süreci sonunda yapılan anlaşmanın hukukî niteliği, ADR’nin etkinliğini
belirleyecektir. Avrupa Birliği’ne üye olan devletlerde bu anlaşmalar
farklı adlarla anılmaktadır. Bazı devletlerde ADR süreci sonunda yapılan
anlaşma bir sözleşmeden ibarettir; fakat uzlaşma tutanakları veya
arabuluculuk tutanakları gibi başka adlarla da anılabilir. Bu anlaşmalara
verilen adlar ne olursa olsun, bunlar aslında hukukî bir işlemdir. Böylece
taraflar arasında yapılan anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanarak
ilamlı icraya dayanak olabilecek bir belge oluşturulması veya noter gibi
resmi bir makama başvurularak resmi bir senet düzenlenmesi yoluyla
icra edilebilir. Nihayet bazı üye devletlerde, resmi bir ADR oturumunun
tutanaklarına geçirilen anlaşmalar icra edilebilirlik vasfını ihtiva
eder.
172
,
173
Buna karşılık söz konusu anlaşma, üye devletlerin tamamında
aynı yasal güvenceye sahip değildir. Sonuç olarak, bu anlaşmaların
geçerliği (ve böylece etkinliği) konusu, kanunlar ihtilafı kurallarınca
belirlenen hukukun öngördüğü kurallara bağlıdır.
174
171
Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri s. 29.
172
Örneğin Almanya’da, Hukuk Usulü Kanunu’nun 794. paragrafının 1. fıkrasına göre,
anlaşmanın, yapıldığı mahkemenin Eyalet yargı yönetimince tanınması halinde
durum bu şekildedir (Tanrıver, Arabuluculuk Kurumuna hukukî ve Sosyolojik Bir Bakış
s. 836).
173
1998 yılından beri, Yeni Fransız Hukuk Usulü Kanunu’nun 1441. maddesi, Tribunal
de Grande Instance’ın başkanına, taraflardan birinin kendisine başvurması üzerine,
anlaşmaya icrailik vasfı kazandırma yetkisini tanımıştır. Bununla beraber, bu şekilde
onaylanan anlaşmanın, bir mahkeme karar mı, yoksa sözleşme statüsünde bir işlem
mi olduğu konusu hala tartışmalıdır.
174
Bu konuda, kanunlar ihtilafına ilişkin yeknesak kurallar, Avrupa Birliği düzeyinde,
sözleşmeden doğan borçlara uygulanacak hukuk hakkında, 19 Haziran 1980 tarihli
Roma Anlaşması’nda düzenlenmiştir. Bkz., Convention on the law applicable to
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
307TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Bunlara ilaveten, Brüksel Sözleşmesi ve Brüksel I Tüzüğü’nün
58. maddesi uyarınca,
175
yasal bir uzlaşma (legal settlement), tarafların
karşılıklı anlaşarak, uyuşmazlığı bitirmek için hâkim önünde yaptıkları
bir sözleşmeden ibarettir. Benzer şekilde, Avrupa Adalet Divanı’nın,
yerini Brüksel I Tüzüğü’ne bırakan 1968 tarihli Brüksel Sözleşmesi
hakkında verdiği bir kararda belirttiği gibi, bu tür anlaşmalar,
Sözleşmenin 25. maddesi anlamında “karar” (decision) teşkil etmezler;
zira “mahkemede yapılan anlaşmalar, koşulları öncelikle tarafların iradesine
bağlı olan sözleşmelerdir”. Bir hüküm ile bir alternatif uyuşmazlık çözüm
yöntemi sonunda ortaya çıkan, aynı konudaki bir anlaşma arasında
çatışma olması halinde, hukukî bir işleme benzer olan ADR anlaşması,
karşı tarafın, bu hükmün tenfizi için talepte bulunmasına imkân
tanımaz.
176
Resmi belgeler, Brüksel Sözleşmesi’nde ve Brüksel I Tüzüğü’nde
öngörülen basitleştirilmiş tenfiz sisteminden yararlanmakta ve Avrupa
Birliği’nin sınırları içinde etkili olmaktadır. Avrupa Adalet Divanı,
verdiği bir kararında, Lugano Sözleşmesi hakkındaki Jenard-Möller
raporundan söz ederek, resmi belgelerin taşıması gereken koşulların
şunlar olduğunu tekrarlamıştır:
177
“Belgeye resmi bir makam tarafından
resmiyet kazandırılmalıdır; belgenin resmiliği sadece belgenin imzasını değil,
belgenin içeriğinin tamamını kapsamalıdır; belge düzenlendiği devlette icra
edilebilir olmalıdır”. Bu gerekçeye dayanarak Avrupa Adalet Divanı
şu kararı vermiştir: “Düzenlendiği devletin hukukuna göre icra edilebilen
bir borç ikrarına, resmi bir makam veya devletin bu amaçla yetkilendirdiği
diğer bir makamca resmiyet kazandırılmamışsa, (bu borç ikrarı) Brüksel
Sözleşmesi’nin 50. maddesine göre resmi bir belge olmaz”. Bu karar nedeniyle,
contractual obligations opened for signature in Rome on 19 June 1980 (OJ C 27,
26.1.1998, s. 36-53) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/1998/c_02719980126en.
html).
175
Chapter IV, Authentic Instruments and Court Settlements, Article 58. Brüksel I
Tüzüğü’nün 58. maddesi şu şekildedir: “Davanın devamı sırasında mahkemece onay-
lanmış olan ve yapıldığı üye devlette icra edilebilen bir anlaşma, muhatap devlette
resmi belgelerle aynı koşullar altında icra edilebilecektir. Anlaşmanın onaylandığı
üye devletin mahkemesi veya yetkili makamı, taraflardan birinin talebi halinde, bu
tüzükteki ek V’te yer alan standart formu kullanarak bir belge yayınlayacaktır” (OJ
L 12, 16.1.2001, s. 13).
176
Commission of the European Communities s. 31.
177
Judgment of the Court (Fifth Chamber) of 17 June 1999 in Case C-260/97 (reference
for a preliminary ruling from the Bundesgerichtshof): Unibank A/S v Flemming G.
Christense (OJ C 226, 7.8.1999, s. 7) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/1999/
c_22619990807en.html).
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
308TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
resmi makamlarca düzenlenen ve icra edilebilen ADR tutanakları,
Brüksel I Tüzüğü uyarınca resmi belgelerden sayılmalıdır. Tarafların
isteği doğrultusunda düzenlenmeyen ve resmi bir makamın (örneğin
bir hakimin veya noterin) onayını almayan belgeler bu kurallardan
yararlanamazlar. Yukarıda sayılan düzenlemeler neticesinde, ADR
usûlleri sonunda yapılan anlaşmaların niteliği, yasal etkileri ve Avrupa
genelinde milletlerarası geçerlikleri konusunda daha fazla uyum
sağlanacaktır. Bununla beraber bu hükümler, ADR’nin temel amacı
olan, mahkeme işlemlerinden sakınma çabalarına rağmen, ADR usûlleri
sonunda yapılan anlaşmalara icra edilebilirlik vasfı kazandırmak için
mahkemeye başvurulmasına yol açacaktır.
178
III. ADR Sürecinde Görev Yapan Üçüncü Kişilerin Durumu
ADR sürecinde görev yapan üçüncü kişi ya da kişiler taraflarca
seçilir. Taraflar, üçüncü kişileri doğrudan seçebilecekleri gibi, onları
atamakla görevli bir kuruluşa da başvurabilirler. Üçüncü kişilerin
seçimi, yukarıda sözü edilen etik kurallara uymayı taahhüt ederek
belirli güvenceler sunmaları halinde daha da kolaylaşır. Ayrıca, üçüncü
kişilerin eğitimi, onların yeterliliğinin belirlenmesinde büyük önem
taşır.
1. Üçüncü Kişilerin Eğitimi
Başvurulan ADR usulünün türü, ADR usulünde görev alan
üçüncü kişinin işlevine göre değişir. ADR usûllerinde kullanılan
teknikleri başarıyla uygulamak için iyi bir eğitim alınması şarttır.
179
Bu
nedenle, üçüncü kişilere mesleki eğitim verilmesi, ADR’nin işleyişinde,
başarısında, tarafların haklarının korunmasında ve Avrupa Topluluğu
anlaşmasının 49. maddesiyle
180
güvence altına alınan, ADR hizmetlerinin
serbestçe sunulmasında önemli bir etkendir.
181
178
Commission of the European Communities s. 32.
179
Özbek s. 286. Bu bağlamda, hukuk eğitiminde de ADR hünerlerinin öğretilmesi
büyük önem taşımaktadır (Mustafa Özbek Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yollarına
Genel Bir Bakış, GSÜHFD, Prof. Dr. Erden Kuntalp’e Armağan, 2004/1, s. 261-292, s.
266).
180
Treaty Establishing the European Community Title III, Free Movement of Persons,
Services and Capital, Chapter 1, Workers, Article 48 (http://europa.eu.int/abc/obj/
treaties/en/entoc053.htm).
181
Bkz., aşa. Ek 1, madde 4.
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
309TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
ADR konusunda üçüncü kişilerle beraber hâkimlerin de özel
bir eğitime ihtiyacı vardır. Mahkeme yönetiminde gerçekleştirilen
ADR usûllerinde görev alan üçüncü kişiler, hakimce her davada
ayrıca değerlendirilecek olan hünerleri, eğitimi veya asgari tecrübeyi
kazanmalıdırlar. Buna karşılık sözleşmeyle başvurulan ADR usûllerinde,
üçüncü kişilerin bu niteliklere sahip olması zorunlu değildir.
Üçüncü kişiler, belli bir mesleğe mensup olsun veya olmasınlar,
meslek odalarının üyesi olabilirler. Bu gibi meslek odaları, üyelerini
bir eğitim programına katılmaya teşvik edebilir veya bazen kendileri
ADR hizmeti sunarak, bu eğitim kursları yanında bir sertifika,
akreditasyon (denklik) sistemi oluşturur ve üyelerini belirli aralıklarla
değerlendirirler.
Bunun gibi bu meslek odaları, etik kurallar ve usûl kuralları
hazırlarlar.
182
Üçüncü kişilerin belirli bir meslek grubundan olmaması
halinde, niteliklerinin onaylanması ve çalışma özgürlüklerinin
korunması için, ADR usûllerini uygulamada özel bir uzmanlık alanının
oluşturulması yararlı olacaktır.
2. Üçüncü Kişilerin Akreditasyonu
Resmi makamların görevlerinden biri de, üçüncü kişilerin,
yeterliklerinin sağlanmasıdır. Resmi makamlar, uygulamacıların,
üçüncü kişilere yönelik akreditasyon programları oluşturmalarını
desteklemeli; fakat ADR usûllerinin esnekliğine ve sadeliğine zarar
vermemelidirler.
183
Üçüncü kişilerin bir mesleğe mensup olmaları halinde, üye
devletlerarasında, onların nitelik ve yeterliklerini belirleyen genel bir
onay sistemi
184
veya ADR hizmetlerinin verilmesini ve avukatların
182
Arabuluculara ilişkin Avrupa etik kuralları hakkında bkz., aşa. Ek 2.
183
Bu konuda özellikle bkz., Avrupa Parlamentosu’nun, Taslak Brüksel I Tüzüğü’ne
ilişkin değişiklik önerisinin 35 ve 39. maddeleri (OJ C 146, 17.5.2001, s. 94-101).
(http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/2001/c_14620010517en.html).
184
Avrupa Komisyonu’nun, mesleki yeterliğin kabulü konusunda gelecekteki rejime
ilişkin çalışmaları için bkz., http://europa.eu.int/comm/internal_market/qualifi-
cations/future_en.htm
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
310TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
kurumsallaşmasını kolaylaştıracak Yönergeler
185
oluşturulmalıdır. Aksi
takdirde, bu konuda çeşitli sorunlarla karşılaşılabilir.
186
3. Üçüncü Kişilerin Sorumlulukları
ADR ile ilgili düzenlemeler yapılırken, üçüncü kişilerin
sorumlulukları konusu da dikkate alınmalıdır. Üçüncü kişiler ister
özel bir sıfatla ister resmi bir sıfatla görev yapsınlar, katıldıkları ADR
sürecindeki kusurlu hareketlerinden sorumlu tutulmalıdırlar.
187
Örneğin,
ADR sürecinde gizlilik yükümlülüğü ihlal edilirse veya tarafsızlığın ihlali
suretiyle taraflardan birine zarar verilirse, üçüncü kişinin sorumluluğu
ortaya çıkar. Üye devletlerde, arabulucuların veya uzlaştırıcıların
sorumluluğuna ilişkin özel kurallar bulunmasa bile, üçüncü kişilerin
genel olarak özel hukuktan kaynaklanan sorumlulukları mevcuttur.
188
Üye devletlerde, üçüncü kişilerin sorumluluğuna ilişkin düzenlemeler
yapılmalı veya en azından, ADR usulünde onların görevlerini tam
olarak belirleyen özel kurallar oluşturulmalı; ancak bu yapılırken, aşırı
bağlayıcı ve sınırlayıcı tedbirler öngörmek suretiyle tarafların kendi
istekleri doğrultusunda hareket etmeleri engellenmemelidir.
189
185
Bu konuda, avukatların, avukatlık yapma hakkını kazandıkları devletten başka bir
üye devlette, devamlı olarak mesleklerini icra etmelerini kolaylaştırmak için hazır-
lanmış Parlamento ve Konsey Yönergesi örnek olarak gösterilebilir. Bkz., Directive
98/5/EC of the European Parliament and of the Council of 16 February 1998 to fa-
cilitate practice of the profession of lawyer on a permanent basis in a Member State
other than that in which the qualification was obtained (OJ L 77, 14.3.98, s. 36-43)
(http://europa.eu.int/eur-lex/en/archive/1998/l_07719980314en.html). Benzer
şekilde bkz., Directive 1999/42/EC of the European Parliament and of the Council
of 7 June 1999 establishing a mechanism for the recognition of qualifications in
respect of the professional activities covered by the Directives on liberalisation and
transitional measures and supplementing the general systems for the recognition of
qualifications (OJ L 201, 31.7.1999, s. 77-93) (http://europa.eu.int/eur-lex/en/arc-
hive/1999/l_20119990731en.html).
186
Commission of the European Communities s. 33.
187
Bu konuda geniş bilgi için bkz., David Bristow, The gathering storm of arbitrators’ and
mediators’ liability (The Arbitration and Dispute Resolution Law Journal 2000/4, s.
312-323).
188
Bazı ülkelerde, üçüncü kişilerin atanmasını ve taşımaları gereken nitelikleri tam
olarak düzenleyen kurallar bulunmakta ve bu nedenle, yükümlülüklerine aykırı
davranmaları halinde görevlerinden uzaklaştırılmaları mümkün olmaktadır. Ör-
neğin Fransa’da, adalet uzlaştırıcılarıyla ilgili 20 Mart 1978 tarihli Kararnamede,
mahkemenin, ilgili tarafları dinledikten sonra, haklı bir nedene dayanarak üçüncü
kişileri, görev süreleri dolmadan önce görevden alabileceği öngörülmüştür.
189
Commission of the European Communities s. 34.
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
311TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Sonuç
Adalete erişimin kolaylaştırılması, Avrupa Birliği’ne üye olan
devletlerin tamamının siyasi gündeminde yer alan öncelikli konular
arasındadır.
190
Mahkemelerde görülmekte olan dava sayısının her geçen
gün artması, uyuşmazlıkların çözülme süresini uzatmakla kalmamış,
aynı zamanda yargılama giderlerinin, uyuşmazlık konusu olan mal
veya hakkın değeriyle orantısız ölçüde artmasına da yol açmıştır.
Bunun sonucunda, üye devletler dava yolu dışında uyuşmazlık çözüm
usûllerinin arayışına yönelmişlerdir.
Avrupa tek pazarının ortaya çıkmasıyla, malların ve kişilerin
Avrupa Birliği genelinde dolaşımı artmış; bu da farklı üye devletlerde
ikamet eden kişiler arasındaki uyuşmazlıkları çoğaltmıştır. Bu
uyuşmazlıkların sınır ötesi nitelik taşıması, mevcut sorunları daha
da karmaşıklaştırmıştır. ADR, Avrupa Birliği düzeyinde adil ve etkin
uyuşmazlık çözüm yöntemleri üretmekte önemli bir adım olarak
görülmektedir.
191
Avrupa ekonomisindeki büyüme ve bütünleşme geliştikçe, ADR’ye
olan ilgi artmaktadır. Kuzey Amerika’da son derece yaygın olan ADR,
büyük bir hızla Avrupa’da da yayılmaktadır.
192
Avrupa Birliği’ne üye
olan devletler, ADR ile ilgili gelişmeleri yakından takip etmektedirler.
Son yıllarda, özellikle bireylerle idare arasındaki uyuşmazlıklarda,
aile hukuku, iş hukuku, tüketici hukuku ve ticarî ilişkilerden doğan
uyuşmazlıklarda ADR’ye başvurulması giderek yaygınlaşmıştır.
Avrupa Komisyonu’nun, Yeşil Kitabı yayımlamasıyla gündeme gelen
tartışmaların ardından, arabuluculukta doğru uygulamaya yönelik bir
Avrupa planının oluşturulması ve arabuluculuk hakkında bir yönerge
hazırlanması için çalışmalar başlatılmıştır.
193
Bu doğrultuda 2004 yılında,
Adalet ve İçişleri Genel Müdürlüğü’nce (Directorate-General for Justice
and Home Affairs), son şekli Avrupa Komisyonu tarafından verilecek olan
190
Newman s. 2.
191
Settling out of court - developing alternative methods to resolve civil and commercial
disputes in the European Union (http://europa.eu.int/comm/justice_home/fsj/
civil/dispute/fsj_civil_dispute_en.htm).
192
Robert Coulson, Will the Growth of Alternative Dispute Resolution (ADR) in America
be Replicated in Europe? (Journal of International Arbitration 1992, Vol. 9, s. 39-43), s.
43.
193
Follow-up to the Green Paper on Alternative Dispute Resolution Consultation with
Interested Parties (http://europa.eu.int/comm/justice_home/ejn/news/news_adr_
announcementl_en.pdf ).
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
312TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
bir Yönerge taslağı oluşturulmuş
194
ve bu taslak internette yayınlanarak
tartışmaya açılmıştır. Bundan sonra da Avrupa Komisyonu, özel hukuk
uyuşmazlıklarının çözümünde uzlaştırmaya ilişkin bir Yönerge önerisi
hazırlayarak Avrupa Parlamentosu’na sunmuştur.
195
Bu yönerge önerisi Avrupa Parlamentosu’nda kabul edildiğinde, üye
devletler üzerinde bağlayıcılık kazanacak ve üye devletler, yönergenin
amacına ulaşmak için yönerge kapsamında gerekli düzenlemeleri
yapacaklardır.
196
Avrupa Birliği’nde yaşanan tüm bu gelişmeler karşısında,
ülkemizde de adalet hizmetlerinin etkinliğini artırmak amacıyla, Avrupa
Birliği müktesebatına (Acquis Communautaire) uyum sağlamak için
yürütülen çalışmalar kapsamında, ADR ile ilgili yasal düzenlemeler
yapılmalıdır.
Özellikle özel hukukta, aile hukukunda ve tüketici hukukunda, yargı
dışı ve mahkeme kökenli ADR usûllerine başvurulması özendirilmeli;
başta Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan uzlaştırma yönergesi
önerisi olmak üzere, mukayeseli hukuktaki konuyla ilgili düzenlemeler
esas alınarak, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda mahkeme
kökenli ADR’ye başvurulmasına imkân tanıyan özel hükümlere yer
verilmelidir.
197
194
Bkz., aşa. Ek 1.
195
Halen Avrupa Parlamentosu’nda bulunan, “Hukuk Uyuşmazlıklarında ve ticarî
Uyuşmazlıklarda Uzlaştırmanın Belirli Yönlerine İlişkin Avrupa Parlamentosu ve
Konseyi Yönergesi Önerisi” için bkz., Commission of the European Communities,
Proposal for a Directive of the European Parliament and of the Council on certain aspects of
mediation in civil and commercial matters {SEC (2004) 1314}, Brussels, 22.10.2004.
196
Hakan Pekcanıtez, Alternatif Uyuşmazlık Çözümleri (HPD 2005/12-16), s. 13; Tanrıver,
Hukuk Uyuşmazlıkları Bağlamında Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları s. 156.
197
Bu konudaki görüşler için bkz., Özekes, s. 45; Tanrıver, Arabuluculuk Kurumuna hukukî
ve Sosyolojik Bir Bakış s. 842.
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
313TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Ek 1:
Medeni Hukuk ve Ticaret Hukuku Uyuşmazlıklarında
Arabuluculuğun Belirli Yönleri Hakkındaki Yönerge için Adalet ve
İçişleri Genel Müdürlüğü’nce Önerilen Ön Taslak
198
Madde 1- Amaç ve Kapsam
1. Bu Yönergenin amacı, medenî ve ticarî uyuşmazlıklarda
arabuluculuğun kullanılmasını özendirmek suretiyle, adalete erişimi
kolaylaştırmak ve arabuluculukla dava süreci arasında sağlıklı bir
bağlantı kurmaktır.
2. Bu Yönerge;
a. Mevcut uyuşmazlığa uygulanacak kanuna göre, yargı dışı çözüme
uygun olmayan uyuşmazlıklar ve
b. Hizmet sözleşmeleriyle ilgili toplu iş uyuşmazlıklarının dışında
kalan medenî ve ticarî uyuşmazlıklarda uygulanır.
Madde 2- Tanımlar
1. “Arabuluculuk”, ne şekilde adlandırılırsa adlandırılsın ve usulün
taraflarca başlatıldığına, mahkemece emredildiğine veya bir üye devletin
ulusal hukukunda öngörüldüğüne bakılmaksızın, bir uyuşmazlığın
çözülmesinde, uyuşmazlığın tarafı olan iki veya daha fazla kişinin,
anlaşmaya varmalarına üçüncü bir kişi tarafından yardım edilmesini
sağlayan bir usuldür.
Arabuluculuk, bu uyuşmazlıkla ilgili dava sürecinde, uyuşmazlığın
çözümü için hakimce veya mahkeme heyetince yapılan girişimleri
kapsamaz.
2. “Üçüncü kişi”, bu kişinin ilgili üye devletteki sıfatına veya
mesleğine ve arabuluculuğu yönetmek için atanma veya görevlendirilme
şekline bakılmaksızın, arabuluculuğu yöneten herhangi bir kişiyi ifade
eder.
198
Preliminary draft proposal for a directive on certain aspects of mediation in civil
and commercial matters (http://europa.eu.int/comm/justice_home/ejn/news/
news_adr_draft_proposal_en.pdf).
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
314TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Madde 3- Uyuşmazlığın Arabuluculuğa Havale Edilmesi
1. Davayı görmekte olan mahkeme, uygun olduğunda, davanın
bütün koşullarını dikkate alarak tarafları, uyuşmazlığı çözmek için
arabuluculuğa başvurmaya davet eder. Mahkeme her halükarda,
tarafları, arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin bir bilgilendirme
toplantısına katılmaya zorlama hakkına sahiptir.
2. Bu Yönerge, arabuluculuğa başvurulmasını zorunlu kılan veya
dava açılmasından önce ya da sonra teşvik eden veya müeyyideye
bağlayan millî mevzuatı, bu mevzuatın, özellikle taraflardan birinin,
mahkemenin bulunduğu devletten başka bir üye devlette ikamet
etmesi halinde, yargı sistemine erişim hakkını engellememesi şartıyla,
etkilemez.
Madde 4- Arabuluculuğun Kalitesinin Sağlanması
1. Üye devletler, arabuluculuk hizmetlerinin sunulmasıyla ilgili
etkin kalite kontrol yöntemleri geliştirir.
2. Üye devletler, uyuşmazlığın taraflarının, arabuluculuğu
tarafların beklentilerine uygun olarak yönetebilecek bir üçüncü kişiyi
seçmelerini mümkün kılmak için, üçüncü kişilerin eğitimini geliştirir
ve desteklerler.
3. Komisyon ve üye devletler, bu maddenin 1. paragrafının uygu-
lamasına katkıda bulunmak için, ulusal düzeyde olduğu kadar toplu-
luk düzeyinde de, üçüncü kişiler ve arabuluculuk hizmet sağlayıcıları
aracılığıyla gönüllü etik kuralların gelişmesini ve bu kurallara bağlılığı
destekler ve kolaylaştırır.
Madde 5- Anlaşmaların İcra Edilmesi
1. Üye Devletler, tarafların talebi üzerine, arabuluculuk sonunda
yapılan bir uzlaşma anlaşmasının, anlaşmaya uygulanacak kanuna
göre anlaşmanın bağlayıcı bir sözleşme olarak kabul edilmesi şartıyla,
bir hükümde, resmi belgede veya anlaşmayı ulusal hukuka göre icra
edilebilir kılan herhangi bir biçimde onaylanmasını sağlar.
2. Üye Devletler, 1. paragrafa göre yapılacak bir talebi kabule yetkili
olacak ve komisyona bilgi verecek bir veya daha fazla mahkeme ya da
kamu kuruluşu tayin eder.
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
315TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Madde 6- Arabuluculukta Gizlilik
1. Arabuluculuk hizmetlerinin uygulamasına katılan üçüncü kişiler
ve diğer kişiler, taraflarca aksi karalaştırılmadıkça, aşağıdaki konularda
davalarda tanıklık yapamaz ve delil göstermez:
a. Arabuluculuğa başvurmak için taraflardan birisince yapılan bir
davet veya taraflardan birinin arabuluculuğa katılmayı istemiş olma-
sı;
b. Arabuluculukta, uyuşmazlığın muhtemel çözümü hakkında
taraflardan birisince açıklanan veya önerilen görüşler;
c. Arabuluculuk esnasında taraflardan birisince yapılan beyanlar
veya ikrarlar;
d. Üçüncü kişice yapılan öneriler;
e. Taraflardan birisinin, üçüncü kişice çözüm için yapılan öneriyi
kabul etmek istediğini belirtmesi;
f. Sadece arabuluculuğun amaçları için hazırlanan bir belge.
2. Bu maddenin 1. paragrafı, bu maddede belirtilen bilginin veya
delilin biçimine bakılmaksızın uygulanır.
3. Bu maddenin 1. paragrafında belirtilen bilginin açıklanması,
mahkemece veya diğer bir adli makamca emredilemez ve bu tür bir
bilgi, bu maddenin 1. paragrafına aykırı şekilde delil olarak sunulursa,
bu delil kabul edilemez. Buna karşılık, böyle bir bilgi, arabuluculuğun
doğrudan sonucu olarak yapılan bir anlaşmanın yerine getirilmesinin
veya icra edilmesinin gerektirdiği ölçüde açıklanabilir veya delil olarak
kabul edilebilir.
4. Bu maddenin 1, 2 ve 3. paragraflarındaki hükümler, davalar
arabuluculuk konusu olan uyuşmazlıkla ilgili olsun veya olmasın uy-
gulanır.
5. Bu maddenin 1. paragrafındaki sınırlamalara bağlı olarak, yar-
gılama sürecinde başka türlü kabul edilebilen delil, arabuluculukta
kullanılmış olması nedeniyle kabul edilemez olarak nitelendirilemez.
Madde 7- Zamanaşımı Sürelerinin Durması
1. Arabuluculuğun konusu olan bir talebe ilişkin zamanaşımı süre-
sinin işleyişi, uyuşmazlığın ortaya çıkmasından, tarafların arabulucu-
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
316TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
luğa başvurmaya karar vermesinden, arabuluculuğa başvurulmasına
mahkemece karar verilmesinden veya bir üye devletin millî hukukuna
göre arabuluculuğa başvurma yükümlülüğünün ortaya çıkmasından
itibaren durur veya kesilir.
2. Arabuluculuğun bir anlaşma yapılmadan sona ermesi halinde,
zamanaşımı süresi, taraflardan birinin veya her ikisinin ya da üçüncü
kişinin, arabuluculuğun bitirildiğini beyan ettiği tarihten hesaplanarak
işlemeye devam eder.
Madde 8- Uygulama Hükümleri
Komisyon, üye devletlerce madde 5 (2)’ye uygun olarak oluşturulan
yetkili mahkemeler ve makamlarla ilgili olarak kamuya bilgi verir.
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
317TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Ek 2:
Arabuluculara İlişkin Avrupa Etik Kuralları
199
Arabuluculara ilişkin Avrupa etik kuralları, bireysel arabulucu-
ların, kendi sorumlulukları altında, uymayı gönüllü olarak taahhüt
edebilecekleri bazı ilkeler koymaktadır. Etik kurallar, medenî hukuk ve
ticaret hukuku uyuşmazlıklarında başvurulan her çeşit arabuluculuğa
uygulanmayı amaçlamıştır.
Arabuluculuk hizmeti sunan kuruluşlar da, kendi bünyelerinde
çalışan arabuluculara sorarak, böyle bir taahhütte bulunabilirler. Bu
kuruluşlar, bireysel arabulucuların, etik kurallara riayet etmesini sağ-
lamak için, alacakları tedbirler hakkında erişilebilir bilgiler oluşturma
imkanına sahiptirler; örneğin, eğitim, değerlendirme ve gözleme.
Bu etik kuralların amaçları doğrultusunda arabuluculuk, iki veya
daha çok tarafın, bağlayıcı bir karar vermeden ve bu usulün üye dev-
letlerde nasıl adlandırıldığına veya genellikle nasıl anıldığına bakıl-
maksızın, tarafların anlaşmaya varmak suretiyle mevcut uyuşmazlığı
çözmelerine yardımcı olması için üçüncü bir kişiyi (“arabulucuyu”)
atamayı kabul ettikleri bir usûl olarak tanımlanmaktadır.
Etik kurallara uyulması, ulusal mevzuatın, bireysel uygulamacılar
hakkında düzenleme yapmasını engellememektedir.
Arabuluculuk hizmeti veren kurumlar, örneğin, aile veya tüketici
arabuluculuğu
200
gibi özel alanlara, kendi özel bünyelerine veya sun-
dukları arabuluculuk hizmetlerinin türüne bağlı olarak, daha ayrıntılı
kurallar geliştirebilirler.
199
Arabuluculara yönelik Avrupa etik kuralları (European Code of Conduct for Mediators),
Avrupa Komisyonu’nun desteğiyle, bir grup ADR uygulayıcısı tarafından geliştirilmiş
ve 2 Temmuz 2004’te Brüksel’de yapılan bir konferansta uygulamaya koyulmuştur.
Etik kurallar, arabuluculukta kalitenin ve güvenin artırılması için hazırlanmış,
uyulması gönüllü olan ilkelerdir. Bu kurallar henüz gayri resmi olup, Avrupa
Birliği’nin herhangi bir kurumunca resmen kabul edilmiş değildir. (http://europa.
eu.int/comm/justice_home/ejn/adr/adr_ec_code_conduct_en.htm).
200
Tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk hizmeti veren arabuluculular ve kuruluş-
lar, bu kurallara uyabilirler; fakat, tüketici arabuluculuğundaki özel konulara ilişkin
olarak Avrupa Komisyonu’nca 2001’de kabul edilen resmi tavsiye (bkz., yuk. dn.
11) mutlaka dikkate alınmalı ve bu tavsiyenin kapsamına giren arabulucular veya
kuruluşlar, tavsiyede yer alan ilkelere uymalıdırlar.
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
318TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
1. Arabulucuların Yeterlikleri ve Atanmaları
1.1 Yeterlik
Arabulucular, arabuluculuk sürecinde yeterli ve bilgili olacaklardır.
İlgili standartlar ve akreditasyon programları dikkate alınarak, arabu-
luculara uygun bir eğitim verilecek ve onların arabuluculuk hünerle-
rindeki eğitim ve uygulamaları devamlı güncelleştirilecektir.
1.2 Atanma
Arabulucu, arabuluculuğun gerçekleştirilebileceği münasip tarihler
hakkında taraflarla görüşecektir. Arabulucu, atanmayı kabul etmeden
önce, arabuluculuğu yönetme tecrübesi ve yeterliliği konusunda kendin-
den emin olacaktır ve talep edilirse, geçmişteki eğitimi ve tecrübesiyle
ilgili olarak bilgi verecektir.
1.3 Arabuluculuk hizmetlerinin tanıtılması
Arabulucular, uygulamalarını mesleki, güvenilir ve onurlu bir
şekilde tanıtabilirler.
2. Bağımsızlık ve Tarafsızlık
2.1 Bağımsızlık
Arabulucu, bağımsızlığını veya taraflarla arasındaki menfaat çatış-
masını etkileyebilecek ya da bu izlenimi verebilecek durumları açıkla-
madan görev yapmamalı veya göreve başlamışsa devam etmemelidir.
Açıklama ödevi, süreç boyunca devam eden bir yükümlülüktür.
Bu gibi durumlar aşağıdaki halleri kapsayabilir:
- Arabulucunun, taraflardan biriyle herhangi bir kişisel veya iş
ilişkisinin bulunması,
- Arabulucunun, arabuluculuğun sonucuna yönelik, doğrudan veya
dolaylı, herhangi birmalîveya diğer menfaatinin bulunması,
- Arabulucunun veya onun firmasından birinin, taraflardan biri için
arabuluculuk dışında herhangi bir yetkiyle görev yapması.
Bu gibi hallerde arabulucu, tamamen tarafsız olacağını garanti
hakemli makaleler Mustafa ÖZBEK
319TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
etmesi için, ancak arabuluculuğu tam bir bağımsızlık ve tarafsızlıkla
sürdürebileceğine emin olması ve tarafların açıkça rıza göstermesi ko-
şuluyla, arabuluculuğu kabul edebilir veya sürdürebilir.
2.2 Tarafsızlık
Arabulucu, taraflara karşı her zaman tarafsız davranacak ve tarafsız
görünmeye gayret edecek ve arabuluculuk süreci hakkında tarafların
tümüne eşit muamele etmeyi taahhüt edecektir.
3. Arabuluculuk Anlaşması, Süreç, Çözüm ve Ücretler
3.1 Usul
Arabulucu, tarafların, arabuluculuk sürecinin niteliklerini ve ara-
bulucunun ve kendilerinin arabuluculuktaki işlevini anladığına emin
olacaktır.
Arabulucu, arabuluculuğun başlamasından önce, tarafların arabu-
luculuk anlaşmasının hükümlerini ve koşullarını ve özellikle, arabulucu
ve taraflar hakkındaki gizlilik yükümlülüğüyle ilgili uygulanabilecek
hükümlerini anlamalarını ve açıkça kabul etmelerini mutlaka temin
edecektir.
Arabuluculuk anlaşması, taraflarca talep edilirse, yazılı hâle geti-
rilecektir.
Arabulucu, taraflar arasındaki olası güç dengesizliğini ve hukuk
kurallarını, tarafların açıklamak isteyebileceği arzuları ve uyuşmazlığın
kısa sürede çözülmesi ihtiyacı da dâhil olmak üzere, somut olayın özel-
liklerini dikkate alarak, arabuluculuğu uygun bir şekilde yönetecektir.
Taraflar, belirli kuralları esas almak suretiyle veya diğer bir şekilde,
arabuluculuğun yönetim şekli hakkında arabulucuyla anlaşmakta
özgürdürler.
Arabulucu, faydalı görürse, taraflarla ayrı toplantılar yapabilir.
3.2 Adalet ve Süreç
Arabulucu, tarafların arabuluculukta yeterli fırsata sahip olmasını
sağlayacaktır.
Mustafa ÖZBEK hakemli makaleler
320TBB Dergisi, Sayı 68, 2007
Arabulucu, uygun olduğu takdirde, tarafları bilgilendirecek ve
aşağıdaki koşulların varlığı hâlinde arabuluculuğu bitirebilecektir:
- Somut olayın özellikleri ve arabulucunun böyle bir değerlendirme
yapmaktaki yeterliği dikkate alınarak, varılan bir anlaşma, arabulucuya
icra edilmez veya kanuna aykırı görünüyorsa,
- Arabulucu, arabuluculuğun bir anlaşmayla sonuçlanmasının
mümkün olmadığını düşünüyorsa.
3.3 Sürecin Sonu
Arabulucu, kararların taraflarca bilerek ve sahih rızayla alınmasını
ve tarafların tamamının anlaşmanın hükümlerini anlamasını sağlayacak
uygun tedbirleri alacaktır.
Taraflar, herhangi bir sebep göstermeden, arabuluculuktan her
zaman vazgeçebilirler.
Arabulucu, taraflarca talep edilirse ve yetkisinin sınırları dahilinde,
tarafların anlaşmayı nasıl resmileştirebileceği ve anlaşmanın nasıl icra
edilebileceği hakkında taraflara bilgi verebilir.
3.4 Ücretler
Arabulucu, daha önce kararlaştırılmamışsa, başvurmak istediği
ücret şekli hakkında taraflara her zaman tam bilgi vermelidir. Arabu-
lucunun ücrete ilişkin ilkeleri taraflarca kabul edilmeden, arabulucu,
arabuluculuğu kabul etmemelidir.
4. Gizlilik
Arabulucu, kanunen veya kamu düzeni gerekçesiyle zorunlu olma-
dıkça, arabuluculuktan veya arabuluculukla ilgili olarak ortaya çıkan
bütün bilgileri gizli tutacaktır. Taraflardan birince arabuluculara veri-
len gizli bilgiler, bilgiyi veren taraftan izin alınmadıkça veya kanunen
zorunlu olmadıkça diğer tarafa açıklanmayacaktır.