powered by

powered by

TBB Dergisi 2010 (90) Serkan CENGİZ 331 AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARLARI IŞIĞINDA EĞİTİM HAKKI RIGHT TO EDUCATION IN THE LIGHT OF THE CASE-LAW OF THE EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS Serkan CENGİZ ∗ Özet: Eğitim hakkı, günümüz dünyasında en vazgeçilmez haklardan birisi olarak öne çıkmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin temel metnince korunmayan bu hak, Sözleşme’ye ek 1 No.’lu Protokol’ün 2. maddesince kısmen de olsa garanti altına alın- mıştır. Çalışmamız Strasbourg Mahkemesi’nin içtihatları ışığında ilgi- li hakka dair kabul edilen korumanın muhtevası ve kapsamını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Eğitim hakkı, devletin pozitif yükümlülüğü, ebeveynlerin tercihi, çoğulculuk. Abstract: Right to education emerges as one of the indispen- sable rights in today’s world. Although the right to education is not protected by the Convention itself Article 2 of the Additional Proto- col no. I of it guarantees, though limited, the said right. The purpo- se of our study is to explain the acknowledged content and scope of the right to education in the light of the case-law of the Strasbo- urg Court. Keywords: Right to education, positive obligation of the state, preferences of parents, pluralism. I. Giriş Bu çalışmanın amacı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek 1 no.’lu Protokol’ün 2. maddesi tarafından garanti altına alınan “eğitim * Av., İzmir Barosu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Eğitim Hakkı332 hakkının” mahiyeti ve kapsamı hususunda, Mahkeme içtihatlarını da dikkate alarak, genel bir değerlendirme sunmaktır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek 1 no.’lu Protokol’ün 2. maddesi tarafından düzenlenen eğitim hakkına ilişkin madde metni şöyledir: Madde 2: Eğitim Hakkı 1 Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir. 20 Mart 1952 tarihinde Fransa’nın Paris kentinde imzaya açılan Protokol, 18 Mart 1954 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye tarafın- dan 18 Mayıs 1954 tarihinde onaylanan 1 no.’lu Ek Protokol 19 Mart 1954 gün ve 8662 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe gir- miştir. Türkiye, Protokol’ün onaylanması sırasında eğitim hakkına dair çekince koymuş ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu hükümle- rinin saklı tutulduğunu belirtmiştir. II. Hakkın Kapsamı 1 nol.’u Protokol’ün 2.maddesinin ilk cümlesindeki “hiç kimse eği- tim hakkından yoksun bırakılamaz” ifadesi ile Sözleşmeye taraf bir ülke- nin kendi egemenliği altında olan kişileri “halihazırda mevcut olan eği- tim kurumlarına erişim hakkından hukuka aykırı olarak mahrum bırakama- yacağı” vurgulanmaktadır. Mahkeme, aşağıda alıntılanan Kjelden, Busk Madsen ve Pedersen / Danimarka kararında ilgili düzenlemenin ne anlama geldiğini şu şekil- de ifade etmiştir: “Yapısı tarafından da ortaya konulduğu üzere, 2. madde, ilk cümlesinin baskın olduğu, bir bütünü oluşturmaktadır. Sözleşen Devletler, “eğitim hak- kını reddetmemekle” egemenlik alanlarında bulunan herkes için ‘belirli bir 1 http://www.belgenet.com/arsiv/sozlesme/aihs_02.html TBB Dergisi 2010 (90) Serkan CENGİZ 333 zaman zarfında mevcut olan eğitim kurumlarına erişim hakkını’ ve ‘bu kişilerin tamamlamış oldukları eğitimlerini resmi olarak tanıya- rak’, ‘alınan eğitimden fayda sağlama imkanını’ garanti altına almakta - dırlar (23 Temmuz 1968 tarihli karar, Belçika Dil Davası, Seri A, sayfa 30-32, paragraflar 3-5).” 2 Yukarıda alıntılanan paragraftan da anlaşılacağı üzere gerek mad- de metni gerekse de Mahkeme’nin ilgili metni yorumlayışı eğitim hak- kının önemi ile pek doğru orantılı değildir. Mahkeme’nin ifadesiyle, özellikle maddenin ilk cümlesi herkesin “hali hazırda mevcut olan” eği- tim kurumlarına erişim hakkından yoksun bırakılmayacağını garan- ti altına almaktadır. Bir diğer ifade ile madde metni Sözleşme’ye ta- raf olan ülkeler açısından maalesef genel veya özel bir eğitim sağla- ma yükümlülüğü getirmemektedir. Mahkeme bu yaklaşımını Belçika Dil Davası olarak bilinen başvuruya ilişkin vermiş olduğu kararında da açık bir şekilde vurgulamıştır. 3 Belçika’da, Hollandaca konuşanla- rın çoğunluğu oluşturduğu bölgede oturan ve Fransızca konuşan veya kendilerini çoğunlukla Fransızca ifade eden ebeveynler çocuklarının zorunlu temel eğitiminin Hollandaca’dan ziyade Fransızca verilmesi- ni talep etmişlerdir. Belçika resmi makamları bu talebi reddetmiştir. Mahkeme, kararında özetle Sözleşme’nin “eğitim hakkını ” garanti altı- na almış olduğunu buna karşın bu hakkın “sadece mevcut olan eğitim ku- rumlarına erişim hakkıyla” ve “bu kurumlarda alınan eğitimin resmi olarak tanınmasıyla sınırlı olduğunu”, ebeveynlerin çocuklarına verilecek eği- tim sırasında kanaat ve dini inançlarının dikkate alınmasını talep etme haklarının mevcut olduğunu buna karşın bu hakkın dil tercihleri açı- sından mevcut olmadığını ifade etmiştir. “6. Protokolün ikinci maddesinin ikinci cümlesi eğitim hakkını garanti altına almamaktadır: ‘… Devlet, eğitim ve öğretim alanında üstleneceği görevlerin yerine geti- rilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inanç- larına göre yapılmasını isteme haklarına saygı gösterir.’ 2 2 Aralık 1976 tarihli karar, Kjelden, Busk Madsen ve Pedersen / Danimarka, Seri A, sayfa 25-26, paragraf 51” aktaran, Dutertre, Gilles, “Key case-law extracts ” Council of Europe Publishing, Aralık 2003, sayfa 396. Paragraf, çeviri Serkan Cengiz. 3 23 Temmuz 1968 tarihli karar, Belçika Dil Davası , sayfa 29, paragraf 4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Eğitim Hakkı334 Bu madde hükmü Devletlerin eğitim ve öğrenim alanında ebeveynlerin dil tercihine değil, sadece dini ve felsefi kanaatlerine saygı göstermesini ge- rektirir. Dini ve ‘felsefi’ kanaat terimlerinin dil tercihlerini de ihtiva edecek şekilde yorumlanması bu kavramların genel ve olağan anlamlarının çarpı- tılmasına ve Sözleşme de olmayan bir şeyin varmış gibi okunmasına neden olacaktır.” 4 Bir başka ifade ile Mahkeme içtihatları, eğitim hakkının sözleşen devletler açısından belirli düzeyde ve mahiyette bir eğitimi bizzat ken- di imkanları ile sağlama veya bu tür eğitimleri mali olarak destekleme yükümlülüğü yaratmadığını, buna karşın devletin hali hazırda biz- zat sağlayıcı ve/veya denetçi olduğu eğitim ve öğretim açısından ebe- veynlerin dini ve felsefi kanaatlerini de dikkate alan demokratik, nes- nel, sorgulayıcı ve çoğulcu bir eğitimin tesis edilmesinden sorumlu ol- duğunu ifade etmiştir. 5 Mahkeme, SP / Birleşik Krallık kararında, 6 baş- vurucunun disleksi (öğrenme güçlüğü) hastası olan oğlu için İngilte- re tarafından özel bir eğitimin sağlanmadığı yakınmasına hususunda, devlet tarafından hali hazırda sağlanan eğitim kurumlarından yarar- lanma hakkının engellenmediği gerekçesiyle kabul edilmezlik (incele- nemezlik) kararı vermiştir. III. Dini ve Felsefi Kanaatlerin Anlamı Mahkeme, Campbell ve Cosans / Birleşik Krallık kararında ikinci madde bağlamında “felsefi kanaat” kavramının ne anlama geldiğini açık bir şekilde ifade etmiştir. “36. ... olağan anlamıyla ‘kanaatler’ kelimesi, kendi içinde, ifade özgür- lüğünü garanti altına alan Sözleşme’nin 10. maddesi tarafından kullanıldığı şekliyle ‘düşünceler’ ve ‘fikirler’ kelimeleri ile eş anlamlı değildir; çoğunlukla düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü garanti altına alan ve belirli bir ikna gü- 4 23 Temmuz 1968 tarihli karar, Belçika Dil Davası, s. 29, paragraf 6, paragraf çeviri Serkan Cengiz. 5 9 Ekim 2007 tarihli karar, Hasan ve Eylem Zengin / Türkiye, sayfa 17, paragraf 52. 6 17 Ocak 1997 tarihli karar, SP / Birleşik Krallık, Başvuru no. 28915/95 (1997) 23 EHRR CD 139, aktaran Leach, Philip “Taking a Case to the European Court of Human Rights”, s. 365, Second Edition, 2005, Oxford University Press. TBB Dergisi 2010 (90) Serkan CENGİZ 335 cüne, ciddiliğe, tutarlılığa ve öneme ulaşmış 9. madde de ifade edilen “inanç- lar” kavramı ile daha benzerdir. ‘Felsefi’ sıfatı açısından ise, bu kavram etraflı bir tanım imkanı ver- memektedir ve önemine dair küçük katkı hazırlık çalışmalarından (travaux préparatoires) ortaya çıkarılacaktır. Komisyon ‘felsefi’nin pek çok anlam taşı- dığına işaret etmiştir. Etraflı bir düşünce sistemine veya daha gevşek olarak, önemsiz meselelere dair görüşlere atıfta bulunmak amacıyla kullanılmaktadır. Mahkeme bu iki aşırı yorumun hiç birinin 1 no.’lu Protokol’ün 2. maddesi- nin yorumlanması amacıyla kullanılamayacağı hususunda Komisyon’la hem fikirdir: İlki tüm ebeveynlere bahşedilmiş olan bir hakkın kapsamını aşırı dar bir yorumla sınırlamakta ikincisi ise yeterli ağırlığa veya maddi muhteviyata sahip olmayan meselelerin dahil edilmesi ile sonuçlanabilecektir. Sözleşmeyi, 17. madde de dahil olmak üzere, bir bütün olarak dikkate ala- rak, işbu davada ‘felsefi kanaat’ Mahkeme’nin düşüncesine göre ‘demokra- tik bir toplumda’ saygıya değer kanaatler olup, insan onuru ile bağdaşmazlık içinde değildir. Ek olarak ‘felsefi kanaatler’ çocuğun temel hakkı olan eğitim hakkıyla çatışmamak zorundadır. Madde 2’nin tamamına maddenin ilk cüm- lesi hakimdir (bkz. yukarıda bahsedilen Kjeldsen, Busk Madsen ve Pedersen kararı, s. 25-26, paragraf 52).” 7 IV. Eğitim / Öğretim ve Devletin Rolü Mahkeme kararlarında ebeveynlerin yukarıda aktarılan felsefi ve dini kanaatlerinin, eğitimin tamamı boyunca hesaba katılması ve saygı gösterilmesi gereken önemli bir husus olduğunu ifade etmiştir: “49. 1 no.’lu Protokol’ün 1. maddesi dini kurallar ile diğer konular ara- sında bir ayrım yapılmasına müsaade etmez. Madde, ister felsefi ister dini ol- sun eğitim ve öğretim programının tamamı boyunca Devletin ebeveynlerin kanaatlerine saygı göstermesini zorunlu kılar (bkz Kjeldsen, Busk Madsen ve Pedersen, yukarıda bahsedilen paragraf 51). Bu yükümlülük sadece eğitimin mahiyetine ve sağlanma biçimine değil ayrıca, Devlet tarafından üstlenilen tüm ‘fonksiyonlara’ dair faaliyetlere uygulanması nedeniyle, geniş bir kapsa- 7 25 Şubat 1982 tarihli karar, Campbell ve Cosans / Birleşik Krallık, sayfa 12-13, paragraf 36, paragraf çeviri Serkan Cengiz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Eğitim Hakkı336 ma haizdir. ‘Saygı’ fiili ‘kabul etmekten’ veya ‘dikkate almaktan’ daha fazla bir anlam ihtiva etmektedir…” 8 Hal böyle olmakla birlikte, ebeveynlerin felsefi ve dini kanaatleri- nin hesaba katılması zarureti, devletin okullarda felsefi ve dini konu- larda eğitim vermesine mani teşkil etmez. Önemli olan devlet okulla- rında veya devletin denetimindeki özel okullarda verilen eğitimin be- lirli bir doktrinin veya inancın veya kanaatin çocuğa aşılanması / tel- kini anlamına gelmemesidir. Bu yükümlülük sadece müfredatın teo- rik olarak oluşturulmasında değil, uygulanması sırasında da dikka- te alınmalıdır. “50. ... Özellikle, 1 no.’lu Protokol’ün 2. maddesinin ikinci cümlesi Dev- leti, Devlet okullarında öğretim yoluyla, doğrudan veya dolaylı dini veya fel- sefi olan bilginin nesnel olarak verilmesine mani teşkil etmez. Madde hattı za- tında bu tür eğitim ve öğretimin okul müfredatına entegre edilmesine itiraz etme hakkına da müsaade etmez. Aksi durumda tüm kurumsal eğitim uygu- lanmama riski ile karşı karşıya kalacaktır (bkz. Kjeldsen, Busk Madsen ve Pe- tersen, yukarıda bahsedilen paragraf 51). 52. Diğer taraftan 2. maddenin ikinci cümlesi, Devletin eğitim ve öğre- tim bağlamında üstlendiği fonksiyonlarının yerine getirilmesinde müfredata dahil edilen bilgi ve malumatın öğrencilerin dine dair sorgulayıcı bir zihin ge- liştirmesine olanak veren (bkz. özellikle, 1720(2005) sayılı Tavsiye, yukarıda paragraf 27) nesnel, sorgulayıcı ve çoğulcu bir yöntemle, başkalarını kendi di- nine çevirme faaliyetlerinin her türünden uzak, sakin bir atmosferde aktarıl- masını sağlamak zorundadır (bkz. Şefika Köse ve 93 Diğeri / Türkiye, Başvu- ru no. 26625/02, 24 Ocak 2006). Devlet, ebeveynlerin dini ve felsefi kanaat- lerine saygı göstermemek olarak telakki edilebilecek aşılama/telkin amacı güt- mekten men edilmiştir. Bu aşılmaması mecburi olan sınırdır (bkz. Kjeldsen, Busk Madsen ve Petersen, yukarıda bahsedilen paragraf 53).” 9 Mahkeme, Lautsi / İtalya kararında devlet okullarının sınıflarında zorunlu olarak bulunan haç işaretinin bazı ebeveynlerin felsefi kana- atleri ve dini eğilimleri ile örtüşmemesi ve bu nedenle de kaldırılması 8 9 Ekim 2007 tarihli karar, Hasan ve Eylem Zengin / Türkiye, s. 16, paragraf 49, parag- raf çeviri Serkan Cengiz. 9 9 Ekim 2007 tarihli karar, Hasan ve Eylem Zengin / Türkiye, s. 17, paragraf 51 ve 53, paragraf çeviri Serkan Cengiz. TBB Dergisi 2010 (90) Serkan CENGİZ 337 gerektiği yakınmasını konu alan başvuruda öncelikle konuyla ilgili bir takım genel ilkelere atıfta bulunmuştur: “45. ….. (a) 1 no.’lu Protokol’ün 2. maddesinin ikinci cümlesi sadece birbirlerinin değil özellikle Sözleşmenin 8, 9 ve 10. maddeleri ışığında yorumlanmak zo- rundadır (bknz, Kjeldsen, Busk Madsen ve Pedersen, yukarıda bahsedilen, s. 26, paragraf 52). (b) Ebeveynlerin dini ve felsefi kanaatlerine saygı gösterilmesini biçim- lendiren hak, eğitime dair temel bir haktır ve birinci cümle, en az ikinci cüm- le kadar, Devlet ve özel öğretim arasında herhangi bir ayrım yapmamaktadır. İkinci maddenin ikinci cümlesi Sözleşme tarafından tasavvur edildiği üzere ‘demokratik toplumun’ korunmasında muhtemelen temel teşkil eden eğitimde çoğulculuğun mümkün kılınmasını garanti altına almaktadır. (c) Ebeveynlerin kanaatlerine saygı hakkı, öğrencilerin sosyal arka planı- nı hesaba katmaksızın, dini inanç ve etnik kökenleri dışlamaktan ziyade (ç.n. onların müfredata) dahil edilmesini teşvik eden serbest bir okul atmosferinin sağlanmasına muktedir olan eğitim bağlamında mümkün olmak zorundadır. Okullar misyonerlik veya vaaz mekanları olmamalıdırlar. Okullar farklı din- ler ve felsefi kanaatlere dair bir buluşma yeri olmalı ve burada öğrencilerin her biri ayrı ayrı kendi düşünceleri ve gelenekleri hakkında malumat elde edebil- melidirler. (d) 1 no.’lu Protokol’ün 2. maddesinin ikinci cümlesi Devletin, eğitim ve öğretim bağlamında üstlenmiş olduğu fonksiyonlarının yerine getirilmesi sı- rasında mevzuata dahil edilen bilgi ve malumatın nesnel, sorgulayıcı ve ço- ğulcu bir yöntemle aktarılmasına dikkat etmek zorunda olduğunu zımnen ifa- de eder. Devlet, ebeveynlerin dini ve felsefi kanaatlerini saygı göstermemek olarak telakki edilebilecek aşılama/telkin amacı gütmekten men edilmiştir. Bu aşılmaması mecburi olan sınırdır. (e) Ebeveynlerin dini kanaatlerine ve çocukların inançlarına saygı gös- terilmesi bir dine inanma veya bir dine inanmama hakkını içinde barındırır. İnanma ve inanmama özgürlüğü (olumsuz özgürlük) Sözleşme’nin 9.madde- si tarafından korunmaktadır (bknz bağlantılı olarak, Young, James ve Webs- ter / Birleşik Krallık, 13 Ağustos 1981, paragraf 52-57, Seri A, no. 44). Devletin nötr kalma / yansızlık ve tarafsızlık yükümlülüğü ile dini kana- atlerin meşruluğu veya bu kanaatlerin ifade ediliş şeklini değerlendirme hu- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Eğitim Hakkı338 susundaki sahip olduğu her türlü yetki, ilke ile bağdaşmaz. Öğretim bağla- mında, yansızlık çoğulculuğu garanti altına almalıdır (Folgero, yukarıda bah- sedilen paragraf 84).” 10 Mahkeme, netice olarak devlet okullarındaki sınıflarda haç bulun- durulmasının ebeveynlerin çocuklarının eğitim hakkına bir müdaha- le teşkil ettiğini ve böylesi bir durumun, özellikle de eğitim alanında, devletin yansızlık yükümlülüğü ile bağdaşmadığını ifade etmektedir. 11 V. Eğitimin Düzenlenmesinde Devletin Rolü Yukarıda bahsedildiği üzere devlet eğitimin sağlanması ve dü- zenlenmesi açısından sahip olduğu yetki ve yükümlülükleri yukarıda bahsedilen kriterlere uygun olarak yerine getirmek zorundadır. Buna karşın eğitim kurumları eğitim hakkının gerektiği şekilde sağlanma- sıyla bağlantılı olarak bazı durumlarda bir takım disiplin tedbirlerine başvurma hak ve yetkisine sahiptirler: “83. Mahkeme, eğitim hakkının, okul kurallarına uygunluğunu temin etmek amacıyla birisinin (öğrencinin) geçici veya kati olarak okuldan uzak- laştırılması da dahil olmak üzere disiplin önlemlerine başvurulmasını, teorik olarak, dışlamadığı kanaatindedir. Disiplin cezalarına hükmedilmesi, öğren- cilerin karakterlerinin ve zihinsel yetilerinin biçimlendirilmesi ve geliştiril- mesi de dahil olmak üzere bir okulun kurulmasının nedeni olan başarıyı elde etme sürecinin bir parçasıdır (bkz. diğerleri arasında, Campbell ve Cosans / Birleşik Krallık, 25 Şubat 1982 tarihli karar, paragraf 33, Seri A, no. 48; ay- rıca bir öğrencinin askeri okuldan uzaklaştırılması hususunda bkz. Yanaşık / Türkiye, no.14524/89, 6 Ocak 1993 tarihli Komisyon kararı, DR 74, s. 14, veya dolandırıcılık nedeniyle bir öğrencinin uzaklaştırılması, Sulak / Türki- ye no.24515/94, 17 Ocak 1996 tarihli Komisyon kararı, DR 84-B, s. 98).” 12 10 3 Kasım 2009 tarihli karar, Lautsi / İtalya, Başvuru no.30814/06, s. 12, paragraf 47, paragraf çeviri Serkan Cengiz. Başvuru, kararın temyiz edilmesi üzerine 1 Mart 2010 tarihinde Büyük Daire’ye gönderildi. 11 3 Kasım 2009 tarihli karar, Lautsi / İtalya, Başvuru no.30814/06, s. 12, paragraf 57 12 4 Aralık 2008 tarihli karar, Doğru / Fransa, Başvuru no.27058/05, paragraf 83, pa- ragraf çeviri Serkan Cengiz. TBB Dergisi 2010 (90) Serkan CENGİZ 339 Devletin bu alanda sahip olduğu rolün denetlenmesinde kullanı- lan temel ölçüt “demokratik toplum” değerlerinin tesisi ve korunması- dır. Verilen eğitimin (ister devlet isterse de özel kurum ve kuruluş- lar tarafından verilsin) nesnel, bilimsel, sorgulayıcı ve çoğulcu olması bir zaruret olarak karşımıza çıkmaktadır. Devlet, öğrencilerde dahil ol- mak üzere, egemenliği altında bulunanların belirli bir harmoni içersin- de yaşayabilmesi amacıyla bazı sınırlamalara başvurabilecektir. Buna karşın Devlet tarafından başvurulan tedbirler ve müeyyideler eğitim hakkının özüne zarar vermemeli ve yargısal denetimde dahil olmak üzere bir takım usulü güvenceler ile desteklenmelidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İrfan Temel ve Diğerleri / Türki- ye 13 kararında mensubu oldukları üniversiteye Kürt dilinde de eğitim veren tercihli modüllerin oluşturulması için başvuruda bulunmaları nedeniyle bir ve/veya iki dönem okuldan uzaklaştırma cezası veril- miş olan öğrencilerin, her ne kadar iş bu cezaları sonradan idare mah- kemesi tarafından iptal edilmiş olsa da, eğitim haklarının ihlal edildi- ğine karar vermiştir. Mahkeme, bu sonuca ulaşırken öğrencilerin sa- dece dilekçe de belirtmiş oldukları görüşleri nedeniyle cezalandırılmış olduklarını, kendilerine atfedilen başkaca herhangi bir eylem olmadı- ğına dikkat çekmiştir. Buna karşın Mahkeme, Leyla Şahin / Türkiye 14 kararında siyasal bir sembol olma vasfı da olan türbanı giydiği için okuldan atılan başvu- rucunun eğitim hakkının ihlal edildiği yakınmasını kabul etmemiştir: “98. Mahkeme, Karaduman / Türkiye (no.16278/90, 3 Mayıs 1993 tarih- li Komisyon kararı, DR 74, p. 93) ve Dahlab / İsviçre (no. 42393/98, AİHM 2001-V) kararlarında, Sözleşme organlarının, demokratik bir toplumda, eğer türban giyilmesi takip edilen kamu düzeni, kamu güvenliği ve diğerlerinin hak ve özgürlüklerini koruma amacıyla uyumsuz ise, Devletin türban giyil- mesini kısıtlamak için yetkili olduğuna karar verdiklerine dikkat çekmektedir. Yukarıda anılan Dahlab davasında başvurucu, küçük çocuklardan sorumlu olan bir sınıf öğretmenidir; Mahkeme, diğer konuların yanı sıra Kuran’ın ka- 13 3 Mart 2009 tarihli karar, İrfan Temel ve Diğerleri / Türkiye, Başvuru no.36458/02, s. 10, paragraf 44. 14 29 Haziran 2004 tarihli Daire kararı, Leyla Şahin / Türkiye, Başvuru no. 44774/98, s. 20, paragraf 98, 99, 114, çeviri Cengiz, Serkan / Tortop, Nilgün, Türkiye Barolar Bir- liği Dergisi, Eylül-Ekim 2004. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Eğitim Hakkı340 dınlara yüklemiş olduğu yükümlülükle cinsiyet eşitliği ilkesi arasında bir uz- laşma sağlamanın güç olduğunu dikkate alarak, başvurucunun giydiği türba- nın ‘güçlü dış sembol’ etkisi taşıdığını ve herhangi bir proselitist etkiye sahip olup olmadığını sorgulamıştır. 99. Aynı şekilde Mahkeme, Türkiye’de laiklik ilkesinin, hukukun üstün- lüğüne ve insan haklarına saygı gösterilmesi ile uyumlu olduğunu ve laikli- ğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde Devletin temel ilkelerinden biri oldu- ğunu daha önce de belirtmiştir (yukarıda anılan Refah Partisi ve Diğerleri, p.93). Nüfusun çoğunluğunun belirli bir dine mensup olduğu Türkiye gibi bir ülkede, Sözleşmenin 9. maddesinin 2. fıkrasına göre, bir dinin gereklerini yerine getirmeyen ya da başka bir dine bağlı olan öğrenci- ler üzerinde baskı uygulanmasından dolayı, belirli radikal dinî hare- ketleri engellemek için üniversitelerin önlemler alması haklı görülebi- lir. Bu çerçevede, laik üniversiteler, farklı inançlara sahip öğrenciler arasında barışın tesisini sağlamak amacıyla, bu tür ifadelerin yeri ve usulü açısından kısıtlamalar getirerek, beyan edilen dinî sembollerin ve törenlerin gösterimini düzenleyebilir ve böylelikle kamu düzenini ve diğerlerinin inançlarını koru- yabilir (yukarıda anılan Refah Partisi ve Diğerleri, 95). 114. Mahkeme, geçmişteki gelişmeler ışığında ve özellikle sözleşen dev- letlere bırakılan takdir yetkisi göz önüne alınarak, İstanbul Üniversitesi’nin başörtü giymeyi yasaklayan yönetmeliğinin ve uygulanan önlemlerin prensip olarak haklı ve amaçla orantılı olduğunu ve ‘demokratik bir toplumda zorun- lu’ olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir.” Mahkeme, dini sembollerin / kıyafetlerin eğitim hakkından yok- sun bırakma kararının gerekçesini teşkil ettiği Doğru / Fransa 15 baş- vurusuna dair vermiş olduğu incelenemezlik (kabuledilmezlik) ka- rarında da Leyla Şahin / Türkiye kararındaki yaklaşımını sürdürmüş - tür. Beden eğitimi dersleri sırasında, çeşitli kereler uyarı almasına rağ- men, türbanını çıkarmayan ortaokul öğrencisi Fransız vatandaşı Belgin Doğru’nun, disiplin cezası ile okulla ilişiği kesilmiştir. Fransız mahke- meleri ilişik kesme kararının yasal ve hukuki olduğu gerekçesiyle söz konusu idari işlemi onamışlardır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucunun yakınmalarını eğitim hakkından ziyade Sözleşme’nin 15 4 Aralık 2008 tarihli karar, Doğru / Fransa, Başvuru no.27058/05, paragraf 74 ve 76, paragraf çeviri Serkan Cengiz. TBB Dergisi 2010 (90) Serkan CENGİZ 341 9.maddesi altında (din ve inanç özgürlüğü) ele almış ve yakınma ko- nusu disiplin cezası (okulla ilişiğini kesilmesi) ile başvurucunun inanç özgürlüğünün ihlal edilmediğine hükmetmiştir. “74. Mahkeme ayrıca başvurucu aleyhinde yürütülen disiplin yargıla- masının riskte olan çeşitli menfaatlerin dengelenmesi yükümlülüğünü tam olarak karşıladığını belirtmektedir. Öncelikle, idari yargılamanın başlaması öncesinde, başvurucu, öğretmenlerinin taleplerine ve bu taleplerine ilişkin açıklamalarına karşın yedi kez türbanını çıkarmayı reddetmiştir. Sonrasında, Hükümet tarafından sağlanan bilgiye göre, resmi makamlar uzun bir zaman dilimi içersinde başvurucuyla diyalog kurmak için sonucu başarısız olan pek çok girişimde bulunmuşlardır. Başvurucuya bir düşünme süresi verilmiş ve sonrasında bu süre uzatılmıştır. Dahası, söz konusu yasak sadece beden eği- timi dersleri ile sınırlandırılmıştır. Bu nedenle söz konusu bu yasak çok katı bir yasak olarak addedilemez (Köse ve Diğerleri, yukarı bahsedilmiştir). Daha- sı davanın koşullarından anlaşıldığı kadarıyla bu hadiseler okul içinde gergin bir genel havanın oluşmasıyla sonuçlanmıştır. Son olarak disiplin yargılama- sına, öğrencinin menfaatlerini koruma eğiliminde olan yasaya uygun olma kuralı ve mahkeme denetimi gibi bir dizi garantilerin eşlik ettiği görülmekte- dir (bkz. yukarıda bahsedilen Leyla Şahin, paragraf 159). … 76. Mahkeme, yukarıda bahsedilenleri dikkate alarak, okuldan çıkarılma cezasının orantısız olmadığı kanaatinde olup başvurucunun uzaktan eğitim sınıfları (mektupla) ile eğitimine devam edebildiğini belirtmektedir. Başkala- rının haklarının ve özgürlüklerinin ve kamu düzeninin korunması yükümlü- lüğü ile bağlantılı olarak başvurucunun dini kanaatlerinin tam olarak hesa- ba katıldığı gözlemlenebilmektedir. Yakınılan bu kararın başvurucunun dini inançlarına yönelik itirazlara değil adı geçen bu yükümlülüklere dayandığı ayrıca açıktır (bknz yukarıda bahsedilen Dahlab).” VI. SONUÇ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bilimsel, nesnel, çoğulcu, sor- gulayıcı bir eğitimin demokratik bir toplumun vazgeçilmez bir un- suru olduğunu belirtmekle birlikte, maalesef bu hakka dair devle- te açık bir sağlama yükümlülüğü getirmemektedir. Bu durum engel- li ve/veya özel eğitime ihtiyaç duyan bireyler açısından da geçerli- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Eğitim Hakkı342 dir. Mahkeme’ye göre kişiler ancak mevcut olan eğitim kurumlarına erişim hakkına sahip olup, bu haktan demokratik toplumun gerektir- diği belirli kurallar ve sınırlamalara tabi olarak yararlanabilmektedir- ler. Mahkeme’nin bu yaklaşımı, eğitimin can alıcı bir önem kazandığı günümüzde oldukça cesaret kırıcıdır. Mahkeme, içtihatlarında ısrarla vurguladığı Sözleşme’nin yaşayan bir enstrüman olma özelliğini baz alarak 1 no.’lu Protokol’ün 2. maddesi bağlamında, en azından temel eğitim düzeyinde, devletlerin mutlak bir sağlama yükümlülüğü altın- da olduklarına hükmetmelidir. Gerek çocukların gerekse de engelli bi- reylerin toplum içindeki önemi ve dezavantajlı durumları göz önüne alındığında eğitim hakkını sadece var olan bir takım eğitim kurumla- rına erişim hakkı olarak kabul etmek çağımızın ihtiyaçlarının oldukça gerisinde bir tutumdur. Devlet, hali hazırda mevcut olan eğitim ve öğretim kurumların- da tüm eğitim boyunca bilimsel, nesnel, çoğulcu, sorgulayıcı bir eğiti- mi temin etmekle yükümlü olmasına karşın ebeveynlerin dini ve fel- sefi kanaatlerini de hesaba katmak, onlara saygı göstermek zorunda- dır. Bu yükümlülükle vurgulanmak istenen ebeveynlerin veya öğren- cilerin dini inanç ve felsefi kanaatlerine uygun ayrı seçmeli sınıfların / modüllerin oluşturulmasından ziyade öğrencilerin birbirlerini ve do- layısıyla mensubu oldukları toplumu ve toplum kesimlerini tanıma- larını kolaylaştıracak, onların çoğulcu düşünceye sahip olmalarına ve birbirlerine tolerans göstermelerine imkan verecek demokratik, nes- nel, bilimsel, sorgulayıcı bir müfredatın çoğulcu bir ortamda ve müm- künse aynı sınıflarda sunulmasıdır. Buna karşın öğrencilerin ve/veya öğrenci velilerinin yukarıda özetlenen bilimsel, çoğulcu ve demokratik toplum nosyonu ile çatışan dini ve felsefi kanaatleri ve talepleri, diğerlerinin haklarına saygı ve kamu düzeninin sağlanması bağlamında Sözleşme’nin koruma meka- nizmasının kapsamı dışında tutulmaktadır. KAYNAKLAR Kjelden, Busk Madsen ve Pedersen / Danimarka, Seri A, s. 25-26, pa- ragraf 51 aktaran, Dutertre, Gilles, “Key case-law extracts” Coun- cil of Europe Publishing, Aralık 2003. TBB Dergisi 2010 (90) Serkan CENGİZ 343 Belçika Dil Davası, 23 Temmuz 1968 tarihli karar, Başvuru no. 1474/62; 1677/62; 1691/62; 1769/63; 1994/63; 2126/64. Hasan ve Eylem Zengin / Türkiye, 9 Ekim 2007 tarihli karar, Başvu- ru no.1448/04 SP / Birleşik Krallık, Başvuru no.28915/95, 17 Ocak 1997 tarihli karar, (1997) 23 EHRR CD 139,aktaran Leach, Philip, “Taking a Case to the European Court of Human Rights”, s. 365, Second Edition, 2005 , Ox- ford University Press. Campbell ve Cosans / Birleşik Krallık, 25 Şubat 1982 tarihli karar, Baş- vuru no. 7511/76; 7743/76. Lautsi / İtalya, 3 Kasım 2009 tarihli karar, Başvuru no. 30814/06. Doğru / Fransa, 4 Aralık 2008 tarihli karar, Başvuru no 27058/05. İrfan Temel ve Diğerleri / Türkiye, 3 Mart 2009 tarihli karar, Başvu- ru no. 36458/02. Leyla Şahin / Türkiye, 29 Haziran 2004 tarihli Daire kararı, Başvuru no. 44774/98, Çev. Cengiz, Serkan / Tortop, Nilgün, Türkiye Ba- rolar Birliği Dergisi, Eylül-Ekim 2004.