makaleler Hasan Kemal ELBAN
167TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Giriş
Bu yazının amacı, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin (Mahke-
me) Avrupa Konseyi kurumları ile karşılıklı etkileşimi üzerinden karar
verme siyasetini irdelemek ve bu etkileşimin hem Mahkeme hem de
Avrupa Konseyi kurumlarının üretimleri üzerindeki somut sonuçlara
okuyucunun dikkatini çekmektir. Söz konusu amacı gerçekleştirmek
adına, yazının sınırlı çerçevesi içinde ve zorunlu olduğu ve mümkün
olduğu ölçüde, Mahkeme’ye oranla daha az dikkate değer bulunduk-
ları, dolayısıyla daha az tanındıkları için Avrupa Konseyi’nin kurum-
sal yapısı ve işleyişi de ayrıntılı olarak ele alınmaya çalışılacaktır.
1. Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi
İlişkilerinin Arka Planı
II. Dünya Savaşı’nın hemen ertesinde Avrupa Konseyi’nin kuru-
luşu ile ilgili çalışmalar yürütülürken insan haklarına saygı, çoğulcu
demokrasi ile birlikte Avrupa Konseyi’nin temelini oluşturan iki sü-
tundan biri olarak belirmiştir. Yarım yüzyıl gibi bir sürede iki dün-
ya savaşının çıkmasına neden olan Avrupa devletleri, özellikle ağır
ve yaygın insan hakları ihlallerinin yaşandığı II. Dünya Savaşı’ndan
sonra bir daha böylesi bir yıkımın yaşanmaması için çareler aramaya
başladılar. Ancak bunun için öncelikle II. Dünya Savaşı’nın nedenleri
ve sorumluları belirlenmeli; ondan sonra bu rahatsızlığın tedavisine
AVRUPA KONSEYİ
VE
İNSAN HAKLARI AVRUPA MAHKEMESİ
İLİŞKİLERİ
Hasan Kemal ELBAN*
*
Av., İstanbul Barosu.
Hasan Kemal ELBAN makaleler
168TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
girişilmeliydi. Öyle de oldu. II. Dünya Savaşı’nın ertesinde özellik-
le Batı Avrupa’da totaliter rejimler birbiri ardına yerlerini demokra-
tik cumhuriyetlere bıraktılar. Başını Batı Almanya, Fransa, İtalya ve
Avusturya’nın çektiği bu totaliter ve otoriter rejimlerdeki dönüşüm,
çoğulcu demokrasi ve insan haklarına dayalı anayasaların kabulü ile
taçlandırıldı. Aslında yaşanan sürecin sonunda gelinen noktada bütün
bu felaketlerden çıkarılan ders, demokratik ve çoğulcu bir siyasal ya-
pının Kıtaya egemen olmasının bir daha böylesi bir savaşın yaşanma-
ması için olmazsa olmaz koşul olduğuydu.
Demokrasi ve onu oluşturan çoğulcu bir siyasal yapının varlığı ise,
ancak bireylerin insan hakları korunarak ve güçlendirilerek güven-
ce altına alınabilirdi. II. Dünya Savaşı sonrasında gelişen bu anlayış,
Avrupa Kıtası çapında bir uluslararası yapılanmanın oluşturulması
gereğini de kendisine dayatmaktaydı. Gerçekten de Avrupa Konseyi
üç sütunlu bir platform üzerinde inşa edildiği sıklıkla yinelenir: insan
hakları, hukuk devleti ve çoğulcu demokrasi.
1
Ancak üzerinde en çok
durulan diğer ikisinin varlığının anlaşılabilmesi için turnusol kağıdı
niteliğindeki insan hakları olmuştur.
1948 yılında Lahey’de toplanan Avrupa Kongresi, bir daha II. Dün-
ya Savaşı gibi etkileri dünyayı saran savaş ve yıkımın yaşanmaması
için bir birlik ya da federasyon oluşturulmasına; kurulacak bu birli-
ğin demokratik bir şekilde yönetilen ve oluşturulacak bir İnsan Hakları
Şartı’na saygıyı taahhüt eden bütün Avrupa uluslarına açık olması ge-
rektiğine karar verildiği ilan edilmekteydi. Aynı karar metninde, böyle
bir Şartın taslağını hazırlayacak bir Komisyon kurulmasına da karar
verildiği ifade ediliyordu.
2
Avrupa Konseyi Statüsü’ne bir göz atılırsa, bu kararın yansıması
üçüncü maddesinde açıkça görülecektir. Ancak insan haklarına ilişkin
tek atıf Statünün üçüncü maddesi ile sınırlı değildir. Statünün diğer
pek çok maddesinde insan haklarına ilişkin vurgular dikkat çekmek-
tedir. Hatta sekizinci maddesinde ciddi insan hakları ihlallerinin üye
1
Bkz. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Başkanı Jean-Paul Costa’nın 25 Ocak 2008
tarihli Adli Yıl Açılışına ilişkin toplantıdaki konuşmasına aşağıdaki internet ad-
resinden ulaşılabilir: http://www.echr.coe.int/NR/rdonlyres/8DF60BE2-2382-
4CDA-BD35-E16D7C42D087/0/Discours ProgrammeEchangeJuges_7fevrier2008.
pdf
2
Bkz. Donna Gomien, Short Guide to the European Convention on Human Rights, Avru-
pa Konseyi Yayınları, Third Edition, Strazburg 2005, s.11.
makaleler Hasan Kemal ELBAN
169TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
devletin Konsey’deki üyeliğinin askıya alınması ya da çıkarılma sebe-
bi olduğu öngörülmüştür.
Avrupa Konseyi Statüsü, Lahey Kongresi’nden bir yıl sonra 5 Mayıs
1949 tarihinde imzalandı. Bir İnsan Hakları Şartı hazırlanmasını kuru-
cu on devlet, yeni kurulan Avrupa Konseyi’nin temel önceliği olarak
ortaya koyduklarından, Konsey’in kuruluşunun üzerinden daha bir
buçuk yıl geçmeden 4 Kasım 1950 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Öz-
gürlüklerin Korunması Avrupa Sözleşmesi’ni Roma’da imzaladılar. İmza-
lanan bu Sözleşme görece kısa bir süre sonra, 3 Eylül 1953 tarihinde,
yürürlüğe girdi.
Aslında İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi («Sözleşme») kendisinden
önce İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ile Amerikan İnsanın Hak ve Görevleri
Bildirisinin izinden gitmişti. Bununla birlikte Sözleşme, bu uluslararası
insan hakları belgelerini aşan bağlayıcı bir hukuki metin olarak öne
çıkmaktadır. Ama daha da önemlisi, devlet başvuruları ya da bireysel
başvuruların ele alınması yoluyla çalışan İnsan Hakları Avrupa Komisyo-
nu ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi adı altında ikili mekanizmadan
oluşan bir denetim organı
da öngörmekteydi. Bu haliyle Mahkeme,
Avrupa Konseyi’nin Avrupa’da barışı tesis etmek ve koruma görevini
yerine getirirken kullandığı asli araçlardan biri olmayı sürdürmekte-
dir.
2. Mahkeme-Konsey İlişkilerinin Kurumsal Niteliği
Bir ürünü olmasına karşın İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi,
Avrupa Konseyi’nin bir organı değildir. Mahkeme, doğrudan Söz
leşme’nin kendisinin oluşturduğu bir organıdır ve ilke olarak Avrupa
Konseyi’nden ve organlarından bağımsız olarak çalışır. Ancak, Mah-
keme, gerçekte Konsey’in amaçlarını gerçekleştirmesi açısından hepsi
birlikte organik bir bütünlük oluşturan temel araçlarından biri olarak
tasarlanmıştır ve doğası gereği Avrupa Konseyi’nin diğer organların-
Bu ikili mekanizma 11 No’lu Protokol’ün 1 Kasım 1998 tarihinde yürürlüğe gir-
mesinden sonra, Komisyon ortadan kaldırılarak, Mahkeme tam zamanlı çalışan
bir yapıya dönüştürülmüştür. Ama daha da önemlisi, bireysel başvuru hakkının
tanınması taraf devletler için zorunlu hale getirilerek, gerçek bir mahkeme kimliği
kazanmıştır.
Hasan Kemal ELBAN makaleler
170TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
dan bağımsız, ama karşılıklı etkileşim ve iletişim içinde yargısal işlevi-
ni yerine getirmektedir.
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Parlamenterler Meclisi, Bakanlar Ko-
mitesi gibi Avrupa Konseyi’nin temel organları, Mahkeme’nin yapılan-
ması ve işlevini yerine getirirken karşı karşıya kaldığı sorunlara son
derece duyarlıdırlar. Konsey’in yukarıda sayılanlar ve onların dışın-
daki diğer organları, Mahkeme’nin kararlarını ve ayrıca bu kararlarda
ortaya koyduğu ilkeleri yakından izlemekte ve çalışmalarında kendile-
rine rehber olarak almaktadırlar. Öte taraftan Mahkeme de Konsey’in
diğer organlarının çalışmalarını yakından izlemekte ve kararlarını
oluştururken bu çalışmalardan geniş ölçüde yararlanmaktadır.
Mahkeme’de yaşanan gelişmeler, Konsey’in neredeyse bütün te-
mel organları tarafından yakından izlemekte ve Mahkeme’nin kar-
şılaştığı sorunların üstesinden gelebilmesi için gerekli donanımı ve
yapısal araçları sağlamak için bu organlar tarafından azami çaba har-
canmaktadır.
Özellikle “Soğuk Savaş” sonrası Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin
Sözleşme sistemine dahil olmalarının bir sonucu olarak, Mahkeme’nin
iş yükünün, kapasitesinin çok üzerinde artmaya başlamasıyla bu
olgu son derece yaşamsal bir önem kazanmış görünmektedir.
4
Mahkeme’nin etkili bir şekilde çalışmalarını yürütebilmesini sağlamak
adına gösterilen çabalar, Mahkeme’nin daha etkili çalışmasını amaçla-
yan Sözleşme’ye ek protokollerin imzaya açılması ve yürürlüğe girme-
sinde somut olarak kendini göstermekle birlikte
, bunun gerisinde çok
daha uzun soluklu bir izleme, tartışma ve çözüm önerilerini de içeren
raporlama süreçleri söz konusudur.
4
Bu yazı hazırlandığı sıralarda, Mahkeme Başkanı, 2007 yılı sonu itibariyle Mah-
keme önünde karar verilmesini bekleyen başvuru sayısının 80 bine dayandığını
açıklamıştır. 2007 yılının bütünü içinde sadece Mahkeme’ye yapılan başvuru sayısı
41.700 olmuştur. Mahkeme’nin geçen yıl kabuledilebilirlik ve kayıttan düşme dahil
28.792 adet karar verdiği göz önüne alınırsa çok ciddi bir iş yükünün Mahkeme’nin
önünde sonuçlandırılmayı beklediği görülecektir.
11 No’lu Protokol ve Rusya Federasyonu’nun onaylamaması yüzünden henüz yü-
rürlüğe girmemiş olmakla birlikte 14 No’lu Protokol son on yılda Mahkeme’nin
karşı karşıya kaldığı sorunlara Avrupa Konseyi’nin verdiği yanıt olarak gösterilebi-
lir. Ancak, 14 No’lu Protokol daha imzaya açılmadan, Mahkeme Eski Başkanı Yar-
gıç Luzius Wildhaber, 14 No’lu Protokol’ün Mahkeme’nin iş yükünü karşılamakta
yetersiz kalacağını itiraf etmekteydi. Mahkeme Başkanı’nın röportaj metni için bkz.
Günışığı Aylık Hukuk Dergisi, İstanbul, Haziran 2004, Sayı 16, s.46-47.
makaleler Hasan Kemal ELBAN
171TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Parlamenterler Meclisi’nin, komisyonları aracılığıyla, Konsey’e
üye devletlerin insan hakları durumuna ilişkin olarak insan haklarının
değişik boyutlarını dikkate alan çok sayıda rapor, üye devletlerin in-
san haklarına yönelik taahhütlerinin gözlenmesi görevinin bir parça-
sı olarak, Genel Kurul oturumlarında tartışılır ve kabul edilirler. Yine
Avrupa Konseyi’nin bir organı olan ve ileride daha ayrıntılı olarak ele
alınacak olan İşkencenin Önlenmesi Avrupa Komitesi (CPT), İnsan Hak-
ları Komiserliği ya da Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyo-
nu (ECRI) tarafından üretilen raporlardan da Mahkeme, kararlarında
geniş ölçüde yararlanılmaktadır. Tersi durum da aynı derecede doğ-
rudur. Avrupa Konseyi’nin adı geçen bu organları da sıklıkla raporla-
rında Mahkeme kararlarına atıflarda bulunmakta ve onun ortaya koy-
duğu ilkelerden yola çıkarak ilgi alanlarına ilişkin çözümlemelerde
bulunmaktadırlar.
Söz konusu raporların büyük çoğunluğu, belirli bir ülkeye ve so-
mut duruma ilişkin tanıklıklar, yerinde tespitler ile genel ya da özel
değerlendirmeler ya da tavsiyeler içerirler. Diğer taraftan Bakanlar
Komitesinin de Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca üstlendiği Mah-
keme içtihatlarının infazına ilişkin olarak aldığı çok sayıda karar söz
konusudur. Ayrıca Bakanlar Komitesi, bugüne kadar insan haklarını
ilgilendiren çok sayıda tavsiye kararını da kabul etmiş ve yayınlamış-
tır. Tavsiye kararlarının üye devletleri bağlayıcı bir niteliği olmamakla
birlikte, özellikle Sözleşme’nin yorumlanmasında yol gösterici olması
bakımından önemli bir yeri bulunmaktadır.
Dolayısıyla Mahkeme’ye başvuruda bulunacakların ya da onla-
rın hukuki temsilcileri olan uygulamacıların bu etkileşimin ve Konsey
organlarının çalışma mekanizmalarının farkında olmaları, Mahkeme
önünde başarı şanslarını artırmaları bakımından oldukça önem taşı-
maktadır.
Bu noktadan sonra, bu karşılıklı etkileşim ve uyumlu çalışmanın
nasıl işlediğine daha yakından bakabiliriz.
Bu çalışmanın boyutlarını fazlasıyla aştığından ve ayrı bir çalışmanın konusunu
oluşturması gerektiğini düşündüğümüzden Avrupa Sosyal Şartı ve onun yargısal
organı Sosyal Haklar Avrupa Komitesi ile Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yetki-
liler Kongresi hakkında herhangi bir açıklamada bulunulmayacaktır.
Hasan Kemal ELBAN makaleler
172TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
3. Avrupa Konseyi Kurumlarının Oluşum, İşleyiş
ve Mahkeme ile Etkileşimleri
a. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Şubat 2008 itibariyle 47
üye devletin ulusal parlamento örgütlerinden gelen 318 asil ve 318 ye-
dek parlamenterden oluşmaktadır.
Parlamenterler Meclisi yılda dört
defa ana konuları görüşmek ve Avrupa hükümetlerinden girişimde
bulunmaları ya da geri-bildirimde bulunmalarını istemek üzere top-
lanmaktadır. Bu parlamenterler kendilerini seçen 800 milyon Avrupalı
adına konuşmaktadırlar. Parlamenterler, Avrupa Konseyi Bakanlar
Komitesi’nde temsil edilen Avrupa ülkelerinin hükümetlerine diledik-
leri konuda sorular yöneltebilirler ve hükümetler bu soruları yanıtla-
mak zorundadır.
Parlamenterler Meclisi, çalışmaya başladığı 1949 yılından beri İnsan
Hakları Avrupa Sözleşmesi dâhil Avrupa Konseyi tarafından kaleme
alınan pek çok uluslararası sözleşmenin arkasındaki itici güç olmuş-
tur. Parlamenterler Meclisi, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri ile Sekreter
Yardımcısı’nın yanında İnsan Hakları Mahkemesi yargıçları ile İnsan
Hakları Yüksek Komiseri’ni de seçmektedir.
Parlamenterler Meclisi, ayrıca üye devletlerin durumlarını göz-
lemlemekte ve yükümlülüklerini yerine getirmelerine yardımcı ol-
maktadır. Eğer bir devlet, yükümlülüklerini yerine getirmekte başa-
rısız olursa, bu durumda Meclis, ülkenin ulusal delegasyonunu kabul
belgelerini geri çekebilir ya da onaylamayı reddedebilir. Son çare ola-
rak, o ülkenin Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınmasını Bakanlar
Komitesine önerebilir.
Ekim 2007 itibariyle Avrupa Konseyi’ne üye 47 ülkenin ulusal parlamentolarından
nüfuslarına göre katılan parlamenterden oluşmaktadır. Üye ülkeler ve Parlamen-
terler Konseyine gönderdikleri üye sayıları aşağıdadır: Arnavutluk (4) Andora (2)
Ermenistan (4) Avusturya (6) Azerbaycan (6) Belçika (7) Bosna Hersek (5) Bulgaris-
tan (6) Hırvatistan (5) Güney Kıbrıs (3) Çek Cumhuriyeti (7) Danimarka (5) Estonya
(3) Finlandiya (5) Fransa (18) Gürcistan (5) Almanya (18) Yunanistan (7) Macaristan
(7) İzlanda (3) İrlanda (4) İtalya (18) Letonya (3) Lihtenştayn (2) Litvanya (4) Lük-
semburg (3) Malta (3) Moldova (5) Monako (2) Karadağ (3) Hollanda (7) Norveç
(5) Polonya(12) Portekiz (7) Romanya (10) Rusya Federasyonu (18) San Marino (2)
Sırbistan (7) Slovakya (5) Slovenya (3) İspanya (12) İsveç (6) İsviçre (6) Makedonya
(3) Türkiye (12) Ukrayna (12) Birleşik Krallık (18)
makaleler Hasan Kemal ELBAN
173TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Meclis’in çalışmaları on komite, Meclis Başkanı, 20 Başkan Yar-
dımcısı ve beş siyasal grubun temsilcilerinden oluşan bir büro tara-
fından hazırlanır. Parlamenterler Meclisi üç tip belge tartışır ve kabul
eder: tavsiyeler (Bakanlar Komitesi’ne), kararlar (Meclis’in bir konu hak-
kında kendi bakış açısını bütün Avrupa kamuoyuna bildirir) ve son olarak
da görüşler (bu grup belgeler ise üyelik başvuruları, antlaşma taslakları ve
Bakanlar Komitesi tarafından sunulmuş olan diğer belgeler hakkındaki görüş-
leri içerir).
Meclis halen aşağıdaki konuları temel ilgi alanı olarak kabul et-
mektedir:
• İnsan hakları ve demokrasinin korunması ve desteklenmesi;
• Üye devletlerin yükümlülük ve taahhütlerinin yerine getirip
getirmediğinin izlenmesi;
• İnsan haklarına saygı gösterilirken terörizmin sona erdirilme-
si;
• Bölgesel krizler;
• Mülteci ve göçmelerin durumu;
• Kültürler ve dinler arası diyalog;
• Sosyal uyum;
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, temsilcileri aracılığıyla
yukarıda belirtilen temel konularla ilgili olarak Avrupa çapında planlı
ya da ad hoc
8
ziyaretler yoluyla toplanan bilgilerden rapor taslakları
hazırlar. Bu raporlar daha sonra ilgili komitelerde görüşülür ve en son
olarak Meclis’te görüşülerek karara bağlanır. Bu çerçevede, özellikle
insan haklarının korunması ve desteklenmesi başlığı altında Parla-
menterler Meclisi’nin görüştüğü tavsiye, karar ve raporların önemli
bir kanıt değeri ve ağırlığı olabilmektedir.
Örneğin 1994 tarihinde köylerinden güvenlik güçleri tarafından
zorla çıkarılan bir grup Tunceli köylüsünün köylerine dönmek için
yaptıkları başvuruya ilişkin olarak Mahkeme, hükümetin sorumlulu-
ğunu belirlerken, özellikle köylerinden koparılan köylülere ilişkin her-
8
Yalnızca bir olayda, bir defalık, Bkz. Ejder Yılmaz, “Hukuk Sözlüğü”, Yetkin Ya-
yınları, Ankara 1996. Ayrıca programlanmamış, program dışı anlamına da geldiği
eklenmelidir.
Hasan Kemal ELBAN makaleler
174TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
hangi bir tazmin sürecinin işletilmediğini, herhangi bir ciddi destek
programı olmaksızın çok ağır koşullarda büyük kentlerin varoşlarında
yaşam savaşı verdiklerini tespit etmiştir. Bu tespitini yaparken Mahke-
me, diğerlerinin yanında, önemli ölçüde Parlamenterler Meclisinin bu
konudaki raporlarından yararlanmıştır.
9
b. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi
Bakanlar Komitesi Avrupa Konseyi’nin karar organıdır. Bütün üye
devletlerin dışişleri bakanlarından ya da onların Strazburg’taki daimi
diplomatik temsilcilerinden oluşur. Bakanlar Komitesi, öncelikle Av-
rupa toplumunun karşılaştığı sorunlara ulusal yaklaşımların eşitlik te-
melinde tartışıldığı ve bu tür sorunlara Avrupa çapında çözümler üre-
tildiği ortak bir forum olarak çalışmaktadır. Ayrıca Bakanlar Komitesi,
Parlamenterler Meclisi’nin de katkısıyla, Konsey’in temel değerlerinin
bekçisi ve üye devletlerin taahhütlerine uygun davranıp davranma-
dıklarının gözleyicisi olarak da işlev görmektedir.
Bakanlar Komitesi, işlevini aşağıdaki iki şekilde yerine getirir:
• Avrupa toplumlarının karşı karşıya kaldıkları sorunlara
ulusal yaklaşımları hükümetlerin görüşlerini eşitlik temelinde dile
getirdikleri ve sorunun çözümünün Avrupalıların ortak iradesiyle
bulunduğu bir forum olarak;
• Parlamenterler Meclisinin yanı sıra Avrupa Konseyi’nin varlık
nedeni olan değerlerin bekçisi olarak.
Bakanlar Komitesinin görevleri, diğerlerinin yanında, aşağıdaki
başlıkları kapsamaktadır:
• Siyasal diyalog,
• Parlamenterler Meclisi ile iletişim
9
Bkz. 29 Haziran 2004 tarihli Doğan ve Diğerleri v. Türkiye kararı, § 55 v.d. Bu davada
Mahkeme, Parlamenterler Meclisi’nin kabul ettiği 1563 (2002) sayılı Tavsiyenin te-
melini oluşturan Göç, Mülteciler ve Demografi Komitesi’nin hazırladığı “Türkiye’deki
yerinden edilmiş Kürt nüfusun durumu” başlıklı rapora önemli bir ağırlık atfetmiştir.
Ayrıca inter alia bkz. 16 Kasım 2004 tarihli Ünal Tekeli v. Türkiye kararı, § 18 v.d.; 16
Haziran 2007 tarihli Cobzaru v. Romanya kararı, § 44; 6 Ekim 2006 tarihli Kurtuluş
Ordusu Moskova Şubesi v. Rusya kararı, § 47 v.d.
makaleler Hasan Kemal ELBAN
175TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Bakanlar Komitesi Parlamenterler Meclisi ile arasındaki ilişkiler
aşağıdaki biçimlerde gerçekleştirmektedir:
- Bakanlar Komitesinin Yasal raporları;
- Meclis görüşü talepleri;
- Meclis tavsiyelerini izlemek;
- Sözlü ve yazılı soruları yanıtlamak;
- Ortak Komite toplantıları
• Yeni üye Devletleri kabul etmek
Bakanlar Komitesi, Avrupalı Devletleri Avrupa Konseyi’ne üye
olmak için davet etme yetkisine sahiptir.
10
Bakanlar Komitesi, aynı
zamanda bir üye devletin üyeliğini askıya almak ve üyelikten atma
yetkisine sahiptir.
Üyeliğe davet usulü ilgili devletin başvurusu üzerine başlar. Ba-
kanlar Komitesi üyeliğe davet ve kabule ilişkin olarak Parlamenterler
Meclisi’ne danışma ve üyeliğe kabul edilecek devletin Meclis’teki san-
dalye sayısını ve Konsey bütçesine katkısını belirleme gibi usulleri iz-
leme yükümlülüğü bulunmaktadır.
11
Son dönemde başvurucu devlet-
lere demokratik reformların gerçekleştirilmesi konusunda ek koşullar
getirilmiştir. Bu koşullar arasında İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne
taraf olma zorunluluğu da bulunmaktadır.
• Üye devletlerin taahhütlerine saygı gösterip göstermedikleri-
nin izlemek;
Avrupa Konseyi Statüsü’nün 15.a maddesi Bakanlar Komitesi’nin
Sözleşme ve antlaşmalar dahil Avrupa Konseyi’nin amacının gerektir-
diği girişimleri göz önüne alacağını belirtmektedir. Bakanlar Komitesi
bugüne kadar 190’ın üzerinde antlaşmayı imzaya açmıştır. İçlerinde
en bilineni ise İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’dir.
Herhangi bir antlaşmanın metni Bakanlar Komitesi tarafından ka-
bul edilmeden önce Parlamenterler Meclisi’ne görüş için gönderilir.
Parlamenterler Meclisi görüşünü konunun tartışıldığı bir oturumda
oluşturur ve varsa değişiklik teklifleri ile birlikte Bakanlar Komitesi’ne
10
Avrupa Konseyi Statüsünün 4, 5 ve 6. maddeleri.
11
Statü, madde 6.
Hasan Kemal ELBAN makaleler
176TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
gönderir. Ancak bu konuda son karar Bakanlar Komitesi’ne aittir. Ant-
laşma metni Bakanlar Komitesi tarafından kabul edildiği zaman son
şeklini almış olur. Komite ayrıca antlaşmanın imzaya açılacağı tarihi
de belirler.
Diğer taraftan Kasım 1994 tarihindeki 519. oturumunda Bakanlar
Komitesi, oylama usulünün daha esnek olmasına ve tavsiye kararları
konusunda oybirliği kuralının uygulanmaması konusunda bir “cen-
tilmenlik anlaşması” yapmaya karar vermişlerdir. Böylece o tarihten
bu yana tavsiye kararları için oyçokluğu yeterli olmaktadır. Tavsiye
kararları üye devletler için bağlayıcı olmamaktadır. Ancak, Statü’nün
15.b maddesi Komite’ye tavsiye kararlarına ilişkin olarak üye devlet-
lere aldıkları tedbirler ile ilgili olarak bilgi vermesini isteme izni ver-
mektedir. Komite, 1987 tarihli 405. toplantısında kendisine bağlı olarak
çalışan yürütme komitesi ve uzmanlar komitesi gibi uluslararası komite-
lere tavsiye ve kararlarının uygulanmasına ilişkin izleme faaliyetlerini
iyileştirmeye çağıran bir kararı kabul etmiştir.
Diğer taraftan doğrudan Mahkeme’yi ilgilendiren genel nitelikli
tavsiye kararları da zaman zaman Bakanlar Komitesi tarafından ya-
yınlanmaktadır. Bunların içinde özellikle üye ülkelerde iç hukuk yol-
larının iyileştirilmesine ilişkin tavsiye kararı
12
üzerinde durulmasını
gerektirmektedir. Bu tavsiye kararında Bakanlar Komitesi, Mahkeme’ye
özellikle bir ülkede birbirinin tekrarı niteliğinde çok sayıda başvuruy-
la yol açan yapısal bir sorundan kaynaklanan davalarla başa çıkabil-
mesi için “pilot karar” usulünü yürürlüğe sokmasını tavsiye etmiştir.
Mahkeme bu tavsiye kararının hemen ertesinde söz konusu pilot karar
usulünü Broniowski v. Polonya kararıyla uygulamaya sokmuştur.
13
An-
cak yine de bu usulün içeriği ve hangi durumda hangi amaçları güt-
mek üzere kullanılacağı konusu belirsizliğini sürdürmektedir.
14
12
Bkz. Bakanlar Komitesi’nin 12 Mayıs 2004 tarih ve Rec(2004)6 sayılı tavsiye kararı.
13
Bkz. 22 Haziran 2004 tarihli Broniowski v. Polonya (esas hakkında) kararı, § 189 vd.; ay-
rıca 28 Eylül 2005 tarihli Broniowski v. Polonya (dostane çözüm) kararı, § 34 v.d.; ayrıca
bakınız, Büyük Daire’nin 1 Mart 2006 tarihli Sejdovic v. İtalya kararı, § 108 v.d..
14
Broniowski kararındaki olgularla çok büyük oranda benzerlik içermesine karşın
Mahkeme, Doğan ve Diğerleri kararında söz konusu kararı “pilot karar” olarak
nitelemek yerine “ilkesel karar” olarak nitelemeyi yeğlemiştir. Bu tanım farklılaştır-
masına neden gittiği ise halen pek belirgin değildir. Bkz. Costas Paraskeva: “Human
Rights Protection Begins and Ends at Home: The ‘Pilot Judgment Procedure’ developed
by the European Court of Human Rights”, London Metropolitan University “Human
Rights Law Commentary”, Vol. 3, 2007.
makaleler Hasan Kemal ELBAN
177TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
• Konsey bütçesinin kabulü;
• İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin kararlarının infazının
gözetilmesi
Sözleşme’nin 11 No’lu Protokolü ile değişik 46. maddesi, Bakan-
lar Komitesi’ne İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin kararlarının
infazını gözetme görevini vermektedir. Bu görev, Bakanlar Komite-
si tarafından her yıl dört defa yapılan düzenli toplantılarla sağlanır.
Bu konuda Bakanlar Komitesi’nin temel işlevi İnsan Hakları Avrupa
Mahkemesi’nin kararlarına üye devletlerin uymasını sağlamaktır. Ko-
mite her vakayı nihai kararını vermekle sonuçlandırır. Bazı vakalarda,
geçici kararlar verilebilir.
15
Bu nedenle, başvurucuların ve avukatlarının özellikle yapısal bir
eksiklikle bağlantılı çok sayıda başvurucuyu ilgilendiren başvurular
ya da bu tür yapısal eksikliklerle ilgili Mahkeme kararlarının infazı-
na ilişkin olarak Bakanlar Komitesi’nin tavsiyelerinin ya da kararlarının
farkında olmasında büyük yarar bulunmaktadır.
c. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Parlamenterler Meclisi tarafından
beş yıl için atanır. Genel Sekreter’in İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi
ve Mahkeme’yi de ilgilendiren bir dizi görevi bulunmaktadır.
Öncelikle her Yüksek Sözleşmeci Tarafın Sözleşme’ye taraf oldu-
ğunu Genel Sekreter’e bildirme (depo etme) yükümlülüğü bulunmakta-
dır.
16
Aynı şekilde ilgili taraf devletin Sözleşme’den çekildiğini Genel
Sekreter’e bildirmesi de zorunludur.
17
Bunun dışında Sözleşme’nin 52. maddesi, Genel Sekreter’e, Söz
leşme’nin uygulanmasını üye devletler nezdinde gözetme yetkisi ver-
mektedir. Bu maddeye göre, Genel Sekreter’in talebi halinde ilgili taraf
devlet, Sözleşme’nin kendi iç hukukunda etkili bir şekilde uygulanma-
sının nasıl güvence altına alındığına ilişkin açıklama yapma yükümlü-
lüğü altındadır.
15
Bütün bu kararlar Bakanlar Komitesi’nin internet sitesinde yayınlanır.
16
Sözleşme’nin 59. maddesi.
17
Ags. 58. madde.
Hasan Kemal ELBAN makaleler
178TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
Genel Sekreter, bugüne kadar, Sözleşme’nin 52. maddesindeki yet-
kisini hiçbir sözleşmeci devlet için kullanmamıştır. Ancak, bu yetkinin
Genel Sekreter tarafından kullanılmamasının nedeninin 52. maddenin
Genel Sekreter’e söz konusu taraf devletten aldığı bilgiye ilişkin olarak
harekete geçme yetkisi tanımaması olması kuvvetle muhtemeldir.
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’nin ve Sekreter Yardımcısı’nın da
Mahkeme’nin ihtiyaçlarına ilişkin olarak yakın ilgisi söz konusudur.
Zaman zaman Mahkeme’nin etkililiğinin artırılması, geleceğe ilişkin
dava yükü, bütçe, personel, teknolojik yeniliklere dönük ihtiyaçları-
nın belirlenmesi hakkında projeksiyonlar hazırlanması, Mahkeme’nin
mevcut örgütlenme yapısında iyileştirmelere gidilmesi gibi konularda
raporlar hazırlanması için komisyonlar oluşturmakta ve bu raporlar
bazı durumlarda kamuya açılarak yayınlanmaktadır.
18
d. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Avrupa Konseyi içinde
bağımsız bir kurumdur. Görevi, bütün üye devletlerde insan hakları
bilincini ve insan haklarına saygıyı desteklemektir.
İnsan Hakları Komiserliği fikri ilk olarak Ekim 1997 tarihinde
Strazburg’ta toplanan İkinci Avrupa Konseyi Devlet ve Hükümet Başkan-
ları Zirvesinde ortaya atılmıştır. Adı geçen zirvede bu konuda bir giri-
şim başlatılmasına karar verilmiş, 7 Mayıs 1999 tarihinde de Bakanlar
Komitesi, komiserliğin kurulması ve görev alanının belirlenmesine iliş-
kin bir kararı kabul etmiştir. İlk Komiser Alvaro Gil-Robles, 1999-2006
yılları arasında görev yaptıktan sonra 1 Nisan 2006 tarihinde yerini
halen bu görevi yürüten Thomas Hammarberg’e devretmiştir.
İnsan Hakları Komiseri’nin temel amaçları Bakanlar Komitesi’nin
kararında öngörülmüştür.
19
Bu karara göre Komiser’in görevleri:
18
Lord Woolf’un başkanlığındaki bir komisyon tarafından hazırlanan Aralık
2005 tarihli rapor için bkz. http://www.echr.coe.int/ECHR/EN/Header/
Reports+and+Statistics/Reports/Other+reports/
19
Bkz. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 7 Mayıs 1999 tarihli 104. oturumunda
kabul edilen Resolution (99)50 on the Council of Europe Commissioner for Human
Rights adlı kararı. Karara aşağıdaki internet adresinden ulaşılabilir:
https://wcd.coe.int/ViewDoc.jsp?id=458513&BackColorInternet=9999CC&BackCol
orIntranet=FFBB55&BackColorLogged=FFAC75
makaleler Hasan Kemal ELBAN
179TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
İnsan haklarının etkili bir şekilde gözlenmesi ve Avrupa Konseyi
insan hakları standartlarının yerine getirilmesinde üye devletlere yar-
dım sağlamak;
Avrupa Konseyi üye devletlerinde insan hakları eğitimi ve farkın-
dalığının desteklenmesi;
İnsan haklarına ilişkin hukuk ve uygulamaya ilişkin olası eksiklik-
lerin tespit edilmesi;
Ulusal ombudsmanlıkların ve diğer insan hakları yapılarının et-
kinliklerinin kolaylaştırılması ve
Bütün bölgede insan haklarının korunmasına ilişkin danışma ve
bilgi sağlamak.
Bu nedenle Komiser’in çalışması, insan haklarının desteklenmesi
ve korunması alanında anlamlı bir iyileşme sağlamak için reform ted-
birlerini desteklemeye odaklanmıştır. Yargısal olmayan bir kurum ola-
rak, Komiserlik, bireysel şikâyetler üzerine harekete geçemez; ancak
bireylerin maruz kaldığı insan hakları ihlallerine ilişkin güvenilir bilgi
temelinde sonuçlar çıkarabilir ve daha geniş bir çaba içine girebilir.
Komiser, insan hakları izleme mekanizmalarının yanında, geniş
bir alanda ulusal ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmaktadır.
Komiserliğin en önemli Hükümetler arası ortakları Birleşmiş Milletler
ve onun ilgili uzmanlık kuruluşları, Avrupa Birliği ve AGİT’tir. Komi-
serlik aynı zamanda önde gelen Hükümet dışı kuruluşlar, üniversite-
ler ve düşünce kuruluşlarıyla da yakın işbirliği içindedir.
İnsan Hakları Komiseri görevini aşağıdaki etkinliklerde buluna-
rak yerine getirir:
Hükümetlerle Diyalog ve Ülke Ziyaretleri
Komiser, insan hakları durumunu kapsamlı bir şekilde değerlendi-
rebilmek için Avrupa Konseyi üye devletleri ile sürekli diyalogla geçer
ve ülke ziyaretleri gerçekleştirir. Bu ziyaretlerde, İnsan Hakları Komi-
seri, insan hakları ve sivil toplum kuruluşların temsilcilerinin yanında,
yüksek düzeyde hükümet, parlamento ve yargı yerlerinin temsilcileri
ile toplantılar yapar. Komiser, ziyaretinin sonucunda o ülkedeki insan
hakları uygulamalarının analizini ve olası iyileşme yolları hakkında
ayrıntılı tavsiyeleri içeren bir rapor yayınlar. Bu rapor Bakanlar Komi-
Hasan Kemal ELBAN makaleler
180TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
tesine sunulur ve yayınlanarak karar vericiler, HDÖler ve medyada
yaygın bir şekilde dağıtılır.
Bir ülkeye resmi ziyaretin üzerinden birkaç yıl geçtikten sonra,
Komiser ya da Komiserlik bürosu tavsiyelerin yerine getirilmesi ko-
nusunda gerçekleşen gelişmeyi izlemek üzere bir ziyaret daha yapar.
Bu ziyaretin sonucu olarak bir izleme raporu yayınlar. Bu raporun da
yaygın olarak dağıtımı yapılır. Ancak Komiser’in çabaları bu rapor-
la sona ermez. Komiser o ülkedeki gelişmeleri izlemeyi ve ülkedeki
yetkililerle yakın ilişkisini sürdürür. Ancak bu defa, genel raporların
yayınlamaksızın da olsa, bir ya da bir dizi sorun alanı üzerinde çalış-
malarını yoğunlaştırır.
Tematik Tavsiyeler ve Bilinç Yükseltme
İnsan Hakları Komiseri, aynı zamanda insan haklarının korunması
ve insan hakları ihlallerinin önlenmesi için bilgi ve danışma sağlamak-
la görevlidir. Komiser uygun olduğunu düşünürse, Komiserlik bürosu
tek ya da birden fazla üye devlet hakkında belirli bir insan hakları ko-
nusunda tavsiyeler yayınlayabilir. Ya ulusal organların talebi üzerine
ya da kendi girişimiyle, Komiser ayrıca yasa taslakları ve belirli uygu-
lamalar hakkında görüş verebilir.
Komiser’in ayrıca Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerde insan hakları
bilincini yükseltme görevi de vardır. Bunun için Komiserlik bürosu
değişik insan hakları temalarını içeren seminer ve toplantılar düzenler
ya da düzenlenmesine yardımcı olur; Hükümetler, STK’lar ve eğitim
kurumlarında Avrupa Konseyi insan hakları standartları bilincini iyi-
leştirmek için sürekli diyalogla ilgilenir.
Ulusal Insan Hakları Yapılarının Geliştirilmesini Desteklemek
İnsan Hakları Komiseri ulusal Ombudsmanlar, Ulusal İnsan Hak-
ları Kurumları ve insan haklarını korumakla görevlendirilen diğer ya-
pılarla yakın işbirliği içinde olur. Bu kurumların olmadığı ülkelerde
Komiserlik güçlü bir şekilde bu kuruluşların geliştirilmesi için destek
ve etkili bir uygulama desteği verir.
Yukarıda belirtilen görevlerin içinde İnsan Hakları Avrupa Mah-
kemesi bakımından önemli olan, Komiser’in ziyaretleri sonucu yayın-
ladığı raporlar ve izleme raporlarıdır. Söz konusu raporlar, belirli bir
dönem ve insan hakları sorununa yoğunlaştığı ve ayrıntılı gözlem ve
makaleler Hasan Kemal ELBAN
181TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
analizleri içerdiğinden önemli bir kanıt değeri bulunmaktadır. Mahke-
me, bu raporları değişik kararlarında kanıt olarak kullanmıştır.
20
İşkencenin Önlenmesi Avrupa Komitesi
İşkence’nin Önlenmesi Avrupa Sözleşmesi, 26 Kasım 1987 tarihinde
Bakanlar Komitesi tarafından imzaya açılmış ve 1 Şubat 1989 tarihinde
de 7 üye ülkenin Sözleşme’yi onaylamasıyla birlikte yürürlüğe girmiş-
tir. Türkiye İşkencenin Önlenmesi Avrupa Sözleşmesi’ni 11 Ocak 1988
tarihinde imzalamış ve 26 Şubat 1988 tarihinde de Sözleşme’yi resmen
onaylamıştır. Bu yazının amaçları bakımından önemi nedeniyle İşken-
cenin Önlenmesi Avrupa Sözleşmesi ve İşkencenin Önlenmesi Avrupa
Komitesi (CPT) konusunda diğer Avrupa Konseyi organlarından daha
fazla ayrıntı verilecektir.
e. a. İşkencenin Önlenmesi Avrupa Sözleşmesi’nin
Kabul ve Yürürlük Süreci
Parlamenterler Meclisi, Ocak 1981’de işkencenin önlenmesi ile il-
gili olarak, Birleşmiş Milletler bünyesinde konuyla ilgili yapılan çalış-
malara atıfta bulunarak 9091981 sayılı tavsiye kararını kabul etmiştir.
Bu kararda, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nca işkence-
ye karşı hazırlanan Sözleşme tasarısının kabulü ve uygulanması ama-
cıyla, Bakanlar Komitesi’nin üye ülke yetkililerini davet etmesi öneril-
miştir.
Mart 1981’de, biri Parlamenterler Meclisi üyesi Parlamenter Lid-
bom (Doc. 4718 rev.), diğeri Parlamenter Jadger (Doc. 4730) tarafından
hazırlanan Avrupa Konseyi üyesi ülkelerdeki işkence olayı ile ilgili
iki karar teklifi, Parlamenterler Meclisi’nin görüşüne sunulmuştur. Bu
teklifler daha sonra, üzerinde beraberce çalışılmak üzere Hukuki İşler
Komitesi’ne gönderilmiştir.
Hukuki İşler Komitesi, konuya ilişkin görüşlerini bir raporla açık-
lamış (Doc. 5099) ve bu rapor, Raportör Parlamenter Berrier tarafın-
dan Komite adına kaleme alındıktan sonra 30 Haziran 1983’de kabul
edilmiştir. İşkenceye Karşı Avrupa Sözleşmesi Taslağı’nı da içeren bu
20
5 Nisan 2005 tarihli Nevmerzhitsky v. Ukrayna kararı, § 60 vd.; 8 Temmuz 2004 tarihli
İlaşcu ve Diğerleri v. Moldova ve Rusya kararı, § 288; 4 Temmuz 2006 tarihli Ramirez
Sanchez v. Fransa kararı, 85; 13 Haziran 2002 tarihli Anguelova v. Bulgaristan kararı,
Yargıç Bonello’nun karşı oy şerhi.
Hasan Kemal ELBAN makaleler
182TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
rapor, Raportörün isteği üzerine Uluslararası Adalet Komisyonu ve
İşkenceye Karşı İsveç Komitesi’nce incelenmiştir.
Siyasi İşler Komitesi’nin rapora ilişkin görüşleri Eylül 1983’de
Parlamenter Dejardin tarafından açıklanmıştır (Doc. 5123). Parlamen-
terler Meclisi’nin 971 sayılı Tavsiye Kararı’nın kabulünün ardından,
Bakanlar Komitesi, İnsan Hakları İzleme Komitesi’nin (CDDH) aşağı-
daki konulardaki görüşlerini, Ocak 1984 tarihindeki 366. oturumunda
görüşmüştür.
Bu çerçevede CDDH’nin bir alt kuruluşu olarak, onun yetkisi al-
tında çalışacak ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki
hakların genişletilmesi için, bir Uzmanlar Komitesi oluşturulmuştur
(DH-EX) (Mart 1984, 15. Oturum).
Çalışmaları süresince, DH-EX’in, Avrupa Konseyi ve İnsan Hak-
ları Mahkemesi’yle görüş alış verişinde bulunma fırsatı olmuştur.
Aynı zamanda Uluslararası Adalet Komisyonu, İşkenceye karşı İsviç-
re Komitesi’nin ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin temsilcileriyle
de bir oturum düzenlemiştir. Diğer oturumlar iki uzman psikiyatrisin
de katılımlarıyla gerçekleşmiştir. DHEX, bu sözleşme tasarısını Ha-
ziran 1986’da CDDH’ye göndermeden önce, Avrupa Hukuk İşbirliği
Komitesi’nin (CDJC) ve daha önceden CDDH’nin görüşünü istediği
Avrupa Suç Sorunları Komitesi’nin (CDPC) sunuşlarını da dikkate al-
mıştır.
CDDH, CDJC ve CDPC’nin yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Komis-
yonu ve İnsan Hakları Mahkemesi’yle de görüş alış verişinde bulun-
muştur. İşkencenin Önlenmesi Avrupa Sözleşmesi taslağı CDDH’nin
Kasım 1986’daki 2. görüşmesi sırasında sonuçlandırılmış ve Bakanlar
Komitesi’ne gönderilmiştir.
Bakanlar Komitesi, Parlamenterler Meclisi’nin görüşünü aldıktan
sonra (Karar No:133, 27 Mart 1987) Sözleşme’nin metni 27 Haziran
1987’de kabul edilmiştir. Sözleşme 26 Kasım 1987’de Avrupa Konseyi
üyesi devletlerin imzasına açılmıştır. Sözleşme üye devletler tarafın-
dan hızla onaylanarak 1989 yılında yürürlüğe girmiştir. Avrupa İşken-
ceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaları Önleme
Komitesi (CPT) ilk toplantısını aynı yıl içinde yapmış ve üye devletlere
ilk denetim ziyaretlerini 1990 yılında başlatmıştır. Kısa sürede etkili
makaleler Hasan Kemal ELBAN
183TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
bir kurum olarak kendisini ispatlamıştır. Birleşmiş Milletler de benzer
bir modeli küresel düzeyde uygulamaya koymuştur.
e. b. İşkencenin Önlenmesi Avrupa Komitesi’nin (CPT)
Görevi ve İşleyişi
Sözleşme, gözetim altındaki kişilerin korunması amacıyla yargı
dışı bir önleme mekanizması sağlamaktadır. Söz konusu mekaniz-
ma, İşkencenin Önlenmesi Avrupa Komitesi (CPT) tarafından ilgili
sözleşmeci devletlere denetim ziyaretleri düzenlenmesi sistemine da-
yanmaktadır. Bu sistem Mahkeme ya da Birleşmiş Milletler İşkenceye
Karşı Komite gibi reaktif bir yapı oluşturmaktan çok, proaktif, yani
ihlalin meydana gelmesini önleme amacıyla uyumlu bir yapı sergi-
lemektedir.
21
CPT Sekretaryası, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Genel
Müdürlüğü’ne bağlı olarak çalışan bir birimdir.
e.c. CPT’nin Görev ve Yetki Alanı
Komite’nin amacı, özgürlüklerinden yoksun bırakılmış kişilerin
işkence ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezalara karşı
daha güçlü bir şekilde korunmasını sağlamaktır. Bu amacı gerçekleş-
tirmek üzere, gözetim yerlerine denetim ziyaretleri düzenler ve bunu
takiben raporunu düzenleyerek ilgili hükümet birimine iletir. Bu ra-
porlara ilişkin devletlerin verdiği cevaplar ya da uygulamada ortaya
çıkan tabloya dayalı olarak, CPT, ilgili devletlerle sürekli bir diyalog
kurar.
CPT bir yargı organı değildir. Bununla birlikte, denetim ziyaretleri
sırasında uygulamak üzere geliştirdiği bir dizi standartla mevcut uy-
gulamaları değerlendirir ve devletleri oluşturduğu ölçütleri yerine ge-
tirmeleri konusunda teşvik eder. Bu standartların çoğu, diğer ulusla-
rarası yükümlülüklerde rastlananlardan çok daha ayrıntılı ve ağırdır.
Dahası, standartların saptanması sürekli gelişen bir süreçtir: CPT’nin
çalışmaları geliştikçe yepyeni endişe kaynakları keşfedilmekte ve bun-
lar Komite’yi yeni tavsiyeler ileri sürmeye, devletleri yeni yasal, idari
21
CPT’nin yapısının Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite’nin yapısı ile karşılaş-
tırıldığı daha ayrıntılı yazı için bkz. Hasan Kemal Elban; “İşkenceye Karşı Uluslarara-
sı Önleme Mekanizmaları”; Açık Sayfa Hukuk Dergisi, Sayı 22-23, s.29.
Hasan Kemal ELBAN makaleler
184TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
ve örgütlenme yapılarına ilişkin reformlar yapmaları için cesaretlen-
dirmektedir.
e. d. İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin Bileşimi
CPT’nin üyeleri, çeşitli mesleklerden gelen bağımsız ve tarafsız
uzmanlardır. CPT’nin gücü, kendisini oluşturan üyelerin beraberin-
de getirdikleri çok geniş bilgi ve beceri yelpazesinde yatmaktadır.
Komite’nin, çalışmalarında gerçek bir multidisipliner yaklaşımı sağ-
layabilmek için, üyeleri arasında doğru dengenin bulunması gerekir.
Ağırlık hukuk uzmanlarında olmasına rağmen, birçok üye de tıp ala-
nındaki deneyimleriyle CPT’nin çalışmalarına katkıda bulunmaktadır.
Kimileri de kendi ülkelerinde cezaevi veya polisle ilgili konularda hiz-
met vermiş kişilerdir.
Gözetim yerlerine düzenlenen denetim ziyaretlerinde Komite,
kendi dışından gelen uzman ve tercümanların yardımına da başvu-
rabilir.
Komite üyeleri, Avrupa Konseyi’nin karar alma organı olan Ba-
kanlar Komitesi tarafından dört yıllık bir görev süresi için seçilirler
ve iki kez yeniden seçilebilme olanakları bulunmaktadır. Sözleşme’ye
taraf olan her ülke adına bir üye seçilir. Komite üyeliği halen yarı za-
manlı bir sorumluluk olmasına rağmen, uygulamada Komite üyeleri-
nin çoğu zamanlarının büyük kısmını CPT işleriyle geçirmektedir.
e.e. Denetim Ziyaretleri Sistemi
CPT’nin görevi, gözetim altında tutulan belirli bir kişiye yönelik
muamelenin resmi olarak kınanmasından ziyade, işkence ve insanlık
dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezaları bütünlüklü bir yaklaşım
içinde önlemektir. Bu ihlal oluşturabilecek yapısal unsurların ulusal
sistemlerden ayıklanmasına ve ortadan kaldırılmasına yönelik amaç,
onu diğer uluslararası denetim mekanizmalarından kalın çizgilerle
ayırır. CPT, bu görevini gözetim yerlerine düzenlenen denetim ziya-
retleri yoluyla yerine getirir. CPT ziyaretleri sırasında ziyaret ettiği
yerlerin gözaltı ve tutma koşullarını değerlendirir ve mevcut prosedür
ve uygulamalar hakkında bilgi toplar.
CPT, Sözleşme’yi onaylamış bulunan devletlerde insanların yet-
kili bir kamu makamınca özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı veya
makaleler Hasan Kemal ELBAN
185TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
bırakılabileceği tüm yerleri denetlemeye yetkilidir. Bunların arasında
ceza ve ıslahevleri, polis karakolları, yabancı uyruklu göçmenlerin tu-
tulduğu yerler, psikiyatri hastaneleri ile yaşlılar ve özürlüler yurtları
sayılabilir.
CPT’nin denetim ziyaretleri periyodik veya ad hoc (belirli bir prog-
rama bağlı olmaksızın) olabilir. Periyodik denetim ziyaretleri, CPT’nin
yıllık olarak belirlenen bir program çerçevesinde düzenli aralıklarla
Devletleri denetlemesine imkan verir. Başlangıçta CPT denetimlerinin
tümü periyodik ziyaretler şeklinde olmuştur. Sözleşme’ye yeni taraf
olmuş ülkeler, Sözleşme’nin bağlayıcılığını kabul ettikten kısa bir süre
sonra CPT tarafından denetlenmeyi bekleyebilirler. Koşullar gerek-
tirdiği takdirde ad hoc denetim ziyaretleri de yapılabilir. Bu sayede
belli bir konu veya gözetim yeri hakkında acil girişimde bulunulması
yolunda bilgi aldığında CPT derhal devreye girebilir. Ayrıca, ad hoc
denetimler yoluyla Komite, önceden yapmış olduğu önerilerin ne öl-
çüde yerine getirildiğini saptayabilir. Son yıllarda kısa süreli ve kesin
hedefli programsız (ad hoc) denetimler CPT tarafından giderek daha
sık uygulanmaya başlamıştır. Bazı durumlarda ad hoc denetimler biz-
zat ilgili Devletin talebi üzerine yapıldığı da olmaktadır.
22
e.f. Tutma Yerlerine Sınırsız Erişim
Sözleşme gereği, devletler yetki alanına giren ve kişilerin bir kamu
makamınca özgürlüklerinden yoksun tutuldukları herhangi bir yere
girmek ve burada serbestçe dolaşmak üzere CPT denetim heyetlerine
izin vereceklerdir. Ayrıca, İşkencenin Önlenmesi Avrupa Sözleşmesi,
Komite’ye özgürlüklerinden yoksun tutulan kişilerle ve ilgilendikleri
konuda kendisine bilgi verebilecek diğer kimselerle özel görüşmeler-
22
Örneğin, 2000 yılının Aralık ayında Türkiye’de F tipi cezaevleri ile ilgili olayların
patlak vermesinden kısa bir süre önce o dönemin Hükümet yetkililerinin talebi
üzerine F-tipi Cezaevlerine ilişkin Komite bir denetim ziyareti yaparak F-tipi Ce-
zaevi koşullarının işkence, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele ve ceza yasağına
uygunluğunu denetlemiştir (Bu ziyarete ilişkin 8 Kasım 2001 tarih ve CPT/Inf (2001)
25 sayılı rapor için bkz. http://www.cpt.coe.int/documents/tur/2001-25-inf-eng.
pdf).
Benzer bir davet daha önce de 27 Temmuz 1996 tarihinde kitlesel ölüm oruçla-
rının ardından Çiller Hükümeti tarafından Eskişehir Özel Tip Cezaevi için CPT’ye
yapılmış ve CPT 19-23 Ağustos 1996 tarihinde bu cezaevine bir ziyaret gerçekleştir-
miştir. Bu ziyarete ilişkin rapor için bkz. http://www.cpt.coe.int/documents/tur/2007-
09-inf-eng.pdf.
Hasan Kemal ELBAN makaleler
186TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
de bulunmak hakkını da tanımıştır. Bunun yanı sıra, CPT’nin görevini
yaparken gerekli göreceği başka her türlü bilgiyi de Komite’ye sağla-
mak konusunda devletlerin genel bir yükümlülüğü vardır.
CPT, bilgilere erişme hakkını kullanırken “ulusal hukuk ve mesleki
ahlak kurallarını gözetmek” sorumluluğu altındadır. Ancak, bu yüküm-
lülük CPT’nin amacı olan kötü muamelenin önlenmesi ile tutarlı bir
şekilde yorumlanmalıdır. Ulusal makamlar istenilen bilgilerin sağlan-
masını bazı koşullara bağlamak isteyebilirler. Bununla birlikte, söz ko-
nusu bilgilere erişimi reddedemezler veya bilgilere erişimi reddetmek
ile eşit anlama gelecek koşullara bağlayamazlar.
e.g. CPT Raporları
CPT her denetim ziyaretinden sonra bir rapor hazırlar ve saptadı-
ğı bulgular ile özgürlüğünden yoksun tutulan kişilerin durumunu iyi-
leştirmek için gerekli gördüğü tavsiyelerini belirtir. Bu gizli rapor ilgili
devlete gönderilir. Raporla birlikte ilgili devletten CPT’nin tavsiyele-
rinin yerine getirilmesi için alınacak önlemleri açıklayan, ileri sürülen
görüşlere ilişkin tepkileri belirten ve bilgi istenilen konuları yanıtlayan
yazılı bir cevap istenir.
İki istisna dışında CPT raporları gizlidir. İlgili devlet raporu ve bu
rapora verilen cevabi görüşleri yayınlamak isteyebilir veya eğer ilgili
devlet işbirliği yapmayı veya özgürlüğünden yoksun tutulan kişile-
rin durumunu CPT’nin tavsiyeleri ışığında iyileştirmeyi reddederse,
Komite (üyelerinin üçte ikisinin onayı ve ilgili devlete görüş bildirme
fırsatını verdikten sonra) bu konuda bir kamu açıklaması yapma kara-
rını alabilir.
Başlangıçta gizlilik ilkesinin devletlerin işbirliği yapmalarını sağla-
ma ve CPT’nin etkinliğini arttırma açısından önemli olduğu düşünül-
müşse de, devletler, Komite ile yaptıkları görüşmelerin büyük çoğun-
luğunu kamuoyuna yansıtmaya hazır ve istekli olmuşlardır. Gerçekten
de, CPT’nin ziyaret ettiği devletlerin çoğunluğu CPT raporlarının ve
bunlara verilen cevapların yayınlanmasına izin vermişlerdir.
23
23
İlgili bütün raporlara CPT’nin internet sitesi adresi www.cpt.coe.int adresinden
ulaşılabilir.
makaleler Hasan Kemal ELBAN
187TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
e.h. CPT ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi İlişkisi
CPT görevi gereği, amacıyla sınırlı olarak, İnsan Hakları Avrupa
Mahkemesi’nin ilgi alanına giren konularla ilgilenmektedir.
24
Bu çer-
çevede CPT’nin denetlediği gözaltı merkezleri ya da tutma yerlerinde-
ki koşullara ya da gözaltındaki kişilere yönelik genel bir uygulamaya
ilişkin yayınladıkları raporlar, buralarda tutulan kişilerin ihlal iddiala-
rıyla bağlantılı olarak iddialarını temellendirirken başvurabilecekleri
destekleyici kanıtların başında gelmektedir. CPT’nin raporlarıyla bağ-
lantılı konularla ilgili olarak Mahkeme önüne gelmiş ve sonuçlandırıl-
mış çok sayıda dava söz konusudur.
25
Diğer taraftan, CPT de kendi standartlarını oluştururken Mahke
me’nin kararlarını yakından izlemektedir. Bu çerçevede, örnek olma-
sı bakımından, havaalanlarının transit bölgelerinde ülkeye girişlerine
izin verilmeden tutulan kişilerle ilgili olarak, ilgili ülkelerin, bu kişile-
rin tutulmadıkları, sadece ülkeye girişlerine izin verilmediği, istedik-
leri herhangi bir anda diledikleri ülkeye giden bir uçağa binip ülkeden
ayrılabilecekleri itirazına karşı bu itirazın geçerli olmadığı savını geliş-
tirirken, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin 25 Haziran 1996 tarihli
Amuur v. Fransa kararına göndermede bulunmuş ve Mahkeme’nin ge-
rekçelerini aynen kullanmıştır.
26
Yukarıda ifadesini bulan yakın bir etkileşimin varlığı açıkça gö-
rülmekle birlikte, hali hazırda bu yeterli bir derinliğe ulaşmış değildir.
Mahkeme ve CPT’nin işkencenin önlenmesinde yakın işbirliği içinde
olmaları avukatların bu ilişkinin öneminin ve yaratacağı fırsatların far-
kında olmasına bağlı olduğu bir gerçektir.
24
Bu karşılıklı ilgi örtüşmesinin özellikle Sözleşme’nin 2, 3, 5, 6 ve 8. maddeleri çerçe-
vesinde şekillendiğini belirtelim.
25
Bkz. diğer pek çok kararın yanında, 11 Haziran 2006 tarihli Jalloh v. Almanya kararı,
§ 55; 6 Haziran 2006 tarihli Baybaşin v. Hollanda kararı, § 46 vd.; 12 Nisan 2005 tarihli
Shamayev ve Diğerleri Gürcistan ve Rusya kararı, §§ 267 ve 329; 18 Ekim 2007 tarihli
Babushkin v. Rusya kararı, § 38; 13 Kasım 2003 tarihli Elçi v. Türkiye kararı, § 596 v.d.;
18 Haziran 2002 tarihli Orhan v. Türkiye kararı, § 34; 6 Mart 2002 tarihli Dougoz v.
Yunanistan kararı, § 46; 19 Nisan 2001 tarihli Peers v. Yunanistan kararı, § 61 v.d.
26
Bkz. CPT’nin yayınladığı “CPT Standartları” adlı kitapçık, CPT/Inf/E(2002)1 Türk-
çe, s. 40. Adı geçen kitapçığa CPT’nin yukarıda verilen internet sitesinden ulaşılabi-
lir.
Hasan Kemal ELBAN makaleler
188TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
f. Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu
Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (ECRI), 9
Ekim 1993 tarihinde Viyana’da toplanan “Avrupa Konseyi Devlet ve Hü-
kümet Başkanları I. Zirvesi”nde kurulmuştur. ECRI’nin kuruluş kararı
I. Zirve toplantısında kabul edilen zirve bildirisinde ifadesini bulmak-
tadır. Ekim 2000 yılında Strazburg’ta toplanan Irkçılığa Karşı Avrupa
Konferansı’nda ECRI’nin işlevini daha güçlendirmesi çağrısı yapılmış,
bunun üzerine 13 Haziran 2002 tarihinde Bakanlar Komitesi ECRI’nin
yeni statüsünü kabul etmiştir. Bu yeni statü ECRI’nin bağımsız bir in-
san hakları izleme organı olarak ırkçılık ve ırk ayrımcılığına ilişkin ko-
nularda rolünü sağlamlaştırmaktadır.
ECRI’nin üyeleri bağımsızdır ve sadece kendi vicdani kanılarına
göre hareket ederler. ECRI’nin amacı Avrupa çapında ve insan hakla-
rının korunması perspektifinden ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve anti-
semitizmin ortadan kaldırılmasıdır. ECRI’nin etkinlikleri özellikle ırk,
renk, dil, din, uyrukluk, ulusal ya da etnik kökene dayanan ayrımcı-
lık ya da önyargılarla karşı karşıya kalan kişi ya da kişi gruplarının
mağduriyetlerine son vermek için gerekli bütün tedbirlerin alınmasını
kapsar. ECRI’nin statüsünden kaynaklanan etkinlikleri üye ülkelere
ilişkin izleme, ayrıntılı genel politika tavsiyelerinde bulunmak
27
ve si-
vil toplumla ilişkiler kurmak ve geliştirmektir.
ECRI, ülkeler bazında yaptığı araştırmaların sonucu düzenlediği
raporlarını düzenli olarak yayınlamaktadır. ECRI’nin faaliyet konusu-
na ilişkin Türkiye hakkında da yayınlanmış raporları bulunmaktadır.
Türkiye’ye ilişkin raporların önemli bir kısmı Türkçeye çevrilmiş ola-
rak yayınlanmıştır.
28
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi de ECRI raporlarından özellikle
ayrımcılık temelli ihlal vakalarına ilişkin kararlarında yararlanmakta-
dır.
29
27
Bkz. özellikle 4 Ekim 2007 tarihinde yayınlanan ve Komisyon’un 29 Haziran 2007
tarihinde kabul ettiği “Siyasette Irkçılık ve Irk Ayrımcılığını Yok Etmek üzerine 11 No’lu
Genel Politika Tavsiyeleri” Avrupa çapında gelişen siyasetin milliyetçi ve dini hissi-
yatı istismarına karşı son derece önemli sonuçları olabilecek bir karşı ilk adım gibi
görünmektedir.
28
Söz konusu raporlara, Avrupa Konseyi’nin internet portalında bulunan aşağıdaki
linkten ulaşılabilir: http://www.coe.int/t/e/human_rights/ecri/4-publications/
1default.asp#P26_307 .
29
9 Ekim 2007 tarihli Hasan ve Eylem Zengin v. Türkiye kararı, §§ 28-29; 10 Kasım 2005
makaleler Hasan Kemal ELBAN
189TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
ECRI’nin raporları Türkiye’de özellikle eğitim hakkıyla ilişkili din
ve vicdan özgürlüğü ihlali iddialarından kaynaklanan davalarda öne
çıkmaktadır. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri bakımından ise özellikle
Roman topluluklara yönelik ırk ayrımcılığı sorunuyla bağlantılı işken-
ce, yaşam hakkı, adil yargılanma ve kişi özgürlüğü ve güvenliğine iliş-
kin ihlal iddialarıyla bağlantılı davalarda öne çıktığı gözlenmektedir.
Ancak ECRI’nin raporlarının gerek Türkiye ve gerekse Orta ve Doğu
Avrupa ülkelerinde yukarıda sayılan çerçeveyi fazlasıyla aşan bir viz-
yonu ve raporlama anlayışının bulunduğunu ve bu çerçevede söz ko-
nusu raporların daha geniş bir bakış açısıyla incelenmeyi hak ettiğini
burada belirtmekte fayda var.
Sonuç
Yukarıda bir bütün içinde ve mümkün olduğunca ayrıntılı olarak
açıklanmaya çalışıldığı gibi Avrupa Konseyi’nin varlık nedenlerinin
başında Avrupa çapında insan haklarına saygının korunması ve geliş-
tirilmesi gelmektedir. Söz konusu amaç, sağlıklı işleyen demokrasiler,
hukuk devletine saygılı hükümetler ve insan haklarının güvence altın-
da olduğu toplumlar yoluyla Avrupa’da barışın bir daha kaybedilmek-
sizin kalıcılaştırılması hedefinin önkoşuludur. İşte böylesi kapsamlı ve
zor bir görevin başarılması konusunda, Avrupa Konseyi, olası en etkili
araçlardan biri olarak İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve onun dene-
tim organı olan İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ni yaratmıştır.
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, yukarıdaki paragraflarda sıklık-
la belirtilmeye çalışıldığı gibi bağlayıcı yargısal kararlar alma yetkisine
sahip denetim organı olarak Avrupa Konseyi’nin amaç ve hedeflerine
hizmet etmektedir; ancak tabi ki Mahkeme’nin Avrupa Konseyi’nin
amaç ve hedeflerine hizmet etmek gibi bir görevi ve amacı bulunma-
maktadır. Bu durum Sözleşme’nin amaçlarıyla Konsey’in amaçlarının
birbiriyle tam uyum içinde olmasından kaynaklanmaktadır.
Avrupa Konseyi dahil her türlü kurum ve kuruluştan bağımsız
olarak hareket eden Mahkeme, Konsey’in çeşitli organlarıyla etkileşim
içinde ve önündeki somut davayla bağlantılı olarak Konsey’in ilgili
tarihli Leyla Şahin v. Türkiye kararı, Yargıç Tulkens’in karşı oy şerhi; 12 Nisan 2007
tarihli Ivanova v. Bulgaristan kararı, §§ 65-66; 13 Aralık 2005 tarihli Bekos ve Koutro-
poulos v. Yunanistan kararı, § 33 vd.
Hasan Kemal ELBAN makaleler
190TBB Dergisi, Sayı 77, 2008
organlarının ortaya koyduğu pek çok çalışmayı göz önüne alarak ka-
rarlarını vermektedir. Buna karşın Konsey’in, Bakanlar Komitesi, Par-
lamenterler Meclisi gibi asli organları da Mahkeme’nin işlevini etkili
ve herhangi bir sorunla karşılaşmadan yerine getirebilmesi için azami
çaba harcamaktadır. Bütün bu çabanın altındaki itici güç, İnsan Hakla-
rı Avrupa Sözleşmesi’nin ve onun denetim organı olan Mahkeme’nin
işlevini gerektiği gibi etkili bir şekilde yerine getirebilmesinin önkoşu-
lunun Mahkeme’nin yapısının sürekli gözetim altında olmasını gerek-
tirdiğinin bilincinde olunmasıdır.
Evet, Sözleşme ve Mahkeme, insan haklarının korunmasında mü-
kemmel işleyen araçlar değildir; ancak bugüne kadar, insan hakları-
nın korunması konusunda Mahkeme’nin başarılı ve etkili bir sonuçlar
aldığı genel kabul gören bir görüştür. Bütün bu karşılıklı etkileşimin
farkında olmaksızın Mahkeme’nin bugünkü yapısı, kararlarının altın-
da yatan felsefi temel; Mahkeme’nin geleceği ve karşı karşıya kaldığı
zorluklar ile bunlarla ne şekilde başa çıkmaya çalışıldığı anlaşılamaz.
Mahkeme’nin karşı karşıya olduğu zorluklar ve bunlarla başa çıkma
çabaları, olası sonuçları itibariyle başvurucuların davalarını da yakın-
dan ilgilendirmekte ve Mahkeme’nin kararlarında da bir dereceye ka-
dar etkili olmaktadır.
Mahkeme önünde hak aramayı planlayan başvurucular ya da
onların hukuki temsilcilerinin, bağımsız bir yapısı olmakla birlikte
Mahkeme’nin, Avrupa Konseyi’nin bir parçası olduğu gerçeğinin far-
kında olarak başvurularını yapmalarında büyük yarar bulunmakta-
dır.