TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 269
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
BAĞIMSIZ AVUKATLIK
Av. Talay ŞENOL*
I. SAVUNMA HAKKI VE AVUKATLIK
Hukuk devletinin üzerine inşa olunduğu temel hak ve özgürlüklerin
en önemlilerinden biri, gerek uluslararası sözleşmeler ve gerek Anayasa
ve yasalarda yer almış bulunan “savunma hakkı”dır.
Kişilerin doğru ve adil yargılanma hakkı Anayasalar ve kanunlarla
güvence altına alınan, uluslararası hukuk metinlerinde de yer alan temel
haklardan biri ve belki de en önemlisidir. (İnsan Hakları Evrensel Beyan-
namesi m. 8-11; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m. 6/3; Avukatların
Rolüne Dair Temel Prensipler -Havana Kuralları- m. 1)
1
Anayasamız savunma hakkından “hak arama özgürlüğü” kavramı
içerisinde söz edilmektedir. Anayasamızın 36. maddesinin 1. fıkrasında
“herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde
davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
hükmü yer almaktadır.
Gerçekten, avukatın rolünü, mahiyetini, yerini, niteliğini “hak arama
özgürlüğü” çerçevesinde değerlendirmek gerekir.
Genel olarak hak arama özgürlüğü yetkili makamlar önünde beyan-
da bulunma, derdini söyleme ve dinletme olarak ifade edilmektedir. Hak
arama, iddiayı da savunmayı da içine almaktadır. Savunma hak arama
özgürlüğünün doğal bir sonucudur. Başka bir deyişle savunma hakkı, hak
*
Ankara Barosu üyesi
1
Avukatlık Rolüne Dair Temel Prensipler - Havana Kuralları m.1: “Herkes hakların varlı-
ğını tespit ettirmek ve korumak ve Ceza Muhakemesi’nin her aşamasında haklarını savunmak
için kendi seçtiği bir avukatın yardımına başvurma hakkına sahiptir.”
270 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 271
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
arama özgürlüğünün somutlaşmış halidir yani savunma hakkı temel bir
hak olduğu kadar aynı zamanda bir özgürlük biçimidir.
2
Hak arama özgürlüğünü ve savunma hakkını somutlaştıran ve pe-
kiştiren kurum avukatlıktır.
3
Bir başka deyişle avukat halkın hak arama
özgürlüğünün teminatıdır.
4
Gerçi gerek İHAS m. 6/3-c, gerekse Anayasamızın 36. maddesinde ve
Avukatlık Yasası’nın 35. maddesinde belirtildiği üzere, dava açma yeteneği
olan herkes bizzat yargı mercilerine başvurarak dava açabilir, takip yapabi-
lir, aleyhine dava açılan ve takip yapılanlarda kendi kendine savunabilir.
Ancak, insanlar değişik nedenlerle kendini savunurken bir başkasının
yardımını isteyebilirler. Hukuk devleti, yaşamın her alanını hukuksallaştır-
mıştır. Öyle ki vatandaşlar kurallar labirentinde yollarını bulamaz, haklarını
arayamaz duruma gelmişlerdir.
Diğer yandan, savunma karmaşık bir yapıya sahiptir. Olayı kavramak,
onu hukuk diline çevirmek, yürürlükteki hukuk kuralları içinden olaya
uygun kuralı bulmak, istemde bulunmak, gerekli itirazları yapmak, birey
için çok kez zor hatta imkansız bir durumdur. Bu karmaşık yapı içinde
bireyin, hak kaybı kaçınılmaz hale gelir.
5
Özellikle son zamanlarda Ülkemizde, uyum Yasaları adı altında yapı-
lan Yasama faaliyetleri sonunda vatandaş önünü göremez hale gelmiştir,
çaresiz kalmıştır. Birçok hukuk kurallarından habersizdir. Varlıklarından
haberdar olsa bile hukuk dilinin ağırlığı ve özellikle özel hukuk deyimle-
rinin varlığı nedeniyle kendiliğinden bunları anlaması ve onlara uygun
davranması ya da onlara dayanarak hak araması imkansız hale gelmiştir. Bu
nedenlerle birçok konularda olduğu gibi, bu konuda da bir uzmana ihtiyaç
bulunmaktadır. Bu uzmanın sadece konusunun uzmanı olan bir kişi değil,
aynı zamanda herhangi bir baskı altında olmadan ve başkaca güçlere ve
çıkarlara bağlı kalmadan hizmet edeceğine, sınırsız olarak güvenebilecek
biri olması gerekir.
6
İşte avukatlık böyle bir göreve özellikle uygun bir mesleği oluştur-
maktadır.
2
Eriş, U., “Avukatın Savunma Dokunulmazlığı”, Ankara Barosu 2004 Kurultayı Tebliği,
s. 1; Sayman, Y., “Hak Arama Özgürlüğü ve Avukatlık Mesleği, Demokratikleşme, İnsan
Hakları ve Hukuk Devleti Bağlamında Avukatlık Mesleği” (Sorunlar-Çözüm Perspektifleri,
İstanbul Barosu Başkanlığı Sempozyumu, 25-29 Ekim 1995 Antalya, İstanbul Barosu
Yayınları, 1. Baskı, (1996), s. 419 vd.; Güner, S., “Avukatlık Hukuku”, 2. Baskı, Ankara
Barosu Yayınları
3
Tanör, B., “Türkiye’nin İnsan Hakları Sorunu” (/1991), s. 330.
4
Sayman, Y., a.g.e. s.420
5
Busse, F., “Freie Advokatur, Entwicklung, Bedeutung, Perspektiven für die Rechtspflege”,
Anwaltsblatt 3’2001, s. 130 vd., 133.
6
Busse, F., a.g.e. s.133
270 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 271
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
II. BAĞIMSIZ AVUKATLIK
1. Anlamı
Avukatlık mesleği bilindiği gibi 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu ve
bu kanunla ilgili olarak çıkartılan meslek kurallarıyla düzenlenmiştir.
Avukatlık Yasası’nın 4667 Sayılı Yasa’yla değişik 2. maddesi avukatlığın
amacı hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve
anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve
hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını, her derecede yargı organ-
ları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.
(Fıkra 1)
Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve
kişilerin yararlanmasına tahsis eder. (Fıkra 2)
Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere avukatın iki yönlü bir işlevi bu-
lunmaktadır. Avukat taraf temsilcisi olarak faaliyet göstermenin yanı sıra
yargılama faaliyetlerine katılarak anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete
uygun olarak çözülmesi çabasına da ortak olmaktadır. Avukat, hukuki
bilgi ve tecrübelerini ortaya koyarak kişilerin haklarına kavuşmaları ve
uğradıkları haksızlıkların giderilmesi bakımından onlara taraf temsilcisi
olarak yardımda bulunurken aynı zamanda adaletin gerçekleşmesine de
hizmet etmektedir.
Avukatın sanatı öncelikle müvekkilinin davasını etkili biçimde savun-
maktır. Ancak avukatlar sadece müvekkillerinin menfaatlerine değil, bir
bütün olarak adalet sisteminin gereklerine hizmet ederler.
Hukuka saygı ilkesi üzerine kurulmuş bir toplumda avukat önemli
bir role sahiptir. Görevi kanun çerçevesi içinde sadece bir vekaletin sadık
uygulamasıyla sınırlı değildir. Bir hukuk devletinde avukat hem adalete
hem de hak ve özgürlüklerini savunmakla yükümlü olduğu yargılamaya
tabi kişiler için de vazgeçilmezdir.
7
Avukatın bu görevini yerine getirirken konusunun uzmanı olmanın
yanısıra , kendisinin dışında başka bir tür bağımlılıkları olmayan, sadece
kendi çıkarlarını koruyacağına inandığı, her türlü baskı ve çıkar ilişkile-
rinden uzak bir kişi olması gerekir. Kısaca bu kişinin uzman olmasının
yanısıra, bağımsız da olması gerekir.
Avukat üzerine düşen görevlerin çeşitliliği sebebiyle her türlü baskıdan,
özellikle kendi menfaatlerinden ve dış etkilerden neşet eden baskılardan
arındırılmış, tam bir bağımsızlığa sahip olmak durumundadır.
8
7
Avrupa Topluluğu Avukatlık Meslek Kuralları (CCBE Meslek Kuralları) m. 11
8
CCBE Meslek Kuralları 2.1.1
272 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 273
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Avukatın aynı zamanda hem hukukun hem de iş sahibinin çıkarları-
na hizmet edebilmesi, ancak gerçek anlamda bağımsızlığın sağlanması ile
mümkündür.
Nitekim, Avukatlık Yasası’nın 4667 Sayılı Yasayla değişik 2. fıkrasında
da “avukat yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe
temsil eder” diyerek avukatın bağımsızlığı vurgulanmaktadır.
2. Önemi
Gerçektende “Avukatlığın Bağımsızlığı” konusu son derece önem taşı-
maktadır. Avukatlığın bağımsızlığı, mesleğin “onsuz olmaz (sine qua non)”
koşuludur.
9
Avukat bağımsızlığı, avukata mesleğini en iyi biçimde icraa edebile-
ceği statüyü garantiler. Avukatın bağımsız oluşu, müvekkil ile arasındaki
güven ilişkisini perçinler.
Avukat bağımsızlığı, avukatlık faaliyeti müvekkil haklarını koruma-
ya hizmet ettiği için, müvekkil yararına da bir güvence oluşturmaktadır.
Avukat mesleğini icraada ne kadar özgür olursa, müvekkilinin haklarını
elde etme konusunda da o kadar başarılı olur. Avukatlık bağımsızlığına
yapılan müdahaleler bu nedenle, avukatlığa yapılmaktan ziyade, avukat-
larca savunulan vatandaş özgürlüğüne yönelir.
Bu bağımsızlık adli makamlar nezdinde yürütülen faaliyetlerde olduğu
kadar örneğin bir hukuki mütala verirken de gereklidir. Çünkü avukatın
müvekkiline sırf onun gönlünü hoş etme kaygısıyla veya herhangi bir dış
etkenin tesiri altında kalarak verdiği hukuki mütalanın gerçek bir değeri
yoktur.
10
Avukat üzerine düşen görevlerin çeşitliliği sebebiyle her türlü baskı-
dan, özellikle kendi menfaatlerinden ve dış etkilerden neşet eden baskı-
lardan arındırılmış tam bir bağımsızlığa sahip olmak durumundadırlar.
Bu bağımsızlık aynı zamanda yargıcın bağımsızlığı ve adalete güven için
de gereklidir.
11
Avukatın bağımsızlığı, vatandaşın hukuka katılımının bir garantisi
ve hukuk devletinin gerçekleşmesinin de bir teminatıdır. Bu bağlamda
9
Eriş, U., a.g.e. S. 2; Anday, N. “Avukatlık Hukuku’nun Genel Esasları” (1994) s.41; Fal-
kenhausen, J. “Berusbild und Berufsverstaendnis des Anwalts”, Anwaltsblatt 2/2000
Sonderheft, s. 26 vd., 28.
10
CCBE Meslek Kuralları 2.1.2
11
CCBE Meslek Kuralları 21.1; Coşar, A., Yargı Yılı ve Barolar Cumhuriyet/24.9.1990
272 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 273
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
avukata tanınan yetkiler, savunma hakkına yani temel bir hakka varlık
kazandırır. Böylece hukuk devletine de hizmet eder.
12
Bağımsız avukatlık, hukuk devletinin taşıyıcısı ve teminatıdır.
13
Hukuk devletinin amacı, mümkün olduğunca üst düzeyde adaletin
gerçekleştirilmesidir. Avukat hukuka hizmet ederek bu amaca ulaşılmasına
yardımcı olur. Bağımsız avukat, hukuk devleti bakımından vazgeçilmez-
dir. Bağımsız avukatlık, madde anlamda hukuk devletinin gerçekleşmesini
sağlayan kurumlardan biridir.
14
Bağımsız avukatlık, aynı zamanda yargıç bağımsızlığı ve adalete gü-
ven için de gereklidir.
15
Her iki bağımsızlık birlikte yargı bağımsızlığını
garantilemektedirler.
Devlet savunmaya güçlü bağımsız bir konum sunarak otoritesini
sınırlar. Hukuk Devletinin özü, devlet otoritesinin adalet esasına göre sınır-
landırılmasıdır. Avukatlığın hukuki konumu ile devlet ve toplum düzeni
arasında sıkı bir bağlantı bulunmaktadır. Avukata tanınan bağımsızlık,
devletin her bir vatandaşının özgürlük alanını koruma isteğiyle doğru
orantılıdır.
Kurumsal anlamda bağımsız avukatlık, Hukuk Devletinin hedeflediği
hukukun gerçekleştirilmesi amacına hizmet etmekte olduğundan Hukuk
Devletinin vazgeçemeyeceği temel unsurlardan biridir.
16
Avukatın bağımsızlığına yönelik müdahaleler “savunma diyalektiliği-
ni” saptırmak veya yetersiz hale getirerek, sonuç vermesine engel olmak
sonucunu doğurur ki, böyle bir eylem avukata değil, onun savunmaya
çalıştığı adalete zarar verir.
17
Bu nedenle, hükümetlerin, avukatların hiçbir baskı, engelleme, taciz
veya yolsuz bir müdahale ile karşılaşmadan, her türlü mesleki faaliyetleri
yerine getirmelerini sağlamaları gerekir.
18
12
Eriş, U. a.g.e, s.2
13
Huffmann, H., “Kampf um freie Advokatur” (1967), s.1.
14
Huber, H., “Aufgabe und Bedeutung des freien Anwalts im Rechtsstaat”, SJZ 1957, s.265
vd.
15
Habscheıd, W., Die Unabhaengigmeit des Rechtsanwalt, NJW 1962 vd. 1986;
Sungurtekin, M. “Avukatlık Mesleği, Avukatın Hak ve Yükümlülükleri”, (1995)s.78
16
Sungurtekin, M. “Kuramsal Anlamda Bağımsız Avukatlığın Anlam ve Önemi”,
Faruk EREM Armağanı, TBB Yayını No:8, (1999), s. 615 vd. 633
17
Tuncel, A. ve diğerleri, “Müdafiin Sorumluluğu”, Avukatlık Mesleği, İstanbul Barosu
Sempozyumu, s.321 vd. s. 327
18
Havana Kuralları m. 16/a.
274 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 275
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Bu nedenle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ilgili maddeleri
dikkate alınarak, avukatlık mesleğinin icrasındaki özgürlüğün ayırım gö-
zetmeden hükümet veya kamudan gelecek uygunsuz müdahalelere yer
vermeyecek şekilde korunması, teşvik edilmesi ve bağımsızlık prensibine
saygı gösterilmesi için gereken tüm tedbirler alınmalıdır.
19
3. Kapsamı
Avukat bağımsızlığının son derece geniş kapsamlı oluşu, konunun
çeşitli yönleriyle irdelenerek, incelenmesini gerektirmektedir.
Avukat bağımsızlığının çeşitli yönlerinin birbirinden kesin sınırlarla
ayrılması olanağı bulunmamaktadır. Bunlar birbirleri ile çok sıkı bağlantılar
içindedir. Alt ayrım yapmaktaki güçlük, avukat bağımsızlığı ilkesinin, bir
hukuk normu değil; aksine etik ve ideal bir gereklilik göstermesi sebebi ile
artmaktadır ve kısmen hükme bağlanabilmesi mümkün olmaktadır.
20
Öncelikle avukatın devlet karşısındaki bağımsızlığı inceleme konusu
yapılmalıdır. Diğer yandan, avukatın müvekkili ile olan ilişkisi bakımından
bağımsızlığı, üçüncü kişiler yönünden (toplumsal bakımından) bağımsızlığı
da avukat bağımsızlığının önemli yönleridir. Yine bu bağlamda avukatların
barolarla ilişkilerinde değerlendirilmesi gerekir.
21
a. Avukat-Devlet İlişkisi Bakımından Bağımsız Avukatlık
Serbest avukatlık, herşeyden önce devletten ve devlete karşı bağımsız
olma anlamına gelir.
22
Alman Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında vurguladığı gibi
devlet kontrolü ve vesayeti bağımsızlık avukatlık ilkesi ile bağdaşmaz.
23
Bu anlamdaki avukat bağımsızlığına devletten gelecek talimat, etki ve
kontrollerinin dışında bulunmanın yanısıra, mesleğe kabuldeki serbestli-
19
AB Avukatlık Prensipleri, Prensip I: Avukatlık Mesleğinin İcrasındaki Özgürlü-
ğündeki Genel Prensipler. Aynı doğrultuda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin
Avukatların Mesleklerini İcra Etme Özgürlüklerine İlişkin Üye Ülkelere Tavsiye
Kararı (2000) m.6
20
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği s. 32,33
21
Güner, S. Avukatlık Hukuku s. 79: Koyuncuoğlu, T. “Avukatlık Mesleği - Baro - Hukuksal
Korunma Sigorta İlişkisi”, Avukatlık Mesleği, İstanbul Barosu Sempozyumu, s. 188
vd. s. 192
22
Busse, F. a.g.e. s. 133; Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği s. 33 vd; Güner, S. Avukatlık
Hukuku, s. 81 vd.
23
Bverfge, 34, 292, 302; 50, 16, 29; 63, 266, 284.
274 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 275
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
ği, yerleşme özgürlüğü, faaliyet alanı serbestliği (serbest etki alanı), yargı
faaliyetinin diğer çalışanları yani savcı ve yargıç karşısındaki bağımsızlık
da dahildir.
aa. Avukatlığın Serbest Meslek ve Kamu Hizmeti Olması
Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesinin, 1. fıkrasında avukatlık hem bir
kamu hizmeti ve hem de serbest meslek olduğu vurgulanmaktadır. Ancak,
maddede doğrudan ne bir serbest meslek ve ne de kamu hizmeti tanımı
yapılmamaktadır.
Maddedeki avukatlığın serbest meslek olduğu ifadesi, öncelikle
avukatın devletle kamu hukukuna özgü bir istihdam ilişkisi içinde bulun-
madığının ve devletin yapılandırılmasının içinde bir memur konumunun
olmadığının delilidir.
Yasalarımızda serbest meslek tanımı ile ilgili tek düzenleme 193 sayılı
Gelir Vergisi Yasası’nda yapılmıştır. Yasanın 65/II maddesinde; “Serbest
meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi ve mesleki bilgiye veya ih-
tisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin, işverene tabi olmaksızın şahsi
sorumluluk altında, kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” şeklinde tanımlan-
maktadır. Bu tanımdan hareketle avukatlık mesleğinin bir serbest meslek
olduğu kabul edilmelidir.
24
Gerçekten de avukatlık sermayeden çok, kişisel çabaya bağlı bir uğraştır
ve faaliyetini kendi kişisel sorumluluğu altında yürütür. Serbest meslek-
lerin çoğu gibi avukatlık da, akademik eğitime dayanır ve bilimsel esaslar
çerçevesinde yürütülür.
Serbest meslek olmanın belirleyici niteliklerinden biri de meslek men-
suplarının müvekkil, hasta, müşteri gibi kişilerle yapmış oldukları özel
hukuk sözleşmeleri ile mesleklerini icra etmelerini ve mesleği icra edenin
kişisel özelliklerinin önem taşımasıdır.
25
Müvekkil de avukatın kişisel niteliklerine, bilgisine, zeka kıvraklığına
ve duruşmalarda göstereceği beceriye güvendiği için seçer.
26
Diğer yandan, Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesinin 1. fıkrasında;
avukatlığın kamu hizmeti olarak nitelendirilmesi, avukatlık mesleğinin
serbestlik ilkesine ters düşmemektedir.
24
Güner, S. Avukatlık Hukuku
25
Fuhrmann, M. “Rechtsstellung des Angestellten Rechtsanwalts”, (1989) s. 42, 159.
26
Sungurtekin, M. Avukatlık Meleği s. 19.
276 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 277
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Kamu hizmeti nitelendirilmesinin varlığını şart kıldığı birinci unsur,
hizmetin kamuya yönelmiş, bir başka deyişle kamuya yararlı olmasıdır.
Bir başka deyişle kamu hizmeti niteliğindeki faaliyetler, genel ve kollektif
hizmetleri karşılar, kamu yararını gerçekleştirir.
27
Yargılama faaliyetinin kamusal niteliğinden şüphe edilemez. Avukat
da yargılama faaliyetine katılan ve adil bir karara ulaşılması sürecine ortak
olan kişi olduğuna göre onun da kamu hizmeti gördüğü kabul edilmelidir.
Avukatlık faaliyeti hak arama özgürlüğünün fiilen gerçeklik kazanabilme-
sinin varlık şartı olarak karşımıza çıkmakta ve bu surette kamu yararını
gerçekleştirmektedir.
28
Kamu hizmeti nitelendirilmesinin varlığını şart kıldığı unsurlardan
ikincisi ise kamu kuruluşlarınca veya ilgili kamu kuruluşunun denetimi
altında özel kişilerce yürütülmesidir. Avukatlar da mesleki faaliyetlerini
tüzel kişiliği olan kamu kurumu niteliğindeki baroların denetimi ve göze-
timi altında sürdürürler. (Av.K.m. 76/1)
Bu durum kamu hizmeti niteliğindeki faaliyetlerin devlet veya diğer
kamu tüzel kişileri tarafından ya da onların gözetimi ve denetimi altında,
veya onların katılımıyla yürütülmesi unsurunu karşılar.
29
Diğer yandan, günümüzde kamu yararına olan bir hizmetin mutlaka
klasik idare kuruluşları tarafından görülmesi gerekliliği de bulunmamak-
tadır.
30
Serbest avukatlık ilkesi, onun bir idare hukuku anlamında kamu gö-
revlisi gibi değerlendirilmesine engeldir. Yaptığı hizmet, bir kamu hizmeti
gibi değerlendirilse de, kendisi bir kamu görevlisi değildir.
31
Kısaca avukatlık “insan onuruna özen” mesleği olarak, serbestçe yapılan
bir kamu görevidir.
32
bb. Mesleğe Girişin Serbest Olması
Mesleğe kabulde, devletin takdir hakkı bulunmaması, avukat bağım-
sızlığının bir gereğidir. Ancak, sadece mesleğe kabul konusunda devletin
27
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s. 6, Gözübüyük, S. / Akıllıoğlu, T. “Yönetim Hukuk”,
6. Baskı (1993) s. 221., Akgül, A. “Avukatlık Mesleğinin Kamu Hizmeti Niteliği” s. 2.
28
Centel, N. “Ceza Hukuku’nda Müdafii”, (1984), s.7 vd; Sungurtekin, M. Avukatlık Mes-
leği, s.8.
29
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s.7
30
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s.6, 7
31
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s.15
32
Sungurtekin, M. Kuramsal Anlamda Bağımsız Avukat, s.615
276 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 277
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
takdir hakkının bertaraf edilmesi ve devlet güdümünü önleyici tedbirler
alınması ile avukat bağımsızlığının sağlanamayacağı da bir gerçektir.
Mesleğe kabul şartlarının ana hatlarıyla ve objektif olarak belirlenmesi,
şartlardaki eksiklik halinde mesleğe kabul edilmeme veya sonradan şart-
larda eksiklik sözkonusu olursa, meslekten çıkarılma konularında takdir
hakkının ortadan kaldırılmış olması, avukat bağımsızlığının bir yönünü
oluşturur.
33
Gereksinme duyulan avukat sayısının araştırılıp, tespit olunması ve
mesleğe kabulde dikkate alınması, bir başka deyişle Numerus Clausus ilkesi
ile bağlı olarak gereken avukat sayısının belirlenmesi ve sadece bu kadar
kişinin avukatlık mesleğine kabul edilmesi ise, iyi işleyen yargı mekaniz-
masının gerektirdiği bir husus olmakla birlikte, mesleğe serbestçe giriş ve
avukat bağımsızlığı ilkeleri ile bağdaştırılması oldukça güçtür.
Avukatlık kanunu hükümleri, Anayasa hukuku bakımından son derece
önemli olan iki temel ilkenin hassas alanı içinde bulunur. Bunlar, Anaya-
samızın 48. ve 49. maddelerinde teminat altına alınan herkesin dilediği
alanda çalışma hakkının gereği olan serbest avukatlık ilkesi ile işlevini iyi
yerine getiren yargı faaliyetini temin ilkeleridir. Kanun koyucu, anayasal
sınırlar içerisinde iki menfaat arasında uygun bir denkleştirme yaparak,
düzenlemeler getirmek durumundadır. Avukatlık Yasası’nda 02.05.2001
tarihinde 4667 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonucu öngörülen avukatlık
sınavının da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Avukatlık mesleğine girişte, sınav zorunluluğunun getirilişinin amacı,
avukatlık hizmetinin ve kalitenin yükseltilmesi ve yargı işleminin iyi şekilde
yerine getirilmesinin toplumsal yarar sağlayacağı düşüncesidir.
Nitekim bir çok gelişmiş ülkede avukatlık mesleğine kabulde avukat
sınavını başarma şartı bulunmaktadır.
Almanya’da avukat olabilmek, Alman Yargıçlık Yasası’na göre, yargıç
olabilme ehliyet ve yeterliliğine sahip olmasına bağlıdır ve bu da iki devlet
sınavının başarılmasını gerektirmektedir.
34
Avusturya’da ve İsviçre’nin bir çok kantonunda da, avukatlık mesle-
ğine kabul sınavı başarma şartına bağlı tutulmuştur.
35
Burada önemli olan mesleğe kabul sınavının keyfilikten ve subjektif
etkilerden uzak olmasıdır.
33
Busse, F. a.g.e. s.133
34
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s.90.
35
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s.90.
278 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 279
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Meclise sevk edilen Avukatlık Kanunu tasarısında sınav kurulunun
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından seçilen 5 asil ve 3 yedek
üyeden oluşması öngörülmekte iken, Mecliste yapılan değişiklikle avu-
katlık sınavının Türkiye Barolar Birliği’nce Öğrenci Seçme ve Yerleştirme
Merkezi’ne yaptırılması hüküm altına alınmıştır. (Madde 28)
Ne yazık ki daha sonra yapılan 25.06.2002 tarih ve 4767 sayılı Yasa ile
Avukatlık Kanunu’na eklenilen geçici 20. maddenin 2. fıkrasında, Avukatlık
Kanunu’nun mesleğe kabul şartları altında, avukatlık sınavının başarmış
olma şartını içeren 3. maddesinin 4. bendi hükmü 10.05.2001 tarihinde
hukuk fakültelerinde öğrenci olanlar hakkında uygulanamayacağını ön-
görerek sınav konusunu ertelemiştir.
Diğer yandan, avukatlık hizmetindeki kalitenin yükseltilmesinin
nitelikli hukuk eğitimi verilmesi ve mezuniyet sonrası yapılan avukatlık
stajının mesleğe gerçekten hazırlayıcı olması ile de yakından ilgili olduğu
unutulmamalıdır.
Yeniden yapılacak bir düzenleme ile, avukatlık sınavının yeniden
konulmasının ve sınavın tümüyle Türkiye Barolar Birliği’ne bırakılması-
nın sağlanması, mesleğin kalitesinin ve saygınlığının artırılması yönünde
yerinde olacaktır.
cc. Yerleşme Özgürlüğü ve Faaliyet Alanının Serbestliği
Avukatın devlet ile olan ilişkisindeki bağımsızlığının unsurlarından
biri olan yerleşme özgürlüğü avukatlık için gerekli yeterliliğe sahip olan
herkesin, dilediği herhangi bir yerde mesleğe kabul olma konusunda talepte
bulunmasını ifade eder.
36
Avukatlık mesleğine kabul için, kanunun aradığı şartlara sahip olan ve
staj bitim belgesini almış olan bir kişi, bölgesi içinde faaliyette bulunmak
istediği yer barosuna başvurarak, o yer barosuna kayıt olur. (Av. K. m.
66/1) Bir baro levhasına yazılmış olan avukat, sürekli olmamak koşulu ile
Türkiye’nin her yerinde avukatlık yapmaya yetkilidir. (m. 66/2)
Avukat bağımsızlığı, meslek mensubunun serbest bir faaliyet alanına
sahip olmasını da gerektirir. Avukatlık hiçbir hukuki meselede hak arayan,
hukuken yardıma muhtaç olan bireyin temsil ve bilgilendirme ihtiyacının
görmezlikten gelinemeyeceği bir faaliyet alanıdır.
37
Avukatın gerek temsil ve gerekse danışma faaliyetleri konusunda sahip
olduğu tekel hakkı, hukuk devletinde vatandaşın mutlaka sahip olması
36
Sungurtekin, M. Kuramsal Anlamda Bağımsız Avukat, s. 618, Avukatlık Mesleği s.38
37
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s.39, Bağımsız Avukatlık s. 619
278 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 279
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
gereken hak arayanların tüm hukuki meselelerde, hukukçu himayesinden
yararlanılması hakkına dayanır.
Avukatın, müvekkilinin menfaatini korumada özgür, vicdani kanaatine
göre doğru olduğuna inandığı şekilde ve her türlü etkiden uzak, sadece
hukuka tabi olarak hareket etmesi gerekmektedir.
38
dd. Avukatın Yargı Organlarına Karşı Bağımsızlığı
Avukatın devlete karşı bağımsızlığı, aynı zamanda yargı organlarından
ve yargı organlarına karşı bağımsızlığı da içerir.
39
Demokratik hukuk devletinde avukat, yargının taşıyıcı bir unsuru
(destekticisi) değil, yargıç ve savcıların yanında, hak arayan vatandaşla-
rın danışmanı ve temsilcisi olarak adaletin gerçekleşmesi mücadelesinde
önemli görevler üstlenen bir kişidir.
40
Avukatın, müvekkilin yararına olan tüm hususları ileri sürme hakkı
bulunmaktadır. Avukat, davada dilekçelerinde müvekkilin verdiği bilgi-
lere dayanma ve karşı taraf aleyhinde sert ifadeler kullanma olanağına
sahiptir. Avukata, müvekkilinin menfaatini koruduğu oranda mutlak bir
dokunulmazlık tanınmıştır. Kuşkusuz avukat, müvekkilinin menfaatlerini
hukuk çerçevesinde korur.
Avukat, mahkemenin emrinde, hizmetinde değildir ve mahkemeden
talimat alması, ona tabi olması düşünülemez. O sadece hukuka tabidir.
Ancak bu şekilde avukat işlevini gerektiği şekilde yerine getirir. Hukuk
devleti olmakta bunu gerektirir. Bu yüzden mahkemenin, duruşmanın di-
siplinini sağlamak konusunda alacağı önlemler avukata karşı olduğunda
sınırlıdır. Avukatın sözünün kesilmesinin haklı olabileceği durumlarda bile
duruşma salonundan çıkarılması ve avukata karşı diğer zorlayıcı önlemlere
başvurulması haklı kabul edilemez.
41
Avukat, tabi ki hakimlik makamına karşı elinden gelen saygı ve dü-
rüstlüğü göstermek ve kanun çerçevesinde kalmak kaydı ile müvekkilini
kendi vicdanına ve müvekkilinin menfaatlerinin korunması hususunda en
uygun yolu seçerek savunacaktır.
42
38
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s.40.
39
Busse, F. a.g.e. s.134; Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s. 40 vd.; Kılıç, S. “Avukatlık
Mesleği Bağımsız Niteliği”. htp://www.angelfire.com/mt/savas1/s.5
40
Busse, F. a.g.e. s.134
41
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s.42.
42
CCBE Melek Kuralları m. 4.3.
280 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 281
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Ancak, avukat bu saygıyı gösterirken, savunmanın da görülmeyen
ama var olan makamının saygınlığını korumalı ve ona saygı duyulmasının
koşullarını oluşturmalıdır. Asla, hakimin karşısında teslim olan, boyun eğen
bir tavır içinde olmayacaktır. Bunu sağlamak için avukat, usul kurallarına
en az hakim kadar egemen olmalı ve elindeki dava dosyasını hakimden
daha iyi bilmelidir. Hakimin bir çok dava dosyası vardır. Ama avukatın
görev yaptığı dava dosyası her zaman tekdir.
Hukuk davalarında vekil, münasip olmayan hal ve tavırlarda bulunur
ise mahkemeden çıkarılır (HUMK m. 70/II). Ceza davalarında da, duruşma
disiplinini bozan her kişinin mahkeme başkanınca duruşma salonundan
çıkarılması söz konusudur. (CMUK m. 378/2). Avukatlık Kanunu’nun 58/2
maddesi duruşmanın inzibatına ilişkin Hukuk Usulü Mahkeme Kanunu ile
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerini saklı tutmuştur.
Ancak, bu hükümlere göre avukatın tutuklanması sözkonusu olma-
yacağı gibi, hakkında hafif hapis veya hafif para cezası da verilemez (Av.
K. m. 58/II, son cümle).
Avukatın ceza yargılamasındaki bağımsızlığı değişik biçimlerde ken-
dini gösterir. Öncelikle müdafii uygulayacağı yöntem ve yolların seçimi
konusunda özgür olmalı, herhangi bir sınırlanmaya tabi tutulmamalıdır.
Ayrıca müdafaa görevi yürüten avukatın hiçbir şekilde baskıya maruz
kalmaması gerekir.
Savunma avukatının, savcı ile karşılıklı eşit haklara sahip olması, ceza
yargılamasındaki “silahların eşitliği ilkesi”nin bir gereğidir. Savunma avukatı
savcı karşısında da bağımsızdır, ondan talimat alma sözkonusu olamaz.
ee. Avukatın Yürütme Organına Karşı Bağımsızlığı
Avukatın sadece yargılama organına karşı bağımsız olması yeterli
değildir. O yürütmenin organına karşı da bağımsız olmalıdır. Görevini ne
şekilde yerine getireceği konusunda hiçbir makam ve merciinin avukata
talimat verebilmesi, etkide bulunabilmesi mümkün değildir.
43
Avukatlık Kanunu’nun 58/1. maddesine göre; avukat hakkında gö-
revlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı dava
açılması Adalet Bakanlığı’ndan izin alınmasını gerektirmektedir. Gerçi
Adalet Bakanlığı’nın verdiği izin idari karar olduğundan, buna karşı idari
yargılarına gidilebilinecektir. Ancak, bu husus avukatın yürütme organı
karşısındaki bağımsızlığını zedeler mahiyettedir. Bir başka deyişle, yürüt-
meye dahil olan Adalet Bakanlığı’nın avukat hakkında dava açabilmesi
43
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s.44; Kılıç, S. a.g.e. s.5
280 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 281
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
açısından izin mercii olarak belirtilmesi, avukatın yürütme karşısında
bağımsız olgusu ile çelişir.
Gerçektende kovuşturma izni verilmesi yetkisinin Adalet Bakanlığı
yerine TBB’ye verilmesi daha uygun olurdu. Zira bu avukatın devlete karşı
bağımsız olduğu gerçeğine daha uygun düşmektedir.
44
ff. Avukatlık Ücretinin Belirlenmesi Bakımından
Bağımsız Avukatlık
Gerek Devlet ve gerekse mahkemeler kural olarak, avukatlık ücreti
ile ilgili bir rol ve etkiye sahip değildir. Avukat üstlendiği iş için, vekalet
ücretini kural olarak müvekkille serbestçe kararlaştırır. (Av. K. m. 163/1)
Bu konuda bazı sınırlamalar olmakla birlikte asıl olan vekalet ücretinin
taraflarca serbestçe kararlaştırılmasıdır.
Her ne kadar avukat üstlendiği işin ücretini müvekkille serbestçe ka-
rarlaştırırsa da, avukatlık ücret tarifelerindeki asgari miktarın altında kalan
avukatlık ücreti karşısında iş ve dava kabulü Yasaktır. (Av. K. m. 164/3)
Diğer yandan tespit edilecek ücretin tutarı hakkaniyet kurallarına da
uygun olmalıdır.
45
Avukatlık Yasası’nın 167. maddesinde 4667 sayılı Yasa ile yapılan de-
ğişiklikte; avukatlık sözleşmesinden ve vekalet ücretinden kaynaklanan her
türlü anlaşmazlıkların çözümü, yine aynı maddede ne şekilde teşkil oluna-
cağı belirtilen hakem kuruluna bırakılmış idi. Ancak, Anayasa Mahkemesi
10.07.2004 tarih ve 25518 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 03.03.2004 tarih
ve E. 2003/98 K. 2004/31 sayılı kararı ile bu maddeyi Anayasa’ya aykırı
olarak iptal etmiş bulunmaktadır.
Diğer yandan, avukatların ekonomik bağımsızlığını güvence altına
alınması bakımından, avukatlık asgari ücret tarifeleri son derece önemlidir.
Ücret tarifelerinin, avukatların hizmetlerinin ve üstlendikleri maddi-manevi
sorumlulukların uygun karşılığını tespit etmesi gerekir. Zira ekonomik
bakımından güvencede olan avukat, iyi bir büro donanımına sahip olacak,
hukuk literatürünü takip edebilecek ve bu suretle kendini geliştirebilecektir.
Avukatlık Yasası’nın 4667 sayılı değişik 168. maddesine göre; artık avukatlık
ücret tarifeleri Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nca eskiden olduğu
gibi iki yılda bir değil, her yıl hazırlanacaktır.
Avukatlık asgari ücret tarifelerinin hazırlanmasındaki Adalet Bakanlığı
yetkisi de bu değişiklikle kısıtlanmış bulunmaktadır. Yeni hükme göre,
44
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s.43
45
CCBE Meslek Kuralları, m. 3.4.1.
282 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 283
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Adalet Bakanlığı’nın uygun bulmayarak bir kez daha görüşülmesi istemi
ile geri gönderdiği tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nca üçde
iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde, onanmış sayılacaktır. (Av.
K. m. 168/2)
b. Avukat-Müvekkil İlişkisi Bakımından Bağımsız Avukatlık
Avukatın bağımsızlığının kapsamına, avukatın müvekkiline karşı
bağımsızlığının da dahil olduğu kabul edilmelidir.
46
Müvekkiline karşı da serbestçe karar verebilen avukat, müvekkilinin
menfaatini himaye ile yargının bir unsuru olma niteliklerini kendisinde
gerçekten toplamış olacaktır.
Avukat, sadece müvekkilinin talimatlarını yerine getiren kişi değildir;
avukat bir vekalet sözleşmesi gereğince bir işin yapılmasını üzerine almakla
müvekkilinin emri altına girmiş olmaz. O kendi kanaatine göre üstlendiği
işi yürütme durumundadır. Kendisine bu iş için ücret ödenmiş olması,
bağımsızlığına helal getirmez. Avukat tarafın vekilidir; onun hizmetkarı
değildir.
47
Avukatın müvekkil talimatlarıyla bağımlı olması, bu talimatlar mesleki
yükümlülüklerin ihlali anlamına geldiği oranda, onların gereklerini yerine
getirmek zorunda olmamak şeklinde anlaşılmalıdır.
Avukat, müvekkili ile vekalet ilişkisi dışında, ekonomik bağlantılara
girişirse, bağımlılık tehlikesi ortaya çıkar. Böylesi bir tehlikenin önüne geç-
mek için, meslek hukuku, avukatın meslek çalışmasında bağımsızlığını ko-
rumak ve bu bağımsızlığı zedeleyecek iş kabulünden kaçınmakta yükümlü
olduğuna ilişkin kural getirilmiştir. (Av. K. m. 1; Meslek Kuralları m. 2)
Avukatın, müvekkil ile ilişkisinde ne zaman tehlikeye girdiği konu-
sunda genel düzenlemeler getirmek mümkün değildir. Avukatın, meslek
hukukuna özgü, meslek saygınlığını zedeleyici her tutum ve davranıştan ka-
çınma yükümlüğü bulunmaktadır. Müvekkili ile olan ilişkisini düzenlerken
de bu yükümlülüklere uygun davranmalıdır. Avukat, serbest karar verme
olanağını tehlikeye sokan ve müvekkili ile iş ilişkisinde onu müvekkiline
bağımlı kılan her durumdan kaçınmalıdır. Örneğin; müvekkili ile ödünç
ilişkisine ve benzeri mali işlere girmemesi uygun olur.
48
46
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s.63 vd; Kılıç, S. a.g.e. s.3; Busse, a.g.e. s.135.
47
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s.64; Busse a.g.e. 135; Falkenhausen, J. a.g.e. s.28;
Anday, N. a.g.e. s.40
48
Sungurtekin M. Avukatlık Mesleği, s.63
282 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 283
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Dava sonucuna katılma Yasağı (quato litis) konusundaki Avukatlık
Kanunu hükmü de (m. 164/3) avukatın müvekkilinden bağımsızlığına
hizmet ettiği düşünülebilinir. Bu suretle avukatın kendi menfaatini hukuki
meselelerin hallinde devre dışı bırakması sağlanmış olmaktadır. Uyuşmaz-
lığın, karara bağlanmasında, avukatın kendisinin bir ekonomik menfaatinin
bulunmamasının, bağımsızlığının bir güvencesi olarak görülmelidir.
49
Avukatın müvekkilinden bağımsızlığının bir göstergesi de, kendisine
teklif edilen vekalet işlerini kabul edip etmemekte serbest olması ve her
zaman vekaletten çekilebilmesidir. Ayrıca avukat, mesleki yükümlülükle-
rini ihlali sonucunu yaratacak olan müvekkil talimatlarının gereğini yerine
getirmek zorunda değildir.
50
Vekaletin üstlenmesi konusundaki zorlanma, avukatın belki de
haksızlığa hizmet etmek zorunda bırakılması anlamına geleceğinden, bu
durum avukatın yargının bir unsuru ve adil karara ulaşılması faaliyetinin
ortağı olduğu gerçeğine aykırı olurdu. Ancak, gerekli görünen durumlarda
mahkemece de avukat tayin edilebildiği düşünülürse, bu durumun avukat
yönünden ne denli haklılık taşıdığı şüphe götürür.
İş reddetme hakkı, Av. K. m. 37 bağımsız avukatlık ilkesinin bir sonucu-
dur.
51
Yukarıda da sık sık vurgulandığı gibi, avukat ile müvekkili arasındaki
gerçek bir güven ilişkisi bulunmalıdır. İşte güvene dayalı avukat-müvekkili
ilişkisinde aksaklık sözkonusu olduğunda vekaletten çekilmek mümkün
olmalıdır. Doğal olarak, vekaletten çekilme zamanı bakımından müvekkilin
menfaatleri gözönünde bulundurulmalıdır. Avukat, davayı almaktan ve
kovuşturmaktan çekilme hakkını, müvekkiline zarar vermeyecek şekilde
kullanmaya dikkat edecektir. (Mes. Kur. m. 38/3)
Müvekkilinden bağımsız olma gerekliliği, nihai olarak her avukatın
ekonomik durumu, gelir ve mal varlığı ile ilgili bir husustur.
Serbest meslek faaliyet tanımlamalarında “ekonomik bağımsızlık” belirle-
yici nitelik olarak yer alır. Mesleği bağımsız icra için, ekonomik bağımsızlık
gereklidir.
Avukatlık faaliyeti bakımından ekonomik bağımsızlık son derece
önemlidir. Zira ekonomik bağımsızlık olmadan, avukatın gerçek anlamda
bağımsız olmasını temin etmek mümkün değildir.
49
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s.64; Wolffers, F. “Rechtsanwalt in der Schweiz”,
(1986) s. 54
50
Busse, F. a.g.e. s.135; Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği s.65.
51
Daylık, K. “Avukatlık Bağımsızlığı Açısından Avukatlık Ücreti”, Avukatlık Mesleği, İstanbul
Barosu Sempozyumu, s.254.
284 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 285
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Vergi hukuku bakımından, sadece ekonomik bakımından bağımsız
faaliyet gösterenler serbest meslek kavramına dahil kabul edilmekte iken,
meslek hukuku bu kavramı daha da geniş anlamaktadır. Avukatlık Kanu-
nu’nun 12. maddesinin c bendi çerçevesinde, özel hukuk tüzel kişilerinin,
hukuk müşavirliği ve sürekli avukatlığı ile bir avukat yazıhanesinde ücret
karşılığı avukatlıkta meslek bakımından serbest meslek kavramı gerçek-
leşmiş demektir.
Bağlı avukatlık ve part-time bağlı avukatlık diye adlandırılan biçimde
yapılan avukatlığın
52
bağımsız avukatlık ilkesine aykırı düşüp düşmeye-
ceği tartışmalıdır. Bu şekilde bağımlı olarak çalışmanın ancak gerekli
bağımsızlığın sunulması halinde, mesleğin nitelikleri ile bağdaştığı kabul
edilebilinir.
53
Avukatın ekonomik bakımından kendisini güvencede hissetmesinde,
hukuk devletinin de menfaati bulunmaktadır. Bağımsız avukatlık, hukuk
devletinin vazgeçemeyeceği bir kavramdır. Bu nedenle, avukatlık gelirle-
rinin vergilendirilmesinde avukat bağımsızlığını ve bunun bir yönü olan
ekonomik bağımsızlığı zedelemeyecek yöntemler izlenmesi, kendisinin
vazgeçemeyeceği bir kurum olan bağımsız avukatlığın temini bakımından
hukuk devletinin görevidir.
54
Ceza Usul Hukuku’nda da müdafiin sanıktan bağımsızlığını düzenle-
yen hükümler vardır. Örneğin müdafi ile sanık duruşmaya çağrılırken ayrı
ayrı çağrı kağıdı gönderilir CMUK, m. 211) Müdafiin savunmasından sonra
sanığa bir diyeceğinin bulunup bulunmadığının sorulması da müdafiin
sanıktan bağımsızlığım gösterir.
Tebligat Kanunu’nda da avukatlığın bağımsızlığını destekleyen hü-
kümler bulmak mümkündür. Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat
vekile yapılır. (Teb. K. m. 11)
c. Üçüncü Kişiler Bakımından Bağımsız Avukatlık
Bağımsız avukatlık, üçüncü kişilerden de bağımsız olmak demektir.
Avukat sadece, müvekkilinin çıkarlarını kollamak durumundadır. Bu
nedenle de avulatın müvekkilinin çıkarlarına ters düşen, her türlü kişisel,
toplumsal ya da örgütsel ilişkilerden kaçınması gerekir.
55
52
Bağlı avukat ve part-time bağlı avukatlar kavramları için bkz. DAYLIK, K. a.g.e.
s.256 vd.
53
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği s.69.
54
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği s.70.
55
Busse, F. a.g.e. s.135; Falkenhausen, J. a.g.e. s.28.
284 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 285
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Demokratik hukuk devletinde, topluma bağlılık tehlikesi, devlete
bağımlılık tehlikesinden çok daha büyüktür. Her birey toplumun etkisi
altında mutlak anlamda bir toplumsal bağımsızlığa ulaşmak hemen he-
men olanaksızdır. Avukatın kendi hukuk kanaatine göre, serbestçe karar
verebilmesini güvence altına alabilmek için, onun her türlü sosyal güç,
birlik, organizasyon, iktisadi teşebbüs ve partiden ve bu arada basından
gelebilecek etkilerden uzak tutulması gerekir. İşte avukat, bu gibi kendisini
etki olasılığı bulunan ögelerin baskısı altında hukuka sadık kalmalıdır.
56
Basın ve kamuoyunun avukatın faaliyetini etkilemesine olanak bıra-
kılmamalıdır. Türlü toplumsal güçlerin avukat ve müvekkili arasındaki
ilişkiyi etkisi altına almasına izin verilmemelidir. Gerçekten Anayasa, (m.
28/5) basın hürriyetinin yargılama görevinin amacına uygun olarak ye-
rine getirilmesini sağlamak üzere kanunla sınırlandırılabileceğini kabul
etmiştir.
57
Özetle; avukatlık faaliyetine ilişkin hukuki olmayan etkileri önlemenin
bir başka deyişle, müvekkilden ve toplumdan bağımsızlığın korunmasının
nihai olarak avukatın kişiliği ile yakından ilgili olduğu belirtilmelidir. Zira
sadece güçlü kişiliği olan avukat, gerek devlet, gerek müvekkil ve gerekse
üçüncü kişilerle ilişkisinde bağımsızlığını koruyabilir. Avukatlık mesleğine
ilişkin özgürlüğün gerçekte bulunup bulunmadığı her bir avukatın mesle-
ğinde yetenekli ve başarılı olmasına da bağlıdır. Salt Yasal düzenlemelerle
müvekkil ve toplumdan bağımsızlığın düzenlenmesi ve güvence altına
alınması olanaksızdır. Mesleğe kabul ve meslekten çıkarılma konusunda
getirilen hükümler, sadece kendi değer ölçülerini oluşturabilmiş, kişilik
sahibi, yetenekli ve başarılı kişilerin mesleklerini icraada bağımsız olmaları
bakımından önler niteliği gösterebilir.
58
d. Bağımsız Avukatlık; İddia ve Savunma Dokunulmazlığı
Savunma dokunulmazlığı, avukat bağımsızlığının en önemli yönle-
rinden biridir.
59
Bu dokunulmazlık, davanın başlamasından bitimine kadar yargılama
makamlarına dava ile ilgili olarak verilen dilekçe ve yazılarla her türlü
belgenin ve yargılama makamları huzurunda yapılan iddia ve savunma-
larının içerdiği hakareti mutazammın, yazı ve sözlerden ötürü bunları sarf
56
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s. 70; HABSCHEID. W. a.g.e. s.1989
57
Kunter, N. “Muhakeme Hukuk Dalı Olarak Ceza Muhakemesi”, (1989) s. 469, Nr. 252
58
Sungurtekin M. Avukatlık Mesleği s. 71
59
Eriş, U. a.g.e. s. 2 Güner, S. Avukatlık Hukuk s. 87 vd.; Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği
s. 71 vd.
286 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 287
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
eden taraflar vekil, müdafii, müşavir ve kanuni temsilciler hakkında cezai
takibat yapılmamasını ifade eder. Bu adaletin herhangi bir engellenmeyle
karşılaşmaksızın temini amacına dayanır. Savunma yapmak adına söylen-
mesi gerekenin, ceza korkusu ile söylenememesi adaletin gerçekleşmesi-
ne engel olur. Ancak, savunma dokunulmazlığının bu amaç çerçevesinde
değerlendirilmesi ve ceza görmeksizin onur kırmaya araç olacak şekilde
kötüye kullanılmasına da fırsat verilmemesi gerekir.
60
Kamu hukuku alanlarına giren haklardan olan, savunma dokunulmaz-
lığı Ceza Kanunu’nun 486. maddesinde düzenlenmiştir. Yargıç söz konusu
hükmün uygulama şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden
araştırmalıdır. Bu dokunulmazlıktan mahiyeti itibariyle vazgeçilemez.
Bu dokunulmazlıklar ancak, taraflar, vekil, müdafii, müşavir ve kanuni
temsilciler faydalanır. (TCK, m. 486/1)
61
Bu dokunulmazlığın konusu sadece hakaret içeren söz ve yazılardır.
Yani sadece hakaret suçları için savunulma dokunulmazlığı kabul edil-
miştir. İftira (TCK, m. 285) tehdit (TCK m. 191), tanıkları yalan beyana
teşvik (TCK m. 191), savunma hakkının kötüye kullanılması (TCK m. 283)
suçlarında savunma dokunulmazlığından söz edilemez.
Hakaret ve sövme, yargılama makamlarına verilen dilekçe, layiha
veya bunların dışındaki evrak ile savunmaya konu olan yazı ve sözlerle
işlenmelidir.
Yargılama makamlarına verilen dilekçe ve benzeri yazılar, iddia ve
savunmaya ilişkin olmalıdır. Bir başka deyişle, görülmekte olan bir dava ile
sarf edilen, hakaret içeren ifade arasında mantıksal bir bağ bulunmalıdır.
Dava ile dilekçeler, yargılama makamına verilmelidir. Savunma bu
makam huzurunda yapılmalıdır. Davanın görüldüğü sırada, yargı mer-
ciine verilen, hakaret içeren yazı ve sözler savunma dokunulmazlığından
yararlanılır.
Savunma dokunulmazlığı, özel bir hukuka uygunluk sebebi olarak
nitelendirilebilinir. Bu dokunulmazlığın sonucu savunma dokunulmazlığı
kapsamındaki hakaret içeren yazı ve sözler içeren, bunları sarf edenler
hakkında kovuşturma yapılmamasıdır (TCK m. 486/1)
62
Savunma dokunulmazlığı ceza kovuşturması yapılmasını engellerse
de, hukuki sorumluluğu bertaraf etmez. Aslında böyle bir sonucun öngö-
rülmüş olması, savunma dokunulmazlığının getirilmesi amacı ile çelişki-
60
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği s. 71 vd.
61
Eriş, U. a.g.e. s. 3
62
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği s. 75
286 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 287
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
lidir. Zira Ceza Kanunu’nun 486. maddesinin 3.fıkrası “....1. fıkrada yazılı
hallerde” demek suretiyle savunma dokunulmazlığının aşılmış olmadığı
durumlarda da manevi tazminat istemi ile karşı karşıya kalınabileceğini
belirtmiş olmaktadır. Bu ise Ceza Kanunu’nun 486.maddesinin sağlamaya
amaçladığı savunmaya etkin güvence temin etme düşüncesine terstir.
63
Nitekim kimi yazarlar, savunma dokunulmazlığını yalnız cezai yönden
değil, hukuksal yönden de geçerli olması, aksi halde tazminat korkusunun
savunma özgürlüğünü zedeleyebileceği görüşünü ileri sürmektedirler.
64
Diğer yandan sırf sansasyon yaratma düşüncesi ile, dava dolayısıyla
söylenmesi zorunluluğu bulunmadığı, gerçeğin ortaya çıkmasında etkili
olmadığı halde, bir takım hakaret içeren yazı ve sözlerin kullanılmasına
imkan tanımak, bunları savunma dokunulmazlığı kapsamına almak, insan
onurunu esas olan, ona saygılı olan, Hukuk Devleti anlayışı ile bağdaşa-
maz. Hakkın kötüye kullanılması anlamına geleceğinden, hukuka uygunluk
sebebi de olamaz.
Görüldüğü üzere, savunma sınırını aştığı kabul edilirse avukat hem suç
sayılabilen eyleminden ceza alacak, hem de tazminata mahkum edilecek
ve ayrıca eylemi meslek kurallarına aykırı sayıldığı halde mensup olduğu
baro disiplin kurulunca disiplin cezasına çarptırılabilecektir.
Ortaya çıkan tablo, avukatın savunma hakkını kullanırken, içinde bu-
lunduğu konumun ne denli hassas bir denge üzerinde kurulu olduğunu
göstermesi bakımından da ilginçtir.
65
e. Bağımsız Avukatlık ve Barolar
Avukatlık hizmetleri, Anayasamızın “idare” başlığı altında “yürütme”
bölümünde düzenlenmiş kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları
(Anayasa m. 135) olan baroların denetim ve gözetimi altında avukatlarca
yürütülmektedir. Bu nedenle, avukatın kayıtlı olduğu baro ile ilişkisini
avukatın bağımsızlığı kapsamında değerlendirmek gerekir.
66
Avukatın, devletin en önemli görevlerinden biri olan hukukun gerçek-
leştirilmesi, yani adalet dağıtılması faaliyetine katılması, onun diğer meslek
mensuplarının aksine, özel bir meslek hukukuna tabi olmasını ve kendisine
özel bir takım mesleki yükümlülükler yüklenmesini haklı kılmaktadır.
67
63
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği s. 76
64
Erem, F. “Müdafaa Masuniyeti” (1956) s. 14-15
65
Eriş, U. a.g.e. s. 9
66
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği s. 44
67
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği s. 45
288 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 289
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Gerçekten meslek-meslek hukuku incelendiğinde, her bir avukatın
bağımsızlığının açıkça meslek hukuku bakımından sınırlandığı görül-
mektedir.
Avukat bağımsızlığının ilk sınırı bir baroya kayıtlı olma zorunluluğu-
dur. (Av. K. m. 66/1)
Meslek icrası konusunda zorunlu olan denetim, ancak tüm avukatların
üyesi bulundukları bağımsız meslek kuruluşunca yerine getirilir. Son derece
doğaldır.
68
Avukatların baroya zorunlu üyeliklerinin gerekçesi de bu ol-
maktadır. Kendi mesleklerinden olan, mesleki sorunları bilen avukatlardan
seçilmiş temsilciler eli ile meslek icrasının denetiminin gerçekleştirilmesi,
mesleki faaliyet bakımından bağımsız olmanın bir sonucudur.
Her avukat üyesi olduğu baroyla bir ilişki içindedir. Ancak bu bir ast-
üst ilişkisi değildir.
Meslek ahlakı ve kuralları çerçevesinde, avukatlığın genel menfaat-
lerine uygun olarak barolarca belirlenen kurallara uymak dışında avukat
baronun emir ve talimatları altında değildir.
69
Barolar mesleklerini icrada avukata emir veremez.
70
Avukatın meslek kuruluşu tarafından denetlenmesi, avukatlığın bir
kamu hizmeti olmasının gereğidir. Bu bakımdan bağımsızlık kavramının,
baronun denetim görevi ile çeliştiğini düşünmek olanaksızdır.
71
Avukatın bağımsızlığını ve mesleğin onurunu sağlamak ve korumak
amacı ile meslek standart ve meslek ahlakını ilişkin ilkeler oluşturmak bir
meslek örgütü olarak baroların asli görevidir. Barolar, öncelikle avukatların
haklarını korumaya çalışmak, sonra da hukukun uygulanması ve gelişmesi
için mücadele etmektir.
Meslek kurallarına ve mesleki yükümlülüklere bağlılık bağımsızlığı
zedelemez. Aksine “ahlak kurallarını ve mesleğin uygulama ilkeleri” belirlenmiş
ve avukatların meşru çıkarlarını tam bir bağımsızlık, özen ve dürüstlük
içerisinde savunduğunu incelemek amacıyla düzenlemeler yapılmış olma-
lıdır. Bu düzenlemelerin, avukatların kendi seçecekleri bağımsız barolar
tarafından yapılması gerekir.
72
68
Müller; L. “Die Freiht der Advokatur (Die Geschichtliche Entwicklung in Deutschaland
Waehrend der Nazizeit und Ihre Recht Liche Bedeutung in der BRD)” Diss. Würzburg
(1972), s. 142
69
Kılıç, S. a.g.e. s. 6
70
Sungurtekin, M. Kuramsal Anlamda Bağımsız Avukatlık, s. 23
71
Eren, F. Meslek Kuralları (Şerh) s. 23
72
Güner, S. “Savunma Hakkı ve Baroların Bağımsızlığı”, Ankara Barosu Kurultayı 2000,
C. 4 s. 204-205
288 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 289
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Ancak bu denetim görevini yapacak olan baroların kendilerinin de
özerk ve hem otoriteden hem de kamudan bağımsız olmaları gerekir.
73
Bu bağımsızlık, baroların herşeyden önce yürütme organı karşısındaki
bağımsızlığıdır.
“Hukuk üstünlüğü” kavramını savunmaya kendini hasetmiş, yürütme
karşısında bağımsız baronun mevcudiyeti hukuk üstünlüğü kavramının
temel unsurlarından biridir.
74
Vesayet altındaki barolar, çağdaş baro anlayışına uygun düşmemek-
tedir.
Vesayet altında baro anlayışı, Anayasamızın ruhuna da uygun sayıl-
maz. Kuvvetler ayrılığı bir anayasal prensip olduğuna göre, vesayet altın-
da tutan sistem dolayısıyla, adliyeye de müdahale etmiş durumuna girer.
“Adliyenin bağımsızlığı”, fiilen ve tamamen sağlanmış olmazsa “hakimlerin
bağımsızlığı” eksik kalmış demektir.
75
Bağımsız barolar, avukatlığın bağımsız olmasını temin bakımından
hem gereklidir ve hem de teminattır.
76
Bütün bu nedenlerle avukatın ya da
baroların bağımsızlığı, bunların tek tek ve birbirinden bağımsızlığı değil,
tümüyle savunmanın bağımsızlığıdır.
1136 sayılı Avukatlık Yasası’nda 02.05.2001 tarihli 4677 sayılı Yasa ile
yapılan değişiklikler, baroların bağımsızlığını oldukça ileri noktalara gö-
türmüş, Adalet Bakanlığı vesayetini daraltmış, son sözü söyleyen makam
olmaktan büyük ölçüde çıkarmıştır.
77
III. SONUÇ
Avukat, bir olaydaki sorunları çözen ve ilgiliye hukuki yardımda bu-
lunan, adaletin gerçekleşmesine hizmet eden kişidir. O ailesini ve vatanını
savunurken canını feda etmekten çekinmeyen bir cengaverden daha az
yararlı değildir. (1500 yıl önce kaleme alınmış Codex Justitianus)
78
73
AB Avukatlık Prensipleri, Prensip V: Birlikler, m. 2
74
Klecatsky H. “Reflexion sur la primaute du droit, Rev. de lacom. İnter. de jurites”, (1963),
n. 2 s. 215; Erem F. Meslek Kuralları (şerh) s. 13
75
Erem F. Meslek Kuralları (şerh) s. 14
76
Sungurtekin, M. Avukatlık Mesleği, s. 54
77
Özok, Ö. “Bağımsızlık-Vesayet-Birliktelik”, TBB Dergisi, S. 48 Eylül/Ekim 2003, s. 23
78
Hartsrtang, G. “Der Deutsche Rechtsanwalt-Rechtssstellung und Funktion in Vergangenheit
und Gegenwart”, (1986) s. 9; Busse, F. a.g.e. s. 130
290 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 291
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
Avukatlık her zaman olduğu gibi günümüzde de bir ilim ve sanattır ve
yargıçlık kadar eski, fazilet kadar asil ve adalet kadar gereklidir. (Fransız
Başbakanı d’Agueesseau 1813)
79
Biri 1500, diğeri ise 191 sene önce yapılmış avukatlığa ilişkin bu tarifler,
günümüz için de geçerlidir.
Danışman ve temsilci olarak avukat, tüm hukuk ihtilaflarında müvek-
kilinin haksızlığa uğramasını önler. Hukuku geliştirerek, ihtilafları önle-
yerek, yargı ve idari mercilerin hatalı kararlarına karşı müvekkilini korur.
Müvekkilinin anayasal haklarının zedelenmesine ve devlet gücünün kötüye
kullanılmasına karşı müvekkilinin haklarını güvence altına alır.
Avukat sadece müvekkilinin talimatını yerine getiren bir vekil değildir.
O yaptığı işi adalet/hukuk terazisinde sürekli tartar. Söz konusu eylemin
hukuki/toplumsal anlamını arayan, sonrada bu tespitlere göre savunma
görevini yerine getiren özel bir kişidir.
80
Tüm bu görevleri yerine getirebilmek için avukatın bağımsız olması
gerekir. Bağımsızlık avukatlığın “olmazsa olmaz” koşuludur. Bu bağımsızlık
aynı zamanda, yargıcın bağımsızlığı ve adalete güven içinde gereklidir.
Böylece avukat, aynı zamanda hukuk devletinin taşıyıcısı ve teminatıdır.
Bağımsızlık her şeyden önce, devlete karşı ve devletten bağımsız olma
anlamına gelir. Devlete karşı bağımsızlık, yargı organlarına karşı bağımsız-
lığı da içerir. Bağımsız avukatlık, avukatın aynı zamanda müvekkilinden
ve üçüncü kişilerden de bağımsız olmayı gerektirir.
Kuramsal olarak bağımsız avukatlık, hukuk devletinin hedeflediği
hukukun ve adaletin gerçekleşmesi amacına hizmet etmekte olduğundan,
hukuk devletinin vazgeçemeyeceği temel unsurlardan biridir.
81
Nasıl hakimlerin bağımsızlığı “bizzat (kendine yeter) amaç” değil, adaletin
tecellisine ve böylece hukuki barışın gerçekleşmesine bir araç ise; avukatla-
rın bağımsızlığı da bir amaç değil, kendilerine yüklenilen hak ve görevleri
en mükemmel şekilde yerine getirme de bir araçtır.
Unutulmamalıdır ki bir şeyden bağımsız olmak, aynı zamanda bir şey
için bağımsız olmaktır.
Avukatın görevinde nazari olarak bağımsızlığı yeterli değildir. Avukat,
vatandaşın danışmanı ve temsilcisi olarak hak arama ve hukuk yaratma
79
Gneist, “Freie Advoktur. Die Erste Forderung in Preussen”, (1867) s. 55
80
İnanıcı, H. “Avukatlık Mesleğinde Ahlak, Etik Meslek Kuralları ve Etik Bir Deneme”, Avu-
katlık Mesleği, İstanbul Barosu Sempozyumu, s. 353 vd. 364.
81
Huber, H. a.g.e. s. 266
82
Nemo, P. “Baroların Bağımsızlığı-Savunmanın Dokunulmazlığı”, Diyarbakır Barosu
Yayını (2004) s. 5
290 TBB Dergisi, Sayı 54, 2004
Talay ŞENOL dosya
TBB Dergisi, Sayı 54, 2004 291
dosya SAVUNMANIN ÖRGÜTLENMESİ
görevini yaparken, kendisini gerçekten hür hissetmelidir. Bu da ancak arka-
sında kendisini destekleyecek ve koruyacak, en az kendisi kadar bağımsız
bir meslek örgütünün varlığı mümkündür.
Bağımsız avukatlık ile bağımsız baro kavramları birbirlerine karşı
değil, birbirlerini tamamlayan kavramlardır. “Güçlü avukat, ancak güçlü bir
baro varsa vardır.”
82
Gerek iç hukukumuzda ve gerekse ulusal hukukta, bağımsız avukatlık
ve bağımsız baro, büyük ölçüde güvence altında alınmıştır.
Ancak, bu güvenceler ne kadar geniş kapsamlı olsalar da, hiçbir zaman
yeterli olamazlar. Asıl güvence, bağımsızlığı kullanacak kişilerin bizzat
kendilerinin “bağımsız kişiliğe” sahip olmaları ile mümkündür. Bir başka
deyişle, bağımsızlık; ancak bağımsız kişilikle yeşerir ve güç kazanır. Ba-
ğımsız kişilik; yürekli olmanın da ön koşuludur.
Bağımsız kişiliğe, çağın bilgileri ile donatılmak ve onun sunduğu tüm
maddi ve manevi olanakları doğru ve amaçlarına uygun kullanmak yoluyla
kavuşulur.
Diğer yandan, müvekkil ile avukat arasındaki ilişki güvene dayalı bir
ilişkidir. Avukatın samimiyeti, doğruluğu, dürüstlüğü ve namusu konu-
sunda şüphe var ise; güvene dayalı ilişkiden söz edilemez.
En temel insan haklarından olan, “Adil Yargılanma Hakkı”nın korun-
ması, geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için bilgili, yetenekli, güvenilir,
bağımsız-tarafsız yargıçlar kadar, yaptığı işin sorumluluğunun bilincin-
de, bağımsız, bilgili ve de yürekli avukatlara da gereksinim vardır. Hala
avukatlar “hukukun korkusuz şövalyeleri”
83
olmak durumundadırlar.
83
Hartstrang, G. a.g.e. s. 11