hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200927
AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARIYLA
BAŞKANLIK SİSTEMİ
Hasan TUNÇ
∗
Bülent YAVUZ
∗∗
GİRİŞ
1982 Anayasası hazırlanırken başkanlık ya da devlet başkanının
doğrudan halk tarafından seçildiği bir parlamenter hükümet sistemi
(yarı-başkanlık hükümet sistemi) önerilse de bu öneriler pek kabul
görmemiştir. Başkanlık hükümeti sisteminin ülkemiz için birtakım sa-
kıncalarının
1
olduğu “Danışma Meclisi”nde dile getirilmiş ve bu öneri
kabul edilmemiştir.
“Başkanlık” ya da “Yarı-Başkanlık Hükümeti” sistemine geçilmesi
teklifi sadece Anayasa’nın hazırlanması sırasında değil, Anayasa uy-
gulanırken de çeşitli vesilelerle ileri sürülmüştür. 1982 Anayasası’nın
uygulama safhasında Başkanlık hükümeti sistemi ile ilgili tartışmayı
ilk başlatan Turgut Özal olmuştur. Özal, 1983-1989 tarihleri arasında-
ki Başbakanlık döneminde zaman zaman “başkanlık hükümeti” sistemi
lehinde görüşlerini ileri sürmüş olmakla birlikte bu yöndeki en önemli
açıklamalarını cumhurbaşkanlığı döneminde yapmıştır. Özal’ın ölü-
münden sonra Cumhurbaşkanı seçilen Süleyman Demirel de başkan-
lık hükümeti sistemi lehinde görüşler ileri sürmüştür. 3 Kasım 2002
seçimlerinden sonra iktidara gelen AKP de özellikle Prof. Dr. Burhan
Kuzu ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın açıklamalarıyla başkanlık
hükümeti sistemini gündeme taşımıştır.
2
Bu dönemde Başkanlık hü-
*
Prof. Dr., Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi.
*
Dr., Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi araştırma görevlisi.
1
Danışma Meclisindeki görüşmeler esnasında Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı, başkanlık
hükümet sistemini “…iyi işlemeyen partiler, fonksiyonlarını kavramayan partiler,
hırslı idareciler elinde büyük tehlikelere yol açmaya müsait bir rejim…” olarak ifa-
de etmiş ve “ …Bunun içindir ki biz başkanlık hükümet sistemini daha baştan iti-
baren bir tarafa ittik ve parlamenter rejime döndük…” diyerek parlamenter hükü-
met sistemi tercihini ifade etmiştir. (Danışma Meclisi Tutanak Dergisi, C.9., s.387.)
2
Levent Gönenç, 2005, “Türkiye’de Hükümet Sistemi Değişikliği Tartışmaları Ola-
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200928
kümeti sistemine geçilmesi yönündeki tekliflerin dayandığı başlıca ar-
gümanlar şunlardır: hızla gelişen dinamik bir ülke olan Türkiye’nin
ilerlemede karşısına çıkan sosyal, siyasi ve ekonomik engelleri aşabil-
mesi için hızlı ve sorunsuz bir şekilde karar alıp uygulayan “iş bitirici”
bir siyasi iktidara ihtiyacı vardır. Mevcut parlamenter hükümet siste-
mi istikrarsız ve yavaş işlemektedir. Hal böyle olunca, başkanlık ya da
yarı-başkanlık hükümeti sistemine geçmek gerekir.
3
31.07.2007 tarihli ve 5678 sayılı Kanun’la
4
1982 Anayasası’nın 101.
ve 102. maddesinde yapılan değişiklikle cumhurbaşkanının seçilme
usulü değiştirilmiştir. Bu değişiklikle birlikte artık cumhurbaşkanı
TBMM tarafından değil de doğrudan halk tarafından seçilecektir. 1982
Anayasası’nın henüz hazırlık aşamasından itibaren benimsenecek ya
da benimsenmiş olan hükümet sisteminin parlamenter hükümet siste-
mi mi, yarı-başkanlık hükümeti sistemi mi olduğu hususu hep tartışıl-
mış ve bu mesele üzerinde bir türlü kesin ve herkes tarafından kabul
gören bir sonuca varılamamıştır.
5678 sayılı Kanun’la Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından
seçilmesi usulünün getirilmiş olması, hükümet sistemi açısından çok
önemlidir. Öyle ki bu değişiklikle birlikte artık parlamenter hükümet
sisteminden bahsedilemeyeceği ileri sürülebilir. Bu durumda klasik
hükümet sistemi tasniflemesinde ya başkanlık hükümeti sistemine ya
da yarı-başkanlık hükümeti sistemine geçildiği tezi ileri sürülebilir. Ön-
celikle belirtmek gerekir ki, 1982 Anayasası’nda başkaca bir değişiklik
yapmadan sadece cumhurbaşkanının seçilme usulünü değiştirmekle
getirilen hükümet sisteminin başkanlık hükümeti sistemi olduğunu
söylemek güçtür. Çünkü doğrudan halk tarafından seçilen bir cum-
hurbaşkanı olsa bile, sistem düalist yapısını korumaya devam etmek-
naklar ve Olasılıklar Üzerine Bir Çalışma Notu”, Başkanlık Sistemi, Türkiye Barolar
Birliği Yayını, Ankara, 2005, dn. 1, s. 1-2; Ersin Kalaycıoğlu, “Başkanlık Rejimi:
Türkiye’nin Diktatörlük Tehdidiyle Sınavı”, in Başkanlık Sistemi, (Ankara: Türkiye
Barolar Birliği Yayını, 2005), s. 13-14; Serap Yazıcı, “Başkanlık Sistemleri”, in Baş-
kanlık Sistemi, (Ankara: Türkiye Barolar Birliği Yayını, 2005), s. 125.
3
Gönenç, 2005, s. 1.
4
Halkoyuna sunulmak üzere 16.6.2007 tarihli ve 26554 sayılı Resmi Gazete’de yayım-
lanan, 16.10.2007 tarihli ve 5697 sayılı Kanun’la değişik 31.5.2007 tarihli ve 5678
sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun 21.10.2007 tarihinde yapılan halkoylaması sonucu kabul edilmiş
ve buna ilişkin Yüksek Seçim Kurulu Kararı 31.10.2007 tarihli ve 26686 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanmıştır.
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200929
tedir. Ayrıca kuvvetler ayrılığı ilkesi Amerika Birleşik Devletleri’nde
olduğu gibi sert bir kuvvetler ayrılığı değildir. Hala yasama organı ile
yürütme organının birbirini etkileme imkânları varlığını devam ettir-
mektedir. Sırf bu özelliklerin varlığı dahi sistemin bir başkanlık hükü-
meti sistemi olmadığını ispatlamaya yetecektir. Bu durumda yapılan
Anayasa değişikliğinin –eğer hükümet sisteminin değiştiğinden bah-
sedilecekse– ancak bir yarı-başkanlık hükümeti sistemi getirdiği tezini
ileri sürmek mümkün olacaktır. Biz 1982 Anayasası’nın günümüzdeki
şekliyle bir yarı-başkanlık hükümeti sistemi getirdiği kanaatindeyiz.
Ancak, belirtmek gerekir ki, bu anayasa değişikliğini yapan siyasi ira-
denin nihai hedef olarak Türkiye’de başkanlık hükümeti sistemini ge-
tirmeyi hedeflediği varsayıldığı takdirde, değişikliğin, başkanlık siste-
mini getirme yönündeki hedefin gerçekleşmesi adına önemli bir adım
olduğunu kabul etmek gerekir.
Başkanlık hükümeti sisteminin Türkiye’ye getirilmesi önerisi ile
ilgili tartışmalarda bu sistemi savunanlar avantajları üzerinde durur-
ken, karşı çıkanlar dezavantajlarını öne sürmektedirler. Bu çalışmada
1982 Anayasası’nın günümüzdeki hali ile hangi hükümet sistemini ön-
gördüğü üzerinde durulmayacaktır. Bu çalışma, başkanlık hükümeti
sisteminin özellikle avantajlı ve dezavantajlı yönlerinin her ikisini de
ortaya koyup, bu avantaj ve dezavantajları birlikte değerlendirmeyi
hedeflemiştir.
I. Genel Olarak Hükümet Sistemi Tasnifi
Hükümet sistemlerinin tasnifinde genellikle devletin temel kuv-
vetleri arasındaki ilişki esas alınmaktadır. Ancak bütün demokratik
hukuk devletlerinde yargı kuvvetinin bağımsız, ayrı bir kuvvet olma-
sı gerektiği kabul edildiği için hükümet sistemlerinin tespitinde yargı
kuvveti dışında kalan iki temel kuvvet, yasama ve yürütme kuvvetleri
arasındaki ilişkiler belirleyici olmaktadır.
5
5
Erdal Onar, “Türkiye’nin Başkanlık veya Yarı-Başkanlık Sistemine Geçmesi Düşü-
nülmeli midir?”, in Başkanlık Sistemi, (Ankara: Türkiye Barolar Birliği Yayını, 2005),
71-72; Turan Güneş, Parlamenter Rejimin Bugünkü Manası ve İşleyişi, (İstanbul: İstan-
bul Üniversitesi Yayınları, 1956.), 3-4; Erdoğan Teziç, Anayasa Hukuku, (İstanbul:
Beta Yayınevi, 2001.), 394; Mehmet Turhan, “Hükümet Sistemleri ve 1982 Anayasası”,
(Diyarbakır: 1989), 21; Ergun Özbudun, “Başkanlık Sistemi Tartışmaları”, in Baş-
kanlık Sistemi, (Ankara: Türkiye Barolar Birliği Yayını, 2005), 105.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200930
Yasama ve yürütme kuvvetleri arasındaki ilişkiler incelendiği
zaman, genel olarak iki türlü hükümet sistemi ortaya çıkmaktadır;
kuvvetler birliğine dayalı hükümet sistemleri ve kuvvetler ayrılığına
dayalı hükümet sistemleri. Eğer yasama ve yürütme kuvveti tek bir
organda birleşmiş ise kuvvetler birliğine dayalı hükümet sistemleri
söz konusudur. Eğer yasama ve yürütme kuvveti ayrı ayrı organlara
verilmiş ise bu durumda kuvvetler ayrılığına dayalı hükümet sistem-
lerinden bahsedilir.
6
Kuvvetler birliğine dayalı sistemlerde, yani yasama ve yürütme
kuvvetinin tek organda birleşmesi halinde, iki ihtimal ortaya çıkar; ya-
sama ve yürütme kuvveti ya yürütme organında toplanmıştır, ya da
yasama organında toplanmıştır. Yasama ve yürütme kuvvetlerinin yü-
rütme organında toplanması halinde mutlak monarşi ya da diktatör-
lük gibi anti-demokratik rejimler söz konusu olur. Yasama ve yürütme
kuvvetleri yasama organında birleştiği takdirde ise meclis hükümeti
sistemi adında bir sistemden bahsedilir.
7
Kuvvetler ayrılığına dayalı sistemlerde, yani yasama ve yürütme
kuvvetlerinin ayrı organlarda olması halinde, yasama ve yürütme or-
ganı arasındaki ilişkinin yoğunluğuna göre temelde iki çeşit hükümet
sistemi karşımıza çıkar. Kuvvetler sert bir şekilde birbirinden ayrılmış,
yasama ve yürütme kuvvetleri arasındaki ilişkiler son derece sınırlı
ise başkanlık hükümeti sistemi; kuvvetler yumuşak bir şekilde bir-
birinden ayrılmış, yasama ve yürütme kuvvetleri arasındaki ilişkiler
yoğun ise parlamenter hükümet sistemi söz konusu olur.
8
Kuvvetler
ayrılığına dayalı hükümet sistemleri esas itibariyle bu şekilde ikiye ay-
rılmasına rağmen, üçüncü bir hükümet sisteminin de bu kategoride
değerlendirilmesi gerektiği, son elli yıl içinde birçok yazar tarafından
ifade edilmektedir.
9
Anılan hükümet sistemi yarı başkanlık hükümet
sistemidir.
6
Turhan, 1989, 21.
7
Onar, 2005, 72; Turhan, 1989, 21.
8
Attila Özer, Anayasa Hukuku, (Ankara: Turhan, Kitabevi, 2003), 106; Mustafa Erdo -
ğan, Anayasacılık Parlamentarizm Silahlı Kuvvetler, (Ankara: Siyasal Kitabevi, 1993),
27-28.
9
Bu yazarların başında Mourice Duverger gelmektedir. Robert Elgie, “The Classi-
fication of Democratic Regime Types: Conceptual Ambiguity and Contestable As-
sumptions”, European Journal of Political Research, Vol. 33., (1998): 223; Onar, 2005,
72.
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200931
Temelde kuvvetler ayrılığına dayanan hükümet sistemleri baş-
kanlık hükümeti sistemi ve parlamenter hükümet sistemi olmak üzere
ikiye ayrılmakla birlikte bu iki hükümet sisteminin de birtakım özel-
liklerini taşıyan, karma sistem diyebileceğimiz ve Anayasa Hukuku
literatürüne “Yarı-Başkanlık Hükümet Sistemi” olarak giren üçüncü
bir sistem vardır. Hükümet sistemleri izah edilirken başkanlık hükü-
met sistemine ABD, parlamenter hükümet sistemine İngiltere, yarı-
başkanlık hükümet sistemine Fransa örnek gösterilmektedir. Bu ül-
kelerin uyguladıkları sistemler görünüşte çok farklı olmasına karşın
taşıdıkları ortak bir özellik vardır; her üçünün de nabzı adeta “seçimle
gelmiş bir hükümdar”da atmaktadır.
10
ABD’de başkan, İngiltere’de Baş-
bakan, Fransa’da Cumhurbaşkanı, yürütmenin merkezinde yer aldık-
ları için seçimle gelmiş hükümdara benzetilmektedirler.
Hükümet sistemlerinin tasnifinde temel ayrım kuvvetler birliği-
kuvvetler ayrılığına dayalı olmasına rağmen, günümüzde hükümet
sistemlerinin tasnifinde kuvvetler birliğine dayalı hükümet sistemle-
ri pek dikkate alınmamaktadır. Artık hükümet sistemlerini çeşitli ka-
tegorilere ayırırken kuvvetler ayrılığı ilkesi içerisinde bir tasnifleme
yapılmaktadır. Bu tasnifler zamana ve yazara göre değişmektedir.
11
Örneğin Siaroff hükümet sistemlerini öncelikle yürütme organının
tekçi veya ikici olmasına göre ayırt etmektedir. Eğer yürütme içerisin-
de hem hükümet başkanlığı, hem de devlet başkanlığı tek bir kişide
toplanıyorsa, bu durumda tekçi bir yapı söz konusudur. Diğer taraftan
yürütme içinde bir devlet başkanı bir de hükümet başkanı varsa, yani
iki başlı bir yapı karşımıza çıkıyorsa ikici bir yapıdan bahsedilebilir. Si-
aroff, tekçi yapıya sahip sistemleri devlet başkanının seçimle işbaşına
gelip gelmemesine göre ikiye ayırmaktadır. Bu ayrımı yaptıktan sonra
da devlet başkanının yasama organına karşı sorumlu olup olmaması-
na göre ikili bir ayrım yapmaktadır.
12
Siaroff’a göre İkici yapıya sahip sistemler ise öncelikle devlet baş-
kanının doğrudan halkoyuyla seçilip seçilmemesine göre ikiye ayrıl-
10
Mourice Duverger, Seçimle Gelen Krallar, (İstanbul: Konuk Yayını, 1975.), 7-8; Bur-
han Kuzu, “Neden Başkanlık Hükümeti”, in Türkiye’de Siyasi Yapılanma ve Temel
Siyasi Sorunlar Sempozyumu, (Ankara: 2000), 44.
11
Elgie, 1998, 219.
12
Söz konusu tasnif için bkz. Alan Siaroff, “Comparative Presidencies: The Inadequ-
acy of the Presidential, Semi-Presidential and Parliamentary Distinction”, Eurepean
Journal of Political Research, Vol. 42., Issue 3., (2003): 294-302.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200932
maktadır. Buna göre ortaya çıkan sistemler de hükümet başkanının
yasama organına karşı sorumlu olup olmamasına göre ikiye ayrılmak-
tadır.
Sonuç olarak Siaroff, dünyada uygulanan hükümet sistemlerini
tam sekiz kategoride değerlendirmektedir.
13
Görüldüğü üzere hü-
kümet sistemlerinin tasnifinde klasik ayrım tek kabul görmüş ayrım
değildir ve yavaş yavaş alternatif ayrımlar da yapılmaktadır.
14
Artık
başkanlık hükümeti sistemi, parlamenter hükümet sistemi ve yarı-
başkanlık hükümeti sistemi şeklindeki üç hükümet sistemi dünya üze-
rindeki uygulamaları tam olarak karşılama kudretine sahip değildir.
15
Her ne kadar hükümet sistemlerinin tasnifine ilişkin klasik ayrım
önemini kaybetmeye başlasa da, hükümet sistemleri tasnifinde hala
klasik ayrımın genel kabul gördüğünü söyleyebiliriz.
Kuvvetler ayrılığına dayalı hükümet sistemlerinde, adından da
anlaşılacağı gibi yasama ve yürütme yetkileri ayrı ayrı organlara veril-
miştir. Ancak bu halde de ikili bir ayrım yapılmaktadır: Eğer kuvvetler
sert bir şekilde birbirinden ayrılmış, yani yasama ve yürütme organları
arasındaki ilişkiler son derece zayıf ve bu iki organ birbirinden tama-
men bağımsız ise “Başkanlık Hükümeti Sistemi”; kuvvetler birbirinden
ayrılmış ama yine de yasama ve yürütme organı arasındaki ilişki ve
etkileşim yoğun bir şekilde görülüyorsa “Parlamenter Hükümet” siste-
mi söz konusu olur.
16
Temelde hükümet sistemi ayrımı bu şekilde ya-
pılmakta ve başkanlık hükümeti sistemi incelenirken Amerika Birleşik
Devletleri’ndeki uygulama, parlamenter hükümet sistemi incelenirken
de İngiltere’deki uygulama nazarı dikkate alınmaktadır. Şunu belirt-
13
Siaroff, 2003, 294-302.
14
Bu ayrımlardan birini de Lijphart yapmıştır. Ona göre, hükümet sistemlerini seki-
ze ayırmak mümkündür: öncelikle yürütme organının tek kişilik ya da kolektif bir
yapısı olmasına göre, ardından bu yürütme organlarının yasama organının güve-
nine ihtiyaç duyup duymamalarına göre, son olarak da yürütme organının yasa-
ma organından mı yoksa doğrudan halktan mı kaynaklandığına göre ayrım yapıp
sekiz ayrı hükümet modelini ortaya koymuştur. Bu tasnif için bkz. Arend Lijphart,
“Presidentialism and Majoritarian Democracy: Theoretical Observations.”, in The
Failure of Presidential Democracy, Comparative Perspective, Vol.1., Juan J. Linz,-Arturo
Valenzuela ed., (Baltimore and London: The John Hopkins University Press, 1994.),
s. 94.
15
Onar, 2005, 75-76.
16
Attila Özer, Başkanlık Hükümeti Sistemi ve Bu sistemin Türkiye Açısından Uygulanabi-
lirliği (Ankara: 1998), 85; Özer, 2003, 153; Turhan, 1989, 32.
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200933
mek gerekir ki dünya üzerindeki kuvvetler ayrılığına dayanan uygu-
lamalar sadece bu iki tip hükümet sisteminden ibaret değildir. Yarı-
başkanlık ya da yarı-parlamenter hükümet sistemi diye adlandırılan
birçok uygulamanın da olduğunu belirtmek gerekir. Ayrıca, temelde
başkanlık hükümeti sistemi benimsendiği halde çok partili bir siste-
mi yaşatmaya çalışan ülkeler yanında, temelde parlamenter hükümet
sistemini benimsediği halde, başkanlık hükümeti sistemine benzeyen
kişiselleştirilmiş iktidarın ya da çoğunlukçu demokrasi anlayışının
olduğu ülkeler de vardır. Her ne kadar başkanlık hükümeti sistemi
benimsendiği halde, parlamenter hükümet sistemine benzeyen; parla-
menter hükümet sistemi olduğu halde başkanlık hükümeti sistemine
benzeyen uygulamalar olsa da bu hükümet sistemlerini birbirinden
ayırt etmemizi sağlayan temel birtakım özellikleri vardır.
17
II. Başkanlık Hükümeti Sisteminin Genel Özellikleri
Başkanlık hükümeti sistemi, parlamenter hükümet sistemi gibi
tarihi süreç içerisinde kendiliğinden oluşmuş bir sistem değildir.
18
Bu sistem insan aklının bir eseri olarak ortaya konmuştur. Başkanlık
hükümeti sistemi demokrasi ile kişisel iktidarın bağdaştırıldığı bir
sistemdir.
19
Başkanlık hükümeti sisteminde yasama ve yürütme kuvvetleri
mutlak bir şekilde ayrı organlara verilmiştir. Yasama ve yürütme or-
ganları hem göreve gelişleri açısından, hem de görevi sürdürme açı-
sından birbirinden bağımsızdırlar. Yasama ve yürütme organları ayrı
ayrı seçimlerle göreve getirilirler.
20
Görevden ayrılmaları açısından da
birbirlerine karşı kullanabilecekleri herhangi bir yetkileri yoktur. Bu iki
organın güçleri mukayese edildiği zaman dengeli bir şekilde güçleri
17
Juan J. Linz, “Presidential or Parliamentary Democracy: Does It Make a Differen-
ce?”, in The Failure of Presidential Democracy, Comparative Perspective, Vol.1., Juan J.
Linz,-Arturo Valenzuela ed., (Baltimore and London: The John Hopkins Univer-
sity Press, 1994.), 3-5.
18
Turhan, 1989, 33.
19
Attila Özer, Batı Demokrasilerinde ve Türkiye’de Hükümetin Kuruluş Yöntemleri, (An-
kara: 1981.), 19; Özer, 1998, 5; Özer, 2003, 147; Güneş 1956, 24.
20
Alfred Stephan and Cindy Skach, “Presidentialism and Parliamentarism in Com-
parative Perspective”, in The Failure of Presidential Democracy, Comparative Perspec-
tive, Vol.1., Juan J. Linz,-Arturo Valenzuela ed., (Baltimore and London: The John
Hopkins University Press, 1994.), 120.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200934
paylaştıkları görülmektedir.
21
Zaten sistemin özünün bir denge kurma
ve temel kurumlarda uzlaşmayı sağlamaya dayandığı
22
ifade edilmek-
tedir. Ancak belirtmek gerekir ki bu denge hukuki açıdan söz konusu-
dur. Siyasi açıdan değerlendirildiği zaman yürütmenin yani Başkanın
yasama organına karşı üstünlüğü dikkat çekmektedir.
23
Diğer taraftan,
kuvvetler ayrılığı ilkesiyle ulaşılmak istenen hürriyetleri koruma ideali
ile başkanlık hükümeti sisteminin getirdiği çoğunlukçu demokrasi an-
layışı arasında bir çelişkinin olduğunu
24
da vurgulamak gerekir.
Bir terim olarak “Başkanlık Hükümeti Sistemi” Amerikan iç savaşı
öncesinde İngiliz gazetecileri tarafından ABD’nin hükümet sistemini
belirtmek amacıyla kullandıkları bir ifade olarak doğmuştur.
25
Başkanlık hükümeti sistemi ile ismi özdeşleşen ve belki de tek ba-
şarılı sonucu veren ülke Amerika Birleşik Devletleri’dir. Bu ülke dışın-
da, yürütme içinde hem devlet başkanlığı hem de hükümet başkanlığı
görevini tek bir kişinin üstlenmesi, bu kişinin doğrudan halkoyuyla
işbaşına gelip yasama organına karşı siyasi açıdan sorumsuz olması
gibi kriterleri dikkate alarak yapılan bir araştırmaya göre,
26
dünya üze-
rinde 35 kadar ülke
27
başkanlık hükümeti sistemini uygulamaktadır.
III. Başkanlık Hükümeti Sisteminde Yasama Organı
Başkanlık hükümeti sisteminde yasama organı, başkanlık seçimle-
rinden ayrı bir seçimle göreve gelir.
28
ABD uygulamasında yasama orga-
21
Giovanni Sartori, “Neither Presidentialism Nor Parliamentarism”, in The Failure of
Presidential Democracy, Comparative Perspective, Vol.1., Juan J. Linz,-Arturo Valenzu-
ela ed., (Baltimore and London: The John Hopkins University Press, 1994.), 92; Linz,
1994, 6; Kemal Gözler, Anayasa Hukukuna Giriş, (Bursa: Ekin Kitabevi, 2002.), 91-92.
22
Hasan Tunç, “Amerika Birleşik Devletleri Hükümet Sistemi ve Yürütme Organı”,
in İdarecinin Sesi Dergisi, C.II., S.1., (1988): 4; Kalaycıoğlu, 2005, s.14; Esat Çam, Dev-
let Sistemleri, (İstanbul: 1993), s. 88.
23
Tunç, 1988, 5; Teziç, 2001, 425
24
Lijphart, 1994, 95-96.
25
Özer, 1998, 5; Özer, 1981, 17.
26
Siaroff, 2003, 295-297.
27
Bu ülkeler, Arjantin, Şili, Benin, Brezilya, Kolombiya, Kosta Rika, Kıbrıs Rum Kesi-
mi, Dominik Cumhuriyeti, Ekvator, El Salvador, Gana, Guatemala, Honduras, Ma-
lavi, Meksika, Namibya, Nikaragua, Nijerya, Palua, Panama, Paraguay, Filipinler,
Uruguay, Venezuella gibi ülkelerdir. (Siaroff, 2003, 295-297.)
28
Linz, 1994, 6; Yazıcı 2005, 127.
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200935
nı çift meclisli bir yapıya sahiptir. Bir tarafta nüfusa orantılı olarak seçi-
len üyelerden oluşan Temsilciler Meclisi, diğer tarafta nüfusa bakılmak-
sızın her eyaletten seçilen ikişer üyeden oluşan Senato yer almaktadır.
29
Temsilciler meclisi seçimleri iki yılda bir yapılır. Senato üyeleri altı yıl
için seçilir. Ancak, kongrenin bu kanadının üçte biri iki yılda bir yapı-
lan seçimlerle yenilenmektedir.
30
Dolayısıyla yasama organı, daha gö-
reve gelirken başkandan bağımsız bir şekilde hareket edebilmektedir.
Başkanın yani yürütme organının yasama organını feshetme yetkisi de
yoktur.
31
Yasama organının çift meclisli bir yapıya sahip olması, başkan-
lık hükümeti sistemi için aranan zorunlu bir şart değildir. Tek meclisli
bir yapı da başkanlık hükümeti sistemi ile bağdaşabilir. Önemli olan
meclis seçimlerinin başkan seçimlerinden ayrı yapılmasıdır.
Başkanlık hükümeti sisteminde aynı kişi hem yasama organında
hem de yürütme organında görev alamaz.
32
Başkanlık hükümeti siste-
mi sert kuvvetler ayrılığına dayanan bir hükümet sistemi olduğu için,
yürütme yetkisini şahsında toplayan “başkan” yasama organının üyesi
değildir. Yürütme organının yasama organının çalışmalarına katılması
da son derece sınırlıdır. Yürütme organı kanun teklif edemez, yasa-
ma çalışmalarına katılamaz, yasama organının çalışmalarını engelle-
yemez. Yürütme organının yasama organı faaliyetleri ile ilgili olarak
önemli bir yetkisi vardır, o da kanunları veto etme yetkisidir.
33
Kural olarak yasama organı, yürütme organını etkileyici herhangi
bir yetkiye sahip değildir.
34
Ama yine de yasama organına yürütme
organı ile ilgili birtakım yetkiler istisnaen de olsa verilmiştir. Aşağı-
da, yasama organının yürütme organı üzerinde sahip olduğu birtakım
yetkilerinden bahsedilmiştir;
29
Alan Ware, “Divided Government in the United States”, in Divided Government in
the Comparative Perspective., Robert ELGIE ed., (Oxford: Oxford University Press,
2001), 24.
30
Ware, 2001, 24.
31
Siaroff, 2003, 309; Linz, 1994, 6.
32
Lijphart, 1994, 92-93; Güneş 1956, 25; Siaroff, 2003, 309.
33
Özer, 2003, 153-155; Teziç, 2001, 425; Güneş 1956, 25; Başkanın fesih yetkisine sahip
olmaması, kanunları veto yetkisinin olması, yasama organı üyesi olamaması, bazı
yazarlar tarafından başkanlık hükümeti sistemi için olmazsa olmaz şartlar (asli
unsurlar) arasında sayılmamaktadır. Bu unsurlar fer’i unsurlar olarak nitelendiril-
mekte ve sadece sistemin iyi işleyebilmesi için tercih edilebilecek hususlar olarak
görülmektedir. Bkz. (Özer, 2003, 154-155.)
34
Sartori, 1994, 106; Lijphart 1994, 91; Özer, 1998, 12; Teziç, 2001, 425.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200936
Atamalar: Kural olarak yürütme içindeki atamalar Başkanın elinde-
dir. Ancak bakan (sekreter), yüksek mahkeme üyesi, büyükelçi atama-
sı gibi bazı önemli atamalar için Senatonun onayı da aranmaktadır.
35
Milletlerarası Antlaşmaların Onaylanması: Başkanlık hükümeti
sisteminde dış politikanın merkezinde de Başkan yer alır.
36
Dolayısıyla
milletlerarası antlaşmaları yapma yetkisi başkana aittir. Ancak, yapı-
lan antlaşmaların geçerli olabilmesi, Senato tarafından onaylanmasına
bağlıdır.
37
Impeachment: Başkanın cezai sorumluluğu ile ilgili olarak öngö-
rülmüş bir yoldur. Temsilciler meclisi tarafından suçlandırılan Başkan,
Senato tarafından üçte iki çoğunlukla yargılanmak üzere görevli ve
yetkili mahkemeye sevk edilir. Bu kararın doğrudan başkanlık görevi-
ni sona erdirme gibi bir fonksiyonu vardır.
38
Bütçe: Kongre, yürütme organının hazırladığı bütçeyi kabul etme,
kabul etmeme ya da değiştirerek kabul etme gibi yetkilere sahiptir.
39
Bütçe, kongrenin Başkana karşı kullanabileceği en etkin silahtır. Kong-
renin bu yetkisine karşılık olarak Başkanın da kongreye karşı kullana-
bileceği veto yetkisi vardır.
40
Bu iki yetki birbirini dengelemektedir.
IV. Başkanlık Hükümeti Sisteminde Yürütme Organı
Başkanlık hükümeti sisteminde yürütme organı monist bir yapıya sa-
hiptir. Yani yürütme yetkisi bir bütün olarak tek bir organa verilmiştir.
41
35
Linz, 1994, 30; Özbudun, 2005, 107; Özer, 2003, 173., 176; Siaroff, 2003, 305; Güneş
1956, 25; Burada belirtmek gerekir ki sözkonusu atamalarda Senato pasif konum-
dadır. Asıl yetki başkana aittir. Yüksek memurları azledebilme konusunda ise baş-
kanı sınırlandıran herhangi bir hüküm yoktur. (Tunç, 1988, 6.)
36
Siaroff, 2003, 305.
37
Özer, 2003, 176; Özbudun, 2005, 106.
38
Sergio Fabrini, “Transatlantic Constitutionalism: Comparing United States and
European Union”, in European Journal of Political Resourch, Vol. 43., (2004): 552; Cem
Eroğul, Çağdaş Devlet Düzenleri, Kırlangıç Kitabevi, Ankara, 2006, s.98; Lijphart
1994, 91; Tunç, 1988, 6.
39
Özer, 1998, 50.
40
Tunç, 1988, 6.
41
Larry Jonston and Munroe Eagles, Politics: An Introduction to Modern Democratic
Government, (Broadview Press, 2004), 240; Sartori, 1994, 106; Ergun Özbudun, Türk
Anayasa Hukuku, (Ankara: Yetkin Yayınları, 1998), 279; Kemal Gözler, Türk Anayasa
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200937
Yürütmenin tek başlı ve tek kişilik olduğu söylenebilir. Başkan hem
devlet başkanıdır hem de hükümet başkanıdır.
42
Devlet başkanlığı ve
hükümet başkanlığını birbirinden ayırmak mümkün değildir.
43
Ancak
belirtmek gerekir ki hükümet sistemine asıl özelliğini veren, başkanın
devlet başkanlığı sıfatı değil hükümet başkanlığı sıfatıdır. Çünkü dev-
let başkanlığı, çoğunlukla sembolik diyebileceğimiz yetki ve görevler ile
karşımıza çıkmaktadır.
44
Diğer taraftan, Verney gibi yazarlar, Başkanın
hükümet başkanlığının yanı sıra devlet başkanlığını da yürütmesini hü-
kümet sisteminin asli unsurları arasında görmektedirler.
45
Başkan, göreve doğrudan halkoyu ile işbaşına gelmektedir.
46
Yani
yasama organının içinden çıkan bir yürütme organı söz konusu değil-
dir. Başkanın göreve geldikten sonra yasama organının güvenoyunu
alma zorunluluğu da yoktur. Dolayısıyla başkanın yasama organına
karşı sorumlu olması da söz konusu değildir.
47
Başkanın doğrudan
halkoyuyla işbaşına gelmesi ve yasama organına karşı sorumlu olma-
ması bu sistemin ayırt edici iki özelliği olarak görülmektedir.
48
Yürütme organı içinde tek yetkili kişi “Başkan”dır.
49
Ancak başkan,
kendisine yardımcılık yapması için, parlamenter hükümet sisteminde
karşılığı bakan olarak nitelendirilebilecek sekreterleri atama yetkisine
sahiptir. ABD uygulamasında sekreter atamalarının Senato tarafın-
dan onaylanması gerekli olsa da, atamalarda belirleyici olan başkanın
iradesidir.
50
Sekreterler yasama organı üyesi olmadıkları gibi yasama
organına karşı da sorumlu değillerdir. Sekreterler doğrudan başkana
karşı sorumludurlar.
51
Yürütme organı içinde tek yetkili başkan olduğu
Hukuku, (Bursa: Ekin Kitabevi, 2000.), 479.
42
Siaroff, 2003, 288-289; Linz, 1994, 6; Lijphart 1994, 92-93; Sartori, 1994, 106.
43
Stephan and Skach, 1994,130; Linz, 1994, 6; Sartori, 1994, 106.
44
Siaroff, 2003, 288.
45
Siaroff, 2003, 289.
46
Lijphart, 1994, 91; Linz, 1994, 6; İlter Turan, “Başkanlık Sistemi Sevdası: Zayıf
Temelli Bir Özlem”, in Başkanlık Sistemi, (Ankara: Türkiye Barolar Birliği Yayını,
2005), 114-115.
47
Siaroff, 2003, 288; Linz, 1994, 6; Gözler, 2002, 92-96 ; Teziç, 2001, 428.
48
Turhan, 1989, 34, 41-42.
49
Siaroff, 2003, 288; Tunç, 1988, 5; Turhan,. 1989, 41; Özbudun,. 2005, 107.
50
Linz, 1994, 30.
51
Jonston and Eagles, 2004, 240; Tunç, 1988, 5; Özbudun, 2005, 107.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200938
için sekreterlerin başkana rağmen karar almaları söz konusu olamaz.
52
ABD eski başkanlarından Lincoln, “yedi hayır bir evet, evetler kazandı.”
53
diyerek bu sistemde başkana rağmen yürütme içinde herhangi bir kararı
almanın mümkün olmadığını veciz bir şekilde ifade etmiştir. Sekreterler
bir anlamda başkanın danışmanlığını yapan ve ona itaat eden görevliler
konumundadır.
54
Sekreterlerin görevlerinin devamı başkanın iradesine
bağlıdır. Ayrıca, sekreterler başkan görevde olduğu müddetçe görev
yaparlar. Başkanın görevinin bitmesiyle birlikte sekreterlerin de göre-
vi sona erer. ABD’deki uygulamaya baktığımız zaman bir sekreterin
birden fazla başkanla çalıştığı örneklere son derece nadir rastlandığını
görmekteyiz. Hal böyle olunca, sekreterlerin amatör bir şekilde çalış-
tığını, yeterince tecrübe kazanamadığını, kazansa bile bu tecrübesinin
uzun süre kullanılamadığını söyleyebiliriz.
55
ABD’de başkanla birlikte
dört yıllık bir süre için başkan yardımcısı da seçilmektedir.
56
Başkan
yardımcısı aynı zamanda senato başkanlığı görevini de yürütmektedir.
Başkan yardımcısının yürütme organı açısından asıl önemi, başkanlık
makamının herhangi bir sebeple boşalması durumunda, normal seçim
dönemine kadar başkanlık görevini üstlenmesindedir.
57
Sistem sert kuvvetler ayrılığına dayandığı için, kural olarak, yü-
rütme organının yasama organı faaliyetlerine katılması söz konusu de-
ğildir. Zaten yasama organı üyeliği ile yürütme organında görev alma
birbiriyle bağdaşmaz. Ancak çok sınırlı da olsa veto, her dönem ba-
şında yasama organına mesaj verme gibi yetkilerle yürütme organının
yasama organı faaliyetlerine müdahale etme imkânı vardır.
58
Yasama
organı faaliyetleri açısından başkanın sahip olduğu en önemli yetki
veto yetkisidir. Başkan yasama organı tarafından kabul edilen kanunu
10 gün içinde ya imzalar, ya da geri gönderir. Geri gönderilen kanun-
da ısrar edilebilmesi, ancak her iki meclis tarafından üçte iki çoğunluk-
la kabul edilmesi halinde mümkündür.
59
52
Özer, 2003, 153., 169-170; Lijphart 1994, 93.
53
H. Nail Kubalı, Anayasa Hukuku Dersleri, (İstanbul: 1971), 450; Onar, 2005, 72-73;
Tunç, 1988, 6.
54
Lijphart, 1994, 93.
55
Linz, 1994, 32.
56
Linz, 1994, 6; Onar, 2005, 88. dn.49.
57
Linz, 1994, 6; Teziç, 2001, 428; Tunç, 1988, 5.
58
Siaroff, 2003, 305; Gözler, 2002, 92-93.
59
Özer, 2003, 171-172; Teziç, 2001, 430. Başkanın sahip olduğu veto yetkisi son derece
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200939
Siyasi sorumluluk, yönetenlerin egemene karşı sorumluluğu ola-
rak tarif edilmektedir. Demokrasilerde egemen halk olduğuna göre
siyasi sorumluluğun halka karşı olması gerekir. Başkanlık hükümeti
sisteminde yürütme organının yani Başkanın siyasi sorumluluğu par-
lamenter hükümet sisteminden farklı olarak doğrudan halka karşıdır.
Başkanın görev süresi bittikten sonra yapılan yeni seçimlerde başkan
halka hesap verecektir. Eğer başkan görev başındayken halkın arzu-
larını tatmin edememişse yeniden seçilemeyecektir. Böylece başkan,
egemene karşı sorumluluğunun sonucunu doğrundan görecektir.
60
Başkanlık hükümeti sisteminde, ne yasama organı yürütme or-
ganının görevine son verebilir, ne de yürütme organı yasama organı-
nı feshetme yetkisine sahiptir.
61
Bu konuda yasama organının tek bir
yetkisi vardır; o da başkanın ve federal sivil görevlilerin cezai sorum-
luluğu için öngörülmüş olan impeachment uygulamasıdır.
62
Ancak be-
lirtmek gerekir ki başkanın cezai sorumluluğunu doğuracak impeach-
ment, sıklıkla rastlanan bir uygulama değildir.
63
Bu yolun işleyişindeki
güçlükler, uygulamasının da son derece seyrek olması sonucunu do-
ğurmuştur. Bu güne kadar ABD’de 15 kişi impeachment uygulamasına
muhatap olmuştur. Bunlardan 7 tanesinin (hepsi federal yargıç) görevi
Senato’nun kararı ile sona ermiştir. İmpeachment, başkanla ilgili ola-
rak tarihte üç kez gündeme gelmiştir. 1868’de Andrew Johnson 1 oyla
kurtulmuş; 1974’te Nixon, Temsilciler Meclisi tarafından suçlandırıla-
cağı belli olunca başkanlıktan çekilmiş; 1999’da Clinton ile ilgili olarak
Senato’da üçte ikilik çoğunluk sağlanamamıştır.
64
etkilidir. ABD tarihine baktığımızda, 1993 tarihine kadar 2500’ün üzerinde veto ile
karşılaşıldığını ve bunlardan sadece 10 tanesinin başkana rağmen ısrar edilerek
kanunlaşabildiğini görmekteyiz. Bu da göstermektedir ki başkana rağmen kanun
kabul etmek hiç de kolay değildir. Bkz. (Özer, 2003, 171.)
60
Gözler, 2000, 531-532.
61
Tunç, 1988, 5; Kalaycıoğlu, 2005, 15. Bazı yazarlar başkanın yasama organını fes-
hetme yetkisinin Başkanlık Hükümeti Sisteminin bir fer’i unsuru olduğunu ileri
sürmektedirler. bkz. Özer, 2003, 153; Sartori, 1994, 106.
62
Eroğul, 2006, 98; Onar, 2005, 94; Tunç, 1988, 5.
63
Siaroff, 2003, 288; Özer, 2003, 154; Teziç, 2001, 428; Onar, 2005, 94, dn.68.
64
Eroğul, 2006, 98-99.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200940
V. Başkanlık hükümeti sisteminin Avantaj ve
Dezavantajlarının Değerlendirilmesi
Başkanlık hükümeti sistemi ile özdeşleşen ülke Amerika Birleşik
Devletleri’dir. Bu hükümet sisteminin uygulamasına baktığımız zaman
olumlu sonuçlara götürecek özelliklerinin yanında birtakım olumsuz
sonuçları doğurma riskinin de her zaman söz konusu olduğunu ifade
etmek gerekir. Amerika Birleşik Devletleri uygulamasından hareketle,
başkanlık hükümeti sisteminin aşağıdaki avantaj ve dezavantajları-
nın olduğu ileri sürülmektedir. Aşağıda önce bu hükümet sisteminin
avantajı olarak belirtilen hususlar, ardından dezavantajı olarak belirti-
len hususlar değerlendirilmiştir.
A. Başkanlık Hükümeti Sisteminin Avantajları Olarak
Belirtilen Hususların Değerlendirilmesi
Başkanlık hükümeti sisteminin istikrarlı ve güçlü bir yönetim sağ-
lama; temsil ilişkisini daha doğrudan hale getirme, sistemdeki taşkın-
lıkları önleme, yasama fonksiyonunda kaliteyi arttırma gibi avantajlı
yönleri olduğu ileri sürülmektedir.
a. İstikrarlı ve Güçlü Bir Yönetim Sağlaması
65
Açısından
Değerlendirme
Sert kuvvetler ayrılığı söz konusu olduğu için başkanlık hükümeti
sisteminde yasama organı ile başkan yani yürütme organı arasında bir
bağımlılık yoktur. Dolayısıyla, güvensizlik oyuyla hükümetin yasama
organı tarafından düşürülmesi söz konusu olmadığından,
66
yürüt-
me organı belli bir dönem için, düşürülme korkusu olmadan icraatı-
nı yapacaktır. Bunun neticesi olarak da istikrarlı bir yönetim ortaya
çıkacaktır.
67
Diğer taraftan Parlamentodaki partilerin hükümeti dü-
65
Ülkemizde özellikle 1991-2005 yılları arasında Başkanlık hükümeti sistemine geçil-
mesi yönündeki önerilerin en önemli dayanağını bu sistemde istikrarlı hükümetle-
rin işbaşına gelmesi oluşturmaktadır. 1991-2005 yılları arasındaki hükümet sistemi
tartışmalarına ilişkin ayrıntılı bir çalışma için bkz. Bertil Emrah Oder, “Türkiye’de
Başkanlık ve Yarı-Başkanlık Rejimi Tartışmaları: 1991-2005 Yılları Arasında Basına
Yansıyan Öneri ve Tepkilerden Kesitler”, in Başkanlık Sistemi, (Ankara: Türkiye Ba-
rolar Birliği Yayını, 2005).
66
Özbudun, 2005, 106-107; Kuzu, 2000, 37.
67
Linz, 1994, 8-9; Arend Lijphart, Çağdaş Demokrasiler (Çev. Ergun Özbudun,-Esin
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200941
şürme konusunda mutabık olup, hükümeti kurma konusunda anla-
şamamaları gibi bir durum sert kuvvetler ayrılığı sayesinde Başkanlık
hükümeti sisteminde görülmez.
68
Başkanlık hükümeti sisteminde Başkanın görev süresinin sabit ol-
ması; çok istisnai haller dışında Başkanın görevine son verilememe-
si, bir avantaj olarak görülebilir. Ancak, bu avantajla birlikte sabit bir
dönem için göreve gelen Başkanın görev süresinin halktan gelen tep-
kilere göre değişkenlik gösterememesi
69
gibi bir dezavantaj da ortaya
çıkmaktadır. Şu halde, Başkanlık hükümeti sisteminde, iki iyilikten
biri tercih edilmiştir; sabit bir görev süresinin doğuracağı sakıncalara
ve halkın zaman içinde göstereceği tepkilere duyarlı olunamamasına
rağmen istikrarlı bir yönetim tercih edilmiştir.
Başkanlık hükümeti sisteminin istikrarlı yönetimi sağlama özelli-
ğini Türkiye açısından değerlendirecek olursak şu sonuca varabiliriz.
Öncelikle Türkiye’de bir istikrar probleminin olduğunu kabul etmek
gerekir. Ancak bu noktada istikrar kavramına bir açıklık getirmek
gerekmektedir. Hükümet sistemleri ile ilgili tartışmalarda hükümet
istikrarı ile siyasi istikrar kavramları birbirine karıştırılan kavramlar-
dır. Siyasi istikrar hükümet istikrarından daha geniş bir kavramdır.
70
Siyasi istikrar siyasi sistemin kararlılık ve bir denge içinde sürdürüle-
bilmesini öngörmektedir. Bir ülkede hükümet istikrarı olduğu halde
siyasi istikrarın sağlanamaması mümkündür. Bunun en bariz örneğini
ülkemiz 1950-1960 yılları arasında yaşamıştır. Bu dönemde hükümet
istikrarı olduğu halde siyasi istikrarın olduğunu söylemek güçtür.
Sert kuvvetler ayrılığına dayanan Başkanlık hükümeti sistemi ile
parlamenter hükümet sistemi ve bu arada yarı-başkanlık hükümeti
sistemi mukayese edilirken en çok üzerinde durulan konu belki de
hükümet istikrarının sağlanıp sağlanamadığıdır. Parlamentodaki par-
tilerin hükümeti düşürme konusunda mutabık olup, hükümeti kurma
konusunda anlaşamamaları gibi bir durum sert kuvvetler ayrılığı sa-
yesinde Başkanlık hükümeti sisteminde görülmez.
71
Onulduran), (Ankara: 1986), s.48-50; Kuzu, 2000, 34; Turhan, 1989, 177; Onar, 2005,
94; Özbudun, 2005, 106.
68
Linz, 1994, 61.
69
Kalaycıoğlu, 2005, 23.
70
Özbudun, 2005, s.107.
71
Linz, 1994, s.61.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200942
Hükümet istikrarı, siyasi istikrarı sağlamada önemli bir etkiye sa-
hiptir. Ancak, hükümet istikrarsızlığı her zaman siyasi istikrarsızlığı
doğurmaz. Siyasi istikrarsızlığı körükleyen husus daha çok güçsüz ve
kötü hükümetlerdir. Bir hükümet hiçbir şey yapmayarak ayakta ka-
labilir. Ancak bu her şeyin iyi gittiği anlamına gelmez.
72
Örneğin II.
Dünya Savaşı sonrasında İtalya’da sık sık hükümet istikrarsızlığı ya-
şandığı halde siyasi istikrarsızlık gibi bir durumla karşılaşılmamıştır.
73
Bu arada şunu da göz önünde bulundurmak gerekir ki, az gelişmiş ve
demokrasi kültürü yerleşmemiş ülkelerde hükümet istikrarsızlığının
siyasi istikrarsızlığa yol açma ihtimali son derece büyüktür.
74
Başkanlık hükümeti sisteminde başkan, meşruiyetini doğrudan
doğruya halk tarafından seçilmesinden almaktadır. Bundan dolayı
güçlü bir yürütme organı ortaya çıkar.
75
Kuvvetler ayrılığı ilkesinin de
etkisiyle ortaya çıkan uzmanlaşma, yürütme organında yönetimin et-
kili olmasını sağlar. Diğer taraftan yürütme organının monolitik yanı
da güçlü ve etkili bir yönetimin ortaya çıkması gibi bir sonucu doğurur.
Çünkü bütün yetkilerin tek bir otoritede toplanmış olması güçlü yöne-
timi beraberinde getirir. Ayrıca yönetimdeki tek başlılık seri ve hızlı
hareket etmeyi mümkün kılar. Seri ve hızlı hareket imkânı, özellikle
kriz dönemleri ve acil durumlarda taşınması gereken bir özelliktir.
76
Güvensizlik oyuyla düşürülme korkusunun olmaması başkanın
cesur kararlar alabilmesini, halka vaat ettiği hükümet programını uy-
gulamasını kolaylaştıracaktır. Eğer yasama organı haklı olmayan bir
sebeple yürütme organını engellemeye kalkışırsa bu halkın gözünden
kaçmayacaktır. Ayrıca bakanlar yani sekreterler yasama organı üye-
si olmadıklarından dolayı seçmen karşısına çıkıp hesap verme ve bir
sonraki seçimlerde seçilebilme kaygısını taşımayacaklardır. Bu sebeple
görevlerini seçim yatırımı için kullanmayacaklar, kamu hizmetlerinin
gereklerini yerine getireceklerdir.
77
Devlet başkanının doğrudan halkoyuyla işbaşına gelmiş olması, hu-
72
Sartori, 1994, 111.
73
Sartori, 1994, 108.
74
Turhan, 1989, 177-178.
75
Murat Yanık, Başkanlık Sistemi ve Türkiye’de Uygulanabilirliği, İstanbul: 1997,
129; Lijphart 1986, 50; Kuzu, 2000, 34; Gözler, 2002, 96-97; Turhan, 1989, 41.
76
Turan, 2005, 121; Özer, 1998, 53-54; Kuzu, 2000, 34-35.
77
Linz, 1994, 8-9; Kuzu, 2000, 37.
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200943
kuken sahip olduğu yetkilerin çokluğunun yanında başkana önemli bir
manevi otorite de sağlayacaktır. Böylece başkan rahatlıkla sistemin ege-
men unsuru haline gelecek
78
ve güçlü bir yönetim ortaya çıkacaktır.
Çağımızda devletin kendinden beklenen fonksiyonları yerine geti-
rebilmesi için yürütme organının güçlü olması gerektiği; hatta bunun
hürriyetler için de gerekli olduğu
79
ifade edilmektedir. Günümüzde
bazı yazarlar parlamenter hükümet sistemini uygulayan ülkelerin bu
sistemin klasik özelliklerinde birtakım değişiklik yaparak başkanlık
hükümeti sistemine doğru meyletmesini ve başkanlık hükümeti sis-
teminin popülaritesini arttırmasını yürütmeyi güçlendirme isteğine
bağlamaktadırlar.
80
Burada hemen belirtmek gerekir ki, doktrinde Başkanlık hükü-
meti sisteminin güçlü bir yönetimi sağlamadığı, tam tersine güçlerin
birbirini dengelemeleri, birbirini frenlemeleri sayesinde özgürlüklerin
korunduğu bir sistemin kurulduğu, güçlerin uzlaşamadığı konularda
kesinlikle kanun çıkarılamadığı bir sistem getirdiği
81
de ileri sürülmek-
tedir. Evet, başkanlık hükümeti sisteminde başkanın sabit bir görev
süresinin olması olumlu bir özelliktir. Ancak, başkanın yasama organı
tarafından düşürülememesi her zaman yürütmenin etkili olacağı an-
lamına gelmez. Eğer yasama ile yürütme arasında bir anlaşmazlık çı-
karsa, yürütmenin ihtiyaç duyacağı yasal düzenlemelerin çıkmaması
tehlikesi yürütmenin etkililiğini minimuma indirecektir. Bundan do-
layı Başkan belki de programını uygulayamayacaktır.
82
Kaldı ki bek-
lenmedik, olağanüstü bir durumla karşılaşıldığı takdirde, parlamenter
hükümet sisteminde olduğu gibi meclisten güvenoyu isteyip güven
tazeleme ve böylece –en azından– verilen kararlarda demokratik meş-
ruiyeti sağlayabilme imkânı Başkanlık hükümeti sisteminde mevcut
değildir. Yani, böyle bir durumda Başkanın yasama organının deste-
ğini yakinen hissedemediği için yalnız kalması gibi bir durum söz ko-
nusu olabilir.
83
ABD’de bu problemlerin aşılmasında siyasi partilerin
disiplinli olmaması ve demokrasi ve uzlaşma kültürünün gelişmiş ol-
78
Turhan, 1989, 108.
79
Özer, 1998, 93.
80
Özer, 1998, 94.
81
Kalaycıoğlu, 2005, 16; Özbudun, 2005, 107.
82
Onar, 2005, 94-95.
83
Linz, 1994, 8-9.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200944
masının büyük bir etkisi vardır.
Türkiye’de ABD’nin aksine siyasi partiler disiplinli parti yapı-
sına sahiptir. Ayrıca demokrasi ve uzlaşma kültürü ABD’de olduğu
gibi gelişmiş değildir. Siyasi parti sistemi değişmeden ve demokrasi
kültürü ile uzlaşma kültürü gelişmeden, iktidardaki partinin yasama
organında azınlıkta kalması durumunda iktidarın çok zor durumda
kalacağı aşikardır. Ülkemizde Nisan-Mayıs 2007 tarihlerinde 11. Cum-
hurbaşkanının seçimi ile ilgili olarak yaşanan gelişmeler bu öngörü-
yü haklı çıkarmaktadır. Kaldı ki yürütmeyi güçlendirme gibi bir amaç
güdülüyorsa, hükümet sistemini değiştirmeye de gerek yoktur. Gü-
nümüz parlamenter hükümet sistemi ve bu arada 1982 Anayasası’nın
kurduğu sistem başbakanı son derece güçlü bir konuma getirmiştir.
Sistem değişikliğine gitmek olsa olsa, başbakanın sahip olduğu gücü
cumhurbaşkanına taşıma gibi bir amaca hizmet edecektir. Dolayısıy-
la Türkiye’de parlamenter hükümet sisteminden başkanlık hükümeti
sistemine geçmek, yönetimin daha güçlü hale gelmesi açısından her-
hangi bir katkı sağlamayacaktır.
Koalisyon hükümetleri bir yana bırakılacak olursa, parlamenter
hükümet sisteminin aslında güçlü bir yürütmeyi beraberinde getire-
ceğini söylemek mümkündür. Parlamenter hükümet sisteminde ya-
sama organında çoğunluğu sağlamış partinin başında bulunan kişi,
aynı zamanda başbakan olarak görev yapan kişi olduğu için, başbakan
ve bakanlar kurulu tarafından istenen bir düzenlemenin yasamadan
geçmemesi için hiçbir sebep yoktur.
84
Özellikle ülkemiz gibi disiplinli
partilerin olduğu bir siyasi ortamda Başbakanın hem yürütme orga-
nının hem de yasama organının faaliyetlerine hâkim olacağı söyle-
nebilir. Bir kanunun kabul edilmesinde ya da erken seçim kararının
alınmasında Başbakanın en etkili kişi olduğu söylenebilir. Parlamenter
hükümet sisteminin bu yönü düşünüldüğü zaman zayıf hükümetlere
sebep olduğunu söylemek güçtür.
85
Teoride parlamenter hükümet sis-
teminin siyasi sorumluluktan dolayı yürütme organını yasama orga-
nına bağımlı hale getirdiği söylenebilir. Ancak, uygulamada bu hiç de
öyle değildir. Yasama organı yürütme organını düşürmeyi pek fazla
istemez.
86
Hatta denilebilir ki tam tersi, yani yürütme organına bağımlı
84
Jonston-Eagles, s.251; Özbudun, 2005, 110-111.
85
Linz, 1994, 14-15.
86
Lijphart 1994, 96.
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200945
bir yasama organının olduğunu söylemek mümkündür. Parlamenter
hükümet sistemi uygulamasında zayıf hükümetlerle karşılaşılması,
hükümet sisteminden ziyade seçim sisteminin ve parçalı siyasi yapı-
nın doğurduğu bir sonuçtur. Ülkemizde güçlü ve istikrarlı yönetim
için hükümet sistemi değişikline değil de bu iki konuya eğilmek daha
doğru bir yöntem olacaktır.
b. Temsil İlişkisini Daha Doğrudan Hale Getirmesi
Açısından Değerlendirme
Başkanlık hükümeti sisteminde yürütme yetkisini elinde bulun-
duran başkan doğrudan halkoyuyla işbaşına geldiği için, yürütme
açısından temsil ilişkisinin diğer sistemlere nazaran daha doğrudan
olduğu söylenebilir. Zira halk oy verirken, kimin yürütme yetkisine
sahip olmasını istediğini net bir şekilde ifade etmiş olacaktır. Halk,
yürütme organının kim olacağını doğrudan belirleyebilme imkânının
yanında bir önceki iktidarın icraatını değerlendirip bu icraattan kimin
sorumlu olduğu konusunda da tereddüde düşmeyecektir. İcraatı be-
ğenmişse iktidara tekrar oy verecek, beğenmemişse onu iktidardan
düşürecektir.
87
Ancak bazı yazarlar, haklı olarak, başkanlık hükümeti sisteminde
halkın hesap soramayacağı hallere işaret etmektedir. Şöyle ki, başkanın
azami bir görev süresinin olduğu ülkelerde son dönemini yaşayan bir
başkan bir sonraki dönemde de seçilme beklentisi içinde olmayacağı
için halkın doğrudan başkanın şahsından hesap sorması gibi bir ihti-
mal ortadan kalkmaktadır. Bu durumda ancak başkanın mensup oldu-
ğu partinin halka hesap vermesinden bahsedilebilir. ABD örneğinde
başkan en fazla iki dönem seçilebilmektedir. İkinci dönemini yaşayan
başkan, üçüncü dönem seçilme gibi bir beklenti içinde olmayacaktır.
Diğer taraftan bir sonraki dönem seçime girecek dahi olsa başkan, icra-
attaki başarısızlığın sorumlusu olarak yasama organını gösterebilir.
88
Politikaların hayata geçirilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin ve
yasama organının onayından geçmesi gereken işlemlerin, yasama or-
ganı tarafından engellendiğini ileri sürebilir.
Ülkemiz açısından düşünüldüğünde, seçimlerde halkın doğrudan
87
Linz, 1994, 10-11; Onar, 2005, 87-88; Kuzu, 2000, 35.
88
Onar, 2005, 93.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200946
yürütme yetkisini kullanacak kişileri belirlemesinin her zaman müm-
kün olmadığını söyleyebiliriz. Şöyle ki seçimler sonucunda koalisyon
hükümeti kurma zorunluluğu ortaya çıktığı zaman, koalisyon alterna-
tifleri arasından halkın doğrudan seçim yapma imkânı ortadan kalk-
maktadır. Halkın seçimlerde hiç düşünmediği ve belki de hiç istemedi-
ği bir koalisyon oluşumu seçimlerden sonra siyasi parti yöneticilerinin
iradesi ile gerçekleşebilir. Bu durumda halkın hiç istemediği bir hükü-
met organizasyonu iş başına gelmiş olacaktır. Ülkemizde böyle bir sa-
kıncanın salt parlamenter hükümet sisteminden kaynaklandığını ileri
sürmek doğru değildir. Çünkü seçim sonuçlarının doğrudan yürütme
organını belirleme kabiliyeti seçim sistemi ve siyasi parti sistemi ile
daha yakından ilgilidir. Eğer seçim sistemi ve siyasi parti sisteminde bir
partinin tek başına iktidara gelmesini sağlayıcı bir değişiklik yapılırsa
istenilen sonuç elde edilebilecektir. Bu durumda hükümet sistemi de-
ğişikliğine gitmek gibi yönteme gerek kalmayacaktır. Ayrıca İtalya’da
olduğu gibi seçimlerden önce siyasi partilerin koalisyon oluşumu için
anlaşmaya varmaları ve ortak başbakan adaylarını, dolayısıyla da hü-
kümet organizasyonlarını halka deklare etmeleri
89
gibi bir tercih düşü-
nülebilir. Böylece seçmen oy verirken hangi hükümet alternatifinin iş
başına gelmesini istiyorsa, o yönde bir tercihte bulunabilecektir.
c. Aşırılıkların Önlenmesi Açısından Değerlendirme
Başkanlık hükümeti sisteminde yasama ve yürütme organları bir-
birinden tamamen ayrılmış, önemli bazı yetkileri karşılıklı olarak pay-
laşmışlardır. Bu şekilde sistemin yasama ve yürütme organlarını karşı-
lıklı olarak birbirine muhtaç kılmış olması, uzlaşma zorunluluğunu da
beraberinde getirmektedir. Bu sistem içerisinde çok güçlü bir konuma
sahip olan başkan, kongre ile iyi geçinemediği takdirde hiçbir önemli
yetkisini kullanamaz hale gelir. Çünkü kanun çıkarma ve bütçe gibi
iki önemli yetki sayesinde başkan kongreye bağlı hale gelmektedir.
90
Bu durumda “başkanın yüksek kudreti yağmur altındaki tuz yığını gibi erir
gider.”
91
89
Massimo Villone, Siyasal Sistemler (Demokratik Parlamenter Sistem, Başkanlık-
Yarı Başkanlık Sistemi, Tek-Çift Meclis) Konulu konferansta sunduğu tebliğ, Ulus-
lar arası Anayasa Hukuku Kurultayı, Ankara 2001, s. 339.
90
Turhan, 1989, 35.
91
Ali Fuat Başgil, Esas Teşkilat Hukuku, Birinci Cilt, Türkiye Siyasi Rejimi ve Anayasa
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200947
Yasama ve yürütme organlarının karşılıklı olarak birbirine muh-
taç durumda olmaları “Check and Balance” yani “Fren ve Denge” me-
kanizması olarak değerlendirilmektedir. Buna göre, başkanın yasama
organını mesaj yollama, tüzük ve yönetmelik yapma, veto yetkisini
kullanma gibi yetkileri kullanmasına karşın; yasama organının bütçe-
yi kabul etmesi, bakanların ve yüksek derecedeki kamu görevlileri-
nin atamalarını onaylama gibi yetkilere sahip olması sayesinde hem
yürütme organı hem de yasama organı kontrollü bir şekilde hareket
etmek zorundadır. Böylece bir organın anayasal sınırlar içinde kalma-
sı diğer organın denetimi sayesinde gerçekleşecektir.
92
Bu durumda
özellikle başkan aşırılıklara kaçmaya cesaret edemeyecek, kontrollü
hareket edecektir. Oysa parlamenter hükümet sisteminde Başbakan
aynı zamanda hem yürütme hem de yasama organına hâkim konum-
da bulunmasından dolayı, yasama ve yürütme organlarının birbirini
sınırlandırması, aşırılıklarının önüne geçmesi gibi bir durum uygula-
mada pek görülmez. Bu durumda başbakanın sahip olduğu gücü sı-
nırlandırmak seçim sistemi ile tek başına iktidara gelinmesini önleyip,
koalisyon hükümetlerinin ülkenin kaderi haline gelmesini sağlamakla
ya da siyaset dışı müdahalelerle mümkün olacaktır.
d. Yasama Fonksiyonunda Kaliteyi Artırması Açısından
Değerlendirme
Yasama organı ile yürütme organı arasında sert kuvvetler ayrılı-
ğının söz konusu olmasından dolayı, başkanlık hükümeti sisteminde
yasama organı sadece kendi görev alanı ile ilgili konularda faaliyet
yürütecektir. Yasama organı üyeleri bakan olma beklentisine girme-
diklerinden dolayı yasama faaliyetlerinde daha şahsiyetli bir tutum
takınacaklardır.
93
Diğer taraftan, kuvvetler ayrılığı ilkesi bu sistemde
belirgin bir şekilde uygulandığı için, yasama organı yasama faaliyetle-
rini yürütürken yürütme organının müdahalesine maruz kalmamakta-
dır. Yasama organı, yasama faaliyetlerini yerine getirirken, çıkaracağı
kararların hükümete ne gibi etkisinin olacağı ile değil de daha ziyade
kararın içeriği ile ilgilenmektedir.
94
Prensipleri, Fasikül II, (İstanbul: 1960.), 318; Kuzu, 2000, 36.
92
Turhan, 1989, 36.
93
Kuzu, 2000, 37.
94
Lijphart 1994, 96.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200948
Başkanlık hükümet sisteminde seçimlerde partiden ziyade ada-
yın nitelikleri ön plana çıkacaktır. Bu sebeple parlamenterler, yeniden
seçilebilmek için faaliyetlerini partinin isteklerinden ziyade seçmenle-
rin isteklerine göre ayarlayacaklardır. Bu da halkın menfaatlerinin ön
planda tutulmasını sağlayacak ve yasama faaliyetlerinde şahsiyetli bir
tutum sergilenmesi gibi bir sonuç ortaya çıkaracaktır.
95
Başkanlık hükümeti sisteminde yasama fonksiyonunda kaliteyi
arttıran asıl etken belki de disiplinli siyasi partilerin mevcut olmama-
sıdır. Siyasi partiler disiplinli parti olmadığı için yasama faaliyetlerin-
de parlamenterin kendi başına hareket etmesi, kendi fikrince doğru
olan yönde oy kullanması mümkündür. Ayrıca, başkanla aynı partiye
mensup bir parlamenter, yeri geldiği zaman Başkanın aleyhinde gö-
rüşler ileri sürebilmekte ve bazen de aleyhte oy kullanabilmektedir.
Parlamenter bilmektedir ki, kullandığı oy ve sözler başkanın görevini
sona erdirecek bir etkiye sahip değildir. Dolayısıyla başkanlık hükü-
meti sisteminde parlamenter daha rahat oy kullanabilmekte, yasama
fonksiyonuna daha etkili bir şekilde katılabilmektedir.
96
Ülkemiz açı-
sından düşünüldüğünde bu tür sonuçların görülememesi, hükümet
sisteminden ziyade disiplinli parti anlayışına bağlanabilir. Yasama or-
ganı üyelerinin kişisel değerlendirmelerine göre hareket etmemesinin
önündeki en büyük engel parti disiplinidir. Parti disiplini parlamenter
hükümet sisteminin başarılı uygulaması için gerekli görülse de hükü-
met sistemini belirleyici bir özelliği değildir. Burada yasama organının
iktidar partisinin iradesini değil de görüşülen meselenin içeriğini de-
ğerlendirip karar vermesinde hükümet sisteminin doğrudan değil de
dolaylı bir etkisinin olduğu söylenebilir.
B. Başkanlık Hükümeti Sisteminin Dezavantajları Olarak
Belirtilen Hususların Değerlendirilmesi
Başkanlık hükümeti sistemi, diğer hükümet sistemlerinde oldu-
ğu gibi avantajları yanında dezavantajlara da sahiptir. Başkanlık hü-
kümeti sisteminin belli başlı dezavantajları olarak, darbelere ve anti-
demokratik rejimlere yol açma, demokratik ilkelere uygun olmama,
95
Kuzu, 2000, 37.
96
Ergun Özbudun, “Türkiye’de Siyasi Yapılanma ve Temel Siyasi Sorunlar Sempoz-
yumunun 5. Oturumunda Genel Değerlendirme Tebliği”, Türkiye’de Siyasi Yapılan-
ma ve Temel Siyasi Sorunlar Sempozyumu, (Ankara: 2000), 309.
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200949
hürriyetler açısından tehlike oluşturma, kutuplaşma ve tıkanıklıklara
sebep olma gibi dezavantajlar sayılmaktadır.
a. Darbelere ve Antidemokratik Rejimlere
Yol Açması Açısından Değerlendirme
Yasama ve yürütme organlarının birbirine etkide bulunma imkân
larının son derece zayıf olması sebebiyle, esnek olmayan sistemin kriz
ve tıkanıklıkların demokratik yolla çözümlenmesini imkansız hale ge-
tirmesi söz konusu olabilir.
97
Yasama ile yürütme organlarının farklı
seçimlerle gelmesi ve bundan dolayı farklı meşruiyet kaynağına da-
yanmaları sebebiyle aralarında anlaşmazlıkların ve tıkanıklıkların or-
taya çıkması mümkündür. Hatta bu anlaşmazlıklar Başkan ile yasama
organına hâkim çoğunluğun farklı partilere mensup olması durumun-
da çok daha belirgin hale gelebilir. Yasama organı da yürütme organı
da ayrı seçimlerle iş başına geldiği için ikili bir demokratik meşrui-
yet söz konusu olacaktır.
98
Bu durumda halka birçok vaatte bulunan
başkanın, bu vaatlerini yerine getirebilmesi için ihtiyaç duyduğu yasal
düzenlemeleri yasama organından çıkaramaması durumunda, yasa-
ma organını bertaraf edecek antidemokratik çözüm yollarını araması
muhtemeldir.
99
Ayrıca sistemde başkanın şahsında topladığı iktidarın, diktatör-
lüğe dönüşme ihtimali de her zaman dile getirilen sakıncalar arasında
sayılmaktadır.
100
Nitekim başkanlık hükümeti sistemi sadece ABD’de
başarılı bir şekilde uygulanmış, bunun dışında diğer ülkelerde, hatta
ABD’nin hemen güneyindeki ülkelerde başkancı hükümet sistemi di-
yebileceğimiz kişisel iktidarların ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
ABD bir tarafa bırakılırsa, başkanlık hükümeti sistemini uygulayan
97
Güneş 1956, 26; Gözler, 2002, 97-98; Teziç, 2001, 430; Kalaycıoğlu, 2005, 24; Özbu-
dun, 2005, 108-109.
98
Linz, 1994, 6-7.
99
Kalaycıoğlu, 2005, 21.
100
Siaroff, 2003, 287; Gözler, 2002, 97-98; Kalaycıoğlu, 2005, 22-23; Özer, 1998, 101; Öz-
budun, 2005, 108-109; Juan Linz, gibi bazı yazarlar, demokrasi açısından böyle bir
tehlikenin olduğu sonucuna, dünyadaki başkanlık sistemini uygulayan ülkelerde-
ki tecrübeleri değerlendirdikten sonra ulaşmaktadırlar. Ancak, Shugart & Carey
gibi görüş sahipleri ise, demokrasi açısından başkanlık sisteminin parlamenter hü-
kümet sisteminden daha tehlikeli olduğunu düşünmediklerini ifade etmişlerdir.
Bu görüşler için bkz. Siaroff, 2003, 287.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200950
ülkelerde kesintisiz bir demokrasiye rastlamak hemen hemen müm-
kün değildir. Bu açıdan ABD’ye en çok yaklaşan ülke Kosta Rika’dır.
Bu ülkede 1949’dan beri demokraside kesintinin olmadığını görmek-
teyiz. Bu konuda üçüncü en iyi örnek ise Venezüella’dır. Bu ülkede de
1958’den beri kesintisiz bir rejim devam etmektedir.
101
1994 yılında yapılan bir araştırmada 30 yıl kesintisiz olarak de-
mokratik rejimi koruyabilmiş 24 ülke listelenmiş, bu listede 18’inin
parlamenter hükümet sistemi, üçünün (ABD, Kosta Rika ve Venezuel-
la) başkanlık hükümeti sistemi, ikisinin yarı-başkanlık (Finlandiya ve
Fransa) hükümeti sistemi, birinin de kendisine has bir sistemi (İsviçre)
benimsediği görülmüştür.
102
Yine, 1973-1989 yılları arasında en az bir yıl demokratik rejimi
uygulamış olan 53 ülkeyi ele alıp inceleyen bir araştırmaya göre, par-
lamenter hükümet sistemini uygulayan ülkelerin %18’i, başkanlık
hükümeti sistemini uygulayan ülkelerin ise %40’ının bir askeri müda-
haleye maruz kaldığı görülmüştür.
103
Bu ampirik veriler göz önünde
bulundurulduğu zaman, başkanlık hükümeti sisteminin parlamenter
hükümet sistemine nazaran askeri müdahalelere sebep olmaya daha
meyilli olduğu gibi bir sonuca ulaşılabilir. Ancak Güney Amerika’daki
dikta rejimlerinin kaynağının başkanlık hükümeti sistemi olmadığı,
Güney Amerika ülkelerinde uygulanan hükümet sisteminin, yetkiler
ve çalışma mekanizması açısından kuzeyde uygulanan örnekten farklı
olduğu ifade edilmektedir. Bu ülkelerin bir kısmında yürütme organı
parlamenter hükümet sisteminde olduğu gibi iki başlıdır. Başkanlık
hükümeti sisteminin aksine bu ülkelerin bir kısmında başkanın par-
lamentoyu fesih yetkisi, yürütmenin kanun teklifi hazırlama yetkisi
vardır. Ayrıca kimi ülkelerde parlamentonun çalışma süreleri kısa tu-
tulmuş, kimilerinde de kanun yapma yetkisi sınırlı tutulmuştur.
Bu tür ülkelerde başkan ile kongre arasında dengeli bir kuvvetler
ayrılığı hukuken olsa bile fiilen yoktur. Zira başkanın kongreyi kont-
rol altında tutabilmesi için gerekli olan unsurlar mevcuttur; genellikle
101
Sartori, 1994, 107.
102
Bu araştırma için bkz.: Scott Mainwaring and Matthew Shugart, “Juan Linz, Presi-
dentialism and Democracy”, Politics, Society and Democracy: Latin America. Essays
in Honor of Juan J. Linz, (Boulder: Westview Press, 1994) (Linz, 1994, 71’den nak-
len).
103
Stephan and Skach, 1994, 125.
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200951
kongre içinde çoğunluğu elinde bulunduran parti aynı zamanda baş-
kanın da kontrolü altındaki partidir. ABD’deki uygulamada da başka-
nın partisi aynı zamanda kongrede çoğunluğu elde etmiş olabilir ama
Güney Amerika ülkelerindeki parti anlayışı ile ABD’deki parti anlayışı
birbirinden tamamen farklıdır. Güney Amerika ülkelerindeki partiler
temelde bir adam etrafında toplanmış klan görüntüsündedir. Dolayı-
sıyla partililer de başkana mutlak bir şekilde bağlıdırlar. Öte yandan,
eskiden beri süregelen ve etkisi azalsa bile varlığını hala devam ettiren
ordunun siyasette etkin rol oynaması geleneği bu ülkelerde görülen
önemli bir özelliktir.
Güney Amerika ülkelerinde demokrasi kültürünün henüz otur-
mamış olması, siyasal katılım bilinci ve siyasal davranış açısından eği-
tim eksikliği, hala sömürge tipinde ülkeler olarak karşımıza çıkmaları
bu ülkelerde dikta rejimini tetikleyen diğer etkenler olarak karşımıza
çıkmaktadır.
104
Linz, demokratik rejimin sürdürülebilirliği açısından hükümet
sisteminin fazla bir öneminin olmadığını ileri sürmektedir. Yapılan
araştırmaları değerlendirdiği zaman şu sonuca ulaşmaktadır: sağlıklı
bir sonuca ulaşabilmek için öncelikle araştırmaların II. Dünya Savaşı
sonrası için yapılması gerekmektedir. Çünkü II. Dünya Savaşı önce-
sinde hükümet sistemi ne olursa olsun, demokratik bir rejimi uygu-
layan ülke sayısı son derece azdır. İkinci olarak, yapılan araştırmalar-
da antidemokratik netice veren ülkelerin büyük bir kısmı az gelişmiş
Asya, Afrika ve Güney Amerika ülkeleri arasından çıkmaktadır. Batı
demokrasilerinde demokrasinin kesintiye uğraması ise nadiren görül-
mektedir. Bu da göstermektedir ki demokraside istikrarın sağlanması
hükümet sisteminden ziyade başka etkenlere bağlıdır. Linz’e göre,
buna rağmen bir mukayese yapmak gerekirse parlamenter hükümet
sistemini uygulayan ülkelerde demokratik rejimin kesintiye uğrama-
dan uygulanabilmesi ihtimali başkanlık hükümeti sistemine nazaran
daha yüksektir.
105
Başkanlık seçimlerinin ya hep ya hiç niteliğindeki bir yarışa dön-
mesi, menfaatler ve ideolojilerin çatışması, yasama organında çoğun-
luğa sahip parti ile Başkanın partisinin farklı olması, iktidarı sınırlan-
104
Kuzu, 2000, 38-41.
105
Linz, 1994, 71-74.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200952
dırmak için yargının kullanılması, federal bir devlette federe devletin
direnişi –özellikle federal başkan ile eyalet valisinin farklı partilere
mensup olması durumunda– anayasal tıkanıklıklar ortaya çıkmakta-
dır. Böyle bir durumda rejimin ayakta kalması imkansız hale gelmek-
tedir. Başkana muhalif kesim, Başkanı görevinden uzaklaştırabilmek
için hiçbir kurumsal çözüm bulamadığı takdirde anti-demokratik çö-
züm yolları arayabilmektedir.
106
Yukarıda da ifade edildiği gibi dört
yıllık sabit zaman dilimi zarfında yönetimi demokratik yollarla değiş-
tirme imkânı yoktur. Bunun sonucunda ordu yönetime el koyma ihti-
yacını duyabilmektedir.
107
Burada şunu da belirtmek gerekir ki, bazı yazarlara göre darbe-
lerle karşılaşma tehlikesi sadece başkanlık hükümeti sistemine has
bir durum değildir. Aynı tehlikenin parlamenter hükümet sistemini
uygulayan ülkeler açısından da en az başkanlık hükümeti sistemini
uygulayan ülkeler açısından olduğu kadar söz konusu olduğu söyle-
nebilir. Darbelerin altında yatan tek sebebin uygulanan hükümet sis-
temi olduğunu söylemek güçtür. Belki de hükümet sisteminden daha
da önemlisi, ülkenin kültürel ve sosyo-ekonomik yapısıdır.
108
Darbe-
lerin büyük bir çoğunluğu hükümet boşluğunun olduğu dönemlere
rastlamaktadır. İstikrarlı hükümetlerin olduğu ülkelerde darbeden
bahsetmek pek mümkün değildir.
109
Ancak belirtmek gerekir ki ampi-
rik veriler demokratik rejimin sürdürülebilirliği açısından parlamen-
ter hükümet sisteminin başkanlık hükümeti sistemine göre çok daha
başarılı olduğunu göstermektedir. 1973-1989 döneminde en az bir yıl
demokratik rejimi sürdürmüş 53 ülkede yapılan bir araştırmaya göre,
parlamenter hükümet sistemini uygulayan ülkelerin %61’i başkanlık
hükümeti sistemini uygulayan ülkelerin ise sadece %20’si en az on yıl
demokratik rejimi sürdürme başarısı göstermişlerdir.
110
Yukarıda, ampirik verilerden hareketle, başkanlık hükümeti sis-
teminin parlamenter hükümet sistemine nazaran askeri müdahalelere
sebep olmaya daha meyilli olduğu sonucundan bahsedilmiştir. Ancak
belirtmek gerekir ki antidemokratik netice veren ülkelerin büyük bir
106
Linz, 1994, 6-7; Kalaycıoğlu, 2005, 25; Özbudun, 2005, 107.
107
Linz, 1994, 6-7; Turhan, 1989, 38.
108
Özbudun, 2005, 109; Linz, 1994, 3-87; Kuzu, 2000, 43.
109
Kuzu, 2000, 43.
110
Stephan and Skach, 1994, 124.
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200953
kısmı az gelişmiş Asya, Afrika ve Güney Amerika ülkeleri arasından
çıkmaktadır. Batı Demokrasilerinde demokrasinin kesintiye uğraması
ise nadiren görülmektedir. Bu da göstermektedir ki demokraside is-
tikrarın sağlanması hükümet sisteminden ziyade o ülkelerdeki sosyo-
kültürel yapıya bağlıdır. Parlamenter hükümet sistemini uygulayan ve
demokraside istikrarı sağlayan İngiltere, Almanya, İtalya gibi Avrupa
ülkelerine bakıldığı zaman, bu ülkelerin demokrasi kültürlerinin ge-
lişmişliği dikkat çekmektedir. Burada akla Türkiye’de demokrasi kül-
türünün yerleşip yerleşmediği sorusu gelmektedir. Sistemin başarısı
bu soruya verilecek cevaba bağlıdır. Eğer yerleşmiş bir demokrasi kül-
türü söz konusu olursa, tercih edilen hükümet sisteminin demokrasi
istikrarına önemli bir etkisi olmayacaktır. Ülkemizde parlamenter hü-
kümet sisteminin uygulandığı zaman dilimi içinde aşağı yukarı her on
yılda bir askeri müdahalenin yapıldığı gerçeği, ülkemiz açısından par-
lamenter hükümet sisteminin bu konuda avantajlı bir sistem olduğu
savını çürütmektedir. Başkanlık hükümeti sistemi uygulansaydı daha
çok sayıda askeri müdahalenin yapılacağını iddia etmek güçtür. Diğer
taraftan başkanlık hükümeti sisteminin dikta rejimini doğuracağı iddi-
ası da çok sağlam temellere oturmamaktadır. Zira dikta rejiminde dik-
tatör sadece yürütmeye değil devletin bütün kuvvetlerine hakimdir.
Bu açıdan düşünüldüğünde başkanlık hükümeti sisteminde yürütme
organında tek bir kişinin söz sahibi olmasından bahsedilse de aynı ki-
şinin yasama organına da hakim olması zordur. Oysa parlamenter hü-
kümet sisteminde aynı kişinin yani başbakanın hem yürütme organın-
da hem de yasama organında tek söz sahibi kişi olması mümkündür.
Bu durumda başka etkenler dikkate alınmadan salt hükümet sistemi-
nin dikta rejimini getirmesi ihtimali parlamenter hükümet sisteminde
daha yüksektir. Hal böyle olunca bu dezavantajın ülkemiz açısından
söz konusu olması zordur.
Doktrinde bazı yazarlar da İhtimaller üzerinde düşünüldüğü za-
man başkanlık hükümeti sisteminin dikta rejimlerine sebep olma ihti-
mali kadar parlamenter hükümet sisteminin de dikta rejimine sebep
olma ihtimali olduğunu
111
ileri sürmektedir. Şöyle ki, parlamentoda ço-
ğunluğa sahip iktidar partisi parlamentoya istediğini yaptırabilecektir.
Böyle bir parlamento hiçbir şekilde hükümetin ve özelde Başbakanın
isteklerine karşı koyamayacaktır. Teorik olarak hükümeti denetleme
111
Kuzu, 2000, 44.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200954
yetkisine sahip parlamento, pratikte denetleme vasıtalarından hiçbiri-
sini hükümete karşı kullanamayacaktır.
112
Türk halkının pek de kısa sayılmayacak bir demokrasi deneyimine
sahip olması ve Türkiye’de darbe yapan ordunun bile “devlete çeki dü-
zen verdikten sonra” bir iki yıl içinde kışlasına geri dönmesi sebebiyle,
Güney Amerika ve Afrika ülkeleri örnek gösterilerek Türkiye’de de
başkanlık hükümeti sisteminin diktatörlüğe yol açacağını ileri sürme-
nin Türk halkına haksızlık olacağı
113
ifade edilmektedir. Güney Ame-
rika ve Afrika halkları yıllarca sömürge altında kalmış, uzun süre dev-
let idare etme gibi bir kültürden mahrum yaşamışlardır. Oysa Türk
tarihi bu açıdan Güney Amerika ve Afrika ülkelerinden çok farklıdır.
Bu sebeple ülkemizde hangi hükümet sistemi uygulanırsa uygulansın,
diktatörlük gibi bir uygulamaya yol açmayacağı kanaatindeyiz. Evet,
ülkemizde antidemokratik uygulamalar görülmektedir ve gelecekte
de görülebilir. Ancak, günümüzdeki çok sesliliğin de katkısıyla anti-
demokratik uygulamaların diktatörlüğe dönüşme ihtimalinin ortadan
kalktığını söylemek mümkündür. Antidemokratik uygulamaların se-
bebini ise –özellikle (hem siyasetçi hem de bürokrat) yöneten kesimin
demokrasi kültüründeki zafiyet gibi– hükümet sistemi dışında başka
sebeplerde aramak daha doğru olacaktır.
b. Demokratik İlkelere Uygun Olmaması
Açısından Değerlendirme
Bazı yazarlar başkanlık hükümeti sisteminde başkanın halkın ta-
mamının değil de bir kısmının desteği ile işbaşına gelmesini, kazana-
nın her şeyi kazanıp (winner take all) kaybedenin her şeyi kaybetmesini
(looser loses all)
114
gerekçe göstererek başkanlık hükümeti sisteminin
demokratik olmayan neticelere yol açtığını ileri sürmektedirler. Bu
durumda çoğunlukçu demokrasi anlayışının hakim olmasından bah-
sedilebilir. %1 oranında bir farkla seçimi kazanmakla dahi bütünüyle
iktidar ele geçirilmiş olmaktadır.
Başkanın sahip olduğu önemli yetkileri, yardımcıları olarak ni-
telendirilebilecek atanmış kimselere devretmesi demokratik kriterler
112
Kuzu, 2000, 44.
113
Yanık 1997, s.131.
114
Linz, 1994, 14.
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200955
açısından uygun görülmemektedir. Başkanın bunu yapması bir an-
lamda zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Çünkü yürütme yetkisi,
sistem tarafından sadece başkana verilmiştir. Başkanın bütün konu-
larda uzman olması söz konusu olamayacağından ister istemez yar-
dımcılarından istifade edecektir. Bu durumda da bir başka sakınca or-
taya çıkabilmektedir, o da başkana yardımcı olan görevliler arasında
uyumsuzluğun olması ve dolayısıyla hükümet işlerinde bir karmaşa-
nın meydana gelmesi ihtimalidir.
115
ABD örneğine baktığımız zaman demokrasinin gereklerinden
olan seçmene karşı hesap verme ve sorumlu kılınma unsurunun bu
hükümet sisteminde tam anlamıyla yer almadığı söylenebilir. Çünkü
Başkan en fazla iki dönem seçilebilmektedir. İkinci dönemini yaşayan
Başkanın yeniden seçilme gibi bir kaygısı olmayacağı için, bu ikinci
dönemi için –en azından kişisel olarak– hesap vermesi söz konusu
olmayacaktır.
116
Bu sakıncanın Türkiye için de geçerli olacağında şüphe yoktur.
Hatta denilebilir ki Türkiye açısından böyle bir uygulama daha vahim
sonuçlar doğurabilir. Ülkemizde demokrasi kültürü tam anlamıyla
yerleşmediği gibi, iktidarın kişiselleşmesi olgusu da her dönem varlı-
ğını hissettirmiştir.
c. Hürriyetler İçin Tehlike Oluşturması
Açısından Değerlendirme
Başkanlık hükümeti sisteminde yürütme organı yani başkanın
güçlü olması hürriyetler açısından bir tehlike olarak görülmektedir. Bu
fikre katılmayanlar, başkanlık hükümeti sisteminin hürriyetler için ta-
şıdığı tehlikenin parlamenter hükümet sisteminin hürriyetler açısından
taşıdığı tehlikeden daha fazla olmadığını ileri sürmektedirler. Onlara
göre, hürriyetler açısından güçlü bir yürütme tehlike olmaktan ziya-
de gereklidir de. Çünkü vatandaşların sosyo-ekonomik durumlarının
iyileştirilmesi güçlü bir yürütme sayesinde olacaktır. Sosyo-ekonomik
durumların iyileştirilmesi de günümüzde hürriyetleri gerçekleştirmek
açısından son derece gereklidir. Hürriyetler açısından önemli olan yü-
rütme organını zayıflatmak değil, yürütme organından hürriyetlere
115
Özer, 2003, 195-196.
116
Yazıcı 2005, 130.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200956
yönelecek tehlikelerin bertaraf edilmesi ve yürütme gücünün kontrol
altında tutulmasıdır. Bunu sağlamak için de kuvvetler ayrılığı ilkesinin
uygulanması, özellikle de yargı organının yürütme organının gücünü
dengede tutabilecek bir konuma getirilmesi gerekmektedir.
117
Yürütme organının güçlü olması tek başına hürriyetler açısından
bir tehdit olarak görülemez. Çünkü vatandaşların sosyo-ekonomik
durumlarının iyileştirilmesi güçlü bir yürütme sayesinde olacaktır.
Sosyo-ekonomik durumların iyileştirilmesi de günümüzde hürriyetle-
ri gerçekleştirmek açısından son derece gereklidir. Türkiye’de de hal-
kın sosyo-ekonomik durumunu iyileştirmek son derece önemlidir.
Ancak burada belirtmek gerekir ki, yukarıda da ifade edildiği gibi,
yürütme organının güçlü olması açısından başkanlık hükümeti sistemi-
nin parlamenter hükümet sisteminden daha avantajlı olduğunu savun-
mak güçtür. Yürütmenin güçlü olmasını hükümet sistemine bağlamak
doğru olmayacaktır. Çünkü pek tabii parlamenter hükümet sistemi de
güçlü bir yürütmeyi beraberinde getirebilir. Hatta tek başına bir par-
tinin iktidara gelmesini sağlayıcı bir seçim sistemi getirildiği takdirde
parlamenter hükümet sisteminin başkanlık hükümeti sistemine naza-
ran daha güçlü bir yürütmeyi mümkün kılabileceği söylenebilir. Bu
durumda hükümet sisteminden çok seçim sisteminin güçlü yürütme
açısından daha büyük bir öneme sahip olduğunu kabul etmek gerekir.
d. Kutuplaşmalara ve Tıkanıklıklara Sebep Olması
Açısından Değerlendirme
Başkanlık hükümeti sisteminin belki de en önemli sakıncası yasa-
ma organı ile yürütme organı arasındaki görüş ayrılıklarından dolayı
tıkanıklıkların ortaya çıkmasıdır.
118
“Check and Balance” yani “Fren ve Denge” mekanizması tam olarak
işletilemediği takdirde, başkanlık hükümet sisteminin yapısının diya-
log, pazarlık, uzlaşma gibi mekanizmaları dışlayıcı bir niteliğe sahip
olduğu ileri sürülmektedir. Bunun sonucu olarak da siyasi mücadele
sertleşmekte, kutuplaşma ortaya çıkmaktadır. Toptancı bir zihniyet
ortaya çıkmakta, seçimler sonucunda kazanan her şeyi kazanmakta,
117
Kuzu, 2000, 42-43.
118
Onar, 2005, 100.
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200957
kaybeden de her şeyi kaybetmektedir.
119
Bir anlamda “toplam sıfır oyu-
nu” (zero-sum game) oynanmaktadır.
120
Bu durumda kaybeden taraf
kaybettiklerinin acısıyla uzlaşmazlığa, demogojiye ve hatta yasa dışı
yollara başvurabilmektedir.
121
Başkanın yandaşlarıyla, ona karşı olan-
lar arasındaki görüş farklılıkları parlamenter hükümet sistemindekine
nazaran daha bariz bir şekilde ortaya çıkmaktadır; Başkanlık hüküme-
ti sisteminde farklı görüşler parlamenter hükümet sistemindeki ikti-
dar muhalefet ilişkisinden çok daha keskin bir şekilde ortaya çıkar.
122
Çünkü büyük miktarlarda oy almasına rağmen küçük bir oy farkıyla
kazananın her şeyi kazanması, kaybedenin de her şeyi kaybetmesi söz
konusudur.
123
Kaybedenin acısı, ister istemez rakibe bakış açısının dos-
tane olmasını engelleyecektir.
Başkanlık hükümeti sisteminde başkanın partisi ile yasama orga-
nında çoğunluğun sahibi olan partinin farklı olması ihtimali de var-
dır. Çünkü yasama organı seçimleri ile başkanlık seçimleri ayrı ayrı
yapılmaktadır. Bunun da ötesinde seçim dönemleri farklı zamanlara
rastlayabilmektedir; örneğin ABD’de başkanlık seçimleri dört yılda
bir, Temsilciler Meclisi’nin tamamı ve Senato’nun üçte biri iki yılda bir
yenilenmektedir.
124
Bu durum, sistemde tıkanıklıkların ve kilitlenme-
lerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Başkanın partisi ile yasama orga-
nında çoğunluğu sağlayan partinin farklı olması durumunda, başkanın
hiçbir talebinin yasama organı tarafından kabul edilmemesi gibi bir du-
rumla karşılaşılabilir.
125
Başkanın –her ne kadar sert kuvvetler ayrılığı
olsa da– yasama organı ile iyi geçinmesi şarttır. Başkanın politikalarını
yürütebilmesi için gerekli kanunların çıkarılması gerekir. Dahası yasa-
ma organının bütçeyi kabul etmemesi halinde Başkan hiçbir harcama
yapamayacaktır. Harcama yapılamadığı zaman da icraattan bahsetmek
mümkün değildir.
126
Bu durumda başkan için bir tek çözüm yolu gözük-
119
Özer, 1998, 101-102; Turhan, 1989, 37.
120
Linz, 1994, 19; Yazıcı 2005, 135-136.
121
Özer, 1998, 101-102; Kuzu, 2000, 43.
122
Turhan, 1989, 38.
123
Linz, 1994, 14;Özbudun, 2000, 112.
124
Özer, 1998, 73.
125
Turan 2005, 120-121; Kalaycıoğlu, 2005, 21; Kuzu, 2000, 44; Turhan, 1989, 36-37.
126
Onar, 2005, 93-94; Özbudun, 2000, Tebliğ sonrası soru cevap kısmı 141-142; Oya
Araslı, “Türkiye’de Siyasi Yapılanma ve Temel Siyasi Sorunlar Sempozyumu’nda
sunduğu tebliğ”, Türkiye’de Siyasi Yapılanma ve Temel Siyasi Sorunlar Sempozyumu,
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200958
mektedir; yasama organı içinde kişilik zaafı olan üyelere bir anlamda
rüşvet sayılabilecek tavizler vermek. Bu sayede yasama organı içinde
çoğunluğa sahip olmasa bile iktidardaki başkan, yasama organından
yeterli desteği çok da etik olmayan yollarla sağlayabilecektir. Ancak,
ülkemizde olduğu gibi disiplinli partilerin bulunduğu ülkelerde, bu şe-
kilde diğer siyasi parti mensuplarından destek almak zorlaşacaktır.
127
Gerçi, başkan seçimleri ile parlamento seçimlerinin birlikte yapılması
durumunda, yürütme ile yasama organında çoğunluğu elinde bulun-
duran partinin farklı olma ihtimali son derece zayıftır.
Başkanlık hükümeti sisteminde Başkan seçimleri ile parlamento
seçimleri ayrı ayrı yapıldığı için yasama ve yürütme organları açısın-
dan iki ayrı meşruiyet kaynağı meydana gelmektedir. Hem parlamento
hem de Başkan ayrı ayrı ve eşit olarak demokratik meşruluk talebinde
bulunmaktadırlar. Dolayısıyla bir çatışma ortaya çıkması durumun-
da hangisinin meşruiyetinin önde olduğuna karar vermek mümkün
değildir.
128
Başkanlık hükümeti sisteminin özünde bir katılık özelliği vardır.
Başkanın belirli bir zaman dilimi için işbaşına gelmesi ve çok çok ola-
ğanüstü durumlar hariç sürenin bitimine kadar görevi başında kalma-
sı da tıkanıklıkların sebeplerindendir. Dört yıllık sabit zaman dilimi
zarfında, icraatı ne kadar kötü olursa olsun, halkın nazarında itibarını
ne kadar düşürürse düşürsün, suiistimallere ne kadar saplanmış olur-
sa olsun, başkanın siyasi sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
Sistemde bir kilitlenme söz konusu olduğunda yeni seçimler yapılana
dek başkanı değiştirip tıkanıklığı aşmak mümkün değildir.
129
Bu gibi
durumlarda Güney Amerika ülkelerinde tıkanıklığı fiilen açma vazife-
sini ordu kendisinde görebilmektedir.
Kabul etmek gerekir ki bu sakınca Türkiye için de geçerlidir. 1982
Anayasası’nın kurduğu sistem, tıkanıklıkları giderici tedbirler almış
olmasına rağmen, yine de sık sık tıkanıklıklarla karşılaşıldığı görül-
mektedir. Bunun en bariz örneği 2007 yılı Nisan ve Mayıs aylarında
yaşanan Cumhurbaşkanı seçimi krizinde görülmüştür. Uzlaşma kül-
(Ankara: 2000) 253.
127
Araslı 2000, 253; Kuzu, 2000, 49.
128
Linz, 1994, 6-7; Özer, 1998, 74-75; Özbudun, 2000, 111; Kalaycıoğlu, 2005, 19; Yazıcı
2005, 133-134.
129
Linz, 1994, 19; Yazıcı 2005, 128-129; Özbudun, 2000, 111.
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200959
türünün ülkemizde yerleşmemiş olması sebebiyle gelecekte de bu
tür krizlerin yaşanacağı yönünde öngörüde bulunmak mümkündür.
Hele bir de başkanlık hükümeti sistemi uygulamaya konulursa, yu-
karıda bahsedilmiş olan ve tıkanıklıklara sebep olabilecek ihtimallerin
Türkiye’de yaşanmaması için hiçbir sebep yoktur.
Sonuç
Her hükümet sisteminin avantajlı yönleri olduğu gibi dezavantajlı
yönleri de vardır. Yine her hükümet sisteminin başarılı şekilde uygu-
landığı ve o hükümet sistemleri için örnek gösterilen ülkeler vardır.
Ayrıca hükümet sisteminde herhangi bir değişiklik yapılmadığı halde,
iktidarda bulunan siyasi kadronun farklılık göstermesinden dolayı sis-
temin uygulamasındaki başarının da değişkenlik gösterdiği rahatlıkla
söylenebilir. Bunun en bariz örneği 1982 Anayasası’nın uygulandığı 26
yıllık zaman dilimidir. Örneğin bu dönemde hükümet istikrarı açısın-
dan hükümet sisteminden ziyade seçim sonuçlarının koalisyon hükü-
metini zorunlu kılıp kılmaması belirleyici olmuştur.
Başkanlık hükümeti sisteminden olumlu sonuç alan ve ismi bu sis-
tem ile özdeşleşen tek ülkenin Amerika Birleşik Devletleri olduğu, bu
ülke dışında bu sistemin demokratik bir netice vermediği
130
ifade edil-
mektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde bu sistemin uygulanmasın-
da başarıya ulaşılmış olmasının, “anayasa sayesinde” değil, “anayasaya
rağmen” gerçekleştiği
131
kabul edilmektedir. Sistemin uygulamasında
aksamaların olmaması çeşitli faktörlerden kaynaklanmaktadır; İlk ola-
rak, siyasi parti yapısının disiplinsiz olması
132
ve bu partilerin ideolojik
farklılıklarının olmaması,
133
tıkanıklıkların aşılması noktasında önemli
130
Teziç, 2001, 424; Güneş 1956, 27.
131
Sartori, 1994, 109; Özbudun, 2000, Tebliğ sonrası soru cevap kısmı 131; Onar, 2005,
100.
132
Linz, 1994, 7; Sartori, 1994, 109; Güneş 1956, 26-27; Yazara göre, ABD Anayasası’nın
sert kuvvetler ayrılığını benimsemesine rağmen sistemin başarılı bir şekilde uy-
gulanıyor olması bazı yazarlar tarafından mucize olarak nitelendirilmektedir.
ABD’deki siyasi partiler bir gün merkeziyetçi ve disiplinli bir nitelik kazanırsa,
sistemi ayakta tutmak için anayasada değişiklik yapmaktan başka çare kalmaya-
caktır. Nitekim bakanların (sekreterlerin) siyasi sorumluluğunun olması gerektiği
yönünde teklifler de zaman zaman ileri sürülmüştür; Turhan, 1989, 39; Özbudun,
2000 Tebliğ sonrası soru cevap kısmı 131; Özbudun, 2005, 108.
133
Sartori, 1994, 109; Süheyl Batum, “Siyasal Rejim Türleri ve Türkiye’de Siyasal Sis-
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200960
role sahiptir. Ayrıca bu ülkede lobilerin etkinlikleri de sistemin işle-
mesinde önemli bir etkendir. İster Cumhuriyetçi olsun, ister Demokrat
olsun, belli bir lobi etrafında toplanan parlamenterler belli kanunların
çıkmasında birlikte hareket edebilmektedirler.
134
İkinci olarak, parla-
mentodaki komisyonlar, yasama ile yürütme organları arasında işbir-
liğini sağlamaktadır.
135
Üçüncü olarak, yürütme organının, bu organ içinde de başkanın
son derece güçlü olmasının doğuracağı muhtemel tehlikeleri, ülkenin
federal bir siyasi yapıya sahip olması ve Federal Yüksek Mahkeme
gibi bir mahkemenin varlığı engellemektedir.
136
Birçok yasanın federe
devletlerin yasama organları tarafından çıkarılması zorunlu olduğu
için, federal yönetim istese de dikta rejimini getirecek düzenlemeleri
yapamaz.
137
Sistemin başarısını sağlayan dördüncü faktör, “Check and
Balance” yani “Denge ve Fren” mekanizmasının işlemesidir.
138
Beşinci
olarak ABD’de demokrasi geleneği çok güçlüdür. Bu demokrasi ge-
leneği sayesinde tıkanıklıklar uzlaşmayla çözüme kavuşmaktadır.
139
Son olarak Amerikan halkının Anayasa’ya karşı duyduğu büyük
saygı da sistemin başarısında önemli bir paya sahiptir. Amerikan
halkı, Anayasa’ya yapılan müdahalelere son derece şiddetli tepkiler
gösterebilmektedir.
140
Bazı Latin Amerika ülkelerinde, başkanlık hükümeti sistemi ile
Başbakanlığın bağdaştırıldığını görmekteyiz. Böyle bir sistemde baş-
kanlık hükümeti sisteminin klasik özellikleri mevcut olmakla birlikte,
buna ilaveten bir de başbakanlık müessesesine yer verilmiştir. Baş-
kan, başkanlık hükümeti sisteminde olduğu gibi yürütme içinde tek
yetkilidir. Başkanın başbakan ve bakanları seçme ve azletme yetkisi
mutlaktır. Başbakan ve bakanlar parlamentoya değil başkana karşı so-
temin Geleceği”, Türkiye’de Siyasi Yapılanma ve Temel Siyasi Sorunlar Sempozyumu,
(Ankara: 2000.), 72; Araslı 2000, 254; Özbudun, 2005, 108; Turan 2005, 117; Linz,
1994, 7.
134
Araslı 2000, 254; Batum 2000, 72; Özbudun, 2005, 108.
135
Özer, 2003, 158; Teziç, 2001, 425., s.430.
136
Araslı 2000, 253-254; Özer, 2003, 158; Teziç, 2001, 431; Turhan, 1989, 39; Kalaycıoğ-
lu, 2005, 24; Turan 2005, 115-117.
137
Fabrini 2004, 552; Batum 2000, 73.
138
Turan 2005, 115; Turhan, 1989, 35.
139
Özer, 1998, 103-106; Onar, 2005, 100; Turhan, 1989, 38-39.
140
Turhan, 1989, 40.
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200961
rumludurlar. Böyle bir sistemin kurulmasında ulaşılmak istenen gaye,
başkanın politikalarından dolayı ortaya çıkacak eleştirilerde muhatap
olarak başbakanı göstermektir. Böylece başkan, başbakanın paratoner-
lik fonksiyonu sayesinde rahat edebilmektedir.
141
Türkiye’de ABD’nin aksine siyasi partiler disiplinli parti yapı-
sına sahiptir. Ayrıca demokrasi ve uzlaşma kültürü ABD’de olduğu
gibi gelişmiş değildir. Siyasi parti sistemi değişmeden ve demokrasi
kültürü ile uzlaşma kültürü gelişmeden, iktidardaki partinin yasama
organında azınlıkta kalması durumunda iktidarın çok zor durumda
kalacağı aşikârdır.
Günümüz parlamenter hükümet sistemi ve bu arada 1982 Anaya
sası’nın kurduğu sistem başbakanı son derece güçlü bir konuma getir-
miştir. Sistem değişikliğine gitmek olsa olsa, başbakanın sahip olduğu
gücü cumhurbaşkanına taşıma gibi bir amaca hizmet edecektir. Dola-
yısıyla Türkiye’de parlamenter hükümet sisteminden başkanlık hükü-
meti sistemine geçmek, yönetimin daha güçlü hale gelmesi açısından
herhangi bir katkı sağlamayacaktır.
Parlamenter hükümet sistemi uygulamasında zayıf hükümetlerle
karşılaşılması, hükümet sisteminden ziyade seçim sisteminin ve par-
çalı siyasi yapının doğurduğu bir sonuçtur. Ülkemizde güçlü ve istik-
rarlı yönetim için hükümet sistemi değişikline değil de bu iki konuya
eğilmek daha doğru bir yöntem olacaktır.
Başkanlık hükümeti sisteminde yürütme yetkisini elinde bulun-
duran başkan doğrudan halkoyuyla işbaşına geldiği için, yürütme
açısından temsil ilişkisinin diğer sistemlere nazaran daha doğrudan
olduğu ileri sürülmektedir. Ülkemizde böyle bir sakıncanın salt par-
lamenter hükümet sisteminden kaynaklandığını ileri sürmek doğru
değildir. Çünkü seçim sonuçlarının doğrudan yürütme organını belir-
leme kabiliyeti seçim sistemi ve siyasi parti sistemi ile daha yakından
ilgilidir. Eğer seçim sistemi ve siyasi parti sisteminde bir partinin tek
başına iktidara gelmesini sağlayıcı bir değişiklik yapılırsa istenilen so-
nuç elde edilebilecektir. Bu durumda hükümet sistemi değişikliğine
gitmek gibi yönteme gerek kalmayacaktır.
Parlamenter hükümet sisteminde başbakan aynı zamanda hem
yürütme hem de yasama organına hakim konumda bulunmasından
141
Linz, 1994, 60.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200962
dolayı, yasama ve yürütme organlarının birbirini sınırlandırması, aşı-
rılıklarının önüne geçmesi gibi bir durum uygulamada pek görülmez.
Bu durumda başbakanın sahip olduğu gücü sınırlandırmak seçim sis-
temi ile tek başına iktidara gelinmesini önleyip, koalisyon hükümet-
lerinin ülkenin kaderi haline gelmesini sağlamakla ya da siyaset dışı
müdahalelerle mümkün olacaktır.
Başkanlık hükümeti sisteminde yasama fonksiyonunda kaliteyi
arttıran asıl etken belki de disiplinli siyasi partilerin mevcut olmaması-
dır. Parti disiplini parlamenter hükümet sisteminin başarılı uygulaması
için gerekli görülse de hükümet sistemini belirleyici bir özelliği değil-
dir. Burada yasama organının iktidar partisinin iradesini değil de gö-
rüşülen meselenin içeriğini değerlendirip karar vermesinde hükümet
sisteminin doğrudan değil de dolaylı bir etkisinin olduğu söylenebilir.
Başkanlık hükümeti sisteminin diktatörlüğe yol açacağı ileri sürül-
mektedir. Güney Amerika ve Afrika ülkelerini bu açıdan örnek göster-
mek doğru değildir. Ülkemizde hangi hükümet sistemi uygulanırsa
uygulansın, diktatörlük gibi bir uygulamaya yol açmayacağı kanaa-
tindeyiz. Evet, ülkemizde antidemokratik uygulamalar görülmekte-
dir ve gelecekte de görülebilir. Ancak, günümüzdeki çok sesliliğin de
katkısıyla antidemokratik uygulamaların diktatörlüğe dönüşme ihti-
malinin ortadan kalktığını söylemek mümkündür. Antidemokratik
uygulamaların sebebini ise –özellikle (hem siyasetçi hem de bürokrat)
yöneten kesimin demokrasi kültüründeki zafiyet gibi- hükümet siste-
mi dışında başka sebeplerde aramak daha doğru olacaktır.
KAYNAKLAR
Araslı, Oya, “Türkiye’de Siyasi Yapılanma ve Temel Siyasi Sorunlar
Sempozyumu’nda sunduğu tebliğ”, Türkiye’de Siyasi Yapılanma ve Temel
Siyasi Sorunlar Sempozyumu, Ankara: 2000.
Başgil, Ali Fuat, Esas Teşkilat Hukuku, Birinci Cilt, Türkiye Siyasi Rejimi ve
Anayasa Prensipleri, Fasikül II, İstanbul: 1960.
Batum, Süheyl, “Siyasal Rejim Türleri ve Türkiye’de Siyasal Sistemin Gele-
ceği”, Türkiye’de Siyasi Yapılanma ve Temel Siyasi Sorunlar Sempozyumu,
Ankara: 2000.
Çam, Esat, Devlet Sistemleri, İstanbul: 1993.
Duverger, Mourice, Seçimle Gelen Krallar, İstanbul: Konuk Yayını, 1975.
hakemli makaleler Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ
TBB Dergisi, Sayı 81, 200963
Elgie, Robert, “The Classification of Democratic Regime Types: Conceptual
Ambiguity and Contestable Assumptions”, European Journal of Political
Research, Vol. 33., (1998).
Erdoğan, Mustafa, Anayasacılık Parlamentarizm Silahlı Kuvvetler, Ankara: Siya-
sal Kitabevi, 1993.
Eroğul, Cem, Çağdaş Devlet Düzenleri, Kırlangıç Kitabevi, Ankara 2006.
Fabrini, Sergio, “Transatlantic Constitutionalism: Comparing United States
and European Union”, in European Journal of Political Resourch, Vol. 43.,
(2004).
Gözler, Kemal, Anayasa Hukukuna Giriş, Bursa: Ekin Kitabevi, 2002.
Gözler, Kemal, Türk Anayasa Hukuku, Bursa: Ekin Kitabevi, 2000.
Güneş, Turan, Parlamenter Rejimin Bugünkü Manası ve İşleyişi, İstanbul: İstan-
bul Üniversitesi Yayınları, 1956.
Jonston, Larry and Munroe Eagles, Politics: An Introduction to Modern Democ-
ratic Government, Broadview Press, 2004.
Kalaycıoğlu, Ersin, “Başkanlık Rejimi: Türkiye’nin Diktatörlük Tehdidiyle Sı-
navı”, in Başkanlık Sistemi, Ankara: Türkiye Barolar Birliği Yayını, 2005.
Kuzu, Burhan, “Neden Başkanlık Hükümeti”, in Türkiye’de Siyasi Yapılanma
ve Temel Siyasi Sorunlar Sempozyumu, Ankara: 2000.
Lijphart, Arend, “Presidentialism and Majoritarian Democracy: Theoretical
Observations.”, in The Failure of Presidential Democracy, Comparative Pers-
pective, Vol.1., Juan J. Linz-Arturo Valenzuela ed., Baltimore and London:
The John Hopkins University Press, 1994.
Lijphart, Arend, Çağdaş Demokrasiler (Çev. Ergun Özbudun-Esin Onulduran),
Ankara: 1986.
Linz, Juan J., “Presidential or Parliamentary Democracy: Does It Make a Dif-
ference?”, in The Failure of Presidential Democracy, Comparative Perspective,
Vol.1., Juan J. Linz-Arturo Valenzuela ed., Baltimore and London: The
John Hopkins University Press, 1994.
Mainwaring Scott and Matthew Shugart, “Juan Linz, Presidentialism and
Democracy”, Politics, Society and Democracy: Latin America. Essays in
Honor of Juan J. Linz Boulder: Westview Press, 1994.
Oder, Bertil Emrah, “Türkiye’de Başkanlık ve Yarı-Başkanlık Rejimi Tartış-
maları: 1991-2005 Yılları Arasında Basına Yansıyan Öneri ve Tepkiler-
den Kesitler”, in Başkanlık Sistemi, Ankara: Türkiye Barolar Birliği Yayını,
2005.
Onar, Erdal, “Türkiye’nin Başkanlık veya Yarı-Başkanlık Sistemine Geçmesi
Düşünülmeli midir?”, in Başkanlık Sistemi, Ankara: Türkiye Barolar Birli-
ği Yayını, 2005.
Özbudun, Ergun, “Başkanlık Sistemi Tartışmaları”, in Başkanlık Sistemi, An-
kara: Türkiye Barolar Birliği Yayını, 2005.
Hasan TUNÇ / Bülent YAVUZ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 200964
Özbudun, Ergun, “Türkiye’de Siyasi Yapılanma ve Temel Siyasi Sorun-
lar Sempozyumu’nun 5. Oturumunda Genel Değerlendirme Tebliği”,
Türkiye’de Siyasi Yapılanma ve Temel Siyasi Sorunlar Sempozyumu, Ankara:
2000.
Özbudun, Ergun, Türk Anayasa Hukuku, Ankara: Yetkin Yayınları, 1998.
Özer, Attila, Anayasa Hukuku, Ankara: Turhan Kitabevi, 2003
Özer, Attila Başkanlık Hükümeti Sistemi ve Bu sistemin Türkiye Açısından
Uygulanabilirliği Ankara: 1998.
Özer, Attila, Batı Demokrasilerinde ve Türkiye’de Hükümetin Kuruluş Yöntemleri,
Ankara: 1981.
Sartori, Giovanni, “Neither Presidentialism Nor Parliamentarism”, in The
Failure of Presidential Democracy, Comparative Perspective, Vol.1., Juan J.
Linz-Arturo Valenzuela ed., Baltimore and London: The John Hopkins
University Press, 1994.
Siaroff, Alan, “Comparative Presidencies: The Inadequacy of the Presidential,
Semi-Presidential and Parliamentary Distinction”, Eurepean Journal of Po-
litical Research, Vol. 42., Issue 3., (2003)
Stephan, Alfred and Cindy Skach, “Presidentialism and Parliamentarism in
Comparative Perspective”, in The Failure of Presidential Democracy, Com-
parative Perspective, Vol.1., Juan J. Linz-Arturo Valenzuela ed., Baltimore
and London: The John Hopkins University Press, 1994.
Teziç, Erdoğan, Anayasa Hukuku, İstanbul: Beta Yayınevi, 2001.
Turan, İlter, “Başkanlık Sistemi Sevdası: Zayıf Temelli Bir Özlem”, in Başkan-
lık Sistemi, Ankara: Türkiye Barolar Birliği Yayını, 2005.
Turhan, Mehmet, Hükümet Sistemleri ve 1982 Anayasası, Diyarbakır: 1989.
Tunç, Hasan, “Amerika Birleşik Devletleri Hükümet Sistemi ve Yürütme Or-
ganı”, in İdarecinin Sesi Dergisi, C.II., S.1., (1988).
Villone, Massimo, Siyasal Sistemler (Demokratik Parlamenter Sistem,
Başkanlık-Yarı Başkanlık Sistemi, Tek-Çift Meclis) Konulu konferansta
sunduğu tebliğ, Uluslararası Anayasa Hukuku Kurultayı, Ankara: 2001.
Ware, Alan, “Divided Government in the United States”, in Divided Govern-
ment in the Comparative Perspective, Robert Elgie ed., Oxford: Oxford Uni-
versity Press, 2001.
Yanık, Murat, Başkanlık Sistemi ve Türkiye’de Uygulanabilirliği, İstanbul: 1997.
Yazıcı, Serap, “Başkanlık Sistemleri”, in Başkanlık Sistemi, Ankara: Türkiye Ba-
rolar Birliği Yayını, 2005.