makaleler Nihat TARIMERİ
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009381
BİR ALGI YÖNETİMİ:
“ALMAN MARCO W.”
Nihat TARIMERİ
∗
15.7.2005 yılında büyük beklentilerle yürürlüğe giren Çocuk Koru-
ma Kanunu’na Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen
“Haklar ve İlkeler” de yansıtılmak istenmiştir. Bunlar Kanun’un “Te-
mel ilkeler” ile ilgili 4. maddesinde de belirtilmiştir. Temel ilkelerin
belirtildiği bu maddenin (b) fıkrasın da “Çocuğun yarar ve esenliğinin
gözetilmesi”nin yanı sıra (f) fıkrasında ise “Çocuklar hakkında yürütülen
işlemlerde, yargılama ve kararların yerine getirilmesinde kimliğinin başkaları
tarafından belirlenememesine yönelik önlemler alınması,” ilkesinin gözetil-
mesi de belirtilmektedir. Bu konu ile ilgili başta “Basın Kanunu” olmak
üzere yaptırım içeren (m. 21/b) bazı düzenlemelerde bulunmaktadır.
Ancak basında yer alan haberleri değerlendirdiğimizde ise özellikle
bu ilkelerin yeterli bir şekilde uygulandığını görmek oldukça zordur.
ÇKK’da belirtilen bu ilkenin uygulaması ile ilgili bir örneği ge-
çenlerde Almanya ‘da ki Deniz Feneri davası ile gündeme gelen Al-
man Vatandaşı Marco Weiss.’ın gerçek yaşam öyküsünde görebilmek
mümkündür.
Almanya’daki bu Deniz Feneri davası ile bağlantılı olarak 17 Eylül
2008 tarihinde Hürriyet gazetesinde “Kriptoya göre Şahin Fener’i 2 kez
sordu” başlığı bir haber yayınlanmıştır. Bu haber “Adalet Bakanı Meh-
met Ali Şahin’in, Antalya’da tecavüzden tutuklu Marco Weiss adlı Alman
genci hakkında kendisinden bilgi almak isteyen Almanya’nın Ankara Büyü-
kelçisi Eckart Cuntz’a, Deniz Feneri davasının açılmasının neden uzun sür-
düğünü ve Kanal 7 ile aralarındaki ilişkiyi sorduğu ortaya çıktı. Görüşme,
Almanya’daki davanın henüz açılmadığı ve soruşturmanın sürdüğü 5 Aralık
*
Sosyal hizmet uzmanı.
Nihat TARIMERİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009382
2007 tarihinde yapıldı. Büyükelçiliğin Federal Kriminal Dairesi’ne gönderdi-
ği 11 Aralık 2007 tarihli Şahin-Cuntz görüşmesine ilişkin kriptoda şu bilgiler
yer alıyor: Türk yönetimi iştirak etti “Bildirildiği gibi, bu gelişmede Türk
yönetimi iştirak da bulunmuştur. Ankara Alman Büyükelçiliğinin müraca-
atı üzerine bugün, 05.12.07 tarihinde, Alman Büyükelçiliği ve Türk Adalet
Bakanı (TJM-Turkish Justice Minister) arasında, Marco Weiss hususunda
bir görüşme yapılmıştır. Bu görüşmeye TJM’nin genel müdürü ve diğer çalı-
şanları da iştirak etmiştir. Bu randevu toplam 1 saat 30 dakika sürmüştür, bu
sürede öncelikle Weiss hususu ele alınmıştır,” şeklinde devam etmiştir.
Bu haber ile Antalya da Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan 17
yaşındaki Alman Vatandaşı Marco Weiss ile ilgili olarak Alman Bü-
yükelçisinin Adalet Bakanı ile bir görüşme yapmıştır. Bu görüşme sı-
rasında Bakanlık tarafınında Almanya’daki Deniz Feneri davasını bir
karşılık olarak görüştüğü belirtilerek bu dava ile de bir bağlantı kurul-
muştur.
17 yaşındaki Marco Weiss’ın bu davası o tarihlerde şu şekilde ba-
sına yansımıştır.
* Maskaralığa hayır; 24.6.2007 Hürriyet
* Alman basını, ’Geceyarısı Ekspresi’ kampanyası açtı, 24.6.2007
Hürriyet
* Türkiye ile Almanya arasındaki ‘cinsel taciz’ krizi İngiliz basınında;
25 Haziran 2007
* Taciz krizi İngiliz basınında; 26. Haziran 2007 Sabah
* “O da beni istiyordu” 26. Haziran 2007 Hürriyet
* Almanya: Marco ya serbest kalsın ya sınır dışı edilsin; 26 Haziran
2007 Hürriyet
* Ölü spermler ve ‘hikâye/Ertuğrul Özkök; 26 Haziran 2007 Hür-
riyet
* Cemil Çiçek: Yasamız Almanya’dan alındı; 26 Haziran 2007 Hür-
riyet
* Kolonyal zihniyet. Oktay Ekşi; 26. Haziran 2007 Hürriyet
* Almanya’dan Türkiye’ye taciz baskısı; 26 Haziran 2007 Hürriyet
* Türk yargısı Avrupa’ya hazır değil; 26 Haziran 2007 Hürriyet
makaleler Nihat TARIMERİ
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009383
* Brüksel’de de masaya geldi; 27.6.2007 Hürriyet
* Bizde de ceza alırdı; 27.6.2007 Hürriyet
* Kızlığım bozulmadı ama şikâyetçiyim; 27.6.2007 Hürriyet
* Kız mı yalancı, oğlan mı /Ertuğrul Özkök; 27.6.2007 Hürriyet
* Marco ilk ifadesinde ilişkiyi itiraf etmişti; 27.6.2007 Hürriyet
* Bildirgeler;/ Oktay Ekşi; 27.6.2007 Hürriyet
* Markel, Alman genci Bernd Marco’nun iadesini istedi; 27.6.2007
Hürriyet
* Bizi bırakın, İngilizlere baskı yapın; 27. 6 2007 Hürriyet
* Alman medyası canlı yayında; Antalya’daki taciz krizi Brüksel’de
yankı buldu 27 Haziran 2007 Sabah
* İşte o kız; 28 Haziran 2007 Hürriyet
* Marco’nun yaptığı şey/Bekir Coşkun; 28 Haziran 2007 Hürriyet
* Canlı yayını sürdürüyorlar 28. Haziran 2007 Sabah
* Türk adaletine güveniyoruz 29.6.2007 Hürriyet
* DW, Marco konusunda Türkiye’yi savundu 29.6.2007 Hürriyet
* Alman Hâkimler Birliği Başkanı: Türkiye’den olandan farklı bir
şey olmazdı 30. Haziran 2007 Hürriyet
*Marco’yu biz de hapse atardık; 30 Haziran 2007 Hürriyet
*Alman Hâkimler Birliği Başkanı: Türkiye’den olandan farklı bir
şey olmazdı; 30 Haziran 2007 Hürriyet
* Alman savcı: Burada da aynı uygulama olurdu 1.7.2007 Sabah
* Charlotte, 13’ünde gibi görünmüyordu; 1 Temmuz 2007
* Neden çocuk cezaevinde değil/Fatih Çekirge; 2 Temmuz 2007
Hürriyet
* Marco’ya gelince yaygara, Türk’e gelince sus pus 3 Temmuz 2007
Hürriyet
* Marco Röportajına Diplomatik Tepki; 3 Temmuz 2007 Hürriyet
* ‘Marco, Almanya-Türkiye ilişkilerini bozamaz; 4 Temmuz 2007
Nihat TARIMERİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009384
* Antalya’da tutuklu olan Marco yarın yargılanacak 5 Temmuz
Hürriyet
* Marco davası başladı; 6 Temmuz 2007 Hürriyet
* Marco’ya tahliye yok; 7 Temmuz 2007 Hürriyet
* 12 maddelik liste, Marco’ya tahliye yok 7 Temmuz 2007 Sabah
* Sakın ülkende yargılanma; 8 Temmuz 2007 Hürriyet
* Marco’nun duruşması yarın; 7 Ağustos 2007 Hürriyet
* Marco bugün duruşmaya çıkıyor; 8 Ağustos 2007 Hürriyet
* Marco’ya tahliye çıkmadı İngiliz kızın ifadesi bekleniyor;
09 Ağustos 2007 Hürriyet
* Marco davası Alman gazetelerinde: “İngiliz aile, pire için yorgan
yakmamalı”; 09 Ağustos 2007
* İngiliz kıza hapisten ‘Beni affet’ diye yazdı 9 Ağustos 2007 Sabah
* Alman basını: Tecavüz yok bırakın 10 Ağustos 2007 Sabah
* Ben nerede yanlış yaptım; 11 Ağustos 2007 Hürriyet
* Mahkemeden Almanlar’ı üzen karar; 6 Eylül 2007 Hürriyet
* Marco’ya beşinci duruşmada da tahliye yok; 28 Eylül 2007 Hür-
riyet
* Alman Marco’ya 5. duruşmada da tahliye çıkmadı; 28 Eylül 2007
Sabah
* Marco’ya tahliye yok; 29 Eylül 2007 Hürriyet
* Charlotte, ifadesini içeren kaset gönderdi; 24 Ekim 2007 Hürriyet
* Marco’ya 6. duruşmada da tahliye yok; 26 Ekim 2007
* Marco, yine kapaklarda 12 Kasım 2007 Hürriyet
* Hâkime ‘Serbest bırakın’ mektubu 20 Kasım 2007 Sabah
* Merkel: Marco için en iyi olanı yapacağız; 22 Kasım 2007 Hürri-
yet
* Marco baskısına hukukçular tepkili 24 Kasım.2007 Sabah
* Marco’ya 19 bin destek mektubu 29 Kasım 2007 Sabah
makaleler Nihat TARIMERİ
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009385
* Marco’nun mektupları iade edildi 30 Kasım 2007 Sabah
* “Tutuklu Marco, AB yoluna gölge düşürdü” 11 Aralık 2007 Sa-
bah
* Marco yarın yine mahkemeye çıkacak 13 Aralık 2007 Hürriyet
* Marco yarın yine mahkemeye çıkacak 13 Aralık 2007 Hürriyet
* Alman Marco serbest; 14 Aralık 2007 Sabah
* Marco, Almanya’ya gitti¸ Marko’ya kral muameles /15 Aralık
2007 Hürriyet
* Öger’den Marco için Türk adaletine kutlama; 16 Aralık 2007 Hür-
riyet
* Olgunlaştım; 17 Aralık 2007 Hürriyet
* Ailesiyle bulunduğu yer gizli tutuluyor 17 Aralık 2007 Sabah
* Öger: Türkiye muz cumhuriyeti değil; 17 Aralık 2007 Sabah
* Marco’ya karşı deniz feneri; 17 Eylül 2008 Hürriyet
* Kriptoya göre Şahin Feneri iki kez sordu. 17 Eylül 2008 Hürriyet
Görüleceği gibi 2007 yılında Haziran ayından Aralık ortasına ka-
dar Marco’nun davası basında oldukça yer almıştır.
Bunlardan 24.6.2007 tarihli Hürriyet gazetesinde “Alman basını,
’Geceyarısı Ekspresi’ kampanyası açtı” başlıklı bir habere yer vermiştir.
Bu haber şöyledir. “Antalya’da 13 yaşındaki İngiliz kızı Charlotte L.
M’ye cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla 8 yıla kadar hapis istemiyle yar-
gılanan 17 yaşındaki Alman genci Bernard Marco W. için Alman basını,
Türkiye’ye karşı bir “Geceyarısı Ekspresi” kampanyası başlattı. Alman hü-
kümeti de, gencin serbest bırakılmasını istedi. Marco W’nin tahliye talebi ise
reddedildi. MANAVGAT’ta turistik bir otelde tatil yaptığı sırada İngiliz kızı
Charlotte L. M’ye “cinsel tacizde bulunduğu” iddia edilen Bernard Marco W,
kızın annesi Heather Clarie M.’nin (40) şikâyetçi olması üzerine 11 Nisan’da
tutuklandı. Antalya E Tipi Kapalı ve Yarı Açık Cezaevi’ne konulan Bernard
Marco W. ifadesinde “Kendi rızası ile birlikte olduk” derken, Manavgat Dev-
let Hastanesi’nden alınan raporda kızın kızlık zarının bozulmadığı, ancak
vajinal bölgesinde ölü spermlere rastlandığı belirlenmişti. Charlotte L. M.
ailesiyle birlikte İngiltere’ye dönerken, tutuklanan Alman genç hakkında “15
yaşından küçük kıza cinsel saldırı” suçlamasıyla 3 yıldan 8 yıla kadar ha-
Nihat TARIMERİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009386
pis cezası istemiyle Antalya 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Bu
olay üzerine Alman basını, Türkiye’ye karşı adeta bir “Geceyarısı Ekspresi”
kampanyası başlattı. Bild Gazetesi’nde “Yasak sahil aşkı, Alman genci Türk
cezaevinde” başlığı ile verilen haberde, Marco’nun 73 gündür tutuklu bulun-
duğu ve ailesini haftada sadece 10 dakika görmesine izin verildiği iddia edildi.
Haberde, “İngiliz kızı ile tanıştı. Kalpler attı, onunla bir çift oldu” ifadesi yer
aldı.
Marco’nun cezaevinde bir koğuşta 30 tutuklu ile kaldığı, bir tuvalet ve
banyoyu onlarla paylaşmak zorunda olduğu ve ailesini haftada sadece 10 da-
kikalığına zırhlı camlar arkasından görmesine izin verildiği belirtildi. Diğer
gazetelerde de geniş şekilde yer alan haberlerde, Alman hükümetinin de ko-
nuyu takip ettiği kaydedildi. Ancak gazetelerde, gencin çocuk yaştaki bir kızla
ilişkiye girmek istediği yönünde herhangi bir bilgiye yer verilmedi, bunun
yerine sadece Türk cezaevlerinden korkunç bir tablo ortaya konuldu.
Almanya hükümeti, Alman gencinin 6 Temmuz’a kadar serbest bırakıl-
masını istedi. İlk kez yargıç karşısına çıkan Bernard Marco W’nin avukatı
Şükrü Enhoş’un tahliye talebi mahkemece reddedilerek duruşma, 6 Temmuz’a
ertelendi.”
26 Haziran 2007 tarihli Hürriyet gazetesinde gene aynı konu ile il-
gili olarak “Dursun Gündoğdu” tarafından “O da beni istiyordu” başlıklı
haber yayınlanmıştır.
Bu haberde şöyledir.
“Antalya’da 13 yaşındaki İngiliz kızı Charlotte Lee M’ye cinsel tacizde
bulunduğu iddiasıyla 8 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan 17 yaşındaki
Alman genci Marco W. ile Hürriyet, Antalya E Tipi Kapalı ve Yarı Açık
Cezaevi’nde görüştü. Marco W. cezaevinde işkence görmediğini, kötü söz
duymadığını ve dövülmediğini söyledi.
MARCO W., iki aydır tutuklu bulunduğu cezaevinde başından geçen-
leri Hürriyet’e anlattı. Alman basınının serbest bırakılması için kampanya
başlattığı Marco W. “O kız gerçekleri anlatsın, şikâyetini geri çeksin” derken,
cezaevi koşullarının ağır olmadığını, ailesine de bu konuda şikâyet etmediğini
söyledi.
9’UNCU GELİŞİM 1.96 boyunda, basketbol meraklısı, lise 10’uncu sı-
nıf öğrencisi Bernd Marco W., Mart ayı sonlarında annesi, babası ve 20 ya-
şındaki ağabeyi ile Antalya’ya tatile geldiğini söyledi. 13-14 yaşından beri 9
kez Antalya’ya geldiğini belirten Marco bunu da “Bende bir deri hastalığı
makaleler Nihat TARIMERİ
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009387
var. Antalya’nın denizi ve havası iyi geldiği için Antalya’yı tercih ediyorum.
Bu kez de öyle oldu” sözleriyle açıkladı. Manavgat’taki Club Voyager Otel’e
yerleştiklerini söyleyen Alman genç, İngiliz Charlotte ile tanışmasını ve olay
gecesini şöyle anlattı:
DİSKODA TANIŞTIK “Onunla diskoda tanıştım. İkinci gün, sahilde
birlikte güneşlendik. Tarzı, kibarlığı hoşuma gitmişti. Üçüncü günün gecesi
beni odasına çağırdı. Odada kızkardeşi, kızkardeşinin İngiliz arkadaşı ve bir
İngiliz kız daha vardı. Kız kardeşi ile erkek arkadaşı balkonda sohbet ediyor-
lardı.
İLK O ÖPTÜ Saat 00.45 civarıydı. İlk o beni öptü. Bu ilk öpüşmemizdi.
Bir gün önce bana, 15 yaşında olduğunu söylemişti. 15-16 yaşında göste-
riyordu. Birbirimize sarıldık, samimi olduk ve benim ilk cinsel deneyimim
olacaktı. Beni öptü, elledi. O sırada külotunu aşağıya indirmişti. Erken bo-
şaldım. Erken boşalmasaydım, ilişkiye girebilirdim. O da istiyordu. Cinsel
organına hiç dokunmadım. Çok utanmıştım. ‘Ben gidiyorum’ deyip odadan
çıkarken bana kızgın olduğunu gördüm. Çünkü benden daha fazlasını bekli-
yordu. Odama gidip yattım.”
POLİS GELDİ Bir gün sonra kahvaltıda karşılaştık. Bana tuhaf bir şe-
kilde baktı. Ertesi gün polis geldi. ‘Bir şikâyet var. Merkeze gelir misiniz’
dediler. Annem ve babamla birlikte polis merkezine gittik. Aynen bunları
anlattım. Rehberimiz kanalıyla sorgunun Almanya’da yapılmasını istedik,
fakat olmadı. Sabah, savcıya gittik, ifade verdik. Mahkemeye çıkardılar ve tu-
tukladılar. Mahkemeden de Antalya E Tipi Kapalı ve Yarı Açık Cezaevi’ne
gönderdiler. Bu sorgulamalar sırasında herhangi bir işkenceye veya kötü söze
maruz kalmadım.
GERÇEĞİ ANLATSIN O kız ailesine gerçekleri anlatsın ve mümkünse
şikâyetini geri çeksin. Biliyorum, Almanya’da da bu suç sayılıyor. Polis bana
13 yaşında olduğunu söyleyince şoke oldum. Eğer yaşının 13 olduğunu bil-
seydim, kesinlikle bu noktaya gelmezdik. Eğer böyle bir olayı yapan olursa, bu
cezayı hak ediyordur. Fakat ben gerçeklerin ortaya çıkmasını, davanın düş-
mesini ümit ediyorum. Alman hükümetinin baskı yapmasını iyi buluyorum,
aileme ve arkadaşlarıma dönmek istiyorum. İnsanlara iyilik eden, yardım eden
biriyim. Suç işleyen biri değilim. Alman Afet Kurtarma Timi (THW) üyesi-
yim. Yemekler iyi ama biftek olsa fena olmaz.
Antalya Cezaevi’nde günler sonsuz uzunlukta geçiyor. İstediğimiz za-
man duş alabiliyoruz. Koğuşta 31 kişi kalıyoruz. Alman yok ama Kosova’dan
Nihat TARIMERİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009388
gelen Almanca bilen biri var. Şu an uyumak için çok sıcak. Dış avlumuz var.
Sabah 7’den akşam 8’e kadar açık, bu bizim için çok iyi. Fakat şu an Antalya
çok sıcak, insan dışarı çıkmak istemiyor. Yemekler iyi, yenilebilir. Aç kalmı-
yorum. Sadece tuz ve karabiber olması lazım. Bu kadar insan için yemek yapı-
lıyor. Patates kızartması ve biftek olsa, fena olmaz.
ALANYA CEZAEVİ’Nİ İSTEMEDİ Perşembe günleri 10 dakika ai-
lemle görüşüyorum. Ailem beni özlediğini söylüyor, sağlığımı soruyor. Ce-
zaevi hakkında onlara herhangi bir şikayette bulunmadım. Fakat koşullara
alışkın olmadığım ve bu kadar çok insanla bir koğuşu, bir tuvaleti, bir duşu
paylaşmanın zorluğunu aktardım. Cezaevinde herhangi bir darp, kötü söz,
işkence görmedim, görmüyorum. Bazı koğuş arkadaşlarım gardiyanların ki-
bar olmadıklarını söylüyor, o kadar. ‘Geceyarısı Ekspresi’ filmini bilmiyorum,
seyretmedim. Bana Alanya Cezaevi’nin yeni yapıldığını, oraya gidip gitme-
yeceğimi sordular. Diğer hapishanelerin nasıl olduğunu bilmiyorum. Burada
da koğuştakilerle arkadaşlık kurdum. Yabancı bir cezaevine gidersem, oradaki
insanlarla korkarım.”
Gene aynı gün Hürriyet gazetesinde Ertoğrul Özkök “Ölü spermler
ve ‘hikaye!” başlıklı köşe yazısında bu konuya değinmektedir. Bu yazı
ise şöyledir.
“DÜN öğle saatlerinde Bild Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Kai
Diekmann’la konuştum. “Alman kamuoyu, Antalya Cezaevi’nde yatan Al-
man çocuğu konusunda çok hassas. Dışişleri Bakanı, yarın Türk Dışişleri Ba-
kanı Gül’ü arayıp bu konuyu konuşacak” dedi.
Bu olayın, ikinci bir “Geceyarısı Ekspresi” iftirasına dönüşmesinden en-
dişe ediyorum.
Yazı işleri toplantısında bu konuyu çok tartıştık. Doğal olarak hepimizin
ilk tepkisi şuydu: “Bizim adalet sistemimize ne karışıyorlar?” Nit Ekim Baş-
yazarımız Oktay Ekşi de pazar günkü yazısında, hepimizin bu ortak hassasi-
yetini dile getirdi. Elbette bu tepkiyi hepimiz dile getirmeliyiz. Ancak işin bir
başka boyutu daha var. Yani “gerçekçilik” boyutu. Hepimiz çok iyi biliyoruz
ki, dışarıdaki “Türk imajı”, bizleri sevindirecek çizgilere sahip değil. Ayrıca,
yıllardır kafalardan silemediğimiz bir “Geceyarısı Ekspresi” olayı da var. Do-
layısıyla, Antalya olayını çok iyi “yönetebilmeliyiz”. Çünkü, Alman basını
daha şimdiden olayı aşırı derecede dramatize etti.
Acıklı bir “story”nin bütün öğeleri var.
17 yaşındaki Alman çocuğu “astımlı”. Babası “lösemi” hastası.
makaleler Nihat TARIMERİ
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009389
Alman gazetelerine göre olay, “Türkiye’de tatilini geçiren çocukların,
masum flört hikayesi”. Kız “15 yaşındayım” demiş ama aslında 13 yaşın-
daymış. Tabii, habersizliğin hakim olduğu yaz günlerinde popüler gazetelerin
arayıp da bulamayacağı cinsten malzeme.
İşin insani boyutu etkileyici.
Ne var ki ortada başka gerçekler de var. İngiliz kızın ailesi şikayetçi. Kızın
üzerinde Alman gencine ait “ölü spermler” bulunmuş. Bu durumda Türk
polisinin ve Türk adaletinin üzerine düşeni yapması normal.
Artık hepimiz şunu çok iyi biliyoruz: “Algılama, gerçeğin kendisidir.”
Dolayısıyla bu işin dünya kamuoyunca algılamasını iyi yönetmemiz ge-
rekiyor.
İşte bunun için dün bütün işlerimi bırakıp bu meselenin üzerine eğil-
dim.
Önce Adalet Bakanı Fahri Kasırga’yı aradım. Bir muhabirimizin cezaevi-
ne girmesine izin verilmesini ve çocukla konuşturulmasını istedim. Orada da
bırakmayıp işi Başbakan Tayyip Erdoğan’a kadar götürdüm.
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Vekili Abdullah
Çelik’le konuştum. Çelik, cezaevindeki Alman genciyle bir ön görüşme yap-
tırmış. Çocuk, “Ben halimden şikayetçi değilim” diyormuş. Antalya Cezaevi,
eski bir bina.
Şimdi yenisi yapılıyor.
Önümüzdeki günlerde yenisine geçilecek ve eskisi bakıma alınacakmış.
Alman gencine, istediği takdirde bu yeni binaya transfer edilebileceği bile
bildirilmiş.
Ancak o, “Ben burada memnunum” deyip istememiş. Bu yazıyı yazdığım
saatlerde, Antalya Büro Temsilcimiz Dursun Gündoğdu, bakanlıktan gelecek
izin yazısını bekliyordu.
İzin gelince de cezaevinde görüşme gerçekleşti. Alman gencin fotoğrafı
çekildi.
Hemen belirteyim, seçim kampanyasının tam ortasında olmamıza rağ-
men, dün konuştuğumuz bütün yetkililer işin bilincindeydi.
Aşırı tepkici olmak yerine, bu olayın iyi yönetilmesi için akıllı ve sakin
yolu seçmemiz gerekir. İnşallah iyi bir çözüm yolu buluruz.
Nihat TARIMERİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009390
Çünkü öfke ve tepki değil, akıl ve mantık zamanıdır.”
Özellikle 26 Haziran 2007 tarihli Hürriyet’in internette yer alan
web sayfasındaki arşiv sayılarında görüleceği gibi haber Marco W.’nin
mozaiklenmemiş resimleri ile birlikte yayınlanmıştır. Resimlerin gö-
rüşmenin yapıldığı Antalya Cezaevi’nde çekildiği görülmektedir. Re-
simlerden birinde Marco Weiss iki infaz koruma arasında koridorda-
dır. Diğer resimlerde ise görüşmeyi yapan gazeteci Dursun Gündoğdu
ile infaz koruma memurları birlikte yer almaktadır. Resimlerden bu
görüşmenin cezaevlerinde genel görüşme yerinde değil de cezaevinde
görevli birinin odasında çay ve pasta servisi ile yapıldığı da görülmek-
tedir. Haberde de dava konusu olayda gayet şeffaf bir şekilde kamuo-
yu ile paylaşılmıştır.
Bu haberlerden Ertuğrul Özkök’ün yazısında aslında oldukça
önemli bir durum yansımaktadır. Bu yazıda haberin haberleştirilmesi-
nin öyküsü oldukça önemlidir. Haber Ertuğrul Özkök’ün dediği gibi
bir “ALGI YÖNETİMİDİR” Bunun yönetmeni de yazardır. Algı yö-
netiminde gerekli olan haberin oluşturulması için Ertuğrul Özkök’in
Başbakan Tayyip Erdoğan, o dönemdeki Adalet Bakanı Fahri Kasırga
ve Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Vekili Ab-
dullah Çelik görüşmeler yapıldığı görülmektedir. Buna bağlı olarak
ise 17 yaşındaki Marco W. ile görüşülmesi için bir izin yazısı da hazır-
lanıp gönderilmiştir.
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki 5275 sayılı
Kanunu’nun 83. ve 114. maddelerinde ziyaret ile ilgili düzenlemeler
yapılmıştır.Ayrıca “Hükümlü ve Tutukluların ziyaretleri edilmeleri hakkın-
daki Yönetmelik” ile de konu ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
Bu yönetmeliğin “Yabancı Uyruklu Hükümlü ve Tutuklu Ziyareti”
ile ilgili “Aile fertleri, akrabalar ve yakınları tarafından ziyaret” başlığı ile
27. maddede bazı düzenlemeler yer almaktadır. Bu madde şöyledir.
“Yabancı uyruklu adlî suçlardan hükümlü ve tutuklular, belgelendirilmesi
koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya
kayyımı tarafından, haftada bir kez ve ayrıca, kuruma kabullerinde, zorunlu
haller dışında bir daha değiştirilmemek üzere ad ve adreslerini bildirdiği en
fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere,
çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir. Bu kişilerin ziyaret haklarını kullana-
bilmeleri için, bir hafta önce ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurmala-
rı zorunludur. Bunların dışında kalmakla birlikte, ziyaret talebinde bulunan
makaleler Nihat TARIMERİ
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009391
Türk veya yabancı uyruklu diğer kişiler, makul sebebini belirtmek suretiyle,
Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı izni ile ziyarette bulunabilir. Ancak, bu
hüküm, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlüler hakkında uygu-
lanmaz… Bunlar dışında kalmakla birlikte, ziyaret talebinde bulunan Türk
veya yabancı uyruklu diğer kişiler, makul sebebini belirtmek suretiyle, Bakan-
lığın yazılı izni ile ziyarette bulunabilir. Bu hüküm, ağırlaştırılmış müebbet
hapis cezasına hükümlüler hakkında uygulanmaz…”
Dolayısıyla bu maddeye göre Marco W.’nin yakınları dışında gö-
rüşmek isteyen Türk vatandaşlarının Bakanlığa makul bir sebep ile
görüşme başvurusu için yazılı izin alması gerekmektedir. Ve Hürriyet
gazetesinin Marco W. ile dava ile ilgili görüşme talebinin de “makul
bir sebep” olarak bakanlık tarafından değerlendirildiği de anlaşılabi-
linmektedir. Makul sebebinde “Algılama Yönetimi” kapsamında isten-
diği de yazıdan anlaşılmaktadır. Herhalde bir gazetecinin de dava dı-
şında başka bir konu ile ilgili görüşmesi de mümkün değildir. Başta
Başbakan’ın; Adalet Bakanı’nın ve de ilgili Genel Müdürü Ertuğrul
Özkök’ün önerdiği “Algılama Yönetimini” benimsedikleri de verilen
izin ile de bellidir. Bu süreçte Marco Weiss 17 yaşındadır. Her ne ka-
dar Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılama yapılsa da yaşından
dolayı da Çocuk Koruma Kanunu kapsamındadır. Bakanlık verdiği bu
izin ile de dava konusunun Hürriyet gazetesinde yayınlanmasına da
izin vermiştir. Dolayısıyla davanın Çocuk Koruma Kanunu kapsamın-
da gizli olması gerekliliğine rağmen dava ile ilgili durumun kamuoyu
ile paylaşılmasına karar verdiği de bu izinle anlaşılmaktadır. Görüş-
menin Başbakan’ın ve Bakan’ın devreye girmesi ile Algılama yönetimi
kapsamında yapılmış olduğu da bu görüşmenin önemli bir boyutu-
dur. Özel bir görüşmedir. Bu konuda bir basın toplantısı veya örneğin
basını cezaevinde gezdirmeye yönelik bir halkla ilişkiler çalışması da
yapılmamıştır. Bu görüşmenin sadece Hürriyet gazetesine yapılma iz-
ninin verilmesi ile bir ayrıcalıkta sağlanmıştır.
27 Haziran 2007 tarihli Hürriyet gazetesinde konu devam etti-
rilmiştir. Bu kez haberin başlığı şöyledir. “Kızlığım bozulmadı ama
şikâyetçiyim.” Teslime Tosun tarafından kaleme alınan Bu haberin alt
başlığı ise şöyledir “İngiliz kızı Charlotte Lee M.’nin ifadesini Hürriyet ele
geçirdi.” Haberin içeriği ise şu şekilde devam etmektedir. “Hürriyet,
Antalya’da tacizden tutuklu bulunan 17 yaşındaki Alman genci Marco W.
ile cinsel tacize uğradığını iddia eden 13 yaşındaki İngiliz kız Charlotte Lee
M.’nin savcılıktaki ifadelerine ulaştı. Alman genç, ifadesinde, “Onun rıza-
Nihat TARIMERİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009392
sıyla cinsel ilişkiye girdim” derken İngiliz kız, “Uyuyordum üzerime çıkmış,
bana sürtünerek boşalmış. Kızlığımı kaybetmedim, ama şikâyetçiyim” diye
konuştu.
Antalya E Tipi kapalı ve Yarı Açık Cezaevi’nde, 13 yaşındaki İngiliz tu-
rist kız Charlotte Lee M’ye “cinsel tacizde bulunduğu” suçlamasıyla Nisan
ayından bu yana tutuklu bulunan 17 yaşındaki Alman Marco W. ile An-
talya Cezaevi’nde görüşen Hürriyet, bu kez de İngiliz kız ile Alman gencin
savcılıkta verdiği ifadelere ulaştı. İngiltere’nin Manchester kentinde oturan
C.L.M. Antalya Barosu avukatlarından Özlem Şalgam’ın yanında ve Fikret
Özdemir’in tercümanlığında alınan ifadesinde Marco ile olaydan bir iki gün
önce tanıştığını söyledi. Marco ile arkadaş olduklarını ve odasına gelip sohbet
ettiklerini belirten İngiliz kız, olay günü tesadüfen diskoda karşılaştıklarını
kaydetti. Diskoda tartıştıklarını belirten C.L.M. şöyle devam etti.
“Daha sonra ben, kız kardeşim ve arkadaşım Magene ile birlikte odada
iken, şüpheli ve arkadaşı geldi. Benden özür dilemek istedi. Biz de odaya aldık.
Bir süre yatağın üzerinde oturup sohbet ettik. Daha sonra şüphelinin arkadaşı
ile kız kardeşim balkona çıktılar ve orada oturmaya başladılar. Şüpheli, ben ve
Magene odada idik. Magene yatağına yatıp uyudu, ben de yanımda şüpheli
olduğu halde yatıp uyudum. Yatacağım için de gitmelerini istememiştim. Çok
yorgun olduğum için misafirimiz olduğu halde yatıp uyudum. Birden kendi-
me geldiğimde, yani uyandığımda şüphelinin üzerimde olduğunu hissettim.
Ve onu itekledim. Ancak bu arada vücudumda ıslaklık hissettim, daha sonra
doktora gittik.”
TAM BİRLEŞME YOK. Doktorun kendilerine tam birleşme olmadığını
söylediğini belirten C.L.M. ifadesini şöyle sürdürdü:
“Doktor bize, şüphelinin sürtünmek yoluyla boşaldığını söyledi. Zaten
uyandığımda vücudumda bir acı hissetmiştim, ancak bu acı sürtünmeye bağlı,
dıştan gelen bir acıydı. Tam uykulu olduğum için, tam hatırlamamla birlikte
ben uyduğum sırada şüpheli üzerime çıktı ve duhul olmaksızın, cinsel organı-
nı benim cinsel organıma sürtmek suretiyle boşalmayı gerçekleştirdi. Tecavüz
olayı söz konusu değildir. Tam birleşme olmamıştır. Ancak bu hadise benim
rızam dışında cereyan etmiştir. Zaten olayla ilgili olarak kızlığımı kaybetmiş
değilim. Uyuduğum için karşı koyma olayı da olmadığından olaya ilişkin vü-
cudumda herhangi bir bulgu oluşmadı. Bu sebeple yeniden doktor raporunun
aldırılmasına rıza göstermiyorum. “Olay sırasında kız kardeşi ile Marco’nun
arkadaşının balkonda oturduklarını, perdeler çekili olduğu için kendilerini
makaleler Nihat TARIMERİ
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009393
görme ihtimalleri bulunmadığını belirten İngiliz C.L.M. “Anladığım kada-
rıyla olay çok kısa sürdü. Tecavüze yeltenen şüpheliden şikâyetçiyim” dedi.”
Bu haberde de görüleceği gibi mağdurun hem de Marco W nin
savcılıkta verdiği bilgiler Algı yönetimi kapsamında aynen tırnak için-
de yayınlanmıştır. İçerik aynı zamanda bir cinsel hikâyeye de dönüş-
müştür. Savcılıkta verilen ifadeler olarak sunulan bu bilgilerin nasıl ele
geçirildiği ise bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü dava ÇKK
ya göre gizlidir. Ayrıca Mahkeme gizlilik kararı da vermiştir. Marco
Weiss’ın ve mağdur İngilizin bunları vermesi mümkün değildir. Çün-
kü ortada bir “Algı Yönetimi” vardır. Ve de bu Başbakan’ın ve Adalet
Bakanı’nın verdiği izin doğrultusunda Ertuğrul Özkök’ün kendi de-
yimiyle kendisi tarafından yönetilmektedir. Dolayısıyla savcılıkta ve-
rilen bu ifadelerin gizli olmasına rağmen dava dosyasından alındığı/
verildiği şeklinde bir durumda ortaya çıkmaktadır.
3 Temmuz 2007 tarihli Hürriyet gazetesindeki “Marco’ya gelince
yaygara, Türk’e gelince sus pus” başlıklı haberde ise “MARCO RÖPOR-
TAJINA DİPLOMATİK TEPKİ “ başlığı ile konu ile ilgili yeni bilgiler-
de verilmektedir. Bu bilgi ise şöyledir.” Bu arada Almanya, Hürriyet’in,
İngiliz kızı Charlotte Lee M.’ye cinsel tacizde bulunduğu gerekçesiyle
Antalya’da tutuklu bulunan Marco W. ile cezaevinde röportaj yapmasına
diplomatik tepki gösterdi. Almanya Dışişleri Bakanlığı kanalıyla Türkiye Dı-
şişleri nezdinde yapılan diplomatik girişimde, Hürriyet’in cezaevinde yaptığı
ve Bild gazetesinde de yayınlanan röportajın “Marco W.’nin kendisi, avukatı
ve ailesinin istemi dışında gerçekleştiği” savunuldu. Almanya’nin tepkisinde,
istem dışı yapılan bu röportajla Marco W.’nin kendisini suçlar bir duruma
düşürüldüğü ileri sürüldü.”
Dolayısıyla Hürriyet gazetesinin Başbakan’ın ve Bakan’ın devreye
girmesi ile verilen izin çerçevesinde Marco W. ile görüşmesi ve bunun
haberleşmesinin diplomatik bir sorun oluşturduğunu da görmekteyiz.
Ayrıca bu görüşmeden 17 yaşındaki ne Marco W’nin anne ve baba-
sının, ne avukatının ne de Mahkeme’nin bilgisi olmadığı da anlaşıl-
maktadır. Bu görüşmede dava ile ilgili yanlış bir söz söyleyip bunun
yayınlanması ile oluşabilecek bir zararın veya aleyhte olan bir duru-
mun hesabını kim verebilecekti. Bu ise bu konunun tartışılması gere-
ken hususlarından biridir. Öteyandan dava ile ilgili bir gizlilik kararı
da bulunmaktadır. Ancak buna rağmen bu haber/haberler de dava
dosyasında bulunması gereken savcılıkta verilmiş ifadeler aynen tır-
Nihat TARIMERİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009394
nak içinde yayınlanmıştır. Bu yayına başta Mahkeme olsun savcılığın
da bir tepki verdiğine yönelik her hangi bir bilgi veya haber hem bu
süreçte hem de daha sonra yer almamıştır. Dolayısıyla Mahkeme’nin
ve savcılığın da bu yayını olağan karşıladığı anlaşılmaktadır. Dava-
nın gizliliği ve bunun korunması Mahkemeye emanet edilmesine rağ-
men.
Duruşma sonrası 7 Temmuz 2007 tarihli Hürriyet gazetesinde du-
ruşma ile ilgili haberler “Marco’ya tahliye yok” başlığı ile verilmiştir.
Haber ise şöyledir. “Antalya’da 13 yaşındaki İngiliz kız Charlotte M’ye
cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla 11 Nisan’dan bu yana tutuklu bulunan
17 yaşındaki Alman genci Marco W. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde
ikinci duruşmaya çıktı.
Marco W’nin tahliye istemi reddedilirken, iki gencin kemik yaşlarının
tespit edilmesi kararlaştırıldı. Marco’nun annesi Martina ve babası Ralf
Jahns’in de izlediği duruşmayı çok sayıda Alman gazeteci ve televizyoncu da
yakından takip etti.
Alman basınının Türkiye’yi karalama kampanyasına çevirdiği Mar-
co W’nin yargılanmasına dün Antalya 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde
devam edildi. Alman basınının duruşmaya ilgisi, “büyük”ten de öte oldu.
Almanya’nın N24, RTL, VOX, ZDF, ARD, SAT 1, PRO7 gibi televizyon ka-
nallarının muhabir ve kameramanları ile Bild, BZ, ZT, Abend-Zeuting, Köln,
Express Berliner, Vurinier, Morgenpost, Mopa gibi gazetelerinin muhabir ve
fotomuhabirleri, Antalya Adliyesi’ni doldurdu. Marco W’nin ailesinin ya-
nında Alman Konsolosluğu’ndan görevliler bulunması dikkat çekti.
BİLİRKİŞİ DİNLENDİ
Marco W’nin gizlilik kararı bulunan duruşmasını izlemek üzere basın
ordusunun dışında Almanya turistler de adliye binası dışında gelişmeleri ta-
kip etti. Duruşma, tercümanın gecikmesi nedeniyle 09.30’da başladı. İngiliz
Charlotte M’nin avukatı Ömer Aycan ile Marco’nun avukatı Ahmet Ünal
Ersoy mahkemede hazır bulundu. Hákim Abdullah Yıldız’ın başkanlık yaptığı
mahkemeye üye olarak Öznur Küçükel ve Mevlüt Ahmet Doğuş katıldı.
Duruşmada ilk olarak adli tabip Hıdır Kızıltaş dinlendi. Manavgat Dev-
let Hastanesi’nden alınan raporda Charlotte M’nin kızlık zarının bozulma-
dığını, ancak vajinal bölgesinde ölü spermlere rastlandığını belirten raporu
bilirkişi olarak değerlendiren Kızıltaş, mahkeme heyetine görüşlerini aktardı.
makaleler Nihat TARIMERİ
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009395
Duruşmaya üzerinde kahverengi bir gömlekle çıkan Marco W. suçlamayı red-
detti, polisteki ifadesini tekrarladı. Mahkeme heyeti, Alman genç ile Charlotte
M’nin kemik yaşının tespit edilmesini istedi. Marco, 13 yaşındaki Charlotte’ın
kendisine 15 yaşında olduğunu söylediğini iddia etmişti.
8 AĞUSTOS’A ERTELENDİ
Charlotte M. ile annesi Heather Clarie M’nin ifadelerinin alınmasını is-
teyen mahkeme heyeti, bir sonraki duruşmada Marco’nun annesi Martina ile
babası Ralf Jahns’in tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Marco’nun tahliye
ya da kefaletle serbest bırakılması talebi de reddededilerek dava 8 Ağustos’a
ertelendi.
Türk adaletine güvenimiz sonsuz
Charlotte M.’nin avukatı Ömer Aycan, “Bizim zaten Türk yargısına
güvenimiz sonsuzdu. Herkes bağımsız Türk yargısına güvenmeli. Biz zaten
böyle olabileceğini tahmin ediyorduk. Bağımsız Türk yargısı görevini yapı-
yor. Devam eden dava hakkında daha fazla bir yorumda da bulunmak iste-
miyorum. Karşı taraf tahliye veya kefaletle serbest bırakılmayı istedi. Ancak
reddedildi,” diye konuştu.
Marco’nun ailesi adliyede ağladı Marco’nun avukatı Ersoy “Usulde
anne ve babası konuşmadı, sadece duruşmayı izlediler. Zaten usulde yeri yok.
Daha fazla açıklama yapamam” dedi. Oğulları Marco’nun serbest bırakılma-
masına üzülen Martina ve Ralf Jahns çifti, adliye koridorlarında ağladı. Bir
üst kata çıkan Alman aile, burada bir süre gözyaşı döktü. Marco’nun anne-
si Martina ve babası Ralf Jahns, daha sonra avukatlarla adliyeden ayrıldı.
Marco’nun Alman avukatının sözcüsü Nikolaus Walther, “Anne baba çok
üzgün. Ben de Marco ile görüşemedim. Gizlilik kararı yüzünden duruşmada
konuşulanları söyleyemem” dedi.”
Bu haberde de görüleceği gibi gizli olması gereken duruşmanın
içeriği ile ilgili tüm bilgiler haberde gayet açık bir şekilde görülmek-
tedir. Haberde duruşma ile ilgi gizlilik kararının alındığı da özellikle
belirtilmektedir. Ya gizlilik kararı olmasaydı bu haber nasıl verilirdi ki
o da herhalde haber tekniği ile ilgilidir.
Ayrıca, hem ÇKK’nin hem de mahkemenin ayrıca aldığı gizlilik
kararına rağmen daha önce yayınlanan haberlere yönelik sanki bu
Nihat TARIMERİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009396
yönde haberler yayınlanmamış gibi durumu değerlendirmediği de gö-
rülmektedir. Öteyandan TV’lerin canlı yayınında davadaki bilirkişinin
duruşmada neleri anlattığı da kendisi tarafından bu gizlilik kararına
rağmen kamuoyu ile paylaşılmıştır.
Daha sonraki duruşmalar da aynen bu haberlerde olduğu gibi gi-
zlilik kararına rağmen bu şekilde yansıtılmıştır.
15 Aralık 2007 tarihli Hürriyet gazetesinde ise “Marco’nun tahliyesi
Merkel’i de sevindirdi” başlıklı haber ile de Marco Weiss in ceza evinden
serbest kalması haberleştirmiştir. Haber ise şöyledir. “Antalya’da ge-
çen Nisan ayında tatile gelen 13 yaşındaki İngiliz turist kız Charlotte M.’ye
’cinsel tacizde’ bulunduğu iddiasıyla tutuklanan 17 yaşındaki Alman turist
Marco W., cezaevinde 247 gün geçirdikten sonra dün 8. duruşmada tutuk-
suz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Marco’nun babası Ralf Jahns, tahliye
haberini duyunca gözyaşlarını tutamadı, Alman avukatlar da sevinçten ad-
liyede bahşiş olarak euro dağıttı. Çok sayıda Alman gazeteci ve televizyon-
cunun da izlediği duruşmada çıkan tahliye kararı Alman televizyonlarında
altyazı ile ve “flaş” haber olarak duyurulurken Almanya Başbakanı Angela
Merkel, “Marco’nun serbest kalmasına ve eve döneceğine çok seviniyorum”
dedi. Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Alman gencin serbest bıra-
kılmasından büyük memnuniyet duyduğunu söyledi. Baba Jahns, işyerinden
izin alamayan eşini telefonla arayarak haberi verdi. Duruşmanın ilk bölümü
30 dakika sürdü. İngiliz kız Charlotte, mahkemeye ulaşan ifadesinde cinsel
taciz iddialarını yineledi. Suçsuz olduğunu söyleyen Marco’nun avukatları
tahliye talep etti. İngiliz kızın avukatı karar verilmesini ve sanığın tutukluluk
halinin sürmesini istedi. 5 dakika ara veren mahkeme tahliye kararı verip du-
ruşmayı ertelerken Marco’ya yurtdışı yasağı da koymadı. Marco W., tahliye
işlemlerinin ardından ülkesine dönecek.
ÖZEL JET UÇAĞINI ALMAN TV KANALI RTL KİRALADI. Al-
man Marco W.’nin Almanya’nın Nürnberg kentine götüren özel jet uçağını
Alman Televizyon kanalı RTL’nin kiraladığı, ayrıca yine Alman tv kanalı
RTL’nin, Marco W.’nin davasıyla ilgili görüntülerini yayınlama hakkını da
satın aldığı bildirildi.”
Algı Yönetiminin de bir şekilde sona erdiği bu haber ile de Marco
Weiss serbest kalmış ve RTL kanalının kiraladığı özel uçak ile hemen
ülkesine gittiği de anlaşılmaktadır.
makaleler Nihat TARIMERİ
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009397
Özellikle Marco Weiss ‘ın daha önceden kiralanan özel bir uçak
ile ülkesine gitmesi mahkemenin bu yönde önceden karar verdiği
“ALGI”sını da oluşturmaktadır. Çünkü RTL gibi Almanya’nın önde
gelen özel TV kanalının duruşmadan önce bu haber için özel bir uçak
kiralaması öyle kolay bir şey değildir. Bu özel uçak kiralamanın önem-
li bir maliyeti vardır. Özellikle bir Alman için böyle bir yüksek maliyet
risk edilecek bir maliyette değildir. Böyle bir maliyet ancak duruşma
öncesi verilen garantilerle mümkündür. Mahkeme Marco Weiss’i belki
serbest bırakabilirdi; ancak yurtdışına çıkma yasağı da getirebilirdi. Bu
durum bile RTL için risk edilmesi gereken bir maliyettir. Bunun bile
hesaplanmış olması gerekmektedir. Mutlaka bu konuda hesaplanmış-
tır.
Aslında 26 Haziran.2007 tarihinde Ertuğrul Özkök’ün Başbakan’ın,
Adalet Bakanı’nın bilgisi ile yönettiği “Algı Yönetimi” ile zaten Türkiye
deki savcıların ve mahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığı ile ilgili
söylemde zedelenmiştir. Gizlilik kararına rağmen mahkeme dosyasın-
da yer alan savcılıktaki ifadelerin tırnak içinde algı yönetimi bağlamın-
da aynen yayınlanması ve duruşmada ki bilgilere aynen yer verilmesi-
ne mahkeme ve savcılığın herhangi bir tepki vermemesi ve yasal hiçbir
işlem yapmaması da bu zedelemeye katkı sağlar niteliktedir.
Bu duruma ve yayınlara barolardan da herhangi tepkinin gösteril-
diğine yönelik bu haberlerde hiçbir bilgide yayınlanmamıştır.
Biran için bir Alman olarak olaya dışarıdan baktığınızda bir bü-
yük gazetenin yayın yönetmeni ortaya çıkıyor, algı yöneteceğim diye
Başbakan ve Adalet Bakanı ile görüşüyor. Aldığı izin çerçevesinde ce-
zaevinde kalan ve anası babası, avukatı belli 17 yaşındaki bir genç ile
görüşüyorsunuz. Bunu aynen haber olarak yayınlıyorsunuz. Bu belki
habercilik açısından oldukça önemli olabilir. Ancak bu hem basın ya-
sasına hem ÇKK’ye ve diğer yasalara aykırı olmasına rağmen aynen
buna devam ediyorsunuz. Buna bağımsız ve tarafsız diye vurgu yap-
tığınız yargı organları da herhangi bir tepki vermemişse siz istediğiniz
kadar bizim yargımız bağımsızdır tarafsızdır deyin. Buna inanması
oldukça zordur. En azından şüpheli bakar. Beklide nezaketen gerçek
düşüncesini size yansıtmayabilir.
Biz bu söyleme inanabiliriz. Ama ortaya çıkan böyle bir manzara-
da bir Almanın inanması oldukça zordur.
Nihat TARIMERİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009398
Bu “Algı Yönetimine” rağmen. Böyle bir görüntüye son Deniz Fe-
neri davasında yer alan haberlerde ayrıca önemli katkı sağlamakta-
dır. Bu son çıkan haberlerde Alman Büyükelçisi’nin önce Başbakan’la
daha sonra 5 Aralık 2007 tarihinde Adalet Bakanı ile vatandaşı Marco
Weiss’in davası ile ilgili görüştüğü gayet açık olarak görülmektedir.
Büyükelçi bu dava konusu görüşmekten de çekinmemiştir. Adalet Ba-
kanı ise buna karşılık Almanya’daki Deniz Feneri davası ile ilgili ki-
şileri gündeme getirmiştir... Karşılıklı olarak iki davanın bu şekilde
gündeme getirilmesi ile “Marco” davadan öte bir “rehin” durumuna
da gelmiş olmaktadır..Bu bağlamda iki konunun gündeme getirilmesi
ile görüşmenin REHİN edilen kişinin serbest kalmasının görüşüldüğü
şeklinde de bir resim oluşmaktadır. Bu görüşme çerçevesinde sağla-
nan mutabakat sonucunda da mahkeme tarafından bu görüşmeden 9
gün sonra 14 Aralık 2007 tarihinde serbest bırakıldığı şeklinde de bir
durum oluşmaktadır. Haberde büyükelçinin raporunun içeriği tam
olarak belli değildir. Bu belirsizlikte böyle bir görüntüyü önemli bir
ölçüde desteklemektedir. Bu ülkenin Mahkemelerinin ve Savcılarının
bağımsız ve tarafsız olmadığı, Adalet Bakanının bu konuda önemli bir
gücünün olduğunu da bu şekilde öngörmek mümkün olabilmektedir.
Bu konuda asıl önemli olan tüm bunların yürürlükteki ÇKK’ye rağ-
men Adalet Bakanlığı’nın bilgisi dâhilinde yapılmasıdır. Marco Weiss
ile ilgili davanın “algı yönetimi” bağlamında şeffaflaştırılmasıdır. Bu Algı
Yönetimi konusunu Ertuğrul Özkök yazısında gayet açık bir şekilde
belirtmiştir. Bu konu aynı zamanda halen devam eden bir yargılamaya
yönelik dışarıdan da bir etkidir. Bu etkide Başbakan ve Adalet Baka-
nın izni ile yapıldığı da yazıda gayet açık olarak ortadadır. Böyle bir
durumun ise TCK’nın 277. maddesinde karşılığı bulunmaktadır. Mad-
deye bakıldığı zamanda hiçbir kişi ve kuruluşa ayrıcalık getirilmemiş-
tir. Ancak bu güne kadar bu konuda herhangi bir tepkinin olmaması
da bu konuda bir ayrıcalığında olabileceğini ortaya koyabilmektedir.
Mahkeme’nin de bu bağlamda bağımsızlığını ve tarafsızlığı korudu-
ğunu gösterebilmesi açısından bu konuyu önemsediğini ise nedense
haberlerde görebilmek de mümkün olamamaktadır.
Ayrıca gizlilik kararına rağmen bu şeffaflaştırma Marco Weiss bir
Alman olarak görmezden gelinmiş ise o zaman ayrımcılık yapıldığı
yönünde de ek bir sorunda ortaya çıkmaktadır. Ancak Türk vatandaş-
larına da yönelik basında yer alan haberleri gördüğümüzde bunlara
yönelik bir yaptırımın uygulanmadığını da bildiğimiz için bu konuda
makaleler Nihat TARIMERİ
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009399
Marco Weiss ‘a bir ayrıcalık uyguladığımızı söylemek oldukça zor-
dur.
Kanunlarda bu konuda düzenlemeler vardır. Ancak uygulanma-
mak için vardır.
Bir çocuk damgalanacak mı? Zarar görecek mi? Bunlar hiç önemli
şeyler değildir.
Ama tüm bunlar ne içindir?
Çocukları çok ama çok sevdiğimiz içindir.
18 yaşındaki “çocuk”ların bu şekilde kimliklerini açıklayacak şekil-
de yayınlanmasına yönelik haber ve bilgiye yönelik tek habere ise 31
Temmuz 2007 tarihli Sabah gazetesinde rast gelinmiştir. Haber “Savcı:
Çocuğu teşhir anayasal özgürlük” başlığı verilmiştir. Bu haberin içeriği
ise şöyledir. “Savcı hırsızlık zanlısı P.B.’nin görüntülerini yayınlayan med-
yayla ilgili kovuşturmaya gerek görmedi. P.B.’nin avukatları ise karara itiraz
etti.
Hırsızlık ve kapkaç suçundan 24 kez yakalanan 8 yaşındaki kız çocuğunun
fotoğraf ve görüntülerinin Kanal D’de ve Hürriyet gazetesinde yayınlanması
üzerine bu kuruluşlar hakkında yapılan şikâyetle ilgili olarak, tartışılacak bir
karar verildi. Bağcılar Cumhuriyet Savcısı Ali Çakır “Suç makinesi” olarak
lanse edilen P.B.’ye karşı “teşhir, iftira, hakaret” suçu işlendiği gerekçesiyle
yapılan başvuru için “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verdi. Savcı “Ana-
yasal özgürlükler çerçevesinde haberin duyurulmasında atılı suçların manevi
kasıt öğesinin oluşmadığı düşüncesine varılmıştır” ifadesini kullandı.
AVUKATLAR İTİRAZ ETTİ
P.B.’nin avukatlarından Gülizar Tuncer Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi
Başkanlığı’na başvurarak itiraz etti. Cezai ehliyeti olmayan, yaşı nedeniyle
ifadesi bile alınamayan P.B.’nin fotoğraflarının yüzü ve gözleri açık şekilde
yayımlanmasının Basın Kanunu’na aykırı olduğunu belirten Tuncer yasa-
daki açık hükümlere dikkat çekti. Avukatların itiraz dilekçesinde “Savcılık
makamı kararda kullandığı ifadelerle basın suçunu işleyenlerden daha ağır
bir suç işlemiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Masumiyet Karinesi
ilkesine açıkça aykırıdır.” ifadesi yer aldı.
‘ÇOCUK, KİŞİ SAYILAMAZ’
Nihat TARIMERİ makaleler
TBB Dergisi, Sayı 81, 2009400
P.B.’nin 18 yaş altında olduğu için “Küçük” veya “Çocuk” olarak de-
ğerlendirilmesi gerektiği belirtilen dilekçede mağdur çocuğun, “bu kişinin”
şeklinde tanımlanmasının yasalara aykırı olduğuna dikkat çekilerek, “Savcılık
Küçüklerin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerine aykırı davranmıştır”
denildi. Dilekçede, Hrant Dink cinayeti zanlısı O.S.’nin İstanbul Valiliği ve
Emniyet Müdürlüğü’nün kararıyla basına dağıtılan fotoğrafları nedeniyle,
basın kuruluşlarına birçok dava açıldığı da hatırlatıldı.
Basın Kanunu ‘suç’ diyor
BASIN Kanunu’nun 21/C maddesinde, “18 yaşından küçük suç faili
veya mağdurlarının kimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarına yol açacak
yayın yapanlar 1 milyar liradan 20 milyar liraya kadar ağır para cezasıyla
cezalandırılır. Ceza bölgesel süreli yayınlarda iki milyar liradan, yaygın sü-
reli yayınlarda on milyar liradan az olamaz” ibaresi yer alıyor. Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ve 2. fıkrası da kimsenin yargılama bitme-
den suçlu ilan edilemeyeceğini ve küçüklerin korunması için tamamen veya
kısmi sansür uygulanabileceğini belirtiyor.”
Bu haberin devamı ve itirazın sonucu ile ilgili olarakta bir bilgi
daha sonra bulunmamıştır. Ancak, İstanbul’da basının yayınlandığı
bölgeden sorumlu Savcılığın gerekçeleri oldukça önemlidir. Bu yakla-
şım çerçevesinde ise hala bu yönde yayınlar yapıldığına göre bu yak-
laşımın hala devam ettiği veya ettirildiği de anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla iç hukukun bir parçası olan Çocuk Hakları Sözleşmesi,
Pekin Kuralları; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde “Adil Yargılama
İlkeleri” bir yana en azından ÇKK’de bu yönde belirtilen ilkenin ve il-
gili maddelerin pek uygulama şansı gözükmemektedir.
Gene çok sevdiğimiz “çocuk”ların korunması sadece kanunun
başlığında kalmış olmaktadır. Koruması gerekenlerin KORUNMASI
İÇİN…