Prof. Dr. M. Kemal OĞUZMAN
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
ve
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Medeni Hukuk Anabilim Dalı
Merhum Öğretim Üyesi
Prof. Dr. M. Turgut ÖZ
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Medeni Hukuk Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi
BORÇLAR HUKUKU
Genel Hükümler
6098 sayılı
Yeni Türk Borçlar Kanunu'na Göre
Güncellenip, Genişletilmiş 14. Bası
CİLTI
V{
vedat kitapçılık
İSTANBUL 2016
Yayın No: 481
14. Bası - Eylül 2016 - İstanbul
5846 sayılı yasa uyarınca bu kitabın birinci basının dijital iletim, CD'ye kayıt, elektronik kitap
olarak yayımı ve mevcut veya ileride geliştirilebilecek her türlü araçla çoğaltılması ve yayılması
hakları da dahil olmak üzere; 5846 sayılı yasa anlamında çoğaltma, yayma ve diğer tüın yayın
hakları yalnızca ve münhasıran VEDAT KİTAPÇILIK Basım Yayım Dağıtım İnş. San. Tic. Ltd.
Şti.'ne aittir. Kitabın tamamının veya bir kısmının mevcut veya ileride geliştirilebilecek herhan-
gi bir araç veya teknikle çoğaltılması, yayılması ve herhangi bir şekil ve yöntemle ticaret alanına
konu edilmesi kesinlikle yasaktır. Aksine hareketler VEDAT KİTAPÇILIK Basım Yayım Dağıtım
İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin burada saklı tutmuş olduğu haklarının ihlali anlamını taşır. VEDAT
KİTAPÇILIK Basım Yayım Dağıtım İnş. San. Tic. Ltd. Şti. olabilcek tüm hak ihlallerine karşı tüm
yasal haklarını kullanmaya, fikri hak ve emeği korumaya kararlıdır.
ISBN: 978-605-9263-42-9
Sayfa Düzeni
Kapak Tasarımı
Baskı - Cilt
Cilt
Berrin DOĞRUL
Murat ECE
Altan Basım San. Tic. Ltd. Şti.
Matbaacılar Sitesi 222/A 34200 Bağcılar - İstanbul
Tel: +90 (212) 629 03 74 Fax.: +90 (212) 629 03 76
Derya Mücellit
(0212) 501 02 72
VEDAT KİTAPÇILIK
BASIM YAYIM DAĞITIM LTD. ŞTİ.
Şişli Mağaza Abide-i Hürryet Cad. No: 207
Şişli / İSTANBUL
Tel.: (0212) 240 12 54 - 240 12 58
Fax: (0212) 240 12 67
www.vedatkitapcilik.com
ONDÖRDÜNCÜ BASIYA ÖNSÖZ
Kitabımızın bu basısında olağan güncellemeler ve düzeltmeler dışında
en önemli yenilik, "Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hiz-
met tedarikinde geç ödemenin sonuçlan" kenar başlıklı 6102 Sayılı (Yeni)
TTK m.1530 hükmü ile getirilen ayrıntılı düzenlemenin borçlar hukuku-
muza etkilerine dair açıklamalardır. Maalesef şimdiye kadar ihmal ettiğimiz
bu açıklamalar, "hükümsüzlük", "ifa zamanı ve muacceliyet" ve özellikle
"borçlu temerrüdü" gibi bahislerde ilgisi oranında yer almaktadır. Bunun
dışında, "muvazaada aldatma kastı" hakkındaki kısa ek gibi, diğer bazı küçük
yenilikler de vardır.
Aynca bir ilk daha var.
Bu kitabımızın özellikle öğrencilere yönelik ders kitabı olarak da
kullanıldığını göz önüne alarak, bu alandaki ders kitaplarının atası olan
İustinianus'un İnstitutiones 'inin Önsöz ve 1. Kitap giriş sayfasından bir-
kaç paragrafı da "bir diğer önsöz" olarak aşağıya koyuyorum. Tüm modem
hukukların temeli olan corpus iuris civilis'in bu kısımlarını önsöze koyarak,
öğrencilerimize, yabancı hukuklardan alıntı olarak tanıtılmaya çalışılan çağ-
daş hukuk sistemimizin nasıl da bu toprakların öz malı ve böylece birinci
dereceden mirasçısı olduğumuz bir gelenek olduğunu hatırlatmak istedim.
Bir de, kitaplarımızı ders malzemesi olarak kullanan meslektaşların, özel-
likle aşağıdaki alıntılardan son paragrafta verilen öğüte dikkatlerini çekmek
istiyorum. İstanbul Hukuk Okulu hocası Theophilus ve Beyrut Hukuk Okulu
hocası Dorotheus'un İmparatorun ağzından hukuk hocalarına binbeşyüz
yıl önceden verdiği bu öğüt tutulur ise, başlangıçta normal bir ders kitabı
boyutunda olan "Oğuzman Borçlar Hukuku" nun artık bu maksadı çok aşan
boyutlara gelmesine sebep olan ikinci yazarının vicdanı da rahatlayacaktır.
Prof.Dr. Turgut Öz
Ataşehir Eylül 2016
III
ONDÖRDÜNCÜ BASIYA ÖNSÖZ
IUSTINIANUS- INSTITUTIONES
Dara undecimo kalendas Decembres Constantinopoli domino nostro
/ustiniano er'Jetuo Au usto tertium consule." Anno DXXXIII
Kasım'ın yirmibirinci gününde İstanbul'da daima yüce efendimiz
İustinianus'un ü üncü konsülüne sunuldu." Yıl 533
PROOEMIUM
ÖNSÖZ
CUPİDAE LEGUM İUVENTUTİ:
HUKUKA HEVESLİ GENÇLERE
lmperatoriam maiestatem non solum armis decoratam, sed etiam legibus
oportet esse armatam, ut utrumque tempus et bellorum et pacis recte possit
gubernari et princeps Romanus victor existat noıı solum in hostilibus proeliis,
sed etiam per legitimos tramites calumniantium iniquitates expellens, et fiat
tam iuris religiosissimus quam victis hostibus triumphator.
Majeste İmparator (Devlet Başkanı) savaş zamanında olsun barış zama-
nında olsun sadece silahlarla donanmış olarak değil fakat yasalarla donanmış
olarak hükmeder (yönetir). Roma yöneticisi düşmanlarına karşı sadece onları
yenerek zafer kazanan biri değil, aynı zamanda onlar üzerinde de adalete
saygılı ve özenli bir yöneticidir.
Summa itaque ope et alacri studio has leges nostras accipite et vosmet
ipsos sic eruditos ostendite, ut spes vos pulcherrima foveat, toto legitimo
opere peıfecto, posse etiam nostram rem publicam in partibus eius vobis
credendis gubernare.
Hevesle çalışarak ve tüm gücünüzle bu yasalarımızı öğrenin ve hukukun
her alanında sahip olacağınız kusursuz bilgi ile devletimizin her kısmında
üstleneceğiniz görevlere ehil olacağınız hususunda umut ve cesaret verecek
şekilde kendinizi gösterin.
.. ... ... ... .... ... ...... ............... ... ... ... ... ..
IV
ONDÔRDÜNCÜ BASIYA ÔNSÔZ
LIB. I, TIT. I. DE IUSTITIA ET IURE
KİTAP I, BÖLÜM I. ADALET VE HUKUK
"lustitia est constans et perpetua voluntas ius suum cuique tribuens.
Jurisprudentia est divinarum atque humanarum rerum notitia, iusti atque
iniusti scientia.
Adalet herkese hakkını vermeye ilişkin sürekli ve mutlak bir amaçtır.
Hukuk öğretisi, insana ve kutsala ilişkin şeylerin bilgisi, adil olan ve olma-
yanın bilimidir.
Juris praecepta sunt haec: honeste vivere, alterum non laedere, suum
cuique tribuere."
Hukukun emirleri şunlardır: dürüst yaşamak, kimseye zarar vermemek
ve herkese hakkını vermek.
His generaliter cognitis et incipientibus nobis exponere iura populi
Romani ita maxime videntur posse tradi commodissime, si primo !evi ac
simplici, post deinde diligentissima atque exactissima interpretatione singula
tradantur. alioquin si statim ab initio rudem adhuc et infirmum animum
studiosi multitudine ac varietate rerum oneraverimus, duorum alterum aut
desertorem studiorum efficiemus aut cum magno labore eius, saepe etiam
cum diffidentia, quae plerumque iuvenes avertit, serius ad id perducemus ad
quod leniore via ductus sine magno labore et sine ufla diffidentia maturius
perduci potuisset.
Bu genel ilkelerin açıklanmasında ve Romalıların Hukukunun öğretil-
mesinde kanımızca en doğru yöntem, önce en kolay ve basit yoldan giderek
başlamak ve sonradan çok dikkatli ve açık bir anlatımla ayrıntılara girerek
ilerlemektir. Aksi takdirde eğer öğrencinin henüz zayıf ve eğitilmemiş zihni-
ne çok fazla ve çeşitli konuları yüklersek, şu iki şeyden biri olur: Ya hukuk
eğitimini tamamen terk eder; yahut çok daha erken, daha az yorularak ve
özgüvenle ulaşacağı bir noktaya çok fazla sıkıntı çekerek, zaman kaybederek
ve kendine güveni sarsılmış olarak varır.
V
İKİNCİ BASIYA ÖNSÖZ
Bu kitabın ikinci basısı ne yazık ki Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman'ın
maddi varlığının aramızdan ayrılışından sonra hazırlandı. Akademik mesleğe
girişimden beri bilimsel yaşamımda kendisine çok şey borçlu olduğum, yal-
nız benim değil, benden önceki ve sonraki kuşaktan pek çok meslektaşın da
çok şey borçlu olduğu, Türk Hukukuna katkılan saymakla bitmeyecek olan,
Medeni Hukukun ve İş Hukukunun her alanında eserler vermiş bu büyük
bilim adamını kaybetmenin acısını biraz olsun hafifleten tek teselli kayna-
ğım, bu kitabın birinci basısını hazırlarken yıllar süren uyumlu bir çalışmanın
güzel anılan ve basımın onun sağlığına yetişmiş olmasıdır.
Kitabın birinci basısını hazırlarken, birlikte kitap çıkaran bazı meslek-
taşların yaptı.klan gibi konulan ve bölümleri paylaşmadık. Onun tarafından
önceden yazılmış kısımlar olsun benim yazdığım kısımlar olsun, istisnasız
tümünü birlikte gözden geçirerek tartışıp birlikte son şeklini verdik. Kuşku-
suz burada, tartışmalı konuların büyük çoğunluğunda aynı görüşleri paylaş-
mamızın çalışmayı kolaylaştıncı rolü oldu. Gerek bu ikinci basıda, gerekse -
şayet olursa- bundan sonraki basılarda, Prof. Dr. Oğuzman'ın koyduğu genel
ilkeleri izlemeyi bir borç bildiğimi belirtmek isterim. Bunların en önemlileri:
Üslup bakımından, konuyu en yalın, net ve kestirme şekilde açıklayan ifade-
ler kullanılması ve bazı görüşlerin vurgulanması için tekrarlar, abartılı ifade-
ler, söz sanatları yapmaktan kaçınılması (ideal bilimsel ifadede ne fazla ne
de eksik bir kelime bulunmalıdır derdi); yöntem bakımından, pozitif hukukun
kurallarını zorlamadan ve bu kurallar çerçevesinde yeni fıkirler ve çözümler
üretilmesi; biçim bakımından ise, yazarın eğilim duyduğu veya başka eserle-
rinde incelediği konulara diğerlerine göre oransız şekilde yer verip, özel ilgi
alanı dışındaki konuların adeta geçiştirilmesinden kaçınılmasıdır (Aksi anla-
yışla yazılmış eserleri, çarpıcı bir örnekle, kollan veya bacakları birbirinden
farklı uzunlukta yapılmış bir insan resmine benzetirdi). Nihayet, her alanda
uyguladığı ve sık sık tekrar ettiği "Bir iş ciddi (kuralına göre) yapılır veya hiç
yapılmaz" ilkesi, ne yazık ki ülkemiz koşullarında izlenmesindeki güçlüklere
rağmen, hep hatırlayacağımız bir söz olacaktır.
VII
İKİNCİ BASIYA ÖNSÖZ
Birlikte çalıştığımız 14 yıl boyunca kendisinden sadece engin bir bilgi
kaynağı olarak değil, fakat ideal bir bilim adamı örneği olarak da çok yarar-
landığım Prof. Dr. Kemal Oğuzman'ın ardından belirtmek isterim ki; bütün
elverişsiz koşullara ve olumsuz etkilere rağmen, kütüphanelerde, sınıflarda,
çalışma masalanmızda ve bilimsel toplantılarda hfila karşılıksız bir mesleki
heves ve çabayla çalışmamızı, düşünmemizi, yazmamızı sağlayan unsurlar-
dan biri de onun anılarımızdaki iradesi ve adıdır.
Bu basıdaki yeniliklere gelince: Önceki basıda esasen mevcut bazı bahis-
lere eklemeler yapılmış ve özellikle 4054 sayılı Rekabeti Koruma Kanunu,
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Karayolları Trafik
Kanunu 'nun bazı hükümlerini değiştiren 4199 sayılı Kanun hükümleri ile
Kanuni Faiz oranını değiştiren Bakanlar Kurulu Kararının bahislerimizi ilgi-
lendiren yönlerine yer verilmiştir.
Önceki basıda olduğu gibi bu basıda da dip notlarda sadece yararlanılan
eserlere yapılan yollamalar bulunmayıp, bunların yanında, metindeki konuyu
daha ayrıntılı ele alan veya metindeki konuyla ilişkisi olan açıklamalar yer
almaktadır.
İkinci basının tahsislerini yapmakla birlikte, bunun da ötesinde, bazı kay-
naklan bulmak ve içeriğe ilişkin bazı hususlarda uyanlarda bulunarak fikirler
vermek suretiyle de bana yardımcı olan araştırma görevlisi arkadaşım Suat
San'ya ve basımı gerçekleştiren Filiz Kitabevi sahibi ile çalışanlarına teşek-
kürü borç biliyorum.
Prof.Dr. M. Turgut ÖZ
VIII
. . . .. ..
BiRiNCi BASIYA ONSOZ
Borçlar Hukuku başlığını taşıyan bu kitap 4. basısını 1987'de yayınlamış
olduğum "Borçlar Hukuku Dersleri" Cilt I'in ve değerli genç meslektaşım
Doç. Dr. Turgut Öz ile birlikte 1991'de yayınladığımız Cilt II'nin, genişletil-
miş ve atıfları belirtilmiş yeni basısını oluşturmaktadır.
Bütün bahisler gözden geçirilmiş, çoğu sayın Öz tarafından gerçekleş-
tirilen genişletmeler, birlikte incelenmiştir. Atıflar da sayın Öz tarafından
işlenmiştir.
Kitabın tashihlerini titizlikle yapan ve indekslerini düzenleyen çalışma
arkadaşlarımız Araştırma Görevlileri Tufan Öğüz ve Suat Sarı ile, yayını
gerçekleştirme hususunda gösterdikleri gayret için Filiz Kitabevi sahibine ve
personeline teşekkür ediyoruz.
Prof. Dr. M. Kemal OĞUZMAN
IX
. . .
iÇiNDEKiLER
ONDÖRDÜNCÜ BASIYA ÖNSÖZ ....................................................................... m
İKİNCİ BASIYA ÖNSÖZ ....................................................................................... VII
BİRİNCİ BASIYA ÖNSÖZ ································································ IX
KISALTMALAR ...................................................................................................XXIX
GİRİŞ
1- BORÇLAR HUKUKUNUN KONUSU ............................................................ 1
Il- BAZI TEMEL KAVRAMLAR ........................................................................... 3
A- Borç ve Borç İlişkisi ..................................................................................... 3
B- Edim ............................................................................................................. 6
1- Kavram ................................................................................................... 6
2- Edim çeşitleri ......................................................................................... 6
a) Davranış biçimi açısından: Olumlu (Müsbet) edimler -
Olumsuz (Menfi) edimler .............................................................. 6
b) Edimin belirlenmesi açısından: Türüyle (neviyle)
belirlenen edimler - Seçimle belirlenen edimler ........................... 7
aa - Tür (Nevi) borcu - para borcu ayırımı ................................. 7
bb - Seçimlik borçlar .................................................................... 9
c) İfa süresi bakımından: Ani-Sürekli-Aralıklı veya
Dönemli edimler........................................................................... 1O
aa - Anı edimler ......................................................................... 1O
bb - Sürekli edimler .................................................................... 12
cc - Aralıklı ve dönemli edimler ................................................ 12
3- Edim yükümü içermeyen borçlar ........................................................ 13
C- Alacak Hakkı ve Talep .............................................................................. 14
D- Borç ve Sorumluluk ................................................................................... 16
XI
İÇİNDEKİLER
m- BORÇ İLİŞKİSİNİN NİTELİKLERİ .......................................................... 17
1- Dar anlamda borç ilişkisi, alacaklıya, bir alacak hakkı ve
alacağını elde etmeyi sağlayacak talep, dava ve cebri icraya
başvurma yetkilerini verir........................................................................... 17
2- Borç ilişkisi sadece alacaklı ile borçlu arasında bir bağdır.
Üçüncü kişileri etkilemez ........................................................................... 21
iV- BORÇLAR HUKUKUNA HA.KİM OLAN İLKELER .............................. 23
1- İrade serbestisi (özerkliği) ilkesi ................................................................. 23
a) Sözleşme yapma özgürlüğü ................................................................... 23
b) Sözleşmenin konusunu belirleme ve düzenleme özgürlüğü ................ 23
2- Borç ilişkisinin nisbiliği (göreceli olması) prensibi .................................. 27
a) Prensip ................................................................................................. 27
b) Tapuya şerh verilmiş şahsı hakların özelliği. ....................................... 27
V- BORÇLAR HUKUKU MEVZUATI ........................................................... 29
VI- ÖRF VE ADET HUKUKU ............................................................................31
VII- MAHKEME İÇTİHATLARI VE DOKTRİN ............................................ 31
1- Mahkeme içtihatları .................................................................................... 31
2- Öğreti (Doktrin) .......................................................................................... 32
BİRİNCİ KISIM
SÖZLEŞMELER (Akitler)
§ 1- GENEL BAKIŞ .............................................................................................. 33
1- BORÇLARIN KAYNAKLARI ..................................................................... 33
1- Borcun doğumunun iradeye dayanması halinde doğan borç .................... 33
2- Borcun doğumunun iradeye dayanmaması halinde doğan borç ............... 34
il- HUKUKİ İŞLEMLER (Muameleler) VE ÖZELLİKLE
SÖZLEŞMELER (Akitler) ........................................................................... 36
ID- DÜRÜSTLÜK KURALINA DAYANDIRILAN SÖZLEŞME
BENZERİ BORÇ İLİŞKİLERİ .................................................................... 37
1- Culpa in contrahendo sorumluluğunu borca aykınlığa
dayandıran te.ori .................................................................................,37
2- Sözleşmenin ard etkisi (culpa post pactum perfectum) teorisi ................. 38
XII
İÇİNDEKİLER
3- Üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme teorisi ....................................... 39
4- Edim yükümünden bağımsız borç ilişkileri teorisi. ................................. 39
5-
F.iıli" so••z1
eşme
·
ı
1
ı
·
ş
ki
sı
• t
eon
•
sı
• ...................................................................... 40
§ 2- AKİT (SÖZLEŞME) KAVRAMI VE SÖZLEŞMELERİN
TÜRLERİ ·························································· ...................... 42
1- SÖZLEŞME KAVRAMI .......................................................................... 42
il- SÖZLEŞMELERİN TÜRLERİ ................................................................ 43
1- Borç doğuran sözleşmeler - Diğer sözleşmeler ....................................... 43
2- Borç doğuran sözleşmelerin türleri .......................................................... 45
a) Borç altına giren taraf bakımından yapılan ayırım ............................ 45
b) Sözleşme ilişkisinin kanunda düzenlenmiş olup olmaması
bakımından yapılan ayınm ................................................................. 46
c) Sözleşme ilişkisinin süresi bakımından yapılan ayırım ..................... 48
§ 3- SÖZLEŞMENİN KURULMASI (İN'İKADI) ....................................... 49
1. GENEL BAKIŞ......................................................................................... 49
il- ÖNERİ (İCAP) ......................................................................................... 50
1- Tanımı ve unsurları .................................................................................. 50
2- Önerinin hükmü: İcabın bağlayıcılığı ...................................................... 56
3- Bağlayıcı olmayan öneriler ....................................................................... 59
4- Önerinin bağlayıcılığının sona ermesi ..................................................... 59
a) Önerinin reddedilmesi ......................................................................... 59
b) Kabul zamanının geçmesi ................................................................... 60
c) Önerenin veya karşı tarafın, önerinin yapılmasından sonra
ehliyetini kaybetmesi veya ölmesi ..................................................... 64
ill- KABUL .................................................................................................... 64
1- Tanunı ve unsurları .................................................................................. 64
2- Kabul beyanının yapılış tarzı ve özellikle susma sorunu ........................ 65
3- Kabulün hükmü ....................................................................................... 68
iV- KARŞILIKLI İRADE BEYANLARININ BİRBİRİNE
UYGUNLUĞU ......................................................................................... 69
1- Uygunluğun veya uygun olmamanın açık olduğu haller ........................ 69
2- Yoruma başvurma ve güven teorisi ........................................................ 69
3- Uyuşmanın kapsamı ................................................................................ 72
xm
İÇİNDEKİLER
4- Sözleşmenin kurulma anı ve hükümlerinin yürürlüğü ................................ 73
5- Teyit (doğrulama) mektubunun rolü ............................................................ 76
V- SÖZLEŞMENİN GÖRÜŞME AŞAMASINDA TARAFLARIN
YÜKÜMLÜLÜKLERİ································.... ····························· 77
1- Yükümlülükler .............................................................................................. 77
2- Yükümlülüğe aykırılığın sonuçlan ............................................................... 78
§ 4- SÖZLEŞMENİN GEÇERLİLİĞİ İÇİN (HÜKÜM
İFADE ETMESİ) İÇİN ARANAN ŞARTLAR .......................................... 80
1- GEÇERLİLİK ŞARTLARI ......................................................................... 80
A- Bütün Akitler İçin Aranan Şartlar ...................................................................... 80
1- Taraflar ehil olmalıdır .................................................................................. 80
2- Sözleşmenin konusu, emredici hukuk kurallarına kamu
düzenine, genel ahlaka (umumi adaba) ve (şahsiyet) haklarına
aykırı olmamalıdır ........................................................................................ 81
a) Kanunun emredici hükümlerine aykırı olmama .................................... 82
aa - Emredici hukuk kaidelerine aykırı olmama .................................. 82
bb - Kamu düzenine aykırı olmama ...................................................... 83
cc - Kişilik haklarına aykırı olmama ..................................................... 84
b) Ahlaka aykırı olmama ............................................................................ 85
3- Sözleşmenin konusu imkansız olmamalıdır ................................................. 87
4- İrade beyanları sağlıklı olmalıdır ................................................................. 90
a) Genel olarak ............................................................................................ 90
b) Yanılma (Hata) ........................................................................................ 92
aa - Esaslı sayılan açıklama yanılmaları ............................................... 93
aaa) Sözleşmenin niteliğinde yanılma .......................................... 94
bbb) Konuda (şeyde) yanılma ....................................................... 94
ece) Sözleşme yapılmak istenen kişide
(sözleşmenin tarafında) yanılma ........................................... 95
ddd) Sözleşme yapılırken kimliği gözönüne alınan
kişide yanılma ........................................................................ 95
eee) Miktarda yanılma ................................................................... 96
fff) İletmede yanılma (vasıtanın hatası) ..................................... 97
ggg) Bir davranışın irade beyanı sayılması şeklinde
yanılma .................................................................................... 97
hhh) Okunmadan imzalanan yazı .................................................. 97
iii) Açığa (Beyaza) imza ............................................................. 98
XIV
İÇİNDEKİLER
bb - Esaslı sayılan saik yanılması (temel hatası) ................................ 99
cc - Esaslı yanılmanın sözleşmeye etkisi. ......................................... 105
aaa) İptal hakkı ......................................................................... 105
bbb) İptal hakkının sınırlandırılması. ........................................ 106
ece) İptal yüzünden karşı tarafın uğradığı zararı
tazmin ................................................................................ 107
c) Aldatma (Hile) .................................................................................... 109
aa - Karşı tarafın aldatması ............................................................... 109
bb - Üçüncü kişinin aldatması. .......................................................... 112
cc - Aldatmanın sözleşmeye etkisi .................................................... 113
dd - Aldatma yüzünden uğranılan zararı tazmin ............................... 113
d) Korkutma ........................................................................................... 113
aa - Korkutmanın şartları ................................................................... 114
bb - Korkutmanın sözleşmeye etkisi ................................................. 116
cc - Zararın tazmini ........................................................................... 116
e) İptal hakkı ........................................................................................... 117
aa - İptal hakkının niteliği ................................................................. 117
bb - İptal hakkının kullanılması ......................................................... 118
cc - İptal hakkının kullanılmasının sonuçları ................................... 120
dd - Borç sözleşmeleri dışındaki işlemlerde iptal imkanı. ................ 121
ee - İptal hakkının düşmesi. .............................................................. 123
f) Temsilci aracılığıyla yapılan işlemlerde irade sakatlığı ................... 127
5- Muvazaa bulunmamalıdır ......................................................................... 127
a) Muvazaa (danışıklık / yapmacıklık) kavramı. ................................... 127
b) Muvazaanın türleri ............................................................................. 129
c) Muvazaanın etkisi .............................................................................. 130
d) İnançlı işlem ile karşılaştınlması ........................................................ 133
B- Bazı Sözleşmelerde Aranan Şartlar ............................................................... 134
1- Aşın yararlanma bulunmaması ................................................................ 134
a) Aşın yararlanma (Gabin) kavramı ve unsurları ................................ 134
aa - Edimler arasında açık oransızlık (nisbetsizlik) .......................... 135
bb - Karşılıklı edimler arasında açık oransızlık, zarar
görenin zor durumda (müzayaka halinde) kalmasından,
düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden karşı
tarafın yararlanması ile meydana getirilmiş olmalıdır ............... 136
b) Aşın yararlanmanın sözleşmenin geçerliliğine etkisi ....................... 137
2- Şekle uyulması ........................................................................................ 138
XV
İÇİNDEKİLER
a) Şekil
•
o
•
zgu
••
r
1•
u
•V
g
•
u
•
ve
•
ıst
•
ısna
1
arı ...............................................................
138
b) Kanunda öngörülen (yasal) şekle uyulması ......................................... 140
aa - Şekle tabi tutmanın sebepleri ....................................................... 140
bb - Kanunda öngörülen şekiller .......................................................... 140
aaa) .Adi yazılı şekil .................................................................... 142
aaaa) Metin ......................................................................... 142
bbbb) İmza ve imza gerekmeyen durumlar ........................ 144
bbb) Resmı şekil .......................................................................... 150
cc - Uyulan şeklin kapsamında yer alması gereken unsurlar ............. 152
dd - Şekle tabi sözleşmelerde değişiklik yapılması ............................. 153
ee - Şekle uyulmamasının sonuçları .................................................... 154
aaa) Kesin hükümsüzlük ............................................................. 154
bbb) Çevirme (tahvil) .................................................................. 155
ece) Şekil noksanı sebebiyle hükümsüzlüğü ileri sürme
hakkının kötüye kullanılması .............................................. 156
c) Taraflarca kararlaştırılan (iradi) şekle uyulması ................................. 158
3- Genel işlem koşullarına getirilen sınırlara uyulması ................................ 161
a) Genel işlem koşulları (şartları) kavramı ............................................. 161
b) Genel işlem koşullarının sonuçları ...................................................... 164
aa - Sözleşmeye yazılmamış sayılma ................................................. 164
bb - İçerik denetimi ............................................................................. 166
cc - Yorum kuralı. ..............................................................................167
c) Zaman bakımından uygulanması ........................................................ 167
d) D eg
V •ışt•ırme yasa
Vgı ................................................................................ 168
e) Tüketici hukukunda genel işlem koşulları ..........................................168
il- SÖZLEŞMENİN HÜKÜM İFADE ETMESİ İÇİN GEREKLİ
BAZI TAMAMLAYICI UNSURLAR .................................................... 170
1- Ehliyet eksikliğini giderici izin veya onama (icazet) ............................... 171
2- Temsil yetkisi eksikliğini giderici onama ................................................ 171
3- Bir resmi makamın fıili ............................................................................ 171
4- Geciktirici (taliki) şart .............................................................................. 171
5- Aile birliğini etkileyeceği varsayılan bazı işlemlerde eşin onayı ............ 172
§ 5- SÖZLEŞMENİN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ................................................ 174
1- YOKLUK..............................................................................................175
XVI
İÇİNDEKİLER
Il- KESİN HÜKÜMSÜZLÜK (BUTLAN) ...................................................... 175
1- Kesin hükümsüzlük kavramı..................................................................... 175
2- Çevirme (Tahvil) ....................................................................................... 177
m- İPTAL EDİLEBİLİRLİK ............................................................................. 178
IV- NOKSANLIK ................................................................................................. 179
V- KISMİ HÜKÜMSÜZLÜK ............................................................................ 180
VI- SÜREKLİ SÖZLEŞMELERDE GEÇERSİZLİK .................................... 183
§ 6- SÖZLEŞME YAPMA ZORUNLULUĞU ................................................. 184
1- KANUNDAN DOĞAN SÖZLEŞME YAPMA ZORUNLULUĞU ........ 184
1- Norrnal zamanlarda ................................................................................... 184
2- Olağanüstü durumlarda ............................................................................. 188
11- ÖNCEKİ TAAHHÜTTEN DOĞAN SÖZLEŞME YAPMA
ZORUNLULUĞU: SÖZLEŞME YAPMA VAADİ .................................. 189
§ 7- SÖZLEŞMENİN YORUMLANMASI, TAMAMLANMASI VE
SÖZLEŞMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI .......................................... 191
1- SÖZLEŞMENİN YORUMLANMASI ........................................................ 191
1- Anlamı ....................................................................................................... 191
2- Ortak arzunun tesbiti ................................................................................. 192
3- Uygulanacak metod ................................................................................... 193
11- SÖZLEŞMENİN TAMAMLANMASI ....................................................... 194
1- Anlamı ...................................................................................................... 194
2- Uygulanacak metod .................................................................................. 195
lli- SÖZLEŞMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI .......................................... 197
1- Anlamı ve yasal düzenlemesi ................................................................... 197
2- Aranan şartlar ............................................................................................ 199
§ 8- TEK TARAFLI İRADE BEYANI İLE BORÇ İLİŞKİSİ
KURULMASI ................................................................................................ 203
1- SÖZLEŞME İLİŞKİSİ KURACAK YENİLİK DOĞURAN
HAKLARIN KULLANILMASI ................................................................. 203
11- İLAN YOLU İLE ÖDÜL SÖZÜ VERME ................................................ 203
XVII
İÇİNDEKİLER
1- İlan yolu ile ödül sözü verme (mükafat vaadi) ......................................... 204
2- Ödüllü yarışma .......................................................................................... 205
§ 9- SEBEBİ GÖSTERİLMEDEN BORÇ TANINMASI (İKRARI) ............. 206
1- BORÇLARIN DOĞUMUNDA SEBEP ....................................................... 206
11- SÖZLEŞMEDEN DOĞAN BORÇLARDA SEBEP .................................. 207
ID- SEBEBİ GÖSTERİLMEDEN BORÇ TANINMASI ................................. 207
1- Anlamı ve şekli .......................................................................................... 207
2- Niteliği ....................................................................................................... 208
§ 10-TEMSİL ........................................................................................................ 211
1- GENEL BAKIŞ .............................................................................................. 211
11- DOĞRUDAN DOĞRUYA TEMSİLİN ŞARTLARI ................................. 215
A- Hukuki İşlemi Temsil Olunan Adına Yapma ................................................. 215
1- Temsil olunan adına hareket ...................................................................... 215
2- Temsilci olduğunu bildirme ve istisnaları ................................................. 215
B- Temsil Yetkisi Bulunması ............................................................................... 217
m- TEMSİi., YETKİSİ ......................................................................................... 218
A- Genel Olarak .................................................................................................... 218
B- Rızaı Temsil Yetkisi ........................................................................................ 218
1- Kavram ....................................................................................................... 218
2- Temsil yetkisinin verilmesi ....................................................................... 221
a) Tek taraflı beyan .................................................................................. 221
b) Dışa açıklama .............................••.. •••·••·•• ........................................ 222
c) Geçerlilik şartları ve özellikle şekil sorunu ........................................ 224
3- Temsil yetkisinin kapsamı ......................................................................... 225
a) Kapsamın belirlenmesi .......................................................................... 225
b) Çeşitli ayırımlar ....................•··•····••·····••·•··••······• ....................... 226
aa - Genel yetki - Özel yetki ............................................................... 226
bb - Yetki - Talirnat. ............................................................................ 227
cc - Süreli yetki - Süresiz yetki - Ölümden sonra devam
edecek yetki ..................•.••••••••••••••••••••••••••••• ...................... 228
dd - Hukuki işlem yapılacak kişi yönünden sınırlı ve
sınırsız yetki .............................••.•· ............................................. 229
ee - Temsilci yararına temsil yetkisi ................................................... 230
ff - Aktif yetki - Pasif yetki ................................................................ 231
xvm
İÇİNDEKİLER
gg - Tek başına yetki - Müteselsil yetki - Birlikte yetki. ................ 231
hh - Temsilcinin, yerine başkasını ikame etmesinin
(geçinnesinin) caiz olup olmaması. ........................................ 232
4- Temsil yetkisinin sona ermesi. ................................................................ 233
a) Sona erme sebepleri ......................................................................... 233
aa - Temsil yetkisinin iradi olarak sona erdirilmesi: Temsil
yetkisinin geri alınması veya sınırlandınlması. ........................ 233
bb - Temsil yetkisinin kendiliğinden sona ermesi: Ölüm,
gaiplik, ehliyetin kısıtlanması ve iflasın etkisi ......................... 235
b) Sona ermenin sonuçları .................................................................... 236
aa - Kural .......................................................................................... 236
bb - Temsilcinin ve üçüncü kişinin yetkinin sona erdiğini
bilmemesinin etkisi .................................................................. 236
cc - Yetkinin sona erdiğini sadece üçüncü kişinin
bilmemesinin etkisi .................................................................. 236
aaa) Temsil yetkisinin kaldırılmasında ................................... 237
bbb) Temsil yetkisi bir sebebin gerçekleşmesi ile
kendiliğinden sona ermişse ............................................. 237
iV- DOĞRUDAN DOĞRUYA TEMSİLİN HÜKMÜ VE TEMSİL
YOLU İLE YAPILAN İŞLEMİN ÖZELLİKLERİ ................................ 238
1- Temsilci bakımından ............................................................................. 239
2- Temsil olunan bakımından .................................................................... 240
V- YETKİSİZ TEMSİLİN SONUÇLARl ....................................................... 241
1- Kural ..................................................................................................... 241
2- İstisnai hükümler ................................................................................... 244
VI- ÖZEL HÜKÜMLER ..................................................................................... 247
İKİNCİ KISIM
BORÇLARIN HÜKMÜ
Birinci Bölüm
BORÇLARIN İFASI
§ 1- GENEL BAKIŞ .......................................................................................... 251
§ 2- İFADA BORÇLUNUN ROLÜ ..................................................................252
XIX
İÇİNDEKİLER
1- KURAL ............................................................................................................... 252
il- BORÇLU TARAFINDAN İFADA GÖZÖNÜNE ALINACAK
ESASLAR ........................................................................................................... 255
III- ÜÇÜNCÜ KİŞİ TARAFINDAN İFADA GÖZÖNÜNE
ALINACAK ESASLAR ................................................................................... 258
iV- ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN İFASININ SONUÇLARI .......................................... 261
1- Kural ......................................................................................................... 261
2- Halefiyet ................................................................................................... 262
a) Halefiyet halleri ................................................................................... 262
b) TBK. m. 127'de düzenlenen halefiyet ................................................ 264
c) Halefiyetin hükmü ............................................................................... 266
§ 3- İFADA ALACAKLININ ROLÜ .................................................................... 267
1- PRENSİP ·················································································· 267
II- İFAYA ALACAKLININ KATILMASI SORUNU ..................................... 267
fil- ALACAKLININ YERİNİ TUTACAK KİŞİLER ....................................... 270
1- Alacaklının yetkili kıldığı kişiler .............................................................. 270
2- Alacaklının rızası aranmaksızın ifanın alacaklıdan başkasına
yapılabilmesi imkanı ................................................................................. 272
3- İfanın alacaklıdan başkasına yapılması mecburiyeti ................................ 273
a) Alacaklının arzusu uyarınca ................................................................. 273
b) Kanun gereği olarak .............................................................................. 273
§ 4- İFANIN KONUSU ······································································ 273
1- GENEL OLARAK ........................................................................................... 273
1- İfanın edime uygun olması. ....................................................................... 273
2- Edimden gayrı şeyle ifa ............................................................................ 274
3- Kısmi ifa .................................................................................................... 277
II- ÇEŞİTLİ EDİMLERİN ÖZELLİKLERİ .................................................... 282
1- Parça borçlarında ....................................................................................... 282
2- Tür (çins =cins= nevi) borçlarında ........................................................ 282
3- Seçimlik borçlarda .................................................................................... 284
4- Alacaklı veya borçlunun birden çok ve borcun bölünemeyen
bir borç olması halinde ............................................................................. 289
5- Para borçlarında ........................................................................................ 291
XX
İÇİNDEKİLER
a) Prensip ................................................................................................ 291
b) Ülke parası kavramı ve para birimindeki değişiklik .......................... 292
c) Yabancı para borcu ............................................................................. 296
d) Paranın değerindeki değişmelere karşı sözleşmelere
konulan kayıtlar .................................................................................. 300
aa - Altın değeri kaydı ....................................................................... 300
bb - Yabancı para (döviz) değeri kaydı. ............................................ 302
cc - İndekse göre ayarlama kaydı ...................................................... 302
e) Birden fazla para borcu bulunması halinde mahsup ......................... 303
f) Para borçlarında faiz ........................................................................... 304
aa - Faiz alacağının niteliği ............................................................... 305
bb - Faiz borcunun miktan ................................................................. 306
§ 5-İF'A ZAMANI ................................................................................................... 312
1- ANLAMI VE ROLÜ ....................................................................................... 312
il- BORCUN VADEYE BAĞLI OLMASI ....................................................... 315
1- Prensip ...................................................................................................... 315
2- Vadeye bağlanma ..................................................................................... 316
a) Tarafların anlaşması ........................................................................... 316
b) İşin niteliği ......................................................................................... 317
c) Kanun hükmü ..................................................................................... 317
3- Vadenirı tayini .......................................................................................... 318
4- Vadenin hesabı ......................................................................................... 320
5- Vadede ifa zamanı .................................................................................... 322
§ 6- İF'A YERİ ......................................................................................................... 322
1- ROLÜ ................................................................................................................ 322
II- İF'A YERİNİN BELİRLENMESİ .................................................................. 323
ID- İFA YERLERİNİN SINIFLANDIRILMASI ............................................. 325
1- Aranılacak borçlar ................................................................................... 325
2- Götürülecek borçlar ................................................................................. 325
3- Gönderilecek borçlar ............................................................................... 326
§ 7-İFANIN İSPATINI SAĞLAYACAK ÖNLEMLER ................................. 326
1- ALACAKLIYA YÜKLETİLEN YÜKÜMLER ........................................ 327
1- Makbuz verme ......................................................................................... 328
2- Senedin iadesi. ......................................................................................... 329
XXI
İÇiNDEKİLER
3- Senedin iptali .......................................................................................... 329
4- Ödemenin senede yazılması .................................................................... 330
11- KARİNELER ········································································ 331
1- Senedin iade edilmiş olması. ................................................................... 331
2- Ana para için makbuz verilmiş olması .................................................... 332
3- Dönemsel borçlarda bir taksit için makbuz verilmiş olması ................... 332
§ 8- İKİ TARAFA BORÇ YÜKLEYEN SÖZLEŞMELERDE İFA .............. 333
1- İKİ TARAFA BORÇ YÜKLEYEN SÖZLEŞME KAVRAMI .............. 333
11- İKİ TARAFA BORÇ YÜKLEYEN SÖZLEŞMELERDE
KARŞILIKLI BORÇLARI İFA SIRASI .................................................. 335
1- Taraflardan birinin borcunu önce ifa etmesi gereken haller. .................. 335
2- Aynı zamanda ifa gereken haller............................................................. 336
m- ÖDEMEZLİK DEFİ ................................................................................... 337
1- TBK. m. 97' de düzenlenen hükmün niteliği ........................................... 337
2- Ödemezlik def'inin önemi ve işlevi ........................................................ 339
3- Ödemezlik def'inin şartları .......................................................................339
4- Ödemezlik def'inin kullanılması tarzı ve kullanmanın hükmü ...............347
iV- BİR TARAFIN BORÇ ÖDEMEKTE GÜÇSÜZLÜĞE DÜŞMESİ
(ACZİ) HALİNDE DİĞER TARAFA TANINAN İMKANLAR ............ 348
1- TBK. m. 98'in rolü ..................................................................................348
2- TBK. m. 98'in uygulanması için gerekli şartlar ......................................349
3- TBK. m. 98'in sağladığı imkanlar ........................................................... 350
§ 9- ALACAKLI YÜZÜNDEN BORCUN İFA EDİLEMEMESİ .................. 352
1- GENEL BAKIŞ ............................................................................................ 352
il- ALACAKLI TEMERRÜDÜ ....................................................................... 352
1- Kavram ..................................................................................................... 352
2- Alacaklı temerrüdünün şartlan ................................................................. 353
a) Alacaklının kaçınması ........................................................................ 354
b) Kaçınmanın haklı sebebe dayanmaması ............................................ 356
3- Alacaklı temerrüdünün devamı ................................................................ 357
4- Alacaklı temerrüdünün sonuçları ·············································· 358
a) Genel olarak........................................................................................ 358
b) Alacaklı için meydana gelebilen zararlı sonuçlar .............................. 359
XXII
İÇİNDEKİLER
c) Borçtan kurtulması için borçluya tanınan imkanlar ......................... 361
aa- Tevdi ........................................................................................ 361
bb- Malı satarak satış bedelini tevdi............................................... 363
cc- Sözleşmeden dönme (Akdin feshi) .......................................... 365
ID- ALACAKLI YÜZÜNDEN BORCUN İFA EDİLEMEDİĞİ
DİĞER HALLER ........................................................................................ 366
iV- ALACAKLI YÜZÜNDEN İFANIN İMIUNSIZLAŞMASl. ................... 367
İkinci Bölüm
BORÇLARIN İFA EDİLMEMESİNİN SONUÇLARI
§ 1- GENEL BAKIŞ ............................................................................................ 369
§ 2- BORCUN İFA EDİLMEMESİNİN GENEL OLARAK
SONUÇLARl ............................................................................................... 372
1- GENEL BAKIŞ ............................................................................................ 372
il- İFA DAVASI VE CEBRİ İCRA ............................................................... 373
1- İfa davası (Eda davası) .......................................................................... 373
a) Prensip ............................................................................................. 373
b) İstisnalar .......................................................................................... 374
aa - Alacaklının ifa yerine tazminat isteyebilme veya
sözleşmeden dönme yetkisi ..................................................... 375
bb - Alacaklının ifa davası açamayacağı haller ............................... 375
2- Cebri icra .............................................................................................. 376
m- TAZMİNAT DAVASI .............................................................................. 381
1- Genel bakış ........................................................................................... 381
2- Zarar şartı .............................................................................................. 384
a) Kavramlar ....................................................................................... 385
aa - Olumlu zarar ve olumsuz zarar ayınrnı. .................................. 386
bb - Fiili zarar ve yoksun kalınan kar ayınını ................................. 390
cc - Manevı zarar ............................................................................ 391
dd - Gerçek zarar - Normatif (hükrnı) zarar ayınrnı. ....................... 392
b) Zararın ispatı ve hesap tarzı ............................................................ 393
c) Zararın tazmini yerine "kaim değer"in istenmesi ............................ 402
3- Borcun ifa edilmemesinden sorumluluk ............................................... 403
a) Prensip ............................................................................................ 405
xxm
İÇİNDEKİLER
aa - Kusur kavraını. ............................................................................ 405
bb - Borçlunun kusursuzluğunu ispat etmesi ...................................... 406
b) Kusura bağlı sorumluluğun daraltılması ............................................. 409
aa - Kamın tarafından daraltma ........................................................... 409
bb - Anlaşma ile daralma (Sorumsuzluk anlaşması
Mesuliyetten beraat şartı) ............................................................ 409
c) Kusuru bulunmadığı halde borçlunun sorumluluğu ............................ 414
aa - Kanun gereği ................................................................................ 414
bb - Anlaşma sonucu ........................................................................... 415
d) Yardımcıların fiilinden borçlunun sorumluluğu ................................. 416
aa - Yardımcı şahıs kullanılmış olmalı ............................................... 416
aaa) Borcun ifasında .................................................................... 416
bbb) Hakkın kullanılmasında ....................................................... 420
ece) Organların ve kanuni temsilcilerin durumu ...................... 420
ddd) İfa yardımcısı gibi kullanılan araçların durumu ............... 421
bb - Kullanma borca aykırı olmamalı ................................................. 422
cc - Borca aykırı davranışla zarar verme ............................................ 422
dd - Borçlu kendisi ifa etse idi sorumlu tutulabilecek olmalı ............... 425
ee - Sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşma bulunmamalı ..... 426
4- Hükmedilecek tazminat .............................................................................. 427
a) Genel olarak ......................................................................................... 427
b) Yapma borçlarında ............................................................................... 429
c) Yapmaına borçlarında .......................................................................... 431
5- Üçüncü kişinin zararını tazmin ................................................................. 432
6- Tazminat talebinin zaınanaşımı ................................................................. 433
7- Sözleşmeden doğan sorumlulukla haksız fiil sorumluluğunun
yarışması (telahuku) ................................................................................... 433
a) Sorunun çözümü .................................................................................. 433
b) Haksız fiil sorumluluğu ile borca aykırılıkta sorumluluğun
farkları ................................................................................................ 435
IV- SÖZLEŞMEDEN DÖNME .......................................................................... 436
§ 3-- BORCUN İFA EDİLMEMESİ KAVRAMINA GİREN
DURUMLAR ................................................................................................ 443
1- BORÇLUNUN SORUMLU OLDUĞU İFA İMIUNSIZLIĞI. ................ 443
1- İfa imkansızlığı kavramı ........................................................................... 443
2- İfa imkansızlığının borç ilişkisine etkisi................................................... 449
3- İfa imkansızlığından borçlunun sorumlu olduğu haller .......................... 457
XXIV
İÇİNDEKİLER
il- İFADA GECİKME VE BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ ........................ 458
1- Gecikmenin temerrüt veya imkansızlık yaratması. ................................ 458
2- Borçlu temerrüdünün şartları .................................................................. 459
a) Borcun muaccel olmasına rağmen ifa edilmemesi ............................ 459
b) Alacaklının ihtarı ................................................................................ 460
aa - Prensip ........................................................................................ 460
bb - İhtara lüzum bulunmayan haller ................................................ 463
c) Borcun ifasının mümkün olması ........................................................ 468
d) Alacaklının ifayı kabule hazır olması ................................................ 470
e) Borçlu temerrüdünde kusurun rolü .................................................... 470
3- Borçlu temerrüdünün sona ermesi ........................................................... 471
ID- BORCUN KÖTÜ İFA EDİLMİŞ OLMASI (BORCUN
GEREĞİ GİBİ İFA EDİLMEMİŞ OLMASI) .......................................... 472
1- Kavram ..................................................................................................... 472
2- Borca aykırı davranıştan sorumluluk ....................................................... 475
iV- SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİ SIRASINDA KUSURLU
DAVRANIŞ (CULPA iN CONTRAHENDO) .......................................... 477
1- Kavram ..................................................................................................... 477
2- Sorumluluğun dayanağı ........................................................................... 479
V- BORCA AYKIRI DAVRANILACAĞININ ÖNCEDEN
BELLİ OLMASI .......................................................................................... 481
§ 4- BORÇLU TEMERRÜDÜNÜN GENEL SONUÇLARI ......................... 485
a- Gecikme tazminatı ................................................................................... 486
b- Kazara vukua gelecek zarardan sorumluluk ........................................... 488
§ 5- PARA BORÇLARINDA TEMERRÜDÜN SONUÇLARl...................... 491
a- Temerrüt faizi .......................................................................................... 491
aa) Niteliği ve şartları ............................................................................. 491
bb) Temerrüt faizi miktarı ...................................................................... 492
cc) Talep şartı ......................................................................................... 498
b- Temerrüt faizi ile karşılanmayan zararın tazmini ................................... 499
c- Yabancı para borçlarında alacaklının kuru seçme hakkı ........................ 502
§ 6- KARŞILIKLI EDİM BORÇLARI İÇEREN SÖZLEŞMELERDE
TEMERRÜDÜN SONUÇLARI ................................................................ 504
XXV
İÇİNDEKİLER
a- Genel bakış .......................................................................................... 504
b- Ek süre (önel = mehil) tayini ............................................................... 506
c- Sürenin sonunda alacaklının hakları .................................................... 508
aa) Alacaklının seçme imkanı ............................................................ 508
bb) Seçilen imkanın sonuçları ............................................................ 513
aa - İfa ve gecikme tazminatı. .................................................... 513
bb - İfadan vazgeçerek olumlu zararın tazmini ........................ 513 .
ece - Sözleşmeden dönme ve sonuçları ....................................... 516
ddd - Sürekli borç ilişkilerindeki özellikler ve
sözleşmenin feshi ................................................................ 525
d- Süre verilmesine gerek bulunmayan haller ve
alacaklının durumu .............................................................................. 528
§ 7- KISMİ TEMERRÜT VE SONUÇLARI ..................................................... 532
ÜÇÜNCÜ KISIM
BORÇLARIN SONA ERMESİ VE ZAMANAŞIMI
§ 1- GENEL BAKIŞ ............................................................................................. 537
1- Borcu sona erdiren sebepler. ..................................................................... 539
2- Borcun sona ermesinin etkisi .................................................................... 540
§ 2- İBRA ............................................................................................................... 542
1- Kavram ...................................................................................................... 542
2- İbra anlaşmasının şekli .............................................................................. 542
3- İbraname - makbuz ilişkisi. ....................................................................... 543
4- İbra - alacak hakkını kullanmama taahhüdü (pactum de non
petendo) farkı ............................................................................................. 544
5- İbranın hukuki niteliği ............................................................................... 544
6- İbranın sınırlandığı haller .......................................................................... 546
7- İbranın hükmü............................................................................................ 546
§
3-
YENi
•
LEME (TECDI
.
D) ................................................................................. 546
1- Kavram ....................................................................................................... 546
2- Şartları ......................................................................................................... 548
3- Hükmü ........................................................................................................ 550
4- Cari hesabın özelliği. .................................................................................. 551
§ 4-ALACAKLI VE BORÇLU SIFATLARININ BİRLEŞMESİ................... 553
XXVI
İÇİNDEKİLER
1- Kavram ..................................................................................................... 553
2- Hükmü ...................................................................................................... 553
3- Taşınmaz rehni ve kıymetli evrak bakımından özellik .......................... 554
§ 5- İFA İMKANSIZLIĞI ................................................................................... 555
1- Kavram ..................................................................................................... 555
2- İfa imkansızlığından borçlunun sorumlu olup olmamasının rolü .......... 557
a) Borcun sona ermesi bakımından ....................................................... 557
b) Sona ermenin sonuçlan bakımından ................................................. 558
3- İmkansızlıktan borçlunun sorumlu olmaması halinde sona
ermenin sonuçlan ...................................................................................... 559
a) Sona ermenin ekonomik etkisi .......................................................... 559
b) Borçlunun imkansızlığı alacaklıya bildirme yükümü ....................... 561
c) Edimin yerine geçen değerlerin durumu ........................................... 562
4- Kısmi imkansızlık ..................................................................................... 563
5- lfa güçlüğü ve sonuçlan ........................................................................... 565
§ 6- TAKAS .......................................................................................................... 570
1- Kavram ve takasın önemi ........................................................................ 570
2- Takasın hukuki niteliği ............................................................................. 571
3- Takasın şartlan .......................................................................................... 572
a) Takas hakkının varlığı için gerekli şartlar ......................................... 572
aa - Taraflar birbirinden alacaklı olmalıdır (karşı1ıklılık) ................ 572
bb - Tarafların birbirlerinden olan alacaklarının konusu
aynı türden (cinsten) olmalıdır ................................................... 574
cc - Takası yapmak isteyenin alacağı ifası istenebilir,
borcu da ifa edilebilir olmalıdır ................................................ 576
aaa) Kural ................................................................................. 576
bbb) Def'i ileri sürülebilecek alacaklar .................................... 577
ece) Çekişmeli (İhtilaflı) alacaklar .......................................... 577
ddd) İflasın etkisi ...................................................................... 578
dd - Takastan feragat etmiş olmamalıdır .......................................... 579
b) Takas hakkının kullanılması: Takas beyanı ...................................... 579
aa - Kural ........................................................................................... 579
bb - Kural takasın tek taraflı beyanla yapılması ise de,
istisnaen bazı borçların takası alacaklının rızasına
bağlıdır ....................................................................................... 58l
4- Takasın hükınü ........................................................................................ 583
XXVII
İÇİNDEKİLER
5- Borçlar Kanunu hükümlerinden ayrılma imkanı...................................... 584
6- Takasla mahsubun (sayışmanın) karıştırılmaması ................................... 585
§ 7- ZAMANAŞIMI .................................................................................. 586
1- GENEL BAKIŞ .................................................................................... 586
1- Zamanaşımının geçmesinin çeşitli etkileri ............................................... 586
2- Zamanaşımının dayandığı esas ................................................................. 588
il- ZAMANAŞIMININ ŞARTLARI ......................................................... 590
1- Alacağın zamanaşımına tabi olması. ........................................................ 590
2- Zamanaşımı süresinin geçmesi ................................................................ 591
a) Zamanaşımı süreleri ........................................................................... 591
aa - Normal zamanaşımı süresi. ......................................................... 591
bb - TBK. m. 147'ye göre beş yıllık zamanaşımına tabi
alacaklar ..................................................................................... 592
b) Sürenin başlangıcı ve hesabı .............................................................. 593
c) Zamanaşımının durması (tatili) .......................................................... 596
aa - Anlamı ........................................................................................ 596
bb - Zamanaşımını durduran sebepler. ............................................... 596
d) Zamanaşımının kesilmesi (kat'ı)......................................................... 599
aa - Anlamı ........................................................................................ 599
bb - Zamanaşımını kesen sebepler ..................................................... 600
cc - Zamanaşuru kesildikten sonra işleyecek yeni süre .................... 602
dd - Zamanaşımının kesilmesinin borçludan başka
kişilere etkisi ............................................................................... 603
e) Zamanaşımı süresinin uzaması. ......................................................... 604
ID- ZAMANAŞIMININ HÜKÜMLERİ ...................................................... 604
1- Zamanaşımının asıl alacak bakımından hükümleri,
kullanılması, feragat edilmesi .................................................................. 605
2- Zamanaşımının bağlı (fer'ı) haklar bakımından hükümleri .................... 607
iV- ZAMANAŞIMI DEF'İNİ İLERİ SÜRME HAKKININ
KÖTÜYE KULLANILMASI ............................................................... 609
V- ESKİ VE YENİ BORÇLAR KANUNU DÜZENLEMELERİNDE
FARKLI SÜRE HÜKÜMLERİ BULUNMASI SORUNU ..................... 609
KAVRAM İNDEKSİ ······························································· 613
BİBLİYOGRAFYA ································································ 637
XXVIII
KISALTMALAR
ABD.
Abt.
AcP
AD.
Art.
Aufl.
AÜHFD.
AÜSBFD.
Bak. (bkz.)
Batider
Bd.
BGB.
BGE
BGH
BGHZ
BK.
C.
c.
çev.
DÜHFD
E.
Einl.
HD.
HGK.
HMK
HUMK.
İBD
İBK. (İçt. Bir. K.)
Ankara Barosu Dergisi
Abteilung (kısım)
Archiv für die Civilistische Praxis
Adalet Dergisi
Artikel (madde)
Auflage (bası, baskı)
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi
Bakınız
Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi
Band (cilt)
Bürgerliches Gesetzbuch (Alman Medeni Kanunu)
Entscheidungen des Schweizerischen Bundesgerichtes
(İsviçre Federal Mahkemesi Kararları)
Bundesgerichtshof (Alman Federal Mahkemesi)
Entscheidungen des Bundesgerichtshofs in Zivilsachen
(Alman Federal Mahkemesi Kararları)
Borçlar Kanunu
Cilt
cümle
çeviren
Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
Esas
Einleitung (Giriş)
(Yargıtay) Hukuk Dairesi
(Yargıtay) Hukuk Genel Kurulu
Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu
İstanbul Barosu Dergisi
(Yargıtay) İçtihadı Birleştirme Kararı
XXIX
KISALTMALAR
İHFM. (İÜHFM)
İİD.
ÜK.
İMK.
İst.
İsv.
İşK.
Jb.
JdT.
JuS
JZ
K.
karş.
Komm.
KTK.
m., md.
MDR
MHAD.
MK.
N.
no.
not
NF.
NJW
OR
RG.
RG.
RGZ.
RKD.
RKHK
İstanbul Hukuk Fakültesi Mecmuası
(Yargıtay) İcra İflas Dairesi
İcra İflas Kanunu
İsviçre Medent Kanunu
İstanbul
İsviçre
İş Kanunu
Jherings Jahrbücher der Dogmatik des Bürgerlichen
Rechts
Journal des Tribunaux
Juristische Schulung
Juristenzeitung
Karar
Karşılaştırınız
Kommentar (şerh)
Karayollan Trafik Kanunu
madde
Monatsschrift für Deutsches Recht
Mukayeseli Hukuk Araştırmaları Dergisi
Medeni Kanun
Not, kenar notu
numara
dipnotu
Neue Folge (yeni seri)
Neue Juristische Wochenschrift
Obligationenrecht (İsviçre Borçlar Kanunu)
Reichsgericht (Alman İmparatorluk Mahkemesi)
Resmi Gazete
Entscheidungen des Reichsgerichts in Zivilsachen
(Özel Hukuka İlişkin Alman İmparatorluk Mahkemesi
Kararlan)
Resmi Kararlar Dergisi
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun
XXX
KISALTMALAR
RSJ
s.
s.
SJZ
t.
TBK
TCK.
TD.
TKHK
TTK.
TST.
vd.
Vorbem.
Yarg.
YD.
YKD.
ZGB.
ZSR
Revue Suisse de Jurisprudence (=SJZ)
Sayı
sayfa
Schweizerische Juristenzeitung
tarih, tarihli
Türk Borçlar Kanunu
Türk Ceza Kanunu
(Yargıtay) Ticaret Dairesi
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
Türk Ticaret Kanunu
Tapu Sicil Tüzüğü
ve devamı
Vorbemerkungen
Yargıtay
Yargıtay Dergisi
Yargıtay Kararlan Dergisi
Zivilgesetzbuch (İsviçre Medenı Kanunu)
Zeitschrift für Schweizerisches Recht
XXXI
. .
GiRiŞ
1- BORÇLAR HUKUKUNUN KONUSU
1. Borçlar Hukuku, Medeni Hukukun kişiler arasındaki borç ilişkilerini
düzenleyen kısmıdır
1
.
Borçlar Kanununun Medeni Kanundan ayn bir kanun olarak karşımıza
çıkması, bu kanuna kaynaklık eden İsviçre Borçlar Kanununun tarihi gelişi-
minden ileri gelmekte
2
ve Borçlar Kanununun Medeni Kanundan bağımsız
bir kanun olduğu anlamını taşımamaktadır. Nitekim, 818 Sayılı önceki
Borçlar Kanunumuzdaki gibi, yeni borçlar kanunumuz olan 1 Temmuz
2012 Yürürlük Tarihli "Türk Borçlar Kanunu"nun 646. maddesinde bu
kanunun Türk Medeni Kanunun beşinci kitabı ve tamamlayıcısı olduğu
açıkça ifade edilmiştir.
2. Borçlar Kanununun hükümleri, yalnız Borçlar Hukukunda değil,
Medeni Hukukun diğer alanlarında da uygulanır. Bu husus, Medeni
Kanunun 5. maddesinde Borçlar Kanununun genel hükümlerine yapılan
atıf (yollama) ile aynca açıklanmıştır3. Böylece, Borçlar Kanununun genel
hükümlerinin bir bakıma Medeni Kanunun genel bölümü
4
görevi oynayaca-
ğı söylenebilir5.
1 Medeni Hukuk için bak. Oğuzman, K., Medeni Hukuk Dersleri, Giriş - Kaynak-
lar - Temel Kavramlar, 6. bası, İstanbul 1990, s. 4; Oğuzman, K./Barlas, N.;
Medeni Hukuk, 19. Bası, İstanbul 2013. s. 7.
2 Bu gelişme için bak. Oğuzman, Temel Kavramlar, s. 14. vd.
3 Bu yollama hakkında ayrıntılı bir çalışma için bak. Gürzumar, O., Türk Medeni
Kanunu'nun 5'inci Maddesi ve Özel Hukuk Uygulamasındaki Yeri, Galatasaray Üni-
versitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 3, Sayı 1, 2004/1, s. 105 vd.
4 Alman Medeni Kanunu (BGB) bu şekilde bir genel bölüme sahiptir (§§1-240).
5 von Tuhr/Peter, Allgemeiner Teil des Schweizerischen Obligationenrechts, Zü-
rich 1978, § 1, VI; s. 6; Bucher, E., Obligationenrecht Allgemeiner Teil, 2.Aufl.
Zürich 1988, § 2, II, s. 9; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Borçlar Hukuku
Genel Hükümler, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 1, 2; Eren F., Borçlar Hukuku Genel
Hükümler Yetkin Yayınları, 16. Bası, Ankara 2014, s. 12; Schwarz, A., Borçlar
Hukuku Dersleri, C. I, (çeviren Davran, B.), İstanbul 1948, s. 32; Tunçomağ, K.,
Türk Borçlar Hukuku, C. I, Genel Hükümler, 6. Bası, İstanbul 1976, s. 16; Fey-
zioğlu, F., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. I, 2. Bası, İstanbul 1976, s. 3; Guhl/
Merz/Kummer, Das Schweizerische Obligationenrecht, 7. Auflage, Zürich 1980,
s. 5; Kramer, E.A., Berner Kommentar, Band 6, 1. Teilband, 1. Lieferung,
Obligationenrecht, Allgemeine Bestimmungen, Art 1-18 OR. Bern 1986, Einl,
1
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER
Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
3. Fakat hatırlatalım ki, Borçlar Kanununun bir hükmünün Medeni
Huk.Llkun diğer alanlarında uygulanabilmesi için iki şart gerçekleşmelidir.
1- Söz konusu mesele için Medeni Kanunda bir hüküm bulunmamalıdır.
2- Borçlar Kanunu hükmü, uygulanacağı Medeni Hukuk kurumunun ve
kavramının bünyesine ve niteliğine aykırı düşmemelidir.
4. Medeni Kanunun 5. maddesi "Bu Kanun ve Borçlar Kanununun
genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine
uygulanır." demek suretiyle, Borçlar Kanununun genel hükümlerinin, hatta
özel borç ilişkileri hükümleri arasında yer alan genel nitelikli hükümlerinin,
Medeni Hukukun çeşitli alanlarında ve diğer özel hukuk ilişkilerinde uygu-
larırnasını mümkün kılmaktadır'.
Aslında, Borçlar Kanunun hükümlerinin Medeni Hukukun diğer alanla-
rında uygularırnası çeşitli şekillerde söz konusu olabilir.
5. Bazen Kanun, Borçlar Kanununun bir hükmüne açıkça yollama
yapar. Örneğin, nişanın bozulmasında hediyelerin iadesine sebepsiz zengin-
leşme kurallarının (TBK. m. 77-82) uygulanması gerektiği, MK. m. 122'de
ifade edilmiştir.
6. Böyle bir atıf (yollama) olmayan hallerde Medeni Kanunda düzen-
lenen bir kurum, bir borç ilişkisi oluşturduğu ve hakkında özel bir hüküm
bulunmadığı takdirde, Borçlar Kanununun genel hükümleri buna doğrudan
doğruya uygulanır. Örneğin üyenin bağlı olduğu derneğe karşı aidat bor-
cunun ifasına, ifa edilmemesine, sona ermesine Borçlar Kanunu hükümleri
uygulanacaktır.
7. Medeni Hukukun, Borçlar Kanununda düzenlenen kavramlara (söz-
leşme, teselsül, koşul (şart), zamanaşımı) yer veren ilişkilerine de, kurumun
bünyesi ve niteliği engel teşkil etmedikçe, Borçlar Kanunu hükümleri doğ-
rudan doğruya uygulanır.
N .11; Gauch/Schluep, Schweizerisches Obligationenrecht, Allgemeiner Teil. I,
Band. 4. Aufl., Zürich 1987, N. 9, 12 vd.; Ataay, A., Borçlar Hukukunun Genel
Teorisi, C. I, 3. Bası, İstanbul 1981, s. 22; İnan, A.N., Borçlar Hukuku Genel Hü-
kümler, 3. Bası, Ankara 1984. s. 16; Edis, S., Medeni Hukuka Giriş ve Başlangıç
Hükümleri, Ankara 1979, s. 35; Schönenberger/Jaggi, Zürcher Kommentar, Band 5,
Obligalionenrecht, Teilband la, Allgemeine Einleitung Art. 1-17, Zürich 1973. N. 64.
6 MK m.5 hükmünün sadece dolaylı ve kıyasen uygulamayı düzenlediği görüşü için
bak. Gürzumar, O., a.g.m., s. 141.
2
BAZI TEMEL KAVRAMLAR
8. Nihayet bir Medenı Hukuk ilişkisine Borçlar Kanunu hükümlerinin
kıyasen uygulanması söz konusu olabilir. Örneğin, bir kimse kendisine
düşen bir mirası red ettiğini aldatma (hile) veya korkutma (tehdit) altında
beyan etmiştir. Bu beyanın hükümsüzlüğü konusunda Medenı Kanunda
hiçbir kural yoktur. Bu hususta Borçlar Kanununun aldatma ve korkutma ile
ilgili hükümleri kıyasen uygulanabilir. Red kurumunun bünyesi ve niteliği
buna elverişlidir.
9. Gene hatırlatalım ki, Medenı Kanunun çeşitli kitaplarında yer alan
bir kısım hükümler de Borçlar Hukukunda uygulanacaktır. Mesela, Kişiler
Hukuku kitabında düzenlenen ehliyet hükümleri Borçlar Hukukunda geniş
bir uygulama alanı bulur.
il- BAZI TEMEL KAVRAMLAR
A- Borç ve Borç İlişkisi
10. Borç, bir kişiyi (borçluyu), diğer bir kişiye (alacaklıya) bir edimi
yerine getirme (bir şey verme, yapma veya yapmama) yükümlülüğü altına
sokan hukuki bağdır
7
.
Bu hukukı bağın bir tarafında alacaklı ve diğer tarafında borçlu yer
almakta ve aralarında dar anlamı ile bir borç ilişkisi bulunmaktadır.
11. Borç deyimi, fransızca "obligation" karşılığı olarak dar anlamda
borç ilişkisirıi ifade ettiği gibi, "dette" karşılığı olarak borçlunun yükümlü-
lüğünü de ifade etmektedir.
12. Borç ilişkisi bir de geniş anlamda kullanılmaktadır. Geniş anlamı
ile borç ilişkisi, taraflar arasında çeşitli borçların kaynağını teşkil eden
hukuki ilişkiyi ifade eder ve genellikle bu anlamda kullanılır. Bütün sözleş-
meler (akitler) bu anlamda borç ilişkisi meydana getirirler.
13. Borç ve borç ilişkisi deyirnlerirıin değişik anlamlarda kullanılması,
Roma Hukukunda borç ilişkisi (obligatio) deyimi dar anlamda kullanılırken,
Alman Hukukunda borç ilişkisi (Schuldverhaltnis) deyiminin geniş anlamda
kullanılmasından ileri gelmektedir8.
7 von Tuhr/Peter, § 2, Is. 9; Bucher, E., s. 3; Gauch/Schluep I, N. 22; Keller/Schöbi,
s. 2, 3; Tunçomağ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s. 3; Schwarz, s. 1; Tekinay/
Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 5 vd.; İnan, s. 3; Eren, Borçlar Hukuku, s. l; Serozan,
İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme, İstanbul 1994, § 1 N 3 vd.
8 Alman Hukukunda bu kavramlar için bak: Larenz, K., Lehrbuch des Schuldrechts,
Band 1. Allgemeiner Teil, 13. Aufl., München 1982, s. 26 vd.; Enneccerus/Lehmann,
3
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER
Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
14. İsviçre ve Türk Borçlar Kanunları Roma hukukunun etkisini taşı-
makta ise de, İsviçre ve Türk öğretisinde Alman Hukukunun etkisi büyük
ölçüde hissedilmekte ve borç ilişkisi bazen dar anlamda, çok kere ise geniş
anlamda kullanılmaktadır
9
.
15. Geniş anlamda bir borç ilişkisinde bir tek borcun yer alınası müm-
kün ise
10
de çok kere birden çok borç yer alır ve hatta bunların bir kısmı
tarafların karşılıklı borçlarıdır. Örneğin, alım-satım sözleşmesinde alıcı ile
satıcı arasında geniş anlamı ile bir borç ilişkisi kurulur. Bu ilişkide satıcı
için sattığı malı alıcıya teslim ve mülkiyetini nakil borcu yer alırken
11
, alıcı
için de semeni (satış bedelini) satıcıya ödeme borcu yer alır. Geniş anlamı
ile borç ilişkisi bu borçların hepsini kapsar. Geniş anlamda borç ilişkisi ile
dar anlamda borç ilişkisi arasındaki bu ayırım daha çok sözleşmeden doğan
borçlarda ortaya çıkar.
Geniş anlamı ile borç ilişkisinin nitelendirilmesini sağlayan borçlara
"aslı borçlar" denilir
12
.
16. Geniş anlamı ile borç ilişkisinde bu asli borçlardan başka bazı yan
borçlar da yer alabilir. Örneğin, alrm-satım sözleşmesinde, satılan malın
teslimi ve mülkiyetin nakli asli borçtur. Bu mal teslim edilirken ambalaj
Recht der Schuldverhaltnisse, Tübingen 1958, s. 1, 2; Medicus, D., Schuldrecht I,
Allgemeiner Teil, München 1984, s. 4.
9 Bu konuda bak: Seliçi, Ö., Borçlar Kanununa Göre Sözleşmeden Doğan Sürekli Borç
İlişkilerinin Sona Ermesi, İstanbul 1977, s. 1 vd.; von Tuhr/Peter, § 2 VI, Not. 33, s.
15; Öz, M.T., İş Sahibinin Eser Sözleşmesinden Dönmesi, İstanbul 1989; s. 12, 13;
Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme, § 1 N 4.
Kesin hükümsüzlük hallerini düzenleyen hükümler (TBK. m. 27), yanılma, aldatma
ve korkutmanın etkisini düzenleyen hükümler (TBK. m. 30-39) ve şekil hükümleri
(TBK. m. 12-17) geniş anlamda borç ilişkisi göz önüne alınarak düzenlenmiş; borcun
üstlenilmesi hükümleri (TBK. m. 195- 204) ve-aşın ifa güçlüğü (TBK m.138) hariç--
borçların sona erme hallerine ilişkin hükümler (TBK. m. 131-145) dar anlamda borç
ilişkisi göz önüne alınarak düzenlenmiştir.
10 Örnek olarak: Bağışlama vaadinden doğan tek borç, bağışlamanın mülkiyetini geçirme
borcudur (TBK. m. 285).
11 Hukukumuzda alım-satım sözleşmesi mülkiyeti geçirmez, sadece mülkiyeti nakil bor-
cu doğurur. Mülkiyetin geçmesi için taşınır mallarda zilyedliğin mülkiyeti geçirmek
üzere nakli (MK. m. 763), taşınmazlarda tapu siciline tescil gerekir (MK. m. 705).
12 Bir borcun asli borç olması, bir borç ilişkisinin sürekli sayılıp sayılmamasının, borç-
lu temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönme imkanı bulunup bulunmadığının ve ifa
imkansızlığının sonuçlarının tayini açısından önem taşır.
'
ı
f
1
4 ı
1
1
i
�
ı
BAZI TEMEL KAVRAMLAR
yapılması söz konusu olursa, bu bir yan borçtur. Hekimin uygulayacağı
tedavi konusunda hastasını, vekilin yapacağı işlem konusunda müvekkilini
aydınlatma borçları da böyledir
13
•
17. Geniş anlamda borç ilişkisinden, bazen, bir yan borç olup olmadık-
lan tartışmalı bulunan "özen borcu"
14
ve "ayıba karşı tekeffül borcu"
15 gibi
borçlar da doğar.
18. Keza borç ilişkisinde borçlardan başka yenilik doğuran haklar,
def'iler ve yetkiler de yer alabilir. Kira sözleşmesinde kiralayanın veya
kiracının fesih hakkı yenilik doğuran haklara, alım satım sözleşmesinde
ödemezlik def'i, def'ilere, ticari' vekile tanınan temsil yetkisi, yetkilere birer
örnek teşkil eder.
13 Bazen bir sözleşmeden doğan yan borçlar kanunda belirtilmiştir. TBK. m. 211, 226/I,
316,317,365/I,426,533/I,553.
14 Klasik öğreti, "özen borcu" denilen borçlunun ifa sırasında kendisinden beklenilebile-
cek özenle davranma yükümünü bir yan borç olarak düşünmektedir (Bak. Merz, OR,
s. 62 vd.). Alman Hukukçularının geliştirdiği yeni teori ise, bir borç ilişkisinde somut
bir şeyi yapma, yapmama veya verme borçlan (edim yükümleri) dışında, genel ola-
rak karşı tarafın zarar görmemesini sağlama şeklinde genel bir koruma yükümlülüğü
bulunduğunu kabul etmektedir (Bak. Larenz, Lehrbuch des Schuldrechts I, s. 9 vd.;
Medicus, D., Bürgerliches Recht, 11. Aufl., Köln 1983, N. 208 vd.; Neuenschwan-
der, M., Die Schlecht Erfüllung im Schweizerischen Vertragsrecht, 2. Unveranderte
Aufl. Bem 1972, s. 6 vd.; Eren, Borçlar Hukuku, s. 37 vd.). Karş. Yarg. 6.5.1992 13-
213/315 (YKD 1992/8, s. 1176). Bak. ileride s. 14.
15 Bazı borç sözleşmeleri bakımından kanunda özel olarak düzenlenmiş bulunan ve ifanın
ayıpsız olarak yapılması gerektiğini ifade eden "ayıba karşı tekeffül borcu" (satım söz-
leşmesinde TBK. m. 219-231, eser (istisna) sözleşmesinde TBK. m. 473-478, kira sözleş-
mesinde TBK. m. 304, Tüketicinin taraf olduğu sözleşmelerde 6502 sayılı TKHK m. 9),
bazı yazarlara göre bir yan borç (bak. Serozan, R., Parça Borcu- Çeşit Borcu: Aşılması
Gerekli Bir Ayının, MHAD, Yıl 3 (1969), s. 5, s. 230 vd.; Serozan, R., Sözleşmeden
Dönme, İstanbul 1975, s. 303; Acemoğlu, K., Aliud ve Federal Mahkemenin "Aliud"
Konusundaki Tutumu Üzerine, MHAD Yıl 6, (1972), S. 9, s. 19 vd., 25), bazı yazarlara
göre ise asli borcun bir diğer açıdan ifadesidir (Bak. Kocayusufpaşaoğlu, N., Güven
Nazariyesi Karşısında Borç Sözleşmelerinde Hata Kavramı, İstanbul 1968, s. 68, 69;
Kocayusufpaşağlu, N., Borçlar Hukuku Dersleri, Hemen Hemen Hiç Değiştirilmemiş
2. Bası, İstanbul 1985, s. 22). İkinci görüşü savunanlar birinci görüşü eleştirirken, örnek
olarak, duvarı boyama borcunun ayn bir borç (aslı borç), bu boyayı ayıpsız (gereği gibi)
yapma borcunun ayn bir borç (yan borç) sayılmasının yapaylığına işaret etmektedir.
Ayıba karşı tekeffül borcu için bak. ileride s. 483 vd.
Satım sözleşmesindeki "zapta karşı tekeffül borcu" (TBK. m. 214-218) bakımından da
aynı görüşler geçerlidir.
5
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER
Prof. Dr. M. TURGUT (Yl
19. Borç ilişkisinde bütün borçların ilişkinin kurulduğu anda doğması
gerekmez. Bazı borçlar borç ilişkisinin kurulması ile doğarken, baz�. bor�!ar
ilerideki bir tarihte veya bir şartın gerçekleşmesi anında doğarlar. Omegın,
aylık kira borcu her ay, geciktirici şarta bağlı bir borç ise şartın gerçekleş-
mesi ile doğar. Hatta bazen bir borç ilişkisinin sona ermesi sebebiyle doğan
borçlara da rastlanrr. Kira sözleşmesinin sona ermesi üzerine kiralananı iade
borcu böyledir (TBK. m. 334, 372).
B- Edim
1- Kavram
20. Borçlunun borcunun konusuna edim (prestation) adı verilir. Şu
halde edim, borçlunun yerine getirmekle yükümlü olduğu davranıştır. Genel
ifadesiyle bu davranış, verme (dare), yapma (facere) veya yapmama (non
facere) tarzında tezahür eder.
21. Öğretide
16
, bir borç söz konusu olmadan da edimden söz edile-
bileceği, borç olmayan bir edim ifasının buna örnek teşkil edeceği ifade
ediliyorsa da, bu husus borcun konusunu edim olarak ifade etmeye engel
değildir.
Keza, öğretide edim içermeyen borç ilişkilerinin bulunabileceği de
belirtilmektedir. Buna ileride değineceğiz.
2- Edim çeşitleri
22. Alacaklıya maddı veya manevı yarar sağlayacak her davranış edim
teşkil edebilir. Edimleri teker teker belirlemek mümkün değilse de, çeşitli
açılardan gruplandırmak mümkündür.
a) Davranış biçimi açısından: Olumlu (Müsbet) edimler - Olumsuz
(Menfi) edimler
23. Borçlunun yükümlü olduğu davranış bir şey verme veya yapma
ise, olumlu edim söz konusu olur. Olumlu edim, borçlunun bedeni veya
fikri gücü ile yerine getirilecekse şahsı borçtan; malvarlığın4an yerine
getirilecekse maddı borçtan bahsedilir. Şahsı borçların, borçlunun şahsiye-
tine (kişiliğine) tecavüz teşkil edecek bir nitelikte veya derecede olmaması
16 Schönenberger/Jaggi, Vorbem, Art. 1, N. 27; Eren, Borçlar Hukuku, s. 98; Kocayu-
sufpaşaoğlu, Borçlar Hukuku, s. 45.
6
I3AZI TEMEL KAVRAMLAR
aranır. Çok kere edim hem şahsı hem de maddi nitelik taşır. Alım-satım
sözleşmesinde, malın teslimi ve mülkiyetinin nakli malvarlığından yerine
getirilirken borçlunun bir hukuki muamele yapması da gerekir.
Borçlunun yükümlü olduğu davranış bir şey yapmama ise olumsuz
edim söz konusu olur.
24. Olumsuz edim kaçınma tarzında ise kaçınma borcundan, katlanma
tarzında olursa katlarıma borcundan söz edilir. Kaçınma borcu daha çok
şahsı, katlarıma borcu maddi nitelik taşır.
Rekabet etmeme, belirli saatte piyano çalmama, kaçınma borcuna; ara-
zisinden bir şahsın geçmesine engel olmama, katlarıma borcuna örnek teşkil
edebilir.
25. Bir borç ilişkisinde olumlu ve olumsuz edimlerin bir arada bulun-
ması mümkündür. Mesela, kira ilişkisinde kiralayan, kira konusu malı
kiracıya vermek, kiracının bu malı kullanmasına katlarımak ve malı kulla-
nılmaya elverişli halde bulundurmakla yükümlüdür.
b) Edimin belirlenmesi açısından: Türüyle (neviyle) belirlenen edimler
- Seçimle belirlenen edimler
26. Geçerli bir borçtan söz edebilmek için edimin belirlenmiş olması
veya hiç değilse belirlenebilir olması gerekir. Bu hususta tür (nevi) borçlan
ve seçimlik borçlar özellik taşır.
aa- Tür (Nevf) borcu-parça borcu ayırımı: Verme borcunun konusu
olan edim özel niteliklerine göre yeter derecede belirlenmiş bir şey ise,
parça borcundan (ferden belirli borçtan); borcun konusu ferden değil de
sadece türü (cinsi= nevi) belirtilmek suretiyle miktar olarak belirlenmiş ise
tür borcundan söz edilir.
27. Kolumdaki saatin, 34 AY 150 plakalı otomobilin, sergide teşhir
edilen falanca tablonun bir borca konu olması parça borcuna; on ton pamu-
ğun, bir kilo portakalın, beş yumurtanın, bir arap atının, Fiat marka bir oto-
mobilin borca konu olması tür borcuna örnek teşkil eder.
28. Çok zaman tür borcuna misli eşya, parça borcuna gayrı misli eşya
konu olur. Fakat tür borcu-parça borcu ayırımı ile misli eşya-gayrı misli
eşya ayırımı eş anlamlı değildir
17
ve birbiriyle karıştırılmamalıdır.
17 von Tuhr/Peter, § 8, I, s. 54; Merz, OR, s. 142; Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukuku,
s. 76; Tunçomağ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s. 68; Eren, Borçlar Hukuku, s.
111,112; Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme,§ 7, N. 3 vd. Özellikle N. 5.
7
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
Alışverişte kural olarak sayma veya tartma veya ölçme ile belirli bir
hale gelen eşya mislı eşyadır. Bu mallarda birinin yerini aynı cinsten bir
diğeri alabilir. Para, buğday, pirinç, portakal, zeytinyağı misli şeylerdir.
Buna karşılık, alışverişte ferden tayin edilmesi gereken eşya ise gayrı
misli eşyadır. Gaynmenkul, tablo, elbise gibi.
29. Parça borcunun konusu genellikle gayrı misli eşya olursa da (bir
tablonun, bir evin, bir antikanın devri borcu gibi), bu şart değildir
18
• Misli
eşya niteliği taşıyan şeyler de parça borcuna konu yapılabilir. Örnek olarak,
satım sözleşmesi, X şirketinin Y model arabalarından bir adet satılması şek-
linde değil de; bunlar arasında ayırdedilmiş, plakasıyla belirlenmiş birinin
satılması şeklinde yapılınışsa, durum böyledir
19
.
30. Tür borcu konusu genellik.le misli eşya olur (15 ton kömür, 5 metre
bez, 3 şişe rakı verme borcu gibi). Ancak, çok istisnai olarak gayrı misli
eşyaların da tür borcuna konu olması mümkündür. Örnek olarak, parsellen-
miş büyük bir araziden herhangi bir parseli teslim borcu böyledir2°.
Bazı hallerde, tür borcu bir cinsten olmakla beraber muayyen bir stok-
dan yüklenilmiş ise sınırlı (mahdut) tür borcu söz konusu olur2
1
• Bir depo-
daki 10 ton buğdayın 2 tonunun teslimi borcu böyledir.
31. Tür borcu-parça borcu ayınmı
22
borcun ifası ve imkansızlaşması
açısından önem taşır. Tür borcunun nasıl ifa edileceğini ifa bahsinde incele-
yeceğiz
23
. İmkansızlık hususuna gelince:
18 Misli eşya-gayrı misli eşya ayırımının objektif (eşyanın niteliğine göre), parça borcu-
tür borcu ayırımının sübjektif (borçlu ve alacaklının iradesine göre) olduğu hakkında
bak. von Tuhr/Peter, § 8, I, s. 54; Keller/Schöbi, s. 99 vd.; Eren, Borçlar Hukuku, s.
111, 112; Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukuku, s. 76, 77; Tunçomağ, Borçlar Hukuku
Genel Hükümler, s. 58, 59; Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme,§ 7 N. 5.
19 Satım sözleşmesine konu eşya parça borcu olarak kararlaştırılmış olsa bile, eğer misli
eşya ise, ayıplı olması halinde TBK. m. 227 uyarınca ayıpsız misliyle değiştirilmesi
istenebilir.
20 Bir başka örnek, bir sergiden hangilerinin olduğuna önem verilmeksizin van Gogh'a
ait 3 tablo satın alınması şeklindedir: Eren, Borçlar Hukuku, s. 112.
21 Buna "stok borcu" da denmektedir: von Tuhr/Peter, § 8, V, s. 57; Merz, OR, s. 144;
Eren, Borçlar Hukuku, C. I, s. 135; Tunçomağ, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, s.
70; Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukuku, s. 76; Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız
Zenginleşme, § 7 N. 6.
22 Bu ayınının ayrıntılı bir eleştirisi ve bazı sorunlar için bak. Serozan, Parça Borcu
Çeşit Borcu, s. 230 vd.
23 Bak. s. 290, 291.
8
BAZI TEMEL KAVRAMLAR
32. Tür borcu kural olarak imkansızlığa uğramaz. Meğer ki, o cins
yeryüzünde tükensin. Örnek olarak, 100 kilo buğday borçlusu, elinde olma-
yan sebeplerle bu buğdayı kesinlikle teslim edemeyecek hale geldiğini ileri
sürerek imkansızlık hükümlerine tabi olamaz. Borçlu temerrüdü hükümle-
rine
24
tabi olur. Bu ilke, "nevı telef olmaz" (genus non perit) deyişiyle ifade
edilmektedir2
5
. Ancak, sınırlı tür borcunda imkansızlık söz konusu olabilir.
33. Parça borcunda ise ifa imkansızlığı söz konusu olabilir. Eğer
imkansızlıktan borçlu sorumluysa, TBK. m. 112 uyarınca tazminat ödemek-
le yükümlü olur2
6
, sorumlu değilse TBK. m. 136 uyarınca borçtan kurtulur2
7
.
Parça borcu-tür borcu ayırımı, satım sözleşmesinde hasar ve yararın
geçmesi ile ayıplı ifa halinde doğacak sonuçlar bakımından da önem taşır2
8
.
34. Para borçlarını bazı hukukçular tür borcunun özel bir türü sayarken,
bazıları, para borcunu tür ve parça borcunun dışında üçüncü bir tip olarak
kabul etmektedir2
9
. Para borcu üçüncü bir borç türü sayılsa bile tür borcu
gibi imkansızlık hükümlerine tabi olmayacağı kabul edilmektedir.
Belirtelim ki, öğretide tür borcu ile parça borcunun ayn hükümlere tabi
olmasını eleştiren ve bu ayırımın terkedilmesini savunanlar vardır3°.
35. bb- Seçimlik borçlar: Borcun konusunu birden çok edim teşkil edip
de bunlardan yalnız seçilecek birisi (veya birkaçı) ifa edilecekse, seçimlik
borç söz konusu olur
31
• Başka bir ifade ile, seçimlik borçlarda borcun konu-
24 Bak. s. 470 vd.
25 von Tuhr/Peter, § 8, m, s. 55; Keller/Schöbi, s. 204; Tunçomağ, Borçlar Hukuku
Genel Hükümler, s. 70; Eren, Borçlar Hukuku, C. I, s. 135; Serozan, İfa, İfa Engelleri,
Haksız Zenginleşme,§ 7 N. 6: Bak. ileride s. 461.
26 Bak. s. 391 vd.
27 Bak. s. 570 vd.
28 Parça borcu söz konusuysa, Eski BK. m. 183/f. 1 uyarınca satım sözleşmesi kurulur
kurulmaz alıcı satılan şeyin hasar ve yararını üstlenir. Nevi borcu söz konusuysa, Eski
BK. m. l83/f. 2'ye göre satılan şey ayırt edilmedikçe hasar ve yarar alıcıya geçmezdi.
TBK m. 208 hükmü yarar ve hasarın geçmesi kuralını değiştirdiği için bunun önemi
kalmamıştır. Aynca alıcı TBK. m. 227/b.4 uyarınca ayıplı malın ayıpsız misliyle de-
ğiştirilmesini isteyebilir (Aynca bak. Not. 19).
Belirtelim ki bu hükümler satım sözleşmesine ait olduğundan, diğer sözleşmelerden
doğan borçlarda uygulanmayacaktır.
29 Bu konuda bak. s. 298, 299.
30 Bak. Serozan, Parça Borcu - Çeşit Borcu, s. 530 vd.
31 von Tuhr/Peter, § 11, I, s. 77; Bucher, E., s. 297 vd.; Weber, Art. 72, N. 9; von Bü-
ren, B., Schweizerisches Obligationenrecht, Allgemeiner Teil, Zilrich 1964, s. 28 vd.;
9
1
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER
Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
sunu birden fazla edim teşkil eder; fakat ifanın konusu bunlardan sadece
biri olacaktır. Bu belirleme, seçim hakkının kullanılması ile yapılır. Seçim
hakkına ve kullanılmasına ilişkin sorunları ifa bahsinde inceleyeceğiz
32
•
36. Seçimlik borç konuları, birkaç parça borcu (şu buzdolabı veya şu
radyo) olabileceği gibi, birkaç tür borcu (üç kilo portakal veya bir kilo muz)
veya birkaç yapma borcu (bir elbise veya bir palto dikme) de olabilir. Bir
parça borcu ve bir tür borcu veya yapma borcunun bir seçimlik borç konusu
olması da mümkündür. Seçilecek edimlerin eşdeğerde olması şart değildir3
3
•
37. Şayet borcun konusu bir edim olup da, bunun yerine başka bir edi-
min ikamesi imkanı tanınmışsa seçimlik borç değil, edimi değiştirme yetkisi
(yedek edimi seçme yetkisi, muhayyerlik yetkisi, facultas alternativa) söz
konusu olur3
4
. Bu yetki, bir edimin asıl edim olması bakımından seçimlik
borçlardan aynlır. Seçimlik borçlardan bu farklılığın sonucuna ifa bahsinde
değineceğiz
35
.
c) İfa süresi bakımından: Anf-Sürekli-Aralıklı veya Dönemli edimler
38. Edimin ifa süresi dikkate alınarak, ani edimlerden, sürekli edimler-
den ve dönemli edimlerden söz edilmektedir.
aa- Anf Edimler: Borcun ifası sırasında alacaklının ifaya olan çıkarının
zaman birimiyle ölçülemeyecek bir an içinde gerçekleştiği durumlarda ani
edim söz konusudur. Alım-satım sözleşmesindeki borçlar böyledir.
Aslı edimleri anıedim olan borç ilişkileri de anf ifalı borç ilişkisi olarak
isimlendirilir
36
.
Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 881; Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukuku, s.
82; Eren, Borçlar Hukuku, s. 140 vd.; Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleş-
me, § 7, N. 9 vd.; Nomer, H.N.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 3. Bası, İstanbul
2004, s. 137.
32 Bak. s. 291 vd.
33 JdT 1971 I 357.
1
34 Bak. s. 282.
35 Bak. s. 292.
36 Bu kavram ve ölçüleri için bak. Seliçi, Sürekli Borç İlişkileri, s. 4 vd.; Öz, İş Sahibinin
1
Eser Sözleşmesinden Dönmesi, s. 12 vd.; Serozan, İfa, İfa Engeleri, Haksız Zengin-
leşme,§ 1 N. 12.
Borçlar Kanunumuzun genel hükümleri özellikle borçlu temenüdüne ve ifa imkansız-
lığına ilişkin hükümleri (Özellikle TBK. m. 123-125, 136/f.2) ani edimli borç ilişkileri
esas alınarak düzenlenmiştir. Yeri geldikçe değineceğimiz üzere, bu durum bazı güç-
10
'
!
1
BAZI TEMEL KAVRAMLAR
39. Bazen edimin ifası için borçluya düşen davranış yükümü bir süreye
yaygın olmasına rağmen, alacaklı açısından ifa ancak her şeyin tamamlandı-
ğı son bir eylemle (veya işlemle) gerçekleşiyor olabilir. Bu durumda da borç
ilişkisinin anı edimli sayılması gerekir. Öğretideki baskın görüş uyarınca,
ifanın anı mi sürekli mi olduğu saptanırken borçlunun faaliyetlerinin değil,
alacaklının edime olan çıkarının gerçekleşmesinin bir an içinde mi olduğu
yoksa bir süreye mi yayıldığına bakılmalıdır3
7
• Örnek olarak, terzinin elbi-
seyi dikip teslim etme borcu, müteahhidin inşaatı tamamlayıp teslim etme
borcu, satıcının malı önce piyasadan kendisi tedarik edip sonra alıcıya tes-
lim borcu; borçlular açısından bir zaman boyunca çalışmayı gerektirmesine
rağmen, bu çalışmalar alacaklı için teslim anına kadar ifa değeri taşımaya-
cağından, anı edimli borç ilişkisi yaratır3
8
.
lüklere sebep olmuştur. Şu kadar ki, TBK m. 126 ilk defa sürekli sözleşmelerde borçlu
temerrüdünün sonuçlarına ilişkin özel bir kural getirmiştir.
37 Seliçi, Sürekli Borç İlişkileri, s. 7 vd.; Öz, İş Sahibinin Eser Sözleşmesinden Dönmesi,
s. 14; Siber, A., Die Schuldrechtliche Vertragsfreiheit, Jhering Jahrbücher 70, s. 282;
Guhl, T., Das Schweizerische Obligationenrecht, 5. Aufl., Zürich 1956, § 7, I, 2, b;
Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukuku, s. 40 vd.; Kuntalp, E., Ard Arda Teslimli Sa-
tım Akdi, Ankara 1968, s. 18, 19; Sarı, S., Vekillet Sözleşmesinin Tek Taraflı Olarak
Sona Erdirilmesi, İstanbul 2004, s. 43-44. Aksi fikirde: Serozan, Sözleşmeden Dönme,
s. 171 ve orada dip not 24 (Yazar ifanın sürekli olup olmadığının borçlunun faaliyetle-
rine göre belirlenmesi gerektiğini savunmaktadır.).
38 Ancak, eser (istisna) sözleşmesinde bu ifaya hazırlık faaliyetleri özel bir önem taşıdı-
ğı, sözleşme yapılırken bunlar da göz önünde tutulduğu için, bu sıradaki aksaklıklar
hakkında özel hükümler yer almaktadır (örnek: TBK. m. 473). Bu konuda bak. Tan-
doğan, H., Özel Borç İlişkileri, Cilt 2, 3. Bası, Ankara 1988, s. 113; Öz, İş Sahibinin
Eser Sözleşmesinden Dönmesi, s. 20, 21. Eser sözleşmesinin anı ve sürekli edim içe-
ren sözleşme tiplerinin bir bileşimi olduğu, her iki özelliği de taşıdığı görüşünde bak.
Sungurbey, İ., Mederu Hukuk Sorunları C. iV, İstanbul 1980, s. 466 vd.; Serozan,
Sözleşmeden Dönme, s. 173 vd., 184 vd.; Erman, H., İstisna Sözleşmesinde Bekle-
nilmeyen Haller, İstanbul 1979, s. 9 vd. s. 106. Yargıtay İçt. Bir. K. 25.1.1984, 3/1 'in
gerekçesinde belirtildiği üzere "iş görme sözleşmeleri arasında yer alan istisna sözleş-
mesi genel olarak ani edimli sözleşmeler grubunda mütalaa edilmekte ise de, istisna
sözleşmesinin bir türü olan inşaat sözleşmelerinde, müteahhidin (emeğe ve masrafa
dayanan) edim borcunun genellikle uzun bir zaman süreci içinde yayılmış olmasından
dolayı ve edim borcunun bu özelliği yüzünden, sürekli borç ilişkilerine özgü kuralların
da gözetilmesi gerekir" (RG. sayı 18325). Bu konudaki çeşitli görüşler için bak. Öz, İş
Sahibinin Eser Sözleşmesinden Dönmesi, s. 16 vd.; Akkayan Yıldırım, A., Kat Karşı-
lığı inşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Temerrüde Düşmesi Üzerine Arsa Sahibinin
Sözleşmeyi Sona Erdirmesi ve Sona Ermenin Etkileri, Prof. Dr. Ergun Özsunay'a Ar-
mağan, İstanbul 2004, s. 49 vd.
11
-
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TIJRGUT ÖZ
40. bb- Sürekli Edimler: Borçlunun borcunu zaman içinde devamlı ve
aralıksız, yani sürekli bir davranışla ifa edebildiği hallerde sürekli edim söz
konusudur. Yapmama borçlan genellikle böyledir. Fakat bir yapmama bor-
cunun aıu olması da düşünülebilir. Bir açık artırmada pey sürmeme taahhü-
dü böyledir. Buna mukabil, müsbet edimler de sürekli olabilir. Vedia alanın
emanet bırakılan malı muhafaza borcu böyledir. Hizmet akdinde işçinin
çalışma borcu zaman fasılaları ile yerine getirilirse de (her gün yedibuçuk
saat) bu tarz edimler de sürekli sayılmaktadır.
Bir borç ilişkisinde asli borçlardan en az biri sürekli edimi gerektiriyor-
sa, o borç ilişkisine sürekli borç ilişkisi adı verilir3
9
. Kira akdi, hizmet akdi
ilişkisi bu tarz ilişkilere tipik ömektir4°.
41. Bir borç ilişkisinin sürekli borç ilişkisi olarak nitelendirilmesi,
ilişkinin geçersizliğinde uygulanacak hükümler ve ilişkinin sona erdirilmesi
bakımından önem taşır'". Bu ilişkileri haklı sebeple feshetme hakkı tanındığı
gibi, sürenin belli olmadığı hallerde bir önele uyarak feshi ihbar hakkı da
tanınmaktadır (Bak. TBK. m. 328, 331, 431). Yeni Borçlar Kanunumuzda
sürekli borç ilişkilerinde borçlu temerrüdünün sonuçları hakkında ayn
hüküm getirilmiştir (TBK m. 126)
42. cc- Aralıklı ve Dönemli Edimler: Borçlunun zaman içinde düzenli
olan veya olmayan aralıklarla borcunu ifa etmesi gereken hallerde aralıklı
edimden söz edilir.
Bu tarz ifa, bir borcun kısım kısım muaccel olması halinde söz konusu
olabileceği gibi, aynı borç ilişkisinde borçların zaman aralıkları ile doğması
halinde de söz konusu olur. Tamamı borçlanılan bir borcun çeşitli vadelerde
kısım kısım ifa edileceği haller birinciye, bir kira ilişkisinde her ay doğan
kira bedeli borcu ikinciye örnek teşkil eder.
Aralıklı edimlerin düzenli aralıklı olması halinde dönemli edimler
(devri edimler-periyodik edimler) söz konusu olur.
39 Bak. Gauch P., System der Beendigung von Dauervertagen, Freiburg 1968, s. 5; Seli-
çi, Sürekli Borç İlişkileri, s. 5 vd.; Öz, İş Sahibinin Eser Sözleşmesinden Dönmesi, s.
14. Eser sözleşmeleri için bak. Not. 37.
40 Öğretide baskın olarak sürekli borç ilişkisi niteliğinde olduğu kabul edilen sigorta söz-
leşmesine yönelik farklı değerlendirmeler için bkz. Zehra Şeker, "Sigorta Sözleşme-
sinin Hukuki Niteliği Üzerine", Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman'ın Anısına Armağan,
İstanbul 2000, s. 1043 vd.
41 Bak. s. 182, 189,375,469,451,538 vd.
12
t-
BAZI TEMEL KAVRAMLAR
43. Aralıklı veya dönemli edimlerin söz konusu olduğu hallerde borç
ilişkisinin sürekli ilişki sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır4
2
• Her bir halin
ayn ayn ve amaca göre değerlendirilmesi isabetli olur43.
3- Edim yükümü içermeyen borçlar
44. Bir borç ilişkisinde konusu daha baştan belirlenmiş yapma, yapma-
ma veya verme borçları (edim borçlan) dışında yükümlülükler bulunduğu
eskiden beri fark edilmekteydi. Bunlar özen borcu (Sorgfaltspflicht) ve dav-
ranış borcu (Verhaltenspflicht) olarak ifade edilmektedir44. İşte bu kavram-
ların ifade etmeye çalıştığı hukuki durumun, bunların kapsamını birleştiren
ve genişleten bir ifadeyle, edim yükümünden bağımsız borç kavramı altında
toplanması kabul edilmektedir4
5
.
45. Edim yükümü içermeyen borçlarda, herhangi bir edimi yerine
getirme söz konusu olmadığı için, bunun ifasında temerrüde düşmek,
imkansızlığa uğramak, ifasını talep etmek ve ifaya zorlamak da söz konusu
olmaz. Sadece ihlal edildiği anda borç bir anlam taşır ve bu yüzden doğan
42 Çeşitli ölçütlerin ortaya atıldığı tartışmalar için bak: Seliçi, Sürekli Borç İlişkileri, s.
13 vd.; Öz, İş Sahibinin Eser Sözleşmesinden Dönmesi, s. 14, 15, 16; Geschnitzer,
F., Die Kündigung nach Deutschem und Osterreichischem Recht, Jb. 76, s. 364 vd.;
Thume, K.H., Der§ 324 BGB bei Dauerschuldverhaltnissen, Nümberg 1968, s. 57;
Fikentscher, W., Schuldrecht, 6. Aufl. München 1976, § 8, 7 b-c; Larenz, I, § 2, VII;
Kuntalp, Art Arda Teslimli Satım Akdi, s. 15.
Ancak Esser, sürekli borç ilişkisinin varlığı için, sadece ifanın zamana yayılması değil,
aynca bu borcun her an yerine getirilmeye hazır özellikte bulunması şartını da aramakta-
dır. Bak. Esser, Schuldrecht, § 23, II. Bu görüş doğrultusunda gidilirse, ard arda teslimli
sözleşmelerin çoğunun sürekli bir borç ilişkisi olmadığı sonucuna varılacaktır.
43 Ard arda teslimli sözleşmelerde borç ilişkisinin sürekli olup olmadığını belirlemek
için bu sözleşmeyle izlenen temel amaca bakılmalıdır. Eğer amaç alacaklının toplam
edim miktarının elde etmesi olup da sadece ifayı kolaylaştırmak: için belirli dönemler-
de kısım kısım teslim kabul edilmişse, bu sözleşme ani edimli borç ilişkisi sayılacaktır.
Fakat eğer amaç, alacaklının edimler toplamını elde etmesinden çok, bir zaman dilimi
?oyunca ihtiyacının sürekli şekilde karşılanması ise, sürekli borç ilişkisi vardır: Öz,
Iş Sahibinin Eser Sözleşmesinden Dönmesi, s. 16; Geschnitzer, Jb. 76, s. 364; Karş.
Seliçi, Sürekli Borç İlişkileri, s. 18, 19.
44 Neuenschwander, Die Schlechterfüllung, s. 33 vd.; Esser, Schuldrecht, Bant I, Allge-
meiner Teil, § 5, m, 2.
45 Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukuku, s. 19 vd.; Ulusan, İ., Culpa in contrahendo
Üzerine, Profesör Ümit Doğanay'ın Anısına Armağan, İ.Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi,
İstanbul 1982, C. I, s. 314 vd.; Serozan, R., Edim Yükümünden Bağımsız Borç hişki-
si, MHAD, Yıl 1, No. 3, İstanbul 1968, s. 5 vd.; Eren, Borçlar Hukuku, C. I, s. 49 vd.
13
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER
Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
zararı TBK. m. 112 genel hükmü uyarınca tazmin borcu doğar. Örnek ola-
rak, bir eve badana yapma borcu altına giren (B), alacaklısı (A)'nın evinde
bu edimi ifa ederken özensiz davranışı yüzünden yerdeki halıları kirletirse
durum böyledir.
46. Kanımızca aslında bu durum, borcun edim yükümü içerip içer-
memesinden değil, borcun yapmama veya yapma borcu olmasından kay-
naklanmaktadır. Yapmama veya yapma tarzındaki asli borçlarda da ifaya
zorlama mümkün değildir. Borcun ihlali halinde tazminat istenebilir46.
47. Edim yükümünden bağımsız borç ilişkisinin kabulünde, çoğu kez
MK. m. 2'deki dürüstlük kuralından yararlanılmaktadır. beride belirtece-
ğimiz üzere, bu kurumun en önemli işlevi, yakın ilişki içine giren taraflar
arasında bir sözleşme kurulmadığı halde birbirlerine verdikleri zararlardan
dolayı borca aykınlık hükümlerine (TBK. m. 112) tabi olmalarını sağlama-
ya yönelik olmasıdır4
7
.
C- Alacak Hakkı ve Talep
48. Alacak hakkı, dar anlamda borç ilişkisinde alacaklıya borçludan
edimi yerine getirmesini isteme yetkisini sağlayan hakkı ifade eder.
Alacaklının alacağı isteme yetkisine de talep hakkı veya kısaca talep
(Anspruch) adı verilmektedir4
8
.
49. Alacak hakkı ile talep çok kere eş anlamlı olarak kullanılırsa da
talep yalnız alacaklara özgü değildir. Ayni haklarda da talep söz konusu
olur ve ayni hak ihlal edildiği zaman doğar. Örneğin (B), (A)'nın kitabını
gasbederse (A), (B)'den kitabını iade etmesini talep edebilir. (B), (A)'nın
arsasına inşaat yapmaya kalkışırsa, (A), (B)'den arsaya vaki tecavüzüne son
vermesini talep edebilir (MK. m. 683).
50. Alacaklarda talep çok kere alacak hakkı ile aynı anda doğarsa da,
durum her zaman böyle değildir. Şöyle ki, vadeye bağlı borçlarda talep
hakkı, ancak vade gelince doğar, fakat vadeden önce alacak mevcuttur;
prensip itibariyle borçlu borcunu ifa edebilir, fakat alacaklı vadeden önce
46 Bak. s. 455 vd. özellikle 388 vd.
47 Bak. s. 39 vd. Yarg. HGK. 6.5.1992, 13-213/315 (YKD. 1992/8, s. 1176).
48 Talep (Anspruch) Alman Hukuku İlmi tarafından ortaya konulmuş olan bir kavramdır.
BGB § 104'de talep"başkasından bir şey yapması veya yapmamasını (içtinabı) isteme
hakkı" olarak ifade edilmiştir.
14
BAZI TEMEL KAVRAMLAR
borcun ifasını talep edemez. Borçlu vadeden önce borcu ifa ederse, henüz
talep hakkı doğmadan borç ödenmiş olur4
9
.
Alacak hakkı ile talebin ayrı kavramlar olmadığını savunanlar5° vadeye
bağlı borçlardaki özelliği izahta güçlük çekmektedirler. Bu bakımdan, bu
ikisinin ayn ve farklı kavramlar olduğu görüşü
51
daha isabetlidir.
51. Alacak hakkı ve talep kavramlarının farklı olmasından hareket eden
bir görüş, talep hakkının alacak hakkından ayrılarak alacaklıdan başkasına
devredilebileceği yolundadır5
2
• Bu görüşe karşı, alacak ve talep haklarının
ayn kavramlar olmasının birbirinden tamamen bağımsız oldukları anlamına
gelemeyeceği, esasen temsil5
3
ve alacağın temliki
54
kurumlan varken böyle
parçalanmayı gerektirecek bir ihtiyaç da bulunmadığı belirtilmektedir5
5
•
52. Talep, mahkeme yolu ile kullanıldığı zaman dava söz konusu olur5
6
•
Fakat bu ifade, ancak eda davaları için geçerlidir. Tespit davaları ve yenilik
doğuran davalar5
7
bu tarifın kapsamına girmez.
53. Mahkemece verilen eda ilamının veya istisnaen para borçlarında
bir ilam olmadan
58
yapılan taleplerin Devlet zoru ile yerine getirilmesi-
49 Oğuzman, Temel Kavramlar, s. 186.
50 Gauch/Schluep, I, N. 75; Merz, OR, s. 50; Enneccerus/Nipperdey, AllgemeinerTeil
des Bürgerlichen Rechts, 15. Aufl., Tübingen 1960, s. 1365 vd.; Medicus, D., Allge-
meiner Teil des BGB, Heidelberg 1984, N. 75; Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukuku,
s. 55 vd.
51 von Tuhr/Peter, § 2, VI, s. 15; Keller/Schöbi, s. 4 vd.; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/
Altop, s. 13 vd.; Tunçomağ, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, s. 29.
52 Larenz, Lehrbuch des Schuldrechts, § 34, V; Akyol, Ş., Alacaklının Verdiği Üçüncü
Şahsın İfayı Kendi Adına Talep Yetkisi, İstanbul 1981, s. 7 vd.
53 Bak. s. 227 vd.
54 Bak. Oğuzman/Öz, Borçlar Hukuku, C. 11, 10. Bası, İstanbul 2013, s. 543 vd.
55 Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 249,250; Bu tartışma için aynca bak. s. 279.
56 İsviçre Borçlar Kanununun Almanca metni talep (Anspruch) deyimine yer vermişse de
Fransızca metinde ve bizim Borçlar Kanununda hem dava, hem talep kavramları için
"dava" veya "dava hakkı" deyimi, bazen de "alacak" deyimi kullanılmıştır. Bak. İsv.
BK. m. 60, 67, 133, 139; TBK. m. 72, 82, 152, 158.
57 Eda davaları, tespit davaları ve yenilik doğuran davalar için bak. Oğuzman, Temel
Kavramlar, s. 188; Oğuzman/Barlas, s. 207; Erman, H., Medeni Hukuk Dersleri,
İstanbul 2004, s. 91, 92; Dural, M./Sarı, S., (San); Türk Özel Hukuku, Cilt I, Temel
Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri, İstanbul 2004, s. 200.
58 Prensip ancak ilamların icrası ise de, para alacaklarının cebri icrasının istenmesi için
bir ilamın alınmış olması şart değildir. Fakat ilamsız takibe kolayca itiraz etme imkanı
vardır (İc. İf. K. m. 42 vd.).
15
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGtrr ÖZ
ne cebri icra adı verilir5
9
. Böylece cebri icra, talebin bir uzantısını teşkil
etmektedir.
D- Borç ve Sorumluluk
54. Borçtan bahsedilirken çok kere sorumluluktan da söz edilir. Fakat
sorumluluk (mesuliyet) deyimi iki ayn anlamda kullanılmaktadır.
55. Sorumluluğun bir anlamı, borçlunun malvarlığının borcunun temi-
natını teşkil etmesi ve borcunu ifa etmemesi halinde borçlunun malvarlığına
başvurularak alacağın zorla (cebri icra yolu ile) yerine getirilmesi imkanıdır.
Bu anlamdaki sorumluluğa(... ile sorumluluk) da denilmektedir6°.
Bu açıdan borçlu, kural olarak bütün malvarlığı ile sorumludur. Böyle
hallerde sınırsız şahsı sorumluluktan
61
bahsedilir.
Buna karşılık özel sebeplerle sorumluluğun sınırlı olduğu haller vardır.
56. Bazen sorumluluk malvarlığındaki bir kısım mallar ile veya belirli
bir mal ile sınırlı olabilir. Örneğin Devletin kendisine miras yolu ile intikal
eden bir terekenin borçlarından sorumluluğu, intikal eden terekedeki mal-
larla sınırlıdır (MK. m. 631)
62
.
57. İrad senedi adı verilen rehin şeklinde borçlunun sorumluluğu irad
senedine konu olan mal ile sınırlıdır (MK. m. 903/f. 2)
63
.
Keza bir başkasının borcu için malını rehin vermiş olan kimse, borcun
ifa edilmemesi halinde, sadece bu malının paraya çevrilmesine katlanmak
Şayet alacak rehinle teminat altına alınmışsa rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip
yapılır (İc. İf. K. m. 145-153). Alacaklının da borçluya bir borcu varsa takas hakkım
kullanması alacağı elde etmesini sağlar (TBK. m. 139 vd.).
59 Bak.Oğuzman, Temel Kavramlar, s. 204 vd.
60 Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukuku, s. 38; Eren, Borçlar Hukuku, s. 85-86.
61 Bugün kullanılan "şahsi sorumluluk" deyimi ile eski devirlerde uygulanmış olan "şa-
hısla sorumluluk" birbiriyle kanştınlmamalıdır. Şahısla sorumluluğun söz konusu ol-
duğu dönemlerde alacaklı borçlunun şahsına el koyabiliyordu. Kölelik; hapis vs. söz
konusu idi. Mamafih bugünkü hukukumuzda da istisnai bazı hallerde borç için hapisle
zorlama öngörülmüştür (Bak. İc. İf. K. m. 343, 344).
Şahsi sorumluluk deyiminin bu durumla ilgisi yoktur. Bu deyim sorumluluğun bir malla
sınırlı olmayıp tüm malvarlığından tahsil imkanı bulunduğunu ifade etmektedir.
62 Bak. Oğuzman, K., Miras Hukuku 5. bası, İstanbul 1991, s. 10, 100.
63 Bak. Oğuzman/Seliçi/Oktay-Özdemir, Eşya Hukuku, 16. (Tıpkı) Bası, İstanbul
2013, s. 974.
16
BORÇ İLİŞKİSİNİN NİTELİKLERİ
zorundadır. Bu hallerde, eşya ile sınırlı sorumluluk veya başka bir ifade ile
aynı sorumluluk söz konusudur.
58. Bazen sorumluluk bir miktarla sınırlıdır. Otelciler için TBK. m.
576'nın ikinci fıkrasında öngörülen sorumluluk böyle miktarla
64
sınırlı
olduğu gibi, bir borca kefil olan kimse için de, kefalet senedinde belirtilecek
miktarla sınırlı sorumluluk söz konusudur (TBK. m. 583).
59. Sorumluluğun ikinci anlamı, genel davranış kurallarına veya yük-
lendiği bir borca aykın davranan şahsın, bu davranışı ile verdiği zararı taz-
min etme yükümlülüğünü ifade eder. Genel davranış kurallarına aykınlık
halinde haksız fiilden sorumluluk (veya haksız fiil sorumluluğu); borca aykı-
rılık halinde, borca aykın davranıştan sorumluluk (bunun en çok rastlananı
olan sözleşmeye aykırılık halinde, akdf sorumluluk) söz konusu olur. Bu
sorumluluğa da "...den sorumluluk" denilebilir6
5
.
60. Bu anlamı ile sorumluluk, tazminat borcunun kaynağıdır. Tazminat
borcu hukuka aykın davranışla doğar, borcun muhtevası, tarafların anlaşma-
sı ile ya da hakimin karan ile belli hale gelir.
III- BORÇ İLİŞKİSİNİN NİTELİKLERİ
1- Dar anlamda borç ilişkisi, alacaklıya, bir alacak hakkı ve
alacağını elde etmeyi sağlayacak talep, dava ve cebri icraya
başvurma yetkilerini verir.
61. a) Bu niteliği ile borç ilişkisi nisbi nitelikli hukukf vazife
66
(devoir
juridique relatif) adı verilen yükümlülük
67
ilişkilerinden ayrılır. Daha çok
Aile Hukukunda rastladığımız ve bir kimseye bir başka şahsa (örneğin eşle-
rin birbirlerine, ana babanın çocuklarına) karşı yükletilmiş vazifelerin ihla-
linde vazifenin yerine getirilmesini isteme hakkı bulunmasına rağmen, ifa
davası, cebri icra söz konusu olmayıp, bu vazifelere aykırı davranış başka
64 Eski Borçlar Kanununun 478.maddesinde bu miktar 100 TL iken, TBK m. 576(2 hük-
münde "günlük konaklama bedelinin üç katı" ile sınırlanmıştır.
65 Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukuku, s. 37; Eren, Borçlar Hukuku, s. 85; Tekinay/
Akman/Burcuğlu/Altop, s. 18 vd.
66 Hukuki vazife (ödev), hukuken belirli şekilde davranma yükilmlülilğünil ifade eden
çok geniş anlamda da kullanılmaktadır. Bak. Tandoğan, H., Notions preliminaire a la
Theorie Generale des Obligations, Geneve 1972, s. 26.
67 Yükümlülük (Pflicht) bir davranışta bulunma zorunluluğunu ifade eden geniş kapsam-
lı bir kavramdır.
17
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
hukuki sonuçlara yol açabilir6
8
(Mesela, boşanma davası açmaya imkan
verme, velayetin kaldırılmasına sebep teşkil etme gibi).
62. Gerek borç gerek vazife kavramlarından aynlması icap eden bir
kavram da "gerekli davranış" diye tercüme edebileceğimiz, Türkçede
"yüklenti" kavramı ile ifade edilmesi önerilen, almanca "Obliegenheit",
fransızca "incombances" adı verilen yükümlerdir6
9
• Bu yükümler bir kim-
seye herhangi bir hak sağlamaz, sadece gerekli davranışla yükümlü olan,
bazı haklan kazanabilmek veya bazı haklan kaybetmemek için bu davranışı
yapmaya, yükümünü yerine getirmeye mecburdur. Örneğin, alım-satım söz-
leşmesinde, alıcı malın ayıplı olması halinde kanunen haiz olduğu hak.lan
kullanabilmek için zamanında satıcıya ayıp ihbannda bulunmak zorundadır
(TBK. m. 223). Ayıp ihbarında bulunma ayıptan doğan haklan kullanabil-
mek için "gerekli davranıştır". Bu hususta alıcının satıcıya karşı ne bir borcu
ne de bir vazifesi söz konusudur. Keza bir haksız fiilde mağdurdan zararın
artmasını engelleyecek tedbirler almasının beklenebileceği bir durumda
bu yapılmadığı için zarar çoğalmışsa, bu tutum bazen tazminat alacağının
azalmasına sebep olabilir (TBK. m. 52)
70
. Oysa bu durumlarda mağdurun
zararın artmasını engelleme borcu yoktur. Gerekli davranışa (yüklentiye) bir
diğer örnek; karşılıklı edimler içeren sözleşmelerde borçlu temerrüdü üzeri-
ne alacaklının sözleşmeden dönme veya ifadan vazgeçerek olumlu (müsbet)
zararının tazminini isteme haklarını kullanabilmesi için uygun bir ek süre
vermesi gereğidir (TBK. m. 123).
63. b) Bir borç ilişkisinde yukarıda belirtilen nitelik bulunmadığı tak-
dirde "Eksik Borçlar" dan söz edilir. Gerçekten, bir borç ilişkisinde alacaklı
borçluya karşı talep, dava ve cebri icraya başvurma yetkilerine sahip iken,
eksik borç adı verilen borçlarda alacaklı bu yetkilerden tamamen veya kıs-
men yoksun bulunmaktadır.
Hiç borç bulunmayan durumlardan farklı olarak ise, eksik borç ifa edil-
diği zaman borç olmayan bir şey ifa edilmiş veya bir bağışlamada bulunul-
muş olmayıp, bir borç ifa edilmiş sayılmaktadır
71
•
68 Oğuzman/Dural, Aile Hukuku, İstanbul 1994, s. 6.
69 Aday, N., Özel Hukukta Yüklenti Kavramı ve Sonuçları, İstanbul 2000, s. 5 vd.; Tan-
doğan, Notions, s. 28.
70 TBK. m. 114/f. 2 uyarınca bu hükümler kıyasen borca aykırılıktan doğan zararlarda da
uygulanacaktır.
71 von Tuhr/Peter, § 4, I, s. 33; Bucher, E., s. 67; Merz, OR, s. 262; Eren, Borçlar Hu-
kuku, s. 89; Schönenberger/Jaggi, Vorbem zu, Art. 1, N. 74; Frossard C., Les Obliga-
tions naturelles et la grantie de leur execution en droit suisse, Lausanne 1960, s. 39.
18
BORÇ iLİŞKİSİNIN NiTELİKLERİ
64. Eksik borç olarak nitelendirilen ilişkiler yukarıda belirtilen ortak
noktalan dışında birbirinden farklı nitelikler taşımakta, tabi olacakları esas-
lar ve hatta bir kısmının eksik borç sayılıp sayılmayacağı dahi tartışmalı
bulunmaktadır.
65. Eksik borç olarak üzerinde durulan çeşitli ilişkilere kısaca değine-
ceğiz. Bunların hepsi için veya bir kısmı için "tabii borç" deyimi de kulla-
nılmaktadır
72
•
66. aa- Dar anlamda tabii borçlar: Bunlar, kanunun tam olarak geçer-
siz saymadığı, fakat dava hakkı da tanımadığı borçlardır. Bunlar için bir
borç ikrarında bulunulması geçerli sayılmadığı gibi, kefalet veya rehinle
teminat altına alınmaları da geçerli değildir
73
. Bu hususlar birer itiraz teşkil
ederler ve hakim bunları kendiliğinden (re'sen) dikkate almak zorundadır.
Fakat borçlu borcunu ifa ederse, bu ifa geçerlidir. Kumar ve bahisten doğan
borçlar (TBK. m. 604-606)
74
ile evlenme tellallığından doğan borçlar (TBK.
m. 524) bu anlamda eksik borçlardır.
67. bb- Ahlakı Görevler (Vazifeler): Bir kimse, hukuken borçlu olma-
dığı ahlakı bir görevi ifaya zorlanamaz, fakat bu görevi yerine getirirse, ifa
ettiği edimi geri alamaz (TBK. m. 78/f. 2). Yapılan ifa, bağışlama da teşkil
etmez (TBK. m. 285). Bir kimsenin kanunen nafaka vermekle mükellef
olmadığı bir yakınına para yardımı yapması böyledir.
68. Bazı yazarlar
75
, bu halde herhangi bir borç bulunmadığını, sadece
yapılan kazandırmayı geçerli sayan bir hükmün söz konusu olduğunu ileri
sürmektedirler. Bazı yazarlar ise
76
eksik borçlara ilişkin kuralların uygu-
landığı bir durumun varlığını kabul etmektedirler. Herhalde hakim davada
durumu kendiliğinden (re'sen) dikkate almak zorundadır.
72 Bak. Frossard, s. 9 vd.
73 von Tuhr/Peter, § 4, I, s. 33; Merz, OR, s. 262 vd.; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/
Altop, s. 27; Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukuku, s. 60; Akev, S.T., Türk Hususi
Hukukunda Kumar ve Bahis, İstanbul 1964, s. 44 vd.; Tunçomağ, Borçlar Hukuku,
Genel Hükümler, s. 43; Eren, Borçlar Hukuku, s. 90.
74 Ancak, kumar ve bahis niteliği taşısa da, özel kanunla düzenlenen ilişkilerden doğan
borçlar TBK. m. 604 hükümlerine tabi olmazlar, eksik borç sayılmazlar, ifaları istene-
bilir: Milli piyango (3670 s. K.), at yarışları (6132 s. K.) ve müşterek bahisler (7000 s.
K.) ile futbol müşterek bahisleri (spor toto - spor loto) (7258 s. K.) böyledir.
75 Schönenberger/Jaggi, Vorbem zu. Art. 1 N 76; von Büren, OR, s.11; Kocayusufpa-
şaoğlu, Borçlar Hukuku, s. 65.
76 von Tuhr/Peter, § 4, Il, s. 34; Kramer, Bemer Kommentar, Allg. Einleitung, N. 111;
Tunçomağ, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, s. 45; Eren, Borçlar Hukuku, s. 91 vd.
19
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
69. Gerçi genellikle, ahlaki görevin ifa edileceğinin taahhüt edilıne-
sinin geçerli olacağı ve bu taahhüdün bağışlama vaadi teşkil etmediği ve
yazılı şekle tabi olmadığı, ahlaki görevin kefalet veya rehinle teminat altına
alınabileceği kabul edilmektedir
77
.
70. cc- Zamanaşımma uğramış borçlar: Zamanaşımı borçluya borcu
ifadan kaçınmak hususunda bir def'i hakkı sağlar
78
. Hukuken borç varlığını
sürdürmektedir; talep ve dava edilebilir. Ancak borçlu def'i hakkını kulla-
narak davanın reddini sağlayabilir. Bu hakkı kullanmazsa ifaya mahkum
edilir. Zamanaşımına uğramış bir borcu borçluya, dava açılmadan önce veya
dava açıldıktan sonra öderse, bu ifa geçerlidir ve sebepsiz zenginleşme oluş-
turmaz (TBK. m. 78/f. 2). Keza zamanaşımına uğramış bir borcun borçlusu-
nun borcu için, yeni bir senet vermesi veya teminat göstermesi de geçerlidir.
Hatta borçlunun zamanaşımı defini kullandıktan sonra bundan rücu
edip borcunu ödemesinin de geçerli olduğu kabul edilmektedir. Keza, TBK
m. 160 uyarınca, zamanaşımı defi'den doğumundan sonra feragat de geçer-
lidir.
71. dd- Hukuka veya ahlaka (adaba) aykırı bir maksat elde etmek
(amaca ulaşmak) için verilen şeyi iade borcu: Türk Borçlar Kanununun 81.
maddesine göre hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi ama-
cıyla verilen şey geri istenemez. Şayet böyle bir şeyi almış olan kimse o şeyi
iade etmeyi taahhüt ederse bu taahhüt geçerli olacak mı, bir borç meydana
getirecek midir sorusuna İsviçre Federal Mahkemesi7
9
, hukuka veya ahlaka
(adaba) aykırı bir maksat elde etmek için verilen şeyin iadesinin bir eksik
borç olduğu ve borç ikrarının geçerli olacağı tarzında cevap vermiştir8°.
72. İsviçre Federal Mahkemesinin kararı çok eleştiriye uğramıştır.
Esasen Eski BK. m. 65 hükmünden farklı olarak, Yeni TBK m. 81 hükmü,
açılan davada hakimin bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verebileceğini
düzenlemiştir. Sebepsiz zenginleşme hükümleri incelenirken bu hükmün
üzerinde durulacaktır8
1
.
77 Eren, Borçlar Huk.ı.1ku, s. 92. Bu kurumun sebepsiz zenginleşmeyle ilgisi için bak.
Oğuzman/Öz Borçlar Hukuku, C. II, s. 365, 366.
78 Zamanaşunı için bak. ileride s. 599 vd.
79 JdT 1950 I 301, Aynca bak. BGE 75 II 293; 99 II 417 vd., 420 vd.
80 Bu husus hakkında bak. ileride s.217 ve Oğuzman/Öz, Borçlar Hukuku, C. II. s. 368.
81 Bak. Oğuzman/Öz, Borçlar Hukuku, C. II. s. 361 vd.
20
J
80.r?rçlunun imkansızlıktan sorumlu olmasına gerek
yoktur. Bak. Serozan, Yeni Alman Ifa Engelleri Hukuku, s. 233 vd.; Ergüne, Reform
Sonrası Alman Medeni Kanununda İmkansızlık Halleri ve Sonuçları, s. 359 vd.
380 Becker, Art. 97, N.7; von Tuhr/Eseher, § 68,m,6, s. 104, 105, Not. 79; Barth, Scha-
denersatz bei Nachtraglicher Unmöglichkeit d�! Erfüllung, s. 18; Feyzioğlu, Borç-
lar Hukuku Genel Hükümler C. Il, s. 189,190; Oz, İş Sahibinin Eser Sözleşmesinden
Dönmesi, s. 158.
454
BORÇLUNUN SORUMLU OLDUĞU iFA IMKANSIZLIĞI
sadece tazminat isteyecek şekilde düzenlemiş olamaz. Öte yandan, borç-
lunun edimi kusuruyla imkansızlaştuması üzerine alacaklıya sözleşmeden
dönme ödevi yüklemeden borç ilişkisinin sona ermesini ve tazminat borcu
doğmasını, kabul etmek adalete daha uygundur3
81
•
1486. d) İfa imkansızlığının borç ilişkisine etkisi açıklanırken, kusur-
lu imkansızlık-kusursuz imkansızlık ayrımı yapılması adet olmuşsa da,
aslında önemli olan, borçlunun kusuru bulunup bulunmaması değil, onun
imkansızlıktan sorumlu olup olmamasıdn.1
82
. Zira bazı hallerde borçlu kusu-
ru olduğu halde imkansızlıktan sorumlu değildir ve imkansızlığın sonuç-
lan TBK. m. 136'ya tabidir. Buna karşılık, bazı hallerde, borçlu kusuru
bulunmasa da imkansızlıktan sorumludur ve yukarıda kusurlu imkansızlık
hakkında açıklanan esaslara tabi olur. Borçlunun imkansızlıktan hangi hal-
lerde sorumlu olacağı biraz uyarıda incelenmiştir
383
. Şuna işaret edelim ki,
sorumluluk kural olarak kusur esasına bağlıdır ve bu sebepledir ki borçlunun
sorumlu olduğu imkansızlığın borç ilişkisine etkisi incelenirken, normal
sorumluluk hali gözönüne alınarak kusurlu imkansızlıktan bahsedilmektedir.
1487. e) İfa imkansızlığının, borç ilişkisine etki yapması konusunda
yukarıda yapılan açıklama aslolarak edimin bütünü için devamlılık gösteren
imkansızlığı gözönünde tutmaktadır
384
.
1488. Şayet imkansızlık geçici nitelikte ise, prensip olarak bu imkansızlık
borcun sona ermesine yol açmaz. Sadece ifanın gecikmesine sebep olur.
Fakat ifa ancak belirli bir zamanda yapılabilecekse veya ifa zamanı alacaklı
için önem taşıyorsa, o zaman için meydana gelecek imkansızlık, ileride
ortadan kalkacak da olsa, kesin(kalıcı) imkansızlık olarak borcu sona erdirir.
Keza, geçici bir imkansızlığın ne kadar süreceğinin önceden bilinemediği
hallerde de, kesin imkansızlık hükümlerinin uygulanacağı ve borcun sona
381 Özellik1e yapma borçlarında borçlunun işi yapmayacağını bildirmesi üzerine aynca
sözleşmeden dönmeye gerek duymayan alacaklının başkasıyla anlaşmasından sonra,
ilk borçlunun vadede ifa teklifiyle çıkagelmesi halinde; TBK. m. 112 kapsamına giren
durumlarda da borç ilişkisinin sözleşmeden dönme ile sona ereceğini savunan görüşün
isabetsizliği daha iyi görülür. Örnek için bak. s. 456,457.
382 Dural, Borçlunun Sorumlu Olmadığı Sonraki İmkansızlık, s. 109 vd.
383 Bak. s. 386, 414.
384 von Tuhr/Escher, § 68,1, 96; Becker, Art. 97, N. 11; Keller/Schöbi, s. 245; Barth,
Schadenersatz bei Nachtraglicher Unmöglichkeit der Erfüllung, s. 21 vd.; Tandoğan,
Mes'uliyet Hukuku, ş. 395; Dural, Borçlunun Sorumlu Olmadığı Sonraki İmkansızlık,
s. 7 vd.; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/AJtop, s. 904 vd.; Eren, Borçlar Hukuku, s.
1036 vd.; Bucher, E., s. 418; Serozan, Sözleşmeden Dönme, s. 277.
455
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
ermiş sayılacağı kabul edilmektedir
385
. Bununla birlikte, şayet imkansızlık
ortadan kalkıncaya kadar alacaklı imkansızlık hükümlerine dayanmamış ise,
imkansızlık ortadan kalktıktan sonra borç ilişkisinin normal hükümlerini
icra edeceğini kabul etmek uygun olur3
86
. Örneğin, satışı yasak edilen malın
satışının serbest bırakılması, satıcının çaldırdığı malı bulması v.b. hallerin-
de şayet arada imkansızlığa dayanılarak borçlu tazminata mahkum edilmiş
değilse, alacaklı ifayı talep, borçlu da ifayı arz edebilir.
1489. Kısmf imkansızlığa gelince'
87
, prensip itibariyle alacaklı kısmı
ifayı kabule mecbur olmadığı için (TBK. m. 84), borcun bütününün ifası
mümkün olmadığı gerekçesiyle, imkansızlık hükümlerinin uygulanmasını
isteyebilir. Fakat alacaklı bölünebilen edimin mümkün olan kısmı ifasını
kabul edeceğini beyan ederek, kısmı ifa ile birlikte, imkansızlaşan kısım
için borcun gereği gibi ifa edilmemiş olması sebebiyle tazminat isteyebi-
lir. Şayet alacaklı, alacağının bir kısmını aldıktan sona geri kalan kısım
imkansızlaşmışsa, ancak o kısım için tazminat isteyebilir. Şayet önceden
aldığı kısım, geri kalan ifa edilmediği için alacaklı için değer taşımıyorsa,
tazminatın hesabında bu durum göz önüne alınacaktır. Bu takdirde ifa edilen
kısmın iadesi ile, edimin tamamı için tazminata karar verilmesi mümkündür.
1490. Karşılıklı sözleşmelerde, bir tarafın borcunun ifası kısmen
imkansızlaşınca, şayet bu imkansızlık bütünün imkansızlığı olarak naza-
ra alınıyorsa biraz önce açıkladığımız esaslar uygulanır. Şayet kısmen ifa
dolayısıyla borç gereği gibi ifa edilmediği için tazminat isteniyorsa, alacaklı
kendi karşı edimini ifa zorundadır.
1491. Kısmı ifa imkansızlığının kusursuz olması durumunda ise, TBK
m.137 hükmü Eski BK'da olmayan yeni ve ayrıntılı bir düzenleme getirmiş-
tir. Bunu ileride borçların son ermesi kısmında ele alacağız.
385 JdT 1943 I 201; von Tuhr/Escher, s. 96, 97; Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku, s. 398;
GÜNDOĞDU, s. 105, 110.
386 von Tuhr/Escher, § 68, I, s. 97, Not. 28; Buna karşılık, imkansızlık ortadan kalktıktan
sonra-özellikle aradan geçen zaman bakımından- artık ifanın borçlu tarafından teklifi
veya alacaklı tarafından talep edilmesi dürüstlük kuralı ile bağdaşmıyorsa, gene borç
ilişkisinin sona erdiği kabul edilmelidir. Örnek olarak: İmar mevzuatındaki değişiklik
sonucu imkansızlaşan bina inşaası taahhüdü, müteahhit işle ilişkisini kestikten ve iş
sahibi de arsası üzerinde başka bir projeyi uygulamaya koyduktan sonra imar mev-
zuatının gene değişip işin mümkün olmasına rağmen, imkansızlık hükümlerine tabi
olmalıdır. Bak. Öz, İş Sahibinin Eser Sözleşmesinden Dönmesi, s. 165, Sözleşmenin
feshinden kaynaklanan benzer bir durum için bak. aynı eser s. 142.
387 Ayrıntılı bilgi için bak. Barth, Schadenersatz bei nachtraglicher Unmöglichkeit der
Erflillung, s. 44 vd.; Dural, Borçlunun Sorumlu Olmadığı Sonraki imkansızlık, s. 44
vd.; GÜNDOĞDU, s. 113 vd.
456
BORÇLUNUN SORUMLU OLDUĞU İFA İMKANSIZLIĞI
1492. Nihayet belirtelim ki, sürekli edim içeren borç ilişkilerinde
388
sürekli edimin ifası başladıktan bir süre sonra imkansızlaşması üzerine, yeri-
ne getirilmiş edim kısmının ve karşı edimin buna ilişkin kısmının etkilen-
mesi söz konusu olmaz. İmkansızlıktan sonrası için karşılıklı edim yükümü
sona erer ve borçlu kusurluysa tazminat buna göre hesaplanır.
3- İfa imkansızlığından borçlunun sorumlu olduğu haller
1493. İfa imkansızlığından borçlunun sorumluluğu kural olarak kusu-
runa bağlıdır. Fakat, kanun borçlu aleyhine bir kusur karinesi kabul etmiştir.
Ancak borçlu kusursuzluğunu ispat ederek karineyi çürütürse, sorumluluk
için gerekli kusur şartının bulunmadığı ve imkansızlıktan borçlunun sorumlu
olmadığı anlaşılır3
89
. Gerçekten TBK. m. 112, "Borç hiç veya gereği gibi ifa
edilmezse borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedik-
çe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür" demektedir.
1494. Böylece, alacaklının borçlunun kusurunu ispat ile değil, tam aksi-
ne sorumluluktan kurtulması için kusurlu bulunmadığını borçlunun ispatla
yükümlü tutulması, ispat imkanlarının alacaklıya göre borçlu için daha kolay
olması fikriyle açıklanabilir3
90
. Zira normal olarak imkansızlık borçlunun
hakimiyet alanında gerçekleşir ve çok zaman alacaklı, bu imkansızlığın
borçlunun kusuruna dayanıp dayanmadığını bilecek durumda dahi değildir.
Örneğin, terziye bırakılan kumaş, dükkanda çıkan bir yangında yanmışsa,
yangının neden ileri geldiğini, terzinin kusuru bulunup bulunmadığını ala-
caklı bilemez.
1495. Kanun, kusursuzluğunu ispat yükümünü borçluya yüklemiş
olduğu için, borçlu aslında kusurlu olmamakla beraber, kusursuzluğunu ispat
edemediği takdirde, yine de imkansızlıktan sorumlu olacaktır.
1496. Diğer taraftan prensip kusura dayanan sorumluluk ise de bazı hal-
lerde borçlu, kusuru bulunmamasına ve bunu ispat edecek durumda olmasına
388 Bak. s. 12, 188, 189.
389 von Tuhr/Escher, § 69, I, s. 114; Becker, Art. 97, N. 57; Oser/Schönenberger, Art.
97, N. 14; Keller/Schöbi, s. 234; Bucher, E., s. 346; Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku,
s. 417; Eren, Borçlar Hukuku, s. 1059; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 874;
Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme,§ 16, N. 1 vd.
390 von Tuhr/Escher, § 69, V, s. 117; Becker, Art. 97, N. 96 vd.; Oser/Schönenberger,
Art. 97, N. 15; Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku, s. 422; Tunçomağ, Borçlar Hukuku
Genel Hükümler, s. 815; Eren, Borçlar Hukuku, s. 1065.
457
BORÇL-R H 1'.UKU GENEL HÜKÜMLER
Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
rağmen. imkansızlıktan sorumlu tutulmuştur. Buna karşılık borçlunun kusur-
lu bulunmasına rağmen imkansızlıktan sorumlu olmadığı haller de vardır
191
•
1497. Kusur ve buna bağlı sorunlar, borçlunun kusursuzluğunu nasıl
ispat edebileceği, kusur ilkesinin istisnaları, borcun ifa edilmemesinin sonuç-
lan incelenirken açıklanmıştır
192
.
il-İFADA GECİKME VE BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ
393
1- Gecikmenin temerrüt veya imkansızlık yaratması
1498. İfası müml.'Ün ve muaccel bir borcu zamanında ifa etmeyen
borçlu, ifada gecikmiş durumdadır. Bu gecikme bazı şartların gerçekleşmesi
halinde borçlu temerrüdü olarak nitelendirilir. Şu halde borçlu temerrüdü,
borçlunun ifada nitelikli bir gecikmesidir.
1499. Buna karşılık ifa zamanının geçmiş olması, bazen bundan sonra
borcun ifası imkanını da ortadan kaldırabilir. Bir arttırmaya katılına, bir top-
lantıda konferans verme borçlarında olduğu gibi
394
. Bu takdirde, ifada gecik-
me artık borçlu temerrüdüne yol açmaz; bir ifa imkansızlığı söz konusu olur.
Gerçekten evvelce işaret ettiğimiz gibi, şayet bir borç için tayin edilen ifa
zamanı, borcun ifasının gerçekleştirilebileceği yegane zaman parçasını ifade
ediyorsa
395
, bu zamanın geçirilmesi halinde borcun ifası imkansızlaşmış
olur. Bu halde temerrüt hfil.'iimleri değil, imkansızlık hükümleri
396
uygulanır
ve imkansızlıktan borçlunun sorumlu olup olmamasına göre uygulanacak
hükümler tayin edilir. Örneğin bir toplantıda konferans verme borcunu
yüklenen kimse, borcunu ancak o toplantı sırasında ifa edebilir; bu zamanı
kaçırırsa, borcun ifası imkansızlaşmış olur.
1500. Bu bakımdan, borcun ifasındaki her gecikme, borçlu temerrü-
dü oluşturmaz. Her şeyden önce, gecikmiş ifanın mümkün olması gerekir.
İfanın mümkün olduğu hallerde de gecikmenin temerrüt niteliğini taşıması
için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir.
391 Bak. s. 420 vd.
392 Bak. s. 414 vd.
393 Akkanat, H., İfada Gecikme ve Borçlu Temerrüdü, Prof. Dr. Kemal Oğuzman' ın Anı-
sına Armağan, İstanbul 2000, s. 1 vd.
394 Bak. s. 320.
395 Bak. s. 320.
396 Bak. s. 455 vd.
458
İFADA GECİKME VE BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ
2- Borçlu ten1errüdünün şartları
1501. Borçlar Kanununun 117. maddesi borçlu temerrüdünün şartlarını
şöyle ifade ediyor:
1502. "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüde
düşer (f. l). Borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş veya sözleşmede
saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirim-
de bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin
işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte
borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyi niyetli
olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır (f.2)".
1503. Böylece Kanun, temerrüt için "borcun muaccel olması" ve "bil-
dirim (ihtar)" olmak üzere iki şart aramış gözükmektedir. Fakat şimdiye
kadar yapılan açıklama gözönünde tutulursa, buna borcun ifasının mümkün
olması şartını eklemek, bir de alacaklının ifayı kabule hazır olması şartına
yer vermek gerekir. Nihayet, kanunun temerrüt için borçlunun kusurundan
bahsetmemesine rağmen, kusurun temürrüdün bir şartı sayılıp sayılmayacağı
konusu üzerinde de durulması uygun olur.
a) Borcun muaccel olmasına rağmen ifa edilmemesi
1504. Borcun ifasında bir gecikmeden bahsedilebilmesi için, ifa zama-
nının gelmiş olmasının zorunlu olduğu kendiliğinden anlaşılır. Bu açıdan
ifa zamanı, alacaklının borcun ifasını talep yetkisine sahip olacağı zamanı
397
ifade eder
398
.
1505. Ancak, borç muaccel olmasına rağmen, borçlu, alacaklının ifa
talebine karşı bir defi hakkına sahip bulunduğu takdirde borçlunun bu def'i
kullanması temerrüde engel olur. Örneğin, muaccel borç zamanaşımına
uğramışsa borçlunun zamanaşımı def'ini ileri sürmesi veya karşılıklı bir
sözleşme söz konusu ise borçlunun ödemezlik def'ini kullanması temerrüde
engel olur
399
. Fakat def'i kullanılmadıkça sadece varlığı temerrüde engel
olmaz400. Fakat kullanılan defi, kullanıldığı tarihten değil, defi hakkının
şartlarının gerçekleştiği andan itibaren hüküm ifade eder4°
1
. Örneğin, borçlu
397 Bak. s. 320.
398 Yoksa borçlunun ifayı teklif etmeye hakkı olduğu zamanı değil. Bak. s. 320.
399 Bucber, E., s. 356; von Tuhr/Escher, § 57, I, s. 136.
400 Aksi sonuç def'i kavramına ters düşer. Bununla birlikte, farklı görüşler için bak. s.
356, Not 336.
401 Bak. s. 356 vd.
459
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
temerrüde düşeceği anda borcu zamanaşımına uğramış idiyse veya temer-
rüde düşeceği anda ödemezlik definin şartları gerçekleşmişse, bu def'ileri
daha sonra kullanmış olsa bile, temeırudü baştan itibaren bertaraf etmiş olur.
1506. Borç muaccel olmasına rağmen henüz ifa edilmeıniş bulunmalı-
dır. Bölünebilir edimlerde edimin bir kısmının ifa edilmiş olması, henüz ifa
edilmemiş kısım için borçluyu temerrüde düşürmeye ve bu kısım hakkında
temerrüt hükümlerine başvuımaya engel oluşturmaz
402
. Borçlunun ayıplı
ifa teklifini reddeden alacaklının da onu temerrüde düşürmesi mümkündür.
Yeter ki özel bir kanun hükmü veya dürüstlük kuralı ayıplı ifayı kabul zorun-
luluğu getirmesin
403
•
b) Alacaklının İhtarı
aa- Prensip
1507. Kanun borçlunun temerrüde düşmüş sayılması için, borcun
muaccel olmasını yeterli bulmamakta ve kural olarak alacaklının, borcu
muaccel olan borçluya borcu ödemesini ihtar etmesini aramaktadJ.t404.
Kanunun ifadesinden anlaşıldığı üzere, ihtarın borcun muaccel olmasından
sonra yapılması gerekif40
5
.
1508. İhtar, alacaklının borçluya borcunu ifa etmesi hususunda yönelt-
tiği bir irade beyanıdır. Bu beyan hüküm ifade ettiği anda
406
borçluyu
temerrüde düşürür. Borcun ifasını isteyen beyanının temerrüdü sağlaması
için, alacaklının bu beyanda bulunurken borçluyu temerrüde düşürmek iste-
mesine ve beyanı bu maksatla yapmış olmasına gerek bulunmadığı; beyanı-
nın temerrüde yol açacağını düşünmüş olup olmamasının önem taşımadığı
402 Bak. s. 545 vd.
403 Bak. s. 363, not 367.
404 Yarg. HGK 4.11.1987 1-427/819 (Uygur, cilt il, s. 300-301)
405 von Tuhr/Escher, § 72. il, s. 136; Oser/Schönenberger, Art. 102, N. 7; Bucher, E.,
s. 356; Keller/Schöbi, s. 266; Tunçomağ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s. 906;
Eren, Borçlar Hukuku, s. 1093.
Muacceliyetten önce, "ilk uygun zamanda ifada bulunmazsanız aynca ihtara gerek
olmadan temerrüde düşeceksiniz" anlamında bir beyan, ifanın istenebileceği uygun
zaman gelince ihtarda bulunma gereğini ortadan kaldırmaz (Buna karşılık, ihtarın mu-
acceliyetten önce de yapılabileceği görüşü için bak: Bucher, E., s. 357; BGE 103 il
104). Ancak, her iki tarafın önceden anlaşarak ifa için ilk uygun zamanda ihtara gerek
olmadan temerrüt sonuçlarının doğacağını kararlaştırmaları geçerli sayılmalıdır.
406 Beyanın hüküm ifade ettiği an için bak. s. 475.
460
İFADA GECİKME VE BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ
öğretide ifade edihnektedir
07
. Bu sebepledir ki ihtarın bir hukuki işlem
değil. hukuki işlem benzeri bir fiil
408
olduğu söylenir4°
9
. Böylece, alacaklı
ihtarı ne niyetle yapmış olursa olsun, kanun bu beyana hukuki sonuç olarak
borçlunun temerrüdünü bağlamıştır.
1509. Fakat bu söylediklerimizden, alacaklının borçla ilgili herhangi bir
beyanının mutlaka ihtar niteliği taşıyacağı gibi bir anlam çıkarılmamalıdır.
Zira alacaklının, ancak borcun ifasını isteyen beyanı ihtar niteliği taşır4
10
•
1510. Örneğin, borcun ifası için dava açılmasında, dava açma, ihtar
niteliğindedir
11
. Zira alacaklının borcun ifasını isteyen bir beyanı vardır.
Alacaklı dava açmakla borçluyu temerrüde düşürmeyi düşünmüş olmasa
bile, davanın açılması ihtar niteliğindedir. Buna karşılık alacaklının alaca-
ğını tespit ettirmek için tespit davası açması, ifa talebi bulunmadığı için,
ihtar niteliği taşımaz
412
. Alacaklının borçluya fatura göndermesi ihtar sayıl-
mamakta, fakat faturanın ödenmiştir kaydını taşıması halinde ihtar teşkil
edeceği kabul edilmektedir4
13
.
1511. Bir ifa talebi ancak borca uygun olduğu takdirde ihtar teşkil eder.
Şu kadar ki, miktar itibariyle borçtan az miktarı talep o kısım için hüküm
ifade eder. Borçtan fazlasına ait talep borcun hakiki miktarı için hüküm ifade
407 von Tuhr/Peter, § 23; I, 1, b; s. 174, 175, von Tuhr/Escher, § 72, il not 11'e ilişkin
metin. Aynca bak. JdT 1978 I 69. Bazı yazarlara göre ise bir yenilik doğuran hakkın
kullanılması söz konusudur: Bak Huillier, La noation du droit formateur en droit prive
suisse Geneve 1947, s. 173.
408 Huku.ki işlem benzeri fiillere, ehliyet, temsil, hüküm ifade etme hususunda kıyasen
hukuki işlşernlere ait esaslar uygulanır. Bak. von Tuhr/Escher, § 72, il, s. 136; Teki-
nay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 914; Eren, Borçlar Hukuku, s. 1093, 1094; Oğuz-
man, Temel Kavramlar, 6. bası, s. 118-119.
409 von Tuhr/Escher, §72, 11, s. 136; Keller/Scböbi, s. 266; Tunçomağ, Borçlar Hukuku
Genel Hükümler, s. 906; Eren, Borçlar Hukuku, s. 1093; Tekinay/Akman/Burcuoğ-
lu/Altop, s. 914; Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme,§ 17, N. 4.
410 von Tubr/Escher, § 72, il, s. 136. İhtarın hangi borç için yapıldığını borçlu anlama-
makta haklı ise, borçlanılan edimden farklı bir şey istenmiş yahut ifa yeri haksız olarak
değiştirilmek istenmişse; ihtarın sonuç doğurmayacağı kabul edilmektedir: Bucher,
E., s. 357; Eren, Borçlar Hukuku, s. 1094; BGE 46 il 85.
411 Bucher, s. 357; von Tuhr/Escher, § 72, il, s. 137.
Alman Hukukunda BGB § 286 ise ifa davası açılmasının veya icra dairesine başvurul-
masının ihtar sayılacağını açık hükme bağlamıştır.
412 von Tuhr/Escher, § 72, il, s. 137; Bucher, E., s. 357.
413 Bu ve diğer haller için bak. von Tuhr/Escher, § 72, il, s. 136, Tandoğan, Mes'uliyet
Hukuku, s. 471-472.
461
1
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
1
eder. Yeter ki alacaklı bu miktarı kabule hazır olsun
414
•
1512. Öğretide kabul edildiği üzere ihtarın geçerliliği bir şekle tabi
değildi.r4
15
• Borcun şekle bağlı bir hukuki işlemden doğmuş olup olmaması
bu hususta bir fark yaratmaz
416
• Fakat bir tacirin diğer bir taciri temerrüde
düşürebilmesi için ihtarın TIK. m. 18/b.3 uyarınca "Tacirler arasında, diğer
tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin
ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya
güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapı-
lır". Bu şeklin gerektiği hallerde şekil, ihtar için muteberlik şartıdır4
17
•
1513. İhtarın ispatının da bir şekle bağlı olmadığı zira ihtar hukuki
işlem olmadığı için HMK. m. 200'e tabi bulunmadığı ifade edilmektedi.r4
18
.
1514. İhtarın uygun bir yer ve zamanda yapılması gerektiği ifade edil-
mektedi.r4
19
. Bu, dürüstlük kuralı (MK. m. 2) icabıdır. Fakat ihtar, uygun
olmayan yer veya zamanda, örneğin iş saatleri dışında bir aile toplantısında
yapıldığı takdirde, hükümsüz olmaz; olsa olsa dürüstlük kuralına göre yapı-
labileceği ilk andan itibaren hüküm ifade eder4
20
.
1515. İhtar, alacaklı veya yetkili temsilcisi tarafından yapılmalıdır.
Temsilcinin ihtar için özel yetki sahibi olması gerekmez; genel temsil yetkisi
de yeterlidir. İhtarın geçerliliği için, ihtarı yapanın ayırt etme gücüne sahip
olması aranır; fakat tam ehliyetli olması şart değildir.
1516. İhtar, borçluya veya ihtarı kabule (ahza) yetkili temsilcisine,
şayet borçlu ehliyetsiz ise kanuni temsilcisine yapılmalıdır. İhtarın muhataba
ulaşmakla (vusulle) hükmünü doğuracağı ifade edilmektedi.r4
21
. Amacı ve
414 Eğer alacaklı borç miktarından fazla şey talep ederken borç miktarını kabul etmeye-
ceğini bildirmiş sayılabiliyorsa, ihtar geçersiz olacaktır: BGE 46 II 85; Bucher, E., s.
357.
415 von Tuhr/Escher, § 72, II, s. 136; Bucher, E., s. 357; Eren, Borçlar Huk."1.Ik.'ll, s. 1095;
Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 914. Aynca bak. Yarg. 3. HD. 15.4.1980,
227/2362 (YKD. 1980/10 s. 1339).
416 Borçlar Kanununun 13. maddesi ile ilgili durum da söz konusu değildir. Zira ihtarın
tek taraflı olarak dahi sözleşmeyi değiştiren bir etkisi yoktur.
417 Yarg. 11. HD. 11.5.1982, 1719/2236 (Uygur, Cilt II, s. 283). Aynca sigorta primi
borcu bakımından da TIK. m. 1297'de özel hüküm vardır.
418 Postacıoğlu, İ., Şehadetle İspat Memnuniyeti ve Hudutları, İstanbul 1964, s. 43.
419 Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku, s. 473-474.
420 von Tuhr/Escher, § 72, II, s. 138; aksi fi.kirde Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku, s. 474.
421 von Tuhr/Escher, § 72 II, s. 137, 138; Bucher, E., s. 358; Eren, Borçlar Hukuku. s.
1094, Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku, s. 474.
462
İFADA GECİKME VE BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ
işlevi göz önünde tutulursa, ihtarın öğrenme (ıttıla) ile hüküm ifade edeceği
söylenebilir4
22
. Şayet kusuru yüzünden veya kendi hukuki alanını ilgilendiren
bir sebeple beyan borçlunun bilgisine sunulamıyorsa, alacaklının, borçlunun
öğrenebilmesi için gerekli önlemi alması ile
423
de ihtar hüküm ifade eder.
1517. İhtarda bir süre tanınmış ise, sürenin sonunda
424
ihtar bir şarta
bağlanmışsa şartın gerçekleşmesi üzerine, borçlu temerrüde düşer. Gerçi
şartla ihtar yapılması ancak borçlunun şartın gerçekleştiğini bilmesinin
mümkün olması halinde ve bu andan itibaren hüküm ifade eder4
25
•
bb- İhtara gerek bulunmayan haller
1518. Prensip olarak, borçlunun temerrüde düşmesi için alacaklının
ihtarını şart kılan TBK. m. 117, bu prensibin dışında kalan ve ihtara gerek
bulunmayan halleri ikinci fıkrada belirtmiştir. Şöyle ki:
1519. aaa- Borcun ifa edileceği gün tarafların anlaşması ile belir-
lenmişse ihtara gerek yoktur. Bu hususta Roma Hukukundan gelen Dies
inteıpellat pro hamine, tarih insan yerine ihtar eder esası uygulanır. Vade
15 Nisan 1987 Çarşamba tarzında belirli bir tarih olarak kararlaştırılmış
olduğu zaman söz konusu esas uygulanacağı
426
ve vadede borç ifa edilmiş
olmadığı takdirde, bu günün sona ermesi ile bir ihtara gerek olmadan borçlu
temerrüde düşmüş olacağı gibi, vadenin takvime göre bir tarih olarak değil
de, borçlunun kesin şekilde hesap edebileceği bir gün olarak kararlaştırıldığı,
örneğin sözleşmenin imzasından sonra onuncu günde borcun ifa edileceğinin
kararlaştırıldığı hallerde de uygulanır4
27
. Şayet ifanın belirli bir süre içinde
yapılması kararlaştırılmışsa, sürenin sonuncu günü dahi borç ifa edilmiş
422 Bu hususta bak. s. 75 not. 106.
423 Borçlunun adresinin bilinmemesi halinde alacaklı Tebligat Kanunu m. 28 vd. hüküm-
leri uyarınca ilan yolu ile ihtar yapmış ise ihtar ilan tarihinde hüküm ifade eder.
424 Bu süre, karşılıklı edimleri içeren (synallagmatique) sözleşmelerde TBK. m. 125'deki
seçimlik haklan kullanabilmek için TBK m. 123 uyarınca verilen süre ile (bak. s. 517
vd.) kanştınlmamalıdır. Fakat ihtarda tanınan sürenin TBK. m. 123 anlamında veril-
miş bir süre olarak yorumlanması da mümkündür. Bak. JdT 1978 I 69. Bu takdirde
borçlu ihtar anında temerrüde düşer, sürenin dolması ise gecikme tazminatı isteme
dışındaki seçimlik haklara başvurma olanağı verir.
425 Karş. von Tuhr/Escher, § 72, II, s. 137; Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku, s. 473.
426 Eski BGB § 284/11, sadece bu hali öngörmüş iken, yeni BGB § 286/b. 2 hükmünde
borçlu temerrüdünde ihtara gerek olmayan haller için ayrıntılı bir düzenleme getiril-
miştir.
427 von Tuhr/Escher, § 72, III, s. 138; Bucher, E., s. 358; Keller/Schöbi, s. 266.
463
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
değilse, ihtara gerek bulunmaksızın borçlu temerrüde düşer. Örneğin, ifanın
2012 Mayıs ayı içinde, Mart'ın ilk haftasında, sözleşmenin imzasından 20
gün içinde yapılacağı kararlaştırılmışsa, sürenin sonuncu günü dahi borç ifa
edilmiş olmazsa, borçlu ihtara gerek kalmadan temerrüde düşmüş olur4
28
.
Buna karşılık belirli olmayan (yaklaşık) bir vade kararlaştırılmışsa, örneğin
bir borcun bağ bozumu başlangıcında ifa edilmesi kararlaştırılmışsa, vade
belirli olmadığı için bu hal TBK. m. 117/f. 2' deki istisnanın kapsamına
girmez. Her ne kadar Borçlar Kanunumuzun 117. maddesinin 2. fıkrasın-
da ve İsviçre Borçlar Kanununun bu maddeyi karşılayan 102. maddesinin
Fransızca metninde, ihtar aranmaması için, taraflarca kararlaştırılan vadenin
belirli olması gerektiği yeteri kadar açıklanmış değilse de, Almanca metin
bunu daha iyi ifade etmiş bulunmakta ve tereddüt etmeden belirli olma şar-
tını aramaktadır4
29
•
1520. Diğer taraftan kanunda açıkça ifade edildiği üzere, ancak taraf-
larca kararlaştırılan vade, temerrüt için ihtara gerek bırakmaz. Şayet vade
taraflarca kararlaştırılmış olmayıp da, kanunen belirlenmiş ise, borçlunun
temerrüde düşmesi için kanımızca ihtar şarttır4
30
. Bütün bunlardan anlaşı-
lacağı üzere, temerrüt ihtarı daha çok, herhangi bir vade bulunmadığı için
TBK. m. 90 uyarınca derhal muaccel olan borçlarda
431
borçluyu temerrüde
düşürmek için gerekli olacaktır.
1521. bbb- Vade tayin edilmiş olmayıp, tarafların anlaşması bunun
bir muacceliyet bildirimi ile belirlenmesi hakkını taraflardan birine vermiş
ise, muacceliyet bildirimi ile belirlenen vadede borcunu ifa etmeyen borçlu,
ihtara lüzum bulunmaksızın temerrüde düşer.
1522. Muacceliyet bildiriminin, tarafların anlaşmasına değil, kanunun
tanıdığı hakka
432
dayanarak yapıldığı hallerin TBK. m. 117/f. 2'deki istis-
nanın kapsamına girmeyeceği görüşü hükmün metnine daha uygun bulun-
maktadır. Ancak baskın görüş bu durumlarda da ihtara gerek kalmayacağı
yolundadır4
33
.
428 Yarg. 15. HD. 28.11.1977, 1985/2134 (YKD. 1978/4 s. 607).
429 von Tuhr/Escher, § 72, m, s. 138; Bucher, E., s. 358; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/
Altop, s. 916,917; Eren, Borçlar Hukuku, s. 1095; Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız
2.enginleşme, § 17, N. 4.
430 Aynca bak. Yarg. HGK. 8.1.1964, 3-34/12 (ABD. 1964, s. 162) Yarg. HGK.4.11.1987,
9-427/819 (Uygur, C. il, s. 280).
431 Bak. s. 323 vd.
432 Bak. s. 327.
433 Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 918; Tunçomağ, Borçlar Hukuku Genel Hü-
kümler, s. 910; Eren, Borçlar Hukuku, s. 1096; Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku, s. 477.
464
İFADA GECİKME VE BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ
1523. ece- Sözleşme dışı doğan borçlardan haksız fiilden doğan zararı
tazmin borcu ve sebepsiz zenginleşmede zenginleşmenin iadesi borcu için
TBK m. 117/f.2'de özel bir temerrüt düzenlemesi getirilmiştir. Eski Borçlar
kanununda bulunmayan bu düzenlemeye göre: Haksız fiil işlendiğinde taz-
minat borcu doğar doğmaz muaccel olduğu gibi aynı anda fail temerrüde de
düşmüş sayılacaktır. Bu hüküm yokken de dürüstlük kuralı, ile aynı sonuç
kabul edilmekte idi
434
•
435
•
436
. Belirtelim ki, sözleşmeden doğan bir borcu ihlal
ebebiyle doğan tazminat borçlarında da, TBK m. 114/f. 2 (Eski BK m. 98/f.
2) hükmünden de yararlanılarak, aynı sonuç benimsenmeli burada da tazmi-
nat borcuna doğar doğmaz temerrüt faizi yürütülmelidir.
1524. Sebepsiz zenginleşmeden doğan borçlarda ise bir ayırım yapıl-
nuş, şayet sebepsiz zenginleşen iyi niyetli ise iade borcunda ancak ihtarla
temerrüde düşeceği belirtilirken; şayet iyi niyetli değil ise, haksız fiildekine
benzer şekilde, zenginleşmenin gerçekleştiği anda ihtarsız temerrüde düşe-
ceği düzenlenmiştir. Şayet iade borçlusu zenginleşmesinden daha sonra kötü
niyetli hfile gelmişse, bu andan itibaren ihtarsız temerrüde düştüğü kabul
edilmelidir.
1525. ddd- Borçlar Kanununun 117. maddesinin 2. fıkrasında açıklan-
mış olmamakla beraber, ihtar yapılmasının dürüstlük kuralına göre beklen-
meyeceği hallerde de borçlunun ihtara gerek kalmadan temerrüde düşeceği
kabul edilmektedir4
37
. Örneğin, borcun ifa edilmesi gereken zamanı alacaklı
değil, borçlu bilmek zorunda ise, zamanında borcu ifa etmeyen böyle bir
borçlu, ihtara lüzum kalmadan temerrüde düşer. Keza borcunu ifa etmeyece-
ğini açıkça beyan eden borçluya ihtar yapılmasının faydasız olduğu anlaşılan
durumlarda ihtar yapılmasını aramak gereksizdir4
38
.
434 Yarg. 4. HD. 13.3.1980, 1330/3257 (Uygur, Ciltli, s. 303).
435 Hırsız her zaman mütemerrittir ve çaldığı eşyanın kaza sonucu telef o!rna�ı halinde
sorumludur; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 918,919; Serozan, ifa, Ifa Engel-
leri, Haksız Zenginleşme,§ 17, N. 4. Karş. von Tuhr/Escher, § 72, IV, 2, s. 140, 141.
436 Buna karşılık, belirtelim ki, ister haksız fiil ister borca aykırılık sonucu olsun para şek-
linde doğacak tazminat borçlarında eğer zararın miktarı mahkemece hüküm tarihi �s�s
alınarak saptanır ise, aynca karara kadar temerrüt faizi işlemesi doğru görülmeyebılır.
Bak. s. 444, Oğuzman/Öz, Borçlar Hukuku, C. II. 83.
437 Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 918; Eren, Borçlar Hukuku, s. 1097; von
Tuhr/Escher, § 72, II, s. 138; BGE 97 II 64; Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku, s. 477.
438 JdT 1972 I 94; Aynca bak. Not 432'de belirtilenler.
Ancak, yapma borcunun ifa edilmeyeceği hususundaki kesin beyanın kural olarak
imkansızlık yaratacağı görüşünde olduğumuzdan (bak. s. 407 vd.), bu takdirde borç-
lu esasen temerrüt hükümlerine tabi olamayacağı için, ihtara gerek yoktur. Şu halde,
görüşümüz çerçevesinde, bir iş görme gerektiren edimlerde ihtara gerek kalmadan
465
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
1525a. eee- 6102 Sayılı TTK m. 1530/f.2 ila 8 hükümleri, mal ve hiz-
met tedarikine ilişkin ticari işletmeler arasındaki sözleşmelerdeki para borç-
lan bakımından özel ihtarsız temerrüt halleri düzenlemiştir4
39
. Bu Kanunun
yürürlüğe girdiği 1.7.2012 tarihinden itibaren bu hükümler uygulanacaktır.
Zaman itibanyla uygulamada, vade veya fatura tarihleri değil, vadesi belirle-
necek edim borcunun kaynaklandığı sözleşmenin yapılma tarihi esas alınma-
lıdır. Düzenlemedeki "mal" ifadesinin alıntılanan Avrupa Birliği Yönergesi
paralelinde taşınır malları kastettiği ve taşınmazları konu alan sözleşmelerin
bu düzenleme kapsamına girmemesi gerektiği savunulınaktadır44°.
1525b. Söz konusu düzenlemeye göre bu tür sözleşmelerdeki para
borçlarında, taraflarca vade kararlaştırılmamış olsa bile, otuz (30) günlük bir
sürenin geçmesi ile borçlu ihtarsız temerrüde düşecektir. Otuz günlük süre;
- faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasın-
dan itibaren; faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınına tarihi
belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasından itibaren;
- borçlu faturayı veya eş değer ödeme talebini mal veya hizmetin tesli-
minden önce almışsa mal veya hizmetin tesliminden itibaren;
- kanunda veya sözleşmede mal veya hizmetin kabul veya gözden
geçirme usulünün öngörüldüğü hallerde, borçlu faturayı veya eşdeğer
ödeme talebini kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihte
veya bu tarihten daha önce almışsa, bu tarihten itibaren;
- kabul veya gözden geçirme için sözleşmede öngörülen süre mal veya
hizmetin alınmasından itibaren otuz günü aşıyor ve bu durum ala-
dürüstlük kuralı gereği temerrüdün gerçekleşmesi, sadece, borçlunun kesinlikle ifa
etmeme bildiriminde bulunmadığı fakat tutumundan ihtarın bir işe yaramayacağının
anlaşıldığı istisnaı durumlarda söz konusu olacaktır. Örnek için bak. Öz, İş Sahibinin
Eser Sözleşmesinden Dönmesi, s. 174. Verme borçlarında ise, görüşümüz, çerçevesin-
de dahi, kesinlikle ifa etmeme beyanı imkansızlık yaratmayıp, sadece dürüstlük kuralı
uyarınca ihtara gerek olmadan temerrüt durumunun doğmasına yol açacaktır.
439 Avrupa Birliği'nin 19.6.2000 Tarihli ve 2000/35 Sayılı "Ticari İşlemlerde Geç Öde-
melerle Mücadele Hakkında Yönerge"sinden aktarılan bu düzenleme, 6102 Sayılı
TTK tasarısı Meclis'e gönderildikten sonra komisyonda son anda eklenmiştir. Bu hü-
kümler hakkında ayrıntılı inceleme için bak: Atamer, Yeşim/Okutan Nilsson, Gül,
Para Alacaklısının Geç Ödemelere Karşı Korunmasına İlişkin Yeni TK m. 1530 Dü-
zenlemesi ve Uygulama Alanı, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, CXXIX (3) 2013, s.
31-82; Ayan, Serkan, 6102 Sayılı T�_rk Ticaret Kanunu'nun 1530. Maddesi Gereğince
Borçlunun temerrüdü, Dokuz Eylül Universitesi Hukuk Fakültesi dergisi, Cilt ı2, Özel
Sayı, s. 717-793.
440 Atamer/Okutan Nilsson, a.g.e., s. 67.
466
1 r İFADA GECİKME VE BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ
caklının aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa, kabul ve gözden
geçinne süresi otuz gün sayılarak bunu izleyen tarihten itibaren,
hesaplanır (m. 1530/f.4)..
1525c. Sözleşmede bir ödeme süresi öngörülmüş ise, bu süre sonunda
ihtarsız temerrüde düşüleceği düzenlenmiştir (m. 1530/f.2). Bu hüküm TBK
m. 117/f.2 de ihtarsız temerrüt hali olarak belirtilen "borcun ifa edileceği
gün birlikte belirlenmişse.." durumundan farklıdır. Daha önce açıkladığımız
üzere, "belirsiz vade" kararlaştırılan durumlarda TBK m. 117/f.2 uyarınca
gene de temerrüt ihtarı aranmaktadır. Oysa, TTK m. 1530/f.2 hükmünde
belirli vade- belirsiz vade ayırımı yapılmaksızın ihtarsız temerrüt düzen-
lenmiş görünmektedir. Bununla birlikte öğretide, sonradan hesaplanabilir
hale gelen belirsiz vadelerde (örneğin, "inşaat ruhsatı alınmasından iti-
baren altı ay"; "bankadan kredi çıkmasından itibaren bir hafta" vb.) TTK
m. 1530/f.2'de -TBK m. 117'den farklı olarak- ihtarsız temerrüt kabul
edilirken; gerçekleşinceye kadar hesaplanabilir olmayan belirsiz vadelerde
(örneğin. "İlk yağmur yağdığında"; "bir hastalık iyileştiğinde" vb.) TTK m.
1530/f.2'ye göre de temerrüt ihtarı gerekeceği kabul edilmektedir44'.
1525d. TTK m. 1530/f.5 hükmünde, sözleşmede öngörülmüş ödeme
süresinin, faturanın veya eş değer ödeme talebinin veya mal ve hizmetin alın-
dığı veya mal ve hizmetin gözden geçirme ve kabul usulünün tamamlandığı
tarihten itibaren kural olarak en fazla altmış gün olabileceği düzenlenmiştir.
Bu durumlarda, tarafların kararlaştırdıkları vade yerine kanuni bir vade geç-
miş olacaktır. Fakat bunun istisnası vardır: "Alacaklı aleyhine ağır bir haksız
durum yaratmamak koşuluyla ve açıkça anlaşmak suretiyle taraflar daha
uzun bir süre öngörebilirler". Doğrusu bu istisna hükmün emredici niteliğini
büyük ölçüde zayıflatmaktadır. Şu kadar ki, "alacaklının küçük yahut orta
ölçekli işletme (KOBİ) veya tarımsal ya da hayvansal üretici olduğu veya
borçlunun büyük ölçekli işletme sıfatını taşıdığı hallerde"
442
bu istisna söz
konusu değildir ve azami altmış gün kesin bir üst sınırdır.
152Se. TTK m. 1530/f.4, belirtilen süre altmış gün sınırı getiren 5.
fıkraya aykırı ise, otuz güne ilişkin vade hükümlerinin uygulanacağını belirt-
441 Atamer/Okutan Nillson, a.g.m., s. 47, 54; Ayan, 757, 758. Ayrıca, TIK m.
1530/f.2'de borçlunun temerrüdü düzenlenirken " ..borçlu, gecikmeden sorumlu tutu-
lamayacağı haller hariç, temerrüde düşer." ifadesini de haklı olarak eleştirilmekte,
bunun borçlu temerrüdünü kusura bağlamayan TBK m. 117 hükmü karşısında man-
tıksız bir çelişki olarak göründüğü belirtilmektedirler: Ayan, a.g.m., s. 773. Gerçekten
de bu hatalı ifadenin, "gecikmeye alacaklının sebep olduğu haller hariç." şeklinde
anla�ılması isabetli olur.
442 Düzenlemedeki "veya" ifadesinin "ve" olması daha makul ve amaca uygundur.
467
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
miştir. Oysa, aynı maddenin 1. Fıkrasındaki "kanunun veya yetkili makam-
lann koymuş olduğu en yüksek sının aşan sözleşmeler en yüksek sınır üze-
rinden yapılmış sayılır" hükmü paralelinde, böyle durumlarda altmış günlük
(en yüksek) sürenin esas alınması gerekirdi.
1525f. TIK m. 1530/f.3 hükmünde takside bağlanmış edimlerde ödeme
süresine dair yukarıdaki kurallann ilk taksit için uygulanacağı belirtilmiştir.
Fakat aynı fıkranın son cümlesinde, "alacaklının küçük veya orta ölçekli
işletme veya tanınsa! veya hayvansal üretici olup borçlunun büyük ölçekli
işletme olduğu hallerde taksitle ödemeyi öngören hükümler geçersizdir"
şeklinde emredici bir hüküm mevcuttur. Böyle durumlarda, sözleşmede
kararlaştırılan taksitler yerine, alacaklı borçludan tüm bedel borcunu bir
defada ödemesini talep ve dava edebilecektir. Üstelik borçlu, gerek bu hük-
mün amacı bakımından gerekse TTK m. 1530/f.1 son cümleye kıyasen, bu
sonucu bilse idi sözleşmeyi hiç yapmayacağını ispat ederek borcundan kur-
tulamayacaktır. Kanunen tek ödemeye dönüşen borcun vadesi, TBK m. 90
yedek hükmüne göre doğumu zamanı değil, sözleşmedeki geçersiz sayılan
taksitlerden ilk taksit tarihi olarak kabul edilmelidir. TBK m. 1530/f.8 cümle
son'un amacına ve işin niteliğine uygun sonuç budur.
c) Borcun ifasının mümkün olması
1526. Borçlar Kanununda, temerrüt için bu şart açıkça öngörülmüş
değilse de, işin niteliği icabı mevcut olan bir şarttır44
3
• Şayet borç henüz
muaccel olmadan önce imkansız hale gelmişse, borcun ifa edilmemesi,
temerrüt olarak nitelendirilemez. İmkansızlık yüzünden borç ifa edilmemiştir
ve bu durumun sonuçlan, temerrüt hükümlerine göre değil, imkansızlıktan
borçlunun sorumlu olup olmadığına göre belirlenecektir444.
1527. Vadeden önce borcun ifasının imkansızlığı söz konusu olmamak-
la beraber, ifa zamanının kaçırılması yüzünden ifa imkansızlaşıyorsa
445
, gene
temerrüt değil, imkansızlık hükümleri uygulanacaktır. Temerrüt için ihtar
gereken durumlarda borç muaccel olduktan sonra fakat ihtardan önce edim
imkansızlaşmışsa, gene temerrüt değil, imkansızlık hükümleri uygulanır.
443 Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 912; Eren, Borçlar Hukuku, s. 1092; Tando-
ğan, Mes'uliyet Hukuku, s. 469; von Düren, s. 365; Comment, A., De la demeure du
debiteur dans les contrats bilateroux, Coutelary 1924, s. 51.
444 Sorumluysa TBK. m. 112 uyarınca tazminat borcu doğacak (bak. s. 391 vd), sorumlu
değilse TBK. m. 136 uyarınca her türlü yükümden kurtulacaktır (bak. s. 568 vd).
445 Bak. s. 320.
468
1
İFADA GECİKME VE BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ
1528. Yapmama borçlarına aykırı davranış, yani yapılmaması gereken
şeyin yapılmış olması, esas itibariyle bir imkansızlık yaratır. Örneğin, bir
üretim sırrını açıklamama borcu altında olan kimse, bu sırrı açıkladığı anda
artık açıklamama borcu imkansızlaşmış olur. Gerçi bazen yapmama borcu
devamlı şekilde borçlanılmıştır. Örneğin beş yıl süre ile rekabet etmeme
borcu yüklenilmiş ise, durum böyledir. Bu borca her aykırı davranış, bu borç
ilişkisine aykırılık teşkil eder44
6
.
1529. İmkansızlık, borçlu temerrüde düştükten sonra meydana gelir-
se, imkansızlığa kadar geçen devre için temerrüt hükümleri uygulanır44
7
.
İmkansızlıktan sonrası için imkansızlık hükümleri uygulanır. Fakat şu nokta
önemlidir ki, borçlu temerrüt sırasında gerçekleşen imkansızlıktan eğer
temerrüde düşmede kusuru bulunmadığını ispat edemezse imkansızlıktan
kusurlu olmasa da sorumludur (TBK. m. 119). Bu, temerrüt halinde olmanın
bir sonucudur ve borçlu imkansızlığa kadar olan devre için temerrüdün diğer
sonuçlarına da tabidir.
1530. Borcun ifasının mümkün olup olmaması uygulanacak hüküm-
leri belirlediğine göre, ifanın mümkün olup olmadığının ispatı büyük önem
446 Bu konuda bak. s. 483 vd. Yapmama borcuna aykırılığın imkansızlık mı, temerrüt mü,
borç ilişkisinin müsbet ihlali mi olduğu hususundaki tartışma için bak. Tandoğan,
Mes'uliyet Hukuku, s. 403,470,479.
447 Örnek olarak: (B) bir ev inşa edip (A)'ya teslim etme borcu altındadır. Borçlu (B)
kusurlu olarak temerrüde düştükten 6 ay sonra arsada hfila yapı bulunmadığından arsa
kamulaştırılmış (edim imkansızlaşmış) ise; (A) borçlusu (B)'den ev yapılıp teslim
edilseydi malvarlığına katacağı değeri TBK. m. 112 uyarınca istemesinin yanında,
mahrum kaldığı 6 aylık kira gelirini de temerrüt sebebiyle uğradığı gecikme tazminatı
olarak isteyebilir. Temerrüt anından imkansızlığa kadar işleyen gecikme cezası da aynı
şekilde istenebilir.
Belirtelim ki karşı edimin imkansızlaşması halinde istenecek tazminatın hesaplanma-
sında da aynı çözümü kabul etmek gerekir. Örnek olarak: (B) para karşılığı (A)'nın
evini boyayacaktır. (A)'nın para borcunun vadesi geçtikten (temerrüde düştükten) 6
ay sonra (B) edimini kusuru ile imkansızlaştırmış ise TBK. m. 112 uyarınca tazminat
borcu hesap edilirken, (A)'nın temerrüt faizi ödemekten kurtulması sonucu elde ettiği
yarar dikkate alınmalıdır.
Buna karşılık, (B)'nin edimi kusursuz olarak imkansızlaşmışsa, TBK. m. 136 hük-
müne göre borcundan kurtulmasına karşılık, karşı edimi (ana parayı) isteme hakkım
kaybetmesine bağlı olarak, işlemiş bulunan temerrüt faizini isteme hakkı da sukut eder
(eğer almışsa iade etmelidir). Zira, karşılıklı borçların ortadan kalkmasına rağmen bir
tarafın diğerinden faiz istemeye devam etmesi, TBK. m. 136 hükmünün amacına ay-
kındır. İmkansızlaşmayan edim için temerrütle imkansızlık arasında işleyen sözleşme
cezası da -aynı gerekçeyle- artık istenememelidir. Bu sonuç TBK. m. 131/f. 2 hük-
münden de çıkartılabilir.
469
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
taşımaktadır. İfanın mümkün olduğunu değil, imkansızlaştığını iddia eden,
iddiasını ispatla mükelleftir44
8
. Zira normal olan ifanın mümkün olmasıdır.
d) Alacaklının ifayı kabule hazır olması
1531. Gene kanunda aynca belirtilmiş olmamakla beraber, borçlunun
temerrüde düşmesi için, alacaklının ifayı kabule hazır olması gerekir44
9
•
Şayet alacaklı, alacaklı temerrüdünde ise
450
kararlaştınlmış vadenin geçme-
sine rağmen, borçlu temerrüde düşmüş olmaz. Keza aranılacak borçlarda
451
alacaklı borçluya borcun ifasını ihtar etmiş olmasına rağmen, edimi almaya
gelmezse, borçlu temerrüde düşmez.
1532. Buna karşılık, verilecek şey ne alacaklıya ne de alacaklıya
yüklenebilecek şahsi bir sebeple temsilcisine arz edilemez veya borçlunun
kusuru olmaksızın alacaklının şahsında tereddüt olunursa borçlunun temer-
rütten kurtulması için borç konusu şeyi TBK. m. 111 uyarınca tevdi etmesi
gerekir4
52
• Bu yola başvurmayan borçlu, kararlaştırılan vadenin geçmesi ile
temerrüde düşer.
e) Borçlu temerrüdünde kusurun rolü
1533. Borçlunun temerrüde düşmesi için yukarıda açıklanan şartların
bulunması yeter. Aynca kusuru şart değildir. Borçlunun mütemerrit sayıl-
ması için gecikmede kusurunun bulunup bulunmamasının önemi yoktur4
53
•
Fakat temerrüdün bazı sonuçlan borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu
olmasına bağlıdır. Şöyle ki, temerrüt yüzünden gecikme tazminatı (TBK. m.
118) veya karşılıklı sözleşmelerde bir tarafın temerrüdü halinde ifa yerine
kanunun öngördüğü tazminatın (TBK. m. 125/f.2) ya da karşılıklı borç içeren
448 von Tuhr/Escher, § 68, II, Not. 60'a ilişkin metin; Becker, Art. 97, s. 102, N. 48; bak.
s.429.
449 Eren, Borçlar Hukuku, s. 1097.
450 Bak. s. 361 vd.
451 Bak. s. 333.
452 Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku, s. 479.
453 von Tuhr/Escher, § 72, V, s. 141; Becker, Art. 102, N. 27; Oser/Schönenberger,
Art. 102, N. 28; Bucher, E., s. 359; Keller/Schöbi, s. 201; Tekinay/Akman/Burcu-
oğlu/Altop, s. 919; Eren, Borçlar Hukuku, s. 1099; Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız
Zenginleşme,§ 17, N. 2 (Yazar önceki bir eserinde kusur şartı aranmasını savunmuş-
tur: Sözleşmeden Dönme, s. 254). Alman Hukukunda ise BGB § 286/b. 4 uyarınca
kusur borçlu temerrüdünün şartıdır.
470
--
1
İFADA GECİKME VE BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ
sözleşmelerde temerrüt yüzünden sözleşmeden dönme halinde tazminatın
(TBK. m. 125/f.3) istenebilmesi için borçlunun temerrüde düşmede kusurlu
olması gerekir. Buna karşılık temerrüdün bazı sonuçları, borçlu temerrüde
düşmede kusurlu olmasa da meydana gelir. Örneğin, para borcunda temer-
rütte borçludan temerrüt faizi istenmesi (TBK. m. 120)
454
veya karşılıklı
borçlar içeren sözleşmelerde bir tarafın borçlu temerrüdüne düşmesi halinde
diğer tarafın sözleşmeden dönebilmesi (TBK. m. 125/f.2) için, temerrüde
düşmede borçlunun kusurlu olması şart değildir.
1534. Şu halde, borçlunun temerrüdü için kusur aranmaz. Borçlunun
kusuru sadece temerrüdün bazı sonuçlan için aranan bir şarttır. Aşağıda
temerrüdün sonuçlan incelenirken her bir sonuç açısından kusurun rolü bulu-
nup bulunmadığı belirtilecektir.
3- Borçlu temerrüdünün sona ermesi
1535. Temerrüde düşmüş olan borçlu, sonradan borcunu ifa ederse,
borçla birlikte temerrüt de sona erer. Mütemerrit borçlu ancak edimle birlik-
te gecikme yüzünden sorumlu olduğu tazminatı da alacaklıya arz ederse
455
,
alacaklı ifayı kabule mecburdur. Borçlunun bu tarzda usulüne uygun olarak
yaptığı ifa teklifini alacaklı kabul etmezse, borçlu gene temerrütten kurtu-
lur4
56
ve alacaklı ifayı kabul etmemekte haklı bir sebebe dayanmıyorsa, ala-
caklı temerrüdüne düşer. Fakat usulüne uygun ifa teklifıni alacaklının kabul
etmemesi için haklı bir sebep bulunsa ve alacaklı temerrüde düşmese
457
bile
borçlu, ifayı usulüne uygun şekilde arz etmekle temerrüdden kurtulur.
1536. Borcun ifadışında sona ermesi ve özellikle borcun imkansızlaşması
halinde
458
de temerrüt sona erer. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde
temerrüt üzerine, alacaklı TBK. m. 125/f.2 uyarınca ifadan vazgeçtiğini
bildirerek ifa yerine tazminat isterse, bu andan itibaren de temerrüt durumu
sona erer4
59
. Sözleşmeden dönme üzerine ise, esasen borç ilişkisi baştan
itibaren ortadan kalkmış sayılacağından, diğerlerinden farklı olarak, temer-
rüdün o ana kadar doğmuş olan sonuçlan da ortadan kalkar4
60
.
454 Bak. s. 502 vd.
455 von Tuhr/Escher, § 76, VI, 1, s. 142.
456 Yarg. 15. HD. 30.5.1983, 855/1505 (YKD. 1984/2. s. 278).
457 Bak. s. 365.
458 Temerrütten sonraki imkansızlığın etkisi hakkında bak. Not. 442.
459 Bak. s. 525 vd.
460 Bak. s. 528 vd.
471
r
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
1537. Alacaklı ile borçlunun yapacağı bir tecil anlaşması
461
da temer-
rüdü sona erdirir. Fakat dikkat edilmelidir ki, burada söz konusu olan, ala-
caklının borçludan borcun bir mehil içinde ifasını talep etmesi değil, borcun
vadesinin uzatılması hakkında alacaklı ile borçlunun anlaşmasıdır.
1538. Borçlunun temerrüdü devam ederken, borçlu lehine bir def'i orta-
ya çıkar ve borçlu bu def'i ileri sürerse, def'in ileri sürülebilme şartlarının
gerçekleştiği andan itibaren temerrüt sona erer. Örneğin, alıcı satış bedelini
1 Martta ödemesi gerekirken ödemediği için borçlu temerrüdüne düşmüştür.
Satıcının ise, malı I Nisanda teslim etmesi gerekiyorsa, bu tarihten itibaren
alıcının ödemezlik def'i ileri sürme imkanı doğar ve o bu def'i ileri sürerse
temerrüdü I Nisan'dan itibaren sona erer. Evvelce işaret ettiğimiz üzere
şayet borçlu daha temerrüde düşerken bir def'i hakkına sahipse, bu def'i
kullanması temerrüdün gerçekleşmesine engel teşkil eder. Şimdi üzerinde
durduğumuz ihtimal ise, def'i hakkının temerrüt sırasında doğmasıdır.
1539. Temerrüt sona erince, artık temerrütten doğan sonuçların cereyan
etmesi de söz konusu olmaz. Temerrüdün sona ermesine kadar geçen zaman-
la ilgili sonuçlar, yani gecikme yüzünden tazminat veya faiz isteme hakkı
prensip olarak temerrüt sona erdi diye ortadan kalkmaz
462
• Fakat alacaklı
gecikmiş ifayı kabul ederken, işlemiş temerrüt faizlerini talep hakkını saklı
tuttuğunu beyan etmiş olmadıkça veya bu hakkın saklı tutulduğu halin ica-
bından anlaşılmadıkça, temerrüt faizlerini içermeyen bir ifayı kabul etmekle
temerrüt faizi alacağı da sona erer4
63
. Aynı sonuç ceza koşulu alacağı için de
geçerlidir. (TBK. m. 131/f. 2). Asıl alacağın ibra ile sona erdirilmesinde de
durum böyledir. Ancak, bu sonuç temerrüt faizinin ve ceza koşulunun fer'i
bir alacak olmasından ileri gelir. Bunlar dışındaki temerrüt sonuçları (Örnek
olarak; gecikme tazminatı) aynca kapsam içine alınmadıkça asıl borcun ibra-
sı ile ortadan kalkmaz
464
•
m- BORCUN KÖTÜ İFA EDİLMİŞ OLMASI
(Borcun gereği gibi ifa edilmemiş olması)
1- Kavram
1540. Borçlu borcunu ifa etmiş olmakla beraber; ifa gereği gibi yapıl-
mış olmayabilir. Şüphesiz ki alacaklı, kural olarak borca uygun olmayan
461 Bak. s. 324,325.
462 Bak. s. 441.
463 Bak. s. 510, 511.
464 Bak. s. 496 vd.
472
BORCUN KÖTÜ İFA EDİLMİŞ OLMASI
bir ifayı reddedebilir. Fakat ifanın kötülüğüne rağmen alacaklı ifayı ret
imkanına sahip olmayabilir
65
veya ihtiyacı sebebiyle reddetmek istemeye-
bilir. Alacaklının gereği gibi yapılmayan bir ifayı kabul etmiş olması, mut-
laka borçlunun sorumluluğuna dayanmaktan feragati anlamına da gelmez
466
.
ihayet bazı hallerde ifanın kötülüğü ve alacaklıya zarar vermesi ifadan
sonra ortaya çıkabilir. İşte bütün bu hallerde borcun gereği gibi ifa edilme-
me inden borçlunun sorumluluğu sorunu ortaya çıkar.
1541. Borcun kötü ifa edilmiş olduğu hallerin bazılarında temer-
rüt hükümleri uygulanırsa da, bir kısım kötü ifa hallerinin temerrüt veya
imkansızlık olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Gerçekten, borcun geç
ifa edilmiş olması, ancak şartlan gerçekleştiği takdirde temerrüt hükümlerine
tabidir. Borcun kısmen ifa edilmiş, kısmen ifa edilmemiş olması halinde de,
geciken kısım için temerrüt hükümleri uygulanır. Buna karşılık borçlunun
yaptığı ifanın edimde aranan niteliğe uygun olmaması (ayıplı ifa); alıcıya
teslim edilen mal üzerinde üçüncü kişinin üstün bir hak ileri sürmesi (zapt);
vasfa uygun olmayan edimin ifasının aynca alacaklıya bir zarar vermesi
(örneğin imal edilen merdivenin çürük tahtadan yapılmış olması ve merdi-
veni teslim alan alacaklının buna çıkarken basamağın kırılması yüzünden
düşüp yaralanması); bazı yan borçlara
467
aykırı davranılmış olması (örneğin,
465 Örnek olarak, TBK. m. 375'de bazı ayıpların ifayı reddetmeye gerekçe olamayacağı
düzenlenmiştir: Bak. 363, s. Not. 367. Aynca sözleşmede de bazı ayıpların ifayı kabul-
den kaçınma değil, sadece tazminat ödeme sebebi oluşturacağı kararlaştırılmış olabilir.
Nihayet, ifaya alacaklının katılması gerekmeyen durumlarda, ortada temerrüt mü yok-
sa ayıplı ifa mı olduğu maddi değerlendirmeyle belirlenecektir (örnek olarak: Ala-
caklının arsasında bir bina inşası borcunda, son kat yapılmamış veya bazı duvarlar
henüz örülmemişse, ifanın henüz gerçekleşmemesi söz konusu iken; sadece doğrama-
lar yapılmamışsa veya döşemede eksiklikler varsa, ayıplı ifa söz konusudur. Alacaklı
birinci durumda borçlu temerrüdü hükümlerine, ikinci durumda ayıba karşı tekeffül
hükümlerine başvuracaktır. Bak. Öz, İş Sahibinin Eser Sözleşmesinden Dönmesi, s.
212). Burada işin niteliği sonucu, alacaklı ayıplı ifayı reddederek temerrüt hükümleri-
ne başvuramayacaktır.
466 Özellikle, ayıplı ifada bulunan borçlu alacaklının edimi kabul etmesinin ayıptan dolayı
tazminat istemeyeceğini gösterdiğine inanmakta güven teorisi (bak. s. 70 vd.) uyarınca
haklı sayılmadıkça, edimi kabul etmek ayıba razı olmak anlamına gelmez. Ancak, ayı-
ba karşı tekeffüle ilişkin bazı özel hükümler (TBK. m. 222,223,474,475,477; TTK
m. 23/c, TKHK m. 8) alacaklının ayıptan doğan taleplerine sınırlar getirmiştir. Özel-
likle, bu hükümlerdeki muayene ve ihbar yükümünü süresinde yerine getirmemek, hak
kaybına yol açacaktır.
Diğer taraftan para borçlarında ana para alacağının, çekince ileri sürülmeden tahsilinin
temerrüt faizi talebini sona erdireceğine de (TBK. m. 131/f. 2) işaret edilmelidir. İfa
yerinden başka yerde ifa konusunda da bak. s. 331, Not. 245.
467 Bir borç ilişkisi asli borçlardan başka bazı yan borçların doğmasına da yol açar. Yan
473
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
gönderilen eşyanın iyi ambalaja konulmaması yüzünden ıslanması, ameliyatı
yapan doktorun hastanın kamında tampon unutması) gibi hallerde temerrüt
veya imkansızlıktan bahsedilemez
468
•
1542. Temerrüt ve imkansızlık dışında kalan söz konusu haller için
bir süre "akdin müsbet ihlali (sözleşmeye olumlu aykırılık; Die positiven
Vertragsverletzungen) terimi kullanılmışsa da
469
, bu terimin ifanın gereği
gibi yapılmadığı bütün halleri kapsayamayacağı
470
haklı olarak ileri sürül-
müştür
71
• Zira borcun kötü ifası, yapılması gereken bir şeyin yapılmamış
olmasından da ileri gelebilir. Örneğin, teslim edilen bir makinenin işletil-
mesinde dikkat edilmesi gereken bir hususun açıklanması unutulduğu için
makine işletilirken hasara uğrarsa borcun kötü ifası olumsuz bir fiilden ileri
gelmiş olur.
1543. Bu sebeple borca olumlu aykırılık (borcun müsbet ihlali) hallerini
de kapsayacak şekilde "borcun gereği gibi ifa edilmemiş olması" veya "kötü
ifa edilmiş olması" tabiri tercih edilmektedir4
72
•
borçların bir kısmı kanun tarafından öngörülmüş olabilir. Bir kısmı ise dürüstlük ku-
ralına (MK. m. 2) dayanır. (Sözleşmede aslı borcun ifasında dürüstlük kuralı icabı
koruma tedbiri alma borcu için bak. JdT 1988 I 3). Yan borçların bir kısmı asli borcun
ifasına yardım ederler; bağımsız nitelikleri yoktur ve bu sebeple aslı borçtan ayrı ola-
rak dava edilmeleri mümkün değildir. Bağımlı yan borçlar adı verilen bu yüküm-
lülüklere aykırı davranma, aslı borcun gereği gibi ifa edilmemesi sonucunu doğurur.
Bak. Oğuzman, Temel Kavramlar, s. 180.
468 Yarg. HGK. 13.11.1991, 11-303/567 (YKD 1992/2, s. 349)'da bir taşıma sözleşme-
sinin kötü ifası sonucu yaralanma hali için temerrütten söz edilmesi ve tazminat için
ticari temerrüt faizine hükmedilmesi isabetli değildir. Olayda bedensel zarar söz ko-
nusudur. TBK. m. 114/f. 2 uyarınca TBK. m. 54 uygulanmak gerekirdi.
469 Bucher, E., s. 335; Gauch/Schluep, N. 1598, 1600 vd; s. 86 vd.; Keller/Schöbi, s.
283 vd.; Engel, s. 479; Fikentscher, Schuldrecht, s. 247: Medicus, Schuldrecht I,
Allgemeiner Teil, s. 176 vd.; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 972 vd. Serozan,
İfa, İfa Engelleri, Haksız Zensinlcşme, § 18, N. 1 vd.
470 von Tuhr/Escher, § 68, IV, s. 106, 107; Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku, s. 402; Sero-
zan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme,§ 18, N. 1 (Yazar, bu tür borca aykırılığın,
"menfi (olumsuz) bir davranışla da gerçekleşebileceğine işaret etmektedir.
471 İsviçre Federal Mahkemesi, borçlunun borcunu ifa etmeyeceğini kesinlikle ifade et-
mesini de sözleşmeye olumlu aykırılık (akdin müsbet ihlali) olarak nitelendirmişse de
(Bale. JdT 1944 I 136) bu nitelendirmeyi isabetli bulmak güçtür. Zira, bu durumda kötü
ifa değil, ifadan kaçınma söz konusudur (bak. s. 492 vd.) Böyle bir kaçınma ya temer-
rüde ya da imkansızlığa yol açar. Borçlunun kaçınmasına karşı cebri icra mümkünse
temerrüt, cebri icra mümkün değilse imkansızlık hükümleri uygulanmak gerekir. Bak.
s. 382 vd.
472 von Tubr/Escher, § 68, V, s. 107. s. 107; Guhl/Merz/Kummer, s. 216; Neuensc-
474
BORCUN KÖTÜ İFA EDİLMİŞ OLMASI
2- Borca aykırı davranıştan sorumluluk
1544. Borca aykırı davranışın temerrüt veya imkansızlık olarak belirdi-
ği haller, o husustaki hükümlere tabidir.
1545. Ayıplı ifa bakımından da Borçlar Kanununun çeşitli sözleşmeler-
de düzenlediği ayıba karşı tekeffül hükümleri (satım sözleşmesi için TBK.
m. 219 vd.; eser (istisna) sözleşmesi için TBK. m. 474 vd.; kira sözleşmesi
için TBK. m. 301) ve bir mal veya hizmetten tüketici olarak yararlanmak
için yapılan sözleşmelerde 6502 sayılı ve 7.11.2013 tarihli Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun hükümleri (TKHK m. 8) uygulanır. Alıcıya
teslim edilen malın üstün hak sahibi üçüncü kişi tarafından talep edilmesi ise
satım sözleşmesinde zapta karşı tekeffül hükümlerinin uygulanmasına yol
açacaktır (TBK. m. 215-218).
1546. Ancak, bu hükümlerin kapsamına giren bir durumda borca aykı-
rılığa ilişkin genel hükümlere dayanılıp dayanılmayacağı tartışmalıdır4
73
.
hwander, Die Schlechterfüllung, s. 47, Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku, s. 400.
"Kötü ifa" veya "borcun gereği gibi ifa edilmemiş olması" terimlerini de yetersiz bu-
lanlar vardır. Bak. Stoll, H., Abschied von der Lehre der positiven Vertragsverlet-
zung, AcP 136 (1932), s. 301 vd. Örnek olarak, odayı boyama edimi yerine getirilirken
borçlu özensiz davranışıyla mobilyalara ve parkelere zarar vermişse, bunun kusursuz
(mükemmel) şekilde yapılmış olan boyama ediminin kötü ifası olarak nitelenemeye-
ceği söylenebilir. Yazarlar böyle durumları, "edim yükümünden bağımsız (ifası iste-
nemeyen fakat aykırılık halinde tazminat istenen) borç ilişkisi teorisi" (Bak. s. 13, 14)
ile açıklamaya çalışmaktadırlar. Bak. Serozan, Edim Yükümünden Bağımsız Borç
İlişkisi, s. 5 vd. Bu durumların sadece haksız fiil sorumluluğu doğuracağı görüşü için
bak. s. 478. Not. 460.
473 Hakkında özel hüküm bulunan ayıplı ifa hallerinde, davacının ayıba karşı tekeffül hü-
kümleri yerine borcun gereği gibi ifa edilmediğine ilişkin hükümlere (TBK. m. 112)
dayanıp dayanamayacağı tartışmalı bir konudur, İsviçre Federal Mahkemesi ve Yargı-
tayımız TBK. m. 112'ye dayanılabileceğini kabul etmektedirler. Bak. BGE 100 I 132
vd.; JdT 1951 I 107; Yarg. 13.HD. 4.4.1974, 492n55 (YKD 1975/2, s. 89). Yarg. 13.
HD. 19.3.1992, 384/2617 (YKD. 1992/5, s. 724). Bu konudaki tartışmalar için bak.
Tandoğan, Özel Borç İlişkileri C.1/1, s. 206, 207; Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız
Zenginleşme,§ 18, N. 3; Engel, s. 479.
Bazı kararlarda TBK m.112 (Eski BK. m. 96) uyarınca tazminat istenebileceği kabul
edilmesine karşılık zamanaşımı ayıp hükümlerine tabi tutulmuştur: JdT 1964 I 569;
JdT 1982 I 381; BGE 96 11 117; BGE 107 il 161. Bu takdirde, özel hüküm yerine
genel hükme (TBK. m. 112) başvurmak, özel hükümdeki muayene ve ihbar süreleri
geçirilmişse (zamanında muayene yapılmamış veya ihbarda bulunulmamışsa) önem
taşıyacaktır.
Kanımızca borca aykırılığa ilişkin özel hüküm niteliğinde olan ayıba karşı tekeffül
hükümlerinin uygulama alanına giren durumlarda genel hükümlere gidilememelidir.
475
B • ÇL'-R Hl ·uızt GENEL H. KÜ fLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
1547. Diger hallerde ayıplı ifa dışındaki kötü ifa hallerinde
474
, hakkın-
da özel hükiiın bulunma ıan ayıplı ifa ve zarara yol açaıı yaıı borca aykırıhk
hfillerinde-
4
5) ise. TBK. m. 112 uygulanacaktır4
76
. Bu hükıne göre, borcun
gereği gibi ifa edilmemiş olmasından doğan zararı, kusuru bulunn1adığını
i pat edeme en borçlu tanninle yükünılüdür
77
• Eski Borçlar Kanunumuzun
Bu hfil.iimlere ilişkin muayene e ihbar yük.iimlillüğü zamanında yerine getirilmedi-
ği veya özel zamanaşımı süreleri dolduğu takdirde, artık ayıplı ifa sebebiyle genel
hükümlere da.,anılarak bir hak ileri süıülememelidir. (Fakat TBK. m. 231/f. !'deki
kısa zarnanaşınu (_ yıl) (Tartışmanın geçtiği Eski BK m. 207/f.1•de ise 1 yıl) süresi
doldul-ıan sonra ortaya çıkan gizli ayıplar karşısında TBK. m. 112 (Eski BK m.96)
hüliimüne da anılabileceği görüşünde: Kocayusufpaşaoğlu, Hata Kavramı, s. 82).
Belirtelim ki, Yeni borçlar kanunumuz olan TBK'mın m.227/f.2, alıcıya ayıplı ifa ha-
linde tanınan dört seçimlik hakkın yanında, aynca ·'Alıcının genel hük.-ümlere göre
tazminat isteme hakkı saklıdır'. hükmü getirdiğinden ve gene TBK m.475/f.2 hükmü
eser sözleşmeleri için aynı hükmü içerdiğinden; artık her iki sözleşmede de ayıplı ifa
halinde sadece tazminat talebinin BK m. 112 uyarınca ileri sürülebileceği tartışma dış-
lıdır. Fakat. muayene ve ihbar yük.'iimüne ilişkin şartların burada da geçerli kalacağı,
en azından tartışılabilir.
Diğer taraftan, sözleşme kurulurken mevcut ayıplar için TBK. m. 112'nin uygulanma-
sı esasen söz konusu olmaz.
Bir başka tartışma, ayıba karşı tekeffül hfil.iimleriyle yanılma hük.'iimlerinin (Özellikle
TBK. m. 32'deki temel hatası hükmünün) yarışıp yarışamayacağı konusundadır. Bak.
s. 103.
474 Örnek olarak; bahçıvanın ağaçları budama borcunu ifa ederken bahçedeki çiçekleri
ezmesi; badanacının duvarları boyarken evdeki eşyalara zarar vermesi, böyledir. (Bu
tür borca aykınlıkları başka esasa dayanarak açıklayan bir görüş için bak. Not 464).
475 Borçlar Kanununda satım, eser ve kira sözleşmeleri dışındaki sözleşme tiplerinde
ayıplı ifaya ilişkin özel hüküm yoktur (kira sözleşmesindeki hüküm de çok yetersiz-
dir). Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda satım, eser ve kira dışındaki bazı söz-
leşmeleri (hizmet, vekalet) de kapsayan ayıba karşı tekeffül hükümleri varsa da, bunlar
sadece bir tarafın tüketici olduğu sözleşmelerde uygulanır (tüketici tanımı için bak. s.
25 not 96).
476 Burada TBK. m. 112'nin doğrudan uygulanamayacağı, MK. m. 2'deki dürüstlük ku-
ralı yardımıyla kanundaki bütün sorumluluk hükümlerinden kıyas yoluyla yararlanıla-
rak çıkartılacak kuralların uygulanması gerektiği görüşünde: Serozan İfa, İfa Engeleri
Haksız Z.Cnginleşme § 18, N. 6, 7.
477 Oysa ayıba karşı tekeffüle ilişkin özel hükümlerde, olumlu zararın tazmini dışında, söz-
leşmeden dönme/fesih haklarına (TBK. m. 227,228.229, 301, 315/f. 1. TKHK m. 11),
verilen şeyin değiştirilmesini isteme hakkına (TBK. m. 227 TKHK m. 11), bedel indiri-
mi yapma hakkına (TBK. m. 227, m. 47, TKHK m. 11), ayıbın giderilmesini (onarım)
isteme hakkına (TBK. m. 227, m. 475 TKHK m. 11 ) da yer verilmiştir. Gene, bu özel
h.ükilmler arasında bazı tazminat hükümlerinde bazı zararlar bakımından kusursuz so-
476
SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİ SIRASINDA KUSURLU DAVRANIŞ (Culpa in Contrahcndo)
aynı hükmü karşılayan 96. maddesinde kullanılan "Alacaklı hakkını kJs-
men... istifa edemediği takdirde" şeklindeki hatalı ifadesi TBK m. 112'de
düzeltilmiş; bu maddenin "Borç ...... gereği gibi ifa edilmezse" söz konusu
olacak kötü ifa hallerini de kapsadığı açıkça belirtilmiştir4
78
.
1548. Kural olarak borçlu, kusuru varsa, sorumludur. Fakat kanun
laısuru karine olarak kabul etmektedir. Ancak borçlu kusursuzluğunu ispat
eder e sorumluluk gerçekleşmez. Keza kötü ifadan sorumluluk baklmından
da borçlunun kusuruna rağmen sorumlu olmadığı veya kusuru bulunmaması-
na rağmen sorumlu tutulduğu haller mevcuttur. Bu konulara, aşağıda borcun
ifa edilmemesinin sonuçlarını incelenirken değinilmiştir.
IV- SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİ SIRASINDA
KUSURLU DAVRANIŞ (Culpa in contrahendo)
1- Kavram
1549. Daha önce belirttiğimiz gibi, dürüstlük kuralı, bir sözleşme görüş-
mesine (müzakeresine) girişen taraflara bir takım yükümlülükler yükler4
79
•
1550. Bir taraf, bu yükümlülüklerine ayklrı davranarak açıklaması gere-
ken hususları açıklamama, yanlış bilgi verme, gereken dikkati göstermeme,
sözleşme yapma niyeti bulunmaksızın, görüşmeye girişme veya görüşme
sürdürme yüzünden karşı tarafa bir zarar verirse; örneğin, ediminin imkansız
olduğunu bildiği halde sözleşme yaparsa; karşı tarafı sözleşmeye razı etmek
için onu aldatırsa; kendi kusuru ile yanılırsa, bu sebeplerle sözleşmenin
geçersizliği veya iptal edilmesi üzerine bu sözleşmeye güvenen karşı taraf
zarara uğrarsa
480
veya kurulmayan sözleşmenin görüşmeleri sırasında bir
taraf karşı tarafa veya sözleşmenin konusu olacak şeye zarar verirse, bir
kimse yetkisizliğine rağmen temsilci olarak hukuki işlem yapar ve kendisi-
ne onay verilmezse ve bu yüzden karşı taraf zarara uğrarsa
481
, sözleşmenin
görüşmesi sırasında kusurlu davranan tarafın, diğerinin zararını tanzim etme-
rumluluk esası (TBK. m. 229/f. 1, bent 1,2,3, m. 472/f. I; bazı zararlar için ise müteselsil
sorumluluk (TKHK m. 11) (bak Oğuzman/Öz,Borçlar Hukuku, C. II. s. 446) kabul
edilmiştir.
478 Bak. s. 391 vd.
479 Bak. s. 78 vd.
480 Bak. s. 80, 109 vd.
481 Bak. s. 250.
477
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
si gerekeceği kabul edilmektedir4
82
. Fakat tartışmalı olan nokta bu sorumlu-
luğun hangi esasa dayanacağıdır.
1551. Bu gibi sorunlara ilişkin açıklamalarda kullanılan "culpa in cont-
rahendo" teriminin çeşitli eserlerde bir kavram karışıklığı yaratacak şekilde
kullanıldığına rastlanmaktadır.
1552. Culpa in contrahendo deyimi, her şeyden önce, yukarıdaki tartış-
maya girmeksizin hatta sorumluluk doğup doğmayacağından soyut olarak,
Latince "sözleşme görüşmeleri sırasındaki kusur" anlamına gelir.
1553. Yukarıda örneklerini verdiğimiz sözleşme görüşmeleri sırasında-
ki kusurlu davranışların bazılarının sorumluluk doğuracağı kanunda açıkça
belirtilmiştir: Aldatarak veya korkutarak karşı tarafı sözleşme yapmaya razı
edeni sorumlu tutan TBK. m. 39/f. 2
483
; kendi kusuruyla yanılarak yaptığı
sözleşmeyi bu sebeple iptal edeni sorumlu tutan TBK. m. 35
484
; yetkisiz
olduğu halde kendisini temsilci gibi göstererek başkası adına işlem yapanı
sorumlu tutan TBK. m. 47
485
hükümleri örnek gösterilebilir. Buna karşılık
sözleşme görüşmeleri sırasındaki diğer pek çok kusurlu davranışın sonuçları
kanunda düzenlenmemiştir. Bunlara, sözleşmenin imkansızlık veya şekle
aykırılık sebebiyle geçersiz olmasına yol açma; sözleşmenin geçersiz olaca-
ğı hakkında karşı tarafı aydınlatmama; sözleşme görüşmeleri sırasında bazı
özensiz davranışlar sebebiyle karşı tarafın yaralanmasına veya bir eşyasının
hasara uğramasına yol açma gibi, örnekler verilebilir. İşte, dürüstlük kuralına
ve kanunun ruhuna dayanarak bu gibi durumlarda da zarar görenin tazminat
istemesini sağlamak üzere culpa in contrahendo sorumluluğundarı söz edil-
mektedir.
1554. İster kanunun bir maddesinde açıkça belirtilmiş ister kanunun
ruhuna ve dürüstlük kuralına dayandırılmış olsun, sözleşme görüşmeleri
sırasındaki kusurlu davranışların tümü bakımından, bunlardan dağarı sorum-
luluğun haksız fiil hükümlerine mi yoksa borca aykırılık hükümlerine mi tabi
482 Bu hallerin bazılarında tazminat yükümlülüğü kanunda öngörülmüştür. TBK. m. 35,
39, 47. Ancak işaret edelim ki, sözleşme görüşmeleri dönemindeki kusurlu davranış,
sözleşme kurulduktan sonra sözleşmeden doğan borca aykırılık yaratırsa doğrudan
doğruya borca aykırılıktan sorumluluk söz konusu olur: Bak. s. 492, not 490. Satılan
maldaki ayıptan sorumluluk, TBK. m. 294 uyarınca bağışlayanın, TBK. m. 562/f. 2
uyarınca saklatanın sorumlulukları, doğrudan borca aykırılıktan sorumluluktur, culpa
in contrahendo arka planda kalır.
483 Bak. s. 115.
484 Bak. s. 109 vd.
485 Bak. s. 250.
478
SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİ SLRASINDA KUSURLU DAVRANIŞ (Culpa in Contrahcndo)
olacağı tartışmalıdır. Aşağıda değineceğimiz bu tartışmada borca aykırılık
hükümlerinin uygulanması görüşünün "culpa in contrahendo teorisi" olarak
isimlendirildiğine de rastlanmaktadır. Bu da söz konusu terimin üçüncü
anlamda kullanılma tarzıdır.
1555. Biz kavram karışıklığına düşülmemesi amacıyla, sorumluluğu
değil, sadece özel bir zamandaki kusuru ifade etmek için "culpa in contra-
hendo" deyimini; bu durumlarda zarara sebep olanın sorumluluğunu ifade
etmek için "culpa in contrahendo sorumluluğu" deyimini; buna borca aykı-
rılık hükümlerinin (TBK. m. 112 vd.) uygulanması görüşü için ise "culpa
in contrahendo sorumluluğunu borca aykırılığa dayandıran görüş" deyimini
kullanacağız.
2- Sorumluluğun dayanağı
1556. Bir fikre göre, sözleşme görüşmeleri sırasında kusurlu davranışı
ile karşı tarafa zarar veren kimse haksız fiil esasına göre sorumlu tutulabi-
lir48
6
. Buna karşılık, İsviçre Federal Mahkemesi culpa in contrahendo'dan
doğan sorumluluğun borca aykırılık esaslarına tabi olacağını kabul etmekte
idi
487
. Alman Hukukundan kaynaklanan
488
ve öğretide de çoğunlukla benim-
senen
489
bu görüşü Yargıtayımızın da uyguladığı anlaşılmaktadır4
90
. Fakat
sonradan, İsviçre Federal Mahkemesi culpa in contrahendo olarak nitelen-
dirdiği bir durumda sorumluluğun daha uzun zamanaşımına tabi olmasının
hukuki güvenliğe aykırı düşeceği gerekçesiyle haksız fiil zamanaşımının
uygulanmasını kabul etmiş ve önceki tutumundan farklı olarak davranışın
niteliğinin borca aykırılık olduğunu ifade etmekten kaçınmıştır4
91
. Bazı
486 Oser/Schönenberger, Art. 26. N. 11, Art, 39, N. 7; Keller/Schöbi, s. 43; Guhl/Merz/
Kummer, s. 92 vd.; Piotet, Culpa in contrahendo, s. 24 vd.
487 JdT 1943 I 262; JdT 1952 I 542; JdT 1965 I 2S2.
488 Bak. Medicus, D., Die culpa in contrahendo zwischen Vertrag und Delilct, Festschrift
für Max Keller zum 65. Geburstag, Zürich 1989, s. 205 vd.; aynca önceki açıklamala-
runız ve örnek bir karar için bak. s. 80.
489 Culpa in contrahendo sorumluluğunu borca aykırılığa dayandıran görüşte: von Tuhr
,
Peter, § 24. VII, s. 192 vd; Becker, Art 26. N.11; Tunçomağ, Borçlar Hukuku Genel
Hükümler, s. 211 vd.; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 979; Ulusan, Culpa in
1
contrahendo üzerine, s. 300 vd.; Eren, Borçlar Hukuku, s. 1132; Sungurbey (Kut-
'
'
lu), A., Yetkisiz Temsil, s. 117 vd.; Hatemi, H., Sözleşme Dışı Sorumluluk Hukuku,
1 İstanbul 1994. § 1, N. 4 vd., özellikle N. 6, Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zengin-
! leşme,§ 19, N. 1 vd.; Ergüne, Olumsuz Zarar, s. 108 vd.
l
490 Yargıtay 15. HD. 17.3.1977. 535/653 (Yargıtay Dergisi 1977 No: 18, s. 31).
491 JdT 1978 I 55; JdT 1976 I 187; karş. JdT 1933 I 346.
479
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
sonuçlar bakımından haksız fiili, bazı sonuçlar bakımından borca aykırılık
hükümlerinin uygulanmasını öneren karma görüşler de vardır4
92
.
1557. Borca aykırılık görüşünün dayandığı ana fikir şöyle özetlenebilir:
Bir sözleşme görüşmesine girişenler arasında, hiçbirisi tarafından ihlal edil-
memesi gereken bir hukuki ilişki meydana gelir ve bu ilişki taraflara dürüst-
lük kuralı uyarınca bazı yükümlülükler4
93
yükler. Kusuru ile bu ilişkiyi ihlal
eden, yükümlülüklere riayet etmeyen tarafın bu davranışı, bir haksız fiilden
çok, mevcut bir ilişkinin ihlali olınası dolayısıyla borca aykırılık esasına tabi
tutulmak gerekir.
1558. Culpa in contrahendo 'dan sorumluluk, borca aykırılık esasına
tabi tutulunca, Borçlar Kanununun borçların ifa edilmemesi hususundaki
hükümleri (TBK. m. 112 vd.) uygulanacaktır.
1559. Bunun sonucu olarak, zarara sebep olan kusursuzluğunu ispat
zorunda kalacak, yardımcı kişinin verdiği zararı tazminden gerekli özenin
gösterildiği ispat edilerek kurtulamayacak ve zamanaşımı zarar veren davra-
nıştan itibaren 10 yıl olacaktır4
94
.
1560. Ancak, culpa in contrahendo sorumluluğu yukarıda açıkladığımız
bakımlardan borca aykırılık hükümlerine tabi tutulsa bile, burada sözleşme
geçerli olarak ve böyle bir kusur işlenmeden kurulsa idi karşı tarafın elde
edecek iken kaybettiği kazancının tazmini istenemez. Diğer deyişle, doğma-
mış veya geçersiz sayılan borca aykırılıktan bahisle olumlu zararın tazminine
yer olmamalıdır. Burada, sözleşme sorumluluğu terminolojisi kullanırsak,
sadece olumsuz zarar niteliğinde zararların yani bu sözleşme görüşmeleri
492 Yardımcı kişiden sorumluluğa ilişkin TBK. m. 116 hükmünün uygulanıp diğer borca
aykırılık hükümlerinin uygulanmaması görüşünde: Bucher, E., s. 288; Schönenber-
ger/Jaggi, Art. 1, N. 494; Spiro, K., Die Haftung für Erfüllungsgehilfen, Bem 1984,
s. 382 vd.; zamanaşımına haksız fiillerdeki TBK. m. 72 hükmünün değil, TBK. m.
146 hükmündeki 10 yıllık sürenin uygulanması görüşünde: Bucher, E., s. 286 vd.; her
olayın özelliği gözönüne alınarak "bazen haksız fiil bazen de borca aykırılık hükümle-
rinin uygulanması görüşünde: Bühler, Theorie zum Problem der "culpa in contrahen-
do", SJZ 75, 1979, s. 364 vd.; Jaggi, P., Zum Begriff der vertraglichen Schadenersatz-
forderung, Festschrift für Wilhelm Schönenberger, Freiburg 1968, s. 193 vd.
493 Bak. s. 78 vd. Kesin hükümsüz bir sözleşme ilişkisinde dahi söz konusu olabilen bu
yükümlülükler, aslı edim yükümünden bağımsız borç ilişkisinden doğan yükümlülük
olarak da isimlendirilmektedir. Bu kavramı culpa in contrahendo hallerini de kapsa-
yacak şekilde genişleten "edim yükümünden bağımsız borç ilişkisi teorisi" için bak. s.
39, 40.
494 Borca aykırılıktan sorumluluğun haksız fiil sorumluluğundan bu farklan için bak.
s.447.
480
BORCA AYKIRI DAVRANILACAĞININ ÖNCEDEN BELLİ OLMASI
hiç yapılmasaydı karşı tarafın uğramayacak olduğu zararın tazmini istenebil-
melidir. Meğer ki, özel bir hüküm bunun dışında bir tazminatı da öngörmüş
olsun (örneğin, TBK m. 47/f.2).
1561. Son olarak belirtelim ki, kusurlu davranıştan sonra geçerli bir
sözleşme kurulmuşsa ve bu kusurlu davranış bu sözleşmeden doğan bir
borcun ihlaline yol açıyorsa, borca aykırılık hükümlerinin uygulanacağında
tereddüt edilmemelidir4
95
. Kusurun borcun doğmasından önceye dayandığın-
dan bahisle TBK. m. 112 vd. hükümlerine başvurma yolu kapanamaz. Örnek
olarak, subjektif imkansızlık içinde olduğunu bilerek sözleşme yapan kişi,
hasara uğradığını bildiği malı sağlam diye satan kişi, bu sözleşmelerin geçer-
li olması halinde, culpa in contrahendo sorununu tartışmaya bağlı olmaksızın
borca aykırılıktan sorumlu olacaktır4
96
.
V- BORCA AYKIRI DAVRANILACAĞININ
ÖNCEDEN BELLİ OLMASI
1562. Bir borcun ihlal edildiğinden, hiç veya gereğince ifa edilmedi-
ğinden söz edebilmek için, önce o borcun ifasının istenebilmesi (muaccel
olması)
497
gerekir. Kural olarak, muacceliyetten önce alacaklının borçluya
karşı yönelteceği bir talep, kullanabileceği bir hak söz konusu olmaz.
1563. Ne var ki, henüz borcun muaccel olmadığı dönemde, borçlunun
içinde bulunduğu durum, takındığı tavır veya bazı davranışları, ileride ger-
çekleşecek ifayı tehlikeye düşürebilir4
98
.
1564. İfayı tehlikeye düşüren bu tür durumların bazıları için alacaklı-
yı koruyan özel hükümler vardır: Kiracının iflas etmesi üzerine kiralayana
495 Bu, "Culpa in Contrahendo" sorumluluğunun mevcut sözleşmeden doğan sorumluluk
karşısında ikinciliği ("culpa in solvendo" sorumlulukla yarışamayacağı) ilkesi şeklin-
de de ifade edilmektedir: Sungurbey (Kutlu), A., Yetkisiz Temsil, s. 112 vd.; 123,
124.
496 Buna karşılık, sözleşme görüşmeleri sırasında özensiz davranışıyla karşı tarafın yara-
lanmasına veya bir malının o sırada hasar görmesine sebep olan kişinin, haksız
fiil hükümlerine mi yoksa borca aykırılık hükümlerine mi tabi alacağı, daha sonra
sözleşme geçerli şekilde kurulsa bile, culpa in contrahendo sorumluluğu hakkında be-
nimsenen görüşe göre değişebilir.
497 Bale. s. 320 vd.
498 Bu davranışlar esasen ifayı irnkansızlaştırmışsa, ifa borcu TBK. m. 112 uyarınca yerini
tazminat borcuna bırakacağından veya borçlu imkansızlıktan sorumlu tutulamıyorsa
TBK. m. 136 uyarınca ilişki sona ereceğinden, ortada aynca çözümü gereken bir sorun
bulunmayacaktır.
481
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
teminat verilmediği takdirde fesih hakkı tanıyan TBK. m. 332; para ödüncü
sözleşmesinde ödünç alan kişinin ödeme güçsüzlüğüne düşmesi üzerine
ödünç venne borçlusunun şeyi teslimden kaçınmasını düzenleyen TBK. m.
390; hizmet (iş) sözleşmesinde işverenin ödeme güçsüzlüğü halinde işçiye
fesih hakkı veren TBK. m. 436; yayın sözleşmesinde yayıncının iflası halin-
de teminat verilmezse eser sahibine işi başkasına verme hakkı tanıyan TBK.
m. 500/f. 2, böyledir. Daha önce ele aldığımız TBK. m. 98 hükmünde de,
alacaklının ifa güçsüzlüğüne düşmesi üzerine borçlunun bu alacaklıdan bir
karşı alacağı varsa kendi borcunu ifadan kaçınabileceği, genel olarak düzen-
lenmiştir4
99
.
1565. Ne var ki bu hükümler sadece borçlunun ifa güçsüzlüğü durum-
larını düzenlemektedir. Alacaklıya borçlunun ifa güçsüzlüğü dışında bir
sebeple muacceliyetten önce başvurabileceği bir imkan tanıyan tek hüküm,
eser (istisna) sözleşmesine ilişkin TBK. m. 473 hükmüdür. Buna göre
500
,
yüklenicinin (müteahhidin) her ne sebeple olursa olsun, işe geç başlaması,
işi yavaş yürütmesi veya -vade günü belli ise- işin vadeye yetişmeyeceğinin
anlaşılması üzerine, iş sahibi muacceliyeti (eseri teslim zamanını) bekleme-
den sözleşmeden dönebilecek, eserin ayıplı olacağı önceden anlaşılıyorsa
gene muacceliyeti beklemeden işi başkasına yaptırabilecektir.
1566. Yukarıda belirtilen hükümlerden hiçbirine girmeyen ve ifayı teh-
likeye düşüren durumlarda alacaklının ne yapabileceği
501
, ona hangi hakların
tanınabileceği ve bu hakların dayanağı son derece tartışmalıdır5°
2
.
1567. Baskın görüş, bu gibi durumları bir tür "borca olumlu aykırılık"
(akdin müsbet ihlali)
503
saymaktadır5
04
. Böylece, "sözleşmenin amacını tehli-
499 Bak. s. 357 vd.
500 Bu hüküm hakkında ayrıntılı inceleme ve tartışmalar için bak. Öz, İş Sahibinin Eser
Sözleşmesinden Dönmesi, s. 47 vd.
501 Böyle bir durumda, kendi borcu daha önce muaccel olan alacaklının dürüstlük kuralına
dayanarak ifadan kaçınabileceği hakkında bak. s. 353.
502 Tartışmada daha çok en tipik durum olan "borçlunun vadeden önce alacaklısına ilerde
vade geldiğinde ifada bulunmayacağını bildirmesi" esas alınmakla birlikte; böyle bir
bildirim olmaksızın ifayı tehlikeye düşüren borçlular için de aynı sonuçlar uygulana-
caktır. Örnek olarak, sattığı malı üçüncü kişiye devretmeye kalkan satıcının durumu
böyledir.
503 Bu kavram için bak. s. 483 vd.
504 Barth, Schandenersatz bei nachtraglicher Unmöglichkeit der Erfüllung, s. 11; Oser/
Schönenberger, Vorbem, zu Art. 97-109, N: 17; Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku, s.
40 ı; Arslanlı, Ticarı Bey, s. 555 vd.; Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme.
482
!
f
I
l
BORCA AYKJR1 DAVRANLLACAĞININ ÖNCEDEN BELLİ OLMASI
keye sokma" şeklinde değerlendirilen bu durumlarda, daha önce açıkladığı-
mız kötü ifanın sonuçlan
505
uygulanacaktır. Bu ise, vadeyi beklemeden TBK.
m. 112 uyarınca tazminat istemeye götürür.
1568. İkinci bir görüş, bu durumu, kıyasen borçlu temerrüdü hüküm-
lerine tabi tutmaktadır5
06
. Böylece, borçlunun ifada bulunmayacağını ortaya
koyması üzerine, vade gelmemiş olsa bile, sanki vade gelmiş de ifa yapılma-
mış gibi, alacaklı borçlu temerrüdü hükümlerine (karşılıklı edimleri içeren
sözleşmelerde TBK. m. 123-126 hükümlerine
507
), başvurabilecek ve oradaki
şartlar çerçevesinde gene orada tanınan haklan kullanabilecektir.
1569. Üçüncü bir görüş ise, borçlunun bu tür davranışını taraflar ara-
sındaki güven ilişkisinden doğan ve edim yükümünden bağımsız olan bir
borç ilişkisinin
508
ihlali olarak görmektedir5°
9
. Söz konusu görüş açısından,
burada bir edim borcuna aykırılık yoktur, güven ilişkisine dayanan (dürüst-
lük kuralından kaynaklanan) bir borca aykırılık vardır ve bunun sonucu artık
alacaklı için sözleşme katlanılmaz hale gelmiştir. Bu görüş uyarınca, alacağı
tehlikeye düşen tarafa dürüstlük kuralından kaynaklanan bir sözleşmeden
dönme hakkı tanınacaktır5
10
. Aynca bunun yanında, güveni ihlal sebebiyle,
alacaklının güvenden kaynaklanan zararının tazminini istemesi de mümkün
görülmektedir5
11
.
1570. Kanımızca, her üç görüşün de zayıf yanlan vardır. Şöyle ki:
1571. Vadeden önce ifadan kaçınmayı borca olumlu aykırılık veya kötü
ifa saymak isabetli değildir. Çünkü henüz edimin ifası istenemezken bunun
§ 18, N. 8. (Ancak, yazar, kötü ifa halinde bazen sözleşmeden dönme hakkının da
kullanılabileceği görüşündedir).
505 Bak. s. 483 vd.
506 Medicus, Schuldrecht, I, Allgemeiner Teil, s. 177; Decurtins, C., Die Eıfüllungsver-
weigerung von Falligkeit in System der Vertragsverletzungen des Schweizerischen
Obligationenrechts, Zürich 1956, s. 73 vd.; Eren, Borçlar Hukuku C. III, s. 218.
507 Bak. s. 515 vd.
508 Bu teori için bak. s. 39, 40.
509 Merz, Bemer Komrnentar, Art.-2, N. 448; Serozan, Sözleşmeden Dönme, s. 339 vd.
510 Serozan, Sözleşmeden Dönme, s. 341. Yazar TBK m.124'e (Eski BK. m. 107'ye)
kıyasen süre vermeye gerek olmayan bir durum (borçlunun açıkça ifa etmeyeceğini
bildirmesi gibi) bulunmadıkça borçluya davranışını düzeltmesi için bir süre verilmesi
gerektiği görüşündedir: s. 346. Ancak, kesinlikle ifa etmeme beyanı üzerine süre ver-
meden sözleşmeden dönülebileceği görüşündedir: Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız
Zenginleşme,§ 18, N. 8.
5 I 1 Serozan, Sözleşmeden Dönme, s. 342.
483
BORÇLA.R HUKUKU GENEL HÜKÜlıfLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
olunılu bir davranışla ihlal edildiği veya kötü ifa edildiği ileri sürülemez.
Aynca, bu görüşün sonucu olarak uygulanacak TBK. m. 112 hükmüne göre
tazminat istenirken zararın nasıl hesaplanacağı sorunu ortaya çıkacaktır.
1572. Böyle durumları borçlu temerrüdü hükümlerine tabi tutmak da
isabetli olmaz. Henüz borç muaccel olmadan temerrüt hükümlerine başvur-
mak, kıyasen dahl caiz olamayacak kadar kanunumuzun sistemine terstir5
12
•
Aynca. borçlu temerrüdünün temerrüt faizi, gecikme zararının tazmini, borç-
lunun hasarı yüklenmesi gibi bazı kanunı sonuçlarının burada uygulanması,
işin niteliğine ters düşecek, hatta imkansız olacaktır.
1573. Bu durumları taraflar arasındaki güven ilişkisinden kaynaklanan
bir edim yükümünden bağımsız borç ilişkisini ihlal sayan, böylece doğrudan
dürüstlük kuralına dayanan bir sözleşmeden dönme hakkı veren görüş de
isabetli değildir. Zira edim yükümünden bağımsız borç ilişkisi teorisi, bu
tür yükümlülükleri ihlal halinde, sözleşmeden dönme değil, sadece tazminat
isteme imkanı vermektedir.
157 4. Bu tür zorlama çözümler yerine, cebri icrası mümkün olmayan
edim borçlarında borçlunun ifada bulunmayacağını ortaya koyması üzeri-
ne borç ilişkisinin imkansızlık sebebiyle sona ererek yerine TBK. m. 112
uyarınca tazminat ödeme borcunun doğacağı şeklindeki görüşümüzün
513
kabulü, söz konusu durumların büyük çoğunluğunda da en isabetli çözümü
sağlayacaktır. Böylece, bir yapma ediminin borçlusu vadeden önce borcunu
ifa etmeyeceğini -irade beyanıyla veya tutumuyla- açıkça ortaya koyar-
sa, alacaklı beklemek zorunda kalmadan TBK. m. 112 uyarınca (kusurlu
ifa imkansızlığından dolayı), uğradığı zararın tazminini isteyebilecektir.
Buna karşılık, özellikle verme borçlarında, borçlunun ifada bulunmayaca-
ğını ortaya koymasına rağmen edimin cebri icrası mümkünse, alacaklının
vadeye kadar beklemekten başka çaresi olmayacaktır. Fakat bu şıkta, edim
imkansızlaşmadığı (cebri icra yoluyla elde edilmesi mümkün olduğu) ve
borçlu da ifa güçsüzlüğü durumuna düşmediği
514
için, alacaklıyı bekletmekte
büyük bir sakınca yoktur.
512 Bu görüşün ilham aldığı TBK. m. 473 hükmünün gerçekle bir tür erken temerrüt (te-
merrütten doğan haklan tanıyan) hükmü olmadığı hakkında bak. Öz, İş Sahibinin Eser
Sözleşmesinden Dönmesi, s. 48 vd.
513 Bak. s. 455 vd.
514 Aksi takdirde alacaklı TBK. m. 82 hükmüne başvurulabilir.
484
r
BORÇLU TEMERRÜDÜNÜN GENEL SONUÇLARI
§ 4- BORÇLU TEMERRÜDÜNÜN GENEL
SONUÇLARI
1575. Genel olarak borçlu temerrüdünün sonuçlan, borçlunun gecikme
tazminatı ödeme borcu doğması ve temerrütten sonra beklenmedik halden
doğacak zararlardan sorumlu olmasıdır.
1576. Birincisini düzenleyen TBK. m. 118'e göre: "Temerrüde düşen
borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç
ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür."
1577. İkincisini düzenleyen TBK m. 119'a göre: "Temerrüde düşen
borçlu, beklenmedik hfil sebebiyle doğacak zarardan sorumludur (f.1) Borçlu
temerrüde düşmekte kusuru olmadığını veya borcunu zamanında ifa etmiş
olsaydı bile beklenmedik halin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederek
bu sorumluluktan kurtulabilir."
1578. Bu iki sonuç dışında kanun borçlu temerrüdüne başka bir sonuç
bağlamamıştır. Örneğin, alacaklı genel olarak, borçlunun temerrüdü sebe-
biyle ifadan vazgeçip ifa yerine tazminat isteme veya sözleşmeden dönme
hakkına sahip değildir. Bu imkanlar genel olarak değil, sadece karşılıklı edim
borçlan içeren sözleşmelerde borçlu temerrüdü için kabul edilmiştir5
15
(TBK.
m. 124).
1579. Alacaklının, mütemerrit borçludan gecikmiş ifayı ve gecik-
me tazminatını istemesi bakımından da ifa talebinin bir özelliği yoktur.
Alacaklının ifayı talep edebilmesi temerrüdün bir sonucu değil, muaccel
alacağın normal hükmüdür5
16
. Alacaklının ifayı talep etmesi için borçlunun
temerrüde düşmüş olması gerekmez. Temerrüdün bu hususta oynadığı rol
ifa talebinden başka alacaklıya gecikme yüzünden uğradığı zararın tazminini
isteme hakkı sağlamasıdır.
1580. Gerek gecikme tazminatı ödeme yükümlülüğü gerek sorumlulu-
ğun ağırlaşması sadece gecikmenin değil, temerrüdün sonuçlandır. Diğer bir
ifade ile borçlu temerrüdünün daha önce açıkladığımız şartlan
517
gerçekleş-
medikçe ifadaki gecikme bu sonuçlan doğurmaz.
1581. Şimdi her iki sonucu ayn ayn inceleyelim.
515 Bak. s. 515 vd.
516 Bak. s. 322,382,470.
517 Bak. s. 470 vd.
485
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
a- Gecikme tazminatı
1582. TBK. m. 118'de düzenlenen gecikme tazminatı, alacaklının bor-
cun geç ifa edilmesinden uğradığı zararı karşılamayı amaçlar ve alacaklının
borcun gecikmeden ifa edilmesindeki çıkarını sağlamaya yöneliktir.
1583. Gecikme tazminatı, ifa ile birlikte talep edilebileceği gibi, ifa
temerrütten sonra yerine getirilmiş ve bir çekince (ihtizari kayıt) ileri sürül-
memiş olsa bile ifadan sonra talep ve dava edilebilir5
18
. İfa davasında talep
edilmemiş olsa dahi gecikme tazminatı aynca dava edilebilir. Tazmin edile-
cek zarar bir tür olumlu zarardır5
19
ve alacaklının malvarlığının, temenüde
düşülmeden borcun ifa edilmesi halinde içinde bulunacağı durumla, gecik-
meli ifa sonucunda içinde bulunduğu durum arasındaki farkı ifade eder5
20
• Bu
zararın kapsamına, gecikme yüzünden alacaklının yaptığı masraflar (örne-
ğin, borçlunun bir makineyi teslimde gecikmesi yüzünden alacaklının başka
bir kişiden benzer bir makine kiralamak zorunda kalması halinde ödediği
kira bedeli gibi ek masraflar veya mallan depo etmek için alacaklının tuttu-
ğu yerin kira bedeli gibi ifa ile ilgili olup boşa giden masraflar); borçlunun
gecikmesi yüzünden alacaklının başkalarına ödemek zorunda kaldığı tazmi-
natlar5
21
(örneğin, alacaklı borç konusu malı bir üçüncü kişiye teslim yüküm-
lülüğü altında olup, gecikme yüzünden bunu ifa edememiş ise, bu yüzden
ödeyeceği tazminat); temerrüt süresinde malın değerinin düşmesi yüzünden
alacaklının uğradığı zarar (örneğin, alacaklı malı başkasına satmak için almış
olup da, malın değeri azaldığı için düşük bedelle satmak zorunda kalacaksa
aradaki fark) gibi alacaklının malvarlığının azalması tarzında fiili zararlardan
başka borcun ifasının gecikmesi yüzünden alacaklının yoksun kaldığı kar
(örneğin, kira getiren malın teslimindeki gecikmede, temenüt süresine ait
kira bedelleri; temerrüt süresinde malı yüksek bedelle satma imkanı doğmuş-
ken bunun kaybından dolayı yoksun kalınan kazanç) da girer5
22
•
1584. Gecikmeden doğan zararın hesabında hangi sürenin gözönüne
alınacağı konusunda kanunda bir açıklık yoktur.
518 Temerrüt faizi için durum farklıdır. Bak. s. 510, 511.
519 Bak. s. 396 vd.
520 von Tuhr/Escher, § 73, I, s. 144; Becker, Art. 103, N. 12; Bucher, E., s. 360, 361;
Keller/Schöbi, I, s. 268 vd.; Gauch/Schluep, il, N. 1760 vd.; Tandoğan, Mes'uliyet
Hukuku, s. 482; Tunçomağ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler s. 923; Eren, Borçlar
Hukuku, s. 1102 vd.; Tekinay/Akman/Burcuğlu/Altop, s. 924 vd.; Serozan, İfa, İfa
Engelleri, Haksız 2.enginleşme, § 17, N. 7.
521 JdT 1991 I 168.
522 Comment, s. 101.
486
BORÇLU TEMERRÜDÜNÜN GENEL SONUÇLARI
1585. Fakat gecikme tazminatının, basit bir gecikmenin değil, temerrü-
dün bir sonucu olduğu gözönünde tutulursa, gecikme tazminatının hesabında
ancak temerrütten sonraki gecikme süresinin gözönüne alınacağında tereddüt
edilmemelidir5
23
. Muacceliyetten sonraki bütün sürenin dikkate alınması söz
konusu değildir5
24
• Bu bakımdan, öğretide gecikme tazminatının hesabında
alacaklının vaktinde ifaya olan menfaatinin gözönünde tutulacağı yolunda
kullanılan ifadeler5
25
yanıltıcıdır.
1586. Gecikme tazminatı, borcun gereği gibi ifa edilmemesinden
doğan bir tazminat olduğu için , borcun ifa edilmemesinin genel sonuçlarını
incelerken belirttiğimiz
526
tazminat esasları (TBK. m. 112 vd.), temerrüdün
gerektirdiği ek şartlar ve zararın özelliği gözönüne alınmak kaydıyla, burada
da uygulanacaktır. Gene, sorumluluğun kusur esasına dayanması, yardımcı-
ların fiilinden sorumluluk, sorumluluğun anlaşma ile daraltılması, tazminatın
belirlenmesinde hakimin yetkisi konusunda açıklanan esaslar gecikme taz-
minatı için de göz önüne alınacaktır.
1587. Borçlu temerrüde düşmekte kusuru bulunmadığını ispat etme-
dikçe, alacaklının gecikme yüzünden uğradığı zararı tazmin edecektir. Şu
halde burada temerrüdün kusura bağlı bir sonucu söz konusudur5
27
. Fakat
borçlu karine olarak kusurlu sayılır. Ancak kusuru bulunmadığını ispat
ederek tazminat yükümlülüğünden kurtulabilir5
28
. Kusursuzluğun ispatı ve
diğer hususlarda, tazminat konusunda verdiğimiz genel açıklama gözönünde
tutulmalıdır.
523 Nitekim para borçlarında temerrütte, gecikme tazminatını karşılayan gecikme faizi an-
cak temerrütten sonraki süre için söz konusu olur.
524 Örnek olarak: Taraflar arasındaki sözleşmede vade belirlenmemişse borç kural olarak
doğar doğmaz muaccel olur (bak. s. 321). Bu şekilde, 1 Ocak 2012 tarihinde muaccel
olan bir borç ilişkisinde, bundan 2 ay sonra 1 Mart 2012 tarihinde alacaklının ifa talebi
üzerine borçlu temerrüde düşmüş ve 2 ay daha gecikmeyle 1 Mayıs 2012 tarihinde
ifa gerçekleşmiştir (veya başka bir yolla temerrüt sona ermiştir). Gecikme tazminatı
hesaplanırken, alacaklının malvarlığının 1 Mayıs'taki ifa üzerine içinde bulunduğu
durum ile ifa 1 Mart'ta gerçekleşseydi içinde bulunacak olduğu durum arasındaki fark
esas alınacaktır. Yoksa, ifa 1 Ocak'ta (borç muaccel olduğunda) yapılsaydı durumun
ne olacağına bakılmayacaktır.
525 Örnek olarak: Eren, Borçlar Hukuku, s. 1103, Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku s. 482,
von Tuhr/Escher, § 68, I, s. 95, 96.
526 Bak. s. 391 vd.
527 JdT 1991 I 168.
528 Yarg. 15. HD.28.11.1977, 1985/2134 (YKD. 1978/4, s. 607); JdT 1991 I 168.
487
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
1588. Para borçlarında temerrüt üzerine istenebilen ve ileride açıkla-
yacağımız temerrüt faizi
529
, çoğu kez gecikme tazminatına yer bırakmazsa
da, bazen temerrüt faizi ile de karşılanamayan gecikme zararları olabilir.
TBK. m. 122 hükmünde bunların da aynca tazmininin istenebileceği açıkça
düzenlenmiştir. Özellikle enflasyon oranının temerrüt faizi oranını geçtiği
dönemlerde, para değerindeki düşüşün temerrüt faizi ile karşılanamayan kıs-
mının -borçlu kusursuzluğunu ispatlayamamışsa- tazmininin istenebileceği
kabul edilmektedir5
30
.
1589. Gecikme tazminatı yalnızca aynen ifanın istenebildiği süre için
talep edilebilir. TBK. m. 112 uyarınca kusurlu imkansızlık sebebiyle tazmi-
nat istendiği veya borçlu temerrüdünde TBK. m. 125/f.2 uyarınca ifadan vaz-
geçerek tazminat istendiği durumlarda, aynca gecikme tazminatı istenemez.
Ancak, imkansızlık temerrütten sonra gerçekleşmişse, arada geçen süre için
uğranılan gecikme zararının TBK. m. 118 uyarınca tazmini imkansızlıktan
sonra da istenebilir5
31
. Bu şıkta, aynca, TBK. m. 112 uyarınca imkansızlaşan
edimin değerine ilişkin alacaklının zarannın da tazmini istenebilecektir.
Karşılıklı edimler içeren sözleşmelerde borçlu temerrüdünde, alacaklı TBK.
m. 125/f.2 uyarınca ifadan vazgeçerek olumlu (müspet) zararının tazminini
istediğinde, bunu bildirdiği ana kadarki temerrüt süresine ait gecikme zararı
ise, esasen zamanında ifaya olan çıkar hesaplanırken gözönünde tutulacak-
tır5J2_
b- Kazara vukua gelecek zarardan sorumluluk
1590. Borçlar Kanununun 119/f.l hükmüne göre, temerrüde düşen
borçlu, bundan sonra beklenmedik hfil (kaza) sebebiyle doğacak zarardan
da sorumludur. Böylece borçlu, temerrüde düşerek borca aykırı davranma-
sının beklenmeyen sonuçlarından ve borcun ifasının kusuru bulunmadan
imkfuısızlaşmasından sorumlu tutulmaktadır5
33
• Bu durum, temerrütten itiba-
529 Bak. s. 502 vd.
530 Bak. ileride, s. 512,586,512,587.
531 Bak. s. 479,480.
532 Bak. s. 525 vd.
533 Hatırlatalım ki, temerrüt süresinde ifa imkansızlaşınca artık temerrüt sona erer ve
imkansızlık hükümleri uygulanır (Bak. s. 479,480). İm.kansızlıktan borçlunun sorum-
lu olup olmamasına göre sonuç değişecektir. İşte TBK. m. 118, temerrüt süresinde ger-
çekleşen i.mkansızlılrt.an, kusuru bulunmasa bile, borçlunun sorumlu tutulacağı esasını
koymaktadır (Aynca bak. s. 425). Bununla birlikte, borçlu TBK. m. 118'de tanınan
ispat imk.anlanm yerine getirirse bu takdirde iı:nkansızlıktan sorumlu olmayacaktır.
488
BORÇLU TEMERRÜDÜNÜN GENEL SONUÇLARI
ren hasarın borçluya ait olması tarzında da ifade edilmektedir5
34
•
1591. TBK m. 119/f.2 uyarınca, borçlu bu sorumluluktan, ya sorumlu-
luğa yol açan borca aykırı davranışta (temerrüde düşmede) kusuru bulunma-
dığını, ya da borca aykırı davranışı (temerrüt) ile vukua gelen zarar arasında
nedensellik bağı bulunmadığını ispat ederek kurtulabilir.
1592. Birinci noktanın yani temerrüde düşmede kusuru bulunmadığının
ispatı kusursuzluğun ispatına ait daha önce belirttiğimiz imkanlarla
535
sağla-
nabilir. Önemle belirtelim ki, borçlu edimin beklenmedik hal sebebiyle zarar
görmesinde (kazaya uğramasında) -kaza anında bunu önlemek bakımından-
kusuru bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulamaz. Temerrüde
düşmekte kusursuzluğunu ispat etmelidir.
1593. İkinci noktanın ispatı ise, kanuna göre, borç temerrüde düşül-
meden ifa edilse idi dahi beklenmedik halin yarattığı kazanın alacaklı zara-
rına borcun konusuna isabet edeceğinin ispat edilmesiyle sağlanır. Kanun
sorumluluktan kurtulma imkanlarını şöyle ifade etmiştir: "Borçlu temerrüde
düşmekte kusuru olmadığını veya borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile
beklenmedik halin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederek bu sorumlu-
luktan kurtulabilir" (TBK. m. 102/f. 2).
1594. Maddede yer alan "...temerrüde düşmekte kusuru olmadığını..."
ifadesinden anlaşıldığı üzere, borç muaccel olmakla beraber henüz temer-
rüt şartlan gerçekleşmeden uğranan kazadan (beklenmedik halden) borçlu
esasen sorumlu değildir. Borçlu, yukarıda belirtilen iki husustan birini ispat
edemedikçe beklenmedik halden kaynaklanan zarardan sorumlu olacaktır.
Zarara yol açan kazanın beklenmedik hal veya mücbir sebep niteliği taşıması
fark yaratmaz. Her ne kadar TBK. m. 119 hükümlerinde "beklenmedik hfil"
ifadesi yer almakta ise de, burada aslında borçlunun özellikle ve münhası-
ran beklenmedik halden sorumluluğu değil, kusuru ile temerrüde düşmenin
sonuçlarına katlanması bahis konusu olduğu için, zarara yol açan olayın,
beklenmedik hfil veya mücbir sebep teşkil etmesi önem taşımaz
536
. Gene aynı
sebeple, zarara yol açan olayda borçlunun bir kusuru bulunup bulunmaması-
nın veya kusurunun derecesinin bir önemi yoktur. Borçlunun hafif kusurun-
dan sorumlu olmayacağı yolunda sözleşmedeki bir kaydın da bu hususta rolü
534 von Tuhr/Escher, § 73,1, s. 145; Bucher, E., s. 361; Keller/Schöbi, I, s. 269; Tan-
doğan, Mes'uliyet Hukuku, s. 483; "Risk sorumluluğu" da denmektedir: Serozan, İfa,
İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme,§ 17, N. 9.
535 Bak. s. 417 vd.
536 Bak. Eren, Borçlar Hukuku, s. 1105.
489
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
olmaz. Fakat temerrüde düşme bakımından borçlunun kusurunun varlığı ve
derecesi önem taşır. Hiç kusuru bulunmaması sorumluluğu kaldırır. Örneğin,
borçlu bir beklenmedik hal yüzünden temerrüde düşmüş olduğunu ispat
ederse temerrütten sonra başka bir beklenmedik halden (kazadan) doğan
zarardan sorumlu olmaz.
1595. Borçlu temerrüde düşmese idi dahi kazanın alacaklının zararına
borcun konusuna isabet edeceğinin ispatı bakımından, borçlanılan şey borç-
lunun elinde iken gerçekleşen kaza ile, ifa zamanında yapılsa idi alacaklının
zararına sebep olacak kazanın aynı kaza olması gerekip gerekmediği öğre-
tide tartışmahdır5
37
. Bize göre, kazanın aynı kaza olmasını aramak, hükmün
gayesine daha uygundur5
38
.
1596. Örneğin, borçlu bir malın tesliminde temerrüde düşmüş ve mal
çıkan bir yangında yanmıştır. Borçlu ancak, borç ifa edilmiş olsa idi dahi
malın aynı yangında yanacağını, zira bu yangının alacaklının evini de yak-
tığını ve borç ifa edilmiş olsa idi malın bu evde bulunacağını ispat ederse
sorumluluktan kurtulur. Buna karşılık, alacaklıda iken yanmayacak malın
başka bir sebeple örneğin su baskınında telef olacağını ispat etmesi, borçluyu
sorumluluktan kurtarmaz.
1597. Zira ancak aynı olay iki halde de aynı zarara yol açacaksa ala-
caklının zarara uğramasında temerrüdün rolü olmadığı ve borçlunun sorumlu
tutulamayacağı kabul edilebilir.
1598. Diğer taraftan aynı kaza vuku bulmakla beraber alacaklı, malı
sigorta ettireceği veya başkasına satacağı için kazadan zarar görmeyeceğini
ispat ederse
539
mütemerrit borçlu zarardan sorumlu olacaktır. Zira böyle-
ce, borçlu temerrüde düşmese idi alacaklının beklenmedik halden zarara
uğramayacağı anlaşılır ve kanunun mütemerrit borçlunun sorumluluktan
537 Aynı kaza olması gerektiği görüşünde: Becker, Art. 103, N. 22; Oser/Schönenber-
ger, Art. 103, N.12; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop,s. 927,928. Aynı kaza olma-
sı gerekmediği görüşünde: von Tuhr/Escher, § 73, I, s. 147, Not 18; von Büren, s.
370; Eren, Borçlar Hukuku, s. 1106.
538 Aynca, aksi görüşün kabulü halinde, iki kazanın farklı zamanlarda olması durumunda
aradaki zaman bakımından edimden mahrum kalma zararının hesabı gibi sorunlar do-
ğacaktır.
539 Baskın görüş, malın satılmayacağının, sigorta ettirilmeyeceğinin ispatını borçluya yük-
lemektedir; von Tuhr/Escher, § 73, I, s. 145. Not. 17; Tandoğan, Mes'uliyet Hukuku,
s. 484; Oser/Schönenberger, Art. 103, N. 11. Kanımızca borçlu malın, kazanın kap-
samına giren yerde bulunacağını ispat etmekle kendine düşen ispat yükümünü yerine
getinniş olur ve nonnal olan bu durumda alacaklının zarara uğramasıdır. Aksini yani
bu duruma rağmen kazadan zarar gönneyeceğini ispat etmek artık alacaklıya düşer.
490
PARA BORÇLARINDA TEMERRÜDÜN SONUÇLARI
kurtulması için aradığı "beklenmedik halin ifa konusu şeye zarar vereceğini
ispat...'' şartının gerçekleşmeyeceği sabit olur.
§ 5- PARA BORÇLARINDA TEMERRUDUN
SONUÇLARI
1599. Borçlar Kanunu para borçlarında
540
temerrütte, gecikme tazmina-
tını karşılamak ve tazminatın alt sınırını teşkil etmek üzere temerrüt faizi
541
ödenmesi gerekeceğini kabul etmiştir (TBK. m. 120). Şayet zararı temerrüt
faizinden fazla ise alacaklı, aşan kısmın tazmin edilmesini de istemek hak-
kını haizdir (TBK. m. 122). Temerrüt faizi de bir tür faiz olarak, daha önce
genel olarak faiz borcu (TBK m. 88) hakkında yaptığımız açıklamalar kural
olarak temerrüt faizi için de geçerlidir. Bunları tekrar etmeyeceğiz. Aşağıda
sadece, temerrüt faizinin özgü konular ve kurallar ele alınacaktır.
a- Temerrüt faizi
aa) Niteliği ve şartları
1600. Temerrüt faizi ödeme borcunun doğması, borçlunun kusurunun
ve zararının varlığını gerektirmez.
1601. Para borçlarında temerrüt halinde borçlu, gecikme tazminatı ola-
rak temerrüt faizi ödemek yükümlülüğü altındadır. Diğer borçlarda borçlu,
temerrüde düşmede kusuru bulunmadığını ispat ederek gecikme tazminatı
ödemekten kurtulabilirken
542
, aynı imkan temerrüt faizi için söz konusu
değildir. Borçlu temerrüde düşmede kusuru bulunmasa da, para borcu için
temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür5
43
.
1602. Alacaklının temerrüt faizi istemesi için bir zararı bulunduğunu
ispat etmesi de gerekmez. Zira temerrüt faizi, alacaklının kanunen var far-
zedilen zararını tazmin için kanunun kabul ettiği bir götürü tazminat niteli-
ğindedir544.
540 Para borçlarının niteliği ve özelliği için bak. s. 298 vd.
541 Para borçlarına özgü bir bağlı (fer'i) borç olan faizin niteliği, türleri ve faiz borcu
doğuran durumlar ile bunlara uygulanacak hükümler hakkında daha önce genel açık-
lamalar yapmıştık. Bak. s. 313 vd. Burada ise, sadece, özel bir faiz türü olan temerrüt
faizi ele alınacaktır.
542 Bak. s. 500,501.
543 Bucher, E., s. 361 vd.; Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme,§ 17, N. 6.
544 Temerrüt faizinin işlevleri hak.kında ayrıntılı bilgi için bak. Barlas, Para Borçlarının
İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 124 vd.
491
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
bb) Temerrüt faizi miktarı
1603. Temerrüt faizi miktarı, faizin oranı ile, faizin işleyeceği süreye
göre belli olacaktır.
1604. aa- Temerrüt faizinin oranı, ticari olan ve olmayan işler ayırımı
yapılmadan, TBK. m. 120 uyarınca, "...sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz
borcunun doğduğu tarihte yüıürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirle-
nir." Eski TTK. m. 9 ile de ticari işlerde temerrüt belirlenmişti5
45
. Daha sonra,
Kanunı Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 4.12.1984 tarihli ve 3095 sayılı
Kanun bunların yerine yeni esaslar getirmiştir. Zaman içinde sık sık değişen
bu esaslan kronolojik olarak belirtelim: Önce, temerrüt faiz oranı, kural
olarak, yıllık% 30'du. Gene aynı kanun, kanunda öngörülen oranı, Bakanlar
Kurulunun ekonomik şartları dikkate alarak bu oranın yüzde seksenine
kadar artırabilmesi veya eksiltebilmesi yetkisini
546
de kabul etmişti
547
• (3095
sayılı K. m. 1/f. 2 ve m. 2/f. 2). Bakanlar Kurulu bu yetkisini 8.8.1997 tarihli
ve 97/9807 sayılı Karan ile kullanmış
548
, temerrüt faizi oranını 1.1.1998
tarihinden itibaren geçerli olmak üzere senelik % 50'ye çıkarmıştı. Ancak,
Anayasa Mahkemesi 15.12.1998 tarihli, 34/79 sayılı Kararı ile 3095 sayılı
Kanunun 1. ve 2. maddelerinin 1. ve 2. fıkralarını iptal etmiştir5
49
. Anayasa
Mahkemesinin iptal karan, gerekçeli kararın Resmi Gazetede yayımlanma-
sından 6 ay sonra yüıürlüğe girecekti. Söz konusu ara dönemde, 3095 sayılı
Kanun, 15.12.1999 tarihli ve 4489 sayılı Kanunla değiştirilmiştir.
1605. 15.12.1999 tarihli ve 4489 sayılı Kanunla değişik 3095 sayılı
Kanundaki esaslara göre:
1606. aaa) Ticarf olmayan (adi) işlerde temerrüt faizi oranı, aksi sözleş-
me ile kararlaştırılmadıkça, yıllık Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının
önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı rees-
kont oranıydı
550
. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31
Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise,
545 Eski BK m. 103'e göre temeniit faizi oranı% 5,TTK. m. 9/f. 2'ye göre temenüt faizi oranı
% lOidi.
546 Bak. s. 315, Not. 192.
547 Bakanlar Kurulunun karan, kararın alınmasını izleyen takvim yılı başından itibaren
uygulanmaktaydı (3095 sayılı K. m. 1/f.3).
548 RG. 20.8.1997, sayı 23086.
549 RG.26.11.1999, sayı 23888.
550 Bu oranın banka iskontosunda uygulanan faizden farkı hakkında bak. Barlas, Para
Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 154; Yasaman, H., Kanuni Faiz ve Te-
merrüt Faizine İlişkin Yeni Düzenleme, PSPD, Şubat 1985. s. 21, 72.
492
PARA BORÇLARINDA TEMERRÜDÜN SONUÇLARI
yılın ikinci yansında 30 Haziran günü oranı geçerli oluyordu. Ancak, 3095
sayılı Kanunun 1. maddesi 21.4.2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanun ile değiş-
tirilmiştir. Bu maddenin Bakanlar Kuruluna faiz oranını belirleme yetkisi
veren 2. fıkrasına göre, adı işlerde kanuni temerrüt faiz oranı l.5.2005'den
31.12.2005'e kadar yıllık %12 iken, l.l.2006'dan bu güne kadar %9 olarak
belirlenmiştir-5
51
.
1607. Sözleşmede para alacağı için bu oranın altında bir anapara (kapi-
tal) faizi kararlaştırılmış olsa bile, temerrütten itibaren belirtilen oran esas
alınarak temerrüt faizinin miktarı tespit edilecektir (3095 sayılı Kanun m.
2/f. 1 ve 3)
552
. Fakat tarafların sözleşme ile aksini kabul etmelerine bir engel
yoktur553_
1608. Temerrüt faizi oranı kanunen, şimdilik yıllık% 9 olmakla birlik-
te, şayet alacak için sözleşmede kabul edilen anapara faiz oranı, bu orandan
yüksek ise
554
TBK m.120/f.3 uyarınca, farklı bir anlaşma bulunmadıkça ana-
para faiz oranı temerrütten sonra da temerrüt faizi oranı olarak uygulanır5
55
(3095 sayılı Kanun m. 2/f. 3 aynı kuralı içermektedir). Yüksek oranın uygu-
lanması için aynca alacaklının talepte bulunmasına gerek yoktur5
56
.
1609. Sözleşmede doğrudan doğruya kanunda öngörülen temerrüt faizi
oranından yüksek bir oranda faiz kararlaştınlması da mümkündür. Fakat
TBK m. 120/f.2 hükmü, buna eski kanunda olmayan bir üst sınır getirmek-
tedir. Bu hükme göre: "Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi
oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını
aşamaz." Bu sınırın bulunmadığı zamanlarda, aşın yüksek faizin sınırlanma-
sı için, cezai şart hükümlerine göre hakimin tenkis yetkisine (TBK. m. 161/f.
3) tabi olması
557
veya ahlaka yahut kişilik haklarına aykırı sayılması gibi
çözümler önerilmişti. Bazı tüketici sözleşmeleri bakımından ise 6502 sayılı
TKHK'da farklı faiz oranlan kabul edilmiştir. Bunlar taksitle satış (m. 19),
tüketici kredisi (m. 25) ve kredi kartıdır (m. 22).
551 Bak. s. 316.
552 4833 sayılı 2003 Mali Yılı Bütçe Kanunu, 5027 sayılı 2004 Mali Yılı Bütçe Kanunu
ve son olarak 5277 sayılı 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununda 3095 sayılı kanun 1. mad-
desinde yapılan düzenlemelere ilişkin olarak, bak. yukarıda, s. 315, 316.
553 Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 153.
554 Sözleşmede kararlaştırılan faiz bakımından mevcut sınırlamalar (Bak. s. 313 vd.) göz-
den uzak tutulmamalıdır.
555 Daha düşük ise temerrüt faizine bu oran değil, kanunun öngördüğü oran uygulanır.
556 Bak. Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 153.
557 Bak. s. 318 ve Not. 202.
493
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
1610. bbb) Ticarf işlerde temerrüt faizi oranı da aksi sözleşme ile
kararlaştırılmadıkça, kural olarak 3095 sayılı Kanunun ! .maddesindeki
esasa göre belirlenen (şimdilik %9) faiz oranı kadardır. Şu kadar ki, Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli
avanslar için uyguladığı faiz oranı, 1. maddede belirlenen faiz oranından
fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran
üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki
yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok
farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü oranı geçerli olur (3095 sayı-
lı Kanun m. 2/f. 2). Fakat, bu oranın uygulanabilmesi için alacaklının özel
olarak bunu talep etmesi gereklidir. "Ticari faiz" talep edildiğinin bildirilmesi
de yeterli sayılmaktadır. Hiçbir özel talep olmadan sadece "temerrüt faizi"
istenmiş ise hakim kendiliğinden bu orana (ticari temerrüt faizine) hükme-
demez
558
, adi işlerde geçerli faiz oranı üzerinden hesaplama yapması gerekir.
1611. Bu prensiplere göre ticari temerrüt faizi oranı, 1.7.2005 -
31.12.2005 arası %30; 1.1.2006 - 31.12.2006 arası %25; 1.1.2007 -
31.12.2007 arası %29 ve nihayet 1.l.2008'den itibaren %27'dir.
1612. Taraflar ticari işlerde de bu oranlardan daha yüksek veya düşük
bir temerrüt faizi kararlaştırmış olabilir. Bu takdirde kararlaştırılan oran
uygulanır. Keza, sözleşmede anapara faizi kararlaştırılmışsa ve bu kanunun
öngördüğü orandan fazlaysa, alacaklı reeskont faizi oranının uygulanmasını
talep etmedikçe, bu anapara faiz oranı temerrüt faizine de uygulanacaktır.
1613. TBK m. 120/f.2'deki yıllık "yüzde yüz" (%100) üst sınırının
ticari temerrüt faizi istenen durumları da kapsadığı söylenebilirdi. Ne var
ki Yeni TTK m. 8/f. 1 uyarınca, "Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirle-
nir". Yeni TTK TBK ile aynı anda yürürlüğe giren özel hüküm niteliğinde
bir düzenleme olduğundan; bu hüküm karşısında ticari faizlerde TBK m. 8/
f2 ve m.120/f.2 hükümlerindeki üst sınırlar uygulanmayacaktır. TTK m. 9
hükmündeki "Ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında,
ilgili mevzuat hükümleri uygulanır" ifadesi, bu sonucu değiştirmez. Bu ifade
ile faizin işleme şartlarına, hesaplanmasına, fer'iliğine dair vb. hükümlere
ve ticari faiz oranlarına dair düzenlemeler kastedilmiş olup, TBK'nun faize
getirdiği üst sınırlara da yollama yapıldığı şeklinde yorumlanamaz. Aksi
halde bu TTK m. 8/f.1 hükmü ile çelişen bir yorum olur. Bununla birlikte,
çok yüksek ticari temerrüt faizinin de cezai şartın tenkisine ilişkin hükme
(TBK m. 182/f.3) kıyasen indirilmesi veya ahlaka yahut kişilik hakkına aykı-
nlık sebebiyle kısmen de olsa geçersiz sayılması düşünülebilir.
558 Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 155.
494
PARA BORÇLARINDA TEMERRÜDÜN SONUÇLARI
1614. ece) Yabancı para borçlarında temerriit faizi oranı, 3095 sayılı
Kanuna 14.11.1990 tarihli ve 3678 sayılı Kanunun 30. maddesiyle eklenen
4a maddesine göre, devlet bankalarınca
559
o yabancı para ile açılmış 1 yıl
vadeli mevduata uygulanan faiz oranı kadardır
560
. Ancak, taraflar bundan
daha yüksek veya daha düşük bir temeJTüt faizi oranı kararlaştırmışlara, bu
oran uygulanacaktır5
61
. Taraflann sözleşmede kararlaştırdıkları anapara faizi
oranı, devlet bankasının o parayla bir yıl vadeli mevduata uyguladığı faiz
oranından fazla ise, anapara faizi oranı temeJTüt faizine de uygulanmalıdır.
Bu oran daha düşükse mevduat faizi oranı uygulanır.
1615. Devlet bankaları söz konusu 1 yıllık döviz hesabına farklı faiz
oranları uyguluyorlarsa, içlerindeki en yüksek oran esas alınacaktır5
62
.
1616. Yabancı para borçlarına ilişkin temerrüt faizi oranının uygulan-
ması için taraflar arasındaki sözleşmede para borcunun mutlaka yabancı
para ile ödeneceği şartının yer alması (efektif yabancı para borcu olması
563
)
gerekmez. Borçlunun yabancı paranın Türk parası karşılığını ödemeye yet-
kili olduğu yabancı para borçlarında (yalın yabancı para borçlarında
564
) da
temerrüt faizi döviz hesabına uygulanan faiz oranına göre hesaplanacaktır5
65
.
Zira, borç Türk parasına çevrilerek ifa edilmekle yabancı para borcu olmak-
tan çıkmaz566.
559 Buradaki Devlet Bankaları kavramına, sadece sermayesinin tamamı devlete ait banka-
lann girdiği, sermayesinin %50'den fazlası iktisadı devlet teşekküllerine ait (bağlı or-
taklık) tipindeki bankaların girmediği hakkında bak. Barlas, Para Borçlarının İfasında
Borçlunun Temerrüdü, s. 164.
560 Ayrıntılı bilgi için bak. Reisoğlu, Seza, Yabancı Para Üzerinden Taahhüt Altına Giril-
mesi ve Hukulô Sonuçları, Batider C.:xm, S. 3-4, s. 143 vd.; Barlas, Para Borçlarının
İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 156 vd.
Bu değişiklikten önceki tartışmalı durum için bak. önceki açıklamalarımızda s. 319, Not.
205; Aynca bak. Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 156 vd.
561 Kötü kaleme alınmış madde metninin lafzına dayanan bir yorumla, taraflar sözleşmede
daha düşük temerrüt faizi oranı kararlaştırmış olsalar dahi yabancı paranın mevduat fa-
izi oranının esas alınacağı görüşü için bak. Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunu
Temerrüdü, s. 157, 164.
562 Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 158.
563 Bak. s. 303, 304, 305.
564 Bak s. 305, Not. 159.
565 Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 158.
566 Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 158.
495
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
1617. Keza, TBK m. 99/f.3 hükmünde alacaklıya tanınan seçimlik
imkanlardan
567
birinin veya diğerinin seçilmesi de temerrüt süresini ve
temerrüt faizine uygulanacak oranı değiştirmez. Bu hükme göre alacaklı
yabancı paranın ister vade tarihindeki, ister fiili ödeme tarihindeki Türk
parası karşılığını talep etsin; önce usulüne göre gene yabancı para üzerin-
den temerrüt faizi tutarı hesaplanacak, sonra alacaklının seçtiği tarihteki kur
üzerinden ana para ve temerrüt faizi toplamı Türk parasına çevrilecektir5
68
.
Aynı hükme göre yabancı parayla ödeme talep edilirse, esasen aynı şey söz
konusudur. Devlet bankalarınca henüz mevduat olarak kabul edilmeyen
yabancı para borçları için hangi faiz oranının uygulanacağı ise belirsizdir.
Boşluğun nasıl doldurulacağı da tartışmalıdır5
69
.
1618. ddd) Başka kanunlarda öngörülmüş daha yüksek temerrüt faizle-
ri de vardır. 3095 sayılı kanunun 4. maddesine göre: "Diğer kanunların, bu
Kanunda öngörülen orandan fazla temerrüt faizi ödenmesine ilişkin hüküm-
leri saklıdır".
1619. Bu hususta dört önemli hükme değineceğiz:
1619a. 6102 Sayılı TTK m. 1530/f.7 hükmü ile, mal ve hizmet teda-
rikine ilişkin ticari işletmeler arasındaki sözleşmelerdeki para borçlarında
temerrüt faizinin, 3095 Sayılı Kanuna göre ticari işlerde uygulanacak faiz
oranından en az yüzde sekiz fazla olmak üzere, Merkez Bankası tarafından
her yılın Ocak ayında aynca ilan edileceği düzenlenmiştir.
1620. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 5711 sayılı Kanunla değişik
20. maddesinin 2. fıkrasına göre, kendi payına düşen genel gider veya avans
tutarını zamanında ödemeyen kat maliki aylık %5 (= senelik %60) oranında
gecikme faizi ödeyecektir5
70
.
1621. 4857 sayılı İş Kanununun ücretin gününde ödenmemesine ilişkin
34. maddesinin 1. fıkrasında şu hüküm yer almaktadır: "Gününde ödenme-
567 Bak. s. 305,306.
568 Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 158.
569 Bu yabancı paranın ait olduğu ülkedeki temerrüt faizinin uygulanması görüşünde:
Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 164, 165. Kapital faizini
de kapsayan bu tartışmada başka görüşler için bak. önceki açıklamalarımızda s. 315,
Not. 205.
570 Bu oran 14.11.2007 tarihinden itibaren getirilmiş olup, bundan önce söz konusu oran
aylık% 10 ve yıllık% 120 idi. Bak Oğuzman/Seliçi, Eşya Hukuku, s. 665; Barlas,
Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 165, 166; Arpacı, A., Kat Mülki-
yetinde Yönetim, İstanbul 1984, s. 279.
496
PARA BORÇLARINDA TEMERRÜDÜN SONUÇLARI
yen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır-5
71
."
1622. 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 61.
maddesine göre de: "Toplu iş sözleşmesine dayanan eda davalarında ifaya
mahkum edilen taraf, temerrüt tarihinden itibaren, bankalarca uygulanan en
yüksek işletme kredisi faizi üzerinden temerrüt faizi ödemeye de mahkum
edilir". Böylece, bazı işverenlerin, dışarıdan kredi almak yerine, işçilerin
alacaklarını geç ödemek suretiyle kendilerine yarar sağlamaları ihtimali ber-
taraf edilmek ve davaların uzamasından işçilerin zarara uğraması önlenmek
istenmiştir-1
72
.
1623. bb- Temerrüt faizine ilişkin hükümlerin tarih itibariyle uygulama
alanlarının belirlenmesi, 3095 sayılı Kanun ve bu kanunu değiştiren bazı
kanunlar yakın zamanda çıktık.lan için, özel bir önem taşır. Belirtelim ki,
borcun doğduğu andaki değil, temerrüdün gerçekleştiği andaki faiz oranı
uygulanacaktır5
73
• Temerrüdün devam ettiği süre içinde oran değişmişse
574
,
her oranın yürürlükte bulunduğu temerrüt süresi kısmı için ayn faiz hesabı
yapılmalıdır.
1624. cc- Temerrüt faizi, prensip itibariyle borçlunun temerrüde düş-
tüğü günü
575
takip eden günden itibaren işlemeye başlar ve borcun ifası
tarihine kadar devam eder5
76
.
1625. Fakat istisnaen faizlerin, işlemiş irat taksitlerinin ve bağışlanmış
paranın ödenmesinde temerrütte, temerrüt faizi icraya veya mahkemeye
müracaat gününden itibaren işlemeye başlar (TBK. m. 104/f. 1). Bu hükmün
aksine anlaşma yapılması yani söz konusu hallerde temerrüt faizinin temer-
rüt tarihinden itibaren işleyeceğinin taraflarca kararlaştırılması mümkündür.
Fakat TBK. m. 121/f. 2 böyle bir anlaşmanın ceza koşulu hükümleri uyarınca
hakimin tenkis yetkisine (TBK. m. 182/f. 3) tabi olacağını düzenlemiştir.
571 RG. 10.06.2003, sayı 25134.
572 Bak. Oğuzman, İşçi-İşveren İlişkileri, 4. bası, s. 93. Hükmün uygulanması için temer-
rüde düşmenin şart olup olmadığı konusunda bak. Yargıtayın İş Hukuku Kararlarının
Değerlendirilmesi, 1986.
573 Bu sonucu 3095 sayılı Kanuna 3678 sayılı Kanunla eklenen 4a maddesi yabancı para
borçlan için-kötü bir ifadeyle- açıkça düzenlemiştir.
574 Bu değişildik, Bakanlar Kurulunun oranı arttırma veya düşürme yetkisini kullanma-
sıyla da olabilir (bak. s. 503).
575 Borçlu temerrüdünün başlangıcı için bak. s. 470 vd.
576 Şayet borçlu aciz halinde ise, aciz vesikasında yazılı alacak miktarı için artık faiz işle-
mez (İc. İf. K. m. 143/f. 4).
497
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
(Faize temerrütten önceki bir tarihten faiz yürütülmesine ilişkin bir anlaşma
ise hükümsüzdür: 3095 sayılı K. m. 3/f. 1).
1626. TBK. m. 121/f. l'de söz konusu faiz, temerrüt dışındaki işlemiş
faizlerdir5
77
• Temerrüt faizine, mahkemeye veya icraya başvurma tarihinden
itibaren de aynca temerrüt faizi yürütülmez
578
. TBK. m. 121/f. 3'de yer
alan "Temerrüt faizine aynca temerrüt faizi yürütülemez" kuralı bunu ifade
eder5
79
•
cc) Talep şartı
1627. Temerrüt faizi, kural olarak temerrütten ve istisnaen mahkemeye
veya icraya başvurulmasından itibaren işlerse de, alacaklı temerrüt faizi talep
etmedikçe, hakim kendiliğinden borçluyu temerrüt faizi ödemeye mahkum
edemez
580
veya icra takibi temerrüt faizini kapsamaz
581
. Fakat alacaklı temer-
rüt faizi talebinde bulunmuş ise, faizin yukanda belirtilen esaslara göre hesap
edilmesi gerekir5
82
• Buna karşılık 11.12.1957 tarihli ve 17/20 sayılı Yarg. İçt.
577 Anapara (kapital) faizleridir.
578 von Tuhr/Escher, § 73, II, s. 147; Yarg. 4. HD. 2.10.1989, 7458/7207 (Uygur, Citt.
II, s. 310-311); Karş. Oser/Schönenberger, Art. 105, N. 5.
579 Bu anlamda, Yarg. 9 HD. 20.3.1989, 1996/2529 (İşveren D. Mayıs 1989, s. 19). Karş.
Yarg. TD. 29.1.1973, 5433/137 (RKD 1973/9-11, s. 390); Yarg. 2. HD. 14.4.1976,
3088/3292 (YKD 1977/4, s. 475).
Ancak, taraflar borcun muaccel olmasından sonra işleyecek faizlerin asıl alacağa
eklenerek anapara alacağına dönüşmesini kararlaştınnışlara bu toplam miktar üze-
rinden temerrüt faizi işlemesinin TBK. m. 121/f. 3 engeline takılmayacağı görüşün-
de: Becker, Art. 105, N. 3; Bucher, E., s. 362 Not. 130; Öçal, A., Türk Hususi
Hukukunda Gecikme Faizi, İstanbul 1965, s. 102. Böyle durumlarda toplam miktar
üzerinden temerrüt faizi istenmesinin TBK. m. 121/f. 3 hükmüne aykırı olacağı gö-
rüşünde: Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerriidü, s. 179, 180 ve
oradaki mahkeme içtihatları.
Yarg. 15. HD. 27.4.1989 3446/2141 (YKD 1989/8, s. 1157: Uygur, Cilt. II, s. 312)'de
ise, işlemiş temerrüt faizinin ödenmesinin tarafların anlaşması ile bir vadeye bağlan-
ması ve vadesinde ödenmediği takdirde yeniden temerrüt faizi uygulanacağının kabul
edilmesi halinde bunun anapara alacağı niteliği kazanacağı ve bunun ödenmesinde
gecikme halinde temerrüt faizi ödenmesi gerekeceği ve bu sonucun TBK. m. 121/f. 3'e
aykırı olmadığı belirtilmiştir.
580 JdT 1955 I 329; von Tuhr/Peter, § 10, II, s. 73.
581 Üstündağ, S., Medeni Yargılama Hukuku, 4. Bası, İstanbul 1989, s. 409; Barlas, Para
Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 181.
582 Ticari işlerde sadece temerrüt faizi talep edilmesinin avans faiz oranına göre hesap
yapılmasını sağlamayacağı (bunun özel olarak istenmesi gerektiği) hakkında bak. s.
505.
498
PARA DORÇLARINDA TEMERRÜDÜN SONUÇLAR!
Bir. K.'da
5
s
3
farklı bir çözüm kabul edilmiştir. Bu karara göre, alacaklının
temerrüt faizinin kararlaştırılan vadeden (yani temerrüt tarihinden) hesap-
lanmasını istediğini açıklamaksızın icra takibinde sadece faiz talep etmesi
halinde, faizinin icra takibi tarihinden hesap edilmesi gerekir. Bu sonuç,
takip talebinde "faiz miktarı ile işlemeye başladığı gün"ün gösterilmesinin
İc. İf. K. m. 58/bend 3'de şart kılınmış olmasıyla izah edilebilir5
84
•
1628. Temerrütte gecikme tazminatı ifa ile birlikte veya ifadan sonra
talep edilebildiği halde, alacaklı, ihtirazı kayıt (çekince) ileri sürmeden ifayı
kabul etmişse
585
, temerrüt faizi alacağı bir fer'ı alacak olduğu için asıl ala-
cakla birlikte sona erer5
86
(TBK. m. 131/f. 2). Fakat henüz asıl borç sukut
etmeden gecikme faizi ayn bir dava ile talep edilebilir. Ancak, sözleşmede
kayıtsız şartsız kabul edilen ifaya rağmen temerrüt faizinin sona ermeye-
ceği kararlaştırılabileceği gibi, açık bir saklı tutma olmasa bile durum ve
koşullardan faizin saklı tutulduğu anlaşılıyorsa, ifaya rağmen temerrüt faizi
alacağı düşmez (TBK m. 131/f.2). Aynca, taşınmaz rehnine, kıymetli evraka
ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklı tutulmuştur (TBK m. 131/f.3).
b- Temerrüt faizi ile karşılanmayan zararın tazmini
1629. Temerrüt faizi, götürü şekilde gecikme tazminatı işlevi görürse
de, kanun, alacaklının zararının temerrüt faizi ile karşılanamaması halinde
aşkın (munzam) zararın tazmininin talep edilmesi imkanını da kabul etmiş-
t
:
u
_ı
-
;g7
.
583 RG. sayı 9839.
584 Postacıoğlu, İ., İcra Hukuku Esaslan, s. 131, Postacıoğlu, İHFM, 1958, sayı 1-4, s.
522,523.
585 Sadece "fazlaya ilişkin haklanmı saklı tutuyorum" türünden genel bir ifadenin yeterli
olmayıp, faiz talebinin saklı tutulduğunun bildirilmesi gerektiği hususunda bak. Bar-
las, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 183; Yarg. HGK 31.11.1973,
582/28 (İKİD, Yıl 4, S. 48 (Nisan 1973), s. 1927). İşin niteliği gereği faiz talebinin
saklı tutulmuş sayılması hakkında bak. 313 not 190.
586 Yarg. 15. HD. 1.2.1978, 58/169 (YKD. 1979/4, s. 541; Yarg. 9. HD. 24.5.1988
3803/5788 (Tekstil İşveren Aralık 1990, s. 14).
587 Bu konuda ayrıntılı bilgi için bak. Barlas, Para Borçlannın İfasında Borçlunun Temer-
rüdü, s. l90 vd.; Akman, S., Karşılaştırmalı Olarak Alman ve İsviçre Hukuklarında
Yüksek Oranlı Enflasyonun Para Borçlarına Etkisi ile Bu konudaki Yargısal Kararlar,
İBD C. 63, S. 10-11-12 (Ekim-Kasım-Aralık) 1989, s. 624-636; Öçal, A., Munzam
Zarar, Esk. İTİAD, C. m, 1967, s. l 14-158. Domaniç, H., Faizle Karşılanmayan Za-
rarların Giderilmesini Sağlayan BK. m. 105 ve Diğer Hükümler (Türk Ticaret Kanunu,
c. JV'den Ayrı Bası) İstanbul 1990, Domaniç, Faizle Karştlanmayan Zararların Gide-
rilmesini Sağlayan BK. l 05 ve Diğer Hükümler İstanbul 1993.
499
BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER Prof. Dr. M. TURGUT ÖZ
1630. TBK. m. 122/f. l'e göre "Alacaklı temerrüt faizini aşan bir zarara
uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığım ispat etme-
dikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür".
1631. Temerrüt faizinden farklı olarak artık alacaklı, zararının bu
faizle karşılanmadığını ispatla yükümlüdür5
88
. Örneğin, alacaklı, para ala-
cağı ödense idi elde edeceği para ile karşılayacağı bir ihtiyacı için temerrüt
faizinden yüksek oranda bir faizle başkasından ödünç almak zorunda kaldı-
ğını
589
, vaktinde ifa edilmeyen borç yüzünden kendi alacaklısına sözleşme
ceza5ı ödemesi gerektiğini
590
; almayı planladığı bir malı veya yakaladığı bir
iş fırsatını kaçırdığını, ispat edebilir. Enflasyon sebebiyle para değerinin
temerrüt faizi oranından fazla düştüğünü ileri sürmenin başlı başına aşkın
zarar olarak tazminata konu olup olamayacağı ise tartışmalıdır. Yüksek
enflasyonlu ülkemizde bunun tek başına aşkın zarara konu olacağına dair
öğretide bir eğilim varsa da
591
; Yargıtay genellikle sadece faiz oranını aşan
enflasyon oranını aşkın zarar saymayıp daha somut unsurlar aramaktadır5
92
.
588 von Tuhr/Escher, § 73, lf, s. 147; Eren, Borçlar Hukuku, s. 1108; Serozan, İfa, İfa
Engelleri, Haksız Zenginleşme, § 17, N. 6. Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlu-
nun Temerrüdü, s. 191; BGE 109 JJ 436; Yarg. 1 l. HD. 8.11.1983, 4297/4879 (YKD
1984/2, s. 261); Temerrüt faizini aşan (munzam) zararını alacaklı ispatla yükümlüdür:
Yarg. 1 l. HD, 8.1J .1983, 4297/4879 (YKD l 984/2, s. 26J ).
589 von Tuhr/Escher, § 73, il, s. 147; Becker, Art. 106, N. 4; Barlas, Para Borçlarının
İfaııında Borçlunun Temerrüdü, s. 204, 205.
590 Oser/Schünenbcrger, Art. 103, N. 4; Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun
Temerrüdü, ı;, 203.
59 l Harlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü, s. 210 vd.; Akman, İBD, S.
10-11-12 (Ekim-Kasım-Aralık) 1989, s. 635; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s.
943; Droin, .J., Lcs cffetı; de la deprcciation monctaire sur les tapports juridiques cont-
ractucls en droit suisse (Travaux de l'Association Henri Capitant, T. XXIII, İstanbul
1973, ıı. 571-572).
592 Alacaklının kendini enflasyona karşı korumak için parayı bir işe, mala veya tasarruf
aracına yatıracak olduğunu, en azından bunu phınladığını gösteren bazı somut deliller
ıwnması gibi. Genel olarak para borcunun ödenmesinde temerrUde düşülmesi halinde,
ıemerrOt faizini aşan enflasyon ııebebiylc tazminat istenip istenemeyeceği konusun-
da bak. Yarg. J 1. HD. 20.1.1983, 5774/128 (YKD. 1983/4, s. 554); Yarg. 11. HD.
8.JJ.1983, 4297/4879 (YKD. 1984/2, s, 261); Yurg. il. HD. 20.1.1983, 5774/128
(Uygur, cilt U, s. 128). Munzam zararın ispatı, 01,clliklc de cnflusyonun bu komıc.lııki
roJUne Hişldn olarak varlıAı iddia edilen içtihat uyrılıklurının giderilmesi tulcbini de-
ğerlendiren Yargıtay İçtihadı BirJcştinnc BUyUk Genci Kurulu, 8.10.1999 tarihli ve 2/1
sayılı Kararıyla içtihatların birleştlrHmeııinc gerek görınemi�tir (IKİD 2000/3, s. 14754
vd.). BUyUk Genel Kurulu konunun TBK. ın. 50/f.2'ye (Eski BK m.42/f. 2'yc) göre
hlikimin tuk.dir hakkını kullanması ve HMK m.J98 (HUMK. ın. 240) çcrçcvcsinJ
6JI
- •
KAVRAM İNDEKSİ
Tecdit not 595
Tecil anlaşması 1006, 1007, 1024, 1537, not
609
Tecrübesizlik not 357
Tediye 784, not 3, not 93, 885, 929
Tediye makamına temlik, bak. tediye yerini
tutan temlik 865, not 93,
Tediye parası, bak. memleket parası 929
Tediyeyi hedef tutan temlik not 93
Tehlike sorumluluğu not 285
Tek tarafa borç yükleyen sözleşme 158, not
61,651, 1070,not287, 1298,
Tek taraflı akit, bak. tek tarafa borç yükle-
yen akit
Tek taraflı irade beyanı ile borç ilişkisi ku-
rulması 126, 630
Tek taraflı işlemlerin iptali 302, 393, 397
Tekel durumundaki işletmelerin sözleşme
yapma zorunluluğu 573,579,
Temelhatasınot172,326,notl94,not216,
not 469, not 114
Temerrüt faizi not 166, 968, 974, 979, 982,
983,984,988,not205,1007, 1162,not
1� not 138, not 139, 1408, not 436,
1523, not 443, 1533, 1539, not 462,
not464, 1572,not514,1588,1599,not
537, 1599, 1600, 1601, 1602, not 540,
not 541, 1604, 1606, not 546, 1607,
1608,not551, 1609, 1610,1611, 1612,
1603, 1614, 557, 1616, 1617, not 565,
1622, 1624, 1625, 1626, not 575, not
578, 1627, 1628, 1630, 1631,not584,
1631,not588,not590, 1633,not591,
not 592, 1637, 1640,not626, 1738
Temerrüt faizini talep şartı 1627
Temerrüt faizinin miktarı 1603
Temerrüt faizinin şartlan 1600
Temerrüt faizi ile karşılanamayan zararın
tazmini 1629
Temerrüt ihtarı 1520, not 605
Temerrüt ihtarına lüzum bulunmayan haller
1522
Temerrüt ihtarının hukuki niteliği l 600
Teminat sözleşmeleri 165, 459, 462
Teminat sebebi not 587
Temlik borcu doğuran sözleşme 163
Tempus continium, bak. sürenin sürekli iş-
lemesi 1026
Tempus utile, bak. sürenin tatil hariç kala-
cak şekilde işlemesi 242
Temsi 1701, 702, 703, 706, 707, 711, 712,
not 653, not 655, 717, 718, 722, 723,
not 668, 669, 727, 730, not 672-673,
732, 733, not 678, 741, not 682, 748,
749,750, 754, 756,not700,not704,
760,761,not719,not720,not727,not
733,not735, 773,not23,not 114,not
119,
Temsil ilişkisi 664, 680
Temsil olunan adına hareket 677
Temsil yetki belgesi 755
Temsil yetkisi 722
Temsil yetkisi bulunması 528, 684, 685,
694,762,764
Temsil yetkisi eksikliğini giderici icazet
528,
Temsil yetkisinin geçerlilik şartlan 711
Temsil yetkisinin kaldırılması 747
Temsil yetkisinin kapsamı 715
Temsil yetkisinin kapsamının belirlenmesi
717
Temsil yetkisinin iradi olarak sona erdiril-
mesi 743
632
KAVRAM İNDEKSi
Temsil yetkisinin kendiliğinden sona ennesi
749
Temsil yetkisinin sınırlandırılması 722
Temsil yetkisinin sona erme sebepleri 740
Temsil yetkisinin sona ennesi 740
Temsil yetkisinin verilmesi 701
Temsilci463,666,not606,679,not635,703,
704,708,719,723,727,728,730,731,
739,756,not704,758,759,768,774
Temsilci aracılığı ile yapılan işlemlerde ira-
de sakatlığı 409
Temsilci olunan adına hareket 678
Temsilci olduğunu bildinnenin istisnaları
679
Temsilci yararına temsil yetkisi 731
Temsilci yararına Temsil yetkisi 731
Temsilcinin irade sakatlığı 409
Temsilcinin yerine başkasını ikame etmesi
738
Tevdi742,757,813,857,1049, 1161, 1162,
1163, 1165, 1166, not 400, 1166,
1167, not 403, not 404, 1168, 1169,
1170, 1171, 1172, 1173, 1176, not
416, 1178, not 421, 1181, 1184, 1189,
1190, 1532, 1886,
Tevdi yolu ile ifa 1161, 1167
Teyit mektubunun rolü 255, 257,
Ticari işlerde Temerrüt faizinin miktarı
1610
Tip serbestisi 82
Toplumsal tipte davranıştan doğan borç 143
Tüketici not 15, 84, not 98, 93, not 105, not
53,519,not459
Tür borcu3 O, 31, 32, 894
Tüzel kişilerin organlarının fiillerinden so-
rumluluğu not 606
-U-
Umuma açık yerlerde sözleşme yapma zo-
runluluğu 578
Usulsüz vedia 1886, not 151
-Ü-
Üçüncü kişi yararına sözleşme73, 137, 781,
856,858
Üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme
3not86, 137,140, 1423, 1434
Üçüncü şahıs lehine akit, bak. üçüncü kişi
yararına sözleşme
Üçüncü şahıs tarafından ifa 793, 1142
Üçüncü şahsın ifasının sonuçları 266
Üçüncü kişinin fiilini üstlenme 780
-V-
Vade 995, 1000, 1005, not 221, 1010, not
226, 1011, 1012, 1013, 1015, 1026,
1150
Vadede ifa zamanı 1028
Vadenin hesabı 1016
Vadenin tayini 1010
Vadesiz borçlar 996,
Vadeye bağlanma not 576
Vasıtalı temsil, bak. dolaylı temsil 666
Vasıtasız temsil, bak. doğrudan doğruya
temsil 670
Vekalet not 37,105, 120,not38, 160,164,
193,222,245,346,not611,675,689,
689,631,690,691,692,693,694,not
633,695,696,697,not635, not637,
698, not 661, not 668, not 679, 741,
747,693,not719, 790,795,812,817,
1072, 1092,not 199,not471,not 1,not
189,not189, 1925, 1927
Vekaletname not 404, not 631, not 655, not
679,
633
KAVRAM iNDEKSi
Vekaletsiz iş göm1e 105. 120. not 5, 143,
146. 570, not 635. 766, not 1, 778, not
15. not 33, 812, 814, not 40, 819, not
820, not 838. 1094, 1157. not 430, not
207
Velayet 61,686. 775, 1938
Vesayet organlarının sorumluluğu 601
-Y-
Yabancı para borcu 943, 944, not 158, not
159,not 169,not 170,990, 1616, 1633,
1637, 1861, not 129
Yabancı para borcuna uygulanacak faiz 966
Yabancı para borcuna uygulanacak temerrüt
faizi 968
Yabancı para döviz değeri kaydı 955
Yakın 14, 67, 131, 139, 368, 369, 548, 592,
1623
Yalın eşya, bak. basit eşya 870, 910
Yalın yabancı para borcu not 159, 1616
Yan borçlar 16, not 13, 427, 1095, 1227,
1541,not463,not604
Yan edim yükümlülüklerinin ifa yeri 1042,
Yanılma not 9, not 25, not 36,232,240,241,
242,257,267,299,300,301,302,303,
304, 305,306,not 169,307,308,309,
310, 311, not 172, 312, not 174, 313,
not 175, 314, 315, 316, 317, 318, 319,
320,321,323,326, not 191,327,328,
329, not 194, not 195, 331, 332, not
201, 332,not203, 333,334,335,336,
337,338,340,341,342, 343,not222,
345, 349,not224,353,360,361,372,
376,377,381,383,385,391,392,393,
395, 396, not 282, 397, not 284, 401,
4-04, not 294,405, 408, 398, 481, 509,
552, not 497, 617, not 658, 759, not
713, not 734
Yapma borçlarında hükmedilecek tazminat
1240, 1418,not642,not649
Yapma borçlarının ifa edilmemesi 842
Yapmama borçlarında hükmedilecek tazmi-
nat 1410
Yapmama borçlan 40, 802, 870, not 266,
Yapmama borçlarında alacaklı temerrüdü
1135,1184,
Yapmama borçlarının cebri icrası 1242
Yapmama borçlarının ifa edilmemesi 792,
841, not 262,
Yararların mahsubu, bak. denkleştirme
Yardımcı şahıs 1373,
Yardımcı yorum kuralları 598
Yazılmamış sayılma 509,510,516
Yasal borç ilişkisi teorisi 1693, 1694, not
679, not 681, 1703
Yedek edimin ifa yeri 1042
Yedek edim yetkisi, bak. edimi değiştirme
yetkisi not 124
Yedek hukuk kuralı not 39, 273, 512, 598,
601,602,606,608,609,789,890,973,
1016, 1027, 1028, 1036, 789,890,973,
1016, 1027, 1028
Yeni dönme teorisi1695, not 687, 1700,
1701, 1703, 1709
Yenileme, bak, tecdit
Yenilik doğuran hak not 18, 18, 126, 199,
380,397,416,452,630,631,632,703
Yenilik doğuran işlem 393, 763, 1012, 1671,
1845, 1848, 1882
Yetki verme beyanı 688, 715
Yetkisiz temsil not 20, not 114, not 115, not
604,611,685,710,751,752,753,697,
756, not 700, not 704, 719, 720, 763,
766, 767, not 734, not 696, 756, not
700,not704,not850, 1270, 1373,not
485,not491
Yetkisiz temsilin sonuçları 761
Yetkinin sona erdiğini sadece üçüncü kişi-
nin bilmesinin etkisi 753
Yokluk 175, 228, 417, not 442, 510, 542,
468, not 479, 581,
634
KAVRAM iNDEKSi
Yoklukla kesin hükümsüzlüğün farkı 544
Yoksun kalman kar 1283
Yoruma başvunna 238
Yonımlayıcı hukuk kuralı 597
Yükümlülük 44, 61, not 67, 119, 136, 138,
258.259,262,519,586,598, 1042,not
463, 1549, 1550, 1557, not 488, not
489, 1557, 1573, 1820, 1925
-Z-
Zamanaşunı 7, 70, not 78, 70, 104, not
11, 343, not 285, 656, 662, 764, 970,
971,994, 1007, 1099, 1117, not 341,
1117, 1292, 1424, 1425, not 282, not
287, 1432,not292, 1434, 1470, 1479,
1480, 1505, not 469, 1556, not 488,
1559, not 644, 1690, not 677, 1694,
1697, 1707, 1708, not 709, 1743,
1747, 1749, 1751, 1787, not 50, 1788,
1816,not85, 1865, 1867, 1900, 1903,
not 167, 1903, 1904, 1905, 1906, not
171, 1908, not 174, 1908, 1910, 1911,
1912, not 178, 1912, 1913, not 179,
1915, not 180-181, 1916, 1917, not
183, 1918, 1919, 1920, 1924, 1925,
not 189, not 190, 1927, 1928, 1929,
1930, 1931, 1932, not 195, 1933, not
212, not 218, not 220, 1954, not230,
1968, 1969, 1972, 1973, 1974, 1976
Zamanaşımı def'i 21, 472, 532, 591, 619,
620,621
l.amanaşUlll def inin kötüye kullanılması 1967,
Zamanaşunı süreleri 1922, 1923, 1926
Zamanaşunı geçmesinin çeşitli etkileri 1900
Zamanaşırnı süresinin başlangıcı 1926
Zamanaşımı süresinin hesabı 1934
Zamanaşımı süresinin uzaması 1957,
Zamanaşunını durduran sebepler 1919
Zamanaşunını kesen alacaklı fiilleri 1945,
1946, 1947, 1948, 1949, 1950,
Zamanaşımını kesen borçlunun fiilleri 1941
Zaınanaşımını kesen sebepler 1940, 1941
Zamanaşımının asıl alacak bakımından hü-
kümleri 5959, 1960, 1961, not 235,
Zamanaşımının dayandığı esas 1906
Zamanaşımının durması 1936, 1937, 1938,
Zamanaşımınm fer'i haklar bakımından hü-
kümleri 1965, not 237, not 238, 1963,
1964,not240, 1964, 1965, 1966,
Zamanaşımının hükümleri 1958
Zamanaşunının kesilmesi 1939, 1956,
Zamanaşırrunın şartları 1914
Zamanaşunının süresinin geçmesi 1921
Zapta karşı tekeffül hükümleri not 195,
1545
Zarar not 14, not 19, not 114, 75, not 158,
not217,not219,not240,241,not254,
not358,not700,not703,not727,not
64, not 68, not 76, not 79, not 80, not
84,not86, 1290, 1294, 1426,not485,
1594, not 583, not 601, not 702, not
704
Zarar bakımından çeşitli ayırunlar not 77
Zarardan mahsup, bak. denkleştirme not
144
Zararın hesabında esas alınacak tarih 1319
Zararın ispatı ve belirlenmesi 1295, not 104,
1296, 1298
Zararın tazmini yerine kaim değer istenmesi
1324,not205, 1408, 1481,
Zarar şartı 591,
Zihni kayıt not 166
635