ı.
Av. Dr. Tennur KOYUNCUOOLU
Av. Dr. Hikmet KOYUNCUO�LU
Av. Ömrüncegül IÇÖZ KOYUNCUO�LU
ErgOn Awk.attık BOroaı
Av. Ça6d■f Evrim ErgOn
Kıulım,p i&h..� � .. �
Next ı..wı. A Blok. Kat: Dıılıw: 33
08&20 Ça,ılıaya-ANl(AAA
Tel: fl)312f220 ao 1C1
8aflıent V.D. 5'14t547tU
Türkiye Hukuku ve Karşılaştırmalı Hukukta
Yargıtay Kararları İle Birlikte
Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi
(Novatio - Yenileme)
Sürekli Borç İlişkilerinde Yenileme
✓ Sigorta Sözleşmelerinde
✓ Kira Sözleşmelerinde
' ✓ Hizmet Sözleşmelerinde
SEÇKİN I Hukuk
Önsöz
Çalışmanın ana kaynağı 1972 yılında İstanbul Üniversitesi'nde savu-
nulan doktora tezine dayanmaktadır. Tez, Türk ve isviçre Hulru.Jru.nda
Borcun Yenilenmesi (Novatio) adıyla İstanbul Üniversitesi 1799 yayın
numarası ile Fakülteler Matbaasında basılmıştır. Tezde borcun yenilen-
mesinin Roma hukuku, Pandekt hukuku ve karşılaştırmalı hukuk kapsa-
mında gelişimi incelenerek, konu günümüz hukukuna taşınmıştır. Bu
nedenle aradan neredeyse elli yıla yakın bir zaman geçmiş olmasına kar-
şın eskimemiştir. Doğal olarak aranan bir kaynak olmayı sürdürmektedir.
Eski 818 sayılı ETBK'nın 114. ve 115. Maddelerinde düzenlenen
"yenileme (novation)", 6098 sayılı, 11.01.2011 kabul tarihli ve
04.02.2011 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan yeni TBK'da 133. ve
134. Maddelerinde karşılık bulmuştur. Madde numaralarının farklılığı ve
kullanılan bazı sözcüklerin değişimine karşın yenileme sözleşmesinin
hukuksal niteliği değişmemiştir. Dolaysıyla, daha önce açıklanan yenile-
menin genel ve cari hesaptaki ayrıntılı anlatımının hukuksal özü, bu kita-
bın da temel noktası yapılmıştır. Aradan geçen zamana karşın ETBK
açısından tezde ileri sürülen (yasal anlamda öncelikle "dar anlamda" borç
yenilemesinin düzenlendiği konusunda) görüşlerimizin geçerliliği günü-
müzde de, TBK kapsamında, genel olarak öğretide ve 2005 tarihli
YGHK ile uygulamada aynen korunmaktadır.
Bu çalışmada 1972 tarihli tezin tarihçe bölümü özel olarak dokunul-
madan bırakılmıştır. Farklı yazamayacağımıza göre, bu günlere nasıl yan-
sıdığını görmek amacıyla aynen saklı kalmasında önemli bir yarar vardır.
2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni TBK açısından değişmeyen yenileme
hükümleri çerçevesinde önceki açıklamalar saklı tutulmuştur. Ancak eski
tarihli kitaplara yapılan göndermelerin okumayı zenginleştirmesi yanında
hata ihtimali de getirebileceği konusunda kaygımı paylaşmak isterim.
Eski eserlerin yanında yeni yayınlanan eserler önemle dikkate alın-
mış, pek çok yerde konular yeni eklemelerle tamamlanmıştır. Aynı uzan-
tıda sonradan yayınlanan Yargıtay kararları derlenerek, tezin canlı tutul-
ması sağlanmıştır.
llulukun gdifımı sOnn�ktcdır Aradan geçen .ı.aman içinde ·-yenile-
me ı.leşm ,.. yaşamın yenı ihtiyaçlanna uygun olarak. klasik niteliğmı
bozmadan ayn bir anlam da kazanmıştır. Bu noktalarda ycnılerne sözctl-
ğO kendine özgO bir içerikJe şekillenmiştir. Şimdi yasalan, tek bir borcu.
bOtün bir hukuksal ilişkiyi, kira sözleşmesini, hizmet sözleşmesini. banka
sözleşmelerini, kredi sözleşmelerini, tedarik sözleşmelerini özellikle si-
gorta sözleşmesi poliçelerini sürekli yenilemekteyiz. Anc� bu işlemleri
yaparken, borcun ertelenmesi ya da borcun tasfiyesi amaçlı dar anlamda
borcun yenilenmesi ile z.aman içinde gelişen yenileme kalıplarını birbiri-
ne karıştırmamak önemlidir. Karşılaştırmalı hukuka bakttğımıuia; yeni-
lemenin Roma hukukundan gelen bağlayıcılığına sahip çıkan hukuk sis-
temleri yanında, yenilemeyi reddeden ancak sözleşme serbestisi içinde
yenileme sözleşmesine yer veren sistemlerin birbirinden farklı olduğunu
görmekteyiz. Bu bakımdan karşılaştırmalı hukuka İngiliz hukuku da ek-
lenmiştir. Ayırdına varabildiğimiz bu eksikliklerin giderilmesi için kita-
bın yeniden basılması zorunluluğu doğmuştur.
Yenileme, günlük yaşamda çok tüketilen bir sözcüktür. Hukuksal ala-
nın dışında, ticarette, kurumsal yapılarda, sosyal girişimlere, kişisel yaşa-
mımızda bile giderek kendimizi yenileme sözcüğü ile anlatmak yadırgan-
maz olmuştur. Elli yıl önce benim takıldığım gibi, sözcük toplumda herke-
sin dikkatini kolayca çeken bir anlatım zenginliği içermektedir. Bir o kadar
da, Roma hukukunun katı kalıplarından sıyrılmış yenileme kavramı, gü-
nümüz toplumunda tıpkı hakikatin kaybolup, gösterilenle yetinildiği gibi,
her işlemde kendine has postmodem bir anlam kazanmış gibidir.
Öncesinde, 1970'li yıllarda tez konusunu almam için ısrarlarını sür-
düren Hocam Prof. Dr. İsmet Gülümser Sungurbey'i şükran duygularım-
la anıyorum. Aynı şekilde tez jürisinde beni yürekten destekleyen şimdi
tarih olan Hocalarım Prof. Dr. Zahit İmre'yi, Prof. Dr. Ziya Umur'u,
Prof. Dr. Halit Kemal Elbir'i saygıyla anarken, çalışmalarını sürdüren
Prof. Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu'na ve Prof. Dr. Ünal Tekinalp'e içten
teşekkürlerimi sunarım.
Tezin yazım yıllarını 2 yaşında Kızım Esen ve 6 yaşında Kızım Emre
ile paylaşmıştık. Bu kitabı da hep birlikte, ekip olarak çalışarak tamamla-
•
ôrıt6ı
dık. Bu kez ilk yardıma gelenler Kızım ômroncegOI lç6z Koyuncuotl
ve Oğlum Can Hikmet Koyuncuoğ)u ve onların Avukatlık B UDWııu yo.
rüten seçkin genç avukatlar oldu. Can Hikmet Koyuncuoğlu E.ıcrin kin
sözleşmesinde yenileme bölümüne katkı verirken� ômrünugDJ lç&z
Koyuncuoğlu, hizmet sözleşmelerini yazdı, Girişi ve Yargıtay Kararlanru
çalışmaya kazandırdı. Almanca çevirilerde Av. Zeynep ÔZkuJ. lngilizce
çevirilerde Av. Damla Doğan Vorisek vazgeçilmez yarduncılanmızdı.
Seçkin kitapevinin tüm çalışanJan, özellikle sevgili Mutlu Dinç olmasay-
dı, bu kitap gerçekleşemezdi. En sonunda Mutlu'mm kalın kitap özlemini
gerçekleştirdik. Hepsine takdir ve teşekkürlerimi sunanın.
Kitap uygulamaya ve yeni eleştirel yazımlara yararlı olabilirse. ama-
cına ulaşmış olacaktır.
Saygılarımla, sunarım.
Tennur KOYUNCUoCLU
Acıbadem, Pomak Sk., No 4, D. 10, Kadıköy, İstanbul
İçindekiler
Önsoz ••..• ................................................................................................................... 7
Kısaltmalar•••••••••••••••••• ······································································· ı7
..
Gırış.................................................................................................................. 19
Birinci Bölüm
YENİLEMENİN TARİHSEL GELİŞİMİ VE
KARŞILAŞTIRMALI HUKUK
§ 1. ROMA HUKUKUNDA YENiLEME ............................................................................ 23
A. Borç Kavramının Katılığı ................................................................................................ 23
1. Yenilemenin Ortaya Çıkışı........................................................................................... 24
2. Roma Klasik Hukukunda Yenileme .............................................................................. 25
3. Uygulama Alanı ........................................................................................................... 30
B. Justinianus Hukukunda Yenileme ................................................................................. 36
1. Özellikleri ..................................................................................................................... 36
2. Justunianus Hukukunda Yenilemenin Eleştirilmesi .......................................................40
C. Pandekt Hukukunda Yenileme ...................................................................................... 42
1. Yenilemeyi Etkileyen Gelişmeler ................................................................................. 42
2. Pandekt Hukukunda Yenileme Görüşü ........................................................................ 45
D. İslam Hukukunda Durum ............................................................................................... 49
§ 2. KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA YENiLEME ...............................................................50
A. Fransız Hukukunda Yenileme ........................................................................................ 50
B. Alman Hukukunda Yenileme ......................................................................................... 55
C. Avusturya Hukukunda Yenileme ................................................................................... 59
D. İngiliz Hukukunda Yenileme .......................................................................................... 60
E. İsviçre Borçlar Kanununa Yenileme Kuralının Alınışı .................................................... 65
•.•
ikinci 8610m
TÜRKiYE HUKUKUNDA YENiLEME
t 3. YENiLEME KAVRAMt, TANIMt, HUKUKSAl NiTELl�l ........................ ..-6t
A.Yenıleme Kavram•··································································································-•·69
ı.Genel Olarak...................................................................................................·-······· --- 69
2. ETBK ve TBK'da Yenileme Kavramı ...................................................................... .._,_ n
B. Yenilemenin Tanımlanması ....................................................................................�.74
1. Tanım Karmaşası ...................................................................................................... 74
2. Dar Anlamda Borcun Yenilenmesi ............................................................................. 15
3. Sözleşmenin Yenilenmesi .......................................................................................... 78
4. Yargıtay'ın Goruşu ....................................................................................................-80
5. Sözleşme Serbestisi Kapsamında Yenileme................................................................. 81
C. Yenilemenin Sebebi ..................................................................................................... 82
D. ifa Yerine Edim, İfa Uğruna Edim Kavramı .................................................................. 86
E. Yenileme Sözleşmesinin Hukuksal Niteliği.................................................................... 90
§ 4. YENiLEME SÖZLEŞMESiNiN BENZER SÖZLEŞMELERDEN AYRILMASI ................ 94
A. Alacağın Devri ............................................................................................................. 94
B. Borcun Üstlenilmesi ..................................................................................................... 9S
C. Sözleşmenin Devri ....................................................................................................... 98
D. İkale Sözleşmesi .......................................................................................................... 99
E. Havale ......................................................................................................................... 101
F. İbra .............................................................................................................................. 102
G. Sulh Sözleşmesi ......................................................................................................... 105
H. Finansal Kiralama Sözleşmesi ................................................................................... 108
§ 5. YENiLEMENiN KOŞULLARl ........................................................................... 110
A. Mevcut Bir Borç ......................................................................................................... 110
ı. Mevcut Bir Borcun Geçerliliği .................................................................................. 110
2. Mevcut Borçta Temerrüdden Sonra Yenileme .......................................................... 112
3. Mevcut Borcun Özellikleri .........................................................................................115
a. Eksik borçlar........................................................................................................... 115
b. Şarta ve vadeye bağlı borçlar ................................................................................... 118
c. Müteselsil borçlar ................................................................................................... 119
B. Yeni Bir Borç İlişkisinin Varlığı ..................................................................................... 120
ı. Yeni Borcun Bağımsızlığı ........................................................................................... 120
2. Yeni Borcun Geçerliliği ............................................................................................... 122
l_iındeldle,
3. Yeni BorcunHukuksal �bebi···················· --------------------- --·
4. Soyut Bir Borçla Yenilemede Hak w Senet �-----·•-·---
5. Mevcut Bir Borç için Alacak �nedi Verifmeosi .......-•··
6. Mevcut Bir Borç için Kambiyo Taahhüdünde BulunubNsı
7. ipotekli Borç Senedi ve Irat Senedi Verilmesi.-·················- -
8. Mevcut Bir Borç için Kefalet Senedi Verilmesi...................-·--···----··-
u:ı
. ,�c
us
U1
lJl
•·· US
9. Sebebe Bağlı Bir Borç ile Gerçekleştirilen Yenileme.....................- ... --------- -·- -·U7
10. Objektif veya Subjektif Yenileme............................................- ..-··-··..-·- ············· UI
C. YenilemeSözleşmesi·····································································-··············- ·········1'0
1. Yenileme Sözleşmesinin Gerekliliği ··························································-···· •••• •• ı.a
2. Yenileme Sözleşmesinde Taraflann Ehliyeti ................................................. ••• • ••• ı.a
3. Yenilemenin Olumsuz Yorumu ve Güven ilkesi ............................................................. 1'1
4. Yenilemenin Kanıtlanması .........................................................................•...•..•..••..••• ıu
§ 6. YENİLEMENiN HÜKÜMLERi ·······················••··••·••••••••••••••••••••••• ..................... 1A6
A. Genel Olarak ............................................................................................................. 146
B. Cari Hesapta Yenileme .............................................................................................. 150
Üçüncü Bölüm
§ 1. SÜREKLİ BORÇ İLİŞKİLERİNDE YENİLEME VE ÖZEL DURUMLAR ........................ 163
A. Sürekli Borç İlişkileri Kavramı ................................................................................... 163
B. Sürekli Borç İlişkilerinin Sona Ermesi. ....................................................................... 166
C. Çeşitli Sözleşme Türlerine Göre İncelenmesi ............................................................. 171
1. Sigorta Sözleşmelerinde Yenileme .......................................................................... 171
a. Kavram Karmaşası .............................................................................................. 171
b. Karşılaştırmalı Hukukta Sigorta Sözleşmesinin Yenilenmesi........................................ 173
c. TTK'da Sigorta Sözleşmesinin Süresi ve Sona Ermesi, Yenilenmesi. ............................. 176
d. TTK'da Rizikoyu Bildirim Yükümü ve Sonuçları ......................................................... 181
e. Alman Hukukunda Rizikoyu Bildirim Yükümü ve Sonuçları ........................................ 184
f. lngiliz Hukukunda Sigorta Sözleşmelerinde De�işen Riskle ilgili Uygulamalar ................ 189
g. Sigorta Sözleşmesinde Çeşitli Süreler ...................................................................... 192
h. Kredi Sözleşmeleri ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Bireysel Kredilerle
Bağlantılı Yönetmelik Hükümleri......................................................................... 194
i. Türkiye Hukuku'nda Sigorta Sözleşmelerinin Yenilenmesi Tartışmaları ......................... 197
j. Zorunlu Sigortalarda Hasarsızlık indiriminin Zincirleme Sözleşmelere Etkisi .................. 204
k. Sağlık Sigortalarındaki özel düzenleme.................................................................... 207
1. Mahkeme Kararlarında Yenilemenin Hukuksal Niteliğinin Tartışılması .......................... 209
2. Kira Sözleşmelerinde Yenileme .............................................................................. 223
_1_4 Bo.::.:.;.r.:.:cu:..:.":...:..::ve SözleJmenin Yenıtenme-s• (No-nl;o- ven·
a. TBIC Madde 300 düıenlemesl ............................... .... ........ . . • ············-········---•224
b. TBK Md 327 düzenlemesi ..................................................................... ·····- ·······m
C. TBI( Madde 347 düzenlemesi . ................................................ ····••••••••••... -• ................. rn
d. TBK Madde 367 düzenlemesi ........................................................................................ 232
3. Hizmet Sözleşmelerinde Yenileme ................................................................................. 233
a. Belirli Süreli Hizmet Sözleşmesinin Zincirleme Yapılması ........................................_ .... n,
b. 5580 sayılı ÖÖKK Kapsamında Belirli Süreli Hizmet Sözleşmesi ...................................... 2)9
C. Hizmet 50..z1eşmes1n•ın lk aI eY o1uy1a SonaE rmes•ı.....................................····························· 242
d. l. ın.�i
Karayollan Motorlu Araçlar Mali Sorumluluk Si or�
tası Tarife Uygulama Esaslan.
İsviçre Borçlar Kanunu
4857 sayılı iş Kanunu
İsviçre Medeni Kanunu
Karşılaştınnız
Mukayeseli Hukuk Araştırmaları Dergisi
Not
Olağanüstil Hal
Ömür Boyu Yenileme Garantisi
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumlan Kanunu
Resmi Gazete
Sayfa
Sağlık Sigortası Genel Poliçe Sorgulama
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi
Sigorta Hukuku Dergisi
Tarihli
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
ve devamı
Alman Sigorta Sözleşmeleri Kanunu
(Versicherungsvertragsgesetz)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Girit
Roma hukukundan günümilz.e hukukun gelişimi boyunca. cskimmt
bir kavramdır yenileme. Bugünün dünyasında. gerek Türkiye hukuku 'e
gerekse karşılaştırmalı hu� Roma ve Pandekt hukuku dönmılai.n-
den gelen klasik anlamını muhafaza ederek yer bulmuş olmasının yanı
sıra, borç ilişkilerinin yenilenmesine olanak veren zenginleşmiş yapısı
ile, pratik hayata dair önemli sonuçlar banndınr. Bu nedenledir ki s6ı-
cük olarak sevilir, sıkça kullanılır, dar anlamda borcun yenilenınui, ge-
niş anlamda sözleşmenin yenilenmesi, .cari hesap ilişkisinin yenilenme,;
ve borç ilişkisinin yenilenmesi formlarıyla karşırnız.a Çlkar, mahkeme ve
Yargıtay kararlarında sürekli işlenir.
Türkiye hukukunda yenileme, TBK'nın 133. ve 134. Maddelerinde
düzenlenir. TBK'nın Genel Hükümlerinin "Borçların ve Borç İlişkileri-
nin Sona Ermesi" başlıklı Üçüncü Bölümü altında yer almasına�
günümüz pratiğinde farklı biçimde sürekli borç ilişkilerinde sözleşen
tarafların sözleşmeyi sürdürme gayesi için de kullanılır olmuştur. Bu
noktada yenilemenin hukuksal niteliğinde bir farklılık mı oluşmuştur?
Teknik anlamda, eskisinin yerine yeni borcun geçirilmesi ile yenilemenin
gerçekleşeceği görüşü, yerini karma bir görüşe mi bırakmaktadır?
Bu sorunun cevabını ararken, Roma klasik hukuk devrinin ihtiyaçları-
nı karşılayan yenileme işlemi, bugünkü düzende de özü sözleşme serbestisi
prensibinde saklı, hukuksal bir amaç işlemi olarak yoluna devam etmekte-
dir. Bağımsız hukuksal sebep anlaşması, sözleşenlerin açık ve altık iradele-
rine dayanır. Bu anlamda bazen sözleşme içinde yer alan bir borcun erte-
lenmesi, bazen tilin sözleşmenin yenilenmesi, bazen de sürekli bir ilişkinin
uzatılması anlamında ilişkiyi sürdürmek için kullanılır. Bizler, yenilemenin
kavramsal olarak hukukta ve kullanım olarak günlük hayattaki bu özel
yerinden hareketle, yenileme hakkında geniş ve karşılaşhrmalı bir incele-
me yapmakta fayda olduğunu görerek bu Eseri oluşturduk.
Sürekli borç ilişkilerinde kullanılan yenileme sözcüğünün, TBK'nın
133. Maddesinde düzenlenen borcun yenilenmesi ve irade serbestliği
içinde yapılabilen sözleşmenin yenilenmesinden (alım satım sözleşmesi-
20 Bo,cun ve 86ıJeımenin Yennenmesi(N - Yenifeme)
debitum). Romalı hukukçuları bunu "aynı şarabın bir kadehten diğerine
aktarılmasına" benzetirleı23. Yeni borçta aynı şey borçlamld1ğı haJde iki
borç birbirlerinden tamamen ayndır. Bu, "idem debitum" özelliğinin ardı
sıra, ayrılığı kanıtlayan yeni şeyin ne olduğu sorusunu alda getirir. önce-
ki borç bir stipulatio borcu değilse yeni borcun sebebinin başkaJaşmasıy-
la yenilik ortadadır. Herhangi bir sebeple doğmuş olan eski borç,
stipulatio borcu şekline dönüşmüştür. Ancak önceki borç da bir stipulatio
borcu ise yeni bir şey (aliquid novi) aranır. Romalılar bunu, eski borca
bir şart, bir vade veya sponsor eklenmesi veya çıkarılması gibi olanakJar-
la ve en önemlisi, alacaklı ve borçlunun değiştirilmesi ile mümkün gör-
müşlerdir2
4
•
Borç ilişkisinin temel öğeleri dışında, yan eklentilerin değiştirilmesi-
nin de yenileme ile yapılması Roma klasik hukukunun, bir özelliğidir.
"Sözleşmenin değiştirilmesi" olanağı bilinmediğinden, bu istek borcun
yenilenmesiyle sağlanır. İçeriği aynı olan bu borçlar, hukuken birbirinden
farklıdır2
5
• Von Brün'de buna değinerek, Klasik Roma hukukunda her
türlü borç değişikliğinin iki bir yolla yapıldığını söyler2
6
• Eski borç kaldı-
rılır, bir yenisi kurulur.
3. Uygulama Alanı
Yenilemenin başlangıçta mevcut bir borca, bir kefil alınması için uy-
gulandığını gördük. Sonraları gerek aynı kişiler gerek yeni kişiler arasın-
da her türlü nedenlerle başvurulan bir hukuksal yol olmuştur.
Gide, yenilemenin uygulanma alanını, stipulatio'nun ve
obligation'un kendine özgü yapılarına dikkat ederek, ikiye ayınr2
7
•
23
Edouard Beguelin, Novation, FJS, No. 809.
24
Sponsor eklenmesi veya çıkarılmasının novation olup olmadığı tartışmalıdır. Gaius,
111, 177. Bir şart ekleniyorsa yenileme zamanı önemlidir. Bu konuda farklı görüşler
vardır. Thorens'e göre, kabul edilen şartın gerçekleştiği anda yeni bir borç doğdu-
ğundan yenileme de bu anda olur. bk. Thorens, s. 9.
25
Staehelin, s. 18.
26
Bruno Von Büren, Schweizerisches Obligationenrecht Allgemeiner Teil, Zürich, 1964,
s. 362.
27
Staehelin, s. 15.
Birinci Bölüm: Yenilemenin Tarihsel Gelltlmi ve Kartılapmatı Hutut
Birinci bölümde, stipulatio'nun geniş faydalarından yararlanabilmek
için yenilemeye başvurulur. Herhangi bir sebeple doğmuş olan bir borç
yenileme işlemi ile stipulatio borcuna dönüştürülür.
Bu anlamda taraflar daha garantili bir dava elde etmek için borcu ye-
niler. Actiones bonae fıdei, hüsnüniyet davası, actiones strcti iuris, dar
hukuk davasına dönüştürülür. Alacaklı, condicto cerri" veya "actio ex
stipulatio" elde eder ki, bu davalar hakkın elde edilmesinde kolaylık sağ-
ladığından, alacaklının çıkarınadır2
8
•
Roma hukukunda borcun ibrası için de yenileme gereklidir. An�
bir stipulatio borcu ibra (acceptilatio) edilebileceğinden mevcut borçlar
önce yenileme ile stipulatio borcuna dönüştürülür. Bundan sonra ibra
(acceptilatio) ile ortadan kaldırılır2
9
•
Roma hukukunun ilk devirlerinde, mevcut bir borç sözlü bir borç
(verbalobligation) ise, o borca kefil olunabileceği söylenmiştir. Başka
çeşit borçlarda söz konusu bu engel, yenileme yolu ile aşılmıştır.
Mevcut borç yenilenerek, stipulatio borcunun faydalarından yararlan-
dırılır
30
•
Roma hukukunda yenilemenin asıl önemli uygulama alanı, "borç" -
"obligation" anlayışına dayanır. Bunun modem hukukun verdiği anlam-
dan çok başka olduğunu açıkladık. Borçta halefıyet (succession) tanın-
maz. Kişinin kişiye bağlanmasından doğan alacak hakkı onlardan ayn
devredilemez. Oysa kişi ile eşya arasında doğan bir hakkın devri, eşyanın
devri ile mümkündür.
Bu görüşün ortaya çıkardığı güçlükler, yenileme ile önemli ölçüde
giderilmiş, aynı borcun konusu yeni kişiler arasında söz konusu edilebil-
miştir.
28
Staehelin, bu davaların soyut niteliğine işaret eder etmektedir. s. 15. Oysa, yenileme
stipulatio'su sebebe bağlıdır. Bu durumda alacaklı dava açarsa, hem stipulatio'nun,
hem de sebebinin geçerli olduğunu ispat zorundadır. Rado, s. 82. Ancak burada ye-
nileme ile önceki borç kesin olarak sona erdiğinden çok kere yenilemenin ispatı yeter
görülür.
29
Staehelin, s. 15.
30
Staehelin, s. 15.
32 Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Novatio - Yenileme)
Burada yenileme (novatio) ile havale (delegatio)
31
arasındaki ilişkiye
değinmek gerekir. Çünkü alacaklı ve borçlunun değişimini öngören
delegatio'mın yenileme olup olmadığı çok tartışmalı bir konudur•
Ulpianus, delegatio'yu şöyle tarumlar:
32
D.46.2.11 pr. Ulpianus:
"Delegare est vice sua alium reum dare creditori nel curi iusserit"
"Delegare, alacaklıya veya onun yetkili kılacağı kimseye, borçlunun
kendi yerine başka bir borçlu vermesidir".
Tanımlama, delegatio'nun niteliğini açık seçik ortaya koymaktan uzak-
tır
3
. Bu sözlerden novatio sonucu çıkaran ortak hukukçulardan bazıları,
delegatio'yu mevcut bir borç ilişiğinde, eski borçlunun yerine yeni bir borçlu
veya eski alacaklının yerine yeni bir alacaklı girmesiyle ortaya çıkan bir yeni-
leme ilişkisi olarak kabul ederler. Borç ilişiğine giren alacaklı ise, delegatio
· nominis (aktif havale), borçlu ise delegatio debiti (pasif havale) vardır33.
Başkaları ise, bu durumlarda novatio'dan söz açılmasını her ikisinin
de Digesta'da (46,2) ve Codex'de (8,41) aynı başlık altında düzenlenme-
31
Delegatio, havale diye çevrilebiliyorsa da, TBK'daki havale ile karışmasını engelle-
mek için, delegatio kelimesini olduğu gibi kullanacağız.
32
Çeviri için bk. Akın Düren, Klasik Roma Hukukunda Delegatio, Ankara, 1968, s. 9.
33
Düren'in açıklamalarına göre, bazı yazarlar Wöchler, Bahr, Mühlenbruch, Hhöl delegatio
için yenilemeyi, bu nedenle de eski bir borcun varlığını gerekli görürler. Ulpianusun cüm-
lesinin "vel" den sonrasına çeşitli ekler yaparak delegation'un gerçek niteliğini ortaya koy-
maya çalışırlar. Salpius'da eski borç ilişkisini gerekli bir unsur sayar. Whitte tanımın, en
çok kullanılan delegatio şeklini dile getirdiği fikrindedir. Danz ise tanımı mükemmel bulur.
Genellikle metindeki credito özne kabul edilerek, delegatio da, ya alacaklı (delegatiorius)
veya bu alacaklının tayin ettiği üçüncü bir şahıs yeni borçluyu elde eder denir. Bu takdirde
çifte delegatio ilişkisi doğar. Bütün bu açıklamalar için bk. Düren, s. 1O, vd.
333
Koschaker, s. 272 ve 273'te alacaklının değiştiği yenilemeyi delegatio nominis (aktif
havale) olarak belirtir. Sözleşme havale edenin verdiği yetkiye dayanarak havale
borçlusu ile havale alacaklısı arasında bir stipulatio ile yapılır. Soru ve cevap şöyle
olur: "Şimdiye kadar A'ya borçlu olduğum şeyi bana vermeyi vaad ediyor musun?
Vaad ediyorum". Bu durumda, B, A'ya borçlu olduğu şeyleri C'ye vaad ettiği için A'ya
ileri süreceği bütün itirazları C'ye ileri sürebilir. ilk işleme ilişkin yan hakların sona er-
mesi ve işleme B'nin rızasının katılması yenilemenin hukuksal sonuçlarıdır. Aynı şe-
kilde borçlunun değiştiği yenileme de delegatio debiti (pasif havale) olarak isimlendiri-
lir. Koschaker, s. 288. Borcun naklini fiilen gerçekleştiren bir yenileme ile, gerçek
borçlunun borcunu bir üçüncü kişi yenileme stipulatio'su ile alacaklıya borçlanır.
' .
Birinci Bölüm: Yenilemenin Tarihsel Gellfiml ve Karfıl•JtırmalıHukut
sine bağlayarak XIX. yüzyılın ikinci yansına kadar delegatio'nun ycru-
lemenin özel bir hali, (in delegtione semper est novatio), olarak anlaşıl-
masına yol açtığını söylerler". Düren'e göre, yenileme ile delegatio ayn
ayrı incelendiğinde ancak, bazı gereklerin gerçekleşmesi durumunda ara-
larında bir ilişki kurulur. Bu da stipulatio ile oluşturulan sebepli
delegatio'dan başka bir şey değildir. Halbuki delegatio stipulatio'dan
başka şekilde de yapılabilir.
Rado da delegatio'da bir novatio'nun varlığına işaret edeı-35. Ona gö-
re delegatio hallerinin çoğunda borç münasebeti yenilenir. Ancak bu so-
nucu yaratmayan delegatio'lar da vardır. Rutsaert'e yollama ile belirtildi-
ği gibi, bu hallerde bir "delegation dation" vardır. Diğerlerine ise
"delegation - promesse", ismi verilir. Birinde bir ödeme, diğerinde ise bir
borçlanma vardır. Bu ayırım dikkate alınırsa, kadınların intercessio borç-
landırma işlemleri ile girdikleri tehlikeleri önlemek için çıkarılan senatus
consultum Velleanum ile kadın delegans (havale eden) ise "soluit qui
delegat" prensibine göre korunmaz. Çünkü ortada bir borçlanma işlemi
değil tasarruf işlemi vardır. Oysa havale olunan kadınsa ve o anda, borcu
ödemeyip borçlanırsa, exeptio consultum Velleanum ile korunur. Böyle-
ce Rado'ya göre, delegation-promesse halinde, ancak önce mevcut bir
borca dayanılıyorsa, novatio'dan söz açılabilir. Fakat borçlanma, örneğin
bağışlama amacıyla yapılıyorsa novatio yoktur.
Baskın görüş, novatio ile delegation'un birbirinden tamamen bağım-
sız olduğudur. Çok önce Salpius 1864 tarihli "a la novation et a la
delegation romaines" isimli kitabında, bugün herkesin kabul ettiği bu
prensibi ortaya koyar
36 37
34
Düren, s. 36.
35
Türkan Rado, Principatus Devrinde Roma Hususi Hukukunun Senatus Consultum'lar
Yoluyla lslahı, lstanbul, 1963, s. 85 ve sonrası ("S.C.Y.I.").
36
Eugene Gaudemet, Etude Sur Le Transport De Dettes, Paris, 1898, s. 49'da
salpius'un bu anlamdaki sözlerine yer verilmiştir. "La delegation et la novation sont
deux institutions distinctes et independantes entre lesquelles il n'existe logiquement
aucun rapport necessaire".
37
Düren, s. 1'de delegatio işleminin, bankacılığın çok geliştiği yunan hukukundan esin-
lendiğini belirtmektedir. Oysa stipulatio ve bu işlemle yapılan novatio tamamen roma
hukuku kökenlidir.
,
Borcun ve Sözle menin Yenilenmesi (Novatıo - Yenifeme►
ovntio... cxpromissio
0
işlemi şekline de bUrUnebilir-34. Expromissio,
bir başkasının borçlunun borcunu yüklenmesi anlamındadır. Alacaklı ile
borcu üzerine alan kimse arasında, birinci borçlunun teklifi üzerine veya
ondan habersiz yapılır. Delegatio'da en az Uç kişinin rızası arandığı halde
expromissio'da alacaklının ve exprimissor'un rızası yeterlidir. Rado'nun
verdiği bir ömek
39
bu işlemi aydınlatmaktadır.
Roma hukukunda, stipulatio yapılmaması nedeniyle teknik bir yeni-
leme sayılamayan, ancak doğurduğu sonuç bakımından yenileme etkisi
yaratıp yaratmadığı tartışılan bazı işlemler vardır. örneği� litis
contestatio (davanın tesbiti) işlemini, öğreti "novatio necessaire", "zorun-
lu yenileme" olarak kaybeder
40
. "Legis actio usulünde litis contestatio",
sadece hakim önünde, ittilafın şahitliğini yapacak kimselerin hazır bu-
lunmasını temin etmekten ibaretken, formula usulünde taraflar arasında
yapılan bir anlaşmadır
41
• Gaius'un institiones'inde (Gai. III, 180) litis
contestatio, borcu ipso iure sona erdiren, sebepler arasında sayılmakta-
dır
42
• İus civile'den doğan bir borç ilişkisi için yargı organlarına başvuru-
larak, litis contestatio yapıldığı anda, eski borç ilişkisi sona erer, usul
hukukuna ait bir yüküm eski borcun yerine geçer. Bu da hakimin karan-
na uyma ile sonuçlanır. "Litis contestatio"nun sona erdirici ve yenileyeci
etkisi kanunen kendiliğindendir. Novatio ile aralarında önemli benzerlik
göze çarparsa da bu aralarındaki nitelik farkını yok edemez
43
•
38
Bu konudaki açıklamalar için bk. Rado (S.C.Y.I.), s. 94, 95.
39
D. 16.1.13 pr Gaius libro nono ad edictum provinciale'den seçilen örnek şöyledir: Bir
kadın köle, azat edilmesi için efendisiyle bir anlaşma yapıyor ve ona azat ettiği takdirde
muayyen bir miktar para vermeyi taahhüt ediyor. Halen kendisi köle bulunup, borcu da
tabii bir borç olduğundan, bu borcu üzerine alacak hür bir kimseyi expromissor olarak
gösteriyor. Sonradan azad edilince expromisser'un borcunu kendi üzerine alıyor. işte
bu anda bir novatio vardır. Yoksa expromissor'un borçlanmasında yenileme düşünüle-
mez. Çünkü borç ilk olarak o anda doğmaktadır. Rado (S.C.Y.I.), s. 95.
40
Paul Frederic Girard, Manuel Elementaire de Droit Romain, Paris, 1929, s. 747,
Georg Friedrich Puchta, Lehrbuch der Pandekten, 8. Auflage, Leipzig, 1856, s. 441.
41
Umur, s. 239.
42
Gaius, 111, 180. "Keza borç münasebeti, eğer bir iudicium legitum açılmış ise, litis contestatio
(davanın tesbiti) ile sukut eder, zira bu andan itibaren esas borç ortadan kalkar ve davacı ar-
tık litis contestatio'dan dolayı mükellef olmağa başlar." Çevirisi için bk. Gaius, s. 75.
43
Teknik anlamda novatio bir medeni hukuk ilişkisidir. Litis contestatio ise usul hukuku
ilişkisidir. Novatio bir stipulatio ile gerçekleştiği halde litis contestatio önceleri sözlü,
sonraları yazılı yapılan farklı bir sözleşmedir. Umur, s. 257.
Birinci BOIOm: Yenilemenin Tarihsel Gelitimi ve Kartılafbrmalı Hulul
"Legatuın debiti", belli borç vasiyeti şeklinde de bir yenileme etkisi var-
d.ı.t4. Roma hukukuna göre bu biçim borç vasiy� ancak alacaklıya bir fayda
sağlanarak yapılır. Örneğin, borçlunun borca bağlı şart ve vadeden vazgeçme-
siyle öngörülebilit'
5
. Vasiyetnameye dayanarak alacağı � alacaklıya
bir faydası yoksa işlem geçersiz olut48. Bu işlem, eski borç nedeniyle ve il7.e-
rinde değişiklik yapılarak öngörüldüğünden yenilemeye uygun düşer.
"Constitutuın debiti", Klasik Roma hukukunda, bir kimsenin kendi-
sinin yahut bir başkasının, paraya veya sair misli eşyaya dayanan bir bor-
cunu, kesin bir vadede ödemesi taahhüdüdür'
47
• Constiutum debiti, bir
conventio, anlaşma niteliğinde olmakla beraber borçlu bakımından olum-
lu ve bağımsız bir yüküm olduğundan Karadeniz'e göre teknik anlamda
pactum değildir. Bu şekilsiz anlaşma teknik anlamda bir novatio da ola-
maz. Bilindiği gibi novatio, ancak sözlü şekle uygun bir stipulatio ile
gerçekleştirilebilir. Ancak, constititum debiti anlaşmasının içeriği nede-
niyle bir yenileme etkisi söz konusu olur mu? Bu sorun tartışmalara yol
açar
48
• Baskın görüş, klasik hukukta bir yenileme etkisi yaratmadığıdır.
Karadeniz, constititum debiti'nin asıl borçta, borçlu ve alacaklı yararına
bir takım değişiklikler yaptığından açık veya altık (zımni) olarak karar-
laştırılmış pactum de non petendo'nun (alacağın istenmemesi sözleşmesi)
varlığını kabul ederek, bunun da gerçek bir yenileme olmadığını belirtir
49
•
44
Bonifacio, s. 65.
45
Koschaker, s. 416.
46
Di Marzo, s. 580.
47
ôzcan Karadeniz, Klasik Roma Hukukunda "Constitutum Debiti·, Ankara, 1968, s. 1.
Bu anlaşma önceleri aktin konusunda bir değişikliği amaçlar, sonraları taraf değişikli-
ğini de mümkün kılar.
48
Savigny, Bruns gibi yazarlar, D. 13.5.18.3.te söz konusu edilen constititum debiti'den
doğan action de pecunis constituta'nun asıl borçtan doğan dava ile yarışıp yarışma-
dığı sorusunun constitumun Novato fonksiyonu dolayısıyla ortaya atıldığını savunur-
lar, Kuntze, Astuti, Bodin Blume, Gırard, Havelin, Çornil, Albertario ise constititum'un
dolayısıyla ope exeptionis klasik hukuktaki teknik yenileme kavramı ile bağdaştırıla-
mayacağı bugün doktrinde Salkowiski fadda ve astuli tarafından ortaya koyulur. Bü-
tün bu açıklamalar ve eleştirileri için bk. Karadeniz, s. 160 vd.
49
Karadeniz, s. 163, Genellikle bu sonuca varmakla birlikte tek tek, somut olayların
özelliklerine bakılması gereğini de belirtir. Ona göre seçimlik bir borçta verilmesi ge-
reken şeylerden birinin constititumla vaadi bir novatio etkisi yapmaz. Constititum
debitinin tarafları, asıl borcun tarafları da başka ise, bu farkın asıl borcu etkileyip etki-
lemeyeceği konusu tartışmalıdır, bkz. s. 168 vd.
36 Borcun ve SOzle9menln Yenilenmetl (HovıtiO- Y�
Justinianus hukukunda, constititum debili'nin gerçek bir borç ödeme söz.
leşmesi niteliğini kazanması nedeniyle asıl borç nzerinde yenileme etkisi
yapması mümkündür, fakat kural değildir°.
Klasik hukukta yenileme sonucu yaratabilmesi tartışmalı olan işlem-
lerden biri de "dotis dictio"dur5
1
• Kadının, borçlusunun delegatio nede-
niyle verilen yetkiye dayanarak başkasına karşı (damada) bir dotis dictio
borcuna girmesiyle aradaki borcun yenilendiği söylenir
52
• Bu durumda
kadın eski borçlusunun alacaklısı olmaktan çıkmakta yerine damat geç-
mektedir. Düren bu yenileme dolayısıyla, dotis dictio ve sebepli
stipulatio arasında bir yakınlığa işaret eder
53
•
B. Justinianus Hukukunda Yenileme
1. Özellikleri
Roma klasik hukukunda novatio, yalnız stipulatio aracılığıyla yapıl-
dığından, buz sözleşmenin yapısının değişimi, novatio'yu çok yakından
ilgilendirir. Bu bakımdan stipulatio'nun, klasik hukuka bakarak,
justinianus hukuku zamanında, özelliklerini incelemek, bunların yenile-
me üzerinde etkisini araştırmak gerekir.
İlkin, novatiosstipulatio'nun özelliği bir yana itilirse, klasik hukukta
stipulatio sebebi gösterilmeden borçlanmak olanağını sağlar. Alacaklı
yalnız stipulatio'ya işaret edip, sebebi ispat zorunda değildir. Praetorlar,
bu sertliği bazı kez yumuşatarak, haksız şekilde borçlananı, yani aslında
hukuksal sebebin mevcut olmaması ve gerçekleşmemesi hallerinde
vadedeni, stipulatio borcundan kurtarmak için bir condictio sine causa ve
stipulatio davasına karşı da exceptio doli generalis tanımışlardır. Sonrala-
rı, MS. 215 yılında imparator Antoninus Caracallanın bir
constitutio'suyla querela non numeratae pecuniae, paranın sayılıp veril-
5
° Karadeniz, s. 220 ve dn. 68.
51
Dotis dictio, dos verenin tek taraflı ve sözlü olarak yaptığı bir işlemdir. Bu stipulatio ile
de yapılabilir. bk. Honig, s. 176, Koschaker, s. 318.
52
Bonifacio, s. 48.
53
Düren, s. 45.
Birinci Bölüm: Yenilemenln Tarihse! Gelltlml ve Kırtılıft.ırmalı Hukuk
mediği itirazını yapmak mümkün olur. Böylece ileri sürülen exceptio non
nurneratae pecuniae ile stipulatio'nun soyut niteliği kaybolur dolayısıyla
alacaklı, sebebin bulunduğunu veya gerçekleştiğini ispat etmek zonmda
kalır.
Justinianus hukukunda "cautio" denilen belgelerin önemi artmıştır4.
Roma hukuku stipulatio'su yazılı sözleşmenin üstünlüğünü tanıyan Yu-
nan ve Doğu hukuklarının etkisi ile yazılı biçimde görülmeye başlanmış-
tırss_
Sözleşmenin büründüğü senet "cautio discreta" ile geçmişteki bir se-
bepten dolayı yapılmış ve özellikle sözleşme parasının talep edilmiş ol-
duğu açıkça gösterilmişse, alacaklı başkaca bir şey ispatlamadan senede
dayanabilir. Cautio indiscreta ise, yani sebebi gösterilmemişse, bu
stipulatio senedine karşı borçlu senedi inkar ederse, alacaklı sebebin ol-
duğunu veya gerçekleştiğini ispat etmek zorundadır. Böylece Justinianus
hukukunda stipulatio sebebe bağlı bir niteliğe dönüşmüştür.
Ayrıca, stipulatio'yu yabancılara uygulamak güçlüğü karşısında im-
parator Leo M.S. 472 yılında neşrettiği bir kanunla (c.8 37.10) eski sual
ve cevap merasimini kaldırarak her çeşit sözle tarafların iradelerinin açık-
lanacağını öngörür. Klasik hukukta stipulatio, sual ve cevapla kesinleşti-
ğinden sözleşmenin konusu açıkça bellidir. Asıl irade başka türlü de olsa
araştırılmaz. Söylenen sözler esas alınır.
Justinianus hukukunda, sözleşmenin, tarafların iradesine göre yorum-
lanması esası üstünlük kazanır.
Ancak stipulatio her çeşit sözle ifade edilen bir biçimde de varlığını
sürdüremez. Yukarıda belirttiğimiz gibi şeklen yazılı bir kaynak haline
dönüşür, sözlü olma özelliğini yitirir.
54
Staehelin, s. 19.
55
Koschaker'ini s. 195, Rado'nun s. 79'da belirttikleri gibi bu, yazıyı ispat belgesi kabul
eden romalı hukukçuların anlayışına aykırı düşer. Senedin düzenlenmesine rağmen
aslında stipulationun yapılmadığı itirazını öne sürmelerine yol açar. Justinien bir ka-
nunla (C. 8.37.14) tarafların ancak senetteki tarihte aynı yerde bulunmamaları halin-
de senedin hükümsüzlüğünün kabul edileceği esasını benimser. Bu Stipulatio'nun ar-
tık bir önemi olmadığının açık örneğidir.
Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Novatio - Yet'ifeı,.�
Yenileme sözleşmenin tarihi gelişim çizgisi stipulatio'nun çizgisı.
ne paralel düşer. Stipulatio'nun sui generis yapısı bozuhmca
no, ationsstipulation'mm sual ve cevap ile ortaya çıkan yenileme S4).
nucunda kesinlik kaybolur. Eskisi gibi açık seçik şekilde görülemeıtıe.
si .. haklı olarak yeni sözleşmenin eski borcu yok edip etmediği kuşku.
sunu uyandırır
58
. Bu yeni sözleşmenin amacının belirtilmesi zorunlu.
luğunu doğurur. Ancak "animus novandi" veya "animus cansa" anı.
cıyla hareket edilmişse yenileme vardır. Justinius 530 tarihlı
constitutio'suyla yenilemeye yeni şeklini vermiştir
57
• Justinianus re.
formunun sonuçları üzerinde pek kesinlik yoksa da (volontate solwn
esse gereğince) irade unsurunun, yenilemenin temeli olması çot
önemli bir gelişimdir.
Tartışmalı olan konu, animus novandi'nin (yenileme niyetinin) ifade
edilip edilmeyeceğidir. Bonifacio'ya göre yenileme iradesi işlemin dışın-
da kalır. İfadesi gerekmez. Tarafların amacının expressis varbis olarak
ortaya çıkmasının aranması, bu kez, eski şekilciliği yıkıp yerine yenisini
yaratmak olur
58
• Oysa Justinianus devrinde yenileme hiçbir şekle tabi
değildir.
Animus novandinin, yenilemenin temel unsuru olması yalnız şekil
bakımından değil, borcun konusu üzerinde de etkisini gösterir. Klasik
hukukta eski ve yeni borç arasında "idem debitum" prensibi gereğince bir
özdeşlik bulunmalıdır. Bu yenilemenin bir şartıdır. Ancak Justinianus
hukukunda yeni borcun içeriğinin ne olacağı tartışmalıdır. Animus
novandi'nin önem kazanması ile "şekli yenilemeden", "maddi yenileme-
56
Staehelin, s. 20
57
C. 8.41.8 de yer alan ilgili metinde, yenileme ile bir zarar doğmasını önlemek ve�
hukukçularda görülen karışıklığı kaldırmak için konunun yeniden düzenlendiği açık·
lanmıştır. Bundan sonra 1. altında "genellikle kanun yolu ile ve hatta yenileme niyel
olmadan alışılagelen sözlerle ifade edilmesini değil, iradenin (yenileme için sarih be-
yan) olmasını arıyoruz. Zira bunun dış sözlerle değil gerçekten var olmasını istiyoruz'
sözleriyle, yenilemenin iradiliği prensibi açıklanmıştır.
58
Bonifacio, s. 153 "şekilsizlik esası" ile, yenilemenin "açıkça anlaşılabilmesi8sözJeri
burada durumun aydınlanmasını engeller. Geleneklere bağlı bir hukuk anlayışınuı
daha bir süre terkedilmemesi mümkündür. Justinianus hukukunda bile, bir borcun te-
sisi için şekle bağlı olmayan bir aktin yeteceği esası tam yerleşemez. Ancak uygula-
ma bu sonuca çok yaklaşır. Koschaker, s. 210.
Birinci BOiüm: Yenilemenin Tarihsel Gefitimi ve Ka,..,_.,_. tMwt
•
ye" geçiş
59
, idem debitum prensibine eski ôoernini k.aybcttimıi.şıir.
Bonifacio bunu kabul etmez. Ona göre, "idem debitwn.. ilkesi justinianus
hukuku için de geçerlidir. İnterpolatio olan parçalar bir yana buııkılırsa.
tersi görüşü benimsetecek bir örnek yoktut°. Gaudemct de bu sonuca
işaret eder6
1
.
Çoğunluğun katıldığı görüş ise, yenilenen borcun ille borç konusu ile 1-
nırlı olrnadığıdır62. Staehelin bunda ilk adımın stipulatio Aquiliana ile atıldı-
ğını söyler
63
• Vadesi gelmiş ius civile ve praetor alacaklarının yenileme ile
bir stipulatio'da toplanarak ibra (acceprilatio) edilmesi sağlanır. Bu çift iş-
lemin amacı borçtan kurtulınaktır6'. Di Marzo da bu konuda D. 45.ı.ss·ctcn
bir örnek vererek, bir arazi için stipulatio yapan bir kişinin sonradan yenile-
me ile o arazinin intifaı konusunda bir sripulatio yapabileceğini açtk.lar.
Ancak, ilk borçtan tamamen ayn ve bağımsız bir konunun kararlaşo-
nlıp, kararlaştırılamayacağı bu son görüşte de belli değildir.
Yenileme stipulatio ile kazandığı açıldığı yitirince belirsiz bir söz-
leşme olur. Her sözleşmenin yaratacağı bir etki olarak nitelenir. Kesin bir
açıklık getiremeyen durumlarda da reddedilir. Justinianus şüpheli olay-
larda eski borcun ortadan kalkmayacağını aksine ona ekleneceği prensi-
bine üstünlük tanır.
Novationsstipulation klasik hukukta genellikle sebepsiz stipulatio
karşısında yer alır ve sebebe bağlı sayılır. Justinianus hukukunda sebep-
siz stipulatio'nun ortadan kalkması yenilemenin sebebe bağhlığt fikri
normal bir hukuksal sonuç olur.
59
Animus novandi'yi ortaya çıkaran, maddi yenilik unsuru (materielle novum) dur.
Merkel'e göre, birbirinin ardından gelen iki stipulatio'dan doğan yenilemede bu unsur
şarttır. Daha sonra diğer novationsstipulation'larda da aranır. Staehelin, s. 20. Son-
radan şekil farkının bir önemi kalmayınca, eski borcu yenileştirme arzusu yenilemeyi
oluşturur.
60
Bonifacio, s. 160.
61
Gaudemet, s. 114.
62
Rado, s. 205, Di Marzo, s. 391, Kaser, s. 205-206, Staehelin, s. 21.
63
Staehelin, s. 21.
64
Burada teknik bir yenilemeden çok sulh gayesi için yenilemenin bir araç olduğu söy-
lenir. Kaser, s. 206.
Yenileme, irade ilkesinin içinde saldı olarak sebebe bağh
18
ve şekil-
siz bir sözleşme olarak stipulation'dan ayn varlığını sOrdOrOr. Bu sonuç
aynca, bağımsız olarak borçlann sona erme sebepleri arasında sayıldığı
için de kabul edilir. Justinianus'un Institiones·inde yenilemeye, Gaius'un
Institiones'indeki sisteme aynen uyan bir yer verilmesi bunu kanıtlar.
Böylece Ulpian'ın novatio'nun stipulatio'nun en çok görülen şekJi oldu-
ğu görüşü
68
karşısında da yenileme, bağımsız olarak varlığını sürdürür.
Justinianus hukukunda yenilemenin en güzel açık.laması C. 8. 41.
8'de yapılmıştır
67
• Justinianus reformunun gerçek yüzü buradadır.Buna
göre
68
, yenileme artık eski borcun yeni borca geçişi (transfer) değildir.
Yeni bir borcun kurulmasına şartlandırılmış önceki borcun
remisyonudur. Yenilemede sona erme ve yeni bir borç doğumu ile orta-
ya çıkan iki ayrı sonuç, bölünmez bir yapı kazanmıştır. Tek bir işlemle
oluşan farklı sonuçları birleştiren tek unsur da tarafların bu yoldaki ira-
desidir. Roma hukukunda yenilemenin uzun evriminin varış noktası
budur.
2. Justunianus Hukukunda Yenilemenin Eleştirilmesi
Roma klasik hukukunda oldukça önemli bir yer tutan yenilemen�
Justinianus hukukunda aynı durumda olmadığı bir gerçektir. Bu bor-
cun değiştirilebilmesi olanağının bilinmesiyle ilgilidir. Ancak yenile-
menin, borcun değiştirilmesi dışında bir kapsamı olduğunu kabul et-
meyenler, ortadan kalktığını ileri sürerler. Staehelin'e göre yenileme,
klasik hukukun bir parçasıdır
69
. Borcun değiştirilmesi olanağını veren
hukuksal bir formüldür. Justinianus hukukunda saklı tutulmasında
hukuksal bir zorunluluk yoktur. Buna rağmen, geleneklere sıkı sıkıya
65
Eski borcun sona erdirilmesi ve yenisinin yaratılmasında tarafların iradelerine verilmiş
üstünlük roma hukuku textlerinde novinda anima, novandi causa olarak belirtilir.
Salpius'a göre bu, tarafların iradesinden çok, yenileyici etkiye işaret eder. Bonifacio,
tarafların iradesi yoksa, etkiyi de yaratamayacağından söz açarak, herhangi bir texte
böyle bir ifade olmasa da bu sonucun çıkarılabileceğini söyler. s. 155.
66
Staehelin, s. 21-22.
67
Bonifacio, s. 164, Staehelin, s. 20.
68
Bonifacio, s. 164-165.
69
Staehelin ve onun belirttiği üzere Salkwoski bu görüştedir, s. 23.
Bkincl Bölüm: Yenilemenin Tarihsel Gefifimı ve ıc.,. t..._.
bağlı olan Roma hukukçuları, yenilemeyi, yeni hukuksal ilkeler açı-
sından, bir kere daha düzenlemişlerdir. Von Bilren de sözleşmenin
değiştirilmesi ile sözleşmenin yenilenmesi kavramlarının bir arada
olamayacağına değinerek, Justinianus hukukunun yanhş bir tutum
içinde olduğunu kabul eder
70
.
Biz bu görüşe katılamıyoruz. Justinianus hukukun� iç ve dış şekil-
ciliğin kaybolması ve irade ilkesinin öne geçmesi ile yenileme ayn bir
özellik kazanır. Modern hukuklarda yer etmesinin nedeni. S30
constitutio'sunun getirdiği reforma dayanır
71
• Yenileme, şekilsiz bir söz-
leşme olarak, tarafların amacını belirten bir işlem olur. Bugün de sOzleş-
menin değiştirilmesi yanında sözleşmenin yenilenmesi aynını vardır. Bu
ayrımın önemi de hukuksal sebep kavramına dayanır. Bu s� yenile-
menin hukuksal niteliğini belirtirken açıklayaca� şimdilik
Justinianus hukukunun yenileme konusunda, şekilsizlik ve iradilik ilkele-
rini birer aşama olarak saptadığını kaybedelim.
Yenileme gene bir stipulatio ile yapılabilir. Çünkü basit ve şekilsiz
bir sözleşme olmasına rağmen stipulatio, Gaius zamanında olduğu gib�
Justinianus hukukunda da medeni bir borçlanma sebebidir (causa civil
debendi)
72
• Ayrıca borç ilişkisinin taraflarını değiştiren bir
constitutum'un da yenileme etkisi yaratması mümkündür
73
•
Justinianus hukukunda, şekilsiz bir sözleşme ile tarafların bağlanabi-
leceğinin kabul edilmesi, bu sözleşmelerin amaçları ve içeriği ile ayırt
edilmelerini önlemez
7
". Bu bakımdan, vardığımız sonuç, yenileme borcun
kendisini, değiştirme ise sözleşmenin içeriğini ve taraflarını konu ettiğin-
den, ikisinin bir arada olmasının hukuksal terslik değil, hukuksal bir
uyum meydana getirdiğidir.
70
Von Büren, s. 3.
71
Bonifacio, s. 153'te yenileme konusunda yapılan değişikliği refonn olarak kabul eder.
Rado da s. 205 te justinianus hukukunda yenilemenin kısıtlayıcı şartlardan kurtuldu-
ğunu söyler.
72
Gaudemet, s. 114.
73
Karadeniz, s. 220.
74
Krş. Karadeniz, s. 219 vd.
C. Pandekt Hukukunda Yenileme
1. YeniJemeyi Etkileyen Gerıımeler
Justinianus hukukunun ortaya çıkardığı hukuksal sorunlar, ancak
XVIII. ve XIX. yüzyılın başlarında, serbest ve bilimsel bir araştırma ko-
nusu olur7
5
• Bu arada hukukun temel kavramlarından olan "causa,. üze-
rinde önemli incelemeler yapılır
76
. Savigny, ilk olarak, taahhüt ve tasarruf
işlemi arasındaki aynını görür. Bunu, traditio (teslim) işleminin hukuksal
niteliğini ortaya koymak.la yapar.
Savigny, klasik hukukta mülkiyeti geçirmeye yarayan in iure cessio
ve mancipatio işlemlerinin yerine, Justinianus hukukunda "traditio" işle-
minin geçtiğini görerek, buna bir anlam verir. Klasik hukukta,
"mancipatio" soyut bir işlemdir
77
• Traditio ise causa'nın fiilen gerçekleş-
tirilmesinden öteye geçemez. Başlı başına bir hukuksal işlem değildir
78
.
Savigny, iki işlemin de biçimsel, soyut bir geçirme işlemi olduğunu belir-
tir. Malın teslimi işlemi, önceki borçlanma sebebinin bir gereği olarak,
fakat ondan bağımsız ve teslim anında arınılan bir uyuşma ile mümkün-
dür. Savigny traditio işleminin gerçek bir sözleşme (wahrer Vertrag) ol-
duğunu savunur
79
• Açıktır ki malın nakli konusunda, yalnız tarafların
uyuşması yetmez. Sözleşmenin tamamlanması için zilyetliğinden geçi-
rilmesi gerektiğinden, ayni bir sözleşme olarak nitelenir
80
• Hukuksal iş-
lemlerde uzak sebep ve yakın sebep kavramları ortaya çıkar
81
• Yakın se-
75
Andreas Bertalan Schwarz, Roma Hukuku Dersleri, Çev. Türkan Rado, Cilt 1., Bası
7., lstanbul, 1965, s. 169.
76
Staehelin, s. 55'ten naklen.
77
Koschaker, s. 137 ve 142.
78
Koschaker, s. 142, Staehelin, s. 56'dan naklen.
79
Staehelin, s. 57 ve 58'den naklen.
8° Koschaker, s. 142. Alman Medeni Kanunu (Bürgerliches Gesetzbuch "BGB") §
929'da bu teori kabul edilmiştir ki, teslim ile mülkiyetin geçmesi için, zilyetliğin naklin-
den başka bu yönde tarafların anlaşmış olması da aranır.
81
Umur, s. 115'te bu ayırımı belirterek şu örneği verir: Alım satım sözleşmesi gereğin-
ce, borcunu ifa amacıyla belli paranın mülkiyetini geçirmek için yapılan traditio işle-
minin uzak sebebi alım satım, yakın sebebi ise ifadır. Burada alım satım işleminin
geçerli olmamasının teslim işlemine doğrudan doğruya bir etkisi yoktur. Mülkiyet
geçmiştir. Ancak alıcı condictio indebiti ile borç olmayan şeyin iadesi davası verdiğini
geri isteyebilir.
bep kazandırmanın gayesi olduğu halde uzak sebep� ıcsadO:fm -
ren ve hukuksal işlemin yapılmasında rol oynayan sebeptir.
Justinianus hukukunda olduğu gibi pandckt hukukunda scbcbı
gösterilmemiş borç senetleri (causa indicreta) ne alacağın doğum se-
bebi ne de ispat vesikası olarak yeter sayılır
12
. Pandclct hukukunda..
usul uygulaması, temel akti ilişkiyi göstermeksizin yalnızca vaad do-
layısıyla açılmış davayı gereği gibi olaylara dayandınlmamış diye
reddeder
83
.
Ancak, 1855 yılında Otto Bahr, önemli eserinde, borç ikrar ve
vaadlerinin, bu şekliyle borç doğurucu niteliğini savunmuştur".
Bahr, ispat belgesi şeklinde olsun, hiçbir şey ifade etmeyen cautio
indiscreta'nın, maddeten bağımsız bir borç kaynağı olduğunu ileri sürer.
Temel ilişki gösterilmediği zaman, bu şekliyle dava konusu olabileceğini
açıklar. Roma hukukundan farklı olarak, irade serbestisi ilkesi gereğince9
bu türlü borçlanmayı mümkün kılar. Gerçek ikrar, açık olarak bir servet
naklini amaçlayan irade anını (willensmoment) gösterir ve bu sebeple
borçlandıncıdır
85
• Bu gerçek olmayan ikrardan aynlmalıdır. Bu yüzden
de şekilcilik tekrar önem kazanır
86
. Bahr, bu teoriyi Romadaki stipulatio
82
ismet Sungurbey, Borç ikrarı ve Borç Vaadi, lstanbul, 1967, s. 31.
83
Sungurbey, s. 31. Staehelin, 16. yüzyıldan beri Fransa'da, uygulamada ·t>tııet non
causa" sebebi gösterilmeyen senetlerin ispat vesikası olarak kabul edildi�i halde, M-
manya'da 1837 de yüksek mahkemenin bu şekilde bir senedi ·atlgemein
angegebener causa debendi" "genel borçlanma sebebinin· den dolayı redde�ini
açıklar, s. 59.
84
Kitabın ismi "Die Anerkennung als Verpflichtungsgrund• ·Mokellefiyet sebebi olarak
ikrar"dır. Kitabın yeni baskısı 1970 yılında 1984 tarihli yapılmıştır. Ayrıca bk.
Staehelin, s. 59, Sungurbey, s. 31, August Simonius, Über Die Bedeutung des
Vertrauensprinzips in der Vertraglehre, Festgabe der Basler Juristenfakult�t zum
Schweizerischen Juristentag, Basel, 1942, s. 235-282.
85
Staehelin, s. 60.
86
Bu iki türlü ikrarı ayırdetmek güçlüğü, BGB'nin hazırlık komisyonlarında, yazılı olma
kriterinin bulunmasıyla aşılır. Bahr, açıkça soyutluğun anlaşılmasını yeterli saydığı
halde, tekrar yazılı bir biçime dönüşülür. Staehelin, s. 63 ve Saleilles, s. 332. Bugün
BGB § 780 de bu esas vardır. Bizzat vaatten borç doğacak şekilde edimin vaad edil-
diği akitler yaparak olanağı tanınır. BGB'nin ilk tasarısı § 863 bu fikir daha açık bir
ifade ile belirtiliyordu. bkz. Sungurbey, s. 31.
...
8cwcun ve S6zı.,tnenın YenUenmai INoY9tıo - Yen�
hukuku aracılığı ile Jcurar'1. Böylece Roma hukuku stipulati05u zamanı,.
mıza getirildiği gibi, ona ait itiraz vasıtalan da birlikte alınır... Condictio
indebiti promissi" ve "excepto doli" ile sistem tamamlanır". Artık borç
ikran, borç sebebinin tesadufi bir delili değil, ondan bağımsız bir uyuş-
mayı ortaya koyan bir hukuksal işlemdir.
Bu gelişmelerin yanı sıra, bir borç bağının varlığım bozmadan taraf
değişikliğini amaçlayan işlemler yapılması öngörülmüştür. Alacağın dev-
ri borcun nakJi yollan denenmiştir.
Roma hukuku devrinde yenileme ile yapılagelen bu işlemler için,
Justinianus hukukunun son zamanlarında vekalet (mandatum) yoluna
başvurulur
89
• Dava hakkının vekile devredilmesi yetmez. Çünkü esas hak
alacakhda kalır. Sonradan faydalı dava şeklinde (actio utile), alacaklının
hakkından bağımsız, vekiline kendine ait bir dava tanınır. Bu şek.ilde bir
hakka sahip olma ile maddi menfaatlerinden faydalanma aynını yapılma-
ya başlanır
90
.
87
Causa'yı belirten bir Stipulatio senedi ispat belgesi değerindedir. Oysa causa belli
değilse, sebebin gösterilmesine bağlı olmayan bir borç kaynağı ortaya çıkar. Bu du-
rumda geçerli bir causa'nın yokluğunu ispat borçluya düşer. Aksi halde ancak hatası-
nı ileri sürerek verdiğini geri alabilir. Bu da borçlanmanın (willensmoment) irade se-
bebiyle olduğunu açıkça gösterir, Staehelin, s. 61.
88
Bir haksızlık varsa borcu, takip edilmesini beklemeden tanıma veya vaad belgesini
iptal ettirmek için eski condictio indebiti promissi mahiyetinde olan condictio sine
causa'yı (sebebin yokluğundan doğan haksız iktisap davası) açabilir. Borçlu, doğ-
mamış ve sonradan ortadan kalkmış bir borçtan dolayı hataen borçlandığını veya
gerçekleşmeyen gelecekteki bir borcu veya ileride gerçekleşeceğini sandığı bir ifayı
düşünerek borçlandığını ispat zorundadır. Vicdani bir vazife için yüklenilmişse davası
dinlenmez. Saleilles, s. 332.
89
Faydalı davaların devri yolu ile yapılan bu nakil, önce külli halefıyet durumlarında
(terekenin satışı gibi) sonra da özel halefıyet durumlarında görülür. Aynı zamanda
yavaş yavaş, faydalı davanın zımnen devrinde devrin temeli olan hukuksal sebebe
bağlanılır. Alacağın rehni, satılması, vasiyeti ve cihaz vaadinde, bu hukuksal sebep-
lerden dolayı, actio utile açılabilir. Saleilles, s. 75.
90
Roma hukukunu basamak yaparak devir teorisini kuran Doneau'nun görüşü şudur.
Roma hukukunda alacağın naklinin, ancak dava hakkının devri ile olduğunu söyler.
Bu iki şekildedir. Gerçek devir faydalı davanın temliki ile olur. (lessio actionis) Bu da-
va hakkı, mamelekin bir parçasıdır. Maddi bir nesne gibi devir edilir. Ancak daha öte-
ye geçip hukuksal sebebe dayanmak olanağını vermez. ikinci devir şekli, vekaletle
tanınan, vasıtasız dava ile olur. Bu, borcun doğduğu hukuksal sebep uyarınca dava
edilmeyi sağlar. Bu da mandata directa actio (müvekkile ait vasıtasız davaya vekalet)
ile kullanılır. Saleilles s. 79.
Birincl Bölüm: Yenilemenin Tarihsel Gertfimi ve �nıabHubık
Borç sözcüğünün anlamı da gelişime uygun olarak fark.lılaşrmşnr. Attık
borç, iki tarafi bağlayan kişisel bir bağdan ço� objektif ınııhtı:va ile ilgili
göıülür. Bu da borcun esası aynı kalmak şartıyla kişilerin değiştirilebilmesi-
ni önern9
1
• Borcu tayin eden şey, vaat olunan ve kıymeti para ile OlçOlebilcn
bir fiildir. Bu bakımdan nakil olanağı borcun tabiatına ve ak.la uygun sayılır.
2. Pandekt Hukukunda Yenileme Görüşii
Pandekt hukukunda yenileme çok tartışılmış bir konudur. Borcun ye-
nilenmesinin hukuksal mahiyeti, ifa benzeri bir işlem olup olmadı� se-
bebi, eski borçla yeni borç arasında nasıl bir bağ doğduğu ve yenileme
niyetinin ifade biçimi üzerinde çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.
Pandekt hukukunda yenileme olarak isimlendirilen iki hukuksal dınımı
vardır
2
• ''Novatio cumulativa", önceki borcun varlığını saklı tutarak, o borca
eklenen sözleşmeleri gözönüne alır. ''Novatio privata" durumunda ise� ön-
ceki borç ortadan kalkar, yerine bir yenisi geçer. İkisi arasında ayıncı unsur
animus novandi'- Yenileme)
dan ilki, Cennen hukukunun etkisinde kalan bir taşınmaz rehni şekli olur,
"gult" ismini alır
195
. İrat senedi olarak dilimize çevrilen bu tür senetler
temel borçtan bağımsız bir varlık gösterirler. İkinci sistem Pandekt huku-
kunun ve Fransız hukukunun etkisi altında gelişir. İpotek adı verilen bu
sistemde, taşınmaz, asıl borç bağının bir garantisi durumundadır. Rehni
kuran sözleşmenin de asıl borç sözleşmesine bağlı bir yapısı vardır.
Üçüncü sistem ise karma bir nitelikte olup, ipotekli borç senetlerinin dü-
zenlenmesiyle ortaya çıkar.
Birinci sistem konumuzla yakından ilgilidir. Bir borç bağı nedeniyle,
bir taşınmaz karşılık olmak üzere çıkarılan irat senetleri mevcut borç
bağını yeniler
196
.
İsviçre hukuku Roma borçlar hukukunun bir buluşu olan, herhangi
bir borcun yenilenmesi kavramına yabancı olduğu halde, eşya hukukunda
irad senedi dolayısıyla borcun yenilendiğini kabul eder. Bu nedenle,
borçlar hukukuna yenileme kurallarının alınması bir tepkiyle karşılaş-
maz.
EİBK'nın kanunlaşmasından önceki devrede, bu yolda düzenlenen
birinci tasan (1871 tarihli Munzinger tasarısı) ve ikincil tasan (1875 ta-
rihli Fick tasarısı) yenilemeye yer verirler
197
. Ancak, sonradan komisyo-
nun hazırladığı 1875 ve 1877 tarihli tasarılara yenileme alınmaz. Yeni-
lemenin bulunması gereken 7. başlık "Borçların Değiştirilmesi" şeklin-
dedir. Bu başlık altında 173. Maddeye göre, "mevcut bir borç nedeniyle,
konu, şekil, alacaklı ve borçlu değiştirilerek, yeni bir borç yaratılırsa, eski
borcun ona bağlı yan haklarla birlikte varlığı karinedir. Tersi ancak taraf-
ların irade beyanlarından veya hal ve durumdan anlaşılıyorsa borç sona
erer". Yenilemeden söz etmeyen bu madde sonradan 1879 tarihli dördün-
195
Bu senetler, toprağın kıymetinin bölünmesine ve kıymetli evrak gibi devredilmesine
yarar. Irat senetleri taşınmazın kıymeti ile sınırlandırılmış olup, borçlunun şahsen so-
rumluluğunu gerektirmez. Irat senedinin alacaklısının istemi taşınmaza yönelir. Irat
senedi mevcut bir borç nedeniyle verilmişse, bu borç yenileme ile son bulur. ipoteğin
tersine asıl borcun feri değildir ve eski borcun yerine geçerek önceki ilişkiyi soyut bir
borca dönüştürür, bk. Göktürk, s. 1025.
196
Staehelin, s. 98'de, Faesy'e yollama ile Schaffhausen ve Zürich kantonlarının özel
kanunlarında, bu konuda kural olduğunu açıklar.
197
Staehelin, s. 100.
•
Birinci BOiüm: Yenilemenin Tarihsel Gelitlmi ve KartılaftırmalıHukuk
cü tasarı ile kaldırılmıştır. Bu tasarıda "Borçların Sona Ermesi" başlığı
altında 148. ve 149. Maddeler ile yenileme tekrar düzenlenmiştir. 148.
Madde gereğince, aynı taraflar ile veya taraflardan birinin değiştirilmesi
ile yenileme mümkün görülmüş, 149. Madde ile de karine olamayacağı
belirtilmiştir. Bu maddeler, EİBK'nın 142. ve 143. Maddelerini karşılar.
Maddelerin ifade biçimi Fransız hukukundaki yenileme kurallarına çok
benzer
198
Ancak, İsviçre geleneğinin
199
ve Alman öğretisinin etkisi de
vardır2°
0
•
14 Haziran 1881 tarihli kanunla borçlar hukuku alanındaki derleme
başarılmıştır. Daha sonra hususi hukukun başka konularının birleştirilme-
si çabalan başlamıştır. Eşya hukukunda irat senedine bağlı olarak yeni-
leme, ipotekli borç senedi için de kabul edilmiştir. 1907 yılında gerçek-
leştirilen İsviçre Medeni Kanunu ("İMK") derlemesi EİBK'nın da yeni-
den ele alınmasına yol açar. 1905'te hazırlanan kanun tasarısında yeni-
leme üç maddede düzenlenir2°
1
. Bu maddelerin ilki olan 1440. Maddede
yenilemenin karine olmadığı belirtilir, poliçe senedinin ve kefalet senedi-
nin düzenlenmesi de bu anlamda değerlendirilir. 1141. Madde yenileme
sayılan durumları sıralar. Hesabi cari ilişkisinde yenileme, 1142. Madde-
de ele alınır. Sonradan 1909 tarihinde, ihtisas kurulunun hazırladığı tasa-
rıda EİBK Maddelerine uygun olarak yenileme durumlarını sıralayan
madde tekrar başa alınır ve öncekinden farklı olarak, verilen örneklerde
yenileme "mevcuttur" yerine "mevcut olabilir" şeklinde değiştirilir2°2.
1911 tarihli bugünkü İBK'nın yenilemeyi düzenleyen 116. Maddesi,
EİBK'nın 142. ve 143. Maddelerinin yerine geçmiştir. Ancak, EİBK 142.
Maddesinde yenilemeye verilen örneklerin yanıltıcı olacağı düşüncesiyle,
İBK 116. Maddeye bu şekil alınmamış, genel bir kuralla yenilemenin
tanımlanması uygun görülmüştür. Ayrıca, İBK Madde 116, il. fıkraya,
198
EIBK 142. maddesi Fr. MK. 1271 maddesini karşılar. EIBK. 143. maddesi ise Fr. MK.
1273 maddesinin aynıdır.
199
Irat senedine bağlı yenileme kuralı borçlar hukukunu etkilemiştir. Staehelin, s. 101
200
Bu 1881 tarihli EIBK hazırlanmasında önemli etkisi olan Dresdener tasarısı aracılığıy-
la gerçekleşir.
201
Staehelin, s. 105.
202
Hugo Oser, Kommentar Zum Schweizerischen Zivilgesetzbuch, Zürich, 1915, m. 116, ı.
68 Borcun ve Sôzle1menin Yenilenmesi (Nov.ılo-YenilemeJ
önce mevcut olan kambiyo senedi ve kefalet senedinin yanı sıra borç
senedi de eklenerek bu konuda yenilemeye olumsuz bir karine koyulmu,.-
tur. İBK 117. Maddesi ile de hesabı cari ilişkisinde yenileme olanağını
açıklanmıştır2°
3
•
Günümüzde İBK güncelleme çalışmaları yapılmaktadır. 20 l 3 yılında
borçlar genel hükümleri kapsamında bir taslak metin yayınlanmıştu'°4.
İBK Madde 116'nın Türkçe çevirisi aşağıdadır2°5:
C. Yenileme I. Genel olarak
Eski bir borcun, yeni bir borç kurulması yoluyla, sona erdirilmesi
kural olarak kabul edilmez.
Özellikle, mevcut borca dayanarak kambiyo senedi düzenlenmesi ve-
ya yeni bir borç senedi veya kefalet senedinin düzenlenmesi, aksi karar-
laştırılmamışsa, mevcut borcun yenilenmesi anlamına gelmez.
203
IBK 117, 1905 ve 1909 tarihli tasarılarda yer verilen 1142. maddenin karşılığıdır.
204
2020 yılını hedefleyen bu çalışmalar için bkz, Işık Önay, Hukuk Tarihi ve Karşılaştırmalı
Hukuk Perspektifinden Yenileme, Oniki Levha Yayıncılık, lstanbul, 2016, s. 45-46.
205
Almanca metin şöyledir: C. Neuerung 1. im Allgemeinen, Die Tilgung einer alten
Schuld durch Begründung einer neuen wird nicht vermutet. lnsbesondere bewirkt die
Eingehung einer Wechselverbindlichkeit mit Rücksicht auf eine bestehende Schuld
oder die Ausstellung eines neuen Schuld- oder Bürgschaftsscheines, wenn es nicht
anders vereinbart wird, keine Neuerung der bisherigen Schuld.
İkinci Bölüm
TÜRKİYE HUKUKUNDA YENİLEME
§ 3. YENİLEME KAVRAMI, TANIMI, HUKUKSAL NİTELİĞİ
A. Yenileme Kavramı
1. Genel Olarak
Gerek İsviçre hukukunda gerek Türkiye hukukunda bir borcun yerine
yenisinin geçmesi durumunun isimlendirilmesi, Roma hukukunda bilinen
"novatio" sözcüğüne dayanır. İBK'nın Almanca metninde, '�euerung",
Fransızca metninde ise "novation" şeklinde ifade edilmiştir. 6098 saytlı
Türk Borçlar Kanunu'na ("TBK") "tecdit" olarak geçmiştir°8. Tecdit
"cidd" kelimesinden türemiştir. Cidd, çalışıp çabalama demektir. Tecdit
ise yenileme, tazeleme anlamındadır. Öğretide yenileme sözü yerleşmiş..
tir. Ancak yasalara, sözleşme kalıplarına ve genel şart tanımlı açıklamala-
ra baktığımızda yer yer değişik kullanımlara rastlanır.
Uygulamada kullanılan "innovation" sözcüğünün de "novation" ile
akrabalığı vardır2°
7
• Her türlü yeni, köklü, bağımsız bir değişiklik yapmak
206
Eski hukukumuzda, borç değişikliği bilinmekle beraber, borcun tecdidi kavramı yok-
tur. Ancak islam düşüncesinde tecdit çok işlenen bir kavramdır. Bkz. Nuh Savaş/ idris
Türk/Ali Karataş, Tecdit, lslam Düşüncesinde Tecdit, -MeşrOiyyeti, Alanlan ve Şartla-
rı-, Müferrih b. Süleyman b. Abdullah el-KQsT, Pamukkale Üniversitesi ilahiyat Fakül-
tesi Dergisi Mart/2014, Yıl: 1, Sayı: 1, s. 102-125, s. 104, L0gatta tecdit bir şeyi yeni
olarak ortaya koymaktır. Cedit ise yıpranma ve eskimenin zıddıdır. Yenilenme anlamı
vardır. S. 108, Hz. Peygamber'in 'Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinlerini ye-
nileyecek bir müceddit gönderir' hadisine dayanır, s. 109, Naslar sınırlı, olaylar sınır-
sızdır. Yeni ortaya çıkan olaylar ve durumlar için naslardan şeri hükümler çıkarmak
gerekir. Bu teşri kanun koyma hususunda, nasların yerine getirilmesinde şeriatın de-
vamlılığını sağlar.
207
lnternette Almanca sözlük (beluka-de) göre konularına göre innovation; esas yenilik,
finans yeniliği, endüstriyel yenilik, duyulmadık, görülmedik, yenilenme, yenileştirme,
yenilik, teknik yenilik, ürün yeniliği, program yeniliği sözcükleriyle karşılık bulmaktadır.
70 Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Novatio - Yenile�)
anlamına demektir. Mevcut kurumların, şirketlerin, sözleşmelerin, yasa-
lann
208
bir tür yeniden yapılanması yenileme olarak ifade edilmektedir.
Ticaret yaşamı adeta bu sözcükle ayakta durmaya ve teknolojiyi yakala-
maya çalışmaktadır.
Genel bir bakışla yenilemenin kanunda yer aldığı maddelere değine-
lim:
Tecdit konusunda ana kural, Eski Türk Borçlar Kanunu'nun
("ETBK") 114. ve 115. Maddelerinde, TBK'nda ise 133. ve 134. Madde-
lerinde düzenlenmektedir. Birbirini içerik olarak karşılayan bu maddeler-
de sözcük değişimi yapılmıştır. ETBK'nda madde başlığında "tecdit (ye-
nileme)" sözcükleri bir arada iken, TBK Madde 133'te yalnızca ''yenile-
me" sözcüğü vardır.
Ana kural dışında başka maddelere de bakalım:
Kira sözleşmesi konusunda ETBK'nda 263. Maddenin başlığı "sukut
ile yenileme" iken, TBK'nda bu madde kaldırılmıştır.
Buna karşılık Ürün Kirası Ayırımında TBK'nın 367. Maddesinin içe-
riğinde yenileme sözcüğü kullanılmaktadır. Ürün kirasının "sözleşmenin
sona ermesi" nedenleri arasında, "kira süresinin geçmesi" başlığı altında;
"tarafların örtülü olarak sözleşmeyi sürdürmeleri durumu, tersi kararlaştı-
rılmamışsa, kira süresinin birer yıl için yenilenmiş sayılacağı", biçiminde
ifade edilmiştir. TBK'nın 367. Maddesi, ETBK'nın 287. Maddesine denk
gelmektedir. ETBK'nın 287. Maddesinin başlığı ise, "sukut ile yenileme"
idi.
lnnovation finansal yenileşim karşılığı da almaktadır, bu anlamda kredi değerlendir-
me kuruluşlarının esnek rolleri için bkz. 4 Şubat 2013 Birgün Gazetesi Haberi. Bu ko-
nuda ayrıca bkz. Radikal Gazetesi Hakkı Devrim 22 Eylül 2006 yazısı, Dil Yaresi ku-
tucuğu, Arif Suphi Önsal: Oxfort Sözlüğüne göre, anlamları sıralar: yenilenme, dev-
rim, herhangi bir şeyin doğasında veya modasında yapılan değişiklik, yeni tanıtılan
bir şey, yeni bir uygulama, yöntem, politik bir devrim, isyan, hukuk anlamında bir zo-
runluluğun değiştirilmesi, bir kök veya daldan yeni bir sürgün çıkması., Son bir ekle-
me de Sayın Cumhurbaşkanı'ndan oldu: 'hem siyasi krizlerle mücadele edecek, hem
kalkınmamızı, gelişmemizi sürdüreceğiz. Ben buna "siyasi innovation" demekteyim'.
(Çevrimiçi) http://ortakdefter.blogspot.com.tr/2006/09/innovasyon-kelimesi.html.
208
Kaser/Knüthel yenilemeyi, eski kanunun yeni kanunu yürürlükten kaldırmasının (bir
tür) medeni hukuktaki muadili olarak görmektedir, Bkz. Önay, s. 130, dn. 520.
ikinci BOium: Türkiye Hukukunda Yenileme
Aynca, 4721 sayılı Türle Medeni Kanunu ("'TMK-) 910/1. Maddesı-
nin içeriğinde yenilemeden söz edilmektedir. Buna göre: "'ipotekli bmç
senedinin veya irat senedinin düzenJenmesiyle birlikte dayanı#J olan
borç ilişkisi yenileme yolu ile sona erer'' denmektedir. Eski Türk Kanunu
Medenisi'nin ("ETKM"), 824. Maddeyi karşıJayan maddesinde yenileme
sözcüğü yerine "tecdit" vardır.
TBK kapsamında yenilemenin sınırlarım çizerken özellikle sürekli
edimli borç ilişkileri açısından, bu adlandırmanın ne anlama geldiği tar-
tışmalara neden olmaktadır. Örneğin, kira sözleşmesinin sOrmcsi anla-
mında "kira sözleşmesinin yenilenmesi" ve hizmet sözJeşrnclerinin üre
bitiminde feshedilmeyerek devam ettirilmesi haJinde de "sözleşmenin
yenilenmesi" gibi kullanımJan yaygındır. Banka hizmetleri sözJeşmele-
rinde ise "yenilenme" ya da "yeniden yürürlüğe girme" kavram karışıklı-
ğına yol açmaktadır.
Sigorta hukukunda özel bir anlamda '1ecdit'' sözcüğü sü.nnelaedir.
Sigorta sözleşmesi yapıldıktan sonra sigorta sözleşmesini kanıtlayan bir
belge olarak bir poliçe düzenlenmektedir. Bu sözleşmedeki değişiklikleri
belirleyen belge "zeylname" adını alırken, süresi biten sözleşmenin yeni-
lenmesi "tecdit poliçeleri" olarak adlandırılmaktadır. Sigonalılar arasında
sigorta poliçesinin yenilenip yenilenmediği tartışması hak kayıplarına
neden olmaktadır.
Yenileme sözcüğünün, işlemin gerçek hukuksal niteliğine bakılmaksı-
zın, kendiliğinden ve kolaylıkla pek çok yerde kullanıldığını görmekteyiz.
Bir başka önemli konu da uluslararası hukukta sözleşmelerde hangi
ülke hukukunun uygulanması gerektiği konusunda ortaya çıkan sorunlar-
dır. Örneğin 4749 sayılı, Yap, İşlet, Devret Kanunu, Kamu Finansmanı
ve Borç Yönetim Düzenlemesi hakkındaki Kanun uyarınca, ortaya çıka-
cak "borç üstlenimi" konusunda her bir ülkenin farklı hukuksal düzenle-
meleri vardır2°
9
• Karşılaştırmalı hukukta görüldüğü gibi, borç yüklenimi
209
Bkz. Fatma Gözde Akansel/Fatma lrem Tunç, Türk Hukukunda Borcun hukuki işlem-
le Üstlenilmesi, (Çevrimiçi), http://www.goksusafiisik.av.tr/Articletter/2016_Winter/
GSI_Articletter_2016_Winter_Article1.pdf.
72 Borcun ve Sôzletmenin Yenilenmesi (Novabo-Yenilemet
bazı üJkelerde "yenileme" hukuksal kalıbı ile bazı ülkelerde
0
dcğişim
sözleşmeleri" ile gündeme gelmektedir. Dolaysıyla uyuşmazlıkların çö-
zümünde seçilen ülkenin hukukuna bağlı olarak yenileme kavramı gün-
demdeki yerini koruyacaktır2
10
.
Bu durumda yenileme kavramının Roma hukukundan kaynaklanan
teknik anlamı ile günümüzde kullanımının arasında bir farklılık olup ol-
madığının altını çizmek daha önemli olmaktadır. Konuya ana kuraldan
başlayabiliriz.
2. ETBK ve TBK'da Yenileme Kavramı
ETBK'nda yenileme, 114. Maddede düzenlenmiştir. Madde aşağıdadır.
"B. tecdit (Yenileme),
1. Umumiyet İtibariyle;
Borcun tecdidi akitten vazıh surette anlaşılmak lazımdır.
Hususiyle mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunmak veya
yeni bir alacak senedi veya yeni bir kefaletname imza etmek, tecdidi ta-
zammum etmez. Bununla beraber, bu hükmün aksine dair akdolunan
mukaveleler muteberdir."
TBK'da Yenileme 133. Maddede yer almaktadır:
"C. Yenileme,
1. Genel Olarak
Yeni bir borçla mevcut borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu
yöndeki açık iradesi ile olur.
Özellikle mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması
veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlemesi,
tarafların açık yenileme iradesi olmadıkça yenileme sayılmaz."
210
Ayrıca Sigorta Hukuku bakımından kapsamlı bir çalışma için bkz. Selahattin Kaya,
Yabancı Unsurlu Sigorta Sözleşmeleri ve Uygulanacak Hukuk, Onikilevha Yayıncılık,
lstanbul, 2016.
İkinci BOium: Türiye Hukukunda Yenileme
Her iki madde arasında sözcüklerin arınması dışında bir anlam farkı
yoktur. TBK 133/1'in ifadesi, İBK'nın 116. Maddcsir>dck?1' obumuz
düzenlemeye daha yakındır. Yenilemenin an� ""'tarafların açık. iradde-
riyle" gerçekleşeceği vurgusu karşısında, TBK Madde •l deki ana lwnla
aykın olup olmadığı akla getirebilir. Yenileme iradesi ..örtülü- biçimdıt
ortaya çıkamaz mı?
İrade açıklamasının açık ya da altık olmasına bir engel yoktur. Söz-
leşme yanlarının irade açıklamalarının hukuksal sonuçları, ..güven ilkesı-
doğrultusunda hüküm ifade eder. Bu ilkeye göre altık bir irade açık.laması
da "açık" olabilir. Eski sözleşmenin yırtılarak, yerine yeni bir borç sene-
dinin düzenlenmesi ya da eski sözleşmenin kara]�aybnir sözleşme
hazırlanması gibi durumlarda aynca yenileme iradesinden söz eb1ıeye
gerek yoktur. Yenileme ya örtülü ya da belirtilmiş biçimde taraflann ira-
delerine bırak.ılınıştır2
12
•
İki madde metninin arasında bulunan bir farklılık da, kullanılan yeni
sözcüklerle bir "yenileme tanımı" yapılmak istenmesidir. ETBK·nda
yenileme, "tecdit" sözcüğü ile bir hukuksal neden olarak yer �
TBK yenilemenin ne olduğunu açıklamaktadır. Bu tanımlama, eski met-
nin özüne dokunmamakla birlikte, yetersizdir
13
.
Dikkat edilmesi gereken bir başka konu ise, iki metin arasındaki or-
taklıktır. Her ne kadar yenileme kavramı TBK'nda "'borçların ve borç
ilişkilerinin sona ermesi" ana başlığı altında düzenlenmişse de, madde
içeriği ETBK olduğu gibi "dar anlamda bir borcun" yenilenmesinden söz
etmektedir. Bilindiği gibi, hukuksal ilişki içinde pek çok alacak ve borç
vardır. Yasada mevcut bir hukuksal ilişkiden doğan tek bir borcun, taraf-
ların iradelerine göre ayırt edilerek yenilenmesi mümkündür. Dar anlam-
211
IBK Madde 116'nın Almanca metninde (Die nlgung einer atten Schuld durch
Begründung einer neuen wird nicht vennutet) 'eski borcun yeni bir borç kurularak so-
na erdirilmesinin kabul edilemeyeceQi' anlatımı ile olumsuz bir kural olarak açıklan-
mıştır.
212
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ("YHGK·), 30.03.2005 Tarihli, 2005/12-188 Esas,
2005/204 Karar sayılı Kararında oy çokluQu ile·eski borç için ödeme makbuzu dü-
zenlenmesi, zımni tecdit" olarak kabul edilmiştir. www.kazanci.com
213
Bkz.
Ô
nay, s. 49.
_,
74 Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Novatio - Yenıleme)
da bir borcun yenilenmesine, teknik anlamda yenileme demeyi sürdüre-
ceğiz.
B. Yenilemenin Tanımlanması
1. Tanım Karmaşası
Yenilemenin hukuksal niteliğini açıklayan bir tanım yapmadan önce,
açık bir tanım yapmaktaki zorluklara değinmeliyiz. Yenileme Roma hu-
kuku kaynaklarıyla günümüze taşınmış, ancak hukukun gelişimi içinde
yenilemeyi belli kalıplara sokmak zorlaşmıştır. En azından Roma huku-
kunda borç ve borç ilişkisi ayırımı yoktur. Borç sözcüğü içinde ilcisi de
bir aradadır. Borcun sona ermesi ancak ifa ile olur.
Modem hukuklarda yer alan borç sözcüğü, geniş borç ilişkisi içinde
yer alan dar anlamda pek çok borçlara karşılıktır ve borcun sona ermesi
işlemleri çeşitlenmiştir.
Roma ve Pandekt hukuklarından geldiği biçimde, Avrupa hukukun-
da, önceleri dar anlamda borcun yenilenmesine uygun biçimde yenileme
tanımlanmaktadır. Öğretide çeşitli görüşleri yansıtan, çeşitli tammlar
yapılır. Becker'e göre
214
, "yenileme eski borcun, yeni bir borç kurulma-
sıyla hukuksal işlem yoluyla sona ermesidir". Becker, yenilemeye, öde-
meye eş bir anlam vererek, Alman öğretisinin etkisinde kalmış görün-
mektedir. Yon Turh'da bu eğilimdedir. Ona göre, yenileme, "yeni bir
borç kurarak öncekini sona erdirmeye yönelen ifa yerine edime benzeyen
bir borçtan kurtulma şeklidir2
15
". Guhl
216
, "bir talep hakkının sona erdiri-
lip, onun yerine yeni bir borç ilişkisi kurulmasıdır" demektedir. Bu ta-
nımlamadaki özellik, bir alacak hakkının yenilemeye konu olacağını be-
lirtmesidir. Oftiger'e göre
217
, ekonomik açıdan yenileme, bir alacağın
214
Hermann Becker, Kommentar Zum Zivilgesetzbuch, Obligationenrecht, 2. Auflage,
Bern, 1941, m. 116, s. 604.
215
Andreas von Tuhr, Borçlar Hukuku 1-2, Çev. Cevat Edege, Ankara, 1983, Madde 7,
s. 703.
216
Theo Guhl, Das Schweizerische Obligationenrecht, 5. Auflage, Zürich, 1956, s. 239.
217
Kari Oftinger, Bundesgerichtspraxis Zum Allgemeinen Teil Des Schweizerischen
Obligationenerechts, Zürich, 1969, m. 116, s. 180.
.J
ikinci Bölüm: Türkiye Hukukunda Yenileme
mahiyetinin benzer başka bir alacağa değiştirilmesi, huJruk.sal açıdan ise.
eski alacağın sona ermesidir. Büren
218
, eski alacağın sona ermesini ağırlık
noktası yapmaz, mevcut borçta oldukça önemli bir değişikliği yenileme
olarak niteler. Staehelin de yenilemenin yeni bir borç kurulmasıyla eski
borcun sona ermesinden başka bir şey olmadığını belirtere� bwıu yeni
bir borçtan söz açmayı gerektiren borç değişikliği olarak kabul cd��•.
İsviçre Federal Mahkemesine göre
220
, yenileme, eski borç ilişkisinin yeni
bir ilişkiye dönmesi ve yeni borç sebebinin önceki borçtan bağımsız ol-
duğu bir işlemdir.
2. Dar Anlamda Borcun Yenilenmesi
Türkiye hukuk öğretisi bakımından da benzer bir tutum vardır. Yeni-
lemenin gereklerini ortaya koyan tanımlamalar yapılırken, borç ilişkisi-
nin mi yoksa tek bir borcun mu yenilendiği geleneksel bir tartışma konu-
sudur.
Önce sözleşme ile borç sözleşmesi ayınmının altını çizelim: Sözleş-
me kavramı ile borç sözleşmesi birbirinin eşi değildir. Yon Tuhr'un işaret
ettiği gibi, "sözleşme sadece bir hukuksal ilişkiyi (özellikle borç ilişkisi-
ni) kurmak için değil, yerine göre böyle bir ilişkiyi değiştirmek veya or-
tadan kaldırmak için de yapılabilir"
221
• Kocayusufpaşaoğlu açıklamasıuı
sürdürür "borç sözleşmesi sözleşmenin bahis konusu görevlerinden sade--
cebir tanesini ifade eder. Örneğin, ibra borç sözleşmesi niteliğini taşıma-
yan bir sözleşmedir"
222
•
Arsebük, Aybay, Feyzioğlu, Tunçomağ, Saymen, Elbir, Olgaç gibi
yazarlar, dar anlamda borcun yenileneceğini belirtınektedir223.
210
Bu..ren, s. 362 .
219
Staehelin, s. 134.
220
BGE 60, 11, 332.
221
Bkz. Necip Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukuku Dersleri, 2. Bası, Filiz Kitabevi,
("B.H.D."), s. 117, dn. 9.
222
Kocayusufpaşaoğlu (B.H.D.), s. 117.
223
Esat Arsebük, Türk Kanunları Bakımından Borçlar Hukukunun Umumi Esasları, Cilt 1,
Ankara, 1937, s. 468, Aydın Aybay, Borçlar Hukuku Dersleri, lstanbul, 1969, s. 135.
Necmeddin Feyzi Feyzioğlu, Borçlar Hukuku, Cilt 11, Umumi Hükümler, lstanbul,
76 Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Novatio - Yenileme)
2013 tarihli bir tezle konuyu tarihsel gelişimi ile birlikte inceleyen
Kahraman'a göre
22
◄ "dar anlamda borç, karşılıklı iki tarafı bulunan bir
alacak-borç ilişkisidir. Alacaklı açısından bir aktifi (alacak bak.kını),
borçlu açısından ise bir pasifi (borcu) ifade eder. Bu ilişkide alacak ve
borç birbirine bağlıdır. Bu nedenle alacağın sona ermesi, karşısında yer
alan borcu da sona erdirir". Yenileme dar anlamda bir borcu sona erdirir.
Oğuzman kanunun tek bir borç için yenilemeyi öngördüğüne işaret
eder22
5
. Oğuzman/ Öz'ün birlikte çıkardığı 2015 tarihli yeni baskıda, aynı gö-
rüşü paylaşmakta ve yenilemenin "bir borç" için öngörüldüğü açıklamasına
bir örnek vermektedir2
26
. Ancak yazarlar borç ilişkisinin tümünün yenilenme-
sinde bir sakınca görmemekte�
7
. Bu noktada borç ilişkisinin yenilenmesini,
TBK 133/1. Maddesi kapsamında ele alıp almadıkları açık değildir. Çünkü bir
yandan da borç ilişkisinin yenilenmesini ikaleye benzetınektedirlei2
8
•
Nomer22
9
yenilemeye, verdiği bir örnekle değinmektedir. Yenileme
yeni bir borç kurmak suretiyle, eski borcun ifa edilmeksizin sona erdiril-
1969, s. 357. Kenan Tunçomağ, Borçlar Hukuku, Cilt 1, Genel Hükümler, 3. Bası, ls-
tanbul, 1968, s. 658. Ferit Saymen/Halid Kemal Elbir, Türk Borçlar Hukuku, Cilt 11,
Genel Hükümler, lstanbul, 1956 (uBorçlar Hukuku"), s. 858. Senai Olgaç, Kazai ve il-
mi içtihatlarla Türk Borçlar Kanunu, lstanbul, 1969, s. 895.
224
Bkz, Zafer Kahraman, Karşılaştırmalı Hukukta Borcun Dış Üstlenilmesi, Vedat Kitap-
çılık, lstanbul, 2013, s. 20-21.
225
Kemal Oğuzman, Borçlar Hukuku Dersleri, lstanbul, 1968, s. 159.
226
Bkz. Mehmet Kemal Oğuzman/ Mehmet Turgut Öz, Borçlar Hukuku, Genel Hüküm-
ler, Cilt 1, Gözden geçirilmiş 13. bası, Vedat Kitapçılık, lstanbul, 2015, s. 559, dn.
29'da dar anlamda borç ilişkisinin yenilenmesine bir örnek verilmektedir: "50 bin TL
karşılığı X marka araba satılması sözleşmesinde, satıcının X marka araba teslim bor-
cu yerine Y marka araba teslim borcu kararlaştırılmışsa, sadece bir borç yenilenmiştir
ve sözleşmenin bedel dahil diğer hükümleri değişmeden kalır".
227
"kanun yenilemeyi bir borç için öngörmüştür. TBK 133/1 uyarınca, yeni bir borçla mev-
cut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur. Fakat
bir borç ilişkisinin tümünün, mesela iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme ilişkisinin yeni-
lenmesine bir engel yoktur. Oğuzman/Öz, s. 541 dn. 28. Satım sözleşmesinde satıcının
borcunun, eser sözleşmesine özgü, bir eser imal edip mülkiyeti geçirme borcu şeklinde
yenilenmesini buna örnek verilmektedir, Oğuzman/Öz, s. 559, dn. 29.
228
Oğuzman/Öz, s. 559, dn. 29. Hiç kuşku yoktur ki, dar anlamda borcun yanısıra, borç
ilişkisi de yenilenebilir, burada önemli olan nasıl bir hukuksal seçenekle yapıldığıdır.
TBK 131/1 Emredici bir kural değildir. Sözleşmenin yenilenmesi ikameyle, ibrayla ya
da başkaca sözleşme serbestisi kapsamında gerçekleşebilir.
229
Haluk Nami Nomer, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 13. Bası, Beta, lstanbul, 2013,
s. 322.
ikinci Bölüm: Türkiye Hukukunda Yenileme
mesidir. Örneğin, A'nın B'ye bir inek verme borcu vardır. Bumm yeıioe
A veya 3. kişi B'ye at verme borcu altına girer ve A·om inek verme bor-
cu sona erer. Kimi kez de yenilemenin tanımına giri�TBK"odaki
gibi sonuçlarının değerlendirilmesiyle yetinilmek:tedit3°.
Gerek ETBK'nın 114. Maddesinde gerekse TBK
9
nm 133. Madde-
sinde yenileme sözleşmesinin ilk aşamada "dar anlamda borçlar için
öngörüldüğü yönünde pek çok neden sayabiliriz:
İlk neden ETBK'nda Üçüncü Bab'da yenileme, "Borçların Sukutu-
başlığı altında yer aldığından, borç sözcüğünün dar anlamında yorumuna
üstünlük tanınmıştır2
31
• Çünkü İBK'nın yenilemeyi düzenleyen 116.
Maddesinin bölüm başlığı "Borç İlişkilerinin Sona Ermesi�iken, huku-
kumuza aktarımda farklı bir çeviri yapılmıştır. Sonuç olarak yenilemenin
dar anlamda borçları düzenlediği varsayılmıştır.
Benzer gerekçelerle aynı görüş Staehelin, Feasy ve Creutzig tarafın-
dan savunulmuştur2
32
• Staehelin, "Borçların sona ermesi" bölümünden
hareketle borç ilişkisinden değil, alacak (borç) hakkından söz ediliyor
olduğunu, yenilemenin dar anlamda borç için öngörüldüğünü açıklar.
İkinci olarak, yenilemenin Roma hukukundan gelen tarihçesi de göz
önüne alındığında, modern yasalara ilkten dar anlamda borç özelliği ile
girdiği kabul edilebillı-2
33
• Çünkü Roma hukukundan sonra hukukun yeni
gelişim durağı "borç ikrarı" olmuş ve eski sözleşmeyi sona erdiren soyut
bir borcun tanınması yenileme için yeni bir kaynak sayılmıştır.
Üçüncü olarak Roma hukukundan sonra yine hukukun bir başka geli-
şimi "sözleşme serbestisi"dir. Artık mevcut sözleşme ilişkisini kaldırma
230
Şaban Kayıhan, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2014, s.
381, Serdar Nart, Borçlar Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014, s. 110.
231
Krş. Kanunun borç ilişkilerini de kapsadı�ı yönünde görüş için, bkz. Hacı Kara, 6098
Sayılı Türk Borçlar Kanununun Getirdi�i Yeni Düzenlemeler, TBB Dergisi 2013 (107),
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2013-107-1299.
232
Bkz, Önay, s. 73 ve dn. 308.
233
Roma hukukunda tek anlamı olan borç (obligatio) kavramı, 19. yüzyılda Alman
Pandekt hukukunda, geniş anlamda borç ilişkisi ve dar anlamda borç ve alacak kav-
ramları ile birbirinden ayrı deOerlendlrilmeye başlamıştır, bkz. Zafer Kahraman, s. 1.
78
Borcun ve Sôzle9menin Yenilenmesi (Novatio - Yenileme)
yerine bir yenisini kurma ya da Roma hukukunun ancak sözleşme hiç ifa
edilmemiş ise (res integra) mümkün olan sözleşmeyi çözme, taraf irade-
lerine göre olanaklıdır23'4. Demek ki, yasa kapsrurunda var olan sözleşme
ilişkisini sona erdirme ve yerine yeni bir sözleşme ilişkisi geçirme kalıbı
için zorunlu olarak ETBK'nın 114. Maddesine sığınmaya gerek yoktur. .
Bu düşüncelerle tezde yenilemenin öncelikle dar anlamda borcun yeni-
lenmesi için düzenlendiği, ancak borç ilişkilerinde de yenilemenin müm-
kün olduğu savunulmuştur.
6098 sayılı TBK'nın yenileme düzenlemesi karşısında artık bu konu-
nun tartışılmasının bir önemi kalmamıştır. Kanunun "Üçüncü Bölümde"
diğer bölümlerde görüldüğü gibi, "Borç İlişkilerinin Sona Ermesi" ile
yetinilmeyip, "Borç ve Borç İlişkisinin Sona Ermesi" şeklinde düzenleme
yapılması, borç kavramının yanında borç ilişkisinin de yenilemeye konu
olabileceğini varsaymıştır.
3. Sözleşmenin Yenilenmesi
Tekinay, dar anlamda borçtan başka, borç ilişkisinin de yenilenebileceğini
kaydeder
35
. Bu görüşün kaynağını ise, "borç" sözcüğü gibi "borcun sona
ermesi" deyiminin de iki anlamlı olmasına ve bir taraftan bir tek alacağın,
diğer taraftan da bütünüyle bir borç ilişkisinin ortadan kalkmasına bağlar
36
•
2016 Tarihli "yenileme" tezi ile Önay, borç ve borç ilişkisinin yeni-
lenmesine bir engel olmadığı görüşüne katılmakta
237
ve "yenilemede
özellikle karakteristik edimin, konusu olduğu borcun yerine, başka bir
sözleşme tipine özgü edim getirilmesi suretiyle gerçekleştirildiği takdir-
de, borç ilişkisinin tamamının yenilendiğini kabul etmek uygun bir çö-
zümdür", demektedir.
234
Bkz. Rona Serozan, Sözleşmeden Dönme, 2. Bası, Vedat Kitapçılık, lstanbul, 2007,
("Sözleşmeden Dönme"), s. 77.
235
Selahattin Sulhi Tekinay, Borçlar Hukuku, lstanbul, 1971, ("B.H."), s. 659. Ayni şekil-
de Selahattin Sulhi Tekinay/ Sermet Akman/ Haluk Burcuoğlu/ Atilla Altop, Borçlar
Hukuku Genel hükümleri, 6. Bası, Filiz Kitabevi, 1988, s. 1326-1327, Ayrıca kitabın
1993 tarihli basısında da ayni görüş yinelenmektedir, s. 991, dn. 5 a.
236
Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 1317. ETBK'nın da, yasa yazımında borç kavra-
mının borç ilişkilerini de kapsadığı yönünde, bkz. Kara, s. 107 vd.
237
Bkz,
Ô
nay, s. 74.
ikinci Bölüm: Türkiye Hukukunda Yenileme 79
Aynı zamanda geniş anlamda borç ilişkisinin pratik yaşamda önemi-
ne de değinerek, şu örneği vermektedir: "Bir taşınınn satışına ilişkin söz-
leşme ardından, taşınır mal alıcıya teslim edilmiş, ancak alıcının bedeli
ödeyemeyeceği anlaşılınca, taraflar bu satım ilişkisini, bir kira ilişkisi
olarak yenilemeye karar vermiş olabilirler. Bu ihtimalde sadece satış söz-
leşmesinden doğan münferit bir borç değil, borç ilişkisinin tamamı yani
satış sözleşmesi yenilenmektedir"
238
.
Yenileme kavramına borç ilişkisinin yenilenmesi açısından baktığı-
mızda, TBK'nda geniş anlamda borç ilişkisinin yenilenmesine hukuksal
bir engel olmadığını görüyoruz. Satış sözleşmesinden doğan edim borcu-
nun eser sözleşmesinden doğan edim borcuna dönüştürülmesi böyledir.
Yenileme için eski ve yeni borçların benzer temel ilişki içinde olması da
olasıdır. Örneğin, B, A'ya beş ton çimento satmıştır. Sonradan taraflar
beş ton çimento teslimine ilişkin borcu ortadan kaldırarak, onun yerine
bir ton demirin satılmasını kararlaştırırlarsa, her iki borç için satış söz-
leşmesinden doğan bir yenileme vardır2
39
•
Sonuç olarak 6098 sayılı TBK'nda ana başlık değiştirilerek, Üçüncü
Bölümde "Borçların ve Borç İlişkilerinin" (genel olarak "sözleşme ser-
bestisi" içinde yapılagelen "borç ilişkisinin yenilenmesi" kavramının),
borçların sona erme biçimi için de yinelendiğini söyleyebiliriz.
Kanımızca, "sözleşme serbestisi" içinde taraflar istediklerini yapma
yetkisini kullanabileceklerine göre, TBK 133/1'den yola çıkarak neler
yapabileceğini söylemek zorlamadır. ETBK'nın 114. Maddesinin ifadesi
ile Roma, Pandekt ve İsviçre hukuklarının gelişimi dikkate alındığında,
TBK'nın 133. Maddesinin yazımının öncelikle "dar anlamda borcun ye-
nilenmesine" uygun olduğu ancak, geniş anlamda borç ilişkisinin yeni-
lenmesine de bir engel olmadığı, kanaatindeyiz2
40
•
Genel yasa sistematiği içinde Birinci Bölüm "Borç İlişkisinin Kay-
nakları" ardından, İkinci Bölüm "Borç İlişkisinin Hükümleri" ile devam
238 Ô
nay, s. 73, dn. 309.
239
Tekinay/ Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 1330.
240
Bkz. Tennur Koyuncuoğlu, Türk ve lsviçre Hukukunda Borcun Yenilenmesi (Novatio},
1972 Basısı, ("Novatio"}, s. 50-51'de, Ayrıca, bkz. s. 72-73 vs. tüm d�ertendinnelerde.
.,
Borcun ve SOıletmenin Yenılenrne.i f�� - r�
c-dttk� ÜçilncO Bölümde "Borç İlişkilerinin Sona Ermesi" �
hem borç hem de borç ilişkisine yer verilmesi bir zorunluluktur. Bu ts..
rumun yasa koyucu tarafından da gözetilmiş olduğunu varsayıyoruz.
4. Yargıtay'ınGörüıü
YHGK 2005 tarihli bir karannda
2
"
1
yenilemeyi "dar bir borcun yau,.
lenmesi" olarak yorumlamıştır. Tanıma göre "yeni bir borcun oluşturul.
ması ile eski borcun yok edilmesidir". Kararda;
"Yeni düzenlenen ve alacaklı elinde bulunduğu alacaklı tarafın kabulün-
de olan kambiyo senedi nedeniyle yapılan ve imz.ası taraflarca ikrar edi1nıiş
yazılı anlaşmada açıkça eski senedin yeni senet borçlusuna teslimini öngôRn
anlaşmaya karşın, eski senedin halen alacaklı elinde tutulması, yenileme �
desinin yok sayılması sonucunu doğunnayacağı, yenileme iradesinin açıkça
ortaya koyulduğu" nedeniyle "bu anlaşmanın tarafı olmasına karşın anlaşma-
ya aykırı hareketle iadesi -yeni senet borçlusuna teslimi- konusunda anlaştığı
senedi elinde tutarak takibe girişmekle haksız tutum içerisine girerek, alacak-
lının kendisinin hukuka aykırı davrandığı kabul edilmiştir''.
Kararın özet bölümünde şu açıklama yer almaktadır:
"Kambiyo senedine bağlı bir borcun süresi salt yeni bir senetle uzatı-
lırsa bu yenileme değildir. Ne var ki, eski bononun iadesi karşılığında
daha uzun süreli yeni bir kambiyo senedi düzenlenip verilmesi, yenileme
mahiyetindedir. Ancak, kambiyo hukuku kurallarına göre, eskisinin yeri-
ne geçmek üzere yeni bir senedin imzalanması eskisinden tamamen ba-
ğımsız yeni bir borç doğurur. Yapılan açıklamalar ışığında görülmektedir
ki, borcun yenilenmesi dar anlamda borcu sona erdiren nedenlerden biri-
sidir. Bir borcun yerine yenisinin geçmesi suretiyle eski borcun sona er-
dirilmesi sözleşmesine yenileme (Neuerung = Novation) denir".
241
YHGK, kararı oy çokluğu ile alınmış ve Yargıtay üyesi Fazlı Kadı, karara ters düşmüş
ve kambiyo senedi yerine, üç aylık uzatmalı adi bir senet alınmasının yaşam gerçek-
leriyle uyuşmadığını ve taraflarda yenileme iradesinin bulunmadığını, tezde açıkla-
nan, Yargıtayın eski bir kararına gönderme yapmıştır: Yine Yargıtayın 23.10.1930 ta-
�ihli kararında ise; "senetteki bu değişikliklerin yanı sıra, eski senet tarafların arzusu
ıle yırtılmışsa veya iade edilmişse yenilemeden söz açılabilir. Yoksa iki senet birlikte
geçerlidir." şeklindedir. Koyuncuoğlu, Novatio, s. 78, dipnot. 73.
ikinci BOIOm: TOrklye Hukukunda Yenileme
5. Sözleıme Serbestisi Kapsamında Yetıilıme
Sözleşme serbestisi içinde kendiliğinden anlaşılabilen mevcut borç
ilişkisinin yerine yenisinin geçirilmesi durumu kanunda s&z1l edilen yeni-
leme dışında başka hukuksal .kalıplarla da yapılabilir. Tarafların y�
meden bekledikleri yarar bunu gerektirir. Onlar çoğu kez. dolmut bir
borcu, bu ilişkinin dışında düzenlemek istedikleri için yenilemeye �""'•
rurlar. Belli bir borç amaçlanmadan bir borç ilişkisinin başka bir borç
ilişkisine çevrilmesi, kanundaki teknik anlamda yenilemeden çok, eski
borcun ortadan kaldınlması (ikale) ve bağımsız yeni bir borç yaratılması
anlamına gelir.
Yenileme ile taraflar mevcut borç ilişkisine değil, bu ilişkiden doğan
borçlarına başka bir deyişle, bu ilişkideki hukuksal çıkarlarına, yeni bir
yön vermek amacını güderler. Roma hukuku kaynaklı yenileme konu-
sunda yaşamda daha çok öne çıkan ihtiyaç mevcut dar anlamda borçtur.
Borcunu ifa sırasında güçlüğe düşenlerin, ona zaman kazandıra� yeni bir
borçlanma olanağı elde etmesi günümüzde önemini sürdürmektedir.
Alman hukukunda
242
yenilemenin kanunda düzenlenmedi� tersine
sözleşme serbestisi ilkesi içinde kaldığı ve hem dar anlamda borcun hem
de borç ilişkisinin yenilenebildiği görülür.
Fransız hukukunda yenileme ile ilgili olarak "obligation" ve "dette"'
kavramlarının her ikisi de kullanılmaktadır
43
• Borçluyu ve borcu değiş-
tirmek için yenilemeden yararlanılır.
İsviçre hukukunda çoğunluk, yenilemede dar anlamda borcun yeni-
lenmesi konusunda görüş bildirmektedir2
44
•
Yenileme konusunun ani edimli sözleşmelerle, sürekli edimli söz-
leşmelerde farklı biçimde değerlendirilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.
242
Eneccerrus/Lehmann, Madde 75, s. 290'da kira ilişkisinin satım ilişkisine çevriJec:eOini
belirtmektedir. Ripert de bunu mümkün görür. Helmut Ripert, VertragsObematvne
und Vertragsbeitritt, Köln und Berlin, 1963, s. 114.
243
Planiol/Ripert, s. 664, Colin/Capitant, s. 384.
244
Bkz, Önay, s. 74, dn. 310'da sayılan yazarlar; von Tuhr/Escher,
Gonzenbach/Gabriel-Tanner, Koller, Becher, Schwenzer, Guhl/Koller, Aepli, Fesy.
Ani edimli sözleşmelerde yenilemenjn olabilirliği mümkün ve bazı du..
rumlarda faydalı olmasına karşın, uygulamada yaygın kullanuru yoktur.
Bu konuda sözleşme serbestisi içinde bir çözüm üretmek daha kolaydır.
Kanımızca hukukun yine yepyeni gelişimleri izlenerek, sürekli edim-
1i sözleşmelerde yenilemenin günümüzde dile getirilişinın altında söz-
leşmenin içeriğinin ne zaman değiştiğini, ne zaman yenilendiğini incele-
mek daha önemlidir. Bu sözleşmelerde tarafların sözleşmeyi sürdürme
iradeleri sürerken, sözleşmenin içeriğinin zaman kavramından nasıl etki-
lendiğini öne çıkarmak gereklidir. IGtabın ilerleyen bölümlerinde sürekli
edimli sözleşmeleri incelerken daha yakından araştıracağız.
C. Yenilemenin Sebebi
Hukuksal sebep, kazandırıcı işlem ile öngörülen hukuksal amaçtır245.
Tarafların üzerinde uyuştukları bu amaca, "causa finalis" den�. Bu
anlamda, causa solvendi (ifa sebebi), causa credendi (alacak sebebi),
causa donandi (bağışlama sebebi) Roma hukukundan beri bilinen aynm-
dır. Hukuk düzeni geliştikçe, başkaca amaçlar da kazandırmanın hukuk-
sal sebebi olarak önemsenmiştir. Tespit sebebi, inanç sebebi böyledir.
Yenileme de böyle bir amaç sözleşmesidir.
Klasik Roma hukukunda yenileme, bir amaç sözleşmesi olarak değR
başka bir deyişle, tarafların bu yolda iradesi ile değil, sıkı şekil koşulları-
na uyumla gerçekleşir. Bu işlemin adı stipulatio'dur. Ancak, Justinianus
hukukunda stipulatio yazılı biçimde oluşturulduğundan, hangi borcun
yerine geçtiği bir biçimde amacın açıklanmasına dönüşür. Günümüzde
gerek ETBK'nın 114. Maddesi gerek TBK'nın 133. Maddesi uyarınca
yenileme amacının, yapılan temel ilişki anlamında bir kazandırma işlemi
üstünde, bağımsız bir hukuksal sebep olarak yasada yerini amaç işlemi
olarak bulduğu söylenebilir. Bu yenileme sebebi (cause novandi) ve yeni-
leme iradesi (animus novandi)' dir. Yenileme, iradenin yöneldiği iki so-
245
Schwarz, (Davran), madde 33, s. 280. Saikten farklı olarak tarafların hukuksal sebep
üzerinde uyuşmaları gerekir. Bu uygunluk yoksa amaç işlemi geçersizdir. Hukuksal
sebebe ait işlem kazandırıcı işlem hukuksal karakterini verir.
246
Capitant, s. 75, Sungurbey, s. 3 ve 4.
ikinci B61um: Türkiye Hukukunda Yeoileme •
nucu gerçekleştiren tek bir işlemdir. Bu işlem birbirine organ·
bağlanan, ancak hukuken ayırt edilebilen işlemleri içine aldılmdan kar-
ma, çifte etkili bir özellik taşu2"7. Yenileme, yapılan hukubal lemin
bağımsız adıdır.
"Cause finalis" denilen hukuksal sebep çok kere ..causa efficiens"
denilen etkili bir sebebe dayanır. Bu iki sebep birbirine kanştınlmamah-
dır2
48
• "Causa effıciens" borç kaynağı temel ilişki ani�. K -
zandıncı işlemin kendisidir. Yenileme işlemi iki ayn işlemi içine ahr.
Örneğin, alım satımdan doğan semen borcu, soyut bir borç senedi ile
yenilendiğinde, birinci etkili sebep alım-satım, ikinci olarak ise. soyut
borç tanıması işlemidir. Ancak, her iki borç sebebini karakterize eden aJt
hukuksal sebep işlemleri birbirinden ayndır. Yenileme hukuksal sebebi
ile kurulan bağ önceki borcun sonlandırılması ile yeni borcım doğnwı
arasındadır.
Yenileme amacı altında eski borç ile yeni borç arasındaki temel ilişki
tartışmaları hukuksal çözümlemeler gerektirir. Konu Roma hukukunda
stipulatio kolaylığına kadar iner. Çünkü yenileme ile mevcut hukuksal
zincir kırıldığından, ortaya soyut nitelikte bir borç çıktığı varsayılıc.
Stipulatio, Pandekt hukukta artık yer almasa da, bu kez de Otto Bahr.in
şekilsiz olarak tarafların iradelerinin uyuşmasıyla soyut borçlanma yapa-
bilmesi yenilemenin yalnızca soyut bir işlemle gerçekleştirileceği görü-
şünü kuvvetlendirmiştir. Günümüzde eski borcun yerine kambiyo senedi
verilerek tarafların kendi iradeleri ile yenileme amacını gerçekleştirmesi-
nin altında bu görüş vardır. Soyut borç tanımasının sonucu taraflar ara-
sında uyuşmazlık doğduğunda, alacaklı borca esas olan hukuksal sebebi
kanıtlamadan, salt elindeki soyut senet ile hakkını talep edebilir.
Ancak hukuksal tartışmalar sürmektedir. Eski borç geçersizse yeni-
leme sebebi ile kurulan yeni borç bu durumdan nasıl etkilenecektir? Eski
borcun geçersizliği nedeniyle yeni borç bir sebepsiz zenginleşme mi sa-
yılmalıdır, yoksa yeni borç bir iptal nedeni mi içermektedir?
247
Bkz,
ô
nay, s.
5
1.
248
Capitant, s. 74, Sungurbey, s. 4 ve 7.
249
Sungurbey, s. 7.
Borcun ve SOzle9menln Yenilenmnl (Novetio- Yenilefnet
Türkiye Hukukunda TBK'nın 18. Maddesine göre;
..Borç sebebini içermemiş olsa bile, borç tanıması geçerlidir".
Bu maddeye göre soyut borç tanıması "kurucu" niteliktedir. Eski
borcun bir kadehten yeni kadehe dökülmesi benzetmesinde olduğu gibi
"aktarım" teorisine göre artık eski borç yoktur. Yeni borç geçerlidir. İs-
viçre hukukundan Faesy ve Schwenzer, yeni borcun soyut niteliğini sa-
vunur, Alman Pantl ise, Alman hukukunda sebebe bağlı bir yenileme
yapılamayacağına dayanır2
50
• Kanımızca, TBK'nun 18. Maddesi yenile-
menin, dar teknik anlamda geleneksel soyut yapısının sürmesi bakımın-
dan yasal anlamda hukuksal bir olanaktır. Türkiye hukuku bakımından
borç tanımasının kurucu ve soyut niteliğinin benimsenmesi "maddi so-
yutluk görüşü" olarak adlandırılıı-2
51
.
İsviçre hukukunda baskın bir başka görüşe göre "sebebi gösterilme-
yen tanımalar, kural olarak sadece açıklayıcıdır ve bu tanımalar her za-
man sebebe bağlıdır"
252
• Bu görüş "ispat soyutluğu görüşü" olarak anılır.
Soyut bir borç tanıma yapılmış ve sebebi gösterilmemişse, yeni borcun
sebebe bağlılığı asıldır. Yalnızca alacaklıya bir kolaylık sağlamaktadır.
Alacaklı hakkını ileri sürerken hukuksal sebebini kanıtlamak zorunda
değildir. Eski borcun geçersizliğinin kanıtlanması yükü borçluya yük-
lenmektedir. Çünkü eski borcun varlığı karine olarak kabul edilmekte-
dir2
53
• Burada eski borcun geçersizliği kanıtlama hakkı saklıdır.
Soyut borç tanımasının açıklayıcı ya da kurucu olması yenileme se-
bebi ile yapılan hukuksal işlemi nasıl etkiler? Açıklayıcı ise, mevcut bor-
250
Önay, s. 67, dn. 283 ve s. 68, ayrıca Pantle, soyut alacak hakkı ile kurulan yenileme-
yi Umschaffung sebebe bağlı kurulan durumları Schuldumwandlung olarak adlandı-
rılması için s. 68, dn. 285.
251
Önay, Alman ve Türk Hukukunda a baskın olan bu görüşün taraftarlarını açıklamak-
tadır, bkz, s. 64, dn. 275. Ayrıca s. 65, dn. 277'de için şu ifadeye yer vermektedir;
'Maddi soyutluk görüşünün Türk hukukundaki en önemli savunucusu olan
Sungurbey, aslında ikrarın kurucu ve açıklayıcı olduğu hususunda karar verilirken ta-
rafların iradelerinin belirleyici olduğunu kabul eder. Ancak yazarlardan farklı olarak,
sadece sebebin gösterilmemiş olmasının bu iradenin tesbiti için yeterli görür ve böy-
lece maddi soyutluk görüşüne yaklaşır'.
252
Bu görüşü savunan yazarların listesi için bkz, Önay, s. 64, dn. 276.
253
Yung için bkz, Kocayusufpaşaoğlu (B.H.D.), s. 135, dn. 52.
ikinci Bölüm: Türtiye Hukukunda Yenileme
cu yinelemekten öte bir anlamı yoktur. Kurucu ise. mevcuı bon:urı Vft',ııp
başka yeni bir borç doğmuş olur.
İlke olarak yenileme iradesi açık biçimde yer aılmadılc.� bu kunıaı
yeni borçla yenileme gerçekleşmez. Yenileme kazandmcı hukuksal se-
bebi içinde yenileme iradesi ile birliktelik kuruJur. Eski borç ve yeni borç
yan yana yer alır. TBK'nun 133. Maddesinin ikinci fıkrumdaki olumsuz
yenileme kuralı, bu hukuksal sonucun altını çimıcktedir:
"Özellikle mevcut bir borç için kambiyo taahhOdilnde bulunu.tmas,
veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlcnmes�
tarafların açık yenileme iradesi olmadıkça yenileme sayılmaz�.
Taraflar yenileme iradesiyle eski borcun yerine geçmek Ozere kurucu
soyut bir borç tanıması yapabilirler. Burada ise yenileme sırasındaki re--
mel ilişki eski borç, kurulan yeni temel ilişki saklanmıştır. itiraz edilme-
dikçe, eski borç geçersiz olsa bile, yeni borç geçerli ol� ancak
bir sebepsiz zenginleşme davasına konu olabilir. Yenileme kazandırıcı
hukuksal sebep olarak eskiyi yeniye çifte etki ile bağladığından. itiraz
edilirse geçerliliği etkilenir.
Yenileme ile kurulan yeni borcun soyut ya da sebebe bağlı bir borç
olup olmadığı ikinci bir çözüm gerektirir. Sebebe bağlı bir yenileme de
mümkündür. Bu durumda taraflarca üzerinde uyuşulan hukuksal amaç,
kazandırmayı içeren temel borç ilişkisinin bir parçası olmuştur. Böylece
yeni borcun geçerli olması ve hüküm doğurması için, geçerli bir temel
ilişki anlamında hukuksal sebebin varlığı aranır254.
Satış, kira gibi temel ilişki kazandırmaların üstünde amaç olan hu-
kuksal sebep, iktisap ya da alacak sebebidir. Verilen bir örneği yineleye-
lim
255
• "A ile B arasında bir kira sözleşmesi yapılmış ve B sahibi bulun-
duğu bir dokuma tezgahını kiracı Aya teslim etmeyi borçlanmıştır. Ta-
raflar sonradan kira sözleşmesini ortadan kaldırarak, bir satış sözleşmesi
yapmak ve malın teslimi borcunu, kira yerine satış sözleşmesine dayan-
254
Kocayusufpaşaoğlu (B.H.D.), s. 133.
255
Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 1329.
86 Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Novatio - Yenileme>
dınnak yolunu tutabilirler. Burada yenileme söz konusudur. Taraflar ikj
ayrı işlem yapmak yerine, tek bir işlemle güvenli biçimde amaçlarına
erişmişlerdir. Yeni işlem ancak eski işlem geçerli ise hüküm doğuracak-
tır. Çünkü yeni işlem sebebe bağlı bir işlemdir.,,
Yenileme sözleşmesinin bu çift taraflı etkisi ona karmaşık bir söz-
leşme niteliği kazandırır. İki ayrı işlemin tek başına mı, yoksa birlikte mi
değerlendirileceği önemli bir hukuksal sorundur. Çünkü buna göre yeni-
leme sözleşmesinin hukuksal özü çözümlenebilir. Tek tek düşünüldü-
ğünde, yenileme işleminin ya mevcut borcu sona erdiren bir harcama
işlemi
256
veya yeni bir borç yaratan bir borçlandırma işlemi olarak sayıl-
ması gerekir. Bu şekilde bir bölünme ile yenileme işleminin bütününü
açıklamak yetersiz kalır. Yenilemenin amacı, önceki borcun sona erdiri-
lerek, yerine bir yenisini kurmaktır. Böylece harcama ve borçlanma iş-
lemleri birbirinden ayrılamaz. Bunlar yenileme amacını oluşturan işlemin
parçalarıdır. Aralarında hukuksal bir bütünlük vardır.
O. İfa Yerine Edim, İfa Uğruna Edim Kavramı
İsviçre ve daha baskın olarak Türkiye hukukunda, Alman hukukunun
etkisiyle, yenilemenin ifa yerine edime benzeyen bir borçtan kurtulma
şekli olduğu söylenmektedir2
57
. İfa yerine geçen edim, Roma hukukundan
bu yana bilinen bir kavram olmasına rağmen, gerek bizim hukukumuzda
gerek İsviçre hukukunda çok işlenmiş bir konu değildir. Alman huku-
kunda yenilemenin kanunda düzenlenmediği, tersine sözleşme serbestisi
içinde istenilen biçimde şekillenebilmesi olanağı, borç ilişkisinin ve dar
anlamda borcun yenilenmesi bakımından açık uçludur. Uygulamada ifa
yerine edim (datio in solutum) ile yenilemenin çoğu zaman birbirine ka-
rıştırıldığı ya da yenilemeye çoğulcu bir anlam verildiği görülmektedir.
Yenileme ile aralarında bir benzerlik kurmak için önce asıl edimin
yerini tutan ifanın hukuksal niteliğinin açıklanması gerekir.
256
Açıklandığı gibi, Roma hukukunda yenileme Gaius'un ve Justinianus'un lnstitiones'inde
borcu sona erdiren bir sebep olarak yer almıştır. Ulpianus için bkz. Zafer Kahraman, s. 53.
Bu tarihi gelişimden esinlenen lsviçre ve TBK'ya da böyle girmiştir.
257
Von Tuhr, Madde 76, s. 703, Oğuzman, s. 159, Tunçomağ, s. 688.
ikinci Bölüm: Turtiye Hukukunda Yenileme
Von Tuhr, asıl edimin yerini tutan ifayı. ifa s11M11-ia
borçlu arasında yapılan bir sözleşme gereğince. borçbımlaıı şeyda, ""'it:,
bir şeyin kabul� olarak tanımlar258. Bunun bir ifa şekli olduğımo bdiıfıc.
rek2
59
, bir sözleşme kurulduktan so� ikinci bir sözleşme ile borç konu-
sunun değiştirilmesi durumunu birbirinden ayırır. Söz.lqmı: ıuıımsm:a:m
değiştirilmesinde bu yeni edimin talep ve dava edilebilmesi.De bqı
ifa yerini tutan edimin, borçtan kurtulma olanağı verdiğini ve ......... ı.u.ııı.u
o şeyi talep etmeye hakkı olmadığını kayded�. Eneccerrus - ldımaıın
da bir ayırım yapar2
61
• Borcun başka bir şekilde ifası olanağım bamta-,
anlaşmanın (pactum de in solutum dendo) BGB Madde 305 ıınlammda
bir değiştirme sözleşmesi olduğunu, oysa ifa yerini tutan edim anıaşıına,.
sının kurulması ile ifası aynı z.amana rastlayan bir ayni sözleşme (Real
Vertrag) olduğunu belirtir. Von Büren ise, ifa yerini tutan edim sô�
mesinin bir değiştirme sözleşmesi olmadığını söyl�. Sbwarz da ifa
yerini tutan edimin, Strohal tarafından ortaya atılan bir denkleştirme �
lemi olduğu görüşünü benimseyerek, borcun sona ermesi ile ifflDD ya-
pılması arasında organik bir ilişki kur�.
Kanımızca, ileri sürülen bu görüşler, ifa yerini tutan edim sözleşme--
sini tek bir noktadan değerlendirmekte ve bir özelliğine değinmek bakı-
mından doğru, ancak bütününü açıklamak bakımından yetersiz olmakta-
dır. İfa yerini tutan edim sözleşmesi, ifa sırasında yapılan bir değiştirme
sözleşmesidir. İfa sırasında, henüz tam bir ifa yapılmadan asıl sözleşme
süre geldiğinden, ifa yerini tutan edim sözleşmesi bu sözleşme içindedir
258
Von Tuhr, Madde 56, s. 498.
259
Von Tuhr, Madde 56, s. 498, dn. 2.
26
°Krş. Von Tuhr, Madde 56, s. 499, dn. 7 ile s. 500. Bu sonuç ifa yerini tutan eöım
anlaşmasının seçimlik yetkiden ayrılmasını güçleştirir.
261
Eneccerrus/Lehmann, Madde 66, s. 254. Türk ve lsviçre hukukunda Roma hukukuır
da olduğu gibi ayni sözleşme kavramı yoktur. Karşılıklı ve birbirine uygun istek açık-
lamaları, bağlanmak için yeter, bkz. Andreas Bertalan Schwarz, Borçfar Hukuku
Dersleri, Çev. Bülent Davran, lstanbul Üniversitesi Yayınlan, No. 345, lstanbuJ, 1948,
("Davran"), Madde 28, s. 236, 237.
262
Von Süren, s. 461, Türk Hukukunda, Cemal, ifa yerini Man ifanın bir değiştirme söz-
leşmesi olduğu görüşündedir. Bkz. Ahmet Cemal, ifa Uğruna Edim, MHAD, Yıl 3, No.
5'ten ayrı bası, 1969, s. 7, dp. 7.
263
Schwarz (Tekinay), s. 124 ve dn. 17.
88 Borcun ve Sôzleımenln Yenilenmesi (Novatıo - Yenı"'""-
e ifa konusunun değiştirilmesini öngörmektedir. Borcun konusunu baş-
kalaştıran değiştirme sözleşmesinden farkı, ifa sırasında yapılmış olmak-
tan öteye geçmez ve ifa sırasında yapılması asıl sözleşmeye bağlanması-
na engel olmaz. Mevcut borcun ifası dönemine girmesinin etkisi, değiş-
tirme sözleşmesinin kurulmasında, asıl borcun ifasının aynı zamana rast-
lamasıdır. Başka bir deyişle, borçlanılan şey dışında bir şeyin verilmesi,
ifa yerine edim sözleşmesine dayanmakta, ifa asıl sözleşme uyarınca ya-
pılmaktadır. Çünkü ifa yerini tutan edim sözleşmesi de asıl sözleşmeye
bağlanmaktadır. Sonuç olarak ifa yerine edim sözleşmesi asıl sözleşme-
nin ifa konusunu değiştirdiğinden bir değiştirme sözleşmesi aynı zaman-
da ifa hukuksal sebebine ilişkin olduğundan bir ifa sözleşmesidir26".
Görülüyor ki, ifa yerini tutan edim, borcun teknik anlamda ifası
285
olmamakla birlikte, teknik anlamda ifası sonucunu doğunır266. Yeni-
leme, borcun teknik anlamda ifası dışında kalan bir borçtan kurtulma
şeklidir. Aralarındaki bu ilişki, asla birbirlerine benzediklerini ortaya
koymaz. Yenilemede teknik anlamda ifa sonucundan söz açılamaz.
Mevcut borcun sona erme sebebi ifaya değil yenilemeye dayanır. İfa
yerini tutan edimden farklı olarak mevcut borç ifa edilmemiş, yok
edilmiştir.
Yenileme sözleşmesi ile mevcut borcun yerine geçen borç bağımsız
bir borçtur. İfa yerine edim sözleşmesi ise, ifaya ilişkin olarak asıl borç
sözleşmesinin içinde yer alan bir sözleşmedir. Bunun önemi asıl edimin
yerini tutmak üzere verilen şeyde maddi ve hukuksal bir bozukluk söz
konusu olduğu zaman görülür2
67
. Yon Tuhr bu durumda, BGB Madde
365'te yer alan, satıma ilişkin sağlama kurallarının uygulanmasını ön-
264
Modern öğretiye göre ifa sonucunun, borçlanılan edime uygun olan bir ifa fiili ile de
gerçekleştirilmesi mümkünse de ifa yerini tutan edimin, bir sözleşme uyarınca yapıl-
ması gerekir.
265
Borcun teknik anlamda ifası, sözleşme kurulurken borçlanılan edimin yerine getiril-
mesidir.
266
Von Tuhr, Madde 56, s. 498, Cemal, s. 5, dn. 36.
267
Corpus luris'te, bu durumda iki olanak vardır. Biri eski alacağın tekrar ileri sürülebil-
mesi, diğeri alacaklının borçluyu bir tazminat davası ile kovuşturmasıdır. Pandekt hu-
kukunda bu haklar seçimlik olarak tanınır. Konunun tarihi gelişimi ve modern kanun-
larda düzenlenmesi ile ilgili olarak bk. Schwarz (Tekinay), s. 120 vd.
ikinci Bölüm: Tür1uye Hukukunda Yenileme
görmektedir. Ancak, Schwarz'ın da belirttiği gj� tek bat n;a �� kukunda
da yetersiz kalan
288
bu çözüm� lsviçre ve Tllrkiye rnıım1rıuncıa kabulü
faydasız bir zorlama oluı298. Schwarz, tek ve aynı i.Jlcmdc geçek-leşen
borcun sona ermesi ile mülkiyetin geçmesi arasında o-g;ın.ik bi:r
kurarak, birinin temelinin çökmesi durumunda diğerinin de gcçcniz ola-
cağını açıklar. Alacaklı isterse hata hükümlerine dayuıank ifa yerini
tutan edim sözleşmesini iptal edebilir. Böylece eski alacak tdınır canla-
nır. Gerçekten ifa yerini tutan edim alacaklıyı tatmin etmezse eski alacak
konusunun tekrar can1anması
270
olayın hukuksal niteliğine U}'gundur.
Tersi bir görüş teknik anlamda ifa sonucuna karşı düşer. Yenileırıede
durum öyle değildir. Öncekinin yerine geçen yeni borcun, üzerine temel-
lendiği borçtan ayrı bir hukuksal varlığı vardır. Bu borcun ifasında onaya
çıkacak maddi ve hukuksal bozukluklar nedeniyle önceki alacak ycnidaı
doğmaz. Yeni borcun şekillendiği kalıba göre bir çözOme varmak gae-
kir.
Görüldüğü gibi, birbirine benzetilmeye çalışılan iki kavram ara-
sında bir yapı farkı vardır. İfa yerini tutan edim� mevcut borcun ifası
sırasında ve ifa hukuksal sebebiyle yapıldığından fıilen yerine ge-tiri-
len, bir değiştirme sözleşmesidir2
11
. Yenileme ise ifadan önce veya
sonra mevcut borçtan kurtulup yerine bir yenisini geçiren ayn bir iş-
lemdir. Kumar ve bahis borçlarında, ayının daha somutlaşır. Ek.sik
borçların ifası mümkün olduğundan, ifa yerini tutan bir edimle ifa edi-
lirlerse ifa geçerli olur. Geri istenemez. Oysa böyle bir borç yenilen-
mişse, ETBK'nın 504. ve 505. Maddeleri uyarınca yeni bir borç eksik
bir borç olarak doğar
272
•
268
Bir kere BGB madde 365 emredici bir kural değildir. ikinci olarak BGB madde 133 ve
madde 157 uyarınca dürüstlük kurallarının uygulanmasıyla eski alacağın canlanması
yolunda bir yorum kabul edilmektedir. Schwarz (Tekinay), s. 125.
269
Sağlama kurallarının satım sözleşmesini aşan etkisi nedeniyle ifa yerini tutan edim
sözleşmesinde de mülkiyeti sağlama borcu vardır.
270
Değiştirme sözleşmesinden dönme ile de aynı hukuksal sonuç gerçekleştirilebilir.
271
Sözleşme kurulurken asıl edimden başka birşey verileceği kabul edilmişse o zaman
seçimlik yetki söz konusudur. (Facultas alternativa).
272
Hugo Oser/Wilhelm Schönenberger, lsviçre Borçlar Kanunu Şerhi, Madde 110-183
(TBK 109-181), Çev. FeritAyiter, Ankara, 1950. (UAyiter"), s.116, s. 834.
Borcun ve SOzletmenln Yenılenmnı (Novetıo -Y�
Konuyu özenle ele alan Serozan
273
şu açıklamalarda bulunmaktadır:
"İfa yerine edimin değişik bir edim venne karşılığında alacaklıya asıl
ediminden vazgeçme (ibra) anlamına mı geldiği, yoksa mevcut sözleşme
içeriğini değiştiren bir değiştinne sözleşmesi mi oluşturduğu, yoksa bir
ifa sözleşmesi olarak mı değerlendirilmesi gerektiği tartışmalıdır. Hangi
görüş benimsenirse benimsensin, ifa yerine edim, TBK Madde 133 anJa-
mında yenilemeden ayrımlı olarak, sıfırdan yeni bir borç yaratmaz. Yeni
ve değişik edimin hukuksal (causası) sebebi yine eski borç olur. Geçerli-
lik ve tasfiye sorunları hep bu eski borca bağlı olarak çözülür. Örneğin
borçlu alacaklıya 1O bin TL para borcu yerine 15 bin TL değerinde kul-
lanılmış motosikletini vermişse, ama bu motosikletin tesliminde her han-
gi bir eksiklik olmuşsa, alacaklı borçludan 15 bin TL yeni borcun ifasını
isteyemez. Ancak 10 bin TL eski borcu isteyebilir. İfa yerine edimle,
yenileme arasında başka bir ayırım da şudur:
İfa yerine edimde, edimi değiştirme anlaşması ile değişik edimin ifa-
sı (tenfiz) genelde aynı anda gerçekleşir. Yoksa taraflar yenilemedeki
gibi salt yeni bir borçlanma ile yetinmezler. Demek ki, borcu düşüren
yenileme sözleşmesi (tecdit) için tarafların irade beyanında açıklık ara-
yan ve özellikle ticari senetlerle borçlanmayı yenileme saymayan
TBK'nun 133. Maddesinin alacaklıdan yana yorum kuralı da bu gerçeğin
altını çizmektedir".
E. Yenileme Sözleşmesinin Hukuksal Niteliği
Bir hukuksal işlemin doğması, değiştirilmesi veya ortadan kaldırıl-
ması sonuçlarının bir veya birkaçının bir anda gerçekleştirilmesi amaç-
landığında yenileme sebebinden yararlanmak önemlidir. Bir borcun ya da
borç ilişkisinin yenilenmesi amacı çeşitli hukuksal işlemleri kapsamına
alır. Bu nedenle yenileme sözleşmesi yalın değil karma bir sözleşmedir.
Yenileme, taraflar arasında süregelen hukuksal ilişkileri yok ederek yeri-
273
Necip Kocayusufpaşaoğlu/ Hüseyin Hatemi/ Rona Serozan/Abdülkadir Arpacı, Borç-
lar Hukuku, Genel Bölüm, 3. Cilt 7. Bası, Filiz Kitabevi, lstanbul, 2017; Rona
Serozan, ifa, ifa Engelleri, Haksız Zenginleşme, 6. Bası, Filiz Kitabevi, lstanbul,
2014, ("ifa"),§ 7, s. 28
ikinci Bölüm: Turtuye Hukuk.unda v._,.,..
ne bağımsız ilişkiler kurmak olanaı,m vaditiodaı ıaııı �ıcııaımtıdır.
Yenileme başlı başına bir hukuk.sal :dleptiı.
Yenilemenin ifaya yönelmeyen bir değiştirme s6zlqınıesj ile
daha teoriktir. İsviçre hukukunda savunulan bir g6rOşe iM Y��s...
mevcut borçta yapılan değiştirme sözleşmelerinin en gilçlu:,uuuı
göre taraflar, yenileme ile mevcut sözleşmeyi öylesine dıqiştim-+ıedit·
Ier ki, fiilen o borç sona ermekte, yerini bir yenisi a!mak1acbr. Bu aı11ıır11-
değiştirme sözleşmesine, hukuksal niteliğinin ötesinde yenilcmc)-e yakJa..
şan bağımsız bir özellik kaz.andırmaktadır.
Bilindiği üzere, borçlar hukukunda sözleşmeler özil bakımından Qıçc
aynlır2
75
• Bizim hukukumuzda da genel ilkelerin ışığı altında yapılan bu
ayırım Fransız - İtalyan B.K. projesinin 1. Maddesinde çok iyi belirtil-
miştir2
76
• "Sözleşme, bir hukuksal ilişkiyi doğurmak. değiştirmek '-ey1l
ortadan kaldırmak için iki veya daha çok kişilerin uzlaşmasıdır·.
Yenileme sözleşmesinin kapsamını bu ayınmlardan hareketle sa;,ca-
maya çalışalım. Dar anlamda borcun ya da geniş anlamda borç ilişkisinin
ortadan kaldırılması anlaşması borcu ya da borç ilişkisini sona erdirir.
Yenilemede mevcut borç ya da ilişki yerine bir yenisi gcçmekt�.
Yalın bir değiştirme sözleşmesinin yenileme sözleşmesinden aynlması
ince bir noktadır. Değişim.in mevcut bir borç üzerine temellenınes�arala-
rındaki hukuksal yapı farkının görülmesini engeller.
Değiştirme sözleşmesi, asıl sözleşmeyi saklı tutarak yapılan yenilik-
leri kapsar. Yapılan değişikliklerle asıl sözleşme çerçevesinde, sözleşme
serbestisi ilkesince belirlenebilen bu sözleşmeler, taraflara mevcut söz-
leşmenin yeni durumlara uyumunu sağlar. Örneğin, başka bir faiz ora114
274
Staehelin, yenileme isimli tezinde Alman ve Fransız hukukJannın her ikisinin de etkisi
altında hazırlandıQını söylediQi IMK. daha çok Fransız sistemine kayarak. yenileme-
nin borç deQişikliQini amaçlayan bir sözleşme olduğunu kabul eder. Von BOren, ye�
leme sözünün gereksizliQine kadar vararak aynı gôrOşO destekler. Süren, s. 362.
275
Turhan Esener, Borçlar Hukuku, Ankara, 1969, s. 17.
276
Andreas Bertalan Schwarz, Borçlar Hukuku Dersleri, Çev. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu,
lstanbul, 1942, s. 53.
277
Borcun ortadan kaldırılması geriye dönük bir hesaplaşma zemini kurarken, yenileme
ileriye de dönük bir tasfiye yoludur.
02 Borcun ve SOzle9menln Yenllenmeıl (Nov.ık> - Yenu.rne,
ifa yeri, ifa znmnnı kararlaştırılabilir. Ayrıca edim borcunun konusu da-
raltılır, genişletilebilir veya başkalaştırılabilir. Sözleşmenin kişilerinde
de. alacağın temliki ve borcun nakli aracılığı ile sözleşmeyi değiştirebilir-
ler2
78
• Değiştirme sözleşmesine bağlanan en önemli sonuç, değişiklik
doğrudan doğruya yan haklara bağlı değilse, bu hakların, değiştirilmiş
sözleşmeye ilişkin olarak süregeleceğidir. Oysa yenileme önceki borcu
kesin olarak, yan haklarıyla birlikte sona erdirir. Bu çok önemli sonuç
farkı yenilemenin ayrı ve tipik bir hukuksal sebebi olmasına dayanır.
Hukuksal sebep, animus novandi (yenileme niyeti), causa novandi (yeni-
leme sebebi) olarak ifade edilir2
79
.
ETBK Madde l 14'te (İBK Madde 116) ve yeni TBK'nda aynı şekil-
de yer alan yenileme, TBK Madde 13'te değinilen değiştirme sözleşme-
sinden farklıdır. TBK'nun 13. Maddesine göre;
"Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değişti-
rilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunludur. Ancak sözleşme metni
ile çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışındadır".
Yargıtay devamlı ve eylemli durumların yazılı bir sözleşmenin bazı
koşullarını eylemli olarak değiştirdiğini 1978 tarihli bir kararında açık-
lar2
80
• Burada "her hukuk işleminde belli bir davranışın bir hukuksal an-
lamı ve sonucu olması düşüncesi" benimsenir. Acaba sözleşmenin içeri-
ğinin tamamen değiştirildiği durumlarda eylemli bir yenileme iradesinin
yorumuna da gidilebilir mi?
Değiştirme mevcut borcun ve ilişkinin devam etmesi durumunda söz
konusu olur. Yenileme, önceki sözleşmenin sona ermesi sonucunu doğu-
ran, bir değiştirme sözleşmesi olarak da nitelenemez. Bu yenileme ama-
cıyla bağdaşmaz. Taraflar yenileme ile değiştirme sözleşmesi arasındaki
hukuksal sonuç farkından yararlanmak isterlerse, küçük bir değişiklik
için de yenileme yoluna başvurabilirler. İki sözleşme arasında bir konu
278
Schwarz, (Davran), madde 24, s. 168.
279
Sungurbey, s. 6, Esener, s. 182, Capitant, s. 75, Enneccerus / Lehmann, madde 75,
s. 291.
280
Bkz. Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 168, dn. 40a.
ltanci Bötum: Tuıtiye Hukt&unda Y••••
zıtlığı değil, bir hukuksal kalıp farlı "·ardır. Ycnikme s6zlqırrcu.
borcu değiştirme gereği ile de yapıl� IDC''CUI bomm sona cıl'DtSI �,na,
yeni bir borç kurulması sonuçlarını gerçekleştırccqinckn. krndme
bir yapı gösterir.
Yenileme işlemi çeşitli ilişkileri gerekli kılar. ilkin taraflar a:ntstn(la
mevcut bir borç veya borçların bulunması gereklidir. Taraflar bu borç
veya borçlar üzerinde harcama işlemleri yaparak bunlan sona erdirrDd
yerine bir yenisini koymak konusunda birleşmjş olma.lıdır. Bunun
cunda yeni bir kazandırma işlemi ortaya çıkmalıdır. Bu hukuk.sal ir kile•
ri gerekli kılan hukuksal işleme yenileme işlemi denir. Yenileme hukuk-
sal sebebi altında toplanan bu işlemler birbirinden aynlmaz bit birlik
içindedir. Herhangi bir ilişkide meydana gelen geçersizlik diğerlerini de
etkiler. Bir tek işlem içinde harcama (tasarrut) ve borçlanma (taahh.01)
işlemlerinin oluşmasına hukuksal bir engel yoktur'
1
. Yenilcmcyi tek bir
özelliği ile sınırlamak mümkün değildir. Ayiter'in yenilemeyı bir borç·
!andırma işlemi sayması ve sona ermenin tarafların iradesi �mda sa--
çekleştiğini söylemesi bu bakımdan yetersiz k.alınaktadır29. Ekooomık
olarak eski borca eş bir ekonomik amaca ilişkin de olsa yenileme, hukuk•
sal yapısından ötürü, bağımsız bir sözleşme olarak ortaya çıkar.
Yenileme işleminin içinde yer alan, mevcut borç yerine geçirme an-
laşması veya yeni borç ilişkilerinin bölünmezliği hukuksal bir niteleme-
dir. Genellikle, yenileme amacıyla yapılan soyut bir borç tanıması; olu-
şan hukuksal bütünün görünür olanıdır. Yeni kurulan borcun yenileme
sözleşmesine dayandığı açıklanmışsa, sebebe bağlı bir borçla gerçekleşti-
rilen yenileme, eğer açıklanmamışsa soyut bir borçla gerçekleştirilen
yenileme vardır.
Yenilemeyi şöyle tanımlayabiliriz; "yenileme" bir borcun sona er-
mesi ile başka bir borcun kurulmasını aynı anda bağımsız bir hukuksal
amaç sözleşmesiyle gerçekleştiren, karmaşık bir işlemdir.
281
Sulh sözleşmesi bakımından bk. Larenz, s. 102. Ayrıca, inançlı işlemlerde, borçlan-
ma ve harcama sonuçlarının birbirine etkisi bakımından bk. Ergun ôzsunay, inançlı
Muameleler, lstanbul, 1968, s. 84 vd.
282
Kudret Ayiter, Tasarruf Muameleleri, Ankara, 1953, s. 11.
-
-
Alacaklının
değiştirilme�
Novation
Sulh
Tanıması
-
KİŞİ İÇERİK
94
Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Novatio - Yeniteme)
Yenileme (Novation) Avusturya ve Alınan borçlar hukukunda "içe-
rik" anlamında borcun değiştirilmesi anlamına gelir. Novation borç ili�
kisinin sona ermesinin yasada düzenlenmemiş biçimde sonlanmasıdır.
Eski borç ilişkisi tamamen sona erer, yerini yenisi alır. Alman-wikipedia,
taraf değişiklikleri dışında, "içerik" kavramını öne çıkaran bir novation
şeması çizmektedir:
BORÇ iLiŞKiSiNiNDEĞiŞTİRİLMESiVE YENiLEME
-
-
§ 4. YENİLEME SÖZLEŞMESİNİN BENZER SÖZLEŞMELERDEN
AYRILMASI
A. Alacağın Devri
ETBK'nın 167. Maddesinde "alacağın temliki ve borcun nakli" ola-
rak düzenlenen "Beşinci Bölüm", TBK'nda 183. Maddede "alacağın dev-
ri" başlığı ile yer alır.
Beşinci Bölüm, "Borç İlişkilerinde Taraf Değişikliğini" düzenlemek-
tedir. Bu başlık, hukuksal nitelikte bir değiştirme sözleşmesi ile "alacağın
devrinin" yapıldığını, burada bir yenilemeden söz edilemeyeceğini baştan
açıklar.
TBK'nun 183. Maddesine göre "kanun, sözleşme veya işin niteliği
engel olmadıkça, alacaklı borçlunun rızasını aramak�ızın alacağını üçün-
cü bir kişiye devredebilir". Görülüyor ki, yenileme sözleşmesinde zorun-
Borçlunun
değiştirilmesi
..J
ikinci Bölüm: Türkiye Hukukunda Yenileme
lu olan, sözleşme taraflarının karşılıklı nzası alacağın devrinde aranma-
maktadır. Alacağın devri mahkeme karar ile de gerçekleşebilir.
Yenileme ile koşullan varsa alacaklı da değiştirilebilir. Ancak yeni
alacaklı ile eski borçlu arasındaki sözleşme yeni bir sözleşme olup, eski
borç ilişkisi yan hakları ile birlikte kesin olarak ortadan kalkmıştır. Bu
durum alacaklının zararına sonuçlar doğuracağından, alacağın devrinde
borçlunun rızası aranmadığı halde, yenilemede borçlunun rızası şarttır.
Alacağın devrinde mevcut sözleşme varlığını korumakta ve alacağın
devredildiği üçüncü kişi bu sözleşmeye katılmaktadır. TBK Madde 191'e
göre, alacağın devri bir edim karşılığında olmuşsa, devir sırasında alaca-
ğın varlığı ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğu konusunda garanti
sağlanmaktadır. Alacağın devri kurumunda mevcut bir alacağın devir
edilebileceği belirtilirken, vadesi gelmemiş bir alacağın, alacağın devri
kurumu yolu ile devir edilip edilemeyeceği tartışmalıdır2
83
• Yenilemede
ise mevcut borç bütünüyle sona ermektedir.
B. Borcun Üstlenilmesi
ETBK'nın 173. Maddesinde yer alan "borcun nakli", TBK'nun 195.
Maddesinde "borcun üstlenilmesi" başlığı ile yer alır2
84
• Yeni yasada "iç
üstlenme sözleşmesi" ve "dış üstlenme sözleşmesi" ayırımı yapılarak
incelenmektedir. Madde 195 göre; borçlu ile borcu üstlenen arasında,
borçlunun borcunu üstlenmeye ilişkin "borcun iç üstlenmesi" sözleşme-
sinde, borç bizzat ifa edilebileceği gibi, alacaklının rızasıyla borç üstleni-
lerek, borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girilebilir.
283
Bu konudaki tartışmalar için bkz. Hikmet Koyuncuoğlu, Finansal Kiralama Sözleşme-
sine ilişkin Uygulamadan Kaynaklanan Sorunların Değerlendirilmesi, Oniki Levha
Yayıncılık, lstanbul, 2015, s. 72.
284
Ole Lando Başkanlığında 1982 yılında oluşturulmuş, 1995-99 ve 2003 yılında ta-
mamlanarak yayınlanmış, Avrupa MK olmak üzere hazırlanmış ve restament (yeni-
den düzenlenmiş) olarak nitelenebilecek Avrupa Sözleşme Hukuku olarak nitelenen
(ASHI) ile ticari teamüller ve Lex mercatoria, hükümleri ile karşılaştırıldığında yeni
TBK giren 195. Maddenin eksik ve yetersiz olduğu konusunda bkz. Nevin Meral, Türk
Borçlar Kanunu ve Ole Lando llkeleri'nde Sözleşmenin Devri, lnönü Üniversitesi Hu-
kuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 5 , Sayı: 1, Yıl 2014, (Çevrimiçi)
https://www.inonu.edu.tr/uploads/old/21/255/nevin-meral-5-1-tam.pdf.
-
Borcun ve SOıle1menin Yenilenmesi (Novatio-Yenilemet
Borcun yenilenmesi ile borcun üstlenilmesi arasında çok yakın bir il-
gi vardır. Örneğin Fransız, İtalyan ve İngiliz hukuklarında, sözleşmede
taraf değişiklikleri yenileme ile yapılmaktadıı-28
5
. İngiliz hukukunda•
yenileme bağımsız bir sözleşme tipi olarak yerleşmiştir. Burada da borç-
landırıcı, borçtan kurtarıcı etki birbirine bağlıdrr. İfa ve ibranın yanında
yenileme de borcu sona erdiren hallerdendir. İngiliz hukukunda yenileme
sadece borcun yenilenmesine değil, tüm sözleşmese! ilişkinin yenilenme-
sine hizmet eder. Böylece sadece borçlu değişimi fonksiyonu görmez,
aynı zamanda tüm bir sözleşme tarafı olma durumunun da değişmesini
sağlar. Buna göre eski sözleşme sona erer, yeni sözleşme doğar.
Borçlar Kanunu, Almanya, Avusturya ve İsviçre hukuk sistemlerine
uygundur. TBK'nda Beşinci Bölümün başlığı "Borç İlişkilerinde Taraf
Değişikliği" olup, "borcun üstlenilmesinde", borç ilişkisinde "borçlu ta-
rafın" değiştirilmesi sağlanmaktadrr. Önemi, borçlu tarafın ekonomik ya
da kişisel güçlükler nedeniyle borcunu ödeyememesi durumunda, gerek-
siz biçimde ifaya zorlanması yerine sözleşenlerin karşılıklı yararına göre
bir çözüm arayışıdrr.
TBK'nun 195. Maddesi "borcun iç yüklenmesini", 196. Maddesi de
"borcun dış yüklenmesini" düzenlemiştir. Borcun iç yüklenmesinde borç-
lu değişmemekte, borcu üstlenen borçluyu borcundan kurtarma yükümlü-
lüğüne girmektedi.r2
87
. Yenileme ile farkı şöyle dile getirilmektedir2
88
;
"sözleşmenin devrinde sözleşmenin muhtevasında her hangi bir değişik-
lik yapılmamakta, bir başka deyişle yenilemede sözleşme değişikliğe
uğrarken, sözleşmenin devrinde sözleşme aynen muhafaza edilmekte,
taraflardan birisi bakımından değişiklik ortaya çıkmaktadır". Benzerlik
285
Bkz. Zafer Kahraman, s. 38-60. Fr. MK. Madde 1274-1279'da Tarafların yenileme
niyetleri, işlemin tespiti amacıyla aranır. Yenilemenin sona erdirici etkileri karşı tarafla
anlaşılarak korunabilir. ltalyan Medeni Kanunu Madde 1272'de alacaklının rızasına
bağlı olarak borçlunun değişmesinin, hem taraf yenilemesiyle, hem de cüzi halefıyet
yöntemiyle gerçekleştirilebilir.
286
Bkz. Zafer Kahraman, s. 39, dn. 133.
287
Sabure Paket, Borcun Dış Üstlenilmesi, Yetkin Yayınları, Ankara, 2014, s. 25.
288
Bkz. Zeynep Bahadır, Sözleşmenin Devri ve Sözleşmeye Katılma, Gazi Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVII, Yıl: 2013, Sayı : 3, (Çevrimiçi)
http://webftp.gazi.edu.tr/hukuk/dergi/17_3_1.pdf
ikinci Bölüm: Türkiye HuktAunda Y•ıileme
olarak Bahadır, yenilemede ve sözleşmenin devrinde tara.f1arm aa:ıcsımn
kurucu unsur olduğunu ve yenilemede taraflann indcsinc gftre tcmm.ııı.
nn son bulup bulmayacağının, yine taraflara bırakıldığını isabetle bclir-
tirke� sözleşmenin devrinde devreden tarafın tO.ın hak ve yQkQmJQJD.k.Jc..
rinin başkaca bir tasarrufa yahut taahhüde konu olmak.sızın yncn devra--
lana geçirildiğini, söylemektedir.
Borcun dış üstlenilmesi, alacaklı ve OçüncO kişi arasında yapılan bir
sözleşme ile üçüncü kişinin, borçlunun yerine geçerek borçluyu borcun-
dan kurtarmasıdır2
89
• Borcun üstlenilmesinde, aJacaJdının alacak hak.kında
değişiklik yaratan tasamıfi etki ile üstlenenin pasifini arttıran borçlandı-
rıcı etki bir aradadu-2
90
• Bu nedenle çift etkili bir işlemdir.
Yenileme borcun üstlenilmesinden farklı ol� yalnız borçlunun
değiştirilmesi ile yapılabileceği gibi, alacaklının veya borcun içenğinin
değiştirilmesi biçiminde de yapılabilir. Sözleşme biltOnOyle ele alındı-
ğında (sebebi, bağlı olduğu hükümler) çok daha geniş olasılıklan kapsar.
Konuyu sözleşmedeki borçlunun değişmesi bakımından ele aldığımızda:
tek bir işlemle yenileme ya da borcun üstlenilmesinde, borçlunun mevcut
borcundan kurtulması ve yeni bir sözleşme ile taahhOt altına g:irmcsi ba-
kımından aynı sonuç doğsa da, bu iki işlemin sonuçlan farklıdır. ÇOnkO
borçlunun değiştiği yenilemede önceden asıl borçluya karşı ileri sürülebi-
len alacak da sona erer, aynı içerikte yeni bir borç doğar. Eski borca bağlı
yan haklar, defiler, itirazlar da sona erer. Borcun üstlenilmesinde ise,
borç asıl borçludan yeni borçluya olduğu gibi geçer2'
1
.
Borcun üstlenmesi anlaşmasında yenilemede olduğu gibi, ilk borçlu
borçtan kurtulmuşsa da, borç ilişkisi sona ermediğinden ikinci borçlu
eski borç ilişkisinde birincinin yerini almış olmaktadır. Bu yüzden yeni
borçlu, borç ilişkisine ait tüm yan haklan ve defileri alacaklıya yöneltebi-
lir.
289
Paket, s. 26.
290
Zafer Kahraman, s. 102.
291
Bkz. Zafer Kahraman, s. 57-58, Paket, s. 42-44. Ayrıca bk:z. TBK Madde 198/11,
199/11.
98 Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Novatio - Yenaem.)
Kahraman ayrıca hukuksal nitelikleri bakımından temel bir ayırıma
dikkat etmektedir. Borcun üstlenilmesinin "bir cüzi halefiyet" olduğu,
yenilemenin ise olmadığını açıklar2
92
.
C. Sözleşmenin Devri
Roma hukukunda borç ilişkisinin taraflarının birbirlerine zincirle
bağlanmış olduğunu varsayarsak, günümüz hukukunda sözleşmenin dev-
ri, tarafların zincirlerini kopardığını simgelemektedir. Zincirleri kırmak
için kullanılan novatio (yenileme) yerine, artık sözleşmenin devri kurumu
geçmiştir.
TBK 205. Maddesinde şöyle düzenlemektedir:
"Sözleşmenin devri sözleşmeyi devralan ve devreden ve sözleşmede
kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf
olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir an-
laşmadır.
Sözleşmeyi devralan ile deveden arasında yapılan ve sözleşmede ka-
lan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan
anlaşma da, sözleşmenin devri hükümlerine tabidir.
Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır.
Kanundan doğan halefiyet halleri ve diğer özel hükümler saklıdır."
Sözleşmenin devrini düzenleyen bu genel hükmün dışında, TBK'nda
sözleşmenin devrinin özel olarak düzenlendiği hallerden söz edilmektedir29
3
•
292
Gaudemet'ye göre, 'yenilemede doğan borcun causa'sı, sönen borcunkinden farklı-
dır. Eski borcun sebebi yeni doğan borcu ilgilendirmez, zira yeni borcun sebebi eski
borcun itfası ve yenilemedir. Nitekim bu sebeple, yenilemede yeni borçlu eskisinin
halefi olamaz' Skz. Zafer Kahraman, s. 58, dn. 232.
293
Skz. Gökçe Canarslan, TSK Genel Hükümleri Çerçevesinde Sözleşmenin Devri,
Hukuk ve Adalet, Eleştirel Hukuk Dergisi, Legal, Cilt 5, Sayı 14, 2013, s. 113-135, s.
118 v.s.da; Canarslan, bu özel düzenlemelere örnek olarak, TSK 323 maddesindeki,
kira ilişkisinin devri ve TSK 429'da hizmet sözleşmesinde işverenin değişmesi halin-
de işçinin rızası alınarak, sürekli olarak başka bir işverene devredileceği ve yeni işve-
renin bütün hak ve borçları ile birlikte, hizmet sözleşmesinin tarafı olacağı şeklinde
açıkça bir hükme bağlandığını ayrıca TBK 202 maddeyi örneklemektedir. Kanımca,
kira ilişkisini devrinin yenileme yolu ile yapılabilmesi de mümkündür.
ikinci BôlOm: Türkiye Hukukunda Yenileme
•
Önay, Pieper'e gönderme ile sözleşmenin devrinin değiştirme �Ut:Si
niteliğinde olduğunu açıklamaktadır29'. Yazıır. sözleşme � aynı sözleş-
medir, eskisinin yerine bir yenisi kurulmuş değildir. diye eklemekte ve ymı-
leme ile tek bir işlemle de sözleşmenin devredileceğine İşaret ct:mcktedir.
Canarslan da "sözleşmenin devri taraf sıfabru bir bütün olarak dcvredmden
devralana geçirirken, eski borç ilişkisinin sona ermesi gerckmcz.. diyerek.
devirle birlikte sözleşmenin değişmediğine katılmaktadır.
Gerçekten sözleşmenin devri ile yenileme arasında çok yakın bir bağ
vardır. Canarslan da sözleşmenin devri ile yenileme arasındaki benzerliğe
dikkat çekmekte ve Teles'in yenileme tanımını vennektedir: �)'cnilemc
ile sözleşme devredilmemekte, sadece eşdeğer özellikte bir başka söz-
leşme ile yer değiştirmektedir."
Sözleşmenin devrini sözleşmenin yenilenmesi ile karşılaştırdığımızda,
eski sözleşmenin ya da borcun sona ermesine bağlı olarak yan haklar, re-
hinler, kefaletler ve def ilerin ortadan kalması önemli bir sonuç farkıdır.
D. İkale Sözleşmesi
Yenileme ile ikale sözleşmesi (contrarius consensus) arasında bir ya-
kınlık vardır. Roma hukukunda, yenileme bir tür ikaledir ve borçlu deği-
şimine veya borcun değişimine hizmet eder. Bu anlamda önceki borçlu-
mın, alacaklının yahut borcun yenisi ile ikamesicfu-295.
İkale TBK'nda düzenlenmemiştir. TBK'nun 26. Maddesi kapsamında
sözleşme özgürlüğü çerçevesinde yapılu296. İkale sözleşmesi (ortadan kal-
dırma, bozma sözleşmesi), tarafların mevcut borç ilişkisinin sona ermesi
294 Ô
nay, s. 215.
295
Ulpianus yenilemeyi, önceki borcun başka bir obligatio içine nakli ve onunla karışma-
sı olarak açıklar. Buna göre birinci borç ortadan kalkacak şekilde, ikincinin içinde erir.
Tek bir işlemle önceki borcu sona erdirip, yeni bir borç dOmasından bahsedilir. Açık-
lamalar ve göndermeler için bkz. Zafer Kahraman, s. 49 ve ayni sayfa dn. 181.
296
Bkz. Abdurrahman Savaş, Türk Borçlar Hukukunda lkale Sözleşmesi, TAAD, Yıl: 7,
Sayı: 26, Nisan 2016, s. 117'de 'hem sözleşme özgürlüğü kuralı gereği hem de dar
anlamda borcun ifa olmaksızın taraf iradeleri ile sona ermesini düzenleyen ibra söz-
leşmesinin ikalede uygulanabilirliği karşısında, yenilemenin geniş anlamda borç ilişki-
sini de sona erdirebileceği kabul edilmelidir' demekte ve geniş anlamda borç ilişkisi-
nin yenilenmesi ile ikale arasında benzerlik kurmaktadır.
--
100 Borcun ve sozıe,menin Yenilenmesi (Novatio- Yen eme)
konusunda anlaşmasıdır. Serozan, sözleşmeden doğan bir tek alacağın or-
tadan kaldırılmasını ibra sözleşmesi (erlassvertrag) olarak ifade ederk�
sözleşmeyi bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırmaya ve çözme anlaşmasına
ikale demektedir2
97
. Ona göre böyle bir ikale, ifa aşamasında sürekli borç
ilişkilerinde sona erdirme (karşılıklı fesih), ani edimli yalın sözleşme ilişki-
lerinde ise çözme {sözleşmeden dönme) niteliği taşımaktadır.
Turanboy, "ikaleyi geniş anlamda anlarsak, bu kavram bir hukuksal
kuruma, bir hukuksal ilişkiye son vermek anlamına gelir", dedikten sonra
dar ve teknik anlamda bir ikaleden de söz etmektedir2
98
• Yazar, "İkale
sözleşmesi, bir borç ilişkisini ya tamamen ya da kısmen ortadan kaldırır.
Kaldırılan borç ilişkisinin yerine yeni bir borç ilişkisi kurulmuş ise bu-
nun, yenileme ve değiştirme sözleşmesi olup olmadığını incelemek gere-
kir. Taraflar bir borç ilişkisini ortadan kaldırırken, yeni bir borç ilişkisi
kurmuşlar ve bu yeni borç ilişkisinin varlık sebebini de onun sona ermesi
oluşturmuş ise bir yenileme sözleşmesi söz konusu olur", demektedir299.
Dar anlamda yenileme ile taraflar mevcut borç ilişkisine değil, bu
ilişkiden doğan alacak ve borçlarına, eski borcu sona erdirip, yeni bir
borç-alacak ilişkisi kurarak, yenileme hukuksal sebebi ile müdahalede
bulunurlar.
Bunun yanı sıra geniş anlamda yenilemede; bir borç ilişkisi yenileme
sebebi ile sona erdirilip, yerine yeni bir başka borç ilişkisinin kurulması
mümkündür. Örneğin, kira sözleşmesinin alım satım sözleşmesine dönüş-
türülmesi gibi. Ancak, taraflar kira sözleşmesini ikale ile kaldırdıktan
sonra taşınmazın satımını kararlaştırmışlarsa, ortada yenileme yoktur.
Kira sözleşmesi ikale ile kaldırılmış ve sonra ondan bağımsız olarak bir
satış sözleşmesi yapılmıştır. İki sözleşme yenileme hukuksal sebebi ile
birbirine dönüştürülmemiştir.
297
Serozan (Sözleşmeden Dönme), s. 77.
298
Kürşat Nuri Turanboy, ibra Sözleşmesi, Yetkin Yayınları, Ankara, 1998, s. 35, dn.
43'te (NJW 1960, s. 2187) dar ve teknik anlamda ikale, bir borç ilişkisini gelecekte de
geçerli olacak şekilde ortadan kaldırmayı ifade eder' demektedir. Bu dar anlamda
ikalenin bir yenileme olup olmadığı belli değildir.
299
Turanboy, s. 36, dn. 47.
ikinci BölOm: TCırkiye Hukukunda Yenileme
Aksu
300
, Emmerich'e gönderme yaparak; "ikale ile taraf1ann bir borç
ilişkisinin içeriğini değiştirebilecekJeri gibi, geçmişe ve geleceğe etkili
şekilde tamamen ortadan kaldırmak yoluna gidebiJecekJerinı._ açıklamak-
tadır. Aynca kısmi ikalede kural olarak borcun dar anlamda u.ldınlma--
sından çok onun daraltılmasının söz konusu olduğunu ve bütilnsel alacağı
ortadan kaldıran borcun yerine yenisi kuruluyors� artık bir yenilemeden
söz edileceğini, ekler.
Oğuzman/ Öz dip notunda bu konuda şu açıklamaJar yer almakt�
"Geniş anlamda borç ilişkisinin yenilenmesi ikaleye benzer. Fakat ikale
ile sadece borç ilişkisi anlaşma ile sona erdirilir. Halbuki geniş anJamda
borç ilişkisinin yenilenmesinde, sözleşme tamamen son buJurken taraflar
arasında yeni bir sözleşme (geniş anlamda bir borç ilişkisi) kuruJur,.JOı.
E. Havale
ETBK'nın 457. Maddesi "havale bir akittir ki" diye başlar. TBK'nun
"Onüçüncü Bölümünde" yer alan havale tanımında bu yanlış düzeltilmiş-
tir. Eski yasa Roma hukukundan ve Fransız hukukundan esinlenerek. akit
sözcüğünü kullanınıştır
302
• TBK ise Alman ve İsviçre hukukunun etkisi
altında olduğundan, farklı bir bakış baskındır.
Havale bir yetkilendirme işlemidir. Tanımı içeren TBK'nun 555.
Maddesine göre; para, kıymetli evrak ya da misli bir eşyayı havale eden
bir yandan havale alıcısına "alma", öte yandan havale ödeyicisine '�er-
me" yetkisi tanır. Hukuksal niteliği bir işlemle çifte yetkilendirmedir.
Havalede yer alan kişiler arasında borç ilişkileri de olabilir. Anc� hava-
300
Mustafa Aksu, Türk Borçlar Kanununun Getirdi�i Yeniliklerden ibra, Cilt 8, Sayı özel,
2013, 97-130, s. 112, (Çevrimiçi) http:/�oumaJ.yasar.edu.tr/wp-
contenUuploads/2014/01/4-Mustafa-AKSU.pdf.
301
Yenilemenin ile ikale arasındaki ayırım için bkz. Oğuzman/Öz, s. 543, dn. 75.
302
Roma Hukukunda borç havalesi (delegatio debiti) taraf değişikliği yapan yenileme
işlemiyle, yeni bir borçlu doğuran stipulatio ile gerçekleştiriliyordu. Asıl borçlu havale
eden (Delegant), yerine geçen borçlu havale edilen (delegant), havale lehtarı alacak-
lıya (Delagatör) karşı kendi yerine geçerek borçlanması için talimat veriyordu. Bu ta-
limat hukuksal bir değişiklik yaratmamaktadır. Yeni borçlu ile yapılan stpulatio ile eski
borç sona erer ve eski borçlu, kendisinin yerine başkasının borçlanması karşılığında
azat edilmiş olurdu. Kavramlar ve göndermeler için bkz. Zafer Kahraman, s. 12-14.
102 Borcun ve Sözleşmenin Yenilenme_. (NoYatio - Yenhrnet
le bu ilişkilerden bağımsız niteliktedir. Havale edenJe havale ödeyicisi
arasındaki karşılıklı ilişkide (Deckunverhaltnis), havale edenle alıcısı
arasında bir bedel ilişkisi (Valutaverhaltnis), havale ödeyicisi ile havale
edilen arasında bir havale ilişkisi (Anweisungverhaltnis) vardır. Havale
edilen şeyi verme ve alma ile yetkilendirilen kişiler arasında havaleye
uyma zorunluğu yoktur.
Amacı bir borcu tatmin etmek de olsa, yenilemeden farklıdır. Yeni-
leme yetkilendirmenin ötesinde bir sözleşmedir ve yenileme sebebi ile
mevcut borç sona ererken, borçlu yeni kurulan borca uymak zorundadu.
Çoğu kez yenileme iradesi taşıyan bir borç senedinin verilmesiyle ger-
çekleşir.
Günümüzde Fransız hukukunda, (Fr. MK Madde 1271 vd.) borçlu-
nun değişmesi için tek yöntem yenileme olduğu gibi havale kurumu da
etkilenmektedir. Yenileyici etkili tam havale (delegation parfaite) borç-
lunun değişimi ile sağlanmaktadır
303
•
F. İbra
Roma hukukunda borç, ancak ifa ile sona erer. İbra (acceptilatio) ha-
yali ifa ve pactum de non petento şekilsiz ifa gibi değerlendirilir
304
•
Borçlar hukukumuzda ibra, icra takibi aşamasında çok kullanılması-
na karşın, ETBK'nda borcun sona erme nedenleri arasında sayılmamıştır.
TBK'nda bu eksiklik giderilerek 132. Maddede ibra, İBK'nın 115. Mad-
desine uygun biçimde düzenlenmiştir. Madde aşağıya alınmıştır:
"Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle tabi
tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları
ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir".
Maddede sözü edilen dar anlamda bir borçtur. İkale ile ilişki kurula-
rak yapılan bir tanımlamaya göre; "dar anlamda borcun ifa olmaksızın
ortadan kaldırılması konusundaki anlaşmaya ibra (ibra sözleşmesi), geniş
303
Bu konudaki tartışmalar için bkz. Zafer Kahraman, s. 30-31.
304
Bkz. Turanboy, s. 25
-
ikinci Bölüm: TCırkiye Hutukunda Y•ıien•
anlamlı borç ilişkisinin ortadan kaldınlması sözlqmaıne iblc.. de-
niı-3°5. İbra alacak ve borcu kesin anlamda sonlandıran bu warruf q.K;ıw
dir. İbra ile borç, tüın yan bak ve borçlarıyla birlikte sona aeı •. Ancak.
alacaklının alacağından vazgeçmesioj sağJayan feragat ile bmzqme:
Feragat tek taraflı yapılabilir. İbra ise bir sözJqme olup. borçl'U!Nn
rızasını gerekli kılar. İbra şekJe bağlı değildir. Ancak. TBK·mm 420.
Maddesinde şekil şartı ve ibranın geçerli olması için belli k�ullar aıım-
mıştır.
İbra yenilemeden çok farklıdır. ibra sözleşmesi ile alacaklı borcun
konusu edimi elde etmekten vazgeçer°". Yenilemede alacak ayn bir �
lemle yeniden borçlanılmaktadır. ibra ise alacağın bOtOnOnO ya da bir
parçasını etkilediğinden bir tasarruf işlemidir--. Yenilemc hukuksal
bebinde ikili bir etki söz konusudur. Yenilemenin borçluyu ilk borcunun
içeriğinden kurtarıcı (liberatoire) etkisinin yanınday karakteristik özelliği
olan borcu sona erdiren (extinctive) etkisi var�. önceki borç/alacağın
sona ermesi yeni bir borç/ alacak doğmasına neden olmuştur. Tek bir
yenileme işlemiyle yenilemenin tüketici etkisi ile tatmin edici etkisi ayru
anda gerçekleşmiştir.
Önay
310
, ibranın yenileme ile karşılaştırılmasını ivazlı/ivazsız ibra
açısından değerlendirmekte ve "yenileme sözleşmesi ile gerçekleştirilen
ibra tasarrufunun temelinde ivazlı bir borçlandırıcı işlem yatnğ� bir
başka deyişle yenileme sözleşmesinin bir çeşit ivazlı ibra vaadi olarak
tanımlanacağını söyler". Ona göre "her yenileme sözleşmesi elden ifa
edilen bir ivazlı ibra vaadidir, ancak her ivazlı ibra vaadi yenileme değil-
dir". Aradaki fark bir yenileme sebebi ile birbirlerine bağlanıp bağlan-
madıklarıdtr.
305
Aksu, s. 110.
306
Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 989.
307
Von Tuhr, § 75, s. 695.
308
Borçlar hukukuna giren tasarruf işlemlerinin çoğunda olduğu gibi, ibranın da temelin-
de bir borçlandırıcı işlem vardır, bkz., Önay, s. 248-249.
309
Zafer Kahraman, s. 51 ve dn. 189.
310 Ô
nay, s. 250-251.
Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmffi (Novatio- Y�
Son z.amanlarda Yargıtay pek çok kararında "ibraname ile" yenileme
yapılacağına işaret etmektedir
11
• Çok yeni bir kararın� icra aşamasında
yenileme iradesinin açıkça görüldüğü ayrıntılı ve açık bir yazım örneğine
dayanarak, "ibraname" aracılığı ile alacağın yenileme ile nasıl yapılandı-
rılacağını adeta somutlaştırmıştır3
12
.
İbra ile ilişkilendirilen olumsuz borç tanıması (edim isteminde bu-
lunmayacağına dair) veya bir kimsenin alacağını takip etmeme taahhüdü,
ibradan farklı olduğu gibi yenileme ile de bağdaşmaz.
Olumsuz borç tanımasında (pactum de non petendo) varlığından
kuşku duyulan ve borçlu tarafından itiraz edilen bir alacak gerçekte var
ise, yapılır
313
. İbrada ve yenilemede ise borcun varlığı konusunda bir kuş-
ku yoktur. Olumsuz borç tanımasının yenilemeden farklı olarak hukuksal
sebebi aradaki çekişmeye son vermek amacına dayanır ki, bu bir tespit
sebebidir.
Gerek olumsuz borç tanıması, gerekse alacağını takip etmeme duru-
munda mevcut borç sona ermediğinden yenileme değildir. İbra gibi bir
sözleşmeye dayanırsa da, borcu yok etmez, sonradan defi hakkı verir.
İbra ise bir itiraz hakkı verir.
Taraflar alacağın istenmeyeceğine karar vermişlerse, bu durumda
borç sona ermez, temlik edilebilir, takas edilebilir, aynı zamanda yenile-
311
Dava konusu olayda taraflar 'ibraname' başlıklı anlaşma imzalayarak, önceki tarihli
sözleşmeyi feshetmiş ve önceki sözleşmede ödenen paranın iadesi için yeni bir SÖZ-
ieşme yapmışlardır, Bkz. Yargıtay 19. HD, 27.05.2013 Tarihli, 2013/7608 Esas.
2013/9638 Karar sayılı kararı, Ayrıca bkz. Yargıtay 12. HD, 09/05/2013 tarihli,
2013/7933 Esas, 2013/17830 Karar sayılı kararında 'ibra ile itfa' bir yenilemedir, de-
mektedir.
312
Yargıtay 12. HD, 28.05.2015 tarihli, 2015/3996 Esas, 2015/14700 Karar sayılı Kara-
rında 'takibin iptali isteminde 'ibraname' başlıklı protokolün ilk sayfasında vekalet üc-
reti, masraf ve tüm feriler dahil toplam alacağın sabitlenmesi ve bu bedel haricinde ic-
ra dosyası ile ilgili başkaca bir talepte bulunulmayacağı hususunda mutabakata varıl-
dığı, ödemenin bu şekilde tasfiye edileceği yazılmıştır'. Bu şekilde borç yeniden yapı-
landırılmıştır. Kararda 2005 Tarihli YHGK Karar, bire bir tekrarlamış, ibra ve yenile-
menin dar anlamda bir borç için yapılacağını ve yenileme niyetinin açıkça anlaşılması
durumunda ibra yolu ile borcun tasfiyesinde yenilemeye önemli bir olanak tanımıştır,
bkz. Kazancı Yargıtay içtihatları Bilgi Bankası.
313
Sungurbey, s. 108.
ikinci Bölüm: Türkiye Hukukunda Yenileme
nebilir
14
• Öğretide borcun ertelenmesi (Stundungvertrag) ile takp hakkı-
nı ileri sürmeme anlaşması bazen birlikte değerlendirilmekte ve borcun
ödenebilir (muaccel) hale gelmesi engellenmektedir
15
•
G. Sulh Sözleşmesi
Sulh, sözcüğü barış ve uzlaşmayı çağrıştırır. Son zamanlarda hukuk-
sal uyuşmazlıkların sulh denemeleriyle sonlandınlması çabası hukukta
giderek önem kazanmaktadır
16
• Sulh sözleşmesi İBK ve TBK•nda yer
almamaktadır. Borcu sona erdiren nedenlerin yasaya alınması döneminde
sulhun yasaya alınıp alınmaması tartışmalara neden ol.muştur. Taraftan
yasal kalıplarla katı biçimde baskılamamak için ana ilke sözleşme özgür-
lüğü içinde sulhun genişletici ve bağımsız bir sözleşme olması görüşü
benimsenmiştir
317
• Bu genişlik düşünüldüğünde sulhun içinde çözilm yolu
olarak yenilemenin de var olduğunu varsayabiliriz. örneğin, taraflar sulh
yapmayıp, ilk adımda borçluya ileride bir olanak sağlamak amacıyla
mevcut borcu ileri tarihe erteleyere� yeni bir borçla yenileyebilirler. Ön-
ce gelen ibra bölümünde söz ettiğimiz 2015 tarihi Yargıtay 12. Hukuk
Dairesi ("HD") kararında "ilgili borçlu şirket gayrikabili rücu sulh ve
ibra edilmiştir" açıklaması yenileme olarak kabul edilmiştir. Görülüyor
ki, sulh, ibra ile bir arada kullanılabilmektedir.
Ayrıca, içerikleri belirsiz ya da karmaşık hukuksal iliş.kilerin (cari
hesap ilişkileri gibi) söz konusu olduğu durumlarda, taraflar borçlarını
tasfiye etmek amacıyla iradeleriyle sulh yapmak istediklerinde "yenile-
me" kullanışlı bir hukuksal çözümdür. Kanımızca, sulh sözleşmesinin
hukuksal niteliği sözleşmenin amacına göre yorumlanır. Değiştirme, sa-
314
Von Tuhr, § 75, s. 700.
315
Aksu, s. 104.
318
Günümüz de hukuksal uyuşmazlıklarda "mücadeleci sistem yerine uzlaşmalı sistem·
öne çıkarılmaktadır, bkz. Tennur Koyuncuoğlu, Hukuksal Koruma Sigortası, Seçkin
Yayınevi, Ankara, 2015, s. 177.
317
Ulusan, ilhan, Maddi Hukuk ve Usul Hukuku Bakımından Sulh Sözleşmesi, lstanbul
Üniversitesi Mukayeseli Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt 5, Sayı 7, 1971, bkz. s. 155,
(Çevrimiçi)
http://www.journals.istanbul.edu.tr/iumhad/article/view/1023002865.:.
,oe Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Nov8tio - Y•..._
bitleme ya da yenileme olabilir. Önay'ın açıklamaları, aynı sözleşme
konusunda farklı yazarların görüşleri ve yerel mahkemenin ile Y� tay'ın
farklı tutumlarına yol açan tartışmalarına güzel bir ömekleıııedr1'. Sulh
sözleşmesi ile yenileme amacının gerçekleştirilmesi pratik bir çö-
zümdür. Taraf iradeleri ile önceki ilişkilerdeki teminatların saklı tutulup
tutulmayacağı da ayrıca kararlaştırılabilmelidir. Ancak Sulh yenilemeye
karşın çok daha kapsamlıdır. Mahkeme dışında maddi hukuk içinde oluş--
turulacağı gibi, HMK'da belirlenen durumlarda mahkemede yargıç
önünde de gerçekleştirilebilir.
Sulh, BGB § 779/1'de tanımlanmaktadır. Buna göre ''tarafların bir
hukuksal ilişki üzerindeki çelişki ve kuşkuyu karşılıklı fedakarlık yolu ile
ortadan kaldırmasıdır". Bu tanımlama İsviçre-Türkiye hukuku için de
geçerlidir
319
• YHGK bir kararında
320
"sulh tarafların uyuşmazlığa yol açan
bir konuda uyuşmaları, bir anlaşmaya varmalarıyla oluşan bir sözleşme-
dir" denmektedir. Alman Federal (Yüksek) Mahkemesi mahkeme dışı bir
sulh sözleşmesine ilişkin davada sulh sözleşmesi ile hukuksal uyuşmazlı-
ğın sona ermediğini, sulh sözleşmesinin bir yenileme olmadığını mevcut
sözleşme içinde bir değiştirme sözleşmesi olduğunu kabul etmiştir2
1
•
Sulh sözleşmesinin asıl amacı, hukuksal ilişkideki çekişme ve kuş-
kuyu ortadan kaldırmak olup, kararlaştırılan edim ikinci derecede önem-
lidir. Bu yüzden sulh sözleşmesi bir tespit işleınidir
322
• Larenz' göre de
323
,
"ibra, borç ikrarı gibi işlemler sulhun parçalarıdır ve bir bütün olarak
318
Bir 'borç tasfiye protokolü' çerçevesinde verilen bonoların söz konusu olduğu bir
olayda, yapılan sözleşmeyi, Ü.Tekinalp, yenileyici etkiye sahip bir sulh sözleşmesini
olarak nitelerken, Ömer Teoman, bir borç ikrarı olarak nitelemiştir Bkz, Önay, s. 2.24,
dn. 877 ve s. 229-230.
319
Bkz. Von Tuhr, § 75, s. 93, Haluk Tandoğan, Borçlar Hukuku Özel Borç llşkileri, Cilt
½, Üçüncü Tıpkı Basım'dan Dördüncü Tıpkı Basım, Vedat Kitapçılık, lstanbul, 2008,
s. 12.
320
YHGK 10.11.1965 tarihli, 1966/757 Esas, 1966/412 Karar sayılı kararı, Son içtihatlar,
1966,no. 222,s.272.
321
BGH, Urteil vom 7. 3. 2002 - 111 ZR 73/ 01 (Çevrimiçi) http://lexetius.com/2002,216;
OLG München kararında Mahkeme dışı yapılan bir sulh sözleşmesinin yenileme de-
ğil değiştirme sözleşmesi niteliğinde olduğunu açıklamıştır.
322
Bkz. Sungurbey, s. 109:
323
Ulusan, s. 158.
ikinci BOium: TCııtiye Hukuttnia Yenılıım•
bakıldığında durumu dönüştQren tespit edici (das fıesuwıugıgacmıın
niteliktedir". Sulh sözleşmesinin içinde feragat da olabilir. çtıııkQ ıaıel
olarak kısmi kabul ve kısmi feragatle gerçekleşir. Bu dunımdı bir
ruf işleminden de söz edilir. Yenileme ise tespit a.mıcmdan daha Yotun
ve farklı bir amaç taşır. Sulh sözleşmesi de yenileme gibi iki tarafa borç
yükleyen tam iki taraflı bir sözleşmedir.
Bu sözleşmede kuşku ve çekişmeler ömel (sübjektif) niteliktedir. Bu
öznellik tarafların yarulmalanna da neden olabilir. Bir temel yanılma
ortaya çıkabilir. ETBK'nda Madde 24/4'te ve TBK'nun 30. Maddesinde
düzenlenen "temel yanılma" BGB'de Madde 779'da dOzenlm.mi�i�.
Sulh sözleşmesinin öznelliğinin önemini göstennektc olan bu maddeyi
Ulusan, şöyle çevirmiştir:
"Sözleşmenin kapsamına göre mevcut ve sulhe esas olarak kabul edi-
len fiili durum gerçeğe uymuyorsa ve eğer gerçek durumwı bilinmesi
çekişme ve kuşkuya yer bırakmıyorsa, sulh bWctlmsüz olur". ômcğin.
tartıştıkları senet geçersizse, durum budur. Yenilemede de yenileme yapı-
labilmek için ilk koşul, geçerli bir borcun varlığıdır. Geçersizlik değil.
belirsizlik varsa yenileme yapılabilir. Sulh sözleşmesinde geçerli kabul
edilen ilişkide kesin sayılan, kuşku uyandıran olaylar vardır. Öyle ki ta-
raflar borcun varlığına ve doğruluğuna güveniyorlarsa, gerçeğe uygun
olmasa da, bu yolda bir borç tanımaları yapmaları bir sulh sözleşmesi
değildir
325
.
Bir sulh sözleşmesinin oluşturulmasında tarafların var olan ilişki üze-
rinde kuşku duymaları ve çelişkiye düşmeleri yanında, sulh sonucu bu
çekişme ve kuşkunun ortadan kaldınlması gerekir. Yenileme sözleşme-
sinde böyle bir zorunluluk yoktur. Yenileme yeni bir borç yaratır. Sulh
sözleşmesinde asıl sorun mevcut borcun ne ölçüde saklı tutulacağıdır. Bu
nedenle sulh sözleşmesi, mevcut bir ilişkinin değiştirilmesi anlamında-
dır32s.
324
Ulusan, s. 164-165.
325
Sungurbey, s. 11O, dn. 18.
326
Esser, § 799, s. 200-201.
108 Borcun ve SôzJqmenn Yeı... ııNel fNcwııdo - Y.,.�
H. Finansal Kiralama Sözleşmesi
Finansal kiralama sözleşmesi ("FKS") TBK 'nda değil, son olarak
6361 sayılı ve 13.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren Finansal Kirala-
ma, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ("FK.K"') ile dilzen-
lenmiştir.
Finansal kiralama, adı üstünde bir kiralama sözleşmesidir. Ancak,
TBK'nda düzenlenen kira sözleşmesinde çok farklı bir içerik taşımakta-
dır. Koyuncuğlu'na göre; finansal kiralama sözleşmesi, finansal kiralama
şirketlerine, üretim araçlarını fonlama, işletmeye doğrudan yat� fi-
nansman, kredi sağlama amacını sağlayan bir hukuksal mekanizınadır27.
Malik olan kiralayanla, ödediği kira bedelleri karşılığında yetkilendirilen
işletme sahibi kiracı, kira sözleşmesinin sonunda kira konusunun mülki-
yetini kiracıya kazandırma olanağı bulacaklardır. Finansal kira sözleşme-
sine konu malın rayiç bedelinden düşük bir bedelle kiracı lehine konul-
muş alım hakkının varlığı, işlemin bir finansal kiralama işlemi olmasında
belirleyici bir unsurdur
328
.
Finansal kira sözleşmesi uzun bir süreyi kapsayan kira sözleşmesidir.
Ortaya çıkan yeni koşullar karşısında taraflara bazı yetkiler tanınabilir:
FKK'nın 27. Maddesine göre:
"Sözleşmede aksi öngörülmemişse kiralayan, maim mülkiyetini bir
üçüncü kişiye devredemez. Sözleşmede bu yetkinin tanınması halinde,
devir, ancak başka bir kiralayana yapılabilir. Devralan sözleşme hüküm-
lerine uymak zorundadır. Devrin kiracıya karşı geçerli olması onun ha-
berdar edilmesine bağlıdır."
Bu durumlarda yenileme sözleşmesinin yapılıp yapılamayacağı tar-
tışmalıdır:
Köteli 'ye göre "taraf değişikliğini amaçlayan yenileme anlaşması-
nın üç taraflı olarak, devreden, devralan ve sözleşmede kalan tarafın
327
Hikmet Koyuncuoğlu, s. 6.
�w Bu görüş için bkz, Hikmet Koyuncuoğlu, s. 3.
ikinci BôlCım: TCıriciye Hukukunda Yenileme
katılmasıyla yapılması sağlanacağından, kanunun tarudığı devtr 562·
leşmesinin niteliğine uygun değildiı-32'. Koyuncuoğl� aynı konuda
Köteli'ye gönderme yapmakta ve "finansal kira s0zlqmesindc:. SOz-
leşmede kalan taraf, sözleşmeye taraf değişikliği işlemine dihıl olma-
makta, kiracı sıfatı ile kullandığı ve yararlandığı eşyanın m0lkiyetinin
el değiştirmesi sonucunda sözleşmesel ilişki içinde bulunduğu k&r$t
taraf kanun gereği değişmekte" demektedir>°. Yargıtay 19. HO.
27.10.2004 Tarihli, 2004/2121 Esas, 2004/10721 Karar sayılı kararın-
da "mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması, borcun
yenilenmesi anlamına gelmeyeceği gibi, teslim tutanağında da tersine
bir hükme yer verilmediğinden, taraflar arasındaki finansal kiralama
sözleşmesinden kaynaklanan borç ilişkisinin ortadan kalkmadığına",
karar vermiştir.
Devir sözleşmesi ile yenileme arasında ikisinin de bir sözleşme ol-
masının dışında bir benzerlik yoktur. Koyuncuoğlu, '"devrin bir yenileme
olduğunu iddia etmek oldukça güçtür", dedikten so� FKK'oda öngörü-
len sözleşme devrinde farkı şöyle ortaya koymaktadır:
"FKS'ye bağlı malı devralan kiralayan, malı devreden kiralayanın
akdettiği sözleşme ile bağlı kalmaya devam etmekte, bu sözleşmesel iliş-
kiden kaynaklı asıl ve yan haklara ve aynı zamanda borçlara da sahip
olmaktadır"
331
.
329
Bkz. Mustafa Argun Köteli, Karşılaştırmalı Hukuk ve Türk Hukukunda Finansal Kira-
lama, Kazancı Kitap, 1991, s. 206-208'de; FKK'da; leasingli nesnenin devri kiralayan
ile yeni kiralayan arasında bir sözleşme ile gerçekleşecektir. Kiracının bu devirden
zarar görmemesi için, nesneyi devralan leasing sözleşmesine taraf olacaktır. Bu du-
rumda mevcut sözleşme devam edecektir. Köteli, 'sözleşmede taraf değişimi suretiy-
le yapılan yenilemede bile yeni alacaklı ve borçlu arasındaki ilişki eskisinden farklı bir
borç ilişkisi olmak zorundadır', diyerek yenilemenin olamayacağını açıklamaktadır.
Burada yenileme için mevcut sözleşmeden kasıt leasing sözleşmesidir. Yenileme
sözleşmesi de bu taraflarca yani kiralayan ve kiracı arasında yapılacak ve taraf de-
ğiştirilecektir. Bu durumda leasing sözleşmesi sona ereceğinden, bu devirde bir yeni-
lemeden söz edilemeyecektir.
33
°Kanun gereği devir görüşü için bkz, Hikmet Koyuncuoğlu, s. 75.
331
Bkz. Hikmet Koyuncuoğlu, s. 75.
110 Borcun ve S6zle9menin Yenilenmnf (Nov9tlo -Y•ılııt,ıı,ı
§ 5. YENiLEMENİN KOŞULLARI
A. Mevcut Bir Borç
Yenileme işlemini oluşturan ilk gerek, mevcut temel bir ilişkidir. Bu
ilişki borçlar hukukuna ait bir ilişki olabileceği gibi kişiler hukukun� aile
hukukuna, miras hukukuna veya eşya hukukuna ait bir borç ilişkisi de
olabilir. Önemli kıstas, borçlar yasasının genel hükümlerinin uygulanma-
sını gerektirecek bir ilişkinin varlığıdır. Örneğin, bir nafaka borcunun
veya belli bir vasiyet borcunun yenilenmesi mümkündür.
Yenileme için bir hukuksal ilişkinin bulunması gerekli ise de, yenileme
konusunun bir hukuksal ilişki içinde yer alan, tek tek borçlar için öncelikli
olduğunu önceki sayfalarda gördük. Bir borcun yenilenmesi o borcu sona
erdirir, borç ilişkisine dokunmaz. Bilindiği gibi tek bir borç ile borç ilişiğini
tamamen ortadan kaldıran sebepler birbirinden farklıdır3
32
• Bu bakımdan
TBK'nun 133. Maddesinin içeriğinde dar anlamda borçtan söz edilmesi,
yenilemenin öncelikli kapsamına işaret edilmesi açısından doğrudur.
1. Mevcut Bir Borcun Geçerliliği
Bir borcun yenilenebilmesi için hukuken geçerli olması gerekir. Hayatta
olanlar arasında bir hukuksal işlemin hükümsüzlüğü, herkesçe ileri süıiilebi-
lir ve resen nazara alınabilecekse o işlem kesin olarak hükümsüzdür33. Bu
işlem sonradan sıhhat kazanamayacağı gibi yenilenemez de
334
•
TBK'nda ana ilke olan "sözleşme özgürlüğü" altında 27. Maddesinde
"kesin hükümsüzlük" düzenlenmiştir. Bu maddeye göre:
"Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik hak-
larına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hüküm-
süzdür.
332
Von Tuhr, § 74, s. 681 vd., Tunçomağ, s. 671, Oğuzman, s. 152.
333
Bkz. Schwarz (Davran), § 39, s. 366.
334
Kesin olarak hükümsüz olan bir işlem çevirme yoluyla (Konversion) bir başka işlemi
gerçekleştirmişse, (ortada gene mevcut, geçerli bir borç olacağından), yenileme
mümkündür.
ikinci Bölüm: TCır1ciye Hukukunda Yenileme '1
Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir lcumının hü.h1ınsüz ohır.ıDı. ıJj..
ğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler o/mak.nzın Jd:Jq-
menin yapılamayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin ıamamı knın ola-
rak hükümsüz olur".
Geçersizlik işlemin bir kısmı için söz konusu ise, Alman bukulnmda
tüm işlem geçersizdir. TBK'nun 27. Maddesine göre ise, işlem bu kısım
dışında geçerlidir3
35
. Ancak, sözleşmenin bütününü etkiliy� işlem
tamamen geçersizdir. Geçersizlik işlemin tamamıru etkilemiyorsa. işle-
min geçerli bölümü için yenileme mümkündür.
Tarafların geçersiz olduğunu bildiği bir borcu yenilemesi mümkün
değildir. Çünkü, TBK'nun 19. Maddesine göre sözleşme tarafların gerçek
ve ortak iradelerine göre yorumlanır.
Geçersizlik değil de, hukuksal işlemde bir belirsizlik v� bundan
doğan borç yenilenebilir
336
. Her ne kadar işlem belirli süre içinde iptal be-
yanının açıklanmasıyla geçersiz kılınabilirse de bu hakkın kullanılmama-
sıyla sıhhat kazanabilir. Bu çeşit bir borç yenilenirken borçlu, iptal edilebi-
lirliği bilerek yenilemeye razı olmuşsa, davranışı, iptal sebebinin icazetle
düzeltilmesi anlamına gelir
337
. Durumdan aksi anlaşılabiliyorsa, iptal edile--
bilirlik yenilenen borca da geçer
338
. Hukuksal işlemin geçerli olabilmesine
bir eksiklik engel oluyorsa
339
, bu eksik giderilmedikçe yenileme de düşü-
nülemez. Sözleşmedeki eksiklik, bir hukuksal işlemden (onay gibi) ileri
geliyorsa böyledir. Mümeyyiz küçüğün yaptığı işlem, onay verildikten
sonra yenilenebilir. Hukuksal işlemin geçerli olması bir olaya bağlanmı�
böyle bir borç da şarta bağlı olarak bu şekliyle, yenilenebilir.
335
TBK madde 22 "Sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki
hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda düzenleyen, yazılmamış sayılan koşullar
olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez:
336
Hukuksal işlemde belirsizlik durumları çeşitli olabilir. işlemin bir şarta bağlanması,
irade bozukluğu yüzünden bağlamaması. iptal edilebilir olması veya eksik olması...
gibi.
337
Oğuzman, s. 161.
338
Staehelin, s. 125, Oser/Schönenberger (Ayiter), m. 116, s. 832.
339
Selahattin Sulhi Tekinay, Medeni Hukuk Giriş Dersleri, lstanbul, 1970, s. 109'da bu
halleri "işlemdeki eksiklikten doğan hükümsüzlük" olarak nitelendinnektedir.
112 Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Novatio - Yenileme)
2. Mevcut Borçta Temerrüdden Sonra Yenileme
Gerek alacaklının gerek borçlunun temerrüdü borç ilişiğinin içeriğin-
de bir değişmeye yol açar
340
. Böyle bir durumda taraflar, temerrüde bağ-
lanan sonuçlardan yararlanacağı gibi, borcun yenilenmesi yolunu da de-
neyebilirler. Çünkü temerrüde düşme borç ilişkisinin geçerliliğine bir etki
yapmaz. Yenilemeye gidilmişse, yenilemenin konusu borcun temerrütle
değişmiş olan içeriğidir. Tarafların bu şekil bir biçimlemeye yönelmesi,
borcun kısadan tasfiye edilmesini sağlar.
Ancak borçlunun temerrüdüne ilişkin bazı hakların kullanılması du-
rumunda, bir yenileme olanağı olup olmadığı konusu önemlidir. Borçlu
temerrüde düştüğünde, alacaklı, genel olarak, örneğin TBK'nun 126.
Maddesine göre, sözleşmenin aynen ifasını ayrıca geç ifadan dolayı zara-
rının tazminini isteyecektir. Burada da sözleşmenin geçerli sayılmasından
ötürü, alacaklının elde etmesi beklenen menfaatin nakdi tutarı üzerinden
bir yenileme yapılabilir. Karşılıklı borçlanılan sözleşmelerde, alacaklının
aynen ifa ve gecikme tazminatı istemek hakkının yam sıra, TBK'nun
125. Maddesi uyarınca, ifayı reddedip zarar ziyan istemek hakkı da var-
dır. Borçlu aynen ifayı reddedip, müspet zararını isteyecekse, borç ilişkisi
saklı tutulduğundan, yenileme bakımından farklı bir sonuç ortaya çık-
maz.
Borçlu dönme hakkını kullanmışsa, klasik öğretiye göre, sözleşme
geçmişe etkili olarak (extunc) sona erer. Bu sonuca bağlı olarak dön-
me durumunda yenilemenin olanaksız olduğu görülür
341
. Ancak, dön-
me ile borç ilişkisinin ortadan kalkmayıp, değişik bir içeriğe dönüştü-
ğü görüşü kabul edilirse, taraflara bir yenileme olanağı da verilmiş
olur. Haklı olarak belirtildiği gibi
342
sözleşmeden dönme, sözleşmenin
artık hiçbir hüküm ifade etmemesi anlamına gelmez. Çünkü sözleşme
340
Tekinay (B.H.), s. 539.
341
Sözleşmenin feshi ve sözleşmeden dönme birbirine karıştırılmaktadır. Bu yüzden
Seliçi'ye göre TBK'da temerrüt hükümlerinin ani edimli (satış gibi) öngörüldüğünü
açıklamaktadır.
342
Tekinay (B.H.), s. 641, dn. 53'te kaydedilen yazarlar.
İkinci Bölüm: Türkiye Hukukunda Yenileme 111
ne geçersiz (batıl) ne iptal edilebilir ne de eksiktir3"3. Dönme ile �z-
leşme ortadan kalkmamakta konu değiştirmektedir. Bu konu mevcut
sözleşmenin sonuçlarının çözülmesine ilişkindir. TBK Madde l25'e
göre yapılması gerekli iadeler borcun kapsamına girmektedir44. Geri
verme borçları yenilemeye uygun bir borç sayıldığı ölçüde
345
bu yola
gitmek mümkündür.
Serozan
346
, konuyu ikale sözleşmesiyle karşılaştırmalı biçimde açık-
lamaktadır: İfa edilmiş bir sözleşmede "ikaleye" uygulama alanı tanın-
maktadır. Öyleyse sözleşmeden dönmede de geri verme işlemlerinin
"sözleşmeye" dayandığı kabul edilmelidir. Örneğin, kendi borcunu ifa
etmiş sözleşenlerden biri, kendisine borçlanılmış olan edimi geri çevir-
miştir. Bu davranış bir dönme işlemi olabileceği gibi, ikale icabı da olabi-
lir. Diğer sözleşen bu davranışa karşı çıkmamış, onu kullanmaya başla-
mışsa icabın kabulü ile kurulmuş bir ikale, oysa öteki sözleşen geri çe-
virmeye direnmişse, tek yanlı dönme işleminden söz edilecektir. Bu du-
rum kendiliğinden oluşan bir sonuç değil, sözleşenlerin iradi hedefidir.
Pratik sonuç, dönme dolaysıyla çözülme ilişkisine sözleşmeye değin ku-
ralların uygulanmasıdır.
Sözleşmeden dönülmemiş (rücu) (rücknitt) fakat sözleşme bozul-
muşsa (fesih) (kündigung) durum değişiktir. Bozma, şartlan gerçekleşti-
ğinde sözleşmenin ilerisi için (ex nunc) ortadan kaldırılması anlamını
taşır. Hukuksal ilişki bozulmuşsa, o andan başlayarak borç bir tasfiye
ilişkisinin konusu olur. Taraf iradelerine göre yenilenecek borcun konusu
değişir.
Yargıtay ticaret dairesi ilginç bir kararında, taraflar arasında prim
borcunun ödenmemesi yüzünden bozulan bir sigorta sözleşmesinin
343
Tekinay (B.H.), s. 641.
344
Dönme ile sözleşmenin ortadan kalktığını savunan klasik görüş çerçevesinde bile,
iade borcunun sebepsiz zenginleşmeden ötürü mü, yoksa sözleşmeden ötürü mü
doğacağı tartışmasının sürmesi, yeni görüşün önemini ortaya çıkarmaktadır.
345
Çözme borcunun kapsamı içinde ve iade borçlarının yanında yer alan tazminat bor-
cu, belli bir para borcu olması nedeniyle esasen yenilemeye elverişli bir borçtur.
346
Serozan (ifa), s. 78-82.
t n
., ! •
tH Ilı t tıı• I 'il ll 'it
ikinci BOIOm: TOrklye Hukukunda Yenileme ns
Kararda sözleşmenin bozulmasından sonra, borçlu makbuzla muac-
cel olan borcunu ödemiştir. Genelde bozmadan önce geçerli olan�
meye ilişik bir prim borcunun ödenmesi, bozma ile ortadan kalkan s6z.
leşmeyi geçerli kılmaz. Sigorta sözleşmesinin geçerli olduğu bir devre-
den kalan bir prim borcunun, soyut bir borç tarumaSı iJe yenilenn'ICSi
mümkün ise de, geçerli bir sigorta sözJeşmesinin mevcut olduğuna daya-
narak yenilemez. Sigorta sözleşmesi feshedilmiştir. Ancak sürekli borç
ilişkilerinde temerrüdün dönme niteliği kabuJ edilirse, temerrütten soma
ortaya çıkan borç ilişkisinin tasfiyesi borcunun yerine taraf iradeleriyle
sözleşmenin yenilenmesi mümkün görüJebilir.
3. Mevcut Borcun Özellikleri
a. Eksik borçlar
Eksik borçlar doğuştan eksik olan borçlar ve sonradan ortaya çıkan
eksik borçlar olarak ikiye ayrılır. Evlenmeye aracılık sözJeşmesinden
doğan ücret borcu, zamanaşımına uğrayan bir borç, ahlaki bir ödevin
yerine getirilmesinden doğan bir borç, borçlu kendi isteği ile ifayı ger-
çekleştirmezse, talep edilemez.
İfası mümkün olduğu halde, ifaya zorlanamayan borçlar olarak nite-
lenen eksik borçların, yenilenip yenilenemeyeceği önemli bir sorundur.
Kural olarak, yenilenecek eski borçtan ayrı ve bağımsız bir borç amaç-
landığından, eksik borçların yenilenmesi mümkündür48. Taraflar eksil(
borcun o anda değil de, belli bir süre sonra ödenmesini istiyorl� yeni-
leme işlemi ile bunu gerçekleştirebilirler.
Ancak kumar ve bahis borcu yenilenmişse, yenilenen alacağın da ek-
sik borç olduğu ileri sürülebilir. Gerek ahlak kurallarına gerek sosyal
görüşlere uygun düşen bu çözümün desteği kanunda bulunabilir
349
•
348
Von Tuhr, § 76, s. 706. Oser/Schnönberger (Ayiter), m. 116, s. 831. Saymen/Elbir,
Borçlar Hukuku, s. 863. Sahir Talat Akev, Türk Hususi Hukukunda Kumar ve Bahis,
lstanbul, 1964, s. 235 vd., Tekinay (B.H), s. 656. Oğuzman, s. 161. Federal Mahke-
menin de bu yolda bir kararı vardır; BGE 75 il 293 - JDT 1950 1 301. Fransız huku-
kunda, bu çeşit bir yenilemenin bir müeyyide değişikliği olduğu belirtilmekte ise de
(bkz. Colin/Capitant, 11, n. 1258, s. 664, dn. 2).
349
Akev, s. 329 ve Staehelin, s. 126.
116 Borcun ve Sözle9menln Yenilenmesi (Novatio - Yenileme)
TBK'nun 604, 605 ve 606 numaralı maddeleri bu yoldadır. Birbirine
paralel hükümler koyan bu maddelerden ilki, genel olarak kumar ve
bahisin bir alacak hakkı vermediğini, sonraki ise, kumar ve bahis borcu
için bir borç senedi veya kambiyo senedi düzenlenmesinin durumu değiş-
tirmeyeceğini belirtir. TBK'nun 605. Maddesinde yer alan kural, bir ba-
kıma TBK'nun 133/2. Maddesindeki kuralın tekrarıdır. Çünkü mevcut
bir borç için düzenlenen adi bir alacak senedi veya kambiyo senedinin,
borcun ifası uğruna verildiği karinedir. Yenilemenin mümkün olmaması
daha çok, TBK'nun 605. Maddesinde, "kumar ve bahis borcunun bir ala-
cak doğurmayacağının" belirtilmesi nedeniyledir. Bilindiği gibi yenileme
işlemi karma bir işlem olup bir alacak hakkı da verir.
Kumar ve bahis borcunun tarafları bakımından yapılacak yenilemeye,
aynı kural engel ise de, öğretide durum tartışmalıdır. Oser Schönenberger bu
şekilde bir yenilemeyi olumlu karşılar
350
• TBK'nun 605. Maddesinin dar
yorumlanması buna elverişlidir. Çünkü kumar oynayan ve bahse giren kişi
tarafından verilen borç senedinin ileri sürülebilmesi yasaklanmıştır. Bu bor-
cun üçüncü bir kişi tarafından yapılması kural dışı tutulabilir. Akev, tarafla-
rın amacının kumar borcuna dava hakkı saklamak olduğunu ve bu yolla
kanunun emredici hükümlerinden kaçınıldığını açıklar
351
• Gerçekten iki du-
rum arasında bir sonuç ayırımı yapmamak yerindedir.
Kumar ve bahis gibi nitelenebilen, borsaya dahil emtia ve kıymetli
evrakın fiyat farkı esası üzerine yapılan vadeli alış-verişlere, kumar ve
bahis için bilerek yapılan avans ve ödünçlere, hükümetçe izin verilmemiş
piyangolara ait bir alacak için de aynı nedenle yenileme yapılamaz.
Evlenme simsarlığından doğan borç (TBK Madde 524) eksik bir borç
olduğundan, yaygın töreye göre, geçerli bir biçime sokulması, ahlaka
aykırı sayılacağından
352
yenilenmesi mümkün değildir.
350
Hugo Oser/Wilhelm Schönenberger, lsviçre Borçlar Kanunu Şerhi, Çev. ismet
Sungurbey, Ankara, 1964. ("Sungurbey"), m. 513., s. 419, krş. Aker, s. 331.
Oser/Schönenberger'in eski borcun yeni borç için bir saik olacağını söylemesi yeni-
lemenin hukuksal mahiyetine aykırıdır.
351
Akev, s. 332.
352
Sungurbey, s. 100, Tunçomağ, s. 28, Ferih Bedii Tongsir, Bağışlama, lsmail Akgün
Matbaası, lstanbul, 1953, s. 37, 38.
İkinci BôtCim: Tür1üye Hututuncıa Yenileme H7
Ahlaki bir görevden ötürü doğan borçlar. TBK Mıddc Yl
ğince ifa edilebilir. Çünkü bu ifa bağışlama sayılmaz. Bu çqıı bir --
borcun yenilenip yenilenmeyeceği tartışmalıdır53. Ahlaken bqlayıcı bir
olayı� hukuken de bağlayıcı sayılarak yenileme hukuksal sebebi altında..
soyut bir borç olarak istenebilmesi, kumar ve bahis botçlannm tersine
desteklenebilecek bir çözüm yoludur»-.
Yıllandığı için ifasından kaçınılabilen bir eksik borcun yenilenece-
ğine şüphe yoktur. Bu konu yenilemenin önemli bir uygulama alamdır.
Yıllanma söz konusu olduktan sonra borçlu tek taraflı tanımayla yıl-
lanmayı kesemez. Hirsch'e göre yıllanma süresinde, borç tanımasına
yol açan herhangi bir olayla yıllanma kesilirse de, yıllanma süresi geç-
tikten sonra ve borçlu lehine bir kaçınma hakkı meydana gelir. Bu nok-
tada ya kaçınma hak.kından zımnen feragat edilmeli veya açıkça bir
borç tanıması sözleşmesi yapılmalıdır. Fakat yapılan borç tanıması�
TBK Madde 18'de gösterilen borç tanımasından farklıdır. Önceki bor-
cun açıklanması değil, yenileme sözleşmesiyle yapılan iki taraflı bir
hukuksal işlemdir
355
•
Ergenekon'a göre de yıllanma geçtikten sonra yapılan tanrına da.
şartları varsa ancak yeni bir borcun doğumundan söz açmayı gerekti:ri.r6'.
Yargıtay doğrudan doğruya olmasa da bu eğilimi belirtmektedir57.
Bunlardan başka, TMK'nın 994. Maddesine göre iyi niyetli zilyedin
ve TBK'nın 80. Maddesine göre sebepsiz kazananın yaptıkları masraflar-
dan doğan ve hakkın ancak, şeyi geri vermekten kaçınarak ileri sürüldüğü
353
Von Tuhr, § 76, s. 706, Sungurbey, s. 101. Tongsir, s. 36, Tunçomağ. s. 29'da geçerli
olarak taahhüt edileceğini savunurlar. Oser/Schönenberger ise yenilenemeyeceğini
söyler.
3
� Alman hukuku ahlaki bir vazifenin ifasını bağışlama sayar. Fransız hukuku ise, eksik
bir borç sayarak hukuki bir borç olarak yenilenebileceğini kabul eder. Hubrecht, s.
1273, dn. 1.
355
Ernst Hirsch, içtihat Notu, Hukuki Bilgiler Mecmuası, 1942, s. 7385.
356
Yılmaz Ergenekon, Türk Borçlar Hukukunda Müruruzamanın Kafi ve Tatili ile Muka-
yesesi, Ankara, 1960, s. 40.
357
Yargıtay 3. HD, 26.3.1940, No. 2978, Hukuki Bilgiler Mecmuası, 1942, s. 7378; 4 HD.
21.4.1941, 1755/1008. Kamil Tepeci, Notlu ve izahlı Borçlar Kanunu, Ankara, 1954,
s. 341.
118 Borcun ve Sözle9menln Yenilenmesi (Novatio - Yeniferne)
eksik borçlar, konkordato kalıntısı
358
ve TMK Madde 370'e göre, ana-
baba ile birlikte yaşayan ve karşılığında açıkça vazgeçmeksizin emeğini
ve gelirini aileye veren çocuğun alacağı, soyut bir borçla yenilenerek
hukuken bağlayıcılık kazanabilir. Sebebe bağlı bir yenileme durumunda
eski borca ait itiraz ve defiler, yeni borca da ileri sürüleceğinden bir deği-
şiklik olmaz.
b. Şarta ve vadeye bağlı borçlar
TBK ve İBK'nda şarta bağlı borçlar, borcun çeşitleri arasında göste-
rilmiştir. Oysa şart borç ilişkisinin bütününe veya bu ilişkiden doğan ala-
caklardan yalnız birisine ilişkin olabilir
359
•
TBK Madde 170/1'e göre, "sözleşmenin konusu olan borcun varlığı,
belirsiz bir olayın gerçekleşmesine dek geciktirilecekse, sözleşme gecik-
tirici şarta bağlı sayılır".
Bir borcun şarta bağlanabilmesi, sözleşme serbestisi ilkesinin tarafla-
ra tanıdığı bir olanaktır. Taraflar sonradan da bir sözleşme ile bir şart
ekleyerek veya kaldırarak borcu değiştirebilirler
360
• Bunlarla da yetinme-
yerek, şarta bağlı borcu yenilemek istiyorlarsa, yenileme etkisinin zamanı
önemlidir
361
.
Şartlı bir borcun yenilenmesinde, tersi anlaşılmıyorsa, yenilenen borç
da şarta bağlıdır. Şart gerçekleşirse beklenen hak doğar
362
• Taraflar, yeni-
leme sözleşmesi ile TBK Madde 171/3'teki kurala aykırı davrandıkları
ölçüde yenilenen sözleşmesi de geçersizdir
363
•
358
Mevcut bir borç için aciz vesikası verilmesi yenileme değildir. BGE 69 111 89 - JdT
194411 92, BGE 73 11102- JdT 1948 1144.
359
Von Tuhr, § 84, s. 792.
360
Von Tuhr, § 84, s. 792 ve 794.
361
Von Tuhr, § 85, s. 803 şarta bağlı sözleşmenin özelliği için bk. Oser/Schönenberger
(Ayiter), s. 146.
362
Şart gerçekleşmezse yapılan yenilemenin de hiçbir hukuksal değeri yoktur Albert
Schneider/ Heinrich Fick, Commentaire Code Federal des Obligations, Neuchatel,
1915, m. 116, n. 34, s. 251.
363
Schwarz (Davran), § 44, s. 413.
hinci 861üm: TU,tjye Hukukunda Yeo,teme '
Yenileme sözJeşmesi ile mevcut borç '3,11a batJanryona f Vt" du-
rumdan açıkça bunun anlaşıJması gerekir".
Borcun devamı bozucu bir şartla sınırlandınlmışsa. bu borç da ycrıı..
lenebilir. Çünkü sözleşmenin şarta bağlı olduğu devrede gerek borç
ma, gerek harcama işlemJeri TBK Madde 171/3• e aykırı olmamak uy-
dıyla yapılabilir'
5
• Anc� bozucu şart gerçekJeşmiş sayılarak bir yem-
leme yapılamaz. Çünkü bu durumda şartın gerçekleştiği andan itibaıeo
borç geçersiz olacaktır88.
Vadeye bağlı borçta belirsizlik yoktur. Bu çeşit borçlar da vadeli ve-
ya vadesiz yenilenebilir. Yalnız vadeye veya şarta ilişkin bir değişik.Jik
için yenileme yapmak zorunluluğu yoktur.
c. Müteselsil borçlar
Birden çok kişi, alacaklıya karşı, aynı sebepten dolayı ve her biri
borcun tamamı için, asıl borçlu sıfatıyla sorumJu ol� müteselsil bir
borç söz konusudur
367
. Bu çeşit bir borç aJacaklı ile borçlular arasında bir
dış ilişki ve borçlular arasında bir iç ilişki yaratır.
Alacaklının, borçlulardan biri ile yaptığı bir yenileme sözleşmes�
diğer borçluları etkileyip etkilemediği ve bununla dış ilişkinin sona erip
ermediği çok tartışmalı bir konudur.
Taraflar, borçlu ile tek alacaklı arasındaki yenileme sözleşmesinin
açıkça, diğer borçluları da etkilemesini istemişlerse kuşkusuz kurtulma
kesindir. Ancak, bir açıklık getirmeden yapıldığında, gene bütün borçlu-
ları etkilediğini kabul edenler olduğu gibi
388
, tam tersi bir görüşle öteki
364
Oser/Schönenberger (Ayiter), m. 116, s. 832; Schnelder/Fick, m. 116, n. 29. s. 251.
365
Scwarz (Davran), § 44, s. 415.
366
Geçersiz bir sözleşmenin yenilenmesi de düşünülemez. Bu durumun fesihle karşılaş-
tırılması için bk. Von Tuhr (Edege), § 86, s. 819. Bozucu şartın gerçekleşmesinde
sözleşme kendili�inden (ipso jura) son bulur. Fesihte borç ilişkisinin sona erme ne-
deni bir olaya de�il, taraflardan birinin irade açıklamasına dayanır.
367
Selahattin Sulhi Tekinay, Borçların ifası, ihlali, Sona Ermesi ve Özel Nevileri, lstan-
bul, 1967, ("ifa"), s. 249.
368
Schneider/Fick, m. 247, s. 279. Tekinay, s. 268, dip not 25.
120 Borcun ve SOzle9menln Yenllenme•i (Nov.ık> - Y�
borçlulan hiç etkilemeyeceğini savunanlar8', bir de bu iki görtlşO aş1n
bulup, belli ölçüde etki yapacağını ileri sürenler vardır
10
•
Biz birinci görüşe katılıyoruz. Çünkü bu çeşit borçta alacaklının
amacı ödeme gücü en iyi olan borçluyu seçmektir3
71
• Bu seçim.ini borcun
tamamı için yapması müteselsil borcun en önemli özelliğidir. Borcun
tamamından sorumlu olan borçluya yapılan bir yenileme sözleşmesinin
de kural olarak borcun tamamını kapsaması gerekir. Yenileme sözleşme-
sinin niteliği de bunu destekler. Borcun yeniden borçlanılması, yenileme
sebebi ile eski borcun sona ermesinin sonucudur.
Tersine, belirli ölçüde veya hiçbir şekilde etki yapmadığını ileri sür-
mek müteselsil borcun birliği prensibine aykırı düştüğü gibi, yenileme
sözleşmesinin de değiştirilme sözleşmesi ile karıştırılmasına yol açar
12
•
B. Yeni Bir Borç İlişkisinin Varlığı
1. Yeni Borcun Bağımsızlığı
Yenilemenin ikinci koşulu yeni bir borç ilişkisinin kurulmasıdır. Ye-
ni sözleşmenin kurulması ile mevcut borcun sona ermesi arasında bir
zaman birliği olmasına rağmen, yeni sözleşme bağımsızdır. Önceki bor-
369
Von Tuhr, § 90, s. 862'den bkz. Tekinay (ifa), s. 268, dn. 25. Oser/Schönenberger
(Sungurbey), m. 247, s. 914.
370
Tekinay (ifa) s. 268. 145. il m.'de "nisbette" kelimesinin kullanılmasından, kesin bir
tavır takınmanın mümkün olamayacağını s. 266'da belirtir.
371
Saleilles, s. 128.
372
Yenileme sözleşmesine rağmen, asıl borcun sona ermeyeceği kabul edilirse, yenile-
me ile değiştirme sözleşmesi arasında ayırım zorlaşır. Bkz, Önay, s. 159 vs. da ala-
caklının diğer müteselsil borçluları borçlarından kurtarma iradesinin tespit edilemediği
taktirde doğacak sonuçları irdelemektedir. Bir görüşe göre ibra, sulh ve yenileme yal-
nızca sözleşmenin taraflarını etkiler, alacaklı diğer müteselsil borçlulardan alacağın
tümünü talep edebilir. Çünkü "çokluk teorisine" göre müteselsil borçlular alacaklıya
karşı farklı kurallarla sorumludur. "Kısmı sirayet" görüşüne göre; yenileme, müteselsil
borçluların iç ilişkideki payı üzerinde etki yapar. Yenileme sözleşmesi ibra bakımın-
dan kabul edilen TBK'nun 166/ 111. Maddesine kıyasen borçluyu iç ilişkideki payı üze-
rinden borçtan kurtarır. Bu durumda yenilemeden sonra da teselsül ilişkisi sürmekte-
dir. Önay, yenilemeden sonra borçlunun iç ilişkideki payından söz edilemeyeceğini,
yenileme sözleşmesinin tarafı olanın teselsül dışına çıkarılması gerektiğini açıkla-
maktadır.
lüıci Bölüm: Türkiye Hukukunda Y•ıilıwııe
l
cun devamı ve değişimi değildir71. Oser, yeni borç �uuıDUI� TBK'aua
J. Maddesine göre ortaya çıkan bir sözleşmenin yeterli olduguııu bcliıı-
mektedir
74
. Guhl de tarafların çıkanna uymayan bir ilişkinin uygun
şen bir ilişki ile yer değiştirmesini öngö�. Becker ise ..eski şa:rtlann
geçerli olmadığı bir borç" arar
71
. Federal Mahkeme. cskı borçla yem
borç arasında bir "bağdaşmazlık'"'olmasını istemcktcdi?7. Becker ymı
sözleşmenin şartlı olmasını, borcun temelinin değişmesini ve edimin de·
ğişmesini yenileme içinde mümkün görmekte. basit değişıklık.lcri yeni-
leme kabul etmemektedir.
Bu görüş yenileme ile değiştirme sözleşmesi arasında bir sonuç far-
kını dikkate almamaktadır. Konu mevcut sözleşmenin sona erdirilip enti-
rilmeyeceğine temellenir. Taraflar basit bir değişiklik yaparak tlle'Cıl
borcu sona erdirmek isterlerse, yenileme fonnüln tek olanaktır. Kanımız-
ca iki borç arasında "bağdaşmazlık" bulunmasını aramak. bu durumda
geçerli bir kıstas olmayacaktır. Basit değişikliklere rağmen yenileme ya-
pılması böyledir. Ancak, yenileme kastı (animus novandi) açıkça anlaşı-
lamıyorsa, iki borç arasında "bağdaşmazlık" buhınması önemlidir. Bu
durumda yenileme amacı, yeni sözleşmede öngörülen teknik koşullarla
ortaya çıkmakta ve tarafların iradelerinde saklı olan psikolojik güdüyü
ortaya çıkarmaktadır. Yenileme amacına karşıt bir irade, çelişkili davra-
nış yasağı nedeniyle, tersine olarak (protestatio contra factum), kabul
edilmez
378
•
373
Haşim Ekener/ M. Fethi Arıemre, Türk Hususi Sigorta Mevzuatı ve Sigorta LOgatı,
Ankara, 1957, s. 783'te "tecditname•ye şu anlamı vermiştir. '"Sigorta mOddetinın hi-
tama ermesinden sonra, sigortacı tarafından yenilenmesi ve esas mukaveledeki hü-
kümleri muhtevi, yeni bir poliçe vermesine tecdit muamelesi ve verilen poliçeye de
tecditname denir.•
374
Beguelin, eski borçla yeni borç arasındaki bağlantıyı açık bir örnekle canlandırmakta,
bunu dünyaya gelen çocuğun anne ile son bağına benzetmektedir. Çocuk canlı doğ-
duğunda bu bağ kopmaktadır. Bkz. s. 5, 111.
375
Oser/Schönenberger (Ayiter), m. 116, n. 5, s. 832.
376
Guhl, s. 239.
377
BGE 84 11 645, JdT. 1959, 1. 493.
378
Staehelin, s. 126 ve Larenz, yenilemeyi tarafların iradesi, güdülen ekonomik amaç ve
alış verişte egemen anlayışla sınırlamaktadır.§ 9, s. 97-99
122 Borcun ve SOzletmenln Yenllenmeıl (Novetio - Y.niltmet
2. Yeni Borcun Geçerliliği
Yenileme için nasıl geçerli bir borçtan hareket etmek gerekiyorsa,
eski borcun yerine geçirilecek borcun da geçerli olması gerekir.
TBK'nun 26. ve 27. Maddeleri uyarınca yeni borcun içeriği yasaya
uygun olmalıdır.
Yeni borcun konusu imkansız ise, kanuna, ahlaka (adaba) aykırı ol-
duğu için geçerli değilse ya da yeni borcun doğumu şekle bağlı olup, bu
şekle uyulmadığından, yenileme gerçekleşmiyorsa, eski borç sona er-
mez
379
• Aynı şekilde ayırım yeteneği olmayan (temyiz kudreti) kişiler de
yenileme amacıyla eski borcun yerine yeni bir borç kurma işlemini ya-
pamaz.
Yeni borçta bir eksiklik (icazetin yokluğu) veya iptal edilebilirlik
olması durumunda, yenileme askıda kalmış olur. Belli şekillerle tam ge-
çerlilik kazanmazsa, yenilemeden söz açılamaz
380
.
Yeni alacak şarta bağlanmak istendiğinde, yenilemenin gerçekleştiği an
önemlidir. Genellikle, yenileme sonucu da şarta bağlanmış sayılır ve böyle-
likle geçerli bir alacağın doğmasına veya ortadan kalkmamasına bağlı ola-
rak, yenileme mümkün görülür
381
. Tersi durumda, alacağın kaybı sonucu ile
karşılaşılabilir. Taraflar yenileme ile şarta bağlı bir alacak elde etmek isti-
yorlarsa, yenilemenin bu şartla yapıldığını, şart gerçekleşirse geçerli olaca-
ğını da kararlaştırabilirler. Becker, şartsız bir alacağın yerine şartlı bir alacak
konmasını yenileme olarak görmekteyken, Von Tuhr ve Staehelin ise, haklı
olarak bunun kesin bir sonuç olmadığını belirtmektedirler
382
•
3. Yeni Borcun Hukuksal Sebebi
Yenileme sözleşmesinin amacının, temel borç ilişkilerini hukuksal
işlem yoluyla düzenlemek oluşu, sebep (causa) konusunu ortaya çıkar-
379
Oğuzman, s. 161.
380
Beguelin, 111, n. 2.5.5. Von Tuhr, § 76, s. 706.
381
Von Tuhr, § s 76, s. 706.
382
Staehelin, s. 127.
ikinci BölOm: Türkiye Hukukunda Yenileme ıı
maktadır333. Yenileme sözleşmesinde yeni borç eski borcun varlığına da-
yandın lır ve bu anlamda ifade edildiğinde yenileme her zaman bir �-bin
varlığına bağlıdır38". Dolaysıyla yenileme amacı kapsamında eski ve
yeni olmak üzere iki temel borç ilişkisi vardır. Bu kurgu yenileme ama-
cının kendisini bağımsız bir sebep anlaşması yapar.
Kocayusufpaşaoğlu'nun tanımına göre
385
"kazandırma ile doğrudan
doğruya takip edilen, kazandırmaya hukuksal karakterini veren (yani ona
uygulanacak hukuk kurallarını tayin eden) tipik amaca hukuksalsebep_
denir. Borçlandırıcı işlemin ardından yapılan tasarruf işlemi sonunda.
örneğin satım sözleşmesi arkasından malın tesliminde kazandırmanın
hukuksal sebebi "ifa"dır. Yenileme çift tarafu bir kazandınnadır. bir bor-
cu sona erdirir, yerine yenisini koyar. Yeni bir borcun kazandınlmasırun
amacını yansıtan hukuksal sebep yenilemedir.
Ancak, yenileme ile eski işlemin yerine koyulan yeni işlemin özelliği
dolayısıyla iki işlem arasındaki ilişki kesilebilir. Bu herhangi bir sebeple
doğmuş eski borç yerine, borç ikrarı ve vaadine ilişkin soyut bir senet
vermekle veya bir kambiyo senediyle borçlanmak yolu ile yenilemede
olur. Özellikle dik.kat edilmesi gereken husus ise, soyut bir yenilemeden
değil, (sebebi gizlenmiş) soyut bir yeni borçla gerçekleştirilen yenileme-
den söz açılması gereğidir.
Kurulan yeni borcun temel ilişki anlamındaki hukuksal sebebi açık-
lanmışsa (ödünç, kira gibi), yenilemenin sebebe bağlı bir borçla gerçek-
leştiği söylenir. Yeni borcun hangi borcun yerine geçirildiği (ikame edil-
diği)
386
belli olduğunda, yeni borcun geçerliliği, eski borcun varlığına
bağlanmış olur. Çünkü ikinci borçta gösterilen temel ilişki yenileme yo-
luyla var sayılmıştır.
383
Hermann Becker, Borçlar Kanunu, 1. Kısım Genel Hükümler, Fasikül 1, Çev. Bülent
Olcay, Ankara, 1867, m. 1, s. 11.
384
Stipulatio'nun soyut bir işlem olduğu varsayılsa da (daha sebep kavramı geliştirilme-
diği bir dönem), Roma Hukuku'nda yenileme Stipulatio'su, sebebe bağlı olarak yapı-
lır. Capitant, s. 97, dn. 2.
385
Kocayusufpaşaoğlu (B.H.D.), s. 130.
386
Önay, ikame ile, Aepli'ye gönderme yapmakta ve "Ersetzungsvereinbarung· sözcü-
ğüne işaret etmektedir, bkz. s. 54.
Boıeıın ve SOzl!Jmenin Yenılenmni (Nov.ııo-Y
Soyut bir biçimde gerçekleştirilen yenileme teknik anlamda ger
4
çek yenilemedir. Bu şekilde yeni borç eskisinin yerine ikame edilmi,
olur. Uygulamada bugün de kolaylık taşıyan bu şekil olmasına rağ.
men
317
, yenilemede karma görüş kabul edilere� yeni borç hem sebebe
bağlı hem de soyut bir borç kurularak yapılabilmektedir. TBK�l33.
Maddesindeki ana kuraldan yola çıkara� her iki şekilde de yenilemeyi
kabul eder
388
•
4. Soyut Bir Borçla Yenilemede Hak ve Senet İlişkisi
Yenilemenin soyut bir borçla gerçekleştirilmesi deme� yeni borcun,
soyut bir borç tanıması veya kambiyo borcu şeklinde yapılmasını öngö-
rür. Mevcut borç için bu çeşit borçlanmalar kural olarak yenileme sayı].
maz. Bu prensibi yansıtan TBK Madde 133/II (İBK Madde 116/2)'e gö-
re;
"Özellikle mevcut bir borç için poliçe
389
borcuna girmek veya yeni
bir alacak senedi veya yeni bir kefaletname imza etmek yenilemeyi gerek-
tirmez. Bununla beraber, bu hükmün tersine anlaşmalar geçerlidir."
Maddenin son cümlesi kuralın emredici nitelikte olmadığını belirtir.
Anc� yaygın töre ve ekonomik gereksinmeler, taraflar arasında açık bir
anlaşma olmadıkça poliçe ve soyut borç tanımasına rağmen asıl borcun
süregeleceğidir.
387
Von Tuhr, § 76, s. 704 vd. Oser/Schönenberger (Ayiter), m. 116, iV, (s. 833), VI. n. 2
(s. 835).
388
Alman Hukukunda Larenz, "sebebe bağlı bir borçla gerçekleştirilen yenileme için yeni
borç hala eski borç sebebine dayandığından edim başka hukuksal görünüş açısından
devam etmektedir. Öyleyse bu bir borç değişimidir' demektedir. Larenz 1, § 9, s. 101.
389
TBK 133 maddede ilk borçlanma şekli "bir kambiyo taahhüdünde bulunmakn ise de,
maddenin aslı "bir poliçe borcuna girmek" şeklindedir. Ancak yanlış çevirinin büyük
bir sakıncası yoktur. Çünkü kambiyo taahhüdünde bulunmak, kredi işlemini tazam-
mun eden bir poliçe veya bono ile borç altına girmek demektir ki, çek buraya girmez
(bk. Yaşar Karayalçın, Ticaret Hukuku Dersleri, il. Ticari Senetler, Bası il. Ankara,
1959, ("Ticari Senetler"), s. 28). Bono düzenlemesi hukuken soyut bir borç tanıması
niteliğinde olduğundan "alacak senedi" deyimi içinde sayılabilirse de özellikleri yö-
nünden kambiyo senetlerinin arasında belirtmek uygundur. Bu yüzden, poliçe taah-
hüdü yerine, bonoyu da içine alarak kambiyo taahhüdü denilebilir. Bunun yararlı bir
sonucu da ciro ve kabulü de kapsamasıdır.
ikinci Bölüm: Türk.iye Hukukunda Yenileme
5. Mevcut Bir Borç için Alacak Senedi v .......... ıi
Taraflar arasında hukuksal bir işlemin kurulmasında kanun.. bir şek.le
uymayı zorunlu kılmadıkç� iradelerinin uyuşması yeterlidır. Hık.km do-
ğumu için senet düzenlenmesi gerekmez. Buna rağmen taraflar hakkın
doğumu sırasında veya doğumundan sonra sözleşmmin varlığını veya
içeriğini bir senetle saptayabilirler. Bu amaçla mevcut borcun bir senetle
düzenlenmesi onun ispatını kolaylaştlflr390.
Borçlandırıcı sebebe bağlı bir borcu ortaya koyan kurucu senetlere ..hu-
kuksal işlem senetleri" deni.r
91
• Oysa önce kurulmuş bir ilişkinin sonradan
senede bürünmesi mevcut borcun açıklanması anlamına geldiğinden senet
de "açıklayıcı bir senet'' olur. Her iki halde de bir yenileme yo�.
TBK Madde 133/11'de kullanılan "alacak senedi" deyimi, bu belirtti-
ğimiz konularda düzenleneceği gibi
393
mevcut borcun varlığından aynla-
rak soyut bir biçimde de düzenlenebilir. Bu son halde, TBK'nun 18.
Maddesi anlamında soyut bir borç tanıması veya vaadini saptayan bir
senet söz konusudur. Uygulamada buna kısaca "'borç senedi"' veya "ala-
cak senedi" ismi verilir. Yenileme bakımından önemli olan bu senettir.
Mevcut borç için düzenlenen böyle bir borç senedinin, TBK Madde
133'teki ana kural gereğince, ifa uğruna verildiği kabul edilir. Madde bu
konuda bir karine koymuştur. İfa uğruna yapılan soyut bir borç tanıma-
sıyla alacaklı, aynı edim için biri temel borç ilişkisinden doğan sebebe
bağlı, öteki yardımcı işlem niteliğinde borç tanımasından doğan soyut
olmak üzere iki yarışan alacak ve talep hakkı kazanmıştıf94. Mevcut borç
sona ermeyip kuvvetlenmiştir.
390
Hakkın doğumundan sonra yeni bir senet verilmesinin önemi yıllanmayı kesmesin-
dendir.
391
Sungurbey, s. 3.
392
TBK madde 133/2'de yeni bir alacak senedi sözünden, mevcut borcun önce böyle bir
hukuksal işlem veya açıklayıcı senette yer aldığı anlaşılır. Yoksa eski senet yeni se-
netten söz açmak yersizdir. Ancak önce bu tür bir senedin bulunup bulunmamasının
konumuz bakımından bir önemi yoktur.
393
o zaman yenileme etkisi esasen yaratamaz.
394
Sungurbey, s. 90. Temel borç ilişkisi ile yarışan soyut alacak hakkının birbirlerine
etkilerini derinlemesine incelemesi için Sungurbey, s. 90 vd bakılmalıdır.
126 Borcun ve Sôzle9menln Yenilenmesi (NovatK> - Yaniffwne)
Soyut yeni borcun yanı sıra temel borcun süregelmesi taraflann ama.
cına uygundur
3
e&. ÇUnkU alacağını daha emin bir yoldan pekiştirmek is�
yen bir kişi eldeki alacak hakkından olmayı göze alamaz. Öğreti ve uygu-
lamada bu konuda birlik vardır3
96
•
Ancak taraflar aralarındaki birkaç ilişkiyi tasfiye etmek amacıyla so-
yut bir borç senedi düzenlerlerse önceki ilişkilerinin yerine bu senedi
geçirmeleri normaldir. Taraflar uzun süren bir ilişkinin son durumunu
soyut bir borç senedi ile düzenleyere� asıl borcun yerine bunu geçirmeyi
düşünebilirler.
2005 tarihli YHGK Kararı yenileme sonuçlarını şöyle açıklamaktadır:
"-Eski alacağı sakatlayan fesat sebeplerinin ve iş bu alacağa karşı
ileri sürülebilen defi/erin yeni alacağı etkilememesi,
-Eski alacağa ilişkin teminatların, eski alacakla birlikte düşmesidir. "
Yenileme işleminin korkutan etkisi aynı zamanda onun yararlı yanı-
dır. Tarafların yenileme iradesi ile sebebe bağlı olan veya olmayan temel
borç sona erer ve yerine soyut nitelikte yeni bir borç doğar. Temel ilişki-
deki borca karşı ileri sürülen defiler (ödemezlik defi, yıllanma defi gibi)
yenilenen borca karşı geçerli değildir. Ancak, temel borç bahis ve ku-
mardan doğan bir borç ise, TBK Madde 604 uyarınca, yeni borç da eksik
borç olarak kalır
397
• Yenileme işlemiyle, ahlaka aykırı bir amaca ulaşıl-
395
Yargıtay, çok eski tarihli (23.10.1930 s. 2126) bir Kararında; ikameyi aramaktadır;
"yeni senedin düzenlenmesi borcun yenilenmesi değilse de, olayda senet, aynen ye-
nilenmeyip, alacaklının ismi de teceddüt etmesine ve yeni senetle faiz kaydının ya-
zılması eski borcun itfa ve yerine alacaklı lehine başka bir borç ikame edildiğinin delili
bulunmamasına, kefil borca kefalet etmediğinden kefalet son bulmuştur Senetteki bu
değişikliklerin yanı sıra, eski senet tarafların arzusu ile yırtılmışsa veya iade edilmiş-
se, yenilemeden söz açılabilir. Yoksa iki senet birlikte geçerlidir". Tacettin Atasayan,
Borçlar Hukuku Sahasında Sistematik Temyiz Neşriyatı, lstanbul, 1956, s. 75.
396
YHGK. 27.3.1946 tarihli bir kararında: "elde alacağı saptayan ilk borç senedinden
başka, yeni tarihli bir senet olmasına rağmen yalnız senedin yenilenmesi (değiştiril-
mesi) veya ipoteğin artırılmasıyla borç yenilenmiş olmaz. Eski borçluluk halini ortadan
kaldırır bir bağıt yapıldığı anlaşılmadığından eski borçluluk halinin devamı esastır"
denmektedir. Son içtihatlar, lstanbul, 1947, Sene 111, No. 3, s. 105.
397
Borçlunun kumar ve bahis borcu olduğu savunması bir itirazdır. Yargıcın bunu resen
nazara alması gerekir. Bu sonuç için bk. Sungurbey, s. 99.
lbnd 861üm: Tüıtiye HıAıutuncs. v........ ,.
mak istenmişse, bu da TBK'oun 26. Maddesinin. lBK•
aslına uygun yorumuna dayanarak geçersiz sayıl�.
maddaım
Borçlu, yeni soyut borç üzerinde bir uyuşmanın gcrçellqıııcdipu
ileri sürebilir. Senede ilişkin defi ve itirazlarda bulunabilir. Scncttcki m,..
zayı reddeder, ehliyetsizliğini veya iradesinin bozuk oldujunu ispaılaya..
bilir. Senet yıllanmaya uğramışsa bu nedenle senedi Odcmckten kaçınabi-
lir. Bunların dışında, temel ilişkiden doğan borcun olmadığml. gaÇek•
leşmediğini ve sonradan ortadan kalktığım ancak sebepsiz iktisap talep
ve davası ile yapabilir
399
•
6. Mevcut Bir Borç İçin Kambiyo Taahhüdünde Bulumılmaıı
TBK l 33ffi ve İBK 116/II Maddeleri uyannc� mevcut bir borç için
kambiyo borcuna girme yenileme sayılmaz. Kambiyo borClllla girme�
daha önce belirtildiği gibi bir yandan mevcut borca karşılık bir ticari se-
net olan poliçe veya bono (emre muharrer senet) verilmesini
400
, bir yan-
dan da bir kambiyo senedinin düzenlenmesi, devri ve kabulü anlamında�
dır40_1
Türkiye hukukunda uygulamada en çok görülen ticari senet bonodur.
Taraflar temel ilişki anlamındaki alt borcun yanında bir de bono ile borç-
lanarak, alacağın daha çabuk ve emin bir yoldan elde edilmesini sağlar-
lar.
Bononun hukuksal niteliği soyut bir borç tanıması veya vaadidir.
TBK bakımından adi borç senedine karşılık, 6102 sayılı Türk Ticaret
Kanunu ("TIK") bakımından ticari bir borç senedidir. Bununla borçlu
(keşideci), alacaklıya (lehtar), belli bir miktar parayı belli bir tarihte
ödemeyi borçlanır. Soyut borç senedinin belli şekillere uyularak bono
olarak düzenlenmesi ona kıymetli evrak özelliği kazandınr. Bu özellik
398
Ahlaka aykırı bir amacı gerçekleştirmek için yapılan soyut bir borç senedinin, amacı
nedeniyle geçersiz olacağının ve burada sebepsiz iktisap hakkının ileri sürülmesine
gerek olmadığının açıklanması için bk. Sungurbey, s. 115 vd.
399
Fazla bilgi için bk. Sungurbey, s. 106 vd.
400
Karayalçın (Ticari Senetler), s. 28.
401
Oser/Schönenberger (Ayiter), m. 116, s. 833.
128 Borcun ve SOzlqmenln Yenllenmetf (Nov.t.o-v-. ,:!
hakkın doğumunda, ileri sürülmesinde, devrinde ve sona ermesinde farkh
kurallann uygulanmasına yol aç�.
Temel borç ilişkisi için bir bono dUzenlerunişse, genel prensibe uygun
olarak bunun, ödeme uğruna verildiği söyleııit4°
3
• TBK 133ffi'de yer alan
alacak senedi ve kambiyo borcu deyimle� bu sonucu karine olarak kabul
eder. Taraflar arasında biri asıl borç ilişkisi diğeri ticari senet ilişkisi olmak
üzere, birbirinden ayn iki alacak ve talep hakkı vardır. Uygulama da bu
hakların birbiriyle yarıştığı, alacaklının istediğine başvurabileceği belirtil-
mektedir'
404
• Karayalçın, keşideci - borçlunun, bono verilerek vade uz.atıl-
dığında, senede dayanılmasını ve senetteki vadenin beklenilmesini ileri
sürebileceğini söyler
405
. Poroy, temel ilişkiden doğan talebin kambiyo hak-
kı kullanıncaya dek donmuş sayılacağını ve kambiyo senedi dolayısıyla
talep doğunca, yarışmanın söz konusu olduğunu belirtir
406
•
İsviçre hukukunda, ticari senedin ödeme uğruna kabulü ile alacaklı,
borçluya karşı önce ticari senetten doğan talep hakkını yöneltmeyi yükle-
402
Soyut borç ilişkisi ancak karşı tarafın kabulü ile doğrudan bir sözleşme niteliğindedir.
Ancak kıymetli evrakta hakkın tek taraflı bir beyanla mı, yoksa sözleşme ile mi doğ-
duğu tartışmalıdır. Bkz,. Sungurbey, s. 58 ve devamı. Reha Poroy, Kıymetli Evrak
Hukuku Dersleri. 3. Bası, lstanbul, 1969, s. 32 vd. Kıymetli evrakta hakkın ilerisürül-
mesi alacak senedinden farklı olarak senedin ibraz edilmesine bağlıdır. Karayalçın,s.
4.Soyut borç senedi alacağın temliki kurallarına göre yapıldığı halde bono, ciro ile
devredilir. Ayrıca, kıymetli evrakla ortaya çıkan bir borcun ödenmiş sayılması için,
senedin geri verilmesi veya iptali gerekirken soyut borç senedi hakkında daha başka
kurallar uygulanır.
403
Nurkut inan, Hatır Senetleri, Ankara, 1970.
404
Yargıtay 3. HD'nin 29.11.1965 gün, 6821 Esas, 3252 Karar sayılı kararı; " BK,
114/11 maddesi uyarınca (TBK 133/11) tersine anlaşma olmadıkça, mevcut bir borç için
kambiyo borcuna girmek yenilemeyi gerektirmez. Olayda tersine anlaşma yoktur. Bu
bakımdan emre müherrer senedin (bono) düzenlenmesiyle taşınmaz, satım ilişkisin-
den doğan borç ortadan kalkmaz. Burada her iki ilişkiden doğan haklar yarışır du-
rumdadır. Öğretide kabul edildiği gibi, yarışan haklar birbirinden ayrı ve bağımsız ni-
telikte olup, her iki ilişkiden doğan ve yarışan iki hakka malik olan alacaklı bu ilişkiler-
den birine dayanarak dava açmakta serbesttir... " Bu sebeple emre muharrer senet
alacaklısı olan davacı, senet borçlusu olan davalıya emre muharrer senet karşılığının
tahsilini dava edebileceği gibi emre muharrer senedin düzenlenmesine sebep olan
taşınmaz satım ilişkisine dayanarak dava açabilir. Hayri Domaniç/Erdoğan Moroğlu,
Notlu-içtihatlı Türk Ticaret Kanunu ve ilgili Mevzuat, iktisadi ve Ticari ilimler Yüksek
Okulu Yayınları, lstanbul Domaniç/Moroğlu, lstanbul, 1970, ("TTK") m. 660, s. 259
405
Karayalçın (Ticari Senetler), s. 191.
406
Poroy, s. 99.
._..&ıW,rn Tı.niye � y..,.,_
�- Bunun önemi�senet ciro cdıldığjndc. alaaıkl kişiden
almayı denemesinde gOrillo.r. AJacak.lı uan
ınemişse ve bunda da kusurlu değil.se. asıl borç ili$kisiııdcn aocrıın
dönebilir. Bu çözüm yolu ticari gerçeklere daha uygımdur.
Ticari senedin bir değişim vasıtası olması. onmı crro de �iden ele
geçmesiyle mümkündür. Bu durumda temel borç ilişkisinm oe O!����
sorulabilir. Ciro edilmemiş basit bir ticari sen� temel ıli$ki kqidcci ılc
lehtar arasındadır. Senedin ilk cirosuyla bu hak OçOndl lrişıye geçıocz.
Geçen senetten doğan kambiyo hakkıdır. ÇO.nJcQ cironun hukuk.sal rutcJi•
mevsuf (özellik kazanmış) bir havaJedit°'. Ciro edilen kişiye bmo bede-
lini keşideciden almak, keşideciye de o kişiye ödemede buhmmaJr.yetki--
sini verir. Ciro da bir çeşit kambiyo taahhOd1l oldu�tersi kararlaş-
tırılmadıkça, ciro ile keşideci ile lehtar arasındaki temel tlişk.ıyı TBK
133/11 Madde uyarınca yenilemez4()9. İkinci ve sonraki cirolarda ciranıalar
arasında, keşideci ve lehtar arasındaki temel ilişkiden ayn ayn temel iliş.-
kiler vardır. Bunlar da ciroya rağmen ayn kural gereğince. belli kı.şiler
arasında kalır. Herkese devredil� senede bağlı bir kambiyo hakkıdır.
Özellikle taraflar temel ilişkiye bazı eklentiler yaparak veya borcu
kısmen ibra ederek bir bono düzenlemek yoluna gitmişlerse mevcut ilişki-
nin yenilenmesine ihtiyaç duyulabilir. Alman hukukun� uzatma poliçesi�
nin verilmesinde yenilmeye rastlanmaktadır. Bu eski poliçenin yırtılması
veya iadesiyle yeni bir poliçe düzenlenmesi durumunda milmkündor•
10
.
Türkiye ve İsviçre hukukları bakımından da bu olanak vardır
411
.
Ticari senetle temel ilişkinin yenilenmesi ender görülmek.le birlikte,
bu yola gidilmesi yine ticari gereklerden doğabilir. Çünkü temel iliş.kiye
407
Oskar Daepen, Bundesgerichtsp raxis zum Obligationenrecht, ZOrich,
Polygraphischer Verlag A.G, 1936, s. 226 ve 227.
408
Karayalçın (Ticari Senetler),, s. 81.
409
Karayalçın (Ticari Senetler), s. 54'te havalenin yenileme sayılamayacağını söylemek-
tedir. Ancak tarafların, havale ile elde etmek istedikleri hukuksal sonuca, bir yenileme
işlemi yaparak, varabilecekleri de düşünülebilir.
410
Palandt, § 305, 4. Ancak aynı senette uzatma yapıldığında tabii bir yenilemeden söz
açılamaz.
411
Oser, m. 116, s. 354.
-
130 Borcun ve S6zleımenln Yenilenmnl (Novabe> - y.,_
rağmen ticari senet düzenlenmesinin amacı ticari senetten doğan borca
bir öncelik hakkı tanımaktır. Yenileme ile alacağın yalnız bu yoldan tah-
sil edilebilmesi senet borcunun önemini daha çok artırır. Mahkemelerin
yükünü de azaltlr. Buna rağmen prensibin yenileme işlemine karşı olma-
sı, çok kere tarafların çıkarlarına daha uygundur.
Mevcut borç ilişkisinin ticari senet düzenlemesiyle ortada kaldınl-
masının hukuksal niteliği tartışmalıdır. Bazı yazarlar bunu, ifa yerini
tutan edim olarak nitelendirmektedirler
412
. Buna karşı alacaklının ticari
senedi, ödeme yerine geçmek üzere değil, fakat tahsil maksadıyla aldığı
söylenmektedir
413
. Ancak ödeme yerini tutmak üzere bir senedin düzen-
lenmesi, bu senedin tahsil edilememesi durumunda beklenen sonucu
vermez. Çünkü ödeme yerini tutan edimin niteliğini belirtirken açıkla-
dığımız gibi, alacaklının tatmin edilmesi buna bağlıdır. Alacaklı her-
hangi bir şekilde tatmin olmamışsa, eski alacağı tekrar isteyebilmelidir.
Oysa yenileme amacıyla bir senet verilmişse eski alacak canlanmaz.
Alacaklı elindeki senet uyarınca hakkını arar. Senedin tahsil edilmeme
tehlikesi alacaklının omuzlarındadır. Bu bakımdan yenileme karine ola-
rak kabul edilmez.
Mevcut borç bir ticari senet düzenlemesiyle yenilenmişse, bunun se-
net metnine yazılıp yazılmayacağı önemli bir konudur. Poroy'a göre ta-
raflar kambiyo taahhüdünün yenileme olduğunda anlaşmış iseler, bunu
ispat etmelidirler
414
. Bu ifadeden senette yazılı olma şartının aranmadığı
anlaşılır. Karayalçın'a göre kambiyo taahhüdü ile borcun yenilendiğinin
senette açıkça yazılı olması gerekir
415
• Oysa Karayalçın, aynı eserin başka
bir bölümünde emre yazılı senetlerin özelliklerini açıklarken yenilemeyi
senet metnine yazılmazsa da ileri sürülebilen şahsi defiler arasında be-
lirtmektedir
416
•
412
Von Tuhr, § 76, s. 705, Poroy, s. 98.
413
Karayalçın (Ticari Senetler), s. 190'da ticari senedin ödeme yerine kaim olmak üzere
değil, tahsil maksadıyla aldığını söyler.
414
Poroy, s. 98.
415
Karayalçın (Ticari Senetler), s. 190.
416
Karayalçın (Ticari Senetler), s. 21. Senedin hatır senedi olması gibi.
130 Borcun vo S6ıtetmen•n Yen•len"""'
rağmen ticari senet düzenlenmesinin amacı ticari senetten doğan bor
bir öncelik hakkı tanımaktır. Yenileme ile alacağın yalnız bu yoldan tah.-
sil edilebilmesi senet borcunun önemini daha çok artırır. Mahkemelerin
yükünü de azaltır. Buna rağmen prensibin yenileme işlemjne karşı olma..
sı. çok kere tarafların çıkarlarına daha uygundur.
Mevcut borç ilişkisinin ticari senet düzenlemesiyle ortada kaldınl-
masının hukuksal niteliği tartışmalıdır. Bazı yazarlar bunu, ifa yerini
tutan edim olarak nitelendinnektedirler
412
. Buna karşı alacaklının ticari
senedi, ödeme yerine geçmek üzere değil, fakat tahsil maksadıyla aldığı
söylenmektedir
413
• Ancak ödeme yerini tutmak üzere bir senedin düzen-
lenmesi, bu senedin tahsil edilememesi durumunda beklenen sonucu
vermez. Çünkü ödeme yerini tutan edimin niteliğini belirtirken açıkla-
dığımız gibi, alacaklının tatmin edilmesi buna bağlıdır. Alacaklı her-
hangi bir şekilde tatmin olmamışsa, eski alacağı tekrar isteyebilmelidir.
Oysa yenileme amacıyla bir senet verilmişse eski alacak canlanmaz.
Alacaklı elindeki senet uyarınca hakkını arar. Senedin tahsil edilmeme
tehlikesi alacaklının omuzlarındadır. Bu bakımdan yenileme karine ola-
rak kabul edilmez.
Mevcut borç bir ticari senet düzenlemesiyle yenilenmişse, bunun se-
net metnine yazılıp yazılmayacağı önemli bir konudur. Poroy'a göre ta-
raflar kambiyo taahhüdünün yenileme olduğunda anlaşmış iseler, bunu
ispat etmelidirler
41
4.Bu ifadeden senette yazılı olma şartının aranmadığı
anlaşılır. Karayalçın'a göre kambiyo taahhüdü ile borcun yenilendiğinin
senette açıkça yazılı olması gerekir
415
• Oysa Karayalçın, aynı eserin başka
bir bölümünde emre yazılı senetlerin özelliklerini açıklarken yenilemeyi
senet metnine yazılmazsa da ileri sürülebilen şahsi defiler arasında be-
lirtmektedir
416
•
412
Von Tuhr, § 76, s. 705, Poroy, s. 98.
413
Karayalçın (Ticari Senetler), s. 190'da ticari senedin ödeme yerine kaim olmak üzere
değil, tahsil maksadıyla aldığını söyler.
414
Poroy, s. 98.
415
Karayalçın (Ticari Senetler), s. 190.
416
Karayalçın (Ticari Senetler), s. 21. Senedin hatır senedi olması gibi.
İkinci Bölüm: Türkiye Hukukunda Yenileme 131
Mevcut bir borç için poliçe verilmesi durumunda, yenileme kuralının
uygulanışı bakımından, aynı şeyleri söylemek mümkünse de poliçenin
hukuksal niteliğinin özelliklerini belirtmek gerekir.
Poliçe üçlü bir ilişkidir. Esas itibariyle havaledi.r4
17
• Keşideci (havale
eden) bir yandan lehtara (havale alıcısına) poliçe bedelini alma yetkisi
verirken muhataba da (havale ödeyicisi) ödeme yetkisi tanımaktadır.
Fransız hukukunun tersine, İsviçre ve Türkiye hukuklarında havale bir
"çift yetki verme" işlemidir
418
. Bu yetkilendirme ile havale alıcısı ve ha-
vale ödeyicisi arasında doğan havale ilişkisi, havale eden ile havale alıcı-
sı arasındaki bedel ilişkisinden ve havale eden ile havale ödeyicisi ara-
sındaki karşılık ilişkisinden tamamen ayn soyut bir işlemdir.
Bu soyut havale ilişkisinde, havale ödeyicisi ile havale alıcısı arasın-
da herhangi bir bağ yoktur. Ancak havale ödeyicisi havale alıcısına hava-
leyi kabul ettiğini bildirmekle, tek taraflı, soyut bir borç altına girer
419
•
Poliçede kabulün hukuksal mahiyeti yoktur. Genellikle muhatap tarafın-
dan poliçe üzerine yazılan bir vadenin bitiminde senedin hamiline poliçe
bedelinin ödeneceğini bildiren tek taraflı, mücerret, müstakil ve şartsız
bir taahhüttür.
Bir poliçenin düzenlenmesi veya kabulü TBK'nun 133/II. Maddesin-
de belirtildiğine göre mevcut borcu yenilemez. Ancak, poliçenin düzen-
lenmesi veya kabulü bu anlamı taşıyabilir.
Örneğin, Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Yönetmeliği kap-
samında keşideci ile lehtar arasındaki bedel ilişkisinde, keşideci lehtar
borçlu ise, poliçe düzenlenmesi veya kabulü ile borcun yenilenebileceği
kararlaştırılabilir. Böyle bir anlaşma yoksa borç ancak TBK'nun 556/1.
Maddesine göre ifa ile sona erer. Bundan başka karşılık ilişkisinde muha-
417
Poliçe, kıymetli evraktan doğan özel kurallara muayyen bir bedelin ödenmesi husu-
sunda kayıtsız ve şartsız hususi bir havaledir. Hayri Domaniç, Kıymetli Evrak Huku-
ku, lstanbul, 1960, s. 80.
418
Havalenin kabulü ile havale alıcısı lehine yeni bir alacak doğar. Hüseyin Ülgen, Ha-
valenin Geri Alınması, Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt XXXII, Sayı 2-4, 1967, s. 938.
419
Necip Bilge, Borçlar Hukuku, Özel Borç Münasebetleri, Ankara, 1962, s. 268.
Karayalçın (Ticari Senetler), s. 54, Halil Arslanlı, Ticari Senetler Dersleri, Bası 3, ls-
tanbul, 1954, s. 35.
132
tap keşidecinin borçlu u ise. yine poliçe dUzenlenmesi veya kabulü ile bu
borcun yenilenme i mUmkUndUr.
ÜçlO bir durumda keşideci aynı meblağ için lehtarın borçlusu ve mo-
hatabın da alacaklısı ise, poliçe düzenlenmesinde veya kabutonde kaılılık
ve bedel ilişkileri yenilenip bunların yerine poliçe borcu geçirilebilir.
Poliçenin yenileme amacıyla verildiği senette açıkça gösterilebllrr.
Örneğin, "kabul edilmiş poliçe ile tasfiye edilmiştir" veya "bedeli poliçe
ile alınmıştır" gibi
420
• Bu durumda poliçe ile yenileme sebebine işaret
edilmiş olur. Eski poliçe yenileme sebebi ile yırtılarak onun yerine bir
yenisi düzenlenmişse bu durumda da yenileme örtülü biçimde gerçekJe-
şır.
Mevcut bir borç için yenileme amacıyla bono düzenlemesinde borçlu
temel ilişki dışında yenileme sebebinden anlaşılan defi ve itirazlarda da
bulunabilir.
7. İpotekli Borç Senedi ve İrat Senedi Verilmesi
İsviçre hukukunda yenileme kavramının bilinmesinin kökeni, ta-
rihçe bölümünde açıkladığımız gibi, bu senetlerin düzenlenmesi ile
ilgilidir. Yenileme, genel bir kural olarak, borçlar yasasına alınmadan
önce, "gült" adı verilen bir çeşit rehin senedi ile asıl borcun yenilendi-
ği kabul edilir.
Bu sonuç, bugün de geçerli olup, ipotekli borç senedi ve irat senedi
ile birlikte TMK'nın 910/I. Maddesinde yer alır:
"İpotekli borç senedinin veya irat senedinin düzenlenmesiyle birlikte
dayanağı olan borç ilişkisi yenileme yolu ile sona erer.
Bunun aksine yapılan sözleşme sadece tarafları ve iyi niyetli olma-
yan üçüncü kişileri etkiler."
TMK'nın 910. Maddesinin gerekçesinde, "TBK 133/II'den farklı
olarak, mevcut borç ilişkisi için irat veya ipotekli borç senedi düzenlen-
420
Oser/Schönenberger (Ayiter), m. 116, s. 835.
...ı
ikinci BölOm: TOrkiye Hukukunda Y.nilem. l'..D
mişse, mevcut borcun yenjleme ile sona ereceği. bu koraJm abine 62-
leşmelerin senetleri sonradan edinen ryi niyetli üçOncO kişileri Alama-
yacağı" açıklaması yer alır.
TMK'nın 910. Maddesindeki bu kural, TBK. 133ffi.de açıklanan ge-
nel kuralın dışında kalır. İpotekli borç senedi ve irat senedi kıymetli ev-
rak olup
421
, soyut bir borç niteliğindeditzı. TBK'nun 133/1. Maddesinde
ana kural "borcun" yenilenmesinden söz ederken, burada "'borç ilişkisinin
yenilenmesi" düzenlenmiştir.
TBK Madde 133/II uyarınca ana kural senetlerin asıl alacağın ifası
uğruna verildiği karine iken, TMK 910/1'de bu senetlerle asıl alacağın
yenilenmği kabul edilmiştir. İpotekli borç senedi ve irat senedinde borçlu
ve ilk alacaklı arasında "yenilemenin varlığı" karinedir.
Şöyle ki, taraflar TMK Madde 910/1'dek.i yenileme karinesini, an-
cak aralarında tersine bir anlaşma varsa ileri sürebilirler. Bu anlaşma
da sınırlı bir etki yapar. TMK 910/II. Maddesine göre, bunun aksine
yapılan sözleşme, sadece tarafları ve iyiniyetli olmayan üçüncü kişile-
ri etkiler. İpotekli borç senedi ve irat senedinin düzenlenmesi ile asıl
borcun yenilenmeyeceği anlaşması, iyi niyetli alacaklılara karşı geçer-
li değildir. Bu sonuç, gerek kıymetli evrakın iyi niyetin konınması
prensibinden yaralanması, gerek senetlerin tapu sicilindeki kaydı yan-
sıttığı ölçüde "tapu siciline güven ilkesinden" doğar
423
. Bir başka fark
da, yenilemenin iradi değil, yasal olması ve tapu siciline tescilinin
gereğidir
424
.
İpotekli borç senedi ve irat senedi ile asıl alacağın yenilenmiş olma-
sının hükmü, borçlunun temel ilişkideki defileri alacaklıya karşı ileri sü-
421
Hıfzı Veldet Velidedeoğlu/Galip Esmer, Gayrimenkul Tasarrufları, 2. Bası, lstanbul,
1956, s. 401, Göktürk, s. 1073, Ferit Saymen/ Halid Kemal Elbir, Türk Eşya Hukuku,
lstanbul, 1954, ("E.H."), s. 641, Karayalçın (Ticari Senetler), s. 11-12.
422
Simonius, yenileme sonucunu, soyut bir borcun yenileme yapacağı görüşüne dayan-
dırır, s. 262.
423
Krş. Göktürk, s. 1078 ve Saymen/Elbir (Borçlar Hukuku), s. 641.
424
Velidedeoğlu/Esmer, s. 404, Göktürk, s. 1078, Staehelin, s. 139-140.
134
rememesinde görülür
425
. Borçlu bu durumda ancak alacaklıya karşı kendi
şahsi defileri ile tescilden ve rehin senedinden doğan hakJannı yöneltebi-
1ir42e.
İpotekli borç senedi TMK'nın 898. Maddesine göre, taşınmaz rehni
ile güvence altına alınmış, kişisel bir alacak meydana getirir. TMK'run
903. Maddesine göre irad senedi ise, bir taşınmaz üzerinde taşınmaz yü-
kü şeklinde kurulmuş biçimde yine bir alacak hakkının konusu olur. Böy-
lece her iki senette de kıymetli evrak vasfında bir senette tecessüm etti-
rilmekte ve menkul kıymet olarak kabul edilmekle birlikte, Sermaye Pi-
yasası Kanununda bu konuda bir düzenleme yoktur
427
,
İpotekli borç senedi ve irat senedinin teminat işlevi dışında, taşınmaz
değerinin senede yansıması sonucu ipotekten farklı bir işlevi vardır. Ül-
kemizde yerleşik bir uygulamadan söz edemeyiz. Asıl amaç büyük değer
taşıyan taşınmazların kıymetli evrak vasfında sermaye piyasasına aktarı-
larak el değişimini sağlamaktır. Bu noktada yasal mevzuat yeterli değil-
dir
428
. Teminat özelliği dışında tedavül işlevi açısından yenileme sonuçla-
rının yerinde olup olmadığı da tartışmalıdır.
İsviçre öğretisinde ipotekli borç senedi ve irat senedi bakımından ye-
nilemenin etkileri, 1 Ocak 2012 tarihinde yürürlüğe giren taşınmaz eşya
hukukuna ilişkin reform kapsamında "yenileme lehine" getirilmiş yorum
kuralı İMK'dan çıkarılmıştır
429
•
425
Bu konuda bkz. Simonius, s. 262.
426
Göktürk, s. 1078. Alacaklı hakkını ancak senetle birlikte ileri sürebilir ve senedin
kaybı eski alacağı canlandırmaz. Bkz, Staehelin, s. 140.
427
Bkz. Oğuz Kürşat Ünal, ipotekli Borç Senetleri ve Irat Senetlerinin Menkul Kıymet
özelliği, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Haziran, Aralık 2002, c. VI, Sayı
1-2, s. 1-9, (Çevrimiçi) http://webftp.gazi.edu.tr/hukuk/dergi/6_1.pdf, Ancak ipotekli
borç senetleri, irat senetlerinden farklı olarak eşyaya bağlı bir borç ilişkisini meydana
getirir ve borçlu, borçtan bütün mal varlığı ile sorumlu olduğundan taşınmaz maliki
olması şart değildir, irat senetlerinde borçlu söz konusu yüklü taşınmazın malikidir.
428
lsviçre uygulaması ve de lega feranda değerlendirilmesi için bkz, Önay, s. 202. Bu
konuda, lsviçre hukukunda konu IMK 842/11 ve 111 maddenin yeni düzenlemesi ile te-
mel ilişkiden doğan defiler de borçlu tarafından ilk alacaklıya ve kötü niyetli üçüncü
kişilere ileri sürülebileceği kabul edilmiştir.
429
Ayrıntılar için, bkz. Önay, s. 201.
ikinci BOIOm: Türkiye Hukukunda Yenileme
8. Mevcut Bir Borç için Kefalet Senedi V•••ıi
TBK Madde 133/11(İBK 116ffi) uyarınca "mevcut bir borç içm yau
bir kefaletname imza etmek yenilemeyi gerektirmez....
Bu kuralda yer alan "yeni" sözcüğü asıl borç için verilmiş kc&ld senedi-
nin yerine bir başka kefalet senedi verilmesine işaret eder. Buna bakarak. yal-
nızca, kefillik sözleşmesinin tek başına yenilenip yenilcmncdiği konusunda
bir açıklama yapıldığı sanılmamalıdır. Eski kefaletnamenin yerine geçen yem
bir kefaletname verilmesinin asıl borç açısından hukuksal niteliği bir dqişim
sözleşmesi olup, bu şekilde eski kefalet senedi değiştirilebilir veya ycnilenebi-
lir
430
• Bu konu genel yasa ilkelerinin uygulama alanı içind�
1
•
Söz konusu kuralda güdülen asıl amaç, mevcut bir borç için kefalet-
name düzenlenmesinin asıl borç bakımından yenileme saytlmamasıd�.
Kanunun öngördüğü bu prensibin nedeni kefillik hukukunun gelişi-
minde aranmalıdır. Cermen ve Roma Hukukunda kefil başlangıçta tek
başına ve rehin gibi kişiyle sorumludur
433
• Kefilin yalnız başına değil baş
borçlu yanında ve ikinci derecede ve yalnızca malvarlığı ile sorumlu ol-
ması ancak daha sonraları kabul edilerek, kefillik sözleşmesine hukuksal
özünü kazandırmıştır. Bu kefillik senedi düzenlemesiyle, asıl borcun ye-
nilenmeyeceği kuralı da kefillik sözleşmesinin özüne uygun düşer.
Kefalet sözleşmesinin amacı TBK'nun 58l. Maddesinde belirtilmiş-
tir. Buna göre:
"Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa
etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak son,mlu olmayı üstlendiği söz-
leşmedir. "
430
IBK'nın 1O Aralık 1941 günlü kanunla değiştirilen yeni kefillik kurallanndan 509 mad-
dede kefillik sözleşmesine bir değişiklik getiren uzatma ile eskisinin yerine bir yenisi-
nin koyulması olan yenileme ayrı ayrı belirtilmiş ve ayn hükümlere bağlanmıştır. bk.
Oser/Schönenberger (Sungurbey), m. 509, s. 342 ve m. 509, il. 3 c.n. 36, s. 352.
431
Asıl borçtan ayrı olarak kefillik sözleşmesinin yenilenmesinde dikkat edilecek nokta,
asıl borçla bağlılık özüne dokunmamaktadır. Bu kefillik sözleşmesinin sağlama ereği-
ne aykırı düşer.
432
Schneider/Fick, m. 116, s. 251.
433
Oser/Schönenberger (Sungurbey), 1, 1, s. 62.
Madde, 818 sayılı ETBK farklı düzenlenmiş ve IBK'nın 492/1. Mad-
desindeki tanıma yaklaştırılmıştır. Kefil, mevcut bir borcun ifasından
sorumludur•�. Alacaklı için kefil ancak yedek bir borçludur.
Alacaklı ile kefil arasında kurulan, azami tutan belli, kişise� bağım-
sız bir teminat sözleşmesidir
435
• Bu niteliği ile TBK 133/ 11 ile bağlantı
kurduğumuzda bir teminat olarak verilen yeni bir kefalet senedinin, taraf-
ların açıkça yenileme iradesi olmadıkça yenileme anlamına gelmediğini
görmekteyiz. Bu düzenlemeden yola çıkarak, taraflar kefalet senedini
eski borcu yenileme amacıyla vermişlerse, kefalet sözleşmesi asıl borcu
sona erdirerek onun yerine geçen bağımsız bir borç ilişkisi kuracaktır.
Tıpkı yenilemede olduğu gibi kefalet sözleşmesi, TBK'nun 582.
Maddesi uyarınca "mevcut ve geçerli bir borç için" yapılır. Maddenin
devamında yazdığı gibi "gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç
için de" yenileme yapılabilir.
TBK 582/II Maddesinde kefalet sözleşmesini aşan bir düzenleme
vardır:
"Yanılma veya ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun sorumlu olmadığı
bir borç için kişisel güvence veren kişi, yükümlülük altına girdiği sırada,
sözleşmeyi sakatlayan eksikliği biliyorsa, kefaletle ilgili kanun hükümle-
rine göre sorumlu olur. Ayni kural borçlu yönünden zaman aşımına uğ-
ramış bir borca kefil olan kişi hakkında da uygulanır."
Burada genellikle kabul edilen kefaletten çok şekil ve ehliyet bakı-
mından kefillik kurallarına uyulması gereken bir garanti sözleşmesi ol-
duğudur
436
• Taraflar burada kefalet senedi ile asıl sözleşmeyi yenileyerek,
istenilen amaca ulaşabilirler.
434
Bilge, s. 315. ifayı sağlama kefilin borcunun biricik hukuksal sebebidir (Causa'dır).
Sağlama ereği bütün kefillik hukukuna egemen olup, özellikle yanlığı açıklar. Bk.
Oser/Schönenberger (Sungurbey), yeni m. 492 il. 3. n. 5, s. 85.
435
Bkz. Merve Yılmaz, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'na Göre Kefalet Sözleşmesinde
Kefilin Sorumluluğunun Kapsamı, TBB Dergisi 2011 (97), (Çevrimiçi)
http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2011-97-111O.
436
Gerçekten, gerek yanılma sebebiyle bağlamayan bir işlem veya ehliyetsizlik (mahdut
ehliyetsiz) sebebiyle mahdut bir işlem söz konusu ise ve iptal beyanı ile veya icazetin
ikinci Bölüm: Turtiye Hubm.ndıa Y••••
6098 sayılı TBK adi kefalet (Madde S85). moıne il lmleı (Mat-
de 586) ve birlikte kefalet (Madde 587) olarak kefaleti Qç ttlrtO uu.ı:,ıgp
lemektedir. Ayınının temelinde, alacaklının asıl borçluya ya da ufilc
başvurma hakkının sırası ve kapsamı vardır. Adi kefalette kefile
vurma genellikle ikincilken. müteselsil kefalette kefil ıl borçlu IJbİ
takip edilebilir. Birlikte kefalette ise, her biri kendi payı için ıdi kefil
gibi iken, kendi aralarında müteselsil kefil olarak. sorumlu olurlar. IM)ıy-
lece her biri borcun bütünü için yükümlil olur. Uygulamada çok g0t111en
müteselsil kefalet, asıl borçluya karşı ikincil özelliğini kaybetmiş gibi-
• Alacaklı borçluyu önceden kovuşturmadan veya elde cttiA,ı taşın-
maz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Eylemsel olarak
borçluyu aradan çıkarabilen bu tür kefillik. yenileme amacıyla da ger-
çekleştirilebilir.
9. Sebebe Bağlı Bir Borç İle Gerçek19ftirilen Yenilemı
Yenileme geçerli bir eski borç olmadan yapılamayacağı.na gôtt� esa-
sen sebebe bağlı bir işlemdir. Sebebe bağlı bir borçla gerçekleştirilen
yenileme bu kavramın dışındadır. Yeni borç sebebi gösterilen eski borca
bağlanarak yapıldığı durumlarda, sebebe bağlı bir borçla gerçekleştirilen
yenileme söz konusudur.
Mevcut borcun yerine geçen işlem, maddi bir sebeple bağlanmışsa.
bu şekilde de bir yenileme mümkün görülmektedir..-. Satım sözleşmesin-
den doğan semeni ödeme borcunun yerine ödünç sözleşmesinden doğan
bir borcun geçirilmesi en sık verilen örnektir.
verilmemesi durumunda sözleşme geçersiz ola�ından, geçersiz bir sözleşme için
kefil olunamaz. Ancak, kefil bu durumu biliyorsa tek başına borçlu okllayı göze almış
olur ki, bu da daha çok garanti sözleşmesi olgusu taşır. Bak. Oser/SchOnenberger
(Sungurbey), eski m. 494, iL 4. (515). Bilge, s. 321. lsviçre yeni kefillik hukukunda bu
duruma kefillik hükümlerinin uygulanacağı ifade edilerek, gerçek kefilliğin söz konusu
olmadığına işaret edilmiştir. Oser/SchOnenberger (Sungurbey), yeni m. 492 111. 2. N.
35 (s. 100).
437
Bilge, s. 328.
438
Van Tuhr, madde 76, s. 704, Oser, m. 116, s. 354, Esat Arsebük, Borçlar Hukuku,
Bası 3., Ankara, 1950, s. 863. Aybay, s. 135, Oğuzman, s. 159. Fransız hukukunda,
aslında bu biçim bir yenileme mümkündür. Alman hukukunda BGB madde 607. il. ile
bu biçim bir yenileme gerçekleştirileceği kabul edilir. Ancak, Larenz bu durumda yeni-
lemeden çok bir değişim olduğu fikrindedir. Bk. Larenz, 1, madde 9, 97, 99, 101.
dir
437
Von Tuhr, durumu "yeni borçla eski borcuna karşılık olan parayı ola-
rak muhafaza eder ve bu para ödünç sözleşmesinin gerektirdiği maddi
ödeme yerine geçer." sözleriyle açıklamaktadır. Bir başka örnek de mad-
di sebebe bağlanmış yeni borcu yenileme saymamaktadır'°9. Larenz, söz,
leşme tipinin değişmesini yeterli görmemektedir....
0
. Ahın satımdan doğan
borcun ödünç olarak adlandırılması bir değişme sözleşmesinden başka
bir şey değildir.
Yapılan tartışmalar tarafların bu çeşit bir işlem yapamayacaklanru
göstermez. Sözleşme serbestisi içinde bu olanak saklıdır. Bu şekilde yeni
hukuksal işlemin, eski sözleşmeyle olan ilişkisi de, bir yandan sebep bağı
ile bir yandan da güven ilkesi ile çözümlenir
441
.
1O. Objektif veya Subjektif Yenileme
Mevcut borcun normal bir şekilde sonuçlandırılmaması ve bir yeni-
leme sözleşmesine konu olması, tarafların bir yenilik yapma isteğini gös-
terir. Bu yenilik mevcut borcun konusunda veya kişilerinde olabilir
2
.
Sözleşmenin taraflarında bir değişiklik yapılıyorsa, subjektif yenileme,
sözleşmenin içeriğinde bir değişiklik yapılarak sözleşme yenileniyorsa,
objektif yenileme vardır. Objektif yenilemede mevcut borcun konusunun,
hükümlerinin ve borç kaynağı anlamında sebebinin yenileştirilmesi ola-
naklarını kapsar. Mevcut sözleşme içinde içerik değişiklikleri başka şe-
killerde de yapılabilir. Ancak tarafların yenileme iradesi varsa, bu du-
rumda yenileme yasada belirtilen hukuksal kalıp içinde gerçekleşir.
Borcun konusunun yenileme sözleşmesi yapılarak değiştirilmesi,
verme, yapma, katlanma şeklindeki edim çeşitlerinden herhangi biçimde
439
Von Tuhr'un verdiği ikinci örnekte de, alıcı satın aldığı malı, yaptığı bir vedia sözleş-
mesi uyarınca, satıcıda bırakmasında da bir yenileme düşünülemez, çünkü ilk borç
ifa edilmiş sayılmaktadır, demektedir,Von Tuhr, madde 76, s. 704.
440
Larenz de Alman hukuku bakımından aynı örnekte başka açıdan yenilemeyi reddet-
mektedir. Sözleşme tipi değişmesine rağmen, borçlunun edimi özdeş kalmıştır, diye-
rek değişim sözleşmesini öngörmektedir. 1, madde 9, 97, 99.
441
Staehelin, s. 147.
442
Yargıtay 12. HD. 2015 tarihli E. 2015/18425, K. 2015/32598 sayılı kararında 'objektif
yani konuda değişiklik, ya da sübjektif yani taraflarda değişiklik' ifadesi kullanılmakta-
dır. Türkçe olarak, objektif (nesnel), sübjektif (öznel) sözcükleriyle ifade edilir.
.
ikinci Bölüm: Tür1dye Hukukunda Yeııileme
birbiri yerine geçmesini önerdiği gibi, ayru çeşitten cd.ımc �,.. bir 1D
kazandırmaya da yarar. Bir ressamın belli bir para borcu yerine bir tablo
yapmayı borçlanması verme borcun� yapma borcuna çevirir. Yine belli
bir para borcuna karşılık bir mal verilmesinin borçlamlmas1 ile de "d uıe
borcunun konusu değiştirilir. Eneccerrus/Lehmann·ın ifa yerine yOk.len-
meyi yenilemenin bir çeşidi sayması ilgi çekicidir"'3. Ancak. ifanın mı
yoksa yenilemenin mi amaçlandığı uygulanacak hüküm.lcr nedeniyle
önemlidir. Mevcut borcun hükümlerini değiştirmek de yenileme konusu
yapılabilir. İfa zamanı, ifa yeri, ifa şekli ve bilhassa yıllanmış bir borcun
tekrar zorlanabilir olması için bu yola başvurulur. YenHemenin en önemli
uygulaması borç kaynağının değiştirilmesinde görülür. Herhangi sebeple
doğmuş bir borcu, yenileme ile soyut bir borca dönüştürme� taraflara
birçok yarar sağlar-444. Belli bir sebebin ispatını gerektirmeyen bu çeşit
borçlanma, bağımsız bir borç yaratır. Yeni sözleşmenin dar anlamda se-
bebi gösterilmişse, bu durumda yeni borç, eskisi oranında geçerli sayıla-
cağından, bu şekil, borç değişikliğinin yenileme ile formüle edilmesinden
öteye geçmez.
Scheieder/Fick, miras hukukunda taksim sözleşmesini şimdiye kadar
mevcut miras hakkını, alacak hakkına dönüştüren bir yenileme niteliğin-
de görür, İmre, iştirak halinde hak sahipliğini hukuksal bir engel sayar..s.
Ancak, birbirlerine borcu olan mirasçıların, bu borçlarını, taksime ilişik
alacaklarıyla yenilemeleri düşünülebilir
446
•
Bankacılık hukukunda yenileme işlemi bilinmektedir. Süresi geçmiş
veya yürürlükten kalkmış tahvillerin banka tarafından geri alınarak yeni-
sinin verilmesi böyle bir nitelik taşımaktadır.
Roma hukukunda geniş bir uygulaması olan borcun kişileri bakımın-
dan yenilenmesine, modem hukuklarda pek rastlanmaz. Sonradan kabul
443
Eneccerrus/Lehmann, Madde 75, s. 291.
444
Sungurbey, s. 62'de soyut borcun konusunun her türlü edim olabileceğini gösterir.
445
Çünkü mirasçılar arasındaki mevcut, iştirak halinde hak sahipliği ilişkisi yenilmeye
konu olacak bir borç ilişkisi yaratmaz. Zahit lmre, Miras Hukuku, Yenilik Basımevi, ls-
tanbul, 1968, s. 644 vd. de taksimin mülkiyet biçimini değiştirdiğini söyler.
446
Justus Wilhelm Hedemann, Schuldrecht des Bürgerliches Gesetzbuches, Berlin,
1949, s. 126.
140 Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Novatio - Yenileme)
edilen alacağın temliki ve borcun nakli bunun önemini önemli ölçUde
yitirmiştir. Bu nedenle tarafların isteğinin açıkça, bu yolda olduğu bazı
özel durumlarda, kişi değişikliğini öngören bir değiştirme sözleşmesin-
den ayrı olarak bir yenileme sözleşmesinden söz açılabilir. örneğin, söz-
leşme konusunun el değiştirdiği durumlarda bu olanaktan yararlanılabilir.
Ancak, bu şekilde dar anlamda bir borcun değil, fakat bir sözleşmenin
yenilenmesinin ortaya çıktığına dikkat edilmelidir. Kiralanan veya sigor-
talanan şeyin satılmasında sözleşmeyi yenilemek mümkün olabilir.
C. Yenileme Sözleşmesi
1. Yenileme Sözleşmesinin Gerekliliği
Yenileme ile yeni borcun önceki temel borç yerine geçmesi, bu borç-
larda aranan teknik şartların dışında, tarafların bu yolda iradelerini kap-
sayan bir yenileme sözleşmesinin varlığını gerektirir. Böylece iki işlemin
ayn ayrı varlığı söz konusu olmaz, alacaklı eski alacağının yerine bir
yenisini kazanır. Borçlu için mevcut borç sona erer, bir yeni borç doğar.
Yenileme sözleşmesinin geçerliliğini, irade beyanlarının açıklanması, ta-
rafların ehliyeti ve sözleşme kurallarının saptanmasıyla ilgili kurallar belirtir.
2. Yenileme Sözleşmesinde Tarafların Ehliyeti
Yenilemenin hukuksal niteliğini açıklarken değindiğimiz gibi yeni-
leme karma bir özellik gösteren sözleşmedir. Mevcut borcu sona erdir-
mek bir harcama işlemi, yeni bir borç yaratmak bir borçlandırıcı işlem
görünümündedir. Bu yüzden, sözleşmelerde yalnızca TMK'nın 9. Mad-
desi anlamında "fiil ehliyetinin" varlığı yetmez
447
• Ayrıca, o hak üzerinde
harcama yetkisinin de bulunması aranır
448
• Sözleşmenin dayanağı belli bir
temel işlem ise de, yeni borç eskisinin tıpatıp benzeri olmayıp, temel iliş-
kideki sebep ve konu bakımından başkalaşmıştır. Yenileme tarafların
istemediği bir vazgeçmeye yol açmamalıdır.
447
743 sayılı eski TMK'da 'hakları kullanma ehliyeti' kavramı 4721 sayılı yeni TMK'da 'fiil
ehliyeti olarak değiştirilmiş ve fiil ehliyetinin kapsamı belirtilmiştir.
448
Saymen/Elbir (Borçlar Hukuku), s. 869, Feyzioğlu, s. 364.
ikinci BOiüm: Türidye Hukukunda Yenileme
Bu sözleşmeyi ancak harcama yetkisi bulunan tam ehliyetliler yapa-
bilirler.,.". Sınırlı ehliyetliler gene harcama yetkisi bulunması durumunda
ve yasal temsilcilerinin izni ile mevcut ilişkiyi yenileyebilirler.
3. Yenilemenin Olumsuz Yorumu ve Güven İlkesi
TBK'nun 133. Maddesinde "yeni bir borçla mevcut borcun sona er-
dirilmesi, ancak tarafların açık iradesi' ile ifadesi, yenileme sözleşmesi-
nin varlığını konusunda yargıca öncelikle olumsuz biçimde yorum olana-
ğı venniştir
450
• Arkasından aynı maddenin ikinci bölümünde bazı örnekler
sıralanmıştır.
Bu kural, yenilemenin karmaşık niteliğinden ötürü varlığının bir yo-
rum, yani zihni bir çabayla araştırılması niteliğine işaret eder ki, tarihi
gelişiminin incelenmesi bunun nedenlerini ortaya çıkanı. Roma klasik
hukuk devrinin ihtiyaçlarını karşılayan yenileme işlemi, bugünkü dü-
zende sözleşme serbestisi prensibinde saklı, hukuksal bir amaç işlemi-
dir. Aynca, tarihsel gelişimi içinde teknik hukuksal bir anlam kazan-
mıştır. Sözleşenlerin iradelerine dayanır. Yenileme, mevcut işlemi orta-
dan kaldırdığından, bu çok önemli sonucu açıkça anlaşılabilen durum-
larda kabul etmek, tersi durumlarda olumsuz karşılamak haklı bir çö-
zümdür.
Madde, yenilemenin "sözleşmeden" anlaşılması gerektiğini ortaya
koymaktadır. Bunun hangi sözleşme olduğu konusunda bir bilgi yoktur.
Yeni borcu doğuran sözleşmeden mi, yoksa eski borcun yerine yenisini
koyan yenileme sözleşmesinden mi çıkarılmak istenecektir. Yenileme
anlaşması dayandığı temel borçlardan tamamen bağımsız bir sözleşme
olduğundan, burada söz konusu olan, doğrudan doğruya yenileme söz-
leşmesidir
451
• Maddenin ikinci bölümünde verilen "bir kambiyo borcuna
girmek yenileme değildir", şeklindeki örnekte, tersine anlaşmaların da
449
Bkz. Fikret Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 19. Bası, Yetkin Kitabevi, Ankara,
2015 ("Genel"), s. 1267'de 'yenileme sözleşmeye dayalı bir tasarruf işlemidir.' demek-
tedir.
450
Oser/Schönenberger (Ayiter), m. 116, VI, n. 17 (s. 835).
451
Hamdi, Borcun Tecil ve Tecdidi Arasındaki Fark, Hukuki Bilgiler Mecmuası, Sene 5,
No. 10-58, 1931, s. 4130.
142 Borcun ve Sözleımenin Yenilenmesi (Novatio - Yenileme)
geçerli olacağının söylenmesi, yenileme sözleşmesinin yeni borç dışında
değerlendirilmesi gereğinin bir ifadesidir.
İrade beyanının anlamı, beyanın içinde yapıldığı hal ve şartlan an-
lamlandınnak gerekmeksizin, kullanılan beyan vasıtalarından doğrudan
doğruya anlaşılıyorsa irade beyanı açıktır'
52
• Yazar, tipik "evet" anlamın-
da başın sallanmasını örnek gösterir. Bu şart kelimeler, taraflarca önce-
den kararlaştırılan işaretler ya da şifre yolu ile gerçekleştirilir'
53
•
Yenileme iradesinin açıkça yapılması senette "eski borç yenilenmiş-
tir" kaydında görülür. Bu ifade bir "irade açıklaması"dır. Eren, "irade
açıklaması" kavramının "irade beyanı" kavramından daha geniş olduğu-
nu ve "irade faaliyetlerini" de içine (söz, yazı işaret, fiil) aldığını söy-
ler
454
• Öznel (subjektif) irade öğesinin içinde dış bir davranış yapılmasına
yönelik "fiil iradesi", işlem yapmaya yönelik "sonuç iradesi", sonucu
bildirmeye yönelik "beyan iradesi" yer alır.
Yenileme sözleşmesinin "açıkça" anlaşılmasının istenmesinden ne
amaçlandığı sorulabilir. Başka bir deyişle, yenileme iradesinin açık bir
beyanla yapılması gerekli midir? Yoksa TBK'nun 6. Maddesindeki ana
kurala göre örtülü bir şekilde gerçekleşen bir beyan yeter mi? Hiç şüphe
yok ki, yenileme sözleşmesi için açık bir irade beyanı mümkünse de, çok
kez bu, zımni bir irade beyanı (altık bir istek açıklaması) vasıtasıyla ger-
çekleşir. Madde, bazı işlemlere girişmenin yenileme olmadığını belirtir-
ken tersi anlaşmaları da geçerli saymıştır. Bu tarafların yeni borç ilişkisi
kurarlarken, eskisini ortadan kaldınnak amacıyla hareket edip etmedikle-
rinin yapılan işlemin muhtevasından ya da işin özelliklerinden çıkarılma-
sı demektir ki
455
, açık olacağı gibi örtülü bir beyanı da öngörür. Çünkü
452
Bkz. Necip Kocayusufpaşaoğlu/Hüseyin Hatemi/ Rona Serozan/Abdülkadir Arpacı,
Borçlar Hukuku, Genel Bölüm, 2010 Tarihli 5. Basıdan tıpkı 6. Bası, Filiz Kitabevi, ls-
tanbul, 2014, s 143. Ayrıca iradeyi gösteren hareketler, irade faaliyeti ve güven ku-
ramı karşısında susmanın anlamları konusunda, bkz. s. 144-146.
453
Von Tuhr, § 21, s 165.
454
Yazar, irade açıklaması ve irade faaliyetleri olarak, irade açıklamasının ikiye ayrıldı-
ğını belirtir. Bkz. Fikret Eren, Borçlar Hukuku özel Hükümler,4. Bası, Yetkin Kitabevi,
Ankara, YIL 2017 ("Özel"), s. 127.
455
Tekinay (B.H.), s. 203.
--
ikinci Bölüm: Türkiye Hukukunda Yenileme
beyan, ancak beyan vasıtası olarak kullanılan işaretlerden anlaşıldılJ ve
bunun yorumu için beyanın yapıldığı durumun gereklerinin incelenmesi-
ne yer kalmadığından, sarihtir.
Yenileme amacı özel hal ve şartlardan çıkanlabilirASS. Bu konuya ye-
nileme sözleşmesinde şekil şartının aranmaması ve yorum kurallarının
tamamlayıcı özelliği de eklenebilir
457
• TBK'nun 133/1. Maddesinde söz
edilen "açıkça" sözcüğünü yargıç, değerlendirme hakkı çerçevesinde
sözleşmenin yorumu ile çözecektir. Bu konuda yenileme iradesi ispat
edilmedikçe, yargıç mevcut sözleşmenin değişen şartlarla süregeldiğini
kabul edecektir.
Burada önemli bir konu tartışmalıdır. Staehelin, sözleşme serbestliği
uyarınca, mevcut ilişkinin istenildiği kadar değiştirilebileceğini söyler.
Öyle ki, garantilerin kaldırılmasında, defi ve itirazlardan vazgeçişte, iş-
lem konusunun değişmesinde hala aynı borçtan söz etmek mümkün de-
ğildir. Yeni bir borç kabul edildiğinde, bunun eski borca ne dereceye
kadar bağlı olduğu ve bilhassa ne zaman ve hangi yan haklara itirazlann
düştüğü güven prensibinden çıkarılır. O halde yenileme bir sebep (Cause
- Wechsel) değiştirmesidir
458
•
Staehelin, İsviçre ve dolayısıyla Türkiye hukuklarında sebep öğreti-
sini benimsemediğimiz bir temele dayandırmaktadır. Borçlandırıcı işlem-
lerde sebep görünüşü Alman hukukundan esinlenmemize rağmen.sa,
Yung'un görüşüne katılarak sebebi gösterilmeyen borç tanıması veya
vaadinin soyutluğu sistemini reddetmektedir
460
. Soyut işlem teorisi baştan
reddedilince hukuksal teknik yenilemenin başlıca uygulama alanı ortadan
kalkmış olacaktır. Sungurbey'in bu konuya ilişkin doktora tezinde sa-
456
Oser/Schönenberger (Ayiter), m. 116, s. 835. ôrneQin, mevcut bir senet yerine başka
bir senet düzenlenmesinde eski senedin yırtılması veya iadesi fiili ile.
457
Yorumlayıcı hukuk kuralları tamamlayıcı rol oynarlar, aksi kararlaştınlabilir. Belli bir
husus kararlaştırılmış veya belli bir davranışta bulunulmuş olup da bundan ne anla-
şılması gerekti!)i tespit edilmemiş oldu�undan uygulanırlar. Aytekin Ataay, Medeni
Hukukun Genel Teorisi, Fakülteler Matbaası, lstanbul, 1965, s. 173.
458
Staehelin, s. 148, von Süren de ayni gerekçelerle Ona katılmaktadır.
459
Staehelin, s. 146.
460
Staehelin, s. 116.
Borcun ve Sözlqmenin Yenılenmesl (NovtıtJo-Y...ıı 2?44
vunduğu gibi TBK Madde 18 (İBK 17) ve TBK 72/11 (İBK 67/2) Madde,.
leriyle soyutluk ilkesi benimsendiğinde, yenilemenin bu tür gerçeklqtj..
rilmesine hiçbir şekilde itiraz edilemez
481
• Esasen Staehelin'in de belirtti-
ği gibi
482
, TBK ve İBK yenileme kurallarına soyut borç tanımasına ilişkin
olarak yer vermişlerdir. Buna yürüyen hesapta borç kalıntısının tanınma-
sına ilişkin kuralı ve ipotekli borç senedi ve irat senedinin soyut niteliği
örnektir.
Güven ilkesi kapsamında, yenileme kurallarının ayn bir önemi var-
dır. Çünkü taraflar arasında kurulan sıkı güven ilişkisinin öngörülen hu-
kuksal sonucunun, kanunla düzenlendiği bir sözleşmedir. Pioter ve
Kocayusufpaşaoğlu'nun savunduğu gibi güven nazariyesi karşısında ira-
de nazariyesi, iş hayatının güvenliğini sağlamak amacıyla tamamlayıC1
bir nazariyedir ve ona aykırı değildir
463
• Bu durumda yeni bir borçlanma-
ya girişildiğinde özel hal ve şartlardan iradenin, mevcut borç yerine geç-
mesi çıkarıldığında, irade nazariyesi ile tam bir uyuşum içerisindedir.
Çünkü güven nazariyesine göre, irade beyanını karşı tarafın, bütün hal ve
şartları dürüstlük kuralları gereğince değerlendirerek nasıl anladığına
(güvendiğine) bakılır
464
• Tarafların yenileme amacını taşıyıp taşımadığı-
nın yorumu mevcut sözleşmenin tamamen değişip değişmediğini sapta-
maktan daha kolaydır.
4. Yenilemenin Kanıtlanması
Bir yenileme sözleşmesi yapıldığını ileri süren, iddiasını kanıtlamak
durumundadır. Türkiye ve İsviçre hukukunda kanun özel bir şekil arama-
dıkça yenileme sözleşmesi şekle tabi değildir. Taraflar her somut olayda
eski borcun sona erdiğini, bu yolda iradelerinin birleştiğini ortaya koy-
mak zorundadırlar.
461
Staehelin de bu şekilde yenilemenin önemini belirtmektedir, s. 145 soyutluk ilkesinin
üstüne kurulan kıymetli evrak hukukunu doğuran ihtiyaçlar, ilkeyi ayakta tutmaya ye-
tecek güçtedir.
462
Staehelin, s. 146.
463
Necip Kocayusufpaşaoğlu, Güven Nazariyesi Karşısında Borç Sözleşmelerinde Hata
Kavramı, lstanbul, 1968, ("Hata"), s. 6.
464
Kocayusufpaşaoğlu (Hata), s. 6.
ikinci BOiüm: Türkiye Hukukunda Yenileme
TBK'nun 12. Maddesine göre "sözleşmelerin gcçerlili� kanunda
aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir". Buna "şekil scrbcstisi-
denir. Yenilemede ancak yeni borç kaynağı bakımından belli bir şekil
zorunluluğu olabilir. Burada genel kurallar yürür. Çünkü aynı maddenin
ikinci ayırımında "kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil geçerlilik
şeklidir, şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz... ku-
ralı yer alır. Dikkat edilecek nokta yenileme sözleşmesinin kendisi şekle
tabi olmasa da, yenileme sözleşmesi içinde yer alan borcun ya da söz-
leşmenin şekle bağlı olacağıdır.
Nitekim yenileme sözleşmesinin geçerliliği için herhangi bir şekil
şartı aranmazsa da 6100 sayılı ınvıK'nın 200. Maddesi "belli tutan aşan"
miktarlarla yenilenen borçlar için bir ispat şartı koymuştur.
0
Senetle ispat
zorunluluğu" kuralına göre; 2.500 TL'yi aşan yenileme işlemlerinin ispa-
tı senetle yapılacaktır
465
• Bu yeni borcu belgeleyen senette gösterileceği
gibi ayn bir senetle de yapılabilir. Ancak, geçerliliği için belli bir şeklin
olmaması, yenilemenin borçlu tarafından ikrarı ve senede bağlanmama-
sına rağmen, bazı özel ispat yollarının denenmesiyle kabulü sağlanabilir.
Yeni borcun yenileme sebebiyle verildiğini ileri süren kimse savını
ispat zorundadır. Bu bir yorum işi olduğundan, yeni borcun amacını be-
lirtmek üzere, sözleşmeden önceki devreye ait tartışmalar, senet metni ve
senet dışı olaylar göz önünde tutulmalıdır. Özellik.le eski borcun konusu.
tarafları ve ekonomik çıkarı bakımından yeni borçla ilgisi incelenmelidir.
Tarafların temel borcu ortadan kaldırmak amacı olup olmadığı önemle
üzerinde durulacak noktadır. Eski senedin yırtılması, iadesi böyle bir
anlam taşıyabilir.
465
HMK'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden itibaren senetle ispat zorunluluğu ve
senede karşı tanıkla ispat yasağına ilişkin parasal sınır 2.500 TL iken, 24.11.2016
kabul tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 44. Maddesi ile 6100 sayılı HMK'na eklenen pa-
rasal sınırların artırılması başlıklı Ek Madde 1 uyarınca, 11.11.2016 gün ve 29885
sayılı Resmi Gazete'de ilan edilen Maliye Bakanlığı 474 no.lu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliği'nde tespit edilen %3,83 yeniden değerleme oranında artırılmıştır. Buna
göre, 2017 yılı için senetle ispat zorunluluğu ve senede karşı tanıkla ispat yasağına
ilişkin parasal sınır 2.500 x %3,83 = 95,75 + 2.500 = 2.595,75 Tl.'dir. Ancak, 6763
sayılı Kanun'la HMK'na eklenen Ek Madde 1 uyarınca her takvim yılı başından itiba-
ren yeniden değerleme oranı uygulanarak belirlenen bu parasal sınır on Türk lirasını
aşmayan kısımlarının dikkate alınmaması öngörülmüştür. Buna göre, maddedeki pa-
rasal sınır, 2017 yılı için 2.590 TL olarak belirlenmiştir.
146 Borcun ve Sôzletmenin Yenilenmesi (Novatio-YenNme)
§ 6. YENİLEMENİN HÜKÜMLERİ
A. Genel Olarak
Önceki borcun yerine yeni borcu geçiren, yenileme sözleşmesinin,
iki önemli hukuksal sonucu vardır. Bunlar, önceki borcun sona ermesi ve
yeni bir borcun doğmasıdır.
Yenilemeye, kanunda "borcun sona erme sebepleri" arasında yer ve-
rilmiştir. Bu yenileme sözleşmesinin aynı anda doğan ve birbirinden ayn
düşünülmeyen iki etkisinden birinin hareket noktası yapıldığını gösterir.
Kamın sistematiği bakımından bu bölümleme yerindedir. Eskisinin yeri-
ne geçecek yeni bir alacak kurulmasında en önemli tehlike, önceki alaca-
ğın ve ona bağlı olan yan hakların ortadan kalkmasıdır.
Bir borcun sona ermesi, borçluyu bu borç dolayısıyla sorumlu ol-
maktan kurtarır. Burada "borç" sözcüğü daha önce de belirttiğimiz gibi
dar anlamlıdır
466
• Örneğin, kira alacağının yenileme konusu yapılması,
mevcut kira ilişiğini sona erdirmez. Ancak, borç ilişkisi, söz konusu ala-
cak yüzünden süregeliyorsa, bunun sona ermesi, borç ilişkisini de sona
erdirir.
Yenileme hukuksa sebebine bağlı olarak önceki borcun sona ermesi,
taraflarca, iki yönden önem kazanır. Bu şekilde yeni borç bir yandan ön-
ceki borcu etkileyen noksanlardan kurtulurken, bir yanda da önceki borcu
çoğaltan veya kuvvetlendiren yan (feri) haklan, tersi kararlaştırılmadıkça,
kaybetmiş olur
467
.
Taraflar arasındaki çıkar dengesi, bu iki hukuksal sonucun ayrı ayrı
değerlendirilmesini gerektirir. Yenileme ile önceki borcun borçlusu, bu
borç sebebine dayanarak, edimi ödemekten kaçınma olanağını, alacaklı
da önceki borca ait üstünlükleri kaybetmek tehlikesi ile karşı karşıyadır.
466
Mevcut bir ilişkiye dayanarak bir senet verilmesinde ilişki içindeki tek bir borcun öngö-
rüldüğü için bk. inan, s. 87.
467
Borcun başkaca sona erme nedenlerinde kendiliğinden anlaşılan bu sonucun, yeni-
lemede daha önemli bir yanı vardır. Çünkü önceki borcun yeni borç içinde varlığını
sürdüremediğine işaret eder. Yenilemeyi borç değişikliğinden ayıran yasal unsur bu-
dur.
ikinci BOiüm: Türkiye Hukukunda Yenileme
Yenileme sözleşmesi, alacaklı ve borçlunun mevcut hukuksal dunımlan-
nı istekleri uyarınca yeniden düzenlemelerini sağlar.
Yan (feri) borçların sona ermesiyle ilgili TBK'nun 131. Maddesinin
(İBK Madde 114) metni aşağıdadır;
"Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdir� rehin. kefo-
/et, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar dasona emıq olur.
işlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözlqmeyle veya
ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum
ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza�ulu
istenebilir.
Taşınmaz rehinine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hü-
kümler saklıdır. ,,
Asıl borca bağlı yan haklar deyiminden ne anlaşılacağı pek açık de-
ğildir. Yan haklar alacağın dar anlamda unsurlan dışında kal� onun
gayesine hizmet ederek bu şekilde ona bağlılık gösteren hak.lardıtı'. Bu
bağlılık çok çeşitli olabilir.
Bunlardan faiz ve cezai şart alacağın genişlemesine yarar. Rehin
hakkı, hapis hakkı ve kefile karşı doğan yan haklar da alacağa genişleme
sağlar.
Yenilik doğuran haklar, ilgili adına hareket yetkisi (temsil) ve defiler
de modem öğretiye göre yan haklar içinde ele alınır•.
Yan haklar doğrudan doğruya alacaklı borçlar ve edimden ibaret borç
ilişkisindeki unsurlara bağlı olup alacağın hukuksal niteliğinden ayn kav-
ramlardır.c
70
.
Yan hakların doğumu ve varlığını sürdürmesi kadar sona ermesi de
asıl borca bağlı olduğundan yenileme sözleşmesi önceki borcu bütün
.c
68
Von Tuhr, § 2, s. 19 ve 20.
469
Von Tuhr, § 3, s. 20.
470
Bu anlamda alacağa ait imtiyaz (üstünlük) bir yan hak değildir.
-
Borcun ve Sôzletmenin Yenilenmesi (Novatio - Yenıternet
olarak ortadan kaldınr
471
• TBK'nun 131/II. Maddesi (İBK l 14/ll) uyarın-
ca işlemiş faizler, buna kıyasla işlemiş cezai şart borcu için de durum
böyledir. Ancak, taraflar bu haklarını saklı tutarak öncekinin yerine geçe-
cek yeni borç için de devamını öngörebilirler..n. Bununla da yetinmeye-
rek işlemiş faiz ve cezai şart borcunu yeni sözleşmede ana borç haline
getirerek hukuksal niteliğini değiştirebilirler,.
73
•
Yenileme ile önceki borca ait ayni veya şahsi garantilerin düşmesi
önemli noktadır. Rehin hakkı sahibi yenilenen borca rağmen rehni elinde
tutmuşsa, yeni borç için de bu garantinin devam ettiği kabul edilir. önce-
ki borç kişisel olarak güçlendirilmişse, yeni borçta bunun devamı ancak
kefilin rızası ile olur. Bu kefaletin geçerli bir şekilde yeniden yapılması
gerekir_.
7
,.. Yenileme sözleşmesi ile kefalet düşer...
75
•
Asıl borca ilişkin yan hakların sona erişinin bir önemi de, asıl borç-
tan doğan hareket yetkilerinin yeni borca geçmemesidir. Örneğin, önceki
borçta gerçekleşen temerrüt durumu, yeni borcu etkileyemeyeceği için,
buna dayanarak ileri sürülecek bozma hakkından söz edilemez.
Önceki borca ait defiler de yeni borca yöneltilemez. TBK'nun 161.
Maddesindeki, yıllanma defi TBK'nun 97. Maddesindeki ödemezlik defi,
471
Yenileme soyut bir borçla gerçekleştirilmişse önceki borçta tahsil edilen fazla faiz
miktarı artık yeni borçta geri istenemez. Ancak sebebe bağlı bir borçla yenileme ya-
pılmışsa istenebilir. Krş. Tekinay (B.H.) s. 33.
472
Bunu açık veya örtülü biçimde yapabilirler. Örneğin, önceki borç için verilen rehnln
iade edilmemesi örtülü olarak faizlerin düşmediğine de işaret eder. Bkz.
Oser/Schönenberger (Ayiter), m. 114, s. 826.
473
Poliçenin süresini uzatırken işlemiş faizleri katarak yeniden düzenlenmesinde durum
budur.
474
Uygulamadan alınan şu örnek ilgi çekicidir. Kefilli bir senet; aynı kefilin kefaleti ile
yenilemek isteyen alacaklı yeni senet yazıldığı sırada borçlu imza ettikten sonra, kefi-
lin de imzası istendiğinde, kefil eski senetteki imzasını kopardıktan sonra yeni senedi
imzalayacağını açıklamıştır. Senedi yırtacağını açıkladıktan sonra kefilin niyetinin kö-
tü olduğunu anlayan alacaklı senedi elinden almıştır. iki senedin de süresi geçince
alacaklı, asıl borçlu aciz halinde olduğundan borcu kefilden istemiştir. Bunun üzerine
a�ıl mahkeme ikinci senedin niteliğini uzatma kabul etmiş, temyiz mahkemesi ise ye-
mleme saymıştır. Bk. Hamdi, s. 4130 vd. Olayda iki senede birden dayanıldığından
şüphe yok ki uzatma vardır.
475
Ofti�ger de, federal mahkemenin bir kararını, (BGE 64, il, 284) eleştirerek, kefaletin
yenıden kurulmadıkça yenileme ile düşeceğini belirtmektedir. Oftinger, s. 180-182.
İkinci Bölüm: Türkiye Hukukunda Yenileme
TBK'mın 231. Maddesindeki ayıptan doğan semenin indiri.lmcsi veya
değiştirilmesi defi, aynca kanunda belli durumlar dışında TBK·nun S 5.
Maddesinde kefilin önce asıl borçluya karşı dava defi asıl borcun sona
ermesine bağlı olarak ortadan kalkmıştır. Bu sonuctm gerçekleşmesi için..
borçlunun bu haklarından bile bile vazgeçmesi şartı aranmaz..,.. kendili-
ğinden gerçekleşir.
TBK Madde 13 I/III bazı durumları saklı tutmuştur. llk olarak ta-
şınmaz rehni, alacağın sona ermesiyle değil, TMK'nın 858. Maddesi
uyarınca tescilin terkini ve taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona
erer. İkinci olarak kıymetli evrakta asıl alacağın sona ermesine rağmen
faiz ve temettü kuponlarının varlıklarını sürdüreceği kabul olunur. Bu
kuponlar asıl borcun yan (feri) haklarından olduğu halde, asıl alacağın
sona ermesi veya beraber bulunmaması durumunda tek başına bağım-
sız bir varlık kazanırlar. Bu nedenle önceki alacağa ait faiz alacağının
bu kuponların düzenlenmesiyle yenilendiği söylenebilir
477
• Oçüncil
olarak, konkordatoya ait özel hükümler saklı tutulmuştur. Bu da kon-
kordato alacaklının asıl borçluya karşı kaybolan haklarına rağme°' bu
borç için alınan rehinlerin verilen kefaletlerin devam etmesi ile ilgili-
dir.
Yeni borcun geniş anlamda hukuksal sebebinin yenileme (causa
novandi) olması, yeni ve bağımsız bir borcun varlığını ortaya koyar. Ar-
tık tarafların birbirlerine karşı sorumluluk.lan bu yeni hukuksal işlemden
ötürüdür
478
• Yeni borca yöneltilecek defilerde "borcun bağımsızlığı"
prensibi yürür. Temel borcun yıllanma süresi ne olursa olsun yeni borç
için ayrı bir yıllanma süresi işler. Yeni borcun belli bir hukuksal sebebi
yoksa bu süre soyut borç tanıması için TBK'mm l46. Maddesi uyarınca
1O yıldır. Süre yenilemenin gerçekleştiği tarihte başlar. Kambiyo senetle-
ri için özel süreler saklıdır.
476
ita uğruna verilen soyut borç tanımasında durum başka türlüdür. Krş. Sungurbey, s.
104.
477
BGB § 805'te bunlar, "yenileme kuponunolarak isimlendirilmiştir.
478
Yeni borcun geçersizliği durumunda, yenileme işleminin varlığı söz konusu olamaya-
cağından temel borç sorumluluk kaynağı olmakta devam eder.
160 Borcun ve Sozıe,menln Yenllenmeıi (Novatio - v..._,_,
B. Cari Hesapta Yenileme
Borcun yenilenmesinin en önemli uygulama alanlarından biri, hiç
kuşkusuz cari hesap ilişiği bakımındandır. ETBK'nda yenilemenin dü-
zenlendiği 114. Maddeden hemen sonra 115. Maddede yer alması bunu
gösterir. Yeni düzenlemede de madde numaralan değiştirilerek yine bir-
biri ardı sıra TBK'nun 133. Maddesinden sonra 134. Maddesi ile yenile-
menin bu önemli uygulama alanı yerini korumuştur.
Alış veriş geleneklerinin oluşturduğu bir kurum olan cari hesap iliş-
kisinde ayrılmaz bir hukuksal sonuç olarak kabul edilegelen yenileme,
cari hesabın doğumuna kadar uzanan tarihsel eski görüşe dayanır'
479
•
Klasik eski öğretiye göre, cari hesaba geçen her alacak yenilenmiş
sayılır. Bu görüşü savunan yazarlardan bir bölümü tam bir yenileme-
den
480
diğerleri ise bir yenileme benzerinden (quasi novatio) söz açar-
lar
481
. Görüşlerin ortak noktası cari hesap sözleşmesinin yenileme amacı-
nı da kapsadığı düşüncesidir.
Günümüzde 6762 sayılı eski ve 6106 sayılı yeni TTK ilgili kuralları
uyarınca cari hesap tanımlaması çerçevesindeki değerlendirmeler yeni bir
başlangıç noktasıdır.
TIK 89 Maddesinde de cari hesap sözleşmesini şöyle tanımlamaktadır:
"(]) İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan ala-
caklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip
bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilme-
sinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari
hesap sözleşmesidir.
479
Bkz. Baki Toksal, Hukuki Cephesi ile Hesabı Cari, Sermet Matbaası, lstanbul, 1956,
s. 58.
480
Joseph Hamel, Banques et Operations De Banque, Paris, 1933, Cilt 1, n. 339, s. 527
ve 528.
481
Thaller, Lyon-Caen, Escarra, Bonneacarere ve Laborde - Lacoste. Bu yazarlar, Halid
Kemal Elbir'in Cari Hesapta Tecdit Meselesi ve Bu Hususta Türk Hukukunun Kabul
Ettiği Hal Tarzı adlı makalesinden alınmıştır. Halid Kemal Elbir, Cari Hesapta Tecdit
Meselesi ve Bu Hususta Türk Hukukunun Kabul Ettiği Hal Tarzı, IHFM, Cilt XIV, Sayı
1-2, 1948, s. 301 vd. Ayrı Bası, s. 5, n. 12.
ikinci Bölüm: Türkiye Hukukunda Yenileme rsı
(2) bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz. "
Cari hesabın hukuksal niteliği konusunda değişik görüşler vardır.
Toksal, "Hukuki Cephesi ile Hesabı Cari" adlı tezinde; cari hesap söz-
leşmesi ile cari hesap ilişiğini birbirinden ayınr
482
• Cari hesap sözleşme-
si yapıldıktan ve cari hesap ilişkisi bir kere kurulduktan sonra bükOmlc-
ri ve işleyişi ile bağımsız bir "hukuksal kategori" yara�. Ona göre.
"Tarafların iradesi ile kurulan bu hususi icra sistemi bir akit ve borç
bağı olmayıp, kelimenin teknik hukuksal anlamı ile bir müessesedir.
Tüzel kişiliği olmayan bu müessesenin gayede birlik ve süreklilik öğc-
leri vardır."
Toksal, yenileme konusuna farklı bakmaktadır: Hesabı cari sözleş-
mesinin özü, karşılıklı olarak alacak ve borçların istenmesinin bir süre
uzatılmasıdır
484
. Bu ihtiyaç bir yenileme değil, uzatma sözleşmesi özelli-
ğine denk düşer. Kanunun açık ifadesinden çıkan bu sonuç hesaba kayıtla
yenilenme görüşünü kovmaya yeter.
Vivante ve Toksal'ın görüşüne göre
485
cari hesap kaydına geçen ala-
cağın, teknik gereklerine aykırılığı nedeniyle yenileme sözleşmesi redde-
dilir. Çünkü cari hesap ilişiğine kaydedilen alacak kayıt anında doğdu-
ğundan yenilemeye konu olamaz. Vivante, cari hesap döneminden önceki
döneme ait olan alacaklarda yenilemeyi kabul eder. Toksal, bu durumda
dahi, alacağın hesaba kayıt anında doğduğunu ve yenileme konusu yapı-
lamayacağını söyler
486
• Kanımızca burada önce doğmuş bir alacaktan söz
açılsa bile, yenileme amacının yokluğu dışında
487
yenilemenin ikinci tek-
nik şartı olmadığından da yenileme mümkün olmaz. Çünkü cari hesaba
482
Toksal, s. 11.
483
Toksal, s. 10-17
484
Yaşar Karayalçın, Ticaret Hukuku, Giriş, Ticari işletme, 3. Bası, Ankara, 1968, s. 573.
Arslanlı da "cari hesap geçici bir zaman için ifaya tecil eden bir müessesedir" der.
Arslanlı, Halil, Kara Ticareti Hukuku Dersleri, Umumi Hükümler, Bası 3, lstanbul,
1960, s. 240.
485
Vivante için bkz. Elbir, s. 7, Toksal, s. 60.
486
Vivante ve Toksal'ın bu görüşleri için bk. Toksal, s. 60-61.
487
Ersin Çamoğlu, Cari Hesapta Tecdit, IHFM. 1962, Cilt XXVIII, Sayı 1, Ayrı Bası,
s. 13.
152 Borcun ve Sozıe,menin Yenilenmesi (Novatio - Yenıiemet
kayıtla yeni bir borç doğmamakta, eski borcun ifa tarzı değiştirilmekte-
dı
.
r
488
.
TBK Madde 134 aşağıdadır:
"Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, bor-
cun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez.
Ancak hesabın kesilmiş ve hesap sonucu diğer tarafça kabul edilmiş
olması durumunda, borç yenilenmiş olur.
Kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça, he-
sap kesilip sonucun kabul edilmiş olması, güvenceyi sona erdirmez."
Bu maddenin ilk fıkrası, İBK'nın 117/I. Maddesinden alınmıştır. Bir
başka bakımdan da, bu madde olmasa bile ayni hukuksal sonuca varılabi-
leceği açıktır
489
• Çünkü yenileme konusunda ana ilkeyi koyan TBK Mad-
de 133/I, yenileme için taraflar arasında yenileme konusunda varılacak
ayn bir anlaşmayı şart koşmaktadır. Tarafların arasında yapılan bir cari
hesap sözleşmesi, yenileme anlaşmasını kendiliğinden içermez. Böylece
TBK'nun 133/I. Maddesinin ilk bölümünde yenilemenin teknik ve iradi
unsurları bakımından, alacak kalemlerinin cari hesaba geçirilmesinin
yenileme olmadığı açıklanır. Modem öğreti de, cari hesaba alacak kaydı-
nın geçirilmesinin yenileme olmadığı görüşündedir
490
•
Toksal'ın tezinden sonra cari hesap konusunda ikinci bir başka dok-
tora tezi Durgut tarafından yazılmıştır Durgut'a göre "cari hesabın bö-
lünmezliği gereği, tarafların cari hesap kalemleri üzerinde tasarruf yetki-
sine sahip olmadığını, cari hesap sözleşmesi sonunda ortaya çıkacak ba-
kiye borcun ödenmesini kabul ettikleri bir anlaşmadır
491
". Emredici ol-
488
1926 tarihli 865 sayılı önceki TTK madde 782/2'de 'cari hesap sözleşmesinin önceki
devrede mevcut alacağın, tarafların rızası ile cari hesaba geçirilmesini yenileme
saymıştı. 1957 tarihli 6267 sayılı TTK, BK madde 115/1'e zıt olan bu hükmü kaldır-
mış, yenileme bakımından BK madde 115/1 ile 6267 s. TTK madde 88/2 birbirine uy-
durulmuştur. Yeni 2011 tarihli ve 6102 sayılı TTK madde 89 ile TBK madde 134'te de
aynı uyum sürmektedir.
489
Bkz. Toksal, s. 64.
490
Esmein, Planiol, Calin - Capitant, Martin, Guhl, Göktürk, bkz. Elbir, s. 6.
491
Bkz. Ramazan Durgut, Cari Hesap Sözleşmesi, Vedat Kitapçılık, lstanbul, 2012, s. 3.
lldncl Bölüm: Türkiye Hukukunda Yenileme D
mamakla birlikte TBK'nun 134/1. Maddesi uyarınca cari hesaba kayıt ile
borç yenilenmiş olm.az4�. Cari hesap sözleşmesinde takas .mlaşması so-
nunda bakiye ortaya çıkar ve taraflarca tanınıt'3.
TBK'nun I34/II. Maddesine baktığımızda, "cari hesapta bir yenile-
meden" söz edildiğini görmekteyiz. Artık cari hesap ilişkisi içindcytz.
Cari hesap sözleşmesi, bir hesap süresi belirlenerek yapılabilir. SOresız
de olabilir. Süre anlaşması yoksa her takvim yılı bir "hesap devresi" ile
sürdürülür. Cari hesap ilişkisi böylece taraflarca ve kanunla düzenlenmiş
belli devrelerde, hesaplaşma sonucu doğan hesap kalıntısını tanıma iş-
lemlerini gerekli kılar. Durumuna göre cari hesap ilişkisi içinde birkaç
hesap devresi bulunabilir.
Her hesap devresi sonunda alacaklı ve borçlu hesap arasındaki fark
olan kalıntının saptanması hesabın kapatılmasıdır. Buna hesaplaşma de-
nir
494
• Hesaplaşmanın hukuksal niteliği bir tespit (saptama) işlemi�.
Cari hesaba kaydedilen karşılıklı alacaklar takas sonucu en düşük tutara
indirgenerek sona erer
496
• Saptama işlemi ile de, o hesap devresinde takas
edilemeyen son hesap kaleminin içeriği belirtilir
497
• Bu taraflar arasında
"yeni bir borçtur". Bu borcun çoğunlukla hesabı tutan kişinin tek taraflı
işlemi sonucunda olması ayrıca "tanınmasını" gerektirir. İşte hesaplaşma
devreleri sonunda hesap kalıntısının taraflarca ortaklaşa çıkanlmasına
veya hesabı tutan tarafından diğer tarafa bildirilerek, onun açlk biçimde
açıklamada bulunmasına "tanıma işlemi" denir
498
.
492
Durgut, s. 118.
493
Durgut, s. 129.
494
Bu terimi ilk kez özel bir anlamda Toksal kullanmıştır, s. 107. Toksal'a göre hesap-
laşma olayı takas ve yenilemeden ibaret karma bir nitelik gösterir, s. 109.
495
Çamoğlu, s. 15.
496
Von Tuhr, s. 708.
497
Von Tuhr, s. 708. Hesap devresi sonunda borçluyu gösteren bu kaleme·hesap kalın-
tısı" (soldo) denir. Toksal, s. 109'da Von Tuhr'un sayfa 708'deki bir cümlesinden, ba-
kiyenin kabul işleminden sonra doğduğunu çıkarmışsa da bu cümlede kanımca, ba-
kiyenin bir takas artığı değil, bir hesap artığı olduğu ifade edilmek istenmiştir. Nitekim
sonraki cümlelerde "bakiyenin kabulünden" söz edilmekle bu durum açığa kavuşmak-
tadır.
498
Çamoğlu, s. 14.
Borcun ve Sôzleımenin Yenılen:mn.ı (Novabo-Y�
Tanıma sözleşmesinin hukuksal niteliği iki taraflı bir borç tanınması-
dtr
499
• Bu işlemle hesap kalıntısı borçlusu borcunu, alacaklısı ise mevcut
alacaktan başka cari hesap uyarınca bir alacağı bulunmadığım tanımakta-
dır°°. Tanımanın konusu hesap kalıntısı olmaktadır. Cari hesap ilişkisin-
de özel metotlarla çık.anlan bu kalıntının gerçeğe uygunluğu, taraflar
arasında bir kez daha tartışılmış olmakla birlikte sorun çıkartabilir. Önce-
likle "adi hesaptaki yanlışlar" her zaman düzeltilebilir. Bunun dışında
belli itiraz ve defılerin, iptal edilebilirliğin ne ölçüde geçerli olabileceği
de önemli bir meseledir.
Önce hesaplaşma ve tanıma işlemlerinin yenileme etkisini inceleye-
lim. Toksal, hesaplaşma anında yenilemeyi kabul eder
501
• Hesaplaşmaya
"muhasebe tatbikatından" öteye hukuksal bir anlam yükler. Cari hesap
ilişkisinin "bölünmezlik" hukuksal sonucundan hareket ederek "hesap
kalıntısını" elde etmek amacına yönelmiş olduğunu kabul eder. Bunun
için de cari hesap sözleşmesinin yeterli bir sözleşme olduğunu, aynca
tarafların yeniden anlaşma gereğinin aranmasının cari hesabın hukuksal
bir müessese olduğu görüşüne aykırı düşeceğini söyler. Toksal, cari he-
sap ilişiğinin bir borç bağı olmayıp, bir müessese olduğunu ve kurucu
iradenin kendiliğinden ortaya çıkan iradi sonuçlan olan bir öze dayandı-
ğını söylemektedir. Hesaplaşmaya takas ve yenilemeden meydana gelen
karma bir nitelik kazandırır. Ayrıca yenileme iradesini ve tekniğini red-
deder
502
•
Yenileme konusunda bu görüşe katılamayız. Bu görüş, TBK'mın
134/11. Maddesinde açıklanan yenileme kuralına ters düşer. TBK 134/1,
yalnızca cari hesaba kayıt işleminin yenileme sayılamayacağını açıkça
belirtmiştir. Hesaplaşma sonucunda düşülen kayıt da bu niteliktedir. Ta-
rafların kabulüne yönelik "yeni bir borç" kaydından ibarettir. Bu son bor-
cun tanınması artık TBK'nun 18. Maddesine göre cari hesap ilişkisi için-
499
Toksal, s. 116.
500
Toksal, s. 11.
501
Toksal, s. 107 vd.
502
Toksal, s. 64'te TBK madde 151/1 (134)'te tarafların yenileme niyetlerini imkansızlı-
ğına ve teknik gereklerin olmamasına bağlayarak reddeder.
ikinci BOiüm: Türkiye Hukukunda Yenileme
de tek tek kalemlerin yerine geçen yenileme sebebi ile yapılan ve açıkla-
yıcı nitelikte bağımsız bir borçtur. Cari hesap sözleşmesinin gelcnekxl
amacı gerçekleşmiş, uz.atılan ifa süresi sonunda "gerçek borç tutan- be-
lirlenmiştir. TTK'da yapılan cari hesap tanımına göre. taraflar aralarında
yazılı biçimde edimin ifasını geciktiren bir sözleşme çeşidi Ozeri:ndc an-
laşmaktadırlar. Bu sözleşmenin amacı ileride belirlenecek edim Ozcrin-
den, ayrıca bir yenileme sözleşmesiyle ifaya kesinlik kazandırmaktır.
Öğretide baskın görüş, yenilemenin son hesap kalıntısının karşı ta-
rafça tanındığı anda gerçekleşeceğidir5°
3
• Eski borcu sona erdiren ve yeni
bir borç yaratan karşılıklı tanıma son borç kaleminin yenilenmesi ile olur.
Ancak, son hesap kalıntısı bakiyenin yenilenmesi durumunda, cari hesa-
bın çeşitli kalemleri için verilen teminatların da sona ennesi beklenir.
Bu noktada TBK'nun 134/IIl. Maddesine baktığımız� ana kural
yenilemenin hükümleri dışında farklı bir hüküm içerdiğidir; bakiyenin
yenilenmesine karşın önceki hesap kalemlerinde mevcut olan güvencele-
rin, aksi kararlaştırılmadıkça ortadan kalkmamasıdır. Cari hesap konu-
sunda özellikle üzerinde durulması gereken bu durumun farklı sonuçlan
vardır.
Konunun yanıtını yine tarihsel gelişim içinde buluruz.
Eugenbucher
504
, "eski İBK'nın 1904 tarihli Huber Tasarısında yenileme-
nin zamanı konusunda henüz açık bir madde olmadığını ve yenilemenin
ne zaman gerçekleştiği konusunda tartışmalar yapıldığına değinirn. Cari
hesaba geçirme ve çıkarma işlemleri ile bakiyenin kabulüne indirgeme
durumunun bir tür "yenileme fobisi" (horror novationis) yarattığını, bu
nedenle de İBK'nın 117/3. Maddesine böyle bir hüküm koyularak, temi-
natların yeni alacağa aktarıldığını ve İBK'nun 117/3. Maddesinin asıl
amacının yenilemenin olumsuz etkilerini gidermek" olduğunu açıklar.
503
Von Tuhr, § 76, s. 708, Saymen/Elbir (Borçlar Hukuku), s. 681, Arslanlı (Ticari Senet-
ler), s. 247. Karayalçın (Ticari Senetler), s. 585. Çamoğlu, s. 15. Alman hukukunda
da bu görüş geçerlidir.
504
Eugen Bucher, Yanlış Bir Bakiyenin Kabul Edilmesi: ihtilaf Sebebsiz Zenginleşme
Hukukuna Göre Mi Yoksa Sözleşme Hukukuna Göre Mi Çözülür? (Çev. Vedat Buz),
Prof. Dr. Reha Poroy'a Armağan, lstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, lstanbul,
1995, s. 66-89, s. 87 (Çevrimiçi) www.eugenbucher.ch/pdf_fıles/60t.pdf
156 Borcun ve SOzle9menin Yenilenmesi (Novatao-Y.,..,◄
Bu konu
505
"gerçek bakiye ile kararlaştırılan bakiye arasında" bir
farklılık, eksiklik olduğunda önem kaz.anır. Sorunun kaynağın� çıkarına
yanlışlık yapılan tarafın haksız biçimde zenginleşmesi mi vardır? Yoksa
sözleşme hukuksal zemininde bakiye anlaşması için irade sakatlığı nede-
niyle iptal ya da salt sözleşme esaslarına göre "olması gereken durumun
yeniden tesisine ilişkin" bir yükümlülük mü söz konusudur?'
Eugenbucher'in açıklamalarına göre
506
bakiyenin yenileme olarak
kabulü durumunda iki ana çözüm yolundan harekete geçilebilir:
a) Sebebe bağlı yenileme, buna göre yeni alacak yerine geçtiği eski
alacağın varlığına bağlıdır.
b) Soyut yenileme, yeni alacak yerine geçtiği eski alacaktan bağımsızdır.
Peki, cari hesapta bakiyenin yenilenmesi hangisidir?
Konu 23 Aralık 1994 tarihli Federal Mahkeme Kararında tartışılmış-
tır
507
. Sonuçta cari hesap ilişkisini yürüten bankanın hatası ile hesaba
zimmet olarak kaydedilmeyen alacak kaleminden dolayı açılacak dava-
nın, sebepsiz zenginleşmeye dayanacağı kabul edilmiştir. Federal Mah-
keme Alman hukukunun etkisi altında kalarak, sözleşmenin hata sebebi
ile iptali düşüncesini saik hatasına dayanarak reddetmiştir. Yenileme ile
soyut bir borç yaratıldığından, tekrar başa dönülmesinin anlaşmaya aykırı
bir "protestatio facto contraria" (kendi davranışı ile ilgili çelişkili, itiraz)
oluşturulacağı ileri sürülmüştür.
Eugenbucher, cari hesapta bakiyenin tanınması aşamalarını ayrıntıla-
rı ile inceleyerek, hesap yanlışlığı yüzünden zarar gören tarafın sözleş-
mede irade sakatlığını ileri sürerek hakkını araması gerektiğini savun-
maktadır
508
. Açıklamaları, yenileme kavramının Roma hukukundan gü-
nümüze kadar gelen gelişimine ışık tutmaktadır. Konuyu Eugen
Bucher'in anlatımı ile sürdürelim:
505
Bucher, s. 66-67.
506
Bucher, s. 70.
507
Bkz. 23.12.1993 tarihli Creddit Lynonnais Kararı için Bucher, s. 71.
508
Bkz. Bucher, s. 66-89.
--
ikinci Bölüm: Türkiye Hukukunda Yenileme
"Bakiye anlaşması teorisi ile bağlantılı olarak "novaıion •• (vtJio
yenileme) kavramı önemli bir rol oynar. Bu kavram daha önce Roma
kaynaklarında kullanılmıştır ve tarafların mevcut bir alacak ılqki.Ji
yerine, yeni meydana getirilen başka bir ilişkinin geçmesi hıısusunda
an/aşmalarını ifade eder. Burada eski alacağın ifa ile ortadan lcalkııtı
düşüncesi mevcuttur ki, ifa yeni meydana getirilen ikinci a/acatın ta-
nınmasıdır. Bakiye an/aşmasında yenileme niteliği görmek. sadece bu
anlaşmanın kurucu borç ikrari olarak nitelendirilmesi halinde söz ko-
nusu olup, onun sadece bildirici, ispat hukukuna ilişkin bir işlem olarak
görülmesi halinde mümkün değildir. Bakiye anlaşması yenileme olarak
anlaşılmak istendiği takdirde, iki ana çözüm yolu söz konusu olabilir:
Birincisi "sebebe bağlı" yenilemedir ki, buna göre yeni meydana geıirı-
/en alacak yerine geçtiği eski alacağın mevcudiyetine bağımlıdır. ikinci
olarak "soyut" yenileme: Buna göre yeni alacak, yerine geçtiği eski
alacağın yazgısından bağımsız olarak mevcuttur. Aşağıda görüleceği
gibi, kabul edilmiş yanlış bir bakiyenin ne şekilde düzeltileceği, özellik-
le bakiye anlaşmasının soyut bir yenileme (yani borç ikrari) olarak ni-
telendirilip nitelendirilmediğine bağlıdır. Sonuç olarak burada belirt-
mek gerekir ki, yenileme kavramı kesin hatlara sahip olmayıp. Roma
hukukunun gelişimi içinde ve ayrıca yeni çağda da değişimlere ıığra-
mıştır
509
• Bazen borcun teyidi, bazen yeni bir borcun meydana getiril-
mesi olarak gerçek anlamda ''yenileme" ön plandadır; bundan başka
bazen yenileme lehine bazen aleyhine bir karine mevcuttur. Tarafların
yenileme olarak nitelendirilen anlaşmasının ne dereceye kadar geçmişe
dönülmesine engel olacağı, yani eski alacaktan doğan itirazların, ileri
sürülmeleri mümkün ise, hangi ölçüde caiz olduğu sonısu ve bundan
sonra, en azından ilk alacağın mevcudiyetinin ikinci alacağın mevcudi-
yetinin şartı olup olmadığı sorusu ön plandadır. Kanun koyucu açık bir
tavır takınmadığı için, bu satırların yazarına göre, somut sorunların,
çok defa üstü kapalı bir biçimde ileri sürüldüğü gibi, teorik anlayışlar
vasıtasıyla değil, tarafların iradesine dayanarak bir çözüme kavuştu-
rulması gerekir"
509
Max Kaser, Römischen Privatrecht Recht, 16 Auflage 1992 & 54/1 için, bkz. Bucher,
s. 70, dn. 4.
168 Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Novstio - Yenileme)
Ona göre; son bakiyeyi hesaplayıp, karşı tarafa bildirme icap gibi tek
taraflı yapılan bir işlemdir. Sonuca karşı tarafın kabulü ile ulaşılacaktır.
Ortaya çıkan sözleşmenin hukuksal niteliği çok tartışılmıştır. Davaya
konu olacak soyut bir borç ikrarı gibi kabul edilebileceği gibi, bir alaca-
ğın varlığına karine teşkil edip, kendisi dava sebebi olmayan ve aksi ka-
nıtlanabilen vakıaların ortak bir kabulü anlamında da olabilir. Somut
olayda tarafların iradesine hangisinin uygun olduğuna bakılacaktır:
Birinci durumun kaynağı Roma hukukudur (Dig.46. 2.) ve eski bor-
cun yerine yenisi geçen, kurucu bir borç (stipulatio) ile yenileme var-
dır
510
. Bu görüş günümüzde de sürmektedir. Yeni borç eskisinden bağım-
sızdır. Türkiye hukukunda da bakiye anlaşmasının bağımsız, soyut yeni
bir borç yarattığı savunulmaktadır
511
.
İkinci durumda, Eugenbucher, genelde kanundaki düzenlemeye
baktığımızda, "soyut" kavramının açıklamaya muhtaç olduğunu ileri
sürer. Yenilemenin gelişim çizgisini takip ettiğimizde ve cari hesapta,
bakiyenin yenilenmesinde bu açıklığı tespit etmenin güç olduğunu ek-
ler.
Böylece bakiye anlaşmasında soyut bir borç ikrarı ile taraflar, tek tek
kalemlere geri dönme olasılığını kapattıklarından, tarafların iradeleriyle
gerçekleştirdikleri bu durumdan sorumlu olduklarını açıklar. Oysa gü-
nümüzde, yazılı ve açık beyan olmadan, soyut bir borç yükümlülüğü ka-
bul edilemez. Roma hukukunda resmiyet "şekil" işlemleri ile yeni işleme
soyutluk kazandırıyordu
512
•
Günümüzde yazılı şekil bu nedenle önemlidir. Yeni durumda bakiye
anlaşmalardaki soyutluktan, yalnızca "tarafların iradesinin" önemli oldu-
ğunu çıkarabiliriz. Yeni borcun varlığının eski borcun varlığına dayandı-
510
Bakiye anlaşmanın bağımsız bir borç sebebi olduğu görüşünün kurucusu Grünhut
kabul edilir, bkz. Bucher, s. 69, dn. 3.
511
Arslanlı, genel olarak, yenilemeyi meydana getiren işlemi soyut sebep bağlı olarak
ikiye ayırmakta, hesabı cari ilişiğinde takasa uğrayan alacak ve borçlardan artan kı-
sım tek bir alacak ve borç yenilenmiş bir talep konusu olur diyerek, soyut bir borç
doğduğunu kabul eder Bkz, Arslanlı (Ticari Senetler) s. 247. Sungurbey de hesabı
cari yoluyla borcun kabulü alacağın soyut niteliğini değiştirmez demektedir, s. 67.
512
Grünhut, bkz. Bucher, s. 86, dn. 19.
ikinci Bölüm: Türkiye Hukukunda Yenileme ,ıse
olması daha elverişlidir. Yeni alacak, eski alacağa bağlı olduğundan se-
bebe bağlı bir yenileme söz konusudur
13
•
Bu açıklamalardan, yenilemenin çok anlamlı bir yapıya doğru geliş-
tiği söylenebilir. TBK'nun 134/III. Maddesi, bu yüz.d� yenileme etkisi-
nin sınırlanmasına karşı günümüz hukukunda önemli bir düunJcmcdir.
Cari hesapta yenileme sözleşmesine bir aynk kural getirdiğinden değil
yenilemenin eski düşünüş modelini değiştirebileceğimize yasal bir olanak
tanıdığından böyle olduğunu söyleyebiliriz.
Sonuç olarak yenileme kavramı, kesin kodlara sahip olmayıp, Roma
hukuku gelişimi içinde, aynca yeniçağda da gelişimini sürdüren Ö7.elliktcd.ir.
Bu anlamda bazen bir borcun onanması, bazen yeni bir boram meydana
getirilmesi anlamındadır. Tarafların iradesi son kertede çözümleyicidir.
Cari hesap açısından yenileme mekanizmasına baktığımızda yarar ve
sakıncalarını şöyle özetleyebiliriz: Son hesap kalıntısı gerçek bakiye ile
uyuşuyorsa, yenilemenin soyut bir borçla tarafları bağlaması bir işlem
kolaylığıdır. TBK'nun 134/II. Maddesiyle gerçekleştirme yolunu açık
tutmaktadır. Uygulama da bu yoldadır. Taraflar son hesap kalınnsına
"hata ve nisyan mahfuzdur" (salvo errore et omissione) kaydını koymak-
la basit hesap yanlışlarına engel olmaktadır
514
. Çoğu kez bu kayıt konul-
madan da hesap kalıntısının değişmesine yol açan toplama ve çıkarma
işlemleri ile doğru hesap bulunmaktadır
515
•
Cari hesap ilişkisinde, tarafların iradesinin doğrudan rol oynamadığı
durumlarda, yenilemeye karşı özenli davranılmakta, yenileme olumsuz
karşılanmaktadır:
TBK 133/11 ve 134/11 Maddeleri uyarınca soyut borç senedinin ve-
rilmesi, tersi kararlaştırılmadıkça yenileme sayılmamaktadır. Ana kural
cari hesapta da uygulanmaktadır. Ayrıca ITK'nın 91. Maddesine göre,
513
Bucher, bakiyenin kabulünde soyut yenileme etkisini reddeden iki ayrı esere daha yer
vermektedir. Birincisi, Otto Schlapfer, Der Kontokorrentvertrag, Diss, Zürich 1943 -
ikincisi Bernhard Stahelin, Ole Novation, Diss, Basel, 1948. Bu tezler için bkz.
Bucher,s. 87,dn.23.
514
Karayalçın (Ticari işletme), s. 588.
515
Karayalçın (Ticari işletme), s. 589.
-
160 Borcun ve SOzle9menin Yenilenmni (Hovatio - Yenıl•neı
"cari hesaba yazılan ancak bedeli alınamayan ticari senet sahibine ger,
verilerek, cari hesaptan silinmişse, bakiyede yanlışlık varsa, yenileme
gerçekleşmez
518
".
Cari hesap süresinin belirlenmesi ile de yenilemeye bir sınır koyula-
bilir. Cari hesap sözleşmesi ile cari hesap ilişiği arasında bir denge ku-
rulmuş olur. Burada yenileme sözleşmesi yapılmasını "son hesap kalıntı-
sı'' dolaysıyla kabul etmek uygundur5
17
• Cari hesabın devamı sırasında bir
talep hakkı söz konusu olamayacağına göre, ifa süresini uzatan bir söz-
leşme çerçevesinde, cari hesap ilişiğinin özellikleri uygulama alanı bul-
mazs,s.
Bakiyenin belirlenmesiyle ilgili TTK'nın 94. Maddesi aşağıdadır:
"(]) Sözleşme veya ticari teamül uyarınca, belirli hesap devreleri
sonunda devre hesabı kapatılır ve alacak ve borç kalemleri arsındaki
fark belirlenir.
(2) Hesap devresi hakkında sözleşme ve ticari teamül yoksa, her tak-
vim yılının son günü taraflarca hesabın kapatılmasının son günü kabul
edilmiş sayılır. Saptanan artan tutarı gösteren cetveli alan taraf, aldığı
tarihten itibaren bir ay içinde, noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla,
telgrafla veya güvenli elektronik bir imza içeren bir yazı ile itirazda bu-
lunmamışsa, bakiyeyi kabul etmiş sayılır."
Yenileme açısından hesabın kesilmesi (sona ermesi) ile yenilemenin
kabulü, her hesap devresi sonunda ortaya çıkacak çekişmeleri de ortadan
kaldırmış olur.
Cari hesapta soyut yenilemeyi duraksatan önemli bir neden de önce-
den ele aldığımız TBK'nun 134/III. Maddesindeki düzenlemedir. Hesap
kalıntısı bakiyenin yenilenmesine karşın, önceki borç ve alacak kalemle-
516
Çamoğlu, s. 23.
517
Toksal da ancak son hesap kalıntısı ile efektif ifanın mümkün olduğunu söylemekte-
dir, s. 68.
518
TBK 134/2 hesabın kapanmasından değil, hesabın kesilmesinden söz ederken, TTK
madde 94 hesabın kapatılması sözcüğünü kullanmıştır.
ikinci Bölüm: Türkiye Hukukunda Yenileme 111
rine ilişkin güvencelerin süreceğinin kabul edilmesidir. Bu yenilemenin
yan borçlan sona erdireceğine ilişkin ana kuralına aykındır
18
•
Bu maddeyi ana kuralla bağdaştırmanın yolu, tarafların önceki borç
için verilen garantilerin, hesabın kesilmesinden sonraki "hesap kalıntısı'"'
için de saklı tutulmuş ve istenmiş olmalarıdır. Bu konunun kapsamı tar-
tışmalıdır:
Toksal
520
, hesaptaki alacağın sözleşme süresince istenemeyeceğine ve
ancak cari hesap yolu ile söndürüleceğine göre tarafların, hesap kalemleri
için verdikleri garantileri, aslında son hesap kalıntısı için de verdiklerini
savunur.
Von Tuhr
521
, taraf iradelerinin bu yolda olmasının söylenmesinin güç
olduğuna işaret ederek, cari hesaptaki bu kuralın garanti ve garantilerin
hesaptaki alacak miktarı oranında son hesap kalıntısına ait olacağını söy-
ler.
İki görüş tek tek kalemler için verilen güvencelerin bakiyeye etkisini
onaylamakta, ancak aralarında garantinin miktarı dolaysıyla farklılık
doğmaktadır. Bir başka bakımdan ileride doğacak borç için önceden kişi-
sel bir garanti verilmesi, TBK'nun 582. Maddesi uyarınca mümkünse de,
güvence verilen rehnin üçüncü kişiye ait olması ya da güvencenin bir
kefil olması durumunda, bu kişilerin işlemlerin sıhhatine ait itirazları
önem kazanır
522
.
Kanımızca bu karmaşalardan uzaklaşmak ve TBK'nun 134/111. Mad-
desinin yenileme sözleşmesine farklı bir yol çizdiğini kabul etmek gere-
kir. Madde, tarafların iradesinin bakiyenin kabulünde güvencelerini kay-
betmemek olduğunu var saymaktır. Eğer hesaptaki kalemlerden biri için
garanti verilmişse, bu garanti zorunlu olarak bağlandığı tek kalem borç
tutarında ve cari hesap ilişiği içinde yer aldığı için, hesap kesilip bakiye-
519
Toksal, s. 66, Çamoğlu, s. 16, Von Tuhr, s. 709. BGB 356 da bu yoldadır.
520
Toksal, s. 67 ve 68.
521
Von Tuhr, § 76, s. 709 ve dn. 42.
522
Von Tuhr, § 76, s. 709 ve dn. 44.
Borcun ve Sôz191menin Yenilenmesi (Novno- v.,.,._
nin tanınması sonucunda doğan borcu da garantilemiş sayılır. Gclcnd-
lerden doğan cari hesap ilişkisine bu çözüm uygundur.
Tanımanın kabulü ile yapılan yenileme sözleşmesi, önceki tek tek
borçları sona erdirmesine karşın, TBK Madde l 34ffil uyarınca garantileri
düşürmez. Bu tür yenileme tarafların çıkarına daha uygundur. Aynca
tarafların iradeleri ile yeni yenileme çeşitlerinin yaratılmasına da yol
açar.
Bu açıklamalardan sonra gelinen son noktada, cari hesap ilişkisinde
yenilemeye gerek olup olmadığı da sorulabilir. Belki tarafların iradesiyle
kurulan ve karşılıklı alacak ve borçları söndürme sisteminde yenilemenin
gerekli bir unsur olmadığıdır. Ancak cari hesap ilişkisinin kurulmasında
görülen en büyük fayda, alacakların ifasını kolaylaştırmak olduğundan,
yenileme, bu amacı gerçekleştirmeye yönelen hukuksal bir olanak olmayı
sürdürecektir. Tanıma işlemi sonunda soyut bir alacak doğarsa, alacaklı-
nın hakkı daha çok kuvvetlenmiş olacaktır. Yenileme ile sebebe bağlı bir
borç doğarsa, tarafların yanlış uygulamalarda geriye dönme şansı kolay-
lık kazanacaktır. Tarafların nasıl bir yenileme sözleşmesi yapacakları
kendi iradelerine bırakılacaktır. Önemli olan Eugenbucher'in ileri sürdü-
ğü gibi, temel esas bakiye anlaşmasında, irade sakatlığı nedeniyle iptal
olanağını da sözleşme zemininde saklı tutmaktır. Ticari görüşlerin ger-
çekçi yorumu bunu gerektirmektedir.
Üçüncü Bölüm
§ 7. SÜREKLİ BORÇ İLİŞKİLERİNDE YENİLEME VE ÖZEL DURUMLAR
A. Sürekli Borç İlişkileri Kavramı
Borcun konusu edim, bir davranış yükümünün ifadesidir. Sürekli
edimli borç ilişkileri yayıldığı zaman içinde sürekli bir hareketi gösterir.
Tek edimli borç ilişkilerinden ayrılır. Bir borç ilişkisinde ani ve sürekli
borç ilişkileri bir arada olabilir
23
• Ani edimler ı.aman içinde bir kerede
yerine getirilir, satış sözleşmesinde malın ya da kira sözleşmesinde taşın-
mazın teslimi böyledir. Sürekli borç ilişkileri (dauerschuldverhaltnisse)
güncel, hukuksal ve ekonomik yaşamın içinde önemli bir yer tutar.
Sürekli borç ilişkisi ya da sürekli edimli borç ilişkisi ise bir zaman
dilimi içinde ifa edilir. Bu sözleşmelerin sürmesi taraflann ortak irade-
sinde saklıdır. Seliçi'ye göre, borç ilişkisini sürekli borç ilişkisi olarak
nitelendirmek için, edim sonucunun yani alacaklının menfaa� edimin
yerine getirilmesi ile bir defada aniden mi olduğu, yoksa zaman sürecine
mi yayıldığına bakmak gerekir
524
•
Serozan, alacaklının edimden olan çıkarının bir an içinde gerçekleş-
tiğine ya da bir süreye yayıldığına bakarken dikkat edilecek konuyu şöyle
açar; "Edimin ani ya da sürekliliğini borçlunun edim eylemleri açısından
ele alınmasının daha tutarlı, borçluyu ön plana alan modem eğilimlere ve
523
Bir kira ilişkisinde kiraya verenin, kiralanan şeyi kiracıya teslim etme borcu ani bir
edimdir. Kiralayanın kira sözleşmesi süresince şeyin kiracı tarafından kullanılmasına
katlanması sürekli bir edimdir. Kiracının her aybaşında kiraları ödeme borcu dönemli
bir edimdir. Kira sona erince kiralananı geri verme borcu ise ani bir edimdir bu örnek
için bkz. Kocayusufpaşao�lu (B.H.D.), s. 50.
524
Özer Seliçi, Borçlar Kanunu'na Göre Sözleşmeden Do�an Sürekli Borç ilişkilerinin
Sona Ermesi, lstanbul, 1977, s. 7.
164 Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Nov81io - YenllerM)
menfaat durumuna daha uygun olduğunu", ifade eder
26
. Borçlunun dav-
ranışı zamansal açıdan silrekli bir eylemsel ve hukuksal bütünlük içinde-
dir.
Kocayusufpaşaoğlu da, silrekli borç ilişkisini, borçlunun zaman için-
de devamlı ve aralıksız bir davranışını gerektiren edimler olarak nite-
ler
526
• Konuyu olumsuz edimler ve olumlu edimler olarak ayırarak, kiraya
verenin, kiracıya sözleşme dairesinde katlanmasını olumsuz, hizmet söz-
leşmesinde işçinin iş yapmasını olumlu sürekli bir edim olarak örnekler.
Buna karşılık kiracının her aybaşında kira bedelini ödeme borcunu dö-
nemli (aralıklı) edim sayar
527
•
Serozan, sürekli borç ilişkilerinin özelliklerini şöyle sıralamaktadır5
28
:
"Sürekli borç ilişkilerinde, sürenin asli edime etkisi katmerlidir. Bir
kere 'süre' ani edimli sözleşmelerde olduğu gibi, sadece asli edim yükü-
münün çevresi dışında kalıp, onun biçimini belirlemekle kalmaz, fakat
doğrudan doğruya borçlanılan edimin çevresine girerek, bu yükümün
içeriğini (muhtevasını) oluşturur. Öyle ki, ifa süresi içinde ifa etmeme
(temerrüd) anlamına gelmeyip, doğrudan doğruya 'artık hiç ifa etmeme'
(imkansızlık) anlamına gelir. İkincisi ifa süresinin uzunluğu edimin kap-
samına göre sınırlanmaz da tam tersine edimin kapsamı ifa süresinin
uzunluğuna göre belirlenip sınırlanır. Sürekli borç ilişkisi kavramı, bu
ilişkilerin özelliğine bağlanan 'güven ilişkisinin' yoğunluğunu dikkate
alır. Haklı nedenle olağanüstü fesih yetkisi tanıma ve yerine getirilmiş
edimlere ilişmeme pratik sonuçları açısından ele alınınca, sürekli edimli
ilişkileri, ani edimli ilişkilerden ayıran temel öğeyi, edimlerin nitelikleri
gereği, bağımsızlık ve sürekliliklerinde arayıp bulmak, gerekli ve yeterli
olacaktır."
525
Serozan (Sözleşmeden Dönme), s. 164, dn. 24.
526
Kocayusufpaşao�lu (B.H.D.), s. 49.
527
Edimleri, ani, sürekli ve arasında dönemli edimler olarak ayırır, Kocayusufpaşao�lu
(B.H.D.), s. 49-.50.
528
Serozan (Sözleşmeden Dönme), s. 163 vd.
--------
Süre asıl edimin
dışındadır vetekli
edimhareketi söz-
leşmeyi biçimlendirir.
Süre aynı zamanda
borçlanılan edimin
içeriğini belirler ve
sözleşmeleri birbirine
güvenilişkisiile
baQlar.
Sözleşme birbirinden
bağımsız olan ve birbiri
yerine geçen sürekfi
borç ilişkilerine
dönüşür.
Üçüncü Bölüm: Sürekli Borç ilişkilerinde Yenileme ve ôzeı Durumlar 186
Konuyu bir şema ile açalım:
Bu özellikleriyle sözleşenler arasında nasıl bir bağ kurduğu önemli-
dir. Bağın adı güven ilişkisidir. Sürekli edimli borç ilişkilerinin de çoğu
kez belirsiz bir zamana yayılması sözleşmenin başlaması ve sona ermesi
durumlarında kendine özgü bir nitelik taşımasını gerektirir. Sözleşmenin
başlamasından önce özenli ve uzun incelemeler devreye girer. Bu söz-
leşmelerin sona ermesi, tarafların iradeleri temelinde, kendi içinde yapı-
lacak yorumlama yöntemiyle çözülür. İhtiyaçlara yanıt verdiği sürece çok
166 Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Novatio - Yenileme)
çabuk tüketilmek istenmez. Bu nedenle de sürekli borç ilişkileri, kendili-
ğinden sona erme nedenlerini her zaman bünyelerinde bulundurmazlar
29
•
Bir başka yandan da öğreti ve uygulamada çok uzun ya da sınırsız bir
süre için yapılan sözleşmeler kişilik haklarına aykırı olduğu için kabul
edilmez. Sonsuz süreli bir sözleşmede taraflardan birinin ezilmesini en-
gellemek amacıyla yasa emredici kurallar koyar. Bu emredici kuralların
amacı sözleşmenin uzun bir zaman diliminde yapılmasına karşı değildir.
Yalnızca taraflardan birinin aşırı yükümlenmesi karşısında, onun korun-
masına yönelir. Örneğin TBK sürekli borç ilişkisi yaratan kira sözleşmesi
(TBK Madde 347) ve hizmet sözleşmesinde (TBK Madde 430) taraflara
on yılın sonunda, ihbar öneline uyarak fesih hakkı tanınmıştır.
B. Sürekli Borç İlişkilerinin Sona Ermesi
TBK'nda sürekli borç ilişkilerinin sona ermesi konusunda genel bir
hüküm yoktur. Günlük yaşamda önemli yer tutan sürekli borç ilişkileri-
nin, hizmet, kira, sigorta, vekalet, elektrik, doğalgaz, telefon gibi abon-
manlıklar, banka sözleşmeler vb., sona ermesi sözleşme içinde yer alan
özel koşullar içinde değerlendirilir. Sürekli edimli borç ilişkileri ile ani
edimli sözleşmelerin genelde aynı kurallarla çevrelendiğini görürüz. Ay-
nı zamanda sürekli borç ilişkileri de karşılıklı borç yükleyen
sinallakmatik sözleşmelerdendir.
Sözleşmelerin ölüm, iflas gibi genel nedenlerle sona ermesinin yam
sıra, TBK'nun ikinci ayırımında "Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçla-
rı" başlıklı bölüm, ani edimli borç ilişkileri bakımından ele alınmış olsa
da, her iki sözleşme tipine uygulanır. Bu başlık altında, TBK'nun 117 ila
126. Maddeleri borçlunun temerrüdü koşullarını düzenlemektedir. Bu
maddeler arasında yalnız TBK'nun 126. Maddesi, en son madde olarak
sürekli borç ilişkilerinden söz etmektedir. Ancak ani edimler için gerekli
koşullar, sürekli edimler için de uygulama alanı bulacaktır.
529
Saibe Oktay, Federal Mahkeme'nin 21 Haziran 1988 Tarihli Kararının Çevirisi ve
incelenmesi, IHFM, Cilt 55, Sayı 1-2, 1996, s. 490-500 (Çevrimiçi)
http://www.journals.istanbul.edu.tr/iuhfm/article/view/1023004053/1023003648
.J
ÜçCmcOBôlOm: Sürekli Borç l1i9kilerinde Yenileme ve ôzet Durumı.t 187
Aynı şekilde "alacaklının temerrüdü'' ile ilgili TBK'nun 106. Madde-
si ani edimli borç ilişkileri için düzenlenmiş olsa da, sürekli edimJi boTç
ilişkilerine de uygulanacaktır. "Karşılık.Jı Borç Yükleyen Sözleşmeler
dair TBK'nun 97 ila 123. Maddeleri de böyledir.
TBK'nun 126. Maddesi sürekli borç ilişkilerinde "borçlunun temer-
rüdünü" düzenlemektedir. Maddeye göre:
"İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşme/erde, borçlunun temerrü-
dü halinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi. sözlq-
meyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden
uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. "
Ani edimli sözleşmelerle ortak nedenle sona erme dışında, üzerinde
durmak istediğimiz konu sürekli borç ilişkilerinde kararlaştırılan "sürenin
sona ermesi" durumudur. Sürekli borç ilişkilerinin ani edimli sözleşme-
lerden asıl ayrıldığı nokta zaman kavramına ilişkindir. Sürekli borç ilişki-
lerinin asıl özelliği zamana yayılmaları olduğundan, bu sözleşmelerin
yenilenmesinde yine bir sona erme nedeni olan "süre" konusu öne çık-
maktadır.
Sözleşmelerin sürmesi, bir değişiklik sözleşmesi niteliğinde sözleş-
menin süresinin uzatılmasından mı ibarettir? Yoksa uzun bir zaman süre-
si dikkate alınarak yayıldığı için içeriğinin yenilendiği söylenebilir mi?
Uygulamada yerleşik kullanılan "yenileme" sözcüğünün buradaki anlamı
nedir?
Her şeyden önce sürekli borç ilişkilerinde kullanılan "yenileme" söz-
cüğünün, TBK'nun 133. maddesinde düzenlenen borcun yenilenmesi ve
irade serbestliği içinde yapılabilen sözleşmenin yenilenmesinden (alım
satım sözleşmesinin kira sözleşmesine çevrilmesi) farklı bir anlamı var-
dır. Konumuz sürekli bir borç ilişkisinin "kararlaştırılan süre" sona erme-
sine karşın sürdürülmesidir. Sözleşme sona ermemişse, ileriye dönük
nasıl bir hukuksal işlem oluştuğudur. TBK'nun 95. Maddesi sürenin uza-
tılmasıyla ilgili olarak şu kuralı koyar:
"Süre uzatılmış ise yeni süre, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, önceki
sürenin sona ermesini izleyen birinci günden başlar."
168 Borcun ve Sözleşmenin Yenilenmesi (Novatio - Yenileme)
Bizim de tartışmak istediğimiz nokta zincirleme biçiminde ard arda
uzayan sözleşmelerdeki hukuksal durumun açıklanmasıdır. Sürekli borç
ilişkisi belli bir süre için kararlaştırılmışsa, ana kurala göre bu sürenin
sona ermesiyle sözleşme ortadan kalkar. Sürekli borç ilişkisinin kararlaş-
tırılan süre sonunda sona erdikten sonra sürdürülmüşse ne olur? Sona
erdirilmemişse ileriye dönük nasıl bir hukuksal işlemle dönüştürülmüş-
tür? Borç ilişkisi bir kez başladıktan sonra ileriye doğru dönüştürülnıe,.
sinde "yenileme" olanağından yararlanıp yararlanılmadığı önemlidir. Bir
yıl için yapılmış sözleşme sessizce sürdürülürse, ne olacaktır?
Sürekli borç ilişkilerinin sona ermesi ile ilgili olarak İsviçre Federal
Mahkeme Kararında bu konuya değinilmektedi.ı-5
30
•
- Taraflar sözleşme süresinin ne kadar olduğunu açıkça kararlaştırabi-
lirler.
- Taraflar süreyi kararlaştırmamışlarsa, olağan fesih haklarını kullanır.
Yasada düzenlenen biçimde normal fesih, ifa edilmekte olan ifa süre-
si belirsiz sürekli bir borç ilişkisinde, taraflardan her birinin hiçbir sebebe
dayanmaya gerek olmaksızın, tek taraflı yöneltilmesi gerekli bir irade
beyanı ile ileriye etkili olarak sözleşmeyi sona erdirmesidir.
Bu yönden sürekli borç ilişkilerinin sona ermesinin üç ayn gruba ay-
rıldığını görüyoruz:
- Sonsuz süresi olan ya da kesin süresi olmayan sözleşmeler
- Kesin süresi olan sözleşmeler
- Süresi belirli olmayan sözleşmeler
TBK'nun genel hükümler bölümünde sürekli borç ilişkilerinin tümünde
geçerli olacak olağan fesih hakkı düzenlememiştir. Sürekli borç ilişkisi yara-
tan her bir özel sözleşme içinde konu değerlendirilmiştir. Ancak pek çok
durumda fesih sözcüğü teknik biçimde ifade edilmemiştir. Hiç kuşkusuz
taraflar da düzenledikleri bu tür sözleşmelerde irade özgürlüğü çerçevesinde
530
Bkz. Oktay, ilgili lsviçre Federal Mahkeme Kararı.
Üçüncü BOiüm: Sürekli Borç lıişkllerlnde Yenileme ve ôzel Durumlar ll9
hangi durumlarda fesih hakkının kullarulacağıru kararlaştırabilirler. Bu ko-
nuda örnek sözleşmelerden yararlanmak taraflara kolaylık sağlar.
Sürekli borç ilişkisi kesin süreli ise, sözleşmenin sona erme tarihi
bellidir. Ancak bu durumda da taraflar, bu süreyi aşan bir sürede sözleş-
meyi sürdürebilirler. Bu durumda da sözleşme genellikle süresi belirsiz
sözleşmeye dönüşür.
Sözleşmede ifa süresinin belirsizliği söz konusu ise, olağan fesihle
sözleşme sonlandırılabilir. Taraflar sözleşmenin nasıl sona ereceğini ka-
rarlaştırmamışlarsa, olağan fesih ile sözleşme tamamlanır. Süresi belirsiz
bir sözleşme tamamlanmaya muhtaç bir sözleşme haline gelir. Sözleşme
süresinin ne olduğu anlaşılamadığı zaman, hakim tarafından sözleşme
süresinin yorumlanması gerekir.
Haklı sebeple fesih, normal fesihten daha farklıdır. Sözleşmenin bü-
tün koşulları, tarafların menfaat dengeleri düşünüldüğünde; sözleşmeyi
fesheden tarafın sözleşmede belirlenen sürenin ya da feshi ihbar süresinin
sonuna kadar beklemesinin gerekmediği durumlarda haklı bir sebep var-
dır. Haklı sebep varsa, taraflar feshi ihbar süresine uymadan sözleşmeyi
feshedebilirler. Ancak haklı sebep, sözleşme ile dayatılan bir davranış
yükümüne aykırılık taşıyorsa, bir süre verilerek ve belli koşullara uyula-
rak fesih kullanılabilir.
Konuyu şematik olarak şöyle gösterebiliriz:
i
hor