hakemli
makaleler
/ refered articles
“CATCH-ALL” SİYASİ PARTİLER
CATCH ALL POLITICAL PARTIES
Sançar Sefer SÜER*
Özet : Siyasi parti sistemleri ve tipolojileri, 20. yüzyılın başlarından
itibaren, bilim adamları tarafından tasnife çalışmıştır. Bu çalışmalar için-
de, Kirchheimer’ın “catch-all” teorisi, parti sistemlerinde günümüzde
gerçekleşen birçok değişikliğe ışık tutabilecek niteliktedir.
Siyasi partilerde ideolojik söylemlerin yumuşatılması, geleneksel
sınıfsal taban dışındaki kitlelere açılım, örgütün ve üyelerin önemini
kaybetmesi ve partilerin merkeze ve birbirlerine yaklaşması olarak
özetlenebilecek catch-all partileşme sürecini Kirchheimer’ın kaçınılmaz
bir gidişat gibi algılaması, öğretide eleştirilmiştir. Birçok ülkede, catch-
all eğilimli partiler görülmekle birlikte, her yönüyle Kirchheimer’ın tari-
fine uyan bir catch-all parti bulmak imkansız gibi görünmektedir. An-
cak, Kirchheimer’ın elindeki veriler itibarıyla vardığı sonuçların doğru
olduğu görülmektedir.
Diğer yandan, catch-all eğilimli partilerin siyasi katılma ve siyasi
devşirme bakımından kitlelere açık olmamaları, siyaseti sırf iktidara
gelme ve devlet yönetme vasıtası olarak görmeleri, kitlelerin beklenti
ve fikirlerinin seslendirilmesi konusunda hassasiyet taşımamaları, va-
tandaşların demokratik düzenden beklentilerinin karşılanması nokta-
sında zafiyet doğurabilecek hususlar olarak göze çarpmaktadır.
Batı Avrupa ve ABD’de başlıca örnekleri görülen “catch-all” parti-
lerin, ülkemizde de örneklerinin bulunduğu genel kabul görmektedir.
Anahtar Kelimeler : Siyasi partiler, siyasi parti tipolojileri, parti sis-
temleri, catch all parti, herkesi kucaklayan parti, Kirchheimer
Abstract : Political party systems and typologies have been tried
to be classified by scholars as of early 20th century. Among these
studies, “catch-all” theory by Kirchheimer may shed light to some
contemporary evolvements in party systems.
Kirchheimer’s perception of “catch-all” process -which can be
summarised as softening of ideological rhetoric at political parties,
expansion to masses other than traditional class-based electorate,
loss of importance of party members and convergence of parties to
the center as well as each other – as an unavoidable course has been
criticized in the doctrine. Although one may find catch-all tended
parties in many countries, it is still nearly impossible to find a party
that fits strictly to Kirchheimer’s depiction. However, we should give
Kirchhiemer his due by admitting that his conclusions are well matched
to the data at his hand.
1
*
TOBB Ticaret ve TIR Dairesi Başkanı, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitü-
sü Kamu Hukuku Doktora Öğrencisi
“Catch-All” Siyasi Partiler 50
I. GİRİŞ
Devletlerin, bilinen insanlık tarihi içinde yaklaşık 5 bin yıllık bir
geçmişleri olmasına rağmen
1
, siyasi partiler, nispeten çok yeni olup, en
fazla son 200 yıl içinde gelişmişlerdir
2
. Bununla birlikte, günümüzde,
siyasi partilerin, çağdaş siyasi rejimlerin temel unsurlarından olduğu
genel kabul görmektedir. Nitekim, Duverger’in meşhur “özdeyişi” ile
ifade etmek istersek, “Klasik anayasa hukukunu bilen, fakat partilerin ro
lünü bilmeyen bir kimse, çağdaş siyasal rejimler hakkında yanlış bir fikir
sahibidir; partilerin rolünü bilen, fakat klasik anayasa hukukunu bilmeyen
bir kimse ise, çağdaş siyasal rejimler hakkında eksik fakat doğru bir fikir
sahibi olur”
3
.
Başta demokrasiler olmak üzere, otoriter ve totaliter sistemlerde,
“siyasi parti” terimi az veya çok benzer işlevleri yerine getirmekte olan
grupları ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır. Bu nedenle, modern
demokrasi, partiler demokrasisi olarak nitelendirilmekte, günümüz-
de, partilere dayanmayan bir demokratik devlet örneği bulunma-
makta, bunun da ötesinde partisiz rejimlere ancak bazı geleneksel ve
azgelişmiş toplumlarda rastlanmakta olduğu ifade edilmektedir
4
. As-
1
İlk devletlerin M.Ö. 3000 yıllarında Mezopotamya ve Mısır’da ortaya çıktığı
belirtilmektedir. Bkz. GÖZLER, Kemal, Devletin Genel Teorisi, 2. Baskı, Ekin
Yayınevi, Bursa, Ekim 2009, s.41-43.
2
Duverger, tarihte “parti” olarak adlandırılan farklı grupların, modern
demokrasilerdeki geniş halk örgütlenmeleriyle “hısım” olduklarını, bütün bu
kurumların fonksiyonunun siyasal iktidarı ele geçirmek olduğunu, fakat bunların
özdeş olmadıklarını, gerçek anlamda partilerin, 1850 yılında bile, Amerika dışında,
dünyada tanınmadığını ifade etmektedir. Bkz. DUVERGER, Maurice, Siyasi Partiler,
çev. Ergun Özbudun, Bilgi Yayınevi, İkinci Basım, Mayıs 1974, Ankara, s.15.
3
DUVERGER, s.453.
4
ÖZBUDUN, Ergun, Türk Anayasa Hukuku, 3. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara,
On the other hand, some main trends mostly seen at catch-all
tended parties, like, the lack of openness to masses as regards of
political participation and political recruiment, perceiving politics solely
a mean for governing, carrying no sensibility for the expectations and
voicing the ideas of masses are seen as issues that raise concern as to
satisfy the expectations of citizens from a democratic society.
It is generally accepted that, “catch-all” parties, whose major
examples have been seen at USA and Western Europe, have also
samples in Turkey.
Keywords : Political parties, political party typologies, party
systems, catch all party, Kirchheimer
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER51
lında, çoğulcu toplumu oluşturan gruplardan yalnızca bir tanesi olan
siyasi partiler, kadro ve örgüt bakımından daha geniş olmaları, he-
men hemen bütün toplum ve devleti ilgilendiren bir siyasal programa
dayanmaları ve doğrudan siyasi iktidarı ele geçirmeyi amaçlamaları
bakımından diğer gruplardan ayrılmakta ve ifa ettikleri işlevleri bakı-
mından da vazgeçilmez hale gelmektedir
5
.
Çağdaş rejimler için önemini açıkladığımız siyasi partiler, kısaca
“halkın desteğini sağlamak suretiyle devlet mekanizmasının kontrolünü ele
geçirmeye veya sürdürmeye çalışan, sürekli ve istikrarlı bir örgüte sahip siya
sal topluluklar” olarak tanımlanmaktadır
6
. Bu çerçevede, siyasi partiler,
siyasal katılma, menfaatlerin birleştirilmesi, siyasal devşirme, devlet
yönetimi gibi işlevleri yerine getirmektedirler.
Bu durum, siyasi partilerin, çeşitli yönlerden tasnifini de gerekli kıl-
mıştır. Esasen siyasi parti sistemleriyle ilgili teorik çalışmalar da, ancak
20. yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalara örnek olarak, Mic-
hels ve Ostrogorsky’nin eserleri verilmektedir. Ancak, adı geçen yazar-
ların çalışmalarından sonra, yarım yüzyıla yakın benzeri bir eser ortaya
konulmadığı ve bu eserlerin teknik anlamda birer teori denemesi olma-
dığı, bir siyasi parti sistemi teorisine yönelik ilk çalışmanın Duverger’nin
Siyasal Partiler isimli kitabında yer aldığı da ifade edilmektedir
7
.
Duverger’ye göre, siyasi partiler, kadro (cadre) ve kütle (mass)
partileri olarak iki temel kategoride incelenmektedir
8
. Bunlar arasın-
daki ayrım üye sayılarına dayanmaz, büyüklük değil yapı farkı söz
konusudur. Kütle partileri için üye devşirme, siyasal ve mali yönden
1993, s.65 (ÖZBUDUN, Anayasa Hukuku olarak anılacaktır).
5
KAPANİ, Münci, Kamu Hürriyetleri, Yedinci Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, 1993,
s.272-273.
6
ÖZBUDUN, Ergun, Siyasal Partiler, İkinci Bası, AÜHF Yayınları No. 409, Sevinç
Matbaası, Ankara, 1977, s.4 (ÖZBUDUN, Siyasal Partiler olarak anılacaktır).
Ancak, öğretide farklı birçok parti tanımı bulunmakta olup, tek-partinin siyasi
parti sayılıp sayılmaması, örgütsel ve yapısal özellikler, devlet mekanizmasının
kontrolünü ele geçirme yöntemleri gibi esaslı noktalarda ayrımlar mevcuttur. Bkz.
ÖZBUDUN, Siyasal Partiler, s. 2-4. Farklı tanım örnekleri için bkz. MUTLU, Ozan,
1982 Anayasası ve Siyasal Partiler Kanunu’na Göre Parti İçi Demokrasi, yayımlanmamış
yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008,
s. 3-4.
7
ÖZBUDUN, Ergun, “M.Duverger’in ‘Siyasal Partiler’i ve Siyasal Partilerin
İncelenmesinde Bazı Metodolojik Problemler”, AÜHF Dergisi, C.XXI, y.1964, S.1-4,
s.24-25.
8
DUVERGER, s. 106-108.
“Catch-All” Siyasi Partiler 52
temel nitelik taşır. Kadro partileri, daha çok seçim zamanı etkin hale
gelen, lider ve etrafındaki merkez teşkilatının etkinliğinin fazla, taş-
ra teşkilatı sayı ve etkinlik bakımından zayıf, üye sayısının az olduğu
bir parti türüdür. Kütle partileri ise, üyelerin karar alma süreçlerinde
etkin olduğu, taşra teşkilatı sayı ve etkinlik bakımından önemli oldu-
ğu, üye sayısı fazla bir parti türüdür. Kadro partileri, daha çok liberal
burjuva sınıfının temsilcisi olarak görünmekte, finansman bakımın-
dan temsilcisi oldukları kitlenin bağış ve yardımlarına dayanmakta,
üye aidatlarının pek önemi bulunmamaktadır. Kütle partileri ise, ilk
olarak sol/sosyalist/komünist partiler görünümünde, işçi hareketini
temsilcisi olarak görülmüş olup, bu klasik örneklerde, üyelerin parti
içindeki önemli konumunu pekiştiren şekilde, finansmanda da, üye
aidatları önemli yer tutmaktadır. Diğer yandan, Duverger’nin eserini
yazdığı çağda dahi saf kadro partisi bulunmasının pek mümkün olma-
dığı, kadro partilerinin de alelade üyelere kapılarını açabildiği hatırda
tutulmalıdır
9
. Bununla birlikte, her iki parti türünün, seçmen sayısının
parti üyelerine oranlanması ve parlamento dışı teşkilatın boyut ve et-
kinliği incelenerek ayırt edilebileceği ifade edilmektedir
10
.
Neumann tarafından, Duverger ile yakın tarihlerde geliştirilen
bir diğer teoride ise, partiler, bireysel temsil (individual representation)
ve kitlesel bütünleşme (mass integration) partileri olarak iki ana gruba
ayrılmakta, kitlesel bütünleşme partileri de, kendi içinde demokratik
bütünleşme ve totaliter partiler
11
olarak ikiye ayrılmaktadır. Bireysel
temsil partileri, belli toplumsal menfaat gruplarının taleplerini dile
getirmektedir. Bütünleşme partileri ise, üyelerin maddi destekleri ve
seçim kampanyalarında gönüllü hizmetleri karşılığında, iyi örgütlen-
miş yapılarıyla, üyelerine çok çeşitli hizmetler sunmakta ve bir cami-
anın içine onları dahil etmektedir
12
. Bireysel temsil partileri, salt siyasi
9
Duverger, bu konuda ülkemizdeki Demokrat Parti’yi örnek göstermekte, aslında
bir kadro partisi olan Demokrat Parti’nin 1950’de, taraftarlarını kastederek “üç
veya dört milyon üyesi” olduğunu ileri sürdüğünü belirtmektedir. Bkz. DUVERGER,
s.108-109.
10
WOLINETZ, Steven B., “Beyond the Catch-All Party: Approaches to the Study of
Parties and Party Organization in Contemporary Democracies” in Political Parties:Old
Concepts and New Challanges, ed. Gunther,R., Montero, J.R., Linz, J., New York,
Oxford University Press, 2002, s.140.
11
Burada partilerin “siyasal katılma” bakımından değerlendirildiği göze
çarpmaktadır. Totaliter partilerin aksine, otoriter partiler bakımından siyasal
katılmanın önemi az olduğundan, bu tür partiler, bütünleşme partileri arasında
sayılmamıştır.
12
GUNTHER, Richard/DIAMOND, Larry, “Species of Political Parties: A New
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER53
mahiyette faaliyet gösteren, amacı sadece siyasal iktidarı ele geçirmek
olan partilerdir. Parlamento dışı örgütleri, seçim kampanyası haricinde
genellikle hareketsizdir. Üyelerin, siyasi bazı ilkeleri kabulü haricinde,
siyaset dışı faaliyetleri partinin ilgi alanı dışındadır. Üyelerin katılımı
da, oy kullanmak ve seçim kampanyalarında çalışmakla genellikle sı-
nırlıdır. Partinin sahip olduğu siyasi fikirler de, sistemli, kapsayıcı bir
ideoloji mahiyetinde değildir. Parti siyasetinin saptanmasında, müm-
kün olan en geniş seçmen kitlesine ulaşma isteği rol oynamaktadır.
Bütünleşme partilerinde ise, faaliyet alanı, salt siyaseti aşarak, üyenin
sosyal hatta kişisel alanını da kapsamaktadır. Üyelerin parti faaliyet-
lerine katılımı yoğundur, öyle ki, bazı totaliter parti uygulamalarında,
üyenin özel hayatı bile ortadan kalkarak, partinin yan kuruluşlarınca
düzenlenmeye başlar. Demokratik bütünleşme partilerinde ise, parti ve
üyeler arasındaki bağ, totaliter partilerden zayıf, bireysel temsil parti-
lerinden kuvvetlidir. Sosyalist ve Katolik partiler bu türün örneği olup,
burada da parti, salt siyasi hedeflerin yanı sıra temsil ettiği grubun kut-
sal değer ve hedeflerini siyaset yoluyla gerçekleştirmeye çalışır
13
.
Esasen her iki ayrımın da, paralel yönleri bulunmaktadır. Kadro
partileri ile bireysel temsil partileri, kütle partileri ile kitlesel bütün-
leşme partilerinin benzer yapı ve tabanlar üzerine bina edildiği görül-
mektedir. Bununla birlikte, Duverger’in yaklaşımının daha çok yapısal
ve örgütsel özellikleri esas aldığı ve partinin teşkilatlanma şeklindeki
farklılıkları, partinin köken, sınıfsal taban ve örgütsel ihtiyaçlarıyla
ilişkilendirdiği, Neumann’ın yaklaşımının ise, partilerin -siyasal katıl-
ma sürecindeki oynadıkları- işlevi esas aldığı da ifade edilmektedir
14
.
Partilerin ve parti sistemlerinin değişimi de, uzun zamandır siya-
set bilimcilerin ilgi alanı içindeki bir konu olarak göze çarpmaktadır.
Duverger’nin kütle partisinin yaygınlaşacağı (sol bulaşma) iddiasına
karşılık, Epstein’ın daha sermaye odaklı yaklaşımı (sağ bulaşma) buna
bir örnektir
15
. Nispeten yeni olan siyasi parti sistemi ve daha genel ola-
rak siyasal sistem çalışmaları içinde
16
, Alman asıllı bilim adamı Otto
Typology”, Party Politics, 2003, Vol. 9. No.2, s. 169.
13
ÖZBUDUN, Siyasal Partiler, s. 73-77.
14
WOLINETZ, s.140.
15
WOLINETZ, s.139.
16
Öğretideki parti tipolojilerinin, hâlihazırdaki parti tiplerinin tamamını
kapsamaktan uzak olduğu, bu durumun büyük ölçüde, tipolojilerin 19. yüzyıl
“Catch-All” Siyasi Partiler 54
Kirchheimer’in ortaya attığı, “catch-all” siyasi parti tipolojisi dikkati
çekmektedir.
Çalışmamızda, öncelikle, “catch-all”
17
partilere ilişkin Kirchhei-
mer’in fikirlerinin oluşmasına büyük katkısı olduğu belirtilen
Kirchheimer’in hayatı ve siyasi rejimlere ilişkin genel görüşlerine de-
ğinerek, “catch-all” partilere ilişkin teorisi ve bu görüşlerin eleştirilerini
ülke örneklerine de eğilerek özetleyeceğiz.
II. OTTO KIRCHHEIMER VE SİYASET TEORİSİ
A. Hayatı
Kirchheimer’in siyasi parti sistemlerine ilişkin görüşleri, genel
olarak, partilerin yapı ve içeriklerinde meydana gelen değişikliklere
dayanmakla birlikte, bu değişimden, demokratik düzenin geleceği ba-
kımından duyulan bir endişeyi de içermektedir. Bu endişenin doğma-
sında, Kirchheimer’in kişisel tecrübeleri de önemli rol oynadığından,
öncelikle hayatına genel bir bakışın, fikirlerinin anlaşılmasını kolaylaş-
tıracağını düşünüyoruz.
Yahudi asıllı Alman bir ailede 1905 yılında dünyaya gelen Kirc-
hheimer, Köln, Berlin ve Bonn’da hukuk ve sosyoloji eğitimi almış, si-
yaset bilimci ve hukukçudur. Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD)
ve sosyalist hareket içinde yer almış, işçi sendikalarında eğitimler ver-
miştir. Hitler’in 1933’te başbakan olarak atanmasının ardından Paris’e
göç etmiş, sürgündeki “Frankfurter Institut für Sozialforschung”da ça-
lışmıştır. Enstitü’nün 1937 yılında New York’a taşınmasıyla, Kirchhe-
imer da, hayatının geri kalan kısmını geçireceği ABD’ye yerleşmiştir.
ABD’de, üniversite öğretim üyeliğinin yanı sıra, ABD Dışişleri Ba-
kanlığı ve Office of Strategic Studies (OSS)
18
’de görev almıştır
19
. ABD
sonundan 20. yüzyıl ortalarına kadar Batı Avrupa demokrasilerindeki şekliyle
partileri sınıflandırmasından kaynaklandığı görüşüyle, parti tiplerini 15 “tür”
olarak tasnif eden yeni bir çalışma için bkz. GUNTHER/DIAMOND, s.167-168.
17
Türkçe’ye “herkesi kucaklayan”, “herkese hitap eden”, “hepsini yakala” siyasi partiler
gibi muhtelif şekillerde tercüme edilen bu terimin öğretide genel kabul görmüş
ve kulağı tırmalamayan bir kullanım şekli henüz yerleşmediğinden, şimdilik
İngilizce karşılığı çalışmamızda tercih edilmiştir.
18
ABD’nin, II. Dünya Savaşı sırasında faaliyette bulunan bir istihbarat teşkila-
tı. CIA’in selefi olduğu ifade edilmektedir: bkz. https://www.cia.gov/library/
center-for-the-study-of-intelligence/csi-publications/books-and-monographs/
oss/index.htm (18.12.2010).
19
KROUWEL, André, “Otto Kirchheimer and the Catch-All Party”, West European
Politics, Vol. 26, No.2 (April 2003), s.25.(KROUWEL, 2003 olarak anılacaktır).
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER55
hükümet kurumlarındaki komünist etkinliğiyle ilgili McCartyci saldı-
rılardan da rahatsızlık duyarak, 1956’da Dışişleri Bakanlığından ayrıl-
mış, çeşitli akademik kuruluşlarda çalışmış, 1965 yılında hayata gözle-
rini yu mmuştur
20
.
B. Görüşlerinin Kökenleri
Kirchheimer’in, işçi sendikaları, Weimar Almanyası, Fransa, ABD
ve savaş sonrası Alman demokrasisiyle ilgili izlenim ve tecrübeleri,
siyaset bilimiyle ilgili fikirlerini derinden etkilemiştir. Öyle ki, işçi sen-
dikalarında eğitim verdiği yıllarda dahi, liderlik seviyesinde iktidarın
yoğunlaşması, buna karşılık kitlesel üyeler bazında depolitizasyon ve
apati sonucunda siyasi hayatın dışına itilme sürecini gözlemlemiş-
tir. Daha üst seviyede ise, özellikle Hindenburg’un, parlamentoyu
feshetmesi, sol kanattan bir hükümete el çektirmesi gibi kararlarını,
siyasi amaçlarla hukuki kuralların kötüye kullanılması olarak tanım-
lanabilecek “siyasileşmiş adalet”in belirtileri olarak görmüş, bu tür uy-
gulamaların, resmi olarak “demokratik” olan Weimar Cumhuriyetini
“başkanlık diktatörlüğüne” dönüştürdüğünü ifade etmiştir. Bu şekilde,
Hindenburg’un işçi sınıfını hükümet seviyesinde temsilden uzaklaş-
tırdığı ve sırf kendisinin yeniden seçilebilmesini temin etmek amacıyla
siyasi bir kriz ortaya çıkardığını belirtmiştir
21
.
Daha sonra Fransa’daki deneyimlerinde de, peş peşe gelen hükü-
metlerin kararnamelerle ülkeyi yöneterek benzer şekilde anayasaya
aykırı olarak erklerini kötüye kullandıklarını gözlemlemiştir. II.Dünya
Savaşı sonrasında ise, Alman devlet ve siyasetindeki Nazi iz ve etkisi-
nin tamamen ortadan kaldırılmasını beklerken, sol ve komünizm kar-
şıtı bir eğilimin hakim olduğunu görmüştür. Buna ilave olarak, Alman
devletinin ikiye bölünmesi ve 12 yıl süren bir totaliter rejimde sonra
bile, sosyal gruplar arasındaki kuvvet dağılımı ve siyasi temsil kalıp-
larında bir değişim olmaması da, onun beklentilerinin karşılanmama-
sına yol açmıştır
22
.
20
http://de.wikipedia.org/wiki/Otto_Kirchheimer (18.12.2010).
21
KROUWEL, 2003, s.25, dp.10, s.33; KROUWEL, André, The Catch-All Party in
Western Europe 1945-1990-A Study in Arrested Development, Vrije Universiteit,
1998, s. 22-24 (http://dare.ubvu.vu.nl/bitstream/1871/13043/1/4664.pdf adresin-
den 12.11.2010 tarihinde erişilmiştir) (KROUWEL, 1998 olarak anılacaktır).
22
KROUWEL, 2003, s.26.
“Catch-All” Siyasi Partiler 56
Kirchheimer’in catch-all partilerle ilgili görüşlerinde, Lipset’in
görüşlerinin etkisinden de bahsedilmektedir. Örneğin, Kirchheimer’a
göre, batılı sanayileşmiş demokrasilerde artan zenginlik ve sonucu ola-
rak yukarı doğru toplumsal hareketlilik –catch-all partilerin doğuşuna
da ortam sağlayan- yeni bir orta tabaka yaratmıştır. Lipset’e göre de,
siyasetin profesyonelleşmesi ve sınıf çatışmasının en aza inmesi, tüm
büyük partiler arasında esaslı siyasi oydaşma ve itidalin yanı sıra prag-
matik yönelimler doğurmuştur. Komünist partiler, her ne kadar yeni
toplumsal gerçeklikleri kabul etmekte isteksiz olsalar da, bazıları ide-
olojilerini sosyal-demokrat yönde değiştirmiştir. Lipset’e göre sonuç,
büyük partilerin çoğunluğunun sınıf-aşırı talep görmesidir. Sağcı par-
tilerin refah devleti ve iktisadi planlamayı kabul etmesi, solcu partilerin
ise kapitalizmin revizyonu konusundaki fikirlerini ılımlılaştırmasıyla,
hem sağ hem de soldan partiler sosyal-demokrat ideolojiyi kabullene-
rek sınıf çatışmasını çözmüşlerdir. Katolik ve sosyalist kitle partileri,
üye, parti toplantılarına katılım, gazetelerinin okur sayısında azalmalar
yaşayıp, seçmen tabanlarını dönüştürürken, parti dışı menfaat grupları
üye sayısını attırmakta ve güç kazanmaktadır. Ortaya çıkan sonuç ise,
sadece, tamamı siyasi arenanın ortasında mücadele eden ve orta sınıfa
hitap eden ılımlı partilerin var olduğu bir sistemdir
23
.
C. Siyasi Teorisi
Kirchheimer’in catch-all partilere ilişkin fikirlerinin, siyasi parti
yapısında meydana gelen değişimlerden etkilenen daha genel bir si-
yasi teorinin bir parçası olduğu ifade edilmektedir. Bu teoriler, esas
olarak, onun Weimar Almanyası’nın çöküşüyle Nazizm’in yükselişi-
ne ve Fransız demokrasisine ilişkin gözlemleri, ABD ve savaş sonrası
Almanya ve Batı Avrupa demokrasilerinin durumu ve gelişiminden
duyduğu hayal kırıklıklarından da beslenmişlerdir.
Kirchheimer’ın genel siyasi teorisinin dört ana mesele etrafında
oluştuğu ifade edilmektedir
24
:
• Yerleşmiş demokrasiler de dahil olmak üzere, ilkeli muhalefet ve
siyasi karşıtlığın ortadan kalkmasıyla “parlamenter demokrasinin
yıpranması”,
23
KROUWEL, 2003, s.30.
24
KROUWEL, 2003, s.31.
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER57
• Akabinde, “devlet-parti kartelinin ortaya çıkışı”: Partilerin, kendile-
rinin toplumsal temelleriyle ilişkilerini kesmesi ve devletle iç içe
geçmeleri sonucunda, siyasetin, bireysel siyasi amaçları için huku-
ki araçları kötüye kullanabilen profesyonel siyasetçiler tarafından,
sırf “devlet idaresi” seviyesine indirgemesi,
• Toplumsal temellerinden kopmuş ve devlet tarafından maddi ola-
rak beslenen partilerin, parti örgütlenmelerini profesyonelleştirme-
leri ve daha çok seçmen çekmeye yönelik yöntemleri uygulamaları,
• En sonunda, bu gelişmelerin, kitlelerin siyasi “apati”sine ve geniş
ölçüde “depolitisazyonu”na, ayrıca, “yasama, yürütme ve yargı erkleri
arasındaki klasik ayrımın ortadan kalkmasına” yol açması.
Kirchheimer’a göre, devlet, fiillerini parlamentodaki partiler va-
sıtasıyla meşrulaştırmakta, siyasi partiler ise kaynakları bakımından
giderek daha fazla devlete bağımlı hale gelmektedir. Devletle iç içe
geçen partiler de, artık hakim rejime esaslı olarak muhalif olamamakta
ve toplumda köklü bir değişim amaçlayan siyasi programlar da güt-
memektedirler
25
.
Parlamentonun otorite ve prestij kaybetmesine paralel olarak,
Kirchheimer, ideolojiden yoksun partizanlığın ve siyasi partiler, dev-
let ve güçlü menfaat gruplarından oluşan üçlü kuvvet kartelinin ge-
lişimine işaret etmiştir. Partiler, toplumdan uzaklaşarak devlet aygıtı
durumuna gelmiş, bu da farklı sosyal sınıfların siyasi hareketliliğinde
azalmaya yol açmıştır. Parti üyeleri ve liderliği arasındaki mesafe art-
mıştır; demokratik siyasi rejimler artık vatandaşları siyasi yapıya en-
tegre etmek yerine, onların “siyasi ürünlerin” eleştirmeyen tüketicileri
olmakla yetinmelerini sağlamaya çalışmaktadır. Demokratik bir bakış
açısından, halkın oyuyla seçilmiş parlamenterlerin, esas olarak teknik
sorunlarla uğraşmak yerine siyasi kararları vermeleri gerekirken, gü-
nümüzdeki siyasi sistemlerde bürokratlar siyasi kararları vermekte,
parlamentolar ise teknik meselelerle uğraşmaktadır
26
.
Kirchheimer’in vurguladığı bir diğer husus, sıradan vatandaşların,
özellikle alt sınıfların siyasi süreçlere giderek yabancılaşmaları sonu-
cunda karar alıcı yapıların dışında kalmalarıdır. Böylece batı demok-
25
KROUWEL, 2003, s.34.
26
KROUWEL, 2003, s.32.
“Catch-All” Siyasi Partiler 58
rasilerinde, bir yandan vatandaşlar siyasi teşkilatlanmalar üzerindeki,
diğer yandan siyasi teşkilatlanmalar taraftarları üzerindeki denetimle-
rini kaybetmektedirler. Denetim kaybı ve liderlikle geniş halk kitlele-
ri arasındaki bağlantısızlık, gücün popüler liderler elinde toplanması
sonucunu doğurmuştur. Popüler liderler, demokratik çerçeve içinde
kaldıkları sürece, bu kişiler, vatandaş-sistem arasında bir bağ rolünü
oynayabilir, ancak, gücün, kurumsal seviyede değil, bireysel seviyede
toplanması ve kişiselleşmesi, kötüye kullanılması sonucunu da doğu-
rabilir. De Gaulle’e atıfla, Kirchheimer, popüler liderlerin, popülarite-
lerini, var olan siyasi yapıyı yıkarak, kişisel siyasi amaçlarına hizmet
edebilecek, görünürde hukuka uygun otoriter karar alma süreçlerini
ikame etmek için kullanabileceklerini iddia etmiştir. Hukuki yöntem-
lerin siyasi amaçlarla kötüye kullanımı (siyasi adalet), Kirchheimer’in
sıklıkla vurguladığı bir konudur. Hatta, ona göre, demokratik ve to-
taliter rejimler arasındaki fark, hukuki vasıtaların kötüye kullanılma
şiddet ve sıklığıdır
27
.
III. CATCH-ALL SİYASİ PARTİLERE İLİŞKİN GÖRÜŞLER
A. Kirchheimer’in Catch-All Teorisi
Kirchheimer’in catch all partilere ilişkin en bilinen yayını “Batı
Avrupa Parti Sistemlerinin Değişimi” adını taşıyan bir makalesi-
dir
28
. Kirchheimer’in vefatından sonra yayınlanan bu makale, aslın-
da, konuyla ilgili bir taslak çalışmanın, gözden geçirilmiş halidir
29
.
Kirchheimer’in bu konudaki görüşü, kitlesel bütünleşme partilerinin,
oy tabanını genişletmek için ideolojisinden ve örgütsel yapısından ta-
vizler veren catch-all partiler haline geldikleri şeklinde özetlenebilecek
olup, Neumann’ın ayrımının üzerine bina edildiği ifade edilmektedir
30
.
Söz konusu makalede Kirchheimer, öncelikle bireysel temsil parti-
leri ile işçi sınıfının kitle partileri arasındaki karşıtlığa ve bu partilerin
bazı özelliklerine dikkat çekmektedir. Kirchheimer, siyasi bütünleşme-
yi (political integration) “burjuva toplumunun devlet aygıtını, tüm toplum
27
KROUWEL, 2003, s.32-33.
28
KIRCHHEIMER, Otto, “The Transformation of Western European Party Systems”
in Political Parties and Political Development , ed. J. LaPalombara/M.Weiner, New
Jersey, Princeton University Press, s.177-200.
29
KIRCHHEIMER, s.177, J.LaPalombara’nın dipnotu.
30
WOLINETZ, s.139, 145.
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER59
sal sınıfların müşterek girişimine dönüştürme işi”
31
olarak tanımlamakta,
II. Dünya Savaşı öncesine ilişkin tahlilinde, İngiltere haricinde, Fransa,
Almanya ve İtalya partilerini, bu bakımdan başarısız bulmakta, kitle
partilerinin çoğunluğunun, üyelerinin mevcut siyasi topluluğa (poli
tical community) katılımıyla ilgilenmediği veya zaten bunu yapacak
kapasitede olmadıklarını, esasen partinin, takipçilerini, resmi devlet
aygıtına karşı kendi saflarına kaynaştırmaya hevesli olduğunu ifade
etmektedir
32
. Burjuva partilerinin, bireysel temsil partilerinden, katı-
lım partileri aşamasına geçememesiyle proleter kitle partilerinin resmi
siyasi sisteme entegre olamaması da birbiriyle bağlantılıdır. Burjuva
partileri, parlamentolarda temsil edilen “klüp”lerden, siyasi pazarın
kuralları çerçevesinde katılımcı tip kitle partileriyle pazarlık yapabile-
cek kuruluşlara dönüşme yolunda hiçbir yetkinlik göstermemişlerdir,
zaten, daha yoğun bir burjuva parti örgütlenmesi için pek fazla teşvik
vasıtası da yoktur: devlet nimetleri, şekli bir demokratikleşmeden olsa
da, halen eğitim ve diğer sınıfsal ayrıcalıklar üzerinden erişilebilir du-
rumdadır, burjuvanın sayısal olarak azlığından dolayı kaybettiklerini
ise ordu ve bürokrasi ile iyi bir stratejik ilişki kurarak kazanması müm-
kündür
33
.
II. Dünya Savaşından sonra ise, bireysel temsile dayanan eski tip
burjuva partisi istisna haline gelmiştir. Kalan örnekleri ise, parti siste-
minin doğasını belirleyici rolünü kaybetmiştir. Aynı şekilde, daha sert
sınıfsal çizgiler ve cemaat yapılarının hakim olduğu bir dönemin ürü-
nü olan kitle bütünleşme partisi de, kendisini, catch-all “halk” partisi-
ne dönüştürmeye başlamıştır. Bu partiler, daha geniş bir kitleye hitap
edebilmek ve bir an önce seçim başarısı yakalamak uğruna, daha ön-
ceden gerçekleştirdikleri, bir kitlenin/grubun fikri ve ahlaki çerçevesi
içindeki girişimleri bir yana bırakmışlardır
34
.
Sınıfsal kitle partilerinin bu dönüşüm sürecinde başlıca üç mer-
hale birbirinde ayırt edilmektedir. Öncelikle, I.Dünya Savaşına kadar
süren güç toplama safhası, sonrasında 1920 ve 30’lardaki ilk hükümet
tecrübeleri ve üçüncü olarak, -makalenin yazıldığı tarihteki- catch-all
gruplaşma yönünde, az veya çok ileri seviyeler. Kirchheimer, bu dönü-
31
KIRCHHEIMER, s.178.
32
KIRCHHEIMER, s.181-182.
33
KIRCHHEIMER, s.184.
34
KIRCHHEIMER, s.184-185.
“Catch-All” Siyasi Partiler 60
şüm sürecini -ilerleme, yavaşlama veya durdurma yönünde- etkileyen
faktörleri tek tek saymaya girişmemiştir. Bununla birlikte, toplumun
geleneksel çerçevesi, toplumsal ve mesleki çatışmaların genel seyri,
partilere yönelen talebi sınırlayabileceği gibi, potansiyel takipçiler de
sunabilmektedir. Bir parti, bütün grupların desteğini elde etmeyi bek-
leyemeyecek durumdaysa, menfaatleri esaslı olarak çatışmayan tüm
kategorilerde daha fazla bir destek bulma amacını da güdebilecektir.
Daha da önemlisi, toplumda, dirençle karşılanma ihtimali ve oranı
düşük konulara ciddi ağırlık verilmesidir. Örneğin, grup menfaatleri
aşan milli toplumsal hedefler, kitlesini genişletmek isteyen bir parti
için iyi bir tercih olacaktır. Nitekim, gelişmiş toplumlarda, genel eko-
nomik refah ve sosyal güvenlik seviyesi sayesinde, bireyler çoğunluk-
la, daha önce devletten talep edilen korumaya ihtiyaçları kalmadığını
düşünmekte, üstelik, gelecekteki refahlarını belirleyecek genel etken-
lerin fazlalığı ve karmaşıklığının farkına varmaktadırlar
35
.
Catch-all partilerin, Avrupa’da ideolojilerin terk edildiği bir dö-
nemde ortaya çıkmaları da, doğuş ve yayılmalarına katkıda bulunmuş-
tur. Önceki iki onyılda (makalenin yazıldığı döneme göre 1945-1965
arası) Alman ve Avusturya Sosyal Demokrat Partileri, ideolojiden arın-
mış siyasetin örneklerini en iyi şekilde göstermişlerdir. Alman Hris-
tiyan Demokrat Partisinde bu durum daha az belirgindir, zira, arın-
dırılacak ideoloji zaten daha azdır. Kural olarak, yalnızca büyük-ana
partiler başarılı catch-all partiler olabilmektedir. Küçük-bölgesel, sert
ve sınırlı ideolojik iddialar veya geçiş sürecindeki grup talepleri çevre-
sinde yapılanan partiler, belli bir meslek grubunun partileri, sınırlı bir
amaç için kurulmuş partiler iyi bir catch-all adayı değildirler. Benzer
şekilde, küçük demokrasilerdeki büyük partilerde de, catch-all eğilimi
pek belirgin olmamaktadır. Zira, bu partilerin de hitap ettikleri, sınır-
ları belirgin sosyal gruplara yönelik söylemlerini veya taraftar toplama
yöntemlerini değiştirmeleri gerektirecek herhangi bir neden yoktur
36
.
Kirchheimer’e göre, gittikçe yaygınlaşan laik eğilimler ve değişen,
daha az ön plandaki sınıf çizgileri karşısında, sınıfsal ve dini cemaat odak-
lı kitle partileri catch all partiler olma yönünde baskı altındadır. Benzer
şekilde, bu eğilim, rakip kitle partilerinin taktik manevralarından ve seçim
kanunlarının gerekliliklerinden kaçınmak isteyen bireysel temsile daya-
35
KIRCHHEIMER, s. 185-186.
36
KIRCHHEIMER, s. 187-188.
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER61
nan burjuva partilerinin kalan birkaç örneği için de geçerlidir. Catch-all
parti olma yönündeki değişim, beş ana unsurdan oluşmaktadır:
• Partinin ideolojik müktesebatının büyük ölçüde azaltılması, kısa
vadeli taktik mülahazaların ön plana çıkması,
• Üst düzey lider grubun daha fazla kuvvetlenmesi, liderlerin eylem
ve hatalarının, mensubu oldukları teşkilatlanmanın hedefleri bakı-
mından değil, bütün olarak toplumsal sistemin etkinliğine katkısı
bakımından değerlendirilmesi,
• Parti üyesi bireylerin rolünün azalması,
• Daha geniş bir kitleden seçmenleri çekmek için, geleneksel olarak
ilişkili olunan menfaat gruplarına (classe gardée) vurgunun azal-
tılması
• Daha çok sayıda ve çeşitte menfaat gruplarıyla ilişki tesisi
37
.
Kirchheimer’in catch-all partilerle ilgili bir diğer ilginç değerlen-
dirmesi, onları, piyasadaki önemli markalarla kıyaslamasıdır. Yazara
göre, catch all kitle partisinin bütünleşme potansiyeli, görünür sonucu
seçim günü azami sayıda seçmenin cezbedilmesi olan bir dizi etkene
dayanmaktadır. Bu nedenle, catch all parti, büyük ölçüde standartlaş-
mış ve herkesin ihtiyaç duyduğu bir kitle tüketim ürünü pazarlama-
sında, önde gelen bir markanın durumuna benzer şekilde milyonlarca
kişinin zihnine tanıdık bir nesne olarak yerleşmek zorundadır. Kendi-
sini parti içinde başarıya ulaştıran çizgi ne olursa olsun, parti lideri, se-
çildiği andan itibaren, tavırlarını standart gereksinimlere uygun hale
getirmelidir. Ürünün diğerlerinden ayırt edilebilmesini sağlayacak ka-
dar marka farklılaştırması sağlanmalı, ancak, farklılaştırma derecesi,
potansiyel müşteriyi ürkütmemelidir. Aşina olunan marka gibi, ülke-
nin kaderi üzerinde belli bir süre etkili olmuş ve liderleri kitle iletişim
araçları vasıtasıyla seçmen tarafından tanınır hale gelmiş catch all kitle
partisi de, -bir noktaya kadar- büyük bir avantaj sahibidir. Ancak, hü-
kümet saflarında bir skandal, ekonomik bir çöküş gibi, partinin, hat-
ta muhalefetin elinde olmayan sebepler, iktidarın, müşterinin rakip
markaya yönelmesi gibi seçmenin başka bir partiye geçmesine neden
olabilecek olumsuz bir sembole dönüşmesine de sebep olabilecektir.
Esasen, catch-all kitle partilerinin başarılarını etkileyen etkenler aşırı
37
KIRCHHEIMER, s.190.
“Catch-All” Siyasi Partiler 62
derecede karmaşık ve tesadüfi, partinin performansından da genellik-
le bağımsızdır: liderin tarz ve görünümü, son zamanlardaki harici bir
olayın etkisi, seçmenlerin çalışma ve izin programları gibi
38
.
Kirchheimer’in dikkat çektiği, catch-all partilerin bir diğer önemli
özelliği ise, üye sadakati ve menfaat gruplarıyla ilişkileridir. Bu tür partiler-
de, üye sadakatini sağlamak çok daha zordur, sağlanabilen sadakat de
hiçbir zaman sonuçlara tesir edebilecek seviyede değildir. Fakat, ideo-
lojik veya ekonomik menfaat grupları, partilere, ihtiyaçları olan hazır
seçmen kitlesini sunabilecektir. Catch all partiler, çok küçük gruplar
haricinde halkla doğrudan temaslarını kaybettikleri halde, menfaat
gruplarının daha sürekli iletişim kanalları bulunmakta, mesajları daha
fazla kabul görmektedir. Bununla birlikte, menfaat grupları ile catch-
all partiler arasındaki ilişkilerin niteliğinde de değişimler gözlemlen-
mektedir. Öncelikle, her iki taraf da, birbirinden daha bağımsız hale
gelmiştir. Ortak bir amaç doğrultusunda uygulanan müşterek bir stra-
tejinin yerini, karşılıklı fakat sınırlı bazı hizmetlerin görülmesi almış-
tır. Diğer yandan, mümkün olduğunca fazla seçmeni çekmeye çalışan
catch-all partinin, menfaat gruplarıyla ilişkisini, farklı menfaatleri olan
potansiyel seçmenleri ürkütmeyecek şekilde kurgulaması gerekecek-
tir. Buna karşılık, menfaat grubu da, bütün yumurtaları aynı sepete
koymamalıdır. Bu, farklı siyasi bağlantıları olan mensuplarını rahatsız
edebileceği gibi, daha da önemlisi, başka bir catch-all partiden gelecek
yeşil ışığın ve vaatlerin de önünü kapatmak istemeyecektir
39
.
Yukarıda özetlenen makale, catch-all partilere ilişkin en derli toplu ça-
lışması olmakla birlikte, öğretide, catch all partilerin izleri, Kirchheimer’in
1954’teki çalışmalarına kadar götürülmektedir. 1949 ve 1953 yılında Batı
Almanya’da gerçekleştirilen seçim sonuçlarını kıyasladığı bir analizin-
de Kirchheimer, Alman seçmenlerin, muhafazakar bir catch all partiyi
tercih ettiği ve müttefik güçlerin de, SPD’ye, ideolojik pozisyonunu yu-
muşatması yönünde baskı uyguladığı görüşünü belirtmiştir. Bu analize
göre, SPD, ancak, catch all kitle partisi haline dönüşerek iktidar partisi
olabilecektir. Daha 1950’lerin başından itibaren de, Kirchheimer, merkezi
partiler kartelinin doğuşu, siyasi muhalefetin gücünü kaybetmesi ve par-
lamentodan yürütme organına doğru kuvvet dengesinde bir kaymanın
sonucunda devlet-parti karteline vücut vereceğini gözlemlemiştir
40
.
38
KIRCHHEIMER, s.192.
39
KIRCHHEIMER, s.193-194.
40
KROUWEL, 2003, s.26; KROUWEL, 1998, s.25-31.
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER63
Yukarıda belirtilen catch-all partileşme sürecini tüm partiler tam
olarak izlemese de, Kirchheimer, bir partinin başarısının, diğerlerini
de taklit etmeye yönelteceği ve tüm Batı Avrupa parti sisteminin dö-
nüşeceği kanısındadır
41
.
B. Kirchheimer’in Görüşlerinin Tasnifi
Kirchheimer’in catch-all partilere doğru dönüşüm sürecine olum-
suz gözle baktığı eserinin genelinden anlaşılmaktadır. Bu endişe, ço-
ğulcu demokrasinin, söz konusu dönüşümden zarar göreceği düşün-
cesinden kaynaklanmaktadır. Esasen, Kirchheimer’in eserlerindeki
temel meseleyi, demokrasinin özünün çoğulculuk mu oydaşma mı ol-
duğu sorusunun oluşturduğu ifade edilmiş, onun, birlik ve oydaşma
yönünde bir zorlamanın, toplumun sınıfsal yapısının tam olarak temsil
edilmemesine yol açacağı, toplumsal ve siyasi çoğulculuğun demok-
rasinin temel gerekliliğini oluşturduğu fikrinde olduğu belirtilmiştir.
Çoğulculuğun yozlaşması, demokrasinin yozlaşmasıdır. Bunun da üç
temel göstergesi vardır: siyasi amaçlarla yasal vasıtaların kullanılması-si
yasi adalet, bunun neticesinde kuvvetler ayrımının ortadan kalkması ve
kuvvetlerin kartelleşmesiyle siyasi muhaliflerin dışlanması, siyasi seçe
nek ve muhalefetin kaybolması, bunun da sonucunda, vatandaşın devlete
yabancılaşması, ortak bir amaç paylaşmamaları, halkın temsil edilme-
mesi, siyasi düzeyde toplumun temsil edilmemesi
42
.
Catch-all partilere ilişkin görüşlerin tasnif ve değerlendirilmesin-
de, öğretide, örgütsel, ideolojik ve seçmen tabanı bakımından çeşitli
ölçütler geliştirilmiştir.
Örgütsel bakımdan, parti üyelerinin rolünün azalması ön plana
çıkmakta olup, bu konu çok yönlü olarak ele alınmaktadır. Bu kap-
samda, partilerin üye sayısındaki durgunluk, parti üyelerinin top-
lumsal profilleri bakımından daha dengeli bir dağılım, parti gelirleri
arasında üye aidatlarının öneminin azalması değerlendirilmektedir.
Ayrıca, parti üyelerinin, seçmen kitlesi ve parti liderliği arasındaki
aracılık rolü ve parti liderliğinin seçimindeki etkisi azalmaktadır. Par-
ti liderleri de, ideolojik eğilimleri veya sınıfsal kökenlerinden ziyade,
teknik ve idari becerileri nedeniyle bulundukları noktaya gelmektedir.
41
WOLINETZ, s.145.
42
KROUWEL, 1998, s.36.
“Catch-All” Siyasi Partiler 64
Catch-all partilerin örgütleri artan oranda profesyonel ve sermaye-yo-
ğun olmakta, gelirleri bakımından devlet yardımları ve menfaat grup-
larının katkılarına, iletişim gereksinimleri bakımından ise, kitle ileti-
şim araçlarına daha bağımlı hale gelmektedir. Diğer yandan, catch all
partilerin daha önceden ilişkili bulundukları diğer teşkilatlarla ilişkile-
rini kesmeleri ve giderek üye etkinliğinin daha da azalmasının etkisiy-
le, vatandaşların siyasi katılımı da azalmaktadır.
43
. LaPalombara, bu
durumu, siyasi partilerin, toplumsal grupların mevcut siyasi sisteme
entegrasyonunda daha önceden oynadıkları anahtar rolü kaybetme-
leri olarak yorumlamaktadır
44
. Örgütsel bakımdan catch-all partilerin
özellikleri aşağıdaki tabloda özetlenmektedir
45
:
ÖZELLİK GÖSTERGE ÖLÇÜM VASITASI
Parti üyeliğinin önemini
kaybetmesi
Üye tabanında azalma veya
durgunlaşma
Toplam seçmen sayısı içinde
üye sayısının oranı
Parti mali gelirleri içinde
üyeliğin öneminin azalması
Toplam gelir içinde üyelik
gelirlerinin oranı
Devlet desteğine artan
bağımlılık
Toplam gelir içinde devlet
desteğinin oranı
Parti örgütünde artan oranda
profesyonelleşme
Sermaye yoğun seçim
kampanyalarının artması
Yıllık gelir içinde seçim
kampanyası harcamalarının
oranı
Parti yapısı içinde sermaye
yoğunluğunun artması
Parlamentoda ve merkezi
parti örgütünde profesyonel-
lerin sayısı
Parti içi güç dengelerinin
liderlik lehine değişmesi
Adaylar ve temsilcilerin seçi-
minde parti üyelerinin azalan
ağırlığı
Parti tüzüklerinde ve
uygulamada aday ve lider
seçimine ilişkin öngörülen ve
uygulanan usuller
Hükümete katılım kararları
ve politika oluşturulmasında
üyelerin azalan rolü
Politikaları etkileme
imkanlarının (Kongreler)
sıklığı ve etkileme yöntem-
lerinin açıklığı (Kongrelerde
önerge verme kuralları)
43
KROUWEL, 2003, s.28.
44
LAPALOMBARA, Joseph, “Reflections on Political Parties and Political Development,
Four Decades Later”, Party Politics, 2007, Vol.13, No.2, s.147 ( http://ppq.sagepub.
com/content/13/2/141 adresinden 15.01.2011 tarihinde erişilmiştir).
45
KROUWEL, 1998, s.56.
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER65
İdeolojik yoğunluk bakımından, Kirchheimer’a göre, catch-all par-
tiler, siyasi yelpazenin merkezinde, benzer siyasi pozisyonlar benim-
seyecek ve benzer hususları vurgulayacaktır. Çoğunluğu sağlayacak
büyük bir parti, o kadar catch-all’dur ki, kendine has bir ideolojik prog-
rama sahip olamaz. Muhakkak, sürekli belli bir partiye oy veren bazı
kişiler olacaktır, ancak, yüzen oyları elde etmek için, her parti diğe-
rinden farklılıklarını en aza indirecektir. Bu noktada, Kirchheimer’in,
-Downs’un “Demokrasinin İktisadi Kuramı” ve siyasi partilerin temel
amacının gelecek seçimleri kazanmak olduğu iddiasına atfen-, sonuç-
ta toplumun fertleri için hasıl olan menfaatler, politikaları sonucunda
oluşan zararlardan daha büyük olacak şekilde partinin politikaları-
nı ayarlayacağını belirttiği ifade edilmektedir. Azami sayıda seçmen
çekebilmek için, önceki ideolojik pozisyonlarını ve çekirdek seçmen
kitlesinin menfaatlerini feda etmiş parti örnekleri olarak, Kirchheimer
catch-all partileri, Downs ise, çok-politikalı partiyi vermektedir. Parti-
lerin bu çok yüzlü ideolojik yaklaşımı uygulamaları hususundaki tek
sınır, partilerin tamamen aynı programlar ortaya koymaları halinde
seçmenin oy kullanmaktan vazgeçeceği gerçeğidir
46
. Catch-all partinin
ideolojik boyutu kısaca beş kategoride özetlenebilir: azami oy almaya
dönük bir seçim stratejisi, vurgulanan konularda artan benzerlikler,
geleneksel ideolojiye vurgunun düşürülmesi, farklı menfaatlerin uz-
laştırılması, parti sistemi içinde merkezi konum
47
. İdeolojik boşluğun
yerini ise, adaylarının cazip kişisel özelliklerine yapılan vurgu alır,
adaylar da, partiye hizmet süresi, deneyimi gibi örgütsel nitelikleri
nedeniyle değil, etkili oldukları varsayılan potansiyel seçmen kayna-
ğı nedeniyle aday gösterilir
48
. İdeolojik bakımdan catch-all partilerin
özellikleri aşağıdaki tabloda özetlenmektedir
49
:
ÖZELLİK GÖSTERGE ÖLÇÜM VASITASI
Parti sistemi içinde merkezi
konumun benimsenmesi
Partilerin, sağ ve soldan
sistemin merkezine doğru
kümelenmesi
Parti beyannamelerinde vur-
gulanan sol ve sağ konuların
sıklığı belirlenerek, merkeze
uzaklığın tespiti
46
KROUWEL, 2003, 28-29.
47
KROUWEL, 1998, s.51.
48
GUNTHER/DIAMOND, s.186.
49
KROUWEL, 1998, s.58.
“Catch-All” Siyasi Partiler 66
ÖZELLİK GÖSTERGE ÖLÇÜM VASITASI
Geleneksel konulara vurguda
azalma
Parti platformlarında ge-
leneksel konulara atıfların
azalması
Parti platformlarında gelenek-
sel konulara vurgu oranı
Koalisyon potansiyelinin
artması
Hükümete katılım ve devlet
makamlarının kontrolünde,
ayrıca iktidarda geçen sürede
artış
Hükümette elde edilen
bakanlık oranı ve hükümet
sorumluluğunun taşındığı
süre
Seçmen tabanı bakımından, catch-all partiler, daha geniş bir ta-
kipçi kitlesi çekebilmek için, seçmen topluluğu içindeki, zaten çök-
mekte olan sosyo-ekonomik ve kültürel bölünmeleri aşmaya çalış-
maktadır. 1960 ortalarında, Britanya ve Kıta Avrupası’ndaki siyasi
partiler, belli bir kitleye hitap ederek, o kitleden seçmen toplamak
yerine, seçmenlerin tümünü çekmek mümkün olmasa dahi, tüm sos-
yal sınıflara hitap edecek şekilde ciddi bir değişim geçirmekteydiler.
Kirchheimer, ideolojinin ağırlığının ve sınıf farklılıklarının azalması,
toplumsal hareketliliğin artmasının yanı sıra, seçmenlerin giderek
daha fazla oranda parti liderlerinin kişiliklerinin çekim gücünden de
etkilenmesinin bu süreci kolaylaştırdığını düşünmektedir. Bu nok-
tada, kitle iletişim araçlarının gelişiminin artan oranda –hatta günü-
müzde artık Kirchheimer’in tahmin bile etmediği kadar- etkili oldu-
ğu düşünülebilir. Catch-all partiler siyaseti bireysel siyasi kişiliklere
indirgemektedir, ancak, partinin dünya görüşü (weltanschauung) kay-
bedilirse, seçmen tabanı da her lider değişiminde daha kolay bağlı-
lığını değiştirebilecektir
50
. Bu nedenle, catch-all partiler, aslında, ol-
dukça hassas ve kırılgan bir teşekkül görünümündedir, mensubiyet
duyan bir seçmen kitlesinin yokluğunda, catch-all partinin sağlam
bir destekçi tabanı da yoktur, bir seçimde catch-all partiyi destekle-
yen seçmen, diğerinde kolaylıkla onu terk edebilir
51
. Seçmen tabanı
bakımdan catch-all partilerin özellikleri aşağıdaki tabloda özetlen-
mektedir
52
:
50
KROUWEL, 2003, s.30.
51
WOLINETZ, s.160.
52
KROUWEL, 1998, s.60.
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER67
ÖZELLİK GÖSTERGE ÖLÇÜM VASITASI
Partiye yönelik seçmen
teveccühünün genişlemesi
Parti seçmeninin sınıfsal
farklılığının azalması
Parti destekçilerinin sınıfsal
katmanlaşma seviyesi, sınıf-
sal oy vermenin azalması
Seçmen tabanıyla bağların
gevşemesi
Parti özdeşleşmesinde
azalma
Kendisini partiyle kuvvetli
olarak özdeşleştiren seçmen-
lerin oranı
Yüksek oranda seçmen
devinimi
Seçmen hareketliliği seviyesi
Menfaat gruplarının artan
etkisi
Liderliğin siyasi/ideolojik
niteliklerine daha az vurgu
yapılmasına karşılık, teknik
ve idari niteliklerine daha çok
vurgu yapılması
Parti teşkilatı dışından
ve menfaat gruplarından
devşirilen bakan sayısı
Partilerin catch-all partilere dönüşmesinin, parti sisteminin geneli
üzerinde de çeşitli etkiler doğuracağı ifade edilmektedir. Bunların bi-
rincisi, catch-all partiler, ortalama seçmeni cezbetme ve mümkün ol-
duğunca fazla oy kazanma amacıyla siyasi merkezde tercihlerini bir-
leştireceklerinden, birbirlerini taklit etmeye başlayacaklar ve zaman
içinde iki partili bir sistemin doğmasıyla, seçim rekabetinde azalma
oluşacak ve siyasi muhalefetin yeniden tanımlanması gerekecektir.
Bu durumla bağlantılı bir diğer sonuç, daha büyük catch-all partilerin
rekabeti karşısında, daha küçük ideolojik partiler kaybolacaktır. Son
olarak da, yasama organına da hakim olan büyük partiler, seçim sis-
temini de kendi başarılarını garanti altına alacak şekilde düzenlemeye
çalışacak, nisbi temsil esaslı sistemler yerine, iki parti rekabetine dayalı
çoğunlukçu sistemlere rağbet edeceklerdir
53
.
C. Kirchheimer’in Görüşlerine Yönelik Değerlendirmeler
1. Sistematiğine Yönelik Eleştiriler
Kirchheimer’in catch-all partilere ilişkin görüşlerinin, sistemli ve
derli toplu olmadığı, kullandığı dilin açık ve anlaşılır olmadığı belir-
53
FORESTIERE, Carolyn, “Kirchheimer Italian Style-Catch-All Parties or Catch-All
Blocs”, Party Politics, 2009, Vol.15, No.5, s.574.
“Catch-All” Siyasi Partiler 68
tilmektedir
54
. Örneğin, Kirchheimer, hiçbir eserinde, catch-all partiyi
tanımlamış değildir. Dönemi için yeni olan bu parti tipini isimlendir-
mek için kullandığı terminoloji dahi değişkendir: “catch-all people’s
party”, “catch-all mass party”, “conservative catch-all party”, Christian type
of catch-all people’s party”, “personal loyalty variant of the catch-all party”
gibi isimlendirmeler kullanılmıştır. 1966 tarihli makalede ortaya ko-
nulan catch-all parti de, en azından 12 yıl boyunca sürekli değişikliğe
uğramış bir kavramdır
55
.
Catch-all tezinin önemli katkıları üzerinde öğretide görüş birliği
bulunmasına rağmen, Wolinetz tarafından açık, test edilebilir öner-
meler içeren bir hipotezden ziyade, birbiriyle ilgili varsayımlar dizisi
olarak tarif edilmiş, belirgin bir süreç tanımlanmadığı, sebep-sonuç
mantıksal ilişkisi önermediği, gözlemlenme ve yanlışlanmasının zor
olduğu ifade edilmiştir.
56
Bu durumun sonucu olarak, catch-all partilerin abartılı ve eksik
olarak betimlendiği, bazı bakımlardan ne olmadığının –ki, kitlesel bü-
tünleşme partisi olmadığı kastedilmektedir- ne olduğundan daha iyi
bilindiği belirtilmiştir
57
.
Kirchheimer’in İngilizce makalesinin bir yıl önce basılan bir Al-
manca versiyonunun da olduğu ve çeşitli noktalarda bu iki versiyonun
da birbirinden farklı olduğu ifade edilmektedir. Kirchheimer’in esasen
1966’da vefatından önce, catch-all teorisini geliştirme sürecinin devam
ettiği ve bu henüz tamamlanmamış versiyonlardaki muğlaklığın, fikir-
lerinin sonraki analiz ve uygulamalarında sıklıkla zihin karışıklarına
neden olduğu belirtilmektedir
58
. Esasen, onun, bir tipoloji geliştirme
çabasında da olmadığı, fakat, hepsinde değilse de, partilerin çoğunda
gördüğü değişiklikleri betimlemeye çalıştığı da ileri sürülmüştür
59
.
Catch-all partilerin yukarıda özetlenen çok boyutlu –örgütsel, ide-
olojik, seçmen tabanına yönelik- özelliği, onun, bakış açısına göre, oy
54
ibid.
55
KROUWEL, 2003, s.26 dp.20, s.27.
56
WILLIAMS, Michelle Hale, “Kirchheimer’s French Twist:A Model of the Catch-All
Thesis Appllied to the French Case”, Party Politics, Vol.15, September 2009, s.593
(WILLIAMS, French Twist olarak anılacaktır).
57
WOLINETZ, s.146; aynı yönde, GUNTHER/DIAMOND, s.186.
58
KROUWEL, 2003, s.28.
59
WOLINETZ, s.146.
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER69
avcısı aşırı fırsatçı bir parti, lider merkezli bir parti, menfaat grupları-
na bağımlı bir parti veya bunların hepsi olarak algılanmasına yol aç-
mış, terimin, bir strateji ve eğilimi mi, bir örgütlenme şeklini mi yoksa
bunların bir birleşimini mi oluşturduğu konusunda tereddüt oluştuğu
ifade edilmiştir
60
. Kanaatimce, catch-all parti tüm bu boyut ve unsur-
ları bir araya getiren bir oluşum olarak kabul edilmeli, bunların bir
kısmının bulunmaması halinde, ancak, bir catch-all parti eğiliminden
söz edilmelidir.
2. İçeriğe Yönelik Değerlendirmeler
Batı Avrupa siyasi sistemlerindeki birçok çağdaş gelişme,
Kirchheimer’in 1950 ve 60’larda ileri sürdüğü görüşlerde öz itibariy-
le tanımlanmıştır. Örneğin, parti üyeliğinin tüm Avrupa’da, mutlak
olarak ve seçmen sayısına oranla düşmekte olduğu ifade edilmekte-
dir
61
. Ayrıca, depolitizasyon ve muhalefetin kaybolması süreçlerinin
bir sonucu olarak devlet-parti kartelinin doğuşunu da erken bir saf-
hada, gözlemlediği belirtilmektedir. Hatta, daha 1930 ve 40’lardaki
eserlerinde, yasama, yürütme ve yargı arasındaki kuvvetler ayrılığının
zayıfladığını ve kuvvetlerin temsilcileri olan siyasi partiler, hükümet-
ler ve mahkemelerin giderek birleşik bir kartel oluşturduğunu, bunun
karşısında birey olarak vatandaşların kuvvetsiz kaldığını tespit ettiği
ifade edilmektedir
62
.
Kirchheimer’i çağdaşlarından ayıran bir diğer nokta ise, diğer
yazarların çoğunluğu, siyasetçileri, çoktan unutulup gitmiş eski düş-
manlıkları sürdürmekle itham ederken, tam tersi yönde bir iddiayı or-
taya koymasıdır
63
.
Kirchheimer’in çok sayıda verinin içinden ilgili olanı seçmesi, ge-
nel eğilimleri kendine özgü olaylardan ayırması ve bunları orijinal ve
yaratıcı bir tarzda sunmasının, 21. Yüzyılda dahi tartışılmaya devam
eden eğilim ve gelişmelerin taslağını çizmesini sağladığı da ifade edil-
mektedir
64
.
60
WOLINETZ, s.146.
61
WOLINETZ, s.144; GUNTHER/DIAMOND, s.191.
62
KROUWEL, 2003, s.33.
63
KROUWEL, 2003, s.34.
64
KROUWEL, 2003, s.34.
“Catch-All” Siyasi Partiler 70
Bununla birlikte, Kirchheimer’in catch-all tezinin halen Batı Avru-
pa parti sistemlerinin değişimi tartışmalarında gündemde kalmasının
asıl sebebi, güncelliği ve geçerliliğinden ziyade, zengin içeriği ve mu-
hakemeleridir
65
.
Nitekim, günümüzde, partilerin değişimi tamamen catch-all parti-
lere dönüşme şeklinde gerçekleşmemiştir. Bu nedenle, Kirchheimer’in
görüşleri, tüm partilerin yeknesak veya tek yönlü bir değişim süre-
ci geçireceğini öngördüğü gerekçesiyle eleştirilmiş, bazı Batı Avrupa
partilerinin bu görüşün aksine, catch-all değil, program odaklı bir
değişim geçirdikleri savunulmuştur
66
. Benzer şekilde, örgütsel bazda
Kirchheimer’in kitle partilerinin düşüşü tahmini gerçekleşmesine rağ-
men, en azından ABD ve Britanya gibi ülkelerde, ideolojik vurgunun
giderek gerilemesi öngörüsünün gerçekleşmediği belirtilmiştir
67
. Nite-
kim, Lijphart’ın 21 demokratik ülke üzerindeki çalışması sonucunda
vardığı sonuç da, 1960’larda ortaya atılıp geniş bir kabul görmüş olan,
sol ve sosyalist düşüncenin gerçek bir ideoloji olmaktan çıkıp daha
pragmatik ve ılımlı bir programa dönüştüğü, sosyalistlerle muhafa-
zakarların politika tercihleri arasındaki eski büyük uçurumun önemli
ölçüde daraldığı yönündeki, “sözde” ideolojilerin sonu teorisinin ya-
lanlandığı yönündedir. 1950’ler ve 60’ların ilk yarısındaki büyük refah
artışı sonucunda, sol tutumlar ve bunlara karşı sağ tepkiler ılımlılaş-
mışsa da, 1970 ve 80’lerde sol-sağ gerilimleri yeniden artmıştır. Bunda
grupların subjektif ve nisbi beklentilerinin etkisi olduğu kadar, ekono-
mik refah ve refah dağılımının büyük ölçüde siyasal faktörlerce belir-
lendiği bilincinin güçlenmiş olması da önemli rol oynamıştır
68
.
Bu konuda, Krouwel’in 1998 tarihli çalışması, sistemli ve kıyasla-
malı bir analiz olarak ön plana çıkmaktadır. Krouwel, 12 Batı Avru-
pa ülkesindeki 83 parti üzerinde gerçekleştirdiği ve yukarıdaki tab-
lolarda
69
belirtilen ölçütleri esas alarak istatistikî analizler de yaptığı
çalışmasında, sonuç olarak, savaş sonrası dönemde, Batı Avrupa parti
65
KROUWEL, 1998, s.251.
66
WOLINETZ, s.159, 163.
67
GUNTHER/DİAMOND, s.191.
68
LIJPHART, Arend, Çağdaş Demokrasiler-Yirmibir Ülkede Çoğunlukçu ve Oydaşmacı
Yönetim Örüntüleri, çev. E.Özbudun ve E.Onulduran, Türk Demokrasi Vakfı ve
Siyasi İlimler Derneği Ortak Yayını, yayın yılı ve yeri yok, s.87-88.
69
Bkz. yuk. s.15-18.
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER71
sitemlerinde catch-all particiliğe doğru kısmi bir değişimin meyda-
na geldiği, ancak bu değişimin 1970’lerin sonu ile 1980’lerin başın-
da devam etmediği, durakladığı sonucuna varmaktadır
70
. Krouwel,
çalışmasında, 1960’ların başına kadar çeşitli göstergeler bakımından
açık bir catch-all eğiliminin bulunduğunu, 60’ların sonundan itibaren
80’lere kadar ise genel olarak catch-all eğilimlerinde azalma olduğu-
nu belirtmektedir. Ona göre, Kirchheimer’in teziyle ilgili temel sorun,
catch-all eğiliminin devamlı bir süreç olacağı varsayımından kaynak-
lanmaktadır. Oysa ki, çalışmada, doğrusal bir eğilim olduğu yönünde
hiçbir delil bulunamamıştır. Aksine, Batı Avrupa’da parti dönüşüm
yön, zamanlama ve kapsamlarında büyük değişkenlikler bulmaktadır.
Avrupa partileri, benzer örgütsel, ideolojik ve seçmen stratejileri izle-
yen tek tip bir partiye doğru evrilmemekte, ülkeler içinde ve tüm Batı
Avrupa’da partiler arasında hala esaslı farklılıklar bulunduğu gibi,
partilerin örgütsel dönüşümleri, siyasi pozisyonları ve seçim stratejile-
ri farklı yönlerde gelişmektedir.
Krouwel’in çalışmasının doğruladığı ve doğrulamadığı başka
catch-all varsayımlarına bakacak olursak
71
:
• Kitle partileri Batı Avrupa’da büyük ölçüde kaybolmuş ve yeni tip
parti teşkilatlanmaları tarafından yerleri alınmış olmakla birlikte,
hakim parti tipi, catch-all partiler değildir. Bununla birlikte, kısmi
bir catch-all dönüşümü gerçekleşmiştir.
• 1950’ler boyunca ve 60’ların başında, parlamento-dışı demokratik
kitle örgütleri kurulması amaçları aniden terk edilmişti, bunun-
la birlikte, Kirchheimer, bazı gelişmeleri de yanlış yorumlamıştır.
Örneğin, etkileri azalmakla beraber, üyeler, parti içi karar alma sü-
reçlerinden dışlanmamışlardır. Partilerin siyasi oydaşmaya yöne-
lik sürekli bir eğilim gösterdikleri veya kararlı bir şekilde merkeze
yöneldiklerini gösterir bir delil de yoktur.
• Batı Avrupa parti sistemlerine daha az sayıda partinin giderek
hakim olacağı, siyasi tepkisizlik ve muhalefetin kaybolması öngö-
rüsünün aksine, 1960’ların ortalarından itibaren başlayan sosyal
tepki süreci, yeni siyasi katılım ve temsil şekillerini doğurmuş, ra -
70
KROUWEL, 1998, s.230, 250-251.
71
KROUWEL, 1998, s.223-232.
“Catch-All” Siyasi Partiler 72
dikal siyasi partiler ortaya çıkmış, söylemlerde bir kutuplaşma ve
parlamentoda ayrışma görülmüştür.
• Parti üyeliğinin çoğu Avrupa ülkesinde sayı ve mali destek aracı
olarak önemini kaybetmesi süreci gözlemlenmiştir
72
. Ancak, par-
ti üyeleri, parti elitleri nazarında tamamen önemsiz de değildir.
Üyeler, parti toplantı ve kongrelerinde, liderliğe yetki vererek ve
kararlarını alenen onaylayarak, onlara meşruiyet kazandırmakta,
hatta, üyeler, parti liderlerinin seçildiği en önemli havuzu oluştur-
maya devam etmektedir. Üyeler, partinin parlamento adaylarının
seçiminde söz haklarını bir ölçüde kaybetmiş olsalar da, liderin
seçiminde daha fazla etkinlik kazanmışlardır.
• Kirchheimer’in kuvvet ve kaynakların parti liderliğinin elinde
daha fazla toplanması öngörüsü doğrulanmıştır. Kitle partisinin
kaybolmasıyla, özellikle parti teşkilatının parlamento içindeki kıs-
mı partilerin hakim kısmı olmuş, parlamento dışı parti güç kay-
betmiştir. Parlamento içi parti, mali ve profesyonel çalışanlar bakı-
mından kaynaklarını arttırmış, Kirchheimer’in tahmin ettiği gibi,
üyelik aidatları bu masrafları karşılayamaz hale gelmiştir. Ancak,
partilerin devlet yardımına giderek çok daha bağımlı hale gelme
süreci, 1970’lerde özel kişi ve kuruluşların bağışlarının ağırlık ka-
zanmasıyla durmuştur
73
.
• Catch-all tezinin aksine, partiler ve seçmenler arasında sabit bir
bağın olmaması, seçmen hareketliliğinde beklenen yükselişi do-
ğurmamıştır
74
. Birçok büyük parti seçmen tabanında bir erozyon
72
Yerleşmiş demokrasilerin çoğunda siyasi parti üyeliğinin son yıllarda düşüşte
olduğu yönünde bkz.GUNTHER/DIAMOND, s.174.
73
Ülkemizde siyasi partilere devlet yardımı ise, ilk defa 1971 yılında 1421 sayılı
Kanunla Anayasa’da düzenlenmiştir. Bkz. ÖZBUDUN, Anayasa Hukuku, s.72-73.
74
Ancak, 1994 yılında İtalya seçimlerinde, 1885’ten beri Batı Avrupa’da görülen en
büyük seçmen hareketliliği, %37.2 lik bir seviyede gerçekleşmiş, parlamentoya
giren partilerin hiç biri 1987’den önce aynı ad veya şekilde temsil edilmemiştir. 1993
Kanada seçimleri de, %42’lik bir seçmen hareketliliğine sebep olmuş, bu oran, 70
ve 80’lerdeki ortalamanın beş kat üstünde gerçekleşmiş, iktidardaki Muhafazakar
Parti 169 sandalyeden 2 sandalyeye düşmüştür. Bunlar ve başka örnekler de
göz önüne alınarak, parti rekabetinin geleneksel kalıplarının giderek yıkıldığı,
ve daha açık ancak daha az öngörülebilir bir tarza dönüştüğü, sonuç olarak,
seçmen tercihinin ve aynı zamanda yerleşmiş seçmen diziliminin ciddi oranda
dengesizleşmesi önündeki büyük bir engelin kalkmasının muhtemel olduğu ifade
edilmektedir.bkz. MAIR, Peter, “Party Systems and Structures of Competition”, in
Comparing Democracies –Elections and Voting in Global Perspective, ed. LeDuc L.,
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER73
yaşamışsa da, Kirchheimer’in tahmin ettiği seçmen akışkanlığı sa-
dece 70’lerin başıyla 80’lerin ortası arasında görülmüştür.
• Partilerin seçmenlere örgütlü menfaat grupları üzerinden ulaş-
tıkları varsayımını destekleyecek pek veri de yoktur. Parti elitle-
ri arasında, partiyi destekleyen menfaat gruplarından bireylerin
daha fazla yer aldığı söylenemediği gibi, örneğin, bakanların bu
gruplardan ve parti dışından devşirildiğine yönelik de çok az delil
bulunmuştur.
• Profesyonellere ve uzmanlara doğrudan partinin yönetiminde yet-
ki verilmemekte, siyasi elitler bu yetkiyi kendi ellerine almaktadır.
Kısmen profesyonelleşme gerçekleşmekteyse de, bu uzmanlar,
alınacak kararlar üzerinde tavsiyelerde bulunmakta, siyasetçiler
idareyi kendi sıkı kontrollerinde tutmaktadır.
• Çalışmada değerlendirilen 83 partiden hiçbiri tam olarak catch-
all özellikleri göstermemektedir. Ayrıca, sadece büyük partilerin
catch-all partiler olabilecekleri tezine karşın, küçük partiler de
catch-all özellikleri bakımından üst sıralarda yer alabilmektedir.
Diğer yandan, büyük ülkelerdeki partiler (Fransa, Almanya, İtal-
ya) genellikle daha fazla catch-all özelliği gösterirken, İskandinav
ülkeleri, İrlanda ve Britanya partilerinin catch-all dönüşümü daha
yavaş olmuştur.
IV. CATCH-ALL TEORİSİNİN TEORİK VE PRATİK YANSIMALARI
A. Catch-All Sonrası Teorik Yaklaşımlar
Catch-all parti, günümüz siyasi partilerine verilen genel bir isim
olmuştur. Nitekim, günümüzde aslında birbirinden farklı örgütsel,
ideolojik veya stratejik karakterde olan partilerin temelsiz olarak ben-
zer veya aynı şekilde gruplandırılması eleştirilirken, “catch-all” terimi-
nin bu tür yanlış kullanımlara sıklıkla maruz kaldığı, bunun sebebinin
de, terimin, daha eski klasik parti modellerine nazaran çağdaş şartlara
uyum sağlayabilecek, daha esnek bir “bakiye kategorisi” şeklinde de fac-
to bir statü kazanması olduğu ifade edilmiştir
75
.
Niemi, R.G., Norris, P., Thousand Oaks, California, Sage Publications, 1996, s.98-
100, 105.
75
GUNTHER/DIAMOND, s.169.
“Catch-All” Siyasi Partiler 74
Bununla birlikte, partilerin ve parti sistemlerinin değişim ve ge-
lişim süreçlerine ilişkin çalışmalar bu noktada durmamıştır. Örneğin,
Katz ve Mair’in devletle ilişkiler baz alınarak geliştirilen tipolojisinde,
Duverger’in kadro, Neumann’ın bireysel temsil partilerinden kütle
partileri ve catch-all partiye oradan da, devlet yardımlarına bağım-
lılıklarından dolayı devletin bir parçası olan kartel partilerine geçiş
süreci tanımlanmaktadır
76
. Liderler ve politikalarının etkinliği üze-
rinden birbirleriyle mücadele eden catch-all partilerin, önceki siyasi
bağlantılarından kopan seçmenlerin değişken tercihlerinden dolayı
zamanla zarar görmeleri sonucunda, kendilerine giderek daha fazla
devlet desteği tahsis etmeleri ve devlet yardımına bağımlı olmalarıyla;
birbirleriyle seçmen desteğini nerede olursa olsun elde etmek için re-
kabet eden partilerin yerine, diğerleriyle güç paylaşımına giderek dev-
let nimetlerine erişimlerini garanti altına almakla tatmin olan kartel
parti tipolojisi ortaya çıkmıştır. Bu partilerin üyeleri de, aslında, parti
için, üye olmayanlardan pek de farklı değildir, örgütlenme gevşektir,
sermaye ağırlıklı seçim kampanyaları yürütülür. Katz ve Mair’e göre,
catch-all partilerin aksine, kartel partileri, sivil toplum ve devlet ara-
sında bir tür aracılık işlevi görmeyi bırakarak, devletin temsilcileri ha-
line gelmişlerdir.
Öğretide, catch-all parti tanımındaki belirsizlikleri gidermek için
yapılan çalışmalara bir örnek olarak Panebianco’nun bürokratik-kitle
partilerinden profesyonel-seçmen odaklı partilere doğru değişim teo-
risi verilmektedir
77
. Bürokratik kitle partisi, Duverger ve Neumann’ın
kütle ve kitlesel bütünleşme partilerine benzer şekilde, merkezi rolde
atanmış veya seçilmiş bürokrasi, üyeliğin önemini koruması, kuvvetli
dikey örgütlenme, üyelik aidatları ve yan örgütler vasıtasıyla finans-
man ve ideolojiye verilen önemle ayırt edilmektedir. Profesyonel-seç-
men odaklı parti ise, merkezde profesyonel idare, zayıf dikey hiyerar-
şi, seçilmiş temsilcilerin önemi, menfaat grupları ve devlet yardımı ile
finansman, ideoloji dışı konu ve menfaatlerin vurgulanmasıyla ayırt
edilmektedir. Bu teoriye yönelik eleştirisinde Wolinetz özetle, Kirc-
hheimer gibi, Panebianco’nun da, yeknesaklaştırıcı eğilimlerin ağır
basacağını düşündüğü, partilerin, seçim mücadelesi içinde tercih ede-
76
WOLINETZ, s.139, 148-149
77
WOLINETZ, s.146-148.
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER75
bilecekleri çok farklı yöntemleri nazara almadığı, aksine, partilerin,
başlangıçtaki farklılıkları ve kökenleri ne olursa olsun, profesyonel-
seçmen odaklı parti olmanın cazibesine kapılacaklarını varsaydığını
belirtmektedir.
Wolinetz ise, partilerin veya hiziplerin değişik boyutlarını yansıt-
tığını, ayrıca parti yapı ve örgütlenmesiyle ilgili olduğunu iddia ettiği
bir ayrım geliştirmiştir. Ona göre partileri, oy, politika veya makam
odaklı partiler olarak üçe ayırmak mümkündür
78
. Politika odaklı par-
tiler, siyasi amaçların takibine ağırlık verirken, oy odaklı partilerin
birinci amacı oy sayısını azami seviyeye çıkarmak ve seçimleri ka-
zanmak, makam odaklı partilerin ise, diğer partilerle güç paylaşımını
veya oy oranının en üst seviyeye çıkarılmasını engelleyecek strateji-
ler izlenmesini gerektirse bile, liderlerini hükümete sokarak makamın
menfaatlerinden faydalanmayı garanti altına almaktır. Politika odaklı
partilerin kapsamına sadece iyi tanımlanmış/ifade edilmiş programla-
rı olan partiler değil, tek-konulu partiler ve tepki partileri de girmekte-
dir. Bu partilerin üye sayısının çok olması gerekmese de, aktif üyeleri
vardır. Kuzey Avrupa sosyal demokrat partileri, birçok liberal ve bazı
Hıristiyan demokratlar, yeşiller, sol-liberaller, bazı yeni sağ partiler bu
kapsamda değerlendirilmektedir. Oy odaklı partilere, aralıklı olarak
faal olan ve politik taahhütleri seçimden seçime değişen Kanada par-
tileri, sabit program niteliğinde içerikten yoksun ABD partileri, sabit
ideolojik eğilimi olmayan, lider odaklı Fransız Chirac RPR’si, Alman
Hristiyan Demokrat Birlik Partisi gibi klasik catch-all partiler örnek
verilmiştir. Makam odaklı partiler ise, kendilerini bir koalisyon ortağı
olarak tercih edilmeyecek bir noktaya sürükleyecek siyasi taahhüt ve
söylemlerden kaçınacaktır. Buna örnek olarak da, Hollanda’nın Hris-
tiyan Tarihi Birlik Partisi, orta çizgideki Belçika partileri, 1993 öncesi
İtalyan parti sistemindeki küçük partiler gösterilmektedir. Bu ayrım-
da, catch-all partiler, oy odaklı partilere, kartel partileri ise, makam
odaklı partilere yaklaşık olarak denk gelmektedir
79
.
Bugün birçok ülkede, kadro ve kütle partileri arasındaki ayrım be-
lirsizleşmiştir. Gelinen noktada, birçok eski kadro partisi daha sağlam
bir örgütsel yapıya sahip bulunmakta, kütle partileri ise, daha önce sağ-
78
WOLINETZ, s.149-153.
79
WOLINETZ, s.159.
“Catch-All” Siyasi Partiler 76
ladıkları üye-seçmen oranını yakalayamamaktadır. Öğretide, Hollanda
örneğinde modern kadro partilerinin ortaya çıktığı ifade edilmektedir.
Bu partilerin özelliği, alt seviyeye karşı yüksek derecede sorumlu pro-
fesyonel liderlik gruplarının hakimiyeti, düşük bir üye-seçmen oranına
karşın, üyelerin, finans kaynağı, siyasi makamlar için adayların seçimi
gibi konulardan önemini koruması, seçmenlere karşı bir yandan catch-
all seviyesinde olmayacak diğer yandan geleneksel olarak ilişkili olu-
nan menfaat gruplarına vurgu yapmayacak geniş bir eğilim yelpazesi
sunması, hem belli bir imajı korumak hem de belli bir ölçüde iç de-
mokrasiyi sürdürmek için yapısal olarak kitle partisi teşkilat bağlarını
koruması, mali bakımdan hem devlet yardımlarına hem de üyelerin
bağış ve aidatlarına dayanması olarak sayılmıştır. Diğer ülkeler için çok
açıklayıcı olmayacağı da belirtilen bu ayrımın, özellikle parti üyelerinin
ve liderliğinin rolleri ve parti içi demokrasinin korunması kaygısı bakı-
mından klasik catch-all partilerden ayrıldığı ifade edilmektedir
80
.
B. Ülke Uygulamalarında Catch-All
1. Almanya
Kirchheimer’in makalesinde, Almanya partilerinin catch-all parti
örneği olarak açıkça verildiğini yukarıda belirtmiştik
81
. Yakın zaman-
da Almanya üzerinde yapılan bir araştırma ise, 1949-2005 arasında Al-
man partilerinin ideolojik ve seçmene yönelik pozisyonlarının, catch-
all tezini doğrulamadığını ileri sürmektedir
82
. Bu araştırmaya göre,
öncelikle, CDU ve SPD’nin birbirlerine ideolojik olarak yaklaştığı sü-
reçler olduğu gibi, uzaklaştığı süreçler de görülmektedir. Genel ola-
rak, 1957-1976 arasında sabit görünen ideolojik mesafe, 1976-2002 ara -
sında artmış ve ortalamanın üzerinde seyretmiş, 2005 seçimlerinde ise,
her iki parti tekrar merkeze yaklaşmıştır. Partilerin ortalama seçmene
mesafelerine bakıldığında ise, CDU’nun ortalama seçmene daha yakın
bir çizgi takip ettiği, genel manada “sorumlu parti” görüntüsü verdiği,
bu çizgiden ayrıldığında oy ve iktidar kaybettiği, SPD’nin ise, “kendi
seçmenine karşı daha sorumlu parti” görüntüsünde olduğu, hatta iktidar-
80
Koole’den naklen WOLINETZ, s.142; GUNTHER/DIAMOND, s.195, dp.15.
81
Bkz. yuk. s.14.
82
WILLIAMS, Michelle Hale, “Kirchheimer Revisited: Party Polarisation, Party
Convergence, or Party Decline in the German Party System”, German Politics, Vol.17,
No.2, June 2008, s.105-123 (WILLIAMS, German Party System olarak anılacaktır).
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER77
da bulunduğu zamanın %40’ının, ortalama seçmenden uzaklaştığı za-
manlara denk geldiği belirtilmiştir (EK). Parti üyeliği bakımından ise,
1980 sonrasında keskin bir düşüş gözlemlendiği, 1961-1998 arasında
seçmen hareketliliğinin arttığı ve seçmen sadakatinin azaldığı ifade
edilmekle birlikte, daha dikkatli bir inceleme sonucunda, bu hareket-
liliğin, Kirchheimer’in beklentisinin aksine, sol-sağ blokları arasında
değil, aynı blok içinde gerçekleştiği belirtilmektedir.
Kanaatimizce, Almanya örneğine ilişkin, yaklaşık 50 yıl geriye baka-
rak oluşturulan yukarıdaki veriler, catch-all tezini doğrulamıyorsa da,
aynı araştırmada kullanılan tablolardan yola çıkarak, Kirchheimer’in
makalesini yazdığı 1950’lerin sonu ve 1960’lı yıllarda, CDU ve SPD ara-
sındaki ideolojik ayrımın en aza indiği ve her iki partinin de merkeze
yaklaşarak bu dönemde ortalama seçmeni takip ettiğinin açıkça görül-
düğü söylenebilir. Bu durum, Kirchheimer’in yaptığı tahlilin, elindeki
verilere göre oldukça sağlıklı olduğunu göstermektedir.
2. İtalya
İtalya örneğine yönelik incelemelerde ise, 1994 öncesi ve sonrası
kesin olarak ayrılmaktadır. 1994 öncesinde, İtalyan Hristiyan Demok-
rat Partisi (DC) kısmen catch-all özellikler gösterse de, son tahlilde,
hem DC hem de İtalyan Komünist Partisi (PCI) kitle partisi özellikle-
rini muhafaza etmişlerdir
83
. DC, 1944 yılında kitle partisi olarak ku-
rulmuş, Katolik ve anti-komünist, sınıflar arası bir parti olarak tanım-
lanmaktadır. Catch-all partilere yaklaşan yönü olarak da, dini inanç
ve komünizm karşıtlığı dışında, söylemlerinin tutarlı siyasi mesajlar
içermemesi gösterilmektedir. Ancak, tamamen siyasetin merkezine
yönelmemesi de göz önüne alınarak, esnek ve catch-all’un sadece bazı
özelliklerini gösteren bir parti olarak anılmaktadır. PCI da, özellikle
1968’deki Prag Baharı sonrasında Sovyetler Birliğine yönelik tutu-
munu değiştirse de, ideolojik olarak çizgisini genel olarak korumuş
ve kitle partisi olarak kalmıştır. Üye sayısı da, çok keskin bir düşüş
göstermemiştir. Bu dönemde, PCI ve DC merkeze yaklaşarak benzeş-
medikleri gibi, küçük partilerin gücü de, catch-all’un gerektirdiği iki
partili sistemin aksine düşmemiştir.
83
FORESTIERE, s.577-580.
“Catch-All” Siyasi Partiler 78
1994 sonrası İkinci Cumhuriyet olarak da anılan dönemde İtal-
ya parti sisteminin ise, catch-all partilerden ziyade, “catch-all bloklar”ı
doğurduğu belirtilmektedir. Catch-all blok ise, catch-all olsun olma-
sın, tek catch-all parti gibi hareket etme konusunda önceden anla-
şan ve bu şekilde hareket eden münferit partilerin oluşturduğu grup
olarak tanımlanmaktadır. Bu dönemde, catch-all tezinin bazı özellik-
leri İtalya parti sisteminde gözlemlenmiştir. Öncelikle, merkez sağ
ve merkez sol iki blok, merkezdeki seçmenin oyunu almak amacıyla,
oy arttırıcı stratejiler uygulamaktadır. Parti liderlerinin, önemli siyasi
kuruluşları kontrol altına alma mücadele ve hesapları yanında, ka-
muoyu önünde fikre dayalı tartışmalar ikinci planda kalmıştır. Parti
liderleri, kitle iletişim araçlarının da yardımıyla, ön plana çıkmış, bel-
ki de bunun bir sonucu olarak, İtalya siyaseti, “başkancılaşmış”, başba-
kan ve yürütme organının hakimiyeti artmıştır. Partilerin oluşturdu-
ğu bloklar, oylarını azamiye çıkarmak için merkeze yönelim işaretleri
de göstermektedirler. Küçük partiler, varlıklarını sürdürmekteyseler
de, bu durum büyük ölçüde seçim sisteminin sonucu olarak görül-
mektedir
84
.
3. Fransa
Fransa’da, partilerin örgütlerinin, Duverger’in zamanındaki ka-
dar gevşek olmadığı, Cumhuriyet İçin Birlik (RPR) partisinin, nispe-
ten büyük bir üye tabanını teşkilatlandırdığı ama, bir kütle partisin-
den beklenen üye etkinliğinin görülmediği, dolayısıyla ne kadro ne
kütle partisi olmadığı belirtilmektedir. Fransız Sosyalist Partisinin
(PS) de tipik kütle partisi olmadığı, 1970’li yıllardaki etkin katılımın
artık sağlanamadığı, üye-seçmen oranının da hiçbir zaman yüksek
olmadığı ifade edilmektedir. PS, modern kadro partisinin birçok
özelliğini taşımakla birlikte, iç hizipçiliği ölçütler arasında yer al-
mamaktadır. RPR de, kitle örgütlenmesi özelliğini göstermektedir,
ancak, hesap verebilirlik veya parti içi demokrasi ölçütleri bakımın-
dan modern kadro partilerine uymamaktadır
85
. Fransız parti sistemi
için yapılan bir araştırma, bireysel ve toplumsal seviyede Fransa’da
catch-all tezinin doğrulanamadığını, parti ve parti sistemindeki gös-
84
FORESTIERE, s.573, 587-588.
85
WOLINETZ, s.141, 143.
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER79
tergelerin ise büyük ölçüde catch-all tezini teyit ettiğini belirtmek-
tedir. Buna göre, sosyal bölünmeler ve ideolojik ayrımlar, Fransız
siyasetinde belirleyici rol oynamaya devam etmektedir. Seçmenler
bakımından, mevcut partilerden memnuniyetsizlik duyulmakta ve
bu durum catch-all tezini desteklemekteyse de, üye sayısında cid-
di bir düşüş olmadığı, oy kullanma oranının düşmediği, seçmenin
parti sistemine ilgisinin devam ettiği sonuçlarına varılmıştır. Partiler
bakımından ise, siyaset ve söylemlerinde diğer partileri ve ortalama
vatandaşı takip ettikleri, merkeze yaklaşarak, taban genişletme çaba-
sı içinde oldukları gözlenmiştir. Parti sisteminin ise, iki kutuplu ve
büyük partilerin tekelinde geliştiği, hükümetin bu partilerce belirlen-
diği, parti sayısındaki azalmanın ise, Fransa’nın kendine has bazı se-
beplerle engellendiği,tüm bu verilerin de catch-all tezini desteklediği
belirtilmiştir. RPR ile diğer bazı Chirac’çı sağ-liberal partilerin 2002
yılında oluşturdukları Halk Hareketi İçin Birlik (UMP) partisinin ise,
özellikle 2007 seçimlerinin sonrasında, catch-all partinin iyi bir örne-
ği olabileceği değerlendirilmektedir
86
.
4. Türkiye
Gelişmiş ülkelerdeki catch-all süreçlerini inceledikten sonra, ül-
kemizdeki duruma ilişkin görüşleri de kısaca aktarmak ve incelemek-
te fayda bulunmaktadır.
Ülkemizdeki parti sistemine genel bir bakış olarak, Özbudun,
Avrupa’nın birçok bölgesinde, partilerdeki örgütsel değişikliklerin
kitle partisinden catch-all parti ya da kartel parti modeline doğru ol-
duğunu, ancak Türkiye’de kitle partisi safhası yaşanmadan, kadro
partisinden catch-all parti ya da kartel partisi aşamasına geçildiğini
ifade etmektedir
87
.
Yukarıdaki görüşe paralel şekilde, Osmanlı Devletinin son dö-
nemindeki İttihat ve Terakki başta olmak üzere önemli partilerin ve
Türkiye Cumhuriyetinin ilk partileri olan CHP ve DP’nin kadro par-
tileri özellikleri gösterdiği, esasen, kitle partisi niteliğinde bir partinin
86
WILLIAMS, French Twist, s.610-611.
87
ÖZBUDUN, Ergun, Çağdaş Türk Politikası: Demokratik Pekişmenin Önündeki Engeller,
çev. Ali Resul Usul, İstanbul, 2003, s.94.
“Catch-All” Siyasi Partiler 80
ülkemizde ortaya çıkmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, özellikle Anava-
tan Partisi (ANAP) ile Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nin catch-all
parti özellikleri öğretide gündeme gelmiştir.
Özbudun’a göre, 1980’li yıllara damgasını vuran ANAP, çok çeşitli
kesimleri bir araya getiren bir kitle partisi, hatta bir herkesi kucaklayan
(catch-all) partiydi
88
. Kalaycıoğlu da, ANAP ve AKP’nin, muhafazakâr
toplumsal güçlerin ve liberal ekonomik menfaatlerin yeni partileri ola-
rak kendilerini takdim ettiklerini ve catch-all partiler olarak sundukla-
rı geniş ideolojik mesajlar ile, asıl duruşları konusunda seçmeni sıklık-
la zihin karışıklığına sevk ettiklerini ifade etmektedir. Nitekim, ANAP
dört ana siyasi akımı –milliyetçilik, İslamcılık, liberalizm ve sosyal de-
mokrasi- safları içinde bulundurmakla övünmekteydi
89
.
ANAP’ın tüzük ve programında bu durum açıkça göze çarpmak-
tadır. ANAP’ın 1984 tarihli tüzüğüne göre, “Anavatan Partisi, …Milli
yetçiliği, milli ve manevi değerlere bağlılığı düstur ittihaz eden,…Asıl olan
fertlerin ve topluluğun mutluluğudur görüşü içerisinde sosyal adalete ve
fırsat eşitliğine inanmış,…İktisadi gelişmede fertlerin teşebbüs gücünü esas
kabul eden;…siyasi bir partidir” (m.2). Aynı durum, ANAP programının
önsözüne şu şekilde ifade edilmiştir: “Milliyetçi, muhafazakar, sosyal
adaletçi ve rekabete dayalı serbest pazar ekonomisini esas alan bir siyasi par
tiyiz. Bunun için, daha önceki siyasi eğilimleri ne olursa olsun programımıza
inananları birliğe ve beraberliğe davet ediyoruz”.
ANAP’ın kurucuları da, partiyi benzer şekilde tanımlamakta-
dır: “ANAP’ın çağdaş, hoşgörülü, merkez sağda, tutucu olmayan mu
hafazakar, birleştirici milliyetçi, piyasa ekonomisini benimsemiş bir kitle
partisi olduğuna itiraz eden hiçbir görüşe rastlanmamıştır. Bu durum da,
ANAP’ın ilkesel yönden bir meselesi olmadığının kanıtıdır. Ancak ANAP
kimliğinin net tanımı konusunda ağırlıklar bakımından yorumların olduğu
düşünülebilir”
90
.
88
ÖZBUDUN, Ergun, “Türkiye Siyasetindeki Bölünme Çizgisi”, Zaman, 17.08.2007
(ÖZBUDUN, Zaman olarak anılacaktır).
89
KALAYCIOĞLU, Ersin, “Attitudinal Orientation to Party Organisations in Turkey in
the 2000s”, Turkish Studies, 2008, Vol.9 No.2, s.299.
90
TAŞAR, Mustafa, 1983’den 2000’li Yıllara Anavatan, II.Baskı, Temmuz 1991, Nurol
Matbaacılık, Ankara, s.134.
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER81
ANAP’ın özellikle belirli bir ideoloji ile kendisini kısıtlamaması
sonucunda geniş bir seçmen tabanına hitap ettiği, bu nitelikleriyle
catch-all partilerin ülkemizdeki tipik örneği olduğu söylenebilir. Ör-
gütsel bakımdan da, özellikle ilk genel başkan Turgut Özal öneminde,
parti liderliğinin ve liderin karizmasının ön plana çıktığı görülmekte-
dir. Nitekim, Özal’ın özellikle medyanın kullanımına önem verdiği,
örneğin, “İcraatın İçinden” programları ile liderin kamuoyundaki gö-
rünürlüğünün arttığı, buna karşılık kitle partilerindeki üye tabanının
yönetim ve seçim kampanyalarındaki ağırlığının görülmediğini dü-
şünmekteyim.
AKP ise, öğretide, genellikle catch-all parti olarak nitelendiril-
mektedir. Özbudun’a göre, AKP, kırsal ve kentsel bölgelerden yükse-
len muhafazakar burjuvazi ile büyük kentlerin yoksul kesimlerinden
oy alan tipik bir “herkesi kucaklayan” (catch-all) partidir
91
. Kalaycıoğlu
tarafından, AKP’nin, merkez ve sağ ideolojilerin hepsini kapsamak-
la övündüğü ve Türk parti sisteminin yeni merkezini oluşturduğu-
nu sıklıkla ifade ettiği belirtilmekte, AKP, “catch-all” bir parti olarak
tanımlanmaktadır. Nitekim, catch-all partilerin temel özelliklerinden
olan, seçmenlerin, ideolojik tercihlerden değil, pragmatik hata ekono-
mik/maddi menfaatleri nedeniyle AKP ve ANAP’a yöneldiği belirtil-
mektedir
92
. AKP seçmeninin partiye yönelik algısı da, catch-all imajını
kuvvetlendirmektedir. AKP seçmeni, AKP’yi ılımlı merkez sağ, din-
dar fakat ılımlı laik bir parti olarak görmektedir. Parti, ılımlı Kemalist,
hafifçe İslamcı, ılımlı Türk milliyetçisi, biraz da Kürt milliyetçisi, ge-
nel olarak demokratik görülmektedir
93
.
Bir diğer görüşe göre, AKP, örgütsel gelişme bakımından kitle
partisine en yakın parti olarak değerlendirilmektedir
94
.
91
ÖZBUDUN, Zaman, 17.08.2007.
92
KALAYCIOĞLU, s.299.
93
GUIDA, M./TUNA, T., “Centre-Periphery Divide as a Key to Understand Electoral
Choices in Istanbul”, European Journal of Economic and Political Studies, 2009, Vol. 2,
No.2, s.138 (http://ejeps.fatih.edu.tr/docs/articles/25.pdf adresinden 20.02.2011
tarihinde ulaşılmıştır).
94
USUL, Ali Resul, “Ergun Özbudun’un Türk Siyaset Bilimine Katkılarının
Değerlendirilmesi”, Özbudun’a Armağan Cilt I: Siyaset Bilimi, Yetkin Yayınları,
Ankara 2008, s.11.
“Catch-All” Siyasi Partiler 82
AKP’yi catch-all partilere yaklaştıran en önemli husus, seçmen
tabanını genişletme çabalarıdır. Bu kapsamda, özellikle etnik ve
dini olarak toplumda azınlıkta bulunan grup mensuplarına yönelik
sembolik jestlere ve catch-all stratejilere dikkat çekilmektedir
95
. Bu
kapsamda, belli bir sınıfa dayanan kitle partilerinden farklı olarak,
AKP’nin seçim başarısı, sınıf-üstü ittifaklar kurabilme becerisine de
bağlanmaktadır
96
. Ancak, diğer yandan, AKP’nin, bu catch-all strateji-
lerden ziyade, Müslüman muhafazakar elitlerin genişleme ve güçlen-
mesinden daha fazla yarar sağladığı belirtilmektedir
97
.
AKP’nin seçmen tabanına daha yakından bakmak, catch-all nite-
liklerini değerlendirebilmek bakımından gereklidir. AKP üye sayısı
olarak 4 milyon rakamına yaklaşmış olması, kitle partilerine yaklaş-
tırmaktadır
98
. Ancak, araştırmalarda, AKP seçmeninin, oldukça din-
dar nitelikleri göze çarpmaktadır
99
. Bu veriye paralel şekilde, AKP
seçmeninin köken olarak, DP ve AP’nin liberal-muhafazakar merkez
sağ geleneğinden ziyade, Milli Görüş’ün siyasi İslamcı geleneğine
daha iyi oturduğu belirtilmektedir. Nitekim, ebeveynleri Milli Gö-
rüş taraftarı olan seçmenlerin, ebeveynleri DP-AP’li seçmenlere göre
AKP’yle daha fazla özdeşim kurduğu, bu nedenle de, siyasi İslam
ve din ve vicdan hürriyetine ilişkin hassasiyetlerin, AKP’ye yönelik
eğilimlerde halen bir miktar rol oynadığı ifade edilmektedir. An-
cak, özellikle 2007 seçimlerinde, AKP, İslamcı olamayan hatta laik
ve eski CHP’li üyeleri de saflarına katmıştır. Kökenleri sağ kesimin
tamamına yayılmış olsa da, AKP, milli görüş kökenlilere daha cazip
gelmektedir
100
. AKP, resmi olarak laik, ancak, dindar seçmenin des-
teğine dayanan, bu nedenle, dini ifade ve talepleri laik bir politikaya
dönüştüren, bu şekilde İslamcı sivil toplumun laik bir temsilcisi ola-
rak da görülmektedir. Bir görüşe göre, AKP’nin doğrudan İslamcı
politikalar takip etmeden, İslamcı STÖ’ler vasıtasıyla dini talepleri
organize etmesi, İslamcı eğilimli ve seçmen tabanı bakımından catch-
95
GUIDA/TUNA, s.129.
96
Öniş’ten naklen ÖZLER, Ş.İlgü/SARKISSIAN, Ani, Negotiating Islam, Civil Society and
Secularism: The Justice and Development Party in Turkey, s.19 (http://papers.ssrn.com/
Sol3/papers.cfm?abstract _id=1451116 adresinden 20.02.2011 tarihinde erişilmiştir).
97
GUIDA/TUNA, s.130.
98
ÖZLER/SARKISSIAN, s.21.
99
GUIDA/TUNA, s.136.
100
KALAYCIOĞLU, s.309-311.
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER83
all bir parti olarak varlığını sürdürmesini sağlamıştır. Nitekim, AKP
türü Müslüman-demokrat partilerin İslamcılardan temel farkların-
dan birisi de, demokratik ilkelere inanan, bu nedenle de, parti prog-
ramlarını, çok partili rekabetçi bir yapıda en çok oyu almak üzerine
kuran, faydacı politikalara dayanmasıdır
101
.
İdeolojik bakımdan incelendiğinde, AKP’nin, esasen, Müslüman
demokrat yerine, belirli bir ideolojiye dayanmayan muhafazakar de-
mokrat
102
tabirini kabul ettiği, partiye ve Türkiye’ye has çeşitli fikir-
leri bir araya getirmesinin, onu hem sağda bir catch-all parti, hem de
geniş bir dindar-muhafazakar tabanın temsilcisi haline getirdiği ifa-
de edilmektedir
103
. Nitekim, Özbudun’a göer, AKP ve CHP’yi ayıran
farklar, ekonomik politika farklılıkları değildir. Hatta, Özbudun’un
alıntı yaptığı Öniş’e göre, bazı bakımlardan AKP, CHP’ye oranla
daha fazla üçüncü yolcu, Avrupa tarzında bir sosyal demokrat parti
izlenimi vermektedir. AKP, Milli Görüş politikalarından çok farklı
politikalar izlemekte, laiklikle barışık bir görünüm vermekte, Milli
Görüşçü partilerden çok daha geniş bir tabana hitap etmekte olup,
merkez sağın rakipsiz partisi olarak da nitelendirilmektedir
104
. Bu
çerçevede, AKP, ne eski merkez sağın, ne de milli görüşün basit bir
devamı olarak görülmemekte, bir yandan, muhafazakar-gelenekçi,
diğer yandan piyasa kapitalizmi içinde ekonomik liberalleşmeyi sa-
vunan sağ parti olarak değerlendirilmektedir. Liberal-muhafazakar
bu parti, giderek ekonomik eğilim olarak liberalleşen, sosyokültürel
olarak gelenekçi-muhafazakarlaşan bir topluma hoş gelen kitle, hatta
catch-all bir partidir
105
.
Örgütsel yapı bakımından, AKP, parti içi demokrasi sözünü yeri-
ne getirememiş görünmektedir
106
. Lider karizmasının ve parti liderli-
ğinin, catch-all partilere uygun şekilde, ön planda olduğu görülmek-
tedir. Bu durum, seçmenin, oy tercihini ifade ederken genellikle parti
101
ÖZLER/SARKISSIAN, s.7-9,13.
102
Türkiye Cumhuriyeti’nin 59. Hükümet Programı (http://www.byegm.gov.tr/
icerikdetay.aspx?Id=24 adresinden 22.02.2011 tarihinde erişilmiştir).
103
ÖZLER/SARKISSIAN, s.14.
104
ÖZBUDUN, Zaman, 17.08.2007.
105
KALAYCIOĞLU, s.312
106
ÖZLER/SARKISSIAN, s.15
“Catch-All” Siyasi Partiler 84
genel başkanı ve Başbakan’ın adını belirtmesinden de anlaşılmakta-
dır. Bu durum, yukarıda belirtildiği şekilde
107
, seçmen sadakatinin
liderin parti başında bulunduğu sürece sağlanmasını büyük ölçüde
teminat altına alırken, olası bir lider değişikliğinde seçmen sadakatini
sağlamayı da zorlaştıracaktır.
AKP 2010 yılı gelirleri içinde devlet yardımları %93’lük bir dili-
mi oluşturmakta olup, bu konuda da, catch-all partilerle benzeşmek-
tedir
108
. Ancak, ülkemizde, üye aidatlarının genel olarak siyasi par-
tilerde, özellikle de merkez sağ partilerde parti gelirlerinin cüzi bir
kısmını oluşturduğu
109
göz önüne alındığında, bu durumun bir catch-
all parti olma belirtisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini düşün-
mekteyim.
Türkiye’nin gelişen sanayi toplumu içinde, benzer popülerliğe sa-
hip bir sol parti veya bir sol catch-all partinin ortaya çıkması konusun-
da ise, öğretide ümit verici görüşler beyan edilmemekte, toplumun
%20’den daha azının kendisini sol olarak tanımladığı bir toplumda
böyle bir pozisyonun nasıl geliştirilebileceğinin de muğlak olduğu be-
lirtilmektedir
110
.
Guida/Tuna’nın araştırmasına göre, Türkiye’de sosyal bölün-
melerin, özellikle merkez-çevre bölünmesinin siyasi sistemde hakim
bir faktör olması, partilerin seçmen kitlesine yatay olarak hitap ede-
memesi ve toplumu bir arada tutma görevlerini yerine getirememesi
endişe vericidir. Partilerin toplumsal bölünmeler arasında bir köprü
görevi görememeleri ve bu bölünmeler paralelinde konumlanmala-
rı, toplum içinde mevcut gerilimleri ortadan kaldırmamakta, aksine
ülkenin demokratikleşme sürecine zarar vermektedir
111
. Bu değer-
lendirmeler, Türkiye’deki partilerin catch-all partilere dönüşmesinin,
toplumsal çatışmaların azalmasına katkıda bulunacağı şeklinde de
yorumlanabilir.
107
yuk. s.17-18.
108
http://www.akparti.org.tr/media/www/html/gelirgider/gelir_gider.htm
(19.02.2011).
109
UZUN, s.110
110
KALAYCIOĞLU, s.312
111
GUIDA/TUNA, s.141-142
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER85
5. Diğer Ülkeler
ABD partilerinin, aday merkezli hizipçi mücadeleler için iyi bir
çerçeve oluşturdukları ve Duverger’in klasik örnekleri ve Hollanda
örneğinden farklı olsalar da en iyi kadro partisi olarak tanımlandıkla-
rı
112
ifade edilmekle birlikte, öğretide, catch-all partiler olarak da ifade
edilmekte
113
, diğer yandan, mevcut parti tipolojilerine tam olarak uy-
mayacakları da ileri sürülmektedir
114
.
Bir başka görüş ise, ABD’deki partilerin, 19.yüzyılda kitle partisi
özellikleri göstermekle birlikte, 1890’lardan itibaren bu özelliklerini
kaybetmeye başladıkları yönündedir. Bu tarihten sonra, ABD partile-
rini bir tür kadro partisi olarak nitelemek mümkün olsa da, ne kitle ne
de kadro partisi özelliklerine tam uymamaktadır. Aynı zamanda, sos-
yal gruplarla bağlantıları zayıflayan ABD partileri, catch-all stratejiler
izlemeye de başlamışlardır. Ancak, ABD partilerinin baştan itibaren
sınıf tabanlı olmamaları, ademi merkeziyetçi parti örgütlenmesi ne-
deniyle aynı toplumsal sınıfın farklı şehirlerde farklı partilerde örgüt-
lenebilmesi, başkanlık sisteminin de tesiriyle iki büyük parti etrafında
toplanan grupların, kendi sınıf partilerini kurmamaları nedenleriyle,
ABD ve Avrupa catch-all süreçlerinin gelişimi esas itibariyle farklıdır.
Bu nedenle, Avrupa’da Kirchheimer’in gündeme getirdiği catch-all
partilerin, “Avrupa siyasetinin Amerikalalaşması” olarak değerlendiril-
mesi de yanıltıcı olacağı sonucu ifade edilmektedir
115
.
Diğer yandan, ABD Cumhuriyetçi Partisinin, özellikle 1980’den
itibaren ulusal düzeyde giderek daha yoğun bir ideolojik söylem
içine girdiği ve çatışmacı bir uslüp benimsediği, bu nedenle de, kla-
sik catch-all çizgisinin dışına çıktığı belirtilmektedir. İki ana blok da
catch-all stratejileri uyguladıklarından, bir “catch-all parti siteminden”
de söz edilebilecektir
116
.
Tayvan’daki Kuomintang partisinin, yarı-Leninist partiden,
catch-all partiye oldukça uzun süren dönüşümünü tamamlamak üze-
112
WOLINETZ, s143.
113
Örn. ABD Demokrat Partisi için GUNTHER/DIAMOND, s.186.
114
GUNTHER/DIAMOND, s.168.
115
WARE, Alan, “American Exceptionalism”, Handbook of Party Politics, ed. Katz, R.S./
Crotty, W., Sage Publications, 2006, s.275-276.
116
GUNTHER/DIAMOND, s.191.
“Catch-All” Siyasi Partiler 86
re olduğu, Kore’nin ana partilerinin de catch-all partilerin pek çok
özelliğini taşıdığı, ancak yerel özelliklerinin de ağır bastığı ifade edil-
mektedir
117
.
V. SONUÇ
Çağdaş demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarından olan siyasi
partiler, sürekli bir gelişim içinde olan toplumdaki değişime paralel
olarak, muhtelif şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Geçtiğimiz yüzyı-
lın başlarından itibaren, birçok bilim adamı, siyasi parti sistemlerini
ve tipolojilerini tasnife çalışmıştır.
Söz konusu çalışmalar, partilerin, çağdaş rejimlerdeki belirleyici
rolü nedeniyle son derece önemlidir. Zira, bu çalışmalar, salt akade-
mik merakın tatmin edilmesinin ötesinde, sağlayacağı veriler ışığında,
insanoğlunun siyasal ve toplumsal huzuruna da katkı sağlayacaktır.
Geçtiğimiz yüzyılda yapılan bu yöndeki çalışmalar içinde,
Kirchheimer’ın “catch-all” teorisi, parti sistemlerinde günümüzde ger-
çekleşen birçok değişikliğe ışık tutabilecek niteliktedir.
II.Dünya Savaşı sonrasında Batı Avrupa’da görülen refah artışına
paralel olarak, siyasi partilerde ideolojik söylemlerin yumuşatılması,
geleneksel sınıfsal taban dışındaki kitlelere açılım, örgütün ve üyelerin
önemini kaybetmesi ve partilerin merkeze ve birbirlerine yaklaşması
olarak özetlenebilecek catch-all partileşme sürecini Kirchheimer’ın
kaçınılmaz bir gidişat gibi algılaması, öğretide eleştirilmişse de, ka-
nımca, bu eleştiriler çok yerinde değildir. Zira, Kirchheimer’ın elin-
deki veriler itibarıyla vardığı sonuçlar doğru olup, sonraki olay ve
eğilimlere bakarak bir yanlışlamaya gitmek haksızlık olacaktır.
Nitekim, günümüzde de, birçok ülkede, kısmi de olsa catch-all
eğilimli partiler görülmekle birlikte, tümden catch-all partilerin ha-
kim olduğu bir parti sistemi, hatta her yönüyle Kirchheimer’ın tarifi-
ne uyan bir catch-all parti bulmak imkansız gibi görünmektedir.
117
GUNTHER/DIAMOND, s.186. Ancak, Leninist parti ifadesini, ideolojik değil,
örgütsel özellikleri ve demokrasiyi bir vasıta olarak gören hegemonik anlayışı
nedeniyle kullandıklarını ifade etmeliyiz. Örgütsel anlamda Leninist parti için
bkz. GUNTHER/DIAMOND, s.179-180.
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER87
Diğer yandan, catch-all eğilimli partilerin geniş kitlelerin siyasi
katılmasını sağlama konusunda isteksiz olmaları, siyasi devşirme ba-
kımından yine kitlelere açık olmamaları, siyaseti sırf iktidara gelme
ve devlet yönetme vasıtası olarak görmeleri, kitlelerin beklenti ve fi-
kirlerinin seslendirilmesi konusunda hassasiyet taşımamaları, vatan-
daşların demokratik düzenden beklentilerinin karşılanması noktasın-
da zafiyet doğurabilecek hususlar olarak göze çarpmaktadır.
Ülkemizde, Avrupa demokrasilerindekilere benzer şekilde kit-
le partilerinin siyasi hayatta yer almamış olması, parti sistemlerinin
dönüşümüyle ilgili söz konusu teorilerin birebir yansımasını görme-
mizi de engellemektedir. Ancak, genel olarak ANAP ve kısmen de
AKP’nin catch-all partilerin ülkemizdeki örnekleri oldukları kabul
edilmektedir.
KAYNAKLAR
59. Hükümet Hükümet Programı
ANAVATAN Partisi Tüzüğü, 26.12.1984.
ANAVATAN Partisi Programı (http://www.belgenet.com/parti/
program/anap-1.html adresinden 17.02.2011 tarihinde erişilmiştir).
Adalet ve Kalkınma Partisi Parti Programı
DUVERGER, Maurice, Siyasi Partiler, çev. Ergun Özbudun, Bilgi Yayı-
nevi, İkinci Basım, Mayıs 1974, Ankara.
FORESTIERE, Carolyn, “Kirchheimer Italian Style-Catch-All Parties or
Catch-All Blocs”, Party Politics, 2009, Vol.15, No.5, s.573-591.
GÖZLER, Kemal, Devletin Genel Teorisi, 2. Baskı, Ekin Yayınevi, Bur-
sa, Ekim 2009.
GUIDA, M./TUNA, T., “Centre-Periphery Divide as a Key to Understand
Electoral Choices in Istanbul”, European Journal of Economic and Politi
cal Studies, 2009, Vol. 2, No.2, s.129-143 (http://ejeps.fatih.edu.tr/
docs/articles/25.pdf adresinden 20.02.2011 tarihinde ulaşılmıştır).
“Catch-All” Siyasi Partiler 88
GUNTHER, Richard/DIAMOND, Larry, “Species of Political Parties: A
New Typology”, Party Politics, 2003, Vol. 9. No.2, s.167-199.
KALAYCIOĞLU, Ersin, “Attitudinal Orientation to Party Organisa
tions in Turkey in the 2000s”, Turkish Studies, 2008, Vol.9 No.2,
s.297-316.
KAPANİ, Münci, Kamu Hürriyetleri, Yedinci Baskı, Yetkin Yayınları,
Ankara, 1993.
KIRCHHEIMER, Otto, “The Transformation of the Western European
Party Systems” in “Political Parties and Political Development” ed. La-
Palombara, J. and Weiner, M., Princeton University Pres, Prince-
ton, New Jersey, 1966, s. 177-200.
KROUWEL, André, The Catch-All Party in Western Europe 1945-1990-
A Study in Arrested Development, Vrije Universiteit, 1998 (http://
dare.ubvu.vu.nl/bitstream/1871/13043/1/4664.pdf adresinden
12.11.2010 tarihinde erişilmiştir) (KROUWEL, 1998)
KROUWEL, André, “Otto Kirchheimer and the Catch-All Party”, West
European Politics, Vol. 26, No.2 (April 2003), s.23-40 (KROUWEL,
2003).
LAPALOMBARA, Joseph, “Reflections on Political Parties and Political
Development, Four Decades Later”, Party Politics, 2007, Vol.13, No.2,
s.141-154 (http://ppq.sagepub.com/content/13/2/141 adresin-
den 15.01.2011 tarihinde erişilmiştir).
LIJPHART, Arend, Çağdaş Demokrasiler-Yirmibir Ülkede Çoğunlukçu ve
Oydaşmacı Yönetim Örüntüleri, çev. E.Özbudun ve E.Onulduran,
Türk Demokrasi Vakfı ve Siyasi İlimler Derneği Ortak Yayını, ya-
yın yılı ve yeri yok.
MAIR, Peter, “Party Systems and Structures of Competition”, in Compa
ring Democracies –Elections and Voting in Global Perspective, ed. Le-
Duc L., Niemi, R.G., Norris, P., Thousand Oaks, California, Sage
Publications, 1996, s.98-105.
MUTLU, Ozan, 1982 Anayasası ve Siyasal Partiler Kanunu’na Göre Parti
İçi Demokrasi, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Marmara Üni-
versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2008
TBB Dergisi 2011 (96) Sançar Sefer SÜER89
ÖZBUDUN, Ergun, “M.Duverger’in ‘Siyasal Partiler’i ve Siyasal Parti
lerin İncelenmesinde Bazı Metodolojik Problemler”, AÜHF Dergisi,
C.XXI, y.1964, S.1-4, s.24-25.
ÖZBUDUN, Ergun, Siyasal Partiler, İkinci Bası, AÜHF Yayınları No.
409, Sevinç Matbaası, Ankara, 1977 (ÖZBUDUN, Siyasal Partiler)
ÖZBUDUN, Ergun, Türk Anayasa Hukuku, 3. Baskı, Yetkin Yayınları,
Ankara, 1993 (ÖZBUDUN, Anayasa Hukuku).
ÖZBUDUN, Ergun, Çağdaş Türk Politikası: Demokratik Pekişmenin Önün
deki Engeller, çev. Ali Resul Usul, İstanbul, 2003.
ÖZBUDUN, Ergun, “Türkiye Siyasetindeki Bölünme Çizgisi”, Zaman,
17.08.2007 (ÖZBUDUN, Zaman,17.08.2007).
ÖZLER, Ş.İlgü/SARKISSIAN, Ani, Negotiating Islam, Civil Society and
Secularism: The Justice and Development Party in Turkey, (http://pa-
pers.ssrn.com/Sol3/papers.cfm?abstract _id=1451116 adresinden
20.02.2011 tarihinde erişilmiştir).
TAŞAR, Mustafa, 1983’den 2000’li Yıllara Anavatan, II.Baskı, Temmuz
1991, Nurol Matbaacılık, Ankara.
USUL, Ali Resul, “Ergun Özbudun’un Türk Siyaset Bilimine Katkılarının
Değerlendirilmesi”, Özbudun’a Armağan Cilt I: Siyaset Bilimi, Yetkin
Yayınları, Ankara 2008, s.1-15.
UZUN, Cem Duran, Anayasa Hukuku Açısından Siyasi Partilerin Finans
manı, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Ankara, 2009.
WARE, Alan, “American Exceptionalism”, Handbook of Party Politics, ed.
Katz, R.S./Crotty, W., Sage Publications, 2006, s.270-277.
WILLIAMS, Michelle Hale, “Kirchheimer Revisited: Party Polarisation,
Party Convergence, or Party Decline in the German Party System”, Ger
man Politics, Vol.17, No.2, June 2008, s.105-123 (WILLIAMS, Ger-
man Party System).
WILLIAMS, Michelle Hale, “Kirchheimer’s French Twist:A Model of the
Catch-All Thesis Appllied to the French Case”, Party Politics, Vol.15,
September 2009, s.592-614 (WILLIAMS, French Twist).
“Catch-All” Siyasi Partiler 90
WOLINETZ, Steven B., “Beyond the Catch-All Party: Approaches to the
Study of Parties and Party Organization in Contemporary Democracies”
in Political Parties:Old Concepts and New Challanges, ed. Gunther,R.,
Montero, J.R., Linz, J., New York, Oxford University Press, 2002,
s.136-165.
Elektronik Kaynaklar
http://www.akparti.org.tr/
http://www.belgenet.com
http://www.byegm.gov.tr/
https://www.cia.gov/library/
http://dare.ubvu.vu.nl/
http://de.wikipedia.org/wiki/Otto_Kirchheimer