powered by

powered by

E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 200978 ÇEK HUKUKUYLA İLGİLİ İKİ YENİ DÜZENLEME 5838 Sayılı Kanun’un 18 ve 32/XIX. Maddelerinin Getirdikleri Ecehan YEŞİLOVA Aras ∗ Bilgehan YEŞİLOVA ∗∗ I. GİRİŞ A. Genel Olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca hazırlanan, Bakan- lar Kurulu’nca da 09.02.2009 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan (1/676) esas numaralı “İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı”, Mec- lis Başkanlığı’nca 10.02.2009 tarihinde, (tali komisyonlar yanında) esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonu’na havale edilmiştir. Ko- misyon, 12.02.2009 tarihinde ve 26. birleşiminde, Meclis İçtüzüğü’nün 35. maddesine göre söz konusu Tasarı’yla aynı içerikteki diğer teklifleri birleştirmiş ve görüşmelerde, 1/676 esas numaralı Tasarı’nın esas alın- masına karar vermiştir. 1 Olumsuz etkileri ülkemizde de görülmeye başlanan küresel kriz- le mücadelede, istihdam, üretim ve tüketim konularında yaşanan ve ileride yaşanabilecek olumsuz sonuçların giderilmesi amacıyla yeni önlemlerin alınması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda, Tasarı ve gerekçesi incelendiğinde, çalışma konumuzu oluşturan, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hâmillerinin Korunması Hakkında Kanun’a bir geçici madde eklenmesiyle (Tasarı m. 19) yine Türk Ticaret Kanunu’nun 711. maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün yürürlükten * Yrd. Doç. Dr., Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Deniz Ticaret Hukuku öğretim üyesi. ** Av. Dr., İzmir Barosu, LL. M Queen Mary. 1 TBMM Plan ve Bütçe Komisyon Raporu, S. Sayısı: 329, s. 38. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 200979 kaldırılması (Tasarı m. 20) da dâhil olmak üzere, genel olarak 26 ayrı konu ve kanunda değişiklik yapılması hedeflenmiştir. Tasarı ve –birleştirilen– tekliflerin geneli üzerindeki görüşmelere geçilmeden önce, getirilmek istenen düzenlemelerin ivedilikle yasa- laştırılması ve yine bu kapsamda TBMM Genel Kurulu’nun ağır iş yükü gerekçeleriyle Tasarı’nın, öncelikli ve acil meseleleri kapsayacak şekilde daraltılması için bir alt komisyon kurulması kararlaştırılmıştır. Alt Komisyon, aynı tarihte toplanmış, Tasarı (ve birleştirilen Teklif- ler) üzerinden yeni bir rapor hazırlayarak kaleme alınan bu yeni met- ni, Komisyon’a sunmuştur. Tasarı’nın (ve tekliflerin) geneli üzerinde yapılan görüşmeler sırasında, Tasarı başlığının, metinde geçen bütün kanunları kapsayacak şekilde değiştirilmesi meselesi de gündeme gel- miş; Tasarı ve teklifler ile gerekçeleri Komisyonca da benimsenerek maddeler üzerindeki görüşmelere geçilmiş; müzakerelerin Alt Ko- misyon tarafından hazırlanan metin esas alınarak yapılmasına karar verilmiştir. 2 TBMM Genel Kurulu’nca görüşülmek üzere Komisyon tarafın- dan benimsenen ve oylanarak kabul edilen Alt Komisyon metninin 19 uncu maddesi (Tasarı m. 19), “MADDE 19- 19.3.1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzen- lenmesi ve Çek Hâmillerinin Korunması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “GEÇİCİ MADDE 2- 31.12.2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.” şeklinde olup 33/XIX. maddesi de (Tasarı m. 20), “.... (19) 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 711. maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.” Biçimindedir. 3 Söz konusu hükümler, içerik yönünden “İşsizlik Si- gortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı”’nın 19 ve 20. maddeleriyle örtüşmektedir. 18.2.2009 tarihinde kabul edilen 5838 sayılı “Bazı Kanunlarda Deği- 2 TBMM Plan ve Bütçe Komisyon Raporu, S. Sayısı: 329, s. 38, 46, 48. 3 TBMM Plan ve Bütçe Komisyon Raporu, S. Sayısı: 329, s. 101, 107. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 200980 şiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 18 ve 32/XIX. maddeleri, Komisyon tarafından kabul edilen metnin 13 üncü maddesi, Genel Kurul görüş- meleri sırasında çıkarıldığından madde numaraları bir eksilmekle bir- likte yukarıdaki hükümlerle aynıdır. B. Kanun Değişikliklerinin Gerekçesi ve Yasama Süreci 1. Yasama Tekniği Yönünden Hükümlerin Değerlendirilmesi Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in yü- rürlüğe konulması, Bakanlar Kurulunca 19/12/2005 tarihinde karar­ laştırılmıştır. 4 Bu düzenlemeye göre çalışma konumuzu da oluşturan hükümleri içeren tasarı taslağı, “çerçeve taslak”; yine incelediğimiz hü- kümleri içeren düzenlemeler, “çerçeve madde” şeklinde ifade edilmek- tedir (Yönetmelik m. 3/I, a, b). 5 Taslaklar hazırlanırken taslağı hazırlayan kurumun uyması gere- ken ilkelerden biri, taslağın düzenleme amacına uygun, onunla örtü- şen bir biçimde hazırlanması yanında; konuyla ilgili yargı kararlarının da göz önünde bulundurulmuş olmasıdır (Yönetmelik m. 4). Oysa ör- neğin TTK’nın –yürürlükten kaldırılan- 711/III. maddesi bakımından, hâmillerin “kötüniyetli” olduğu iddia edilen keşideceler karşısında ve emsal içtihatlar bağlamında en azından dava/takip hakları yönünden hiçbir şekilde kısıtlandığını söylemek mümkün değildi. 6 Hâmil, çeki ibrazında ödeme yasağı ile karşılaşsa dahi aynı çek için ihtiyati ha- ciz talep edebilmekte; 7 icra takibi başlatabilmekte; 8 hatta kanımızca tar- tışmalı olmakla birlikte 3167 s.K’nın 16/I. maddesine göre şikâyette dahi bulunabilmekteydi. 9 Şu halde, yaşanan tereddütlerin ve kötüye kullanımların yargı kararlarıyla bir ölçüde çözümlendiği dahi iddia edilebilirdi. Hükmün (varsa) boşluklarının doldurulması yerine 10 yü- rürlükten kaldırılması karşısında herhâlde, şimdi söz konusu hükmün 4 RG, 17.02.2006, S. 26083, s. 4-25. 5 Ayrıca ve ayrıntısı için bkz. Araç/İba, s. 36-59; Bayram, s. 102-123. 6 Şimdilik bkz. 12. HD 18/09/2003, 13540/17816, Eriş, s. 249; Ayrıca bkz. Kendige- len, s. 277. 7 HGK 23/05/2007, 11-290/283; 11. HD 19/02/2007, 760/2994, (KazancıİBB). 8 12. HD 04/07/2003, 12679/16029, (Eriş, s. 249). 9 10. CD 18/06/2007, 6016/7436, (KazancıİBB). Ayrıca bkz. Kn. 47. 10 Şimdilik bkz. Kendigelen, s. 409; Aker, s. 180-182. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 200981 “iyi niyetli” kullanıcıları için nasıl tedbirler almak lazım, bunu çözmek gerekecektir. Mevzuat taslaklarının hazırlanması sırasında, takip edilmesi gere- ken ilkelerden bir diğeri, düzenlenen alanlara ilişkin mevzuatın tamamı gözden geçirilerek gerekiyorsa mevcut hükümlerde gerekli değişiklik- leri yapmak; anılan hükümlerden ihtiyaç duyulanları taslağa alıp ihti- yaç duyulmayanları yürürlükten kaldırmaktır (Yönetmelik m. 4/I, ç). Esasen bu noktada da yapılan düzenlemenin gerekli özeni yansıttığını söylemek hayli güçtür. Şöyle ki, çekte adeta “vade” yaratılmak suretiy- le belirli bir süre için de olsa borçlular (?), ekonomik yönden rahatla- tılmakta; mevcut ve hâlihazırda uygulanan hükümler doğrultusunda, derhal ibrazıyla ödenmek zorunda olan çeklerin tahsili, ertelenmekte; kanunen talik edilmektedir. 11 Oysa ileri tarihli çek keşidecisi, aynı tu- tarda ve “vadedeki” bonoyu tanzim eden bir kimse de (veya sadece bir adi senet borçlusu da) olabilirdi ki, aslında bu uygulama, ileri tarihli çekler özelinde, hukuka çok daha uygun bir görünüm arz ederdi. Şu halde, başta çek keşidecisinin yararlandığı böylesine borcu erteleyi- ci bir hükümden, örneğin bonoyu tanzim edenlerin yararlanamaya- cak oluşu, ilk bakışta rahatsızlık verici ve eşitlik duygusunu rencide edicidir. 12 Hemen belirtelim, çek için böylesine bir düzenleme getirmek; bonoya göre daha kolaydır. Zira çek üzerinde sadece bir tarih bulunmaktadır (TTK m. 692) ve şayet bu tarih de (çekin gerçekten keşide edildiği güne göre) ileri bir tarih olarak belirlenmişse onu adeta bir vade olarak görmek/ saymak kolaylıkla mümkündür. Oysa bono üzerinde, tanzim tarihi ya- nında zaten bir vade bulunmaktadır (TTK m. 688) ve kanun koyucunun özel hukuk ilişkisinin tarafları arasında kararlaştırılan bu vadeye, doğrudan bir müdahalesini beklemek de zordur. Kaldı ki, bonoyu tanzim edenin, ödeme gücüne göre seçeceği bir vadeyle kendisini, ekonomik olarak koruma 11 Karş. “...TTK.nun kamu düzeni ile ilgili 707.md.sinde açıklandığı gibi çek görül- düğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. Bu hüküm ibraz ve ödeme yönünden önemlidir. Çekin belirli bir tarihten önce tahsil edilmeyeceğine ilişkin noterde yapılan anlaşma İİK’nın 168. maddesindeki mehil anlamındadır...” 12. HD 04/10/1988, 9413/10831, (1989/2 Batider, C. XV, s. 124). Aynı yönde bkz. 12. HD 30/09/2003, 14143/18770, (Eriş, s. 215). 12 “Eksik düzenleme niteliğindeki olumsuz hükümlerin” eşitlik ilkesine aykırılık oluşturması nedeniyle iptal edilebilmesine ilişkin bkz. AYM, 04/10/2006, 2002- 157/97, RG, 27/03/2007, S. 26475, s. 13-14; ayrıca bkz. AYM, 12/06/2008, 2004- 103/121, RG, 23/1272008, S. 27089 ve oradaki karşı oy yazısı. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 200982 altına alması, en azından hukuken mümkündür. Oysa çek için keşide- cinin, yazacağı keşide tarihi ne olursa olsun TTK’nın 707/II. maddesi karşısında (ve taraflar arasında var olduğuna inanılan anlaşmaya rağmen) kendisini hukuken de koruması mümkün gözükmemektedir. 13 Bu şartlar altında, 3167 s.K’nın geçici 2. maddesini, TTK’nın anılan hük- münü, belirli bir süreyle de olsa askıya alan düzenleme olarak görmek de mümkündür. Böyle bir geçici hükmün 3167 s.K’da mı yer almasının gerektiği sorusu bir yana, vade koyarak kendisini koruyabilen bono- yu tanzim edenin aksine çek keşidecisinin, “vade” açısından ancak bir kanun hükmüyle korunabileceği bir gerçektir. Buna rağmen ekonomik sıkıntı yaşayan ve kaynak yetersizliği çeken tek borçlu kesimi, çek ke- şidecileri değildir. Kanun koyucunun özel hukuk ilişkilerine ve hat- ta onlardan sadece bir kısmına, doğrudan müdahalesi yerine bu gibi olaylarda geçerli olmak üzere; ayrıca hiçbir kanuni düzenleme yapma- ya gerek olmaksızın derhal uygulanabilecek, yargı denetimi altında, İİK’nın 317 vd. maddelerinde düzenlenen fevkalade hallerde mühlet ve tatil müessesesine itibar edilmemesi, düşündürücüdür. 14 Yine İİK’nın 330. maddesi, “...umumi bir musibet...halinde İcra Vekilleri Heyetinin ka- rariyle ... bazı iktisadi zümreler lehine muayyen bir müddet için icra takiple- ri durdurulabilir.” hükmüne yer vermiştir. Mevzuatın tamamı dikkate alınmadan (örneğin İİK m. 317 vd., 330); genel olarak nakit sıkıntısı/ kaynak yetersizliği şeklinde ifade edilebilecek ekonomik sorunun ta- rafları (çek keşide edenler, bono tanzim edenler, adi senet borçluları, ciran- talar, avalistler gibi) eksiksiz tespit edilmeden; özel hukuk ilişkisinin (alacaklı-borçlu) tarafları arasındaki menfaatler dengesine, yargı dene- timinden uzak bir biçiminde ve doğrudan taraflardan biri lehine mü- dahale edilmesi, geçirilen yasama sürecinin zayıf noktalarıdır. Özellikle kanun tasarısı taslaklarının hazırlanması sırasında, mad- de gerekçeleriyle beraber düzenleyici etki analizlerinin de hazırlanması gerekir (Yönetmelik m. 10/III). Düzenleyici etki analizi, kanun tasarısı taslağının, bütçeye, mevzuata, sosyal, ekonomik ve ticari hayata, çevreye ve ilgili kesimlere etkilerinin ne olacağını göstermek üzere hazırlanan ön değerlendirmeyi ifade eder (Yönetmelik m. 3/I, c). Bu noktada, Baş- bakanlıkça TBMM’ye sevk edilen tasarının özellikle çalışmamıza konu olan hükümleriyle ilgili (şayet varsa) düzenleyici etki analizinin ne içe- 13 Karş. Kn. 8, dn. 11. 14 Ayrıntısı için bkz. Yılmaz, s. 153-191. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 200983 rikte olduğu bilinmemektedir; metinde, madde gerekçelerinden başka bir açıklamaya yer verilmiş değildir. Tıpkı 5838 s.K’da olduğu gibi, “müstakil taslağın” aksine birden fazla kanun veya kanun hükmünde kararnamede değişiklik getiren çerçeve taslaklara, Yönetmelikte geçti- ği şekliyle “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” veya “Çeşitli Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Ya- pılması Hakkında Kanun Tasarısı” gibi adların yerine yapılan değişik- liklerle ulaşılmak istenen amacı belirleyebilecek nitelikte bir ad veril- mesi gerekir (Yönetmelik m. 11/II). Hemen belirtelim, Başbakanlıkça TBMM’ye sevk edilen kanun tasarısının adı, 15 komisyonda değişen ve Genel Kurulda görüşülen metnin aksine, tıpkı Yönetmelikte yazıldığı gibi “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı” de- ğildi. TBMM’nin yasama faaliyeti yönünden ilgili yönetmelikle bağla- namayacağı, sınırlandırılamayacağı söylenebilirse de 16 yasama tekniği bakımından böylesine dağınık ve ikircikli bir görünüm sergilemek de en azından şık düşmemektedir. Yönetmeliğin 16/III. maddesine göre “Yeni mevzuat metni ile geti- rilen düzenleme uygulanmaya başlayıncaya veya yürürlüğe girinceye kadar geçecek süre içinde yapılacak işlem ve düzenlemeler ya da uyulacak ilke ve ku- rallar ile daha önceki düzenlemelerden doğan hakların korunmasına ilişkin hu- suslar ve benzeri geçiş hükümleri geçici maddelerle düzenlenir...”. Bu hükme değinmemizin nedeni, özellikle 3167 s.K’ya eklenen geçici 2. maddenin bir ayrık hüküm olarak 17 nasıl yorumlanacağı sorunudur: Düzenleme, bir geçiş hükmüdür; 31.12.2009’a kadar uygulanacaktır. Şu halde, bir yıldan daha kısa bir süreyle uygulanacak hükmün eklendiği kanunu veya ona nazaran genel norm olan TTK’nın çekle ilgili hükümlerini, kökten değiştirdiğini düşünmek olası değildir. Örneğin bundan sonra çekin hukuki nitelik yönünden artık bir borçlanma aracı haline geldiği; dolayısıyla vade içerdiği söylenemez. Ancak belirli bir süreyle de olsa çekin hâmillerine tanıdığı ve ilgili kanunlarda düzenlenip halen yürür- lükte olan bir takım haklar da, askıdadır. Söz konusu geçiş hükmünün TTK’nın 707. ve 3167 s.K’nın 4 ila 16/I. maddelerini yürürlükten kal- 15 Bkz. Kn. 1. 16 Bayram, s. 103. 17 Geçici maddelerle esas maddeler arasındaki farklılığın özel nitelikleri nedeniy- le geçici maddeler lehine çözüme kavuşturulması gerektiğine ilişkin bkz. AYM, 15.06.2000, 37/14, (www.anayasa.gov.tr/eskisite/kararlar). Ayrıca bkz. Bayram, s. 113, 114. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 200984 dırmadığı da dikkate alındığında, özellikle çekin, üzerinde yazılı ke- şide tarihinden önce ibraz edilmesi durumunda, nasıl bir hukuki akı- betle karşılaşacağı; lafzına rağmen düzenlemenin kanun koyucunun da amacıyla uyumlu bir biçimde uygulanmasının mümkün olup olmadığı meseleleri, bugün için önem kazanmaktadır. Dava/takip haklarıyla ce- zai takibatların belli bir kimse yahut kimseler için yine belli bir süreyle kısıtlanması yerine son derece toptancı bir biçimde, doğrudan çekin ibrazına mani olunması, amacı aşan sonuçların doğumuna sebebiyet verebilecek niteliktedir. Kaldı ki, 3167 s.K’ya eklenen geçici 2. madde- nin yine aynı Kanun’un 1 inci maddesinde sözü edilen “Bu kanun...... çek hâmillerinin korunmasına dair tedbirleri ve uygulanacak müeyyideleri düzenler.” şeklindeki gayeyle örtüşmediği de bir gerçektir. İstisnai hü- kümlerin dar yorumlanması esas olduğuna göre kanımızca eklendiği Kanun’un kapsamıyla zıt içerikteki söz konusu geçici hükmün (ama- cının da doğru bir biçimde tespiti edilmesi şartıyla) yasama tekniğindeki türüyle uyumlu bir biçimde yorumlanması uygun olur. Son olarak doğrudan çekle ilgili hükümler hakkında olmamakla birlikte; 5838 s. K’nın özellikle yasa yapımı sırasında, uyulması gereken ilkeler ışığında, bir başka açıdan daha eleştiriye tabi tutulması müm- kündür. Söz konusu Yönetmeliğin 17/I. maddesine göre “Konu itibarıy- la aralarında bağlantı bulunması sebebiyle birden fazla mevzuatta düzenleme yapılmasını gerektiren hâller dışında, bir çerçeve taslak ile birden fazla düzen- lemenin hükümlerinde değişiklik yapılamaz. Yapılacak değişiklikler her düzen- leme için ayrı ayrı çerçeve taslaklar ile yapılır.” Görülüyor ki, 5838 s.K’ya ait tasarının, anılan hükümde sözü edilen istisnai duruma girdiği kabul edilmiş; aralarında bağlantı bulunan, en azından aynı amaca hizmet ettiği iddia edilen hükümler birlikte düzenlenerek tek çerçeve taslakla birden fazla kanunda değişiklik yapılması mümkün görülmüştür. Yine aynı Yönetmeliğin 17. maddesinin bu kez 2. fıkrasında ise “Değiştirilme- si öngörülen maddelerin birden fazla olması durumunda bunlar tek bir çerçeve madde içinde değil, her biri ayrı çerçeve maddeler ile düzenlenir.” şeklinde bir hüküm yer almaktadır. Hemen belirtelim, TTK’nın 711/III. maddesi- nin yürürlükten kaldırılmasıyla ilgili 19. fıkranın yer aldığı, Kanun’un 32. (Tasarının Komisyon tarafından kabul edilen hâlinin 33.) maddesinin bu son hükümle örtüşmediği görülecektir. 18 Esasen yasama tekniği bakı- 18 Aksi yöndeki, örnek bir başka Komisyon Raporu ve çalışması için bkz. Kamu İha- le Kanunu İle Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 200985 mından Yönetmeliğin 17/II. maddesinden sapılmasının; bu yolla her bir kanun değişikliğinin ayrı çerçeve maddelerde düzenlenmesinden kaçınılmasının temel nedeni, TBMM Genel Kurul görüşmeleri sırasın- da, çoğu zaman bir gecikme ve aksama olarak algılanan; ancak esasında TBMM İç Tüzüğü hükümlerinin uygulanmasından ibaret Meclis Ge- nel Kurulu’nun işleyişidir. Oysa yine aynı İç Tüzüğün 91. maddesinin geniş, bir o kadar da muğlak hatlarla çizili uygulama alanı, Danışma Kurulları (TBMM İç Tüzüğü m. 19) aracılığıyla; olmazsa ilgili önerinin Genel Kurulda oylanması neticesinde iktidar partisine –dolayısıyla hü- kümete– çok maddeli tasarıların temel kanun şeklinde görüşülmesini te- min etme imkânı getirmekte (TBMM İç Tüzüğü m. 91/b); Genel Kurul görüşmelerinin süratle (en çok otuzar maddelik bölümlerin dışında ayrıca maddeler üzerinde görüşme yapılmaması nedeniyle) tamamlanabilmesini mümkün kılmaktadır. 19 2. Değişiklilerin Gerekçesi ve Yasama Süreci 5838 sayılı Kanun’la yasalaşan Tasarı’nın 19. maddesi (Kanun m. 18), “31.12.2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.” hükmünü getirmekte- dir. Tasarı içerisinde, söz konusu hükme dayanak yapılan gerekçe, “...Madde ile belirli bir süreyle çekin, üzerinde yazılı keşide tarihin- den önce ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz kabul edilerek ekonomik sıkıntılarla çeklerin zamanında ödenmemesi sonucunda ticari hayatta karşılaşılan sorunlara ve mağduriyetlere çözüm üretilmesi amaçlan- maktadır.” [vurgu eklenmiştir] biçimindedir. Komisyon raporunda yer alan, Tasarı’nın 19. maddesiy- le ilgili muhalefet şerhinde geçen gerekçe ise Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/584) S. Sayısı 253, s. 31-43. İlgili Tasarı, esas komisyon olarak Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’na 12 maddelik bir Kanun değişikliği şeklinde gelmişse de Komisyon çalışması sonrasında, söz konusu Yönetmelik hükümlerine titizlikle uyulması neticesinde, 36 madde halinde Genel Kurul’da, bir temel kanun (TBMM İçtüzüğü m. 91) şeklinde görüşülmüştür. 19 Zaten anılan kanun da, Danışma Kurulu’nun almış olduğu ve Genel Kurul’da da oylanarak kabul edilen karar doğrultusunda bir temel kanun olarak görüşülmüştür (TBMM Genel Kurul Tutanağı, 23. Dönem, 3. Yasama Yılı, 59. Birleşim, 17.02.2009, Salı, s. 13-14). E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 200986 “...Bu düzenleme “çek” kavramının ruhuna aykırı olmakla birlikte ticari hayatta giderek artan istikrarsızlık ve güven bunalımına karşı bir önlem olarak getirildiği düşünülmektedir.” [vurgu eklenmiştir]. şeklinde olmuştur. 20 Yine Komisyonca kabul edilen metinle ilgili Ko- misyon Raporu’nda kaleme alınan bir başka muhalefet şerhinde ise; “...çeklere yazılan keşide tarihleri ile ilgili düzenleme ... doğrudan krizle mücadele amaçlı düzenlemeler olarak kabul edilmesi mümkündür.” [vurgu eklenmiştir] görüşüne yer verilmiştir. 21 Tasarı’nın 20., Komisyon’ca kabul edilen ve Genel Kurul’da görü- şülen metnin 33/XIX.; Kanun’un 32/XIX. maddesiyle TTK’nın 711/III. maddesi, yürürlükten kaldırılmıştır. Tasarı’da söz konusu hükümle il- gili gerekçe, “6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 711 inci maddesinin üçüncü fıkra- sında düzenlenen “Keşideci çekin kendisinin veya üçüncü bir kimsenin elin- den rızası olmaksızın çıkmış olduğu iddiasında ise muhatabı çeki ödemekten menedebilir.” şeklindeki hükmü Cenevre Birlik Anlaşmasının 32 nci madde- sinde yer almaktadır. 6762 sayılı Kanununun 711 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenleme, İsviçre Borçlar Kanunundan aynen aktarıl- mıştır. İsviçre hariç mehazlarda yer almayan, İsviçre öğretisinde de şüphe ile karşılanan, yorum güçlüklerine ve tartışmalara yol açan, amaç ve faydası pek belirlenemeyen bu hüküm, Türkiye’de yanlış anlamaların doğmasına neden olmuş ve çekin niteliğiyle bağdaştırılması mümkün olmayan bir uygulamanın yerleşmesine de sebebiyet vermiştir. Karı- şıklık yaratmaktan başka hiçbir yarar sağlamayan ve çekin değerini düşüren bu hükmün kaldırılması amaçlanmaktadır.” [vurgu eklen- miştir] şeklindedir. 22 Anılan hükümle ilgili eldeki tek gerekçe, bundan ibaret- tir. 20 TBMM Plan ve Bütçe Komisyon Raporu, S. Sayısı: 329, s. 64. 21 TBMM Plan ve Bütçe Komisyon Raporu, S. Sayısı: 329, s. 68. 22 Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın Kasım-2005 tarihli hâlinde, ödeme yasağı kuru- munun kaldırılması ve TTK’nın 711/III. maddesine Tasarı’da yer verilmemesiyle ilgili olarak da aynı gerekçe, kullanılmıştır. Ayrıca bkz. Kendigelen, s. 408; Aker, s. 181. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 200987 Söz konusu düzenlemelerin doğru bir biçimde yorumlanması; uygulanmaları sırasında karşılaşılabilecek sorunların çözümü yönün- den, yasama faaliyeti süresince yapılan tartışma ve varsa dayanılan gerekçelerin tespiti, önemlidir. Bu amaçla her iki hükümle ilgili olarak TBMM Genel Kurulu’nun 17-18.02.2009 tarih, 23. Dönem, 3. Yasama Yılı, 58 ve 59. birleşimlerinde, yapılan görüşmelere değinmek faydalı olur. Görüşmeler sırasında, söz konusu hükümlerle ilgili dile getirilen, belli başlı değerlendirmelerden ilki 23 “...Çok önemli bir düzenleme daha getiriyoruz. Bunların en önem- lilerinden biri de şu: Çekle ödemeler. Bakın, bugün iş hayatının içinde olan herkes bilir, doğru, çekte vade yoktur ama bizim kendi iş hayatımızdan kaynaklanan bir sistem doğdu. Bu bugün mü doğdu? Hayır, yıllardır var. Herkes çeki vadeli olarak veriyor, hatta senet kalktı, çek verilir, vadeli çek ya- zılır, verilir. Bu kriz zamanlarında ne problem çıkıyordu? İş hayatında kötü niyetli insanlar var. Gidiyordu, bazen vadesinden önce bankaya götü- rüyordu o çeki tahsil etmeye kalkıyordu. Halbuki diğer iş adamı ona göre çekini yazmış, oradaki imkânına göre yazmış. Şimdi “Ancak vadesinde ibraz edilebileceği” hükmü getiriyoruz. Bu, bugüne kadarki oluşan en önemli hastalığı çözebilecek bir düzenlemedir. Böylece, iş hayatındaki kavgalara, iş hayatındaki sorunlara en önemli çözüm getirecek mad- delerden biri budur...” [vurgu eklenmiştir] şeklindedir. Çekte “vade” meselesine aşağıda ayrıntısıyla değinilecek olmakla birlikte yeri gelmişken, görüşmede dile getirilen ve öne çıkan şu hususun burada bir kez daha vurgulanması faydalı olur: TTK’nın 707/II. maddesinin kendisine tanıdığı yetkiyle hâmil, elindeki çeki, içerdiği ileri keşide tarihinden önce bankaya ibraz ederse uygulama- nın/ticari yaşamın geldiği bu noktada, –iddia edildiği şekliyle– artık kötü niyetli olarak görülmektedir. 24 Açık kanun hükmüne rağmen, taraflar 23 TBMM Genel Kurul Tutanağı, 23. Dönem, 3. Yasama Yılı, 59. Birleşim, 17.02.2009, Salı, s. 35. 24 Karş. 11. HD 12/06/1995, 3950/4882, (Eriş, s. 213). Geçmişte, karşılıksız çek keşi- desinin dolandırıcılık suçuna ilişkin hükümler kapsamında değerlendirildiği dö- nemde, ileri tarihli çek alanın, söz konusu çekin ancak “vadesinde” karşılığının bu- lundurulacağını bildiği; bu nedenle de kandırılmış sayılamayacağı; sonuç olarak bu hadise özelinde dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunmadığı sonucuna va- rılmıştı (6. CD. 03/04/1975, 1508/1588, YKD 1975/11, s. 122 vd.; CGK 02/06/1980, 103/209, YKD 1981/1, s. 83 vd.). Ayrıca bkz. Güleç, s. 91. Oysa anılan görüş de E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 200988 arasında (ileri tarihli çek keşidesi yoluyla) bir vade anlaşmasının yapı- lıp yapılamayacağı konusu, öğretide tartışılmış 25 olmakla ve hatta bu hâlde dahi keşideciye, olası bir karşılıksızlık durumunun bedeli olarak kanun koyucu tarafından cezai sorumluluk yüklenmekle beraber (Çek Kanunu m. 16), görüşmeler sırasında dile getirildiği şekliyle çek, artık bir borç senedi olarak kabul görüp tedavül etmekte ve hâmilin (zaten de bildiği) bu gerçeğe aykırı tutum ve davranışları, sorunlara, kavgalara, hastalıklara neden olmakta; ticari barışı ve uyumu zedeleyerek ona za- rar vermektedir. Genel Kurul’da yapılan bir diğer değerlendirme de, 26 “...Nitekim, Türk Ticaret Kanunu 711’inci madde uyarınca “Elim- den rızam dışı çıktı.” diye samimi olmayan, dürüst olmayan, borçluyu koruyan madde değişiyor; çeki alan dürüst, namuslu insan artık ken- di kendini koruyabilecek. Çeki elinden çıkan insan gidip çekinin elinden çıktığını ispat etmek zorundadır. Yani burada dürüst alacaklıyı koruyan bir madde getiriliyor. Bunun için doğru bir maddedir, hepimiz katkı verdik. Altı aydır söylüyoruz ama altı ay sonra geldi arkadaşlar. Yine, çeklerle ilgili bu yasada vade… Arkadaşlar, artık “Çekte vade olmaz.” ta- biri bir piyasa gerçeği olmuştur. Ama bu piyasanın bir şekli var. Piyasada ti- caret hacmi –hemen hemen artık “senet” diye bir şey kalmadı– tamamen çekle dönüyor. Artık, çeki alan kişiler, kurumlar, çek alışverişi yapan insanlar, o çekin üstündeki vadeyi bilerek, görerek kabul ettiğine göre bu vadeden önce gi- dip insanların onuruyla oynamak kimsenin hakkı değildir. Ama geçtiğimiz süreçte –yine ben size burada söyledim– bankalar dahi, kredi borcunu aldığı çeklerin vadesiyle tasfiye edeceğini bilen bazı bankalar bile gününden önce –on gün kala, on beş gün kala, bir ay kala, iki ay kala vadesine yani üze- rindeki yazılı tarihe– gittiler, hepsini takasa sürdüler, arkasını yazdırdılar. Bı- rakın kendisini, arkada 6 tane cirantaya, 7 tane cirantaya takip yaptılar eleştiriden uzak değildi. Zira tam aksine hâmil, TTK’nın 707/II nci maddesinin verdiği güvenle çekin (üzerinde yazılı keşide tarihi ne olursa olsun) ibrazında öde- neceği inancını taşımaktadır (Kalpsüz, Meseleler, s. 58, 59). Karş. Somer(Kaboğlu/ Centel), s. 52 vd.; Bahtiyar, s. 51. Buna karşın yine öğretide, vadeli çeklerin, çekte vadeyi yasaklayan TTK’nın 707. maddesinden yararlanan lehdar tarafından vade teşkil eden ileri keşide tarihlerinden önce bankaya ibraz edilmesinin 765 sayılı TCK’nın 508, 509 ve 510. (YTCK m. 155) maddelerinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı da iddia edilmiştir (Domaniç, Tasarı, s. 8, 9). 25 Bkz. Kn. 19 vd. 26 TBMM Genel Kurul Tutanağı, 23. Dönem, 3. Yasama Yılı, 59. Birleşim, 17/02/2009, Salı, s. 36, 37. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 200989 arkadaşlar. Bu nedenle, bu yasada getirilen, herkes, artık, çeki aldığı takdirde… Tabii, burada bir süre getirildi, 2009 sonuna kadar. Yani bu küresel krizin etkisini azaltmak amacıyla bir önlemdi ama en azından 2009 sonuna kadar, çeki alan, üzerindeki tarih neyse o tarihte bankaya ibraz edebilecek. Fakat burada bir sakınca var: Burada kötü niyetli çek borçluları… Bu yasada yok ama herhâlde Çek Kanunu ile sürekli çekleri kar- şılıksız çıkan insanların da çeklerini üç ay sonra, altı ay sonraya beklememek lazım. Orada yine iyi niyetli alacaklıyı korumak gerekiyor...” [vurgu eklenmiştir] biçimindedir. Yapılan konuşma, yasalaşan her iki düzenleme hakkın- dadır. TTK’nın 711/III. maddesi bağlamında keşidecinin tutumu, tas- vip edilmemiş; yeterli görülmemiş olacak ki, keşideciden daha fazlası beklenmektedir. Buradan, keşidecinin sadece bir talimat vermesinin yetmediği; kimi hukuki çarelere de ayrıca başvurarak iddiasını is- patlamasının beklendiği, anlamını çıkarmak uygun olur. Çekte vade meselesine bir kez daha değinilmiş; bononun uygulamadan silindiği gerçeği hatırlatılmıştır. Sayın milletvekilinin yaptığı konuşma sırasında, göndermede bu- lunduğu şu iki mesele, hükmün uygulanışı sırasında karşılaşılabilecek olası sorunların çözümü için önemlidir: i. 3167 s.K’nın geçici 2. madde- siyle çekin belli bir tarihe kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz sayılmıştır. Ancak şurası bir gerçek ki, ödenmek için ibraz, sadece muhatap bankaya olmamak- tadır. TTK’nın 710. maddesine göre takas odasına ibraz da, ödeme için ibraz anlamındadır. Dikkat edileceği üzere hükmün lafzı, “...ödenmek için ibrazı geçersizdir.” şeklinde değildir. Düzenleme, ödenmek için ib- razın sadece bir yolundan bahsetmiş; diğeri olan takas odasına ibrazı, dikkate almamıştır. Şu hâlde, bir kural içi boşluk mu vardır yahut kanun koyucu bilinçli suskunluk içinde midir? Sayın milletvekilinin yaptığı ko- nuşmada değindiği bankalarla ilgili örnek, bankaların dahi vermiş ol- dukları kredilerin güvencesini çekte (ve özellikle onun taşıdığı cezai sorumlulukta) gördükleri gerçeği bir yana 27 takas odasına ibraz usu- lünden bahsetmesi nedeniyle son derece önemlidir. Zira bankaların tahsil yahut temlik cirosuyla hâmili oldukları çekleri, takas odası mari- fetiyle ödenmek için ibraz edecekleri hatırlandığında, 3167 s.K’nın ge- çici 2. maddesinin lafzıyla amacının örtüşmediğini; hükmün son derece 27 Örneğin bkz. 19. HD 24.10.2003, 2002-7451/10475 (İBD 2005/4, s. 1370). E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 200990 net ve tereddütsüz lafzının aşılmasındaki zorluk bir yana amaca uygun bir yorum için (şayet varsa) hukuki boşluğun boşluk doldurma yöntemleri ile doldurulması gerektiğini söylemek mümkündür. Diğer mesele ii. yine 3167 s.K’nın geçici 2. maddesinden kimlerin istifade edeceğiyle ilgilidir. Gerçi bu kapsamda, keşideciler yönünden bir çekişme yaşanması beklenmemelidir. Ancak müracaat borçluları içinde yer alan; keşideci dışındaki (cezai sorumluluk taşımayan) ciran- taların da bu vesileyle anılan hükümden yararlanıp yararlanamayaca- ğı, çözüme kavuşturulmalıdır. Cirantalar da (ve hatta avalistler), tıpkı keşideciler gibi ekonomik/ticari durumunu, çekin üzerinde yazılı ileri keşide tarihine göre mi planlamaktadır? Onlar da mı bu güvene/zımi anlaşmaya/ticari örf ve âdete itibar etmektedir? Kısaca şu hususu vur- gulamak uygun olur: Düzenlemeyle ödenmek için ibraz geçersiz sayıldı- ğına göre keşideci dâhil hiçbir müracaat borçlusuna karşı çeke dayalı alacağın tahsili bakımından dava/takip yoluyla başvurmak olası gö- zükmemektedir (TTK m. 720, 721; İİK m. 170/a). 28 Kanun koyucunun yasalaştırdığı bu düzenlemeyle keşideci yanında diğer tüm müracaat borçlularını da içerecek şekilde, geniş bir ekonomik koruma alanı yarat- mak isteyip istemediği, yine sayın milletvekilinin yaptığı konuşmada, cirantalardan da bahsetmiş olması bakımından belki bir cevap bulabi- lir. Gerçi, hemen belirtelim, bir kanun hükmüyle ilgili olarak yasama süresince yapılan değerlendirmeler, o düzenlemenin yorumlanması ve uygulanması bakımından başlı başına yeterli ve tatminkâr kaynaklar olarak görülmeyebilirse de; görmezden de gelinmemelidir. Çalışma içerisinde göndermede bulunulan müzakere metinleri, bu tereddütle ve fakat titizlikle ele alınmalıdır. 29 Hükümlerin müzakeresi sırasında, nadiren de olsa muhalif gö- rüşler (özellikle çekte vade meselesiyle ilgili olarak) dile getirilmiştir. 30 Örneğin, “...Çekin üzerinde yazılı tarihte ödenmesini sağlamaya çalışıyoruz, bu da ekonominin yapısına aykırı. Dünyanın hiçbir yerinde yazılı tarihte çek olmaz, 28 13. HD 19.01.2004, 2003-16488/172, (YKD 2004/8, s. 1234-1235); 12. HD 20.12.2005, 22376/25548, (MİHDER 2005/2, s. 515-516); 11. HD 01.07.2004, 4368/7867 (yayım- lanmamıştır); 12. HD 30/03/2006, 5046 /6520 (Uyar, s. 15084). 29 Ayrıca bkz. Edis, s. 190, 191. 30 TBMM Genel Kurul Tutanağı, 23. Dönem, 3. Yasama Yılı, 59. Birleşim, 17/02/2009, Salı, s. 51. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 200991 çek prezante edildiği, verildiği tarihte geçerlidir. Korkunç bir ekonomik hata bu. Bunu çok iyi bilmek lazım....” [vurgu eklenmiştir] Son olarak şu görüşe de atıfta bulunmak gerekir: 31 “...Bu yasalar içerisinde, yine, piyasayı çok yakından ilgilendiren, âdeta iç piyasanın dinamiği olarak gördüğümüz çekle ilgilidir. Çekin kullanımında 2008 yılının ikinci yarısından itibaren piyasada, âdeta, esnaf arasında, tüccar arasında, sanayici arasında çek kesilmez olmuştu veya en aza inmişti. Sebebi ise çekin, yasa gereği, üzerindeki tarihte değil, ibraz edildiği anda tahsil edil- miş olmasıdır. Bu, yasadan kaynaklanan sıkıntı sonucunda, piyasalardaki bu nakit darlığı sebebiyle de verilen çekler vadesinden önce tahsil edil- meye başlayınca, âdeta, işletmelerimiz çek kesmez olmuştur. Bu da pi- yasadaki canlanmayı engellemiş, piyasadaki nakit darlığını aşmada zorluğa sebep olmuştur. Buna dikkat edilmesi, bunun tespiti sonucunda da yine hazırlanan bir yasa ile bu çekteki vadenin, üzerinde yazılı olan vadede ancak tahsil edilebileceğini gerçekleştirmeyi sağlayacak kolaylık getirilmiş ve 19’uncu maddeyle ilave edilen geçici 2’nci maddeyle de 31.12.2009 tarihi- ne kadar üzerine yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.” ibaresi konmuş ve böylelikle de 31.12.2009’a kadar piyasada dolaşan ve verilen çeklerin, ancak üzerindeki tarihte tahsil edi- lebileceği kararına varılmış ve bu tarihten önce herhangi bir ibraz esnasında “Karşılığı yoktur.” kaşesi artık vurulmayacaktır. Tahmin ederim bu da daralan piyasaya, nakit darlığı çeken piyasada piyasanın hareketlenmesi nok- tasında mutlaka olumlu yönde etkili olacaktır diye düşünüyorum...” [vurgu eklenmiştir] Konuşmada geçen, özellikle çekin üzerinde yazılı (ve ileri tarihli) keşide tarihinden önce de ödenmek üzere ibraz edilebilmesi nedeniyle ticari yaşamda çekin kullanımının azalmış olması; bunun da piyasa- da nakit darlığına sebebiyet vermesi meselesi, vurgulanması gereken hususlardandır. Oysa tam aksi sonuç, anılan düzenlemenin yasalaşmasının ardından da gündeme gelebilir. Zira çekin, vade içermemesi; ileri tarih- li de olsa ibrazında, –karşılığı varsa– tahsil edilebilmesi; aksi durum- da keşidecinin cezai sorumluluk taşıması, ticari yaşamın aktörlerinin bono yerine çekle “borçlanmasına” yol açtığı, bir gerçektir. Söz konusu hükmün yasalaşması, çekin adeta “bono” muamelesi görmesine; bo- 31 TBMM Genel Kurul Tutanağı, 23. Dönem, 3. Yasama Yılı, 59. Birleşim, 18/02/2009, Çarşamba, s. 37, 38. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 200992 noda uzun tutulmayan vadenin “çeklerde de” kısalmasına (!) sebebiyet verebilir. Sonuç olarak bono ile çek arasındaki haksız rekabetin –cezai sorumluluk meselesi hariç– geçici süreyle giderildiği dahi iddia edile- bilir. “Vade” yönünden bononun maruz kaldığı ekonomik tercihler, artık çek için de geçerli olabilecektir. 32 Bu durumun sözü edildiği gibi piyasadaki nakit darlığının/kaynak sıkıntısının aşılmasına yardımcı olup olamayacağını, uygulama gösterecektir. Ancak şurası bir gerçek ki, ticari yaşamda çekin, amacından saparak bir borçlanma aracı gibi bononun yerini almasında iki gerekçe, öne çıkmaktadır: Bunlardan ilki, i). hâmilinin “vadeyi” beklemekle yükümlü olmaması; ikincisi ise ii. keşidecinin cezai sorumluluk taşımasıdır. Konuşma içerisinde değinilen hususlardan bir diğeri de, yeni dü- zenlemeyle birlikte, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce ibraz edil- mesi durumunda, çeke –ifade edildiği gibi– “karşılığı yoktur” kaşesi- nin artık vurulmayacak olmasıdır. Bu konuya aşağıda bir kez daha değinilecek olmakla birlikte, 33 yeri geldiğinden, şimdilik şu hususun tartışılmaya açılması mümkündür: Kanun metninde her ne kadar, çekin taşıdığı ileri keşide tarihinden önce “....ibrazının geçersiz...” ola- cağı düzenlenmişse de bu hükmün sadece –taşıdığı ileri keşide tarihi nedeniyle– ibrazı anında karşılığı olmayan çeklerin karşılıksız kalma- sının önüne geçmek amacını mı taşıdığını belirlemek gerekir. Temel gayenin bu olduğunda tereddüt yoktur. Zira keşideci, artık ileri keşide tarihli çekin karşılığını muhatap bankada önceden bulundurmakla yü- kümlü değildir. 34 Ancak gerçekten de çekin karşılığı –ileri olan keşide tarihinden de önce– muhatap bankada varsa ve hazırsa; TTK’nın 707/ II nci maddesi de hâlâ yürürlükte olduğuna göre hâmil, çeki muhatap bankaya ibraz ederek bedelini tahsil edebilir mi? Yukarıda bahsi ge- çen konuşmalardan birinde, 35 kötüniyetli keşidecilerden bahsedilmiş; çekte vade uygulamasıyla kötüniyetli keşidecilerin de korumaması gerektiğine değinilmiş; bu sorunun belki de –ifade edildiği şekliy- le– Çek Kanununda yapılacak bir düzenlemeyle çözüme kavuşturu- labileceği belirtilmiştir. Bu ifade tarzının ve içerdiği görüşün “...ibrazı 32 Ayrıca bkz. Kn. 28.3. 33 Bkz. Kn. 37.2 34 Oysa bkz. Kalpsüz, Meseleler, s.59, 60. 35 TBMM Genel Kurul Tutanağı, 23. Dönem, 3. Yasama Yılı, 59. Birleşim, 18/02/2009, Salı, s. 37. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 200993 geçersizdir.” şeklindeki hükmü, karşılığı olan çekler yönünden aşmak bakımından ne kadar yardımcı olacağı şüphelidir. Ancak en azından kanun koyucunun, çeke adeta “vade” kazandırmak şeklindeki olağa- nüstü ve istisnai düzenlemenin kötü niyeti gizleyecek ve onu meşru kılacak şekilde uygulanabileceği gerçeğinin de farkında olduğu söyle- nebilir. Şu hâlde, i. Çekin ibrazında, karşılığının da olması hâlinde, keşidecinin –ar- tık kanunen de benimsenen vade anlaşmasına rağmen– çekle işleyen hesapta yeteri kadar para tutmak suretiyle çekin tahsiline –zımnen de olsa– rıza gösterdiğini söylemek mümkün müdür? ii. Yoksa hükmün açık lafzı, TTK’nın 707/II. maddesi hükmüne rağmen her halükârda ibrazı geçersiz mi görmektedir? iii Düzenlemenin bir geçici hüküm olduğu; TTK’nın 707. maddesi başta olmak üzere 3167 s.K’da ve çekin hukuki niteliğinde köklü bir değişiklik meydana getirmediği dikkate alındığında, hükümle ilgili görüşmeler sırasında dile getirilen –sınırlı– amaca uygun bir yorum yapmak mümkün olacak mıdır? II. ÇEKTE “VADE” MESELESİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ A. Genel Olarak Çek, mevcut bir paranın ödenmesi talimatının verilmesidir; bono ise gelecekte yani vadesinde söz konusu paranın ödenmesinin taahhüt edilmesidir. 36 Buna rağmen, ileri bir tarihin keşide tarihi olarak göste- rilmesi suretiyle vade yaratılması ve bu yolla çekin ödeme aracı olma amacından saparak bono gibi bir kredi ya da teminat aracı haline geti- rilmesinin başlıca iki sebebi olduğu ileri sürülmektedir: Bunlardan ilki, çekin damga vergisine tabi olmaması; ikincisi ise karşılıksız çek keşide etmenin suç olması ve bunun da lehdar için önemli bir güvence teşkil etmesidir. 37 36 Erman, s. 123. Ticari senetlerin kredi ve ödeme aracı şeklindeki iktisadi fonksiyon- ları hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. İnan, Batider 1969, s. 93 vd. 37 Tekinalp, s. 930-931; İnan, s. 101; Karayalçın, Batider 1981, s. 222; Kaynar, s. 81-83; Şimşek, s. 442; Yasaman, s. 226, Bu son Yazar, vergi oranı çok düşük olduğundan damga vergisinden muaf olmanın, çekin tercih sebebi olmasında önemli bir faktör olmadığını; buna karşılık keşidecinin ağır yaptırımlara tabi olmasının asıl neden teşkil ettiğini belirtmiştir. Aynı yönde bkz. Çöl, s. 211. Damga Vergisi ile ilgili son E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 200994 Türk Ticaret Kanunu’nun 707 ve 705. maddelerinin –aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca metne dâhil kabul edilen– kenar başlıkları, sırasıyla “vade” ve “vadeden sonraki ciro” olmasına rağmen; çekte teknik olarak bir vadenin bulunup bulunmadığı öğretide tartışılmıştır: TTK’nın 615. maddesinde sayılan 4 tip vadeden biri olan “görüldü- ğünde” (ödenmek üzere) vadenin, çeke ilişkin TTK’nın 707/I. madde- sindeki “Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılma- mış hükmündedir.” düzenlemesine uygun düşmesi sebebiyle öğretide, 38 çekte sadece tek tip –yani görüldüğünde ödenecek– vadenin bulunduğu ileri sürülmüştür. Buna karşın yine öğretide, 39 yukarıda anılan kenar başlıklarının aksine, çekte teknik anlamda bir vadenin söz konusu ol(a)mayacağı, üç ayrı gerekçeyle ileri sürülmüştür: Birincisi, poliçe- de, Türk Ticaret Kanunu’nun saydığı 4 tür vadenin dışında bir başka vade türü getirildiği zaman, TTK’nın 615/II inci maddesi uyarınca po- liçenin (ve bononun, TTK m. 690) batıl olacağı düzenlenmişken; yine TTK’nın 707/I. maddesi hükmü, bu esastan ayrılarak çekin görüldü- ğünde ödenecek olması prensibine aykırılık içeren kayıtları yazılma- mış hükmünde saymıştır. İkinci gerekçeye göre, ibraz süreleri zaten bir vadeden bahsedilemeyecek kadar kısadır ve son olarak çek, bono ve poliçeden farklı olarak ödeme aracı olduğundan, –bir emredici kural olarak– çekin ibrazında, yani muhatap banka tarafından görüldüğünde ödenmesi gerekir. Kanaatimizce de, çekin iktisadi ve hukuki işlevi düşünüldüğünde, “çek” ile “vade” kelimelerinin dahi yan yana gelmesi mümkün değil- dir. Türk Ticaret Kanunu’nda çeke ilişkin hükümleri arasında yer alan 705 ve 707. maddelerin kenar başlıklarındaki “vade” terimine, teknik bir anlam yüklenmemelidir. Kaldı ki, kanun koyucu, çekte vade olma- yacağına ilişkin tereddütsüz tavrını, TTK’nın 707. maddesinde ortaya olarak karş. 4962 s.K m. 12. (RG, 07/08/2003, S. 25192). 38 Karayalçın, s. 266, 290; Öztan, 1079; Poroy, s. 262; Domaniç, s. 564, 604, 965; Akya- zan, s. 687; Doğanay, s. 2134; İmregün, s. 128; Tekinalp, s. 926 vd.; Aker, s. 21 vd.; Eriş, s. 211; İpekçi, s. 2883. 39 Kendigelen, s.195 vd.; Türk, s. 127; Kalpsüz(Erem/Çelebican), s. 67, dn.101; Tan- doğan, s. 78; Öztan, s. 1079; Göle, s. 74, 131. Hatta son Yazar, bu tip çeklere “vadeli çek” denilmesini uygun bulmayıp ileri tarihli veya sonraki tarihli çek denilmesin- de isabet olduğunu belirtmiştir. Ayrıca bkz. Moroğlu, s. 534. Vadenin hukuken yasaklandığı yönünde bkz. İnan, Batider 1969, s. 94; Kendigelen, Makalelerim, s. 85; Bahtiyar, s. 44. Çeke vade konulmasına gerek olmadığı yönünde bkz. Pulaşlı, s. 12. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 200995 koymuştur. Öte yandan, poliçeye ait hükümler arasında yer alan, “va- desinden önce ve vadesinde ödeme” kenar başlıklı TTK’nın 622 nci madde - sinde düzenlenen; muhatabın, vadesinden önce ödemede bulunduğu takdirde, bundan doğan tehlikeyi kendi üzerine almış biçimde hareket edeceğine ilişkin hükmün 40 bonoya da uygulanabilirliği kabul edilmiş iken (TTK m. 690), kanun koyucu, aynı hükmün çek için de uygulana- bilir olmadığı düşüncesiyle TTK’nın 730. maddesinde, bu hükme atıfta bulunmamış ve örtülü olarak da olsa çekte vade olgusuna fikri açıdan yer vermemiştir. B. “Vadeli” Çek Uygulaması 19 Mayıs 1931 tarihinde Cenevre’de imzalanan “Çekler Hakkında Tekdüze Kanuna İlişkin Cenevre Anlaşması’nın 41 28. maddesinden alınan çekin ibraz günü ödeneceği esası, Cenevre’de de tartışmalara yol açmış 42 ancak sonuçta bir ödeme aracı olan çeke, istisnaen de olsa kredi işlevi görme imkânının tanınması uygun bulunmuştur 43 . TTK’nın 707/II. maddesinde çekin, üzerinde keşide günü olarak gösterilen günden önce ibraz edilebilirliliğinden bahsedilmiş; bu yolla aslında örtülü biçimde de olsa, çeke, gerçeği yansıtmayan; başka bir deyişle (gerçekte keşide edildiği günden) ileri bir tarihin keşide tarihi 40 TTK’nın 622/II. maddesinde “Vadeden önce ödeyen muhatap bu yüzden doğacak mesuliyeti üzerine almış olur.” denmişse de, Tasarıda, bu hüküm mehaz Kanuna uygun olarak yeniden kaleme alınmış ve Tasarının 710/II. maddesinde, “Vadeden önce ödeyen muhatap, bundan doğacak tehlike kendisine ait olmak üzere hareket etmiş olur” hükmü getirilmiştir. Bu hâliyle düzenleme, öğretide amaca ve meha- za uygunluk açısından daha isabetlidir (Narbay, s. 188). Tasarıda yer alan metnin gerekçesi “...hükümde söz konusu olan mesuliyet değil, vadeden önce ödemenin doğurabileceği tehlikedir. Bu nedenle 710. madde ikinci fıkrasında hükmü kayna- ğa uygun biçimde düzenlemiştir” şeklindedir. 41 Cenevre Anlaşması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce onaylanıp yasalaşmış değil- se de, 1957 tarihli yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu’nun çeke ilişkin hükümleri, büyük ölçüde bu anlaşmaya uygun olan İsviçre Borçlar Kanunu’ndan alındığın- dan; Cenevre Anlaşmasını kabul eden ülkelerle Türk hukuku arasında büyük öl- çüde benzerlik bulunmaktadır (Reisoğlu, s. 10). 42 Ayrıntısı için bkz. Tandoğan, s. 73 vd.; Gökçe, s. 127 vd.; Poroy/Tekinalp, s. 261. 43 Gökçe, s. 128. Ayrıca bkz. Tandoğan, s. 12; Eriş, s. 212. Yazar, damga resminden muaf olan çeklerin yasaya aykırı olarak bono fonksiyonunu ifa ettiğini belirtmiş- tir. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 200996 olarak yazılmasına izin verilmiştir. 44 Ancak, yine aynı hükümde, çe- kin her halükârda, ibraz günü ödeneceği düzenlenerek adeta gerçe- ğe aykırı keşide günü içeren çeklerde geçerli sonucun ne olacağı da belirtilmiştir. 45 Keşide tarihinden önce ibraz edilen çeklerin karşılığının muha- tap bankada bulunması halinde ne olacağı, Kanun’un sözü edilen bu açık hükmüyle düzenlemişken; karşılığının bulunmaması duru- munda ne olacağı, açık olarak Çek Kanunu’nun 16. maddesiyle hük- me bağlamıştır. 46 Ancak Çek Kanunu’ndaki çekin üzerinde yazılı keşide tarihinden önce de olsa ibraz edildiğinde karşılığının kısmen dahi bulunmaması durumunda, keşidecinin cezalandırılacağı hük- mü (Çek Kanunu m.16/I), “vadeli çek” uygulamasının önüne geçmeye yetmemiştir. 47 Lehdarın çeki alırken görüp bildiği (belki de kabul ettiği) tarihten önce muhatap bankaya çeki ibraz etmesi, ticari bir risk olarak görülmüştür. Sözü edilen bu risk, keşideci ile lehdar arasında var ol- duğu düşünülen iyi niyet anlaşmasının bozulabilmesi ihtimali üzerine kuruludur ve bu ihtimalin, tarafları da bağlayıcı bir biçimde, ödemeye herhangi bir geciktirici etkisi bulunmamaktadır. 48 Çeke, ayrıca garanti yahut teminat işlevi kazandırmak, bir tercih meselesidir; kanun koyucu bu tercihi benimseyerek yasalaştırabilir. Ancak, TTK’nın 707. maddesi varlığını koruduğu sürece vadeli çek yaratmak; çeki bir kredi aracı hâline getirip damga vergisi muafiye- tinden istifade etmek; son olarak gerçekten bir kredi/borçlanma aracı olan bononun ve poliçenin aksine ibrazında (uygulamadaki şekliyle “vadesinde”) ödenmeyen çek için geçerli cezai sorumluluk tehdidini, alacağın tahsilinde bir güvence görmek, Türk Ticaret Kanunu’nun öngörüp düzenlemediği bir durumdur. 49 Zira çeke ileri keşide tarihi 44 Göle, s. 72-73; Bahtiyar, s. 46. 45 Kalpsüz(Erem/Çelebican), s. 105; Somer, s. 53. İleri keşide tarihli çeklerin ibrazın- da ödenmesinin sebebinin çekin damga vergisinden muaf olması avantajından ya- rarlanmak için bono ve poliçe yerine çekin tercih edilmesinin ve ileri keşide tarihi atarak çeki adeta kredi aracı olarak kullanmanın sonucu, Hazine’nin zarara uğra- tılmasını engellemek olduğu yönündeki görüş için bkz. İpekçi, s. 2884 . 46 Tekinalp, s. 926. Ayrıca bkz. Kn. 26.4. 47 Kendigelen, s. 198. 48 Türk, s. 127. Ayrıca bkz. İnan, s. 117; Kn.8, dn.11. 49 Bu durumu kanuna karşı hile olarak vasıflandıran görüş için bkz. Tandoğan, s. 87; İnan, Batider 1981, s. 101; Reisoğlu, s. 20; Çöl, s. 199. Bu son Yazar, vadeli çeklerin hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 200997 yazılmasının mümkün görülmesi, bu vesileyle vade yaratılması değil; ibraz sürelerinin uzatılıp kısaltılabilmesi amacıyladır. 50 Çekin üzerine, görüldüğünde ödeneceği prensibine aykırı yazılacak herhangi bir kay- dın yazılmamış hükmünde olduğu düzenlenerek (TTK m. 707/I) çekin bir kredi aracı gibi kullanılmasına mani olunmak istenmiştir. 51 C. “Vadeli” Çeklerin Kronolojik Olarak Geçirdiği Yasal Evrim Tablo I Türk Ticaret Kanunu MADDE 707: Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. Keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek ibraz günü ödenir.” Tablo II 19.3.1985 tarih ve 3167 sayılı Çek Kanunu MADDE 4: “Çekle işleyen hesabın bulunduğu banka şubesi, ibraz edildiği anda karşılığı bulunan çeki ödemek mecburiyetindedir. Çekin karşılığının kısmen bulunması halinde ise bu miktar ödenir...” MADDE 16: “İbraz süresi içinde veya üzerinde yazılı keşide tarihinden önce ... yeterli karşılığı bulunmaması sebebiyle kısmen dahi olsa ödenmeyen çeki keşide eden kişiler ... hapis cezası ile cezalandırılırlar.” de damga vergisinden muaf olması hâlini, vergi kanunlarına aykırı hareket etmek- sizin bireyin vergi mükellefiyetinden kurtulması ve hazineyi vergi kaybına uğrat- ması olarak tanımlanan “vergiden kaçınma” durumu şeklinde değerlendirmiş ve ileri keşide tarihli çeklerin de damga vergisine tabi olması yönündeki (Dirikkan, s. 19,dn.31 ve Şimşek, s. 442’) fikre katılmıştır. 50 Reisoğlu, Sempozyum, s. 56; Bahtiyar, s. 44. 51 Kalpsüz, Batider 1981, s. 235. 11. HD 11/02/1991, 9155/767, (Eriş, s. 212).; 12. HD 26/04/2001, 6458/7034, (Eriş, s. 214-215). E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 200998 Tablo III Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hâmillerinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına ilişkin Adalet Bakanlığı Taslağı 1 MADDE 3- 3167 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Madde 4.-.... Koşullarına uygun ve karşılığı var olan çek, ....ibraz edildiğinde ödenir. ....” MADDE 4- 3167 sayılı Kanunun 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Madde 5.- ... Keşide gününden önce ibraz edilen çek, karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması hâlinde hiçbir işlem yapılmaksızın hâmiline geri verilir. Türk Ticaret Kanunun 707 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü saklıdır.” MADDE 13- 3167 sayılı Kanunun 16 ıncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Madde 16- Keşide gününe göre ibraz süresi içinde ... ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle... cezalandırılır. ... Mahkeme ayrıca işlenen suçun niteliğine göre bir yıl ile beş yıl arasında belirleyeceği bir süre için hesap sahiplerinin ... çek hesabı açtırmalarının yasaklanmasına karar verir. Yasaklanma kararı bütün bankalara duyurulmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına bildirilir.” hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 200999 Tablo IV 11.02.2002 tarihli 1/970 sayılı Tasarı ve 15.4.2002 tarihli Adalet Komisyonu Raporu, S. Sayısı: 872 (HÜKÜMSÜZ) MADDE 4- 3167 sayılı Kanunun 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Madde 5: .... Keşide gününden önce ibraz edilen çek hakkında Türk Ticaret Kanununun 707 nci maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. Şu kadar ki, yeterli karşılığı bulunmayan çek, üzerine kısmî ödemeye ilişkin kaydın konulması dışında hiçbir işlem yapılmaksızın hâmiline geri verilir; bu çek dolayısıyla keşide tarihine kadar herhangi bir hukuk yoluna başvurulamaz.” MADDE 13- 3167 sayılı Kanunun 16 ıncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Madde 16- Keşide gününe göre ibraz süresi içinde ... ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, ... çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar... ... Mahkeme, ayrıca işlenen suçun niteliğine göre bir yıl ile beş yıl arasında belirleyeceği bir süre için hesap sahiplerinin ve yetkili temsilcilerinin çek hesabı açtırmalarının yasaklanmasına karar verir. Yasaklanma kararı bütün bankalara duyurulmak üzere Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirilir... ...” E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009100 Tablo V 26.02.2003 tarih ve 4814 sayılı Kanun, RG. 08.03.2003, S. 25042) Adalet Komisyonu Raporu, S. Sayısı: 58 MADDE 3- 3167 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Madde 4. – ... Koşullarına uygun ve karşılığı var olan çek, muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde .... sonra ödenir. ... Çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması halinde bankanın ödeme yükümlülüğü, ... çek hesabında bulunan miktarla sınırlıdır... çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisi ücretsiz olarak hamile verilir. Çek hamili, bu fotokopiyle müracaat borçlularına veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği gibi; Cumhuriyet savcılığına şikâyette bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ekleyebilir...” MADDE 4- 3167 sayılı Kanunun 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Madde 5. - Çekin ibrazında karşılığının tamamen ödenmemesi veya çek hamili tarafından kısmî ödemenin kabul edilmemesi halinde, ibraz tarihi ile ödememe nedeni çekin üzerine yazılır ve çek, üzerine imzası alınarak hamiline geri verilir; çekin ön ve arka yüzünün fotokopisi banka tarafından saklanır” MADDE 14- 3167 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Madde 16- Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksen milyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. ...” Tablo- VI 09.11.2005 tarihli (1/1138) Türk Ticaret Kanunu Tasarısı, (S. Sayısı: 96) II- Muacceliyet MADDE 795- (1) Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. (2) Düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek, ibraz günü ödenir. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009101 Tablo VII 18.02.2009 tarih ve 5838 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (S. Sayısı: 329) 52 MADDE 18: 19.3.1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hâmillerinin Korunması Hakkında Kanun’a aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “Geçici Madde 2- 31/12/2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.” Madde Gerekçesi: “MADDE 19- Madde ile; belirli bir süreyle çekin, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz kabul edilerek ekonomik sıkıntılarla çeklerin zamanında ödenememesi sonucunda ticari hayatta karşılaşılan sorunlara ve mağduriyetlere çözüm üretilmesi amaçlanmaktadır. D. Çek Kanunu’ndaki 2003 Yılı Değişikliğinden Önce Öğretideki Değerlendirmeler 52 1. Türk Ticaret Kanunu’nun 707/II. maddesi Hükmündeki “Ödenir” İbaresinin Değerlendirilmesi TTK’nın 707/II. maddesindeki “ödenir” ibaresi üzerinde, öğretide yorum faklılıkları doğmuştur. 53 Tekinalp ,54 “ödenir” ibaresinin, muhatap banka yönünden ne bir yükümlülük ne de bir keyfilik anlamına geldiği görüşündedir. Yazar, 55 ileri keşide tarihli çeklerin geçerli sayılmasının sebebinin, ödeme ara- cı olan bu senedin istisnaen kredi sağlayıcı bir rol oynamasına imkân tanımak olduğunu; öte yandan tarafların böyle bir çekin, keşide ta- rihinden önce ödenmesini istediklerinde de bu kapıyı kapatmamak amacıyla Cenevre Anlaşması’nda “ödenebilir” ifadesinin tercih edil- diğini belirtmiştir. “Ödenir” kelimesinin, keşide tarihinden önce çek ibraz edildiğinde de, çekin karşılığı mevcut değilse müracaat hakkı doğar ve çek takibe konulabilir, şeklinde yorumlanmaması gerekir: 56 Cenevre 52 Çekler Hakkındaki 3167 Sayılı Kanunla İlgili Adalet Bakanlığı Taslağı ve Karşı Görüşler Sempozyumu, Bildiriler-Tartışmalar-Panel, Ankara- 12 Ocak 2002, s. 107 vd. 53 Ayrıca bkz. Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hâmillerinin Korunması Hakkında Kanun ile İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/970), S. Sayısı, 872, Madde 4’ün Gerekçe- si, s. 3-4. 54 Tekinalp, Sempozyum, s. 44 vd. 55 Tekinalp, s. 927. 56 Tekinalp, s. 930, 932. Aynı yönde bkz. Bahtiyar, s. 47; Gökçe, s. 130 vd. Karş. Tan- E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009102 Anlaşması’ndaki “ödenebilir” ibaresi, sadece ödeme için keşide tarihi- nin beklenilmesine ihtiyaç olmadığını vurgulamak amacıyla tercih edilmiştir. Bu nedenle de Çek Kanunu’nun gerek 4 gerekse 16. mad- deleri, Cenevre Konvansiyonu ile getirilen ortak hukuka aykırı olup “vadesinden” önce ödenmeyen bir özel hukuk borcunun hapis cezası ile cezalandırılmaması gerekir. Bozer, 57 “ödenir” kelimesinin “ödenebilir” şeklinde kaleme alınma- sı gerektiğini; bunun muhataba verilmiş bir yetkiyi ifade ettiğini; bu yetkinin kullanılmaması nedeniyle ne hukuki ne de cezai yaptırımın gündeme geleceğini ifade etmiştir. İnan 58 da meseleye aynı açıdan yaklaşmış; muhatap bankanın öde- meme sebebiyle hâmile karşı sorumlu olmayacağını; Cenevre Anlaş- ması metninin bu temel ilkesinin Kanun’da kullanılan “ödenir” ibare- siyle değişmeyeceğini belirtmiştir. İleri keşide tarihi, muhatap bankaya keşideci tarafından verilmiş “bu tarihten önce ödeme yapma” talimatıdır. Bu halde, muhatap, bu talimata uyup ödeme yapmazsa hâmil, mu- hatabı sorumlu tutamaz; talimata uymayıp hâmile ödeme yaptığında, bu kez muhatap keşideciye karşı sorumlu olmayacaktır; zira “ödenir” ibaresiyle kendisine ödeme yetkisi verilmiştir. Göle 59 de “ödenir” ibaresinin muhatap bankaya bir takdir hakkı verdiğini fakat Çek Kanunu’nun gerek 4 gerekse 16. maddelerinin bunu bir mecburiyete çevirdiğini; bu nedenle de Çek Kanunu’nun il- gili hükümlerinin, TTK’nın 707. maddesi hükmüyle çatıştığını ifade etmiştir: Çek Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin Tasarı tasla- ğında (Tablo III) ileri keşide tarihli çeklerin keşide tarihinden önce ib- raz edilip de karşılıksız çıkmaları durumunda, hiçbir hukuki işlemin yapılmayacağı yönündeki düzenleme ile tekrar TTK’nın 707. maddesi hükmünün ruhuna geri dönülmüştür. Kalpsüz, 60 çekte kabul müessesesi olmadığından, lehdar ile muha- tap arasında hiçbir hukuki ilişkinin bulunmadığını; bu nedene de ileri tarihli çekin üzerinde yazılı tarihte ibraz edilmesi durumunda ödenece- doğan, s. 17 vd. 57 Bozer, s. 62. 58 İnan, Batider 1981, s. 224, 238. 59 Göle, Sempozyum, 68. Ayrıca bkz. Tandoğan, s. 10. 60 Kalpsüz, s. 87. Aynı yönde bkz. Karayalçın, s. 278; Tandoğan, s. 72. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009103 ğini söylemenin o kadar da doğru olmadığını, zaten çeke ilişkin Ce- nevre Anlaşmasında da, çekin ödenebileceğinin (payable, zahlbar) ifade edildiğini belirtmiştir. 2. İleri Tarihli Çeklerde Müracaat Borçlusu Keşidecinin Sorumluluğu Meselesi Karayalçın, 61 iş hayatının ileri tarihli çeklere olan ihtiyacını göz önüne alarak 25.1.1982’de Adalet Bakanlığı’na, yasalaşması planlanan Çek Kanunu ile ilgili “Üzerinde yazılı tarihten önce ibraz edilen çekler hak- kında protesto işlemi yapılmaz” şeklindeki kişisel önerisini sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan tasarı taslağında, bu öneriye yer verilmemişse de Tasarıda, keşide tarihinden önce ibraz edilecek çekler için de karşılıksız çek keşide etme suçunun oluşacağına dair bir hü- küm yer almamıştı. Lakin TBMM’nin 17.01.1985 tarihli oturumunda, bu Tasarı geri alınmış ve 14.2.1985 tarihli Adalet Komisyonu’nun 2. raporu ile Çek Kanunu’nun 16. maddesindeki hüküm getirilmiştir. Karayalçın, 62 Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı Taslağına (Tablo III) göre, ileri keşide tarihli çeklerin keşide tarihinden önce ibrazı halinde, karşılıksız çek keşide etme suçu bakımından ke- şidecinin cezalandırılmamasını isabetli bulmuş; ancak böyle bir çekin keşidecisinin özel hukuk karşısındaki durumunun ne olacağı hakkın- da açık hüküm bulunmadığını; Taslak bu haliyle yasalaşacak olursa bankanın keşide tarihinden önce ibraz edilen çek hakkında protesto iş- lemi yapabileceğini; oysaki özel hukuk ve ceza hukuku arasında böyle bir ayırımın yapılmaması gerektiğini ifade etmiştir. Tekinalp, 63 Çek Kanunun’da Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı Taslağında (Tablo III) ve buna uygun olarak hazırlanan (ancak hüküm- süz kalan) Tasarıda (Tablo IV), keşide tarihinden önce ibraz edilen çek- ler hakkında özel hukuka dair dava ve takip hakları ile cezai takibat yollarının kapatılmış olmasının Cenevre Anlaşması ile oluşan ve deği- şikliğe uğramaksızın uygulanan ortak çek hukukuna da uygun düştü- ğünü ifade etmiştir. 61 Karayalçın, Sempozyum, s.39. 62 Karayalçın, Görüş, s. 137. 63 Tekinalp, s. 932. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009104 Kalpsüz, 64 ileri keşide tarihli çeklerin ibrazıyla ödenmemesi duru- munda da, diğer senetlerin ödenmemesine bağlanan sonuçların doğ- ması gerektiğini; hem özel hukuk hem de ceza hukuku yönlerinden keşidecinin sorumluluğunun bulunduğunu kabul etmenin gereklili- ğini ifade etmiştir: Bir çek tedavüle çıkarıldığı andan ibraz süresinin sonuna kadar herhangi bir anda ödenmek üzere ibraz olunduğunda, muhatap bankada karşılığın bulunmaması halinde o çek “karşılıksız ” kabul edilmelidir. İleri keşide tarihli bir çekin ibrazında ödenmemesi halinde, “karşılıksız” çıkmış olmasının cezalandırılıp cezalandırılmaya- cağı ise ihlal edilen kamu menfaati dikkate alınarak Devlet tarafından takdir edilir. Ancak devletin de, fertlerin menfaatlerinin gerçekleşme- sini temin eden tedbirlerden ve başvurabilecekleri yollardan onları mahrum etmeye hakkı bulunmamaktadır. Kalpsüz, Çek Kanunu’nun 5/II. maddesi için Tasarı Taslağı metnini (Tablo III) uygun bulmamış ve kendisi “Üzerinde keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek üzere ibraz olunan çek ibraz günü ödenir; ödenmediği takdirde çekin öden- memesine bağlanan hukuki sonuçlar doğar, kısaca senedin üzerine karşılıksız olduğu yazılır, senetten doğan müracaat hakları kullanılabilir, senet bedelinin ödenmesini teminen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep olu- nabilir. Kısmen tediye olunması halinde çekin ön ve arka yüzünün fotokopisi, talep üzerine hâmile verilir ve bu fotokopi, mahkemeler ve icra dairelerinde ispat aracı olarak kullanılabilir” hükmünü önermiştir. Çöl, 65 2002 tarihli Tasarı Taslağı’ndaki (Tablo III), keşide tarihinden önce ibraz edilen çeklerin karşılıksız çıkması halinde, keşidecinin aley- hine hiçbir hukuki işlemin yapılmayacağına ilişkin hüküm kanunlaş- saydı, ileri tarihli çekleri cazip hâle getiren yaptırımların kalkmasıyla ileri tarihli çekin piyasadan çekilmesi olasılığının yüksek olduğu görü- şündedir: Ekonomik kriz içindeki toplumun en büyük sorunu, kaynak yetersizliğidir. İleri tarihli çeklerin kullanımı, bu yetersizliğe bir çözüm olup yaptırım güvencesinden mahrum kalan ileri tarihli çeklerin kul- lanılmamaya başlanması, piyasanın gereksinmeleriyle çatışacağından taslağın bu hükmün (4. madde) kanunlaşmaması, kısa vadede de olsa ekonomik açıdan daha uygundur. Somer, 66 2002 tarihli Tasarı Taslağı’nın 5/II maddesi hükmündeki 64 Kalpsüz, s. 61, 89, 99. 65 Çöl, s. 211, 215. 66 Somer, s. 55. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009105 (Tablo-III) ileri tarihli bir çekin ibraz edildiği anda karşılığının varsa ödeneceği fakat yoksa da karşılıksız çek işlemine tabi tutulmayacağı yönündeki düzenlemenin fevkalade yerinde olduğunu ifade etmiştir. Karşılıksız çek yönünden gerçek keşide tarihli çeklerle ileri tarihli çek- ler, aynı kefeye konulmamalıdır. Karşılıksız çekte, ceza yaptırımının öngörülmesinin nedeni, lehdarın ve sonraki hâmillerin çeke olan gü- venlerinin keşideci tarafından ihlal edilmesiyken; ileri keşide tarihli çeklerde bu anlamda bir ihlal bulunmamaktadır. Tam aksine ileri keşi- de tarihli çekin lehdarının çeki, keşide tarihinden evvel bankaya ibraz etmesi ile keşidecinin güveni ihlal edilmektedir. 3. Çek Kanunu’ndaki 2003 Yılı Değişikliğinden Sonra Keşidecinin “Vadeli Çek” Karşısındaki Durumu İleri keşide tarihli bir çekin kanuni ibraz süresinin başlamasın- dan evvel ibrazıyla “karşılıksız” kalması durumunda, doğacak hukuki sorumluluk bakımından, TTK’nın 707. maddesi hükmünün getirdiği prensip muhafaza edilerek müracaat hakkının kullanılabilmesi bakı- mından çekin üzerinde yazılı tarihe itibar edilmemiştir. Ancak cezai sorumluluk yönünden ve hâmilin şikâyet hakkı bakımından, vadeli çek uygulamasına yönelik fiili gerçek göz önünde bulundurularak çekin fiilen ibraz edildiği an değil; çekin üzerinde yazılı keşide tarihi esas alın- mıştır. Şu hâlde, hak sahibi, çek üzerine yazılı keşide tarihine göre he- saplanacak ibraz süresinin bitimine ek olarak düzeltme hakkının da kullanılabileceği on günlük sürenin sona ermesiyle (düzeltme hakkı da kullanılmamışsa) şikâyette bulunabilecektir (Çek Kanunu m. 16b/ II). Bu süre zarfında keşideci ceza yargılamasının sujesi olmaktan korunacaktır. 67 Keşidecinin hukuki sorumluluğu açısından vade anlaşmasını ge- çersiz sayıp buna karşın ceza sorumluluğu yönünden “vade anlaşma- sını” dikkate almak 68 eleştirilebilecek bir husus olmakla birlikte ceza yargılamasını medeni yargıya göre daha geç başlatarak da adeta “va- deli çek” uygulaması teşvik edilmektedir. 69 67 Kendigelen, s. 200. Bu şekilde şikâyet hakkının gereksiz biçimde geciktirildiği gö- rüşü için bkz. Arkan, s. 20. Ayrıca bkz. Güleç, s. 165. 68 Kendigelen(Ülgen/Helvacı/Kaya), s. 214. 69 Moroğlu, s. 535; Kendigelen, s. 200. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009106 E. 5838 Sayılı Kanun’la Yürürlüğe Giren Geçici 2. Maddenin Değerlendirilmesi 5838 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle 3167 s.K’ya geçici 2 madde eklenmektedir. Gerek eklenen hükmün niteliği gerekse söz konusu düzenlemenin içinde bulunduğu 3167 s.K’nın Türk Ticaret Kanunu karşısındaki konumu, 70 yapılan böyle bir düzenleme neticesinde, çekin hukuki niteliğiyle ilgili olarak esaslı, köklü bir değişimin gerçekleşme- diği sonucunu doğurmaktadır. Bir başka deyişle çekte hâlâ vade yok- tur ve hukuki niteliği itibariyle yine bir ödeme aracıdır. Gerçi, TTK’nın 707/I, II. maddesi hükümleri, varlığını koruduğu sürece aynı konu- daki fakat zıt hükümleri; geçici süreyle de olsa yasalaştırmak, yasama tekniği açısından çok da tatminkâr bir uygulama olmasa gerek. 3167 s.K’nın 1. maddesine göre, bu Kanun çek kullanımı hakkındaki esaslar yanında, çek hâmillerinin korunmasına dair tedbirleri ve uygulanacak müeyyideleri düzenlemektedir. Aynı Kanun’a eklenen söz konusu geçici maddenin Kanun’un genel amacıyla ve hatta adıyla örtüşmediği de ortadadır. Düzenleme, çek hâmillerinin geçici süreyle de olsa çekten kaynaklanan alacaklarının tahsili amacıyla çeki muhatap bankaya ib- razına mani olmakta; böyle bir ibrazı geçersiz saymaktadır. Oysa çek hâmillerinin TTK’nın 707/II. maddesine göre ileri keşide tarihli de olsa çeki, üzerinde yazılı tarihten önce muhatap bankaya ibraz etme hakkı vardır ve bu düzenleme, yürürlükten kaldırılmış da değildir. 71 Söz konusu geçici hükümle: i. Belirli bir tarihe kadar, ii. çeklerin, iii. muhatap bankaya iv. üzerinde yazılı keşide tarihinden önce v. ibrazı 70 12. HD 22/02/2005, 90/3488, (Legal HD 2005/3, s. 1093); 12. HD 11/03/2005, 2002/5132, (İzBD 2006/1, s. 121-122). 71 Çek Kanunu, Türk Ticaret Kanunu’nun çeke ilişkin hükümlerindeki boşlukları doldurma amacını taşıyan bir Kanundur (Çek Kanunu m. 1/II) (Öztan, s. 1064; Reisoğlu, s. 17; Akın, s. 412; Kendigelen, s. 29). Çek Kanunu 1/II’ hükmünde yer alan “genel hükümler” ifadesinden anlaşılan, ceza uygulaması bakımından Türk Ceza Kanunu hükümleri olurken; çekin unsurları, ibraz süresi, müracaat hakkı, zamanaşımı ve benzeri konulardaki genel hükümler de Türk Ticaret Kanunu’nun “Kıymetli Evrak” kitabındaki hükümlerdir (Kaynar, s. 81). hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009107 vi. geçersiz sayılmıştır. 5838 s.K’nın 18. maddesi, bir başka anlatımla 3167 s.K’ya eklenen geçici 2. madde, Kanun’un yayımı tarihinde, 28.02.2009’da yürürlüğe girmiştir (5838 s. K m. 33/I, e). Şu hâliyle Kanun, 28/02/2009 tarihinden önce keşide edilen çekler için de geçerlidir. Gerçekten hangi tarihte keşi- de edilmiş olursa olsun Kanun’un yayımı tarihi itibariyle 31.12.2009’a kadar çekin, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce ibrazı geçersizdir. Örnekle açıklayalım: Gerçek keşide tarihi, 01.01.2009; ancak üzerinde yazılı keşide tarihi 01.05.2009 olan çekin 28.02.2009 tarihinden itiba- ren (28.02.2009’dan önce henüz daha ibraz edilmemişse) 01.05.2009’a kadar muhataba ödenmek için ibrazı geçersizdir. 72 Oysa özel hukuk mesele- lerinde, kanunların geçmişe etkili uygulanması, tartışmalı bir sahadır. 73 Çek hâmili-alacaklının, ileri tarihli de olsa çekin gerçekten keşide edildiği an itibariyle yürürlükte olmayan kanun hükümlerine tabi kılınması; gerçek keşide tarihi itibariyle TTK’nın 707/II. maddesine göre sahip olduğu hakkından yeni kanunla mahrum edilmesi, kabulü kolay bir mesele değildir. Öte yandan özellikle (ileri tarihli ) çekler yönünden gerçek keşide tarihinin tespi- ti, sadece çek metni dikkate alındığında mümkün gözükmemektedir. 74 Bir an için böyle bir hükmün geçmişe etkili uygulanamayacağı sonucuna varıl- 72 Bir başka örnek daha verelim: 05.04.2009 tarihinde keşide edilen fakat üzerinde keşide tarihi olarak 05.02.2010 günü bulunan bir çek, bu geçici hüküm nedeniyle 31/12/2009 tarihine kadar muhatap bankaya ibraz edilemezken; 01.01.2010 tari- hinde –yine üzerinde yazılı keşide tarihinden önce- ibraz edilebilecektir. 73 Örneğin bkz. AYM 18.09.2008, 2006-37/141, (RG, 23/12/2008, S. 27089). Kanunla- rın geriye yürümemesi ilkesine getirilebilecek belli bazı istisnalar bulunmaktadır: Bunların başında hiç şüphesiz ki kamu düzeni gelmektedir. Bu açıdan bakıldığın- da ve özellikle söz konusu geçici hükmün gerek yasalaştığı dönem gerekse gayesi esas alındığında, kanun koyucunun keşide edilip de henüz ibraz edilmemiş çekler yönünden hâmillerin sahip olduğu hakları, belirli bir süreyle olsa askıya alması olağan karşılanabilir. Kaldı ki, yine geriye yürümeme ilkesi bakımından dikkate değer bir diğer istisna “beklemece haklar” konusundadır. Hâmil henüz ödenmek için ibraz etmediği çek bakımından kanunda öngörülen müracaat hakkına gerçek- ten de sahip değildir. Çekten doğan talep hakkının ibrazla muaccel olacağı dikkate alındığında, geçici hükmün göründüğünün aksine, hâmili, müracaat haklarından ve onların talep/tahsilinden mahrum ettiği de söylenemez. Zira geçici 2. madde- nin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle henüz ibraz edilmemiş bir çekle ilgili zaten doğmuş bir müracaat hakkı mevcut değildir (TTK m. 720). Geri yürümezlik ilkesi yönünden bkz. Edis, s. 178-181; Zevkliler/Acabey /Gökyayla, s. 79 vd; Esener, s. 247 vd. 74 Karş. Kn. 8, dn.11. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009108 sa dahi çek üzerinde görünen (ileri) keşide tarihi, 28.02.2009-31.12.2009 arasında ise düzenlemenin zaman itibariyle uygulanması açısından söz konusu görünümle yetinmeyerek aksini (gerçek keşide tarihinin kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce olduğunu) iddia ve ispat edebilmek çözümü gereken bir mesele olmaktadır. Düzenleme, sadece çekler içindir. Hükmün içeriği, bu sonucu, ta- bii kılmaktadır. Ancak böyle bir düzenlemenin genel gayesi ve ardın- daki saik, güncel ekonomik krizin ticari yaşam üzerindeki olumsuz etkilerini ve beliren kaynak yetersizliğini gidermektir. İleri tarihli çek- ler, ticari yaşam içerisinde, olmayan/kıt kaynakların kullanımı açısın- dan önemli bir araçtır. Şu hâlde, kanun koyucunun, çek keşidecileri (ve hatta diğer müracaat borçluları) hakkında, bu amaçla bir düzenleme yapması da olağandır. Mesele şudur: Kanun’un yayımıyla aslında gö- rüldüğünde ödenmesi gereken borçların ertelenmesi sonucunu doğuran böyle bir hükmün bono tanzim edenler yahut sair adi senet borçluları için de geçerli olması düşünülebilir miydi? Aksi durumun eşitlik ilke- sini zedelediğini iddia etmek mümkün müdür? Lâkin hemen belirte- lim, yasalaşan hükmün özellikle bonolar için de geçerli olmasını bekle- mek kolay değildir. Zira bonoda, tanzim tarihi yanında ayrıca bir vade vardır ve taraflar, özellikle bonoyu tanzim eden, söz konusu bononun tahsili yönünden kendisi için en uygun zamanı, –lehdarın da kabulüyle– belirleme imkânına sahiptir. Oysa çek keşidecisinin TTK’nın 707/II. maddesi karşısında kendi- sini, ileri keşide tarihiyle de olsa hukuken koruması mümkün gözük- memektedir. Kaldı ki, ileri keşide tarihli çekler yönünden kanundaki “ödenir” ibaresinin bugün için hakim olan yorumundan daha farklı bir biçimde, değerlendirilip uygulanması da zordur. 75 Ne var ki, çek için de teknik anlamıyla bir vade geçerli olmayıp ibrazıyla ödenmesi ge- rektiğinden; borçlusu (keşideci) için ibrazla muaccel hale gelen 76 bir borcun (çek bedeli) söz konusu Kanun’un yayımıyla çekin üzerinde yazılı tarihe kadar ertelenmiş olduğundan da şüphe etmemek gerekir. Çekler yönünden sadece bir tarihin geçerli olması; onun da ileri bir tarih olması hâlinde, TTK’nın 707/II. maddesinin aksine ve yine bir kanun hükmüyle adeta “vadeye” dönüştürülmesi; bu yolla çek bedel- lerinin tahsillerinin bir süreyle ertelenmesi, çekin bonoya yahut diğer adi 75 Bkz. Kn. 25. 76 Kendigelen, s. 196. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009109 senede dayalı borçlara nazaran ancak bir şansı olarak görülebilir. Söz konusu hükümde, açıkça muhatap bankaya ibrazdan söz edil- miştir. Oysa çekin ödenmek için ibrazı sadece muhatap bankaya olma- maktadır. Genel olarak çekler için ödenmemenin tespiti üç (TTK m. 720); 77 ödenmek üzere ibraz ise iki şekilde (TTK m. 708, 710) 78 mümkün olmaktadır. Kanun koyucu, getirilen geçici maddede, ödenmek üzere ibraz hâllerinden sadece birini, onu da açıkça ve ismen zikretmek su- retiyle düzenlemiştir. Şu halde, hükmün uygulama alanına dâhil bir çek, takas odasına ibraz edilirse yapılan ibraz geçerli sayılacak mıdır? 79 Hüküm- de, “...muhatap bankaya ibrazı...” şeklinde sınırlayıcı bir ifade yerine “... keşide tarihinden önce çekin ödenmek için ibrazı geçersizdir” denilmesi, çok daha yerinde olurdu. 80 “Ödeme için ibraz” kenar başlıklı TTK’nın 708. maddesinde, ibraz yeri olarak “muhatap” gösterilmiş; yine TTK’nın 710. maddesinde, ta- kas odasına ibrazın, ödeme için ibrazın yerine geçeceği düzenlenmiş olup önerdiğimiz şekildeki bir ifade tarzı, her iki hâli de kapsayacak geniş- liktedir. Bu şartlar altında, geçici madde, acaba, ödeme için ibraz yeri bakımından bir boşluk mu yoksa bilinçli suskunluk hâli mi içermek- tedir? Hükmün gayesi dikkate alındığında ve yasama tekniğindeki özensizlik bir yana bırakılacak olursa, burada bir kural içi boşluğun olduğunu kabul etmek kaçınılmazdır. Ticari yaşamda, hâmillerin, çek- lerini, bizzat muhatap bankaya ibraz etmek yerine çalıştıkları bankalar vasıtasıyla tahsil ettikleri, bilinen bir gerçektir. 81 Hamilin çeki muhatap 77 Kalpsüz(Erem/Çelebican), s. 123 vd.; Kendigelen, s. 287; 12. HD 24/04/1995, 6200/6229 (Uyar, s. 15125). 78 Reisoğlu, s. 208 vd.; Kendigelen, s. 202 vd. 79 Çekin takasa ibrazı, sadece takas odasına üye bankalar aracılığı ile yapılabilir (Do- maniç, s. 621; Eriş, s. 231). 80 Bu noktada, Domaniç’in, s. 622’de “çekin takas odasına ibrazı muhataba ibraz sa- yıldığından” şeklinde bir ifadesi yer almış ve ve Öztürk, s. 545’de, takas odasına üye olan bankaların, birbirlerine çeklerini karşılıklı olarak teslim etmelerini, “çekin muhatap bankaya ibraz olunmuş sayılması” olarak yorumlamışsa da, kanun ko- yucu TTK’nın 710. maddesinde “Çekin bir takas odasına ibrazı, ödeme için ibraz yerine geçer” diyerek öncelikle, takas odasındaki muhatap bankanın temsilcisine ibrazı değil; takas odasına ibrazı esas almış ve ikinci olarak da bu ibrazı, “muhatap bankaya yapılacak ibraza” değil; “ödeme için ibraza” eş tutmuştur. Kanun koyu- cu, ibrazın yapılabileceği tek mekânı, muhatap banka olarak görseydi, TTK’nın 710 uncu maddesi hükmünün sonu, tıpkı TTK’nın 709/I. maddesi hükmünün sonu gibi “...muhataba ibraz yerine geçer” şeklinde biterdi. 81 Ayrıca bkz. Reisoğlu, s. 212. Takas odasına ibraz edilen çekler, odanın başkanı olan E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009110 bankaya bizzat ibrazını geçersiz sayan; ancak yine aynı hâmilin tahsil (ve hatta temlik) cirosuyla devrettiği çekinin çalıştığı banka tarafından takas odasına ibrazını geçerli sayan bir kanun hükmünün, kanun ko- yucu tarafından bilinçli bir şekilde yasalaştırıldığını iddia ve kabul et- mek, mümkün değildir. Çek Kanunu’na eklenen geçici madde, yukarıda yer verdiğimiz geçmiş yasama dönemine ait Tasarıdan (Tablo IV) farklı olarak doğru- dan “ibrazı” geçersiz saymaktadır. Oysa çekin ödenmek üzere ibrazı- nın özellikle takip hukuku bağlamında önemli sonuçları vardır: Süresi içinde ödenmek üzere ibraz edilememiş çek için ihtiyati haciz (İİK m. 257 vd.) talep etmek mümkün olmadığı gibi kambiyo senetlerine mah- sus haciz yoluyla takip de (İİK m. 167, 170/a) başlatılamamaktadır. 82 Kısacası, çeke konu alacağın müracaat borçlularından tahsili için aynı çekin –süresinde– ibrazı, hayati önemi haizdir. Oysa hükümsüz kalan, Adalet Komisyonu’nun 872 S. Sayılı raporuna konu tasarıda (Tablo-IV ) “Keşide gününden önce ibraz edilen çek hakkında Türk Ticaret Kanununun 707 nci maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. Şu kadar ki, yeterli karşılı- ğı bulunmayan çek, üzerine kısmî ödemeye ilişkin kaydın konulması dışında hiçbir işlem yapılmaksızın hâmiline geri verilir; bu çek dola- yısıyla keşide tarihine kadar herhangi bir hukuk yoluna başvurula- maz.” hükmüne yer verilmişti. Düzenleme, ödenmek için ibrazı, esas almamış; ancak şu andaki kanunla aynı amaca hizmet etmek üzere çok daha tatminkâr bir hüküm getirmişti. Buna göre: 83 i. Çek, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce de ödenmek için ib- raz edilebilir. Bu, halen yürürlükte ve genel norm olan TTK’nın 707/II. maddesinin tabii bir sonucudur. ii. Şu an yürürlükte olan geçici maddenin aksine ödenmek için ibraz, sadece muhatap bankayla da sınırlandırılmamıştır. iii. İbraz üzerine hesapta yeterli karşılık varsa kısmen dahi olsa hâmile ödeme yapılabilir. Merkez Bankası mensubu tarafından muhatap banka temsilcisine gösterilmektedir (Şimşek,s. 448); “Çekin takas odasına ibrazı, muhataba ibraz sayıldığından, ibraz müddeti içinde takas odasına ibraz edilen bir çekin, yine aynı süre içinde oda vası- tası ile muhataba ibrazı şart değildir” (Domaniç, s. 622) . 82 12. HD 31/01/2006, 24337/1053, (YKD 2006/3, s. 423). Ayrıca bkz. Kn. 16.2, dn. 28. 83 Tekinalp, Sempozyum, s. 47 vd. Ayrıca bkz. Karayalçın, Sempozyum, s. 39. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009111 iv. Şayet çek, ibraz üzerine karşılıksız kalmışsa keşide gününe göre belirlenecek ibraz sürelerinde, bir daha ibraz edilebilmesi için hamile iade edilecek ve bu süreçte hâmil hiçbir hukuki işlem başlatamayacak; dava ve takip hakkını kullanamayacaktır. Kısıtlanan husus, çekin öden- mek için ibrazı değil; yazılı keşide gününden önce dava/takip yollarına konu edilememesidir. Söz konusu geçici hüküm, gerek içeriği gerekse eklendiği Kanun’un düzenlediği meseleler bakımından sadece çekle ve ondan kaynakla- nan haklarla ilgilidir. Düzenlemenin getirdikleri konusunda, bir başka hususa daha değinmek gerekir: Acaba çek ile dayanağı olan temel borç ilişkisi arasındaki bağ dikkate alındığında; alacaklının, söz konusu ge- çici hükme takılmaksızın alacağını, çeke değil ama bu sefer temel borç ilişkisine dayanarak talep ve tahsil etmesi mümkün müdür? Süresi içinde ibraz edilmemiş ya da zamanaşımına uğramış çekin, temel borç ilişiği yönünden yazılı delil başlangıcı teşkil ettiği bilinmektedir 84 . Böy- le bir değerlendirmenin ilk bakışta, müracaat hakları düşmemiş hâmil yönünden çok da tutarlı bir yanı yoktur. Ancak yürürlükte olan geçici hüküm nedeniyle hâmilin ibraz hakkı, –çekin üzerinde yazılı ileri keşide tari- hine kadar- kanunen ortadan kaldırılmıştır ve (şayet mümkünse) alacaklının, alacağının tahsili için temel borç ilişkisiyle onun delili olarak kabul edebilecek çeke dayanmaktan başka bir çaresi yoktur. Kaldı ki, genel haciz yoluyla takip başlatmak için takip alacaklısının elinde yazılı bir belge dahi ol- ması gerekmediği gibi (İİK m. 58, 60) salt yazılı delil başlangıcının var- lığı da ihtiyati haciz talep etmeye engel değildir. 85 Ne var ki, sorulan soruya iki gerekçeyle olumlu yanıt verilemez: Temel borç ilişkisi yanında taraflar arasında bir de kambiyo ilişki- sinin kurulması durumunda, bu her iki ilişki arasındaki bağın teorik temellerine girmeden; 86 hakim görüşü dikkate alarak şu değerlendir- meyi yapmak mümkündür: Kambiyo ilişkisinin varlığı nedeniyle te- mel ilişkiden doğan talep hakkı, dondurulmuştur; temel borcun va- desi, kambiyo ilişkisine girilmekle kambiyo alacağının vadesine kadar uzatılmış olmaktadır. Yani, kambiyo senedine dayanarak talepte bulunma 84 19. HD 25.03.1997, 4754/3095, (Eriş, s. 398); 19. HD 09.05.2006, 2005-8811/5123; 19. HD 07.12.2005, 4081/12256; 11. HD 01/03/1999, 98-9597/1673; (KazancıİBB). Ayrıca bkz. Konuralp, s. 67 vd. 85 Ayrıca bkz. Özekes, s. 227. 86 Ayrıntısı için bkz. Sayhan, s. 126-129. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009112 imkânı doğduğunda; temel ilişkiden kaynaklanan adi alacağı da talep imkânı doğmaktadır. Şayet hamil bu durumda, temel alacağı talep ederse, borçlu da kambiyo senedinin verilmesini talep edecektir (TTK m. 558). 87 Öğretideki iki görüşten hangisi kabul edilirse edilsin, kambi- yo ilişkisinden doğan alacak, talep edilebilir hâle gelmeden temel ala- cağı talep etmek olası değildir. 88 Bu sonuç, çekler yönünden de geçer- lidir. Çekte vade olmamakla birlikte çeke dayalı alacağın talep edile- bilmesi için her şekilde çekin süresinde ibrazı gerekir. İbraz ile birlikte çekten kaynaklanan talep hakkının muaccel olacağı dikkate alındığında, 89 ibrazdan önce çekin bir yana bırakılıp temel alacağın tahsilinin isten- mesi, kambiyo ilişkisinin varlığı nedeniyle mümkün değildir. Yürürlük- teki geçici hüküm, çekler yönünden zorunluluk arz eden ibrazı, çekin üzerinde yazılı ileri keşide tarihine kadar erteleyip önceden yapılacak ibrazı geçersiz saydığından bu dönemde, temel alacağa da dayanıla- mamaktadır. [37.2] Öte yandan söz konusu düzenlemenin gayesi, genel olarak çek keşidecisi tacirin ekonomik durumunu, çekin üzerinde yazılı ileri tari- he göre ayarlaması nedeniyle kötüniyetli (!) hâmilin görüp bildiği; hatta kabul ettiği ileri tarihe rağmen çeki, muhataba –gününden önce– öden- mek için ibraz etmesi sonucunda yaşanan mağduriyetleri gidermek- ti. Bu yaşanan mağduriyetlerin nasıl giderileceği konusunda, savun- duğumuz görüşe göre söz konusu düzenleme, a. üzerinde yazılı ileri keşide tarihinden önce çekin ibrazı durumunda, yaşanması kuvvetle muhtemel karşılıksızlık halinin önüne geçmekte; b. müracaat borçlu- larına karşı dava/takip hakkının kullanılmasına mani olmaktadır. 90 Çeke, söz konusu geçici hükmün ardından bir süreliğine de olsa “vade” kazandırıldığı; özellikle aynı süre içinde temel borç ilişiğine de daya- nılamaması bakımından çekin bonoya dönüştüğü iddia edilebilirse de aksi yöndeki kanaat ve değerlendirmelerimizi çalışma içerisinde, çeşit- 87 Sayhan, s. 129. Ayrıca bkz. Öztan, s. 381; Domaniç, s. 16, 17; Ayrıca bkz. Türk, Men- fi Tespit, 104-106. 88 6. HD 18.02.1985, 84-13157/1671, (YKD 1985/7, s. 985). 89 Kendigelen, s. 196. 90 Üzerinde yazılı ileri keşide tarihinden önce çekin ibrazının; dolayısıyla ve çoğun- lukla yaşadığı gibi karşılıksız kalmasının önüne geçildiği için özellikle keşide- ciler yönünden anlam ifade eden, söz konusu karşılıksızlık hâlinin T.C Merkez Bankası’na bildirilmesi şeklindeki (Çek Kanunu m. 9) çok ağır sonuçları beraberin- de getiren bir uygulamaya da geçici süreyle mani olunmaktadır. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009113 li vesilelerle aktarmıştık. 91 Bu nedenle çekin bugün de –taşıdığı ileri ke- şide tarihinden önce– ibrazı halinde ve karşılığı varsa ödenmesi gerekir. Zira gerek TTK’nın gerekse Çek Kanunu’nun yürürlükten kaldırılmamış ilgili hükümleri, bunu gerektirmektedir. Kaldı ki bu sonuç, söz konusu düzenlemenin amacının, ratio legisi’nin de bir gereğidir. Hükmün “ib- razın geçersiz sayılacağı” şeklindeki aşkın lafzına harfiyen uymak, ya- sama süresince bahsi geçen ve kanun koyucunun da farkında olduğu kötü niyetli kullanımlara yol açar. Öte yanda bir an için hâmilin, ileri keşide tarihinden önce muhataba ibraz edemediği çekini bir yana bı- rakıp –çeki de iade etmek kaydıyla– bu sefer temel alacağını takip ve tah- sil edebilmesini mümkün görmek, hükmün sözünü ettiğimiz, sınırları çizili amacının bu sefer kötü niyetli alacaklılar tarafından dolanılması sonucunu doğurur. Kanun koyucu, çekle borçlananları, mali ve ekonomik vaziyetlerini, kendilerince bilinen ve güvenilen ileri keşide tarihe kadar hazır edebilmeleri için koruma altına almıştır. Bu koruma alanının, (şayet müm- künse dahi) çekin dayanağı olan temel borç ilişkisindeki para borcunun ifası talebiyle etkisiz kalması beklenmemelidir. Söz konusu geçici hüküm, çek kullanımında beklenilmeyen güç- lüklerin yaşanmasına neden olabilir. Damga vergisinden muafiyet, çek kullanımı yönünden dikkate alınabilecek bir unsurdu. Buna kar- şın üzerinde yazılı ileri keşide tarihine rağmen önceden/derhal öden- mek için ibraz edilebilmesi (vadenin beklenilmesinin gerekmemesi) ve bu hâlde dahi karşılıksız çek keşidesi suçunun olaşabilmesi çekin –bono- ya göre– öne çıkan özelliklerdir. Bir başka deyişle bunlar, çeke kredi vasfı kazandıran hususiyetlerdir. Tüm müracaat borçluları yönünden çeke dayalı alacağın tahsilinin çekin üzerinde yazılı ileri tarihe kadar ertelenmesi (bir anlamda çekin gerçekten vadelendirilmesi), çekin, geçici süreyle de olsa, ticari yaşamda “önceden uygulanan vadelerle (!)” keşide- sini güçleştirecek bir husustur. Acaba, Kanunun yürürlüğe girmesin- den sonra çek keşidesi sırasında, ilgili ticari kesimin geçerli kabul ettiği “vade” yapısı, bugün de –söz konusu özellikleri/güvenceleri yitirmesinin ardından– geçerliliğini aynen koruyabilecek midir? Şu şartlar altında, bononun karşılaştığı akıbet; bu dönemde çek için de yaşanabilecektir. 92 91 İleri tarihli çekin bir kredi aracı olduğuna ve şayet ileri tarihli (vadeli) çek kabul edilecek olursa hapis cezasının kaldırılmasıyla da yetinilemeyeceğine; para cezası- na dahi hükmedilemeyeceğine ilişkin bkz. Reisoğlu, Sempozyum, s. 56-58. 92 Ayrıca bkz. Kn. 28.3. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009114 Son olarak bu geçici madde ile 9 ay boyunca çekte adeta vadenin varlığı, fiilen de olsa kabul edildiğinden ve sonuç olarak çek bir ödeme aracı olmaktan çıktığından, damga vergisi muafiyetinin de aynı sürey- le geçerli olmaması gerektiği 93 düşünebilirse de 4962 s.K’la 07.08.2003 tarihinden itibaren kambiyo senetleriyle (poliçe ve bono) kambiyo se- netlerine benzeyen kağıtlar da damga vergisi konusu dışına çıkarılmış olduğundan 94 artık çekler yönünden damga vergisi muafiyetinin diğer kambiyo senetlerine göre bir ayrıcalık olduğunu ve bu geçiş dönemin- de de söz konusu imtiyazın geçerli olmaması gerektiğini iddia etmek güçtür. Sonuç olarak lâfzen de nasıl bir düzenleme getirilseydi amacıyla daha çok örtüşen bir hüküm olurdu sorusunun cevabı bakımından, geçmiş yasama faaliyetleri de dikkate alındığında, her halde şöyle bir karşı öneri getirmek mümkündür: “31.12.2009 tarihinde kadar üzerinde yazılı keşide tarihinden önce öden- mek için ibraz edilen çek, tamamen veya kısmen karşılıksız kalmışsa varsa kısmi ödemeye ilişkin kaydın konulması dışında, hiçbir işlem yapılmadan ve 3167 sayılı Kanunu’nun 9. maddesi uygulanmaksızın hâmile geri verilir; üze- rinde yazılı keşide tarihine kadar herhangi bir hukuki işleme de konu olamaz. Hâmilin müracaat borçlularına karşı ihtiyati haciz hakkı saklıdır. Bu hâlde, tamamlayıcı merasim için geçerli süre çekin üzerinde yazılı keşide tari- hine göre belirlenecek ibraz sürelerine uygun olarak yapılan ibrazdan itibaren işlemeye başlar.” 95 93 “Vadeli”, -ileri keşide tarihli- çekte damga vergisi muafiyetinin olmayacağına, zira bu imtiyazın çekin bir ödeme aracı olmasına bağlandığı hakkında bkz. Reisoğlu, Sempozyum, s. 57; Eriş, s. 212; Tandoğan, s. 94; Dirikkan, s. 19. 94 RG, 07.08.2003, S. 25192, m. 12. 95 Söz konusu geçici hükümle en azından lâfzen ibraz yasağı getirildiğinden; çekin üzerinde yazılı ileri keşide tarihine kadar hâmilin, çekten kaynaklanan talep hak- kı muacceliyet kazanamayacak; alacaklı, vadesi gelen alacaklar için geçerli oldu- ğu şekliyle (İİK m. 257/I) ihtiyati haciz talep edemeyecektir (11. HD 01.07.2004, 4368/7867, yayımlanmamıştır). Gerçi bu hükmün çalışmamız içerisinde daha fark- lı ve amaca uygun bir şekilde yorumlanması gerektiği de savunulmuştur. Öneri olarak kaleme aldığımız hükümde ise ibraz konusunda hiçbir sınırlama getirilme- miş olup alacaklının sadece dava/takip hakları ertelenmiştir. Çekin hukuki niteliği de dikkate alındığında, erteleme döneminde, alacaklının ibraz edilip de karşılığı olmayan çekler yönünden alacağının tahsilini güvence altına alabilmesi, borçlular lehine bozulan dengenin yeninden tesisi için bir imkândır. Söz konusu geçici hü- küm yasalaşırken yapılan görüşmeler sırasında, kötü niyetli keşideciler olarak ta- nımlanan kimseler karşısında alacaklıların da mağdur edilmemesi gerektiği ifade hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009115 III. TTK M. 711/III ve ÖDEME YASAĞI (ÖDEMEDEN MEN TALİMATI) KURUMUNUN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ A. Genel Olarak 5838 sayılı Kanun’un 32/XIX. maddesiyle TTK’nın 711/III. mad- desi ve dolayısıyla ödemeden men talimatı kurumu yürürlükten kaldı- rılmıştır. Burada, artık yürürlükte olmayan bir hükmün detaylı değer- lendirilmesi 96 yapılmayacak; sadece anılan hükmün yürürlükten kal- dırılması sırasında sığınılan gerekçelerle birkaç önemli gördüğümüz mesele üzerinde durulacaktır. Anılan hüküm yürürlükten kaldırılırken dayanılan gerekçelerin şu şekilde sınıflandırılması mümkündür: i. Düzenleme gerek hukukumuzda gerekse mehazda şüphe ile karşı- lanmaktadır. ii. Hüküm, yorum güçlüklerine ve tartışmalara yol açmıştır. iii. Düzenlemenin amacı ve faydası pek bilinmemektedir. iv. Hüküm, yanlış anlaşılmalara yol açmış; v. çekin amacıyla örtüşmeyen uygulamalara sebebiyet vererek vi. değerinin düşmesine neden olmuştur. Her kanun hükmünün yorumlanması konusunda ilmi ve kazai içtihatlar arasında bir farklılık yaşanabilir; uygulanmaları sırasında, zaman içinde gelişen değişiklikler, gözlemlenebilir. Kanun hükümleri- edilmiştir (Bkz. Kn. 16). Uygulamada, aynı keşidecinin aynı lehdara vermiş olduğu farklı “vadeleri” (!) içeren çeklerin karşılıksız çıkmaya başlaması durumunda ge- riye kalan çeklerin ibrazı için yine de üzerlerinde yazılı tarihe kadar beklenilmesi- nin gerekmesi, gündeme gelmesi olası rahatsızlıklardandır. Mevcut düzenlemeyle kanun koyucunun, çekten kaynaklanan alacakların ancak “vadesinde” tahsili ya- nında bunların, ihtiyati haciz yoluyla güvence altına alınmasına da karşı bir tutum aldığını söylemek güçtür. Ancak hükmün lafzı, sadece vadesi henüz gelmemiş alacaklar için talep edilebilecek ihtiyati hacze imkân tanımaktadır. Oysa çek öze- linde, hâmilin müracaat hakkını kullanması –geçici süreyle de olsa- ertelenirken; alacaklılar bakımından hiç olmazsa –muaccel alacaklar için geçerli olduğu şekliy- le- ihtiyati haciz yolunu açık tutmak dikkate değer bir öneridir. Ayrıca bkz. Gökçe, s. 135, dn. 25. 96 Ayrıntısı için şimdilik bkz. Postacıoğlu, s. 129; Narbay, Ödeme Yasağı, s. 85 vd.; Narbay, Konferans, s. 207 vd.; Kendigelen, s. 258 vd.; Esenkar, s. 25 vd.; Aker, s. 137 vd. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009116 nin soyut ve objektif olması gerektiği dikkate alındığında, bunların ta- bii karşılanması gerekir. Hükmün yanlış anlaşıldığı iddiası ise berabe- rinde “Kimin /kimlerin yanlış anladığı?” sorusunun sorulmasını gerekli kılmaktadır. Bir an için mehaz OR Art. 1119’un da öğretide şüphe ile karşılandığı kabul edilse dahi İsviçre kanun koyucusunun aynı hük- mü, bugüne kadar yürürlükten kaldırmamış olması, acaba bizim için de bir ipucu olarak kabul edilebilir mi? Öte yandan aynı düzenlemenin çekin amacıyla da örtüşmediği meselesinin çözümünde böyle bir hükme, bono ve poliçenin aksine sadece çeke ilişkin düzenlemeler arasında yer verilmiş ol- masından hareket etmek gerekmez mi (TTK m. 707)? Bütün bu tereddüt uyandıran sorulara karşın uygulamada bir süreden bu yana beliren ve çığ gibi büyüyen yanlış işleyişin çekin değerine ciddi zararlar verdiği de bilinmektedir. Ancak ilmi ve kazai içtihat da bu yanlış uygulama karşısında, gereken duyarlılığı göstermiş; kötü niyetli, amacı dışındaki ödemeden men talimatları karşısında alacaklı hâmillerin haklarını ko- ruyabilmek bakımından uyulması ve uygulanması gereken ilkeler ko- nusunda bir takım görüş ve sonuçlara ulaşmıştır. Özellikle ilmi içtihat bağlamında yaşanan ve kanun koyucunun rahatsızlık duyduğu (!) bu yorum farklılıkları, aslında tam da bu kötü niyetli kullanım karşısında ne gibi tedbirlerin alınması ve (şayet varsa) hüküm içindeki boşlukla- rın yine bizzat kanun koyucu tarafından nasıl doldurulması gerektiği hakkındadır. 97 Özetle uzun bir zamandan bu yana uygulanan; mehaz- da karşılığı bulunan ve orada da henüz yürürlükten kaldırılmamış; ilmi ve kazai içtihadın daha iyi nasıl yorumlanması/ uygulanması gerektiği konusunda üzerinde çalıştığı bir hükmü, dönemsel; teorik olmaktan çok pratik nedenleri olan gelişmelerin etkisiyle yürürlükten kaldırmak, tatminkar olmaktan çok uzaktır. Uygulamada beliren yanlış inanışa göre keşidecinin TTK’nın 711/ III. maddesine göre muhatap bankaya yönelik ödemeden men tali- matı üzerine, söz konusu çek artık “karşılıksız kalmayacak”; 98 keşide- ci aynı çekin karşılıksız kalması üzerine gündeme gelebileceklerden muaf olacaktı. 99 Çekin arkasına kısmen veya tamamen ödenememe- 97 Örneğin bkz. Kendigelen, s. 277, 278; Narbay, Ödeme Yasağı, s. 101, 103; Reisoğlu, s. 275 vd.; Narbay, Konferans, s. 209; Aker, s. 157; Karş. Postacıoğlu, s. 127. 98 Karş. İnan, Batider, 1981, s. 100 vd.; Kendigilen, s. 282-286. Ayrıca bkz. Poroy/ Tekinalp, s. 297. 99 Karş. 19. HD 05/02/2001, 2000-7018/931, (YKD 2002/1, s. 92-93); 10. CD 22/03/2005, 2004-13476/3159, (KazancıİBB); 10. CD 02/05/1995, 3613/4207, (Mal- hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009117 si nedeniyle karşılıksız kaldığının belirtilmesi yerine; “Keşideci çekin rızası hilafına elinden çıktığı bildirildiğinden TTK m. 711/3 uyarınca işlem yapılamamıştır” 100 ibaresinin yazılması, geçici süreyle de olsa keşideci- ler nezdinde bir rahatlama yaratmış; en azında böyle hissedilmişti. 101 Ticari hayattaki –bugün de yaygınlık kazanan– nakit/kaynak yetersiz- liği nedeniyle yahut daha iyiniyetli bir yorumla keşidecinin, mali/ ekonomik durumunu çekin üzerinde yazılı ileri keşide tarihine göre ayarladığı; kötü niyetli hâmilin (!) ise çeki “gününden-vadesinden” önce muhatap bankaya ibraz edebilmesi ihtimali üzerine kendisini koru- mak amacıyla böyle bir yola başvurduğu iddia edilebilir. Ancak ne- deni her ne olursa olsun; bu uygulamanın beklenenlerini sağlamadığı da ortadır. Hâmil, söz konusu çeki süresinde bankaya ibraz edebildiği sürece, 102 aynı çek için müracaat borçlularına karşı dava/takip hakkını kullanabilmekte; 103 çek bedelinin tahsilini, ihtiyati haciz yoluyla güven- ce altına alabilmektedir. 104 Ne var ki, cezai sorumluluk ve şikâyet hakkı yönünden Çek Kanunu’nun 16b/II. maddesi uygulama alanı bulacak olup aşağıda bu meseleye ayrıca değinilecektir. 105 Özetle uygulamanın yaygın; ancak bir o kadar da yanlış inanışı, kendisinden beklenen hiç- bir sonucu doğurmamaktaydı. B. Ödemeden Men Talimatının Müracaat Borçlusu Keşidecinin Sorumluluğu Üzerine Etkileri TTK’nın 711/III. maddesine göre verilen ödemeden men talimatı- nın hukuki niteliğine burada değinilecek değildir. Ne var ki, öğreti- koç/Güler, s. 407). Ayrıca bkz. Güleç, s. 137. 100 Uygulamada, çekin ibrazı üzerine, “İşbu çek süresi içinde ibraz edilmiş olup, kar- şılığı bulunmamaktadır. Ancak hesap sahibince Türk Ticaret Kanunu’nun 711. Maddesi’ne göre ödenmesi men edildiğinden üzerinden herhangi bir işlem yapı- lamıştır...... Bankası.... Şubesine vekaleten Kaşe/İmza-Tarih” biçiminde kayıtlar da düşülmektedir. Ayrıca bkz. Reisoğlu, s. 275; HGK. 06/04/2005, 224/229 (Kazanzı- İBB). 101 Karş. 10. CD. 07/061999, 6613/7798, (YKD 2001/3, s. 456). 102 Ayrıca bkz. Reisoğlu, s. 270, dn. 546. 103 12. HD 04/07/2003, 12679/16029 (Eriş, S. 249). 104 Bkz.Kn. 7, dn. 7. Ayrıca bkz. 11. HD 09/11/2005, 12082/10696; 11. HD 25/04/2005, 4327/4177, (KazancıİBB). Karş. Dirikkan, s. 32. 105 Şimdilik karş. Seven, s. 296-300. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009118 de yer alan görüşler yanında 106 son olarak böyle bir tek taraflı irade, kendiliğinden hak almanın (BK m. 52/III) özel bir görünümü olarak vasıflandırılmıştır. 107 Oysa bu iddianın da, ödemeden men talimatı- nın keşideci tarafından üçüncü kişi konumundaki hâmil lehine veril- mesi hâlini dikkate almadığı; bu durumu açıklamakta yetersiz kaldığı belirtilmiştir. 108 Zira keşideci, böyle bir talimatı i. kendisindeki çekin elinden iradesi dışında çıkması üzerine verebileceği gibi; ii. aynı çekin üçüncü kişi hâmilin elinden iradesi dışında çıkmış olması durumun- da da verebilir (TTK m. 711/III). Kaldı ki, bu noktada müracaat borç- lusu keşideci yönünden, kendiliğinden alınan hakkının da ne olduğunu ayrıca tespit etmek gerekir: Böyle bir durumda çek, iyi niyetli/meşru olmadığı iddia edilen hâmilin elindedir. Öte yandan çek, keşidecinin elinden iradesi hilafına çıkmışsa; keşideci, gerçekten borçlu olmadığı kimsenin haksız alacak talebiyle karşı karşıyadır; (varsa) muhatap ban- kadaki para, her an tahsil edilebilir. Yine çek, hâmilin elinden iradesi dışında çıkmışsa bu sefer hâmil, alacak hakkından sözde hâmilin, onun yerine geçerek çek bedelini tahsil etmesiyle mahrum kalacaktır. Sözde hâmilin her iki durumda da –gerek keşideciye gerekse son hâmile karşı– içinde bulunduğu haksız durum ve buna rağmen, aynı çeki muhatap bankaya ibraz ederek tahsil edebilecek olması nedenleriyle TTK’nın 711/III. maddesi, çekle işleyen hesabın sahibine (yani muhatap bankanın bir anlamda hukuki muhatabına), mahkemeye başvurup geçici hukuki ko- ruma dahi talep etmekle zaman kaybetmeksizin tek taraflı iradesiyle hesaptaki paranın tahsilini engelleyerek kendisini yahut üçüncü kişiyi bu haksız eylem karşısında koruyabilme imkânı vermişti. Keşidecinin eylemi, kendisinin yahut üçüncü kişi meşru-hâmilin elinden rızası dı- şında çıkan çeki, sözde hâmilin elinden bizzat almak olmadığına göre olsa olsa (mutlaka maddi hukuktan bir gerekçe bulmak gerekecekse) gerçekte alacaklı (meşru hâmil) olmayan kimsenin çek bedelini tahsil etmek istemesi şeklindeki haksız eylemine karşı kendisinin yahut üçün- cü kişinin (hâmilin) malvarlığını/alacak hakkını korumaktan ibaretti (BK m. 52/I). 109 Şayet hâmil, kendi hakkını kendisi korumak istiyorsa o hal- 106 İnan, Batider 1981, s. 112-113; Göle, s. 123; Postacıoğlu, s. 129; Narbay, Ödeme Ya- sağı, 85 vd.; Aker, s. 139, 140; Kendigelen, s. 265. 107 Seven, s. 290, 291. 108 Ayrıntısı için bkz. Kendigelen, s. 266, 267. Ayrıca bkz. Oğuzman/Öz, s. 508. 109 Aktif bir tecavüz safhası -çekin bankaya ibrazıyla karşılığın her an tahsil edilebil- mesi- henüz sona ermemiş olmaması nedeniyle bkz. Tekinay/Akman/Burcuoğ- hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009119 de, mahkemeye başvurup TTK’nın 669. maddesine (ödemeden men ka- rarı talebi) dayanmaktan başka çaresi yoktur. Hukuki nitelik tartışma- sı bir yana, böylesine tek taraflı bir iradenin de örneğin TTK’nın 669. maddesinde düzenlenen ödemeden men kararıyla aynı sonuçlara sebebiyet verdiği de ortadır. 110 Hemen belirtelim, çekler yönünden söz konusu is- tisnai düzenleme olduğu sürece, kanımızca da keşidecinin bunun yerine mahkemeden bir karar verilmesini talep etmekte –tamamlayıcı bir mera- sime ayrıca gerek olup olmadığı tartışmaları bir yana– hiçbir hukuki yarar yoktu. 111 Lâkin 5838 s.K’la yapılan değişikliğin ardından artık, keşideciler yönünden de mahkemeye başvurup derhâl bir ödemeden men kararı almaktan başka bir yol kalmamıştır. Anılan hükmün yürürlükten kaldırılmasının nedeni, genel olarak böyle bir tek taraflı iradenin kötüye kullanımı; bu yolla karşılıksızlık hâlinin gizlenmeye çalışılmasıydı. Meseleyi değerlendirirken çekin en son kimin elinde olduğuna göre (keşidecinin mi? hâmilin mi?) bir ayrım yapmak yararlı olur. Uygulamada, keşidecilerin daha ziyade kendileri için böyle usule başvurduklarını söylemek yanlış olmasa gerek. Keşideci, böyle bir talimata rağmen hâmilin başvurabileceği dava/ takip yolları karşısında hiçbir koruma elde edebilmiş değildi. Zira söz konusu çekin, –ödemeden men talimatı nedeniyle de olsa– ödenmemesi, müracaat haklarının kullanımı bakımından her hâlde “karşılıksızlık ” sonucu doğurur. 112 Süresi içinde çekin bankaya ibraz edilmiş olması kaydıyla hâmil, örneğin İİK’nın 167 vd. maddesi hükümlerine göre lu/Altop, s. 489. Bir kimsenin hakkını korumak için kuvvet kullanmasının hukuka aykırı sayılmaması için istisnai durumların gerçekleşmesi gerekir. Bunlardan biri de, kuvvete başvurmadığı takdirde, hak sahibinin hakkını kaybetmesi veya hakkı- nı kullanmasının çok güçleşmesi tehlikesinin bulunmasıdır. Bu tehlike, hak sahi- binin şahsına veya malına yönelmiş bir tehlike değil; bir hakkı elde edememe teh- likesidir (Oğuzman/Öz, s. 508). Oysa TTK’nın 711/III. maddesi özelinde, borçlu (!) çek keşidecisi bakımından bir hakkı elde edememe tehlikesi yoktur; ödemeden men talimatının üçüncü kişi hâmil lehine verilmesi durumunda ise zaten üçüncü kişinin hakkını korumak için kuvvet kullanılamaz. Görülüyor ki, ödemeden men talimatının teorik olarak hakkı korumak için kuvvet kullanma müessesesine (BK m. 52/III) oturtulması olası gözükmemektedir. 110 Ayrıca bkz. Postacıoğlu, s. 127, 129; Kendigelen, s. 266. 111 11. HD 11.03.2002, 9393/2136 (Eriş, s. 249). 112 Kendigelen, s. 285,339, 340. Bu esnada hesapta çek tutarı kadar karşılığın olup ol- maması, çek bedelinin tahsili dışında, ayrıca karşılıksız çek keşidesi suçunun da olup oluşmaması bakımından önem kazanır. Ayrıca bkz. İnan, Batider 1981, s. 111; 10. CD. 22.03.2005, 04-13476/3159 (KazancıİBB). E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009120 kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatabilir ve gereki- yorsa yine İİK’nın 257 vd. maddesi hükümlerine göre ihtiyati haciz talep edebilir. Bu esnada özellikle çekle işleyen hesapta, çek bedeli ka- dar nakit varsa aynı miktardaki paranın bu vesileyle ihtiyaten hacze- dilebilmesi de mümkündür. Şu halde, keşidecinin öğretide de önerildiği gibi 113 ödemeden men talimatıyla birlikte başvurması gereken başkaca bir hukuki yol var mıydı? TTK’nın 711/III. maddesinin bu konuda ke- şideciye açık bir yükümlülük yüklemediği ortadadır. Bunu da bir boşluk olarak görmüyoruz. Nasıl ki, –çeki ibraz eden– hâmilin salt haksız ödemeden men talimatının kaldırılması konusunda mahkemeye başvurmakta (doğ- rudan alacağın tahsili konusunda dava/takip yoluna başvurmak varken) her- hangi bir hukuki yararı yoksa 114 keşidecinin de ödemen men talimatı- nın ertesinde, mahkemeye başvurması gerekmemekteydi; en azından böyle bir zorunluluk içinde değildi. Şöyle ki, hâmil, i. müracaat hakkı kapsamında çek bedelinin tah- sili için alacak davası açmışsa (ki, bu ihtimal nadiren gerçekleşecektir ) ke- şideci, TTK’nın 704. maddesine dayalı savunmasını, bu dava içinde yapabilirdi. Burada davalı keşideci, davacı hâmilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğini veya iktisabında ağır bir kusuru olduğunu iddia edip kendisine karşı borçlu olmadığını savunacaktı. 115 Hâmil, ii. icra takibi baş- latacak olursa keşideci, TTK’nın 704. maddesine dayalı savunmalarını, özellikle İİK’nın 169. maddesine göre icra mahkemesinde ispatlamakta zorluk çekeceğinden; bu noktada keşideci yönünden yapılması tavsiye edilebilecek husus, mümkünse icra takibinden önce (çek bu aşamada mu- hatap bankaya da ibraz edilmiş olduğundan; çeki bankaya ibraz edenin kim- liği bilinebileceğinden) bir menfi tespit davası (İİK m. 72/II) açmaktı. 116 113 Örneğin bkz. Narbay, Ödeme Yasağı, s. 103; Narbay, Konferans, s. 209; Kendige- len, s. 278; Aker, s. 174. Karş. Postacıoğlu, s. 127; Göle, s. 222-223; Esenkar, s. 35. Ayrıca bkz. Reisoğlu, s. 273. 114 Karş. Postacıoğlu, s. 131; Kendigelen, s. 277. 115 Kaybedilen çeki ciro suretiyle alan hâmil, bu çeki kötüniyetle aldığı sabit olma- dıkça yetkili hâmil sayılır (11. HD 05/10/1992, 2657/9584, Eriş, s. 191). Karş. Emre yazılı senetler yönünden senedin borçlunun elinden rızası dışında çıktığı iddia- sının (hâmile yazılı senetlerden farklı olarak, TTK m. 571/II, III) her hâmile karşı da ileri sürülüp sürülemeyeceği (karş. TTK m. 598/II) konularındaki tartışma için bkz. Türk, Menfi Tespit, s. 162. Ayrıca bkz. HGK 26/06/1996, 385/508, (1998/196 Yasa, s. 389, 390). Çekin kötüniyetle iktisap edildiği iddiası tanıkla ispat edilebilir (11. HD 24/02/1997, 727/944, Eriş, s. 193). 116 “...keşideci,...ödemekten men edebileceği gibi, elinden rızası hilafına çıkan bir hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009121 Açılan bu davada, mahkemece a. icra takibi yapılmaması; b. çek bede- linin ödenmemesi yahut c. “protesto keşidesinin durdurulması” veya ç. “keşide edilen protestonun Merkez Bankası’na bildirilmemesi” konularında ihtiyati tedbir kararı verilip verilemeyeceği meselelerine, bu aşama- da değinmiyoruz. 117 Ancak hemen belirtmek gerekir, keşideci tarafın- dan zaten ödemeden men talimatı verildiğinden “karşılıksızlık ” hâlinin Merkez Bankası’na bildiriminin engellenmesi ve hatta çek bedelinin muhatapça davalıya ödenmemesi konularında derhâl karar alınmasını gerektiren bir aciliyet de gözükmemekteydi. Ödemeden men talimatı veren keşideci, çeki elinde bulunduran kimseye karşı borçlu olmadığı iddiasını taşımaktaydı. Yani davacı, bir anlamda ve en geniş haliyle “bedelsizlik” savına dayanmaktaydı. 118 Açılabilecek böyle bir menfi tespit davasının hukuki dayanakları konusuna girmeden bu davanın uygulamada, “senet-çek iptal “davası olarak nitelendirildiğini belirtmemiz gerekir. Öğretide böyle bir kulla- nımın yerinde olmadığı belirtilmektedir. Zira bir çekin gerçekten hangi hâlde iptal edileceği, kanunda ayrıca düzenlenmiş olup (TTK m. 669- 677) anılan menfi tespit davası neticesinde sadece davacı-borçlu keşideci- nin davalıya karşı borçlu olmadığı hüküm altına alınmaktadır. 119 Hatta bu esnada, yine uygulamada, varsa takibin de iptaline (Karş. İİK m. 71) karar verilmesi talep edilmektedir. 120 Oysa dava, davacı borçlu lehine sonuçlanırsa (varsa) icra takibi derhal durur; hükmün kesinleşmesiyle de ayrıca bir hükme hacet kalmaksızın icra, –hükmün de içeriğine göre– iade edilir (İİK m. 72/V). Yani takibin de iptaline karar verilmekle ger- çekleşecek hususlar, davanın kabulünün sonuçları olarak kanunda za- başka deyişle imzasını içeren ve fakat kaybettiği çekin bedelinin kendisinden is- tenmesi halinde, aynı yasanın 704’üncü maddesi hükmüne dayanarak, borçlu ol- madığının tespiti yolunda dava açmak hakkına sahiptir. Keşideci davacının zayi nedeniyle çekin iptalini isteme hakkı bulunmadığına göre, iptal davası sırasında çeki ibraz eden Ü’e karşı istirdat davası da açamayacağı gözetilmeden, mahkeme- ce istirdat davasına bakılarak yazılı şekilde karar hüküm tesisi doğru olmamıştır.” 11. HD 11/03/2002, 9393/2136 (Eriş, s. 249). 117 Ayrıntısı için bkz. Kuru, s. 28 vd.; Türk, Menfi Tespit, s. 253 vd.; 5; Sayhan, s. 202. 118 Bedelsizlik savı, çeşitli gerekçelere dayanabilir. Ödemeden men talimatı vermiş olan davacı keşideci bakımından bu iddia, çok daha özel olarak “senedin bir ver- me (geçirim-tedavül) anlaşmasına dayanmaksızın elden çıkması” hadisesini esas almaktadır. Ayrıntısı için bkz. Türk, Menfi Tespit, s. 161; Sayhan, s. 99. Ayrıca bkz. Öztan, s. 106 vd.; Yeşilova, s. 50 vd. 119 Türk, Menfi Tespit, s. 130, 131; Sayhan, s. 164 vd. 120 Kuru, s. 29, dn. 53. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009122 ten düzenlenmiştir. Ne var ki, gerek “senet-çek iptal ” gerekse “takibin iptali” taleplerinin ardında, aslında son derece yerinde; bir başka ihti- yaç ve istek daha vardır: Menfi tespit davasının davacı borçlu lehine sonuçlanması durumunda, borçlu-keşideci hakkında başlatılmış takip durmakta ve hatta hükmün kesinleşmesiyle icranın iadesine karar ve- rilmekteyse de takip konusu çekin de keşideciye iadesi gerekir (Karş. İİK m. 144). Alt ilişkiden dolayı keşidecinin davalıya karşı borçlu ol- madığı tespit edilmişse de –tedavül anlaşmasına konu– çek, hükümden düşmüş değildir; hâlâ tedavül kabiliyetini haizdir. Bu nedenle davacı keşidecinin, çeki tedavülden çekebilmesi, iradesi dışında elinde çıkmış çeke tekrar sahip olabilmesi için – “senedin/çekin” iptalini istemek yerine– hâlihazırda açılmış olan menfi tespit davasının hukuki dayanağıyla da uyum içinde, sebepsiz zenginleşme def’i yanında senedin iadesini de talep etmesi uygun olur (BK m. 61 vd.). 121 Çekin hâmilin elinden rızası dışında çıkmış olması durumunda ise hâmil yönünden ayrıca yapılması gerekenlerin olduğu açıktır. Bu es- nada, keşidecinin hâmil adına, onun lehine zıya nedeniyle iptal yahut (çekin kimin elinde olduğu biliniyorsa) istirdat davası açması usul huku- ku yönünden (aktif husumetten ziyade, davayı takip yetkisi yoksunluğu) mümkün değildir. 122 Hâmilin alacak hakkı ise sözde hâmilin ele geçir- diği çeki, muhataba her an ibraz edebilecek olması nedeniyle tehdit altındadır. Gerçi, keşidecinin ödemeden men talimatıyla (varsa) çekin karşılığını, hızla güvence altına almak mümkündüyse de (aksi hâlde, TTK m. 669) hem sözde hâmilin dava/takip hakları devam etmektedir hem de meşru hâmilin halen elinde olmayan çekten kaynaklanan hak- larını koruyup kullanabilmesi gerekir. 123 Bu nedenle de bir görüşe göre çek hâmili, kendisi için zıya nedeniyle iptal yoluna başvurmalı; aynı talep içerisinde “ibraz ve ödeme” yerine geçmek üzere çek bedelinin ta- yin edilen yere tevdiine karar verilmesini (ibraz süresi içinde muhataba tebliğ edilmesi kaydıyla) talep etmelidir. Bu esnada çekin karşılığı olma- dığı anlaşılsa dahi meşru hâmil, bu yolla müracaat haklarını muhafaza etmiş sayılacaktır. 124 Meşru hâmil, zıya nedeniyle iptal talebi yanında (kimliği de bilindikten sonra) sözde hâmilin çek bedelini tahsiline engel 121 Ayrıntısı için bkz. Sayhan, s. 167, 169, 201. 122 Ayrıca bkz. Seven, s. 293, 294. 123 Ayrıca bkz. 11. HD 04/0272002, 8697/765 (Eriş, s. 248). 124 Karayalçın, s. 374, 375; İnan, s. 87; Esenkar, s. 54, 55. Ayrıca bkz. Göle, s. 127. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009123 olabilmek için istirdat davası açmalı (TTK m. 670, 675); 125 çekin olası bir icra takibine konu edilmesine mani olmalıdır. Bu noktada özellikle TTK’nın 711/III. maddesindeki (iddia edilen) boşluğun doldurulması; bozulan (bozulduğu düşülen ) menfaatler den- gesinin yeniden tesisi için ödemeden men talimatı üzerine örneğin çek bedelinin muhatap bankada bloke edilmesine ihtiyaç var mıydı? 126 Kanunda bu yönde açık bir hüküm yer almamaktaydı. İleri sürülen görüşleri tartışmaksızın şöyle bir olası etkiyi de göz ardı etmemek gerekir: Söz- de hâmilin (meşru hâmil olabileceği ihtimali nedeniyle), alacak hakkını, –bugün de– ihtiyati haciz yoluyla (İİK m. 257) güvence altına alması mümkündür. Şu hâlde, sözde hâmilin müracaat hakları kapsamında çek bedelinin tahsilini, ihtiyati haciz yoluyla güvence altına alabil- mesi mümkün olduğu hâlde, öğretide yine sözde hamilin meşru hamil olabileceği ihtimalî üzerine hesaptaki paranın, –ödemeden men talimatı üzerine– onun lehine bloke edilmesi önerilmekteydi. Oysa sözde hâmil lehine hesapta bloke edilen paranın ihtiyati haciz talep edilmesine en- gel durumlardan olup olmadığı (özellikle alacağın rehinle güvence altına alınmamış olması bakımından) son derece tartışmalıdır (İİK m. 257, 265). Aynı alacak için iki farklı güvencenin yine aynı anda tesis edilebile- cek olması, sözde hâmil lehine para bloke edilmesi ile ihtiyati haciz talepleri arasında bir bağın; öncelik/sonralık ilişkisinin kurulmasını zorunlu kılmaktaydı. Öte yandan şu soruyu da sormak gerekir: Keşide- ci, özellikle kendisi için; kendisiyle ilgili durumlarda, ödemeden men talimatı vermek yerine hesaptaki parayı çekerek de kendisini koruyabilir mi? Bu soru- ya ilk bakışta iki gerekçeyle olumsuz yanıt vermek mümkündür. Buna göre hem keşideci çekle işleyen hesapta keşide ettiği (ileri tarihli de olsa) çekin karşılığını bulundurmalıdır hem de aksi durum, pratik olup olmadığı bir yana karşılıksız çek keşidesi suçuna sebebiyet verebilir. 127 Oysa keşideci, iddiasında haklı ise yaratılan karşılıksızlık halinin ne mü- racaat haklarının kullanımı ne de cezai sorumluluk noktasında 128 hiçbir olumsuz sonucu olmayacaktı. Sonuç olarak soruyu bir kez daha yine- leyelim: Keşidecinin –haksız çıkması ve bu hâlde özellikle karşılaşacağı cezai 125 İstirdat davası hakkında bkz. Dirikkan, İptal, s. 51 vd. 126 Karayalçın, s. 294; Postacıoğlu, s. 128 vd; Şimşek, s. 451; Reisoğlu, s. 275-276; Göle, s. 127, 222; Narbay, Ödeme Yasağı, s. 97; Kendigelen, s. 277; Esenkar, s. 45-46; Aker, s. 163. 127 Bu son ihtimal yönünden bkz. Türk, Menfi Tespit, s. 139. 128 Güleç, s. 150. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009124 sorumluluk ihtimali bir yana– sözde hâmillere karşı hesapta karşılık tutması şart mıdır? 129 C. Ödemeden Men Talimatının Karşılıksız Çek Keşidesi Suçunda Şikâyet Hakkına Etkisi Çalışmanın bu kısmında, biri doğrudan diğeri de dolaylı olarak TTK’nın 711/III. maddesini ilgilendiren iki meseleye değinilecektir: Karşılıksız kalan çek nedeniyle düzenlenen cezai sorumluluğun işletilebilmesi, şikâyet hakkının kullanılmasına bağlıdır. Bu noktada Çek Kanunu’nun 16b/II. maddesi, şikayet hakkının ne zamandan iti- baren kullanılacağı konusunda bir düzenleme getirmektedir: 130 “... şi- kayet hakkı, ...; ihtiyati tedbir kararı veya ödeme yasağı nedeniyle süresi içinde ibrazında çek hakkında işlem yapılmaması halinde ise, ihtiyati tedbir kararı- nın veya ödeme yasağının kalktığı tarihte doğar.” Öğretide, metinde geçen ödeme yasağı ibaresinin TTK’nın 711/III. maddesini kapsamadığı; tıp- kı ihtiyati tedbir kararlarında olduğu gibi (HUMK m. 101 vd.) sadece mahkemelerce verilen (TTK m. 699) ödemeden men kararlarının hükmün uygulama alanına girdiği iddia edilmişti. 131 Gerek TTK’nın gerek 669., gerekse 711. maddelerinde “ödemeden men” ibaresi kullanılmıştır. Çek Kanunu m. 16b/II hükmünde sözü edilen “ödeme yasağı” ifadesinin ise en azından lâfzen her iki durumu da kapsayacak kadar geniş olduğu kabul edilmiştir. 132 Kaldı ki, aynı hükümde “ihtiyati tedbir” gibi son derece geniş bir terminolojinin seçil- miş olması yanında, “ödeme yasağı” ibaresiyle yine sadece mahkemeler- ce verilen kararların düzenlendiğini kabul etmek, güçtür. Şayet kanun koyucunun iradesi, şikâyet hakkının sadece mahkemelerce verilen ka- rarlar üzerine ertelenebileceğini kabul etmek olsaydı; yalnızca ihtiyati tedbirlerden bahsetmesi yeterliydi. Bu hâlde, hukuki nitelik olarak bir ihtiyati tedbir kararı olan TTK’nın 669. maddesine dayalı ödemeden men kararı, 133 evleviyetle hükmün uygulama alanına girecekti. Hukuki nite- likleri konusundaki farklılığa karşın işlevsel açıdan TTK’nın 711/III ile 129 Karş. İnan, Batider 1981, s. 111. 130 Ayrıca bkz. Hacıoğlu, s. 267, 269. 131 Seven, s. 297-300; 10. CD. 18/06/2007, 6016/7436, (KazancıİBB). Karş. Eriş, s. 912. 132 Seven, s. 298. 133 Dirikkan, İptal, 39. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009125 669. maddelerinin aynı yönde olduğu konusunda tereddüt etmemek gerekir. Bu fonksiyonel eşitlik dikkate alındığında, ödemeden men ta- limatı (TTK m. 711/III), hükmün uygulama alanına açıkça alınmasaydı dahi bu kez de eşitlik ilkesinin ihlali söz konusu olabilirdi. Zira TTK’nın 669. maddesi, hangi gerekçeyle şikâyet hakkının kullanımını erteliyor- sa; hükme konu müessesenin çeklerdeki türevi olan TTK’nın 711/III. maddesi de aynı gerekçeyle şikâyet hakkının kullanımını ertelemeliy- di. Kaldı ki, kanun hükümlerini, lâfzen bu kadar açık; berrak ve pü- rüzsüzken yoruma tabi tutup sınırlamaya çalışmak, kanun koyucunun ifade yetersizliği içinde olduğunu; neyi düzenlendiğini bilmediğini ve önceden çıkardığı kanunlardan haberdar olmadığını ileri sürmektir. Örneğin kanun koyucu, ilgili hükümde, sadece ihtiyati tedbirlerden bahsetmiş olsaydı, söz konusu ibareden nelerin anlaşılmasının gerek- tiği tartışılıp yorumlanabilirdi. Öte yandan yapılacak amaçsal yorum dahi bizi aksi yöne götü- recektir. Şöyle ki, düzenleme, oluşan cezai sorumluluktan ötürü (zira çek süresi içinde ibraz edilmiş ve karşılıksız kalmıştır) hâmilin sahip oldu- ğu şikâyet hakkının kullanımını, ertelemektedir. Böyle bir ertelemeyi gerektiren hususlar ise hukuk mahkemelerinden alınmış ihtiyati tedbir yahut ödemeden men kararlarıyla savunduğumuz gibi keşidecinin öde- meden men talimatıdır. Peki Neden? Dikkat edilirse bu gibi durumların hepsinde, hâmilin meşruluk sıfatı tartışmaya açılmaktadır. Sorulması gereken soru şudur: Karşılıksız kalan çekin sözde hâmilinin şikâyet hak- kından bahsedilebilir mi? 134 Hâmilin karşılıksız kalan çekten alacaklı ol- madığı ortadayken; çek, gerçek bir alacağı temsil etmezken yahut çeki elinde bulunduran, gerçekten alacaklı değilken sözde hâmilin hâlâ şikâyet hakkından bahsedilebilir mi? 135 Hükmün doğru ratio legis’i, şikâyet hakkının çekin meşru hak sa- hibi tarafından kullanabilmesine olanak vermek; bu yönde yaşanan tartışmaların nihai olarak çözümünün ardından ceza yargılamasının başlatılmasını sağlamaktır. Bu vesileyle ceza yargısı, söz konusu uyuş- mazlıkları da çözme zorunluluğundan kurtarılmaktadır. 136 Anılan gaye 134 Soruya verilen olumsuz yanıt için bkz. Bahtiyar, s. 54. Ayrıca bkz. Güleç, s. 150; 10. CD 11.07.2005, 2004-24731/8404, (KazancıİBB). 135 Ayrıca bkz. ER, s. 368; Hacıoğlu, İnceleme, 148; Özsoy, s. 151. 10. CD 02.05.1995, 3613/4207; 10. CD. 04.07.1995, 6617/6751, (Malkoç/Güler, s. 402). 136 Örneğin bkz. 10. CD 27/12/1994, 11548/14936, (Malkoç/Güler, s. 410). E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009126 dikkate alındığında, TTK’nın 711/III. maddesini, örneğin TTK’nın 669 uncu maddesine göre bu sefer mahkemelerce hükmedilen ödeme- den men yahut çoğu kez “bedelsizlik ” temeline dayalı ihtiyati tedbir ka- rarlarından ayırmak mümkün müydü? Kaldı ki, çekler için keşidecilerin TTK’nın 669 uncu maddesine dayanamadıkları, bunda hukuki yararlarının olmadığı kabul edilmekteydi. 137 Şayet ileri sürülen iddia kabul edilecek olursa ve çek, hâmilin elinden rızası dışında çıkmışsa mahkemenin ve- receği ödemeden men kararı ile sözde hâmilin keşideciyi şikâyet hakkı ertelenecek; aynı çek, keşidecinin elinden rızası dışında çıkmışsa öde- meden men talimatına rağmen (TTK m. 711/III) –önceden– başvurul- masına olanak tanınmayan mahkemeden ödemeden men kararı verilmediği için aynı keşidecinin cezai sorumluluğu yönünden yapılan şikâyet, geçerli kabul edilecekti. Kurulan bu mantığı, hiçbir amaçsal yorum meşru kılamazdı. Özetle hükümler (TTK m. 669, 711/III) arasındaki işlevsel eşitlik dikkate alındığında, söz konusu ceza normunun dar yorum- lanmasını haklı kılan hiçbir neden yoktu; aksi, çek keşidecileri yönünden eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ederdi. Bu noktada yanıtsız bırakılmaması gereken; aksi yöndeki görü- şün dayanağı bir diğer gerekçe ise kanun koyucunun şikâyet hakkı- nın kullanılmasını, kötü niyetle ödemeden men talimatı veren keşidecinin yine tek yanlı iradesiyle ödemeden men talimatını bu sefer kaldırması şartı- na bırakmış olamayacağıydı. 138 Hükümde, gerçekten de ödeme yasa- ğının (tıpkı ihtiyati tedbir kararı gibi) kalkmasından bahsedilmektedir. Ödemeden men talimatını veren keşideci olduğuna göre söz konusu yasağın kalkması yönünde talimat verecek olan da yine kendisiydi. Ancak hükmün bu görünen açmaz karşısında aciz kaldığını düşünmek mümkün olabilir miydi? Yukarıda pek çok vesileyle açıklandığı gibi ödemeden men talimatı, hâmilin dava/takip hakları konusunda hiçbir sınırlama getirmemekteydi. Hatta keşideci, –bugün için de– İİK’nın 72/ II. maddesi hükmünden istifade edebilmek için bir menfi tespit davası açabilir. Keşidecinin sözde hâmile karşı borçlu; alacaklının da maddi hukuk bağlamında meşru hâmil olduğu sonucuna varıldıktan sonra ödemeden men talimatının kaldırılması; daha yerinde bir ifadeyle kalkmış/hükümsüz sayıl- ması bakımından keşidecinin ayrıca bir talimat vermesini beklemeye gerek var 137 19. HD 21.02.2003, 2002-4495/1319; 11.HD15/01.2007.2005-13468/246 (Kazancı- İBB). 138 SEVEN, s. 301. hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009127 mıydı? 139 Burada, salt takip hukuku bağlamında sağlanan; şekli kesin- likle de yetinmemekteyiz (Karş. İİK m. 72/VII). Gerçi bunun şikâyet hakkının kullanılmasını (ve dolayısıyla ceza yargılamasının başlamasını ) geciktireceği ileri sürebilirse de keşidecinin bir an evvel cezalandırılmasın- da nasıl bir hukuki yarar olabilir? Şikâyet hakkı bakımından kimi neden- lerin erteleyici etkisi, düzenlenip meşru hâmillik yönünden kesinliğin sağlanmasından sonra ceza yargılamasının başlamasının bizzat kanun koyucu tarafından öngörüldüğü hatırlandığında, olası bir gecikme- nin sorun olarak görülmemesi gerekir. Meşru hâmilliği maddi anlamda da kesinlik kazanan alacaklının, şikâyet hakkını kullanırken –hükümsüz kaldığı aşikâr– ödemeden men talimatının –şeklen de– kaldırması bakı- mından keşidecinin rızasını almaya zorlanması, nasıl bir mantıki zo- runluluktur? Bu sonuç, tamamlayıcı merasime süresinde geçilememiş diğer ihtiyati tedbir (HUMK m. 109) ve ödemeden men kararlarının (TTK m. 670, 675) hukuki akıbetleri için de geçerli değil midir? Sonuç olarak hükümde geçen “... veya ödeme yasağının kalktığı tarihte doğar.” ibaresi- nin (evleviyetle de) ihtiyati tedbir kararlarının veya ödeme yasaklarının hukuken kalkmış sayıldığı, hükümsüz kaldığı halleri de kapsadığı sonucu- na varmak gerekir. Son olarak TTK’nın 711/III. maddesiyle doğrudan olmamakla beraber ilgili ve aslında güncelliğini hala koruyan bir diğer mesele, yine ileri sürüldüğü şekliyle Çek Kanunu m. 16b’de sözü edilen ihti- yati tedbir şeklindeki ibarenin kapsamına, mahkemelerce İİK’nın 179 vd. maddelerine göre hükmedilen iflasın ertelenmesi kararlarının da gi- rip girmediğidir. 140 Bu meseleye de olumlu yaklaşmak mümkün gö- rünmemektedir. Gerçi, iflasın ertelenmesi kararlarının özel bir geçici hukuki koruma kararı olduğu savına 141 katılmakla birlikte bunun Çek Kanunu’nun ilgili hükmünde sözü edilen ihtiyati tedbirlerden olmadı- ğını belirtmek gerekir. İflasın ertelenmesi kararı üzerine borçlunun, örneğin çekle ilgili icra takipleri karşısında hukuken korunması; ancak aynı çekle ilgili 139 Alacaklının daha ziyade, takip yolunu kullanacağı hatırlandığında, meşru hâmillik konusundaki kesinliğin ya keşidecinin açacağı menfi tespit davası sonucunda ya da her halükârda İİK’nın 72/VII nci maddesine göre sağlanabileceği açıktır. 140 Soruya verilen olumlu yanıt için bkz. Seven, Erteleme, s. 91. 141 Özekes, Erteleme, s. 3257, 3258; Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin Özkan/Özekes, s. 493; 12. HD 17.02.2006, 13446/19586 (İBD 2006/80, s. 835). Ayrıntısı için ayrıca bkz. Atalay, s. 73; Türk, s. Borca Batıklık, s. 275, 317 vd. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009128 cezai sorumluluk taşımaya devam etmesi, nereden bakılırsa bakılsın, kabulü güç bir manzaradır. Çeke konu borcun ödenmesi yönünde gayret ve çaba sarf edenlerin, hele bir de mahkemelerce koruma altı- na alınmasına (gerek iflasın ertelenmesi yoluyla ve hatta gerekse tasdik de edilmiş olan konkordatoya) 142 rağmen; karşılıksız çek keşidesi suçuyla ve yapılacak cezai takibatla karşı karşıya kalması da aslında bir ölçüde, TTK’nın 711/III. maddesinin anlamını yitirmesine; yolundan saptı- rılmasına neden olan hususlardandır. Sorulması gereken soru şudur: Bugün için Çek Kanunu’nun 16b/II. maddesinde sözü edilen ihtiyati tedbirlerin yine bir geçici hukuki koruma olduğunu kabul ettiğimiz iflasın ertelenmesi kararlarını da kapsamı mümkün müdür? Sorulan soruya, anılan hükmün ve içinde bulunduğu Kanun’un bugünkü hâliyle olumlu cevap verilmesi güçtür. Hâmilin şikâyet hakkı- nın ertelenmesine neden olan husus, onun gerçekten de hâmil olup olmadığı yönünde, medeni yargı nezdinde yaratılan şüphedir. 143 Şikâyet hakkının, kar- şılıksız kalan çekin gerçek/meşru hâmili tarafından kullanılması istenmekte- dir. Çekin, hâmilinin (keşidecisi de dâhil olmak üzere) elinden rızası dışın- da çıkması yahut da bedelsizlik (alt ilişki dikkate alındığında) nedeniyle (tüm müracaat borçluları karşında) hükümsüz kalması durumlarında, 144 artık geçerli ve haklı görülebilir bir şikâyet hakkından bahsedilemez. Bu sonucu, anılan düzenlemede, ihtiyati tedbirler yanında ödeme ya- sağından da bahsedilmiş olmasından çıkarmak mümkündür. İflasın ertelenmesi kararı, alacaklı hâmilin, hâmillik konumu üze- rinde olumsuz hiçbir iddiayı barındırmaz. Tam aksine keşideci, söz konusu borcu pasifinde gösterir ve borca batıklıktan kurtulmak üzere iyileştirme projesi sunar (İİK m. 179). Çek Kanunu, şikâyetten vazgeçil- mesi yahut geri alınması konusu bir yana (Çek Kanunu m. 16b/III), 145 karşılıksız kalan çekin –daha farklı şartlarla– ödenebilmesi hususunda, taraflar arasında sağlanan mutabakata 146 veya mahkemece alacaklıya çek be- 142 7. CD. 13.07.1987, 2205/10231, (Malkoç/Güler, s. 317). 143 10. CD. 22.05.1995, 3883/4370, (Malkoç/Güler, s. 404). 144 Ayrıca bkz. Teoman, s. 186-187; 10. CD 19.09.2006, 10357/10241, (YKD 2007/6, s. 1210). 145 Hacıoğlu, s. 271, 272. 146 10. CD. 28.05.1996, 5705/5928; 10. CD 27.05.1996, 5872/5774 (Malkoç/Güler, s. 397, 399). hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009129 delinin takip/tahsili konusunda getirilen tahdide 147 rağmen fail keşideciyi, şikâyetten ve ceza yargılamasından muaf kılmamıştır. Aynı Kanun’un bu sefer 16c maddesinde, ceza davasının açılmasına engel olan; açılan ceza davasını düşüren ve hükmedilmişse cezayı ortadan kaldıran nedenler düzenlenmiş ve bunların hiçbirinde, sözünü ettiğimiz ihtimallere yer verilmemiştir. 148 Kaldı ki, iflasın ertelenmesi kararı üzerine, takip hak- kı konusunda yaşanan tahdidin alacaklının rızasıyla meydana gelme- diğini de hatırlamak gerekir. Bu bağlamda, hâmilin, ne hâmillik ne de alacaklılık konumu hakkında hiçbir karşı iddia içermeyen; tam aksine borcun kabullenildiği ve iyileştirme projesi neticesinde genel olarak borca batıklıktan kurtulmaya çalışılacağının iddia edildiği iflasın ertelen- mesi taleplerinde, alacaklının takip hakkına sınırlama getirilmekte ise de aynı esnada –karşılıksız çek keşidesi suçuyla ilgili– şikâyet hakkının akıbeti konusunda bir hüküm ne İcra ve İflâs Kanunu’nda ne de Çek Kanunu’nda yer almaktadır. Sorunu, Çek Kanunu’nun 16b/II. mad- desini amacı dışında yorumlayıp hükme, varsayıma dayalı hedefler yükleyerek çözmek, mümkün gözükmemektedir. Alacaklının iradesi hilafına hükmedilen iflasın ertelenmesi kararıyla hâmilin şikâyet hak- kından vazgeçtiğini kabul etmek mümkün olmadığına göre bu yönde, yeni bir kanuni düzenlemeye gitmek en doğru yoldur. Bu esnada sa- dece iflasın ertelenmesinin değil; örneğin konkordato mühletinin veya tasdik edilen konkordatonun şikâyet hakkı üzerindeki olası etkilerinin de düzenlenmesi gerekebilir. 147 7. CD. 13.07.1987, 2205/10231, (Malkoç/Güler, s. 317). 148 Çek Kanunu’na özel etkin pişmanlık hâlleri hakkında bkz. Hacıoğlu, s. 278 vd; Kocasakal, s. 113-114. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009130 ÖDEMEDEN MEN TALİMATIMUHATAP BANKAYA İBRAZ Çek hakkında işlem yapılamamaktadır. Çekin karşılığı muhatap bankada VARDIR Dava/takip hakları yö- nünde hâmilin yapabile- cekleri - Hâmil başta keşideci ol- mak üzere diğer tüm mü- racaat borçlularına karşı icra takibi başlatabilir. Zira çek, süresinde ibraz edilmiş olmak kaydıyla müracaat haklarının kul- lanılabilmesi yönünden “KARŞILIKSIZ” kalmıştır. 2- Aynı çek için hâmil, ihtiyati haciz de talep edebilir; hesapta da kar- şılık bulunduğu göre söz konusu paranın ihtiyaten haciz mümkündür. Keşideci, ödemeden men talimatı verdiğine göre çeki bankaya ib- raz edenin meşru hâmil olmadığı iddiasındadır. Alacaklının meşru hâmil olmadığı sonucuna va- rılırsa ne muhatap ban- kadaki paranın tahsili gerçekleşir ne de aynı alacaklının cezai takibat yönünden şikâyet hakkı olur. Ceza takibatı yönünden hâmilin yapabilecekleri Çekin bankaya ibrazı sırasında hesapta yeterli karşılık bulunduğundan hiçbir şekilde bu suçun oluşması mümkün de- ğildir Keşidecinin iddiası hak- sız çıkacak olursa çek bedelinin tahsili dışında, çekin bankaya ibrazı sı- rasında hesapta yeterli karşılık bulunduğundan karşılıksız çek keşidesi suçu oluşmaz . Dava/takip hakları yö- nünde hâmilin yapa- bilecekeri 1- Hâmilin müracaat borçlularına karşı takip yapma hakkı vardır. Zira çek KARŞILIKSIZ kal- mıştır. 2- Hâmil ihtiyati haciz ta- lep edebilir. Hesapta kar- şılık bulunmadı-ğından örneği keşidecinin diğer mallarının haczi gereke- cektir . Keşideci, alacaklının meşru hâmil olmadığı iddiasını ileri sürebilir. Bu, sabit olursa alacaklı, çek bedelini tahsil ede- mediği gibi meşru hâmil de olmadığından cezai takibat için şikâyette de bulunamayacaktır. Çeza takibatı yönünden hâmilin yapabilecekleri Çekin bankaya ibrazında karşılığı bulunmadığın- dan; -bu durum çekin arkasına şerh edilmese de- suç oluşmuştur. An- cak şikâyet hakkının ne zaman kullanılabileceği bakımından Çek Kanunu m. 16b/II dikkate alın- malıdır . Keşidecinin iddiası hak- sız çıkacak olursa çek bedelinin tahsili yanında, karşılıksız çek keşidesi suçu da o-luşmuştur. Ancak şikâyet hakkı için Çek Kanunu m. 16b/II dikkate alınmalıdır. Çekin karşılığı muhatap bankada YOKTUR hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009131 SONUÇ 3167 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi, TTK’nın 707/II. madde- sini, belirli bir süreyle askıya alan düzenlemedir. Ancak, ekonomik sıkıntı yaşayan ve kaynak yetersizliği çeken tek borçlu kesiminin çek keşidecileri olmadığı düşünüldüğünde; bu ekonomik sorunun tarafla- rı eksiksiz tespit edilmeden, üstelik mevzuatın öngördüğü başkaca ça- reler (İİK m. 317 vd.; 330) dikkate alınmadan, bir özel hukuk ilişkisinin tarafları arasındaki menfaatler dengesine, yargı denetiminden uzak biçimde doğrudan taraflardan biri lehine müdahale edilmesi, geçirilen yasama sürecine getirilebilecek eleştirilerdendir. Gerçek keşide tarihi, 3167 s.K’nın geçici 2. maddesinin yürürlüğe girdiği tarih olan 28.02.2009’dan önceki bir çek için de söz konusu hü- küm, uygulama alanı bulacaktır. Kanunların geriye yürümezliği ilke- sine istisna olarak kabul edilen kamu düzeni meselesi, 5838 s.K’nın konu- su ve amacı ile de örtüşmektedir. Kaldı ki, beklemece haklar meselesi de yine burada, geriye yürümezlik konusunda kullanılabilecek bir başka gerekçe olmaktadır. Öte yandan çek üzerinde görünen keşide tarihinin 28.02.2009 - 31.12.2009 tarihleri arasında olmasına rağmen, gerçek ke- şide tarihinin 28.02.2009’dan önce olduğunu ispat edebilmek, uygula- mada hayli güçlüklere sebebiyet verebilecek bir başka konudur. Çekin ödenmek üzere ibrazının, muhatap bankanın dışında takas odasına da yapılabilmesi ve TTK’nın 710. maddesinde takas odasına ibrazın ödeme için ibrazın yerine geçeceği düzenlenmesi karşısında, geçici 2. madde hükmündeki “...muhatap bankaya ibrazı. ..” şeklinde sı- nırlayıcı bir ifade yerine; “.....keşide tarihinden önce çekin ödenmek için ibrazı geçersizdir” denilmesi çok daha yerinde olurdu. Bu haliyle, anılan hükümde bir kural içi boşluğun olduğunu kabul etmek kaçınılmaz- dır. Alacaklının, 3167 s.K’nın geçici 2. maddesine takılmaksızın, ibraz hakkı –çekin üzerinde yazılı ileri keşide tarihine kadar– kanunen ortadan kaldırılmış çekten doğan alacağını, bu sefer temel borç ilişkisine daya- narak talep ve tahsil etmesi mümkün değildir. Kambiyo ilişkisinden doğan alacak, talep edilebilir hale gelmeden, temel alacağın tahsiline yönelmek mümkün değildir. İbrazdan önce çekin bir yana bırakılıp te- mel alacağın tahsilinin istenmesi, kambiyo ilişkisinin varlığı nedeniyle mümkün değildir. Öte yandan, hamilin, ileri keşide tarihinden önce muhataba ibraz edemediği çeki bir tarafa bırakarak bu sefer temel ala- E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009132 cağını talep ve takip etmesini mümkün kılmak, hükmün ratio legis’ine aykırı olacağı gibi yine hükmün, kötü niyetli alacaklılar tarafından do- lanılması anlamına gelir. Gerek TTK’nın gerekse Çek Kanunu’nun yürürlükten kaldırılma- mış hükümleri gereği, çekin bugün dahi üzerindeki ileri keşide tarihin- den önce ibrazını ve tahsilini –çekin de muhatap bankada karşılığı varsa– mümkün görmek gerekir. Aksini kabul etmek yani, 3167 s.K’nın geçici 2. maddesinin“ibrazın geçersiz sayılacağı” şeklindeki lafzına harfiyen uymak, çek keşidecilerinin getirilen yeni hükmü ratio legis’inin dışında kötüniyetle kullanmalarına neden olacaktır. 3167 s.K’nın geçici 2. maddesinin lafzı bakımından zayıf olan ve amacıyla ters düşen yönlerini kapatabilmek bakımından şöyle bir kar- şı öneri getirmek mümkündür: “31.12.2009 tarihinde kadar üzerinde yazılı keşide tarihinden önce öden- mek için ibraz edilen çek, tamamen veya kısmen karşılıksız kalmışsa varsa kısmi ödemeye ilişkin kaydın konulması dışında, hiçbir işlem yapılmadan ve 3167 sayılı Kanunu’nun 9. maddesi uygulanmaksızın hâmile geri verilir; üze- rinde yazılı keşide tarihine kadar herhangi bir hukuki işleme de konu olamaz. Hâmilin müracaat borçlularına karşı ihtiyati haciz hakkı saklıdır. Bu hâlde, tamamlayıcı merasim için geçerli süre çekin üzerinde yazılı keşide tari- hine göre belirlenecek ibraz sürelerine uygun olarak yapılan ibrazdan itibaren işlemeye başlar. 5838 s.K’la TTK m. 711/III hükmünün yürürlükten kaldırılma- sının ardından, keşideciler için de mahkemeye başvurup ödemeden men kararı almaktan başka bir yol kalmamıştır. TTK’nın 711/III. mad- desinin yürürlükten kaldırılmasının altında yatan gerekçelerden birisi olan hükmün yorum güçlüklerine ve tartışmalara yol açmış olduğu iddiası ile kanaatimizce hükme haksızlık edilmiştir. Uygulamada daha ziyade keşidecilerin, kendileri için ve özellikle de muhatap nezdinde çekin karşılığının bulunmadığı ve bulunma ihtimalinin de olmadığı anlarda, ödemeden men talimatı ile ekonomik olarak nefes alabilme ve kar- şılıksız çek keşide etme suçunun oluşumunu engelleme gayesiyle hükmü, amacının dışında kullandığı bir gerçektir. Ancak, bu durumda dahi meşru hâmilin haklarının zarar görmemesi için gerek müracaat hak- larının kullanılabilmesi gerek ihtiyati haciz talep edebilmesi ve gerekse karşılıksız çek keşide etme suçunda şikâyet hakkının kullanılabilme- hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009133 si konularında, TTK’nın kaldırılan 711/III. maddesi hükmü, bugüne kadar ortaya atılmış soruların cevaplanmasına mani olmayan; iyi bir amaca hizmet eden hükümdü. Ödemeden men talimatı, tıpkı mahkemelerce hükmedilen ihtiyati tedbir ve ödeme yasağı kararlarında olduğu gibi karşılıksız çek keşi- desi suçunda, şikâyet hakkının kullanılmasını ertelemekteydi (Çek Ka- nunu m. 16b/III). Bu yönde, ödemeden men talimatını, hükmün uygu- lama alanında görmemek, hükmün açık lafzına ve amacına aykırı hareket etmek yanında keşideciler aleyhinde eşitlik ilkesini ihlal etmek demekti. Öte yandan yine Çek Kanunu’nun 16b/III. maddesinde geçen ihtiyati tedbir terimine, iflasın ertelenmesi kararlarını da dâhil etmek mümkün gözükmemektedir. Burada temel gerekçe, yine aynı hükmün amacıdır. Şikâyet hakkının ertelenmesine neden olan temel durum, hâmillin meşruluk sıfatı üzerinde yaratılan şüphedir. Oysa iflasın er- telenmesi kararları, çek hâmilinin meşruluk sıfatı üzerinde bir karşı iddiayı barındırmamaktadır. Dile getirilen haklı gerekçelere ve hatta zorunluluklara katılmakla beraber, bu yönde açık bir kanuni düzenle- meye gitmek kaçınılmazdır; aksi bir contra legem yorum olur. KAYNAKLAR Aker, Yeşim, Çekten Cayma ve Ödeme Yasağı, 2. Bası, İstanbul 2008. Akın, Murat Yusuf, Türk Hukukunda Karşılıksız Çek, Marmara Üni- versitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları, Cilt 9, Sayı 1-3, 1995. Akyazan, Sıtkı, Çekin Muhataba İbrazı Zorunluluğu ve Çekten Cay- ma, 1972/4 Batider, C. VI. Araç, İbrahim/İBA, Şeref, Türkiye’de Yasa Önerisi Hazırlama ve Norm Koyma Tekniği ve Yasamacı Mesleğinin Nitelikleri Üzerine, 2003/3 AÜHFD, C. 58. Arkan, Sabih, 3167 Sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hâmillerinin Korunması Hakkında Kanun’da Yapılan Değişiklik- ler, 2003/1 Batider, C. XXII. Atalay, Oğuz, Borca Batıklık ve İflâsın Ertelemesi, 2. Baskı, İzmir 2007. Bahtiyar, Mehmet, İleri Tarihli Çekten Doğan Hukuku ve Cezai So- rumluluk, Makaleler I, İstanbul 2008. Bayram, Erdin, Kanun Sistematiğinde “Madde”, 2008/8 Yasama Dergi- si. E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009134 Bozer, Ali, Tartışmalar, Çekler Hakkındaki 3167 sayılı Kanunla İlgili Adalet Bakanlığı Taslağı ve Karşı Görüşler Sempozyumu, Anka- ra, 12 Ocak 2002, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 2002. ÇÖL, Hüseyin Cem, İleri Tarihli Çeke İlişkin Sorunlar, 2004/1 AÜHFD, C. 53. Dirikkan, Hanife, Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hâmillerinin Korunması Hakkında Kanun İle İcra İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı Eleştirisi, 2002/1 DEÜHFD Cilt 4. Dirikkan, Hanife, Kıymetli Evrakın Ziyaı ve İptali, Ankara, 1990 (Dirik- kan, İptal). Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, Madde 420-815, 4. Bası, İstanbul 2004. Domaniç, Hayri, Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması TTK Şerhi-IV, İstanbul 1990. Domaniç, Hayri, 3167 Sayılı Kanunun Değiştirilmesi Hakkında Tasarı ve Gerekçeleri, 1990/34 MBD, (Domaniç, Tasarı). Edis, Seyfullah, Medenî Hukuka Giriş ve Başlangıç Hükümler, Ankara 1993. Er, Refik, Çekten Cayma ve Çekin Ödenmesinin Men’i, 1996/3 YD, C. 22. Erem, Faruk/Kalpsüz, Turgut/Çelebican, Gürgan, İktisadi ve Hukuki Yönden Çek, Genişletilmiş 2. Basım, Ankara 1974. Eriş, Gönen, Açıklamalı-İçtihatlı Uygulamalı Çek Hukuku, 5. Baskı, An- kara 2004. Erman, Sahir, Karşılıksız Çek, Çek Hukukunda Gelişmeler Sempozyu- mu 18-19 Aralık 1981,(Özel Sayı ), 1981/2 Batider, C. XI. Esener, Turhan, Hukuk Başlangıcı, 7 Baskı, 2004, İstanbul 2004. Esenkar, Burhanettin, Çekin Zıyaı ve Özellikle Çalınma Hali, Ankara 2007. Gökçe, Teoman, İleri Keşide Tarihli Çeklerin Keşide Tarihinden Önce İbraz Edilmesine Bağlanacak Hukuki Sonuca İlişkin Düşünceler, 2002/11 AdD. Göle, Celal, Çek Hukuku, Ankara 1989. Göle, Celal, Tartışmalar, Çekler Hakkındaki 3167 sayılı Kanunla İlgili Adalet Bakanlığı Taslağı ve Karşı Görüşler Sempozyumu, Ankara 12 Ocak 2002, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, An- hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009135 kara 2002, (Göle, Sempozyum). Güleç Soyer, Sesim, Borç için Hapis Yasağı ve Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçu, Ankara 2007. Hacıoğlu Caner, Burhan, Son Yasal Değişiklikler Açısından Karşılık- sız Çek Keşide Etme Suçunun Soruşturma ve Kovuşturma Usulü, 2003/3-4 AÜEHFD, C. VII. Hacıoğlu Caner, Burhan, Son Yasal Değişiklikler Çerçevesinde Karşı- lıksız Çek Keşide Etme Suçu Üzerine Bir İnceleme, 2003/1 AÜ- EHFD, C. VII, (Hacıoğlu, İnceleme ). İnan, Nurkut, Çek Rizikolarından Doğan Sorumluluk, Ankara 1981. İnan, Nurkut, İstirdat Davasında İsbat Yükü-Çekin İktisadi Niteliği, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, Cilt V, Sayı 1, Şubat 1969, (İNAN, Batider 1969). İnan, Nurkut, Özel Hukukta Karşılıksız Çek, Çek Hukukunda Geliş- meler Sempozyumu 18-19 Aralık 1981, Aralık 1981 (Özel Sayı), 1981/2 Batider, C. XI, (İnan, Batider 1981). İpekçi, Nizam, Açıklamalı İçtihatlı TTK Şerhi, 3. Cilt, Ankara 2003 Kalpsüz, Turgut, Tartışmalar, Çekler Hakkındaki 3167 Sayılı Kanun- la İlgili Adalet Bakanlığı Taslağı ve Karşı Görüşler Sempozyumu, Ankara 12 Ocak 2002, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Ensti- tüsü, Ankara 2002. Kalpsüz, Turgut, Çek Hukukuna İlişkin Bazı Meseleler Hakkında Yar- gıtay Kararlarının Tahlili, Çek Hukukunda Gelişmeler Sempozyu- mu 18-19 Aralık 1981, (Özel Sayı), 1981/2 Batider, C. XI, (Kalpsüz, Meseleler). Kalpsüz, Turgut, Tartışmalar, Çek Hukukunda Gelişmeler Sempozyu- mu 18-19 Aralık 1981, (Özel Sayı), 1981/2 Batider, C. XI, (Kalpsüz, Batider 1981). Karayalçın, Yaşar, 3167 Sayılı Kanunun Hazırlanması ve Uygulanması Hakkında Açıklamalar, Çekler Hakkındaki 3167 Sayılı Kanunla İl- gili Adalet Bakanlığı Taslağı ve Karşı Görüşler Sempozyumu, An- kara 12 Ocak 2002, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 2002, (Karayalçın, Sempozyum). Karayalçın, Yaşar, Prof. Dr. Yaşar Karayalçın’ın İleri Tarihli Çeklerle İlgili Görüşü, Çekler Hakkındaki 3167 Sayılı Kanunla İlgili Ada- let Bakanlığı Taslağı ve Karşı Görüşler Sempozyumu, Ankara 12 Ocak 2002, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 2002, ayrıca bkz. 1982/3 Batider C. XI, (Karayalçın, Görüş). E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009136 Karayalçın, Yaşar, Tartışmalar, Çek Hukukunda Gelişmeler Sempoz- yumu, 18-19 Aralık 1981, (Özel Sayı), 1981/2, Batider, C. XI, S.2, (Karayalçın, Batider 1981). Karayalçın, Yaşar, Ticaret Hukuku III. Ticari Senetler (Kambiyo Senetleri), 4. Baskı, Ankara 1970. Kaynar, İbrahim, Çek Özellikle Vadeli Yazılan Çek Açısından Uygula- mada Çıkan Sorunlar ve Soruları Tartışmaya Açan Sorular, 1989/1 İzBD. Kendigelen, Abuzer, Çek Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2007 Kendigelen, Abuzer, Çekten Cayma ve Ödeme Yasağı (TK m. 711), Makalelerim Cilt I, 1986-2001, 2. Bası, İstanbul 2006 (Kendigelen, Makalelerim). Kocasakal, Ümit, 4814 Sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapıl- masına İlişkin Kanun”un Cezai Hükümleri Üzerine Düşünceler, 2003/1 GalatasarayÜHFD. Konuralp, Halûk, Medenî Usul Hukukunda Yazılı Delil Başlangıcı, Tıpkı Basım, Ankara, 2009. Kuru, Baki, İcra ve İflâs Hukukunda Menfî Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara, 2003. Malkoç, İsmail/Güler Mahmut, Ceza Uygulamasında Çek Yasası ve Ticari Senetlerle İşlenen Suçlar, Ankara, 1996. Moroğlu, Erdoğan, 3167 Sayılı Çek Kanunu’nda 4814 Sayılı Kanun’la Yapılan Değişiklikler, Prof. Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu İçin Arma- ğan, Ankara 2004. Narbay, Şafak, Türk Ticaret Kanunu Tasarısında Kıymetli Evrak Hu- kuku Kitabında Yapılan Düzenlemeler ve Değişiklik Önerilerimiz, Prof. Dr. İrfan Baştuğ Anısına Armağan, İzmir 2005. Narbay, Şafak, Çekten Cayma ve Ödeme Yasağı, 2. Bası, İstanbul, 1999, (Narbay, Ödeme Yasağı). Narbay, Şafak, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda Kıymetli Evrak Hu- kuku Kitabında Yapılan Düzenlemeler ve Değişiklik Önerilerimiz, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı, Konferans, Bildiriler-Tartışmalar, 13-14 Mayıs 2005, (Narbay, Konferans). Özekes, Muhammet, İcra ve İflas Hukukunda İhtiyati Haciz, Ankara, 1999. Özekes, Muhammet, İflasın Ertelenmesi, Legal HD 2005/33, (Özekes, Erteleme). hakemli makaleler E. YEŞİLOVA ARAS / B. YEŞİLOVA TBB Dergisi, Sayı 82, 2009137 Özsoy, Nevzat, Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçu, (4814 Sayılı Yasanın Uygulama Açısından Değerlendirilmesi), 2003/14 AdD. Öztan, Fırat, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Baskı, Ankara 1997. Öztürk, Sinan, Çekte İbraz, 2001/3 YD, C. 27. Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Sungurtekin Özkan, Meral/Özekes, Muhammet, İcra ve İflâs Hukuku, 6. Bası, Ankara, 2008. Poroy, Reha/Tekinalp, Ünal, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 16. Bası, İstanbul 2005. Postacıoğlu, İlhan E., Çekin İbrazı ve İlgili Bazı Problemler -13 Kasım 1974 Tarihli Hukuk Genel Kurul Kararı Münasebeti ile-, 1976/3 Bati- der, C. VIII. Pulaşlı, Hasan, Çek Hukukuna İlişkin Sorunlar ve Yeni Çek Kanun Tasarılarının Getirdikleri, 1983/40 TNBHD . Reisoğlu, Seza, Tartışmalar, Çekler Hakkındaki 3167 sayılı Kanunla İl- gili Adalet Bakanlığı Taslağı ve Karşı Görüşler Sempozyumu, An- kara 12 Ocak 2002, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 2002, (Reisoğlu, Sempozyum). Reisoğlu, Seza, Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Çek, Ge- nişletilmiş 3. Baskı, Ankara 2003. Sayhan, İsmet, Kambiyo Senetlerinde Mücerretlik İlkesi ve Bedel İlişkisi, Ankara, 2006. Seven, Vural, Çek Keşidecisinin TTK m. 711/3’e Göre Verdiği Öde- meden Men Talimatının Hukukî Niteliği ve Ceza Kovuşturmasına Etkisi, 2007/70 TBBD . Seven, Vural, İflâsın Ertelenmesi Kararının Karşılıksız Çek Keşide Et- mek Suçundan Doğan Şikayet Hakkına Etkisi, 2009/73 Legal HD, (Seven, Erteleme). Somer, Mehmet/(Kaboğlu, İbrahim/Centel, Nur), 3167 Sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hâmillerinin Korunması Hak- kındaki Kanunda Yapılan Değişikliklerin Anayasa, Ceza ve Tica- ret Hukuku Hükümleri Çerçevesinde Değerlendirilmesi, Marmara Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Kulubü, İstanbul 2002. Şimşek, Edip, Hukukta ve Cezada Ticari Senetler, Ankara 1982. Tandoğan, Haluk, Sonraki Tarihli Çekler ve Uygulamada Ortaya Çı- kardıkları Sorunlar, Çek Hukukunda Gelişmeler Sempozyumu, 18-19 Aralık 1981, (Özel Sayı), 1981/2, Batider, C. XI. Tekinalp, Ünal, “Çekle ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hâmillerinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Ka- E. YEŞİLOVA ARAS/ B. YEŞİLOVA hakemli makaleler TBB Dergisi, Sayı 82, 2009138 nun Tasarısı”nın İleri Keşide Tarihli Çeklere İlişkin Sisteminin De- ğerlendirilmesi, Çekler Hakkındaki 3167 sayılı Kanunla İlgili Ada- let Bakanlığı Taslağı ve Karşı Görüşler Sempozyumu, Ankara 12 Ocak 2002, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 2002, (Tekinalp, Sempozyum). Tekinalp, Ünal, İleri Keşide Tarihli (Vadeli) Çeklere İlişkin Bir Öneri, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Prof. Dr. Aysel Çelikel’e Armağan, Yıl 19-20, S.1-2, 1999-2000. Tekinay, S. Selahattin/Akman Sermet/Burcuoğlu Halûk/Altop Atillâ, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993. Teoman, Ömer, Yaşayan Ticaret Hukuku, C. I: Hukukî Mütalâalar, Kitap 5, 1992-1993, Ankara 1995. Türk, Ahmet, Maddi Hukuk ve İcra-İflas Hukuku Yönleriyle Menfi Tespit Davası, Ankara, 2006, (Türk, Menfi Tespit). Türk, Ahmet, Anonim Ortaklıkta Sermaye Kaybı ve Borca Batıklığın Huku- ki Sonuçları (TTK m. 324), Ankara, 1999, (TÜRK, Borca Batıklık ). Türk, Hikmet Sami, Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’ün 4 Ocak 2002 Günü İstanbul’da “Çek Hukukunun Genel Sorunları Sempozyumu”nda Yaptığı Açış Konuşması, Çekler Hakkındaki 3167 Sayılı Kanunla İlgili Adalet Bakanlığı Taslağı ve Karşı Görüşler Sempozyumu, Ankara 12 Ocak 2002, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 2002 Oğuzman M. Kemal/ÖZ Turgut, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, İstanbul, 2005. Uyar, Talih, İcra ve İflâs Kanunu Şerhi, C. 9, (İİK. 167-170b), 2. Baskı, Ankara, 2008. Ülgen, Hüseyin/helvacı, Mehmet/Kendigelen, Abuzer/Kaya, Arslan, Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2008. Yasaman, Hamdi, Çek, 40. Yılında Türk Ticaret Kanunu, İstanbul 1997. Yeşilova, Ecehan, Konişmentonun İspat Kuvveti, İzmir, 2006. Yılmaz, Ejder, Olağanüstü Durumlarda Borçlulara Süre Verilmesi ve İcra Takiplerinin Durdurulması, 1977/1, Batider, C. IX. Yurddaşer, Selda Ormanlı, İleri Tarihli (Postdate) Çek Ve Uygulama- daki Sorunlar, Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2006/I, İstanbul. Zevkliler Aydın/Acabey Beşir/Gökyayla Emre, Zevkliler Medeni Hu- kuk, 6 Baskı, Ankara 2000.