Vural SEVEN makaleler
284TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
GİRİŞ
3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin
Korunması Hakkında Kanun’a (“Çek Kanunu”)
1
4814 sayılı kanun
2
ile
yapılan değişiklik sonucunda 16 b maddesi eklenmiş; bu maddenin
2. fıkrasında, “Çekin karşılığının bulunmaması nedeniyle şikayet hakkı, 8.
maddede belirtilen miktarın yatırılması için öngörülen sürenin dolduğu ta-
rihte; ‘ihtiyati tedbir kararı veya ödeme yasağı’ nedeniyle süresi içinde ibra-
zında çek hakkında işlem yapılmaması halinde ise, ‘ihtiyati tedbir kararının
veya ödeme yasağının’ kalktığı tarihte doğar.” hükmü getirilmiştir.
Bu düzenleme sonucunda, çek bedelini tahsil edemeyen hamil şi-
kayet hakkını kullandığında, Cumhuriyet Savcılıkları’nın verdiği ko-
vuşturmama kararı (CMK m. 172) ile karşı karşıya kalmaktadır. Ko-
vuşturmama kararlarında gerekçe olarak, “…keşidecinin bankaya verdiği
ödemeden men talimatı kaldırılmadan karşılıksız çek keşide etmek suçundan
dolayı şikayet hakkının doğmadığı…”na dayanılmaktadır. Keza, bu karar-
larda, ödemeden men talimatı kaldırıldıktan sonra, şikayet hakkının
tekrar kullanılabileceği de belirtilmektedir.
Cumhuriyet Savcılıkları’nın vermiş olduğu kovuşturmama karar-
larına karşı yapılan itirazlar (CMK m. 173) da aynı gerekçelerle redde-
dilmektedir. Diğer taraftan Cumhuriyet Savcıları tarafından dava açıl-
mış olan hallerde ise, ceza mahkemeleri durma kararı vermekte (CMK
*
Yrd. Doç. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Deniz (Ticaret) Hukuku
ABD.
1
RG, T. 3.4.1985, S. 18714.
2
RG, T. 8.3.2003, S. 25042.
ÇEK KEŞİDECİSİNİN TTK M. 711/3’E
GÖRE VERDİĞİ ÖDEMEDEN
MEN TALİMATININ HUKUKÎ NİTELİĞİ VE
CEZA KOVUŞTURMASINA ETKİSİ
Vural SEVEN
*
makaleler Vural SEVEN
285TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
m. 223/8); bu kararlara karşı yapılan itirazlar da yine aynı gerekçelerle
reddedilmektedir. İtiraz üzerine verilen kararlar ise kesinlik taşıdığın-
dan ve CMK m. 173/6’ya göre, “İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet
Savcısı’nın, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden
verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan ağır ceza mahkemesi başkanının
bu hususta karar vermesine bağlıdır.” Hükmü gereğince karşılıksız çek
keşide etmek suçundan dolayı şikayet hakkını kullanarak keşidecinin
cezalandırılmasını isteyen çek hamili, ya keşidecinin ödemeden men
talimatını geri almasını bekleyecek ya da ödemeden men talimatının
kaldırılması için dava açmak durumunda kalacaktır.
Çalışmamızda ise, bu konu üzerinde durularak, çek keşidecisinin
TTK m. 711/3’e göre verdiği ödemeden men talimatının, Çek Kanu-
nu m. 16b/2 hükmünde belirtilen “ödeme yasağı” kavramı kapsamında
olup olmadığı değerlendirilecektir. Bu değerlendirmeyi yapabilmek
için her şeyden önce çek keşidecisinin TTK m. 711/3’e göre verdiği
ödemeden men talimatının hukukî niteliğinin tespit edilmesi gerek-
mektedir.
I. ÇEKİN ZIYAI HALİNDE ALINABİLECEK ÖNLEMLER
A. Genel Olarak
Çekin zıyaı halinde, çeki zayi eden hamil iki farklı şekilde çek be-
delinin ödenmesine engel olabilir.
3
Bunlardan birincisi TTK m. 730/20
atfı ile çeklerde de uygulama imkanı bulan TTK m. 669’a göre mahke-
me tarafından verilen ödemeden men kararı; ikincisi ise, bizzat keşi-
deci tarafından m. 711/3’e göre verilen ödemeden men talimatıdır. Bu
her iki ödemeden men talimatı çekin muhatap tarafından ödenmemesi
sonucunu doğurmakla birlikte, hukuki nitelikleri ile talimat aşamasın-
dan sonra izlenecek hukukî prosedürde farklılıklar söz konusudur.
B. TTK m. 669’a Göre Verilen Ödemeden Men Kararı ve
Hukukî Niteliği
Bir davanın açılması, yargılamanın yürütülmesi ve sonuçlandı-
rılması belirli bir zamanı alacaktır. Bu süre içinde, dava konusunun
(müddeabihin) diğer tarafça başkasına devredilmesi ve karşı tarafın
3
Bu konuda bkz., Seven, Vural, Kıymetli Evrakın Zıyaı Halinde Uygulanabilecek
Önleyici Tedbirler, İzmir Barosu Dergisi, Ekim 1996, S. 4, s. 8 vd.
Vural SEVEN makaleler
286TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
zarara uğraması söz konusu olabilir. Başka bir ifadeyle, dava kazanıl-
mış olmasına rağmen, dava konusu elde edilemeyebilir. İşte, yargıla-
manın başlangıcından kesin hükme kadar, dava konusunu emniyet
altına almak için “ihtiyatî tedbir” olarak ifade edilen müesseseye yer
verilmiştir.
4
İhtiyatî tedbir, yargılama boyunca, davacı veya davalının dava ko-
nusuyla ilgili olarak, hukukî durumunda meydana gelebilecek zarar-
ların önlenmesi için öngörülmüş ve geçici nitelikteki hukukî koruma-
dır.
Bu yolla, dava konusu hak veya hukukî ilişki, taraflarca yargılama
sonuçlanmadan ve hatta davadan önce güvence altına alınmaktadır.
Kanun koyucu ise kıymetli evrakın zıyaı halinde senette münde-
miç olan hakkın, iptal davası süresince koruma altına alınması için
Türk Ticaret Kanunu m. 574, 669 ve 677’de özel düzenlemelerde bu-
lunmuştur.
Çekin zayi edilmesi halinde TTK m. 730/20 atfı nedeniyle m. 669
hükmüne göre alınacak olan ödeme yasağı, “ihtiyatî tedbir”in özel bir
şeklidir.
S
Çünkü burada da davacının davayı kazanması halinde, dava
4
Üstündağ, Saim, İhtiyatî Tedbirler (Geçici Hukukî Himaye -Koruma- Önlemleri), İstan-
bul 1981, s. 1; Kuru, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. IV, 6. Bası, İstanbul 2001, s.
4289 vd.; Deren-Yıldırım, Nevhis, Haksız Rekabet ve Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukukun-
da İhtiyati Tedbirler, İstanbul 1999, s. 2; Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes,
Muhammet, Medenî Usûl Hukuku, 5. Bası, Ankara 2006, s. 618; Alangoya, H.Yavuz/
Yıldırım, M. Kamil/Deren-Yıldırım, Nevhis, Medenî Usul Hukuku Esasları, 4. Bası,
İstanbul 2004, s. 438; Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder, Medenî Usul Hu-
kuku, 15. Bası, Ankara 2004, s. 700; Özekes, Muhammet, İcra İflas Hukukunda İhtiyatî
Haciz, Ankara 1999, s. 36; Postacıoğlu, İlhan E., Medenî Usul Hukuku Dersleri, 6. Bası,
İstanbul 1975, s. 487; Berkin, M. Necmeddin, Tatbikatçılara Medeni Usul Hukuku Reh-
beri, İstanbul 1981, s. 506.
Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 618-619; Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 700; Deren-Yıldı-
rım, s. 4; Berkin, s. 506.
S
Kıymetli evrakın zıyaı ve iptali hususunda, alınabilecek önleyici tedbirlerde, geçici
hukukî koruma niteliğindedir ve niteliği itibariyle, “teminat amaçlı ihtiyatî tedbirler”
içinde görülebilir (Öztürk-Dirikkan, Hanife, Kıymetli Evrakın Zıyaı ve İptali, Ankara
1990, s. 40; ayrıca önleyici tedbir kararının ihtiyati tedbir niteliğinde olduğu konu-
sunda bkz., Öztan, Fırat, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, Ankara 1997, s. 288; Do-
maniç, Hayri, Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması, TTK Şerhi-IV, İstanbul 1990, s.
434, dn. 1; Pulaşlı, Hasan, Kıymetli Evrak Hukuku, 6. Bası, Adana 2004, s. 64; Tekil,
Fahiman, Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 1980, s. 67; Kınacıoğlu, Naci, Kıymetli
Evrak Hukuku, 2. Bası, Ankara 1984, s. 62; Seven, s. 10). Doktrinde ihtiyatî tedbirlerin
genel olarak teminat, eda ve düzenleme amaçlı olarak üçlü bir tasnife tutulduğunu
görüyoruz. Üstündağ, s. 21-45; Deren-Yıldırım, s. 80 vd.; Alangoya/ Yıldırım/De-
ren-Yıldırım, s. 438; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 619).
makaleler Vural SEVEN
287TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
konusu çekin içerdiği hakka (alacak hakkı) kavuşmasını dava sırasında
emniyet altına alma amacı bulunmaktadır. Zira bu önleyici tedbirler
alınmaz ise, muhatabın şeklen hak sahibi olan hamile ifada bulunması
ile asıl hak sahibi hamilin zarara uğraması söz konusu olacaktır.
Türk Ticaret Kanunu m. 669’a göre alınacak ödemeden men tali-
matını sadece, çeki zayi eden hamil alabilir.
Diğer taraftan mahkeme, ödemeyi meneden kararda muhataba,
vadenin gelmesi üzerine poliçe (çek) bedelini tevdi etmeye müsaade
ve tevdi yerini tayin eder (TTK m. 669/2). Bu hüküm poliçeye ait ol-
duğundan çekin niteliğine uygun olarak uygulanması söz konusudur.
Çünkü poliçede muhatap asıl borçlu durumunda iken çekte muhatap
borçlu konumunda değildir. Bu nedenle mahkeme vereceği ödeme-
den men kararında, keşidecinin tasarrufuna engel olmak için muha-
tap bankanın ödemeden kaçınmasına karar vermesinin yanında, aynı
zamanda çek hamilinin de haklı olabileceği ve bu nedenle korunması
gerektiği düşüncesiyle karşılığı bulunan çek bedelini bloke bir hesaba
almasını da emretmelidir.
Keza, hak sahipliği tartışmalı bulunan ve bloke edilen çek bedeli-
nin, banka veya hamilin talebi üzerine, mahkemece, diğer bir bankaya
veya notere tevdi edilmesine karar verilebileceği gibi, hamilin yeterli
teminat göstermesi karşılığında çek bedelinin hamile ödemesine dahi
karar verilebilir (TTK m. 677).
Ayrıca, mahkemenin verdiği ödemeden men yasağı kararının et-
kisini sürdürmesi kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesine bağlı-
dır.
T
T
TTK m. 670’e göre,
“Poliçeyi [Çeki] eline geçiren kimse malum olduğu takdirde, mahkeme, dilekçe sahibine
istirdat davası açması için münasip bir mühlet verir.
Dilekçe sahibi, tayin olunan mühlet içinde davayı açmazsa, mahkeme, muhatap hakkın-
daki ödeme yasağını kaldırır.”
TTK m. 675’e göre, “Elden çıkan poliçe [Çek] getirilirse mahkeme, istirdat davası açmak
üzere dilekçe sahibine münasip bir mühlet verir. Dilekçe sahibi bu mühlet içinde dava aç-
mazsa, mahkeme, poliçeyi [çeki] mahkemeye getirmiş olana geri verir, muhatap hakkındaki
ödeme yasağını kaldırır.”
Çek hamili, çek üzerinde yazılı keşide tarihine göre hesaplanacak ibraz süre-
leri içinde, çeki bankaya ibraz etmek durumundadır. Bu ibraz süreleri içinde çek
bankaya ibraz edilmez ise, hamil keşideci de dahil olmak üzere müracaat hakkını
kaybettiği gibi karşılıksız çek keşide etmek suçu da oluşmayacaktır (Çek Kanunu
m. 16). Bu nedenle şikayet hakkını kullanan hamilin sonuç alabilmesi süresi içinde
elindeki çeki bankaya ibraz etmiş olması ön şartına bağlıdır.
Vural SEVEN makaleler
288TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
C. TTK m. 711/3’e
Göre Verilen Ödemeden Men Talimatı
ve Hukuki Niteliği
Türk hukukunda, keşidecinin ödemeden men talimatının hukukî
niteliği konusunda iki görüşün bulunduğu görülmektedir.
İlk görüşe göre, ödemeden men talimatının hukukî niteliği hava-
leden rücu halinin özel bir görünümü olarak değerlendirilmektedir.
10
Kıymetli evrak olarak çek esasında nitelikli bir havale olduğu için
11
çek bedelinin muhatap banka tarafından ödenmesine engel olunması,
havale ilişkisindeki ödeme yetkisinin geri alınması niteliğinde görül-
mektedir. Ancak, havaleden rücu imkanı her zaman mümkün iken,
Çek Kanunu m. 5’e göre, “Çekin ibrazında karşılığının tamamen ödenmemesi veya çek
hamili tarafından kısmi ödemenin kabul edilmemesi halinde, ibraz tarihi ile ödememe ne-
deni çekin üzerine yazılır ve çek, üzerine imzası alınarak hamiline geri verilir; çekin
ön ve arka yüzünün fotokopisi banka tarafından saklanır.”
Diğer taraftan çeki bankaya ibraz eden hamil, çekin ödenmeme sebebini öğren-
miş olacağından TTK m. 772’ye göre yapılan ihtar çerçevesinde elindeki çeki öde-
meden men kararı vermiş olan mahkemeye ibraz etmek durumundadır.
Bu açıdan bakıldığında artık çekin kimin elinde olduğu bilinmektedir. Dolayı-
sıyla çeki elinde bulundurduğu esnada zayi olduğunu iddia ederek ödeme yasağı
kararı alan hamil, bu kararı ayakta tutabilmek için çeki elinde bulunduran veya
mahkemeye ibraz eden hamile karşı istirdat davası açmak durumundadır.
8
Anılan hüküm, çeklere ilişkin Cenevre Yeknesak Kurallarında bulunmayıp Türk
hukukuna İsviçre Borçlar Kanunu m. 1119/3’den tercüme yoluyla alınmıştır. Bkz.,
Öztan, s. 1345.
Bu konudaki tartışma ve değerlendirmeler için bkz., Narbay, Şafak, Çekten Cayma ve
Ödeme Yasağı, İstanbul 1996, s. 71 vd.; Aker, Yeşim, Çekten Cayma ve Ödeme Yasağı,
İstanbul 2006, s. 138-140.
10
Karayalçın, Yaşar, Ticaret Hukuku III, Ticari Senetler (Kambiyo Senetleri), Dördüncü
Bası, Ankara 1970, s. 294; Domaniç, s. 635; Göle, Celal, Çek Hukuku, Ankara 1989, s.
122; Poroy, Reha/Tekinalp, Ünal, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 16. Bası, İstanbul
2005, s. 281; Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. II – Madde 420-485, 4.
Bası, Ankara 2004, s. 2135.
Yukarıdaki görüşün taraftarları, keşidecinin ödemeden men talimatının (TTK
m. 711/3) ibraz süresi içinde çekten cayılamayacağı kuralının (TTK m. 711/1) bir
istisnası olarak görmektedir. Keşidecinin ibraz süresi içinde çekten caymasının hu-
kukî niteliği, havaleden rücu olarak nitelendirildiği için ödemeden men talimatı da
dolayısıyla aynı hukukî nitelendirme içinde değerlendirilmektedir (Çekten cayma-
nın hukukî niteliği konusundaki tartışma ve değerlendirmeler için bkz., Aker, s. 10
vd.; Narbay, s. 39 vd.). Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2.10.1984 tarih ve
3723/4321 sayılı kararında, ödemeden men talimatının çekten cayma hali olduğu
şu şekilde ifade edilmiştir: “Çekten ibraz süresi içinde cayılabilmesi için rıza hilafına
elden çıkmış olması gerekir (711/3). Rıza ile alacaklıya verilen çekten ibraz süresi içinde
caymak mümkün değildir (Narbay, s. 72)”.
11
Kendigelen, Abuzer, Çek Hukuku, İstanbul 2004, s. 32.
makaleler Vural SEVEN
289TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
ödemeden men talimatının verilebilmesi için çekin rıza dışında elden
çıkması gerekir.
12
Diğer görüşe göre, ödemeden men talimatı özel bir ihtiyatî tedbir
olarak görülmektedir.
13
Buna göre, mahkemeye müracaat etmeye ge-
rek kalmadan, keşideci tek taraflı beyanı ile söz konusu ihtiyatî tedbi-
rin korumasından yararlanmaktadır.
14
Ayrıca bu görüş uyarınca, öde-
meden men talimatının etkisini sürdürebilmesi için iptal veya istirdat
davası açılması gerekir.
15
Makul süre içinde bu davalardan birinin açıl-
maması durumunda ödemeden men talimatı hükümsüz kalacaktır.
Ödemeden men talimatının ihtiyatî tedbir olarak değerlendirilme-
sinin, usul hukuku düzenine yabancı olduğunu belirtmemiz gerekir.
Ödemeden men talimatının özel bir ihtiyatî tedbir türü; daha doğru
bir ifadeyle, özel bir “geçici hukukî koruma”
16
yolu (tedbiri) olarak ele
12
Narbay, s. 72; Aker, s. 139.
13
Narbay, s. 71; Aker, s. 139; Postacıoğlu, İlhan E., Çekin İbrazı İle İlgili Bazı Problemler,
Batider 1976, C. VIII, S. 3, s. 129; Kendigelen, Abuzer, Çekten Cayma ve Ödeme Yasağı,
Ticaret Hukuku Kürsüsünde On Beş Yıl-Makalelerim, İstanbul 2001, s. 104-105; Eriş,
Gönen, Açıklamalı-İçtihatlı-Uygulamalı Çek Hukuku, 5. Bası, Ankara 2004, s. 241.
Ayrıca, 11. Hukuk Dairesi bir kararında TTK m. 711/3 uyarınca verilen öde-
meden men talimatlarının “tedbir mahiyetinde” olduğuna işaret etmiştir (11 HD,
04.02.2002, 8697/765, Eriş, s. 248).
14
Narbay, s. 71; Aker, s. 139; Postacıoğlu, s. 127.
15
Narbay, s. 71; Aker, s. 139; Ülgen, Hüseyin/Helvacı, Mehmet/Kendigelen, Abu-
zer/Kaya, Arslan, Kıymetli Evrak Hukuku, 3. Bası, İstanbul 2006, s. 231.
16
Öğretide, ödemeden men talimatının ihtiyatî tedbir niteliğinde bulunduğu kabul
edilirken, bu görüşü usul hukuku açısından geçici hukukî koruma kavramı içinde
değerlendirmek gerekir. Zira, geçici hukukî koruma kavramı ihtiyatî tedbir; ihti-
yatî haciz; delil tespiti ve özel kanunlarda düzenlenen her türlü koruma tedbirini
ifade etmektedir (bkz., Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 615-616; Özekes, s. 40; Yıl-
maz, Ejder, Geçici Hukuki Himaye Tedbirleri, C. I., Ankara 2001, s. 38). İhtiyatî tedbir
HUMK m. 101 vd düzenlemiş olup, buradaki şartlar çerçevesinde ele alınamayacak
bir korumanın ihtiyatî tedbir olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Ödemeden
men talimatının bir ihtiyatî tedbir olduğu dile getirilirken; bunun teknik anlamda
HUMK m. 101 vd’na tâbi olan ihtiyatî tedbir türü olmadığı açıktır. Bu çerçevede,
ödemeden men talimatının ihtiyatî tedbir olduğu yönündeki görüşün; bu talimatın
ihtiyatî tedbir (HUMK m. 101 vd) gibi geçici hukukî koruma tedbiri olduğu şeklin-
de anlamak daha doğru olacaktır.
Şunu da belirtmek gerekir ki, ihtiyatî tedbir kavramının, geçici hukukî koruma
kavramı yerine kullanılması da yaygın bir durumdur. Nitekim Özekes bu konuda
şunları belirtmektedir:“Geçici hukukî koruma ile ihtiyati tedbir kavramı da birbirinden
ayrı kavramlardır. Geçici hukukî koruma daha genel ve üst bir kavram olarak kabul edilir-
ken, ihtiyati tedbir geçici hukukî korumanın bir türü olarak kabul edilebilir. Ancak şunu
belirtmek gerekir ki, geçici hukukî korumanın medenî yargılama hukuku bakımından en
geniş uygulama alanı ihtiyati tedbirlerde kendisini göstermektedir. Özellikle uygulamamız
Vural SEVEN makaleler
290TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
alınabilmesi için geçici hukukî korumalar için aranan asgarî özellikler
mevcut bulunmalıdır.
17
Hukukî koruma üst başlığı altında, hukuk dü-
zeninin sağladığı bir yolun geçici hukukî koruma olabilmesi için bazı
özelliklere ihtiyaç vardır. Bu açıdan, geçici hukukî korumaların en baş-
ta gelen özelliği, yargı organlarının kararına ihtiyaç bulunmasıdır.
18
Bireylerin haklarını korumak için kendiliğinden hak almaları (ku-
ral olarak) mümkün olmadığı için hukukî koruma konusunda yargı
organlarına başvurulması gerekir.
19
Fakat yargılamanın belli bir süreç-
te tamamlanması, yargılama sonucunda dava konusunun elde edil-
mesini güçleştirebilir. Bu durumların önlenebilmesi için geçici hukukî
koruma yollarına başvurulurken de, kesin korumada olduğu gibi yar-
gı organlarına müracaat edilmesi gerekir.
20
Bir hukukî koruma, yar-
gı organlarının kararı dışında ortaya çıkıyor ise, bunun geçici hukukî
koruma yolu olarak görülmesi mümkün değildir. Hatta şunu belirt-
mek gerekir ki, bir idarî makama başvuru yoluyla da bir hakkın geçi-
ci olarak korunması mümkün olabilir. Ancak bu durumda da, ortada
yargı organı tarafından kazaî bir faaliyet sonucunda verilen bir karar
bulunmadığı için geçici hukukî korumadan bahsedilemez. Bu çerçeve-
de, ödemeden men talimatının yargı organlarının dışında hüküm ve
sonuç doğurması, bu yolun, geçici hukukî koruma olarak nitelendiril-
mesine engel olmaktadır.
21
bakımından geçici hukukî koruma terimi pek kabul görmüş bir terim değildir (Özekes, s.
40)”.
17
Geçici hukukî korumaların özellikleri için bkz., Yılmaz, s. 35 vd.; Pekcanıtez/Ata-
lay/Özekes, s. 616; Özekes, 36 vd.; Yılmaz, Zehra Sanem, Sermaye Şirketlerinde (Ano-
nim ve Limited Şirketlerde) Geçici Hukukî Korumalar (İhtiyatî Tedbirler), 2. Bası, İzmir
2006, s. 3-5.
18
Öğretide geçici hukukî korumaların ortak özellikleri, (i) yargı organlarınca karar
verilmesi; (ii) geçici nitelikte olması; (iii) incelemenin basit ve hızlı bir şekilde yapıl-
ması, (iv) kararların bağlayıcı olması, (v) yargılamada (tam değil) yaklaşık ispatla
yetinilmesi ve (vi) karşı taraf dinlenilmeden de karar verilmesi olarak belirlenmek-
tedir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 619; Yılmaz, s. 35-38).
19
Hukukî koruma talebi, devlete karşı yöneltilen bir talep olup, bu talebin öncelikle
mahkemeler tarafından değerlendirilmesi gerekir. Bunun yanından, idarî makam-
lar veya tahkim yoluyla da hakların korunması mümkündür.
20
Hatta şunu belirtmek gerekir ki, bir idarî makama başvuru yoluyla da bir hakkın
geçici olarak korunması mümkün olabilir. Ancak bu durumda da, ortada yargı or-
ganı tarafından kazaî bir faaliyet sonucunda verilen bir karar bulunmadığı için ge-
çici hukukî korumadan bahsedilemez.
21
Geçici hukukî koruma tedbirleri, asıl yargılamayı tamamlayıcı bir fonksiyonu bu-
lunmaktadır ve bu itibarla, yargılama hukukun bir bölümünü teşkil ederler (Öze-
kes, s. 38). Bu açıdan geçici hukukî koruma tedbirlerinde, bireylerin bizzat harekete
makaleler Vural SEVEN
291TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
Kanaatimizce, ödemeden men talimatının geçici hukukî koruma
olduğu görüşüne katılmak mümkün değil ise de, bu görüş çok önemli
bir noktaya işaret etmektedir: Ödemeden men talimatı, hukukî bir koru-
ma yoludur. İşte bu hukukî korumayı, keşidecinin her hangi bir yargı
organına başvurmadan kullanması, kendiliğinden hak almanın özel
bir görünümünü teşkil etmektedir.
Bireylerin aralarındaki hukukî uyuşmazlıkları çözmek ve hak ara-
mak için kendiliğinden kuvvet kullanmaları mümkün değildir. Hakkı
ihlal edilen kişi, hakkının yerine getirilmesi için, devlete başvurmak
zorundadır. Bireylerin haklarının gerekirse zorla yerine getirilmesi te-
keli ve görevi devlete aittir.
22
Yoksa kişilerin hakkını bizzat alabilmesi,
modern hukuk sistemlerinde kural olarak kabul edilmemiştir. Kural
olarak diyoruz; çünkü kanunlarda istisnaî olarak (meşru müdafaa, ız-
tırar hali gibi), bazı durumlarda “kendiliğinden hak alma” (bizzat ihkak-ı
hak) kurumuna izin verilmektedir.
23
Bu istisnaî durumlarda kendili-
ğinden hak alma, yaptırıma tâbi hukuka aykırı bir eylem olarak görül-
memekte, hukuka uygunluk sebebi olarak değerlendirilmektedir. Baş-
ka bir ifadeyle, istisnaî olarak kendiliğinden hak alma, hukukî koruma
yolu olarak ortaya çıkabilir.
Devletten beklenen korumanın hiç veya zamanında gerçekleşme-
mesi; bunun sonucunda da ortaya çıkan zararın telafisinin güç olması
durumunda kendiliğinden hak alma hukuk düzenince caiz kılınmak-
tadır. Böylece, birey belirli şartların altında devlete başvurmadan hu-
kukî korumasını bizzat kendisi gerçekleştirmektedir. Geçici hukukî
korumalarda da, bireylerin yargılama sonucunda kesinleşecek hukukî
korumaları güvence altına alınmaktadır. Başka bir ifadeyle, kesin hü-
küm öncesinde dava konusu hakkın geçici hukukî koruma yollarıyla
güvence altına alınması mümkündür. Bu açıdan, kendiliğinden hak
alma ve geçici hukukî koruma yolları arasında benzer bir özellik tes-
pit edilebilmektedir.
24
Çünkü bu iki farklı hukukî koruma yoluna da,
ortada henüz kesin (nihaî) bir mahkeme kararının bulunmadığı du-
rumlarda başvurulmaktadır. Bununla birlikte, geçici hukuki koruma
tedbirinde bir mahkeme kararı ile kendiliğinden hak almada ise, bazı
geçerek hukukî korumayı sağlaması mümkün değildir. Bu hususta da, yargı organ-
larına başvurulması gerekir.
22
Özekes, s. 30.
23
Bkz., Özekes, s. 29 vd. ; Yılmaz, s. 40 vd.
24
Bkz., Yılmaz, s. 85.
Vural SEVEN makaleler
292TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
koşulların varlığı halinde kişi bizzat hakkını kendisi almaktadır.
25
So-
nuçta ise, geçici hukuki koruma tedbiri açılmış (veya açılacak) bir dava
sonucunda; kendiliğinden hak alma da, (esas olarak kendiliğinden
hak almanın muhatabı tarafından) açılabilecek bir dava sonucunda bir
mahkeme kararına bağlanacaktır.
26
Bu benzerliklere rağmen, iki kurum birbirinden farklıdır. Şöyle
ki; her şeyden önce geçici hukuki koruma tedbiri, yargı organı eliyle
sağlanırken, kendiliğinden hak alma, mahkeme kararına dayanmadan
gerçekleşmektedir. Diğer taraftan geçici hukuki koruma tedbiri almak
mümkün olduğu sürece, kendiliğinden hak alma mümkün değildir
(BK m. 52/3).
27
TTK m. 711/3’deki özel düzenleme gereğince, çek keşidecisinin,
lehtarın veya hamilin elinden rızası hilafına çıkmışsa, keşideci tarafın -
dan muhatap bankaya ödemeden men talimatı verilebilecektir. Bu açı-
dan bakıldığında buradaki amacın, çekin hak sahibi olmayan kişilerce
tahsilini engelleyerek, asıl hak sahibinin hakkını korumak olduğu gö-
rülecektir. Çek keşidecisine diğer kambiyo senetlerinden farklı olarak
bu tür bir kendiliğinden hak alma imkanının verilmiş olmasının en
önemli nedeni, çeklerde vadenin olmamasıdır (TTK m. 707). Çeklerde
vade olmadığından, zayi edilen çekin her zaman muhataba ibrazı kar-
şılığında ödenmesi mümkündür. Şeklen hak sahibi olan kişiye yapılan
ödeme muhatabı borçtan kurtardığından (TTK m. 558/2), çeki zayi
eden hamilin hakkı zarar görecektir. İşte zarar görme tehlikesi altında-
ki bu hakkın ödemeden men talimatı verilerek tehlikeden kurtarılma-
sı, kendiliğinden hak almanın özel bir tipini oluşturmaktadır.
25
Hukukî koruma yollarını bir doğru olarak görürsek, bu doğrunun iki ucunda (caiz
kılınan) kendiliğinden hak alma yoluyla sağlanan koruma ve yargı organlarının
kesin hükmüyle sağlanan koruma yer alacaktır. Bu iki uç arasında ise, geçici hukukî
koruma tedbirleri bulunmaktadır. Bu açıdan, geçici hukukî koruma tedbirlerinin
kendiliğinden hak alma ile hakkın devlet organları tarafından sağlanması arasın-
daki dengeyi koruduğu söylenebilir (bkz., Özekes, s. 37).
26
Yılmaz, s. 85 vd. Kendiliğinden hak almada, sağlanan hukukî korumanın haklı
olup olmadığı konusunda bir mahkeme kararına ihtiyaç yoktur. Bu durumda, karşı
tarafın kendiliğinden hak alma olarak görülen eylemin hukuka aykırı olduğunu
iddia ederek mahkemeye başvurması gerekecektir.
27
Kendiliğinden hak almanın şartlarını düzenleyen genel hüküm niteliğindeki Borç-
lar Kanunu m. 52/3’ün yanında, diğer bazı hükümlerde de kendiliğinden hak al-
manın özel halleri de düzenlenmiştir (Bu konuda bkz., BK m. 57; TMK m. 740, 753,
981 ve ayrıca bkz., m. 950).
makaleler Vural SEVEN
293TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
Çünkü hukuk düzeni, geçici veya kesin hukukî korumaya hiç veya
zamanında ulaşılamayan durumlarda kendiliğinden hak alma yoluna
başvurulmasına izin vermektedir.
28
TTK m. 711/3’de, zarar görme teh-
likesiyle karşı karşıya kalan keşideciye geçici hukukî koruma yoluna
başvurmadan; bu hususta her hangi bir zaman kaybetmeden, yakın bir
tehlikeyi bertaraf etme imkanı tanınmaktadır. Böylece, kanun koyucu,
devlet organları eliyle sağlanacak hukukî korumanın gecikebileceğini
öngörerek keşideciye kendiliğinden hakkını koruma yolu bahşetmek-
tedir.
Bu aşamadan sonra, keşideciye dava açtırarak hukuksal korunma
istemeye zorlamanın anlamı ve gereği yoktur. Çünkü saldırıya uğra-
dığını iddia eden keşideci, TTK m. 711/3’e göre hakkını kendiliğinden
almış onun bakımından normal olarak sorun bitmiştir.
29
Bu hüküm
çerçevesinde ödemeden men talimatı veren keşidecinin başkaca her
hangi bir işlem yapmasına gerek olmadığı gibi, zayi nedeniyle iptal
davası açması da söz konusu değildir. Çünkü TTK m. 711/3’e göre
keşidecinin ödemeden men talimatı verebilmesi için çekin kendisinin
veya üçüncü bir kimsenin elinden rızası olmaksızın çıkmış olduğu
iddiasında bulunması zorunludur. Keşideci çekin kendisinin elinden
rızası olmaksızın çıkmış olduğu iddiasında ise açacağı iptal davası,
hukuki yarar yokluğundan,
30
üçüncü bir kimsenin rızası olmaksızın
28
Özekes, s. 37-38.
29
Türk Ticaret Kanunu m. 711/3’e göre verilen ödemeden men talimatı, keşideci tara-
fından muhataba yöneltilmesi gereken ve muhataba ulaşmakla hukuki sonuçlarını
doğuran tek taraflı bir irade açıklamasıdır (Narbay, s. 76; Aker, s. 152 vd.; Kendi-
gelen, s. 219). Ödemeden men talimatı bir geçerlilik şekline bağlanmadığından te-
lefonla verilmiş bir talimat da geçerli sayılır. Ödemeden men talimatını alan banka
gerekçenin haklılığını tartışmaksızın ve ayrıca bir mahkeme kararı da aramaksızın,
çeki ibraz edecek hamile ödemekten kaçınması gerekir (Narbay, s. 81; Aker, s. 160;
Kendigelen, s. 230; Karayalçın, s. 294; Domaniç, s. 636). Çünkü ödemeden talimatı-
nın muhatap açısından bağlayıcılığı kesin ve mutlaktır.
30
TTK m. 730/20 m. 676/2’ye atıf yapmamıştır. Atıf yapılmayan bu hükme göre, “Po-
liçenin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen dilekçe sahibi kabul edene karşı, poliçeden
doğan talep hakkını dermeyan edebilir.” Bu atfın yapılmamış olmasının sebebi ise çekte
kabul yasağının bulunmasıdır (TTK m. 696, 706/2; çekte kabul yasağı hakkında
bkz., Kendigelen, s. 116). Başka bir ifade çekte muhatabın borç altına girmesi yasak-
lanmıştır. Dolayısıyla, elindeki çeki kaybeden hamil, Türk Ticaret Kanunu’nun 564.
maddesinin ilk fıkrasından yararlanması mümkün olacak ve burada bir sınırlama
söz konusu olmadığından, çeki zayi eden hamil, keşideciye, cirantaya ve aval ve-
renlere karşı elindeki iptal kararına dayanarak talepte bulunabilecektir.
Ancak, keşidecinin kaybettiği çek için iptal davası açması ve sonucunda iptal ka-
rarı almasının pratik bakımdan bir önemi yoktur. Çekin nihaî anlamdaki müraca-
Vural SEVEN makaleler
294TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
elinden çıkmış iddiasında ise aktif husumet yokluğundan reddedile-
cektir.
31
Bu durumda keşidecinin yapacağı tek şey, çekin ibraz süresi
32
içinde ibraz edilmesini beklemektir.
33
Çünkü iptal davası açamayan
keşidecinin istirdat davası açabilmesi çekin kimin elinde olduğunun
bilinmesi şartına bağlıdır. İstirdat davası iptal davasından farklı olarak
hasımlı olarak açıldığından çekin kimin elinde olduğunun bilinmesi
pasif husumetin (davalı sıfatı) tespiti bakımından zorunludur. Çek
kamu güvenliğini haiz, tedavül kabiliyeti olan bir kıymetli evrak oldu-
ğundan ibrazın kim tarafından yapılacağının önceden tespit edilmesi
fiilen pek mümkün değildir. Başka bir ifade ile çek bankaya ibraz edil-
meden keşidecinin istirdat davası
34
açması da söz konusu olamaz.
at borçlusu keşidecidir. Keşideci kaybettiği çekte mündemiç olan alacak hakkının
aynı zamanda borçlusudur. Bu nedenle aldığı iptal kararını yine kendinden talep
de bulunması gibi bir sonuç ortaya çıkar.
Diğer taraftan alacaklı ve borçlu sıfatları keşidecide birleşmiş olduğundan yeni
bir senet ihdasının talep edebileceği üçüncü bir kişi de yoktur.
İfade edildiği üzere, keşidecisinin çeki zayi etmesi durumunda, zayi olan bu çek
için iptal davası açmasında hukukî yararı bulunmamaktadır. Oysa mahkemeye
yapılan her talepte hukuki yararın bulunması zorunludur (Pekcanıtez/Atalay/
Özekes, s. 263). Çekini zayi eden keşidecinin yapabileceği tek şey TTK m. 711/3’e
göre muhatap bankaya ödemeden men talimatı vermek ve çekin ibraz süresi içinde
muhatap bankaya ibrazını beklemek olacaktır. İbraz süresinin sonunda ise çekten
caymaktır.
31
TTK m. 563/2’ye göre, “Kıymetli evrakın zayi olduğu yahut zıyaın meydana çıktığı
zamanda senet üzerinde hak sahibi olan şahıs, senedin iptaline karar verilmesini
isteyebilir.”
32
İbraz süresi içinde çek ibraz edilmez ise çekten cayabilecek (TTK m. 711/1), ibraz
edilirse ibraz eden kişiye karşı istirdat davası açabilecektir.
33
Çekte farklı ibraz süreleri olduğu gibi, ileri tarihli çek keşide edilmesi mümkündür
ve ibraz süreleri de çek üzerinde yazılı keşide tarihine göre hesaplanacaktır. Sü-
reler bu hükümlere göre hesaplanacağından, keşidecinin m. 711/3’e göre verdiği
ödemeden men talimatının etkisinin sürdürülmesi için on gün içinde dava açılması
gerektiği ifade edilirse (bu görüş hakkındaki değerlendirmeler için bkz., Narbay,
s. 86; Aker, s. 159) bu on günlük süre içinde senedin kimde olduğu tespit edilmesi
çoğu zaman mümkün olmadığından istirdat davası açacağı kişinin belirlenmesini
beklemek zorunluluğu vardır. Aksinin kabulü keşidecinin m. 711/3’e göre elde et-
tiği korunma en fazla on gün sürecektir. Keşidecinin bunu uzatma imkanı ortadan
kaldırılmış olmaktadır.
34
İstirdat davası açılması çek hamilinin aleyhine bir sorun da yaratmamaktadır. Şöyle
ki; istirdat davasında, çek davalının (hamilin) elinde olduğundan, zilyetliğin ya-
rattığı hak sahipliği karinesi (TMK m. 985/1) onun lehine işleyecek ve Türk Me-
deni Kanunu’nun m. 3/1 uyarınca iyi niyetin arandığı hallerde onun varlığı asıl
olduğundan, davacı (keşideci), senedin rızası olmaksızın elinden çıktığını ve ayrıca,
davalının kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispatlamak zorunda
makaleler Vural SEVEN
295TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
Ancak, kendiliğinden hak aldığını ileri süren kimseye (keşideciye)
karşı, çek hamilinin karşılıksız çek keşide etmekten dolayı hakkında
şikayette bulunması
35
ve ayrıca hukuk mahkemesinde dava açması
veya takip yapması mümkündür.
36
Muhatap bankaya verilen ödeme-
den men talimatının bu işlemleri durdurması söz konusu değildir.
D. İki Hüküm Arasındaki Temel Farklar
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, mahkeme tarafından verilen
ödemeden men kararları (TTK m. 669) ile keşideci tarafından verilen
ödemeden men talimatı (TTK m. 711/3) arasındaki farkları şu şekilde
sıralayabiliriz:
• TTK m. 669’a göre alınan ödemeden men kararının hukuki ni-
teliği geçici hukuki koruma tedbiri iken, TTK m. 711/3’e göre alınan
ödemeden men talimatının hukuki niteliği kendiliğinden hak almanın
özel bir tipidir. Bu özelliğinden dolayıdır ki, TTK m. 669’da ödemeden
men mahkemeden talep edilirken; TTK m. 711/3’de ise keşideci bizzat
hakkını kendisi almaktadır.
• TTK m. 669’a göre ödemeden men kararı alan hamil, hamili ol-
duğu çek nedeniyle alacaklı konumunda iken, TTK m. 711/3’e göre
ödemeden men talimatı verebilecek tek kişi konumundaki keşideci,
çekin müracaat borçlusu durumundadır.
olacaktır (TTK m. 704). Bununla birlikte burada mülkiyet hakkına dayalı bir talep
söz konusu olduğundan davacı bu iddialarını her türlü delille ispat edebilir.
35
Ayrıca, hamil keşidecinin haksız olarak ödemeden men talimatı verdiği iddiasında
ise TCK m. 158/1, b, f ve h hükümleri çerçevesinde nitelikli dolandırıcılık yapıldığı
gerekçesiyle keşideci hakkında suç duyurusunda da bulunabilir.
36
Çeki elinde bulunduran hamil, çek bedelinin ödemeden men talimatı nedeniyle
ödenmemesi üzerine, ödenmeyen çek bedeli için ihtiyati haciz kararı (İİK m. 257
vd.) alarak keşidecinin mal varlığına hemen el uzatabileceği gibi, kambiyo senetle-
rine mahsus takip yolu (İİK m. 167 vd.) ile keşideci hakkında takip de başlatabile-
cektir. Çünkü bankaya verilmiş olan ödemeden men talimatı ihtiyati haciz kararı
alınmasına veya takipte bulunulmasına engel değildir. Bu durumda keşidecinin ih-
tiyati haciz kararına karşı yapacağı itiraz (İİK m. 265) ve İİK m. 167 vd. hükümlerine
göre İcra Mahkemesi tarafından yapılacak incelemeler sınırlı olduğundan çoğu za-
man takibin devamına engel olamayacak, çek hamiline karşı istirdat davacı açmak
durumunda kalacaktır. Bununla birlikte, ciro zincirinde kopukluk varsa, keşideci,
takibi yapan hamilin yetkili hamil olmadığı iddiası ile İİK m. 170a ve 168/1, b. 3
hükümlerine dayanarak ödeme emrine karşı özel şikayet yoluna başvurarak takibi
iptal ettirebilir.
Vural SEVEN makaleler
296TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
• Çek Kanunu hükümleri açısından bakıldığında, TTK m. 669’a
göre mahkemeden ödemeden men kararı alabilecek kişi olan hamil
şikayetçi/mağdur durumunda iken, TTK m. 711/3’e göre ödemeden
men talimatı verebilecek tek kişi konumundaki keşideci sanık duru-
mundadır.
• TTK m. 669’a göre ödemeden men kararı alan hamilin, bu kara-
rın ayakta kalması için açtığı iptal davası prosedürüne uygun davra-
nışlarda bulunması gerekirken, TTK m. 711/3’e göre ödemeden men
talimatı veren keşidecinin, men kararının etkisini devam ettirmesi için
her hangi bir davranış içine girmesi gerekli değildir.
• Diğer taraftan çekin keşideci elinde iken zayi olması durumun-
da, keşidecinin ibraz süresi sonunda çekten cayması (TTK m. 711/1)
mümkün iken, hamilin böyle bir imkanı söz konusu değildir.
II. ÇEK KEŞİDECİSİNİN ÖDEMEDEN MEN TALİMATININ
CEZA KOVUŞTURMASINA ETKİSİ
A. Genel Olarak
Yukarıda, çek keşidecisinin TTK m. 711/3’e göre verdiği ödeme-
den men talimatının özellikleri ve hukukî niteliği, TTK m. 699 uyarınca
mahkemeden alınan ödemeden men kararıyla karşılaştırılarak ortaya
konulmaya çalışılmıştır. Bu aşamada, çekin ödenmesine engel olan bu
iki farklı hukukî yolun, çek kanunu uyarınca şikayet hakkının kullanıl-
masına engel olan “ihtiyatî tedbir veya ödeme yasağı” kapsamında değer-
lendirilip değerlendirilmeyeceği tartışma konusu yapılacaktır.
B. Çek Kanunu m. 16b/2 Açıklayıcı Yoruma Muhtaç Olup İlgi-
li Hükmün Konusu Sadece Mahkeme Tarafından Verilen İhtiyatî
Tedbir (HUMK m. 101 vd.) veya Ödemeden Men (TTK m. 699) Ka-
rarlarına Özgülenmelidir
Çek Kanunu uyarınca, çekin karşılıksız çıkması halinde şikayet
hakkı, “…ihtiyati tedbir kararı veya ödeme yasağı nedeniyle süresi
içinde ibrazında çek hakkında işlem yapılmaması halinde ise, ihtiyati tedbir
kararının veya ödeme yasağının kalktığı tarihte doğar” (16b/2). Bu hü-
küm uyarınca, bir mahkeme tarafından verilen ve çekin ödenmesine
engel olan ihtiyatî tedbir kararları ve yine, özel olarak bir mahkeme ta-
makaleler Vural SEVEN
297TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
rafından TTK m. 699’a göre verilen ödemeden men kararı etkisini sür-
dürdüğü müddetçe şikayet hakkının kullanılmasına engel olacaktır.
Başka bir ifadeyle, ister genel hükümler uyarınca verilen tedbir karar-
ları (HUMK m. 101 vd) isterse özel olarak TTK m. 699 uyarınca verilen
ödemen men kararı ortadan kalkmadığı sürece, çekin ödenmemesi se-
bebiyle şikayet hakkı kullanılamaz. Bununla birlikte, keşidecinin TTK
m. 711/3’e göre verdiği ödemeden men talimatının yukarıdaki hüküm
uyarınca ödeme yasağı kavramı içinde değerlendirilmesinin mümkün
olmadığı kanaatindeyiz.
Bir ceza kanunu metninin açık ve kesin olduğu durumlarda; başka
bir ifadeyle metnin niyetinin hiçbir duraksamaya yer vermeden anla-
şıldığı durumlarda, hakim metinden ayrılamaz (interpretatio cessat in
claris).
37
Ancak metnin yeterli derecede açık olmadığı durumlarda, ha-
kimin kendisini “sanığın lehinde” hareketle bağımlı görmeyip, metnin
ötesinde yorum araçlarından yararlanarak kanun koyucunun iradesi-
ni belirlemesi gerekmektedir.
38
Aksi halde, salt metne bağlı kalınması
kanun koyucunun gerçek arzusundan ve dolayısıyla, kanunun ama-
cından (latio legis) uzaklaşılmasına neden olacaktır.
Bilindiği üzere, kanun metinleri yorumlanırken, çeşitli araçlara
başvurulur ve bu yorum araçları kanun koyucunun gerçek iradesine
yaklaşılmasını sağlar.
39
Kanun koyucunun iradesinin metinden çıkarılmasını sağlayan yo-
rum araçlarının ilk grubunu kanun metninde kullanılan kelimelerin
anlamı, dilbilgisi ve mantık kuralları oluşturmaktadır.
40
Kanunda “ih-
tiyati tedbir kararının veya ödeme yasağının kalktığı” tarihten itibaren
şikayet hakkının kullanılabileceği belirtilirken, TTK m. 711/3’de “keşideci (…)
37
Dönmezer, Sulhi/Erman, Sahir, Nazarî ve Tatbiki Ceza Hukuku, Umumî Kısım C. I,
İstanbul, 1997, s. 183.
38
Dönmezer/Erman, 184; ayrıca bkz., Erem, Faruk, Ümanist Doktrin Açısından Türk
Ceza Hukuku, C. I Genel Hükümler, Dokuzuncu Bası, Ankara 1971, s. 90; Centel,
Nur/Zafer, Hamide/Çakmut, Özlem, Türk Ceza Hukukuna Giriş, Dördüncü Bası,
İstanbul 2006, s. 86; Demirbaş, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 4. Bası, Ankara
2006, s. 121; Öztürk, Bahri /Erdem, Mustafa Ruhan, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Em-
niyet Tedbirleri Hukuku, 8. Bası, Ankara 2005, s. 58.
39
Dönmezer/Erman, s. 184; Erem, s. 101 vd.; Centel/Zafer/Çakmut, s. 87 vd.; Demir-
baş, s. 121-122; Öztürk/Erdem, s. 60; Özbek, Veli Özer, Yeni Türk Ceza Kanununun
Anlamı (Açıklamalı-Gerekçeli-İçtihatlı), C. I Genel Hükümler (Madde 1-75), 2. Bası,
Ankara 2005, s. 164 vd..
40
Dönmezer/Erman, s. 184; Erem, s. 101; Centel/Zafer/Çakmut, s. 87; Demirbaş, s.
121; Öztürk/Erdem, s. 60; Özbek, 164-165.
Vural SEVEN makaleler
298TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
muhatabı çeki ödemekten menedebilir” ifadesi kullanılmaktadır. İlk bakışta,
keşidecinin ödemeden menedebilmesi; ödeme yasağı çerçevesinde ele alınma-
sına müsaittir. Başka bir ifadeyle, kelimelerin anlamları ve dilbilgisi kuralları
açısından TTK m. 711/3’de yer alan “ödemeden menedebilir” ifadesinin, Çek
Kanunu’nda kullanılan “ödeme yasağı” kapsamında ele alınması mümkün
olabilir. Diğer yandan, aynı yorum aracıyla Çek Kanunu’nda ödeme
yasağının kalkmasından bahsedildiği için ödeme yasağının geçici nite-
likte olduğu; kanunun ödeme yasağının bu geçicilik özelliğine vurgu
yaptığı görülmektedir. Fakat keşidecinin TTK m. 711/3’e göre verdiği
ödemeden men talimatının etkisi belirli bir süreyle sınırlandırılmış de-
ğildir. Bu hukukî koruma yolu, kullanılmasıyla neticelerini gösterir;
başka bir ifadeyle, keşidecinin ödemeden men talimatı geçici bir hu-
kukî korumayı ifade etmemektedir. Bu çerçevede, Çek Kanunu’nda
ödeme yasağının geçici hukukî koruma yoluyla alınabileceği kabul
edilmelidir. Bunun yolu da, ancak mahkemeden genel hükümlere
göre alınan bir ihtiyatî tedbir (HUMK m. 101 vd) kararıyla veya özel
bir geçici hukukî koruma olan TTK m. 699’daki ödemeden men kara-
rıyla mümkün olabilir.
41
Kanun metninden kanun koyucunun amacını anlamayı sağlayan
yorum araçlarının ikinci grubunu, “kanunun genel sistem ve tasnifi”; “ka-
41
Diğer yandan, keşidecinin TTK m. 711/3’e göre verdiği ödemeden men talimatının
öğretideki görüşler çerçevesinde bir ihtiyatî tedbir olduğu kabul edilse dahi; yine,
öğretideki görüşlere uygun olarak talimatın verilmesinden başlayarak on gün için-
de iptal veya istirdat davası açılmalı ve bu dava çerçevesinde, mahkemeden ayrı bir
ödemeden men kararı alınmalıdır. Bu tamamlayıcı merasime uyulmadığı takdirde,
talimatın verildiği tarihten itibaren on gün içinde ödemeden men talimatı etkisini
yitirecektir. Dolayısıyla, Çek Kanunu 16b/2’deki “ödeme yasağının” kalktığı tarih
olarak, ödemeden men talimatının verildiği tarihten itibaren işleyecek on günlük
süre dikkate alınabilir. Görüldüğü üzere, öğretideki görüşlere uygun olarak öde-
meden men talimatının ihtiyatî tedbir niteliğinden bulunduğu kabul edilse bile,
talimatın verilmesinden itibaren on gün içinde dava açılmadığı takdirde, ödeme
yasağı kendiliğinden kalkacaktır. Artık bu tarihten sonra şikayet hakkının kullanı-
labileceği her halükarda kabul edilmelidir. Buna karşın, çek hamilinin ödemeden
men yasağının kaldırılması için genel mahkemelerde dava açmasına gerek yoktur.
Esasında hamilin böyle bir dava açmakta hukukî bir yararı da bulunmamaktadır
ve dolayısıyla, bu tür davaların usulden reddedilmesi gerekir. Zira ister ödeme ta-
limatının etkisinin sürekli olduğu isterse de, ihtiyatî tedbir niteliğinden bulunduğu
için tamamlayıcı bir merasime tâbi olduğu kabul edilsin, ödemeden men talimatı-
nın kaldırılması için yeni bir dava türü yaratmak imkanı yoktur. Öte yandan, bir
davadan bahsedebilmek için bu davanın açılmasına neden olan maddî hukuktan
kaynaklanan bir talep hakkı ortaya konulmalıdır. Sadece, ceza hukuku alanında
hüküm doğuracak şikayet hakkının kullanılması için maddî hukuktan doğan bir
talep hakkından bahsedilemez.
makaleler Vural SEVEN
299TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
nunun amacı (ratio legis)” ve “kanunun yayını hususundaki vesile (occasio
legis)” teşkil etmektedir.
42
İlk olarak belirtmek gerekir ki, kanunun genel sistem ve tasnifinin
yukarıda bahsi geçen hükümler açısından bir açıklayıcı fonksiyonu
bulunmamaktadır.
Diğer yandan borçlu/sanık durumundaki keşidecinin her hangi
bir geçerlilik şekline bağlı olmadan verdiği süresiz etkiye sahip öde-
meden men talimatının, ceza kovuşturmasının başlamasına engel
olarak, karşılıksız çek keşide etme suçunu işlediği iddia edilen sanık/
keşidecinin yargılanmasında engel oluşturması, her şeyden önce Çek
Kanun’un amacına (esas fikrine [ratio legis]) aykırıdır. Çünkü bu kanu-
nun temel amaçlarından birisi de, çek hamilini korumak, karşılıksız
çek keşide eden kişiyi ise cezalandırmaktır. Çek Kanunu m. 16b/2’deki
ödeme yasağı kavramının, keşidecinin TTK m. 711/3’e göre verdiği
ödemeden men talimatını da kapsadığının kabul edilmesi sonuç ola-
rak, sanığın cezalandırılmasının, bir bakıma sanığın kendi iradesine
bırakılması anlamına gelmektedir. Başka bir ifade ile hükmün böyle
yorumlanması, çek hamilini değil, sanık durumunda olacak olan keşi-
deciyi korumakta, hamilden ödemeden men talimatının mahkeme yo-
luyla kaldırılması yoluna sevk etmekle koruması gereken çek hamilini
ise cezalandırmaktadır.
4814 sayılı kanunla Çek Kanunu’na eklenen 16 b maddesinin hü-
kümet gerekçesinde “Şikayet hakkının başlangıç tarihi konusunda ortaya
çıkabilecek tereddütleri gidermek amacıyla, şikayet hakkının başlama tarihi
maddede açıkça gösterilmektedir. Bu düzenlemeye göre karşılığı bulunmayan
veya kısmen karşılığı olan çekin ibrazında ihtiyatî tedbir veya ödemeden men
yasağı nedeniyle işlem yapılmaması halinde bu sürenin ihtiyatî tedbir kara-
rının veya yasağının kalktığı tarihten başlayacağı” belirtilmektedir.
43
Gö-
rüldüğü üzere, söz konusu kanun hükmünün konuluş vesilesi, şikayet
hakkı hususunda bir açıklık yaratmaktır. Ancak ne yazık ki, yukarı-
da açıkladığımız gerekçelerle, Çek Kanunu m. 16b/2’nin yeteri kadar
açık olduğunu söylemeye imkan yoktur. Öte yandan, şikayet hakkının
kullanılması konusunda, bir belirlilik sağlanmak isteniyorsa, söz ko-
nusu hükmün kapsamının, yargı organları tarafından verilen tedbir
42
Dönmezer/Erman, s. 188; Erem, s. 101-102; Centel/Zafer/Çakmut, s. 88; Özbek, s.
165-166.
43
Hükümet gerekçesi için bkz., Eriş, s. 908, dn. 1.
Vural SEVEN makaleler
300TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
veya ödemeden men kararları olarak sınırlandırılması gerekmektedir.
Keşidecinin ödemeden men talimatının hukukî niteliği konusunda bir
görüş birliği bulunmadığı için bu talimatın ne zaman kalkacağı veya
etkisinin belirli bir süreyle sınırlı olup olmadığı açıkça ortaya konu-
lamamaktadır. Dolayısıyla kanun koyucunun ödemeden men tali-
matının ne şekilde ortadan kalkacağını belirtmeden; şikayet hakkının
ancak bu talimatın etkisinin ortadan kalkmasıyla birlikte kullanılaca-
ğını kabul etmek; dahası bu yolla, bir belirlilik yaratıldığını söylemek
mümkün değildir.
Ceza hukuku normunun yorumu, uygulanan araç ve yöntem ne
olursa olsun daraltıcı veya genişletici olabilir.
44
Başka bir ifadeyle, Ka-
nun Koyucu’nun gerçek amacına ulaşabilmek için ceza hukuku nor-
mu, genişletici olarak yorumlanabileceği gibi daraltıcı olarak da yo-
rumlanabilir.
45
İnceleme konumuz açısından ve yukarıda açıklanan
gerekçelerle, Çek Kanunu m. 16b/2’de yer alan “ödeme yasağı” ifadesi-
nin dar yorumlanarak, sadece TTK m. 669 uyarınca mahkemeler tarafın-
dan verilen ödeme yasaklarının bu ifadenin kapsamında ele alınması
gerekir.
SONUÇ
1. Çekin rıza dışı elden çıkması halinde, (TTK m. 730/20 atfıyla)
TTK m. 669’a göre mahkemeden ödemen men yasağı kararı alınabi-
leceği gibi keşideci TTK m. 711/3 uyarınca ödemeden men talimatı
yoluyla da çek bedelinin ödenmesine engel olabilir.
2. TTK m. 669 uyarınca mahkeme tarafından verilen ödemeden
men yasağı geçici hukukî koruma niteliğinde bir (özel bir ihtiyatî) ted-
birdir. Diğer yandan, keşidecinin TTK m. 711/3’e göre verdiği öde-
meden men talimatının hukukî niteliği konusunda öğretide tartışma
mevcuttur. Öğretideki görüşlerin bir kısmı, ödemeden men talimatını
esas itibariyle havaleden rücu olarak görürken; diğer görüş, bu talima-
tın ihtiyatî tedbir mahiyetinde olduğunu kabul etmektedir. Ancak, bu
görüşlerin dışında, ödemeden men talimatının kendiliğinden hak almanın
özel bir görünüş biçimi olduğu kanaatindeyiz.
3. Çek Kanunu’na 4814 sayılı kanun ile yapılan değişiklik ile ek-
44
Özbek, s. 168.
45
Özbek, s. 168-169; Erem, s. 98; Centel/Zafer/Çakmut, s. 92-93.
makaleler Vural SEVEN
301TBB Dergisi, Sayı 70, 2007
lenen ve çek hamilinin şikayet hakkını kullanılmasına engel olan m.
16b/2’deki “ödeme yasağı” ifadesinin, geniş bir yoruma müsait olduğu
görülmektedir. Fakat bu suretle kanunun amaçlamayı istediği anlam-
dan uzaklaşılmış olması nedeniyle, ödeme yasağı kavramının amaçla-
nan anlama kadar daraltılarak yorumlanması gerekir. Esasen Kanun
Koyucu’nun amacı da TTK m. 711/3’ü kapsam alanına dahil etmek
değildir. Çünkü hükme bakıldığında, “ihtiyati tedbir kararı veya ödeme
yasağı” ifadesi yan yana kullanılarak birinin diğerinin alternatifi oldu-
ğu gibi bir anlam verilerek bir bakıma bu ikisinin aynı “nitelikte” ol-
duğu (dolayısıyla, bu hususta mahkeme kararına ihtiyaç duyulduğu)
vurgulanmaya çalışılmıştır. TTK m. 711/3’e göre keşideci tarafından
verilen ödemeden men talimatının hukuki niteliği ise geçici hukuki
koruma (ihtiyatî tedbir) niteliğinde olmadığından, m. 16b/2’deki “öde-
me yasağı” kavramı kapsamında değerlendirilemeyecektir.
Sonuç olarak, borçlu/sanık durumundaki keşidecinin TTK m.
711/3’e göre her hangi bir geçerlilik şekline bağlı olmadan verdiği sü-
resiz etkiye sahip ödemeden men talimatının, ceza kovuşturmasının
başlamasına engel olarak, karşılıksız çek keşide etme suçunu işlediği
iddia edilen sanık/keşidecinin yargılanmasında engel oluşturmaması
gerekir. Aksinin kabulü, sanığın cezalandırılmasının, bir bakıma sanı-
ğın kendi iradesine bırakılması anlamına gelmektedir.