Musatafa ÖZEN hakemli makaleler
∗
Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Ana-
bilim Dalı araştırma görevlisi.
132TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
I. GENEL OLARAK
1926 yılından beri yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Ka-
nunu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı kanun ile yü-
rürlükten kaldırılmış bulunmaktadır. 5237 sayılı yeni kanun, özelikle
ceza hukukunun genel hükümlerinde ciddi değişikler getirmiştir. Biz
bu çalışmamızda, yeni kanunun fikri içtima konusunda, önceki kanun
döneminde bulunan tartışmalı konulara yeni bir bakış açısı getirip ge-
tirmediğini inceleyeceğiz.
Kural olarak, ceza hukuku anlamında her netice bağımsız bir suç
anlamına gelir. Örneğin, Ceza Kanunu’nun 81. maddesinde kasten öl-
dürme suçu düzenlenmiştir. Buna göre, bir kişinin kasten öldürülme-
si, tek bir suçu oluşturur. Ancak bazı durumlarda, istenilen neticeden
başka farklı birden çok netice meydana gelebilir. Gerçekten, bazı du-
rumlarda, yapılan bir hareketle birden çok netice meydana gelebile-
ceği gibi, yapılan birden çok hareketle bir netice meydana gelebilir.
Ceza hukukunu ilgilendiren birden çok neticelerin ayrı ayrı suç kabul
edilip, her bir neticeye, kanunda öngörülen yaptırımın uygulanması
sonucunda, cezaların toplanarak tek bir cezanın verilmesine cezaların
içtimaı denir. Ancak, kanun koyucu izlediği suç siyaseti çerçevesinde,
birden fazla ve her biri farklı bir kanun maddesini ihlal eden neticenin
meydana geldiği bazı özel koşullarda, bağımsız suçlardan birini diğe-
rinin içinde adeta eriterek tek bir suç kabul etmektedir. Bu tip içtimaya
suçların içtimaı denir. İnceleme konumuz suçların içtimaı türlerinden
CEZA HUKUKUNDA FİKRİ İÇTİMA
Mustafa ÖZEN
*
hakemli makaleler Musatafa ÖZEN
133TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
biri olan fikri içtima olduğu için cezaların içtimaı konusuna girmeyece-
ğiz. Suçların içtimaı konusunda da, fikri içtimayı açıklamak bakımın-
dan zorunlu hissettiğimiz kadarıyla, diğer suçların içtiması kapsamına
giren durumlardan kısaca bahsedeceğiz.
II. SUÇLARIN İÇTİMAI
İçtima kelimesi, Arapça bir kelime olup toplama, bir araya getirme
anlamına gelmektedir. Konuya girmeden önce hemen belirtmek gere-
kir ki, içtima kelimesinin kanunda tekrar düzenlenmiş olması, izlediği
dil açısından oldukça çelişkili bir durum oluşturmaktadır. En basit bir
örnek olarak, 765 sayılı yasanın 456. maddesinde düzenlenen kasten
müessir fiil suçunda yer alan ‘müessir fiil’ terimi kaldırılmış ve bu teri-
min yerine öz Türkçe bir terim olup 86. maddede düzenlenen kasten
yaralama suçundaki ‘yaralama’ terimi kullanılmıştır. Aynı şekilde 80.
maddede, açıkça belirtilmemiş olsa da, öğreti ve uygulamada yerleş-
miş bulunan ‘müteselsil suç’ terimi kaldırılmış ve onun yerine ‘zincirleme
suç’ terimi kullanılmıştır. Buna benzer birçok örnek vermek mümkün-
dür. Konumuz açısından da aynı yol takip edilerek fikri içtima yerine,
‘şekli birleşme’ terimini kullanabilirdi. Suçların içtimaı; aslında birden
çok suç bulunmasına rağmen, farklı gerekçelerle, tek suçtan cezai so-
rumluluğun benimsenmesi durumudur. Suçların içtimaı kapsamına
giren her bir durumun yapısı ve gerekçesi birbirinden farklı olmak-
la birlikte, ortak noktası, tek suçtan sorumluluğun benimsenmesidir.
Suçların içtimaı, 5237 Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kısmının beşinci
bölümünde suçların içtimaı başlığı altında düzenlenmiştir. Bu düzen-
lemede, 42. maddede, bileşik suç, 43. maddede, zincirleme suç ve 44.
maddede fikri içtima’ya yer verilmiştir. Suçların içtimaı kapsamında-
ki suçlar, aslında, kanunda tek başına ayrı birer suç olarak düzenlen-
mişlerdir. Ancak, kanun koyucunun izlediği suç politikası gereği bu
suçlar, ya tek bir suç içinde erimişlerdir ya da bir suçun unsuru veya
ağırlatıcı nedeni olmuşlardır.
Suçların içtimaı konusunda asıl mesele, istenen bir netice için ya-
pılan hareketin istenen neticeyle birlikte birden çok başka neticeye se-
bebiyet vermesi halinde, failin nasıl cezalandırılacağıdır. Bu konuda
dört farklı ihtimal düşünülebilir.
Musatafa ÖZEN hakemli makaleler
134TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
1. Fiil tek ve netice tektir.
2. Fiil tek ama netice birden çoktur. Birden çok netice, farklı veya
aynı olabilir.
3. Fiil birden çok ama netice tekdir.
4. Fiil birden çok ve netice de birden çoktur.
1. Örnekte, her hangi bir sorun söz konusu değildir. Çünkü, iste-
nen netice tekdir ve tek netice gerçekleşmiştir. Kişi sadece gerçekleşen
tek neticeden sorumlu olacaktır.
2. Örnekte, fiil tek ama netice birden fazladır. Failin hangi neti-
celerden ve nasıl sorumlu olacağı sorunu, 44. maddede düzenlenen
ve inceleme konumuzu oluşturduğu için aşağıda ayrıntılı bir şekilde
inceleyeceğimiz fikri içtima kapsamında çözümlenmeye çalışılacaktır.
3. Örnekte, fiil birden çok ama netice tekdir. Burada, fiillerin aynı
zamanda ve aynı amaca yönelmiş olmaları halinde çokluğunun öne-
mi olmadığı ve istenen netice meydana geldiği için sadece gerçekleşen
neticeden sorumluluk yoluna gidilecektir.
1
Pek doğaldır ki, hareketler-
den her biri farklı farklı neticelere yönelmiş ise gerçekleşmeyen netice-
ler açısından teşebbüs hükümleri uygulanabilecektir.
4. Örnekte, hem hareket hem de netice birden çoktur. Bu ihtimal-
de, eğer birden çok fiil, daha önce verilen bir karar üzerine gerçekleş-
tirilmişse, gerçekte suç çokluğu olmasına rağmen, kararda birlik esas
alınarak, zincirleme suç kabul edilecektir. Gerçekleştirilen fiiller ara-
sında, karar birliği yok ise, her bir fiilin neden olduğu netice sayısınca
suç olup, gerçek içtima kuralları uygulanacaktır.
III. FİKRİ İÇTİMA TERİMİ
Türk Ceza Kanunu’nun 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima;
aslında şekli, görünüşte ya da düşünsel anlamda birleşme anlamına
gelir. Fikri içtimayı düzenleyen 44. madde, ‘İşlediği bir fiil ile birden fazla
farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı ge-
1
Giovanni Fiandaca/Enzo Musco; Diritto Penale, Parte Genrale, Bologna, 1995, s.
595.
hakemli makaleler Musatafa ÖZEN
135TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
rektiren suçtan dolayı cezalandırılır’ şeklindedir. Bu düzenlemeye göre
fikri içtima, bir fiil ile kanunun birden çok ve farklı hükümlerinin ihlal
edilmesi ve faile en ağır cezanın verilmesi anlamına gelir.
IV. FİKRİ İÇTİMANIN HUKUKİ NİTELİĞİ
Fikri içtimanın hukuki niteliği konusunda değişik fikirler ileri sü-
rülmüştür. Gerçekten, ortada tek bir fiil bulunmasına karşın birden
çok ve farklı kanun maddesinin ihlal edilmesi halinde failin hangi suç
veya suçlardan nasıl cezalandırılacağı önemli bir sorundur. Bu soru-
nun çözümü için, belli hukuki esaslara dayanmak gerekmektedir. Bu
konuda öğretide farklı görüşler bulunmaktadır.
Bu görüşlere kısaca bakmak gerekirse;
1. Gerçekte tek suçun olduğu görüşü: Bu görüş taraftarlarına göre,
fikri içtima halinde, aynı geçitli suçlarda olduğu gibi tek suç vardır.
Suçlardan daha hafif olanı daha ağır olanının içinde erimiştir. Bu gö-
rüşte olan yazarlar, aslında ortada iki ayrı suçun olduğunu kabul et-
mektedirler.
2
2. Görünürde tek suçun olduğu görüşü: Bu görüş taraftarlarına
göre, aslında ne kadar suç işlenmişse o kadar suç vardır. Yani, suç ola-
rak nitelendirilebilecek netice sayısı kadar suç vardır. Ancak, maksada
uygunluk düşüncesinden dolayı, en ağır cezadan sorumluluk yoluna
gidilmektedir.
Gerçekte tek suçun olduğunu savunan yazarlar, bu görüşlerini
farklı temellere dayandırmaktadırlar.
Bunlardan ilki, fikri içtimada tek suçtan dolayı sorumluluğa git-
menin sebebi, faildeki kastın tekliğidir. Fail, aslında hareketini yapar-
ken tek suç işlemek istemektedir. Bu görüş taraftarları kasttaki birliği,
nedensellik bağı ile birlikte değerlendirirler. Buna göre, dış dünyada
ne kadar değişiklik varsa o kadar da nedensel değerli fiil vardır. Dış
2
Kayıhan İçel, Fikri İçtima Üzerinde Bir İnceleme”, İ.H.F.D., 1964, Cilt XXX, Sayı 1-2,
s. 173.; Sulhi Dönmezer /Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Genel Kısım,
Cilt II, İstanbul, 1999, s. 376.
3
Nurullah Kunter; “Fikri İçtima Sebebiyle Suçların Birleştirilmesi”, İ.H.F.M., 1948,
Cilt XIV, Sayı 1-2, s. 369.; İçel; Fikri içtima üzerinde bir inceleme, s. 174-175.; Dön-
mezer/Erman; a. g. e., s. 376.
Musatafa ÖZEN hakemli makaleler
136TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
dünyadaki değişiklik yaratan hareketin temelinde bir kast vardır.
Bu görüşe katılma mümkün değildir. Her şeyden önce, dış dünya-
da değişiklik yaratan her hareket kasten yapılmış sayılamaz. Böyle bir
kabul, taksirli suçları yok saymak anlamına gelir. Mesela, düşmanını
vurmak için ateş eden kişi, hiç öngörmediği halde, arka bahçede çalış-
makta olan bir başka kişiyi de öldürürse, dış dünyada meydana gelen
değişiklik iki tanedir ve failin her iki netice açısından kastı aynı değil-
dir veya görüş taraftarlarının ifadesi ettikleri gibi, neticeleri doğuran
harekete geçmedeki kararı aynı değildir.
İkincisi ise, fikri içtima kapsamına giren birden çok netice arasında
zorunlu olarak bir bağ vardır. Bu bağ, birden çok neticeyi bir netice
haline getirmiştir.
Suçlar arasında zorunluluk, ayrılabilir zorunluluk ve ayrılamaz
zorunluluk olarak iki şekilde değerlendirilebilir.
S
Mesela, bir kişiyi
aşağılamak kastıyla tokat atılması halinde, ortada hem 125. maddede
düzenlenen hakaret suçu hem de 86. maddede düzenlenen kasten ya-
ralama suçu işlenmiştir. Buradaki zorunluluk, ayrılmazdır. Ancak, bir
kişiyi evinin içinde iken öldürme durumunda konut dokunulmazlığı-
nı ihlal suçu öldürme suçunun işlenmesi açısından zorunlu bir neden
olmadığı için, fikri içtima düşünülemez.
Üçüncüsü, failin amacına üstünlük tanıyan görüştür. Bu görüş
taraftarları da, kendi içinde amaç suç-araç suç ayrımı ve yakın amaç
ayrımı yapmaktadırlar. Fail, amaç suçu işlemek için araç suçu işlemiş-
se, burada araç suç, amaç suçun içinde erimektedir. Dolayısıyla fail,
amaç suçtan cezalandırılacaktır.
Ancak, araç suçun cezası daha ağır
olursa kanunun 44. maddesiyle bu görüşün çelişeceği açıktır. Yakın
amaç, uzak amaç ayrımında, failin yakın amacına ağırlık verilmekte-
dir. Mesela, TCK’nın 102. maddesi gereğince, bir kişinin zorla herkesin
görebileceği bir meydanda ırzına geçilmesi halinde, ortada iki fark-
lı suç vardır. Bunlardan biri, 102. maddede düzenlenen cinsel saldırı
suçu, diğeri, 225. maddede düzenlenen hayasızca hareketlerde bulun-
mak suçudur. Bu olayı göz önüne aldığımızda, bu görüş yandaşlarına
göre, failin yakın amacı, zorla cinsel ilişkiye girmektir. Dolayısıyla bu
4
Dönmezer/Erman, a. g. e., s. 379.
5
Dönmezer/Erman; a. g. e., s. 380.
S
Kunter, a.g.m, s. 373.
T
Dönmezer/Erman, a. g. e., s.. 377.
hakemli makaleler Musatafa ÖZEN
137TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
maddeden ceza almalıdır. Bu görüşe ilk önce, failin yakın amacının
belirlenmesinin güç olduğu, ikinci olarak da, yakın amaç olarak değer-
lendirilen suçun, uzak amaç olarak değerlendirilen suça oranla daha
hafif ceza öngörmesi halinde 44. maddeyle çelişeceği gerekçeleriyle
katılmak mümkün değildir.
Görünürde tek suçun olduğunu savunan görüş taraftarlarına göre,
her suç, bir değerin ihlalidir. Ortada birden çok değerin ihlali varken,
sırf birden fazla değerin ihlal hareketinin temelinde yatan ortak bir un-
sur olan fiilin tekliğinden hareketle, tek suçun olduğunu kabul etmek,
suçla ihlal edilen değere önem vermemek anlamına gelir. Bu nedenle
ihlal edilen her bir suç tipi, kendi bağımsız değerini korumalıdır.
An-
cak, bu kabul, suç politikası gereğince, kişinin tek ve en ağır suçtan
cezalandırılmasına engel değildir.
Dönmezer/Erman’a göre, Fikri içtimanın kabul edilmesi ve dola-
yısıyla birden çok kanun maddesinin ihlal edilmesine rağmen faile tek
ama en ağır suçtan ceza verilmesinin nedeninin, yukarıda açıklanan
görüşlerle izahının mümkün değildir. Fikri içtimanın kabulünün te-
melinde, toplumsal düzeni ihlal eden, toplumsal barışı bozan irade-
deki tekliktir yatmaktadır.
9
Bu görüş kabul edilecek olursa, toplumsal
düzeni ihlal iradesi niteliğini taşıyan bir kurşunla, birden çok kişinin
ölümü halinde, fikri içtimayı kabul etmek gerekir.
Bu genel değerlendirmeden sonra Türk Ceza Kanunu’ndaki mev-
cut düzenleme ışığında fikri içtimayı incelemek gerekir.
Fikri içtima Türk Ceza Kanunu’n 44. maddesinde, ‘İşlediği bir fiil ile
birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır
cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır’ şeklinde düzenlenmiştir. Bu
düzenlemeye bakıldığında, fikri içtimanın olabilmesi için;
1. Bir fiil olmalı
2. Bu bir fiil ile kanunun birden fazla farklı hükmü ihlal edilmeli
3. Bu birden fazla farklı suçlardan en ağırından cezai sorumluluk
yoluna gidilmeli
8
Dönmezer/Erman, a.g.e, s. 381.
9
Dönmezer/Erman, a.g.e, s. 383.
Musatafa ÖZEN hakemli makaleler
138TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
1. Bir fiilin işlenmesi
Birinci koşula göre, fikri içtimadan bahsedebilmek için bir fiilin iş-
lenmesi gerekir. Öğretide ve uygulamada konuyu sorun haline getiren
esas nokta, fiile yüklenen anlamlardaki farklılıktır. Yürürlükten kal-
dırılan 765 sayılı kanunun fikri içtimayı düzenleyen 79. maddesinde
fikri içtima, ‘İşlediği bir fiil ile kanunun muhtelif ahkamını ihlal eden kimse
o ahkamda en şedit cezayı tazammum eden maddeye göre cezalandırılır’ şek-
linde düzenlenmişti. 765 sayılı kanunun 79. maddesinde de ‘işlediği bir
fiil’den bahsedilmekteydi. Dolayısıyla bu yasanın yürürlükte bulun-
duğu zamandaki tartışma bugün de hala geçerliliğini korumaktadır.
5237 sayılı yasa, bu anlamda sorunu çözümleyici bir yenilik getirme-
miştir. 5237 sayılı yasanın getirdiği yenilik, 765 sayılı yasanın ‘kanunun
muhtelif ahkamını ihlal eden kimse’ ifadesi yerine, ‘birden fazla farklı su-
çun oluşmasına sebebiyet veren kimse’ ifadesini kullanmış olmasıdır. Tek
fark, 5237 sayılı yasanın, sadece ‘birden fazla’ ifadesini kullanmasında
yatmaktadır. Ancak, zaten bu anlam, eski yasanın düzenlemesinden
çıkmaktadır. Dolayısıyla öze ilişkin bir fark yoktur.
Fiil kelimesi, hareket ve bu hareketin doğurduğu netice ile bu iki
unsur arasındaki nedensellik bağının toplamından oluşur. Dolayısıy-
la, dış dünyada değişiklik meydana getirip ceza hukuku anlamında
bir değer ifade eden fiil icrai veya ihmali şekilde gerçekleştirilebilir.
10
Sorun, fiile anlam verilirken bu unsurlardan hangisinin temel alınaca-
ğıdır. Bu konuda, iki faklı görüş ileri sürülmektedir. Bir kısım yazarlar,
fiil teriminden hareketi diğer bir kısım yazarlar ise, neticeyi anlamak-
tadırlar.
11
Fiil kelimesinden hareketi anlayanlara göre, fikri içtimanın olabil-
mesi için fiil kelimesinden hareket anlaşılmalıdır. Buradaki hareket,
ceza hukuku alanında bir anlam ifade eden harekettir. Ulaşılmak is-
tenen hedefe varmada doğal bir bağ içinde bulunan birden çok ha-
reket tek hareket sayılır. Bu fikre göre, bir kişiyi öldürmek için atılan
kurşun, hedeflenen kişi ile birlikte bir başka kişiyi yaralaması halinde,
fikri içtima kabul edilecektir.
12
Hemen belirtmek gerekir ki, 5237 sayılı
10
Giuseppe Bettiol, Diritto Penale, Padova, 1978, s. 612.
11
Delitala, Concorso Di Norma e Concorso Di Reati, İn Riv.İt. 1934, s. 104; De Luca,
Concorso Formale Di Reati e Limiti Oggettivi Della Cosa Giudicata Penale, İn Riv.
Process.Pen., 1960, s. 187.
12
İzzet Özgenç, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi, Genel Hükümler, Ankara, 2005, s.
583.; Mehmet Emin Artuk/Ahmet Gökcen /A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Ge-
hakemli makaleler Musatafa ÖZEN
139TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
kanunun konuyu düzenleyen madde gerekçesi, fiil kelimesine hareket
anlamı vermektedir. Kanun, yürürlüğe girdikten sonra, gerekçeden
bağımsızdır. Gerekçe sadece, yorumlamada başvurulabilecek yollar-
dan birini oluşturur. Bu nedenle, fiil kelimesinden, hareket anlamı çı-
karma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Fiil kelimesinden, neticeyi anlayanlara göre, fiilin tekliğinden an-
laşılması gereken neticenin tekliğidir. Buna göre, ceza hukuku alanın-
da bir değer ifade eden ne kadar netice varsa o kadar da fiil vardır.
Dolayısıyla, netice sayısı kadar suç olup gerçek içtima kuralları uy-
gulanmalıdır. Fikri içtimanın oluşabilmesi için, ortada (somut anlam-
da) bir netice olmalı ve fakat kanunun birden fazla farklı hükmü, ihlal
edilmelidir.
13
Bu fikre göre örneğin, bir kişiye herkesin içinde tokat
atılması halinde, fikri içtima gerçekleşmiştir. Çünkü, dış dünyaya yan-
sıyan sadece tek netice olan kasten yaralama suçu işlenmiştir. Fakat
bu somut anlamda tek neticenin yanı sıra, TCK’nın 125. maddesinde
düzenlenmiş hakaret suçu da işlenmiştir. Bu fikri savunanlara göre,
fiilden hareketi anlayan görüş taraftarlarının fikri içtima olarak kabul
ettikleri, yukarıdaki verdiğimiz öldürme olayında, iki ayrı suç vardır
ve gerçek içtima kuralları uygulanmalıdır. Yargıtay, 765 sayılı kanun
döneminde, her iki görüşe uygun kararlar vermişti. Örnek olarak şu
kararları verebiliriz.
‘Sanığın aynı zamanda ve aynı yerde hem dikiliden ağaç kesmesi hem de
düşük ve devrikten emval temin etmesi halinde TCK 79 uyarınca 6831 sayılı
yasanın 91/1 maddesi uygulanmalıdır’.
14
‘Öldürmeye karar verdiği eşine, iki el ateş edip vurduğu esnada müteakip
atışlarına devam ederken, araya giren ve kendisine engel olmak isteyen mak-
tulü öldürdüğü, ona isabetin öngörülebilir olduğu halde maktulü de sakınma-
dan, onu bertaraf etmeye özenmeden maktuleye yönelik atışlarını sürdüren
ve bu sırada vaki kayma –sekme– saptırma gibi herhangi bir arıza nedeniyle
maktulün de vurulmasını gerçekleştiren sanığın fiilinde, TCK’nın 79. mad-
desinin uygulanma yeri yoktur’.
15
Yargıtay, 5237 sayılı kanun döneminde
nel Hükümler, Ankara, 2006, s. 822.; Timur Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler,
Ankara, 2005, s. 448.
13
Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku, Genel Kısım, Ankara, 2005, s. 237.; Hakan Hakeri; Ceza
Hukuku, Ankara, 2005, s. 336 vd.; Giovanni Leone, Del Reato Abituale, Continuato e
Permanente, Napoli, 1933, s. 218.;
14
3.CD., 5.12.2001, 12467/12812; YKD, Şubat, 2003.
15
CGK., 4. 2.1997., 1996/1-3000, 1997/4, YKD, Mayıs 1997.
Musatafa ÖZEN hakemli makaleler
140TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
verdiği kararda, hareket görüşüne üstünlük tanıdığı görülmektedir.
16
Biz de, konuyu açıklamada bazen yetersiz kalsa da fiil kelimesin-
den neticeyi anlayan görüşe katılmaktayız. Çünkü, hareket anlaşılacak
olursa, bir bomba ile bir kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına
neden olunması halinde, fikri içtima kabul edilerek en ağır cezadan
sorumluluk yoluna gidilmesi gerekecektir. Böyle bir sonuç, adalet
duygusuna ciddi zarar verir. Bu konuya son vermeden önce, netice
sebebiyle ağırlaşmış suçlarda fikri içtimanın uygulanıp uygulanmaya-
cağı sorununa değinmek gerekmektedir. Örneğin, A, B’yi yaralamak
kastıyla bir tokat atsa ve fakat, B, kafasını set bir cisme çarparak ölse,
A’nın cezai sorumluluğu nasıl tespit edilecektir? Ortada, ilk önce yara-
lama ve daha sonra ölüm şeklinde kanunun iki farklı hükmü ihlal edil-
mekte ve iki somut netice bulunmaktadır. TCK’nın 23. maddesinde
bu konuya ilişkin açık bir düzenleme bulunmasaydı, konu, meydana
gelen daha ağır neticenin, ilk yaralama fiili sonucu meydana geldiği
tespit edilirse, hareket tek ama netice birden çok olduğundan, fikri içti-
manın varlığına göre çözümlenmelidir. Bu örnekte, hareket görüşüne
katılmak zorunluluğu doğmaktadır.
2. Birden fazla farklı suçun işlenmesi gerekir
Fikri içtimanın olabilmesi için ikinci koşul, bir fiil ile birden fazla
farklı suçun işlenmesi gerekir. Bu duruma, farklı nev’iden fikri içtima
denmektedir.
17
5237 sayılı kanunu 44. maddesinde kabul ettiği, fikri
içtima, farklı nev’iden fikri içtima şeklidir. Bir fiil ile birden fazla aynı
hüküm ihlal edilmesi haline, aynı nev’iden fikri içtima denmektedir.
18
Aynı nev’iden fikri içtima dururumu, 5237 sayılı kanunda, iki fark-
lı şekilde düzenlenmiştir. Zincirleme suçun düzenlenmiş olduğu 43.
maddenin 2. fıkrasına göre, aynı kanun hükmünün birden çok ihlali
16
www. kazanci.com.tr., Y. 8.CD, E. 2006/6963, K. 2006/7019, T. 27.9.2006, ‘Sanığın
Geceleyin Meskun Mahalde Silahla “12” El Ateş Ederek Mağduru Yaralaması/5237
sayılı TCK’nın 86. ve 170/1-C Madde ve Fıkralarında Yazılı Suçları Oluşturacağı
- 44. Maddedeki Düzenleme Uyarınca Sadece En Ağır Cezayı Gerektiren Kasten
Yaralama Suçundan Dolayı Cezalandırılması gerekir’.
17
Bettiol, a. g. e.,, s. 608.; Francesco Antolisei, Manuale di diritto penale, Parte genera-
le, Milano, 1994, s. 474.; Fiandaca/Musco, a. g. e.,, s. 598.
18
Bettiol, a. g. e.,, s. 608.; Fiandaca/Musco, a. g. e.,, s. 598.
hakemli makaleler Musatafa ÖZEN
141TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
halinde zincirleme suç kabul edilecektir. Fakat, 3. fıkrada tek tek sayı-
lan suçlar, istisna tutulmuştur. Bu suçlar; kasten öldürme, kasten ya-
ralama, yağma ve işkencedir. Sonuç olarak, aynı nev’iden fikri içtima
halinde; kasten öldürme, kasten yaralama, yağma ve işkence suçla-
rında, gerçek içtima kuralları uygulanacak, diğer hallerde, zincirleme
suç hükümleri uygulanacaktır. İtalyan Ceza Kanunu’nun konuyu dü-
zenleyen 81. maddesinin 1. fıkrasında, ‘kanunun aynı veya farklı hü-
kümleri’ ifadesine yer verilmesi, İtalya’da aynı ve farklı nev’iden fikri
içtimanın kabul edildiğini göstermektedir. Ancak, İtalyan öğretisinde,
Leone, aynı nev’iden fikri içtimaının, zincirleme suç kapsamında dü-
şünülmesi gerektiği fikrini ileri sürmektedir.
19
5237 sayılı kanun, 765 sayılı kanunun 52. maddesinde düzenlen-
miş olmasının aksine, sapma haline yer vermemiştir. Gerek tek neti-
celi sapma halinde, bize göre, ortada tek netice olduğundan, bir so-
run görünmemektedir. Çift neticeli sapma hallerinde ise, sorun, farklı
nev’iden fikri içtima esasına göre çözümlenecektir. Fikri içtima kapsa-
mındaki suçlardan biri kasten diğeri taksirle işlenebilir.
20
Fikri içtima
kapsamına giren suçların mutlaka aynı anda ihlal edilmesi gerekmez.
Fikri içtimada, suçun mağduru, aynı olabileceği gibi farklı kişiler
de olabilir. Mesela, bir kişiyi tahkir kastıyla herkesin ortasında yum-
ruklanmasında, mağdur kişi, hem hakaret suçunun hem de kasten
yaralama suçunun mağdurudur. Herkesin ortasında zorla bir kişinin
ırzına geçilmesinde, suçun birinci mağduru ırzına geçilen kişi, ikinci
mağduru ise, kamu yararı/toplumdur.
3. Bu Suçlardan En Ağırından Cezai Sorumluluğun
Kabul Edilmesi
Fikri içtima, suçların içtimaının bir türünü oluşturmaktadır. Suç-
ların içitma;
gerçekte birden çok suç olmasına rağmen, farklı mülahazalarla, tek
suçtan sorumluluğun kabul edilmesi halidir. Fikri içtimada da, birden
çok suç bulunmaktadır. Fikri içtimada bulunan birden çok suç, farklı
türdendir. Failin cezai sorumluluğu, farklı suçlardan en ağırı hangi-
19
Leone, a. g. e.,, s. 218.
20
Fiandaca/Musco, a. g. e.,, s. 598.
Musatafa ÖZEN hakemli makaleler
142TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
si ise, ona göre belirlenecektir. Burada karşımıza, suçların en ağırının
tespitinde, somut cezanın mı yoksa soyut cezanın mı esas alınması ge-
rektiği sorunu çıkabilir. Bu konuda her iki görüşü savunanlar olmakla
birlikte, ağırlıklı görüş, soyut cezanın esas alınması gerektiği şeklinde-
dir.
21
V. FİKRİ İÇTİMANIN KABULÜNÜN SONUÇLARI
Fikri içtimanın koşullarının gerçekleşmesi halinde, ceza hukuku
ve ceza muhakemesi hukuk açısından, fikri içtimanın ayrı ayrı değer-
lendirilmesi gerekmektedir.
1. Görevli Mahkemenin Belirlenmesi Açısından
Fikri içtimada görevli (madde yönünden yetkili) mahkemenin be-
lirlenmesi, hangi suça göre yapılması gerektiği sorunu ortaya çıkabilir.
Yüksek görevli mahkeme, alt görevli mahkemenin sanığa sağladığı
güvenceleri de sağladığı, büyüğün küçüğü de kapsadığı düşüncesiyle,
daha ağır suça bakacak mahkeme, madde yönünden yetkili olmalıdır.
2. Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi Açısından
Yetkili (yer yönünden yetki) mahkemenin belirlenmesi, fikri içti-
ma kapsamı içinde işlenen suçlardan hangisinin işlendiği yerin esas
alınacağı ile ilgilidir. Bu durumda, ihtimalli değerlendirme yapmak
gerekir. Eğer, her iki suç aynı yerde işlenmişse, suçların işlendikleri
yer mahkemesi yetkili olacaktır. Eğer, suçların işlendikleri yer farklı
ise, daha ağır suçun işlendiği yer mahkemesi yetkili olmalıdır. Çünkü,
yukarıda değindiğimiz gibi, görevli mahkemenin daha ağır suça göre
belirlenmiş olması, bizi bu sonuca götürmektedir.
3. Zamanaşımı Açısından
Fikri içtima kapsamına giren suçlarda zamanaşımının ne zaman
başlayacağı, hangi suçu esas almakla ilgilidir. Zamanaşımının başlan-
gıcı, eğer bütün suçlar aynı zamanda gerçekleşmişse, suçların işlendiği
21
Fiandaca/Musco, a. g. e.,, s. 606.
hakemli makaleler Musatafa ÖZEN
143TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
zamandan başlayacaktır. Eğer, suçlar farklı zamanlarda gerçekleşmiş-
se, ilk suçun işlendiği zamandan başlamalıdır.
22
Çünkü, hukuk düzeni
ilk kez o zaman ihlal edilmiştir.
4. Af Açısından
Af, kendi içinde genel af ve özel af şeklinde ikiye ayrılmaktadır.
Genel af; kamu davasının bütün neticeleriyle ortadan kaldırmaktadır
(TCK m. 65/1). Bu nedenle, fikri içtima kapsamına giren suçlardan biri,
genel af kapsamına girerse, artık söz konusu suç hiç işlenmemiş sayıla-
cağından, fikri içtimadan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Özel af;
sadece cezayı (ceza ilişkisini) ortadan kaldırır (TCK m. 65/2) . Bu ne-
denle, suçun varlığına engel olmadığından, fikri içtimanın oluşumuna
da engel teşkil etmeyecektir.
5. Şikayet Açısından
Şikayet, takibi şikayete bağlı suçlarda, suçtan zarar gören kişinin,
yetkili makamlara, suç teşkil eden fiilin takip edilmesini istemesidir.
Mağdur hüküm kesinleşinceye kadar şikayetini geri alabilir (TCK m.
73/4). Şikayetin geri alınmasının hüküm doğurabilmesi için, şikayet
edilen kişinin kabulü gerekir (TCK m. 73/6). Fikri içtima kapsamına
giren suçlardan biri şikayete tabi ise, mağdur süresi içinde şikayetini
geri alır ve şikayet edilen kişi de bu geri almayı kabul ederse, artık
soruşturulacak veya kovuşturulacak bir suç kalmayacağından, fikri
içtima da söz konusu olmayacaktır. İhlal edilen diğer hüküm re’sen
kovuşturuluyorsa, şikayetin geri alınmasına rağmen bu suçtan kovuş-
turma yapılır.
6. Uzlaşma Açısından
Uzlaşma, CMK’nın 253. maddesinde düzenlenmiştir. Uzlaşmayı
kısaca özetlemek gerekirse, kural olarak takibi şikayete bağlı suçlarda,
failin suçu kabullenip, mağdura verdiği zararı tamamen veya kısmen
ödemeyi önerir, mağdur da bu teklifi kabul eder ve aralarında anlaşır-
larsa, soruşturma aşamasında, Cumhuriyet savcısı, kovuşturmaya yer
22
Fiandaca/Musco, a. g. e.,, s. 611.
Musatafa ÖZEN hakemli makaleler
144TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
olmadığı, kovuşturma aşamasında ise hakim veya mahkeme, düşme
kararı verir. Fikri içtima kapsamına giren suçlardan biri uzlaşma kap-
samına girer ve taraflar uzlaşırlarsa, artık, soruşturulacak veya kovuş-
turulacak bir suç kalmayacağından, fikri içtima da söz konusu olma-
yacaktır. İhlal edilen diğer hüküm re’sen kovuşturuluyorsa, şikayetin
geri alınmasına rağmen bu suçtan kovuşturma yapılır.
VI. SONUÇ
1. 5237 sayılı kanunu 44. maddesinde kabul ettiği fikri içtima, fark-
lı nev’iden fikri içtima şeklidir. Dolayısıyla, yeni kanun, aynı nev’iden
fikri içtima halini, fikri içtima kapsamı içinde kabul etmemiştir. Aynı
nev’iden fikri içtima hali; 43. madde, iki farklı şekilde düzenlenmiştir.
Buna göre; aynı nev’iden fikri içtima hali kapsamında işlenen, kasten
öldürme, kasten yaralama, yağma ve işkence suçlarında, gerçek içtima
kuralları uygulanacak, diğer hallerde, zincirleme suç hükümleri uygu-
lanacaktır. 765 sayılı kanunda, sadece, farklı nev’iden fikri içtimanın
kabul edildiği şeklinde açık bir hüküm bulunmamakta ve dolayısıyla,
Yargıtay, hem aynı nev’iden fikri içtima hem de farklı nev’iden fikri
içtimayı kabul etmekteydi.
2. 5237 sayılı kanunun konuyu düzenleyen madde gerekçesi, fiil
kelimesine hareket anlamı vermektedir. Kanun, yürürlüğe girdikten
sonra, gerekçeden bağımsızdır. Gerekçe sadece, yorumlamada başvu-
rulabilecek yollardan birini oluşturur. Bu nedenle, fiil kelimesinden,
hareket anlamı çıkarma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Örneğin, A, B’yi yaralamak kastıyla bir tokat atsa ve fakat, B, ka-
fasını set bir cisme çarparak ölse, A’nın cezai sorumluluğu nasıl tespit
edilecektir? Ortada, ilk önce yaralama ve daha sonra ölüm şeklinde ka-
nunun iki farklı hükmü ihlal edilmekte ve iki somut netice bulunmak-
tadır. TCK’nun 23. maddesinde bu konuya ilişkin açık bir düzenleme
bulunmasaydı, konu, meydana gelen daha ağır neticenin, ilk yaralama
fiili sonucu meydana geldiği tespit edilirse, hareket tek ama netice bir-
den çok olduğundan, fikri içtimanın varlığına göre çözümlenmelidir.
Bu örnekte, hareket görüşüne katılmak zorunluluğu doğmaktadır.
3. Fikri içtima konusudna en fazla tartışma, fiil kelimesine verilen
anlamda çıkmaktadır. 5237 sayılı kanun, fikri içtimayı 44. maddede
düzenlemiştir. Bu düzenlemede, ‘işlediği bir fiil ile..’ ifadesine yer ve-
hakemli makaleler Musatafa ÖZEN
145TBB Dergisi, Sayı 73, 2007
rilmiştir. 765 sayılı kanunun 79. maddesinde de ‘işlediği bir fiil’den
bahsedilmekteydi. Dolayısıyla bu yasanın yürürlükte bulunduğu za-
mandaki tartışma bugün de hala geçerliliğini korumaktadır. 5237 sayı-
lı yasa, bu anlamda sorunu çözümleyici bir yenilik getirmemiştir. 5237
sayılı yasanın getirdiği yenilik, 765 sayılı yasanın ‘kanunun muhtelif ah-
kamını ihlal eden kimse’ ifadesi yerine, ‘birden fazla farklı suçun oluşmasına
sebebiyet veren kimse’ ifadesini kullanmış olmasıdır. Tek fark 5237 sayı-
lı yasanın, sadece ‘birden fazla’ ifadesini kullanmasında yatmaktadır.
Ancak, zaten bu anlam, eski yasanın düzenlemesinden çıkmaktadır.
Dolayısıyla öze ilişkin bir fark yoktur.
4. Fikri içtima terimi, kanuna genel anlamda hakim olan, ‘terimle-
rin öz Türkçeleştirilmesi’ felsefesine uymamaktadır. Mesela, müteselsil
suç, müessir fiil terimleri kaldırılmış olmasına rağmen içtima terimi
kaldırılmamıştır. Fikri içtima yerine, ‘fikri birleşme’ denilebilirdi.
KAYNAKÇA
Artuk, Mehmet Emin/Gökcen, Ahmet/Yenidünya, A. Caner, Ceza Hukuku
Genel Hükümler, Ankara, 2006.
Antolisei, F., Manuale di Diritto Penale, Parte Generale, Milano, 1994.
Bettiol, Giuseppe, Diritto Penale, Padova, 1978.
DE LUCA, Concorso formale di reati e limiti oggettivi della cosa giudicata penale, in
Riv. Process.pen., 1960
Delitala, Concorso di norma e concorso di reati, in Riv.it. 1934
Demirbaş, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2005.
Dönmezer, Sulhi/Erman, Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Cilt II, İstanbul,
1999
Fiandaca, Giovanni/ MUSCO Enzo, Diritto Penale, Parte Genrale, Bologna,
1995
Hakeri, Hakan, Ceza Hukuku, Ankara, 2005.
İçel, Kayıhan, “Fikri İçtima Üzerinde Bir İnceleme”, İ.H.F.D., 1964, Cilt XXX,
Sayı 1-2.
Kunter, Nurullah, “Fikri İçtima Sebebiyle Suçların Birleştirilmesi”, İ.H.F.M.,
1948, Cilt XIV, Sayı 1-2.
Leone, Giovanni, Del reato abituale, continuato e permanente, Napoli, 1933
Özgenç, İzzet, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi, Genel Hükümler, Ankara, 2005.
Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku, Genel Kısım, Ankara, 2005.