hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 200973
CEZA MUHAKEMESİNDE
TEHLİKE İÇİNDE BULUNAN
TANIĞIN KORUNMASI
Olgun DEĞİRMENCİ
∗
1. Genel Açıklamalar
Tanık, etkin bir ceza muhakemesinde merkez rollerden birine sa-
hip bir delil kaynağı, ispat aracıdır.
1
Tanığın beyanlarının ceza muha-
kemesinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasındaki önemi, onu ceza
muhakemesinin vazgeçilemez ispat araçlarından birisi haline getir-
mektedir. Bundan dolayı tanığa; muhakemede hazır bulunma (CMK
m. 43), ifade verme (CMK m. 52, 53) ve gerçeği söyleme (CMK m. 53
vd.) gibi birtakım görevler de yüklenmiştir.
Tanıklığın temellerinden birisi samimiyettir. Doğru olarak verilen
ifade ceza muhakemesinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına kat-
kıda bulunacaktır. Bununla birlikte, tanığın genel olarak samimi ol-
madığı, bu açıdan güvenilmez bir delil kaynağı olduğu sıklıkla ifade
edilmektedir.
2
Ceza muhakemesine konu teşkil eden maddi olay, her
∗
Dr., Kara Harp Okulu Askeri Ceza Hukuku öğretim görevlisi.
1
David Bruce, “Danger, Threats or Just Fear”, SA Crime Quarterly, No. 13, Septem-
ber 2005, s. 28; Nicholas R.Fyfe/Heather McKay, “Police Protection of Intimida-
ted Witnesses: A Study of the Strathclyde Police Witness Protection Programme”,
Policing and Society, 2000, Vol.10, s. 278; uluslararası ceza mahkemesinde tanığın
korunmasının önemi açısından bakınız Mohammed Othman, “The Protection of
Refugee Witness by the International Criminal Tribunal for Rwanda”, Internatio-
nal Journal of Refugee Law, October 2002, Vol.:14, No. 4, s. 495 vd; Roberta Arnold,
“Witness Protection Under Swiss Legislation: An Offspring of International Law”,
International Criminal Law 7, 2007, s. 487.
2
Namık Kemal Eğilmez, “Şahadet ve Şahidin Psikolojisi”, Ankara Barosu Dergisi,
1955/1, s. 398; Abdullah Pulat Gözübüyük, “Adli Psikolojisi Yönünden Tanık”,
Adalet Dergisi, 1948/5, s. 545; Mustafa Ruhan Erdem, “Ceza Muhakemesinde Teh-
likede Bulunan Tanıkların Korunması”, İzmir Barosu Dergisi, Temmuz 1995, s. 50;
Şahin, tanık açıklamalarının zaaflarının bulunduğunu ifade etmektedir (Cumhur
Şahin, “Türk Hukukunda Tanık Koruma Hükümlerinin Değerlendirilmesi”, Gazi
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200974
insan üzerinde aynı tesiri göstermediğinden dolayı, tanıklığın değeri,
tanıklık edilecek konunun cinsine bağlıdır.
3
Claparè, tamamen doğru,
samimi ve tarafsız olan tanıklığın bir istisna olduğunu laboratuarla-
rında yaptığı tecrübeye dayanarak söylemiştir.
4
Beccaria da tanıkla-
rın güvenilirliklerini sorgulamış ve tanığa inanılabilirliğin gerçek öl-
çütünün tanığın doğruyu söyleyip söylememekteki çıkarı olduğunu
belirtmiştir.
5
Tanıklıktaki güvenilmezlik; tanıktan kaynaklanan ve tanıktan kay-
naklanmayan sebeplere göre değişmektedir. Tanıklıktan kaynaklanan
sebepler; yalan söyleme ihtiyacı, müşahede hatası, unutma veya yanıl-
tıcı psikolojik sebepler olarak ifade edilebilir. Tanıktan kaynaklanma-
yan sebepler ise tanık üzerinde yaratılan tehdit, cebir veya baskıdır.
6
Tanığın korunması, tanık üzerinde yaratılacak tehdit, cebir ve baskıyı
engelleyerek maddi gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayacak ve suçla,
özellikle organize suçla mücadelede başarıyı artıracaktır. Bu bağlam-
da, tanığın korunmasında kamunun çıkarı mevcuttur.
Tanıktan kaynaklanan sebeplerden dolayı tanığın güvenilmezli-
ğini azaltmaya yönelik tedbirler Ceza Muhakemesi Kanunu’nun çe-
şitli maddelerinde düzenlenmiştir. Tanıklıktan çekinme hakkı (m. 45),
iştigal ettiği mesleği ve sürekli uğraşı nedeniyle tanıklıktan çekinme
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 6, S. 1-2, s. 156); Faruk Erem, Adalet Psikolo-
jisi, Ankara 1988, 8.Baskı, s. 351; Faruk Turhan, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara
2006, s. 159.
3
Eğilmez, s. 398; Gözübüyük, s. 545.
4
Gözübüyük, s. 546, Namık Kemal Eğilmez, “Şahadet ve Şahidin Psikolojisi-II”, An-
kara Barosu Dergisi, 1955/6, s. 26; Cenevre Üniversitesi profesörlerinden Claparè
yaptığı bir çalışmada, sınıfta bulunan 54 öğrenciden her gün geçtikleri koridordaki
pencere sayılarını söylemelerini istemiş ve 54 öğrenciden ancak bir tanesi doğru
olarak cevap vermiştir. Başka bir deneme Faruk Erem tarafından yapılmış ve Adli
Psikoloji dersinde 85 öğrenciye her gün dolaştıkları koridordaki sütun adetleri so-
rulmuş ancak 19 kişi doğru olarak cevap vermiştir (Eğilmez, s. 26).
5
Cesare Beccaria, Suçlar ve Cezalar Hakkında, (Çev.: Sami Selçuk), Haziran 2004, s. 71;
Beccaria, makul her insanın, yani kendi düşünceleri arasında gerçek bir bağ kuran
ve başkalarının duyguları ile kendi duygularını örtüştürebilen her insanın tanık
olabileceğini ifade etmiştir. Ancak Beccaria’ya göre bir suç sözcüklerle işlenmişse
tanığın inanılabilirliği hemen hemen hiç yoktur.
6
Tanık beyanları ile ilgili yapılan psikolojik çalışmalarda tanık beyanlarındaki fark-
lılıklar hata (error) ve hile (deception) başlıkları altında toplanmıştır. Bu konudaki
ayrıntılı bir çalışma için bkz. Siegfried Ludwig Sporer, “Lessons from the Origins
of Eyewitness Testimony Research in Europe”, Applied Cognitive Psychology 22,
2008, s. 737 vd.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 200975
hakkı (m. 46) ve tanığa yemin verdirilmesi (m. 54) tanıktan kaynakla-
nan sebeplerin en aza indirilmesi suretiyle güvenilir bir delil kaynağı
yaratmaya yönelik tedbirlerdir.
Tanıktan kaynaklanmayan sebeplere karşı tanığın korunması
uygulamaları kapsamlı düzenlemeler, sağlam altyapılar ve mali kay-
nağa ihtiyaç göstermektedir. Bu koruma tedbirleri sadece korunan
tanığın hayatında etki meydana getirmemekte, devlete de mali yük
yüklemektedir.
7
Bundan dolayı, gerek koruma tedbirleri uygulanacak
kişi ve suç tipleri gerekse de koruma tedbirlerinin dikkatli seçilmesi ve
uygun düzeyde tedbirlerin uygulanması önem kazanmaktadır.
Tanığın korunmasına ilişkin tedbirler, adil yargılanma hakkı
8
(right
to fair trial) ve bu kapsamda sanık hakları ile de bağlantılıdır.
9
Tanığın
korunmasına ilişkin tedbirler ile sanığın hakları arasında bir denge
oluşturulması, ceza muhakemesinde tanığın korunmasına önem veri-
lirken, hukuk devletinin insan hakları alanında önemli kazanımların-
dan olan sanık haklarının ihlal edilmemesi hususu mutlaka göz önüne
alınması gereken hususlardandır.
Tanık koruma tedbirleri; ceza muhakemesine ilişkin tanık koruma
tedbirleri ve kolluk tedbiri niteliğindeki tanık koruma tedbirleri olarak
ikiye ayrılmaktadır.
10
Çalışmamızda, böyle bir ayırıma gidilmeden,
Tanık Koruma Kanunu’ndaki karma düzenleme esas alınarak tanık
koruma tedbirleri irdelenmiştir. Bir suçun işlenmesinden itibaren baş-
layan süreç olan ceza muhakemesinde tanığın, kendisinden kaynak-
lanmayan ve güvenilirliğini azaltan hususlara dair korunması ince-
lenmiştir. Ayrıca dolaylı yoldan tanığın korunmasını sağlayan duruş-
manın kamuya kapalı yapılması (CMK m. 182 vd.), sanığın duruşma
salonundan çıkarılması (CMK m. 200), duruşmada disiplini sağlamaya
yönelik tedbirler (CMK m. 203 vd.) ve davanın veya duruşmanın nak-
7
Bruce, s. 23.
8
Feyzioğlu, adil yargılanma yerine dürüst muhakeme kavramını kullanmaktadır
(Metin Feyzioğlu, “Suçsuzluk Karinesi: Kavram Hakkında Genel Bilgiler ve Av-
rupa İnsan Hakları Sözleşmesi”, AÜHFD, 1999, C. 48, S. 1-4, s. 135 vd.). Yazarın
bu konudaki gerekçelerine katılmaktayız ancak adil yargılanma kavramını yaygın
kullanımından dolayı tercih etmekteyiz.
9
Othman, s. 496.
10
Faruk Turhan, Ceza Muhakemesinde Tehlike İçindeki Tanıkların Korunması, Türk, Al-
man ve Avusturya Hukuklarında Karşılaştırmalı Olarak, Ankara 2009, s. 24 vd (Tur-
han, Tanıkların Korunması olarak anılacaktır).
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200976
li tedbirlerine (CMK m. 19) değinilmemiştir. Çalışmamızın sınırlarını
aşacağından dolayı; tanık koruma tedbirlerinin alınmasındaki usul,
tanık koruma tedbirlerine karar verecek makamlar, tanık koruma ted-
birlerini uygulayacak adli ve idari yapıların nitelikleri ve tanık koru-
ma tedbirlerinin sona erdirilmesi gibi hususlara da çalışmamızda yer
verilmeyecektir.
2. Tanık Kavramı
Tanık, beş duyu organı ile edindiği bilgiyi mahkemede anlatan
kişidir.
11
Tanık ancak gerçek kişi olabilir, duyu organları ile algılama ve
algıladıklarını ifade etme özelliği sadece insana mahsus bir özelliktir.
12
Tanık, hukuk ve özel olarak ceza davalarında önemli bir delil kaynağı
11
Mesut Ertanhan, Medeni Yargılama Hukukunda Tanık ve Tanıklık, Ankara 2005, s. 48;
Cüneyd Altıparmak, “Türk Hukukunda Tanık Koruma”, Ankara Barosu Dergisi,
Yıl 66, S. 1, Kış 2008, s. 171; “Şahadet, bir kimsenin gördüğünü, işittiğini yetkili
makamlar huzurunda söylemesidir” (Eğilmez, s. 397); “Şahit, nizalı vakıayı, biz-
zat kendi hisleriyle idrak eden ve bu bilgisini hukuk ve ceza davalarında yetki-
li mercilere beyana mecbur üçüncü şahıstır” (Teoman Ergül, “Şahit ve Şahitlik”,
Adalet Dergisi, 1964/9-12, s. 1021); “Tanıklık, taraflardan olmayan bir kimsenin
beş duyusu vasıtasıyla edindiği bilgilerin hakim huzurunda sözle ifade etmesi de-
mektir” (Baha Arıkan, “Tanık”, Ankara Barosu Dergisi, 1962/2, s. 130); “Hukuki
kavram olarak tanıklık, belli vakıalara ait olmak üzere bir kimsenin gördüğünü,
işittiğini ve bildiğini yetkili makamlar önünde bildirmesidir” (Gözübüyük, s. 545);
Özlem Özel, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Tanıkların Korunması”, Dokuz Ey-
lül Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi (Yayımlanmamıştır), İzmir, 2002, s. 4; Serdar
Güngör, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Tanığın Korunması”, Dokuz Eylül Üni-
versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi (Yayımlanmamıştır), İzmir
2007, s. 4; İsa Döner, “Yargıtay Kararları Işığında Ceza Muhakemesi Hukukun-
da Tanıklık”, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi
(Yayımlanmamıştır), İstanbul 1996, s. 19; “Muhakeme konusu olay hakkında beş
duyusu aracılığı ile öğrendiklerini hakime anlatan üçüncü kişilere tanık, bunların
yaptığı açıklamalara da tanık beyanı denir” (Turhan, s. 158, 159); “Tanık; olaylarla
ilgili bildiklerini anlatmak zorunda olan üçüncü kişidir” (Osman Yaşar, Uygula-
malı ve Yorumlu Ceza Muhakemesi Kanunu, Ankara 2007); “Tanık, yargılama-
nın tarafı olmayan ve beş duyusu ile elde ettiği bilgileri hakim önünde anlatan
kişidir” (Veli Özer Özbek/M. Nihat Kanbur/Pınar Bacaksız/Koray Doğan, Ceza
Muhakemesi Hukuku Bilgisi, Ankara 2007); “Tanık, ceza ve hukuk yargılaması sıra-
sında, olayla ilgili bilgileri olan ve bu bilgiler hakkında beyanda bulunan üçüncü
kişilerdir” (Haluk Çolak/Mustafa Taşkın, Ceza Muhakemesi Kanunu Şerhi, Ankara
2007, s. 253); “Tanık, kendisine karşı yürütülmeyen bir ceza soruşturmasında, olay
hakkında beş duyusuyla edindiği algılamaları, sözlü olarak açığa vuran kimsedir”
(Nur Centel/Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku El Kitabı, İstanbul 2006).
12
Feyzioğlu, Tanıklık, s. 77; Ertanhan, s. 49; Ergül, s. 1021.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 200977
vazifesini üstlenmektedir. Vazifesinin öneminden dolayı, Boriac tanık-
lığı, tecrübe ve muhakemeden sonra insan bilgisinin kaynaklarından
üçüncüsü olarak nitelemektedir.
13
Ceza muhakemesinde, yaşanmış
olan maddi olayın yeniden canlandırılması söz konusudur. Bu anlam-
da maddi gerçeğe ulaşmak için tanıktan daha uygun bir ispat vasıtası
mevcut değildir. Bu noktada tanık, adaletin gözü ve kulağıdır.
14
Tanığın hukuki niteliği konusunda bazı yazarlar tanığı delil olarak
kabul etmemektedir.
15
Bu yazarlara göre “delil” ile “delil kaynağı” fark-
lı şeylerdir. Delilde, görevsel bir nitelik bulunmasına rağmen, “delil
kaynağı”nda statik ve bünyevi bir nitelik vardır. Bu kapsamda, Ahmet
ve Mehmet’in tanıklık etmesi durumunda delil, “tanık beyanı”dır. Ah-
met ile Mehmet ise yani tanıklar, “delil kaynakları”dır.
16
Tanık beyanı,
“taraflardan olmayan, fakat olayın tanığı olmuş bir kişinin o olay hakkında
beş duyusu ile edindiği bilgileri sübut konusunda karar verecek olan mahkeme
veya onun yerine duruşma yaparak tanık dinlemeğe yetkili kılınmış bir mah-
keme veya hâkim huzurunda tanıklık ederken yaptığı sözlü beyan” olarak
tanımlanmıştır.
17
Tanık, muhakemede üçüncü kişi durumunda bulunan kimsedir.
18
Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), sanığın tanık olmasını düzenle-
memiş ancak şeriklerin tanıklığına imkân sağlamıştır. Ancak şerik-
ler, yeminsiz dinlenecektir (CMK m. 50). Buna karşılık, anglo-sakson
hukukunda durum farklı şekilde düzenlenmiştir. Müşterek hukukta
(common law), sanığın tanık olarak kabul edilmesi olanaklı değilken
1898 yılında Ceza Delilleri Kanunu (Criminal Evidence Act) ile sanığın
tanıklığı kabul edilmiştir.
19
Belirtmeliyiz ki, sanığın tanıklığı sadece sa-
13
Eğilmez, s. 397; Gözübüyük, s. 545.
14
Eğilmez, s. 399.
15
Nurullah Kunter/Feridun Yenisey/Ayşe Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak
Ceza Muhakemesi Hukuku, Onaltıncı Bası, s. 618; Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesi
Hukukunda Tanıklık, Ankara 1996, s. 26; İlker Hasan Duman, “Tanıklık”, Adalet Der-
gisi, 1984/4, s. 978.
16
Kunter /Yenisey /Nuhoğlu, s. 618.
17
Kunter /Yenisey /Nuhoğlu, s. 661.
18
Bahri Öztürk/Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, 11. Baskı, An-
kara 2007, s. 398; Alp Tekin Taşçı/Gülsen Taşçı, Türkiye’de ve Dünyada Ceza Mu-
hakemesi Hukuku Açısından Karşılaştırmalı Tanıklık ve Tanıkların Korunmasıyla İlgili
Düzenlemeler, Ankara Barosu, Ağustos 2007, s. 11
19
Stewe Uglow, Criminal Justice, Second Edition, London 2002, s. 299; Mike McCon-
ville/Geoffrey Wilson, The Handbook of the Criminal Justice Process, Oxford Univer-
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200978
vunma açısındandır.
Ceza Muhakemesi Kanunu, tanığın dinlenmesinden bahsettiğin-
den dolayı tanık beyanı sözlü olmalıdır (m. 52). Tanık, yazdıklarını
mahkemede okuyamaz. Ancak tanığın hatırlamasına yardımcı olacak
şekilde notlarına bakması mümkündür.
20
Tanığın huzurunda beyanda bulunduğu makam, ispat konusunda
karar vermeye yetkili olan mahkeme veya onun yerine geçmeye yet-
kili kılınan bir organ olmalıdır. Tanığın sözleri ancak tanıklık ederken
“tanık beyanı” adını alır. Diğer hallerde “ifade”den söz edilir ve ifade de
tutanağa geçirilince “beyan” delili değil, “belge” delili olur.
21
Tanık, ceza muhakemesinde maddi olayın açığa çıkarılmasını sağ-
layan kişidir. Tanık, açıklamaları ile hâkime zihninde canlandırmaya
çalıştığı, muhakeme konusu maddi olayın canlandırılmasında yardım-
cı olur. Adeta, hâkimin zihnindeki bomboş tuvale,
22
fırça darbeleri ile
geçmişte yaşanmış olayı resmetmeye çalışır. Beyanları, resmin bazen
tamamını, bazense bir kısmını ortaya çıkarır. Hâkim, zihninde canla-
nan maddi olaya, bir şüpheye yer vermeyecek şekilde vicdani açıdan
kanaat getirdiğinde hükmünü verecektir. Tanığın, bir delil kaynağı
olma özelliği kaybolur veya kesintiye uğratılırsa, geçmişte yaşanan
maddi olay muhakemede yeniden canlandırılamayacak ve bu durum-
da fail ve şerikler fayda sağlayacaktır.
Tanığın beyanlarının tesir altında kalmaması ceza muhakemesinin
amacına ulaşması açısından gereklidir. Bunun için tanığın muhakeme
içinde veya dışındaki süjelerin hukuka aykırı eylemlerinden korunma-
sı gereklidir. Nitekim yerinde olarak ifade edildiği gibi tehdit altında
bulunan bir tanık için üç seçenek vardır; ya yalan tanıklık yapacaktır
ya tanıklıktan kaçınacak ve hukuki sonuçlarına katlanacaktır ya da
sity Press, 2002, s. 199.
20
Belirtelim ki bu kuralın istisnası dilsizler hakkındadır. Dilsiz tanık yazabiliyorsa
yazarak ve imzalayarak, yazamıyorsa işaretlerinden anlayan biri aracılığıyla be-
yanda bulunur (Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, s. 661); Feyzioğlu, “tanık beyanı mut-
laka sözlü olmalıdır” yerine “tanıklık mutlaka beyan yolu ile yapılır” denmesini
savunmaktadır (Feyzioğlu, Tanıklık, s. 79).
21
Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, s. 662; Mahmut Koca, “Ceza Muhakemesi Hukukunda
Deliller”, Ceza Hukuku Dergisi, Aralık 2006, S. 2, s. 216.
22
Benzetme yerinde ise tuval bomboştur çünkü hâkim kişisel olarak edindiği bilgile-
ri kanaatini oluştururken kullanamaz. “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getiril-
miş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir” (CMK.m.217)
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 200979
tanıklık yapacak ve tehdidin gerçekleşmesine razı olacaktır.
23
Her üç
durumda, birey özgürlüklerinin teminatı olan hukuk devleti açısından
risk taşımaktadır. Bu açıdan tanığın, muhakeme içi veya dışı süjelerin
hukuka aykırı eylemlerine karşı korunması önem taşımaktadır.
3. Karşılaştırmalı Hukukta Tanığın Korunması
a. Amerika Birleşik Devletleri
Amerika Birleşik Devletleri’nde tanık koruma programı (witness
protection program), 1970 tarihli Organize Suç Kontrol Kanunu’nun 5.
başlığında yer almıştır.
24
Kanun koyucunun tanık koruma programını
hukuk hayatına dâhil etmesinin sebebi organize suç örgütü üyeleri ta-
rafından tanıkların cebir ve tehdide maruz bırakılmaları endişesidir.
25
Bu sayede, organize suç örgütü liderlerine karşı savcıların delil top-
lama imkânlarının genişletilmesi ve dolayısıyla organize suç ile mü-
cadelenin etkin hale getirilmesi amaçlanmıştır.
26
Amerika Birleşik
Devletleri’nde, tanıkların tanıklık yapmamaları konusunda ikna edil-
meleri kabahat olarak düzenlenmekteydi ancak tanığa cebir ve tehdit
uygulanması durumunda eylem cürüm oluşturmaktaydı. Bu dönemde
yapılan tartışmalarda özellikle cebir ve tehdit uygulanmaksızın tanık-
ların tanıklığının engellenmesi faaliyetlerini cürüm olarak düzenleme,
23
Haris, R.J., “Whither the Witness? The Federal Government’s Special Duty of Pro-
tection in Criminal Proceedings after Piechowicz v.United States”, Cornell Law Re-
view, Vol.:76, 1991, s. 1315 (aktaran Risdon N. Slate, “The Federal Witness Protecti-
on Program: Its Evolution and Continuing Growing Pains”, Criminal Justice Ethics,
Vol.:16, No. 2, Summer 1997, s. 22).
24
Slate, s. 22; Fyfe/McKay, s. 281; Douglas A. Kash, “Hiding in Plain Sight, A Peek
into the Witness Security Program”, FBI Law Enforcement Bulletin, May 2004, s. 26;
Wilhelmina S. Koedam, “Participants in the Federal Witness Protection Program”,
The American Journal of Family Therapy, Vol.:21, No. 4, Winter 1993, s. 362; Belirtelim
ki, 1970’den önce yasal mevzuat bulunmamasına rağmen tanık korumaya ilişkin
uygulamalara Amerika Birleşik Devletleri’nde rastlanmaktadır. Joseph Valachi,
İtalyan-Amerikan mafyasına aleyhine tanıklık etmesinin karşılığında 1963 yılında
tanık koruma programına kabul edilen ilk kişidir (United Nations Office on Drugs
and Crime, Good Practices fort he Protection of Witnesses in Criminal Proceedings Invol-
ving Organized Crime, United Nations, New York 2008, s. 7)
25
Tarik Abdel-Monem, “Foreign Nationals in the United States Witness Security
Program: A Remedy for Every Wrong?”, The American Criminal Law Review, Sum-
mer 2003, Vol. 40, No. 3, s. 1237.
26
Abdel-Monem, s. 237.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200980
mağdur tanıklar için özel hükümler sevk etme, tutuklu ve hükümlü
bulunan tanıklar ve aile içi şiddet olaylarında şiddete uğrayan mağdur
tanıklar gibi özel durumdaki tanıklar ile savunma makamına karşı ya-
pılan gözdağı verme eylemleri üzerine yoğunlaşmıştır.
27
Tanık koruma programı, 1970 yılında başladığı zaman her yıl
ortalama olarak 30-50 kişinin bu programdan yararlanacağı tahmin
edilmiş ancak programa katılan kişi sayısı inanılmaz rakamlara ulaş-
mıştır. 1996 yılı itibariyle 7.000 tanık ve 9.000 aile yakını olmak üzere
toplam 16.000 kişinin tanık koruma programından yararlandığı ifade
edilmiştir.
28
Bu miktara aile bireyleri dâhildir ve her tanık için ortala-
ma 2,5 aile bireyi koruma altına alınmaktadır. Programın Amerikan
bütçesine maliyeti 1997 yılı için 61,8 milyon dolardır ve bu rakamı
20,2 milyon doları programı yürütmekle görevli kişilerin ödemelerine
ayrılmaktadır.
29
Amerikan hukukunda, tanığın tanık koruma programına dâhil
edilmesi için tanık beyanının önemi, aynı beyanın başka bir kimseden
alınıp alınamayacağı, yeniden yerleştirildiği yerdeki topluma getirdiği
riskin belirlenmesi için tanığın psikolojik değerlendirmesinin yapılma-
sı ve yetkililerin tanık koruma programına kabul edilmesi için uygun
olup olmadığına dair görüşlerinin alınması gereklidir.
30
1970 Organize Suç Kontrol Kanunu’nda yer alan tanık koruma hü-
kümleri hem sadece organize suçlar hakkında uygulanmış hem de uy-
gulamada eleştirilere neden olmuştur. Eleştiriler özellikle tanık koruma
programından yararlanan kişilerin, bu programın arkasına sığınarak
bazı suçları işledikleri, borç takiplerinden kaçtıkları yolunda idi. Örne-
ğin 1978-1982 yılları arasında 200 koruma altındaki tanık yeni suçlar-
dan dolayı tutuklanmışlar ve 1984 yılına kadar 10 kişi koruma altında-
ki tanıklar tarafından öldürülmüştür.
31
Bu eleştirilerin sonunda Tanık
27
American Bar Association Journal, “Hearings Probe Problems of Victim/Witness In-
timidation”, Vol. 67, July 1979, 1025 vd; Ağustos 2004’te hazırlanan bir raporda da
tutuklu ve hükümlü bulunan tanıklara dikkat çekilmiş ve tutuklu ve hükümlülerin
iletişimin kaydedilmesi, hücreler arasındaki geçişlere nezaret edilmesi, nakillerin-
de alınması gereken tedbirlere ilişkin bir dizi öneri sunulmuştur (Steve Cooley,
Jailhouse Witness Protection Task Force Final Report, Ağustos 2004, s. 10 vd.).
28
Slate, s. 20; Abdel-Monem, s. 239.
29
Slate, s. 20.
30
Slate, s. 21.
31
Slate, s. 22.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 200981
Koruma Kanunu (The Witness Security Act) 1984 yılında kabul edilmiş-
tir. 1984 Kanunu, tanık korumayı organize suçların yanı sıra bazı ağır
suçlara da genişletmiş ve orantılılık şartı getirmiştir. Buna göre, tanık
koruma kararının kamuya getirdiği risk, ondan elde edilecek faydaya
göre fazla ise tanık koruma tedbirlerine başvurulamayacaktır.
32
Amerikan hukukunda tanık koruma kapsamında tanıklara doğum
kaydı, sosyal güvenlik numarası, ehliyet gibi yeni belgelerin verilmesi;
yeniden yerleşime tabi tutulacak yerin belirlenmesi; tanığın yeniden
yerleşime tabi tutulacak yere nakli ve orada geçimini sağlayacak bir
miktar para yardımı hizmetleri verilmektedir.
33
Son olarak belirtelim ki, sadece ceza davaları değil hukuk dava-
larında da tanıkların ve özellikle büyük şirketlere yönelik davalarda
gizli muhbirlerin korunmasına yönelik hükümler de Amerikan huku-
kunda bulunmaktadır.
34
b. Almanya
Almanya’da tanığın korunmasına ilişkin hükümler, işlenen suç-
tan bağımsız olarak, muhakemenin çeşitli aşamalarında, soruştur-
ma organları ve mahkemeye tanığın korunmasına ilişkin yetkiler
vermektedir.
35
Alınacak tedbir; tehdidin ağırlığı, tanığın maruz kaldığı
tehlike ve özel yoğunlukta bir korumaya ihtiyaç olup olmadığına göre
değişmektedir.
36
Almanya’da yargı uygulaması, tanığın korunması ile savunma
hakkı arasındaki çatışan yararlarında dengelenmesi amacıyla “üç basa-
mak teorisi” olarak adlandırılan bir sistem geliştirmiştir. Orantılılık ilke-
si dikkate alınarak en alt basamaktaki sistemin yeterli olmaması halin-
32
Slate, s. 26.
33
Abdel-Monem, s. 238.
34
Bu konuyla ilgili detaylı bir çalışma için bkz. Ethan D. Wohl, “Confidential In-
formants in Private Litigation: Balancing Interests in Anonymity and Disclosure”,
Fordham Journal of Corporate & Financial Law, 2007, Vol. 12, No. 3, s. 551 vd; Boyd
Mangrum, “Retaliatory Lawsuits and Texa’s Judicial Proceedings Privilege”, The
Review of Litigation, Summer 2003, Vol. 22, No. 3, s. 541 vd.
35
Alman hukukunda tanık koruma tedbirlerine ilişkin yasal mevzuatın gelişimi hak-
kında ayrıntılı bilgi için bkz. Turhan, Tanıkların Korunması, s. 44.
36
Johan Peter Wilhelm Hilger, “Organized Crime/Witness Protection in Germany”,
UNAFEI Resource Material Series No. 58, December 2001, Tokyo, s. 99.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200982
de bir sonraki basamağa geçilmektedir. En alt basamakta tehlikedeki
tanığın duruşmada sorgusu esnasında korunmasına gayret edilmekte-
dir. Bu basamak, ikametin gizlenmesinden, kimliğin saptanmasından
vazgeçilmesine kadar geniş bir yelpaze sunmaktadır (StPO 68). İkinci
gizlilik basamağı tanığın korunmasını güçlendirmekte, tanık naip ya
da istinabe olunan hâkim tarafından sorgulanmaktadır. Üçüncü ba-
samak ise bilgi veren kimsenin kimliğinin mahkeme ve muhakemeye
iştirak edenler için tamamen gizli tutulmasını amaçlamaktadır.
37
Alman Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (StPO) 68. maddesine
göre, resmi sıfatı bulunan tanıklar (görevdeki polis memuru gibi),
ikametgâhı yerine iş adreslerini vermeye yetkilidirler. Bu düzenleme
bir mecburiyet değil, tanığa sağlanan bir haktır. Ancak resmi sıfatı bu-
lunmayan tanıklar için, sorgulamayı yapan mahkeme tarafından, ta-
nığın ikametgâhı yerine iş adresini vermesine yetki verilebilir. Böyle
bir yetkilendirme için tanığa yönelik bir tehdit olmalıdır (StPO 68/2).
İfşası, tanığın veya başka bir kimsenin hayatını, vücut bütünlüğünü
veya özgürlüğünü tehlikeye atması halinde, tanığın kimliği gizli tutu-
labilmektedir. Bu durumda, tanığın kimliği ile ilgili belgeler, savcılıkta
tutulmakta, mahkemeye sunulmamaktadır (StPO 68/3). Belirtelim ki,
kimliğin açıklanmasına yönelik istisna, duruşma esnasında, beyana
esas olan bilgilerin nasıl öğrenildiğine ilişkin sorular karşısında uy-
gulanma kabiliyeti yoktur. Bu durum özellikle, gizli soruşturmacıları
hedeflemektedir.
38
Alman Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 68b maddesi, tanığın sorgu
esnasında haklarını şahsen kullanamayacak durumda olması halinde,
mahkeme tarafından kendisine hukuki danışman atanabileceğini be-
lirtmektedir. Hukuki danışman atanması, bazı ağır cürümlerde, ticari
veya örgüt suçlarında mecburidir.
39
Tanığın duruşmaya katılmasının önünde uzun süreli veya devam-
lı bir engelin olması halinde, mahkeme, naip hâkim ile tanığı sorgula-
yabilecektir. Bu sorgu esnasında, sanık ve müdafi de hazır bulunabilir.
37
Joachim Renzikowski, “Adil Yargılanma ve Anonim Tanık, Avrupa İnsan Hak-
ları Mahkemesi İçtihadı Işığında Tanığında Korunmasında Üç Basamak Teorisi”,
(Çev.: Ali Kemal Yıldız), İn: Adil Yargılanma Hakkı ve Ceza Hukuku, Ankara 2004, s.
266 vd.; Şahin, s. 159.
38
Hilger, s. 100.
39
Hilger, s. 100.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 200983
Alman CMK’nın 247. maddesinde yer alan şartların oluşması duru-
munda, sanık geçici olarak sorgudan çıkarılabilecektir. Ancak, tanığın
hayatı için tehlike olması hali hariç, müdafi hiçbir surette sorgudan
çıkarılamayacaktır. Naip hâkim tarafından yapılan sorgu esnasında
video kaydı yapılabilecek ve bu kayıtlar duruşmada kullanılabilecek-
tir (StPO 223).
40
Hazır bulunması halinde tanığın veya şeriklerden birisinin doğru-
yu söylememesi ihtimali bulunması halinde, mahkeme sanığın mah-
keme salonundan çıkarılmasına karar verebilir. Ancak bu durumda,
mahkeme başkanı, tanığın beyanı hakkında sanığı bilgilendirmelidir.
Tanığın güvenliğinin sağlanması mahkemenin görevidir. Tanık, ceza
muhakemesine katılmaktan dolayı hayatına veya vücut bütünlüğüne
yönelik tüm tehditlere karşı korunmalıdır (StPO 247).
41
Tanık koruma ile ilgili başka bir hüküm, devlet sırlarının korun-
ması konusu ile ilgili düzenlenmiştir. Buna göre, açıklandığı takdirde
devlete zarar verecek bilgileri haiz tanıkların adreslerinin veya isimle-
rinin mahkemeye bildirilmesi yetkili makam tarafından reddedilebile-
cektir. StPO 96 gereğince, polis veya savcılık tarafından, aksi takdirde
korunamayacak bir tanık, duruşmadan yasaklanabilecektir. Tanığın
kimliği ve adresi savcılık tarafından gizli tutulacaktır ve bu tanığın
yerine tanığın soruşturma esnasında ifadesini almış olan polis, savcı
veya hâkim sorgulanacaktır.
42
Alman Tanık Koruma Kanunu’nda da (Zeugenschutzgesetz) tanık
koruma ile ilgili hükümler bulunmaktadır. Bunları kısaca şu şekilde
özetleyebiliriz. Tanığın ifadesi alınırken, muhakemenin herhangi bir
aşamasında kayda alınabilir. Bu kayıt özellikle, duruşma esnasında ta-
nığın ifadesinin alınamaması ihtimalinin mevcut olması veya maddi
gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli olması durumunda zorunludur
(StPO 58a). Tanığın korunmasına ilişkin diğer bir düzenleme, hâkimin,
tanık için ciddi bir tehlike bulunduğu ve başka türlü önlenme imkânı
olmadığı hallerde, tanığın muhakemeye katılan diğer kişilerden ayrı
olarak ifadesini alabileceğidir. Bu durumda, tanığın ses ve görüntüle-
ri, eşzamanlı olarak duruşma salonuna transfer edilmekte, hâkim ve
40
Hilger, s. 100.
41
Hilger, s. 100, 101.
42
Hilger, s. 101.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200984
ifadesi alınan sanık ile diğer kişiler arasında telefon veya telsiz ileti-
şimi sağlanmakta ve savunma avukatına, herhangi bir zamanda soru
sorma hakkı tanınmaktadır (StPO 168e). Aynı şartlar altında, başka bir
yerde bulunan tanığın video-konferans yoluyla ifadesinin alınmasına
da imkân tanınmıştır. İfadesi alınan tanık, duruşma salonunun yanın-
da ayrı bir odada bulunabileceği gibi yurtiçinde veya dışında güvenli
bir yerde de bulunabilmektedir (StPO 168e).
43
StPO 168e, soruşturma
aşamasında video teknolojisi kullanılarak sanığın sorgusunu düzenle-
mektedir. StPO 247a ise duruşma aşamasında tanığın video teknolojisi
ile dinlenmesini düzenlemektedir ve tanık, mahkeme heyeti ile duruş-
mada hazır bulunma hakkına sahip olan diğer kişilerden ayrı bulun-
makta ve mahkeme başkanı duruşma salonunda tanığın bulunduğu
yere canlı yayın yolu ile bağlanarak ifadesini almaktadır.
44
Yukarıda belirtilen koruma tedbirleri ceza muhakemesi esnasın-
da uygulanacak tedbirlerdir. Bununla birlikte, tanığa yönelen tehlike,
muhakeme bittikten sonra da devam etmekte bazen artmaktadır. Buna
yönelik olarak Alman Hukukunda, Polis Kanunu’nda tanık korumaya
ilişkin hükümler bulunmaktadır.
45
Bunlar; tanığın fiziksel korunması,
açık ve gizli olarak çalışan polis görevlileri tarafından izlenmesi veya
eşlik edilmesi (eskortlanması), yurtiçinde veya yurtdışında yeni bir
kimlik verilmesi, geçici bir süre için kendisine yeni bir hayat kurabil-
mesi amacıyla yardım ve para verilmesidir.
46
c. Bosna-Hersek
Bosna-Hersek’te tanık koruma ile ilgili hükümler Ceza Kanunu,
Ceza Muhakemesi Kanunu ile tanık koruma ile ilgili iki özel kanun-
43
Hilger, s. 102.
44
Turhan, Tanıkların Korunması, s. 47.
45
Almanya’da, 1998 Tanık Koruma Kanunu ile beraber Alman adli polisi (Criminal
Police Task Force), tanık korumada uygulanacak taslak bir çerçeve geliştirdi. Bu
durum, federal ve eyalet düzeyinde İçişleri Ve Adalet Bakanlıkları tarafından risk
altındaki tanıkların korunması ile ilgili yönergelerin yayınlanmasına yol açtı. 2001
yılında kabul edilen Risk Altındaki Tanıkların Korunmasının Uyumlaştırılması
(Yeknesaklaştırılması) Kanununa (Act to Harmonize the Protection of Witnesses
at Risk) kadar söz konusu yönergeler tanık koruma programları için ana kaynak
olarak kullanıldı. Mayıs 2003’de, 2001 tarihli Kanun hükümleri yönergeye dâhil
edilerek uygulanmaya başlandı (United Nations Office on Drugs and Crime, s. 12).
46
Hilger, s. 103, 104.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 200985
da düzenlenmiştir. Ceza Kanunu’nun 240. maddesinde, yetkili kişi ta-
rafından veya mahkeme kararı ile gizli bilgi olarak belirlenmiş veya
kanuna göre açıklanmaması gereken bilgilerin veya beyanda bulunan
veya bulunmak üzere olan kişilerin kimliklerinin tespitini gerektirecek
herhangi bir eylemde bulunan veya söz konusu kişilerin kimliklerini
ifşa eden veya dağıtan kişinin cezalandırılması öngörülmüştür.
47
Tanıkların korunmasına ilişkin 2003 yılında kabul edilen Tehdit
Altında ve Hassas Durumdaki Tanıkların Korunması Hakkındaki
Kanun (The Law on Protection of Witnesses Under Threat and Vulnerable
Witnesses) iki grup tanığın koruma altına alınmasını düzenlemekte-
dir. Bunlar tehdit altındaki tanıklar ve hassas durumdaki tanıklardır.
Tehdit altındaki tanıklar, ceza muhakemesine iştirak ettiğinden dola-
yı tehdit, gözdağı veya tanık beyanı ile ilgili benzer eylemler sonucu
kişisel güvenliği veya ailesinin güvenliği tehlike altında olan kişiler-
dir. Hassas durumdaki tanıklar ise suçun konusu oluşturan eylemler
yüzünden fiziksel veya zihinsel olarak sarsıntıya uğrayan kişiler ile
çocuklar ve gençlerdir.
48
2003 tarihli Kanun’da ceza muhakemesi ile ilgili koruyucu tedbir-
ler ve ek koruyucu tedbirler olmak üzere iki tür tedbir düzenlenmiştir.
Ceza muhakemesi ile ilgili tedbirler; Ceza Muhakemesi Kanunu’nun
öngördüğünden farklı bir şekilde tanığı dinleme, mahkemenin tanığın
sorgusu esnasında kontrolü sürekli elde tutması, tarafların rızası ile
taraflar adına tanığa soru sorma yetkisinin mahkeme tarafından kul-
lanılması, tarafların soru sorma hakları ihlal edilmeksizin teknik araç-
larla tanığın sesinin veya görüntüsünün nakledilmesi, tanık beyanı
alınırken sanığın dışarı çıkarılması (bu durumda tanık beyanın alınma
aşaması teknik araçlarla kaydedilmeli ve sanığa sunulmalıdır), soruş-
turma aşamasında alınan ifadelerin okunması, sanığın veya müdafiin
dosyayı inceleme yetkisinin sınırlandırılmasıdır. Ek koruyucu tedbir-
ler ise; tanığın veya ailesinin güvenliğinin tehlikeye düşmesi ihtimalini
haklı çıkaracak nedenlerin bulunması halinde tanığın kişisel bilgileri-
nin korunması, bir paravanın arkasında tanık beyanının alınması, bir
47
Marinco Jurcevic, “Witness Protection in Criminal Proceedings, Past Experince
and Identified Problems”, Presentation from Regional Conference, 3-7.2.2008, Ati-
na, www.tuzilastvobih.gov.ba/files/docs/prezentation_of_Mr._Jurcevic_prose-
cutor_of_BiH.PDF, s. 1 (Erişim : 01 Mart 2009).
48
Jurcevic, s. 2.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200986
paravan arkasında bulunan tanığın teknik araçlarla alınan sesinin veya
görüntüsünün değiştirilerek nakledilmesidir.
49
2004 yılında kabul edilen diğer bir kanun ise Bosna-Hersek’te Ta-
nık Koruma Programı Üzerine Kanun’dur (Law on the Witness Protec-
tion Program in BiH). Bu kapsamda oluşturulan Tanık Koruma Birimi,
tanık beyanında bulunan kişilerin yanı sıra ailelerinin de korunması
görevini yürütmektedir. Kanun kapsamında tanıklara koruma ve
destek tedbirleri uygulanmaktadır. Koruma tedbirleri olarak; fiziksel
veya teknik koruma önlemleri, güvenlik kolaylıkları, Bosna-Hersek’te
yeni bir yerleşimin sağlanması, geçici kimlik değişikliği, başka bir ül-
kede yerleşimin sağlanması ve kişilere koruma ve destek sağlanması
bulunmaktadır. Destek tedbirleri olarak ise hukuki ve mali yardım,
sosyal ve psikolojik destek ve diğer profesyonel yardım hizmetleri
bulunmaktadır.
50
Bosna-Hersek’te 2005 yılında 22, 2006 yılında 82 ve 2007 yılında
155 olmak üzere 2005-2007 yılları arasında toplam 259 tanık için hiz-
met verilmiştir. Bunlardan 2/3’ünü kadın, 1/3’ünü ise erkek tanıklar
oluşturmaktadır.
51
d. İsviçre
İsviçre, tanık koruma ile ilgili mevzuatını geçirmiş olduğu yar-
gısal deneyimler sonucu oluşturmuş ve incelenmesi gereken ülke-
lerden biridir. Tanık koruma ile ilgili hükümler İsviçre’de ilk kez As-
keri Ceza Muhakemesi Kanunu’na 2003 yılında yapılan değişiklikle
eklenmiştir.
52
1990’ların sonunda İsviçre Askeri Mahkemeleri Ruanda’da yaşa-
nan uluslararası suçların yargılamalarını yapmıştır.
53
Bu yargılamalar
esnasında tanıkların korunmasına ilişkin bir dizi işlemler gerçekleşti-
rilmiştir. İsviçre Askeri Mahkemesi, tanıkların Ruanda’dan İsviçre’ye
getirilmesinden, muhakeme esnasında dinlenmelerine, duruşma dı-
49
Jurcevic, s. 3, 4.
50
Jurcevic, s. 5, 6.
51
Jurcevic, s. 7.
52
Arnold, s. 483.
53
Ruanda’da işlenen uluslar arası suçlarla ilgili olarak G ve Niyonteze davaları.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 200987
şında korunmalarına kadar birçok tanık koruma önlemini, mevzuatın-
da yer almamasına rağmen başarıyla uygulamıştır. Bu uygulamaların
sonucu olarak tanık koruma hükümleri üç sütun üzerine inşa edilmiş-
tir; öncelikle tanıkların yaşamlarını ve vücut bütünlüklerini korumak,
ikinci olarak hukuki danışmanlık ve bilgi hizmeti temin etme ve son
olarak bakım ve destek tedbirleri sağlamaktır.
54
İsviçre Askeri Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (İACMK) 98a mad-
desine göre yetkili askeri mahkeme başkanı, tanıkların korunması ile
ilgili olarak koruyucu tedbirler alabilir. Bu koruyucu tedbirler genel
olarak düzenlenmiştir ve mahkemeye geniş bir takdir hakkı verilmiştir.
İACMK’nun 98b-98d maddelerinde ise tanık koruma ile ilgili özel ted-
birler düzenlenmiştir. 98b’de düzenlenen tedbirler olay esaslı ele alınır
ve kamu yararı, orantılılık ve savunmanın hakları da göz önünde tutu-
lur. 98b’de düzenlenen en önemli koruyucu tedbir tanığın kimliğinin
gizlenmesidir. Tanığın kimliğinin gizlenmesi için tanıklık edeceği su-
çun beş yıldan fazla cezayı gerektiren bir suç olması gereklidir (98b/a).
Çoğunlukla bu suçlar Askeri Ceza Kanunu’nun 109. maddesinde dü-
zenlenen ve uluslararası hukukun ağır ihlallerini oluşturan suçlardır.
Tanığın kimliğinin gizli tutulmasına karar verme yetkisi sulh hâkimine
veya yargılamayı yapan askeri mahkemenin başkanına aittir (98c).
Tanığın kimliğinin gizli tutulmasına dair karar ancak Askeri Temyiz
Mahkemesi’nin başkanının onayından sonra bağlayıcılık kazanmak-
tadır. Dolayısıyla, bir tanığın dinlenmesinden önce mahkeme, ifade-
yi alan sulh hâkimi veya başkanın, Askeri Temyiz Mahkemesi’nden
30 gün içinde onay isteyen kararını beklemek zorundadır. Bu karar
kesindir ve geri alınamaz. Kararın verilmesi ile beraber, dava ile ilgi-
li tüm makamları bağlayıcı etki göstermektedir.
55
Tanığın kimliğinin
gizlenmesi ile ilgili karar hukuka aykırı alınırsa, tanığın kimliği gizli
kalmaya devam eder ancak tanık ifadeleri muhakemede kullanılamaz.
Ancak tanık, kimliğinin gizli tutulması hakkından feragat ederse, giz-
lilik kararı bulunmayan bir tanık gibi ifade verebilir.
İACMK’nın 98d maddesinde ise tanığın kimliğinin gizliliğini sağ-
lamaya yönelik diğer tedbirler düzenlenmiştir. Buna göre;
- Sorgulamayı yapan sulh hakimi veya mahkeme başkanı, tanı-
54
Arnold, s. 484 vd.
55
Arnold, s. 492, 493.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200988
ğı tarafların yokluğunda dinleyebilir. Eğer müdafiinin tanıkla ilgili
önemli hususları sanığa bildirme tehlikesi mevcutsa müdafiinin de
bulunmamasına karar verebilir (98d/a),
- Tanığın kimliğinin doğrulanması işlemi tarafların yokluğunda
yapılabilir ve daha sonra tanığın dinlenmesine geçilebilir (98d/b),
- Tanığın kimliği açıklanmaksızın dinlenmesini sağlamak için ta-
nık için takma bir ad kullanılmasına karar verebilir (98d/c),
- Teknik araçlar, makyaj, peruk kullanımı veya sesin değiştirilmesi
gibi tedbirler ile tanık için görsel veya işitsel kalkanlar oluşturabilir
(98d/d),
- İfade alan sulh hâkiminin önünde verilen yeminli tanık beyanı-
nın kullanılmasına karar verebilir (98d/e),
- Savunma avukatlarının, belgelere ulaşma hakkına kısıtlamalar
getirilebilir(98d/f).
56
İsviçre’de halen hazırlanmakta olan ve 2011 yılında yürürlüğe
girmesi beklenen Federal Ceza Muhakemesi Kanunu, hali hazırda
26 kantonda mevcut olan ceza muhakemesi kanunlarını yürürlükten
kaldıracaktır. Söz konusu taslak kanunda, İACMK’nın 98a-d madde-
lerinde düzenlenen tedbirlere benzer tedbirler yer almaktadır. Taslak
kanuna göre tanık koruma kapsamında alınan tedbirler şunlardır;
- İfade vermeme hakkı,
- Tanığın kimliğinin kısmen veya tamamen gizli tutulması,
- Tanık beyanının kapalı duruşmada alınması,
- Tanık beyanının savunma veya iddia makamının olmadığı otu-
rumda alınması,
- Tanığın görsel veya işitsel olarak duruşma ortamından izole edil-
mesi,
- Tanık beyanının görsel veya işitsel iletişim araçları ile duruşma
salonuna nakli,
- Muhakeme esnasında yazılı ifadenin okunması.
57
56
Arnold, s. 494.
57
Arnold, s. 494.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 200989
4. Tanık Korumaya İlişkin Uluslararası Düzenlemeler
Tanık korumaya ilişkin düzenlemelerin ulusal hukuk sistemlerine
dâhil edilmesine yönelik birçok uluslararası sözleşme bulunmaktadır.
Bunlardan özellikle Birleşmiş Milletler düzeyinden yapılan sözleşme-
ler önem kazanmaktadır.
a. Birleşmiş Milletler Düzeyindeki Uluslararası Düzenlemeler
Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin
24. maddesinde tanıkların korunmasına yer verilmiştir. Ülkemizin de
30 Ocak 2003 tarih ve 4800 sayılı Kanun’la
58
onayladığı Sözleşme’ye
göre taraf devletler, Sözleşme’de belirtilen suçlara ilişkin ifade veren
tanıklara ve yakınlarına karşı etkin koruma sağlamak yükümlülüğü
altındadır. Bu tedbirler; fiziksel koruma, yeniden yerleştirme, kimlik-
lerinin ve bulundukları yerlerin açıklanmaması veya açıklanmasına sı-
nırlar getirilmesinin yanı sıra tanık beyanlarının iletişim teknolojisin-
den yararlanılarak alınmasına ilişkin tedbirleri içermektedir. Ayrıca
bu maddede yer alan tedbirler, tanıklık yapmaları halinde mağdurlara
da uygulanacaktır.
Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne
Ek İnsan Ticaretinin, Özellikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenme-
sine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına İlişkin Protokol’ün
59
6 ve
7. maddesinde insan ticareti suçunun
60
mağdurlarının korunmasına
ilişkin hükümlere yer verilmiştir. İnsan ticareti mağdurlarının aynı
zamanda insan ticareti suçunun tanıkları olduğu dikkate alınırsa, söz
konusu hükümlerin dolaylı olarak tanığın korunmasını da kapsadığını
görebiliriz. Protokol; mağdurların özel hayatları ve kimliklerinin ko-
runması, uygun barınma olanağının sağlanması, yasal haklara ilişkin
danışmanlık hizmeti, tıbbi, psikolojik ve maddi yardım ile çalışma, öğ-
58
4 Şubat 2003 tarih ve 25014 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
59
Protokol 30 Ocak 2003 tarih ve 4804 sayılı Kanun ile onaylanmıştır. Kanun, 4 Şubat
2003 tarih ve 25015 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
60
İnsan ticareti suçu hakkında geniş bilgi için bkz. Ahmet Caner Yenidünya, İnsan Ti-
careti Suçu (TCK m. 80), Ankara 2007; Olgun Değirmenci, “Mukayeseli Hukukta ve
Türk Hukukunda İnsan Ticareti Suçu”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 67, Kasım-
Aralık 2006, s. 57 vd.; Türk Hukukunda İnsan Ticareti Suçu El Kitabı, Türkiye’nin
İnsan Ticareti ile Mücadele Çabalarının ve Tüm İnsan Ticareti Mağdurlarının Ada-
lete Erişimlerinin Desteklenmesi AB Hibe Projesi, Şubat 2009, Ankara.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200990
renim ve eğitim olanaklarını düzenlemiştir.
Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine
Ek Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Pro
tokol’ün
61
5 ve 16. maddelerinde de mağdurların ve dolayısıyla tanık-
ların korunmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Birleşmiş Milletler bünyesinde Uluslararası Uyuşturucu Madde
Kontrol Programı (UNDCP), 2000 yılında Tanık Koruma Model Ka-
nunu hazırlamıştır.
62
Söz konusu Model Kanun, tanık koruma ile ilgili
ulusal düzenleme yapmak isteyen ülkeler için rehber olması için hazır-
lanmıştır. Söz konusu Model Kanun’un 3. maddesinde tanık koruma
tedbirlerine yer verilmiştir. Bu tedbirler; tanık için yeni bir kimliğin
verilmesi, yeniden yerleşime tabi tutulması, tanığın uyum sağlaması-
na yönelik tedbirlerin alınması, tanığın malvarlığının naklinin sağlan-
ması, makul düzeyde mali yardımın yapılması, tanığın güvenliğinin
sağlanmasına yönelik diğer tedbirlerdir. Model Kanun, kendi ulusal
mevzuatlarını hazırlayan ülkelere rehberlik etmiştir. İnceleyebildiği-
miz kanunlardan Malezya 2008 tarihli Tanık Koruma Kanunu’nu
63
ha-
zırlanırken Model Kanundan geniş ölçüde yararlanılmıştır.
Tanıkların korunmasına ilişkin düzenlemeleri içeren diğer bir
sözleşme 2003 tarihli Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele
Sözleşmesi’dir. Ülkemiz tarafından da 18 Mayıs 2006 tarihinde 5506
sayılı Kanun
64
ile onaylanan Sözleşme’nin “Tanıkların, Bilirkişilerin ve
Mağdurların Korunması” başlıklı 32. maddesinde, Sınıraşan Örgütlü
Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 24. maddesinde yer
alan tedbirlere yer verilmiştir.
65
b. Avrupa Konseyi Düzeyindeki Uluslararası Düzenlemeler
Avrupa Konseyi bünyesinde 10 Eylül 1997 tarihinde Savunma
61
Protokol 30 Ocak 2003 tarih ve 4803 sayılı Kanun ile onaylanmıştır. Kanun, 4 Şubat
2003 tarih ve 25014 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
62
Model Kanun için bkz. www.unodc.org/pdf/lap_witness_protection_ 2000.pdf,
(Erişim : 1 Nisan 2009).
63
Kanun metni için bkz. www.parlimen.gov.my/billindexbi/pdf/DR312008E.pdf,
(Erişim: 10 Nisan 2009).
64
24 Mayıs 2006 tarih ve 26177 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
65
Ayrıca bkz. Turhan, Tanıkların Korunması, s. 40.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 200991
Hakkı ve Tanıkların Korkutulması Hakkında Üye Devletlere R (97)
13 sayılı Tavsiye Kararı hazırlanmıştır. Söz konusu Tavsiye Kararı; ta-
nımlar, genel ilkeler, organize suçla ilgili alınması gereken tedbirler,
özellikle aile içindeki suçlar olmak üzere hassas durumda bulunan ta-
nıklarla ilgili alınması gereken tedbirler ve uluslar arası yardımlaşma
olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır.
66
c. Avrupa Toplulukları Düzeyindeki
Uluslararası Düzenlemeler
Avrupa Toplulukları bünyesinde yapılan düzenlemelerde tanık
koruma tedbirleri organize suç ile mücadele kapsamında ele alınmıştır.
Bu kapsamda 25 Kasım 1995 tarihli Uluslararası Organize Suç ile Mü-
cadele Çerçevesinde Tanıkların Korunmasına Dair Konsey Kararı’nda
organize suç ile mücadelede tanıkların korunmasının önemi vurgulan-
mış ve tanık “hukuki konumu ne olursa olsun, bir ceza davasında yetkili ma-
kam tarafından önemli görülen kişiyi, ifşası halinde tehlike altına sokabilecek
bilgi veya haberlere sahip olan kişi” olarak tanımlanmıştır. Kararda, tanık-
ların ceza muhakemesinde ve sonrasında her türlü tehdit, baskı veya
yıldırma biçimine karşı etkin şekilde korunması, bu korumanın tanığın
yakınlarına da genişletilmesi, kimlik ve adres bilgilerinin gizlenmesi,
kimliğinin tamamen değiştirilmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
(AİHM)’nin bu konudaki içtihatları ile uyumlu olacak şekilde tanığın,
sanık veya şüphelinin bulunmadığı bir yerde ifadesinin alınması veya
ifade veya sorgusunun görsel veya işitsel araçlarla nakledilmesi ön-
lemleri yer almaktadır.
67
Tanıkların korunması ile ilgili diğer bir Konsey Kararı ise 20 Aralık
1996 tarihli Uluslararası Organize Suç ile Mücadelede Yargısal Süreçle
İşbirliği Yapan Bireyler Hakkındaki Karar’dır (Council Resolution of 20
December 1996 on Individuals who Cooperate with the Judicial Process in
the Fight Against International Organized Crime).
68
Söz konusu Kararda,
organize suç örgütleri ile diğer suç örgütlerinin içinde yer alan veya
66
Geniş bilgi için bkz. J. F. Nijboer, “Children and Young Persons in the Criminal Jus-
tice System: The Council of Europe Recommendation on Witness Protection and
Rights of Defence”, Criminal Law Forum, Vol. 10, No. 4, 1999, s. 443 vd.
67
Ümit Kocasakal, Avrupa Birliği Ceza Hukukunun Esasları, İstanbul 2004, s. 213, 214;
Ayrıca bkz. Turhan, Tanıkların Korunması, s. 35.
68
Official Journal C 010, 11/01/1997 P. 0001 - 0002
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200992
almış olan bireylerin, yetkili makamlara, örgüt ile ilgili kullanılabilir
bilgi vermesi durumunda, kendileri hakkında koruma için uygun ted-
birler alması üye devletlere tavsiye edilmiştir.
İspanya’da yaşanan bombalama eylemlerinden sonra 25 Mart
2009 tarihinde yayımlanan deklarasyonda
69
Konsey, terör olayların-
da tanıkların korunması için bir Avrupa Programı oluşturmaya davet
edilmiştir.
5. Türk Hukukunda Tanığın Korunması
a. Genel Olarak
Tanık koruma tedbirleri, ceza muhakemesinde soruşturma aşama-
sından kovuşturmayı sona erdiren hükme kadar her aşamada maddi
gerçeğin ortaya çıkarılmasına katkıda bulunan ve maddi olaya beş du-
yusu aracılığı ile temas etmiş kişileri, maddi olayı ortaya çıkarmadaki
katkılarından dolayı uğrayacakları zarardan korumayı amaçlamakta-
dır. Tanık koruma tedbirleri her tanığın özel durumu dikkate alına-
rak belirlenmelidir.
70
Burada, tanığın beyanıyla aydınlatılacak suçun
ağırlığı, tanık beyanının tek delil olup olmadığı, aydınlatılacak suçun
faillerinin bireysel failler mi yoksa suç örgütü üyesi mi oldukları husu-
su önem kazanmaktadır.
Türk Hukukunda, tanık koruma tedbirlerini açıkça tek elden dü-
zenleyen Tanık Koruma Kanununun kabulüne kadar çeşitli mevzuat-
larda dağınık olsa da tanıkların korunmasına yönelik tedbirler bulun-
maktaydı. Mülga 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda
tanığın korunması ile ilgili özel düzenleme bulunmamasına karşın,
Türk hukukunda tanık koruma konusundaki ilk düzenlemeye 3419
sayılı Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair
Kanun’da
71
rastlanmaktadır.
72
Söz konusu Kanun, itirafçılara ilişkin
özel düzenlemelere yer vermektedir.
69
Declaration on Combating Terrorism, http://ue.eu.int/uedocs/cmsUpload/
DECL-25.3.pdf, (Erişim Tarihi: 10 Şubat 2009)
70
Fyfe/McKay, s. 281.
71
30 Mart 1988 tarih ve 19770 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
72
Türk Hukukunda İnsan Ticareti Suçu El Kitabı, Türkiye’nin İnsan Ticareti İle Mücade-
le Çabalarının ve Tüm İnsan Ticareti Mağdurlarının Adalete Erişimlerinin Destek-
lenmesi AB Hibe Projesi, Şubat 2009, Ankara, s. 178, 179; Çolak –Taşkın, s. 255.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 200993
2002 CMUK Tasarısı’nın 60. maddesinde tanık koruma ile ilgili
düzenlemeler yer almaktadır. Buna göre, kimlik veya adres açıklan-
ması halinde tanığın kendisinin veya başkasının tehlikeye düşeceği
endişesinin bulunması halinde, tanığın kimliğinin açıklanmamasına
veya kendisine ulaşılabilecek başka bir adres verilmesi imkânı sağlan-
maktadır. Ancak düzenlemeye göre tanık, tanıklık ettiği olayları hangi
neden ve vesile ile öğrenmiş olduğunu açıklamak zorundadır. Tanığın
dinlenmesi suretiyle kimliğinin açıklanması halinde 3713 sayılı Terörle
Mücadele Kanunu’nun 20. maddesindeki tedbirlerin uygulanmasına
karar verilebileceği Tasarıda yer almaktadır.
73
Mülga 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele
Kanunu’nun 7. maddesinde
74
, “Tanığın ve Görevlilerin Korunması” baş-
lıklı özel bir düzenleme yer almaktadır.
75
Düzenlemeye göre tanığın,
muhbirin veya diğer görevlilerinin kimliklerinin gizliliği esas tedbir-
dir. Ancak kimliğin açıklanması halinde söz konusu kişiler için 3713
sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 20. maddesinde yer alan tedbir-
ler uygulanacaktır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 58. maddesi ve Tanık Koruma
Kanunu’nda yer alan düzenlemeler de, Türk hukukunda tanıkların
korunması ile ilgili asli düzenlemelerdir. Tanık Koruma Kanunu’nun
yasalaşması sürecinde, hükümetin teklif ettiği metin ile Adalet
73
Şahin, s. 169, 170.
74
Tanığın ve görevlilerin korunması
MADDE 7.- Tanığın kimliğinin veya meskeninin veya ikametgâhının veya iş-
yerinin bilinmesi, kendisi veya başkaları için ciddi bir tehlike ihtimalini ortaya
çıkarırsa;
a) Tanık için her türlü tebligatın yapılacağı ayrı bir adres tespit edilebilir ve
tanığın kimliği soruşturmanın her aşamasında gizli tutulabilir.
b) Tanığın verdiği bilgilerden hareketle diğer delillerin tespitinin mümkün ol-
ması halinde, kimliği soruşturmanın hiç bir aşamasında açıklanmaz.
Tanığın dinlenmek suretiyle kimliğinin açıklanması gerektiğinde, tanık hak-
kında 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 20. maddesin-
deki hükümlerin uygulanmasına karar verilebilir.
Yukarıdaki fıkralarda yer alan hükümler, muhbirler ve bu Kanunun kapsamı-
na giren suçlara ait istihbaratta veya soruşturulmasında görev alan kolluk amir ve
memurları hakkında da uygulanır, kimlik bilgileri ile görevine ve özel hayatına
ilişkin bilgiler hiçbir şekilde açıklanamaz.
Kimlik, görev ve özel hayata ilişkin bilgileri açıklayanlara veya açıklanmasına
yardımcı olanlara bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
75
Aynı şekilde bkz. Altıparmak, s. 171.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200994
Komisyonu’nda kabul edilen ve yasalaşan metin arasında, uygulana-
cak koruma tedbirleri bakımından iki temel farklılık göze çarpmakta-
dır. Bunlardan ilki, Hükümetin teklif ettiği metinde yer alan ve koru-
ma altına alınan kişinin kendisini savunması için silah ruhsatı veril-
mesini içeren düzenleme Adalet Komisyonu tarafından çıkarılmıştır.
İkinci farklılık olarak, Hükümetin teklif ettiği metnin 5. maddesinin
(g) bendinde bulunan “işe yerleştirilmesi” tedbiri Adalet Komisyonu
tarafından metinden çıkarılmıştır. Her iki değişiklik bakımından da
Adalet Komisyonu tarafından suiistimallerin önlenmesi gerekçe gös-
terilmiştir.
Çalışmamızın bu bölümünde öncelikle Tanık Koruma Kanunu’nda
yer alan düzenlemeler açıklanacak daha sonra Ceza Muhakemesi
Kanunu’nda yer alan düzenleme ile diğer kanunlarda yer verilen ted-
birlere kısaca değinilecektir. Çalışmamızın bu bölümü tüketici nitelik-
te olmayıp, Tanık Koruma Kanunu’nda yer alan tedbirleri açıklamayı
amaç edinmektedir.
b. Tanık Koruma Kanununda Düzenlenen Tedbirler
i. Tanık Koruma Tedbirlerinin Uygulama Alanı
Tanık Koruma Kanunu’nda yer alan tanık koruma tedbirlerinin
uygulama alanı; uygulama alanına giren kişiler ve suçlar bakımından
sınırlandırılmıştır. Kanun’a göre tanık koruma tedbirinden ceza mu-
hakemesinde tanık olarak dinlenenler ile tanık sıfatıyla dinlenen suç
mağdurları ve yakınları istifade edebilecektir.
Ceza muhakemesinde tanık olarak dinlenen kişiler kavramına
ceza muhakemesine konu olan maddi olay hakkında herhangi bir bil-
gi veya görgüsü olan kişiler öncelikle dâhildir. Tanıklıktan çekinme
hakkına sahip olan kişiler de, tanıklık yapmaları durumunda tanık
koruma tedbirlerinden istifade edebilecektir (CMK m. 45, 46). Bunun-
la birlikte CMK m. 50’de düzenlenen ve yemin verilmeden dinlenen
tanıklar da, ceza muhakemesinde tanık olarak dinlenen kişi olarak
değerlendirilecek ve tanık koruma tedbirlerinden yararlanacaktır. Bu
kapsamda, soruşturma veya kovuşturma konusu suça iştirak eden ki-
şiler ile söz konusu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç
delillerini, yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya
hükümlü olanlar da, ceza muhakemesinde tanıklığı söz konusu olaca-
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 200995
ğından dolayı Kanun kapsamında değerlendirileceklerdir.
76
CMK m.
236 gereğince tanık olarak dinlenen suç mağdurları da tanık koruma
tedbirlerinin uygulama alanında yer almaktadır.
11 Kasım 2008 tarih ve 27051 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Mahkemelerce Alınacak Tanık Koruma
Tedbirlerine İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik (Yönetmelik
olarak anılacaktır), Kanun’da yer alan tanık kavramını genişletmiş ve
CMK m. 50’de yeminsiz olarak dinleneceği belirtilen soruşturma veya
kovuşturma konusu suça iştirak eden kişiler ile söz konusu suçlar ne-
deniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini, yok etme, gizleme
veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanları da tanık
kavramı içinde zikretmiştir (m. 4/e). Ayrıca Yönetmelik, tanık olarak
dinlenen kişilerin nişanlısı, evlilik bağı kalmasa bile eşi, kan hısımlığın-
dan veya kayın hısımlığından üstsoy ya da altsoyu, ikinci derece dâhil
kan veya ikinci derece dâhil kayın hısımları ve evlatlık bağı bulunanlar
ile yakın ilişki içerisinde oldukları kişileri de tanık olarak değerlendi-
rilmiştir. Belirtelim ki son saydıklarımız, tanık değillerdir ancak tanık
koruma tedbirleri haklarında uygulanan kişilerdir. Bundan dolayı Yö-
netmeliğin bu kişileri tanık kavramının içinde değerlendirmesi uygun
bir çözüm olmamıştır.
77
Ayrıca, bu kişiler ceza muhakemesinde tanık
olarak dinlenmeyeceklerinden dolayı haklarında ceza muhakemesine
ilişkin koruma tedbirleri uygulanmayacak, Kanun’un 5. m. 1. fıkrasının
ç ve devamında yer alan bentlerindeki tedbirler uygulanabilecektir.
78
Yönetmelik 4. maddesinde tanığı tanımladıktan sonra 6. maddesin-
de haklarında tanık koruma tedbiri uygulanabilecek kişileri saymıştır.
6. maddede, tanık kavramını tanımlarken ifade edilenlerin haricinde
tanık koruma biriminde görev yapan personel ile Yönetmelik kap-
samındaki suçlarda istihbarat birimlerinde, soruşturulmasında veya
kovuşturulmasında gizli soruşturmacı, muhbir ve kolluk personeli ile
diğer görevlerde bulunan kamu personelini de kapsam içine almıştır.
76
Belirtmeliyiz ki, soruşturma ve kovuşturma konusu suça iştirak eden ve bu ne-
denle sanık veya şüpheli olan kişilerin tanık kavramı içerisinde değerlendirilip
değerlendirilmeyeceği tartışmalı bir husustur. Konumuzun sınırları dışında oldu-
ğundan dolayı söz konusu kişilerin tanık kavramı içerisinde değerlendirilip değer-
lendirilemeyeceği tartışmalarına girmeden haklarında Tanık Koruma Kanununda
yer alan tedbirlerin uygulanabileceğini tespit ile yetinmekteyiz.
77
Ayrıca bkz. Turhan, Tanıkların Korunması, s. 189.
78
Turhan, Tanıkların Korunması, s. 191.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200996
Bu düzenleme Kanunu’nun 22. maddesinden Yönetmelik’e alınmıştır.
Yönetmelik’te yer alan ve tanık koruma kapsamındaki suçlarda
çalışan kamu görevlileri ve muhbirlerin korunması, ceza muhakeme-
sinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına hiç şüphesiz hizmet etmek-
tedir. Bu düzenleme ile diğer ülkeler uygulamalarının göz önüne alı-
narak muhbirler ve kamu görevlilerinin de tanık koruma tedbirlerinin
uygulama alanına sokulması yerinde bir çözüm olmuştur. Ayrıca her
ne kadar Kanun metninde ve Yönetmelik’te “dinlenen” ibaresi kulla-
nılmış ise de henüz dinlenmemiş ancak dinlenecek tanıklar ve diğer
kişilerin de koruma altına alınması gerekmektedir. Bu kapsamda tanık
koruma tedbirlerinin ceza muhakemesinde tanık olarak dinlenecek ki-
şileri kapsayacak şekilde uygulanması gerekmektedir.
79
Diğer ülkeler uygulamasına bakıldığında tanık koruma tedbirle-
rinden istifade eden kişilerin tanıklar ve diğer sıfata haiz kişiler olarak
ayrıldığı görülmektedir. Tanıklar kapsamında, ceza muhakemesinde
maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını amaçlayan ve suça iştirak eden
şerikler, mağdur-tanıklar, uzman tanıklar ve suça iştirak etmeyen gör-
gü tanıkları düzenlenmektedir. Suça iştirak eden şerikler veya diğer
sanık veya hükümlü kişilerin tanık olarak ifade vermeleri durumun-
da, birçok hukuk sisteminde ceza bağışıklığı sağlanmamasına rağmen,
ceza da indirime gidilmektedir. Örneğin İtalya’da 2001 yılında yapı-
lan değişiklikle tanık olarak ifade veren şerikler veya diğer suçlar-
dan sanık veya hükümlü olarak bulunanlara, 180 günlük bir zaman
diliminde ifadelerini eksiksiz olarak vermeleri karşılığında şartla sa-
lıverme imkânı, hapis cezasının evde çekilmesinin sağlanması, belirli
bir süre izin verilmesi gibi imkânlar sağlanmaktadır. Başka bir suçtan
hükümlü olarak bulunan tanıklara da, hapishanede ayrı bir bölüm-
de tutulma, tanık olarak farklı bir isim kullanma, tanık olarak ifade
vermek için yapılan intikallerde güvenliğin sağlanması gibi özel uy-
gulamalar yapılmaktadır. Bu kapsamda Hong Kong ve Hollanda da,
tanık olarak dinlenen ve aşırı risk taşıyan hükümlüler için hapishane-
de özel güvenlik birimleri kurulmuş ve bu kişiler için özel tedbirler
uygulanmaktadır.
80
Haklarında tanık koruma tedbirleri uygulanan diğer sıfata haiz ki-
79
Ayrıca bkz. Turhan, Tanıkların Korunması, s. 188 vd.
80
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 19, 20.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 200997
şiler ise ceza muhakemesinde görev alan ve bu görevlerinden dolayı
yaşamları veya vücut bütünlükleri tehlikeye girme ihtimali bulunan
hâkimler, savcılar, gizli soruşturmacılar, muhbirler ve tercümanlardır.
Avustralya, Kanada, Letonya, Hollanda, Norveç ve Birleşik Krallık’ta,
muhbirler tanık koruma sistemine kabul edilmektedirler. Buna karşın
Almanya, Slovakya ve Birleşik Devletler’de tanık koruma tedbirleri sa-
dece tanıklar için uygulanmaktadır.
81
Tanık koruma tedbirlerinin uygulanacağı suçlar, Tanık Koruma
Kanunu’nun 3, Yönetmelik’in ise 5. maddesinde üç ana başlık altın-
da düzenlenmiştir. Buna göre; 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nda,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda veya ceza hükmü içeren özel ceza
kanunlarda düzenlenen suçlardan ağırlaştırılmış müebbet hapis, mü-
ebbet hapis ve alt sınırı on yıl veya daha fazla hapsi gerektiren suç-
larda tanık koruma tedbirleri uygulanabilecektir. Suçun bir örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ceza alt sınırı olarak iki yıl uy-
gulanacaktır. Üçüncü bir grup olarak suçun terör örgütünün faaliyeti
çerçevesinde işlenmesi halinde ceza sınırı göz önünde tutulmayacak
ve tüm suçlarda tanık koruma tedbirleri uygulanabilecektir.
Tanık koruma tedbirlerinin uygulanabilmesi için Kanun’da belir-
tilen kişilerin veya yakınlarının hayatları, beden bütünlükleri veya mal
varlıkları ağır ve ciddi bir tehlikeye maruz kalması gerekmektedir. Söz
konusu tehlike, herhangi bir nedenden değil, koruma altına alınmasına
karar verilen kişilerin ceza muhakemesindeki tanıklık görevlerinden
kaynaklanmalıdır. Ayrıca koruma altına alınacak kişilerin hayatına,
beden bütünlüklerine veya mal varlıklarına yönelecek tehdidin Kanu-
nun gerekçesinde de işaret edildiği üzere “somut gerçeklere” dayanması
gerekmektedir. Somut gerçeklere dayanmayan soyut nitelikteki teh-
ditler, tanık koruma tedbirlerinin uygulanmasını gerektirmeyecektir.
Karşılaştırmalı hukuka bakıldığında bazı mevzuatlarda tanık ko-
ruma tedbirlerinin uygulanacağı suçları ceza sınırına bakarak tespit
ettiğini görmekteyiz. Örneğin Birleşmiş Milletler 2000 tarihli Model
Kanunu’nda ölüm veya 12 aydan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar
tanık koruma tedbiri gerektiren suç kapsamında değerlendirilmiştir.
Ayrıca Ülkemizin de taraf olduğu Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Bir-
leşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 2. maddesinin (b) bendinde de tanık
81
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 22.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 200998
koruma tedbiri alınması gereken suçlar bakımından dört yıl ve daha
fazla hapis cezasını gerektirme kıstası esas alınmıştır.
82
Fransız Ceza
Usul Kanunu’nun 706-58 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, aşa-
ğı sınırı beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlarda, sorgu hâkimi, tanı-
ğın kimliliğinin gizli tutulmasına karar verebilecektir.
83
Bazı kanun-
lar ise tanık koruma tedbirleri uygulanacak suçları tek tek saymak-
tadır. Örneğin Güney Afrika Tanık Koruma Kanunu, Kanun ekinde
bu yöntemi kullanmaktadır.
84
Alman ve Amerikan uygulamasında
ise organize ve ağır suçlar tanık koruma tedbirlerinin uygulanması-
nı gerektirmektedir.
85
Bir başka düzenleme şekli de karma metodun
kullanılmasıdır. Bu metodu kullanan kanunlar, bazı suçları önemine
binaen ismen saymakta ve son olarak sayıma tabi tutulmayan diğer
suçları ceza miktarı ile sınırlamaktadır. Örneğin Tayland’ın 2003 tarih
ve 2546 sayılı Kanunu’nda uyuşturucu madde ticareti, ulusal güvenli-
ğe karşı suçlar, organize suçlar, yolsuzluk, kara para aklama, gümrük
mevzuatının ihlali ve insan ticareti suçları sayıldıktan sonra 10 yıldan
fazla cezayı gerektiren suçlarda da tanık koruma tedbirlerinin uygula-
nacağı belirtilmiştir.
86
ii. Kimlik ve Adres Bilgilerinin Gizlenmesi
Tanık kimliğinin savunma makamı ve kamudan gizli tutulması,
özellikle tanık beyanının tanığın kimliğine ilişkin emareler taşımadığı
durumlarda etkin bir tanık koruma tedbiridir. Bundan dolayı, tanık
koruma tedbirlerine yer veren tüm ülke mevzuatlarında tanığın kim-
lik ve adres bilgilerinin gizli tutulması yetkisi verilmekte ve bu bilgile-
rin gizliliğinin korunması için gerekli tedbirler alınmaktadır.
Ülkemizde, Tanık Koruma Kanunu’nun 5. maddesine göre koru-
ma altına alınan tanığın kimlik ve adres bilgileri gizli tutulabilecek ve
kendisine yapılacak tebligatlarda ayrı bir adres tespit edilebilecektir.
Kanun, tanık için kimlik ve adres bilgilerinin gizli tutulabileceğini be-
lirtmiş ancak tanık için kod isim kullanılmasına ilişkin bir hüküm sevk
82
Tanık Koruma Kanunu’nun 3. madde gerekçesi.
83
Tanık Koruma Kanunu’nun 3. madde gerekçesi.
84
Government Gazzette, 27 November 1998, No. 19523, s. 32.
85
Tanık Koruma Kanunu’nun 3. madde gerekçesi.
86
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 26.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 200999
etmemiştir. Ancak Yönetmeliğin 11. maddesi gereğince Savcılık veya
Mahkeme koruma altına alınan tanığı, tanık koruma defterine kaydet-
tikten sonra gerekli görürse kendisine bir kod isim verebilecektir.
Tanığın muhakeme esnasındaki tüm beyanları belirlenen kod
isimle tutanaklara kaydedilecektir (Yön. m. 11/4). Tanığın talebinin
bulunması ve talebin uygun görülmesi halinde tanığa elektronik ile-
tişim araçları vasıtasıyla çağrı yapılabilecektir. Tanığın gerçek kimlik
ve adres bilgilerine, Cumhuriyet savcısı veya mahkemeye gönderilen
evrakta yer verilmeyecektir. Tanığın gerçek kimlik ve adres bilgileri ile
daha önce kollukta ifadesinin alınmış olması durumunda, evrak aslı
veya suretleri ilgili kayıtlara şerh verilmek suretiyle kolluktan alınacak
ve Cumhuriyet savcısı veya mahkemede gizlilik esasları çerçevesinde
saklanacaktır.
Karşılaştırmalı hukukta tanığın kimliğinin gizli tutulması ve dola-
yısıyla anonimliğinin sağlanması hususunda başlıca iki yöntem uygu-
lanmaktadır. Bunlardan ilki, tanığın kısmen anonimliğinin sağlanması
diğeri ise bütünüyle anonimliğin sağlanmasıdır. Tanığın kısmen ano-
nimliğinin sağlanmasında savunmaya tanığı çapraz sorguya alma hak-
kı tanınmakta ancak tanığın, gerçek ismini, kişisel bilgilerini, adresini,
mesleğini ve çalıştığı yeri açıklama yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Bu yöntem özellikle gizli soruşturmacıların tanıklığına başvuruldu-
ğunda kullanılmaktadır. Gizli soruşturmacı, mahkemede operasyon
esnasında bilinen kod ismiyle dinlenmekte ancak gerçek görevini açık-
ça ifade etmektedir. Bütünüyle anonimlikte tanığın kimliğiyle ilgili
tüm bilgiler gizli kalmakta ve bu gizlilik mahkeme tarafından garanti
edilmektedir. Tanık, mahkemede ifade vermekte ancak bir perde ar-
kasında bulunma, görüntüsünü gizleme veya sesin değiştirilmesi gibi
tedbirlerle gizliliği sağlanmaktadır.
87
Almanya’da bütünüyle anonimlik yöntemi uygulanmaktadır.
Buna göre, tanığın söyledikleri, tanık yerine geçen kolluk görevlisi ta-
rafından mahkemede ifade edilmektedir. Tanığın kimliğini ifşa edecek
bilgiler hariç olmak üzere, savunma makamının tanığın kolluk görev-
lisi tarafından aktarılan ifadeyi reddetme hakkına sınırlama getirile-
memektedir. Ayrıca, savunma makamı, yazılı olarak anonim tanığa
soru sorabilmekte ve görevliler tarafından cevabını alabilmektedir.
87
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 38, 39.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009100
Başkasından duyduğunu aktarma niteliği (hearsay) yönünden hassas
olan bütünüyle anonim tanık beyanının, diğer delillerle desteklenme-
diği sürece değerinin sınırlı olduğu Alman Federal Mahkemesi tara-
fından kararlaştırılmıştır.
88
Hollanda Ceza Muhakemesi Kanunu’na
1994 yılında yapılan eklemeler ile ceza muhakemesi esnasında tanığın
kimliğinin gizli tutulması imkânı getirilmiştir. Bu konudaki kararı ta-
nık ifadesini alan mahkeme verecektir ve mahkemenin kararına karşı
itiraz yolu açıktır (m. 226a-f).
89
iii. Duruşmada Hazır Bulunma Hakkına Sahip Olan Kişiler
Bulunmaksızın Dinlenmesi veya Ses ve Görüntüsünün
Değiştirilerek Dinlenmesi
Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin
24. maddesinin 2. fıkrasında, taraf devletlere tanık beyanlarının video
bağlantısı veya diğer iletişim araçlarından yararlanılmak suretiyle ak-
tarımının yapılarak tanık güvenliğinin sağlanması tavsiye edilmiştir.
90
Ayrıca, R (97) 13 sayılı Avrupa Konseyi Tavsiye Kararı’nın 9. mad-
desinde, tanıkların sorgulanmasında iletişim araçlarından yararla-
nılması suretiyle tanığın anonimliğinin sağlanmasına ilişkin tavsiye
düzenlenmiştir.
91
Tanığın, duruşma salonu haricinde başka bir ortamda bulunur-
ken sorgulanması esnasında ses ve görüntü aktarımı yapılabilir. Ses
ve görüntü aktarımı konusunda karşılaştırmalı hukukta iki sistem kul-
lanılmaktadır. Bunlardan birisi tek yönlü kapalı devre sistemi, diğeri
ise iki yönlü kapalı devre sistemidir.
92
Tek yönlü kapalı devre siste-
88
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 39.
89
Kanun metni için bkz. www.rechten.uvt.nl/victimology /other/threatwitnNL.
pdf, (Erişim: 1 Nisan 2009).
90
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 36; Kanun tasarısı 9. madde gerekçe-
si.
91
Nijboer, s. 463.
92
Mark A. Small, “Constitutional Challenges to Child Witness Protection Legislati-
on: An Update”, Violence and Victims, Vol. 9, No. 4, 1994, s. 369; Amerika Birleşik
Devletleri’nde tanığın ifadesinin alınması esnasında, sanık ile karşılaştırılmama-
sına yönelik tedbirlerin anayasaya aykırılığı sorgulanmıştır. Amerikan Yüksek
Mahkemesi, 1989 yılında Craig v. Maryland kararında, Anayasada düzenlenen
yüzleştirme ilkesinin (confrontation clause) sanığa mutlak bir hak sağlamadığını,
tanık beyanının doğruluğunun başka türlü sağlandığı ve kamu düzeninin de ge-
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009101
minde, duruşma salonunda bulunanlar sadece sorguyu izlemektedir-
ler, soru sorma hakları bulunmamaktadır. İki yönlü sistemde ise soru
sorma imkânı bulunmaktadır. Türk hukukunda, gerek Tanık Koruma
Kanunu’nun 9. maddesinde, gerekse de Yönetmeliğin 12. maddesinde
soru sorma hakkı saklı tutulduğundan dolayı ancak iki yönlü kapalı
devre sistemi uygulanabilir. Belirtelim ki, soru sorma hakkının saklı
tutulması, hem karşılaştırmalı hukukta yer alan düzenlemelerle hem
de AİHM’nin içtihatları ile paralellik sağlanması açısından yerinde bir
düzenleme olmuştur.
Türk hukukunda ses ve görüntü aktarımı suretiyle tanığın dinlen-
mesi için CMK m. 58/3 gereğince duruşmada hazır bulunma hakkı
olanlar huzurunda dinlenmesinin tanık için ağır bir tehlike teşkil et-
mesi ve bu tehlikesinin başka türlü önlenememesi veya maddi gerçe-
ğin ortaya çıkarılması açısından tehlike oluşturması gereklidir.
93
Ses
ve görüntü aktarımı sırasında hâkimin, tanığın yanında mı bulunacağı
yoksa başka bir odada mı bulunacağı hususu Türk hukukunda açık
düzenlenmemiştir. Bu konuda öğretide dinlenme sırasında tanık ve
hâkimin, duruşma salonunda veya başka bir yerde, duruşmada hazır
bulunma hakkına sahip olanlar ise başka yerde olacak şekilde buluna-
bileceği ve bunların arasında ses ve görüntü aktarımı yapılabileceği-
ne ilişkin görüş belirtilmiştir.
94
Bununla birlikte, hâkimin duruşmada
hazır bulunma hakkına sahip olanlarla birlikte bulunması ve tanığın
ses ve görüntü nakli suretiyle ifadesinin alınmasına bir engel bulun-
madığı da ifade edilmiştir.
95
Her ne kadar CMK 58’in lafzi yorumunda
hâkimin, tanık ile birlikte bulunması gerektiği sonucu çıksa da, kana-
atimizce hâkim, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip olanlarla
birlikte bulunabilir ve tanığın ifadesini ses ve görüntü nakli suretiyle
alabilir.
Tanık ve sanığın birbirini önceden tanıdığı durumlarda, tanık
rektirdiği durumlarda yüzleştirme hakkının, yüz yüze gelmeksizin de sağlanabile-
ceğini belirtmiş ve eyaletlerde yer alan düzenlemeleri anayasaya uygun bulmuştur
(Small, s. 371). Söz konusu karar her ne kadar da çocuk tanıklar için verilmişse de,
Yüksek Mahkeme’nin bakış açısının anlaşılabilmesi için karara değinilmiştir. Ayrı-
ca bkz. Kash, s. 26.
93
Ersan Şen/Yasemin Yurttaş, “Gizli Tanık, X Muhbir, Gizli Soruşturmacı, Ajan Pro-
vakatör”, Ceza Hukuku Dergisi, Yıl 3, S. , Nisan 2008, s. 28
94
Cumhur Şahin, Ceza Muhakemesi Kanunu Gazi Şerhi, Ankara 2005, s. 197.
95
Turhan, Tanıkların Korunması, s. 128.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009102
kimliğinin gizli tutulabilmesi amacıyla sanığın sorgu sırasında mah-
keme salonundan çıkarılması mümkün olduğu gibi görüntü ve ses-
lerin değiştirilmesi yoluna da başvurulabilir. Sorgu sırasında tanığın
mahkeme salonundan çıkarılması CMK’nın 200. maddesinde düzen-
lenmiştir. Buna göre, sanığın yüzüne karşı şeriklerden birinin veya bir
tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilmesi halinde, mahkeme
tarafından sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verilebi-
lecektir. Ancak bu durumda, sanık tekrar getirildiğinde hazır bulun-
madığı zamanda yapılan sorguya ilişkin tutanaklar okunacak ve gere-
kirse tutanakların içeriği kendisine izah edilecektir (CMK m. 200/2).
Türk hukukunda tanığın ses ve görüntüsünün değiştirilmesi ted-
biri CMK’da düzenlenmemiştir. Tanık Koruma Kanunu ise tanığın
duruşma salonunda fiziksel görünümü engellenecek tarzda dinlenme-
sinin (m. 9/3) yanı sıra tanığın duruşma salonu dışında ses ve görün-
tüsünün nakli yoluyla dinlenmesi sırasında ses veya görüntüsünün
değiştirilmesi de (m. 9/2, 5/1 b) düzenlenmiştir.
96
Sanığın duruşmada
hazır bulunması durumunda, tanığın görüntüsünün makyaj yapmak,
peruk kullanmak, geniş güneş gözlükleri ile değiştirilmesi yoluyla ta-
nığın gizliliği sağlanabilir.
Bununla birlikte, elektronik aletler kullanımı ile sesin veya gö-
rüntünün değiştirilmesi de mümkündür.
97
Tanığın hem ses hem de
görüntüsünün aynı anda değiştirilip değiştirilmeyeceği tartışmalı bir
husustur.
98
Tanık Koruma Kanunu “veya” bağlacını kullanmak sure-
tiyle ikisinden birinin değiştirilmesi gerektiği gibi bir ifade kullanmış-
ken, Yönetmelik uyarınca her ikisinin de değiştirilmesi mümkün hale
getirilmiştir. Kanaatimizce, Kanun’da yer alan “veya” bağlacı, tanık
koruma tedbirlerinin amacı dikkate alındığında uygun şekilde kulla-
nılmamıştır. Söz konusu bağlacın, Yönetmelikte olduğu gibi hem gö-
rüntü hem de sesin değiştirilmesine imkân verecek şekilde “ve” olarak
anlaşılması gereklidir.
96
Turhan, Tanıkların Korunması, s. 136.
97
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 37; Behiye Eker Kazancı, “Ceza Mu-
hakemesinde Tanıkların Korunması Çerçevesinde Görüntülü ve Sesli İfade Alma”,
Hukuki Perspektifler Dergisi, Temmuz 2006, S:7, s. 159.
98
Bu konuda tartışma için bkz. Turhan, Tanıkların Korunması, s. 136 vd.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009103
iv. Tutuklu ve Hükümlülerin Durumlarına Uygun
İnfaz Kurumlarına Yerleştirilmesi
Tutuklu veya hükümlü tanıkların, tanıklık yaptıktan sonra tutu-
kevi veya cezaevlerinde güvenliklerinin sağlanması bakımından du-
rumlarına uygun bir ceza infaz kurumuna ya da tutukevine yerleştiri-
lebilmesi veya aynı ceza infaz kurumu veya tutukevinde yerleri değiş-
tirilebilmesi alınacak bir diğer tedbirdir. Tanık Koruma Kanunu’nun
5. maddesinin c fıkrası ve Yönetmeliğin 13. maddesinde düzenlenen
bu tedbire soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı, kovuşturma
aşamasında ise mahkeme karar verecektir.
Tutuklu veya hükümlü tanıkların ceza infaz kurumlarında yerleri-
nin değiştirilmesi tedbirine diğer ülkeler uygulamasında da görüldü-
ğü üzere, yaşamlarının veya vücut bütünlüklerinin korunması ama-
cıyla diğer tutuklu veya hükümlüler ile fiziksel temaslarının kesilmesi
tedbiri de kanaatimizce dâhildir. Diğer tutuklu veya hükümlüler ile
fiziksel temasın uzun süre kesilmesi durumunda “altın kafes problemi”
(golden cage problem) adı ile anılan ciddi psikolojik rahatsızlıklar baş
göstermektedir. Bu durumu engellemek için bazı ülkelerde korunan
hükümlü değişimleri yapılmaktadır.
99
v. Fiziki Koruma Sağlanması
Tüm tanık koruma tedbirlerinin nihai amacı tanığın veya yakın-
larının yaşamlarının, beden bütünlüklerinin, özgürlüklerinin veya
malvarlıklarının güvenliğinin sağlanması suretiyle ceza muhakemesi-
nin maddi gerçeğe ulaşmasını sağlamaktır. Ancak maliyeti yüksek ve
yönetim süreci karmaşık olan diğer tedbirlere başvurmadan, tanığın
veya yakınlarının fiziksel korunması yoluyla tanık koruma tedbirle-
rinin nihai amacına ulaşılabilme imkânı mevcutsa, en basit tedbirin
uygulanması düşünülmelidir.
Tanık Koruma Kanununda tanığın fiziksel korunması 5. madde-
nin ç bendinde düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 14. maddesinde ise fiziki
korumaya ilişkin detaylı bir düzenleme mevcuttur. Buna göre tanığın
veya yakınlarının korunması kolluk kuvvetleri veya koruma birimleri
tarafından, 24 saat esasına göre ve gerekirse teknik cihaz ve donanım-
99
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 85.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009104
lar kullanılmak suretiyle sağlanacaktır. Tanık; yakın koruma, konutta
koruma, işyerinde koruma, motorize veya yaya devriye ile koruma ve
çağrı üzerine koruma usullerinden birisi ile korunabilecektir.
vi. İlgili Belgelerinin Yeniden Düzenlenmesi
Tanık Koruma Kanunu’nda “kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerin
değiştirilmesi ve düzenlenmesi” başlığı ile düzenlenen ve öğretide “kim-
lik değiştirme” (identity change) olarak isimlendirilen tedbir diğer tanık
koruma tedbirleri ile amaca ulaşılamadığı zaman kullanılan istisnai
bir tedbirdir. Bu tedbir, her ne kadar ilgili belgelerin değiştirilmesi ve
düzenlenmesine ilişkin ise de tedbirin amacına ulaşabilmesi için ko-
ruma altına alınan tanıklar için yeni bir kişisel görünüş (profil) yara-
tılması, asıl kimliğinin gizlenmesi ve yeni bir özgeçmiş yaratılmasını
gerektirir.
100
Bazı durumlarda, kişinin yerleşim yerinin değiştirilmesi
de, ilgili belgelerinin yeniden düzenlenmesinin zorunlu bir sonucu
olacaktır.
Tanığın daha önceki sosyal ve hukuki statüsü (işi, evlilik duru-
mu vb.) mümkün olduğu kadar yeni kimliğine yansıtılmalıdır. Kimlik
bilgilerinin yeniden düzenlenmesinde temel ilke, tanık koruma ted-
birlerinin tanığa ne avantaj ne de dezavantaj yaratmamasına dikkat
edilmesidir. Ayrıca tanığın adli sicili de, yeni kimliğinin tespit edilme-
mesine dikkat edilmek suretiyle yeni kimliğine yansıtılmalıdır.
101
Tanığın eski kimliğine ait tüm belgelerinin kişiden alınmasına
özen gösterilmelidir. Bu yöntem, hem tanığın gerçek kimliğine ulaşıl-
ması suretiyle tanığın güvenliğinin sağlanması için hem de tanığın bir-
den fazla kimliği kendine yarar sağlamak için kullanmasını önlemek
için yapılmalıdır.
102
Ülkeler uygulamasına bakıldığında Hollanda, Birleşik Krallık ve
Birleşik Devletler gibi bazı ülkelerin tanığın kimliğinin tamamını de-
ğiştirmediği sadece gerekli olan değişiklikleri yapmakla yetindiği gö-
rülmektedir. İtalya, Yeni Zelanda ve Norveç gibi bazı ülkelerde ise ek
olarak başka değişiklikler yapılmaktadır. Ülkeden ülkeye değişmekle
100
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 77.
101
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 77.
102
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 78.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009105
birlikte; pasaport, kimlik kartı, sağlık güvenlik belgesi, vergi numara-
sı, vatandaşlık belgesi, sürücü belgesi, doğum belgesi, ticari ve mesleki
nitelikleri ve eğitim ile ilgili belgelerin yeniden düzenlenmesine yer
verilmektedir.
103
Amerikan hukukunda tanık, isteğine bağlı olarak eski ismini de
kullanabilir. Yeni kimlik edindiği durumlarda, edinmiş olduğu kim-
liğe ilişkin herhangi bir eski kayıt yer almaz. Koruma altına alınan ta-
nık yeni ismini etnik açıdan uyumlu olmak, kullanılmış bir isim veya
ailesinin soyadı olmamak üzere serbestçe seçebilir.
104
Yeni bir sürücü
belgesinin verilmesi (sürücü testini geçtikten sonra), sosyal güvenlik
belgesinin düzenlenmesi, doğum belgesinin düzenlenmesi ve edin-
miş olduğu eğitim düzeyine göre yeni bir diplomanın düzenlenmesi
mümkündür.
105
İsim ve belge değişikliklerine ek olarak, koruma altına
alınan tanık yeni kimliğine ait bilgiler ile tanıştırılır. Aile üyeleri ile
irtibat kurmaması konusunda tavsiyelerde bulunulur. Tanığın kendisi
aile üyeleri ile irtibata geçebilir ancak onlara irtibat bilgilerini veremez
ve ancak güvenliği sağlanmış iletişim vasıtaları (secure mail-forwarding
channels) ile irtibat kurmasına müsaade edilir.
106
Tanık için yeni kimlik belgelerinin düzenlendiği durumlarda, eski
kimliği yaşatılmaya devam edilir. Tanık koruma tedbirinin alınmasını
gerektiren tehdidin sona ermesi halinde tanık eski kimliğini yeniden
kullanacaktır. Ancak özellikle tanık koruma tedbirinin yıllarca sürdü-
ğü durumlarda, koruma tedbirinin kaldırılmasına rağmen tanıkların
yeni kimliklerini kullanmayı tercih ettiği görülmektedir. Bu gibi du-
rumlarda, kendisine yeni bir hayat kuran tanığı, tekrar eski hayatına
döndürmeye çalışmak tanık açısından zor olacaktır. Yasal düzenleme-
lerde tanığın, koruma tedbirinin kalkmasına rağmen yeni kimliğini
kullanmasına müsaade edilmesi bazen bir gereklilik olarak karşımıza
çıkmaktadır.
107
Türk hukukunda kimlik ve diğer belgelerin değiştirilmesi ve dü-
zenlenmesi Tanık Koruma Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenmiş-
103
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 78.
104
Slate, s. 21.
105
Slate, s. 21.
106
Slate, s. 21.
107
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 81.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009106
tir. Maddeye göre değiştirilecek veya yeniden düzenlenecek belgeler
üç başlık altında yer almaktadır. Buna göre;
- Adli sicil, askerlik, vergi, nüfus, sosyal güvenlik ve benzeri bilgi
ve kayıtlar,
- Nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, pasaport, evlilik cüzdanı, diplo-
ma ve her türlü ruhsat gibi resmi belgeler,
- Taşınır ve taşınmaz mal varlığıyla ilgili hakların kullanılmasına
yönelik belgeler değiştirilebilecek veya yeniden düzenlenebilecektir.
Kanun’da herhangi bir açıklık olmadığından dolayı belgelerin
ihtiyaç duyulanları değiştirilebileceği gibi tümü yeniden düzenlene-
bilecektir. Kanun’da yer alan belge türlerinin karşılaştırmalı hukukta
yer alan belgelere göre geniş bir alanı kapsayacak şekilde sayıldığı gö-
rülmektedir. Kanaatimizce, Kanun’un lâfzî itibariyle yorumu da kul-
lanılarak, Kanun metninde sayılan belgelerin sayımı sınırlı (numerus
clausus) olmadığı sonucuna ulaşmak gereklidir. Bu kapsamda, eski
kimliğinin tespit edilmesine imkân sağlayabilecek her türlü belgenin
yeniden düzenlenmesi mümkündür.
vii. Maddi Yardımda Bulunulması
Haklarında tanık koruma tedbiri uygulanarak yeniden yerleşime
tabi tutulan kişiler, yaşamış olduğu çevreden uzaklaşmakta, güvenlik
nedeniyle profesyonel mesleklerini icra edememektedirler. Her iki du-
rumda da, yaşamlarını sürdürmek için mali kaynağa ihtiyaç duymak-
tadırlar. Bundan dolayı, koruma altına alınana tanıkların maddi yardı-
ma ihtiyaçları bulunmaktadır. Kişilerin ihtiyaç duydukları bu kaynağı,
öncelikle kendi tasarruflarından karşılamaları gerekmektedir. Çünkü
tanık koruma tedbirlerinin uygulanması ile amaç kişiler için bir zen-
ginleşme veya refah kaynağı yaratmak değildir.
108
Maddi yardım, geçici veya devamlı olarak nakit para şeklin-
de olabileceği gibi yeni bir iş bulunması için yardım etme veya yeni
kurulan iş alanında bazı vergilerden muaf tutulma şeklinde de
gerçekleştirilebilir.
109
Yasalaşma sürecinde Kanun metninde bulunan
108
Turhan, Tanıkların Korunması, s. 206.
109
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 69.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009107
“işe yerleştirme” tedbiri, suiistimalleri olanak sağlayacağı gerekçesiyle
Adalet Komisyonu tarafından metinden çıkarıldığından, işi olmayan
tanığın işe yerleştirilmesi bir tedbir olarak hukukumuzda yer alma-
maktadır. Ancak işi olan tanığın, yeni hayatında aynı işini sürdürebil-
mesi amacıyla yardım edilebilir.
Tanık Koruma Kanunu’nda maddi yardım geçici olması kaydıyla
düzenlenmiştir ve geçimini sağlamaya yöneliktir. Tanık koruma ted-
biri uygulanan kişilerin, kendi yaşamlarını idame ettirecek düzeyde
gelire sahip olmaları halinde maddi yardıma son verilecektir.
viii. İşyeri ve Eğitim Kurumunun Değiştirilmesi
Tanık Koruma Kanunu’nda işyeri veya eğitim kurumunun de-
ğiştirilmesi tanık koruma tedbirleri arasında düzenlenmiştir. Tanığın
işini icra edeceği iş alanının veya adresinin değiştirilmesi, tanığın giz-
liliğini sağlamaya ve sanık tarafından tespit edilmemesini sağlamaya
yöneliktir. İşyeri veya iş alanının değiştirilmesinde, tanığın üzerinde
uzmanlaştığı iş alanında veya yakın alanlarda faaliyet göstermesi, yeni
iş alanının kabullenmesinde fayda sağlamaktadır.
Eğitim kurumunun değiştirilmesinde ise tanığın veya yakınlarının
eğitim gördüğü eğitim kurumu değiştirilerek tanığın kimliğinin gizli
kalması ve tanığa veya yakınlarına ulaşılmaması sağlanmaya çalışıl-
maktadır.
ix. Yerleşiminin Değiştirilmesi
Tanığın yeniden yerleştirilmesi, gerek tanık koruma programına
getirdiği maliyet açısından gerekse de tanık ve aile bireylerinin yaşam-
larına büyük etkilerinden dolayı tanık koruma tedbirleri içerisinde etki
alanı en geniş tedbir olarak görülmektedir. Tanık Koruma Kanunu’nun
5. maddesine göre koruma altına alınan tanığın ülke içinde veya dı-
şında yeniden yerleştirilmesi sağlanabilmektedir. Ülke içinde yeniden
yerleştirmede herhangi bir koşul aranmazken, ülke dışında yeniden
yerleştirme uluslararası anlaşmalara ve karşılıklılık ilkesine uygun
olarak yapılmalıdır.
Sınıraşan Örgütlü Suçlar Sözleşmesi’nin 24. maddesine göre Söz-
leşmeye taraf devletler koruma uygulanan mağdurların uluslararası
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009108
yerleşimini sağlamak amacıyla ikili anlaşmalar yapma konusunda
yetkilendirilmişlerdir. Bu kapsamda korunan tanıkların uluslararası
yerleşimi için ikili anlaşmalar yapılmıştır. Mesela Estonya, Letonya ve
Litvanya arasında Mart 2000’de imzalanan anlaşma kalıcı veya geçici
olarak koruma altına alınan tanıkların ülkeler arası yeniden yerleşimi-
ne imkân tanımaktadır.
110
Tanığın yeniden yerleştirileceği bir yerin bulunması bazı du-
rumlarda süreye ihtiyaç gösterebilir. Ancak, acil durumlarda kalıcı
yerleşim sağlanıncaya kadar tanığın geçici bir bölgeye alınması ge-
reklidir. Bu geçici bölge, resmi bir yer olabileceği gibi otel odası da
olabilmektedir.
111
Tanığın ülke içinde veya dışında yeni yerleşim sağlanması ile bir-
likte tanık koruma da bitmemektedir. Tanığın, yeni yerleşim yerine
uyum sağlaması aşamasında yardım yapılması gereklidir. Nitekim
Amerika’da, tanıklara yeni yerleşim yerlerinde verilecek destekler-
le ilgili olarak görevlilerin eğitim seviyelerinde iyileştirmeler yapıla-
madığı için yeni yerleşim sağlanan tanıklarda intihar vakaları çok sık
görülmüştür.
112
Yeni yerleşim sağlanan tanıkların, eski yerlerindeki sosyal ilişki-
lerini düzenlenmesi (ödenmemiş borçları, yeniden yerleşime tabi tu-
tulmayan aile bireylerinin durumu) önem kazanmaktadır.
113
Yeniden
yerleşime tabi tutulmayan çocukların aile üyelerinden birisinin koru-
masına verilmesi tedbiri bazı ülkelerde uygulanmaktadır.
114
Kanunumuzda tanık koruma tedbiri kapsamında tanığın yabancı
bir ülkede yeniden yerleşimi düzenlenmiş ancak yeniden yerleştirildi-
ği ülkede başka bir tanık koruma tedbirinin hakkında uygulanıp uy-
gulanmayacağı açıklığa kavuşturulmamıştır. Tehdidin düzeyine göre
tanığın yeniden yerleşime tabi tutulduğu ülkede korunmasına yönelik
tedbirlerin alınmasına gerek duyulabilir. Yeniden yerleşime tabi tutu-
lan ülkede uygulanacak koruma tedbirleri, yerleşimin sağlandığı ülke-
110
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 82.
111
Fyfe/McKay, s. 294.
112
Fyfe/McKay, s. 281.
113
Belirtelim ki, Amerika’da 1984 Tanık Güvenlik Reform Kanunu ile yeniden yerleşi-
me tabi tutulan tanıkların ödenmemiş borçları ve yeniden yerleşime tabi tutulma-
yan aile bireylerinin durumu ile ilgili hükümler sevk edilmiştir.
114
Fyfe/McKay, s. 281.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009109
nin hukuk kurallarına ve karşılıklı anlaşmalara göre yapılacaktır.
x. Fizyolojik Görünümünün Değiştirilmesi
Tanığın fizyolojik görünümünün değiştirilmesi Tanık Koruma
Kanunu’nda düzenlenen tedbirlerden biridir. Fizyolojik görünümün,
tanığın ayırt edilmesini sağlayan bir özelliği olduğundan dolayı, bu
özelliğinin gizlenmesi durumunda tanığın korunabileceği düşünül-
mektedir. Fizyolojik görünümün değiştirilmesi bazı ülkelerde, ta-
nığa yeni bir kimliğin düzenlenmesi tedbirinin bir sonucu olarak
düzenlenmektedir.
115
Kanaatimizce tanığın diğer insanlardan ayırt
edilmesini sağlayan vücut üzerindeki dövmeler, doğum lekeleri veya
görülebilir benlerin gizlenmesi veya değiştirilmesi de fizyolojik görü-
nümün değiştirilmesi kapsamında değerlendirilmelidir.
Tanığa ait değiştirilemeyen biyometrik özelliklerin durumu hassa-
siyet kazanmaktadır. Örneğin göz iris tabakası, parmak izi gibi özellik-
lerin fizyolojik görünümün değiştirilmesi kapsamında değiştirilmesi
mümkün olmamakla birlikte, bu özelliklerden hareket edilerek tanığın
gerçek kimliğine ulaşmak mümkündür. Bu kapsamda, tanığın gerçek
kimliğine ait biyometrik özellik kayıtlarının da gizlilik altında muha-
faza edilmesi gerekmektedir.
c. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Düzenlenen Tedbirler
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 58. maddesinde tanığın korunma-
sına ilişkin bazı tedbirler düzenlenmektedir. Bu tedbirler, ceza muha-
kemesinde tanık olarak dinlenen kişilere yöneliktir ve yakınlarını kap-
samamaktadır. Ayrıca tedbirler örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen
suçlarda uygulanacaktır.
116
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen tedbirler öğretide iki-
li ve üçlü ayrıma tabi tutulmuştur. İkili ayrıma göre CMK’da iki tür
koruma tedbiri düzenlenmiştir. Bunlar; tanığın kimliğinin saklı tu-
tulması ve tanığın hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan
115
United Nations Office on Drugs and Crime, s. 77.
116
Ayrıca bkz. Kazancı, s. 162.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009110
dinlenmesidir.
117
Üçlü ayrımda ise CMK’da düzenlenen tedbirler üç
aşamada uygulanmaktadır. Tanıklığa başlamadan önce tanığın kim-
liğinin gizli tutulması, tanıklık yaparken ayrı bir odada ve diğerleri
hazır olmadan dinlenmesi ve nihayet tanıklık yaptıktan sonra gerekli
koruma tedbirlerinin uygulanmasıdır.
118
CMK’da düzenlenen ilk tedbir tanıkların kimlik bilgilerinin gizli
tutulmasıdır. Buna göre tanığı kendisi veya yakınları için kimliğinin
açığa çıkması ağır bir tehlike oluşturacaksa, kimlikleri saklı tutulabi-
lecektir. Tanığın kimliği saklı tutulsa da, tanıklık ettiği olayları hangi
sebep ve vesile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür (CMK
m. 58/2).
CMK’da düzenlenen diğer tedbir ise hazır bulunma hakkına sa-
hip olan kişiler bulunmaksızın tanığın dinlenmesidir. Hazır bulunma
hakkına sahip olan kişiler bulunmaksızın tanığın dinlenmesi iki halde
mümkündür. Öncelikle tanığın hazır bulunma hakkına sahip olanlar
huzurunda dinlenmesi tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu
tehlike başka türlü önlenmeyecektir. Diğer durum ise maddi gerçeğin
ortaya çıkarılmasının tehlikeye düşecek olmasıdır. Tanığın hazır bu-
lunma hakkına sahip olan kişiler bulunmaksızın dinlenmesi esnasın-
da, sesli veya görüntülü aktarma yapılabilecektir. Tanığın sorgusu es-
nasında sanığın veya müdafiin soru sorma hakkı kısıtlanamayacak ve
soru sorma hakkını kullanmasına yönelik tedbirler alınacaktır (CMK
m. 58/2).
d. Diğer Kanunlarda Yer Alan Tedbirler
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nda
119
terör suçlarının aydın-
latılmasına yardımcı olanların korunmasına ilişkin düzenleme mev-
cuttur. Kanun’un 20. maddesine göre terörle mücadelede görev alan
veya terör örgütleri mensupları hakkında açılan ceza davalarının mu-
hakemesine iştirak eden kişilerin yanı sıra terör suçlarının aydınlatıl-
masına yardımcı olanlar da koruma tedbirlerinin kapsamına alınmıştır.
Kanun’da düzenlenen koruma tedbirleri; talep halinde estetik cerrahi
ile fizyolojik görünümün değiştirilmesi; nüfus kaydı, ehliyet, evlenme
117
Özbek /Kanbur /Bacaksız /Doğan, s. 386.
118
Turhan, Tanıkların Korunması, s. 172.
119
12 Nisan 1991 tarih ve 20843 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009111
cüzdanı, diploma ve benzeri belgelerinin yeniden düzenlenmesi; men-
kul ve gayrimenkul malvarlıklarıyla, sosyal güvenlik ve diğer hakları
konusunda düzenlemeler yapılmasıdır. Yine aynı Kanun’da, muhbir-
lerin hüviyetlerinin açıklanmayacağını düzenleyen 14. maddede ta-
nıkların korunmasına ilişkin tedbirler arasında sayılabilir. Kanun’da
yer alan koruma tedbirleri, inceleme konumuz olan açısından değer-
lendirildiğinde Tanık Koruma Kanunu’nda yer alan tedbirlere göre
hem tedbirlerin uygulanacağı kişiler, hem uygulanacağı suçlar hem de
uygulanacak tedbirler açısından daha dar kapsamlıdır.
Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’na,
120
16 Haziran 1985 tarih ve
3233 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile eklenen Ek Madde 9’da, 1481 sayılı
Asayişe Müessir Bazı Fiillerin Önlenmesi Hakkında Kanun’a göre sa-
nık ve hükümlülerden ilan edilmek suretiyle arananların bulundukları
yerleri bildiren veya yakalanmasına yardımcı olanların kimliklerinin
rızaları olmadıkça açıklanmayacağı ifade edilmiştir.
4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu’nun
121
“Koruma Tedbirle-
ri” başlıklı 5. maddesinde bilgi verdikleri için haklarında söz konusu
Kanun hükümleri uygulanan kişilere talepleri halinde gerekli koruma
tedbirlerinin uygulanabileceği hükme bağlanmıştır.
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun
122
19. maddesinin
4. fıkrasında kaçakçılık olaylarını ihbar edenlerin kimliklerinin, izinle-
ri olmadıkça veya ihbarın niteliği haklarında suç oluşturmadığı sürece
açıklanmayacağı ifade edildikten sonra söz konusu muhbirler hakkın-
da tanıkların korunmasına ilişkin hükümlerin uygulanacağını düzen-
lemiştir.
6. Tanık Koruma Tedbirlerinin Adil Yargılanma Hakkı
(AİHS m. 6) Kapsamında Değerlendirilmesi
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde, tanıklarla ilgili özel bir
düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, Avrupa İnsan Hakları Sözleş
mesi’nin 6. maddesinde
123
düzenlenen adil yargılanma hakkı kap-
120
14 Temmuz 1934 tarih ve 2751 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
121
6 Ağustos 2003 tarih ve 25191 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır
122
31 Mart 2007 tarih ve 26479 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
123
Madde 6- Adil Yargılanma Hakkı
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009112
samında tanık ve tanığın korunması ile ilgili ulusal uygulamalar
denetlenmektedir.
124
Adil yargılanma hakkı, sadece ceza davalarında
değil, özel hukuk davalarında da söz konusu olabilen bir haktır.
125
AİHS’nin 6. maddesi birden çok hakkı düzenlemektedir. Madde-
nin 1. fıkrasında, etkin kanun yolu ve mahkemeye erişim hakkı düzen-
lenmiştir. Bu mahkeme, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmalıdır.
Aynı zamanda yargılama, istisnaları olmakla beraber açık celsede ve
makul bir süre içinde yapılmalıdır.
126
Maddenin 2. fıkrası konumuz ile bağlantılı olan masumiyet karine-
sini düzenlemekte ve suçluluğu sabit oluncaya kadar suçsuz olduğunun
1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai
alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar vermiş olan, yasayla ku-
rulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre
içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir. Hü-
küm açık oturumda verilir; ancak, demokratik bir toplumda genel ahlak, kamu
düzeni ve ulusal güvenlik yararına, küçüklerin korunması veya davaya taraf olan-
ların özel hayatlarının gizliliği gerektiğinde veya davanın açık oturumda görülme-
sinin adaletin selametine zarar verebileceği bazı özel durumlarda, mahkemenin
zorunlu göreceği ölçüde, duruşmalar dava süresince tamamen veya kısmen basına
ve dinleyicilere kapalı olarak sürdürülebilir.
2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar
suçsuz sayılır.
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir;
a. Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda
anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;
b. Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;
c. Kendi kendisini savunmak veya kendi seçeceği bir avukatın yardımından
yararlanmak ve eğer avukat tutmak için mali olanaklardan yoksunsa ve adaletin
selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemek-
sizin yardımından yararlanabilmek;
d. İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da
iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında çağırılmasının ve dinlenmesinin sağlanma-
sını istemek;
e. Duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı taktirde bir tercü-
manın yardımından para ödemeksizin yararlanmak.
124
Aynı şekilde bkz. Altıparmak, s. 173.
125
Nuala Move/ Catharina Harby, Adil Yargılanma Hakkı, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’nin 6. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Kılavuz, İnsan Hakları El Kitap-
ları No.3, Türkiye Barolar Birliği Yayınları, 89, s. 6.
126
Coralie Abroise-Casterot, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı Maddesi”,
Sempozyum İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Adli Yargı, 26-27 Eylül 2003, Türkiye
Barolar Birliği Yayınları 72, Ankara 2004, s. 323-325; Bilal Kartal, “Türkiye’de Adil
Yargılanma Hakkı”, Sempozyum İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Adli Yargı, 26-27
Eylül 2003, Türkiye Barolar Birliği Yayınları 72, Ankara 2004, s. 345 vd.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009113
kabulü zorunluluğunu düzenlemektedir.
127
Bu kapsamda, iddia maka-
mının gerekli delillere ulaşmak için yasal olmayan yollara başvurama-
yacağı ve kimliği gizlenen tanıkların dinlenmesinde adil yargılanmayı
sağlayıcı tedbirlerin alınmasının gerekliliği vurgulanmaktadır.
128
Maddenin 3. fıkrasında münhasıran ceza muhakemesinde uygula-
nacak sanık hakları düzenlenmektedir. Bunlar;
- Kendisine isnat edilen suçun niteliği ve nedeni konusunda en
kısa zamanda, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak bilgilendirilmek,
- Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sa-
hip olmak,
- Kendi kendisini savunmak veya kendi seçeceği bir avukatın yar-
dımından yararlanmak ve eğer avukat tutmak için mali olanaklardan
yoksunsa ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendi-
rilecek bir avukatın yardımından ücretsiz yararlanabilmek,
- İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma ta-
nıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında çağrılmasının ve
dinlenmesinin sağlanmasını istemek,
- Duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşmadığı takdir-
de ücretsiz olarak tercüman yardımından yararlanmaktır.
129
Tanık koruma tedbirlerinin ve özellikle tanığın kimliğinin gizli
tutulmasının, tanık beyanının güvenilirliğini azaltması ve savunma
hakkını kısıtlaması noktasında adil yargılanma hakkını etkileyebile-
ceği ifade edilmektedir.
130
Tanık koruma tedbirlerinin, adil yargılanma
hakkı kapsamında değerlendirmesinde AİHM içtihatlarından istifade
etmemiz hem AİHM’nin bakış açısını ortaya koymak bakımından hem
de ulusal düzenlemenin bu bakış açısından değerlendirilmesi bakı-
mından gereklidir.
Şüpheli ve sanıkların, tanıkların dinlenmesi esnasında bulunma
ve kendilerine soru sorma hakkı vardır.
131
AİHM, kimliği gizli tutu-
127
Abroise-Casterot, s. 325; Kartal, s. 355.
128
Abroise-Casterot, s. 325.
129
Abroise-Casterot, s. 326; Kartal, s. 355-357
130
Şahin, s. 163.
131
Hans-Meyer Ladewig, “Adil Yargılanma Hakkı-II”, (Çev.: Doç.Dr.Hakan Hake-
ri), in: Adil Yargılanma Hakkı ve Ceza Hukuku, Ankara 2004, s. 97; Durmuş Tezcan/
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009114
lan tanıkların, ceza muhakemesinde dinlenmesine kaide olarak karşı
değildir.
132
Zira Mahkemeye göre bir delil kaynağının kabul edilebi-
lirliği, ulusal kanun koyucunun takdir hakkı içindedir ve söz konu-
su delil kaynağından elde edilenlerin delil olarak değerlendirilmesi
ulusal mahkemelere aittir.
133
Ancak tanığın kimliğinin gizlenebilme-
si için tanıkların tehdit altında olmasını vazgeçilmez bir şart olarak
aramaktadır.
134
Ulusal mahkemeler, sanığın, tanığın kimliğini öğrenme
hakkı ile tanıkların korunması gereksinimleri arasında adil bir denge
kurmalıdırlar.
135
Ayrıca mahkûmiyet kararının tamamen veya önemli
ölçüde bir tanığın beyanlarına dayandırılması ve gerek hazırlık soruş-
turmasında gerekse de son soruşturma esnasında tanığa soru sorma
imkânının verilmemesi durumunda AİHS 6/3 (d) bendinin ihlal edil-
miş olmaktadır.
136
Ceza muhakemesinde, maddi meselenin çözülebilmesi için gerekli
olan tanık beyanı, delil niteliğindedir. Her delilin sahip olması gerekli
özelliklerden biri olan “delillerin müşterek olması” ilkesi, tanık beyanı
açısından da geçerlidir. Bu özellik gereği, delilin muhtevasını sade-
ce hâkimin öğrenmesi yetmemekte, iddia ve savunma makamları da
öğrenmeli ve hâkim tarafından verilecek hükme mütalaaları ile katkı
sağlamalıdırlar. Hâkimin, maddi mesele hakkında şahsi bilgisine da-
yanamamasının sebebi de, delillerin müşterek olmasının, serbest bir
şekilde tartışılması gerekliliğinin bir sonucudur. Ceza Muhakemesi
Kanunu, hâkimin kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda
tartışılmış delillere dayandırabileceğini açıkça belirtmiştir (CMK m.
217).
137
AİHM, Baegan v. The Netherlands, Finkensieper v. The Netherlands ve
Mustafa Ruhan Erdem/Oğuz Sancakdar, Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi Işığında
Türkiye’nin İnsan Hakları Sorunu, Ankara 2004, s. 364.
132
Abroise-Casterot, s. 327; Move/Harby, s. 48;
133
Tezcan/Erdem/Sancakdar, s. 364.
134
Abroise-Casterot, s. 327.
135
Tezcan/Erdem/Sancakdar, s. 366.
136
Ladewig, s. 97; Tezcan/Erdem/Sancakdar, s. 364; Thomas Weigend, “Avrupa İki
Ağızlı mı Konuşuyor?”, (Çev.: Doç.Dr.Veli Özer Özbek), in: Adil Yargılanma Hakkı
ve Ceza Hukuku, Ankara 2004, s. 111; Kai Ambos, “(Alman) Ceza Muhakemesi için
Avrupa Hukuku’ndan Kaynaklanan Yükümlülükler- AİHM’nin 2000-2002 Yılları
Arasındaki Kararları Hakkında-“, (Çev.: Yrd.Doç.Dr.Mustafa R. Erdem) in: Adil
Yargılanma Hakkı ve Ceza Hukuku, Ankara 2004, s. 111
137
Kunter/Yenisey/ Nuhoğlu, s. 623, 624.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009115
Doorson v. The Netherlands kararlarında, tanıkların savuma tarafından
duruşmada sorguya çekilmesi hakkının mutlak bir hak olmadığını bazı
durumlarda sınırlandırılabileceğini belirtmiştir.
138
Bu kapsamda gerek
Komisyon gerekse Mahkeme, tanıkların genelde Sözleşme kapsamın-
daki haklara sahip bireyler olarak özellikle tanıkların yaşam ve özgür-
lüklerine yönelik ciddi tehditlerde tanık kimliğinin gizli tutulmasına
imkân sağlamaktadır.
139
Tanığın kimliğinin gizli tutulması, duruşmada
tanık beyanının tartışılamaması, tanıklara soru sorma imkânının taraf-
lara verilmemesi “delillerin müşterek olması” prensibini ve dolayısıyla
adil yargılanma hakkını zedeleyecektir. AİHM, kökleşmiş içtihatların-
dan birisi, hükme esas teşkil eden delillerin sanığın huzurunda veya
en azından sanığın bilgisi dâhilinde üretilmiş olma zorunluluğudur.
140
Tanığın kimliğinin gizli tutulmasında sanık, kimliği gizli tutulan ta-
nığın ifadesinde yer alan bilgileri ne suretle öğrendiğini bilemeyece-
ğinden savunmasını hakkıyla yapmakta zorluklar ile karşılaşacaktır.
AİHM, Kostovski v. Hollanda kararında, sanığın dolaylı yollarla tanığa
soru sorabilmesi ve tanığın beyanına esas teşkil eden bilgileri ne suret-
le öğrendiğinin sorgulanmasının gerekliliğini belirtmiştir.
141
Tanığın kimliğinin gizli tutulduğu, tanığın sadece hâkim tarafın-
dan sorgulandığı durumlarda, sanığa veya en azından avukatına, ta-
nığa soru sorma fırsatının tanınmış olması durumunda 6. maddenin
ihlal edilmeyeceğine ilişkin AİHM’in içtihatı mevcuttur. Kostovski v.
Hollanda kararında (20 Kasım 1989), yargılama öncesi elde edilen ifa-
delerin kanıt olarak kullanılmasını tek başına 6. maddenin ihlali olarak
görmemiş ve sanığa yargılamanın her aşamasında tanığa itiraz etme
ve soru yöneltme hakkının tanındığından dolayı kimlikleri gizli tu-
tulan tanıkların beyanlarının hükme esas alınmasını adil yargılanma
hakkının ihlali olarak değerlendirmemiştir.
142
AİHM, Ulterperginter v.
Autriche kararında (24 Kasım 1996), tanığın kimliğinin gizli tutulması-
nın savunma için başlı başına başa çıkılmaz bir durum yarattığı; Delta
v. Fransa kararında (19 Aralık 1990), tanığın kimliğinin savunma tara-
138
Nijboer, s. 449.
139
Nijboer, s. 449.
140
Candaş Gürol, “Tanığın Korunması Müessesesi ve Adil Yargılanma Hakkı”, Baro-
lar Birliği Dergisi, S. 60, Eylül Ekim 2005, s. 49; Move/Harby, s. 49.
141
Gürol, s. 50.
142
Move/Harby, s. 49
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009116
fından öğrenilememesinin, savunma açısından aksi ispatlanamaz bir
sav ile karşı karşıya kalması ile sonuçlandığını içtihat edinmiştir.
143
AİHM, kimliği saklı tutulan tanığın beyanının ulusal mahkeme
tarafından hükme esas alınıp alınmayacağı ile ilgili kararlar vermiş-
tir. AİHM’e göre, sadece kimliği gizli tutulan bir veya birkaç tanığın
beyanları esas alınarak mahkûmiyet kararı vermesini AİHS’ne aykırı
görmüştür. AİHM’ne göre, 6. maddede düzenlenen “silahların eşitli-
ği” ilkesinden söz edebilmek için mahkûmiyet hükmünün kimliği
gizli tutulan tanığın beyanından başka delillerle de desteklenmesi
gerekmektedir.
144
AİHM, kimliği gizli tutulan kimsenin sıfatına da itibar etmektedir.
Buna göre, kimliği gizli tutulan tanığın polis memuru olması duru-
munda, tanık beyanlarının hükme esas alınmasının adil yargılanma
hakkının ihlali olduğu işaret edilmektedir.
145
Mahkemeye göre;
“Bu kişiler, Devletin yönetimindeki yetkililere genel anlamda itaatle yü-
kümlüdür ve genellikle savcılıkla bağlantıları vardır… Bu kişilerin kimliği
gizli tanık olarak kullanımı sadece özel durumlarla kısıtlı olmalıdır. Ayrıca,
eşyanın tabiatı gereği görevleri dolayısıyla… Kamuya açık mahkemelerde ta-
nıklık etmeleri gereklidir”.
146
Tanığın kimliğinin gizli tutulması ile ilgili davalarda AİHM’nin
kararları ile ortaya koyduğu ölçütleri şu şekilde ifade edebiliriz;
147
- Tanığın kimliğinin tamamen gizli tutulabilmesi için sanığa yük-
lenen suçun ağırlığı tek başına gösterge değildir. Ayrıca tanığın kendi-
si veya yakınlarının hayat ve vücut bütünlükleri açısından somut bir
tehlike bulunmalıdır. Bu tehlike, soruşturma organından bağımsız bir
makam tarafından ve özellikle bir hâkim tarafından incelenmelidir.
- Kimliği gizli tutulan tanığa soru sormak ve ifade ettiği bilgileri ne
suretle edindiğini açığa çıkartmak suretiyle savunmanın tanığın güve-
143
Gürol, s. 51; Özel, s. 69, 70.
144
Gürol, s. 51.
145
Move/Harby, s. 49; Abroise-Casterot, s. 326.
146
Van Mechelen ve diğerleri v. Hollanda, 18 Mart 1997, parag. 56 (Move/Harby, s.
49).
147
Turhan, Tanıkların Korunması, s. 162 vd; AİHM kararları uyarınca Türk hukuku-
nun kapsamlı bir değerlendirilmesi için bkz. Turhan, Tanıkların Korunması, s. 166
vd.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009117
nilirliğini sorgulama hakkı fazla sınırlandırılmamalıdır.
- Kimliği tamamen gizlenen tanığın ifadesinin kullanılması sure-
tiyle savunmanın güç duruma sokulması durumunda, savunma hak-
kının başka usul tedbirleri ile güçlendirilmesi gereklidir.
- Mahkeme kararı, tek başına veya belirleyici ölçüde kimliği gizli
tutulan tanığın beyanlarına dayandırılmamalıdır.
7. Sonuç
5610 sayılı Tanık Koruma Kanunu ile ceza muhakemesinde önem-
li bir rol üstlenen ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına katkıda bu-
lunan tanıkların korunması ile ilgili tedbirler bir Kanun’da düzenlen-
miştir. Söz konusu Kanun ile Türk hukukunda değişik kanunlarda yer
alan tanığın korunmasına ilişkin tedbirler birleştirilmiş, yasal dayana-
ğı olmayan bazı uygulamalar yasal dayanağa kavuşturulmuş ve ulus-
lararası düzenlemelere uygun bir mevzuat oluşturulmuştur.
Tanık Koruma Kanunu’nda, haklarında tedbir uygulanacak kişiler
ve suçlar bir sınırlamaya tabi tutulmuştur. Tanık koruma tedbirlerinin
karmaşık yapısı, tedbirlerin uygulanması için kurulan alt yapıyı işlet-
me zorluğu ve devlete yüklediği mali külfet açısından değerlendirildi-
ğinde bu sınırlamanın uygun olduğu kanaatindeyiz. Ancak ceza mu-
hakemesinde tanığın korunması için tanık olarak dinlenmesi gerektiği
gibi bir fikre kapılmamıza neden olan Kanunun ve Yönetmeliğin 4.
maddesinde yer alan düzenlemenin “ceza muhakemesinde tanık olarak
dinlenen veya dinlenecek kişiler” olarak anlaşılması gerektiğini düşün-
mekteyiz. Çünkü dinlenen tanığın korunması gerektiği gibi ceza mu-
hakemesine konu teşkil eden olaya tanıklık ettiği tespit edilen ancak
henüz dinlenmemiş olan kişinin de korunması gereklidir.
Tanık Koruma Kanunu’nda yer alan tedbirler incelendiğinde, ted-
birlerin geniş bir yelpazede düzenlendiği, düzenleme yapılırken ulus-
lararası sözleşmeler ve diğer ülkeler uygulamalarının göz önüne alın-
dığı dikkati çekmektedir. Ayrıca, tedbirlerin uygulanmasında “orantı-
lılık” ilkesinin dikkate alınmasının ifade edilmesi ve aynı anda birden
fazla tedbire de hükmedilebileceğinin düzenlenmesi, vaka esaslı uy-
gulanan tanık koruma tedbirlerinde yeterli elastikiyeti uygulayıcılara
verecektir.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009118
Tanık koruma tedbirlerinde asıl olan farklılık yaratmamaktadır.
Bu durum özellikle tanığa yeni bir kimlik veya yerleşim yeri sağlarken
önem kazanmaktadır. Tanığın eski kimliğinde sahip olduğu özellikle-
re uygun bilgilerin yeni kimliğinde yer alması, hem tanığın yeni kim-
liğini ve yerleşim yerini benimsemesini sağlayacaktır hem de tespit
edilmesi riskini azaltacaktır.
Haklarında yeni bir kimlik düzenlenmesi veya yeni yerleşim yeri
sağlanması tedbirine hükmedilen tanıkların, çoğunlukla tedbir uygu-
lanmayan aile bireyleri ile irtibata geçtiği, bu durumunda yeni kimlik-
lerinin tespit edilmesine sebep olduğu görülmektedir. Bu durumda,
haklarında koruma tedbiri uygulayan tanıkların güvenlik konusunda
eğitilmeleri ve aile bireyleri ile tanık koruma birimlerinin nezaretinde
irtibata geçmeleri alınan tedbirlerin etkinliğini sağlayacaktır.
KAYNAKLAR
Abdel-Monem, Tarik, “Foreign Nationals in the United States Witness
Security Program: A Remedy for Every Wrong?”, The American
Criminal Law Review, Summer 2003, Vol. 40, No. 3.
Abroise-Casterot, Coralie, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.
Maddesi”, Sempozyum İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Adli
Yargı, 26-27 Eylül 2003, Türkiye Barolar Birliği Yayınları 72, An-
kara 2004.
Altıparmak, Cüneyd, “Türk Hukukunda Tanık Koruma”, Ankara Ba-
rosu Dergisi, Yıl 66, S. 1, Kış 2008.
Ambos, Kai “(Alman) Ceza Muhakemesi için Avrupa Hukuku’ndan
Kaynaklanan Yükümlülükler- AİHM’nin 2000-2002 Yılları Arasın-
daki Kararları Hakkında-“, (Çev.: Yrd.Doç.Dr.Mustafa R. Erdem)
in: Adil Yargılanma Hakkı ve Ceza Hukuku, Ankara 2004.
American Bar Association Journal, “Hearings Probe Problems of Vic-
tim/Witness Intimidation”, Vol.67, July 1979.
Arıkan, Baha “Tanık”, Ankara Barosu Dergisi, 1962/2.
Arnold, Roberta, “Witness Protection Under Swiss Legislation: An
Offspring of International Law”, International Criminal Law 7,
2007.
Beccaria, Cesare, Suçlar ve Cezalar Hakkında, (Çev.: Sami Selçuk), Ha-
ziran 2004.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009119
Bruce, David, “Danger, Threats or Just Fear”, SA Crime Quarterly, No.
13, September 2005.
Centel, Nur / Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku El Kitabı,
İstanbul 2006.
Cooley, Steve, Jailhouse Witness Protection Task Force Final Report,
Ağustos 2004.
Çolak, Haluk / Taşkın, Mustafa, Ceza Muhakemesi Kanunu Şerhi, An-
kara 2007.
Değirmenci, Olgun, “Mukayeseli Hukukta ve Türk Hukukunda İnsan
Ticareti Suçu”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 67, Kasım-Aralık
2006.
Döner, İsa, Yargıtay Kararları Işığında Ceza Muhakemesi Hukukunda
Tanıklık, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek
Lisans Tezi (Yayımlanmamıştır), İstanbul 1996.
Duman, İlker Hasan “Tanıklık”, Adalet Dergisi, 1984/4.
Eğilmez, Namık Kemal, “Şahadet ve Şahidin Psikolojisi”, Ankara Ba-
rosu Dergisi, 1955/1.
Eğilmez, Namık Kemal, “Şahadet ve Şahidin Psikolojisi-II”, Ankara
Barosu Dergisi, 1955/6.
Erdem, Mustafa Ruhan, “Ceza Muhakemesinde Tehlikede Bulunan
Tanıkların Korunması”, İzmir Barosu Dergisi, Temmuz 1995.
Erem, Faruk, Adalet Psikolojisi, Ankara 1988, 8.Baskı.
Ergül, Teoman, “Şahit ve Şahitlik”, Adalet Dergisi, 1964/9-12.
Ertanhan, Mesut, Medeni Yargılama Hukukunda Tanık ve Tanıklık,
Ankara 2005.
Feyzioğlu, Metin, “Suçsuzluk Karinesi: Kavram Hakkında Genel Bil-
giler ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”, AÜHFD, 1999, C.:48,
S. 1-4.
Fyfe, Nicholas R. / McKay, Heather, “Police Protection of Intimidated
Witnesses: A Study of the Strathclyde Police Witness Protection
Programme”, Policing and Society, 2000, Vol.10.
Gözübüyük, Abdullah Pulat, “Adli Psikolosi Yönünden Tanık”, Ada-
let Dergisi, 1948/5.
Güngör, Serdar, Ceza Muhakemesi Hukukunda Tanığın Korunması,
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans
Tezi (Yayımlanmamıştır), İzmir 2007.
Gürol, Candaş “Tanığın Korunması Müessesesi ve Adil Yargılanma
Hakkı”, Barolar Birliği Dergisi, S. 60, Eylül Ekim 2005.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009120
Hilger, Johan Peter Wilhelm, “Organized Crime/Witness Protection
in Germany”, UNAFEI Resource Material Series No. 58, December
2001, Tokyo.
Jurcevic, Marinco, “Witness Protection in Criminal Proceedings, Past
Experince and Identified Problems”, Presentation from Regional
Conference, 3-7.2.2008, Atina, www.tuzilastvobih.gov.ba/files/
docs/prezentation_of_Mr._Jurcevic_prosecutor_of_BiH.PDF,
(Erişim : 01 Mart 2009).
Kartal, Bilal, “Türkiye’de Adil Yargılanma Hakkı”, Sempozyum İnsan
Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Adli Yargı, 26-27 Eylül 2003, Türki-
ye Barolar Birliği Yayınları 72, Ankara 2004.
Kash, Douglas A., “Hiding in Plain Sight, A Peek into the Witness Se-
curity Program”, FBI Law Enforcement Bulletin, May 2004.
Kazancı, Behiye Eker, “Ceza Muhakemesinde Tanıkların Korunması
Çerçevesinde Görüntülü ve Sesli İfade Alma”, Hukuki Perspektif-
ler Dergisi, Temmuz 2006, S:7.
Koca, Mahmut “Ceza Muhakemesi Hukukunda Deliller”, Ceza Huku-
ku Dergisi, Aralık 2006.
Kocasakal, Ümit Avrupa Birliği Ceza Hukukunun Esasları, İstanbul
2004.
Koedam, Wilhelmina S., “Participants in the Federal Witness Protec-
tion Program”, The American Journal of Family Therapy, Vol. 21,
No. 4, Winter 1993.
Kunter, Nurullah / Yenisey, Feridun / Nuhoğlu, Ayşe, Muhakeme
Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Onaltıncı Bası.
Ladewig, Hans-Meyer, “Adil Yargılanma Hakkı-II”, (Çev.: Doç.
Dr.Hakan Hakeri), in : Adil Yargılanma Hakkı ve Ceza Hukuku,
Ankara 2004.
Mangrum, Boyd, “Retaliatory Lawsuits and Texa’s Judicial Procee-
dings Privilege”, The Review of Litigation, Summer 2003, Vol. 22,
No. 3.
McConville, Mike / Wilson, Geoffrey, The Handbook of the Criminal
Justice Process, Oxford University Press, 2002.
Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesi Hukukunda Tanıklık, Ankara
1996.
Move, Nuala / Harby, Catharina, Adil Yargılanma Hakkı, Avrupa İn-
san Hakları Sözleşmesi’nin 6. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin
Kılavuz, İnsan Hakları El Kitapları No.3, Türkiye Barolar Birliği
Yayınları 89.
hakemli makaleler Olgun DEĞİRMENCİ
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009121
Nijboer, J.F., “Children and Young Persons in the Criminal Justice
System: The Council of Europe Recommendation on Witness Pro-
tection and Rights of Defence”, Criminal Law Forum, Vol. 10, No.
4, 1999.
Othman, Mohammed, “The Protection of Refugee Witness by the In-
ternational Criminal Tribunal for Rwanda”, International Journal
of Refugee Law, October 2002, Vol. 14, No. 4.
Özbek, Veli Özer / Kanbur, M.Nihat / Bacaksız, Pınar / Doğan, Ko-
ray, Ceza Muhakemesi Hukuku Bilgisi, Ankara 2007.
Özel, Özlem, Ceza Muhakemesi Hukukunda Tanıkların Korunması,
Dokuz Eylül Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi (Yayımlanmamıştır),
İzmir, 2002.
Öztürk, Bahri - Erdem, Ruhan, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Huku-
ku, 11. Baskı, Ankara 2007.
Renzikowski, Joachim, “Adil Yargılanma ve Anonim Tanık, Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Işığında Tanığında Korunma-
sında Üç Basamak Teorisi”, (Çev.: Ali Kemal Yıldız), İn: Adil Yar-
gılanma Hakkı ve Ceza Hukuku, Ankara 2004.
Slate, Risdon N., “The Federal Witness Protection Program: Its Evolu-
tion and Continuing Growing Pains”, Criminal Justice Ethics, Vol.
16, No. 2, Summer 1997.
Small, Mark A., “Constitutional Challenges to Child Witness Protec-
tion Legislation: An Update”, Violence and Victims, Vol. 9, No. 4,
1994.
Sporer, Siegfried Ludwig “Lessons from the Origins of Eyewitness
Testimony Research in Europe”, Applied Cognitive Psychology
22, 2008.
Şahin, Cumhur, “Türk Hukukunda Tanık Koruma Hükümlerinin De-
ğerlendirilmesi”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.:6,
S. 1-2.
Şahin, Cumhur, Ceza Muhakemesi Kanunu Şerhi (CMK Gazi Şerhi),
Ankara 2005.
Şen, Ersan / Yurttaş, Yasemin, “Gizli Tanık, X Muhbir, Gizli Soruştur-
macı, Ajan Provakatör”, Ceza Hukuku Dergisi, Yıl 3, S. 6, Nisan
2008.
Taşçı, Alp Tekin / Taşçı, Gülsen, Türkiye’de ve Dünyada Ceza Muha-
kemesi Hukuku Açısından Karşılaştırmalı Tanıklık ve Tanıkların
Korunmasıyla İlgili Düzenlemeler, Ankara Barosu, Ağustos 2007.
Olgun DEĞİRMENCİ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 83, 2009122
Tezcan, Durmuş / Erdem, Mustafa Ruhan / Sancakdar,Oğuz, Avrupa
İnsan hakları Sözleşmesi Işığında Türkiye’nin İnsan Hakları Soru-
nu, Ankara 2004.
Turhan, Faruk, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara 2006.
Turhan, Faruk, Ceza Muhakemesinde Tehlike İçindeki Tanıkların Ko-
runması, Türk, Alman ve Avusturya Hukuklarında Karşılaştırma-
lı Olarak, Ankara 2009.
Türk Hukukunda İnsan Ticareti Suçu El Kitabı, Türkiye’nin İnsan Ti-
careti İle Mücadele Çabalarının ve Tüm İnsan Ticareti Mağdurla-
rının Adalete Erişimlerinin Desteklenmesi AB Hibe Projesi, Şubat
2009, Ankara.
ue.eu.int/uedocs/cmsUpload/DECL-25.3.pdf (Erişim: 10 Şubat
2009).
Uglow, Stewe, Criminal Justice, Second Edition, London 2002.
United Nations Office on Drugs and Crime, Good Practices fort he Pro-
tection of Witnesses in Criminal Proceedings Involving Organized
Crime, United Nations, New York 2008.
Weigend, Thomas “Avrupa İki Ağızlı mı Konuşuyor?”, (Çev.: Doç.
Dr.Veli Özer ÖZBEK), in : Adil Yargılanma Hakkı ve Ceza Huku-
ku, Ankara 2004.
Wohl, Ethan D., “Confidential Informants in Private Litigation: Balan-
cing Interests in Anonymity and Disclosure”, Fordham Journal of
Corporate & Financial Law, 2007, Vol. 12, No. 3.
www.parlimen.gov.my/billindexbi/pdf/DR312008E.pdf, (Erişim: 10
Nisan 2009).
www.rechten.uvt.nl/victimology /other/threatwitnNL.pdf, (Erişim:
1 Nisan 2009).
www.unodc.org/pdf/lap_witness_protection_ 2000.pdf, (Erişim : 1
Nisan 2009).
Yaşar, Osman, Uygulamalı ve Yorumlu Ceza Muhakemesi Kanunu,
Ankara 2007.
Yenidünya, Ahmet Caner, İnsan Ticareti Suçu (TCK m. 80), Ankara
2007.