TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 35
hakemli makaleler ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ
ÇOCUK ADALET SİSTEMİNDE SOSYAL
İNCELEME RAPORLARI (SİR) VE GÖZETİM
RAPORLARININ YERİ
Prof. Dr. S. Sevda ULUĞTEKİN *
Prof. Dr. Yüksel Baykara ACAR **
Özlem CANKURTARAN ÖNTAŞ ***
GİRİŞ
Çocukların yetişkinlerden farklı olduğunun ve korunması gerektiğinin
vurgulandığı 20. yüzyıl, suça yönelen çocuklar için de uluslararası birta-
kım düzenlemelerin gerçekleştiği bir dönem olmuştur. Çocuğun yaşama,
korunma, gelişim ve katılım haklarına işaret eden Çocuk Haklarına Dair
Sözleşme tüm çocuklar için sosyal adaleti sağlamayı hedeflemektedir. Suça
yönelen çocuklar açısından sözleşmenin, bu hedefi gerçekleştirmesinde
çocuk adalet sisteminin kurum ve kuruluşlarının yanında, bu sistemin bel-
kemiğini oluşturan sosyal inceleme raporları ve gözetim raporlarının rolünü
vurgulamak gerekir. Bu raporlar, suça yönelen çocukların içinde bulunduğu
koşulların “nasıl”ını ve toplumla bütünleşmesi açısından çocuğun “neye
ihtiyacı” olduğunu ortaya koyar. Yani SİR ve gözetim raporları, çocukla-
rın suça yönelme nedenleri ve ihtiyaç duydukları müdahalenin içerildiği
sosyo-legal belgelerdir. O halde, SİR ve gözetim raporlarının çocuk adalet
sistemindeki rollerini tartışırken, çocukların suça yönelme nedenlerini ele
almak yararlı olacaktır. Ekosistem perspektifi, çocukların suça yönelmesi-
ni açıklamada olduğu kadar, onların toplumla bütünleşmesi için gereken
adımların atılmasında da sistemsel bir bakış açısı getirecektir.
Ekosistem perspektifi, birey ile çevre etkileşimini temel alan, yaşanan
sorunların birey ve çevre etkileşiminden kaynaklandığını vurgulayan bir
yaklaşım içerir. Böyle bir yaklaşım, çocuk suçluluğunu, çocukların bireysel
özellikleri ve patolojileriyle açıklamak yerine, sistemlerin etkili işlemeyişi
ya da fonksiyonel olmayışı ile açıklamayı vurgulayacaktır. İşte bu çalışma,
çocuk adalet sisteminde SİR’ler ve gözetim raporlarının yeri ve işlevini
ekosistem perspektifi çerçevesinde ele almaktadır. Bu amaçla ilk olarak,
*
Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulu öğretim üyesi.
**
Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulu öğretim üyesi.
***
Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulu, öğretim görevlisi.
36 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 37
hakemli makaleler ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ
ekosistem perspektifinde çocuk suçululuğu konusunun incelenmesinin
yararlı olacağı düşünülmüştür.
Ekosistem Perspektifinde Çocuk Suçluluğu
Bireyi çevresi ve çevresiyle etkileşimi içinde değerlendirme olanağı
sağlayan ekosistem perspektifi, çocuk suçluluğunu açıklamada kapsamlı bir
bakış açısı getirmektedir. Böyle bir bakış açısı ise çocukların suça yönelme-
lerinde sistemlerin yerini ve rolünü vurgulamayı mümkün kılmaktadır.
Çocukların suça yönelme nedenleri, mikro, mezzo ve makro düzeydeki
sistemler ve bu sistemler arasındaki etkileşim çerçevesinde incelenebilir.
Aşağıda ilk olarak mikro daha sonra mezzo ve makro sistemler ile bu sis-
temlerin çocuk suçluluğundaki yeri kısaca ele alınmaktadır.
Mikro Sistemler
Ergenlik çağı, çocukların suça yönelmesinde kritik bir yaş dönemini
içermektedir. Hızlı bir gelişim ve değişimin yaşandığı bu çağ, çocukların
ailelerinden kopmaya başladığı ve yeni sosyal çevreler edindikleri bir dö-
nemdir. Kimliğini oluşturma çabası, çocukların başka sosyal çevrelere yö-
nelmesi açısından önemlidir. Bu çevrelerden okul ve akran grubu çevresi bu
dönemde daha büyük önem ve değer kazanmaktadır. Çocuk suçluluğuyla
ilgili olarak mikro sistemler, çocuğun içinde bulunduğu ergenlik dönemi
ve çocuğun ailesi olarak ele alınabilir.
İçinde bulunduğu dönemin bir özelliği olarak kimlik arayışı içinde
olan ergen, bu arayış içinde kendini çevresinden yalıtma (yabancılaşma)
yoluna gidebilmektedir. Bu yalıtma yolu, çocuğun içinde bulunduğu kimlik
arayışı ile ilgili yaşadığı çatışmalardan kurtulma ve çıkış yolu aramasında
yarar sağlayıcıdır. Ancak çocuğun kendi bedenine, duygusal ve sosyal
çevresine yabancılaşması aşırı bir hal aldığında çocukta kendine dönük
ya da çevreye dönük olarak yıkıcı davranışlar gelişebilmektedir. (Gökler,
2003) Bu davranışlardan biri de suç davranışıdır.
Çocuk suçluluğuyla ilgili araştırmalar 1980’li yıllarda daha çok aileye
bağlılık ve çocuk suçluluğu üzerinde odaklanmıştır. Ancak daha sonraki
araştırmalar, aileye bağlılıktan daha çok ailenin reddedici ve kısıtlayıcılığı-
nın çocuk suçluluğundaki önemine değinmiştir. (Seydlitz ve Jenkins, 1998,
56; Uluğtekin, 1991) Bunun yanında aynı çalışmalarda ailedeki disiplin
biçimi, aile içi etkileşim, ailedeki olumsuz rol modelleri, evden kaçma
ve parçalanmış aile faktörlerinin de çocuk suçluluğundaki yerine işaret
edilmiştir. Ailedeki olumsuz etkileşim, disiplin biçimi; çocuğun aileye ya-
bancılaşmasında önemlidir. (Angenent ve Man, 1996, 96) Bu yabancılaşma,
çocuğun ailesiyle ilişkilerini olumsuz etkileyebilmektedir. Çocuğun evden
36 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 37
hakemli makaleler ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ
kaçarak kendini dışarıda var etme çabasına girmesine neden olarak çocuğun
suça yönelmesine ortam yaratabilecektir.
Mezzo Sistemler
Çocuk suçluluğuna ilişkin literatür mezzo düzeyde bazı sistemlerle
ilgili faktörlerin çocuk suçluluğundaki etkisini ortaya koymaktadır. Bu sis-
temler akran grubu, okul, işyeri ve boş zamanları değerlendirme olanakları
olarak görülmektedir.
Ergenlik çağında akran grubu en önemli çevreyi oluşturmaktadır.
Schaefer, (1980) ailenin etkisi azaldıkça, akran grubunun çocuk üzerindeki
olumsuz etkisinin daha fazla olacağını ortaya koymuştur. (Akt., Uluğtekin,
1991, 47) Kimlik arayışındaki çocuk akran grubuna olan bağlanma ve akran
grubundaki norm ve değerleri benimseme yoluna gidecektir. Dolayısıyla
o grupta yükselen değer, çocuk tarafından daha fazla benimsenebilecektir.
Gökler, (2003) akran grubundaki sadakat duygusunun çocuğun kendi var-
lığını anlamlandırmasında önemli rolünü vurgulamaktadır. Delikara, (2001,
154) ve Berndt, (1979, akt., Angenent ve Man 1996, 140) araştırmalarında
akran gruplarının çocuk suçluluğundaki etkisini vurgulamıştır.
Çocuk suçluluğuna ilişkin literatür, suça yönelen çocukların okul
olanaklarından yararlanamadığını ortaya koymaktadır (Uluğtekin, 1991;
Baykara, 1998; Türkeri, 1995; Hancı, 2002). Bunun yanında, suça yönelen
çocukların okulda başarısız oldukları, okula devam etmekte sorun yaşadık-
ları, küçük yaşlarda okul hayatı ile birlikte çalışmaya başladıkları, okuldan
kaçtıkları ve okulda damgalandıkları görülmektedir. (Baykara, Acar ve
Cankurtaran Öntaş, 2003)
İş yaşamı, çocukların suça yönelmesinde değerlendirilmesi gereken
diğer bir sistemdir. Araştırmalar, suça yönelen çocukların yoksulluk, kısa
sürede meslek sahibi olma isteği, eğitim yaşamını sürdürememe gibi neden-
lerle küçük yaşlarda çalışmaya başladıklarını ortaya koymaktadır. (Baykara,
1998; Uluğtekin, 1991; Kıcalıoğlu, 1988; Türkeri, 1995; Hancı, 2002) Böyle
bir yönelim çocukların okul yaşamını olumsuz etkilediği gibi, çocukların
olumsuz rol modelleriyle karşılaşmasına da neden olabilmektedir. Bunun
yanında küçük yaşlarda çalışma yaşamına girme, çocuğun yaratıcılığını
geliştiren ve toplumsal rollerini öğrenmesine yardımcı olan “oyun” ihti-
yacını da engelleyici olabilmektedir.
Son yıllarda boş zamanı değerlendirme ve buna ilişkin olanaklar, ço-
cuk suçluluğu literatüründe daha fazla vurgulanmaktadır. Bunun yanında
Angenent ve Man, (1996, 182) “boş zaman suçluluğu” kavramını vurgula-
maktadır. Yani, çocukların boş zamanlarda yapacak bir şey bulamama
nedeniyle suç davranışına yönlenebildiklerine işaret edilmektedir. Boş
38 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 39
hakemli makaleler ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ
zamanı değerlendirme ergenlik çağında daha büyük önem taşımaktadır.
Bu anlamda çocukların yaratıcılıklarını aktarabilecekleri, enerjilerini kul-
lanabilecekleri ve kendilerini ifade edebilecekleri faaliyet ve düzenlemele-
rin gerekliliği önemlidir. Ülkemiz açısından bu faaliyetlerin yetersizliği ve
hatta yokluğu söz konusuyken; kahve, bilardo gibi olumsuz mekanların
çocuklar için kolay erişilebilirliği çocuk suçluluğuna katkı verici olmaktadır.
Son zamanlarda yaygınlaşmış bulunan ve olumsuz kullanımlara açık olan
internet kafeler de bu anlamda tekrar değerlendirilmelidir.
Makro Sistemler
Çocukların suça yönelmesinde belki de en önemli sistemler makro
sistemler ve bu sistemlerdeki boşluklar olarak ortaya çıkmaktadır. Ülkenin
çocuk ve ailelere yönelik sosyo ekonomik politikaları, toplumsal ve kültürel
yapısı, sosyal adaletin nasıl sağlanmaya çalışıldığı, göç ve medya makro
sistemler arasında düşünülebilir. Küreselleşme ve neoliberal politikalar
yoksulluğun ve şiddetin daha da artmasında etkili olmuştur. (Özdek, 2000;
Torczyner, 2000) Özellikle yoksul gruplar küreselleşme sürecinden etki-
lenmiştir. Göç ve bunun sonucunda yaşanan sosyal, ekonomik ve kültürel
değişim ile yeni yerleşilen kent ve toplumla bütünleşememe; risk gruplarını
ortaya çıkarmıştır.
Makro düzeydeki bir diğer önemli faktör, mevcut uygulamalar hak-
kında değerlendirme olanağı sağlayan, yeni düzenlemeler için yol gösterici
olan ve sosyo ekonomik politikalara yön veren o ülkedeki araştırmalarla
ilgili politikalardır. Bu nedenle gerek o toplumu gerekse çocuk suçluluğu-
nu bilimsel açıdan görebilme olanağı sağlayan araştırmalar artırılmalı ve
bunun sonuçlarından yararlanılmalıdır.
Makro sistemler, belki de ülkemiz açısından diğer iki sistemden daha
hayati bir öneme sahiptir. Türkiye’de çocuk adalet sisteminin oluşması
Avrupa’yı yaklaşık yüz yıllık bir gecikmeyle izlediğinden, bu sistemlerle
ilgili çalışmaların gerekliliğini ön plana çıkmaktadır.
Görüldüğü gibi mikro düzeyde çocuğun suça yönelmesindeki nedenler,
çocuğun kendinden çok, içinde bulunduğu gelişim dönemi ve aile özellikleri
olarak görülmektedir. Mezzo sistemler olarak akran gurubu, okul, işyeri,
boş zamanları değerlendirme olanakları öncelikli olarak vurgulanırken
makro sistemler olarak toplumların sosyokültürel yapısı, siyasal ve sosyo
ekonomik politikaları ile göçler ve medya sayılabilir. Tüm bu sistemler
çocuk suçluluğu açısından iç içe ve birbirleriyle bağlantılı bir durum gös-
termektedir. Çünkü çocuk suçluluğu çok faktörlü (sistemli) bir olgudur. O
halde çocuğun suça yönelmesinde bu sistemlerin rolünün değerlendirilmesi
yanında, suça yönelen çocuğun güçlendirilmesi ve toplumla bütünleştiril-
mesi sürecinde de bu sistemlerden yararlanılmalıdır. Yani suça yönelen
38 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 39
hakemli makaleler ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ
çocuğun koşullarını anlayabilme ve değerlendirebilme olanağı sağlayan
bir araç olarak SİR’ler ve gözetim raporlarında söz konusu üç sistemin yer
alması gerekmektedir. Çünkü SİR’ler ve gözetim raporları suça yönelen
çocuğa kendini anlatma ve ifade etme olanağı sağlayan belgelerdir. Aşağıda
SİR’lerin ve gözetim raporlarının “Çocuk Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve
Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun” çerçevesindeki yeri tartışılmaktadır.
Türkiye’de “2253 Sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluş
Görev ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun”da
SİR’lerin ve Gözetim Raporlarının Yeri
2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usul-
leri Hakkındaki Kanun, SİR’lere 20. maddesinde değinmektedir. Buna göre,
“Ceza ve tedbirin uygulanmasından önce gerekirse küçüğün aile, terbiye, okul
durumu, gidişatı, içinde yetiştiği ve bulunduğu şartlar veya bunlar gibi gerekli
görülen sair hususlar çocuk mahkemeleri nezrinde görevlendirilmiş olan sosyal
hizmet uzmanları veya yardımcıları veya pedagog veya psikolog veya psikiyatr
gibi uzmanlar marifetiyle araştırılır.” denmektedir.
Görüldüğü gibi, söz konusu kanun, suça yönelen çocuğun bireysel
ve sosyal değerlendirilmesi için araştırma yoluna gitmektedir. Ancak bu
araştırmanın “gerekirse” yapılması her çocuğun bu haktan yararlanmasını
engelleyici olmaktadır. Çünkü sosyal inceleme raporları, çocuğun ihtiyaç
duyduğu müdahaleyi vurgulamasının yanında, çocuğun toplumla bütün-
leşmesi amacıyla, çocuk mahkemesi ve toplumdaki diğer sistemler arasında
köprü oluşturan sosyo legal dokümanlardır. Yani bu raporlar aracılığıyla
çocuk mahkemesi toplumla bütünleşmesinde yardımcı olduğu suça yö-
nelen çocuklar açısından topluma, hem sorumluluğunu paylaşma hem de
üstlenmesi gerektiği sorumlulukları hatırlatma konusunda uyarıcı olmak-
tadır. Sosyal inceleme raporları aracılığıyla, toplumda gereksinme duyulan
yeni kurumlar ile hizmet ve programlara da dikkat çekilir. Dolayısıyla bu
raporların her çocuk için hazırlanması, tüm çocukların bireysel ve içinde
bulundukları çevre farklılıkları gözetilerek değerlendirilmesi ve toplumla
bütünleşmelerinde gereksinmelerinin belirlenmesini sağlayacaktır.
İlgili Kanun’un tedbir ve ceza alanına getirdiği önemli bir yenilik “gö-
zetim sistemi” olmuştur. Toplum temelli bir tretman biçimi olan gözetim,
çocuğu içinde yaşadığı çevreden ayırmaksızın, toplum kaynaklarından ya-
rarlanarak, çocuğun yasalara uygun davranış geliştirmesinde yol göstermeyi
amaçlayan bir uygulamadır. (Uluğtekin ve Baykara Acar, 2003) Yasada,
hakkında tedbir kararı uygulanmış, cezası ertelenmiş ve şartlı tahliye edilen
çocuklar hakkında gözetim kararı alınabileceği belirtilmiştir. 31. maddede
gözetim delegeleri olarak adlandırılan görevlilerin, “gözetimlerine verilen kü-
çüklerin temayüllerini ve gidişatını devamlı olarak gözeteceği; gerekli gördükleri
40 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 41
hakemli makaleler ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ
takdirde veli, vasi veya sair kimse veya kurumlardan her türlü bilgileri toplayacağı
ve keyfiyeti bir raporla çocuk mahkemesine bildirecekleri” belirtilmiştir. Ayrıca gö-
zetim delegelerinin gözetime tabi küçüğün, temayülleri ve gidişatı hakkında
gerektiğinde ve herhalde, iki ayda bir rapor vereceğine ve gözetime engel
teşkil eden durumlar ortaya çıktığı takdirde derhal çocuk mahkemesine
bildirmek suretiyle önlenmesini isteyeceğine işaret edilmektedir.
SİR, çocuğun sosyal, duygusal ve bilişsel özelliklerini, başta ailesi olmak
üzere içinde yaşadığı çevresel (akran grubu, okul, iş, mahalle, boş zaman
olanakları gibi) koşulları, suçuna ilişkin bilgileri ve çocuğun toplumla
bütünleşmesi için nasıl bir müdahalenin yapılması gerektiğini öngören
belgedir. SİR’ler çocuğun sistemsel açıdan yaşam öyküsünü ve bunun
hangi noktalarda kırılarak çocuğun suça yöneldiğinin değerlendirildiği
araçlardır. Yani, suçun ortaya çıkışı ekosistem perspektifinde mikro, mez-
zo ve makro düzeydeki sistemler açısından değerlendirilmekte ve suçun
denetlenmesi için bu sistemlerle nasıl çalışılacağını içeren bireysel müdahale
planı sunulmaktadır.
Gözetim raporları, gözetim sürecinde belirli aralıklarda mahkemeye
sunulan, çocuk mahkemesi uzmanının çocuk ve çevresiyle yaptığı çalışmayı,
değişme ve gelişmeleri değerlendirdiği belgelerdir. Çocuğun bireysel ve
toplumsal özelliklerinin değerlendirilerek, SİR’lerde ortaya konulan mü-
dahale planı, gözetim raporlarında yaşama aktarılır. Bu bağlamda, gözetim
raporları müdahale planının uygulama sürecini, çocuk, aile ve toplumda
meydana gelen değişmeleri, bu açıdan ortaya çıkan eksiklikleri, dirençleri
ve işbirliğini içermeli, sürecin ekosistem yaklaşımı çerçevesinde analizini
sağlayabilmelidir. Gözetim raporları, benzer olarak çocuğun ihtiyaç duy-
duğu hizmet ve programlar açısından toplumu uyarıcı ve topluma kendi
sorumluluğunu hatırlatan raporlardır.
Gerek SİR’ler gerekse gözetim raporlarında çocuğu, içinde bulunduğu
çevreyi ve koşulları anlamak ve değerlendirebilmek için yukarıda sözü
edilen ve çocuğun suça yönelmesinde etkili tüm sistemlere ilişkin bilginin
var olması gerekmektedir. Bu sistemler, çocuğun toplumla bütünleşmesi
ve güçlendirilmesinde kendilerinden yararlanılması gerekli toplumsal
güçlerdir. Şu halde, böylesine işlevsel olan SİR’ler ve gözetim raporlarının
Türkiye’deki durumunu incelemek gerekmektedir. Aşağıda, bu amaçla
yapılan iki bilimsel çalışmanın bulgularına yer verilmektedir.
Türkiye’de Sosyal İnceleme Raporları ve Gözetim
Raporlarının Durumuna İlişkin Bilimsel Araştırma Sonuçları
Ülkemizde SİR’lerin çocuk adalet sistemindeki işlevini değerlendirmeye
yönelik tek çalışma
Uluğtekin, (1993) tarafından gerçekleştirilen Türkiye’de
40 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 41
hakemli makaleler ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ
Çocuk Mahkemeleri ve Sosyal İnceleme Raporları Araştırması adlı eserdir. Araş-
tırma, belli bir kuramsal temele göre hazırlanan model sosyal inceleme rapo-
runa göre Türkiye’deki çocuk mahkemelerindeki uygulamayı değerlendir-
meyi ve sosyal inceleme raporlarının örgütsel bağlamda işlevselliğini ortaya
koymayı amaçlamıştır. Araştırmada 1988-1992 yılları arasında İstanbul 1.
Çocuk Mahkemesi’nde hazırlanan 156 SİR ve 114 mahkeme kararı değer-
lendirilmiştir. Bu amaçla, SİR’ler içerik ve biçim açısından değerlendirilmiş;
ayrıca SİR’ler ile mahkeme kararları arasındaki ilişkiye bakılmıştır.
Ortaya konulan bulgulara göre, SİR’lerin hazırlanmasında hayati öne-
me sahip ev ziyaretlerinin genellikle gerçekleşmemiş olduğu ve bilgilerin
çoğunlukla çocuk ile yapılan görüşmelerden elde edilmiş olduğu belirlen-
miştir. SİR’lerde en ayrıntılı ele alınan bölüm “aile ve çevreyle ilgili bilgiler”dir.
Ancak ailenin sosyal ve ekonomik özellikleri ile aile çocuk ilişkileri daha
fazla yer alan bilgiler iken, çevreyle ve çocukla ilgili toplumdaki diğer
sistemlere ilişkin bilgilerin çok zayıf kaldığı; hatta hiç yer almadığı görül-
müştür. SİR’lerde suçun ortaya çıkışı hakkında bilgiler verilirken, çocuğun
nasıl bir müdahaleye ihtiyacı olduğu konusundaki bilgiler ise çok eksiktir.
Araştırmada çocuklarla ilgili kararların ancak %28’inde SİR vurgulanmıştır.
Hâkimin isteği üzerine hazırlanan SİR’lerde mahkeme kararlarında söz
edilmemesi oldukça düşündürücüdür. SİR’lerin %82’sinde müdahale planı
veya müdahale niteliğini taşıyan herhangi bir uygulamadan söz edilme-
mektedir. Araştırmada mahkeme kararlarında SİR’den söz etmeyle aileyle
mülakat yapma ve çocuk mahkemesi uzmanı (ÇMU) ile çocuğun etkileşimi
konularında bilgi verme arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.
Araştırma bulgularında görüldüğü gibi, ülkemizde çocuk adalet siste-
minde SİR’ler işlevini çok az bir düzeyde yerine getirmektedir. Bu durum,
suça yönelen çocuğun ve çevresinin ihtiyaçlarının suçun ortaya çıkışı ve
suçun denetlenmesi bağlamında gerektiği gibi değerlendirilemediğini dü-
şündürmektedir. Yani çocuk gereksinim duyduğu müdahale ve hizmeti
alamamaktadır.
Gözetim sürecindeki tek çalışma olan Türkiye’de Çocuk Mahkemeleri ve
Gözetim Raporları (Baykara, 1998) araştırması benzer sonuçların gözetim
sürecinde yaşandığını ortaya koymuştur. Araştırma, belli bir kuramsal te-
mele göre oluşturulan model gözetim raporu doğrultusunda Türkiye’deki
çocuk mahkemelerindeki gözetim uygulamasının bir değerlendirmesini
yapmayı amaçlamıştır. Araştırmadan, çocuk adalet sisteminin bir parçası
olan gözetim sisteminin ve hazırlanacak gözetim raporlarının değişme
ajanı sistemi, müracaatçı sistemi, hedef sistemi ve eylem sistemine ilişkin
bilgileri içermesi beklenmiştir. Bu dört sistem aynı zamanda yukarıda
sözü edilen mikro, mezzo ve makro sistemleri de değerlendirme olanağı
sağlamaktadır. Dört çocuk mahkemesinde (Trabzon 1. Çocuk Mahkemesi,
Ankara 1. Çocuk Mahkemesi, İstanbul 1. Çocuk Mahkemesi ve İzmir 1. Ço-
42 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 43
hakemli makaleler ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ
cuk Mahkemesi) yapılan araştırmada 219 gözetim dosyası ve 926 gözetim
raporu hazırlanan model, gözetim raporu doğrultusunda biçim ve içerik
açısından değerlendirilmiştir.
Araştırma bulguları, gözetim görevlilerini birey ve aileyle çalışmayı
içeren mikro ve mezzo düzeydeki rolleri daha çok yerine getirdiğini, makro
düzeydeki rolleri çok az (%20’lerin altında) yerine getirebildiğini ortaya
koymuştur. Bunun yanında araştırmada, gözetim görevlilerinin müracaatçı,
hedef ve eylem sistemlerini daha çok “çocuk” ile “çocuk ve ailesiyle” oluş-
turdukları sonucuna ulaşmıştır. Yani, gözetim görevlisi gözetim sürecini
daha çok gözetim altındaki çocuk ve ailesiyle yaptığı görüşmelerle hazır-
lamaktadır. Çocuğun çevresi ve diğer örgütlerle çalışma oldukça düşük
düzeyde bulunmaktadır.
Her iki çalışmada da ortaya çıkan önemli nokta, çocuk mahkemelerinde
hazırlanan SİR’ler ve gözetim raporlarının daha çok suça yönelen çocuk
ve ailesiyle yapılan görüşmelerle hazırlanmış olmasıdır. Oysa, daha önce
de ifade edildiği gibi, çocuğun suça yönelmesinde olduğu kadar toplumla
bütünleşmesinde de üç sistemden (mikro, mezzo ve makro) birden yararla-
nılması gerekmektedir. Yani, çok sistemli bir olgu olan çocuk suçluluğunu
analiz ederken ve müdahalede bulunurken çocuğun ve çevresinin ihtiyacı
doğrultusunda gerekli tüm sistemlerin değerlendirilmesi ve sürece dahil
edilmesi zorunludur. Aksi takdirde sorunun sadece görünen kısmı ile ilgi-
lenilecek; gerçek soruna müdahale edilmeyecektir. Bu durum, çocuğun bir
kısır döngüye girmesine neden olabilecektir. Çünkü suça yönelen çocuğun
sadece kendine ve ailesine müdahale etme ve bu müdahaleyi de genellikle
yapılan görüşmeler yoluyla gerçekleştirme, suça yönelmede çevre faktör-
lerini göz ardı etmeyi beraberinde getirecektir.
Sonuç ve Tartışma
Sosyal inceleme raporları suça yönelen çocuğun bireyselleştirildiği,
gereksinmelerinin vurgulandığı, çocuk mahkemesi ve toplum arasında
köprü işlevi olan raporlardır. Gözetim raporları ise, gözetim sürecinde
çocuğun izlenmesi, gelişme ve değişmelerin kaydedilmesi, mahkemelerin
bu konularda bilgilendirilmesi ve gerekli müdahalenin yapılması açısından
önemlidir.
Sosyal inceleme ve gözetim raporlarına ilişkin her iki araştırmada da
raporların daha çok mikro düzeyde çalışmaları yani çocuğa ve ailesine iliş-
kin bilgileri içerdiği görülmektedir. Gerek SİR gerekse gözetim raporlarının
hazırlanmasında bilgi toplama ve müdahale süreci oldukça önemlidir. Bilgi
toplama sürecinde, çocuk, ailesi, okul, işyeri, içinde yaşadığı çevre yani
çocuğun ilişkide olduğu tüm sistemlerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
42 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ hakemli makaleler
TBB Dergisi, Sayı 53, 2004 43
hakemli makaleler ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ
Bu değerlendirme süreci, çocuğun yüksek yararı doğrultusunda yapılacak
müdahalede işlevsel olacaktır. Her iki çalışmanın vurguladığı en önemli
sonuç, SİR’lerin ve gözetim raporlarının çocuk adalet sisteminde işlevsel
olmadığına ilişkindir. O halde bunun nedenleri üzerinde durulmalıdır.
Öncelikle, ÇMU’nun SİR hazırlamasında ve gözetim sürecini ele alma-
sındaki model, tıbbi (medikal) model bakış açısıdır. Böyle bir bakış açısı-
nın, ÇMU’nun sorunu, yalnızca çocukla sınırlı bir biçimde ele almasında
etkili olduğu düşünülebilir. Raporların hazırlanmasında diğer önemli bir
nokta, çocuk mahkemesi uzmanlarının mesleki rolleri yerine getirmesinde
ihtiyaç duyduğu “araçlar”dan yoksun oluşudur. Bugün, ÇMU’ların ev ve
çevre ziyaretlerinde gereksinim duyduğu araçtan yoksun oluşu buna ör-
nek verilebilir. Bunun yanında ÇMU’nun görüşme yapacağı “özel odadan”
yoksun oluşu mesleki çalışmasını olumsuz etkilemektedir. Bu ihtiyaç ço-
cuğun gizlilik ve bireysellik ihtiyacı için de çok önemlidir. Diğer bir neden
olarak da hizmet ve kaynak yetersizliğinden söz edilebilir. Ülkemizde,
sağlık, çalışma, eğitim, adalet, sosyal refah sektörleri arasında işbirliği ve
eşgüdüm sorunları mevcuttur. Bu durum ÇMU’nun çalışmalarında gerekli
kaynak ve hizmetlere ulaşmasını engellemektedir. Çocuk mahkemelerinin
ve gözetim sisteminin yeni olduğu ülkemizde, belki de en önemli gerek-
sinme, suça yönelen çocuklara yönelik politika üretme ve örgütlenmeye
ilişkin çalışmalardır. Bu da çocuk suçluluğu alanında, çocukların toplum-
la bütünleşmesini sağlayacak hizmet ve programların geliştirilmesi, top-
lumdaki ilgili diğer sektörlerle işbirliği ve eşgüdümün sağlanması, çocuk
mahkemelerinin kaynaklarının artırılması ve tüm bunlara ilişkin mevzuat
düzenlemeleri anlamına gelmektedir.
Gerek sosyal inceleme raporlarının gerekse gözetim raporlarının ha-
zırlanması sürecine, tüm sistemlerle birlikte özellikle çocuk mahkemesinin
bir bütün olarak katılması çok önemlidir. Aksi takdirde, çocuğun bireysel
ihtiyaç ve müdahale sürecinin vurgulandığı sosyal inceleme raporları, ör-
gütsel destekten yoksun bir biçimde sadece hazırlanmış bir rapor olarak
çocuğun dosyasında gözlerden ırak kalacaktır. Bu durum, çocuğun neden
suça yöneldiği ve ne tür bir tretmana ihtiyaç duyduğu konusunda kendini
ifadesini de engelleyicidir. Benzer olarak, gözetim kararıyla toplumdan
koparılmadan bütünleşmesi amaçlanan çocuk, onu suç davranışına yön-
lendiren ve buna ilişkin bir müdahalenin olmadığı bir ortamda yaşamını
sürdürmek zorunda kalacaktır. O halde, çocuk mahkemelerinde gelişmelere
yönelik kapıyı açacak olan anahtarlar SİR’ler ve gözetim raporlarıdır. Bu
nedenle çocuğun yüksek yararı ve korunması doğrultusunda SİR’e ve gö-
zetim raporlarına; çocuk mahkemesi uzmanı, yargıç, savcı ve uygulamayı
yürüten tüm çalışanların sahip çıkması gerekmektedir.
44 TBB Dergisi, Sayı 53, 2004
ULUĞTEKİN / ACAR / ÖNTAŞ hakemli makaleler
KAYNAKLAR
Angenent, Huub ve Anton de Man, Background Factors of Juvenile Delinquency, Peter
Lang Publishing, Inc. New York, 1996.
Baykara, Acar, Yüksel, “Türkiye’de Çocuk Mahkemeleri ve Gözetim Raporları”,
Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 1998.
Baykara, Acar, Yüksel ve Özlem Cankurtaran Öntaş, “Yoksulluk ve Yoksunluğun
Bir Ürünü: Çocuk Suçluluğu”, Yoksulluk Sempozyumu, Deniz Feneri Yardım-
laşma ve Dayanışma Derneği, 3, İstanbul, 2003. s. 298-314.
Delikara, İpek Ertokuş, “Ergenlerin Akran İlişkileri ile Suç Kabul Edilen Davra-
nışlar Arasındaki İlişkinin İncelenmesi”, 1. Ulusal Çocuk ve Suç Sempozyumu,
(Nedenler ve Önleme Çalışmaları Sempozyumu) 29-30 Mart 2001 Bildiriler,
Ankara, 2002, s. 147-161.
Hancı, Hamit, “Çocuk ve Ergen Suçluluğu”, Adli Tıp ve Adli Bilimler, 1. bas., Ankara
2002, s. 237-263.
Kıcalıoğlu, Mustafa, “Suçlu Çocukların Topluma Kazandırılması: Ankara Islahevi
Örneği”, Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü Kamu Yönetimi Uzmanlığı
Programı, Ankara 1988.
Özdek, Yasemin, “Küreselleşme Sürecinde Ceza Politikalarındaki Dönüşümler”,
Amme İdaresi Dergisi, 33, 4: 21-48, Aralık 2000.
Torczyner, Jim, “Globalization, Inequality and Peace Building: What Social Work
Do?”, Canadian Social Work, 2,1: 123-146, Summer 2000. (Special Issue: Social
Work and Globalization)
Seydlitz, Ruth ve Pamela Jenkıns, “The Influence of Families, Friends, Schools, and
Community on Delinquent Behavior”, Delinquent Violent Youth: Theory and In-
terventions, Ed. Thomas P. Gullotta, Gerald R. Adams, Raymond Montemayor,
Sage Publications, London 1998: 53-98.
Türkeri, S. Sedat, “Çocuk Islahevleri ve Çocuk Cezaevindeki Çocukların Suç İşleme
Nedenleri Açısından İncelenmesi”, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Ens-
titüsü Eğitim Yönetimi ve Planlaması Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Yüksek
Lisans Tezi, Ankara 1995.
Uluğtekin, Sevda, “Çocuk Hakkında Yapılması Gereken Araştırmaların Çocuk
Yargılamasındaki Yeri ve Önemi”, Psikiyatri, (Adli Psikiyatri Özel Sayısı)
Ed., Remzi Oto. 4, 2: 117-123, Aralık 2003.
Uluğtekin, Sevda ve Yüksel Baykara Acar, “Türkiye’de Çocuk Mahkemeleri ve
Gözetim Raporları Araştırması Temelinde Türkiye’de Gözetim Sisteminin
Değerlendirilmesi”, III. Ulusal Çocuk ve Suç Sempozyumu, (Bakım, Gözetme,
Eğitim’e sunulan bildiri) Ankara 23-25 Ekim 2003.
Uluğtekin, Sevda, Türkiye’de Çocuk Mahkemeleri ve Sosyal İnceleme Raporları, Ankara,
1994.
Uluğtekin, Sevda, Hükümlü Çocuk ve Yeniden Toplumsallaşma, Ankara 1991.