Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...64
TÜRK HUKUKUNDA ÇOCUKLARIN CEZAİ
SORUMLULUĞU ve
YARGILANMALARINDAKİ ÖZELLİKLER ÜZERİNE
BİR İNCELEME
A SURVEY ON PENAL LIABILITY OF MENTALLY
DISTURBED AND THE PROPERTIES OF THEIR JUDGMENT
PROCESS ACCORDING TO TURKISH LAW
Halil POLAT
∗
Özet: Ceza hukukunda bir kişinin cezai sorumluluğunun bulu-
nabilmesi için isnat yeteneğinin bulunması gerekir. Bilindiği gibi ceza
hukukunda isnat yeteneğini etkileyen bazı haller söz konusudur. Ör-
neğin yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve sağır dilsizlik, isnat yeteneğini
etkileyen hallerdendir. Bu çalışmada, isnat yetenekleri yönüyle ce-
zai sorumlulukları konusunda diğer kişilerden farklılık gösteren ço-
cukların cezai sorumlulukları incelenmiştir. Bu kapsamda çocuk kav-
ramı, çocuklara ilişkin 5237 sayılı TCK’nın ilgili hükümleri, 5271 sayı-
lı CMK’nın ilgili hükümleri ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda
yer alan çeşitli hükümlere açıklık getirilecektir. Bu şekilde bu kişilerin
cezai sorumluluklarının incelenmesinin ardından bu kişilerin işlediği
suçların soruşturulmasında, kovuşturulmasında ve cezalarının infa-
zında farklılık arz eden hususlar ele alınarak bu husustaki kanaatler
ortaya konulacaktır. Yapılan açıklamalar sonucunda varılan kanaat-
ler bir sonuç yazısına bağlanarak çalışma bitirilecektir.
Anahtar Sözcükler: Yaş küçüklüğü, çocuk, isnat yeteneği, cezai
sorumluluk, güvenlik tedbirleri.
Summary: In the penal law one must have attribution capa-
city in order to be have penal responsibilty. As known, there are se-
veral conditions in penal law which affect attribution capacity. For
example, low age, mental disorders and deafness are the conditions
which affect attribution capacity. İn this survey, penal liabilities of
children who differ from others in terms of their attribution capacity
are investigated. İn this respect, TCK’s 5237th verdict which is about
children, CMK’s 5271st verdict and various verdicts in 5395th Child-
ren protection Law will be explained. İn this way after investigating
*
Cumhuriyet Savcısı.
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 65
thsese people’s penal liability, different issues in investigation, pro-
secution and execution of penalty of these people will be discussed
and different opinions on this issue will be stated. The ideas which
are the results of these discussion will be connected to a conclusion
part and the survey will be finished.
Keywords: Minority in penal law, capacity of imputability, pe-
nal liability, safety measures
I. GİRİŞ
Kanun’daki suç tipine uygun olan hukuka aykırı tipik hareketi
gerçekleştiren kişinin, kural olarak kusurlu davranma yeteneğine sa-
hip olduğu kabul edilir. Bu sebepten ötürü kanunlarda kimlerin ku-
surlu davranabileceği açıklanmaz. Sadece istisnai bir durum olması
nedeniyle kimlerin kusurlu davranma yeteneğine sahip olmadığı açık
ve seçik bir şekilde belirtilerek kanunlarda belirlenir. Her kişinin ku-
ral olarak isnat yeteneğinin bulunduğuna yönelik kabulün istisnaları-
nı, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır-dilsizlik ve geçici nedenlerden
kaynaklanan durumlar oluşturmaktadır.
1
İsnat yeteneğini etkileyen hallerin en önemlilerinden bir tanesi
yaş küçüklüğüdür. Yaş küçüklüğü, İsnat yeteneğini etkileyen önem-
li bir sebep olması nedeniyle çocuk suçluluğu üzerine ulusal ve ulus-
lar arası hukukta önemli çalışmalar yapılmış ve önemli adımlar atıl-
mıştır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra hızlı bir artış gösteren çocuk suç-
luluğu konusu, günümüzün de önemli sorunlarından biridir. Çocuk
suçluluğunun önüne geçebilmek için hemen hemen bütün dünya ül-
kelerinde bu kişiler ile yetişkinler arasındaki kurallar arasında farklar
oluşturulmuştur. Bunun sebebi, çocukların bedensel, zihinsel ve ruh-
sal yönden tam bir olgunluğa sahip olamayışlarıdır. Bu sebeplerden
ötürü birçok Batı ülkesinde çocuklara ilişkin hükümlerin bir kısmı, ye-
tişkinlerle farklılık arzetmektedir.
2
Diğer ülkelerin kanunlarında olduğu gibi 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nda da yaş küçüklüğü, ceza sorumluluğuna etki eden sebep-
1
Nur Centel / Hamide Zafer/Özlem Çakmut, Türk Ceza Hukukuna Giriş, Beşinci
Bası, Beta Yayınevi, İstanbul 2008, s. 353.
2
Burhan Caner Hacıoğlu, “Yeni Türk Ceza Kanunu Tasarısının Çocuk ve Küçük
Ceza Hukukuna İlişkin Hükümleri”, AÜEHFD, C. II, S. 1, 1998, s. 1.
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...66
ler arasında yer almaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31.
maddesinde yaş küçüklüğünün ceza sorumluluğuna ilişkin etkisi dü-
zenleme altına alınarak çeşitli ayrımlara gidilmiştir.
Ceza sorumluluğuna etkisinin yanı sıra çocukların işlediği suçlar-
da yapılacak soruşturma ve kovuşturmalarda bazı hususlar özellik arz
etmektedir. Yine bunun gibi yargılama sonunda verilen hükümlerin
infazında da bir takım özel hükümler bulunmaktadır. Bütün bunla-
rın yanı sıra ceza hukukunun temel müesseselerinden olan “seçenek
yaptırımlar”da, “erteleme” müessesesinde, “hak yoksunlukları” müesse-
sesinde, “tekerrür” müessesesinde ve “zamanaşımı” müessesesinde yaş
küçüklüğü hususu önemli özellikler arz etmektedir.
Bu çalışmada genel itibariyle çocuk kavramına ve 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu’ndaki düzenlemeler açısından yaş küçüklüğünün esas-
larına değinildikten sonra, yaş küçüklüğünün ceza ve ceza muhake-
mesi hukuku müesseseleri açısından taşıdığı özelliklere, çocukların iş-
lediği suçların soruşturulmasında, kovuşturulmasında ve verilen ce-
zaların infazında dikkat edilecek özelliklere yer verilecektir. Bu açıkla-
maların ardından bir sonuç yazısıyla çalışma sonlanacaktır.
II. ÇOCUK KAVRAMI
İnsanlar iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, haklı ile haksızı ayırabil-
me ve bu algılayışa göre davranabilme yeteneklerini belli bir yaş sevi-
yesi ile kazanırlar.
3
İnsanoğlunun doğumundan bu algılama ve kavra-
ma yeteneğini kazandığı yaşa kadar geçirdiği evre “çocukluk evresi” sa-
yılır ve bu dönemdeki kişiler de “çocuk” kavramı ile anılır.
Çocuk, geliştikçe bağımlılığı azalarak bireysel davranışlarda bu-
lunmaya başlayacak ve kendisini bulunduğu çevreye ve topluma ka-
bul ettirecektir.
4
3
Mehmet Emin Artuk/Ahmet Gökcen/Ahmet Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Ge-
nel Hükümler, Gözden Geçirilmiş 4. Baskı, Turhan Kitabevi, Ankara 2009, s. 483.
4
Hayati Yelesdağ, Ceza Hukukunda Çocuk Kavramı ve Çocuğun Cezai Sorumluluğunun
Belirlenmesindeki Kriterler, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu
Hukuku Anabilim Dalı Hukuk Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2006, s. 2.
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 67
Belli bir yaşa ulaşmamış çocuklarda algılama ve irade yeteneği,
diğer bir ifade ile isnat yeteneği bulunmaz. Bu sebeple bu yaş grubun-
daki çocuklar hakkında cezai yaptırım uygulanmaz. Nitekim Birleş-
miş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 40/3-a maddesine göre,
belli yaşa kadar olan çocukların isnat yeteneğinin bulunmadığı kabul
edilmiştir.
5
Kimlerin düşünsel faaliyetleri ve bedensel özellikleri açı-
sından isnat yeteneğine sahip olma olgunluğuna erişmiş sayılacağını
belirlemede, psikoloji ve tıp bilimlerinde geçerli evrensel kurallar ka-
dar, kanun koyucuları yönlendiren toplumsal değer yargıları da etki-
li olmaktadır.
6
Türk hukukuna bakıldığında 1982 Anayasası’nda çocuk kavramı-
nın her hangi bir tanımlaması yoktur.
7
Aynı şekilde 765 sayılı Türk
Ceza Kanunu’nda da çocuk kavramı tanımlanmadan çocukların yaş
itibariyle ceza sorumluluğunun sınırları çizilmiştir. Ceza sorumlulu-
ğunun kaç yaşından itibaren başlayacağı ve hangi yaş aralıklarında
cezai sorumluluğun ne olacağı kanunun 53 ve devamı maddelerinde
açıklanmakla birlikte çocuk kavramı tanımlanmamıştır. Esasen kav-
ramların tanımlanması sistemi, son dönemlerdeki kanunlaştırma ha-
reketleriyle ortaya çıkan bir durumdur.
8
21.11.1979 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
ve daha sonra 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’yla 2005 yılında yü-
rürlükten kaldırılan 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Gö-
rev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun da çocuk kavramını ta-
nımlamamıştı. Fakat Kanun’un 41. maddesinde geçen “küçük” kavra-
mını tanımlamıştı. Söz konusu 41. maddeye göre, “Bu kanundaki küçük
deyimi suçu işlediği tarihte henüz 15 yaşını bitirmemiş kimseleri kapsar”. Bu
5
Artuk/Gökcen/Yenidünya, s. 484.
6
Centel/Zafer/Çakmut, s. 351.
7
Her ne kadar 1982 Anayasası çocuk kavramını tanımlamamış olsa da, bazı madde-
lerinde “küçük” kavramını, bazı maddelerinde ise “çocuk” kavramını kullandığı
gözlemlenmektedir. Örneğin 19, 24 ve 50. maddelerinde “küçük” kavramı; 41, 61
ve 62 maddelerinde de çocuk kavramını kullanmıştır. Fakat bu kavramların somut
bir tanımlaması anayasa metninde yoktur.
8
Son zamanlarda çıkan kanunların ilk hükümlerinde genellikle kanunların amacı-
na, kapsamına ve tanımlara yer verilmektedir. Bu nedenledir ki eski tarihlerde çı-
karılan kanunlarda bu şekilde tanımlara rastlamak zordur.
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...68
tanım dışında, 2253 sayılı Kanun’da çocuk kavramına ilişkin bir tanım
bulunmamaktadır.
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girerek 765 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nu yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, yeni
bir kanun olması dolayısıyla son yıllarda önem arz eden çocuk suçlu-
luğu hususunun önemli bir ögesini oluşturan “çocuk” kavramını ta-
nımlamıştır. Söz konusu tanımın yapıldığı 6. maddenin 1/b bendine
göre “Çocuk deyiminden, henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi anlaşılır”.
Dolayısıyla henüz 18 yaşını doldurmayan kişiler çocuk statüsündedir
ve çocuklara ilişkin hükümlere tabidirler. Benzer tanımın yer aldığı
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun (ÇKK) 3/1-a hükmüne göre,
“Çocuk, daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişi-
yi ifade eder”. Görüldüğü gibi 5395 sayılı ÇKK’daki tanım, karışıklık-
ları ortadan kaldırması açısından daha doyurucudur. Dolayısıyla ha-
len yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK ve 5395 sayılı ÇKK hükümleri
dikkate alındığında, henüz 18 yaşını doldurmamış bulunan kişi, ergin
olup olmamasına bakılmaksızın çocuk statüsündedir.
9
III. CEZAİ SORUMLULUK AÇISINDAN YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜ
A. GENEL OLARAK
İnsanın belli bir yaşı ve dönemi geçirmesinden sonra doğruyu
ve yanlışı anlama yeteneği kazanabileceği gerçeği dikkate alındığın-
da, yaş küçüklüğünün bazı dönemlerinde ceza sorumluluğu tamamen
kaldırılmış, bazı dönemlerinde ise cezada indirim sebebi olarak düzen-
lenmiştir. Örneğin ilerde ayrıntısıyla inceleyeceğimiz üzere 5237 sayı-
lı Türk Ceza Kanunu ile getirilen sistemde, 12 yaş sınırı, ceza sorum-
luluğunda sınırdır. Suç tarihinde 12 yaşını doldurmamış olan çocuk-
ların işledikleri suçlar bakımından cezai sorumluluğu bulunmamakta-
dır. Bu sınır, 765 sayılı TCK döneminde 11 idi. 765 sayılı TCK’nın 53/1.
Maddesine göre, suç tarihinde 11 yaşını doldurmamış olan çocuklar
hakkında takibat yapılamaz ve ceza verilemez.
9
Fakat çocuğun gerçek yaşı konusunda bir ihtilaf veya iddia varsa, nüfusa yanlış
yazılmış olsa dahi gerçek yaşı araştırılmalı ve düzeltilmek suretiyle 18 yaş sınırı-
nın altında veya üstünde olduğuna kanaat getirilmelidir. Çünkü ceza hukukunda
esas olan husus, şekli gerçek değil, maddi gerçektir.
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 69
Bu başlık altında cezai sorumluluk açısından yaş küçüklüğünü in-
celeyerek, yaş küçüklüğünün dönemlerine ve cezai sorumluluğa etki-
lerine değineceğiz.
B. YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜNÜN TARİHSEL GELİŞİMİ
Eski hukuk sistemlerinden beri ceza sorumluluğunun başlaması için
insanoğlunun belli bir olgunluğa ulaşması gerektiği düşüncesi hakim ol-
muştur. Tarihteki sistemlere baktığımızda bazı hukuk sistemleri yaş sını-
rını dikkate alırken, bazıları da olgunluk derecesini dikkate almışlardır.
10
Roma hukukunda “Oniki Levha Kanunları”ndan itibaren ceza sorum-
luluğu buluğa ermeye tabi tutulmuştur. Kilise hukukunda ise genellikle
yedi yaşın altındaki küçükler kasıtlı davranması imkansız olan akıl has-
taları gibi kabul edilmiş ve hakime, yedi yaşından büyük ancak buluğa
ermemiş küçüklerin kasıtlı davranma yeteneğinin gelişip gelişmediği ko-
nusunda araştırma görevi yüklemiştir. Cermen hukukunda ise esas itiba-
riyle on iki yaşından küçüklerin cezai sorumluluğunun bulunmadığı ka-
bul edilmiş ve fakat çocuğun mensup olduğu ailenin zararı tazmin niteli-
ğinde uzlaşma bedeli ödemesi gerektiği kabul edilmiştir. İslam hukukun-
da malum olduğu üzere çocuğun büluğ çağına girip girmediğine göre so-
rumluluk belirlenmektedir.
11
C. 5237 SAYILI TCK AÇISINDAN YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜNÜN
ESASLARI
1. Genel Olarak
Yaş küçüklüğüne ilişkin düzenleme, 5237 sayılı Türk Ceza Ka
nunu’nun 31. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede, “(1) Fiili işle-
diği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yok-
tur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü
güvenlik tedbirleri uygulanabilir.
10
Beşir Aslan, “Ceza Hukukunda Yaş Küçüklüğünün Etkisi”, Dokuz Eylül Üniversi-
tesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Kamu Hukuku Prog-
ramı Yüksek Lisans Tezi, 2007, s. 1.
11
Naci Şensoy, “Çocuk Suçlululuğu-Küçüklük-Çocuk Mahkemeleri ve İnfaz Mües-
seseleri” İHFM, C. XV, S. 1, 1949, s. 95 vd.
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...70
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını dol-
durmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamama-
sı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması
hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü
güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını
algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin var-
lığı hâlinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını ge-
rektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği
takdirde dokuz yıldan onbir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer ce-
zaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıl-
dan fazla olamaz.
(3) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını dol-
durmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerek-
tirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdi-
ği takdirde oniki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer ceza-
ların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan
fazla olamaz.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Bu hükümden de an-
laşılacağı üzere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu yaş küçüklüğünü üç dev-
re halinde ele almıştır.
Birinci devre, 12 yaşın bitirilmesine kadar olan devredir (TCK m.
31/1). Kanun koyucu, suç tarihinde 12 yaşını
12
doldurmayan kişilerin
isnat yeteneğine sahip olmadığını ve dolayısıyla cezalandırılmama-
sı gerektiğini aksi ispat edilemeyen bir karine olarak kabul etmiştir.
13
12
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndaki bu sınır, 765 sayılı TCK zamanında 11’di (765
sayılı TCK m.53/1). Bu sınır, 1937 İsviçre CK’da 7, 1930 İtalyan CK’da 14, 1948 Ro-
manya CK’da 12, 1950 Yunanistan CK’da 7, 1968 Bulgaristan CK’da 14, 1961 Ma-
caristan CK’da 14, 1951 Yugoslavya CK’da 14, 1996 Rusya Federasyonu CK’da 14
olarak belirlenmiştir. Artuk/Gökcen/Yenidünya, s. 484.
13
Artuk/Gökcen/Yenidünya, s. 487; Ceza sorumluluğundaki yaş sınırını belirleyen
Alman Ceza Kanunu’nun (Strafgesetzbuch) 19. maddesine göre, “Fiilin icrası sıra-
sında henüz 14 yaşını tamamlamamış olan bir kişinin, kusur ehliyeti yoktur”, Feri-
dun Yenisey/Gottfried Plagemann, 15 Mayıs 1871 Tarihli Alman Ceza Kanunu, Beta
Yayınevi, İstanbul 2009, s. 18; “Alman Ceza Kanunu’nun 14. maddesinde 14 yaş al-
tındaki kişiler çocuk (kinder) olarak tanımlandıkları için, bu yaş grubundakilerin
hiçbir şekilde cezai sorumlulukları yoktur”, Hans-Heiner Kühne, “Gösteriler Sıra-
sında Şiddet Kullanan Çocukların (Alman ve Türk) Ceza Hukukundaki Yeri (Ey-
leme Katılmış Çocukların Cezalarının Azaltılması; Bunların Arkasında Bulunan
Gerçek Faillerin Cezasının Artırılması Konusunda Türkiye İnsiyatifi”, Fasikül Ay-
lık Hukuk Dergisi, Seçkin Yayınevi, Yıl 1, Sayı 2, Ocak 2010, s. 23 (Çeviren: Özlem
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 71
Fakat kanunkoyucu bu yaş sınırı altında olanlar hakkında çocuklara
özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanabileceğini kabul ederek adli ma-
kama takdir hakkı tanımıştır.
İkinci devre, fiili işlediği sırada 12 yaşını bitirmiş olup 15 yaşını bi-
tirmeyenlerin oluşturduğu gruptur. Bu yaş grubundaki kişilerin işle-
diği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmiş
olup olmamasına göre cezai sorumluluğu değişmektedir. Eğer kişinin
suç işlediği tarihte bu yaş grubunda olup da işlediği fiilin hukuki an-
lam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş ise, cezai sorumlulu-
ğu yoktur. Fakat bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirle-
rinin uygulanması zorunludur. Eğer bu yaş grubundaki kişinin işledi-
ği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmiş ol-
duğunun anlaşılması
14
halinde, verilecek cezada indirim öngörülmüş-
tür. Bu indirim, yargılama sonunda TCK’nın 61. maddesindeki sıraya
göre yapılacaktır.
Üçüncü devre, suç tarihi itibariyle 15 yaşını doldurmuş olup 18 ya-
şını doldurmamış olanların oluşturduğu gruptur. Bu yaş grubunda-
ki kişilerin işledikleri suçlarda cezai sorumlulukları bulunmakta olup,
bu durum, 18 yaşını doldurmuş kişilere göre, cezanın indirimi sebebi-
ni oluşturmaktadır.
2. Suç Tarihinde 12 Yaşını Doldurmamış Olan Kişilere
İlişkin Hükümler
a. Cezai Sorumluluk Açısından
5237 sayılı TCK’nın 31. maddesinin 1. fıkrasına göre, suç tarihin-
de 12 yaşını doldurmamış olan çocukların cezai sorumluluğu bulun
mamaktadır.
15
Bu kişiler hakkında ceza kovuşturması yapılamaz. Fa-
Özaydın)
14
Bu husus, özellikle çocuk psikolojisinde uzman hekimlerin bulunacağı bir heyet ta-
rafından verilecek raporla tespit edilmelidir.
15
“Çocuklar için 5237 sayılı TCK’nın 31/1 maddesinde sorumsuzluk yaşının 12 ola-
rak belirlenmesi karşısında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 11/1 maddesi uya-
rınca kabahat niteliğindeki fiili işlediği zaman 15 yaşını doldurmamış çocuk hak-
kında idari para cezasının uygulanmayacağı belirtilmiş, böylece kabahatler bakı-
mından sorumsuzluk yaşı 15 olarak belirlenmiştir”, Yelesdağ, s. 61.
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...72
kat bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabi-
lecektir.
Kanunkoyucu bu yaş grubundaki kişilerin cezai sorumluluk açı-
sından isnat yeteneğinin mutlak surette bulunmadığını kabul etmiş-
tir. Dolayısıyla fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış olan kişinin
isnat yeteneğinin bulunup bulunmadığını araştırmaya gerek yoktur.
16
Fakat burada araştırılması yapılmayacak olan husus, kişinin gerçekte
12 yaşını doldurmadığı halde isnat yeteneğinin bulunup bulunmadı-
ğına dair bedeni, akli ve ruhi durumdur. 12 yaşını doldurmayan kişi-
de bu hususları araştırmaya gerek yoktur.
17
Eğer şahıs gerçekte 12 ya-
şından büyükse ve fakat nüfusa küçük kaydedilmişse, bu husus araştı-
rılmalıdır. Bunun için ilgili mahkeme olan asliye hukuk mahkemesin-
de yaş düzeltme davası açılmalıdır.
18
Çünkü kişinin gerçek yaşı önemli
olup, nüfustaki yaşının bir önemi bulunmamaktadır.
19
Kişinin gerçek
yaşı araştırılırken yaşının büyük yazıldığı da ihtimale katılmalıdır. Bu
nedenle kimlikte örneğin 13 yaşında görünen bir çocuk görünüm iti-
bariyle daha küçük gösteriyorsa, Cumhuriyet savcısı kavuşturma aç-
madan önce bu çocuğun gerçek yaşını tespit ettirmelidir. Fakat ne ya-
zık ki uygulamada bu durumlarda yaş düzeltme davası açılmadan ko-
vuşturma açıldığı gözlemlenmektedir.
20
Kanunkoyucu bu yaş grubundaki kişilerin işlediği suçlarda ceza
kovuşturmasının
21
yapılamayacağını belirttiğine göre, bu yaş grubun-
16
İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 4. Bası, Seçkin Yayınevi, Ankara
2009, s. 357; Bahri Öztürk/Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Gü-
venlik Tedbirleri Hukuku, 10. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2008, s. 234;
17
Aynı doğrultuda bakınız, Sulhi Dönmezer/Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hu-
kuku, Genel Kısım, C. II, 12. Bası, Beta Yayınevi, İstanbul Ekim 1999, s. 159; Artuk/
Gökcen/Yenidünya, s. 487; Süheyl Donay, Türk Ceza Kanunu Şerhi, Beta Yayınevi,
İstanbul 2007, s. 50.
18
Aynı doğrultuda bakınız, Yusuf Solmaz Balo, Teori ve Uygulamada Çocuk Ceza Hu-
kuku, 2. Baskı, Ankara 2005, s. 313
19
Çocuğun yaşının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya tam teşekküllü bir sağlık kuru-
luşuna sevki yapılmalı ve bu konuda heyet raporu aldırılmalıdır.
20
Mahir Topaloğlu, Türk Hukukunda Çocuklara Özgü Güvenlik Tedbirleri, Marmara
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Kamu Huku-
ku Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2008, s. 56.
21
5271 sayılı CMK m. 2/1-f hükmüne göre, “kovuşturma, iddianamenin kabulüyle baş-
layıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi” ifade eder. 765 sayılı TCK’nın 53.
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 73
daki kişilerin işledikleri suçlarda soruşturma yapılması mümkündür.
22
Hatta bu kişilerin işlediği suçlarda soruşturma yapılması zorunludur.
Çünkü ortada bir suç vardır ve bu suça Cumhuriyet savcısı kovuştur-
ma yapılmasına yer olmadığına dair karar verecek bile olsa el koyma-
lıdır. Yani bu kişilerin işlediği suçlarda soruşturma başlatılmalı, ted-
bir uygulanması uygun görülüyorsa ilgili mahkemesinden
23
bu konu-
da talepte bulunulmalı ve işlenen suç açısından da yaş küçüklüğü ge-
rekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar veril-
melidir.
Cumhuriyet savcısının yaş küçüklüğünü fark etmemesi halin-
de açtığı kamu davasında suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 12
yaşından küçük olduğunu fark eden mahkeme, 5271 sayılı CMK m.
223/3-a maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına dair ka-
rar verecektir.
24
b. Güvenlik Tedbirleri Açısından
aa. Genel Olarak
5237 sayılı TCK’nın 31. maddesinin ilk fıkrasına göre, suç işledi-
ği tarihte henüz 18 yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında çocukla-
maddesinin 1. fıkrasında kullanılan “takibat” kelimesi, yeni sistemimizde “kovuş-
turma” anlamına gelmektedir.
22
Aynı doğrultuda bakınız, Veli Özer Özbek/ M. Nihat Kanbur/Pınar Bacaksız/Ko-
ray Doğan/İlker Tepe, Ceza Hukuku Bilgisi (Genel Hükümler), 2. Baskı, Seçkin Yayı-
nevi, Ankara 2010, s. 218; Bu hususta karşı bir görüşe göre, “…ceza kovuşturma te-
rimi 5271 sayılı CMK’nın 2/1-f bendinde tarif edilen kovuşturma olarak anlaşıldı-
ğı takdirde bu çocuklar hakkında soruşturma yapılabileceği anlamı çıkar ki bu, ka-
nun koyucunun amaçladığı bir durum değildir. Bu nedenle TCK m. 31/1 madde-
sindeki ceza kovuşturmasını, 5271 sayılı CMK’daki soruşturma olarak anlamak ge-
rekir”, Topaloğlu, s. 53-54.
23
Y. 20. HD, T. 20.3.2006, E. 2006/2306, K. 2006/3631 sayılı kararında açık bir şekilde
vurgulandığı üzere bu hususta ilgili mahkeme, çocuk (ceza) mahkemesidir.
24
“Bu durumda çocuk hakkında beraat kararı vermek yanlış olacaktır. Ceza tertibine
yer olmadığı kararı verildiği hallerde ÇKK’nın 11. maddesinde belirlenen çocuk-
lara özgü güvenlik tedbirlerinden birisi uygulanacaktır. Hakimin bu tedbirleri uy-
gulaması zorunludur. Kanun koyucu bu konuda hakime uygulayabilip uygulama-
ma hususunda takdir yetkisi tanımamıştır. Ancak hakim, uygulanacak tedbir bakı-
mından serbesttir.”, Metin Efe, “Çocukların Cezai Sorumluluğu”, Selçuk Üniver-
sitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi,
Konya 2008, s. 63-64.
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...74
ra özgü güvenlik tedbirine hükmedilebilecektir. Bu hususta kanun ko-
yucu takdir yetkisi tanımıştır. Bu takdir yetkisinin Cumhuriyet savcı-
sına ait olduğunu düşünüyoruz. Çünkü suç işlendiğinde Cumhuriyet
savcısı olaya el atacak; soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olma-
dığına dair karar verecek ve fakat görevli ve yetkili mahkemeden ço-
cuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını talep edebilecek-
tir. Mahkemece olaya doğrudan el atılamayacağına göre bu hususta-
ki takdir yetkisinin Cumhuriyet başsavcılığına ait olduğu sonucu çık-
maktadır. Fakat çocuğun yaşı fark edilmeden kamu davası açılmışsa,
mahkemece CMK m. 223/3-a maddesi uyarınca ceza verilmesine yer
olmadığına dair karar verilecek ve güvenlik tedbiri uygulanması ko-
nusunda yine mahkemece yapılacak değerlendirme sonucunda karar
verilecektir
bb. Uygulanabilecek Güvenlik Tedbirleri
Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri, 5237 sayılı TCK’nın 56.
maddesine istinaden 03.07.2005 Tarih ve 5395 sayılı Çocuk Koruma
Kanunu’nda (ÇKK) düzenlenmiştir. Söz konusu Kanun’un 11. mad-
desine göre, “Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler,
suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından, çocuk-
lara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır”.
Suça sürüklenen çocuk kavramı 5395 sayılı ÇKK’nın 3/1-a.2 mad-
desinde tanımlanmıştır. Söz konusu hükme göre suça sürüklenen ço-
cuk, “Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkın-
da soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkın-
da güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu” ifade eder şeklinde tanımlan-
mıştır.
Suça sürüklenen çocuklar hakkında uygulanacak koruyucu ve
destekleyici tedbirler ise ÇKK’nın 5. maddesinde düzenlenmiştir.
Buna göre, koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun öncelikle ken-
di aile ortamında korunmasını sağlamaya yönelik danışmanlık, eği-
tim, bakım, sağlık ve barınma konularında alınacak tedbirlerdir. Bun-
lardan;
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 75
a. Danışmanlık tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimsele-
re çocuk yetiştirme konusunda; çocuklara da eğitim ve gelişimleri ile
ilgili sorunlarının çözümünde yol göstermeye,
b. Eğitim tedbiri, çocuğun bir eğitim kurumuna gündüzlü veya ya-
tılı olarak devamına; iş ve meslek edinmesi amacıyla bir meslek veya
sanat edinme kursuna gitmesine veya meslek sahibi bir ustanın yanı-
na yahut kamuya ya da özel sektöre ait işyerlerine yerleştirilmesine,
c. Bakım tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin her-
hangi bir nedenle görevini yerine getirememesi hâlinde, çocuğun
resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden ya-
rarlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesine,
d. Sağlık tedbiri, çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması
ve tedavisi için gerekli geçici veya sürekli tıbbî bakım ve rehabilitas-
yonuna, bağımlılık yapan Maddeleri kullananların tedavilerinin yapıl-
masına,
e. Barınma tedbiri, barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya
hayatı tehlikede olan hamile kadınlara uygun barınma yeri sağlamaya,
Yönelik tedbirdir.
Tehlike altında bulunmadığının tespiti ya da tehlike altında bu-
lunmakla birlikte veli veya vasisinin ya da bakım ve gözetiminden so-
rumlu kimsenin desteklenmesi suretiyle tehlikenin bertaraf edileceği-
nin anlaşılması hâlinde; çocuk, bu kişilere teslim edilir. Bu fıkranın uy-
gulanmasında, çocuk hakkında birinci fıkrada belirtilen tedbirlerden
birisine de karar verilebilir (ÇKK m. 5/3).
3. Suç Tarihinde 12 Yaşını Doldurmuş Olup
15 Yaşını Doldurmamış Olan Kişilere İlişkin Hükümler
5237 sayılı TCK’nın 31. maddesinin 2. fıkrasına göre, “Fiili işledi-
ği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların
işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışları-
nı yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorum-
luluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri-
ne hükmolunur. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fi-
ille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu ki-
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...76
şiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdir-
de oniki yıldan onbeş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz
yıldan onbir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı in-
dirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz.”
Suç tarihinde 12-15 yaş sınırları arasında bulunan kişiler, genel iti-
bariyle işlemiş oldukları fiilin haksızlık teşkil ettiğinin farkındadırlar.
Fakat bazı hallerde davranışlarını hukukun öngördüğü şekilde yön-
lendirme yetileri zayıflamakta ve bu suretle söz konusu fiili işlemek-
ten kendilerini alıkoyamamaktadırlar.
25
Suç tarihinde 12 yaşını doldurmuş olup 15 yaşını doldurmamış
olan kişilerin işlediği suçlardan dolayı ceza sorumluluğunun bulun-
ması için, işledikleri fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve
davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmiş olması gerekir.
İsnat Yeteneğinin Bulunup Bulunmadığının Tespiti
Doktrinde isnat yeteneğinin kim ve ne şekilde tespit edileceğine
dair farklı görüşler mevcuttur. Diğer bir deyişle suça sürüklenen çocu-
ğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışla-
rını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediği, kısaca isnat yetene-
ğinin bulunup bulunmadığı hekim tarafından mı, yoksa hakim tara-
fından belirlenecektir? Madde gerekçesine göre, bu grup yaş küçükleri-
nin ceza sorumluluğunun olup olmadığı, çocuk hâkimi tarafından tespit edi-
lir. Ancak bu belirlemeden önce, yaş küçüğünün içinde bulunduğu aile ko-
şulları, sosyal ve ekonomik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında
uzman kişilerce rapor hazırlanması istenir. Çocuk hâkimi, hazırlanan bu ra-
porları, ceza sorumluluğunun belirlenmesiyle ilgili olarak yapacağı değerlen-
dirmede dikkate alır. Doktrinde bir kısım yazarlarımız tarafından mad-
de gerekçesine uygun olarak isnat yeteneğinin hakim tarafından belir-
lenmesi gerektiği, hakimin bu belirlemeyi yapmadan önce bu hususta
görevlendireceği bir bilirkişinin araştırmasından faydalanabileceği ve
fakat bu bilirkişinin çocuğun isnat yeteneği konusunda bir mütalaa ve
tespitte bulunmasının doğru olmayacağı ifade edilmiştir.
26
Yargıtay’ın
25
Özgenç, Ceza Hukuku, s. 359.
26
Bakınız, Özgenç, Ceza Hukuku, s. 360; Mahmut Koca/İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hu-
kuku Genel Hükümler, 2. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2009, s. 316; Centel/Zafer/
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 77
bir kararına göre, “… sanık G… yönünden yapılan değerlendirmede; 5237
sayılı TCK’nın 31/2. maddesi kapsamında kalan 12 yaşını doldurmuş olup da
15 yaşını doldurmamış olan küçüklerin, işledikleri fiilin hukuki anlam ve so-
nuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yetene-
ğinin varlığının tespitinde, küçüğün içinde bulunduğu aile, sosyal ve ekono-
mik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında sosyal çalışma uzma-
nına, kişilere rapor hazırlatılması, hazırlanan bu raporlar değerlendirilerek ha-
kim tarafından ceza sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken, devlet hastanesin-
de görev yapan nöroloji uzmanından alınan yetersiz rapora dayanılarak hüküm
kurulması; sanığın işlediği suçun farik ve mümeyyizi olup olmadığının mahke-
mece tartışılmaması yasaya aykırıdır.”
27
şeklindeki değerlendirmesiyle söz
konusu farik mümeyyizliğin alınacak rapor incelenerek hakim tarafından
takdir edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Uygulamaya bakıldığında, suç işleyen bu grup yaş küçüklerinin işle-
diği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını anlama ve davranışlarını yönlen-
dirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olup olmadığı konusunda Cumhu-
riyet savcısı tarafından küçüğün teşekküllü bir hastaneye sevki ile bu ko-
nuda rapor alındığı gözlemlenmektedir. Yukarıda yer verdiğimiz görüş-
lere bakıldığında bu uygulamanın doğru olmadığı sonucu çıkmaktadır.
Eğer söz konusu isnat yeteneğinin hakim tarafından tespit edilmesi gere-
kiyorsa, karşımıza bir sorun çıkmaktadır. O da şu ki, hakimin soruştur-
ma sırasında mı, yoksa kovuşturma sırasında mı bu kararı alması gerek-
tiğidir. Örneğin bu gruptaki bir çocuğun işlediği suçtan dolayı soruştur-
Çakmut, s. 359; Hacıoğlu, s. 7; Timur Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 6.
Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2009, s. 323; “Bu dönem bakımından önce çocuğun
işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilip algılayamadığı veya dav-
ranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olup olmadığı yönünden
bedeni-akli ve ruhi durumunu incelettirir”, Veli Özer Özbek, Türk Ceza Kanunun
Anlamı, TCK İzmir Şerhi, C. I, 4. Baskı, Ankara 2010, s. 568; Aynı doğrultuda Donay,
s. 50; Bu hususta farklı fikirde olan Artuk/Gökcen/Yenidünya’ya göre, “suça sü-
rüklenen çocuk hakkında mahkemeler, çocuk hakimleri veya Cumhuriyet savcılık-
larınca gerektiğinde çocukların bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren
inceleme yaptırılır. Çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama
ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunma-
dığı sosyal inceleme raporunda belirtilir ve mahkeme 12-15 yaş arasında bulunan ço-
cukların işledikleri suçlarda bu raporu göz önünde bulundurur”, Artuk/Gökcen/
Yenidünya, s. 491.
27
Y. 1. CD, 24.07.2008 T, 2777/6275, YKD, C. 34, S. 11, Kasım 2008, 2258 vd. (Nakle-
den, Özbek, TCK’nın Anlamı, s. 568)
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...78
ma bir yıl sürmüşse ve ondan sonra kamu davası açılmışsa, yargılamaya
bakan çocuk hakiminin bu aşamada (kovuşturma aşamasında) bu tespi-
ti yapması sağlıklı olmaz. Çünkü suç tarihinden itibaren belli bir zaman
geçmiş ve bu süreçte çocuğun gelişimi hızla ilerlemiştir. Görünüş itiba-
riyle gelişen bir çocuğun suç zamanında ne durumda olduğunu tespit et-
mek güçtür. Dolayısıyla isnat yeteneği konusundaki tespitin hakim tara-
fından tespit edilmesi gerektiği kabul edilecekse, soruşturma aşamasında
Cumhuriyet savcısı tarafından çocuğun sağlık kuruluşuna sevki ile mu-
ayene edilmesi ve rapor tanzimi istenilmeli ve bu raporla birlikte çocu-
ğun çocuk mahkemesi hakimi önüne çıkarılarak isnat yeteneğinin olup
olmadığı konusunda gecikmeksizin bir karar verilmesi istenmelidir. Bu-
nun öncesinde çocuk hakkında sosyal çalışma görevlisi tayin edilerek ço-
cukla görüşmesi ve çocuk hakkında sosyal çalışma raporu tanzim etmesi
sağlanmalıdır. Çünkü hakim bu hususta karar verirken çok önemli olan
bu rapordan faydalanmalıdır. Böyle bir rapor olmadan sadece sağlık ku-
ruluşu raporuna dayanılarak verilecek karar eksik olacaktır. Hakim tara-
fından değişik işler defteri üzerinden, savcılıkça sağlık kuruluşundan ve
sosyal çalışmacıdan alınan raporlar ve çocuğun görünüşü incelenerek bir
karar verilmelidir. Doğru olan usul bu olmasına rağmen, uygulamada
böyle bir yöntem izlenmediğini belirtmek isteriz.
Hekim, çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algıla-
ma ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediği ko-
nusunda araştırma yaparken suç tarihini nazara alarak ve işlenen fiil-
le sınırlı olarak değerlendirmede bulunmalıdır. Aynı şekilde hakim de
bu şekilde hareket etmelidir. Örneğin hakaret suçuyla kasten öldürme
suçunda çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama
ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediği farklı-
lık arz edebilecektir. Dolayısıyla hekimin, işlenen fiilin ne olduğunu
bilmesi gerekir.
Bu yaş grubundaki kişilerin işledikleri fiilin hukuki anlam ve so-
nuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin geliş-
mediği kanaatine varılması halinde Cumhuriyet savcılığı tarafından
kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilecektir. Fakat bu kişiler
hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilecektir (TCK
m. 31/2). Bu durumda, çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygu-
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 79
lanması zorunludur.
28
Bu tedbirler, yukarıda incelediğimiz ve ÇKK m.
5 hükmünde düzenlenen tedbirlerdir.
Bu yaş grubundaki çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve
sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin geliş-
tiği kanaatine varılması halinde, çocuğun cezai sorumluluğu vardır ve
hakkında ilgili çocuk mahkemesinde işlenen suç nedeniyle kamu da-
vası açılmalıdır. Fakat bu durumda mahkemece yapılacak yargılama
sonucunda TCK m.61 hükmü gereğince TCK m. 31/2 hükmünde be-
lirtilen oranlarda cezada indirim yapılacaktır.
Burada son olarak şu hususa da değinmek gerekir ki, şahsın ger-
çek yaşı ile kimlikteki yaşı arasında fark olduğu düşünülüyorsa, bu
durum giderilmelidir. Çocuğun nüfus kaydındaki yaşının gerçeği yan-
sıtmadığı şüphesi varsa, CMK m. 218/2 hükmü uyarınca yargılamayı
yapan mahkeme, yaş düzeltme davasına da bakacaktır.
29
4. Suç Tarihinde 15 Yaşını Doldurmuş Olup
18 Yaşını Doldurmamış Olan Kişilere İlişkin Hükümler
5237 sayılı TCK’nın 31. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Fiili işlediği sı-
rada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler
hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz
yıldan yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan
onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve
bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan fazla olamaz.”
Madde gerekçesine göre, bu grubu oluşturan gençler, normal ko-
şullarda, gerçekleştirdikleri davranışların hukukî anlam ve sonuçları-
nı kavrama yeteneğine sahip olmakla birlikte; bu kişilerin, davranışla-
rını yönlendirme yetenekleri yeterince gelişmemiş olabilmektedir. Bu
nedenle, suç yoluna girmiş olan gençlerin, işledikleri suçlar bağlamın-
da irade yeteneğinin zayıf olduğu normatif olarak kabul edilmiştir.
Azalmış isnat yeteneğine sahip bulunan gençler hakkında kural ola-
rak indirilmiş cezaya hükmedilir.
28
Aynı doğrultuda, Özgenç, Ceza Hukuku, s. 361.
29
Centel/Zafer/Çakmut, s. 357.
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...80
Bu dönemde suç işleyen çocuklar hakkında, sırf yaşları nedeniyle
psikolojik ve sosyal yetenek araştırılması yapılmaz. Bu çocukların ceza
sorumlulukları var kabul edilmektedir ve fakat tam olgunluğa ulaşma-
dıkları gerekçesiyle cezalarında indirim yapılması öngörülmüştür.
30
IV. YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜNÜN CEZA HUKUKU ve
CEZA MUHAKEMESİ HUKUKUNUN
TEMEL MÜESSESELERİ AÇISINDAN
TAŞIDIĞI ÖZELLİKLER
A. GENEL OLARAK
Yaş küçüklüğü, ceza hukukunun ve ceza muhakemesi hukuku-
nun bir takım müesseseleri açısından esnek hükümler taşımaktadır.
Kanun koyucu, çocukların işledikleri suçlar bakımından ceza miktarı-
nın yanı sıra, ceza hukukunun ve ceza muhakemesi hukukunun diğer
müesseseleri bakımından da esnek hükümler ihdas ettiği görülmekte-
dir. Bu başlıkta, yaş küçüklüğünün ceza hukuku ve ceza muhakeme-
si hukukunun çeşitli müesseseleri açısından taşıdığı özelliklere deği-
neceğiz.
B. YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜNÜN CEZA HUKUKUNUN
TEMEL MÜESSESELERİ AÇISINDAN
TAŞIDIĞI ÖZELLİKLER
1. Kısa Süreli Hapis Cezalarına Seçenek Yaptırımlar
Açısından Yaş Küçüklüğünün Taşıdığı Özellikler
5237 sayılı TCK’nın 50/1. maddesine göre, kısa süreli hapis
cezası,
31
suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargıla-
ma sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özellikle-
re göre aynı maddenin 1. fıkrasında sayılan seçenek yaptırımlara çev-
rilebilecektir. Örneğin kısa süreli hapis cezası, adli para cezasına çev-
30
İçel, Kayıhan/Evik, A. Hakan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 2. Kitap, 4. Bası, Beta
Yayınevi, İstanbul 2007, s. 176
31
5237 sayılı TCK m. 49/2 hükmüne göre, “Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis
cezası, kısa süreli hapis cezasıdır”
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 81
rilebilecektir. Bu husus kural olarak belirtilen kriterler doğrultusunda
hakimin takdirindedir.
Aynı maddenin 3. fıkrasına göre, “Daha önce hapis cezasına mahkûm
edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis
cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşı-
nı bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis ce-
zası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” Bu hüküm-
den çıkan sonuca göre, fiili işlediği tarihte 18 yaşını doldurmayan ki-
şilerin işledikleri suçlarda mahkum edildikleri bir yıl veya daha az sü-
reli hapis cezasının TCK m. 50/1 fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan
birine çevrilmesi zorunludur. Burada kanun koyucu emredici bir hü-
küm öngörmüştür. Dolayısıyla suça sürüklenen çocukların alacakları
bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının, hapis cezası olarak bırakıl-
ması mümkün değildir.
32
Hakim, suça sürüklenen çocuğun mahkum olduğu kısa süreli ha-
pis cezasını TCK m. 50/3 hükmü gereğince TCK m. 50/1 hükmünde-
ki seçenek yaptırımlardan adli para cezasına çevirmeye karar verir-
se, kararda, TCK m. 52/4-son cümle hükmündeki cümleye yer ver-
meyecektir. Yani hakim, suça sürüklenen çocuk hakkında hükmettiği
kısa süreli hapis cezasını adli para cezasına çevirmeye karar verdiğin-
de, kararda, bu adli para cezasına ilişkin taksitlerin zamanında öden-
memesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve öden-
meyen adlî para cezasının hapse çevrileceğine ilişkin cümleye yer ver-
mez. Çünkü 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkın-
da Kanun’un 106/4 madde ve fıkrasına göre “Çocuklar hakkında hükme-
dilen adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde, bu ceza hapse çevrilemez. Bu
takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır.” Sözü edilen 11. fıkraya göre
ise, “İnfaz edilen hapsin süresi, adlî para cezasını tamamıyla karşılamamış
olursa, geri kalan adlî para cezasının tahsili için ilâm, Cumhuriyet Başsavcı-
lığınca mahallin en büyük mal memuruna verilir. Bu makamlarca 6183 sayı-
lı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre kalan adlî para
cezası tahsil edilir.” Toparlamak gerekirse, çocuklar hakkında hükme-
dilen adli para cezasına ilişkin taksitlerin zamanında ödenmemesi ha-
32
Aynı doğrultuda, Özgenç, Ceza Hukuku, s. 361.
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...82
linde, geri kalan kısım savcılıkça hapse çevrilemeyecek; 6183 sayılı Ka-
nun uyarınca tahsili için maliyeye gönderilecektir.
33
2. Erteleme Müessesesi Açısından Yaş Küçüklüğünün
Taşıdığı Özellikler
5237 sayılı TCK’nın 51/1 madde ve fıkrasına göre, “İşlediği suçtan
dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin ce-
zası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını dol-
durmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır.”
Bu hükümden çıkan sonuca göre, fiili işlediği sırada 18 yaşını dol-
durmuş olanların netice itibariyle mahkum edildikleri iki yıl ve daha
az süreli hapis cezaları erteleme kapsamındayken; fiili işlediği sırada
henüz 18 yaşını doldurmamış kişilerin netice itibariyle mahkum edil-
dikleri üç yıl veya daha az süreli hapis cezaları erteleme kapsamında-
dır. Örneğin 18 yaşını doldurmamış olan kişinin işlediği taksirle öldür-
me suçundan alacağı netice ceza 3 yıl hapis cezası olsa bile ertelenebi-
lecektir. Burada sanığın yaşı açısından suç tarihi önemli olup karar ta-
rihinde 18 yaş doldurulsa bile sonuç değişmeyecektir.
3. Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma Hükümleri
Açısından Yaş Küçüklüğünün Taşıdığı Özellikler
Kural olarak suç tarihinde 18 yaşını doldurmuş kişiler, işledikle-
ri suçlar sonucunda mahkum oldukları hapis cezasının karşılığı olarak
5237 sayılı TCK’nın 53/1 madde ve fıkrasındaki hakları kullanmaktan
yoksun bırakılırlar. Örneğin 5 ay hapis cezasına mahkum olan ve bu
cezası ertelemeyen kişi hakkında TCK m. 53/1 hükmündeki belli hak-
ları kullanmaktan yoksun bırakma tedbirlerine hükmolunacaktır. Fa-
kat aynı maddenin 4. fıkrasına göre, “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş
veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında bi-
rinci fıkra hükmü uygulanmaz.” Bu hükümden çıkan sonuca göre suç ta-
rihinde henüz 18 yaşını doldurmamış olan kişi, karar tarihinde 18 ya-
şını doldurmuş olsa bile, işlediği suç karşılığında mahkum olacağı ha-
33
Doğrudan hükmedilen ve fakat taksitleri zamanında ödenmeyen adli para cezala-
rında da aynı durum söz konusudur.
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 83
pis cezasının miktarı ne olursa olsun TCK m. 53/1’de belirtilen hakla-
rı kullanmaktan yoksun bırakılamayacaktır.
34
4. Tekerrür Müessesi Açısından Yaş Küçüklüğünün
Taşıdığı Özellikler
5237 sayılı TCK m. 58/1 hükmüne göre, önceden işlenen suçtan
dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenme-
si hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Aynı maddenin 5. fıkrasına
göre, “Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği
suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz”. Dolayısıyla henüz 18
yaşını doldurmamış olan kişilerin işledikleri suçlar hakkında tekerrür
hükümleri uygulanmaz.
Bu hükme göre sonradan işlenen suçun suç tarihinde failin 18 ya-
şını doldurmuş olup olmaması önemli olmayıp, önemli olan tekerrü-
re esas olabilecek olan önceki mahkumiyete ilişkin suçun 18 yaşın dol-
durulmadan işlenmesidir. Örneğin fail 17 yaşında işlediği bir suçtan
sonra (mahkumiyet 18 yaşından sonra verilse bile fark etmez) yeni bir
suç işlerse, 17 yaşındayken işlediği suç, ikinci işlediği suç için tekerrü-
re esas oluşturamayacaktır. İkinci suç, failin 18 yaşını doldurmasından
sonra işlenmiş olsa da sonuç değişmez. Çünkü önceki mahkumiyet, 18
yaş doldurulmadan işlenmiş bir suça ilişkin mahkumiyettir.
5. Zamanaşımı Süreleri Açısından Yaş Küçüklüğünün
Taşıdığı Özellikler
Suçun işlendiği tarih ile verilen hükmün kesinleşmesinden son-
ra belli bir süre geçmesi, devletin ceza ve infaz ilişkilerini devam ettir-
mesindeki sosyal yararın yitirilmesine sebep olur. Bu sebepten dolayı
belirli bir sürenin geçmesinin, devletin cezalandırma yetkisini ortadan
kaldırmasına zamanaşımı denilmektedir.
35
34
Bu nedenledir ki uygulamada, suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış kişilere ilişkin
iddianamelerin sevk maddelerine TCK m. 53/1 hükmü konulmaz.
35
Demirbaş, s. 678.
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...84
Zamanaşımı da kendi içinde ikiye ayrılmaktadır. Bunlar “dava za-
manaşımı” ve “ceza zamanaşımı”dır. Dava zamanaşımı, suçun işlenme-
sinden itibaren belli bir sürenin geçmesidir. Ceza zamanaşımı ise, ceza
verilip hüküm kesinleştikten sonra hükümlünün bulunamaması ne-
deniyle cezanın belli bir süre infaz edilememesidir. Dava zamanaşımı-
na ilişkin hükümler TCK’nın 66 ve 67. maddesinde; ceza zamanaşımı-
na ilişkin hükümler ise TCK’nın 68 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
TCK m. 66/2 hükmüne göre, “Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldur-
muş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısı-
nın; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler
hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.”
Bu hükümden çıkan sonuca göre,
- Fiili işlediği tarihte 12 yaşını doldurmuş olup 15 yaşını doldur-
mayan çocukların işlediği suçlarda, zamanaşımı süreleri yarısı oranın-
da uygulanır. Örneğin suç tarihinde 14 yaşında olan failin gece vakti
bina içerisinde muhafaza altına alınmış eşyaya karşı işlediği hırsızlık
suçunda dava zamanaşımı süresi 15 yıl değil, 7.5 yıldır.
- Fiili işlediği tarihte 15 yaşını doldurmuş olup 18 yaşını doldur-
mayan çocukların işlediği suçlarda, zamanaşımı süreleri 2/3 oranında
uygulanır. Örneğin suç tarihinde 16 yaşında olan failin gece vakti bina
içerisinde muhafaza altına alınmış eşyaya karşı işlediği hırsızlık su-
çunda dava zamanaşımı süresi 15 yıl değil, 10 yıldır.
Burada şu önemli hususu vurgulamak gerekir ki, failin kriter ola-
rak alınacak yaşı, suç tarihindeki yaşıdır.
Kanun’da öngörülen, kural olarak hükmün kesinleştiği veya in-
fazın herhangi bir nedenle kesintiye uğradığı anda işlemeye başlayan
ve kesilmelere rağmen ceza infaz edilemeden tamamlanan ve tamam-
lanma anından itibaren de daha önce gerçekleştirilemeyen infaza en-
gel olan süreye ceza zamanaşımı denmektedir.
36
Kesinleşmiş bir ceza-
nın uzun süre infaz edilememesi halinde artık o cezanın yerine getiril-
36
Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara
2009, s. 533; Koca/Üzülmez, s. 613.
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 85
mesinde toplumsal bir yarar kalmadığı düşünülerek ceza zamanaşımı
kabul edilmiştir.
37
Ceza zamanaşımı süreleri, TCK m. 68/1 hükmünde belirtilmiştir.
Aynı maddenin 2. fıkrasına göre, “Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldur-
muş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarı-
sının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişi-
ler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle ceza infaz edilmez” Bu hükümden
çıkan sonuca göre, fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da
onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, sürenin yarısı oranında;
onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan ki-
şiler hakkında ise, üçte ikisi oranında ceza zamanaşımı süresi uygula-
nır. Burada failin yaşı, suç tarihindeki yaşıdır. Mahkumiyetin karar ta-
rihi, kesinleşme tarihi vs. hususları önemli değildir. Örneğin suç tari-
hinde 17 yaşında bulunan fail, işlediği bir suçtan dolayı neticeten 23 yıl
hapis cezasına mahkum olmuşsa, 16 yıllık (24 yılın üçte ikisi) ceza za-
manaşımı süresine tabidir.
C. YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜNÜN CEZA MUHAKEMESİ
HUKUKUNUN TEMEL MÜESSESELERİ AÇISINDAN
TAŞIDIĞI ÖZELLİKLER
1. Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi
Hükümleri Açısından
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171/2 madde ve fık-
rasına göre, “253. maddenin ondokuzuncu fıkrası hükümleri saklı kalmak
üzere, Cumhuriyet savcısı, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı
olup, üst sınırı bir yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan
dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş
yıl süreyle ertelenmesine karar verebilir” Aynı maddenin 4. fıkrasına göre,
“Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde, kovuşturmaya yer
olmadığına karar verilir” Bu hükümlerden çıkan sonuca göre, erteleme
süresi 5 yıl olup bu süre içerisinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde
kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilecektir. Fakat erteleme-
37
Sedat Bakıcı, 5237 Sayılı Yasa Kapsamında Ceza Hukuku Genel Hükümleri, Adalet Ya-
yınevi, Ankara 2007, s. 1314.
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...86
ye ilişkin bu süre, suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış kişiler için 5 yıl
değil, 3 yıldır (ÇKK m.19).
2. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Hükümleri Açısından
CMK m. 231/5 hükmüne göre, “Sanığa yüklenen suçtan dolayı ya-
pılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis
veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakıl-
masına karar verilebilir” 5395 sayılı ÇKK’nın 23. maddesine göre, “Ço-
cuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda, Ceza Muhakemesi
Kanunundaki koşulların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından denetim süresi
üç yıldır” Bu hükümlerden çıkan sonuca göre yetişkinler için hükmün
açıklanmasının geri bırakılması halinde denetim süresi 5 yıl iken, ço-
cuklar bakımından 3 yıldır.
V. ÇOCUKLARIN YARGILANMASINDAKİ ÖZELLİKLER
A. GENEL OLARAK
Çocukların işlediği suçların soruşturulmasında, kovuşturulma-
sında ve cezalarının infazında bir takım özel durumlar bulunmaktadır.
Bu kişilerin işlediği suçlarda soruşturma yönteminin ne şekilde olaca-
ğı, hangi koruma tedbirlerinin uygulanıp hangilerinin uygulanama-
yacağı, yargılamanın hangi mahkemece yapılacağı, mahkemenin özel-
likleri, yargılamada dikkat edilmesi gereken hususlar, yargılamada bu
kişiler ile yetişkinler arasındaki usul farkı ve nihayet cezanın infazı sı-
rasında çocuklara ilişkin özel hükümler, üzerinde durulması ve açık-
lanması gereken kurallardır. Bu başlıkta bu kuralları inceleyerek ana-
liz etmeye çalışacağız.
B. SORUŞTURMA AŞAMASINDAKİ ÖZELLİKLER
1. Soruşturmayı Yapacak Makam Açısından
5395 sayılı ÇKK’nın 15. maddesine göre, “Suça sürüklenen çocuk
hakkındaki soruşturma çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafın-
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 87
dan bizzat yapılır” Bu hükümden çıkan sonuca göre, suç işleyen ço-
cuk hakkındaki soruşturma, kolluk görevlilerine bırakılmayıp bizzat
Cumhuriyet savcısı tarafından yapılacaktır.
38
Örneğin ifade alınması,
kolluğa bırakılmayacaktır. Suça sürüklenen çocukların ifadeleri mut-
lak surette Cumhuriyet savcısınca alınmalıdır. Kolluk, sadece kimlik
tespitiyle yetinmelidir.
39
Soruşturmanın bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından yapılması ge-
rektiğine yönelik Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün
01.01.2006 tarih ve 2 no.’lu genelgesi de mevcuttur.
40
Öğretide bir kısım yazarlar, savcılık kurumunun mevcut olanak-
ları dikkate alındığında bütün işlerin savcıya yüklenemeyeceği ve bu-
nun yerine çocuk suçluluğu konusunda uzmanlaşmış özel bir kollu-
ğun bu işlemleri yürütmesi önerilmiştir.
41
Fakat bu konuda uzman kol-
luk eliyle soruşturma yürütülse de, söz konusu çocuklar hakkındaki
tedbir uygulanması talebi savcılık tarafından yapılacağından, bu ço-
cukların özellikle ifadelerinin bizzat savcı tarafından alınması daha
yararlı olacaktır.
42
2. Çocuğun İfadesinin Alınması Usulü Açısından
Yukarıda da az çok değindiğimiz üzere, suça sürüklenen çocuk-
ların ifadeleri, Cumhuriyet Savcısı tarafından bizzat alınacaktır. 5395
38
“Bizzat soruşturma yapma emri kanun tarafından Cumhuriyet savcılarına görev
olarak verilmiş ise de, uygulamada nedense çocuk suçlarında sadece ifadelerin
Cumhuriyet savcıları tarafından alınmasıyla yetinilmekte, yani soruşturma işlem-
lerinin tümü savcı tarafından yapılmamaktadır”, Nurullah Kunter/Feridun Yeni-
sey/Ayşe Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Birin-
ci Kitap, 17. Bası, Beta Yayınevi, İstanbul Kasım 2009, s. 531-532.
39
“Kolluğun çocuğun ifadesini alması, çocuğa teşhis yaptırması gibi soruşturma iş-
lemleri yapması, görev sınırlarını aşması nedeniyle hukuki bir sonuç doğurmaya-
caktır. Görevsiz ve yetkisiz olarak yapılan bu işlemlere dayanarak hüküm kurula-
mayacaktır”, Aslan, s. 115.
40
Söz konusu genelge hükümleri için bkz., Halil Polat, Teori ve Uygulamada Cumhuri-
yet Savcısının El Kitabı, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2009, s. 871.
41
Bahri Öztürk/Veli Özer Özbek/Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Muhake-
mesi Hukuku, 7. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2002, no.1157.
42
Handan Yokuş Sevük, “Ceza Yargılaması Hukukunda Çocuk Soruşturması”, AÜ-
EHFD, C. VIII, S. 1-2, Yıl 2004, s. 4.
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...88
sayılı ÇKK m. 15/2 hükmüne göre, “Çocuğun ifadesinin alınması veya
çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında, çocuğun yanında sosyal çalışma
görevlisi bulundurulabilir.” Bu husus, soruşturma evresinde ifade alan
Cumhuriyet savcısının takdirine bağlıdır.
Suça sürüklenen çocuğa, istemine bakılmaksızın kendisine müda-
fi tayin edilir ve bu müdafi, ifade sırasında hazır bulunur (CMK m.
150/2). Burada zorunlu müdafilik söz konusudur. Burada dikkat edil-
mesi gereken tarih, suç tarihidir. Örneğin 18 yaşını doldurmaya üç ay
kala suç işleyip firar eden ve 4 ay sonra yakalanan, yani 18 yaşını dol-
durduktan sonra yakalanan kişinin ifadesinde de zorunlu müdafi bu-
lundurulur.
3. Yetişkinlerle Birlikte Suç İşlenmesi Halinde
Dosyaların Yürütülmesi Açısından
Çocukların yetişkinlerle birlikte bir suça karışması mümkün-
dür. Bu durumda, soruşturma işlemleri bir takım özellikler arz et-
mektedir. 5395 sayılı ÇKK m. 17/1 hükmüne göre, “Çocukların ye-
tişkinlerle birlikte suç işlemesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma ayrı
yürütülür”. Bu hükme paralel olarak 26.12.2006 Tarih ve 26386 sa-
yılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çocuk Koru-
ma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usûl Ve Esaslar Hakkında
Yönetmelik’in 7/1. maddesine göre, “Çocukların yetişkinlerle birlik-
te suç işlemesi hâlinde, adlî kolluk tarafından çocuklar hakkında ayrı evrak
düzenlenir, soruşturma ve kovuşturma ayrı yürütülür”. Bu hükümler-
den çıkan sonuca göre çocuklar ile yetişkinlerin iştirak halinde suç
işlemeleri halinde veya işlenen suçların taraflarından birini çocuk
oluşturması halinde, bu çocuğa ilişkin soruşturma evrakları kolluk
tarafından ayrı hazırlanır ve Cumhuriyet savcısı çocuklara ilişkin
soruşturmayı ayrı yürütür.
Uygulamaya bakıldığında kolluğun ve Cumhuriyet savcılarının
bu hususa uygun davranmadığı, kolluğun evrakı bir bütün halinde
getirdiği ve genel olarak Cumhuriyet savcılarının da soruşturmayı tek
bir evrak halinde yürütüp delilleri topladıktan sonra dava açma sıra-
sında evrakı çocuk yönüyle ayırdıkları görülmektedir. Oysa ki suça
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 89
sürüklenen çocukların soruşturma dosyaları ayrı numaralara kayde-
dilmeli ve soruşturma işlemleri baştan itibaren ayrı yürütülmelidir.
43
İddianamenin düzenleneceği tarihte çocuk 18 yaşını doldurmuş
olsa bile soruşturma dosyası ayrılmalı ve ayrı açılmalıdır.
4. Koruma Tedbirleri Açısından
a. Yakalama Tedbiri Açısından
Çocukların işledikleri suçlar nedeniyle yakalanmasıyla ilgili hü-
kümler, 1 Haziran 2005 T. 25832 sayılı RG’de yayımlanarak yürürlü-
ğe giren Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 19.
maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre,
“Çocuklar bakımından yakalama ve ifade alma yetkileri aşağıdaki şekil-
de sınırlandırılmıştır:
a) Fiili işlediği zaman oniki yaşını doldurmamış olanlar ile onbeş yaşını
doldurmamış sağır ve dilsizler;
1) Suç nedeni ile yakalanamaz ve hiçbir suretle suç tespitinde kullanıla-
maz.
2) Kimlik ve suç tespiti amacı ile yakalama yapılabilir. Kimlik tespitin-
den hemen sonra serbest bırakılır. Tespit edilen kimlik ve suç, mahkeme baş-
kanı veya hâkimi tarafından tedbir kararı alınmasına esas olmak üzere derhâl
Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir.
b) Oniki yaşını doldurmuş, ancak onsekiz yaşını doldurmamış olanlar
suç sebebi ile yakalanabilirler. Bu çocuklar, yakınları ile müdafiye haber veri-
lerek derhâl Cumhuriyet başsavcılığına sevk edilirler”.
Bu hükümden çıkan sonuca göre 12 yaşını doldurmayan çocukla-
rın işledikleri suçlardan dolayı sadece kimlik, adres ve suç tespiti için
yakalama yapılabilecektir. Bu yaş sınırının altındakiler başka sebep-
le yakalanamayacaktır. Kimlikleri ve adresleri tespit edildikten son-
ra derhal serbest bırakılmalıdırlar. Serbest bırakmaktan kasıt, çocuğun
başıboş bırakılması olmayıp, çocuğun ailesine teslimidir.
43
Aynı doğrultuda, Veli Özer Özbek, Yeni Ceza Muhakemesi Kanununun Anlamı, İz-
mir Şerhi, Seçkin Yayınevi, Ankara 2005, s. 322.
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...90
12 yaşını doldurmuş olup 18 yaşını doldurmayan çocuklar ise ya-
kalanabilecek, kimlik tespitleri yapılabilecek ve fakat ifadeleri alınma-
dan doğrudan Cumhuriyet savcılığına intikal ettirilecektir. Bu kişiler
yakalandıklarında, müdafilerine ve yakınlarına kolluk tarafından bil-
gi verilmelidir.
b. Gözaltı Tedbiri Bakımından
Yukarıda yakalama tedbirinde de belirtildiği üzere, 12 yaşını dol-
durmuş olan çocuklar yakalanabileceğinden, bu kişilerin gözaltına da
alınması mümkündür. Fakat yakalanan kişinin çocuk olması halinde
mümkün mertebe gözaltına alınmadan derhal Cumhuriyet savcısının
huzuruna çıkarılması daha doğru olacaktır.
5395 sayılı ÇKK’nın 16. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Gözaltına
alınan çocuklar, kolluğun çocuk biriminde tutulur” Aynı maddenin 2. fık-
rasına göre, “Kolluğun çocuk biriminin bulunmadığı yerlerde çocuklar, gö-
zaltına alınan yetişkinlerden ayrı bir yerde tutulur”.
Aynı Kanun’un 18. maddesine göre, “Çocuklara zincir, kelepçe ve
benzeri aletler takılamaz. Ancak; zorunlu hâllerde çocuğun kaçmasını, kendi-
sinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri bakımından doğabile-
cek tehlikeleri önlemek için kolluk tarafından gerekli önlem alınabilir”.
c. Adli Kontrol Tedbiri Açısından
5395 sayılı ÇKK’nın 20/1. madde ve fıkrasına göre, suça sürükle-
nen çocuklar hakkında soruşturma veya kovuşturma evrelerinde adlî
kontrol tedbiri olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesin-
de sayılan tedbirlere hükmedilecektir. CMK m. 109 hükmünde sayı-
lanlar dışında,
- Belirlenen çevre sınırları dışına çıkmamak,
- Belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gide-
bilmek,
- Belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak,
tedbirlerine hükmedilebilir.
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 91
Çocuklar hakkında hükmedilen bu tedbirlerden sonuç alınama-
ması, sonuç alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmama-
sı durumunda tutuklama kararı verilebilir (ÇKK m. 20/2).
d. Tutuklama Tedbiri Açısından
5395 Sayılı ÇKK m.21 hükmüne göre, “Onbeş yaşını doldurmamış ço-
cuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden
dolayı tutuklama kararı verilemez.”
Kanun koyucu, yetişkinlerin işlediği suçlarda, tutuklama tedbiri-
ne hükmedebilmek için işlenen suçun cezasının üst sınırının bir yıldan
fazla olmasını aramışken,
44
15 yaşını doldurmamış çocuklarda bu sını-
rı 5 yıl olarak belirlemiştir. Burada bakılması gereken husus, suçun ka-
nundaki cezasının üst sınırıdır.
e. Zorla Getirme Tedbiri Açısından
Çocuklar hakkında zorla getirme hükümleri açısından özel bir hü-
küm getirilmediğinden, CMK’nın 145 ve 146. maddeleri uyarınca zor-
la getirme hükümleri uygulanabilecektir.
5. Çocuklara Özgü Güvenlik Tedbirlerinin
Uygulanması Açısından
Çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı; çocu-
ğun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, Sos-
yal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Cumhuriyet savcısının
istemi üzerine veya re’sen çocuk hâkimi tarafından alınabilir (ÇKK m.
7/1). Suça sürüklenen çocuklarla ilgili soruşturmayı yürüten Cumhu-
riyet savcısı, yukarıda açıkladığımız üzere çocuklara özgü güvenlik
tedbirlerinin uygulanması için ilgili çocuk mahkemesinden tedbir ta-
lebinde bulunacaktır.
44
CMK m. 100/4 hükmüne göre, “Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezası-
nın üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez”
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...92
Tedbir kararı verilmeden önce çocuk hakkında sosyal incele-
me yaptırılabilir (ÇKK m. 7/2). Tedbirin türü kararda gösterilir. Bir
veya birden fazla tedbire karar verilebilir (ÇKK m. 7/3). Hâkim,
hakkında koruyucu ve destekleyici tedbire karar verdiği çocuğun
denetim altına alınmasına da karar verebilir (ÇKK m. 7/4). Hâkim,
çocuğun gelişimini göz önünde bulundurarak koruyucu ve destek-
leyici tedbirin kaldırılmasına veya değiştirilmesine karar verebi-
lir. Bu karar acele hâllerde, çocuğun bulunduğu yer hâkimi tara-
fından da verilebilir. Ancak bu durumda karar, önceki kararı alan
hâkim veya mahkemeye bildirilir (ÇKK m. 7/5). Tedbirin uygulan-
ması, onsekiz yaşın doldurulmasıyla kendiliğinden sona erer. An-
cak hâkim, eğitim ve öğrenimine devam edebilmesi için ve rızası
alınmak suretiyle tedbirin uygulanmasına belli bir süre daha devam
edilmesine karar verebilir (ÇKK m.7/6).
C. KOVUŞTURMA AŞAMASINDAKİ ÖZELLİKLER
1. Kovuşturmayı Yapacak Mahkeme Açısından
Çocuklarla ilgili kovuşturmayı yapacak mahkeme, 5395 sayılı ÇKK’nın
25. maddesi hükmü uyarınca kurulan çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır
ceza mahkemeleridir. Söz konusu 25. maddenin 1. fıkrasına göre, “Çocuk
mahkemesi, tek hâkimden oluşur. Bu mahkemeler her il merkezinde kurulur. Ayrı-
ca, bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen
ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurula-
bilir. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde çocuk mahkemelerinin birden fazla da-
iresi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Çocuk mahkemelerinde yapılan
duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz. Mahkemelerin bulunduğu yerlerde-
ki Cumhuriyet savcıları, çocuk mahkemeleri kararlarına karşı kanun yoluna başvu-
rabilirler” Aynı maddenin 2.fıkrasına göre, “Çocuk ağır ceza mahkemelerinde
bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur ve mahkeme bir başkan ve iki üye ile topla-
nır. Bu mahkemeler bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutu-
larak belirlenen yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun olumlu görüşü
alınarak kurulur. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde çocuk ağır ceza mahkeme-
lerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır” Bu hü-
kümlere bakıldığında 1. fıkrada normal çocuk mahkemeleri; 2. fıkrada ise
çocuk ağır ceza mahkemelerinin kuruluş ve çalışma usulü gösterilmiştir.
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 93
Çocukların işledikleri suçların kanundaki cezasının üst sınırına
bakılarak kovuşturmayı yapacak mahkeme belirlenir. İşlenen suçun
kanundaki cezasının üst sınırı 10 yıl veya daha fazla ise, çocuk ağır
ceza mahkemesi görevli; 10 yıldan az ise çocuk mahkemeleri görev-
lidir. Kısacası, çocuk mahkemesi, asliye ceza mahkemesi ile sulh ceza
mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından suça sürükle-
nen çocuklar hakkında açılacak davalara bakar (ÇKK m. 26/1). Çocuk
ağır ceza mahkemesi, çocuklar tarafından işlenen ve ağır ceza mah-
kemesinin görev alanına giren suçlarla ilgili davalara bakar (ÇKK m.
26/2).
Çocuk mahkemesinin kurulmadığı yerlerde, çocukların işledikleri
suçlardan dolayı yapılacak soruşturma sonunda işlenen suç hangi mah-
kemenin görevine giriyorsa, o mahkemeye çocuk mahkemesi sıfatıyla
kamu davası açılmalıdır. Örneğin çocuğun işlediği basit yaralama su-
çundan dolayı çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde bu suça ilişkin
dava, o yer sulh ceza mahkemesine çocuk mahkemesi sıfatıyla açılacak-
tır. Uygulama bu doğrultudadır.
2. Kovuşturma Sırasında Mahkemede Bulunabilecek
Kişiler Açısından
Hakim: Öncelikle doğal olarak çocuk mahkemelerinde ve çocuk
ağır ceza mahkemelerinde yargılamayı yapacak hakim veya hakim-
ler bulunmalıdır. Çocuk mahkemesinde tek hakim bulunur (ÇKK m.
25/1). Çocuk ağır ceza mahkemesinde ise, bir başkan ile yeteri kadar
üye bulunur ve mahkeme bir başkan ve iki üye ile toplanır (ÇKK m.
25/2). ÇKK m. 28/1 hükmüne göre, “Mahkemelere, atanacakları bölgeye
veya bir alt bölgeye hak kazanmış, adlî yargıda görevli, tercihan çocuk hukuku
alanında uzmanlaşmış, çocuk psikolojisi ve sosyal hizmet alanlarında eğitim
almış olan hâkimler ve Cumhuriyet savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunca atama yapılır” Bu madde ile mahkeme hakimlerinin
taşıması gereken nitelikler ve atanma usulü belirlenmiştir.
45
45
“Çocuk mahkemeleri hakimlerinin sık sık yer değiştirilmemesi ve bu suretle ço-
cuk hakimliği konusunda uzmanlaşmalarının sağlanması önemlidir”, Oğuz Üstü-
nel, Çocuk Mahkemesi İçinde Çocuk Kolluğu ve Bir Uygulama Örneği, Bahçeşehir Ço-
cuk Suçlarını Önleme Merkezi, Yüksek Lisans Tezi, 2003, s. 58.
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...94
Cumhuriyet Savcısı: Yukarıda da belirtildiği üzere çocuk mahke-
melerinde Cumhuriyet savcısı bulunmaz. Oysa çocuk ağır ceza mah-
kemelerinde Cumhuriyet savcısı bulunur.
46
Suç işleyen çocuk, suç tari-
hinde 18 yaşından küçük olduğu müddetçe Cumhuriyet savcısı çocuk
mahkemesinde bulunmaz. Yani çocuk duruşmada 18 yaşını doldursa
bile Cumhuriyet savcısı duruşmaya katılamaz.
Zorunlu Müdafi: CMK m. 150/2 hükmüne göre, müdafii bulunma-
yan 18 yaşından küçük sanığa istemi aranmaksızın müdafi tayin edi-
lir. Örneğin suç tarihinde 18 yaşından küçük olup Cumhuriyet savcı-
sının ifadeye çağırdığı tarihte 18 yaşını dolduran kişiye de müdafi ta-
yin edilmeli ve bu müdafi, yargılama aşamasında da çocuğu temsil et-
melidir. Yani önemli olan suç tarihi olup soruşturmanın diğer kısım-
larında veya yargılamada 18 yaşın ikmal edilmesi müdafi mecburiye-
tini etkilemez.
Sosyal Çalışma Görevlisi: Mahkeme veya hâkim, çocuğun sorgusu
veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında çocuğun yanında sos-
yal çalışma görevlisi bulundurabilir (ÇKK m.22/2). Bu hükümden çı-
kan sonuca göre mahkemenin sorgusu veya hakkındaki diğer işlemler
sırasında sosyal çalışma görevlisi bulundurma mecburiyeti bulunma-
maktadır. Bu husus hakimin takdirine bırakılmıştır.
Diğer Kişiler: ÇKK m. 22/1 hükmüne göre, “Çocuk, velisi, vasisi,
mahkemece görevlendirilmiş sosyal çalışma görevlisi, çocuğun bakımını üst-
lenen aile ve kurumda bakılıyorsa kurumun temsilcisi duruşmada hazır bu-
lunabilir”
3. Kovuşturmanın Yöntemi Açısından
Çocuklara ilişkin yargılamada duruşma kapalı olarak yapılma-
lı ve karar kapalı oturumda açıklanmalıdır.
47
Bu konuda CMK m.185
46
Cumhuriyet Savcısının çocuk mahkemesinde bulunmamasının dayanağı konu-
sundaki görüşler için bakınız, Hande Özdemir, Türk Hukukunda Çocukların Yargı-
lanması, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim
Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2006, s. 62 vd.
47
“Duruşmanın kapalı yapılmasındaki amaç, çocuğun teşhir edilmesini, kalabalık
izleyicilerin önünde korkmasını, utanmasını veya kendisini bir kahraman olarak
görmesini önlemektir”, Esin Konanç, Çocukları Korumak ve Yargılamakla Görevli Or-
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 95
hükmü şu şekildedir: “Sanık, onsekiz yaşını doldurmamış ise duruşma ka-
palı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.” Fakat Yargıtay, kapalı
yapılması gereken bir duruşma açık yapılmışsa bu hususu “telafisi ol-
madığından” bahisle bozma sebebi yapmamaktadır.
48
Suç tarihinde 18 yaşın altında olmasına rağmen yargılama sırasın-
da 18 yaşını doldurmuş kişinin yargılamasının kapalı yapılması gerek-
mez ve aleniyete dönülür.
49
4. Duruşmanın Düzen ve Disiplini Açısından
CMK’nın 203. maddesinin birinci fıkrasında duruşmanın düzen
ve disiplininin mahkeme başkanı veya hakim tarafından sağlanaca-
ğı, ikinci fıkrasında mahkeme başkanı veya hakimin duruşmanın di-
siplinini bozan kişinin, savunma hakkının kullanılmasını engelleme-
mek koşuluyla salondan çıkarılmasını emredeceği ve son olarak üçün-
cü fıkrasında da kişinin dışarı çıkarılması sırasında direnç göstermesi
veya karışıklıklara neden olması halinde yakalanacağı ve hâkim veya
mahkeme tarafından, avukatlar hariç, verilecek bir kararla derhâl dört
güne kadar disiplin hapsine konulabileceği hüküm altına alınmıştır.
Fakat bu maddenin 3. fıkrasının son cümlesine göre, “çocuklar hakkında
disiplin hapsi uygulanmaz”
ganlar, Mahmut Koloğlu’ya 70. Yaş Armağanı, s. 358.
48
1.1.1989 doğumlu olup hüküm tarihinde 18 yaşını doldurmamış bulunan sanık
hakkında 5271 sayılı CMK’nın 185. maddesi uyarınca duruşmanın kapalı yapılma-
sı ve hükmün de kapalı açıklanması gerekirken buna uyulmaması, telafisi müm-
kün bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır (Y 5. CD, 8.3.2006 T, 2006/205
E, 2006/1468 K).
49
“Bu husus, AİHM içtihatlarına bakıldığında son derece yerindedir”, Hakan Kara-
kehya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. Maddesi (Adil Yargılanma Hakkı) Bağla-
mında Ceza Muhakemesinde Duruşma, Savaş Yayınevi, Ankara 2008, s. 219; “Sanık N.
K., dosya içerisinde bulunan nüfus kayıt örneğine göre 25.06.1987 doğumlu olup, Ye-
rel Mahkemece gizlilik kararının verildiği ilk oturumda 18 yaşını bitirmiş durumda-
dır. Yasal koşulları bulunmadığı halde duruşmanın gizli yapılması ve sanıkların sor-
gu ve savunmalarının gizli oturumda alınması, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uya-
rınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nin 308/6. maddesi uyarınca ya-
saya mutlak aykırı davranılan hallerdendir. Nitekim yerleşmiş yargısal kararlarda
da bu husus vurgulanarak mutlak bozma nedeni olarak kabul edilmiştir”, (YCGK,
27.02.2007, 2007/6-4 E, 2007/50 K)
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...96
Bu hükümden çıkan sonuca göre çocuklar hakkında disiplin hap-
sinin uygulanamayacağı hükme bağlanmıştır. Burada suç tarihinde
18 yaşından küçük olmasına rağmen duruşmada 18 yaşını dolduran
kişi hakkında disiplin hapsinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu
açık değildir. Fakat kanaatimizce kanun koyucu bu hükmü, duruşma-
nın düzenini bozduğu esnada çocuk (suça sürüklenen çocuk) sıfatın-
da olan kişiler için ihdas etmiş olup, duruşmada 18 yaşını ikmal etmiş
kişi hakkında disiplin hapsi uygulanabilecektir.
D. İNFAZ AŞAMASINDAKİ ÖZELLİKLER
1. Koşullu Salıverme Hükümleri Açısından
Koşullu salıverilme, mahkumun infaz kurumunda bulunduğu
süre içerisinde infaz süresini iyi halli olarak geçirmesi halinde infaz
kurumundan erken çıkmasını sağlayan bir kurumdur. Kural olarak
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz
yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar 24 yılını, diğer
süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisi-
ni infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yarar-
lanabilirler (5275 sayılı CGTİHK m. 107/2).
50
ÇKK’da koşullu salıverilmeye ilişkin herhangi bir hüküm bulun-
mamaktadır. Fakat 5275 sayılı CGTİHK’nın 107/5 maddesine göre,
“Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını
dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikka-
te alınır” Bu hüküm 19.12.2006 Tarih ve 5560 sayılı kanunla değiştirile-
rek bu hale getirilmiştir. Bu değişiklikten önceki durumda 15 yaş sını-
rı, 18 idi.
51
Şartla tahliye müessesesinde lehe yasa hükümleri uygula-
50
Bu süreler 647 sayılı Ceza İnfaz Kanunu zamanında farklıydı. Örneğin süreli ha-
pislerde cezanın yarısı ve yatılan miktar açısından her ay 6 gün indirim yapılmak
suretiyle koşullu salıverilme tarihi bulunuyordu. Dolayısıyla suç tarihi 5275 sayılı
CGTİHK’nın yürürlük tarihi olan 1.6.2005 tarihinden önce ise, sanığın lehine olan
647 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır. Çünkü TCK m. 7/3 hükmüne göre,
“Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz re-
jimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır” Bu hükmün mefhum-u muhalifinden, ko-
şullu salıverilme müessesesinde lehe yasa hükümleri uygulanır.
51
“Çocuk suçlularda görülen yüksek artış, kanun koyucuyu geri adım atmaya yö-
neltmiş olabilir”, Aslan, s. 158.
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 97
nacağından, 5560 sayılı yasadan önce işlenen suçlarda 18 yaşın doldu-
rulmasına kadar infaz kurumunda geçecek olan sürede bir gün iki ola-
rak sayılacaktır.
Çocukların gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin de bir
gün iki gün hesabıyla hesaplanıp hesaplanmayacağı konusunda farklı
fikirler bulunmaktadır. Bir görüşe göre, gözaltı ve tutuklulukta geçen
günlerde de bir gün iki gün hesabıyla hesaplanacaktır.
52
Karşı bir gö-
rüşe göre kanunda infaz kurumunda geçirilen süre düzenlemesi kar-
şısında gözaltı ve tutuklulukta geçen süreler bir gün iki gün hesabıyla
hesaplanmayacaktır.
53
Kanaatimizce 15 yaş sınırına uygun olmak kay-
dıyla gözaltı ve tutuklulukta geçirilen süreler de bir gün iki gün hesa-
bıyla hesaplanacaktır. Bunun aksini düşündürecek her hangi bir dü-
zenleme mevcut değildir.
2. Adli Para Cezasının İnfazındaki Özellikler Açısından
Bilindiği üzere 5237 sayılı TCK’nın 52/4 madde ve fıkrası hükmü-
ne göre, adli para cezasına ilişkin kararda, taksitlerden birinin zama-
nında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edile-
ceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir. Ku-
ral bu olmakla birlikte çocuklar bakımından 5275 sayılı Ceza ve Gü-
venlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106/4 madde ve fık-
rasına göre, “Çocuklar hakkında hükmedilen adlî para cezasının ödenmeme-
si hâlinde, bu ceza hapse çevrilemez. Bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uy-
gulanır.” Sözü edilen 11. fıkraya göre ise, “İnfaz edilen hapsin süresi, adlî
para cezasını tamamıyla karşılamamış olursa, geri kalan adlî para cezasının
tahsili için ilâm, Cumhuriyet Başsavcılığınca mahallin en büyük mal memu-
runa verilir. Bu makamlarca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanuna göre kalan adlî para cezası tahsil edilir.” Yani, çocuklar
hakkında hükmedilen adli para cezasına ilişkin taksitlerin zamanında
ödenmemesi halinde, geri kalan kısım savcılıkça hapse çevrilemeye-
cek; 6183 sayılı Kanun uyarınca tahsili için maliyeye gönderilecektir.
52
Balo, s. 499.
53
Aslan, s. 158
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...98
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Çocukların toplumsal, ekonomik, biyolojik ve psikolojik etkenler
bakımından yetişkin insanlara göre olaylardan ve durumlardan daha
çok etkilenmeleri ve yetişkinlerden farklı özelliklere sahip olmaları ne-
deniyle gerek ceza kanunlarında, gerek ceza muhakemesine ilişkin ka-
nunlarda ve gerekse infaz kanunlarında çocuklara özgü farklı hüküm-
ler ihdas edilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ceza sorumluluğuna yöne-
lik hükümlerine bakıldığında, 12 yaşın altındaki çocukların işledik-
leri suçlarda cezai sorumluluk kabul edilmemiştir. Fakat bu yaş gru-
bundakilere takdire bağlı olarak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri-
ne hükmedilebilecektir. 12-15 yaş grubundaki kişilerde ise cezai so-
rumluluk, işlenen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve dav-
ranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediğine bağlanmış-
tır. Bu yetenek gelişmişse cezai sorumluluk bulunmakta ve fakat ceza-
da indirim yapılmaktadır. Eğer bu yaş grubundakilerin işledikleri fiil-
lerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlen-
dirme yetenekleri gelişmemişse, cezai sorumluluk bulunmamakta ve
fakat zorunlu olarak çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolun-
maktadır. 15-18 yaş grubundaki kişilerin ise, cezai sorumlulukları bu-
lunmakla birlikte bu husus cezada indirim sebebidir.
Çocukların işledikleri suçlar açısından ceza ve ceza muhakeme-
si hukuku kuralları açısından bazı özellikler söz konusudur. Bu bağ-
lamda tekerrür, cezaların ertelenmesi, kısa süreli hapis cezalarına se-
çenek yaptırımlar, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbir-
leri ve zamanaşımı sürelerinin hesaplanması konularında çeşitli esnek
hükümler bulunmaktadır. Aynı şekilde ceza muhakemesi hukukuy-
la bağlantılı olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve kamu
davasının açılmasının ertelenmesi müesseseleri açısından süre konula-
rında esnek hükümler bulunmaktadır.
Çocukların işledikleri suçların yargılanmasında yetişkinlerinkin-
den farklı usul kuralları bulunmaktadır. Öncelikle iş durumu dikkate
alınarak çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri kurula-
rak çocukların yargılanmasında ihtisas mahkemeleri oluşturulmuştur.
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 99
Çocukların yargılaması kapalı duruşmada yapılmalı, hüküm de
kapalı duruşmada açıklanmalıdır. Yine bunun gibi çocukların yargı-
lanmasında istemleri olmaksızın kendilerine zorunlu olarak bir müda-
fi tayin edilmelidir.
Cezaların infazı konusunda da çeşitli durumlarda çocuklarla ye-
tişkinler arasında fark oluşturulmuştur. Bu bağlamda 15 yaşını dol-
durmamış çocukların ceza infaz kurumunda geçirecekleri bir gün iki
gün olarak hesaplanmaktadır. Yine bunun gibi adli para cezasının
ödenmemesi halinde hapse çevirme işlemi çocuklar açısından söz ko-
nusu değildir. Bu kişilerin ödemedikleri adli para cezaları, 6183 sayılı
AATUHK’ya göre maliye tarafından tahsil edilecektir (5275 sayılı Ka-
nun m. 106/4, 106/11).
KAYNAKLAR
Bahri Öztürk/Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Gü-
venlik Tedbirleri Hukuku, 10. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2008.
Bahri Öztürk/Veli Özer Özbek/Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı
Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2002.
Beşir Aslan, Ceza Hukukunda Yaş Küçüklüğünün Etkisi, Dokuz Eylül
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim
Dalı Kamu Hukuku Programı Yüksek Lisans Tezi, 2007.
Burhan Caner Hacıoğlu, “Yeni Türk Ceza Kanunu Tasarısının Çocuk
ve Küçük Ceza Hukukuna İlişkin Hükümleri”, AÜEHFD, C. II, S.
1, 1998.
Esin Konanç, Çocukları Korumak ve Yargılamakla Görevli Organlar, Mah-
mut Koloğlu’ya 70. Yaş Armağanı.
Feridun Yenisey/Gottfried Plagemann, 15 Mayıs 1871 Tarihli Alman
Ceza Kanunu, Beta Yayınevi, İstanbul 2009
Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Seçkin Yayıne-
vi, Ankara 2009
Hakan Karakehya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. Maddesi (Adil
Yargılanma Hakkı) Bağlamında Ceza Muhakemesinde Duruşma, Savaş
Yayınevi, Ankara 2008
Halil Polat, Teori ve Uygulamada Cumhuriyet Savcısının El Kitabı, 2. Bas-
kı, Adalet Yayınevi, Ankara 2009
Handan Yokuş Sevük, “Ceza Yargılaması Hukukunda Çocuk Soruş-
turması”, AÜEHFD, C. VIII, S.1-2, Yıl 2004.
Türk Hukukunda Çocukların Cezai Sorumluluğu...100
Hande Özdemir, “Türk Hukukunda Çocukların Yargılanması”, İstan-
bul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabi-
lim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2006.
Hans-Heiner Kühne, “Gösteriler Sırasında Şiddet Kullanan Çocukla-
rın (Alman ve Türk) Ceza Hukukundaki Yeri (Eyleme Katılmış
Çocukların Cezalarının Azaltılması; Bunların Arkasında Bulunan
Gerçek Faillerin Cezasının Artırılması Konusunda Türkiye İnsi-
yatifi”, Fasikül Aylık Hukuk Dergisi, Seçkin Yayınevi, Yıl 1, Sayı 2,
Ocak 2010 (Çeviren: Özlem Özaydın).
Hayati Yelesdağ, Ceza Hukukunda Çocuk Kavramı ve Çocuğun Cezai So-
rumluluğunun Belirlenmesindeki Kriterler, Marmara Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Hukuk Bi-
lim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2006.
İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 4. Bası, Seçkin Yayı-
nevi, Ankara 2009.
Kayıhan İçel/A. Hakan Evik, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 2. Kitap, 4.
Bası, Beta Yayınevi, İstanbul 2007.
Mahir Topaloğlu, Türk Hukukunda Çocuklara Özgü Güvenlik Tedbirle-
ri, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Huku-
ku Anabilim Dalı Kamu Hukuku Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi,
İstanbul 2008.
Mahmut Koca/İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 2.
Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2009.
Mehmet Emin Artuk/Ahmet Gökcen/Ahmet Caner Yenidünya, Ceza
Hukuku Genel Hükümler, Gözden Geçirilmiş 4. Baskı, Turhan Kita-
bevi, Ankara 2009.
Metin Efe, Çocukların Cezai Sorumluluğu, Selçuk Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Yüksek Lisans
Tezi, Konya 2008.
Naci Şensoy, “Çocuk Suçluluğu-Küçüklük-Çocuk Mahkemeleri ve İn-
faz Müesseseleri” İHFM, C. XV, S. 1, 1949.
Nur Centel/Hamide Zafer/Özlem Çakmut, Türk Ceza Hukukuna Giriş,
Dördüncü Bası, Beta Yayınevi, İstanbul Ekim 2006
Nurullah Kunter/Feridun Yenisey/Ayşe Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku
Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Birinci Kitap, 17. Bası, Beta
Yayınevi, İstanbul Kasım 2009.
TBB Dergisi 2010 (90) Halil Polat 101
Oğuz Üstünel, Çocuk Mahkemesi İçinde Çocuk Kolluğu ve Bir Uygulama
Örneği, Bahçeşehir Çocuk Suçlarını Önleme Merkezi, Yüksek Li-
sans Tezi, 2003.
Özlem Cankurataran Öntaş, “Tutuklu Çocukların Gözüyle Çocuk
Adalet Sisteminin Değerlendirilmesi”, TBB Dergisi, Sayı 66, Yıl
2006.
Sedat Bakıcı, 5237 Sayılı Yasa Kapsamında Ceza Hukuku Genel Hükümleri,
Adalet Yayınevi, Ankara 2007.
Sulhi Dönmezer/Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Genel Kı-
sım, C. II, Onikinci Bası, Beta Yayınevi, İstanbul Ekim 1999.
Süheyl Donay, Türk Ceza Kanunu Şerhi, Beta Yayınevi, İstanbul 2007.
Timur Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 6. Baskı, Seçkin Yayı-
nevi, Ankara 2009.
Veli Özer Özbek, Türk Ceza Kanunun Anlamı, TCK İzmir Şerhi, C. I, 4.
Baskı, Ankara 2010.
Veli Özer Özbek, Yeni Ceza Muhakemesi Kanununun Anlamı, İzmir Şer-
hi, Seçkin Yayınevi, Ankara 2005.
Veli Özer Özbek/M. Nihat Kanbur/Pınar Bacaksız/Koray Doğan/İl-
ker Tepe, Ceza Hukuku Bilgisi (Genel Hükümler), 2. Baskı, Seçkin Ya-
yınevi, Ankara 2010.
Yusuf Solmaz Balo, Teori ve Uygulamada Çocuk Ceza Hukuku, 2. Baskı,
Ankara 2005.