makaleler Evren ALTAY
189TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
GİRİŞ
Danıştay: Merkezi İdarenin Yardımcı Kuruluşu
Danıştay Kanunu’nun 1. maddesinde Danıştay, Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası ile görevlendirilmiş Yüksek İdare Mahkemesi, danışma ve ince-
leme merci olarak tanımlanmaktadır. Yüksek mahkeme olarak nitelendiril-
mesi Danıştay’ın yargısal fonksiyonunu, danışma ve inceleme mercii olarak
nitelendirilmesi ise Danıştay’ın idari fonksiyonunu ortaya koymaktadır.
İdari fonksiyonu dolayısıyla yerine getirmekle yükümlü kılındığı görevleri
de, Danıştay’ın idari görevlerini oluşturmaktadır.
Danışma ve inceleme mercii olarak bir idare organı olan Danıştay,
merkezi idarenin yardımcı kuruluşlarından biri olarak kabul edilmektedir.
1
Bu değerlendirme, Anayasa’nın 123. maddesinde ifadesini bulan “idarenin
bütünlüğü ilkesi”ne de uygun bulunmaktadır.
“İdarenin kanuniliği ilkesi” uyarınca her idarenin kuruluş ve görevlerinin
kanunla düzenlenmesi zorunludur. Konumu itibariyle taşıdığı özel önem
nedeniyle Danıştay’ın idari görevlerine ilişkin düzenlemeye doğrudan
Anayasa’da yer verilmiştir.
Anayasa, madde 155/2 “Danıştay, davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar
Kurulu’nca gönderilen kanun tasarıları, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma
ve sözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini bildirmek, Tüzük Tasarıları’nı
incelemek, idari uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla
görevlidir.”
DANIŞTAY’IN İDARİ
GÖREVLERİ VE KARARLARI
Evren ALTAY
*
*
Hakim.
1
Günday, Metin, İdare Hukuku, İmaj Yayıncılık, Ankara, 2002, s. 363; Gözübüyük, A.
Şeref/Tan, Turgut; İdare Hukuku C. I, Genel Esaslar, Turhan Kitap Evi, Ankara, 2001,
s.193
Evren ALTAY makaleler
190 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Anayasa’nın 155. maddesinin anılan hükmü, Danıştay’ın idari görevle-
rine dayanak teşkil etmekle beraber kanunla verilen diğer idari görevlerin
de Danıştay’ca yerine getirilmesini öngörmesi nedeniyle Danıştay’ın idari
görevlerini sınırlandırıcı nitelik taşımamaktadır. Nitekim, yasal düzenleme-
ler incelendiğinde başta Danıştay Kanunu ve Belediye Kanunu olmak üzere
çeşitli kanunlar ile Danıştay’a idari görevler verildiği görülmektedir.
Danıştay’ca verilen kararların niteliği, yerine getirmekle yükümlü ol-
duğu görevlerin niteliğine bağlı olarak değişmektedir. İdari görevleri dola-
yısıyla verdiği kararlar, yargısal görevleri dolayısıyla verdiği kararlarından
farklı olduğu gibi idari kararları da hukuk aleminde yarattıkları etkiler
bakımından birbirine eşdeğer nitelikte değildir. İdari kararları arasındaki
bu farklılığa, Danıştay’ın idari fonksiyonunun ortaya çıkışındaki farklılık
neden olmaktadır. Bir başka deyişle bu farklılık, danışma ve inceleme mercii
olarak Danıştay’ın yaptığı iki farklı görevden kaynaklanmaktadır.
BİRİNCİ BÖLÜM
İnceleme Mercii Olarak Danıştay ve Görevleri
Danıştay’ın inceleme mercii olarak kabulü, bir konuyu inceleme
görevinden değil, inceleme sonucunda verdiği kararların niteliğinden
kaynaklanmaktadır. Danıştay, tüm idari kararlarını bir inceleme sonucu
vermekle beraber inceleme mercii olarak verdiği kararlar merkezi idare ile
yerinden yönetim kuruluşları bakımından uyulması zorunlu ve bağlayıcı
nitelik taşımaktadır.
İnceleme mercii olarak Danıştay’ın yerine getirdiği görevler arasında
ortak bir payda bulunmamaktadır. Amacı ve kapsamı birbirinden farklı olan
bu görevlerin sınıflandırılmasında tek bir ölçütün esas alınmasına olanak
bulunmamakla birlikte Danıştay’ın inceleme mercii olarak görevlerini,
uyuşmazlıkları çözmek, belirli zincir işlemlerde karar sürecine katılmak
ve kamu görevlilerinin yargılanmaları hakkında yetkili mercilerce verilen
kararlara yapılan itirazları incelemek olarak üç gruba ayırmak, yapılabilecek
sınıflandırmalar bakımından en genel ve kanımca en doğru olandır.
1. Uyuşmazlıkları Çözmek
Kanunlarda sınırlı olarak öngörülen konularda ortaya çıkan uyuş-
mazlıkların, idari başvuru yoluyla önüne getirilmesi halinde Danıştay bu
uyuşmazlıkları çözmekle görevli kılınmıştır.
makaleler Evren ALTAY
191TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
A. İdari Makamlar Arasında Çıkan Uyuşmazlıkları Çözmek
a. Görev ve Yetkiden Doğan Uyuşmazlıklar
Danıştay, idari makamlar arasında görev ve yetkiden doğan ve Baş-
bakanlık’tan gönderilen uyuşmazlıkları çözmekle görevlidir. (Danıştay
Kanunu m. 42/d)
İdari makamlar arasında görev ve yetkiden doğan bir uyuşmazlığın
varlığı için, birden çok idari makamın aynı konuda kendilerini görevli veya
yetkili görmeleri ya da karşılıklı olarak birbirlerinin görevli veya yetkili
olduklarını iddia etmeleri gerekmektedir.
“İzmir İli, Torbalı İlçesi, Demirci (Yeşilköy) ve Yoğurtçular köylerinin İzmir
Büyükşehir Belediyesi mücavir alan sınırları dışına çıkarılması karşısında, bu alan
içerisinde yer alan ve Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası’nda kalan kaçak yapıların
yıkım işlemlerinde İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Valiliği’nden hangisinin
yetkili olduğu hususunda ortaya çıkan uyuşmazlığın çözümü istenilmektedir.
...
Dosyanın incelenmesinden, Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası’nda yer
alan İzmir İli, Torbalı İlçesi, Demirci (Yeşilköy) ve Yoğurtçular köylerindeki
dere mutlak koruma alanlarında tespiti yapılan zararlı tesis ve yapılar hakkında,
İzmir şehrinin yararlandığı su kaynaklarını kirletmeleri nedeniyle İZSU Yönetim
Kurulu’nca yıkım kararları alındığı, söz konusu kaçak yapıların yıkımı için İZSU
Genel Müdürlüğü’nce yıkım programı hazırlandığı, 22.1.2003 tarihinde bu yapı-
ların yıkımı için bölgeye gidildiğinde yıkım işlemlerinin bazı gerekçelerle Torbalı
Kaymakamlığınca ileri bir tarihe ertelendiği, 25.2.2003 tarihinde ikinci kez yıkım
işlemleri için bölgeye gidildiğinde bu kez Kaymakamlıkça yıkım işlemlerinin Ha-
ziran 2003 sonuna ertelendiği, İzmir Valiliği’nin 21.5.2003 günlü ve 4469 sayılı
yazısıyla; Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın 21.5.2003 günlü, Teknik Araştırma
ve Uygulama Genel Müdürlüğü 1155-5782 sayılı yazısı uyarınca 1/25000 ölçekli
Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Çevre Düzeni Planında 3194 sayılı Kanunun
45. maddesi uyarınca resen yapılan değişiklikle Torbalı İlçesi Demirci (Yeşilköy) ve
Yoğurtçular Köylerinin İzmir Büyükşehir Belediyesi mücavir alanından çıkarılarak
İzmir Valiliği yetki alanına dahil edildiğinin, söz konusu alanda yapılan işlemlerin
durdurulması gerektiğinin İZSU Genel Müdürlüğü’ne bildirildiği, anılan köylerin
büyükşehir mücavir alan sınırları dışına çıkarılması nedeniyle sözkonusu kaçak
yapıların yıkım işlemlerinin gerçekleştirilmesi hususunda İzmir Valiliği ile İZSU
Genel Müdürlüğü arasında ortaya çıkan görev ve yetki uyuşmazlığının çözümlen-
mesi istemiyle konunun Dairemize intikal ettirildiği anlaşılmaktadır.
...
Evren ALTAY makaleler
192 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Sonuç olarak; açıklanan nedenlerle İzmir Büyükşehir Belediyesi mücavir
alan sınırları dışına çıkarılan Torbalı İlçesi, Demirci (Yeşilköy) ve Yoğurtçular
köylerinde Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası’nın mutlak, dere mutlak ve kısa
mesafeli koruma alanlarında inşa edilmiş ve haklarında İZSU Yönetim Kurulu’nca
yıkım kararı alınmış kaçak yapı ve tesislerin yıkımı işlemlerini ifada İZSU Genel
Müdürlüğü’nün yetkili ve görevli olduğu sonucuna ulaşılarak dosyanın Danıştay
Başkanlığı’na sunulmasına 31.10.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
2
İdari makamlar arasında görev ve yetkiden doğan uyuşmazlıkların,
idari yoldan çözümlenme zorunluluğu bulunmamakta olup bu uyuşmazlık-
ların idari davalara konu oluşturabilmesine de bir engel bulunmamaktadır.
Bununla birlikte idarelerin, söz konusu uyuşmazlığın çözümünü, Danıştay
Kanunu’nun 42. maddesinin (d) bendi uyarınca Danıştay’dan istemeleri
durumunda konuya ilişkin olarak Danıştay’ca verilecek karar, idareler
bakımından uyulması zorunlu bir karar niteliliği taşımaktadır.
3
İdari makamlar arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlığının, yargı
yerlerinde görülmekte olan ya da karara bağlanan dava konularıyla ilgili
bulunması halinde, Danıştay’ca bu uyuşmazlığın idari yoldan çözümlen-
mesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle uyuşmazlığın esası hakkında
karar verilmemektedir.
“İstem, çevre düzeni planlarının yapılması, yaptırılması ve onaylanması ko-
nularında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Çevre Bakanlığı arasında ortaya çıkan
yetki uyuşmazlığının çözümü hakkında karar verilmesine ilişkindir.
...
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile idare temsilcilerinin açıklamalarından, çevre
düzeni planlarının yapımı konusunda Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Çevre Ba-
kanlığı tarafından tesis edilen işlemler aleyhine, söz konusu işlemlerin yetki unsuru
yönünden hukuka aykırı bulunduğu öne sürülerek davalar açıldığı ve bunlardan
bir kısmının karara bağlandığı anlaşıldığından, yargı yerlerinde görülmekte olan
ya da karara bağlanan dava konuları ile ilgili olarak ve yargı kararlarıyla çözüm-
lenmiş bulunan yetki uyuşmazlığı hakkında Dairemizce karar verilmesine olanak
bulunmadığına ve dosyanın Danıştay Başkanlığı’na sunulmasına 21.11.2002
gününde oybirliği ile karar verildi.”
4
Aralarında görev ve yetki uyuşmazlığı çıkan idarelerin, bağımsız tüzel-
kişiliklerinin bulunmayıp aynı tüzelkişilik içinde yer almaları durumunda
2
D. 1. Da., 31.10.2003 günlü, E: 2003/136, K: 2003/147
3
Dinçer, Güven, ”İdari Makamlar Arasında Görev ve Yetki Uyuşmazlığı,” Yüzyıl
Boyunca Danıştay, 1968, Ankara, s. 823.
4
D. 1. Da., 21.11.2002, E: 2002/170, K: 2002/184; Dairenin benzer bir diğer kararı,
6.1.1962, E:1962/1, K: 1962/1.
makaleler Evren ALTAY
193TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
ise bu idareler arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların, dava konusu edilmek
suretiyle yargı yerlerinin önüne getirilemeyeceği,
5
aralarında ortaya çıka-
bilecek diğer uyuşmazlıklarda olduğu gibi idari yoldan çözümlenmesinin
zorunlu olduğu kabul edilmektedir. Bu bağlamda, söz konusu idareler
arasında çıkan görev ve yetkiden doğan uyuşmazlıkların çözümünün, söz
konusu idarelerin ortak üst makamınca ya da bu makamın talebi halinde
Danıştay’ca gerçekleştirilmesi zorunlu bulunmaktadır.
Danıştay’dan çözümü talep edilen uyuşmazlığın gerçekleşmiş olması
gerektiği, idari makamlar arasında henüz var olmayan ancak ortaya çık-
ması olası uyuşmazlıkların çözümünün Danıştay’dan istenemeyeceği, ola-
sı uyuşmazlıkların çözümü isteminin, ancak istişare görüş istemine konu
oluşturabileceği kabul edilmektedir.
6
B. Kamulaştırma Kanunu’nun 30. Maddesinden Doğan Uyuşmazlıklar
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 30. maddesinde, kamu tüzel-
kişilerinin ve kurumlarının sahip oldukları taşınmaz mal, kaynak veya
irtifak haklarının diğer bir kamu tüzelkişisi ya da kurumunca kamulaştı-
rılamayacağı belirtildikten sonra, bunlara ihtiyacı olan idarenin mal sahibi
idareye devir talebiyle yazılı olarak başvuracağı, mal sahibi idarenin devre
muvafakat etmemesi ya da altmış gün içinde cevap vermemesi halinde
alıcı idarenin Danıştay’a başvurarak anlaşmazlığın çözümünü isteyebi-
leceği, bu durumda Danıştay’ca verilecek kararın kesin olduğu hükme
bağlanmıştır.
Bu hüküm uyarınca, Danıştay’a başvuracak idarenin, öncelikle kamu-
laştırma yetkisine sahip bir idare olması gerekmektedir.
7
Kamulaştırma
yetkisine sahip idarelere ise, Kamulaştırma Kanunu ile ancak yasalar
gereğince yapmakla yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin yürütülmesi
için gerekli olan taşınmazları kamulaştırma veya diğer bir idareden devir
isteminde bulunma yetkisi tanınmaktadır.
8
“Dosyanın incelenmesinden ve temsilcilerin açıklamalarından, mülkiyeti .......
ait ..... İli, ....... İlçesi, ......... Mahallesi, 59 pafta, 338 ada, 9 parsel sayılı, 6761 m2
yüzölçümlü taşınmaz üzerinde yapılan gecekondularla ilgili mülkiyet sorununun
çözümlenmesi amacıyla bu taşınmazın 2942 sayılı Yasa’nın 30. maddesi gereğince
........ Belediyesi’ne devrinin istenildiği anlaşılmaktadır.
5
DİDDGK, 12.12.1997, 1995/930, K: 1997/703, DD., s. 96, s. 55-57; D. 6. Da., 4.12.1997,
E: 1996/5117, K: 1997/5544, DD., s. 96, s. 230-233; D. 10. Da., 3.2.1998, E: 1996/2487,
K: 1998/473, DD, S. 97, s. 646, 648.
6
D. 1. Da., 8.2.1977,E: 1976/17, K: 1977/3.
7
D. 1. Da., 30.1.1987, E: 1987/7, K: 1987/31.
8
D. 1. Da., E:1997/155, K: 1997/178, DD. 96, s. 35-37.
Evren ALTAY makaleler
194 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
2942 sayılı Yasa idarelere, ancak yasalar gereğince yapmakla yükümlü bulun-
dukları kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmazları bu Yasa’da
belirtilen hükümler uyarınca kamulaştırmaya veya bir diğer idareden devralmaya
olanak tanımaktadır.
Belediyelerin görevleri 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesinde
belirtilmekte, 16. maddesinde de bu görevlerden hangilerinin belediyelerce yerine
getirilmesinin zorunlu olduğu vurgulanmakta olup bunlar arasında belde sakin-
lerinin taşınmaz mülkiyetine ilişkin sorunlarının çözümü yer almamaktadır.
Bu durumda, söz konusu taşınmazın yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca ....... Belediyesi’ne
devrine yasal olanak bulunmadığından istemin reddine ve dosyanın Danıştay
Başkanlığı’na sunulmasına 11.12.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
9
İdarelerin, yerine getirmekle yükümlü oldukları bir hizmetin ifası için
devir talebinde bulunmaları halinde ise Danıştay, devri istenen taşınmaz
mala hangi kamu tüzel kişisinin veya kurumunun daha fazla ihtiyacı ol-
duğunu belirleyerek uyuşmazlığı çözümlemektedir.
“ ...... İli, ....... İlçesi, .......... Mahallesi, 34 pafta, 337 ada, 93 parsel sayılı,
mülkiyeti İl Özel İdaresine ait 4110,59 m
2
yüzölçümlü taşınmazın 48 m
2
’lik
kısmının 1/1000 ölçekli uygulama imar planında trafo alanı olarak ayrıldığı ve
bölgenin enerji ihtiyacının karşılanması için burada trafo binası yapımına ihtiyaç
bulunduğu öne sürülerek ......... Genel Müdürlüğü tarafından devri istenilmekte
ise de, dosyanın incelenmesinden, bir ilköğretim okulunun bahçesinde yer alan
istem konusu taşınmaza ......... İl Özel İdare Müdürlüğü’nün daha fazla ihtiyacı
bulunduğu anlaşıldığından, söz konusu taşınmazın devrine ilişkin istemin reddine
ve dosyanın Danıştay Başkanlığı’na sunulmasına 28.3.2002 gününde oybirliğiyle
karar verildi.”
10
Kamu tüzelkişileri ve kurumları arasında, devri istenen taşınmaz
malın bedeline ilişkin olarak ortaya çıkan anlaşmazlıkların çözümü, adli
yargının görev alanına girmektedir. Bununla birlikte, taşınmazın bedeli
üzerinde tarafların anlaşamamaları nedeniyle devir talebinin reddi halinde
de uyuşmazlık (bedele ilişkin kısmı hakkında karar verilmeksizin) Danış-
tay’ca çözülmektedir.
“Mülkiyeti ....... ait 27 pafta, 1729 parsel sayılı taşınmazın uyuşmazlık konusu
179.61 m2’lik kısmı üzerinde, ......... Genel Müdürlüğü’nce ........ Belediyesi elektrik
şebekesi kapsamında yaptırılan trafo binasının bulunması nedeniyle söz konusu
taşınmaza ....... Genel Müdürlüğü’nün daha çok gereksinimi olduğu açıktır. Diğer
9
D. 1. Da., 11.12.2001, E: 2001/159, K: 2001/172.
10
D. 1. Da., 28.3.2002, E: 2002/32, K: 2002/42.
makaleler Evren ALTAY
195TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
yandan, 1996 yılından bu güne değin ........ Bakanlığı ile ........ Genel Müdürlüğü
arasındaki yazışmaların anılan taşınmazın bedeline yönelik olduğu, bedel üzerin-
deki anlaşmazlığın 2942 sayılı Yasa’nın 30. maddesinde öngörüldüğü biçimde
çözümleneceği, adı geçen idareler arasında sözü edilen taşınmazın devri ile ilgili
bir uyuşmazlık bulunmamasına karşın devir işleminin sonuçlandırılmamasının
kamu hizmetinin gerekleriyle bağdaşmadığı ortadadır.
Açıklanan nedenlerle, mülkiyeti ....... ait ...... İlçesi, ...... Kasabası, ...... Mevkii,
27 pafta, 1729 parsel sayılı taşınmazın 179.61 m2’lik kısmının ............ devrine ve
dosyanın Danıştay Başkanlığı’na gönderilmesine 3.7.2002 gününde oybirliğiyle
karar verildi.“
11
B. İdari Vesayet Makamı Olarak Uyuşmazlıkları Çözmek
Anayasa’nın 127. maddesi uyarınca merkezi idare, mahalli idareler
üzerinde kanunda belirtilen usul ve esaslar dairesinde idari vesayet yetki-
sine sahiptir. Merkezi idareye vesayet yetkisi tanınmasının nedeni, mahalli
hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu
görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli
ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacına yönelik bulunmaktadır. Ve-
sayet makamlarının denetimi, salt hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı
kalmamakta, kamu yararı ve hizmet gerekleri de gözetilmektedir.
Vesayet yetkisinin niteliği gereği vesayet makamları, yerinden yöne-
timlerin yerine geçerek karar alamamakta, yerinden yönetimlerin vesayet
denetimine konu kararlarını denetlemekte ve bunlar hakkında karar ver-
mektedir.
12
İdari vesayet yetkisi, niteliği itibariyle esas ve usulleri kanunla belirlen-
miş bir yetki olduğundan bu yetkinin, açıkça öngörüldüğü konu ve usuller
dışına yorum yoluyla taşırılmasına olanak bulunmamaktadır.
13
Merkezi idarenin yardımcı bir kuruluşu olan Danıştay, bazı yasalarla
kendisine verilen ve yerine getirmekle yükümlü olduğu kimi idari görevler
yönünden, idari vesayet yetkisi ile donatılmış bulunmaktadır. Danıştay’a
idari vesayet yetkisi verilmesi, bu yetkinin tarafsız kurullarca yerine geti-
rilmesini sağlamak amacına yönelik bulunmaktadır.
14
Bu görevlerini yerine
getirirken Danıştay, bir idare organı imişcesine idari kararlar almaktadır.
11
D. 1. Da., 3.7.2002, E: 2002/89, K: 2002/102.
12
Gözübüyük A., Şeref/Tan, Turgut, a.g.e., s. 156.
13
D. 1. Da., 7.6.1994, E: 1994/88, K: 1994/91.
14
DİİK, 25.9.1986, E: 1986/118, K: 1986/84.
Evren ALTAY makaleler
196 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Danıştay’a idari vesayet yetkisi tanıyan hükümler, Belediye Kanunu
ve İl Özel İdaresi Kanunu’nda yer almaktadır. Yasaların ilgili hükümleri
incelendiğinde Danıştay’a tanınan idari vesayet yetkisinin, diğer vesayet
makamlarından farklı ve kural olarak, kendisine yapılan bir başvuruya
bağlı kılındığı görülmektedir. Belediye Kanunu’nun 72. maddesi, bu kuralın
istisnasını oluşturmaktadır.
a. Belediye Kanunu’ndan Doğan Uyuşmazlıklar
Anayasa’nın 127. maddesinde öngörülen idari vesayet yetkisinin bele-
diyeler üzerinde kullanımına ilişkin düzenlemelere, Belediye Kanunu’nda
yer verilmiş ve bu düzenlemelerden bir kısmında idari vesayet makamı
olarak Danıştay kabul edilmiştir.
Danıştay Kanunu’nun 42. maddesinin (ı) bendinde “Belediye Kanunu ile
Danıştay’a verilip idari davaya konu olmayan işleri” incelemek ve gereğine göre
karara bağlamak görevi, Danıştay 1. Dairesi’ne verilmiş olduğundan Bele-
diye Kanunu’nun aşağıda yer verilen maddeleri kapsamında ortaya çıkan
bir uyuşmazlığın Danıştay’ca çözümlenebilmesi, söz konusu uyuşmazlığın
fiilen bir davaya konu oluşturmamış olmasına bağlı bulunmaktadır.
15
“Şu hale göre, ilgililer belediye meclislerince verilen kesin kararlar hakkında
idari itiraz ya da dava yoluna başvurabilecekler, bu yollardan her ikisine birden
başvurulması halinde konuyu idari itiraz yoluyla inceleyen idari daire,dosyadaki
bilgi ve belgelerden işin dava konusu edildiğini saptaması durumunda, 2575 sayılı
Kanun’un 42. maddesinin (ı) bendi gereğince konuyu incelemeksizin reddedecek-
tir.”
16
Danıştay 1. Dairesi’nce yapılan incelemede yargı yoluna başvuruldu-
ğunun saptanması halinde istemin incelenmeksizin reddine karar verilme-
si, böyle bir durumun saptanamaması halinde ise yapılan itirazın esastan
incelenerek karara bağlanması gerekmektedir.
“1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 73. maddesinde, kesin olan belediye meclisi
kararlarına karşı yapılacak itirazın yöntemi gösterilmiştir. Bu madde ile Danıştay
verilen görev, il merkezi olan beldelerde, belediye başkanı ve ilgililer tarafından
İçişleri Bakanlığı’na başvurularak yapılan itirazların Vali’nin görüşü de alınarak
gönderilmesi üzerine Danıştay’ca bir ay içinde incelenerek karara bağlanacağına
ilişkin bulunmaktadır. Maddeyle amaçlanan, genel idarenin belediyeler üzerindeki
vesayet yetkisinin kullanılmasıdır. Bu görevin Danıştay’a verilmesinin nedeninin
15
D. 1. Da., 21.10.2002, E: 2002/160, K: 2002/166; 5.10.1999, E: 1999/91, K: 1999/140;
8.7.1998, E:1998/124, K: 1998/115.
16
D. 1. Da., 2.3.1998 E: 1998/26, K: 1998/37.
makaleler Evren ALTAY
197TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
de idari vesayet yetkisinin tarafsız kurullarca yerine getirilmesinin sağlanması
olduğu açıktır.
Belediye Kanunu’nun 73. maddesinde belediye meclisinin kesin olduğu ifade
edilen kararları hakkında menfaatleri ihlal edilenler tarafından idari dava açıla-
bilmesi olanağının bulunması usulü, bu maddede gösterilen vesayet denetiminin
işletilmesine engel olmamalıdır. 73. maddeyle Danıştay’a verilen bu görevi idari
niteliği itibariyle Danıştay’ın idari dairelerine ait bir görev olması gerekir. Nite-
kim, Danıştay Kanunu’nun 42. maddesinde, 1. Daire’nin görevleri sayılırken,
‘ı’bendinde yer alan, ‘Belediye Kanunu ile Danıştay’a verilip idari davaya konu
olmayan işler’ ibaresinden Belediye Kanunu’yla verilen bu tür görevler ifade edil-
mek istenmiştir. Bu ibareyle, Belediye Kanunu’yla Danıştay’a verilip idari davaya
konu olmayan işlerin ifade edilmek istendiği yolundaki bir düşünce, Anayasa’nın
idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ilkesi
karşısında, ’Belediye başkanı ve alakadarlar’tarafından yapılacak itirazlar üzerine
Danıştay’a verilen idari görevin yürütülmesini olanaksız hale getirecektir. Kaldı
ki, Belediye Kanunu’nun 73. maddesi hükmünün Danıştay’ın hangi dairesinde
uygulanacağını gösteren görev maddesinin 73. maddenin esasını değiştirdiğini
ya da bu hükmü kaldırdığını düşünmek esasen mümkün değildir. Bu nedenlerle
Danıştay Kanunu’nun 42. maddesinin ‘ı’ bendindeki ‘İdari davaya konu olmayan
işler’ ibaresinin fiilen dava konusu edilmemiş işleri kapsadığı açıktır.
Başka bir ifade ile, 1580 sayılı Kanun’un 73. maddesiyle Belediye Başkanla-
rı’na ve üçüncü şahıslara tanınan idari itiraz yolu, menfaati haleldar olanların
açacakları iptal davalarına mani olamayacağı gibi, dava hakkının mevcudiyeti de,
henüz idari dava konusu yapılmamış, fiilen dava konusu edilmemiş işlerin idari
itiraz yolu ile Danıştay’da incelenebilmesini engelleyemez. İlgili, idari itiraz yo-
lunu veya dava yolunu seçmekte tamamen serbesttir. Bu yollardan ikisine birden
müracaat edilmişse ve konuyu idari itiraz yoluyla inceleyen idari daire, dosya
içindeki belgelerden işin fiilen dava konusu edildiğini saptayabiliyorsa, 2575 sayılı
Kanun’un 42. maddesinin ’ı’ bendi gereğince konuyu incelemeksizin reddeder.
Bunun dışında önüne gelen itirazı incelemek durumundadır.”
17
3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’da,
Büyükşehir Belediye Meclisi kararlarına karşı yapılacak itirazlarla ilgili
olarak herhangi bir hükme yer verilmemekle birlikte 21. maddesinde, 1580
sayılı Kanun’un ve diğer ilgili mevzuatın 3030 sayılı Kanun’a aykırı olma-
yan hükümlerinin Büyükşehir Belediyeleri hakkında da uygulanacağının
öngörülmesi nedeniyle bu kararlara karşı da Belediye Kanunu hükümleri
uyarınca itirazda bulunulabileceği kabul edilmektedir.
18
17
DİİK, 25.9.1986, E: 1986/118, K: 1986/84.
18
D. 1. Da., 6.10.1997, E: 1997/118, K: 1997/125; DD. 95, s. 18-23; 5.10.1998 E: 1998/150
K: 1998/211.
Evren ALTAY makaleler
198 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
aa. 71. Maddeden Doğan Uyuşmazlıklar
Belediye Kanunu’nun 70. maddesinin 1, 2, 3, 4, 5, 8, 9, 13 ve 15. fıkrala-
rında gösterilen konularda alınan belediye meclisi kararlarının yürürlüğe
girmesi, bu kararların mahalli en büyük mülkiye amirinin onayına bağlı
kılınmış ve meclis kararının bir hafta içinde mülkiye amiri tarafından onay-
lanmaması halinde belediye meclisinin istemi üzerine konunun Danıştay’ca
inceleneceği hükme bağlanmıştır. Konunun Danıştay’ca incelenebilmesi için
belediye meclisince bu yönde alınmış bir kararın varlığı gerekli ve yeterli
bulunmaktadır. Belediye meclisince karar alınmaksızın Danıştay’a yapılan
başvurular, incelenmeksizin reddedilmektedir.
19
Söz konusu inceleme talebi üzerine Danıştay tarafından bir ay içinde
karar verilmesi gerekmektedir.
Yapılan inceleme talebi, mülkiye amirinin kararına itiraz mahiyetinde-
dir. Bu nedenle, yapılan vesayet denetimi sonucunda, itiraz haklı görüldüğü
taktirde meclis kararının onanmaması yolundaki mülkiye amiri kararı iptal
edilmekte ve meclis kararı onanmakta, mülkiye amirinin işleminin uygun
bulunması halinde ise itiraz reddedilmektedir.
Belediye Kanunu’nun 142. maddesi uyarınca 71. madde hükmü, bele-
diye birliklerinin meclis kararları bakımından da geçerlidir.
Büyükşehir Belediye Meclislerince alınan kararlar bakımından 71.
maddenin uygulanabilmesi, yalnızca bütçeye ilişkin olarak alınan ka-
rarlar bakımından söz konusudur. Zira büyükşehir belediye meclislerini
diğer kararlarının yürürlüğe girmesi, mülki idare amirinin onayına bağlı
bulunmamaktadır.
20
ab. 73. Maddeden Doğan Uyuşmazlıklar
Yasa’nın 73. maddesinde, 71 ve 72. maddelerde yazılı hususlara iliş-
kin olmayan belediye meclis kararlarının kesin olduğu belirtilmiştir. Bir
başka deyişle bu kararların yürürlüğe girmesi, herhangi bir onaya bağlı
bulunmamaktadır. Ancak, belediye başkanları ile ilgililere, bu kararlara
karşı kararın ilan edildiği tarihten itibaren on gün içinde il merkezi olma -
yan yerlerde valiliğe, il merkezlerinde ise İçişleri Bakanlığı’na başvurmak
suretiyle itiraz hakkı tanınmıştır. Valiliğe yapılan itirazların kaymakamın
görüşü alındıktan sonra İl İdare Kurulu’nca karara bağlanacağı, İçişleri
Bakanlığına yapılan itirazların ise valinin görüşü alındıktan sonra Danıştay
ilgili dairesince incelenip karara bağlanacağı hükme bağlanmıştır.
19
D .1. Da, 14.7.2003 E: 2003/97, K: 2003/103.
20
D. 1. Da., 24.4.2003, E: 2003/56, K: 2003/52, DKD. 2, s. 30-32.
makaleler Evren ALTAY
199TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Belediye meclislerince verilen kesin kararlara karşı belediye başkanı
ile ilgililere tanınan itiraz hakkı, bir dava olmayıp idari bir başvuru yolu-
dur.
21
On günlük itiraz süresinin geçirilmesinden sonra yapılan itirazlar,
süre aşımı nedeniyle incelenmeksizin reddedilmektedir.
22
Valinin konu
hakkındaki görüşünün alınmaksızın İçişleri Bakanlığı’nca itiraz dilekçesi-
nin Danıştay’a gönderilmesi halinde de Kanun’a uygun olmayan başvuru
incelenmemektedir.
23
Belediye başkanlarının yanı sıra maddede yazılı konularla ilgili kişi-
lerin de belediye meclisi kararlarına karşı itiraz yoluna başvurabilecekleri
yolundaki Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı,
24
itiraz hakkı
tanınan “ilgililer”in meclis kararlarından dolayı kişisel hak veya menfaati
ihlal edilenler olduğu şeklinde uygulana gelmektedir.
25
Bu çerçevede, itiraz konusu karara karşı oy kullanan Belediye Meclisi
üyeleri de “ilgililer” kapsamında değerlendirilerek başvuruları incelen-
mektedir.
26
Anılan madde hükmü, ilgililere belediye meclisi kararlarına karşı iti-
razda bulunma hakkı getirmekle beraber ilgililerin, belediye meclis kararına
karşı doğrudan iptal davası açma hakkına engel oluşturmamaktadır.
27
Hatta
idari yoldan itiraz edilmiş olması, aynı zamanda ya da daha sonra dava
açılmasına da bir engel oluşturmamaktadır.
“Belediye Kanunu’nun 73. maddesi gereğince alınan belediye meclisinin
kesin kararlarına karşı menfaatleri ihlal edilenler tarafından idari dava açılması
olanağı bulunmakla birlikte, 73. maddeyle Danıştay’a verilen görev, idari niteliği
itibariyle Danıştay’ın idari dairelerine ait bulunmaktadır. Bu durumda, Anaya-
sa’nın, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu
ilkesi karşısında 2575 sayılı Kanun’un 42. maddesinin ‘ı’ bendindeki ‘İdari davaya
konu olmayan işler’ ibaresinden fiilen dava konusu edilmemiş işleri anlamak ge-
rekir. Başka bir deyimle, 1580 sayılı Kanun’un 73. maddesiyle Belediye Başkanı
ve ilgililere tanınan idari itiraz yolu, menfaatleri ihlal edilenlerin açacakları iptal
21
D. 1. Da., 3.2.1997, E: 1997/119, K: 1997/161.
22
D. 1. Da., 22.2.2000 E: 1999/148, K: 2000/26.
23
D. 1. Da., 16.6.1994/E: 1994/89, K: 1994/96.
24
DİBK, 5.11.1954, E: 1954/145, K: 1954/167, RG, 8.2.1955, S. 8995.
25
D. 1. Da., 24.6.2002, E: 2002/66, K: 2002/91; 30.11.2000, E: 2000/167, K: 2000/181.
26
D. 1. Da., 17.10.2003 E: 2003/125, K: 2003/138 Danıştay 8. Dairesi de belediye
meclisi üyelerinin, meclis kararlarına karşı dava açılabileceğini kabul etmektedir.
26.12.1989,E: 1988/754, K: 1989/1084.
27
D. 6. Da., 16.10.1996, E: 1996/474, K: 1996/4386 DD., s. 93, s. 318; 5.10.1993, E: 1992/5106,
K: 1993/3980, DD. s. 89 , s. 306-307; 14.11.1994, E: 1994/4194, DD. s. 90, s. 702-705.
Evren ALTAY makaleler
200 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
davalarına mani olmayacağı gibi, dava hakkının bulunması da henüz idari dava
konusu yapılmamış işlerin itiraz yolu ile Danıştay’da incelenmesini engellemez.
Bu yollardan her ikisine birden başvurulması halinde konuyu idari itiraz yoluyla
inceleyen daire, itirazı 2575 sayılı Kanun’un 42. madde ‘ı’ bendi gereğince ince-
lenmeksizin reddetmek zorundadır.”
28
Danıştay, yapılan başvuruyu haklı bulması halinde itirazın kabulü
ile belediye meclis kararının iptaline, aksi taktirde itirazın reddine karar
vermektedir.
Belediye Kanunu’nun 142. maddesi uyarınca, 73. madde hükmü, be-
lediye birliklerinin meclis kararları bakımından da geçerlidir.
ac. 74. Maddeden Doğan Uyuşmazlıklar
Belediye meclislerinin, görev ve yetkisi dışında ya da olağan ve olağa-
nüstü toplantılar haricinde ya da kanuna ve tüzüklere aykırı olarak aldığı
iddia olunan kararlarının, talep edilmesi halinde idari vesayet makamların-
ca incelenerek tasdik veya iptal edilecekleri öngörülmektedir. Buna göre,
il merkezi dışındaki belediye meclislerince alınan kararlar valinin istemi
üzerine İl İdare Kurulu’nca, il merkezi olan yerlerin belediye meclislerince
alınan kararlar ise İçişleri Bakanlığı’nın istemi üzerine Danıştay’ca tasdik
veya iptal olunmaktadır.
İptal istemiyle Danıştay’a yapılacak başvurularda, iptali istenen hu-
suslar ile iptal isteminin hukuki dayanaklarının açıkça belirtilmesi zorun-
ludur. Aksi halde, iptal isteminin incelenmesine olanak bulunmadığına
karar verilmektedir.
29
74. madde ile 73. madde hükmünün kıyaslanması
1. 74. maddede, 73. maddeden farklı olarak belediye meclis kararlarının
iptal edilebilmesi, belirli hususlara aykırılık sebepleri ile sınırlandırılmıştır.
Bunlar; kararın olağan veya olağanüstü toplantı dışında alınmış olması,
kanunla görevli ve yetkili kılınmayan bir konuda alınmış olması ve bele-
diye meclisi kararının kanun ve tüzük hükümlerine aykırılık oluşturması
halleridir.
Danıştay, belirtilen haller dışında 74. madde uyarınca belediye meclisi
kararlarını iptal edemeyecektir. Kural olarak vesayet denetimi, hukuka
uygunluk denetimi ile yerindelik denetimini kapsamakla beraber 74.
madde uyarınca yapılan denetim yalnızca mevzuata uygunluk denetimi
olmaktadır.
30
28
D. 1. Da., 28.1.1994, 1993/278, K: 1994/14.
29
D. 1. Da., 3.6.2002 E: 2002/72, K: 2002/81.
30
D. 1. Da., 1.10.2003 E: 2003/137, K: 2003/129.
makaleler Evren ALTAY
201TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
2. 73. maddede belediye meclisi kararlarına karşı on gün içinde itirazda
bulunulabileceği öngörülmekte iken 74. maddede iptal isteminde bulunu-
labilmesi, herhangi bir süre ile sınırlandırılmamaktadır.
3. 73. maddede iptal isteminde bulunabilme hakkı, belediye başkanı ile
ilgililere tanınmış iken 74. m. uyarınca iptal isteminde bulunabilme hakkı
münhasıran İçişleri Bakanlığı’na tanınmıştır. Bir başka deyişle, 73. madde
uyarınca belediye başkanı ya da ilgililerce yapılan iptal istemini (itirazı)
Danıştay’a iletmekle görevli olan İçişleri Bakanlığı, 74. madde uyarınca
iptal isteminde doğrudan kendisi bulunmaktadır.
Belediye Kanunu’nun 142. maddesi uyarınca 74. madde hükmü, bele-
diye birliklerinin meclis kararları bakımından da geçerlidir.
ad. 87. Maddeden Doğan Uyuşmazlıklar
Belediye başkanına, belediye encümeni kararlarından kanuna ve kamu
yararına aykırı gördüklerinin yürütülmesini durdurma hakkı tanınmış olup
bu durumda konunun idare kurullarınca incelenmesi için evrakı yerel en
büyük mülkiye memuruna göndermesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Konuya ilişkin idare kurulu kararlarına karşı belediye başkanları ile encü-
mene itiraz hakkı tanınmış ve ilçe idare kurullarına yapılan itirazın İl İdare
Kurulu’nca, İl İdare Kurulu kararlarına karşı yapılan itirazın ise Danıştay
tarafından bir ay içinde karara bağlanması öngörülmüştür.
ae. 97. Maddeden Doğan Uyuşmazlıklar
İl merkezi belediyelerinde, belediye başkanı ile belediye encümeni
arasındaki uyuşmazlıkların başkan veya encümenin başvurusu üzerine,
belediye meclisi ile belediye başkanı veya belediye encümeni arasındaki
uyuşmazlıkların ise başkanın başvurusu üzerine, İl İdare Kurulu’nun gö-
rüşü alınarak Danıştay’ca çözümleneceği öngörülmektedir.
af. 123. Maddeden Doğan Uyuşmazlıklar
Belediye bütçeleri, mahalli en büyük mülkiye memurunun onayı ile
kesinleşmektedir. Sözkonusu onay, bütçenin aynen onaylanması şeklinde
olabileceği gibi değiştirilerek onaylanması şeklinde de olabilmektedir.
Belediye bütçesinin bir hafta içinde onaylanmaması halinde belediye
bütçesi kesinleşmiş sayılmakta, bütçenin değiştirilerek onaylanması halinde
ise, yapılan değişikliğe karşı belediye meclislerince Danıştay’a başvuru
hakkı tanınmaktadır. Bütçe üzerinde tasarrufta bulunan vesayet makamı
Evren ALTAY makaleler
202 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
işlemine karşı iptal davası açılabilmesine hukuken olanak bulunmadığın-
dan, tanınan bu hakkın idari itiraz yoluyla kullanılması gerektiği kabul
edilmektedir.
31
Söz konusu itirazın Danıştay’ca incelenmesi sonucunda, mahalli en bü-
yük mülkiye memuru tarafından yapılan değişikliğin hukuka aykırılığının
saptanması halinde iptal edilerek bütçenin ilk hali onaylanmakta, hukuka
uygun bulunması halinde ise iptal istemi reddedilmektedir.
Büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalan ilçe belediyelerinin
bütçelerinin kabulüne ilişkin usul ve esaslar, 3030 sayılı Büyükşehir Be-
lediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin De-
ğiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunu’nda özel olarak düzenlendiğinden
ilçe belediyeleri bütçeleri hakkında 1580 sayılı Yasa’nın 123. maddenin
uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. 3030 sayılı Yasa’nın 20. mad-
desinde, büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalan ilçe belediye bütçe-
lerinin, büyükşehir belediye meclisince aynen veya tadil edildikten sonra
vali tarafından onaylanacağı, vali tarafından yapılan değişikliklere karşı
bütçenin büyükşehir belediyesine intikalinden itibaren yirmi gün içinde
büyükşehir belediye başkanınca görevli idari yargı mercilerine itiraz edi-
lebileceği hükmü yer almaktadır.
32
b. İl Özel İdaresi Kanunu’ndan Doğan Uyuşmazlıklar
ba. 135. Maddeden Doğan Uyuşmazlıklar
İl Özel İdaresi Kanunu’nun 135. maddesinde, İl Genel Meclisi’nce alınan
kararların valinin onayı ile kesinleşeceği, valinin bu kararları onaylamaması
halinde onaylamadığına ilişkin tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren
yirmi gün içinde itiraz yoluna başvurabileceği, itiraz halinde konunun
Danıştay’ca incelenerek karara bağlanacağı hükmü yer almaktadır.
Yapılan inceleme sonucunda itiraz edilen kararda hukuka ve kamu
yararına uygunluk görülmediği takdirde itirazın kabulü ile ilgili kararın
iptaline karar verilmekte, itirazın reddi halinde ise İl Genel Meclisi kararı
kesinleşmiş olmaktadır.
bb. 141. Maddeden Doğan Uyuşmazlıklar
İl Özel İdaresi Kanunu’nun 141. maddesinde valinin, il daimi encü-
meni kararlarını, kanun, tüzük ve yönetmeliklere, meclis kararlarına veya
31
DİİK., 8.7.1982, E: 1982/108, K: 1982/129.
32
D. 1. Da., 16.9.2003, E: 2003/107, K: 2003/117, DKD. 3, s. 8-9.
makaleler Evren ALTAY
203TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
kamu yararına aykırı görmesi halinde bu kararların bir sonraki toplantıda
tekrar görüşülmesini isteyebileceği, il daimi encümeninin, kararında 2/3
çoğunlukla ısrar etmesi halinde ise valinin kesinleşen bu kararların uygu-
lanmasını durdurarak iptali için idari yargı mercilerine başvurabileceği
hükme bağlanmıştır.
İl daimi encümeninin söz konusu kararlarına karşı başvurulabileceği
öngörülen “idari yargı” ibaresi ile kasdedilenin, dava yolu olduğu yolun-
daki düşüncenin yanı sıra bu ibare ile idari itiraz yolunun amaçlandığı da
ileri sürülmektedir. Anılan maddenin uygulanmasına ilişkin olarak yu-
karıda belirtilen görüş ayrılığı, konunun Danıştay Başkanlar Kurulu’nun
gündemine girmesine de yol açmış ve Danıştay Başkanlar Kurulu, yerel
yönetimlerle ilgili temel yasaların hiçbirinde yerel yönetim kararlarına karşı
bir dava yolu öngörülmediği, idari davalara ilişkin mevcut yasal düzen-
lemeler uyarınca buna gerek de bulunmadığı, yasa koyucunun amacının
itiraz yolu ile Danıştay’a başvurulması olduğu gerekçesiyle 141. madde
uyarınca yapılan itirazların Danıştay 1. Dairesi’nce incelenmesi gerektiğine
karar vermiştir.
33
Yapılan bu tür başvurular Danıştay Başkanlar Kurulu’nun
söz konusu kararı gereğince Danıştay 1. Dairesi’nce incelenerek karara
bağlanmaktadır. İl daimi encümeni kararının mevzuata, kamu yararına,
hizmet gereklerine aykırılık oluşturmadığının saptanması halinde valinin
başvurusu reddedilmekte,
34
aksi takdirde il daimi encümeni kararının ip-
taline karar verilmektedir.
35
bc. Yasa’nın 146. Maddesinden Doğan Uyuşmazlıklar
İl Özel İdaresi Kanunu’nun 146. maddesinde, birbirine komşu iller
açısından ortak ve yürütülmesi İl Genel Meclisi’nin yetkisinde bulunan
konularda uyuşmazlık çıkması halinde İçişleri Bakanlığı’nın görüşünün
alınarak, kurulan ortak komisyonun kararının ilgili illerin valiliklerine
bildirileceği ve valiliklerin bu kararı İl Genel Meclisi’ne götüreceği, mec-
lis görüşmesi sonunda, komisyon kararının uygun görülmemesi halinde
komisyona başkanlık eden vali tarafından konunun Danıştay’a sunulmak
üzere İçişleri Bakanlığı’na gönderileceği hükme bağlanmıştır. İçişleri
Bakanlığı’ndan gelen bu uyuşmazlığın, Danıştay’ca incelenerek karara
bağlanması gerekmektedir.
33
DBK, 26.5.1993, E: 1993/1, K: 1993/7.
34
D. 1 Da., 29.9.2000 E: 2000/123, K: 2000/142.
35
D. 1. Da, 26.11.1999, E: 1999/146, K: 1999/171.
Evren ALTAY makaleler
204 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
2. Belirli Zincir İşlemlerde Karar Sürecine Katılmak
Aynı ya da değişik merci ve organların irade açıklamalarını gerektiren
işlemler, idare hukukunda zincir işlem olarak adlandırılmaktadır.
36
Zincir
işlemin icrailik kazanmasına yol açan son halkayı oluşturan işlem öncesin-
deki halkaları oluşturan işlemler, tek başlarına idari davaya konu oluştura-
mazlar.
37
“Ayrılabilir işlem” kuramı, bu kuralın istisnasını oluşturmaktadır.
38
Belirli idari işlemlerin tekemmülü bakımından Danıştay’ca konu hakkında
verilecek karar, söz konusu işlemin geçerlik kazanabilmesi ve yürürlüğe
girebilmesi bakımından işlemin zorunlu bir unsuru olarak öngörülmektedir.
Danıştay’ın bu görevinin, “belirli zincir işlemlerde karar sürecine katılmak”
olarak ifade edilmesi mümkündür.
A. Danıştay’ın “Onaya” Bağlı Kararları
a. Derneklerin Kamuya Yararlı Sayılması Kararları
Bir derneğin kamu yararına çalışan derneklerden sayılması, ilgili ba-
kanlıkların görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı’nın önerisi, Danıştay İdari İşler
Kurulu’nun kararı ve Bakanlar Kurulu’nun onayına bağlıdır. (Dernekler
Kanunu, m. 59/1)
Konunun Danıştay İdari İşler Kurulu’nun önüne gelmesinin İçişleri
Bakanlığı’nın iradesine bağlı olmadığı, bir derneğin kamuya yararlı dernek
sayılması için yaptığı başvuru üzerine ilgili bakanlıkların görüşü alındıktan
sonra derneğin başvurusunun İçişleri Bakanlığı’nın olumlu veya olumsuz
önerisi ile birlikte Danıştay’a iletmesinin zorunlu olduğu kabul edilmek-
tedir.
39
Bir derneğin kamu yararına çalışan derneklerden sayılabilmesi için
iki şartın gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Bunlardan birincisi, derneğin
en az bir yıldan beri faaliyette bulunması, diğeri ise derneğin amacı ve
bu amacı gerçekleştirmek için giriştiği faaliyetlerin ülke çapında yararlı
sonuçlar verecek nitelikte ve ölçüde olmasıdır. (Dernekler Kanunu m. 58)
İncelemeye esas olmak üzere, İçişleri Bakanlığı’nca hazırlanacak dos-
yada yer alması gereken;
1. Dernek tüzüğünün son şekli,
2. Tüzüğün ilan edildiği gazete,
3. Dernek üyelerinin sayısı ve geçmiş yıllarda üyelerden toplanan
aidatın miktarı,
36
DDDK, 25.5.1973, E: 1972/166, K: 1972/330, AİD, C. 8 S. 1, 1975, s. 225.
37
DDDK; 2.6.1972, E: 1971/596, K: 1972/626 AİD C. 5, S. 4, s. 161.
38
Bkz., D. 5. Da,.16.9.1993, E: 1992/4035, K: 1993/3177 DD. , S. 89, s. 277-287.
39
D. 10. Da., 22.10.1998, E: 1996/2231, K: 1998/5280 DD, S. 99, s. 468-469.
makaleler Evren ALTAY
205TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
4. Derneğin şubelerinin sayısı, bulunduğu yerler ve bağlı kuruluşlarının
miktarı ve cinsleri,
5. Derneğin kamu yararı yönünden; faaliyeti, yaptığı hizmetler ve
gelecekte yapılması düşünülen işler hakkında rapor,
6. Son yıla ait mali bilanço,
7. Derneğin taşınır ve taşınmaz mallarının listesi,
8. Kamu yararına çalışan derneklerden sayılması için dernek genel
kurulunun aldığı karar,
Danıştay tarafından değerlendirilerek konu hakkında bir karar veril-
mektedir.
Olağan denetimler sırasında veya yaptırılacak özel denetimler sonunda,
kamu yararına çalıştıklarına karar verilmiş olan derneklerin nitelik kaybı-
na uğradıklarının saptanması halinde, söz konusu derneğin kamu yararlı
dernek statüsünden çıkarılması da aynı usule tabi kılınmıştır (Dernekler
Kanunu m. 59/son).
b. Belediye Kurulması ile Mevcut Belde Sınırlarında Değişiklik
Sonucuna Yol Açacak Nitelikteki Başvurular Hakkında Kararları
Belediye Kanunu’nun 7. maddesi, yerleşim birimlerinde belediye
kurulmasına ve mevcut belediyelerin sınırlarında gerçekleşebilecek olası
değişikliklere ilişkin düzenlemeler içermekte ve bu konularda Danıştay’a
görevler vermektedir.
ba. Belediye Kurulması
Belediye kurulması, değişik yöntemlere tabi kılınmıştır. Vilayet ve
kaza merkezlerinde belediye kurulması zorunlu kılınmış iken Hükümet
tarafından yeni oluşturulan ve nüfusu 2000’i aşan yeni yerleşim birimle-
rinde İçişleri Bakanlığı’nın teklifi ve Cumhurbaşkanı’nın onayı ile belediye
kurulabileceği belirtilmiştir.
Bu iki hal dışında belediye kurulması ise bir köyde belediye kurulması
suretiyle ya da birkaç köyün birleşerek veya köylerle köy kısımlarının birle-
şerek veya köy kısımlarının birleşerek belediye kurmaları ile mümkün ola-
bilmektedir. Ancak tüm bu hallerde, öncelikle, belediye kurulması istenen
yerleşim birimlerinin nüfusunun en son yapılan genel nüfus sayımına göre
2000’den fazla olması gerekmektedir. Köyler ile köy kısımlarının birleşerek
belde kurmaları halinde ayrıca, bu yerlerin belediye merkezi yapılacak yere
Evren ALTAY makaleler
206 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
uzaklığının 500 metreden fazla olmaması gerekmektedir.
40
Birkaç köyün
birleşerek belediye kurabilmeleri için, hizmetin gereği gibi yürütülebilmesi
için söz konusu köylerin son yerleşim birimlerinin birbirlerine olan uzak-
lığının da 500 metreyi geçmemesi gerekmektedir.
41
Söz konusu mesafenin
belirlenmesinde ikamet amacına yönelik evler topluluğunun esas alınması
gerekmekte, sürekli ikametgah olarak kullanılmayan geçici baraka, şantiye,
fabrika gibi işyeri ve geçici barınakların mesafe ölçümüne esas alınabilmesi
mümkün bulunmamaktadır.
42
Bunun yanı sıra, belde kurulmak istenen yerleşim birimindeki seçmen
çoğunluğunun veya köy ihtiyar meclisinin bu yöndeki isteğini gösteren
dilekçenin, mahalli en büyük mülkiye memuruna verilmesi veya valinin
belediye kurulmasını kendiliğinden gerekli görmesi durumunda vali tara-
fından yapılacak bildirim doğrultusunda yerel seçim kurullarınca seçmen-
lerin oylarının alınması gerekmektedir. Halkoylamasının, belediye meclisi
üyeleri seçimindeki usul ve koşullara göre yerel seçim kurullarınca yapıl-
masının öngörülmüş olmasının amacı, yargı denetimi altında yapılacak
oylamada seçmenlerin konu hakkındaki iradelerinin sağlıklı olarak ortaya
çıkmasının sağlanmasıdır.
43
Oylama sonucunun etkileri Yasa’da belirtilmemekle beraber bir köy-
de belediye kurulabilmesi için seçmen çoğunluğunun, belediye kurulması
konusunda olumlu oy kullanmış olması gerektiği kabul edilmektedir.
44
Seçmenin düşüncesine ve istemine aykırı olarak işlem tesis edilebilmesi
için idari bir zorunluluğun veya çok önemli bir kamu yararının bulunma-
sı gerekmektedir.
45
Oylamanın sonucu bakımından ise kayıtlı seçmenlerin
değil, oylamaya katılan seçmenlerin çoğunluğunun iradesi belirleyici
olmaktadır.
46
Kurulacak belediyenin gelirlerinin, kanunlarda yazılı hizmetlerin
ifasına yetip yetmeyeceği ve teklifin faydalı olup olmayacağı yolundaki İl
Genel Meclisi kararı ile valilik görüşünün İçişleri Bakanlığı’nca iletilmesi
üzerine Danıştay, konu hakkında karar vermekle görevli kılınmıştır.
40
Konuya ilişkin örnek karar için bkz., D. 1. Da., 15.1.1993, E: 1993/6, K: 1993/4, DD.
88, s. 17-18.
41
D. 1. Da., 15.11.1993, E: 1993/197, K: 1993/231, DD. 89, s. 29-30.
42
D. 1. Da., 25.12.1997, E: 1997/199, K: 1997/199, DD. 96, s. 17-18.
43
D. 1. Da., 27.10.2003, E: 2003/138, K: 2003/145.
44
D. 1. Da., 21.10.2002 E: 2002/169, K: 2002/172; 23.12.1992, E: 1992/390, K: 1992/390,
DD. 87, s. 30-31.
45
D. 1. Da., 4.11.2003, E: 2003/156, K: 2003/149, DKD. 3, s. 26-27.
46
D. 1. Da., 28.6.1999 E: 1999/100, K: 1999/107; D. 8. Da, 24.12.1997, E: 1996/652, K:
1997/4182, DD. 96, s. 384-387.
makaleler Evren ALTAY
207TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Danıştay’ca yapılan inceleme sonucunda belediye kurulmasına ya
da bu konudaki istemin reddine karar verilmektedir. Belediye kurulması
yolundaki Danıştay kararının, Cumhurbaşkanı’nın onayı ile yürürlüğe gi-
receği anılan maddede hükme bağlanmıştır. Uygulamada, Danıştay kararı
üzerine, belediye kurulmasına ilişkin olarak müşterek (üçlü) kararname
tesis edildiği görülmektedir.
Belediye tüzelkişiliğinin kaldırılması bakımından da belediye kurul-
masında geçerli olan usul ve esaslar uygulanmaktadır.
47
Büyükşehir belediyelerinin sınırlarının belirlenme yetkisi, 504 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname Hükümleri uyarınca Bakanlar Kurulu’na ait
olduğundan, 1580 sayılı Yasa’nın 7. maddesi uyarınca bu yerlerde belediye
kurulabilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
48
bb. Belediye Sınırlarında Değişiklik Yapılması
Belde sınırlarında değişiklik olabilmesi;
- Bir beldenin bazı kısımlarının ayrılarak, ayrı bir belde haline gelmesi,
- Bir beldenin tamamının diğer bir belde ile birleşmesi,
- Bir beldenin bazı kısımlarının komşu bir belde sınırı içine girmesi,
- Köylerin veya köy kısımlarının komşu bir belde sınırı içine girmesi,
hallerinde mümkündür.
Belediye kurulmasında aranan şekil ve şartlar, belediye sınırlarında
değişikliğe yol açan durumlar bakımından da geçerlidir.
Bir beldeden bazı kısımların ayrılabilmesi, ayrılma sonucu o belde
nüfusunun iki bin kişinin altına düşmemesine bağlıdır. Köy kısımlarının,
mevcut bir belde sınırı içerisine alınabilmesi için ise köy nüfusunun yüz
elli kişinin altına düşmemesi gerekmektedir.
49
Mevcut bir belde ile birleşme ya da bu beldenin içine girilmesi hallerin-
de birleşilen veya içine girilen belde nüfusunun önemi bulunmamaktadır.
Zira, birleşilen ya da içine girilen beldenin nüfusu 2000’in üstünde bulun-
maktadır. Bu suretle oluşan sınır değişikliği hallerinde ayrıca, mevcut belde
merkezine olan uzaklık şartının, hizmetin gereği gibi yerine getirilebilme
olanağının dikkate alınarak 2500 metreye çıkabileceği öngörülmüştür.
47
D. 1. Da., 2.12.1998, E: 1998/339, K: 1998/381 DD. S. 100; D8. Da. 3.10.2000, E: 1999/
122, K: 2000/5988, DD. 105, s. 420-422.
48
D. 1. Da., 2.10.1997, E:1997/115, K: 1997/120, DD: 95, s. 24-26.
49
D. 1. Da., 2.12.1993, E: 1993/261, K: 1993/259, DD. 89, s. 33-35.
Evren ALTAY makaleler
208 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Yukarıda belirtilen ilk üç durumda (bir beldeden ayrılınması ya da bir
beldenin tamamının diğer bir belde ile birleşmesi hallerinde) sınırı daralacak
ya da ortadan kalkacak belde belediye meclisine de belde seçmenleri gibi
başvuruda bulunma hakkı tanınmıştır.
Mevcut bir belde sınırı içine girilmek istenmesi durumlarında kanun
koyucu, katılınmak istenen beldenin belediye meclisinin de bu konudaki
iradesini ortaya koymasını istemiştir. Buna göre, belediye meclisince katıl-
ma talebinin uygun görülmesi halinde konu hakkında İl Genel Meclisi’nce
verilecek karar ve valilik görüşü eklenmek suretiyle dosya İçişleri Bakanlı-
ğı’nca Danıştay’a intikal ettirilecek ve Danıştay’ca iltihaka karar verildiği
takdirde, bu kararın Cumhurbaşkanı’nca onanmasıyla işlem tekemmül
etmiş olacaktır.
Katılınmak istenen belde belediye meclisince katılma talebinin uygun
bulunmaması halinde konunun Danıştay önüne gelebilmesi, söz konusu
belediye meclisi kararına yapılacak itiraz yoluyla mümkündür. Bu durum-
da, itiraz Danıştay’ca incelenerek karara bağlanacaktır. Söz konusu itirazın
Danıştay’a gelme yöntemi, yukarıda anlatıldığı gibidir.
Danıştay, konu hakkındaki kararını gerekli yasal koşulların varlığı ile
kamu yararı ve hizmet gereklerini gözeterek vermektedir.
İl Genel Meclisi kararı ile valilik görüşü, Danıştay’ın vereceği karar
bakımından bağlayıcı olmamakla beraber içerdiği gerekçeler yönünden
Danıştay’ca gözetilmektedir.
“Dosyanın incelenmesinden, B..... Belediyesi ....... Mahallesi’nin bir kısmının
G...... Belediyesi sınırları içine alınmak istenmesine ve G....... Belediyesi’nin bu
istemi kabul etmesine karşın, ....... İl Genel Meclisi ve .......... Valiliği’nin konuya
ilişkin görüşlerinde, sözkonusu Mahalle kısmında taşınmazları bulunan çok sayıda
kişinin B........ Belediyesi’nden ayrılmak istemedikleri, bu başvuruların oylamaya
katılan kayıtlı seçmenlerden fazla olduğu, bu nedenle istemin uygun görülmediği,
diğer yandan bu mahalle kısmının, yerel hizmetler yönünden B...... Belediyesi’nden
ayrılmasını gerekli kılacak nitelikte herhangi bir haklı neden de gösterilmediği
anlaşılmaktadır.
Bu durumda idare yazılarında belirtilen nedenler karşısında ....... İli Merkez
İlçesi B...... Belediyesi’ne bağlı ........ Mahallesi’nin bir kısmının G....... Belediyesi
sınırları içine alınmasına ilişkin istemin reddine ve dosyanın Danıştay Başkanlı-
ğı’na sunulmasına 1.12.2000 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
50
Bununla birlikte haklı gerekçelerin varlığı halinde, İl Genel Meclisi ve
valilik görüşlerinin aksi yönünde karar verildiği de görülmektedir.
50
D. 1. Da., 1.12.2000, E: 2000/186, K: 2000/185.
makaleler Evren ALTAY
209TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
“Dosyanın incelenmesinden, İl Genel Meclisi ve Valilikçe ....... Köyü’nde
kayıtlı seçmenlerden oylamaya katılmayanlar ile katılıp da hayır oyu kullananların
toplam seçmen sayısının yarısından fazla olduğu gerekçesiyle adı geçen Köyün
.......... Belediyesi sınırları içine alınmasının uygun olmadığı yolunda görüş bil-
dirildiği anlaşılmakta ise de, Dairemizin bu konudaki yerleşik kararlarına göre
kayıtlı seçmenlerin değil,oylamaya katılan seçmenlerin yarıdan fazlasının evet oyu
kullanması yeterli bulunmaktadır. ........ Köyü’nde yapılan oylamaya kayıtlı bin yüz
yirmi seçmenden sekiz yüz seksen sekiz seçmenin katıldığı, katılan seçmenlerden
yarıdan fazlası olan beş yüz kırk beş seçmenin ise evet oyu kullandığı saptandı-
ğından, İl Genel Meclisi ve Valilik görüşlerinde yasal isabet görülmemiştir.”
51
Diğer taraftan, İl Genel Meclisi kararı ile valilik görüşünün dosyada
yer almaması, Danıştay incelemesine engel teşkil etmektedir.
52
Belediye sınırlarında ortaya çıkacak değişikliklerin aynı zamanda
mülki sınırlarda değişiklik meydana getirecek olması halinde Belediye
Kanunu’nun 7. maddesinin değil, İl İdaresi Kanunu’nun ilgili hükümleri-
nin uygulanması gerekmektedir.
53
Bu nedenle, Belediye Kanunu uyarınca
mülki sınırları değiştirecek nitelikte bir karar verilebilmesi mümkün bu-
lunmamaktadır.
54
Zira, İl İdaresi Kanunu’nun 2. maddesinde mülki sınır
değişikliğinin İçişleri Bakanlığı’nın kararı ve Cumhurbaşkanı’nın onayıyla
yapılacağı öngörülmektedir.
Büyükşehir belediyelerinin sınırlarında değişikliğe yol açacak nitelikte
bir belde sınırı değişikliği yapılabilmesi de olanaklı bulunmamaktadır.
55
“3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hük-
münde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un 5. maddesinde,
Büyükşehir Belediyelerinin sınırları, ismini aldıkları büyük şehirlerin belediye
sınırları olarak, ilçe belediyelerinin sınırları ise bu ilçelerin büyük şehir belediyesi
sınırları içinde kalan kısımlarının sınırları olarak tanımlanmış, ancak Kanun’da
bu sınırların değiştirilmesine olanak sağlayan bir düzenlemeye yer verilmemiş
bulunmaktadır.
Bu konudaki yasal boşluğun giderilmesi amacıyla çıkartılan 335 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 1. maddesi ile, 3030 sayılı Kanun’un 4. maddesinde
değişiklik yapılmış ve 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 7. maddesinde gösterilen
usullerle veya İl İdare Kurulu’nun uygun görüşü ve İçişleri Bakanlığı’nın önerisi
51
D. 1. Da., 28.6.1999 E: 1999/100, K: 1999/107.
52
D. 1. Da., 16.2.2001 E. 2001/19, K: 2001/19.
53
DİİK, 13.12.2001, E: 2001/230, K: 2001/172.
54
D. 1. Da., 10.7.2001, E: 2001/78, K: 2001/93.
55
D. 1. Da., 7.6.1996, E: 1996/104, K: 1996/125, DD. 92, s. 86-89.
Evren ALTAY makaleler
210 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
üzerine alınacak Bakanlar Kurulu kararıyla büyükşehir belediyesi sınırlarında
değişiklik yapılabileceği yolunda düzenleme getirilmiş ise de bu Kanun Hükmünde
Kararname, Anayasa Mahkemesi’nin 8.2.1989 günlü ve E: 1988/88, K: 1989/7
sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Ancak, bu iptal kararından sonra büyükşehir bele-
diyeleri sınırlarının değiştirilmesine imkan verecek herhangi bir yasal düzenleme
yapılmamıştır. Bu durumda, 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 7. maddesi hükmü,
büyükşehir belediyelerinde sınır değişikliği sonucunu doğuracak biçimde uygula-
namayacağından, ....... Büyükşehir Belediyesi sınırları dışındaki ......... Köyü’nün
adı geçen Büyükşehir Belediyesi’nin bünyesindeki ......... alt kademe belediyesine
bağlanmasına olanak bulunmamaktadır.“
56
B. Danıştay’ın “Onayına” Bağlı Kararlar
Belediye Meclisleri’nin 25 Yılı Aşan Borç Alma ve
Borç Verme Kararları
Belediye Kanunu’nun 72. maddesinde, 25 yılı aşan bir süre için yapı-
lacak olan borç alma ve borç vermeye ilişkin belediye meclisi kararlarının
kesinlik kazanması, İl İdare Kurulu’nun uygun görüşü, valinin onayı ve
Danıştay’ın kararına bağlı kılınmıştır.
İdari vesayet makamı olarak Danıştay’a verilen bu görev, diğer vesayet
denetimi görevlerinden farklılık taşımakta; Danıştay’ın incelemesine tabi
olan söz konusu karar, Danıştay’ın önüne bir uyuşmazlık şeklinde gel-
memektedir. Bir itiraz söz konusu olmaksızın, belediye meclisi kararının
yürürlüğe girmesi doğrudan Danıştay’ın onayını gerekli kılmaktadır.
C. Danıştay’ın “Uygun Görüşüne” Bağlı Olarak
Tesis Edilebilen İşlemler
Bir idari işlemin tesisinden önce ve o işlemin tesis edilebilmesi için,
Danıştay’ın konu hakkındaki uygun görüşünün gerekli olduğu kararlarıdır.
Hakkında Danıştay’dan uygun görüş istenen işlem, idarenin bir hazırlık
işlemi olup konu hakkında uygun görüş verilmesi söz konusu işlemi yü-
rütülebilir kılmamaktadır. Danıştay, incelemesini bir idari işlem taslağı
üzerinde yaptığından taslak hakkında bildirdiği görüş, uygun görüş nite-
liğinde de bulunsa bu görüşün söz konusu taslağı kesin ve yürütülebilir
işlem haline getirebilmesi için idarenin bu görüşten sonra yeni bir idari
işlem tesisi zorunludur.
56
D. 1. Da., 20.11.2001, E: 2001/161, K: 2001/165.
makaleler Evren ALTAY
211TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Taslağa konu işlem, ancak Danıştay’ın uygun görüşü sonucunda ve
doğrultusunda tesis edilebilecektir. Konu hakkında Danıştay kararının
aksine bir işlem tesisi mümkün olmamakla beraber, idarenin herhangi bir
işlem tesis etmeyerek hareketsiz kalması, konu hakkında farklı içerikli bir
işlem tesis etmek istemesi halinde ise bu işlem taslağını Danıştay’ın uygun
görüşüne sunması mümkündür.
a. Tüzükler
Anayasa’nın 115. maddesinde, yasaların uygulanmasını göstermek
ya da emrettiği işleri belirtmek amacıyla Bakanlar Kurulu’nca, yasalara
aykırı olmamak ve Danıştay incelemesinden geçirilmek koşuluyla tüzük
çıkarılabileceği belirtilmek suretiyle Danıştay’a, tüzük tasarılarını inceleme
görevi verilmiş bulunmaktadır. Danıştay Kanunu’nda ise bu incelemenin,
iki ay içinde sonuçlandırılması öngörülmektedir (m. 48).
Tüzük çıkarma yetkisi Bakanlar Kurulu’na ait olduğundan, ilgili tüzük
hakkındaki tüm bakanlıkların görüşlerinin Danıştay’a sunulan dosya içinde
yer alması gerekmektedir.
“Anayasa’nın 115. maddesinin, Bakanlar Kurulu’nun Danıştay’ın incelen-
mesinden geçirilmek koşuluyla tüzükler çıkarabileceği ve 2575 sayılı Danıştay
Kanunu’nun 42. maddesinin b bendinin, Başbakanlık’tan gönderilecek tüzük
tasarılarının Danıştay’da incelenebileceği yolundaki hükümleri karşısında, tüzük
tasarılarının bütün bakanlıkların görüşü alınarak bir Bakanlar Kurulu Tasarısı
haline geldikten sonra Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü’nce
gönderilmek suretiyle incelenebileceği açıktır.”
57
Başbakanlık dışında herhangi bir bakanlık veya kuruluş tarafından
gönderilen tasarıların ise Danıştay’ca incelenmesine olanak bulunmamak-
tadır.
“2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 23. maddesinin (d) bendi ile 42. mad-
desinin (b) bendinde Danıştay’ın Başbakanlık’tan gönderilen tüzük tasarılarını
incelemesi öngörüldüğünden, doğrudan Orman Bakanlığı’ndan gönderilen tüzük
tasarısının iade edilmek üzere Danıştay Başkanlığı’na sunulmasına 14.1.2002
gününde oybirliğiyle karar verildi.”
58
Danıştay, tüzük tasarıları üzerindeki incelemesini yasaya uygunluk ve
yerindelik denetimi kapsamında yapmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin
bir kararında da belirtildiği üzere bu inceleme;
57
D. 1 .Da., 8.4.1997, E: 1997/38, K: 1997/44.
58
D. 1. Da., 14.1.2002, E: 2002/2, K: 2002/5.
Evren ALTAY makaleler
212 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
1. Yürütme organının (idarenin) düzenleme yetkisi,
2. Konulan hükümlerin üst hukuk normlarına uygunluğu ve genel
olarak mevzuatla ilgisi,
3. Tüzük tasarılarında getirilen müessese ve konulan hükümlerin
hizmet icaplarına uygunluğu,
4. Tüzük tasarılarının tanzim tekniğine uydurulması, yönlerinden
yapılmaktadır. Zira tasarının incelenmesi, her yönüyle tasarı üzerinde
durularak bağlantılı, karşılaştırmalı ve kapsamlı bir biçimde çalışılmasını,
aykırılıklarının saptanarak giderilme önlem ve önerilerinin açıklanmasını
ve son biçiminin belirlenmesini gerekli kılmaktadır.
59
Tüzük tasarılarının incelenmesinde Danıştay’ca uygulana gelen yön-
tem, öncelikle tasarının tümü üzerinde görüşme yapılması ve bu görüş-
menin tamamlanmasından sonra maddelerin görüşülmesine geçilmesidir.
Maddelerde yapılan değişiklikler ve değişiklik gerekçeleri, tutanağa geçi-
rilmektedir.
Tüzük tasarısının Danıştay’ca incelenmesi sonucunda, tasarının reddi-
ne, aynen kabulüne veya tasarıda değişiklik yapılmasına karar verilir.
Tasarının incelenmesi sonucu verilen Danıştay kararı, kısmen bağla-
yıcı niteliktedir. Bakanlar Kurulu’nun, Danıştay’ca verilen karar hilafına
bir tüzük çıkarabilmesi olanaklı olmamakla birlikte Danıştay incelemesi
sonucu ortaya çıkan yeni metnin tüzükleştirme zorunluluğu da bulunma-
maktadır. Bununla birlikte, Danıştay incelemesi sonucu reddedilen tüzük
tasarısının ya da değiştirilen tüzük tasarısının ilk halinin ya da Danıştay
incelemesinden sonra Bakanlar Kurulu’nca yeniden hazırlanan ve fakat
Danıştay incelemesine sunulmayan tüzük tasarısının, tüzük olarak geçerlik
kazanması hukuken olanaklı değildir.
b. İdarelerin, Dava ve İcra Takiplerinden Vazgeçme Ya da
Mevcut Uyuşmazlıkları Sulh Yoluyla Çözme Kararları
Çeşitli kanunlarda belirli kamu kurum ve kuruluşlarına, mevcut
uyuşmazlıklarını sulh yoluyla çözebilme olanağının getirildiği görülmek-
tedir. Bu da, bir hakkın tanınması veya bir menfaatin terkini içeren bir
anlaşmanın yapılması ya da mevcut anlaşma veya sözleşmede değişiklik
yapılması şeklinde olabilmektedir. Uyuşmazlık konusu miktarın, belirli bir
meblağın üstünde olması halinde anılan anlaşma ve sözleşme değişiklik-
lerinin yapılabilmesi, Danıştay’ın bu konuda vereceği uygun görüşe bağlı
59
AYM; 21.6.1991 E: 1990/19, K: 1991/15, AMKD, S. 28, C 1, s. 23.
makaleler Evren ALTAY
213TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
kılınmaktadır. Bunun gibi, belirli bir miktar ve değere ilişkin olan dava ve
icra takiplerinden vazgeçilmesi veya aleyhte sonuçlanan davaların yüksek
dereceli mercilerce incelenmesinin istenilmesinden vazgeçilebilmesi de yine
Danıştay’ın konu hakkındaki uygun görüşüne bağlı kılınmıştır.
“Dosyanın incelenmesinden, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından
Turkital S.r.l firması aleyhine açılan alacak davasında Ankara 1. Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin 14.9.1999 günlü, E: 1997/47, K: 1999/497 sayılı kararıyla toplam
339.273.300 İtalyan Lireti’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya
verilmesine hükmedildiği, alacağın tahsiline olanak sağlayacak davalı firmanın
tebligat adresinin tespit edilememesi nedeniyle yapılacak icra takibinin sonuçsuz
kalacağı gerekçesiyle yüksek meblağ tutacak tebligat ve harç masrafları dikkate
alınarak 3202 sayılı Yasa’nın 39. maddesi gereğince ilamın icraya konulmasından
vazgeçilmesi hususunda uygun görüş istenildiği anlaşılmaktadır.
TC Roma Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Müşavirliği’nin 14.12.1995 günlü
yazısında kara para aklama faaliyetine karıştığı gerekçesiyle tutuklandığı belirtilen
İtalya’da yerleşik Turkital S.r.l. firmasının sahibi Mustafa Şahin Sadunoğlu’nun,
20.12.1996 tarihinde telefonla Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nü arayarak şartlı
tahliye edildiğini ve kendisine her türlü yazışmanın gözetiminde bulunduğu Milano
Savcısı Francesca Marcelli kanalıyla yapılabileceğini bildirmesi üzerine durumun
23.12.1996 günlü Genel Müdürlük yazısı ile Hukuk Müşavirliği’ne iletildiği, aynı
firma aleyhine açılan bir başka davada verilen mahkeme kararı uyarınca başlatılan
icra takibine ilişkin olarak adı geçen Milano Savcısı eliyle yapılmak istenen tebli-
gatın Savcı’nın bulunamaması nedeniyle yapılamadığı ve bu tarihten sonra Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce ilamın icrasını sağlayacak nitelikte herhangi bir
girişimde bulunulmadığı açıktır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 35. maddesinde, takibin ilamın icra dai-
resine tevdii ile başlayacağı; 39. maddesinde, ilama müstenit takibin, son muamele
üzerinden on sene geçmekle zaman aşımına uğrayacağı; 143. maddesinde, alacaklı
alacağının tamamını alamamışsa kalan miktar için kendisine bir aciz vesikası ve-
rileceği, bu vesikanın borcun ikrarını mutazammın senet mahiyetinde olduğu, bu
borcun borçluya karşı zaman aşımına tabi olmadığı hükme bağlanmıştır.
Bu durumda, borçluya tebligat yapılabilmesini teminen gerekli girişimlerde
bulunmaya devam etmeksizin ve İcra ve İflas Kanunu’nun ilama bağlı alacağın
takibi için öngördüğü tüm hukuki işlemler tamamlanmaksızın, Ankara 1. Asliye
Hukuk Mahkemesi’nin 14.9.1999 günlü, E: 1997/47, K: 1999/497 sayılı kararı-
nın icraya konulmasından vazgeçilmesinde idare yararı bulunmadığı sonucuna
ulaşıldığından istemin reddine ve dosyanın Danıştay Başkanlığı’na sunulmasına
17.10.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
60
....
60
D. 1. Da., 17.10.2002, E: 2002/163, K: 2002/164.
Evren ALTAY makaleler
214 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
“..........., yerel mahkemede açılan davanın İdare lehine sonuçlanması nedeniyle
temyizen Yargıtay’da incelenmekte olan davadan vazgeçilmesinde İdare yararından
söz edilemeyeceğinden, 6760 sayılı Kanun’un 14. maddesi hükmüne göre olumlu
görüş bildirilmesine olanak bulunmayan istemin reddine ve dosyanın Danıştay
Başkanlığı’na sunulmasına 7.7.1998 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
61
Danıştay’ın uygun görüşünü gerekli kılan uyuşmazlık değerleri, her
yıl bütçe kanunu ile yeniden belirlenmektedir. Belirlenen miktarın altında
kalan işlerle ilgili olarak Danıştay’ca görüş verilmesine olanak bulunma-
maktadır.
62
Anlaşma veya sözleşme değişikliği hakkında uygun görüş istenil-
mesi halinde, Danıştay’ca söz konusu değişiklik konusunda tarafların
mutabakatının olduğunu gösteren bir sözleşme taslağının dosyada yer
alması şartı aranmakta, bu niteliği taşımayan sözleşme değişikliği talep-
leri hakkında görüş bildirilmemektedir.
63
Konuya ilişkin düzenlemelerin
yer aldığı kanunlarda yer alan hükümlerin içeriğinde bir takım farklılıklar
bulunmakla birlikte temel ilkelerin, 4353 sayılı Maliye Vekaleti Baş Hukuk
Müşavirliği’nin ve Muhakemat Umum Müdürlüğü’nün Vazifelerine, Devlet
Davalarının Takibi Usullerine ve Merkez ve Vilayetler Kadrolarında Deği-
şiklikler Yapılmasına Dair Kanun’un 29, 30 ve 31. maddelerinde getirildiği
görülmektedir.
Konuya ilişkin Danıştay’ın uygun görüşünün arandığı diğer kanunlar
şunlardır:
- 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri
Hakkında Kanun (m. 35),
- 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Teşkilat ve
Görevleri Kanunu (Ek m. 3),
- 3155 sayılı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nün Kuruluş ve Görev-
leri Hakkında Kanun (m.28),
- 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun (m. 38),
- 3234 sayılı Orman Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hak-
kında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında
Kanun (m. 36),
- 3202 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun (m. 39),
61
D. 1. Da., 7.7.1998, E: 1998/106, K: 1998/113.
62
D. 1 .Da., 21.10.2003, E: 2003/142, K: 2003/140, DKD. 3, s. 27-29.
63
D. 1. Da., 7.11.2003, E: 2003/151, K: 2003/151; 12.12.2002, E: 2002/177, K: 2002/188.
makaleler Evren ALTAY
215TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
- 6760 sayılı Vakıflar Umum Müdürlüğü Vazife ve Teşkilatı Hakkında
Kanun (m. 14),
- 5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hak-
kında Kanun (m. 32).
Bu kanunların söz konusu maddelerinde öngörülen hukuki işlemlerin
yapılabilmesi için Danıştay’ın uygun görüşünün alınması gerekmektedir.
Danıştay’ca konu hakkında karar verilirken, uyuşmazlığın sulh yoluyla
hallini öngören anlaşmaların mevcut hukuk kurallarıyla bağdaşıp bağdaş-
madığı ve bu anlaşmalarda idarenin menfaatinin bulunup bulunmadığı
dikkate alınmaktadır.
64
Söz konusu yasal düzenlemelerin amacının, kamu
yararının korunması olduğu kuşkusuzdur.
Anılan düzenlemelerde Danıştay’ın “mütalaa”sından bahsedilmekle
birlikte, Danıştay’ın görüşünün aksine bir anlaşma veya sözleşme tadili
yapılabileceği sonucuna ulaşılabilmesi mümkün değildir. Bu anlaşma veya
sözleşme tadillerinin gerçekleştirilebilmesi için kanunen aranan görüş, Da-
nıştay’ın uygun görüşüdür. Danıştay’ın olumsuz görüşüne rağmen anlaşma
veya sözleşme tadili yapılabilmesinin öngörüldüğü iki istisnai durum da
bunun açık kanıtıdır. Nitekim, 4353 sayılı Yasa’nın 31. maddesi ile 6200
sayılı Yasa’nın 35. maddesinde, Danıştay’ca uygun görülmeyen anlaşma ve
sözleşmede değişikliklerinin Bakanlar Kurulu kararıyla gerçekleştirilebil-
mesinin öngörülmesi, belirtilen maddelerde öngörülen durumlar dışında
Danıştay kararlarının aksi yönünde hareket edilebilmesine olanak tanın-
madığını ortaya koymaktadır.
3. Kamu Görevlilerinin Yargılanmaları Hakkında Yetkili
Mercilerce Verilen Kararlara Yapılan İtirazları İncelemek
Kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar nedeniyle
yargılanmalarının, bu yönde alınacak bir idari kararın varlığını gerekli
kıldığı durumlarda ilgililere söz konusu idari karara karşı itiraz yoluna
başvurma hakkı tanınmakta ve bu itirazları inceleme görevi bölge idare
mahkemeleri ile Danıştay’a verilmiş bulunmaktadır.
Konuya ilişkin olarak uygulanmakta olan genel kanun 4.12.1999 tari-
hinde yürürlüğe giren 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin
Yargılanması Hakkında Kanun’dur. Yükseköğretim personeli ise 2547 sayılı
Yükseköğretim Kanunu uyarınca ayrı bir soruşturma usulüne tabi tutulmuş
olup, bu Kanun’da yer almayan hususlarda 4483 sayılı Kanun hükümlerinin
uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
64
D. 1. Da., 21.5.2003 E: 2003/62, K: 2003/66.
Evren ALTAY makaleler
216 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
4483 sayılı Kanun’un 3. maddesinde soruşturma izni vermeye yetkili
merciler sayılmış, 9. maddesinde de yetkili merci tarafından alınan soruş-
turma izni verilmesine ilişkin kararlara karşı, hakkında inceleme yapılan
memur veya diğer kamu görevlilerinin, soruşturma izni verilmemesine
ilişkin kararlara ise Cumhuriyet Başsavcılığı veya şikayetçinin itiraz yoluna
başvurabileceği, tebliğinden itibaren on gün içinde yetkili merci kararına
yapılan itirazlardan Kanun’un 3. maddesinin (e), (f), (g) Cumhurbaşkanı’nca
verilen izin hariç ve (h) bentlerinde sayılanların Danıştay 2. Dairesi’nce
diğerlerinin ise bölge idare mahkemelerince en geç üç ay içinde karara
bağlanacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay 2. Dairesi’nce yapılan inceleme sonucunda soruşturma izni
verilmesi ya da verilmemesi yolundaki kararlara yapılan itirazın reddine
veya kabulüne karar verilmektedir.
İKİNCİ BÖLÜM
Danışma Mercii Olarak Danıştay ve Görevleri
Danıştay, inceleme mercii olmasının yanı sıra aynı zamanda merkezi
idarenin danışma merciidir. Danıştay’ın bir konu hakkındaki görüşünün
alınması, yasalarda bir zorunluluk olarak öngörülmüş olabileceği gibi,
merkezi idarenin ihtiyaç duyması halinde Danıştay’a bu yönde yapacağı
bir başvuru sonucu da söz konusu olabilmektedir. Danışma mercii olarak
Danıştay, önüne gelen konuya ilişkin görüşünü bildirmekle görevlidir. Gö-
rüş bildirmek, bir konunun her yönüyle değerlendirilmesi sonucu konu
hakkında oluşan düşüncenin ifade edilmesidir.
1. Görüş Alınmasının İsteğe Bağlı Olması
Kural olarak bir konu hakkındaki Danıştay’ın görüşünün alınması,
bu görüşe gereksinim duyan idarece yapılacak başvuruya bağlı bulun-
maktadır.
A. Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık Tarafından Gönderilen
İşler Hakkında Görüş Bildirmek
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 23/e maddesi uyarınca Danıştay,
Cumhurbaşkanı ve Başbakanlık tarafından gönderilen işler hakkında gö-
rüşünü bildirmekle görevlidir. Bu iki makam dışında, başka makamlarca
görüş verilmesi istemiyle gönderilen işler hakkında Danıştay’ca görüş
makaleler Evren ALTAY
217TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
bildirilmesine kanunen olanak bulunmamaktadır.
65
Bu hüküm, diğer
idari makamlarca düşülen duraksamaların istişare görüş istemlerine
konu oluşturamayacağı anlamını taşımamaktadır. Duraksamaya düşülen
konuda, görevli ve yetkili olunması ve işlem tesis etme yetkisinin bulun-
ması kaydıyla, diğer idareler de Başbakanlık aracılığıyla istişare düşünce
isteminde bulunabilmektedir. Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık makam-
larının kanunda ismen anılmaları, Devletin ve yürütmenin başı olmaları
nedeniyledir.
İdari makamların ancak Başbakanlık aracılığıyla istişare görüş iste-
minde bulunabilmeleri, duraksamaya düşülen konulardan Başbakanlığın
haberdar olmasını sağlaması yönünden olduğu gibi, duraksamaya düşülen
konunun Danıştay’a gönderilmeksizin Başbakanlık’ça çözüme kavuşturu-
labilmesine olanak sağlaması yönünden de faydalı bulunmaktadır.
Bir idarenin istişare görüş isteminde bulunabilmesi için düştüğü durak-
samanın, kendi görev ve yetki alanına giren ve re’sen işlem tesis edebileceği
hususlara ilişkin bulunması gerekmektedir.
66
“İstem, Spor-Toto Teşkilat Müdürlüğü’nde çalışmakta iken iş akitleri feshe-
dilen personelin kıdem tazminatlarının geç ödenmesi nedeniyle yargı kararları ile
hüküm altına alınan faiz alacaklarının Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Büt-
çesine Maliye Bakanlığı’nca aktarılacak ödenekten karşılanıp karşılanamayacağı
hususunda düşülen duraksamanın giderilmesine ilişkindir.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 23 ve 42. maddelerine dayanılarak yapı-
lacak olan istişare düşünce istemlerinin idarenin görev ve yetki alanına giren ve
re’sen işlem tesis edebileceği hususlara ilişkin bulunması gerekir.
Mevzuat hükümlerine göre, bütçeler arası ödenek aktarma yetkisi Maliye
Bakanlığı’na aittir. Yine, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bütçesinden işten
çıkarılan işçilere verilmesi gereken faiz ödeme işlemlerinin de Maliye Bakanlığı
personeli olan Bütçe Daire Başkanları tarafından yürütülmesi zorunludur.
Bu durumda, Spor-Toto Teşkilat Müdürlüğü’nce düşülen duraksama ko-
nusunda, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün Maliye Bakanlığı’nı bağlayıcı
nitelikte işlem tesis etme yetkisi bulunmadığından istem hakkında görüş bildiril-
mesine yer olmadığına ve dosyanın Danıştay Başkanlığı’na sunulmasına 10.2001
gününde oybirliğiyle karar verildi.”
67
65
D. 1 . Da., 16.6.2003, E: 2003/70, K: 2003/83; 4.2.1994, E: 1993/316, K: 1994/19,
DD. 90, s. 70-73; 20.12.1994, E: 1994/195, K: 1994/205, DD. 90, s. 73-74; 11.9.1998, E:
1998/198, K: 1998/127, DD: 99, s. 20.
66
D. 1. Da., 27.10.1994, E: 1994/166, K: 1994/170, DD. 90, s. 53-56.
67
D. 1. Da., 3.10.2001 E: 2001/96, K: 2001/136.
Evren ALTAY makaleler
218 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Bunun gibi, bir idarenin düzenleme yetkisine sahip olduğu bir işlemin
uygulanmasında duraksamaya düştüğünden bahisle istişare görüş isteye-
meyeceği kabul edilmektedir. Zira idare, düştüğü duraksamayı tesis edeceği
bir işlemle giderme olanağına doğrudan kendisi sahip bulunmaktadır.
“İstem, 5.4.1995 tarih ve sayılı 22249 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkında Yönetmeliğin Geçici 1. maddesi hükmü
çerçevesinde, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 5.4.1995 tarihinden önce tahsis edilen
orman arazilerinin kira bedellerinin de, söz konusu Yönetmelik hükümlerine göre
hesaplanıp hesaplanamayacağı hususunda düşülen duraksamanın giderilmesine
ilişkindir.
Bilindiği üzere, Anayasa’nın 138 ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Ka-
nunu’nun 28. maddeleri uyarınca karar gereklerine göre idare işlem tesis etmeye
zorunludur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerle idare temsilcilerinin açıklamalarından, 5.4.1995
tarihinde yürürlüğe giren Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkında Yönetmeliğin
yürürlüğünden önce tahsis edilen orman arazilerinin kira bedellerinin de bu
Yönetmelik hükümlerine göre ödenmesi gerektiği yolundaki idare işlemlerine
karşı yargı yerlerinde dava açıldığı ve bu davaların devam ettiği anlaşıldığından,
istişare kararların niteliği gereği, yargı yerlerinde görülmekte olan ya da karara
bağlanan dava konuları ile ilgili olarak Dairemizce istişare görüş bildirilmesine
olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, bakanlıkların kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve
tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere çıkardıkları yönetmeliklerin uygulan-
masında duraksamaya düşmeleri durumunda yönetmeliklerde gerekli değişiklikleri
yapmak suretiyle duraksamayı gidermeleri doğal ve mümkündür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, istem hakkında görüş bildirilmesine yer olma-
dığı sonucuna ulaşılarak dosyanın Danıştay Başkanlığı’na sunulmasına 2.7.2001
gününde oybirliğiyle karar verildi.”
68
İdarece düşülen duraksamanın, Danıştay’a başvurulduktan sonra
da devam etmesi gereklidir. İstişare görüş isteminin konusunu oluşturan
duraksamanın ortadan kalkması halinde istişare görüş isteminin konusu
da ortadan kalkmış olmaktadır.
“İstem, 3096 sayılı Yasa hükümleri uyarınca elektrik üretim ve dağıtım
tesislerinin işletme haklarının devri nedeniyle alınan işletme hakkı devir bedelle-
rinden katma değer vergisi alınıp alınmayacağı hususunda düşülen duraksamanın
giderilmesine ilişkindir.
68
D. 1. Da., 2.7.2001, E: 2001/71, K: 2001/81.
makaleler Evren ALTAY
219TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
31.12.1992 günlü ve 21452 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
giren 22.12.1992 günlü ve 92/3896 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na ekli 1 sayılı
listede gösterilen mal ve hizmetlere uygulanacak katma değer vergisi oranı %1
olarak tespit edilmiş, bu listeye 13. sıra olarak 30.7.2001 günlü ve 2001/2789 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile ‘...3096 sayılı Kanun Kapsamında İşletme Hakkı Devir
Sözleşmesi’ne konu olan işletme haklarının devir anlaşmaları uyarınca devirleri’
ibaresi eklenmiş bulunmaktadır. Bu durumda, 3096 sayılı Yasa uyarınca gerçek-
leştirilen elektrik üretim ve dağıtım tesislerinin işletme haklarının devri nedeniyle
alınan işletme hakkı devir bedellerine %1 oranında katma değer vergisi uygulana-
cağı hususu anılan Bakanlar Kurulu Kararı ile açıklık kazanmış bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, işletme hakkı devir bedellerinden katma değer vergisi
alınıp alınamayacağı hususundaki duraksama, bu bedellere uygulanacak katma
değer vergisi oranının Bakanlar Kurulu Kararı’yla belirlenmesi sonucu ortadan
kalkmış bulunduğundan, istem hakkında görüş bildirilmesine yer olmadığına ve
dosyanın Danıştay Başkanlığı’na sunulmasına 18.9.2001 gününde oybirliği ile
karar verildi.”
69
İstişare görüş istemlerinin, özel durumlarda değil, genel ve nesnel
konulara ilişkin bulunması gerekmektedir.
70
“2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 23/e ve 42/f maddelerinde, Danıştay’ın,
Cumhurbaşkanı ve Başbakanlık tarafından gönderilen ‘işler’ hakkında görüşünü
bildireceği belirtilmiş ve bu ‘işler’ le ilgili bir sınırlama getirilmemiş olmakla birlikte
idarenin istişare görüş isteminin amacı ve Danıştay’ın bu konudaki kararlarının
niteliği göz önüne alınarak yerleşik kararlarda bazı ilkelere yer verilmiştir. Bu
kararlara göre, istişare görüş isteminin özel durumlara değil, genel ve nesnel
konulara ilişkin olması gerekir.
Oysa, olayda istişare görüş istemine konu olan husus, idarenin yukarıya metni
alınan istem yazısında da açıkça belirtildiği üzere, sözleşmenin uygulanmasına
ilişkin özel bir hukuki sorunu içermekte olduğundan, istem hakkında görüş bildi-
rilmesine olanak bulunmadığına ve dosyanın Danıştay Başkanlığı’na sunulmasına
1.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.”
71
Somut olaylara yönelik istişare düşünce istemleri hakkında Danıştay’ca
görüş verilmesi, duraksama konusunun genelleştirilebilmesi halinde müm-
kün olmaktadır.
72
69
D. 1. Da., 18.8.2001, E: 2001/99, K: 2001/109.
70
D. 1. Da., 12.11.1992, E: 1992/334, K: 1992/348, DD. 87, s. 51-55; 8.10.1996, E: 1996/151,
K: 1996/199, DD. 93, s. 39-42; 8.7.1998, E: 1998/75, K: 1998/114, DD. 99,s. 20-23.
71
D. 1. Da., 1.11.2002 E: 2002/167, K: 2002/174.
72
D. 1. Da., 27.2.2003 E: 2003/19, K: 2003/26, DKD., Y. 1. S. 1. s. 8-11.
Evren ALTAY makaleler
220 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
İstişare görüş isteminin, yargı yerlerinde görülmekte olan ya da karara
bağlanmış olan bir dava konusuna ilişkin bulunduğunun tespiti halinde
Danıştay’ca görüş bildirilmemektedir.
73
“İstem, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Ka-
nun’un 22. maddesi uyarınca kurumlar arası nakil yoluyla ataması yapılan, 399
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli bir sayılı cetvelde unvanları gösterilen
personelin parasal haklarına ilişkin olarak yapılacak ödemeler konusunda düşülen
duraksamanın giderilmesine ilişkindir.
Dairemizin yerleşik kararlarına göre, yargı yerlerinde görülmekte olan ya da
karara bağlanmış bulunan dava konuları ile ilgili olarak istişare görüş bildirilmesi
mümkün değildir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile idare temsilcilerinin açıklamalarından, 4046
sayılı Yasa’nın 22. maddesi uyarınca başka kuruma nakledilen personel tarafından,
istişare düşünce istemine konu hususlarda idari davalar açıldığı ve bu davaların
halen görülmekte olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle istem hakkında görüş bildirilmesine olanak
bulunmadığına ve dosyanın Danıştay Başkanlığı’na sunulmasına 11.12.2002
gününde oybirliğiyle karar verildi.”
74
B. Kanun Tasarı ve Teklifleri Hakkında Düşüncesini Bildirmek
Anayasa’da, Başbakan ve Bakanlar Kurulu’nca gönderilecek “kanun
tasarıları” hakkında Danıştay’ın düşüncesini bildirmesi öngörülmüştür.
Söz konusu hüküm, Danıştay Kanunu’nda tekrarlanmakla birlikte madde
metnine “kanun teklifleri”de eklenmiştir. Dolayısıyla Başbakanlık’ça gön-
derilmesi halinde, Bakanlar Kurulu’nca hazırlanan kanun tasarıları ile
milletvekillerince hazırlanan kanun tekliflerinin Danıştay’ca incelenerek,
bunlar hakkında düşünce bildirileceği açıktır. Danıştay bu görevini, kanun
tasarı ve tekliflerinin geliş tarihinden itibaren iki ay içinde yerine getirmekle
yükümlü kılınmıştır. (Danıştay Kanunu m. 48)
Danıştay’ca düşünce bildirilecek kanun tasarı veya teklifinin mevcut
olması gerekmekte olup, ortada bir tasarı ya da teklif olmaksızın çıkarılması
düşünülen bir kanun hakkında düşünce bildirilmesi söz konusu değildir.
73
D. 1 . Da., 29.12.1992, E: 1992/350, K: 1992/401, DD. 87, s. 72-74; 16.9.1994, E: 1994/
146, K: 1994/143, DD. 90, s. 67-70.
74
D. 1. Da., 11.12.2002, E: 2002/176, K: 186.
makaleler Evren ALTAY
221TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
“Banka Sigorta ve Reasürans Şirketleri ile Odalar, Borsalar ve Birlik perso-
nelinin sosyal güvenlik haklarıyla ilgili olarak hazırlanacak yasa tasarısına gerekçe
olmak üzere düşünce istenilmesi üzerine ....
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Danıştay’ın kanun tasarı ve tekliflerine ilişkin olarak görüş bildirebilmesi için
bu tasarı veya teklifin gerekçesiyle birlikte gönderilmesi gerekmektedir. Bu nedenle,
ortada henüz bir tasarı veya teklif mevcut değilken sınırları, kapsamı belli olmayan
bir kanun tasarısına gerekçe olabilecek biçimde görüş bildirilmesinin maddi ve
hukuki açıdan mümkün görülmediği mütalaa kılındı.”
75
Kanun tasarı ve tekliflerinin incelenmesi, bunların Anayasa’ya ve
yürürlükteki kanunlara uygunlukları ile hukuk tekniği yönlerinden ya-
pılmaktadır.
76
Danıştay’ın kuramsal olarak var olan bu görevinin, kanun tasarı ve tek-
lifleri hakkındaki Danıştay düşüncesine uzun yıllardır ihtiyaç duyulmaması
nedeniyle yerine getirilemediğinin belirtilmesi gerekmektedir.
2. Görüş Alınmasının Zorunlu Olması
Mevzuatımızda, Danıştay’ın görüşüne başvurma zorunluluğunun
kabul edildiği durumlar da mevcuttur.
A. Kamu Hizmetleriyle İlgili İmtiyaz Şartlaşma ve
Sözleşmeleri Hakkında Düşünce Bildirmek
Anayasa’nın 155. maddesinin 2. fıkrasında yer alan Danıştay’ın imtiyaz
şartlaşma ve sözleşmelerini inceleme görevi, 13.8.1999 tarihli ve 4446 sayılı
Kanun’la yapılan değişiklikle düşünce bildirmeye dönüştürülmüştür. Söz
konusu Anayasa değişikliğinin bir gereği olarak, Danıştay Kanunu’nda da
gerekli değişiklikler yapılmıştır.
Bu değişiklikler sonucunda, imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkın-
da Danıştay’ca verilen kararların bağlayıcı niteliği ortadan kalkmış ve bu
kararlar istişare nitelik kazanmıştır. Bununla birlikte, imtiyaz sözleşmesi-
nin hukuken geçerlik kazanabilmesi için sözleşme hakkında Danıştay’ın
görüşünün alınması zorunlu bulunmaktadır. Danıştay, kamu hizmetleriyle
ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkındaki düşüncesini iki ay içinde
bildirmek zorundadır.
75
D. 1. Da., 6.12.1988, E: 1988/247, K: 1988/339.
76
Dinçer, Güven, “Kanun ve Tüzük Tasarılarının Danıştay’ca İncelenmesi”, Yüzyıl
Boyunca Danıştay, 1968, Ankara, s. 744.
Evren ALTAY makaleler
222 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Danıştay’ın imtiyaz sözleşmeleri ile ilgili görevini, doğrudan olmasa
da dolaylı olarak etkileyen bir Anayasa değişikliğinden daha söz etmek
gerekmektedir. Anayasa’nın 47. maddesine 4446 sayılı Yasa’yla eklenen iki
fıkra ile, kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların
özelleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar ile kamu tüzel kişilerince yürütülen
yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleriyle gerçek
veya tüzel kişilere yaptırabileceğinin veya devredilebileceğinin kanunla
belirleneceği öngörülmüştür. Söz konusu Anayasa değişikliğinden sonra
da, yürürlükte bulunan imtiyaz sözleşmelerinin büyük çoğunluğunun da-
yanağını oluşturan 3996 sayılı Yasa’da bir değişikliğe gidilmesi suretiyle
anılan Yasa uyarınca yapılacak sözleşmelerin özel hukuk hükümlerine
tabi oldukları belirtilmiş ve değişiklik öncesinde yapılan sözleşmelerin de
ilgili şirket tarafından talep edilmesi halinde özel hukuk hükümlerine tabi
kılınacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan hükümler gözetildiğinde, özel hukuk hükümlerine tabi kılınan
yatırım ve hizmetlere ilişkin sözleşmelerin artık, “kamu hizmeti imtiyaz söz-
leşmesi” olarak nitelendirilmesine ve bu sözleşmeler hakkında Danıştay’ın
düşünce bildirmesine olanak bulunmadığı açıktır.
77
B. Belediye Şubeleri Kurulması Hakkında Görüş Bildirmek
Nüfusu arazi üzerinde çeşitli kümelerde yoğunlaşan belediyeler ile
nüfusu seksen bini geçen belediyelerde belediye şubelerinin oluşturulabi-
leceği, Belediye Kanunu’nun 10. maddesinde hükme bağlanmıştır.
Bir beldede şube kurulabilmesi için, beldenin şube kurulmak istenen
kısmındaki seçmen çoğunluğunun veya belediye meclisinin yerel mülkiye
amirine başvurması, yerel seçim kurulunca yapılacak seçimde oy kullanan
seçmenlerin çoğunluğunun olumlu oy vermesi, İl İdare Kurulu’nun da bu
yönde karar alması gerekmektedir. İl İdare Kurulu kararının yürürlüğe
girmesi, Danıştay’ın görüşü, Bakanlar Kurulu’nun tasvibi üzerine Cum-
hurbaşkanı’nın onayına bağlı kılınmıştır.
C. Belde İsmi Değişiklikleri Hakkında Görüş Bildirmek
1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 9. maddesinde, bir beldenin ismi-
nin, Belediye Meclisi’nin ve İl İdare Kurulu’nun kararı üzerine Danıştay’ın
görüşü alınarak Bakanlar Kurulu’nun onayı ile değiştirilebileceği hükme
bağlanmıştır.
77
D. 1. Da., 23.10.2001, E: 2001/150, 14.4.2000, E: 2000/65, K: 2000/57; 11.9.2003, E:
2003/108, K: 2003/110, DKD. 3, s. 12-13.
makaleler Evren ALTAY
223TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Danıştay, belde isminde yapılmak istenen değişiklik konusundaki ince-
lemesini, bu değişikliğe gerekçe olarak belediye meclisi ve İl İdare Kurulu
kararlarında gösterilen hususların, değişikliği gerekli kılacak nitelikte ve
yeterlikte olup olmadığı yönünden yapmaktadır.
“Ahırhisar Belediye Meclisi’nin 8.2.2002 günlü ve 3 sayılı kararıyla Ahırhisar
Belediyesi adının Yeşilhisar olarak değiştirilmesi yolunda karar alındığı, ....... İl
İdare Kurulu’nun 19.6.2002 günlü ve 420 sayılı kararı ile de, Belediye isminin
resmi kayıtlarda Ahırhisar olmasına rağmen vatandaşlarca zaman zaman Ahur-
hisar, Ahirhisar, Ahurhısar olarak kullanıldığı ve resmi işlemlerde yanlışlıklara
neden olduğu, ayrıca başındaki ‘Ahır’ kelimesinin hayvan barınağı anlamına da
gelmesi nedeniyle Belediye halkını rahatsız ettiği, Belediye Meclisi kararının yerinde
olduğu, beldenin yeşil bir alanda bulunduğu gerekçesiyle isminin Yeşilhisar olarak
değiştirilmesinde bir sakınca bulunmadığına karar verildiği anlaşılmakla,
Gereği Görüşülüp Düşünüldü:
Belediye Meclisi ve İl İdare Kurulu kararlarında belirtilen gerekçelerle .......
İli, ........ İlçesi’ne bağlı Ahırhisar isminin Yeşilhisar olarak değiştirilmesinin uy-
gun olduğu görüşüyle dosyanın Danıştay Başkanlığı’na sunulmasına 24.9.2002
gününde oybirliğiyle karar verildi.”
78
Belde isimlerinde süreklilik esas olmakla birlikte, bir beldenin yakının-
da bulunan ve karışıklığa neden olan, aynı adı taşıyan bir başka belediyenin
bulunması ya da beldenin geçmişi ile ilgili veya ayrıcalıklı özelliklerini
daha iyi belirten ya da eskisine göre dilimize daha uygun düşen bir adın
benimsenmesi gibi haklı nedenlerle belediye isimlerinin değiştirilmesi
kabul edilmektedir.
79
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Danıştay’ın İdari Kararları
Danıştay’ın idari görevleri dolayısıyla verdiği kararları, idari karar-
larını oluşturmakta ve bu kararların, diğer idarelerin kararlarından farkı
bulunmamaktadır.
Aynı zamanda bir yüksek mahkeme olması dolayısıyla, Danıştay’ca
verilen idari kararların idari davalara konu oluşturup oluşturamayacağı
konusunda bir duraksamanın yaşandığı görülmekte ise de Anayasa’nın
125. maddesi bu duraksamayı giderici niteliktedir. Anılan maddede yer
alan, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu
78
D. 1. Da., 24.9.2002, E: 2002/113, K: 2002/136.
79
D. 1. Da., 31.3.1993, E: 1993/52, K: 1993/54, DD. 88, s. 15.
Evren ALTAY makaleler
224 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
hükmü, anayasal bir sınırlama olmadıkça her idari işlemin dava konusu
edilebilmesine olanak tanımakta ve Danıştay’ın idari kararlarına karşı yargı
yoluna başvurulmasını engelleyen bir Anayasa hükmünün de bulunma-
ması nedeniyle Danıştay’ın idari kararlarının dava konusu olabileceklerine
kuşku bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, idare hukukuna özgü nedenlerle Danıştay’ın bazı
idari kararlarının dava konusu edilememesinin de yukarıda belirtilen du-
raksamanın oluşumuna etkisinin göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Oysa
bu husus, kesin ve yürütülmesi zorunlu olmayan işlemlerin, idari davaya
konu oluşturmasına engel oluşturan İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun
ilgili madde (m. 14/3-d, 15/1-b) hükümlerinin bir sonucu olup, tüm idari
işlemler bakımından geçerlik taşımaktadır. Dolayısıyla, kesin ve yürütül-
mesi zorunlu olmayan nitelikteki Danıştay’ın idari kararlarının da dava
konusu edilememeleri tabii bulunmaktadır.
Danıştay’ın idari görevleri dolayısıyla verdiği kararların hukuka
uygunluk denetiminin, yargısal görevi dolayısıyla yine Danıştay’ca ya-
pılmasının adil ve tarafsız yargılama ilkeleri bakımından tartışma konusu
olduğunun belirtilmesi gerekmektedir. Danıştay’ın konuya ilişkin yargısal
kararları incelendiğinde ise varılan sonucun, bu endişeyi pekiştirecek ni-
telikte olmadığı görülmektedir.
1. Görüş Kararları
Danıştay’ın danışma mercii olarak verdiği kararlarını “görüş kararları”
olarak adlandırmak olanaklıdır. Zira Danıştay, niteliği görüş de olsa, sonuç
itibariyle bir karar vermektedir.
Danıştay’ın “görüş kararları”, idareler bakımından bağlayıcı nitelik
taşıyan kararlar olmadığından idarelerin Danıştay kararı doğrultusunda
hareket etme zorunluluğu bulunmamaktadır.
A. İsteğe Bağlı Olarak Verilen Görüşler
Görüş alınmasının isteğe bağlı olduğu durumlarda bu husus daha açık
ortaya çıkmaktadır. Görüşü için Danıştay’a başvurma zorunluluğunun ol-
madığı bir durumda, söz konusu görüşe uyma zorunluluğundan bahsetmek
de mümkün olmasa gerektir.
B. Yasal Olarak Verilmesi Zorunlu Görüşler
Görüş alınmasının zorunlu durumlarda ise yine Danıştay’ın görüşü
doğrultusunda hareket etme zorunluluğu bulunmamakla beraber bu gö-
makaleler Evren ALTAY
225TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
rüşün aksine eylemde bulunulabilmesi ve işlem tesis edilebilmesi, haklı bir
gerekçenin varlığının idarece ortaya konulmasına bağlıdır. Uyma zorunlu-
luğunun bulunmaması, Danıştay görüşünün yok sayılması sonucunu hiçbir
zaman doğurmamaktadır. Yasalarda belirli konular hakkında Danıştay’ın
düşüncesinin alınmasının zorunlu kılınmasının, bu görüşe verilen önemden
kaynaklandığı unutulmamalıdır.
Öte yandan, idarelerce Danıştay’ın görüşünün alınmasının zorunlu
olmadığı durumlarda dahi Danıştay’ca verilen görüşlere uyulmasında
gösterilen titizlik, görüşünün alınmasının zorunlu olduğu durumlarda
Danıştay’ca verilen kararların etkisi bakımından belirleyici bir nitelik
taşımaktadır.
Danıştay görüşünün bağlayıcı olmaması, konu hakkında Danıştay gö-
rüşünün alınmaksızın işlem tesis edilebilmesini de mümkün kılmamaktadır.
Örneğin; hakkında düşüncesini bildirmek üzere Danıştay’a gönderilmeyen
bir imtiyaz sözleşmesinin hukuken geçerlik kazanması ve yürürlüğe girmesi
olanaksızdır.
80
Danıştay’dan görüş isteyen idarenin, bu görüşü dava konusu edebilme-
si hukuken olanaklı değildir. Çünkü bu görüşe uyma zorunluluğu bulun-
mamaktadır. Sorumluluğu saklı kalmak kaydıyla Danıştay görüşünün aksi
yönünde hareket edilebilmesine yasal olarak bir engel bulunmaktadır.
İdarelerin, Danıştay görüşü doğrultusunda hareket etmeleri halinde
ilgililerin Danıştay kararını dava konusu edebilmeleri de yine bu kararların
niteliği gereği mümkün bulunmamaktadır. İdari Yargılama Usulü Kanu-
nu’nda kesin ve yürütülmesi zorunlu olan idari işlemlerin iptali istemiyle
dava açılabileceği öngörüldüğünden bu niteliği taşımayan Danıştay’ın
görüş kararları dava konusu edilememekle birlikte Danıştay’ın görüşü
doğrultusunda idarece tesis edilen kesin ve icrai işlemlerin dava konusu
yapılması hukuken olanaklıdır. Nitekim bu şekilde açılan davalara ve
Danıştay’ın idari kararlarının (görüşünün) aksi yönünde verilen yargısal
kararlarına rastlanılmaktadır.
81
Danıştay Kanunu’nun, Danıştay’ın idari kararları üzerine uygulanan
eylem ve işlemlere karşı açılacak davalara ilişkin 24. maddesinin 1. fıkrası-
80
D. 1. Da., 19.11.2003, E: 2003/144, K: 2003/157.
81
D. 1. Da., 13.7.1992, E: 1992/224, K: 1992/238 (DD. S. 87, s. 62-66) sayılı kararlarının
aksi yönünde verilen D. 5 .Da., 16.9.1993, E: 1992/4035, K: 1993/3177, (DD., S. 89, s.
277-287) sayılı kararı ile (D. 1.Da; 4.5.1995, E: 1995/86, K: 1995/102, sayılı kararı ile
bu kararın onanmasına ilişkin DİİK, 15.6.1995 günlü, E: 1995/74, K: 1995/130 sayılı
kararının aksi yönünde verilen D. 10. Da., 26.11.2002, E: 2001/4887, K: 2002/4510
sayılı kararı.
Evren ALTAY makaleler
226 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
nın (d) bendi hükmünün, Danıştay’ın görüş kararları uyarınca tesis edilen
işlemlere karşı açılacak davalar ile bir ilişkisinin bulunmadığının belirtilmesi
gerekmektedir. Anılan hüküm uyarınca açılan davaların ilk derece mah-
kemesi olarak Danıştay’da görülmesi gereği karşısında, Danıştay’ın görüş
kararına dayanan idari işlemlere karşı açılan davalarda görevli mahkeme
belirlenirken yukarıda anılan madde hükmünün esas alınmaması da bu
düşünceyi doğrulamaktadır.
2. İnceleme Kararları
Danıştay’ın inceleme merci olarak verdiği kararlardır ve Danıştay’ın
inceleme kararları, uyulması zorunlu ve bağlayıcı nitelik taşımaktadır.
A. İdari Makamlar Arasındaki Uyuşmazlıkları Çözüm Kararları
Danıştay’ın idari makamlar arasındaki uyuşmazlıklar hakkında ver-
diği kararlar idareler bakımından bağlayıcıdır. İdareler arasındaki “belirli”
uyuşmazlıkların, idare bünyesi içinde çözülmesine olanak sağlama ama-
cını taşıyan yasa koyucunun bu tercihi, idarenin bütünlüğü ilkesine aykırı
bulunmamaktadır.
İdari makamlar arasındaki görev ve yetkiden doğan uyuşmazlıklar
hakkında Danıştay’ca verilen kararların dava konusu edilebilmesi müm-
kün değildir. Ancak, Danıştay kararı doğrultusunda görevli ve yetkili
makamlarca tesis edilen işlemlere karşı açılacak davalarda, işlemin yetki
unsuru yönünden yapılan hukuka uygunluk denetimi çerçevesinde işle-
mi tesis eden makamın görevli ve yetkili idari makam olup olmadığının
inceleneceği tabiidir.
Kamulaştırma Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca Danıştay tarafından
verilen idari kararlar da kesindir ve dava konusu yapılamazlar.
“... yasa kuralından anlaşılacağı üzere, iki idarenin taşınmaz malın devri
konusunda anlaşamamaları halinde yapılan başvuru üzerine Danıştay ilgili idari
dairesinin bu konuda vereceği kararın kesin olduğu ve davaya konu edilemeyeceği
açıktır.
Bu nedenle, davacı ...... Belediye Başkanlığı’nın davalı idarenin taşınmazları-
nın devrine muvafakat etmemesi ve Danıştay 1. Dairesi’ne yaptığı başvurunun da
bu dairece reddine karar verilmesi üzerine bu kararın iptali talebiyle açılan davayı
incelemeye olanak bulunmamaktadır.”
82
82
D. 6. Da., 14.9.1993, E: 1993/2684, K: 1993/3061, DD. 89, s. 369-370.
makaleler Evren ALTAY
227TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
B. İdari Vesayet Makamı Olarak Uyuşmazlıkları Çözüm Kararları
Danıştay’a yapılan başvuruları (itirazlar), idari başvuru niteliği taşıdı-
ğından bu başvurular üzerine Danıştay’ca verilen kararlar da idari nitelik
taşımaktadır.
İdari vesayet makamı olarak Danıştay 1. Dairesi’nce verilen kararlar,
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 46. maddesinde öngörülen yöntemle
Danıştay İdari İşler Kurulu tarafından değiştirilmesi ya da kaldırılması
mümkün olmayan, uyulması gerekli yargı benzeri kesin idari kararlardır.
Bu kararlara karşı idari yollara başvurulabilmesine yasal olanak bulun-
mamaktadır. Ancak maddi hataya dayalı olarak alındığının anlaşılması
halinde söz konusu kararların ilgili idari dairece düzeltilmesi mümkündür.
83
Danıştay idari dairelerince veya İdari İşler Kurulu’nca verilen kararların,
itiraz veya temyiz yoluyla Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nca
incelenmesi olanağı da bulunmamaktadır.
84
Danıştay’ca verilen kararların niteliği konusunda zaman zaman yargı
yerlerince de farklı değerlendirmelerde bulunulabildiği görülmektedir.
Nitekim, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun bir kararında Danış-
tay’ın, idari vesayet makamı olarak verdiği kararların niteliğinde bir uzlaş-
ma sağlanamadığı, bu kararların idari ve yargısal nitelik taşıdığı yolunda
iki ayrı görüşün bulunduğu anlaşılmaktadır.
a. İnceleme sırasındaki bir görüşe göre;
...
Görülüyor ki belediye meclislerinin verdikleri kararlara karşı İl İdare
Kurulu’na (veya Danıştay’a) yapılan itirazlar ile bu itirazlar üzerine İl İdare
Kurulu’nca (veya Danıştay’ca) verilen kararların bir yargı kararı olmadığı
ve bir idari karar niteliğinde bulunduğu ve bu mercilerce, belediye meclisi
kararlarının incelenmesinin bir vesayet denetimi olduğu belirtilmiştir.
...
b. Diğer bir görüşe göre;
İl İdare Kurulları’na çeşitli yasalarla yargısal görevler verilmiş ve bu
kurulların verdikleri kararlar yargısal kararlar sayılmıştır.
Bilhassa 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 62. maddesinde: “İl İdare
Kurulları, il idare şubelerinin, kaymakamların ve ilçe idare şubeleriyle bucak
müdürlerinin, bucak meclis ve komisyonlarının, köy muhtarlarının ve köy ihti-
83
D. 1 . Da., 24.9.2002 E: 2002/109, K: 2002/135; 8.2.2001, E: 2001/7, K: 2001/14; 18.9.2001
E: 2001/124, K: 2001/177.
84
DİDDGK, 3.5.2002, E: 2002/342, K: 2002/415.
Evren ALTAY makaleler
228 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
yar kurullarının yürütülmesi gerekli kararları aleyhine menfaati haleldar olanlar
tarafından bu kararların esas, maksat, yetki ve şekil itibariyle kanun ve tüzüğe
muhalefetlerinden dolayı açılan iptal davalarına 1. derecede bakarlar.” denilmek
suretiyle bu maddede sayılan mercilerin kararları aleyhine İl İdare Kuru-
lu’na yapılacak müracaatı dava olarak nitelendirmiş bulunduğu cihetle bu
müracaatlar üzerine verilecek kararların da yargısal karar olduğu şüphe-
sizdir.
85
Danıştay 6. Dairesi’nce, Danıştay 1. Dairesi’nin yargısal karar verme
yetkisi olmamasına rağmen Belediye Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca
verdiği kararların yargı kararı niteliği kazandığı ve bu nedenle kararları-
nın iptal davasına konu edilemediği gerekçesiyle yargı denetimini ortadan
kaldırdığı ileri sürülen anılan madde hükmünün Anayasa’ya aykırılık oluş-
turduğu iddiasıyla yapılan başvuruya ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi,
Danıştay’ın söz konusu denetiminin idari vesayet olduğu ve kararlarının
idari nitelik taşıdığı, bu kararlara karşı Danıştay dava dairelerine yapılan
başvurunun ise bir temyiz başvurusu değil, kararın uygulanmasına yönelik
eylem ve işleme karşı açılan iptal davası olduğunu belirtmiştir.
Danıştay 6. Dairesi’nin başvuru kararında “iptal davası sonucunda ve-
rilecek olan hüküm ile dava konusu işlem iptal edildiği takdirde bütün sonuçları
ile birlikte tesis edildiği andan başlayarak hukuk aleminden çıkarılırken, davanın
reddi halinde ise işlemin hukuka uygunluğu yargısal bir kararla vurgulanmış olur.
Bununla birlikte, 1580 sayılı Yasa’nın 74. maddesi ile Danıştay’ca incelenerek
tasdik veya iptal olunacağı öngörülen belediye meclisi kararlarının 1. Daire’ce
incelenmesinin yargısal denetimden geçmesi gerekli bir idari işleme karşı açılan
davanın, yargısal karar verme yetkisi bulunmayan anılan dairece karara bağlanması
suretiyle yargı yolunun kapatılması sonucunu ortaya çıkarmaktadır.” denilerek;
Yasa’daki “tasdik veya iptal olunur.” sözcüklerinin Anayasa’nın 125. mad-
desine aykırılığı nedeniyle iptali istenilmektedir.
Anayasa’nın 155. maddesinin ilk iki fıkrasında, Danıştay’ın yapısal ve
işlevsel nitelikleri şöyle açıklanmaktadır.
“Danıştay, idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı mer-
ciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanun’la gösterilen
belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
Danıştay, davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kurulu’nca gönderilen
kanun tasarıları hakkında düşünce bildirmek, tüzük tasarılarını ve imtiyaz şart-
laşma ve sözleşmelerini incelemek, idari uyuşmazlıkları çözümlemek ve kanunla
gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.”
85
DİB K: 29.1.1976, E: 1968/7, K: 1976/3, RG 12.5.1977, S. 15935, DD. 26-27, s. 111.
makaleler Evren ALTAY
229TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Burada açıkca görülmektedir ki, 1. fıkrada Danıştay’ın sadece “yargısal
görevler”i düzenlendiği halde, ikinci fıkrada “yönetsel görevler” ağırlık ka-
zanmaktadır. Özellikle “... ve kanunla gösterilen diğer işler...” anlatımı, çoğu
kez yargısal olmayan görevleri de kapsayan düzenlemeler yapmayı yasa
koyucuya açık tutmaktadır.
2575 sayılı Danıştay Yasası’nın 1. maddesinde şu tanım yapılmaktadır.
“Danıştay, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş Yüksek İdare
Mahkemesi, danışma ve inceleme merciidir.
Danıştay, Anayasa ve kendi yasasına göre, yasa ile gösterilen belli davalara
ilk ve son derece mahkemesi olarak bakan bir yüksek mahkeme olduğu gibi, aynı
zamanda anayasal bir ‘danışma’ ve ‘inceleme’ merciidir. Bu nitelikleri ile de kendine
özgü (suı generis) bir yönetsel yargı kurumudur.
Danıştay’ın yargısal olmayan görevleri, 2575 sayılı Danıştay Yasası’nda ve
kimi özel yasalarda gösterilmiştir.
1580 sayılı Yasa’nın 74. maddesine göre, belediye meclislerinin resmi toplantı-
ları dışında görev ve yetkilerine girmeyen konularda ya da mevzuata açıkça ve ağır
biçimde aykırı olarak aldıkları kararlar, ilçe belediyesince verilmişse valinin istemi
üzerine İl İdare Kurulu’nca, il belediye meclisince verilmişse İçişleri Bakanı’nın
istemi üzerine Danıştay’ca incelenerek onaylanır ya da iptal edilir.
74. madde uyarınca belediye meclislerinin işlemleri üzerinde İl İdare Kurulu
ya da Danıştay’ca yapılması öngörülen denetim, bir idari vesayettir. Danıştay
burada Anayasa ve 2575 sayılı Yasa’yla kendisine verilen danışma ve inceleme
işlevini yerine getirmekte, bir yönetim organı imişçesine yönetsel bir karar al-
maktadır. Çünkü, bu itiraz, yargısal bir başvuru ya da dava olmayıp, yönetsel bir
başvurudur.
Aslında, 74. maddede kullanılan ‘tasdik’ ya da ‘iptal’ sözcükleri de, öngörülen
işlemin bir idari vesayet olduğunu göstermektedir. Çünkü, bu maddede sözü edilen
‘tasdik’ ve ‘iptal’ sözcükleri idari vesayet kavramlarıdır.
Yargısal bir inceleme sonucunda üst merci olarak ‘onaylama’dan söz edebilmek
için, önceki kararın da alt derece mahkemesince verilmesi, yani yargısal nitelikte
bulunması gerekir. Oysa, 74. madde uyarınca Danıştay’a yapılan başvuru, belediye
meclisi kararının iptalini ya da onaylanmasını öngörmektedir. Yalnızca bu saptama
bile, Danıştay’ca yapılan denetimin ‘idari vesayet’ olduğunu kanıtlamaktadır.
İdari vesayet sonucu Danıştay 1. Dairesi’nce verilen bu kararlar üzerine
uygulanan eylem ve işlemlere karşı Danıştay dava dairelerine yapılan başvuru,
bir temyiz başvurusu olmayıp, uygulanan eylem ve işleme yönelik bir iptal da-
vasıdır. Aslında Danıştay Yasası’nın ‘İlk Derece Mahkemesi Olarak Danışta’yda
Evren ALTAY makaleler
230 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Görülecek Davalar’ başlığını taşıyan 24. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde
bu konu düzenlenmiştir. Buna göre, Danıştay idari dairelerince veya İdari İşler
Kurulu’nca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere karşı açılacak
iptal davalarına ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da bakılır. Bunlar arasında,
74. maddeye göre yapılan başvurular üzerine 1. Daire’ce alınan kararlar sonucunda
yapılan işlemlere karşı açılan davaların da bulunacağı kuşkusuzdur. Bu durumda,
itiraz yoluna başvuran Danıştay 6. Dairesi’nin önünde görüp, çözümleyeceği bir
iptal davasının bulunduğu açıktır.”
86
İl daimi encümeni kararlarına karşı valiye, idari yargı yerlerine baş-
vurma hakkı tanıyan İl Özel İdaresi Kanunu’nun 141. maddesi hükmünün
dahi idari itiraz yolu öngördüğünü belirleyen Danıştay Başkanlar Kurulu
kararında da aynı noktadan hareket edildiği görülmekte olup bu başvurular
sonucu verilen kararların da idari nitelik taşıdıkları açıklığa kavuşturulmuş
olmaktadır.
“Danıştay Başkanvekili ....., 3. Daire Başkanı ........, 5. Daire Başkanı ......., 6.
Daire Başkanvekili ....... ile 10. Daire Başkanı ......’in” 3360 sayılı İl Özel İdare
Kanunu’nun 141. maddesinin son fıkrasında valinin gerektiğinde kesinle-
şen encümen kararlarının uygulanmasını durdurarak iptali için idari yargı
mercilerine başvurabileceği, ilgili idari yargı merciince verilen karara göre
uygulama yapacağı hükme bağlanmıştır.
Önümüze gelen uyuşmazlığın hangi yöntemle ve hangi merci tarafın-
dan çözümlenebileceği maddede belirtilen “idari yargı mercilerine başvurabi-
leceği” ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinin belirlenmesine bağlıdır.
Anayasa’nın “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun
açık olduğu”nu belirleyen 125. maddesi hükmü karşısında 141. maddenin
son fıkrasında yer alan düzenlemeden idari dava yolunun amaçlandığı
açıktır.
Nitekim gerek 3360 sayılı Özel İdare Kanunu’nun 135. maddesinde,
gerekse 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 71 ve 73. maddelerinde belirtilen
idari itiraz yollarında, kanun koyucu İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi
kararları aleyhine Danıştay’a başvurulmasını düzenlerken 141. maddede
kullanılmayan farklı bir kavram seçmiş ve “itiraz” kelimesini kullanmıştır.
İl Özel İdare’nin genel yapısı içinde vali, hem genel idarenin taşra ajanı
hem de, İl Yerel Yönetim İdaresi’nin yürütme organı durumundadır.
Bu konumuna göre valinin Genel İdare’nin taşra ajanı sıfatıyla İl Yerel
Yönetim İdaresi’nin aldığı kararı iptal davasına konu yapması mümkündür.
86
AYM, 21.12.1993, E: 1993/27, K: 1993/57, RG 10.5.1994- S. 21930, s. 3-10.
makaleler Evren ALTAY
231TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Öte yandan Danıştay Kanunu’nun 42. maddesinin (h) bendine göre
İdare-i Umumiye-i Vilayet Kanunu muvakkat gereğince itiraz ve doğrudan
başvuru konusunda 1. Daire’ce inceleme yapılabilmesi için yasada görevli
yargı yerinin “Danıştay” olarak belirtilmesi zorunludur.
Nitekim Özel İdare Kanunu’nun 135 ve 146. maddelerinde bu konuda
tartışılmayacak kadar açık hükümler yer almış, bu maddelerin uygulanma-
sından kaynaklanan uyuşmazlıkları itirazen inceleyip karara bağlamakla
açık olarak Danıştay görevli kılınmıştır.
Oysa 141. maddede öngörülen düzenleme 135 ve 146. maddelerde
öngörülen düzenlemelerden çok daha farklı nitelikte olup encümenle vali
arasında çıkan uyuşmazlığın çözümünde Danıştay görevlendirilmeyip çok
daha geniş kapsamlı bir ifade kullanılarak idari yargı mercileri görevlen-
dirilmiştir.
Bu duruma göre il daimi encümeninin kesin kararlarına karşı valilerce
yapılacak başvuruların bir “itiraz” niteliğinde bulunmadığı, idari dava ko-
nusu olduğu, bu nedenle uyuşmazlığın 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun
32. maddesinin (a) bendi uyarınca 8. Daire’ce çözümlenmesi gerektiği
yolundaki ayrışık oylarına karşılık,
İl Özel İdaresi Yasası’nın 16.5.1987 gün ve 3360 sayılı Yasa ile değişik
141. maddesinde valinin gerektiğinde kesinleşen encümen kararlarının
uygulanmasını durdurarak iptali için yargı yerlerine başvurabileceği
kuralı getirilmiştir. Sorunun çözümü encümen kararına karşı yapılan bu
başvurunun niteliğinin saptanmasına, başka bir anlatımla bu başvurunun
bir dava yolu mu, yoksa idari bir itiraz yolu mu sayılması gerektiğinin
saptanmasına bağlıdır.
Yerel yönetimlerle ilgili temel yasalarda yerel yönetim kararlarına
karşı ilgili kişi veya makam tarafından açılabilecek bir dava yolu öngö-
rülmemiştir.
Böyle bir yolun öngörülmesine gerek de yoktur. Çünkü idare işlemle-
rine karşı açılacak davalar önceleri Danıştay Yasası’nda daha sonra da bu
yasa ile birlikte İdari Yargılama Usulü Yasası ile Bölge İdare Mahkemeleri,
İdare ve Vergi Mahkemeleri Yasaları’nda düzenlenmiştir. Yerel yönetim-
lerle ilgili yasalarda ise sadece yerel yönetim kararlarına karşı ilgili makam
tarafından idareye veya Danıştay’a yapılacak itiraz yolu düzenlenmiştir.
1580 sayılı Belediye Yasası’nın 73. maddesinde başvuru ve itiraz sözcükleri
birlikte kullanılmıştır. 442 sayılı Yasa’ya 3367 sayılı Yasa ile eklenen 13.
maddede ise Köy İhtiyar Kurulu’nca yapılacak itirazdan söz edilmektedir.
İl Özel İdaresi Yasası’na gelince, bu Yasa’nın 135. maddesinde İl Genel Mec-
lisi kararlarına karşı valinin yirmi gün içinde itiraz edebileceği ve itirazın
Danıştay’ca karara bağlanacağı kuralı yer almaktadır.
Evren ALTAY makaleler
232 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Burada da herhangi bir dava yolunun söz konusu olmadığı açıktır.
Aynı Yasa’nın 141. maddesinde yer alan başvuru sözcüğünü de başka türlü
anlamaya olanak yoktur. Çünkü 135. madde ile İl Genel Meclisi kararları-
na karşı idari itiraz yoluna başvurabileceği düzenlenen valiye bu kez 141.
madde ile encümen kararına karşı dava yolunun gösterilmesi için hiç bir
neden yoktur.
Yasa koyucunun 141. maddede gereksiz yinelemelerden kaçınmak için
daha önce 135. maddede yer alan idari itiraz yolunu yeniden ayrıntılı bi-
çimde düzenlemeyip valinin encümen kararlarına karşı idari yargı yerlerine
başvurabileceğini belirtmekle yetindiği, böylece 135. maddede gösterilen
itiraz yolunun 141. madde için de geçerli olmasını doğal saydığı anlaşıl-
maktadır. Başka bir anlatımla yasanın İl Özel İdaresi’nin başı olan valinin İl
Genel Meclisi kararlarına karşı itiraz yolunu düzenledikten sonra, il daimi
encümen kararları karşısında bu yoldan vazgeçip dava yolunu gösterdiği
düşünülemez. Maddede yer alan idari yargı yerlerine başvurulabileceği
ifadesinin bir dava yolu değil daha önce çok benzer durum için 135. mad-
dede açıkça düzenlenen idari itiraz yolu anlamını taşıdığı ortadadır.
Kaldı ki işin niteliği de bir dava açılmasına elverişli değildir. Vali’nin
encümen kararlarına karşı dava açması halinde, encümenin başı olarak
yine kendisinin davalı konumunda bulunması gerekecektir. Davacısı ve
davalısı aynı olan bir dava türü yoktur, olamazda. Sadece bu durum dahi
valinin idari yargı yerlerine bir dava için değil idari itiraz yolu olarak baş-
vurabileceğini açıklamaya yeterlidir. Bir yasa maddesi diğer maddelerden
bağımsız ve sözcüklerin dar anlamları içinde değil, yasanın bütünü, amacı
ve işin niteliği göz önünde bulundurularak yorumlanmalıdır.
Bu durumda ortada 141. madde uyarınca vali tarafından bir dava açıl-
ması söz konusu olmadığına göre maddede yer alan idari yargı mercii ile
135. maddede belirtilen Danıştay’ın amaçlandığı ve vali tarafından yapılan
itiraz konusunda Danıştay Yasası’nın 42. maddesinin (h) bendi uyarınca 1.
Daire’ce karar verilmesi gerektiğine kuşku yoktur.
Yukarıda belirtilen nedenlerle İl Özel İdaresi Kanunu’nun 141. mad-
desine göre yapılan itirazın karara bağlanması görevi 2575 sayılı Danıştay
Kanunu’nun 42. maddesinin (h) bendine göre Danıştay 1. Dairesi’ne ait
bulunduğundan dosyanın anılan Daire’ye gönderilmesine 26.5.1993 gü-
nünde oyçokluğuyla karar verildi.
87
Konuya ilişkin yargı kararları da, Başkanlar Kurulu’nun anılan kararı
doğrultusundadır.
88
87
DBK, 26.5.1993, E: 1993/1, K: 1993/17.
88
D. 8. Da., 3.11.1994, E :1994/773, K: 1994/2810, DD. 90, s. 856-859.
makaleler Evren ALTAY
233TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Danıştay Kanunu’nun “Danıştay idari dairelerince veya İdari İşler Ku-
rulu’nca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere” karşı açılacak
davaların ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görüleceği yolundaki
24. maddesi hükmü, Danıştay’ın söz konusu idari kararlarının yargısal
denetimi konusuna ışık tutmaktadır.
Bilindiği üzere vesayet makamları, vesayet denetimine bağlı idarelerin
yerine geçerek yeni ve bağımsız kararlar alamamaktadırlar. Bu nedenle
yapılan bir itirazın, vesayet makamınca reddedilmesi halinde dava konusu
edilebilecek olan işlem, yerinden yönetim kuruluşunun işlemi olmaktadır.
Bu durumda vesayet makamı aleyhine ve vesayet makamı işlemine karşı
dava açılabilmesi olanaklı bulunmamaktadır.
89
Örneğin; belediye meclisi
kararının mahalli mülki amirce onaylanmaması üzerine, söz konusu ona -
mama işleminin iptali istemiyle Belediye Kanunu’nun 71. maddesi uya-
rınca yapılan başvuru sonucu anılan işlemin Danıştay’ca iptali halinde,
söz konusu Danıştay kararının iptali istemiyle dava açılabilmesi mümkün
bulunmamaktadır. Zira, Danıştay’ın iptal kararı ilgili belediye meclisi
kararının yürürlüğe girmesi sonucuna yol açmakta olup iptal davasının
konusunu oluşturabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliğini,
belediye meclisi kararı taşımaktadır ve bu nedenle belediye meclisi kararla-
rına karşı dava açılabilmesi olanaklıdır. Açılacak bu davalar da Danıştay’ın
değil, idare mahkemelerinin görev alanına girmektedir.
Yürürlüğe girmesi herhangi bir onaya tabi olmayan yerel yönetim
kararlarına yapılan itirazların, Danıştay’ca kabul edilerek itiraz konusu
kararların iptal edilmesi halinde ise Danıştay’ın vesayet makamı olarak
verdiği bu kararların, doğurduğu hukuki sonuçlar itibariyle yargısal
denetime konu oluşturması, Anayasa’nın 125. maddesinin bir gereğini
oluşturmaktadır.
Ancak bu yargısal denetimin nasıl olacağı hususunda bir uzlaşmanın
bulunmadığı belirtilmelidir. Yukarıda açıklandığı üzere mevzuatımızda,
Danıştay’ın idari kararları üzerine uygulanan eylem ve işlemlere karşı
dava açılabileceği öngörülmektedir. Bu hüküm, Danıştay kararlarının,
ancak uygulanması halinde etkisini gösterecek olmasına dayanmaktadır
ki bu da kararları uygulamakla yükümlü idarelerin bu amaçla tesis ettiği
işlemlerin dava konusu edilebilmesi sonucunu doğurmaktadır. Danıştay
kararlarının dava konusu edilememesi ise bunların idari işlem niteliğini
taşımadığı yolundaki bir düşünceye yol açmaktadır
90
ki kanımca bu düşünce
eleştiriye değerdir. Danıştay’ın, idari kararlarının uygulayıcısı olmaması,
89
DİBK, 29.1.1976, E: 1968/7, K: 1976/3
90
DİDDGK, 11.2.2000, E: 1998/346, K: 2000/206; 3.5.2002 ,E: 2002/342, K: 2002/415.
Evren ALTAY makaleler
234 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
bu tür kararların dava konusu edilebilmesini, bu kararların uygulanmasına
ilişkin işlemlere karşı açılan davaların ise Danıştay husumetiyle görülme-
sini engellemektedir. Bununla birlikte, söz konusu davaların, Danıştay
kararlarının dolaylı olarak yargı denetimine tabi tutulmasını beraberinde
getirdiği söylenebilir.
Belirtilen nedenlerle, Belediye Kanunu’nun 73 ve 74. maddeleri uyarın-
ca belediye meclisi kararlarının iptali yolunda verilen Danıştay kararlarının
iptali istemiyle açılan davalar, Danıştay Kanunu’nun 24. maddesi hükmü
uyarınca incelenmelerine olanak bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmek-
tedir.
91
Ancak bu kararlara dayanan uygulama işlemlerine karşı, menfaati ihlal
olunanlarca dava açılabilmesine bir engel bulunmadığı gibi, bu kararın
ilgili belediyeye tebliği ve karar gereğinin yerine getirilmesi istemini içeren
İçişleri Bakanlığı işleminin de bir uygulama işlemi olarak kabul edilerek
söz konusu belediyelerce İçişleri Bakanlığı işlemine karşı açılan davaların
yargı yerlerince görüldüğü belirtilmelidir. İçişleri Bakanlığı’nın söz konu-
su işlemi ile birlikte, bu işlemin dayanağını oluşturan Danıştay kararının
da iptali istemiyle açılan davalarda yargı yerlerince, iptali istenen her iki
işlemin de incelenerek uyuşmazlığın esası hakkında verilen kararlara rastla-
nılabilmektedir.
92
Hatta, İçişleri Bakanlığı’nın hasım gösterilerek doğrudan
ve yalnızca Danıştay kararının iptali istemiyle açılan davaların varlığı da
söz konusu olup bu davaların Danıştay 6. Dairesi’nce incelenmekte iken,
93
Danıştay 11. Dairesi’nce incelenmeksizin reddedildiğinin
94
ve her iki kararın
da Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nca onaylanmış olduğunun
belirtilmesi gerekmektedir. Her ne kadar 6. Daire kararının onanmasına
dair kararda, İçişleri Bakanlığı’nın 1. Daire kararı doğrultusunda işlem tesis
ettiğinin anlaşıldığı, bu nedenle davanın esastan incelenmesinin uygun
bulunduğu belirtilmekte ise de iptal isteminin yalnızca 1. Daire kararına
yönelik olması karşısında bu gerekçenin, her iki karar arasındaki farkı tam
olarak ortaya koyduğunu söyleyebilmek güçtür. Danıştay 1. Dairesi’nin
kararının yanı sıra bu kararın uygulanması istemini içeren İçişleri Bakan-
lığı kararının da iptali istemiyle açılan davaların, 11. Daire tarafından da
incelendiği görülmektedir.
95
91
D. 11. Da., 18.2.2003, E: 2003/145, K: 2003/716.
92
D. 6. Da., 21.9.1994, E: 1992/1437, K: 1994/3095; DD. S. 90. s. 656.
93
D. 6. Da., 30.12.1997, E: 1996/4601, K: 1997/6176 (DİDDGK’nın 11.2.2000, E: 1998/346,
K: 2000/206 sayılı kararıyla onanmıştır.).
94
D. 11. Da., 31.5.2002, E: 2002/49, K: 2002/79 (DİDDGK’nın 18.9.2003 günlü, E: 2003/
396, K: 2003/608 sayılı kararıyla onanmıştır. DKD,Y. 2, S. 3, 2004, s. 60-61).
95
D. 11. Da., Yürütmenin Durdurulması kararı, 6.5.2003, E: 2003/708.
makaleler Evren ALTAY
235TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Kanımca, bu durumda belediyelerce Danıştay kararı uyarınca bir işlem
tesis edilmedikçe bireyler tarafından Danıştay kararının tek başına dava
konusu edilebilmesi mümkün olmamakla birlikte ilgili belediyelerce, Danış-
tay kararının uygulanmasını sağlamakla görevli İçişleri Bakanlığı aleyhine
Danıştay kararının iptali istemiyle dava açılabilmesine bir engel bulunma-
maktadır. Zira Danıştay kararı, bireyler bakımından taşımadığı kesin ve
yürütülebilir işlem niteliğini, belediyeler bakımından taşımaktadır.
İl İdare Kurulu’nca Belediye Kanunu’nun 73 ve 74. maddeleri uyarın-
ca verilen ve Danıştay’ın bu maddeler uyarınca verdiği kararlar ile aynı
nitelikte bulunan kararlarına karşı dava açılabileceği yolundaki Danıştay
kararları,
96
aynı zamanda, Danıştay’ın söz konusu idari kararlarının dava
konusu edilebilmesine de dayanak oluşturmaktadır.
Belediye Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca Danıştay’ca verilen ka-
rarlar kesindir ve dava konusu edilemezler. Keza, Belediye Kanunu’nun
123. maddesi kapsamındaki valilik işlemlerine karşı iptal davası açılmasına
engel görülen hususlar,
97
Danıştay kararları yönünden de geçerli olduğun-
dan, anılan madde kapsamındaki Danıştay kararlarının da dava konusu
edilemeyeceği belirtilmelidir.
C. Danıştay’ın “Onaya” Bağlı Kararları
Danıştay, kural olarak idari işlem ve eylemler hakkında kararlar ver-
mektedir. Bu nedenle Danıştay’ın, yargısal ve idari fonksiyonlarını yerine
getirirken “verdiği kararlar”dan bahsedilmesi olağandır. Oysa Danıştay’ın
“onaya” bağlı kararlarında, “aldığı kararlar” söz konusudur. Zira, Danıştay
herhangi bir işlem hakkında karar vermemekte, bir idare organı olarak
bizzat kendisi işlem tesis etmektedir.
Bu kararların iki özelliği bulunmaktadır ;
Birincisi, Danıştay’ca konu hakkında bir karar alınabilmesi için bu
yönde yapılan bir başvurunun varlığı gerekmektedir. İkincisi ise, Danış-
tay kararının hüküm ifade etmesi, bir diğer idari makamın onayına bağlı
kılınmış bulunulmaktadır.
Bir derneğin kamu yararına çalışan derneklerden sayılabilmesi için
öncelikle söz konusu dernek tarafından İçişleri Bakanlığı’na bu yönde bir
başvuruda bulunulmuş olması ve bu derneğin kamuya yararlı sayılması
yolunda Danıştay’ca alınan kararın, Bakanlar Kurulu’nca onaylanması
96
D. 1. Da., 31.3.1992, E: 1992/118, K: 1992/128; D. 8. Da., 9.12.1993, E: 1992/3074, K:
1993/4118, DD. S. 90, s. 827-830.
97
DİİK, 8.7.1982, E: 1982/108, K: 1982/129.
Evren ALTAY makaleler
236 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
gerekmektedir. Danıştay kararının Bakanlar Kurulu’nca onaylanmaması
halinde, ilgili dernek tarafından bu işleme karşı dava açılabilmesine engel
bulunmamaktadır.
98
Bakanlar Kurulu, bir derneğin kamuya yararlı dernek
olup olmadığının saptanmasında nihai olarak yetkili bulunmakla beraber
İçişleri Bakanlığı’nın olumlu görüşü ve Danıştay İdari İşler Kurulu’nun
olumlu yöndeki kararına rağmen bir derneğin kamu yararına dernek sayıl-
maması için yeterli, somut ve haklı nedenlerin bulunması gerekmektedir.
99
Yargısal denetim sırasında da derneğin kamuya yararlı sayılabilmesi için
kanunda aranan şartları taşıyıp taşımadığı incelenmekte ve ulaşılan sonuca
göre karar verilmektedir.
100
İlgili derneğin başvurusunun Danıştay’ca reddedilmesi halinde bu
işleme karşı da dava açılabileceğinin kabulü gerekmektedir. Çünkü der-
nek başvurusunun Danıştay’ca reddi halinde Bakanlar Kurulu’nca aksi
yönde bir karar alınabilmesi mümkün olmadığından, kesin ve yürütülmesi
zorunlu bir işlem niteliği taşıdığının kabulü gereken Danıştay kararının
dava konusu edilebilmesine bir engel bulunmamaktadır. Ancak söz ko-
nusu Danıştay kararı, dernek başvurusunun reddi anlamını taşıdığından
bu kararın uygulayıcısı konumundaki İçişleri Bakanlığı aleyhine dava
açılabilmesi mümkündür.
Danıştay’ca belediye kurulması yolunda verilen kararlar, Cumhur-
başkanı’nın onayına tabidir. Ancak uygulamada, belediye kurulması
yolundaki Danıştay kararından sonra üçlü kararname tesis edilmektedir.
Belediye sınırlarında değişikliğe yol açacak nitelikteki kararların da aynı
usule tabi olduğu hükme bağlandığından, belediye kurulması hakkında
verilen kararlarla aynı niteliği taşımaktadırlar.
Belediye kurulmasına karşı açılan davalarda söz konusu üçlü karar-
namenin iptali istenilmektedir. İçişleri Bakanlığı husumetiyle görülen bu
davalarda yargısal denetim, yasal koşulların varlığı
101
ile planlama ve şe-
hircilik ilkeleri ile kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden yapılmakta-
dır.
102
Belirtilen hususlar, belediye sınırlarında değişikliğe yol açan kararlar
bakımından da geçerlidir.
103
Cumhurbaşkanı’nın onayı ile sonuçlanan bu süreçte, Danıştay kara-
rının olumsuz olması, başvurunun reddi sonucunu doğurması için yeterli
olduğundan bu bağlamda kesin ve icrailik niteliği taşıyan Danıştay kararı-
98
D. 10. Da., 23.10.1990, E: 1988/2710, K: 1990/2301, DD. S. 82-83, s. 894-898.
99
D. 10. Da., 23.10.1990, E: 1988/2710, K: 1990/2301, DD. 82-83, s. 894-898.
100
D. 10. Da., 10.4.2000, E: 2000/985, K: 2002/240.
101
D. 8 .Da., 16.11.1987, E: 1987/87, K: 1987/489, DD. S. 70-71, s. 368-369.
102
D. 8. Da., 27.4.2000, E: 1998/3789, K: 2000/3194; 5.5.1999, E: 1996/2124, K: 1999/2765.
103
D. 8. Da., 29.12.1999, E: 1999/3572, K: 1999/8184.
makaleler Evren ALTAY
237TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
nın iptali istemiyle kararın uygulayıcısı durumunda olan İçişleri Bakanlığı
aleyhine bir dava açılabileceğinin kabulü gerekmektedir.
Danıştay’ca, belde sınırlarında değişikliğe yol açacak nitelikteki baş-
vuruların reddi halinde, bu kararların iptali istemiyle dava açılamayacağı
yolundaki içtihadın,
104
değişime uğramakta olduğu ve Danıştay kararının
ilgiliye tebliğinin, kararın uygulanması olarak kabul edilerek dava konusu
edilebilmesi eğiliminin güçlendiği söylenmelidir.
105
D. Danıştay’ın “Onay” Kararları
Belediye meclislerinin, 25 yılı aşan borç alma ya da borç verme karar-
ları bakımından aranan Danıştay onayı, bu kararların yürürlüğe girmesini
sağlayacak nitelik arz etmektedir.
Kanımca, konu hakkında Danıştay’ca verilen kararlarının, sonucu ne
olursa olsun niteliği gereği dava konusu yapılamamaları gerekmektedir.
E. İşlem Tesisi İçin Zorunlu Olan, Danıştay’ın
“Uygun Görüş” Kararları
Kararlar, inceleme ve uygun görüş talebinde bulunan idareleri kısmen
bağlayıcı niteliktedir. Danıştay’ın, uygun görüş bildirdiği işlemi tesis zo-
runluluğu bulunmamakla birlikte Danıştay kararının aksi yönünde işlem
tesis edilebilmesi de olanaklı değildir.
Danıştay’ın diğer işlemler hakkındaki inceleme görevlerinde yalnızca
onama ve iptal yetkisi ile donatılmış iken burada, inceleme yaptığı işlem
üzerinde değişiklik yapmak suretiyle taslağı yeniden oluşturabilme yetkisi
bulunmaktadır.
Tüzük tasarılarının incelenmesi sonucu Danıştay’ca verilen kararlar
dava konusu edilemezler. Tasarının tüzükleşmesi halinde söz konusu
tüzüğe karşı dava açılabilmesi olanaklıdır.
“Danıştay 1. Dairesi tarafından Tıpta Uzmanlık Tüzüğü Tasarısı hakkın-
daki 11.7.1997 günlü, E: 1996/39, K: 1997/8 sayılı inceleme kararının temyizen
incelenerek, anılan Tüzüğün Anayasa’ya aykırı hükümlerinin çıkarılması, gerekli
değişikliklerin yapılması; yeni karar oluşturulması; Yüksek Öğretim Kurumları
ve yasa ile belirlenmiş öğretim üyeleri dışında tıpta uzmanlık eğitimi verilmesini
104
D. 8. Da., 4.10.1990, E: 1989/658, K: 1990/1019, DD. 82-83, s. 698-699; DİDDGK,
17.1.1992, E: 1991/11, K: 1992/22.
105
D. 8. Da,19.9.2002, E:2001/1228, K: 2002/4115.
Evren ALTAY makaleler
238 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
sağlayan tüm maddelerin Anayasa’ya aykırı olması nedeniyle Anayasa Mahke-
mesi’ne müracaat ve dava edilmesini istemektedir.
...
Danıştay’ca incelenmiş ancak yürürlüğe konulmamış tüzük tasarılarının
henüz tüzük olarak hukuki varlık kazanmadığı ve yürütme organının yürürlüğe
koyup, koymamakta serbest olduğu tartışmasızdır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda Danıştay 1. Dairesi’nce tüzük
tasarılarının incelenmesi sonucu verilen kararlara karşı herhangi bir başvuru yolu
öngörülmediği gibi, yukarıda belirtilen hukuki niteliği itibariyle tüzük tasarılarına
karşı dava açılması da mümkün bulunmamaktadır.
Her ne kadar 2575 sayılı Yasa’nın 24/1-e maddesinde, Danıştay idari daire-
lerince veya İdari İşler Kurulu’nca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve
işlemlere karşı Danıştay’da iptal davası açılacağı hükmü yer almakta ise de; talep-
ten de anlaşılacağı gibi Anayasa hükmü gereği tüzük tasarıları üzerinde yapılan
inceleme sonucunda verilen karar tek başına dava konusu edilebilecek idari işlem
niteliğinde bulunmamaktadır.
Çünkü idari işlem, idarenin kamu hukuku alanında yaptığı tek yanlı ve kesin
doğrudan uygulanabilir hukuksal işlemler olup, Tüzük tasarıları (Danıştay ince-
lemesinden geçmiş ya da henüz incelemeden geçmemiş olmasına bakılmaksızın)
doğrudan uygulanması mümkün olmayan metinlerdir.”
106
Dava ve icra takibinden vazgeçme ya da mevcut uyuşmazlıkların
sulh yoluyla çözümüne ilişkin olarak yapılan başvurular hakkında veri-
len Danıştay kararlarının da, nitelikleri gereği dava konusu edilebilmeleri
olanaksızdır.
F. 4483 Sayılı Kanun Uyarınca Verilen Kararlar
4483 sayılı Kanun’da, Danıştay ve Bölge İdare Mahkemeleri’nce verilen
kararların kesin olduğu hükme bağlanmış olup itiraz mercii tarafından ve-
rilen ve ceza yargılamasına ilişkin bulunan kararların, niteliği gereği dava
konusu edilebilmelerine hukuken olanak bulunmamaktadır.
106
D. 5. Da., 12.10.1999, E: 1999/4356, K: 1999/2905, DD. 103, s. 470-471.