makaleler M. Bedri ERYILMAZ
179TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
GİRİŞ
Bu makalede, Türkiye’de iç güvenliği sağlama noktasında görev
alan farklı kolluk birimleri arasındaki yetki ve görev alanı paylaşımının
sınırlarına işaret edilecektir. Zira kolluk birimlerinden birisinin yetkisi
olmadığı halde veya görev ve sorumluluk alanı dışında bir yetki kul-
lanması halinde yaptığı işlem idare hukuku açısından görev veya yetki
tecavüzü olarak nitelenecek ve geçersiz olacaktır. Bir kolluk görevlisi
kendi görev alanı dışında yetkisiz herhangi bir üçüncü kişi durumunda-
dır ve ancak bir vatandaşa suçla mücadelede verilen yetkileri kullanabi-
lir. Yetkisi olmadığı halde yetki kullanan bir kolluk görevlisinin eylemi
aynı zamanda ceza hukuku açısından suç teşkil edecektir. Ceza Usul
Hukuku açısından da bu şekilde elde edilen deliller hukuka/kanuna
aykırı kabul edileceğinden ne kolluk, ne savcı ne de mahkemece delil
olarak kullanılabilecektir.
Her ülke, iç güvenliğini sağlamak için kolluk hizmetini değişik
birimler vasıtası ile sunabilir. İç güvenliği sağlayan güvenlik birimle-
rinin birden fazla olması veya polis ve jandarma olarak farklı isimler
altında yapılanması ile o ülkenin yapısının demokratik olması arasında
doğrudan bir ilişki yoktur. Nitekim Türkiye’de güvenlik hizmeti, genel
kolluk olarak bilinen, polis ve jandarma yanında, özel kolluk olarak
isimlendirebilecek varlığını özel bir kanuna borçlu olan Sahil Güven-
lik Komutanlığı görevlileri, çarşı ve mahalle bekçileri, köy bekçileri ve
köy korucuları, özel güvenlik kuruluşları görevlileri, orman muhafaza
DEMOKRATİK ÜLKELERDE
KOLLUK GÜÇLERİ ARASINDA
YETKİ VE GÖREV ALANI PAYLAŞIMI:
TÜRKİYE ÖRNEĞİ
Doç. Dr. M. Bedri ERYILMAZ
*
*
Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi, mberyilmaz@yahoo.com
M. Bedri ERYILMAZ makaleler
180TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
memurları, gümrük ve tekel zabıtası iç güvenlik hizmetine katkıda
bulunmaktadır.
Benzer şekilde, İngiltere’de, yerel olarak görev yapan kırk üç polis
teşkilatından başka, benzer yetkilerle donatılmış olan Ulaşım Polisi (Bri-
tish Transport Police) ve Savunma Bakanlığı Polisi (Ministry of Defence
Police) gibi farklı güvenlik birimleri vardır. Yine Fransa, İspanya, İtalya,
Hollanda ve Portekiz’de, polisten başka, jandarmada, değişik isimler
altında, güvenlik hizmeti sunmaktadır.
Demokratiklik, iç güvenlik hizmeti sunan birimlerin tek bir isim ve
çatı altında toplanmasından çok bu birimlerin, yapısı, işleyişi, kendisini
halka karşı sorumlu hissetmesi ve halka hesap verme alışkanlığına sahip
olmasının yanında, insan haklarına saygıyı temel hizmet prensibi olarak
kabul etmiş olması ile yakından alakalıdır. Bu bağlamda, bir güvenlik
biriminin, sivil katılıma, denetime ve eleştiriye açık olması o birimde
demokratik bir yapı ve işleyişin varlığının önemli göstergeleridir.
Esasen, bir ülkede güvenlik hizmeti sunan birimlerin, görev alan-
larına göre farklılaşması ve farklı isimler alması kaçınılmazdır.
Fakat bu farklılık, bir takım problemleri de beraberinde getirmekte-
dir. Bu problemlerden bir tanesi, belki de en önemlisi, daha fazla yetki
ve daha geniş görev alanı daha fazla sorumluluk anlamına gelmesine
rağmen, güvenlik birimlerinin, uygulamada, yetkilerini ve görev alanını
genişletme mücadelesi içine girmesidir.
Kanun koyucu, bu muhtemel problemi, Türkiye’de aşağıdaki şe-
kilde çözmüştür;
1. Yetki Paylaşımı
Bilindiği üzere kolluk yetkileri, idari (önleyici) ve adli olmak üzere
iki grupta toplanmaktadır. İdari yetkiler, uzakta olan suç tehlikesini
bertaraf etmek için suçun önlenmesine yönelik yetkiler iken, adli yet-
kiler belirli bir suç işleme şüphesinin ortaya çıkması sonrası kullanılan
yetkilerdir.
Örneğin, terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı bir ilde geceleyin
yapılan bir uygulama kapsamında bütün araçların durdurularak aran-
ması halinde yapılan arama, önleme araması iken, bu sırada araçlardan
makaleler M. Bedri ERYILMAZ
181TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
birisinin dur emrine uymayarak kaçması halinde arabanın durdurulması
ve içindekilerinin yakalanması için kullanılan yetkiler adlidir.
Kullanılan bir yetkinin adli veya idari niteliğinin tespiti, yetkinin
kullanılması sırasında amirin savcı veya mülki amir olmasını belirle-
menin yanında, adli bir yetkinin kullanılması sırasında suç işlenmesi
halinde 4483 sayılı Kanun gereği dava açılabilmesi için ilgili kolluk
görevlisi hakkında soruşturma ve dava açma izni alınması gereğini
ortadan kaldırmaktadır.
İdari yetkiler, esas itibari ile istihbarat faaliyetinde bulunma, devriye
gezme, toplumsal olaylarda yeterli sayıda kolluk görevlisi bulundurma
ile önleme amaçlı arama ve yakalama iken, adli yetkiler, olay yeri ince-
lemesi, bilgi alma, kimlik sorma, arama, el koyma, telefon dinleme, gizli
izleme, gizli ajan kullanma, kayıt ve verileri inceleme, zor kullanma,
yakalama ve ifade almadır.
Genel kolluğu temsil eden polis, jandarma ve sahil güvenlik ko-
mutanlığı görevlileri bir kolluk görevlisine verilen bütün adli ve idari
yetkileri kullanabilmektedir.
Kanun koyucu, kolluk yetkisi verdiği her güvenlik biriminin yet-
kilerini kendi özel kanunlarında belirtmiştir.
Polis açısından, idari yetkiler ile adli yetkilerin bir kısmı, esas itibari
ile Polis Vazife ve Selahiyat Kanunu’nda (PVSK) düzenlenmiştir. PVSK
m. 25’deki,
“Polis teşkilatı bulunmayan yerlerde il, ilçe ve bucak jandarma komu-
tanları ile jandarma karakol komutanları bu kanunda yazılı vazifeleri yapar
ve yetkileri kullanırlar.”
Hükmü gereği jandarmada PVSK’daki yetkileri kullanabilir. Bu
sebeple olsa gerek, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Hakkındaki
Kanun m. 10’da yer alan, silah kullanma yetkisi dışında bir yetkiden
söz edilmemektedir. Bununla beraber, bu Kanun’a dayanarak çıkarılan
Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Hakkındaki Yönetmelik’te bütün
idari ve adli yetkiler son derece modern ve ayrıntılı bir düzenlemeye
tabi tutulmuştur. Fakat olması gereken, bu yetkilerin, kaynağı olduğu
söylenen Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun’a
taşınmasıdır. Aksi takdirde, jandarmanın kullandığı yetkilerin kanu-
niliği tartışılır hale gelecektir.
M. Bedri ERYILMAZ makaleler
182TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu m. 5’e göre ise, Sahil Güvenlik
Komutanlığı mensupları kendilerine bu Kanun’da verilen görevlerin
yapılmasında silah kullanma yetkisi dahil polis ve jandarmaya tanınan
bütün hak ve yetkilere sahiptir.
Adli yetkiler açısından ise yetkilerin esas kaynağı, hem polis ve
jandarma hem de Sahil Güvenlik Komutanlığı mensupları için CMUK
ve Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’dur.
Bu yetkiler incelendiğinde polis ve jandarmanın yetkileri arasında
ne içerik ne de kapsam bakımından bir fark olmadığı görülür. Esasen,
bir ülkenin farklı yerlerinde aynı işi yapan farklı kolluk görevlilerinin
yetkilerini farklı kullanması düşünülemez.
Bununla beraber özel kolluğun dışında kalan, orman muhafaza
memurları, gümrük memurları gibi özel kolluk görevlileri polis ve
jandarmaya verilen yetkilerin tamamını kullanamamaktadırlar.
Özel kolluk görevlilerine verilen yetkiler, esas itibari ile adli nite-
likte olup, aramayı, yakalamayı ve bu amaçla zor kullanmayı içermekte
olup, bu görevliler, olay yeri incelemesi, telefon dinleme, gizli izleme,
ifade alma, gibi özel nitelikteki yetkileri kullanamamaktadır. Çünkü
bu yetkiler, teknik olarak özel bir yapılanmayı ve bazı yetkilerin kulla-
nılması açısından, fiziksel olarak, hakim, savcı ve avukat ile yakın bir
ilişki içinde olmayı gerektirir.
Örneğin, 2495 sayılı Bazı Kurum ve Kuruluşların Korunması ve
Güvenliklerinin Sağlanması Hakkındaki Kanun’a göre, özel güvenlik
teşkilatı personeli, delilleri muhafaza altına alma ve yakalama yetkisine
sahiptir. Bu görevliler gerekirse, PVSK m. 16’daki şartların doğması
halinde silah kullanabilir.
Yine, Köy Kanunu’na göre, köy korucuları, köy sınırı içinde herkesin
ırzını, canını ve malını korumak için m. 77 gereği sadece silah kullanma
yetkisine sahiptir.
Benzer şekilde, Orman Kanunu m. 77, 78 ve 79 gereği, orman muha-
faza memurları, ormanların muhafazası için, arama, el koyma, yakalama
ve silah kullanma yetkilerini kullanabilirler.
Aynı şekilde, Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu m. 3’e göre, çarşı
ve mahalle bekçileri bazı önleyici görevleri yanında, yakalama, delil-
makaleler M. Bedri ERYILMAZ
183TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
leri muhafaza altına alma ve m. 5’e göre de PVSK m. 16’daki şartların
gerçekleşmesi halinde silah kullanma yetkisine sahiptir.
Kamu hukukunda yetkisizlik esas olduğundan, özel kolluk gö-
revlileri kendi özel kanunlarında kendilerine verilmeyen bir yetkiyi
kullanamazlar. Kullanırlarsa idare hukuku açısından yetki gaspı söz
konusu olup işlemi hukuken geçersizdir.
Özel kolluk görevlileri bu yetkilerini genel kolluğun yokluğunda,
genel kolluğun varlığında da, onun emrinde, genel kolluk görevlilerine
yardımcı olmak amacıyla kullanabilir.
2. Görev ve Sorumluluk Alanı Paylaşımı
Özel kolluk görevlilerinin görev ve sorumluluk alanı kendi özel
kanunlarında tanımlanmıştır. Buna göre, örneğin orman muhafaza
memurları, Orman Kanunu’nda tanımlanan orman sınırları içinde,
çarşı ve mahalle bekçileri, belediye hudutları içinde görevlendirildik-
leri çarşı ve mahalle sınırları içinde, özel güvenlik teşkilatı görevlileri,
ilgili kuruluşun faaliyet sahası içinde, köy korucuları köy sınırları içinde
görev yapar.
Genel kolluk içinde yer alan Sahil Güvenlik Komutanlığı görevlileri
Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün sahillerinde, iç suları olan Marmara De-
nizi, İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı’nda, liman ve körfezlerinde,
karasularında, egemenlik ve denetimi altında olan deniz alanlarında
yetkilerini kullanabilir.
Genel kolluğun diğer iki birimi olan polis ve jandarma arasındaki
görev ve sorumluluk alanı ise 2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev ve
Yetkileri Kanunu m. 10’da belirlenmiştir. Buna göre;
“Jandarmanın genel olarak görev ve sorumluluk alanı; polis görev sahası
dışı olup, bu alanlar il ve ilçe belediye hudutları haricinde kalan veya polis
teşkilatı bulunmayan yerlerdir.”
Diğer bir ifadeyle, jandarma, il ve ilçe belediye sınırları içinde görev
yapamaz. Bu kuralın istisnası il ve ilçe belediye sınırları içinde polis teş-
kilatının olmamasıdır. İl ve ilçe belediye sınırları içinde her ne sebeple
olursa olsun polis teşkilatı kurulmamışsa burada jandarma teşkilatı ku-
M. Bedri ERYILMAZ makaleler
184TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
rulabilir. Yine, il ve ilçe belediye sınırları dışında jandarmanın görev
yapması buralarda polis teşkilatının bulunmamasına bağlıdır.
Bu durumda, jandarmanın varlık sebebi bir yerde polis teşkilatının
olmamasıdır. Polis teşkilatının ülke çapında yaygınlaşması ile veya il ve
ilçe belediye sınırlarının genişlemesi sebebiyle jandarmaya iç güvenlikte
olan ihtiyaç azalacaktır. Diğer bir ifade ile şu anda, jandarma, polisin
boşluğunu doldurarak iç güvenlikte polise yardımcı olmaktadır.
Nitekim bu husus, “Polisle İlişki Çalışma ve İşbirliği Esasları’nı” dü-
zenleyen Jandarma Yönetmeliği’nin 154. maddesinde de açıkça dile
getirilmektedir. Söz konusu maddeye göre,
“Polis görev ve sorumluluk alanı olup ta, bugüne kadar Polis Teşkilatı
kurulmayan yerlerdeki emniyet ve asayişe ilişkin hizmetler, polis teşkilatı
kuruluncaya kadar, Jandarma iç güvenlik birliklerince yerine getirilir. Şehir
ve kasabalarda kentleşme nedeniyle; belediye sınırları genişledikçe bu yerler-
deki, jandarmaya ait görev ve sorumluluk alanları polise devredilir.”
Aynı anlayışın devamı olarak, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev
ve Yetkileri Hakkındaki Kanun’a dayanarak çıkarılan Yönetmeliğin 21.
maddesi, jandarmaya olan ihtiyacın ortadan kalkması halinde jandar-
manın görev ve sorumluluk alanının polise nasıl devir edileceğini dü-
zenlemektedir. Buna göre;
“Gerek mülki ve gerekse mahalli idaredeki değişiklikler ve kentleşme ne-
deniyle ortaya çıkan yeni durumlar karşısında, jandarmanın sorumluluğuna
verilmiş alanlar, aşağıdaki esaslara göre polisin sorumluluğuna verilebilir:
a. Kentleşme nedeniyle jandarma sorumluluk bölgesinin belediye
sınırları içine girmesi,
b. Özel kanun ve nizamların öngörmesi,
c. İlgili bakanlıklarca gerekli görülen ve özellik taşıyan yerler için özel
düzenleme getirilmesi
durumlarında; valiliğin önerisi, Jandarma Genel Komutanı’nın uygun
görmesi ve İçişleri Bakanı’nın onayı ile polise devredilebilir.”
Fakat kanımızca, kanun, bir yerin polisin görev alanı sayılması için
o yerin il ve ilçe belediye sınırı haline gelmesini veya o yerde polis teşki-
makaleler M. Bedri ERYILMAZ
185TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
latı olmasını yeterli sayarken, bir yerde yeni bir polis teşkilatı kurulmak
istenmesi halinde, o yerin polise devri için bu Yönetmelik hükmü ile
Jandarma Genel Komutanlığı’nın uygun görmesinin aranması kanunun
lafzına ve ruhuna aykırıdır. Burada, Yönetmeliğin son cümlesinin, takip
edilmesi gereken bir usulü açıklaması bakımından, aslında “Jandarma
Genel Komutanlığı’na bilgi verilerek, valinin önerisi, İçişleri Bakanı’nın onayı
ile polise devredilir” şeklinde olması gerekir.
Jandarma Yönetmeliği’nin 22. maddesine göre, jandarma ve polisin
sorumluluk alanları mülki amir ya da yetkili kılacağı görevlinin baş-
kanlığında jandarma, emniyet ve belediye temsilcilerinin katılacağı bir
komisyon tarafından belirlenir ve bir protokolle gösterilir. Oybirliği ile
alınan kararlar kesindir.
Oybirliği sağlanamayan durumlarda; bucak ve ilçelere ilişkin so-
rumluluk alanları konusundaki itirazları vali; kesin olarak çözümler.
Bu konudaki kararlar, düzenlenecek protokole esas alınır.
Protokoller ayrıntılı bir biçimde düzenlenir ve komisyona katılan-
larca imzalanır. Harita, kroki ve diğer ekler komisyonca onaylanarak,
protokolle birlikte bir örneği İçişleri Bakanlığı’na gönderilir. Birer
örnek mülki amirlik makamında jandarma ve emniyet birimlerinde
dosyalanır.
En son verilere göre jandarmanın görev ve sorumluluk alanı ülke
coğrafi sınırlarının %91’ini oluşturmaktadır.
Polis ve jandarmanın, birbirinin görev ve sorumluluk alanında görev
yapabilirler mi sorusunun cevabı Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri
Kanunu’nun yine 10. maddesinde verilmiştir. Buna göre,
“Jandarma veya emniyet teşkilatı, kendi sorunluluk sahasında yeter-
siz kaldıkları veya kalacaklarının değerlendirilmesi halinde, mahalli mülki
amirler tarafından birbirlerinin sorumluluk sahalarında geçici olarak gö-
revlendirilebilirler.”
Bu durumda, Jandarma Yönetmeliği’nin 23. maddesi’nde de açık-
landığı üzere, gerek jandarma ve gerekse emniyet teşkilatı kendi so-
rumluluk alanlarındaki görevlerini, kendi kuvvetleriyle yerine getirmek
zorundadır. Ancak, jandarma ve emniyet teşkilatı, kendi sorumluluk
bölgesinde yetersiz kaldıkları takdirde ya da gelişmekte olan olayların
M. Bedri ERYILMAZ makaleler
186TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
değerlendirilmesinde yetersiz kalacakları anlaşıldığında; jandarma ve
polis geçici bir süre için birbirlerinin sorumluluk bölgesinde görevlen-
dirilebilirler. Bu görev hiç bir zaman süreklilik taşımaz. İstenen sonuç
alındığında yardıma gelen kuvvet kendi görevine döner. Jandarmanın
polise ve polisin jandarmaya yapacağı yardım; belirli bir bölgede em-
niyet ve asayiş görevlerini üzerine almak, devriyeleri gezdirmek ya da
toplu kuvvet sevk etmek biçiminde olur.
Kanun’a göre, jandarma ve polisin birbirlerinin görev alanında
görev alabilmesi kendi görev alanlarındaki bir olayla ilgili yetersiz
kalacak olmasına bağlıdır. Bu hususta değerlendirme yetkisi o yerin
mülki amirinin takdirine bırakılmıştır. Şüphesiz bu görevlendirmenin
süresi tehlikenin boyutuna ve süresine göre değişecektir.
Bu durumda, Kanun’daki polis ve jandarmanın birbirlerinin görev
sahasında görevlendirilmesinin tek kriteri “bir suç veya olayla mücade-
lede yetersiz olma” iken başka bir mülahazayla örneğin bu birimlerden
birisine güvenmeme gerekçesi ile polisin, jandarmanın görev alanında
jandarmanın da polisin görev alanında görevlendirilmesinin kanuni
dayanağı yoktur.
Aynı sebeple, jandarma polis bölgesinde, polis de jandarma bölge-
sinde bir yetki kullanmak için (örneğin, arama veya iletişimin dinlen-
mesi ve tespiti kararı için) Cumhuriyet Savcısı’na veya hakime müracaat
edemez. Benzer şekilde, Cumhuriyet Savcısı da, polis veya jandarmayı
birbirinin görev ve sorumluluk alanında görevlendirilemez. .
Jandarma Yönetmeliği’nin 154. maddesine göre, polis sorumluluk
alanında; herhangi bir suçla karşılaşan jandarma iç güvenlik kuvvet-
lerine mensup jandarmalar, orada o anda polis yoksa olaya müdahale
etmek ve polise de haber vermek, polis memurlarının istemi üzerine
gerekli yardımı, yapmakla yükümlüdür. Bu gibi durumlarda jandarma;
polis memurları gelinceye kadar olay yerinde soruşturma yapamazlar.
Durumu olduğu gibi koruyarak, delillerin kaybolmaması için gereken
önlemleri alırlar. Olay yerinde el koydukları nesneleri gelen polis me-
murlarına bir alındı belgesiyle teslim ederler. Jandarma; polis memur-
larının gelmesi geciktiğinde, soruşturma yapar ve soruşturma evrakını,
istem olmadan ilgili polis makamlarına gönderir.
Zorunlu durumlarda, polis yetkilileri de, jandarma sorumluluk
alanında yukarıdaki şekilde hareket ederler.
makaleler M. Bedri ERYILMAZ
187TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Olay faillerinin belirlenmesi ve yakalanmaları konularında, jandar-
ma ve polis kendi sorumluluk alanlarında birbirlerine gerekli yardımı
yapmakla yükümlüdürler.
Jandarmanın sorumluluk alanında, polis tarafından; siyasi emni-
yetle ilgili ya da emniyet ve asayişle ilgili diğer konularda yürüttüğü
çalışma ve haber toplama faaliyetlerinde; jandarma bu görevlilere gerekli
yardımı yapar. Buna karşılık polis yapacağı çalışmalardan ve edindi-
ği bilgilerden, jandarmaya bilgi verir. Jandarma ve polis kuruluşları
kendi bölgelerindeki suç ve diğer olaylardan ilgili olanları birbirlerine
bildirirler.
Jandarma ile polisin birlikte çalışmalarına gerek duyulan durum-
larda, ortak kuvvetin komuta, sevk ve idaresi, bu çalışmaya katılan
jandarma kuvvetlerinin en kıdemli birlik komutanı tarafından sağlanır.
Ancak ortak çalışmaya katılan polis teşkilatının amiri; emniyet amiri ya
da emniyet müdürü rütbesinde ise, bu amirler çalışma sonuçlanıncaya
kadar mülki amirin emrinde müşavir olarak görev yaparlar.
Bir polis memur veya amiri kendi mülki alanı dışında bir olayla
karşılaştığında bu olaya müdahale etmek zorunda olup olmadığı hususu
da PVSK Ek m. 4’de düzenlenmiştir. Buna göre,
“Polis, görevli bulunduğu mülki sınırlar içinde hizmet branşı, yeri ve
zamanına bakılmaksızın, bir suçla karşılaştığında suça el koymak, önlemek,
sanık ve suç delillerini tespit, muhafaza ve yetkili zabıtaya teslim etmekle
görevli ve yetkilidir.
Bu madde hükmü gereğince bir suça müdahale eden polise karşı işlenen
suçlar görevli memura karşı işlenmiş suç, müdahalede bulunan polisin işle-
diği suçlar ise görevli memurun işlediği suç sayılır.”
Bu durumda, bir il veya ilçede görevli polis memur veya amiri, o
il veya ilçe sınırları içinde adli bir olayla karşılaştığında, çalıştığı bi-
rime (trafik, asayiş, çevik kuvvet, karakol, vb.) bakmaksızın, o olaya
müdahale etmek zorundadır. Müdahale etmemesi halinde, eylemi
(eylemsizliği), görevi ihmal suçunu oluşturacaktır. Bu olaya müdahale
sırasında, kanunun da vurguladığı gibi, polisin kendisine karşı işlenen
suçlar, görevli memura karşı işlenmiş, polisin işledikleri suç ise görevli
memurun işlediği suç olarak değerlendirilecektir.
M. Bedri ERYILMAZ makaleler
188TBB Dergisi, Sayı 64, 2006
Bu durumda, polis, bağlı bulunduğu mülki sınırlar dışında (örneğin,
tatil için gittiği bir beldede) hak ve yetkilerini normal vatandaş sıfatı
ile kullanacaktır.
SONUÇ
Türk kanun koyucusu iç güvenliği sağlamada kolluk birimleri
arasında yetki ve görev paylaşımını tartışmaya mahal bırakmayacak
şekilde net olarak belirlemiştir.
Kanun koyucu, demokratik bir toplumda kolluk hizmetinin sivil bir
birimce karşılanması gerektiği öngörüsü ile askeri bir yapının temsilcisi
olan jandarmanın kolluk hizmetini sadece istisna kabul etmemiş bu
hizmeti kırsal kesim ile sınırlamış ve polis teşkilatı kuruluncaya kadar
jandarmanın polise yardımcı olmasını öngörmüştür.
Bundan sonrası için, yapılması gerekenler;
1. Uygulamayı kanun koyucunun bu öngörülerine göre şekillen-
dirmektir.
2. AB sürecinde, kolluk kuvvetlerinin sivil bir yapıya kavuşturul-
ması, amacı ile Fransa, Belçika, İspanya, İtalya, Portekiz gibi Avrupa
Birliği üyesi ülkelerde başlatılan, Jandarma Teşkilatları mensuplarının
statülerinin diğer kuvvet komutanlıklarına tabi personelin statülerinden
ayrılması işlemi Türkiye’de de başlatmalıdır.