hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK
81TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Giriş
La Haye Sözleşmeleri, uluslararası özel hukukun önemli kaynakla-
rından
1
biri olup, La Haye Konferansları diye bilinen örgüt tarafından
hazırlanmaktadır. 1893 yılından beri Hollanda’nın La Haye kentinde
yapılan La Haye Uluslararası Özel Hukuk Konferanslarında, evlilik hu-
kuku ile ilgili olarak, 1902 – 1905 yılları arasında, yani üç yıl gibi kısa
bir sürede, üç sözleşme tasarısı hazırlanmış ve imzaya açılmıştır.
2
Bu sözleşmelerden ilki, 12 Haziran 1902 tarihli, Evliliğe Uygulana-
cak Hukuk Hakkında Sözleşme (The Convention of Governing Conflict of
Laws Concerning Marriage);
3
ikincisi, Boşanma ve Ayrılık Konularında
* Dr. Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Uluslararası Özel Hukuk Anabilim Dalı
Araştırma Görevlisi.
Uluslararası Özel Hukuk alanında, La Haye Sözleşmelerinin yanısıra, Milletlerarası
Kişi Halleri Komisyonu da, aile hukukunun konusuna giren alanlarda pek çok söz-
leşme düzenlemektedir. Bu bağlamda olmak üzere, Milletlerarası Kişi Halleri Ko-
misyonu evlilik ile ilgili sözleşmeler hazırlamıştır. Bunlardan ilki “Yabancı Ülkeler-
de Yapılan Evlilik Merasiminin Kolaylaştırılmasına Dair Sözleşme” dir. Sözleşme
metni için bkz., http://www.nvi.gov.tr/Content/Attached/NVI/Ahvalisahsiye/
VIINOLUSOZLESME.do c. (Erişim Tarihi: 4 Mayıs 2007). Komisyonun bu alanda
hazırlamış olduğu ikinci sözleşme ise “Evlilik Bağına İlişkin Kararların Tanınması
Hakkında Sözleşme” dir. Sözleşme metni için bkz., http://www.nvi.gov.tr/Con-
tent/Attached/NVI/Ahvalisahsiye/XINOLUSOZLESME.do c. (Erişim Tarihi: 4
Mayıs 2007). Ancak, Milletlerarası Kişi Halleri Komisyonunun, münhasıran evlilik
mallarına uygulanacak hukuku düzenleyen bir sözleşmesi ya da dolaylı olarak -
başka konuda düzenlenmiş bir sözleşmede bu konuda hüküm konulması sureti ile-
evlilik malları konusuna yer verilen herhangi bir düzenlemesi bulunmamaktadır.
Siehr, G. Kurt, “Family Unions in Private International Law” NILR., Vol. 50, 2003, s.
420.
Sözleşmenin Fransızca metni için bkz., http://hcch.e-vision.nl/index_en.php?act=
EVLİLİK MALLARINA UYGULANACAK
HUKUK HAKKINDA
LA HAYE SÖZLEŞMESİ’NİN ÖZELLİKLERİ
VE SÖZLEŞME’NİN ONAYLANDIĞI
ÜLKELERDEKİ TÜRK VATANDAŞLARINA ETKİSİ
Necla ÖZTÜRK
*
Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler
82TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Kanunlar İhtilâfı ve Yargı Yetkisi Uyuşmazlıkları Hakkında Sözleşme
(The Convention of Governing Conflict of Laws and Conflict of Jurisdicti-
on Concerning Divorce and Separation);
4
üçüncüsü ise, 17 Temmuz 1905
tarihli, Evliliğin, Eşlerin Şahsî ve Malî İlişkilerine Etkileri ile Hukuk
Seçimi Hakkında Sözleşme’dir (The Convention of Concerning Conflict of
Laws Relating to the Effects of Marriage on the Rights and Duties of Spouses
Inter se and on the Spouses’ Property).
5
Adı geçen son Sözleşmede, asıl
olarak, eşlerin birbirlerine karşı hak ve ödevleri düzenlenmiş olmakla
birlikte, diğer sözleşmelerden farklı olarak, evlilik mallarına uygula-
nacak hukuka ilişkin hükümler de yer almaktadır. Bu özelliği nedeni
ile 1905 Evlilik Sözleşmesi, evlilik mallarına uygulanacak hukuka iliş-
kin hükümler içeren ilk sözleşme olma özelliğini taşımaktadır.
S
1905 tarihli bu sözleşmeden sonra, uzun bir süre, evlilik malları-
na uygulanacak hukuk konusunda herhangi bir düzenleme yapılma-
text.display&tid=13. (Erişim Tarihi: 4 Mayıs 2007). Bu Sözleşme; Belçika, Almanya,
Fransa, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Polonya, Portekiz, Romanya, İsveç, İsviçre
ve Macaristan tarafından onaylamıştır. Avusturya ve İspanya Sözleşmeyi imzala-
mışlar ama onaylamamışlardır: Osnabrück, Von Christian v. Bar, ‘Die Eherechtlichen
Konventionen der Haager Konferenz(en)’, RabelsZ, Vol. 57, 1993, s. 66-67. Bu sözleşme,
evliliğin aslî ve şeklî şartlarına uygulanacak hukuk, evlenme engelleri, evlenme eh-
liyeti gibi konuları düzenlenmiş olmakla birlikte, evlilik mallarına ilişkin herhangi
bir hüküm içermemektedir: Sözleşme hakkında ayrıntılı bilgi için bkz., Osnabrück,
s. 66 vd.; ayrıca, Sözleşme hükümlerine ilişkin açıklamalar için bkz., Metya, Nusret,
Devletler Hususi Hukuku, Ders Notları, Ankara 1939, s. 125-129.
Sözleşmenin Fransızca metni için bkz., http://hcch.e-vision.nl/index_
en.php?act=text.display&tid=14. (Erişim Tarihi: 4 Mayıs 2007). Anılan Sözleşme,
boşanma veya ayrılık dâvalarında yargı yetkisi ile bu tür uyuşmazlıklarda uygula-
nacak hukuka ilişkin hükümler getirmektedir. Ancak, evlilik mallarına uygulana-
cak hukuk konusunda, bu sözleşmede de herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Sözleşme hakkında bkz., Osnabrück, s. 75 vd. 12 Haziran 1902 tarihli La Haye Kon-
feransında, bu iki sözleşme dışında bir üçüncü sözleşme olarak, “Vesayete İlişkin
Sözleşme” de (Convention of 12 June 1902 Relating to the Settlement of Guardianship of
Minors) hazırlanmıştır. Sözleşmenin Fransızca metni için bkz., http://hcch.e-visi-
on.nl/index_en.php?act=text.display&tid=15 (Erişim Tarihi: 4 Mayıs 2007). 5 Ekim
1961 tarihli “Küçüklerin Korunması Konusunda Makamların Yetkisi ve Uygula-
nacak Hukuk Hakkındaki Sözleşme” (Convention of 5 October 1961 Concerning the
Powers of Authorities and the Law Applicable in Respect of the Protection of Minors), bu
Sözleşmenin yerini almıştır. Sözleşme metni için bkz., http://hcch.e-vision.nl/in-
dex_en.php?act=conventions.text&cid=39. (Erişim Tarihi: 4 Mayıs 2007).
Sözleşmenin Fransızca metni için bkz., http://hcch.e-vision.nl/index_
en.php?act=text.display&tid=17. (Erişim Tarihi: 29 Nisan 2007).
Sözleşme hakkında ayrıntılı bilgi için bkz., Öztürk Yılmaz, Necla, Evlilik Mallarına
Uygulanacak Hukuk (Yayımlanmamış Doktora Tezi), 2006, s. 143 vd.
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK
83TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
mıştır. Ancak, 1960’lı yıllara gelindiğinde, evlilik malları, hem millî
hukuklarda reform çalışmaları ile hem de milletlerarası kongrelerde
önem kazanmaya başlamış,
T
bunun sonucu olarak da, 1972 yılında, La
Haye Konferansının on ikinci oturumunda, evlilik mallarına uygula-
nacak hukuk sorununun, bir sonraki oturumda tartışılmasına karar
verilmiştir.
8
Bu çalışmanın amacı, 1972 La Haye Konferansı’nda, bir sonra-
ki oturumda gündeme alınmasına karar verilen ve evlilik mallarına
uygulanacak hukuk konusunu münhasıran düzenleyen ilk sözleşme
olma niteliğini taşıyan 14 Mart 1978 tarihli Evlilik Mallarına Uygulana-
cak Hukuk Hakkında La Haye Sözleşmesi konusunda genel açıklama-
larda bulunmak, sözleşmenin ilkelerini ve kanunlar ihtilâfı kurallarını
kısaca incelemek, sözleşmenin getirdiği kuralların bazı karakteristik
özelliklerine dikkat çekmek ve sözleşmenin, sözleşmeye taraf olan ül-
kelerde yaşayan Türk vatandaşlarına etkisini ayrıntılı bir şekilde de-
ğerlendirmektir.
Çalışmanın kapsamına, 1905 Evlilik Sözleşmesi ve evlilik mal re-
jimleriyle ilgili La Haye Konferansı’nın bazı üye devletlerini bağlayan
ve evlilik malları yanında başka konulara da uygulanacak hukuku dü-
zenleyen diğer sözleşmeler
9
dahil edilmemiştir. Çünkü konu ile doğ-
rudan ilgili tek uluslararası sözleşme olma özelliği taşıyan uluslararası
belge, 14 Mart 1978 tarihli Evlilik Mallarına Uygulanacak Hukuk Hak-
kında La Haye Sözleşmesi’dir ve sadece bu sözleşme içerdiği hükümler
nedeniyle Türk vatandaşları üzerinde bir etkiye sahiptir.
I. Sözleşmenin Yapısı ve Yürürlüğe Girme Süreci
Sözleşme toplam 31 maddeden oluşmaktadır. İlk iki maddede,
sözleşmenin kapsamı ve evrensellik ilkesi; 3 ve 6. maddelerde, evlilik
anında veya daha sonra evlilik mallarına uygulanacak hukuk konu-
sunda belirlenebilecek sübjektif bağlama kuralları; 4, 5 ve 15. madde-
Philip, Allan, Comments; “Hague Draft Convention on Matrimonial Property”, Am. J.
Comp. L., Vol. 24, 1976, s. 307.
Overbeck, E. Alfred, Convention on the Law Applicable to Matrimonial Property Regi-
mes, La Haye 1978, s. 13-14; Philip, s. 307.
Örneğin, Latin Amerika ülkelerinin çoğunu bağlayan Lima Sözleşmesi (1879), Mon-
tevideo (1889–1940) Sözleşmeleri ve Mustamante Sözleşmesi (1928) gibi: Overbeck, s.
14.
Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler
84TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
lerde, objektif bağlama kuralları; 10 ilâ 13. maddelerde, evlilik sözleş-
mesinin şeklî yanında, uygulanacak hukukun belirlenmesine ilişkin
şekil ve usul konuları düzenlenmiştir. Kamu düzeni istisnası 14. mad-
dede; sözleşmenin diğer sözleşmelerle ilişkisi ve zaman bakımından
uygulanmasına ilişkin hükümler 16 ilâ 21. maddelerde; sözleşmenin
yürürlüğe girmesine ilişkin konular ile sonuç hükümleri ise, 22 ilâ 31.
maddelerde yer almaktadır.
Sözleşmenin yürürlüğe girme koşulları, 24. maddede düzenlen-
miştir. Bu maddeye göre, sözleşme, 22 ve 23. maddelerde belirtildiği
üzere, onay, kabul ve uygun bulma koşullarına ilişkin belgelerin tevdi
edilmesinden sonraki üç takvim ayının ilk günü yürürlüğe girer. Söz-
leşmenin yürürlüğe girmesi için, üç ülke tarafından onaylanması veya
kabul edilmesi ya da uygun bulunması gerekmektedir. Üçüncü ülke-
nin onay veya kabul ya da uygun bulma koşullarını gerçekleştirmesin-
den sonra geçecek olan üçüncü ayın ilk günü sözleşme yürürlüğe gir-
miş olacaktır. Bu nedenle, sözleşmeyi onaylayan veya kabul eden ya
da uygun bulan ülkelerin bu işlemleri yaptıkları tarihler büyük önem
arz etmektedir.
Sözleşme, ilk olarak Fransa tarafından 26 Eylül 1978 tarihinde im-
zalanmış ve 26 Eylül 1979 tarihinde uygun bulunmuştur. Daha sonra,
14 Ekim 1982 tarihinde sözleşme Lüksemburg tarafından imzalanmış
ve 19 Haziran 1984 tarihinde uygun bulunmuştur. Sözleşmeyi imzala-
yan ve uygun bulan üçüncü ülke ise Hollanda olmuştur. Hollanda, 14
Ekim 1988 tarihinde sözleşmeyi imzalamış, 25 Haziran 1992 tarihinde
uygun bulmuştur.
10
Sözleşmeyi uygun bulan üçüncü ülkenin, uygun
bulma tarihinden sonraki üçüncü takvim ayının ilk günü olan 1 Ey-
lül 1992 tarihinde de sözleşme yürürlüğe girmiştir. Görüldüğü gibi,
14 Mart 1978 tarihli sözleşme, akdedildiği tarihten on dört yıl sonra
yürürlüğe girmiştir.
II. Sözleşmenin İlkeleri
a. Malların Birliği İlkesi
Evlilik mallarına uygulanacak hukuk konusunun görüşüldüğü
1978 La Haye Konferası’nda, bazı common law ülkelerinin delegeleri,
10
Sözleşmeyi imzalayan, onaylayan, kabul eden ve uygun bulan üye ülkelerin lis-
tesi için bkz.,http://www.hcch.net/index_en.php?act=conventions.status&cid=87
(Erişim Tarihi: 2 Mayıs 2007).
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK
85TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
kendi ülkelerinde kabul gördüğü şekilde, eşlerin taşınır ve taşınmaz
mallarına farklı hukukların uygulanması yönünde görüş bildirmişler-
dir. Ancak, sözleşmede, kural olarak, evlilik mallarının birliği ilkesi
kabul edilmiş ve common law ülkelerinde geçerli olduğu şekilde, evlilik
malları -taşınır ve taşınmaz mal ayrımı yapılmadan-, bir bütün olarak
ele alınmıştır. Bunun yanı sıra, sözleşmenin 3. maddesinde, bu kuralı
bir dereceye kadar esnekleştiren, lex rei sitae yararına bir istisna da ka-
bul edilmiştir.
11
Bu maddeye göre, eşler, taşınmaz mallarının tamamı
veya bazıları hakkında, taşınmaz malın bulunduğu yer hukukunun
uygulanmasını belirleyebilirler.
b. Sınırlı İstisnalarla Değişmezlik İlkesi
Sözleşmenin 7. maddesinin birinci fıkrasında, kural olarak değiş-
mezlik ilkesi kabul edilmiştir. Bu maddeye göre, ‘Sözleşme hükümleri-
ne göre uygulanacak hukuk, eşler farklı bir hukuku tayin etmedikleri sürece,
vatandaşlıklarındaki veya mutad meskenlerindeki değişiklikler dikkate alın-
maksızın uygulanmaya devam eder’. Görüldüğü gibi bu hüküm ile evlilik
mallarına uygulanacak hukukun değişmezliği ilkesi kabul edilmiş ve
eşlerin vatandaşlık ya da mutad meskenlerindeki değişikliklerin uy-
gulanacak hukuka bir etkisinin olmayacağı belirtilmiştir.
Değişmezlik ilkesinin iki sonucu olduğunu görüyoruz. Bunlardan
birincisi, uygulanacak hukuk eşlerin özgür iradesi dışında sona erdi-
rilemez; ikincisi ise, eşler evlilik süresince her zaman başka bir huku-
ku, uygulanacak hukuk olarak seçebilirler. Başka bir anlatımla, eşler,
sözleşmenin 4. maddesindeki objektif bağlama kurallarına dayanarak
belirlenen hukuku, evlilik süresince her zaman, evlilik mallarına veya
sadece taşınmaz mallara ilişkin olarak, hukuk seçimi sözleşmesi yap-
mak suretiyle değiştirme yetkisine sahiptirler. Bu husus sözleşmenin
6. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, eş-
ler evlilik süresince herhangi bir anda, evlilik mallarına uygulanmak
üzere yeni bir hukuk belirleyebilirler. Görüldüğü gibi, sözleşmede,
değişebilirlik ilkesine, eşlerin evlilik malları hukuk seçimi sözleşmesi
yapmış olması halinde izin verilmektedir.
12
Sözleşmenin 7. maddesinin ikinci fıkrasında ise değişmezlik kura-
lın istisnaları, yani objektif bağlama noktalarının eşlerin iradesinden
11
Overbeck, s. 15.
12
Philip, s. 312.
Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler
86TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
bağımsız olarak değişebileceği haller sayılmıştır. Bu nedenle, 1978 Ev-
lilik Mallarına Uygulanacak Hukuk Hakkında La Haye Sözleşmesi’nde
“sınırlı istisnalarla değişmezlik” ilkesinin kabul edildiğini ve bu husu-
sun Sözleşmenin karakteristik özelliklerinden biri olduğunu söylemek
yanlış olmayacaktır. Nitekim sözleşmenin öngördüğü bazı koşulların
gerçekleşmesi halinde kendiliğinden değişebilirlik mümkün olmakta-
dır. Böyle bir düzenleme, ne common law ülkelerinin, ne civil law ülke-
lerinin hukuk düzenlerinde, ne de uluslararası sözleşmelerde sıklıkla
görülen bir düzenleme şeklidir.
Sözleşmenin 7. maddesine göre, eşler uygulanacak hukuku tayin
etmemiş veya evlilik sözleşmesi de yapmamışlarsa, önceki uygulana-
cak hukuk yerine, eşlerin her ikisinin sahip olduğu mutad mesken ül-
kesinin iç hukuku uygulanır hale gelebilir. Bunun mümkün olabildiği
haller şunlardır:
Maddenin birinci bendine göre, eşlerin mutad mesken olarak yer-
leştikleri ülke, eşlerin ortak millî hukuku ise veya o ülkeye yerleşme-
lerinden itibaren bu ülkenin vatandaşlığını kazanacaklarsa, bu ülke
hukuku eşlerin evlilik mallarını idare edecektir.
Aynı maddenin ikinci bendine göre, sözleşmeyi onaylayan ülke-
lerde, on yıldan fazla süredir mutad meskene sahip olan eşlerin evlilik
mallarını, bu ülke hukuku idare edecektir.
13
Konu ile ilgili son istisna ise, sözleşmenin 7. maddesinin ikinci
fıkrasının üçüncü bendinde düzenlenmiştir. Bu hüküm, eşlerin aynı
ülkede ortak mutad meskene sahip olur olmaz, ortak millî hukuk uy-
gulamasının değişeceğini düzenlemektedir.
Görüldüğü gibi, bu istisnaların hepsi, mutad mesken yararına ge-
tirilmiş istisnalardır. Bu durum, sözleşmenin ‘mutad mesken’ bağlama
noktasına büyük önem atfettiğine işaret etmektedir. Ayrıca, getirilen
bu düzenleme ile uygulanacak hukuka ilişkin değişiklik kendiliğinden
olmakta, yani eşlerin iradeleri dışında evlilik mallarına uygulanacak
hukuk değişmektedir. Bu nedenle, konu çok tartışılmış ve sonuçta söz-
leşmenin 8. maddesi kabul edilerek, bu değişikliğin geleceğe yönelik
olduğu hükmü kabul edilmiştir.
14
Bu husus, en iyi çözüm olmasa da,
13
Bu husus aşağıda ‘Sözleşmenin Türk Vatandaşları Üzerindeki Etkisi’ başlığı altında
ayrıntılı olarak incelenecektir.
14
Bu konu, Konferansta en çok tartışılan ve eleştirilen konulardan biri olmuştur. Yö-
neltilen eleştirilerin başında, uygulanacak hukukun kendiliğinden değişmesi halin-
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK
87TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
en azından kötünün iyisi olarak sözleşmede yer almıştır. Aslında, evli-
lik mallarına iki farklı hukukun uygulanması sonucunda doğabilecek
bütün olası kombinasyonlar için tatmin edici şekilde kurallar formüle
etmek gerçekten de imkânsız görünmektedir. Bu nedenle, her somut
olayda tatmin edici bir çözüm üretmek mahkemelere düşmektedir.
15
c. Evrensellik İlkesi
Uygulanacak hukukla ilgili olarak, 1951 yılından bu yana hazırla-
nan La Haye Sözleşmeleri’nin büyük bölümünde olduğu gibi, bu söz-
leşmenin kanunlar ihtilâfı kuralları da, akit devletlerde ortaya çıkan ve
sözleşmenin kapsamına giren bütün uyuşmazlıkları idare eder. Söz-
leşmenin 2. maddesinde, sözleşmeye göre uygulanacak hukuk olarak
belirlenen hukukun akit bir devletin hukuku olması şartı aranmamak-
tadır. Dolayısıyla, sözleşme karşılıklılık şartı aranmaksızın uygulana-
caktır. Sözleşmenin 2. maddesine göre, bu sözleşmenin uygulanacak
hukuk olarak gösterdiği eşlerin millî hukukunun veya mutad mesken
hukukunun ya da daha sonraki maddelerden dolayı uygulanacak baş-
ka bir hukukun, akit devlet hukuku olmaması halinde bile sözleşme
uygulanacaktır.
III. Sözleşme Hükümlerine Göre Evlilik Mallarına
Uygulanacak Hukuk
Sözleşmenin 3 ilâ 14. maddelerinden oluşan ikinci bölüm, “Uygu-
lanacak Hukuk” başlığını taşır ve konu ile ilgili olarak sübjektif ve ob-
jektif bağlama kurallarını düzenler.
de, eşlerin evlilik mal rejimlerine iki farklı hukukun arka arkaya uygulanmasının
neden olacağı güçlükler gelmektedir. Özellikle, eşlerin millî hukuklarında evlilik
mal rejimine ilişkin hükümlerde değişiklikler yapıldığında, genellikle çok karma-
şık geçiş hükümlerine gerek duyulduğu Konferansta vurgulanmıştır. Bunun yanı
sıra, konu ile ilgili uyuşmazlıklarda temel sorunlar, eşlerin bazı mallarının, başka
malların yerine geçmesiyle ortaya çıkmakta ve birbiri ardına uygulanacak olan hu-
kuklardaki malların kazanımı veya devrine ilişkin sonuçların neler olacağını tespit
etmek her zaman kolay olmayacaktır. Ancak benzer sorunlara, eşlerin evlilik malla-
rına uygulanacak hukukun, tek bir hukuk olduğu hallerde de rastlanabilmektedir:
Overbeck, s. 34-35.
15
Overbeck, s. 35.
Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler
88TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
a. Sübjektif Bağlama Kuralları
Sözleşmenin temel yeniliği, eşlerin evlilik mallarına uygulanacak
hukuku seçmesine izin vermiş ve irade muhtariyeti ilkesini kabul et-
miş olmasıdır. Ancak, sözleşme hükümlerine göre, yabancı unsurlu
ilişkilerde evlilik malları konusunda, eşlere tanınan irade muhtariyeti
sınırsız değildir. Bu seçim özgürlüğünün sınırı, sözleşmede belirtilen
bağlama noktalarıyla çizilmiştir. Sözleşme, tarafların seçebileceği hu-
kukları belirlerken hukuk seçiminin evlilik öncesinde ve evlilik sonra-
sında yapılması halleri arasında ayrım yapmaktadır.
Sözleşmenin 3. maddesi, eşlere, evlilikten önce evlilik mallarına
uygulanacak hukuk olarak şu hukuklardan birini seçme imkânı tanı-
maktadır: Eşlerden birinin millî hukuku, mutad mesken hukuku, gele-
cekteki mutad mesken hukuku ve taşınmaz mallar bakımından taşın-
maz malın bulunduğu yer hukuku.
Sözleşmenin 6. maddesi ise, eşlere, evlilikten sonra, eşlerden biri-
nin millî hukukunu ya da mutad mesken hukukunu evlilik mallarına
uygulanacak hukuk olarak seçme imkânı tanımıştır. Ayrıca, 3. mad-
dedeki düzenlemeye paralel olarak, taşınmaz mallar bakımından, ta-
şınmaz malın bulunduğu yer hukuku da uygulanacak hukuk olarak
belirlenebilir.
Subjektif bağlama kurallarının belirlenmesinde de, Sözleşmenin
bazı karakteristik özellikler taşıdığı göze çarpmaktadır.
Bunlardan birincisi, subjektif bağlama noktası olarak ‘gelecekteki
mutad mesken’ hukukunun sözleşmede yer almış olmasıdır. Gerçekten
de, ‘gelecekteki mutad mesken’ bağlama noktası; millî hukuk, ikametgâh
hukuku ya da mutad mesken hukuku gibi sık sık karşılaştığımız bir
bağlama noktası değildir. Sözleşmenin 3. maddesi, eşlere, evlilikten
sonra mutad mesken olarak yerleşecekleri ülkenin hukukunu seçme
imkânını vermiştir.
Subjektif bağlama noktaları ile ilgili olarak bir diğer özellik, eş-
lerin seçilebilecekleri hukuklar belirlenirken, sözleşmede evlilik ön-
cesi ve evlilik sonrası ayrımının yapılmış olmasıdır. Evlilik öncesinde
yapılan hukuk seçimlerinde, seçilebilecek hukuklar arasında eşlerin
gelecekteki mutad mesken hukuku da bulunmaktadır. Buna karşılık,
evlilik sonrası yapılacak hukuk seçimlerinde gelecekteki mutad mes-
ken hukukunun seçilmesine imkan tanınmamıştır. Eşlere tanınan se-
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK
89TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
çim özgürlüğünun sınırları konusunda yarattılan bu farklılık, hukuk
seçiminin evlilikten sonra yapılması halinde, ‘gelecekteki mutad mesken
hukukunun’ seçilebilmesinin zaten mümkün olmadığı gerekçesine da-
yandırılmaktadır. Bununla beraber, eşler evlendikten sonra ve hukuk
seçiminin yapıldığı anda bir mutat meskene sahip olamayabilirler. Bu
durumda, eşlerin daha sonra mutad mesken olarak yerleşmeyi düşün-
dükleri ülkenin hukukunu niçin seçemeyeceklerini anlamak güçtür.
Evlilik öncesinde taraflarca seçilebilecek olan ‘gelecekteki mutad
mesken hukuku’nun tespitinde bazı sorunlarla karşılaşılabilir. Şöyle ki,
evlilikten sonra, ancak, mutad mesken olarak düşünülen yere henüz
yerleşmeden önce ortaya çıkan uyuşmazlıklara hangi hukuk uygula-
nacaktır? La Haye Konferansı’nda bu husus delegelerce tartışılmış ve
böyle bir durumda, eşlerin yaptığı hukuk seçiminin etkili olmayacağı
kabul edilmiştir. Buna göre, böyle bir sorunla karşılaşıldığında, san-
ki hukuk seçimi hiç yapılmamış gibi kabul edilecek ve uygulanacak
hukuk konusunda objektif bağlama kurallarına gidilecektir.
16
Oysaki
eşlere, gelecekteki mutad mesken hukukunu seçmeleri yönünde bir
seçim hakkı verilmiş ve eşler buna uygun olarak gelecekte yerleşmeyi
düşündükleri ülkenin hukukunu evlilik mallarına uygulanacak hukuk
olarak seçmişlerse, artık bu hukukun uygulanması gerektiği kanısın-
dayız. Zira sözleşme, eşlere sınırlı irade muhtariyeti çerçevesinde bazı
hukukları seçme olanağı tanımaktadır. “Gelecekteki mutad mesken” de
bunlardan biridir ve uyuşmazlık çıktığı anda, eşlerin mutad mesken
olarak yerleşmeyi planladıkları ülkeye, bizzat yerleşmiş olmaları şartı-
nın aranmaması gerektiği kanısındayız.
b. Objektif Bağlama Kuralları
Sözleşmede, objektif bağlama kurallarının belirlenmesinde, cins-
lerin eşitliği ilkesi gereğince, eşlerden biri diğerine üstün tutulmamış,
her iki eş için ortak unsurlar dikkate alınmıştır.
Sözleşmenin 4. maddesine göre, eşler evlilik malları hukuk seçi-
mi sözleşmesi yapmamışlarsa, evlilikten sonraki ilk ortak mutad mes-
ken hukuku evlilik mallarını idare edecektir. Ancak, objektif bağlama
kuralı, evlilikten sonraki ilk ortak mutad mesken hukuku olmakla
beraber, sözleşme, bazı şartların gerçekleşmesi halinde, eşlerin ortak
16
Overbeck, s. 43.
Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler
90TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
millî hukukunun iç maddî hukuk kurallarının uygulanmasına imkân
vermiştir. Nitekim 4. maddenin ikinci fıkrasında belirtilmiş olan üç
ihtimalden biri gerçekleştiği takdirde eşlerin ortak millî hukukunun
iç maddî hukuk kuralları uygulanacaktır. Bu ihtimallerin ilk ikisinde,
eşlerin evlilikten sonraki ilk mutad meskenleri aynı ülkede bulunmak-
la beraber, eşler aynı zamanda ortak bir millî hukuka da sahip bulun-
maktadırlar. Sözleşme, bu iki ihtimal çerçevesinde, eşlerin evlilikten
sonra ilk ortak meskenleri hukuku yerine, bazı şartların gerçekleşmesi
halinde, onların ortak millî hukukun uygulanmasını tercih etmiştir.
Üçüncü ihtimalde ise, eşlerin ortak millî hukukunun uygulanmasının
nedeni, eşlerin evlilik sonrasındaki ilk mutad meskenlerinin aynı ülke-
de bulunmamasıdır; yani bu ihtimal çerçevesinde 4. maddede belirtil-
miş olan evlilik sonrası ilk mutad mesken hukukunun uygulanmasına
zaten imkân yoktur.
İlk ihtimal çerçevesinde eşlerin ortak millî hukukun uygulanabil-
mesi için, eşlerin her ikisinin de vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu dev-
letin, 5. maddede öngörülen bildirimde bulunan bir devlet olması
17
ve
bu bildirimin eşlere uygulanmasının 5. maddenin ikinci fıkrası
18
hü-
kümleri tarafından hariç tutulmamış olması gerekir. Örneğin, evlilik
sonrası ilk ortak mutad meskenlerini evlilikten sonraki 4 yıl süre ile
Almanya’da tesis etmiş bulunan Hollanda vatandaşlığını taşıyan eşler
bakımından, eğer hukuk seçimi yapılmamış ise, ilk ortak mutad mes-
ken sıfatıyla Alman hukuku değil, ortak millî hukuk sıfatıyla Hollanda
hukuku uygulanacaktır. Zira her iki eşin de vatandaşlık bağı ile bağlı
olduğu devlet (Hollanda), sözleşmenin 5. maddesinde öngörülen bil-
dirimde bulunmuş olan bir devlettir ve eşler Almanya’da evlilik sonra
4 yıl süreyle ortak mutad meskene sahip olmuşlardır.
İkinci ihtimal çerçevesinde eşlerin ortak millî hukukunun uygu-
lanabilmesinin ön şartı, eşlerin her ikisinin de vatandaşlık bağı ile
bağlı olduğu devletin akit bir devlet olmaması ve söz konusu devletin
uluslararası özel hukuk kurallarına göre kendi iç hukukunun uygu-
17
Bu maddeye göre, herhangi bir devlet, imza, kabul, onay veya katılma anından
sonra olmamak üzere, 4. maddenin ikinci fıkrasının 1 nolu bendine göre kendi iç
hukukunun uygulanmasını talep eden bildirimde bulunabilir.
18
Bu fıkraya göre, bu devlet bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen bildirimi yapan
bir devlet ise ya da uluslararası özel hukuk kurallarına göre, kendi millî hukuku-
nun uygulanmasını gerektiren imzacı bir ülke değilse, bu bildirim, o ülkede evlilik
tarihinden itibaren beş yıldan az olmamak üzere mutad meskene sahip olan eşlere
uygulanmaz.
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK
91TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
lanacak hukuk olmasıdır. Bu durumda, eşlerin ortak millî hukukun
uygulanabilmesi, eşlerin evlilikten sonraki ilk ortak mutad meskeni-
nin şu iki ülkeden birinde bulunmasına bağlıdır: Söz konusu mutad
mesken, alternatif olarak, ya 5. maddede öngörülen bildirimi yapan
devlette bulunmalıdır; ya da, ilk ortak mutad meskenin bulunduğu
devlet, akit olmayan bir devlet olmalı ve bu devletin uluslararası özel
hukuk kuralları da millî hukukun uygulanmasını öngörmüş bulunma-
lıdır. Örneğin, evlendikten sonra ilk mutad meskenlerini 3 yıl süreyle
Hollanda’da tesis etmiş bulunan Türk vatandaşları bakımından, millî
hukuk sıfatıyla Türk hukukunun iç maddî hukuk kurallarının uygu-
lanması ihtimali ortaya çıkabilir. Zira her iki eşin de millî hukuku olan
Türk hukukunun milletlerarası özel hukuk kuralları (MÖHUK, m. 14)
ortak millî hukuku uygulanacak hukuk olarak belirlemiştir. Dolayısıy-
la ikinci ihtimalin uygulanması için gerekli olan ön şartlar gerçekleşmiş
demektir. Bununla beraber, sözleşmeye göre, ortak millî hukuk sıfatıy-
la Türk hukukunun iç maddî hukuk kurallarının uygulanması için, ilk
ortak mutad meskenin bulunduğu ülke ile ilgili şartın gerçekleşip ger-
çekleşmediğine bakmak gerekir. Bu devlet, örneğimizde, sözleşmenin
5. maddesindeki bildirimi yapan bir devlet (Hollanda) olduğundan,
Hollanda mahkemelerinin, sözleşme uyarınca ortak millî hukuk sıfa-
tıyla Türk iç maddî hukuk kurallarını uygulaması gerekmektedir. Eğer
her ikisi de Türk vatandaşı olan eşlerin evlilikten sonraki ilk mutad
meskenleri Avusturya olsaydı yine Türk hukuku uygulanacaktı. Zira
eşlerin vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu devlet (Türkiye) sözleşmeye
taraf değildir ve Türk milletlerarası özel hukuk kurallarına göre evli-
lik mallarına uygulanacak hukuk ortak millî hukuktur. Eşlerin evli-
lik sonrası ilk mutad meskene sahip oldukları devlet de (Avusturya)
sözleşmeye taraf değildir ve Avusturya kanunlar ihtilafı kurallarına
göre de, seçimin olmaması halinde evlilik mallarına ortak millî hukuk
uygulanmaktadır (Avusturya Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu m.
18/I (a)).
Ortak millî hukukun uygulanacağı üçüncü ihtimal ise, eşlerin ev-
lilikten sonraki ilk mutad meskenlerinin aynı devlette bulunmaması
halidir. Diğer bir ifadeyle, bu ihtimalde, eşlerin evlendikten sonraki
ilk mutad meskenleri farklı ülkelerde bulunmaktadır. Örneğin, biri
Hollanda’da, diğeri Almanya’da mutad mesken sahibi olan Türk va-
tandaşlarının evlendiklerini ve evlilikten sonra 3 yıl süreyle ortak bir
mutad meskene sahip olmadıklarını varsayalım. Bu durumda, zaten
Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler
92TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
eşlerin evlilik sonrası ortak bir mutad meskeni bulunmadığından ilk
ortak mutad mesken kuralının uygulanmasına da imkân yoktur; do-
layısıyla, sözleşme uyarınca eşlerin ortak millî hukuku sıfatıyla Türk
hukuku uygulanacaktır.
Eşlerin, evlilikten sonraki ilk mutad meskenleri aynı ülkede de-
ğilse ve bunlar ortak millî hukuka da sahip değillerse, artık en yakın
irtibatlı hukuk uygulanacaktır.
Görüldüğü gibi, 1978 Evlilik Mallarına Uygulanacak Hukuk Hak-
kında La Haye Sözleşmesi, ilk ortak mutad mesken bağlama noktasını
esas almışsa da, buna ortak millî hukuk lehine istisnalar getirmiştir.
Hem ilk ortak mutad meskenin, hem de ortak millî hukukun bulun-
madığı hallerde ise, her somut olayın özelliklerine göre tespit edilecek
olan en yakın irtibatlı hukukun uygulanması tercih edilmiştir.
IV. Sözleşmenin Türk Vatandaşları Üzerindeki Etkisi
26 Ağustos 1955 tarihinden beri La Haye Konferanslarına üye olan
Türkiye Evlilik Mallarına Uygulanacak Hukuk Hakkında La Haye Söz-
leşmesini onaylamamış olmasına rağmen,
19
sözleşme, Türkiye bakı-
mından, sözleşmenin onaylandığı ülkelerde yaşayan Türk vatandaşla-
rını ilgilendiren hükümleri nedeniyle dolaylı bir etkiye sahiptir.
Uluslararası özel hukukun en karmaşık sorunlarından birini dü-
zenlemiş olan 14 Mart 1978 tarihli Evlilik Mallarına Uygulanacak Hu-
kuk Hakkında La Haye Sözleşmesi, 1 Eylül 2002 tarihinde yürürlüğe
girmesinin onuncu yılını doldurması nedeniyle, bu sözleşmenin ilk
olarak yürürlüğe girdiği üç ülkede (Hollanda, Fransa ve Lüksemburg)
özel bir önem taşımaya başlamıştır.
Şöyle ki, sözleşmenin 7. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci ben-
di nedeniyle, sözleşmeyi onaylayan ülkelerde on yıldan fazla süredir
mutad meskene sahip olan eşlerin evlilik mallarına eşlerin ortak mu-
tad mesken hukuku uygulanır.
Hollanda, Fransa ve Lüksemburg’da 1 Eylül 1992 tarihinden bu
yana yürürlükte olan sözleşme, bu tarihten itibaren on yıldır mutad
19
Türkiye’nin katıldığı ve imzaladığı La Haye Sözleşmeleri’nin listesi ve üyelik bil-
gileri hakkında bilgi için bkz., http://www.hcch.net/index_en.php?act=states.
details&sid=74. (Erişim Tarihi: 3 Mayıs 2007).
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK
93TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
meskene sahip olan yabancı çiftlerin evlilik mal rejimini, eşlerin noter
huzurunda aksini öngören bir sözleşme yapmaması halinde, re’sen bu
ülkelerin iç maddî hukukuna tâbi tutmaktadır.
Görüldüğü gibi adı geçen maddeye göre, evlilik mallarına uygu-
lanacak hukuk ister ortak millî hukuk, ister ilk mutad mesken hukuku
olsun, evlilikten sonra eşlerin mutad mesken edindikleri ülkede on yıl-
dan fazla bir süre mutad meskene sahip olmaları halinde, bu ülkenin
hukuku, evlilik mallarına uygulanacak hukuk olarak kendiliğinden
değişmektedir.
Örneğin, bu ülkelerden birinin iç maddî hukuk düzenlemesinde
mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğunu kabul edelim. Eşler aksine bir
sözleşme yapmadığı takdirde, on yıldır ortak mutad meskene sahip ol-
dukları ülkenin mal rejimi –örnekte mal ayrılığı rejimi- kendiliğinden
işlerlik kazanacak ve eşlerin evlilik mallarına, on yıldır ortak mutad
meskene sahip oldukları ülkenin hukuku uygulanacaktır. Böyle bir
düzenleme, bu ülkelerinde yaşayan Türk vatandaşlarını –ve elbette di-
ğer yabancı çiftleri-, yakından ilgilendirmektedir.
Sözleşmeye böyle bir hükmün getirilmesinin nedeni, on yıl gibi
uzun sayılabilecek bir sürenin geçmesinden sonra eşlerin ortak mutad
meskene sahip oldukları ülke ile bütünleşmiş olacakları varsayımına
ve eşlerin evlilik mallarına bu ülkenin hukukunun uygulanmasının
yerinde olacağı düşüncesine dayanmaktadır.
20
Belli bir sürenin geçmesinden sonra eşlerin mutad mesken huku-
kunun kendiliğinden evlilik mallarına uygulanacak hukuk olarak de-
ğişmesine ilişkin bu hüküm konusunda eşlerin bilgilendirilmesi gereği
açıktır. Bu nedenle, başta sözleşmeye taraf olan ülkelerin (Hollanda,
Fransa ve Lüksemburg) ve Konferans üyesi ülkelerin ulusal makamla-
rını ve ilgili mercilerini bilgilendirmeleri gerekmektedir.
Bu bilgilendirmeyi gerçekleştirmek üzere, TC La Haye Büyükelçili-
ği Türk Dışişleri Bakanlığı, Konsolosluk Daire Başkanlığı (KOEC) ara-
cılığı ile Adalet Bakanlığı’na bir yazı göndermiş; buna sözleşme metni
ve konu ile ilgili Hollanda basınında çıkan haberleri de eklemiştir.
21
20
Overbeck, s. 31.
21
La Haye Büyükelçiliği’nin 27 Ağustos 2002 tarihli ve 44 faks sıra numarası ile Dı-
şişleri Bakanlığı’na; Dışişleri Bakanlığı’nın da 5 Eylül 2002 tarih ve 339188 sayılı
‘eşler arasındaki mal rejimi’ konulu Adalet Bakanlığı’na gönderdiği yazı: Adalet
Bakanlığı’ndan kişisel olarak temin edilmiştir.
Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler
94TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
NRC Handelsblad gazetesinde, “Yabancı Çiftlerin Evlilik Statüleri Birden-
bire Değişti” (For Foreign Couples: Status Marriage Suddenly Different)
başlığıyla yayınlanan haberde, 1 Eylül 1992 tarihinde yürürlüğe giren
ve 1 Eylül 2002 tarihi itibariyle, yürürlüğe girmesinin onuncu yılını
dolduracak olan Evlilik Mallarına Uygulanacak Hukuk Hakkındaki
Sözleşme’nin ilgili hükümleri uyarınca, 1 Eylül 1992 tarihten itibaren
Hollanda’da yaşayan ve on yıldır evli olan yabancı çiftlerin evlilik mal-
larına uygulanacak hukukun, re’sen Hollanda hukukuna tâbi olacağı
ve Hollanda hukukunda uygulanan mal ortaklığı rejimine dönüşece-
ği belirtilmiştir. Haberde bu durumun özellikle, kendi millî hukukları
farklı mal rejimini öngördüğü için, Türk
22
ve Faslı eşleri etkileyeceği
ifade edilmektedir.
Sözleşmenin bu hükmüne tâbi olmak istemeyen, yani kendiliğin-
den değişimi kabul etmeyen eşlerin yapması gereken nedir? Böyle bir
durumda, eşler, bir sözleşme yaparak uygulanacak hukukun kendi-
liğinden değişimini engelleme imkânına sahiptir. Başka bir anlatım-
la, 1978 Evlilik Mallarına Uygulanacak Hukuk Hakkında La Haye
Sözleşmesi’nin bu hükmünden etkilenecek olan çiftler, evlilik malla-
rına uygulanacak hukukun değişmesini istemiyorlarsa, bunu engelle-
mek üzere notere başvurmalı, ya kendilerine uygulanmasına istedikle-
ri yeni mal rejimini ya da zaten uygulanmakta olan evlilik mal rejimini
seçtiklerine ilişkin bir sözleşme yapmalıdırlar. Ancak, objektif bağla-
ma kurallarına göre belirlenmiş olan uygulanacak hukukun iç maddî
hukuk kuralları, eşlerin evlilik sırasında evlilik mallarına ilişkin böyle
bir sözleşme yapmasına izin vermiyorsa, bu olanak da ortadan kalk-
maktadır.
23
Evlilik mallarına uygulanacak hukukun kendiliğinden değişmesi
halinde, bu hangi andan itibaren geçerli olacaktır? Bu konu, sözleşme-
nin 8. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, evlilik mallarına
uygulanacak hukuktaki kendiliğinden değişiklik, sadece geleceğe yö-
neliktir; geçmişe etki etmez.
Konuyu bir örnekle açıklamak gerekirse;
Türk vatandaşı (E) ile İngiliz vatandaşı (K) nin, 01 Ocak 1990 yı-
lında Türkiye’de evlendiğini ve 01 Ocak 1994 yılına kadar Türkiye’de
mutad mesken sahibi olduklarını farz edelim. Eşler bu tarihten sonra
22
Türk hukukunda 1 Ocak 2002 tarihinden önce ‘mal ayrılığı rejimi’ geçerli idi.
23
Overbeck, s. 33.
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK
95TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Hollanda’ya yerleşmişler ve hâlâ Hollanda’da yaşamaktadırlar. Eşler,
01 Mayıs 2007 tarihinde Hollanda’da boşanmışlardır.
Bu olayda önem arz eden tarihleri şu şekilde belirleyebiliriz:
01 Ocak 1990 – Eşlerin Türkiye’de evlendikleri tarih.
01 Ocak 1994 – Eşlerin Hollanda’ya yerleştikleri tarih.
01 Ocak 2002 – Yeni Türk Medenî Kanunu’nun yürürlüğe girdiği
tarih.
01 Ocak 2004 – Eşlerin Hollanda’da mutad mesken sahibi olmala-
rının onuncu yılı.
01 Mayıs 2007 – Eşlerin boşandıkları tarih.
Bu olayda esasen üç farklı dönem olduğunu görüyoruz.
Birinci dönem (01 Ocak 1990 - 01 Ocak 2002), eşlerin evlendikleri
tarih ile yeni Türk Medenî Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihe ka-
dar geçen dönemdir. Davaya bakan Hollanda Mahkemesi, sözleşme
hükümlerine göre uygulanacak hukuku belirleyecektir. Eşlerin evlilik-
ten önce ya da sonra, evlilik mallarına uygulanacak hukuk konusun-
da herhangi bir sözleşme yapmamış olmaları halinde- ki olayımızda
böyle bir sözleşmenin olmadığını farz ediyoruz-, uygulanacak hukuk
objektif bağlama kurallarına göre tespit edilecektir. Objektif bağlama
kuralları ise, sözleşmenin 4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye
göre, eşlerin evlilik mal rejimini, evlilikten sonra ilk mutad mesken
olarak yerleştikleri ülkenin iç maddî hukuk kuralları idare eder. Örne-
ğimizde, eşler, Türkiye’de evlenmiş ve mutad mesken sahibi olmuş-
lardır. Bu nedenle, bu dönemde eşlerin evlilik mallarına uygulanacak
hukuk, evlilik sonrası ilk mutad mesken hukuku sıfatıyla Türk huku-
ku; dolayısıyla Türk iç maddî hukuk kurallarıdır. O dönemde geçerli
olan Türk Medenî Kanunu hükümleri uyarınca, mal ayrılığı rejimine
göre tasfiye gerçekleşecektir.
İkinci dönem (01 Ocak 2002 - 01 Ocak 2004), yeni Türk Medenî
Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarih ile eşlerin Hollanda’da mutad
mesken sahibi olmalarının onuncu yılını doldurduğu dönemdir.
24
Bu
dönemde de, yine sözleşmenin 4. maddesi uyarınca, evlilik sonrası ilk
ortak mutad mesken hukuku sıfatıyla Türk hukuku, dolayısıyla Türk
24
La Haye Sözleşmesi’nin 7. maddesinin ikinci fıkrasına göre, on yıllık periyot, eşlerin
Hollanda’da mutad mesken sahibi olmalarından itibaren başlar.
Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler
96TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
iç maddî hukuk kuralları uygulanacaktır. Ancak, artık bu dönemde
yeni Türk Medenî Kanunu’na göre, eşlerin evlilik malları, edinilmiş
mallara katılma rejimine göre tasfiye edilecektir.
Üçüncü dönem (01 Ocak 2004 - 01 Ocak 2007), eşlerin mutad mes-
ken olarak Hollanda’da on yılı doldurmaları ile boşanmaya kadar ge-
çen süredir. Sözleşmenin 7. maddesinin ikinci fıkrasına göre, evlilik
mal rejimine uygulanacak hukuk kendiliğinden değişecek ve eşlerin
on yıldır mutad meskene sahip oldukları ülke hukukuna -Hollanda
hukukuna- göre malları tasfiye edilecektir.
Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için farklı bir örnek daha vere-
lim.
Her ikisi de Türk vatandaşı olan eşlerin, 1 Ocak 1994 tarihin-
de, Hollanda’da evlendiklerini ve evlendikleri tarihten itibaren de
Hollanda’da yaşadıklarını farzedelim. Evlilik anında kocanın malvar-
lığı değeri 100.000 birim, kadının malvarlığı değeri ise 20.000 birim ol-
sun.
1 Ocak 2002’de kocanın malvarlığı değerinin 100.000 birim daha
fazlalaştığını (toplam 200.000 birim), kadının malvarlığı değerinin ise
halâ 20.000 birimde kaldığını kabul edelim.
1 Ocak 2004 tarihinde kocanın malvarlığı 100.000 birim (toplam
300.000 birim) daha artmış, kadının malvarlığı değeri ise değişmemiş-
tir.
Eşler 01 Mayıs 2007 tarihinde boşanmaya karar verdiklerinde ise,
kocanın malvarlığının toplam değeri 400.000 birim, kadının malvarlığı
değerinin ise 20.000 birim olarak tespit edilmiştir.
Görüldüğü gibi, eşlerin toplam malvarlığı değeri 420.000 birim-
dir.
Eşlerin evlilik mal rejimi sözleşmesi yapmamış olduğu varsayı-
mından hareketle malların hangi hukuka göre ve nasıl paylaştırılaca-
ğını tespit etmeye çalışalım.
Bu olayda, önem arz eden tarihleri şu şekilde belirleyebiliriz:
1 Ocak 1994 – Eşlerin evlendikleri tarih
1 Ocak 2002 – Yeni Türk Medenî Kanunu’nun yürürlüğe girdiği
tarih
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK
97TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
1 Ocak 2004 – Eşlerin Hollanda’da mutad meskene sahip olmala-
rının onuncu yılı.
1 Mayıs 2007 – Eşlerin boşanma tarihi
Bu olayda da üç farklı dönem olduğu görüyoruz:
İlk dönem (1 Ocak 1994 -1 Ocak 2002), eşlerin evlendikleri tarih
ile Türk iç maddî hukukunda mal rejimleri konusunda yapılan de-
ğişikliğin yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süredir. Eşler evlilik
mal rejimi sözleşmesi yapmadıkları için, uygulanacak hukuk objektif
bağlama kurallarına göre tespit edilecektir. Sözleşmenin 4. maddesine
göre, evlilikten önce eşlerin evlilik mal rejimi sözleşmesi yapmamış
olması halinde uygulanacak hukuk, her iki eşin de evlilikten sonraki
ilk ortak mutad mesken hukuku sıfatıyla Hollanda hukuku olmakla
beraber, burada sözleşmenin 4. maddesinde düzenlenen ve eşlerin or-
tak millî hukuku sıfatıyla Türk hukukunun uygulanmasını gerektiren
sözleşmenin 4 (2). maddesinin (a) bendinde düzenlenen
25
istisnaî du-
rum gerçekleşmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla burada, eşlerin evlilik
mallarına, ortak millî hukukları olan Türk hukukunun iç maddî hukuk
kuralları uygulanacaktır. O halde, eski Türk Medenî Kanunu hüküm-
lerine göre, kanunî mal rejimi olan, mal ayrılığı rejimine göre tasfiye
yapılır ve koca 200.000 birim; kadın 20.000 birim alır.
İkinci dönem (1 Ocak 2002 – 1 Ocak 2004), Yeni Türk Medenî
Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarih ile eşlerin on yıldır mutad mes-
kene sahip oldukları ülkede yaşamalarına kadar geçen dönemdir. Bu
dönemde de, yine eşlerin ortak millî hukuku sıfatıyla Türk hukuku uy-
gulanacaktır. Bununla beraber, bu kez, konuya ilişkin Türk iç maddî
hukuk kuralları yeni Türk Medenî Kanunu ile değiştirilerek ‘edinilmiş
mallara katılma rejimi’, kanunî mal rejimi haline getirildiğinden, pay-
laştırma bu rejim çerçevesinde yapılacaktır. Buna göre, koca malvarlı-
ğının yarısını, yani 50.000 birim; kadın da malvarlığının yarısını, yani
50.000 birim alacaktır.
25
Anılan maddeye göre, evlilik mallarına, eşlerin ortak millî hukukunun iç maddî
hukuk kurallarının uygulanabilmesi için, eşlerin ortak millî hukuka sahip oldukları
ülkenin sözleşmeye taraf olmaması ve bu ülkenin kanunlar ihtilafı kurallarına göre
iç hukukun uygulanabiliyor olması ve ayrıca eşlerin evlilikten sonraki ilk mutad
meskenlerini, sözleşmenin 5. maddesindeki bildirimi yapan devlette tesis etmiş ol-
maları gerekmektedir. Örneğimizde, eşler evlilikten sonraki ilk mutad meskenleri-
ni, 5. maddeye göre bildirimde bulunmuş olan Hollanda’da tesis etmişlerdir.
Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler
98TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Üçüncü dönem (1 Ocak 2004 – 1 Mayıs 2007), eşlerin on yıldır
mutad meskene sahip oldukları ülkede geçerli olan mal rejimine tâbi
oldukları tarih ile boşanmanın gerçekleştiği tarihe kadar geçen dö-
nemdir. Bu dönemde artık eşler, sözleşmenin 7. maddesinin ikinci
fıkrasının ikinci bendine göre, on yıldır ortak mutad meskene sahip
oldukları ülkenin hukukuna -olayda Hollanda hukukuna-, tâbidirler.
Bu nedenle, Hollanda’da geçerli olan tam mal ortaklığı rejimine (alge-
hele gemeesnchap van goederen) göre paylaştırma yapılır ve koca 50.000
birim; kadın 50.000 birim alır.
Böyle bir paylaştırma sonucunda, toplamda koca 300.000 birim;
kadın ise 120.000 birim alacaktır. Oysa baştan itibaren Hollanda huku-
ku uygulanmış olsa idi, her bir eş 210.000 birimi hak edecekti.
Türk vatandaşları açısından, sözleşmenin 7. maddesinin ikinci fık-
rasının uygulanabilmesi için, eşlerin tek ortak millî hukukunun olma-
sı gerekir. Başka bir anlatımla, eşlerin birden fazla millî hukukunun
bulunmaması gerekir. Çünkü bu halde, eşler çifte vatandaşlığa sahip
olacaklardır ve sözleşmenin 15. maddesine göre, 7. maddenin ikinci
fıkrasının birinci bendinde gönderme yapılan durumlar hariç,
26
eşlerin
ortak millî hukukuna gönderme yapan hükümler, eşlerin birden fazla
millî hukukunun bulunması halinde uygulanmaz.
Sonuç
1978 Evlilik Mallarına Uygulanacak Hukuk Hakkında La Haye
Sözleşmesinin karakteristik özelliklerinden ilki, sözleşmenin 7. mad-
desinin ikinci fıkrasında düzenlenmiş olan ve eşlerin evlilik mallarına
uygulanacak hukuku belirlemedikleri takdirde, bazı şartların gerçek-
leşmesi halinde, uygulanacak hukukun eşlerin iradesi dışında, kendi-
liğinden değişebilmesinin mümkün olmasıdır.
Eşlere, “gelecekteki mutad mesken hukuku”nu yani evlilikten sonra
mutad mesken olarak yerleşecekleri ülkenin hukukunu seçme olana-
ğının verilmiş olması da bir diğer özelliktir. Her ne kadar bu seçim
özgürlüğü, eşlerin evlilik mallarına uygulanacak hukuk seçimini evli-
likten önce yapmaları hali ile sınırlandırılmış olsa da, bu husus sözleş-
mede düzenlenmiş bulunmaktadır.
26
Sözleşmenin 7. maddesinin 2. fıkrasının 1. bendinde gönderme yapılan durumlar-
da ise, birden çok millî hukukun olduğu hallerde dahi 7.2 (1) uygulanacaktır.
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK
99TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Bu özellikler bir bütün olarak düşünüldüğünde, sözleşmede ‘mu-
tad mesken’ bağlama noktasının ağırlıklı bir önemi haiz olduğunu söy-
leyebiliriz. Gerçekten de, sözleşmedeki kendiliğinden değişebilirlik
ilkesi tamamen mutad mesken yararına mümkün olabilmektedir. Bu-
nun yanı sıra, yeni bir bağlama noktası olarak göze çarpan ‘gelecekteki
mutad mesken’ hukuku da bu hususu işaret etmektedir.
Sözleşmenin bu karakteristik özellikleri yanında, özellikle kendi-
liğinden değişebilirlik ilkesi nedeniyle de sözleşmenin, common law ve
civil law ülkelerinin düzenlemelerinden farklı bir düzenlemeye sahip
olduğu görülmektedir. Bu ilke, sözleşmenin onaylandığı ülkelerde
yaşayan Türk vatandaşlarının evlilik mal rejimlerinin de, sözleşmede
öngörülen şartlar gerçekleştiğinde, kendiliğinden değişmesine yol aç-
maktadır.
EVLİLİK MALLARINA UYGULANACAK
HUKUK HAKKINDA SÖZLEŞME
27
BÖlÜm I- SÖzleŞmenİn KapsamI
Madde 1
Bu sözleşme evlilik mal rejimlerine uygulanacak hukuka karar ve-
rir.
Sözleşme,
1. Eşler arasındaki nafaka yükümlülüklerinde,
2. Sağ kalan eşin miras haklarında,
3. Eşlerin ehliyeti konularında uygulanmaz.
Madde 2
Bu sözleşme, eşlerin vatandaşlığı veya mutad meskeni veya daha
sonraki maddelerden dolayı uygulanacak hukukun, akit ülke olma-
ması halinde dahi uygulanır.
27
Makalenin yazarı tarafından yapılan çeviridir.
Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler
100TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
BÖlÜm II- UYGULANACAK HUKUK
Madde 3
Evlilik mal rejimine, evlilik öncesinde eşler tarafından belirlenmiş
olan iç hukuk uygulanır. Eşler şu hukukların sadece birini belirleyebi-
lirler.
1. Eşlerden birinin, belirleme anındaki millî hukuku,
2. Eşlerden birinin, belirleme anındaki mutad mesken hukuku,
3. Eşlerden birinin, evlilik sonrasında yerleştiği yeni mutad mes-
ken hukuku,
Böylece tayin edilen hukuk, eşlerin tüm malvarlığına uygulanır.
Bununla birlikte, önceki fıkralarda bir hukuk tayin etmiş olup
olmamalarına bakılmaksızın, eşler taşınmaz mallarının tamamı veya
bazıları hakkında, taşınmaz malın bulunduğu yer hukukunun uygu-
lanmasını belirleyebilirler. Eşler, ayrıca, sonradan edinilen taşınmaz
malın, taşınmaz malın bulunduğu yer hukukunca idare edileceği ko-
şulunu koyabilirler.
Madde 4
Eşler, evlilikten önce, uygulanacak hukuku belirlememişlerse, eş-
lerin evlilik mal rejimini, eşlerin evlilikten sonraki ilk mutad mesken
olarak yerleşilen ülkenin iç hukuku idare eder.
Bununla birlikte, şu durumlarda, evlilik mal rejimini eşlerin ortak
millî hukukunun iç hukuku idare eder:
1. Madde 5’deki bildirim o devlet tarafından yapıldığında ve bu-
nun eşlere uygulanması, aynı maddenin ikinci fıkrası hükümlerince
hariç tutulmadığında;
2. Devlet, sözleşmeye taraf değilse ve o devletin uluslararası özel
hukuk kurallarına göre iç hukuk uygulanabiliyorsa ve eşler evlilikten
sonraki ilk mutad mesken olarak
a. Madde 5’teki bildirimi yapan devlette, ya da
b. Sözleşmeye taraf olmayan ve uluslararası özel hukuku, eşlerin
millî hukukunun uygulanmasına imkân veren devlette yerleşmişler-
se;
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK
101TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
3. Eşler evlilikten sonra aynı ülkede ilk mutad meskene sahip ol-
madıklarında.
Eşler aynı ülkede mutad meskene sahip değillerse veya ortak millî
hukukları yoksa onların evlilik malları rejimini, bütün şartlar göz önü-
ne alınarak, en yakın irtibatlı ülkenin iç hukuk kuralları idare eder.
Madde 5
Herhangi bir devlet, imza, kabul, onay veya katılma anından son-
ra olmamak üzere, 4. maddenin ikinci fıkrası, 1. nolu bendine göre, iç
hukukunun uygulanmasını talep eden bildirimde bulunabilir.
Bu devlet bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen bildirimi ya-
pan bir devlet ya da uluslararası özel hukuk kurallarına göre, millî
hukukun uygulanmasını gerektiren akit devlet değilse; bu bildirim, o
ülkede evlilikten itibaren beş yıldan az olmamak üzere mutad meske-
ne sahip olan eşlere uygulanamaz.
Madde 6
Evlilik süresince eşler, evlilik mal rejimine, önceki uygulanacak
hukuktan başka bir iç hukukun uygulanmasını hüküm altına alabilir-
ler.
Eşler şu hukuklardan sadece birini belirleyebilirler.
1. Eşlerden birinin, belirleme anındaki millî hukuku;
2. Eşlerden birinin, belirleme anındaki mutad mesken hukuku
Böylece belirlenen hukuk eşlerin tüm malvarlığına uygulanır.
Bununla birlikte, önceki fıkralarda veya 3. maddeye göre bir hu-
kuk tayin etmiş olup olmamalarına bakılmaksızın, eşler taşınmaz mal-
larının tamamı veya bazıları hakkında, taşınmaz malın bulunduğu yer
hukukunu tayin edebilir. Eşler, ayrıca, sonradan edinilen taşınmaz
malın, taşınmaz malın bulunduğu yer hukukunca idare edileceği ko-
şulunu koyabilirler.
Madde 7
Sözleşme hükümlerine göre uygulanacak hukuk, eşler farklı bir
hukuku tayin etmedikleri sürece, vatandaşlıklarındaki veya mutad
meskenlerindeki değişiklik dikkate alınmaksızın uygulanmaya devam
eder.
Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler
102TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Bununla birlikte, eşler uygulanacak hukuku tayin etmemişse veya
evlilik sözleşmesi yoksa önceki uygulanacak hukuk yerine, eşlerin her
ikisinin sahip olduğu mutad mesken ülkesinin iç hukuku uygulanır
hale gelir.
1. Mutad mesken olarak yerleştikleri ülke, eşlerin ortak millî huku-
ku ise veya o andan itibaren eşler bu ülkenin vatandaşı olacaklarsa,
2. Evlilikten sonraki mutad mesken on yıldan daha az bir süre de-
vam etmemişse veya
3. Mutad meskene yerleşildiğinde, evlilik mal rejimi 4. maddenin
ikinci fıkrasının 3 nolu bendi nedeniyle sadece ortak millî hukuka tâbi
olduğu durumlarda,
Madde 8
7. maddenin ikinci fıkrasına uygun olarak, uygulanacak hukukun
değişmesi, sadece geleceğe yönelik olarak etki doğurur ve değişiklik-
ten önce eşlerin sahip olduğu mallar, yeni uygulanacak hukuka tâbi
değildir.
Bununla birlikte, eşler her zaman, 13. maddeye uygun şekilde ol-
mak üzere, yeni hukuka tâbi bütün malvarlığını, taşınmaz mallar hak-
kında 3. maddenin dördüncü fıkrası ve 6. maddenin dördüncü fıkra-
sındaki hükümlere halel getirmeksizin yeni hukuka tâbi kılabilirler.
Madde 9
Eşlerle üçüncü kişiler arasındaki yasal ilişkilerde evlilik mal reji-
minin etkileri, Sözleşme’ye göre evlilik mal rejimine uygulanacak hu-
kuka tâbidir.
Bununla birlikte, akit devletin hukuku, evlilik mal rejimine uygu-
lanacak hukuk eşlerden birinin veya üçüncü kişinin mutad meskeni-
nin olduğu yerdeki üçüncü kişiye karşı olan eşe dayanmamayı sağla-
yabilir, aksi halde,
1. aleniyete ilişkin gereklilikler veya tescil, uyum sağlayan bu hu-
kuk tarafından belirlenir veya
2. bu eşle üçüncü kişi arasındaki yasal ilişkiler, üçüncü kişinin ya
evlilik mal rejimine uygulanacak hukuku bildiği veya bilmesi gerekti-
ği durumlarda ortaya çıkar.
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK
103TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Taşınmaz malın bulunduğu yer sözleşmeye taraf ülke ise, bu ta-
şınmaz mallar ilgili eşler ve üçüncü kişi arasındaki yasal ilişkilerde pa-
ralel bir kural sağlayabilmeyi tayin ettirir.
Sözleşmeye taraf ülke, bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları
kapsamını bir bildirimle açıkça belirtebilir.
Madde 10
Uygulanacak hukuk olarak belirlenen hukukta eşlerin rızasıyla il-
gili her türlü ihtiyaca bu hukukça karar verilebilmelidir.
Madde 11
Uygulanacak hukukunun belirlenmesi sarih bir şekilde yapılabilir
veya evlilik sözleşmesinin hükümlerinden zımnî olarak anlaşılır.
Madde 12
Evlilik sözleşmesi, şekil olarak evlilik mal rejimine uygulanacak
hukukun iç hukukuna veya yapıldığı yerin iç hukukuna uygunsa ge-
çerlidir. Her halükarda, evlilik sözleşmesi her iki eş tarafından yazılı,
tarihli ve imzalı olmalıdır.
Madde 13
Açıkça şart konularak uygulanacak hukukun belirlenmesi, ya eş-
lerin belirlediği hukukun iç hukukuna veya yapıldığı yerin iç huku-
kundaki evlilik sözleşmesi için öngörülen şekle uygun olmalıdır. Her
halükarda, uygulanacak hukukun belirlenmesi her iki eş tarafından
yazılı, tarihli ve imzalı olmalıdır.
Madde 14
Sözleşmeye göre karar verilen hukukun uygulanması, sadece
kamu düzenine (ordre public) açıkça aykırılık halinde bertaraf edilebi-
lir.
BÖlÜm III- tamamlayIcI hÜkÜmler
Madde 15
Sözleşmenin amacı doğrultusunda, sadece şu hallerde, vatandaş-
lık, eşlerin ortak vatandaşlığı olarak değerlendirilir.
Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler
104TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
(1) her iki eşin evlilikten önceki sahip olduğu vatandaşlık, her iki
eş de, evlilikten önce o vatandaşlığa sahipse,
(2) eşlerden biri, bir bildirimde bulunmak ya da yeni vatandaşlığın
kazanılmasına engel olmak için kendisine verilen hakkı kullanmamak
suretiyle, evlilikten önce ya da sonra, diğer eşin vatandaşlığını kendi
iradesi ile kazanmış ise,
(3) her iki eş de evlilikten sonra bu vatandaşlığı iradî olarak kazan-
mış ise,
7. maddenin ikinci fıkrasının birinci bendindeki gönderme yapıl-
dığı durumlar hariç, eşlerin ortak millî hukukuna gönderme yapan
hükümler, eşlerin birden fazla ortak millî hukukunun bulunması ha-
linde uygulanmaz.
Madde 16
Sözleşmenin amacı doğrultusunda, evlilik mallarına uygulanacak
farklı sistemlere sahip, iki veya daha fazla bölgesi bulunan ülkelerde,
millî hukuka yapılan atıflar, bu ülkenin yürürlükteki kurallarına göre
karar verilen sisteme atıf yapılmış gibi yorumlanır.
Böyle bir kuralın olmaması halinde, 3. maddenin ikinci fıkrasının
ikinci bendinde ve 6. maddenin ikinci fıkrasının birinci bendindeki
amaçlar doğrultusunda, eşlerden birinin vatandaşı olduğu ülkeye ya-
pılan bir atıf, eşin son mutad meskeninin bulunduğu bölgesel birlik
olarak yorumlanır ve 4. maddenin ikinci fıkrasının amacı doğrultu-
sunda eşlerin ortak vatandaşlığının olduğu ülkeye yapılan bir atıf ise
her birinin, eğer varsa, mutad meskeninin bulunduğu son bölgesel bir-
lik olarak yorumlanır.
Madde 17
Sözleşmenin amacı doğrultusunda, evlilik mallarına uygulanacak
farklı sistemlere sahip, iki veya daha fazla bölgeye sahip ülkelerde,
mutad meskene yapılan her türlü atıf, bu ülkenin bir bölgesindeki mu-
tad meskene atıf olarak yorumlanır.
Madde 18
Sözleşmenin amacı doğrultusunda, evlilik mallarına uygulanacak
farklı sistemlere sahip, iki veya daha fazla bölgeye sahip akit devlet,
bu tür bölgeler arasındaki uyuşmazlıklarda, sözleşmeden dolayı uy-
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK
105TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
gulanacak başka bir ülke hukukunun olmadığı hallerde, sözleşme ku-
rallarının uygulanması zorunda bırakılamaz.
Madde 19
Sözleşmenin amacı doğrultusunda, farklı şahsiyet kategorilerinin
evlilik mallarına uygulanacak iki veya daha fazla yasal sisteme sahip
bir ülkede, böyle bir ülke hukukuna atıf yapıldığında, bu ülkenin yü-
rürlükteki kurallarınca karar verilen sisteme atıf yapılmış gibi yorum-
lanır.
Böyle bir kuralın olmaması halinde, eşlerin ortak millî hukukunun
iç hukuku, 4. maddenin birinci fıkrasındaki şartlara göre ve 7. madde-
nin ikinci fıkrasının ikinci bendindeki şartlara uygun olarak her biri-
nin devam eden mutad mesken ülkesinin iç hukuku uygulanır. Eşlerin
ortak millî hukukunun olmaması halinde 4. maddenin üçüncü fıkrası
uygulanır.
Madde 20
Sözleşme, imzacı veya taraf haline gelen ülkenin, bu sözleşme ta-
rafından idare edilen konulardaki hükümleri de içeren uluslararası di-
ğer enstrümanları etkilemez.
Madde 21
Sözleşme, her bir akit devlette, sadece sözleşmenin bu ülkede yü-
rürlüğe girmesinden sonra evlilik mal rejimine uygulanacak hukuku
belirleyen veya evlenen eşlere uygulanır.
Sözleşmeye taraf olan bir ülke bildirimle, sözleşmenin diğer eşlere
de uygulanmasını kapsamına alabilir.
BÖlÜm IV- NİhaÎ HÜkÜmler
Madde 22
Sözleşme, Uluslararası Özel Hukuk La Haye Konferansı’nın on
üçüncü oturumunda üye ülkelerin imzasına açıktır. Sözleşme, Hollan-
da Dışişleri Bakanlığı’nın güvencesinde onay, kabul ve uygun bulma-
ya ilişkin belgelerle kabul edilir, onaylanır ve uygun bulunur. Sözleş-
menin imza, kabul ve onay belgeleri Hollanda Dışişleri Bakanlığı’na
tevdi edilir.
Necla ÖZTÜRK hakemli makaleler
106TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Madde 23
Herhangi bir ülke de Sözleşmeye katılabilir.
Katılma belgeleri Hollanda Dışişleri Bakanlığı’na emanet edilir.
Madde 24
Her ülke; imza, onay, kabul, uygun bulma veya katılma tarihinde,
sözleşmenin, sorumlu olduğu uluslararası ilişkilerin birini ya da daha
fazlasını da kapsamına alacağını bildirebilir. Bu tür bir bildirim, söz-
leşmenin o ülke için yürürlüğe girdiği tarihten itibaren etki doğurur.
Sonradan yapılacak genişletmelerle birlikte böyle bir bildirim, Hollan-
da Dışişleri Bakanlığı’na bildirilmelidir.
Madde 25
Evlilik mallarına uygulanan hukuk konusunda farklı sistemlere
sahip iki ya da daha fazla bölgesel birliğe sahip akit bir devlet, imza,
onay, kabul, uygun bulma ya da katılma sırasında, sözleşmenin, bütün
bölgesel birliklerden birine veya daha fazlasına da uygulanacağını bil-
direbilir ve bu bildirim ondan sonra herhangi bir süre uzatabilir.
Bu bildirimler Hollanda Dışişleri Bakanlığı’na bildirilmeli ve söz-
leşmenin uygulanacağı bölgesel birlik açıkça belirtilmelidir.
Madde 26
Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihte karmaşık bir millî bağlılık
sistemine sahip bir akit devlet, bildirimle, sözleşmenin amaçları doğ-
rultusunda kendi millî hukukuna nasıl atıf yapılacağını zaman zaman
bildirebilir.
Madde 27
Sözleşmeye çekince konamaz.
Madde 28
5. maddede, 9. maddenin dördüncü fıkrasında, 21. maddede ya da
26. maddede belirtilen şekliyle bildirimde bulunmak isteyen herhangi
bir akit devlet, bu bildirimi Hollanda Dışişleri Bakanlığı’na bildirme-
lidir.
Böyle bir bildirimi düzenleme ya da bildirimi geri alma halinde de
bildiri aynı şekilde yapılır.
hakemli makaleler Necla ÖZTÜRK
107TBB Dergisi, Sayı 71, 2007
Madde 29
Sözleşme, 22 ve 23. maddelerde bahsi geçen imza, kabul, onay ya
da katılım belgelerinin teslim edilmesinden sonra, üçüncü takvim ayı-
nın ilk günü yürürlüğe girer.
Böylece, Sözleşme:
(1) İmzalayan, kabul eden, onaylayan ya da sonradan katılan her
bir ülke için imza, kabul, onay ya da katılım belgelerinin teslim edil-
mesinden sonraki üçüncü takvim ayının ilk günü;
(2) 24. maddeye uygun olarak sözleşmenin uzatıldığı bölge için
o maddede belirtilen bildirimden sonraki üçüncü takvim ayının ilk
günü;
yürürlüğe girer.
Madde 30
Sözleşme, 29. maddenin ilk fıkrası gereğince, sözleşmeyi sonradan
imzalayan, kabul eden, onaylayan ya da sözleşmeye katılan ülkelerde
bile yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl yürürlükte kalır.
Eğer fesih söz konusu değilse, sözleşme her beş yılda bir zımnen
yenilenir.
Herhangi bir fesih, beş yıllık dönemin bitiminden en az altı ay önce,
Hollanda Dışişleri Bakanlığı’na bildirilmelidir. Fesih, sözleşmenin uy-
gulandığı bazı bölgeler ya da bölge birlikleri ile sınırlandırılabilir.
Fesih, sadece fesih bildiriminde bulunan ülkeye etki eder. Sözleş-
me, diğer akit devletlerde yürürlükte kalır.
Madde 31
Hollanda Dışişleri Bakanlığı, Konferans’ın üye ülkelerine ve 23.
maddeye göre katılan ülkelere aşağıdakileri bildirmelidir:
(1) 22. maddede belirtilen imzaları, onayları ve kabulleri;
(2) 23. maddede belirtilen katılımları;
(3) 29. maddeye göre, Sözleşme’nin hangi tarihte yürürlüğe gire-
ceğini;
(4) 24. maddede belirtilen uzatmaları;
(5) 30. maddede belirtilen fesihleri;
(6) 25, 26 ve 28. maddelerde belirtilen bildirimleri.