hakemli makaleler Gamze TURAN
27TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
Giriş
Gerek garanti, gerek kefalet şahsi teminat sözleşmelerindendir.
Şahsi teminat sözleşmelerinde teminat veren, borçlunun borcunun
karşılığını teşkil etmek üzere, bütün malvarlığı ile yükümlülük altına
girmektedir.
1
Kefalet sözleşmesi Borçlar Kanunu’nda ayrıntısıyla düzenlenmiş
olmasına karşın, garanti sözleşmesine ilişkin olarak Borçlar Kanunu’nda
özel bir düzenleme yer alm amaktadır.
Bu sebeple, BK’nın “başkasının fiilini taahhüt” kenar başlıklı 110.
maddesinden yola çıkarak, Yargıtay içtihatları yardımıyla garanti söz-
leşmesinin unsurları belirlenmeye çalışılmıştır.
Her iki sözleşme de şahsi teminat sözleşmelerinden olmakla birlikte,
özellikle geçerlilik koşulları ve teminat verenin sorumluluğun kapsamı
bakımından önemli farklılıklar arz etmektedirler.
Kefalet ve garanti ayrımı özellikle kredi kartı sözleşmelerinde yar
alan şahsi teminatın niteliğinin tespitinde karşımıza çıkmaktadır. Son
yıllarda kredi kartı kullanımının artmasıyla birlikte, bu sözleşmelerde
yer alan şahsi teminatın niteliğinin belirlenmesi önem arz etmeye başla-
mıştır. Nitekim tem inatın niteliğine göre teminat verenin hangi hallerde
sorumlu olacağı ve sorumluluğun sınırı tespit edilecektir.
*
Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Ana Bilim Dalı.
1
Yavuz, Cevdet, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 5. b., İstanbul, 1997, s. 779.
GARANTİ VE KEFALET SÖZLEŞMELERİ
ARASINDAKİ FARKLAR VE BANKA KREDİ
KARTI SÖZLEŞMELERİNDEKİ
ŞAHSİ TEMİNATIN NİTELİĞİ
Gamze TURAN
*
Gamze TURAN hakemli makaleler
28TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
Bankalar kredi kartı verirken, ayrıca üçüncü bir kişinin de teminat
vermesini istemektedirler. Kredi kartı ile müşteriye verilen kredi tuta-
rının çok yüksek olmaması sebebiyle, şahsi teminatı yeterli görmekte-
dirler.
Ayrıca bankalar bir an önce ve en kısa yoldan müşteriye kredi kartı
vermeyi amaçlamaktadırlar. Dolayısıyla daha uzun vakit alacak olan
ayni teminat yerine, daha pratik olan garanti veya kefalet şeklinde bir
teminat almayı tercih etmektedirler.
2
Ancak bankaların hazırladıkları
teminat taahhüdü metinlerinde zaman zaman şahsi teminatın niteliği
net bir şekilde ifade edilmediğinden teminatın niteliğinin belirlenmesi
hususu taraflar arasında tartışma konusu olmuş ve yargı organlarına
intikal etmiştir.
I. Bir Teminat Türü Olarak Kefalet ve Garanti Kavramları
Kişisel teminat türlerinden olan kefalet; kefilin alacaklıya karşı, asıl
borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde, bundan sözleşmede gösterilen
meblağla sınırlı olarak sorumlu olmayı üstlendiği bir sözleşmedir.
Kefaletin hukuki sebebi asıl borcun hukuki sebebinden farklıdır.
Kefil borçlunun borcunu yerine getirmeyip, borçlunun borcunu ifa
etmemesi halinde, alacaklının asıl borç ifa edilseydi elde edeceği men-
faati sağlamak üzere kefalet sözleşmesinden doğan kendi borcunu ifa
eder.
3
Garanti sözleşmesi ise; garanti verenin, garanti alanın bir teşebbüse
girişmesinden veya bir borç ilişkisine girdiği üçüncü kişinin borcunu
ifa etmemesinden doğacak zarar tehlikesini üstlendiği bir sözleşmedir.
4
Tanımdan da anlaşıldığı üzere; garanti veren, garanti alanın üçüncü bir
2
Barlas, Nami, “Kredi Kartı İlişkisinde Bankaya Karşı Verilen Kişisel Teminatın Ni-
teliğinin Belirlenmesi,” Ömer Teoman’a 55. Yaş Günü Armağanı, C. II, İstanbul, 2002,
s. 940.
3
Yavuz, s. 782.
4
Tandoğan, Haluk, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C. II, 3. b., Ankara, 1985, s.
809.
Reisoğlu
garanti sözleşmesini şöyle tanımlamıştır; “garanti mukavelesi ile garanti
veren, garanti alandan bir ivaz elde etmek için değil, fakat onu bir teşebbüse sevk etmek
gayesi ile, müstakil olarak teşebbüsün tehlikesini üzerine alır.” (Reisoğlu, Seza, Garanti
Mukavelesi, Ankara, 1963, s. 9.).
hakemli makaleler Gamze TURAN
29TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
kişi ile borç ilişkisine girmesi halinde, üçüncü kişinin fiilini ifa etmeyi
taahhüt etmemekte, bu fiil yerine getirilmediği takdirde garanti alanın
zarara uğramayacağını garanti etmektedir.
5
Kredi kartı ilişkisinde ise garanti veren, bankaya karşı, kart sahibinin
borcunu ödememe riskini üstlenmekte ve borcun ödenmemesi halinde,
borcu ödemeyi taahhüt etmektedir.
Yukarıda yapılan garanti sözleşmesi tanımı, hem saf garanti sözleş-
mesini, hem kefalet benzeri garanti sözleşmesini kapsamaktadır. Kefalet
benzeri garanti sözleşmesinde garanti alan (alacaklı) ile edimi garanti
edilen kişi arasında bir borç ilişkisi mevcuttur. Kefaletten farklı olarak,
garanti verenin taahhüdü temel borç ilişkisinden bağımsız olup, onun
varlığına ve geçerliliğine bağlı değildir. Saf garanti sözleşmesinde ise böy-
le bir temel borç ilişkisi yoktur. Yalnızca garanti veren, garanti alanı bir
teşebbüse girişmeye sevk etmekte ve bir sonucu garanti etmektedir.
Kefalet benzeri garanti türünün kefalete yaklaşması sebebiyle uy-
gılamada kefalet ve garanti ayrımında tartışma konusu olan “garanti
sözleşmesi” tipi kefalet benzeri garanti sözleşmesidir.
II. Kefalet ve Garanti Sözleşmesi Arasındaki Farklar
Gerek kefalet sözleşmesi, gerek garanti sözleşmesi şahsi teminat
sözleşmelerinden olmakla birlikte, bazı hususlarda belirgin olarak bir-
birinden ayrılmaktadır. Bu farkları şöyle sıralayabiliriz:
A. Yazılı Şekil Şartı
Geçerli bir kefalet sözleşmesinden bahsedebilmek için sözleşmenin
yazılı olarak yapılmış olması gerekir (BK m. 484). Borçlar Kanunu’nun
5
Reisoğlu, Garanti, s. 115; Kocaman, Arif, “Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 4.7.2001
Tarih ve e. 2001/19-534, K. 2001/583 sayılı Kararı Üzerine Bir Değerlendirme- Kredi
Kartı İlişkisinde Bankaya Karşı Verilen Kişisel (Şahsi) Teminatın Hukuki Niteliği:
Garanti mi; Kefalet mi?,” Ticarat Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu XIX, Mayıs
2003, s. 70.
Çeker, Mustafa, “Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun Kapsamında Kredi Kartı
Borcunun Ödenmemesi ve Hukuki Sonuçları” Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk
Fakültesi Dergisi, C. VIII, S. 1–2, 2004, s. 437.
Aral, Fahrettin, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 5. b., Ank. 2003, s. 442; Barlas, s.
948.
Gamze TURAN hakemli makaleler
30TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
bu hükmü ile kefaletin geçerliliği yazılı olarak yapılmış olması şartına
bağlanarak, şekil şartı ispat şartı değil, geçerlilik şartı olarak öngörül-
müştür.
Kredi kartı ilişkisinde kefalet, kredi kartı sözleşmesinin altına kefil
olarak imza atmak suretiyle yapılabileceği gibi, bağımsız bir kefalet
sözleşmesi ile de yapılabilir.
Garanti sözleşmeleri bakımından kefalet sözleşmelerinde olduğu
gibi bir şekil şartı aranmamıştır.
BK m. 11’e göre; kanunda aksine hü-
küm bulunmadıkça sözleşmenin geçerliliği şekil şartına bağlı değildir.
Dolayısıyla kanunda hakkında düzenleme bulunmayan garanti söz-
leşmesi bakımından da BK m. 11’de öngörülen şekil serbestliği ilkesi
geçerlidir. Yargıtay da ilgili kararında garanti sözleşmesinin geçerli
olarak kurulabilmesi iç in taraf iradelerinin birleşmesinin yeterli ola-
cağını belirtmiştir.
10
B. Teminat Verenin Sorumlu Olacağı Azami Miktarın
Sözleşmede Gösterilmesi
BK m. 484’te kefaletin geçerliliği yazılı olarak yapılmış olmasının
yanında, ayrıca kefilin sorumlu olacağı miktarın da gösterilmesi şartına
bağlanmıştır.
BK’nın bu hükmü Yargıtay uygulamasında daha esnek bir yoruma
tabi tutulmuştur. Buna göre, özellikle banka kredi kartı sözleşmelerinde,
kefilin sorumlu olacağı limit rakamsal olarak gösterilmemiş, ancak kart
sahibinin harcama limitine yollama yapılarak kefilin sorumlu olacağı
azami miktar belirtilmişse kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu kabul
edilmiştir. Hatta kredi kartı sözleşmesine atıf yapılmamış, sadece
kredi kartı sahibinin harcama limiti gösterilmişse, kefilin de bu limit
dâhilinde sorumlu olacağı ve kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu ka-
bul edilmiştir.
11
Yargıtay azınlıkta olan bazı kararlarında ise; asıl borç
Kostakoğlu, Cengiz, Son Değişikliği İle Bankalar Kanunu Şerhi, 5.b., İstanbul, 2004, s.
760.
Reisoğlu, Seza, Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Kefalet, Ankara, 1992, s.
78; Doğan, Vahit, Banka Teminat Mektupları, 3. b., Ankara, 2005, s. 53.
10
Reisoğlu, Seza, Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, 4. b., Ankara, 2003, s. 75;
11 . YHD, T. 27.02. 1990, E.1989/4046, K. 1990/8459 (www. kazanci.com.tr).
11
19. YHD,T. 15.03.2002, E. 2001/1052, K. 2002/1842; 11. YHD. T.28.05.2002, E.
hakemli makaleler Gamze TURAN
31TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
tutarının belirli olmasına karşın, kefilin sorumlu olacağı azami miktar
belirlenmeden yapılan kefalet sözleşmesinin geçersiz saymıştır.
12
Kanımca, Yargıtay’ın, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın belir-
lenmeden yapılan kefalet sözleşmesini geçersiz sayması yönündeki yak-
laşımı daha yerindedir. Çünkü kefalet sözleşmelerinde, kefilin sorumlu
olacağı azami miktarın gösterilmesi ile kefil sorumlu olacağı miktarı
bilecek ve buna göre kefil olup olmamaya karar verecektir. Dolayısıyla
ne kadar meblağla sorumlu olduğunu bilmeyen, sözleşmede yapılan
atıftan bunu hesaplayacak kadar bilinçli olmayan kişi, kolayca kandırı-
larak kefalet sözleşmesi yapmaya ikna edilmekte ve bunun sonucunda
ödeyemeyeceği bir yükümlülük altına girmektedir. Yalnızca dostane
ilişkiler dolayısıyla kefil olan kişilerin bu şekilde mağdur olmasını ön-
lemek amacıyla kefalet sözleşmesi yapılırken kefilin sorumlu olacağı
azami miktar açıkça gösterilmelidir.
Şekil serbestisinin hâkim olduğu garanti sözleşmelerinde ise ke-
faletten farklı olarak, garanti verenin sorumlu olacağı azami miktarın
gösterilmesine gerek yoktur. Borç hangi miktara ulaşırsa ulaşsın, garanti
veren bu miktarla sorumludur.
13
Yargıtay da garanti sözleşmesinde garanti verenin sorumlu olacağı
miktarın gösterilmesine gerek olmadığı görüşündedir. Yargıtay karar-
larında her ne kadar garanti verenin sorumluluğunun gösterilmesine
gerek olmadığı kabul edilse de, hangi riskin garanti edildiğinin göste-
rilmesi gerektiği, belirsizliğin garantisi olmayacağı görüşü benimsen-
miştir.
14
C. Aslilik - Fer’ilik
Kefalet sözleşmesinde kefilin borcu asıl borca bağlı fer’i bir borç-
tur (BK m. 485). Kefaletin fer’i bir borç doğurması dolayısıyla kefalet
sözleşmesinin geçerliliği temel borç ilişkisinin geçerliliğine bağlıdır.
2002/2649, K. 2002/5315 (www.kazanci.com.tr).
12
13. YHD T. 23.06.2003, E.2003/2543, K. 2003/8151; 13. YHD. ,T. 15.10.2004,
E.2004/12253, K.2004/14567 (www.kazanci.com.tr).
13
Reisoğlu, Garanti, s. 66; Aral, s. 443; Kuntalp, Erden, “Yargıtay Kararları Işığında
Kredi Kartı,” Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu XIII, Ankara, 1996 s.
299.
14
19. YHD, T. 23.09.2002, E. 2001/8061, K. 2002/5973 (www.kazanci.com.tr).
Gamze TURAN hakemli makaleler
32TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
Asıl borç ilişkisinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, kefilin
borcu da sona erecektir (BK m. 492). Eğer kefalet sözleşmesinde asıl
borç sona erse dahi, kefilin sorumlu olmaya devam edeceğine ilişkin
bir hükme yer verilmişse, bu takdirde artık söz konusu teminat kefalet
olarak nitelendirilemez.
15
Garanti sözleşmesinde garanti verenin borcu ise fer’i nitelikte ol-
mayan bir borçtur. Garanti veren bağımsız bir taahhütte bulunmuştur.
Dolayısıyla asıl borcun sona ermesi mutlak suretle garanti verenin
borcunun da sona ermesi sonucunu doğurmaz. Eğer asıl borcun sona
ermesi, garanti altına alınan rizikoyu da sona erdiriyorsa, bu takdirde
garanti verenin borcu da sona erecektir. Buna karşılık yalnızca asıl borcu
sona erdirecek nitelikte bir neden varsa, (örneğin; borçlunun ehliyetsiz-
liği gibi) asıl borç sona ermasine rağmen garanti vereinin borcu geçerli
kalmaya devam edecektir.
16
Yargıtay uygulamasında da garanti verenin borcunun fer’i nitelikte
olmadığı kabul edilmiştir. Yargıtay’a göre; “garanti sözleşmesi fer’i nitelikte
olmayan bir sözleşmedir. Garanti veren işin tehlikesini (riskini) fer’i olmayan,
bağımsız bir taahhütle kısmen veya tamamen üzerine almaktadır. İşte bunlar
garanti sözleşmesinin asli unsurunu oluşturur.”
17
D. Asıl Borçluya Ait Def’ilerin İleri Sürülmesi
Kefalet sözleşmesinin fer’i niteliğinin bir sonucu olarak, kefil asıl
borçluya ait def’ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahiptir; hatta
bu kefil için bir külfettir (BK m. 497/2).
Garanti sözleşmesinde ise, garanti veren asıl borçluya ait def’ileri
alacaklıya karşı ileri süremez.
18
Çünkü garanti veren asıl borçtan ba-
ğımsız bir borç üstlenmiştir.
15
Yavuz, s. 784; Reisoğlu, Bankacılık Uygulamasında Kefalet, s. 2-3; Tandoğan, Haluk,
Garanti Mukavelesi, Ankara, 1959, s. 19-20; Aral, s. 438.
16
Doğan, s.56, Reisoğlu, Kontrgarantiler, s. 76.
17
13. YHD, T. 27.04.1992, E. 1992/305, K. 1992/3896 (www.kazanci.com.tr).
18
Tandoğan, Garanti, s. 31; Aral,s . 443; Kahyaoğlu, Emin Cem, Banka Garantileri, 1.b,
İstanbul, 1996, s. 31.
hakemli makaleler Gamze TURAN
33TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
E. Halefiyet İlişkisi
Kefalet sözleşmesinde kefil ödediği borç oranında alacaklının hak-
larına halef olur (BK m. 496).
Garanti sözleşmelerinde böyle bir halefiyet ilişkisinden ve rücu
hakkından bahsedilemez. Çünkü garanti veren asıl borçtan bağımsız
olarak, garanti edilen riskin gerçekleşmesi halinde kendi borcunu öde-
mektedir.
19
F. Kefilin Alacaklıyı Borcun İfasın Kabule veya
Kendisini Kefaletten Kurtarmaya Zorlama Hakkı
Kefil her zaman alacaklıyı borcun ifasını kabule ve kendisini kefa-
letten kurtarmaya zorlayabilir. Eğer alacaklı ifayı kabul etmezse kefil
sorumlu olmaktan kurtulur (BK m. 501). Madde 501 ile kefile tanınan
bu özel haktan garanti veren yararlanamaz.
20
III. Bir Şahsi Teminat Taahhüdünün Garanti veya
Kefalet Olarak Nitelendirilmesinde Kullanılan Kıstaslar
A. Genel Olarak
Bir kişisel teminat taahhüdünün kefalet mi yoksa garanti mi ol-
duğunun belirlenmesi, gerek doktrini, gerek yargı organlarını uzun
süredir meşgul etmektedir. Bu ayrımda kullanılmak üzere doktrinde
bir takım kıstaslar kabul edilmişse de yargı kararlarında henüz istikrarlı
bir çözüme ulaşılamamıştır.
Her iki sözleşme de şahsi teminat sözleşmelerinden olmakla birlikte,
bu iki teminat sözleşmesine bağlanan hukuki sonuçlar arasındaki fark-
lar, şahsi teminatın niteliğinin belirlenmesini önemli hale getirmiştir.
Bu nitelendirme yapılırken öncelikle, taahhüt metninde kullanılan
ifadeler yorumlanmalıdır. Metnin yorumlanması sonucunda teminatın
niteliği belirlenemezse bu takdirde, doktrinde ve uygulamada kabul
edilen kıstaslar kullanarak nitelendirme yapılmalıdır. Kıstasların uygu-
19
Doğan, s. 57; Reisoğlu, Kontrgarantiler, s. 77; Barlas, s. 950.
20
Kahyaoğlu, s. 31.
Gamze TURAN hakemli makaleler
34TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
lanması da kesin bir sonuç vermesze, şüphe halinde kefalet karinesinden
hareket ederek sonuca varılmalıdır.
21
B. Teminat Taahhüdü Metninin Yorumlanması
Bir kişisel teminat taahhüdünün kefalet mi yoksa garanti mi oldu-
ğunun tespitinde ilk adım taahhüt metnin yorumlanması ve tarafların
gerçek amaçlarının ne olduğunun tespit edilmeye çalışılmasıdır.
22
Taahhüt metni yorumlanırken sözleşmede kullanılan deyimler,
sözleşmenin anlam ve amacı bir bütün halinde ve güven ilkesi çerçeve-
sinde ele alaınmalıdır. Metnin lafzına dayanılarak yapılan yorumdan bir
sonuç elde edilemediği takdirde, bu kez tereddüt halinde, yükümlülük
altına giren lehine yorum ilkesi, sözleşmeyi ayakta tutan yorum ilkesi
gibi diğer yorum ilkelerinden yararlanılarak metin yorumlanmalıdır.
Buradan da bir sonuç elde edilemezse, bu takdirde ayrımda kabul edilen
kıstaslara başvurulmalıdır.
23
C. Nitelendirme Yapılırken Doktrinde ve
Uygulamada Kabul Edilen Kıstaslar
1. Temel Kıstaslar
a. Teminat Taahhüdünün Asli veya Fer’i Nitelikte Olması
Kefalet sözleşmesi ile garanti sözleşmesi ayrımı yapılırken, hemen
hemen kesin sonuç verebilecek nitelikte olan kıstas aslilik-fer’ilik kısta-
sıdır. Eğer söz konusu şahsi teminat taahhüdü fer’i nitelikte ise, kefalet
sözleşmesi, eğer taahhüt asli ve bağımsız nitelikte ise garanti sözleşmesi
mevcuttur diyebiliriz.
Teminat veren açıkça veya örtülü olarak, mevcut ve geçerli bir
asıl borcun varlığı halinde sorumlu olmayı taahhüt etmişse ve teminat
verenin taahhüdü asıl borçla örtüşür nitelikte ise, bu durumda fer’i bir
teminat taahhüdünden, dolayısıyla kefalet sözleşmesinin varlığından
21
Barlas, s. 952.
22
Barlas, s. 952; Reisoğlu, Bankacılık Uygulamasında Kefalet, s. 81.
23
Barlas, s. 952- 953; Kocaman, s. 74.
hakemli makaleler Gamze TURAN
35TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
söz edebiliriz.
24
Buna karşılık teminat veren asıl borç ilişkisinden soyut-
lanmış şekilde, detaylı bir biçimde kendi edimini tanımlayarak, asıl borç
ilişkisi geçersiz olsa, sona erse dahi ödeme taahhüdünde bulunmuşsa,
bir başka ifadeyle teminat alanın hiçbir şekilde zarara uğramayacağına
yönelik bir taahhütte bulunmuşsa, bu takdirde artık asli bir teminat
taahhüdünden, dolayısıyla garanti sözleşmesinin varlığından söz ede-
biliriz.
25
Yargıtay da bu konuda aynı esası benimsemiş ve bu yönde
karar vermiştir.
26
Teminat taahhüdünün böyle açık bir şekilde ifade edilmediği haller-
de diğer kıstasların yardımıyla teminatın asli mi yoksa fer’i mi olduğu
tespit edilmeye çalışılır.
b. Temel Borç İlişkisine Atıf Yapılması
Teminat verenin asıl borç ilişkisine atıf yaparak taahhüt altına gir-
miş olması, bizi taahhüdün fer’i nitelikte olduğu sonucuna götürebilir.
Ancak böyle bir sonuca varabilmek için; teminat veren, borçlunun borç
ilişkisinden doğan borcunu ifa etmemesi halinde, bundan sorumlu
olmayı taahhüt etmiş olması gerekir.
Teminat veren, borçlunun taahhüdünü aşacak nitelikte ve alacak-
lının hiçbir şekilde zarara uğramayacağı yönünde bir teminat taahhü-
dünde bulunması halinde, artık asıl borç ilişkisine atıf yapılmış olsa
dahi taahhüdün fer’iliğinden söz edilemez.
27
c. Def’i ve İtirazlardan Feragat Edilmesi
Teminat verenin tümüyle def’i ve itirazlardan vazgeçmiş olması
temel borç ilişkisiyle ilgilenmediğini, temel borç ilişkisinden bağımsız
olarak kendi taahhüdü çerçevesinde sorumlu olacağını gösterir ki, bu
da teminatın asli nitelikte olduğu sonucuna götürür.
28
24
Barlas, s. 956.
25
Barlas, s. 956; Karahasan, Mustafa Reşit, Türk Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C.5,
İstanbul, 2004, s. 1204.
26
13. YHD, T. 04.04.2003, E.2002/12569, K. 2003/3985 (www.kazanci.com.tr).
27
Barlas, s. 957.
28
Tandoğan, Borçlar Hukuku, s. 824; Kocaman, s. 76; Barlas, 958-960.
Gamze TURAN hakemli makaleler
36TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
Yargıtay 1969/4-6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda aynı gerekçe
ile banka teminat mektuplarının
29
garanti sözleşmesi niteliğinde olduğu
kabul edilmiştir. Yargıtay ilgili kararının gerekçesinde özellikle kefilin
ileri sürmekle mükellef olduğu def’ilerden feragat ederek, asıl borçlunun
yükümlülüğünün üstünde, asıl borçtan bağımsız olarak taahhüt altına
girilmiş olması sebebiyle banka teminat mektuplarını garanti sözleşmesi
olarak kabul etmiştir.
30
Reisoğluna göre ise; kefilin borçluya ait def’ilerden başlangıçta vaz-
geçmiş olması, bağımsız bir borç yüklendiği anlamına gelmeyecektir.
Fer’i bir yükümlülük altına giren bir kimse de def’ilerden vazgeçmiş
olabilir. Dolayısıyla def’ilerden feragat edilmesi halinde, diğer kıstaslar
da taahhüdün asli nitelikte olduğunu destekliyorsa teminat garanti
olarak nitelendirilebilir.
31
d. Sözleşmede “İlk Talepte Ödeme” Kaydının Yer Alması
Sözleşmede alacaklının talebi üzerine, derhal ödeme yapılacağına
ilişkin bir kaydın yer alması ilk bakışta def’i ve itirazlardan feragat
edildiği ve dolayısıyla teminatın asli nitelikte olduğunu işaret edi-
yorsa da, aslında yalnız başına ilk talepte ödeme kaydı teminatın asli
nitelikte olduğunun kabulü için yeterli değildir. Böyle bir kayıt garanti
sözleşmesinde yer alabileceği gibi, kefalet sözleşmesinde de yer alabilir.
Dolayısıyla ilk talepte ödeme kaydının varlığı halinde, diğer kıstaslar
da teminatı garantiye yaklaştırıyorsa teminatın garanti olduğu kabul
edilebilir.
32
e. Teminat Verenin Menfaat Durumu
Garanti sözleşmesi kural olarak tek tarafa borç yükleyen bir söz-
leşmedir. Garanti veren rizikoyu bir ivaz karşılığında yüklenmemiştir.
29
Banka teminat mektupları garanti sözleşmesinin uygulama en sık rastlanan örnek-
lerindendir. Banka teminat mektuplarında ye alan “kefil olduğu” ibaresi gerekçesi ile
uzun yıllar bu mektuplar kefalet olarak nitelendirilmiştir. Ancak özellikle Yargıtay’ın
1969/4-6 sayılı kararından sonra banka teminat mektuplarının garanti sözleşmesi
olduğu kabul edilmişrtir (Reisoğlu, Kontrgarantiler, s. 30).
30
T. 11.06.1969, E. 69/4, K. 69/6 (www.kazanci.com.tr).
31
Reisoğlu, Garanti, s. 109-110.
32
Kahyaoğlu, s. 36-37; Barlas, s. 961.
hakemli makaleler Gamze TURAN
37TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
Ancak garanti sözleşmesi ile garanti veren, umulmayan hal ve hatta kaza
sebebiyle garanti verdiği sonucun gerçekleşmemesi halinde ortaya çıkan
zararları da karşılamayı üstlenmiştir. Görüldüğü üzere garanti veren
büyük bir yükümlülük altına girmektedir. Bu noktada garanti verenin
böylesine büyük bir yükümlülüğü bir ivaz karşılığında yüklenebileceği
akla gelmektedir. Ancak garanti sözleşmesi ivazlı olarak yapılsa da, bu
halde de yine garanti verenin amacı bir menfaat elde etmek değil garanti
alanı bir teşebbüse sevk etmektir.
33
Kefalet sözleşmesi ise çoğunlukla dostane ilişkiler sebebiyle, yar-
dım için yapılır. Kefilin yükümlülük altına girmekte şahsi bir menfaati
yoktur.
34
Bu kıstasın mutlak şekilde kabulü bazen hatalı sonuçlara götürebilir.
Garanti veren gibi kefilin de özel bir menfaati olabilir. Dolayısıyla somut
olayda teminat verenin işlemde bir menfaati varsa ve diğer kıstaslar da
teminatı garanti sözleşmesine yaklaştırıyorsa, artık söz konusu teminat
taahhüdünün garanti olduğunu söyleyebiliriz.
35
Yargıtay zaman zaman bu kıstastan hareket ederek sonuca var-
mıştır.
36
f. Kişiye Yönelik İlgi - Sonuca Yönelik İlgi
Yargıtay kararlarında ve doktrinde savunulan bir görüşe göre; temi-
nat veren asıl borçlunun kişiliğini dikkate alarak teminat taahhüdünde
bulunmuşsa kefalet sözleşmesi, ancak belirli bir sonucu göz önünde
tutarak teminat vermişse, garanti sözleşmesi mevcuttur.
37
Kefalet sözleşmesi ile, kefil, alacaklıya borçlunun borcunu öde-
memesi halinde bundan sorumlu olacağına ilişkin bir teminat verir.
Görüldüğü üzere, her ne kadar kefalet sözleşmesinde şahıs ön planda
33
Reisoğlu, Garanti, s. 22-25; Barlas, s. 962.
34
Tandoğan, Garanti, s. 27.
35
Karahasan, s. 1204, Reisoğlu, Bankacılık Uygulamasında Kefalet, s. 86; Tandoğan, Borçlar
Hukuku, s. 828.
36
11. YHD, T. 28.01.2002, E. 2001/ 10654, K. 2002/506; T. 08.12.2003, E. 2003/4557, K.
2003/11483 (www.kazanci.com.tr).
37
Reisoğlu, Garanti, s. 83; 11. YHD, T. 08.12.2003, E.2003/4557, K. 2003/11483; YHGK,
T. 04.07.2001, E. 2001/19-534, K. 2001/583 (www.kazanci.com.tr).
Gamze TURAN hakemli makaleler
38TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
olsa da kefil borcun ödenmemesi halinde, sorumlu olacağına ilişkin
bir teminat vermekle aslında belirli bir sonucu göz önünde tutarak
yükümlülük altına girmiştir. Diğer taraftan garanti sözleşmesinde, ga-
ranti veren, garanti alanın yapmaya sevk edildiği fiil sonunda ortaya
çıkacak rizikoları üstlenmiştir. Dolayısıyla garanti sözleşmesinde belirli
bir sonuca yönelik bir teminat taahhüdü söz konusudur. Ancak her ne
kadar garanti veren belirli bir sonuca yönelik teminat taahhüdünde
bulunmuş olsa da, bir teşebbüste bulunmaya sevk ettiği kişinin kişilik
özelliklerini de dikkate almaktadır.
38
Yukarıda yapılan açıklamalardan şu sonuca varılmaktadır; bu
kıstas teminat taahhüdünün niteliğinin tespitinde yalnız başına yeterli
olmayıp, diğer kıstaslarla birlikte kullanıldığında bir sonuca varılabi-
lecektir.
39
g. Aynen İfa Yükümlülüğü-Tazminat Ödeme Yükümlülüğü
Bu kıstasın hareket noktası teminat verenin neyi üstlendiğidir. Şöy-
le ki; eğer teminat veren asıl borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde
ifayı onun yerine üstlenmişse kefalet sözleşmesi, teminat veren borç ifa
edilmediği takdirde tazminat ödemeyi üstlenmişse garanti sözleşmesi
mevcuttur.
40
Kefalet sözleşmesinin özellikleri dikkate alındığında bu kıstas temi-
natın niteliğinin tespitinde doğru olmayan sonuçlara götürebilecektir.
Çünkü kefil asıl borçlunun borcunu ifa etmeyip, borçlunun borcunu
ödememesi halinde kefalet sözleşmesinden doğan kendi borcunu ifa
etmektedir.
41
2. Yan Kıstaslar
a. Müteselsil Sorumluluk Üstlenilmesi
Teminat veren asıl borçlu ile birlikte, müteselsilen sorumlu olmayı
üstlenerek, doğrudan temel borç ilişkisine atıf yapmış ve asıl borçlu-
38
Reisoğlu, Garanti, s. 14.
39
Barlas, s. 963; Reisoğlu; Bankacılık Uygulamasında Kefalet, s. 87.
40
Barlas, s. 963-964.
41
Tandoğan, Borçlar Hukuku, s. 697; Barlas, s. 964.
hakemli makaleler Gamze TURAN
39TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
nun sorumluluğuna paralel bir sorumluluk üstlenmişse, bu takdirde
teminat taahhüdünün fer’i nitelikte olduğundan ve dolayısıyla kefalet
sözleşmesinin varlığından söz edilebilir. Nitekim böyle bir yükümlülük
temel borç ilişkisinden bağımsız bir sözleşme niteliğinde olan garanti
sözleşmesi ile bağdaşmaz.
42
b. Teminat Verenin Teminat Alanı Tam Olarak Tatmin
Etmeden Üçüncü Şahsa Rücu Edemeyeceğinin
Kararlaştırılmış Olması
Böyle bir şartın kararlaştırılmış olması teminatın kefalet olduğunu
işaret eder. Şöyle ki, rücu ilişkisi garanti sözleşmelerinde söz konusu
olamaz. Çünkü garanti sözleşmesinde garanti veren asıl borç ilişkisinden
bağımsız bir borç üstlenmiştir.
43
c. Peşin Dava Def’inden (Tartışma Def’inden) ve
Bölme Def’inden Feragat Edilmesi
Adi kefalette alacaklı borçluya başvurmadan doğrudan kefile baş-
vurması halinde, kefil borcu ödemeyi reddederek, öncelikle borçluya
başvurmasını isteyebilir. Buna peşin dava def’i (tartışma def’i) denir.
44
Adi birlikte kefalette, kefillerin her biri alacağın tamamı için kendile-
rine başvuran borçluya, sadece kendi payı oranında sorumlu olduğunu,
geri kalan kısmının diğer kefillerden istenmesini ileri sürebilir. Buna da
bölme def’i denir.
45
Teminat sözleşmelerinde teminat verenin bu iki def’iden vazgeç-
tiğine ilişkin bir hükmün yer alması teminatın kefalet olduğunu işaret
eder. Çünkü söz konusu olan her iki def’i de kefile kanunen tanınmış
olan haklardır.
46
42
Tandoğan, Borçlar Hukuku, s. 826; Barlas, s. 965.
43
Kocaman, s. 77.
44
Zevkliler, Aydın, Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, 8.b, Ankara, 2004 s. 401; Aral, s.
457; Reisoğlu, Bankacılık Uygulamasında Kefalet, s. 114.
45
Yavuz, s. 800; Zevkliler, s. 403; Reisoğlu, Bankacılık Uygulamasında Kefalet, s. 117.
46
Kahyaoğlu, s. 39; Barlas, s. 967.
Gamze TURAN hakemli makaleler
40TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
3. Şüphe Halinde Kefalet Karinesi
Uygulamada ve doktrinde kabul edilen tüm kıstaslar uygulanma-
sına rağmen somut olaydaki şahsi teminatın niteliği tam olarak tespit
edilemiyorsa, bu takdirde teminatın kefalet olduğu yönünde bir karine
kabul edilmiştir. Böyle bir karinenin kabul edilmesinin temel nedeni;
kefalet sözleşmesinin garanti sözleşmesine oranla daha az yükümlülük
yüklemesi ve daha çok koruma sağlamasıdır.
47
Şüphe halinde kefalet karinesi yükümlülük altına giren kişi lehine
yorum ilkesine uygun düşmektedir.
IV. Kredi Kartı Sözleşmelerinde Yeralan Şahsi Teminatın
Niteliğinin Belirlenmesi
A. Genel Olarak
Kredi kartı uygulamasının artması beraberinde bir takım sorunları
getirmiştir. Bu konuda özellikle kredi kartı sözleşmelerinde yer alan
kişisel teminatın niteliğinin belirlenmesi ile ilgili olarak Yargıtay’a çok
sayıda dava intikal etmiştir. Burada tartışma özellikle kredi kartı söz-
leşmesinde yer alan şahsi teminatın kefalet mi yoksa garanti mi olduğu
noktasında yoğunlaşmaktadır.
Son yıllarda bankalar kefalet sözleşmesinden çok garanti sözleşmesi
yapmayı tercih etmektedirler. Bu değişimin sebebi şöyle açıklanabilir;
bankalar kredi kartı sözleşmesi yaptıktan sonra kartın harcama limitini
zaman içerisinde artırmaktadırlar. Buna bağlı olarak kefilin sorumlu
olacağı azami miktar da artmaktadır. Dolayısıyla böyle bir durumda
kefilin sorumlu olacağı miktarda meydana gelen her artışta kefilin de
imzasının alınması gerekir. Aksi takdirde banka kefile sadece kefalet
sözleşmesini imzalarken belirtilen limitle sınırlı olarak başvurabilir.
48
Dolayısıyla borcun, kefilin sorumlu olduğu azami sınırın üstüne çıkan
kısmı alacaklı için teminatsız bir alacak haline gelecektir. Buna karşılık
garanti sözleşmesinde böyle bir tehlike söz konusu değildir. Kart çıkaran
bankanın alacağı hangi miktara ulaşırsa garanti veren bu miktardan
47
Barlas, s. 967-968; Tandoğan, Borçlar Hukuku, s. 832.
48
Arkan, Sabih, “Kredi Kartıyla İlgili Olarak Verilen Güvencenin Hukuki Niteliği,”
Bilgi Toplumunda Hukuk Ünal Tekinalp’e Armağan, C.I,İstanbul, 2003, s.991.
hakemli makaleler Gamze TURAN
41TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
sorumlu olacaktır.
49
İşte bankalar kefalet sözleşmesinin detaylı şart-
larından kurtulmak için, geçerliliği teminat verenin sorumlu olacağı
miktarın gösterilmesi şartına bağlı olmayan garanti niteliğinde Şahsi
teminat sözleşmesi yapma yoluna gitmişlerdir.
50
Ancak bankalar, uzun yıllar matbu olarak düzenledikleri kefalet
şerhini garanti şerhine çevirirken bir takım ayrıntıları gözden kaçırmış
ve aslında kefalet sözleşmesi niteliği taşıyan teminat metnin başlığını
“garanti şerhi” olarak değiştirmiş ve teminatı garanti olarak nitelendir-
mişlerdir. Bu uygulamanın sonucu olarak, banka kredi kartı sözleşme-
lerinde yer alan şahsi teminatın niteliğinin belirlenmesi sorunu ortaya
çıkmış ve bu sorun yargı organlarını oldukça meşgul etmiştir.
Garanti ve kefalet ayrımında kullanılan kıstasları
51
yargı organları
kredi kartı ilişkisine uygun düştüğü ölçüde kredi kartı sözleşmesinde
yer alan şahsi teminatın niteliğinin tespitinde kullanmalıdırlar.
Kredi kartı sözleşmesi yapılırken, teminat veren kişiler çoğu kez
teminat taahhüdüne ilişkin sözleşmeyi okumadan imzalamaktadırlar.
Kefil olmak üzere hareket eden teminat veren, teminat metnini okuma-
dan, aslında garanti sözleşmesi niteliğinde olan teminat taahhüdünü
imzalamaktadır. Teminat veren sözleşmeyi kefil olma arzusu ile im-
zalamış olsa bile sözleşme garanti sözleşmesi olarak kurulmaktadır.
Teminat veren hatayı öğrendikten itibaren 1 yıl içinde sözleşmeyi iptal
edebilir (BK m. 24). Ancak banka yetkilisi kişinin kefil olma arzusu ile
sözleşmeyi imzaladığını biliyor ya da bilebilecek bir durumda ise ve
buna rağmen kişinin garanti taahhüdü imzalamasını sağlamışsa, bu
takdirde her ne kadar teminat veren sözleşmeyi imzalamışsa da söz-
leşme kurulmamıştır. Çünkü sözleşmenin kurulması için taraf iradeleri
birbirine uygun olması gerekir ki, burada taraflardan biri kefalet söz-
leşmesi yapma arzusu ile, diğeri ise garanti sözleşmesi yapma arzusu
ile hareket etmiştir (BK m.1).
52
Doktrinde savunulan bir görüşe göre, TKHK’ya eklenen 10/A
maddesi ile artık kredi kartı sözleşmelerinde yer alan teminatın niteli-
ğinin belirlenmesi konusunda tartışma kalmamıştır. TKHK’ya eklenen
49
Kuntalp, s. 299.
50
Çeker, s.437; Kuntalp, s. 297; Barlas, s. 941.
51
Bkz., s. 5 vd.
52
Barlas, s. 970.
Gamze TURAN hakemli makaleler
42TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
hükme göre, artık kredi kartı ile kullanılan krediler de tüketici kredisi
sayılacaktır. Yine aynı kanunun 10. maddesinin ikinci fıkrasına göre;
“tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren
asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez.” Bu hükme göre
kredi kartı sözleşmesinde yer alan teminatın niteliği kefalettir. Hatta
hükümde yer alan kredi verenin asıl borçluya başvurmadan kefile
başvuramayacağı ifadesi teminatın niteliğinin adi kefalet olduğunu
göstermektedir.
53
B. Şahsi Teminatın Niteliğinin Belirlenmesinde
Kabul Edilen Kıstasların Kredi Kartı Sözleşmelerinde
Yer Alan Şahsi Teminatın Niteliğinin Belirlenmesinde
Kullanılması
1. Temel Kıstasların Uygulanması
Kredi kartı sözleşmesinde yer alan teminatın niteliğinin belirlen-
mesinde en önemli kıstas aslilik-fer’ilik kıstasıdır. Bu noktada söz-
leşmenin asli mi yoksa fer’i mi olduğunun tespitinde diğer kıstaslara
başvurulur.
54
Kredi kartı sözleşmelerinde teminat verenin asıl borç ilişkisine atıf
yapmış olması veya asıl kart hamilinin sorumluluğuyla örtüşür bir
sorumluluk üstlenmiş olması teminatın fer’i nitelikte olduğunu işaret
eder. Bazen de teminat veren, kartın çalınması, kaybedilmesi gibi, kendi
sorumlu olduğu halleri tek tek sayarak, sorumluluğunu ayrıntılı bir
şekilde düzenlemek suretiyle teminat verir ki, bu halde artık asıl borç
ilişkisinden bağımsız, asli nitelikte bir teminat taahhüdü vardır.
55
Şahsi teminatın niteliğinin belirlenmesinde kullanılan temel kıstas-
lardan biri de menfaat kıstasıdır. Ancak kredi kartı ilişkisinde menfaat
kıstası ile doğru bir sonuca varmak pek mümkün olmayacaktır. Gerek
garanti verenin gerekse kefilin lehine teminat verdikleri kişinin kredi
kartı kullanmaya sevk etmekte şahsi bir menfaati yoktur. Her iki halde
de teminat veren dostluk ilişkisinden hareketle, dostunun kredi kartı
almasına yardımcı olmaktadır. Dolayısıyla kredi kartı ilişkisinde teminat
53
İşgüzar, Hasan, Banka Kredi Kartı Sözleşmeleri, Ankara, 2003, s. 220-221.
54
Barlas, s. 973.
55
Barlas, s. 973.
hakemli makaleler Gamze TURAN
43TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
veren kişinin şahsi menfaati olmaması sebebiyle teminatı kefalet olarak
nitelendirmek hatalı bir tespit olacaktır.
56
Şahsi teminatın niteliğinin belirlenmesinde önem arz eden bir diğer
kıstas def’i ve itirazlardan vazgeçilmiş olunması kıstasıdır. Kredi kartı
sözleşmelerinde yer alan teminat taahhüdünde zaman zaman teminat
verenin def’i ve itirazları ileri sürmeksizin ödemede bulunacağına yö-
nünde ifadelere rastlanmaktadır. Böyle bir ifade aslilik yönünde delil
teşkil etse de, sözleşmenin mutlak olarak asli nitelikte olduğunu söyle-
yebilmek için diğer kıstaslarla da desteklenmesi gerekir.
2. Yan Kıstasların Uygulanması
Yan kıstaslardan müteselsil sorumluluk kıstası kredi kartı ilişkisinin
tespitinde kullanılabilecek niteliktedir.
Kredi kartı sözleşmelerinde yer alan teminat şerhinde çoğu kez
teminat verenin kredi kartı hamiliyle birlikte, müteselsilen sorumlu
olunduğuna ilişkin kayıtlara yer verilmektedir.
57
Böyle bir kayıt asıl
borç ilişkisine atıf niteliğinde olup, asıl kart hamilinin sorumluluğuyla
örtüşür bir sorumluluk üstlendiğini göstermektedir. Dolayısıyla böle
bir kaydın varlığı teminatın kefalet olarak kabulünü gerektirir.
58
Ancak 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nda
yapılan değişiklikle artık kredi kartı sözleşmelerinde kefilin kredi kartı
hamiliyle birlikte, müteselsilen sorumlu olacağına ilşkin kayıtlara yer
verilemeyecektir. Bu değişiklikle birlikte kredi kartı kullanımlarındaki
kefalet, Borçlar Kanunu’nda belirtilen adi kefalet hükümlerine tâbi
olduğu hükme bağlanmıştır. Banka asıl borçluya başvurulup borcun
tahsili için tüm yolları denemeden kefilden borcun ifası isteyemeye-
cektir (m. 24).
56
Barlas, s. 974.
57
4822 sayılı kanunla TKHK’da yapılan değişiklikle kredi kartı sözleşmeleri de bu
kanun kapsamına alınmış ve alacaklının asıl borçluya başvurmadan, doğrudan kefile
başvurması yasaklanmıştır (TKHK m. 10/III). Bu düzenleme kredi kartı ilişkisinde
yer alan kefaletin adi kefalet olduğuna işaret etmektedir. Bu hüküm emredici nitelik
taşıdığından, aksine düzenleme yapılamayacaktır. Dolayısıyla bu hükümle birlikte
artık kredi kartı sözleşmelerinde kefilin müteselsilen sorumlu olacağına ilişkin bir
kayıt konulamayacaktır. (Çeker, s. 436).
58
Barlas, s. 975.
Gamze TURAN hakemli makaleler
44TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
3. Kefalet Karinesinin Kredi Kartı İlişkisinde Uygulanması
Somut olayda teminatın niteliğinin tespitinde kullanılacak tüm
kıstaslar uygulanmasına rağmen teminatın niteliği kesin olarak tespit
edilemiyorsa, bu takdirde teminatın kefalet olduğu karine olarak kabul
edilir. Bir başka ifade ile; kredi kartı sözleşmesinde garanti vermeye
ilişkin irade beyanı kesin olarak tespit edilemiyorsa, teminat kefalet
olarak kabul edilmelidir.
59
Şüphe halinde kefalet karinesi kredi kartı
sözleşmelerinde yer alan teminat taahhütleri bakımında da tartışmasız
uygulama alanı bulacaktır.
Şüphe halinde teminatın kefalet olduğunun kabul edilmesi banka
karşısında zayıf konumda olan taahhüt verenin yararına bir sonuç
olacaktır. Çünkü kefalet sözleşmesi garanti sözleşmesine nazaran daha
hafif yükümlülük yükleyip, daha çok koruma sağlamaktadır.
V. Konuya İlişkin 4.7.2001 Tarihli ve 19-534/583 Sayılı Hukuk
Genel Kururlu Kararının İncelenmesi
A. Uyuşmazlık Konusu Olay
Banka ile müşteri arasında yapılan kredi kartı sözleşmesi ile ban-
ka, kredi kartı hamiline belirli limitler çerçevesinde kredi kullandırma
taahhüdünde bulunmuştur.
Kredi kartı sözleşmesinin son kısmında “Garanti Şerhi” başlığı al-
tında şu metin yer almaktadır;
“Bu sözleşmede yer alan hükümlere göre, Bankomat 7/24 kart hamili ve
ortak kart hamillerinin yükümlülüklerini, doğmuş ve doğacak tüm borçlarını
garanti ettiğimden, bu garanti sözleşmesinde belirtilen limitlerin, bankaca tek
taraflı olarak ve hamilin talebi üzerine tespiti ve arttırılması veya kart türünün
değiştirilmesi ve kartın yenilenmesi, Bankomat 7/24 kartının kaybedilmesi,
çalınması, şifrenin deşifre edilmesi hallerinde doğacak borçlar da dahil olmak
üzere, bankaca ödenmesi istenecek meblağları herhangi bir limitle bağlı olmak-
sızın, protesto çekmeye, hüküm elde etmeye ve kart hamilinin rızasını almaya
gerek olmaksızın ve bu borçlular ile bankanız arasında ortaya çıkacak herhangi
bir uyuşmazlık ve bunun akıbet ve kanuni neticelerini dikkate almaksızın,
59
Barlas, s. 967-968.
hakemli makaleler Gamze TURAN
45TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
bankanızın ilk yazılı talebi üzerine ve talep tarihinden ödeme tarihine kadar
geçecek günlere ait bankanın uyguladığı akdi kredi faizinin % 50 artırılması
suretiyle hesaplanacak faizi, komisyon, banka ve sigorta muameleleri vergisi,
kaynak kullanım destekleme fonu ve diğer her türlü masrafları ile birlikte öde-
meyi gayrikabil rücu olarak kabul ederim.”
Uyuşmazlık söz konusu teminatın garanti mi, yoksa kefalet mi
olduğu noktasında ortaya çıkmıştır.
İlk derece mahkemesi teminatı kefalet olarak nitelendirirken, özel
daire teminatın garanti sözleşmesi niteliğinde olduğunu kabul etmiş-
tir.
Esas mahkemenin direnme kararı vermesi sebebiyle uyuşmazlık
Hukuk Genel Kurulu’na intikal etmiştir. Genel Kurul da teminatı kefalet
olarak nitelendirmiştir.
B. Hukuk Genel Kurul Kararı
Hukuk Genel Kurulu ana kıstaslar ve yardımcı kıstasları uygulayıp
teminatın kefalet olduğuna karar vermiştir. Hukuk Genel Kurulu temi-
natın niteliğini belirlerken aşağıdaki tespitleri yapmıştır:
i. “Garanti Şerhi” başlığı ve bu başlık altında kullanılan ifadeler
ilk bakışta garanti sözleşmesinin varlığına işaret etse de, sadece bu
ifadelerden yola çıkarak teminatın niteliği kesin olarak tespit edileme-
yecektir.
ii. Teminat taahhüdünün kredi kartı sözleşmesinin hemen altında
yer alması, kredi kartı sözleşmesine atıf yapılmış olması ve bu sözleş-
meden doğmuş ve doğacak borçlar için teminat verilmesi, teminatın
fer’i nitelikte olduğunu işaret eder.
iii. Teminat verenin bu teminatı verirken kişisel menfaatinin bu-
lunmaması ve bu hususun davacı banka tarafından da ileri sürülüp
ispatlanamamış olması dolayısıyla teminat garanti olarak nitelendiri-
lemeyecektir.
iv. Teminat verenin bağımsız ve objektif bir amaca yönelik bir taah-
hüdde bulunmayıp, asıl borçlunun borçlarını karşılamaya yönelik bir
taahhüdde bulunması kefaletin varlığını işaret eder.
Gamze TURAN hakemli makaleler
46TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
Yukarıda sayılan gerekçelerle teminatın niteliğini kefalet olarak ka-
bul eden Hukuk Genel Kurulu, sözleşmede kefalet limiti gösterilmemiş
olsa da, asıl sözleşmeye atıf yapılmış olması dolayısıyla kefalet limitinin
de belli olduğu gerekçesiyle kefalet sözleşmesinin geçerli olduğuna
karar vermiştir.
C. Hukuk Genel Kurulu Kararının İncelenmesi
Genel Kurul Kararı’nda sözleşmede kullanılan ifadelerden hareket
edildiğinde sözleşme ilk bakışta garanti olarak nitelendirilse de, sadece
bu ifadelerden hareketle sözleşmenin niteliğinin tespit edilemeyeceğinin
belirtilmiş olması isabetli olmuştur. Nitekim tahhüt metninde kullanılan
ifadelerden tarafların gerçek iradelerinin kuşkuya yer bırakmayacak
şekilde garanti yönünde olduğu sonucu çıkarılamamaktadır.
Kararda aslilik fer’ilik niteliği tespit edilirken asıl borç ilişkisine atıf
yapılmış olması kıstasına ağırlık verilerek sözleşmenin fer’i nitelikte
olduğunun kabul edilmesi isabetli bir değerlendirme olmamıştır. Gerek
garanti sözleşmesinde gerekse kefalet sözleşmesinde asıl borç ilişkisine
atıf yapılmış olabilir. Dolayısıyla asıl borç ilişkisine atıf yapılmış olması
fer’ilik yönünde küçük bir delil teşkil ediyor olup, sözleşmenin fer’i ola-
rak kabul edilebilmesi için diğer kıstaslarla da desteklenmesi gerekir.
Yine kararda teminat verenin şahsi menfaatinin olmadığı kıstasın-
dan hareket edilerek sözleşmenin garanti olarak kabul edilemeyeceği
belirtilmiştir. Bu da hatalı bir yaklaşım olmuştur. Çünkü gerek garanti
verenin, gerekse kefilin, lehine teminat verdikleri kişinin kredi kartı
sahibi olmasında kişisel bir menfaati yoktur. Her iki halde de teminat
verenin amacı, dostane ilişkiler dolayısıyla, bir dostunun kredi kartı
almasına yardımcı olmaktır. Bu sebeple, diğer işlemeler bakımında zayıf
da olsa zaman zaman başvurulabilecek nitelikte olan menfaat kıstasına
kredi kartı ilişkilerinde başvurulması hatalı sonuçlara götürecektir.
Genel Kurulu uyuşmazlık konusu olayı tek boyutlu olarak ele almış
ve yalnızca fer’ilik yönünde delil teşkil edecek hususları incelemiştir.
Taahhüt metninde asilik yönünde kuvvetli delil teşkil edecek hususlar
da mevcuttur. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
hakemli makaleler Gamze TURAN
47TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
i. Taahhüt metninde “...protesto çekmeye, hüküm elde etmeye ve kart
hamilinin rızasını almaya gerek olmaksızın ve bu borçlular ile bankanız
arasında ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbet ve kanuni
neticelerini dikkate almaksızın.” ödeme yapılacağına ilişkin kayıtlara yer
verilmesi, teminatın asıl borçtan bağımsız nitelikte bir garanti sözleşme-
si olduğunu gösteren güçlü bir delildir. Bu ifadelerle teminat verenin
taahhüdü asıl borç ilişkisinden soyutlanmış bir şekilde ayrıntılı olarak
düzenlenmiştir.
ii. Sözleşmenin garanti olduğunu destekleyen bir diğer husus;
kartın yenilenmesi, kaybedilmesi, çalınması halinde dahi doğacak
tüm borçlar da dahil olmak üzere herhangi bir limitle bağlı olmaksızın
sorumlu olunacağının taahhüt edilmiş olunmasıdır. Böyle bir taahhüt
asıl borçlunun sorumluluğunu aşacak nitelikte olup, bankanın hiçbir
şekilde zarara uğramayacağı yönünde bir taahhüttür. Çünkü kart sahibi
kartın çalınması ya da kaybedilmesi halinde durumu derhal bankaya
bildirirse, bildirimden makul bir süre sonra kartla yapılan işlemlerden
dolayı sorumlu olmayacaktır.
60
iii. Ayrıca teminat verenin herhangi bir limitle bağlı olmaksızın
ödeme yapacağını vurgulanmış olması da asliliğe ilişkin önemli bir
işarettir.
Görüldüğü üzere teminat metninde aslilik dolayısıyla garanti niteli-
ğinde güçlü deliller bulunmkaltadır. Eğer teminat metninde fer’iliğe işa-
ret eden deliller yoksa garanti varlığı kabul edilebilir. Çünkü teminatın
garanti olarak nitelendirilebilmesi için garantinin varlığının tereddütsüz
olarak söylenebilmesi gerekir. Ancak davaya konu teminat metninde
fer’ilik yönünde delil teşkil edecek unsurlara da rastlanmaktadır. Ör-
neğin; teminat verenin kredi kartı hamilinin veya ek kart hamilinin
yükümlülüklerinin, doğmuş ve doğacak tüm borçlarının ödeneceğinin
taahhüt edilmiş olması, fer’iliğin varlığına delil teşkil etmektedir.
Dava konusu metinde, garanti yönünde ağır basan deliller mevcut
olsa da, aynı zamanda fer’ilik yönünde ifadelerinde bulunması garanti-
nin varlığını şüpheli hale getirmektedir. Eğer somut olayda garantinin
varlığı bakımından tereddüt uyandıracak ifadeler varsa bu teminatın
garanti olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Bu halde şüphe halinde
60
Kuntalp, s. 293.
Gamze TURAN hakemli makaleler
48TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
kefalet karinesi gündeme gelir. Bu durumda şüphe halinde kefalet karinesi
gereğince teminat kefalet olarak kabul edilebilicektir.
Sonuç olarak, Yargıtay’ın teminat metnini karada sayılan gerek-
çelere dayanarak kefalet olarak nitelendirmesi kabul edilemez. Gerek
aslilik gerek fer’ilik yönünde ağır baan deliller içeren böyle bir teminat
metni ancak şüphe halinde kefalet karinesinden yararlanılarak kefalet
olarak nitelendirilmelidir.
Doktrinde İşgüzar, kararı farklı bir yaklaşımla değerlendirmiştir.
İşgüzar’a göre;
61
Genel Kurul’un kişisel teminatı kefalet olarak nitelen-
dirmesini yerindedir. Teminatın verildiği ilişki kredi kartı sözleşmesidir.
kredi kartı sözleşmelerinde sözleşme serbestisi ilkesi geçerli değildir.
Kredi kartı sahibinin banka ile sözleşme şartları üzerinde müzakere
edip değiştirme şansı yoktur. Aynı durum kredi kartı sözleşmesinin bir
parçası olan teminat taahhüdü için de geçerlidir. Söz konusu teminat
taahhüdü bir genel işlem şartı niteliğindedir. Bu durumda sözleşme
şartlarını düzenleyen banka karşısında teminat veren zayıf durumda
olan teminat verenin korunması için teminatın kefalet olarak nitelen-
dirilmesi doğru bir karardır.
İşgüzar’ın bu değerlendirmesi kefalet hukukuna hakim olan “yü-
kümlülük altına giren taraf lehine yorum ilkesi” ile paralellik arz etmektedir.
Bu ilkeden de haraket edilerek şüphe halinde teminatı kefalet olarak
nitelendirmek isabetli bir sonuç olacaktır.
SONUÇ
Doktrinde ve uygulamada şahsi teminatın niteliğinin tespitinde çok
sayıda kıstas kullanılmaktadır. Bu kıstaslardan hemen hepsi yalnız başı-
na uygulandığında doğru sonuca varmakta yetersiz olup, ancak başka
kıstaslarla desteklendiğinde doğru sonuca götürecek niteliktedir.
Teminat sözleşmesinin niteliğinin kefalet mi yoksa garantimi ol-
duğunun tespiti yapılırken esas dikkate alınması gereken kıstas aslilik
fer’ilik kıstasıdır. Diğer kıstaslar daha çok teminatın asli mi yoksa fer’i
mi olduğunun tespitinde kullanılacaktır.
61
İşgüzar, s. 220-222.
hakemli makaleler Gamze TURAN
49TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
Bu nitelendirme yapılırken başvurulacak en son çare şüphe halinde
kefalet karinesidir. Yapılan her türlü araştırma ve inceleme sonucunda
kesin bir sonuca varılamıyorsa, şüphe halinde kefalet karinesinden ya-
rarlanılarak teminat taahhüdünün kefalet olduğu sonucuna varılır.
Yargıtay, kredi kartı sözleşmelerinde yer alan teminatın niteliğini
tespit ederken ağırlıklı olarak aslilik-fer’ilik kıstasından hareket etmek-
tedir. Teminat veren asıl borçlunun yükümlülüğü ile örtüşecek şekilde
teminat taahhüdünde bulunmuşsa, teminatı kefalet olarak nitelendir-
mektedir. Buna karşılık, teminat veren asıl borçlunun yükümlülüğünün
üstünde bir sorumluluk yüklenmişse, teminatı garanti olarak nitelen-
dirmektedir.
Yargıtay, kredi kartı sözleşmelerinde yer alan şahsi teminatın niteli-
ğini belirlerken çoğunlukla menfaat kıstasına da başvurmaktadır. Ancak
menfaat kıstası tek başına, kredi kartı sözleşmelerinde yer alan teminat
taahhüdünün niteliğinin tespitinde kullanılabilecek bir kıstas değildir.
Ancak diğer kıstaslar teminatın garanti olduğu sonucuna götürüyorsa,
teminat verenin menfaatinin varlığı bu sonucu destekleyecektir.
Tüm bu incelemeler sonucunda görüldüğü üzere, kredi kartı söz-
leşmelerinde yer alan şahsi teminatın niteliğini tespit etmek çok kolay
olmayacaktır. Yargı organları, kredi kartı sözleşmelerinde yer alan
teminat taahhütlerini yukarıda incelenen kıstaslar çerçevesinde titiz-
likle değerlendirmeli ve her somut olayın kendi özel koşullarını ayrıca
dikkate alarak bir sonuca varmalıdır. Yapılan tüm incelemelere rağmen
kesin bir sonuca varamıyorsa, tereddüt etmeksizin kefalet karinesine
başvurmalıdır.
KAYNAKÇA
Aral, Fahrettin, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Yetkin Yayınları, 5.Bası,
Ankara, 2003.
Arkan, Sabih, “Kredi Kartıyla İlgili Olarak Verilen Güvencenin Hukuki Niteli-
ği”, Bilgi Toplumunda Hukuk Ünal Tekinalp’e Armağan, Cilt I, s. 983-991.
Barlas, Nami, “Kredi Kartı İlişkisinde Bankaya Karşı Verilen Kişisel Teminatın
Niteliğinin Belirlenmesi”, Ömer Teoman’a 55. Yaş Günü Armağanı, Cilt II,
İstanbul, 2002, s. 937- 989.
Gamze TURAN hakemli makaleler
50TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
Çeker, Mustafa, “Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun Kapsamında Kredi
Kartı Borcunun Ödenmemesi ve Hukuki Sonuçları” Atatürk Üniversitesi
Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt VIII, Sayı 1-2, 2004 s. 415-442.
Doğan, Vahit, Banka Teminat Mektupları, Seçkin Yayınları, 3. Bası., Ankara,
2005.
İşgüzar, Hasan, Banka Kredi Kartı Sözleşmeleri, Yetkin Yayınları, Ankara, 2003.
Karahasan, Mustafa Reşit, Türk Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Beta Yayınları,
Cilt 5, İstanbul, 2004.
Kahyaoğlu, Emin Cem, Banka Garantileri, Beta Yayınları, 1. Bası, İstanbul,
1996.
Kocaman, Arif, “Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 4.7.2001 Tarih ve e.
2001/19-534, K. 2001/583 Sayılı Kararı Üzerine Bir Değerlendirme- kredi
kartı İlişkisinde Bankaya Karşı Verilen Kişisel (Şahsi) Teminatın Hukuki
Niteliği: Garanti mi; Kefalet mi?,” Ticarat Hukuku ve Yargıtay Kararları
Sempozyumu XIX, Mayıs 2003, s. 67-85.
Kostakoğlu, Cengiz, Son Değişikliği İle Bankalar Kanunu Şerhi, Beta Yayınları,
5. Bası, İstanbul, 2004.
Kuntalp, Erden, “Yargıtay Kararları Işığında Kredi Kartı,” Ticaret Hukuku ve
Yargıtay Kararları Sempozyumu XIII, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma
Enstitüsü Yayınları, Ankara, 5-6 Nisan 1996, s. 273-310.
Reisoğlu, Seza, Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, 4. Bası, Ankara,
2003 (Kontrgarantiler).
Reisoğlu, Seza, Garanti Mukavelesi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ya-
yınları, Ankara, 1963 (Garanti).
Reisoğlu, Seza, Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Kefalet, Ankara,
1992. (Bankacılık Uygulamasında Kefalet)
Tandoğan, Haluk, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Banka ve Ticaret Huku-
ku Araştırma Enstitüsü Yayınları, Cilt II, 3. Bası, Ankara, 1985. (Borçlar
Hukuku)
Tandoğan, Haluk, Garanti Mukavelesi, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma
Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1959 (Garanti).
Yavuz, Cevdet, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Beta Yayınları, 5. Bası,
İstanbul, 1997.
Zevkliler, Aydın, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Seçkin Yayınları, 8. Bası,
Ankara, 2004.
www. kazanci.com.tr.