GEÇERLİ BİR TAHKİM ANLAŞMASININ
VARLIĞINA RAĞMEN GENEL HACİZ YOLUYLA
TAKİP YAPILABİLİR Mİ?
COULD AN ORDINARY EXECUTION PROCEEDINGS WITH
ATTACHMENT BE TAKEN DESPITE THE EXISTENCE OF A VALID
ARBITRATION AGREEMENT?
Ali YEŞİLIRMAK*
Özet: Tahkim anlaşmasının varlığına rağmen bu anlaşmanın ta-
raflarından birinin uyuşmazlıkla ilgili olarak genel haciz yoluyla takip
yapıp yapamıyacağı ve böyle bir takip yapılırsa icra inkâr tazminatı
istenip istenemeyeceği hususları kanunlarımızda açıkça düzenlen-
memiştir. Konuya ilişkin olarak doktrinde ve yargı kararlarında farklı
görüşler savunulmuştur. Konunun incelenmesi için öncelikle tahkim
anlaşmasının hükmü ile itirazın kesin ve geçici kaldirılması ve itirazın
iptali davasının niteliğine değinilmiş; daha sonra bu incelemeler ışı-
ğında, tahkim ve genel haciz yoluyla takip kurumları birlikte değer-
lendirilip doktrindeki görüşler ve yargı kararları ışığında konu irde-
lenmiştir.
Anahtar sözcükler: tahkim, genel haciz yoluyla takip, tahkim
anlaşmasının hükmü, itirazın kaldırılması, itirazın iptali, icra inkâr taz-
minatı.
Abstract: The issues of whether or not a party to a arbitration
agreement, despite the existence of a valid arbitration agreement,
could initiate a general execution proceedings without judgment
in respect of the dispute at hand and, if so, whether or not a
compensation for execution and denial could be sought are not
dealt with in any laws. There are conflicting scholarly views and
court decisions on the issue. In order to examine those issues,
initially, the effect of arbitration agreement, the nature of the
suits for lifting of objection to general execution proceedings are
handled; then, the subjects are evaluated in light of scholarly views
and court decisions, and in consideration with both arbitration and
general execution proceedings.
Key words: arbitration, general execution proceedings
without judgment, effect of arbitration agreement, lifting of general
execution proceedings without judgment, cancellation of objection,
compensation for execution and denial.
1
*
Yrd. Doç. Dr., İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medenî Usûl ve İcra-
İflâs Hukuku Anabilim Dalı.
Bu çalışmanın taslaklarını okuyarak görüşlerini benimle paylaşan Hocalarım Prof.
Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Ali Cem Budak ve Prof. Dr. Muhammet Özekes’e
teşekkür ederim. Metnin sorumluluğu elbette yazarına aittir.
Geçerli Bir Tahkim Anlaşmasının Varlığına Rağmen Genel Haciz Yoluyla Takip Yapılabilir Mi? 206
Giriş
Alacaklı ile borçlu arasındaki tahkim anlaşmasının genel haciz yo-
luyla takip üzerinde etkilerine ilişkin açık bir düzenleme, konuya iliş-
kin İcra ve İflâs Kanunu (“İİK”), Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu
(“HUMK”), Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) ve Milletlerarası
Tahkim Kanunu’nda (“MTK”) yer almamaktadır. Yargıtay 15. Hukuk
Dairesi (“HD”) önüne gelen bir olayda tahkim anlaşmasına rağmen
ilâmsız icra takibi yapılabileceği ve bu takip üzerine itirazın iptali da-
vasının hakemde görülebileceğine karar vermiştir.
15. HD kararına konu olayda
1
, davacı ve davalı arasında sözleşme-
nin haksız feshi ve tazminat talebi ile önce bir takip yapılmış; bu takibe
itiraz üzerine de, davacı taraf, itirazın iptali ve icra ve inkâr tazminatı
talebi ile taraflar arasındaki sözleşmedeki tahkim şartı sebebi ile tahki-
me gitmiştir. Tahkim kurulu, HUMK’nun 519 ve devamı maddelerine
göre oluşturulmuş ve ardından itirazın iptali ile icra ve inkâr tazminatı
konularında karar verme yetkisinin olmadığı kanaati ile davayı alacak
davası olarak görmüştür. 15. HD, öncelikle Yargıtay İçtihadı Birleş-
tirme Hukuk Genel Kurulu’nun 28.01.1994 gün 1993/4 E. 1994/1 K.
Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, taraflar tahkim sözleşmesi veya
şartında hakemlerin uyuşmazlığı maddi hukuk kurallarına göre çö-
zümlemelerini öngördükleri takdirde, buna aykırı karar verilmesinin
temyiz nedeni oluşturacağı tespitini yapmıştır. Bu tespite dayanan 15.
HD, hakem kararının esasını inceleme altına alarak, davacının temyiz
itirazlarından bir kısmını dikkate alıp eksik inceleme sebebiyle kararı
bozmuştur. Bozma kararında şu gerekçelere dayanılmıştır:
(a) Davalı şirketin ortakları arasında yapılan pay devri, tarafların
arasında yapılan sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğinden davacı şirket
fesihte haklı görülmüş ve davacı şirketi fesihte haksız bulan hakem
kararının ilgili kısmı bozulmuştur.
(b) 15. Dairenin yerleşmiş uygulamasına dayanak gösterilerek hakemle
rin açılan itirazın iptali davalarında karar vermeye ve bunun sonucu olarak
icra inkâr tazminatı istemi konusunda da karar oluşturmaya yetkili oldukla
rından bahisle hakem kararı bozulmuştur.
1
15. HD, 3.4.2008, 262/2138 (Kazancı İçtihat Bankası). Bu çalışmada kararlara yapı-
lan yollamada tarihten sonra belirtilen ilk numara esas numarasını, ikinci numara
ise karar numarasını ifade etmektedir.
TBB Dergisi 2011 (96) Ali YEŞİLIRMAK207
Bu karar uygulamamızda ve doktrinde pek az yer bulan ve tartışı-
lan şu soruları akla getirmektedir:
a) Tahkim anlaşmasının varlığına rağmen ilamsız icra takibi yapıla-
bilir mi?
b) İlamsız icra takibi yapılabilirse takibe itiraz üzerine itirazın kaldı-
rılması veya itirazın iptali hangi mercide istenecektir: Hakemde
mi mahkemede mi? Bu durumda hakem, icra inkâr tazminatına
hükmedebilir mi?
A. Tahkim Anlaşmasına Rağmen Genel Haciz Yoluyla Takip
Yapılabilir mi?
İİK’na göre, para ve teminat alacaklarına ilişkin olarak genel haciz
yoluyla icra takibi yapılabilir. Uyuşmazlığın tahkimde (veya hakem-
de) çözüleceği kararlaştırılmış olması halinde para ve teminat alacağı
için genel haciz yoluyla icra takibi yapılabilir mi? Bu sorunun cevabı
ne İİK’nda ne de konuyla ilgili olabilecek HUMK, HMK ve MTK’nda
mevcuttur.
I. Tahkim Anlaşmasının Hükmü
Tahkim anlaşmasının hükmü (etkisi), bu anlaşma kapsamına gi-
ren bir uyuşmazlığa ilişkin cebri icraya (veya mahkemeye) başvurul-
duğunda önem arz edeceğinden öncelikle bu husus açıklanmalıdır.
Tahkim anlaşmasının hükmüne ilişkin olarak beş ayrı düzenleme dik-
kate alınmalıdır.
Tahkim anlaşmasının hükmü (etkisi) ile ilgili olarak HUMK 519.
maddesi şu düzenlemeyi getirmektedir:
“Bir nizaın hakemler vasıtasiyle halledilip edilemeyeceği hususunda te
vellüt eden ihtilâflar mahkemece, seri usulü muhakeme ile hallolunur.”
Bu hükme göre, HUMK kapsamına giren uyuşmazlıklarda, yani
iç tahkimde
2
; uyuşmazlığın hakemde çözülüp çözülemeyeceği hususu
ihtilaf konusu ise, bu ihtilaf hakkında mahkeme karar verir. Tahkim
anlaşmasının varlığına rağmen uyuşmazlığın çözümü için mahke-
mede dava açılmış ise, tahkim itirazında bulunmak gerekir. Bu itiraz
2
Yani tahkim yeri Türkiye olup HUMK’na göre yürütülen tahkim.
Geçerli Bir Tahkim Anlaşmasının Varlığına Rağmen Genel Haciz Yoluyla Takip Yapılabilir Mi? 208
genel olarak ilk itirazlardan sayılmayıp “esasa ilişkin bir savunma va-
sıtası” olarak değerlendirilmektedir
3
. Bu görüşe göre, ilk itirazlardan
farklı olarak tahkim itirazı, esasa cevap süresi geçtikten sonra dahi ileri
sürülebilir. Bu takdirde karşı taraf tahkim itirazına muvafakati olma-
dığını belirtmez ise, savunmanın genişletilmesini zımnen kabul etmiş
sayılır. Mahkeme tahkim itirazını incelemeye geçip bu itirazı haklı bu-
lursa davayı reddeder
4
.
HUMK yerine kabul edilen ve 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe gire-
cek olan (HMK m. 451) HMK’nun 519. maddesine göre:
“(1) Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözü
mü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bu
lunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygu
lanması imkansız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı
usulden reddeder.
(2) Tahkim itirazının ileri sürülmesi, tahkim yargılamasına engel değil
dir.”
HMK, HUMK gibi iç yani milli tahkime uygulanacaktır
5
. HMK,
tahkim itirazının bir ilk itiraz olduğunu ve geçerli bir tahkim anlaşma-
sının bulunması halinde, açılan davanın tahkim itirazı üzerine usulden
reddedilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu durumda mahkemenin
tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin incelemesi bir ön inceleme
yani prima facie inceleme olmalıdır
6
. Tahkim yargılamasının tahkim iti-
razının yapılmasından olumsuz olarak etkilenmemesi için de tahkim
itirazının tahkim yargılamasına engel olmayacağı ifade edilmiştir.
3
Kuru B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Bası, İstanbul 2001, C. VI, s. 5968 (“Usul”).
Bkz. ayrıca, 15. HD, 18.4.1988, 1470/1534 (YKD 1988/10, s. 1412-1413); 11. HD,
4.10.2004, 189/9234 (YKD 2005/3, s. 212-214). Tahkim def’inin ilk itiraz olması
gerektiği konusunda bkz., örneğin, Üstündağ, S., Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II,
İstanbul 2000, s. 952 (“Yargılama”); Alangoya, Y./Yıldırım, K./Deren-Yıldırım,
N., Medenî Usul Hukuku Esasları, 7. Bası, İstanbul 2009, s. 605.
4
Kuru, Usul, C. VI, s. 5968- 5969. Esasa cevap süresi geçtikten sonra tahkim itirazı-
nın hangi hallerde kabul edileceğine ilişkin, bkz., id., s. 5973-5977.
5
Tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği ve yabancılık unsuru olmayan haller-
de tahkime uygulanacaktır. HMK m. 407.
6
Bkz. örneğin Yeşilırmak, A., Türkiye’de Ticari Hayatın Korunması ve Yatırım Ortamı
nın İyileştirilmesi İçin Uyuşmazlıkların Etkin Çözümünde Doğrudan Görüşme, Arabu
luculuk, Hakem-Bilirkişilik ve Tahkim: Sorunlar ve Çözüm Önerileri, İstanbul 2011, s.
82-84.
TBB Dergisi 2011 (96) Ali YEŞİLIRMAK209
MTK’nun 5(1). maddesi ise, milletlerarası tahkim açısından tahkim
anlaşmasının olumsuz etkisine ilişkin şu düzenlemeyi getirmektedir:
“Tahkim anlaşmasının konusunu oluşturan bir uyuşmazlıkta dava mah
kemede açılmışsa; karşı taraf, tahkim itirazında bulunabilir. Tahkim itirazının
ileri sürülmesi ve tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların
çözülmesi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilk itirazlara ilişkin hü
kümlerine tabidir. Tahkim itirazının kabulü halinde, mahkeme davayı usul
den reddeder.
Yani MTK’nın kapsamına giren
7
uyuşmazlıklarda, tahkim itirazı-
nın yapılması üzerine mahkeme geçerli bir tahkim anlaşmasının varlı-
ğını tespit ettiği halde itirazı kabul edip açılan davayı usulden reddede-
cektir. MTK, davanın usulden reddi için “mahkeme”de bir “dava”nın
açılmasından bahsetmektedir. Kanun, yapılan itirazı HUMK’nda yer
alan ilk itirazlara ilişkin hükme tâbi tutmuştur. Bunun sonucu olarak,
tahkim itirazı davanın esasına girilmesine engel teşkil eder
8
. İlk itiraz-
lar (dava engelleri), davanın başında; cevap dilekçesinde esasa girme-
7
MTK m. 1:
“Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği
veya bu Kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği
uyuşmazlıklar hakkında uygulanır.”
diyerek MTK’nun hangi hallerde uygulanacağını belirtmiştir. Yine MTK’nun 2.
maddesi yabancılık unsurunu şu şekilde tanımlamıştır:
“Aşağıdaki hallerden herhangi birinin varlığı, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığını
gösterir ve bu durumda tahkim, milletlerarası nitelik kazanır.
1. Tahkim anlaşmasının taraflarının yerleşim yeri veya olağan oturma yerinin ya da
işyerlerinin ayrı devletlerde bulunması.
2. Tarafların yerleşim yeri veya olağan oturma yerinin ya da işyerlerinin;
a) Tahkim anlaşmasında belirtilen veya bu anlaşmaya dayanarak tespit edilen hallerde
tahkim yerinden,
b) Asıl sözleşmeden doğan yükümlülüklerin önemli bir bölümünün ifa edileceği yerden
veya uyuşmazlık konusunun en çok bağlantılı olduğu yerden,
Başka bir devlette bulunması.
3. Tahkim anlaşmasının dayanağını oluşturan asıl sözleşmeye taraf olan şirket ortaklarından
en az birinin yabancı sermayeyi teşvik mevzuatına göre yabancı sermaye getirmiş olması
veya bu sözleşmenin uygulanabilmesi için yurt dışından sermaye sağlanması amacıyla
kredi ve/veya güvence sözleşmeleri yapılmasının gerekli olması.
4. Tahkim anlaşmasının dayanağını oluşturan asıl sözleşme veya hukuki ilişkinin, bir ülke
den diğerine sermaye veya mal geçişini gerçekleştirmesi.
21/01/2000 tarihli ve 4501 sayılı Kanun hükümleri saklıdır.”
MTK’nun kapsamına ilişkin açıklamalar için bkz. örneğin Akıncı, Z., Milletlerarası
Tahkim, 2. Bası, Ankara 2007, s. 55-77.
8
HUMK m. 187; HMK m. 117(3). Bkz. örneğin Pekcanıtez H./Atalay O./Özekes,
M., Medenî Usûl Hukuku, 10. Bası, Ankara 2010, s. 350.
Geçerli Bir Tahkim Anlaşmasının Varlığına Rağmen Genel Haciz Yoluyla Takip Yapılabilir Mi? 210
den önce ileri sürülmelidir
9
. Mahkeme, ilk itiraza ilişkin incelemeyi ön
yani prima facie inceleme şeklinde yapmalıdır
10
.
MTK’nun 5. maddesi hükmü, tahkim yeri Türkiye dışında olsa
dahi uygulanır (MTK, m. 1(3)). Ancak, tahkim yerinin yurt dışında
olması halinde, kapsamına giren
11
uyuşmazlıklar için, 1958 tarihli Ya-
bancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York
Sözleşmesi’nin
12
(“New York Andlaşması”) 2. maddesinin MTK’nun
5. maddesine göre öncelikle uygulama alanı bulacağı açıktır (MTK
m.1(6)). New York Andlaşması’nın 2(3). maddesine göre:
“Bir âkit devlet mahkemesi, tarafların işbu maddenin anladığı mânâda
anlaşma akdettikleri bir meseleye taallûk eden ihtilâfına vaziyed ettiği
takdirde, anlaşmanın hükümden düşmüş, tesirsiz veya tatbiki imkânsız
bir halde olduğunu tespit etmedikçe, bunları birinin talebi üzerine, ha
kemliğe sevkeder.”
Bu durum karşısında tahkim itirazı her halde süreye bağlı olmak-
sızın, ancak dürüstlük kuralını da ihlal etmeden ileri sürülebilecek ve
bu halde de mahkeme tarafları tahkime sevkedecektir
13
.
Yine, kapsamına giren konularda
14
ve üye ülkeler
15
arasında, 21
Nisan 1961 tarihli Milletlerarası Ticari Hakemlik Konusunda Cenevre-
Avrupa Sözleşmesinin
16
(“Avrupa Tahkim Sözleşmesi”) VI. maddesi
de MTK’na göre öncelikle uygulanacaktır:
(1) Hakemlik anlaşması akdenlerden birisinin müracaatı üzerine ortada
9
HUMK m. 189(1); HMK m. 118(1). Bkz. örneğin Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s.
350.
10
Yeşilırmak, s. 82-84; Yeşilırmak, A./Süral, C., “Timing of Examination by Courts
in respect of Arbitral Jurisdiction under Turkish Law” in: Festschrift in Honour of
Bernd von Hoffmann (Ocak 2012’de yayımlanacaktır). Karşı görüş için bkz. örne-
ğin Yeşilova, B., “Tahkim (İlk) İtirazı Üzerine – Hakemlerin Yargı Yetkisiyle İlgili
Olarak – Mahkemelerce Yapılacak Denetim ve Sonuçları (Milletlerarası Tahkim
Kanunu m. 5/I)” in: Prof. Dr. Bilge Umar’a Armağan, C. I; Dokuz Eylül Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Dergisi, İzmir 2009, C. 11, s. 799-810.
11
Bkz. New York Andlaşması m. 1. Andlaşma’ya üye devletler için bkz. .
12
RG, 25.9.1991-21002.
13
Bu konuda bkz. örneğin Van Den Berg, A. J., The New York Arbitration Convention,
Deventer 1981, s. 122 vd.
14
Bkz. Avrupa Tahkim Sözleşmesi m.1.
15
Sözleşme’ye üye ülkeler için bkz. .
16
RG, 25.9.1991-21002.
TBB Dergisi 2011 (96) Ali YEŞİLIRMAK211
hakemlik anlaşması mevcut olduğu iddiasıyla işe vaziyet eden muhake
meye karşı davalı tarafından öne sürülebilecek salahiyetsizlik defi, ise va
ziyet eden mahkeme kanununun salahiyetsizlik def’in, usule veya esasa
müteallik bir mesele telakki etmesine göre, hakkın düşmesi müeyyidesi
altında, esasa iddia müdafaadan evvel veya bununla birlikte öne sürül
mek lazımdır.
...
(3) Eğer âdlî mahkemelere herhangi bir müracaat yapılmadan evvel taraf
lar arasındaki ihtilafın halli için hakem usulüne başlanmış ise, aynı ihti
lafın halli veya taraflar arasındaki hakemlik mukavelesinin yokluğunun,
hükümsüzlüğünün veya hükümden düştüğünün tespiti için kendilerine
başvurulan Akit Devlet adlî mahkemeleri ciddi sebepler olmadıkça hakem
mahkemesinin selahiyeti hakkında karar ittihazı hususunu hakem kararı
nın verildiği ana kadar talik edeceklerdir.
Avrupa Tahkim Sözleşmesi’nin VI. maddesinin 1. fıkrasına göre,
tahkim itirazında bulunacak taraf, bu itirazını esasa ilişkin savunma-
sını yapmadan önce ileri sürmelidir
17
. Öte yandan, aynı maddenin 3.
fıkrasına göre, hakemde görülmekte olan bir uyuşmazlığa ilişkin mah-
kemeye başvurulur ise, mahkeme hakemin yetkisi konusundaki kara-
rını nihai hakem kararının verilmesine kadar erteleyecektir.
II. Mahkeme Kararları
Genel haciz yoluyla takibin tahkim şartına rağmen yapılıp yapı-
lamayacağı konusunda Yargıtay kararlarında iki farklı görüş ortaya
konulmuştur. Her iki görüş de HUMK’na tâbi iki ayrı tahkim anlaşma-
sına ilişkin inceleme yapılırken ortaya konulmuştur. 19. HD, tahkim
anlaşmasının varlığı halinde takip yapılamayacağını alacaklının tahsil
davası açması gerektiği yönünde karar vermiştir
18
. Benzer şekilde, 13.
17
Pointet, J. P., “The Geneva Convention On International Commercial Arbitration”in:
International Commercial Arbitration – A World Handbook, La Haye 1965, s. 283. Av-
rupa Tahkim Sözleşmesi hakkında ayrıca bkz. Yılmaz, E., “Milletlerarası Ticari
Tahkime Dair Avrupa (Cenevre) Sözleşmesi ve Türk Tahkim Hukuku Hakkında
Bazı Düşünceler-Bir Yorum” in: Avrupa-Cenevre/New York Sözleşmeleri ve Türk Tah
kim Hukuku Sempozyumu, Ankara 1991, s. 16 vd. (“Cenevre Sözleşmesi”); Nomer,
E./Ekşi, N./Öztekin-Gelgel, G., Milletlerarası Tahkim Kanunu, C. I, 3. Bası, İstanbul
2008, s. 47-48.
18
19. HD, 14.12.2000 5610/8669 (Hukukturk). Bkz. ayrıca örneğin 19. HD, 14.12.2000,
5610/8669 (Uyar, T., İcra Ve İflas Kanunu Şerhi, 2. Bası, Ankara 2005, C. IV, s. 4854-
Geçerli Bir Tahkim Anlaşmasının Varlığına Rağmen Genel Haciz Yoluyla Takip Yapılabilir Mi? 212
HD, sözleşmenin her iki yanı tahkim şartından vazgeçmedikçe icra
takibi yapılamayacağına; yapılan icra takibinin de haksızlığına karar
verilmesi gerektiğine hükmetmiştir
19
.
Buna karşılık, 12. HD, taraflar arasında bir tahkim sözleşmesinin
bulunmasının icra takibinde bulunmaya engel teşkil etmeyeceğine ka-
rar vermiştir
20
. Bu kararı destekler şekilde, 12. HD bir başka olayda şu
şekilde karar vermiştir
21
:
“Her ne kadar yönetim planındaki ‘tahkim şartı’ itiraz üzerine tetkik
merciinde incelenip karara esas alınabilir ise de, borçluların bu yöne iliş
kin bir itirazları mevcut bulunmadığından, mercice kendiliğinden incele
nip karara dayanak yapılması yerinde değildir”.
Benzer şekilde, 11. HD navlun sözleşmesinden doğan alacağa iliş-
kin yapılan takip sonucu hakemde açılan itirazın iptali davasına ilişkin
icra inkâr tazminatına hükmedilen hakem kararının iptali için temyiz
edilen bir davada verdiği kararda “hakemlerin itirazın iptali davala-
rında icra inkâr tazminatına karar verebilmelerinin mümkün ...” oldu-
ğunu açıkça belirtmiştir
22
.
Yargıtay daireleri arasındaki konuya ilişkin görüşler arasındaki
çelişkinin bir içtihadı birleştirme kararı ile giderilmesi önerilmiştir
23
.
4855) (mahkeme tahkimde itirazın iptali davası açılamayacağı; tahkimde açılabi-
lecek davanın “tahsil davası” olarak görülüp sonuçlandırılması gerektiğine ka-
rar vermiştir.). Bkz. ayrıca 19. HD, 14.12.2000, 5610/8669 (Kazancı İçtihat Bankası):
(“Davacı haciz yoluyla ilamsız icra takibine geçmiş, davalı uyuşmazlığın hakem aracılı
ğıyla çözümleneceğinin kararlaştırıldığını bu nedenle icra takibine girişilemeyeceğini be
lirterek takibe itiraz etmiştir. Bu durumda davacı, hakem de itirazın iptali davası açamaz.
Ancak usul ekonomisi de dikkate alınarak hakemde açılan davanın tahsil davası olarak
görülüp sonuçlandırılması mümkündür....”).
19
13. HD, 3.11.1978, 4625/4623 (Yasa 1979/6, s. 931).
20
12. HD, 27.2.1990, 8745/1848 (Uyar, İİK Şerhi, C. IV, s. 5937).
21
12. HD, 9.11.1987, 14663/11370 (Uyar, İİK Şerhi, C. IV, s. 5938). Yine 12. HD,
9.11.1987, 14663/11370 sayılı Kararına ilişkin yazılan karşı oy yazısı şu şekildedir:
“İlâmsız takip, bir hak arama yoludur. Hak arama özgürlüğü Anayasal bir hak olarak,
Anayasal çerçevede ve ancak kanunla sınırlanabilir. Tahkim sözleşmesi ya da şartı ilâmsız
icra takibi yolunu kapamayacağı gibi hakemi, İcra ve İflâs Kanunu’nun 4. maddesinde be
lirli tetkik mercii hakiminin yerine ikame edemez. Yönetim planında yer alan tahkim şartı,
HUMK’nun 518. maddesi karşısında icra yetkisinin kullanıldığı alanda geçerli olamaz.
Tetkik mercii kararının bu nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ile çoğunluğun gerekçe
sine katılamamaktayım.” (Uyar, İİK Şerhi, C. IV, s. 5938).
22
11. HD, 1.4.2002, 10258/3443 (LegalBank). Bkz. ayrıca 11. HD, 25.9.2001, 4800/7167
(LegalBank).
23
Hakan Pekcanıtez, 15.3.2011 tarihli Mütalâa (yayımlanmamıştır).
TBB Dergisi 2011 (96) Ali YEŞİLIRMAK213
III. Öğretideki Görüşler
Konuya ilişkin öğretideki görüşler de iki farklı yöndedir: Kuru, “[t]
ahkim sözleşmesi, tarafların mahkemede dava açmasını önler. İlamsız
icra takibi bir dava olmadığından, alacaklının, tahkim sözleşmesine
rağmen ilamsız icra takibi yapılabileceği” fikrindedir
24
. Bundan hare-
ketle, Kuru, itirazın iptali davasının sadece mahkemede açılması ge-
rektiğini belirtmiştir
25
. Şanlı da aynı fikirdedir
26
:
“Cebri İcra Hukukunun bir parçası ya da devamı sayılan icra takiplerine
ve takibe itiraz üzerine açılan itirazın kaldırılması davalarına tahkim an
laşması engel değildir. Bu tür dava ve takiplerde, tahkim anlaşması Türk
icra dairelerinde takip yapılmasına veya takibe itiraz halinde itirazın kal
dırılmasına engel değildir.”
Buna karşılık, Yeşilova görüşünü şu şekilde ifade etmiştir
27
:
“... madem ki tahkim anlaşmasıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığın esası
üzerinde yapılacak yargılama faaliyeti yönünden devlet yargısı (sadece
mahkemeler değil) devre dışı bırakılmaktadır; şu hâlde, Türk hukuku yö
nünden artık, tahkim anlaşmasına rağmen, ilk bakışta ve özellikle dü
zenlendiği yer itibarıyle bir cebri icra müessesesi olarak görülen ve fakat
aslında, ağırlıklı olarak para alacaklarının varlığının-yokluğunun yargı
lama konusu edildiği, ilamsız icra-iflas takiplerinin de mümkün olmama
sı gerekir.”
Dayınlarlı’da geçerli tahkim anlaşmasının varlığı haline cebri icra
yoluna başvurulamayacağı görüşündedir
28
.
Yavuz’a göre, tahkim anlaşmasına rağmen genel haciz yoluyla ta-
kip yapılabilir; ancak itiraz üzerine duran takibe karşı itirazın iptali
davasının tahkimde açılamaz
29
.
24
Kuru, Usul, s. 5981.
25
Id. s. 5982. İsviçre hukukunda, tahkim anlaşmasının varlığına rağmen ilamsız icra
yapılabileceği ancak itirazın iptali veya kaldırılmasının tahkimde istenemeyeceği
çünkü bu usullerin tahkime elverişli olmadığı hem doktrinde hem de yargı karar-
larında açıkça kabul edilmiştir. Hakan Pekcanıtez, 15.3.2011 tarihli Mütalâa (ya-
yımlanmamıştır).
26
Şanlı, C., Uluslararası Ticari Akitlerin Hazırlanması ve Uyuşmazlıkların Çözüm Yolları,
3. Bası, İstanbul 2005, s. 238, dipnot 237ff.
27
Yeşilova, s. 534.
28
Dayınlarlı, K., HUMK’da Düzenlenen İhtiyari İç Tahkim, 2. baskı, Ankara 2004, s. 66.
29
Yavuz, N., İtirazın İptali ve Tahsil (Eda) Davası, 2. Baskı, Ankara 2007, s. 98.
Geçerli Bir Tahkim Anlaşmasının Varlığına Rağmen Genel Haciz Yoluyla Takip Yapılabilir Mi? 214
Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin-Özkan/Özekes ise tahkim an-
laşmasına rağmen alacaklının genel haciz yoluyla takip yapabileceği
fakat duran takibe devam edebilmek için itirazın iptali davasının ha-
kemde açılması gerektiği görüşündedir
30
.
Deynekli/Kısa da itirazın iptali davasının tahkimde açılması ha-
linde bazı sorunların çıkabileceğine dikkat çekmektedir
31
.
Karslı ise, tahkim anlaşmasının ilamsız icra takibi yapılmasına en-
gel olmayacağını ancak itiraz üzerine itirazın iptali davasının mahke-
mede açılması halinde bu davada tahkim itirazının ileri sürülebilece-
ğini belirtmiştir
32
.
Huysal da, itirazın iptali davasının tahkime elverişli olduğunu yani
tahkimde açılabileceğini bu hususun da “tahkim sözleşmesinin taraflar
için bağlayıcılığının teminatını” oluşturduğunu ifade etmiştir
33
.
Kanımızca, İİK, taraflara genel haciz yoluyla takip yapmak konu-
sunda bir hak verdiğine ve bu hakkın, tahkim anlaşması bulunması
halinde kullanılmaması gerektiği yönünde bir sınırlama getirmediğine
göre, tahkim ve genel haciz yoluyla icra kurumlarını mümkün oldu-
ğunca birlikte kullanmak; ancak nitelik itibarı ile birisini diğerine ter-
cih etmek gerektiğinde, hukukumuzda genel ilke olarak kabul gören
irade serbestisi ilkesine üstünlük tanıyarak tahkim yolunu tercih et-
mek yerinde olacaktır. Buna göre:
1) Takip borçlusunun bir muhalefeti bulunmadığı takdirde, tah-
kim anlaşmasının varlığına rağmen genel haciz yoluyla takip yapıla-
bilmeli; ancak ödeme emrine itiraz halinde uyuşmazlığın çözümü için
tahkim tercih edilmelidir.
2) Öte yandan, tahkim anlaşması, davalının muhalefeti halinde,
davaya devam edilmesini engellediğine göre, itiraz halinde evleviyet-
le genel haciz yoluyla takip yapılmasını da engelleyebilmelidir. Aksi
bir düşünce, tahkim anlaşması yapma amacını ve bu anlaşmanın etki-
sini tamamıyla geçersiz kılar.
30
Pekcanıtez H./Atalay O./Sungurtekin-Özkan, M. /Özekes, M., İcra ve İflâs Huku
ku, 8. Bası, Ankara 2010, s. 148.
31
Deynekli, A./Kısa, S., İtirazın İptali Davaları- İcra İnkâr ve Kötüniyet Tazminatı, 2.
Bası, Ankara 2005, s. 85-86.
32
Karslı, A., İcra Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2010, s. 404.
33
Huysal, B., Milletlerarası Ticari Tahkimde Tahkime Elverişlilik, İstanbul 2010, s. 291.
TBB Dergisi 2011 (96) Ali YEŞİLIRMAK215
İlamsız icra yoluna, tahkim anlaşmasına dayanarak karşı koymak
isteyen borçlu, eğer şartları ve sebepleri varsa, (İİK m. 16 vd. hükümle-
rine göre) şikâyet yoluna başvurabilir. Bu şikâyet süresiz değil, süreye
tabi olmalıdır. Zira gerek HUMK’nda ve HMK’nda gerekse MTK’nda
tahkim itirazı süreli olarak kabul edilmiştir. Bu ilkeye paralel olarak şi-
kayetin de süreye tabi olmasını kabul etmek kanunun amacına uygun
olacaktır.
B. İtirazın Hükümden Düşürülmesi için Başvurulması Gereken
Merci Hangisidir?
Madem ki tahkim anlaşması genel haciz yoluyla takip yapılmasını
engellememektedir, o takdirde takibe itiraz halinde bu itirazın düşü-
rülmesi için hangi merciye başvurulması gerekir sorusuna da cevap
aranmalıdır. Zira, yukarıda açıklandığı üzere, tahkim anlaşmasının da
bir etkisinin olması gerekir. Bu durumda itiraz halinde duran takibe
devam edebilmek, yani itirazı hükümden düşürmek için hakeme gidi-
lebilir mi sorusuna cevap aramak gerekli olmaktadır.
I. İtirazın İptali
İtirazın iptali, İİK’nun 67. maddesinde düzenlenmiştir:
“Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren
bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alaca
ğının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; taki
binde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın durumuna,
davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan
meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla
mahkum edilir.
...
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi
hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.”
İtirazın iptali davasının niteliği, bu davanın hakemde görülüp gö-
rülemeyeceği konusunda belirleyici olacaktır.
Geçerli Bir Tahkim Anlaşmasının Varlığına Rağmen Genel Haciz Yoluyla Takip Yapılabilir Mi? 216
1. İtirazın İptali Davasının Niteliği
İtirazın iptali davasının niteliği konusunda, ne Yargıtay kararla-
rında ne de öğretide görüş birliği vardır. Görüş ayrılıklarının temel
nedeni, mehaz İsviçre Kanunu’ndan farklı olarak
34
, özellikle 1940 ve
1965 yıllarında
35
İİK’nda yapılan değişikliklerdir. İtirazın iptali davası-
nın niteliği, 1970 yıllardan beri öğretide tartışmalara konu olmaktadır.
Bu tartışmaları genel olarak üç guruba ayırmak mümkündür:
a) Pekcanıtez’e göre
36
:
“… itirazın iptali davası icra hukukuna özgü bir davadır. Bu davanın
eda davasından farklı olarak, bir yıllık süre içinde açılması ve davanın
sonunda haksız çıkan tarafın inkâr tazminatına mahkûm edilmesi söz ko
34
İsviçre hukukunda itirazın iptali ve kaldırılması kurumları hukukumuzdan farklı
bir düzenlemeye tabidir. Bkz. Yılmaz, E., “İtirazın İptali Davasının Hukuki Nite-
liği” in: Prof. Dr. Saim Üstündağ’a Armağan, Ankara 2009, s. 605 (“İtirazın İptali”);
Budak, A. C., İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip, 2. Bası, İstanbul 2009, s. 88.
İİK’nda mehaz Kanundan ayrılma sebepleri teorik olmaktan çok “... takiplerin
hızlandırılması ve alacaklıların kötüniyetli borçlulara karşı himayesinden ibaret
pratik düşüncelere dayanmaktadır.” Budak, s. 195.
35
3890 sayılı Kanun ile 1940 yılında İİK’nda yapılan değişiklikler ve bu değişiklik-
lerin değerlendirmesi için bkz., örneğin, Leeman, H., “Türkiye’de İcra ve İflas Da-
irelerinin Yeniden Tanzim ve Tenkisine Dair Adliye Vekâletine Takdim Edilen
Rapor”, İstanbul Barosu Dergisi, Yıl 12, S. 11, İkinci Teşrin, 1938, s. 645-647; Umar,
B., İcra ve İflâs Hukukunun Tarihi Gelişmesi ve Genel Teorisi, İzmir 1973, s. 148-153
(“Tarihi Gelişim”); Belgesay, M. R., “Profesör Leeman Tarafından İcra ve İflas Ka-
nunu Tadili Hakkında Adliye Vekâletine Verilen Rapora Dair Mütalaa”, İstanbul
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C. V, 1939, s. 36-50. İİK’nun 67. maddesinde
538 sayılı ve 1965 tarihli değişikliklerin değerlendirilmesi için bakınız, örneğin,
Çağa, T., “Ödeme Emrine İtirazın İptaline Dair”, Batider, C. VIII, S. 3, 1976, s. 21-31
(“Ödeme Emri”); Okçuoğlu, Y., “İcra Hukukunda İtirazın İptali ve İnkar Tazmi-
natı”, Bursa Barosu Dergisi, S. 11, 1980, s. 10-14; Postacıoğlu, İ., “İcrada İnkâr Taz-
minatı Üzerinde Düşünceler ve Bazı İhtilaflı Noktalar”, Batider, C. IX, S. 4, s. 950-
971 (“İnkar Tazminatı”); Çağa, T., “Yine ‘Ödeme Emrine İtirazın İptali Davasına
Dair’”, Batider, C. X, S. 2, s. 369-376 (“Yine Ödeme Emri”); Postacıoğlu, İ., “Ödeme
Emrine İtirazın İptali Mevzuunda Bazı Zaruri Açıklamalar”, Batider, C. X, S. 4, s.
965-980 (“Ödeme Emri”); Yılmaz, İtirazın İptali, s. 602-605.
36
Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin-Özkan/Özekes, s. 172-173. Ayrıca bkz. Muşul,
T., İcra ve İflâs Hukuku, 3. Bası, Ankara 2008, s. 329 (“Kanaatimizce, bir takip hukuku
müessesesi olan itirazın iptali davası ile ödeme emrine borçlunun vaki itirazı ile duran
takibi harekete geçirmek amaçlanır.”); Deynekli/Kısa, s. 78 (“2004 sayılı İcra ve İflas
Kanununda 538 sayılı kanunla yapılan değişiklik sonucu 67. maddede düzenlenmiş olan
itirazın iptali davası ne bir tespit davası ne de eda davasıdır. Zira itirazın iptali davasıyla
alacaklı ödeme emriyle takip konusu yaptığı alacağın varlığının tespitini talep etmekte ise
de davacı sonuç olarak alacağın tahsilini amaçlamaktadır. Bu nedenle itirazın iptali dava
sının takip hukukuna özgü bir tahsil davası olduğunun kabulü gerekir.”).
TBB Dergisi 2011 (96) Ali YEŞİLIRMAK217
nusudur. Davanın amacı, itiraz üzerine duran takibe devam edilmesinin
sağlanmasıdır. Bu nedenle davacının bu davayı açarken, duran takibe
devam edilmesini ve itirazın iptalini istemesi gerekir. Ayrıca tahsil tale
bine gerek yoktur, çünkü takibin amacı zaten alacağın tahsilidir. İtirazın
iptali davası kabul edilirse, takip kesinleşecek ve alacaklının alacağı tahsil
edilmiş olacaktır. Bu nedenle mahkemenin de böyle bir talep olmaması
hâlinde tahsile yönelik karar vermesi gerekmemektedir. Eğer alacaklı hem
itirazın iptali hem de tahsili talep ederse, mahkemenin bu taleplerden
hangisini istediğini alacaklıya sorması gerekir. Ancak alacaklı ilâmlı ta
kip yapmak istiyorsa, bu durumda itirazın iptali davası yerine eda davası
açarak bu dava sonunda elde ettiği ilâm ile ilâmlı icra takibi yapabilir.
Bu hâlde, eda davası sonunda elde ettiği hükümle alacaklı takibe devam
edemez ve lehine inkâr tazminatına hükmedilemez.”
b) Kuru’nun paylaştığımız görüşüne göre
37
:
“İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun
itiraz etmiş olduğu normal bir eda (alacak) davasıdır.”
Aynı görüşü paylaşan Yılmaz’a göre
38
:
“[A]lacaklı, alacağını tahsil için doğrudan icra dairesine başvurarak
ilâmsız icra yoluna gitmeyip de önce alacak davası açma yoluna gitse ve
ilâm elde ettikten sonra icra dairesine başvurmayı düşünse idi; başlan
gıçta açacağı dava ve mahkemenin vereceği karar ne ise, ilâmsız icraya
gidilmesi halinde alacağına itiraz edilen alacaklının, itirazın hükümden
düşürülmesi için açacağı dava da o davadır; yani, her iki halde de açaca
ğı dava alacak davasıdır. Ancak m. 67’ye göre, alacaklının bir yıl içinde
açacağı davada alacaklı, işin özelliği uyarınca borçlunun itirazının kal
37
Kuru, B., İcra ve İflâs Hukuku, C. I, İstanbul 1988, s. 280 (“İcra”). Ayrıca bkz. Gür-
doğan, B., İcra Hukuku Dersleri, Ankara 1970, s. 38; Berkin, N., Tatbikatçılara İcra
Hukuku Rehberi, İstanbul 1980, s. 420-421; Özkan, Y., İcra ve İflâs Hukukunda İtirazın
İptali Davası, Ankara 2004, s. 32-33; Kuru B./Arslan R./Yılmaz E., İcra ve İflâs Hu
kuku Ders Kitabı, 24. Bası, Ankara 2010, s. 160-161.
38
Yılmaz, İtirazın İptali, s. 608-609. Aynı şekilde, Özkan’a göre:
“[i]tirazın iptali davasının bir alacak (eda) davası olduğu sonucuna ulaşmaktayız. Ancak
itirazın iptali davasın normal bir alacak (eda) davasından farklı olarak, takip prosedürü
içerisinde açılır ve takip hukukuna özgü bir takım sonuçlar doğurur. Yalnız, hemen belir
telim ki, bu durum, itirazın iptali davasının takipten bağımsız olarak sonuç doğuramaya
cağını göstermez. İtirazın iptali davası özünde bir alacak (eda) davası olduğundan, takip
olmasa veya hüküm ifade etmese de sonuç doğurabilmektedir.”
Özkan, s. 32-33.
Geçerli Bir Tahkim Anlaşmasının Varlığına Rağmen Genel Haciz Yoluyla Takip Yapılabilir Mi? 218
dırılmasını ve takibin devama karar verilmesini istemektedir ve alacaklı
veya borçlunun, talebe bağlı olarak icra tazminatına mâhkum edilmesi
söz konusudur.”
c) Çağa’ya göre
39
:
“İtirazın iptali davası mahiyeti itibarı ile bir eda davası olmadığı gibi
dava sonunda itirazın iptaline dair sadır olacak ilâm bir tahsil ilâmı de-
ğildir. Zira itirazın iptali davası ile alacaklı mahkemeden borçlunun bir
edaya mahkûm edilmesini istememekte ve mahkeme de itirazın iptaline
karar vermekle borçluyu bir edaya mahkûm etmemektedir.” (dipnotlar
metinden çıkarılmıştır.)
Mehaz İsviçre hukukunda itirazın iptali davasının niteliğine iliş-
kin herhangi bir tartışma yoktur. Zira İİK’nda itirazın iptali konusun-
da yapılan değişiklikler İsviçre İİK’nda yapılmadığı için, itirazın iptali,
alacak davası olarak kabul edilmektedir
40
.
Yargıtay’ın itirazın iptali davasına ilişkin görüşleri de, öğretide
görülen görüş farklılıklarına paralel olarak farklılıklar arzetmektedir
41
.
4. HD bir kararında itirazın iptali davasını bir eda davası olarak nite-
lemiştir
42
:
“İtirazın iptali davası, müddeabihi icra takibine konu yapılmış ve borçlu
nun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir alacak (eda) davasıdır….”
Buna karşılık Ticaret Dairesi itirazın iptalinin bir eda davası olma-
dığını belirtmiştir
43
:
“Davacı itirazın iptali ile icranın devamına karar verilmesini istediğine
göre bu talebin tespit davası olarak görülmesi ve alacağın tespiti ile iktifa
edilerek tahsile müncer olacak şekilde karar verilmemesi gerekir.”
İtirazın iptali davasının hakemde görülüp görülemeyeceğinde bu
davanın niteliği önem kazanacaktır. Yargıtay, itirazın iptali davası ve
39
Çağa, Ödeme Emri, s. 25. Buna karşılık Postacıoğlu, itirazın iptali davasının asıl
işlevinin ödeme emrine infaz kabiliyeti kazandırmak olduğu için bu işlevin bir
tespit veya eda davası ile görülebileceğini ifade etmiştir. Bkz. Postacıoğlu, İnkar
Tazminatı, s. 951-970; Postacıoğlu, Ödeme Emri, s. 369-370.
40
Yılmaz, İtirazın İptali, s. 605; Özkan, s. 16-18.
41
Yargıtay’ın farklı görüşleri ve bunların değerlendirilmesi için bkz. Yılmaz, İtirazın
İptali, s. 605-607.
42
4. HD, 21.1.1991, 14346/171 (YKD, 1991/4, s. 543-544).
43
TD, 14.3.1972, 1174/1203 (İBD, Ekim 1972, s.1002-1003).
TBB Dergisi 2011 (96) Ali YEŞİLIRMAK219
tahkimi birlikte değerlendirdiği kararları da vardır. 19. HD, 2000 yılın-
da, itirazın iptali davasının hakemde açılamayacağını kararlaştırmıştır
44
:
“Davacı haciz yoluyla ilamsız icra takibine geçmiş, davalı uyuşmazlığın
hakem aracılığıyla çözümleneceğinin kararlaştırıldığını bu nedenle icra
takibine girişilemeyeceğini belirterek takibe itiraz etmiştir. Bu durumda
davacı, hakemde itirazın iptali davası açamaz. Ancak usul ekonomisi de
dikkate alınarak hakemde açılan davanın tahsil davası olarak görülüp so
nuçlandırılması mümkündür….”
Yine aynı Daire, 2006 yılında vermiş olduğu bir kararda ise itirazın
iptali davasının hakemde görülebileceğine hükmetmiştir
45
. Bu görüş-
le uyumlu olarak 15. HD, hakemlerin itirazın iptali ile birlikte icra ve
inkâr tazminatına ilişkin de karar verebileceklerine hükmetmiştir
46
.
2. İtirazın İptali Davasının Görüleceği Merci
İtirazın iptali davasının hukuki nitelendirilmesine göre, bu dava-
nın, tahkim itirazı üzerine, hakemde görülüp görülmeyeceği sorusu-
nun cevabı farklı olabilmektedir. Zira bu davayı icra hukukuna ilişkin
bir dava olarak kabul edersek, o takdirde itirazın iptalinin hakemde
görülmesi zorluklar arz edebilir. Bu zorlukların sebebi icra hukuku-
na ilişkin bir hususta hakemin yetkisi olmayacağı ileri sürülebilir.
Ancak herhalde itirazın iptali davası icra hukukuna ilişkin bir dava
kabul edilse bile uyuşmazlığı nihai olarak çözdüğü ve itirazın iptali
davasının hakemce görülmesi konusunda açık bir yasak olmadığı için
bu davanın da hakem tarafından görülebileceği kabul edilebilir. Zira
hakem bu durumda davacının alacaklı olduğunu tespit ettikten sonra,
hakimin de olağan olarak yapacağı gibi takibin devamı ve inkâr taz-
minatına hükmedebilmelidir. Hakemin böyle bir hüküm vermesinde
ihlal edilen bir menfaat de yoktur.
MTK’nun 6. maddesinin 2. fıkrasında hakemlerin cebri icra or-
ganlarını bağlayan ihtiyati tedbir kararı veremeyecekleri kabul edil-
diği için, aynı organları bağlayıcı nihaî kararlar da veremeyecekleri
(itirazın iptali şeklinde) de düşünülebilir. Ancak böyle bir çıkarım ka-
44
19. HD, 14.12.2000, 5610/8669 (Oskay, M./Koçak, C./Deynekli, A./Doğan, A, İİK
Şerhi, Ankara 2007, C. I, s. 1109-1110).
45
19. HD, 20.1.2006, 3125/209 (Kazancı İçtihat Bankası).
46
Bkz. yukarıda dipnot 1.
Geçerli Bir Tahkim Anlaşmasının Varlığına Rağmen Genel Haciz Yoluyla Takip Yapılabilir Mi? 220
naatimce doğru değildir. Zira, hakemler, tahkim yargılaması sonucu
nihaî bir karar verir ve bu karar tüm icra organlarını (mahkeme ve icra
daireleri gibi) bağlar. İtirazın iptali davası da genel hükümlere göre
görülen ve uyuşmazlığı nihaî olarak çözen bir dava olduğuna göre, bu
davanın hakemde görülebilmesi kural olarak çok doğaldır. Bu dava
sonucu hakem takip alacaklısını haklı bulursa elbette takibe devam
edilecektir. Uyuşmazlığı nihaî olarak çözen hakemin, o uyuşmazlığın
nihaî çözümü ile ilgili ikincil hususlar konusunda da karar verebilme -
sini beklemek gerekir.
İtirazın iptali davasının niteliği, tespit davası olarak kabul edildi-
ğinde de yukarıda belirtilen sebeplerle bu davanın hakemde görülme-
si gereği savunulabilir.
İtirazın iptali davasının niteliği eda davası kabul edilir ise, bu da-
vanın her halde hakemde görülmesi gerekir. Bu durum HUMK’nun
519. maddesi, HMK’nun 413. maddesi ile MTK’nun 5. maddesinde
açık olarak düzenlenmiştir.
İtirazın iptali için icra mahkemesine başvurulduğunda ise süresin-
de yapılmış tahkim itirazı üzerine, icra mahkemesinin davayı usulden
reddetmesi gerekir. Bu halde takip alacaklısının hakemde dava açması
gerekir. Şayet tahkim itirazı yapılmamış ise tahkimden feragat edilmiş
olur.
3. Hakemin İcra İnkâr Tazminatına Hükmetmesi
İcra inkâr tazminatı icra hukukuna özgü bir tazminat olup inkâr,
kötüniyet, haksız çıkma, haksız takip veya genel olarak icra tazmina-
tı olarak da bilinmektedir
47
. Bu tazminat, İcra Hukukunda belirlenen
şartları oluştuğunda borçlu, alacaklı veya istihkak davacısı tarafından
ödenmesi gereken bir meblağdır
48
.
İcra inkâr tazminatı, hukukumuza özgü bir kurum
49
olup ilk ola-
rak 15 Mart 1928 tarih ve 1215 sayılı İcra Kanununa Bazı Mevat İlavesi
Hakkında Kanun
50
ile kabul edilmiştir.
47
Yılmaz, İcra Tazminatı, s. 680-681.
48
Id.
49
Id. s. 685.
50
RG 21.3.1928, s. 845.
TBB Dergisi 2011 (96) Ali YEŞİLIRMAK221
İcra inkâr tazminatı önceleri Borçlar Hukuku anlamında bir tazmi-
nat
51
veya munzam zarar
52
olarak kabul edilmiş olsa da bugün için bas-
kın görüş
53
bu tazminatın, “şartları ve hükümleri İcra İflâs Kanununda
düzenlenen bir icra hukuku” kurumu olduğu yönündedir. Tazminatın
ahlaki olarak “terbiyevi bir tesiri” olduğu belirtildikten sonra amacı ise
“[i]nsanın borcunu inkar etmemesi lazım gelir...” şeklinde açıklanmış-
tır
54
. Yani icra inkâr tazminatı bir tür icra hukuku yaptırımıdır. Taz-
minatın amacı ise esas olarak borçlunun borcunu inkârdan kaçınması;
alacaklının bir an önce alacağına kavuşması ve cebri icra organlarının
meşgul edilmemesi olarak belirtilebilir.
İtirazın iptali davası kabul edildiğinde yani borçlunun itirazı iptal
edildiğinde, alacaklının talep etmesi halinde diğer şartlarda mevcutsa
55
borçlu hükmolunan alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere inkâr
tazminatına mahkûm edilir (İİK m. 67(2)). Acaba, inkâr tazminatına
hakem karar verebilir mi? Yukarıda açıklandığı gibi inkâr tazminatı
borçluyu doğru söylemeye zorlayan bir tür icra hukuku yaptırımıdır.
Ancak bu niteliği, inkâr tazminatına yalnızca icra mahkemesi tarafın-
dan karar verilmesini gerektirmez. Aynı yaptırım, uyuşmazlığın esası
tahkime gittiğinde hakem tarafından uygulanabilir. İşin esası hakkın-
da karar verip uyuşmazlığı çözen hakem asıl talebe göre ikincil bir ta-
lep olan inkâr tazminatı konusunda karar verebilmelidir. Bu tazminat
nihayetinde asıl alacakla birlikte alacaklıya ödenecektir. Usûl ekono-
misi de, inkâr tazminatı konusunda hakemin karar verebilmesi fikrini
destekler. Aksi halde iptal hakkında hakem karar verdikten sonra o
aşamada inkâr tazminatı hakkını saklı tutan taraf yetkili mahkemeye
51
Belgesay, Şerh, s. 137.
52
Olgaç, s. 501.
53
Yılmaz, İcra Tazminatı, s. 684; Kuru, B., “İcra İnkâr Tazminatı” in: Yargıtay Yüzün
cü Yıldönümü Armağanı, İstanbul 1968, s. 762 (“İcra Tazminatı”); Alangoya, s. 45;
Barlas, N., Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü ve Bu Temerrüt Açısından
Düzenlenen Genel Sonuçlar, İstanbul 1982, s. 223; Sunar, G., İcra Hukukunda İcra Taz
minatı, İstanbul 1995 (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), s. 14.
54
Zamanın Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un TBMM’deki görüşmelerde yap-
tığı konuşma. TBMM, 15.3.1928, C. 1, s. 52-53 (www.tbmm.gov.tr>).
55
Bu şartlar: (a) geçerli bir genel haciz yoluyla takip yapılması; (b) borçlunun sü-
resi içinde ödeme emrine itiraz etmesi; (c) alacaklının süresi içinde itirazın iptali
davası açmış olması; (d) alacaklının inkâr tazminatına hükmedilmesine ilişkin ta-
lebinin olması; (e) borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesidir. Bu şartlar
konusunda bkz. örneğin Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 166-169; Pekcanıtez/Atalay/
Sungurtekin-Özkan/Özekes, s. 180-185.
Geçerli Bir Tahkim Anlaşmasının Varlığına Rağmen Genel Haciz Yoluyla Takip Yapılabilir Mi? 222
başvurup inkâr tazminatı istemek zorunda kalacaktır. Bu da ilave bir
yargılamayı gerekli kılacak; bunun için de ilave zaman harcanıp mas-
raf yapılacaktır.
II. İtirazın Kaldırılması
İİK’nda itirazı hükümden düşürme yollarından bir diğeri, itirazın
kaldırılmasıdır ve itirazın kaldırılması kesin kaldırma ve geçici kaldır-
ma şeklinde iki şekilde düzenlenmiştir.
İtirazın kesin kaldırılması, İİK’nun 68. maddesinde düzenlenmiştir:
“Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tas
dik edilen borç ikrarı içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetki
li makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz
veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren
altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın
kaldırılması talep edilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz.
...”
İtirazın geçici olarak kaldırılması İİK’nun 68/a maddesinde dü-
zenlenmiştir:
“Takibin dayandığı senet hususî olup, imza itiraz sırasında borçlu tara
fından rededilmişse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren
altı ay içinde itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyebilir. Bu hâlde icra
hâkimi iki taraftan izahat alır.
...”
İtirazın kaldırılmasının niteliği, bu yola hakem önünde başvuru-
lup başvurulamayacağının belirlenmesinde etkin olacaktır.
1. İtirazın Kaldırılmasının Niteliği
İtirazın kesin ve geçici kaldırılması icra mahkemesinden istenil-
mekle birlikte dava olarak kabul edilmez. İtirazın kaldırılmasının hu-
kuki niteliğine ilişkin bizim de katıldığımız baskın görüş Pekcanıtez
tarafından şu şekilde ifade edilmiştir
56
:
56
Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin-Özkan/Özekes, s. 188. Ayrıca, bkz. örneğin
Berkin, s. 426; Postacıoğlu, s. 190; Kuru, İcra, s. 320-321; Üstündağ, İcra, s. 111;
Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 172. İtirazın kaldırılmasının hukuki niteliğine ilişkin
TBB Dergisi 2011 (96) Ali YEŞİLIRMAK223
“İtirazın kaldırılması, bir dava değildir. Her ne kadar çekişmeli bir hu
susun çözümlenmesini sağlasa da, bu çözüm, davada olduğu gibi genel
hükümlere göre yapılan bir yargılama sonucu ortaya çıkmamakta ve so
nuçları bakımından da dava sonundaki etkiyi doğurmamaktadır, kesin
hüküm oluşturmamaktadır. İtirazın kaldırılması sayesinde genel haciz
yolu ile takip yapan alacaklının alacağı takip hukuku bakımından tespit
edilmiş olur. Bu yönü ile tespit davasına benzese bile sonuçları sadece
takip hukuku bakımından doğmaktadır. Bu sebeple, itirazın kaldırılma
sı prosedürü bazı yönlerden davaya benzemekle birlikte, takip hukukuna
özgü bir yoldur.
İtirazın kaldırılması yolu, davaya göre daha basit ve kısa bir yoldur. Bu
avantajlarına rağmen, icra mahkemesinde sınırlı bir inceleme söz konu
sudur, alacaklı ve borçlu ispat faaliyetini kural olarak sadece belli bel
gelerle yerine getirebilirler. Bu belgeler dışında tanık ve yemin deliline
başvurulamaz. Bu sınırlı belgelere dayanarak yapılan inceleme sonucu
verilen kararlar, maddî anlamda kesin hüküm teşkil etmez.”
2. İtirazın Kaldırılmasının Görüleceği Merci
İtirazın kaldırılması gerçek bir dava olmadığına ve yargılama so-
nunda uyuşmazlığı nihai olarak çözen bir karar ile sonuçlanmadığına
göre, itirazın kaldırılması hakemde görülemez.
İtirazın kaldırılması, hakemde görülememekle birlikte tahkim an-
laşmasına rağmen icra mahkemesinde görülebilir mi?
12. HD bir kararında bu soruya şu şekilde cevap vermiştir
57
:
başkaca görüşler de mevcuttur. Bu konuda bkz., Kiraz, T. Ö., İcra Mahkemesinde
İtirazın Kaldırılması, Ankara 2007, s. 34-39. Bu görüşler içinde en dikkat çekenlerden
birisi şöyledir: İtirazın kaldırılması “… takip alacaklısının elinde borçlunun itirazına
rağmen ilâmsız takibi sürdürmeye yetecek türden belgeler olup olmadığını yahut onun
elinde bu tür belge olsun olmasın takip borçlusunun elinde o takibi engellemeye yetecek
belgeler bulunup bulunmadığını İTM [İcra Tetkik Mercii] hükmüyle belirlemeye yönelmiş
bir tespit dâvasıdır. İşlevi bundan ibarettir ve takip konusu alacağın gerçekten doğmuş
ve hâlen de var olup olmadığını tespite yönelmiş değildir.” Umar, B., “Kuru/Arslan/
Yılmaz’ın İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı Üzerine Gözlemler” in: 75. Yaş Günü
İçin Prof. Dr. Baki Kuru Armağanı, İstanbul 2004, S. 685-705, s. 703 (“Gözlemler”).
Yine bir başka görüşe göre: “… icra mahkemesinde itirazın kaldırılması prosedürü;
ödeme emrine itiraz ile durmuş olan ilâmsız icra takibinin, itirazın bertaraf edilmesi
suretiyle devamını amaçlayan ve alacağın takip hukuku bakımından mevcudiyetinin
tespitine yönelmiş olan bir takip hukuku dâvasıdır.” Kiraz, s. 39.
57
12. HD, 27.2.1990, 8745/1848 (Uyar, İİK Şerhi, C. IV, s. 5937).
Geçerli Bir Tahkim Anlaşmasının Varlığına Rağmen Genel Haciz Yoluyla Takip Yapılabilir Mi? 224
“Alacaklı ile borçlu arasında bir tahkim sözleşmesi bulunsa dahi, alacaklı
hakemde dava açmadan icra takibinde bulunabilir. Borçlu, ‘alacaklının
hakemde dava açması gerektiğinden’ bahisle itiraz edemez. İtirazın kal
dırılması sırasında dahi tahkim iddiası ileri sürülemez. Çünkü itirazın
kaldırılması bir dava değildir. Kaldı ki, olayda takip dayanağı bononun
tahkim sözleşmesi ile bağlantısı saptanamamıştır. Bu hususlar göz önün
de tutulmadan merci hakimliğinin tahkim itirazında tahkim itirazının
kabulüne karar vermesi isabetsizdir….”
Ancak, kanımızca, yukarıda da açıklandığı gibi, genel haciz yo-
luyla takip yapılabilmesi hakkı yanında, sözleşme özgürlüğü gereği
yapılan tahkim anlaşmasına da icra hukukunda bir değer vermek ge-
reklidir. Bu değerin gereği itirazın icra mahkemesinde kaldırılmasına
olanak tanımamak lazımdır. Zira tahkim anlaşması yapmakla takip
alacaklısı ve borçlusu uyuşmazlıklarını nihai olarak tahkimde çözmek
konusunda anlaşmışlardır. Tahkim anlaşması yapmak ile tarafların
icra hukukuna özgü bir yol olup dava olmayan itirazın kaldırılması
imkânından da feragat ettiklerini kabul etmek gerekir. Zira itirazın kal-
dırılması, uyuşmazlığı nihai olarak çözmemekte sadece takibe devam
imkanı sağlayabilmekte ve bu anlamda da uyuşmazlığın çözümünde
tali bir yol olmaktadır. Uyuşmazlığın nihai çözüm yolu konusunda ta-
raflar anlaşmış ise o uyuşmazlığın geçici olarak çözümüne ilişkin bir
yola cevaz vermemek gerekir. Aksini kabul etmek, tahkim anlaşma-
sının, yani taraf iradesinin, itirazın kaldırılması yoluna başvurularak
hükümsüz kılınması anlamına gelir.
O halde, itirazın kaldırılması yoluna başvuruldu ise, yapılmış olan
tahkim itirazını esas alan icra mahkemesi esasa girmeden önce incele-
me yapar ve bu itirazı kabul ile itirazın kaldırılması talebini usulden
reddeder
58
.
Sonuç
Tahkim anlaşmasına rağmen, bu anlaşmanın kapsamına giren bir
uyuşmazlığa ilişkin olarak genel haciz yoluyla takibe başvurulması
halinde, tahkim itirazı yoluyla bu uyuşmazlığın nihai olarak ve ha-
kemde görülmesini sağlayacak bir yasal düzenlemeye ihtiyaç vardır
59
.
58
Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin-Özkan/Özekes, s. 193.
59
Şunu ifade edelim ki, benzer bir ihtiyaç tahkim anlaşmasına rağmen genel iflas
TBB Dergisi 2011 (96) Ali YEŞİLIRMAK225
Böyle bir düzenleme irade serbestisine anlam kazandıracak ve tahkim
kurumunun niteliğine ve amacına uygun şekilde kullanılmasını sağ-
layacaktır.
Böyle bir düzenlemenin yokluğunda tahkim anlaşmasına rağmen
genel haciz yoluyla takibin yapılabileceği, ancak bu durumda, ala-
caklının itirazın icra mahkemesinde kaldırılması talebinde bulunması
veya genel mahkemelerde iptal davası açması halinde, borçlunun tah-
kim itirazı üzerine, itirazın kaldırılması veya iptal davasının usulî bir
hükümle reddedilmesi ve itirazın iptalinin hakemde görülmesi gerek-
tiği kabul edilmelidir
60
.
KAYNAKLAR
Akıncı, Z., Milletlerarası Tahkim, 2. Bası, Ankara 2007.
Alangoya, Y., “Tartışmalar” in: İcra-İflâs Kanunu Uygulamasında Güncel
Sorunlar Sempozyumu, İstanbul 1977.
Alangoya, Y./Yıldırım, K./Deren-Yıldırım, N., Medenî Usul Hukuku
Esasları, 7. Bası, İstanbul 2009.
Barlas, N., Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü ve Bu Temerrüt
Açısından Düzenlenen Genel Sonuçlar, İstanbul 1982.
Berkin, N., Tatbikatçılara İcra Hukuku Rehberi, İstanbul 1980.
Belgesay, M. R., “Profesör Leeman Tarafından İcra ve İflas Kanunu
Tadili Hakkında Adliye Vekâletine Verilen Rapora Dair Mütalaa”,
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C. V, 1939, s. 33 vd.
yoluna gidilmesine ilişkin de mevcuttur. Ancak anılan konu bu incelememiz kap-
samı dışındadır.
60
Açık bir düzenlemenin yokluğunda, genel iflas yoluyla takipte, tahkim itirazı
üzerine yetkili asliye ticaret mahkemesinin uyuşmazlığın hakemde çözümü için
davayı usulden reddetmesi gereklidir. Zira mahkeme iflas kararı vermeden önce
alacağın varlığı konusunu çözmeli ondan sonra iflas davasının karakteristik özel-
likleri olan depo ve gerekirse iflas kararları vermelidir. İşte bu kararlar silsilesi
içerisinde verilmesi gereken ilk karar alacağın var olup olmadığıdır. Bu karar da
tahkim anlaşması gereği hakemde verilmelidir. Başka bir deyişle, genel iflas yo-
luyla takipte alacağın var olup olmadığı hususu tahkim anlaşması var ise ancak
tahkimde çözümlenebilir. Tahkimde alacağın varlığı ortaya konduktan sonra iflas
yoluna başvurulabilir.
Geçerli Bir Tahkim Anlaşmasının Varlığına Rağmen Genel Haciz Yoluyla Takip Yapılabilir Mi? 226
Belgesay, M. R., İcra ve İflâs Kanunu Şerhi, 4. Bası, İstanbul 1955 (“Şerh”).
Budak, A. C., İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip, 2. Bası, İstanbul
2009.
Çağa, T., “Ödeme Emrine İtirazın İptaline Dair”, Batider, C. VIII, S. 3,
1976, s. 21-31 (“Ödeme Emri”).
Çağa, T., “Yine ‘Ödeme Emrine İtirazın İptali Davasına Dair’”, Batider,
C. X, S., 2, s. 369-372 (“Yine Ödeme Emri”).
Dayınlarlı, K., HUMK’da Düzenlenen İhtiyari İç Tahkim, 2. baskı, Ankara
2004.
Deynekli, A./Kısa, S., İtirazın İptali Davaları- İcra İnkâr ve Kötüniyet Taz
minatı, 2. Bası, Ankara 2005.
Gürdoğan, B., İcra Hukuku Dersleri, Ankara 1970.
Huysal, B., Milletlerarası Ticari Tahkimde Tahkime Elverişlilik, İstanbul
2010.
Karslı, A., İcra Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2010.
Kiraz, T. Ö., İcra Mahkemesinde İtirazın Kaldırılması, Ankara 2007.
Kuru, B., “İcra İnkâr Tazminatı” in: Yargıtay Yüzüncü Yıldönümü Arma
ğanı, İstanbul 1968, s. 725 (“İcra Tazminatı”).
Kuru, B., İcra ve İflâs Hukuku, C. I, İstanbul 1988 (“İcra”).
Kuru B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Bası, İstanbul 2001 (“Usul”).
Kuru B./Arslan R./Yılmaz E., İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, 24. Bası,
Ankara 2010.
Leeman, H., “Türkiye’de İcra ve İflas Dairelerinin Yeniden Tanzim Ve
Tenkisine Dair Adliye Vekâletine Takdim Edilen Rapor”, İstanbul
Barosu Dergisi, Yıl 12, S. 11, İkinci Teşrin, 1938, s. 645 vd.
Muşul, T., İcra ve İflâs Hukuku, 3. Bası, Ankara 2008.
Nomer, E./Ekşi, N./Öztekin-Gelgel, G., Milletlerarası Tahkim Kanunu,
C. I, 3. Bası, İstanbul 2008.
Okçuoğlu, Y., “İcra Hukukunda İtirazın İptali ve İnkar Tazminatı”,
Bursa Barosu Dergisi, S. 11, 1980, s. 10-14.
TBB Dergisi 2011 (96) Ali YEŞİLIRMAK227
Olgaç, S., İcra-İflâs, C. I, Ankara 1978.
Oskay, M./Koçak, C./Deynekli, A./Doğan, A, İİK Şerhi, Ankara 2007.
Özkan, Y., İcra ve İflâs Hukukunda İtirazın İptali Davası, Ankara 2004.
Pekcanıtez H./Atalay O./Özekes, M., Medenî Usûl Hukuku, 10. Bası,
Ankara 2010.
Pekcanıtez H./Atalay O./Sungurtekin-Özkan, M. /Özekes, M., İcra ve
İflâs Hukuku, 8. Bası, Ankara 2010.
Pointet, J. P., “The Geneva Convention On International Commerci-
al Arbitration” in: International Commercial Arbitration – A World
Handbook, La Haye 1965, s. 262.
Postacıoğlu, İ., “İcrada İnkâr Tazminatı Üzerinde Düşünceler ve Bazı
İhtilaflı Noktalar”, Batider, C. IX, S. 4, s. 951-970 (“İnkar Tazminatı”).
Postacıoğlu, İ., “Ödeme Emrine İtirazın İptali Mevzuunda Bazı Zaruri
Açıklamalar”, Batider, C. X, S. 4, s. 965-980 (“Ödeme Emri”).
Umar, B., İcra ve İflâs Hukukunun Tarihi Gelişmesi ve Genel Teorisi, İzmir
1973, s. 148 vd. (“Tarihi Gelişim”).
Umar, B., “Kuru/Arslan/Yılmaz’ın İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı
Üzerine Gözlemler” in: 75. Yaş Günü İçin Prof. Dr. Baki Kuru Arma
ğanı, İstanbul 2004, S. 685-705 (“Gözlemler”).
Uyar, T., İcra ve İflas Kanunu Şerhi, 2. Bası, Ankara 2005.
Üstündağ, S., Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, İstanbul 2000 (“Yargı-
lama”).
Üstündağ, S., İcra Hukukunun Esasları, 8. Bası, İstanbul 2004 (“İcra”).
Sunar, G., İcra Hukukunda İcra Tazminatı, İstanbul 1995 (Yayımlanma-
mış Yüksek Lisans Tezi).
Şanlı, C., Uluslararası Ticari Akitlerin Hazırlanması ve Uyuşmazlıkların
Çözüm Yolları, 3. Bası, İstanbul 2005.
Yeşilova, B. Milletlerarası Ticari Tahkimde Nihai Karardan Önce Mahkeme
lerin Yardımı ve Denetimi, İzmir 2008.
Van Den Berg, A. J., The New York Arbitration Convention, Deventer
1981.
Geçerli Bir Tahkim Anlaşmasının Varlığına Rağmen Genel Haciz Yoluyla Takip Yapılabilir Mi? 228
Yavuz, N., İtirazın İptali ve Tahsil (Eda) Davası, 2. Baskı, Ankara 2007.
Yeşilırmak, A., Türkiye’de Ticari Hayatın Korunması ve Yatırım Ortamının
İyileştirilmesi İçin Uyuşmazlıkların Etkin Çözümünde Doğrudan Gö
rüşme, Arabuluculuk, Hakem-Bilirkişilik ve Tahkim: Sorunlar Ve Çö
züm Önerileri, İstanbul 2011.
Yeşilırmak, A./Süral, C., “Timing of Examination by Courts in respect
of Arbitral Jurisdiction under Turkish Law” in: Festschrift in Hono
ur of Bernd von Hoffmann (Ocak 2012’de yayımlanacaktır).
Yeşilova, B., “Tahkim (İlk) İtirazı Üzerine – Hakemlerin Yargı Yetki-
siyle İlgili Olarak – Mahkemelerce Yapılacak Denetim ve Sonuçları
(Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 5/I)” in: Prof. Dr. Bilge Umar’a
Armağan, C. I; Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, İz-
mir 2009, C. 11, s. 799-810.
Yılmaz, E., “İtirazın İptali Davasının Hukuki Niteliği” in: Prof. Dr. Saim
Üstündağ’a Armağan, Ankara 2009, s. 597 vd. (“İtirazın İptali”).
Yılmaz, E., “Milletlerarası Ticari Tahkime Dair Avrupa (Cenevre) Söz-
leşmesi ve Türk Tahkim Hukuku Hakkında Bazı Düşünceler-Bir
Yorum” in: Avrupa-Cenevre/New York Sözleşmeleri Ve Türk Tahkim
Hukuku Sempozyumu, Ankara 1991, s. 13-24 (“Cenevre Sözleşmesi”).
Yılmaz, E., “İcra Tazminatı” in: Haluk Konuralp Anısına Armağan, C. 2,
Ankara 2009, s. 675 (“İcra Tazminatı”).