Talih UYAR makaleler
328 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Genel haciz yolu ile ilamsız takiplerde, yetkili icra dairesinin hangisi
(neresi) olduğu İİK m. 50’de
1
düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu maddede,
“HUMK’un ‘yetkiye ilişkin’ hükümlerinin (m. 9-27), ‘para ve teminat alacakları
için olan ilamsız takiplerde’ de uygulanacağı” belirtilmiştir. Bu nedenle, adı
geçen kanundaki “genel ve özel” yetki kuralları HUMK m. 10’daki ayrık
durum hariç olmak üzere icra hukukunda da aynen ve örnekseme yoluyla
(kıyasen) uygulanır.
I. A. İlamsız Takiplerdeki Genel Yetki Kuralları: Borçlunun, MK ge-
reğince (m. 19-22) ikametgahı
2
(yerleşim yeri) sayılan yerdeki icra dairesi
genel yetkili icra dairesidir. Yani, her “ilamsız takip” -hakkında, başka “kesin
yetki hükmü” bulunmadıkça- borçlunun takip tarihindeki ikametgahının
bulunduğu yer icra dairesisinde yapılabilir.
Ancak, alacaklı, borçlunun adresini (ikametgahını) takip talebinde
bilerek yanlış gösterirse, bu yer “yetkili icra dairesi”nin belirlenmesinde
göz önüne alınmaz...
3
GENEL HACİZ YOLU İLE İLAMSIZ
TAKİPLERDE YETKİLİ İCRA DAİRESİ
(İİK m. 50)
Talih UYAR
*
*
İzmir Barosu üyesi.
1
Madde 50: “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhake-
meleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla tatbik olunur. Şu kadar ki,
takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.
Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından
önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.
İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Mu-
hakemeleri Kanunu’nun 25. maddesi hükmü tatbik olunur.”
2
Ayrıntılı bilgi için bkz., İmre, Z., İkametgah Kavramı ve Buna İlişkin Meseleler (İst. ÜHF
50. Yıl Armağanı, 1973, s. 209 vd.)
3
Bkz., 12. HD. 1.11.1983 T. 6768/8226.
makaleler Talih UYAR
329TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Borçlunun, takip tarihinden sonra ikametgahını değiştirmesi, takibin
yeni ikametgahın bulunduğu yer icra dairesine nakledilmesini gerektirmez.
Aynı şekilde, “ilamlı takipler” hakkındaki İİK m. 34/II, “ilamsız takipler”
hakkında uygulanmadığından, yetkili icra dairesindeki takip, alacaklının
ikametgahını değiştirmesi üzerine, yeni ikametgahın bulunduğu yer icra
dairesine nakledilmez.
Gerçek kişilerin ikametgahı (yerleşim yeri); yerleşmek (sürekli kalmak)
niyetiyle oturdukları yerdir (MK m. 19/I).
Tüzel kişilerin ikametgahı (yerleşim yeri); kuruluş belgelerinde başka
bir hüküm bulunmadıkça, işlerinin yönetildiği yerdir (MK m. 51). Der-
neklerin merkezi, derneğin tüzüğünde ve ticaret ortakları (şirketleri)nin
merkezi de, ortaklık kuruluş sözleşmesinde yazılı olduğundan, bunlara
karşı yapılacak takiplerde genel yetkili icra dairesi, bunların merkezlerinin
bulunduğu yerdeki icra dairesidir.
Takip konusu borcun, birden fazla borçlusu bulunması halinde, ala-
caklı, bunlardan birisinin ikametgahının bulunduğu yerde -tüm borçlular
hakkında- icra takibi yapabilir (HUMK m. 9/II). Ancak hemen belirtelim
ki, bu hüküm (kural) yalnız “borçlulardan birinin ikametgahındaki (yerleşim
yerindeki) icra dairesinde takip yapılması halinde” geçerli olur.
4
II. B. İlamsız Takiplerdeki Özel Yetki Kuralları
A. Sözleşmeden Doğan Para Borçları;
aa. Sözleşmenin yapıldığı yer icra dairesinde HUMK m. 10’daki “takip
tarihinde” borçlunun ya da vekilinin orada bulunması koşulu aranmaksızın
(m. 50/I),
bb. Sözleşmenin yerine getirileceği (icra edileceği) yer, icra dairesinde
(HUMK m. 10) takip konusu yapılabilir.
5
cc. Ayrıca; BK m. 73’e göre; para borçları, alacaklının ikametgahında
ödenmesi gerektiğinden, alacaklı, sözleşmeden doğan bir para alacağını
sözleşmede, ayrıca yetkili yer gösterilmiş olmadıkça kendi ikametgahının
bulunduğu yerdeki icra dairesinde takip konusu yapabilir.
6
Örneğin; kira-
layan kira alacağı için,
7
ipotekli alacaklı, ipotekle teminat altına alınmış olan
4
Bkz., 12. HD. 8.3.2004 T. 208/5300; 5.3.2004 T. 27821/5085; 27.11.12004 T. 24549/1461
vb.
5
Bkz., 12. HD. 29.3.2004 T. 281/5432; 1.12.2003 T. 20312/23302; 24.10.2003 T. 16485/
20797 vb.
6
Bkz., 12. HD. 19.6.1995 T. 8938/9079; 23.9.1994 T. 10279/11042; 19.4.1994 T. 5087/4946.
7
Bkz., 12. HD. 30.10.1990 T. 3265/10669; 29.6.1989 T. 1186/10015 vb.
Talih UYAR makaleler
330 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
alacağı için,
8
alacağını konkordatoya yazdırmış olan alacaklı, konkordatoya
dahil edilen bu alacağı için
9
kendi ikametgahının (yerleşim yerinin) bulun-
duğu yerde, icra takibi yapılabilir... BK m. 73/I hükmü, sadece götürülecek
yani “alacaklının ikametgahında ödenecek” borçlar içindir. Aranacak borçlarda
bu hüküm uygulanmaz. Bu borçlar “borçlunun ikametgahında ” ödenir. Bu
nedenle “kambiyo senetlerine bağlı alacaklar” aranacak alacak olduğundan (TK
667, 708) bu alacaklar “borçlunun ikametgahında” ya da kambiyo senedinde
yazılı “ödeme yerinde” ödenir.
10
Alacaklı ile borçlu arasında “para borcu doğuran bir sözleşme” mevcut
olmadıkça, alacaklı BK m. 73/I uyarınca kendi ikametgahında takipte bulunamaz...
11
Yukarıda açıklanan yetki kurallarının uygulanışını şöyle bir örnekle
gösterebiliriz;
Ankara’da ikamet eden (A), Eskişehir’de otomobilini, İzmir’de oturan
(B)’ye taksitle satsa, (B) taksitleri ödemese, satıcı (A), bu satış sözleşmesin-
den doğan semen alacağını; a) BK m. 73/I gereğince “ifa yeri icra dairesi”
olarak Ankara İcra Dairesi’nde, b) Satış sözleşmesinin yapıldığı yer olan (m.
50/I) Eskişehir İcra Dairesi’nde, c) Daha önce belirttiğimiz genel yetkili icra
dairesi olan borçlunun ikametgahının bulunduğu İzmir İcra Dairesi’nde
takip konusu yapabilir.
“Sözleşmeden doğan para alacakları” için kanunda öngörülen bu özel yetki
kuralları, “borçlunun ikametgahının (yerleşim yerinin) bulunduğu yerde” takip
yapılmasına (genel yetki kuralı) engel teşkil etmez.
b. Memur, asker, öğrenci, amele, çırak ve hizmetçi gibi bir yerde geçici
olarak oturan kimseler hakkında yapılacak takipler -bu kişilerin o yerdeki oturmalarının oradaki uğraşlarına göre uzunca bir süre devam edebilecek
durumda olması halinde- bunların geçici olarak bulundukları yer icra da-
iresinde de yapılabilir (MK. m. 20).
c. Gerçek ya da tüzel kişinin çeşitli yerlerde şubesi varsa, o şubenin
işlemlerinden dolayı, o şubenin bulunduğu yer icra dairesinde de takip
yapılabilir (HUMK m. 17).
III. İcra hukukunda, usul hukukunda olduğu gibi, yetki kural olarak,
kamu düzeni ile ilgili değildir. Bu nedenle, icra müdürü, yetkisizliğini
8
Bkz., 12. HD. 23.12.1985 T. 5981/11398; 24.11.1986 T. 2596/12775.
9
Bkz., 12. HD. 17.3.1977 T. 2721/2450.
10
Ayrıntılı bilgi için bkz., Uyar, T., İcra Hukukunda Kambiyo Senetleri, 2001, 3. Bası, C.
1, s. 893 vd.
11
Bkz., 12. HD. 6.12.1984 T. 9371/12682.
makaleler Talih UYAR
331TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
kendiliğinden dikkate alamaz. Ancak, yetkinin, icra hukukunda da, ayrık
olarak kamu düzeninden sayıldığı durumlar vardır:
a. Haczedilen taşınmazlar, ancak bulundukları yerdeki icra dairesince
paraya çevrilebilir.
b. Terekeye karşı yapılacak takipler için mutlaka, “ölenin son ikametga-
hındaki” icra dairesine başvurmak gerekir, “Terekeye karşı yapılacak takip” ile,-
“mirasçıların tümüne karşı bunların mirasçılık sıfatları ile ilgili olarak” yapılacak
takipler kastedilmektedir. Mirasçılar birden çok olup da, bunlardan sadece
birine ya da birkaçına karşı takipte bulunulmuş ise, bu takip “terekeye karşı
yapılan takip” niteliğinde sayılmaz. Mirasçı iki kişi olup da, bunlardan biri
aynı zamanda, miras bırakandan alacaklı ise, onun diğer mirasçıya karşı
yaptığı takip “terekeye karşı yapılan takip” sayılabilecek midir? Mirasçıların
birden fazla olduğu durumlarda, alacaklı takibini, mirasçıların hepsine
birden yönelterek “ölenin son ikametgahının bulunduğu yerdeki ” ya da miras-
çılardan sadece birine veya birkaçına yönelterek “onların ikametgahlarının
bulunduğu yerdeki” icra dairesinde yapabilme hususunda bir seçim hakkına
sahip olduğundan, mirasçının bir kişi ya da iki kişi olup da birinin diğerini
takip ettiği durumlarda, alacaklının aynı seçim hakkına sahip olacağı kabul
edilmelidir. Yani, alacaklı dilerse takibini tereke borcundan dolayı, sorumlu
olan “mirasçıya karşı” açar ve bu takdirde “genel yetki kuralları” uygulanır,
dilerse takibini tek mirasçıya karşı fakat “terekeye karşı takip” niteliğiyle
açar ve bu takdirde, takibin mutlaka “ölenin son ikametgahı”nın bulunduğu
yerdeki icra dairesinde yapılması gerekir.
c. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 33. maddesi uyarınca hakimin
müdahalesini gerektiren durumlarda açılacak dava (ve yapılacak takiplerin)
ana taşınmazın bulunduğu yerde görülmesi gerekir. Örneğin; apartman
yönetim giderinin tahsili için, ana taşınmazın bulunduğu icra dairesinde
takipte bulunulması gerekir...
12
d. İcra mahkemelerinin yetki çevresini belirleyen İİK m. 360 hükmü
de, kamu düzeniyle ilgili bir hükümdür.
13
IV. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, “yetkinin, kamu düzeni dü-
şüncesiyle belirlenmediği konularda” tarafların yetkiyi belirleme konusunda
geçerli olarak anlaşabileceklerini kabul ettiğinden (HUMK m. 22), İİK m.
50’de de “HUMK’daki yetki hükümlerine” yollama yapıldığından, icra hukuku
bakımından, tarafların -gerçekte- yetkili olmayan bir icra dairesini, yetkili
12
Bkz., 12. HD. 28.1.2003 T. 28645/1333; 11.11.2002 T. 21722/23054; 6.7.2000 T. 9930/
11426.
13
Ayrıntılı bilgi için bkz., Uyar, T., İcra Hukukunda Yetki–Görev ve Yargılama Usulü
“Tetkik Mercii”, 1991, 2. Bası, s. 115 vd.
Talih UYAR makaleler
332 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
kılmak için sözleşme yapabilmeleri mümkündür.
14
İcra hukukundaki “yetki
sözleşmesi”nin koşulları da, usul hukukundakinin
15
aynıdır. Yani;
a. Yetki sözleşmesi yazılı olmalıdır.
b. Kesin yetki söz konusu olan yani yetkinin kamu düzeninden sayı
ldığı durumlarda, yetki sözleşmesi yapılamaz.
Taraflar “yetki sözleşmesi” ile, yasal olarak -genel ve özel- yetkili olan
mahkeme (ve icra dairelerinin) yetkisini ortadan kaldıramazlar.
16
17
Uygulamada, tarafların “yetki sözleşmesi” yaparak, belirli bir mahke-
menin (ve icra dairesinin) yetkisini kabul etmiş olmaları halinde, “tarafların
mutlaka o mahkemeye (ve icra dairesine) başvurabilecekleri, bunun dışında yasal
olarak (HUMK m. 9) yetkili olan davalının (borçlunun) ikametgahının bulunduğu
yerdeki mahkemeye (icra dairesine) başvurulamayacağı” sanılmaktadır. Halbuki
bu duraksama hatalıdır. Yüksek mahkeme de, çeşitli içtihatlarında “yetkili
mahkemenin (icra dairesinin) gösterilmesinin, genel yetki kurallarını bertaraf
etmeyeceğini” kesinlikle vurgulamıştır.
18
c. Yetki sözleşmesi belirli olmalıdır. Alacaklıya “dilediği yer icra dairesin
de” takipte bulunabilme hakkı veren yetki sözleşmeleri hükümsüzdür.
19
Keza, uygulamada çok sık görülen “TC mahkemelerinin (ve icra daireleri
nin)” yetkili olduğuna dair konulan kayıt da “belli bir mahkeme ve icra daire-
sinin yetkisini öngörmediği için” geçersizdir.
20
Yetki sözleşmeleri hususunda gerek doktrin ve gerekse uygulamada,
şu hususlar duraksama ve uyuşmazlık konusu olmuştur:
14
Bkz., 12. HD. 20.12.2002 T. 25893/27065; 5.11.1999 T. 12237/13905; 10.12.1992 T.
13568/1126.
15
Ayrıntılı bilgi için bkz., Üstündağ, S., Medeni Usul Hukukunda Selahiyet Anlaşmaları
(İHFM. 1961/1-4, s. 310 vd.); Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, 6. Bası, C. 1,
s. 555 vd.; Postacıoğlu, İ., Medeni Usul Hukuku, 1975, s. 160 vd.; Bilge, N., Önen, E.,
Medeni Yargılama Hukuku, 1978, s200 vd.; Üstündağ, S., Medeni Yargılama Hukuku,
2000, 7. Bası, s. 210 vd.; Pekcanıtez, H., Atalay, O., Özekes, M., Medeni Usul Hukuku,
2001, 2. Bası, s. 106 vd.
16
Berkin, N., İcra Hukuku Rehberi, 1979, s. 173; Kuru, B., İcra ve İflas Hukuku, 1988, C. 1, s.
179 Yüksek mahkeme de bu görüştedir. Bkz., 13. HD. 20.10.1981 T. 6029/6608 (YKD.
1982/1, s. 80); 15. HD. 5.4.1984 T. 719/1191 (YKD. 1985/6, s. 864); 13. HD. 5.12.1986
T. 5540/6071 (YKD. 1988/9, s. 1254); 6. HD. 9.3.1987 T. 846/2644 (YKD. 1987/10, s.
1489).
17
Aksi görüş, Üstündağ, S., Medeni Yargılama Hukuku, a.g.e., s. 217, dipn. 121
18
Bkz., 12. HD. 9.6.2003 T. 10362/13460; 9.6.2001 T. 14186/12982; 7.6.2001 T. 9102/10136.
19
Bkz., İİD. 18.10.1968 T. 8943/9393.
20
Bkz., 12. HD. 27.5.2003 T. 9473/12176; 26.9.1991 T. 2009/9644.
makaleler Talih UYAR
333TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
1. Yetki sözleşmesinde, birden fazla yer icra dairesinin yetkisi kabul
edilebilir mi? Doktrinde; “taraflar yetki sözleşmesinde sadece bir tek yer mah-
kemesini yetkili kılabilirler, birden fazla mahkemenin yetkili kılınması mümkün
değildir. Çünkü, maddede (HUMK m. 22) ‘mahkemelerden’ değil ‘mahkemeden’
(tekil) bahsedilmektedir”
21
denmesine rağmen uygulamada, “birden fazla yer
mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olacağı” düzenlenen sözleşme ve bonolarda
öngörülmektedir. Bu konuda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi,
22
“belirli olmak
koşulu ile” birden fazla mahkemenin yetkili kılınabileceğini öteden beri
kabul etmektedir. Ancak, mahkemesi yetkili kılınan yerlerin birbirinden
çok uzak olmaması istenmektedir. Aksi takdirde, bu tür sözleşmeler, “davalı
için güçlük yaratacağı” gerekçesiyle, yüksek mahkemece geçerli sayılmamak-
taydı.
23
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
24
ise, önceleri bonoda iki yerin yetkili
gösterilmiş olmasının “kambiyo senetleri ile bağdaşmadığını” belirterek, bu
tür kayıtları geçersiz saymaktayken, son kararlarında
25
“bonoda gösterilen
iki yerin de yetkili olduğunu” kabul etmeye başlamıştır.
Kanımızca, alacaklı ve borçlunun kendi ikametgahlarının bulunduğu
yerdeki icra dairelerinin birbirlerine karşı yapacakları takipler (ve açacakları
davalar) için yetkili olacağını karşılıklı olarak kararlaştırabilmeleri, pratik gereksinmelere uygun olacağından, geçerli sayılmalıdır.
Yetki sözleşmesinde yer alan “yetkili mahkeme koşulu”, “yetkili icra
dairesi” bakımından da geçerli olur mu? Doktrinde,
26
“sadece mahkemeden
söz eden bir yetki sözleşmesinin, icra dairesini de kapsamayacağı” belirtilmesine
rağmen uygulamada aksi görüş benimsenmektedir. Yüksek mahkeme,
27
çeşitli kararlarında, “sözleşmede ‘mahkeme’ için öngörülen yetki koşulunun,
‘icra dairesi’ için de geçerli olacağını” belirtmiştir...
2. Yetki sözleşmesi, tarafları ve onların mirasçılarını (külli haleflerini)
ve dava (takip) konusu alacağı devir alanları (cüz’i halefleri) de bağlar.
Doktrinde
28
bu konuda görüş ayrılığı yoksa da, Yargıtay’ın bu konuya ilişkin
içtihatları birbiri ile çelişmektedir. Gerçekten, 11. Hukuk Dairesi
29
“miras-
21
Kuru, B., Usul, C. 1, s. 563.
22
Bkz., 11. HD. 4.4.1974 T. 1307/1158; 3.12.1973 T. 4677/4822 (Uyar, T., a.g.e., s. 79 vd.)
23
Bkz., TD. 12.11.1959 T. 2336/439 (Batıder, 1961, C. 1, S. 2, s. 279)
24
Bkz., 12. HD. 15.5.1984 T. 3401/6099; 2.12.1982 T. 8027/9002; 18.9.1979 T. 6183/6925
25
Bkz., 12. HD. 27.5.2002 T. 1008/11095.
26
Kuru, B. Usul, C. 1, s. 565; Eriş, G., Kıymetli Evrak ve Taşıma, 1988, s. 618.
27
Bkz., 12. HD. 20.11.2003 T. 20276/23037; 10.11.1993 T. 13294/17550.
28
Kuru, B. Usul, C. 1, s. 574; Ansay, S. Ş., Hukuk, İcra ve İflas Usulleri, 1960, s. 100; Üs-
tündağ, S., a.g.m., s. 337.
29
Bkz., 11. HD. 2.2.1978 T. 321/290.
30
Bkz., 3. HD. 20.5.1958 T. 3705/3092 – 17.9.1963 T. 7249/6538.
31
Bkz., İİD. 20.12.1954 T. 5697/5813.
Talih UYAR makaleler
334 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
bırakanın yaptığı yetki sözleşmesinin mirasçıları bağlamayacağını” belirtirken,
3. Hukuk Dairesi
30
doğru olarak “mirasbırakanın yaptığı yetki sözleşmesinin
mirasçıları da bağlayacağını” ifade etmiştir. İcra ve iflas dairesi
31
de eski bir
kararında, bu görüşe katılmıştır.
3. Yetki sözleşmesinde yetkili olduğu belirtilen icra dairesinin yetki-
si, bu sözleşmenin geçersizliği ileri sürülmediği sürece devam eder. Eğer
“yetki sözleşmesindeki imza inkar edilirse”
32
ya da “yetki sözleşmesinde sahtelik
yapıldığı”
33
-örneğin; yetkili yer olarak öngörülen İzmit’in İzmir şekline
dönüştürüldüğü- ileri sürülürse, yetki sözleşmesinin geçerliliği tartışma
konusu edildiğinden, öncelikle bu sözleşmenin geçerliliğinin -imza inka-
rının ve sahtelik iddiasının- araştırılması gerekir. Yetki sözleşmesinin geçer-
sizliğine ilişkin iddianın asılsız olduğu anlaşıldıktan sonra, takibin yetki
sözleşmesinde yetkili kılınan yerde yapılması mümkün olur.
V. Yetki İtirazının Yapılması: Yetkinin kamu düzeninden sayılmadığı
durumlarda, icra müdürü, takip için icra dairesinin yetkisizliğini kendi-
liğinden dikkate alamayacağından, borçlunun yetki itirazında bulunması
gerekir.
Takibin yapıldığı icra dairesinin “yetkisiz olduğunu” bildirmek isteyen
borçlunun, bunu -diğer itiraz sebepleri gibi- “icra dairesi”ne,
34
“itiraz süresi
içinde” bildirmesi gerekir. “İcra dairesi” yerine, “icra mahkemesi”ne yapılacak
itiraz sonuç doğurmaz...
35
Yetki itirazının esas hakkındaki itirazla birlikte -yani; borçlu aynı za-
manda, borca veya imzaya da itiraz etmek istiyorsa, bu itirazla birlikte-
36
yapılması gerekir (İİK m. 50/II). Bu hüküm, “yetki itirazının reddi” halinde,
varsa “esasa yönelik itirazların”da incelenmesine olanak tanınarak, zaman
kaybının önüne geçilmesini amaçlamaktadır.
37
Borçlu, ödeme emrine borç
ya da imza yönünden itiraz ederken yetki itirazında bulunmamışsa, daha
sonra -itiraz süresi dolmadan da- artık takibe yetki yönünden itiraz ede-
mez.
38
Borçlu, esasa -borca ya da imzaya- itiraz etmeden, yalnız “yetki iti-
razı”nda bulunabilir.
39
32
Bkz., TD. 24.3.1971 T. 611/2346.
33
Bkz., TD. 9.5.1958 T. E:2724.
34
Bkz., 12. HD. 24.4.2001 T. 6149/6919; 20.4.1999 T. 4724/5047; 6.3.1989 T. 2346/3056.
35
Bkz., 12. HD. 13.3.1987 T. 7575/3513; 3.3.1988 T. 4689/2415 vb.
36
Bkz., 12. HD. 24.4.2001 T. 6149/6919; 20.4.1999 T. 4724/5047; 6.3.1989 T. 2346/3056 vb.
37
Bkz., 12. HD. 20.5.1999 T. 6158/6624; 27.5.1997 T. 5878/6238.
38
Kuru, B., İlamsız İcrada İcra Dairesinin Yetkisine İtiraz (İBD. 1986/7-8-9, s. 425, dipn.
4) Kuru, B., İcra ve İflas Hukuku, C. 1, s. 180, dipn. 17a.
39
Bkz., 12. HD. 6.4.1988 T. 6655/4341
makaleler Talih UYAR
335TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile takipte, borçluya hatalı olarak
“örnek; 49 ödeme emri” gönderilmişse
40
veya kambiyo senedine dayanarak
genel haciz yolu ile takipte bulunulmuşsa,
41
borçlunun “yetki itirazı”nı, icra
dairesine bildirmesi gerekir.
Borçlunun yaptığı yetki itirazı’nın da geçerli olabilmesi (ve takibi
durdurabilmesi) için -yasada açık bir hüküm bulunmamasına rağmen-
“yetkili icra dairesinin neresi olduğu”nun, yetki itirazında açıkça belirtilmesi
gerekir.
42,
43
Borçlu, “yetki itirazı”nda, yetkili icra dairesini doğru olarak
göstermemişse, “yetki itirazının -bu itirazı inceleyecek mercice- reddine” karar
verileceğinden, borçlunun yetkili icra dairesini doğru olarak belirledikten
sonra, “yetki itirazı”nda bulunması gerekir.
Eğer, takip için birden fazla (genel ve özel) yetkili icra dairesi varsa,
borçlu itirazında bunların hepsini birden mi bildirmeli, yoksa seçim hak-
kını kullanarak, sadece bunlardan birisini mi “yetkili icra dairesi” olarak
bildirmelidir? Örneğin; takip konusu bonoda “İstanbul ve İzmir” İcra Dai-
relerinin yetkili olacağı belirtilmesine rağmen, ikametgahı (yerleşim yeri)
İzmit’te olan borçlu hakkında Ankara’da icra takibi yapılmışsa, borçlu
yetki itirazında, “yetkili icra dairesinin Ankara olmadığını” belirtirken, “yet-
kili icra dairesinin İstanbul, İzmir ve İzmit olduğunu”mu belirtecektir yoksa
bunlardan birini seçip (tercih edip) sadece onun adını örneğin; “yetkili icra
dairesinin İstanbul olduğunu”mu belirtecektir? Doktrinde, HUMK m. 23’ün
son cümlesindeki “yetkili mahkeme” sözcüğüne dayanılarak, yetki itirazında
bulunan tarafın, birden fazla mahkeme (ve icra dairesini) bildiremeyece-
ği, bunlardan birisini seçmek zorunda olduğu, böyle yapmaması halinde,
yetki itirazının hükümsüz olacağı belirtilmesine rağmen
44
Yargıtay’ın bu
konudaki içtihatları birbiri ile çelişkilidir.
45, 46
12. Hukuk Dairesi çok yeni bir kararında, “yetki itirazında bulunan borç-
lunun -yetkili olmaları koşuluyla- ‘birden fazla icra dairesinin yetkili olduğunu’
40
Bkz., 12. HD. 17.3.1987 T. 2814/3686 .
41
Bkz., 12. HD. 10.10.2003 T. 15209/19773; 7.10.1988 T. 13538/11014.
42
Kuru, B., a.g.m., s. 425; Kuru, B., İcra ve İflas Hukuku, C. 1, s. 180; Kuru, B., Usul, C. 1,
s. 591; Postacıoğlu, İ., İcra Hukuku Esasları, 1982, s. 110.
43
Bkz., 12. HD. 10.3.1998 T. 2387/2847; 9.12.1996 T. 15033/15412; 7.10.1996 T. 9168/11809 vb.
44
Kuru, B., Usul, C. 1, s. 593; Yavuz, N., Bir Usul Meselesi, Yetki İtirazlarında Birden Fazla
Yetkili Mahkeme Gösterilebilir mi? (ABD, 1974/6, s. 1120 vd.)
45
Doktrindeki bu görüş doğrultusundaki kararlar için bkz., 2. HD. 8.4.1985 T. 3008/3314
(İKİD. 1986/305, s. 4144 vd.); 13. HD. 9.3.1987 T. 1071/1352 (YKD. 1988/2, s. 219);
11. HD. 28.6.1973 T. 3079/3034 (İBD. 1975/11-12, s. 1045).
46
Aksi görüşü benimseyen kararlar için bkz., HGK. 25. 12. 1987 T. 2-506/1103 (Yasa
D. 1988/4, s. 535); 4. HD. 31.3.1986 T. 1836/2870 (Yasa D. 1986/7, s. 1002); 10. HD.
17.9.1973 T. 142/151 (İBD. 1973/9-10, s. 1089).
Talih UYAR makaleler
336 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
bildirebileceğini” belirtmiştir.
47
Ancak bu durumda, tercih hakkı alacaklıya
geçeceğinden, “alacaklı tarafa tercih hakkını neresi için kullandığı”nın sorul-
ması gerekecektir.
İcra takibinde birden fazla borçlu bulunuyorsa, her birinin ayrı ayrı
“yetki itirazı”nda bulunması gerekir.
48
Vı. Yetki İtirazının Sonuçları: “Süresi 7 gün içinde”, “icra dairesine”
yapılan “yetki itirazı” ile icra takibi durur.
“Yetki itirazı”nın bu sonucu doğurabilmesi için; a. “İtiraz süresi içinde”
ve b. “İcra dairesine” yapılmış olması gerekir.
49
Bu nedenle, itiraz süresi
geçtikten sonra -icra dairesine- yapılan veya itiraz süresi içinde icra mah-
kemesine yapılan itiraz
50
geçerli olmaz yani icra takibini durdurmaz.
“Yetki itirazı” “senet metninden anlaşılan” itiraz sebeplerinden olmadı-
ğından,
51
borçlusu süresi içinde borca veya imzaya itiraz etmesi nedeniyle
alacaklının icra mahkemesine başvurup “itirazın kaldırılması”nı istemiş ol-
ması halinde, borçlu icra mahkemesindeki duruşmada “yetki itirazı”nda
bulunamaz.
52
Borçlu süresi içinde icra dairesine yetki itirazında bulunmamış (veya
süresinden sonra yetki itirazında bulunduğu için bu itiraz geçersiz sayılmış)
fakat borca veya imzaya itiraz etmiş olduğu için takip durmuş, alacaklı da
mahkemeye başvurarak “itirazın iptali”ni (İİK m. 67) istemişse, bu davada
borçlu mahkemenin yetkisine itiraz edebilir mi? Konu doktrinde
53
tartış-
malı olduğu gibi, yüksek mahkemenin içtihatları da yakın zamana kadar
birbiri ile çelişkili iken,
54
yüksek mahkeme son içtihatlarında “itirazın iptali
davasının icra takibinin uzantısı olduğunu, iki dosyanın bir birlik oluşturduğunu,
davalının (borçlunun) icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş olması halinde, bu ‘ha-
47
Bkz., 12. HD. 30.1.2004 T. 27598/1927; 13.3.2003 T. 2596/5145; 24.4.2002 T. 7188/8482
vb.
48
Bkz., İİD. 19.9.1964 T. 9557/9672.
49
Bkz., Yuk. dipn. 27.
50
Bkz., Yuk. dipn. 27a.
51
Bkz., 12. HD. 19.6.1979 T. 5483/5620; 18.10.1976 T. 8448/10198; 2.5.1978 T. 4019/
3956.
52
Bkz., 12. HD. 3.2.1976 T. 10247/971.
53
“Borçlunun, mahkemenin yetkisine itiraz edebileceği” görüşü için bkz., Kuru, B., İcra
ve İflas Hukuku, s. 287, aksi görüş için bkz., Üstündağ, S., İlamsız İcrada İcra Dairesi’nin
Yetkisine İtiraz (İBD. 1986/10-11-12, s. 615 vd.)
54
Birinci görüş doğrultusundaki kararlar için bkz., 11. HD. 24.11.1987 T. 4238/6509;
15. HD. 23.10.1986 T. 4485/3475; 11. HD. 6.11.1985 T. 5986/5871; 13. HD. 2.12.1975 T.
2435/7861 (Uyar, T., İcra Hukukunda Yetki – Görev ve Yargılama Usulü, s. 32 vd.); İkinci
görüş doğrultusundaki kararlar için bkz., 15. HD. 24.4.1989 T. 963/2055; 28.11.1985
T. 4185/3970 (Uyar, T., a.g.e., s. 31 vd.)
makaleler Talih UYAR
337TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
dise’nin çözümlenmeden davaya devam edilemeyeceğini, itirazın iptali davasında
mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkemenin öncelikle -icra
mahkemesinin yerine geçerek- icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi
ve borçlunun bu itirazını yerinde bulması halinde, işin esasına girmeden ‘icra
dairesinin yetkisiz olduğuna’ aksi halde ise işin esasına girip, toplanacak delillerle
oluşacak sonuca göre karar vermesi gerekeceğini” belirtmeye başlamıştır…
55
VII. Yetki İtirazının İncelenmesi: Alacaklı, borçlunun icra dairesine,
süresi içinde yaptığı “yetki itirazı”nı ya kabul eder (yani itirazı haklı bulur)
ya da kabul etmez:
a. Alacaklı, borçlunun “yetki itirazı”nı kabul ederse, “takip dosyasının
borçlunun yetki itirazında bildirdiği icra dairesine gönderilmesini” -altı aylık,
itirazın kaldırılmasını isteme süresi içinde-
56
ister.
Bu durumda, takip dosyası kendisine gelen icra dairesi, borçluya
yeni bir ödeme emri gönderir.
57
Ancak, bu yeni ödeme emrinde “alacaklı”
değişikliği yapılarak, borçluya başka (yeni) bir alacaklı adına ödeme emri
gönderilemez...
58
Borçlu bu ödeme emrine karşı sadece “borca” ve “imzaya”
itiraz edebilir, “yetki itirazı”nda bulunamaz...
b. Alacaklı, borçlunun yetki itirazını kabul etmezse; bu itirazın ortadan
kaldırılmasını sağlaması gerekir. Bunun için alacaklının şu yolu izlemesi
gerekir:
aa. Borçlu icra dairesine itiraz ederken sadece “yetki itirazı”nda bu-
lunmuşsa, alacaklı mahkemeye başvurup “itirazın iptali davası” açamaz.
Bu durumda, icra mahkemesine başvurup “itirazın kaldırılması” isteminde
(İİK m. 68) bulunmak zorundadır (İİK m. 50/II).
59
bb. Eğer borçlu icra dairesinde, haklarında yapılan icra takibine hem
esas yönden (yani “borca” veya “imzaya”) itiraz etmiş ve hem de yetki itira-
zında bulunmuşsa, alacaklı dilerse icra mahkemesine başvurarak “itirazın
kaldırılması”nı dilerse mahkemeye başvurarak “itirazın iptali”ni ister.
60, 61
Böyle bir durumda, mahkemenin, borçlunun icra dairesine yaptığı
“yetki itirazı”nı inceleyip incelemeyeceği doktrinde tartışma konusu ol-
55
Bkz., 19. HD. 7.7.2003 T. 3531/7467; 8.4.2003 T. 10493/9760; HGK. 20.11.2002 T. 19-
900/994; 11. HD. 31.10.2002 T. 5122/9810.
56
Kuru, B., İcra ve İflas Hukuku, s. 181, dipn. 21; a.g.m., s. 5, dipn. 8.
57
Bkz., 12. HD. 23.10.1997 T. 11003/11438; 21.3.1983 T. 955/2076; 23.10.1979 T. 7497/8162.
58
Bkz., 12. HD. 28.1.2003 T. 28222/1362.
59
Uyar, T., İcra Hukukunda İtiraz, s. 180; Düzgün, N., İlamsız İcrada Yetki İtirazı ve Bunun
Giderilmesi (ABD, 1997/4, s. 51)
60
Kuru, B., a.g.e., s. 183-282; Postacıoğlu, İ., a.g.e., s. 112; Üstündağ, S., a.g.e., s. 81 Uyar, T.,
İtiraz, s. 180.
61
Bkz., 12. HD. 4.4.2000 T. 4491/5146.
Talih UYAR makaleler
338 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
muştur. Bir görüşe göre
62
itirazın iptali davasına bakan mahkeme yalnız
kendi yetkisini inceleyebilir, borçlunun icra dairesine yaptığı yetki itirazını
inceleyemez. Eğer “itirazın iptali davası” icra takibinin yapıldığı yerde açılmış
ve davalı (borçlu) burasının yetkisiz olduğu kanısında ise, bu hususu “ilk
itiraz” (HUMK m. 23, 187/2) olarak esasa cevap süresi içinde ileri sürmeli-
dir. Bunun üzerine, mahkeme bu itirazı inceler ya “yetki itirazının reddine”
karar verir. Bu durumda, mahkemenin aynı zamanda “icra dairesine yapılan
itirazın da reddine” karar vermesine gerek yoktur (çünkü mahkemenin buna
yetkisi yoktur). Böylece icra dairesindeki “yetki itirazı” da kendiliğinden
reddedilmiş olur. Ya da mahkeme, yetki itirazını yerinde bulur ve “yetkisizlik
kararı” vermekle yetinir (HUMK m. 27; 193/II, III), yoksa “icra dairesinin de
yetkisiz olduğu” gerekçesiyle, “itirazın iptali davasının reddine” karar veremez,
böyle bir karar usul ekonomisine aykırı düşer. Eğer “itirazın iptali davası”
icra takibinin yapıldığı yerden başka bir yerde açılmışsa, davalının (borç-
lunun) “ilk itiraz” olarak mahkemenin yetkisizliğini ileri sürmesi halinde,
mahkeme az önce belirtilen şekilde ya “yetki itirazının reddine” veya “yetki-
sizlik” kararı vermekle yetinir, ayrıca, borçlunun icra dairesinin yetkisine
yönelik itirazını inceleyemez...
Diğer bir görüşe göre,
63
itirazın iptali davası sadece ve sadece icra
takibinin yapıldığı yerdeki mahkemede açılabileceğinden, itirazın iptali
davasını görecek mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı da
incelemesi gerekir. Çünkü, bu incelemenin sonucuna göre, kendisinin de
yetkili olup olmadığı anlaşılabilecektir.
Doktrindeki bu görüş ayrılığı uygulamayı da etkilemiş ve Yargıtay’ın
ayrı daireleri farklı kararlar vermişlerdir. Fakat, yüksek mahkemenin (11
ve 15. Hukuk Dairesi’nin) özellikle yeni tarihli kararlarında,
64
ikinci görüşe
katıldığını ve “icra dairesinde yapılan genel haciz yolu ile ilamsız takibe karşı borç-
lunun hem yetki ve hem de esas yönden itirazda bulunup, takibi durdurmasından
sonra, alacaklı tarafından açılan itirazın iptali davasında, mahkemenin önce icra
dairesine davalı borçlunun yaptığı ‘yetki itirazı’nı incelemesi ve bu itirazı yerin-
de bulmaması halinde ‘esasa yönelik itiraz’ı incelemesi gerekeceğini” belirttiğini
görüyoruz. Buna karşın, 13. Hukuk Dairesi
65
birinci görüş doğrultusunda
karar vermiştir...
62
Kuru, B., a.g.e., s. 183-186 vd.; Kuru, B., İlamsız İcrada İcra Dairesi’nin Yetkisine İtiraz
(İBD 1986/8-9, s. 427); Postacıoğlu, İ., a.g.e., s. 112.
63
Üstündağ, S., a.g.e., s. 81 vd.; Üstündağ, S., İlamsız İcrada İcra Dairesi’nin Yetkisine
İtiraz (İBD. 1986/10-11-12, s. 618 vd.).
64
Bkz., 11. HD. 22.12.1987 T. 6823/7519 – 15. HD. 1.12.1987 T. 932/4200 – 11. HD.
5.5.1987 T. 765/2692 – 5.5.1987 T. 1804/2720 (Uyar, T., Yetki–Görev ve Yargılama Usulü,
s. 23 vd.)
65
Bkz., 13. HD. 24.10.1989 T. 3332/6088 (Uyar, T., Yetki–Görev ve Yargılama Usulü, s. 22
vd.).
makaleler Talih UYAR
339TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
Nihayet son (daha yeni tarihli) kararlarında yüksek mahkeme
66
(Hu-
kuk Genel Kurulu, 11 ve 19. Hukuk Daireleri) ikinci görüş doğrultusunda
içtihatta bulunmuştur…
cc. Borçlu sadece “yetki itirazı”nda bulunduğu için veya hem “esas”
yönden (yani; “borca” veya “imzaya”) hem de “yetki” yönünden itiraz ettiği
için alacaklı icra mahkemesine başvurup “itirazın kaldırılması” isteminde
bulunmuşsa;
67
aaa. İcra mahkemesi “yetki itirazı”nı haklı (yerinde) bulursa, “itirazın
kaldırılması isteminin reddine, ödeme emrinin iptaline ve takip dosyasının talep
halinde yetkili… icra dairesine gönderilmesine” şeklinde karar vermelidir.
68, 69
Bunun yerine; “yetki yönünden takibin iptaline” şeklinde karar vermemeli-
dir.
70
Bu durumda, alacaklının, bu kararın kesinleşmesinden itibaren on
gün içinde, yetkisiz icra dairesine başvurarak, takip dosyasının yetkili
icra dairesine gönderilmesini istemesi gerekir (HUMK m. 193/III, İİK m.
50/I). Alacaklı bu süre içinde, dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesini
istemezse, “takip yapılmamış”(açılmamış) sayılır
71
ve alacaklı yeniden harç
ödeyerek takip yapmak zorunda kalır.
72
Ayrıca belirtelim ki, yüksek mahkeme son kararlarında
73
“HUMK m.
193/III’deki on günlük sürenin, icra mahkemesinin yetkisizlik kararı hakkında Yar-
gıtayca verilen“ Onama Kararı’nın taraflara tebliğinden itibaren “karar düzelt-
me” süresinin geçmesinden itibaren (eğer; bu karara karşı “karar düzeltme”
yoluna gidilmişse, “karar düzeltme isteminin reddine” ilişkin kararın ilgililere
tebliğinden itibaren) işlemeye başlayacağını belirtmeye başlamıştır…
bbb. İcra mahkemesi, “yetki itirazı” nı haklı bulmazsa;
66
Bkz., Yuk. dipn. 47.
67
Kuru, B., a.g.e., s. 188 vd.; a.g.m., s. 7 vd.
68
Kuru, B., a.g.e., s. 188; a.g.m., s. 7.
69
Diğer görüşe göre ise, bu durumda “ödeme emrinin iptaline” karar vermeden, sa-
dece “alacaklının itirazın kaldırılması talebinin reddi”ne karar verilmelidir. Çünkü,
HUMK m. 193, icra hukukunda uygulanmaz (Üstündağ, S., a.g.m., s. 624 vd.).
70
Bkz., 12. HD. 11.11.1999 T. 13135/13975; 25.11.1988 T. 12763/13438; 6.2.1995 T.
1428/1416.
71
Bkz., 12. HD. 26.12.2003 T. 22270/26506; 29.5.2003 T. 9384/12395; 21.5.2003 T. 8746/
11560 vb.
72
Bkz., 12. HD. 14.5.1998 T. 4464/5468; 21.10.1994 T. 11930/12694; 7.12.1993 T. 14191/
19137.
73
Bkz., 12. HD. 4.3.2004 T. 27868/4918; 2.10.2003 T. 19812/19028; 19.10.2000 T. 14678/
15369.
Talih UYAR makaleler
340 TBB Dergisi, Sayı 56, 2005
aaaa. Borçlu sadece “yetki itirazı”nda bulunmuşsa, icra mahkemesinin
“yetki itirazının kaldırılmasına” karar vermesi gerekir. Bu durumda takip
kesinleşir, alacaklı haciz isteyebilir.
Alacaklının talebini kabul ederek “yetki itirazının kaldırılmasına” karar
veren icra mahkemesi aynı kararda ayrıca alacaklı lehine %40 tazminata
hükmedemez.
74
bbbb. Borçlu hem “yetki” hem de esas (“borç” veya “imza”) yönden
itirazda bulunmuşsa, icra mahkemesinin önce “yetki itirazı”nı incelemesi
ve bu itirazı haksız bulması halinde, borçlunun esasa “borca” veya “imzaya”
ilişkin itirazının yerinde olup olmadığını incelemesi gerekir.
İcra mahkemesi, önce “yetki itirazı”nı incelemeden, “esasa ait itirazları”
inceleyemez.
75
VIII. İcra mahkemesinin yetkisizliğe yani “yetki itirazının kabulüne”
ilişkin kararları temyiz olunabilir (İİK m. 363/2). Buna karşın, “yetki itira-
zının reddine” (yani; “icra dairesinin yetkili olduğuna”) ilişkin kararları temyiz
edilebilir mi? Yüksek mahkeme bu tür kararların da temyiz edilebileceğini
yani; bu kararların da İİK m. 363/2. hükmünün kapsamına girdiğini oy-
çokluğu ile kabul etmektedir...
76
Doktrinde ise, bu tür kararların “temyiz
edilemeyeceği”ni çünkü “bunların İİK m. 363’de öngörülmediğini” ileri süren-
ler
77
bulunduğu gibi, bu tür kararların da “temyiz edilebileceği”ni çünkü
“bu kararların da İİK m. 363/3 anlamında bir itirazın reddi kararı” olduğunu
belirtenler
78
de vardır.
74
Bkz., 12. HD. 28.3.2000 T. 3872/4666.
75
Bkz., 12. HD. 10.5.1991 T. 13237/5926; 7.12.1990 T. 4337/12760; 8.6.1989 T. 13736/
8552.
76
Bkz., 12. HD. 30.4.1991 T. 11786/5325.
77
Postacıoğlu, İ., a.g.e., s. 111; Üstündağ, S., a.g.m., s. 620, dipn. 2.
78
Kuru, B., a.g.m., s. 430, dipn. 20; a.g.e., s. 46; 188, dipn. 25.