İnci BİÇKİN makaleler
380TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
1. Giriş
Tarafların aralarında çıkmış veya çıkabilecek bir anlaşmazlığın
hallini bir veya birkaç kişiye bırakmalarına ve anlaşmazlığın onlar tara-
fından karara bağlanmasına tahkim
N
denilmekte olup, esas bakımından
uyuşmazlığın tarafları arasında objektif tahkim ehliyetine uygun olarak
uyuşmazlıkların hakem kararıyla sonuçlandırılması amacını taşıyan
milli ve milletlerarası nitelikteki sözleşmeler tahkim sözleşmesidir.
2
Tahkim sözleşmesi ile hakem sözleşmesi arasındaki farkın açıkça ortaya
konması ve kurumların birbirine karıştırılmaması
3
için hakem sözleş-
mesi ve hakemler hakkında bilgi verilmeye çalışılacaktır.
A. Hakem Sözleşmesi
Tahkim sözleşmesi ile hakeme götürülen ihtilaf ile taraflar ile hakem
veya hakemler arasında zımni bir sözleşme meydana gelir. Meydana
gelen bu sözleşmeye, hakem sözleşmesi denir.
4
Bu şekilde taraflar ile
*
Yargıtay Tetkik Hakimi.
N
Kalpsüz, İnşaat Sözleşmeleri’nde Tahkimin Genel Esasları, s. 341.
2
Taşkın, s. 8.
3
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.01.1994 tarihinde verdiği 4/1 nolu kararında:
“Bilindiği üzere gerçek veya tüzel kişilerin kamu düzenine ilişkin olmayan ve fakat
doğmuş veya doğacak olan hukuki uyuşmazlıkların çözümünü, hakem veya ha-
kemlere bıraktıkları sözleşmeye hakem veya tahkim sözleşmesi adı verilir” şeklinde
belirtilmiştir. Bu şekilde tahkim sözleşmesi ile hakem sözleşmesini aynı anlamda
tanımlanması doğru değildir.
4
Balcı, s. 146.
HAKEM SÖZLEŞMESİ VE HAKEM
YARGILAMASI
İnci BİÇKİN*
makaleler İnci BİÇKİN
381TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
hakemler arasında bir özel hukuk ilişkisi doğar ve bu da bir vekalet
akdine dayanır.
5
Şu halde hakem sözleşmesini, tahkim sözleşmesinin taraflarıyla,
hakem veya hakemler arasında yapılan, taraflar arasındaki hak ve yü-
kümlülük gibi usule ve maddi hukuka ilişkin hukuki ilişkilerin, özel
hukuk hükümleri ve usul hukuku hükümleri dikkate alınarak düzen-
lendiği bir sözleşme olarak tanımlamak mümkündür.
Bu sözleşmede,
hakem yargılamasının esas ve usulleri belirlenir.
T
Hakem sözleşmesinin iki aşamalı olduğu söylenebilir. Birinci aşa-
mada, taraflar hakemin seçildiğine dair sözleşme yapar, ikinci aşamada
ise hakemin hakemliği kabul ettiğine dair taraflarla sözleşme akdetmesi
söz konusudur.
Hakem sözleşmesinin akdi nitelikte bir sözleşme olduğu önceden
kabul edilmemiş
olsa da hukuken bağlanma isteği ile taahhüt edilen
edimin karşı taraf için taşıdığı önemin tespitinde, amaç ve edimin türü
göz önünde bulundurulmalıdır.
10
Ayrıca tahkim prosedürü içerisinde, hukuki uyuşmazlığı karara
bağlamaya yönelik hakem iradesi de dikkate alınarak bu akdi ilişki
değerlendirilmelidir.
11
Usulen hakem sözleşmesi, tahkim sözleşmesinde olduğu gibi yazılı
bir şekle tabi tutulmamıştır. Hakemin kendisine verilen uyuşmazlığı
tahkim yoluyla çözme faaliyetini kabul etmesi ile hakem sözleşmesi
Bu konuda Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 15.06.1989 tarihli 1023/2481 nolu kara -
rında da özetle; tahkime gidildiğinde uyuşmazlığın tarafları ile hakemler arasında
oluşan hukuki ilişkide belirgin unsurun vekalet ilişkisi olduğu açıkça belirtilmiştir.
Bkz., Balcı, s. 146.
Taşkın, s. 8.
7
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 06.01.2003 tarih ve 2780/3307 nolu kararında; “Özel
borç ilişkileri içinde taraf iradelerine dayanan tahkim sözleşmesinin her hangi bir
akit tipine tabi olduğu yasalarımızda belirtilmemiş olduğundan, Borçlar Kanunu’nun
386/2 maddesi gereğince, kural olarak uyuşmazlığın tarafları ile hakemler arasında
bir vekalet akdi oluştuğunun kabulü gerekir” denilmiştir (Yayımlanmamıştır).
Dayınlarlı, HUMK’ta Düzenlenen İç Tahkim, s. 41; Balcı, s. 146; Taşkın, s. 39.
Alman hukukunda doktrinde temsil edilen bir görüşe göre, hakemlerin görevi kabul
zorunluluğunun olması nedeniyle bu ilişki akdi bir ilişki değildir denilmektedir.
Bkz., Averdieck, s. 16-18.
10
Taşkın, s. 21.
11
Schwarz, s. 8.
İnci BİÇKİN makaleler
382TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
oluşmakta, bu haliyle de yazılı veya sözlü olarak hakem sözleşmesi
kurulabilmektedir.
12
Hakem sözleşmesi ile hakemler verecekleri hizmet karşılığında,
sözleşme veya teamüle göre ücrete hak kazanmaktadır.
13
B. Hakemler
Hakem, hakem sözleşmesi ile iki taraf arasındaki uyuşmazlığı çö-
zümlemek görevini üzerine alan kişiye denilmektedir.
14
Tamamen tarafların iradesi ile atanmış bulunması ve resmi sıfa-
tının olmaması nedeniyle hakemler, hakimlerden farklıdır. Hakimler
hakem olarak görev yapamazlar, sadece kendi resmi görevlerini yerine
getirirler.
15
Gerçek ve tüzel kişiler medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip
16
olmaları kaydıyla hakem olarak tayin edilebilirler.
17
Uyuşmazlığın ta-
rafları tahkim yoluyla bir uyuşmazlığın çözümünü kararlaştırmışlarsa,
bu konuda ayrıca hakem olarak görev yapamazlar.
Şu halde en genel ifade ile tahkim sözleşmesinin tarafları ve hakim-
ler, hakem olarak görev yapamazlar.
Taraflarca hakem, tahkim sözleşmesinde ismen belirlenebilir. Bu
durumda sözleşmede belirlenen kişilerden birinin hakemlik yapmama-
sı halinde, tahkim sözleşmesi de geçersiz olacaktır.
18
Yine hakemlerin
12
Balcı, s. 147.
13
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.12.1969 tarih ve 110/866 nolu kararında
hakemle taraflar arasındaki ilişkiyi vekalet akdi olarak değerlendirip, hakemlerin
verecekleri hizmet karşılığında ücrete hak kazanacakları belirtilmiştir. Bkz., Üstün-
dağ, s. 947.
14
Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 924.
15
Hakimlerin hakem olamayacağı kuralının gerekçesi, hakimin hakem olarak faaliyeti
karşılığında alacağı ücret nedeniyle tarafsızlıktan uzaklaşması ihtimalini taşıması
nedeniyle hakemlik, hakimlik görevinin mahiyetiyle bağdaşmaz. Bu konuda bkz.,
Postacıoğlu, s. 65 ; Çenberci, s. 124.
16
Gerçek kişiler gibi tüzel kişilerin de hak ehliyeti olduğundan, hak iktisap etmeye ve
borçları üstlenmeye ehil olmakla birlikte, yaş, cins, hısımlık gibi biyolojik varlığı ve
yaradılış gereği tanınan haklardan yalnızca gerçek kişiler yararlanır. Bkz., Özsunay,
s. 61; Zevkliler, s. 190.
17
Taşkın, s. 55.
18
Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 925.
makaleler İnci BİÇKİN
383TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
taraflarca tayin edileceği kararlaştırılabilir. Böyle bir durumda genelde
her bir taraf kendisine bir hakem tayin eder ve diğer tarafa da hakemini
tayin etmesi için süre verebilir. Buna taraflı tahkim, hakemlere de taraf
hakemi denilebilir.
19
Hakemlerin tayininde, bir başka yolda, tahkim sözleşmesi ile ha-
kemlerin seçiminin üçüncü bir kişiye bırakılmasıdır. Bu üçüncü kişinin
hakem seçiminden kaçınması veya ölmesi halinde tahkim sözleşmesi
hükümsüz kalır.
20
Bazı hallerde tahkim sözleşmesinde, hakemin seçimi konusunda
herhangi bir açık hüküm bulunmayabilir. Böyle bir durumda, hakemler
davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkeme tarafından seçilir.
21
Eğer
hakem sayısı konusunda da sözleşmede bir açıklık getirilmemişse,
mahkeme tarafından üç hakem seçilir.
22
HUMK’un 520. maddesine göre,
tahkim sözleşmesinde aksine hüküm olmadığı takdirde, tahkime konu
uyuşmazlığı çözmek üzere mahkemece hakemler üç kişi olmak üzere
tayin edilir. İki taraftan biri hakem seçmeye davet edildiğinin kendisine
tebliğinden sonra yedi gün içinde kendi hakemini seçip bildirmelidir,
bildirmez ise onun hakemini de hakim tayin eder.
Hakemler gördükleri hizmet karşılığında bir ücret alırlar. Hakem-
ler kendi ücretlerini kendileri belirleyemezler, taraflar hakem ücretini
kararlaştırmış olabilir.
23
Taraflarca hakem ücretinin kararlaştırılmaması
halinde, hakemler davayı karara bağladıktan sonra, görevli ve yetkili
genel mahkemeye dava açarak, mahkeme tarafından tayin edilmesini
isteyebilirler.
24
Mahkemece hakemlerin yaptıkları işin niteliğine, davanın değerine,
hakemin emeği ile olayların olağan yürüyüşüne gere hakem ücretini
19
Balcı, s. 135.
20
Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1991, s. 4038.
21
Bu konuda Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 24.04.2003 gün ve 2003/1688-4438 nolu
kararında; “...sözleşme uyarınca, taraf hakemlerinin üçüncü hakemi seçememeleri üzerine,
üçüncü hakemin seçimi için mahkemeye başvurulmuş ve mahkemece, ayrı ayrı birer hakem
seçilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur.” denilmiştir (Yayımlanmamıştır).
22
Bkz., 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, madde 521, 522, 523.
23
Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 926.
24
Balcı, s. 147.
İnci BİÇKİN makaleler
384TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
takdir eder.
25
Hakimlerin reddi ve çekilmesine ilişkin sebepler, hakemler hak-
kında da uygulanır. Hakemlerin yaptıkları görev nedeniyle hakimler
gibi tarafsız olmaları gerekmektedir. Bu tarafsızlığın sağlanması ve
taraflı davranılacağı şüphesinin bertaraf edilmesi bu müesseselerin iş-
letilmesi ile mümkündür.
26
HUMK.’un 521. maddesine göre, Hakemler
usul kanunda belirtilen hakemlerin reddi sebeplerine dayanılarak ret
olunabilinir. Ret talebi ret sebeplerinin öğrenildiği tarihten itibaren beş
gün içinde ileri sürülür. Ret talebi üzerine davaya bakmaya yetkili ha-
kim, ret olunan hakemin ve iki tarafın iddia ve savunmalarını aldıktan
sonra karar verir.
HUMK.’un 522. maddesine göre, hakemler tahkim müddeti zarfında
iki tarafın rızası olmadıkça azledilemezler. Hakemlerden biri ret veya
istifa sebebiyle ayrılırsa, yerine bir başka hakemi yine hakim tayin eder.
Bu halde tahkim müddeti hakim tarafından uzatılabilir.
C. Hakem Yargılaması
Hakemde açılacak davanın şekli konusunda tarafların iradeleri asıl-
dır. Bu nedenle dava yazılı veya sözlü açılabilmelidir.
27
Bu konu doktrin
ve içtihatlarda farklı görüşlere yer verilmesi nedeniyle tartışmalıdır.
28
Kanaatimizce ihtiyari bir yol olan tahkim davasının da, yazılı ve sözlü
açılabilmesi mümkün olmalıdır.
Hakemlerde görülecek olan dava, asliye hukuk mahkemelerinde
25
Yabancı ülkelerde hakem ücretinin belirlenmesinde değişik kıstaslar dikkate alınır.
Örneğin Alman Barosu’nda, Hakem Ücretleri Hakkında Anlaşmaya göre, hakem
ücretleri tayin edilebilir. Bkz., Schütze/Tscherning/wais, s. 139.
26
Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 926.
27
Balcı, s. 187.
28
Barıkan, hakemde açılan davanın mutlaka yazılı olarak açılması gerekmediği görü-
şünde olup, tahkim namenin esas olduğunu, sarahat yoksa, yazıyla veya şifahen dava
açılabileceğini, şifahi olduğu taktirde hakemlerin zabıt tutup, taraflara imzalatması
gerektiğini belirtmiştir. Erkuyumcu ise, tarafların iddia ve savunmalarını yazılı birer
dilekçe ile hakemlere bildirmeleri gerektiğini, aksi takdirde hakemlerin tarafların her
birinin iddiaları hakkında ayrı ayrı karar verme imkanının güçleşeceğini söylemiştir.
Bkz., Barıkan, s. 7 ; Erkuyumcu, s. 572.
makaleler İnci BİÇKİN
385TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
olduğu gibi iki nüsha dilekçe ile açılır.
29
Dava hakemler tamamen belli
olup, hakem kurulu oluşturulduktan sonra açılır. Bununla birlikte
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu daha önceki bir tarihi dava açıl-
ma tarihi olarak kabul etmektedir.
30
Hakem kurulunun oluşturulması
bazen uzun bir süreci gerektirebileceğinden böyle bir düzenlemeye
gidilmiştir.
Pek tabi hakemde dava açılabilmesi için, öncelikle yazılı bir tahkim
anlaşmasının bulunması ve dava konusu ihtilafın tarafların serbestçe ta-
sarruf edebilecekleri bir hakka ilişkin olması öncelikli şartlardandır.
31
Hakemler de aynı genel mahkemelerde olduğu gibi taraflardan
birinin talebi olmaksızın, bir davayı tetkik edemez ve sonuçlandıramaz.
Bu nedenle mutlaka tarafların talebi üzerine hakemde dava açılır.
Hakemlerde dava açılması ile genel mahkemelerde dava açıldığı
zaman meydana gelen bazı sonuçlar hakemlerde de meydana gelir.
32
Örneğin hakemlerde de dava açılması ile Borçlar Kanunu’nun 133/2.
maddesinde öngörülen düzenleme gereği zamanaşımı kesilir. Yine
derdestlik hali meydana gelir, davacı davalının rızası olmadıkça Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanunu gereğince davasını geri alamaz. Ancak
eğer taraflar yaptıkları tahkim sözleşmesinde Hukuk Usulü Muha-
kemeleri Kanunu’nda belirtilen usul kuralları ile bağlı olmadıklarını
kararlaştırmışlarsa, davacı davalının rızası olmadan davasını dahi de-
ğiştirebilir.
Davaya bakacak olan hakemler belirlenip kesinleştikten sonra, ha-
kemler toplanır ve aralarında başkan ve sekreter seçerler. İlk toplantıda
tahkim sözleşmesinde ayrı bir düzenleme öngörülmemişse, yapacakları
yargılamanın yöntem ve usulünü belirlerler.
33
Bu hazırlıkların ardından hakemler tahkikat aşamasına geçerler ve
iddialara göre delilleri toplamaya başlarlar. Duruşma yapmak zorunda
olmamakla birlikte sözleşmede aksine bir hüküm yoksa uyuşmazlık
konusunda yeterli kanaate sahip olurlarsa karar verebilirler. Hakemler
bu çalışmalarını yaparken birden fazla olmaları halinde kurul olarak
29
Bkz., 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, madde 523.
30
Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 927.
31
Yeğengil, s. 287.
32
Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 927.
33
Balcı, s. 201.
İnci BİÇKİN makaleler
386TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
çalışıp, müzakere yaparak karar alırlar.
34
Hakemlerin aldıkları kararları
tutanağa geçirmeleri ve imzalamaları gerekir.
Hakemler duruşma yapmaya karar verirlerse, bunu taraflara tebliğ
ederler ve tarafları duruşmaya davet ederler.
35
Taraflardan birisi ma-
zeretsiz katılmazsa duruşma gıyabında yapılarak bitirilir. Eğer her iki
tarafta duruşmaya gelmezse, hakemler incelemelerini dosya üzerinden
yürütür ve bir karar verir.
36
Bu nedenle hakemlerin yapmış olduğu yar-
gılama duruşmalı bile olsa HUMK’un 409. maddesinin bu yargılamada
işletilmesi mümkün değildir.
Hakem yargılamasında gizlilik esas olup, tarafların tahkime git-
melerinin nedenlerinden biri de, ihtilaf konusunun üçüncü kişilerce
bilmesini istememeleridir.
37
Bu nedenle tahkim yargılaması üçüncü
kişilere kapalı olarak yapılır.
Tahkim sözleşmesinde veya daha sonra yapılan bir sözleşme ile
hakemlerin tahkim yargılaması sırasında uygulayacakları usul taraflarca
belirlenmemiş ise, hakemler uygulayacakları yargılama usulünü kendi-
leri belirler. Ya Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na göre hareket
ederler ya da başka bir yargılama usulünü uygulamaya karar verirler.
Ancak her halükarda hakemler, bir yargılama usulünde bulunması
zorunlu olan yargılama ilkelerine uymak zorundadırlar.
Bu ilkeleri tarafların savunma hakları ve taraflar arası eşitlik pren-
sibi olarak belirlemek mümkündür.
38
Hakemlerin taraflardan birini
dinlememeleri, tarafların savunma hakkının ihlali sayılır. Taraflara
savunma hakkı tanınmasına rağmen, savunma hakkının
39
sözlü veya
yazılı verilmesinin bir önemi yoktur.
Savunma hakkının her iki tarafa verilmemesi aynı zamanda, yargı-
lama usulünde genel ilke olan taraflara eşitlik ilkesine de aykırıdır. Bu
şekilde hakemlerin yargılama sırasında ihlal etmemesi gereken diğer,
genel usul ilkesi taraflar arası eşitlik ilkesidir. Hakemler, her iki tarafa
eşit muamele yapmak zorundadır.
34
Alangoya, s. 629.
35
Balcı, s. 201.
36
Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1991, s. 4059.
37
Balcı, s. 201.
38
Balcı, s. 173.
39
Yeğengil, s. 401.
makaleler İnci BİÇKİN
387TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Taraflar tahkim sözleşmesi veya tahkim şartında yargılama usu-
lünün esas ve ilkelerini belirlemişler ise hakemler bunlara uygun yar-
gılama yapmalı,
40
bunların belirlenmemiş olması halinde ise, eşitlik ve
savunma hakkı gibi genel usul hükümlerini içeren bir yargılama usulü
benimseyerek uyuşmazlığı çözüme kavuşturmaya çalışmalıdır.
Hakemlerin yaptıkları yargılama sırasında, usul kanununda öngö-
rülen ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve geçici tedbirlere ilişkin kurallar
uygulanmaz. Delil tespitine ilişkin hükümler tahkim yargılaması için
söz konusu değildir. Zira tahkim yargılaması için belli bir uyuşmazlığın
mevcudiyeti asıldır. Delil tespiti, henüz uyuşmazlık ortaya çıkmamışken
de yapılabileceğinden, hakemlerin böyle bir görevi yoktur.
Mahkemelerde aleniliğin sağlanması, inzibatı ve inzibatın sağlan-
ması açısından hakimlerin ceza verme yetkisi, hakemlere tanınmamıştır.
Yapacakları yargılama sırasında hakemler, duruşmanın inzibatını kendi
inisiyatif ve imkanlarına göre sağlarlar.
Hakemlerin yapacakları yargılamada adli tatil söz konusu değil-
dir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 531. maddesine göre, ha-
kem kararları çoğunlukla alındığı takdirde geçerlidir. Tahkim davasında
tüm hakemlerin bulunması bu nedenlerle gerekli ve önemlidir.
D. Hakem Kararları
Hakemler yaptıkları yargılama sonucunda, uyuşmazlık konusunda
bir karara varırlar. Uyuşmazlığı çözmeye çalışırken, maddi hukuk ku-
rallarına uymakla yükümlü olmayan hakemler, tahkim sözleşmesinde
böyle bir hüküm getirilmesi halinde bu kurala uyarlar.
41
Her ne kadar usul hükümleri ile bağlı değillerse de, genel usul ku-
ralları ile adalet ve nasfet kurallarına uymak zorunda olan hakemler,
iki tarafın iddiaları hakkında karar vermek zorundadır.
42
Ancak taraflar
tarafından talep edilmemiş bir konuda hakemlerin karar verme yetkisi
40
Taşkın, s. 145.
41
Bu konuda Yargıtay’ca verilen 28.01.1994 tarih ve 4/1 sayılı İBK vardır. Bkz.,
13.04.1994 tarih ve 21904 sayılı Resmi Gazete, s. 5-20.
42
Buna aksi davranış hakem kararlarının bozulmasına neden olur. Bkz., 1086 sayılı
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, madde 533.
İnci BİÇKİN makaleler
388TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
yoktur. Bu nedenle tahkim sözleşmesi ile kendilerine verilen yetkinin
dışına çıkamazlar. Hakemlerin bu konudaki aksi davranışları, kararla-
rının bozulmasına neden olur.
Hakemler yaptıkları tahkikat sırasında tanık dinleme, bilirkişi
incelemesi yaptırma gibi bazı kararları alabilirler. Bu kararlar, taraflar
arasındaki uyuşmazlığı sona erdirmeyen ve fakat davanın aydınlatıl-
masına yardımcı olan ara karar niteliğindeki kararlardır.
43
Normalde
hakemlerin nihai kararları da tek başına cebri icra gücüne sahip olma-
dığı için, yargılama sırasında hakemlerce alınan ara kararların da icra
gücü yoktur.
44
Bununla birlikte tanıklıktan kaçanların dinlenmesi için
hakemler, sulh hukuk hakimine başvurabilirler.
45
Hakem kararlarının ne şekilde olması gerektiği Hukuk Usulü Mu-
hakemeleri Kanunu’nun 530. maddesinde gösterilmiştir. Hakemlerin
kararında bulunması gereken hususlar bu maddeye göre şunlardır:
- Uyuşmazlığın neden ibaret olduğu,
- Gerekçe,
- Davanın esası ve yargılama giderleri hakkındaki karar ile yargı-
lama giderlerinin miktarıdır.
Karar yazıldıktan sonra hakemlerce imza edilerek, tahkim sözleşme-
si de karara eklenmek
46
suretiyle yetkili ve görevli mahkeme kalemine
verilir.
47
Hakemler uyuşmazlık hakkında karar verdikten sonra bir daha
onu değiştiremezler.
Tahkim yargılaması sonunda hakemler, uyuşmazlık hakkında oy
çokluğu ile karar verebilirler. Karara muhalif kalan hakemin onu imza
etmemesi kararın geçerliliğini etkilemez.
48
Ancak hakemlerin tümünün
karar müzakeresine katılması şarttır.
Hakemler usulen imzaladıkları kararlarını mahkeme kalemine
43
Balcı, s. 212.
44
Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1991, s. 4076.
45
Ertekin/Karataş, s. 259.
46
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na göre, tahkim sözleşmesinin ha-
kem kararına eklenmesi, kararın kapsamından sayılmaz, ayrıca sonradan da ikmal
edilebilir.
47
Balcı, s. 213.
48
Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 930.
makaleler İnci BİÇKİN
389TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
verdikten sonra, evrak mahkeme kalemince arşivde saklanır ve iste-
yen tarafa sureti verilir.
49
Hakem kararının tevdi edileceği mahkeme,
tahkim sözleşmesi veya tahkim şartı olmasa idi uyuşmazlığa bakacak
olan mahkemedir.
50
Yetkili mahkeme konusunda açık bir usul hükmü
olmamakla birlikte, hakemlerin bulunduğu yer mahkemesi yetkili
mahkeme sayılmaktadır.
51
Hakem kararı kendisine verilen mahkeme kararı her iki tarafa ya-
zılı olarak tebliğ eder. Karar her iki taraf için ancak bu tarihte mevcut
sayılır.
Hakem kararlarına karşı temyiz süresi, kararın her iki tarafa tebliğ
edildiği tarihten itibaren başlar ve zaman aşımı ise kararın verildiği
tarihten itibaren işlemeye başlar, karar tarihi ile tebliğ tarihi arasında
on yıl geçmekle hakem kararı zaman aşımına uğrar.
52
Hakem kararları ancak kesinleştikten sonra icra edilebilir. Kesinle-
şen hakem kararı, madde anlamda kesin hüküm teşkil eder.
53
Aynı taraflar arasında, aynı konuda daha sonra açılacak olacak yeni
bir davada önceki verilen hakem kararı kesin delil teşkil eder.
54
§2. Hakem Kararlarına Karşı Kanun Yolları
A. Temyiz
Hakem kararlarına karşı taraflar temyiz kanun yoluna başvurabilir.
55
Taraflar hakem kararının verilmesinden önceki bir dönemde, temyiz
hakkından feragat edemezler. Bununla birlikte hakem kararı verildikten
49
Bkz., 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, madde 532.
50
Balcı, s. 216.
51
Uyuşmazlığın tarafları ve hakemler ayrı şehirlerde bulunabilir veya tahkim söz-
leşmesi ile tayin edilen hakemler ayrı şehirlerde bulunabilir. Bu durumda tahkim
sözleşmesine konu uyuşmazlık hakkında yargılamanın yapıldığı yer mahkemesi
yetkili mahkemedir. Bkz., Yeğengil, s. 321.
52
Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 931.
53
Yargıtay’ın 23.10.1972 gün ve 2/12 sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıkça
belirtildiği üzere, hakem kararı ancak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 237.
maddesi anlamında maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği zaman icra edilebilir. Bkz., 18.12.1972 gün ve sayı 14395.
54
Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 931.
55
Bkz.,1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, madde 533.
İnci BİÇKİN makaleler
390TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
sonra, taraflar karara karşı temyiz yoluna başvurmayacaklarını söyle-
yerek, temyiz haklarından feragat edebilirler.
56
Hakem kararlarının temyizi halinde inceleme mercii Yargıtay’dır.
Hakem tayin edilmese idi o uyuşmazlığa hangi mahkeme bakacak
idiyse, o mahkemenin kararını inceleyecek olan ilgili Yargıtay dairesi
hakem kararının temyiz incelemesini yapacaktır.
57
Hakem kararları ile ilgili olarak 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhake-
meleri Kanunu’nda
Değişiklik yapılmasına ilişkin kanunun 16. maddesi gereğince,
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesine
göre, hakem kararlarına karşı temyiz süresi, kararın tebliğinden itiba-
ren on beş gündür. Bu kanundan sonra yürürlüğe giren 5235 Sayılı
Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemeleri’nin
Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un hükümlerinde de ha-
kem kararlarının istinaf mahkemelerinde görüleceğine dair herhangi
bir hüküm getirilmemiştir. Bu nedenlerle, yeni değişiklikler ile birlikte
bir değerlendirme yapıldığında, bölge adliye mahkemelerinin kurul-
ması ile birlikte gündeme gelen istinaf kanun yolunun mevcudiyetine
rağmen, kanaatimizce hakem kararlarına karşı temyiz kanun yolunun
açıktır. Bu şekilde hakemlerin verdiği kararlar, değerine bakılmaksızın
temyize tabidir.
58
Hakem kararlarının temyiz nedenleri Hukuk Usulü Muhakeme-
leri Kanunu’nun 533. maddesinde sayılmıştır.
59
Bu nedenlerden birine
aykırılık halinde, Yargıtay’ca karar bozulacaktır. Buna göre;
- Tahkim süresi bittikten sonra karar verilmesi,
56
Ertekin/Karataş, s. 280.
57
Bkz., 797 sayılı Yargıtay Kanunu, madde 14.
58
Bkz., 29.09.2004 gün ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye
Mahkemeleri’nin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun, 07.10.2004 gün ve
25606 sayılı Resmi Gazete ; 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun.
59
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 04.04.2002 tarih ve 2002/1178-2529 nolu kararında;
“HUMK.’un 533. maddesinde öngörüldüğü şekliyle, hakem kararları; tahkim müd-
detinin bitiminden sonra karar verilmesi, talep edilmeyen bir şey hakkında karar
verilmiş olması, hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan bir mesele hakkında karar
vermeleri ve hakemlerin iki tarafın iddialarından her biri hakkında karar vermemiş
olmaları sebeplerinden birine dayanılarak temyiz edilebilir.” denilmiştir (Yayımlan-
mamıştır).
makaleler İnci BİÇKİN
391TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
- Taraflarca talep edilmemiş bir konu hakkında karar verilmesi,
- Hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan bir konu hakkında karar
vermeleri,
- Hakemlerin iki tarafın iddialarından her biri hakkında karar ver-
memiş olmaları, hallerinde ancak hakem kararları bozulabilir.
60
Bu
sebepler dışındaki haller, hakem kararlarının bozulmasına neden ol-
maz.
61
Ancak hakemlerin yargılama sırasında uymaları gereken genel
usul kurallarına aykırı davranmaları hali, uygulamada bozma nedeni
olarak sayılmaktadır. Örneğin, davalıya tebligat yapılarak onun sa-
vunmasının alınmaması, kamu düzeni ile ilgili olan usul kurallarına
hakemlerin uymamış olmaları, hakem kararlarının adalet ve nasfete
aykırı olması, hakemlerin kararlarında kendilerine ücret takdir etme-
leri gibi nedenler, hakem kararlarında usul kanunda sayılanlar dışında
bozma nedeni olarak görülmekte ve hakem kararları bu nedenlere da-
yanılarak bozulmaktadır.
62
Uyuşmazlığın tarafları yaptıkları tahkim sözleşmesine veya tah-
kim şartına, uyuşmazlığın maddi hukuk kurallarına göre çözümlen-
mesi gerektiğini öngörmesine rağmen, hakemlerin bu kurala uyma-
maları halinde de hakem kararının bozulabileceğine dair Yargıtay’ın
bir içtihadı birleştirme kararı vardır.
63
Hakemlerin tahkim sözleşmesinde tespit edilen usul kurallarına
aykırı yargılama yapmaları, bizzat kendi tespit ettikleri usul kural-
larına aykırı davranmaları, tahkim sözleşmesinde hakemlerin kanun
çerçevesinde karar verecekleri belirtilmiş olmalarına rağmen hakem
kararlarının kanuna uygun bulunmaması temyiz nedeni olarak belir-
lenmemiştir.
Kanaatimizce, tahkim sözleşmesi veya tahkim şartı ile getirilen
60
Alangoya, s. 208.
61
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 19.02.2003 tarih ve 2003/4148-5690 nolu kararında;
“Her ne kadar hakem mahkemesinin verdiği kararlar kesin ise de, hakemin görevi
dışında ve yetki aşımı suretiyle verdiği kararlar temyiz edilebilir.” denilmiştir (Ya-
yımlanmamıştır).
62
Kuru/Aslan/Yılmaz, s. 933.
63
Bkz., 28.01.1994 tarih ve 4/1 nolu İBK, 13.04.1994 tarih ve 21904 sayılı Resmi Gazete,
s. 5-20.
İnci BİÇKİN makaleler
392TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
usul kurallarına hakemlerin uymalarını zorunlu kılmak için buna ay-
kırı davranmaları halinde verecekleri kararların bozulabilmesi gerekir.
Zira tarafların iradeleri ile belirledikleri konularla bağlı olan hakemle-
rin, taraflarca belirlenen yargılama usulüne ilişkin kurallar ile de bağlı
olmaları gerekir.
Yargıtay’da yapılan temyiz incelemesi sırasında kamu düzenine
ilişkin olmayan hususlarda tarafların temyiz dilekçesinde ve lahikala-
rında belirtmiş olduğu temyiz nedenlerine bağlı kalınarak bir incele-
me yapılır.
64
Kamu düzenini ilgilendiren konularda ise, Yargıtay resen karar
verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 439/2. maddesi
gereğince yasanın maddesine açık olarak aykırılık gördüğü durum-
larda temyiz nedenleri ile bağlı olmayan Yargıtay, hakem kararlarının
temyiz incelemesi sırasında, kamu düzeni haricindeki yasa hükmüne
aykırılıkları bozma nedeni yapamaz.
65
Ancak kamu düzenine aykırılık hallerine ilişkin bozma nedenleri
tahkim sözleşmesinin tarafları tarafından açıkça ileri sürülmemiş olsa
dahi, Yargıtay incelemesi sırasında bunu tespit ederse hakem kararını
bozar.
66
Yargıtay’ın temyiz incelemesi sonucunda vereceği onama ve boz-
ma kararı kesindir. Yargıtay gerekli görürse, hakem kararını düzelte-
rek veya değiştirerek de onayabilir.
67
Hakem kararı tahkim süresi bittikten sonra verilmiş ise, bu nedene
dayanılarak bozulması halinde tahkime konu uyuşmazlık ile ilgili ola-
rak artık yetkili ve görevli genel mahkemelerde yargılama yapılır.
68
Genel mahkemelerin kararlarında olduğu gibi, Yargıtay’ın temyiz
incelemesinin dışında kalan konular lehine karar verilmiş taraf için
usulü müktesep hak teşkil eder.
69
Bozma kararından sonra yeni seçilecek olan hakem kurulu, kaza-
64
Balcı, s. 224.
65
Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1991, s. 4098.
66
Ertekin/Karataş, s. 288; Üstündağ, s. 799.
67
Kuru/Aslan/Yılmaz, s. 935.
68
Bkz., 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, madde 529, 533.
69
Kuru/Aslan/Yılmaz, s. 935
makaleler İnci BİÇKİN
393TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
nılmış hak teşkil eden konular ile ilgili yargılama yapmayıp, yalnız
bozma sebepleri çerçevesinde inceleme yapıp karar verir.
70
Hakem kararlarına karşı temyiz süresi asliye mahkemelerinin ka-
rarlarına karşı olduğu gibi, on beş gündür.
71
B. Karar Düzeltme
1711 sayılı kanundan önce hakem kararları hakkında Yargıtay’ca
verilen kararlara karşı karar düzeltme yolu açık iken, 1711 sayılı kanun
ile hakemlerin verdiği kararların onanması veya bozulmasına dair
Yargıtay’ca verilen kararlara karşı karar düzeltme yolu kapatılmış-
tır.
72
C. Yargılamanın İadesi
Kesinleşen mahkeme kararlarına karşı gidilen bir yol olan, yargıla-
manın yenilenmesi kanun yolu olağan üstü bir kanun yoludur. Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 445-455. maddeleri arasında dü-
zenlenen yargılamanın yenilenmesine ilişkin sebepler, 534. maddenin
yollamasıyla kesinleşmiş hakem kararları için de geçerlidir.
73
Yargılamanın iadesini kural olarak taraflar yapar. Davada taraf
olmayan veya taraf olanların kanuni veya akdi halefi durumunda bu-
70
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.01.2006 tarih ve 2005/15-728, 2006/1 nolu kara -
rında; “Zira, bozmadan sonra, hakem heyetinin kazai yetkisi bu kez de, bozmanın
kapsamı içinde kalarak, sadece bozulan kısımla ilgili hususta inceleme yapıp, işaret
edilen ilke ve varılan sonuca uygun karar vermekle sınırlıdır. Taraflarca aynı ha-
kemlerin seçilmiş olması, bu sınırlı kazai yetkiyi genişletemeyeceği gibi, yasalarca
tanınmayan “direnme kararı verme” olanağını getirmemektedir.
Daha açık ifadeyle, hakemlerin Yargıtay’ın bozma kararına karşı direnme hak-
ları ve yetkileri bulunmamaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.
maddesi uyarınca direnme, “mahkemelere” özgü bir hukuksal kurumdur. “Hakemlik”
ise, aynı yasanın sekizinci babında belirlenmiş ayrı bir kuruluştur. Bu bap, direnme
kurumuna yollama yapmamıştır. O nedenle 23.10.1972 gün, 1972/2 Esas- 1972/12
Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu kararının gerekçesinde
de açıklandığı üzere hakemler, direnme kararı veremezler.” demiştir. (Yayımlan-
mamıştır).
71
Yeni düzenleme getiren 5236 sayılı kanunda da açıkça on beş gün olarak bildirilmiş-
tir.
72
Kuru/Aslan/Yılmaz, s. 936.
73
Yeğengil, s. 347; Dayınlarlı, HUMK’ta Düzenlenen İç Tahkim, s. 135; Balcı, s. 237.
İnci BİÇKİN makaleler
394TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
lunmayan kimseler, yargılamanın iadesi talebinde bulunamazlar.
74
Yargılamanın iadesi talebi, yargılamanın iadesi istenen kararı vermiş
olan hakemler tarafından incelenir.
Yargılamanın iadesi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda
sayılan hususların öğrenildiği tarihten itibaren üç ay alacaklı veya aley-
hine hüküm verilen yerine geçebilecek olanların hükümden haberdar
oldukları günden itibaren bir aydır.
75
Yargılamanın iadesi talebi yerinde görülürse dava açılır ve yeniden
yargılama yapılır. Talebin yerinde görülmesi halinde eski hüküm geç-
mişe etkili olarak ortadan kaldırılır. Yargılama sırasında taraflar eski
iddia ve savunmaları ile bağlı olup, bunları genişletemezler.
76
Tarafların Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 535. maddesine
göre, hakem kararının verilmesinden önceki bir dönem içerisinde yar-
gılamanın iadesini isteme hakkından feragat etmeleri mümkün değildir,
bu konuda yaptıkları sözleşmede hükümsüzdür.
D. Hakem Kararlarının Tavzihi
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 455 ve 459. maddeleri
arasında düzenlenen hükümlere göre, genel mahkemelerden verilen
kararların tavzih edilmesi gibi, hakem kararlarının da tavzihi müm-
kündür. Tavzih, kararı veren hakemlerden istenebilir.
77
Tahkim süresi içerisinde istenebilecek olan tavzih, tahkim süresi
geçtikten sonra istenemez.
78
Tahkim süresi geçtikten sonra, hakem kararının tevdi edildiği mah-
keme, hakemleri de dinleyerek, hakem kararlarını tavzih edebilir.
79
74
Bu kuralın istisnası, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 446.
maddesidir. Bu maddeye göre, alacaklılar veya mirasçılar, borçluların veya muris-
lerinin aleyhine sadır olan hükümler hakkında, şayet bu hükümler kendilerine karşı
davanın tarafları arasında ittifak edilerek yapılmış bir hile sonucu elde edilmiş ise
yargılamanın iadesini isteyebilirler.
75
Bkz., 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, madde 447.
76
Balcı, s. 239.
77
Kuru/Aslan/Yılmaz, s. 936.
78
Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1991, s. 4103.
79
Kuru/Aslan/Yılmaz, s. 936.
makaleler İnci BİÇKİN
395TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
3. Hakem Kararlarının İcrası
Hakem kararlarının icra edilebilmesi için kesinleşmesi şarttır. Bu
itibarla hakem kararları, ya tarafların hakem kararını temyiz etmemesi
nedeniyle ya da tarafların temyiz talebinin reddi veya onanması ile
kesinleşir.
80
Hakem kararları Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğinde,
kararın altına veya arkasına kesinleşme şerhi konulmak suretiyle karar
icraya konulabilir.
81
Hakem kararının mahkemece taraflara tebliğ edilmesinden sonra,
tarafların temyiz etmemesi üzerine hakem kararı kesinleşirse, kesinleş-
me şerhi ile birlikte mahkeme tarafından tasdik edilir. Bunun üzerine
icraya konulabilir.
82
Zira hakem kararı yazılıp taraflara tebliğ edilmek
ve süresinde temyiz edilmemek suretiyle icra gücü kazanmaz.
83
Mutlaka
kesinleşme şerhi ile birlikte hakem kararının tasdik edilmesi gerekir ki,
icraya konulabilsin.
Hakem kararının tasdiki, sadece temyiz süresinin geçmesi nedeniyle
hakem kararının kesinleştiğini tespit eden bir işlem olmayıp, hakem
kararının kamu düzenine uygun, usule ve şekle uygun olduğunu
belirleyen kazai bir karar ve işlemdir.
84
Bu nedenle, hakem kararının
tasdikine ilişkin kararlara karşı, kamu düzenine, usule ve şekle aykırı
olduğu gerekçesi ile temyize gidilebilir.
85
Süresinde temyiz edilen hakem kararı eğer Yargıtay’ca onanırsa, bu
durumda ayrıca hakim tarafından incelenip, tasdiki gerekmez.
86
Hakem kararlarının infaz edilebilir olduğuna dair mahkeme tara-
fından verilen şerhlerden, hakem kararının mahiyetine göre karar ve
ilam harcı alınır.
87
80
Balcı, s. 240.
81
Bkz., 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, madde 24.
82
Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1991, s. 4105.
83
Ertekin/Karataş, s. 342 ; Bkz., 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, madde
536.
84
Kuru/Aslan/Yılmaz, s. 937.
85
Kuru/Aslan/Yılmaz, s. 937.
86
Ertekin/Karataş, s. 342.
87
Bkz., 492 sayılı Harçlar Kanunu, madde 3 ; Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul
1991, s. 4107.
İnci BİÇKİN makaleler
396TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Bu şekilde genel mahkemelerden verilen kararlar için öngörülen
kesin hüküm şartları, hakem kararları içinde geçerlidir. Yani kesinleşen
hakem kararları taraflar için bağlayıcıdır.
88
Tasdik edilen veya Yargıtay’ca onanan hakem kararları, icra edilebil-
me yetkisi kazanır ve bu hakem kararları hakkında İİK’in hükümlerine
göre ilamlı takip dahi yapılabilir.
89
Sonuç
Tahkim yargılamasını yapacak olan hakemler, tahkim sözleşmesin-
de veya şartında ismen belirlenebilecekleri gibi, taraflarca seçilebilir veya
mahkemece tayin edilebilir. Tahkim yargılamasına konu uyuşmazlık
hakkında yargılama yapılırken, hakemler sözleşmede kararlaştırılan
usul kurallarına veya usul kanunumuzda belirlenen kurallara uyabi-
lirler. Hatta bunlardan hiçbirine bağlı kalmadan, kendilerinin belirle-
diği usul kurallarına göre yargılamayı yapıp, uyuşmazlığı bir çözüme
kavuştururlar. Bu yargılama sırasında tanık, bilirkişi dinleyebilecekleri
gibi, isticvap, istinabe, keşif gibi delil elde etme yöntemlerine de başvu-
rabilirler. Tüm bu yargılama faaliyetleri sonucunda hakemler verdikleri
kararı ilgili yetkili ve görevli mahkemeye tevdi ederler. Bu mahkeme,
uyuşmazlık hakemde görülmeseydi hangi genel mahkeme o uyuşmaz-
lığa bakacaksa, o mahkeme hakem kararını tevdi alır. Taraflara tebliğ
edilen hakem kararı, temyize tabidir. Tarafların temyiz etmesi veya
etmemesi durumuna göre hakem kararlarının kesinleşmesi beklenir. Ya
taraflar temyiz etmez, hakem kararı temyiz süresinin geçmesiyle birlikte
kesinleşir ya da temyiz edilir, Yargıtay’ca onanır veya temyiz talebi ret
edilir. Böylece bir şekilde kesinleşen hakem kararları, mahkemece tasdik
edilmek suretiyle icra edilebilme yetkisi kazanır. Yargıtay’ca temyiz
edilir ve bozulursa, yeniden tahkim süresi içerisinde tahkim yargılaması
yapılmak suretiyle hakemlerce bir karar verilir.
Mahkemece hakem kararının tasdikine dair verdiği şerh, kazai bir
karar sayılmakta ve usule, şekle veya kamu düzenine aykırı olduğu
gerekçesi ile temyiz edilebilmektedir.
88
Balcı, s. 240.
89
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 12.03.1996 tarih ve 1996/2936-3312 nolu kararında;
“3533 sayılı kanuna göre verilen hakem kararları, ilamların icrasına ilişkin umumi
hükümler uyarınca infaz olunur. Konusu para olan ilamların, kesinleşmeden infazı
mümkündür.” denilmiştir(Yayımlanmamıştır).
makaleler İnci BİÇKİN
397TBB Dergisi, Sayı 67, 2006
Kesinleşen ve tasdik edilen hakem kararları icra edilebilir bir özellik
kazanır, gerekirce İcra ve iflas Kanunu’nun hükümlerine göre ilamlı icra
yolu ile de icra edilebilir.
KAYNAKÇA
Alangoya, Yavuz, Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul 2003.
Alangoya, Yavuz, Medeni Usul Hukukumuzda Tahkimin Niteliği ve Denetlenmesi,
İstanbul 1973.
Averdieck, Otto, Die Haftung des Schiedrichters für Einem Unrichtigen Sc-
hiedsspruch nach gemeinem recht und nach Bürgerlichem Gesetzbuche,
Diss, Freiburg 1904.
Balcı, Muharrem, İhtilafların Çözüm Yolları ve Tahkim, İstanbul 1999.
Barıkan, Aziz, Tahkim Sistemi ve Tatbikatı, (ABD, 1949/60, s. 5-17).
Çenberci, Mustafa, Hakemlerin Tayin Usulü ve Ücreti, (Tahkim IV. Ticaret ve Banka
Hukuku Haftası, Ankara 1965, s. 119-149).
Dayınlarlı, Kemal, HUMK’ta Düzenlenen İç Tahkim, Ankara 1997.
Dayınlarlı, Kemal, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun,
Ankara 2001.
Dayınlarlı, Kemal, Milli-Milletlerarası Kamu Düzeni Ve Tahkime Etkileri, Ankara
1994.
Erkuyumcu, Müfit, Tahkime Müteallik Hükümler Üzerinde Bir İnceleme, (AD.
1947/1-12, s. 570-582).
Ertekin , Erol Karataş, İzzet Uygulamada İhtiyari Tahkim ve Yabancı Hakem Ka-
rarlarının Tenfizi Tanınması, Ankara 1997.
Kalpsüz, Turgut, Birleşmiş Milletler Milletlerarası Ticaret Hukuku Komisyonu’nun
Tahkim Hükümlerine Göre Cereyan Eden Tahkim, Ankara 1990.
Kalpsüz, Turgut, İnşaat Sözleşmeleri’nde Tahkimin Genel Esasları, Ankara 1996.
Kuru, Baki/arslan, Ramazan/ Yilmaz, Ejder , Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı,
Ankara 2000.
Kuru, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. 4, B. 5, İstanbul 1991.
Özsunay, Ergun, Medeni Hukukumuzda Tüzel Kişiler, Tüzel Kişilerin Genel Teorisi
Dernekler, Vakıflar B. 5, İstanbul 1982.
Postacioğlu, İlhan, Medeni Usul Hukuku Dersleri, Ankara 1975.
Schwarz, Adolf, Der Schiedsrichtervertrag, Diss., Würzburg 1910.
Schütze, Rolf/Tscherning, Dieter/Wais, Walter, Handbuch Des Schiedsverfah-
rens, Praxis Der Deutschen Und İnternationalen Scheidsgerichtbarkeit, Aufl. 2,
Berlin-New York 1990.
Taşkin, Alim, Hakem Sözleşmesi, Ankara 2000.
Üstündağ, Saim, Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul 1989.
Yeğengil, Rasih, Tahkim, İstanbul 1974.
Zevkliler, Aydın, Medeni Hukuka Giriş ve Başlangıç Hükümleri Kişiler Hukuku,
Aile Hukuku, B. 3, Ankara 1992.
İnci BİÇKİN makaleler
398TBB Dergisi, Sayı 67, 2006