Talih Uyar makaleler
290TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Belirli şekil koşullarına bağlı ve belirli bir miktar paranın ödenme-
si taahhüdünü içeren, “kıymetli evrak niteliğini taşıyan bir borç senedi”
1
2
olan bono (emre muharrer senet), Ticaret Kanunu’nda madde halinde
(TK m. 688-690) düzenlenmiş ve 690. maddedeki yollama gereğince
“niteliğine aykırı düşmedikçe” poliçe hakkındaki hükümlerin bu kıy-
metli evrak türüne de uygulanması öngörülmüştür.
Bononun geçerlik (şekil) koşulları (öğeleri, unsurları) TK m.
688 ve 689’da belirtilmiştir.
Bu maddelere göre bir senedi “bono” (emre muharrer senet) yapan
koşulları doktrindeki
3
gruplandırmaya uygun olarak;
* Av., İzmir Barosu.
1
Domaniç, H., Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması, 1990, s. 465.
2
Bono örneği: Vade 1.12.2007 Türk Lirası 5.000 YTL
Bu
emre muharrer senet (1) karşılığında 1.12.2007 tarihinde (2) Ali Yıldırım’a (3) veya
emrühavalesine, yalnız beş bin yeni Türk Lirası (4) ödeyeceğim. Bedeli malen alınmıştır.
Uyuşmazlık halinde İzmir mahkeme (ve icra daireleri) yetkili olacaktır.
Borçlu
Basri Borçsever Atatürk Bulvarı No: 1, İzmir (5)
1.6.2007 (6) Pul-imza (7)
1- Emre muharrer senet (ya da bono) kelimes i, 2- Vade, 3- Lehtarın ismi, 4- Ödenecek para
miktarı, 5- Düzenlenme (keşide) yeri, 6- Düzenlenme (tanzim) (keşide) tarihi, 7- Borçlunun
imzası
3
Domaniç, H., a. g. e., s. 469 vd.; Öztan, F., Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, 1997 s. 995 vd.;
Karayalçın, Y., Ticari Senetler, 1970, s. 310 vd.; Poroy, R., / Tekinalp, Ü., Kıymetli Evrak
Hukukuı Esasları, 1999, 14. Bası, s. 282 vd.; İmregün, O., Kara Ticaret Hukuku Dersleri,
11. Bası, 1996, s. 565 vd.; İmregün, O., Kıymetli Evrak Hukuku, 3. Bası, 1995, s. 110 vd.;
Tuna, E., Ticaret Hukuku Prensipleri, C: III, 1986, s. 168 vd.; Bozer, A., Bankacılar İçin
Kıymetli Evrak Hukuku Bilgisi, 1978, s. 270 vd.; Erman, E. S., Poliçe-Bono-Çek ve Kambi-
yo Senetlerine Ait Özel Takip Yolları, 1973, s. 22 vd.; Erol, N., Takip Hukukunda Kambiyo
İcra Hukukunda
BONO’NUN (EMRE MUHARRER SENET’İN)
GEÇERLİLİK K OŞULLARI
Talih Uyar*
makaleler Talih Uyar
291TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
A. Zorunlu (kesin=mutlak mecburi) şekil (geçerlik) koşulları,
B. Alternatif zorunlu (mecburi) şekil (geçerlik) koşulları,
C. İsteğe bağlı (ihtiyari) koşullar,
olmak üzere, üç başlık altında incelemek mümkündür.
Biraz sonra daha yakından inceleyeceğimiz bu “zorunlu koşullar”
bono’da ne zaman tam olarak yazılmış olmalıdır? Senedin alacaklısı ve
borçlusu olan taraflar, aralarında anlaşarak, yasa gereği bono’da mutla-
ka yazılması gereken koşulların hepsini tam olarak içermeyen bir senet
düzenleyip bunu tedavüle çıkarabilirler mi? Uygulamada bu konudaki
gereksinimleri gözönünde tutan kanun koyucu, TK m. 592 hükmü ile
bu soruya “olumlu” cevap vermiştir. Tedavüle çıkarken tamamen dol-
durulmamış olan bu tür bonolara açık bono denilmektedir.
A. ZORUNLU (KESİN) ŞEKİL KOŞULLARI
Aşağıda teker teker incelenen bu koşullardan herhangi birinin bu-
lunmaması, senedin “bono” niteliğini kaybetmesine neden olur. Bu ba-
kımdan bu koşullara; “zorunlu (kesin) şekil koşulları” denilmiştir.
Bu koşullar takip (icra ve iflas) hukuku bakımından da çok
önem taşırlar. Gerçekten, icra müdürü alacaklının “kambiyo senetlerine
ilişkin özel takip usulü”ne göre takibe koymak istediği senedi inceleye-
rek, bu bölümdeki koşulların senette bulunup bulunmadığını araştır-
dıktan sonra, onun “takip talebi”ni kabul ya da red edecektir (İİK m.
168/I). İcra müdürünün bu konudaki yanlış takdiri İİK m. 168/I-3 ve
170a hükümlerine göre borçlunun ve İİK m. 16 hükmüne göre de
alacaklının şikayetine yol açar.
Senetleri, 1971, s. 76 vd.; Şimşek, E., Ticari Senetler, 1969, s. 344 vd.; Akgün, M. Z., Kıy-
metli Evrak Hukuku, 1966, s. 97 vd.; Doğanay, İ., Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 4. Bası, C. 2,
2004, s. 2077 vd.; Öğütçü, T., / Altın, M., Ticari Senetler ve Özel Takip Yolu, s. 266; Türkeş,
Ş., Tatbikatta Bonolar, s. 7 vd.; Eriş, G., Açık Emre Yazılı Senet ve Bazı Sorunlar (Yar. D.
4/1-2, s. 176 vd.); Başbuğoğlu, T., Uygulamalı Türk Ticaret Kanunu, C: 1, 1988, s. 917 vd.;
Edgü, E., Ticaret Hukuku, (Kıymetli Evrak Hukuku) 1965, s. 194 vd.; Eriş, G., Kıymetli
Evrak ve Taşıma, 1988, s. 614 vd.; Oğuzoğlu, A.C., / Oğuzoğlu, Ö., Açıklamalı-İçtihatlı
Bono ve Çek Sorunları, 2000, s. 2 vd.; Gürbüz, A.H., Ticari Senetlerin İptali Davaları ve
Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, 1984, s. 220 vd.; Can, H., / Güner, S., Kıymetli Evrak Hu-
kuku, 1994, s. 58 vd.; Ertekin, E., / Karataş, İ., Uygulamalı Ticari Senetler, 1998, s. 196 vd.;
Kaçak, N., Açıklamalı-İçtihatlı Tüm Yönleriyle Bono, Poliçe ve Çek, 2006, s. 48 vd.; Kaçak,
N., İçtihatlarla Bono, 2001, s. 33 vd.; Ülgen, H.,/ Helvacı, M.,/ Kendigelen, A.,/ Kaya, A.,
Kıymetli Evrak Hukuku, 2005, s. 110 vd.; Uyar, T., “Bononun (Emre Mukarrer Senedin)
Geçerlilik Koşulları”, Prof. Dr. Mahmut Tevfik Birsel’ e Armağan, 2000/, s. 377 vd.
Talih Uyar makaleler
292TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Gerek icra müdürü “takip talebi üzerine” -İİK m. 168/I-3 uyarınca-
ve gerekse icra hakimi “usulüne göre kendisine yapılan başvurularda” -İİK
m. 170a/II uyarınca- takip dayanağı senedin bono niteliğini taşıyıp
taşımadığını ve dolayısıyla İİK m. 167-170b hükümlerine göre, ala-
caklının “özel takip usulünden yararlanıp yararlanamayacağını”, az sonra
inceleyeceğimiz bu “zorunlu (kesin) şekil koşulları”na göre değerlendi-
rilecektir.
TK m. 688’de öngörülmüş olan zorunlu (kesin) şekil koşulları beş
tane’dir.
1. “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” Sözcüğü (TK m. 688/I-1):
Bu sözcüklerden birisi senet metninde yer almalıdır.
4
Senedin
altına ya da üstüne yazılamaz.
Kanun koyucunun bu husustaki titiz-
liğinin nedeni, bir “adi senet”e sonradan “bono” (ya da “emre muharrer
senet”) sözcüklerinin eklenmek suretiyle adi senedin kambiyo senedi
haline getirilmesini önlemektir.
Önemi nedeniyle belirtelim ki, düzenlenen senet, az sonra incele-
yeceğimiz “bononun diğer tüm zorunlu geçerlik koşulları”nı içermekle be-
raber, sadece senet metninde “bono” (“emre muharrer senet”, “emre yazılı
senet”
,
T
sözcüğü bulunmuyorsa -örneğin; “bu senet karşılığında A...’ya
veya emruhavalesine 10.000 YTL ödeyeceğim...” şeklinde düzenlenmiş-
se- ya da senette yazılı bulunan “emre muharrer” sözcüğü çizilmişse,
bu senet “emre muharrer senet” (bono) sayılmaz ve bu senede “emre ya-
zılı ödeme vaadi” denilir (TK m. 742/I). Bu tür senetler “bono hükmünde”
sayılırsa da, İİK m. 167 vd. hükümleri bunlar hakkında uygulanmaz
(TK m. 742/II).
Yargıtay’ımız bir içtihadı birleştirme kararında
“(alacaklıya veya
irae edeceği “belirteceği” zat veya mahalle tediye edeceğim) sözlerinin Ticaret
Kanunu’ndaki (emre muharrer) sözcüklerini ifade etmeyeceğini -dolayısıyla
bu senedin ticari senet sayılmayacağını-” belirtmiştir.
4
Bkz., 12. HD. 27.12.2005 T. 22094/26196.
Öztan, F., a. g. e., s. 983 - Eriş, G., a. g. e., s. 615; Domaniç, H., s. 468; İmregün, O., Kıymet-
li Evrak Hukuku, s. 110; Ülgen, H.,/Helvacı, M.,/Kendigelen, A.,/Kaya, A., a. g. e., s. 110.
İmregün, O., a. g. e., s. 110.
T
Karş: Ülgen, H.,/Helvacı, M.,/Kendigelen, A.,/Kaya A., a. g. e., s. 110.
Bkz., 12. HD. 12.10.1983 T. 8184/7433 .
Bkz., İçt. Bir. K. 8.7.1936 T. 6/23.
makaleler Talih Uyar
293TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
“Bono”nun mutlaka Türkçe olarak düzenlenmesi zorunluluğu
yoktur, yabancı bir dilde düzenlenebilir. Ancak bu takdirde, senet
metninde, o yabancı dildeki “bono” karşılığı sözcüğün bulunması ge-
reklidir (TK m. 688/I-1).
10,
11
Bononun yabancı dilde düzenlenmiş olması halinde, bu senetle ilgi-
li hukuksal sorunların çözümünde, Yargıtay
12
“bu senedin imza edildiği
ülke ile ödeme yeri ülkesinin hukukunu inceleyebilecek yeterlikte bilgi sahibi
olan ve özellikle üniversiteden ticaret ve kambiyo hukuku dalında görevli bir
hukukçu bilirkişiye inceleme yaptırılması gerekeceğini” belirtmiştir...
Senedin yabancı dilde düzenlenmesi halinde, o dildeki “bono” kar-
şılığı sözcüğün senet metninde bulunması zorunlu olduğundan, bono
metninin iki dilde -örneğin; yarısının Türkçe yarısının İngilizce olarak-
düzenlenmesi mümkün değildir.
13
Daha doğrusu bu durumda, düzen-
lenmiş olan senet “bono” niteliğini taşımaz.
14
Türk vatandaşları arasında yabancı dilde bono düzenlenebilir mi?
Türk Ticaret Kanunu’nda buna engel bir hüküm yoksa da, doktrinde
ileri sürülen bir görüşe göre;
15
10.4.1926 tarih ve 805 sayılı İktisadi Mü-
esseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkındaki Kanun uyarınca,
Türk vatandaşları arasında yabancı dilde kambiyo senedi düzenlene-
mez ve yabancı dilde yazılmış bir kambiyo senedi bir Türk tarafından
başka bir Türk’e ciro edilemez... Buna karşın diğer bir görüşe göre
16
ise; 805 sayılı kanunun, günün koşulları göz önünde tutularak dar yo-
10
Bkz., 12. HD. 11.11.2002 T. 19021/23091; 23.11.1981 T. 7344/8747 .
11
Örneğin; Fransa’da “billet a ordre”, Fransızca konuşan İsviçre kantonlarında “billet de
change”, Portekiz hukukunda “livrança”, Brezilya’da “nota promessora”, İtalya’da “page-
hero”, “fede di credito”, “valia cambiaro”, “cambiale”, İspanya’da “pagere”, “vale”, Rusya
da “postoj weskel” Hollanda da “promesse (aan order)”, İngiltere’de “promissory note” söz-
cükleri kullanılmaktadır. (Öztan, F., a. g. e., s. 982); Almanca düzenlenen bonolar -Alman-
ca düzenlenen poliçeler gibi- “Wechsel” sözcüğünü içerir. Bu nedenle düzenlenen senedin
‘bono’ sayılması için ayrıca “ödeyeceğim” sözcüğünü içermesi gerekir. Eğer, senet “öde-
yeceğim” değil de “ödeyiniz” sözcüğünü içeriyorsa ‘bono’ olmayıp, ‘poliçe’ sayılır. Kuru,
B., İcra ve İflas Hukuku, 1990, C: 2, s. 1557 vd.; Kuru, B., “Almanca Düzenlenmiş Poliçe
ve Bonoya Dayanarak Türkiye’de İlamsız Takip Yapılması”, Prof. Dr. Yaşar Karayalçın’a
65 Yaş Armağanı, 1988, s. 613 vd.
12
Bkz., 12. HD. 7.10.2003 T. 15420/19351.
13
‘Bonolardaki “ödeyeceğim” sözcüğü hangi dilde yazılmışsa, “bono” kelimesinin de o dilde
yazılması gerektiği hakkında Bkz., Öztan, F., a. g. e., s. 983.
14
Tuna, E., a. g. e., s. 271.
15
Eriş, G., a. g. e., s. 152.
16
Reisoğlu, S., Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Çek, 2003, s. 93.
Talih Uyar makaleler
294TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
rumlanması zorunlu olduğundan ve ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun
daha sonra yürürlüğe giren özel bir kanun olması nedeniyle, TTK m.
692. maddesinin öncelikle uygulanması gerekir, yani Türk vatandaş-
ları arasında da yabancı dilde bono düzenlenmesine engel bir yasal
düzenleme yoktur.
2. Koşulsuz Olarak (Kayıtsız Şartsız)
Belirli Bir Para Ödeme vaadi (TK m. 688/I-2):
“Ödeme vaadi”,
a. Hem koşulsuz (kayıtsız şartsız) olmalı ve;
b. Hem de belirli bir bedele (yani paraya) ilişkin olmalıdır.
Bonoda yer alan “ödeme vaadi” genellikle “bu bono karşılığında
X, Y.’ye ...YTL -($), EURO vs.- ödeyeceğim.” şeklinde ifade edilir.
a. “Koşulsuz ödeme vaadi” ile ilgili olarak yüksek mahkeme;
• “Takip konusu bono’nun taraflar arasındaki iki tarafa borç yükleyen
sözleşme (porotokol) uyarınca ‘teminat senedi’ olarak düzenlenmiş olduğu-
nun anlaşılması halinde, bononun ‘mücexrret borç ikrarı’nı içeren bir senet
olmaktan çıkacağını ve ‘bono’ niteliğini kaybedeceğini (kambiyo senetlerine
mahsus haciz yolu ile takibe konu olamayacağını)”
17
• “Takip dayanağı bononun taraflar arasındaki ilişkinin teminatı olarak
düzenlendiğinin saptanması halinde, senedin (alacağın) tahsil edilip edil-
meyeceği yargılama yapılmasını gerektireceğinden, senedin ‘kayıtsız şartsız
muayyen bir bedeli ödeme vaadi içeren bono’ olmaktan çıkacağı ve kambiyo
senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe konu yapılamayacağını”
18
• “Kira sözleşmesi düzenlenirken, ‘tahliye sırasında iade edilmek üzere
depozito olarak verildiği’ anlaşılan senedin bono niteliğini taşımayacağını”
19
• “Senet bedelinin ödenmesinin koşula bağlanmış olması halinde, senedin
‘bono’ sayılamayacağını- Bononun arkasına (ya da metnine) ‘hangi durum-
larda (koşullarda) senet bedelinin tahsil edilebileceği’nin yazılmış olmasının,
17
Bkz., 12. HD. 6.3.2007 T. 1489/3982; 26.12.2006 T. 21620/24850; 19.12.2006 T. 20938
/24153 vb.
18
Bkz., 12. HD. 2.3.2007 T. 521/3715; 18.12.2006 T. 21226/24083; 10.10.2006 T. 16160/18641
vb.
19
Bkz., 12. HD. 21.11.2006 T. 21100/23980.
makaleler Talih Uyar
295TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
senedin ‘bono’ niteliğini kaybetmesine neden olacağını”
20
• “Takibe konu edilen senedin taraflar arasındaki sözleşmenin teminatı
ve “cezai şartı” olarak düzenlenmiş olduğunun anlaşılması halinde ‘bono’ ni-
teliğini taşımayacağını”
21
• “Arkasındaki yazıdan ‘kapora’ olarak düzenlendiği anlaşılan bononun
‘kayıtsız şartsız borç ikrarını içerdiği’ nin kabul edilemeyeceğini”
22
belirtmiştir.
Buna karşın yüksek mahkeme;
• “Metninde (önyüzünde veya arkasında) ‘bedeli teminattır’ (teminat
senedidir) şeklinde açıklama bulunan senedin ‘bono’ niteliğini kaybetmeye-
ceğini”
23
• “Senet arkasına ‘teminat senedidir, ciro edilemez’ şeklinde yazılan ya-
zının (kaydın), senedin ‘bono’ olma niteliğini etkilemeyeceğini”
24
• “Bononun ‘belirli bir borç için düzenlenmiş olduğu’nun taraflar ara-
sındaki sözleşmede açıklanmış olmasının, o belgenin ‘kambiyo senedi’ olma
niteliğini değiştirmeyeceğini”
25
ifade etmiştir.
b. Senet metninde “bedel”, alternatif biçimde örneğin;
“65.000 YTL veya 1000 ABD Doları ödeyeceğim” şeklinde belirtile-
mez. Çünkü, bu tür belirtmede “belirlilik” yoktur.
26
Fakat, bedel “1000
ABD Doları veya tutarı Türk Lirası” şeklinde gösterilebilir.
27
Bonoda miktarı belirlenen para “Türk parası” olabileceği gibi, “ya-
bancı para” da olabilir (TK m. 623).
28
20
Bkz., 12. HD. 6.4.2006 T. 4946/7172; 24.9.2002 T. 17259/18160; 24.4.2002 T. 7132/8343
vb.
21
Bkz., 12. HD. 20.12.2005 T. 22379/25546; 22.2.2005 T. 113/3409; 17.10.2003 T. 14825/
19433 vb.
22
Bkz., 12. HD. 19.1.2001 T. 20499/554; 5.3.1997 T. 2162/2540.
23
Bkz., 12. HD. 26.2.2007 T. 571/3238; 17.7.2006 T. 13210/15840; 5.12.2005 T. 20485/24053
vb.
24
Bkz., 12. HD. 19.12.2006 T. 20936/24150; 22.4.2005 T. 5070/8741; 16.3.2004 T. 972/
6151.
25
Bkz., 12. HD. 19.9.2005 T. 13551/17504; 29.1.2004 T. 24457/1704 .
26
Poroy, R.,/Tekinalp, Ü., a. g. e.,s.155 - Doğanay, İ., a. g. e., C: 2, s. 2082.
27
Poroy, R./Tekinalp, Ü. a. g. e., s. 155.
28
Bkz., 12. HD. 19.1.2004 T. 23840/593; 9.7.2001 T. 11712/12839 - 10.11.2002 T.
Talih Uyar makaleler
296TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Senet metninde “para miktarı” hem yazı ve hem de rakam ile göste-
rilmiş olup da, her ikisi arasında fark varsa “yazı ile olan” geçerli sayılır
(TK m. 588/I).
29
Ancak, paraya ilişkin rakamda değişiklik (tahrifat) ya-
pılmışsa, TK m. 588 hükmü uygulanmaz.
30
Örneğin; senette “para mik-
tarı” rakamla (10.000 YTL şeklinde belirtildikten sonra yazıyla Onbin
Yeni Türk Lirası) olarak açıklanmış ve senedin 10.000’e ilişkin rakamı-
na bir sıfır eklenerek rakam (100.000) yapılmışsa, bu senet “onbin Yeni
Türk Liralık senet” olarak işlem görmez.
Senette, rakamla ifade edilen “para miktarı”nda sonradan değişik-
lik (düzeltme) yapılmışsa, bu düzeltmenin altının borçlu tarafından
ayrıca imza edilmesi gerekir.
31
Senet bedeli yalnız yazı ile veya yalnız rakamla birden fazla kez
gösterilmiş ve bunlar arasında fark varsa bunlar arasında “en az be-
del” geçerli olur (TK m. 588/II). Ancak alacak miktarı senette -yazı ile
“yirmiyedimilyon beşyüz milyon”,
32
“onbirbin dörtyüzbin”
33
gibi- farklı an-
lamlara gelebilecek biçimde ifade edilmişse, bu senet -TK m. 688/I-2
gereğince “kayıtsız şartsız bir bedeli içermediğinden”- bono niteliğini ta-
şımaz.
Senette “bedel” kısmı hiç yazılmamışsa bu senet “bono” sayılmaz.
34
Senette “alacak miktarı” (senet bedeli) “Türk Lirası veya yabancı para
birimi” olarak değil de, - “100 gr. altın”,
35
“...adet ata altınının ödeme günü
karşılığı”
36
şeklinde- gösterilmişse, senet bono niteliğini taşımaz.
“Ödenecek meblağ (senet bedeli)’nin, senet üzerinde (metnin üstün-
de, içinde, sol veya sağ köşesinde) gösterilmesi yeterli olup, nerede
yazıldığının önemi yoktur.
37, 38
25234/25085; 4.4.2002 T. 5551/6983; 6.4.2000 T. 4358/5424; 17.11.1998 T. 12499/12943
- 9.4.1992 T. 11592/4506.
29
Bkz., 12. HD. 7.3.2000 T. 2870/4011.
30
Bkz., 12. HD. 1.12.2006 T. 19597/22760; 10.10.2005 T. 15886/19422; 30.3.2004 T.
9556/10852; 12. HD. 30.9.2004 16714/20577; 10.6.2003 T. 10920/13707; 20.2.2003 T.
498/2975.
31
Bkz., 12. HD. 25.3.1986 T. 9980/3252.
32
Bkz., 12. HD. 3.12.1999 T. 13982/15594.
33
Bkz., 12. HD. 3.6.1998 T. 6116/6647.
34
Bkz., 11. HD. 20.10.1982 T. 3982/4002.
35
Bkz., 12. HD. 21.11.2006 T. 18969/21741; 15.11.1999 T. 11073/14219.
36
Bkz., 12. HD. 5.11.1992 T. 5066/13242.
37
Öztan, F., a. g. e., s. 985.
38
Aksi görüş: Domaniç, H., a. g. e., s. 470 - Karayalçın, Y., a. g. e., s. 312 - Poroy, R./Tekinalp,
makaleler Talih Uyar
297TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Bonoda ödenmesi öngörülen paranın (bedelin) hangi ülkenin pa-
rası olduğu tam olarak belirtilmemişse, örneğin; para miktarı (bedel)
“dolar” olarak gösterilmiş, fakat bunun ABD Doları mı, Kanada Doları
mı olduğu belirtilmemişse, “ödeme yerindeki para türü”ne itibar edilir
(TK m. 623/IV). Ancak bu şekilde sorun çözüme kavuşturulamıyor-
sa, senet içeriğinden de bu durum anlaşılamıyorsa senet geçersiz olur.
Yüksek mahkeme
39
ise “bononun, cinsi belirtilmeksizin sadece dolar üze-
rinden düzenlenmesinin TK m. 688/I-2 hükmüne aykırılık teşkil etmeyeceği-
ni, Türkiye hudutları dahilinde yaygın olarak kullanılan dolar cinsi Amerikan
doları olduğundan, borçlanmanın Amerikan Doları üzerinden yapılmış oldu-
ğunun kabulü gerekeceğini” belirtmiştir...
Senedin “alacak miktarı”nı belirten kısmında basılı (matbu) olarak
bulunan “TL”, “Türk Lirası” sözcüklerinin çizildikten sonra, alacak
miktarının “yabancı para” olarak ifade edilmesi halinde, senet “bono”
niteliğini yitirir mi? Başka bir deyişle, senette basılı (matbu) olarak yer
alan “TL”, “Türk Lirası” sözcüklerinin sadece çizilmiş olması yeterli ol-
mayıp, ayrıca bunların borçlu tarafından da paraf edilmesi gerekir mi?
Yüksek mahkeme,
40
kanımızca da doğru olarak “senetteki ‘TL’ ve ‘Türk
Lirası’ sözcüklerinin çizilmesinin yeterli olduğunu, ayrıca HUMK. m. 298/I
uyarınca çizilen kısmın borçlu tarafından “paraf” (imza) edilmesine gerek bu-
lunmadığını” -oy çokluğuyla- belirtmiştir.
Yüksek mahkeme
41
“senedin düzenlendiği tarihte tedavülde olmayan
para birimi (YTL) olarak düzenlenen senedin, takip tarihinde -(YTL)’nin- te-
davülde olması halinde senedin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceğini” ifade
etmiştir...
3. Kime ya da Kimin Emrine Ödenecekse
Onun Adı ve Soyadı (Lehtarın İsmi) (TK m. 688/I-5);
Bono, kime ya da kimin emrine düzenlenmişse, onun gerçek kişi
ise; “adı ve soyadı”, tüzel kişi ise; “ticaret ünvanı” (ticaret şirketlerin-
de), “adı” (derneklerde) belirtilmelidir.
Ü., a. g. e., s. 156.
39
Bkz., 12. HD. 10.11.2002 T. 25234/25085; 4.4.2002 T. 5551/6983.
40
Bkz., 12. HD. 6.4.2000 T. 4358/5424; 17.11.1998 T. 12499/12943 .
41
Bkz., 12. HD. 5.2.2007 T. 24397/2388; 2.11.2006 T. 17032/20136; 16.12.2005 T. 21590/
25319 .
Talih Uyar makaleler
298TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Lehtarın ismi, bononun herhangi bir yerinde -hatta senedin arka
yüzünde bile- yazılı olabilir.
42,
43
Senedin “vade” kısmına lehtarın, lehtar kısmına da vadenin yazıl-
mış olması, senedin “bono” sayılmasını engellemez.
44
“Lehtarın adresi”nin de ayrıca, lehtarın isminin yanında yazılması-
na gerek yoktur.
Senette “lehtar” olarak gösterilen kişinin “gerçek” ya da “tüzel kişi-
liğe sahip olması” gerekir.
45
“Firma” lehtar gösterilerek -lehtar hanesine; “Altıntop Kuruyemiş”,
“Mert Çamaşır Yıkama”, “Kaza Tekstil”, “Açı Dersanesi”, “İkiler Mermer”
şeklinde- düzenlenen senet “bono” sayılmaz.
46
Eğer senette hem “firma ismi” ve hem de “firma sahibi gerçek kişi-
nin ad ve soyadı” -“Elk. Md. Tic. Ergin Oskay”, “Işın Mühendislik Taahhüt
Ticaret Taner Yaman”, “Metin Koçer - Efe Pazarlama”, “C.N. Çalışkan -
Osmanlı Mefruşat” şeklinde- birlikte gösterilmişse, bu senet “bono” ni-
teliğini taşır.
47
Ancak hemen belirtelim ki; senedin “lehtar” bölümünde
belirtilen “firma” isminin yanında yer alan gerçek kişinin ad ve soya-
dının, aynı anda yazılmış olması gerekir.
48
Eğer, senedin “lehtar” bölü-
münde yazılı olan “firma” isminin yanına sonradan -lehtar veya hamil
tarafından- firma sahibinin isim ve soyadı eklenmiş ise, bu eklenen
isim keşideci tarafından paraf (imza) edilmemişse, senet bono niteli-
ğini taşımaz.
49
Senette “lehtar” olarak ismi belirtilen firma ya da tüzel kişinin (şir-
ketin, kooperatifin) isminin kısaltılarak ifade edilmesi yeterli midir yok-
sa ünvanın tam (noksansız) olarak belirtilmiş olması zorunlu mudur?
Yüksek mahkeme
50
“lehtarın isim ya da ticaret ünvanının -kural olarak-
42
Öztan, F., a. g. e., s. 463.
43
Bkz., 11. HD. 28.2.1991 T. 9542/1355 .
44
Bkz., 12. HD. 28.5.2001 T. 8521/9485.
45
Bkz., 12. HD. 30.1.2007 T. 23951/1376; 16.11.2006 T. 17865/21407; 4.7.2006 T. 11906/
14652 vb.
46
Bkz., 12. HD. 5.3.2007 T. 1397/3881; 27.10.2005 T. 17045/20989; 9.9.2002 T. 15741/15789
vb.
47
Bkz., 12. HD. 14.5.2005 T. 5218/8209; 14.3.2005 T. 3907/5267 vb.
48
Bkz., 12. HD. 9.4.1996 T. 4692/4918 .
49
Bkz., 12. HD. 24.11.1993 T. 14471/18490; 10.12.1992 T. 3994/6518; 16.3.1992 T. 9391/
3131.
50
Bkz., 12. HD. 21.12.2006 T. 20986/24404; 20.10.2006 T. 16454/19765; 9.12.2003 T.
makaleler Talih Uyar
299TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
tam bir şekilde senette yazılı olmasının gerektiğini, ancak ‘lehtar’ hanesine
kısaltılmış ünvanı yazılı olan firma ya da tüzel kişinin, bu sıfatının ciro şer-
hinden anlaşılması durumunda, senedin firma ve tüzel kişi adına düzenlen-
diğinin kabulü gerekeceğini” belirtmektedir. Örneğin; lehtar bölümünde
“Kardeşler Örme” yazılı olan senet, “Kardeşler Örme Tic. Ltd. Şti.” kaşesi
basılarak başka bir kişiye ciro edilmişse, lehtarın “Kardeşler Örme Sa-
nayi Tic. Ltd. Şti.” olduğu anlaşıldığından, ünvanın kısaltılmış olarak
senede yazılmış olması senedin kambiyo senedi niteliğine etkili olma-
yacaktır.
51
Bonoda “lehtar” ve “keşideci” sıfatları birleşemez, başka bir deyiş-
le, keşideci kendisini “lehtar” olarak göstererek bono düzenleyemez.
52
Çünkü TK m. 690’da, TK m. 585’e yollama (atıf) yapılmamıştır. Ancak,
bono keşidecisinin “şirket” olması halinde, bu senedin “lehtar” kısmına
“keşideci şirketin yetkilisin adı soyadı” yazılarak bono düzenlenebilir.
53
Bononun “lehtar” hanesinde “hamiline” şeklindeki belirtme, kanu-
na aykırı olup, bu şekilde düzenlenmiş olan senet, bono niteliğini ta-
şımaz.
54
Bu durumdaki bir senette “hâmiline” kelimesinin yanına daha
sonra, farklı bir kalemle bir ismin ilave edilmiş olması halinde de, se-
net yine “bono” niteliğini taşımaz...
55
Senedin “lehtar” bölümünde yapılan değişiklik ve ilaveler (çizme
ve düzeltmeler), keşideci tarafından paraf (imza) edilmiş olmadıkça
geçerli olmaz.
56
“Lehtar” bölümü yazılı bulunmayan (boş bırakılmış olan) senet
“bono” sayılmaz.
57
Ancak, “lehtar bölümü boş olarak düzenlenmiş olan
senet sonradan lehtar tarafından -aradaki anlaşmaya uygun olarak-
doldurulabilir.
58
Senedin boş olan “lehtar” kısmının, en geç senet teda-
vüle çıkarılıncaya kadar doldurulması gerekir.
59
21302/24075 vb.
51
Bkz., 12. HD. 20.10.2006 T. 16454/19765.
52
Bkz., 12. HD. 12.12.2006 T. 20729/2355; 28.11.2006 T. 19212/22365; 26.4.2004 T.
6030/10263 vb.
53
Bkz., 12. HD. 6.3.2007 T. 1467/3978 .
54
Bkz., 12. HD. 19.2.2007 T. 24888/2590; 1.3.2005 T. 958/3933; 5.7.2004 T. 9400/13300.
55
Bkz., 12. HD. 22.3.2001 T. 3934/4834.
56
Bkz., 12. HD. 30.3.2006 T. 3235/6585; 14.2.2006 T. 26135/2429; 14.11.2005 T. 18062/22120
vb.
57
Bkz., 12. HD. 30.10.2006 T. 16711/19931; 4.7.2006 T. 11906/14652.
58
Bkz., 12. HD. 23.5.1995 T. 6495/7417.
59
Bkz., 12. HD. 8.2.2000 T. 503/1761; 27.5.1993 T. 6138/10059.
Talih Uyar makaleler
300TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Bonodaki “lehtar”ın isminin ön tarafına yazılan “hâmiline” sözcü-
ğü, hiçbir hüküm ifade etmez ve yapılmamış sayılır.
60
Bonoda, birden fazla lehtar gösterilebilir.
61
Uygulamada, bu
durumla “iki şekilde” karşılaşılmaktadır:
a. Birden fazla kişinin alternatif olarak -örneğin; “(A)’ya ya da
(B)’ye ödeyiniz.” şeklinde- senette lehtar olarak gösterilmiş olması halin-
de, -bu senedin geçerli olup olmayacağı doktrinde
62
tartışmalı olmakla
beraber- senette lehtar gösterilenlerden her birinin, senette yazılı hakkı
tek başına, diğerlerinden bağımsız olarak kullanabileceği kabul edil-
melidir.
b. Birden fazla kişi senette “(A)’ya ve (B)’ye ödeyiniz.” şeklinde,
birlikte lehtar olarak gösterilmiş olabilir. Uygulamada daha çok bu
tür senetlerle karşılaşılmaktadır. Yüksek mahkeme, bu durumda, ön-
celeri
63
“alacaklılar arasında teselsül bulunup bulunmadığının
araştırılmasını, teselsül yoksa alacaklıların isteyebileceği alacak
miktarının yargılamayı gerektireceği”ni, belirterek, “alacak-
lılardan birinin tek başına takipte bulunamayacağını” kabul etmişken,
son içtihatlarında
64
bu görüşünden dönerek, “senetteki borcun para borcu
olduğunu, bu durumda BK. m. 69 ve 148 hükümlerinin uygulanamayacağını,
bu borcun bölünebilir borçlardan olması nedeniyle lehtarlardan birinin kendi
payı oranında -örneğin; iki lehtar varsa birisinin senet bedelinin
yarısını, üç lehtar varsa senet bedelinin üçte birini- talep edebi-
leceğini” ifade etmiştir.
Bonoda lehtarın belirtilmesi, hak sahibinin (yetkili hâ-
milin) saptanmasına rol oynar.
Ayrıca belirtelim ki, bono, niteliği gereği “emre yazılı
senet” olduğundan, senet metninde “emrühavalesine” söz-
cükleri yer almasa bile -örneğin; “bu bono karşılığında (A)’ya
beş yüz milyon lira ödeyeceğim.” şeklinde düzenlenen senet-
yine senet “bono” niteliğini taşır (TK m. 690, 593). Keza,
60
Bkz., 12. HD. 7.7.2006 T. 12323/15071.
61
Bkz., 12. HD. 30.10.1990 T. 3237/10658.
62
Öztan, F., Ticari Senetlerde Birden Fazla Lehtar Gösterilmesi (Batider, 1978, C: IX, S. 4, s.
1022 vd.)
63
Bkz., 12. HD. 11.10.1977 T. 8055/8265; 22.9.1977 T. 6930/7329.
64
Bkz., 12. HD. 28.10.2003 T. 17094/21012; 23.6.1992 T. 1813/8573; 7.12.1987 T.
608/12680.
makaleler Talih Uyar
301TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
bonoda yazılı olan “emrühavalesine” sözcükleri çizilmiş de
olsa, yine senet “bono” niteliğini taşır.
65
4. Keşidecinin İmzası (TK m. 688/I-7):
Bonoyu düzenleyen kişinin, bunu “el yazısı ile” imza-
laması gerekir (TK m. 668/I). Bu nedenle, borçlunun mü -
hürünü
66
ya da parmak izini
67
içeren senetler, usulüne göre
-yani; BK m. 14/II, 15; HUMK m. 297’ye göre- onaylanmış
da olsalar
68
“bono” olarak geçerli değildirler.
Senette birden fazla borçlu bulunup da, bunlardan bir
kısmı senedi imzalamış bir kısmı ise “mühür” ya da “par-
mak izi” kullanmışsa, bu senet el yazısı ile senedi imza -
lamış olanlar bakımından -”imzaların bağımsızlığı” ilkesi
(TK m. 589) gereğince- “bono” niteliğini taşır.
69, 70
Vekil (BK m. 388/II) ve ticari vekil (BK m. 453); çek
düzenlemek için açık olarak yetki verildiği takdirde, veki-
li bulundukları kişi adına çek düzenleyebilir. Fakat ticari
mümessil (BK m. 450/I), kendisine böyle açıkça yetki ve -
rilmemiş dahi olsa, temsil ettiği kişi adına çek düzenleye-
bilir.
Senedin geçerliliği için, borçlu tarafından hem pul üze-
rine hem de açığa imzalanmış olmasına gerek yoktur. Tek
imza yeterlidir. Bu nedenle pulsuz olarak, açığa atılan imza
ile de bono düzenlenebilir.
71
Başka bir deyişle, bononun
geçerli olabilmesi için ayrıca pulun üzerinin de imzalan -
masına gerek yoktur.
72
Yüksek mahkeme -yeni oluşturduğu
içtihatlarında
73
“şirket (kooperatif) temsilcisinin şirket kaşesi
65
Bkz., 12. HD. 31.3.1983 T. 118/2409.
66
Bkz., 12. HD. 12.4.1984 T. 1760/4490.
67
Bkz., 12. HD. 20.4.1992 T. 12049/5138; 5.12.1989 T. 12323/15063.
68
Bkz., 12. HD. 17.2.1976 T. 1560/1585.
69
Bkz., 12. HD. 16.6.2005 T. 9722/13108; 5.11.1993 T. 13604/17191.
70
Moroğlu, E., Bonoda İmza (İçtihat Notu) (BATİDER, 1968, C: 4, S. 4, s. 714 vd.)
71
Bkz., 12. HD. 14.10.1980 T. 6099/7410.
72
Bkz., 12. HD. 2.6.1994 T. 6691/7252.
73
Bkz., 12. HD. 20.11.2006 T. 18860/21677; 15.9.2005 T. 13033/17030; 1.7.2005 T.
10645/14338 vb.
Talih Uyar makaleler
302TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
altına atacağı tek imza ile şirketi (kooperatifi) borçlandıracağı-
nı, temsilcinin şirket (kooperatif kaşesi dışında ikinci bir imza-
sının bulunması halinde, bu imzanın şahsen kendisini senet be-
delinden sorumlu hale getireceğini” belirtmeye başlamıştır...
Bononun zorunlu unsuru olan imzanın
74
metnin altına
veya metni kapsayacak biçimde atılmış olması gerekir. Bo -
nonun arka yüzünde de keşideciye ait bir imzanın bulunma-
sının hiçbir önemi (hukuki sonucu) olmaz.
75
Keşidecinin imzası notere onaylattırılabilir.
76
Ancak,
uygulamada bu tür senetlere pek rastlanmamaktadır.
77
Senedi “tanık” sıfatıyla imzalamış olan kişi de “keşide-
ci” (borçlu) durumda olmadığından, senet bedelinden so -
rumlu tutulamaz.
78, 79, 80
Bonoda keşidecinin imzasının bulunması yeterlidir.
Ayrıca, “keşidecinin ismi”nin (ad ve soyadının) yazılmış ol-
ması gerekli değildir.
81, 82, 83
Ancak, limited şirketlerde, şirket
adına bono düzenleyen yetkilinin -TK 544 ve TK 322 uya -
rınca- “şirket ünvanını da tam olarak yazması” gerekir.
84
Bononun geçerli olabilmesi için ayrıca “keşidecinin
adresi”nin de bonoya yazılmış olması gerekli değildir.
“El yazısı ile atılacak imzanın ne şekilde olacağı” konu-
sunda –“imza; üzerine borç alan kimsenin el yazısı almak lazımdır” şek-
lindeki- BK. m. 14 dışında özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Uygu-
lamada kişiler, kendilerine özgü belirli karakterleri içeren sembolleri belirterek
imzalarını attıkları gibi kimi kez -çok sıkça rastlanmamakla bera-
74
Bkz., 12. HD. 5.5.1999 T. 5424/5822; 3.2.1988 T. 166/675.
75
Bkz., 12. HD. 28.11.2006 T. 19126/22460.
76
Bkz., İİD. 27.12.1962 T. 14483/6703.
77
Vural,
P., “İcra ve İflas Kanunu ve Noterlik Kanunu Açısından Noterlik Senetleri”, İcra ve
İflas Kanunu Uygulamasında Güncel Sorunlar Sempozyumu’na sunulan bildiri, 1978, s.
111)
78
Öztan, F., a. g. e., s. 465.
79
Bkz., 12. HD. 1.12.1986 T. 2432/13256; 11. HD. 3.11.1980 T. 4835/4956.
80
Karş., 11. HD. 23.5.1983 T. 2522/2629.
81
Poroy, R.,/ Tekinalp, Ü., a. g. e., s. 285; Öztan, F., a. g. e., s. 988.
82
Aynı doğrultuda bkz., 12. HD. 3.10.2006 T. 18860/21677; 23.6.2003 T. 12013/14971.
83
Karş., Arslanlı, H., Ticari Senetler, s. 49.
84
Bkz., 12. HD. 10.10.2005 T. 15668/19473; 6.6.2003 T. 10683/13424.
makaleler Talih Uyar
303TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
ber- sadece ad ve soyadlarını yazmak suretiyle de imzaları-
nı atmaktadırlar. Bononun, bu şekilde, “keşideci tarafından
sadece ad ve soyadı yazılmak suretiyle imzalanmış olduğunun”
ileri sürülmesi halinde icra mahkemesince “borçlunun sa-
dece ad ve soyadını yazarken imza atmayı amaç edinmiş olup
olmadığı ve öteden beri sadece ad ve soyadını yazmak suretiyle
imzasını atma konusunda bir alışkanlığı (uygulaması) bulunup
bulunmadığı” araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi
gerekir...
85
Şirketi temsil ve borç altına sokma yetkisi bulunmayan
kişinin imzaladığı senetlerden dolayı, şahsen kendisi senet
bedelinden sorumlu olur.
86
Senette keşidecinin imzasının bulunmaması halinde,
senedi “kefil” sıfatıyla imzalayan kişide senet bedelinden
sorumlu tutulamaz.
87
Ayrıca belirtelim ki, keşidecinin imzasını içermeyen fa-
kat keşideci tarafından düzenlenmiş (el yazısı ile yazılmış)
olan bono, ancak düzenleyen keşideci aleyhine “yazılı delil
başlangıcı” (HUMK m. 292) sayılır.
88
Senette yer alan imzalardan birisinin (veya birkaçının)
çizilmiş olması, diğer imzaların geçerliliğine etkili olmaz.
İmzaların hepsinin çizilmiş olması halinde ise senet geçer-
siz olur.
89
“Gözü görmeyenlerin attığı imzaların, usulünce, yani no-
ter tarafından onanması” gerektiğinden (TK m. 668/II), kambi-
yo senetlerinin düzenlenmesinde BK m. 14/II, 15 ve HUMK m.
297 uygulanmayacak demektir.
90
Aynı şekilde “imza atma güç
ve yeteneğine sahip olmayan” kişiler -özellikle; okuma yazma
85
Bkz., 12. HD. 6.12.2005 T. 509/1336; 12.3.2004 T. 721/5614; 29.1.2004 T. 24424/1711;
29.1.2001 T. 509/1336; 8.11.1999 T. 13769/13907.
86
Bkz., 12. HD. 6.3.2007 T. 1467/3978; 8.3.2004 T. 87/5257; 30.5.2002 T. 10229/11422;
14.11.2000 T. 16798/17383.
87
Bkz., 12. HD. 2.10.2003 T. 15321/18969; 23.9.2003 T. 14381/18183.
88
Domaniç, H., a. g. e., s. 113; Konuralp, H., Medeni Usul Hukukunda Yazılı Delil Başlangıcı,
1988, s. 64.
89
Öztan, F., a. g. e., s. 466.
90
Bkz., 12. HD. 21.12.2000 T. 19579/20406 .
Talih Uyar makaleler
304TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
bilmeyenler- kambiyo senedi düzenleyemezler. Bu kişiler,
kendi adlarına kambiyo senedi düzenleyecek bir temsilci
ya da vekil atayarak, kambiyo senedi ile borç altına gire -
bilirler.
91
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun 5. madde -
sinde her ne kadar “güvenli elektronik imzanın el ile atı-
lan imza ile aynı hukukî sonucu doğuracağı” öngörülmüşse
de, “bono”lar bakımından bu hükmün işlerliği yoktur...
92
5. Düzenlenme (Tanzim) Tarihi (TK m. 688/I-6)
Düzenlenme tarihi bulunmayan senet “bono” niteliğini
taşımaz.
93
“Adi senet” sayılır.
94,
95
Düzenlenme tarihinin açıkça okunamaması halinde icra
mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılarak gerçek dü -
zenlenme tarihinin belirlenmesi gerekir...
96
Senedin “düzenlenme tarihini taşıyıp taşımadığı” kuş-
kusuz senet aslının incelenmesiyle anlaşılır. İİK m. 168/I
uyarınca borçluya “ödeme emri” ile birlikte “senet fotokopi-
si” veya “senet sureti” gönderilmesi zorunlu olduğundan,
gönderilen bu “senet fotokopisi”
97
ya da “senet sureti”nde
düzenlenme tarihinin yazılı olmaması -kural olarak- takip
dayanağı senedin düzenlenme tarihini taşımadığını göste -
rir. Senet fotokopisinde “düzenlenme tarihi”nin görülmemesi
fakat icra kasasındaki senet aslında bu tarihin yazılı olması
halinde, senedin “bono” olarak kabulü gerekir mi? Eğer,
borçlunun elindeki senet fotokopisi, bir örneği de icra dos-
yasında bulunan ve kendisine -İİK m. 168/I uyarınca- “öde-
me emri” ile birlikte icra müdürlüğünce gönderilmiş olan
fotokopi ise, bu durumda icra kasasındaki senet aslına dü -
91
Domaniç, H., a. g. e., s. 477.
92
lgen, H.,/Helvacı, M.,/Kendigelen, A.,/Kaya, A., a. g. e., s. 116.
93
Bkz., 12. HD. 13.11.2006 T. 18003/21115; 12.12.2003 T. 24102/24637; 10.10.2003 T.
20478/19745.
94
Domaniç, H., a. g. e., s. 473; 478 - Doğanay, İ. a. g. e., C: 2, s. 2087.
95
Bkz., 11. HD. 28.5.2001 T. 228/4107.
96
Bkz., 12. HD. 22.6.2006 T. 10908/13501; 2.7.2001 T. 10937/11899.
97
Bkz., 12. HD. 21.10.1996 T. 12447/12818; 21.10.1996 T. 11350/12029.
makaleler Talih Uyar
305TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
zenlenme tarihi takipten sonra alacaklı (ya da vekili) tara-
fından atılmış demektir.
Senedin düzenlenme tarihinin mutlaka senet düzenle -
nirken atılması gerekli olmayıp, senet “tedavüle çıkmadan”
ya da “tedavüle çıkarılırken” de atılabilirse de
98
senet teda-
vüle çıkarıldıktan sonra, örneğin; icra takibine konu yapıl-
dıktan sonra
99
düzenlenme tarihinin -alacaklı ya da alacaklı
vekili tarafından- icra kasasında bulunan senede atılma -
sı senedin bono niteliğini kaybetmesine neden olmalıdır.
Yüksek mahkemenin önceki tarihli içtihatları bu doğrul-
tuda iken,
100
yeni kararlarında
101
düzenlenme tarihinin se-
net tedavüle çıktıktan sonra konduğu kanıtlanmış değildir,
fotokopide görülmediğinden bahisle senette düzenlenme
tarihinin olmadığı doğru değildir, “bonoda -daha doğrusu
icra kasasındaki bono aslında- düzenlenme tarihi vardır, borçlu
hernekadar düzenlenme tarihi bulunmayan bir senet fotokopi-
si ibraz etmişse de, senet tamamen doldurulmadan alacaklıya
verilebilir, somut olayda düzenlenme tarihinin anlaşmaya ay-
kırı olarak atıldığı hususundaki uyuşmazlık borçlu tarafından
belgelendirilmiş değildir.” şeklindeki gerekçelerle “senet fo-
tokopisinde düzenlenme tarihinin yazılı olmamasının senedin
bono sayılmasını engellemeyeceği”ni belirtmeye başlamıştır...
Kanımızca, ödeme emri ile birlikte borçluya gönderilmiş
bulunan senet fotokopisinde düzenlenme tarihinin bulun -
ması, bu tarihin icra takibi başladıktan sonra senede ala -
caklı ya da vekili tarafından atıldığının kanıtı sayılmalı,
bu konuda borçludan ayrıca “düzenlenme tarihinin aradaki
anlaşmaya aykırı olarak alacaklı ya da vekili tarafından atılmış
olduğu” konusunda yazılı belge istenmemelidir. Borçluya
gönderilen ve alacaklı ya da vekili tarafından çıkarılan -
”aslı gibidir” yazılarak altı imzalanan- senet suretinde “dü-
zenlenme tarihi”nin yazılı olmaması, fakat icra kasasındaki
senet aslında “düzenlenme tarihi”nin görülmesi halinde, se-
98
Bkz., 12. HD. 5.6.1986 T. 7137/6799; 12.11.1985 T. 3797/9400.
99
Bkz., 12. HD. 5.2.1993 T. 13300/2657.
100
Bkz., 12. HD. 23.2.1987 T. 987/2486; 24.12.1985 T. 5314/11509; 10.10.1984 T.
7498/10482.
101
Bkz., 12. HD. 8.6.1998 T. 6355/6828; 21.11.1995 T. 16115/16492; 5.5.1988 T. 8826/6073.
Talih Uyar makaleler
306TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
net “bono” niteliğinde sayılır mı? Böyle bir durumda, hazır-
lanan senet suretine, düzenlenme tarihinin unutma sonucu
yazılmamış olması daha kuvvetle muhtemel olduğundan,
senet suretinde düzenlenme tarihinin yazılı olmaması se -
nedin “bono” sayılmamasına neden olmamalıdır.
102,
103
Noterce düzenlenen protesto evrakında ve senet suretinde
“düzenlenme tarihi”nin yazılı olmamasına rağmen icra kasa-
sındaki senet aslında bu tarihin yazılı olması halinde, senet
kambiyo senedi niteliğini kaybeder mi? Yüksek mahkeme
önceki tarihli kararlarında
104
“bu durumun, senede, düzen-
lenme tarihinin icra takibinden ve senet tedavüle çıkarıldıktan
sonra atılmış olduğunu göstereceğini” kabul ederek, senedin
“bono” sayılmayacağını -kanımızca da yerinde olarak- be-
lirtmişken, daha sonra bu görüşünden dönerek; yeni tarihli
kararlarında,
105
“protesto evrakında senedin düzenlenme tari-
hinin yazılmamış oluşunun sonradan anlaşmaya aykırı doldu -
rulduğunu göstermeyeceğini” ifade ederek, senedin “bono”
niteliğini koruyacağı sonucuna varmıştır.
Düzenlenme tarihinin senede “gün”, “ay” ve “yıl” olarak atılması
gerekir.
106
Bu tarih kalemle, daktilo makinesi ile ya da kaşe (damga) ile atı-
labilir.
107
Yüksek mahkeme
108
“Yıl ve ay olarak doğru rakamla-
rı taşıyan tanzim tarihinin -vade tarihinin tanzim tarihinden
sonraki tarihi taşıması halinde- gün olarak hatalı belirtilmiş ol-
masının, senedin bono olma niteliğine etkili olmayacağını” be-
lirtmiştir...
Tarih yazıyla veya rakamla ifade edilebilir.
Düzenlenme tarihinin, senedin belli bir yerine yazıl -
ması yasada öngörülmemiş olduğundan, bu tarih imzanın
102
Bkz., 12. HD. 9.11.1987 T. 15689/11393; 26.11.1985 T. 3975/10080.
103
Karş., 12. HD. 18.6.1987 T. 11259/7648.
104
Bkz., 12. HD. 3.3.1980 T. 515/1955; 9.3.1978 T. 2257/2275.
105
Bkz., 12. HD. 18.5.2003 T. 7891/10385; 19.9.1996 T. 10000/10715; 23.9.1994 T.
10391/10999.
106
Bkz.,12.HD. 20.11.1998 T. 14645/223; 11.11.1997 T. 12300/12587.
107
Bkz., 12. HD. 19.4.1999 T. 4775/-4982; 6.10.1986 T. 14973/10017.
108
Bkz., 12. HD. 28.2.2005 T. 1011/3826.
makaleler Talih Uyar
307TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
üstüne ya da senedin herhangi bir yerine atılabilir.
109,110
Fakat,
bu tarih, alan olarak da kabul edilmeyen “senet koçanı” üze-
rine atılamaz.
111
“Düzenlenme tarihi” olarak bonoda belirtilmiş olan ta-
rihin ayrıca senedin tediye (ödeme) tarihi” bölümünde be-
lirtilmiş (tekrar edilmiş) olması, senedin “bono” niteliğine
etkili olmaz...
112
“Düzenlenme tarihi” olarak “30 Şubat”, “29 Şubat”, “31
Nisan” gibi olanaksız bir tarih belirtilmişse, senedin dü-
zenlenme tarihinin -o ayın son günü olan- “28 Şubat”, “30
Nisan” olduğu mu kabul edilmeli, yoksa bu durumda senet
“bono” olarak geçersiz mi sayılmalıdır? Doktrinde
113
tartış-
malı olan bu konu hakkında Yargıtay
114
“bu durumun, bel-
genin bono olma özelliğini ortadan kaldıracağını benimsemenin
aşırı bir şekilcilik olacağını ve bunun hak kaybına neden olaca-
ğını, düzenlenme tarihinin bu şekilde gösterilmiş olmasının bir
yanılgıdan kaynaklandığını kabul etmenin isabetli olacağını ve
düzenlenme tarihinin o ayın son günü olarak yazıldığını farzet-
menin uygun olacağını”
ifade etmiştir.
Yüksek mahkeme “düzenlenme tarihi”nin gün ve ayı be-
lirten bölümünde –“20.10.2000”; “20.11.1989” gibi- önce günün, sonra
ayın belirtilmesi gerekirken -“10.20.2000”; “11.10.1989” gibi-, tak-
dim tehir yapılarak, önce ayın sonra günün yazılarak dü -
zenlenme tarihinin ifade edilmiş olmasının, senedin “bono”
niteliğine etkili olmayacağını önceki içtihatlarında
115
belirt-
mişken yeni içtihatlarında,
116
bu görüşünden dönmüştür...
109
Öztan, F., a. g. e., s. 467.
110
Bkz., 12. HD. 18.5.1998 T. 5072/5605; 2.7.1980 T. 5464/5810.
111
Bkz., 12. HD. 22.7.2005 T. 12458/16286.
112
Bkz., 12. HD. 25.1.2007 T. 23572/1026; 22.9.2005 T. 17619/17739; 27.1.2005 T.
2004/24689/1156.
113
Öztan, F., a. g. e., s. 469 - Gürbüz, H., a. g. e., s. 244 - Şimşek, E., Hukukta ve Cezada Ticari
Senetler, s. 329; Karayalçın, Y., a. g. e., s. 110.
114
Bkz., 12. HD. 12.12.2000 T. 5759/8600; HGK. 21.6.2000 T. 1011/1076.
115
Bkz., 12. HD. 8.6.1992 T. 878/7948.
116
Bkz., 12. HD. 10.5.2001 T. 7273/8104.
Talih Uyar makaleler
308TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
“1.7.00” şeklinde belirtilen düzenlenme tarihinin, “1.7.
2000” olarak algılanması gerekir.
117
Senedin “düzenlenme tarihi” ve “vade tarihi” aynı olabilir.
Bu durum senedin (bononun) geçerliğine etkili olmaz.
118
Fa-
kat, senetteki “düzenlenme tarihi”nin, “vade tarihi”nden son-
raki bir tarih olarak yazılmış olması halinde, senet “bono”
niteliğini taşımaz.
119
Düzenlenme tarihi, genellikle, senedin düzenlenip leh -
tara verildiği sırada atılırsa da, böyle hareket edilmesi zo-
runlu değildir. TK m. 690/II gereğince, bonolara da uy -
gulanan TK m. 592 hükmüne göre, “tedavüle çıkarılırken”
bononun düzenlenme tarihi atılmamış olabilir. Başka bir
deyişle, tedavüle çıkarılmadan veya tedavüle çıkarılır -
ken düzenlenme tarihinin atılmasında yasal bir zorunlu -
luk yoktur. Bu şekilde düzenlenen bonolara “eksik bono”,
“açık bono” dendiğini, biraz sonra belirteceğiz. Uygulama-
da, önceleri -daha doğrusu, 7.6.1974 T. E: 1971/12-112, K:
663 sayılı HGK kararının
120
kabulüne kadar- “düzenlenme
tarihinin senet üzerinde, senet lehtara verilirken bulunması”
istenmekte idi. Bunun aksinin, yani düzenlenme tarihinin,
lehtar tarafından sonradan atıldığı –“düzenlenme tarihinin
mürekkebi ile senet metninin yazıldığı mürekkep üzerinde ‘yaş
tayini’ konusunda yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda
alınan rapor ile- saptanınca, senedin kambiyo senedi niteliğini
taşımadığına (ve dolayısıyla takibin iptaline) karar verilmekte
idi. Anılan HGK kararından sonra, artık bu tür uygulamaya son
verilmiş olup, TK m. 592 doğrultusunda, kambiyo senetlerinin
(ve bunlar arasındaki bonoların) düzenlenme tarihini içermeden
tedavüle çıkarılabileceği ve düzenlenme tarihinin “keşideci ile
arasındaki anlaşmaya uygun olarak” lehtar (ya da senedi ondan
devralan hâmil) tarafından, sonradan senet üzerine atılabileceği
kabul edilmiştir.
121
Bu durumda, “düzenlenme tarihi”nin senede
117
Bkz., 12. HD. 29.4.2002 T. 7530/8884.
118
Bkz., 12.HD. 6.5.2005 T. 6733/9994; 17.9.2002 T. 15924/17135.
119
Bkz., 12.HD. 24.11.2005 T. 16915/20607; 20.2.2004 T. 25919/3512; 17.4.2003 T.
854/3277.
120
Bkz., Uyar, T., Gerekçeli – İçtihatlı İİK Şerhi, C: 8, 2007, s. 13187 vd.
121
Bkz., 12. HD. 5.6.1986 T. 7137/6799; 12.11.1985 T. 3797/9400.
makaleler Talih Uyar
309TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
“aradaki anlaşmaya uygun olarak atılıp atılmadığı” konusun-
da çıkacak uyuşmazlıkta, ispat yükünün, senetteki düzenlenme
tarihinin aksini ileri süren borçlunun “düzenlenme tarihinin
aradaki anlaşmaya aykırı olarak atıldığı” iddiasını yazılı kanıt
ile ispat etmesi gerekeceğini”
122
bu konuda -eski uygulamadan
farklı olarak- “bilirkişi incelemesi yapılamayacağı” kabul edil-
miştir.
123
Tedavüle çıkarılırken düzenlenme tarihi atılmamış olan
senet (bono) ya “eksik” senet (bono) olarak ya da “beyaz
(açık)” senet (bono) olarak düzenlenmiştir. Eğer, senette -
ki noksanlığın -örneğin; düzenlenme tarihinin- daha son -
ra alacaklı tarafından senede konulması kararlaştırılarak,
senet borçlu tarafından imzalanıp lehtara verilmişse, bir
“açık (beyaz) bono” var demektir. Eğer, senet düzenlenirken,
senetteki noksanlığın -örneğin; düzenlenme tarihinin- daha
sonra alacaklı tarafından senede konulması kararlaştırılma-
dan, senet borçlu tarafından imzalanıp lehtara verilmişse,
ortada bir “eksik bono” var demektir. “Eksik bono”ya alacak-
lı, daha sonra düzenlenme tarihini kendiliğinden atamaz.
Aksi takdirde, bu davranışı “özel (hususi) evrakta sahtekar-
lık” suçu olur.
124
Bir bononun “beyaz (açık) bono” olarak mı “eksik bono”
olarak mı düzenlendiği konusunda çıkacak uyuşmazlıkta,
ispat yükü “bononun eksik bono olduğunu” ileri süren borç-
luya düşer. Çünkü, gerek uygulamadaki gereksinimler ve
gerekse TK m. 592 hükmü, düzenlenmiş olan bononun, ka -
rine olarak açık (beyaz) bono olarak kabulünü gerektirir.
Borçlu, “düzenlenme tarihi”ni koymadan imzalayıp alacak -
lıya verdiği bononun “adi senet” şeklinde kalmak üzere
“eksik bono” olarak düzenlendiğini ve “alacaklıya daha sonra
düzenlenme tarihini atma yetkisini vermemiş olduğunu” yazılı
kanıtla ispat etmek suretiyle, alacaklının kendiliğinden dü-
zenlenme tarihi atarak bono haline dönüştürdüğü senedi
122
Bkz., 12. HD. 26.1.2006 T. 24073/580; 16.5.2003 T. 8145/11208; 14.6.2002 T. 11093/
12860.
123
Bkz., 12. HD. 12.11.1979 T. 8717/8581.
124
Ayrıntılı bilgi için Bkz., Uyar, T., İcra ve İflas Hukukunda Suç Sayılan Fiiller (İcra-İflas
Suçları), 1987, s. 598.
Talih Uyar makaleler
310TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
-ve icra takibini- iptal ettirebilir ve ayrıca alacaklının TCK
m. 207 ve 208’e göre “hususi evrakta sahtekarlık suçu”ndan
dolayı cezalandırılmasını sağlayabilir...
“Beyaz (açık) bono” olarak düzenlenmiş bir senede, dü-
zenlenme tarihi en geç ne zaman atılabilir? Kanımızca,
“ödememe protestosunun çekilebileceğini sürenin sonuna ka -
dar” düzenlenme tarihi senede atılabilir. Ödememe pro -
testosunun düzenlendiği anda, senede düzenlenme tarihi
atılmış olmalıdır. Senet için düzenlenen protesto evrakın -
da “düzenlenme tarihinin bulunmadığı”nın belirtilmiş olma-
sına rağmen, icraya konulan senette düzenlenme tarihinin
bulunması halinde, senedin kambiyo senedi niteliğini kay -
bettiği sonucuna varılmalıdır. Yüksek mahkeme, senedin
bankaya “tahsil cirosu ile” tahsil için verilmesinden sonra,
“düzenlenme tarihi”nin banka tarafından atılmış olması ha-
linde, önceleri,
125
“senedin bono niteliğini taşımayacağını” -ve
yapılan kambiyo senetlerine ilişkin takibin iptali gereke -
ceğini belirtmişken- sonra
126
bu içtihadından dönerek “dü-
zenlenme tarihinin bu aşamada da atılabileceğini” -oy çokluğu
ile- kabul etmeye başlamıştır.
Düzenlenme tarihi “takip tarihinde” alacaklı vekili tara-
fından senede yazılabilir mi? Yüksek mahkeme
127
“alacaklı
vekilinin takip ânında senede düzenlenme tarihini yazmasının,
senede ‘bono’ niteliğini vermeyeceğini” belirtmiştir.
“Düzenlenme tarihi”nin senette bulunması şu bakımlar-
dan önem taşır: a. Bonoyu düzenleyen kişinin (keşidecinin)
ehil olup olmadığı, bononun düzenleme tarihine göre sap -
tanır. b. “Görüldüğünde ödenecek bonolar”da, borçluya karşı
üç yıllık zamanaşımı süresi, senet bir yıl içinde ibraz edil-
mişse, bu bir yılın geçmesinden itibaren işlemeye başlaya -
cağından, senedin, düzenlenme günü bu konuda önem taşır.
c. “Görüldüğünde ödenecek bonolar”, düzenlenme gününden
itibaren bir yıl içinde ödenmek üzere borçluya ibraz edi -
leceğinden, bu ibraz durumunun saptanmasında, senedin
125
Bkz., 12. HD. 18.3.1981 T. 869/2560; 2.7.1980 T. 4337/5793.
126
Bkz., 12. HD. 19.4.1982 T. 3144/3302.
127
Bkz., 12. HD. 11.2.1986 T. 7215/1501; 6.3.1978 T. 1945/2075.
makaleler Talih Uyar
311TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
düzenlenme tarihi önem taşır. c. “Görüldüğünden belli bir
süre sonra ödenmek üzere düzenlenen bono”ların, düzenlen-
me tarihinden itibaren bir yıl içinde ibrazı gerektiğinden,
bu gerekliliğe uyulup uyulmadığının tespiti bakımından,
düzenlenme gününün bilinmesine gerek vardır. Düzenlen -
me tarihinin, “gerçeğe uygun olup olmadığı” önem taşımaz.
Yani, düzenlenme tarihi olarak, senedin gerçekten düzen -
lendiği tarihten önceki veya sonraki bir tarih atılabilir.
128
,
129
Bu nedenle, senette düzenlenme tarihi olarak yazılı olan
tarihte keşidecinin ölmüş olması senedin geçerliğine etki -
li olmaz.
130
Ancak, keşidecinin ehliyetinin saptanmasında
gerçek düzenlenme tarihinin göz önünde bulundurulması
gerekir.
131
Düzenlenme tarihi ile vade tarihinin değişik kalem -
le yazılması senedin “bono” olma niteliğini değiştirmez.
132
Düzenlenme tarihi, kaşe ile de atılabilir.
133
Senette birden fazla “düzenlenme tarihi” varsa, bu senet
“bono” sayılır mı? Kanımızca, bu tür senetleri “bono” say-
mamak gerekir.
134
Çünkü, böyle bir durumda, hangi düzen -
lenme tarihi, az önce belirttiğimiz sorunlara ışık tutacaktır?
Örneğin; keşidecinin ehliyeti hangi tarih itibarıyla araştı-
rılacaktır? Örneğin; keşidecinin ehliyeti hangi tarih itiba-
rıyla araştırılacaktır? “Görüldüğünde ödenecek bono”larda,
‘ibraz süresi’, ‘zamanaşımı süresi’ hangi tarih esas alınarak
belirlenecektir? Bu nedenle biz, yüksek mahkemenin
135
“iki
düzenlenme tarihinin varlığı halinde senedin geçersiz kılacağı-
nı belirten bir yasa hükmü bulunmadığı”na ilişkin görüşüne
katılamıyoruz.
Senet üzerindeki pulun, senedin düzenlenme tarihin -
128
Domaniç, H., a. g. e., s. 473 - Öztan, F., a. g. e., s. 467.
129
Aynı doğrultuda bkz., 12. HD. 27.2.2007 T. 648/3350; 15.11.2005 T. 18094/22292;
10.11.2005 T. 17132/21771; 30.1.2004 T. 23917/2012.
130
Bkz., 12. HD. 27.2.2007 T. 648/3350; 2.3.1998 T. 9721/2466.
131
Öztan, F., a. g. e., s. 467.
132
Bkz., 12. HD. 2.12.1991 T. 5099/12571.
133
Bkz., 12. HD. 19.4.1999 T. 4775/4982.
134
Öztan, F., a. g. e., s. 467.
135
Bkz., 12. HD. 2.3.2004 T. 27614/4586.
Talih Uyar makaleler
312TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
den önce tedavülden kalkmışolması, başlı başına senedin
“bono” sayılmasına etkili olmaz.
136
B. ALTERNATİF ZORUNLU (MECBURİ)
ŞEKİL KOŞULLARI
Bunlar bonoda ayrıca gösterilmediği takdirde, bonoda
bulunan diğer bir kayıt, bu koşulun yerini alır. Ancak bu
kayıt da senette yoksa, senet bono niteliğini taşımaz.
137
Bonoda, “alternatif zorunlu şekil koşulları” iki tanedir:
1. Düzenlenme (tanzim=keşide=ihdas) yeri (TK m. 688/I-6)
Bonoda “düzenlenme yeri” açıkça gösterilmiş olmalıdır. Eğer, “dü-
zenlenme yeri” gösterilmemişse “senedi düzenleyen kimsenin adının ya-
nında yazılı olan yer” düzenlenme yeri sayılır.
138
Bu da senette yazılı
değilse, senet “bono” niteliğini taşımaz.
139
“Adi senet” sayılır.
Düzenlenme yeri “el yazısı” ile yazılabileceği gibi, “daktilo” ile de
yazılabilir.
140
“Kaşe” (damga) ile de basılabilir.
141
“Düzenlenme yeri”nin
mutlaka “keşidecinin ismi altında” yazılma zorunluluğu da yoktur.
142
Düzenlenme yeri olmayan senette yer alan “uyuşmazlık halinde .......
mahkemeleri yetkilidir.” şeklindeki kayıtta adı geçen yer “düzenlenme
yeri” olarak kabul edilemez.
143
Bonoda “düzenlenme yeri”nin -kent, ilçe, bucak, köy gibi- bir ida-
ri birimi –“B.Çekmece”, “Pendik”, “Özdere”, “Karşıkaya”, “Bahçelievler”,
“Esenler”, “Hacıveliler Köyü”, “Mamak”, “Kavacık”, “Alaçatı”, “Dikme
Köyü”, “Şişli” şeklinde-
144
belirtir biçimde ifade edilmesi yeterli olup,
136
Bkz., 12. HD. 18.4.1994 T. 4459/3856.
137
Bkz., 12. HD. 15.1.2007 T. 22251/146; 22251/146; 15.12.2005 T. 21366/25090; 25.11.2005
T. 15123/23162 vb.
138
Bkz., 12. HD. 26.3.2004 T. 2443/7287; 13.3.2001 T. 3325/4166; 13.2.2001 T. 1602/2679.
139
Bkz., 12. HD. 19.2.2007 T. 176/2677; 30.1.2007 T. 23602/1396; 17.10.2006 T. 16565/19528
vb.
140
Bkz., 12. HD. 16.3.1982 T. 1362/2000.
141
Bkz., 12. HD. 14.11.1985 T. 4015/9603; 26.2.1985 T. 12032/1750.
142
Bkz., 12. HD. 20.4.1999 T. 4661/5017.
143
Bkz., 12. HD. 21.3.2006 T. 3115/5807; 18.2.1999 T. 217/1679.
144
Bkz., 12. HD. 17.11.2006 T. 18244/21547; 3.11.2006 T. 17137/20287; 8.6.2006 T.
makaleler Talih Uyar
313TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
ayrıca adres gösterilmesi zorunlu değildir.
145
Buna karşın, idari birimi ifade etmediği için, “düzenlenme yeri”,
“Burgaz”, “Alibey Adası”, “Çengelköy”, “Merter”, “Akçay”, “Suadiye”,
“Bahçeşehir”, “Kızılay”, “Gaziomanpaşa”, “Balgat”, “Florya”, “Mecidiye-
köy”, “Karaköy”, “İnciraltı”, “Mahmutlar”, “Alsancak” vb. şeklinde gös-
terilemez.
146
Senette -ayrıca “düzenlenme yeri” yazılmaksızın- sadece mahalle
(ve sokak) adının yazılmış olması halinde bu yer “idari bir birim” ola-
rak kabul edilemeyeceğinden, “düzenlenme yeri” belirtilmiş sayılmaz
ve bunun sonucu olarak da senet “bono” niteliğini taşımaz.
147
Yüksek mahkeme,
148
“senet fotokopisinde düzenlenme yerinin yazılı
olmamasına rağmen, icra kasasındaki senet aslında bunun belirtilmiş olması
halinde, senedin bono niteliğini taşıyacağını” -kanımızca hatalı olarak- be-
lirtmiştir.
Keşide yerinin tam isminin yazılmasına gerek var mıdır? Bu yer
–“İst.”, “Ank.”, “Band”, “Ant.”, “İzm.”, “G.Antep”, “Ş.Urfa”, “G. Hacı-
köy”, “K.Eli”, “Dnz.”, “Çn.” vb. şeklinde- kısaltılarak belirtilebilir mi?
Bu soruyu 14.12.1992 T. E: 1, K: 5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı;
149
“çeklerde keşide yerinin hiçbir duraksamaya meydan vermeyecek şekilde anla-
şılabilir olması koşuluyla -(İst.), (Ank) şeklinde-
150
kısaltılarak yazılabileceği”
şeklinde cevaplandırmıştır.
Yüksek mahkeme, buna karşın; “K.Çekmece”, “V. Şehir”, “İSK”,
“Ç.Kale”, “Ant.”, “Adp.”, “İstan”, “D.evler”, “ESK”, “M.Köy” gibi kısal-
tılmaların, düzenleme yerini belirgin ve tereddüde neden olmayacak
biçimde ifade etmediğini belirterek, bu belirtme şeklinin geçerli olma-
dığını ifade etmiştir.
151
9682/12299; 29.9.2005 T. 14443/18426 vb.
145
Bkz., 12. HD. 31.10.2006 T. 17201/20002; 20.10.2006 T. 16341/19808; 22.4.2005 T. 5058/
8736 vb.
146
Bkz., 12. HD. 15.2.2007 T. 24623/2275; 6.11.2006 T. 17335/20438; 16.10.2006 T. 16042/
19363; 10.2.2006 T. 25219/2082; 3.2.2006 T. 24030/1422 vb.
147
Bkz., 12. HD. 15.2.1999 T. 1046/1358; 25.3.1998 T. 2942/3518.
148
Bkz., 12. HD. 24.3.2000 T. 3716/4506; 24.11.1997 T. 12815/13065.
149
Bkz., Uyar, T., ag.şerh, C: 8, s. 13325 vd.
150
Bkz., 12. HD. 12.3.2007 T. 2148/4500.
151
Bkz., 12. HD. 6.3.2007 T. 1481/3989; 9.10.2006 T. 16160/18641; 17.7.2006 T. 13225/15846
vb.
Talih Uyar makaleler
314TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
2- Ödeme yeri (TK m. 688/I-4)
Bonoda “ödeme yeri” açıkça gösterilmelidir.
“Ödeme yeri” olarak -kent, ilçe, bucak, köy gibi- idari birim adının
yazılması yeterli olup, ayrıca adres gösterilmesi zorunlu değildir.
152
Eğer, “ödeme yeri” gösterilmemişse, “düzenlenme yeri” ödeme yeri
sayılır. “Düzenlenme yeri” de gösterilmemişse, “senedi düzenleyenin
adının yanında yazılı yer hem düzenlenme yeri ve hem de ödeme
yeri sayılır.
153
Senedi düzenleyenin adının yanında da herhangi bir yer yazılı de-
ğilse, senet “bono” niteliğini taşımaz (TK m. 689/III). “Adi senet” sayı-
lır.
Gerek icra müdürü; alacaklının “takip talebi” üzerine -İİK 168/I
uyarınca- ve gerekse icra mahkemesi; usulüne göre kendisine yapılan
başvurularda -İİK m. 170/a-II uyarınca- takip dayanağı bonoda, yu-
karıda belirtilen “alternatif zorunlu şekil koşulları”nın bulunup bulun-
madığını kendiliğinden araştırmak zorundadır. Çünkü, bu koşulların
bulunmaması halinde, alacaklının elindeki senet “adi senet” sayılaca-
ğından, alacaklının “kambiyo senetlerine ilişkin özel takip yolu”na başvu-
ramayacaktır.
C. İSTEĞE BAĞLI (İHTİYARİ) KOŞULLAR
Bu koşullar, bonoda bulunması zorunlu olmayan ve bu bakımdan
bulunmaması, senedin “bono” niteliğine etkili olmayan koşullardır.
Takip hukuku yönünden bu koşulların yokluğu takibin yürü-
mesini etkilemediğinden, gerek icra müdürü -İİK m. 168/I uyarın-
ca- ve gerekse -İİK m. 170/a-II) uyarınca- bu koşulların varlığını, ala-
caklının “kambiyo senetlerine ilişkin özel takip yolu”ndan yararlanması
bakımından araştıramaz.
Ancak hemen belirtelim ki; bonodaki isteme bağlı koşulların yoklu-
ğu takibin yürümesini etkilemezse de, bu koşulların şu ya da bu şekilde
varlığı senette (yer alması) takibi etkiler.
152
Öztan, F., a. g. e., s. 473.
153
Bkz., 12. HD. 6.10.2000 T. 12984/14485.
makaleler Talih Uyar
315TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Bononun “isteğe bağlı (ihtiyari) koşulları” uygulamada pek çok uyuş-
mazlıklara neden olmaktadır.
154
Burada, uygulamada en fazla görülen ve çeşitli uyuşmazlıklara
neden olan bononun isteğe bağlı (ihtiyari) koşullarından sadece takip
hukuku bakımından önem taşıyanlarına kısaca değinilecektir. Bun-
lar;
1. Vâde koşulu ve muacceliyet kaydı,
2. Bedel kaydı,
3. Yetki kaydı,
4. Faiz kaydı,
5. Masraf ve vekalet ücreti kaydı,
6. Keşidecinin ismi’dir.
* * *
1- Vade Koşulu ve Muacceliyet Kaydı:
TK m. 615-619 hükümleri, bono’lar hakkında da uygulanır.
Yollama yapılan TK m. 615’de öngörülen
155
-yani; a- Görüldüğün-
de,
156
b- Görüldükten belirli bir süre sonra,
157
c- Keşide gününden belirli bir
154
Ayrıntılı bilgi için bkz.,Uyar, T., Emre Muharrer Senetlerde İhtiyari Kayıtlar (ABD 1971/1,
s. 29 vd.)
155
Ayrıntılı bilgi için Bkz., Çeliktaş, İ., “Bono’da Vade Unsuru”, Yasa D. 1999/3, s. 303 vd.
156
Bonoda herhangi bir vade kaydı bulunmamakta ise, yani bononun vadesi yazılmamışsa,
“görüldüğünde” ödenmek üzere düzenlenmiş kabul edilir (TK m. 689/II). Böyle bir bono-
nun keşide tarihinden itibaren bir yıl içinde ibraz edilmesi gerekir. Eğer hamil, elindeki bo-
noyu bu süre içinde keşideciye ödenmek üzere ibraz etmez ve ödememe protestosu keşide
etmez ise, keşideci dışında bonoya imza atmış olan diğer kişilere (cirantalara, avalistlere)
karşı müracaat hakkını yitirir (TK m. 690/I, 642/I-1)
157
Bonoda vade konusuna ilişkin olduğu halde, poliçeye nazaran fark arzeden yegane husus
“görüldükten belli süre sonra ödenmesi şart olan bonolarda”, vadenin, “senedi tanzim ede-
nin” bono üzerine yazacağı tarihli ve imzalı bir “görülmüştür” kaydından itibaren işlemeye
başlayacak olmasıdır. Bu husus poliçede “muhatap”ça yerine getirilir. Görüldüğünden belli
bir süre sonra ödenmesi şart olan bonoların, tanzim edene TK m. 605’te yazılı süre içinde,
yani tanzim tarihinden itibaren bir yıl içinde getirilmesi gerekir (TK m. 690/II). Tanzim
eden, bononun kendisine (görülmek üzere) ibraz olunduğunu, gününü işaret etmek suretiyle
teyit etmekten kaçınırsa, durumun bir protesto ile tespiti icap eder... (Öztan, F., a. g. e., s.
996)
Bu
tür vade “görüldüğünden 61, 91 gün sonra” sözcüklerinin bonoya yazılmasıyla ifade
edilir. Bu tip bonolarda vadenin belirlenebilmesi için ibraz süresi içinde bononun tanzim
edene ibrazı ve bono üzerine yazacağı imzalı ve tarihli “görülmüştür” kaydının alınması
gerekir. İbraz süresi tanzim tarihinden itibaren bir yıldır (TK m. 691/II).
Talih Uyar makaleler
316TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
süre sonra,
158
d- Belirli bir gün
159
şeklinde- vadelerden birinin bonoya
konmuş olması mümkünse de, zorunlu değildir. Çünkü, “vadesi gös-
terilmemiş bono, görüldüğünde ödenmesi gereken bir bono” sayılır
160, 161
(TK
m. 689/II). Böyle bir bononun, “düzenlenme tarihinden itibaren bir yıl
içinde” ödenmek üzere ibraz edilmesi gerekir (TK m. 616/I). Bono, bu
süre içinde ödenmek üzere ibraz edilmezse, bonoyu elinde bulundu-
ran hâmil, bononun “asıl borçlusu” durumunda olan keşideci (ve onun
kefilleri) dışındaki senet borçlularına (cirantalarına) karşı talep hakkı-
nı kaybeder (TK m. 642/I).
Bonoya vade konmaması, bononun geçerliliğini etkilemezse de,
bonoya kanunda (TK m. 615) öngörülen -ve az önce belirttiğimiz- dört
tür vadeden başka bir vade
162
veya bu vadelerden birden fazlası
163
ko-
namaz. Bu takdirde, senet “bono” niteliğini kaybeder (TK m. 615/II) ve
“adi senet” sayılır.
Yüksek mahkeme
164
“Takip dayanağı bononun metin bölümünde vade
tarihi belirtildikten sonra ayrıca bono metni dışında ve ‘koçan’ tabir edilen
kısımda yer alan tarihin, ikinci bir vade tarihi olarak kabul edilemeyeceğini”
belirtmiştir.
158
Bu tür vade, “keşide tarihinden (ihdasından) 61 gün, 91 gün sonra” şeklinde bonoda gös-
terilir. Sürenin hesabında, sürenin başladığı gün (keşide günü) hesaba dahil olmaz (TK m.
665.) Örneğin; “9.10.2007” günü düzenlenen bonoda, vâde olarak “düzenlenme (keşide)
tarihinden iki ay sonra” denilmiş ise; ödeme günü “9.12.2007” olur. Keza; “9.10.2007”
günü düzenlenen bonoda, vâde olarak “düzenlendiği tarihten iki buçuk ay sonra” denilmiş
ise; ödeme günü 24.12.2007 olur. (Ülgen, H.,/ Helvacı, M.,/ Kendigelen, A.,/ Kaya, A., a. g.
e., s. 115)
159
Bu tür vade, “13.4.2008, “Kurban Bayramının ilk günü” şeklinde ifade edilebilir. Uygula-
mada “24.7.2008’e kadar ödenecektir” biçiminde ifade olunan “vâde tarihi” de geçerli ka-
bul edilmektedir (Ülgen, H.,/Helvacı, M.,/Kendigelen, A.,/Kaya, A., a. g. e., s. 114) Fakat,
senette “2002 Gurban Bayramı” şeklinde belirtilen tarih “vâde tarihi” olarak algılanamaz
(Bkz., 12. HD. 20.6.2003 T. 13100/14772 . Aynı şekilde; “Pancar parası 2000” şeklinde
belirtilen tarihte “vâde tarihi” olarak kabul edilemez (Bkz., 12. HD. 5.2.2002 T. 1174/2346;
26.5.1998 T. 5589/6028
160
Bkz., 12. HD. 6.10.2006 T. 15133/18608; 5.7.2005 T. 11000/14573; 17.10.2002 T. 20352/
21022.
161
Kınacıoğlu, N., Görüldüğünde Ödenecek Poliçeler, (BATİDER, 1968, C: IV, S. 3, s. 477
vd.)
162
Bkz., 12. HD. 5.2.2002 T. 1174/2346; 26.5.1998 T. 5589/6028 - 12. HD. 5.7.1994 T. 8960/
9145; 9.4.1984 T. 1850/4274.
163
Bkz., 12. HD. 6.3.2007 T. 1172/4040; 28.11.2006 T. 19127/22466; 2.3.2006 T. 1452/4042
vb.; 12. HD. 21.4.1986 T. 2515/4620.
164
Bkz., 12. HD. 9.2.2006 T. 883/2039.
makaleler Talih Uyar
317TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Bononun “vâde tarihi”nde tahrifat yapılmışsa, tahrifat öncesi bonoda
yazılı olan tarih “vade tarihi” olarak kabul edilir.
165
Senedin “vade” ve “düzenlenme” tarihleri aynı tarih olabilirse de,
166
“vade tarihi” “düzenlenme tarihi”nden önceki bir tarih olamaz.
167, 168
Rakamla ve yazı ile gösterilen vade tarihlerinin birbirine uygun
olmaması halinde, senet “bono” niteliğini taşımaz.
169
Bu durumda; “ra-
kamla ve yazıyla gösterilen bono bedelleri arasında fark bulunması halinde,
yazıyla gösterilen bedele itibar edileceğini” öngören TK’nın 588. maddesi
uygulanamaz, yani; “yazıyla belirtilen vâde tarihi”ne itibar edilemez...
170
Senette “vade tarihi” noksan olarak belirtilmiş ve bu noksanlık
herkesçe kolayca anlaşılabilecek (giderilebilecek) nitelikte ise, senedin
geçerliğine etkili olmaz. Örneğin; 1 Mart 2000’da düzenlenen bonoda
vade “1 Haziran” olarak belirtilmişse, vade tarihinin “1 Haziran 2000”
kabul edilmesi gerekir.
171,
172
Vade tarihi bonoda, “belli bir günde ödenecek” şeklinde ifade edil-
mek isteniyorsa; gün, ay ve yılın kesin olarak -örneğin; “31.12.2007”
gibi- belirtilmesi gerekir.
173,
174
Yılı belirtilmeden sadece gün ve ayı yazılarak vade tarihi belirti-
lemez.
175
“3.20.2004” (“1.30.2000”, “11.15.1998”) olarak yazılmış vade tari-
hinin “20.3.2004” (“30.1.2000”, “15.11.1998”) olarak algılanması gere-
kir.
176
165
Bkz., 12. HD. 19.4.2005 T. 5485/8402; 26.3.2004 T. 2470/7272; 26.1.2004 t. 24240/1403.
166
Bkz., 12. HD. 5.5.2005 T. 7305/9821.
167
Bkz., 12. HD. 24.10.2005 T. 16915/20607; 31.10.2006 T. 16849/20080; 15.11.2005 T.
18109/22303 vb.
168
Öztan, F., a. g. e., s. 997.
169
Bkz., 12. HD. 21.4.2000 T. 5609/6478; 8.4.1996 T. 4640/4800.
170
Bkz., 12. HD. 1.4.2002 T. 5582/6653; 19.2.2002 T. 2204/2588; HGK. 14.5.2003 T. 12-
347/345.
171
Karayalçın, Y., a. g. e., s. 158; Arslanlı, H., a. g. e., s. 53.
172
Karş., Domaniç, H., a. g. e., s. 245 - Ülgen, H.,/Helvacı, M.,/Kendigelen, A.,/Kaya, A., a. g.
e., s. 114.
173
İmregün, O. Kıymetli Evrak Hukuku, s. 45.
174
Bkz., 12. HD. 2.6.1994 T. 7192/7282.
175
Bkz., 12. HD. 2.6.1994 T. 7192/7282.
176
Bkz., 12. HD. 30.9.2004 T. 16714/20577; 24.10.2000 T. 15039/15854; 17.5.1999 T. 6019/
6407.
Talih Uyar makaleler
318TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Vade tarihi olarak imkansız bir tarih örneğin; “30.2.2004” yazılmış-
sa, bu durum senedin bono olma niteliğine etki eder mi? Yargıtay’ımız
haklı olarak “bu durumun, belgenin bono olma özelliğini ortadan kaldıraca-
ğını kabul etmenin, aşırı bir şekilcilik olacağını” belirterek, “Şubat ayının son
gününün vade olarak kabul edilmesi gerekeceğini” -yani; bu örnekte, vâde
tarihinin “28.2.2004” olarak algılanması gerekeceğini-
177
belirtmiştir.
Bononun “vade” kısmına lehtarın, “lehtar” kısmına ise vadesinin
yazılmış olması ise, senedin “bono” sayılmamasını gerektirmeyeceği
178
gibi, “vade” tarihi ile “tanzim” tarihlerinin değişik kalemle yazılmış ol-
ması
179
da senedin “bono” olma niteliğine etkili olmaz.
Senede “vade tarihi”, senet düzenlendikten sonra da
180
ve fakat en
geç senet tedavüle çıkarılmadan
181
yazılabilir. Ancak, senede sonradan
atılan vade tarihinin -borçlu ile lehtar arasındaki anlaşmaya uygun
olarak- atılmış olması gerekir. Borçlu, senede sonradan atılan vade
tarihinin “aradaki anlaşmaya aykırı olarak atılmış olduğunu” yazılı delille
kanıtlayarak, bu senede dayalı takibin iptalini isteyebilir.
182
Uygulamada, bonolara konulması alışkanlık haline gelmiş olan
“....... bu bono vadesinde ödenmediği takdirde bundan sonraki bonoların da
muacceliyet kesbedeceği (vadelerinin gelmiş sayılacağı) .......” şeklindeki ka-
yıt geçerli midir? Doktrinde
183
bu konuda çok değişik görüşler ileri sü-
rülmüş ve Yargıtay uzun süre bu değişik görüşlerin etkisi altında fark-
lı kararlar vermiştir.
184
Ancak son zamanlarda, yüksek mahkemenin
-taraflar arasında ayrıca düzenlenmiş bir sözleşme olmadıkça- bono-
lara konan bu kayıtları geçersiz (hiç yazılmamış) saydığını,
185
mahke-
177
Bkz., 12. HD. 10.1.2005 T. 22727/207; 3.2.2000 T. 435/1481.
178
Bkz., 12. HD. 31.1.1985 T. 11501/799.
179
Bkz., 12. HD. 2.12.1991 T. 5099/12571.
180
Bkz., 12. HD. 10.3.1986 T. 8977/2581; 12.11.1981 T. 6980/8304.
181
Bkz., 12. HD. 20.11.1987 T. 16904/11952.
182
Bkz., 12. HD. 10.3.1986 T. 8977/2581; 12.11.1981 T. 6980/8304.
183
Domaniç, H., a. g. e., s. 969 vd.; Öğütçü, H., / Altın, M., a. g. e., s. 322 vd.; Karayalçın, Y.,
a. g. e., s. 316; Akgün, M.Z., a. g. e., s. 121; Şimşek, E., Ticari Senetler, s. 91; Erman, E.S.,
a. g. e., s. 194; Berkin, N., İflas Hukuku, 1972, s. 147; Taylan, E., “Taksitle Satışlar”, Yasa
D., 1980/6, s. 801 vd.; Ertekin, E., /Karataş, İ., a. g. e., s. 206; Öztan, F., a. g. e., s. 1002;
Çeliktaş, İ., a. g. m., s. 305.
184
Bkz., İİD. 9.2.1970 T. E: 1592, K: 1453 (RKD. 1970/6-7, 2/2, S. 104) - TD. 24.10.1969 T.
E: 1950, K: 4978 (Batider, C: V, s. 821) - İİD. 15.4.1966 T. E: 4233, K: 3478 (Erman, E.S.,
a. g. e., s. 194) - İİD. 21.4.1966 T. E: 4416, K: 4175 (ABD. 1966/2, s. 595) - İİD. 28.1.1964
T. 781, K: 1158 (Tuncay, S.,/ Demirhan, H.O., İcra ve İflas Kanunu, s. 158)
185
Bkz., 12. HD. 27.6.2006 T. 11098/14045; 24.1.2005 T. 24073/862; 14.10.2004 T.
makaleler Talih Uyar
319TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
meden İİK m. 257/II’ye göre ihtiyati haciz kararı alınmadıkça “BK. m.
224 hükmünün kambiyo senetleri hakkında uygulanmayacağı”nı belirttiğini
görüyoruz.
Kanımızca, bonolara uygulamada konulduğu görülen “muacceliyet
(istenebilirlik) koşulları”, kambiyo hukuku ile bağdaşmadığından geçer-
siz sayılmalıdır. Bu koşulların geçersizliği kuşkusuz senedin “kambiyo
senedi” olma niteliğini etkileyemez. Eğer, taraflar aralarında yaptık-
ları ayrı bir sözleşmede “düzenlenen senetlerden birisinin vadesinde
ödenmemesi halinde diğerlerinin de muaccel olacağını” kararlaştırmışlarsa,
bu sözleşme gereğince günü gelmemiş olan senetler de takip konusu
yapılabilir. Bu durumda, senetlerin muaccel hale gelmesi, tarafların
aralarında yaptıkları sözleşmenin kapsam ve koşullarına göre saptan-
malıdır. Burada artık, BK m. 224’ün koşulları ve senedin “taksitle mal
satımına ilişkin olup olmadığı”na bakılmamalıdır...
Senedin vadesi, cumartesi, pazar ya da bayram gibi resmi bir tatil
gününe rastlarsa, senedin ödenmesi ancak tatili izleyen iş gününün
çalışma saatinin sonuna kadar uzar
186
(TK m. 664). Bu gibi durumlar-
da, “vade” değişmemekte, “ifa (ödeme) günü” ileriye kaymaktadır. Bu
nedenle, kanımızca, vadesi Cumartesi ya da Pazar gününe rastlayan
bir bono ancak Salı günü takibe konulabilir.
Ayrıca belirtelim ki; senedin vade tarihinde yapılan değişiklik,
borçlu tarafından yanına imza edilmek suretiyle onanmadıkça geçerli
olmaz.
187
Vadeye ilişkin kaydın senet metni içinde bulunmasının zorunlu
olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır. Bir görüşe göre,
188
bunun senet
metni içinde bulunması zorunlu değildir. Diğer bir görüşe göre ise,
189
bu kayıt ancak senet metni içinde bulunursa geçerli olur.
2. Bedel Kaydı
Keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiye bedel ilişkisi denilir.
190
Bu
ilişki konusunda senede, “bedeli malen alınmıştır”, “bedeli nakden alın-
17359/21711 vb.; 12. HD. 10.4.2003 T. 4985/7896; 19.10.1998 T. 10259/11067.
186
Bkz., 12. HD. 27.1.1995 T. 1236/927; 7.11.1988 T. 892/12805.
187
Bkz., 12. HD. 19.9.1988 T. 9688/9910; 7.7.1980 T. 4191/5908.
188
Karayalçın, Y. a. g. e., s.157; Öztan, F. a. g. e., s. 482.
189
Poroy, R./Tekinalp, Ü., a. g. e., s. 158.
190
Karayalçın, Y., a. g. e., s. 114.
Talih Uyar makaleler
320TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
mıştır” vb.... şeklinde kayıt konabilir. Ancak, böyle bir kaydı içerme-
yen senet de “bono” niteliğini taşır.
191
Uygulamada, “bedel kaydı” özellikle borçlular tarafından “sene-
din karşılıksız olduğu (kaldığı)”, “hatır senedi olduğu” iddiaları ile açılan
olumsuz tespit davalarında önem taşır.
192
3. Yetki Kaydı
Ticaret Kanununda bonoların “zorunlu” ve “ihtiyari (isteğe bağlı)”
koşulları arasında “takip yerinin tayini” konusunda bir hüküm mevcut
değildir. Bu nedenle, uygulamada senetlere konulması alışkanlık hali-
ne gelmiş olan “yetki kaydı”nın geçerli olup olmadığı doktrinde tartış-
ma konusu olmuştur. Bir görüşe göre
193
“bonoyu düzenleyen kişi senedi
lehtara verirken, düzenleyen kişi ile lehtar arasında bir akdi ilişki doğmaktadır
ve lehtar bonoda yazılı kayıtlar dahilinde bonoyu kabul ettiğinden, bonodaki
yetki kaydı da lehtar tarafından benimsenmiş olmaktadır. Bu nedenle, bono-
daki yetki kaydı geçerlidir.” Buna karşın diğer bir görüşe göre
194
“ciro edil-
memiş bonolarda sadece borçlunun imzası bulunacağından, bunlardaki yetki
kaydı kural olarak geçerli değildir. Çünkü yetki sözleşmesi yazılı şekilde yapıl-
malıdır. Bir sözleşmenin yazılı şekilde yapıldığından bahsedebilmek için yazılı
sözleşmenin iki tarafının da imzasını içermesi gerekir. Buna karşın alacaklı bu
bonoyu bir başkasına ciro etmişse, bonodaki bütün hususları -bu arada yetki
kaydını- imzası ile kabul etmiş sayılacağından, yetki kaydının yazılı şekli ta-
mamlanmış olur ve bundan sonra, yetki kaydı borçlu, alacaklı ve cirantalar
için hüküm ifade eder.”
Yargıtay ise, bonolardaki “yetki kaydının mutlak olarak geçerli oldu-
ğu” kanısındadır.
195
Bonolara, yetki kaydının bu şekilde isteğe bağlı olarak konulabi-
leceğini belirttikten sonra, birden fazla mahkemenin (icra dairesinin)
yetkili olarak gösterilip gösterilemeyeceği hususuna da kısaca değine-
191
Bkz., 12. HD. 1.10.1980 T. 5416/6907.
192
Bu konuda ayrıntılı açıklama için Bkz., Uyar, T., a. g. şerh, C: 4, 2006, s. 6529 vd.; Uyar, T.,
İcra Hukukunda Olumsuz Tesbit ve Geri Alma Davaları, C: 2, 1993, s. 1369 vd.
193
Karayalçın, Y./İmregün, O.,/Kalpsüz, T., Tahkim Haftası, s. 166.
194
Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2. Baskı, s. 166;: 5. Baskı, C: 1, s. 360, 6. Baskı, C:
1, s. 560 vd. Tahkim Haftası, s. 254, 447.
195
Bkz., 12. HD. 27.12.2005 T. 22116/26177; 23.6.2003 T. 12009/14975; 14.6.2002 T. 11363/
12833.
makaleler Talih Uyar
321TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
lim. Doktrinde
196
“taraflar yetki sözleşmesi ile yalnız bir yer mahkemesini
yetkili kılabilirler, birden fazla mahkemenin yetkili olacağını kararlaştıramaz-
lar. Çünkü, HUMK. m. 22’de ‘mahkemeler’ (çoğul) değil, ‘mahkeme’ (tekil)
denilmektedir.” gerekçesiyle “birden fazla yer mahkemesinin yetkili olabi-
leceğinin öngörülemeyeceğini” belirtmiştir. Yargıtay 12. HD. önceleri
197
-eski tarihli kararlarında- “bonoda birden fazla yerin (mahkeme veya icra
dairesinin) yetkili kılınmış olmasının geçersiz olacağını” belirtmişken, son
kararlarında
198
“düzenlenen bonoda birden fazla icra dairesinin yetkili ol-
duğunun belirtilebileceğini” ifade etmeye başlamıştır...
Bonodaki yetki kaydında sadece “mahkeme”den bahsedilmiş olsa
da, bu kayıt “icra daireleri” için de geçerli olur.
199,
200
Yukarıdaki kurallara göre bonoya konulan “yetki kaydı” gereğince, se-
net hamilinin takip ve dava yerini seçmede -genel hükümlerde olduğu gibi-
tercih (opsiyon) hakkı var mıdır? Yani, senet hamili dilerse yetkili kılınan
yerde, dilerse -genel yetkili olan- borçlunun ikametgahının bulunduğu
yerde icra takibi yapabilir mi? İsviçre Federal Mahkemesi ile Yargıtay
arasında bu konuda görüş ayrılığı vardır. Federal Mahkeme;
201
senette
yetkili mahkemenin gösterilmiş olmasının, alacaklının yetki yönünden
“ikametgah mahkemesi” ile “yetkili olarak seçilen mahkeme” arasındaki ter-
cih hakkını kaldıracağı görüşündedir. Yargıtay
202
ise; öteden beri bu
konuda “senette yetkili mahkemenin gösterilmiş olmasının genel yetkili olan
borçlunun ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinin yetkisini kaldırma-
yacağı” görüşünü savunmuştur.
Senede eklenen “yetki kaydı” gereği, ciro ile senedin hamili duru-
muna gelmiş olan kişi, keşideci hakkında, senette yetkili kılınan yerde
de takip yapabilirse de, acaba aynı yerde kendisinden önce gelen ci-
rantalar hakkında da -rücu (başvuru) için gerekli koşullar gerçekleştiği
takdirde (TK m. 642)- takip yapabilir mi? Başka bir deyişle “yetki kaydı”,
keşideci ile birlikte cirantaları da, son hamile karşı bağlar mı? Ciro
196
Kuru, B., a. g. e., 6. Baskı, C: 1, s. 563.
197
Bkz., 12. HD. 15.5.1984 T. 3401/6099; 2.12.1982 T. 8027/9002; 18.9.1979 T. 6183/6925.
198
Bkz., 12. HD. 27.5.2002 T. 1008/11095.
199
Bkz., 12. HD. 27.12.2005 T. 22116/26177; 23.6.2003 T. 12009/14975; 14.6.2002 T. 11363/
12833.
200
Karş., Kuru, B., a. g. e., 6. Baskı, C: 1, s. 565.
201
Bkz., Yourdal des Tribun, aks, 1960, s. 99 (Naklen; Sengir, T., Emre Muharrer Senetlerde
Yetki, Ad. D. 1964/3-4, s. 321
202
Bkz., 12. HD. 28.6.2004 T. 13149/16871; 26.4.1988 T. 6797/5548.
Talih Uyar makaleler
322TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
ile ciranta, ancak senetten doğan hakları hamile devretmiş olduğun-
dan ve kendisi de yetki sözleşmesine taraf olmadığından, uyuşmazlık
halinde keşideciyi takip için yetkili kılınan icra dairesi ve mahkemesi,
cirantalara rücuda hamile hak sağlamaz.
203
Ancak ciranta, keşideci ile
birlikte takip ve dava ediliyorsa, o zaman HUMK m. 9 gereğince yalnız
“keşideci” için yetkili olan mahkeme ve icra dairesi, “ciranta” için de
yetkili olur.
Bononun isteğe bağlı (ihtiyari) koşullarından olan “yetki kaydı”nda
alacaklı kendiliğinden değişiklik yaparsa örneğin; senette “....uyuşmaz-
lık halinde Ankara mahkeme ve icra daireleri yetkilidir.” denildiği halde,
alacaklı bunda “.....Ankara ve Manisa mahkemeleri....” şeklinde değişik-
lik yaparsa, yani “ve Manisa” sözcüklerini senet metnine eklerse ya da
senette yetkili mahkemeyi (ve icra dairesini) gösteren kısım boş bıra-
kılmış olduğu halde, alacaklı bu boşluğu “keşideci ile aralarındaki anlaş-
maya aykırı olarak” kendiliğinden doldurursa alacaklının bu eylemi suç
sayılır.
204
Ayrıca böyle üzerinde tek taraflı olarak değişiklik yapılmış
senede dayanan takibin de, icra mahkemesi tarafından iptali gerekir.
Bonoya konulan “yetki kaydı”nda belirli bir yer mahkemesinin
(icra dairesinin) yetkisinin saptanmış olması gerekir. Genel biçimde
“TC mahkemelerinin (icra dairelerinin) yetkili olduğuna” dair konulan ka-
yıt geçerli olmaz, yazılmamış sayılır.
205
4. Faiz Kaydı
TK m. 690/II’deki yollama gereğince bonolara “faiz kaydı” konabi-
lir. Bu hususta, poliçelere ilişkin TK m. 587 hükmü uygulanır. Aslında
bonodaki “belirli bir para (meblağ) koşulu” gereğince “faiz koşulu”nun da
bonolara konulamaması gerekirdi... Bu nedenledir ki; Ticaret Kanu-
nu her türlü bonolarda değil, ancak a- Görüldüğünde, b- Görüldüğünden
belli bir süre sonra ödenecek bonolarda “faiz koşulu”nun geçerli olacağını
belirtmiştir.
206
Diğer bonolarda ise, “faiz koşulu” geçersiz olup yazılma-
mış sayılır ve bu durum bononun geçerliğine etkili olmaz
207
(TK m.
587/II).
203
Şimşek, E., a.g.e., s. 61 vd.
204
Ayrıntılı bilgi için bkz., Uyar, T., İcra ve İflas Suçları, s. 668 vd.
205
Bkz., 12. HD. 27.3.2000 T. 4016/4551.
206
Bkz., 12. HD. 3.10.2000 T. 13273/14228.
207
Bkz., 12. HD. 3.10.2000 T. 13273/14228 - 12. HD. 17.12.1987 T. 13771/13261.
makaleler Talih Uyar
323TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
Bonoda faizin başlangıcı gösterilmemiş ise, faiz bononun düzen-
lendiği tarihten itibaren başlar ve vâdeye kadar devam eder. Bono va-
desinde ödenmezse, hepsi üzerinden “gecikme faizi” hesap edilir. Çün-
kü, vade tarihine kadar işleyecek faiz “asıl meblağ (kapital) faizi”dir.
Hemen belirtelim ki; uygulamada bonolara bu tür -yani “kapi-
tal faizi” niteliğinde- “faiz kaydı” konulduğu pek görülmemektedir.
Daha çok; “bu bono vadesinde ödenmezse (% 80, 90) faizi ile birlikte ödemeyi
kabul ediyorum...” şeklinde kayıtlar konmaktadır. Yüksek mahkeme
208
bu tür kayıtların geçersiz olacağını belirtmiştir.
5. Masraf ve Vekalet Ücreti Kaydı
Medeni Usul Hukuku’nda olduğu gibi, İcra Hukuku’nda da harç
ve masraflar sonuçta haksız çıkan tarafa yüklenir. İİK m. 15 ve 59 ge-
reğince, harç ve masraflardan borçlunun sorumlu tutulması kanunda
aksinin yazılı olmaması koşuluna bağlı tutulmuştur. Gerçekten 2548
sayılı kanunun 1. maddesi gereğince, uygulamada “cezaevi harcı” adı
ile anılan harca alacaklı katlanmaktadır. Acaba taraflar, düzenledikleri
bonoya “bononun vadesinde ödenmemesi üzerine, alacaklının icraya başvur-
ması halinde”, bu harcın da borçlu tarafından ödeneceğini örneğin; “.....
bu bono vadesinde ödenmediği takdirde, 2548 sayılı Yasa gereğince ödenmesi
gereken cezaevi harcını da ödeyeceğim...” şeklinde kayıt koyabilirler mi?
Yargıtay önceleri
209
“bu tür kayıtların geçerli olduğunu” kabul ederken,
sonra
210
bu içtihatından dönerek “Bu kayıtların buyurucu (emredici) bir
hüküm olan 2548 sayılı yasanın 1. maddesine aykırı ve geçersiz olduğunu”
kabul etmiştir. Bonolara, icra (takip) giderleri arasında önemli bir yer
tutan “avukatlık (vekalet) ücreti” hakkında bir kayıt konabilir mi? Uy-
gulamada genellikle “borç vadesinde ödenmezse borcun (% 10, 20, 25 vb.)
oranında vekalet ücreti ödemeyi kabul ediyorum.” şeklindeki kayıtların
bonolara yazıldığı görülmektedir. Bilindiği gibi bir taraftan kanun (İİK
m. 138/III) diğer taraftan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri, icra işlemle-
rinde borçluya yüklenecek (borçludan alınacak) vekalet ücretini ayrıca
düzenlemişlerdir. Alacaklı ile borçlunun düzenledikleri bonoya Avu-
katlık Asgari Ücret Tarifesi’nin öngördüğünden az ya da çok oranda
208
Bkz., 12. HD. 7.12.1987 T. 13771/13261.
209
Bkz., İİD. 13.11.1958 T. E: 5957, 5945; 1.4.1955 T. E: 1880; K: 1995.
210
Bkz., 12. HD. 26.2.1987 T. 6754/2692; 5.6.1986 T. 12776/6780.
Talih Uyar makaleler
324TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
miktarını (yüzdesini) belirterek koyacakları yukarıdaki şekildeki bir
kayıt, taraflarca “vekalet ücreti” olarak isimlendirilmiş olsa dahi “vekalet
ücreti” olarak sayılmayıp, “cezai şart” sayılır.
211
Bu nedenledir ki, icra
müdürünce vekalet ücreti takdir olunurken, alacaklı ile borçlu arasın-
daki sözleşmeye bakılmaz (İİK m. 138/III). 538 sayılı yasa ile 1965 yı-
lında yapılan değişiklikle fıkraya eklenen bu cümle ile “son zamanlarda,
borç senetlerine eklenmesi alışkanlık haline gelmiş olan yukarıda belirttiğimiz
şekildeki kayıtların icra müdürü tarafından göz önünde bulundurulmayaca-
ğı” belirtilmek istenmiştir.
212
Yargıtay
213
da çeşitli kararlarında “bonola-
ra konulan bu tür vekalet ücretine ilişkin kayıtların yazılmamış sayılacağını”
belirtmiştir.
6. Keşidecinin İsmi
Bonoda keşidecinin isminin belirtilmesine gerek yoktur.
214
Bonoda
keşideci yerine “firma adı” da yazılabilir. Bu durum senedin bono nite-
liğini etkilemez.
215
Bononun geçerli olabilmesi için, keşidecinin sadece
imzasını içermesi yeterlidir. Uygulamada, bir zorunluluk olmama-
sına rağmen, bonolara -poliçelerde olduğu gibi- keşidecinin isim ve
soyadı da yazılmaktadır.
Borçlunun bonoyu “asıl ad ve soyadı ile” değil de, “çevresinde tanın-
dığı adı ile” imzalaması bononun geçerliğini etkilemez.
216
7. “Ciro edilemez” Kaydı
Kanun gereği “emre yazılı senet” olan bonolara “ciro edilemez” ya da
“emre değildir” gibi kayıtların yazılıp yazılamayacağı ve böylece bono-
ların “nama yazılı senet” haline getirilip getirilemeyeceği doktrinde
217
tartışmalı olduğu halde yüksek mahkeme
218
“konulan böyle bir kaydın
211
Bkz., İİD. 13.6.1967 T. 5855/5959; 28.1.1964 T. 771/1148.
212
Bkz., Senato Tutanak Dergisi, 1/22-4-6, s. 472 vd.
213
Bkz., 12. HD. 17.12.1987 T. 13771/13261.
214
Bkz., 12. HD. 3.10.2006 T. 18860/21677; 23.6.2003 T. 12013/14971.
215
Bkz., 12. HD. 20.12.2004 T. 21272/26309; 5.10.1995 T. 13676/12979.
216
Bkz., TD. 15.2.1973 T. 463/531.
217
Böyle bir kaydın konulabileceği görüşü için Bkz., Öztan, F. a. g. e., s. 998 - Eriş, G., a. g. e.,
s. 618; Aksi görüş için Bkz., Domaniç, H.,, a. g. e., s. 483 - Karayalçın, Y. a. g. e., s. 26.
218
Bkz., 12. HD. 9.5.2006 T. 7431/10310; 20.10.1981 T. 6012/7655; 12. HD. 22.4.2005 T.
5070/8741.
makaleler Talih Uyar
325TBB Dergisi, Sayı 74, 2008
senedin kambiyo senedi sayılmasına ve takip şekline etkili olmayacağını” (an-
cak, senedin ciro yoluyla el değiştiremeyeceğini) belirtmiştir.
219
8. Hakem Kaydı
Bonoya “.... bu bonoya ilişkin uyuşmazlıklar hakem yolu ile çözümle-
nir.” şeklinde “hakem kaydı” konulabilir. “Hakem kaydı” bonoyu ciro su-
retiyle alan cirantaları da bağlar; fakat hamil bu şartı kabul etmiyorsa,
bonoyu hakem şartını çizerek ciro edebilir.
220
9. Protestodan Muafiyet Kaydı
Bonoya, senedi düzenleyen (keşideci) ya da bir ciranta “protesto-
dan muafiyet kaydı” koyabilir (TK m. 690/I, 634).
219
Karş., “Bu durumda ‘bono’nun kambiyo senedi niteliğini kaybedeceği ve adi senet sayıla-
cağı” görüşü” için bkz., TD. 30.3.1973 T. E: 950, K. 1415.
220
Eriş, G., a. g. e., s. 618 - Öztan, F. a. g. e., s. 1002.