makaleler Ayşe KILINÇ
315TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
GİRİŞ
“İflas Kararına Karşı Kanun Yolları”, “İflas Kararının Kesinleşmesi”
konulu bu çalışmada, asliye ticaret mahkemesince iflas davasının in-
celenmesi sonucu verilen kararlara göre bir ayrım yapılmak suretiyle,
başvurulabilecek kanun yolları ve bu kanun yollarının özellikleri dik-
kate alınmış, kanun yollarına başvurmanın ticaret mahkemesinin iflas
davası sonucunda verdiği karara etkileri ve iflas davası sonucu verilen
kararlara karşı tüketilebilecek kanun yolları 5132 sayılı Kanun’un m.
12 ile İİK m. 164’e eklenen istinaf kanun yolu da dikkate alınarak ince-
lenmiştir.
İstinaf mahkemelerinin henüz kuruluşu tamamlanmamış olduğu
hususu dikkate alınarak, yürürlükteki mevzuat uyarınca iflas dava-
sı sonucunda verilen karara karşı gidilebilecek bir kanun yolu olarak
uygulamasının başlamadığından bahisle, iflas davası sonucu verilen
kararların istinaf incelemesinin ne şekilde olacağı ancak teorideki gö-
rüşler çerçevesinde ele alınmıştır. Ayrıca ticaret mahkemesinin iflas
davası sonucunda verdiği hangi kararlara karşı, kimler tarafından ka-
nun yollarına başvurulabileceği de kanun yolları ayrımı yapılmaksızın
ortak açıklanmak suretiyle inceleme konusu yapılmıştır.
İFLAS KARARINA KARŞI
KANUN YOLLARI,
İFLAS KARARININ KESİNLEŞMESİ
(İİK m. 164)
Ayşe KILINÇ*
* Av., Eskişehir Barosu, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hu-
kuk doktora öğrencisi
Ayşe KILINÇ makaleler
316TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
1. BÖLÜM: İFLAS KARARINA KARŞI KANUN YOLLARINA
BAŞVURMAK İÇİN GEREKEN ŞARTLAR
I. İFLAS DAVASI SONUCUNDA
VERİLEN KARARA KARŞI KİMLER
KANUN YOLLARINA BAŞVURABİLİR?
Ticaret mahkemesinin iflas davası sonucunda vermiş olduğu ka-
rara karşı, “hukuki yararı”
olmak koşuluyla, davacı ya da davalı kanun
yollarına başvurabilirler.
İflas davası sonucunda iflasına karar verilmiş olan borçlu müflisin
kanun yollarına başvurmada prensip olarak hukuki yararı mevcuttur.
Zira iflas davası bir takibe mesnet açılmış ve borçlunun iflasına karar
verilmişse, aleyhine olan bu karara karşı kanun yollarına başvurmada
hukuki yararının olduğu şüphesizdir.
Borçlu aleyhine açılan doğrudan iflas davası için de aynı durum
geçerlidir. Ancak sorun borçlunun (şartları oluştuğunda) kendisinin
iflasını talep etmesi durumunda, mahkemenin verdiği karara karşı
(eğer bu karar borçlunun iflasına ilişkin bir kararsa, bu karara karşı
koymada hukuki yararı yoktur. Zira onun talebi iflasına karar veril-
mesidir) ki bu karar iflas davasının reddine ilişkinse, kanun yollarına
başvurmada hukuki yararın aranıp aranmayacağı noktasında ortaya
çıkar.
Kanaatimizce; böyle özel durumlar için gerek iflas davasının açıl-
masında, gerekse bu dava sonucunda verilen karara karşı kanun yolla-
rına başvurmada aranan menfaat; aslında kamusal bir menfaattir. Bu-
rada hukuki menfaat aranmaz ya da böyle bir talepte hukuki menfaat
varsayımsal olarak vardır.
İflasın açılmasıyla müflisin tasarruf yetkisinin masaya dahil mal-
lar hakkında sınırlanması (İİK m. 191), müflisin iflas kararını temyiz
HUMK m. 427’de “Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla
hükmü temyiz edebilir.” diyerek kanun yollarına başvurmak için de davacı olabilme-
de gereken hukuki yarar şartı aranmıştır.
“İstinaf yoluna başvuran kişinin de hukuki yararının bulunması gerekir. İlk derece
mahkemesinde lehine karar verilmiş olan tarafın istinafa başvurmak bakımından
hukuki yararının bulunmadığı söylenebilir. Ancak duruma göre, karar lehine tara-
fın istinafa başvuruda hukuki yararı olduğu tespit edilirse, o da bu yola başvura-
bilir.” Pekcanıtez Hakan /Atalay Oğuz /Özekes Muhammet, Medeni Usul Hukuku,
Ankara 2005, s. 540
makaleler Ayşe KILINÇ
317TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
etme hak ve menfaatini ortadan kaldırmaz.
Müflisten başka takipte
bulunan alacaklının
iflas talebinin ilanı üzerine davaya müdahale
eden alacaklıların, tüzel kişiler adına temsil ve ilzam yetkisine sahip
olan kişilerin
temyiz talebinde bulunabilecekleri kabul edilmektedir.
II. İFLAS DAVASI SONUCUNDA VERİLEN
HANGİ KARARLARA KARŞI
KANUN YOLLARINA BAŞVURULABİLİR?
İİK m. 164’te “Ticaret mahkemesince verilen nihai kararlara” denmek
suretiyle, bu soruyu tereddüde yer bırakmadan cevaplamıştır. Aynı
zamanda bu hüküm, “İlk derece mahkemelerinin nihai kararlarına karşı
istinaf yoluna başvurulabilir.” diyen HUMK m. 426A ile de paralel bir
düzenleme getirmiştir. Gerek HUMK m. 426A’nın
gerekse İİK m.
164’ün lafzından nihai kararın esasa mı yoksa usule mi ilişkin olduğu
konusunda bir ayrım yapılmadığından, ticaret mahkemesinin iflas da-
vası sonucu davanın esasına girmeden usulden veya davanın esasına
girerek yaptığı inceleme sonucu verdiği nihai kararlara karşı kanun
yollarına başvurulabilecektir. Bu bağlamda nihai karar niteliğinde ol-
mayıp ara karar niteliği taşıyan depo kararı,
muhafaza tedbirleri ve
defter tanzimine ilişkin kararlara karşı kanun yollarına başvurabilmek
mümkün olmayacaktır.
8
Altay Sümer, Türk İflas Hukuku, 1.cilt, 2004, s. 184
Belgesay Mustafa Reşit, İcra ve İflas Hukuku Sentetik, Bölüm 2. cilt Konkordato, İflas,
İptal Davası, Tahliye, İstanbul 1953, s. 59; Ayrıca kanuni veya akdi temsilci veya
yetkili vekil tarafından temyiz edilebilmesine ilişkin bkz. Olgaç Senai, İcra-İflas
2.cilt, Ankara 1978, s. 1344.
Altay s. 184; Olgaç s. 1344; Anonim şirketin iflasına dair kararı, ortakların temyiz etme
yetkisinin olmadığına dair İİD 2.7.1968T, E 3615, K 69900 bkz .Uyar Talih, Gerekçeli-
İçtihatlı İcra-İflas Kanunu Şerhi, İzmir 1975, s. 1767-1768
istinaf yoluna başvurabilecek kararlar bakımından bkz. Konuralp Haluk, Türkiye
Barolar Birliği, İstinaf Mahkemeleri Uluslararası Toplantı, (7-8 Mart 2003), “Bölge Ad-
liye Mahkemelerinde Uygulanacak Usul (Hukuk Davaları Açısından)”, (s. 247-265),
s. 247-248; Pekcanıtez/Atalay/Özekes s. 538-539; Yıldırım Kamil, Türkiye Barolar
Birliği, İstinaf Mahkemeleri Uluslararası Toplantı (7-8 Mart 2003) “Kanun yolu olarak
İstinaf” (s.285-317), s. 304-305
Depo emrine ilişkin kararın nihai bir karar bulunmamasına göre, ancak asıl hükümle bir-
likte temyiz edilebileceğine dair Y. 12 HD, 22.5.1984 E 3451/K 6472 için Eriş Gönen,
Uygulamalı İflas ve Konkordato Hukuku (Açıklamalar ve İçtihatlar), Ankara 1991, s. 128
8
Nihai karar niteliğinde olmayan kararların temyizine dair bkz. Altay s. 185; Öğütçü
A.Tahir/Çitoğlu Ali, Uygulamalı İcra ve İflas Kanunu, Ankara 1977, s. 766
Ayşe KILINÇ makaleler
318TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
III. KANUN YOLLARINA BAŞVURMANIN
HÜKMÜN İCRASINA ETKİSİ
İİK m. 164/2 c.1’de açıkça belirtildiği üzere “iflas kararının temyizi
iflasın ilanına ve masanın teşkiline mani değildir.”
İflas kararına karşı kanun yollarına başvurmanın hükmün icrasını
etkileyip etkilemeyeceği meselesi, Kanun’un açık metni karşısında tar-
tışmadan uzak tutulması gerekir. Nitekim m. 164/2 c. 1’de iflas kararı-
nın temyizinin iflasın ilanına engel olmayacağının belirtilmesi yanında
aynı fıkra c. 3’te buna bir istisna getirmek suretiyle kanun yollarına
başvurmanın sadece ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasına engel
olacağını belirtmiştir.
İİK m. 164/2 karşısında doktrinde iflas kararının temyizinin (Bunu
geniş anlamda kanun yollarına başvurmak olarak anlamamız gerekir.)
hükmün icrasına engel olmayacağı benimsenmiştir.
A. TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURMA HALİNDE
Yukarıda belirttiğimiz gibi kanun yollarına başvurmanın hükmün
icrasını etkilemeyeceği kabul edilmekle birlikte, bu hususun doktrinde
kabul görmesi zaman almış, İİK m. 164’e eklenen fıkra hükmü netice-
sinde varılan sonuç açıklık kazanmıştır. Nitekim iflas kararının temyi-
zi halinde İİK m. 36 ve HUMK m. 443’e göre Yargıtay’dan tehiri icra
kararının istenip istenemeyeceği hususu tartışılmıştır.
Bir görüş, Yargıtay’ın iflas kararının icrasının durdurulmasına ka-
rar verilebileceğini;
10
hakim olan diğer görüş
11
ise bu konuda icranın
durdurulmasına karar verilemeyeceğini savunmuştur. Ancak üzerin-
de durmamız gereken husus; Yargıtay’ın iflas kararının icrasının dur-
Altay s. 185; Berkin Necmettin, İflas Hukuku, İstanbul 1966, s. 100-101; Doğan Cahid,
İcra ve İflas Hukuku, Niğde 1998, s. 131; Erman Sahir, Ticari İlimler Öğrencileri için
Usul ve İcra-İflas Dersleri, İstanbul 1968, s. 151; Eriş s. 127; Gürdoğan Burhan, İflas
Hukuku Dersleri, Ankara 1966, s. 43; İpekçi Nizam, İcra ve İflas Kanunu Tatbikatı Şerh
Açıklamalı-İçtihatlı-Uygulama-Örnekli, Ankara 2001, s. 654; Kuru Baki, İflas ve Konkor-
dato Hukuku, İstanbul 1988, s. 91; Postacıoğlu İlhan E., İflas Hukuku İlkeleri, İstanbul
1978, s. 35-36; Olgaç s. 1342; Öğütçü/Çitoğlu s. 766-767; Tikveş Özkan, İçtihatlarla
Açıklamalı İcra ve İflas Kanunu Şerhi, İstanbul 1990, s. 214; Uyar s. 1764
10
Bu görüş ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Ansay Sabri Şakir, Hukuk, İcra ve İflas Usul-
leri, Ankara 1956
11
Altay s. 185; Berkin s. 100-101; Gürdoğan s. 43 dn 108; Kuru s. 91 dn 132; Postacıoğlu
s. 35-36
makaleler Ayşe KILINÇ
319TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
durulmasına karar verilebileceğini savunan Ansay’ın bu mütalaasını,
538 sayılı Kanun’la İİK m. 164’e eklenen fıkra ile maddenin bu şekli
almasından önceki haline ilişkin olarak vermiş olmasıdır.
Ansay’ın vermiş olduğu bu mütalaası karşısında; Postacıoğlu
12
bu
görüşü iflas kararında müddeabih diye bir meblağın tediyesinin mev-
zuu olmadığı, emirdeki yedi gün geçirilmiş olduktan sonra da o meb-
lağın temin edilmesi suretiyle iflas kararının tatbik mevkiine geçilme-
sinin önlenemeyeceğinden bahisle reddetmiştir.
Bu mesele, İsviçre’de müspet bir şekilde çözümlenmiş; Federal İcra
ve İflas Kanunu’nun m. 174/2 de iflas kararına karşı müracaat edilen
yüksek mahkemenin bu kararın icrasını durdurabileceği açıkça kabul
edildiği gibi ayrıca Federal Mahkeme’nin içtihatlarının da bu yönde
olduğu bilinmektedir.
13
B. İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURMA HALİNDE
İflas davası sonucunda verilen iflas kararının temyizinin, hükmün
icrasına engel olmayacağını, İİK m. 164/2’nin bunu tereddüde yer ver-
meyecek şekilde düzenlediğini belirtmiştik. İflas kararına karşı istinaf
yoluna başvurulması halinde de hükmün inşai etkisi gereği, sonuçları-
nı doğurması önlenemeyecek istinafa başvurmak da hükmün icrasına
engel olamayacaktır.
14
Burada temyizden farklı olarak istinaf yoluna başvurulması
durumunda iflas kararının etkilerini devam ettirmesi sorun yarata-
caktır. Zira istinaf yolunun özelliği gereği, Bölge Adliye Mahkemesi
davayı yeniden ele alacak tıpkı Ticaret Mahkemesi gibi (şartları oluş-
muşsa) davayı esastan inceleyecektir. İşte sorun da bu noktada kendini
gösterecektir. Bir taraftan Ticaret Mahkemesi’nin iflasa karar vermesi
anında iflas açılmış, iflas masası kurulmuş, borçlu müflis sıfatını almış
olacak diğer taraftan da Bölge Adliye Mahkemesi, sanki bu sonuçlar
hiç doğmamış gibi iflas davasını inceleyecektir. İflas davasını yeniden
12
ayrıntı için bkz. Postacıoğlu s. 35
13
Berkin s. 100
14
HUMK m. 426J gereği; istinaf başvurusu kural olarak icrayı durdurmayacaktır. An-
cak İİK m. 36’ya göre icranın geri bırakılmasını istemek mümkündür. Ayrıca kişiler
ve aile hukuku ile taşınmaz mal ve taşınmazın aynına ilişkin haklarla ilgili kararlar
kesinleşmedikçe icra edilemez
Ayşe KILINÇ makaleler
320TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
inceleyecek olan bölge adliye mahkemesinin bu noktada zaten iflas
açılmış ve sonuçlarını doğurmuş olduğundan, muhafaza tedbirleri al-
ması hem gerekli olmayacak hem de mümkün olmayacaktır. İstinaf
başvurusunun kural olarak icrayı durdurmayacağı ancak İİK m. 36 ge-
reği, icranın geri bırakılmasının mümkün olduğu ileri sürülmüştür.
15
Yıldırım’a göre; bununla mukayeseli hukuktaki kanun yolu siste-
minin vazgeçilmez, belirleyici bir şartı, sonucu olarak kabul edilen er-
teleyici etki tanınmamaktadır.
16
Öte yandan yürürlükte kanun yolu sis-
temimizde temyiz yoluna başvurmada tanınmamış olan bir erteleyici
etkinin daha alt düzeydeki bir mahkemeye başvuruya tanınmasından
da uzak durulduğu söylenebilir. Yani “temyize başvuru icrayı durdur-
muyorsa, istinafa başvurmak hiç durdurmaz.” biçimindeki bir anlayış...”
17
İstinafa başvurmanın icrayı durdurmayacağına ilişkin kanunun
açık hükmü ve bunun tek istisnanın İİK m. 36 ile mümkün olacağı-
na dair kabul karşısında iflas kararının istinaf incelemesinde bunun
sorun yaratacağına dikkat çekmek gerekir. Zira ticaret mahkemesinin
borçlunun (veya talepte bulunanın) iflasına dair verdiği hüküm gere-
ği, iflasa ilişkin tüm sonuçların ortaya çıktığı ve bölge adliye mahke-
mesinin de ayrıca bu davayı yeniden ele aldığı ve esastan incelemeye
geçtiğini düşünürsek bizde de Fransız usul hukukundaki gibi bir dü-
zenlemeye
18
ya da “istinaftan karar çıkmadıkça, iflas açılmaz” şeklinde bir
“askıda iflas”
19
haline ihtiyaç olduğu şüphesizdir.
15
Konuralp Haluk, “HUMK Tasarısına göre İstinaf Derecesi Tebliğ II”, Medeni Usul
ve İcra İflas Hukukçuları Toplantısı, 3-5 Ekim 2003 Eskişehir, s. 6; Pekcanıtez/Atalay/
Özekes s. 544, Yıldırım (tebliğ) s. 306.
16
Yıldırım Kamil, Hukuk Devletinin Gereği: İstinaf, İstanbul 2000, s. 129.
17
Ayrıntılı bilgi için bkz. Konuralp (Tebliğ İİ) s. 5.
18
“Fransız usul hukukundaki düzenlemeye göre, bir ilamın icra edilebilmesi için ilke
olarak kesin hüküm niteliği kazanması gerekir.(C.pr.civ m.500) Bir hükmün kesin
hüküm niteliği kazanabilmesi için de herhangi bir kanun yolundan doğan ertele-
yici bir etkinin bulunmaması gerekir.(C.pr.civ m. 501) Başka bir anlatımla, olağan
kanun yollarına başvurma süresi geçmedikçe veya kanun yoluna başvurulmuşsa
buna ilişkin inceleme tamamlanmamışsa hüküm kesinleşmiş olmaz ve bu nedenle
icra edilemez..”ayrıntılar için bkz. Konuralp Haluk, “Fransız Hukukunda Kanun
Yolları Arasında İstinafın Yeri (Hukuk Davaları Açısından)”, AÜHFD, c.50, S. 1
2001, s. 25-39.
19
“İsviçre sisteminde iflas kararına karşı üst mercie müracaat iflas hükümlerini ken-
diliğinden askıya almamakta kanun müsaade ettiği ve üst mercii de bu yetkisini
kullandığı takdirde iflas hükümleri askıya alınabilmekte, fakat iflas kararının tasdi-
ki halinde askıda tutulmuş olan iflasın, mahalli mahkemenin kararında gösterildiği
gün, saat ve dakikadan itibaren bütün neticelerini husule getirdiği kabul edilmek-
makaleler Ayşe KILINÇ
321TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
2. BÖLÜM: İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURMA
I. İFLAS KARARINA KARŞI
İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURMA
Asliye ticaret mahkemesinin borçlunun (ya da talepte bulunanın)
iflasına dair vermiş olduğu karara karşı ilgililer,
20
ilamın usulen ken-
dilerine tebliğinden itibaren on gün içinde yetkili bölge adliye mahke-
mesine istinaf isteminde bulunabileceklerdir. Ancak genel hükümle-
re göre istinafa başvurma süresi on beş gün olduğundan, iflas davası
sonucu verilen kararlar için İİK m. 164/1 ile kanun koyucu bir ayrık
hüküm sevk etmiştir.
21
(m. 426E)
İflas kararına karşı istinaf yoluna başvuracak taraf, bu istemini
yetkili bölge adliye mahkemesine yöneltmek zorundadır. Bölge adliye
mahkemelerinin yetkilerine ilişkin düzenlemeye bakıldığında, kararı
hakkında istinaf başvurusu yapılan mahkemenin yetkisinden bağım-
sız olarak, bölge adliye mahkemesinin yetkisi, kesin yetkidir.
22
Kanunun bölge adliye mahkemelerine bu konuda kesin yetki ta-
nımış olması, iflas kararına karşı istinaf yoluna başvurulması halinde
bazı problemler yaratacaktır. Zira iflas davasında yetkili mahkemeyi
düzenleyen HUMK m. 17’de kesin bir yetki kuralı getirmekte, iflas da-
vasının tacirin muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkeme-
sinde görülmesi gerektiğini ve bu konuda tarafların yetki sözleşmesi
yapamayacağını, bunun kamu düzenine ilişkin bir yetki kuralı oldu-
ğunu belirtiyor.
İflas kararına karşı istinaf yoluna başvurulması halinde, davayı
yeniden ele alacak olan yetkili Bölge Adliye Mahkemesi ise tacirin mu-
amele merkezinin bulunduğu yargı çevresinin dışında ise HUMK m.
17’nin getirdiği kesin yetki kuralı ihlal edilmiş olmayacak mıdır?
Bu konuda belki şöyle bir cevap verilebilir: HUMK m. 426R ile
tedir.” bkz. Postacıoğlu s. 38 .
20
“ilgililerin” kim olduğu yukarıda “İflas Davası Sonucu Kimler Kanun Yollarına
Başvurabilir?” başlıklı s. 4’te incelenmiştir.
21
Pekcanıtez/Atalay/Özekes s. 540; Yıldırım (tebliğ) s. 306; “HUMK Tasarısı m.
426E’de istinafa başvuru süresi otuz gün olarak düzenlenmişti.” için bkz. Konuralp
(tebliğ İİ) s. 4; Öztek Selçuk, “Adalet Bakanlığı Üst Mahkemeler Hukuk Komisyonu
Tarafından Hazırlanmış olan Üst Mahkemeler Tasarısı”, Yargı Reformu 2000 Sem-
pozyumu, İzmir 2000, s. 104 vd.
22
Pekcanıtez/Atalay/Özekes s. 540-541.
Ayşe KILINÇ makaleler
322TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
getirilen bölge adliye mahkemelerinin yetkisi de kesindir ve ilk derece
mahkemelerinden farklı olarak bölge adliye mahkemeleri, ilçe teşkila-
tına göre kurulmayıp, belirli yargı çevrelerinde faaliyette bulunacaktır.
Bunun sonucu olarak borçlunun muamele merkezini içine alan yargı
çevresindeki Bölge Adliye Mahkemesi, iflas davasının istinaf talebini
inceleyecektir. Ayrıca HUMK m. 17 de yer alan kesin yetki kuralının,
ilk derece mahkemelerinin yetkisini düzenlediği ve bunun Bölge Ad-
liye Mahkemelerinin yetkisini de kesin olarak belirleyebileceği düşü-
nülemez.
Kanaatimizce; böyle bir gerekçe haklı olmamakla birlikte, şu ger-
çek gözden kaçırılmamalıdır: Elbette ki bölge adliye mahkemelerinin
yetkisini, ilk derece mahkemelerinin yetkisine göre belirlemek müm-
kün olmayabilir ancak davayı yeniden ele alıp inceleyecek olan bölge
adliye mahkemelerinin yetkisi belirlenirken, iflas davası gibi kamu
düzenine ilişkin olup, özellikle üçüncü kişiler için de sonuç doğuracak
davalardaki ilk derece mahkemelerinin kesin yetkisini düzenleyen ku-
rallar, gözden uzak tutulmamalıdır.
İflas kararına karşı istinaf yoluna başvuracak taraf, talebini bir di-
lekçe ile bölge adliye mahkemesine yöneltecektir. ( m. 426B/1) Diğer
bir ifadeyle, iflas kararı mahkemece re’sen bölge adliye mahkemesine
gönderilmeyecektir.
23
A. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN
İSTİNAF İNCELEMESİ SONUCU
VEREBİLECEĞİ KARARLAR
İstinaf talebini alan Bölge Adliye Mahkemesi, asıl incelemeye geç-
meden başvuru hakkında bir ön inceleme
24
yapacak, bu ön inceleme
sonunda eksiklik olmadığı anlaşılırsa dosya incelemeye alınacaktır.
(m. 426L)
Ön inceleme yapıldıktan sonra nasıl bir karar verileceği kanunda
açıkça belirtilmemiştir. Sadece “…gerekli karar verilir” şeklinde genel
bir ifadeye yer verilmiştir. Bu sebeple her bir durum için ayrıca değer-
23
Konuralp (tebliğ İİ) s. 5; Pekcanıtez/Atalay/Özekes s. 541; Yıldırım (tebliğ) s. 303-
307
24
ön incelemede hangi hususların dikkate alınacağı HUMK m. 426L c.1’de belirtil-
miştir.
makaleler Ayşe KILINÇ
323TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
lendirme yapılması gerektiği yolunda görüşler vardır.
25
Burada dikkat edilecek bir hususta; başvuru dilekçesinde iflas
kararına karşı istinaf yoluna başvuru sebepleri ve gerekçelerinin de
gösterilmesi gereğidir. Zira bu hususların yokluğu durumunda, Böl-
ge Adliye Mahkemesi talebi sadece kamu düzenine aykırılık bulunup
bulunmadığı yönünden inceleyecek; kamu düzenine aykırılık bulun-
muyorsa, başvurunun reddine karar verecektir.
26
Bölge Adliye Mahkemesi ön incelemeyi tamamladıktan sonra iflas
kararına karşı istinaf talebinin asıl incelemesine geçecektir. bölge ad-
liye mahkemesinin yargılamada ilk derece mahkemesinin yargılama
usulünü uygulayacağına ilişkin HUMK m. 426U karşısında, iflas kara-
rına karşı istinaf yargılamasının basit yargılama usulüne göre olacağı
açıktır. Bölge adliye mahkemesinin iflas kararının asıl incelemesini du-
ruşmaya gerek olmadan da yapabileceği durumlar vardır. Bu hususlar
HUMK m. 426M/İ’de altı bent halinde sayılan ağır usul hatalarının ve
m. 426M/İİ de üç bent halinde sayılan esasa ilişkin bazı durumların
varlığı halinde mümkündür. Bunlar dışındaki durumlarda, Bölge Ad-
liye Mahkemesi duruşma açarak tahkikatı yürütecektir.
İflas kararına karşı istinaf yoluna başvurulması halinde asıl ince-
lemeyi tamamlayan bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu
yerinde görmemesi halinde bu başvuruyu reddedeceği açıktır.
27
Peki istinaf başvurusunun haklı olduğu diğer bir ifadeyle, Ticaret
Mahkemesi’nin iflas kararını usulden veya esastan hatalı olarak verdi-
ği kanaatine ulaşan Bölge Adliye Mahkemesi nasıl karar verecektir?
İstinaf başvurusunun yerinde olması halinde, bölge adliye mah-
25
Pekcanıtez/Atalay/Özekes s. 544; “İstinaf mahkemesinin dosya üzerinde yaptığı
ön inceleme sonunda komisyona göre; ret veya tamamlattırma kararı alacağı ve
tasarıda açıklık olmamasına rağmen, istinaf dilekçesinin reddine ilişkin bir ara ka-
rarı vereceğine” ilişkin bkz. Yıldırım (tebliğ) s. 307 ve ayrıca bkz. Hukuk Devletinin
Gereği: İstinaf s. 130.
26
Konuralp s. 258; Pekcanıtez/Atalay/Özekes s. 541-542-544; ayrıca karş. Yıldırım s.
130
27
Konuralp s. 265; Yıldırım s. 308; “Burada bir temyiz incelemesi söz konusu olma-
dığından buna onama kararı denilmesinin teknik olarak doğru olmadığına ilişkin
bkz. Pekcanıtez/Atalay/Özekes s. 549; Bu kararın özü itibariyle bir onama kararı
olduğuna ilişkin bkz.Yıldırım (tebliğ) s. 308; Bu kararın teknik anlamda bir onama
kararı olmamakla birlikte, nitelik bakımından onama kararına benzer nitelikte bir
karar olduğuna ilişkin bkz.Konuralp (tebliğ İİ) s. 13.
Ayşe KILINÇ makaleler
324TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
kemesince verilecek kararlar farklı olabilecektir. Ancak bu kararla-
rın tümünde ortak olan nokta; Ticaret Mahkemesi’nce verilen “iflas
kararı”nın “kaldırılmasına” karar verildiğidir.
1. TİCARET MAHKEMESİNCE VERİLEN
İFLAS KARARINI KALDIRARAK
GÖNDERME KARARI VERMESİ
Duruşma yapılmasına gerek olmayan, usulü hataların söz konusu
olduğu HUMK m. 426M/İ de altı bent halinde sayılan durumlar için
geçerli olacaktır. Bu durumda dosya kendisine gönderilen (yetkili) Ti-
caret mahkemesi iflas davasını yeniden görecektir.
Bu kısımdan sora inceleyeceğimiz diğer iki karar türünün özelliği
ise, bu kararların ancak bölge adliye mahkemesince istinaf incelemesi-
nin esasına girildikten sonra verilebilmesidir.
2. TİCARET MAHKEMESİNİN KARARINI
KALDIRARAK DAVANIN KISMEN YA DA
TAMAMEN KABULÜNE KARAR VERMESİ
İflas kararının istinaf incelemesi sonucunda bölge adliye mahke-
mesince bu nitelikte bir karar verilmesi, iflas davasının mahiyeti ge-
reği mümkün değildir. Zira iflas talebi bölünmez nitelikte olup, borç-
lunun (ya da talepte bulunanın) kısmen iflasına karar verilmesi söz
konusu olamaz. Bu durumda olsa olsa, Bölge Adliye Mahkemesi, iflas
kararını kaldırarak iflas davası bir takibe mesnet açılmışsa borçlunun
takip konusu borcun kısmen borçlusu olduğuna karar verebilir. Zaten
bu karar genellikle ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin
vermiş olduğu kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunun kısmen ya
da tamamen haklı görülmesi halinde verilecektir.
28
3. TİCARET MAHKEMESİNİN KARARINI
KALDIRARAK İFLAS DAVASININ
REDDİNE KARAR VERMESİ
Bölge adliye mahkemesinin iflas kararının istinaf başvurusunun
esasına girdikten sonra yaptığı yeniden incelemede, ticaret mahke-
28
Konuralp (tebliğ İİ) s. 13
makaleler Ayşe KILINÇ
325TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
mesinin borçlunun (ya da talepte bulunanın) iflasına karar vermesini
doğru bulmadığı ve Ticaret Mahkemesi’nin yerine geçerek, iflas dava-
sının reddine ilişkin verdiği kararıdır. Bölge adliye mahkemesinin iflas
davasını reddine ilişkin verdiği bu karar, inşai
29
hüküm niteliğindedir.
Zira bölge adliye mahkemesinin iflas davasının reddi sonucunu doğu-
ran bu kararı ile borçlunun (ya da talepte bulunanın) iflasına karar ve-
ren ticaret mahkemesinin hükmü kalkmış olacağından, iflasın açılması
ile sonuç doğuran bütün durumlar da ortadan kalkacaktır. Diğer bir
ifadeyle, bölge adliye mahkemesinin bu kararı da tıpkı ticaret mahke-
mesinin iflasa karar veren hükmü gibi aynı etkiyi yaratacaktır.
Ancak burada şu tartışılabilir: Bölge adliye mahkemesinin bu ka-
rarına karşı süresi içinde Yargıtay’a temyiz talebinde bulunulursa İİK
m. 36 ve HUMK m. 443 hükümlerinden faydalanarak, bu kararın icra-
sının ertelenmesinin istenip istenemeyeceği.
Kanaatimizce; bunun mümkün olması gerekir. Zira Yargıtay, böl-
ge adliye mahkemesinin hükmünü bozarsa HUMK m. 439/İİ gere-
ği
30
dosya tekrar bölge adliye mahkemesine geleceğinden, Bölge Ad-
liye Mahkemesi ilk kararında –iflas davasının reddine– direnmeyip,
bozma kararına uyarsa –ki o zaman istinaf başvurusunun haksızlığı
ortaya çıkacaktır– bu sefer borçlunun (ya da talepte bulunanın) ifla-
sına karar veren ticaret mahkemesi hükmü canlanacağından, iflasın
hüküm ve sonuçlarını doğurması açısından uygulamada karışıklar
ortaya çıkabilir. Burada çözüm için şöyle bir öneri getirilebilir; Bölge
Adliye Mahkemesi, ticaret mahkemesinin iflas kararının istinaf yolu
ile incelenmesi sonucunda, ticaret mahkemesinin “iflas kararının iptali-
ne ve iflas davasının reddine” ilişkin bir karar verebilir. Bu çözüm pratik
açıdan da faydalıdır. Zira bu halde az önce tartıştığımız gibi, bölge
adliye mahkemesinin kararının temyiz edilmesi durumunda icranın
ertelenip ertelenmeyeceğine ilişkin problem de çözülmüş olacak, tica-
ret mahkemesinin iflas kararının iptali ile iflas kararının kendiliğinden
doğurduğu sonuçlar da ortadan kalkacaktır. Böyle bir çözüm tarzı için
29
karş. “Bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması
ile davanın reddine dair vereceği kararın tespit hükmü niteliğinde bir karar oldu-
ğuna” ilişkin Konuralp (tebliğ İİ) s. 13-14.
30
HUMK m. 439/İİ de “bölge adliye mahkemesinin düzelterek yeniden verdiği veya
yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtay’ca tamamen veya kısmen bozulduğu
takdirde dosya, kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi veya uygun görülen diğer
bir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir.”
Ayşe KILINÇ makaleler
326TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
şüphesiz mevzuatta değişiklik yapılması gerecektir.
II. İFLAS DAVASININ REDDİNE KARŞI
İSTİNAF YOLUNA BAŞVURMA
İflas davasının reddi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması
halinde de bölge adliye mahkemesinin yapacağı inceleme; yukarıda
iflas kararına karşı istinaf yoluna başvurulması halinde açıkladığımız
doğrultuda olacağından bu bölümde sadece bölge adliye mahkemesi-
nin iflas davasının reddi üzerine kendisine intikal eden dosya üzeri-
ne yaptığı yargılama sonucunda nasıl kararlar verilebileceğine ilişkin
açıklama yapılacaktır.
Eğer Bölge Adliye Mahkemesi istinaf istemini yerinde görmezse,
reddecektir. Böylece Ticaret Mahkemesi’nin iflas davasının reddine
ilişkin verdiği kararın usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu
sonucu ortaya çıkacaktır.
HUMK m. 426M/İ’de sayılan altı ihtimalden birinin bulunması
halinde Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf incelemesinin esasına girme-
den ticaret mahkemesinin kararını kaldırarak, “dosyanın gönderilmesi-
ne” karar verecektir. Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf incelemesinin
esasına girip yeniden yaptığı yargılama sonucunda ticaret mahkeme-
since verilen kararın yanlış olduğu kanaatine varırsa, “ticaret mahke-
mesinin kararının kaldırılması ile borçlunun iflasına” karar verecektir. Bu
durum özellikle ticaret mahkemesinin borçlunun borçlu olmadığı ya
da borçlunun iflasa tabi kişilerden olmadığı gerekçesiyle iflas dava-
sının reddine ilişkin verdiği karar sonucunda, alacaklıların istinaf ta-
lebinde bulunmaları durumunda ortaya çıkacaktır. Ancak borçlunun
depo emrini depo edip de bölge adliye mahkemesine istinaf talebinde
bulunması durumunda, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf incelemesini
borçlunun borçlu olup olmadığına hasredecektir (tabi borçlu bu ge-
rekçeyle istinaf başvurusunda bulunmuşsa ve kendisine karşı yapılan
iflas yolu ile takibe karşı itiraz etmişse; aksi halde istinaf incelemesi
sadece ticaret mahkemesince verilen kararın kamu düzenine uygun
olup olmadığına ilişkin olacaktır.)
Borçlunun depo emrini ifa etmesi sebebiyle iflas davasının redde-
dilmesi durumunda ise alacaklının hukuki yararı bulunmadığından
karara karşı istinaf yoluna başvurması mümkün olmayacak; borçlu-
makaleler Ayşe KILINÇ
327TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
nun ise depo emrini ifa etmesi borçlu olduğuna ilişkin zımni bir kabul
anlamına geleceğinden, iflas davasının bu sebeple reddine ilişkin kara-
ra karşı istinaf talebinde bulunması söz konusu olamayacaktır.
İstinaf incelemesi sonucunda borçlunun (veya talepte bulunanın)
iflasına karar verilmesi durumunda iflas, bölge adliye mahkemesinin
kararında gösterdiği gün, saat ve dakikada açılmış olacak ve borçlu da
o an itibariyle müflis sıfatını alacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesi iflasa karar verdiğinde bu kararı ancak
kendi yargı çevresinde bulunan iflas dairelerine gönderebileceğinden;
iflasın açılmasının sonuçları bu durumda pratik açıdan gerçekleşeme-
yecektir, meğer ki; Bölge Adliye Mahkemesi, tacirin muamele merke-
zinin bulunduğu yerdeki iflas dairelerini içine alan yargı çevresinde
bulunsun.
Bölge adliye mahkemesinin bu kararına karşı da menfaati olan ta-
raf on gün içinde Yargıtay’a temyiz talebinde bulunabilecektir.
Bundan sonraki bölümde iflas kararına ve iflas davasının reddine
ilişkin karara karşı temyiz incelemesinin nasıl olacağı ele alınacaktır.
Şöyle ki; bu bölümde bölge adliye mahkemesince verilen kararların
temyiz incelemesi değil ve fakat yürürlükteki mevzuat hükümleri ge-
reği uygulanan ticaret mahkemesinin iflas davası sonucu verdiği ka-
rarlara ilişkin olan temyiz incelemesi üzerinde durulacaktır.
3. BÖLÜM: İFLAS KARARINA KARŞI TEMYİZ KANUN YOLU
I. GENEL OLARAK
Yukarıda
31
iflas davasını inceleyen ticaret mahkemesinin hangi ni-
hai kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceğini inceledik. İşte,
ticaret mahkemesinin iflas davasını esastan incelemesi sonucunda ve-
receği nihai kararlardan biri, iflas davasını kabulü sonucunu doğuran
“borçlunun
32
iflasına” şeklindeki kararıdır.
Mahkemenin borçlunun iflasına karar vermesi üzerine iflas açılmış
31
bkz. yukarıda s. 5
32
Burada ve bundan sonra kullanılacak olan “borçlu” kavramını geniş anlamda iflas
davası sonucu verilen iflas kararı ile müflis sıfatını alan kimse şeklinde anlamamız
gerekir. Nitekim yukarıda istinaf incelemesi bölümünde bu ayrımı “borçlu veya
talepte bulunan” şeklinde ifade etmiş bulunmaktayız.
Ayşe KILINÇ makaleler
328TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
olacak, mahkemenin hükmünde iflasın açıldığı anı gün, saat, dakika
olarak göstermesi ile borçlu, müflis sıfatını alacak ve iflasın sonuçları
kararın metninde gösterilen andan itibaren doğacaktır.
33
Mahkemenin borçlunun iflasına karar vermesi ile müflis sıfatını
alan borçlu, iflas kararının maddi hukuka ve takip hukukuna ilişkin
kurallara ve usul hükümlerine aykırılığı nedeniyle bu kararı temyiz
edebilir.
34
Ticaret mahkemesinin borçlunun iflası hakkındaki kararı aley-
hine, kararın tebliği tarihinden itibaren on gün içinde temyiz yoluna
gidilebilir. Mahkeme kararı tefhim edilse bile, temyiz süresi kararın
tebliğinden itibaren işlemeye başlar.
35
Nitekim bu husus İİK m. 164/İ
de açıkça “tebliğden” demek suretiyle tereddüde yer bırakmamıştır.
İflas kararının temyizi, İİK’ndaki temyiz ile ilgili hükümlere (363-
366) değil, kaideden genel hükümlere ( HUMK m. 427-444) tabidir. İf-
las kararının temyizi HUMK’daki genel hükümlere göre de bazı özel-
likler arz eder. Bu özellikler dışındaki hallerde, HUMK’un temyiz ile
ilgili genel hükümler uygulanır.
36
Nitekim Kuru
37
’ya göre bu özelliklerin başında iflas kararının tem-
yiz süresinin genel temyiz süresi olarak kabul edilen on beş gün değil,
on gün olması gelir.
İflas kararına karşı temyiz talepleri 19. HD tarafından incelenir.
38
İflas kararının temyizi halinde, duruşma istenip istenemeyeceği hak-
33
“…Demek oluyor ki iflas kararının neticeleri, bunun tefhim veya tebliğinden ya da
ilanından itibaren değil, kararda gösterilen gün ve saatten itibaren hüküm ifade
eder. Hatta bu iflas kararı ileride temyiz edilip de Yargıtay’ca onanmak suretiyle
kesinleşecek olursa, iflasın neticeleri ilk kararda gösterilen andan itibaren cereyan
etmiş olur, yoksa Yargıtay’ca kararın tasdik edilmiş olduğu andan itibaren iflas ne-
ticelerini göstermiş olmaz…” Erman s. 152; aynı yönde Belgesay s. 59; aksi yönde
“iflas kararı kesinleşince, o tarih ve o andan başlayarak iflas açılmış olur.” diyen
İpekçi s. 654; Tikveş s. 214.
34
“…Mahkemenin anılan gazetede ilan yapılıp yapılmadığı hususunu araştırmadan,
Milliyet gazetesindeki ilan tarihini esas almak suretiyle yazılı şekilde süre yönün-
den davayı reddetmesi isabetsizdir.” Y19HD 2.6.1995T, 3757E, 4885K için bkz. İpek-
çi s. 659; Altay s. 184-190.
35
Altay s. 185; Erman s. 151; Eriş s. 127.
36
Kuru s. 90.
37
Kuru s. 90-93 özellilikle bkz. s. 90 dn 131.
38
Yargıtay Kanunu m. 14; ancak 1730 sayılı Yargıtay Kanunu m. 13’te iflas kararı 12.
HD tarafından incelenmekteydi.
makaleler Ayşe KILINÇ
329TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
kında doktrinde bir görüş birliği mevcut değildir. Genel eğilim
39
bu
durumda duruşma istenebileceği görüşündedir. Ancak bu eğilimde
olanlar arasında ise HUMK m. 438/İ’deki sınırın burada uygulanıp
uygulanamayacağına dair tartışma vardır. Bir fikre göre; HUMK m.
438/İ’deki kaide hem davacı hem de davalı bakımından uygulanmalı-
dır. Diğer bir fikir ise alacaklının duruşma isteği bakımından HUMK
m. 438/ İ’deki kaide uygulanabilirse de borçlu bakımından aynı kaide
uygulanmaz.
Postacıoğlu, iflas kararının mesnedi olan takibin HUMK m. 438’deki
sınırın altında bile olsa, iflasın hattı zatında borçlunun bütün borçları-
na tesiri ve borçlarının bütününün bu safhada gayrı muayyen olması
sebebi ile duruşma isteğinin müspet karşılanması gerektiğini; Gürdo-
ğan da keza bu neticeye katıldığını; Altay, iflasın borçlu için çok ağır
hukuki ve cezai sonuçları bünyesinde taşıyan bir kurum olması sebebi
ile iflas kararının temyizinin duruşmalı olarak yapılmasının hukuki
güvenlik açısından yarar sağlayacağını belirterek bu fikre katılmakta-
dır. Kuru ise duruşma isteği açısından HUMK m. 438’deki sınırın dik-
kate alınması gerektiğini savunmaktadır.
Kanaatimizce; iflas kararını temyiz eden ister alacaklı ister borç-
lu olsun, iflas davasının niteliği gereği ve bu dava sonucunda verilen
hükmün borçlunun şahsiyetinde bir takım değişikler meydana getirip,
hukuki ve cezai sonuçlar doğuracağından iflas davası bir takibe mes-
net açılmış olması durumunda bile takip konusu değere bakılmaksızın
duruşma istenebilmesi gerekir. Ayrıca bu sonuç, iflas davasının takip
konusu değere bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin görevine
girmesi hususuyla da paralellik gösterir. Zira kanun koyucu, iflas da-
vasında müddeabihe önem vermeyerek, bu davanın görevine ilişkin
hükmü ayrıca sevk etmiştir. O halde bu kararın temyiz incelemesi için
de müddeabihin önemli olmaması gerekir; bu çözüm tarzı Kanun ko-
yucunun güttüğü gayeye de uygundur.
Temyiz mahkemesi, gerektiğinde ticaret mahkemesi tarafından
emredilmemiş olan bazı muhafaza tedbirlerinin alınmasına karar ve-
rebilir. Örneğin, defter tutulmasına karar verebilir.
40
39
Altay s. 185; Gürdoğan s. 43 dn 107; Kuru s. 90 dn. 131; Postacıoğlu s. 35; Uyar s.
1765.
40
Berkin s. 99-103.
Ayşe KILINÇ makaleler
330TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
Borçlunun temyizi kendisinin iflasa tabi şahıslardan olmaması
sebebine dayanabileceği gibi, borçlu olmadığı veya depo emrindeki
kadar borçlu olmadığı sebeplerine de dayanabilir. HUMK gereğince
temyiz talebi bütün temyiz sebeplerinin dermeyanını tazammum etti-
ği için, borçlu iflas kararını temyiz etmekle yetinip sebepleri zikretme-
se bile temyiz incelemeleri her yönden yapılacaktır.
41
Favre’nin Federal Mahkeme’nin bir kararına dayanarak, üst dere-
ce mahkemesinin, ilk derece mahkemesinde dava görülürken mevcut
olan ve iflasa mani teşkil eden bütün unsurları, o zaman borçlu ta-
rafından dermeyan edilmiş olsun olmasın, re’sen tahkik edebileceği
ve etmesi lazım geldiği fikrinde olduğunu zira İsviçre’nin bazı kanton
mahkemeleri, Federal Mahkeme’nin 19.12.1950 tarihli bu husustaki
bir kararına kadar, bunların ancak iflas kararının icrası tehir edilmişse
nazarı itibara alınabileceklerini kabul ettiğini ancak Jaeger’in aksi içti-
hada, yani iflas kararının icrası tehir edildikten sonra meydana gelen
hadiselerin üst derece mahkemesince nazarı itibara alınamayacağına
dair bir çok eski mahkeme kararı zikrettiğini ve bu suretle İsviçre mah-
kemeleri arasında bu konuda bir içtihat birliği tesis edilemediği görül-
mektedir.
42
Yargıtay iflas kararının temyiz incelemesi sonucunda iflas kararı
hakkında onama veya bozma kararı verecektir.
43
Ancak, Yargıtay’ın
iflas kararı hakkında düzelterek onama kararı vermesinin iflasın inşai
mahiyeti ve sonuçlarının mahkeme kararı ile yürürlüğe girmesi sebe-
biyle mümkün olmadığı belirtilmektedir.
44
41
Postacıoğlu s. 36; “İflas kararından önceye ait olup, hükmün esasını etkileyen sebep
ve olaylar, süresi içinde Yargıtay’a serdedilmek sureti ile hükmün bozulması iste-
nebilir. Mahkemenin böyle bir sebebe dayanarak nihai mahiyetli iflas kararından
rücu ederek tamamen yeni ve evvelkine mübayin ikinci bir karar vermesine usul
hükümleri müsait değildir. Bu duruma rağmen, Ticaret Mahkemesinin, hükümden
evvele taalluk edip Yargıtay’da dermeyan edilebilecek sebeplerle iflas kararının hü-
kümsüz sayarak iflasın kaldırılmasına ilişkin kararı vermesi isabetsiz olur. Ancak
bu karar ilgililerce temyiz olunarak Yargıtay’ca kaldırılmadıkça hükmünü ifa eder.
İcra memurunun bu ikinci karara uyarak bazı işlemlerde bulunmuş oluşu duru-
mun gerektidiği bir mecburiyettir.” Olgaç s. 1343.
42
Berkin s. 103-104; özellikle bkz. s. 103 dn. 91,92,93,94.
43
Altay s. 185; Berkin s. 101; Kuru s. 91-92; Uyar s. 1764 .
44
Altay s. 185; aksi yönde bkz. Berkin s. 103.
makaleler Ayşe KILINÇ
331TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
II. İFLAS KARARININ BOZULMASI
Yargıtay, iflas kararının temyizi üzerine yaptığı inceleme sonu-
cunda iflas kararının bozulmasına karar verirse ve bu karar da usu-
lüne uygun olarak kesinleşirse, iflas davasının yeniden yargılaması
durumu ortaya çıkar. Yeniden başlayan yargılama süreci içinde iflas
davasından feragat edilmesi
45
veya takibin konusu olan borcun öden-
mesi gibi sebeplerle iflas davasının reddini gerektiren sonuçlar ortaya
çıkabilir ve artık bu durumlarda iflasa karar verilemez.
46, 47
Yargıtay’ın iflas kararını bozması ve bu bozma kararının kesin-
leşmesi ile iflasın açılmış olmasının sonuçları ortadan kalkacağından;
borçlunun malları üzerinde alınmış olan muhafaza tedbirlerinin de
kalkması gerekir. Ancak İİK m. 164/3’te bu duruma bir istisna getiril-
miş ve iflas kararı bozulsa bile borçlunun malları üzerindeki tedbirle-
rin devam edeceği ancak davanın bozmadan sonraki seyrine göre tica-
ret mahkemesinin bu tedbirleri değiştirmeye veya kaldırmaya yetkili
olduğu belirtilmiştir.
48
Bu halde, ticaret mahkemesinin yalnız kendi
takdirine bağlı bulunan muhafaza tedbirlerini değil, alacaklının talebi
üzerine almak mecburiyetinde bulunduğu tedbirleri dahi değiştirme-
ye veya kaldırmaya yetkili olduğu kabul edilmek gerekir.
49
45
“Bozma kararı üzerine borçlu davacı alacaklı ile anlaşırsa, iflas davasının tarafların-
dan hiçbiri bozma kararını tebliğe çıkartmaz ve davayı takip etmek istemeyebilir,
bu halde dosya muameleden kalkar ve ticaret mahkemesi bozma kararına uyup
uymama hakkında bir karar veremez.”demek suretiyle iflas kararının bozulması
ile iflastan önceki durumun geri döneceğini belirten Kuru için bkz. s. 92 dn 137 ve
ayrıca “Davacının iflas kararını temyiz ettikten sonra davadan feragatinin açılan if-
lasa tesir etmeyip, iflasın kaldırılmasını gerektirmez.” diyen Berkin için bkz. s. 99.
46
İflas kararının bozulması ile iflastan önceki durumun geri döneceğine ilişkin bkz.
Altay s. 188; Kuru s. 92; Uyar s. 1765; aksi görüş için bkz. Berkin s. 99.
47
İsviçre sisteminde iflas kararına karşı üst mercie müracaatın iflas hükümlerini ken-
diliğinden askıya almamakta, kanun müsaade ettiği ve üst merci de bu yetkisini
kullandığı takdirde iflas hükümleri askıya alınabilmekte, fakat iflas kararının tasdi-
ki halinde askıda tutulmuş olan iflasın, mahalli mahkemenin kararında gösterdiği
gün, saat ve dakikadan itibaren bütün neticelerini husule getirdiğinin kabul edildi-
ği ve bizde de bu sistemden esinlenerek iflas kararının bozulması üzerine iflas hü-
kümleri askıya alınmış sayılmalı ve bilahare bozma üzerine muamele yapılıp yine
iflasa karar verildiği takdirde, iflasın ilk kararda gösterilen andan itibaren hüküm-
lerini yerine getirmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği yolunda bkz. Postacıoğlu
s. 38 vd.
48
Altay s. 186; Berkin s. 101; Erman s. 151; Kuru s. 91; Postacıoğlu s. 98; Öğütçü/Çi-
toğlu s. 767; Tikveş s. 214; Uyar s. 1765.
49
Gürdoğan s. 44.
Ayşe KILINÇ makaleler
332TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
İflas kararının bozulması üzerine dosya kendisine gönderilen
mahkeme ya bozmaya uyacak yahut kararında ısrar edecektir. Israr
kararına karşı da (bu yeni bir nihai karar olduğundan) hukuki yararı
bulunan taraf, Hukuk Genel Kurulu’na gönderilmek üzere kararı tem-
yiz edebilir.
İflas kararının bozulmasından sonra yerel mahkemece yapılan
yeniden yargılama sonucunda iflas davasının reddine karar verildiği
ve bu karar da kesinleştiği takdirde İİK m. 40 gereğince icranın iadesi
yoluna başvurularak iflas kararının tüm sonuçlarının ortadan kaldırıl-
ması sağlanabilecektir.
50
İflas kararının temyizi üzerine Yargıtay, bu kararı hukuka uygun
bulursa temyiz talebini reddederek iflas kararının onanmasına karar
verecektir. Bu durumda süresi içinde karar düzeltme yoluna başvu-
rulmaması veya karar düzeltme talebinin reddedilmesi halinde; iflas
kararı kesinleşecektir. Yargıtay’ın iflas kararını onaması durumunda
iflas, onanma tarihinde değil, ticaret mahkemesinin iflas kararında ta-
yin etmiş olduğu anda açılmış olacaktır,
51
’
52
III. İFLAS DAVASININ REDDİ KARARININ TEMYİZİ
Asliye ticaret mahkemesi, iflas davasını çeşitli sebeplerle reddede-
bilir. İflas davası ister usulden ister esastan reddedilsin, bu ret kararına
karşı temyiz yolu açıktır.
53
İflas davası bir takibe mesnet olarak açılmış ve alacağın sübut et-
memesi nedeniyle iflas talebi reddedilmişse; alacaklının temyizi üzeri-
ne Yargıtay, alacağın varlığı yönünden verilen hükmü denetleyecektir.
Bunun sonucunda Yargıtay, ret kararının onanması veya bozulması
yönünde bir hüküm tesis edecek ve fakat ret kararını düzelterek ona-
mak suretiyle, iflas kararı verme yetkisine sahip olamayacaktır.
54
An-
cak doktrinde, Yargıtay’ın mahkemenin iflası reddeden kararını boz-
ması ve başkaca bir tahkik muamelesine lüzum görmemesi itibariyle,
50
Altay s. 187; Postacıoğlu s. 39; Olgaç s. 1343; YİİD 24.8.1972T, E3440, K3376 ve Y12.
HD 7.4.1987T, E11970, K4914 için bkz. Eriş s. 127 vd.
51
Belgesay s. 59; Berkin s. 101; Erman s. 152 .
52
ayrıca bkz. dn 33.
53
İflas davasının yetki yönünden reddine ilişkin nihai kararın on gün içinde temyiz
edilebileceğine ilişkin Y12. HD, 9.5.1983T, E 2535, K 3613 için bkz. Eriş s. 128.
54
Altay s. 187; Berkin s. 126; Kuru s. 90 dn. 128; Kuru s. 92 dn. 137.
makaleler Ayşe KILINÇ
333TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
doğrudan doğruya iflasa karar verebileceği ve iflasında Yargıtay’ın
kararında gösterilen andan itibaren neticelerini doğuracağına ilişkin
düşünceler de vardır.
55
Kanaatimizce, bu fikre katılmak mümkün değildir. Zira temyiz
mercii olan Yargıtay, yerel mahkemenin kararına karşı ancak hukuki-
lik denetimi yapmakla yetkilidir ve kararın hukuka uygun olup olma-
dığını denetler, ayrıca yerel mahkemenin kararı yerine yeni bir karar
ittihaz edemeyeceği gibi bu kararı iptal de edemez.
56
İflas davasının reddi hakkındaki kararın Yargıtay’ca bozulması
üzerine, dosya kendisine gönderilen ticaret mahkemesi, Yargıtay’ın
bozma kararına uyarsa borçlunun iflasına karar verecek, aksi halde
eski kararında ısrar edecektir.
İflas davası bir takibe mesnet açılmış olup da; borçlu veya üçüncü
şahıslar tarafından depo kararının yerine getirilmesi halinde, konusu
kalmayan iflas davasının reddine karar verilecektir. Bu halde borçlu-
nun bu kararı tehiri icra talepli olarak temyiz etmek suretiyle İİK m.
36 ve HUMK m. 443’ten yararlanarak, temyiz incelemesinin sonucuna
kadar depo edilen paranın alacaklıya ödenmemesini sağlayabileceğini
düşünenler vardır.
57
Bu konudaki temyiz nedeniyle tehiri icra prosedürü ile ilgili ka-
nunda açık bir hüküm olmamasına rağmen kanaatimizce, buna olanak
verilmelidir. Zira, Yargıtay’ın bu konudaki temyiz incelemesi esasen
borçlunun borcu bulunup bulunmadığına ilişkin ticaret mahkemesin-
ce verilen kararın hukuka uygun olup olmadığına hasredileceğinden
ve itirazın kaldırılması talebine dayalı iflas davasında, alacağının var-
lığı ve miktarının kanıtlanıp kanıtlanmadığı temyiz incelenmesinde
denetleneceğinden, Yargıtay’ın bu konudaki kararına kadar icranın
ertelenmesinde borçlunun menfaati olduğu açıktır.
55
Belgesay s. 59.
56
Berkin s. 103.
57
Altay s. 188; Borçlunun depo emrini yerine getirdiği için iflasına karar verilmeyerek
yalnız bu meblağla mahkumiyetine karar verilmişse, borçlunun bu hükmü umumi
hükümler dairesinde temyiz edebileceğine ilişkin bkz. Postacıoğlu s. 36 .
Ayşe KILINÇ makaleler
334TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
4. BÖLÜM: KARAR DÜZELTME KANUN YOLU
I. YARGITAY İNCELEMESİ SONUCU
VERİLEN KARARLARA KARŞI KARAR DÜZELTME
Yargıtay’ın temyiz üzerine verdiği karara karşı tefhim veya tebliğ
tarihinden itibaren on gün içinde karar düzeltme yoluna gidilebilir.(md
366/İİİ) Buna karşın HUMK m. 440/İ uyarınca karar düzeltme süresi-
nin on beş gün olduğu da ileri sürülmektedir. Bu sorunun temyiz in-
celemesinin Yargıtay 12. HD tarafından yapılmayıp, bu yetkinin halen
19. HD’ye ait olmasından kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Zira İİK
m. 366/3, icra-iflas dairesinin takip hukukuna dair kararların temyizi-
ne ilişkin kararlarına karşı, karar düzeltme süresinin on gün olduğunu
belirtmesine karşı, şu an için Yargıtay 19. HD’nin temyiz incelemesin-
de yetkili olması bu konuda İİK m. 366/İİİ’nin değil, HUMK m. 440/
İ’nin uygulanabilmesi olasılığını gündeme getirmiştir.
58
Ticaret mahkemesi kararın reddine veya onanmasına ilişkin ka-
rar düzeltme yoluna başvurabilmek için dava konusunun HUMK m.
440/İ’deki değerden fazla olmasının gerektiği yolunda düşünceler
vardır.
59
Kanaatimizce; böyle bir düşünceye katılmak olanaklı değildir, bi-
lakis yukarıda
60
temyiz isteminin duruşmalı olarak yapılıp yapılama-
yacağına dair verdiğimiz izahat doğrultusunda, karar düzeltme yolu-
na başvurabilmek için de müddeabihin nazara alınmaması gerektiğini;
Zira iflas davasının bir takibe mesnet olmayıp da şartları varsa alacaklı
ya da borçlunun doğrudan doğruya iflası talep etmesi durumunda bu
düşüncenin pratikte uygulama şansı olamayacağından bahisle iflas
davası sonucu verilen kararların HUMK m. 440/İ’deki sınıra bakıl-
maksızın karar düzeltme yoluna başvurulabileceğini düşünmekteyiz.
Yargıtay’ın iflas kararını onaması ve bu karar aleyhine süresi için-
de karar düzeltme yoluna gidilmemesi veya karar düzeltme talebinin
reddedilmiş olması ya da usulüne uygun başka bir şekilde iflas kara-
58
Karar düzeltme süresinin on gün olduğuna ilişkin bkz. Altay s. 187-188; Eriş s. 127;
Kuru s. 93; Uyar s. 1764-1765 ve ayrıca bkz. iflas davalarına ilişkin karar düzeltme
süresinin on gün olarak kabul edilmesine ilişkin 19. HD, 6.2.1998 8760/572 için Yar-
gı Dünyası 1999/37 s. 120-121.
59
Doğan s. 129-131
60
bkz. “emyiz incelemesinde Yargıtay’dan duruşma istenip istenemeyeceğine” dair s.
15.
makaleler Ayşe KILINÇ
335TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
rının kesinleşmesi durumunda İİK m. 164/İİ c.2’de belirtildiği üzere
ikinci alacaklılar toplantısı yapılabilecek ve masa malları satılabilecek-
tir. Diğer bir ifadeyle iflas tasfiyesinin, ikinci alacaklılar toplantısından
sonraki kısmına devam edilebilecektir.
İflas kararı kesinleştikten sonra iflas dairesi ve iflas idaresi, iflas
kararını icra etmeye mecburdurlar. İsviçre’de yetkisiz bir mahkeme-
nin vermiş olduğu iflas kararının veya iflasa tabi olmayan bir kimse
hakkında verilmiş olan iflas kararının iflas dairesi için bağlayıcı olma-
dığı, yani iflas dairesinin böyle bir iflas kararını icra etmekten kaçı-
nabileceği kabul edilmektedir.
61
Türk hukukunda ise Kuru’ya
62
göre,
iflas dairesinin böyle bir yetkisi yoktur. Ancak Belgesay,
63
Jaeger’e atıf
yaparak İsviçre’deki uygulamayı benimsemekte, yani iflas dairesinin
bu iki halde iflas kararını icra etmekten imtina edebileceğini düşün-
mektedir.
KAYNAKLAR
Altay, Sümer, Türk İflas Hukuku, 1. cilt 2004.
Ansay, Sabri Şakir, Hukuk, İcra ve İflas Usulleri, Ankara 1956.
Belgesay, Mustafa Reşit, İcra ve İflas Hukuk Sentetik, Bölüm 2. cilt, Kon-
kordato, İflas, İptal Davası, Tahliye İstanbul 1953.
Berkin, Necmettin, İflas Hukuku, İstanbul 1966.
Doğan, Cahid, İcra ve İflas Hukuku, Niğde 1988.
Eriş, Gönen, Uygulamalı İflas ve Konkordato Hukuku (Açıklamalar ve İçti-
hatlar), Ankara 1991.
Erman, Sahir, Ticari İlimler Öğrencileri için Usul ve İcra-İflas Dersleri, İs-
tanbul 1968.
Gürdoğan, Burhan, İflas Hukuku Dersleri, Ankara 1966.
İpekçi, Nizam, İcra ve İflas Kanunu Tatbikatı Şerh, Açıklamalı-İçtihatlı-Ör-
nekli, Ankara 2001.
Konuralp, Haluk, Türkiye Barolar Birliği, İstinaf Mahkemeleri Uluslara-
rası Toplantı (7-8 Mart 2003) “Bölge Adliye Mahkemelerinde Uygu-
lanacak Usul (Hukuk Davaları Açısından” s.247-265.
61
Kuru s. 93.
62
Kuru s. 93.
63
Belgesay s. 60.
Ayşe KILINÇ makaleler
336TBB Dergisi, Sayı 78, 2008
Konuralp, Haluk, “HUMK Tasarısına göre İstinaf Derecesi Tebliğ II”,
Medeni Usul ve İcra İflas Hukukçuları Toplantısı, 3-5 Ekim 2003 Eski-
şehir.
Konuralp, Haluk, “Fransız Hukukunda Kanun Yolları Arasında İsti-
nafın Yeri”, AÜHFD, 2002/1 cilt 50 sayı 1 s. 25-39.
Kuru, Baki, İflas Hukuku, İstanbul 1988.
Olgaç, Senai, İcra-İflas, 2. cilt, Ankara 1978.
Öğütçü, A. Tahir/ Çitoğlu, Ali, Uygulamalı İcra ve İflas Kanunu, Ankara
1977.
Öztek, Selçuk, Adalet Bakanlığı Üst Mahkemeler Hukuk Komisyonu
Tarafından Hazırlanmış Olan Üst Mahkemeler Tasarısı, Yargı Re-
formu 2000 Sempozyumu, İzmir 2000, s.104 vd.
Pekcanıtez, Hakan/ Atalay, Oğuz/ Özekes, Muhammet, Medeni Usul
Hukuku, Ankara 2005.
Postacıoğlu, İlhan E., İflas Hukuku İlkeleri, İstanbul 1978.
Tikveş, Özkan, İçtihatlarla Açıklamalı İcra ve İflas Kanunu Şerhi, İstanbul
1990.
Uyar, Talih, Gerekçeli-İçtihatlı İcra-İflas Kanunu Şerhi, İzmir 19975.
Yıldırım, Kamil, Hukuk Devletinin Gereği: İstinaf, İstanbul 2000.
Yıldırım, Kamil, Kanun Yolu Olarak İstinaf, s. 285-317.