makaleler Emre AKBULUT
183TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
A. GİRİŞ
Ceza hukukunun odak noktasında –diğer birçok hukuk disipli-
ninde olduğu gibi– insan yer alır. Ceza hukuku, insanların bireysel
olarak değil de toplum halinde yaşamalarından kaynaklanan sorunları
çözmeyi amaçlayan en eski hukuk disiplinlerinden biridir. Bu anlamda
ceza hukukunun en önemli işlevi, genel olarak hukuk düzenince meşru
kabul edilen insan menfaatlerini korumak, bu suretle fertlerde huzuru
ve toplumda düzeni sağlamaktır.
Hukuk düzenince koruma altına alınan en temel insan menfaati ise
hiç şüphesiz yaşam hakkıdır. Bu bakımdan bu hakka doğrudan mü-
dahale ve onun ortadan kaldırılması girişimi olan insan öldürme fiili,
ceza hukukunun en önemli uğraş alanlarından birini oluşturmaktadır.
Bundandır ki, bu konuda ortaya çıkabilecek her türlü ihtimalin göz
önünde bulundurulması ve buna dair çözümler üretilmesi için, ceza
hukuku doktrin ve uygulaması çok ciddi ve kapsamlı bir çalışma içinde
olmuştur. İşte konumuz olan ihmal suretiyle kasten adam öldürme suçu
da, ceza hukuku doktrin ve uygulamasındaki bu kapsamlı çalışmanın
bir neticesi olarak ortaya çıkmıştır.
765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda, öldürme fiilinin ihmali bir dav-
ranışla da işlenebileceğine dair kanunda bir açıklık bulunmamaktaydı.
Yargıtay içtihatlarında da, bu konu kapsamında değerlendirilebilecek
olaylar farklı hukuki sorunlar bağlamında ele alınmaktaydı. Ancak
İHMAL SURETİYLE
KASTEN ADAM ÖLDÜRME SUÇU
Emre AKBULUT
*
* Avukat, İstanbul Barosu.
Emre AKBULUT makaleler
184TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
765 sayılı kanunun yürürlükte olduğu dönemde Türk Ceza Hukuku
öğretisi, mukayeseli hukukta var olan düzenlemer ve tartışmalar çerçe-
vesinde, ihmal suretiyle adam öldürme suçu üzerinde durmuş ve Yeni
Türk Ceza Kanunu’nda konuya ilişkin olarak yapılacak düzenlemeyi
etkilemiştir.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanu
nu’nda ise, ihmal suretiyle kasten öldürme suçu ayrı bir maddede dü-
zenleme altına alınmıştır. Makalemde yeni Türk Ceza Kanunu’nun şekil
itibariyle yeni fakat içerik bakımından eski (köklü) bu düzenlemesini
(5237 s. TCK m. 83) incelemeye çalışacağım. Bunun için çalışmada önce
ihmal kavramı ve bu kavramın ceza hukuku bakımından önemi belirtil-
dikten sonra ihmal suretiyle kasten öldürme suçu üzerinde durulacak,
son olarak da yeni kanunun bu düzenlemesi öğretideki eleştiriler de
göz önünde bulundurularak değerlendirilecektir.
B. İHMAL KAVRAMI VE İHMALÎ SUÇLAR
a. İhmal Kavramı
Arapça kökenli bir kelime olan ihmal, “gereken ilgiyi göstermeme,
boşlama, savsaklama, savsama, önem vermeme” anlamlarına gelmektedir.
1
Bu anlamda ihmal, herhangi bir yapmamadan farklıdır. Gerçekten her
eylemsizlik olgusu ihmal olarak nitelendirilemez. Bir hareketsizliği
ihmal kılan unsur, bir eylem bakımından hareketsiz kalan kimsenin
hareketsizliği esnasında yerine getirmesi gereken bir yükümlülüktür.
Dolayısıyla ihmal tek başına bir anlam ifade etmemekte ve ancak “neyin
ihmali?” sorusuna cevap teşkil edecek bir nesneyle birlikte mana kazan-
maktadır.
Örneğin ev ödevini yapmamış olma, aynı anda uyumakta
ya da oyun oynamakta olan iki öğrenciden birinin hareketini ihmal
olarak nitelendirmemize sebep olurken, ev ödevini yapmış olma, diğer
öğrencinin fiilini (ev ödevini yapma yükümlülüğünün) ihmal(i) olarak
1
http://tdk.org.tr/tdksozluk
“...her ihmal zorunlu olarak bir hareket ile ilişkilendirilmektedir. Nitekim belli bir
hareketin ihmal edildiği söylenmek suretiyle, o hareket göz önünde tutularak ihmal
belirtilmektedir. Bu itibarla çok çarpıcı bir ifade kullanmak gerekirse, aslında ihmal
bizzat yoktur ve fakat belli bir hareket sayesinde varlık kazanmaktadır.” Hakeri,
Hakan, Ceza Hukukunda İhmal Kavramı ve İhmalî Suçların Çeşitleri (İhmal), Ankara
2003, s. 27
makaleler Emre AKBULUT
185TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
değerlendirmemizi olanaksız kılmaktadır. Çünkü ev ödevini yapma, bu
iki öğrenci bakımından –yapılması gereken–dir. Özetle ihmal kavramı,
kişinin yapması gereken bir şeyi yapmaması olarak tanımlanabilecektir.
b. İhmal ve Ceza Hukuk u
Devletin, ceza yaptırımı tehdidi ile uygulanmasını sağlamaya çalış-
tığı emir veya yasakları kapsayan hukuk kurallarını ifade eden ceza hu-
kukunda
ihmal kavramı önemli bir yere sahiptir. Zira ceza hukukunda
ihmal, emirler ve yasaklar olmak üzere iki şekilde ortaya çıkabilen ceza
normlarından emirler içeren kısmının ihlali olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu bakımdan ihmal, “devletin yapılmasını yasaklayıp ceza tehdidine bağladığı
eylemler” şeklinde tanımlanan suç kategorisinden farklı olarak, “devletin
yapılmasını emredip yapılmamasını ceza tehdidine bağladığı eylemler” şeklin-
de ifade edilebilecek suçların teşekkül etmesinin olmazsa olmaz (sine
qua non) koşuludur. Kısacası yapılması gereken bir şeyin yapılmaması olan
ihmal, ceza hukukunda devletin bir ceza normuyla bireylere emrettiği
davranış biçiminin savsaklanması, yerine getirilmemesi şeklinde kar-
şımıza çıkmaktadır.
Türk ceza hukuku öğretisinde ihmal kavramı genel olarak “suçun
maddi unsuru-hareket öğesi” başlığı altında incelenmektedir. Suç genel
teorisi çerçevesinde kanundaki suç tanımına uygun, hukuka aykırı kusurlu
fiil şeklinde tanımlanan suçun, maddi unsur bakımından icraî veya
ihmalî olarak iki şekilde tezahür edebileceği konusunda öğreti görüş
birliği içindedir. Gerçekten, netice ve nedensellik bağı ile birlikte suçun
maddi unsurunu oluşturan öğelerden biri olan hareketi tanımlamak
için öğretide yapılan şu açıklamalara dikkat edilecek olursa, suç tipinde
yasaklanan neticeye aktif bir davranışla olduğu kadar pasif bir davra-
nışla yani gereken şekilde davranmamayla da sebebiyet verilebileceğine
ilişkin olarak öğretide herhangi bir tereddütün bulunmadığı sonucuna
ulaşılacaktır: “Hareket, esas itibariyle insan bedeninin bir işidir. İradenin sinir
sistemi aracılığı ile adalelere ve organlara yaptırdığı işlerin bütünüdür…Ceza
hukuku alanında önem taşıyan hareket, kanunun suç saydığı bir neticeye sebep
olan harekettir. Hareket müspet şekilde, yani bir icra olarak ortaya çıkabilip
Artuk, M. Emin/Gökcen, Ahmet/Yenidünya, A. Caner, Ceza Hukuku Genel Hüküm-
ler I (Genel H. I) , Ankara 2002, s. 33.
Emre AKBULUT makaleler
186TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
belirli bir neticeyi gerçekleştirebileceği gibi, menfi şekilde yani bir ihmal olarak
da neticeyi doğurabilir.”
4
“Hukukî terim olarak hareket, insanın tabiî âlemdeki
davranış tarzıdır. Müsbet ve menfi, icraî veya ihmalî şekilleri vardır.”
5
“…yasal
normda belirlenmiş sonuç alt unsurunu sonuçlayan, böylece nedensellik özelliği
bulunan, bireyin ister icraî ister ihmali olsun tüm davranışları suçun eylem
unsurunun hareket alt unsurunu oluşturur.”
S
“Hareket, insan bedeninden
yapmak veya yapmamak şeklinde ortaya çıkan, dış dünyada bir önemi bulunan,
iradi olan, en azından irade ile dizginlenebilen maddi bir iştir.”
T
“…hareketi
insanın iradi olarak gerçekleştirdiği icrai ya da ihmali bir davranışıyla kanuni
tipi ihlal etmesi şeklinde tanımlayabiliriz.”
“Hareket, yasadaki suç tanımını
ihlal eden olumlu veya olumsuz davranıştır.”
9
Öğretide var olan bu görüş birliği, esasında suç kavramının mahi-
yetinden kaynaklanmaktadır. Çünkü ceza kanunlarında yer verilen ve
esasında belirli bir şekilde davranma yükümü yükleyen öyle suç tipleri
vardır ki,
10
bunların aktif bir hareketle işlenebilmesi mümkün değildir.
Örneğin, 765 sayılı TCK’nın 230. maddesinde yer alan görevi ihmal suçu
bakımından, suç tanımında yer alan tipik eylemin aktif bir davranışla
yapılmış sayılamayacağı son derece açık bulunmaktadır.
11
Dolayısıyla
bu suç ve benzer suçlar bakımından, suçun maddi unsurunun hareket
öğesinin aslında bir hareketsizlikten (ancak belirli bir şekilde hareket
etme yükümlülüğünin varlığı durumunda) ibaret bulunduğu söyle-
nebilecektir. Bu durumda özünde ihmale yer verilmeksizin yapılacak
bir hareket tanımı, günümüz ceza kanunlarında sıklıkla yer verilen bu
4
Dönmezer, Sulhi/Erman, Sahir, Nazarî ve Tatbikî Ceza Hukuku I (Nazarî ve Tatbikî
I), İstanbul 1997, s. 370-371.
5
Kunter, Nurullah, Suçun Maddî Unsurları Nazariyesi (Suçun Maddi Unsurları) , İstan-
bul 1955, s. 11.
S
İçel, Kayıhan, Sokullu/Akıncı, Füsun/Özgenç, İzzet/Sözüer, Adem/Mahmutoğ-
lu/Fatih S./Ünver, Yener, İçel Suç Teorisi, İstanbul 2004, s. 55.
T
Baumann, Grundbegriffe und System des Strafrechts, Stuttgart u.a.1972, s. 44vd./Nak-
leden: Öztürk, Bahri, Erdem/Mustafa Ruhan, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Emniyet
Tedbirleri Hukuku, Ankara 2005, s. 117 ayrıca; Öztürk, Bahri/Erdem, Mustafa Ru-
han/Özbek, Veli Özer, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Emniyet Tedbirleri Hukuku, Anka-
ra 2002, s. 121.
Artuk/Gökcen/Yenidünya, Genel H. I , s. 433.
9
Centel, Nur, Zafer, Hamide, Çakmut, Özlem, Türk Ceza Hukukuna Giriş (Türk Ceza
Hukukuna), İstanbul 2005, s. 243.
10
5237 s. TCK’da yer alan bu grup suçlar için bkz. Aşağıda B,b),bb).
11
765 s. TCK m.230 şu hükmü içermektedir: “Hangi nedenle olursa olsun memuriyet
görevini yapmakta savsama ve gecikme gösteren veya üstünün yasaya göre verdikleri buy-
rukları geçerli bir neden olmadan yapmayan memur...cezalandırılır.”
makaleler Emre AKBULUT
187TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
tür suçlar
12
bakımından hareketin ne olduğunu izah etmede başarılı
olamayacaktır.
İhmal bu şekilde, icrayla birlikte hareketin bir görünüm biçimi
olarak kabul edilse de, ihmal ve icranın doğal anlamda birbirlerinden
farklı yapıda oldukları da açık bulunmaktadır.
13
Bu noktadan hareketle
suçlar, hem oluşum biçimlerinde hem de suçun özel görünüm şekille-
rinin ortaya çıkmasında söz konusu olan farklılıklar sebebiyle üçlü bir
tasnife tabi tutulmaktadır. Buna göre suçlar, hareketin şekline göre üç
gruba ayrılır:
aa. İcrai Suçlar
Aktif, müspet bir hareketle işlenebilen,
14
bir hareket yasağının
ihlali şeklinde tecelli eden suçlar
15
şeklinde tanımlanan icrai suçlar,
ceza kanunlarında düzenleme altına alınan suçlar arasında büyük bir
yekûn teşkil etmektedir. Çünkü suç ihdas eden normlar aynı zamanda
yaptırım içeren normlar olup, birey hak ve özgürlüklerine müdahale
niteliğini taşımaktadır. Bu noktadan hareketle kanunkoyucunun, birey-
lere başkalarının hak ve özgürlüklerinin ihlalini oluşturan davranışlarda
bulunmama yükümü yükleyip bu davranışları cezalandırması yerine,
bireylere bilfiil ödevler yükleyip bunların gereğinin yerine getirilmeme-
sini cezalandırması durumunda; bireysel özgürlükler alanı demokratik
bir toplumda gerekli kabul edilebilecek olanın ötesinde bir daralmaya
uğrayacaktır. Kısacası kural olarak ceza hukuku, toplumdaki fertlerden iyi
olmalarını değil, sadece kötü olmamalarını talep etmektedir.
Örneğin; 5237 s. TCK m. 181’de düzenlenen çevrenin kasten kirletil-
mesi suçunda bireylerden pasif bir tutum takınmaları, atık ve artıkları
12
Mukayeseli hukukta bu tür suçlara örnek olarak; Alman CK m.138 öğrenilen suçun
ihbar edilmemesi, m. 323d yardımın ihmali, Avusturya CK m. 94 yaraladığı bir
kimseye yardım etmeme, m. 198 bakım yükümlülüğünün ihmali, İsviçre CK m. 121
kürtajın bildirilmemesi suçları verilebilir. Nakleden: Hakeri/İhmal, s. 44 vd.
13
“...insan davranışının oluşum biçimi yönünden, icrai davranışla ihmali davranış arasında
bir ortaklık söz konusu değildir. Bu iki davranış biçimi arasındaki ortaklık; normatif sahada;
yani, bu icrai veya ihmali davranışın davranış normlarından kaynaklanan bir yükümlülüğe
aykırılık ve dolayısıyla, bir haksızlık oluşturduğu konusunda vardır” İçel,Sokullu-Akıncı,
Özgenç, Sözüer, Mahmutoğlu, Ünver, a. g. e., s. 61
14
Dönmezer, Erman, Nazari ve Tatbiki I, s. 376 vd.
15
Kunter, Suçun Maddi Unsurları, s. 54 vd.
Emre AKBULUT makaleler
188TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye za-
rar verecek şekilde toprağa, suya veya havaya atmamaları istenmekte,
bunun ötesinde onlara aktif bir davranışla yerine getirilebilecek bir
yükümlülük yüklenmemektedir. Bunun sonucu olarak da, bu konuda
pasif davranmayan ve atık ya da artıklarını maddede belirtilen şekilde
toprağa, suya veya havaya atan kimse, icrai bir davranışla çevrenin
kasten kirletilmesi suçunu işlemiş olacaktır. Dolayısıyla 5237 s. TCK
m. 181’de öngörülen suç, hareketin şekli bakımından icrai suç niteliğini
taşımaktadır.
bb. (Salt) İhmali Suçlar
Pasif, menfi bir hareketle işlenebilen, bir hareket emrinin ihlali şek-
linde tecelli eden suçlar, ihmali suçlardır. (Salt) İhmali suçlarda ihmali
hareket, kanunun özel kısmında suçun unsuru olarak belirlenmektedir.
16
Bu tür suçlarda kanunkoyucu icrai suçlardan farklı olarak, bireylere belli
koşullar dahilinde belli bir icrai davranışta bulunma ödevi yüklemekte,
bu icrai davranışın yapılmaması şeklinde açığa çıkan ihmalî hareket
nedeniyle de kişiyi cezalandırmaktadır. Örneğin bir ihmali suç olan
5237 s. TCK m.178’deki işaret ve engel koymama suçunun ihdasıyla
kanunkoyucu bireylere, herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan
işlerden veya bırakılan eşyadan doğan tehlikeyi önlemek için gerekli
işaret veya engelleri koyma konusunda, ancak icrai bir davranışla yerine
getirilebilecek bir yükümlülük yüklemekte ve bu icrai yükümlülüğün
yerine getirilmemesini yani ihmali bir davranışı ceza yaptırımına bağ-
lamaktadır.
5237 s. TCK’da ihmali suç olarak şu suçlar düzenleme altına alınmış-
tır: m. 98 –yardım ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi–,
m. 116 –konut dokunulmazlığının ihlali,
17
m. 121-dilekçe hakkının kul -
lanılmasının engellenmesi,
18
– m. 138-verileri yok etmeme,– m. 175-akıl
hastası üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali,
19
– m.
16
Demirbaş, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s. 197.
17
5237 s. TCK m116: “Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine …rıza ile gir-
dikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine...cezalandırılır.”
18
5237 s. TCK m. 121: “Kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamla-
rına verdiği dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi halinde... fail
hakkında.. .cezasına hükmolunur.”
19
5237 s. TCK m. 175: “Akıl hastası üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünü,
makaleler Emre AKBULUT
189TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
176-inşaat ve yıkımla ilgili emniyet kurallarına uymama,– m. 177-hay -
vanın tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakılması,
20
– m. 178-işaret
ve engel koymama– ,m. 195-bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı
davranma,
21
m. 233-aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali,
22
–m. 251-denetim görevinin ihmali,– m. 257-görevi kötüye kullanma,
23
m. 260-kamu görevinin terki veya yapılmaması,– m. 278-suçu bildir -
meme,– m279-kamu görevlisinin suçu bildirmemesi,– m. 280-sağlık
mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi,– m. 284-tututklu, hükümlü
veya suç delillerini bildirmeme, m. 321-savaş zamanında emirlere uy -
mama,– m. 322-savaş zamanında yükümlülükler,
24
– m324-seferberlikle
ilgili görevin ihmali.–
(Salt) İhmali suçlar, yasaklananın yapılması şeklinde değil de emre-
dilenin yapılmaması şeklinde ortaya çıktıklarından, oluşum biçimleri
itibariyle icrai suçlardan ayrılır. Ayrıca belirtmek gerekir ki (salt) ih-
mali suçlara, icrai suçlardan farklı olarak teşebbüs mümkün değildir.
25
Öğretide bu durumun, ihmali suçların neticesi harekete bitişik suçlar
olmasından kaynaklandığı ifade edilmiştir.
26
Buna göre ihmali suçlarda,
hareket yapılır yapılmaz netice de kendiliğinden gerçekleşeceğine göre,
hareketin yapılmasına rağmen neticenin meydana gelmemesini ifade
eden teşebbüs durumunun bu suçlarda gözlemlenebilmesi mümkün
değildir.
başkalarının hayatı, sağlığı, veya malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde
ihmal eden kişi,...cezalandırılır.”
20
5237 s. TCK m. 177: “Gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya
sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde...bunların kontrol altına alınmasında
ihmal gösteren kişi,...cezalandırılır.”
21
5237 s. TCK m. 195: “Bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanmış veya bu hastalık-
lardan ölmüş kimsenin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına dair yetkili
makamlarca alınan tedbirlere uymayan kişi,... cezalandırılır.”
22
5237 s. TCK m. 233: “Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yü-
kümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine…cezalandırılır.”
23
5237 s. TCK m.257/f.2: “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, gö-
revinin gereklerini yapmada ihmal veya gecikme göstererek kişilerin mağduriyetine
veya kamunun zararına neden olan… kamu görevlisi…cezalandırılır.”
24
5237 s. TCK m. 322: “Savaş zamanında, Devletin silahlı kuvvetlerinin veya halkın
ihtiyaçları için Devlet veya bir kamu kuruluşu veya kamu hizmetleri yapan veya
kamu ihtiyaçlarını sağlayan bir kuruluş ile iş yapmak veya eşya vermek üzere yap-
tıkları sözleşmedeki yükümlülükleri kısmen veya tamamen yerine getirmeyen kim-
seye…cezası verilir.”
25
Dönmezer, Erman, Nazari ve Tatbiki I , s. .377 vd, Kunter, Suçun Maddi Unsurları, s.
55.
26
Dönmezer, Erman, Nazari ve Tatbiki I , s. .377, Kunter, Suçun Maddi Unsurlar , s. .55.
Emre AKBULUT makaleler
190TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
Kanımca ihmali suçların bu niteliği, bu suçların teşebbüse elverişli
olmamasının tek nedeni değildir. Şöyle ki; teşebbüs kişinin işlemeyi
kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya baş-
lamasından sonra elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması olup,
ihmali suçlarda fail dışında bir etkenin faildeki suçun tamamlanmasına
yönelik iradeye rağmen devreye girerek suçun tamamlanmasına engel
olması kural olarak mümkün bulunmamaktadır.
Örneğin görevini ihmal eden kamu görevlisi yerine bir arkadaşı,
ihmal edilen kamu görevinin gereğini yerine getirirse suç yine tamam-
lanmış olacaktır; çünkü 5237 s. TCK m. 257/f.2 ile cezalandırılan, kamu
görevinin yapılmaması değil, kamu görevlisinin görevini yapmamasıdır.
Faildeki suçu tamamlamaya yönelik iradeye rağmen bir başka etmenin
buna engel olabileceğini farzetsek dahi, bunun ceza hukuku anlamında
bir değeri olmayacaktır. Örneğin görevini ihmal etme niyeti bulunan ve
bu niyeti açığa çıkan kamu görevlisine âmiri tehditle görevini yaptırsa
dahi, görevin ihmali suçuna teşebbüsten söz edilemeyecektir. Zira artık
bu durumda kamu görevlisince görevin gereği yerine getirilmiştir ve
bunun kamu görevlisinin istemiyle ya da istemi olmaksızın gerçekleşmiş
olmasının ceza hukuku bakımından bir önemi yoktur.
Özetle, ihmali suçları icrai suçlardan farklı kılan çeşitli özellikler
bulunmaktadır ve bunların başında suçun (maddi unsurun) oluşum
biçimi ve teşebbüs gelmektedir.
cc. İhmal Suretiyle İcra Suçları
Öğretide “ihmal suretiyle icra suçları”,
27
“ihmal suretiyle işlenen maddi
suçlar”,
28
“olumsuz hareketli icabi suçlar”,
29
“görünüşte ihmali suçlar”,
30
27
Dönmezer, Erman, Nazari ve Tatbiki I, s. 377, Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku, Ankara
2005, s. .85, Artuk/Gökcen/Yenidünya, Genel H. I, 439, Demirbaş, Timur, Ceza Hu-
kuku Genel Hükümler , s. 197.
28
Kunter, Suçun Maddi Unsurlar , s. .54.
29
Faruk Erem, Danışman/Ahmet, Artuk/M. Emin, Ceza Hukuku Genel Hükümler, An-
kara 1997, s. 257.
30
İçel/Sokullu/Akıncı/Özgenç/Sözüer/Mahmutoğlu/Ünver, a. g. e., s. 62, Özgenç,
İzzet, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerh, Ankara 2005, s. 236, Öztürk, Erdem, Uygulamalı
Ceza Hukuku, s. 122, Özgenç/İzzet,/Şahin/Cumhur, Uygulamalı Ceza Hukuku, An-
kara 2001, s. 139.
makaleler Emre AKBULUT
191TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
“ihmal benzeri suçlar”
31
gibi çeşitli şekillerde ifade edilen bu suçlar, esas
olarak icraî nitelik taşıyan bir hareketle ihlal edilebilecek bir suç tipinin
ihmalî bir hareketle ihlal edilmesi durumunda karşımıza çıkmaktadır.
Konumuz olan “ihmal suretiyle kasten öldürme” suçu, ihmal suretiyle
icra suçlarının tipik örneğini oluşturmaktadır. Gerçekten esas olarak
bıçaklama, zehir verme, boğma, ateşli silahlarla vurma… vb gibi icraî
bir hareketle işlenebilen adam öldürme suçunun, annenin çocuğuna
süt vermemesi suretiyle
32
yani ihmalî bir hareketle de işlenebilmesi
mümkündür. İşte aslında bir icraî suç olan adam öldürmenin, ihmalî
bir davranışla işlendiği bu gibi hallerde ihmal suretiyle icra suçunun
varlığı söz konusu olmaktadır.
5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nun “Özel Hükümler” başlıklı
ikinci kitabında 3 tane ihmal suretiyle icra suçu düzenleme altına alın-
mıştır. Bunlar: m. 83 –kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi–,
m. 88 –kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi– ve m. 94 –işken-
ce
33
– suçlarıdır. Ancak bu suçlar kanunkoyucu tarafından açıkça düzen-
leme altına alınan ihmal suretiyle icra suçları olup, kanunda esas olarak
icraî suç şeklinde düzenlenen bir suçun ihmalî bir hareketle işlenmesi
şeklinde ortaya çıkabilecek ihmal suretiyle icra suçları da bulunmakta-
dır. Örnek vermek gerekirse; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ihmal
suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ayrıca düzenlenme-
miştir. Ancak 5237 s. TCK m. 109’da bir kimseyi hukuka aykırı olarak
bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak
cezalandırılmış olup, bu suçun ihmal suretiyle işlenmesi de mümkün-
dür. Gerçekten yanlışlıkla kapıyı üzerine kilitlediği kimseyi durumun
farkına vardıktan sonra serbest bırakmayan ve bu suretle kurtarma
yükümlülüğüne aykırı hareket eden, hatasını farkettiği andan itibaren
kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu ihmali bir hareketle işlemiş
olacaktır.
34
Bu noktadan hareketle ihmal suretiyle icra suçlarını kanunda
açıkça belirtilenlerle sınırlı kabul etmek yanlış olacaktır. Kanunda yer
alan icraî suç tiplerinin ihmalî davranışlarla gerçekleştirilmesi suretiyle,
31
Centel, Zafer/Yenerer/Çakmut, Türk Ceza Hukukuna..., s. 253.
32
Soyaslan, Doğan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara 2005, s. 111.
33
5237 s. TCK m. 94/f.5: “Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek
cezada bu nedenle indirim yapılamaz.”
34
Noll, Peter, Schweizerisches Strafrecht. Besonderer Teil I. Delikte gegen den Einzelnen,
Zürich 1983, s. 77, Nakleden: Artuk, M. Emin/ Gökcen, Ahmet, Yenidünya/A. Ca-
ner, Ceza Hukuku Özel Hükümle, Ankara 2005, s. 122.
Emre AKBULUT makaleler
192TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
daha başka ihmal suretiyle icra suçlarının da söz konusu olabilmesi
mümkündür.
35
Bu şekilde ihmal kavramının anlamı, ceza hukukundaki yeri, ihmalî
suç ve ihmal suretiyle icra suçu kavramlarının üzerinde durduktan ve
ihmal suretiyle kasten öldürme suçunun hareketin şekli bakımından
kapsamında yer aldığı suç kategorisini tespit ettikten sonra, inceleme
konumuz olan bu suçun eski ve yeni Türk ceza kanunlarında ne şekilde
düzenlendiğini inceleyecek olursak:
C. 765 SAYILI TCK’DA İHMAL SURETİYLE
KASTEN ÖLDÜRME SUÇU
Kasten adam öldürme suçu, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ikinci
kitabında, “şahıslara karşı cürümler” başlıklı dokuzuncu babın “adam
öldürmek cürümleri” başlığını taşıyan birinci faslında, 448. maddede
ve devamındaki maddelerde düzenlenmiştir. 448. maddede “Her kim,
bir kimseyi kasten öldürürse 24 seneden 30 seneye kadar ağır hapis cezasına
mahkûm olur” hükmü yer almış, ancak ne bu maddede ne de takip eden
maddelerde öldürme eyleminin ihmali bir davranışla gerçekleştirilmesi
olasılığına değinilmemiştir. Bu durumda, hangi hareketi gerçekleştiren
kimsenin bir kimseyi öldürmüş sayılacağı sorusuyla karşılaşılacaktır.
Gerçekten de bir kimseyi tabanca ile vuran, zehirleyen ya da boğan ve
bu şekilde mağdurun ölümüne sebebiyet veren kimsenin onu öldürmüş
sayılacağı ve 765 s. TCK m. 448 uyarınca cezalandırılacağı konusunda
bir tereddüt bulunmamaktadır. Peki ama aktif olarak hiç bir harekette
bulunmayan bir kimsenin de bu suçun faili olarak kabul edilme olasılığı
var mıdır?
765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde,
adam öldürme cürmünün belirli şartlar dahilinde ihmalî bir hareketle
de işlenebileceği konusunda öğreti görüş birliği içindeydi. Zira yukarıda
da belirttiğimiz üzere suçun maddi unsurunun öğelerinden biri olan
hareket, öğretide ihmali de kapsamına alacak şekilde açıklanmaktay-
dı.
36
Bunun doğal sonucu olarak, ihmalî bir hareket de (örneğin itfaiye
35
Bununla birlikte, kanunkoyucunun diğerlerinden ayrı olarak bu üç suçu kanunda
özel olarak düzenlemiş olmasının eleştirisi için bkz., aşağıda F. Sonuç.
36
Bkz., B,b)’deki hareket tanımları.
makaleler Emre AKBULUT
193TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
görevlisinin kurtarma operasyonu için gittikleri evde gördüğü hasmını
kurtarmaması da), aynen tabancayla ateş etme gibi, kasten adam öldür-
me suçunun maddi unsurunun hareket öğesini oluşturmak bakımından
elverişli sayılmaktaydı. Ancak ihmalî hareket kavramının geniş kapsamı
nedeniyle, ceza sorumluluğunun olması gerekenden fazla genişleme-
mesi için, ihmal suretiyle kasten adam öldürme suçunun oluşması bazı
koşulların varlığına bağlanmıştı. Bu bağlamda öğreti, aktif bir hareketten
kaçınan ihmalî davranış sahibi şahsın, meydana gelen ölüm neticesinden
sorumlu tutulabilmesi için şu şartların varlığını aramaktaydı:
i. Aktif bir müdahaleden kaçınan kimse, müdahale etmek hususunda
hukukî bir yüküm altında bulunmalıdır.
37
Bu yükümlülük kanundan, sair
mevzuattan, sözleşmeden, failin daha önceki, yükümlülüğe aykırı
tehlikeli davranışından doğabileceği gibi örf ve âdet hukukundan da
kaynaklanabilir.
38
Buna göre, müdahalede bulunma imkanını kullanmak
suretiyle, meydana gelen ölüm neticesine engel olabilecekken müda-
halede bulunmayan kimse, ancak müdahale etme hukuki yükümlülüğü
altındaysa adam öldürme suçundan ötürü sorumlu tutulabilecektir.
Bunun dışında, müdahale etmeyi gerekli kılan ahlakî yükümlülükler,
–koşulları varsa– diğer suçlardan dolayı sorumluluk doğuracak, fakat
adam öldürme suçunun oluşumu bakımından bir rol oynamayacaktır.
Örneğin yüzerken ayağına kramp giren B’nin ölümünü engellemek için
plajda güneşlenmekte olan arkadaşı A’nın yapması gereken tek şey,
cankurtaranı durumdan haberdar etmektir. Fakat A istifini bozmaz ve
B ölür. Bu olayda A, her ne kadar 765 s. TCK m. 476 (yardım ve ihbar
yükümlülüğünün ihmali suçu) uyarınca cezalandırılabilirse de,
39
B’nin
ölümüne engel olma, B’yi kollama ve gözetme hukukî yükümlülüğü
altında bulunmadığı için 765 s. TCK m. 448 çerçevesinde sorumlu tu-
tulamayacaktır.
ii. Aktif bir müdahaleden kaçınan kimse, neticeye engel olma imkan ve
iktidarında bulunmalı,
40
neticeye engel olması kendisinden beklenebilmelidir.
41
Dolayısıyla boğulmakta olan oğlunun ölümünü engelleme konusunda
37
Dönmezer, Sulhi, Kişilere ve Mala Karşı Cürümler (Kişilere...), İstanbul 2004, s. 17
38
Bkz. Artuk/Gökcen/Yenidünya, Genel H. I , s. 440, ayrıca bkz., Öztürk/Erdem/
Özbek, Uygulamalı Ceza Hukuku, s. 126.
39
Dönmezer, Kişilere..., s. 18.
40
Artuk/Gökcen/Yenidünya, Genel H. I , s. 440.
41
Hakeri/İhmal, s. 248.
Emre AKBULUT makaleler
194TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
hukuken yükümlü olan baba,
42
eğer kendisi de yüzme bilmiyor ve et-
rafta kimse olmadığından yardım çağıramıyorsa, meydana gelen ölüm
neticesi kendisine isnad edilemeyecektir. Çünkü böyle bir durumda
babanın çocuğunun ölümünü engelleme imkan ve iktidarı bulunma-
maktadır. Yine böbrek hastası olan çocuğunun ölümünü, kendi böb-
reğini çocuğuna bağışlamak suretiyle engellemeyen baba da (neticeyi
önleme hukuki yükümlülüğü altında olmasına rağmen) 765 s. TCK
m. 448 çerçevesinde sorumlu kabul edilemeyecektir.
43
Zira babadan,
kendi böbreğinden fedakarlık etmek suretiyle oğlunun ölüm neticesini
önlemesi beklenemez.
765 s. TCK’nın yürürlükte olduğu dönemde, adam öldürmenin
ihmalî bir davranışla da gerçekleştirilebileceği hususunda öğretide var
olan görüş birliğine rağmen, uygulamada bu konunun ele alındığı bir
içtihada rastlanamamaktadır. Gerçekten de Yargıtay, ihmal suretiyle
kasten veya taksirle adam öldürmenin söz konusu olabileceği hallerde
konuyu farklı bağlamlarda ele almış ve 765 s. TCK m. 448’in ihmalî bir
hareketle işlenebilip işlenemeyeceği sorununa değinmemiştir.
44
Ör-
neğin, 07.06.1982 tarihli ve 4-215/271 sayılı CGK kararında Yargıtay,
“müteveffayı muayene eden bevliye uzmanı nöbetçi tabip sanığın, hastadaki
kan basıncının 12 olduğunu saptamasına rağmen, –iş ve gücüne engel olmaz
ve 15 günde iyileşir– yolunda kesin rapor vererek hastaya gereken ilgiyi gös-
termediği” olayda, görevi ihmal suçunun oluştuğu sonucuna varmış,
45
olayı ihmal suretiyle taksirle öldürme suçu bakımından tartışmamıştır.
Yine fazla dozda uyuşturucu alan mağdurun bu sebeple öldüğü bir
olayda Yargıtay, mağdurun fazla dozda uyuşturucu almasına engel
olmayan uyuşturucu satıcısının hareketini, bu hareketle ölüm neticesi
arasında nedensellik bağlantısının kurulabilip kurulamayacağı sorunu
çerçevesinde incelemiş ve ihmal suretiyle (kasten ya da taksirle) adam
öldürme suçu üzerinde durmamıştır.
46
Askeri Yargıtay’ın konuya yak-
42
743 s. Türk Kanun-u Medenisi m. 260 : “Ana, baba ve çocuk, yekdiğerine karşı aile
menfaatinin istilzam ettiği muavenet ve riayete mecburdur.”
43
Hakeri/İhmal, s. 248.
44
Hakeri/İhmal, s. 168.
45
Hakeri/İhmal, s. 153.
46
“Failin hazırladığı uyuşturucu maddeyi kullanıcıya bizzat enjekte etmesi veya
uyuşturucu maddeyi birer kullanımlık ölçekte hazırlayıp, bu durumu bilerek sat-
ması sonucu, kendisine uyuşturucu madde enjekte edilen veya bir ölçek uyuşturu-
cu maddeyi kullanan kişinin sağlığının bozulması ya da ölüm arasında belirtilen
anlamda nedensellik bağı vardır. Buna karşılık, 20 gram uyuşturucu madde satın
makaleler Emre AKBULUT
195TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
laşımı da Yargıtay’ın yaklaşımıyla paralellik arzetmektedir. Örneğin,
(kasten ya da taksirle) ihmal suretiyle adam öldürme suçu çerçevesinde
değerlendirilebilecek bir olayda Askeri Yargıtay, “Ancak kollarına giri-
lerek hastahaneden içeriye sokulacak kadar ağır hasta olan ve bir gün sonra da
komaya girerek ölen askeri şahsı, beraberindeki vazifeli astsubayın da hasta-
haneye yatırılması ikazına rağmen –başkalarının sorumlu bulunduğu– hasta
kabul tezkeresinin hatalı tanzim edildiğinden bahisle askeri hastahaneye kabul
etmeyen nöbetçi tabibinin fiili, görevini ihmal vasfındadır.” diyerek, görevi
ihmal suçundan hüküm kurmuştur.
47
765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlükte bulunduğu dönemde,
kanunda ihmal suretiyle adam öldürme suçunun açıkça düzenlenmemiş
olması ve Yargıtay kararlarında bu konunun ele alınmaması sebebiy-
le öğreti, konuyu ihmal suretiyle öldürme suçuna ilişkin çok sayıda
incelemenin ve içtihadın yer aldığı Alman hukukundaki gelişmeler
doğrultusunda değerlendirmiştir.
48
Bununla birlikte Türk öğretisinde, kanunilik ilkesine tam anlamıyla
uygunluğun sağlanması bakımından, hangi hallerde neticeyi önleme
yükümlülüğü nedeniyle kişinin ihmal suretiyle adam öldürme suçun-
dan sorumlu tutulacağının kanun tarafından açıkça düzenleme altına
alınmasının zorunlu olduğu da vurgulanmıştır.
49
alan ve bunun 5 gramını bir doz alarak veya birer kullanımlık dozlardan ikisini
birlikte kullanan kişinin sağlığının bozulması ya da ölmesi durumunda satıcının
fiili ile sağlığın bozulması veya ölüm arasında değinilen biçimde nedensellik bağı
yoktur.” (10. CD, 10.12.1998, 10133/12221) Hakeri, Hakan, Kasten Öldürme Suçları
(Kasten Öldürme), Ankara 2006, s. 138.
47
Hakeri/İhmal, s. 160, Failin daha önceden gerçekleştirdiği tehlikeli davranışının
zararlı sonucunu bertaraf etmediği bir diğer olayda ise, Yargıtay yine suçun ihmali
davranışla işlenmesi üzerinde durmamış ve taksirle (icraî) adam öldürmeden ceza
vermiştir: “Samimi kabul edilen ve aksi kanıtlanmayan savunmasında sanık, ısın-
mak amacıyla fırın içerisinde oturmakta bulunan ölene –fırın kapısını kapatayım
mı?– dedikten sonra onun olumlu cevabı üzerine fırın kapısını kapatmış, bu arada
şeytanlık edip öleni korkutmak amacıyla çalıştırma ve stop düğmelerine basmış,
ölenden kan çıktığını görünce, girdiği psikolojik ortam içerisinde olay yerinden
uzaklaşırken fırın kapısını açmayı düşünememiş, bu durumu ilk karşılaştığı kişi-
lere de anlatmıştır. Ölümün havasızlıktan oluşması da bu durumu doğrulamıştır.”
(YCGK 09.04.1990, 1-60/108) Hakeri/İhmal, s. 168.
48
Bkz., İçel/Sokullu/Akıncı/Özgenç/Sözüer/Mahmutoğlu/Ünver, a. g. e., s. 60 vd.
, ayrıca bkz., Hakeri/İhmal, s. 54 vd.
49
İçel/Sokullu/Akıncı/Özgenç/Sözüer/Mahmutoğlu/Ünver, a. g. e., s. 63, Hakeri,
İhmal, s. 196 vd.
Emre AKBULUT makaleler
196TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
D. 5237 SAYILI TCK m. 83: KASTEN ÖLDÜRMENİN
İHMALİ DAVRANIŞLA İŞLENMESİ
a. Genel Olarak
765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun aksine 5237 sayılı yeni Türk Ceza
Kanunu, ihmal suretiyle kasten adam öldürme suçunu kanunda açıkça
düzenleme yoluna gitmiştir. İhmal suretiyle kasten öldürme suçu, 5237
s. TCK’nın ikinci kitabının “kişilere karşı suçlar” başlıklı ikinci kısmın-
da, “hayata karşı suçlar”ın düzenlendiği birinci bölümde, 83. maddede
düzenlenmiştir. 5237 s. TCK m.83’e göre: “(1) Kişinin yükümlü olduğu
belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm
neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet
veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.
(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin;
a) belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanunî düzenlemelerden
veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,
b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak
tehlikeli bir durum oluşturması, gerekir.
(3) Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında, temel
ceza olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş
yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar, diğer
hallerde ise on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunabileceği gibi,
cezada indirim de yapılmayabilir”
5237 s. TCK’nun 83. maddesiyle kanunkoyucu, ihmali bir harekette
bulunan kimsenin hangi hallerde meydana gelen ölüm neticesinden
sorumlu tutulabileceğine açıklık getirmiştir. Bu bağlamda, maddenin 1.
fıkrası uyarınca, her türlü yükümlülük ihmali değil ancak icrai davranışa
denk kabul edilebilen yükümlülük ihmali, ihmal suretiyle kasten öldür-
me suçunu oluşturacaktır. Yükümlülük ihmalinin hangi hallerde icraya
denk sayılacağı ise 2. fıkrada düzenleme altına alınmıştır. 3. fıkrada da
kasten öldürmeyi ihmali davranışla gerçekleştiren faile verilecek ceza
50
hüküm altına alınmıştır.
50
Öğretide 83. maddenin bu haliyle ayrı bir suç olmayıp, kasten öldürme suçunun
özel hafifletici nedenini oluşturduğu kanısında olan müellifler de bulunmaktadır.
Bkz., Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku Özel Kısım, Ankara 2005, s. 35 Aksi görüşte,
Soyaslan, a. g. e., s. 111.
makaleler Emre AKBULUT
197TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
5237 s. TCK’nda yer alan bu yeni düzenleme, kanunkoyucunun
ihmal suretiyle adam öldürme suçunu düzenlerken 765 sayılı kanun za-
manında öğretide kabul gören görüşleri
51
ve İspanyol Ceza Kanunu’nun
11. maddesini
52
esas aldığını göstermektedir. Ayrıca belirtmek gerekir
ki, kanunkoyucu kasten yaralamanın ihmalî davranışla işlenmesini
hükme bağladığı 88. maddede ayrıntılı bir düzenleme yapmak yerine,
83. maddeye atıf yapmakla yetinmiştir. Bu bakımdan ihmal suretiyle
kasten öldürme için ifade edilecek koşullar, ihmal suretiyle kasten
yaralamaya ilişkin 88. maddenin uygulanmasında da göz önünde bu-
lundurulacaktır.
53
b. Benzer Suçlarla Karşılaştırılması
aa. 5237 s. TCK m. 98-Yardım ve Bildirim Yükümlülüğünün
Yerine Getirilmemesi
5237 s. TCK m. 98 uyarınca “(1) Yaşı, hastalığı veya yaralanması do-
layısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda
olan kimseye hâl ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu
derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis veya adli para
cezası ile cezalandırılır. (2) Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine
getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi durumunda, bir yıldan üç yıla kadar
hapis cezasına hükmolunur.”
98. madde bireylere sosyal bir yükümlülük yüklemekte ve onlardan
zor durumda olup kendini idare edemeyen kimselere yardım etmelerini
51
Bkz., yukarıda B, b).
52
İspanyol Ceza Kanunu’nun 11. maddesi şu hükmü içermektedir: “Bir neticenin
meydana getirilmesiyle gerçekleşen cürümler ve kabahatler ancak, failin özel bir
hukuki yükümlülüğü ihlal ederek neticeyi engellememesi ile ona sebebiyet verme-
si kanundaki anlama uygun olarak eşit değerde öngörülmüşlerse, ihmal suretiyle
işlendikleri kabul edilir. Bu maksatla ihmal ve icra şu şekilde eşit olarak öngörülür:
a)Harekete geçmek için kanun veya sözleşme gereği özel bir yükümlülük varsa; b)
İhmal eden, daha önceki bir icrai veya ihmali hareketiyle korunan hukuki değer
bakımından bir risk meydana getirmiş ise.” Nakleden: Hakeri/İhmal, s. 49 , “...İs-
panyol Ceza Kanunu’nun 11.maddesinden alınan 83. maddeye...” Artuk, M. Emin,
“YTCK’nun Genel Hükümlerine İlişkin Düşünceler,”, Legal Hukuk Dergisi, Yıl 3, S.
32, s. 2760.
53
5237 s. TCK m. 88 şu hükmü içermektedir: “Kasten yaralamanın ihmali davranışla
işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir. Bu hükmün uygu-
lanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşullar göz
önünde bulundurulur.”
Emre AKBULUT makaleler
198TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
ya da en azından durumu ilgili makamlara bildirmelerini istemektedir.
Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumunda 98. maddede yazılı
suç, ihmali bir davranışla gerçekleştirilmiş olacaktır. Peki ama yolda
gördüğü yaralı B’yi görmezlikten gelen ve durumu yetkili makamlara
bildirmeyen A, A tarafından yardım edilseydi gerçekleşmeyecek olan
B’nin ölüm neticesinden ne şekilde sorumlu tutulmalıdır?
Kanımca burada eğer 98. maddenin ikinci fıkrasında yazılı düzen-
leme olmasaydı, A’yı ihmal suretiyle adam öldürmeden yani 5237 s.
TCK m. 83’ten sorumlu tutmamız gerekecekti. Zira 83. maddede aranan
“eşdeğerlik” koşulu, 98. maddenin 1. fıkrasının A’yı yardım etme ya da
bildirimde bulunma icrai davranışıyla yükümlü kılması suretiyle sağ-
lanmış olacaktı. Çünkü 83. madde, kanundan kaynaklanan belirli bir
icrai davranışın yerine getirilmesi yükümlülüğünü aramakta, bu konuda
ceza kanunu ile diğer kanunlar arasında bir ayırım yapmamaktadır.
54
Ancak kanunkoyucu, ihmalî davranış sebebiyle cezaî sorumluluğun
çok fazla genişlemesini istememiş ve sadece m. 98’den kaynaklanan
yardım ve bildirim yükümlülüğünün ihmali halinde, failin adam öl-
dürme suçunun cezasıyla değil de 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla
cezalandırılacağını hükme bağlamıştır.
bb. 5237 s. TCK m. 257/2-Görevi İhmal
5237 s. TCK m. 257/2 şu hükmü içermektedir: “Kanunda ayrıca suç
olarak tanımlanan haller dışında, görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal
veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine…neden olan…kamu görev-
lisi…cezalandırılır.”
Polis, itfaiye görevlisi, doktor, hemşire… v.b gibi kamu görevlileri,
kanun veya bir sözleşme uyarınca insanların hayatlarıyla ilgili olarak
çeşitli davranışlarda bulunma yükümü yüklenen kimselerdir. Bunların
bu davranış yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmemeleri ve bu
suretle bir kimsenin ölümüne neden olmaları durumunda hem 5237
s. TCK m. 83’te hem de 5237 s. TCK m. 257/f. 2’de düzenleme altına
alınan suç gerçekleşmiş olacaktır. Ancak 257. maddenin 2. fıkrasında
belirtildiği üzere, m. 257/f.2 ancak görevi ihmal teşkil eden davranışın
başka bir suç oluşturmadığı hallerde uygulanacağından, bu durumda-
54
Aksi görüşte Hakeri/İhmal, s. 107, 108.
makaleler Emre AKBULUT
199TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
ki bir kamu görevlisinin görevi ihmal suçundan değil, ihmal suretiyle
adam öldürme suçundan cezalandırılması gerekecektir.
c. Korunan Hukuki Yarar
5237 s. TCK’nun 83. maddesiyle korunan hukuki yarar, aynı ka-
nunun 81.maddesiyle yani (icraî davranışla) kasten öldürme suçuyla
korunan hukuki yararla aynıdır. Her iki suçta da korunan hukuki yarar
yaşam hakkıdır.
55
Bu anlamda 5237 s. TCK m. 81 ve 83, Türkiye Cum-
huriyeti Anayasası’nın 17. ve Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu’nun
2. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkını hukuka aykırı mü-
dahalelerden korumayı amaçlamaktadır. Yaşam hakkı, bireylerin ceza
kanunları tarafından korunan diğer hak ve özgürlüklerinin kendisine
bağlı olduğu en temel, birincil insan hakkıdır. Bu bakımdan kanunko-
yucu, diğer hukuki yararları koruyan suçlara nazaran yaşam hakkını
koruyan bu suçlara öncelik tanıyarak, bu suçları ikinci kitabın hemen
başında, uluslararası suçların akabinde düzenlemiştir.
d. Suçun Faili
İhmal suretiyle kasten öldürme suçu bir özgü (mahsus) suç olup, bu
suç herkes tarafından değil ancak kanunda ifade edilen belirli kimseler
tarafından işlenebilecektir. Buna göre bu suçun faili “belli bir davranışta
bulunmak hususunda kanunî düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan
bir yükümlülüğü bulunan ya da önceden gerçekleştirdiği davranışı başkalarının
hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturan kimse” olabilir. İhma-
lin yapılması gerekenin yapılmaması şeklindeki tanımını da göz önünde
bulundurarak, bu suçun failini kısaca ölüm neticesini önleme hukuki
yükümlülüğü bulunan kimse
56
şeklinde ifade edebiliriz.
5237 s. TCK m. 83/f. 2’den hareketle kimlerin “ölüm neticesini ön-
leme hukuki yükümlülüğü altında bulunan kimse” sayılabileceğinin, yani
55
Dönmezer, Kişilere..., s. 10.
56
Öğretide ölüm neticesini önleme hukuki yükümlülüğü altında bulunan kimseyi
daha kısa bir kavramla “garantör” şeklinde isimlendiren müellifler bulunmaktadır.
Hakeri, Kasten Öldürme, s. 76 vd, Koca, Mahmut, Türk Ceza Yasası Özel Hükümler
(YTCK) , İstanbul 2005, s. 19.
Emre AKBULUT makaleler
200TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
kimlerin bu suçun faili kabul edilebileceğinin tespitinde şu kategoriler
göz önünde bulundurulmalıdır:
aa. Kişinin Belli Bir İcrai Davranışta Bulunmak (ve Bu Şekilde
Ölüm Neticesini Engellemek) Hususunda Kanundan Kaynaklanan Bir
Yükümlülüğünün Bulunması
Buna göre eğer bir kanun hükmü bir kimseye aktif olarak belirli bir
davranışta bulunma ödevi yüklemesine rağmen, kişi bu ödevi yerine
getirmiyor ve kişinin bu ihmali sonucunda ölüm neticesi meydana
geliyorsa, bu kişi ihmal suretiyle adam öldürme suçunun faili olarak
5237 s. TCK m. 83 uyarınca cezalandırılacaktır. Kimlerin bu kategori
kapsamında ihmal suretiyle adam öldürme suçunun faili olabileceğinin
sınırlayıcı bir şekilde belirtilebilmesi olanaklı değildir. Ancak kanundan
doğan icrai davranışta bulunma yükümüne ve bu suçun muhtemel
faillerine şu örnekler verilebilir:
aaa. Anne ve baba, çocukları bakımından muhtemel ölüm neticesini
önlemekle hukuken yükümlüdürler. Çünkü bu, aile hukukuna ilişkin
olarak Medeni Kanun tarafından öngörülen mükellefiyetler arasındadır.
Bu anlamda eşler birlikte, çocukların bakım ve eğitimine ve onların gö-
zetimine özen gösterme yükümlülüğü altındadırlar.
57
Gerçekten de 4721
sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 322. maddesi uyarınca “Ana, baba ve
çocuk, ailenin huzur ve bütünlüğünün gerektirdiği şekilde birbirlerine yardım
etmek…le yükümlüdürler.” Yine aynı kanunun 185. maddesinin 2. fıkrası
uyarınca “Eşler,… çocuklarının bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce
özen göstermekle yükümlüdürler.” İşte bu yükümlülük sebebiyledir ki yeni
doğan çocuklarından maddi sıkıntıları sebebiyle kurtulmak isteyen anne
ve baba, ona gıda vermezler ve bu sebeple çocuğun ölümüne neden
olurlarsa ihmal suretiyle kasten öldürme suçunun faili olacaklardır.
bbb. Çocuk da, anne ve babası bakımından muhtemel ölüm neticesi-
ni önlemek hususunda hukuki bir yükümlülük altındadır. Bu yükümlü-
lüğün kaynağı, yukarıda ifade ettiğimiz Türk Medeni Kanunu’nun 322.
maddesidir. Dolayısıyla yoldan geçmekte olan O, yerde yaralı olarak
yatan B’nin babası olduğunu anlasa ve bir an önce mirastan yararlan-
mak amacıyla yardım etmese, B’nin ölümü halinde 5237 s. TCK m. 83
çerçevesinde sorumlu kabul edilecektir.
57
Öztan, Bilge, Medeni Hukukun Temel Kavramları, Ankara 2002, s. 393.
makaleler Emre AKBULUT
201TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
ccc. Eşler birbirlerine karşı bu suçun faili olabilirler. Zira Türk
Medeni Kanunu’nun 185. maddesinin 3. fıkrası uyarınca; “Eşler birlikte
yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” Buna göre
örneğin A, hiç sevmediği kocası B’nin geceleyin aniden rahatsızlan-
ması durumunda yardım etmeyip doktor çağırmazsa, kendisine TMK
m. 185/f. 3 tarafından yüklenen yükümlülüğü yerine getirmediği için
kocası B’yi ihmal suretiyle kasten öldürmüş sayılacaktır.
ddd. Altsoy ve üstsoy ile kardeşler de birbirlerine karşı ihmal su-
retiyle kasten öldürme suçunu işleyebilirler. Bu sonuç, TMK m. 364’ten
çıkarılabilecektir. Maddeye göre; “Herkes yardım etmediği takdirde yoksul-
luğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlü-
dür.” Her ne kadar maddede altsoy ve üstsoy ile kardeşlerin birbirlerine
karşı maddi yardım mükellefiyetlerinden söz edilse de; altsoy, üstsoy
ve kardeşlere birbirlerinin yoksulluğa düşmelerini engelleme yüküm-
lülüğü getiren kanunkoyucunun, onları birbirlerinin ölmesine engel
olma yükümünden muaf tuttuğu söylenemez.
58
Bu bağlamda babasının
ve annesinin sürekli küçük kardeşi A’yla daha fazla ilgilenmelerinden
ötürü onu kıskanan ağabeyi B, birlikte karşıdan karşıya geçmekte iken
gelen arabayı farkedip kardeşinin elini bıraksa ve onu yol ortasında
terketse, araba çarpması sonucu kardeşi B’nin ölmesinden 5237 s. TCK
m. 83 uyarınca sorumlu tutulacaktır.
eee. Polisler de 5237 s. TCK m. 83’te öngörülen suçun faili olabi-
lirler. Zira 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun 2.maddesi
uyarınca polis, halkın ırz, can ve malını koruma ve kamunun istiraha-
tini sağlamakla yükümlüdür.
59
Buna göre kanundan kaynaklanan bu
yükümlülüğünün gereğini yerine getirmeyen polis memuru, ihmal
suretiyle adam öldürme suçundan sorumlu tutulacaktır. Örneğin bir
futbol maçı esnasında statta güvenliği sağlamak için bulunan polis me-
murlarından A, maç sonrası stadın çıkış kapısında yaşanan izdihamda
ezilen kişinin düşmanı B olduğunu görür ve imkanı olduğu halde bilerek
müdahaleden kaçınır. İşte bu durumda A, ihmal suretiyle kasten adam
öldürme suçunun failidir.
Aynı yükümlülük 2803 sayılı Jandarma Teşkilâtı Kanunu uyarınca
jandarmalar açısından da söz konusudur.
60
58
Aynı yönde Hakeri, Hakan, Sorularla Ceza Hukuku (Sorularla), Ankara 2005, s. 156.
59
Centel, Nur, Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 2005, s. 113 vd.
60
Centel, Zafer, a. g. e., s. 113
Emre AKBULUT makaleler
202TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
fff. Doktorlar da 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İc-
rasına Dair Kanun hükümleri uyarınca görevleri dahilindeki muhtemel
ölüm neticelerini engelleme yükümü altındadırlar.
61
Aynı yükümlülük,
acele hallerde (kanundan doğan bir yükümlülük olarak) özel hastahane-
lerde görevli olan doktorlar bakımından da geçerlidir. Çünkü 24.05.1933
gün ve 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanunu’nun 32. maddesinin 2.
cümlesi uyarınca; “Ani bir arıza veya kaza neticesinde müstacelen tedaviye
muhtaç olan şahısların hususi hastanelere müracaat veya nakillerinde hastanece
derhal acele tedavilerini yapmak mecburidir.”
Örneğin bir trafik kazası sonrasında ağır yaralı olarak bir özel
hastahaneye getirilen B’nin hiç bir gelirinin ve sosyal güvencesinin
olmadığının anlaşılması üzerine, hastahanede nöbetçi doktor olan A
muhtemel ölüm neticesini umursamayarak B’ye müdahaleden kaçınsa,
ihmal suretiyle olası kasıtla adam öldürme suçunu işlemiş olacaktır.
ggg. İşverenler de ihmal suretiyle adam öldürme suçundan sorum-
luluklarına neden olabilecek kanuni bir yüküm altındadırlar. Gerçekten
4857 sayılı İş Kanunu’nun 77. maddesinin 1. fıkrası uyarınca işverenler,
işyerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak için gerekli her türlü önlemi
almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdürler. Yine
aynı kanunun 80. maddesine göre işverenler, iş sağlığı ve güvenliği
kurullarınca iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun olarak verilen
kararları uygulamak durumundadırlar.
62
Buna binaen, işyerinde görevli iş sağlığı ve güvenliği kurulunun
mükerrer ikazlarına rağmen gerekli tedbirleri almayan ve işçilerin
muhtemel ölüm neticelerini umursamayan işveren A, bu tedbirlerin alın-
maması dolayısıyla meydana gelen işçi ölümlerinden, ihmal suretiyle
(olası kastla) adam öldürme suçunun faili olarak sorumlu olacaktır.
hhh. Hayvan sahipleri de hayvanlarının başka kimselere verebilece-
ği zararları engelleme konusunda ihmal gösterirler ve bunun sonucunda
bir ölüm vuku bulursa 5237 s. TCK m. 83 çerçevesinde sorumlu kabul
61
Detaylı bilgi için, Hakeri, Kasten Öldürme, s. 117 vd. Ayrıca bkz., Tümer, Ali Rıza,
“Hekimlerin Cezai Sorumlulukları ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Hekim-
lere Getirdikleri Yükümlülükler”, www.medinfo.hacettepe.edu.tr/ tebad/dergi/
doc/2005_1/03-08.doc, erişim tarihi: 23.01.2006
62
Çelik, Nuri, İş Hukuku Dersleri, İstanbul 2004, s. 153 vd.
makaleler Emre AKBULUT
203TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
edilebileceklerdir. Zira Borçlar Kanunu m. 56
63
ve 5237 s. TCK m. 177
64
hayvan idare edenlere bu konuda bir yükümlülük atfetmiştir. Burada
dikkat edilmesi gereken nokta, sorumluluğun hayvanın sahibine değil,
onu idare edene, onu gözetmekle yükümlü olana ait olduğudur. Örneğin
hayvanat bahçesindeki kaplanın terbiyecisi olan A, biraz önce tartıştığı
temizlik görevlisi B’nin kaplanın kafesini temizlemesi sırasında kaplanı
kontrol altında tutmasa ve B kaplanın saldırısı sonucunda ölse, A’nın ih-
mal suretiyle adam öldürme suçundan cezalandırılması gerekecektir.
Bu sayılanlara ek olarak, 5237 s. TCK m. 176’dan hareketle “inşaat
alanlarının güvenlik altına alınmamasından doğan sorumluluk,” 5237 s.
TCK m.179/f. 2’den ve Karayolları Trafik Kanunu’ndan hareketle “araç
sürücüsünün ve araç işletenin sorumluluğu,” TMK m.730’dan hareketle
“taşınmaz malikinin sorumluluğu” da, ölüm neticesini önleme konusunda
kanundan kaynaklanan yükümlülüklere örnek olarak gösterilebilir.
Ayrıca tekrar ifade etmek gerekirse, kanundan kaynaklanan bir icrai
davranışta bulunma ödevinin yerine getirilmemesi sebebiyle 5237 s.
TCK’nun 83. maddesindeki suçun oluşumuna sebebiyet veren haller
burada belirtilenlerle sınırlı değildir. Herhangi bir yasa hükmünce bir
kimseye yöneltilen herhangi bir davranış emri yerine getirilmiyor ve
bunun sonucu olarak bir kimse ölüyorsa, bu emri savsaklayan kişi ihmal
suretiyle adam öldürme suçunun faili addedilecektir.
Burada üzerinde durulması gereken bir husus, bir kimsenin ka-
nun değil de diğer bir normatif kaynaktan, örneğin bir tüzükten ya da
yönetmelikten kaynaklanan yükümlülüğünü ihlal ederek bir ölüme
sebebiyet vermesinin de 83. madde kapsamında değerlendirilip de-
ğerlendirilmeyeceğidir. Her ne kadar kanunun lâfzında açıkça “kanuni
düzenlemelerden kaynaklanan bir yükümlülük”ten söz edilse de, idarenin
daha önce kanunla düzenlenmemiş bir alanda ilk elden bir düzenleyici
işlem ihdas etmesinin mümkün olmadığı
65
göz önünde bulunduruldu-
ğunda, madde metnindeki ifadenin idari nitelikli düzenleyici işlemleri
de kapsamına aldığı ileri sürülebilecektir. Bununla birlikte madde met-
ninde bu hususun açıklığa kavuşturulması ve eğer idarenin düzenleyici
63
BK m. 56: “Bir hayvan tarafından yapılan zararı o hayvan kimin idaresinde ise o
kimse ... tazmine mecburdur.”
64
5237 s. TCK m. 177: “Gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya
sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kon-
trol altına alınmasında ihmal gösteren kişi ... cezalandırılır.”
65
Günday, Metin, İdare Hukuku, Ankara 2002 , s. 195 vd.
Emre AKBULUT makaleler
204TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
işlemlerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi isteniyorsa, madde
metninde –kanun– yerine –mevzuat– ifadesine yer verilmesi, kanun
yapma tekniği açısından daha isabetli olurdu.
66
bb. Kişinin Belli Bir İcrai Davranışta Bulunmak (ve Bu Şekilde
Ölüm Neticesini Engellemek) Hususunda Sözleşmeden Kaynaklanan
Bir Yükümlülüğünün Bulunması
Bir kimsenin, belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda söz-
leşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması ve bu yüküm-
lülüğe aykırı davranışının bir başka kimsenin ölüm neticesini meydana
getirmeye elverişli olması halinde, bu kimse de inceleme konumuz
suç bakımından fail olabilecektir. Burada sözleşme kavramıyla neyin
kastedildiği konusunda, konuya ilişkin özel hukuk hükümlerinin göz
önünde bulundurulması gerekir. Buna göre sözleşme, iki tarafın kar-
şılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan etmeleriyle meydana
gelen hukuki işlem olup, geçerliliği herhangi bir şekil şartına bağlı de-
ğildir.
67
Yine taraflar karşılıklı ve birbirine uygun rızalarını açıkça ifade
edebilecekleri gibi zımnî olarak da belirtebilirler. Dolayısıyla açıkça belli
bir husus üzerinde anlaşma olmaksızın, bir işin fiilen üstlenilmesi ve
karşı tarafın buna müsaade etmesi durumunda da, fiilen üstlenen kimse
sözleşmeden kaynaklanan yükümlülük sebebiyle m. 83 kapsamında
sorumlu tutulabilecektir.
68
Her ne kadar sözleşme kavramının açığa kavuşturulmasında özel
hukuk hükümleri dikkate alınsa da, bunun bir kamu hukuku disiplini
olan ceza hukuku ile özel hukuk arasındaki farklılıkların göz ardı edil-
mesi suretiyle yapılması düşünülemez.
Örneğin; bir ailenin çocuğuna bakmak için anne ve babayla bakıcılık
sözleşmesi yapan kişi 17 yaşında olsa da, bu sözleşmenin gereklerini
yerine getirmeyerek çocukla ilgilenmemesi ve bu suretle çocuğun ölü-
müne sebebiyet vermesi durumunda ihmal suretiyle adam öldürme
66
Ancak Kanun Hükmünde Kararnameler tarafından öngörülen yükümlülüklerin
83. madde kapsamında yer aldığı konusunda tereddüt edilmemesi gerekir, kanısın-
dayım.
67
Ayrıntılı bilgi için bkz., Reisoğlu, Safa, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul
2005, s. 56 vd.
68
Ayrıca belirtmek gerekir ki, sözleşmenin mutlaka bir ivaz karşılığı yapılmış olması
da zorunlu değildir.
makaleler Emre AKBULUT
205TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
suçundan sorumlu tutulabilecektir. Burada her ne kadar sınırlı ehliyetsiz
olan bakıcının, velisinin izin veya icazeti olmaksızın geçerli olarak böyle
bir sözleşme yapmasının hukuken mümkün olmadığı ileri sürülebilirse
de; 17 yaşında olması, onun ceza hukuku bakımından ehliyetli sayıl-
masına engel olmayacaktır. Sadece 5237 s. TCK m. 31 uyarınca, ihmal
suretiyle adam öldürme suçundan verilecek cezada indirime gidilmesi
gerekecektir.
Ölüm neticesini önleme konusunda sözleşmeden kaynaklanan
yükümlülüklere şu örnekler verilebilir:
– A, kalmakta olduğu otelin havuzunda yüzmekte iken tansiyonu
yükselir ve hareketsiz kalarak batmaya başlar. Bu durumun farkına va-
ran otelin cankurtaranı B, önceki gün kendisini azarladığı gerekçesiyle
A’yı kurtarmaz ve A ölür. Bu durumda B, ihmal suretiyle kasten adam
öldürme suçunu işlemiş olacaktır. Çünkü otel ile A arasında yapılan
sözleşme ve B ile otel arasında akdedilen iş sözleşmesi uyarınca; B, A’nın
boğulması durumunda ona yardım etmek hususunda sözleşmeden
kaynaklanan bir yükümlülük altındadır.
– Çok zengin ve fakat yaşlı ve kimsesi olmayan Y, oturduğu evi
ona vasiyet etmesinin karşılığında, ölünceye kadar kendisine bakması
için komşusu K ile anlaşır.
69
Ancak K, Y’nin evine bir an önce sahip ol-
mak arzusuyla, belli bir süre sonra Y ile ilgilenmemeye başlar ve Y, K
tarafından ilaçlarının kendisine zamanında verilmemesi sebebiyle ölür.
Bu olayda K, ihmal suretiyle kasten Y’yi öldürmüştür ve 83. madde
uyarınca cezalandırılması gerekecektir.
– Komşusunun ricası üzerine onun çocuğuna bir kaç saat bakmayı
taahhüt eden T, son derece haylaz olan Ç’nin vazosunu kırmasına çok
sinirlenir ve onunla ilgilenmemeye başlar. Balkona çıkan Ç’nin aşağıya
düşebileceğini öngören T, bu neticeyi umursamaz ve aşağı düşen Ç
ölür. Bu durumda T, ihmal suretiyle olası kastla adam öldürme suçunu
işlemiş sayılacaktır.
– Doktorların kanundan kaynaklanan yükümlülüklerinin dışında
kalan hallerde hastaları ile ilgilenmemeleri ve ölüm neticesine sebebiyet
vermeleri halinde, 5237 s. TCK m. 83’ten sorumluluklarını gerektiren
69
BK m.511-519’da öngörülen bu sözleşme türü için bkz., Yavuz, Cevdet, Borçlar Hu-
kuku Dersleri Özel Hükümler, İstanbul 2001, s. 521 vd.
Emre AKBULUT makaleler
206TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
sebep, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri
olacaktır.
70
Öğretide, ölüm neticesini engelleme yükümlülüğünün, sözleşmeden
kaynaklanan yükümlülüğün fiilen üstlenilmesiyle başlayacağı ifade
edilmiştir. Buna göre bakıcının çocuk açısından yükümlülüğü, söz
verilen tarihte değil de bilfiil çocuğun bakımının üstlenildiği tarihte
başlayacaktır. Buna gerekçe olarak da, bakıcının işe başlamadığı süreç
içerisinde anne ve babanın çocuğun gözetimini başka suretle temin
edecekleri hususu gösterilmiştir. Ancak bu düşünce, bu konuda bir
genelleme yapılamayacağı ve her somut olayın ayrı ayrı değerlendi-
rilmesi gerekeceği gerekçesiyle eleştirilmiştir. Zira yapılan sözleşmeye
güvenen kimselerin bu nedenle başka koruma önlemlerini devreden
çıkartabilmeleri de mümkündür.
71
Son olarak belirtmek gerekir ki, yükümlülük kaynağı olan söz-
leşmeden, ölüm neticesi bakımından illî bir değer taşımamak şartıyla
her zaman dönülebilmesi mümkündür. Bu sebeple kişiye özel hukuk
hükümlerince uygulanabilecek yaptırımlar, kişinin 83. madde uyarın-
ca da cezalandırılmasını gerektirmeyecektir. Örneğin B ile, onu sürat
teknesiyle bir buçuk saat gezdirmek konusunda anlaşan A, bir saat
sonra kıyıya çıkarak sözleşmeden döndüğünü belirtse, özel hukuk
hükümlerince maruz kalacağı yaptırımlar 83. maddenin uygulanması
bakımından bir önem taşımayacaktır. Ancak A’nın denizin ortasında bu
sözleşmeden vazgeçmesi, B’yi kıyıya götürmeyi reddedip balık tutmaya
başlaması ve uzun süre denizde kalmaya alışık olmayan B’nin başının
dönmesi sebebiyle denize düşüp boğulması ihtimalinde A, sorumlu-
luktan kurtulmak için sözleşmeden döndüğünü ileri süremeyecektir.
Bu bakımdan sözleşmeden dönme iddiasının 5237 s. TCK m. 83’ten
kaynaklanan sorumluluğa etkisi bakımından, her somut olayın ayrı
ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
cc. Kişinin Önceden Gerçekleştirdiği Davranışın Başkalarının Hayatı
İle İlgili Olarak Tehlikeli Bir Durum Oluşturması
İhmal suretiyle adam öldürme suçundan sorumluluğu gerektiren
hallerden üçüncüsü, kişinin daha önce gerçekleştirdiği tehlikeli bir
70
Hakeri, Sorularla..., s. 157
71
Hakeri, Hakan, “Yeni Türk Ceza Kanunu’nda İhmali Suçlar,” Hukuk ve Adalet Der-
gisi, Yıl 2, S. 5, s. 135, 136
makaleler Emre AKBULUT
207TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
davranışından ötürü ölüm neticesini engellemekle yükümlü olmasıdır.
Kanun bu durumda faile, yaptığı hareketin daha ağır neticeler doğur-
masını engelleme yükümlülüğü getirmiştir.
72
Öğretide öngelen tehlikeli
eylem şeklinde isimlendirilen
73
bu önceki hareketin, ölüm neticesinin ger-
çekleşmesi bakımından nedensel bir değer taşıması ve kasıtlı bir hareket
olmaması gerekmektedir. Zira burada kanunkoyucu, kastı olmaksızın
ölüm neticesinin nedensel serisini başlatan faile bu seriyi kesme yükümü
yüklemiştir. Eğer failin eylemi tehlikeli olmakla birlikte ölüm neticesini
meydana getirmeye elverişli değilse, bu durumda failin ihmali ile ölüm
neticesi arasında illiyet bağı bulunmadığından (daha sade bir ifadeyle
mağdur bir başka nedenle ölmüş olacağından) m. 83’ün uygulanması
söz konusu olmayacaktır. Yine failin önceki tehlikeli davranışını kasten
icra etmesi halinde icra suretiyle kasten öldürme suçundan sorumlulu-
ğu doğacak, bu durumdaki failin önceki eyleminin sonuçlarını bertaraf
etmeye çalışması durumunda da gönüllü vazgeçmeye ilişkin hükümler
uygulama alanı bulacaktır.
Kişinin önceden gerçekleştirdiği davranışının zararlı sonuçlarını
gidermemesi sebebiyle meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu
tutulacağı hallere şu örnekler verilebilir:
– Polis memuru P silahını temizlerken silahı ateş alır ve silahtan
çıkan kurşun arkadaşı A’ya isabet eder. P, zaten borçlu olduğu ve
kendisini bu yüzden sürekli sıkıştırmakta olan A’ya yardım etmez
ve A ölür. Bu durumda, önceki tehlikeli davranışından doğan zararlı
durumu bilerek ortadan kaldırmayan P taksirle değil, ihmal suretiyle
kasten adam öldürmeden dolayı sorumlu tutulacaktır.
– Bir siyasi partinin fanatik taraftarı olan B, otomobiliyle çarptığı
kimsenin rakip partinin önde gelen yöneticilerinden biri olduğunu anlar
ve onun ölebilecek durumda olmasını umursamaz. Bu durumda B, ihmal
suretiyle olası kastla adam öldürmeden dolayı sorumlu tutulacaktır.
74
72
Soyaslan, a. g. e., s. 113
73
Koca, a. g. e., s. 20, Hakeri, İhmal, s. 161 vd., Hakeri, Kasten Öldürme, s. 122
74
“...öngelen tehlikeli eylemden kaynaklanan garantörlük, özellikle trafik kazası so-
nucu bir kimseye çarpan sürücülerin, mağdurun ölümü halinde normalde taksirle
öldürmeden sorumlu olacakken, kasten adam öldürmeden dolayı sorumlu tutul-
malarına neden olabilir. Gerçekten de öngelen tehlikeli eylemin taksirli olduğu
hallerde, bunu takip eden neticeyi önlememe hareketinin kasti olması durumun-
da, öngelen eylemden doğan garantörlüğün büyük bir pratik önemi söz konusu
olmaktadır...” Hakeri, Kasten Öldürme, s. 127
Emre AKBULUT makaleler
208TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
– Tatil için gittiği otelde kendisiyle sürekli alay eden arkadaşı B’yi
gece vakti havuzun kenarında dolaşırken gören A, ona bir ders vermek
ister ve ıslanması amacıyla arkasından yavaşça yaklaşarak B’yi havuza
iter. Daha sonra B’nin yüzme bilmediğinin farkına varan A, onu kurtarıp
kurtarmamakta tereddüt eder ve B’nin kendisiyle sürekli alay ettiğini
anımsayarak onu kurtarmaktan vazgeçer. Bu durumda A ihmal suretiyle
B’yi kasten öldürmekten sorumludur.
– Motosiklet sürücüsü olan A, B’nin dikkatsizce yola çıkması üzeri-
ne, ona çarpmamak için direksiyonu kırar ve yoldan çıkarak devrilir.
75
B,
A’nın durumunu ve ölebilecek konumda olmasını umursamaz. Zama-
nında hastaneye kaldırılmayan A ölür. Bu durumda B, ihmal suretiyle
öldürme suçunu olası kastla işlemiştir.
76
– Son derece etkili ve drajeye benzer şekilde olan ilaçlarını kutu-
sundan çıkararak salondaki masanın üzerine bırakan A, evi sürekli
kirletmesi ve ortak giderlere katılmaması sebebiyle kızdığı ev arkadaşı
B’nin ilaçları şeker sanarak yemeye başladığını görür ve o andaki hid-
deti sebebiyle B’yi uyarmaz. Aldığı ilaçların etkisiyle B ölür. Bu olayda
A (doğrudan veya olası kastı sebebiyle) 5237 s. TCK m. 83 uyarınca
cezalandırılacaktır.
Kanımca, –5237 s. TCK m. 83’ten doğan sorumluluğun söz konusu
olabilmesi için failin eyleminin hukuka aykırı olması gerekir– şeklinde
bir genelleme yapılamaz.
77
Zira kanunkoyucu, “kişinin önceden gerçekleş-
tirdiği hukuka aykırı davranıştan” değil, sadece davranıştan söz etmekte-
dir. Eğer m. 83 madde çerçevesinde kişinin sorumlu tutulabilmesi için
önceki eyleminin hukuka aykırı olması şeklinde ek bir koşul aranacak olursa,
yukarıda verilen son örnekte, ev arkadaşı B’nin ilaçları draje sanarak
yemesine engel olmayan A’nın ihmal suretiyle kasten öldürme suçun-
dan sorumlu tutulabilmesi mümkün olmayacaktır. Böyle bir sonucun
ise, 5237 s. TCK m. 83’ün hem lâfzıyla hem de ruhuyla çelişki arz ettiği
açık bulunmaktadır. Bununla birlikte meşru müdafaada bulunan, bu
anlamda önceki eylemi 5237 s. TCK m 25/1 tarafından verilen iznin
kapsamında kalan kimsenin, tehlike geçmesine rağmen yaraladığı saldır-
gana yardım etmemesi ya da durumu yetkililere bildirmemesi halinde
75
Hakeri, Sorularla..., s. 158.
76
Daha fazla örnek için bkz., Hakeri, Kasten Öldürme, s. 122 vd.
77
Aksi yönde, Hakeri, Kasten Öldürme, s. 134.
makaleler Emre AKBULUT
209TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
83. maddeden değil yardımın ihmali suçundan (TCK m. 98) sorumlu
tutulması gerekir. Zira burada fail önceki davranışını (yani kendisine
vaki saldırıyı defetmek amacıyla saldırganı yaralamayı), kendi haya-
tını korumak için buna mecbur olmasından ötürü yapmıştır.
78
Burada,
failin saldırganı yaralamasından sonra, tehlikenin geçmesi üzerine ona
yardım etmemesinin cezalandırılmayacağını savunmak ise ancak vic-
dani gerekçelerle izah edilebilecektir, hukuki gerekçelerle buna olanak
bulunmamaktadır.
e. Suçun Mağduru
Adam öldürme suçunun mağduru, suçun icraî veya ihmali bir
davranışla işlenmesine göre değişiklik göstermemektedir. Bu bakım-
dan ihmal suretiyle kasten öldürme suçunun mağduru, (icra suretiyle)
kasten öldürme suçunda (5237 s.TCK m. 81) olduğu gibi hayat sahibi
insandır. Dolayısıyla insan dışında bir nesneyi yahut bir cesedi konu
edinen eylemler, ne icra ne de ihmal suretiyle adam öldürme suçunun
maddi konusunu oluşturamayacaktır.
79
Yine ana rahminde bulunan ce-
nine yönelik eylemler, adam öldürme suçları yerine çocuk düşürtme ve
düşürme suçları kapsamında incelenecektir. Ayrıca adam öldürmeden
söz edilebilmesi için çocuğun sağ ve tam olarak doğması gerekmektedir.
Zira TMK m. 28 uyarınca kişilik bu anda başlayacak ve ihlal edilebilecek
bir yaşam hakkından ilk defa bu anda söz edilebilecektir. Bu bağlamda
çocuğun tam ve sağ olarak anne karnından çıkarılmasından sonra mua-
yenehaneyi terkeden ve yeni doğan çocuğun ölümüne sebebiyet veren
doktor, 5237 s. TCK m. 83 çerçevesinde sorumlu tutulabilecektir.
f. Suçun Maddi Unsuru
İhmal suretiyle adam öldürme suçunun maddi unsurunun hareket
öğesi, bu suça özgü faillik niteliğini taşıyan kimsenin “yükümlü olduğu
78
Dolayısıyla bu durumda fail, ultra posse nemo obligatur –kimse imkan dışında mecbur
tutulamaz– ilkesi uyarınca 83. maddeden sorumlu tutulamayacaktır. Zira 83. madde
uyarınca söz konusu olan sorumluluğun temelinde, failin önceki tehlikeli eylemi
yatmaktadır. Burada ise önceki tehlikeli eylem, fail için bir zorunluluktur. Oysa
yardımın ihmali suçundan kişinin sorumlu tutulabilmesi bakımından failin önceki
davranışı değil, salt yardımda bulunmaması dikkate alınmaktadır.
79
Dönmezer, Kişilere..., s. 12.
Emre AKBULUT makaleler
210TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi,” yani ihmal etmesidir. Aktif
bir davranışta bulunma yükümü altında olan fail, bu davranışı gerçek-
leştirmeme hareketiyle 5237 s.TCK m. 83’te düzenlenen suçun maddi
unsurunun oluşumuna sebebiyet verebilir. Hatta failin yükümlü olduğu
davranışı gerçekleştirmeme hareketi bu suç bakımından o kadar önem-
lidir ki, suç ismini maddi unsurun bu hareket öğesinden almaktadır.
İhmal suretiyle adam öldürme suçunun maddi unsurunun netice
öğesi ise ölümdür. Ölüm, günümüzde kabul gören görüşe göre, beynin
geri dönülemez şekilde fonksiyonlarını tamamen yitirmesidir.
80
Bu suçun maddi unsurunun üçüncü öğesi ise, yükümlü olunan
davranışın yapılmaması şeklindeki hareket ile ölüm neticesi arasında
bulunması gereken sebep sonuç ilişkisidir. Ölüm neticesi ile davranış
ihmali arasında nedensellik bağlantısı yoksa yani ölüm, yükümlü olunan
davranışın ihmalinden kaynaklanmamışsa 83. maddeden sorumluluk da
gündeme gelmeyecektir. Bu bağlamda eğer failin ihmali olmasaydı yani
fail yükümlü olduğu belli bir davranışı gerçekleştirseydi ölüm neticesi
meydana gelmeyecekti diyebiliyorsak ve failin ihmali, objektif olarak
ölüm neticesini gerçekleştirmeye elverişli ise, failin ihmali hareketi ile
netice arasında nedensellik bağlantısı kurulabilecektir. Bu bakımdan
öğretide (özellikle mukayeseli hukukta) yapılan ihmalin nedenselliği
tartışmalarında
81
, ihmal ile icranın nedensellik bağlantısı (illiyet rabıtası)
bakımından herhangi bir farkının bulunmadığı şeklindeki görüşü
82
isa-
betli buluyorum. Gerçekten de nasıl bir hareketin yokluğunun neticenin
oluşumuna engel olduğu hallerde hareket ile netice arasında nedensellik
bağlantısının varlığı kabul ediliyorsa, aynen bunun gibi, bir davranışın
ihmali hareketinin yokluğu yani ihmal edilen davranışın varlığı halinde
netice meydana gelmiyorsa, yine hareketin netice bakımından neden-
sellik değerini haiz bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim gündelik
hayatta her olay bir diğerinin sebebini veya sonucunu oluşturur ki,
buna hayatın olağan akışı denir. Hayatın olağan akışı sadece evrende
var olan kanunlardan ibaret olmayıp, hukuk düzeni tarafından konulan
esasları da bünyesinde barındırmaktadır. Buna göre hayatın olağan
akışı çerçevesinde güneş doğacak, çocuğun annesi çocuğunu besleye-
80
Dönmezer, Kişilere..., s. 19, dn. 18.
81
Bu tartışmalar için bkz. Dönmezer/Erman, Nazari ve Tatbiki, s. 473 vd., Kunter, a. g.
e., s. 208 vd., Hakeri/İhmal, s. 223 vd.
82
Dönmezer/Erman, Nazari ve Tatbiki, s. 477, Kunter, a. g. e., s. 213, 234-236
makaleler Emre AKBULUT
211TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
cek, herkes görevini olması gerektiği biçimde yerine getirecektir. İşte
bir kimse, yükümlü olduğu bir davranışı yerine getirmeyip hayatın bu
olağan akışına müdahale ederek gerçekleşmemesi gereken bir netice-
nin gerçekleşmesine sebebiyet vermişse, onun bu ihmali hareketi ile
hayatın olağan akışına göre gerçekleşmemesi gereken netice arasında
nedensellik bağlantısının kabul edilmesi gerekecektir.
Öğretide ihmal suretiyle icra suçlarının dolayısıyla da konumuz
olan ihmal suretiyle adam öldürme suçunun gerçekleşmiş sayılabilmesi
için aranan bir diğer şart, “failin bireysel hareket yeteneğine, neticeye engel
olma imkan ve iktidarına sahip olması”
83
olup, kanımca bu koşul hareket ile
netice arasında bulunması zorunlu olan nedensellik bağlantısının kap-
samında kabul edilmelidir. Çünkü eğer failin bireysel hareket imkanı ve
bu anlamda neticeyi önleme iktidarı yoksa, failin ihmalde bulunmaması
yani yükümlü bulunduğu icraî davranışı gerçekleştirmesi halinde dahi
netice meydana gelecektir. Bu durumda doğal olarak ihmal suretiyle
adam öldürme suçundan söz edilemeyecektir. Ancak bunun sebebi, failin
neticeyi önleme imkanına sahip olması şartının eksikliği değil, failin hareketi
ile netice arasında nedensellik bağlantısından kurulamamasından ötürü
suçun teşekkül etmemesidir. Bu noktadan hareketle, boğulmakta olan
oğlunu yüzme bilmemesi sebebiyle kurtaramayan ve etrafta kimsenin
bulunmamasından ötürü yardım çağıramayan babanın, 5237 s. TCK m.
83 uyarınca sorumlu kabul edilebilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Zira, babanın ihmalî hareketi ile çocuğunun ölümü arasında nedensellik
bağlantısı bulunmadığından suç teşekkül etmemiş sayılacaktır.
g. Suçun Manevi Unsuru
İhmal suretiyle kasten öldürme suçunun manevi unsuru kasttır.
5237 s. TCK m. 21 uyarınca kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların
bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. İnceleme konumuz suç ba-
kımından failin kasten hareket etmekte olduğunun kabul edilebilmesi
için, failin ihmali hareketini bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesinin
ve ölüm neticesinin oluşumunu öngörüp istemesinin yanı sıra, ona
aktif bir müdahalede bulunma yükümü yükleyen durumu da bilmesi
83
Artuk/Gökcen/Yenidünya, Ceza H. Genel I, s. 440, Hakeri, Kasten Öldürme, s. 138.
vd.
Emre AKBULUT makaleler
212TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
gerekecektir. Ancak burada aranacak olan bilme, failin icraî harekette
bulunma yükümlülüğünü değil, bu yükümlülüğe sebebiyet veren
durumu kapsamına alan bilmedir. Buna göre plajda güneşlenmekte
iken boğulduğunu gördüğü kimsenin yardımına gitmeyen B, boğulan
kimsenin oğlu O olduğunu ölüm neticesinin gerçekleşmesinden sonra
anlamışsa, ihmal suretiyle kasten öldürme suçundan değil, yardım ve
bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi (5237 s. TCK m. 98)
suçundan ötürü sorumlu tutulacaktır.
İhmal suretiyle adam öldürme suçunun gerçekleşmiş sayılabilmesi
için genel kast yeterli olup, failin ihmali davranışı hangi saik ile gerçek-
leştirdiğinin bir önemi bulunmamaktadır.
5237 s. TCK m. 83’te öngörülen suçun doğrudan kastla olduğu
gibi olası kastla da işlenebilmesi mümkündür. Olası kast 5237 s. TCK
m. 21 uyarınca, kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçek-
leşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesi halinde söz konusu
olacaktır. Ancak kanunda yer verilen bu tanım, olası kast kavramını
açıklamakta yetersiz kalmaktadır.
84
Olası kast, failin, hareketinin tipik
neticeyi gerçekleştireceğini ciddi olarak mümkün görmesi ve bu neticeyi
kabullenmesi,
85
göze alması,
86
öngördüğü neticenin gerçekleşmesini
umursamaması hallerinde söz konusu olacaktır. Yani doğrudan kastla
hareket eden faili olası kastla hareket eden failden ayırt etmeye yara-
yacak kıstas, neticenin istenmesine ilişkin irade yoğunluğu olacaktır.
Zira her iki kusurluluk çeşidinde de hareket bilinip istenmekte ve netice
öngörülmektedir. Ancak doğrudan kastla hareket eden failin neticeyi
istemesine, bizzat neticeyi gerçekleştirmek için hareket etmesine kar-
şın, olası kastla hareket eden fail neticeyi umursamamaktadır. Diğer
bir deyişle neticenin meydana gelip gelmemesinin onun için bir önemi
yoktur. Buna göre arabasıyla çarparak yaraladığı kimsenin kan davalısı
84
5237 sayılı TCK m. 21’e bu noktada getirilen eleştiriler için bkz., Toroslu, Nevzat,
Ersoy, Yüksel, Kanunlaşmaması Gereken Bir Tasarı, Türkiye Barolar Birliği- TCK Refor-
mu 2. Kitap (TCK Reformu), Ankara 2004, s. 10; Bayraktar, Köksal, TCK Tasarısı’na
İlişkin Genel Bir Değerlendirme ve Genel Hükümler Üzerine Birkaç Eleştiri, TCK Reformu,
s. 29 vd.; Artuk, M. Emin/Çınar, Ali Rıza, Yeni Bir Ceza Kanunu Arayışları ve Adalet
Alt Komisyonu Tasarısı Üzerine Düşünceler, TCK Reformu, s. 75-76, Tezcan, Durmuş/
Erdem, M. Ruhan, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi TCK Tasarısı Hakkındaki
Raporu, TCK Reformu, s. 340-341.
85
Öztürk, Erdem, Uygulamalı Ceza H., s. 181.
86
Tezcan/Erdem, a. g. m., s. 340.
makaleler Emre AKBULUT
213TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
olduğunu görüp ölmesini sağlamak için ona yardım etmeyen ve ölü-
müne neden olan fail doğrudan kastla, arabasıyla bir kimseye çarpıp
yaraladıktan sonra, polislerin olay yerine gelip kendisini tutuklama-
sından korkarak, yaraladığı kimse hakkında da “ölürse ölsün” şeklinde
düşünerek yardımdan kaçınan ve onun ölümüne sebebiyet veren fail
ise olası kastla 83. maddede öngörülen suçu işlemiş olacaktır.
İhmal suretiyle adam öldürme suçunun taksirle işlenebilip işle-
nemeyeceği, bu kısımda açıklığa kavuşturulması gereken bir diğer
konudur. Kanunda söz konusu suç, açıkça kasten işlenebilecek bir suç
olarak düzenleme altına alınmıştır. Kaldı ki gerek 765 sayılı, gerekse
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun suçun manevi unsuruna ilişkin
olarak öngördüğü sistem uyarınca, suçun oluşması kural olarak kastın
varlığına bağlıdır.
87
Taksirle hareket eden kimsenin eylemi, ancak bu
taksirli eylemin kanunda açıkça suç olarak ihdas edildiği hallerde ce-
zalandırılacaktır.
Dolayısyla TCK m. 83’ün, kusurluluğu taksir derecesinde olan faile
tatbik edilebilmesine Türk Ceza hukukunun genel hükümleri uyarınca
olanak bulunmamaktadır. Peki bu durumda örneğin, görev esnasında
iken cep telefonuyla uzun ve kendince önemli bir konuşma yapan ve
bu sebeple hastaların ilaçlarını vermeyi unutan hastabakıcı H, ilaçları-
nın zamanında verilmemesi sebebiyle ölen hastaların bulunduğu bir
olayda sadece görevin ihmali (5237 s. TCK m. 257/2) suçundan ötürü
mü sorumlu tutulacaktır? Kanımca bu soruya olumlu yanıt verilmesi
mümkün bulunmayıp, 5237 s. TCK m. 85 uyarınca H’nin taksirle adam
öldürme suçundan sorumlu tutulması gerekecektir. Zira 5237 sayılı TCK
m. 22/f. 2’de taksir, “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla,
bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek
gerçekleştirilmesi” şeklinde tanımlanmıştır. Yine öğretide yapılan tanım-
larda da taksir, “dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslek ve sanatta acemilik, kanun,
nizam ve emirlere uymama ve gereklerini yerine getirmeme suretiyle failin
iradi olarak bir şey yapması veya yapmaması sonucu öngörülebilir nitelikli bir
neticeye neden olması halinde fiil taksirle işlenmiş sayılır”
88
şeklinde ifade
edilmiştir. Dolayısıyla failin neticenin gerçekleşmesini istememesine
rağmen öngörmemesi yahut öngördüğü halde gerçekleşmeyeceğini
düşünmesi sebebiyle aktif bir davranışta bulunma yükümlülüğüne
87
Bkz., 765 s. TCK m. 45, 5237 s. TCK m. 21.
88
Dönmezer, Kişilere ve Mallara, s. 111.
Emre AKBULUT makaleler
214TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
uymayıp neticeye sebep olması, onun dikkatsizliği, özen yükümlülüğüne
aykırı hareket ederek neticeye sebep olması olarak nitelendirilebilecektir.
Kısacası bu anlamdaki (kasdî olmayan) ihmal, zaten taksir kavramının
kapsamına dahil bulunmaktadır. Bu noktadan hareketle yukarıda ve-
rilen örnekte hastabakıcı H’nin, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı
iradi ihmal hareketiyle neden olduğu ölümlerden ötürü, taksirle adam
öldürme suçundan cezalandırılması gerekecektir.
Ancak sonuç kısmında da değineceğimiz üzere, mukayeseli hukuk-
ta olduğu gibi
89
ihmal suretiyle icra suçlarına ilişkin olarak kanunun
genel hükümler kitabında, tüm suçlar bakımından geçerli olacak bir
düzenleme yapılmış olsaydı bu yorumlara gerek kalmayacak ve özel
hükümler kitabında yer alan bütün icrai suçların hukuki yükümlülüğe
aykırı ihmali davranışlarla da işlenebileceği hususunda tereddüt edil-
meyecekti.
h. Hukuka Aykırılık Unsuru
İnceleme konumuz olan suç bakımından hukuka aykırılık unsuru-
nun uygulanmasında diğer suçlara kıyasla herhangi bir farklılık bulun-
mamaktadır. Buna göre 5237 s. TCK’da belirtilmiş olan kanun hükmünü
yerine getirme, amirin emrini icra, meşru savunma, zorunluluk hali,
hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası hukuka uygunluk nedenlerinden
birinin varlığı durumunda, failin eylemi hukuka aykırılık unsuru eksik
olduğundan suç teşkil etmeyecektir. Örneğin ameliyat edilmesine hür
iradesiyle razı olmayan hastayı ameliyat etmeyen doktor, hastanın
sonradan bu nedenle ölmesi halinde ihmali hareketinden ötürü sorum-
lu tutulmayacaktır. Çünkü 5237 s. TCK m. 26’da düzenlenen ilgilinin
rızası hukuka uygunluk nedeni, failin bu ihmali davranışından ötürü
cezalandırılmasına engel olacaktır.
Öğretide ihmal suretiyle adam öldürme suçunun söz konusu olabil-
mesi için aranan şartlardan “beklenebilirlik” koşulu
90
ile, “yükümlülüklerin
89
Örneğin 1930 İtalyan Ceza Kanunu m.40/2: “Menetmek hukuki yükümü bulun-
duğu halde, bir neticeye engel olmamak, ona sebebiyet vermeye eşittir” Nakleden:
Dönmezer, Nazarî ve Tatbikî I, s. 372.
90
Hakeri, Kasten Öldürme, s. 164 vd.
makaleler Emre AKBULUT
215TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
çatışması”
91
ihtimali kanımca hukuka aykırılık unsuru başlığı altında ele
alınmalıdır. Şöyle ki; 5237 s. TCK’nın 25. maddesinin 2. fıkrasında zo-
runluluk hali hukuka uygunluk nedeni, “Gerek kendisine ve gerek başkasına
ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak
olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını
kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta
arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez”
şeklinde ifade edilmiştir. Buna binaen böbrek hastası olan çocuğunun
tedavisi için kendi böbreğini feda etmeyen babanın eylemi, böbreğini
çocuğuna vermesi babadan beklenemeyeceği için değil, eylem zaruret
hali hukuka uygunluk nedeni kapsamında kaldığı için cezalandırılma-
yacaktır. Zira bir kimse nasıl kendisinin sebep olmadığı, şahsına yönelik
bir tehlikeyi bertaraf etmek için normalde suç olan bir icrai davranışı
gerçekleştirebiliyorsa, aynı şekilde (5237 s. TCK m. 25’te öngörülen tüm
koşulların gerçekleşmesi durumunda) ihmali bir davranışı da gerçekleş-
tirebilmelidir. Çünkü ilk ihtimalde icrai davranışın gerçekleştirilmemesi
durumunda açığa çıkan tehlike, bu ikinci ihtimalde ihmali davranışın
gerçekleştirilmemesi durumunda gündeme gelecektir. Her iki halde
bulunan failin de 25. maddeden aynı şekilde yararlanmasını engelleye-
cek hukuki bir neden bulunmamaktadır. Yine aynı şekilde, aynı anda
boğulmakta olan iki kişiden birini (örneğin arkadaşını) kurtarması se-
bebiyle diğerinin (örneğin kardeşinin) ölüm neticesine engel olamayan
failin niçin ceza almaması gerektiğini açıklayabilmek, ancak zorunluluk
hali müessesesi ile mümkün olacaktır. Çünkü burada da fail başkası için
söz konusu olan ve başka şekilde def edilemeyen bir tehlikeyi ortadan
kaldırdığı için ihmalde bulunmaktadır. Son örneğimizde kurtarılması
gereken kişilerin ikisinin de insan olması sebebiyle, kardeşi yerine ar-
kadaşını kurtaran kimsenin zorunluluk hukuka uygunluk nedeninden
yararlanmasını önleyecek bir durum söz konusu değildir. Burada da
5237 s.TCK m. 25/f. 2’de öngörülen tüm şartlar gerçekleşmiştir.
I. Ağırlatıcı Sebepler
Kanunkoyucunun 83. maddede düzenleme altına alınan ihmal
suretiyle kasten öldürme suçu için özel olarak düzenleme altına aldığı
bir ağırlatıcı sebep bulunmamaktadır. Ancak burada kasten öldürmenin
91
Hakeri, Kasten Öldürme, s. 170
Emre AKBULUT makaleler
216TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
icrai davranışla işlenmesi yani 81. madde bakımından öngörülen ağır-
latıcı sebeplerin inceleme konumuz olan suç hakkında da uygulanması
söz konusu olabilecektir. Gerçekten öğretide bir görüşe göre, kasten
icrai davranışla öldürme suçundan hemen sonra düzenlenen nitelikli
hallerin, kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi halinde de
geçerli olacağı açıktır.
92
Öğretide diğer bir görüş ise, m.83/3’te ihmali
davranışla adam öldürmenin cezasının belirlenmesinde, esas olarak icrai
davranışla adam öldürme suçu için öngörülen temel cezanın göz önüne
alınacağı ifade edildiğinden, ihmali davranışla adam öldürme suçunun
sadece 81.maddede öngörülen halde uygulanacağı, 82. maddede ön-
görülen ağırlatıcı sebeplerin bulunduğu hallerde uygulanamayacağını
savunmaktadır.
93
Kanaatimce buradaki hukuki sorun, m.83’te m.81’den ayrı, bağım-
sız bir suçun var olup olmadığıdır. Zira, eğer m. 83’te bağımsız bir suç
düzenleme altına alınmışsa, bir diğer suç olan icrai davranışla kasten
öldürme için öngörülen ağırlatıcı nedenlerin inceleme konumuz olan
suç bakımndan uygulanamaması gerekir. Bu noktada, isabetli olan gö-
rüşün ikincisi olduğu kanısındayım. Bu husus adam öldürme suçlarını
düzenleyen kanun hükümlerinin sistematiğinden anlaşılmaktadır.
Kanun 81. maddede icra suretiyle kasten öldürmenin cezasını tespit
ettikten sonra takip eden maddede, 81. maddede belirtilen cezanın hangi
hallerde arttırılarak uygulanacağını hükme bağlamıştır. 83. maddede ise
faili ve maddi unsuru bakımından icra suretiyle öldürmeden farklılık arz
eden yeni bir suç düzenleme altına alınmış
94
ve her iki madde arasında
sadece cezaların miktarı bakımından bir paralellik kurulmuştur. Ne
ağırlatıcı sebeplerin düzenlendiği 82. maddede, ne de ihmal suretiyle
öldürme suçunun düzenlendiği 83. maddede söz konusu ağırlatıcı se-
beplerin ihmali davranışla öldürmede de uygulanabileceğine dair bir
hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla mevcut düzenleme karşısında
81. madde hakkında öngörülen ağırlaştırıcı nedenleri 83. maddeye de
teşmil etmek, kanunilik ilkesi karşısında mümkün gözükmemektedir.
Kaldı ki 82. maddenin uygulama alanını 83. maddeyi de kapsayacak
şekilde genişletirken, 85. maddeye (taksirle öldürme) bu ağırlatıcı ne-
denleri uygulamamak bir çelişki olacaktır. Çünkü 83. maddenin maddi
92
Hakeri, Kasten Öldürme, s. 217
93
Soyaslan, a. g. e., s. 116
94
Aksi yönde Toroslu, Ceza H. Özel K., s. 35
makaleler Emre AKBULUT
217TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
unsur bakımından 81. maddeyle farklılık göstermesine karşın, 85. mad-
de manevi unsur bakımından 81. maddeden ayrılmaktadır. Ayrıca 82.
maddede öngörülen öyle ağırlatıcı nedenler vardır ki,
95
bunlar zaten
ihmali davranış sahibi failin cezalandırılmasının asli nedenini oluştur-
maktadır. 5237 s. TCK m. 61/f.3 göz önünde bulundurulduğunda aynı
olgu hem unsur hem de nitelikli hal olarak değerlendirilemeyeceğinden,
m. 82’deki nitelikli hallerin m. 83 bakımından da geçerli olacağı kabul
edilse dahi, bu nedenle fail hakkında ceza arttırımına gitmek hukuka
aykırı olacaktır.
96
i. Suçun Özel Görünüş Şekilleri
aa. Teşebbüs
Bir ihmal suretiyle icra suçu olan 5237 s.TCK m. 83’e, salt ihmali
suçlardan farklı olarak teşebbüs mümkündür.
97
Buna göre failin, ihmal
suretiyle bir kimseyi öldürmek kastıyla, yükümlü olduğu icrai davranışı
neticenin oluşumu bakımından elverişli olacak tarzda ihmalinden son-
ra, failin elinde olmayan etkenlerden ötürü netice gerçekleşmezse fail,
ihmal suretiyle kasten öldürmeye teşebbüsten ceza alacaktır. Örneğin
A’nın yattığı hastanede hemşire olarak görev yapan H, A’nın ilaçlarını
vermemek için A’nın düşmanlarından para alsa ve ilaç saatinde A’ya
ilacını vermese fakat A’nın fenalaştığının nöbetçi doktor tarafından
anlaşılması üzerine ölüm neticesi gerçekleşmese A, meydana gelen
zarar veya tehlikenin ağırlığına göre ihmal suretiyle adam öldürmeye
teşebbüs sebebiyle ceza alacaktır. (5237s. TCK m.35/1,2)
bb. İştirak
İhmal suretiyle öldürme suçu, iştirakin tüm çeşitlerine elverişlidir.
Buna göre, birlikte suç işleme kararına sahip bulunan ve fiil üzerinde
95
Örneğin 5237 s.TCK m. 82/f.1-d: “Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kar -
deşe karşı”
96
Yine 82. maddede öngörülen “suçun yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bom-
balama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle işlenmesi”
şeklindeki ağırlatıcı sebep de, niteliği gereği öldürme suçunun icrai davranışla işle-
nen şekline münhasır olup, 83. madde bakımından fiilen uygulanamaz niteliktedir.
97
Dönmezer, Nazari ve Tatbiki I, s. 377
Emre AKBULUT makaleler
218TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
ortak hakimiyet kuran birden fazla kişi fail olarak ayrı ayrı m.83’ten
hüküm giyeceklerdir. Örneğin; A ve B arabayla çıktıkları gezintide bir
yayaya çarpsalar ve akabinde yayaya yardım etmek yerine, onun ölme
ihtimalini göz önüne alıp umursamayarak olay yerini terketseler ve
yayaya çarpma anında arabayı kullanan A’nın çok heyecanlandığını
gören B, daha çabuk kaçabilmelerini sağlamak maksadıyla direksiyonu
devralsa; hem A, hem de B, olası kastla ihmal suretiyle adam öldürme
suçunun faili olarak sorumlu tutulacaklardır.
İhmal suretiyle adam öldürmeye azmettirme söz konusu olabileceği
gibi, ihmali davranışla adam öldüren faile hem ihmali hem de icrai bir
davranışla yardım edilmesi de söz konusu olabilecektir. Buna göre,
denetim görevini sırf doktorun yakalanmamasını sağlamak için ihmal
etme vaadinde bulunan Sağlık Bakanlığı müfettişi, doktorun faili olduğu
ihmal suretiyle adam öldürme suçuna yardım etmiş sayılacaktır. Yine
çocuğunu beslememek suretiyle öldürmek isteyen anneyi arayanları
annenin bulunduğu yer dışında başka yere yönlendirerek yanıltan
kimse de, annenin suç teşkil eden eylemine yardım etme şeklinde iştirak
etmiş olacaktır.
cc. İçtima
İhmal suretiyle adam öldürme suçunun benzer suçlarla kıyaslanma-
sında da ifade edildiği gibi, bir kamu görevlisinin ihmali hareketi sonu-
cunda meydana gelen ölüm neticesinden fail, 5237 s. TCK m. 83 uyarınca
sorumlu tutulacak ve 257. maddenin 2. fıkrası uygulanmayacaktır. Aynı
durum ölüm neticesini önleme hukuki yükümü altında bulunan failin,
yükümlü olduğu doğrultuda bir yaralıya yardım etmemesi halinde, 98.
maddenin uygulanmaması bakımından da söz konusu olacaktır. Bu iki
durumda failin yapmış olduğu tek bir hareket ve failde bulunan tek
bir kast, birden fazla farklı suçun oluşmasına sebep olduğundan, farklı
neviden fikri içtimaya ilişkin kanun hükmü doğrultusunda fail, en ağır
cezayı gerektiren suçtan (yani 83. maddeden) dolayı cezalandırılacaktır.
(5237 s. TCK m. 44)
Birden fazla ihmal suretiyle adam öldürme suçunun zincirleme suç
şeklinde işlenmesi ise mümkün değildir. Zincirleme suçun düzenlendi-
ği kanunun 42. maddesinin 3. fıkrasında her ne kadar ihmal suretiyle
makaleler Emre AKBULUT
219TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
öldürme suçu bakımından zincirleme suç hükmünün uygulanamaya-
cağı açıkça belirtilmemiş olsa da, 83. maddenin zincirleme suç olarak
işlenmesi teknik olarak imkansız bulunmaktadır. Zira failin, bir suç
işleme konusundaki kararının yerine getirilmesi kapsamında, değişik
zamanlarda bir (aynı) kişiye karşı (icraen veya ihmalen) adam öldürme
suçunu işleyebilmesi olanaksızdır
j. Müeyyide
Kanunkoyucu ihmal suretiyle kasten öldürme suçunun müeyyide-
sini kademeli şekilde ve 81. maddedeki kasten icrai öldürme suçunun
yaptırımıyla paralellik kurarak belirlemiştir. Buna göre 83. maddenin
3. fıkrası uyarınca ihmal suretiyle kasten öldürme fiilini gerçekleştiren
fail, temel ceza olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 20 yıl-
dan 25 yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine 15 yıldan 20 yıla kadar,
diğer hallerde ise 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırıla-
bileceği gibi, kanunun hakime verdiği takdir yetkisi doğrultusunda hiç
bir indirimden yararlanmaksızın kasten icrai adam öldürme suçunun
cezasına da çarptırılabilecektir. İhmal suretiyle öldürme suçunun ceza-
sında icra suretiyle adam öldürme suçuna kıyasla indirime gidilmesi,
her iki davranışa ilişkin olarak kanunda aranan eşdeğerlik koşulu ile
çelişmektedir. Ancak fıkranın son cümlesiyla hakime tanınan ve cezada
indirime gitmeme imkanı veren takdir yetkisinin söz konusu çelişkiden
kaynaklanan sakıncaları ortadan kaldıracağı kanaatindeyim.
E. TÜRK CEZA HUKUKU ÖĞRETİSİ TARAFINDAN
5237 s. TCK m. 83’ÜN DEĞERLENDİRİLMESİ
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı yeni Türk Ceza
Kanunu’nun genel hükümler kısmına yönelik doktrinel eleştiriler in-
celeme konumuz suç bakımından da geçerli olmakla birlikte,
98
burada
sadece doğrudan inceleme konumuz olan suça yöneltilen eleştirilere
98
Örneğin 5237 s. TCK m. 21/f. 2’de yer alan olası kast düzenlemesine ilişkin eleşti-
riler, ihmal suretiyle kasten öldürme suçunun manevi unsuru bakımından da ge-
çerlidir. Yetersiz olan ve bilinçli taksir kavramıyla karıştırılmaya son derece müsait
olan olası kast tanımı, 83. maddenin uygulanmasında da sorunlara neden olacak
niteliktedir.
Emre AKBULUT makaleler
220TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
yer vereceğiz. Buna göre “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”
başlığını taşıyan 5237 s. TCK m. 83, öğreti tarafından şu eleştirilere
maruz kalmıştır:
“m. 86:
99
İhmali davranıştan dolayı sorumluluk için bir yandan ihmali ve
icrai davranışın eşdeğer olması aranmakta, öte yandan ihmali davranışla adam
öldürme halinde ceza azaltılmaktadır. Bu bir çelişkidir.”
100
“Tasarı m. 86, teoride ifadesini bulan ihmal suretiyle icra suçlarını dü-
zenlemektedir. Ancak bu durum sadece adam öldürme suçları bakımından
öngörülmüş ve oldukça karışık ve bulanık ifadelerle yazılmıştır. Başka suçlar
için öngörülmemiş olması ve ifade tarzıyla uygulamalarda sorunlar çıkarta-
bilecek şekildedir.”
101
“Madde 86: 80 yıldan bu yana Türk Hukuku uygulamasında Yargıtay’ın
ve doktrinin çözümlediği bir sorun, anlaşılmaz bir Türkçe ile bu madde içerisin-
de yer almıştır. Artık, Türk Hukuk dünyasının bildiği apaçık bir gerçek, yeniden
anlaşılmaz bir içerikle sunulmaktadır. Madde tamamen kaldırılmalıdır.”
102
“Tasarının kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi başlığını taşıyan
86. maddesini anlayabilmek mümkün değildir…Hukukçular tarafından dahi
anlaşılamayan bu düzenleme kanunilik ilkesine uygun değildir. Bu düzenle-
me Almanca’ya çevrilerek bir Alman hukukçuya sorulması halinde, alınacak
yanıt son derece olumlu olabilir, ancak söz konusu tasarı Almanlar için değil
Türk halkı için yapıldığına göre, her vatandaşın anlayabileceği tarzda kaleme
alınması gerekir. Kanunilik ilkesi bunu gerektirir.”
103
“Madde 83 : Öldürme suçu bakımından ihmali hareketin açıkça düzenlen-
miş olması yerindedir. Ancak ihmali hareketler bütün suç tipleri bakımından
gündeme gelebileceğinden, bu hususun genel hükümler bölümünde düzenlen-
mesi daha isabetli olacaktır.”
104
99
5237 s. TCK’nun 83. maddesi Adalet Alt Komisyonu Tasarısı’nda 86. maddede yer almaktaydı.
100
Toroslu, Nevzat, Ersoy, Yüksel, a. g. m., a. g. e., s. 14.
101
Artuk, M. Emin, Çınar, Ali Rıza, a. g. m., a. g. e s. 80.
102
Türk Ceza Kanunu Tasarısı Hakkında Galatasaray Üniversitesi’nin Görüşü, (TBB)
– TCK-Reformu, s. 305.
103
Öztürk, Bahri, Galatasaray Üniversitesi, İstanbul Kültür Üniversitesi ve İstanbul
Barosu Tarafından Düzenlenen TCK Tasarısı Çalışma Grubu Toplantı Notları,
(TBB)-TCK Reformu, s. 324.
104
Mahmutoğlu, Fatih Selami, TBMM Adalet Komisyonu’nda Kabul Edilen TCK Ta-
sarısı Hakkında Görüş, (TBB)-TCK Reformu, s. 370-371.
makaleler Emre AKBULUT
221TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
F. SONUÇ
Türk Ceza Hukuku tarihinin 1926’dan 2005’e kadar olan evresinde,
ihmal suretiyle öldürme suçunun düzenlendiği pozitif bir hukuk metni
bulunmamaktaydı. Ancak Türk Ceza hukuku öğretisinde, özellikle
suçun maddi unsuruna ilişkin olarak yapılan açıklamalarda, ihmal su-
retiyle icra suçları kategorisi ve bu kapsamda ihmal suretiyle öldürme
suçu kabul edilmekteydi. 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nda ise bu
suça açıkça yer verilmiş ve suçun oluşum koşulları belirlenmiştir. Bu
bakımdan öncelikle belirtmek gerekir ki, öğreti tarafından cezalandırı-
lacağı konusunda ittifak bulunan bir davranış türünün cezalandırılabilir
bir eylem olarak kanunda açıkça ifade edilmiş olması, kanunilik ilkesine
uygunluk bakımından olumlu bir gelişmedir. Ancak suça ilişkin bir
düzenlemenin artık var olmasından kaynaklanan bu gelişmeyi, suçun
düzenlenme yeri ve şekli bakımından söz konusu olan bir takım yeter-
sizlikler ve karışıklıklar gölgelemektedir.
Herşeyden önce, kasten öldürme suçunun ihmali davranışla işlen-
mesinin de cezalandırılmasını temin edecek bu tür bir düzenlemenin
yeri, Ceza Kanunu’nun Özel Hükümler başlıklı ikinci kitabı olmayıp Genel
Hükümler başlıklı birinci kitabıdır. Çünkü ihmali bir davranışla da işlen-
mesi mümkün bulunan icrai suçlar, işkence, kasten yaralama ve kasten
öldürme suçlarından ibaret değildir. Bu durumda kanunkoyucunun bazı
icrai suçlar bakımından ihmali davranışla işlenme ihtimalini kanunda
açıkça (hem de bağımsız bir suç olarak) öngörmüş bulunması karşısında,
diğer icrai suçların da ihmali hareketle işlenmesinin cezalandırılması,
kanunilik ilkesine (5237 s.TCK m.2) ne derece uygun olacaktır? Gerçek-
ten de örneğin, maaşına bir türlü zam yapılmadığı için çalıştığı kuruma
son derece kızgın olan demiryolu makas görevlisi D’nin, sırf kuruma
zarar vermek amacıyla çok değerli bir trenin geçeceği makasta gere-
ken değişikliği yapmaması ve trenin bir başka yük treniyle çarpışması
sonucunda kimsenin ölmediği ve yaralanmadığı fakat trenlerin çok
büyük hasar gördüğü olayda, D sadece görevin ihmali suçunu işlemiş
sayılacaktır.
Zira D’nin, kanunda düzenlenmemiş bulunan ihmal suretiyle kamu
malına zarar verme suçundan (5237 s. TCK m. 152/1-a) sorumlu tutul -
ması, bazı suçlar bakımından ihmali hareketin ayrıca cezalandırılacağını
açıkça belirten bir Ceza Kanunu’nun sistematiğiyle bağdaşmayacak-
tır. Kanımca 5237 s. TCK’ndaki bu düzenleme şekli sebebiyle, kasten
Emre AKBULUT makaleler
222TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
öldürme, kasten yaralama ve işkence suçları dışındaki icrai suçların
ihmali hareketle gerçekleştirilmesi durumunda faile ceza verilmesi,
kanunilik ilkesine aykırı olacaktır. Çünkü artık bu suçların cezalandı-
rılmasının hukuki dayanağı suçun maddi unsurunun hareket öğesine
verilen anlam değil, 5237 s. TCK m.83, 88 ve 94’de yer alan pozitif dü-
zenlemelerdir. Bu maddelerin yeni bir suç ihdas etmediği, sadece öldürme ve
yaralama suçlarının ihmali hareketle işlenmiş sayılması bakımından aranması
gereken şartlara açıklık getirmeyi amaçladığı şeklindeki bir iddia da kanım-
ca tutarlı olmayacaktır. Zira, failin neticeyi önleme hususunda hukuki
bir yükümlülüğünün bulunması, sadece ihmal suretiyle öldürme ve
yaralama suçları bakımından değil, tüm ihmal suretiyle icra suçları
bakımından aranması gereken ortak bir özelliktir. Yine suçun, özel
hükümler kısmında bu şekilde düzenlenmiş olması, ihmal suretiyle
taksirle adam öldürme eylemlerinin cezalandırılmasında da tereddütler
doğurabilecek niteliktedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, bu konunun
hem öğretide, hem de uygulamada bizden çok daha fazla tartışıldığı
ülkelerin ceza kanunlarında bu suça ilişkin düzenleme, genel hükümler
kısmında ve tüm suçlar için geçerli olacak bir biçimde yer almaktadır.
(Alman Ceza Kanunu m. 13, Avusturya Ceza Kanunu m. 2, 1930 İtalyan
Ceza Kanunu m. 40/2)
İhmal suretiyle öldürme suçunun düzenlenme yeri itibariyle ortaya
çıkan bir diğer sorun, ihmal suretiyle öldürmelerde faile ne şekilde ceza
verileceğidir. Bu noktada, kanunun 82. maddesinde yer alan nitelikli
hallerin ihmal suretiyle öldürmelerde de uygulanıp uygulanmayacağı
öğreti ve uygulamada tartışmalara yol açacak ve sonuçta adam öldür-
me gibi son derece hassas bir konuda kanunun sarahati değil, farklı
kaynakların yorumları uygulayıcılara yol gösterecektir. Yine kanunda
öngörülen cezalandırma şekli bakımından, ihmali ve icrai hareketler açı-
sından aranan eşdeğerlik koşuluyla failin cezasında indirime gidilmesi
yolundaki 3. fıkranın birbiriyle çelişmekte olduğu söylenebilecektir.
Kanımca ihmal suretiyle kasten öldürme suçunda “kanun, sözleş-
me ve önceden icra edilen tehlikeli eylem” şeklinde düzenlenen hukuki
yükümlülük çeşitleri de yerinde değildir. Bu düzenleme şekli yerine,
“bir icrai davranışta bulunma hukuki yükümü” kavramı, bu konudaki
ihtiyacı daha kısa ve kapsamlı bir şekilde karşılayacaktır. Zira mevcut
düzenlemede bir hukuk kaynağı olan örf-âdet hukuku göz önünde
bulundurulmamıştır. Yine tüzük, yönetmelik, genelge…v.b gibi diğer
makaleler Emre AKBULUT
223TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
pozitif düzenlemelerden kaynaklanan yükümlülükler de, ancak yorum
yoluyla maddde kapsamında değerlendirilebilmektedir.
Son tahlilde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ihmal suretiyle
adam öldürme suçuna ilişkin düzenleme olan 83. maddenin olumsuz
yanları, ne yazık ki olumlu yanlarına galip gelmektedir. Bu bakımdan
söz konusu düzenleme, Türk Ceza Hukuku’nda bu konuya dair bir
gelişme sağlamaktan uzaktır. Bu bakımdan ya madde metni yeniden
değerlendirilerek özel hükümler kısmından çıkarılmalı ya da tümüyle
ilga edilerek, konunun seyri zaten bu hususta önceden beri var olan
öğretideki görüş birliğine bırakılmalıdır.
KAYNAKÇA
Artuk, M. Emin, Gökcen, Ahmet, Yenidünya, A. Caner, Ceza Hukuku Genel
Hükümler I , 3. Bası, Ankara 2002.
Artuk, M. Emin, Gökcen, Ahmet, Yenidünya, A. Caner, Ceza Hukuku Özel
Hükümler, 6. Bası, Ankara 2005.
Artuk, M. Emin, Çınar, Ali Rıza, Yeni Bir Ceza Kanunu Arayışları ve Adalet Alt
Komisyonu Tasarısı , Türkiye Barolar Birliği Türk Ceza Kanunu Reformu
İkinci Kitap, Ankara 2004.
Artuk, M. Emin, “Yeni Türk Ceza Kanunu’nun Genel Hükümlerine İlişkin
Düşünceler,” Legal Hukuk Dergisi, Yıl 3, S. 32, İstanbul 2005.
Bayraktar, Köksal, TCK Tasarısı’na İlişkin Genel Bir Değerlendirme ve Genel Hü-
kümler Üzerine Birkaç Eleştiri, Türkiye Barolar Birliği Türk Ceza Kanunu
Reformu İkinci Kitap, Ankara 2004 .
Centel, Nur, Zafer, Hamide, Çakmut, Özlem, Türk Ceza Hukukuna Giriş , 3.
bası, İstanbul 2005.
Centel, Nur, Zafer Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, 3. Bası, İstanbul 2005
Çelik, Nuri, İş Hukuku Dersleri, 17. Bası, İstanbul 2004.
Demirbaş, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümle, 2. Bası , Ankara 2005.
Dönmezer, Sulhi, Erman, Sahir, Nazarî ve Tatbikî Ceza Hukuku I , 14. Bası ,
İstanbul 1997.
Dönmezer, Sulhi, Kişilere ve Mala Karşı Cürümler, 17. Bası , İstanbul 2004
Erem, Faruk, Danışman, Ahmet, Artuk, M. Emin, Ceza Hukuku Genel Hükümle,
Ankara 1997.
Emre AKBULUT makaleler
224TBB Dergisi, Sayı 66, 2006
Günday, Metin, İdare Hukuku, 6. Bası, Ankara 2002.
Hakeri, Hakan, Ceza Hukukunda İhmal ve İhmali Suçların Çeşitleri, 1. Bası , An-
kara 2003.
Hakeri, Hakan, Sorularla Ceza Hukuku, 1. Bası, Ankara 2005.
Hakeri, Hakan, “Yeni Türk Ceza Kanunu’nda İhmali Suçlar,“ Hukuk ve Adalet
Dergisi, Yıl 2, Sayı 5, Nisan 2005, İstanbul
Hakeri, Hakan, Kasten Öldürme Suçları 1. Bası, Ankara 2006.
İçel, Kayıhan, Sokullu-Akıncı, Füsun, Özgenç, İzzet, Sözüer, Adem, Mahmutoğ-
lu, Fatih S., Ünver, Yener, İçel Suç Teorisi 2.Kitap, 3. Bası, İstanbul 2004.
Koca, Mahmut, Türk Ceza Yasası Özel Hükümler, İstanbul Barosu Meslek İçi
Eğitim Merkezi ve CMK Uygulama Servisi Eğitim Seminerleri Dizisi,
İstanbul 2005.
Kunter, Nurullah, Suçun Maddî Unsurları Nazariyesi, İstanbul 1955.
Mahmutoğlu, F. Selami, “TBMM Adalet Komisyonu’nda Kabul Edilen TCK
Tasarısı Hakkında Rapor,“ Türkiye Barolar Birliği Türk Ceza Kanunu Reformu
İkinci Kitap, Ankara 2004.
Öztan, Bilge, Medeni Hukuk’un Temel Kavramları , Ankara 2002
Öztürk, Bahri, Erdem, Mustafa Ruhan, Özbek, Veli Özer, Uygulamalı Ceza
Hukuku ve Emniyet Tedbirleri Hukuku, 6.Bası , Ankara 2002.
Öztürk, Bahri, Erdem, Mustafa Ruhan, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Emniyet
Tedbirleri Hukuku, 8.Bası , Ankara 2005.
Öztürk, Bahri, “Galatasaray Üniversitesi, İstanbul Kültür Üniversitesi ve
İstanbul Barosu Tarafından Düzenlenen TCK Tasarısı Çalışma Grubu
Toplantı Notları“, Türkiye Barolar Birliği Türk Ceza Hukuku Reformu İkinci
Kitap , Ankara 2004.
Özgenç, İzzet, Şahin, Cumhur, Uygulamalı Ceza Hukuku, 3.Bası, Ankara 2001.
Özgenç, İzzet, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi, 1.Bası, Ankara 2005.
Reisoğlu, Safa, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 17. Bası, İstanbul 2005.
Soyaslan, Doğan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 5. Bası, Ankara 2005.
Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku, 7. Bası, Ankara 2005.
Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku Özel Kısım, 1. Bası, Ankara 2005.
Toroslu, Nevzat, Ersoy, Yüksel, “Kanunlaşmaması Gereken Bir Tasarı,” “Türkiye
Barolar Birliği Türk Ceza Kanunu Reformu İkinci Kitap” Ankara 2004.
Yavuz, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri Özel Hükümler, 2. Bası, İstanbul 2001.