Tamer SOYSAL makaleler
304TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
I. GİRİŞ
İnternetin ortaya çıkması ile birlikte bir yandan mevcut hukuk
kurallarının yepyeni bir alan olan siber uzaya uygulanması zarureti
ortaya çıkmış; öte yandan da internete özgü yeni ve daha önce benzeri
görülmemiş hak ihlalleri görülmeye başlamıştır. İnternete açılan kapı
niteliğindeki internet servis sağlayıcılar adeta siber uzaya kullanıcıları
taşıyan uzay aracı gibidirler ve ortaya çıkan hak ihlallerinden hiçbir
sorumluluklarının kabul edilmemesi hakkaniyete aykırı olacaktır.
Uluslararası alanda gerek Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nün
1
girişim-
leri gerekse Avrupa Birliği düzenlemeleri ile olası hak ihlallerinde hak
sahiplerini korumak için servis sağlayıcılar ile ilgili de hükümler öngö-
rülmüştür. Ülkeler de ulusal mevzuatlarını bu düzenlemelere paralel
şekilde yerine getirmektedirler. Düzenlemeler yapılırken ortaya çıkan
hak ihlallerini engellemek amaçlandığı kadar içinde bulunduğumuz
bilgi çağında internetin ve yeni teknolojilerin gelişimi de dikkate alın-
maktadır. Bu noktada servis sağlayıcıların sorumluluklarının açık ve
net olarak belirlenmesi önem taşımaktadır.
Dünyada ve Türkiye’de internet kullanıcıları her geçen gün art-
maktadır. Computer Industry Almanac verilerine göre dünyada 2004
yılı itibariyle 934 milyon internet kullanıcısı vardır. Bu rakamın 2005
yılında 1.07 milyara, 2006 yılında 1.21 milyara ve 2007 yılında 1.35
İNTERNET SERVİS SAĞLAYICILARININ
HUKUKİ SORUMLULUKLARI
Tamer SOYSAL
*
*
Şarköy Cumhuriyet Savcısı.
1
World Intellectual Property Organisation-WIPO.
makaleler Tamer SOYSAL
305TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
milyara çıkması beklenmektedir. Türkiye’de internet kullanıcı sayısı
7.27 milyon olarak belirlenmiştir. Dünyada 13.000 civarında
2
internet
servis sağlayıcı vardır. ABD’de 186 milyon internet kullanıcısı ve 7.000
civarında internet servis sağlayıcı vardır. Türkiye’de 50 tane internet
servis sağlayıcı vardır.
3
İnternet servis sağlayıcılar ile ilgili düzenlemeler internetin gelişim
ivmesini belirlemesi açısından da büyük önem taşımaktadır.
II. İNTERNET VE İNTERNETİN AKTÖRLERİ
2.1. İnternet
İnternet, birden fazla haberleşme ağının (network), birlikte meyda-
na getirdikleri bir iletişim ortamıdır (platformudur). Bu iletişim ağları,
bilgisayarlar ile oluşturulmaktadır. Diğer bir deyişle, İnternet bilgisayar-
lar arasında kurulmuş bulunan bir haberleşme ağıdır.
4
İnternet bilişim
sistemleri ve bunları birbirine bağlayan her türlü veri iletim ağından
oluşan, fiziksel yapısı sayısal verilerden oluşan sanal alandaki veri iletim
ağlarının bir türüdür.
5
İnternet kelimesi, 1973 yılında Birleşik Devletler
Savunma Konulu İleri Araştırma Projeleri Dairesi (Defense Advanced
Research Projects Agency-DARPA) tarafından ağa bağlı çok sayıda bil-
gisayar arasında paket anahtarlamalı veri iletimini destekleyen iletişim
protokolleri geliştirmek amacıyla başlatılan ve “Internetting Project” adı
verilen bir araştırma projesinden esinlenerek ortaya çıkmıştır.
6
İnternet
kelimesi, ingilizce “International Network (Uluslararası Çalışma Ağı)”un
kısaltılmışı olarak da tanımlanmaktadır.
7
İnternet, insanların her ge-
çen gün gittikçe artan “üretilen bilgiyi saklama/paylaşma ve ona kolayca
ulaşma” istekleri sonrasında ortaya çıkan bir teknolojidir. Bu teknoloji
2
Computer Industry’nin verilerinde toplam bir rakam verilmemiştir. Fakat araştırma
kapsamındaki ülkelerdeki servis sağlayıcıların toplamı 12.327’dir.
3
Rakamlarla ilgili bkz., http://www.clickz.com/stats/web_worldwide/ (Haziran
2005).
4
Güran, Sait - Akünal, Teoman – Bayraktar, Köksal ve Diğerleri; İnternet ve Hukuk,
Superonline Workshop Metni, İstanbul 2000, s. 4.
5
Dülger, Murat Volkan, Bilişim Suçları, Seçkin, Ankara 2004, s. 50.
6
“A Brief History Of The Internet and Related Networks”, Cerf V. G., http://
www.isoc.org/internet/history/cerf.shtml, (Haziran 2005).
7
Bozbel, Savaş, ”İnternet Üzerinden Yapılan Hukuki İşlemler”, Yargıtay Dergisi, Ocak
–Nisan 2001, C. 27, S. 1-2, s. 749.
Tamer SOYSAL makaleler
306TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
yardımıyla pek çok alandaki bilgilere kolay, ucuz, hızlı ve güvenli bir
şekilde erişilebilmektedir. Bir başka ifade ile, internet tüm ülkelerde
kayıtlı üyesi bulunan olağanüstü kapsamı olan bir uluslararası iletişim
şebekesidir.
8
Ocak 1958’de Amerikan Savunma Bakanlığı’na bağlı bir kuruluş
olarak faaliyete geçen “İleri Araştırma Projeleri Dairesi - Advanced Rese-
arch Projects Agency - ARPA”ya bağlı bir daire olan “Bilgi İşlem Teknikleri
Dairesi - Information Processing Techniques Office - IPTO” içinde Joseph
Carl Robnett Licklider (1915-1990),
9
Bob Taylor, Larry Roberts gibi
bilim insanlarının çabaları ve çalışmaları ile bilgisayarların birbirine
bağlanarak iletişim kurmaları esasına dayalı olan ARPANET ağı 1969
yılında faaliyete geçirildi. 1972 Ekim ayında Washington’da yapılan “Bi-
rinci Uluslararası Bilgisayar İletişim Konferansı”nda ARPANET ağı bilim
çevrelerine tanıtıldı. ARPANET bu konferansta federal bir araştırma
etkinliği olarak tanıtıldı. ARPA, 1972’den itibaren askeri kuruluşların
istekleri doğrultusunda bazı çalışmalar gerçekleştirdi ve bu çalışmalar
sonucunda ARPA’nın adı “Defense Advanced Research Projects Agency
(Savunma konulu İleri Araştırma Projeleri Dairesi - DARPA)” olarak
değiştirildi. Ancak ARPANET adı varlığını sürdürdü.
10
Bob Kahn ve
Vinc Cerf adlı bilim adamları ağdaki iletişimi standartlaştıracak “Paket
Ağlararası İletişim için bir Protokol” adlı bildirilerini 1973 yılı sonlarında
tamamladılar.
11
İletilere TCP (Transmission-Control Protocol - İletim
Kontrol Protokolleri) adı verildi. TCP’nin yaratılması ağlararası iletişime
olanak sağladı. 1978’de TCP yasal olarak TCP/IP
12
adını aldı.
13
1 Ocak
1983’de ARPANET resmi olarak TCP/IP protokolüne geçiş yaptı. Bir
süre sonra farklı kuruluşların çabaları ile kurulan MILNET, ARPANET,
CSNET gibi ayrı ağlar TCP/IP protokolü ortak dili altında birleştirildi
ve böylece “İnternet” ortaya çıkmış oldu.
14
8
İçel, Kayıhan, Kitle Haberleşme Hukuku, İstanbul 2001, s. 7; “A Brief History of Inter-
net”, http://www.isoc.org/internet/history/brief.shtml#tokyotrip ( Mayıs 2003).
9
“Biographical Memoirs”; http://books.nap.edu/html/biomems/jlicklider.html
(Haziran 2005).
10
Hafner, Katie – Lyon, Matthew, İnternet Tarihi (Çev. Sinem Yazıcıoğlu), Güncel
Yayıncılık, İstanbul 2000, s. 241.
11
Hafner, K. – Lyon, M., s. 248.
12
Transmission Control Protocol / Internet Protocol (İletim Denetimi Protokolü /
İnternet Protokolü)
13
Hafner, K. – Lyon, M., s. 261.
14
Hafner, K. – Lyon, M., s. 269.
makaleler Tamer SOYSAL
307TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
İnternetin teknik gelişimi ise, 1986 yılında oluşturulan ve internetin
geliştirilmesi ve protokol mühendisliği alanlarında hizmet vermekte
olan “İnternet Mühendisliği Çalışma Grubu (Internet Engineering Task Force
- IETF)” ve bu grubun alt çalışma grupları olan “İnternet Mimarisi Kurulu
(Internet Architecture Board - IAB)”, “İnternet Mühendisliği Yönetim Grubu
(Internet Engineering Steering Group - IESG)”nun çalışmaları ve “İnternet
Topluluğu (Internet Society - ISOC)” ile “İnternet Tahsisli Sayılar Otoritesi
(Internet Assigned Numbers Authority - IANA)” tarafından koordinasyon
halinde katılımcı karar alma mekanizmaları aracılığıyla oluşturulan pro-
tokoller tarafından yönlendirilmektedir. İnternet Topluluğu - ISOC, 1991
yılında internete resmi bir yapı sağlamak ve interneti geliştirmek üzere
kurulmuştur. Ancak internet üzerinde yasal bir otorite olarak çalışan
bir merkezi kural koyucu bulunmamaktadır.
15
Dünya’nın herhangi bir yerinden bu sisteme katılmak teorik olarak
mümkün olmakla birlikte bu sisteme girmek için veya kendi web sitenizi
sunabilmeniz için “Providers - İnternet Servis Sağlayıcıları - İSS” denilen
kuruluşların devreyi girmesi gerekmektedir. ISS’lere ulaşım ise modem
denilen telefon sinyallerini bilgiye çeviren aletlerle telefon üzerinden
gerçekleşmektedir. Bilgisayarların kendi aralarında konuşmaları -en
yaygın sistem olarak- TCP/IP yöntemi ile olmaktadır. Internet sitelerinin
izlenebilmesi için ise “Browser” (Internet Explorer, Netscape gibi) denilen
internet tarayıcılarına ihtiyaç vardır. Bu “browserler” sayesinde genelde
“HTML” dili ile yazılan internet sayfaları adeta tercüme edilmektedir.
Dolayısıyla internete girebilmek için pc, modem, telefon bağlantısı ve
internet servis sağlayıcıların bir araya gelmesi gerekmektedir.
2.2. İnternetin Aktörleri
1. Telefon / Telekomünikasyon İdareleri
İnternet, kullanıcılara genel haberleşme kanallarından yararlanarak
bilgi iletişimi sağlayan bir sistemdir ve kullanılan kanallar, her ülke-
nin ilgili mevzuatı çerçevesinde ulusal telekomünikasyon idarelerinin
kontrolü altında tuttuğu telefon hatlarından oluşur. İnternet servis
sağlayıcılar internete bağlantıyı sağlayabilmek için kullanacağı hatları
elde etmek üzere önce yerel telekomünikasyon kuruluşları ile anlaşma
15
Işıklı, Hasibe, İnternet Alan İsimleri Sistemi - Markalar ve Alan İsimleri Arasındaki İlişki,
DPT Yayınları, Ankara 2001, s. 8.
Tamer SOYSAL makaleler
308TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
yapmak zorundadırlar. Telekomünikasyon idaresinin fonksiyonu tama-
men teknik olup, zorunlu iletişim altyapısının, belirli şartlar altında, ISS
girişimcisine tahsis edilmesinden ibarettir. Türkiye’de 406 sayılı Posta
ve Telgraf Kanunu ve 2813 sayılı Telsiz Kanunları hükümleri açısından
telekomünikasyon hizmeti devlet tarafından üstlenilmiş olan bir kamu
hizmetidir ve halen Türk Telekom tarafından ifa edilmektedir.
16
2. İnternet Servis Sağlayıcılar - İSS’ler
17
(Internet Service Providers - ISPs)
Geniş anlamda internet hizmeti sunan herhangi bir oluşuma internet
servis sağlayıcı denilebilir. Bu tanım çerçevesinde çevirmeli internet eri-
şimi sunan bir işletmeciden, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’ne
kadar internet hizmeti veren her kuruluş İSS olarak görülebilir. Ancak
sıkça kullanılan anlamıyla internet servis sağlayıcı kavramı “İnternet
Erişim Sağlayıcı” kavramına karşılık gelmektedir.
18
İnternet servis sağlayıcılar, kendisine ait bilgisayar donanımı ve
yerel şebekeden kiraladığı hatlar aracılığı ile kullanıcıları yerel ve ulus-
lararası internet omurgalarına taşımak işini yerine getirirler. Bir başka
deyişle, kendi bilgisayarlarını kullanıcıların internete ulaşabilmeleri için
bir giriş kapısı olarak hizmete sunan internet sujesine verilen isimdir.
İSS’ler insanların internete bağlanmalarını, internet üzerinden iletişim
kurmalarını ve internetin sağladığı olanakları kullanmalarını sağlayan
aracı unsurdur.
19
Siber uzay ifadesi ilk kez 1980’li yılların başlarında
William Gibson adlı kişinin “Neuromancer” isimli romanında geçen
“cyber space”
20
kavramı ile karşımıza çıkmıştır. İnternet siber uzayda
insanların birbirleriyle iletişime geçtikleri sonsuz bir iletişim platfor-
16
Güran, Sait ve Diğerleri; İnternet ve Hukuk, Superonline Workshop Metni, İstanbul
2000.
17
Makalede İnternet Servis Sağlayıcıları karşılığı olarak “İSS’ler” kısaltması kullanıla-
caktır.
18
Güngör, Müberra - Evren, Gökhan, “İnternet Sektörü ve Türkiye İncelemeleri”,
Telekomünikasyon Kurumu, Ankara 2002, s. 7.
19
Güran ve diğerleri, s. 18.
20
“Cyber” kelimesi “cyber-space” kavramından esinlenilerek kullanılmaya başlan-
mıştır. Siber Uzay (Cyberspace) kavramı ilk defa bilim kurgu yazarı William Gibson
tarafından “Neuromancer” isimli kitabında kullanılmıştır. Gibson, William, Neuroman-
cer, Grafton Books, Collins Publishing Group, London 1984, s. 8; Türkçe çevirisi için
bkz., Gibson, William, Neuromancer, (Çev. Melike Altıntaş), Sarmal Yayınevi, 1998;
Siber Uzay (Cyberspace) elektromanyetik güdülerden oluşan sanal bir ortamın özet
makaleler Tamer SOYSAL
309TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
mudur. Kullanıcıları siber uzay denilen ortama aktararak internet ağına
bağlanmayı sağlayan araçlar ise internet servis sağlayıcılardır. İnternet
Servis Sağlayıcılar olmaksızın kişinin internete bağlanması mümkün
olmayacaktır. Böylece İSS’ler internete bağlanmada köprü vazifesini
görürler.
İnternet servis sağlayıcılar internete erişim hizmeti (mere conduit)
ile birlikte ön belleğe alma (caching), barındırma (hosting), sunucu ki-
ralama (leased server), elektronik posta, alan adı temini ve web sayfası
hazırlama gibi ek hizmetler de sunabilirler.
21
3. İnternet İçerik Sağlayıcılar (Internet Content Providers)
İnternet içerik sağlayıcılar, internette erişimi mümkün herhangi
bir web sitesinin içeriğinin oluşmasına bilgi aktarımı yolu ile katkıda
bulunan kurum, kuruluş ve bireylerdir. Bu bilgi aktarımı web sayfası
sahibi tarafından aktarım, internet ortamına bilgi yükleme (uploading)
gibi değişik yöntem ve şekillerde gerçekleşebilir.
4. İnternet Erişim Sağlayıcılar (Internet Access Providers)
Çoğu zaman İnternet servis sağlayıcı ile aynı anlamda kullanılmakta
ve fakat sadece internete erişim sağlamak fonksiyonu görmekle internet
servis sağlayıcısından ayrılan hizmetler yürütürler. Yani erişim sağlayı-
cılar sadece internet erişimi (mere conduit) hizmetini yerine getirirler.
5. Sunucu (Server)
Serverlar dijital bilgileri kapasiteleri oranında depo ederek diğer
bilgisayarlara hizmet sağlayan bilgisayarlar ya da programlardır. İn-
ternet servis sağlayıcıları üstlendikleri hizmetleri yerine getirebilmek
tanımlamasıdır. Daha açık olarak Siber Uzay (Cyberspace) bilginin elektromanyetik
formda oluşturulması ile başlayıp dünyanın dört bir yanını kuşatan çeşitli sistemler
vasıtasıyla (örneğin ağ sistemleri, telefon hatları ve uydular gibi) bilgiye erişimin
sağlandığı sanal ortamın bütünüdür. “Cyber” eki aynı türdeki başka kelimelere ek-
lenmek suretiyle internet ile bağlantılı kavramları belirtmek için kullanılmaktadır.
21
Akgün, Kemal - Işıklı, Hasibe - İnce, Murat - Pekşirin, Hülya, İnternet Yayıncılığı ve
İnternet Servis Sağlayıcılarının Sorumlulukları, Genel Politikalar ve Düzenleme Önerileri;
http://www.teknoturk.org/docking/yazilar/tt000086-yazi.htm (Mayıs 2005).
Tamer SOYSAL makaleler
310TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
için serverları kullanırlar. Özel ve kamu kurum ve kuruluşları da kendi
yerel serverlarını kurarak kendilerine ait bilgileri saklayabilirler. Kendi
bilgisayarını server olarak kullanan kişi bu bilgileri internet ortamında
kullanabilmek için ya kendisi servis sağlayıcı hizmeti görecek ya da bir
başka internet servis sağlayıcının hizmetinden yararlanacaktır.
III. İNTERNET SERVİS SAĞLAYICILARININ
HUKUKİ SORUMLULUKLARI
İSS’ler, kullanıcıların internete erişimini sağlayan ve/veya elektro-
nik hizmetlerin, kullanıcıların kullanımına sunulmasına aracılık eden
gerçek veya tüzel kişilerdir. İnterneti etkin ve yararlı bir biçimde kullan-
mak suretiyle bilgi toplumunu oluşturacak gerçek ya da tüzel kişilerin
her birini ise kullanıcı olarak tanımlayabiliriz. İSS’lerin sorumlulukları
ifa ettikleri hizmetin niteliği esas alınarak belirlenmeye çalışılmakta-
dır. Salt internete erişim hizmeti (mere conduit) yapan İSS ile erişim
hizmeti ile birlikte içerik de hazırlayan İSS’nin sorumlulukları farklı
değerlendirilecektir. İSS’ler kullanıcıları siber uzaya taşıyan ‘uzay aracı’
konumundadırlar. Dolayısıyla siber uzayda hak ihlallerine yol açacak
unsurları taşımakta gerekli özeni göstermemesi durumunda sorumlu
olmaması hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Ancak bu sorumluluğun
belirlenmesinde de içerik üzerinde hiçbir tasarrufta bulunmadan sadece
erişim hizmeti sağlayan İSS’lerin sorumlulukları hafif düzeyde tespit
edilerek bir çözüme gidilmeye çalışılacaktır. 21. yy’nin en önemli para-
digma değişikliği olan internetin
22
gelişimi ve özgürlükçü karakterini
muhafaza etmesi de hiç şüphesiz yasal düzenlemelerle doğrudan ilgi-
lidir. İSS’lerin her türlü hukuka aykırılıktan birinci derecede sorumlu
tutulması İSS’lerin internete erişim hizmetlerini yerine getirmesini en-
gelleyebilecektir. İSS’lerin sorumluluğu gazete, dergi ve kitap yayıncıla-
rının sorumluluğundan farklıdır. Yayıncı kişiler olmasa dahi kişi kendi
basımını kendisi yaptırararak yayın hayatına girebilir. Üstelik yayıncı ve
kendi basımını yapan kişi içerik üzerinde doğrudan kontrol imkanına
sahiptirler. Oysa internet kullanıcıları İSS’ler olmaksızın internet erişi-
minden faydalanamazlar. Salt erişim olanağı sağlayan İSS’nin ise içerik
üzerinde kontrol imkanı yoktur. İSS’lerin sorumlulukları basılan eserleri
dağıtanlar ve satışa sunanlar gibi ikinci dereceden bir sorumluluk olarak
22
Güran ve diğerleri, s. 1.
makaleler Tamer SOYSAL
311TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
düşünülmelidir. Yani salt erişim hizmeti veren İSS’lerde dağıtıcılar ve
satışa arzedenler gibi içerikte bulunan hukuka aykırılığı bildiği veya
bilmesi gerektiği hallerde sorumlu olacaklardır. İSS’ler kendileri biza-
tihi içerik sağlayıcı olduklarında ise sorumlulukları birinci dereceden
sorumluluk olacak ve yayıncılar gibi sorumlu olacaklardır.
İnternet servis sağlayıcıların yerine getirdikleri hizmetlere göre
sorumluluklarını şöyle inceleyebiliriz:
3.1. Erişim Hizmeti
3.1.1. Basit İletim (Mere Conduit)
İnternetin ilk ve temel hizmeti kullanıcıların internete bağlantısını
sağlamaktır. İSS’lerin sadece bağlantı sağlaması Avrupa Birliği’nin
8 Haziran 2000 tarih ve 200/31 sayılı direktifinde
23
“mere conduit”
24
olarak ifade edilmiştir. Tam adı “İç Piyasada, başta Elektronik Ticarette,
Bilgi Toplumu Servislerinin Belirli Hukuki Durumları Hakkında 8 Haziran
2000 tarih ve 2000/31/EC sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Yönergesi”
olan ve kısaca “2000/31 sayılı Elektronik Ticaret Yönergesi” olarak bilinen
direktifin
25
dördüncü bölümünde “Aracılık Eden Servis Sağlayıcıların So-
rumlulukları” başlığı ile 12, 13, 14 ve 15. maddelerinde internet servis
sağlayıcıların sorumluluğu düzenlenmiştir. Direktifin 12. maddesi “Mere
Conduit” başlığı ile “salt erişim” hizmeti gören servis sağlayıcıların so-
rumluluğunu düzenlemiştir. Buna göre:
Bilgi toplumu servisi, bir servis alıcısı tarafından sağlanan bilgi
iletişim ağındaki veya iletişim ağına erişimi temin etmesinden dola-
yı meydana gelen fiilden, Üye devletler aşağıdaki koşullarda servis
23
Directive 200/31/EC of the European Parliament and of the Council of 8 June 2000 on
Certain Aspectc of Information Society Services, in Particular Electronic Commerce,
in the Internal Market (Directive on Electronic Commerce), http://europa.eu.int/eur-
lex/pri/en/oj/dat/2000/l_178/l_17820000717en00010016.pdf (Haziran 2005).
24
Conduit kelimesi latince conduct kelimesinden türemiştir. İngilizce conduct kelimesi
“transmit energy” yani enerjinin taşınması, iletimi anlamında da kullanılmaktadır.
Conduit kelimesi ise sıvıların taşındığı kanal, bilginin iletilmesi anlamlarında kul-
lanılmaktadır. Bkz., MSN Encarta Dictionary, http://encarta.msn.com/dictionary_
1861599439/conduit.html (Haziran 2005), Mere Conduit ise sadece iletim veya erişimi
ifade etmek için kullanılmaktadır.
25
Bundan sonra Direktif denildiğinde kastedilen AB’nin 200/31/EC sayılı Elektronik
Ticaret Direktifi olacaktır.
Tamer SOYSAL makaleler
312TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
sağlayıcıların iletilen bilgi nedeniyle sorumlu olmayacaklarını temin
edeceklerdir:
a. İletiyi başlatmamış ise;
b. İletinin alıcısını seçmemiş ise; ve
c. İletideki bilgiyi seçmemiş ve değiştirmemiş ise,
dolayısıyla internet servis sağlayıcılar iletilen içeriği oluşturan değilseler,
iletilen bilginin kime ulaşacağı konusunda bir rol oynamamışsalar ve
iletiyi de başlatan değil iseler sorumlu olmayacaklardır. Ayrıca bilgiye
erişimde sadece iletinin taşınması amacıyla yapılmış olan bilginin ileti
için gerekli olan -makul süreden daha fazla bir süre depolanmamış
olması şartıyla- iletilen bilginin otomatik, ara seviyede ve geçici depo-
lanması halinde de internet servis sağlayıcıların sorumluluğuna gidi-
lemeyecektir (2000/31/EC m. 12/2). Ayrıca direktifin 12/3 maddesi ile
internet servis sağlayıcıların sorumluluğuna bu hallerde gidilememesi,
Üye devletlerin hukuk sistemlerine göre, bir mahkeme veya idari ma-
kamın, servis sağlayıcıdan tecavüzün önlenmesi veya sonlandırılmasını
talep hakkını önlemeyecektir.
İnternetin yeni telif hakkı ihlallerini ortaya çıkarmasından sonra telif
hakları konusunda da dünyada Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (World
Intellectual Property Organisation - WIPO) öncülüğünde çalışmalar
yapılmıştır. Bu çalışmaların sonucunda 20 Aralık 1996 tarihinde WIPO
Fikir Hakları Andlaşması (WIPO Copyright Treaty - WCT)
26
ve WIPO
İcralar ve Plaklar Andlaşması (WIPO Performances and Phonograms
Treaty - WPPT)
27
kabul edilmiştir. Bu andlaşmaların ardından ülkeler
de kendi ulusal mevzuatlarını bu andlaşmalarla uyumlu hale getirmek
için fikri hak kanunlarında değişiklikler yapmışlardır. ABD 28 Ekim
26
Andlaşma metni için bkz., WIPO Copyright Treaty, adopted in Geneva on Decem-
ber 20, 1996, http://www.wipo.int/treaties/en/ip/wct/pdf/trtdocs_wo033.pdf
(Ocak 2005) Andlaşmaya Ocak 2005 itibariyle elli ülke katılmıştır. Türkiye henüz
bu andlaşmayı onaylamamıştır. Bkz., WIPO, http://www.wipo.int/treaties/en/
ShowResults.jsp?lang=en&search_what=B&bo_id=17 (Ocak 2005).
27
Andlaşma metni için bkz., WIPO Performances and Phonograms Treaty, adopted
in Geneva on December 20, 1996, http://www.wipo.int/treaties/en/ip/wppt/
pdf/trtdocs_wo034.pdf (Haziran 2005) Andlaşmaya Ocak 2005 itibariyle 47 ülke
katılmıştır. Türkiye henüz bu andlaşmayı onaylamamıştır. Bkz., WIPO, http://
www.wipo.int/treaties/en/ShowResults.jsp?lang=en&search_what=B&bo_id=18
(Ocak 2005).
makaleler Tamer SOYSAL
313TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
1998’de Dijital Milenyum Telif Hakkı Kanunu (Digital Millennium
Copyright Act - DMCA)’nu
28
kabul etmiştir. Avrupa Birliği’nde de
22 Mayıs 2001’de 2001/29/EC sayılı Telif Hakkı ve Bağlantılı Haklar
Direktifi
29
kabul edilmiştir.
ABD Dijital Milenyum Telif Hakkı Kanunu Başlık II’de 512. maddesi
ile İSS’nin telif hakkı sorumluluğunu düzenlemiştir. İSS’lerin sorumlu-
luğunun sınırları dört başlık altında düzenlenmiştir.
• İletişimin aktarılması,
• Ön belleğe alma,
• Bilginin sistem veya ağ üzerinde depolanması,
• Her türlü bağlantı,
iletişimin aktarılması yalnızca erişim (data conduit) ve bilginin otomatik
süreçlerle taşınmasını kapsamaktadır. Digital Milenyum Kanunu’nun
512(a) maddesinde düzenlenen bent uyarınca İSS’nin sorumluluğunun
sınırlandırılması şartları şunlar olacaktır:
• İletimin İSS dışında bir kişi tarafından başlatılmış olması
• İletimin, yönlendirme, bağlantı hazırlıkları veya kopyalama
işlemlerinin İSS’nin seçimi olmaksızın, otomatik teknik bir süreçte
gerçekleştirilmesi
• İSS, iletinin alıcılarını belirmemelidir.
• Ara kopyalar öngörülen alıcılar dışında hiç kimse tarafından
ulaşılabilir olmamalı ve makul süreden daha uzun şekilde sistemde
tutulmamalıdır
• İleti içeriğinde hiçbir değişiklik yapılmadan iletilmelidir.
Bu şartlara uyan İSS’lerin telif hakkı ihlallerinden dolayı bir sorum-
luluğu doğmayacaktır. Çünkü bu hallerde İSS, içerik üzerinde etkili
değildir. İSS yalnızca erişim sağlayan konumundadır. ABD’de bu dü-
28
Kanun metni için bkz., The Digital Millennium Copyright Act Of 1998, December 1998,
http://www.copyright.gov/legislation/dmca.pdf (Ocak 2005).
29
Directive 2001/29/EC Of The European Parliament and Of The Council Of 22 May
2001 on the Harmonisation Of Certain Aspects Of Copyright And Related Rights in
The İnformation Society, http://europa.eu.int/information_society/topics/multi/
digital_rights/doc/directive_copyright_en.pdf (Ocak 2005).
Tamer SOYSAL makaleler
314TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
zenleme yapılmadan görülen bir davada da dava benzer argümanlar
esas alınarak çözülmüştür. Davada
30
, davalı Netcom servis sağlayıcı
hizmetleri vermektedir. Olayda mahkeme servis sağlayıcının sadece
erişim (mere conduit) hizmeti sağladığına karar verdi. İSS, sistemi
kurmuş ve sistem otomatik olarak gelen iletileri aktarmaktadır. Bu
aktarım sırasında mesajların geçici olarak tutulması da sadece erişim
kapsamındadır. İSS, kopyalamayı başlatmamıştır, sistem kendi kendine
işlemektedir. Mahkeme, bu şekilde hizmet veren servis sağlayıcının
sorumluluğunu kamuya açık bir fotokopi makinasında telif hakkı ih-
laline yol açacak şekilde çoğaltma yapılmasından fotokopi makinası
sahibinin direkt olarak sorumlu tutulamamasına benzetmiştir. İSS’de
eğer ihlalin farkındaysa veya ihlale yardım etmiş ise o takdirde İSS’nin
de sorumluluğu gündeme gelecektir.
3.1.2. Ön Belleğe Alma (Caching)
31
Caching, erişilen web nesnelerinin ön bellekte tutulmasıyla ağ per-
formansının artırılmasını sağlar. Caching
32
işlemi intranet ve internet için
kullanılabilir. Ön bellek (cache memory), ana bellek ile merkezi işlem
birimi arasında görev yapan ve ana bellekten çok daha hızlı olan bir
bellektir. Bu bellek birimi; işlem esnasında çok sık kullanılan komutlar
için bir yaz - boz tahtası gibidir. Bilgilerin sürekli ana bellekten aktarımı
yerine ön bellekte geçici olarak tutulan bilgilerden de alınması yolu ile
bilgisayarın hızını artırır. Geçici bir işlem olan ön belleğe alma (caching)
de bu yönüyle salt erişim (mere conduit) gibidir. Direktif’in 13. mad-
30
Religious Technology Center v. Netcom On-Line Communication Service, 907 F.
Supp. 1361 (N. D. Cal. 1995), http://www.loundry.com/cases/RTC_v_Netcom.html,
Markus Lubitz, Liability of Internet Service Providers Regarding Copyright Infrin-
gement-Comparison of U. S. and European Law, International Review of Industrial
Property and Copyright Law, Volume 33, No. 1/2002, p. 27.
31
Caching için “ön belleğe alma” terimi kullanılmaktadır. Bkz., Bilişim Terimleri Sözlüğü,
http://eski.tbd.org.tr/ing_turk.html ve http://sunsite.bilkent.edu.tr/pub/linux/
linux-tr/yardim/bts.html (Ocak 2005).
32
Ön belleğe alma yapılan işlemin niteliğine göre forward caching, revers caching ve
distributed caching olarak üçe ayrılır. Forward caching işlemi (ileri ön belleğe alma),
iç istemcilerin internet üzerindeki adresleri erişimini hızlandırır. Sık istenen nesneler
merkezi bir ön bellekte tutulur ve diğer istemcilerin buradan erişimi kolaylaşmış olur.
Reverse caching işlemi (tersine ön belleğe alma) ise, dış istemcilerin web üzerindeki
kaynaklara erişimini sağlar. Distributed caching (dağıtımlı ön belleğe alma) işlemi ise
birden çok sunucu arasında yük dengelenmesini sağlar. Bkz., ISA Servis Kurulumu,
http://www.bilgisayarlisesi.com/isaserverkurulumu.asp (Mayıs 2005).
makaleler Tamer SOYSAL
315TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
desinde ön bellleğe alma, alıcıların talebi üzerine, bilginin onlara daha
etkin bir şekilde iletilmesi amacıyla gerçekleştirilen otomatik ve geçici
depolama olarak açıklanmıştır. Bu depolamanın basit iletimden (mere
conduit) farkı bilginin depolanması süresinin 12. maddede belirtilen
makul süreyi aşmasıdır. Direktifin 13. maddesi ile:
Bilgi toplumu servisi, servis alıcısı tarafından sağlanan bilgi ile-
tişim ağındaki iletiden meydana gelmiş ise, Üye devletler aşağıdaki
koşullarda servis sağlayıcıların, servisteki diğer alıcıların talebi üzerine,
ön belleğe alma (caching) işleminden sorumlu olmayacaklarını temin
edeceklerdir:
a. Sağlayıcı bilgiyi değiştirmemiş ise,
b. Sağlayıcı bilgiye erişim şartlarını uygun davranmış ise,
c. Sağlayıcı, endüstri tarafından geniş çapta kullanılan ve benimse-
nen şekliyle, bilginin güncelleştirilmesiyle ilgili kurallara uygun hareket
etmiş ise,
d. Sağlayıcı, bilginin kullanımında veri elde etmek için, endüstri
tarafından geniş çapta kullanılan ve tanınan teknolojinin yasal kulla-
nımına müdahale etmemiş ise,
e. Sağlayıcı, iletinin ilk yayın kaynağındaki bilginin ağdan çıkarıldı-
ğını veya erişimin engellendiğini öğrendiğinde veya bir mahkeme veya
idari makam bu yönde bir emir verdiğinde, derhal depoladığı bilgiye
erişimi engellemiş veya bilgiyi çıkartmışsa,
Ön belleğe alma durumunda İSS, bilginin depolanması işlemini
makul süreyi aşacak şekilde yerine getirmektedir. Dolayısıyla burada
İSS’nin bilgiyi güncelleme veya erişimin engellendiği veya bilginin
ağdan çıkarıldığını şu veya bu şekilde öğrendiğinde bilgiyi derhal
çıkartması öngörülmüştür.
Ayrıca Direktif’in 13. maddesinin ikinci fıkrası ile aynı 12. maddede
olduğu gibi internet servis sağlayıcıların sorumluluğuna bu hallerde
gidilememesi, Üye devletlerin hukuk sistemlerine göre, bir mahkeme
veya idari makamın, servis sağlayıcıdan tecavüzün önlenmesi veya
sonlandırılmasını talep hakkını önlemeyecektir.
Tamer SOYSAL makaleler
316TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
Almanya’da da internet servis sağlayıcıların sorumluluğu AB Direk-
tifi ile uyumlu olarak düzenlenmiştir. Alman Teleservis Yasası’nın
33
5.
maddesine göre; “Hizmet sunan kişiler, sadece erişimini sağladıkları üçün-
cü şahıslara ait bilgilerin içeriğinden sorumlu değildirler. Kullanıcının talebi
olan, 3. şahıslara ait bilgilerin otomatik ve geçici olarak saklanması da erişimi
sağlamak olarak kabul edilmektedir. Genel yasalar gereği yasa dışı bilgilerin
bloke edilmesi yükümlülüğü, eğer hizmet sunan kişi, söz konusu yasa dışı bilgi
konusunda haberdar olursa ve bilginin bloke edilmesi teknik açıdan mümkünse
ve hizmet sunan kişiden bekleniyorsa aynen uygulanır.”
34
Dolayısıyla sadece
erişim sağlayan ve ön bellekte tutan İSS, Alman Tele Servisler Yasası
uyarınca da sorumlu olmayacaktır. İSS’ye yasa dışı bilgi konusunda
uyarı yapılması halinde ise İSS içeriği çıkartmalı veya erişimi durdur-
malıdır.
ABD’de 1934 tarihli İletişim Kanunu’nun
35
230. maddesine 1996
tarihinde eklenen madde ile “İnteraktif bir bilgisayar hizmetinin hiçbir
sağlayıcısına ya da kullanıcısına, başka bir bilgi içeriği sağlayıcısı tarafından
sağlanan herhangi bir bilgi için yayıncı ya da konuşmacı muamelesi yapılamaz”
hükmü konulmuştur. Maddede yapılan İnteraktif bilgisayar hizmetleri
tanımı gereği internet servis sağlayıcıları da bu kapsama girmektedir. 8
Şubat 1996’da yürürlüğe giren 230. madde internetin gelişimini amaçla-
mıştır. Bu nedenle de Kanun düzenlemesinde internet servis sağlayıcıları
yayıncı ya da konuşmacı olarak değil, “genel haberleşme kuruluşu (common
carrier)” gibi kabul edilmiştir. Birleşik Devletlerde görülen bir davada İle-
tişim Kanunu’nun 230. madde uygulaması ifade özgürlüğüne çevrimiçi
(online) alanda yani siber uzayda daha büyük bir koruma getirmiştir.
Zeran davasında tartışıldığı gibi, gazetede hakaret içeren bir mektubun
yayınlanması sorumluluk doğururken, bu mektubun internet sayfasında
yayınlanması halinde servis sağlayıcının bu hakaret içeren mektuptan
dolayı herhangi bir sorumluluğuna gidilememektedir. Zeran ile Ameri-
kan Online arasındaki davada bilinmeyen bir kişi AOL’ün ilan tahtasına
“Oklohama City’deki Alfred P. Murrah Federal binasının bombalanması ile
ilgili olarak aşağılayıcı ifadeler içeren baskılar yapılmış t-shirtlerin reklamı
yapılıyor ve bu t-shirtleri almak isteyenlerin verilen bir numarayı aramaları
33
Alman Tele Servisler Kanunu, 1997 tarihli “Bilgi ve Haberleşme Hizmetleri Hakkında
Çerçeve Şartlar Hakkında Kanun”un içerisinde düzenlenmiştir.
34
Akgün, Kemal - Işıklı, Hasibe - İnce, Murat - Pekşirin, Hülya, İnternet Yayıncılığı, s. 5.
35
Kanun’un tam metni için bkz. Communications Act of 1934, http://www.fcc.gov/
Reports/1934new.pdf (Haziran 2005).
makaleler Tamer SOYSAL
317TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
istiyordu.” Oysa bu numara olayla hiç ilgisi olmayan Zeran adlı kişiye
aitti. Olayla ilgili tehditler almaya başlayan Zeran, AOL’ü arayarak
durumu bildirmesine rağmen ilan uzun süre ilan tahtasından kaldırıl-
madı. Buna rağmen görülen davada, İletişim Kanunu’nun 230. mad-
desinin servis sağlayıcıların sorumluluktan bağışıklıklarını getirdiğini
belirtilerek Zeran’ın davası reddedildi.
36
Bu haliyle servis sağlayıcının
yasalara aykırı malzemenin iletiminden haberdar olması durumunda
dahi sorumluğuna gidilemeyecektir. İSS’lerin sorumluluğuna ancak bu
içeriği bizatihi kendisi hazırlaması halinde gidilebilecektir.
ABD’de telif hakları ile ilgili de 1998 tarihli Dijital Milenyum Telif
Hakkı Kanunu’nda 512(b) bendinde ön belleğe alma ile ilgili İSS’lerin
sorumluluk şartları belirlenmiştir. 512(b)’ye göre İSS’nin ön belleğe alma
(system caching) nedeniyle sorumlu olmaması için aşağıdaki şartları
sağlaması gerekir:
• Ön bellekte tutulan içerik değiştirilmemelidir.
• İSS, iletinin yenilenmesi ile ilgili endüstri data iletim protokolü
gereğince genel kabul gören kurallara uymalıdır.
• İSS, iletiyi gönderen kişilerin web sitelerinin ziyaret edilme sayıları
(hit) rakamlarına ulaşmasını engellemeyecektir.
• İSS, iletiyi gönderen kişi tarafından öngörülen hallerde iletilen
materyale ulaşımı şifre vs. koyarak sınırlamalıdır.
• İSS, telif hakkı sahibinin izni dışında gönderilen materyalin
kaldırılması veya bloke edilmesi yönünde yahut materyalin orijinal
sitesinden kaldırıldığı veya bloke edildiği yönünde uyarıldığı zaman
derhal materyali içerikten kadırmalı veya bloke etmelidir.
İSS, içeriği ön bellekte tutarken de içerik sağlayan konumunda de-
ğildir. İSS, ön bellekte saklanan içerik üzerinde değişiklik yaptığında
veya iletinin kaldırılması yönündeki uyarılara rağmen buna uymaması
halinde telif hakkı ile ilgili sorumluluk doğabilecektir.
36
Zeran v. America Online, 129 F. 3d 327 (4th Cir. 1997).
Tamer SOYSAL makaleler
318TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
3.2. Barındırma (Hosting) Hizmeti
Host kelimesi ağa bağlı bilgisayarlardan server hizmeti gören ana
bilgisayarı ifade etmektedir. Hosting ise internet ağına sunulan web
sayfalarına alan adları
37
yolu ile ulaşılması sırasında web sayfasını
kendi bilgisayarında barındırarak alan adının ilgili sayfaya yönlen-
dirilerek ilgili sayfaya ulaşılmasını sağlayan hizmete denilmektedir.
Alan adlarının yönlendirdiği sitelere bağlı olarak alınan elektronik
postalar için de servis sağlayıcılar benzeri bir barındırma hizmetini
sağlamaktadırlar. Burada salt erişim yahut geçici şekilde ön belleğe
alma (caching) işleminden daha fazlası söz konusudur. Bilinçli olarak
kullanıcılara içeriğin kendi sunucusunda saklanılması yolu ile hizmet
tedariki yerine getirilmektedir. AB’nin 2000/31/EC sayılı Direktifi’nin
14. maddesi “hosting”başlığı ile düzenlenmiştir. Buna göre internet
servis sağlayıcı,
a. Hukuka aykırı eylem veya bilgiyi bilmiyorsa ve tazminat talepleri
ile ilgili olarak hukuka aykırı eylem veya bilginin ortaya çıktığı olayların
ve durumların farkında değilse;
b. Bu yönde bir bilgiyi öğrenmesi veya farkına varması üzerine
derhal bilgiye erişimi engellemişse veya bilgiyi oradan çıkarmış ise,
depolanan bilgi nedeniyle sorumlu olmayacaktır. Dolayısıyla servis
sağlayıcılar hukuka aykırı eylem ve bilgiyi biliyorlar ise ve hukuka ay-
kırı eylem veya bilginin ortaya çıktığı olayların ve durumların farkında
iseler sorumlu olacaklardır. Ayrıca hukuka aykırı içeriği öğrenmesine
rağmen içerikten çıkarmamış ise yine sorumlu olacaktır. İçerik bizzat İSS
tarafından sağlanmış ise yani direktifte düzenlendiği şekliyle ”servis alıcı
kullanıcı, internet servis sağlayıcının kontrolü veya yetkisi dahilinde hareket
etmiş ise” servis sağlayıcıların sorumluluğu cihetine gidilecektir. Direk-
tifin 14. maddesinin son fıkrası ile bu maddede düzenlenen haller, üye
devletlerin hukuk sistemlerine göre, bir mahkeme veya idari makamın
servis sağlayıcıdan tecavüzün önlenmesi veya sonlandırılmasını talep
etme imkanını ve ayrıca üye devletlerin bilgiyi çıkartma veya erişimi
engellemeyi tesis etme imkanlarını etkilemeyecektir (Direktif 14/3).
37
Domain names (alan adları) siber uzayda ağa bağlı bilgisayarları tanımlamaya yara-
yan ve internet protokol numaralarına yapılan yönlendirmeye dayalı olarak çalışan
alan adları sisteminin ana unsuruna verilen isimdir.
makaleler Tamer SOYSAL
319TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
AB 2000/31/EC sayılı Direktifi’nin 15. maddesi ile İSS’ler 12, 13 ve
14. maddeler kapsamındaki hizmetlerin
38
sağlanması halinde, ilettikle-
ri veya depoladıkları bilgiyi izleme konusunda genel bir yükümlülük
yüklenmeyeceklerdir. Aynı şekilde yasa dışı faaliyeti işaret eden olayları
ve durumları araştırma konusunda da aktif bir yükümlülükleri olmaya-
caktır. Ancak iddia edilen yasa dışı faaliyetleri ve bilgileri yetkili kamu
otoritelerine bildirmeye ve onların talebi üzerine de yetkili makamlara
kullanıcıların kimliğini belirten bilgileri bildirme yükümlülükleri geti-
rilebilecektir (Direktif m. 15/2).
İngiltere’de 4 Temmuz 1996 tarihinde kabul edilen “Birleşik Krallık
İftira Yasası (The United Kingdom Defamation Act Of 1996)”
39
internet servis
sağlayıcıların sorumluluğu ile ilgili hükümler içermektedir. Kanun’un ilk
bölümü “Yayımdan Doğan Sorumluluk” başlığı ile düzenlenmiştir. Davalı
sorumluluktan kurtulabilmek için, herhangi bir iftira davasında yayımın
yazarı, editörü veya yayımcısı olmadığını, sözkonusu yayım ile ilgili
makul bir sebebi bulunduğunu ve sözkonusu yayımın iftira içerdiğini bil-
mediğini veya bilmemesinin inandırıcı olduğunu ispatlamalıdır. Burada
dikkat edilecek husus Birleşik Devletler İletişim Kanunu’nda düzenlenen
sorumluluk ile ilgili olan ispat külfetindeki yer değiştirmedir. Birleşik
Devletler İletişim Kanunu’na göre herhangi bir yayımın hukuka aykırı
olduğunu iddia eden kişi bunu ispatlayacaktır. Oysa Birleşik Krallık
İftira Yasası bu ispat külfetini ters çevirmiş ve davalının kendi sorum-
suzluğunu ispatı esas almıştır.
40
Neşir masumiyeti (Innocent dissemina-
tion) olarak da adlandırılan bu hususta
41
Birleşik Devletler ve Birleşik
Krallık’da ispat külfeti farklı kişilere yüklenmiştir. Ayrıca İngiltere İftira
Yasası’nın 1/3-e bendinde internet servis sağlayıcılar için konulmuş bir
hüküm bulunmaktadır. Buna göre iletimin üzerinde etkin bir denetim
yapılmadan gerçekleştirilmesi halinde, sağlayıcı, erişim sağlayıcı veya
operatör olarak faaliyet gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmayacaktır.
Avrupa Birliği sistemindeki adı ile salt erişim (mere conduit) sağlayan
38
Salt erişim hizmeti (mere conduit), ön belleğe alma (caching) ve barındırma hizmeti
(hosting).
39
Kanun metni için bkz., Defamation Act 1996, http://www.hmso.gov.uk/acts/
acts1996/1996031.htm (Temmuz 2005).
40
Stan Morris, The Importance Of International Laws of Web Publishers, http://
www.gigalaw.com/articles/2000-all/morris-2000-06-all.html (Temmuz 2005).
41
Global Internet Policy Initiative, Application of Defamation Laws to the Internet, Oc-
tober 2001, http://www.internetpolicy.net/practices/libel.shtml (Temmuz 2005).
Tamer SOYSAL makaleler
320TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
servis sağlayıcı sorumlu olmayacaktır. Ancak servis sağlayıcı içerik de-
netimi yapmış ise bu halde bu maddeden yararlanamayacaktır.
ABD’de 1998 tarihli Dijital Milenyum Telif Hakları Kanunu’nun
512(c) maddesinde İSS’ler bu bend uyarınca sistemde veya ağda kullanı-
cıların isteği üzerine bilgi bulundurulması halinde şu şartları sağlaması
halinde sorumlu olmayacaktır:
• İSS’nın aşağıda belirlendiği şekliyle ihlal eylemine ilişkin yeterli
bilgi seviyesine sahip olmaması gerekir. Bu haller;
a. İSS’nin ihlal eylemini kontrole hakkı veya olanağı varsa, bu halde
İSS ihlal eyleminden kaynaklanan bir finansal fayda sağlamamalıdır.
b. İSS, telif hakkı ihlaline ilişkin bir geçerli bir uyarı (proper notifi-
cation) aldığında derhal iletiyi bloke etmeli veya kaldırmalıdır. (notice
and takedown procedure)
İSS’nin barındırma halinde dahi sorumluluğu bu ihlalin farkında ol-
masına bağlanmıştır. Ayrıca ihlale ilişkin bir uyarı aldığında İSS kayıtsız
kalırsa yine sorumlu olabilecektir. Kanun’un düzenlemesi uyarınca her
uyarı da İSS’nin sorumluluğuna yetmeyecektir. İSS’nin sorumluluğuna
yol açabilecek uyarının “geçerli nitelikte bir uyarı” olması gerekir. Geçerli
uyarı, resmi belgelere dayanan, ihlale uğramış materyali yeterli ölçüde
tanımlayıcı, imzalı ve yazılı bir dilekçe ile yapılmış ve şikayetçi tarafın
adresini ve hak sahibi adını davranmaya yetkili olduğunu ve hak sahibi-
nin materyalin kullanımına izin vermediğini bildirir belgeleri kapsayan
uyarıdır.
42
Ayrıca her uyarıda bulunan kişinin hak sahibi olmayabileceğin-
den hareketle kullanıcı için de ‘karşı uyarıda bulunma hakkı’ getirilmiştir.
Buna göre kullanıcı karşı uyarıda bulunur ve telif hakkı ihlal olunduğunu
iddia eden kişi de dava açmamış ise İSS bu halde on - on dört iş günü
içinde iletiyi yeniden erişime açacak ya da blokeyi kaldıracaktır.
43
İSS’lerin telif hakkı ihlallerinden haberdar olabilmeleri de Telif Hak-
kı Ofisi’ne yapılacak ve Telif Hakkı Ofisi’nin web sitesinden temin edi-
lebilecek talep formu ile gerçekleşecektir. Bu şekilde İSS’lerin telif hakkı
ihlallerinden haberdar olabilmeleri için birer temsilci atanacaktır.
42
Akgün, Kemal - Işıklı, Hasibe - İnce, Murat - Pekşirin, Hülya, İnternet Yayıncılığı, s. 13.
43
Sevi, Nüket Evrim, “İnternet Servis Sağlayıcıların Hukuki Sorumluluğu”, BATİDER,
Yıl: 2004, C. XXII, S. 3, s. 218.
makaleler Tamer SOYSAL
321TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
ABD Dijital Milenyum Telif Hakkı Kanunu’nun 512(d) maddesinde
de İSS’ların telif hakkı ihlallerine yol açacak şekilde başka web sitelerine
bağlantı (link) sağlaması halinde sorumlulukları düzenlenmiştir. Buna
göre İSS’lerin link vermekten dolayı sorumlu olmamaları için şu şartları
sağlamaları gerekecektir:
• İSS’nin link verilen web sitesinde telif hakları ile ilgili ihlal olduğu-
na ilişkin ‘yeterli bilgi düzeyine’ sahip olmaması gerekir. Eğer İSS’ler telif
hakkının ihlal edildiğinin farkındaysalar sorumlu olabileceklerdir.
• İSS’nin ihlal eylemini kontrole hakkı veya olanağı varsa, bu halde
İSS ihlal eyleminden kaynaklanan bir finansal fayda sağlamamalıdır.
• İSS ihlal iddiasına ilişkin geçerli bir uyarı aldığında iletiyi derhal
bloke etmeli veya kaldırmalıdır. Aksi takdirde İSS sorumlu olacaktır.
Avrupa Birliği’nin ve ABD’nin İSS’nın sorumlulukları ile ilgili dü-
zenlemeleri benzer yaklaşımlar göstermektedir. İki düzenleme de 1996
tarihli WIPO Fikir Hakları Andlaşması (WCT) gereğince yapılmıştır.
WIPO Fikir Hakları Andlaşması’nın “Teknolojik yöntemlere ilişkin yü-
kümlülükler” başlıklı 11. maddesi “Akit taraflar, bu Andlaşma ya da Bern
Sözleşmesi ile tanınan hakların eser sahipleri tarafından kullanımı ile ilgili
olarak, yasaların izin vermediği ya da ilgili eser sahiplerinin yetki vermediği
durumlarda, teknolojik yöntemlerin haksız kullanımına karşı etkili yasal ön-
lemler ve yeterli yasal koruma öngörecektir.” hükmünü getirmiştir. Taraf
ülkelerde WIPO Fikir Hakları Andlaşması’nın tespit ettiği genel ilkeler
çerçevesinde ulusal mevzuatlarını düzenlemişlerdir.
3.3. Elektronik Posta Hizmetleri
Elektronik posta, internet kullanıcılarının herhangi bir sunucuyu
kullanarak ağ üzerinden başka kullanıcılarla iletişime geçebilmesini sağ-
layan elektronik mesaj iletişim sistemidir. Elektronik postalar yolu ile de
gerek telif hakları gerekse hakaret içeren ifadeler yolu ile sorumluluk do-
ğabilecektir. Burada elbette asıl sorumlu kişi elektronik postayı gönderen
kişi olacaktır. Elektronik posta hizmetleri de internet servis sağlayıcıların
sağladıkları hosting (barındırma) hizmetleri ile sağlanmaktadır. Ayrı-
ca kimi elektronik postalar elektronik posta gruplarına gönderildikten
sonra ön bellekte saklanmaktadır. Bu şekilde hukuka aykırı elektronik
postayı sunucusunda barındıran İSS’ler de sorumlu olabilecektir. Ancak
Tamer SOYSAL makaleler
322TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
salt iletim vazifesi gören servis sağlayıcının e-postalardan herhangi bir
sorumluluğu olmayacaktır. AB’nin 2000/31/EC sayılı Direktifi’nin 12.
maddesindeki sorumsuzluk şartları burada da geçerli olacaktır. İletiyi
başlatmayan, iletinin alıcısını seçmeyen ve iletideki bilgiyi seçmemiş
ve değiştirmemiş olan İSS, sorumlu olmayacaktır. Yine ilgili Direktif’in
13. maddesindeki gibi sağlayıcı iletinin ilk yayın kaynağındaki bilginin
ağdan çıkarıldığını veya erişimin engellendiğini öğrendiğinde veya bir
mahkeme veya idari makam bu yönde bir emir verdiğinde derhal depo-
ladığı bilgiye erişimi engellemiş olmalı veya bilgiyi çıkartmalıdır. Aksi
halde hukuka aykırı e-postadan dolayı sorumlu olabilecektir. İSS e-posta
yolu ile hukuka aykırı ihlallerde hukuka aykırılık kendisine bildirildiği
zaman içeriği çıkartmalı ve kendisinden bilgi isteyen kamu otoritelerine
ilgili bilgileri vermelidir. İstenmeyen e-postalar olarak bilinen spamler-
de de kanuni makamlardan gelen durdurma kararlarını uygulamalı ve
istem dışı mesaj gönderen kişilerin hizmetlerini durdurmalıdır. 2000/
31/EC sayılı AB Direktifi 7. maddesi ile “Elektronik posta yoluyla talep
edilmemiş ticari iletişime izin veren üye devletler, kendi ülkelerinde yerleşik bir
hizmet sunucu tarafından sunulan bu ticari iletişimin alıcı tarafından alınır
alınmaz açıkça ve belirsizliğe yer vermeyecek biçimde belirlenebilir olmasını
temin edeceklerdir.” Ayrıca Direktif’e göre üye devletler elektronik posta
yoluyla talep edilmemiş ticari iletişim sağlayan hizmet sunucuların, bu
tarz ticari iletişim almak istemeyen gerçek kişilerin kendilerine kayde-
debilecekleri kayıtlara düzenli biçimde başvurmalarını ve bunlara riayet
etmelerini sağlayacaklardır (Direktif m. 7/2).
Birleşik Devletler’de 20 Ekim 1999’da kabul edilen ve 2000 yılında
yürürlüğe giren “Talep Edilmeyen Ticari Elektronik Postalar Yasası (Un-
solicited Commercial Electronic Mail Act of 2000”
44
da bu konuda çeşitli
hükümler öngörmüştür. Kısaca “HR 3113 sayılı Yasa” olarak bilinen
kanun ile istem dışı mesaj üzerinde geçerli bir iade adresi bulunması
ve göndericilerin, alıcıların “listeden çıkarılma (opt-out)” isteklerini ge-
cikmeksizin yerine getirmeleri şart koşulmuştur. Elektronik postaların
başlığında sahtecilik yasaklanmıştır. İSS’lerin de kullanıcıların istem
dışı mesaj gönderilmemesi taleplerini dikkate almaları ve mesaj filtreleri
kullanmaları öngörülmüştür. İnternet servis sağlayıcılar da istem dışı
mesajlarla ilgili davalar açabileceklerdir. Birleşik Devletler’de spam e-
maillerle ilgili kabul edilen bir başka yasa da “Talep Edilmeyen Pornog-
44
Kanun için bkz., HR, 3113, http://law.spamcon.org/us-laws/us/hr3113_passed.pdf
(Temmuz 2005).
makaleler Tamer SOYSAL
323TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
rafik ve Pazarlama İçerikli Elektronik Postaların Saldırılarına Karşı Korunma
Kanunu-Controlling the Assault of Non-Solicited Pornography and Marketing
Act of 2003”dur.
45
Bu Kanun kısaca “CAN Spam Act of 2003” olarak da
bilinen ve istenmeyen e-postalar konusunda düzenlemeler getiren bir
kanundur. Bu Kanun ile de İSS’lerin spam filtreleri kullanmaları ve
kendisinden istenen bilgileri vermeleri hususu düzenlenmiştir.
3.4. Haber Grupları, Forumlar ve Sohbet Odaları
Haber grupları, belirli konularda tartışma yapmak için internete
bağlı olan herkes tarafından gönderilebilen mesajlardan oluşan forum-
lardır. Haber gruplarının oluşturulmasında en yaygın olarak kullanılan
bilgisar ağı Usenet ağıdır. İsteyen herkes bu ağa katılarak mesaj atabilir.
Haber grupları genellikle belirli ana başlıklar halinde konulara ayrıla-
rak forumlar düzenler. Bu şekilde mesajların konu bütünlüğü içinde
dağıtılması ve sınıflandırılabilmesi sağlanır.
46
Elektronik postalarda
bulunan şahsa gönderme ve gizlilik bu gruplarda yoktur. Atılan bir
görüş herkes tarafından okunabilir. Bazı sistemlerde gönderilen mesaj-
lar içerik denetiminden geçirilirler ve daha sonra foruma konulurlar.
Forumlar haber grupları içinde oluşturulmuş konu bütünlüğüne sahip
tartışma ortamlarıdır. Bilgisayar ilan tahtası sistemleri (Bulletin Boards
System) ise haber gruplarının bir çeşididir. Panoya bırakılan mesajlar
herkes tarafından okunabilir. Bu sistem yolu ile sınırsız bilgi akışı sağ-
lanmaktadır. Sohbet odaları ise birçok kişinin aynı anda interaktif bir
ortamda mesajlaşabildiği yerlerdir. Özel odalar tabir edilen yerlerde
daha düşük katılımlı sohbetler yapılabilmektedir. Haber gruplarında
atılan mesaj çoğunlukla herkese hitap ederken burada ikili sohbetler
tercih edilmektedir. Ancak atılan mesajı herkes okuyabilmektedir.
ABD’de görülen bir davada davacı Oakmont şirketi, ilan panosuna
gönderilen mesajların şirket ve şirket başkanı Daniel Porush hakkında
yanlış, yanıltıcı ve haraket içeren ifadeler içerdiğini belirtmişlerdir.
Mahkeme yaptığı incelemede “Money Talk (para konuşur)” adlı ilan pa-
nosuna üçüncü kişi tarafından gönderilen mesajların davacının şeref ve
45
Kanun için bkz., CAN Spam Act of 2003, http://www.spamlaws.com/federal/
108s877.html (Temmuz 2005) Bu Kanun 16 Aralık 2003’da kabul edilmiş ve 1 Ocak
2004’de yürürlüğe girmiştir.
46
Bkz., Tanımlar, http://www.belgeler.org/arsiv/archive-hii-whatis.html (Haziran
2005).
Tamer SOYSAL makaleler
324TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
haysiyetini ihlal ettiğini, davalı Prodigy Servis Şirketi’nin bir çok defalar
açıkladığı ve vurguladığı üzere atılan mesajların denetimini yaptığını,
içeriğini kontrol ettiğini belirtmiştir. Davalı şirket bunu gazetelerde
kendi görevlileri tarafından yazılan yazılarla da deklare etmiştir. Mah-
keme içeği kontrol eden davalı şirket Prodigy’nin bir dağıtıcı değil,
yayıncı gibi sorumlu olacağını belirterek servis sağlayıcı Prodigy’nin
sorumluluğuna gitmiştir.
47
Bir başka davada ise servis sağlayıcıların sorumluluğunun
sınırlarını çizmesi açısından önemli bir karar verilmiştir. Bu olayda
davalı ComputerServe şirketi, kendi oluşturduğu forum içinde ga-
zetcilikle ilgili “Rumorville” adında bağımsız bir forumu Cameron
Communications adlı şirket ile anlaşma yaparak forumun yönetimini
bu şirkete bırakmıştır. Don Fitzpatrik adlı bir kişi forumun yayıncısı
konumundadır. Forumun kontrol ve yönetiminin bırakıldığı Cameron
Communications şirketi ile ComputerServe şirketi arasında bir alt şir-
ket yahut başka herhangi bir ilişki sözkonusu değildir. Bu anlaşma ile
gazetecilik ile ilgili olan “Rumorville” forumunun kontrolü tamamen
Cameron Communications’a geçmiştir. Davacı Cubby Inc. ve Robert
Blanchard ise elektronik ortamda haber, televizyon ve radyoda dediko-
duların yayım ve dağıtımı için bir bilgisayar veritabanı geliştirmişlerdir.
Skuttlebut adını verdikleri bu veri tabanını “Rumorville” adlı forumda
tanıtmak ve kullanıcıları bilgilendirmek istemişlerdir. Ancak davacıların
iddialarına göre forumda kendi geliştirdikleri veri tabanları hakkında
yalan ve hakaret içeren yayınlar yapılmış, ComputerServe şirketi ise
bunu forum alanına taşımıştır. Ancak yapılan incelemede mahkeme,
ComputerServe şirketinin sözkonusu forum ile ilgili kontrol hakkını
devrettiğini, burada servis sağlayıcı şirketen yayın üzerinde kütüphane,
gazete ya da kitapçı gibi dağıtımcı olduğunu ve kontrol imkanına sahip
olmadığını belirterek davayı reddetmiştir.
48
ABD’de görülen bir başka dava ise telif hakları ile ilgilidir. 1993’de
verilen karara 1998 tarihli Dijital Milenyum Telif Hakları Kanunu uygu-
lanmamıştır. Davalı Frena servis sağlayıcı hizmetleri vermektedir. Dava-
47
Stratton Oakmont, Inc. v. Prodigy Services Co., 1995 N.Y. Misc. LEXIS 229,
1995 WL 323710, 23 Media L. Rep. 1794 (N. Y. Sup. Ct. May 24, 1995), http://
www.tomwbell.com/NetLaw/Ch04/Stratton.html (Temmuz 2005).
48
United States District Court For The Southern District OF New York 776 F. Supp.
135; 1991 U. S. Dist. LEXIS 15545; 19 Media L. Rep. 1525 October 29, 1991, http://
people.hofstra.edu/faculty/peter_j_spiro/cyberlaw/cubby.html (Temmuz 2005).
makaleler Tamer SOYSAL
325TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
lı bilgisayar mesaj panosunda Playboy dergisine ait orijinal fotoğrafları
yayınlamaktadır. Siteye giren herkes bu fotoğraflara ulaşabilmektedir.
Mahkeme Birleşik Devletler Telif Kanunu’nun 501. maddesi gereğince
İSS’nin sorumluluğuna hükmetmiştir.
49
Avrupa Birliği düzenlemesinde de 2000/31/EC sayılı Direktifi’nin
15. maddesi ile İSS’leri basit iletim ve barındırma ile ilgili hizmetleri
sırasında yayınladıkları ya da sakladıkları bilgiyi kontrol etmeleri ya
da yasadışı faaliyete konu olan maddi vakıa ve durumları aktif olarak
araştırma ile ilgili genel bir yükümlülük yüklenemeyeceği açıkça be-
lirtilmektedir. Bu hükmün haber grupları ve forumlar için de geçerli
olduğu kabul edilmelidir. Haber gruplarında aşırı bir sınırlandırmanın
sansüre yol açacağı ve ifade özgürlüğünü engelleyeceği belirtilmiştir.
Burada orta yol servis sağlayıcıya gerekli uyarının yapılması halinde ya-
hut kendiliğinden İSS’nin hukuka aykırılığı fark etmesi halinde hukuka
aykırı içeriği kaldırması olacaktır. Ayrıca konu ile ilgili kamu otoriteleri
ve mahkemeler tarafından talep edilen bilgileri de İSS vermek zorun-
dadır. İSS’ler alt yapılarını gerekli kullanıcı bilgilerini verecek şekilde
donatmalıdır. Yine İSS, forumlarda bir editör yahut forum yöneticisi
belirlemiş ise artık içerik ile ilgili sorumluluğu kabul etmiş demektir.
İngiltere’de dava yolu ile çözümlenen ve internet servis sağlayıcıla-
rın sorumluluğunun tartışıldığı ilk dava Londra’da fizik, matematik ve
bilgisayar bilimleri alanında dersler ve konferanslar veren Dr. Laurence
Godfrey ile Birleşik Krallık’da faaliyet gösteren Demon İnternet Ltd.
adlı internet servis sağlayıcı arasındaki davadır. Dava konusu olayda
haber ve tartışma sayfalarından birisine atılan bir mesajda Laurence
Godfrey hakkında gerçek dışı beyanlar ve hakaret içeren ifadeler yer
almaktadır. 13 Ocak 1997’de atılan bu mesajın ardından, 17 Ocak’da
Laurence Godfrey ilgili servis sağlayıcıya bir faks çekerek bu mesa-
jın yalanlar içerdiğini ayrıca kendisine de hakarette bulunulduğunu
belirterek bu mesajın ilgili sayfadan çıkarılmasını istemiştir.
50
Ancak
Demon şirketi bu faksı almasına rağmen mesajı hemen kaldırmamıştır.
Mesaj on beş günlük faal sürenin ardından kendiliğinden silinmektedir.
49
839 F. Supp. 1552, 1534 (M.D. Fla. 1993), http://www.Loundry.com/cases/Playboy_
v_Frena.html, Markus Lubitz, Liability of Internet Service Providers, p. 26.
50
Bu dava ile ilgili dikkat çekici bir nokta da bu davanın davacı Dr. Laurence Godfrey’in
kendisine basın ve internet yolu ile iftira edildiğine dair ilk davası olmamasıdır.
Godfrey bu davanın haricinde çeşitli tarihlerde altı dava daha açmıştır. Bkz., http:
//www.cyber-rights.org/reports/demon.htm
Tamer SOYSAL makaleler
326TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
Demon şirketi 27 Ocak’da mesajın kendiliğinden işlemden kaldırıldığı
süreye kadar bu mesajı kaldırmak için hiçbir girişimde bulunmamıştır.
Bunun üzerine mesajın kaldırılması için uyarıda bulunulan 17 Ocak
ile 27 Ocak arasındaki kişilik haklarına müdahaleden dolayı Laurence
Godfrey ilgili servis sağlayıcı şirkete zararlarının tazmini için dava
açmıştır. 1996 tarihli İftira Yasası’na göre servis sağlayıcı hiçbir etkin
durumda bulunmadan sadece erişim hizmeti yerine getiriyor ise; yazar,
editör veya yayımcı olmayacaktır. Dolayısı ile de sorumluluktan kurtu-
lacaktır. Ancak internet servis sağlayıcı hukuka aykırı içerik hakkında
bilgilendirilmiş ise bu halde artık bu durum önem arzetmeyecek ve
sorumluluktan kurtulamayacaktır. Mahkeme yaptığı incelemede davalı
servis sağlayıcının hiçbir sebebi olmadan 17 Ocak’da yapılan uyarıya
rağmen hukuka aykırı içeriği web sitesinden çıkartmadığını tespit etmiş
ve davalı şirketin sorumluluğuna gidilmiştir.
51
IV. TÜRK HUKUKUNDA
İNTERNET SERVİS SAĞLAYICILARININ
SORUMLULUKLARI
İnternet servis sağlayıcıları 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığı’nın Teş-
kilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2, 13 ve 35. maddeleri ile 406
sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nun değişik 2, 3 ve Ek 18. maddesine
dayanılarak hazırlanan Telekomünikasyon Hizmetleri Yönetmeliği
52
gereğince faaliyette bulunurlar. Bu Yönetmeliğin 4. maddesinde İnter-
net Servis Sağlayıcı, “son kullanıcılara, kurumlara ve diğer İSS’lere internet
erişimi, mail, web sayfası hizmetleri ve sanal hosting (ev sahipliği) gibi ilgili
servisleri sağlayan sermaye şirketleri” olarak tanımlanmıştır. İnternet içerik
sağlayıcılar ise, “internet servis sağlayıcılara veya diğer ilgililere internet or-
tamında sunulmak üzere program hazırlayan gerçek veya tüzel kişiler” olarak
tanımlanmıştır. Yönetmelik Ek 3 maddesi “İnternet Servis Sağlayıcılığıyla
İlgili Yetki Belgelerine İlişkin Genel Hükümler” başlığı ile düzenlenmiştir.
Bu maddede “Özel Şartlar” başlığında şu düzenlemeler yapılmıştır:
51
Kararın metni için bkz., Godfrey v. Demon Internet Limited, 26 March 1999, http:
//www.bailii.org/ew/cases/EWHC/QB/1999/244.html (Haziran 2005) Karar ile
ilgili eleştiri ve değerlendirme için bkz., Yaman Akdeniz, Case Analysis of Laurence
Godfrey v. Demon Internet Limited, http://www.cyber-rights.org/reports/demon.htm
(Temmuz 2005).
52
Telekomünikasyon Hizmetleri Yönetmeliği, http://www.hukuk.telekom.gov.tr/
telhizyon.htm (Haziran 2005).
makaleler Tamer SOYSAL
327TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
“Özel Şartlar
a. İSS’ler, sadece internet son kullanıcılarına hizmet götürmek için kira-
ladığı 0 822’li hatlar, dial-up VPOP, ADSL VPOP vb. hizmetlerini, başka bir
amaçla kullanmayacaktır.
b. İSS’ler, kullanıcılarının İnternet üzerindeki yetkisiz ve rahatsız edi-
ci girişimlerine meydan vermeyecek, gerek kendi tespit ettiği, gerekse diğer
kullanıcı ve işletmeciler tarafından tespit edilip kendisine bildirilen bu tür
girişimleri engelleyecektir.
c. İSS’ler, birden fazla sayıda aynı yerleşim yerinde veya farklı şehirlerde
ofis kurarak servis verebilecek ve birden fazla sayıdaki ofislerini, data şebekeleri
üzerinden irtibatlandırılabilecektir.
d. İSS’ler, İnternet Şebekesinin yanısıra birbirlerine irtibat yapabilecek-
lerdir.
e. Kurum’ca talep edilmesi halinde; İSS’ler, kullanıcı sayısı, kullanıcı
kimlikleri, sisteme bağlı kalınan süre ve iletilen bilgi miktarları ile ilgili trafik
bilgileri verecektir.”
Ardından teknik hususlar başlığı ile düzenlemeler yapılmıştır. Buna
göre İSS’ler internet erişimi için kuracağı teçhizatı kendileri temin ede-
cek, servislerin sunuluş biçimi ile ilgili servis sağlayıcının kusurundan
kaynaklanan arıza ve kesintiler nedeniyle her türlü sorumlulukta şi-
kayetin muhatabı İSS’ler olacaktır. Ayrıca İSS’lerin vereceği servislere
yetkisiz kişilerin, dışarıdan erişim ve bozucu/değiştirici müdahalelerini
önlemek amacıyla gerekli önlemler İSS’ler tarafından alınacaktır.
Yönetmeliğin Ek 3. maddesi ile internet servis sağlayıcılığı hizmeti-
nin Ulaştırma Bakanlığı’ndan alınacak genel izin ile yürütülmesi karara
bağlanmıştır. Yönetmeliğin 43. maddesi ile de “talep sahibi, genel izin
kapsamındaki hizmeti vermek için, genel izinde belirtilen kriterlere uygunluğu
tespit etmeye yarayabilecek şekilde yürüteceği hizmet ile ilgili gerekli bilgileri,
Bakanlık’ça talep edilen bilgi formuna uygun olarak hazırlar ve Bakanlığa
sunar.”
AB hukukunda konuyu düzenleyen 2000/31/EC sayılı Direktif’in 4.
maddesi “Üye devletler, bir bilgi toplumu hizmeti sunucusunun bu faaliyete
başlamasının veya icrasını devam ettirmesinin önceden izin şartına veya eş
etki doğuran başka bir şarta tabi tutulmamasını temin ederler” diyerek izin
Tamer SOYSAL makaleler
328TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
şartını kaldırmıştır. AB’ye aday ülke konumundaki ülkemizin bilgi top-
lumu yolundaki bu süreçte mevzuatını AB ile uyumlu hale getirmesi
beklenmektedir.
53
ABD hukukunda da İSS olmak, izin ya da ruhsata
tabi tutulmamıştır.
54
İngiltere’de ise İSS’ler sadece bildirimde bulunmak
suretiyle faaliyetlerine başlayabilmektedirler. Almanya’da da İSS’ler
izne ve tescile tabi tutulmadan kurulabilmektedir.
55
4.1. Akdi Sorumluluk
İnternet servis sağlayıcıların yaptıkları sözleşmelerde belirtilen
şartları yerine getirememesi halinde sözleşmeden kaynaklanan borcu
sözkonusu olacaktır. Ülkemizde telekomünikasyon altyapısını kurma,
veri hatlarını tesis etme ve işletme Türk Telekomünikasyon A. Ş.’nin
yetkisindedir. İnternet servis sağlayıcılar ise Telekomünikasyon A. Ş.
ile yaptıkları sözleşmeler ile Telekomünikasyon Hizmetleri Yönetmeliği
çerçevesinde servis sağlayıcı hizmetlerini Türk Telekom’un alt yapısını
kullanarak yerine getirirler. Türk Telekom ile yapılan sözleşmede Türk
Telekom’un asli edimi veri hatlarının İSS’lere kullandırılması ve sistemin
işlerliğinin ve devamının sağlanmasıdır. İSS’nin edimi ise bu hizmet
karşılığı olan ücreti ödemek ve yönetmelik gereği üzerine düşen diğer
yükümlülükleri yerine getirmektir. İnternet servis sağlayıcıların sözleş-
mede üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmemesi, hizmetlerin
aksaması yahut alt yapı tesisatına zarar verme gibi durumlar çıkması
halinde Türk Telekom sözleşmeden dönme hakkını kullanabilecektir.
İnternet servis sağlayıcıların Türk Telekom ile yaptıkları sözleşmenin
ana gayesi ise tüketicilere yani internet kullanıcılarına erişim hizmeti-
ni sağlamaktır. İnternet servis sağlayıcılar uygulamada erişim hizmeti
dışında hosting, elektronik posta, alan adı temini, web sitesi hazırlama,
içerik hazırlama gibi hizmetleri de yerine getirebilmektedir.
İSS’ler abonelerle yaptıkları sözleşme ise satılan paket program-
ların kullanıcılar tarafından alımı ile başlar. Ancak bu alım ile henüz
sözleşmenin gereği olan edim yerine getirilmiş değildir. Kullanıcı paket
53
Uluslararası ilişkiler bakımından böyle olan durumun, sektörün düzenli işlemesi, alt
yapı ve diğer donanım bakımından yeterli kuruluşların servis sağlayıcılığı hizmetini
yerine getirmesini sağlaması yönünden faydalı olduğu söylenebilir.
54
Communications Act of 1934, http://www.fcc.gov/Reports/1934new.pdf (Temmuz
2005).
55
Özdilek, Ali Osman, İnternet ve Hukuk, Papatya Yayıncılık, Eylül 2002, s. 102-103.
makaleler Tamer SOYSAL
329TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
programı bilgisayarına yükleyip bağlanma butonuna tıkladıktan sonra
servis sağlayıcının hizmet sağlama borcu başlamış demektir. İnternet
servis sağlayıcının kullanıcıdan kaynaklanmayan sebeplerle bu hizmeti
yerine getirememesi halinde Borçlar Kanunu’nun 96. maddesinde ifa-
desi geçen “Alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde
borçlu kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini isbat etmedikçe bundan
mütevellit zararı tazmine mecburdur” hükmü gereği sorumlu olacaktır.
Burada kusurun ispatı alacaklıya değil borçluya yüklenmiştir. Sözleş-
menin gereği gibi ifa edilmemesinde kusuru olmadığını ispatlayamayan
servis sağlayıcı sorumlu olacaktır. Ancak hizmetin aksaması Türk Te-
lekom’un kusurundan da ileri gelebilir. Bu halde kullanıcı servis sağla-
yıcıya veya Türk Telekom’a dava açabilecektir. İSS’nin Türk Telekom’a
rücu hakkı saklı olacaktır. Ancak örneğin önemli bir afet nedeniyle alt
yapı hizmetleri aksamışsa bu durumda “borçluya isnat olunamıyan haller
münasebetiyle borcun ifası mümkün olmazsa borç sakıt olur” (BK m. 117)
hükmü gereği borç düşecektir. İSS kullanıcıya satılan paket programda
belirtilen özelliklere sadık kalmalıdır. İnternete bağlanma hızı vs. gibi
özelliklerde önemli sapmaların ortaya çıkması halinde borç gereği gibi
ifa edilmemiş olacak ve yine İSS’nın BK m. 96 gereği sorumluluğu söz-
konusu olacaktır. Abone sayısının aşırı yüksek olması sebebiyle hizme-
tin yavaşlaması ise sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesinde İSS’nin
kusurunu ortadan kaldırmayacaktır. Çünkü sözleşmede kararlaştırılan
edimler şarta bağlı edimler değildir. İSS öngördüğü edimi gereği gibi
yerine getirmekle yükümlüdür.
Sözleşmeye aykırılık her zaman İSS’nin ediminden kaynaklanma-
yabilir. Kullanıcının bilgisayarındaki aksaklık yahut kullanıcının bilgi
noksanlığı sebebiyle edimin gereği gibi yerine getirilememesi halinde
İSS sorumlu olmayacaktır.
Sözleşmeden kaynaklanan sorumluluklarını taraflar BK’nın 99.
maddesi gereği sınırlayabileceklerdir. Ancak bu sınırlama da sadece
hafif kusur halinde sorumluluğu bertaraf edebilecek hile veya ağır ku-
sur halinde sorumluluğu sınırlayacak kayıtlar geçersiz olacaktır (BK.
m. 99/I). Türk Telekom ile İSS arasındaki sorumsuzluk kayıtlarında ise
Türk Telekom hükümet tarafından imtiyaz suretiyle verilen bir hizmeti
yerine getirdiği için hakim hafif kusur halinde dahi sorumsuzluk kayıt-
larını geçersiz sayabilecektir (BK m. 99/II).
Tamer SOYSAL makaleler
330TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
4.2. Kanundan Doğan Sorumluluk
1. Basın Kanunu ve Radyo ve Televizyonların
Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun Bakımından
5680 sayılı eski Basın Kanunu’na
56
15.05.2002 tarih ve 4756 sayılı
Kanun’un 26. maddesi ile eklenen Ek 9. madde ile internet yayınları da
Basın Kanunu kapsamında kabul ediliyordu. Bu hüküm yoğun eleştiri-
lere maruz kalmıştı.
57
Gerçekten özel bir kanun olan Basın Kanunu’nun
pek çok hükmünün internete uygulanmasında sorunlar çıkması olası
idi. 09.06.2004 tarih ve 5187 sayılı Kanun ile Yeni Basın Kanunu
58
kabul
edildikten sonra 5680 sayılı eski Basın Kanunu da kaldırılmıştır. Yeni
Basın Kanunu da internetle ilgili bir düzenleme bulunmamadığı için
sorun bu yönüyle halledilmiş görünmektedir. Çünkü Basın Kanunu’nun,
tamamen kendine has özellikleri olan internete uygulanması hem uy-
gulayacılar hem de taraflar açısından güçlükler arzedebilirdi.
3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hak-
kında Kanun’da 15.05.2002 tarih ve 4756 sayılı Kanun’un 14. maddesi
ile yapılan değişikliklerle internetin de 3984 sayılı Kanun kapsamında
değerlendirilmesi sorunu gündeme gelmiştir. 3984 sayılı Kanun’un
31. maddesinde yapılan değişiklikle maddenin başlığı “Sorumluluk”
şeklindeyken “Program hizmetinin içeriği ve yeni yayın tekniklerinin
kullanımı” olarak değiştirilmiş ve maddede yapılan değişiklikle ikinci
fıkra “Her türlü teknoloji ile ve her tür iletişim ortamında yapılacak yayın
ve hizmetlerin usul ve esasları, Haberleşme Yüksek Kurulu’nun belirleyeceği
strateji çerçevesinde Üst Kurul’ca tespit edilip, Haberleşme Yüksek Kuru-
lu’nun onayına sunulur. Bu yayın ve hizmetlerin mevzuata uygunluğu Üst
Kurul’ca denetlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 13.04.1994 tarih ve 3984
sayılı Kanun’un 1. maddesinde Kanun’un amacı “Bu Kanun’un amacı,
radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesine ve Radyo ve Televizyon Üst
Kurulun’un kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esas ve usulleri
belirlemektir.” şeklinde belirtilmiştir. Kanun’un kapsamı ise 2. maddesi
ile “her türlü teknik, usul ve araçlarla ve her ne isim altında olursa olsun
elektromanyetik dalga ve diğer yollarla yurt içine ve dışına yapılan radyo ve
56
Kanun No: 5680 Kabul Tarihi: 15.07.1950, RG, 24.07.1950, 7564. Bu Kanun 09.06.2004
tarih ve 5187 sayılı Yeni Basın Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır.
57
İlkiz, Fikret, İnternete ve Herkese Özgürlük, http://www.bianet.org/diger/
hukuk9266.htm (Temmuz 2005).
58
Kanun No: 5187 Kabul Tarihi: 09.06.2004, RG, 26.06.2004, 25504.
makaleler Tamer SOYSAL
331TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
televizyon yayınları ile ilgili hususları kapsar” şeklindedir. Kanunun amaç
ve kapsamını belirten maddelerinden internetin, radyo ve televizyon
yayınlarını düzenleyen özel kanun niteliğindeki 3984 sayılı Kanun’un
kapsamına girmeyeceği söylenebilir.
59
Ancak Kanun’un 31. maddesinde
ifadesi geçen “her türlü teknoloji ile ve her tür iletişim ortamında yapılacak
yayın ve hizmetlerin” ibaresi internetin de bu kapsamda değerlendirilip
değerlendirilmeyeceği konusunda kafaları karıştırmaktadır. Kanun
kapsamına internetin de alınmak istenmesi halinde bu düzenlemenin
daha net ve sınırları belirgin şekilde yapılması ve bunun diğer madde-
lerle de uyumlu olarak düzenlenmesi gerekirdi. 3984 sayılı Kanun’un
amaç ve kapsamı da bunu teyit etmektedir. İnternetin ve konumuz
özelinde internet servis sağlayıcıların Basın Kanunu yahut Radyo ve
Televizyon Kanunları içine alınması ne internetin ne de basın ile radyo
ve televizyon kavramlarının tanımları ile uyuşmamaktadır. Konu ile
ilgili düzenlemelerin internetin yapısına uygun şekilde özel kanunlarla
yapılması daha uygun olacaktır.
2. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Bakımından
Türkiye’de fikir ve sanat eserleri hukukunu düzenleyen 05.12.1951
tarih ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun
60
1/A maddesi
Kanun’un kapsamını “Bu Kanun, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren
eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların,
seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini ger-
çekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki
manevi ve mali haklarını, bu haklara ilişkin tasarruf esas ve usullerini, yargı
yollarını ve yaptırımları ile Kültür Bakanlığının görev, yetki ve sorumluluğunu
kapsamaktadır” şeklinde belirtmiştir. Kanun’un 1/B maddesinde eser
ise “sahibinin hususiyetin taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar
veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri” olarak
tanımlanmıştır. Fikri hakların ihlal edilmesi ve korunması zaruretinin
ortaya çıkması eserin çoğaltılması ile birlikte başlamıştır. İnternet ise
günümüzde eserlerinin yayım, basım ve çoğaltım olanaklarının kolayca
yapılabildiği imkanlar sunmaktadır. Dolayısıyla eser sahiplerinin hak-
larının internet ortamında da korunması zarureti ortaya çıkmaktadır.
İnternet servis sağlayıcıları da telif haklarının ihlalinde kusurlu iseler ör-
59
İlkiz, a.g.m., http://www.bianet.org/diger/hukuk9266.htm (Haziran 2005).
60
Kanun No: 5846 Kabul Tarihi: 05.12.1951 RG, 13.12.1951, 7981.
Tamer SOYSAL makaleler
332TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
neğin eser sahibi tarafından uyarı yapılmasına rağmen hiçbir girişimde
bulunmamışlar ise sorumlu olacaklardır. Bu halde 5846 sayılı Kanun’da
düzenlenen tecavüzün ref’i (5846 m. 66), tecavüzün men’i (5846 m. 69)
ve tazminat davaları (5846 m. 70) İSS’lere karşı açılabilecektir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda 03.03.2004 tarih ve
5101 sayılı Kanun
61
ile bazı değişiklikler yapılmıştır.
62
5101 sayılı Kanun
ile 5846 sayılı Ek Madde 4’e ek bir fıkra eklenerek internet üzerinden web
sitelerine içerik sağlayan bilgi içerik sağlayıcıların sorumluluğu düzen-
lenmiştir. Değişiklikten önce 73. maddeye yapılan yollama değişiklikle
72. maddeye yapılmıştır.
63
Değişiklik ile Kanun’un Ek 4. maddesinin 3
ve 4. fıkraları aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
“Dijital iletim de dahil olmak üzere, işaret, ses ve/veya görüntü nakline
yarayan araçlarla servis ve bilgi içerik sağlayıcılar tarafından eser sahipleri ile
bağlantılı hak sahiplerinin bu Kanun’da tanınmış haklarının ihlali halinde, hak
sahiplerinin başvuruları üzerine ihlale konu eserler içerikten çıkarılır. Bunun
için hakları haleldar olan gerçek veya tüzel kişi öncelikle bilgi içerik sağlayı-
cısına başvurarak üç gün içinde ihlalin durdurulmasını ister. İhlalin devamı
halinde bu defa, Cumhuriyet Savcısı’na yapılan başvuru üzerine, üç gün içinde
servis sağlayıcıdan ihlale devam eden bilgi içerik sağlayıcısına verilen hizmetin
durdurulması istenir. İhlalin durdurulması halinde bilgi içerik sağlayıcısına
yeniden servis sağlanır. Servis sağlayıcılar, bilgi içerik sağlayıcılarının isimleri-
ni gösterir listeyi her ayın ilk iş günü Bakanlığa bildirir. Servis sağlayıcılar ile
bilgi içerik sağlayıcıları, Bakanlık’ça istendiği takdirde her türlü bilgi ve belgeyi
vermekle yükümlüdür. Bu maddede belirtilen hususların uygulanmasına ilişkin
usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.
Birinci fıkrada bahsi geçen fiilleri kasten ve yetkisiz olarak işleyenler ile
bu Kanun’da tanınmış hakları ihlal etmeye devam eden bilgi içerik sağlayı-
cılar hakkında bu Kanun’un 72. maddesinin (2) numaralı bendi hükümleri
uygulanır.”
61
Kanun No: 5101, RG, 12.03.2004, 25400.
62
5101 sayılı Kanun ile sadece 5846 sayılı Yasa’da değil, 1580 sayılı Belediye Kanunu,
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu, 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş
ve Yayınları Hakkında Kanun’da ve 3257 sayılı Sinema, Video ve Müzik Eserleri
Kanunu’nda da değişiklikler yapılmıştır.
63
Maddenin eski metninde son fıkra “Birinci fıkrada bahsi geçen fiilleri kasten ve yet-
kisiz olarak işleyenler hakkında bu Kanun’un 73. maddesinin son fıkra hükümleri
uygulanır” şeklinde idi.
makaleler Tamer SOYSAL
333TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
Bu düzenleme ile uygulamada sorumlulukları hususunda belirsiz-
lik oluşan internet servis sağlayıcıların sorumluluğu ilk kez bu kadar
net şekilde düzenlenmiştir. Madde ile Avrupa Birliği düzenlemelerine
uygun olarak İSS’lerin sorumluluğu “hak sahiplerinin başvuruları üzerine”
ihlale konu eseri çıkarmadığı zaman başlamaktadır. Bu husus İSS’nın
aynı zamanda içerik sağlaması halinde geçerlilik kazanacaktır. Hakkı
ihlal edilen kişinin öncelikle içerik sağlayıcıdan ihlale konu eserin ya-
yından çıkarılmasını istemesi öngörülmüştür. İçerik sağlayıcının buna
uymaması halinde yani ihlale konu eseri yayından çıkarmaması halinde
ise C. Savcısı’na yapılan başvuru ile bu defa İSS ihlale devam eden bilgi
içerik sağlayıcısına verilen hizmeti durduracaktır. Burada sorun İSS’ye
ve bilgi içerik sağlayıcısına ulaşabilmektedir. Bilhassa yurtdışından bu
hizmetlerin sağlanması halinde durum güçleşecektir. Maddede ifade-
si geçen “Servis sağlayıcılar, bilgi içerik sağlayıcılarının isimlerini gösterir
listeyi her ayın ilk iş günü Bakanlığa bildirir.” ifadesinin internet ortamı-
nın karmaşık yapısı dikkate alındığında ne ölçüde uygulanabileceği
belirsizdir. Fikri hakların en fazla ihlal edilme yerlerinden olan inter-
net ortamındaki ihlallere karşı bu şekilde bir düzenleme özde olumlu
olmakla birlikte uygulamada içerik sağlayıcıların tespitinde sorunlar
çıkacağı muhakkaktır.
Maddenin son fıkrasındaki yollama gereği birinci fıkradaki fiilleri
kasten ve yetkisiz olarak işleyenler ile bu Kanun’da tanınmış hakları
ihlal etmeye devam eden bilgi içerik sağlayıcılar hakkında üç aydan
iki yıla kadar hapis veya beşmilyar liradan ellimilyar liraya kadar ağır
para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden
hükmolunacaktır.
AB’nin 2000/31/AC sayılı Direktifi’nin 5. maddesinde “Topluluk
hukuku tarafından öngörülen diğer bilgi şartlarına ek olarak, üye devletler,
hizmet sunucusunun aşağıda belirtilmiş olan bilginin, kolay, doğrudan ve
sürekli olarak hizmet alıcılarına ve yetkili makamlara ulaşmasını temin eder:
(a) hizmet sunucunun adı,
(b) hizmet sunucunun yerleşik olduğu coğrafi adres,
(c) hizmet sunucuya ilişkin ayrıntılar, elektronik posta adresi de dahil olmak
üzere, kendisine hızlı bir biçimde ulaşılmasını ve doğrudan ve etkili biçimde
iletişim kurulmasına imkan verecek bilgiler,
Tamer SOYSAL makaleler
334TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
(d) hizmet sunucu ticaret veya benzeri kamu siciline kayıtlı ise, kayıtlı
olduğu ticari sicil ve sicil kayıt numarası veya bu şekilde teşhis edilmesine
imkan verecek eş etkili vasıtalar,
şeklinde devam eden bir takım yükümlülükler öngörülmüştür. Bu şekilde Av-
rupa Birliği’ne üye devletlerde herhangi bir hak ihlalinde İSS’ye ulaşılması
kolaylaşmış olacaktır.”
3. Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu Bakımından
a. Medeni Kanun Bakımından
İnternet servis sağlayıcılarına genel hükümler niteliğindeki Medeni
Kanun ve Borçlar Kanunu’ndaki hükümlerin uygulanmaması için hiçbir
sebep yoktur. Gerçekten internet yolu ile işlenen kişilik haklarına sal-
dırı sonucu eğer İSS içerik sağlayan konumunda ise yahut durumdan
haberdar edilmesine rağmen hiçbir girişimde bulunmamış ise Medeni
Kanun’un 23, 24 ve 25. maddeleri gereğince sorumluluğu gündeme
gelebilecektir. Medeni Kanun’un 24. maddesine göre “Hukuka aykırı
olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı
korunmasını isteyebilir.” Kanun’un 25. maddesi ile de;
“Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldı-
rıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka
aykırılığının tespitini isteyebilir.
Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildi-
rilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.
Davacının, maddi ve manevi tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı
dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekaletsiz iş görme hükümlerine göre
kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır”
şeklinde başvurulabilecek hukuki yollar sıralanmıştır. Kişilik hakkı ih-
lale uğrayan kişi Borçlar Kanun’un 49. maddesi çerçevesinde manevi
tazminat davasını da açabilecektir. İSS’ler bizatihi içerik sağlayıcı ise-
ler bu davaların hepsine muhatab olabileceklerdir. İSS’lerin salt erişim
veya ön belleğe alma veya barındırma hizmeti sağladığı durumlarda
ise tespit davasının açılabileceği görüşündeyiz. İSS’nin ön belleğe alma
ve barındırma hizmeti sağlaması durumunda durdurma ve önleme
davaları da açılabilecektir. Ancak İSS’lerin asıl sorumluluğu hak sa-
makaleler Tamer SOYSAL
335TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
hibinin yahut kamu otoritelerinin taleplerine olumsuz cevap vermesi
halinde başlayacaktır. Mahkemelerin istediği bilgileri vermemesi veya
hak sahibinin taleplerine karşı ilgisiz davranması halinde İSS’ye karşı
Medeni Kanun’un 25. maddesinde bahsi geçen davaların açılabileceği
açıktır. Ancak Yargıtay 02.08.2001 tarihinde verdiği kararda
64
internet
yolu ile yayının durdurulması kararının uygulama kaabiliyetinin
olmaması nedeniyle verilemeyeceğini belirtmiştir. Bu karar yargıcın
önüne gelen uyuşmazlığı karara bağlamaktan kaçınamayacağı kuralına
(Anayasa m. 36/2; HUMK m. 574; TCK m. 231, MK m. 1) aykırı olduğu
gibi teknik olarak internet ortamında yayının durdurulması ve yayının
internetten çıkarılması mümkün olduğu için de doktrin tarafından
65
eleştirilmiştir.
İnternet ortamında kişilik hakkı ihlali ile ilgili davalar içerik sağlayı-
cının kimliği belli ise ona karşı, bilinmiyorsa İSS’lere karşı açılabilecektir.
Ancak İSS’nin yapılan başvuruya hemen uyarak ilgili içerik sağlayıcının
erişimini durdurması halinde İSS sorumlu olmayacaktır. İSS’nin içerik
sağlaması halinde ise davalar direkt olarak İSS’ye karşı açılabilecek-
tir.Davacı ihlale konu siteden düzeltmenin ve kararın üçüncü kişilere
yayımını da isteyebilecektir (MK m. 25/II).
64
“... Dava basın yoluyla kişilik haklarının saldırıya uğramasından doğan manevi
tazminat ve haberin internetteki yayınının da durdurulması istemlerine ilişkindir.
Mahkemece manevi tazminat istemi kısmen kabul edilmiş ve ayrıca haberin internet-
teki yayınının durdurulmasına da hükmedilmiştir. İnternetteki yayınlar nedeniyle
yapılacak işlem konusunda henüz yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Halbuki,
mahkeme kararlarının bağlayıcı sonucunun gerçekleşebilmesi için, kararın infaz edi-
lebilir olması ve böylece yaptırımının da uygulanması gerekmektedir. Şu aşamada,
internette yapılan bir yayının gönderilenler de dahil olmak üzere internetten çıka-
rılması veya yayının durdurulması konusunda yasal bir düzenleme bulunmamak-
tadır. Bu bakımdan verilecek kararın infaz edilebilme ve sonuçsuz kalma olgusu
tartışılabilecek bir durum arz etmektedir. Bu da yargı kararının etkisiz kalmasını
ve böylece tartışılabilir hale gelmesi sonucunu doğurabilir. Bu nedenle buna ilişkin
istemin reddine karar verilmesi gerekirken..” Yargıtay 4. HD, 08.02.2001, 2001/755
E. ve 2001/1157 K., Yargıtay Kararları Dergisi, Temmuz 2001, C. 27, S. 7, s. 994-996.
65
Kayıhan İçel, Kitle Haberleşme Hukuku, İstanbul 2001, s. 427; Doğan, Murat, “İnternet-
teki Yayınla Kişilik Hakkının İhlaline Karşı Durdurma Davası”, EHFD, c. VII, S. 1-2,
Yıl: 2003, s. 387 vd.; Sırabaşı, Volkan, İnternet ve Radyo-Televizyon Aracılığıyla Kişilik
Haklarına Tecavüz, Adalet Yayınevi, Ankara 2003, s. 146 vd.; Özel, Sibel, Uluslararası
Alanda Medya ve İnternette Kişilik Hakkının Korunması, s. 168.
Tamer SOYSAL makaleler
336TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
b. Borçlar Kanunu Bakımından
Hukuka aykırı fiil ile başkasına zarar veren kimsenin, sorumlu tutu-
labilmesi için kusurun şart olmadığı istisnai sorumluluk hali kusursuz
sorumluluk yahut objektif sorumluluk veya sebep sorumluluğu olarak
tanımlanan sorumluluktur.
66
Kusursuz sorumluluk halleri hakkaniyet
nedeniyle, nezaret ve ihtimam gösterme yükümünden yahut tehlike
sorumluluğundan kaynaklanan istisnai nitelikte ve kanunla öngörülen
sorumluluktur.
67
İnternet servis sağlayıcıların kusursuz sorumluluğu ile
ilgili kanunlarımızda herhangi bir düzenleme yoktur. Ancak İSS’ler de
kanunlarda düzenlenen diğer kusursuz sorumluluk hallerine muhatab
olabileceklerdir. Örneğin; BK’nın 55. maddesinde düzenlenen adam ça-
lıştıranın kusursuz sorumluluğu internet servisi sağlayan kuruluşların
çalıştırdıkları kişilerin işledikleri hukuka aykırılıklarda da uygulama
alanı bulabilecektir. AB’nin 2000/31/EC sayılı Direktifi’nin 15. maddesi
İSS’lere kontrol için herhangi bir genel yükümlülük yüklenemeyeceğini
belirtmiştir. İSS’lerin ifa ettikleri hizmetin niteliği de gözönünde bu-
lundurulduğunda herhangi bir kusursuz sorumluluk halinin İSS’lere
uygulanması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilecektir.
68
Böyle bir
kusursuz sorumluluk halinin öngörülmesi ile kişiler yabancı ülkelerdeki
İSS’leri tercih edip, bu tür bir denetimden uzaklaşmaya çalışabilecekdir.
Bu da İSS’lerin denetimi güçleştirecek ve İSS olmak isteyen yatırımcıların
önünü kesebilecektir.
69
Haksız fiil sorumluluğu hem kusursuz sorumluluk halinden hem
de sözleşmeden doğan sorumluluktan farklıdır. Herkese karşı uyulması
zorunlu bir hukuki görevin ihlali yüzünden doğan zararı tazmin yükü-
müne haksız fiil sorumluluğu denir.
70
Tazmin yükümünün doğumu için
herşeyden önce zarar hukuka aykırı bir fiil ile meydana gelmiş olmalıdır.
Zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.
İnternetin niteliği ve internet servis sağlayıcıların yerine getirdikleri
hizmetin niteliği gözönünde bulundurulduğunda İSS’lerin uygun illiyet
bağı ile zarara yol açması ender rastlanacak bir durumdur. Haksız fiil
66
Tekinay, Selahattin Sulhi - Akman, Sermet - Burcuoğlu, Haluk - Altop, Atilla, Borçlar
Hukuku Genel Hükümler, Filiz Kitabevi, İstanbul 1993, s. 497.
67
Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2003, s. 454; Tekinalp, s. 498.
68
Aksi yönde; Güran ve diğerleri, s. 49; Doğan, Murat, İnternette Şahsiyet Hakkının İhlali
ve Korunması, Ünal Tekinalp’e Armağan, İstanbul 2002, Cilt 2, s. 463-483, s. 474.
69
Sevi, a.g.m., s. 223.
70
Tekinalp, s. 475.
makaleler Tamer SOYSAL
337TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
sorumluluğu kusur esasına dayanır. Bu durum Borçlar Kanunu’nun
41. maddesinde “gerek kasden gerek ihmal ve teseyyüb yahut tedbirsizlik
ile haksız bir surette diğer bir kimseye bir zarar ika eden şahıs” olarak ifade
edilmiştir. İSS’ler haksız fiilden mahkemeden yahut hak sahibinden
gelen taleplere ilgisiz davranması halinde sorumlu olacaktır. Yine bi-
zatihi içerik sağlayan ise haksız fiilden sorumlu olacaktır. Türk Ticaret
Kanunu’nun 55 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet ile ilgili
tespit, men, eski hale iade ve tazminat davaları da servis sağlayıcıya
karşı açılabilecektir.
Borçlar Kanunu 50 ve 51. maddelerinde “müteselsil sorumluluk”
düzenlenmiştir. Birden ziyade kimseden her biri, aynı zararı tazminle
yükümlü oldukları takdirde birden fazla kimsenin sorumluluğu söz
konusu olur. Haksız fiiller alanında bu sorumluluk kural olarak mü-
teseldir.
71
BK 50. maddesindeki “müşterek kusur” şartının yerine getiri-
lebilmesi için bir zarara neden olan birden ziyade kimsenin kasıtlı ve
ihmali hareketler ile davranmaları ve önceden birbirleriyle anlaşmaları
ya da hiç olmazsa birbirlerinin davranışından haberdar olmaları gerekir.
İnternet servis sağlayıcılar bizatihi içerik sağlayan olmasalar dahi içerik
sağlayan kişiler ile anlaşarak veya uyarılara rağmen içeriğin yayından
çıkarılması için girişimde bulunmayarak müteselsiz sorumlu olabilirler.
Burada İSS’nin ihmali sorumluluğu uyarıya rağmen içeriğin çıkarılması
için girişimde bulunmaması halinde oluşabilir. Borçlar Kanunu’nun
50/II maddesinde yataklık eden kimsenin müteselsil sorumluluğu
düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 50. madde hükmüne göre bir
haksız fiilin işlenmesinde asıl fail, teşvik eden, yardımcı olan arasında
bir fark gözetilmemiştir. Ancak yatıklık eden kimsenin sorumluluğu
bir zarara sebebiyet vermesi veya kardan pay alması halinde kabul
edilmiştir. Haksız fiil işlendikten sonra delillerin meydana çıkmasına
engel olacak veya zarar gören şahsın hakkına kavuşmasını güçleştirecek
davranışlarda bulunan kimseye “yataklık eden” denir. İnternet servis
sağlayıcının hukuka aykırı içerik sağlayan ile ilgili istenen bilgileri
vermemesi yahut geç vermesi halinde yataklık eden gibi sorumlu ola-
bileceği düşünülebilirse de bu halde İSS de hukuka aykırı fiili işleyen
olarak asıl fail gibi sorumlu olabilecektir. Burada somut olayın şartlarına
göre ve servis sağlayıcıdan istenen bilgilerin ne kadar sürede verildiği
gibi ölçütlere göre sorumluluğun belirlenmesi daha doğru olacaktır.
71
Tekinay, s. 696.
Tamer SOYSAL makaleler
338TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
BK 142. maddede geçen “Alacaklı müteselsil borçluların cümlesinden veya
birinden borcun tamamen veya kısmen edasını istemekte muhayyerdir.” hükmü
gereği İSS’ler de müteselsil sorumlu olduklarında borcun tamamından
sorumlu olacaktır. Müteselsil borçluluk internet hizmetinin ortak kusur
ile aksaması halinde Türk Telekom ile servis sağlayıcı arasında doğabilir.
Borç ödendikten sonra iç ilişkide rücu ilişkisini BK 50. maddesindeki
“Hakim, bunların birbiri aleyhinde rücu hakları olup olmadığını takdir ve
icabında bu rücuun şümulünün derecesini tayin eder.” hükmüne binaen
hakim takdir edecektir. Hakim bu takdiri yaparken kusur oranlarını,
tarafların sorumluluk ve menfaatlerini ve “sorumsuzluk anlaşmaları”nı
da dikkate alarak bir sonuca gidecektir.
V. SONUÇ
İnternet servis sağlayıcıların sorumluluğunun belirlenmesi inter-
netin gelişimini devam ettirmesi açısından hayli önem taşımaktadır.
Bunun dışında internet servis sağlayıcıların sorumluluklarının belirlen-
mesi internetin hukuk dışı, başı boş bir alan olmadığının da göstergesi
olacaktır. Servis sağlayıcıların sorumluluğu bu iki uç arasında bir denge
konularak belirlenmeye çalışılmalıdır. İnternet servis sağlayıcıların so-
rumluluğu ile ilgili en ayrıntılı düzenlemeler AB’nin 2000/31/EC sayılı
Elektronik Ticaret Direktifi ile yapılmıştır. Avrupa ülkeleri ve ABD’de
de buna paralel düzenlemeler yapılarak internet servis sağlayıcıların
salt erişim hizmetini yerine getirdiği, içerik üzerinde etkili olmadığı
durumlarda sorumluluğunun kabul edilmemesi yönünde düzenlemeler
kabul edilmiştir. İnternet servis sağlayıcının içerik sağlayan durumunda
olması halinde yahut yapılan ihlalden haberdar edilmesi durumunda
ise servis sağlayıcının sorumluluğuna gidilebilecektir. Özellikle “uyar
ve kaldır (notice and takedown)” uygulamasının, servis sağlayıcıların
sorumlululuğunu belirlemede temel kıstas olduğunu görmekteyiz.
Türkiye’de de 03.03.2004 tarihinde bu düzenlemelere uygun olarak
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na eklenen Ek Madde 4 ile
servis sağlayıcıların sorumluluğu “uyar ve kaldır” prensibi doğrultusun-
da düzenlenmiştir. Servis sağlayıcı içerik sağlamadığı zaman sadece
mahkemelerce istenen gerekli bilgi ve belgeleri temin etmekle görevlidir.
Ayrıca hak sahiplerinin talebi veya başka yollarla ihlalden haberdar
olduğunda içeriği çıkartmak veya servis hizmetini durdurmakla yü-
kümlü kılınmıştır. Servis sağlayıcının hak ihlallerine genel hükümlerin
makaleler Tamer SOYSAL
339TBB Dergisi, Sayı 61, 2005
uygulanması da her zaman mümkündür. İnternet yolu ile kişilik hakkı
ihlale uğrayan kişi diğer şartlar var ise servis sağlayıcıya karşı maddi ve
manevi tazminat davaları açarak kişilik hakkını koruyabilecektir. Yine
bir zararın oluşması halinde servis sağlayıcıya haksız fiilinden dolayı
davalar açılabilecektir.
İnternetin tabi olduğu hukuk rejiminin ülkemizde netleştirilmesi
açısından 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları
Hakkında Kanun’un 31. maddesinin interneti kapsayıp kapsamadığının
eklenecek bir fıkra ile açıklanması ve asıl olarak ayrı bir kanun ile servis
sağlayıcıların sorumluluğu ile birlikte internete özgü diğer unsurların
düzenlenmesi isabetli bir yaklaşım olacaktır.