makaleler Mustafa Akgül
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009401
İNTERNET YASAKLARI:
BİR HUKUK VE ADALET FACİASI MI?
Mustafa Akgül
∗
4.5.2007’de kabul edilen 5651 no.lu İnternet Ortamında Yapılan
Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar yoluyla İşlenen Suçlarla Mü-
cadele Edilmesi Hakkında Kanun ilgili yönetmeliklerin yayınlanması-
nı takiben 23.11.2007’den beri yürürlükte. Bu dönemde, 11.05.2009 iti-
bariyle 2.126 kadar web resen, 475 sayılı web ise mahkemeler kanalıy-
la erişim engellemesi konmuştur. 5.651 TCK’ya referans veren 7 suçu,
5816 no.lu Kanun ile Atatürk aleyhine işlenen suçlar ve daha sonra ek-
lenen 7258 no.lu Kanun’un 5728 ile değiştirilen 5. maddesinin tanım-
ladığı “bahis” ile sınırlıdır. Ama İnternet yasakları bununla sınırlı de-
ğildir: Medeni Kanun’a dayanarak kişilik haklarına ilişkin ve FSEK’e
dayalı fikri ve sınai haklar nedeniyle da başka weblerin yasaklandığı-
nı görüyoruz. Ayrıca mahkemelerimiz 5651’e bağlı kalmadan TCK’nın
başka maddelerine dayanarak yasaklama kararı vermektedir. Yasak-
lananların arasında youtube.com, 5 wordpress.com, Geocities.com,
Myspace.com, DailyMotion.com, alibaba.com, groups.google.com, si-
tes.google.com, blogger.com gibi büyük, milyonlarca kullanıcının üye
olduğu, içerik eklediği çoğu weblerin yanında, richarddawkins.net,
turandursun.com, anarsist.com, ataizm.org gibi aykırı görüşlerin or-
taya atıldığı weblerde yasaklardan nasibini almaktadır. Biz bu yazıda,
düzenleme ve uygulamalarda ortaya çıkan evrensel hukuk ve TC Ana-
yasası ile çelişen boyutları ve ortaya çıkan adaletsizlikleri tartışmaya
açmak istiyoruz.
Durumu özetlemek için ben şu metaforları kullanıyorum: “Donki-
şot”, “devekuşu” ve “harakiri”. Benim görebildiğim kadarıyla, ülkemiz,
kendi başına İnternete kurallar getirmeye çalışıyor; adeta savaşıyor.
İnternette duran bazı nesnelere, Türkiye’den erişimi engelledik diyo-
*
Doç. Dr., Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri Yükseko-
kulu, İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı.
Mustafa Akgül makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009402
ruz, ama i) nesneler yerinde duruyor, ii) alternatif ulaşmanın yönte-
mi basın ve internette var. Bu işlem sonucunda halkımızı cezalandırı-
yoruz. Hukuki boyutta, özgürlükleri kısıtlama yetkisini, yeni kurulan
bir idari kolluk kuvvetine veriyoruz; mahkemelerimiz (adil) yargıla-
ma yapmadan, tedbir kararını kesinleşmiş karar olarak uyguluyoruz;
dünya üzerindeki Türkler kanalıyla mahkememiz yetkisini tüm dün-
ya olarak görüyor ve böylece uluslararası hukuku tesis etmeye çalışı-
yoruz. Verilen yasaklama kararları da suçluyu değil, komsularını ve
tüm vatandaşlarımızı cezalandırıyor.
5651 Ne Getirdi
Yasanın gerekçesi, başlığı ve 1. maddedeki amaç ve kapsam baş-
lığıyla tam da uyumlu değil. Gerekçe Anayasa’daki “ailenin korunma-
sı” maddesinden yola çıkarak 5651/8’de TCK referanslı katalog suçları
kapsayan “zararlı içeriğin” gençlere ulaşmasını önlemeyi hedeflemek-
te, bu suçların elektronik ortamda işlenmesini önlemeyi arzulamak-
tadır. Buradan hareketle “... elektronik ortamda yapılan yayınları teknik
açıdan ve bilimsel olarak takip eden, çözümü için, ..., elektronik haberleşme
ve internet sektörünü koordine” etmeyi TİB’ye (Telekomünikasyon İleti-
şim Başkanlığı’na) havale ediyor. TİB’e tüm interneti izleme, katalog
suçu içeren yayınların tespit edilmesi halinde yasadaki usullerle içeri-
ğin engellemesini istiyor. Başlangıçta amaçlar, “zararlı içeriği” engelle-
meye dönüşüyor. “Yayınların düzenlenmesi” ise erişim ve yer sağlayıcı-
ların BTK’dan belge almasına ve içerik sağlayıcıların ise künye ve yer
sağlayıcı bilgisini yayınlamasına indirgeniyor. Başlangıç amacı dışın-
da Atatürk’e ilişkin suçlar ile aile’yi korumakla bir ilgisi bulunmayan
9. madde, yani “uyar-kaldır” ekleniyor. Yasadaki bu başka uyumsuz-
lukların ana nedeni i) yasanın çok hızlı geçirilmesi, ii) yasanın inter-
netten korkan bir felsefenin ürünü olduğunu düşünüyoruz.
Hatırlanacağı, CMUK içinde internet aktörlerin yetki ve sorumlu-
lukları tanımlanmamıştı. Adalet Bakanlığı, bunlar ve TCK’de eksik ka-
lan bilişim suçları için, “Bilişim Ağı Hizmetleri ve Bilişim Suçları” tasla-
ğını hazırlaması için bir komisyon kurdu. Komisyon tasarıyı bitirdi;
kamuoyu görüşlerine açıldı; gelen görüşlerin üzerinden gözden geçi-
rildi. Tam bu sırada çocuk pornosu furyası başladı. Kamuoyu yönlen-
dirilerek, 5651 için ortam hazırlandı. “Temiz İnternet” söylemleri ara-
sında, Adalet Bakanlığı devre dışı kaldı ve Ulaştırma Bakanlığı’nın
makaleler Mustafa Akgül
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009403
hazırladığı taslak, biraz yumuşatılarak geçti. Komisyonda son anda,
Atatürk’le ilişkin suçlar ile 9. madde, yani “uyar-kaldır” eklendi.
İnterneti Nasıl Algılamalıyız
İnternet hepimizin günlük hayatında önemli bir yer tutmaktadır.
Ama İnternetin ne olduğunu, neyi temsil ettiğini, neyi değiştirdiğini,
nasıl değiştiğini ve potansiyeli tartışmak gerekmektedir. Algılamamız,
ona karşı tavrımızı belirleyecektir.
İnternet bir bilgisayar ağının ötesinde, insanları ve insanlığın dü-
şünce ve kültür ürünlerini kapsayan bir ağdır. İnternet üzerinde 1.6
milyar insan mevcuttur. 630 milyon bilgisayar İnternet alan adı siste-
mi DNS’e kayıtlı durumdadır. Yeni tarama motoru cuil.com 125 mil-
yar sayfayı indekslediğini söylemiştir, yani en az o kadar da sayfa bu-
lunmaktadır. netcraft.com 238 milyon web saymıştır. 180 milyon civa-
rında alan adı mevcuttur. 100 milyonu aşkın kişisel web/günlük oldu-
ğunu düşünmekteyiz. Tüm İnternette 100 milyon ölçüsünde video ol-
duğu düşünülmektedir. Facebook’un kullanıcı sayısı 250 milyonu aştı.
İnternet, insanların buluştuğu, iş yaptığı, eğlendiği, öğrendiği,
öğrettiği, çeşitli elektronik nesneleri değiştiği, paylaştığı, okuduğu,
yazdığı bir ortamdır. İnternet, kütüphanelerin, gazete ve dergilerin,
TV’lerin, müzelerin, laboratuarların, sergilerin, konser salonlarının ol-
duğu, insanlığın kültür mirasının paylaşıldığı bir ortamdır. İnsanlar
arası iletişim, iş birliği ve dayanışmanın olduğu bir ortamdır. Yaşamın
tüm boyutlarına, tüm mesleklere, tüm yaş gruplarına hitabeden, yaşa-
mın yansını bulan, insanlığı etkileyen önemli bir gelişmedir.
Bilgi teknolojilerindeki değişim, bilgi ve enformasyonun saklan-
ması, işlenmesi, üretilmesi, taşınması, sunulması, paylaşılmasında
devrimsel boyutta gelişmeleri gerçekleştirmiştir. Bu işlemlerin, çok
ucuz, kolay, hızlı ve büyük boyutlarda yapılmasını sağlamıştır.
Bilişim, bilgi teknolojileri ve İnternet, insanlığı yeni bir toplum bi-
çimine taşıyan, tetikleyen ve temsil eden iç içe geçmiş araçlar bütünü-
dür. İnsanlık, sanayi ötesi bir toplum biçimine, adına “bilgi toplumu”
demeye çalıştığımız yeni bir toplum biçimine geçişin sancılarını ya-
şamaktadır. “Bilgi toplumu”nun temel özellikleri konusunda geniş bir
uzlaşmadan bahsedebiliriz. En temel özellik, bilginin bir üretim fak-
törü olmasıdır. Buradaki “bilgi”, bilim, teknoloji, bilimsel bilgi, ar-ge,
Mustafa Akgül makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009404
inovasyon, patent, örtük bilgi ve benzerleridir. Bu anlamda bilgi, temel
zenginlik kaynağı, verimlilik, rekabet kaynağı ve istihdam aracıdır.
Beyinsel emek yaratılan katma değer açısından, kol emeğinin önüne
geçmiştir. Yer altı zenginliklerinden, bankalardaki paralardan çok en-
telektüel sermaye öne çıkmıştır. Bunun sonucunda ülkelerin zenginlik
kaynağı, yetişmiş insanların beyinlerindeki bilgidir denebilmektedir.
Birey üretici ve tüketici olarak öne çıkmıştır. Tüketiciye dünya-
nın her yerinde, kişiselleştirilmiş bir şekilde ürün ve hizmet sunumu
mümkün olmaya başlamıştır. Tüm dünya, bir pazar olarak, üreticinin
önüne çıkmıştır. Zaman ve mekanın etkisi azalmış, dünyanın her han-
gi bir yerinden entelektüel ürünleri sunma ve pazarlama olanağı oluş-
muştur. Her dünya yurttaşına, kendi matbaasını, gazetesini, radyo-
sunu, kolay, ucuz ve hızlı bir şekilde TV’sini kurması ve çalıştırması
mümkün kılınmıştır. Dünya üzerine yayılan özel ilgi gruplarının oluş-
ması ve bunların topluluk oluşturması mümkün olmuştur.
İnsanlar arasında tüm dünyayı kapsayan, ülkeleri aşan ağlar oluş-
ması mümkün kılınmış, ağ ekonomisi ortaya çıkmaya başlamıştır. Kla-
sik iktisadın tersine, ağın büyümesi sonucunda yaratılan fayda artma-
ya başlamıştır. Web 2.0 dediğimiz sosyal ağlar oluşmaya başlamıştır.
Bu ağlar, tamamen sıradan kullanıcılar tarafından üretilen içeriği sun-
makta, gelişimi kullanıcılar belirlemektedir.
İnternetle öne çıkan bir diğer kavram katılımcılık, saydamlık ve
yönetişimdir. Bilgi ve enformasyonun üretim ve dolaşımındaki bu
gelişmeler, örgütsel yapıları değiştirmekte, hiyerarşik yapılar, yerini
daha az katmanlı yatay yapılara bırakmaya başlamaktadır. Zaman ve
mekan farklarının öneminin azalması ile pek çok kişi bir gerçek ya da
elektronik örgüte katkıda bulunabilmekte, bilgi ve deneyimlerini pay-
laşabilmekte; bu da o örgütün etkisini artırmaktadır. Daha fazla insan
bir olaya, bir örgüte katılabilmekte, işleyişinde söz sahibi olabilmekte,
daha fazla bilgi talep edebilmektedir.
“Bilgi toplumu”na yönelişin bir sonucu olarak, sektörlerin yapısın-
da önemli değişimler gözükmektedir. Telekom, basın, medya, eğlence
sektörleri köklü olarak değişmektedir. Eski telefon santrali üreten fab-
rikalar kapanmakta; ansiklopediler, kütüphaneler; basın, müzik, film
gibi eğlence sektörleri köklü değişimin sancılarını yaşamaktadırlar.
Ürünleri sayısal halde ve İnternet üzerinden taşınabilen sektörler, de-
makaleler Mustafa Akgül
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009405
ğişimin etkisini çok fazla hisseden sektörlerdir. Bu sektörlerin, bu de-
ğişimi iyi kavraması gerekmekte ve yeni paradigmalar ışığında yeni
bir yapılanmaya gitmeleri zorunlu olmaktadır.
Kamu yönetimi, bu gelişmeler sonucunda ciddi bir yeniden ya-
pılanma arayışına girerek, kendini e-devlet uygulamaları şeklinde or-
taya koymaktadır. Daha önemlisi, ülkeler ve Birleşmiş Milletler, AB,
Dünya Bankası, ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), Dünya
Ekonomik Forumu gibi uluslararası yapılar, ülkeleri ve tüm dünyayı
“bilgi toplumu”na taşımak için planlar yapmaya, eylem planları orta-
ya çıkartmaya, her çocuğa bir dizüstü bilgisayar gibi tüm dünya yurt-
taşlarına yönelik projeler üzerinde çalışmaya başlamıştır. Kısaca tüm
dünya, “bilgi toplumu” hedefini benimsemiş ve ona yönelmek için cid-
di bir çabaya girmiştir.
İnternet ve Hukuk
İnternet Teknolojileri çok hızlı değişiyor. Bu değişimi öngörmek
pek mümkün değil. Ortaya çıkan çeşitli sorunlara kesin çözüm bul-
mak mümkün olmuyor. Gelişen teknoloji bulunan çözümü kolayca
geçersiz bırakabiliyor. Bu nedenle aceleci çözümler yerine, esnek, di-
yaloga dayalı çözümler peşinde koşmak, bulunacak çözümün mini-
mal, mümkün olduğunca teknoloji bağımsız olması tercih edilmekte.
Değişen teknolojilerde ille de bir düzenleme yapmak her zaman en iyi
çözüm değildir. Bazen az düzenleme en iyi düzenleme demektir. Bir
başka deyişle, çözümü yasal düzenlemeler yerine, sektör ve sivil top-
lum kuruluşlarının desteği ile yurttaşların etik ilke ve davranışlarında
aramak anlamlı olabilir.
İnternetin Sorunları
İnternetin çok uluslu yapısı, uluslararası iş birliği mekanizmaları-
nın kurulamamış oluşu ve teknolojinin sürekli gelişiyor oluşu, çözü-
münün kısa vadede mümkün olmadığı çeşitli sorunlar ortaya çıkart-
mıştır. Yurttaşların kimseden izin almadan, fazla bir uzmanlık gerek-
tirmeden, hızlı ve makul fiyatlarla internete bağlanabilmesi, bir web iş-
letebilmesi, internet üzerinden iş yapabilmesi, kendi iletişim ağını ku-
rup çalıştırabilmesi olumlu boyutlarının yanında, kaçınılmaz olarak
pek çok ülkede sorun yaratmaktadır.
Mustafa Akgül makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009406
Dünyanın 192 ülkesinden birinde, küçük bir ada ülkesinden, ba-
zen de bir gemiden yayın yapmanın mümkün oluşu, sıradan yurttaş-
lara, muhalif gruplara, azınlıklara, aykırı seslere, marjinal gruplara,
kriminallere yaşama fırsatı sunmaktadır. İnternette yaşamın her bo-
yutunun yansıması olduğu gibi, yaşamdaki tüm olumsuzlukların da
internette yansımaları vardır. Bir anlamda İnternet bir kütüphane, bir
okul, bir iş merkezi vs olduğu gibi aynı zamanda İnternet sokaktır. So-
kakta bulduğunuz tüm unsurlar, İnternette de vardır.
Bu sokak tüm dünyadır; bunun kuralları, polisi, mahkemesi henüz
oturmamıştır. Bunun bir nedeni teknolojinin sürekli gelişiyor olması,
bir nedeni ise uluslar arası görüş farklılıkları, ortak bir zeminde anlaş-
manın zorluğu ve böyle bir mekanizmanın olmayışıdır.
Tasarlanan teknolojinin güvenlik unsurlarında eksikliklerin olu-
şu, kimlik tespitinde bazı sıkıntıları beraberinde getirmektedir. Kulla-
nılan bilgisayar sistemlerin güvenliğindeki sıkıntılar ve kullanıcıların
bilgi ve bilinç eksikliği bu kişilerin tespitini zorlaştırmaktadır. Tekno-
lojilerin ve alttaki bilimin sürekli gelişiyor oluşu, eksikliklerin ve açık-
ların olmasına imkan sağlıyor ve kötü niyetli unsurlar tarafından sık
sık masum 3. kişiler aleyhine kullanılmasına neden oluyor. Spam tra-
fiği bugün büyük ölçüde, bilinçsiz kullanıcıların ele geçirilmiş bilgi-
sayarlar ve bilinçsiz sistem yöneticilerin kendi alan adı ve e-posta sis-
temlerindeki açıklar yoluyla yapılmaktadır. Kriptoloji ve e-imza he-
nüz milyarların rahatça kullanabileceği bir noktaya gelememiştir.
Uluslar arası ticaretin, internet üzerinden kolayca yapılması, alan
adı, web mekanı kiralama gibi hizmetlerin kredi kartıyla yapılabiliyor
olması, pek çok ülkede kimliği saklayarak web işletmeyi mümkün kıl-
maktadır. Ayrıca, kimliği (isim ve IP numarası) saklamaya yönelik hiz-
metlerde ticari ve ücretsiz olarak var.
Zararlı İçerik
Kriminal konularda bilişim dünyasında esas olarak uzlaşma söz
konusudur. Uluslararası işbirliği büyük ölçüde vardır ve gittikçe geli-
şiyor. Asıl sıkıntı içeriğe ilişkin konularda olmaktadır. Ülkeler arasın-
da kültür, politik sistem farklılıkları, adli sistem farlılıkları içerik konu-
sunda kendini göstermektedir. İfade özgürlüğü ve demokrasi anlayış
farklılıkları en çok burada kendini göstermektedir. Terörist, özgürlük
makaleler Mustafa Akgül
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009407
savaşçısı, hakaret, erotik, müstehcen ve kutsal kavramlar ülkeler, böl-
geler ve kişiler arasında değişmektedir.
Bunların arasında çocuk pornosu konusunda hemen hemen muta-
bakat vardır. Neyin çocuk olduğu, neyin çocuk pornosu olduğu konu-
sunda ufak tefek farklılıklar var ise de, çocuk istismarının önlenmesi
konusunda Birleşmiş Milletler Sözleşmesine paralel bir ortak tavır söz
konusu. Ülkeler çocuk pornosu üretimi ve dağıtımını şiddetli bir şekil-
de cezalandırmaktadır. Çocuk pornosunu izlemek bile pek çok ülkede
ciddi bir suçtur. Türkiye’de de suçtur. Hatta bu konuda araştırma yap-
mak bile mümkün olmadığı görüşü vardır.
5651 Ne Getirdi
5651 aceleye getirilmiş, internetten korkan bir felsefeyle yazılmış,
ileride kullanılabilinecek maddelerle dolu “Truva Atı” görüntüsü ve-
ren bir yasadır. Bir tepki ve yasaklama yasasıdır. Özgürlükler ve gü-
venlik dengesinin, özgürlük aleyhine bozulduğu, “internetde benim is-
temediğim kuş, ne pahasına olursa olsun uçmasın” bakış açısıyla, evrensel
hukuk ve Anayasa’nın temel ilkelerin feda edildiği bir düzenlemedir.
Yasa erişim, yer ve içerik sağlayıcıların yetki ve sorumluluklarını
tanımladı, katalog suçları tanımladı, erişim engelleme kararının nasıl
verileceğini, “uyar-kaldır”ı tanımladı ve ileriye yönelik bazı genel hü-
kümleri içeriyor. Yasa esas olarak içerik denetimini düzenlemek isti-
yor. Bu amaçla, TK içinde İletişim Başkanlığı’na (TİB), hukukçu ve ile-
tişimci ağırlıklı 93 kişilik kadro veriliyor.
Katalog Suçlar: İntihara yönlendirme (TCK 84), çocukların cin-
sel istismarı (103/1), uyuşturucu kullanımı (190), sağlık için tehlike-
li madde (194), müstehcenlik (226), fuhuş(227), kumar (228) ve 5816
n.olu Atatürk’le ilgili Kanun. Buna daha sonra bahis de eklendi.
Kanun’la net tanımı olmamakla birlikte yurt içi ve dışı kavramla-
rı getirildi. Yurt dışı için “idari tedbir” olarak TİB’nin şikayet üzerine
veya resen erişimi engelleme kararı vermesi yetkisi getirildi. Yurt içi
için ise erişimi engelleme yargı yoluyla olabilmektedir. Ancak acil hal-
lerde savcılık ve çocuklara yönelikse TİB bu yönde karar alabilir ama
24 saat içinde mahkemeden kararın onaylanması gerekir.
5651’e bağlantı yönetmelikler, yine fazla bir STK etkileşimi olma-
Mustafa Akgül makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009408
dan çıkartıldı. Yönetmelik, yer sağlayıcılara Faaliyet Belgesi alması zo-
runluluğu getirdi. Bu Türkiye’deki kamu kurumlarını da kapsıyor.
Asıl önemlisi, Türkiye tüm dünyadaki yer sağlayıcılardan da “faaliyet
belgesi” istiyor. “Faaliyet belgesi” alan yabancı şirketler, Türk şirketle-
ri gibi, erişimin engellemesi açısından, işlem görüyor. Bu youtube’un
kapanması gerekçesi olarak Ulaştırma Bakanı ve TK Başkanı tarafın-
dan defalarca dile getirildi. Dünyada bizden başka dünyadaki her yer
sağlayıcıdan “faaliyet belgesi” isteyen ülke yok. Ulaştırma Bakanı son
demeçlerinde “güvenlik belgesi” deyimini kullandı. Bunu dil sürçme -
si olarak düşünmek gerek; “faaliyet belgesi”ni kastetmektedir. Kısaca,
Türkiye’nin tek başına dünya İnternetine kurallar koymaya çalışmak-
tadır. Türkiye bu fikrini hiç bir uluslararası forumda savunmadan, uy-
gulamaya çalışıyor.
Yasaklar Nasıl Uygulanıyor
Tüm yasaklamalar 5651 yoluyla yapılmıyor. Fikri ve sanayi haklar
nedeniyle (alibaba.com, blogger.com) ya da medeni kanun yoluyla ki-
şilik hakları nedeniyle (wordpress.com, richarddawkins.net, groups.
google.com, geocities.com, sites.google.com) ülkemizdeki her hangi
bir mahkeme şikayet üzerine, dosya üzerinde koruma tedbiri olarak
erişimi engelleme kararı veriyor. Yasağa neden olan, ya bir mesaj, bir
yazı, bir resim, bir video gibi genelde bir ya da birkaç nesne olmakta-
dır. İlgili webte sadece zararlı bulunan nesneleri yasaklamak yerine, o
nesneyi içeren bağımsız birim yasaklanıyor. Bu birim, teknik olarak en
kolay yolla seçiliyor ve çok büyük haksızlıklara sebeb olabiliyor. Bunu
bir kitap yüzünden koca bir kütüphaneyi yasaklamak olarak bakabi-
liriz. Benzeri bir benzetme, is merkezleri kompleksinde, bir iş merke-
zindeki bir dükkandaki istenmeyen bir mal nedeniyle, tüm iş merkez-
leri kompleksini yasaklamak olarak düşünebiliriz. Teknik olarak an-
latmak için alan adı sistemi (DNS – Domain Name System) ile IP nu-
marası arasındaki ilişkiyi kurmak gerekir. DNS, internetin düzgün ça-
lışması için gerekli en önemli parçalardan biridir. DNS sistemindeki
aksamalar tüm interneti etkileyebilir. Sadece webin değil, e-posta da-
hil tüm internet hizmetleri için önemlidir. İnternetteki her bilgisaya-
rın bir IP numarası vardır ve genelde bir de isim verilir. İsim verme,
kurumsal yapıyı yansıtır ve akılda tutulması kolay sembolik isimler
seçilmeye çalışılır. Bir alan adına ilişkin bilgisayar isimleri ve IP nu-
makaleler Mustafa Akgül
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009409
maraları ilişkilendirilmesi DNS yoluyla yapılır. Örneğin, kampanya.
org.tr ile 139.179.20.111 bağlantısı vardır. Bu isim-IP bağlantısı genel-
de çoklu-çoklu olabilir; yani bir isme birden fazla IP verilebilmesi ya-
nında, aynı IP’ye pek çok, hatta binlerce isim verildiği yaygın bir uy-
gulamadır. Bir büyük sunucu için birden fazla IP numarası olabilir ve
bir IP için farklı alan adları içinde çoklu isim verilebilinir. Aynı webin
farklı isimleri ve farklı IP’leri olabildiği, aynı IP altında kolayca binler-
ce farkı alana ait webler olabilir. Türkiye’de BTK’nın çıkardığı yönet-
melikte 2 yöntem benimsenmiş ve mahkemelerimiz bu ikisinden biri-
ni bazen da ikisini birden seçiyorlar. Bunlar Alan Adı ve IP yöntemleri.
“Alan Adı” yasaklama yönteminde Türkiye’deki servis sağlayıcı-
larında yasaklanmak istenilen webin alan adı için yeni bir kayıt gi-
riliyor. Bunun sonucunda o alan adına ait tüm webler “Bu Siteye Eri-
şim Yasaklanmıştır” sayfasına yönlendiriliyor. Bunu wordpress.com ör-
neği ile açıklayalım. Diyelim ki, ilgili mahkeme www.wordpress.com
da yasalarca tanımlanan zararlı içerik buldu ve yasaklama kararı hu-
kuku uygun. Wordpress.com alan adını bir iş merkezine benzetirsek,
www oradaki dükkanlardan sadece biri. “Alan adı” yasaklama yön-
temi ile aynı iş merkezindeki milyonlarca dükkanı yasaklıyoruz. Şu
anda wordpress.com altında 3.5 milyon kişinin blogu var. Alan Adı
yöntemi kolay ama haksızlığa sebep oluyor. Bir dükkanı yasaklamak
için 3.5 milyon dükkanı yasaklamak hukuki mi? Ayrıca, alan adı sis-
temine yapılan bu müdahale, o alan adlarını içeren e-posta adresleri-
nin Türkiye bağlantısını koparır. İnternette web ve e-posta dışında ça-
lışan başka hizmetler olabilir. Alan adı üzeriden yasaklama, o alan adı-
nı içeren tüm birey ve kurumların Türkiye ile internet üzerinden yapı-
lan tüm işlemlerine yasaklamak demektir. Bu amacı aşan, adaletsiz ve
haksız bir işlemdir.
Wordpress.com, blogger.com gibi yerlerde kişisel webler bir alt
alan olarak tanımlıdır: xyz.wordpress.com, abc.blogger.com gibi. Eri-
şimi engellemeyi tüm alan yerine bu alt alan adına uygulamak müm-
kün. Wordpress.com ve blogger.com’da altalan adı temelli yasakla-
mak mümkünken, tamamını erişime engellemek kararı ciddi bir hak
ihlaline neden olmaktadır. Dava konusu olur.
İkinci yasaklama yöntemi ise IP numarasını yasaklamak; yani o
alan adının IP numarasına giden talepleri çöpe atmak ve “Bu Siteye
Erişim Yasaklanmıştır” sayfasına yönlendirmektir. Bir IP’de koca bir iş
Mustafa Akgül makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009410
merkezi olduğu zaman, yasaklanmak istenen dükkanın IP’si, o iş mer-
kezindeki aynı IP’yi kullanan bütün dükkanların yasaklanması ile so-
nuçlanmaktadır. Yine yaşın yanında binlerce kuru da yanmaktadır.
Yasaklamanın nasıl yapılacağı ilgili mahkemenin bilgi ve takdiri-
ne bırakılmış. Mahkemeler bazen sağlam olsun diye, her iki yasakla-
mayı birden yapıyor. Tedbir olarak alınan kararlar, çoğunlukla nihai
karar olarak uygulanıyor.
Katalog Sınırlayıcı Değil
Yasada “Toplu Kullanım Sağlayıcının” tanımı var ama hiç bir kısıtla-
yıcı özelliği yok; başkasına internet olanağı sağlayan herkes toplu kul-
lanım sağlayıcısı olabilir. Okullar, iş yerleri, kamu kurumları, oteller,
kahveler, pansiyonlar, yurtlar da dahil. Ticari toplum kullanım sağla-
yıcısı (internet evleri, vs) için ise mulki amirliğe kayıt olması şartı ge-
tiriliyor ve yönetmekle kayıt-tutma ve filtre uygulaması zorunlu hale
getiriliyor. Madde 7.ii’de “konusu suç olan içeriklere erişimi önleyici tedbir
alma” yükümlülüğü getiriliyor. Birden bire katalog suçlardan vazgeçi-
liyor, tüm TCK ve ilgili özel kanunlar gündeme geliyor. Böylece sınırlı
bir alanda “zararlı içeriği” temizlemekten genelde konusu suç olan tüm
içeriği engellemeye genişleyiveriyor.
Kanun’un 7.ii maddesi ve ilgili yönetmelik nedeniyle en azından
bazı kurumlar filtreleme ve kapsamlı bir log tutma çabasına girmiş du-
rumdalar. Bunun için yazılımlar ve donanım alınıyor. Ülke olarak cid-
di bir harcama yapıyoruz.
ihbarweb.org.tr’de yayınlanan erişim engelleme istatistiklerde di-
ğer kategorisinde 197 sayısını görüyoruz. Bu mahkemelerin katalog
suçlar dışında (terör, organ nakli vs) yasalarımıza göre suç olan ko-
nularda verdiği erişim engelleme kararlarını kapsıyor. Medeni kanu-
na ve FSEK’e dayalı kararlar, belki 1-2 istisnasıyla, bu sayılarının dı-
şında. FSEK nedeniyle savcılıkların yüzler ölçüsünde webi kapattırdı-
ğı bilinmekte. Medeni Kanun yoluyla kapatılan yerler konusunda eli-
mizde sağlıklı bilgi yok.
Yasaklar Ne Kadar Hukuki
Yasaklama kararı başta iletişim özgürlüğüne ve ifade özgürlüğü-
ne kısıtlama getiriyor; aynı zamanda öğrenme, iş yapma, ticaret, ör-
makaleler Mustafa Akgül
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009411
gütlenme, kendini geliştirme, eğlenme, kendini geliştirme konuların-
da da kısıtlama getiriyor. Bunlar temel insan haklarıdır. TC Anayasa-
sı, hukukun temel ilkeleri bu kararın ancak mahkeme tarafından ve-
rilmesini şart koşmaktadır. Bu bakımdan, yasanın getirdiği “idari ted-
bir”, yani BTK içinde bürokratik bir kadronun bir mahkeme gibi, re-
sen, karar vermesi, Anayasa ve evrensel hukuk ilkelerine aykırıdır. Bi-
lişim STK’lari 5651 sayılı Kanun’un yönetmelikleri iptali ve Kanun’un
Anayasa’ya aykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi
istemiyle Danıştay’a dava açmıştır.
Trafik mevzuatında benzeri bir uygulama, sürücülerin özgürlüğü-
ne idare tarafından kısıtlama getirilmesi, Anayasa Mahkemesince ip-
tal edilmiştir.
İzmir Çeşme’de yapılan 2. Bilgi Teknolojileri Kongresi’nde ko-
nuşan bir Yargıtay temsilcisi, TIB’nin bu yetkisini kullanmaması-
nı, aldığı kararları mahkemeye onaylatmasını önermiştir. Fransa’da
3 defa müzik indirenin internet bağlantısını servis sağlayıcının kes-
mesini isteyen bir yasa geçmiştir. Ayrıca Fransa bu maddeyi, Avru-
pa Parlamentosu’nda (AP) görüşülen Telekom Reform Tasarısı’na bir
önergeyle ekletmiştir. AP, bu yetkinin mahkemelerde olması gerekti-
ği için taslağı geri çevirmiştir. Fransa Anayasa Mahkemesi de ilgili ya-
sayı iptal etmiştir.
Mahkemelerin verdiği kararlar koruma amaçlı, tedbir kararıdır.
Tedbir kararının bir süresi olmak gerekir. Buda en fazla üç aydır. Üç
ay dolduğunda, kararın tazelenmesi gerekir. Benim bildiğim kadarıy-
la, hiçbir vakada bu tekrarlanmadı.
Yasaklama kararından önce ya da sonra hukuki olarak bir tebligat
yapıldığını ben bilmiyorum. Bir bilirkişi incelemesi yapıldığı bir vaka-
yı da ben bilmiyorum. Ancak, youtube gibi yerler, biz kaldırdık dersi
o zaman, mahkeme gerçekten kalkmış mı diye bilirkişiye başvurduğu
oluyor. Kararlar hep dosya üzeriden veriliyor. Mahkemenin, yasakla-
nan nesneyi yerinde incelediğin kanıtına hiç rastlayamadık; ya savcı
ya da şikayetçi avukatın belgelerine dayanılıyor.
Özellikle wordpress.com ve blogger.com gibi yerlerde her blog ya
da kisisel web ayrı bir altalan olarak tanımlanıyor. Bu sadece bir ya
da bir kac bloğa erişim engeli koymak mümkün. Bir blogu yasakla-
mak mümkünken, milyonlarca suçsuz webi yasaklamak hukuki olabi-
lir mi? Kanımca, bu kararı verenler en azından tazminat davasına mu-
Mustafa Akgül makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009412
hatap olabilirler. AİHM’den ülkemizin mahkum olması bence çok bü-
yük bir olasılık.
Alan adı bozulmasında gözden kaçan başka haksızlık ve do-
layısıyla hukuksuzluk söz konusu olabilir. Bir alan adında sadece
www.xyz.com olmak zorunda değil. Alan adı bozulmasında yapılan,
Türkiye’deki bazı DNS sunucularında ilgili alan adı için “yasaktır” we-
bine işaret tek bir kayıt yerleştirilmesidir. Mahkeme kararı da www.
xyz.com için erişimi engellemedir. Aynı alan adı altında birçok alan
adı olabilir. Google.com örneğine bakarsak: www.google.com, sites.
google.com, video.google.com, maps.google.com, books.google.com,
translate.google.com, earth.google.com gibi pek çok alan adı vardır.
Ayrıca, e-posta ve başka pek çok servis vardır. Dikkatsiz bir alan adı
bozulması, mahkeme kararını maksadı aşan ve haksızlık yaratan bir
uygulamaya dönüştürecektir.
Yargılama Genellikle Yapılmıyor
Yasaklamaların büyük çoğunluğunda bir yargılama yapılmıyor.
Ancak, yasaklananlardan biri mahkemeye itiraz ederse bir duruşma
yapılıyor. Yasaklama kararı veren mahkeme bunu bir ceza ve/veya
tazminat davasıyla takip etmiyor. 5 Mayıs 2008’den beri yasaklı olan
youtube aleyhine açılmış bir dava yok. Sadece youtube ve STK’ların
itirazlarıyla ilgili verilmiş karar var. Kısaca, yasağın devam ettiği hiç-
bir yasaklamada, her hangi birey ya da kurum için bir dava açılmıyor.
Bir tebligat da yapılmadığı için yasaklı webin sahibin ya haberi olmu-
yor, ya olanağı olmuyor ya da korktuğu için mahkemeye başvurmu-
yor. Bazen da taraf teşkil edilemediği için açılan soruşturma dava aşa-
masına gelemiyor. Sonuçta, bir hukuk devletinde yargılama yapılma-
dan pratik olarak kesinleşen bir karar var. Ve aşağıda belirteceğimiz
gibi başkalarını cezalandırıyoruz.
Orantılılık İlkesi İhlal Ediliyor
Yasaklanmak istenilen tek bir nesne için kolayca milyonlarca nesne
cezalandırılıyor. Wordpress.com’da 3.5 milyon blog var. Youtube’da
video sayısını biliyoruz en azından 10 milyonlar ölçüsünde olduğu
düşünebiliriz.
makaleler Mustafa Akgül
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009413
Özensizce uygulanan yasaklar, bir an için özünde hukuki oldu-
ğunu var saysak bile, uygulamada ciddi hukuk ihlallerine neden olu-
yor. Kaldı ki savunma almadan, yargılama süreci yaşanmadan uygu-
lana kararlar ne kadar hukuku uygun olabilir ki? Wordpress.com’da
bir kişinin günlüğünde, hakaret içeren bir paragraf iddiası ile 3.5 mil-
yon kişinin günlüğü yasaklanıyor. Blogger.com’da 60 kişinin günlü-
ğünde fikri hakları ihlal ettiği gerekçesiyle milyonlarca kişinin günlü-
ğüne yasak konuyor. Bu iki örnekte, alt alan adına yasak getirilerek,
sadece bu günlükler yasaklamak mümkündü. Bu, belki bilgisizlikten
kaynaklandı, ama çok açık bir adaletsizlik ve hak ihlalidir. Adalet Ba-
kanlığı ve TK bu adaletsizliği sadece seyrediyor; siyasal iktidar, muha-
lefet ve büyük ölçüde toplum önderleri ve basın da bir sorumluluk al-
madan seyrediyor.
Orantılık konusunda kanun koyucunun bir yorumu: “Hukuk dev-
letinin bir başka yönü, eylem ve işlemlerinde ölçülü (oranlı) davranan devlet
olmasıdır. Oranlılık ilkesi, hukuk devletine hakim olan aşırılık yasağının bir
bölümünü oluşturur. Bu ilkeye göre, ceza muhakemesi hukuku işlemi yapıl-
ması ile sağlanması beklenen yarar ve verilmesi ihtimal dahilinde bulunan za-
rar arasında makul bir oranın (ölçünün) bulunmasını, oransızlık durumun-
da işlemin yapılmamasını ifade eden ilkeye oranlılık (ölçülülük) ilkesi denir...”
Yargıtay’ın yorumu ise: “Tedbir önemli bir zararın meydana gelmesi-
ni önleyecek şekilde verilmelidir. Bir tarafın şahsi ihtiyacını karşılayıp pek çok
insana zarar vermesi ihtimali bulunan bir konuda ihtiyati tedbir kararı veril-
mesi mümkün değildir.”
Burada yargılama süreci yaşanmadan bir ceza uygulaması yapıl-
masının hukuksuzluğunun yanında, yaşın yanında orantısız ölçüde
kurunun yanması söz konusu. Polis, özel koşullarda, kaçan suçluya
ateş edebilir; ölümüne neden olabilir. Ama kaçan suçlu bir kalabalı-
ğa girdiyse, polisin kalabalığı yaylım ateşine tutmak, bir suçluyu ka-
çırmamak için yüzlerce masum insana ateş etmesi kimsenin aklının
ucundan bile geçmez. Ama İnternet konusunda bunu gözümüz kırp-
madan yapıyoruz. Youtube, bir kaç video yüzünden 5 Mayıs 2008’den
beri kapalı. Worldpress, blogger, google groups, myspace, geocities,
dailymotion gibi yerlerde bir potansiyel suçlu için, milyonlarca kişinin
iletişim hakkını yasaklıyoruz. Koca bir iş merkezinde, bir dükkanda
suç işlendi ihbarı üzerine, tüm iş merkezini veya iş merkezinin olduğu
mahalleyi kapatmayı hiçbir normal insan düşünmez, ama bu iş inter-
Mustafa Akgül makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009414
nete gelince gözümüzü kırpmadan yapıyoruz. Bu haksızlığa, topluma
zarar veren bu uygulamaya, toplum büyük ölçüde sessiz kalıyor: üni-
versiteler, hukuk fakülteleri, barolar, bilişim dışı sivil toplum kuruluş-
ları gözlerini kapamayı tercih ediyor.
Gözden kaçan bir hukuk ihlali ise, sıradan yurttaşın, her internet
kullanıcısının iletişim, öğrenme, eğlenme, bilgilenme ve iş yapma hak-
larına engel konulması. İnterneti günlük gazete, dergi, kitap gibi algı-
lamanın bir sonucu böyle büyük haksızlıklara sebep oluyor. İşin acı
gerçeği, ülkemizin interneti henüz algılayamaması. Kanımca, bu hat-
tatlar işlerinden olmasın diye matbaayı ülkeye geç getirmek, bunun
sonucunda aydınlanma ve bilimsel teknolojik devrim ve sanayi dev-
rimini kaçırmamızla paralel bir durum. İnternet en az sanayi devrimi
boyutlarında köklü bir değişimi temsil ediyor. İnternetin temsil ettiği
bu devrimsel değişimi algılayamadığımız için refleksel tepkilerle ya-
saklayarak sorunları çözmeye çalışıyoruz. Sonuçta, harakiri yaparak,
kendimize zarar veriyoruz.
Masum milyonlarca kişinin iletişim, öğrenme, eğlenme, ifade, bil-
gilenme, alış veriş yapma ve kendi işini kurma özgürlüğüne engel ge-
tirildiğinin, bununda Anayasa suçu olduğu pek çok kimse fark etmi-
yor. Yargılanmadan, ceza uygulanması evrensel hukuk ilkelerine ters.
Ayrıca, TK’ya sorgusuz sualsiz, resen yasaklama hakkı verilmesi, kuv-
vetler ayrılığına ters ve dolayısıyla Anayasa’nın iletişim, yargı, ifade
özgürlüğü ile ilişkin maddelerine aykırı.
5651 katalog suçlar dışındaki yasaklamalar konusunda, bu benim
yetki alanım dışında diye sadece seyrediyor. 5651 kapsamındaki suç-
lar içinde web yurt dışında ve “faaliyet belgesi” alınmadıysa, gereklim
görürse resen yetki kullanıyor, şayet mahkeme karar aldıysa da, yö-
netmelikle aldığı “arabulucuk” rolünü kullanmak istemiyor. 5651’e son
anda eklenen 9. madde “uyar-kaldır” ilkesini getiriyor; ama mahkeme-
lerimiz genelde bunu bilerek ya da bilmeyerek uygulamıyor.
Uyar-Kaldır ve Yasaklar
5651’in 9. maddesi son anda komisyonda eklendi. Yasanın ana
amacı dışına çıkan bir eklenti. Kişisel hakları koruma için tekzipten
esinlenen “uyar-kaldır”ı getirdi.
Kişisel haklarına saldırı olduğunu düşünen kişi/kurum içerik sağ-
makaleler Mustafa Akgül
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009415
layıcıdan ilgili metin için düzeltme ve kaldırma isteyebilir. 2 gün için-
de bu isteğin yerine gelmemesi, reddedilmesi demektir. Bu durumda
15 gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulur. Hakim 3 gün içinde
dosya üzeriden karara bağlar. İçerik sağlayıcı karar tebliğini takiben
2 gün içinde ilgili metni kaldırır ve cevap metnini yayınlar. Mahkeme
kararını yerine getirmeyen kişi 6-24 ay hapisle cezalandırılır.
Görüldüğü gibi bu madde kişisel haklar nedeniyle erişimi engelle-
meden bahsetmez. Bu yasa TCK’dan sonra çıktığı ve özel yasa olduğu
için hiçbir şekilde erişimin engellememesi gerekir. Bu Adnan Oktar’ın
Vatan Gazetesinde bir okuyucu mesajı üzerine bir mahkemeden erişi-
mi engelleme kararı alması üzerine gündeme gelmişti.
Çözüm İçin STK Önerileri
Yasaklar büyük haksızlığa neden olmasının yanında, mutlak değil.
Sadece Türk vatandaşları için geçerli. Ayrıca gittikçe artan bir oranda
vatandaşlar bu yasakları etkisiz hale getirmenin yollarını çeşitli yol-
larla öğreniyor. Gazetelerimiz bunu defalarca yayınladılar. Ülke ola-
rak kolaya kaçıp yasaklama alışkanlığından vazgeçip, meseleye olabil-
diğince ifade özgürlüğü, tartışma ve hoş görü açısından bakmaya ça-
lışmalıyız. Yasaklar, çok özel hallerde, sınırlı ve dikkatli yapılmak zo-
runda.
Çok kısa olarak “Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları” olarak yaptığı -
mız önerileri özetlemek isterim. Kısa vadede “Nesne Temelli” filtrele-
me yapılmasını öneriyoruz. Örneğin youtube için 10 video nedeniy-
le yasaklama kararı yerine, sadece bu 10 videoya erişimin engellenme-
si kararının verilmesi. BTK bunu yapacak teknik, mali ve idari yetene-
ği var. Şu anda youtube’un kapalı kalmasının altında 10 videodan biri-
nin ABD yasalarına göre suç olmaması ama bizim mahkemenin onun
kaldırılmasını istemesi. Youtube kaldırdığı 9 videonun yanında, kalan
tek videonun Türkiye’deki IP’lerden erişimini engelliyor. Ama mah-
kememiz, Yurt dışındaki Türk vatandaşların bu videoyu görebildikle-
ri gerekçesiyle, söz konusu videonun tüm dünyadan kaldırılmasını ta-
lep etmekte. Ama bu Türk mahkemelerin yetki alanının dünya olarak
ilan edilmesi anlamına gelmektedir. Bu Türkiye’nin tek başına ulusla-
rarası hukuku tesis etmesi anlamına gelmektedir. Yapılması gereken
ilgili düzenlemede “zararlı” nesnenin yayından kaldırılmasını yeniden
tanımlayarak, tanımın berraklaşmasını sağlamaktır.
Mustafa Akgül makaleler
TBB Dergisi, Sayı 84, 2009416
Orta vadede 1-2 tane geçici uzmanlık mahkemesi kurarak içtihat-
ların oluşmasına ortam sağlamaktır. Bu mahkemelere, ciddi bir danış-
manlık desteği sağlamak, üniversite ve STK’larla diyalog içinde olun-
masını ve mahkemelerin kendi bağımsız kararlarını vermelerini sağ-
lamak gerekir. Bunun yanında STK ve kamunun ortak ve öz denetim
(co-regulasyon ve self-regulasyon) yapıları kurmasında yarar var. Si-
vil yapılar, ülkenin hassas olduğu “zararlı” nesneleri daha kolay kal-
dırtabilir.
Uzun vadede meseleye fikir ve ifade özgürlüğü açısından yaklaş-
mamız gerekir. Bir taraftan hukukçulara bilişim eğitimi, bilişimcilere
hukuk eğitimi vermenin yolunu bulmalıyız. Düzenlemeleri ilgili her-
kesin katılımı ile yönetişim ilkeleri ışığında minimal, platform ve tek-
noloji bağımsız bir şekilde tasarlamalıyız. Zararlı içerikle mücadeleyi
okullar ve benzeri yerler dışında yurttaşa bırakmalıyız. Yurttaşları bil-
gi ve bilinçle donatmalı, ilgili yazılımları gerekirse ücretsiz dağıtmalı-
yız. Demokratik bir toplumda devletin neyin “temiz” neyin “kirli” ol-
duğuna karar vermesi söz konusu olamaz. Tüm düzenlemeleri yöne-
tişim ilkeleri ışığında minimal düzeyde tutmak ve sık sık gözden ge-
çirmek gerekir. İlk fırsatta 5651’i kaldırıp yeni bir düzenlemeye gitme-
lidir. Siber Suçlar Sözleşmesi kamuoyunda yeteri kadar tartışılıp im-
zalanmalıdır. Yeni düzenlemeler Siber Suç Sözleşmesi’ne uygun ol-
malıdır. Adalet Bakanlığı komisyonunca hazırlanan ve askıya alınan
taslakla başlayarak yeni bir düzenlemeye gitmeliyiz. Bunun yanında
mevcut hukuk camiamızı, hakim, savcı ve avukatları sürekli bilgilen-
dirmeliyiz. Hukuk fakültelerinde bilişim ve internetle ve hukukuyla il-
gili temel dersler her öğrenciye verilmeli, hukuk fakültelerinde ve üni-
versitelerde çok disiplinli bilişim ve internet araştırma merkezleri ku-
rulmalıdır.
İnsanlık için sanayi devrimi gibi önemli bir devrimi, hattatların iş
kaygısı gibi marjinal problemlere feda etmemeliyiz.
Türkiye internetin marjinal problemlerine çok fazla enerji harcı-
yor. Asıl, İnterneti demokrasimizi geliştirmek, toplumsal kalkınma-
ya katkı vermek ve bilgi toplumu yönünde nasıl kullanırız konularına
kafa yormamız gerekir.
İnternet Yaşamdır!