TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 177
makaleler Kemal AKINBİNGÖL
İŞ KANUNU’NDA
İDARİ PARA CEZASI UYGULAMASI
VE
CEZAYA İTİRAZ USULÜ
Kemal AKINBİNGÖL*
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğü tarafından uy-
gulanan idari para cezaları ile ilgili olarak, genelde işveren veya vekillerinin
itiraza ilişkin yeterli bilgiye sahip olmamaları ve bir avukatla da ilişki kurma-
dan kendiliklerinden hareket etmeleri nedeni ile haklı oldukları konularda
da haksız konuma düştükleri, sonuçta büyük ölçüde cezai yaptırımla karşı
karşıya kaldıkları ve bu arada zaman kaybına uğradıkları bir gerçektir.
Yazıda, idari para cezasına itiraz şekli ve idare mahkemesinde savunma
usul ve esaslarının detaylarına girmeden, işveren veya vekillerine konunun
önemi nedeniyle özet bilgi verilmesi amaçlanmıştır.
Bilindiği gibi, 4857 sayılı İş Kanunu’nda uyulması gereken hususlar
belirtilmiş, bunlara uyulmaması halinde uygulanacak idari para cezasına
ilişkin hususa da yer verilmiştir. Buna göre kanunun “İdari Ceza Hükümleri”
başlığı altında sekizinci bölümde yer alan, 98-107. maddeleri ile uygulana-
cak idari para ceza miktarları belirtilmiştir. Ayrıca 108. maddesi ile de “İdari
Para Cezalarının Uygulanmasına İlişkin Hususlar” başlığı altında düzenleme
yapılmıştır.
Yapılan bu düzenlemelerle; İş Kanunu’nda 98. maddeden 107. mad-
deye kadar yer verilmiş olan idari para cezaları, İş Kanunu’nun yürürlüğe
girdiği 10.06.2003 tarihten itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Ancak bu
maddelerde belirtilen cezaların miktarları 31 Aralık 2003 tarihine kadar
geçerliliklerini korumuş olup 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 213 sayılı
Vergi Usul Kanunu gereği, 2004 takvim yılı başından geçerli olmak üzere
bu yıl için tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılmıştır.
*
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu eski Başkanı.
kemalakinbingol@yahoo.com
178 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Kemal AKINBİNGÖL makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 179
makaleler Kemal AKINBİNGÖL
Bu artırımın nedeni, daha önce de belirtildiği gibi 765 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun ek 1. ve 2. maddeleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
mükerrer 298. maddesi gereğidir.
Şöyle ki;
TCK’nin ek madde 1 ve ek madde 2 ile “ek madde 1– (ek: 7.12.1988-3506/4.
madde ile) Nisbi nitelikteki vergi ve resim cezaları, nisbi para cezaları ve tazminat
kabilinden olup mütezayit nispete tabi bulunan para cezaları hariç olmak üzere,
kanun ve tüzüklerde alt ve üst sınırları veya bunlardan biri gösterilen veya hiç
gösterilmeyen veya sabit bir rakam olarak gösterilmiş bulunan para cezalarından
(idari ve disiplin para cezaları dahil)...” hususuna ve ek madde 2 ile de;
“(Ek: 7.12.l988-3506/4 maddesi, Değişik 28.7.1999-4421/5. mad. ile değişik)
a. Ek 1. madde kapsamına giren,
b. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yürürlüğe giren,
c. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kabul edilen,
Kanunlardaki para cezaları, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl
için 4.1.l961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi
hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak
uygulanır.” ile de hususuna yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen Türk Ceza Kanunu’nun ek madde 1 (a) ve (b) bent-
leri ile ek 2. maddesinde yapılan değişiklikler 1.8.1999 tarih ve 23773 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarih itibariyle yürürlüğe girmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu da TCK ek madde 2 (c) bendinin yürürlük tarihi
olan 1.8.1999 tarihinden sonra olmak üzere 10.06.2003 tarihinde yürürlüğe
girdiğinden, İş Kanunu’na ilişkin idari para cezaları TCK ek madde 2’nin
ikinci bendi gereği her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, VUK’nin
mükerrer 298. maddesine göre yeniden değerleme oranına tabi tutularak
artırılacaktır.
Bu hükme dayanılarak, 04.12.2003 tarih ve 25306 sayılı Resmi Gaze-
te’de, Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 325 sıra nolu VUK Genel
Tebliği gereğince, 2003 yılı için saptanan yeniden değerleme sonucu, ceza
miktarları %28,5 oranında artırılmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu ile getirilen ve 10.06.2003 tarihinde yürürlüğe
giren idari para cezaları 01.01.2004 tarihinden geçerli olmak üzere 31.12.2004
tarihine kadar %28,5 oranında artırılmış olduğundan, bu kanun ile ilgili
olarak 1.1.2004 tarihinden itibaren 31.12.2004 tarihine kadar en düşük idari
para cezası 64.250.000 TL’ye, en yüksek idari para cezası da 6.425.000.000
TL’ye yükselmiş bulunmaktadır.
178 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Kemal AKINBİNGÖL makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 179
makaleler Kemal AKINBİNGÖL
Yukarıda da belirtildiği gibi, İş Kanunu’nun 108. maddesi ile idari para
cezalarının uygulanmasına ilişkin prosedüre de yer verilmiştir. Anılan mad-
dede “Bu kanunda öngörülen idari nitelikteki para cezaları gerekçesi belirtilmek
suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürü’nce verilir.
Bu kanunda yazılı olana idari para cezaları o yerin Çalışma ve Sosyal Güven-
lik Bakanlığı Bölge Müdürü tarafından verilir. Verilen idari para cezalarına dair
kararlar, ilgililere 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine
göre tebliğ edilir. Bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde
yetkili idare mahkemesinde itiraz edilebilir. İtiraz, idarece verilen cezanın yerine
getirilmesini durdurmaz. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. İtiraz, zaruret görül-
meyen hallerde evrak üzerinden inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır.
Bu kanuna göre verilen idari para cezaları, 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.”
hükmüne yer verilmiştir.
Bu madde ile idari para cezalarının verilmesi işlemi yönetsel bir tasarruf
kabul edilmiş, bu nedenle cezaya ilişkin itirazın da yetkili idare mahkeme-
sine yapılması hüküm altına alınmıştır.
Yetkili idare mahkemesi; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun
“Dilekçelerin Verileceği Yerler” başlığı altında 4. maddesi ile yapılan düzenle-
meye göre işyerinin bulunduğu yerde görevli olan idare mahkemesidir.
Bu madde gereği idare mahkemesi bulunmayan yerlerde, itiraz dilek-
çesi asliye hukuk hâkimliklerine verilecektir. Kanunun 6. maddesine göre
de, dilekçenin harç ve posta ücretleri alındıktan sonra kaydı yapılarak,
kayıt tarih ve sayısı dilekçe üzerine yazılacak ve dava bu kaydın yapıl-
dığı tarihte açılmış sayılacaktır. Dilekçe üzerine, davacıya kayıt tarih ve
sayısını gösteren imzalı ve mühürlü, pulsuz bir alındı kâğıdı verilecek ve
asliye hukuk hâkimliği tarafından dilekçe en geç üç gün içinde ait olduğu
mahkeme başkanlığına taahhütlü olarak gönderilecektir.
Ancak dilekçenin asliye hukuk mahkemesine verilmesi halinde, dilekçe
başlığında davaya bakacak olan idare mahkemesi adının belirtilmesi de
gerekmektedir.
Anılan kanunun 7. maddesi, dava açma süresi ile ilgili olarak “Dava
açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve
idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.” hükmüne
yer vermiş bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 108. maddesi de yetkili mahkemeye itirazın,
bölge müdürü tarafından, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na uygun olarak
yapılan tebliğden sonra 7 gün içinde yapılması koşulunu getirmiştir.
180 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Kemal AKINBİNGÖL makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 181
makaleler Kemal AKINBİNGÖL
Bu durumda itirazın tebliğ tarihinden itibaren, 7 günlük süre içinde
yapılması gerekmektedir. Belirtilen 7 günlük süre, zamanaşımı süresi ol-
mayıp sukutu hak (hakkı düşüren süre) süresidir.
2577 sayılı Kanun’un 4. maddesi gereği, idare mahkemesinin bulun-
madığı yerlerde 7 günlük süre içerisinde, asliye hukuk hâkimliğine yapılan
itirazlar da süresinde yapılmış sayılacaktır. Süre aşımından sonra yapılacak
itirazı mahkeme resen (doğrudan doğruya) dikkate alacak ve itirazı esasa
girmeden usule aykırılıktan reddedecektir.
Yine 2577 sayılı Kanun’un sürelerle ilgili genel esaslar başlığı altında
düzenlenen 8. maddesinde:
“1. Süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye
başlar.
2. Tatil günleri sürelere dahildir. Şu kadar ki sürenin son günü tatil gününe
rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar.
3. Bu kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rast-
larsa bu süreler, ara veriminin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün
uzamış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu gibi durumlarda itiraza ilişkin süre ile ilgili olarak, bu hususların
da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Aynı kanununun İdari Davaların Açılması başlığı altında 3. madde-
sinde de :
1. İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi baş-
kanlıklarına hitaben yazılmış dilekçelerle açılır.
2. Dilekçelerde;
a. Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları
veya unvanları ve adresleri,
b. Davanın konusu ve sebepleri ile dayanağı deliller,
c. Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,
d. Vergi, resim, harç benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezala-
rına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,
e. Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi
cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve
varsa mükellef hesap numarası, gösterilir.
3. Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilek-
180 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Kemal AKINBİNGÖL makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 181
makaleler Kemal AKINBİNGÖL
çesine eklenir. “Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından
bir fazla olur.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu hususlar da dikkate alındığında: Önce açılacak davada, davaya
taraf olanın belirlenmesi gerekmektedir.
Daha önce de belirtildiği gibi, İş Kanunu’nun 108. maddesinde bu ka-
nundan doğan idari nitelikteki para cezaları, gerekçesi belirtilmek suretiyle
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürü’nce verilir hükmü
yer almıştır. 3146 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun’un 28. maddesinde; bakanlığa taşra teşkilatı
kurulması veya kaldırılması konusunda yetki verilmiş olup, 24.07.2003 tarih
ve 256178 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4947 sayılı Kanunu’nun 15.
maddesine göre de; bu kanununa ekli Bakanlık Teşkilat Şeması’na ilişkin
ek 2 sayılı cetvelde, müsteşar yardımcısına bağlı olmak üzere bakanlığın
taşra teşkilatı olarak bölge müdürlüğüne yer verilmiş bulunmaktadır.
Bakanlık kuruluş kanunu da göz önüne alındığında; taşra teşkilatı
olan bölge müdürlüklerinde, bölge müdürlerinin vermiş oldukları idari
para cezalarına ilişkin İdare Mahkemelerinde açılacak davalarda, dava-
nın bölge müdürlerinin yetkilerini bakanlık adına kullandıklarından ve
davaya hasım olma yetkileri bulunmadığından bakanlık aleyhine açılması
gerekmektedir.
Açılan davalara ilişkin dilekçelerde, dava konusu kararın ve belge-
lerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenecektir. Dilekçeler ile
bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olacaktır.
Dilekçeye ekli belgelerin; davanın görüşülmesi sırasında doğrulukları
hususunda şüpheye düşülmesi ihtimali sonucu doğruluklarının araştırıl-
masının mümkün olabileceği, bu durumun da zaman alacağı ve davanın
uzamasına neden olabileceği dikkate alınarak bu uzamanın önlenebilmesi
bakımından asıllarının konulmasında veya örneklerinin onaylı olmasında
yarar bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 108. maddesi gereği İdari para cezasına itiraz,
verilen cezanın uygulanmasını durdurmayacaktır.
Ayrıca, bu madde zaruret görülmeyen hall
erde incelemenin evrak üzerinden yapılmasına amir olup, bu husus
2577 sayılı Kanun’un 17. maddesinin 1. fıkrası ile de uyumludur. Buna göre
idari para cezasının birmilyar lirayı aşması ve davacının talebi halinde da-
vanın duruşmalı yapılması da mümkündür. Davalarda duruşma yapılması
itirazda bulunanın istemine ve mahkemenin kararına bağlı olup, duruşma
talebi dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabilir.
182 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Kemal AKINBİNGÖL makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 183
makaleler Kemal AKINBİNGÖL
Yine idare mahkemesinde dava açılması halinde, dava dilekçesinin bir
örneğinin gecikmeksizin idari para cezasını tebliğ eden bölge müdürlüğüne
gönderilmesinde yararlı olacaktır.
Yapılan bu açılamalardan sonra bölge müdürü tarafından gerekçesi
de gösterilmek suretiyle verilen idari para cezalarına, 7201 sayılı Tebligat
Kanunu’na göre tebliğ edildiği tarihten itibaren, 7 günlük süre içinde idare
mahkemesi nezdinde yapılacak itiraza ilişkin, itiraz dilekçesinde özetle yer
verilecek hususlarla ilgili olarak:
Dava dilekçesinin ilgili idare mahkemesi başkanlığına , idare mahke-
mesi olmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemesi başkanlığına yazılması
gerekmektedir. Ancak dilekçenin asliye hukuk mahkemesi başkanlığına
verilmesi halinde, ilgili idare mahkemesi adı da dilekçede yazılacaktır.
Yürütmenin durdurulması talep ediliyorsa, dilekçede bu hususa da
yer verilmelidir.
Davacının gerçek kişi olması halinde adı, soyadı ve adresinin, tüzel kişi
olması halinde de ünvanı ve adresi ile temsilcisinin adı soyadı ve adresi-
nin, yine davacının vekili var ise vekilin adı, soyadı ve adresinin de davacı
bölümünde belirtilmesi gerekmektedir.
Davalı olarak da yukarıda belirtildiği gibi Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı muhatap alınacaktır.
Ayrıca, idari para cezasını uygulayan bölge müdürlüğünün unvan ve
adresi ile işyerinin bölge müdürlüğünde bulunan dosya numarasına bu
bölümde yer verilmesi gerekmektedir.
Dava konusu ile ilgili olarak; öncelikle dava konusu işlemi yapan
bölge müdürlüğünün işlem tarih ve sayısı ile davanın iptal davası olduğu
belirtilecektir. Bundan sonra miktar, dava konusu işlemin iptali, isteniyorsa;
yürütmenin durdurulması, davanın duruşmalı olması veya bilirkişi istenmesi
ile ilgili istemlere açık ve net olarak yer verilecektir.
Dava konusu işlemin tebliğ tarihi bölümü ile ilgili olarak da, 7201 sa-
yılı Tebligat Kanunu’na göre bölge müdürlüğü tarafından yapılan tebliğin
tarihi yazılacaktır.
Bu hususlardan sonra açıklamalar bölümünde; maddi olay ve iptal
işlemine ilişkin nedenler açıklanacaktır. Maddi olaylara ilişkin olarak; dava
konusu olayın başlangıcı olan denetimin başlama ve bitim tarihleri, deneti-
min yapıldığı yer, (işyerinde mi, müfettişin belirttiği adreste mi ?) denetim
sırasında işyerinde çalışanların sayısı, alınan ifadeler ve ifade alma yöntemi
(İfadelerin gizli olarak ve işçilerle tek tek görüşülerek alınması asıldır.)
182 TBB Dergisi, Sayı 52, 2004
Kemal AKINBİNGÖL makaleler
TBB Dergisi, Sayı 52, 2004 183
makaleler Kemal AKINBİNGÖL
ile ifadesine başvurulanların eğitim
durumları, görev ünvanları, ifadesine
başvurulmayan varsa bunların sayıları,
ünvanları, incelemeye tabi tutulan ve
tutulmayan kayıt ve belgelerle ilgili
diğer hususlar yazılacaktır
İptal işlemine ilişkin olarak da idari
işlemin yanlışlığı ile ilgili kanun, tüzük,
yönetmelik ve genelgelerle varsa uy-
gulamaya ilişkin örf, adet ve gelenekten
doğan uygulamaya ilişkin yasal değer-
lendirme yapılacak ve idari işlemin
uygulanması halinde, uygulamanın
davacı üzerindeki etkisi açıklanacak
ve açılan davanın haklılık durumuna
ilişkin açıklamalar yapılacaktır.
Kanıtlar bölümüne, ekler dizininde
belirtilen mevcut belgelerin tarih ve sa-
yıları ile bilirkişi vs. olmak üzere diğer
kanıtlar yazılacaktır.
Hukuki nedenler bölümünde ise
4857 sayılı İş Kanunu, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu ve ilgili diğer
tüm hukuki mevzuatlar belirtilecektir.
Bu hususlardan sonra sonuç ve
istem bölümünde; dava konusundaki
özette belirtilen cezanın kaldırılması,
isteniyorsa davanın duruşmalı olması,
yargı giderleri ile avukatlık ücretine
ilişkin taleplere yer verilerek, adı ve
soyadı da yazılıp dilekçe imzalandık-
tan sonra ekler dizine yer verilerek
düzenlenen dilekçe, gereği yapılmak
üzere ilgili mahkemeye sunulacaktır.
TBB YAYINLARI
HUKUK
YAYINCILIĞINDA
KALİTE VE GÜVEN
İSTEME ADRESİ
Karanfil Sokak 5-62,
Kızılay-Ankara
(Kargo veya posta ile,
ücreti alıcıdan olmak üzere
ödemeli gönderilir)
15.000.000.-
13.500.000.-