powered by

powered by

hakemli makaleler Adnan DEYNEKLİ 31TBB Dergisi, Sayı 60, 2005 GİRİŞ İşverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartlarını ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenleyen İş Kanunu’nun 32. maddesinin 1. fıkrasında ücretin tanımı yapılmıştır. Hükme göre genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşı­lığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. İş sözleşmesinin temel unsuru olan ücret Anayasa’nın 55. maddesinde düzenlenmiştir. Hükümde ücretin emeğin karşılığı olduğu, devletin, çalı- şanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alacağı belirtilmiştir. Anayasa ile teminat altına alınan üc­retle ilgili olarak İş Kanunu’nda, İcra ve İflas Kanunu’nda ve uluslararası sözleşmelerde koruyucu hükümler getirilmiştir. Bu şeklide işçi­nin tek geçim kaynağı olan ücretin indirilmesi veya tamamen ortadan kaldırılması tehlikesini önleyici düzenlemeler ya- pılarak ücret teminat altına alınmak istenmiştir. 1 İşçi ücretini korumayı amaçlayan düzenlemelerden birisi işçi­nin ücret alacağının alacaklılar tarafından haczi ile ilgilidir. İş Kanu­nu’nun 35. mad - desine göre işçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden faz­lası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz. Hükümde nafaka alacaklılarının hakları saklı tutularak bu kişiler yönünden is­tisna getirilmiştir. İŞVERENİN İFLASI VEYA İŞVERENE YÖNELİK HACİZ HALİNDE İŞÇİNİN ÜCRET ALACAĞININ ÖNCELİĞİ SORUNU Dr. Adnan DEYNEKLİ * * Yargıtay Tetkik Hakimi (yazarın Dergimizin 57. sayısında yayımlanan “İİK’nın 268. maddesinde 4949 sayılı Kanun’la Değişiklik Yapıldıktan Sonra Alınan İhtiyati Ha- cizlerde Hacze İştirak Derecesi” başlıklı makalesinde ismi yanlışlıkla Ahmet olarak yayımlanmıştır. Düzeltir, yazardan ve okurlarımızdan özür dileriz.). 1 Sümer, N. Binnur, İşçi Ücretinin Bu Ücrete Yönelik Haciz ve İşverenin İflası ile İşverene Yönelik Haciz Halinde Korunması, Prof. Dr. Şakir Berki’ye Armağan, SÜHFD, C. V, Konya 1996, S. 1-2, s. 226. Adnan DEYNEKLİ hakemli makaleler 32TBB Dergisi, Sayı 60, 2005 Bu düzenleme incelememizin kapsamı dışında tutulduğundan ayrın- tıya girilmemiştir. İşçi ücretinin korunması yönünden işverene yönelik haciz veya işvere- nin iflası halinde de özel düzenlemeler yapılmıştır. Şimdi bu düzenlemeleri ayrıntılı olarak inceledikten sonra olağanüstü hal duru­munda (İİK m. 317) ve işverenin iflasının ertelenmesi halinde işçi üc­retine sağlanan imtiyazlara değineceğiz. I. İŞVERENİN İFLASI HALİNDE ÜCRET ALACAĞININ ÖNCELİĞİ Külli bir icra yolu olan iflasta amaç müflisin malvarlığını tas­fiye ederek iflasa katılan bütün alacaklıları mümkün olduğu kadar tatmini sağlamaktır. Müflisin aktiflerinin alacaklıların taleplerinin hepsini tatmin etmesi çok defa mümkün olmayabilir. İflasta prensip alacakların eşit olarak ödenmesi ise de, bu eşitlik mutlak eşitlikten çok adaletin temin edilmesini amaçlayan bir eşit- liktir. Bu nedenle kanun koyucu bazı alacakların diğerlerinden daha fazla ko- runmaya muhtaç olduğunu adalete uygun bularak alacakların belli bir sıraya göre tatmin edilmesini düşünmüş ve İİK’nın 206. maddesindeki dü­zenlemeyi yapmıştır. 2 Adi ve rehinli alacakların sırasını düzenleyen genel nitelikteki bu hüküm işçi alacaklarını koruma yönünden son derece önemlidir. İİK’nın 206. maddesinde 4949 sayılı Kanun’la değişiklik yapı­larak adi ve rehinli alacakların sırası yeniden düzenlenmiştir. Ancak bu hüküm Kanun’un yürürlüğe girdiği 30.7.2003 tarihinden sonra dü­zenlenecek sıra cetvelleri yönünden uygulanacaktır. Bu tarihten önce düzenlenen sıra cetvelleri yönünden önceki hüküm uygulanacaktır. İİK’nın 206. maddesinde birinci sırada yer alan (A) bendine göre iş- çilerin iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflas nede- niyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatı alacakları birinci sırada imtiyazlıdır. Buradaki imtiyaz, imtiyazlı olanın şahsına değil, alacağa iliş­kindir. Bu nedenle alacak devredilmeden imtiyaz hakkının devri mümkün değildir. 3 2 Berkin, Necmeddin, İflas Hukuku, İstanbul 1970, s. 289; Kuru, Baki, İflas ve Konkordato Hukuku, Ankara 1971, s. 246-2473; Centel, Tankut, İş Hukukunda Ücret, İstanbul, s. 346; Deynekli, Adnan - Kısa, Sedat, Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, Ankara 2002, s. 558. 3 Postacıoğlu, İlhan, İflas, İstanbul 1977, s. 194; Belgesay, M., Reşit, İcra ve İflas Hukuku, C. II 1953, s. 103; Kuru, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. III, Ankara 1993, s. 3011; Deynekli, Kısa- Sıra Cetveli, 2002 s. 608. hakemli makaleler Adnan DEYNEKLİ 33TBB Dergisi, Sayı 60, 2005 İİK’nın 206. maddesinde 4949 sayılı Kanun’la değiştirilen (A) bendin- deki hüküm değişiklikten önceki birinci sırasının A, B, C ve F bendlerinde sayılan alacaklara karşılık olarak düzenlendiğini söyle­mek mümkündür. İşçilerin iş ilişkisine dayanan iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş alacakları imtiyazlıdır. Bir yıllık sürenin hesabındaki ifla- sın açılma anı İİK’nın 165.maddesine göre belirlene­cektir. İflas kararının Yargıtay İlgili Dairesi tarafından bozulmasından sonra tekrar iflasa karar verilirse yeni iflas kararı iflasın açılma anı olarak kabul edilecektir. İflasın açılmasından bir yıllık süreden önce doğmuş işçi ala­cakları imtiyazlı değildir. Bu nedenle dördüncü sıraya kaydedilmeli­dir. İşçi iflas tarihinden önce işten ayrılmışsa, iflas tarihinden geriye doğru bir yıllık sürenin başlangıcından işçinin işten ayrılma tarihine kadar olan süredeki ücret alacağı imtiyazlıdır. 4 İflasın açılmasından bir yıl önce işten ayrılan işçinin işçilik hakları imtiyazlı olmadığından adi alacaklarla birlikte dör- düncü sırada işlem görecektir. Sürelerin hesaplanmasında iflasın açılmasından önce mühlet de dahil olmak üzere geçirilen konkordato süresi, iflasın ertelenmesi süresi ve alacak hakkında açılmış olan davanın devam ettiği süre, terekenin iflas hüküm- lerine göre tasfiyesinde, ölüm tarihinden tasfiye kararı verilmesine kadar geçen süreler dikkate alınmaz (İİK m. 206/son). İşçi, kıdem ve ihbar tazminatları yönünden İİK’nın 206. maddesinde- ki değişiklikten önce yürürlükte bulunan (F) bendinde bir süre ile sınırlı olmaksızın imtiyaz tanınmıştı. Yeni düzenleme ile iş ilişkisinin iflas nede- niyle feshi halinde kıdem ve ihbar tazminatı ala­cağı süreye bakılmaksızın imtiyazlı kabul edilmiştir. İhbar ve kıdem tazminatı alacakları yönünden (A) bendindeki iki düzenleme arasında farklılık bulunup bulunmadığı konusuna de­ğinmek istiyorum. (A) bendinin lafzına bakarsak iş ilişkisinin iflas nedeniyle sona ermesi halinde kıdem ve ihbar tazminatı alacağı süreye bakılmaksızın imtiyazlı olduğu, iş ilişkisinin başka bir nedenle feshinden (örneğin; haklı nedenle fesih) sonra işverenin iflası halinde iflasın açılmasından geriye doğru bir yıllık ihbar ve kıdem tazminatı alacağının imtiyazlı olduğu sonucuna va- rabiliriz. Maddenin düzenleniş tarzı da böyle bir yorum yapmaya müsait gözükmektedir. 4 19. HD. 10.2.1995, 10158/977 (Deynekli, Kısa-Sıra Cetveli, 2002, s. 759). Adnan DEYNEKLİ hakemli makaleler 34TBB Dergisi, Sayı 60, 2005 Tercan, (A) bendindeki ihbar ve kıdem tazminatı ile ilgili ikinci düzen- lemenin iflasın açılmasından sonraki ihbar ve kıdem taz­minatıyla ilgili oldu- ğunu, bu şekilde yapılan düzenlemenin isabetli olduğunu belirtmiştir. 5 İİK’nın 206. maddesindeki imtiyazlı ve adi alacaklarla ilgili düzenle- mede iflasın açıldığı tarihte mevcut olan alacaklar dikkate alınmıştır. İflasın açılmasından sonra doğan alacaklar masa borcu ni­teliğinde değilse o iflas masasından tatmin edilemeyecektir. Masa borçları iflasın açılmasından sonra ve devamı sırasında masa tarafından tekeffül tahsil edilen ve onun tarafından ödenmesi gereken borçlardır. Örneğin; müflise ait fabrikanın iflas idaresi tarafından işletilmesine karar verilmiş ve işçi çalıştırılmışsa bu işçilerin iş ilişkisinden doğan ücret alacakları masa borcu olarak işlem görecektir. 6 İşçilerin masa borcu niteliğindeki ücret alacağının iflas ala­caklarından önce ödenmesi gerekir. Maddedeki iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine iş­çilerin hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatı alacaklarının masa borcu gibi değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle yu­karıdaki görüşün iflas masasından tatmin edilecek iflas alacakları ile ilgili temel düzenlemeye uygun düşmeyeceği kanaatindeyim. İşçinin ücret alacağı ihbar ve kıdem tazminatı alacağı iflasın kapan- masına kadar iflas masasına bildirilebilir (İİK m. 236). Geç bildi­rim imti - yaz hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak başvurudan önce ka­rarlaştırılmış paylaşmaya işçi alacağının iştirak hakkı yoktur (3. fıkra). İşçinin alacağını bildirmesinden önce düzenlenmiş ve kesin­leşmiş bir sıra cetveli varsa, artık bu sıra cetvelindeki birinci sırada yer alma hakkı bulunmamaktadır. Önceki paylaştırma tamamlandıktan sonra yeni düzenlenen sıra cetvelinde birinci sırada yer alacaktır. İİK’nın 196. maddesine göre iflasın açılmasıyla birlikte iflas masasına giren alacaklarda faiz işlemeye devam eder. Ancak anapa­ralar ödendikten sonra masada ödenebilir bakiye kalmışsa faizler öde­nebilir. İşçi alacakları - nın iflastan sonra işleyen faizleri de anılan hü­küm uyarınca işlem görecek ve masada bir meblağ kalmışsa ödeme yapılabilecektir. Faiz ödemelerinin hangi sıraya göre yapıla­cağı konusunda Kanun’da açıklık bulunmamak - tadır. İmtiyaz kanunla­rımızda sınırlı olarak tanındığından faiz ödemele - 5 Tercan, Erdal, 4949 Sayılı Kanun’la Yapılan Değişiklikten Sonra İcra ve İflas Kanunu 206’ya Göre İmtiyazlı Alacaklar (Batider C. XXII, S. 2 s. 25). 6 Oğuzman, Kemal, Türk Borçlar Kanunu ve İş Mevzuatına Göre Hizmet “İş” Akdin Feshi, İstanbul 1955, s. 82. hakemli makaleler Adnan DEYNEKLİ 35TBB Dergisi, Sayı 60, 2005 rinin masadan pay alan tüm alacaklılara garamaten yapılması gerektiği kanaatindeyim. İflas masasında rehinli alacak da bulunması halinde şöyle bir sıralama yapmak mümkündür. Öncelikle rehin konusu malın aynından doğan güm- rük resmi, bina ve arazi vergisi, veraset ve intikal vergisi, motorlu taşıtlar vergisi gibi kamu alacakları ödenmelidir. Sonra rehinli malın muhafaza ve paraya çevirme masrafları (İİK m. 248) ödenmelidir. Daha sonra sırasıyla rehinli alacaklar 7 masa alacakları ve İİK’nın 206. maddesinde birinci sırada, ikinci sırada ve üçüncü sırada yer alan alacaklar ödendikten sonra adi alacaklar ödenecektir. Önceki sıradaki alacaklılara ödeme yapılmadan sonraki sırada yer alan alacaklılara ödeme yapılmaz. İİK’nın 206. maddesinde yer alan (A), (B) ve (C) bendindeki alacaklar için ödeme garameten ya­pılmalıdır. Burada üzerinde durulması gereken bir konu da Tasarruf Mev­duatı Sigorta Fonu alacağının işçi alacaklarından öncemi sonramı ödeneceği hu- susudur. Zira ülkemizde son yıllarda yaşanan ekonomik krizler nedeniyle bankalar iflas etmiş, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından mevduat sahiplerine ödemeler yapılmış, Fon’un bu ödeme­lerden kaynaklanan ala - cağı karşısında bankalarda çalışan işçilerin ücret alacağının ödeneceği sıra konusunda tereddütler ortaya çıkmıştır. Konu ile ilgili ilk tartışma bankalarla ilgili 70 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemeden sonra ortaya çık­mıştır. 70 sayılı KHK ile ilgili düzenlenen sempozyumda TMSF ala­cağının işçilerinin alacağından önce işlem görmesinin adaletsiz olduğu görüşü ileri sürülmüş, 8 Postacıoğlu bu görüşe karşılık, TMSF ne tanı­nan imtiyazın deniz ticareti hukukundaki kurtarıcının alacağının bütün ipoteklere takaddüm etmesi gibi bir imtiyaz olduğunu savun­muştur. 9 7 Medeni Kanun’un 893/3. maddesi uyarınca bir taşınmaz inşaatında çalışan işçilerin ücret alacakları için kanuni ipotek hakkı tanınması halinde işçinin bu alacakları rehinli alacak olarak işlem görecektir. İşçilerin bu hükümden doğan ipotek hakları farklı tarihlerde tescil edilmiş bulunsa dahi aynı sırada işlem görecektir (MK m. 896). İşçi alacakları için konulan ipotek MK’nın 897. maddesindeki durumun varlığı halinde rehinli alacaklardan da önce işlem görecektir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz., Bıçakçı, Levent, Yapı Alacaklısı İpoteği İHFM Atatürk’e Armağan, s. 566 vd.; Reisoğlu, Safa, Türk İsviçre Hukukunda Müteahhit ve İşverenlerin Kanuni İpotek Hakkı, Ankara 1961, s. 163 vd. 8 Kuru, Baki, Bankalar ve 70 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Sempozyum 16-17 Aralık 1583, s. 278. 9 Postacıoğlu, İlhan, Sempozyum, s. 279. Adnan DEYNEKLİ hakemli makaleler 36TBB Dergisi, Sayı 60, 2005 İİK’nın 206. maddesinde 4949 sayılı Kanun’la değişiklik ya­pılmadan önce TMSF alacağın İİK’nın 206. maddesinde sayılan imti­yazlı alacaklardan önce ödenmesi gerektiği kabul edilmekteydi. 10 İİK’nın 206. maddesinde 4949 sayılı Kanun’la yapılan değişik­lik so - nucunda özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen tüm ala­cakların üçüncü sırada işlem göreceği belirtilmiştir. Kanun koyucunun amacı özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacakları üçüncü sıraya almaktır (madde gerekçesi). Bu durumda TMSF’nin alacağının üçüncü sırada işlem göreceğini kabul etmek gerekir. Tercan 4949 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra da TMSF alacağının İİK’nın 206. maddesinde sayılan imtiyazlı alacak­lardan önce ödenmesi gerektiği görüşündedir. 11 Görüşüne gerekçe olarak tasarruf mevduatı sahiplerine Bankalar Kanunu’nun 10/2-c maddesinde İİK’nın 206. maddesinde birinci sırada imtiyaz tanındı­ğını, değişiklik yapılmadığı sürece tasarruf mevduatı sahiplerinin birinci sırada, TMSF’nin üçüncü sı- rada işlem göreceğini, bu sonucun kanun koyucunun TMSF’ye daha fazla imtiyaz tanımak yönündeki ira­desi ile bağdaşmadığını göstermektedir. İİK’nın 206. maddesinde yapılan değişikliğin gerekçesinde iflas tasfi- yesinde alacaklılar arasında olabildiğince eşitliğin ve daha adil bir paylaşı- mın sağlanması amacıyla imtiyazlı alacakların üç sıra ha­linde düzenlendiği belirtilmiştir. Hükmün gerekçesi ve açık düzen­leme gözetildiğinde TMSF alacağının da üçüncü sırada işlem görece­ğini kabul etmek gerekir. 12 Bu durumda da tasarruf mevduatı sahiplerinin dışarıda göste­rilen (Ban- kalar Kanunu 10/2-c) alacağının dördüncü sırada imtiyazsız alacaklarla birlikte işlem görmesi kanun koyucunun amacına uygun düşecektir. 13 10 Kuru, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. III, Ankara 1943, s. 3008; Deynekli, Kısa-Sıra Cetveli, 2002, s. 606. 11 Tercan, s. 43. 12 Kuru - Arslan - Yılmaz, İcra ve İflas Kanunu’nun 206. maddesiyle ilgili 45 nolu dip- notta 4385 sayılı Bankalar Kanunu’nun 16/4. maddesinde yer alan TMSF alacağının üçüncü sırada işlem göreceğini belirtmiştir. (Kuru, Baki - Arslan, Ramazan - Yılmaz, Ejder, İcra ve İflas Kanunu, 19. Baskı, Ankara 2003. s. 179); Buna karşılık Pekcanıtez - Atalay - Özekes, İcra ve İflas Kanunu’nun dışındaki imtiyazlı nitelendiği halde hangi sıraya gireceği belirtilmeyen alacakların da 206. maddedeki imtiyazlı alacak- lardan önce ödeneceğini görüşündedir. (Pekcanıtez, Hakan - Atalay Oğuz - Özekes, Muhammet, İcra ve İflas Hukuku, Temel Bilgiler, 3. Baskı, Ankara 2004, s.170). 13 Bkz., Deynekli, Adnan, Bankaların iflasında sıra cetvelinin özellikleri 5.07.2003 tarihli seminer, s. 89. hakemli makaleler Adnan DEYNEKLİ 37TBB Dergisi, Sayı 60, 2005 II. İŞVERENE YÖNELİK HACİZ HALİNDE ÜCRET ALACAĞININ ÖNCELİĞİ 1. İşçinin Ücret Alacağının Kamu Alacağı Dışındaki Ala­caklar Karşısında Durumu ve Sırası İşverenin mahcuz malları tamamen satılıp bedelleri ilgililere hisseleri- ne göre paylaştırılır (İİK m. 138). Satış tutarının bütün alacak­ları ödemeye yetmemesi halinde icra müdürü kendiliğinden yeni ha­cizler yaparak haczi tamamlar (İİK m. 139) işverenin tamamlama haczi ile birlikte haczedilen mallarının satış bedeli alacakların alacağını ödemeye yetmezse icra dairesi bir sıra cetveli düzenleyerek paylaştır­mayı yapar (İİK m. 140/1). İİK’nın 140. maddesinin 2. fıkrasında alacaklıların 206. madde gere- ğince hangi sıraya girmeleri gerekiyorsa o sıraya ka­bul olunacağı hükme bağlanmıştır. İşverene yönelik haciz halinde işçi alacakları yönünden 206. maddedeki sıra mutlak olarak uygulanacak mıdır? Yoksa bu sıranın uygu- lanması için başka koşulların da oluş­ması gerekecek midir? Doktrinde işverene yönelik haciz halinde İİK’nın 206. maddesinin mutlak olarak uygulanacağı ve işçi alacağına birinci sırada yer verileceği görüşü hakimdir. 14 Bir görüşe göre ise 206. maddedeki sıra hacze iştirak halinde mut­lak olarak uygulanmaz, 100 ve 101. maddelere göre hacze iştirak hali mevcutsa iştirak derecesi içindeki sıra 206. maddeye göre belirlenir. 15 Yargıtay da 206. maddedeki sıranın iflas halinde uygulanacağı, hacze iştirak halinde ilk hacze iştirak koşulları bulunması koşuluyla oluşan derece içindeki sıraların tayininin 206. maddeye göre yapılacağı görüşündedir. Konuya ilişkin karar şöyledir; Davacı vekili, borçluya ait aracın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkilinin ihbar ve kıdem tazminatı alacağına öncelik ta- nınmamasının İİK’nın 206. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 14 Postacıoğlu, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul 1982, s. 534; Berkin, Necmeddin, Tatbikatcılara İcra ve İflas Hukuku Rehberi, İstanbul 1980, s. 365; Pekcanıtez, Hakan - Atalay, Oğuz - Özkan, Meral Sungurtekin - Özekes, Muhammet, İcra ve İflas Hukuku, Ankara 2004, s. 213; Üstündağ, Saim, İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 2004, s. 297; Centel-ücret s. 348; Mollamahmutoğlu, Hamdi, İş Hukuku, Ankara 2004, s. 411; Sümer s. 233; Yürekli, Sabahattin, İşçi Ücretlerinde Öncelik Hakkı; Prof. Dr. Nihal Uluocak’a Armağan, İstanbul 1999, s. 460. 15 Deynekli, Kısa-Sıra Cetveli, 2002, s. 147. Adnan DEYNEKLİ hakemli makaleler 38TBB Dergisi, Sayı 60, 2005 Davalı vekili, müvekkili bankanın haczinin daha önce olduğunu, haciz tarihine göre yapılan sıra cetvelinde usulsüzlük bulunmadığını belirterek şikayetin reddini istemiştir. Merci hakimliğince, işçi alacağının birinci sırada imtiyazlı olduğu gerekçesiyle sıra cetvelinin iptaline karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Bedeli paylaşma konu araca davalı alacaklının 16.01.2001 tarihinde uyguladığı ihtiyati haciz 22.01.2001 tarihinde kesin hacze dönüşmüştür. Davacı alacaklının işçi alacağı ile ilgili takip sonucu uyguladığı haciz davalının haczinden sonradır. İşçi alacakları iflas hakkında İİK’nın 206. maddesinin birinci sırasında imtiyazlı ise de, hacze iştirak halinde haciz tarihi önce olan alacaklının önüne geçemez. Ancak İİK’nın 100. maddesinde sayılan belgelere dayanan işçi alacakları bu hükme göre ilk hacze iştirak edip bir derece meydana getirirler ve oluşan derece içindeki sıra İİK’nın 206. maddesine göre belirlenir. Davacı alacaklının İİK’nın 100. madde- sinde sayılan belgelere dayanmayan alacağından dolayı uyguladığı haciz davalının haczine iştirak edemeyeceğinden sıra cetvelinde davalı alacaklıdan sonra yer alması gerekir. Bu yönde düzenlenen sıra cetvelinde isabetsizlik bulunmadığından şikayetin reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulünde isabet görülmemiştir. 16 Rehinli olan ve rehinli olmayan (imtiyazlı ve adi) alacakların sırası ile ilgili temel düzenleme İİK’nın 206. maddesidir. Ancak bu düzenleme külli tasfiye yolu olan iflas halinde uygulama yeri bula­caktır. İflasta tüm takipler (dolayısıyla hacizler) düştüğünden burada tek bir derece olduğu varsayılarak sıraya ilişkin bu hüküm çözüm sağlayacaktır. Oysa haciz ve hacze iştirak farklı olduğundan hacizde sıra cetveli ile ilgili İİK’nın 140/2. maddesindeki “alacaklılar 206. madde mucibince iflas halinde hangi sıraya gir- meleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar” şeklinde yapılan yollamayı hacze iştirak dereceleri çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Bu nedenle 100. maddede sayılan belgelerden birine dayanan işçi alacakları anılan hüküm uyarınca ilk hacze iştirak edip bir derece meydana getirecekler ve oluşan derece içindeki sıra İİK’nın 206. maddesine göre belirlenecektir. İşçi alacaklarının korunmasını zayıflatsa bile mevcut yasal düzenlemeye uygu olan Yargıtay kararlarının daha isabetli olduğu görüşündeyim. 16 19. HD. 15.04.2004, 2003-8461/4464 (Legal Hukuk Dergisi, Haziran 2004, s. 1677); aynı yönde bkz., 19. HD. 15.11.2001, 5206/7495; 19. HD. 9.05.2002, 151/3535. hakemli makaleler Adnan DEYNEKLİ 39TBB Dergisi, Sayı 60, 2005 2. İşçinin Ücret Alacağının Kamu Alacağından Dolayı Ko­nulan Haciz Karşısında Durumu ve Sırası İflasta kamu alacaklarına beşinci sırada tanınan imtiyaz 206. madde 4949 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik sonucunda kaldırılmış ve adi ala- caklarla birlikte dördüncü sırada yer verilmiştir. 17 Kamu alacağından dolayı işverene yönelik haciz halinde iki ihtimal ortaya çıkabilir. Önce işçi alacağından dolayı haciz konulmuş, daha sonra kamu alaca- ğından dolayı haciz konulmuştur. Bu durumda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 21/1. maddesi uygulama yeri bulacaktır. Hü­kümde ilk haczin dayandığı alacağın niteliği belirtilmeden kamu ala­cağından dolayı konulan haczin ilk hacze iştirak edeceği ve satış be­delinin garameten paylaştırılacağı belirtilmiştir. Bu durumda ilk haciz işçi alacağından dolayı konulmuş olsa bile kamu alacağından dolayı mahcuzun satışından önce konulan haciz ilk hacze iştirak edecek ve satış bedeli garameten paylaştırılacaktır. Yargıtay kamu alacağından dolayı konulan haczin ilk haczin dayanağı ne olursa olsun iştirak ede­ceği görüşündedir. 18 Önce kamu alacağından dolayı haciz konulmuş, daha sonra işçi ala- cağından dolayı haciz konulmuşsa Yargıtay işçi alacağından dolayı konu- lan haczin kamu alacağından dolayı konulan hacze iştirak ede­meyeceği görüşündedir. Konuya ilişkin karar şöyledir; Davacı Ulaştırma Vergi Dairesi vekili, borçluya ait araçların sa- tışından sonra düzenlenen sıra cetvelinin hatalı olduğunu müvekkilinin 17 19. HD. 6.07.2004, 7226/8112; 19. HD. 6.07.2004, 7069/8110. 18 “6183 sayılı Yasa’nın 21/1. maddesinde üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mal- ların paçaya çevrilmesinden önce o mal üzerine kamu alacağı için haciz konulması halinde bu alacağın hacze iştirak edeceği ve satış bedelinin garameten paylaş- tırılacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm kamu alacakların ilk hacze iştirakleri yönünden özel bir hüküm niteliğinde olduğundan İİK’nın 206. maddesi kamu alacakları yönünden hacze iştirak konusunda uygulanmaz. Kamu alacağının hacze iştiraki yönünden ilk haczin dayandığı alacağın niteliği yönünden bir ayrım ya- pılmadığından ilk haczin dayandığı alacak hangi sebepten doğarsa doğsun kamu alacağı için satıştan önce haciz konmuşsa ilk hacze iştirak eder. Mercii hakimliğince bu yönler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” 19. HD. 27.01.2000, 1999-8051/408 (Yayımlanmamıştır). Adnan DEYNEKLİ hakemli makaleler 40TBB Dergisi, Sayı 60, 2005 19 19. HD. 8.04.2004, 2003-8458/4106 (Yayımlanmamıştır). 20 Mollamahmutoğlu, buradaki işverenin kamu makamları ve asıl işverence sınırlı olup, asıl işveren konumundaki diğer işverenler için yükümlülük bulunmadığı görüşündedir. Mollamahmutoğlu, s. 412. (Çil, Sakin, 4857 Sayılı İş Kanunu Şerhi, C. I, Ankara 2004, s. 84-842). araçlara 12.09.2000 tarih de haciz uyguladığını, haciz tarihlerine göre satış bedellerinin birinci sırada müvekkili idareye ödenmesi gerektiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mercii hakimliğince işçi alacaklarının öncelikli alacaklardan oldu- ğu, işçi alacaklarından sonra haciz tarihlerine göre Vergi Dairesi ve SSK’nın hacizlerinin geleceği gerekçesiyle sıra cetvelinin iptaline karar verilmiş, karar Vergi Dairesi ve SSK vekillerince temyiz edilmiştir. Bedeli paylaşıma konu menkul mallar üzerine ilk haciz Vergi Dairesi tarafından konulduğundan satış bedellerinden öncelikle pay ayrılmalıdır. Ancak sıra cetveline karşı süresinde itirazda bulunmadığından sıra cetve- linde belirtilen 5.408.880.000.-TL.’den fazla pay ayrılmamalıdır. Vergi Dairesi’nden sonra ilk haciz Yapı Kredi Bankası A. Ş. tarafından uygulanmıştır. Bu hacze SSK 6183 sayılı Yasa’nın 21/1. maddesi uyarınca işçi alacaklarından dolayı konulan hacizler İİK’nın 100/2. maddesi uyarınca iştirak ettirilerek paylaştırma yapılmalıdır. Mercii hakimliğince bu yönler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 19 Yargıtay’ın her iki olasılıktaki görüşü işçi alacaklarının kamu alacakları karşısında hacze iştirak yönünden yeterli koruma sağlama­maktadır. Ancak 6183 sayılı Kanunu’nun 21/1. maddesi hükmü yürür­lükte kaldığı sürece Yargıtay görüşü mevcut düzenlemeye uygun bu­lunmaktadır. 3. Üçüncü Kişiye Karşı Borçlarından Dolayı Müteahhide Yönelik Hacizlerde İşçinin Ücret Alacağının Önceliği Müteahhitlerin İş Kanunu’nun 36. maddesinde belirtilen işverenlerdeki her çeşit teminat ve hak edişleri üzerinde yapılacak her türlü devir ve el değiştirme işlemleri veya haciz ve icra takibi bu işte çalışan işçilerin ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra kalan kısım üzerinde hü- küm ifade eder (İş Kanunu m. 36/3). Bu hükmün uygulanması genellikle şöyle ortaya çıkar. Müteahhidin maddede be­lirtilen işverenlerdeki 20 hak ediş alacağına başka alacaklılar tarafından haciz konulması, müteahhidin işçileri- nin de ödenmemiş işçi alacağı bulunması halinde haciz işçilerin ödenmemiş alacağını (süreyle sınırlı olmadan) aşan kısım üzerinde geçerli olur. hakemli makaleler Adnan DEYNEKLİ 41TBB Dergisi, Sayı 60, 2005 Müteahhidin istihkak alacağından fazla işçilere borcu varsa iş­verenin sorumluluğu istihkakla sınırlıdır. 21 Hükümdeki sorumluluk işçinin ücret alacağı ile sınırlı olup ih­bar ve kıdem tazminatı alacağı ile diğer işçilik haklarından dolayı iş­veren sorumlu değildir. 22 İşçi alacakları için burada sağlanan öncelikle rehin hakkı gibi bir ön- celik olup her türlü devir, temlik haciz işlemi geçersiz sayılıp işçinin ücret alacağı için gerçek bir koruma sağlanmıştır. Üçüncü kişilerin istihkak alacağının tamamına haciz uygulan­ması halinde maddede öngörülen haczin işçinin ücret alacağı yönün­den geçer - sizliğinin hangi mercii de kimler tarafından ileri sürülebile­ceği konusunda açıklık bulunmamaktadır. İş Kanunu’nun 36. maddesi ile işçi alacakları için sağlanan bir di­ğer ön- celik de dördüncü fıkrada düzenlenmiştir. Hükme göre bir işve­renin üçüncü kişiye karşı olan borçlarından dolayı işyerinde bulunan tesisat, malzeme, ham, yarı işlenmiş ve tam işlenmiş mallar ve başka kıymetler üzerinde yapı- lacak haciz ve icra takibi, bu işyerinde çalışan işçilerin icra kararının alındığı tarihten önceki üç aylık dönem içindeki ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, halen kısım üzerinde hüküm ifade eder. Hükmün uygulanması için maddede sayılan mallardan birine haciz konulması gerekir. Örneğin; işverenin taşınmazına haciz konul­muşsa hük- mün uygulama yeri bulunmamaktadır. İş Kanunu’nun 36. maddesinin 3. fıkrasındaki öncelik süreyle sınırlı değilken burada işverenin icra kararının alındığı tarihten geriye doğru son üç ay içinde gerçekleşmiş ve ödenmemiş ücret alacağı ile sınırlı tutulmuştur. 1475 sayılı İş Kanunu’nun 29. maddesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 36. maddesi ile işçi alacaklarına sağlanan öncelik önemlidir ve ger­çekten koruma sağlamaktadır. 21 9. HD. 24.06.1988, 8815/10841. 22 Çenberci, Mustafa, İş Kanunu Şerhi, Ankara 1986, s. 767; Yürekli, s. 463; 9. HD. 2.07.1998, 8598/1109 (Çil. s. 841). Adnan DEYNEKLİ hakemli makaleler 42TBB Dergisi, Sayı 60, 2005 III. İŞVERENİN ÖDEME ACZİNE DÜŞMESİ, OLAĞANÜSTÜ HAL DU­RUMU VE İFLASIN ERTELENMESİNDE İŞÇİNİN ÜCRET ALACAĞINA TANINAN İMTİYAZ 1. İşverenin Ödeme Aczine Düşmesi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 33. maddesinde işverenin ödeme aczine düşmesi halinde işçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan son üç aylık üc­ret alacaklarını Ücret Garanti Fonu’ndan alabilecekleri hükme bağlan­mıştır. Hükmün uygulanabilmesi için işverenin konkordato ilan et­mesi, işveren için aciz vesikası alınması veya iflas nedenleri ile işve­renin ödeme güçlüğü içine düşmesi gerekir. Ücret Garanti Fonu henüz kurulmamıştır. Hükümde yer alan konkor- datonun ilanından anlaşılması gereken konkordatonun mahke­mece tasdi - kinin ilan edilmesidir. Yoksa mühletin veya tasdik talebinin ilanı hükmün uygulanması için yeterli değildir. Özellikle iflas halinde iflastan önceki bir dönemdeki ücret ala­cağı ile ilgili ödeme yapan Ücret Garanti Fonu’nun ödediği meblağı iflas masasın- dan isteyip isteyemeyeceği tartışması ortaya çıkabilir. Sigorta primleri ile oluşturulan bu fon bir riski garanti ettiğinden öde­diği meblağı aciz haline düşen, konkordato ilan eden veya iflas eden işveren veya işverenin iflas masasından talep edemeyeceği görüşün­deyim. 2. Olağanüstü Hal Durumu İİK’nın 317. maddesine göre olağanüstü hallerde özellikle de­vamlı ik - tisadi buhranlarda Bakanlar Kurulu’na borçluların borcunu ödemesi için süre verme yetkisi tanınmıştır. Ancak verilen süre 500 milyondan aşağı alacaklara ve 206. maddenin birinci sırasındaki ala­caklara uygulanmaz (İİK m. 326/1). İşçiler 206. maddenin birinci sıra­sında yer alan alacakları için haciz veya rehnin paraya çevrilmesi yo­luyla takip yapabilirler. İşçiler bu alacakları yönünden süreden önce işverene karşı iflas yoluyla takibe geçmiş olsa bile süreden sonra an­cak haciz veya rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması gerekir (İİK m. 326/2). 3. İflasın Ertelenmesi İflasın ertelenmesi durumu TTK’nın 324. maddesinde düzen­lenmiş iken İcra ve İflas kanununda 4949 sayılı Kanun’la yapılan de­ğişiklik sonucunda 179, 179/a ve 179/b maddelerinde hükme bağlan­mıştır. hakemli makaleler Adnan DEYNEKLİ 43TBB Dergisi, Sayı 60, 2005 İflasın ertelenmesi borca batık durumda olan ancak mali duru­munun iyileştirilmesi ümidi olan sermaye sahipleri ve kooperatifin başvuracağı bir yoldur. Bu durumda borca batık durumda olan ano­nim, limited şirket veya kooperatif iflas etmekten kurtulmaktadır. İİK’nın 179/b maddesine göre erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanu’na göre yapılan takipler dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur. Bu hükme iki istisna geti- rilmiştir. Birisi rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip, diğeri İİK’nın 206. maddesindeki işçi alacakları için yapılacak haciz yoluyla takiptir. İşçilerin İİK’nın 206. maddesinin birinci sırasında yer alan ala­cakları için erteleme talebi kabul edilen borçluya karşı haciz yoluyla takip yapmaları mümkündür (İİK m. 179b/3). İşçiler maddede sayılı alacakları için iflas yo- luyla takip yapamazlar. Hükmün gerekçesinde kıdem tazminatı haricinde istisna getirildiği belirtilmişse de hükümde bu yönde açıklık bulunmadı- ğından kıdem tazminatı alacağı için de haciz yoluyla takip yapılabilir. Tüm alacaklar için takip yasağı getirilirken işçi alacakları için haciz yoluyla takibe başlanması ve devam edilmesi imkanının veril­mesinin iflasın ertelenmesi kurumunun amacıyla bağdaşmadığı ileri sürülerek eleştirilmiştir. 23 Tüm alacakların menfaati gözetilerek verilen iflasın ertelen­mesi kararı o işletmenin faaliyetine devam etmesinde büyük yararı bulunan işçilerine takip yapma imkanı verilmesi alacaklılar arasında eşitliği bozduğu gibi, erteleme kararının başarıya ulaşmaması halinde kendilerine zarar veren bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Ancak işçinin tek gelir ve geçim kaynağının ücret alacağı olması durumu gözetildi­ğinde böyle bir istisna tanınarak ücret alacağının korunmasının ye­rinde olduğu savunulabilir. SONUÇ İşveren karşısında zayıf durumda olan işçinin ücret alacağının kanun koyucunun müdahalesi ile korunması gerektiği açıktır. Kanun koyucu da bu amacı gözeterek İş Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlemeler yapmıştır. Özellikle işverene yönelik haciz veya iflas halinde ücret alacağı yönünden öncelikler sağlanmıştır. 23 Atalay, Oğuz, İflasın Ertelenmesi, Prof. Dr. Baki Kuru Armağan, s. 85.